AAPA YAŞAM KALİTESİNİN GELİŞTİRİLMESİ, SİVİL TOPLUMLARARASI DEĞİŞİM VE KÜLTÜR KOMİTESİ TAVSİYE KARARI
-17 MART 2007-
AAPA Yaşam Kalitesinin Geliştirilmesi, Sivil Toplumlar arası Değişim ve Kültür Komitesi,
a) 27-28 Kasım 2006’da Tampere’de düzenlenen 8nci Avrupa-Akdeniz Dışişleri Bakanları Konferansının, kültürler arası diyalogun önemini onayan, Birliğin üyelerinin yardım programları, Akdeniz partnerleri için eylem planları ve Avrupa Komşuluk ve İşbirliği Politikası sayesinde Akdeniz bölgesinde eğitim ve öğretim fonlarının artırılmasına bağlılıklarını tekrarlayan , sonuçlarını göz önünde bulundurarak,
b) 20 Ekim 2005 UNESCO Genel Konferansı’nda onaylanan ve Mart 2008’den itibaren uluslararası alanda UNESCO evrensel Beyannamesi’nin prensiplerinden birkaçına dönüştürülen Kültürel Çeşitliliğin Korunmasına İlişkin Konvansiyonu göz önünde bulundurarak,
c) 2008’i Kültürlerarası Diyalog Yılı ilan eden 1983/2006/EC kararı göz önünde bulundurarak,
d) Birleşmiş Milletler Yüksek Düzey Grubu’nun Medeniyetler İttifakı Raporu göz önünde tutularak,
e) Avrupa Komisyonu 5 Eylül 2006 tarihli Akdeniz için çevre stratejisi komünikasyonu ve 7 Haziran 2006 tarihli Birliğin gelecek deniz politikası komünikasyonunu göz önünde bulundurarak,
f) 20-21 Kasım 2006’da Çevre konulu Avrupa-Akdeniz Bakanlar Konferansı’nda kabul edilen Kahire Deklarasyonu’nu göz önünde bulundurarak,
g) 1 Şubat 2007’de Paris’te Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nde uzmanlar tarafından sunulan raporu göz önünde bulundurarak,
h) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1990da göçmen işçilerin entegrasyonu için kabul edilen Tüm Göçmen İşçilerin ve Ailelerinin Haklarının Korunması Hakkındaki Uluslararası Konvansiyonu göz önünde bulundurarak,
i) Avrupa Konseyi üyeleri tarafından 1992’de Strazburg’da kabul edilen Yabancıların Yerel Düzeyde Kamu Yaşamına Dahil Olması/Katılımı Konvansiyonu’nu göz önünde bulundurarak,
j) 30 Kasım 2006 tarihli Göçe Küresel Yaklaşım: Kapsamlı Avrupa Göç Politikasına doğru ve 1 Eylül 2005 tarihli Avrupa Birliği’nde Üçüncü Ülke Yurttaşlarının Entegrasyonu için Entegrasyon Çerçevesi için Ortak Ajanda’yı gözönünde bulundurarak,
k) Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesinin kabul ettiği dökümanlar ve özellikle 2005 tarihli 1437 Sayılı Göç ve entegrasyon: Avrupa için meydan okuma ve fırsat Kararı, 2006 tarihli 1786 sayılı mülteci, sığınma hakkı isteyen ve göçebelerin medyadaki imajları tavsiyesi, 2006 tarihli 1462 sayılı göç akışlarını düzenlemek için olumlu bir önlem olarak Ortak Kalkınma politikası Kararı ve son olarak Varşova Deklarasyonu ve 2005 yılında Avrupa Konseyi üye ülkelerinin Hükümet Başkanları tarafından kabul edilen Eylem Planı’nı göz önünde bulundurarak,
l) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun uluslararası göç ve kalkınma ve göçmenlerin haklarının korunması kararları ve BM Genel Kurulu’nun uluslararası göç yüksek düzey diyalogu ilerletme kararına dayanan 58/190 sayılı ve 58/208 sayılı kararları’nı göz önünde bulundurarak,
m) Önümüzdeki 18 ayı kapsayan ve entegrasyon ve kültürler arası diyaloga odaklanma ihtiyacına ve parlamentoların bu kuralı uygulamaya koymaları için itenek olmalarına teşvik etmeye değinen AB Başkanlarının programını göz önünde bulundurarak,
n) Komitenin 6 Kasım 2006 ve 26 Şubat 2007’de Roma’da gerçekleştirdiği toplantıların kararlarını dikkate alarak,
o) AAPA Başkanlık Divanı’nın Kültür Komitesi’nin çalışmalarına ve daha titizlikle tartışılması gereken tematik alanlara referansla hazırladığı ana noktaları dikkate alarak,
p) Akdeniz’in her iki tarafındaki ülke hükümetlerinin temsilcilerinin gerçekleştirdiği çevre, kültür, eğitim ve göçle ilgili konuları kapsayan son toplantılarının sonuçlarını anımsayarak,
q) Barselona Deklarasyonu ve çalışma programının kültürler arası ve dinler arası diyalogu, medyanın kültürler arası karşılıklı anlayış ve tanımayı, kültür alanında, kültür alışverişi, diğer dillerin öğrenilmesi, kültüre, kimliklere saygı gösteren eğitim ve kültürel programların uygulanması ile kültür alanında insan kaynaklarının geliştirilmesine değindiğini anımsatarak,
Kültürler ve medeniyetler arası diyalog ve kültürel çeşitliliğin sağlanmasıyla ilgili olarak:
1. Kültürler, medeniyetler, felsefeler ve dinler arası diyalogun karşılıklı bilginin geliştirilmesi ve güven ve karşılıklı işbirliğine dayalı kültürel ilişkilerin oluşturulması için mutlak öncelik olduğu gerçeğini vurgular.
2. Çeşitliliğin büyüme ve zenginleşmenin bir faktörü olduğunu tekrarlar ve Akdeniz’in her iki tarafındaki parlamentoların Akdeniz’in kültürler arası köprü olarak coğrafi ve tarihi rolünü tekrar kazanması için birlikte çalışmaları ihtiyacını savunur.
3. Akdeniz etrafında tek bir Akdeniz kültürünün değil, benzer ama farklı özelliklerle temsil edilen farklı kültürlerin olduğu gerçeğini vurgular.
4. Çeşitlilik ve ortak kültürel ifadenin, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü, azınlıklara saygı ve kültürel ifade ve zenginliğe katkıda bulunmanın dahil olduğu menşei ülkelerdeki temel özgürlüklerin ifasına bağlı olması çağrısında bulunur. Kültürel ifade aynı zamanda ülkelerin sosyal adaleti garanti etmesini temel alır ve istihdam alanında haklı rollerinin verilmesi gereken kadınlarla özellikle ilgili olarak sosyal uyumun zorunlu bir parçasıdır.
5. 2001’de UNESCO tarafından kabul edilen Evrensel Kültürel Çeşitlilik Deklarasyonu’nda belirtilen, sosyal grup ya da toplum içindeki manevi, materyal, zihinsel ve duygusal alanlara ait tüm ayrı özellikleri kapsayan-böylelikle sadece sanat ve edebiyatın geleneksel alanlarından oluşmayan yanı sıra ortak dünya görüşlerini, değer sistemlerini, gelenekleri ve inançları da içeren- geniş “kültür” tanımını onaylar.
6. 2001 tarihli UNESCO Kültürel Farklılık Evrensel Deklarasyonun 8-11 maddelerinin uygulanmasında kimlik araçları, değerler ve anlamlar gibi normal tüketim malları ya da ürünler gibi değerlendirilmemesi gereken kültürel ürünlerin özel karakterini vurgulayan 20 Ekim 2005 tarihli 33. UNESCO Genel Konferansı’nda onaylanan Kültürel İfadelerin Farklılığının Korunması ve Geliştirilmesi Konvansiyonunun özünü vurgular.
7. Tüm Avrupa-Akdeniz ülkelerinin 2005 tarihli UNESCO Konvansiyonu tarafından sunulan ve her şeyden öte UNESCO’nun kültürel ifadelerin çeşitliliği konusunda bilgi, istatistik ve en iyi uygulamaların toplanması, analiz edilmesi ve yayılmasının kolaylaştırılmasına katkıda bulunması ve kültürel ifade alanında çalışan resmi, özel ya da kar amacı gütmeyen organizasyonlarda bir data bank oluşturmasını sağlayan tüm tedbirleri kabul edip uygulayacağına inanır. Avrupa-Akdeniz taraf ülkelerinin Parlamentolarını, sözkonusu Konvansiyonun aktif uygulanması aşamasında itici rol oynamaya çağırır. 21 Mayısın Dünya Kültürel Çeşitlilik günü olmasını ve Parlamentoların ve Avrupa-Akdeniz kurumlarının bu kutlamada aktif olmalarını ister.
8. Kültürün yayılması ve paylaşılmasının, terörizmle mücadelede ve toplumla terörizmin bağlarını koparmada önemli bir rol oynayabileceğine inanır.
9. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği himayesi altında Türkiye ve İspanya tarafından başlatılan ve hedefleri Avrupa-Akdeniz İşbirliği hedefleri ve emelleri ile tamamen uyumlu olan Medeniyetler İttifakı girişimini destekler.
10. Akdeniz bölgesinde kurulan ve farlılıklara saygı göstermeye dayanan farklı dinler arasında verimli diyalogun sahip olduğu merkezi pozisyonu yineler.
11. Başta Anna-Lindh Avrupa-Akdeniz Vakfı olmak üzere, Kültürel İfadelerin Korunması ve Geliştirilmesi konulu UNESCO Konvansiyonu, kültürler arası diyalog için Euro-Med programları ve UNESCO tarafında geliştirilen Akdeniz Programı gibi kültürler arası diyalogun idaresinde olan araçları memnuniyetle karşılar ve destekler.
12. Diyalog aracı olması ve Avrupa-Akdeniz bölgesindeki ülkelerin ekonomik ve sosyal kalkınmalarının yöneticisi olması için Akdeniz Kültürel Mirasının rolünün geliştirilmesi ve güçlendirilmesinin önemini vurgular. Ayrıca kültürler arası diyalogun, yeni komşuluk politikası için, tüm ilgili tüm topluluk programlarının yatay önceliği ve AB’nin uzun dönemli ve gözle görülür önceliği olması ihtiyacının altını çizer.
13. Avrupa-Akdeniz Ülkelerinin Kültür Bakanlarının uygun olan her forumda, düzenli toplantılar da düzenleyerek yönlendirici bir rol oynaması ihtiyacını vurgular, böylelikle kültürel sektör fonlarının görüşülmesinde, dağıtılmasında ve kültürün hem ulusal hem de bölgesel düzeyde işbirliği ajandalarının sektörel önceliklerinden biri haline gelir.
14. Bu çerçevede, Ocak 2007’de Avrupa-Akdeniz Komitesine sunulan ve Avrupa-Akdeniz Mirası programı içinde geliştirilen “Avrupa-Akdeniz Kültürel Mirasının Geliştirilmesi için Strateji: Akdeniz ülkeleri öncelikleri” dokümanında belirlenen hedefleri ve bu hedefler içinde özellikle daha güçlü yasal ve kurumsal eylemlere ve halkın kültürel projelerden daha iyi bilgilendirilmesine olan ihtiyacı destekler.
15. 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması UNESCO Sözleşmesi’nin temel ilkelerini ve Dünya Mirası Komitesi kararlarını, 2006’da Vilnius’ta gerçekleştirdiği son oturumunda kabul edilen Silahlı Çatışma Anında (La hey, 14 Mayıs 1954) Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesini dikkate alarak; UNESCO Dünya Mirası Listesinde ve UNESCO Tehlike Altında Bulunan Dünya Mirası Listesi’nde yer alan alanların ve özellikle Eski Kudüs şehrinde meydana gelen son gelişmelere özel atıf yaparak – burada yaşayan topluluklara tam anlamıyla uluslar arası hukuk çerçevesinde saygı duyarak - mevcut ihtilaflardan etkilenen bölgelerin korunmasına duyulan ihtiyacı hatırlatır, bu bağlamda UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura’nın Eski Kudüs Şehri’ne teknik bir durum belirleme heyeti gönderme kararını memnuniyetle karşılar. UNESCO tarafından görev süresi sonunda 12 Mart 2007 tarihinde çıkarılan raporu memnuniyetle karşılar.
16. AAPA ile Anna Lindh Vakfı arasında daha yakın ve düzenli bağlara olan ihtiyaç yanı sıra Kültür Komitesinin Vakfın çalışmalarını takip etmek üzere raportörler ataması ihtiyacını hatırlatır. Hükümetler ve parlamentoların gençlik, medya ve okullar arası işbirliği, yüksek eğitim kurumları ve bilimsel araştırma merkezleri dahil eğitim konularıyla ilgili olarak belirli bir taahhütte bulunması ihtiyacını vurgular.
17. BM himayesinde Kasım 2005 tarihinde Tunus’ta yapılan Dünya Bilgi Toplumu Zirvesinin tavsiyelerini uygulamak üzere Avrupa Akdeniz hükümetlerini teşvik ederek; Avrupa Akdeniz ülkelerine TEMPUS programının giderek genişletilmesinin tavsiye edilmesini vurgularken, Akdeniz’de “Erasmus Mundus, Euromed Youth ve Youth in action Programme” gibi daha çok teşvik edilmesi gereken programların kolaylaştırıcı rolünü vurgular.
18. Özellikle eğitim, mesleki eğitim ve yüksek eğitimde devingenliğin geliştirilmesi ve 2015 yılı itibariyle bölgede cehaletin ortadan kaldırılması hedefine atıfta bulunularak, 12 Nisan 2005 tarihinde kabul edilen Komisyonun çalışma Programında yer alan somut önerilerin uygulanmasında parlamentoların aktif rol oynamalarının önemini vurgular.
19. Eğitim ve mesleki eğitimi geliştirmek üzere cehaletle savaşta, yerel otoriteler ve STK’larla yapılacak merkezi işbirliği politikalarının öneminin ve etkinliğinin altını çizer; AB ve imzacı ülkeler arasındaki ortaklığın bu yönünü güçlendirmeyi talep eder.
20. BM Üst Düzey Grubu’nun “Medeniyetler İttifakı” Raporunda yer alan hususlar üzerinde anlaşıldığını tekrarlar. Avrupa üniversitelerinde Arapça öğretilmesi dahil, farklı kültürlerin tarihi ve edebiyatı konularının okul müfredatına eklenmesini talep eder.
21. Avrupa-Akdeniz ülkelerinin hükümetlerinin, çoktaraflı bilgi sağlama aracı olarak, okullara internetin daha yaygın girmesine imkan sağlamadaki rolünü vurgular.
22. 2006 yılında Tampere’de yapılan Avrupa-Akdeniz Ülkeleri Dışişleri Bakanları toplantısı sonuçlarından memnuniyet duyar; bu bağlamda parlamentolardan tamamlayıcı politika oluşturma rolü oynamalarını; Avrupa-Akdeniz bölgesindeki tüm ülkelerin özellikle eğitim, bilgi toplumu, kadın ve sağlık ile bağlantılı her alanda, Milenyum Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için çaba göstermelerini talep eder.
23. Avrupa Akdeniz ülkelerindeki Yüksek Eğitim ve Araştırma Bakanlarını, bir Avrupa-Akdeniz yüksek eğitim ve araştırma bölgesi yaratılması için, üç Catania Konferansı ile başlayan sürece devam etmek üzere bu yılın Haziran ayı için planlanan toplantıyı organize etmeye çağırır.
24. Bu bağlamda, bir Avrupa-Akdeniz Üniversitesi’nin vereceği dersler ve organize edeceği kurslarıyla kültürler arası gerçek diyalog ve bilginin entegrasyonunu sağlamada oynayabileceği role dikkate çekerek; bir Avrupa-Akdeniz kültür ve eğitim bölgesinin hızla kurulmasını savunur.
25. Bu nedenle, AAPA’nın Avrupa-Akdeniz Üniversitesi’nin kurulması için hükümetler, parlamentolar ve sivil toplum arasında somut ve üzerinde anlaşmaya varılan teklifleri belirlemek üzere, bu konuyu da yakından takip etmesi gerektiğini düşünmektedir.
26. Ayrıca AAPA tarafından zaten önerildiği üzere, Avrupa-Akdeniz ülkelerinden okulların yardımıyla ve bu alanda uzman örgütlerin koordinesinde 16-18 yaş arası ( henüz oy kullanma hakkı olmayan) açıklık ve temsiliyet prensibi ile seçilmiş öğrencileri bir araya toplayacak, Avrupa Burs programı çerçevesinde, düzenli olarak Avrupa-Akdeniz genç parlamenter toplantıları yapılmasını talep eder. Toplantının dilleri AAPA’nın çalışma dilleri olacaktır ve Barselona Deklarasyonunun üç boyutunun oluşumuyla ilgili konuları tartışma imkanı doğacaktır.
27. 26 Mayıs-3 Haziran 2007 tarihleri arasında Konsey’in Almanya Başkanlığı tarafından Berlin’de yapılacak “Avrupa-Akdeniz Genç Parlamento” organizasyonundan memnuniyet duyar, Alman Başkanlığının bunu bir pilot proje olarak göz önünde bulundurmasına dikkat çeker; Alman Başkanlığının Paragraf 26’da bahsi geçen benzer kriterleri dikkate almasını tavsiye eder.
Çevrenin Korunması ile ilgili olarak:
28. Akdeniz’in farklı insanların ve kültürlerin bileşmesinin bir sembolü/öğesi ve korunması gereken bir çevre kaynağı olarak iki yönlü merkezi önemi olduğunu yineler.
29. Akdeniz havzasında çevre dengelerinin artan hızla bozulduğu yönündeki endişelerini ifade eder ve tüm bölgede, sürdürülebilir kalkınma politikasının temel maddelerinden biri olarak çevre politikalarına hız verilmesi gerektiğine inanır.
30. 27-28 Kasım 2005’te Barselona’da, Deklarasyonun 10. yıldönümü kutlamalarında, bölge ülkelerinin Akdeniz’de 2020’ya kadar çevre kirliliğini büyük ölçüde azaltmak üzere harekete geçme “Ufuk girişiminin” başlatılmasına söz verdiği üzere, sözkonusu girişimin başlatılması kararını destekler.
31. 5 Eylül 2006’da Avrupa Komisyonu tarafından sunulan Akdeniz için çevre stratejisi konulu Bildiriyi memnuniyetle karşılar ve Avrupa Komşuluk Politikası içinde strateji için yeterli maddi kaynağın sağlanması ihtiyacını vurgular.
32. AB Konseyi’nin; AB’nin Avrupa’yı oldukça enerji etkin ve düşük gaz emisyon ekonomisine dönüştürmeye kararlı olduğunu vurgulayan ve 2012’den sonra kapsamlı ve global bir anlaşma imzalanana kadar, AB’nin 1990’la kıyaslandığında 2020’ye kadar en azından %20 gaz emisyonunu kısıtlaması için bağımsız bir taahhütte bulunmasını kabul eden kararından memnuniyet duyar.
33. 20 Kasım 2006da Kahire’de gerçekleştirilen Avrupa-Akdeniz bölgesi Çevre Bakanları toplantısında, Ufuk 2020 programının içerdiği önceliklerin sağlanması anlaşması ve günümüzden 2013’e bir yol haritasının belirlenmesini içeren sonuçlarını onaylar.
34. Bu kapsamda, Denizciliğin kontrolünde ve toksik atıkların taşınmasında, Akdeniz havzasında bulunan tüm ülkeler için bağlayıcı ve ayrıntılı bir biçimde düzenlemek için anlaşmaya varılması ihtiyacına dikkat çeker.
35. Bu önlemlerin Karadeniz’i de kapsayacak şekilde ele alınması ihtiyacını ve kalıcı ortaklık bağlarının kurulmasının desteklenmesiyle sivil toplumun desteklenmesini vurgular.
36. Dünya Bankası ve Avrupa Yatırım Bankasının, çevrenin bozulması ile mücadelede yeterli madde kaynak sağlayarak, Akdeniz Çevre Teknik Yardım Programı kapsamında işbirliğine devam etmelerini ister.
37. Ufuk 2020 önlemlerinin uygulanmasında, parlamentoların özellikle işbirliği, bu alanda yasama sistemlerinde en iyi uygulamaların alışverişi ve çevre konuları konusunda kurumsal farkındalığın artırılmasının kabulü ile önemli bir rol oynadıklarına inanır.
38. Akdeniz’i etkileyen ciddi koşullara karşılık verebilmek ve tüm havza bazında hareket edebilme ihtiyacı için, (balıkçılık da dahil) çevrenin kalitesini geliştirebilecek her sektörde ortak kalkınma stratejilerinin geliştirilmesinde, bölgedeki tüm ülke hükümetlerinin ve parlamentolarının bağlılıklarının büyük önem taşıdığını vurgular.
39. Kıyı sınır yönetimi, kirliliğin ortadan kaldırılması, bio-çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir balıkçılığa yönelik çalışma gibi ortak alanlarda sinerjilerin güçlendirilmesi aracılığıyla, Baltık ve Akdeniz bölgelerinin deniz çevresinin korunması ve temizliğine yönelik olarak birlikte çalışabileceklerine inanarak, Baltık Denizi Eylem Planı konusundaki çalışmadan memnuniyet duyar.
40. Bu nedenle Barselona Deklarasyonunu imzalayan ülkelerin, çevreye saygı kapsamında ilerleme sağlanmasını sağlayacak politikaları kabul etmeleri için, hükümetlerinin yürürlüğe giren uluslarararası anlaşmaları uygulamada yüreklendirmek için ikili ya da çok taraflı seviyelerde deniz çevresinin korunması için diyalog oluşturmaya teşvik eder.
41. AAPA’nin, Ufuk 2020’de belirlenen hedeflere ve denizlerin korunması uluslararası konvansiyonunda belirlenen öğelere erişilmesini, özellikle Kültür Komitesi içinde raportörler atayarak, takip etmesini önerir.
42. Medyanın ilgisi azaldığında, Lübnan sahillerinde İsrail’le savaş sonrasında oluşan acil çevre durumunun unutulmaması ve 25 Ağustos 2006 tarihli UNEP raporunda belirlenen ve acil çevre durumunu azaltacak koruma önlemlerinin uygulanması gerektiğini talep eder. AAPA ortak denizimizin kirlenmesine sebep olacak her tür gönüllü askeri eyleme karşıt olmayı taahhüt eder.
Göç konusunda:
43. Tüm göçmenlerin ve ailelerinin insan haklarını ve temel özgürlüklerini korumak ve teşvik etmenin tüm ülkeler için zorunlu olduğunu vurgular ve Uluslararası Hukuk tarafından belirlenen prensipleri yineler.
44. Uluslararası göçü küreselleşme sürecinin önemli bir öğesi ve hem göç alan hem de göç veren ülkeler için büyüme ve kalkınma için değerli bir potansiyel olarak nitelendirir.
45. Uluslararası göçün küresel boyutu, ülkeler arasında diyalog ve işbirliğini göç kavramını anlamanın geliştirilmesini ve göçün olumlu etkilerinin maksimizasyonunu ve olumuz etkilerinin azaltılmasını gerekli kıldığı gerçeğini vurgular.
46. BM Yüksek düzey grubu tarafından basılan Medeniyetler İttifakı raporunda yinelenen ve göç edilen, geçiş ve istikamet ülkeleri arasında insan halklarını, uluslararası insani hukuku ve mültecilerin korunması için uluslararası anlaşmaları kapsayan koordineli ve dinamik göç politikasına ihtiyacı tamamıyla onaylar.
47. Entegrasyon kavramının karşılıklı farklılıkların tanınmasıyla sosyal bütünlüğü korumayı amaçladığını vurgular ve Aralık 2006’da Tampere’de gerçekleştirilen Avrupa Konseyi’nin uzun süredir Birliğin mukimleri olan üçüncü ülkelerden gelen vatandaşlarının bu ülkeden vatandaşlık elde etme hakkı olasılığını içeren sonuçlarının ışığında, göçmenlerin olumlu entegrasyonunun kolaylaştırmak için vatandaşlık ve uyruk edinme hakkının önemine dikkat çeker.
48. AB ülkelerinin ulusal entegrasyon politikaları geliştirmede ilerleme kaydettiklerini ancak eğitim, sosyal ve istihdam sistemlerine tam erişimin kazanılması için hala engellerin bulunduğunu ve tam entegrasyon için en önemli engelin bulunulan ülkenin dilinin bilgisi olduğunu kabul eder.
49. Bu nedenle, göç alan ülkelerin parlamentolarını ve hükümetlerini göçmenlere ülke dilini öğretmeye ve böylelikle dışlanmayı engellemeye ve göçmenlerin tam entegrasyonunu sağlamalarını ve yeni toplumlarına aktif katkıda bulunmalarını desteklemeye teşvik eder.
50. Diğer hususların yanı sıra, şehirler ve toplumlar arasında örtüşmenin yangınlaşmasına olanak sağlayan, barınma ve öğrenim alanındaki sorumlulukları ile entegrasyon sürecinde direkt etkileri bulunan yerel ve bölgesel otoritelerin rolünün önemli olduğunu dikkate alır.
51. Parlamentoların hükümetlerinden, özellikle BM Genel Kurulu’nda 1990’da kabul edilen “Tüm Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarının Korunması Uluslararası Konvansiyonu” olmak üzere göçmenlerle ilgili uluslararası yasal araçları imzalamalarını talep etmelerini ister.
52. Göçmenlerin bilgi ve deneyiminin, onların ülkelerine yapılacak etkili kalkınma yardım politikalarına katkıda bulunabileceğini göz önünde bulundurarak, tüm ülkelerde göçmenlerin geri dönüşünü kolaylaştıracak yasamanın önemini vurgular.
53. Parlamentoları, makul bir sürede, yerel seçimlerde yabancı uyruklara seçimlere katılma ve seçme hakkını vermeye çağırır ve Avrupa Konseyi üye devletlerinden henüz 1992 Strazburg Konvansiyonunu henüz onaylayıp uygulamayanlarını, Konvansiyonu onaylamaya ve uygulamaya teşvik eder.
54. Parlamentoları, Birleşmiş Milletler Göç ve Kalkınma Konulu Üst-Düzey Diyalogunda vurgulandığı üzere, göçmenlerin temel haklarını korumak üzere oluşturulan göç politikalarının uygulanmasını desteklemeye ve sosyal ve siyasi entegrasyonunu sağlamaya teşvik eder.
55. Tutarlı bir göçmen politikasının, diğer hususların yanı sıra, göçmenlere öğrenim, mesleki eğitim, sosyal refaha ve sağlık hizmetlerine erişim ve sosyal, kültürel ve siyasi hayata katılım hakkı vererek göçmenlerin iş piyasasına hukuksal olarak entegre edilmesi hükmünü içeren entegrasyon politikasıyla birlikte olması gerektiğini vurgular. Ayrıca böyle bir entegrasyon politikası belirtilen hedeflere ulaşmada göçmenlerin kendileri tarafından uygulanabilir olmayı gerektirir.
56. Avrupa-Akdeniz parlamentolarını ve hükümetlerini, göçmenlerin bulundukları toplumlara yaptıkları katkılara değinen bilgi içerikli ve duygusal kampanyalar yaparak göçün daha iyi anlaşılmasını sağlayarak entegrasyonun ilerletilmesi ve çeşitliliğin fark edilmesini vurulamaya çağırır.
57. Medyayı göç politikaları ile ilgili yanlış, basmakalıp olumsuz göçmen imajını engelleyerek doğru haber iletmeye ve yerel medyanın göçmenlerin yaşadıkları toplumlarda entegrasyonun ve Kabul edilmelerinin ilerletilmesi aracı olarak teşvik edilmesine davet eder.
58. Avrupa-Akdeniz Hükümetlerinden, kültürel değişimi ve eğitim programlarını teşvik etmek üzere, vize alma koşullarını uygun hale getirmelerini ve insanileştirmelerini teşvik eder.
59. Cinsiyet eşitliğinin temel insan haklarından biri olarak uygulanması ve sağlanması için parlamentoları ve hükümetleri göçmen kadınların entegrasyonunu hızlandırmalarını ve haklarının korunmasının garantiye almalarını teşvik eder
60. Ortaklık prensibine ve göç akışının birlikte yönetimi anlayışına dayana bir yaklaşımın kabulünü önerir.
61. Konseyin üçüncü ülke vatandaşlarının entegrasyonu için Avrupa Fonu kurma kararını dikkate alır ve özellikle entegrasyon yöntemleri olmak üzere göç politikalarına ayrılan kaynağın artırılmasını savunur.
62. Avrupa-Akdeniz Parlamentolarını ve hükümetlerini, göç akışlarını daha iyi idare ve organize etmek üzere, Güney kıyılarının ekonomik gelişmesini ve teknoloji transferi sağlamaya; yeni iş imkanı yaratacak yatırımları cesaretlendirmeye davet eder.
63. Yasal göçün ekonomik açıdan gönderen ülkeye sağladığı katkıları kabul ederek, yasa dışı göçün güvenlik tehditleri yanı sıra, insani maliyetini vurgular.
64. İnsani problemleri ortadan kaldırmak böylece yasadışı göçün ana sebebini bertaraf etmek üzere; yasa dışı göçle, insan ticaretiyle ve suç örgütlerinin faaliyetleriyle mücadelede ve Afrika’da daha güçlü kalkınma ve istikrar politikalarını teşvik etmede Akdeniz’in her iki kıyısındaki tüm ülkeler arasında daha güçlü işbirliğini talep eder.
65. Son olarak, AAPA için kolaylıkla anlaşılabilecek ve şu an Avrupa-Akdeniz işbirliği için kullanılan logonun yerini alacak, barış, yardım ve medeniyetler arası diyalogu simgeleyen bir logonun oluşturulmasını uygun görür.
66. Sonraki önerilerde gençlerin desteğini ve onayını almak için ve genel olarak kamuoyunda AAPA’nın çalışmalarının aşinalığının sağlanması için, Avrupa-Akdeniz ülkelerinin sanat okullarında ve akademilerinde, Roma Anlaşmasının 50. yıldönümü kutlamaları için logo seçme prosedürlerinde kullanılanlara benzer prosedürleri takiben bir yarışma düzenlenmesini önerir.