KOMİSYON KONUŞMASI

MUSTAFA ERDEM (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Komisyonumuzun kıymetli üyeleri, basınımızın değerli temsilcileri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi ana muhalefet ve Türkiye'nin 1'inci partisi olarak yaklaşık son bir yıldır AKP iktidarı tarafından resmen hedef alınmakta; yerel yönetimlerdeki siyasi üstünlüğümüze yönelik, millî irade ve hukukun üstünlüğünün yok sayıldığı, yargıyı araçsallaştıran antidemokratik yöntemlerle; bedelini hep birlikte, ekonomiden bölgesel güvenliğe her alanda ödediğimiz ağır baskılar ve operasyonlarla karşı karşıya bırakılmakta, belediye başkanlarımız ve ekipleri aylardır cezaevinde tutulmaktadır. Şimdi de iktidar mutlak butlan kararı üzerinden partimizi tartışmaya açmaya çalışmakta. Fakat bilinsin ki Cumhuriyet Halk Partisinin gerçek sahibi ne kapalı kapılar arkasındaki hesap odaklarıdır ne de demokrasi dışı müdahale heveslileridir. CHP'nin sahibi, bu ülkenin vicdanı, halkın iradesi ve değişim talebidir. Cumhuriyet Halk Partisi bu süreçten daha da güçlenerek çıkacaktır çünkü gücümüzü milletten alıyoruz.

Bizler ekonomik sıkıntı, kamu kurumlarına güven kaybı ve gelecek kaygısıyla mücadele etmekten öfkeli olan halkın tam desteğiyle korku siyasetine değil, umut siyasetine; baskıya değil, demokrasiye; tek adam düzenine değil, halkın iktidarına yürümeye devam edeceğiz. Milletin değişim iradesini hiçbir mutlak butlan kararı, hiçbir siyasi mühendislik girişimi durduramaz. Çünkü son sözü her zaman halk verir, halk söyler. Emin olun, o söz, sandıkta iktidarı değiştirecektir.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir çalışma yılının daha sonuna yaklaşırken önümüzde yine bir torba yasa bulunuyor. Ne yazık ki bu torba artık bir istisna değil, alışkanlık hâline gelmiştir. Üç yıldır bu Komisyonda görev yapıyorum, her yasama yılının sonunda aynı manzarayla karşı karşıyayız. Birbiriyle ilişkisiz onlarca düzenleme tek bir torba içerisine dolduruluyor, Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hükümler farklı ifadelerle yeniden getirilmeye çalışılıyor ve milletin gerçek gündemi yine geri plana itiliyor. Oysa vatandaşın beklentisi son derece nettir. Emekli geçinemiyor. Asgari ücretli ayın sonunu getiremiyor. Memurun maaşı enflasyon karşısında her geçen gün eriyor. Esnaf artan maliyetler altında ayakta kalma mücadelesi veriyor. Gençler iş bulamıyor, bulsalar da gelecek kuramıyor. Millet geçim derdindeyken iktidarın öncelikleri ne yazık ki vatandaşın öncelikleriyle örtüşmüyor.

Bugün görüştüğümüz teklife baktığımızda da aynı anlayışı görüyoruz. Emniyet teşkilatından taksi plakalarına, Basın İlan Kurumu düzenlemelerinden Merkez Bankası personel rejimine kadar çok farklı konular aynı metin içinde yerleştirilmiş durumda. Peki, bu torba yasanın içinde milyonlarca emeklinin beklediği bir düzenleme var mı? Yok. BAĞ-KUR'luların yıllardır beklediği prim gün eşitlemesi var mı? Yok. Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarını çözen bir madde var mı? Yok. Kademeli emeklilik, taşeron işçilerin kadro talebi, yardımcı hizmetler sınıfının beklentileri, 3600 ek göstergenin genişletilmesi gibi milyonları ilgilendiren konular var mı? Maalesef o da yok. Örneğin, ceza infaz kurumlarında ağır ve riskli koşullar altında görev yapan infaz koruma memurları zaman zaman fiziksel saldırılara maruz kalıyor, canları pahasına gece gündüz çalışıyorlar, uzun süredir özlük hakları ve mesleki statülerine ilişkin düzenleme talep ediyorlar. İnfaz koruma memurlarının güvenlik hizmeti yürütmelerine rağmen hâlen büro personellerinin de bulunduğu genel idare hizmetleri sınıfında değerlendirilmeleri ciddi bir eşitsizlik yaratmaktadır. Sözleşmeli ve kadrolu personel arasındaki ayrımın kaldırılması, görev tanımlarının açık biçimde belirlenmesi, yıpranma paylarının geriye dönük uygulanması, tüm personele 3600 ek gösterge hakkı verilmesi, kamunun lojman, servis gibi sosyal haklarından yararlandırılması ve fazla mesailerinin ücretlendirilmesi gibi haklı talepleri var.

Değerli milletvekilleri, ekonomik tablo artık rakamların ötesinde bir hayat gerçeğine dönüşmüştür. 2026 yılı için belirlenen asgari ücret daha yılın ilk aylarında enflasyon karşısında erimiştir. DİSK-AR verilerine göre asgari ücretin alım gücü dört ayda 4 bin liradan fazla düşmüştür, en düşük emekli aylığında ise yaklaşık 3 bin liralık bir kayıp yaşanmıştır. Bugün 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 35 bin lirayı, yoksulluk sınırı ise 114 bin lirayı aşmıştır; buna karşılık milyonlarca insan 28 bin liralık asgari ücretle yaşam mücadelesi vermektedir. Yani çalışan yoksulluğu artık istisna değil, ülkenin en büyük sosyal sorunlarından biri hâline gelmiştir. Daha da vahimi, iktidar hâlâ ücretleri gerçekleşen enflasyona göre değil, tutmayan hedeflere göre belirlemektedir. Merkez Bankası son yıllarda enflasyon tahminlerini defalarca revize etmek zorunda kalmıştır. Hedefler değişmiş, rakamlar değişmiş, programlar değişmiş ancak değişmeyen tek şey faturanın emekçiye, emekliye ve dar gelirliye kesilmesi olmuştur. Bugün markete giren herkes gerçeği görüyor, pazarda vatandaşın filesi boş kalıyor, kiralar maaşları aşmış durumda, elektrik, doğal gaz ve ulaşım giderleri her ay biraz daha yükseliyor, gençler geleceğe umutla değil, kaygıyla bakıyor. İşte, bu nedenle yapılması gereken bellidir: Asgari ücrete temmuz ayında ara zam yapılmalıdır, emekli aylıkları insanca yaşamayı sağlayacak seviyeye yükseltilmelidir, memur ve emekli maaşları gerçek enflasyona göre güncellenmelidir. BAĞ-KUR prim eşitsizliği giderilmeli, staj ve çıraklık mağduriyeti sona erdirilmeli, taşeron işçiler kadroya alınmalı ve milyonların beklediği sosyal güvenlik reformları hayata geçirilmelidir çünkü Meclisin asıl görevi torbalara madde doldurmak değil milletin derdine çare üretmektir. Bu Meclis kapanmadan önce yapılması gereken şey, halkın gündeminden kopuk düzenlemeleri hızla geçirmek değil, milyonların hayatına dokunacak adımlar atmaktır çünkü Türkiye'nin gerçek gündemi torba yasalar değildir; Türkiye'nin gerçek gündemi geçim sıkıntısıdır, Türkiye'nin gerçek gündemi adalettir, Türkiye'nin gerçek gündemi refahtır, Türkiye'nin gerçek gündemi vatandaşın onurlu bir yaşam sürme hakkıdır.

Teşekkür ediyorum.