………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ PARLAMENTER ASAMBLESİ
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
Dok. GA22/CC21/REP/03
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….……………………………………………
KÜLTÜR, EĞİTİM VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
YİRMİ İKİNCİ GENEL KURULU
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
“KEİ ÜYE DEVLETLERDE YOKSULLUĞA KARŞI MÜCADELE”
HAKKINDA
RAPOR
………………………………………………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………
__________________________________________________________________
10 Aralık 2003 tarihinde Bükreş’te Yirmi İkinci Genel Kurul toplantısında onaylanan metin.
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
1. Yoksulluk, temel ihtiyaçların karşılanamaması, biyolojik ve sosyal ihtiyaçlar: eğitim ve beceri yoksunluğunun, kaliteli suya ve sıhhi şartlara yeterince ulaşamamanın, şiddet ve suçun, siyasi özgürlükten ve sesini duyurabilme hakkından yoksunluğun hakim olduğu çok boyutlu bir olgudur. Yoksulluk, daha fazla insanın yeterli düzeyde beslenebilmesi, uygun bir konuta sahip olması, eğitim ve sağlık hizmetlerine ulaşabilmesi, şiddetten korunması ve toplumlarında olup bitenler hakkında sesini duyurabilmesi için bir harekete geçme çağrısıdır.
2. Yoksulluk 21. yüzyılın uluslararası kalkınma gündeminin temel sorunlarından birisini oluşturmaktadır. Aralık 1995’te BM Genel Kurulu Yoksulluğun Ortadan Kaldırılması için Birinci Birleşmiş Milletler On Yılını (1997-2006) ilan etmiştir. Aralık 1996’da Genel Kurul Onyılın temasını bir bütün olarak, “Yoksulluğun ortadan kaldırılması, insanlığın ahlaki, sosyal, siyasal ve ekonomik bir zorunluluğudur.” ifadesiyle beyan etmiştir.
3. Herkesin yaşam standartlarını geliştirmeyen bir ekonomik büyümenin ekonomik ve sosyal açıdan sürdürülmesi mümkün değildir. Yoksulluğun azaltılmasına yönelik yapısal reformlar ve programların eşliğinde pozitif makroekonomik trendleri sürdürerek yaşam standartlarının geliştirilmesi günümüzde KEİ üye devletlerin karşısında duran en büyük güçlüklerden birini oluşturmaktadır.
4. Rapor ve Tavsiye Kararı için katkı Yunanistan ve Romanya Ulusal Delegasyonlarından gelmiştir. Raporun hazırlanmasında kullanılan referans materyaller Uluslararası Sekreterya tarafından İnternet’ten, yoksulluk konusuyla ilgilenen uluslararası kuruluşların, özellikle Dünya Bankası, BMKP vs.’nin web sitelerinden temin edilmiştir.
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
5. Yoksulluğun azaltılmasında neyin yardımcı olacağını bilmek için, yoksulluğun tanımlanması, ölçülmesi ve incelenmesi gerekir. Yoksulluğun, eşitsizliğin ve korunmasızlığın ölçümü ve analizi, bilinçlenme (durumun ne olduğunu bilmek), analiz edebilmek (bu durumu belirleyen faktörlerin anlaşılması), politika oluşturuma ( duruma en uygun müdahaleleri tasarlamak ), izlemek ve değerlendirme (mevcut politikaların yeterli olup olmadığının ve durumda herhangi bir değişiklik görülüp görülmediğinin değerlendirilmesi) açısından önemlidir.
6. Uluslararası uygulamada, yoksulluğun ölçülmesi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Yoksulluğun ölçülmesi için kullanılan en yaygın yöntem gelir ve tüketim düzeylerinin esas alınmasıdır. Bir kişinin tüketim veya gelir düzeyleri temel ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan asgari düzeyin altına düştüğü taktirde, o kişinin yoksul olduğu kabul edilir. Bu asgari düzey genelde “yoksulluk sınırı” olarak adlandırılır.
7. Temel ihtiyaçların karşılanması için gerekli olanlar zamana ve toplumlara göre değişiklik göstermektedir. Dolayısıyla, yoksulluk sınırları zamana ve yere göre değişmekte ve her ülke kendi gelişme düzeyine, sosyal normlarına ve değerlerine göre uygun olanları kullanmaktadır. Örneğin, Yunanistan’daki yoksullar, geçiş dönemindeki ülkelerin standartlarında gayet iyi durumda olabilirler. Geçiş dönemindeki ülkelerin yoksulları ise, örneğin Etiopya’daki yoksullarla karşılaştırıldıklarında pek kötü durumda olmayabilirler.
8. Dünya Bankası ve BMKP tarafından geçiş dönemindeki ülkeler için kabul edilen yoksulluk sınırı Satınalma Gücü Paritesi değişim oranlarında, 1990 fiyatlarıyla günde kişi başına 4 Dolar düzeyindeki gelirdir. Bu gelirin, WHO tarafından tavsiye edilen temel diyete göre gerekli yiyecek satın almak için yeterli olduğu, zorunlu asgari giysilerin satın alınması, yerel ulaşım ve muhtemelen mütevazi bir konutun bedellerinin, yakıt ve sair toplumsal ücretlerin ödenmesi için geriye yaklaşık 1.50 Dolar kalacağı kabul edilmektedir.
9. Yoksulluğun değerlendirmesi, bu olgunun farklı ülkeler, kurum ve kuruluşlar tarafından oldukça değişik şekillerde yapılan tanımına bağlıdır. Ancak, yoksullukla ilgili olarak yapılan araştırmaların çoğunluğu, kısmen eğitim ve sağlık hizmetlerine erişilebilirlik fırsatlarının da dahil edildiği “biyolojik ihtiyaçlar” göstergelerine bağlanmıştır. Bu çalışmalarda genellikle diğer sosyal ihtiyaçlar ve manevi-kültürel ihtiyaçlar faktörü eksiktir.
10. Yoksulluk tanımlarındaki çeşitlilik, yoksulluğun çok yönlü bir olgu olduğunu kanıtlamaktadır ve en azından aşağıda belirtilen yoksulluk türleri mevcut olabilir:
· Gıda yoksulluğu
· Gelir yoksulluğu
· İnsani yoksulluk ( sağlıklı yaşamın, bilginin ve iyi bir yaşam standartının
imkansızlığı)
· Kültürel yoksulluk ve sosyal soyutlanma
· Sesini duyuramama ve hukuki savunmasızlık.
11. Yoksulluğun birçok boyutu olduğundan, gelir ve tüketim düzeyleri ve sosyal göstergeler gibi çeşitli göstergelerden bakılması gerekir.
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
12. KEİ bölgesindeki ülkelerin çoğunluğu – BDT ve Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, 1990’lardan önce toplumlarına yüksek düzeyde temel güvenceler sağlamakla dikkat çekmekteydi. Özgürlük, demokrasi, temel siyasal ve medeni hakların korunmasına dayalı bir güvence olmamakla birlikte, birçok ekonomik ve sosyal hak açısından insanlar kendi alanlarında görece daha büyük bir güvence altında yaşamaktaydılar. İnsanların yaşamları boyunca işsiz kalmayacakları garanti edilmişti. Nakit gelirler düşük olmakla birlikte, bu gelirler istikrarlı ve güvenceliydi. İnsanlar beslenme güvencesine sahipti ve yeterli düzeyde giyinmekte ve barınmaktaydılar. Eğitim ve sağlık hizmetlerine ücretsiz olarak ulaşabiliyorlardı. Emekli olduklarında, emekli aylığı garantileri vardı ve diğer sosyal koruma uygulamalarından düzenli olarak yararlanıyorlardı.
13. Geçiş dönemi bu durumu önemli ölçüde değiştirdi. İnsanlar düşünce, ifade ve örgütlenme açısından daha geniş özgürlüklerden yararlanmakta ve siyasi demokrasideki bir takım düzensiz ve dengesiz gelişmelerden de yarar sağlamaya başlamaktadırlar. Ancak, geçiş süreci, çoğu hala azalmadan devam etmekte olan büyük insani gelişim bedellerinin ödenmesine neden olmuştur. Bu bedellerin en büyüklerinden biri yoksullukta, hem gelir yoksulluğunda hem de insani yoksullukta görülen önemli artıştır.
14. Özgürlük alanındaki kazançlar, beraberinde toplumun uzun yıllardan beri yararlandığı birçok temel ekonomik ve sosyal hakkın kaybedilmesini getirmiştir. Bölgedeki milyonlarca insan ya işsizdir ya da yeterli derecede işlerde çalışamamaktadırlar. Çok sayıda insan özel sektörün güvencesi olmayan işlerinde çalışmak zorunda kalmıştır. Halen resmen çalışmakta olanlar ise ücretlerinin ödenmesi garantisine sahip değildir. İnsanlar emekli maaşı almaya devam etmekteyse de, bu emeklilik maaşları ancak düşkünlüğün ve yoksulluğun yıprattığı yaşlıları güvence altına alabilmektedir. Bazı ülkelerde, gittikçe azalmış olan emeklilik aylıklarının düzgün ödenmesi dahi mümkün olamamaktadır. Daha önce mevcut olan kapsamlı sosyal koruma sistemi artık parçalanmıştır. Birçok temel sosyal hizmet artık ücret karşılığında alınabilmektedir veya kısmen özelleştirilmiş durumdadır. Devletin eğitim ve sağlık kurumları bozulmuş, ödeyebilecek kadar zenginler için bunların yerini özel tesisler almıştır.
15. BMKP tarafından temel insani becerilerden yoksunluk olarak tanımlanan insani yoksulluk da tırmanışa geçmiştir.
16. Yoksulluğun başlıca nedenleri ekonomik gerilemenin sonucu olan ücret dengesizliği ve düşüklüğü ile yüksek düzeyde açık ve gizli işsizliktir. Bu nedenler geçiş dönemindeki tüm ülkelerde eşitsizliğin önemli ölçülerde artmasıyla kendini göstermektedir.
17. Yoksulluk yetersiz beslenme, vatandaşların sürekli olarak ülke dışına akışı, doğum oranlarının düşmesi, hastalık ve ölüm oranlarının artmasıyla sonuçlanır.
18. Yetersiz beslenme birçok ülkede ciddi bir problem haline gelmiştir. Düşük gelirli aileler süt, et ve sebze tüketimini önemli ölçüde azaltmışlar ve şimdi daha ucuz, daha düşük kaliteli yiyeceklere yönelmişlerdir. Demir eksikliği birçok ülkede çok yaygındır. Örneğin, gebeliklerinin son döneminde anemiden şikayetçi olan Rus kadınların sayısı 1989’dan 1994’e kadar neredeyse üç katına çıkmıştır. 1996 yılında Moldova’da yapılan bir araştırma yeterli düzeyde A vitamini alınamaması nedeniyle çocukların %20’si ile %50’sinde raşitizm olduğunu ortaya koymuştur. Bebek ölüm oranları birçok ülkede düşük tutulmuş fakat ilerideki problemlerin habercisi olan doğum ağırlığı normalden düşük bebeklerin sayısı artmaktadır.
19. Yetersiz beslenme, yetersiz sağlık hizmetleri, nüfusun büyük çoğunluğunun pahalı ilaçları satın alamaması, spor olanaklarından yararlanamama, kronik psikolojik ve duygusal baskı ile birleştiğinde, tüm bu etkenler ulusların sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.
20. Göç düşük seviyedeki yaşama vatandaşların doğrudan reaksiyonudur. Geçiş dönemindeki ülkeler ucuz ve yeterince kalifiye işgücü kaynağı haline gelmişlerdir. En tehlikeli eğilimlerden biri beyin göçüdür.
21. Doğum oranının düşüklüğü, yoksulluğun bir başka önemli göstergesidir. Birçok zengin ülkede de doğum oranı düşük olmakla birlikte, bunun nedeni tamamen farklıdır. Kadınlar ilgilerini aile işleriyle sınırlamak istememektedirler.
Yoksul insanların sosyal bileşimi:
22. Çalışan yoksullar – Yoksulluğun şaşırtıcı derecede en önemli nedeni ücretlerin düşük olmasıdır. Nitelikleri az olan, meslekleri işgücü piyasasında pek aranılmayan ya da sağlığı kötü olan insanlardın yoksulluğu anlaşılabilir. Ancak, geçiş sürecindeki ülkelerde yoksulluk, nitelikleri yüksek olan ve tam gün çalışacak işleri bulunan iyi eğitimli insanların sıklıkla karşılaştığı bir durumdur. Bu durum yoksul toplumlarda tipik olarak işgücü devalüasyonu sürecini yansıtır.
23. İşsizler – Yoksulluk, işsizliğin doğal sonuçlarından biridir. İşsizliğin bir ailenin yoksulluk durumu üzerindeki etkisi işsizlik tazminatının düzeyine ve diğer aile bireylerinin kazancına bağlıdır. İşi olanlar için bile ücretlerin çok düşük olduğu, hatta bazılarının ücretlerini bile alamadığı bir ortamda işsizlerin, resmi olarak işi olanlardan daha kötü olmaları gerekmez. İşsizlerin yalnızca bir kısmı işsizlik tazminatı alabilmektedir ve genel olarak işsizlik arttıkça, tazminat oranları ve seçilebilirlik azalmaktadır.
24. Bazı kesimler başkalarına göre daha büyük bir yoksulluk yaşamaktadır. Geçiş dönemindeki birçok ülkede emekliler büyük darbe almışlardır. Çoğunlukla, emekli aylıkları yoksulluk sınırının altında kalmaktadır. Bunun sonucu olarak, yaşları 55 ile 70 arasında değişen birçok emekli iş bulmak için tüm fırsatları denemektedir. Aynı zamanda, çalışamayacak kadar yaşlı olan emekliler yoksulluk içinde yaşamaktadırlar. Hepsinden kötüsü yalnız yaşayan emeklilerin durumudur.
25. Kadınlar yoksulluktan genelde erkeklerden daha fazla etkilenmektedir. Kadınlar arasında İşsizlik ve yeterli derecede çalışamama oranlarının arttığı görülmektedir. Yoksulluğun feminizasyonu bölgede yok edilemeyen ve kalıcı bir problem olarak ortaya çıkmaktadır. Ekonomik güç paylaşımının cinsiyetler arasındaki eşitsizliği ve dengesizliği ücretsiz işlerin kadınlar ve erkekler arasında dengesiz dağılımı, kadınların girişimlerinde teknolojik ve mali destekten yoksun olmaları, sermayeye ve kaynaklara, özellikle emlaka ve krediye ulaşmada yaşanan eşitsizlikler ve zarar verici nitelikteki geleneksel ve alışılagelmiş uygulamalar yoksulluğun feminizasyonunu daha da şiddetlendirmektedir.
26. Bağımlılar: Giderek artan sayıda insan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri desteklemek için yeterli kazanamadığından, ve çocuk ve özürlülük tazminatlarının gerçek değerini her yerde korumak mümkün olmadığından, çocuklar ve özürlüler genellikle yoksulluğun en yakın kurbanlarıdırlar. İşsizliğin, yetişkinlerin ölüm oranlarının, boşanmaların, intiharların vs. artması nedeniyle çocukların korunmasızlığı geçiş döneminde daha da artmıştır.
27. Göçmenler ve sığınmacılar acil mali ve fiziksel güçlüklerle karşı karşıya bulunmaktadırlar.
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
28. Yoksulluk ve eşitsizlikle ilgili uluslararası kıyaslamalar yapmak çok güçtür. Bu konudaki başlıca güçlük farklı ülkelerden kıyaslanabilir bilgilerin temin edilememesidir. Resmi istatistikler genellikle sorunun boyutları, derinliği ve ciddiyeti hakkında fazla bilgi vermemektedir.
Arnavutluk
29. 2001 yılı itibariyle nüfusun %30’u yoksulluk sınırının altındadır. Dünya Bankası tahminlerine göre, kırsal nüfusun %25’i ila %30’u (ülke çapında toplam 1.9 milyon kişi) ve kentsel nüfusun yaklaşık %15’i (kentsel nüfus olarak toplam 1.3 milyon kişi) 1997 yılında, ülkenin kırsal ve kentsel nüfuslarının geri kalanına göre yoksul durumdadır. Kullanılan yoksulluk sınırına bakılmaksızın, kentsel yoksulluğun bazı belirgin özellikleri bulunmaktadır. i) En yoksul olanlar, aile reisinin tipik olarak 40 yaşlarında, resmi eğitimi çok az ya da hiç olmayan işsiz bir erkek olduğu ailelerdir. ii) İkinci sırada, aile reisinin bir emekli olduğu aileler gelmektedir. iii) Yoksulluğun üçüncü büyük kesimini aile reisinin düşük ücretle çalışan bir erkek olduğu aileler oluşturmaktadır. Bu aile reisleri yaklaşık 50 yaşlarındadır, eğitimleri çok azdır ya da hiç yoktur ve düşük ücretli işlerde çalışmakta ya da kendisine ait düşük kazançlı bir işi bulunmaktadır. iv) Çocuk sayısının üç veya daha fazla olduğu aileler yoksulluğa karşı özellikle korunmasız durumdadırlar. v) Düzenli bir gelir kaynağı olmayan ve sosyal yardımlara bel bağlayan aileler tipik olarak çok yoksul olan bir kesimi oluşturmaktadır.
30. Sosyal yardım programı sosyal güvenlik ağı olarak önemli bir rol oynamaktadır. Ancak, bu programın, yanlış hedef saptamaları ve çok düşük olan ödeme düzeyleri nedeniyle istenileni veremediği anlaşılmaktadır.
Ermenistan
31. 1994 yılından bu yana genel yaşam şartlarında iyileşme sağlanmış olmasına rağmen, yoksulluk yi ne de yaygındır ve bu iyileşme aşırı yoksulluk sıklığı üzerinde hiçbir etki göstermemiştir. 1996/97 Ev Bütçeleri Araştırması, nüfusun yaklaşık %55’inin yoksulluk içinde yaşadığını, nüfusun %28’inin yaşamını beslenme sınırının altında sürdürdüğünü ortaya koymuştur. 2001 yılında yapılan ev araştırmaları sonuçlarında ise bu oranlar sırasıyla %50.9 ve %16 olarak saptanmıştır. Kişi başına gelirle ilgili Gini katsayısı* 2001 itibariyle 0.52 ve harcamalar açısından 0.34’tür. Yoksulluk araştırmalarının sonuçları başlıca yoksul kesimlerin çok üyeli, özellikle çok çocuklu ailelerin bireylerinden; işsiz insanlar ve düşük ücretli işçilerden (kültür, eğitim vs.); özellikle geçici barınaklarda iskan eden sığınmacılardan, emekliler ve engellilerden (özellikle bekarlar) oluştuğunun bulunmasını sağlar. Yoksulluğun sıklığı ve derinliği işsizler arasında en fazla olmakla birlikte, çok sayıda yoksul çalışan yoksullardan oluşmaktadır. Kamu sektöründe ücretlerin düşük olması, çok sayıda işçiye ücretsiz idari izin verilmesi ve yarım gün iş oranının yüksek olması nedeniyle, çalışmak bir aileyi geçindirebilecek kadar geliri garanti etmemektedir. Eğitim yoksulluğun nisbeten zayıf bir göstergesi olarak kalmaktadır, çünkü yüksek düzeyde eğitime sahip olanlar da yoksullukta çok az bir farka sahiptirler. Genelde, kentsel nüfus kırsal nüfusa kıyasla daha yoksul durumda olmaya devam etmektedir. Konum, yoksullukla ilgili en güçlü bağlantıdır. En kötü bölgelerin deprem kuşağında ve sınır alanlarında olduğu saptanmıştır.
32. Emekli maaşlarının ve tazminat düzeylerinin çok düşük olması ve yoksullara yönelim biçiminin yetersiz olması nedeniyle, sosyal güvenlik programları, özellikle yaşlılık aylığı ve işsizlik tazminatı kısa dönemde yoksulluğa karşı etkin şekilde koruma sağlamamaktadır. Sistemdeki eksikliklerin farkında olan hükümet sosyal yardım reformunu başlatmıştır.
Azerbaycan
33. Asgari gıda tüketim sepetinin esas alındığı kişi başına aylık 120.000 Manat (25.8 USD) olan yoksulluk sınırına göre 2001 yılında ülkedeki yoksulluk oranı %49 olmuştur. Eurostat tarafından tavsiye edilen ve göreceli olan bir başka yoksulluk sınırına göre, yoksulluk oranının %17 olduğu tahmin edilmektedir. Kentsel aile ortamlarında yaşayan kişiler için yoksulluk riski kırsal ailelerde yaşayan kişilerden daha fazladır (kentsel alanlarda yoksulluk oranı %55). Yoksulluk Bakü’de ve diğer kentlerde kabaca eşit düzeydedir. Aile ne kadar kalabalıksa, yoksulluk riski o derece
___________________
* Gelir veya zenginlik dağılımı için en çok kullanılan tedbirlerden birisidir. Gelirin, giderin, tüketimin, zenginliğin veya benzeri konuların nüfus arasında ne derece eşit dağıtıldığını ya da eşit dağıtılmadığını gösterir. Gini katsayısı 0 ila 1 arasındadır. 0 değeri dağıtımın mükemmel bir şekilde eşit olduğunu, herkesin tamamen aynı miktarda gelire, zenginliğe ve saireye sahip olduğunu gösterir. 1 değeri ise dağıtımın kesinlikle eşit olmadığını, bir kişinin her şeye sahip olduğunu ve diğerlerinin de hiçbir şeye sahip olmadığını gösterir.
yüksektir. Cinsiyet yoksulluk riskini etkilememektedir – toplumdaki erkek ve kadınların yoksulluk olasılıkları hemen hemen eşittir. Aile reisinin ülke içinde yer değiştirmiş bir kişi ya da sığınmacı durumunda olduğu ailelerde yoksulluk riski daha fazladır. Aile reisinin daha yüksek düzeyde bir öğrenim gördüğü ailelerde yoksulluk olasılığı daha azdır. Aile reisinin öğrenim düzeyinin orta okulun altında olduğu ailelerde yoksulluk oranı %54’tür. Ayrıca 9 ekonomik bölge için de analiz yapılmış ve bu analizde bölgeler arasında önemli farklılıklar saptanmış olup, Nahcivan en yoksul bölge, Güney-Batı bölgesi ise görece en iyi bölgedir.
34. Sosyal koruma sistemi, yaşlılık aylığı, engelli aylığı, işsizlik tazminatı, gelir düzeyi düşük aileler için çocuk yardımı gibi bir dizi sosyal güvence ve sosyal yardım sağlamaktadır. Sosyal sigorta ödemeleri 2001 yılında GYH’nın %3.1’ini oluşturmuştur.
Bulgaristan
35. Dünya Bankası tarafından yapılan inceleme, 1997 yılında nüfusun yaklaşık %36’sının veya yaklaşık 3 milyon kişinin yoksulluk içinde yaşadığını göstermiştir. Yoksulluğu ölçmek için yapılan yoksulluk değerlendirme çalışmalarında 1997 yılı itibariyle Bulgaristan’daki ortalama tüketimin üçte ikisine eşit bir yoksulluk sınırı esas alınmıştır. Nüfusun değişik alt kesimlerindeki yoksulluk sınırlarının daha detaylı bir analizi yoksulluk oranlarının kırsal alanlarda daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur. Yoksulluk ayrıca bölgelere göre de değişiklik göstermektedir. 1997 yılında yoksulluk oranlarının en yüksek olduğu yerler Sofya ve Plovdiv olmuştur. Yoksulluk oranlarının etnik azınlıklarda ve kalabalık ailelerde de daha yüksek olduğu saptanmıştır. Yaşlılar ve bekar kadınlar da korunmasızdır. Yoksulların öğrenim düzeyi ve, dolayısıyla, kazanç fırsatlarının toplumun geneline kıyasla çok daha düşük olduğu anlaşılmaktadır.
36. 1997 krizinden bu yana Bulgaristan’da yoksulluğun azalması etkin ekonomik istikrar politikalarının ve toplumun yaşam koşullarının iyileştirilmesinde sosyal güvenlik ağlarının rolünü vurgulamaktadır. Yoksulluğun birçok aile için hiperenflasyon şokunun ve hızla artan işsizliğin yol açtığı geçici bir olgu olduğu 1997’den bu yana Bulgaristan’daki yoksulluğun niteliği değişmiştir. 2001 yılında yoksulluk (KEİ İş Konseyi bilgilerine göre yaklaşık %12.8), net olarak tanımlanmış kesimler arasında daha yerleşik ve yoğun düzeydedir ve hala, yoksulların %60’ını oluşturan etkin azınlıklar arasında en yüksek orandadır.
Gürcistan
37. Gürcistan’da nüfusun büyük bir kesimi yoksuldur. Kişi başına tüketim hemen hemen tüm Gürcü ailelerinde artmış olmakla birlikte, 1998 yılı itibariyle yoksulluk sınırı ile ölçüldüğünde, nüfusun yaklaşık %43’ü yoksul sayılabilir. Gürcistan’da yoksulluğun en önemli bağıntıları istihdam durumu ve üretim varlıkları mülkiyetidir. Çalışamayanların (faal olmayanlar, yaşlılar veya özürlüler) ya da işi olmayanların (işsizler) yoksul olma olasılığı çok daha yüksektir. Genel olarak, kentsel yoksulluk kırsal yoksulluğa kıyasla çok daha yaygın, derin ve ciddi boyutlardadır. Kronik veya uzun süreli yoksulların çoğunluğu (%73) kent kökenlidir. Yoksulluk sıklığındaki bölgesel farklılıklar oldukça büyüktür. Kullanılan yoksulluk sınırı ne olursa olsun, Adjaria ve Samegrelo’da yoksulluk oranının en düşük, Imereti’de ise en yüksek olduğu görülmektedir. Yoksulluğun veya aşırı yoksulluğun görülmediği hiçbir bölge yoktur. Gelir eşitsizliği çok yüksek boyutlardadır. 1996’da, Gini para katsayısı 0.59’du. Yoksulluğun büyük çoğunluğu geçicidir. Ailelerdeki istihdam durumu uzun süreli yoksulluğun en güçlü bağlantısıdır.
38. 1997 ve 2001 yılları arasında, tüm yoksulluk sınırları ve yoksulluk ölçüm tanımları açısından yoksulluk oranı tartışmasız şekilde yükselmiştir (2001’de %54 - CIA Dünya Bilgi Kitabı 2002). Yoksulluğun artmasının nedeni tüketimin azalması ve eşitsizliğin artmasıdır. Büyümenin çok zayıf olması, dar bir sektörel kesimde yoğunlaşması nedeniyle, GYH’deki artışa karşın yaşam standartlarında iyileşme görülmemiş, büyümenin sağladığı yararların dağılımını gerçekleştirecek etkin mekanizmalar var olmamıştır. Yoksulluğun derinliği ve ciddiyeti artmış, sosyal açıdan en savunmasız kesim daha yoksullaşmış ve daha yoksun hale gelmiştir.
Yunanistan
39. Nisan 2003’te yayınlanan Eurostat bilgilerine göre, 1999 yılında, AB dahilinde yaşayanların %15’i (yaklaşık 56 milyon kişi), yani harcanabilir geliri yoksulluk eşiğinin altında bulunan evlerde yaşayanlar yoksulluk riski altında bulunmaktadırlar. Bu oranın en yüksek olduğu ülkeler, ikisi de %21 olmak üzere Yunanistan ve Portekiz’dir.
40. Karmaşık yoksulluk nedenlerine bağlı olarak, etkin tedbirlerin uygulanmasını hedef alan sosyal koruma politikası korumasız nüfus kesimlerine odaklanmıştır. Mali destek ve hizmetler kombinasyonu sosyal entegrasyona katkıda bulunur. Sosyal güvence altında olmayan yaşlılar, özürlüler ve engelliler ile çok çocuklu aileler gibi kesimlerin asgari düzeyde de olsa bir gelire kavuşmaları için yardım sağlanmaktadır. Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından mali açıdan ihtiyaç durumunda olanlar ve acil vakalar için olan programa, 2001 yılında 1.486.444 € ve 2002 yılında 5.583.550 € verilmiştir. Ancak, Eurostat’a göre, sosyal transferlerin (emekli aylıkları hariç) yoksulluk riski altında olanların sayısının azaltılmasındaki etkisi AB Üye Devletleri arasında önemli değişiklikler göstermektedir ve en zayıf etki Yunanistan’da görülmüştür. Buna ek olarak, aileler, çocuklar, yaşlılar, özürlüler ve diğer korunmasız kesimler için evde yardım, çocuklar için kreş, özürlü çocuklar için yaratıcı meslekler uğraş merkezleri gibi bir dizi program gerçekleştirilmektedir.
Moldova
41. Moldova nüfusunun önemli ve giderek artan bir kesimi yoksuldur. Dünya Bankası tarafından düzenlenen yoksulluk değerlendirme raporuna göre, Moldovalıların yaklaşık %37’si 1997 yılında , ayda kişi başına 82.1 MDL (17.6 US$) olan mutlak yoksulluk sınırının altında yaşamaktadırlar. Geliri geçinmek için gerekli olan asgari miktarın (207 lei) yarısından az olan nüfus oranı yaklaşık %53.4’tür. Yoksulluk düzeyindeki artış gelir eşitsizliğindeki artış ile ilişkilendirilmiştir. Gelir eşitsizliğine ait Gini katsayısı 1987-88 döneminde 0.24’ten 1993’te 0.36’ya, 1997-99 döneminde ise 0.44’e yükselmiştir. Yapılan ön tahminlere göre bu oran 2000 yılında bir miktar azalarak 0.42’ye gerilemiştir. Yoksulluk, gerek mutlak gerekse göreceli yoksulluk açısından kentsel alanlara göre kırsal alanlarda daha hakim durumdadır. Ayrıca, Kişinev’de yaşayanlar diğer kentlerde yaşayanlardan çok daha iyi durumdadır. Moldova’daki en yoksul kesimler çalışan yoksullar, özellikle tarım kesimindeki topraksızlardır. Yaşlılar yoksuldur. Kadınlar erkeklerden daha yoksul olmakla birlikte, bu fark yaş artıkça azalır. Yoksullar en çok kamu harcamalarının giderek daraldığı sağlık ve eğitim alanlarında etkilenmektedirler.
42. Resmi işsizlik oranları çok düşük olmakla birlikte, işi olmayanların gerçek sayısı büyük ölçüde tam olarak yansıtılmamaktadır. 1998 yılında Moldova’da kayıtlı işsizlerin oranı yetişkin nüfusun kabaca yaklaşık %2’sini oluşturmaktadır. Aile araştırmalarından alınan veriler işsizlerin ve ücretsiz izin verilenlerin oranının toplam işgücünün %28’ine yakın olduğunu göstermektedir. 1999 yılında, Hükümet tazminat stratejisini rasyonalize etmek için tedbirler almaya başlamıştır.
Romanya
43. Romanya yoksulluk ve sosyal dışlanma patlaması ile karşı karşıyadır. Fakirlik dinamikleri 1995 – 2000 yılarında yüzde 21.5’ten 30.6’ya kadar değişmekteydi. 2001’de ise yüzde 29.6’ya düştü. Romanya ulusal istatistiklerine göre, en yüksek yoksulluk derecesi, işsizlerin (yüzde 40) ve çiftçilerin (yüzde 48.1) reislik ettiği hanelerdeydi. Emekliler (yüzde 24) ve ücretli işçiler (yüzde 14.1) için yoksulluk oranı daha düşüktü. Geçici yoksulluk ücretli işçiler ve işsizler arasında daha yoğundu. Çiftçiler ve emekliler, yoksulluğun uzun vadeli yönünü temsil etmekteydiler. Romanya’daki kalıcı yoksul ve sosyal dışlanmış gurupları, temelde, aşırı fakirlik içerisinde yaşayan, ülkenin büyük şehirlerini istila eden sokak çocukları ordusuna katılan şiddet gören çocuklar temsil etmektedir. Kadınlar arasında fakirlik, iç şiddet, insan kaçakçılığı ve cinsel taciz için bir sebep haline gelmektedir. Romen nüfusu arasında fakirlik yüksektir. Dünya Bankası verilerine göre gelir eşitsizliği Romanya’da diğer geçiş ülkelerine kıyasla daha az düşüş göstermiştir, gelir Gini’si 1989 ila 1993 arasında sadece 0.23’den 0.28’e yükselmiştir, tüketim Gini’si ise 0.21’den 0.23’e yükselmiştir. Doğu Avrupa ülkeleri arasında Romanya en düşük sağlık göstergelerine sahiptir ve fakirler de ülkede en düşük sağlık statüsüne sahiptirler.
44. Hükümet, asgari geliri temin etmek, asgari ücreti artırmak için önlemler alarak durumu istikrara kavuşturmak ve kontrol etmek doğrultusunda çaba göstermiştir (1 Ocak 2003’ten itibaren) ve İş Edinme Ulusal Programı’ın yanı sıra Ulusal Anti-Yoksulluk ve Sosyal Kapsama Destekleme Planı’nı başlatmıştır. Ayrıca Romanya Sosyal Kalkınma Fonu kurulmuştur. Hükümet Sosyal Programı, belirli insan kategorilerinin yaşam koşullarını iyileştirmek (ücretsiz tedavi, ısınma yardımı vs.) hususunda desteklemektedir.
Rusya Federasyonu
45. Ülkede son dönemde yaşanan ekonomik büyümenin sonuçlarından biri yoksulluğun azalmasıdır. Hükümet, GYH’nin 2002 yılında %4’ün üzerinde bir artış göstermesiyle, yoksulların oranının %29’dan %27’ye düştüğünü ifade etmiştir. Devlet İstatistik Komitesi yoksulluk derecesini, aylık 1.817 ruble (57 $) olarak belirlediği kişi başına resmi geçinme sınırına bağlamıştır. Bu kurum, Kasım 2002 itibariyle kazancı bu rakamın altında olan Rus sayısının 39 milyon olduğunu belirtmiştir. Ancak, Devlet İstatistik Komitesinin rakamları oldukça tartışmalıdır. Rusya’daki yoksulların sayısına ilişkin değişik tahminler nüfusun beşte biri ile yarısı arasında değişmektedir. Rusya’daki yoksullar esas olarak çocuklu ailelerden, işsizlerden, özürlülerden, tek başına yaşayan bekarlardan ve kadınlardan oluşmaktadır. Evsizler ve bazı sığınmacılar yoksulların küçük ama kritik kesimini oluşturmaktadır. Çalışan yoksullar, yoksulların en büyük kesimini oluşturmaktadır. Bir başka olumsuz gelişme daha yaşanmaktadır – giderek artan sayıda çocuk yoksul saflarına katılmakta, çoğalan sokak çocuğu orduları ülkenin büyük kentlerinin nüfusuna katılmaktadır. Fiyat liberalizasyonu Rusya’da bölgeler arasındaki yaşam giderleri ve ortalama ücretlerde keskin farklılıklar yarattığından, yaşam şartlarındaki bölgesel farklılıklar geçiş sürecinde iyice belirgin hale gelmiştir. 1994-1996 dönemini kapsayan bir çalışmaya göre, uzun süreden beri yoksul olanların yüzde 97’si kırsal alanlarda (%33) ve Moskova ve St. Petersburg dışındaki kentsel alanlarda (%64) yaşamaktadır.
46. Rusya’daki güvenlik ağı nakit transferlerden oluşmaktadır (sosyal sigorta ve yardım programları). Resmi nakit transferler emekli aylığı, işsizlik tazminatı, aile yardımı, sosyal yardım (yoksulluk yardımı ve yerel sosyal hizmetler), hastalık yardımı ve doğum tazminatı yanısıra konut, temel hizmetler ve sağlık hizmetleri için ailelere yapılan yardımlardan oluşmaktadır.
Türkiye
47. Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) ifadesine göre, nüfusun %13’ü (yaklaşık 9 milyon kişi) açlık sınırının altında, %24’ü (16 milyon kişi) ise yoksulluk sınırının altında bulunmaktadır. Nüfusun %18’inin (yaklaşık 12 milyon kişi) günlük beslenme giderleri 2 Doların altındadır (Milliyet, 12.04.2003). 2001-2005 dönemine ilişkin Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında Hükümetin önemli görevlerinden biri olarak yoksulluğa karşı mücadele konusu yer almaktadır. Türkiye’de yoksulluk ve eşitsizlik esas olarak eğitim ve istihdam durumu ile bağlantılıdır. Enflasyonun uzun vadeli bir dağılım etkisi olmadığı görülmektedir. Bölgeler ve sosyal gruplar arasındaki gelir farklılıkları büyük ve kalıcıdır. Zaman içinde yapılan karşılaştırmalar bölgeler arasındaki eşitsizliğin büyümekte olduğunu göstermektedir. Ege bölgesindeki hassasiyet riski ulusal ortalamanın yarısı iken, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki risk düzeyi ulusal ortalamanın %50’sinin üzerindedir. Ancak, en zengin bölgelerde dahi yoksul kesimler bulunmaktadır. Korunmasızlık ve yoksulluk açısından kentsel ve kırsal alanlar arasındaki fark fazla değildir. Eğitim sistemi kapsamlı olmakla birlikte, en yoksullar için fazla erişim olanağı tanımamaktadır.
48. Türkiye’deki sosyal koruma sistemi bölgedeki gelişmiş sistemlerden biri olup aynı zamanda daha da geliştirilmeye ihtiyacı vardır. Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planında uzun süreli yüksek enflasyonun genel olarak sosyal refah düzeyini artırmaya ve özelde gelir dağılımının düzeltilmesine ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik politikalar uygulama fırsatlarını azaltmıştır. Sosyal güvenlik ve sosyal yardım sistemi yoksulları yeterli düzeyde koruyamamaktadır.
Ukrayna
49. Dünya Bankasının yardımıyla Ukrayna Devlet İstatistik Komitesi tarafından 1999 yılının ilk yarısını kapsayacak şekilde 12.000 evde yapılan bir araştırmaya göre, nüfusun %30’u yoksuldur. Yoksulluk analizi için, araştırma örneği için kişi başı ortalama tahmini giderin %75’ine eşit kişi başı gider düzeyi üzerinden bir yoksulluk sınırı belirlenmişti. Aşırı yoksulluk içerisinde yaşayan nüfus oranının %17 olduğu tahmin edilmiştir. Ukrayna’daki yoksullar kimlerdir? Geçiş dönemindeki diğer ülkelerde olduğu gibi, ücretlerin ödenmemesi ve ücret düzeylerinin düşük olması nedeniyle, işçiler ve çalışan aileler arasında yoksulluk oranı giderek artmaktadır. Yaşı 70’in üzerindeki yalnız yaşlılar yoksul evlerin önemli bir kesimini oluşturmaktadır. Ancak, daha genel olarak emekliler arasındaki yoksulluk, bu tür insanların büyük bir kısmının çalışmasıyla yumuşatılmaktadır - yaşları 55 ile 70 arasında olan insanların yaklaşık %35’i çalışmaktadır. Çocuklu ailelerin yoksulluk olasılığı yüksektir- bu tür ailelerin yaklaşık %50’si yoksulluk sınırının altındadır ve çocuk sayısı arttıkça, yoksulluk olasılığı da artmaktadır. Geçimi tek kişinin sağladığı, özellikle, aile reisinin kadın olduğu aileler korunmasız durumdadır. Yoksulluk, öğrenim ve mesleki beceri eksikliği ile ilişkilidir; aile reisinin eğitim düzeyi ne kadar yüksek ise, o ailenin yoksul olma olasılığı o derece düşüktür. Yoksul aileler genellikle kırsal alanlarda yaşamaktadır. Ayrıca, yoksulluk bölgelere göre değişmektedir ve büyüme alanlarının dışında ikamet ile ilişkilidir (en düşük yoksulluk oranları Kiev, Chernihiv, Kharkiv, Zakarpatska’dadır). Geçiş sürecindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, Ukrayna’da yaşam standartlarındaki eşitsizliği gösteren Gini katsayısı düşüktür. Tüketim bazlı Gini katsayısı 0.28’dir.
50. Ukrayna Devlet Başkanı tarafından bu konuda yayınlanan en önemli belgelerden biri sağlıklı vatandaşlar arasında ekonomik aktiviteyi güçlendirmek ve gelirlerini artırmak için ekonomik ve hukuki ön koşuların oluşturulması, ve sosyal güvenlik sisteminin sosyal yardımları daha etkili hale getirecek şekilde reformdan geçirilmesi gibi, bu olumsuz olguyla mücadele etmek için alınacak başlıca tedbirleri tanımlayan “Yoksulluğu Yenme Stratejisi” hakkında karardır.
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
51. Yukarıdaki bölümde yer alan bilgiler, yoksul ve çok yoksul insanların önemli bir kesim olarak yer aldığı, yoksulluk oranında, bölgelere, insan sermayesi durumuna ve mal mülkiyetine veya erişme durumuna göre farklılığın görüldüğü, yoksulluğun üretken işler sunabilen bir ekonominin oluşturulmasındaki ilerlemenin eksikliği ile ilişkili olan karmaşık bir tabloyu ortaya koymaktadır.
52. Yoksulluğun azaltılması için kaynakların mobilize edilmesi başarılması güç bir görev olmaya devam etmektedir. Yoksulluğa karşı mücadele toplumun ihtiyaç duyan kesimlerine yardım etmeye yönelik sosyal programların geliştirilmesinden daha fazlasını gerektirmektedir. Bu, insanların pazar ekonomisine adapte olabilmelerine yardımcı olacak karmaşık bir programdır.
53. Hükümetlerin çoğunluğu, yoksulluğun azaltılması için ulusal hedefler belirlemiş ve yoksulluğun ortadan kaldırılmasına ilişkin plan ve stratejiler geliştirmiştir. Sivil toplum ile Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi kalkınma ortaklarının yer aldığı katılımcı bir süreç kanalıyla birçok hükümet Yoksulluğu Azaltma Stratejisi Tebliğleri (YAST’lar) hazırlamıştır. Bu kuruluşlar haricinde, BMKP, ILO ve diğerleri gibi uluslararası kuruluşlar da bu problemin hafifletilmesi için destek sağlamaktadırlar. Yoksulluğun Azaltılması Stratejisi Tebliğleri büyümeyi hızlandırmak ve yoksulluğu azaltmak için ülkelerin uygulayacağı makroekonomik, yapısal ve sosyal politikaları ve programlarını tarif etmektedir.
54. YAST’lara göre, hükümetlerin yoksulluğu azaltma stratejisi üç ana temel üzerine oturtulmalıdır:
1. Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve nüfusa üretici istihdam temin edecek olan kapsamlı kalkınma;
2. temel hizmetlere (özellikle temel sağlık ve eğitim hizmetlerine) daha fazla erişimi vurgulayan insani kalkınma politikaları;
3. en çok muhtaç durumda olanları hedef alan sosyal koruma politikaları.
55. Ekonomik gelişme ile yoksulluğun azaltılması arasında iki yönlü güçlü bir bağlantı bulunmaktadır. Yoksulluğun ve gelir dengesizliğinin azaltılması yönünde bir iyileşme sağlanamadığı sürece, güçlü büyüme sürdürülemez. Yoksulluğun ve gelir dengesizliğin azaltılmasına odaklanan ekonomik ve sosyal politikalar, yoksulların ekonomik gelişme sürecine daha geniş çapta katılımlarını sağlamak amacıyla ilköğretime yapılacak yatırımları teşvik eder. Yoksulluğun azaltılmasına yönelik kamu desteği olmadan, makroekonomik istikrar sağlamaya yönelik tedbirler ve yapısal reformların savunulması ve uygulanması zor olacaktır. Ancak edinilen deneyimler ekonomik kalkınmanın yoksulluğun ortadan kaldırılmasında gerekli olmakla birlikte yeterli olmayan bir şart olduğunu doğrulamaktadır.
56. Yoksulluğun azaltılması için etkili bir yönetim sisteminin kurulması çok önemlidir. Geçmişte, bu konu yoksulluğun azaltılması yolunda en büyük engellerden biri olmuş ve gelirin aşırı derecede kutuplaştırılmasıyla sonuçlanmıştır. Sürdürülebilir gelişme özel sektör faaliyetleri ve insan ve mülkiyet haklarının korunması için sağlam bir adalet sisteminin varlığını gerektirir. Dolayısıyla, adalet sisteminin etkinliğinin arttırılmasına yönelik tedbirler sürdürülebilir ve dengeli bir ekonomik büyümenin sağlanması ve yoksulluğun azaltılması açısından önemlidir.
57. Yoksulluğun azaltılması ve sürdürülebilir insani kalkınma, yapılan ayarlamaların sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik sektörlerine ilişkin mali harcamaları önemli ölçüde etkilediğinden geçiş sürecinde önemli ölçüde etkilenmiş olan bu alanlarda kapsamlı ve hedefe yönelik bir stratejinin hazırlanması ve uygulanmasıyla bağlantılıdır.
58. Sağlık programları, kamu tarafından finanse edilen sağlık hizmetlerini ve temel sağlık hizmetlerine öncelik vererek hem piyasa mekanizmalarını hem de sosyal güvenceleri bir araya getiren bir sağlık sisteminin harekete geçirilmesini kapsamalıdır.
59. Eğitimdeki iyileştirmelerin fakirliğin azaltılması üzerinde direkt etkisi vardır. Bu sebeple, bir yandan mali sürdürülebilirliği temin ederken bir yandan da eğitim sisteminin etkinliğini geliştiren eğitimsel standartların iyileştirilmesi için çabalara ihtiyaç vardır
60. Sosyal sigorta ve sosyal yardım programlarına özel önem verilmelidir. Bu programlar, özellikle yaşlılık aylıkları ve işsizlik teminatları birçok ülkede yetersiz düzeyde olduğundan, halen yoksulluğa karşı etkin bir koruma sağlamamaktadır. Hükümetlerin emekli aylıklarının düzenli olarak ödenmesi ve ekonomik büyümeye paralel olarak arttırılması konusuna ağırlık vermeleri gerekir. Genellikle yoksullara yeterince yönelinmemektedir. Bu tazminatlardan nüfusun en korunmasız kesimlerinin yararlanmasını sağlamak için bunlardan yaralanacakların seçimine ilişkin yöntemler iyileştirilmelidir.
61. İş olanaklarının yaratılması yoksulluğun azaltılmasında yardımcı olacak sosyal konuların çözümünde temel taşıtır. Esnek işgücü piyasalarının iş olanaklarının yaratılmasında önemli bir rol oynadığı göz önünde bulundurulduğunda, esnek işgücü piyasalarının oluşturulabilmesi için hükümetlerin işgücü piyasalarını düzenleyen mevzuatı ve bu alandaki kurumları ve politikaları revize etmesi ve gerekirse iyileştirmesi gerekir. İşsizliğe karşı kamusal koruma güçlendirilmelidir. İnsanların iş bulmalarına yardımcı olacak politikalar geliştirilmelidir. Özürlülerin çalışmasına imkan verecek fırsatlar yaratarak özürlülere önem verilmelidir.
62. Dolayısıyla, yoksulluğun ortadan kaldırılması için kapsamlı bir ulusal stratejinin belirlenmesi ekonomik ve mali politikalar dahil, her düzeyde geliştirilen politikaların entegre edilmesi, kapasite artırımı ve kurumsallaşmanın teşvik edilmesi, eğitim, sağlık, sosyal koruma ve temel sosyal hizmetler alanlarında yatırımlara öncelik verilmesi anlamına gelmektedir.
………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….………………………………………………………………………………….
63. Yoksulluk birçok KEİ üyesi ülkede ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir. Geçiş döneminde olmayan ülkelerde bu sorunu kendi başlarına çözebilecek mali ve kurumsal kaynaklar mevcut olduğundan, yoksulluk sorunu geçiş sürecinde olmayan ülkelere kıyasla geçiş sürecini yaşayan ülkelerde çok daha acil boyutlardadır. Geçiş sürecindeki ülkelerin tümünde yoksulluk esas olarak ücretlerin düşük olmasının, uzun süreli işsizliğin, bazı ülkelerde çok daha geniş bir mali krizin bir parçası olarak yardım sistemindeki çöküşün sonucudur.
64. Ekonomik toparlanma yılları içerisinde yoksulluk oranında azalma çok küçük boyutlarda olmuştur. Ülke çapında kapsamlı araştırma bilgilerinin olmaması yoksulluk analizini güçleştirmektedir ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik etkin bir stratejinin geliştirilmesini engellemeye devam edecektir. Bu raporda yer alan temel tavsiyelerden biri yoksulluğun derecesinin daha iyi nicellenmesine, yoksulluk özelliklerinin belirlenmesine ve yoksullukla mücadele için iyi yönlendirilmiş politika ve programların geliştirilmesine yardımcı olması için ailelerin gelirleri ve harcamaları ile ilgili ülke çapında bir araştırma yapmalarıdır.
65. Yoksulluk KEİ bölgesi için esas olarak hala toplumun büyük kesimlerini etkileyen geçici bir olgu olmakla birlikte, sürdürülebilir ekonomik büyüme ve istikrarlı makroekonomik performans yoksulluğun hafifletilmesi stratejisinin önemli yapıtaşlarıdır.
66. Yoksulluğun önlenmesine yönelik strateji, hükümet yönetiminde iyileşmeyi, istihdam fırsatlarını, sosyal hizmetlerin sağlanmasını, iyi hedeflenmiş programlarla yoksulların korunmasını kapsamalıdır. İyi bir sağlık ve eğitim hizmetinin, bireyin yaşam standartlarının yükseltilmesinde temel rol oynadığı ve, özellikle, yoksulluğun azaltılmasına yönelik stratejinin temel elemanı olduğu geniş çapta kabul edilmektedir.