Belge: GA22/EC21/REP/03/tr                                                                         

                                                                                                           

 

KEİPA Genel Kurulu Yirmiikinci Genel Oturumu

Ekonomi, Ticaret, Teknoloji ve Çevre Komisyonu

 

 

 

 

 

 

 

"Avrupa Ekonomik Alanının Şekillendirilmesi "

 Hakkında Rapor

 

 

 

 

 

Raportör: Sn. Maria ARSENİS (Yunanistan)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

9 Aralık 2003 tarihinde Bükreş’te 22nci Genel Kurul tarafından kabul edilen metin


I. GİRİŞ

1. Avrupa’da halen yürütülmekte olan entegrasyon ve işbirliği süreçleri, Urallar’dan Atlantik’e kadar uzanan bir ortak ekonomik alanın oluşturulması vizyonuna odaklanmıştır.

2. Avrupa ekonomik alanının şekillendirilmesinin genel amacı, özellikle genişleyen Avrupa Birliği açısından bakıldığında, Avrupa’da yeni bölünme çizgilerinin ve refah boşluklarının oluşmasını önlemektir.

3. Böyle bir proje, büyüklük ve düzey bakımından aralarında büyük farklılıklar olan ekonomiler arasında entegrasyonu öngörmektedir ve Avrupa’da bu derinlikte bir entegrasyon son yirmi yıldır Avrupa’ya hakim olmuş bulunan pazar reformu ve demokratikleşme süreçlerine dayanmaktadır.

4. Avrupa’daki bölgesel entegrasyon süreçlerinin gözlemlenmesi KEİ gibi alt bölgesel örgütler ile daha geniş bölgesel projeler arasındaki ilişki hakkında bir dizi ilginç sorular ortaya çıkarmaktadır. Bölgesel ekonomik entegrasyon siyasi istikrarın oluşturulmasına yardımcı olduğundan ve ülke içindeki ekonomik dinamizmi harekete geçirebileceğinden ve doğrudan yabancı yatırımı, uluslararası teknoloji transferini, vs. geliştirebileceğinden bu açıdan çok önemlidir.

5. KEİ’nin kuruluşu ile ilgili olarak 1992 yılında imzalanan Zirve Deklarasyonunda, Avrupa çapında bir ekonomik alana ve ayrıca her tür engelin azaltılması veya ortadan kaldırılması yoluyla katılımcı devletlerin dünya ekonomisine daha yüksek bir düzeyde entegrasyonunun sağlanmasına katkı olarak ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi konusunda üye ülkelerin kararlılığı vurgulanmıştır.

6. Bu hedef KEİ Zirve Toplantılarında, Bakanlar Toplantılarında, KEİPA, KEİ İş Konseyi ve KEİ’ye bağlı kuruluşlar toplantılarında düzenlenen nihai belgelerinde takip eden her aşamada daha açık ve net bir şekil alarak sürekli olarak gündemde tutulmaktadır.

7. Bu Rapor ve ilişiğindeki Tavsiye Kararı, KEİPA tarafından, daha geniş bir Avrupa’nın şekillendirilmesi konusundaki tartışmaya katılmak amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışma, KEİ’nin ve diğer kuruluşların belgelerine ve ayrıca KEİPA’nın Yunanistan ve Romanya delegelerinin katkılarına dayanmaktadır.

 

II. AVRUPA EKONOMİK ALANININ UNSURLARI

8. Avrupa ekonomik alanının oluşturulması temel fikri dört özgürlük için gerekli şartların oluşturulmasıdır: uyumlu veya yaklaştırılmış kurallar çerçevesinde Avrupa’da mal, hizmet, sermaye ve insanların serbest dolaşımı.

9. Avrupa ekonomik alanı terimi ilk kez, bir Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) bakanlar toplantısında Avrupa Serbest Ticaret Alanı (EFTA)[1] ile ilgili bir deklarasyonda bir Avrupa Ekonomik Ortamının (daha sonra Alan olarak değiştirilmiştir) kurulmasının söz edildiği 1984 yılında ortaya atılmıştır. Bu, ticaretin önündeki engellerin kaldırılması, kurumların kurulması ve bilahare AB tek pazarının genişletilmesi ve EFTA ülkelerine ortak bir müktesebatı ile uygulanmıştır. İç pazar mevzuatına ek olarak, 1992 yılında imzalanan nihai Anlaşma İç Pazarın güçlendirilmesi için uygulanması amaçlanan yatay politikaları kapsamaktadır. Bu ek işbirliği alanları araştırma ve geliştirme, istatistik, öğretim, sosyal politika, çevre, tüketicinin korunması, turizm, küçük ve orta ölçekli işletmeler, kültür, bilgi hizmetleri ve audio-visual hizmetler gibi konuları içermektedir.

10. Avrupa ekonomik alanı o tarihten bu yana daha Avrupa devletleri arasında ekonomik işbirliği alanında imzalanan bir dizi çok taraflı anlaşmanın uzun dönemli hedefini tarif etmek üzere daha esnek bir şekilde kullanılmıştır. Avrupa’da tek bir ekonomik alan hala bir ön şart olma niteliğindedir. Ekonomik bütünleşmenin derinleştirilmesine yönelik çeşitli işbirliği modelleri (örn., EFTA, Barselona süreci, CEFTA) bulunmakla birlikte, bu modeller Avrupa devletlerinin kurumsal ve hukuksal yükümlülüklerinin çeşitliliğini ima etmektedirler. Avrupa ekonomik alanının oluşturulması yalnızca bir hukuksal yaklaşım konusu değildir. Bu konu ticaret ve yatırım tedbirlerinin ötesine, gerekli altyapının ve sağlıklı bir çevrenin oluşturulması, birleşik teknoloji ortamının ve sosyal dayanışmanın sağlanmasına uzanmaktadır.

11. En gelişmiş entegrasyon modeli tek bir rekabet kuralları rejimi çerçevesinde mal, insan, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımını öngören ‘dört özgürlüğe’ dayalı olan AB iç pazarıdır. AB tek pazarının komşuları, ortakları ve rakipleri üzerindeki bölge dışı etkisi güçlü olmaktadır.  AB üyesi olmayan ülkelerin AB tek pazarı ile aynı yöne yönlendirilmesi Avrupa ekonomisinin AB’nin siyasi sınırları ile hiçbir zaman çakışmayan yumuşak sınırlarını ortaya çıkarmaktadır. Aynı zamanda, alt bölgesel düzeyde çeşitli entegrasyon modelleri Avrupa devletlerinin ekonomilerini birbirlerine yaklaştırmayı hedeflemektedir.

12. AB – Akdeniz işbirliği, 1995 yılında ortaya atılan Barselona süreci AB’nin Kuzey-Batı genişlemesine bağlanmış olup, 2010 yılına kadar bir Serbest Bölgenin oluşturulmasını amaçlamaktadır.[2] Bu işbirliği, bir tarafta Akdeniz ülkeleri arasındaki pazar ilişkilerine odaklanmış, diğer taraftan yalnızca mal sektörü için değil, aynı zamanda hizmet sektörü için de serbest ticaret anlaşmalarının öngörüldüğü ikili ve çok taraflı yaklaşımlar ağı içermektedir. Türkiye açısından, bu hedef 1995 yılında yapılan Gümrük Birliği anlaşması ile de gerçekleştirilmiştir,

13. Avrupa Anlaşmaları bir yanda Avrupa Birliği ile AB’ne üye ülkeler ve diğer yanda AB’ne ortak ülkeler (Bulgaristan ve Romanya gibi) arasındaki ikili ilişkiler için bir çerçeve oluşturmaktadır. Avrupa Anlaşmaları ticaretle ilgili konuları, siyasi diyaloğu, hukuksal yaklaşımı ve sanayi, çevre, ulaşım ve gümrükler dahil, diğer işbirliği alanlarını kapsamaktadır. Bu anlaşmalar kademeli olarak belirli bir dönem içerisinde, karşılıklılık esasına dayalı olarak, ancak asimetrik şekilde uygulanmak üzere (yani, ilişkili ülkeler tarafındakine kıyasla AB tarafında daha hızlı liberalleşme), AB ile ilişkili ülkeler arasında bir serbest ticaret alanı kurulmasını amaçlamaktadırlar. Avrupa Anlaşmaları, kademeli bir geçiş dönemi içerisinde sanayi ürünlerinin serbest ticaretinin yapılabilmesini hedeflemektedir. Bunun sonucu olarak, ilişkili ülkelerden gelen sanayi ürünleri 1995 yılı başından itibaren, yalnızca tarım ve tekstil gibi birkaç sektöre uygulanan kısıtlamalar dışında, AB’ne hemen hemen serbestçe girebilmişlerdir. Ticaretin liberalleştirilmesinin yanı sıra, Avrupa Anlaşmaları ayrıca hizmetlerin, ticaret ve yatırımlarla ilgili ödemelerin ve sermayenin serbest dolaşımı ve işçilerin serbest dolaşımı ile ilgili hükümler içermektedir. İşletmeler diğer tarafın bölgesinde kuruluş işlemlerinde ve faaliyetlerinde ulusal işletmelere kıyasla daha olumsuz koşullarla karşılaşmamalıdırlar. Söz konusu Anlaşmalar dairesinde, ortak ülkeler ayrıca mevzuatlarını, özellikle iç pazarla ilgili alanlarda Avrupa Birliği mevzuatına yaklaştırmayı amaçlarlar. Bu yaklaşım, rekabete destek veren bir mevzuatın uygulanması ve AB’ndeki ilgili mevzuatla kıyaslanabilir biçimde devlet yardımı kurallarının uygulanması çalışmalarını da kapsar. Aynı zamanda, fikri, sınai ve ticari mülkiyete benzer düzeylerde koruma sağlayan mevzuatın da uygulamaya konulması gerekir. Phare, Avrupa Anlaşmalarında özel olarak Avrupa Anlaşmalarının hedeflerine ulaşılmasında yardımcı olması hedeflenen mali bir araç olarak tanımlanmaktadır.

14. Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları (OİA) (Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova, Rusya, Ukrayna ile imzalanmıştır) birçok alanda liberalleşme ve işbirliği sağlamaktadır. Tacis, OİA’nın uygulanmasını destekleyen başlıca mali ve teknik yardım aracıdır ve iki yılda bir tanımlanan öncelikli alanlardaki projeler için hibe yardımı sağlar. AB’nin diğer komşu ülkeleri ile mevcut sözleşme ilişkilerinin aksine, yürürlükte bulunan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları ne ticaret için tercihli uygulama ne de mevzuatın yakınlaştırılması için bir zaman programı sağlamaktadır.

15. AB – Rusya Ortak Ekonomik Alanı’nın oluşturulması ile ilgili müzakereler 2000 yılında başlamıştır. Bu oluşum Rusya ve AB arasında mal, hizmet, sermaye ve insanların serbest dolaşımını iyileştirme düşüncesine dayanmaktadır ve AB’nin Rusya’ya yönelik Ortak Stratejisinin bir parçasıdır.

16. İstikrar ve Ortaklık Anlaşmaları (diğerleri arasından Arnavutluk ile imzalanmıştır) AB tek pazarının kalbi olan temel demokratik ilkelere ve çekirdek unsurlara saygı üzerine odaklanmaktadır. AB ile serbest ticaret alanı ve ilgili disiplinler (rekabet ve devlet yardımı kuralları, fikri mülkiyet vs.) ve yararlar (örn. kuruluş hakları) kanalıyla bu süreç bölge ekonomilerinin AB ile entegre olmaya başlamalarını sağlayacaktı. Anlaşmaların acquis communautaire için özel yükümlülükler getirmediği alanlar için yine, ülkelere AB standartlarına yaklaşmaları için yardımcı olmak amacını taşıyan, AB ile detaylı işbirliği ve müzakere hükümleri bulunmaktadır.

17. Eski Sovyetler Birliği alanındaki, Avrasya Ekonomik topluluğu gibi bölgesel entegrasyon projeleri AB bazındaki modeller olmamakla birlikte, Pan-Avrupa ekonomisinin şekillendirilmesinde yararları olabilir.

18. Bölgesel kapsamı olan ve önemli bir ekonomik etkiye sahip bu anlaşmalara ek olarak, halen sürdürülmekte olan daha geniş bir dizi gelişme Pan-Avrupa düzeyinde ekonomik entegrasyonun lokomotifi olmaktadır:

·        DTÖ düzenleyici rejimleri ve yeni bağımsız devletlerin DTÖ’ne girişi

·        AB’nin genişleyerek, toplam nüfusu 450 milyon ve GMH’sı 10000 milyar € olan 25 üyeli bir yapıya ulaşması

·        Daha önce merkezden planlanan ekonomilerde piyasa ekonomisinin ve liberal ekonomik politikaların teşvik edilmesi.

19. Aynı zamanda, gelişmiş/batılı ülkeler:

·        Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları çerçevesindeki gibi politika müzakereleri

·        TACIS ve Phare gibi Teknik Yardım

·        Uluslararası Mali Kurumlar tarafından yardım

kanalıyla ekonomik eşitsizliklerin azaltılması için önemli bir destek sağlamaktadırlar.

20. Avrupa’daki yeni ekonomik ortamın temel özellikleri pazar hakimiyeti, kamu sektörünün küçültülmesi, kıta genelinde devletler arasındaki etkileşimin ve birbirine bağımlılığın artması ve bu etkileşimin şeklini, sınırlarını ve hızını tayin eden sosyal güçlerdir.

 

III. DEĞİŞEN AVRUPA EKONOMİSİNDE KEİ’NİN YERİ

21. KEİ ülkeleri Avrupa ekonomisinin önemli bir kısmını kapsamaktadır. Birincisi, boyut açısından, KEİ ülkeleri 20 milyon m2 alan kaplayan toplam nüfusu 330 milyon olan ülkelerdir. Yıllık dış ticaret hacmi 300 milyar Doların üzerinde olan bu ülkeler büyük enerji kaynaklarına sahiptirler (ham petrol, doğal gaz, nükleer enerji). İkincisi, ekonomik boyut veya kapasite açısından, KEİ ülkelerinin GMH’sının yaklaşık 800 milyar Dolar (1998 fiyatlarıyla) olduğunu görmekteyiz. Üçüncüsü, 1989 – 1999 dönemindeki performansı açısından, AB GMH’sını yaklaşık %22 oranında arttırmış olup, bu artış yıllık yaklaşık %2 büyümeye karşılık gelmektedir. Diğer yanda, KEİ ülkeleri oldukça farklı bir tablo çizmekle birlikte GMH tüm KEİ ülkelerinde 2000 yılından başlamak üzere reel bir artış göstermektedir (örn., Arnavutluk %7.8, Ermenistan %6.0, Azerbeycan %11.1, Romanya %1.8, Ukrayna %5.9).[3] Dördüncüsü, refah düzeyi açısından, KEİ ülkeleri, 22.000 Doların (1998 itibariyle kişi başına düşen gelir) üzerinde olan AB düzeyinden çok uzaktırlar.

22. KEİ’nin AB ile ilişkileri asimetri ve iki taraflılık özelliğine sahiptir. Ticari ilişkiler hızla, ancak asimetrik olarak gelişmektedir. AB KEİ’in en büyük ticari ortağı ve önemli bir yatırım kaynağıdır. AB KEİ grubunun en önemli ticari ortağı haline gelmiştir. 1993-1999 döneminde, KEİ grubunun toplam ticari alışverişinin %39’dan fazlasını, ihracatının %38’ini ve ithalatının %48’ini AB ile yapmıştır. KEİ ülkelerinin çoğunluğunda, AB ile ticaretlerinde dış ticaret açığı söz konusudur. Bunun tek istisnası hidrokarbon ürünleri ihracatları sayesinde dış ticaret fazlası olan Rusya ve Azerbaycan’dır.

1993-1999 dönemi itibariyle, AB’nin toplam ticari alışverişinin yaklaşık %3’ünü, veya ihracatının %3.2’sini ve ithalatının %2.6’sını oluşturan KEİ grubu AB’nin önemli bir ticari ortağı değildir. Doğrudan yabancı yatırımı ile ilgili olarak, AB önemli bir sermaye kaynağıdır. KEİ bölgesinde AB ülkelerinin toplam doğrudan yabancı yatırım hisseleri içindeki payı yaklaşık %40’tır.

23. KEİ ülkeleri çok sayıda programın sağladığı teknik yardımdan yararlanmaktadırlar. Toplam olarak, yalnızca KEİ’nin faaliyete geçtiği ilk beş yıl içinde KEİ ülkeleri AB’den 2,589 milyon Euro almışlardır (AB ortak üyesi olan Türkiye’ye yapılan yardım hariç). Bunun 419 milyon Euro kısmı Karadeniz Havzasında bölgesel kalkınmanın ve işbirliğinin desteklenmesine yönlendirilmiştir. 2000 yılında bu tutar 700 milyon Euro’ya ulaşmıştır. Bu yardımların büyük kısmı, uluslararası şebekenin, karayollarının, limanların, gaz ve petrol boru hatlarının ve komünikasyon sisteminin inşaatı ve imarı dahil, KEİ ülkeleri – katılımcıları tarafından altyapının geliştirilmesinde kullanılmıştır. Ancak, Avrupa’nın diğer bölgelerine (örn., Batı Balkanlara) yöneltilen yardımlarla veya bölgenin gerçek ihtiyaçlarıyla karşılaştırıldığında, bir bütün olarak KEİ bölgesine yöneltilen yardımlar sınırlı düzeyde kalmaktadır.

24. KEİ ve AB uzun vadeli ilişkilerinde stratejik hedeflerle ilgili bir kavram geliştirmemiş veya net bir vizyon ortayla koymamışlardır. Bir strateji oluşturmak için gösterilen tek çaba KEİ tarafından Haziran 1999’da geliştirilen, 'AB ve KEİ arasında İşbirliği Platformu’ olmuştur. Bu iki topluluğun ilişkileri tek bir yaklaşımdan ziyade ikili anlaşmalardan oluşan bir ağa dayanmaktadır. Yunanistan AB’nin tam üyesidir; Türkiye AB ile yaptığı Gümrük Birliği çerçevesinde Ortak üyedir; Bulgaristan ve Romanya Avrupa Anlaşmalarını imzalamıştır; Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, Moldova, Rusya Federasyonu ve Ukrayna Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları imzalamıştır; Ticaret, Ticari ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması imzalamış olan Arnavutluk halen İstikrar ve Ortaklık Anlaşması müzakerelerini sürdürmektedir. Avrupa Komisyonu, AB ve KEİ arasında, i) altyapının geliştirilmesi (ulaşım, enerji ve telekomünikasyon), ii) ticari işbirliği ve yatırımların kolaylaştırılması, iii) sürdürülebilir kalkınma, çevre ve nükleer enerji ve iv) organize suçlarla mücadele olmak üzere dört ana yönde kapsamlı işbirliği geliştirilmesini önermiştir (1997).

25. AB ve ayrı ayrı KEİ ülkeleri arasındaki ikili anlaşmalar ağı bölgede serbest ticaret  rejiminin uygulanmasını teşvik etmektedir. Türkiye 1995 tarihinden bu yana AB ile Gümrük Birliğindedir. Bulgaristan ve Romanya ise Avrupa Gümrük Birliği şartlarına uyabilmek ve dolayısıyla AB ülkeleri ile bir serbest ticaret bölgesi oluşturabilmek için dış ticaret rejimlerini değiştirmektedir. AB’nin Rusya, Ukrayna ve Moldova ile yaptığı anlaşmalar uzun vadede Avrupa Birliği ile ikili serbest ticaret bölgeleri oluşturulmasına ilişkin müzakerelere başlanmasını öngören hükümler içermektedir. Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan ile yapılan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları (OİA) da ticaretin liberalleştirilmesi ve oldukça geniş bir alanda işbirliği yapılmasını öngörmektedir.

26. KEİ ülkeleri Avrupa ile bütünleşmeyi Avrupa’nın Avrupa kıtası üzerindeki istikrar ve ekonomik refaha gelişim katkısının objektif ve mantıksal bir süreci olarak görmektedirler. Bu durum, KEİ’nin AB’nin genişlemesine karşı olumlu tavır almasını sağlamakla birlikte, bunun yeni birçok güçlükler getirdiği idrak edilmektedir. KEİ’nin genel endişesi,  AB’nin genişlemesinin AB ile bazı KEİ ülkeleri arasındaki uçurumu derinleştirebileceğidir. Analistler, AB’nin genişlemesinin birleşik makroekonomik etkilerinin genel olarak olumlu olacağını, ancak bu durumun kısa ve orta vadedeki etkisinin KEİ’ni, AB’nin KEİ’nin mamul mal ihracatına karşı korumacılığını veya ayırımcılığını arttırması, KEİ’nin Avrupa pazarlarına girişinde güçlüklerle karşılaşması gibi ek problemlerle yüz yüze getirebileceğini belirtmektedirler. AB’nin genişlemesinin yaratacağı etkilerle ilgili endişeler gerek gümrük tarifelerini ve gerekse devam edecek ve hatta artabilecek olan tarife dışı ticaret engeller konusundadır. 

27. Tüm bu endişeler bir tarafa bırakılırsa, AB’nin genişlemesinin ilk sonuçlarından biri olarak KEİ’in AB ile olan sınırlarının genişlemesi, çeşitli şekillerde sınır ticareti ve bölgesel işbirliğini teşvik edeceğinden, bu genişleme KEİ’ye yarar sağlayabilir. Aynı zamanda, tek kural ve yönetmeliklerin genişletilmesi KEİ bölgesinden gelen şirketlerin faaliyetlerini kolaylaştıracaktır. Genişlemiş AB’nin doğu sınırlarına karşı düşmanca davranmak veya dış güç uygulamakla sağlayabileceği makul bir çıkarı olmayacağından, KEİ’nin Avrupa ekonomik alanına dahil edilmesi AB’nin genişlemesiyle teşvik edilebilir. Tam aksine, yalnızca serbest Pazar ekonomisine ve demokratik kurumlara sahip KEİ ülkeleri ile yapılacak siyasi ve ekonomik işbirliği AB’nin stratejik çıkarlarına uygun olacaktır.

 

IV. AVRUPA EKONOMİK ALANININ OLUŞTURULMASINA KEİ’NİN KATKISI

28. Avrupa ekonomisi ile entegrasyon, kuruluşundan bu yana KEİ’nin stratejik ve uzun vadeli hedefini oluşturmaktadır. 25 Haziran 1992 tarihinde imzalanan İstanbul Deklarasyonunda katılan devletlerin Avrupa çapında bir ekonomik alan oluşturulmasına katkı olarak ekonomik işbirliğini geliştirme niyetleri teyid edilmiştir.

29. Yeni Avrupa mimarisinin oluşumuna katkıda bulunma hedefiyle hareket eden KEİ 1999 yılında KEİ-AB İşbirliği Platformunu oluşturmuştur. Bu Platform KEİ’nin, KEİ ve AB tarafından oluşturulan ekonomik alanda daha yakın entegrasyonu için belirlediği stratejik hedeflerin uygulanmasına ilişkin işbirliği araçlarını tanımlamaktadır. KEİ ve AB arasında aşağıda belirtilen alanlarda dengeli ve karşılıklı yarar esasına dayalı bir işbirliğinin geliştirilmesine öncelik verilmiştir:

-         Altyapı şebekesinin geliştirilmesi (ulaşım, enerji ve telekomünikasyon);

-         Ticaret ve doğrudan yabancı yatırımların yapılabilmesi için olumlu koşulların yaratılması;

-         Nükleer güvenlik dahil, çevrenin sürdürülebilir gelişimi ve korunması;

-         Bilim ve teknoloji;

-         Terör ve her tür organize suçla mücadele.

30. Özellikle yukarıda belirtilen ilk iki öncelikli alanda bölgesel işbirliğinin Avrupa ekonomik alanının teşvik edilmesinde etkileri olacaktır. Aslında, Avrupa ekonomik yapıları bünyesinde entegrasyon yolundaki engeller aynı zamanda KEİ’nin daha aktif hale geldiği alanlara katkıda bulunmuştur. Nisan 2001’de kabul edilen KEİ Ekonomik Gündemi’nde mal, hizmet, insan ve sermayenin serbest dolaşımını hedefleyen öncelikli işbirliği alanları belirtilmektedir. Avrupa ekonomik alanının oluşturulması i) mesafelerin kısalmasını sağlayacak altyapının geliştirilmesi, ii) ticaretin serbestleştirilmesi, iii) yatırımların kolaylaştırılması ve iv) mevzuatın uyumlandırılması konularında işbirliği yapılmasını gerektirmektedir.

31. Geçiş ülkelerinin coğrafi özelliklerini inceleyerek bunlardan bazılarının daha olumlu şartlara sahip olduklarını görebiliriz. Diğer yanda, Orta Avrupa ülkeleri Batı Avrupa’nın gelişmiş ülkeleri ile ortak sınıra sahiptir ve bu da bu ülkelerin pazarlarına hızla ve kolaylıkla giriş sağlamaktadır. Diğer yanda, KEİ ülkelerinden bazıları söz konusu Avrupa ülkelerine komşu değildir ve Batı Avrupanın ekonomik merkezlerinden bir hayli uzakta bulunmaktadırlar. Bazı KEİ ülkelerini Batı Avrupa pazarlarından ayıran coğrafi uzaklıklar dikkate alındığında, altyapı gelişimi konusu oldukça büyük ilgi çekmektedir. Karadeniz bölgesinde mesafelerin kısaltılması amacıyla bir ulaşım altyapısının geliştirilmesi AB ve KEİ ülkeleri pazarları arasında irtibat sağlamanın ön şartı olmuştur. Altyapı alanında, onbir KEİ ülkesi  arasındaki yakın işbirliği  haberleşme, ulaşım ve enerji şebekeleri alanlarında uluslararası toplum tarafından finanse edilen altyapı programlarından yararlanarak sağlanmıştır. İşbirliğinin amacı bölgesel farklılıkları azaltmak ve KEİ’nin bölgesel ulaşım altyapısını Karadeniz PETrA, TRACECA ve diğer projeler ve programlar kanalıyla Avrupa ve Asya Şebekelerine bağlamaktır. KEİ Bakanlar Konseyinin ilgili talimatları doğrultusunda (Kiev, 25 Nisan 2002), PERMIS, IGC TRACECA ile çalışma sözleşmeleri imzalamış olup, bu arada Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) ve Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaşım Koridoru Hükümetler Arası Komisyonu (IGC TRACECA) arasında bir İşbirliği Anlaşması Taslağı hazırlanmaktadır. Trans-Avrupa ağlarının ulaşım ve enerji dahil tüm KEİ ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilmesi Avrupa pazarlarının entegrasyonun için sağlam bir zemin oluşturmaktadır.

32. Onbir KEİ ülkesi ulaşım politikalarını beş yıllık bir dönem için tasarlanan Ulaşım Eylem Planı (30 Mart 2001) kanalıyla koordine etmektedirler. Ayrıca, 6 Mart 2002 tarihinde Kiev’de, sekiz Üye Ülke KEİ Bölgesinde Karayoluyla Mal Taşımacılığı İle İlgili Anlaşma Muhtırasını imzalamışlardır. Ermenistan’ın, 5 Kasım 2002 tarihinde Anlaşma Muhtırasını imzalamasıyla muhtıraya imza koyan ülkelerin sayısı dokuza yükselmiştir. KEİ’nin geliştirdiği özgün bir konsept, farklı ulaşım şekillerinin işletmesi ve etkileşimini, deniz taşımacılığı politikalarını, farklı organizasyon, inisiyatif ve programların işbirliğini, ulaşım mevzuatının uyumlandırılması ve yeni teknolojilerin getirilmesini kapsayan Karadeniz Çevre Koridoru’dur.

33. Ticaretin ve yatırımın kolaylaştırılması bir Pan-Avrupa ekonomik alanının şekillendirilmesi mekanizmasıdır ve KEİ’de bölgesel işbirliğinin birinci derecede öncelikli konusu olarak tanımlanmıştır. 14 Nisan 1995 tarihinde Atina’da yapılan 5inci Dışişleri Bakanları Toplantısında, Bakanlar DTÖ sistemine uygun olarak Karadeniz ülkeleri arasındaki ticari engellerin kaldırılması olasılığı ile ilgili bir çalışma başlatmaya karar vermişlerdir. İstanbul’da 7 Şubat 1997 tarihinde Ekonomik İşlerden sorumlu Bakanların katılımıyla düzenlenen KEİ Dışişleri Bakanları Özel Toplantısında, KEİ üyeleri arasında yapılacak serbest ticaret düzenlemeleri ile, Avrupa mimarisinin bir parçası olarak kademeli şekilde bir KEİ Serbest Ticaret Alanının oluşturulmasının yolları ve araçlarının incelenmesine başlama zamanının geldiği beyanının yer aldığı ‘KEİ Serbest Ticaret Bölgesinin Kurulmasına İlişkin Niyet Beyanı’ kabul edilmiştir. KEİ Serbest Ticaret Alanının kurulmasına ilişkin Niyet Beyanı doğrultusunda, bu konuyla ilgili olarak Avrupa Komisyonu ve KEİ DUS arasında ön görüşmeler başlatılmıştır. KEİ Serbest Ticaret Alanı, KEİ ülkelerini sonuçta genişlemiş Avrupa’yla bütünleşme yolunda hazırlayacak olan tamamlayıcı bir ticari oluşum niteliğinde olacaktır. Dolayısıyla, KEİ Serbest Ticaret Alanı Projesi yalnızca üye ülkelere sağlaması beklenen doğrudan ekonomik yararlar (bölge içi ticaretin artması, yabancı yatırımların artması, KEİ ülkelerinin üretim sektörleri arasındaki etkinliğin artması) açısından değil, aynı zamanda KEİ’ni daha büyük bir Avrupa ekonomik alanının ayrılmaz bir parçası haline gelme yolunda hazırlayacak olan bir aşama olması açısından da önemlidir.

34. Serbest ticaret alanını gerçekleştirmek için, KEİ a) KEİ bölgesindeki ticaret üzerinde eşit etkisi olacak nicel kısıtlamalar ve tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin prosedürler ve b) KEİ bölgesi dahilinde ticaretin kolaylaştırılması amacıyla, sınır ticareti ve gümrük mevzuatının uyumlandırılmasına yönelik ortak çalışmalar konularına odaklanarak yavaş adımlar atmaktadır. İlgili KEİ Çalışma Grubu Birleşmiş Milletler Ticari Belgeler Ana Hatları esas alarak dış ticarette kullanılan belgelerin tek tip haline getirilmesi ve standardize edilmesi yoluyla uluslararası ticaretin basitleştirilmesi olanaklarını incelemektedir.

35. Tüm KEİ ülkelerinin DTÖ üyesi olmadıkları göz önüne alınarak, DTÖ kurallarının bölgeye yerleştirilmesine ilişkin olanla aynı yaklaşım yatırımlar alanında da uygulanmaktadır. Üye ülkeler, bağlayıcı olmamak üzere, yatırım işbirliğinin temel ilkeleri üzerinde anlaşmaya varmışlardır: şeffaflık, ayırım yapmama, yatırımların teşviki, yatırım kontrol ihracatı ve telafi, konvertibilite, kilit üyelerin girişi ve geçici ikameti, ihracat sermayesi ile ilgili kısıtlamaların kaldırılması, yatırımcıların yönlendirilmesi, ihtilafların çözümü.[4] Ayrıca, OECD ve KEİ İş Konseyinin işbirliğiyle, KEİ, “Karadeniz Yatırım İnisiyatifi” (KYİ) adı verilen ve KEİ bölgesindeki yatırımları teşvik etmek için bir konsept oluşturmuştur (İstanbul’da 27 Eylül 2001 tarihinde, Üye Ülkelerin SME’lerden sorumlu Bakanlarının toplantısında onaylanmıştır).

36. Ekonomik entegrasyon lokomotifi görevini üstlenen enerjik bir iş topluluğu olmadan Avrupa çapında bir ekonomik alanın oluşturulması mümkün değildir. Bölgedeki iş faaliyetlerinin kolaylaştırılması ve özellikle işin bölgede dolaşımının kolaylaştırılması amacıyla KEİ, Nisan 2003’te  KEİ Üyesi Ülkelerin İşadamı Vatandaşları için Vize Prosedürlerinin Kolaylaştırılması Anlaşmasını imzalamıştır. KEİ ayrıca, KEİ Üyesi Ülkelerin Profesyonel Sürücülerinin Vize Prosedürlerinin Kolaylaştırılması Anlaşması üzerinde çalışmaktadır ve söz konusu Özel Uzmanlar Grubuna belirtilen Anlaşma Taslağının müzakere edilmesi ve sonuçlandırılması çalışmalarına devam etme talimatını vermiştir.

37. Mevzuatların uyumu konusunun iki yönü vardır. Birincisi, üye ülkeler arasında ekonomik işbirliğinin mümkün olabilmesi için KEİ içi uyumlandırmadır. Bu uyumlandırma, üye ülkelerin ulusal mevzuatları ile ilgili bilgi alışverişinde bulundukları ve politikaları ve reformlarını koordine ettikleri KEİ Çalışma Grupları bünyesinde gerçekleştirilir. İkinci yön KEİ ülkeleri ile AB arasında bazı KEİ üyesi ülkelerin AB ortaklığı için aday olmaları çerçevesinde mevzuatların uyumlandırılması ve ayrıca ticaret ve ekonomiyle ilgili faaliyetlerle ilgili dünya standartları ve uluslararası yönetmeliklerin getirilmesi ile ilgilidir. KEİ devletlerinin çoğunluğu daha önce gerçekleşmemiş bir reformdan geçerek kendi hukuki ve idari sistemlerini kurmakta ve mevzuatın uyumlandırması sürecini özellikle güç bir süreç haline getirmektedirler. KEİ devletlerinin uluslararası ticarete ve DTÖ gibi ekonomik kuruluşlara giderek daha fazla katılması bu ülkelerin ekonomik rejimlerinin uyumluluğunu arttırmıştır.

38. Avrupa’daki alt bölgesel örgütlerin çokluğu göz önüne alınırsa, bunların arasında  düzenli ve yapılandırılmış bir diyaloğun oluşması ortak bir ekonomik alanın gerçekleştirilmesi için gerekli olmuştur. KEİ, Merkezi Avrupa Girişimi, Güney Avrupa İşbirliği Girişimi, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (AİKB), Avrupa Yatırım Bankası (AYB), Baltık Denizi Devletleri Konseyi ve Kuzey Konseyi gibi diğer ilgili kuruluşlar ve forumlar ile işbirliğinin geliştirilmesi kanalıyla birleşik Avrupa ekonomik alanı fikrini geliştirmiştir.

KEİ bölgesinin varlıkları

39. KEİ pazarları bütünleştirilmeden Avrupa ekonomik alanının kurulması ve sürdürülmesi mümkün olmayacaktır.

40. Tüm Avrupa ekonomisi için en önemli olan konu gerek bir enerji kaynağı, gerekse bir enerji koridoru olarak KEİ’nin enerji açısından sahip olduğu önemdir. AB’nin enerji ihtiyacının artarak 2020 yılında bu ihtiyacının %70’ini karşılayacağı ithalata bağımlı olacağı tahmin edilmektedir (2000 yılında dışa bağımlılık oranı %50’ydi). KEİ, özellikle kaynaklarını, coğrafi yakınlığını ve enerji teminindeki istikrarlılığı ile bölgede halihazırda enerji altyapısı için yapılmış olan yoğun yatırımları dikkate alarak, Avrupa enerji güvenliği ile ilgili sorumluluğunu üstlenebilir.

41. KEİ bölgesinin önemli bir varlığı tahmin edilen nüfus artışıdır. Ekonomik açıdan bu hızlı gelişen ve dinamik bir pazarın bir yandan yatırımları giderek artan şekilde çekmesi ve öte yandan KEİ ekonomilerinin ekonomik gücüne ve ağırlığına katkıda bulunması anlamına gelir. Nüfus artışı ile birlikte, GMH/kişi başına gelirde (dolayısıyla satınalma gücünde) beklenen büyüme KEİ ülkelerini yalnızca kârlı pazarlar haline değil, aynı zamanda tüm Avrupa ekonomisinin genişlemesi ve büyümesi için bir faktör haline de getirmektedir.

42. KEİ, Avrupa ve Asya’nın kavşak noktasında, benzersiz bir coğafi konumda olması nedeniyle konumundan kaynaklanan önemli bir avantaja sahiptir. Küreselleşmiş bir ekonomide sınır bölgeleri çevresel ekonomik alanlardan tüm dünyadan ulaşılabilen ekonomik faaliyetlerin kaynak noktası haline dönüştürülebilir. KEİ’nin Avrupa’dan Asya’ya fiziksel yayılışı KEİ’ni Orta Asya’nın yeni beliren ekonomileri ile hızla büyüyen Asya pazarlarına giden bir köprü durumuna getirmektedir. Büyük enerji kaynaklarının hemen yanında yer alan, yetenekli ve eğitimli işgücü ve görkemli teknolojik tabanları ve potansiyelleri ile önemli düzeyde sermayeye ve üretim tesislerine ev sahipliği yapabilir.

43. KEİ bölgesinin en önemli varlıklarından biri bölgenin teknolojik ve bilimsel potansiyelidir. Geçiş problemleri nedeniyle, KEİ ülkeleri bu potansiyelden tam olarak yararlanamamakla birlikte, bölge tüm Avrupa için önemli bir kaynak oluşturmaktadır.

V. İLERİYE DOĞRU

44. Bir Avrupa ekonomik alanının şekillendirilmesinin başlıca özellikleri nedir? Avrupa Komisyonu tarafından ‘Daha Geniş Bir Avrupa’ başlıklı belgesi (EC, Mart 2003) ele alındığı gibi,  genişlemiş AB’ne komşu bütün ülkelere AB iç pazarında bir pay olanağı insan, mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımını sağlayacak daha fazla bütünleşme ve liberalleşme sunulmalıdır. ‘Daha Geniş Avrupa’ yaklaşımı doğrultusunda Avrupa ekonomik alanı diğerlerinin yanısıra, aşağıda belirtilen çalışmalarla şekillenecektir:

45. İç pazarın ve düzenleyici mekanizmaların genişletilmesi. Avrupa ülkelerinin iç pazara erişebilmelerini ve bu pazarın imkanlarından yararlanabilmelerini sağlayacak ortak kurallar ve standartlar. Reformları uygulayan ülkeler için Avrupa Müktesebatı bir model vazifesi görebilir. Birlik ve Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmaları (OİB’ler) herhangi bir zaman programı olmadan mevzuat ve düzenlemelerin yaklaştırılması için geniş anlamıyla bir gündem tespit etmiştir. Avrupa çapında bir ekonomi geliştirmek için, bu gündemde Rusya ile birlikte oluşturulan Ortak Avrupa Ekonomik Alanı girişiminin deneyiminden yararlanılmalıdır. Ancak, AB ile bağımsızlığını yeni kazanmış komşu devletler arasında mevzuatın yaklaştırılması için mevcut olanaklar daha derin ve daha geniş anlamda araştırılmalıdır.

46. Tercihli ticari ilişkiler ve pazarın liberalleştirilmesi. Pazarın liberalleştirilmesi ekonomik bütünleşme için temel elemandır. AB ve çeşitli ülkeler arasında imzalanan serbest ticaret anlaşmaları (Barselona sürecinde olduğu gibi) mal ve hizmetler bölümlerini daha geniş şekilde kapsamalıdır. Daha fazla bütünleşmiş bir pazar oluşturmak için tüm Avrupa devletlerinin kendi aralarında aynı derinlikte anlaşmalar yapmalarını gerektirir. Rusya ve diğer NIS (bağımsızlığını yeni kazanan devletler) (Ukrayna, Moldova gibi) için OİA’larda Serbest Ticaret Alanları öngörülmekle birlikte belirli bir zaman koşulu getirilmemektedir. Liberalleşmenin ekonomik gelişmeye gerçekten yardım etmesi için daha net hedefler belirlenmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır. 

47. İnsanların Yasal Göçü ve Dolaşımı. İnsanların ve işgücünün serbest dolaşımı Avrupa ekonomik alanının temelidir ve uzun vadeli bir hedef olarak düşünülmüştür. Yaşlanmanın ve demografik düşüşün, küreselleşmenin ve uzmanlaşmanın etkisi, tüm Avrupa’nın ve özellikle AB’nin işgücünün mevcut olan ihtiyaçlara göre dolaşımından yarar sağlayacağı anlamına gelir. Dolayısıyla, AB sınırlarının düzenli olarak geçilmesi için meşru ve geçerli zemini olan küçük sınır trafiği için etkin ve dostane bir sistemin uygulanması ihtiyacı bulunmaktadır. Aynı zamanda, AB komşu ülkelerin yasadışı göçlerle mücadele yollarının güçlendirilmesine yardımcı olmalı ve etkin transit mekanizmaları oluşturmalıdır.

48. Ulaşım, Enerji ve Telekomünikasyon şebekelerine ve Avrupa Araştırmalara Alanına entegrasyon. Avrupa pazarına tam entegrasyon uyumlu ve bağlantılı altyapı ve şebekeler ile uyumlandırılmış düzenleme ortamları gerektirir.  Trans-Avrupa Şebekeleri, Galileo ve diğerleri gibi AB politikalarında Avrupa’nın çeşitli alt bölgelerini birbirlerine yaklaştırmak için stratejiler oluşturulmalıdır.

49. Yatırımların Teşviki ve Korunması için Yeni Araçlar. Avrupa’nın Batı ve Doğu yakaları arasında mevcut olan refah boşluğunun küçültülmesi amacıyla yabancı yatırımlar için daha güçlü ve daha istikrarlı bir iklim gereklidir. AB ile ileride yapılacak anlaşmalara şirketlere, faaliyetleri için ulusal işlem hakkı veren ve aynı zamanda koruma çerçevesini güçlendiren karşılıklı hükümler eklenebilir. Aynı zamanda, yurtiçi yatırımlar teşvik edilebilir.

50. Global Ticaret Sistemine Entegrasyon Desteği. DTÖ üyeliği genişleyen ticaret ve yatırım bağlantılarının ayrılmaz bir parçasıdır. Kabul edilebilir şartlarla giriş için zemin hazırlamak amacıyla, Rusya, Ukrayna gibi, başvuran ülkelerle DTÖ arasında yapılacak müzakerelere AB yardımcı olmalıdır.

51. Sınır ötesi işbirliği. Yakınlaştırma görüşmeleri sınır ötesi ve transnasyonel işbirliğini daha da teşvik etmelidir. Buna sınırın iki tarafında her tür ekonomik, hukuki ve sosyal işbirliğinin güçlendirilmesi de dahil olmalıdır. AB, komşuları için Phare, Tacis ve INTERREG programları çerçevesinde sınır ötesi işbirliğinin geliştirilmesine ilişkin pozitif deneyime katkıda bulunan yeni bir aracın oluşturulması olanağını düşünmelidir. 

52. Gelecekte AB ile KEİ arasında ne gibi bir ekonomik ilişki gelişebilir? AB ve KEİ ekonomilerinin boyutları ve birbirlerini tamamlayıcı nitelikleriyle ve ayrıca AB ve KEİ’nin coğrafi yakınlıklarıyla ve genel AB-KEİ stratejik ortaklığı ile uyumlu bir orta/uzun dönemli AB-KEİ ekonomik işbirliği stratejisi.

53. Geniş anlamda, KEİ’nin Avrupa ekonomik alanı ile ilgili genel hedefi AB’ni ve KEİ’ni düzenleme mekanizmaları ve mevzuatın yakınlaştırılmasına, ticaretin ve yatırımların kolaylaştırılmasına odaklanan imtiyazlı bir ilişki çerçevesinde irtibatlandırmaktır. Düzenleme mekanizmalarının yakınlaştırılmasına ilişkin geniş kapsamlı hedef, ekonomi kuruluşlarının ortak kurallar ve koşullara tabi olarak faaliyet göstermelerine izin vermesi bakımından gerek AB gerekse KEİ için önemli yararlar sağlayan, arzu edilir bir hedeftir.

54. KEİ Ekonomik Gündemi "KEİ bölgesinin jeopolitik önemi ve büyük ekonomik potansiyeli dikkate alınarak, gerek KEİ gerekse AB bölgede refahın ve siyasi istikrarın arttırılması konusuyla yakından ilgilenmesi gerektiğini öngörmektedir. Bu bağlamda, KEİ üye ülkeleri , AB üyeliği sürecini hızlandırmak amacıyla AB ile yoğun siyasi diyaloğu sürdürmelidirler".

55. KEİ ve AB’nin daha yakın bir işbirliği içerisinde olmalarına ilişkin stratejik hedeflerin her iki tarafın da menfaatine uygun olacak ve bir ortaklık zemini oluşturacak özel bir ilişkinin sürdürülmesi gereğine işaret etmektedir. Bu ortaklık AB’nin KEİ üyeleri ile yaptığı ikili anlaşmaları tamamlayıcı nitelikte olmalı, ancak, bunların uyumlandırılmasını amaçlamalıdır.

 

56. KEİ-AB ekonomik ortaklığının geliştirilmesine, özellikle KEİ’nin Avrupa ekonomik alanına entegrasyonu ilişkin tedbirler diyalog için oldukça geniş alanlar açmaktadır:

i)                    KEİ devletleri arasında, KEİ bölgesinde uyumlu bir ekonomik rejimin teşvik edilmesi ve Karadeniz bölgesinin Avrupa ekonomisiyle bütünleşmesinin kolaylaştırılması amacına yönelik ticaret ve yatırımlarla hizmet ve işgücü ile ilgili çok taraflı anlaşmalar manzumesinin gerçekleştirilmesi;

ii)                   AB’nin KEİ bölgesini kapsayacak şekilde genişlemesine ilişkin maliyetlerin azaltılması için alınacak tedbirlerin geliştirilmesi;

iii)                 KEİ bölgesinde Pazar ekonomisi reformlarının ve ayrıca AB-KEİ hukuk ve ekonomi sistemlerinin kademeli olarak bütünleştirilmesinin teşvik edilmesi;

iv)                 Bir AB-KEİ serbest ticaret alanı oluşturulmasının uzun vadeli bir hedef olarak belirlenmesi. AB, henüz AB ile Serbest Ticaret Anlaşmasının karşılıklı yükümlülüklerini üstlenebilecek rekabet gücüne ve idari kapasiteye sahip olmayan ülkeler (örn., Moldova, Ermenistan, Gürcistan) için DTÖ yükümlülükleri doğrultusunda pazara daha iyi bir girişin gerçekleştirilmesini sağlayacak yeni girişimler geliştirmelidir;

v)                  KEİ ülkelerinde faaliyet gösteren Avrupalı firmalar için iş koşullarını iyileştirecek yapısal reformların yapılması;

KEİ işletmelerinin Avrupa ekonomik ortamına girmelerinin teşvik edilmesi ve KEİ şirketlerinin AB pazarlarına girişi yolundaki bariyer ve engellerin kaldırılması;

AB –KEİ Sanayiciler Yuvarlak Masalarının kurulması ve bu sürece sanayi sektörü temsilcilerinin yanı sıra, ticaret, finans vb. sektörlerin temsilcilerini çekebilecek KEİ İş Konseyinden yararlanılması yoluyla KEİ-AB iş diyaloğunun oluşturulması;

vi)                 Enerji ile ilgili KEİ Çalışma Grubu ve AB tarafından finanse edilen Karadeniz Enerji Merkezi gibi mevcut bölgesel forumlardan yararlanmak suretiyle bir enerji diyaloğunun başlatılması;

vii)               Vize rejimlerinin iyileştirilmesi ve işgücü dolaşımı ve yasal göçlerle ilgili tedbirlerin düşünülmesi;

Teknolojik ve bilimsel alanlarda işbirliğinin genişletilmesi ve e-Avrupa gibi programların KEİ ülkelerini kapsayacak şekilde genişletilebilme olanağının incelenmesi;

viii)              Enerji üretimi, telekomünikasyon ve enformasyon teknolojileri, ulaşım sistemleri gibi ileri teknoloji endüstrileri alanında işbirliğini geliştirmeye yönelik bölgesel amaçlar doğrultusunda AB ve KEİ tarafından desteklenen özel programların oluşturulması;

ix)                AB düzeyinde, AB’nin genişlemesi ışığında AB-KEİ ilişkileri açısından özel öneme sahip bir konu olarak KEİ’nin istikrarlı ve yeterli bir düzeyde finanse edilmesi konusunda karar alınması. Mevcut AB yardım programlarında uygun ayarlamaların yapılması yararlı bir aşamayı oluşturacaktır;

57. Bölgede süregelen ekonomik değişim çerçevesinde, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile daimi bir ilişkinin oluşturulması öngörülebilir. Bu daimi bağlantı kanalıyla KEİ bir yandan AB tarafından finanse edilen programların koordinasyonunu iyileştirirken öte yandan somut projelerin uygulanmasına iştirak edebilir. KEİ’nin mali organı olan Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankasından odaklanmış bir etkileşim noktası olarak bu konuda yararlanılabilir.

VI. SONUÇLAR

58. AB yalnız kıtamızda değil, dünyanın geri kalanında en gelişmiş ekonomik ve siyasi birlik olduğundan, Avrupa Ekonomik alanının geleceği kuşkusuz Avrupa Birliği’nin derinleşme ve genişleme sürecinden etkilenecektir. Diğer yanda, bu alan genişleyen AB’nin dışında kalan ülkelerin tercihleri ve siyasi seçenekleri ile de şekillenecektir.

59. Genel amaç tüm Avrupa ülkelerinin ekonomilerini, ve bu ekonomilerin tabi olduğu kural ve yönetmelikleri birbirlerine yaklaştırmaktır. Avrupa ekonomik alanının oluşturulması ne kendisinin sonu ne de katı (makro)ekonomik veya normatif bir süreç olarak görülmemelidir. Bu oluşum mevzuatların yakınlaştırılması ve serbest ticaret bölgelerinin kurulmasının ötesinde, ortak bir teknolojik ve sosyal alanın oluşumuna ve tüm Avrupa halklarının refahına ve bu halkların bölümlere ayrılmamış bir kıtada refah içinde yaşamalarına yöneliktir.

 

 



[1] Bugün EFTA İzlanda, Liechtenstein ve Norveç’ten oluşmaktadır.

[2]  Buna Akdeniz’in Güney ve Doğu bölgelerinden 12 ülke dahildir - Fas, Cezayir, Tunus (Mağrib); Mısır, Israil, Ürdün, Filistin, Lübnan, Suriye (Maşrık); Türkiye, Kıbrıs ve Malta.

[3] Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), 2002 Geçiş Raporu, Mayıs 2002

[4]   ‘Karadeniz Ekonomik İşbirliği çerçevesinde yatırım alanında işbirliğinin temel prensipleri’, KEİ Dışişleri Bakanlar Toplantısı, Moskova, 25 Ekim 1996.