AAPA Yaşam Kalitesinin Geliştirilmesi, Sivil Toplumlararası Değişim ve Kültür Komisyonu Toplantısında (27 Şubat 2006) AAPA Türk Grubu Başkanı Zeynep KARAHAN USLU Tarafından Yapılan Konuşma

Sayın Başkan, Değerli Misafirler,

Geçtiğimiz günlerde Danimarka’da İslam peygamberi Muhammed’in karikatürlerinin yayınlanmasıyla tüm dünya insanlarında üzüntü ve öfkeye yol açan olaylara tanık olmaktayız.

Sizlerin de takdir edeceği gibi, Medeniyetler çatışmasından söz edildiği, dinsel çatışmaların yaşandığı ve dini radikalim dalgası ihtimalinin bulunduğu bir dönemde bu türden olayların gerçekleşmesi, konu üzerinde ayrıca durulmasını ve hemen harekete geçilmesini gerektirmektedir.

Bu bağlamda, Türkiye ile İspanya’nın öncülük ettiği “Medeniyetler İttifakı” gibi inisiyatiflerin bir kez daha önemi vurgulanmaya değerdir.

Bu noktada bu yeni dünya düzeninin doğuşunun neden Sovyetler Birliğinin dağılışından sonra olduğu sorusu sorulmalıdır. Cevap biraz muğlak. Huntington’a göre, bu yeni dünya düzeninde çatışma, farklı ekonomik ve sosyal sınıflara mensup insanlar arasında değil; farklı kültürel birimlere mensup insanlar arasında gerçekleşecek. (S.P. Huntington, The Clash of Civilizations and The Remaking of World Order, 1996, p. 23,26)

Değerli konuklar,

Açık olan şu ki, medeniyetler arasında bir diyalog acil bir ihtiyaç haline geldi. Olabildiği kadar kısa sürede karşılıklı anlayışı tesis edecek yolları bulmak zorundayız. Birbirimiz hakkındaki düşüncelerimizi çarpıtan kalıplara artık daha fazla izin veremeyiz.

Nedenlerin ve sağduyunun sesine kulak vermediğimiz, yüzyıllardan süzülerek gelen bilgeliği gözardı ettiğimiz sürece, radikalizm bugün olduğu gibi yükselecektir. Tıpkı bugünkü gibi…

Şayet insanlık, kültürel farklılıkları tolere etmeyi, çoğulculuğu bağdaştırmayı başaramazsa, günün birinde gerçekten küresel bir toplum olabileceğimizden nasıl umut edebiliriz?

Değerli misafirler, özetle, dini değerleri de içeren insanlık tarafından oluşturulmuş tüm değerlere karşı hoşgörü ve karşılıklı saygı yükselen fanatizm ve yıkıcı milliyetçilikle mücadelede temel önemdedir.

Üzücü olan şey, kültürel ve dinsel değerlere saygı ile basın ve ifade özgürlüğünün çatışıyor gibi gösterilmesidir. Hayır bu doğru değil. Hiçbir zaman da olmadı. Dünya üzerinde sınır olmayan bir hak yoktur. Diğerlerinin haklarının başladığı yerde sizin hakkının bitmektedir.

Belirtmeliyim ki, devam eden karikatür krizinde, kimsenin ifade özgürlüğünü sorgulamıyorum. Soru saygı ile ilgili! Ayrıca sizlere, pek çok batılı ve doğulu anayasada bu konunun dikkate alındığını hatırlatmama izin veriniz. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin de 10. maddesinde kimliklere ve dinsel değerlere saldırı ve hakaret açıkça reddedilmektedir.

Muhammed’i bomba biçiminde bir şapka giymiş ya da arkasında iki kadın bulunan elinde bir kılıçlı bir terörist olarak resmeden karikatürler, Eylül ayında Danimarka gazetesinde yayımlandı, ancak tepkiler ifade özgürlüğü adı altında diğer Avrupalı gazetelerde yayınlanmaya devam etmesi üzerine yükseldi.

İfade özgürlüğü, hiç şüphesiz demokratik değerler arasında vazgeçilmez bir yere sahiptir. Diğer yandan, bu karikatürlerin yayınlanmasının önünde yasal bir engel bulunmaması, bunların meşruiyetini de sağlamaz. Bu noktada, yasal olan ile meşru olan arasındaki ayrımın yapılmasında yarar vardır. İfade özgürlüğünün saygı sınırları çerçevesinde kullanımının teşviki, önümüzdeki yıllarda da dini semboller üzerinden provakasyonlar ve manipülasyonların yapılmasının önüne geçilmesi için şarttır. Radikalizmin panzehiri olan hoşgörüyü evrensel kılmanın yolu, saygıyı evrensel kılmaktan geçmektedir.

Bu bağlamda, peygamber Muhammed’e gösterilen saygısızlığın yanı sıra, sorunun gelişiminin kötü yönetimi de bizi üzdü. Bu sorumluluğu taşıyanların bir şansı olmasına rağmen, bu saygısızlığa göz yumarak, bu sorumluluğu yerine getirmediler. Küresel durumu doğru biçimde yorumlayamama ve tehlikeli sonuçlarını öngörememe başarısızlığı, sorunu daha da kötüleştirdi. Bugün maalesef, islamafobia yükselmekte ve neredeyse bir düşman olarak, anti semitizm’in yerini almakta.

Bugün dünyada 1.2 milyarın üzerinde Müslüman yaşamaktadır. Ancak bir dinin kutsal değerlerine yönelik hakaret ve aşağılama içeren eylemler, tüm dünyanın duyarlı insanlarını üzmektedir. Aynı zamanda Avrupalı diplomatik temsilciliklerine ve barışcıl ortama geri dönülmesi çağrılarına yönelik şiddet gösterileri de herkes tarafından kınanmaktadır.

Tüm semavi dinler, insanlığın evrensel mirasına vazgeçilmez ve önemli katkılarda bulunmuştur. Bir dinin kutsal değerlinin korunması yalnızca o dinin mensuplarına değil, tüm insanlara sorumluluk yüklemektedir. Kutsal değerlere her bir saldırı yeni tepkileri ve radikalizmi de beraberinde getirecektir.

Değerli misafirler,

Bu noktada bir başka noktanın daha altı çizilmelidir: Küresel eşitsizlik. Zira, İslam’ı anti-emperyalist bir ideolojiye dönüştüren şey batının üstünlüğüdür. Müslüman nüfusun büyük bir kısmı fakir, ve ekonomik ve sosyal olarak kötü koşullarda yaşamaktadır. Bu insanlar dinleri İslam dışında hiçbir şeye sahip değildir. Tarihsel tecrübenin bize gösterdiği şey, Batının üstünlüğüne karşı güçlü bir karşı koyma mevcuttur. Bu karşı koyma İslam toplumları ve kurumları tarafından oluşturulmuştur.

Peki (bu karşı koymanın) cevap ne olacak? Cevap vereyim: İntihar saldırıları vb. ABD ve Batıya dönük şiddet eylemleri. McDonald’s gibi batılı sembollere karşı şiddet eylemleri. Karikatür krizlerine benzer yeni krizler. Ve Benjamin Barber’in bizlere gösterdiği “Cihad Mc’World’e karşı” dünyası.

Bu fırsatla, Müslüman ülkelerdeki şiddet eylemlerini reddettiğimizi de ifade etmek istiyorum. Bunlar sorumsuz eylemler ve bunları şiddetle reddediyoruz.

Değerli misafirler,

Bu kritik ortamda, olayları eski sakin düzenine geri döndürmek için hızlı ve rasyonel bir biçimde harekete geçmeye ihtiyacımız var. Tüm tarafları tansiyonu dindirmek ve farklı dinler ve kültürler arasında diyalog, hoşgörü ve saygıyı sağlamak için gerekli önlemleri almak üzere teşvik etmeliyiz.

Ben Parlamenterlerin de bu süreçte katkı sağlaması gerektiğini düşünüyorum. Nefreti yabancı düşmanlığını ve islamafobia’yı yaymaya çalışan kötü niyetli gündemleri reddederek, birbirimizle işbirliği halinde bulunmamız hayati önem taşımaktadır.

İlginiz için teşekkür ederim.