|
OCAK 2008
I. 14-15 Kasım 2006 tarihlerinde İstanbul’da geçekleşen Bakanlar Konferansı’nın “Kadınları Toplumdaki Yerinin Güçlendirilmesi Sonuç Metni“ ni göz önünde bulundurarak ve Avrupa-Akdeniz Parlamenterler Asamblesi (AAPA) Bürosu’nun rehberliği doğrultusunda, Kadın Hakları ad hoc Komitesi’nin Bakanlar Konferansı’nın, hedeflerinin ve önerilerinin uygulanması için konulan zaman çizelgesini, kadınların rollerinin gelecek 5 yıl için genişletilmesi ve önerilerin sunulması amacıyla izlemesi gerekmektedir. SORU 1) Konferansın hükümleri nasıl uygulanmaktadır?
14-15 Kasım 2006 tarihinde İstanbul’da düzenlenen “Kadının Toplumdaki Rolünün Güçlendirilmesi” konulu Bakanlar Konferansı Sonuç Metni doğrultusunda ülkemizde mevzuat ve uygulama açısından yaşanan gelişmeleri içeren anket formu Temmuz 2007’de doldurularak gönderilmiştir. Bu tarihten bu yana meydana gelen gelişmeler şu şekildedir: - Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi Projesi çerçevesinde Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Ulusal Eylem Planı hazırlanmış ve Kasım 2007’de yürürlüğe girmiştir. - 75.000 sağlık personeline toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik aile içi şiddet konusunda duyarlılık kazandırılması amacıyla düzenlenecek olan eğitimler için çalışmalar başlatılmıştır. - 3 Temmuz 2007 tarihinde Radyo Televizyon Üst Kurulu ile Televizyon Yayıncıları Derneği tarafından “Yayımcılık Etik İlkeleri” imzalanmıştır. Söz konusu ilkeler içerisinde “yayın kuruluşlarının ırk, din, dil ve cinsiyet ayrımcılığına, aşağılama ve önyargılara yer vermemek” ve “kadınların sorunlarına duyarlı olmak ve kadınları nesnelleştirmekten kaçınmak” ilkeleri yer almaktadır. - 2007-2008 öğretim yılında seçmeli medya okuryazarlığı dersi ülke genelindeki ilköğretim okullarında okutulmaya başlanmıştır. Söz konusu ders kapsamında medyanın cinsiyetçi söylemine karşı daha donanımlı bireyler yetiştirilmesi sağlanacaktır. - Ailenin Korunmasına Dair Kanun’da yapılan ve 4 Mayıs 2007 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenlemeler ile şiddet kavramı geniş yorumlanarak evli olmalarına rağmen fiilen ayrı yaşayan, mahkemece ayrılık kararı verilen veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı olan aile bireyleri ve çocuklar da koruma altına alınmaktadır.’ Kusurlu eşin veya diğer aile bireyinin’ ifadesinin kullanılması ile aynı çatı altında yaşayan diğer aile bireyleri hakkında da tedbir kararına hükmedilmesine olanak sağlanmakta, Aile Mahkemesi Hakiminin şiddet uygulayan birey için ‘Bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi için başvurması’ tedbirine hükmedebileceği hususuna yer verilmekte, Kanundan yararlanmak için yapılacak başvuruların ve infazı için yapılan icrai işlemlerin harca tabi olmayacağı hükme bağlanmaktadır. 2) Uygulama nasıl engellerle karşılaşmaktadır?
II. Ad hoc Komite ayrıca Komite Tavsiyeleri’nin ve AAPA’nın Mart 2007’de Tunus’ta kabul ettiği Sonuç Metni’nin hükümlerinin uygulanmasını denetlemeli alınacak önlemleri belirlemelidir. SORU 1) AB Üye Ülkeleri ve Akdeniz Ortaklığı ülkeleri sorumluklarını yerine getiriyor mu? Cevap evet ise; 1a- Hükümetler kadının durumunun güçlendirilmesini nasıl sağlıyorlar?
Türkiye Cumhuriyeti 2000’li yılların başında başlayan reform süreci ile yasalarında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamıştır. Bu yasal düzenlemelerin uygulamaya tam olarak yansıtılabilmesi için yönetmelikler düzenlenmektedir. Yasaların uygulanmasında tereddütle karşılaşılması durumunda söz konusu tereddütleri gidermek üzere ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından Genelgeler yayımlanmış, personele yönelik hizmet içi eğitimler verilmiştir. Sosyal alanda ise kadınların eğitim, sağlık, karar alma mekanizmalarına katılımı, şiddet gibi konularda bilinç düzeyinin artırılması için tüm tarafların katılımı ile ulusal kampanyalar düzenlenmekte, projeler yürütülmektedir. Eğitim konusunda, devlet tarafından “Haydi Kızlar Okula”, “Temel Eğitime Destek”, “Baba Beni Okula Gönder” kampanyaları ve sivil toplum kuruluşu tarafından “Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları-Kardelenler” kampanyası; şiddet konusunda yine devlet tarafından “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddete Son” kampanyası ve “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Projesi” yürütülmekte, ayrıca özel bir medya kuruluşu tarafından “Aile İçi Şiddete Son Kampanyası” yürütülmektedir. Kadınların istihdama eşit katımının sağlanması da kadınların güçlendirilmesini sağlayacak vazgeçilmez unsurlardan biridir. Bu nedenle, mikrokredi çalışmaları yürütülmekte, aktif işgücü programları, istihdam garantili kurslar düzenlenmektedir. Ayrıca kadın istihdamını geliştirmek üzere bir kampanyanın hazırlıkları sürdürülmektedir.
2) Kadınların politik, sosyal ve ekonomik hayata katılımı arttı mı? Cevap evet ise; 2a- Kadının durumu nasıl geliştirildi? (Avrupa-Akdeniz Ülkelerinde Kadın Hakları Raporu anketi ile karşılaştırılmalı olarak)
- Temmuz 2007’de yapılan genel seçimler öncesinde kampanyalar düzenlenmiş ve bilinç arttırma çalışmaları yürütülmüştür. Son seçimlerden sonra kadınların parlamentodaki temsil oranı önceki döneme göre 2 katı yükselerek %9.1 (50 kadın milletvekili) olmuştur. Şu anda Bakanlar Kurulunda 1 kadın bakan görev almaktadır. - 2006 yılı verilerine göre kadınların işgücüne katılım oranı %24,9, tarım sektöründeki istihdam oranı % 48,5, sanayi sektöründe %14,4, hizmet sektöründe %37,1’dir. Kendi hesabına çalışan ya da işveren olan kadınların oranı ise toplam %14,3’tür. - Türkiye’de resmi evlenme yaşı 17’dir. Ortalama ilk evlenme yaşı 2006 verilerine göre erkekler için 26.1, kadınlar için 22.8’dir. - Yine 2006 verilerine göre ilköğretimde kız çocuklarının okullulaşma oranı % 93,37’ye, ortaöğretimde %43,39’a, yükseköğrenimde %44.65’e yükselmiştir. - 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren Yeni Türk Medeni Kanunu ile evliliklerde “edinilmiş mallara katılım rejimi” benimsenmiştir. - Türkiye Büyük Millet Meclisi İhtisas Komisyonlarında yer alan 410 üyenin 33’ü (%8) kadın milletvekillerinden oluşmaktadır. - Çalışan annelerin doğumdan önce ve sonra 8’er hafta olmak üzere toplam 16 hafta doğum izni hakkı mevcuttur.
2b- Daha önceki engeller kaldırıldı mı? (Avrupa-Akdeniz Ülkelerinde Kadın Hakları Raporu anketi ile karşılaştırılmalı olarak)
Geleneksel değer yargılarına dayalı cinsiyet rolleri toplumsal cinsiyet eşitliğine erişme konusunda halen bir engel olarak yer almaktadır. Ancak tüm paydaşların katılımı ile yürütülmekte olan ulusal kampanyalar, eğitim çalışmaları, erkeklerin bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar ve yürütülen projeler ile bu engelin aşılması için çaba sarf edilmektedir.
2c- Ne tür yeni düzenleyici hükümler getirildi? (Avrupa-Akdeniz Ülkelerinde Kadın Hakları Raporu anketi ile karşılaştırılmalı olarak) Türkiye Cumhuriyeti yasalarında yapılan yeni düzenlemelerin uygulamaya yansıtılabilmesi için şu genelge, tebliğ ve talimat yayınlanmıştır: - Adalet Bakanlığı 4320 sayılı yasanın daha etkin biçimde uygulanmasını teminen, 01.01.2006 tarihinde “4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanunun Uygulaması” ile ilgili Genelge’yi yayımlayarak tüm hakim ve savcılara göndermiştir. - Kadınların istihdamının önündeki engelleri kaldırmak amacıyla “İş ve Meslek Bakımından Ayrımcılık Hakkındaki 111 Sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi” kapsamında işe yerleştirmede cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik olarak 2006 yılında yayımlanan Tebliğ ile, Kamuya işe yerleştirme ile ilgili iş ve işlemler sadeleştirilmiş, kamu taleplerinde cinsiyet ayrımı kaldırılmıştır. Ayrıca 2006 yılında yayımlanan ve İŞ-KUR İl Müdürlüklerine iletilen bir Talimat ile, özel sektör işyerlerinin, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler zorunlu kılmadıkça iş ilişkisinde cinsiyete dayalı ayrım yapamayacakları konusunda işverenlerin bilinçlendirilmesi istenmiştir.
III. AAPA Bürosu’nun rehberliği doğrultusunda Kadın Hakları ad hoc Komitesi, Üye Ülkeler arasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin politik, ekonomik, sosyal alanlarda desteklenmesi için uygulanan iyi örnekleri içeren bir liste hazırlamalıdır. SORU 1) Lütfen iyi örnekler arasına alınabilecek uygulamaları içeren önerilerinizi Kadın Hakları ad hoc Komitesi Sekretaryasına iletiniz. - Şiddet mağduru kadınlar için ilk adım başvuru yerleri olan polis merkezlerinde çalışan 40.400 Emniyet Teşkilatı personeline yönelik kadına karşı şiddet, aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi, şiddet mağdurlarına yaklaşım tarzı, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve diğer ilgili kanunların uygulanması konularında farkındalık ve duyarlılığı artırmak için hizmet içi eğitim projesi yapılması amacıyla Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü işbirliğinde hazırlanan Protokol, ilgili Bakanlar tarafından 2006 sonunda imzalanmıştır. Söz konusu eğitimler Mayıs 2007 tarihi itibariyle Türkiye çapında başlatılmış olup, öncelik eğiticilerin eğitimine verilmiştir. - Şiddet mağduru ve risk altındaki kadınlara sunulan sağlık hizmetleri prosedürlerinin belirlenmesi ve buna uygun olarak eğitim programlarının düzenlenmesi amacıyla, Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle hazırlanan "Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadelede Sağlık Personelinin Rolü ve Uygulanacak Prosedürler Eğitimi Protokolü" 3 Ocak 2008 tarihinde imzalanmış söz konusu eğitime ait materyallerin hazırlık çalışmaları tamamlanmıştır. 81 il sağlık müdürlüğü yöneticileri ile birinci, ikinci, ve üçüncü basamak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlarda (hastane, sağlık ocağı, ana çocuk sağlığı aile planlaması merkezi, vb.) çalışan doktor, hemşire, ebe ve diğer sağlık personelinin toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik aile içi şiddetle mücadelede duyarlılığının artırılması; mesleki beceri ve eğitim formasyonunun geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Eğitimlerle öncelikle 500 eğiticinin yetiştirilmesi, ardından da sahada çalışan 75.000 sağlık personeline ulaşılması hedeflenmektedir. - Genelkurmay Başkanlığı ile varılan mutabakat sonucunda, er ve erbaşlara yönelik olarak verilen eğitim programına; kız çocukların eğitimi, kadınların istihdama ve karar alma mekanizmalarına katılımı, kadına karşı şiddet ve töre cinayetleri, kadının insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularını da dahil edilmiştir. Tüm bu konuları içeren eğitim materyali ve afişler Genel Müdürlüğümüz tarafından hazırlanarak, Genel Kurmay Başkanlığı’na iletilmiştir. - İlköğretim çağında olup herhangi bir nedenle eğitim sistemi dışında kalan, okulu terk eden ya da devamsızlık yapan 6-14 yaş grubundaki kız çocuklarının % 100 okullulaşmasının sağlamayı amaçlayan “Haydi Kızlar Okula Kampanyası” 2003 yılında ilköğretimde okullulaşma oranının en düşük olduğu 10 ilde başlatılmıştır. 2005 yılında bitmesi planlanan Kampanya, başarısı nedeniyle uzatılmış ve 2006 yılı itibariyle Türkiye geneline yaygınlaştırılmıştır. - “Haydi Kızlar Okula Kampanyası” sayesinde okula başlayan çocukların okula devamını sağlayabilmek için ailelerin ekonomik olarak da desteklenmesi gerekmektedir. Bu nedenle çocuklarını okula gönderemeyen veya okuldan almak zorunda kalan aileleri ekonomik yönden destekleyen sosyal yardım sistemi olarak Şartlı Nakit Transferi uygulaması başlatılmıştır. Bu çerçevede verilen eğitim yardımları ile çocukların okul masrafları karşılanarak, yoksul ailelerin çocuklarına okuma imkânı sunulmaktadır. Yardımın uygulanmasında ilk kez geçici bir özel önlem uygulanmış ve nakit yardımında kız çocukları için yapılan yardım, erkek çocuklarına göre daha yüksek tutulmuştur. Kız öğrencilere temel eğitimde % 21, ortaöğretimde ise % 40 oranında daha fazla parasal yardım yapılmaktadır. Sosyal Riski Azaltma Projesi (SRAP) kapsamında yürütülen Şartlı Nakit Transferi, nüfusun en muhtaç kesimine dahil olan ailelerin çocuklarının temel eğitim hizmetlerine tam olarak erişimini hedef alan bir sosyal yardım ağı oluşturmak amacıyla ülkenin her tarafında uygulanmaktadır. Kadının ve ailenin güçlendirilmesi amacıyla ödemeler doğrudan annelere yapılmaktadır.
|