KOMİSYON KONUŞMASI

SUAT ÖZÇAĞDAŞ (İstanbul) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli hocalarım, hepiniz hoş geldiniz. Dün, burada çok sayıda STK'mizi, akademisyenimizi ve uzmanımızı Mecliste ağırladık milletvekillerimizle birlikte bu okul saldırılarına yönelik olarak konuları görüştük. Çok uzun bir zamandır da Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuları çalışıyoruz. Bugün hocalarımızın yaptığı sunumdan sonra gitmekte olduğumuz yolun çok doğru olduğuna bir kez daha kanaat getirdim çünkü gerçekten okul saldırıları meselesi çok katmanlı bir mesele. İçinde fiziki güvenlik meselesi var, okul sosyal hizmet programının olmamasından kaynaklanan sorunlar var. Psikososyal destek programının yetersizliği ve hatta birçok okulda olmamasından kaynaklanan sorunlar var. Okul aile birliğinin sadece bir finansal kaynak olarak işlevselleştirilmiş olması ama okul, aile, toplum üçgeninde yapılacak işlerle bir şekilde etkin sürece dâhil olamama durumu var. Sağlıklı ebeveynlik modelleriyle ilgili, sınır koymayla ilgili çok ciddi sorunlarımız var. Öğrencilerin okulu demokratik bulmamaları; eğlenceli, neşeli, sağlıklı yaşayan bir mekân olarak bulamamalarından kaynaklanan sorunlar ve sizin de altını çizdiğiniz, toplumdaki şiddete övgü, şiddetin kutsanması, şiddet uygulayan kişilerin rol modeli olması, cezasızlık algısının hâkim olması, bireysel silahlanmanın yaygınlığı var. Dolayısıyla buna çoklu bir katmanlı bakmamız lazım. Ben görüşlerimi söylemek yerine size soru sormayı tercih edeceğim açıkçası.

Birincisi, Pınar Hocam'a sormak istiyorum: Şimdi, bir kereye yapay zekâ çağında teknolojiden çocukları arındıramayız. Yani eğer tamamen arındırırsak geleceğe yönelik bu çocukları teçhiz edemeden mezun ederiz çünkü insan olarak yetiştiklerinde bambaşka bir dijital çağda olacaklar. Dolayısıyla bunun dengesinde dikkat etmemiz gereken bazı ipuçları var mıdır?

Ve çok önemsediğim bir şey, belki psikolojik olarak da çok önemsediğim bir şey olduğu için, ben okulu çocukların bilgi edindikleri bir yer olarak görmüyorum. 6 yaşında başlayıp neredeyse 18 yaşına kadar hayatlarının en uzun zamanını geçirdikleri bir yaşam alanı olarak görüyorum. Orada elde ettikleri becerinin sadece bilgi değil bilişsel, duyuşsal, sosyal, kültürel kazanımlar olması gerektiğini düşünüyorum. Çocuklar bu yaptığınız çalışmada kendilerini mutlu eden, iyi hissettikleri anı ya da anları ya da ortamı nasıl tarif ediyorlar? Size sorum bu.

Alperen Hocam, size de sorum şu olacak: Şimdi, oraya geçerken şunu söyleyeyim: Bir, bu sağlık hizmeti almamayla ilgili meselelerin konuşulması çok kıymetli oldu. Bence Türkiye için bir kanayan yara, ona devam etmeyeceğim.

İki, Türkiye'de kişisel verilerin güvenliği meselesi, bilişim sistemlerinin neredeyse yol geçen hanına dönmesi. Örneğin, daha dün Çanakkale'de bir okul görevlisinin kendisini diplomalar vererek yukarıya doğru çıkardığını gördük. Dolayısıyla bunlar bizim üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken konular. Bu fırsatı sağladığınız için teşekkür ederim. Tam gün okul meselesinin ne kadar önemli olduğuna bir kez daha kanaat getirdim. Bizim politika önermemiz bu. Okulu tam gün düşünüyoruz ve başlangıçta eğlenceyle başlayan, sonra derslerle devam eden ve sonra tekrar sanatsal, sportif, kültürel, bilimsel birtakım kulüp ve benzeri faaliyetlerle devam eden. Çok kritik bir meselenin, okuldan kopuşun artan bir risk faktörü olduğunu söylediniz. Bu mesele sadece okul saldırılarıyla ilgili bir mesele değil aslına bakarsanız. Burayla ilgili bize daha ne söyleyebilirsiniz, merak ediyorum çünkü çok açık söyleyeyim, Türkiye'de ne eğitimde ne istihdamda 5 milyona yakın genç var. Birkaç ay önce zorunlu eğitimin çok fazla olduğu, 2+2'ye geçilmesinin faydalı olacağı, çocuklar okullardan erken gönderilmezse olgunlaşamadığı gibi asla katılmadığım ama eğer bu gerçekleşseydi 2,5 milyon daha yeni gencin okuldan koptuğu, 1,5 milyon açık öğretimdeki genci de sayarsanız 4 milyonun daha geldiği bir süreçle karşı karşıyız. Ben o dönem itirazımı tam da bunun üzerinden söylemiştim. 2,5 artı 1,5, 4 milyon çocuğu hiçbir gelecek vermemek -ki önceden gelen 5 milyon da işsizken eğitimde değilken- bu büyük bir toplumsal soruna el açar, sokaklarda da yürümek zor olur demiştim. Ben siyasal boyutuyla soru sormuyorum size, çocukların okul ortamlarının dışında olmasının bilimsel olarak yarattığı sorunların ne olduğunu soruyorum hocam.

Hepinize çok teşekkür ediyorum geldiğiniz için. Betül Hocamı da bir kez daha, Nilüfer Hocamı da bir kez daha dinlemekten çok mutlu olacağımı da şimdiden belirtmek istiyorum.

Sağ olun, var olun.