KOMİSYON KONUŞMASI

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdiden arkadaşlarımıza da sabır diliyorum, biraz uzun olabilir sorularım.

Her iki hocamıza da ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Galip Hocam, sosyoduygusal gelişim ve önleyici yaklaşımlar konusunda çok güzel öneriler de getirdi, çok da önemli bir konu olduğuna inandığım için... Ama size daha çok PDR konusu üzerinden sorularım olacak. Hocamın da daha önce "Eskişehir'den Kahramanmaraş'a" diye bir makalesini okudum, bugün anlattıkları da bu çerçevedeydi zaten.

Sorularım kafamda da hazır, notlarım da var. Şimdi, Galip Hocam, Türkiye'de rehberlik servisleri bugün koruyucu, önleyici bir sistem gibi mi çalışıyor, yoksa kriz çıktığında müdahale eden bir yapı hâline mi geldi; onu sorayım. Bunun temel nedeni personel eksikliği mi, mevzuat mı, yoksa okul kültürü mü? Ben soruları sorayım beklemeden, hepsine belki cevap vermeyebilirsiniz ama en azından yazılı olarak o sorulara cevap almak isteriz.

Yine, bir psikolojik danışmanın çok sayıda öğrenciyle irtibatlı olması, onlara bakması, dinlemesi sağlıklı bir erken risk takibini imkânsız hâle getirir mi? Dünyadaki ideal öğrenci ve uzman PDR oranı nedir, bizde şu andaki durumu nedir, biliyor musunuz? Okullarda rehber öğretmenlerin asli işi psikolojik danışmanlık mı oldu, yoksa bürokratik görevler mi ağır basıyor? Yine, şiddete eğilimli çocukların en kritik ortak özelliği nedir, öfke mi, yalnızlık mı, değersizlik mi? Sizden önce de 4 hocamızı dinledik, gerçekten hepsi birbirinden değerli sunumlar yaptı. Yine, Nilüfer Hanım'ın bir sunumunda görünmez öğrenci profiline benzer şekilde okuldan psikolojik olarak kopan öğrenciyi PDR uzmanı hangi davranışlardan anlayabilir? Akran zorbalığı yaşayan çocuklarda ilerleyen dönemde saldırganlaşma veya radikalleşme riski ne kadar büyüktür? Yine, pozitif ebeveynlik eğitimi sizce devlet politikası hâline gelmeli mi? Biliyorsunuz, pozitif ebeveynlik ceza ve korku yerine karşılıklı saygıya dayalı sağlıklı bir iletişimi ifade eder. Özellikle riskli bölgelerde zorunlu olarak ebeveyn eğitimleri uygulanmalı mı? Aile desteği ve ebeveyn katılımı üzerine çalışmalarınız var, biliyorum. Türkiye'de ailelerin okul rehberlik sürecine katılımı neden zayıf kalıyor sizce? Çocukların duygularını ifade etmeyi öğrenememesi ileride şiddet davranışlarına dönüşebilir mi? Evet, PDR uzmanlarının dijital radikalleşme -hocanın da ifade ettiği gibi- ve siber zorbalık konusunda ayrıca eğitilmesi gerekir mi? Okul aidiyetini güçlendiren en önemli psikolojik unsur sizce nedir, öğretmen ilişkisi mi, akran ilişkisi mi, başarı hissi mi? Yine, Türkiye Büyük Millet Meclisi bugün okul şiddetini azaltmak için yalnızca bir yasal düzenleme yapacak olsa öncelik hangi alan olmalı Hocam?

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Şenol Hanım, o kadar soruyu ne kadar aklında tutarak cevap versinler?

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Notlarım var.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Verecek misiniz onları?

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Kayıtlara geçiyor Hocam.

Evet, her okula tam zamanlı psikolojik danışman zorunluluğu getirilmeli mi? RAM'lerin yani rehberlik araştırma merkezlerinin mevcut yapısı okul şiddeti ve psikososyal riskleri izlemekte yeterli mi? Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde ulusal bir psikososyal risk izleme sistemi kurulmalı mı? Bunlar Galip Hoca'maydı, esas uzun sorular Hilmi Hoca'ya yani sıkılmadınız inşallah.

Evet, Hilmi Hocam, size sorayım.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Hocaları düşündüğüm için şey yapıyorum.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Yok, bunlar bizim raporumuz için önemli olduğuna inandığım sorular.

BAŞKAN YUSUF BEYAZIT - Çok doğru. Yazılı olarak da verelim hocalarımıza.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Onu da söyledim baştan Sayın Başkan.

Evet, Hocam, sizce bugün Türkiye'deki çocuklar, gençler ideolojik olarak mı radikalleşiyor yoksa anlamsız, yalnızlık, dışlanmışlık ve öfke üzerinden mi sürükleniyor? Gençlerin kendilerini değersiz hissetmesindeki toplumdaki kutuplaştırıcı dilin etkisi var mı? Bugün siyasette, medyada ve sosyal medyada kullanılan kutuplaştırıcı dilin bu gençler üzerindeki etkisini neden yeterince tartışamıyoruz? Yine, bu saldırılarda gerçekten yeni bir ideoloji mi var yoksa dijital çağın yeniden paketlenmiş yabancılaşma ve psikopatoloji sorunları mı var? Manifestoların birbirine referans vermesi üzerinden küresel bir ağ tespiti yapıyorsunuz, yaptınız bugün. Peki, bu atıflar gerçek örgütsel bağı mı gösteriyor yoksa internet çağında taklit kültürünün doğal sonucunu mu; akademik olarak bunu nasıl ayırıyorsunuz? Bir makalenizde şiddetin ideoloji değil amaç hâline geldiğini söylüyorsunuz ancak aynı zamanda nihilist hızlandırmacılığın sistem karşıtı ideolojik bir meta yapı olduğunu savunuyorsunuz. Şiddet amaçsa bu yapıyı ideolojik olarak tanımlamak teorik bir çelişki olmuyor mu? Yine, makalenizde Discord, Telegram, Roblox, TikTok, Minecraft gibi alanların radikalleşme zemini olabileceğini söylüyorsunuz. Peki, devletin çocukları koruma refleksi ile dijital özgürlükler arasında çizgiyi nereden çekeceğiz? Şimdi, Minecraft'ı mesela benim torunum da oynuyor, sizin çocuklarınız ve torunlarınız da oynuyordur eminim. Şimdi, Türkiye'de gençleri radikalleştiren en büyük unsur nedir, aile zayıflığı mı, sosyal medya mı, yalnızlık mı, şiddet kültürü mü? Bu olayları bireysel psikolojik sorun olarak mı görüyorsunuz yoksa küresel dijital ağların etkisi daha mı belirleyici? Eğer bu saldırganlar gerçekten küresel nihilist ağların ürünü ise o zaman yalnızca polisiye tedbirlerle değil eğitim sistemi, aile yapısı, dijital ekonomi ve sosyal medya, algoritmalarıyla da mücadele edilmesi gerekmiyor mu? Okullarda rehberlik servisleri ve psikolojik danışmanlık sistemi sizce bu yeni tehdide karşı yeterli mi? Öğretmenler ve okul idarecileri böyle bir risk taşıyan öğrenciyi nasıl fark edecekler? Türkiye'de kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimleri bu yeni nesil dijital radikalleşmeye karşı yeterince hazırlıklı mı? Sizce mevcut mevzuat bu tür örgütsüz ama dijital bağlantılı şiddet tehdidini önlemekte yeterli mi? Dijital platformların sorumluluğu sizce nerede başlamalı, özellikle çocukların korunması konusunda hangi adımlar atılmalı? Siz sınır ötesi dijital ağlardan bahsettiniz biraz önce de Türkiye'de bu ağlarla mücadelede teknik ve insan kaynağı açısından yeterli kapasite var mı? Sizce Türkiye'de önümüzdeki dönemde okul güvenliği konusunda hangi somut tedbirler alınmalı? Çünkü bizim raporumuza da yansıyacak bunlar. Kahramanmaraş'ta ve diğer yerlerde, Siverek'te işte fail çocukların ortak özelliklerine baktığımızda aile yapısı bir farklı, dijital yalnızlık mı, okul dışlanması mı yoksa algoritmalar daha mı belirleyici? Bunları da değerlendirmek lazım. Sosyal medya şirketlerinin algoritmalarının çocukları daha sert içeriklere sürüklediğini düşünüyor musunuz eğer düşünüyorsanız Türkiye'de bunun denetimi neden yapılamıyor? Biraz önce bahsettiniz aslında bazı konularda, siber istihbarattan bahsettiniz. Yeni nesil çetelerin çocuklara yedek aile sunduğunu o makalenizde okumuştum.

Notlarım olduğu için böyle arka arkaya soruyorum Sayın Başkan, kusura bakmayın.

Bu durumda bugün Türkiye'de en büyük eksiklik güvenlik politikası mı, aile politikası mı, yoksa gençlik politikası mı? Sizce mevcut eğitim sistemi çocukların aidiyet ihtiyacını karşılayabiliyor mu? Okullar artık çocukları koruyan alanlar mı yoksa yalnızlaştıran yapılar hâline mi geldiler? Biraz önce Galip Hoca'yı da dinlediğimizde sosyal bakımdan bakıldığında, sosyopsikolojilerinin düzgün işlemediğini de ortaya koydu. Evet, 12-16 yaş grubunun özellikle hedef hâline gelmiş bulunduğunu görüyoruz. Bu yaş grubunda devletin erken uyarı sistemi var mı? Okul, aile, rehberlik servisi ve emniyet arasında çalışan ortak bir mekanizma olmalı mı, var mı, olmalı mı diye soruyorum. Evet, radikalleşmenin artık ideolojik olmaktan çok duygusal aidiyet üzerinden yürüdüğünü düşünüyor musunuz? Gençler bir fikir için değil görünür olmak için mi şiddete yöneliyor? Çocukların oyun platformlarında çevrim içi istismar yöntemiyle suç ağlarına çekildiği ifade ediliyor. Türkiye'de güvenlik birimleri oyun platformlarını gerçekten takip edebiliyor mu yoksa burada büyük bir kör alan mı var? Bugün çocukları en çok radikalleştiren unsur ideoloji mi, dijital yalnızlık mı, ergenlik krizi mi, sosyal dışlanma mı? Bunlar üzerinde durmamız gerekir. Cezaevlerinin rehabilitasyon üretmediğini ve suçla yeniden temas riskini artırdığını ifade ediyorsunuz yine o makalenizde. Çocuk suçlular açısından mevcut sistem yeni suç ağları mı üretiyor? Sizce Türkiye bugün yeni nesil şiddet sorununu hâlâ asayiş problemi olarak mı görüyor? Oysa bu artık sosyolojik ve dijital bir güvenlik meselesi değil mi?

En son sorumu soruyorum: Bir çocuk radikalleşmeye başladığında ilk kırılma anı nedir, aileler ve öğretmenler hangi davranışları alarm kabul etmeli? Ailelere bugün özellikle vermek istediğiniz en önemli uyarı nedir? Son olarak, sizce bu mesele sadece güvenlik meselesi mi, yoksa aynı zamanda eğitim, aile ve toplum meselesi mi diyorum, çok teşekkür ediyorum.

Çok uzun oldu, kusura bakmayın ama ben, Hilmi Hocanın makalesini okuduğum için ona göre notlarım vardı.