AAPA TÜRK GRUBU ÜYESİ İZMİR MİLLETVEKİLİ PROF. DR. OĞUZ OYAN’IN GENEL KURUL ÇALIŞMALARI ESNASINDA YAPTIĞI KONUŞMA
Sayın Başkan,
Sayın Parlamenterler,
Bayanlar ve Baylar,
Hem Türk Delegasyonu adına hem de Ekonomi Komisyonu Başkan Yardımcısı olarak söz alıyorum. Komisyonumuzun Başkanı Sayın Hasem El Dabbas’ın öğleden sonra yokluğu nedeniyle Komisyona başkanlık ettiğimi ve Komisyonun karar tasarısını mümkün olan en büyük oydaşma ile çıkarabilmek için tartışmaları yürüttüğümü belirtmek istiyorum.
Komisyonumuzda bütün değişiklik önergelerinin değişikliğe ilişkin kararların tamamının oybirliği ile alındığını size duyurmaktan mutluyum; ancak oybirliği ile karar almanın siyasi komisyonun karar tasarısında geçerli olmadığını ve orada nihai metnin her paragrafının onaylandığını ve önemli bir bölümünün oy çokluğuyla kabul edildiğini tespit ettim. Altı çizilmelidir ki bu çoğunluk bir sınırlı çoğunluktur. Sanıyorum Komisyonların çalışma yöntemlerini yakınlaştırmak için adımlar atılabilir. Daha önemli bir sorun Komisyonların karşılıklı yetki alanlarının sınırları konusunda ortaya çıkıyor. Dün akşam Siyasi Komite karar tasarısını okuduktan sonra hayretle tespit ettim ki bu metin açıkça Ekonomi Komitesi alanına giren konuları da ele alıyordu. Bu durum Komisyonların çalışma biçimlerini ve ilişkilerini ilgilendiren temel bir sorundur. İşaret etmeliyim ki burada saptadığım konu, sadece Türk delegasyonu değil, başta Fransa olmak üzere Avrupa-Akdeniz ülkelerinin delegasyonlarının önemli bölümünün görüşüdür. Açıktır ki üç Komisyonu birbirine bağlayan karşılıklı bir bağ vardır. Barselona Süreci’nin hedefleri bunun temelini oluşturur; fakat bu husus, özellikle de birden çok komisyon alanına giren bir meseleyi tartışırken ilgili komisyonun görüşünü almaksızın komisyonlara kendi alanlarının sınırlarını aşma imkanı vermemelidir.
Bu meseleye duyarlılık gösterilmezse bu gidişle korkarız ki Siyasi Komite diğer Komisyonlara baskın olacak bir eğilime girecek ve onları adeta tali Komisyon konumuna itmiş olacaktır. Dolayısıyla Asambleyi bu sorunu dikkate almasını ve izleyen toplantılardan önce buna bir çözüm getirmesini talep ediyoruz.
Ayrıca belki de şimdiden birlikte ama farklı ele alınan iki komisyonun metinlerinde farklı biçimde değerlendirilen noktalardan birine bir çözüm bulabiliriz özellikle de FEMIS’in bir EUROMED Kalkınma Bankasına dönüştürülmesi meselesine bir çözüm olabiliriz. Ekonomi Komitesi bu dönüşüm konusunda verilen bir değişiklik önergesini tartıştıktan sonra bunu komisyonun bir sonraki toplantısına ertelemeyi uygun gördü. Ancak bu konuyu da not aldı. Öğleden sonra başkanlık ettiğim Ekonomi Komitesi AB’nin karar mercilerinin görüşünü almadan bu konunun ayrıntıları üzerinde daha fazla ilerlemeyi uygun görmedi. Bunun anlamı asla Komisyonumuzun yada Türk Delegasyonu’nun bu dönüşüme karşı olduğu değildir. Ancak Komisyonumuzun ana talebi tüm Komisyonların çalışma tarzlarına ilişkin ilkelerin daha net olarak tanımlanmasıdır.
İzin verirseniz Siyasi Komite metninde yer alan doğal afetlerle ilgili konuya da değişiklik getirmek isterim. Bizim Komisyonumuzda da aynı konu tartışıldı. Fas önerisinde Akdeniz ülkeleri yerine Atlantik kıyılarının da risk altındaki ülkeler olarak tanımlanmasını daha da genişleterek bütün kıyılar dedik. Böylece Marmara, Karadeniz ve Kızıldeniz kıyıları da Türkiye, Mısır ve Ürdün’ü de tanıma dahil etmiş olduk.
Misafirperverliğinize teşekkür eder, beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
AAPA TÜRK GRUBU BAŞKANI, İSTANBUL MİLLETVEKİLİ DR.ZEYNEP KARAHAN USLU TARAFINDAN AAPA GENEL KURULUNDA YAPILAN KONUŞMA
Sayın Başkan,
Değerli Meslektaşlarım,
Baylar ve Bayanlar,
Delegasyonum ve kendi adıma Barselona sürecinin 10. yılının önemli olaylarından birini teşkil eden AAPA’nın ilk toplantısına ev sahipliği yapan Mısır makamlarına teşekkür ederim.
Sayın Başkan,
Türkiye en başından beri Akdeniz havzasında kültürler ve değerlerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak etkili bir araç olarak hizmet gören Barselona sürecini tam olarak desteklemiştir.
Bununla birlikte bu Sürecin başardıkları son derece sınırlıdır. En önemli başarılarından birinin EUROMED Parlamenter Forumunun Parlamenter Asambleye başarılı dönüşümü olduğunu söyleyebilirim.
Bu dönüşümün gelecekte yeni yollar açacağına, yapıcı diyalogun ilerletilmesine yönündeki işbirliğimizi artıracağına ve toplumlarımızdaki birbirinden farklı sorunların çözümünü sağlayacağına eminim.
Bu asamblenin kurulmasının Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerin yararına olacağına inanıyoruz.
Bu Asamblenin işbirliğimiz ve dayanışmamızın güçlendirilmesi ve derinleştirilmesi hususunda yapıcı ve yararlı bir rol oynayacağına eminim.
Bulunduğumuz coğrafyayı barış, demokrasi, istikrar ve refah bölgesi haline getirme ortak isteğimiz her zamankinden daha güçlüdür. Bu bağlamda Türkiye AB’nin Akdeniz Ortadoğu ülkeleri ile Stratejik Ortaklık geliştirmesini desteklemektedir.
3 Ekim 2005 itibarıyla Türkiye AB ile müzakerelere başlayacaktır. Bu AB’nin Akdeniz Stratejik ortaklığı için önemlidir. Türkiye’nin tam üyeliği hem kültürel farklılıkların bir arada yaşayabileceğini kanıtlayacak hem Hıristiyanların ve Müslümanların aynı şemsiye altında beraber olabileceklerini kanıtlayacaktır. Türkiye AB’ye üye olduğunda Avrupa ve Akdeniz havzasında “ farklılıkların birliği” sağlanacaktır.
Türkiye’nin katılımı AB’nin ekonomik ve siyasi istikrarının Türkiye’nin komşularına yayılmasını sağlayacaktır.
Türkiye Avrupa Komşuluk Politikasının yarattığı dinamikleri yakından takip etmektedir. Bu politika AB’nin bölgemiz ve ötesine nasıl katkı yapabileceğinin bir diğer örneğidir.
Avrupa Komşuluk Politikasının yelpazesi altında olan ülkelerle yakın bağlarımız vardır. Bu nedenle komşularımız ve ortak ülkeler için yararlı olacak bütün girişimler aramızda daha iyi bir işbirliği oluşturmamıza yardımcı olacaktır.
Sayın Başkan,
Asamblemizin diğer uluslar arası kurumlar ve derneklerle yakın işbirliği yapmasının yararlı olacağı görüşündeyim. Bu çerçevede somut bir öneri getirmek istiyorum:
Bildiğiniz gibi PAB’ın inisiyatifiyle ve Akdeniz Güvenlik ve İşbirliği Konferansı çerçevesinde Akdeniz Parlamenter Asamblesi kurulmuştur. Bu örgütün statüsünün 5. maddesi Akdeniz bölgesinde aktif olan parlamentolararası örgütlerin Asamble çalışmalarına ortak üye olarak davet edilebileceğini belirtmektedir.
Arap Parlamentolararası Birliği, BAB Asamblesi, Magreb Danışma Konseyi, KEİPA, AKPM gibi çeşitli Asambleler Akdeniz Parlamenter Asamblesi’ne ortak üye olmuşlardır.
Bu nedenle AAPA’da Akdeniz Parlamenter Asamblesine ortak üye olmak için başvurabilir. İki asamble arasında böylesi bir kurumsallaşmanın çalışmalarımızın örtüşmesine engel olacak ve bölgemizde yeni işbirliği alanları ortaya çıkaracaktır.
İki Asamblenin bölgemizdeki işbirliğini güçlendirme yönünde ortak hedefleri ve amaçları olduğuna inanmaktayız. Bu nedenle Asamblemizin en kısa zamanda Akdeniz Asamblesi’ne ortak üye olmasını sağlamalıyız.
Bu çerçevede önerimizi desteklemenizi ümit ediyorum.
Teşekkür ederim.