| Komisyon Adı | : | PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU |
| Konu | : | |
| Dönemi | : | 28 |
| Yasama Yılı | : | 4 |
| Tarih | : | 03 .06.2026 |
ORHAN YEGİN (Ankara) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yani geneli üzerinde konuşmalar oldu. Birazdan maddelere de geçeceğiz. Orada belki daha spesifik, daha detaylı açıklamalar yapma imkânı olur.
Yani birkaç bir şey söyleyeyim burada. İsveç örneğinden hareketle "Keşke sosyal yardımlara da bakılsa, ora da örnek alınsa." denildi. Türkiye bu anlamda çok daha ileriye gitmiş bir ülke. AK PARTİ iktidara geldiğinde 4-5 başlıkta vatandaşa sağlanan sosyal yardımlar, bugün neredeyse 60 başlıkta, çok farklı bir hassasiyetle, toplumun bütün kesimleri göz önüne alarak geliştirilmiş durumda. Çok daha ileride olduğumuz hususlar da var. Dolayısıyla yeri gelir oradan başka bir örnek alırsınız, sosyolojiye uyan şeyler vardır, uymayan şeyler vardır ama Türkiye'nin birçok konuda çok daha iyi durumda olduğunu söylemek mümkün.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - "Sosyal devlet" diyorsunuz yani!
ORHAN YEGİN (Ankara) - "Şimdi, ormanlık alanı açıyorsunuz, güzel ama yarın buralarda başka amaçlar düşünülebilir." diyorsunuz. Şimdi, şöyle: Bu yaşam sürdüğü müddetçe bu risk hepimiz için var, herkes için var. Bugün yapılan bir şey için yarın başka birileri gelir, yetkisi varsa, milletten o yetkiyi almışsa "Ben buradaki bu kararı değiştirdim, şöyle yapmak istiyorum." diyebilir. Mevzuata uygunsa, anayasal hükümlere uygunsa da bunu yapabilir yani bu kaygıyla oluşması muhtemel bir risk üzerinden ortada duran toplumsal bir faydadan vazgeçmek, geri durmayı meşrulaştırmak da bence doğru değil. Korkarak, sürekli risk üzerinden odak yaparak meselelere yaklaştığınız zaman o zaman hiçbir kanununa ihtiyaç yok; mevcut kanunlar hepimize yeter, kapatalım, Meclise de ihtiyaç yok, bize de ihtiyaç yok; öyle bir noktaya gideriz bu bakış açısıyla. Hayat devam ediyor, hayat yeni riskler çıkarıyor önümüze. Birileri gelir "Yarın başka bir maksatla kullanılsın." demek isteyebilir; kabul edilir, edilmez, ona itirazlar yapılır, itirazlar değerlendirilir, değerlendirmez; netice itibarıyla bu yasamanın kendi doğal süreci, bence bunlarda bir genelleme yapmamak lazım.
Basın İlan Kurumunun maddesiyle ilgili bütün gruplardan birtakım eleştiriler geldi, kaygılar dile getirildi. Bilmiyorum, hani biz öyle arkadaşların hissettiği derecede çok aşırı bir kaygı görmedik. Sonuçta iptal edilen bir yönetmelik var, bu yönetmelikle ilgili bunun kanun yoluyla yapılması gerektiğine dönük bir karar var, o karardan hareketle bir düzenleme yapılıyor. İkincisi, yaptırım uygulamalarında bir kademelendirmeye gidiliyor yani hangi cezaya hangi süreyle yaptırım uygulanacağı, o cezanın tekerrürü hâlinde uygulanacak yaptırımın artırımının maksimum ne kadar olabileceğine ilişkin aslında -bize kalsa- sınırlayıcı, belirleyici, belirsizliği ortadan kaldırıcı, keyfîliği giderici bir düzenleme ama burada bütün gruplarda bu hassasiyeti gördüm. Yani olmazsa gruplar bu konuyu kendi aralarında değerlendirsinler, daha teferruatlı bir görüşme yapmak üzere teklif metninden çıkarılması da düşünülebilir, fikrim olarak onu söylemek istiyorum. Diğer hususları da maddelerde inşallah değerlendiririz.
"Belediye taşınmazların haraç mezat satılması" "sermaye" işte "paydaş" "rantçıların kaynağı" yani sürekli bu kavramlar üzerinden... Bu, biraz bakış açısı. Mesela, ben belediye taşınmazlarının satışıyla ilgili meseleye baktığımda, köylerde veya perifer mahallelerde yapılan imar uygulamaları sonrasında belediyelerin arsalara küçük oranlarla hissedar yapıldığı parseller var. Bu parselleri o binada oturan vatandaşlar almak istiyor; gidiyor, belediyeye müracaat ediyor. Belediye Kanunu'nda da bir taşınmazın taksitle satılabileceğine ilişkin kesin bir hüküm yok. Mesela, kamuda bu var ama belediyelerde bu yok. Dolayısıyla, bu imkân getiriliyor. Bu imkân getirildi, ben hadi bu örneği verdim, siz büyük bir örnek verin, büyük bir arazi satılacak, çok büyük sermaye gerekiyor bunu alabilmek için; siz peşin şartı koyarsanız bu sermayeyi tek seferde oluşturabilecek 1, 2, 3, 4, 5 kişi çıkarken buna taksitli satış imkânı getirdiğiniz zaman, bu vadeyle bunu ödeyebilecek belki 15, 20, 25 kişinin çıkma, daha fazla rekabet ortamı içerisinde bu taşınmazı satma, dolayısıyla belediyenin daha fazla gelir elde etme, dolayısıyla kamu malının, milletin malının daha yüksek bir fiyattan rağbet görmesi ortamını oluşturuyoruz ama her şeye böyle "risk" "Aman, yarın o gelir, bunu yapar." "rant" bu bakış açısıyla baktığımız zaman her şey kötü, yapılan hiçbir şeyin bir anlamı yok hatta yarın oluşacak riskleri de göze aldığımız zaman "Yeni bir kanun yapmaya da gerek yok hiçbir konuda." gibi bir ortam ortaya çıkıyor. İlerleyen zamanda diğer maddelere de tek tek, hepsine cevap veririz inşallah.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Maddelerine geçilmiştir.
Şimdi, ilk olarak 1 ve 2'nci maddeleri müzakereye açıyorum Emniyet teşkilatı amir rütbesi kadrolarının esas oranlarında
değişiklik yapılmasıyla ilgili.
Sayın Yegin, buyurun.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Evet, aslında özeti şu: Bu maddeyle Emniyet Teşkilatı Kanunu'nda değişiklik yaparak emniyet hizmetleri sınıfındaki terfi sisteminde ortaya çıkan bir tıkanıklık var, bunu gidermeyi amaçlıyoruz. Mevcut durumda emniyet hizmetleri sınıfında yer alan amir rütbeler için öngörülen kadro sayıları toplam personel sayısına bağlı olarak o toplam personel sayısının on binde şu kadarı şeklinde sabit oranlarla sınırlandırılmış bir piramitsel bir yapı var. Bu yapı hiyerarşik olarak daralan, yukarı doğru çıkıldıkça kadro imkânının azaldığı bir sisteme dayanmakta. Bu sistemde her rütbe için belirlenmiş olan azami oranlar o rütbede bulunabilecek personel sayısını doğrudan sınırlamakta dolayısıyla terfi yalnızca bireysel yeterlilik ve hizmet süresiyle değil, aynı zamanda kadro mevcudiyetiyle de kısıtlanmaktadır. Örneğin, birinci sınıf Emniyet müdürü rütbesi için öngörülen oran on binde 35, toplam kadronun yalnızca belirli bir yüzdesiyle sınırlandırıldığında bu rütbeye yükselme hakkı kazanmış personel dahi kadro yetersizliği nedeniyle terfi edememektedir. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Emniyet teşkilatında yaşanan ihraçlar ve akabinde yapılan personel alımları mevcut piramit yapısının biraz dengesini bozmuştur. Alt rütbelerde personel sayısı artarken üst rütbelerdeki sabit oranlara bağlı kadro sınırları korunmuş, bu durum zaman içinde üst rütbelere geçişte ciddi bir yığılma ve tıkanıklık oluşturmuştur. Gelinen noktada liyakat ve hizmet süresi bakımından terfi etmeye hak kazanmış çok sayıda personelin kadro sınırlaması nedeniyle terfi edememesi kurum içi motivasyonu zayıflatmakta, kariyer planlamasını da biraz belirsiz hâle getirmektedir. Bu çerçevede yapılan düzenlemeyle amir rütbeler için öngörülen azami oranları güncelliyor, üst rütbelere geçişteki kadro daralmasını azaltıyor, terfi sistemini daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmuş oluyoruz.
2'nci madde içinde kısa bir özet yapalım. 6 Aralık 2019 tarihinde yapılan düzenlemeyle Emniyet teşkilatında terfi sisteminde yaşanan benzer tıkanıklıkları gidermek amacıyla bir düzenleme yapılmıştı, geçici bir madde. Sadece birinci ve ikinci sınıf Emniyet müdürlerinin oranlarında bir artış yapılmış ve "Bu 2029 yılına kadar uygulanabilir." diye bir geçici madde düzenlenmişti. Şimdi, biz burada bu maddeyle beraber artık uygulamada bir farklılık oluşmasın diye bu geçici maddeyi de yürürlükten kaldırma ihtiyacı doğduğu için teklifimizde bunu öneriyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Evet, teşekkür ediyorum. 1 ve 2'nci maddelerle alakalı söz talebi var mı?
CEVDET AKAY (Karabük) - Sayın Başkan...
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
CEVDET AKAY (Karabük) - Teşekkürler Başkanım.
Burada etki analizine baktım da eksi 5 milyar 110 milyonluk bir tasarruf mu sağlanacak?
ORHAN YEGİN (Ankara) - Evet, öyle öngörülüyor çünkü sadece bu oranlar artırılmıyor. Bazı sınıflarda, mesela komiser sınıfında, başkomiser sınıfında bu oranlar azaltılıyor ki asıl yığılma da biraz orada oluyor.
CEVDET AKAY (Karabük) - Komiser yardımcılarından kaynaklanmış zaten baktığımda tasarrufa.
ORHAN YEGİN (Ankara) - Yani komiser yardımcılığından komiserliğe geçiş, oradan başkomiserliğe geçişte, buralarda yoğunluklar vardı ama buradan yukarıya geçişte kadro sınırından dolayı sıkıntılar yaşanıyordu. Şimdi, bu düzenlemeyle yukarısı biraz daha genişletiliyor, aşağıda da bu geçişler arasında ciddi sınavlar yapıldığı için, bu sınavların sonuçlarına göre bu atamalar yapıldığı için, geçişler yapıldığı için burada zaman içerisinde azalacağı da öngörülerek buradaki sayılar azaltıldığından dolayı da zaman içerisinde böyle bir eksi maliyet oluşacağı değerlendiriliyor.
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Evet, 1inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 1'inci madde kabul edilmiştir.
2'nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 2'nci madde kabul edilmiştir.
3'ncü madde...
Buyurun Sayın Yegin.
ORHAN YEGİN (Ankara) - 3'üncü maddenin özeti şu: Siz polis olmak için müracaat etmişsiniz, sağlık raporunuzu sunmuşsunuz, eğitimlerinizi alıyorsunuz, sağlık raporunuza itiraz gelmiş, siz mahkemeye taşımışsınız olayı, mahkeme süreci uzuyor. Mahkemeye taşırken gitmiş yürütmeyi durdurma kararı almış, yürütmeyi durdurma kararı alınca siz o yürütmeyi durdurduğunuz için eğitime devam ediyor, mesleğe atanıyor, gidiyor vazife alıyor, işte, Doğu'ya, Güneydoğu'ya, Ege'ye, Marmara'ya gidiyor, görev yapıyor. Sonra mahkeme kararı idare lehine kesinleşiyor. Mahkeme kararı idare lehine kesinleşince o kararın doğurduğu sonuçları geriye doğru ortadan kaldırmak gerekiyor. Böyle bir durum olunca da bu eğitim süreçlerinden geçmiş, artık mesleğe adımını atmış, hatta meslekte zaman geçirmiş kişilerin tamamen meslekten çıkarılması gibi bir sonuç ortaya çıkıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN MEHMET MUŞ - Buyurun.
ORHAN YEGİN (Ankara) - 255 kişiyi ilgilendiren bir düzenleme. Bu kişiler artık yönetmelikle idarede haklı görüldüğü için sağlık raporu açısından bu kadar zaman geçmiş, bu tecrübeyi kazanmış, artık hayatında bu karardan geri döndüğünde büyük mağduriyet oluşacak bu kişilerin emniyet hizmet sınıfına değil de genel idari hizmetler sınıfına memur olarak atanabilmesine dönük bir düzenleme yapıyoruz. Bir daha da böyle bir olayın yaşanmaması için Emniyet teşkilatımızın bu konuyla ilgili çok net bir yönetmelik yapacağıyla ilgili de değerlendirmemizi paylaşıyoruz.