2012-04-10 - 14:00
Vural: "Açık seçik olarak Deniz Feneri davasına hükümet müdahale etmiştir. Çünkü davanın ucunun nereye gideceği bellidir. Bu olayı örgütten çıkarıp görevi kötüye kullanma olarak adlandırmak vicdanınıza sığıyor mu? Bülent Arınç Allah verdikçe veriyor mu?"
Oktay Vural düzenlediği basın toplantısında; darbe süreçlerinin ve sonrasında yaşanan sorunların tespiti amacıyla bir Araştırma Komisyonu kurulması için Meclis Başkanlığı'na önerge vereceklerini ifade etti.
Darbelerin tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ifade eden Vural şunları söyledi: "Hangi nedenle ve kime karşı yapılmış olursa olsun, demokrasiye yönelik müdahaleleri reddetmek, demokratik kural ve işleyişi sonuçlarından bağımsız olarak savunmayı öngören bir ahlaki perspektifi yerleştirmek gerekir. Bunun için "iyi darbe-kötü darbe" ayrımına karşı çıkmak zorunludur. 27 Mayıs, 12 Eylül, 12 Mart, 28 Şubat ve 27 Nisan arasında tercih yapmak yerine topyekûn darbelerin karşısında durmak daha erdemli, daha tutarlı bir yoldur. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu ve tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu nedenle darbe süreçlerinin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların, kötü muamelelerin ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde araştırılması gerekmektedir."
Darbeler kadar, tek adamcılık, vesayet girişimleri, medyayı kuşatma altına almaya çalışan zihniyetle de mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Oktay Vural, " Darbelere karşı ortak tavır oluşturulmalıdır. Yarın görüşülecek Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin teklifimiz için tüm partilere çağrıda bulunuyoruz. Gelin hep birlikte tarihimizi kirli, karanlık boyutundan kurtaralım" diye konuştu.
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlerin 4 yılda bir olmasıyla ilgili pişmanlığının sorulması üzerine: "AKP içindeki post kavgasının yansımasıdır. Seçimleri 4 yıla indiren iradeyi kim koydu? Türkiye'nin tartışma konusu değildir seçimler. Seçimler ihtiyaçlarla belirlenir. Bunlar AKP'nin içindeki derin koalisyonun arayışlarıdır. Bunların darbe planlarından farkı ne? Bu planları başlarına geçirmeyi bilecektir millet" dedi.
Türkiye'nin Suriye politikasına ilişkin Başbakan'a, "Hükümeti aklı selime davet ediyorum. Barzani ile ilgili neden gereğini yapmıyorsun? PKK orada değil mi, oradan saldırmıyor mu bize? Orada elini tutan, burada önünü açan kim?" diye seslenen Vural , "Suriye'ye dışarıdan kim müdahale ediyor? Çatışmaları körükleyen kim? 1957'de yazılan bir makalede sınır olayları bahane edilerek Suriye'nin komşusu tarafından işgal edileceği yazılmıştı. Bu tezgahlar daha önce de yapılmıştı. Bu milletin kaderini etkileyecek girişimler karşısında milletin uyanık olması gerekmektedir. Batının BOP projesi, İsrail'in güvenliğinin sağlanmak istenmesi nedeniyle oynanan oyunlardır bunlar. Washington bağımlı politikalardan, İsrail'e bağlı güvenlik politikalarının içinde yer almaktan vazgeçmeli hükümet. Türk askerini Batının jandarması durumundan kurtarmalıdır" diye konuştu.
Deniz Feneri iddianamesinin açıklanmasına ilişkin, "Millet vicdanı süreci mahkum etmiştir. Adalet vicdanlara sığacak mı? diyen Vural, şunları söyledi: "İddianameyi hazırlayan savcılara yönelik girişimlerin amacı belli olmuştur. Amaç meselenin üstünün örtülebileceği bir iddianame hazırlamaktı. Deniz Feneri Davası, yargının siyasallaşmasıdır. Bu davada, adaleti sağlamak mümkün değildir. Açık seçik olarak Deniz Feneri davasına hükümet müdahale etmiştir. Çünkü davanın ucunun nereye gideceği bellidir. Milletimizin inanç değerleri hortumlanmıştır. Milletimizin hayır niyetlerini, sadaka, zekat, fitresini soyguna dönüştürenlerin vicdanı rahat mı? Bu olayı örgütten çıkarıp görevi kötüye kullanma olarak adlandırmak vicdanınıza sığıyor mu? Bülent Arınç Allah verdikçe veriyor mu?" (14:00)
Darbelerin tüm boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ifade eden Vural şunları söyledi: "Hangi nedenle ve kime karşı yapılmış olursa olsun, demokrasiye yönelik müdahaleleri reddetmek, demokratik kural ve işleyişi sonuçlarından bağımsız olarak savunmayı öngören bir ahlaki perspektifi yerleştirmek gerekir. Bunun için "iyi darbe-kötü darbe" ayrımına karşı çıkmak zorunludur. 27 Mayıs, 12 Eylül, 12 Mart, 28 Şubat ve 27 Nisan arasında tercih yapmak yerine topyekûn darbelerin karşısında durmak daha erdemli, daha tutarlı bir yoldur. Darbelerden kurtulmak, insan haklarına dayalı demokratik bir rejim kurmak ve kurumsallaştırmak, her şeyden önce demokrasiye inanan bireylere, sivil toplum örgütlerine ve siyaset kurumuna ve çok boyutlu ve tutarlı bir mücadeleye bağlıdır. Bugüne kadar yaşanan darbeler, muhtıralar, demokrasi dışı müdahaleler ülkemize ve milletimize büyük acılar yaşatmış, toplumun her kesiminden insanlar bu müdahalelerin mağduru olmuşlardır. Bu nedenle darbe süreçlerinin toplum ve devlet hayatımız üzerinde meydana getirdiği tahribatın ortaya konulması, maddi ve manevi zararların, kötü muamelelerin ve hak ihlallerinin bütüncül bir şekilde araştırılması gerekmektedir."
Darbeler kadar, tek adamcılık, vesayet girişimleri, medyayı kuşatma altına almaya çalışan zihniyetle de mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Oktay Vural, " Darbelere karşı ortak tavır oluşturulmalıdır. Yarın görüşülecek Araştırma Komisyonu kurulmasına ilişkin teklifimiz için tüm partilere çağrıda bulunuyoruz. Gelin hep birlikte tarihimizi kirli, karanlık boyutundan kurtaralım" diye konuştu.
Toplantı sonrası soruları cevaplayan Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın seçimlerin 4 yılda bir olmasıyla ilgili pişmanlığının sorulması üzerine: "AKP içindeki post kavgasının yansımasıdır. Seçimleri 4 yıla indiren iradeyi kim koydu? Türkiye'nin tartışma konusu değildir seçimler. Seçimler ihtiyaçlarla belirlenir. Bunlar AKP'nin içindeki derin koalisyonun arayışlarıdır. Bunların darbe planlarından farkı ne? Bu planları başlarına geçirmeyi bilecektir millet" dedi.
Türkiye'nin Suriye politikasına ilişkin Başbakan'a, "Hükümeti aklı selime davet ediyorum. Barzani ile ilgili neden gereğini yapmıyorsun? PKK orada değil mi, oradan saldırmıyor mu bize? Orada elini tutan, burada önünü açan kim?" diye seslenen Vural , "Suriye'ye dışarıdan kim müdahale ediyor? Çatışmaları körükleyen kim? 1957'de yazılan bir makalede sınır olayları bahane edilerek Suriye'nin komşusu tarafından işgal edileceği yazılmıştı. Bu tezgahlar daha önce de yapılmıştı. Bu milletin kaderini etkileyecek girişimler karşısında milletin uyanık olması gerekmektedir. Batının BOP projesi, İsrail'in güvenliğinin sağlanmak istenmesi nedeniyle oynanan oyunlardır bunlar. Washington bağımlı politikalardan, İsrail'e bağlı güvenlik politikalarının içinde yer almaktan vazgeçmeli hükümet. Türk askerini Batının jandarması durumundan kurtarmalıdır" diye konuştu.
Deniz Feneri iddianamesinin açıklanmasına ilişkin, "Millet vicdanı süreci mahkum etmiştir. Adalet vicdanlara sığacak mı? diyen Vural, şunları söyledi: "İddianameyi hazırlayan savcılara yönelik girişimlerin amacı belli olmuştur. Amaç meselenin üstünün örtülebileceği bir iddianame hazırlamaktı. Deniz Feneri Davası, yargının siyasallaşmasıdır. Bu davada, adaleti sağlamak mümkün değildir. Açık seçik olarak Deniz Feneri davasına hükümet müdahale etmiştir. Çünkü davanın ucunun nereye gideceği bellidir. Milletimizin inanç değerleri hortumlanmıştır. Milletimizin hayır niyetlerini, sadaka, zekat, fitresini soyguna dönüştürenlerin vicdanı rahat mı? Bu olayı örgütten çıkarıp görevi kötüye kullanma olarak adlandırmak vicdanınıza sığıyor mu? Bülent Arınç Allah verdikçe veriyor mu?" (14:00)
