Bu çerçevede, Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ile Doğu Afrika Yasama Asamblesi’nin PAB’a ortak üye olmaları kararlaştırılmış, PAB Yürütme Komitesi’nin boşalan üyeliklerine Küba, Tayland, Fas ve Macar parlamenterler seçilmiştir.
Genel Sekreter Anders Johnsson tarafından PAB faaliyetleri ve 2004 yılının mali raporları izah edildikten sonra, ilki New York’ta 2000 yılında yapılan Parlamento Başkanları Konferansı’nın ikincisinin 7-9 Eylül 2005 tarihleri arasında Fas’ta yapılacağı ve gündemi hakkında bilgi verilmiştir.
Toplantıda ayrıca Parlamenterlerin İnsan Hakları ve Ortadoğu Meseleleri Komitelerinin raporları sunularak, komite üyelikleri için seçimler yapılmıştır.
Irak’la tarihi ve kültürel bağları olan komşu bir ülke olarak sorumluluğumuzun bilincinde olduğumuzu ve Irak’taki egemenlik ve bağımsızlığın yeniden kurulması, ülkenin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Irak halkının kendi kararını kendi vermesi, kendi politik sistemlerini kendilerinin seçmeleri, doğal kaynakları üzerinde kontrolü kendilerinin kurmaları ve bunlardan eşit şekilde faydalanılması gerektiğini ve konuda bir yıl önce İstanbul’da Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları Toplantısı ile PAB’ın girişimiyle Irak’a Komşu Ülkeler Parlamento Başkanları Konferansı’nın düzenlendiğini ve TBMM Başkanımız Sayın Bülent ARINÇ’ın bu toplantıya katıldığını belirterek konu hakkındaki görüşlerimizi ifade etmiştir.
Oturumun ardından oybirliğiyle kabul edilen kararda, Irak’taki tüm taraflar, dini, etnik ve kültürel haklar başta olmak üzere insan haklarına saygı göstermeye çağırılmakta, tüm Iraklıların ülkenin yeniden inşasına tam ve eşit biçimde katılımının sağlanması gerektiği, Irak’a komşu ülkelerin, güvenliği tesis etmesi, bölgeye insani yardım yapması ve gerilimleri azaltmasının büyük önem arzettiği vurgulanmaktadır.
Soğuk savaş sonrası yeni bir güvenlik ortamının oluştuğunu ve bu ortam içerisinde etnik ve diğer unsurlara dayalı terör, organize suç, insan, silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, doğal felaketler, terörizm ve kitle imha silahlarının yaygınlaşmasının çağdaş güvenlik konuları olduğunu vurgulayarak, bugün ülkelerin silahsızlanma konusuna daha da önem vermeleri gerektiğini, ilkesel olarak Türkiye’nin küresel ve tam bir silahsızlanma rejiminden yana olduğunu ve Türkiye’nin tüm silahsızlanma ve uluslararası ihraç kontrol rejimlerine taraf olduğunu ve desteklediğini belirtmiştir.
Görüşmelerin ardından kabul edilen kararda bu alanda uluslararası işbirliğinin kuvvetlendirilmesi, tüm ülkelerin ve özellikle parlamentoların bu işbirliğine tam destek vermesi gerektiği vurgulanmıştır.
Biyo-çeşitliliğin mevcudiyetimizi borçlu olduğumuz ekolojik sürecin temeli olduğunu ancak çok az sayıda insanın bu gerçeğin bilincinde olduğunu, bu çerçevede parlamenterler olarak büyük sorumluluklar aldıklarını bu konunun kamuoyuna açıklanması için parlamenterlerin bir köprü görevi göreceğini, Türkiye’nin 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı, Ulusal Çevre Stratejileri ve Eylem Planı, Biyolojik Çeşitlilik Ulusal Strateji ve Eylem Planlarının Türkiye’nin politika ve uygulamalarına rehberlik eden ana dokümanlar olduğunu belirtmiş ve sözlerine bu dünyanın bizlere büyüklerimizden miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldığımızı belirterek son vermiştir.
Görüşmelerin ardından kabul edilen kararda bu konuda kabul edilen uluslararası anlaşma ve belgeler hatırlatılarak, parlamentoların biyo-çeşitliliği korumak için alması gereken tedbirler ve hükümetlerin uluslararası anlaşmaları kendi iç hukuklarına uydurmaları konusunda tavsiyelerde bulunulmuş ve sivil toplum kuruluşları ile yapılacak işbirliğinin önemi vurgulanmıştır.
Türkiye’nin kadın hakları konusundaki konumunu tarihsel perspektiften sunmuştur. Bildiğiniz gibi Türkiye, birçok medeni, gelişmiş ülkeden daha ileri seviyede kadın haklarını önem vermiştir. Gerek sosyal ve ailesel değerlerimiz, gerekse yasal düzenlemelerimiz birçok ülkeden daha ileridedir. Bu vesile ile bu konulardaki Türkiye’deki uygulamalar ve kadın haklarıyla ilgili yasalarda yapılan son düzenlemeler hakkında bilgi vermiştir.
Görüşmelerin ardından kabul edilen kararda Eylül 1995 tarihinde Beijing’de yapılan Dördüncü Dünya Kadın Konferansı’nda kabul edilen Eylem Planı’na atıfta bulunularak kadının siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere özellikle 12 ana alanda katılımının artırılması ve cinsiyet eşitliği prensibinin hayatının her alanına ve dünyanın her yerinde uygulanabilmesinin önemi vurgulanmıştır.
Türkiye’nin insan hakları alanında en ileri uluslararası standartlara erişmek amacıyla büyük gayret gösterdiğini, bu bağlamda son yıllarda iki geniş kapsamlı Anayasa değişikliği yapıldığını, Medeni Kanun ile Ceza Kanunu’nun değiştirildiğini, 8 kapsamlı yasal reform paketi kabul edildiğini belirtmiş, 4 eski DEP milletvekilinin Yargıtay’ın kararıyla serbest bırakıldığını, eski milletvekillerinin cezaevinden çıkmalarından hemen sonra eski seçim bölgelerine giderek mitingler düzenlediğini, bu sırada herhangi bir engellemeyle karşılaşmadıklarını, özgür biçimde hareket ettiklerini, bununla birlikte, bazı beyanları yüzünden sözkonusu kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak bunun üzerine herhangi bir hukuki işlem başlatılmadığını, dolayısıyla karar tasarısında iddia edildiği gibi bu kişiler hakkında Kürtçe konuştukları için cezai işlem başlatılmadığını, esasen, Türkiye’de diğer bazı dillerin yanısıra, Kürtçe’nin yayın ve dil öğretimi dahil kullanımının serbest olduğunu, tasarıda atıfta bulunulan ve halen yurtdışında bulunan diğer eski parlamenterlerin Türkiye’ye dönerek adil yargılama hakkından istifade edebileceğini söylemiştir.
Komite raportörü, sözkonusu bilgilere teşekkür etmiş, gündemlerinde bulunan eski parlamenterler hakkında yazılı olarak vereceğimiz ilave bilgilerden memnuniyet duyacaklarını söylemiştir.
Türkiye’de kadın hakları konusunda yapılan yasal değişiklikleri açıklayarak, Türkiye’nin 1985’den beri CEDAW’a ve 2002’den bu yana da İhtiyari Protokol’e taraf olduğunu, Türkiye’nin son olarak BM’de töre cinayetlerinin yok edilmesi konulu bir kararı İngiltere ile birlikte sunduğunu, bunun da kadının sosyal statüsünün düzeltilmesi ve yaşamın her alanında ayrımcılığın önlenmesi konusundaki istek ve kararlığımızı kanıtlaması için önemli bir örnek olduğunu vurgulamıştır.
DAW yetkilisi Bayan Brautigam, PAB ile DAW tarafından ortaklaşa yayımlanan konu hakkındaki Parlamenter el kitabından bahsederken, sözkonusu yayının BM’nin resmi dilleri dışında tercümesinin yapıldığı ilk dilin Türkçe olduğunu, Türkiye’nin bu husustan gurur duyması gerektiğini ifade etmiştir.
Birinci Daimi Komite: Savaş suçları, insanlığa karşı suçların yargılanması ve mahkum edilmesi ve cezasız kalmaması için mekanizmaların kurulması ve çalıştırılmasında parlamentoların rolü
İkinci Daimi Komite: Milenyum Gelişme Amaçları’nı başarmak ve borç sorunlarını çözüm bulabilmek için yeni uluslar arası finans ve ticaret mekanizmaları kurulmasında parlamentoların rolü
Üçüncü Daimi Komite: AIDS’in önlenmesi ve tedavisi için stratejilerde insan haklarının geliştirilmesi ve güçlendirilmesinde parlamentoların rolü
