Samsun Milletvekili Prof.Dr. Haluk KOÇ’un, Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi Kültür Komisyonu toplantısında yaptığı konuşma metni Roma- 27 Şubat 2006

Sayın Başkan,

Bayanlar, Baylar,

30 Eylül 2005 tarihinde Danimarka basınında yer almış Hz. Muhammed’i ve onun kişiliğinde İslam dinini hedef alan karikatürler dünyanın birçok ülkesinde infial uyandırmıştır. Provokatif ve aşağılayıcı olarak nitelenen sözkonusu karikatürlerin yayınlanmasına karşı milyonlarca Müslüman gösteriler düzenlemişlerdir.Buna karşı, birçok Avrupa ülkesinde karikatürleri yayınlayan basın-yayın kuruluşları konuyu daha çok canlandırmak istercesine, basın özgürlüğü adına yayınlamışlardır.

Tüm dünyada şiddet olaylarında bir artış gözlemliyoruz. Bu yayınlardan sonra, birçok ülkede, Avrupa ülkelerindeki büyükelçiliklere saldırılar düzenlenmiş ve birçok sivil hayatını kaybetmiştir gösteriler sırasında. Farklı inançlara sahip insanlar arasında şiddet ve nefret içeren tüm eylemlere son verilmesi istiyor ve bu tür şiddet olaylarını kınıyoruz.

Avrupa’da dine saygısızlık konusunda ortak bir tutum sergilenmemektedir. Basın ve ifade özgürlüğü çerçevesi çok iyi çizilememiştir.

Birçok Avrupa ülkesinde dine saygısızlık yasalarda belirtilmiştir. Üstelik, 1938’den itibaren her ne kadar uygulanmasa da, Danimarka Ceza Kanunu’nun 140. maddesince dine saygısızlığa karşı bazı önlemler öngörülmüştür. Dine saygısızlık Avusturya ve Almanya’da da suç teşkil eder. Bu karşın, Fransa, İspanya ve Portekiz daha önce yasalarında var olan dine saygısızlık maddesini ifade özgürlüğü adına kaldırmışlardır.

Sonuç olarak, bazı Avrupa ülkelerinde örneğin Yunanistan ve İngiltere gibi, dine saygısızlık, hristiyan dini değerlerine karşı yapıldığı takdirde suç sayılmaktadır. İngiltere’de bu yasanın diğer dinlere de genişletilmesi çabaları vardır. Acaba dinler arasında bir ayırım yapmak size doğru geliyor mu? Hristiyanlık dinine karşı yapılan saygısızlıklar kabul edilemez olup buna karşın diğer dinlere karşı yapılan saldırılar ifade özgürlüğü adı altında tolere edilebilir mi?

Bu konuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne demektedir? Örneğin, 1996’da İngiltere Wingrove görüşmelerinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde belirtildiği üzere;

Demokratik bir toplumda, Devlete din karşıtı makalelerin yayınlamasına kısıtlamalar getiren bir sistemin varlığı kendince gerekli olmadığına kanaat getirmek için, Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerin hukuki ve sosyal düzenlemelerinde henüz yeterli bir görüş birliği yoktur. Bu durum Konvansiyonun ruhuna aykırıdır.

ve şöyle ekler:

taraf ülkelere daha geniş bir karar verme alanı bırakılmaktadır, özellikle de ahlaki ve dini alanlarda kişilerin inançlarına saygısızlık teşkil edecek konularla ilgili ifade özgürlüğünü düzenlerken.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararına göre dine saygısızlık Avrupa ülkelerinin yasalarının tümünde dinler arasında hiçbir ayırım yapmaksızın suç sayılması gerekmektedir.

Gelişmelerin tırmanmasını engellemek için, bu konu hakkında ortak bir yaklaşım sergilemek gerekmektedir.

Halkların uzlaşması sürecinde demokratik olmayan ülkeler için demokratikleşme önemli bir anahtardır. İslamın demokrasi ile bağdaşmadığını belirten argümanlar ne doğru ne de akılcıdır. Nüfusunun çoğunluğunu Müslümanlardan oluşan Türkiye demokratik bir ülkedir. Parti Başkanımız Deniz BAYKAL en son Atina Uluslararası Sosyalistler Kongresinde, laikliğe tam saygı gösterildiği takdirde İslam ve demokrasinin bağdaştığını belirtmiştir. Türkiye Batı ile İslam dünyası arasında uzlaştırıcı bir rol oynayabilir.

Türkiye, Müslüman dünyasını şiddete hayır diyerek, Danimarka’yı özür dilemeye davet ederek tansiyonu düşürmeye ve tüm Avrupa ülkelerine dine saygısızlığı ifade özgürlüğü adına tolere edilebileceğinin kabul edilemez olduğunu bildirerek Batı ile İslam dünyası arasındaki iletişime katkı sağlayabilir.