| Komisyon Adı | : | (10/4004,4005,4006,4007,4008,4009) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .06.2026 |
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Şimdi, en son Tunay Hocam açıkladı, onunla başlayayım ben. Son yıllarda çocuklar ve gençler arasında şiddet olaylarında gözle görülen bir artış yaşanıyor. Sizce bu artışın temel nedeni aile yapısındaki değişim mi, dijital medya mı, ekonomik sorunlar mı yoksa eğitim sistemindeki gelişmeler mi, dönüşüm mü? Yine, iletişim teknolojileri ve dijital medya alanındaki uzmanlığınızı biliyoruz. Sosyal medya algoritmaları gençler arasında şiddeti, öfkeyi ve kutuplaşmayı nasıl besliyor? Kahramanmaraş ve Siverek olaylarından da çok hızlı geçtiniz, aslında önemliydi o ama bizim elimizde o veriler var şu anda. Münferit hadiseler olarak mı görülmeli yoksa gençler arasında büyüyen daha derin bir toplumsal sorunun işareti olarak mı değerlendirirsiniz bir akademisyen olarak? Bir okulun güvenli olması için ilk yatırım, güvenlik kamerası mı yapılmalı yoksa rehber öğretmen, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı sayısının arttırılması mıdır? Aslında sosyal hizmet uzmanı yok ama olmalıdır bana göre de. Evet, şiddete yönelme riski taşıyan çocukları okul ortamında erken aşamada tespit etmek mümkün müdür? Mümkünse hangi göstergeler izlenmelidir?
Şimdi, çok güzel aslında önerileriniz var, hem Halil İbrahim Hocam hem siz hem de Emel Hocam güzel öneriler ortaya koydunuz yani raporumuza girebilecek öneriler bunlar, hatta kanun tekliflerinde ele alacağımız konular; onun için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Ama aile-okul çalışmalarından hareketle sorayım: Şiddet eğilimli çocukların ailelerinde ortak olarak gördüğünüz özellikler var mı? Her 3 hocaya da bu konuyu sormak istiyorum. Değerler eğitiminin gençlerde şiddeti azaltıcı etkisine ilişkin somut bulgular var mı Hocalarım elinizde? Mevcut uygulamalar yeterli mi bu konuda?
Okul güvenliğini güçlendirmeye yönelik bir kanuni düzenleme yapılacak olsa -size soruyorum Selman Hocam- sizin mutlaka kanunda yer almasını önereceğiniz düzenlemeler neler olur?
Yine, Halil İbrahim Hocaya sorum, çok da eskiden tanırım Halil İbrahim Hocayı ama aslında hepinizin cevap vereceği sorular bunlar çünkü konular birbirine yakın. Yapay zekâ destekli analiz sistemleri kullanılarak okul çevresinde şiddet riski taşıyan davranışların önceden belirlenmesi mümkün müdür, dünyada böyle örnekler var mıdır? Yine, dijital ortamlardan etkilenen çocukların okul saldırılarının önlenmesi için mevzuata eklenmesini zorunlu gördüğünüz düzenleme ne olur? Halil İbrahim Hoca, çok güzel önerileriniz var sizin de, bu tasarım yoluyla güvenlik, açtınız onu ama biraz daha onu açmanızı rica edeceğim. Yine, Kahramanmaraş ve Siverek'teki olaylar yaşanmadan önce dijital ortamda hangi işaretler vardı ve bu işaretleri devletin ya da okulun önceden görebileceği bir sistem kurulabilir mi?
Emel Hocama ayrıca bir sorum var. Çocuklara matematik, fen öğretiyoruz yani doğru ama dijital öfke kontrolü, dijital etik -biraz önce İbrahim Hoca bahsetti- dijital vatandaşlık -bu da bizim için yeni bir terim, değil mi, benim için yeni yani ilk defa duydum- öğretemiyoruz. Yani bunları nasıl... Okul güvenliği açısından eksiklerden biri bu mu? Bunlar müfredata mutlaka eklenmeli mi? Eğer bu Komisyon sonunda bir kanun değişikliği teklif edecek olsaydı gençleri çevrim içi şiddetten korumak için hangi düzenlemeyi öncelikli görüyorsunuz diyorum.
Ben çok teşekkür ediyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hocam, çok teşekkür ediyorum.
Öncelikle bir konuyla ilgili değerlendirme yapmak istiyorum çok kısa. Şimdi, burada özellikle Selman Hocamız bir değerlendirmede, Komisyonun görev alanıyla ilgili bir tespitte bulundu. Komisyonumuz, sadece okullarda meydana gelen olayları değil, çocukların, bütün çocukların yani öğrenci olsun veya olmasın, okulda olsun veya olmasın, dijital ortamlarda karşılaştıkları riskler ve olumsuz etkilerini tüm yönleriyle ele alarak araştırması gereken bir görev alanı içerisinde, bu anlamda değerlendirmeleri yapmak mümkün.
O zaman ben sizden başlayarak çok kısa kısa lütfen, gerçi "Ayrıntıya girilsin." dedi değerli milletvekilimiz ama cevaplamayı verirseniz sevinirim çünkü...
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Yazılı olarak da verebilir.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Yazılı olarak da verebilirsiniz.
PROF. DR. SELMAN TUNAY KAMER - Yazılı olarak sonra sunabilirim ama şimdi kısaca bir değerlendirme yapmak isterim.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Buyurun Hocam.
PROF. DR. SELMAN TUNAY KAMER - Bu saldırılarla ilgili olayların altında sadece aile, sadece dijital medya, sadece farklı biri yok, hepsi var yani tek başına değil ama her birinin etki oranları birbirinden az değil. "En büyük etki hangisi?" derseniz ben aile diyorum, aile burada ciddi anlamda önemli. Geçen yıl Aile Yılı ilan ettik ve önümüzdeki on yıl da Aile Yılı'yla ilgili çalışmalar yapılacak, bunu anlamlı buluyorum. Neler yapılabilir, daha farklı şeyler yapılabilir mi; bu tartışılabilir elbette ama şöyle bir durum söz konusu: Günümüzde aile tiplerine bakıyoruz, nasıl bir aile oluşmaya başladı? Anne baba çalışıyor, geliyorlar, yorgunlar, daha çok çalışıyorlar, belki mesaiye kalıyorlar, ek işler yapıyorlar daha çok para kazanıp çocuğun geleceğini daha da iyi hâle getirmek mottosuyla ama ne oluyor? Yorgun oluyorlar, çocuk geliyor, bazen sadece bir sarılmak istiyor, öpmek istiyor, okulda yaşadığı bir olayı anlatmak istiyor ama "Yorgunum." diyoruz. Sonra, bir yemek sofrası hazırlanıyor. Eskiden yemek sofrası tüm aile tarafından ortak hazırlanırdı, şimdi maalesef sofralar da kurulmamaya başladı çünkü sofra bence çok önemlidir Türk kültüründe, birçok şey paylaşılır ister istemez veya gözünün içine baktığında onun bir problemi olup olmadığı dahi anlaşılır, sorulur, en azından "Bugün ne yaptın?" "Nasıl gidiyor?" "Şöyle bir durum vardı, bunun üstesinden geldin mi?" "Yeni şeyler oldu mu?" gibi, en azından bir sohbet gerçekleşiyordu ama günümüzde "fast food" dışarıdan siparişler veriyoruz, anne bir koltukta, baba bir koltukta, televizyon açık ama kimse seyretmiyor, herkesin elinde bir akıllı cihaz, çocuk geliyor önce anneye, sonra babaya, o ona gönderiyor, diğeri ona gönderiyor, sonra çocuk ağlıyor ya da farklı tepkiler veriyor, ona bir tablet alıyoruz ya da bilgisayarını daha da bir üst modele geçiriyoruz, herkes mutluymuş gibi görünen bir sistem. Ama çocuk kiminle buluşuyor? Hani, diyoruz ya, sokağın olumsuzluklarından çocuğu kurtarıyoruz ve en azından gözümüzün önünde ama orada kiminle yazışıyor, özellikle çevrim içi oyunlarda? Az önce hocam söyledi yani isimleri burada söylemekte bir mahzur yok, bir sürü oyun var bildiğimiz, adı "oyun" çünkü oyun çok masum bir şey. "Oyun" deyince masum geliyor bize ama içerisinde neler neler var? İnternete bağlayamadım bunu, göstereceğim yani "Öğretmenimi nasıl öldürürüm?" diye bir oyun var, "Patronumu nasıl öldürürüm?", "Eşimi nasıl öldürürüm?" diye oyunlar var, şu an hâlâ açık, biz giriyoruz yani buradan da gidebiliriz. Dolayısıyla, çocuk şiddeti görüyor ve uyguluyor, anne baba da bunu görmezden geliyor çünkü "Maddi olarak imkânları çok iyi, özel okula gönderdim, servise yazdırdım, çok iyi yerlerde yemek yiyor, marka kıyafetler alıyorum, marka ayakkabılar alıyorum." diye düşünüyor ama iletişim noktasında ciddi problemler var.
Bir diğer problem: "Güvenli eğitim iletişimi" diye bir kavram var değerli Komisyon üyeleri, bu kavramı Türkiye'de maalesef olumlu bir şekilde kullanamıyoruz çünkü olumsuz farkındalık da oluşturabiliyoruz belli konuları anlatırken. Okul müdürü konuşma yapıyor, diyor ki: Az önce ismini ben özellikle kullanmadım ama burada somut olması için kullanmam gerekiyor, "'Mavi Balina' oyununu benim çocuklarım oynamaz." diyor. Sonra ne oluyor? Google'da en çok araştırılan o oyuna nasıl erişim gerçekleştirildiği yani olumsuz bir farkındalık da oluşturabiliyoruz bazen bilinçsizken. Bir de okul güvenliği tamamen okul idaresine, rehber öğretmene ya da sınıf öğretmenine ya da -affedersiniz Hocam- sınıf başkanına verilebilecek kadar basit bir olay değil. Yani az önce bir hikâye de anlatmıştım, olayı herkes biliyor ama çözümü herkes birbirinin üstüne atmasın, herkes bir şey alacak burada. Öğretmen öğrenciyle ilgili herhangi olumsuz bir davranış gördüğünde okul müdürüne söylüyor ama okul müdürü bunu ilçe millî eğitime ya da il millî eğitime bildirmekten ya da güvenlik yetkililerine bildirmekten imtina ediyor, çekiniyor hem okulun adı çıkmasın hem de veliyle çocuğu yüzünden karşı karşıya kalmak istememesinden dolayı. Bununla ilgili farklı protokollerin oluşturulması gerekiyor mutlaka. Bu sefer öğretmen "Bana ne!" demeye başlıyor. Sonra sonuçta istenmeyen bu olaylarla karşılaşabiliyoruz ki örneği var, işte, Şanlıurfa olayında okulun sosyal medya hesabına "Geliyorum, şu saatte şunu yapacağım." diyen bir kişiye dahi herhangi bir önlem almadık çünkü ciddiye almadık. Demek istediğim, dolayısıyla, bu tek başına... Öğretmen okul müdürüne söylüyor, okul müdürü eğer bunu dikkate almıyorsa bir üst kuruluş, bir protokol sırası mutlaka olması lazım, ona göre bir üst kişiye mutlaka bildirmesi gerekiyor.
Diğer yasal düzenlemelerle ilgili, onu yazılı olarak gönderebilirim, fazla vakit almak istemiyorum.
Komisyonun göreviyle ilgili haddimi de aşmak istemedim, ismini sadece çalışma koşulunu tam olarak bilmediğim için sorma eğilimi gösterdim affınıza sığınarak, herhangi bir eleştiri değildi yani ismi şudur veya çalışma yanlıştır demek istemedim.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Eleştiri de olur Hocam, konuşuyoruz.
PROF. DR. SELMAN TUNAY KAMER - Hayır, onu da söylerim de öyle bir amacım yoktu, onun altını çizmek istiyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Sayın milletvekilimiz soruları sordu, gitti, konuşması var Genel Kurulda, bizden izin alarak gitti. Yanlış anlaşılmaya meydan vermemek açısından benim de özel olarak söylememi arzuladı, onu da ifade etmek isterim. Yani şu anlamda söyledim: Siz daha geniş bir şekilde bize tekliflerinizi, daha sonrasında da önerilerinizi iletebilirsiniz, yazılı olarak da değerlendirmelerinizde bulunabilirsiniz anlamında değerlendirdim onu. Dolayısıyla, bu olay Komisyonun genel olarak çok geniş alanını ifade eden bir değerlendirme. İnşallah, bunu bütün yönleriyle, bütün şeyleriyle ele almaya gayret ediyoruz. Sizin de emeğinize, yüreğinize, sağlık.
Halil İbrahim Hocam, buyurun.
PROF. DR. HALİL İBRAHİM BÜLBÜL - Şenol Hanım'ım sorduğu soruları böyle kısaca -hem kayda alınıyor galiba- cevaplama açısından... Sordu, işi olduğunu tahmin ediyoruz, gitti.
Şimdi, değerler öğretimiyle ilgili bir soru sordu, hocalarım da tabii ki katkı sağlayabilir. Değerler eğitimi hakikaten önemli bir konu yani bizim alanımız itibarıyla direkt bizi ilgilendirmeyen bir yönü yok ama soru sorulduğu için, sosyal medyayla, dijital ortamla ilişkilendirdiğimiz zaman bu değerler eğitimi gençlerin yetişmesinde çok önemli gerçekten çünkü bizi şekillendiren, karakterimizi şekillendiren kültürdür, gerek ailemizde gerek okullarda aldığımız kültürdür yani tarihimize bağlılık, sosyal değerlerimiz, bizim geçmişimiz, bunlar bizim için önemli ancak bunlar şu anda verilmiyor mu? Veriliyor yani müfredatımızda bununla ilgili hassasiyet var, veriliyor ancak dijital mecra bunların önüne geçtiği için dijital mecrada çocuklar bu değerleri önemsizleştiriyor çünkü burada verilen şeyler ile okulda verilen şeyler çocukları çelişkiye düşürüyor. Yani işte, bir tarihten bahsediliyor ama sosyal medyadaki bütün bilgiler teyide muhtaç bilgiler olduğu için o kadar çok yaygın, o kadar çok bombardıman ediliyor ki çocuklara, çocuklar hangisinin doğru, öğrendiği şeylerin mi doğru yoksa sosyal medyada dolaşan asılsız haberlerin mi doğru olduğu noktasında şüpheye ve ikileme düşüyor. Bu konuda yani sosyal medyanın sınırlandırılması, gençlerin süzgeçten geçirilmiş, yaşına uygun içeriklerle karşılaştırılması anlamında -hocam da bahsetti- bir düzenlemenin yapılmasının şart olduğunu düşünüyorum.
Yine, Şenol Hanım başka bir soru sordu "Yapay zekâ destekli analiz sistemleriyle acaba olayların önceden önlenmesi, önceden haber edilmesi olabilir mi, önlenebilir mi, dünyada buna benzer sistemler var mı acaba?" diye bir soru sordu. Evet, dünyada böyle sistemler var, Çin, İngiltere, Amerika gibi örnekler var ancak hepinizin de malumu, biz biraz önce bahsettiğimiz konuları, daha öncelikli konuları yapamamışken, bu konularda henüz daha yeterli önlem almamışken bu tür dijital bir şeyi yapıyor olmamız lüks, lüks anlamında, hani bir masraf yapılması gerekiyor. Tabii ki mümkün ancak bundan önce yapılması gereken önlemleri yapmamışız ki yani bunu yapmamızın bir anlamı kalmıyor. Tabii ki bunun da yapılmasında her zaman fayda var. Artı, Kahramanmaraş'taki olay da "Geliyorum." demiş aslında, okul müdürüne bununla ilgili bilgi verilmiş, bu çocuk böyle böyle bir şey yapacak...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hocam, Komisyonumuz o konuda tam bir bilgiye sahip değil. Kahramanmaraş'a gideceğiz, inşallah, orada dinleyeceğiz, bütün olayı değerlendireceğiz, onu arz etmek istedim.
PROF. DR. HALİL İBRAHİM BÜLBÜL - Ben olayın yansıdığı şekliyle Başkanım...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hayır, size arz etmek için söyledim.
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) - Ama öyle değil Hocam, ben Kahramanmaraş Milletvekiliyim, öyle bir bilgilendirme yok.
PROF. DR. HALİL İBRAHİM BÜLBÜL - Doğrudur, ben basından edindiğim şeyi söylüyorum. Hatta, bir öğretmeni görevden alkışlar, müdür yardımcısını, o çocukla ilgili...
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Onlara girmeyelim çünkü Komisyon olarak şu anda onunla ilgili bir şeyimiz yok.
PROF. DR. HALİL İBRAHİM BÜLBÜL - Tabii, magazin yani o doğru olmayabilir, özür diliyorum.
Tasarım yoluyla güvenlikle ilgili ben sunumumda da bahsetmiştim. Bunun çok özet şeyi şu: Güvenlik önlemlerinin bir ürün tasarlanırken düşünülmesi, sonradan önlem alınması yerine bir ürünü tasarlarken güvenlik önlemleriyle beraber... Yine örnek vermiştim, RTÜK 7 yaş, 13 yaş gibi. Aile içerisinde de küçük yaştaki bir çocuğun yanında konuşulacak mevzular vardır değil mi? Bazı konular, mesela, çocuk dışarı alınır ya da "Sen git odana." şeklinde... Çocuklar meraklıdır, yetişkinlere ait bazı konuları konuştuğunuzda çocuk ondan etkilenir, tepki göstermese bile. Bunun gibi, hani, oyun tasarlanıyor -hocam da bahsetti- o oyunun içerisindeki bazı objeler, oyundaki konular o çocukları yanlış yönlendirebilir, onun yaşına uygun içerikler olmayabilir. Onların önceden o çocuğun yaşına göre düzenlenmesi, uyarısı vesaire olması anlamına geliyor, kısaca ondan bahsetmiş olayım.
Herhâlde başka soru yoktu.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Emel Hocam, sizin var mı ekleyecekleriniz?
PROF. DR. EMEL ŞERİFE BAŞTÜRK - Sorular uzundu ve cevaplar geniş ama ben de son söz olarak kısaca bir şey toparlamak isterim. "Özellikle bir yasa tasarısı hazırlanacak olsa ne önerirsiniz?" diye sormuştu sayın Komisyon üyemiz, ebeveynler, dijital öfke kontrolü, dijital etik konusunda. Şunu söylemek isterim: Bence bizim dijital ettik ya da dijital nezaket, öfke kontrolü konularında, hatta okul öncesi süreçlerden başlayarak yani uzun soluklu bir eğitim programına ihtiyacımız. Yani bu eğitimin içerisine illa interneti, dijital oyunu katmak zorunda değiliz ama empati, öfke kontrolü gibi değerleri, davranış kodlarını okul öncesi eğitim sürecinden başlayarak çocuklara vermemiz önemli. Sonraki aşamalar için bence eksik olan kısımlardan bir tanesi bu yani "Her yaş ve her kademeye uygun biçimde bilinçli internet kullanımını nasıl sağlayabiliriz?"i bütüncül bir şekilde masaya yatırıp böyle bir müfredat oluşturmamız çok yararlı olacak, her kademe için ayrı olacak şekilde.
Bir başka konu ebeveynin desteği konusuydu mesela. Belki burada yine benzer olayları çok yaşadığımız için söylüyoruz, öğretmen okul ortamında bazı şeyleri gözlemliyor ki gerçekten gözlemleyebilir deneyimli bir öğretmen, bunu veliye bildirdiğinde ortak çözüm arayışı çoğunlukla sonuçsuz kalabiliyor. Belki ebeveynin bu iş birliğine "zorlanması" ifadesini kullanmak istemiyorum ama bu iş birliğine teşvik edecek bir yöntemin hayata geçirilmesi anlamlı olabilir, anne baba okulla bir iş birliği yapabilir diye düşünüyorum.
Yine bir başka önemli nokta bence şu: Okullarda hem akran zorbalığı yani yüz yüze zorbalık hem de dıştan zorlukla mücadele konusu genellikle rehber öğretmenlerin sorumluluğuna bırakılmış durumda, rehber öğretmenler de tek başına iş yoğunlukları ve öğrenci sayısı nedeniyle bununla mücadele edebilecek durumda değiller. Bence dönem dönem "meslek içi eğitim" ya da "gelişme" başlığı altında tüm branş öğretmenlerinin artık bilinçlendirilmesi gerekiyor çünkü yine bizim sahada gözlemlediğimiz şey şu: Öğrenci bir zorbalığa maruz kalıyor, ya da işte bir şiddet durumuna, taciz durumuna, Türkçe öğretmenine kendini yakın hissediyor ve ona anlatıyor ya da matematik öğretmeniyle daha iyi iletişim kurabileceğini düşünüyor, ona anlatıyor. Yani burada aslında bütün öğretmenler "Böyle bir durum yaşandığında ne yapabiliriz?" konusunda ortak -işte, koordinasyondan söz etmişti Hocam da- koordineli biçimde ne yapacaklarını bilirlerse bence müdahale etmek, önlemek daha kolaylaşır diye düşünüyorum.