| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .06.2026 |
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Değerli hocalarım, kıymetli bilgilendirmeleriniz için teşekkür ederim.
Ben önce Şerife Hanım "Belli dijital platformlar radikalleşiyor." dediniz. Burada "Bunu nasıl saptayabiliriz?" diyecektim, Seyman Hocamın önerdiği "Dijital denetleme kurulu kurulmalı." önerisini siz yerinde buluyor musunuz; bunu soracaktım. Belki çözüm olabilir.
İkinci söyleyeceğim, siber zorbalık Türkiye dışından nasıl oranlarda? Türkiye'deki oranlardan bahsettiniz ama Türkiye dış dünyayla uyumlu mu siber zorbalıkta, yoksa Türkiye'de bir farklılık var mı; onu sormak isterim.
Yine, ebeveyn eğitimi öğretmen eğitimi olabilir mi? Tabii, ebeveyn eğitiminden bahsettiniz, olması gerektiğinden, öğretmenlerin de eğitilmesi gerekebilir diye düşünüyorum. Bu, müfredata artık bir şekilde girmeli, öğrencilerin müfredatına da öğretmenlerin müfredatına da girmeli -eğitim fakültesi müfredatını kastederek söylüyorum- diye düşünüyorum. Ne dersiniz, bilmiyorum.
Silaha erişim kolaylığının çok önemli olduğundan bahsetti Halil İbrahim Hocam. Kesinlikle katılıyorum yani tabancayı rahatlıkla çantasında getirebilir belki ama tüfeği getiremez. Türkiye'de silahlanma derken av tüfekleri kolaylıkla ruhsatlanabiliyor ama tabancalarda biraz daha farklı kararlar alınabilir belki; bu önleyici olabilir.
Yine dijital denetleme kurulundan bahsetti Selman Hocam. Bence çok yerinde, gecikmemek lazım. Yerli ve millî oyun derecelendirme birimini yine oldukça yerinde buluyorum, gecikmemek lazım bunda da.
Yine ayrıca, Seyman Bey, ebeveynlerin dijital dünyayı, sosyal medyayı bilmiyor önerisine katılmadığınızı söylediniz ama burada hocalarımın kastettiği benim algıladığım farklı bir şeyse sizden duymak isterim. Benim algıladığım, nasıl davranacağımızı bilmiyoruz. Ben bir ebeveyn olarak ergen bir çocuğum var, nasıl davranacağımı bilemiyorum, çözemiyorum; bu konuda ihtiyacımız var; sanırım ondan bahsettiler. Yoksa sosyal medyayı tabii, çoğumuz biliyor, dijital medyayı Türkiye'deki bütün insanlar biliyor diye düşünüyorum.
Ben teşekkür ederim.
PROF. DR. SELMAN TUNAY KAMER - Buna çok kısa bir cevap verebilir miyim izniniz olursa?
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Buyurun, tabii ki.
PROF. DR. SELMAN TUNAY KAMER - Şimdi, benim burada kastettiğim, kripto borsasını bile hiç bilmeden... Yani on yıl öncesi yoktu Türkiye'de ama şu an birçok sohbette bize öneride bulunabilecek potansiyele sahip birçok kişinin olduğunu gözlemleyebiliyoruz. İsteyince öğreniyoruz, benim söylemek istediğim oydu. İstediği takdirde öğreniyorlar ama birazcık işimize gelmiyormuş gibi geliyor bana.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Bilmiyorum, ben öyle düşünmüyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hasan Bey sorduğu sorularda zaten size talepte bulunuyor yani milletvekili olarak kendi görevleri arasında. Onun için bu teklifleri kendisi hazırlayıp değerlendirip ilgili mecralarda yasal şeyini oluşturacak. Onun için hocalar bize söyleyecek biz onunu gereğini yapacağız.
Emel Hanım, buyurun.
PROF. DR. EMEL ŞERİFE BAŞTÜRK - Türkiye'deki oranlar aslında Avrupa Birliği araştırmalarıyla hemen hemen benzer noktada ama şöyle bir çarpıcı bulduğum bir şey var: Mesela Danimarka'da 13 Avrupa Birliği ülkesinde yapılmış bir siber zorbalık araştırması, zorbalığın en yoğun olduğu, en fazla olduğu ülkenin Danimarka olduğunu ortaya koymuştu. Şaşırtıcı bir rakam ama biz sonra anladık ki Danimarka'daki çocuklar zorbalık konusunda o kadar duyarlı ve bilinçliler ki kendilerine yapılan her türlü istenmeyen davranışı zorbalık olarak tanımlamışlar. Türkiye'deki sıkıntımız, öğrenci ya da çocuklar çoğunlukla bazı davranışları çok meşrulaştırılmış görüyorlar, siber zorbalığı bir şekilde haklılaştırıyorlar yani. Bizdeki oranların belki de işte, yüzde 20'lerde, 25'te olmasının sebeplerinden bir tanesi bu olabilir. Ki ben size tabloda göstermiştim mesela, küfür içerikli mesajlaşmalar yüzde 50'nin üzerinde çıkıyor. Farkındalıkla ilgili bir sıkıntı var ve meşrulaştırmakla ilgili bir sıkıntı var bence. Çoğu öğrenci hatta şey diyordu: İşte "Ben küfür edilmesini hak edersem oda mı zorbalık olur?" diye soran bir öğrenci biliyorum yani. Bazı çocuklarda -bu, toplumsal bir şey sanıyorum- birinin küfredilmeyi hak edebileceğini düşünen bir çocuk algısı var maalesef.
Dijital denetleme kurulunu sormuştunuz; bu, işte, oyunlardaki radikalleşme falan. Sıkça gördüğümüz bir şey, özellikle yasa dışı örgütler dijital ortamlarda çocuklara erişebiliyorlar. Bu bazı oyun platformları on-line iletişime açık olduğu için... Ki ben en riskli alanların bunlar olduğunu söylerim. Mümkünse internete yani iletişime açık olmayan oyunları tercih edebilir ebeveynler, on-line etkileşime açık olmayan; belki konsol oyunları burada tercih edilebilir. Çoğunlukla da kimliğini gizleyerek genellikle yetişkinler çocuklarla burada iletişim kurmayı hedefliyorlar, bir hedef hâline geliyorlar zaten ve bazı işte, hani suç örgütleri çocukları burada manipüle ederek ya da "grooming" dediğimiz, hani -işte, Mavi Balina da öyleydi- işte, "Şöyle yap, böyle yap, annenin banka hesaplarını ele geçir" vesaire gibi çocuk üzerinde bir baskı kurabiliyorlar.
Dijital denetleme kurulu düşünülebilir mi? Çok açıkça ben endişemi dile getireceğim. Bu tür uygulamalar Türkiye'deki dijital platformlardaki özgürlükleri engelleyecek bir yapıya doğru bürünmezse tabii ki yapılabilir ama benim genel anlamdaki kaygım bu yönde olur yani iletişim, ifade özgürlüğümüzü, kendimizi orada anlatabilme ya da internet kullanım özgürlüğümüzü -ki bu bir haktır, özgürlüktür- engellemeyecekse tabii ki olabilir.
HASAN ARSLAN (Afyonkarahisar) - Radikalleşmenin saptanması başka şekilde...
PROF. DR. EMEL ŞERİFE BAŞTÜRK - Yani genel anlamda dijital denetleme kurulu dediği için hocam. Yani neyi denetleyeceğiz noktasını netleştirmenin kıymetli bir şey olduğunu düşünürüm, şahsi fikrim olarak bunu da bildirmek isterim, belirtmek isterim.
PROF. DR. HALİL İBRAHİM BÜLBÜL - Evet, ben de Hasan Bey'in sorduğu soruya birkaç cümleyle cevap vermek isterim.
Şimdi, "Siber zorbalık acaba dünyada da bizdeki gibi mi, yaygın mı?" diye soru sordu. Şimdi, bu biraz eğitim sistemiyle de ilgili. Aynı aslında hani bu biraz internet ortamını, dijital medyayı kullanma oranıyla ilgili olsa da sınıfların kalabalıklığına vurgu yapmıştım, bir de okul bölgeleriyle ilgili.
Şimdi, sokakta öğrenci nasıl davranıyorsa dijital medyada da aynısını davranıyor. Bizim Gazi Üniversitesinin girişindeki kampüsün oradan bazen böyle trafik lambasında beklerken -orada malum, birkaç tane meslek lisesi var- o öğrenciler oradan geçiyor, kulak misafiri oluyorsunuz. Kızlı erkekli, onlardan duyduğunuz küfürler bir işitseniz yani bırakın siber zorbalığı bayağı birçok böyle hani eğitimle verilmesi gereken birtakım alışkanlıkların diyelim ya da eğitimlerin verilmediğini görüyoruz.
Şimdi, kalabalık bir sınıfta... Ben de meslek lisesinden mezunum, teknik liseydi o zaman. Hiç işe yaramayan ya da hiç başka bir yere gidemeyenler meslek lisesine gidiyor -şimdi başka bir konuya geçmek istemiyorum da- fakat yani kalabalık sınıflarda kontrol zor, öğrenciyi hakikaten doğru yöne yönlendirmek çok zor. O öğrencilerin birbirlerine davranışlarını gördüğünüzde, bunların sosyal medya kullandıklarını da düşünürseniz aynı şeyi orada da yapıyorlar. Hani bu anlamda biraz nüfus kalabalıklığına göre bizim diğer dünyadaki örneklere göre ekstra önlemler almamız gerekiyor.
Diğer sorunuz da yerindeydi, güzel bir tespitti bence. Yani herkes sosyal medyayı kullanmayı biliyor, bütün ebeveynler, hocamın bahsettiği gibi kriptodan bile haberleri var ama bunun çocuğuna karşı nasıl bir yöntemle uygulanıp kontrol altında tutulması gerektiği konusunda çok bilinçli değil; yani siz onu vurguladınız. İşte, bunun için de zaman zaman bu -"hizmet içi eğitim" dedi hocamız- öğretmenlerin aslında EBA sistemi içerisinde öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim programları var. Özellikle bu yapay zekâ gibi yeni, böyle güncel konularla ilgili ancak öğretmen yakını olanlar bilir. Ne yapıyor öğretmenlerimiz? Videoyu açıyorlar, kendileri mutfakta, başka yerde, o video izlendiği şekliyle kayda geçmiş oluyor ya da çocuğa diyor ki "Sen bunu bitince aç, tekrar bitsin." Hâlbuki orada bir hoca konuşuyor ya da bir video çekilmiş. O o kadar değerli bir şey ki yani ona bir masraf edilmiş, uğraşılmış, bir şeyi dizayn edilmiş. Yani bence hani onu biraz daha öğretmenlere o şekilde değil de öğretmenlerin faydasına olabileceği noktasında bilinçlendirilmesi gerekiyor. Ayıp savuşturma şekline dönüştürmeden.
Öğretmenlere -Hasan Bey bahsetti- öğretmenlik programlarında da -hani biz de öğretmenlik programıyız- müfredatta yeterli bilgi veriliyor aslında, sıkıntı yok ancak koordinasyon -hocam da bahsetti- yani bu siber zorbalıkla, dijital mecraya mücadelede sadece rehber öğretmen yeterli değil. Rehber öğretmenin dışında, okul koordinasyonunda herkese görev düşüyor. Tabii ki rehber öğretmene ekstra bir görev düşüyor olabilir. Şenol Hanım, Şenol Hocam da bahsetti, sosyal çalışmacı da gerekiyor artık yani sadece bir PDR uzmanı -birçoğunda psikolog yok- yeterli değil. O da daha önceki sunumda da bahsettiğim gibi sadece üniversite tercihinde nasıl yapalım şeklinde kullanılıyor. Hâlbuki asıl amacı o değil.
Şenol Hocam, diğer sorulara cevap verdim, tekrar edebilirim.