AVRUPA - AKDENİZ PARLAMENTER ASAMBLESİ BİRİNCİ GENEL KURULU (14-15 MART 2005, KAHİRE)
- Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi Birinci Genel Kurulu 14-15 Mart 2005 tarihlerinde Mısır Halk Meclisi Başkanı Ahmed Fathi Sorour’un daveti ile Kahire’de yapılmıştır. On Akdeniz ülkesinden, AB üyesi devletlerden ve AP’ndan parlamenterlerin katıldığı Genel Kurul’da Libya, Moritanya, Romanya ve Bulgaristan gözlemci olarak yer almışlardır. Arap Parlamenter Birliği, AKPM ve PAB gibi uluslar arası örgütler de özel konuk statüsü ile Genel Kurula katılmışlardır.
- Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan Mısır Halk Meclisi Başkanı Ahmed Fathi Sorour konuşmasında, Asamblenin Avrupa-Akdeniz halklarının sorunlarını ifade etmede açık özgür bir forum olarak kurulduğunu¸ Barselona Sürecinin parlamenter boyutunun Avrupa-Akdeniz ortaklığının temelinin güçlendirilmesine katma değer sağladını; toplantılarının, sürece katılan hükümetler, parlamentolar, hükümetler dışı örgütler ve halkların Avrupa-Akdeniz devletleri ve halkları arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesine olan katkılarının değerlendirilmesine bir fırsat verdiğini; AB’nin Akdeniz ve orta Doğu Bölgesiyle Stratejik Ortaklığı ve Avrupa Komşuluk Politikası ile ilgili olarak ise, parlamenter diyaloğun bölgede barış ve güvenliğin gerçekleştirilmesini ilk hedef olarak kabul etmesi gerektiğini, İsrail-Filistin sorununun çözümüne yönelik gelişmelerden memnuniyet duyduklarını; Barselona Deklarasyonu’nun siyasi ve güvenlik konuları ile sosyal ve kültürel konular arasında bağ kurduğunu bu çerçevede parlamenter diyaloğun bu bağın güçlendirilmesinin garantisi olması gerektiğini; Avrupa-Akdeniz bölgesinde demokrasi ve insan hakları konularında parlamenter diyaloğun dünyanın birçok yerinde insan hakları ihlallerinin yaşandığı bir dönemde izlenmesi gerektiğini, bu tür bir diyaloğun üç ilkeye yönelmesini ( tüm tarafların iç egemenliğine saygı, demokrasi ve insan haklarının evrenselliğine bağlılık; tarafların kültürel çeşitliliğine saygı) belirtmiştir.
Gündemin kabulünden sonra konuşmalara geçilmiştir. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Nicolas Schmit yaptığı konuşmada, Akdeniz’in iki kıyısı arasında bin yıllardır süre gelen dostluğu sembolize eden Kahire’nin, yüreklerde önemli bir yer tuttuğunu; Kahire’nin, medeniyetin doğduğu ve bir çok kültüre ışık tutan bir şehir olduğunu; Barselona Süreci’nin 10. yıldönümünde bütün yollar kesişmekte olduğunu; 1995 Barselona Bildirisi’nden beri bu diyalog ve işbirliği sürecinin bir çok zorluklardan geçtiğini; fakat hiçbir zaman yılmadıklarını; ortak hedeflerinin gelecek ekim ayında 10.yıldönümünü kutlayacak olan bu perspektif olması gerektiğini söylemiştir. Schmit ayrıca Akdeniz’in iki kıyısı arasındaki bulunan ülkelerin aralarındaki işbirliklerini yeni yönlendirmelerle daha ileri götüreceklerini; bu çözümün bir mantık dahilinde yönlendirilmesinin uygun olacağını; Avrupa Birliği ve Akdeniz’e kıyısı olan ülkelere komşu ülkelerle; 1995 yılında ortaya atılan metin çerçevesinde, bu ülkelerle işbirliğini ve barışı bugün de sürdürmek gerektiğini; bölgenin güvenliği için, bölgedeki barışı ve istikrarı; demokrasiyi ve kalkınmak için ekonomik gelişmeyi desteklemenin hedefleri olması gerektiğini vurgulamıştır. On yıl sonunda bütün bu gelişmelerden bir ders alınması gerektiğini; diğer yandan, Uluslararası platformda Avrupa birliği içinde de, 1995 yılında yapılan Barselona Süreci’nden bugüne kadar bir çok değişiklik yapıldığını; 2004 Mayıs ayında yapılan Arap Devletler Birliği zirvesinde Tunus Bildirgesi’nin en önemli maddelerinden birisinin reformların devamı ve dostlarla ilişkilerin devam ettirilmesi olduğunu; aynı zamanda terörizmle savaşmak için mobilize olduklarını; fakirliğin, ekonomi ve sosyal adaletsizliğin kökünü kazımanın ortak hedefleri olması gerektiğini belirtmiştir. Schmit konuşmasında ayrıca “Avrupa-Akdeniz dostlarının, ekonomik gelişme neticesinde insan haklarının savunucusu ve hukuk devleti ve self-determinasyon kurallarına uyması gerekir. Avrupa Birliği çok yakın komşularına, gerekli bir çerçeve sözleşme dahilinde politik komşuluk konusunda acil bir öncelik vermeyi düşünmektedir. Bu politika, Barselona Sürecinde bütün politika ve ekonomik değerlere yer vermeyecektir. Öncelikli hedeflerimiz arasında, eğitim, gelişme ve iş olacaktır. Gelecek sene bir çok gencimiz ortak çalışmaya gireceklerdir. Asamble’niz Avrupa-Akdeniz Ortaklığı’nın gelişmesine bir örnek olacaktır. Akdeniz ülkeleriyle ve haklarıyla kültürel diyalogu araştırmak üzere Nisan ayında İskenderiye şehrinde Anna Lindh Avrupa-Akdeniz Vakfı kurulmuştur. Barcelona Süreci içerisinde sosyal, kültürel ve insani ortaklık için Anna Lindh Vakfının kurulması bir öncülüktür. Sürecin 10.yıldönümünde, Akdeniz’in Kuzeyinden Güneyine, strateji enformasyonu ve iletişim konularını hayata geçirmek gerekir” demiştir.
Mısır Arap Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Ahmed Aboul Gheit yaptığı konuşmada toplantının ana gündeminin sadece Barselona Sürecinin güçlendirilmesi olması gerektiğini; Mısır olarak, Barselona Süreci’ne ve onun Akdeniz uzantılarına sadık kalınması ve diğer konuların bu toplantıda yer almaması, coğrafi noktaların ve Avrupa-Akdeniz sürecinin muhafaza edilmesinin gereğine vurgu yapılması gerektiğine inandıklarını söylemiş; Arap Dünyasının görüşünü aşağıdaki noktalarda özetlemiştir:
Son olarak, Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi 1. Toplantısı’nın ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal açıdan çok olumlu sonuçlar doğuracağına inandığını gayretleri ile Akdeniz Havzası’nın, ortak insanlık değerlerinin bayraklaştığı bir barış coğrafyası olacağını da sözlerine eklemiştir.
Arap Birliği Genel Sekreteri Amre Musa da konuşmasında, hem Mısır vatandaşlığı sıfatı, hem de Arap Birliği Genel Sekreteri olarak Barselona sürecine olan bağlılığını ve Avrupa-Akdeniz sürecinin son derece olumlu ve barışa ve kalkınmaya katkıda bulunan bir süreç olduğunu vurgulamış; Avrupa-Akdeniz ortaklığının artık Arap Avrupa ortaklığı halini aldığından, ilişki ve işbirliğimizin üçlü stratejik işbirliği halini alması gerektiğini; Akdeniz’de bir barış ve istikrar oluşturulmasının, siyasi ilişkilerden öte, refahın paylaşılması, iktisadi ve mali ortaklıkların öncelikli hale gelmesi ve bölgenin serbest ticaret bölgesi haline gelmesi gerektiğini; bütün bunlar için, kültürler arası diyalog için yeni yolların araştırılması, halklar arasındaki işbirliğinin artırılmasının önem kazandığını vurgulamıştır. Avrupa-Akdeniz Parlamenter Asamblesi bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde Barselona Sürecinde en büyük paya sahip olacak diyen Amre Musa, siyasi açıdan meselenin daha çok güvenlik ve istikrarın sağlanması ile ilgili olduğunun; kitle imha silahlarının yasaklanmasına ilişkin Avrupa-Akdeniz teyidinin bu konuda çok önemli olduğunun; aynı teyidin kimyasal silahların kullanımının yasaklanmasına ilişkin olduğundan da şüphe etmediğinin; silahsızlanma ile ilgili kararların teyidine rağmen, Akdeniz’de bazı ülkelere çifte standart uygulandığına ilişkin endişelerin de altını çizmiştir. Akdeniz’de silahlanma ile ilgili mevcut durumun, çifte standardın, halen ve gelecekte güvenlik konusunda ciddi bir tehdit olduğunu ifade etmiştir. Bölgedeki istikrar konusu ile ilgili olarak ise, Arap-İsrail anlaşmazlığının devam etmesinin, bölgede istikrarı tehdit eden çok ciddi bir olgu olduğunu; bu konun çözümü ile ilgili ilacın bir müsekkin yada küçük bir adım olabileceğini, ancak bu adımları atacak bir uluslararası iradenin bulunması gerektiğini belirtmiştir. “Ekonomik konulara gelince; bölgedeki ekonomik işbirliğine ilişkin adımların yetersizliği bir endişe kaynağı oluşturmaktadır. Kararlaştırıldığı üzere 2010 yılına kadar Akdeniz’in bir serbest ticaret bölgesi olması kesinlikle uzak bir olay değildir. 35’ten fazla devletin, 500 milyondan fazla nüfusun böyle bir oluşuma gitmesi, ekonomik refahın paylaşımı anlamına gelecektir” diyen Amre Musa, kültürel konularla ilgili olarak ise kültürler arası çatışmadan kültürler arası diyaloga geçiş konusunun, en temel ve en hassas nokta olduğunu; birlikte yaşamanın, ötekini anlama ve ona saygı duymanın yollarını öğrenmeye başladıklarını; Avrupa-Akdeniz’in bu konuda da öncülük etmekte olduğunu söylemiştir. Birleşik Avrupa Fikri’nin henüz başarılı olamadığını, Avrupa’nın bu konudaki çabalarının desteklenmesi ve medeniyetler arası işbirliği çerçevesinde bunun kendileri tarafından da desteklenmesi gerektiğine inandığını belirterek “Avrupa-Akdeniz Kültürel İşbirliği Süreci çerçevesinde İskenderiye’nin Merkez olacağı ve Anna Lindh Vakfının İskenderiye Kütüphanesinde misafir edileceği şeklindeki Avrupa-Akdeniz Lahey Bakanlar Toplantısı kararlarının olumlu rolüne inanıyorum. Bu gibi parlamenterler toplantısının da, kültürler ve medeniyetler arası diyalog için önemli olduğunu düşünüyorum.Barselona Süreci’nin başlamasının 10. yılının törenlerle anılması gereğine işaret ediyorum” demiştir. Son olarak, Arap dünyasının eskisinden daha modern ve reformcu kimliği ile, Tunus zirvesinde kabul edilen demokratikleşme yolunda emin adımlarla yürüdüğünü, Bölgenin terörden uzak, barış ve istikrar alanı olması için her zamankinden daha fazla diyaloğa açık olduğunu ifade etmiştir.
“Akdeniz Ortaklarının Avrupa Stratejisine İlişkin Görüşleri” başlığı altında bir rapor sunan Tunus Meclis Başkanı Fouad El-Mebazaa konuşmasında, 2004 yılı Eylül ayında AAPA Komisyonlarının kuruluş toplantılarını yaptığını, bu toplantıların Akdeniz ülkeleri ve AB arasındaki işbirliği ve ortaklık ilişkileriyle ilgili konuları ele aldığını, 30 Haziran 2004 tarihinde Kahire’de yaptığı toplantısında Başkanlık Divanı’nın Tunus’u bir rapor sunmakla görevlendirdiğini, AB’nin Akdenizli komşuları ile komşuluk politikasına Akdenizli ortakların bakışı konusunda bir rapor hazırladıklarını, bu raporun Kuzey ve Güney ülkeleri arasındaki siyasi diyalog ve güvenlik işbirliğinin nasıl geliştirilebileceği; terörizme karşı çabaların birleştirilmesi yönünde neler yapılabileceği; yatırımların yoğunlaştırılması, yeterli mali işbirliği, teknolojik faaliyetlere yeni bir ivme kazandırılması, bölgedeki tüm ülkeler arasında diyalog ve işbirliği aracılığıyla Akdeniz havzasının gerçek bir istikrar ve refah bölgesine dönüştürülmesi gibi konular üzerinde odaklandığını vurgulamıştır. El-Mebazaa ayrıca kültürler ve sivil toplumlar arasında çok taraflı anlayışın sağlanmasını amaçlayan farklı sosyal, kültürel ve insani olaylara aktif katılımları aracılığıyla tüm halklar arasında dayanışma geliştirilmesinin önemine değinmiştir.
Genel Kurula katılan bazı ülkelerin Meclis Başkanları da açılış oturumunda birer konuşma yapmışlardır. Bu çerçevede Yunanistan Meclis Başkanı Anna Banaki-Psarouda yaptığı konuşmada AB ve Akdeniz ülkelerinin Barselona Sürecinin uygulanması yönünde gösterdiği çabaları takdir ettiklerini, bölgedeki komşu ülkeler arasında hoş olmayan birtakım sorunlar yaşandığını, AB’ni çevreleyen ülkeler arasında diyalogda Avrupa Komşuluk Politikasının en iyi sebep ve itici güç olduğunu; Yunanistan’ın en eski AB üyelerinden biri olarak ve hemen hemen hep AB üyeleriyle komşu olmasından ötürü böyle bir programa çok önem verdiklerini, çok eskiden beri Balkanlardaki ülkelerle, Türkiye ve İsrail ve Arap dünyası ile olan iyi komşuluk ilişkilerinin kendilerini iyi komşuluk ilişkilerinin geliştirilmesi ile çok ilgili kıldığını; Avrupa Komşuluk Politikasının AB üyesi ve tek tek komşu ülkelerle eylem programları oluşturma avantajı olduğunu, bu programın hedefinin Akdeniz ülkeleriyle ortaklık yanı sıra demokrasi, insan hakları, çevre koruması ve sürdürülebilir kalkınma olduğunu vurgulamıştır.
Filistin Ulusal Konseyi Başkan Yardımcısı Taiseer Quobah da bir konuşma yapmış, 1995 yılında başlatılan Barselona sürecinin parlamenter boyutu olarak AAPA’nın kurulmasının önemini vurgulayan konuşmaları dikkatle dinlediklerinin; Asamble’nin hedeflerinin, 28 Kasım 1995’te kabul edilen Barselona Deklarasyonu’nda belirlenen ilkelerle (egemenlikte ve ilgili tüm haklarda eşitlik ilkesine saygı, halkların haklarında ve self-determinasyon haklarında eşitlik ilkesine saygı, Orta Doğu’yu toplu imha silahlarından arındırılmış bir bölge haline getirmek) uyumlu olduğunun altını çizmiştir. İsrail işgalinin sona erdirilmesi temeline dayanan Filistin-İsrail sorununa kalıcı ve adil bir çözüm bulunmadıkça Akdeniz bölgesinde barış, refah ve ilerleme kaydetmenin imkansız olduğunu kabul etmek gerektiğini belirten Mayıs 2004 tarihli Dışişleri Bakanlarının Barselona Deklarasyonu’na işaret etmiş; bölgede barış sürecinin güçlendirilmesinde AB’nin rolünün önemine değinmiş; kalıcı, adil ve kapsamlı çözümün gerçekleştirilmesine yönelik uluslar arası bir çaba gerektiğini; Filistin-İsrail ve Arap-İsrail sorununu çözmek için adalet ve açıklığın gerekli olduğunu, bunların barış ve istikrarın hüküm sürdüğü yeni bir Orta Doğu için yeni bir başlangıç tesis edeceğini vurgulamıştır.
Genel tartışma konusu olan “AB’nin Akdeniz ve Orta Doğu’yla Stratejik Ortaklığı ve Avrupa Komşuluk Politikası” konusunda söz alan AAPA Türk Grubu Başkanı, İstanbul Milletvekili Dr.Zeynep Karahan Uslu, Türkiye’nin en başından beri Akdeniz havzasında kültürler ve değerlerin daha iyi anlaşılmasını sağlayacak etkili bir araç olarak hizmet gören Barselona sürecini tam olarak desteklediğine; Akdeniz Forumunun Parlamenter Asambleye dönüşümünün gelecekte yeni yollar açacağına, yapıcı diyalogun ilerletilmesine yönündeki işbirliği artıracağına ve toplumlardaki birbirinden farklı sorunların çözümünü sağlayacağına; bulunulan coğrafyayı barış, demokrasi, istikrar ve refah bölgesi haline getirme ortak isteğinin her zamankinden daha güçlü olduğuna, bu bağlamda Türkiye’nin AB’nin Akdeniz Ortadoğu ülkeleri ile Stratejik Ortaklık geliştirmesini desteklediğine; 3 Ekim 2005 itibarıyla Türkiye’nin AB ile müzakerelere başlayacak olmasına, bunun AB’nin Akdeniz Stratejik ortaklığı için önemli olduğuna, Türkiye’nin tam üyeliğinin hem kültürel farklılıkların bir arada yaşayabileceğini hem de Hıristiyanların ve Müslümanların aynı şemsiye altında beraber olabileceklerini kanıtlayacağına; Türkiye’nin Avrupa Komşuluk Politikasının yarattığı dinamikleri yakından takip ettiğine değinmiştir. Türkiye’nin Avrupa Komşuluk Politikasının yelpazesi altında olan ülkelerle yakın bağları olduğunu söyleyen Uslu, Asamblenin diğer uluslar arası kurumlar ve derneklerle yakın işbirliği yapmasının yararlı olacağı görüşü ile somut bir öneri getirmiş, PAB’ın inisiyatifiyle ve Akdeniz Güvenlik ve İşbirliği Konferansı çerçevesinde kurulan “Akdeniz Parlamenter Asamblesi”ne AAPA’nın da ortak üye olmak için başvurmasını önermiştir.
- 14 Mart 2005, Pazartesi günü öğleden sonra çalışma oturumu olarak toplanan Genel Kurul, Komite Başkanlarının Genel Kurul’dan iki gün önce ele aldıkları karar tasarılarını Genel Kurula sunmalarıyla devam etmiştir. Siyasi İşler, Güvenlik ve İnsan Hakları Komitesi karar tasarısında bazı sorunlu bölgelerde Asamblenin gözlemci olması istenmekte ve burada Kıbrıs’ın da adı geçmektedir. Bu çerçevede söz alan AAPA Türk Grubu Üyesi, Erzurum Milletvekili Mustafa Nuri Akbulut,Siyasi İşler, Güvenlik ve İnsan Hakları Komitesinin gözlemciliği aracılığıyla yeni bir sorun yaratmamak gerektiğini; bu paragrafın çıkarılmasını; Komitede Kıbrıs konusunu izlemeye ihtiyaç olmadığını; ayrıca bu paragrafın iptali yönündeki Türk teklifini öneriyi getiren Fransız Delegasyonunun da desteklediğini belirtmiştir.
Aynı konuda söz alan AAPA Türk Grubu Üyesi İzmir Milletvekili Prof.Dr.Oğuz Oyan ise, Barselona Sürecinin zaten birtakım siyasi çekişmelerle sekteye uğradığını; Avrupa-Akdeniz platformunda yer almayan bu sorunu bu sürece eklememek gerektiğini; Kıbrıs sorununun BM tarafından belirlenen ilke ve yöntemler doğrultusunda çözümlenmesi gerektiğini; üstelik bu Asamble’de Kıbrıs Türk tarafının temsil edilmediğini vurgulamıştır.
Genel Kurul Komitelerin karar tasarılarını değişiklik tekliflerini oyladıktan sonra onaylamıştır. Türk Heyeti, Siyasi İşler, Güvenlik ve İnsan Hakları Komitesi Karar tasarısını, 44.Maddenin Kıbrıs ile ilgili alt başlığı hariç, kabul edebileceğini yazılı olarak bildirmiştir.
Komitelerin çalışma esasları konusunda da görüşlerini belirten AAPA Türk Grubu Üyesi İzmir Milletvekili Prof.Dr.Oğuz Oyan, her Komitenin farklı şekilde oy verdiğine ve Siyasi Komitenin diğer Komiteler üzerinde baskın olmaya çalıştığına değinmiştir.
- Anna Lindh Avrupa-Akdeniz Kültürler Arası Diyalog Vakfı Genel Müdürü Tragott Schofthaler da Genel Kurul’da Vakfa ilişkin bilgiler veren bir konuşma yapmış, 35 Avrupa-Akdeniz ortağı tarafından ağlar ağı olarak kurulan Vakfın, Avrupa-Akdeniz ortak alanında halkları birbirine yakınlaştırma aracı olacağını, 20 Nisan 2005’te Vakfın resmi açılışının yapılacağını, bu tarihten önce 35 ağ temsilcisinin İskenderiye’de iki günlük bir çalışma toplantısı yapacaklarını, Vakfın 2005-2007 yılları arasını kapsayan üç yıllık bir çalışma programı olduğunu, Vakfa hukuki kişilik kazandıracak bir Başkanlık Kararnamesi’nin de birkaç güne kadar imzalanacağını, bu anlaşmanın Arap Cumhuriyeti ile Avrupa-Akdeniz ortaklığı arasında bir ev sahibi ülke anlaşması teşkil edeceğini; Vakfın kültürel çeşitlilik, diyalog, eğitim, Barselona Sürecinin etkinliğinin artırılması konularında taraflar arasında işbirliğini sağlayacağını, bölge ülkelerinin birbirlerini daha iyi tanımalarına imkan tanıyacağını, kültürler arası diyalog kapsamındaki projeleri uygulayacak bir kurum olarak hizmet vereceğini vurgulamıştır. Vakıf, özellikle sivil toplumlararası değişimin, kültürler arası anlayışın ve insan kaynaklarının geliştirilmesi için sosyal, kültürel ve insani konularda ortaklığın geliştirilmesini amaçlamaktadır. Bu amaçla Vakıf, Avrupa-Akdeniz ortakları tarafından kurulan 35 ağlar ağı olarak hareket etmekte; kültürler ve medeniyetler arasında dinamik diyalog kavramını teşvik etmekte; eğitim, kültür, bilim ve iletişim alanlarında sivil toplum kurumları arasında çok taraflı işbirliğini geliştirmekte; insan hakları, demokratik vatandaşlık, sürdürülebilir kalkınma, öğrenme, bilgi ve enformasyon toplumu, cinsiyet ve gençlik gibi konularda entelektüel işbirliğini geliştirmekte ve bir işbirliği, anlayış ve barış bölgesi olarak Avrupa-Akdeniz alanının biçimlendirilmesine katkıda bulunmaktadır.
Genel Kurul esnasında yapılan tartışmalarda katılımcılar :
Genel Kurul çalışmalarının sonunda bir “Nihai Deklarasyon” kabul etmiştir.
Genel Kurulun kapanış konuşmalarını AP Başkanı Josep Borell Fontelles ve Mısır Halk Meclis Başkanı Fathi Sorour yapmışlardır. AAPA Başkanlığı 23 Mart 2005 tarihi itibariyle AP Başkanı Josep Borell Fontelles’e geçmiştir.
Katılımcılar Mısır Arap Cumhuriyetine ve Halk Meclisine konukseverliklerinden ve mükemmel organizasyondan ötürü teşekkür etmişlerdir. Ayrıca Mısır Halk Meclisi Başkanı Fathi Sorour’a Başkanlığı döneminde gösterdiği gayretlerden ve ilk Genel Kurulu yönetmedeki başarısından dolayı da teşekkür edilmiştir.
AAPA’nın ikinci Genel Kurulu Brüksel’de yapılacaktır.