AAPA Siyasi İşler, Güvenlik Ve İnsan Hakları Komisyonu Toplantısında (6 Mart 2006, Brüksel) AAPA Türk Grubu Üyesi Mustafa Nuri AKBULUT Tarafından Yapılan Konuşma
- Çeşitli Avrupa gazetelerinde ve magazin dergilerinde Hazreti Muhammed'i konu alan karikatürlerin basılması sonucu olarak meydana gelen son kriz dikkatli analiz edilmelidir.
- Ancak, Danimarka dahil bazı ülkeler bu konuyu ifade özgürlüğü olarak basite indirgemeyi seçmişler ve bu saygısız karikatürleri kınama ihtiyacı duymamışlardır.
- Bu durum dünyadaki tüm Müslümanları derinden yaralamıştır ve bir krize dönüşen olayların yaşanmasına sebebiyet vermiştir.
- Bu bağlamda, ifade özgürlüğünün demokratik toplumlarda üstün tutulan ve korunan temel değerlerden biri olduğunu tanıdığımız gayet açıktır.
- Ancak ifade özgürlüğünün sınırları vardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kabul edildiği üzere, şiddeti tahrik ve dini inançlara hakaret ifade özgürlüğü içine alınmamıştır.
- Bu nedenle, demokrasi ve sosyal düzenin yüce çıkarlarında, bu hakkı güçlü bir sorumluluk hissiyle uygulamamız zaruridir. Böyle davranırken ahlaki ve dini değerlere saygıya azami dikkat göstermeliyiz.
- Bu bağlamda devletin dini inanış sahiplerine haklarını barış içinde uygulamalarını sağlama yönünde olumlu bir yükümlülüğü olduğunu da düşünüyoruz.
- Kutsal şeylere saygısızlığı fesheden pek çok Avrupa ülkesindeki mevcut yasama pratikte anti
- Hristiyan ve anti
- Semitizme mahsustur.
- Bu yasalar İslami değerlere karşı saygısız eylem ve ifadeleri de kapsayacak şekilde genişletilerek yeniden gözden geçirilmelidir.
- Diğer yandan batı çıkarlarına karşı bazı Müslüman ülkelerde yaşanan son şiddet eylemleri konusundaki en derin kaygılarımı da ifade etmek istiyorum. Bunlar tamamen sorumsuz davranışlardır ve kuvvetli şekilde bunlara karşıyız.
- Son kriz bize Batı ve İslam dünyası arasında büyük bir güven ve diyalog boşluğu olduğunu da göstermiştir.
- Bu boşluğu kapatmak için hissemize düşeni yapmalıyız ve böylece farklı dinler ve kültürler arasında diyalog ve çok taraflı saygıyı geliştirmeliyiz.
- Gerçekten de insanoğlu kültürel/dini farklılıklara ve çoğulculuğa müsamaha gösteremezse gerçek global güvenlik ortamı olmayacaktır.
- Halklarını temsil eden parlamentoların bu sürece katkıda bulunması gerektiğine inanıyoruz.
- Nefret, yabancı düşmanlığı ve İslamofobia yaymaya çalışan bu tür girişimleri etkin olarak reddetmek için birbirimizle işbirliği yapmak oldukça önemlidir.
- Şimdi, dinler arasında gerçek bir diyalog ve karşılıklı saygıyı geliştirecek acil ve somut adımlar atma zamanıdır.
- Bu konudaki başarısızlığımız kaçınılmaz olarak yeni ve hatta daha tehlikeli krizlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.
- Bu amaçla Türkiye ve İspanya’nın ortaklaşa olarak başlattıkları Medeniyetler İttifakı girişimi etkili bir araç olacaktır.
- Bu girişim çerçevesinde BM Genel Sekreteri tarafından kurulan Üst Düzey Grup, ortak değerlerimizi güçlendirecek pratik adımlar konusunda çalışmaktadır.
- Uluslararası toplumun önerilerimizin uygulanması ve gerçek başarıya ulaşması için desteğini genişletmesini ve bu girişime arka çıkmasını ümit ediyoruz.