TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

               TUTANAK DERGİSİ

 

                                                     137’nci Birleşim

                                           11 Temmuz 2013 Perşembe

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                     İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa’da tarımın ve çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu olarak, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, CHP Grubu olarak, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

4.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, bir AKP milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan kadın gazetecilere sarf ettiği sözleri kınadığına ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in bu konuda görüşlerini bildirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

5.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan kadın gazetecilere yönelik sözleri nedeniyle AKP’li milletvekilini kınadığına, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den ve AKP grup başkan vekillerinden bu konuda bir açıklama yapmalarını beklediğine ilişkin açıklaması

6.- Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın, günlük bir gazetede kendisiyle ilgili çıkan habere, gazetecilerle bir sohbet esnasında söylediği sözlerin kadınlıkla, kadın gazetecilikle alakası olmadığına ve kadın gazetecilere hakaretten bahsedenlerin polislerin anasına küfreden arkadaşları için bir cümle etmediğine ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın kadın gazetecilere yönelik kullandığı sözlerin kabul edilemez olduğuna, şahsı ve AK PARTİ’li kadın milletvekilleri adına bu ifadeleri reddettiğine ilişkin açıklaması

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, MHP Grubu olarak bir milletvekilinin kadın gazetecilere yönelik sözlerini kınadığına ilişkin açıklaması

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında gazetecilere yapılanları kınadığına, adı geçen milletvekilinin sözlerinin arkasında duran bir anlayışla Genel Kurulda konuşma yapmış olmasını üzüntü verici bulduğuna ve bu konuda Başkanlık makamının üzerine düşeni yapmadığına ilişkin açıklaması

10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ’li milletvekilinin kadın gazetecilere söylediği sözleri doğru bulmadığına, bu milletvekilinin özür dilemek için yaptığı konuşmasını muhalefet partisindeki milletvekillerinin kesmeye çalıştığına ve herkesin hangi noktada hatası varsa üstüne gidilip kınanması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Genel Kurul salonunun güvenliğini, sükûneti ve uyumu sağlamakla görevli olan Adalet ve Kalkınma Partisine mensup İdare Amirinin oturduğu yerden kürsüye laf atmasını, taciz etmesini kınadığına ilişkin açıklaması

12.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, evde bakım yardımı alan engellilerle ilgili yeni bir düzenleme yapılmasının düşünülüp düşünülmediğine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Muş Milletvekili Demir Çelik ve 22 milletvekilinin, Türkiye’de basın özgürlüğünü kısıtlayan engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/714)

2.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu ve 22 milletvekilinin, Van Gölü’nün korunması ve turizme kazandırılması konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/715)

3.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve 19 milletvekilinin, Elâzığ ilindeki KOBİ’ler ile küçük esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/716)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından Bingöl Yayladere 2’nci Komando Tabur Komutanlığında zorunlu askerlik hizmeti yaparken 23/6/2013 tarihinde silahla vurulma sonucu hayatını kaybeden Adem Kalkan’ın ölümünün araştırılması amacıyla 8/7/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, (10/214) esas numaralı Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve 19 milletvekilinin 28/12/2012 tarih 7099 sayı ile Yozgat ilinin işsizlik sorununun; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 19 milletvekilinin 9/4/2013 tarih 11473 sayı ile üniversite mezunlarının yaşadıkları işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergelerinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından 2/B taşınmazları için belirlenen satış bedelleri ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 22/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu’nun BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

4.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

6.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklama sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/498) (S. Sayısı: 173)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478)

5.- Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Milli Savunma Komisyonu Raporu (1/795, 2/64) (S. Sayısı: 479)

6.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin, TİKA tarafından;

Gine Bissau Belediyesi Tapu Kadastro Birimine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Taşkent Yenidoğan Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Filistin Emniyet Teşkilatına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Filistin Polis Radyosu Kurulması Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Novi Travnik Sultan Fatih Kreşine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arnavutluk Bektaşi Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Mezar-ı Şerif Vilayeti Yolamarab Özbekiye Mahallesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arabayev Kırgız Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi Türkoloji Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Lübnan Sayda Türk Travma ve Rehabilitasyon Hastanesi işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Aydamon, El-Kuaşra ve El-Biree Beldelerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Lahor Badşahi Camiinde Bulunan Kutsal Emanetlerin Korunmasına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Prizren'de Kültürel Mirasın Korunmasına Destek Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Reçane Metro Bajraktari İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Mali Yüksek İslam Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Filistinli engelli mültecilere yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Fildişi Mülteci Kampı Kouankan'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gagauz Özerk Bölgesi İdaresine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Karbinitsi Belediyesi Ocalı Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Bosna-Hersek Federal Polis Akademisine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Morane Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sanski Most Şehrine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Belh Vilayeti Şortepe İlçesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sokullu Mehmet Paşa Köprüsü işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Osmangiç Camiine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Etiyopya Dışişleri Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Ayazdede Şenlikleri çevre düzenlemesi işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Tubas Türk-Filistin Dostluk Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Abadir Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Cevizcan Radyo Televizyonuna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Elita Derneği ile Medya ve İletişim Alanında İşbirliği Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Dakar İslam Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

FENA Haber Ajansına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze Şeridi’ne ilaç temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Ziguinchor Rabiatü'l İslam Eğitim Merkezi Kompleksi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze'deki hastanelere yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Oş Bölgesi Klinik Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Refah Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Celalabad Bölgesi Klinik Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Beyt Hanun Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Filistinli engelli mültecilere yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Cebaliye'ye yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kosova Sinan Paşa Camiine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Beyt Hanun'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Demirkapı Belediyesi Çelevez Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

El-Nasser Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afganistan Vardak Meydan-ı Şehir Polis Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Han Yunus'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Vekâlet ile Kurban Kesimi Organizasyonu kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze'deki su şebekelerinin rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Ummah Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Nuseyrat Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze'ye su temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Deyr El-Balah'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze Pediatri Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Zeytun, Şuraffa, Surani Dağı ve Remal'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

El-Kuds Filistin Kültürünü Geliştirme Kurumuna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Batum Dil Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze Nuseyrat Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze İslam Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Yılmazlı Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kalendiye Mülteci Kampına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze Şeridi kıyı belediyelerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gazze Türk-Filistin Dostluk Hastanesi yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gine Bissau Cumhurbaşkanlığı Konutuna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Filistin sivil toplum kuruluşlarına yönelik destek projeleri kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gine'ye yönelik bir sağlık tarama projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

El-Bireh'te okul inşası işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Han Yunus Kesimevi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gine Conakry Dışişleri Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Danilovgrad Sağlık Ocağına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Varketili Yaşlılar Sosyal Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Bağdat El-Razi Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin

Plav Devlet Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kabil Üniversitesi Türkoloji Birimi Hizmet Binası inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Rojaye 30 Eylül Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Acara Hulo, Keda, Çakvı Polikliniklerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Osmanagiç Cami tadilatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arslan Baba Türbesi Müştemilatı yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Podgoritsa Çocuk Hastalıkları Kliniğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Üsküp Şehir Müzesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kırgız Ulusal Askeri Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Konik Karakoluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Oş Aktilek Devlet Okulu inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Hacı Hasan Camiine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Rojaye Butvoitsa Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Plav Belediyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kazakistan'da Araştırma ve Uygulama Serası Kurulması Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gilan Alaaddin Medresesi rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sultan I. Murad Hüdavendigar Türbesi rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kademçay Semetey Kırgız-Türk Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kökçar Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Talas Bölgesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Talas Bölgesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Oş Devlet Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Oş Şehrinde Hastane inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Semengan Kız Meslek Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Vardak Meydan-ı Şehir Tarım Meslek Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afganistan'daki bazı okulların inşaat ve tefrişat işleri kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kabil'de bir okul inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Tahar Vilayetinde ana çocuk sağlığı hizmet binası yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kabil'deki bazı okulların inşa işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afganistan Atatürk Çocuk Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afgan-Türk Dostluk Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Faryab Vilayeti Meymene Ebe Eğitim Merkezi yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kabil Askeri Lisesi inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

K.D. Uşınskıy Üniversitesi Türkoloji Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sudan Cüneyne Göz Kliniği kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Dangara Nahiyesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Tacikistan'da kaynakçılık uygulama atölyesi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Şam Süleymaniye Külliyesi restorasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sudan'da su araştırmaları merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sudan'daki bir laboratuar kurulması projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Gadarif El-Amiriyye'deki okullara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Tacikistan'da turizm-otelcilik uygulama restoranı kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Duşanbe'de çocuk onkoloji merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Niyayla Yetimler Yurduna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

İmam-ı Azam Tacik İslam Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Canköy Vilayeti Zareçnoye Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Vizyon-M Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Ali Rıza Efendi Anı Evi yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Stundeniçan Belediyesi Tsetova Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Merhamet Derneği Kitap Dağıtımına Destek Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Bayan Ulgii Vilayeti 8. Kreşin tadilatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Khan-Uul Belediye Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Moğolistan Eğitim Değerlendirme Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Asociata Motivatie Din Moldova Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Orhun Müzesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Moğolistan Milli İstatistik Ofisine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Khuvsgul Vilayeti Chandmani Undur İlçesi Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Ulan Bator Ankara Caddesi Çevre Düzenlemesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Moğolistan Agrobiyoloji Fakültesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sukhbaatar Belediye Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Pakistan'da inşa edilecek okul ve yurt binaları işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Lahor Çocuk Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Necaşi Türbesi restorasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Nijer Su Kuyuları Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Pakistan'ın bazı eyaletlerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Ulan Bator Mesleki Denetim Müdürlüğüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Nijer'e yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Nijer Biseg Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Songinokhairkhanlı işsiz kadınlara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Jampur'da hastane ve lojman inşa işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Hayber Paktunkva Dera İsmail Han Şehrine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Hayber Paktunkva Eyaletine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Yürütülen Uluslararası Polis İşbirliği Projelerine ilişkin,

Sind Eyaletine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Muzaffergah ve Sıvabi Hastaneleri inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Akmescit Prudovoye Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Zareçnoye Müzik Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

TRT yayınlarının Azerbeycan'da Yayınlanması Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Çernobil Çocuklarına Donanım Alınması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kırım Mühendislik ve Pedagoji Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Urojaynoye Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Akmescit Malenskoye Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarına Devlet faaliyetleri kapsamındaki çalışmalara ilişkin,

Bahçesaray Vilayetindeki bir okula yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Bahçesaray Vilayetindeki bir okula yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Üsküp Mustafa Paşa Camii Restorasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

İsmail Gaspıralı Müzesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Türk-Yemen Meslek Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Odesa Malinovka Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Karasupazar'a yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sıvabi, Dera İsmail Han ve Lakkı Mervat Su Kuyuları işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Pencap Eyaletinde Termik ve Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Pakistan'a su kuyusu yapım işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Prizren Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Koalack - Ascmarine Derneği Olgunlaşma Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kaolack Sağlık Taramasına İlaç ve Tıbbi Malzeme Temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Tattaguine'de doğum evi inşaatı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Pikine Sosyal Pediatri Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Diacksao Belediyesi Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

UCAD Mediko-Sosyal Merkezi inşaat ve tıbbi cihaz temini işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Senegal Kanserle Mücadele Derneğine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Casamance Engelliler Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Türkmen-Özbek Sınırı Farap Sınır Kapısının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Yeni Pazar Dositej Obradoviç İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Somali'de Temiz İçme Suyuna Erişim Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sremcitsa Engelliler Yurduna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Belgrad Dr. Drapişa Mişoviç Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Yenipazar İki Köprü Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arencelovats Devlet Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Senta Turzo Lajos İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Yeni Pazar Devlet Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Sudan Ebe Eğitim Merkezine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

İbrahim Malik Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

2010-2013 yılları arasında Somali’de gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin,

Sudan Vau Eğitim Hastanesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Mogadişu Havalimanı rehabilitasyon işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Somali'de şehir içi yolların rehabilitasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Mogadişu'ya yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Petrovets Belediyesi Çiftlik Köyüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Mesazhi.com internet sitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Azerbaycan'da gençlik merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arnavutluk Elbasan Bölgesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arnavutluk'taki sporculara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Mostar Cemal Bijedic Üniversitesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Muhammed Fuzuli Elyazmaları Enstitüsüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Fuar, seminer ve kongre gibi organizasyonlara katılım için verilen desteklere ilişkin,

Mostar Makine-Trafik Lisesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Jablanica Ravna İlköğretim Okuluna yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Maglaj Kurşunlu Cami restorasyonu işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Almanah Dergi Basımına Destek Projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Ahıska Gazetesine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arnavutluk Eğitim ve Bilim Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afrika Uydu TV Kanalına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arnavutluk'ta Fiziksel Engelliler Fizyoterapi Merkezi kurulması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arnavutluk İşkodra Sheh Shamia Lisesi Kız Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Arnavutluk İşkodra Sheh Shamia Lisesi Erkek Bölümüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Mezar-ı Şerif Afgan-Türk Dostluk Parkı işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

İşkodra Meslek Edindirme Müdürlüğüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Vardak Vilayeti Tarım Müdürlüğüne yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Pagman Tepesi'nin ağaçlandırılması işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afganistan Hac ve Evkaf Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afganistan Mülteciler Bakanlığına yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Şipur Cami-Teymeni Caddesi-Nasvan Lisesi Yolu asfaltlandırma işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Cevizcan ve Sarıpul vilayetlerindeki kadınlara yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Afganistan hastanelerine yönelik bir destek projesi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Tahar Vilayeti Kökçe Nehri Köprüsünün inşa işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Kabil Mirvais Meydan-Kampanı Yolu ağaçlandırma işi kapsamında gerçekleştirilen harcamalara ilişkin,

Soruları ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/24482), (7/24483), (7/24484), (7/24485), (7/24486), (7/24487), (7/24488), (7/24489), (7/24490), (7/24491), (7/24492), (7/24493), (7/24494), (7/24495), (7/24496), (7/24497), (7/24498), (7/24499), (7/24500), (7/24501), (7/24502), (7/24503), (7/24504), (7/24505), (7/24506), (7/24508),  (7/24509), (7/24510), (7/24511), (7/24512), (7/24513), (7/24514), (7/24515), (7/24516), (7/24517), (7/24518), (7/24519), (7/24520), (7/24521), (7/24522), (7/24523), (7/24524), (7/24525), (7/24526), (7/24527), (7/24528), (7/24529), (7/24530), (7/24531), (7/24532), (7/24533), (7/24534), (7/24535), (7/24536), (7/24537), (7/24538), (7/24539), (7/24540), (7/24541), (7/24542), (7/24543), (7/24544), (7/24545), (7/24546), (7/24547), (7/24548), (7/24549), (7/24550), (7/24551), (7/24552), (7/24553), (7/24554), (7/24555), (7/24557), (7/24558), (7/24559), (7/24560), (7/24561), (7/24562), (7/24563), (7/24564), (7/24565), (7/24566), (7/24567), (7/24568), (7/24569), (7/24570), (7/24571), (7/24572), (7/24573), (7/24574), (7/24575), (7/24576), (7/24577), (7/24578), (7/24579), (7/24580), (7/24581), (7/24582), (7/24583), (7/24584), (7/24585), (7/24586), (7/24587), (7/24588), (7/24589), (7/24590), (7/24591), (7/24592), (7/24593), (7/24594), (7/24595), (7/24596), (7/24597), (7/24598), (7/24599), (7/24600), (7/24601), (7/24602), (7/24603), (7/24604), (7/24605), (7/24606), (7/24607), (7/24608), (7/24609), (7/24610), (7/24611), (7/24612), (7/24613), (7/24614), (7/24615), (7/24616), (7/24617), (7/24618), (7/24619), (7/24620), (7/24621), (7/24622), (7/24623), (7/24624), (7/24625), (7/24626), (7/24627), (7/24629), (7/24630), (7/24631), (7/24632), (7/24633), (7/24634), (7/24635), (7/24636), (7/24637), (7/24638), (7/24639), (7/24640), (7/24641), (7/24642), (7/24643), (7/24644), (7/24645), (7/24646), (7/24647), (7/24648), (7/24649), (7/24650), (7/24651), (7/24652), (7/24653), (7/24654), (7/24655), (7/24656), (7/24658), (7/24659), (7/24660), (7/24661), (7/24662) (7/24663), (7/24664), (7/24665), (7/24666), (7/24667), (7/24668), (7/24669), (7/24670), (7/24671), (7/24672), (7/24673), (7/24674), (7/24677), (7/24678), (7/24679), (7/24680), (7/24681), (7/24682), (7/24683), (7/24684), (7/24685), (7/24686), (7/24687), (7/24688), (7/24689), (7/24690), (7/24691), (7/24692), (7/24693), (7/24694), (7/24695), (7/24696), (7/24697), (7/24698), (7/24699), (7/24700), (7/24701), (7/24702), (7/24703), (7/24704), (7/24705), (7/24706), (7/24707)

 

2.- Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, bir RTÜK üyesi hakkındaki iddialara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/24762)

3.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, bağlı kurum ve kuruluşlarda psikolojik tacizin (mobbing) önlenmesi kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/24764)

4.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, elektrik dağıtım şirketlerinin mekanik elektrik sayaçlarını elektronik sayaçlarla değiştirmesi uygulamasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/24875)

5.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, taş ocağı sayısına ve ruhsatlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/24876)

6.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Bakanlık tarafından psikolojik tacizin (mobbing) önlenmesi kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/24877)

7.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, soru önergelerine ve bunların cevaplandırılmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/24878)

8.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, bir enerji iletim hattının yapımı ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/24879)

9.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlığın Bursa’daki yatırımlarına ve Bursa’dan toplanan vergilere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/25021)

10.- Diyarbakır Milletvekili Emine Ayna’nın, Antalya’nın Finike ilçesinde ruhsat verilen taş ocaklarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/25063)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, hububat depoları ihalesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi  Eker’in cevabı (7/25167)

12.- İstanbul Milletvekili Sedef Küçük’ün, vakıflar, vakıf yöneticileri ve vakıf gelirleri ile ilgili verilere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/25194)

13.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’da bağlı kurum ve kuruluşlarda 2002 yılından itibaren meydana gelen iş kazalarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/25196)

14.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, İstanbul’da bağlı kurumlarda çalışan personele ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/25198)

15.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık tarafından gerçekleştirilen temsil harcamalarına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/25837)

16.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında bağlı kurum ve kuruluşlarda tadilat, dekorasyon ve çevre düzenlemesi kapsamında yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/25840)

17.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığa yönelik siber saldırılara ve alınan önlemlere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/26073)

18.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlık çalışanlarının e-posta ve sosyal medya hesaplarının izlenip izlenmediğine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/26269)

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık üst düzey yönetici kadrolarında vekâleten görev yapan personele ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı  (7/26270)

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, haklarında soruşturma açılan personele ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/26272)

21.- İstanbul Milletvekili Celal Adan’ın, soru önergelerine ve bunların cevaplandırılmasına ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/26720)


11 Temmuz 2013 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Dünya Nüfus Günü münasebetiyle söz isteyen Malatya Milletvekili Öznur Çalık’a aittir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

 ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 11 Temmuz Dünya Nüfus Günü vesilesiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan evvel, on sekiz yıl önce Srebrenitsa’da çocuk, kadın, yaşlı fark etmeksizin katledilen Müslümanlarımızı rahmetle yâd ediyorum. Bu yıllar geçse de içimizi acıtan olayların, kardeş kavgası çıkartılmak istenen Mısır’da yaşanmamasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Ve Adeviye Meydanı'nda demokrasi mücadelesi veren kardeşlerimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bir devleti oluşturan en önemli unsur millettir. Millet yok olursa devlet de yok olur. Devletin bekası, milletin varlığına bağlıdır. Bir milletin varlığı ve bekası açısından da nüfus çok önemlidir. Günümüzde, tüm dünyada dünya nüfusunun geleceğiyle ilgili analizler yapılmakta olup özellikle yaşlı bir nüfusa sahip Avrupa’da konunun ehemmiyetine sürekli vurgu yapılmaktadır.

2050 yılı nüfus tahminlerine göre, dünya nüfusu 9 milyarı aşacaktır. 2050 yılında nüfusu 94 milyon 585 bin kişi olacağı tahmin edilen Türkiye’mizin ise 187 ülke arasında 19’uncu sırada yer alması öngörülmektedir.

2012 yılı verilerine göre, dünyanın nüfus artış hızı yüzde 1,2 olup bu rakam Türkiye’de yüzde 1,25’tir. Tüm dünyada nüfus artış hızı her geçen gün azalmakta olup tüm dünya nüfusuyla birlikte maalesef Türkiye'nin nüfusu da yaşlanmaktadır. Üzülerek söylüyorum ki, eğer gerekli çalışmaları yapamazsak Türkiye'nin de gelecekte bu sorunla karşı karşıya kalması kaçınılmazdır. 2045-2050 arası dönemde Türkiye'nin nüfus artış hızının binde 2’ye gerilemesi beklenmektedir. Bu durumda, Türkiye'nin nüfus artış hızının, aynı dönem için binde 4 olarak hesaplanan dünya nüfus artış hızının altına düşeceği öngörülmektedir.

Nüfusun yaşlanması demografik yapının değişmesidir. Nüfusun yaşlanmasının iktisadi ve toplumsal açıdan yıkıcı etkileri mevcuttur. Nüfuslarının yaşlanmasıyla ülkelerin aktif iş gücü açısından sıkıntı yaşamaları kaçınılmazdır. Nüfus artış hızının azalmasıyla birlikte, çalışan nüfus sürekli azalacak ve Türkiye ekonomisi çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Nüfus artış hızını koruyarak gelişmeye devam edebilen ülkeler geleceğin güçlü devletleri arasında olacaktır. Dünyanın ilk 20 ekonomisi içerisinde yer alan ülkemiz için nüfus artış hızını korumamız geleceğimiz için hayati önem taşımaktadır.

Konunun ciddiyetinin farkında olan Birleşmiş Milletler, küresel ısınma ve global terör ile birlikte üç küresel mücadele alanından birisini nüfusun yaşlanması olarak belirlemiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde, Nüfus Kalkınma Grubu olarak nüfusun yaşlanmasına kayıtsız kalmamız kesinlikle söz konusu değildir. Sorun çok ciddidir ve bu soruna ekseriyetle müdahale edilmelidir. Nüfusun dünya siyasetinde bir güç unsuru olduğu gerçeğinden yola çıkarak ülkemizin bu açıdan zafiyet gösterme lüksü asla yoktur. Bugün 15 yaşından küçük her çocuktan 9’u gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Bu ülkelerin, doğum oranı en yüksek ülkeler olmaya devam edecekleri öngörülmektedir. Bu analizler ışığında, 2050 yılına kadar dünya nüfusunda meydana gelecek artışın yüzde 70’i gelişmekte olan 24 ülkede meydana gelecektir ve nüfuslarının bu ülkelerin en önemli güç unsurlarından birisi olması beklenmektedir.

Bu minvalde, nüfus artışındaki azalmanın durdurulabilmesi ve tersine çevrilebilmesi için iyi planlanmış ve üremenin teşvik edildiği birkaç kuşaklık süre ya da ülkenin dışarıdan göç alması gerekmektedir. Bunların yanı sıra, bir milletin yirmi beş yıldan uzun bir süre devamlılığını sağlayabilmesi, nüfusun en azından sabit kalması ve yaşlanmaması için aile başına düşen doğurganlık oranının 2,1 olması gerekmektedir. Sayın Başbakanımızın ailelere 3 çocuk sahibi olmaları yönünde yaptığı önerinin bütün bu analizler ve istatistikler çerçevesinde tekrar değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye’deki bilimsel verilere göre, nüfusu bugünkü gençlik oranlarıyla tutabilmenin yolu, herhâlde, her ailede asgari 3 çocuğun olmasıyla mümkündür. Dolayısıyla, siz değerli milletvekilleri ve tüm milletimize çağrım, Başbakanımızın bu sözlerine kulak vermektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) – Avrupa teyakkuza geçti, Amerika uyandı, darısı başımıza.

Değerli milletvekilleri, sözlerimi noktalarken nüfusumuzun yaşlanması konusuna daha fazla eğilmeye davet ediyor, hepinizi, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, Bursa’da tarım ve çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

 

2.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Bursa’da tarımın ve çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa’da tarımın ve çiftçilerimizin sorunlarına ilişkin gündem dışı söz almış bulunuyorum. Sizleri ve ekran başındaki çiftçilerimizi, yurttaşlarımızı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ovası ile Uludağ’ı ile Bursaspor’u ile güney Marmara Bölgesi’nde yer alan Bursa, Türkiye’nin 4’üncü büyük ili olup ülkemizin önemli tarih, kültür, turizm, sanayi ve tarım kentidir. Coğrafi konumu ve ekolojik yapısının getirdiği avantajlar nedeniyle tarımda verimlilik düzeyi Türkiye ortalamasının üzerindedir. Tarıma dayalı gelişmiş bir sanayiye sahiptir. Bursa çiftçisinde sıkıntı varsa Anadolu çiftçisinde yangın olduğunu ifade etmek isterim. Bursa, başta İstanbul ve Ankara gibi metropoller olmak üzere Marmara, Ege ve İç Anadolu bölgelerinde birçok ili besleyen bir tarımsal merkez durumundadır. İlde, tarım ile sanayi entegrasyonu oldukça gelişkin olup domates salçası, dondurulmuş gıda, meyve ve sebze konservesi, meyve suyu sanayisinde önde konumdadır.

Değerli milletvekilleri, tarla günlerinin, hasat mevsiminin ortalarında olduğumuz bu günlerde Mustafakemalpaşa ve Karacabey’de domates üreticileri son yağışlarla beraber domates mildiyösüyle sıkıntılı bir durumdadır. Domates ekili alanların yüzde 80’inde bu hastalık görülmektedir. Çiftçiler, sözleşmeli ekim yaptıklarından, zor günlerin onları beklediğini biliyor, buğdayda ortalama verim ve fiyat düşüklüğü nedeniyle kâr edemedikleri için iyi bir sezon geçiremediklerini ifade etmektedirler.

Mısıra dayalı hasadı ümitle bekleyen çiftçilerimiz, Bandırma Limanı’ndaki mısır yüklü gemiler onların içini kararttığı için gümrük vergilerinin arttırılarak bir nebze de olsa mısırda yüzlerinin gülmesini istediklerini ifade etmektedirler.

Orhangazi, Gemlik, İznik, Mudanya ilçelerimizde sofralık zeytinle ilgili üreticilerimizin 2010 yılında çiçek yanığından dolayı, 2011 yılında kalite kaybından dolayı, 2012 yılında zeytin rekoltesinin düşüklüğü nedeniyle zor durumda olduklarını, zeytinin şu anda 70-80 kuruşa alıcı beklediğini ifade etmek isterim.

Gürsu, Kestel ilçelerimizde meyvecilikle ilgili çiftçilerimizin en büyük korkusu Suriye ve İran ile olan ilişkilerin aynen devam etmesidir.

Buradan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına açık bir çağrımız var: İnegöl Gündüzlü, Aşağıballık, Hamamlı, Muratbey, Hayriye, Bahariye, Konurlar, Çitli, Akıncılar, Hamidiye köyleri ile Kurşunlu kasabası; Kestel ilçemize bağlı Aksu, Babasultan, Gözede, Kozluören ve Ümitalanı köylerindeki şiddetli yağış ve doludan dolayı; Karacabey’deki Hamidiye, Ovaesemen, Beylik ve İsmetpaşa ova köylerindeki aşırı yağıştan dolayı zarara uğrayan çiftçilerimize afet nedeniyle yardım yapılmasını, Bursa il ve ilçelerindeki tarım alanlarında mevsimsel olay ve hastalıklardan dolayı tarım kredi kooperatiflerine, bankalara olan borçların ertelenmesini, tarım sigorta kapsamının yeniden gözden geçirilmesini talep ediyoruz. Çünkü, icra borçlarıyla boğuşan köylülerimiz her geçen gün tarımdan, tarla alanlarından uzaklaşmaktadır.

Bursa’mızda bir başka sorun da tarım alanlarına onarılması güç zarar veren taş ocağı, maden, mermer, HES’ler ve termik santrallerdir. Orhaneli Başköy’de mermer ocaklarıyla ilgili, Kozağacı’nda termik santralle ilgili demokratik haklarını kullanarak ÇED bilgilendirme toplantısını yaptırmayan, suyuna, toprağına sahip çıkan köylülerimizle beraber olduğumuzu ifade ediyorum.

Bir sıkıntının da İnegöl ilçemizde Tüfekçikonak ve 11-12 köyümüzün…  

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İLHAN DEMİRÖZ (Devamla) - …içme ve sulama suyunu kaybetmekle karşı karşıya olduğunu belirtiyor, hepinizi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Gündem dışı üçüncü söz, Srebrenitsa katliamının yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Bursa Milletvekili Necati Özensoy’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

 

3.- Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

 

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Srebrenitsa katliamının yıl dönümüyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben Bursa’da Mollaarap Mahallesi’nde doğup büyümüş bir kişiyim. Bu mahallede Bosna ve Sancak bölgesinden gelen kardeşlerimizle birlikte büyüdük. Daha sonra, 1991 yılında başlayan o Sırp ve Hırvat saldırılarında onlarla birlikte bu acıları yaşadık. Srebrenitsa’yı da yine o tarihlerde öğrendik. 250 bin Boşnak şehit olmuş 1991 ila 1995 yılları arasında. Srebrenitsa’da 11-12 Temmuz 1995 günlerinde 12 bin kişi akla gelmedik işkencelerle şehit edildi. Depolara, ambarlara toplanan binlerce kişi organları kesilerek, derileri yüzülerek, yakılarak ve diri diri toprağa gömülerek öldürüyorlardı. Erkeklerin gözleri önünde bütün kadınların ırzına geçiliyordu. Hamile kadınların karınlarını deşerek cenin kesmek de bu Sırp alçaklarının çok hoşlandıkları işkencelerdendi. Kaçmayı başaranları köpeklere parçalatıyorlardı.

Sorarım size, annesinin önünde 1,5 yaşındaki bebeği parçalayıp derisini yüzerek etini kızartıp annesine zorla yedirmek için ne türlü bir canavar olmak gerekir? Ancak bütün bu alçak katiller sadece tetikçilerden ibarettir. Ne yazık ki bu soykırımın gerçek failleri, her biri tek dişi kalmış canavar olan yine Hristiyan Batı dünyasıdır. Birleşmiş Milletler Barış Gücü, NATO ve başta Hollanda olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinin askerleri bu vahşete seyirci kalmış, hatta çok sayıda Sırp’la birlikte soykırıma iştirak etmişlerdir. Srebrenitsa’da sokaktaki adama sorarsanız, size Hollandalı askerlerin Boşnak kadınlarına nasıl tecavüz ettiklerini anlatacaklardır.

Esasen, katliamdaki sorumluluğundan dolayı bugüne kadar sadece Sırp General Radislav Krstiç 2001 yılı Ağustos ayında Lahey’deki Milletler Arası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından soykırım suçlusu bulunup kırk altı yıl hapisle cezalandırılmış ve böylece Srebrenitsa’da yaşananlar modern tarihin ilk soykırımı olarak resmen tarihe geçmiştir. Portekizli hâkim Almiro Rodrigues mahkemenin kararını Krstiç’in yüzüne “General Radislav Krstiç, siz soykırım suçundan, insanlığa karşı işlenen suçlardan ve savaş kurallarını çiğnemek suretiyle cinayet işlemekten dolayı suçlu bulundunuz. General Krstiç, siz oradaydınız, siz binlerce Bosnalı Müslüman’ın katledilmesinden suçlusunuz, siz insanlara inanılmaz acılar yaşatmaktan suçlusunuz, siz 1995 yılının Temmuz ayında kötülüğe, şerre rıza gösterdiniz. İşte, bu yüzden, mahkeme sizi suçlu bulmuş ve sizi kırk altı yıl hapse mahkûm etmiştir.” şeklinde okuyarak Srebrenitsa’da o meşum temmuz günlerini, yaşananları temelde kötülük ve şer olarak tanımlamıştı.

Bu soykırımda asıl sorgulanması ve yargılanması gereken Sırp canilerden çok, Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan ederek Boşnakların silahlarını toplayıp onları Sırp katillere teslim eden, hava harekâtını kasıtlı olarak engelleyen Birleşmiş Milletlerin yetkilileri olsa gerek.

Srebrenitsa ve Bosna’nın her yerinde bu soykırımları yapanların kurbanları olan Müslüman Boşnaklara hep aynı lafı söyledikleri naklediliyor: “Siz Türkleri artık burada görmek istemiyoruz.” Sırplar açıkça Osmanlı’dan intikam aldıklarını söylüyorlarmış. Bosna’da işkenceyle öldürülenler bizim insanlarımız, ırzına geçilenler de bizim kadınlarımız lakin bu şuur elbette bizim milletimizde var.

O günlere yine çarpıcı bir örnek, küçük bir çocuk yaralandığında, annesinin kucağında annesine sorar “Anne, küçük çocukları küçük mermilerle mi vururlar?” diye. Ama gerçek öyle değildir, ayrım etmezler küçük-büyük ve çocuk, annesinin kucağında şehit olur.

Bosna’da, veda ederken herkese “Allah’a emanet.” derler, ben de bütün şehitlerimizi ve Bosna bölgesindeki, Srebrenitsa’da şehit olanlarımızı Allah’a emanet ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Satır, söz talebiniz var, buyurun.

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

 

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Avrupa tarihinin İkinci Dünya Savaşı’nın ardından şahit olduğu en büyük soykırım olan Srebrenitsa katliamının bugün 18’inci yıl dönümü. Bu kapsamda düzenlenecek anma törenlerinde, katliamda şehit olan ve kimlikleri henüz yeni tespit edilebilen 409 kişi için törenle son yolculuklarına uğurlama yapılacak.

Savaş öncesi Srebrenitsa’da yaklaşık 30 bin Müslüman yaşıyordu, bugün bu rakam sadece 5 bin civarındadır. Zira, bölgedeki Müslümanların çoğu, 1995 yılındaki savaş esnasında ya katledilmiş ya da oradan sürdürülmüşlerdir. Sırp askerleri, Müslüman Boşnakları yollarda, dağlarda öldürüp cesetlerin kimlikleri tespit edilmesin diye cesetleri parçalayarak sayıları 64’ü bulan toplu mezarlara gömmüşlerdir. Srebrenitsa katliamı, Avrupa’nın ortasında, dünya kamuoyunun gözü önünde gerçekleşmiştir. Birleşmiş Milletler, bu bölge güvenli bölge olarak ilan edilmesine rağmen, yardım talep eden Boşnakları korumamıştır. Özellikle Avrupa’da bu gibi alçakça işlenen cürümlerin artık geçmişte kaldığı düşünülürken tüm dünya sadece olup bitenleri seyretmiştir. Bu yüzden, bu korkunç olayın her yıl yeniden hatırlanıp hafızalarda canlı tutulması gerekmektedir. Srebrenitsa’daki gibi toplu bir katliam, ne Avrupa’da ne de dünyanın herhangi başka bir yerinde bir daha tekrarlanmamalıdır.

Sonuç olarak bu savaşta, sayıları 200 binle 400 bin arasında değişen insanın öldürüldüğü… 20 binden fazlası kayıptır bu insanların, toplu mezarları hâlâ tespit edilememiştir. 2 milyon kişi göç etmek zorunda bırakılmıştır. 20 binle 50 bin arasındaki sayısı değişen kadına tecavüz edilmiş, bin ve 2 bin sayısı arasında babası belli olmayan çocuklar doğmuştur. Bu yaşananları unutmak, soykırım şehitlerinin anılarına ve aziz ruhlarına yapılan en büyük kötülük olacaktır.

Bu vesileyle, soykırımın 18’inci yıl dönümünde katliam kurbanlarına Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve metanet diliyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şandır…

 

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, MHP Grubu olarak, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, Srebrenitsa’da yaşanan, on sekiz yıl önce yaşanan vahşeti şiddetle ve nefretle kınıyoruz.

Birleşmiş Milletler gözetiminde, Avrupalıların desteğinde, yalnızca Müslüman oldukları için, yalnızca Osmanlının bakiyesi oldukları için, Türk oldukları için katledilen bu insanların, on sekiz yıl sonra da olsa acılarını paylaşıyoruz ve insanlığın hiçbir değerine yakışmayan bu katliamı şiddetle ve nefretle kınıyoruz, bu insanlara yüce Allah’tan rahmetler diliyoruz.

Ancak, bu katliam bitmiş değil, bugün de bölgemizde yine Batılıların gözetiminde ve desteğinde Müslüman kanı akmaktadır. Bu, tarihin tüm dönemlerinde yaşanan hilalle salibin kavgasıdır, bu kavga kıyamete kadar da devam edecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, acılarımız sonsuz ama ülkemizi yöneten siyasi iktidara da tarihin, geçmişin derslerinden faydalanarak bugün dış politikada Türk özneli, Müslüman özneli bir dış politikayla bu Batı saldırısına karşı, en azından onlara destek vermeyen, onlara karşı çıkan ve tüm Müslümanları, Türkleri savunan bir dış politika takip edilmesini de tavsiye ediyorum bu vesileyle.

Tekrar, Srebrenitsa’da hayatını kaybeden Müslüman kardeşlerime, Boşnak kardeşlerime yüce Allah’tan rahmetler diliyorum efendim.

Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi…

 

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, CHP Grubu olarak, Srebrenitsa katliamının 18’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük insanlık trajedisi olan Srebrenitsa katliamının 18’inci yılını yaşıyoruz.

Yugoslavya’nın parçalanmasıyla meydana gelen sürecin sonlarında, 1995 yılında Bosna-Hersek’in doğusundaki Srebrenitsa kentinde İkinci Dünya Savaşı sonrasının en büyük katliamı gerçekleştirildi ve 8.372 Müslüman Boşnak kardeşimiz katledildi. Bu insanlık tarihine geçen çok büyük bir acıdır, çok büyük bir lekedir. O kadar acıdır ki bu kişilerin, 8.372 Müslüman Boşnak kişinin hâlâ kimlikleri tam olarak tespit edilebilmiş değildir, en son olarak 409 kişinin kimliği tespit edilmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak insanlık dışı bu katliamı 18’inci yılında kınıyoruz. Rahmete intikal eden bütün Müslüman Boşnak kardeşlerimizi rahmetle anıyoruz ve barış içinde bir dünya yaratma umudunun insanlık önünde henüz bitmemiş bir ideal olduğunu, ulaşılması gereken bir ideal, bir hedef olduğunu bütün dünyaya hatırlatıyor, Müslüman Boşnak kardeşlerimize buradan selamlarımı gönderiyorum. Rahmete intikal eden kardeşlerimize tekrar Allah’tan rahmet diliyorum; yakınlarına, ailelerine, milletimize, Müslüman Boşnak kardeşlerimize sabır ve başsağlığı diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Muş Milletvekili Demir Çelik ve 22 milletvekilinin, Türkiye’de basın özgürlüğünü kısıtlayan engellerin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/714)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye'de muhalif basın üzerindeki baskıların, gazetecilere yönelik tutuklamaların ve basın özgürlüğünü kısıtlayan engellemelerin tespiti ile bu baskı ve engellemelerin giderilmesine yönelik olarak Anayasa’nın 98’inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Demir Çelik                                                            (Muş)

2) Pervin Buldan                                                        (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                                                         (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                                                              (Muş)

5) Murat Bozlak                                                          (Adana)

6) Halil Aksoy                                                             (Ağrı)

7) İdris Baluken                                                         (Bingöl)

8) Ayla Akat Ata                                                         (Batman)

9) Hüsamettin Zenderlioğlu                                       (Bitlis)

10) Emine Ayna                                                         (Diyarbakır)

11) Nursel Aydoğan                                                   (Diyarbakır)

12) Adil Zozani                                                      (Hakkâri)       

13) Altan Tan                                                         (Diyarbakır)

14 ) Esat Canan                                                     (Hakkâri)

15) Sebahat Tuncel                                               (İstanbul)      

16) Erol Dora                                                         (Mardin)        

17) Sırrı Süreyya Önder                                        (İstanbul)

18) Mülkiye Birtane                                              (Kars)            

19) Ertuğrul Kürkcü                                               (Mersin)        

20) İbrahim Binici                                                  (Şanlıurfa)    

21) Özdal Üçer                                                       (Van)             

22) Nazmi Gür                                                        (Van)

23) Leyla Zana                                                       (Diyarbakır)   

Gerekçe:

Basın özgürlüğü, basılı medya veya basın vasıtasıyla görüş ve düşüncelerini açıklayabilme ve yayabilme hakkıdır. Demokrasilerde en temel hak, eleştiri ve sorgulama hakkıdır. Demokratik ülkelerde yaşayan her yurttaşın özgür ve tarafsız haber alma hakkı vardır. Bu anlamda ülkemizde muhalif basın ve gazetecilere karşı uygulanan sansür, engelleme ve tutuklamalar demokratik olmayan uygulamalardır.

Özellikle, geçtiğimiz günlerde muhalif gazetecilik faaliyetleri yürüten Özgür Gündem gazetesinin kapatılması ve şu an hâlihazırda tutuklu bulunan 106 gazeteci, bir kez daha göstermiştir ki ülkemizde basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü gibi temel haklar ve özgürlükler Hükûmet tarafından ipotek altına alınmıştır. Bu baskıcı ve yıldırmacı politikalar cumhuriyet tarihi boyunca uygulana gelmiş ve günümüzde de en sert hâli ile AKP Hükûmeti tarafından yeniden uygulanmaya devam etmektedir. “KCK operasyonları” adı altında birçok basın emekçisi mesnetsiz gerekçelerle gözaltına alınmış ya da tutuklanarak cezaevlerine gönderilmiştir. Üstelik bu gazeteciler, çok ağır cezalar öngören Terörle Mücadele Yasası kapsamında yargılanmaktadır. Bu uygulamalarla özgür basın susturulmaya, muhalefet edemez duruma getirilmek istenmektedir. Yayın hayatına 30 Mayıs 1992 tarihinde başlayan Özgür Gündem gazetesi üzerine uygulanan baskı ve yıldırma politikaları yalnızca kapatma, 500’ün üzerinde dava, yayınlarını toplatma ile kalmayarak en ağır biçimiyle 30'u gazeteci toplam 76 basın emekçisinin hayatına mal olmuştur. Yalnızca bu örnek bile Türkiye'deki basın özgürlüğü, düşünce ve ifade özgürlüğü ile muhalif gazetecilere uygulanan baskı ve engellemeleri özetler niteliktedir.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütünün dünya basın özgürlüğü listesinde, Türkiye 179 ülke arasında 138’inci sıradan 148’inci sıraya gerilemiştir. Özellikle 2011 seçimleri öncesi ve sonrasında muhalif basın üzerine uygulanan baskı ve engelleme politikalarının bir göstergesi olarak listede 10 sıra gerilemiş olmamız, ülkemizin basın özgürlüğü alanındaki yerinin ileriki dönemlerde daha da gerileyeceği endişesi yaratmaktadır.

Hâlen bilinen 6 binin üzerinde İnternet sitesine yasak getirilirken Ergenekon davasını izleyen gazeteciler hakkında 5 binin üzerinde dava açılmış ve KCK operasyonları kapsamında tutuklanan gazeteciler de dâhil olmak üzere toplam 106 gazeteci cezaevlerinde haksız yere tutularak yargılanmayı beklemektedir. Ekonomik kalkınma bakımından 17’nci sırada olan Türkiye'nin basın özgürlüğü açısından geldiği nokta ortadadır. Bu durum kabul edilemezdir. Ancak diktatör rejimlerde görülen uygulamalar ile kamusal özgürlüklerin kaldırılması veya yokluğu, mekanik olarak basın özgürlüğünü de ortadan kaldırmaktadır. Bu anlamda ülkemizdeki muhalif basın ve gazeteciler üzerinde uygulanan engelleme politikaları diktatör politikalara işaret etmektedir.

Özellikle kendisini bölgesel model olarak tanıtan Türkiye'nin, dünya basın özgürlüğü listesinde 10 sıra gerilemesi, basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve muhalif gazeteciler üzerindeki baskı ve engellerin arttığını göstermekte, aynı zamanda da bölgesel model söylemini de ciddi oranda çürütmektedir. Bir başka açıdan değerlendirildiğinde, AKP Hükûmetinin gerçekte basın özgürlüğüne, düşünce ve ifade özgürlüğüne bakışını Avrupa Birliği Bakanı Sayın Egemen Bağış, BBC televizyonunda 2 Mart 2012 tarihinde yayınlanan mülakatında özetlemiştir. Türkiye'deki tutuklu gazeteciler için kullandığı sözler aynen şöyledir: "Mesleği yüzünden tutuklanan hiçbir gazeteci yok. Gazeteci kimliği taşıyan bazı kişiler var birine tecavüz ederken yakalanan, banka soyarken yakalanan. Bu kişiler beğenmediğimiz yazılar yazdıklarından dolayı tutuklanmış değiller. Çok daha kötü yazılar yazmış olan gazeteciler var ve bu kişiler hâlâ bu haklarını kullanmaya devam ediyorlar."

Türkiye'de muhalif basın üzerindeki baskıların, gazetecilere yönelik tutuklamaların ve basın özgürlüğünü kısıtlayan engellemelerin tespiti ile bu baskı ve engellemelerin acil olarak giderilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde bir araştırma komisyonu kurulması gerekmektedir.

 

2.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu ve 22 milletvekilinin, Van Gölü’nün korunması ve turizme kazandırılması konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/715)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Van Gölü'nün orijinal hâliyle korunabilmesi, ülke ve dünya bilimine daha fazla katkı yapabilmesi, tanıtımının yapılarak turizminde önemli bir durak olabilmesi, ülke ekonomisine daha fazla katkı sunabilmesi için alınacak önlemlerin ve yapılması gerekenlerin belirlenebilmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

1) Hüsamettin Zenderlioğlu         (Bitlis)

2) Pervin Buldan                         (Iğdır)

3) Hasip Kaplan                          (Şırnak)

4) Sırrı Sakık                               (Muş)

5) Murat Bozlak                           (Adana)

6) Halil Aksoy                             (Ağrı)

7) Ayla Akat Ata                          (Batman)

8) İdris Baluken                          (Bingöl)

9) Emine Ayna                            (Diyarbakır)

10) Nursel Aydoğan                    (Diyarbakır)

11) Altan Tan                              (Diyarbakır)

12) Adil Zozani                           (Hakkâri)

13) Esat Canan                           (Hakkâri)

14) Sırrı Süreyya Önder               (İstanbul)

15) Sebahat Tuncel                     (İstanbul)

16) Mülkiye Birtane                     (Kars)

17) Erol Dora                              (Mardin)

18) Ertuğrul Kürkcü                     (Mersin)

19) Demir Çelik                           (Muş)

20) İbrahim Binici                       (Şanlıurfa)

21) Nazmi Gür                             (Van)

22) Özdal Üçer                            (Van)

23) Leyla Zana                            (Diyarbakır)

Gerekçe:

Van Gölü, tuzlu (tuzluluk binde 19) sodalı (pH 9,8) suları ile dünyada eşi benzeri bulunmayan orijinal bir ekosistemdir. Bu orijinalliği, tüm dünyadaki bilim adamlarının dikkatini Van Gölü'ne çekmektedir. Van Gölü bu yapısı ile paleolimnologlar tarafından "genç okyanus"ların oluşumunu aydınlatmak üzere büyük bir ilgiyle incelenmektedir. Diğer taraftan göl, su seviyesi değişimleri ve küresel iklim değişimlerinin göstergesi olarak değerlendirilmektedir. 2003 yılında küresel iklim değişiminin göstergelerinin dünyada izlenmesi için, AB FP-6. Çerçeve Programı kapsamında hazırlanan "Ecowater" projesinde, Van Gölü iklim değişimlerinin ekolojik etkilerinin en iyi izlenebildiği göl olarak belirlenmiş ve projenin modellerinin Van Gölü dikkate alınarak oluşturulması planlanmıştır. Yani Van Gölü, üstünde gölün tüm ekolojik dengelerini altüst edecek deneyler yapılacak kadar küçücük ve önemsiz bir göl değildir. Mevcut yapısı ile tüm dünyanın dikkatini üzerinde toplayan, orijinal bir ekosistemdir. Ayrıca inci kefali dünyada sadece Van Gölü’nde bulunan bir balık türüdür. İnci kefali aynı zamanda bölge halkı için büyük bir gelir kaynağıdır. 2010 yılı rakamları ile ülke ekonomisine katkısı 10 milyon ABD dolarıdır. Göl çevresindeki 14 bin insan geçimini inci kefali üretiminden sağlamaktadır.

Ülkemizde 60'tan fazla uluslararası öneme sahip sulak alan bulunmaktadır. Ülkemizin de imza atarak taraf olduğu Ramsar, CITES, Bern gibi uluslararası sözleşme hükümlerine göre belirlenen bu sulak alanlardan üç tanesi (Bendi Mahi Sazlığı, Çelebibağ Sazlığı, Arin Gölü) Van Gölü çevresinde yer almaktadır. Bu sulak alanlarda şimdiye kadar 300 civarında kuş türü tespit edilmiştir. Göl ekosisteminde meydana gelecek değişim, bu sulak alanları ve sulak alanlarda yaşayan biyoçeşitliliği olumsuz yönde etkileyecektir.

Tüm bu nedenlerden dolayı, Van Gölü özenle korunması gereken, Türkiye'nin sahip olduğu en önemli doğal zenginliklerden biridir. Van Gölü'nün yapısını bozacak herhangi bir projenin hayata geçirilmesi demek, dünyanın ilgi odağı olan orijinal bir ekosistemin bozulması demektir. Gölün tamponlama etkisinin olumsuz etkilenmesi yüzünden tuzlu-sodalı suyun tatlı suya dönüşümünün gerçekleşememesi demektir. Böylelikle dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan ve IUCN tarafından kırmızı listeye dâhil edilen endemik inci kefalinin üremesinin ve göçünün engellenmesi demektir. Ayrıca, göl çevresindeki uluslararası öneme sahip sulak alanlar ve biyoçeşitliliğin zarar görmesi anlamına gelecektir.

Van Gölü'nün orijinal haliyle korunabilmesi, ülke ve dünya bilimine katkı yapmaya devam edebilmesi, tanıtımının yapılabilmesi, turizmde önemli bir durak olabilmesi için alınacak önlemlerin ve yapılması gerekenlerin belirlenebilmesi için TBMM tarafından Meclis araştırması açılması oldukça önemlidir.

 

3.- Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve 19 milletvekilinin, Elâzığ ilindeki KOBİ’ler ile küçük esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/716)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Elâzığ ilimizdeki KOBİ'lerin, küçük esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılması ve gereken önlemlerin alınması amacıyla, Anayasa’nın 98’inci ve İçtüzük’ün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Enver Erdem                                              (Elâzığ)

2) Mehmet Şandır                                           (Mersin)

3) Mehmet Günal                                            (Antalya)

4) Alim Işık                                                    (Kütahya)

5) Erkan Akçay                                               (Manisa)

6) Reşat Doğru                                               (Tokat)

7) Mustafa Erdem                                           (Ankara)

8) Muharrem Varlı                                          (Adana)

9) S. Nevzat Korkmaz                                     (Isparta)

10) Bülent Belen                                            (Tekirdağ)

11) Kemalettin Yılmaz                                    (Afyonkarahisar)

12) Hasan Hüseyin Türkoğlu                          (Osmaniye)

13) Seyfettin Yılmaz                                       (Adana)

14) Sinan Oğan                                              (Iğdır)

15) Emin Çınar                                               (Kastamonu)

16) Ali Öz                                                      (Mersin)

17) Özcan Yeniçeri                                        (Ankara)

18) Mehmet Erdoğan                                      (Muğla)

19) Cemalettin Şimşek                                   (Samsun)

20) Atila Kaya                                                (İstanbul)

Gerekçe:

Elâzığ ilimizin sosyoekonomik yapısı çerçevesinde KOBİ’ler, işsizliği azaltma, istihdamı sağlama, yeni iş fırsatları oluşturma, büyük sanayinin tamamlayıcısı durumunda olma, kalifiye eleman yetiştirilmesine katkıda bulunma, göçün önlenmesi ve sağlıksız kentleşmenin önlenmesi, gelir dağılımının daha dengeli biçimde gerçekleştirilmesini sağlama gibi birçok işlevin yerine getirilmesinde önemli katkılar sağlamaktadır.

Ülkemizde yaşanan ekonomik krize paralel olarak, Elâzığ’da mevcut küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, (KOBİ) küçük esnaf ve sanatkârlar da krizden oldukça etkilenmiştir. Son dönemlerde ekonomideki belirsizlik ve güvensizlik bu iş yerlerinin de ciddi sorunlar yaşamasına sebep olmuş ve birçoğu kapanmak zorunda kalmıştır.

İlimizdeki; Elâzığ Çimento Fabrikası, Elâzığ Şarap Fabrikası, Elâzığ Ferrokrom Tesisleri, Elâzığ Şeker Fabrikası, Maden Bakır İşletmeleri, Ağın Deri Fabrikası özelleştirilmiş, Et Balık Kurumu, Elâzığ İplik Fabrikası, Azot Fabrikası, Sodyum Bikromat Fabrikası, Eltaş Kâğıt Fabrikası, Karadeniz Birlik (Ayçiçeği Yağı Fabrikası) ve Keban Plastik gibi tesisler de kapanmıştır. Ayrıca, 2008-2011 yılları arasında 2.536 küçük esnafımız iş yerini kapatmak zorunda kalmıştır.

Elâzığ’da kurulmuş olan birçok fabrika ve sanayi kuruluşunun özelleştirilmesi ya da kapanması, zaten ilimizde var olan işsizlik sorununu daha da artırmıştır. Elâzığ’daki KOBİ'lerin de zor durumda olmaları sebebiyle Elâzığ’da işsizlik Türkiye ortalamasının bir hayli üzerinde seyretmiştir. Türkiye’de 2011 yılında işsizlik oranı yüzde 10’larda iken Elâzığ’da 2011 yılı işsizlik oranı yüzde 14 olarak gerçekleşmiştir.

Son zamanlarda her ne kadar KOBİ’ler ve küçük esnafa düşük faizli krediler verilmek istense de bu kredilerden faydalanan kişi sayısı oldukça azdır. Bu kredilerden faydalanmak isteyen esnafın senedi protesto edilmemiş olacak, çeki hiç yazılmamış olacak, kredi kartı borcu olmayacak ya da hiç geciktirmeden ödenmiş olacak, sigorta ve vergi borcu olmayacak ki bu kredilerden faydalanabilsin. Zaten bu şartları taşıyan esnaf da kredi almamaktadır.

İlimizdeki çoğu esnaf, vergilerini ve sigorta primlerini ödeyememekte ve icralık durumuna düşmektedir. Her geçen yıl kapanan iş yeri sayısı artmış, ilimizde istihdam azalmış, işsizlik ise artmıştır. Bunun sonucunda Elâzığ’dan göç edenlerin sayısı da çoğalmıştır

Yaşam şartlarının ağır olduğu ve kalkınma açısından Türkiye ortalamasının gerisinde bulunan ilimizde, esnaf ve sanatkârlar talep daralması sonucunda gelirlerinin azalması sorunu ile karşı karşıyadır. Sanayi işletmelerinin az olduğu ilimizde yeni yatırımlara, esnaf ve sanatkârlara yönelik olarak kolaylaştırıcı düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Elâzığ’da faaliyette olan KOBİ’lere özellikle finansal açıdan destek verilmeli ve çeşitli vergi kolaylıkları sağlanmalıdır. KOBİ’lere hak ettikleri değer ve önem verilmeli ve başarısızlıklarına sebep olan etmenler iyileştirilmelidir. Girişimciliğin önündeki bürokratik engeller ortadan kaldırılmalı, kadın ve gençlerin ilimiz ve dolayısıyla ülke ekonomisine katkıda bulunması sağlanmalıdır.

İlimizde KOBİ girişimciliğine önem verilmeli, başarı şansları yüksek, büyüme eğilimine girmiş işletmeler ve girişimciler saptanarak desteklenmeli, potansiyel girişimcilerin ilimizde iş sahibi olmaları sağlanmalıdır.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, KOSGEB, ticaret ve sanayi odaları, esnaf ve sanatkârlar birlikleri, Fırat Üniversitesi ve ilimiz bazındaki ilgili kuruluşların iş birliği sağlanarak, KOBİ yönetimlerine, yönetim danışmanlığı, finans yönetimi, teknik bilgi aktarımı, AR-GE, ürün ve süreç geliştirme, ortak üretim, pazarlama ve ihracat imkânlarının geliştirilmesi yönünde eğitim ve teşvikler sağlanmalıdır.

Girişimcilere altyapı ve danışmanlık hizmeti veren, Fırat Üniversitesi bünyesinde kurulan teknoparklardan KOBİ’lerin daha etkin bir şekilde faydalanması sağlanmalı ve bu teknoparkların yaptıkları teorik çalışmaların sanayiye aktarılması için gerekenler yapılmalıdır. AR-GE hizmetlerine gerekli fonlar sağlanmalı ve rekabet üstünlüğü sağlayan buluşlar mutlaka ödüllendirilmelidir.

Elâzığ ve ülkemiz ekonomisine daha fazla katkı sağlamak için, ilimizdeki KOBİ’lerin, küçük esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılması ve çözüm yollarının bulunması ve gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasa’nın 98’inci ve İç Tüzük’ün 104-105’inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından Bingöl Yayladere 2’nci Komando Tabur Komutanlığında zorunlu askerlik hizmeti yaparken 23/6/2013 tarihinde silahla vurulma sonucu hayatını kaybeden Adem Kalkan’ın ölümünün araştırılması amacıyla 8/7/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 11/7/2013 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Pervin Buldan

                                                                                                             Iğdır

                                                                                                 Grup Başkan Vekili

 

 

Öneri:

8 Temmuz 2013 tarihinde, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından verilen (3818 sıra no.lu), "Bingöl Yayladere 2’nci Komando Tabur Komutanlığında zorunlu askerlik hizmeti yaparken 23/6/2013 tarihinde silahla vurulma sonucu hayatını kaybeden Adem Kalkan'ın ölümünün araştırılması" amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 11/7/2013 Perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Sırrı Sakık, Muş Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Aslında, son günlerde, tabii, Parlamentoda önemli yasalar, torba yasalar geçiyor ama bizim bu -her ne kadar- Meclis araştırma önergelerimiz, Türkiye'nin aslında iç barışıyla ilgili önergelerdir ve binlerce insanın, ailenin yüreğini yakan sorunlardan biri. Şimdi, bunu tekrar buraya taşıyacağız ama birazdan tekrar oylarınızla reddedilecek. Yani bu kutsal günlerde bu insanların acısını dindirmek bu Parlamentonun görevi değil midir? Yüzlerce asker ailesi çocuklarının ölümünden büyük kuşku duyuyorlar ve “Çocuklarımızı biz gelip size sağ salim teslim ettik, sonra siz bize çocuklarımızın ölüsünü, tabutlarını teslim ettiniz ve biz bu çocukların ölümünden büyük bir kuşku duyuyoruz. Bu çocuklarımızı öldürdünüz…”

Bu çocuklarımızın ismi Kürt, ismi Alevi olduğu için askerde, kışlada öldürüldü, Kıbrıs’ta öldürüldü. Ben bunlara tanıklık ettim, gittim, çocukları defnettiğimizde aileler feryat ettiler: “Çocuklarımız öldü ama biz bu yapılan otopsi raporlarına inanmıyoruz. Savcıları göreve davet ettik ama Allah adına, savcılar da aldıkları talimat doğrultusunda bir işlem bile yapmadılar.”

Şimdi, bunlar var iken, bu kadar acil konular var iken bizim hiç  bilmediğimiz bir torbanın içini doldurduğunuz kadar dolduruyorsunuz ve sabahlara kadar buralarda zaman harcıyoruz. Gelin, birlikte, oturalım, temel sorunlarımızı masaya yatırıp bunun gereğini yapalım.

Dün Sayın Başbakan da “Anayasa Uzlaşma Komisyonunda 48 maddede bir konsensüs sağlandı. Alelacele bunu hayata geçirelim.” diyor. Peki, biz buna da varız, bunu da geçirelim ama bu temel sorunlarla ilgili de komisyonlar oluşturalım. Şimdi, bir taraftan 48 maddeden bahsediyorsunuz ama özgürlüklerimizi hayata geçirecek temel maddelerle ilgili 4 grup arasında bir konsensüs sağlanmıyor. Meclis Başkanımızın yaptığı görüşmelerden sonra bir uzlaşı sağlandı. Bu uzlaşıyla, bugüne kadar uzlaşamadığımız maddelerle ilgili bir konsensüs sağlanabilir, bunu yapalım. Bu yapılmıyor. Alelacele, 48 maddeyle ilgili sorun da yok, bir başka bir şey yapalım o zaman.

Bakın, özgürlüklerden bahsediyorsunuz. E, Siyasi Partiler Yasası, Seçim Kanunu. Bakın, bir hanımefendi -bugün üçüncü, dördüncü günü- İstanbul’dan yola çıktı, onurlu bir mücadele sürdürüyor, Aylin Kotil. Türkiye’deki bu yüzde 10’luk barajı protesto etmek, barajı sıfırlamak adına bizim Parlamentonun yapamadığını… Aylin sokaklarda, İstanbul’dan Ankara’ya bir yürüyüş düzenledi, onurlu bir yürüyüş. Biz yanındayız ve bu, Türkiye halklarının ortak sesidir. Gelin, bunu değiştirelim.

Bu torba yasayı bu kadar alelacele getiriyorsunuz. Bizim yapabileceğimiz yasal düzenlemeler var Anayasa’nın dışında; TCK’yı, gelin, yeniden dizayn edelim, Terörle Mücadele Yasası’nı yeniden dizayn edelim. Ama bunların hiçbiri yapılmıyor. Ne yapılıyor? Olmazları masaya koymak. Ya, zaten 48 maddede anlaşma yapıldı, bu konuda herhangi bir sorun yok. Bu Parlamento çalışmayı sürdürebilir, tatili erteleyebilir. Ne yapabilir? Yasaları değiştirebilir yani bu 4 siyasi partinin liderlerinin diktatörlüğünden bu Parlamentoyu kurtarabilir, bu Türkiye’yi kurtarabilir; gelin, bunları yapalım. Yok.

Anayasa bir toplumsal sözleşme. Özgürlükler ve demokrasi ertelenemez. Bakın, Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da, Libya’da, yanı başımızda özgürlükleri öteledikleri için, erteledikleri için ne oldu ne bitti, hepimiz birlikte tanıklık ettik.

Şimdi, siz, özgürlükleri erteleyerek sonuç alamazsınız ki, özgürlükleri hayata geçirerek bu beladan kurtulabilirsiniz. Çıkıp Gezi’deki olup bitenlerin uluslararası bir komplo olduğunu söylüyorsunuz. O zaman, gelin, bu komployu boşa çıkaralım, hep birlikte ne gerekiyorsa bunun gereğini yapalım ama siz bunu da yapmıyorsunuz. Mesela, PKK “birinci aşama” dediği aşamayı geride bıraktı, binlerce kilometre, Güney Kürdistan’daki dağlara çekildiler.

Siyaset dünyası, onlar binlerce kilometre yol giderken siz kaç metre yol geldiniz? İşte BDP sıraları burada, oturup konuşabileceğimiz bir iklim bile yaratamadık ve şimdi, böyle önemli bir süreçten geçerken bu Parlamentoya önemli görevler düşüyor. Bu Parlamento, alelacele, nasıl bu torba kanunla yasaları bir an önce geçirip ve gidip tatile başlayabiliriz? Vallahi tatil hakkımız yok, hiçbirimizin bu tatil hakkı yok, bu süreci heba etme hakkımız yok. Yani demokrasilerde çifte standart olmaz.

Bakın, birkaç gündür AKP’nin Mısır’da olup bitenlerle ilgili tavrını görüyoruz. Evet, bu bir dik duruştur ama çifte standart olduğunda kimse sizin bu dik duruşunuzu ciddiye almaz. Siz, Mursi’ye karşı bakın amansız… Lakin, biz, bir şekilde, “Darbe nereden gelirse gelsin her darbeci bir alçaktır.” diyoruz ama siz Mursi’ye karşı yapılan darbeyi alçakça değerlendiriyorsunuz ama diğer taraftan, mesela daha önce Ömer El Beşir darbe yaptı, bir darbeciydi ve 300 bin insanın ölümünden sorumludur ve 2 milyon 700 bin insan kendi topraklarını terk edip gitti, bu darbeci bizim topraklarımıza geldiğinde siz onu kucaklıyorsunuz. Böyle çifte standart olur mu?

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Sakık, darbecilerle ilişkilerini kesmiyorlar, darbe iktidarıyla…

SIRRI SAKIK (Devamla) - Şimdi, o vesileyle, darbeye karşı duruş sergileyecekseniz adı Sisi, adı Ömer El Beşir, kim olursa olsun, Kenan Evren kim…

TUFAN KÖSE (Çorum) - Onlar darbeye karşı değiller.

SIRRI SAKIK (Devamla) - …hepsine karşı dik duruş sergileyeceksiniz. Siz, ne yapacaksınız biliyor musunuz?

Bakın, Ahmedinejad’ın 2008 seçimlerinde hileyle seçildiğine dair muhalefetin ciddi bir tepkisi vardı ve İran halkı ayağa kalkmıştı. Siz, alelacele, hemen Ahmedinejad’ı tebrik ettiniz. Demediniz “Ya, şurada, milyonlarca insan sokakta ise bunların bir özgürlük talebi var.” Böyle çiftçe standartlarla bu iş olmaz. Hele hele, demokrasi ve özgürlük talebi olan bir ülkeyiz ve süreci başlatmışız, bu sürecin ruhuna uygun hareket edeceksek bunun gereğini yapmalısınız. Bugün, PKK’nın lider kadroları açıklama yapıyorlar, “Bizim tahammülümüz yok. Biz birinci aşama denilen süreci bitirdik, sıra sizde.” diyorlar. Niçin söylüyorlar? Sayın Öcalan’ın sağlık durumu çok ciddi bir noktada, endişeler ve kuşkular var, hem Kandil’in hem Kürtlerin bu konuda hassasiyeti var. Alelacele, bir şekilde, oraya bir heyet göndereceksiniz. Görüşmeleri sürdürdüğünüz bir noktada bir insanın ve bir aktörün yani can güvenliğiyle, sağlığıyla ilgili ciddi kuşkular varsa bunun gereğini yapacaksınız. Bir taraftan görüşmeleri sürdürürken hâlâ karakol inşasını devam ettirirseniz barışta samimi olmadığınızı gösterir.

Onun için, Sayın Başbakanın belirttiği 48 maddelik Anayasa paketindeki sorunla ilgili Barış ve Demokrasi Partisinin bu konuda bir tek itirazı yok. Ama size çağrımızdır, itirazımız şunadır: “Gelin, yüzde 10’luk barajı, eğer silahları siz gündemden çıkaracaksanız, demokratik zeminde siyaset yapılacaksa, yüzde 10’luk barajı derhâl ortadan kaldırın. Gelin bu karakolların inşaatını derhâl durdurun. Barışın ruhuna uygun adımlar atın. Bizim getirdiğimiz bu asker ölümleriyle ilgili derhâl bir komisyon oluşturun.”

Sevgili arkadaşlar, yine, 2009 yılındaydı, Elâzığ’da bir askerî  birlikte bir komutan çocuklara kızıyor, emrindeki askerlere kızıyor, bombanın pimini çekiyor ve bombayı askerin eline veriyor. O pimin çekilişinden sonra 4 asker yaşamını yitirdi, 3 asker ağır yaralandı. Hani, siz 2010’da Anayasa değişikliği yaptınız ya yani rejime karşı gelen o Anayasa şeyini bir tarafa ittiniz ama halka karşı suç işleyen askerleri kollayıp korudunuz. Sonra o komutan ne oldu biliyor musunuz? Sekiz yıl mı, dokuz yıl mı ceza aldı. Bak, 4 insan öldü -çünkü askerî mahkemeye havale edildi- ve 3 asker de yaralandı.

Şimdi, askerlerin konumu bu, askerî mahkemelerin konumu bu, Roboski’yi de askerî şeye havale ettiniz, durum bu. Buralardan özgürlük çıkmaz, buralardan kavga çıkar, buralardan size karşı, yeniden, halkın ayaklanması çıkar. Biz dostça söylüyoruz, sorunlarımızın adını dostça ortaya koyuyoruz ve sizden de çok dostça öneriler ve dostça el kaldırmanızı bekliyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 SIRRI SAKIK (Devamla) – Bu konuşulan araştırma önergesine destek bekliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Konuşmacı konuşmasının ilk cümlelerinde şöyle bir ifade kullandı, Sayın Mülkiye Birtane’nin verdiği araştırma önergesi çerçevesinde; Adem Kalkan 23 Haziran 2013 tarihinde hayatını kaybetmiş. Bir tarafta bu önergeye göre öldürülmüş ama askerî makamların verdiği ifadeye göre de intihar etmiş. Bu olay on beş gün önce zuhur etmiş bir olay fakat konuşmacı konuşmasını yaparken “Askerdeki kişiler Kürt olduğu için, Alevi olduğu için öldürüldü.” diye ifade etmesi ırkçılık ve mezhepçilikten başka bir şey değildir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gerçek odur.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Oradaki görev yapan gençler, bu vatanı korumak için…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Gerçek odur. Bakın bir öldürülenlerin kaçı Kürt’tür, kaçı Alevi’dir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – ...bu milleti korumak için şehit olmak uğruna görev yapmaktadırlar. Bu bayrağımızın rengi, Kürt’ü, Türk’ü, Alevi’si bütün ecdadımızın al kanıyla boyanmıştır. Hiç kimse Kürt, Türk diye askerimizi ayırma hakkına sahip değildir.

Nitekim bu salı günü aileyle Kars Milletvekilimiz Sayın Yunus Kılıç görüşmüştür. Aile mahkemeye müracaat etmiş, evlatlarının intihar etme değil, öldürüldüğü şeklinde bir şüpheleri var; bu şüpheler mahkemeye intikal ettirilmiş. Mahkemeye intikal ettirilmiş on beş günlük bir meseleyi, burada, Kürtlere karşı, Alevilere karşı Türk ordusunun öldürdüğü şeklinde ifade etmek büyük bir yanlıştır. Şiddetle bu düşünceyi kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl)- Sayın Başkan…

BAŞKAN – Evet, Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, şimdi bu söylenenlere karşı, tutanaklara geçmesi açısından, bazı şeyleri bizim de belirtmemiz gerekiyor.

Sayın grup başkan vekili kışlada şüpheli bir şekilde öldürülen ya da intihar ettiği söylenen askerlerin doğum yerlerine ve kimliklerine bakarsa gerçekten bu askerlerin çoğunun Kürt ve Alevi kökenli olduğunu görecektir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hâlâ aynı yoldalar Sayın Başkan, hâlâ ırkçılık ve mezhepçilik yolundalar, “Çözüm süreci” diyorlar.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ortada böyle bir realite vardır, ortada böyle bir gerçeklik vardır.  Irkçılığın kendisi, ırkçılığın kendisi böylesi bir tablodur.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – O zaman araştıralım;  Mustafa Bey, kabul edin de araştıralım o zaman.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Daha yeni mahkeme aşamasında.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Araştıralım.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Biz, defalarca, bu Meclise şüpheli asker ölümleriyle ilgili araştırma önergeleri getirdik. Eğer sayın grup başkan vekili bu konuda gerçekten bu şekilde düşünüyorsa buyurun bu araştırma önergesine destek versinler, hep birlikte gidip araştıralım. Eğer böyle bir şey yoksa da, Kürt ve Alevi olan gençlerin şüpheli ölümleriyle ilgili bir durum yoksa da buraya gelir, burada Genel Kurulda hep beraber açıklama yaparız.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi …

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, eğer müsaadeniz olursa ben de bir iki şey söylemek istiyorum, şuradan, yerimden.

BAŞKAN – Hayır, uygun değil.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Sakık, çıktınız konuştunuz, grup başkan vekiliniz de söz aldı.

SIRRI SAKIK (Muş) – Can Başkanım, bakın biz buralarda birçok konuya tanıklık ederiz.

BAŞKAN – Sayın Sakık, böyle bir usul yok, İç Tüzük’te…

SIRRI SAKIK (Muş) - Hiç öneri olmadan, sataşma olmadan onlarca kez bu kürsüden konuşanlar olur, sesiniz çıkmaz. Bizi ırkçılıkla, faşizmle suçluyor. Hayatımız ırkçılığa, faşizme karşı mücadeleyle geçmiştir.

BAŞKAN – Evet, Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Ebu Bekir Gizligider, Nevşehir Milletvekili.

SIRRI SAKIK (Muş) – Daha sonra grup başkan vekilimiz de söyledi, bu öldürülen kardeşlerimizin hepsinin kimliğine bakın Alevi’dir ve Kürt’tür.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Irkçılığın en büyüğü budur; Kürt öldürmektir, Alevi öldürmektir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hâlâ ırkçılık yapıyorsun.

SIRRI SAKIK (Muş) - Asıl ırkçılığı yapan… Bugün araştırın, eğer çıkmıyorsa biz de özür dileyelim sizden.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Destek verin de açığa çıksın.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Gizligider. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EBU BEKİR GİZLİGİDER (Nevşehir) – Sayın Başkan, saygıdeğer  milletvekilleri; ben de konuşmama benden önceki konuşmacılar gibi Srebrenitsa’da yıllar önce meydana gelen ve…

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Eren Yılmaz’ın Maraş davasını araştıralım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – On beş gün olmuş daha.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne on beş günü, yüzlerce asker var böyle. Sizin yeni haberiniz olmuş. Yüzlerce örnek var, yüzlerce cinayet var; haberiniz yok mu, defalarca gündeme getirdik.

EBU BEKİR GİZLİGİDER (Devamla) – …sadece İslam dünyasını ve Türkiye’yi değil, bütün dünyayı üzüntüye boğan olayları kınayarak başlamak istiyorum. Belki Srebrenitsa’nın çiçekleri bu dünyada soldu ama ebedi âlemde peygamberlerle birlikteler. Allah onlara rahmet eylesin, yakınlarına sabır versin.

Saygıdeğer milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisinin vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin aleyhinde grubum adına söz almış bulunmaktayım. Öncelikle kesin olan şu ki Adem Kalkan isimli bir askerimiz hayatını kaybetmiş ve bu sebeple kendisine Allah’tan rahmet, ailesine sabırlar diliyorum. Benden önceki konuşmacı dedi ki: “İsmi Kürt ismi olanlar, ismi Alevi ismi olanlar ayrımcılığa tutuluyor.” Bu kardeşimizin, bu rahmetli kardeşimizin ismi Adem. İsmi Adem yani Alevi’nin, Sünni’nin Türk’ün, Kürt’ün de babası olan Adem. O vesileyle bu örneğe bence hiç de uygun olmadı bu benzetme.

Şimdi, bu konuda bize gelen bilgileri çok kısa olarak sizlerle paylaşmak istiyorum. “Er Adem Kalkan Kars Kağızman nüfusuna kayıtlı, Bingöl Yayladere 2’nci Jandarma Komando Tabur Komutanlığı emrinde görevli ve 23 Haziran 2013 günü zırhlı araç içine üst kapak bölümünden girerek, aracın silahından bir miktar atış yapmayı müteakip, kendi silahıyla çene altına bir el ateş etmek suretiyle intihara teşebbüs etmiş, yaralanmış, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmış fakat tüm çabalara rağmen vefat etmiş.” Bu, askerî makamların bize vermiş olduğu bilgi. 8’inci Kolordu Komutanlığı Askerî Savcısı olay yerine gelerek gerekli adli soruşturmaya başlamış, hâlen savcılık soruşturması devam etmekte. Ayrıca, olaya ilişkin idari tahkikat da bu vesileyle başlatılmış  ve devam etmekte. İnşallah en kısa  sürede aydınlanmasını umut ediyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, elbette siyasi partiler toplumda yankı bulan, siyasi yönü olan ve kendi siyasetlerini güçlendireceğini düşündükleri hadiselerle ilgili araştırma önergesi verirler. Fakat önümüzde tamamen bize göre adli bir vaka bulunmaktadır. Geçtiğimiz iki hafta boyunca bu Meclisin, özellikle AK PARTİ Grubunun gösterdiği performans ortada. Burada muhalefet partilerinin birkaç kişiyle kendilerini temsil etme tercihlerine de saygı duyuyorum ancak AK PARTİ Grubu şu mübarek ramazan ayında iftarını da, sahurunu da Meclis çatısı altında yapıyor. Bunu, esas itibarıyla, yargının görev ve yetki alanındaki bir olay ile yüce Meclisin bu kadar yoğun bir mesaiyle meşgul edilmesinin doğru olmayacağını vurgulamak için söylüyorum. Kaldı ki hukuken de Türkiye Büyük Millet Meclisinin yargıya intikal etmiş, şu anda askerî savcılık tarafından kovuşturulan ve yargı bağımsızlığına halel getirecekmiş gibi algılanabilecek bir hareketin içinde bulunması da doğru olmaz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Ya, askerî mahkemeler ne kadar bağımsız? Allah’tan korkun ya! Kutsal günlerden bahsediyorsunuz, askerî mahkemeler ne kadar bağımsız?

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, bu Meclis asker ölümlerini araştırmayacak da neyi araştıracak? Ayıp, ayıp yani!

BAŞKAN – Lütfen…

EBU BEKİR GİZLİGİDER (Devamla) – Sayın Başkan, sessizliği sağlarsanız memnun olacağım.

Bu seviyede bize göre yapılması gereken yargıya güvenmek ve her türlü delili mahkemenin takdirine sunabilmek ve bu uğurda profesyonel hukuki yardım almaktır. Bağımsız yargının adil kararı vereceğine inanıyoruz. Kaldı ki verilecek kararın taraflarca beğenilmemesi hâlinde iktidarımız döneminde güçlendirilen ve artık seri kararlar alabilen Yargıtay incelemesi söz konusu olacaktır. O da tatmin etmezse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi incelemesi yolu da açıktır. Görüldüğü üzere, BDP tarafından verilen Meclis araştırma önergesi usule, teamüllere ve hukukun genel ilkelerine bize göre aykırıdır. Vefat etmiş askerimizin gerek aile gerekse sevenleri müsterih olsunlar. Elbette ki giden geri gelmeyecek, yeri dolmayacaktır fakat kimsenin kafasında olaya dair en ufak bir kuşkunun kalmayacağını düşünüyorum.

Bu vesileyle devri iktidarımızda yargıdaki değişikliklere de çok kısa değinmek istiyorum:

Cumhuriyet tarihinin en büyük Anayasa değişikliği yapıldı. 12 Eylül Anayasası hem de 12 Eylül tarihinde referandumla halkımızın onayıyla değişti.

Yeni Anayasa ile kadınlar, çocuklar, yaşlılar, engelliler, harp ve vazife şehitleri, dul ve yetimler, malul ve gaziler pozitif ayrımcılık uygulanabilecek kesimler olarak benimsendi.

Çocuk haklarıyla ilgili uluslararası temel ilkeler anayasal güvence altına alındı.

Kamu Denetçiliği Kurumu yani ombudsmanlık getirildi.

Siyasi partilerin kapatılması durumunda milletvekillerinin vekilliklerinin düşürülmesine son verildi.

Yüksek Askerî Şûra kararlarıyla ordudan atılanlara yargı yolu açıldı.

Sivillerin askerî mahkemelerde yargılanmasına son verildi.

Askerlerin askerî suçlar dışındaki suçlarla ilgili olarak sivil mahkemelerde yargılanması sağlandı.

HSYK kararları yargı denetimine tabi hâle getirildi.

Devlet memurlarına verilen uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili mahkemeye başvurma hakkı getirildi.

HSYK ve Anayasa Mahkemesi demokratik bir yapıya kavuştu.

İnsan hakları ihlallerinden dolayı insanımıza Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanındı.

Yargı bağımsızlığını güçlendirme adına Adalet Bakanının cumhuriyet savcılarına talimat verme yetkisi kaldırıldı.

Hâkim ve savcıların atama kararnameleri objektif kriterlere bağlandı.

Yargı mensuplarının terfi süreleri kısaltıldı.

Ceza infaz sistemi etkinleştirildi.

Cezaevlerindeki asayiş olayları, sıkıntı ve şikâyetler büyük oranda giderildi.

Adalet teşkilatı iyileştirildi. Bu kapsamda adalet teşkilatı bilişim teknolojisiyle tanıştı.

Ülkenin dört bir yanına geleneksel mimarimizden de ilham alan bir mimariyle muhteşem adalet sarayları inşa edildi.

UYAP projesiyle tüm adalet teşkilatımızı muhteşem bir yazılım altyapısına kavuşturduk. Vatandaşlarımız artık davalar ile ilgili her aşamayı anında İnternet’ten takip edebiliyor.

Adli Tıp Kurumunu ülke çapında yaygınlaştırdık.

Yargıtay ve Danıştayda yeni daireler kurarak yüksek yargının iş yükünü azalttık. Böylece temyiz aşamasındaki davaların sonuçlandırılma hızı da artmış oldu.

Hâkim ve savcılarımızın özlük hakları iyileştirildi.

Bölge adliye mahkemeleri yani istinaf mahkemeleri kuruldu ve bu şekilde yargıdaki yığılmaların önüne geçilmesi hedeflenmekte.

Yargı süreçlerini hızlandırmak için Meclisten üç paket geçirildi; dördüncü yargı paketi de gelecek.

Yargıda sosyal devleti hayata geçirdik.

Maddi durumu iyi olmadığı için avukat tutamayan herkes artık avukat tayin edebiliyor.

Basit suçlardan dolayı cezaevlerinde kalan birçok hükümlünün cezasını dışarıda çekmesi için denetimli serbestlik uygulaması hayata geçirildi.

Uluslararası standartlara uymayan cezaevleri kapatılıyor.

Çocuklara özel ceza infaz sistemi getirildi.

İnsan hakları ihlallerinin önlenmesi için eylem planları uygulamaya kondu ve biz “kesintisiz yargı” dedik, bunun için, az önce de belirtim, Ulusal Yargı Ağı Projesi yani UYAP’ı harekete geçirdik ve bu uğurda  adalet neferlerinin sayısını arttırdık. 2002 yılı ile 2011 yılı arasında basit bir mukayese yapmak istiyorum. 2002 yılında 9.232 olan hâkim, savcı sayısı 2011 yılında 11.187’ye, yüzde 20’yi aşkın bir artışla artıyor. Personel sayısı ise yüzde 50’ye yakın bir artış sergiliyor.

Adaleti saraylara taşıdık. Ülkemizin dört bir tarafında yapılan adalet sarayları artık şehirlerimiz için de ilham kaynağı olmaya başladı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Adalet üretiliyor mu ona bak Sayın Milletvekili?

EBU BEKİR GİZLİGİDER (Devamla) – Daha güçlü adalet sistemi için bütçedeki pay 2002 yılında 1 milyar 113 bin TL iken bu rakam 2011 yılında 3 milyar 783 bin TL’ye yükselmiş.

Adalet akademileri hizmete girdi.

Adalet saraylarının teknoloji üssü olması bugün herkesin ağzında.

AB standartlarında cezaevlerine ülkeyi kavuşturmak istiyoruz. Elbette bizler o cezaevleri dolu olsun istemiyoruz. Ancak hukuk devletinin doğal ve spontane gereğidir ki cezaevleriniz uluslararası standarda olmak zorunda.

DGM’ler kaldırıldı.

Anayasa Mahkemesinde bir devrim yapıldı.

Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu artık daha işlevsel, daha demokratik bir yapıya kavuştu.

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan bahsetmeyin, orası artık AKP’nin kurulu oldu.

EBU BEKİR GİZLİGİDER (Devamla) – Neden bahsedeceğim benim takdirimde.

Adli tıp Türkiye'nin dört bir yerine teşmil ettirildi.

Davaların daha hızlı çözülmesi için gerek Danıştay gerek Yargıtay dairelerinde artış yapıldı ve bu kapsamda adalet mensuplarının eğitimi noktasında ciddi artışlar sağlandı gerek üniversite hukuk fakülteleri gerekse yüksekokullar.

Artık, tutukluların da meslek sahibi olabilmesi için, tüm cezaevlerinde, yeniden hayata kazandırılmaları için, “tretman”ları için ciddi çalışmalar başlatıldı.

Şu anda sürem geri kalanını saymaya elvermiyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Muharrem Işık, Erzincan Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisinin lehinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, askerde intihar eden kişilerle ilgili daha önce de bir çok önerge geldi ama hepsi reddedildi. Şimdi, tabii, biraz önce Sayın Sakık’ın söylediği bir laf üzerine Sayın Canikli burada böyle bir şey olmadığı yönünde açıklama yaptı. İnşallah yoktur ama şimdi, burada, biz, maalesef bazı şeyleri böyle savunmaya geçerek üzerini örtemeyiz.

Ben daha önce Sayın Millî Savunma Bakanımıza soru sordum. Ben sorumda diyorum ki: “Sayın Bakanım, bu intihar eden kişilerin memleketlerini, köylerini, nüfuslarını bize bir verin. Yani bunları verin ki nerede olmuş, kimler yapmış, bunlar belki okuma yazma bilmeyen çok cahiller, belki köyden dışarı çıkmamışlar; oraya gidince, o kışladan içeri girince orada çok yanlış hareketler yapıyorlar. Bir köylerini görelim, bir ailelerin kim olduğunu bilelim, ona göre onlarla biz görüşelim ki bir harita çıkaralım en azından.” Tabii, ona verdikleri cevapta bize verilen şey… Ben direkt şehrini soruyorum, köyünü soruyorum, psikolojik rahatsızlığı var mı, onu soruyorum. Bize verilen cevap şöyle, diyor ki: “Vefat eden personelin etnik kimliğine ve inancına ilişkin sınıflandırma yapılmamaktadır.” Ben, etnik kimliği sormuyorum ki. “Hangi şehirde, hangi köyde oturuyor, nereli?” diye soru sormuşum ama hemen o şeye geliyor.

Şimdi, tabii “etnik kimlik” dediğimiz zaman bunun yapılmaması…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Cahil olması ölmesini gerektirmiyor.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Ölen bir insan için “cahil” kelimesinin kullanılması doğru değil.

MUHARREM IŞIK (Devamla) -  Direkt sormadık, dedik “Versinler cevabını, köylerini çıkaralım.” ama yok.

Şimdi, tabii, burada önemli olan şey şu: Yine, Sayın Ahmet Tan’ın soru önergesine verilen cevaba göre 1 Ocak 2002-31 Aralık 2012’ye kadar 965, bu sene de -ben eğer atlamadıysam ya da şey yapmadıysam- 48 intihar var, toplam 1.013 tane intihar eden asker var.

Şimdi, bunların araştırılmasından, bunların bulunmasından daha doğal ne olabilir? Erzincan’daki –daha önce gündeme getirdim- Yaşar Karaağaç. Bu çocuk üsteğmen, gencecik bir çocuk. O zaman da söylemiştim, geldi, nişanlandı, gitti, salonu tuttu, düğün yapacak. Çocuk gidiyor Diyarbakır toplama merkezinde, orada kalıyor, çocuk orada intihar ediyor ve resepsiyonun yanındaki odada kalıyor. Orada silahla intihar ediyor çocuk ve on saat duyulmuyor, kimsenin haberi yok. Ailesi ulaşamayınca arıyorlar, soruyorlar; ondan sonra gidip “Kapıyı kırdık.” diye bilgi veriyorlar, gidip ailesi gördüğü zaman kapıda kırık falan görülmüyor. Güzelce açıyor, bakıyorlar ve çocuğun orada intihar ettiğini görüyorlar.

Tabii, biz bununla ilgili gerekli araştırmaları yapmaya çalışıyoruz ama ulaşmamız mümkün değil. Şimdi, biraz önce yine aradım “Durum ne?” diye öğrenmek için, hâlâ soruşturmanın devam ettiğini söylediler ve tabii, burada önemli olan çocuğun gelip orada ailesine söylediği lafların hiçbirinin ciddiye alınmaması. Çocuk orada 2 uzman çavuşun baskı yaptığını söylüyor, çocuk orada komutanın bu işle ilgilenmediğini söylüyor, altın meselesini söylüyor, bir sürü şey söylüyor ailesine. “Beni öldürecekler, bunlarla ilgili ben bir şeyler biliyorum.” diyor ve bunu komutanına söylediği hâlde hiçbir tedbir alınmıyor, hiçbir önlem alınmıyor.

Şimdi, burada asıl yapılması gereken şey bunun araştırılması çünkü bundan korkarak bir yere gidemeyiz. Niye ölüyor bu insanlar? Biz bunları askere gönderdiğimiz zaman, ölü gelsinler diye mi gidiyorlar? Yani niye ölmüş? Gitmiş, savaşmış mı ölmüş? Yok. Sapasağlam göndermişsin, oradan cesedi gelmiş ve geldiği zaman, işin ilginç tarafı, otopsisi falan, her şeyi yapılıyor, aileye fazla bir bilgi de verilmiyor, aile bir şey de öğrenemiyor doğru dürüst ve orada, en acı tarafı şu: Askerde intihar ettiği söylenen çocuklara doğru dürüst yani önem verip de onlara bir değer verip de… Cenaze törenlerine bile en alt seviyede katılıyorlar. Bu bile o ailelerin yüreğini parçalıyor. O da size gelmişti. Diğer tabii ki şehit olan askerlerin hepsinin başımın üstünde yeri var ama bu da oraya gelirken aynı şeyle geldi. Belki o da dağda şehit olabilirdi ama orada öldü. Onlara verilen şey de ayrı, bu da çok kafaları karıştırıyor.

Tabii, sivil mahkemelerle ilgili biraz önce sayın vekil çok güzel şeyler söylüyor. Askeriyeye gelince, işte, Uludere’de olan olay da gitti, sonuçta askerî mahkemeye takıldı. Orada karar verilecek, hiçbir şey çıkmayacak. Aynı şekilde bu da gitti, askerî mahkemede inceleniyor, oradan bir şey çıkmayacak. Niye? Sivil mahkemeler açtınız, sivil mahkemeler bulsun ne olduğunu, sorunu ortaya çıkarsın. Yazık değil mi o insanlara? Yani adam 65 yaşında, babası, her gün kan ağlıyor. Sigara içmeyen adam, sigaraya başladı. Annesinin hâlini görseniz, saçları bembeyaz olmuş. Bunlara yazık değil mi? Bunları araştırmak için niye bu kadar engel koyuyorsunuz? Yani korktuğunuz bir şey mi var? Şu ana kadar en fazla sizin dertli olduğunuz askeriye değil miydi? Yani askeriye sizin oldu diye mi bundan sonra araştıramıyorsunuz? Yazık değil mi o insanlara? Biz bunu istiyoruz. Kimseyi kötülemek, kimseyi karalamak, “Askeriyeye bir damga vuralım, askeriyeyi kötüleyelim.” diye kimse bir şey istemiyor. Herkesin istediği şey, gerçekler açığa çıksın. Bu genç insanlar, bu gencecik çocuklar niye ölüyor orada, niye intihar ediyorlar?

Şimdi, tabii, Amerika Birleşik Devletleri insan hakları raporunu açıkladı bu sene, raporun Türkiye bölümünde diyor ki: “Adalete etkili biçimde erişilmemesi, Hükûmetin ifade özgürlüğüne müdahale etmesi, savunmasız toplumların yeterince korunmaması.” Bunu Amerika açıklamış. Amerika burada intihar olaylarını da gündeme almış askerde intihar edenlerle birlikte. Bu intiharların arkasındaki en önemli nedenler olarak “aşağılama, dayak ve aşırı fiziksel aktivite, gerekli sağlık hizmetlerinden mağdur bırakma, kurumsallaşmış taciz” gibi fiziksel istismarlardan dolayı intihar ettiklerini Amerika açıklıyor.

Tabii, gerçek olan şu, hepimiz de biliyoruz, erkek olanlar askerliğin ne olduğunu bilir: Orada mantık nedir? İçeri gireceğin zaman mantığını bırakacaksın, içeri gireceksin. Adam hasta, gerçekten ruh hastası, ruhsal bir sorunu var. Tedavi görmesi gerekir ama “Sen askersin, yalan konuşuyorsun. Sen kesinlikle buradan, askerlikten kaçmak için, çürük raporu almak için gelip muayene oluyorsun.” deyip kimse ciddiye alınmıyor. Biz de gördük, ben tabip er olarak askerlik yaptım, orada askerlere nasıl davranıldığını gördüm. Bunların araştırılması lazım. Psikolojisi bozuksa bu insana niye askerlik yaptırıyoruz? Yazık günah değil mi bu insanlara? Tedavi görmesi gerekirken… Bugün övünüyoruz işte “Hastanelerde şunu yaptık, bu kadar hastane geliştirdik, bu kadar şey yaptık…” O zaman bu insanları da gönderelim tedavi ettirelim. İllaki askerlik yaptırmak zorunda mıyız bunlara? Askerimiz yok mu yeterince?

Yani artık diyoruz ki: “Makine çağına geçtik, her şey elektronik, Amerika orada düğmeye bastığı zaman işte falan ülkeyi yok ediyor.” Bu seviyede, bu insanlara mı ihtiyacımız var bizim, birkaç tane insana mı ihtiyacımız var? Bunlar niye araştırılmıyor? Biz bunları istiyoruz.

Şimdi, hapishane yapmakla övünüyoruz. Yani, bu kadar kötü bir şey olur mu? Hapishane yapmakla övünülür mü bu ülkede? Bizim, okul yapmakla övünmemiz lazım, eğitime verdiğimiz önemle övünmemiz lazım. Burada “Adliyeleri çok güzel yapmışız…” Adliyeleri güzel yapmışsın, içindeki insanlar eğer orada adalet dağıtmıyorlarsa, orada insanlara eşit davranmıyorlarsa, orada herkesi kucaklamıyorlarsa bunun yapılmasının ne önemi var, ne anlamı var? İstediğiniz kadar dışarıdan görünüşü 5 yıldızlı olan hapishaneler yapın, içine girdikten sonra, orayı doldurmak için çaba harcandıktan sonra ne değişecek?

Şimdi, Sayın Başbakan, geliyor, konuşmalarını yaparken durmadan gerilim üzerine siyaset yapıyor. Sayın Canikli diyor ki: “Etnik ayrım yok, kesinlikle mezhepsel bir ayrım yok.”

Sayın Canikli, bu işe alımlarda…

SIRRI SAKIK (Muş) – Canikli demiyor, Elitaş diyor.

MUHARREM IŞIK (Devamla) – “Elitaş”, özür dilerim.

Bu işe alımlarda, 40 defa söyledik, bunun sebepleri bunlar, bu Gezi olaylarına iki ağaç sebep oldu ama asıl sebep uygulamalarınız, burada yaptığınız uygulamalarınız. İşte iki gün önce getirdiğiniz yasada koyduğunuz o TMMOB’u yok etmekle ilgili önergeleriniz, toplumu burada tek tipleştirmeye çalışmanız, “Biz ne dersek o olur, bizden başkası, kimse bilmez.” bunu söylemeniz…

Dün burada camiyle ilgili olay anlatılıyor, camide içki içilmediği söyleniyor. Orada bir vekilimiz diyor ki: “O kızla erkeğin öpüşmesine ne diyorsun?” Yani, böyle bir şey var mı? Televizyonlar gösteriyor, orada gayet normal bir şekilde, hiçbir şey yok; imam açıklıyor “Bir şey yok.”, hâlen üzerine gidiliyor, hâlen üzerine gidiliyor.

Toplumu bu kadar germeyle, insanları bu kadar böyle bölüştürmeyle elinize ne geçecek? Hiçbir şey geçmez.

Bakın, insanlar uyandılar artık. Şimdiye kadar yaptığınız baskılarla bu gitti. 12 Eylülde yaptığınız referandumla bir şeyler yapıldığı sanılıyor ama hiçbir şey yapılmadı, daha da geriye gidildi.

Şimdi, ısrarla diyorsunuz ki: “O köprünün adı kalacak.” İnsanlar gerilmiş yani ne olacak o ismin kalmasıyla? Benim size bir önerim var: Köprünün ismini “Kenan Evren” koyun, kimse size inan ki kızmaz, biz de kızmayız. Niye kızmayız? Deriz ki, ya, 12 Eylülde bunlara bir borcu var demek ki, 12 Eylülün o zamanki şeyiyle, baskıyla, işte yapılan o zulümlerden buraya gelindi, bunlar da kendilerine göre, işte şu anda sözüm ona yargılanıyor. İsim koyun, hiç kimse itiraz etmez. Biz de kalıbımızı basarız, savunurunuz bunu çünkü “ahde vefa” denen bir şey var ama biz bunları göremiyoruz ki, hiç toplumsal barış yönünde bir çalışma yapılmıyor ki. “Her şeyi biz biliriz, siz hiçbir şey bilmezsiniz. Bizim dediğimiz doğrudur, işe alımları da biz yaparız, atamaları biz yaparız. Büyükelçi dışarı gider, buraya geldiği zaman boş kalmasın…” Yani, hiç mi başka insan yok bu Türkiye'de atanacak da illaki büyükelçiyi getirip en büyük yere atayacaksınız? O zaman valilerle ilgili bir yasa çıkarın. Merkeze atanan valilerden kendi valileriniz varsa onları da bir yere atayın. Her yere kendi adamlarınızı doldurun, ondan sonra işte böyle savaşa gidersiniz, iç savaşa da götürürsünüz. İnsanları böyle körüklüyorsunuz. Siz barış yapmayın!

Sayın Başbakan dört ay hapis yattı, hâlen mağdurları söylüyor ama beş yıldır, altı yıldır hâlen mahkûmiyeti gerçekleşmeyen, tutuklu kalan insanlar hakkında bir kere bir şey söylemiyor. 5 gencimiz, 1 polisimiz ölmüş bu Gezi olaylarında, hâlen niye olduğu söylenmiyor. Eskişehir’de dün ölen gencimizle ilgili bir aydır failleri araştırılmamış bile, MOBESE kameraları yok olmuş, her şey kapatılmış. Bunlara yazık günah değil mi? Bunlara işte böyle yapmamız lazım. O insanlar da bizim insanımız. Tabii ki Mısır’daki insanlara da acıyacağız ama televizyonda konuşanları dinliyorum, ben de diyorum ki, Gezi olaylarındakileri söyleyecek, herhâlde onlara acımış olacak. Hayır, orada yaşamını kaybedenleri bir kere ağzınıza almadınız. İşte bu toplumsal kutuplaşmaya sebep oluyor.

Sizden ricamız, o ailelerin biraz yüreğini ferahlatmak istiyorsanız bunu araştırmak için kabul oyu verin, araştıralım gerçekler ortaya çıksın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM IŞIK (Devamla) – …o zaman kimse demez ki “Şu, şu.” diye.

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Hakan Çavuşoğlu, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin, Bingöl Yayladere 2. Komando Tabur Komutanlığında zorunlu askerlik hizmetini yaptığı sırada elim bir hadise neticesinde hayatını kaybeden Adem Kalkan isimli vatandaşımızın ölümüne müteallik eden hususlarla ilgili olarak vermiş olduğu araştırma önergesi hakkında söz aldım.

Değerli arkadaşlar, sözlerimin hemen başında müteveffa Adem Kalkan kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailesine bir kez daha başsağlığı temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bir hususun altını çizerek beyanda bulunmak istiyorum. Eğer, huzura gelen bu hadiseyle alakalı olarak varsa bir flu alan, bir müphem nokta ve olayın taraflarında da varsa bir endişe, bunun bütün çıplaklığıyla araştırılmak suretiyle, rasyonel bir şekilde araştırılmak suretiyle ortaya çıkarılması hepimizin temennisi olmalıdır ve bu böyledir, bu noktadaki irademiz de tamdır değerli arkadaşlar.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yani, destek veriyorsun.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Ancak, henüz olay tüm yönleriyle açığa çıkmadan, sadece bu adli vaka üzerinden yola çıkarak etnik temelli bir ayrımcılık, bir kutuplaştırmacılık ortaya koymak da…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ya, ne alakası var?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – …muhalefet anlayışı ve siyaset dili anlamında bir talihsizlik olmuştur diyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, o öldürenler etnik ayrımcılık yapıyor, öldürenler! Bunu anlamıyor musunuz?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – İnsan ölüyor, insan!

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Öldürenler etnik ayrımcılık yapıyor.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Bunu, aynı zamanda, ülkemiz sathında yaşamakta olan -Kürt’ünden, Türk’ünden, Laz’ından, Çerkez’inden- bütün milletimize yapılmış bir haksızlık olarak telakki etmekteyim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Öldürenlere söyle!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Sevgili kardeşlerim, değerli arkadaşlar; Hükûmetimizin özellikle Kürt sorunu noktasında ortaya koymuş olduğu performans, politikalar herkes tarafından açıkça bilinmektedir.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Irkçılığın daniskasını senin Başbakanın yapıyor!

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Hükûmet etmeye başladığımız tarihten itibaren Kürt sorunu noktasında bir paradigma değişikliği yaşanmıştır.

TUFAN KÖSE (Çorum) – Hayatınız ikiyüzlülükle geçiyor.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Bu, kabul edin ya da etmeyin, bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.

Hemen birkaç hususu sizlere belirtmek istiyorum. OHAL’i kaldıran Hükûmetimiz olmuştur. Başka dil ve lehçelerde kursların açılması, enstitülerin kurulması, hatta ve hatta, annelerin cezaevlerinde mahkûm çocuklarıyla Kürtçe konuşabilmesinin önünü açan bizim Hükûmetimiz olmuştur.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Büyük bir lütufmuş gibi söylüyorsunuz; tabii ki olacak.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Dolayısıyla, bu noktada ayrımcılık ve kutuplaştırmacılık bağlamında bir isnatta bulunmayı, Hükûmetimize, partimize, grubumuza açıkça bir haksızlık olarak telakki ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ya, kışlada öldürüyorlar, “Hükûmetiniz araştırsın.” diyoruz. Hükûmetiniz araştırsın, kışlada öldürüyorlar ya.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Sevgili arkadaşlarım, bu noktada Sayın Gizligider arkadaşımız detaylı açıklamalarda bulundular ancak ben, buradaki bu konuşmamı bir fırsat bilerek, aynı zamanda Bosna Hersek-Türkiye Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı olmam vesilesiyle de Bosna-Hersek’te bundan on sekiz yıl önce yaşanan Srebrenitsa katliamıyla ilgili olarak da birkaç hususa temas etmek istiyorum.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ne alakası var Bosna-Hersek’le?

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bildiğiniz gibi, 1990 yılında Sovyet Bloku’nun parçalanmasıyla Yugoslavya’da yer alan etnik gruplar bağımsızlıklarını ilan etmeye başlamışlar, nitekim 5 Nisan 1992 tarihinde Bosna-Hersek Hükûmeti de bağımsızlığını ilan etmiştir. Bosna-Hersek devleti Birleşmiş Milletler tarafından tanınmış olmasına rağmen, devam eden süreçte Sırplar ile Boşnaklar arasında baş gösteren savaş, 250 bin Boşnak nüfusunun katledilmesine yol açmıştır.

Savaş sırasında güvenli bölge olarak ilan edilen ve Birleşmiş Milletler koruması altına alınarak silahsızlandırılan Srebrenitsa kenti 6 Temmuz 1995 tarihinde Sırp paramiliter gruplar tarafından kuşatma altına alınmıştır. Kuşatma sırasında Sırpların kıyımından korunmak için Birleşmiş Milletler askerlerine sığınan Boşnaklar, Birleşmiş Milletler askerlerinin bölgeden çekilmesiyle 8.372 çocuk, genç, yaşlı Boşnak erkek Sırpların soykırımına uğramıştır. Avrupa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşadığı bu en büyük trajedi ne yazık ki uluslararası kamuoyunun gözleri önünde cereyan etmiş ve bugün dahi faillerinden başka hiç kimsenin savunamadığı bir kıyım olmuştur.

Sayın milletvekilleri, bundan on sekiz yıl önce Srebrenitsa’da işlenen soykırım nedeniyle kurbanların yakınları ile ailelerinin acılarını paylaşıyor ve 8 binden fazla Boşnak erkeğin öldürülmesiyle sonuçlanan bu insanlık suçunu bir kez daha şiddetle, nefretle kınıyoruz. Uluslararası toplumun ve bölge ülkelerinin, Srebrenitsa’da yaşananlardan gerekli dersleri çıkararak aşırı milliyetçilik ve etnik nefretin sonucu olan benzer olayların bir daha tekerrür etmemesi için her türlü gayreti göstereceğine ve gerekli önlemleri alacağına inanıyoruz. Son dönemlerde Balkanlarda bölge liderlerinin öncülük ettiği barış ve uzlaşma çabalarını memnuniyetle izliyoruz. Bölgede kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasının yolunun geçmişteki yaşanan düşmanlıklara son vermek ve daha müreffeh ortak bir geleceği inşa etmekten geçtiğini düşünüyoruz.

BDP grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu tekrar ifade ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın konuşmacı, konuşmasında, olağanüstü hâl uygulamasına Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetlerinin son verdiğini ifade etti. On bir yıllık AKP iktidarları döneminde olağanüstü hâlin sona erdirilmesine ilişkin herhangi bir Bakanlar Kurulu kararı bulunmamaktadır. Bunu herkesin bilmesini istiyorum.

Öte yandan, bunu iddia eden partinin hükûmeti Gezi olaylarında Taksim’de sıkıyönetim ilan etmiştir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YAHYA AKMAN (Şanlıurfa) - Bir kararla kaldırılmıyor ki, süresi dolmuş, süresi uzatılmadı.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Buyurun Sayın Sakık.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bizi etnik milliyetçilikle suçladı, bu konuda açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Kim etnik milliyetçilikle suçladı?

SIRRI SAKIK (Muş) – Biraz önce konuşan hatip.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Irkçılık ve etnik milliyetçilikle suçladı.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Hayır, “ırkçılık” ifadesi kullanmadım Sayın Başkanım, sadece “etnik kimlik” ifadesini kullandım.

BAŞKAN – Sataşma nedeniyle İki dakika söz veriyorum.

Buyurun.

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu’nun BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Barış ve Demokrasi Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Aslında, sevgili kardeşimiz Çavuşoğlu, tam bir çavuş gibi burada sorunları dile getirdi. Biz çıkıp şunu söyledik, dedik ki: “Evet, açık ve net olarak söylüyoruz, 1.000’in üzerinde insan öldü. Askerde intihar ettiğine dair böyle bir şey var. İntihar ettiler ama intihar edenlerin hepsinin…”

Bakın, biraz önce CHP Grubu adına konuşan Muharrem arkadaşımız da soru önergesi veriyor, soru önergesinde Bakanlık “Efendim, biz etnik milliyetçiliğe, bilmem ne…” şeklinde bir cevap. Biz onu sormuyoruz, bu ölen insanlar hangi ilden? Buna bile cevap verilmiyorsa, bu Meclisin bunu araştırmak gibi bir görevi yok mudur?

Asıl etnik milliyetçiliği siz yapıyorsunuz. Bakın, Hatay’da Reyhanlı’da ölenler için ne dediniz? Orada mezhebi tetikleyen sizin anlayışınızdır. Bizim bütün hayatımız ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı mücadeleyle geçti, bunu böyle bilin. Biz, hiçbir dönemde ırkçılık, milliyetçilik yapmadık ve siz çıkıp askerî mahkemelere sığınıyorsunuz. “Yargıya intikal etti” diyorsunuz ve ben size söylüyorum: Bakın, bir komutan pimi çekiyor, birinin eline veriyor, 4 insan yaşamını yitiriyor. 4 insan ölüyor, 3 insan da yaralanıyor, dokuz yıl ceza veriyor ve sizin grup başkan vekilinizdi o dönem, şu anda da Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ çıktı, ne dedi biliyor musunuz? “Ey vicdan, ey askerî mahkeme, trafik kazasında bile bu kadar insan ölse bu kadar cezayla insanlar kurtulamaz.” diyen sizin Başbakan Yardımcınızdı. Hâlâ siz de çıkmışsınız, askerî mahkemelerden medet bekliyorsunuz. Onun içindir ki Roboski’nin üstünü örttünüz, askerî mahkemelere havale ettiniz.

Sizin grup başkan vekiliniz bizi ırkçılık, milliyetçilikle suçluyor; kendisi birazdan çıksın, gitsin aynaya baksın, kimin ırkçı, milliyetçi olduğunu görür.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, Sayın Hamzaçebi olağanüstü hâlle ilgili olarak bir beyanda bulundu, düzeltme yapmak istiyorum kayıtlara geçmesi açısından sadece.

BAŞKAN – Evet, dinliyorum.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, bildiğiniz gibi olağanüstü hâl ilan edildikten sonra periyodik olarak uzatıla gelmiştir. Ancak, bizim dönemimizde sona eren olağanüstü hâl tekrar uzatılmamıştır. Bunun mefhumu muhalifinden çıkan anlam da, olağanüstü hâlin kaldırılmış olmasıdır. Mesele bundan ibaret.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bunu siz kaldırmadınız.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Kaldırdık.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Siz kaldırmadınız bunu.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır efendim, kaldırdık, uzatmadık.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Kaldırılan herhangi bir şey yok.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın, Başkan, tutanaklara geçmesi açısından bir şey belirtmek istiyorum…

BAŞKAN – Eksik kalmasın, buyurun tabii.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – …çünkü birazdan oylama da yapılacak.

Son on yılda kışlada şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren asker sayısı 934’tür. Sadece 2012 yılında 65 asker bu şekilde yaşamını yitirmiştir. 2013 yılında yine aynı şekilde bu vahim istatistiklerle bu olay, maalesef, gündemimizde durmaya devam etmektedir.

Biz buradan, Barış ve Demokrasi Partisi olarak, bütün milletvekillerinin vicdani bir muhasebeyle bu araştırma önergesine yaklaşmalarını, tekrar bir çağrı şeklinde belirtmek istiyoruz.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından Bingöl Yayladere 2’nci Komando Tabur Komutanlığında zorunlu askerlik hizmeti yaparken 23/6/2013 tarihinde silahla vurulma sonucu hayatını kaybeden Adem Kalkan’ın ölümünün araştırılması amacıyla 8/7/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunacağım...

 

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Özgündüz, Sayın Develi, Sayın Tayan, Sayın Kuşoğlu, Sayın Özkan, Sayın Topal, Sayın Köse, Sayın Koç, Sayın Erdoğdu, Sayın Demiröz, Sayın Ekşi, Sayın Bulut, Sayın Değirmendereli, Sayın Loğoğlu, Sayın Kurt, Sayın Özel, Sayın Akar, Sayın Ağbaba, Sayın Atıcı.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından Bingöl Yayladere 2’nci Komando Tabur Komutanlığında zorunlu askerlik hizmeti yaparken 23/6/2013 tarihinde silahla vurulma sonucu hayatını kaybeden Adem Kalkan’ın ölümünün araştırılması amacıyla 8/7/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

2.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, (10/214) esas numaralı Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun; Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve 19 milletvekilinin 28/12/2012 tarih 7099 sayı ile Yozgat ilinin işsizlik sorununun; Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 19 milletvekilinin 9/4/2013 tarih 11473 sayı ile üniversite mezunlarının yaşadıkları işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergelerinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

                                                                                         11/07/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 11/07/2013 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                         Mehmet Şandır

                                                                                Mersin

                                                                  MHP Grup Başkan Vekili

 

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 Milletvekilinin, (10/214) esas numaralı, "İşsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" ve Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve 19 Milletvekilinin, 28 Aralık 2012 tarih, 7099 sayı ile TBMM Başkanlığına vermiş olduğu “Yozgat ilinin işsizlik sorunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” ve Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 19 Milletvekilinin, 09 Nisan 2013 tarih, 11473 sayı ile TBMM Başkanlığına vermiş olduğu “üniversite mezunlarının yaşadıkları işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi” amacıyla verdikleri Meclis Araştırma önergelerinin 11/07/2013 Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşimde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar) 

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri,  hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün, az önce Başkanlığın sunuşunda da ifade ettiği, işsizlik ve buna bağlı olarak göç sorunları, genç işsizlikle ilgili önergelerimizin birleştirilerek bu konularda bir araştırma komisyonu kurulmasına dair görüşlerimi beyan edeceğim. İlgili Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız da buradaymış, tam muhatabını da bulmuşken söylemiş olalım. Nasıl olsa, araştırma komisyonunun kurulmasını iktidar taassubu içerisinde reddediyorlar, hiç olmazsa siz bunları not alırsanız çözüm konusunda belki biraz daha isabetli olur diye düşünüyorum.

Hakikaten de, işsizliğin birçok sosyal sonucu var. Özellikle genç işsizliği konuşacağız ama onunla beraber de göç olgusu başlıyor işsizliğin çok olduğu kentlerde. Siz, geçen haftaki şeylerden hatırlayacaksınız, burada Bayburt milletvekilimiz, değerli arkadaşımız söylüyordu sayının 2’den 1’e düştüğünü.

Tabii ki belli şehirlerden göç hızlandıkça, metropol kentlere doğru göç artıkça oralarda nüfus azalması ve buna bağlı olarak da milletvekili sayılarında da düşme oluyor ama bizim sorunumuz bundan daha vahim. Çünkü büyük kentlerdeki plansız yapılaşma… Bir taraftan, biz “O bölgelerde kırsal kalkınma projeleri yapalım, cazibe merkezleri yapalım.” derken, siz hâlâ İstanbul’da birtakım “mega projeler” diyerek yoğunluğu oraya doğru kaydırmaya çalışıyorsunuz. Bu, ayrı bir konu. 

Değerli arkadaşlarım, burada, gerçekten de sürekli olarak, nüfus artışıyla beraber işsizlik artışı birleşince, göçlerde de ciddi anlamda büyük şehirlerde artış ve yığılma baş göstermiş, benim ilim olan Antalya’da da bu önemli bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Peki, ne oluyor? Bir süre sonra, tarımdaki işsizliği, belki tarım dışı istihdam, tarım içi istihdam diyerek birtakım rakam oyunlarıyla işsizliği düşük göstermek için kullanıyorsunuz, “ücretli aile işçisi” diyorsunuz ama netice itibarıyla topraktan da ayrılan…

Sayın Başkanım, arkadaşlar yoklamayı yaptılar ama arkada herhâlde devam ediyor, işsizlik meselesi onları ilgilendirmiyor gibi.

BAŞKAN – Gayet sakin Sayın Günal.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Değerli arkadaşlar, buna katılırsınız, katılmazsınız, birazdan oylayacaksınız ama en azından konunun vahameti açısından bilgileri dinlerseniz, sizin söylediğinizi söylüyorum, geçen gün Sayın Bayburt milletvekilimizin söylediği gibi, sonuçlarını en azından tartışalım ki, kulağımızda kalsın. Yarın, araştırma komisyonu kurmasanız bile burada bir kanun görüşülürken aklınıza gelir, çözüm önerilerinden bir ikisini belki hayata geçirme şansımız olur. Bizim buradaki gerekçemiz, sanal gündemlerden uzaklaşıp her zaman söylediğim gibi yapısal önlemleri almaya yoğunlaşmamız lazım, bu da temel sorunlarımızdan bir tanesidir. Çünkü daha önceki hafta kalkınma planı görüşülürken, burada işsizlikle ilgili konulara, istihdam dostu olmayan üretim yapısına, büyüme yapısına değindik.

Bakın, bu kadar övünmemize rağmen gelmiş olduğumuz nokta, 17’nciyiz, 16’ncıyız, bir sıradan fazla ilerleyemiyoruz ama sonuç itibarıyla bakıyoruz, mart ayındaki işsizlik rakamı hâlâ 10,1 yani bir arpa boyu yol katedemiyoruz ki bunu da TÜİK’İn rakamlarıyla söylüyoruz, bunun içerisine iş bulmaktan ümidini kesen, iş aramayanları eklediğimiz zaman 2 misline çıkıyor yani resmî rakamlara göre her 5 gencimizden 1’isi, üzerine bunları da eklediğimiz zaman 4 gencimizden 1’isi işsiz. Bunlar gerçekten önemli şeyler. Birtakım kısır çekişmelerle burada, “O, onu dedi; bu, bunu dedi; sataştı.”yla uğraşmamış lazım. Bunun çözülmesi gerekiyor bir şekilde. Önümüzdeki sürece bakıyoruz, bir taraftan toplumsal olaylarda gençlerin davranışlarını tartışıyoruz ama neden oraya itildikleri, neden işsiz kaldıkları, neden sosyal olaylarda bu tür davranışlar sergilediklerini maalesef irdelemiyoruz. Bakıyorsunuz, eğer 5 gençten 1’i resmen, fiiliyata bakınca en az 4’ünden 1’i işsizse bu gençler ne yapacak? Geleceğe nasıl umutla bakacaklar? Onlardan nasıl bir lider Türkiye inşasında acaba faydalanacağız? Çünkü kendilerine hayırları yok, gelecekle ilgili kaygıları var.

Bu çerçevede baktığımız zaman değerli arkadaşlar, hakikaten de gerçek işsiz sayısı 3 milyondan 5,5 milyona çıkıyor, 6 milyona yaklaştığı dönem oluyor yaptığımız istatistiklere göre bakarsanız, TÜİK’in istatistiklerine göre. Bu dışarıda bırakılan kesime de, gerçekte işsiz olan ama istatistiklere yansımayan kesime baktığımız zaman, 5,5-6 milyon çok önemli bir rakam. Ondan sonra, sosyal olaylar oluyor birtakım. Zaten kültürel yozlaşmanın etkileri var, bunun içerisine ekonomik zorluklar da girince boşanmalar artıyor affedersiniz, diğer birtakım sosyal suç olaylarında artış oluyor. Bunları çözmemiz lazım, bunlar siyaset üstü şeyler. Ama çözümünde eğer kafamızı kuma gömersek, sorunun nedenine inmezsek maalesef bunu yapamayız. Yani çözüme odaklanmamız gerekiyor diye düşünüyorum. Aksi takdirde böyle bir şeyi yapma şansımız yok.

Üniversitelerle ilgili sorunu önceki hafta yine tartışmalarımızda söyledik. Bakın, eğer bir eğitim planlaması yapmaz isek, eğitimle iş gücünü, sanayiyle üniversiteyi bir araya getiremezsek bunu çözemeyiz diye defalarca söylüyoruz ama maalesef bir önlem alınmıyor, gerçekten alınmıyor. Yukarıda bekliyoruz, her bütçe döneminde söylüyoruz, ilgili bakanlarımız da söylüyor, şu anda yeniden birtakım gelişmeler yaşanıyor ama en önemli şey burada, dışarıya bağımlılığı azaltmakken, kalkınma planında da koyduğumuz, bütçelerde de görüşürken, yıllık programlarda koyduğunuz hedefler olmasına rağmen ithalata bağımlılığımız devam ediyor ve üretim ekonomisine geçemiyoruz. Ekonomimiz tüketime dayalı, ithalata dayalı hâle gelmiş. Bu şekliyle işsizliği azaltma şansımız yok değerli arkadaşlar. Söylediğimizin özü budur. Eğer bunu sorun olarak görmezseniz böyle devam eder. Eğer dışarıdaki ekonomik gelişmeler iyi olur, borca dayalı, sıcak paraya dayalı ekonomiyi çevirebilirsek sanki sorun yokmuş gibi görünür bir süre ama ondan sonra bir şey çıkınca, patlayınca bu sefer başlarız “Yok faiz lobisi mi yaptı, onlar mı yaptı, frenciler mi frene basıyor, gazcılar gaza niye basmıyor?” diye tartışmaya başlıyoruz. Oysa işin esası, baştan da söyledim, eğer bu üretim ekonomisini tesis edemezsek, ithalata dayalı tüketim ekonomisi, borca dayalı ekonomiyle devam edersek maalesef bunun sonu hüsrandır.

Şu anda kur riskini özel sektöre yıktık dedim, 2 bin liraya dayanan bir kur var. Önceki gün söyledim Sayın Babacan varken burada, o da bir yorum getiremedi. Ne desin şu anda yani? Bu şartlarda işte o risk gerçekleşmiş oluyor. 100 milyarı eğer özel sektör bu yıl içerisinde, bir yıldan daha kısa sürede -bir yıldan az diyoruz ama bunun çoğu üç ay, altı ay vade- bunu nasıl çevirecek? Çevirdiği zaman bunun zararını nasıl kapatacak? Yarın iflaslarla karşılaşırsak bu sefer istihdam imkânlarımız daha da daralmayacak mı? Söylediğimiz budur.

Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman çözümden yana olduğumuzu söyledik, beyannamelerimizde, programımızda, sizlerle yaptığımız tartışmalarda da söylüyoruz. Bunun temelinde, mutlaka “İstihdam odaklı bir sürdürülebilir büyüme.” diyoruz ama istihdam odaklı olmadığı zaman bu kalıcı olmuyor, maalesef vatandaşın refahına yansımıyor. Girişimci odaklı istihdam edilebilirlik düzeyinin yükseldiği bir yapı oluşturmamız gerekiyor. Bütün üretim faktörlerini de etkin bir şekilde, verimli bir şekilde kullanmamız gerekiyor. Kısacası, tam istihdamı esas alan bir ekonomi programı uygulayarak burada, rant ekonomisinden, şehir rantlarından, ketsel rantlardan, tüketim ekonomisi ve AVM ekonomisinden artık, gerçekten üretim, yatırım, ihracata dayalı bir ekonomik yapıya geçmemiz gerekiyor.

Onun için diyoruz ki: “Gelin, bunları hem araştıralım, hem alınması gereken önlemleri, yapılması geren işleri burada diğer konularda yaptığınız gibi…” Bakın, Anayasa’yla ilgili komisyon çalışıyor, İç Tüzük Komisyonu çalışıyor. Diyorum ki ekonomik ve sosyal konularda gelin bir komisyon kuralım, çağırın kurumları da. Ama maalesef biz kalkınma planını bile herkesten kaçırarak geçiriyoruz. Önümüzdeki beş yılı alelacele, böyle, bir kâğıt üzerinde kalan planla maalesef yapmış olduk. Ne yapmamız lazım? Bir şekilde bu üniversite-sanayi iş birliğini, iş hayatı ile üniversiteleri, yani önümüzdeki genç işsizleri artırmayacak şekilde bölümlerin planlamasını, gelecekteki öncelikli sektörlere ilişkin ne kadar üniversite mezunu lazım olduğunu, yükseköğrenimle ilgili planlamayı da eğer bu çerçevede yapamazsak, maalesef, önümüzdeki yıllarda da aynı şeyleri konuşuyor olacağız. Gelin, yol yakınken bunları düzeltelim.

“Üniversiteliler” diyoruz. Bakın, önceki gün Sayın Mehdi Eker’e söyledim, ziraat yüksek mühendislerimiz işsiz, ziraat mühendisleri işsiz, teknikerler işsiz. Sadece, burada kendilerinin sorununu dile getirmiş olmamızdan dolayı bir sürü tebrik mesajı attılar ama netice itibarıyla henüz buraya bir şey yansımadı. Yeni, atanamayan öğretmenlerle ilgili sıkıntımız devam ediyor. Bunların hepsi genç, dinamik, aslında “fırsat penceresi” dediğimiz Türkiye'nin avantajına olabilecek bir şey ama biz doğru planlama yapmadığımız için ve gündelik politikalarla günü kurtarmaya çalıştığımız için bu sorunumuz devam ediyor.

Bu çerçevede, bu konularda gereken önlemlerin alınması, sorunların tespiti zaten var ama ayrıntılı bir şekilde önlem alınabilmesi için bir komisyon kurulmasını öneriyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Yapıcı bir şekilde bu önergemize destek olacağınızı bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen, Zeynep Armağan Uslu, Şanlıurfa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ZEYNEP KARAHAN USLU (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, sözlerime başlamadan 1995 yılında, bundan yıllar önce Bosna’da katledilen binlerce masumu hiçbir zaman unutmayacağımızı ve unutturmayacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum.

Bu çerçevede, MHP Grubunun verdiği önerinin konusu olan işsizliği ele aldığımız zaman, şunu öncelikle söylemek lazım: AK PARTİ iktidarı insan odaklı bir iktidar ve hayatı da, siyaseti de bu şekilde kavrıyor ve bu çerçevede, insanımızın hayat kalitesini artırmak, herkes için ama herkes için bu ülkenin her köşesinde hayatın kalitesini yükseltmek, refahı artırmak ve şüphesiz ki işsizliği azaltmak adına göreve başladığımız 2002 yılından itibaren çoklu politikalar üretmek suretiyle büyük bir efor sarf ettik ve bu eforun karşılığını aldık, almaya da devam ediyoruz. Yani, diğer bir ifadeyle: Sıklıkla konunun sadece olumsuzlukları, âdeta lunaparklardaki abartı aynalarından yansıtarak durumu olabildiğince vahim göstermek isteyen ve bu anlamda doğru, iyi, güzel, toplumun yararına olan, netice almış olan her gayreti yok saymaya ve toplumsal hassasiyetleri nasıl kaşısak da buradan bir olumsuzluk damıtsak, ne yapsak da kara propagandalarla kapkara tablolar çizerek kampanyalar yapsak diye çalışanlara rağmen ülkemizin en önemli sosyal meselelerinden biri olan işsizlik konusunda da pozitif gelişmeler yaşanıyor.

Bakın, ILO ne diyor: Gençler için Küresel İstihdam Eğilimleri 2013 Raporu’na baktığımızda, tüm dünyada genç işsizliğinin arttığını ve dünyada 73 milyon genç işsiz nüfusun olduğunu görüyoruz. Fakat yine ILO’nun verilerine dönüp baktığımızda, son beş yılda Avrupa’da, Orta Doğu’da, Kuzey Afrika’da genç işsizler artarken Türkiye’de bambaşka şeyler oluyor, Türkiye genç işsizlerini istihdam etmeye başlıyor. 2018 yılına kadar dünyada genç işsizliğinin artmaya devam edeceği bekleniyor ve yüzde 16’nın altına düşmesi beklenmiyor. En nitelikli, en çalışabilecek çağındaki gençler adına konuşuyoruz sadece Türkiye değil dünya gençleri adına. Ama Türkiye’ye dönüp baktığımızda pozitif bir trendin gözlemlendiği açıkça ifade ediliyor. 2007 rakamlarıyla yüzde 20 olan genç işsizliği 2009’da yüzde 25’e ve 2012’de ise yüzde 17,5’a düşmüştür.

E, tamam, peki, uluslararası objektif değerlendirmeler böyleyken dönüp kendi içimize bakalım ve ulusal verilerimize bakalım. İşte, orada da TÜİK verilerinde hanehalkı iş gücü istatistiklerinde 2013 Mart dönemi sonuçlarına göre; evet, geçen yılın Mart ayında 2 milyon 615 bin olan işsiz sayısı 186 bin artmış ve 2013 yılında 2 milyon 801 bine ulaşmıştır. Ama bunu söylerken şunu da söyleyeceğiz: Evet, aynı dönemde istihdam 23 milyon 817 binden 24 milyon 974 bine çıkmıştır yani bir tarafta, ülkemizin nüfusu bir yılda 200 bin kişi artmış, diğer taraftan ise artık vatandaşlarımız ülkesine güveniyor, geleceğine güveniyor. Artık, iş bulma ümidinin arttığı ve bu anlamda iş bulma, arama motivasyonunu bırakmış kişilerin de yeniden iş aramaya başladığı sevindirici bir Türkiye portresi var ve bütün bu ilave faktörlere rağmen, ülkemizde iş, aş, istihdam, refah gelişmeye devam ediyor. Yani, rakamlar yalan söylemiyor. Bir yılda 1 milyon 150 bin kişilik bir istihdam artışına biz bu ülkede imza attık, birlikte attık. Ülkemizin iş gücüne katılma oranı geçen yılın mart ayına göre 2013 yılında 1,6 puan arttı ve yüzde 50,2 olarak belirlendi. Çünkü, artık hem iş gücüne katılımı artıran hem de aynı zamanda istihdamı artırabilecek güce ve yetkinliğine sahip bir iktidar var, Türkiye böyle bir iktidarla yönetiliyor.

OECD ülkeleri arasında Almanya dışında işsizliğini düşürebilen tek bir ülke var, Türkiye. 2009 sonrasındaki krize rağmen Türkiye bunu başardı ve bunu başarırken bütün OECD ülkelerinde işsizlik artmaya devam ediyor. Yunanistan, İspanya, İtalya’da yüzde 25’in üzerinde ve 2009 küresel ekonomik krizin ülkemize etkisiyle işsizlik yüzde 14’e yükselmişken bugün geldiğimiz nokta yüzde 9,2. Bir de şunu da söyleyelim: Bakın, krizin, şunun bunun olmadığı bir Türkiye’de dahi yani 2008’de Türkiye’de işsizlik yüzde 11’di. Yani, biz işsizliği küresel krizin olmadığı dönemden de daha geriye ülkemizde çekebildik. Bu ciddi bir başarı hikâyesidir, bunun da adını böyle koyacağız. Hani derler ya “Kediye kedi diyeceğiz.” her konuda “Kediye kedi diyeceğiz.”

Bir diğer sevindirici gelişme de kadınlarımızın artık aktif iş gücü olarak kendilerini hayata karşı konumlama motivasyonlarının AK PARTİ iktidarı döneminde gerçekten artmış olmasıdır. 2008’e baktığımızda kadınlarımızın iş gücüne katılma oranı yüzde 24,5. 2012’ye baktığımızda ise bu, yüzde 29,5’a çıktı. Bu ne demek? Böyle rakamla konuşunca insan anlamıyor ama bu, şu demek başka bir sayısal rakamla konuştuğumuzda: Bu, 1 milyon 900 bin kadın iş hayatına katıldı demek. Bu ne demek? Bu, cumhuriyet tarihini dört yıllık periyotlara ayırdığımızda, bir cumhuriyet tarihi rekoru demek ve ilk defa, tarım dışı sektörlerde yani -hadi adını koyalım çocuğun- ücretsiz aile işçisi olmadan, parayı eşler almadan, kadınlar, kendi işlerinin ve kendi ücretlerinin sahibi olarak istihdam edilebildiği bir Türkiye portresinde ilk kez böylesine bir rekora imza atarak konumlanabiliyor ve şunu da söyleyelim: Kadınlarımız da bununla kalmayacak, erkeklerimiz de, gençlerimiz de; bu bulunduğumuz noktada kalmayacağız ve 2023’te, inşallah, Türkiye, kadın istihdamını da yüzde 38’e yükseltmiş yani her 3 kadının 1’inin aktif iş gücü olarak hayata katma değer kattığı bir Türkiye olarak karşımıza çıkacak.

Bir diğer husus da bunların belki hepsinden önemlisi: Artık Türkiye’de insanlar işini kaybettiği için iş aramıyor, daha fazla insan istihdam pazarına girmek istiyor. Türkiye'nin asıl meselesi bu çünkü artık, Türkiye'nin ve Türk insanının kendine güveni arttı, artmaya devam ediyor ve biz, yürüttüğümüz bölgesel teşvik sistemleriyle, tarımı modernleştirerek, –yerli ve yabancı-yatırımcının önünü açmaya devam ederek, daha fazla yatırım, daha fazla üretimle Türkiye’yi güçlendirerek, elbette, 2023’te -dost da görecek, düşman da görecek- biz, bu dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sosyal güvenlik kuruluşlarına kayıtlı olmayan çalışanların oranının da -önemli bir gelişme olduğu için ifade etmek istiyorum- 0,7 puan azaldığını yani aynı zamanda istihdamı artırırken diğer taraftan sosyal güvenlik şemsiyesinin altındaki insanımızı da artırdığımızı ifade etmek istiyorum. Bu, sadece bir yıldaki ilerleme.

İşte “göç” diyoruz. Burada da aslında sosyolojik bir çarpıtma var, bunu da söylemek lazım. Yani iç göçün etkisi… Ee, peki ne var iç göçte Türkiye’de? Hadi onda da bakalım hakikatlere. O zaman, hakikatlere baktığımızda, 2010-2011 dediğimizde, 2 milyon 420 bin kişi Türkiye’de iç göç yapmış. Peki, 2011-2012’ye geldiğimizde bu rakam 100 bin kişi düşmüş, 2 milyon 317 bin yani Türkiye’de iç göç artmıyor, Türkiye’de iç göç düşüyor; bir kere birincisi bu, hakikatti bu.

Diğer taraftan, TÜİK’in 2011 nüfus ve konut araştırmasına bakalım. Oraya baktığımızda da Türkiye’de insanlar niye göç ediyor acaba yani işsizlikten ötürü mü göç ediyor, başka sebeplerden mi? Oraya baktığımızda, bakın Türkiye’de iş bulmak ve iş aramak için göç sebebi sadece yüzde 12. Peki, niye göç ediyor yani bu 2 milyon küsur insan? Tayin ve iş değişikliği sebebiyle  -yeni işler buluyoruz- yüzde 13, eğitim yüzde 23, evlilik-boşanma yüzde 7,5, sağlık yüzde 1, hanede fertlerden birine bağımlı göç yani eşiniz tayin olabilir, iş değiştirebilir, çocuğunuz, evladınız bir okul kazanabilir, o zamanda işte yüzde 42. Yani, artık iç göç işsizlikle ilgili değil, son derece düşük bir oran. Ayrıca, iç göçten de korkmamak lazım, biz artık başka bir dünyada yaşıyoruz, teknoloji çağında, iletişim çağında, insanların, olanakların çok daha fazla farkına vardığı ve bunu değerlendirebildiği bir Türkiye’deyiz.

Bu çerçevede, son olarak, 2023’te işsizlik oranını yüzde 5’e indireceğiz ve istihdamı yüzde 50’ye çıkaracağız, kim ne derse desin bu gezegenin en müreffeh ülkelerinden biri olacağız.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisi lehinde söz isteyen Veli Ağbaba, Malatya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, konuşmama başlamadan önce, son dönemde ölen arkadaşlarımızı anmak istiyorum.

Medeni Yıldırım 18 yaşında, Ali İsmail Korkmaz 19 yaşında, Mehmet Ayvalıtaş 20 yaşında, Abdullah Cömert 22 yaşında, Ethem Sarısülük 26 yaşında ve Komiser Mustafa Sarı. 6 genç fidan, maalesef, AKP’nin izlemiş olduğu baskıcı politikalar sonucunda öldürüldüler. Mustafa Sarı isimli polisimiz, Başbakandan başlayarak silsile yoluyla kendisine iletilen kanunsuz emirleri uygularken köprüden düşerek öldü, geride dört aylık hamile bir eş bıraktı. Niye öldüler? Bir inat yüzünden, gençleri anlayamamaktan. Arkalarında gözü yaşlı analar babalar bıraktılar, kardeşler bıraktılar, 5 eve ateş düştü. Değerli arkadaşlar, polis şiddeti Türkiye’de sıradan, alışılmış bir durum oldu. Ölüm artık sıradanlaştı yani bizim ülkemizde insanın değeri yok.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; dün akşam söyledim, bugün bir kez daha tekrar etmekte fayda var. Amerika’da 2 kişi öldü, ulusal yas ilan edildi, Türkiye’deki Amerika Birleşik Devletleri’nin Büyükelçiliği bile bayrakları yarıya indirdi. Ancak bizim ölen gençlerimizin ölümünden sonra bırakın ağlamayı, yas tutmayı, ölülerini gömen -bugün Hatay’da, geçtiğimiz günlerde Çorum’da- insanların üzerine saldırdı polisler, AKP’nin polisleri. Maalesef, bu ölen gençlerle ilgili hiçbir işlem yapılmadı. Bakın, 5 tane genç öldü, bunların failleriyle ilgili hiçbir şey yok. Ama bilin ki ne kadar kaçarsanız kaçın, bir gün bu hesap bu gençleri katledenlerden sorulacaktır.

Değerli arkadaşlar, bu Gezi olaylarıyla ilgili çeşitli lobiler buldunuz ama ben size yardımcı olmak istiyorum muhalefet milletvekili olarak. Bu faiz lobisi falan değil; bu Gezi olaylarının arkasındaki güçler faiz lobisi değil. Gezi olaylarının arkasındaki güç işsizlik lobisi değerli milletvekilleri, işsizlik lobisi. Bakın, sakın ola bu eylem yapan gençleri işsizlik lobisi yönlendiriyor olmasın. Bu gençler önce “özgürlük” dediler, sokağa çıktılar; sonra siz suladıkça, gazladıkça büyüdüler ve bu gençler artık susmayacaklar. Bunu bilmenizi isterim -ki size yardımcı olmak açısından- bu gençleri yönlendiren faiz lobisi değil, bu geçleri yönlendiren, sizin söylediğiniz gibi -tırnak içerisinde- Musevi lobisi değil, bunu yönlendiren işsizlik lobisi.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'de dirinin de değeri yok ölünün de. Türkiye'de nüfus genç diye övünüyoruz. 76 milyonluk ülkemizde 12,5 milyon genç işsiz. Gençlerin geleceği karanlık. İşsizlik almış başını gidiyor. Ama, onların içinde çoğalan bir kitle var. Çoğalan kitle, genç işsizler, üniversiteli işsizler. İlk kez AKP döneminde bazı tanımlarla karşılaştık, ilk kez AKP döneminde gazeteler manşet atmaya başladı. Atanamayan öğretmenlerin sayısı 400 bini buluyor. İşsiz iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunları, fen edebiyat mezunları, ziraat mühendisleri, bilişim mezunları, felsefe mezunları, formasyon hakları ellerinden alınan fen edebiyat mezunları, tıbbi sekreterler, jeoloji mühendisleri, Türkiye'de üniversite açılan her bölümle ilgili atanamayan, iş bulamayan gençleri saymak mümkün.

Değerli arkadaşlar, bu dönem ilk kez “intihar eden atanamayan öğretmen” tanımıyla karşılaştık. Sayıları 50’yi bulan intihar eden atanamayan öğretmen mevcut ülkemizde.

Bu okuyan gençler ne yapıyor? Değerli milletvekilleri, Malatya’da kayısı mevsimi başladı. Geçtiğimiz yıl da gördüm, bu okuyan makine mühendisleri, inşaat mühendisleri, ziraat mühendisleri, atanamayan öğretmenler Malatya’da kayısı pırtlatıyor. Analar, babalar, kardeşler bu gençleri üniversiteye kayısı pırtlatsın diye mi gönderdi. O analar, babalar ki kendi ekmeklerinden, kendi ocaklarından keserek, yemeyerek, içmeyerek o gençleri okuttular. Ama, bugün onlar maalesef, Adıyaman’dan gelerek, Urfa’dan gelerek, Diyarbakır’dan gelerek, Batman’dan gelerek üniversite öğrencileri, üniversiteyi bitirmiş insanlar Malatya’da kayısı pırtlatıyor ve ben de diyorum ki: Onları bu duruma düşüren, kayısı pırtlatmak durumuna düşürenlere yazıklar olsun!

Değerli arkadaşlar, biz tabii birçok konuda rekor kırdık. Biz, makine mühendislerini, öğretmenleri, matematik öğretmenlerini kayısı pırtlatırken gördük ama biz gençlerimizi en çok cezaevine atan dünyadaki ülke olduk. Dünyadaki en çok tutuklu öğrenci sayısı bizim ülkemizde ve maalesef, “Parasız eğitim istiyorum.” diyen öğrenciler de bizim ülkemizde cezaevinde.

Değerli arkadaşlar, genç işsizlikte, üniversite mezunu işsizlikte dünya rekorları kırıyoruz. 2012 yılında toplam nüfusun iş gücüne katılımı yüzde 50, işsizlik oranı yüzde 9,2, tarım dışı işsizlik oranı yüzde 11,5 iken gençlerde iş gücüne katılım oranı maalesef yüzde 38’de kalmış, işsizlik oranı ise yüzde 17,5. Yani, genç işsizlik Türkiye’deki işsizlik oranının 2 katı ve yıllarca okuttuğumuz çocuğumuzla üniversite mezunu genç kardeşlerimiz işsiz. Bu ülkede üniversite mezunu genç işsiz oranı yüzde 30. Bu oranla da övünebilirsiniz çünkü AKP dünyada genç işsiz, üniversiteli işsiz konusunda Türkiye rekoru kırdı, AKP’yi kutlamak lazım.

Değerli arkadaşlar, bakın, babası, dayısı, iktidar partisine yakın olanlar bilmez; öyle sınava girmeden Türk Hava Yollarına, özerk kurumlara atananlar bilmez; çocuklarına gemicik alanlar, bir gecede çocuklarına mısır filoları kuranlar bilmez. Bunları kim bilir? Yoksul çocukları bilir. AKP’ye oy vermiş olsa dahi bir yakını olmayan, atanamayan öğretmen bilir, atanamayan ziraat mühendisi bilir ve yıllarca okuttuğu çocuğunu işe sokamayan Malatya’daki yoksul çiftçi bilir. “Köyümden AKP dışında hiç kimseye oy çıkmadı ama bir tek çocuğum işe alınmadı.” diyen Malatyalı köylü bilir ama tuzu kuru AKP’li vekiller bilmez.

Değerli arkadaşlar, ben kendi ilimi köy köy, belde belde geziyorum, adım adım geziyorum. Geçtiğimiz günlerde Malatya’da pazarı gezdim. Anlattıklarıma inanamayacaksınız. Üniversite mezunu bir gencin maydanoz sattığını gördüm “Sayın Vekilim, ben matematik öğretmeniyim, Malatya’da pazarda maydanoz satıyorum.” dedi. Sakalları uzamış. “Bu durumdan kim utansın?” dedi. Bu durumdan utanması gereken biri varsa sen değil, bu ülkeyi on yıldan beri yöneten Hükûmettir. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, bakın, size bir resim göstereceğim ve resimdeki insan yüzünü saklayacağım.

Değerli arkadaşlar, tezgâh açmış, ikinci el eşya satıyor; sifon, 2 tane sprey boya, priz ve adaptör, toplam değeri 8 TL. Bu, Malatya’da çekmiş olduğum bir resim. “Pazar günleri sadece 5 TL’lik eşya satabiliyorum.” diyor ve haftada 5 TL’yle 2 çocuğunu geçindirmeye çalışıyor.

Yine, bir başka resim değerli arkadaşlar, belki ilk kez AKP döneminde gündeme geldi, daha önce duydunuz mu bilmiyorum. İşte, size gerçek değerli arkadaşlar: Bakın, Malatya’da ikinci el pantolon satan bir pazar. İkinci el pantolon satıyor; kotun fiyatı 1 lira, kumaş pantolon fiyatı 1,5 TL. Burada, bak da gör, bak da gör… Burada pardösü var, burada kazak var, burada tişört var; Malatya’nın düştüğü hâl bu.

Değerli arkadaşlar, bakın, sizin ayaklarınızdaki ayakkabılar 500 TL. Bakın, Malatyalı ne giyiyor? Malatyalının ayakkabısına bakın değerli milletvekilleri, bakın da bundan utanın. Giydiği ayakkabı 1 TL.

HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) – Etro gömlektir o.

VELİ AĞBABA (Devamla) – Senin giydiğin… Bursa Milletvekili, sen bilmezsin, senin tuzun kuru, sen yandaşsın çünkü ama bu vatandaş, bu yurttaş aç. Kimin yüzünden aç? On yıldan beri ülkeyi yönetenler yüzünden aç. Bu ikinci el eşyayı satmanın ne olduğunu sen bilemezsin.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri, bunların çocukları aç. Bu adam, bu kadın, buradaki kadın, bunları ne için satıyor? Bir çocuğunu okutmak için satıyor. Siz ise rakamlarla oynayarak Türkiye’nin geliştiğini söylüyorsunuz. Bakın, ağzınızı açtığınızda diyorsunuz ki “Millî gelir 3 kat arttı.” Ben de Malatya’ya gittim, köy köy, belde belde “Millî geliri 3 kat artan kimse var mı?” diye sordum. Malatyalı kayısı üreticisinin millî geliri 3 kat artmamış, işçinin millî geliri 3 kat artmamış ama millî gelirden 3 kat pay alan birileri var. Onlar da kim? Özelleştirmede yandaşlarınız, peşkeş çektiğiniz fabrikalar, Sümerbankı alanlar. Kim zenginleşti? Her daim aynı ihaleleri alan insanlar zenginleşti.

Değerli arkadaşlar, bakın, Malatya’da ve bütün Türkiye’de resim bundan farklı değil. Türkiye’de işsizlik oranı gittikçe büyüyor ve bunun tek sorumlusu var; AKP milletvekilleri, AKP Hükûmeti.

Malatyalıların dediği gibi, Malatya’yı, Türkiye’yi işsizlik konusunda bu duruma düşürenlere yazıklar olsun diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Bülent Turan, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP grup önerisi aleyhine grubumuz adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de bundan yıllar önce Bosna Hersek’te dünyanın hâkim güçlerine inandığı için canlarıyla bedel ödeyen, Srebrenitsa katliamında rahmetli olan kardeşlerimizi anarak konuşmama başlamak istiyorum.

Aynı şekilde, dün Eskişehir’de yine, rahmetli olan Ali İsmail Korkmaz kardeşimizi de rahmetle anmak istiyorum.

Ölenler hepimizin canı, hiç kimsenin, hiçbir siyasi görüşün, hiçbir partinin tekelinde olduğunu düşünmüyorum. Her can bu ülkenin canı, fikri, zikri ne olursa olsun bu ülkenin canı.

Değerli arkadaşlar, grup önerisinin konusu işsizlik. Ben, işsizlikle ilgili sürece baktığımızda, Türkiye ekonomisinin kırılma noktalarını göz önüne aldığımızda 2001 krizini masaya yatırmadan bugünü görmenin mümkün olmadığını düşünüyorum.

Ancak, Meclisimizin gündeminin yoğun olması, zaman zaman sizlerin “Gece yarısı kanun geçiyor, niye bu kadar geç kalıyoruz?” demesi bahanesiyle, benden önceki konuşmacı, Urfa vekilimizin de zaten en ayrıntılı şekilde cevap vermesi hasebiyle sadece 2001 krizinde bir gecede faizin nereden nereye geldiğini, enflasyonun ne olduğunu, doların ne olduğunu, millî gelirin ne olduğunu hatırlamanızı isteyeceğim. Fakat ilaveten şunu hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum: O zaman Türkiye’de olağanüstü krizler varken, yüzde 70 enflasyon, yüzde 6 binlere varan faiz oranları varken dünyada kriz olmadığının altını çizmek istiyorum, yani dünyada kriz yokken Türkiye’de kriz yaratan bir Hükûmet vardı. Bugün ise hepimizin bildiği, hemen yanı başımızda, bağırtılarınızı duyacak kadar yanı başımızda, Yunanistan’dan bir haber paylaşmak istiyorum. Bakınız, gazetelere yansıdı birkaç gün önce, diyorlar ki: “Yunanlılar kriz yüzünden evlatlarını yetimhanelere bırakmaya başladılar.” Adam, evladını doyuramadığı için çoluğunu çocuğunu yetimhaneye bırakıyor. Yetmiyor, kalori kaybı azalsın diye Yunanistan’da millî eğitimden –açlıktan- beden eğitimini çıkarmaya başlıyorlar. Bizim, yanı başımızda böyle kriz varken, Mısır’da, Suriye’de bildiğiniz, malum siyasi krizler varken hâlâ ülkemizde enflasyon oranlarının göz kamaştırıcı olması, faiz oranlarının en düşük seviyede olması, millî gelirimizin anlamamanıza rağmen 3 kat fazla artması, her türlü alanda, ekonomik alanda, siyasi alanda, ulaşımda, sağlıkta, teknolojide, dış politikada dünyanın örnek ülkelerinden birisi olmaya başladığımız bu dönemde, 2001 kriziyle geldiğimiz yer aslında işsizliğin de cevabı bence. O zaman dünyada ekonomik kriz yokken, yüzde 15-20’ler arasında olan işsizlik oranı, bugün dünyada ekonomik krize rağmen, Yunanistan’ın göstermiş olduğum bu tablolarına rağmen, Avrupa Birliği bölgesinde yüzde 12-15 arasında olan işsizlik Türkiye’de yüzde 10’un altında. Yeter mi? Yetmez, daha iyisini yapacağız. Kim yapacak? Yine, biz yapacağız.

Az önceki konuşmacının üslup farkı aslında bunun da göstergesi. Bağırarak, çağırarak, kızarak değil, ne yaptığını bilerek, dünyadaki gelişmeleri göz önünde bulundurarak, ayağımızı yere sağlam basarak, inşallah göreceksiniz, ekonomik olarak düzelen bu sistemimizin, bu verilerimizin daha iyi olması, gençlerimizin daha çok iş bulması, eğitimde de işsizlikte de çok güzel yerlere geleceğimizi inşallah ümit ediyor, grup önerisi aleyhine oy vereceğimizi söylüyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, Sayın Turan, benim üslubumla ilgili bir şey söyledi, cevap vermek istiyorum.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Başkanım, telefonla konuştu, dinlemedi bile  orada.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Üslupla ilgili, bağırmayla ilgili bir şeyler söyledi, izin verirseniz cevap vermek istiyorum.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Sayın Başkanım, Etro gömlek demedim…

BAŞKAN – Ne söyledi Sayın Ağbaba?

VELİ AĞBABA (Malatya) – Söylediklerimi parantez içinde “üslup farkıyla bağırmak” dedi, hakaret etti yani.

BAŞKAN – İsminizi zikretmedi yani sadece…

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, benden önceki konuşmacı müdahale etsin, o söylesin.

BAŞKAN – Hayır, lütfen, canım, siz anlaşılmıyorsunuz oradan. Kendisi de yüksek sesle konuştu zaten, her konuşan yüksek sesle konuşuyor Sayın Ağbaba.

VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın Başkan, ama…

BAŞKAN – Evet, Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                  Kapanma Saati:17.08

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), İsmail KAŞDEMİR (Çanakkale)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

 

3.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından 2/B taşınmazları için belirlenen satış bedelleri ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 22/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

                                                                     11/07/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun, 11/07/2013 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                  Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                       İstanbul

                                                                  Grup Başkan Vekili

 

Öneri:

İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve 22 milletvekili tarafından, 22/05/2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına "2/B taşınmazları için belirlenen satış bedelleri ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (913 sıra nolu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 11/07/2013 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN –  Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;  tam 7 milyonu orman köylüsü olmak üzere 10 milyon vatandaşımızı, bu 10 milyon vatandaşımızın kullandığı 305 bin hektarlık bir araziyi ilgilendiren ve Türkiye Cumhuriyeti’nde tam otuz bir yıldır var olan bir sorunu görüşüyoruz; 2/B arazilerinin kullanıcılarına tapularının verilmesi sorunu. Türkiye'nin gündeminde bu kadar uzun süre yer alan ve bu kadar uzun zamandır çözülememiş bir sorun, herhâlde 2/B sorunu kadar başka bir sorun yoktur.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak Türkiye’de 2/B sorununu çözmek, 2/B arazilerini kullanan gerek tarımsal amaçla gerekse üzerinde yaptığı bina ile ikametgâh veya diğer amaçlarla kullanan vatandaşların sorununun çözülmesi, bu bina sahipleriyle  binaların sahibi olan kişilerle tapu sahibinin aynı kişi olması yani tapunun hazineden alınıp o şahıslara verilmesi yönündeki projemizi biz 2011 yılı seçimlerinden önce “2/B Barış Projesi” adı altında İstanbul’un Sultanbeyli semtinde açıkladık. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu projeyi o zaman Sultanbeyli’de açıklarken “Barış Projesi” olarak isimlendirdi. Yani vatandaşla devlet arasında süregelen bu sorunu, bu uyuşmazlığı ortadan kaldıralım; vatandaş devletiyle barışmak istiyor, devlet de elini uzatsın, iki taraf el sıkışsın ve adalet üzerine bir çözümü gerçekleştirelim.

Bu projenin Sultanbeyli’de açıklanmasının özel bir önemi vardı. İstanbul’da 2/B sorununun çokça yaşandığı birçok ilçemiz vardır; Beykoz vardır, Sancaktepe vardır, Çekmeköy vardır, Sultangazi vardır, Ümraniye vardır, Sultanbeyli vardır. Bunların birisinde bu projeyi açıklayacaktık. Sultanbeyli, gerek 2/B sorunu açısından gerekse arazilerdeki mülkiyet sorununun yaşandığı diğer unsurlar açısından Türkiye’nin sembolü olarak isimlendirebileceğimiz bir ilçemizdi, o nedenle bu projeyi orada açıkladık.

Seçimler yapıldı, Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı ve biz, açıldıktan sonra projemizi bir kanun teklifi hâlinde Kasım 2011’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk. Daha sonra Hükûmet bir tasarı getirdi ve 26 Nisan 2012 tarihinde bu konuda bir kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinden çıkarıldı, 26 Nisan 2012. Bu Parlamentoda bunun görüşmelerini beraber yaptık. Cumhuriyet Halk Partisi olarak olumlu katkılarda bulunduk, pozitif baktık, yanlış bulduğumuz noktalar vardı, bunların düzeltilmesi için öneriler verdik, önergeler verdik. Kanun çıktı, başvuru süreleri tanındı, on aylık başvuru süresi geçti, fiyatlar uzun süre açıklanmadı ve nihayetinde fiyatlar yani arazilerin satış bedelleri, metrekare satış bedelleri açıklandı ve açıklanmasıyla birlikte Türkiye’de bütün, bütün demeyeyim ama önemli ölçüde 2/B kullanıcısı vatandaşlarımızdan şikâyet gelmeye başladı. Şikâyet: “Bu bedeller bizim alım gücümüzün üzerinde.” Fiyatlar, arazi fiyatları piyasa fiyatları olabilir ama vatandaşın alım gücünü gözetmiyor ise bu bedeller burada bir yanlışlık var demektir. Bu arazilere bu vatandaşlarımızın bu kadar yıldır verdiği emeği göz ardı etmemek gerekir. Beykoz’da olsun, Sultanbeyli’de olsun, Çekmeköy’de olsun, Ümraniye’de olsun, Şile’de olsun, Sultangazi’de olsun, Antalya’da olsun, Muğla’da olsun, Karadeniz’de olsun bu arazilerin hepsinde buraya yapı yapmış olan vatandaşımızın veya bu araziyi tarımsal amaçla kullanan vatandaşımızın bir emeği vardır. Otuz yıldır, kırk yıldır, elli yıldır o araziyi kullanıyor, bakıyor, bağ bahçe yapmış, bina yapmış. Devlet buraları kabul etmiş, altyapı yatırımlarını getirmiş, yol getirmiş, elektrik getirmiş, su getirmiş, o araziyi vatandaşımız beklemiş ama çıkan kanun, vatandaşın buradaki emeğini göz ardı eden ve onun alım gücünü, satın alma gücünü bir kenara atan, onu dikkate almayan bir kanun oldu.

Sizlere bu şikâyetler geliyordur. Ben, devamlı muhtarlarımızla, vatandaşlarımızla bu konuda görüşüyorum, hepsi beni arıyor: “Bu fiyatlar açıklandı, bizim satın alma gücümüzün üzerinde Başkanım, biz ne yapacağız? Bize bir çare bulun.” Biz, bu konuda toplam dört kanun teklifi verdik. Hükûmet, ilk kanunun yanlışlığını fark etti, sonra iki kanun daha çıkardı, bedelleri indirdi, fiyatları indirmedi yani yüzde 70’ten yüzde 50’ye indirdi tarım arazilerinde bedeli. Diğer, bina, konut amaçlı kullanılan arazilerde de 400 metrekareye kadar rayiç bedelin yüzde 50’si dedi. Ancak bu rakam, bu oran vatandaşın satın alma gücünün üzerinde.

Sizlere örnekler vereceğim. Bakın, Çekmeköy’de vatandaşlarımızla yaptığım 2/B sohbetinde birkaç vatandaşımız bana durumunu şöyle anlattı. Birisi Çekmeköy’ün Ekşioğlu Mahallesi’nde yaşıyor, 250 metrekarelik bir 2/B arazisini kullanıyor. “100 bin liranın üzerinde bir bedeli ödemem gerekiyor.” dedi bu vatandaşımız “Ama benim emekli maaşım 750 lira. Eşim öldü, ondan bana maaş kaldı, 750 lira maaşla ben bunu nasıl ödeyeceğim? Ödeyemem, birisi gelip alır, ben buradan çıkmak zorunda kalırım.” dedi. Yine Çekmeköy’de bir başka vatandaşımız bana şu örneği verdi, Çatalmeşe Mahallesi’nde 523 metrekarelik bir arsası var. Metrekare fiyatı 650 TL. “İşim yok, burada gecekonduda yaşıyorum. Ramazan ayı olunca benim gecekonduma iktidar partisi erzak getiriyor, iftara geliyor ama şimdi bu kanunla benim gecekondumun arazisine göz dikmiş durumda, bunu benden alacak.” diyor. Bakın, Ümraniye’nin 6 mahallesi; Elmalıkent, Topağacı, Karabekir, Hekimbaşı, İnkılap Mahallesi, Dumlupınar mahalleleri; fiyatlar yüksek. Özellikle Karabekir ve Elmalıkent mahallelerinde fiyatlar vatandaşımızın alım gücünün olağanüstü üzerinde, alma imkânları yok. Hükûmet böyle devam ederse, ısrar ederse birileri gelip bunların, bu vatandaşlarımızın elinden bu arazileri alacak.

İki gün önce Muğla’dan Muğla Milletvekilimiz Sayın Tolga Çandar aradı beni. “Muğla’da köylüler veryansın ediyor. Eyvah, fiyatlar bize tebliğ edildi, biz bunu satın alabilecek durumda değiliz, perişanız diyorlar.”

Bakın, Sultanbeyli’de Fatih Mahallesi Muhtarımızla görüştüm, Ahmet Çalışkan. “İsmimi de verebilirsin.” dediği için ismini vermekte bir sakınca görmüyorum, diğer vatandaşlarımıza böyle bir şey sormadığım için isimlerini vermiyorum, izinlerini almadım. Muhtarım diyor ki: “Bak, ben Ziraat Bankasına gittim. Orada 80 yaşın üzerinde bir vatandaş vardı. Orada bir başka mahallemizin muhtarı vardı. O muhtarın boynuna 80 yaşındaki vatandaşımız sarılmış “Beni bu yaşımda faize muhtaç ettiniz.” demiş. “Bu araziyi alabilmek için buraya faizle kredi almaya geldim.” demiş vatandaş. Bunu aynen anlatmamı istedi, çarpıcı olduğu için anlatıyorum.

Bakın, Sultanbeyli’de Necip Fazıl Mahallesi, Kur’an Kursu Caddesinde metrekare fiyatı 650 TL. Yani bu fiyat neye göre azdır veya yüksektir? Eğer insanın cebinde parası çoksa bu fiyat düşüktür ama cebinde parası yoksa bu fiyat pahalıdır. Devlet, adalet üzerine kanun çıkarmak zorundadır. Çıkardığınız kanun vatandaşı hiçe saymışsa, orman köylüsünü hiçe saymışsa, Beykoz’u hiçe saymışsa… Bakın, Beykoz’un Görele Köyü, fiyatlar yüksek, millet perişan. Zerzevatçı Köyü, fiyatlar olağanüstü yüksek millet perişan durumda “çare” diye yollara düşmüş durumda. Beykoz’da 6 mahallenin özel proje alanı olarak ilan edilmesi sorunu çözmeye yetmiyor, o vatandaşlarımız o sorunu yaşayacaklar. Önerim şudur: Dördüncü kanun teklifimiz Türkiye Büyük Millet Meclisimizde bekliyor. Gelin, Parlamento kapanmadan bunu yasalaştıralım, bu bedelleri aşağı çekelim. Herkese emlak vergi değeri üzerinden -orman köylüsü dışında- bu satışı gerçekleştirelim. Orman köylülerine bedelsiz bu araziyi verelim. Yatırım amaçlı bu arazileri ellerinde bulunduranlara ise rayiç bedeli üzerinden satışı gerçekleştirelim.

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Önerisi aleyhinde söz isteyen Yunus Kılıç, Kars Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle on sekizinci yılında Bosna şehitlerini saygıyla anıyor, bu olaya sebep olanları, destek olanları ve görmezlikten gelenleri de lanetliyorum ve hepinize saygılar sunuyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, tabii 2/B son zamanlarda, dikkat ediyorsanız, Meclisin sürekli gündemini meşgul etmekte ve bununla alakalı araştırma önergeleri, Meclis araştırması açılması yönünde talepler olmakta. Şimdi, tabii ki bu sürece nasıl gelindiğini tekrar tekrar anlatmak durumunda kalıyoruz ama öncelikle saygıdeğer milletvekillerimizin bunu anlaması, aslında öncelikli olarak bilmeleri gereken onlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü Sayın Hamzaçebi, zaten Meclis araştırma önergesi teklifinin sahibi grubuyla beraber, otuz bir yıllık bir sorun, Sayın Hamzaçebi, otuz bir yıllık değil aslında 1961’den öncesi bile var. 1961’deki bu sıkıntıya girmiş, orman vasfını kaybetmiş arazilerin 1970’te Anayasa’daki bir değişiklikle hükûmetlere görev veriyor…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – 71’de yapıldı o değişiklik, 70 değil.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – Evet, 71.

…diyor ki: “Bu sorunu çözün.” ama ne zamandan itibaren? 1961’den itibaren diyor. Çözmüyorlar, o zaman sizin de içerisinde bulunduğunuz hükûmetler bunu yapmıyor, hiç elini soğuktan sıcağa vurmuyor, bu riski almıyor. Daha sonra 1982 Anayasası’nda da bu tarih ileriye çekiliyor, 81’e kadar getiriliyor ve diyor ki yine ondan sonraki hükûmetlere: “Bunu çözün.” Kimse yine, elini soğuktan sıcağa vurmuyor, hiçbir risk almıyor. Niye almıyor, onu da söyleyeyim: Arkadaşlar, yaklaşık 800 bin aileyi ilgilendiriyor bu mesele. Aile fertlerini ve bununla direkt alakalı insan sayımızı hesapladığınız zaman en az 5 milyon insanı ilgilendiriyor. Yani aslında çok büyük bir mesele, bir o kadar da ekonomik boyutu, sosyal boyutları var. Bunun içerisine girmek bütün hükûmetler için bir risk. Bu riski kim alıyor? AK PARTİ geliyor ve “Devletle millet arasında problem olmaz, barış olur, kardeşlik olur ve devlet veren olur.” diyor ve bunu çözmeye karar veriyor ve -bütün safahatıyla ben işin içerisinde olanlardan birisiyim- ve bu kanun düzenlenirken şu duyguyla düzenleniyor -bakın, bunu, toplumumuzun bilmesini istediğim için söylüyorum- şu duyguyla hazırlanıyor: Devlet buradan bir gelir elde etmek gayesiyle hazırlamıyor bu yasayı “Vatandaş, hakkını, hukukunu bilsin, arazisini bilsin, evinin yerini bilsin, sahiplensin, imar etsin, iskân etsin, inkişaf ettirsin burayı.” diyor. Yani, “Arsanın, tarlanın sahibi olsun, vatandaş da çocuklarına bir miras olarak bunu bırakabileceğini bilsin ve buna sahiplensin.” diyor ve “Orada yaşayanlar, devletten yıllardır alamadıkları, zar zor çeşitli usulsüzlüklerle aldıkları hizmetleri artık bundan sonra isteyerek, hakları olarak talep etsinler ve alsınlar.” diyor. Yani “Vatandaş hizmet alsın.” diyor.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Yeri alamıyorlar Yunus Hocam, yeri, yeri.

YUNUS KILIÇ (Devamla) - Dolayısıyla, kanunun çıkış gayesi bu. Hani, çok iddia ediliyor ya “Büyük paralar bekliyordunuz, efendim, büyük paralar gelsin diye yaptınız.” Aslında hiç öyle bir şey yok arkadaşlar. Bakın, altı üstü 400 bin hektarlık bir alandan bahsediyoruz. Bunun yanı sıra, daha sonra çıkarmış olduğumuz bir yasayla da, efendim, tarıma açılacak olan hazine arazilerinin satışıyla alakalı bir madde daha getirmiştik, bu da 800 bin hektar ile 1 milyon hektar arasında bir şey. Bunun değerleri zaten çok küçük. Bu 2/B’ye konu olan taşınmazlardaki ortalama rayiç bedelini ben size söyleyeyim 8 lira arkadaşlar, ortalama değer 8 lira.

Bir de, hani, Sayın Hamzaçebi dedi ki: “Vatandaşın da bunun üzerinde emeği var.” Eyvallah, vatandaşın da emeği var da, arkadaş, bunun, bir kere başına bakın ya, bu devletin yeri, bu 76 milyon insanın toprağı. Tamam, buna, insanlar, elbette bir emek verdiler ama biz de diyoruz ki… Bu emeklerinin karşılığı olarak rayiç komisyonlarını kurarken şu duyguyla hareket etmelerini istediğimizi dün de ifade ettim, dedik ki: “Arkadaşlar, bu rayiç komisyonlarında maliyeden, belediyelerden, STK’lardan, muhtarlıklardan, oradaki ziraat odalarından, her taraftan insanlar olsun; vatandaş gözüyle baksın, merhametli olsun, en düşük belirleyebileceği fiyatları belirlesin.” Bunu yaptırdık, bunda ısrar ettik, her komisyon toplantısında bunda ısrar ettik ve sonradan ilave bir şey daha yaptık…

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Yok, yok, Hocam, öyle yapılmadı. Rayiç bedeli Millî Emlak belirliyor.

YUNUS KILIÇ (Devamla) – …dedik ki: Bu da yetmez. Vatandaşın gelir seviyesi düşük olan bölgeler var; özellikle Beykoz gibi, Samandıra gibi, Sancaktepe gibi, Ümraniye gibi üzerine konut yapılmış araziler var, küçük araziler bunlar, çok büyük de değil. Buralara da dedik daha düşürelim, efendim yüzde 50’ye düşürdük bakın. Peki, peşin ödeyenlere yüzde 10 daha düşürdük, toplam yüzde 40’a düşürdük arkadaşlar. Evet, bir emeği var ama biz de diyoruz ki “Yüzde 60’ını yine verme, emeğinin karşılığı olsun.” ama bu toplumun da orada bir karşılığı var, bunu nasıl alacağız?

Arkadaşlar, sosyal söylemler güzel, insanın hoşuna gidiyor, böyle kulakta hoş bir seda bırakıyor ama söylem sosyal, icraat öyle olmadığı takdirde topluma hiçbir yararı olmuyor. Zaten bu toplumun en büyük sıkıntısı da buradan; söylemler sosyalist ama uygulamalar despotik. Vatandaş, yıllardır bu sıkıntı içerisinde ezilmiş kalmış, altmış yıldır hiç kimse bunların problemlerini çözmeye yanaşmamış. Birileri geliyor, fedakârca bu konuda yola çıkıyor, alabileceğinin en azını almaya razı oluyor, bu toplumun büyük problemini çözmeye kalkıyor.

Sonuçlarını söyleyeyim size, dün de anlattım, bir kere daha söyleyeyim. 800 bin hak sahipliğinden 650 bin tanesi müracaat etmiş almak için. Bunların tebligatları yapılmaya başlamış, yavaş yavaş da satışlar gerçekleşmeye başlamış. Oran yüzde 81 arkadaşlar yani ülkedeki 800 bin hak sahibinden 650 bin tanesinin şu anda problemini çözmüş durumdayız. Bu, çevreleriyle topladığınız zaman yaklaşık 5 milyonluk insan demek. Peki, bir de geriye kalan 150 bini var, bunlardan da bir kısmının hâlâ kadastro güncellenmeleri tamamlanmadığı için daha müracaat edilememiş. Bunların süresi var. Bunları da kattığınız takdirde aşağı yukarı 2/B’ye konu olan taşınmazlardaki çözüm yüzde 90’lar üzerinde. Efendim, topluma çıkarmış olduğumuz sıkıntı bu mudur? Bu sıkıntıyı çıkardıysak bundan dolayı özür diliyoruz.

Toplumun sorunlarını biz çözüyoruz. Arkadaşlar, en büyük sıkıntılardan bir tanesi rayiç bedeldi. Rayiç bedeli belirleme noktasında emin olun Hükûmet üyeleri… Hani, bu  parayı alacaksınız, oraya buraya… Bu parayı da alırken bunun şartları da belli. Dedik ki: Rayiç bedel düşük olsun, vatandaş alabilsin ama gelirleri de başka kaynaklarda değil, yine orman vasfını düzeltmek için, yeni orman alanları açabilmek için, afet riski altında -ki yine birçoğu bu 2/B arazilerinin, 2/B’lerdeki binaların bulunduğu yerler buralar, afet riski altında- deprem riski altında, bunların yarın ne olacağı belli değil, yine “Buraların dönüşümünde kullanalım.” dedik. Zaten bu, öyle bahsettiğiniz gibi 20 milyar, 30 milyarlık, falan filan bir rakam değil arkadaşlar. Bunun toplamı, rayiç bedel ortalamasını söylemiştim, 8 lira bunun toplamı arkadaşlar, 3-4 milyar liradan fazla bir para da değil.

Arkadaşlar, Türkiye, artık sizin bıraktığınız günlerdeki bir devlet değil, 3-4 milyar lira için vatandaşına zulmetmez. Türkiye, dünyadaki mazlumlar için, fakirler için, açlar için, garibanlar için, soydaşlar için zaten bu kadar parayı her yıl yardım ediyor. Türkiye, dışarıdaki insanlarına bu yardımları yaparken, dışarıdaki soydaşlarına, ezilenlere, mazlumlara, fakirlere bunları yaparken kendi ülkesinde bu para için vatandaşını asla üzmez çünkü sosyal devlet olmayı kendi hükûmet programına koymuş bir Hükûmetle karşı karşıyasınız.

Dolayısıyla bu konuda, 2/B noktasında sıkıntı nedir? Sosyolojik, psikolojik bir analiz yapmak gerekirse nedir sıkıntı arkadaşlar? Arkadaşlar, bu, tabii ki insanların cebinden para çıkarken bazı sıkıntılar olacaktır ama toplum nezdinde büyük beğeniyle izlenen bir kanundur, faaliyettir, icraattır; bunun dönüşü olmaya başlamıştır. Tabii ki tek tük dramatik, sıkıntılı dönüşleri olacaktır Sayın Hamzaçebi’nin anlattığı gibi ama 800 bin insanına, hak sahibinden bahsediyoruz arkadaşlar, bunun içerisinde bu küçük sıkıntılar olacaktır ama büyük fotoğrafa baktığımız zaman ülkede elli iki yıllık -sadece kanunlara girmiş şekliyle söylüyorum- bunun bir o kadar da evveliyatı var, yüz yıllık bir olayı çözmüş, toplumla, vatandaşla devleti barıştırmış, bu 2/B’den kaynaklanan taşınmazla alakalı sorunları çözmüş ve vatandaşın yüzüne devleti bakacak bir hâle getirmiş olmanın huzuruyla hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ben bir konuşma yaptım. Konuşmamda birtakım tarihler telaffuz ettim. Sayın konuşmacı benim verdiğim tarihlerin doğru olmadığı yönünde bir değerlendirme yapmak suretiyle benim söylediklerimi, asıl amacından başka bir yere gidecek şekilde yorumlamıştır.

69’uncu maddeye göre söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Değerli milletvekilleri, tabii on dakikalık zaman 2/B sorununu anlatmak için çok yeterli olmadığı için, konunun çok evveliyatına girme imkânı bulamadım. Orman köylüsü açısından bu sorun yüzlerce yıldır, cumhuriyetin çok daha önceki yıllarından bu yana devam eden bir sorundur. Öte yandan anayasal sorun, 1982 Anayasası’ndan çok daha önceye gider. Konuşmacı “1970 yılındaki Anayasa değişikliğiyle başlar.” dedi. Hayır, 1971 yılında yapıldı o Anayasa değişikliği. Sayın konuşmacı  herhâlde heyecandan o tarihleri atlamış olabilir.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Düzelttim, düzelttim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Olabilir, tabii ki ama 2/B sorunu çok daha eskiye gider. 50’li yıllarda köyden kente göçle birlikte 2/B arazileri yerleşime açılır ve o tarihten beri vatandaşlarımız mülkiyet sorunu yaşar. Ancak ben değerli konuşmacının hangi ülkede yaşadığını doğrusu merak ediyorum. Diyor ki: “800 bin kişi var, 650 bin kişinin sorununu çözdük.” Hayır, 650 bin kişi başvuru yaptı, hakkımı kaybetmeyeyim endişesiyle başvuru yaptı. Vatandaşlar sizi aramıyor mu bilmiyorum, bizi arıyorlar. Sizi de arıyorlardır ama siz, tabii ki vatandaşla teması kestiğiniz için bu konuda onun ne durumda olduğunun farkında değilsiniz.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Teşekkür için arıyorlar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bir de, kusura bakmayın, AKP milletvekilleri şöyle bir şeyle vatandaşın karşısına çıkıyor, ben bunun tanığıyım, tanıkları size getirebilirim: “Ya, biz bunu düşük belirleyecektik aslında ama bu Millî  Emlak memurları  Hükûmet karşıtı olduğu için onlar, mahsus yüksek belirledi.” Böylesi bir çirkin iftirayı Millî  Emlak bürokrasinin üzerine atıyorsunuz, bu yakışır mı? Millî  Emlak memuru kanunların kendisine verdiği görev neyse onu yapar. Böyle kendiniz bir şey yapamıyorsunuz, çözüm üretemiyorsunuz, gelip Millî  Emlakı suçluyorsunuz. Sorun Millî  Emlakı suçlama meselesi değil. Gelin, burada yasayla bunu çözelim aksi takdirde bu sorun büyüyerek devam edecek.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından 2/B taşınmazları için belirlenen satış bedelleri ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 22/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

 

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, bir türlü gündemden düşüremediğimiz çok önemli bir sorunu bugün Cumhuriyet Halk Partisi gündeme getirerek bu konuyla ilgili bir Meclis komisyonunun kurulmasını ve sorunların araştırılmasını talep etmiştir. Bu önergenin lehinde söz aldım.

Değerli arkadaşlar, “marka yaratmak” diye bir tabir vardır. Övüneceğimiz markalarımızın olmasını hepimiz arzu ederiz ama sorunlarımızı marka hâline getirmekte de çok maharetli olduğumuzu ifade etmemiz lazım. 2/B sorunu böyle bir, Türkiye'ye özgü bir sorun markası hâline geldi ne yazık ki ama konuşuyoruz, tabii gönül arzu eder çözmek. Bu konuyu çözmek iktidarların, siyaset kurumunun, Meclisin görevi, görevi; bununla övünmek hakkı kimsede yok ama sorunun çözüldüğünü de söylemek mümkün değil değerli hocam. Dolayısıyla bugün toplumun gelir seviyesi itibarıyla birbirleriyle çelişen iki kesimini çok yakından ilgilendiren bir sorun 2/B sorunu; birilerinin ekmek meselesi, birilerinin de rant meselesi.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin çok temel sorunlarında çıkmazımızın kaynağı kanunlarımızın genellik ilkesidir. Tabii, evrensel hukukta bir zorunluluktur, kanunlar genel olmak durumunda ama bazı kanunları Türkiye'nin genelinde uygulamaya kalkarsanız adaleti sağlayamaz, zulmü gerçekleştirirsiniz, zulmetmiş olursunuz. İstanbul’un Beykoz’undaki 2/B sorununun muhatapları ile Toros Dağlarındaki köylülerin, orman içi köylülerinin 2/B sorunu aynı sorun değil ama bu iki sorunu, bu sorunu tek kanunla çözmeye kalkarsanız sonuçta adaleti temin etmezsiniz. Bu sorunun çok temel çıkmazı bence budur. Bunu daha önce de Sayın Orman Bakanına arz etmiştik bizi davet ettiğinde. Bu sorunu çözmek istiyorsanız… Çünkü Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarının tüm dönemlerinde, üç döneminde de bu sorun gündeme gelmiştir, topluma sözler verilmiştir ama bu sorun hâlâ çözülebilmiş değildir. Sorunu çözebilmek konusunda Türkiye’nin reelini, gerçeğini ortaya koyup o gerçeğe dayalı bir çözüm üretmek gerekiyordu, ona dayalı bir hukuk kurmak gerekiyordu ama öyle olmadı. Burada, işte, bir kanun çıkarıldı, bu kanun üçüncü defa tekrar Meclise geldi, yine geleceğinden eminim çünkü uygulanabilirliliği yok, uygulansa sorunu çözme kabiliyeti yok, “Sorunu çözdüm.” dese bile adaleti temin edebilme kabiliyeti yok.

Değerli arkadaşlar, iki hususu düzeltmem lazım. Ben de orman yüksek mühendisiyim, ormancılıkta uzun müddet çalıştım, ormanı da bilirim, orman içi köylüsünü de bilirim, 2/B arazisi meselesini de bilirim. İki hususu düzeltmek gerekiyor.

Sayın konuşmacı, iktidar grubu adına yaptığı konuşmada “Biz bu işi gelir için yapmıyoruz.” dedi. Bu, doğru değil değerli hocam. 25 milyar dolarlık bir geliri öngören açıklamalarınız ortada; bunu hiç reddetmeniz mümkün değil. Yani iktidar olarak bunu bir gelir kapısı olarak görüp rayiçleri de yüksek tutmanız, uygulamayı veya düzenlediğiniz hukuku da bu yönde tanzim etmeniz bir gerçektir.

İkinci husus, değerli arkadaşlar, gelirlerin yüzde 90’ı Çevre ve Şehircilik Bakanlığına aktarıldı. Yani söylediğiniz gibi, 2/B sorununun mağduru olan köylüye aktarılmıyor, ormancılığa aktarılmıyor. Hâlbuki Anayasa’nın 170’inci maddesi, 2/B arazilerinin değerlendirilmesinden elde edilecek gelirlerin orman içi köylülerinin kalkındırılması ve ormanın geliştirilmesi için kullanılacağı bir anayasal amir hükümdür. Buna rağmen, siz, işte, Anayasa’ya aykırılık iddialarımızı hiç dikkate almadan burada dediniz ki: “Gelirlerin yüzde 90’ı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kentsel dönüşüm projelerine aktarılacaktır.”  Orman içi köylüsünün bundan çok nemalanacağını, herhangi bir gelirine, geçimine katkı verileceğini söyleyebilmek mümkün değil.

Değerli arkadaşlar, bakınız, 2/B arazisi dediğiniz hadise böyle düz ovada tarla değil, bahçe değil büyük kısmıyla. Yani İstanbul’u bir ayrı tutmak lazım, İstanbul’da bu mesele bir rant kapısı olmuş ve köylünün elinde değil bu araziler; birilerinin elinde, daha çok da siyasilerin elinde. Dolayısıyla, esas, 2/B arazileri Antalya’da, Mersin’de, Adana’da, Muğla’da, Ege’de köylünün elinde ama o araziler dağlarda, efendim, taşların arasında, hali araziler, orman arazisi. Köylü burayı atasıyla, çoluk çocuğuyla dünden bu yana yoğun bir gayretle tarla hâline getirmiş, emek vermiş, yoksa orasının rayiç değeri yok, dağ orası ama köylü orayı dişiyle tırnağıyla tarla yapmış, orayı bahçe yapmış, orayı bağ yapmış, şimdi bir değer kazanmış. Köylünün emeğiyle geliştirdiği o değere şimdi devlet olarak el koyuyorsunuz ve diyorsunuz ki: “Burayı sen ikinci defa satın alacaksın.” Hakkı yok devletin buna çünkü orayı bir değer hâline, bir varlık hâline getiren köylünün bizatihi kendisi.

Bu sebeple, yapılması gereken şey şu, birinci husus: 2/B konusunu, işte, konut yapımında kullanılan arazilere ayırıp, üretim yapılan arazileri bir ayrı statüde değerlendirerek iki ayrı hukukta değerlendirmek ve iki ayrı bedelle satmak lazım. Bize göre, Milliyetçi Hareket Partisi olarak -bu konuda benim de kanun teklifim var- bizim de beyanlarımız var, ısrarla söylüyoruz: Üretimde kullanılan 2/B arazileri köylülere, orman içi ve kenarı köylülere bedelsiz verilmelidir. Üretim şartıyla üstüne, bana göre, destek de verilmeli çünkü o insanlar o dağın başında çoluk çocuklarıyla yani kendi emekleriyle kendi geçimlerini temin ediyorlar. Bu insanlar geçimlerini orada temin etmeseler, şehirlere göçseler çok daha büyük bir maliyet oluşturacaklar.

Onun için, o insanların 2/B arazilerinde, kendilerinin gayretleriyle imar ettikleri o 2/B arazilerinde kendi emekleriyle üretim yaparak yaşamalarını devlet olarak desteklememiz lazım, teşvik etmemiz lazım. Üstüne bedel almak değil, onlara karşılıksız kredi vererek, destek vererek, üretimlerini destekleyerek o topraklarda yaşamalarını temin etmemiz lazım. Ama büyük şehirlerin kenarında, İstanbul’un, işte, adı “köy” olmakla beraber megaşehirlere dönüşmüş yerlerdeki ormandan çıkartılan 2/B arazilerinin değerlendirilmesi bedeli karşılığında yapılmalıdır ve o milletin malı olmak hesabıyla bütçeye gelir olarak kaydedilmelidir. Ona itirazımız yok ama Toros Dağlarında inanınız ki -ben o dağlarda çalıştığım için  biliyorum- yani taşı kırıyor, önüne duvar örüyor, toprak taşıyor, onun üzerine sera yapıyor; orada meyve yetiştiriyor, sebze yetiştiriyor. Bu insanların, eli öpülesi bu insanların elinden tarlasını almak, o tarlayı bir bedel karşılığında satmak, ona hakaret olmaktan öte zulmetmektir. Buna hakkımız yok.

Dolayısıyla bu konu bir toplumsal sorun, çözülmemiştir. Kural koyarak “Sorunu çözdük.” demeniz doğru değil. Koyduğunuz kural eğer insanlara zulmediyorsa, insanların canını acıtıyorsa, devlet olmanın gücüyle siz insanlara haksızlık yapmak, zulmetmek hakkına sahip değilsiniz. Bu sebeple, sorun çözülmemiştir. Sorunun çözülmesi için meselenin çok boyutlu olarak tartışılıp araştırılması bence önemlidir, değerlidir, faydalıdır; zor olmaz, oturup karşılıklı tartışırız. Neyi yaptık, yaptığımızla hangi yanlışı yaptık, hangi sonuç muhtemel sonuç olacak, bunları konuşmakta fayda vardır.

Böyle bir komisyon kurulmasını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz de faydalı bulmaktayız. Katkı vereceğimizi ifade eder, yüce heyetinize saygılar sunarım efendim. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, orman köylülerinin sorunlarıyla ilgili olarak verilmiş bir araştırma önergesinin, hele hele yoksul köylüleri yakından ilgilendiren böyle bir araştırma önergesinin aleyhinde konuşmak mümkün değil ki iktidar partisi mensubu da çıkıp burada konuşurken çok da aleyhinde konuşamadı, aleyhinde konuşulacak bir durum yok çünkü. Pekâlâ bu konu araştırmaya değer. Mademki dört parti sözcüleri buraya çıkıp konuşurlarken aleyhte bir şey ifade edecek bir durum bulamıyorlarsa konunun araştırılması konusundaki talebin haklılığı da otomatikman açığa çıkar.

Ancak yadırgadığım bir durum var. Sayın iktidar partisi sözcüsünün tavrı gerçekten yadırganacak bir tavırdır. Yani bu kavramı kullanıp kullanmama konusunda çok düşündüm ama nihayetinde kullanmak durumundayım. Kusura bakmayın ama bu “sokak kabadayısı” tavrıdır. “Bizim zaten bu orman köylerinden elde ettiğimiz gelir başkalarına verdiğimiz sadaka kadardır. Dolayısıyla, bu paraya ihtiyacımız yok.” tavrı bir sokak kabadayısı tavrıdır.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Öyle bir şey yok kardeşim. Bilmeden konuşuyorsun.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Öyle dediniz. Tutanaklara bakın, öyle dediniz.

“Bizim zaten yurt dışında yaptığımız yardımlar kadardır, 3-5 milyar dolar paradır bu. Bu para bizim cep harçlığımızdır.” Bu tavır, doğru bir tavır olmamıştır.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Öyle değil, öyle değil ya. Yanlış anlamışsınız.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Öyle değil.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Tutanaklara bakın Yunus Bey, göreceksiniz.

Mademki böyledir, Sayın Şandır’ın önerisine yüzde yüz katılıyorum. Gelin, bu arazileri bedelsiz, hak sahiplerine iade edelim. Daha doğrusu, insanlar zaten on yıllardır o arazilerin üzerinde yaşamlarını idame ediyorlar; oraları kendilerinin varsayıyorlar, kabul ediyorlar. Kaç kuşak oranın üzerinde sahibi olarak büyümüş ve şimdi devlet diyor ki onlara: “Yok burası sizin değil.” Tersinden, hiçbir karşılık… Nasılsa elde ettiğiniz gelir de, oradan beklediğiniz gelir de cep harçlığı, çocuklara verilen okul harçlığı kadar bir paradır devlet için, o zaman hak sahiplerine iade edelim hiçbir karşılık almadan. Rant konusu olan bölgeler varsa, rant konusu bölgelerle ilgili olarak da ayrıca düşünülebilir. Dolayısıyla, bu konunun böyle zaman zaman siyasi polemik malzemesi durumuna getirilmekten artık çıkarılması gerekiyor. Eğer gerçekten 5 milyon insanın yaşamını bu kadar yakından ilgilendiren bir konuysa -ki gerçektir- o zaman siyasetüstü yaklaşalım, bu köylülerimizin mağduriyetlerini ortadan kaldıralım, arazileri kendilerine iade edelim.

Bakın ama devlet genellikle böyledir. Vatandaştan alırken eli sıkı davranıyor, sıkı pazarlık yapıyor vatandaşla, mümkün olduğu kadar fazla almaya çalışıyor ancak verirken tersten bir eli sıkılık vardır, vermeme gayreti içerisindedir. Örneğin, bu, Olağanüstü Hâl Bölge Valiliğinin vaktiyle yayınladığı bir raporun verisidir. Sadece 1990’lı yıllarda boşaltılan köy ve mezraların toplamı -devletin resmî rakamını ifade ediyorum- 3.185 köy, 3.185 köy boşaltılmış. Bu zorunlu göçten kaynaklı köy boşaltmalarında mağdur olmuş -devletin verdiği rakamı gene ifade ediyorum- hane sayısı 57.314. Bu insanlara, sonradan bir kanun çıkarıldı, “terör tazminatı” adı altında bir para ödendi. Yirmi yıldır köyüne gidemeyen, tarlasını ekemeyen, ağacı kurumuş köylüye devlet vere vere 12 lira, 13 lira, 15 lira verdi çok torpilliyse 20 ve üstü rakamlar insanlara verildi. Yani, eğer gerçekten köylü iktidar yanlısıysa ya da orada bir göz kırpma görmüşse torpilli tarafından para aldı, 3-5 kuruş fazla aldı ama şimdi, devlet, vatandaşa ait, kuşaklar boyu üzerinde büyümüş vatandaşa ait olan arazileri vatandaşına iade ederken, verirken, tapusunu verirken böyle davranmıyor, pazarlığı sıkı tutuyor, mümkün olduğunca daha fazla koparıyor; vatandaşı, köylü vatandaşını ömür boyu takside bağlıyor; bundan sonra rahat lokmayı vatandaşa reva görmüyor, yediği lokmayı zehir ediyor vatandaşa, köylüye. Bu tutum, doğru bir tutum değildir.

Ramazan ayının ilk haftasındayız, gelin hayırlı bir iş yapalım. Burada bir düzeltme yapıp bu araştırma önergesine hep birlikte, dört parti grubu olarak “evet” diyelim; vatandaşlarımızın, köylülerimizin bu konudaki sıkıntısını araştıralım; Meclisin ortak aklıyla bir çözüm üretelim bu konuda.

İktidar partisi böyle bir tavra, böyle uzlaşmacı bir tavra yeltenirse hiçbir şey kaybetmez; tersine, kazanır. Böylelikle, bu sorun hiç kimse açısından siyasi polemik konusu olmayacaktır, konuyu buradan kurtarmış oluruz -kendiniz de ifade ediyorsunuz- on yıllardır devam eden bir sorunu çözmüş olursunuz. O geleneğe, bu geleneğe mal etmek, sataşmak, “Siz yapmadınız, biz yapıyoruz.” demek çok akıllı bir politika olmaz.

Kusura bakmayın, siz de Millî Selamet geleneğinden geliyorsunuz. Niye yapılmadı o zaman? Hadi, Cumhuriyet Halk Partisi geleneğinin zaten böyle bir derdi yok çünkü 1960’da çıkan 105 no.lu yani 2005 sayılı İskân Kanunu’na ek 105 no.lu Kanun’da, vatandaşın malına, mülküne nasıl el konulup kendisine şantaj aracı olarak kullandığını biliyoruz. Şimdi, bu geleneği devletten kurtarmak lazım, daha doğrusu siyaseti bu gelenekler manzumesi içerisinden çıkaralım. Vatandaşa ait olan şeyi vatandaşa karşı şantaj malzemesi olarak kullanmaktan vazgeçelim.

Bakın, 27 Mayıs darbesinden sonra ne olmuştu? Sivas kampına götürülen vatandaşların tarlası o vatandaşlara karşı şantaj aracı olarak kullanılmıştı. Kanun burada iki yıl yürürlükte kaldıktan sonra 1962’de yürürlükten kaldırıldı. Ne pahasına? Oradaki insanların iradesini teslim alma pahasına bunu yaptı. Arada fark yok, arada fark yok. Köylü vatandaşın, 2/B mağduru köylü vatandaşların iradesini şimdi ipotek altına alma gayreti vardır, ömür boyu bankaların kapısında kuyruğa sokma gayreti vardır, vatandaşların yaşamını taksite bağlama gayreti vardır burada. Bu şantajcı mantıktan kurtulmak gerekir.

Başta da ifade ettim, bütün konuşmalarda gördüğümüz kadarıyla kimse buna karşı değil, karşı bir argüman geliştiremiyor. O zaman, bize düşen, hep birlikte bunun çözümünü bulmaktır. Bu araştırma önergesi de buna vesile olacağı için bence iyi iş yapmış olacağız, grup olarak da lehinde oy kullanacağımızı ifade etmek istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kılıç.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Hatip benim anlatmadığım şeyleri… Benim söylemek istediklerimin dışında sözler sarf etti ve şahsımı kastederek “sokak kabadayısı” diye bir tanımlama yaptı. 69’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kılıç, iki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, Başkanlık Divanına seçilen Çanakkale Milletvekili İsmail Kaşdemir Bey’e başarılar diliyoruz, kendisini tebrik ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

3.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Sayın BDP’li hatibin bana yakıştırdığı tanımlama “Sokak kabadayısı.” Tabii, ben bu ramazanda, aziz mübarek günde karşılık verme gayreti içerisinde değilim bir bu aziz mübarek günün huzur hürmeti için, bir de kendime üzüldüğüm, acıdığım için. Çünkü ben, kırk sekiz yıldır, arkadaşlar, kendimi, toplumumuzu eğitmekle uğraştım, efendileştirmekle uğraştım. Sizin efendilik adına vermek istediklerinizi alırım ama kabalığınızı asla almam.

Bir kere bunu söyledikten sonra, ben, asla “sadaka, bağış” şeklinde topluma verilen bir şey olduğundan bahsetmedim. Ben “Devlet veren el olmalıdır, büyük olan devlettir, vatandaşın sıkıntılarını çözme devlete ait bir tasarruftur. O yüzden, devletin bu işi de bir gelir beklentisiyle yapmış olduğu bir kanun değildir; tamamen, devletin, vatandaşla olan sorununu çözmek için uğraştığı, çabaladığı ve elli yıllık sorunu çözdüğü bir kanundur.” dedim.

Yanlış anlamış olduğunu düşünüyorum, özür dilemesini bekliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, yani bir özür bekliyor, cevap vermek istiyorum, sataşma var, çok açık.

BAŞKAN – Yok öyle bir şey.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Özür bekliyor.

BAŞKAN – Hayır, “Özür dilemenizi bekliyorum.” dedi. Sataşma neresinde bunun?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, bakın, sataşma çok açık.

BAŞKAN – Nedir?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Belki özür dilerim.

BAŞKAN – Şimdi, bu soru-cevap şeklinde bir şey değil.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Hayır.

BAŞKAN – Hayır, sataşma varsa verelim ama “Özür dilemesini beklerim.” dedi, bu sataşma değil ki.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sataşma var. Diyor ki yani: “İçinde bulunduğumuz ramazan ayı olmasa  ne söyleyeceğimi bilirim ben.” Öyle bir cümle sarf ediyor.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Hayır, öyle bir şey demedim.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Adil Bey, öyle bir şey demedi ya.

BAŞKAN – Sayın Zozani, o zaman biz Tüzük’ü kaldıralım yani her isteyene söz verelim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) - İç Tüzük’ü niye kaldırıyorsunuz?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sataşma var.

BAŞKAN - Buyurun size de verelim yani. Yok, sataşma falan söz konusu değil Sayın Zozani. Özür dilemenizi bekledi, bu sataşma değil.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Bariz bir şekilde sataşma var yani. Ona niye söz vermekten imtina ediyorsunuz?

BAŞKAN – Buyurun, iki dakika söz veriyorum. Sataşma falan olduğu için değil yani.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Şimdi özür bekliyorum.

BAŞKAN – Elini kaldırana söz verelim o zaman burada. Hepiniz için söylüyorum yani.

Buyurun.

 

4.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın hatip esasında burada sarf ettiği cümlelerle benim eleştirimi haklı çıkardı. Tekrar ifade ediyorum; siz de dinliyorsunuz, ben de dinliyorum. Diyor ki: “Ben yıllarca, kırk sekiz yılımı insanlara efendilik aşılamakla geçirdim.” Ne anlama geliyor?

YUNUS KILIÇ (Kars) – Anlamamışsın.

ADİL ZOZANİ (Devamla) - Ne anlama geliyor? Ya, ne anlama geliyor? Ya, toplumu çocuk yerine koymaktan vazgeçin.

YUNUS KILIÇ (Kars) – Senin eğitilmen lazım.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Bakın, aynen söylediğim şey budur. Aynen söylediğim şey budur. “Ben kırk sekiz yılımı topluma efendilik aşılamakla geçirdim.” dediniz. Aynı efendiliği… Vallaha, ben sizin gibi efendi olmak istemiyorum, halk gibi halk çocuğu olmak istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve arkadaşları tarafından 2/B taşınmazları için belirlenen satış bedelleri ile ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 22/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 11 Temmuz 2013 Perşembe günkü birleşiminde okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri İle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

 

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

3.- Orta Asya ve Kafkaslar Bölgesel Balıkçılık ve Su Ürünleri Yetiştiriciliği Komisyonu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Dışişleri Komisyonu Raporları (1/498) (S. Sayısı: 173)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

 

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (X)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Geçen birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin beşinci bölümünde yer alan 73’üncü maddenin (aa) bendinden sonra yeni madde ihdası üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu ile Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmalar tamamlanmıştı.

Şimdi söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sinan Oğan…

Şahsı adına Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; mutlaka milletvekillerinin en tabii hakkı kanun teklifi vermektir, en doğal görevidir. Ancak, yaklaşık 1 maddede 55 tane a, b, z, alfabede yer kalmayıp aa, bb olan bir şeyi bir torbaya doldurmak da kimsenin hakkı değildir.

Ben Bayındırlık Komisyonu üyelerinden özür diliyorum, ben Sağlık Komisyonu üyelerinden özür diliyorum, ben Tarım Komisyonu üyelerinden özür diliyorum ve diğer komisyonlardan. Plan ve Bütçe Komisyonu mu Mera Kanunu’nu iyi bilir yoksa Tarım Komisyonu mu iyi inceler? Plan ve Bütçe Komisyonu mu İmar Kanunu’nu daha iyi bilir yoksa Bayındırlık Komisyonu mu? Plan ve Bütçe Komisyonu mu doktorlara yapılacak, sağlıkla ilgili bir şeyi daha iyi bilir yoksa Sağlık Komisyonu mu? Vatandaşın elinden alınan, şu anda dava konusu olan… Kamulaştırma davalarını ben mi iyi bilirim yoksa Adalet Komisyonundaki üyelerimiz mi?

Bu torbada Anayasa’ya aykırı bir sürü madde var. Görüşülsün ama bunun ilgili komisyonlarda görüşülmesi hepimiz açısından daha faydalı olurdu.

Plan ve Bütçe Komisyonunda alt komisyona geldiğimizde, Dışişleriyle ilgili dün ve şu anda konuştuğumuz madde alt komisyon metninde vardı. Bunu, alt komisyonda AKP’nin alt komisyon üyeleri çıkardı. Şimdi, alt komisyonda çıkarılan bir önergeye gelip dün burada oy veriyorlar. Bu bir kere eşyanın tabiatına aykırı arkadaşlar. Kendi komisyon üyeliği sıfatınla bunun çıkmasını istemişsin ve çıkarmışsın.

Üst komisyona geldiğimizde, 11.00’de başladı, iki konu vardı. Mutlaka, muhalefet olarak, bu ülkenin yararına olan her şeye destek olmak bizim görevimiz. Nitekim oluyoruz da, imzamızı da koyuyoruz. Aile Bakanlığıyla ilgili bir sürü önergeyi biraz önce sayın grup başkan vekilime getirdiler, yaklaşık 25 tane önergeye gözümüzü kırpmadan imza attık. Biz, bu ülkeye, ülke insanına, vatandaşlarımıza yararlı olan her bir maddeye imza koymaktan çekinmeyiz, gururla imza koyarız, gururla imza koyuyoruz komisyonda da Genel Kurulda da ama bir güven vardır, birbirimize güvenmek zorundayız, birbirimize inanmak zorundayız.

Plan ve Bütçe Komisyonu teknik bir komisyon genelde, orada genelde ülke siyaseti çok konuşulmaz, genelde tüm partilerden tüm arkadaşlarımız ilgili konuyu konuşur, katkı vermeye çalışırlar, katkı verirler. Ama Plan ve Bütçe Komisyonunda akşam dokuzda, özellikle Dışişleriyle ilgili maddenin kesinlikle gelmeyeceğine, getirilmeyeceğine, bir daha görüşülmeyeceğine Sayın Komisyon Başkanı, Sayın Komisyon Başkan Vekili ve Sayın Bakan Faruk Çelik bize söz verdi. Biz inanmak zorundayız. Ben Komisyon Başkanıma inanmazsam, Komisyon Başkan Vekiline inanmazsam, bu ülkenin bir bakanına inanmazsam ben ve arkadaşlarım ne yaparız? İnanmak zorundayız. Ama orada “Getirmeyeceğiz.” denildi, dün gece getirildi. Arkadaşlar, bu Meclis inanmak Meclisidir, bu Meclis birlikte bir şey üretme Meclisidir. Birbirimizi aldatarak, birbirimize olmayan bir şeyi varmış gibi göstererek çalışma ortamı olamaz.

Bu nedenle, bizim, Cumhuriyet Halk Partisinin Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri olarak, Sevgili Komisyon Başkanıma, Sevgili Komisyon Başkan Vekilime ve Sayın Faruk Çelik Bakanıma inancımız zayıflamıştır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Yine, şahsı adına söz isteyen Özcan Ulupınar, Zonguldak Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 73’üncü maddesinin (aa) bendinden sonra gelmek üzere, Dışişleri Bakanlığında meslek mensupları dışından büyükelçi ve daimi temsilci olarak atananların ülkemize döndüklerinde meslek mensubu olanlarla aynı haklara sahip olmaları için verilen önerge üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Sizleri ve aziz milletimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

6004 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin (d) bendinde, 657 sayılı Kanunun 59’uncu maddesi çerçevesinde büyükelçi olarak atananlardan diğer kamu kurum veya kuruluşlarına mensup olanlar, ülkemize döndüklerinde, hizmetlerine ihtiyaç duyulması hâlinde, Bakanlıkta çalışmaya ve bu görevleri süresince büyükelçi unvanını kullanmaya devam etmektedir. Bunlardan hizmetlerine ihtiyaç duyulmayanlar, Bakanlık ile ilişikleri kesilerek daha önceden bağlı bulundukları kamu kurum ve kuruluşlarındaki kadrolarına iade edilmektedir. Aynı şekilde, daimi temsilci olarak atananlar da aynı hükümlere tabi olmaktadır. Büyükelçi ve daimi temsilci olarak atanan bu diplomatlar, devletimizin bir başka ülkede temsilcisi olup kendi ülkesi ile gönderildiği ülke arasındaki ilişkileri yürütmekle görevlidir. Temsil görevini yürüttüğü ülkenin hükûmeti ile kendi hükûmeti arasındaki diplomatik ilişkileri yürütmek; politik sistemler, uluslararası hukuk, siyasi partilerle ilgili araştırmalar yapmak, bu araştırma sonuçlarını yorumlayarak raporlar hazırlamak ve politik davranış geliştirme konusunda önerilerde bulunmak; yurt dışında bulundukları görev derecesine göre ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek, o ülkede bulunan vatandaşların sorunlarıyla ilgilenmek, vize uygulanan ülkelerle vize anlaşmasını sağlamak başlıca görevleri arasındadır.

Şu an yürürlükte olan kanun ile böylesine önemli görev ve sorumluluklar taşıyan büyükelçi ve daimî temsilcilerimiz yurdumuza döndüklerinde Dışişleri mensubu olamadıklarından dolayı, Bakanlık mensubu olan büyükelçi ve daimî temsilcilerle aynı haklara sahip olamamaktadırlar. Verdiğimiz bu önergeyle, Dışişleri mensubu olmadan atanan büyükelçi ve daimî temsilcilerin mağduriyetlerini gidermeyi amaçladık. Dışişleri Bakanlığı mensubu olmayan büyükelçi ve daimî temsilcilerimizin yurt dışındaki görev sürelerini tamamlayıp yurt içine döndüklerinde Dışişleri Bakanlığı bünyesinde çalışabilmeleri ve Bakanlık mensubuyla aynı haklara sahip olabilmeleri sağlanacaktır.

Ayrıca, 657 sayılı Kanun’un 59’uncu maddesi çerçevesinde, büyükelçi ve daimî temsilci olarak atananlardan Dışişleri Bakanlığına veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarına mensup olanlar ile açıktan atananlar Dışişleri Bakanlığında müstakil daire başkanı ile genel müdür yardımcısı ya da daha üst yönetici kadrolarına atanabileceklerdir.

AK PARTİ Hükûmetimizin göreve geldiği 2002 yılında dış temsilcilik sayımız 163 iken, 2013 yılında bu sayı 219’a yükselmiştir. Bunun yanında, 2002’de 93 büyükelçiliğimiz ve 58 başkonsolosluğumuz bulunurken, 2013 yılı itibarıyla 129 büyükelçiliğimiz ve 78 başkonsolosluğumuz bulunmaktadır.

AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde, Dışişleri Bakanlığı memuru olmayıp, 657 sayılı Kanun’un 59’uncu maddesi kapsamında 11 büyükelçi ataması yapılmıştır. Bugün itibarıyla, Bakanlık dışından atanan 10 büyükelçi yurt dışında görev yapmaktadır, 1 büyükelçi görev süresini tamamlayıp merkeze dönmüştür.

Atanan büyükelçilerin tamamının kamu geçmişi ve ileri düzeyde yabancı dil bilgisi bulunmaktadır. Genel itibarıyla üst düzey bürokrat veya üniversite öğretim görevlileri arasından atamalar yapılmıştır. Yeni yapılan bu atamalarla birlikte ülkemizin yurt dışındaki büyükelçilik ve daimî temsilcilik sayısı 140, dışarıdan atanan büyükelçi sayısı ise 12 olacaktır.

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 73’üncü maddesinin (aa) bendinden sonra gelmek üzere verdiğimiz önergenin hayırlı ve uğurlu olmasını ve bu vesileyle, on bir ayın sultanı mübarek ramazan ayının tüm İslam âlemine hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Dün soru sormak için sisteme giren Sayın Genç, Sayın Korkmaz, Sayın Çirkin, Sayın Akçay, Sayın Özel, Sayın Atıcı, Sayın Çelebi ve Sayın Kurt burada bulunuyorlarsa, sisteme girerlerse bu sıraya göre soru soracağız.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Aslında, Hariciye Bakanının bir kanunu, Bülent Bey gelmiş. Bülent Bey hariciyeden ne anlar, onu öğrenmek de istiyorum.

Burada öyle bir değişiklik getirmişler ki, Dışişleri teşkilatının dengesi bozuluyor yani bir hatıra binaen yarın getirecek bir adamını elçi tayin edecek, elçilikten sonra genel müdür, müsteşarlığı devam edecek. Herhâlde burada da AKP Hükûmetiyle beraber imam-hatip mezunu olmayan kişiler bir yere gelmeyeceğine göre, yine Bülent Bey getirecek burada, kendine uygun imam-hatipli bir kişiyi getirecek, Dışişleri Bakanlığına müsteşar yapacak, genel müdür yapacak, işte Dışişlerinin hâli de bugünkü hâle dönecek. Yani, Türkiye, bugün, dış politikası itibarıyla iflas etmiş bir ülke; komşularının hepsi düşman hâline getirilmiş; bunun sebebi, bugünkü AKP iktidarının maalesef Dışişleri teşkilatını yok sayarak kendi…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Tunceli) - …kafalarıyla hareket etmesinden kaynaklanıyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Korkmaz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin dört önemli ayağı vardır -tabii, bu diğer bakanlıkların önemsiz olduğu anlamına gelmez- bir tanesi İçişleri Bakanlığı, birisi Dışişleri, diğerleri Adalet ve Maliye bakanlıkları. Bu bakanlıklarda yaşanabilecek sıkıntılar doğrudan devlet teşkilatını ilgilendiren sıkıntılar olarak karşımıza çıkıyor.

Benim sorum şudur Sayın Bakan: Meslekten gelmeyen, bunun eğitim ve uygulamasını bilmeyen hariciye memurlarınızın, yetersiz ve tüm dünyayı karşımıza alan dış politikamızda bir etkisi var mıdır? Bu amatör zihniyete daha ne kadar tahammül edeceksiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

657’nin 59’uncu maddesi istisnai memuriyeti zaten düzenlemiş. Bir istisnai memuriyet olarak büyükelçi atamaya mâni bir hâl yok ancak bu büyükelçi atanan kişilerin daha sonra, 6004 sayılı Teşkilât Kanunu’ndaki bakanlık personelinin görevlerine baktığımızda, tekrar bakanlıkta görevli olarak atanmalarının hata olduğunu görüyoruz. Kanun’da “Türk dış politikasının oluşturulması ve icrasında görev, yetki ve sorumluluk üstlenen … uluslararası ilişkiler alanındaki gelişmeleri takip ve analiz eder, dış politikanın oluşturulmasına yönelik çalışır.” diyor. Bunu son derece sakıncalı ve meslek memurluğunu dejenere edecek bir sistem olarak değerlendirdiğimizi ifade ediyorum ve bu konuda Hükûmetin görüşünü merak ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kurt…

KAZIM KURT (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım ve Sayın Komisyon Başkanım; bu önerge komisyon tartışmaları sırasında da gündeme geldi ama hangi nedenle geri çekildi, şimdi hangi nedenle tekrar getiriliyor? Bu, doğru bir yaklaşım, doğru bir tavır değildir. Özellikle, Dışişleri Bakanlığında madde 59’a göre yani istisnai memuriyetten getirilenlerin kadrolu bir biçimde çalıştırılmasının çok doğru olmadığı gerçeği karşısında niçin getiriliyor, onu öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kuşoğlu…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başbakan Yardımcım, bu Mısır olaylarıyla Türkiye çok ilgilendi. Konuyla ilgili de Suudi Arabistan’ın ve Körfez ülkelerinin maddi yardımları da söz konusu. Türkiye'nin de şimdiye kadar Mısır’a maddi desteği söz konusuydu. Bundan sonra da devam edecek mi ya da şimdiye kadar olanlarla ilgili nasıl bir tasarrufta bulunacağız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Köktürk…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, özellikle Orta Doğu’daki Libya, Suriye’de ve Mısır’da siyasal iktidarınızın müdahaleci olduğu ve oradaki muhaliflere ciddi anlamda maddi katkı sağladığı ulusal basınımızda yer almıştı ve bizlerin de bu konuda soru önergeleri olmuştu. Bu önergelerden bir tanesinde, Libya’da Kaddafi’nin son dönemlerinde, mevcut hükûmet olan muhaliflere 200 milyon dolar civarında Hükûmetinizin yardım yaptığı şeklinde, Bakanlığınızca bir açıklama yapılmıştı.

Benim sorum: Libya’ya gönderilen 200 milyon doların ne kadarı şu ana kadar tahsil edildi?

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, benim de adımı söylediniz ama söz vermediniz.

BAŞKAN – Var ama süre on dakika soru-cevap, beş dakika soru sorma…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – İsmimi okuduğunuz için ben de hazırlık yaptım.

BAŞKAN – 3-4 kişi daha sırada var Sayın Atıcı ve en son sıradasınız.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Efendim?

BAŞKAN – Burada en son sıradasınız.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hayır, tamam Sayın Başkan, ismimi okuduğunuz için ben, acaba, yanlışlıkla mı…

BAŞKAN – Yok, yanlışlık oldu, kusura kalmayın. Doğru, var.

Buyurun.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle, Sayın Başkan, bir AKP milletvekilinin, kuliste uyuduğunu haber yapan bir kadın gazeteciye yaptığı tacizi, ağza alınmayacak sözleri insanlığın ürünü olarak göremediğimi ifade ediyor ve esefle kınıyorum.

Sayın Bakana da bir soru yöneltmek istiyorum: Mersin’in Silifke ilçesinin Yeşilovacık beldesine kaçak bir liman yapıldığından acaba Hükûmetin haberi var mıdır? Buraya yapılacak termik santrallere kolaylık sağlamak, nükleer santrale kolaylık sağlamak için bir kaçak liman yapılıyor Bern Anlaşması’na, uluslararası anlaşmasına aykırı olarak. Hükûmetin bundan haberi var mı, gereğini yapacak mı acaba?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, yeni madde ihdası suretiyle Genel Kurula gelen konu üzerinde arkadaşlarımız daha çok sorularını sordular.

Bildiğiniz gibi, Sayın Akçay da ifade etti, büyükelçilik istisnai bir memuriyettir, şartları taşıyorsa meslek dışından da atanabiliyor aynen valilerde olduğu gibi, aynen başka görevlerde olduğu gibi. Bilebildiğim kadarıyla -yani Dışişleri Bakanımız olsaydı kesin rakamı verirdi ama- 10 civarında meslek dışından… Mesela Profesör Gürsoy’u biliyorum, Vatikan’da büyükelçimizdir; Profesör Ahmet Kavas’ı biliyorum, Çad’da büyükelçimizdir, geçmişte Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı yapan bir değerli bürokrat yine Afrika’da büyükelçimiz olarak görev yapıyor. Her biri kendi mesleklerinde temayüz etmiş olan belli şahsiyetler Türkiye ile o ülke arasındaki ilişkileri geliştirmek amacıyla büyükelçi olarak atanmaya başladılar. Geçmişte de bunun örnekleri var. Bugün belki sayı itibarıyla biraz daha fazla olmuş olabilir. Bu yadırganacak bir durum değil yani belli şartları taşıyorlarsa, belli unvanları taşıyorlarsa, belli kamu görevlerini yapmışlarsa; hatta bunlara bile ihtiyaç duyulmadan, istisnai memuriyet olduğu için belli ölçüler içerisinde büyükelçi olarak atanabilirler. Burada yeni olan husus, bu şekilde büyükelçi olarak atanmış olanların merkeze döndüklerinde nasıl bir görev yapabilecekleridir. Bu düzenleme ile merkezdeki görevlere de atanabilecekleri düşünülmüş. Esasen gerekçe kısmında Dışişleri Bakanlığında meslek mensupları dışından büyükelçi ve daimî temsilci olarak atananların merkeze döndüklerinde meslek mensubu olanlarla aynı haklara sahip olması amaçlanmaktadır. Bu çok garip bir durum değil çünkü bu bir temsil görevidir, büyükelçilik görevini temsilen yapacağı düşünülen bazı kişilerin atamaları yapılmışsa, bunların tekrar eski görevlerine dönmektense merkezde görevlendirilmeleri bu önerge sahiplerince de uygun görülmüş, Hükûmetimiz de buna katılmış bulunmaktadır. Yani meslekten gelenlerin çok başarılı olacakları ama bu şekilde atananların baştan itibaren başarısız olacakları düşüncesi bence bir varsayım olabilir, buna katılmamız mümkün değil.

Sayın Kurt Komisyondaki aşamasıyla ilgili bir şey sormuştu. İzin verirseniz buna Komisyon Başkanımız cevap versin ama elimizdeki metin ve buna ilave edilmek istenen madde üzerinde görüşmelerimizi yapıyoruz.

Sayın Kuşoğlu, Mısır’a, Suudi Arabistan ve bazı Körfez ülkelerinin maddi katkısından bahsetti. Evet, bu gerçektir. Biz de bildiğim kadarıyla 2 milyar dolarlık bir yardımı öngörmüştük, bunun 1 milyar doları yapıldı, diğer 1 milyar doları da zannediyorum ki proje karşılığı, bazı işler karşılığında verilecekti, bunun iptal edilmesi konusunda Hükûmetimizin bir görüşü yok, evvelce varılan söz veyahut da verilen söz yerine getirilecektir. Ancak, Bakanlar Kurulu toplantısından sonra yaptığım açıklamada da şunu ifade etmiştim: Yani, bu olay sebebiyle Mısır’la diplomatik ilişkilerimizi kesme noktasında değiliz, ancak orada bir flu durum var; henüz Başbakan atanmış değildi, bugünlerde atandığını biliyoruz. Hükûmet kurulmuş değil, seçimler yapılmış değil, darbeyi öngören koalisyon içerisinde de fikir ayrılıkları var. Dolayısıyla, ilişkilerimiz şu anda rölantide devam ediyor, kesmedik, kesmeyi de düşünmüyoruz, bir an evvel Mısır’da demokrasiye geçiş şartlarının olgunlaşmasını bekliyoruz.

“Meslekten gelmeyen… uygulamasını bilmeyen… dış politikada etkisi var mıdır?” Yani, meslekten gelme şartını kesin olarak düşünmemeliyiz; o kişinin bilgisi, birikimi, temsil kabiliyeti itibarıyla Türkiye ile o hükûmet arasındaki ilişkileri ne kadar götürebileceği konusu elbette tartışma konusu olabilir.

Sayın Köktürk “Suriye, Mısır’da muhaliflere ciddi katkı sağlıyoruz veya sağlıyorlar. Kaddafi’nin muhaliflerine de 200 milyon dolar gönderilmişti, bunun ne kadarı tahsil edildi?” Bununla ilgili zannediyorum ki Sayın Dışişleri Bakanımıza verilen gensorularda bu konu görüşülmüştü. Gensoruda söz konusu edilen bir olayın soru hâline getirilmesi İç Tüzük’ümüz açısından mümkün değil, ancak eğer bunun dışında, bu kapsamda değilse yeni bir soruyla bunu da sormanız mümkündür.

Sayın Atıcı Silifke’nin bir beldesindeki kaçak imardan bahsediyor, doğrusu haberim yok, kendisinin haberi varsa bunu bize açıkça bildirsin. Bu konu üzerinde kendisine yazılı cevap vermeyi her hâlde düşünebiliriz.

Sayın Genç yorum yaptı. Ben hariciyeden bir büyükelçi kadar belki anlamıyor olabilirim ama parlamenter diplomasi denen bir şey var dünyada ve bunu genelde meclis başkanları yapar. Beş yıllık dönemimde de parlamenter diplomasinin gereklerini oldukça fazla yerine getirdim.

Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Bakan, bu para geri alındı mı? Davutoğlu bu paranın geri alınacağını söylemişti. Ben geri alındı mı, onu soruyorum, sorum bu, bu kadar açık.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, torba yasa görüşmelerine geçmeden önce 2/B konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini görüşürken Barış ve Demokrasi Partisi Milletvekili Sayın Adil Zozani bir değerlendirme yaptı. Emin olamadığım için tutanakları istedim. Tutanaklarda yer alan şekliyle, Cumhuriyet Halk Partisine yönelik olarak, 1960 yılında çıkan bir kanunla Cumhuriyet Halk Partisini ilişkilendirmek suretiyle gerçeğe aykırı bir şey söylemiştir. Grubumuza sataşma olduğu için söz istiyorum efendim.

BAŞKAN – Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Değerli milletvekilleri; 2/B sorununun çözülmesi için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak dört kez kanun teklifi verdik. dördüncü kanun teklifimiz, başlangıçta verdiklerimizle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşmayı beklemektedir. Çözüm için verdik bunları.

Biz çözüm için çırpınırken Barış ve Demokrasi Partisi adına buraya çıkan sayın konuşmacı “Cumhuriyet Halk Partisinin böyle bir derdi yok.” anlamında bir değerlendirme yaptı. Sayın konuşmacının konuşma yaptığı konu, Cumhuriyet Halk Partisinin 2/B arazilerinde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının araştırılması ve çözüm yollarının tespit edilmesi önergesi. Bizim önergemizle ilgili konuşuyor. Biz çözüm için bir önerge getirmişiz ama sayın milletvekili diyor ki: “Cumhuriyet Halk Partisinin böyle bir derdi yok.” Bu kadar gerçek dışı bir değerlendirmeyi sizlerin değerlendirmesine, takdirine sunuyorum.

İkinci olarak, gerçek dışı bir şey daha söylüyor. Cumhuriyet Halk Partisinin vatandaşa bir şey verme yönünde bir derdi olmadığının kanıtı olarak da kendine göre bir kanun bulmuş. “1960 yılında çıkan 105 sayılı Kanun.” diyor, İskân Kanunu’na ek kanun. 1960 yılında çıkan 105 sayılı Kanun, Millî Birlik Komitesi döneminde çıkmış olan bir kanundur. Cumhuriyet Halk Partisi ile herhangi bir şekilde uzaktan yakından ilgisi yoktur. Biraz yakın tarihi Sayın Zozani incelerse bunları esasen kendisi de görecektir. Bunu, sizlerin bilgisine, değerlendirmesine sunuyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yani “Sataşma var.” dememin bir haceti yok, gereği yok, bir sataşma var.

BAŞKAN – Hayır, nasıl sataşma var? Sizin söylediklerinize cevap verdi, Sayın Zozani.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Yani, yakın tarihi bilmemekle suçladı Sayın Grup Başkan Vekili.

BAŞKAN – Ondan dolayı mı?

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Evet.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, Mısır’a yapılan yardımı eksik söyledi. 250 milyon dolar da Sisi’ye vermiş, Genelkurmay Başkanına. Niye bunu söylemiyor Bülent Bey? Onu inkâr etti Bakan.

BAŞKAN – Sayın Zozani, iki dakika söz veriyorum, buyurun.

 

6.- Hakkâri Milletvekili Adil Zozani’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın grup başkan vekilinin ifadelerini aslında tabii ben… Biz yakın tarihi çok iyi biliyoruz. Çünkü, yakın tarih kafamıza sopa vurula vurula bize yaşatıldı. Biz yakın tarihi çok iyi biliyoruz. “1960”tan neyi kastettiğimizi de siz aslında biliyorsunuz da teğet geçiyorsunuz. Teğet geçmeyin lütfen. O, tarihinizin bir parçasıdır. 27 Mayıs darbesinden sonra kimin neyden nemalandığını…

Hatta, devamında da şunu söyleyeyim: 1963’te o dönem kurulan Hükûmette bir İçişleri Bakanıyla bir Sağlık Bakanı arasındaki bir polemik… Tarih kitaplarına bakarsanız, okursanız, zahmet ederseniz, görürsünüz. Diyarbakır’a sağlık ocağı yapıldı diye o dönemin, sizin geleneğinizden gelen Hükûmetin, sürdürücüsü olduğunuz geleneğin Hükûmetinin İçişleri Bakanı “Efendim, buraya niye sağlık ocağı yapılıyor, ayrımcılık yapılıyor, bölücülük yapılıyor.” deyip Hükûmetten istifa ettiğini görürsünüz. Hıfzı Oğuz Bekata’dan söz ediyorum. Diğer Bakan -çok iyi bilirsiniz- Yusuf Azizoğlu’dur.

Yakın tarihi biliyoruz, 1960’ları çok iyi biliyoruz. Sivas kampından söz ettim. Sivas kampında bir devlet geleneğinden söz ediyorum. Devlet orada vatandaşa ait olan araziyi Sivas kampına götürdüğü o vatandaşlarına karşı şantaj aracı olarak kullandı, ben ondan söz ediyorum. Devlet kendi vatandaşına karşı kendi malını, mülkünü şantaj aracı olarak kullanmasın diyorum. O nedenle, 1960’daki o Sivas kampına götürülen vatandaşların arazilerini “kamulaştırma” adı altında çıkarılan ek 105 no.lu Kanun ile bugünkü 2/B arazileri konusunda arazilerin köylülere karşı şantaj aracı olarak kullanılması arasında bir fark olmadığını ifade etmek için bu örneğe başvurdum ama o örnek de sizin tarihinizin bir parçası.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, benim verdiğim bilgi doğru.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Benim verdiğim bilgi de doğru.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Şimdi, sayın konuşmacı bir iddiada bulundu, “60 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin çıkardığı kanun.” diyor. İşte, kanunun tarihi 19 Ekim 1960, Millî Birlik Komitesi döneminde çıkmış. Konu budur efendim yani konuyu başka taraflara çekmeye gerek yok.

BAŞKAN – Tutanaklara geçti Sayın Hamzaçebi.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Tarihte aslında hangi hükûmet döneminde yapılmış olursa olsun bir yanlışlık yapılmış ise biz bu yanlışlıkların da hiçbir zaman sahibi değiliz. Yani, güneydoğuya birisi bir hizmet etmiş de bir başkası bunu eleştiri konusu yapmış ise biz eleştiri yapanı eleştiririz, hizmeti değil. Ama, bir şeyi anlatırken hem Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde konuşmak üzere çıkacaksınız hem “Cumhuriyet Halk Partisinin bir derdi yok.” diyeceksiniz, bunu yadırgıyorum. Ben sormak istiyorum: Barış ve Demokrasi Partisinin 2/B arazileriyle ilgili bir kanun teklifi var mıdır, merak ediyorum. Bizim dört teklifimiz var.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, ben tutanaklara geçmesi açısından ifade ediyorum.

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Zozani…

Konu anlaşıldı efendim.

ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – “Cumhuriyet Halk Partisinin böyle bir derdi yoktur.” demedim. Sayın grup başkan vekiline tutanaklarda olmayan ifadeleri bana mal ederek konuşması yakışmıyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair görüştüğümüz maddenin Anayasa’ya aykırı olduğuna dair aynı mahiyette iki önerge vardır, önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, talepleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim veya gerekçelerini okutacağım.

TBMM Başkanlığına

Görüşmekte olduğumuz teklifin 73. m.ye eklenen bb bendi ay nın 128. maddesine aykırıdır.

Gereğini arz ederiz.

            Erkan Akçay                    S. Nevzat Korkmaz                     Oktay Vural

                Manisa                                  Isparta                                    İzmir

             Celal Adan                          Sinan Oğan                         Enver Erdem

               İstanbul                                   Iğdır                                     Elâzığ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı yasa teklifinin 73. maddesinin aa) bendinde ihdas edilen yeni maddenin Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle teklif metninden çıkarılmasını arz ederiz.

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Bülent Kuşoğlu                        Kazım Kurt

               İstanbul                                 Ankara                                Eskişehir

           İlhan Demiröz                    Süleyman Çelebi                   Candan Yüceer

                 Bursa                                  İstanbul                                Tekirdağ

          Faruk Loğoğlu

                 Adana

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sinan Oğan, Iğdır Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir defa açıkça Anayasa’ya aykırı bir işlem yapıldığını ifade etmem lazım. Anayasa madde 128’le açıkça çelişen bu işlemi niye yaptığınızın da üzerinde uzun uzun düşünmek lazım. Tabii devri iktidarınızda benzer uygulamaları o kadar çok yaptınız ki, istisnai memur atamalarının, aday memurların müdür yapılmasının o kadar çok örneği var ki… Örneğin -Sayın Sağlık Bakanımız da buradayken ifade edeyim- Iğdır’da beş yılını tamamlayan onlarca doktor varken Sayın Sağlık Bakanı acaba nasıl izah edersiniz, aday memurun Iğdır’da Halk Sağlığı Müdürü olarak atanmasını? Doğrusu, biz bütün Iğdırlılar bunu merak ediyoruz. Bunun bir kerameti, bu arkadaşın hakikaten üstün nitelikleri, diğer arkadaşlarda olmayan bir vasfı varsa söyleyin, bunu biz de bilelim.

Şimdi, aynı mantıkla yaklaştığınız zaman değerli arkadaşlar, Dışişlerinde de benzer bir kadrolaşma içerisine girmek amacınız çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Binlerce uluslararası ilişkilerden mezun gencecik arkadaşlarımız var iken, binlerce üniversiteden ilgili bölümleri okuyup işsiz olan, herhangi bir şekilde atanamayan, iş bulamayan öğrencilerimiz var iken sizin siyaset kadronuza Dışişleri gibi güzide bir kuruluşumuzu yeni istihdam yeri olarak açmanızı doğrusu Türk milletinin görmesi lazım.

Peki, daha önce benzer bir uygulama yaptınız, eski milletvekillerinizi bakan yardımcısı yaptınız. Şimdi, aklımıza şu geliyor: Acaba bu uygulamanızla siz üç dönemi dolan ve herhangi bir yerde belediye başkanlığına aday gösteremeyeceğiniz, vali yapamayacağınız arkadaşları şimdi büyükelçi yapmaya mı kalkışıyorsunuz veya -2015 senesinde Türkiye’nin önemli bir kararı uygulanacak, yurt dışında binlerce insanımız oy kullanacak- acaba yandaş büyükelçilerinizle, yandaş büyükelçilerinizi atayarak yurt dışında Türkiye’de yaptığınız gibi oy üzerinde birtakım tasarrufta mı bulunmak istiyorsunuz? Bunu niye yapıyorsunuz, bunu açıklamanız lazım. Dışişlerinde yeterince büyükelçi mi yok? Yeterince uluslararası ilişkiler mezunu veren üniversitemiz mi yok? Bunu da bu gençlerimize sizin izah etmeniz lazım.

Bunların hepsini tabii biz görüyoruz, biz anlıyoruz. Siz Dışişleri gibi güzide bir kurumumuza tamamıyla ve tamamıyla siyaseti sokmakla Dışişleri Bakanlığımızı da yandaş hâle getirmeye çalışıyorsunuz.

Sayın Davutoğlu birazcık “Dışişlerini nasıl siyasetin bir parçası hâline getiririm? Meslekten gelen memurların yerine nasıl eski siyasetçilerimizi ve yandaşlarımızı atarım?”, bunu düşünmek yerine, birazcık terörden bu ülkenin çektiğini, şimdi Sayın Davutoğlu’nun çabalarıyla beraber komşularımızın yeni bir… Nasıl siz bir madde ihdas ediyorsunuz, Sayın Davutoğlu’nun bu çabalarıyla yanı başımızda yeni bir devlet kuruyorsunuz, yeni bir devletçik kuruyorsunuz. Dışişlerimizin bunu düşünmesi lazım. Irak’ı böldünüz. Irak’ta Barzani’yi siz dış politikanızın temeli hâline getirdiniz, Irak’ta fiilen bir Kürt bölgesi oluşturdunuz. Şimdi, benzer hazırlıkların Suriye’de olduğunu görüyoruz. Yakın bir zamanda İran ve Türkiye ile de KCK’nın emellerini, hedeflerini açıkça siz gerçekleştirmiş olacaksınız.

Öngörüsüzlüğünüz dış politikada maalesef bize sıfır komşu mirası bıraktı. Sayenizde hakikaten de ilişki içerisinde duracağımız, normal ilişki kurabileceğimiz bir tek komşu, doğru düzgün ilişki kuracağımız bir tek komşu bırakmadı.

Ben, tabii, grubunuz içerisinde, Dışişlerinden gelen, Dışişleri, diplomasi kökenli, bizim de Dışişleri Komisyonu Başkanımız da burada, kendisine soruyorum: Gönlü elveriyor mu? Kendisinin yıllarca Dışişlerinin her kademesinde yapmış olduğu tecrübeyi, etmiş olduğu zahmeti bir çırpıda bir tarafa koyup kendisiyle aynı statüde Dışişleri mensubu yeni büyükelçilerin, farklı mesleklerden gelen insanların, orada kendisiyle beraber aynı tecrübede, aynı işleri, aynı nitelikteki işleri yapacağını ifade edebiliyor mu veya diğer Dışişleri kökenli arkadaşlarım?

Arkadaşlar, mesleğe biraz saygınız olsun, diplomasiye biraz saygınız olsun. Aksi takdirde, Türkiye'nin bugün içerisinde bulunduğu durumun çok daha kötüsüyle dış politikada karşı karşıya kalacağımızı ifade eder, saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – 60’a göre söz istiyorum yerimden Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır, biz önerge üzerinde konuşuyoruz, lütfen.

Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen Faruk Loğoğlu, Adana Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN FARUK LOĞOĞLU (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, istisnai büyükelçiler bağlamında iktidar partisinin getirmekte olduğu bu düzenleme çok tehlikeli, çok zararlı, çok yanlış bir girişimdir. Dışişleri Bakanlığı teşkilatı, hep siyasetin ötesinde, mümkün olduğu kadar da siyasetin dışında kalmış, profesyonel kimliği olan bir kuruluştur. Diplomasi bir meslektir. Bu meslek mensuplarına dışarıdan müdahale olduğu takdirde sadece bir kurumla değil, Türkiye’nin geleceğiyle, Türkiye’nin güvenliğiyle, ulusal çıkarlarıyla oynamakta olduğunuzun farkında olmanızı istiyorum. Tehlikeli sularda yüzüyorsunuz; bu, ülkenize karşı sorumsuzluktur; bu, ülkenize karşı çok büyük bir hatadır. Bunu çok iyi anlamanız gerekmektedir.

Değişiklik önerisinin herhâlde etkileri Dışişleri Bakanlığının bütünlüğünü bozacaktır, Dışişleri Bakanlığının profesyonel kimliğini yok edecektir ve Dışişleri Bakanlığı teşkilatını iktidar partisinin arka bahçesi hâline getirecektir. Zaten Dışişleri Bakanlığı teşkilatına yönelik bu girişimi, iktidar partisinin son yıllarda yürütmekte olduğu bütün devlet aygıtında kadrolaşma eylemlerinin bir parçası, yeni bir halkası olarak görmeniz gerekmektedir. Oysa Dışişleri Bakanlığı, Türk devlet aygıtının en güçlü, en muteber, en itibarlı, en saygın kuruluşlarından biridir. En son kalelerden birini fethetmeye kalkışmanız ve bunu Adalet ve Kalkınma Partisinin bir arka bahçesi hâline getirmeye çalışmanız herhâlde vicdanlara sığacak bir hareket değildir. Dışişleri Bakanlığı teşkilatı, bir partinin arka bahçesi değil, Türkiye’nin gücüdür, Türkiye’nin kalesidir ve o şekilde kalması gerekir.

Şimdi, Sayın Hükûmet Sözcüsü biraz önce, efendim, dışarıdan gelecek istisnai büyükelçilerin meslekten gelen büyükelçilerden daha az başarılı olacakları varsayımının pek doğru olmayacağını söyledi. Tabii, tersi de geçerli yani bir hasta bakıcıya doktor diyebilirsiniz, doktor olarak takdim edebilirsiniz ama o hasta bakıcı, eğitimi, bilgisi, birikimi olmadığı için doktorluk yapamaz. İstisnai büyükelçilikler her zaman vardı, fena da bir kurum değildi çünkü hakikaten hizmetlerinden, bilgisinden Dışişleri, yurt dışında da yararlanılabilecek insanlar hep olmuştur ama bunları getirip Dışişleri teşkilatında döndükten sonra görev vermek o bambaşka bir âlemdir, ne birikimleri ne üç dört yıllık büyükelçilik tecrübeleri buna yeterlidir. Bunu daha önce arkadaşlarımız hem kendi partimizden hem diğer arkadaşlar çeşitli seviyelerde, Genel Kurul dâhil olmak üzere, açıkladılar, bunların ayrıntılarına girmek istemiyorum. Fakat şunu bilin: Yıllardır, cumhuriyet kurulduğundan beri bu ülkeye hizmet veren Dışişleri Bakanlığı teşkilatı hep başarılı olmuştur, hep saygın olmuştur, uluslararası itibarı hep yüksek olmuştur, şimdi bunu tersine çevirmeye çalışmanız hangi maksada hizmet edecektir, sadece partinizin dar menfaatleri dışında hangi maksada hizmet edecektir, bunu sormanız lazım; yüreklerinizde, aklınızda bu soruları sormanız lazım. Eskiden yurt dışından dönen istisnai büyükelçiler, döndükleri anda Dışişleri Bakanlığı teşkilatıyla ilgileri kesilirdi. Özlük hakları bakımından istedikleri kadar haklardan yararlansınlar ama bunlara aktif görev vermek herhâlde Dışişleri Bakanlığı teşkilatına sadece zarar verir; ayrıca, Dışişleri Bakanlığı teşkilatında yıllarca emek vererek üst noktalara gelmiş insanlara, meslek memurlarına karşı da bir saygısızlık teşkil eder.

Benim sözlerim daha çok Türkiye'nin geleceğine, Türkiye'nin ulusal güvenliğine, Türkiye'nin çıkarlarına yönelik bir çağrıdır. Bu önerinizi geri çekmeniz Türkiye bakımından şarttır. Bunu yaptığınız takdirde ülkenize büyük bir hizmet vermiş olursunuz, yapmadığınız takdirde ülkenize büyük zarar vereceksiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Altay, Sayın Özel, Sayın Çetin, Sayın Toprak, Sayın Nazlıaka, Sayın Canalioğlu, Sayın Atıcı, Sayın Kuşoğlu, Sayın Topal, Sayın Kurt, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Genç, Sayın Tayan, Sayın Öztrak, Sayın Kesimoğlu, Sayın Akar, Sayın Değirmendereli, Sayın Öz.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

 

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Madde 73/bb’de üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Sıra Sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin bb) Fıkrasının (b) bendi ile değiştirilmek istenen 6085 Sayılı Sayıştay Kanununun 4 üncü maddesinin (a) bendinde yer alan “mahalli idareler” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

          Pervin Buldan                        Adil Zozani                         İbrahim Binici

                  Iğdır                                    Hakkâri                                Şanlıurfa

              Sırrı Sakık                   Abdullah Levent Tüzel                   Nazmi Gür

                   Muş                                   İstanbul                                    Van

           Hasip Kaplan

                 Şırnak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (bb) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı              Erkan Akçay                  Mehmet Günal

     Konya                            Manisa                           Antalya

   Alim Işık                       Oktay Vural               S. Nevzat Korkmaz

   Kütahya                            İzmir                             Isparta

"bb) 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"a) Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak % 50'den fazla olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıkları (% 50'den az olması halinde ortaklık hakları yönüyle), diğer kamu idarelerini (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hariç),

b) (a) bendinde sayılan idarelere bağlı veya bu idarelerin kurdukları veya doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak ortak oldukları her çeşit idare, kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketleri (kamu payının yarıdan az olması halinde ortaklık hakları yönüyle),

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 73/bb. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Kazım Kurt            Ferit Mevlüt Aslanoğlu        Mustafa Moroğlu

  Eskişehir                         İstanbul                            İzmir

Hülya Güven                  Kamer Genç                    Özgür Özel

      İzmir                             Tunceli                           Manisa

Aytuğ Atıcı               Kadir Gökmen Öğüt

    Mersin                           İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kamer Genç…

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, söz istiyorum, 60’a göre yerimden söz istiyorum.

BAŞKAN – Anladım Sayın Nazlıaka da burada yasal faaliyet yapıyoruz, önerge görüşüyoruz.

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Bugüne kadar bir kez istedim, bakın, dört yasama dönemidir ilk kez istiyorum, söz vermenizi istiyorum.

BAŞKAN – Bekleyin efendim, bekleyin.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 478 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin (bb) bendiyle ilgili olarak, bunun tasarı metninden çıkarılmasıyla ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinize saygılar sunuyorum.

Biraz önce Bülent Bey bize cevap verdi, arkadaşımız sordu: “Mısır’a ne kadar yardım yaptınız?” Mısır’a 2 milyar dolar yaptılar, Mursi’ye. Fakat sonradan Mursi’nin, bu, ihtilal yapan genelkurmay başkanı Ankara’ya gelince de Tayyip Bey tutup buna 250 milyon dolar verdi. Onu söylemedi. Bu devletin kaynaklarını -zaten sizde bir sorumluluk da yok- heba ediyorsunuz, çarçur ediyorsunuz. Sanki babanızın malını dağıtıyorsunuz. Böyle bir devlet yönetimi olmaz. Böyle bir devlet yönetimi olmadığı gibi, burada, Meclise de doğru dürüst bilgi vermiyorsunuz. O zaman niye geliyorsunuz, burada Meclisin karşısında oturuyorsunuz? Lütfen, biraz kendinize çekidüzen verin, kendinize bir sorumluluk duygusu takının.

Bu Ahmet Davutoğlu nerede? Bu, Türkiye’nin dış politikasını sıfıra indiren, Türkiye’nin dünyada itibarını yok eden bir kişi geldi. Nerede bu adam? Meclisin karşısına gelip hesap bile vermiyor.

Şimdi, bu maddede getirilen şu arkadaşlar: Sayıştay denetimini kaldırıyor. Bu Hükûmet iktidara geldiği günden beri devletin bütün kurumlarında yolsuzluklar alabildiğine gitti, talanlar alabildiğine gitti, ihaleler yandaşlarına verildi, devlet kaynakları maalesef talan edildi. Şimdi, burada da bütün denetimler kaldırıldı, yalnız Sayıştay kaldı geride. Sayıştayda da şimdi, burada getirilen bu fıkrayla deniyor ki: Eskiden, yüzde 50’den fazlası devlete ait olmayan yerlerde devletin hissesi yüzde 50’nin altına düşüyorsa ortaklık hakları nedeniyle Sayıştay bunu denetliyordu. Şimdi, o ortaklık hakları nedeniyle denetimi kaldırıyor.

Şimdi, arkadaşlar, bakın, bir TELEKOM’u alın. TELEKOM’da devletin hissesi aşağı yukarı yüzde 45 -benim tam aklımda değil- ama bir TELEKOM Genel Müdürlüğünde yapılan harcamalar, yapılan israflar, yani bütçeye muazzam bir zarar veriyor. Bir TELEKOM Genel Müdürü 200 milyar lira aylık alıyor. Bir yönetim kurulu toplantısı en lüks otellerde yapılıyor, uçaklar tutuluyor, gidiliyor. Bunların hepsi denetimsiz kalıyor. Yönetim kurulu üyelerine, denetim kurulu üyelerine o kadar büyük paralar ödeniyor ki. 

Arkadaşlar, bu devleti, bu hâle, çiftlik hâline koyan AKP’dir. Yahu, insanlarda biraz sorumluluk olması lazım, insanlarda biraz Allah korkusu olması lazım. Bu devletin malının ve mülkünün bu kadar çarçur edilmemesi lazım. İhalelerde öyle yolsuzluklar yapılıyor ki. KİT Komisyonuna gidiyoruz arkadaşlar, Sayıştayı o hâle getirdiler ki, KİT Komisyonunda ciddi bir inceleme yapılmıyor.

Şimdi, bu sene bütçe kanununa göre, siz burada bütçeyi geçirmeden önce, Sayıştayın düzenlediği 132 rapor vardı; niye bunu gizliyorsunuz? Niye gizliyorsunuz? Çünkü, sizin yolsuzluklarınız burada tespit edilmiş. Mesela, ben birisini söyleyeyim: Efendim, Maliye Bakanlığı Merkez Uzlaşma Komisyonu var. İçinizde birtakım insanlar muhasebeci. Bu muhasebeciler, birtakım insanlara, muazzam vergi kaçakçılığından dolayı vergi ve ceza bulunuyor, gidiyorsunuz orada yandaşlarınız var, talimat veriliyor, Merkez Uzlaşma Komisyonunda milyarlarca lira, katrilyonlarca liralık vergi sıfıra indiriliyor, katrilyonlarca lira ceza sıfıra indiriliyor. E, şimdi bunu gizlemişsiniz. Bizim aldığımız haberlere göre, mesela, bu Sayıştay raporlarından birisinde 8 katrilyon lira civarında vergi aslı ve ceza Merkez Uzlaşma Komisyonunda yok edilmiş. Ya, o sizin babanızın parası mı? Sizin malınız mı? Bu milletin parası.

Şimdi, getiriyorsunuz siz, hiçbir sorumluluk duymadan, efendim, şu devlete 2 milyar lira para, öte tarafta insanların… Yüksekokul bitirmiş insanlarımız aç yahu. Her gün bana insanlar o kadar çok telefon ediyor; insanlar açlıktan, işsizlikten intihar ediyor. Vatandaşların en önemli konularından birisi işsizliktir. Devletin kaynaklarını getirip de kendi malınız gibi, çiftlik gibi harcıyorsunuz, ondan sonra bu denetimden de kaçıyorsunuz. Bu vicdana sığar mı? Neden bu devletin 8 katrilyon lirasını getirip de Merkez Uzlaşma Komisyonunda siliyorsunuz? Bunların isimlerini açıklayın siz eğer çekinmiyorsanız, siz içinde değilseniz. Bu 8 katrilyon lira silinirken, birilerinin ceplerine katrilyon liraları koymadılar mı? Kim kanar buna? Yani sen gideceksin, bir tane vatandaşın parasını, 8 katrilyon lirasını Uzlaşma Komisyonunda yok edeceksin, cebine beş kuruş almayacaksın! Geçen, geçmişte Citybank’a 5 milyar dolar vergi bulundu, Merkez Uzlaşma Komisyonunda sıfıra indirildi.  Bu parasız mı yapıldı, birileri bundan menfaat almadı mı? Çıksın buradan söylesinler bunlar. Devleti böyle çiftlik gibi yönetemezsiniz.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sakin ol, sakin ol.

KAMER GENÇ (Devamla) – Burada oturanlar da bize, doğru karar vermek zorundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – Bülent Bey, bir daha doğru bilgi vermediğin zaman sana karşı çok ağır konuşacağım.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Evet, Sayın Nazlıaka…

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – İki dakika mı veriyorsunuz?

BAŞKAN – Bir dakika.

Buyurun.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, bir AKP milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan kadın gazetecilere sarf ettiği sözleri kınadığına ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in bu konuda görüşlerini bildirmesini beklediğine ilişkin açıklaması

 

 

AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bir AKP milletvekili kadın gazetecilere ağza alınmayacak sözler sarf etmiştir. Mübarek ramazan gününde hiçbir ahlaka, hiçbir edebe sığmayan bu sözleri kınıyorum. Öyle görünüyor ki bu kişi küfretmeyi bir davranış kodu hâline getirmiştir. AKP milletvekilleri kadına saldırmayı da, gene, kadınlık üzerinden yapmayı tercih etmektedir.

Ben daha öncesinde bunun bir örneğini, bizzat, bu çatıda, bu Genel Kurul salonunda deneyimlemiş birisi olarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin’in de bu konuda görüşlerini bildirmesini istiyorum. Kendisi Genel Kurul salonunu ben söz alınca koşarak terk etti, bunu da ayrıca kınıyorum. Daha öncesinde yurt dışında olduğunu söylemişti. Bu sefer de Türkiye’de olduğuna göre “Görmedim, duymadım, bilmiyorum.” mu diyecektir? Bunu öğrenmek istiyorum. Biraz edep yahu diyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, Grup Başkan Vekilimiz söz istiyor.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Aylin Nazlıaka’nın yapmış olduğu açıklamayla ilgili ben de kısa bir açıklama yapmak istiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ne oluyor ya?

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. (CHP sıralarından gürültüler ve sıra kapaklarına vurmalar) Lütfen sayın milletvekilleri…

Evet, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu  ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 73 üncü maddesinin (bb) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"bb) 3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"a) Merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarını, mahallî idareleri, sermayesindeki kamu payı doğrudan veya dolaylı olarak % 50'den fazla olan özel kanunlar ile kurulmuş anonim ortaklıkları (% 50'den az olması halinde ortaklık hakları yönüyle), diğer kamu idarelerini (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları hariç),

b) (a) bendinde sayılan idarelere bağlı veya bu idarelerin kurdukları veya doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak ortak oldukları her çeşit idare, kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketleri (kamu payının yarıdan az olması halinde ortaklık hakları yönüyle),

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Getirdiğiniz kanun teklifinde kamu payı sermayesinin yüzde 50’sinden az olan şirketler, denetim dışına çıkarılıyor. Yüzde 50’den az da olsa, değerli arkadaşlar, bu, bir kamu payıdır, kamunun hakkıdır. “Bu şirketler neden Sayıştay denetimi dışında bırakılıyor?” diye soruyoruz. Bu gayretkeşliğiniz neden? Anlaşılır gibi değil, neyi saklıyor, ne gizlemeye çalışıyorsunuz? Bu payların, hiç olmazsa rüçhan hakkı  gibi, bazı ortaklık hakları açısından denetlenmesi lazım. Örneğin, Türk Hava Yolları yüzde 50 kamu hissesine sahip. Biraz önce bir arkadaşımız söyledi, keza Türk TELEKOM öyle. Bunlar ekonominin devleri. Bunlar denetlenmeyecek. Bu olabilir mi? Şirket yönetimi kendisi çalıp kendisi oynayacak.

Verdiğimiz önerge bunu sağlamaya çalışıyor. Her zamanki gibi AKP tavrı devam ediyor. Milyarlarca dolarlık kaynak kullanan AKP, denetimden, hesap vermekten kaçıyor. Saklayacağınız bir şeyler yoksa neden kaçıyorsunuz değerli arkadaşlar? Ama ne yaparsanız yapın, hesap vermenizi sadece birazcık geciktirebilirsiniz, bundan kaçış yok.

Değerli milletvekilleri, iki gün önce bu kürsüden dile getirdik, öz vatanları Doğu Türkistan'da yaşayan Müslüman Türk kardeşlerimizi, Uygurları, dinsizliği şiar edinmiş komünist Çin katletmeye devam ediyor. Turfan, Urumçi ve Hotan'da silahsız kadın-erkek, çoluk çocuk demeden insanların üzerine ağır silahlar ve tanklarla gidiyorlar, açık bir katliam yapılıyor. Her tarafa laf yetiştirmeye çalışan, kimsesizlerin kimsesi olduğunu söyleyen Sayın Başbakan sessizliğini koruyor. Dışişleri kör olmuş, Mısır'dan ötesini göremiyor. İşte, tam yeri değil mi şu sözün? "Gözleri var görmezler, kulakları var duymazlar.” Kimseyi kandırmayın, Mısırdaki olaylara tepki verirken niyetiniz Müslüman kardeşlerimizle dayanışma falan değil. Eğer öyle olsaydı,  Musul'da, Kerkük'te, Karabağ'da, şimdi de Doğu Türkistan'da yaşayan kardeşlerimiz için sessiz kalmazdınız. Mısır'dakiler Müslüman da, oradakiler değil mi?

Sorun ne biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Eğer insanlar yüreklerinden millet ve milliyet mefhumunu siliyor, milliyetçiliği ayaklar altına alıyorlarsa kimliklerini de kaybediyorlar. Sanıyorum, bugün Hükûmetin yaşadığı atalet ve ilgisizliği ancak bu şekilde anlatabiliriz. İmralı canisine, Mursi'ye, Suriye'deki muhaliflere ayırdığınız zamanı, Uygur Türklerinden neden esirgiyorsunuz?

Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Sayın Tümtürk'e kulak verin. Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde devlet memurları ve öğrencilerin ramazanda oruç tutması yasaklanmıştır. Bu genelge İnternet’te var değerli arkadaşlar. Genelge, Komünist Parti liderlerinden yerel yöneticilere halkın ramazanda yemek yemelerini teşvik etmek üzere yiyecek ikram etmelerini istemektedir. Hotan'da da aynı yasaklar var. Görmezlikten gelerek, Müslüman Türklerin bu çığlıklarına kulak tıkayarak vebalden kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Böyle yaparsanız ne kıldığınız namaz, ne tuttuğunuz oruç kabul olur mu değerli arkadaşlar?

Nerede hiç bilinmeyen coğrafyalara yardım iddiasında olan İHH, Deniz Feneri nerede? Nerede İslam Konferansı, Müslüman Arap dünyası? Siz neredesiniz, hangi kovuğun arkasına gizleniyorsunuz? AKP’nin inançlı, imanlı kadroları, sizlere sesleniyorum: Doğu Türkistan’da Müslüman Türklere bir çocuktan fazla çocuk yapmak yasaklanmıştır. Nerede “üç çocuk” diye ortalıkta dolaşan Başbakan? Dünyanın birçok başkentinde telin edilen Çin zulmü karşısında Hükûmet sessiz, yetkililer devekuşu gibi başlarını kuma sokuyorlar.

Değerli arkadaşlar, bakın, Japon hücumbotları, Çin Denizinde Doğu Türkistan bayrakları asarak Çin’e gözdağı verdi. Tokyo’da bir protesto gösterisi, Amerika’da bir protesto gösterisi, bütün dünya başkentlerinde protesto gösterileri var, hükûmetler tepkilerini dile getiriyorlar, sadece Ankara kapı duvar! Bu sessizliğin vebali ağırdır, ramazan ayında inançları ve kimliklerinden dolayı katledilen Uygurların vebali, sizin üzerinizdedir Sayın Başbakan, Sayın Dışişleri Bakanı. Allah rızası için artık sesinizi yükseltin, ay yıldızlı gök bayraklı Müslüman Uygur Türkleri gönül bağlılığı hissettikleri bu topraklardan yürekli sesler bekliyor diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

(CHP ve BDP sıralarından bir grup kadın milletvekili Başkanlık Divanı kürsüsünün önüne geldi)

BAŞKAN – Böyle bir söz talebi yok ki zaten, lütfen böyle bir usul olmaz. Lütfen ama yerlerinize oturun, böyle bir usul söz konusu olmaz.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Var, böyle bir söz talebi olmuş.

BAŞKAN – Lütfen, her sayın milletvekili söz istediği zaman, usulüne uygunsa söz verilir. Lütfen oturun sayın milletvekilleri.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Yaşanmaması gereken şeyler yaşanıyor maalesef. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ama bu usul doğru değil ki.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – …çok çirkin laflar bunlar.

BAŞKAN – Yanlışa yanlışlıkla cevap verilmez.

Sayın Buldan, buyurun.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapan kadın gazetecilere yönelik sözleri nedeniyle AKP’li milletvekilini kınadığına, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’den ve AKP grup başkan vekillerinden bu konuda bir açıklama yapmalarını beklediğine ilişkin açıklaması

 

 

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKP’li bir milletvekili arkadaşımız, Mecliste görev yapan kadın gazetecilere çok çirkin, ağza alınmayacak bir söylemde. Bir kadın milletvekili olarak bu tür söylemlerden çok rahatsızlık duyduğumuzu ifade etmek istiyoruz. BDP Grubu olarak bu milletvekilini kınıyoruz aynı zamanda. Ancak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin başta olmak üzere, AKP grup başkan vekillerinden de bu konuda bir açıklama yapmalarını bekliyoruz.

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

 

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifinin 73. Maddesinin bb) Fıkrasının (b) bendi ile değiştirilmek istenen 6085 Sayılı Sayıştay Kanununun 4 üncü maddesinin (a) bendinde yer alan “mahalli idareler” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                         Pervin Buldan (Iğdır) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Bursa)  – Katılmıyoruz efendim.

PERVİN BULDAN (Iğdır)  – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Mahalli idarelerin Sayıştay tarafından denetime tabi tutulması merkezi yapının tek elden denetlenmesine yönelik sıkıntıları artırıcı ve yerel yönetimlerin karar alma süreçlerine olumsuz etki edici bir faktördür. Bu nedenle yerel yönetimlerin denetim mekanizmalarının ayrı tutulması işleyişin hızlı ve etkili olması bakımından önem arz etmektedir.

BAŞKAN – Son önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önergesi kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

74’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

                Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifinin 74 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve bu maddeye bağlı olarak Teklife aşağıdaki (4) ve (5) sayılı listelerin eklenmesi arz ve teklif ederiz.

             Mahir Ünal                         Ramazan Can                   Oğuz Kaan Köksal

         Kahramanmaraş                         Kırıkkale                               Kırıkkale

          Ercan Candan                        Recep Özel                                   

             Zonguldak                               Isparta

"MADDE 74- Bu Kanuna ekli (2), (3), (4) ve (5) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir."

                                              

                                  (4) SAYILI LİSTE

KURUMU: ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

TEŞKİLATI : YURTDIŞI

 

                         İHDAS EDİLEN KADROLARIN

 

Sınıfı

Unvanı

Derecesi

Serbest Kadro Adedi

Toplam

GİH

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşaviri

1

15

15

GİH

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşesi

3

5

5

GİH

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşe Yardımcısı

5

5

5

TOPLAM

 

25

25

 

                                  (5) SAYILI LİSTE

KURUMU   : AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI

TEŞKİLATI : TAŞRA

                        İHDAS EDİLEN KADROLARIN

 

Sınıfı

Unvanı

Derecesi

Serbest Kadro Adedi

Toplam

YH

Hizmetli

10

200

200

TOPLAM

 

200

200

 

                                                

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 74 üncü maddesinde yer alan "Spor Genel Müdürlüğü" ibaresinden önce gelmek üzere "Milli Eğitim Bakanlığı," ibaresinin ve ekli (1) sayılı cetvele aşağıdaki ihdas edilen kadroların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Mustafa Kalaycı                      Erkan Akçay                        Mehmet Günal

                 Konya                                  Manisa                                 Antalya

               Alim Işık                             Oktay Vural

               Kütahya                                   İzmir

 

"KURUMU: MİLLÎ EĞİTİM BAKANLİĞİ

TEŞKİLATI: MERKEZ

                         İHDAS EDİLEN KADROLARIN

 

Sınıfı

Unvanı

Derecesi

Serbest Kadro Adedi

Toplam

EÖH

Öğretmen

9

100.000

100.000

 

TOPLAM

 

100.000

100.000

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, imar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporlarının 74. Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Kazım Kurt                       Mustafa Moroğlu

               İstanbul                               Eskişehir                               İstanbul

           Hülya Güven                          Aytuğ Atıcı                            Özgür Özel

                  İzmir                                    Mersin                                  Manisa

             Tufan Köse                    Kadir Gökmen Öğüt

                 Çorum                                 İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

GENÇLİK VE SPOR BAKANI SUAT KILIÇ (Samsun) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Tufan Köse.

BAŞKAN – Tufan Köse, Çorum Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TUFAN KÖSE (Çorum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçi Sayın Bülent Arınç gitti ama tutanakları izlesin, ona birkaç soru yöneltecektim az evvel, süre yetmedi.

Şimdi, Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır burada mı bilmiyorum, Dışişleri Bakanı yok. Sayın Bülent Arınç Mısır’la ilgili, Mısır’da yapılan darbeyle ilgili sorulara verdiği yanıtta Mısır’la olan ilişkilerimizin rölantide olduğunu söyledi. Ben hukuk fakültesinde uluslararası hukuk diye bir ders okudum, orada dış ilişkilerde, uluslararası ilişkilerin literatüründe ilişkilerin rölantiye alındığı diye bir terim duymadım bunu kendisine hatırlatmak istiyorum.

Yüreklice konuşsunlar; siz darbeye karşı mısınız, Mısır’da yapılan darbeye? Mısır’da yapılan darbeye karşıysanız, asker eliyle ortadan kaldırılan demokrasiyi yeniden, özgür, herkesin katılacağı bir seçimle iade edilene kadar Mısır’la olan diplomatik ilişkilerimizi kesin, en azından büyükelçilik seviyesinde olan ilişkileri -aynı İsraille yaptığınız gibi- kâtiplik düzeyine indirin, madem bu kadar, darbeye karşısınız, yüreklice bunu söyleyin. Ama yok, siz, darbeye karşı filan değilsiniz. İşin doğrusu, siz sahte kahramanlık yapıyorsunuz darbelere karşı da. Amerika’nın arkanızda olmadığı hangi olayda siz darbeye karşısınız? Yani, Mısır’da, Libya’da, Suriye’de karşıydınız ama Amerika arkanızdaydı. Amerika’nın olmadığı yerde sizler birer sahte kahramansınız, başta Sayın Başbakan olmak üzere.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, 28 Şubatta da, sürekli buraya geldiğinizde 28 Şubattan bahsediyorsunuz, mağdur olduğunuzdan söz ediyorsunuz. Aslında 28 Şubatın da mağduru değil, kazananı sizsiniz, yalnızca kazanını sizsiniz. 28 Şubatta sabaha karşı kimin evine gidilip de gözaltılar yapıldı?  28 Şubatta hangi biriniz evinde gözaltına alındınız? Ben hiç duymadım,. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

METİN KÜLÜNK (İstanbul)  - Nereden biliyorsun? Nereden biliyorsun?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Ya 28 Şubatta eline pala alan, eline balta sapı alan…(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri lütfen…

TUFAN KÖSE (Devamla) – …eline kazma alan, Beyoğlu sokaklarında, Çorum sokaklarında çember sakallı mı aradı? 28 Şubattan da siz nemalanmışsınız. Tutturmuşsunuz bir 28 Şubat, tutturmuşsunuz bir 28 Şubat. Kaç tane can gitti 28 Şubatta?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) - Can mı gitmesi lazım? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

TUFAN KÖSE (Devamla) – Sadece şu Gezi olaylarında 1’isi polis olmak üzere 6 tane genç insanımız öldü. Kaç tane can gitti Gezi olaylarında biliyor musunuz?

Bakın, imam, tayyare sesi çıkarınca cemaat uçmaya kalkıyor.  Bu Güngör Azim Tuna diye bir Eskişehir Valisi var -diliyorum gün görmesin- adı Güngör Azim Tuna’ymış, dün hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz için ne demiş biliyor musunuz arkadaşlar, izlediniz mi? Siz gerçi milletvekilinizin kadın gazeteciler için söylediği lafı da duymamışsınız, bunu da duymamışsınızdır, ben size söyleyeyim, Ali İsmail Korkmaz için: “Kendi arkadaşlarına bile zarar verip ‘polis yaptı’ süsü veriyorlar.” diyor! Ya bu millet bu kadar mı ahmak?

MUHAMMET BİLAL MACİT (İstanbul) – Lafa bak, yoruma bak, analize bak, böyle olur mu?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Yani polisin yaptığı işlerden, polisin işlediği cinayetten hangi polis tutuklandı ki bugüne  kadar da böyle bir ahmaklık yapsın bu insanlar? Kimi kandırıyorsunuz siz? Yine, demiş ki: “Bunu yapan, kesinlikle Türk polisi değil.” Nereden biliyorsun sen kardeşim? Nereden biliyorsun?

OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Sen nereden biliyorsun? Sen nereden biliyorsun?

TUFAN KÖSE (Devamla) – Ben Türk polisi yaptı demiyorum. “Sen nereden biliyorsun?” diyorum ben Valiye, “değil” derken arkadaşlar. Yani bunu samimiyetle söylüyorum, yürekten söylüyorum. Böyle bir şey söyler mi Vali ya, bu yakışıyor mu? Lütfen…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Orada bir can öldü. Ölüye saygılı olun arkadaşlar.

TUFAN KÖSE (Devamla) – Şimdi değerli arkadaşlarım, Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu değiştikten sonra 2007’de, polis tarafından tam 128 tane yargısız infaz gerçekleştirilmiş. Şimdi, bakın, bugün mübarek bir gün, ramazan günü, bir babanın feryadını söyleyeceğim size. 2007’de dur ihtarına uymadığı için öldürülen, polis tarafından öldürülen Baran Tursun isimli bir arkadaşımız vardı. Bunun babası ne diyor biliyor musunuz? İnanın, çok üzüldüm, yüreğim burkuldu, eğer gerçekse -bunun da İçişleri Bakanı tarafından açıklanmasını istiyorum- yürekler acısı. Diyor ki Baran Tursun’un babası Mehmet Tursun: “Ethem’i öldüren katilin serbest bırakılması, polis okullarında destan gibi ballandıra ballandıra anlatılacak.” Bildiği bir şey var da diyor demek ki yüreği yaralı baba. Bunun da İçişleri Bakanı tarafından araştırılmasını istiyorum.

 Tabii, ben burada Türkiye Cumhuriyeti’nin polislerine bir şey söylemiyorum. Ben burada Türkiye Cumhuriyeti’nin namuslu, ahlaklı, görevini özveriyle yapan polislerini de eleştirmiyorum. Ben burada iktidarın polisi olmaya çalışan gayretkeş polislerden bahsediyorum, ahlaklarını unutmuş polislerden bahsediyorum, memur namusunu, memur yeminini, polis memuru yeminini unutmuş polislerden bahsediyorum.

Değerli arkadaşlarım, polisin yargısız infaz yapmadığı günler dileğiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Canalioğlu…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, böyle oturduğu yerde yoklama olmaz, 20 kişi birden ayağa kalkacak.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Neredeyiz biz? Hani baksana, bir baksana.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Taksit taksit ayağa kalkma olmaz, hepsi ayağa kalkacak.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Taksit taksit kanun getiriyorsun ya.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hayır, taksit taksit olmaz böyle. Ayağa kalkacaklar, 20 kişi bekleyecek.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 20 kişinin ayağa kalkması gerekiyor.

Sayın Akar, lütfen ayağa kalkın, lütfen ama madem yoklama talep ediliyor. Yani Meclise saygı gösterelim, İç Tüzük’e saygı gösterelim.

Sayın Altay, Sayın Toprak, Sayın Develi, Sayın Aksünger, Sayın Özel, Sayın Değirmendereli, Sayın Köse, Sayın Köktürk, Sayın Topal, Sayın Kurt, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Tayan, Sayın Yıldız, Sayın Ekinci, Sayın Demirçalı, Sayın Sapan, Sayın Akar.

BAŞKAN – İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın Aslan, buyurun, söz talebiniz var. (CHP ve BDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar) 

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın, günlük bir gazetede kendisiyle ilgili çıkan habere, gazetecilerle bir sohbet esnasında söylediği sözlerin kadınlıkla, kadın gazetecilikle alakası olmadığına ve kadın gazetecilere hakaretten bahsedenlerin polislerin anasına küfreden arkadaşları için bir cümle etmediğine ilişkin açıklaması

 

 

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Sayın Başkanım, bugün bir günlük gazetede, pazartesi günü Meclis, çalışmalara başlamadan önce Meclisin bahçesinde bir milletvekili arkadaşımızla birlikte bir insani duruşumuz, oturuşumuz ve yatışımızla ilgili, altında çok ağır ve aşağılayıcı yorum yapılarak bir haber yayınlandı.

Ben, öncelikle, bugün, burada kınama yapan arkadaşların, bir milletvekilinin insani hâlinin bir gazetede insanlık dışı ve ağır bir eleştiriyle yayınlanmasına tepki göstermelerini öncelikle beklerdim. Aynı zamanda da olayın ne olduğunu sormalarını beklerdim. (CHP ve BDP sıralarından sıra kapaklarına vurmalar)

Bugün, bazı gazeteci arkadaşlarımızla bu konuyu konuşurken bir örnek verdik, belki örnek şık kaçmamış olabilir ama öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Bunu kadın-erkek diye ayırmak yanlış. Karşımızdaki muhatap arkadaşlarımız, gazeteci arkadaşlarımızdı ve bir sohbet esnasında söylenmiş bir sözden ibarettir. Kadınlıkla, kadın gazetecilikle alakası olmayan bir durumdur.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Söylediğin lafların hiçbir gerekçesi olamaz!

ZEYİD ASLAN (Tokat) - Ama burada şunu ifade etmek istiyorum: Bugün, burada, kadın gazetecilere hakaretten bahsederek konuşma yapanlar, polislerin anasına küfreden arkadaşları için bir cümle etmediler! (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; CHP ve BDP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Satır…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne alakası var! Kendini polis üzerinden aklamaya çalışıyorsun!

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – O polislerin üstünden politika yapma!

BAŞKAN – Sayın Satır, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, söz istiyorum.

BAŞKAN – Vereceğim efendim.

KEMAL DEĞİRMENDERELİ (Edirne) - O gençlerin üzerinden suçunuzun üzerini kapatamazsın!

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Vereceğim size.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Duyamıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Daha önce sisteme girdiler Sayın Satır ve Sayın Vural. Siz de sisteme girin, vereceğim.

Sayın Satır, buyurun.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Sayın Başkan…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, bir saniye…

Siz, “Sisteme girin.” diyerek benim konuşma biçimimi biçimlendirmeye çalışıyorsunuz.

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Söz hakkı bende ama Başkanım…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, sizin öyle bir yetkiniz yok! Beyefendi size tarif edecek, siz öyle yöneteceksiniz!

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, ne alakası var sizin konuşma biçiminizi şekillendirmekle. Diyorum ki: Sayın Satır ve Sayın Vural sisteme girdiler. Sayın Satır’a söz verdim, Sayın Vural’a vereceğim ve size vereceğim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Böyle bir hakkınız yok, istediği zaman konuşabilir!

BAŞKAN – Yani, sizin konuşma biçiminizi niye şekillendireyim ben? Niye böyle algılıyorsunuz? Lütfen…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye…

Sayın Başkan…

BAŞKAN – Lütfen ama…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, burada konuşmacı konuşacak, sistem açılmış.

BAŞKAN – Söz verdim Sayın Satır’a. Müsaade edin, konuşsun.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Lütfen, nazik olsun, konuşmacının konuşmasına müsaade etsin. 

BAŞKAN – Evet, onun mücadelesini veriyorum.

Buyurun Sayın Satır…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben onu fark etmedim, konuşsun, tekrar ayağa kalkacağım.

BAŞKAN – Her şeye müdahale ediyorsunuz ya.

Buyurun Sayın Satır.

 

7.- İstanbul Milletvekili Mihrimah Belma Satır’ın, Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’ın kadın gazetecilere yönelik kullandığı sözlerin kabul edilemez olduğuna, şahsı ve AK PARTİ’li kadın milletvekilleri adına bu ifadeleri reddettiğine ilişkin açıklaması

 

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP sıralarından gürültüler) Arkadaşlar bir dakika. Biraz sakin olursanız…

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tokat Milletvekilimiz Sayın Zeyid Aslan hakkında İnternet sitelerinde yayınlanan haberi okudum. Biraz evvel de Sayın Aslan konuyla ilgili açıklamayı yaptı. Haberde kadın gazetecilere yönelik kullanılan söz ve cümlelerin kabul edilemez olduğunu öncelikle ifade etmek isterim. Geç saatlere kadar çalıştığımız bu mekân bizim için özeldir ve âdeta bizim mahremimizdir. Burada yaptıklarımız, hareketlerimiz, oturma tarzımız gazeteciler için konu olmamalıdır ama bununla birlikte, gazetecilik mesleği gereği arkadaşlarımızın haber peşinde koşmalarını da makul görüyorum. Resmin yayınlanmasını takdirlerinize sunuyorum. Hepiniz milletvekilisiniz, hepiniz aynı vaziyetlerde olabilirsiniz…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Yok olmayız ya. Ben niye olacağım?

MİHRİMAH BELMA SATIR (İstanbul) – Ancak Sayın Zeyid Aslan’ın ifadelerini reddettiğimi, şahsım adına ve AK PARTİ’li kadın milletvekilleri adına bu ifadeleri reddettiğimi de saygıyla sunmak istiyorum.

Teşekkür ederim. (CHP, MHP ve BDP sıralarından alkışlar)

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Bravo Belma Hanım.

BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Bravo.

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Tahrik etmeyin.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak da…

ZEYİD ASLAN (Tokat) – Sayın Tayyip Erdoğan’ın annesi, anne değil mi? Polisin annesi, anne değil mi? (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Tahrik etmeyin!

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurun.

Sayın milletvekilleri, lütfen… (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                  Kapanma Saati: 19.29

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.37

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, birleşime saat 20.00’ye kadar ara veriyorum.

                                                                  Kapanma Saati:19.38

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Dilek YÜKSEL (Tokat)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Grupların ortak kararı neticesinde birleşime saat 21.30’a kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.50

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 21.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın Vural, söz talebiniz var.

Buyurun.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

8.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, MHP Grubu olarak bir milletvekilinin kadın gazetecilere yönelik sözlerini kınadığına ilişkin açıklaması

 

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, Sayın Başkan, bir milletvekilinin kadın gazetecilere yönelik sözlerini Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bizim de kınadığımızı ifade istiyorum efendim. Onun için söz istedim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Hamzaçebi, buyurun.

 

9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında gazetecilere yapılanları kınadığına, adı geçen milletvekilinin sözlerinin arkasında duran bir anlayışla Genel Kurulda konuşma yapmış olmasını üzüntü verici bulduğuna ve bu konuda Başkanlık makamının üzerine düşeni yapmadığına ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bugün son derece üzücü bazı olaylar yaşadık.  Gazeteciler kamu görevleri yaparlar. Bu görevlerini ifa ederken hoşumuza giden haberleri yapabilecekleri gibi bizi üzebilecek haberler de yapabilirler. Önemli olan, bu haberlerin içeriğinin doğruluğudur. Böyle olduğu hâlde, bu haberlere karşı kendimizi sorgulamak yerine gazetecilere saldırmayı, onları incitmeyi, rencide etmeyi, onlara ağza alınmayacak sözler söylemeyi kesinlikle doğru bulmadığımı, kınadığımı ifade etmek isterim.

Ancak, bundan daha sonra meydana gelen gelişmeler daha da üzücü olmuştur. Adı geçen milletvekilinin, ilgili milletvekilinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelerek bu sözlerinden duyduğu pişmanlığı ifade etmesi kendisinden beklenirken, tam tersi bir anlayışla, âdeta o sözlerinin arkasında duran, onları mazur göstermeye yönelik ya da “Benzer sözleri başkaları da söyledi, benim yaptığımda ne var?” gibi bir anlayışla burada konuşma yapmış olmasını çok da üzücü buluyorum.

Yine, bir üzücü nokta, bu konuşma Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun bir kısım milletvekillerince alkışlarla karşılanmıştır. Böylesi bir konuşmanın alkışlarla karşılanmış olmasını hakikaten üzüntüyle karşılıyorum. Ancak, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz alan değerli grup başkan vekili güzel bir konuşma yaparak bu konuda Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun görüşlerini ifade etti. Bunu önemli bulduğumu, önemli karşıladığımı ve mutlu olduğumu ifade ediyorum.

Sayın Başkan, bir de şu konuyu dikkatinize sunmak istiyorum: “Geliyorum.” diyen bir krize davetiye çıkarmak, bu krizi öngörememek, doğrusu, Başkanlık makamına uygun düşmemiştir. Bu kriz hiç yaşanmayabilirdi, önlenebilirdi. Bu konuda Başkanlık makamı üzerine düşeni yapmamıştır. İki üç gündür böyle bir tabloyu yaşıyoruz, Başkanlık makamını daha dikkatli olmaya davet ediyorum.

Teşekkür ederim

BAŞKAN – Uyarınız için teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.

Sayın Elitaş, buyurun.

 

10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ’li milletvekilinin kadın gazetecilere söylediği sözleri doğru bulmadığına, bu milletvekilinin özür dilemek için yaptığı konuşmasını muhalefet partisindeki milletvekillerinin kesmeye çalıştığına ve herkesin hangi noktada hatası varsa üstüne gidilip kınanması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Biraz önceki oturumda yaşanan hadiseleri üzüntüyle karşıladığımızı ifade etmek istiyorum.

Milletvekili arkadaşımızın, basında çıkan, kadın gazetecilerle ilgili söylediği ifadeyi grup başkan vekilimiz uygun bulmadığını ifade etmişti. Ama sadece milletvekillerinin buradaki veya basında çıkan sözleri kınamak, eleştirmek yönünde ve iktidar partisi grubuna ait bir milletvekilinin yaptığı hareketi -ki özür dilemek, sözünü geri almak babında yaptığı konuşmayı- maalesef, muhalefet partisindeki milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak, gürültüyle kesmeye çalışmışlardır. Ama aynı hassasiyeti, Twitter’dan, bir milletvekili tarafından, Sayın Başbakana yönelik yapılan hakaretleri, küfürleri ve annesine yapılan küfürleri de aynı şiddetle kınamalarını beklerdim.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Öyle bir şey yok, yalan söylüyor.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Öte yandan, bir milletvekilinin polise, polislere fiilen ve kayıtlara geçmiş bir şekilde küfretmesini de, o milletvekilinin de kınanmasını beklerdim.

Tekrar altını çizerek ifade ediyorum: Tek taraflı olmayan, böyle bir sözün ve söylemin hiçbir milletvekiline yakışmadığını, böyle bir sözün doğru bulunmadığını ama standartlarla ayırmayıp herkesin hangi noktada hangi hatası varsa üstüne gidilip kınanması gerektiğini ifade ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir söz istiyorum efendim. Grubumuza yönelik olarak bir sataşmada bulunmuştur Sayın Grup Başkan Vekili.

BAŞKAN – Buyurun.

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın yaptığı açıklama sırasında CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ben Sayın Belma Satır’a tekrar çok teşekkür ediyorum. Onun göstermiş olduğu bu güzel ve üstün tavır öyle anlaşılıyor ki diğer grup başkan vekili arkadaşları tarafından benimsenmiyor. Göz her şeyi görür ama kendini göremez. İnsanın kendini ve yaşadığı olayları görebilmesi için kalp gözüne sahip olması gerekir. Kalp gözü olmayanlar olayları göremezler, bilemezler, fark edemezler. Yaşanan bir üzücü olaydan sonra gönülleri almak, gönülleri tamir etmek varken sen de şunu yaptın, bunu yaptın gibi yaklaşımlarla olayı başka yere çekmeyi doğru bulmuyorum.

İkinci olarak da Sayın Başbakana, sayın bakanlarımıza, bir milletvekilimize, kim olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan hiçbir milletvekili bu şekilde bir saldırıda, tweet atmak suretiyle bir eleştiride bulunmamıştır. Böyle bir milletvekili olursa biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak gereğini yapmaya hazırız. Hiçbir zaman da kalkıp “Siz de şunu yapmıştınız.” gibi bir şey demeyiz, böyle bir gerekçenin arkasına sığınmayız.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, kalp gözüne gerek yok, gerçek gözle baktığı zaman görürler.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Twitter hesaplarında var.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) nın 74 üncü maddesinde yer alan "Spor Genel Müdürlüğü" ibaresinden önce gelmek üzere "Milli Eğitim Bakanlığı," ibaresinin ve ekli (1) sayılı cetvele aşağıdaki ihdas edilen kadroların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

"KURUMU: MİLLÎ EĞİTİM BAKANLİĞİ

TEŞKİLATI: MERKEZ

                         İHDAS EDİLEN KADROLARIN

 

Sınıfı

Unvanı

Derecesi

Serbest Kadro Adedi

Toplam

EÖH

Öğretmen

9

100.000

100.000

 

TOPLAM

 

100.000

100.000

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Erkan Akçay…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 74’üncü maddede verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Millî Eğitim Bakanlığı iç denetçilerinin raporuna göre, Türkiye'de 133.317 öğretmen açığı varken yaklaşık 350 bin öğretmen hâlâ atama beklemektedir. Millî Eğitim Bakanlığı, öğretmen açığı ve atama bekleyen öğretmenleri öncelikli olarak gündemine almalıdır. “Bütçe yetersiz, kadromuz kısıtlı.” söylemleri en azından eğitim için geride kalmalıdır çünkü eğitimin sorunlarını ertelemeniz mümkün değildir.

Burada vermiş olduğumuz önergeyle öğretmen açığının önemli ölçüde giderilmesi için 100 bin öğretmen kadrosu ihdas edilmesini öneriyoruz. İstenildiği zaman pek çok yere, pek çok kişiye, kuruma pekâlâ kadro alınabilmektedir, bu da son derece makul bir kadro önerisidir.

Sayın Başbakanın atanamayan öğretmenlere bakış açısını hatırlatmak bakımından tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yıl 2002, İzmir mitingi: “Şu sisteme bakın hele, ülkede 72 bin öğretmen açığı var, sen sınavla öğretmen seçiyorsun. Hangi akla hizmet ediyorsunuz? Biz hükûmetimizi kurduğumuzda bütün öğretmenleri göreve başlatacağız ve öncelikli olarak eğitim sorununu çözeceğiz.”

Yine, 2002, Samsun mitingi: “Biz geldiğimizde üniversiteyi bitiren öğretmen adaylarının ‘Ne yapacağım, sınavı ya kazanamazsam.’ korkusu olmayacak çünkü sınav olmayacak.”

2002, Gaziantep mitingi: “Bunlar bir de sınavla öğretmen alıyor. O zaman niye okutuyorsun bu öğrencileri, yazık değil mi? ‘Öğretmen almıyorum.’ de, bu evlatlarım okumasın boşuna. Ama, biz iktidar olunca inşallah boşta öğretmen adayı kalmayacak.” İktidar olduktan sonra değişen ve dönüşen Sayın Başbakan, on yıl sonra yani 2012 yılında öğretmen açığı 133 bini geçmiş, atamayan öğretmen sayısı 370 bine ulaşmışken ne diyor? Diyor ki: “Öğretmen maaşları memura haksızlıktır. Zaten on beş saat çalışıyorlar, bir de iki ay tatil yapıyorlar.”

Bizlere düşen görev öğretmenlerin katlanan ve derinleşen sorunlarına bir an önce çözüm bulmakken AKP’nin içindeki bir komisyon âdeta öğretmenlerimizi aşağılamakta ve itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. AKP’nin içindeki bu komisyonun adı öğretmenleri itibarsızlaştırma komisyonudur ve bu komisyonun başkanı da Sayın Başbakandır, üyeleri de Millî Eğitim eski Bakanı Ömer Dinçer’le AKP Grup Başkan Vekili Sayın Elitaş’tır. Bu komisyonun başkanı Sayın Başbakanın öğretmenlerimizle ilgili fikirlerini söyledim, şimdi diğer üyelere bakacak olursak: “Ben öğretmen olmak isteyenleri Eminönü’deki caminin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum. Bekliyorlar ki biri önlerine yem atsın.” ve “Atama bekleyen öğretmenler kendisine başka iş bulsun.” diyerek öğretmenleri aşağılamıştır. Yine, bir başka sayın bakan öğretmenlere şahsiyet kazandırmak isteyen bir insan olarak Ömer Dinçer’in bu sözlerini yorumlamıştır ve Sayın Elitaş da “Öğretmen 1.800 lira maaş alıyormuş. Ne iş yapıyorlar? Git git, gel. Beğenmeyen başka iş yapsın.” diyerek öğretmenleri ve öğretmenlik mesleğini küçümsemiştir.

Sayın Başbakan, Millî Eğitim Bakanı ve AKP’li yöneticilerin öğretmenlerin çalışma saati, maaşları ve öğretmen atamalarına ilişkin bu yanlış ve kamuoyunu yanıltan açıklamaları öğretmenlerimizin psikolojik olarak yıpranmalarına yol açmakta ve öğretmenlerle diğer kamu görevlilerini ve toplumu karşı karşıya getirmektedir.

Geleceğimizin güvenceleri olan çocuklarımızı hayata hazırlayan öğretmenlerimiz hâlâ en temel ihtiyaçlarını gidermekte zorluk çekmekte ve ekonomik problemler karşısında da maalesef çaresiz bırakılmaktadır.

Bu düşüncelerle önergemizin kabulünü diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.46

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.53

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 74’üncü maddesi üzerinde Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve arkadaşlarının vermiş olduğu önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifinin 74 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve bu maddeye bağlı olarak Teklife aşağıdaki (4) ve (5) sayılı listelerin eklenmesi arz ve teklif ederiz.

Mahir Ünal (Kahramanmaraş) ve arkadaşları

"MADDE 74- Bu Kanuna ekli (2), (3), (4) ve (5) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir."

                                              

                                  (4) SAYILI LİSTE

KURUMU: ÇALIŞME VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

TEŞKİLATI : YURTDIŞI

 

                         İHDAS EDİLEN KADROLARIN

 

Sınıfı

Unvanı

Derecesi

Serbest Kadro Adedi

Toplam

GİH

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşaviri

1

15

15

GİH

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşesi

3

5

5

GİH

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Ataşe Yardımcısı

5

5

5

TOPLAM

 

25

25

 

                                  (5) SAYILI LİSTE

KURUMU   : AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANLIĞI

TEŞKİLATI : TAŞRA

                        İHDAS EDİLEN KADROLARIN

 

Sınıfı

Unvanı

Derecesi

Serbest Kadro Adedi

Toplam

YH

Hizmetli

10

200

200

TOPLAM

 

200

200

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFÜ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Bir saniye…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bu maddeyle ilgili bir hususu arz etmek istiyorum.

Bilmiyorum ama daha geçici 1’inci madde kabul edilmiş değil. Geçici 1’inci maddeye bağlı olarak bir cetvel oluşturulmasını nasıl kabul edeceğiz? Geçici 1 kabul edilmeden kadro ihdas ediyorsunuz. Gerekçede deniyor ki: “Teklifin geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılacak atamalarda kullanılmak üzere…” Aslında bunun geçici 1’inci maddeye eklenmesi gerekmiyor mu? Yani daha kabul edilmemiş. Şarta bağlı önerge olmaz biliyorsunuz. Burada bir problem olmasın.

BAŞKAN – Evet, Sayın Komisyon Başkanı…

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir dakika…

İkinci husus da Sayın Başkan, şimdi, bu Plan ve Bütçe Komisyonunun kabul ettiği metne ekli listeler: “(I) sayılı liste” diyor, “(2) sayılı liste” diyor, “(3) sayılı liste” diyor, demek ki bu listeler kabul edilmiş ancak 74’üncü madde sadece bu kanuna ekli (2) ve (3) no.lu listelerden bahsediyor. “(I) no.lu liste kabul edilmiş.” diyor ama yok. Burada bir problem var efendim.

BAŞKAN – Komisyon Başkanının açıklamasını bir dinleyelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan… Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Liste yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim, ben de bununla ilgili bir soru sorayım da…

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati:21.56

 

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 22.11

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER:, Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, 74’üncü maddede son önerge üzerinde…

Sayın Komisyon Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergesine katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

Evet, önerge üzerinde söz isteyen Sayın Mustafa Elitaş, Kayseri Milletvekili.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir hususu açıklamak için burada bulunuyorum. Muhtemelen inanıyorum, ümit ediyorum ki biraz önce burada ifade eden arkadaşımız da herhâlde İnternet’ten aldığı yanlış bir haber doğrultusunda incelemeden, araştırmadan bizim üzerimizden bir meseleyi dile getirmeye çalıştı.

2011 yılının Eylül ayında öğretmenlerle ilgili bir sendika bana müracaat etti. 652 ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de kendilerinin yer almadığını, maaşlarının düşük olduğunu ifade ettiler, “Bu konuda ne yapabilirsiniz?” dediler. Biz de o çalışmalarımızda hem daha önceki gelen hem de o gün gelen arkadaşlarımızdan aldığımız bilgi ve Maliye Bakanlığından aldığımız bilgi doğrultusunda 9/1 öğretmen ile 13/1 hizmetli arasında 30 liralık ücret farkı olduğunu ifade ettik. Bir üniversite doçenti 2.400 lira alırken bir öğretmenin 1.800 lira, en üst seviyede, 1’inci dereceden bir öğretmenin 1.800 lira, 9’uncu dereceden bir öğretmenin de 1.700 lira civarında aldığını, aradaki farkların çok düşük olduğunu ifade ettik. Bugün, geleceğimizi teslim ettiğimiz, en değerli varlıklarımız olan evlatlarımızı ellerine teslim ettiğimiz öğretmenlerin maaşlarının çok düşük olduğunu ifade ederken arkadan da şunu söyledik, dedik ki: “Bu kadar düşük maaş olmasına rağmen, hâlâ 300 bin kişi-500 bin kişi bu meslek için sıraya giriyorsa, birbirleriyle yarış hâlindeyse bunda bir terslik var.” Ama her ne hikmetse o gün bizi ziyarete gelen sendika farklı bir şekilde ifade ederek: “Sayın Elitaş öğretmen maaşlarının fazla olduğunu, bunların yerine göz diken 1 milyon civarında öğretmen adayının bulunduğunu, bu öğretmen adaylarının bulunmasından dolayı bu maaşların yüksek olduğunu ifade eden yanıltıcı ve yanlış bir bilgi vermişler…” Kendilerini defalarca aramamıza rağmen, öğretmen maaşlarının düşük olduğunu ifade ederken bir örnek verdiğimizin, 1 milyon 500 bin-1 milyon 800 bin liraya bu öğretmenlerin çalıştığını, özveriyle çalıştığını ama bunlar çalışırken de sırada, birbirleriyle olağanüstü yarış içerisinde bulunan adayların çokluğunun bir çelişki olduğunu ifade etmemize rağmen bunu farklı bir şekilde ortaya koymuşlardır. Defalarca da söylememize rağmen, maalesef, herhâlde fikirlerimiz tutmadığından dolayı o sendika düzeltme ihtiyacını hissetmemiştir.

Sayın milletvekili burada bu konuyu gündeme getirdiğinden tekrar açıklama ihtiyacı hissettim.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, biraz önce, ara vermeden önce Sayın Oktay Vural bir konuyu gündeme getirdikten sonra ben de aynı maddeyle ilgili olarak bir konuyu gündeme getirmek üzere ayağa kalktım fakat benim konuşmama fırsat vermeden oturumu kapadınız. Yani, ben de aynı konuyla ilgili, aynı maddeyle ilgili bir başka konuyu gündeme getirecektim, buna maalesef fırsat vermediniz. Bunu doğrusu anlayabilmiş değilim. Oturumu açtınız, “Sayın Hamzaçebi, bir şey söyleyecektiniz, neydi acaba?” diye bir soru sormanızı beklerdim, onu da sormadınız.

Şimdi ben söylemek istediğimi söyleyeceğim: Komisyondan geçen ve Genel Kuruldaki önergeyle yeni kadro ilaveleriyle yeniden düzenlenen bu madde Anayasa’nın 163’üncü maddesine aykırı olarak düzenlenmiştir. Anayasa’nın 163’üncü maddesi, cari yıl bütçesine yük getirecek veya ileriki yıl bütçelerine yük getirecek bütün düzenlemelerin, o bütçeye getireceği yüke ilişkin bir hesabın ilgili kanun tasarısına eklenmesini öngörür. Anayasa’nın 163’üncü maddesi gayet açıktır. Esasen, Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na göre böyle bir tablonun bu tasarıya, teklife eklenmesi gerekirken bu ihmal edilmiştir. Komisyonda bu eksiklik tamamlanabilirdi, bu tamamlanmadı; buraya geldi, önergeyle madde kapsamı yani bütçeye gelecek yükün kapsamı genişletiliyor ama buna rağmen Hükûmet Parlamentoyu Anayasa’nın 163’üncü maddesine göre bilgilendirme ihtiyacı duymuyor. Doğrusu, Anayasa hükümlerini bu kadar pervasız bir şekilde       diyeceğim -yani Anayasa hükmü açık, ve Komisyon bunu gayet iyi bilir, Hükûmet bilir, bakanlar bilir- bu kadar göz göre göre ayaklar altına alınmasını, doğrusu ben içime sindiremiyorum. Genel Kurulun bilgisine, dikkatine sunuyorum.

Bir soruyu da dün sormuştum, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı 25 tane yurt dışı kadro alıyor, acaba hangi ihtiyaçtan almaktadır? Yurt dışındaki işçilere verilen hizmetimiz arttı da mı bu ilave kadroyu istiyor yoksa birtakım subjektif gerekçelerle belirli birtakım kişileri yurt dışı kadrolara tayin etmek amacıyla mı bu kadrolar talep ediliyor. Dün sormuştum, bir cevap alamadım, bugün bir kez daha soruyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Hamzaçebi.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair otuz önerge vardır. İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre yeni bir madde olarak görüşülmesine Komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde görüşme açılır ve bu maddede belirtilen sayıda önerge verilebilir. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 21 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi, ilk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine 74 üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli            Hüseyin Şahin                 Ahmet Aydın

   Giresun                            Bursa                          Adıyaman

 

Mihrimah Belma Satır    Vedat Demiröz                  Engin Altay

   İstanbul                            Bitlis                              Sinop

 

Mustafa Şahin        Ferit Mevlüt Aslanoğlu           Ekrem Çelebi

    Malatya                          İstanbul                             Ağrı

 

Erkan Akçay                    Recep Özel                   Ramazan Can

    Manisa                           Isparta                          Kırıkkale

 

Oktay Vural                 Bayram Özçelik       Mehmet Galip Ensarioğlu

      İzmir                             Burdur                         Diyarbakır

 

Mustafa Baloğlu           Mehmet Şandır          Mehmet Doğan Kubat

     Konya                            Mersin                           İstanbul

 

        Mehmet Akif Hamzaçebi            Mehmet S. Hamzaoğulları

                İstanbul                                        Diyarbakır

“MADDE 75- 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun ek 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “5.000” ibaresi, “8.500” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katıldığından dolayı önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Şahsım adına söz istiyorum Sayın Başkanım, şahsım adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Efendim?

KAMER GENÇ (Tunceli) – Madde üzerinde şahsım adına söz istiyorum.

BAŞKAN – Önerge üzerinde gruplar adına söz isteyen yok.

Şahsı adına Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.

Buyurun Sayın Genç.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında, tabii, Türkiye’de işsizlik çok önemli boyutlarda. Bugün yüz binlerce üniversite mezunu, öğretmenler, ziraat fakültesi mezunları, iktisat fakültesi mezunları her gün bize başvuruyorlar, diyorlar ki: “İşsiziz biz.”

Arkadaşlar, aslında, devletin kaynakları buna müsait. Bu devletin kaynakları, adil davranılsa, hakkıyla kullanılsa Türkiye Cumhuriyeti devleti özellikle üniversiteyi bitiren insanlara iş imkânlarını sağlayabilecek bir düzeyde ama maalesef bugünkü AKP’nin bir hesabı var. Yani ille de imam-hatip mezunu isen sana bir iş temin ediyorlar. Biz imam-hatip mezunlarına karşı değiliz, biz Türkiye Cumhuriyeti hudutları içinde yaşayan her vatandaşın eşit haklara sahip olduğunu, iş temininde, işe alınmada aynı, eşit imkânlara kavuşması gerektiğine inanan insanlarız, yani biz kimseye karşı değiliz. Bir dönem, kendi danışmanım imam hatip mezunuydu. Yani biz kimseye karşı da şey değiliz.

Ama önemli olan, bakın, bu memlekette üniversiteyi bitiren yüz binlerce insan çalışmıyor, iş bulamıyor. Öyle aileler var ki 3-4 tane çocuğunu okutmuş, fakat bir türlü bunlara iş verilmiyor. Şimdi, getirip de Mısır’a 2 milyar 250 milyon dolar yardım yapıyorsunuz, birçok yerlere fuzuli yardım yapıyorsunuz. Yahu kardeşim, yani  bu işsiz olan gençlerimize de bir imkân sağlayalım, bunlara bir imkân verelim.

Şimdi, bir genci düşünün ki, ekmek bulamıyor, üniversiteyi bitirmiş, evde 3-4 tane kardeş üniversiteyi bitirmiş, çarşıya çıkacak cebinde parası yok, babası emekli. Şimdi, ne yapacak bu insan? Nasıl bu insanların rahat bir yaşama kavuşması için nasıl bir  buna… Türkiye Büyük Millet Meclisinin buna bir çare bulması lazım. Dolayısıyla, Türkiye'nin imkânları buna çare bulmaya elverişli.

Türkiye’de ihaleler özellikle yandaşlara yapılıyor. İhalelerde büyük soygunlar var. İhalelerde hakiki bir ihale bedeli tespit edilmiyor.  TOKİ’lerde özellikle eğer yandaş bir kişiye ihale veriliyorsa o ihale gerekli olan muhammen bedelleri tespit edilerek, proje bedelleri tespit edilmeden veriyorlar. Yani, ben bir olaya şahit oldum, bizim Tunceli’de TOKİ’ye bir ihale vermişlerdi, İstanbul’da AKP’li belediye meclis üyesini getirmişler Çemişgezek’teki 100 tane konutu 16 milyon 250 bin liraya ihale etmişler. Şimdi, ama aynı TOKİ -Çemişgezek merkezinde  yani orada bir evin maliyeti 160 bin  liraya  geliyor- Çemişgezek’in içinde bir ihaleyi ev başına 50-60 bine vermiş. Şimdi dedim ki: Yahu arkadaş, sizde hiç mi hesap yok? Yani, köyde yapılan bir ihalede zaten arsa bedeli yok, burada inşaat maliyetleri ucuz. Sonra benim müdahalemle, tuttular ufak tefek bir şey de yaptılar, o 16 milyon 250 bin liralık ihaleyi 8,5 milyona indirdiler. Yani, bunların daha neleri var arkadaşlar. Onun için…

Bir Ağaoğlu var İstanbul’da, ona ne imkânlar sağlanıyor arkadaşlar. O Ağaoğlu’na sağlanan imkânları bu Meclisin incelemesi lazım. Bunlar TOKİ’nin parasıyla katrilyoner oldular. Adam 20 tane araba alıyor, genç genç sevgililerle geziyor. Bir bakalım, bakalım TOKİ bunlara ne şartlar tanıyor. Yani ben bununla şunu söylemek istiyorum: Eğer devletimizin mali kaynakları yerli yerinde kullanılsa… İşte Tayyip Erdoğan’la Abdullah Gül’ün, efendim, 7-8 tane özel uçakları var. Canları istediği zaman çoluk çocuğunu dolduruyor, akrabalarını dolduruyor, haydi, dünyanın her tarafına gidip tatil yapıyorlar. Ya, yazık günah arkadaş. Bu memlekette Müslüman bir kişinin özünde adalet vardır. Diyor ki: “Komşun açsa sen orada gidip de bunu yapamazsın.” Dolayısıyla, böyle bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMER GENÇ (Devamla) – …çelişkili bir ortamda yaşıyoruz. Devletin kaynakları bu kadar israf ediliyor, devlet birtakım kişilerin çiftliği hâlinde yönetiliyor. Bunları eşit şekilde paylaşın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Genç, lütfen, teşekkür ediyorum.

KAMER GENÇ (Devamla) – Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, birazdan görüşeceğimiz, görüştüğümüz bu köy korucularının maaşlarında düzenleme yapan hususta, köy muhtarlarının maaşlarını düzenleyen hususta partiler arasında ortak bir mutabakatla, ortak önergeyle bu safhaya kadar gelinmesi, inşallah, Genel Kurul tarafından kabul edilmesini çok olumlu gördüğümüzü, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, inşallah, bu tip girişimlerde vatandaşlarımızın bu sorunlarını çözme konusunda ortak iradenin her zaman oluşması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Hayırlı uğurlu olsun efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Yeni madde 75 kabul edilmiştir.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Başkanım, özür dilerim, soru-cevap mekanizmasını çalıştırmadınız mı? Başkanım, yani yapmayın gene ama bana nazik bir cevap verin yani “Olmadı, atladım” deyin ama böyle olmaz ki yani. Arkadaşımız…

BAŞKAN – Sayın Altay, böyle bir usulümüz yok, biliyorsunuz efendim.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Nasıl yok? Yeni madde, nasıl olmaz? Daha önce oldu, yaptınız.

BAŞKAN – Yeni maddede vereyim o zaman, tamam, anlaşıldı. Kusura kalmayın, şey yapamadım, evet.

Evet, yeni maddeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine 74 üncü maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

             Engin Altay                           Adil Zozani                          Ahmet Aydın 

                 Sinop                                  Hakkâri                               Adıyaman

     Mihrimah Belma Satır         Ferit Mevlüt Aslanoğlu          Mehmet Doğan Kubat

               İstanbul                                İstanbul                                İstanbul

Mehmet S. Hamzaoğulları              Ramazan Can                         Recep Özel

              Diyarbakır                             Kırıkkale                                 Isparta

         Bayram Özçelik                       Erkan Akçay               Mehmet Galip Ensarioğlu

                Burdur                                  Manisa                               Diyarbakır

           Ekrem Çelebi                      Mehmet Şandır                     Mustafa Şahin

                   Ağrı                                     Mersin                                  Malatya

          Vedat Demiröz                     Hüseyin Şahin                    Mustafa Baloğlu

                  Bitlis                                    Bursa                                    Konya

                       

 “MADDE 76 – 18/3/1924 tarihli ve 442 sayılı Köy Kanununun ek 17 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan “15.000” ibaresi, “50.000” şeklinde değiştirilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunlukla katıldığı için önerge üzerinde madde olarak görüşme açıyorum.

Gruplar adına söz talebi var mı?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Grup adına Sayın Sezgin Tanrıkulu…

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Milletvekili.

Buyurun.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu anda İstanbul’da Çağlayan Adliyesinde Taksim Gezi Parkı Platformu üyeleri adliyeden getirildiler, savcılık tarafından mahkemeye sevk edildiler ve şu anda sorguları yapılıyor. Biraz önce milletvekillerimizle görüştük, birçok milletvekilimiz orada ve sorgu tutanaklarına hâkimler. Sorgu tutanaklarına geçen ifadeler, gerçekten hepimizi utandıracak, hepimizin yüzünü kızartacak ve bu Meclisin onuruyla, bu Meclisin vakarıyla, yasa yapmasıyla utanacağımız beyanlar var orada.

Sayın Bakanım orada, Kabinenin tek kadın Bakanı ama bunu birçok taciz vakasının avukatlığını yapmış olan bir insan olarak söylüyorum ve burada utanarak söylüyorum: Eğer 2013 yılında İstanbul’da gözaltına alınan kadınlara… 62 yaşındaki bir kadın soyuluyorsa, çırılçıplak soyuluyorsa ve –utanarak söylüyorum, söylemekten hicap duyuyorum- taciz ediliyorsa, bu cumhuriyetin ve bu Meclisin ayıbıdır. Eğer biz…

RECEP ÖZEL (Isparta) - Yapan varsa yanlıştır.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bakın, bu cumhuriyetin ve bu Meclisin ayıbıdır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Yapanın ayıbı olsun, yapanın ayıbıdır.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yapanın ayıbıdır.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Yapanın ayıbı değil, bu cumhuriyetin de ayıbıdır, bu Meclisin ayıbıdır. Niye? Senin yüzünden işte, bak, senin yüzünden onlara cesaret veriyorsunuz, cesaret, cesaret. Bugüne kadar hangisini açığa çıkardınız, hangisini? 5 kişi öldü.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, kardeşim onların ayıbıdır.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Bak, 5 kişi öldü, 5 kişi. Hangisine söylediniz, hangisine söylediniz? Bakın, senden, bu sözden, bu cumhuriyetin Meclisindeki bu milletvekili sözlerinden cesaret alıyorlar, cesaret, cesaret alıyorlar.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Nereden cesaret alıyorlar gözünü seveyim ya! Oraya gidenler cesaret alıyorlar.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Cesaret alıyorlar, cesaret almasalar insanların beynine o kurşunu sıkmazlar, sizden cesaret alıyorlar, bu sözlerden, bu laf atmalardan cesaret alıyorlar.

İSRAFİL KIŞLA (Artvin) - Bu maddeyle ne alakası var ya!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Sayın Bakanım, sizin bakanlığınıza güveniyorum, sağduyunuza güveniyorum. Buradan kalkın, bütün bu tacizleri kınayın bugün, kınayın, kınayın. Kınamanız lazım, gelip burada bütün tacizleri kınamanız lazım. Yirmi yıl önce, otuz yıl önce güneydoğuda oldu. Tek tek ben vakaları size söylerim, hepsinin avukatlığını yaptım İnsan Hakları Mahkemesinde. Biz eğer 2013 yılında yeniden İnsan Hakları Mahkemesini burada adres gösteriyorsak hepimizin ayıbıdır, hepimizin. Kadınlara eğer taciz yapılıyorsa bugün, İstanbul’da taciz yapılıyorsa, TOMA’ların içinde taciz yapılıyorsa ve bununla ilgili olarak da bu Meclis burada el birliğiyle bunu kınamıyorsa hepimizin ayıbıdır, hepimizin ayıbıdır: yapanların değil, hepimizin ayıbıdır. Kalkalım, kınayalım. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Yapan varsa cezasını çeker.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yapan yanlış yapıyor ya!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - El sallama böyle, el sallama, senden cesaret aldılar, senden cesaret aldılar tamam mı? Bu yüzden. Hele bu pişkinliğe bakın ya, tam bir pişkinlik yani, tam bir pişkinlik yani.

RECEP ÖZEL (Isparta) – Yapan yanlış yapıyor diyorum ya!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Arkadaşlar, yanlışsa gelin, burada “Hesap soracağız.” deyin, “Hesap soracağız, hesap soracağız.” Göz altında kadınlara taciz yapanlara, onlara taciz yapanlara, işkence yapanlara “Hesap soracağız.” deyin burada, alnınız açık bir şekilde, “Hesap soracağız.” deyin burada. Alnınız açık bir şekilde “Hesap soracağız.” deyin. Niye söyleyemiyorsunuz?

RECEP ÖZEL (Isparta) - Niye söylemeyelim? Yapana yanlış diyoruz.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Yapılıyor işte, bakın, bugün, burada zabıtlara geçmiş.

Değerli arkadaşlar… Gülmeyin gülmeyin. Bakın, Türkiye Cumhuriyetinin aleyhine, bu devletin aleyhine… Arkadaşlar… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) - Yapanın Allah cezasını versin.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Arkadaşlar, dinleyin bakın.

Türkiye adına büyük bir ayıp yapılıyor, büyük bir ayıp. Büyük tacizler yapılıyor, insanlar taciz ediliyor. Bu cumhuriyetin vakarına uygun olmayan davranışlar yapılıyor. Yirmi yıl önce yapılıyordu. Bakın, Diyarbakır’da yapılıyordu, Hakkâri’de yapılıyordu. Karşı çıkıyorduk, götürüyorduk ama kimse bizi dinlemiyordu, kimse. Yirmi yıl önce, on yıl önce bütün o davaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıdık, hepsinden de mahkûmiyet aldık, hepsinden mahkûmiyet aldık ama eğer, bugün, 2013 yılında hâlen burada işkenceyi, tacizi, uzun gözaltıyı ve  tutuklamayı tartışıyorsak, bu, kimin ayıbıdır? Kimin ayıbıdır değerli arkadaşlar? Bu Meclisin değil mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yapanın ayıbıdır.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Hükûmetin ayıbı Hükûmetin.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - On yıldır, on yıldır… Bakın arkadaşlar, on yıldır siz iktidarda değil misiniz? Nedir bu cezasızlık hâli? Kimi yargıya götürdünüz? Hangi polisiniz, güvenlik güçleriniz yargıya gitti? Hangisi gitti, hangisi gitti bana söyler misiniz? Bakın, size… Burada avukat arkadaşlarım var, hepsi biliyorlar. Bakın, hiç tebessüm etmenize gerek yok, hepiniz biliyorsunuz, hepiniz… (AK PARTI sıralarından gürültüler)

SALİM USLU (Çorum) - Ağlayacak mıyız? Ne istiyorsun?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Ağlayacaksınız tabii ya, utanılacak hâlinize ağlayacaksın. Ağlayacaksın… Ağlayacaksın, utanacak hâlinize. Bir de HAK-İŞ’in başkanlığını yapmışsın.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, lütfen… Sayın milletvekilleri… Sayın Uslu…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Utanmanız lazım ya, utanmanız lazım. Bir de HAK-İŞ’in başkanlığını yapmışsın ya. Taciz diyorum.

BAŞKAN - Sayın Tanrıkulu, lütfen Genel Kurula hitap edin, karşılıklı konuşmayalım.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Gel burada kına, kına; gel burada bu tacizi kına. Bakın, burada sizlere sesleniyorum…

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, lütfen, Genel Kurula hitap edin.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Kadın milletvekilleri sizlere sesleniyorum, zapta geçmiş. Gelin, burada, gözaltında tacizi, İstanbul’da yapılan, Gezi Parkı’nda yapılan tacizi gel kına burada, Salim Uslu; gel kına burada, gel. Hesap soracağım diye…

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, lütfen, Genel Kurula hitap edin, karşılıklı konuşmayalım.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – “Hesap soracağım.” diyor, gel burada söyleyebiliyor musun?

SALİM USLU (Çorum) – Yapılan tacizi de söyle.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Söyleyebiliyor musun, gel burada söyle! Sana bıraktım, gel, gel beraber söyleyelim, gelir misiniz!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, böyle bir şey olmaz Sayın Başkanım. Herkesi buraya çağırıyor, ne biçim iş bu!

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – Gelin beraber söyleyelim. Dört tane milletvekili, gelin burada beraber söyleyelim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Tanrıkulu…

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – “Bu Meclisin iradesi, gözaltında tacize, tecavüze, işkenceye karşıdır.” beraber söyleyelim. Neden kaçınıyorsunuz? Gelin burada dört siyasi partinin üyeleri olarak beraber bu kürsüyü kullanalım, onlara cesaret vermeyelim. Ama cesareti bu laflardan alıyorlar…

RECEP ÖZEL (Isparta) – Ya, biz ne dedik?

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) – …sizlerden alıyorlar.

Değerli arkadaşlar, gözaltında tacizi kınıyoruz. Gezi Parkı nedeniyle aldığınız intikamı kınıyoruz ve gözaltında tacizlere de son verilmesini istiyoruz.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – İki dakikan daha vardı.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Gel kullan, sen kullan o zaman.

BAŞKAN – Sayın Tanrıkulu, lütfen. Konuştunuz tamam, süreniz de tamamlandı, yerinizde oturun.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sezgin Bey, tamam, söyleyeceğini söyledin, gel.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

11.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Genel Kurul salonunun güvenliğini, sükûneti ve uyumu sağlamakla görevli olan Adalet ve Kalkınma Partisine mensup İdare Amirinin oturduğu yerden kürsüye laf atmasını, taciz etmesini kınadığına ilişkin açıklaması

 

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, efendim, bir konuyu Başkanlık Divanının ve Genel Kurulun bilgisine sunmak istiyorum:

Hatip kürsüde konuşurken tabii ki bu ortam içerisinde, bu atmosferde zaman zaman milletvekilleri laf atabiliyor, kürsüdeki hatip ona yönelik birtakım cevaplar verebiliyor. Bunlar görüşmelerin doğal seyridir, bunu yadırgamıyorum, elbette daha sakin görüşme yapabiliriz ama bu da oturumun atmosferinden kaynaklanan bir olay. Ama ilk kez bir şey görüyorum: Bu Meclis salonunun, Genel Kurul salonunun güvenliğini, buradaki sükûneti, uyumu sağlamakla görevli olan idare amiri, Adalet ve Kalkınma Partisine mensup idare amiri oturduğu yerden kürsüye laf atıyor…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Taciz ediyor.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – …taciz ediyor. Bunu kınıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

Madde üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Adil Zozani, Hakkâri Milletvekili.

BDP GRUBU ADINA ADİL ZOZANİ (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, ben de yeni madde ihdasıyla ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii 25 yeni madde ihdası 76, 25 daha 101. Biz ilk gün yaptığımız konuşmalarda bu gelen torbanın 100’ü aşacağını ifade etmiştik. Tabii, arada yapılan diğer madde ihdaslarıyla birlikte bu 100’ü aştı. Gelen fıkra ve önergeler şeklinde yapılan tekliflerle de bunları hesaba kattığınız zaman, artık, çeteleyi tutmaktan hepimizin vazgeçmiş olması gerekir diye düşünüyorum.

Tabii ki bu kadar yoğun bir çalışma temposunda çalışıldıktan sonra, zaman zaman, ister istemez sinirlerin gerildiğine tanıklık ediyoruz. Zaman zaman maksadını aşan ifadeler de birbirimize karşı kullanmış olabiliyoruz bu noktada. Ama tümünde yani dönüp kişileri suçlamak yerine bu çalışma yöntemine bakmakta fayda var. Burada bulunan vekillerin büyük bir kesimi…     Ki ben bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak burada konuşuyorum hem bu torba yasanın alt komisyon çalışmalarında hem de üst komisyon çalışmalarında yer aldım. Ben de işin ucunu kaçırdım; artık neyi tartıştığımızı kaçırmaya başladım. E, bu tartışmaların tümünden habersiz olan milletvekili arkadaşların neyi tartıştığını bilmeden burada lehte veya aleyhte ellerini kaldırıp indirdiği bir durumda sinirlerin tahrip olması kadar doğal bir şey yoktur, bunu görüyoruz. Bu çalışma stili, bu çalışma yöntemi Meclisin sağlığını bozuyor. Böylesi sağlıksız bir ortamda, bu gerilimi daha fazla bu şekilde devam ettirmenin hiç kimseye bir faydası yok.

Hesap ettim, bu torba kanun çalışması esnasında, sadece Genel Kurul safhasında yaklaşık 250 konuşma yapılmış yani her 2 milletvekilinden 1’isi ortalama konuşma yapma şansına sahip olmuş bu konuyla ilgili. Peki, tamamını yan yana getirip neyi konuştuğumuza baksak… Bakın, ben burada yapılan bazı konuşmaları, özellikle de iktidar partisi cenahından konuyla ilgili yapılan konuşmaların bazılarını gerçekten burada ifade etsem yani tezadı ifade etmeye kalkışsam o arkadaşların kişiliğini rencide etmiş olurum ki böyle bir şeyin tarafı olmam. Niye böyle? Çünkü, yöntem sağlıksız. Bundan sonra yapacağınız madde ihdaslarında grup olarak zorunlu olmadığı sürece, gerekmediği sürece söz almayacağız artık, sözün bittiği bir noktaya geldik.

İktidar partisi bu çalışmanın tamamında uzlaşma tarafı olmadı. Alt komisyon kurulma gerekçesi bir uzlaşma arayışıdır ancak siz alt komisyonda dört parti milletvekillerinin, üyelerinin ortak talebiyle, ortak tutumuyla torbadan çıkardığınız bir önergeyi, bir maddeyi Genel Kurul safhasında getirip tekrar geçirirseniz, oylatırsanız ahlaki bir iş yapmış olmazsınız.

Belki Meclis komisyonları içerisinde uyum açısından, uzlaşı kültürü açısından retoriği en iyi olan komisyonlardan bir tanesi Plan ve Bütçe Komisyonudur ve bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak bu retoriğin burada bozulmuş olmasından son derece üzüldüm, yapmamanız gerekirdi. Çok ihtiyaç idiyse daha sonraki safhalarda, ilgili bir komisyonda getirir, tartışırdınız Dışişleri Bakanlığıyla ilgili görüşmeyi ama o gün alt komisyon görüşmelerini yaptığımızda bize söylenen aynen şudur: “Dışişleri Bakanlığının bu önergeden haberi yoktur.” denildi. “Kim önergeyi buraya sokmuş, ne şekilde, hangi maksatla buraya koymuş bilmiyoruz.” denildi. Dışişleri Bakanlığı temsilcisi önergeye sahip çıkmadı, siz o önergeyi getirdiniz, burada geçirdiniz. Kusura bakmayın ama ahlaki değildi bu. Bu Mecliste her tartışmayı yaparız ama birbirimizi kandırmayı tercih etmememiz gerekir.

Konuyla ilgili, bu maddeyle ilgili olarak, ihdas edilen maddeyle ilgili olarak, evet, bu ihdas edilen yeni maddelerle ilgili birçoğunda grup başkan vekilimizin de imzası vardır ancak üzerinde konuştuğum özellikle korucuların maaş artırımıyla ilgili, emekli korucuların maaş artırımıyla ilgili önergede biz siyaseten bugüne kadar bu konuyla ilgili hiçbir şekilde pozitif bakmadık bu olaya, bugün de pozitif bakmıyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sizin imzanız okundu.

ADİL ZOZANİ (Devamla) – Sehven ifade edildi, önergede ismim olduğu ifade edildi. Yalnız, o önergede muhtarların maaş artışlarıyla ilgili bir düzenleme olduğunu düşünerek ben imzamı atmıştım ancak daha sonra Başkanlık Divanına bu imzayı geri çektiğimizi ifade ettim. Ancak bundan sonraki önergelerden, bazılarında evet imzamız vardır, destekliyoruz, diğerlerinde de Meclisin çoğunluk iradesi böyle kabul etmiştir şeklinde yaklaşıyoruz. Muhalefetimiz vardır, görüşümüzü ifade ediyoruz bu çerçevede, onun dışında bir yaklaşımın içerisinde değiliz.

Bütün bu çalışmalar içerisinde ben tekrar oturup koruculuk sisteminin bu ülkede yarattığı tahribatları yeniden, yeniden sıralama taraftarı değilim, hiç değinmeyeceğim. Daha öncesinde ne yaptıklarıyla ilgili olarak da bir şey ifade etmeyeceğim ama bu ramazan gecesinde şu duayı edeceğim: Allah bu ülkeyi, bu koruculuk sisteminden tez elden kurtarsın, Kürt halkını da bu ayıptan kurtarsın diyorum. Çünkü Kürtlere koruculuk sistemi, Orta Doğu ülkelerinin tamamında, Kürtlerle ilişkili olan Suriye’de de, İran’da da, Irak’ta da ve Türkiye’de de hepsi de birbirini örnekleyerek bu ayıbı birlikte yaşadıkları bir halka dayattılar, reva gördüler. Evet, bu haksızlığı bu halka yaptınız, bu kişiliksizliği bu halka dayattınız. Umut ediyorum günün birinde bu ayıptan dönülür ve bu sistemle ilgili olarak, bu sistemin ayıplarıyla ilgili olarak bir daha burada konuşma ihtiyacı duymayız diye düşünüyorum.

Evet, bu maddenin yani emekli korucularının maaşlarının artışıyla ilgili pozitif bir görüşümüz yoktur. Elbette ki muhtarlarla ilgili olarak, maaşlarının arttırılması, sosyal haklarının geliştirilmesiyle ilgili olarak pozitif düşünüyoruz, destek sunuyoruz. Bundan sonra ihtiyaç hasıl olmadığı sürece de diğer önergeler üzerinde daha çok sinirlerin tahrip olmaması dileğiyle konuşmayacağımızı  ifade etmek istiyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

76’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 74 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

         Nurettin Canikli                    Hüseyin Şahin                       Ahmet Aydın

                Giresun                                  Bursa                                 Adıyaman

 

     Mihrimah Belma Satır                Vedat Demiröz                        Engin Altay

               İstanbul                                   Bitlis                                     Sinop

 

          Mustafa Şahin               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Ekrem Çelebi

                Malatya                                İstanbul                                    Ağrı

 

            Erkan Akçay                          Recep Özel                         Ramazan Can

                Manisa                                  Isparta                                 Kırıkkale

 

             Oktay Vural                       Bayram Özçelik            Mehmet Galip Ensarioğlu

                  İzmir                                    Burdur                                Diyarbakır

 

         Mustafa Baloğlu                    Mehmet Şandır                Abdullah Nejat Koçer

                 Konya                                   Mersin                                Gaziantep

 

  Mehmet Akif Hamzaçebi                                                   Mehmet S. Hamzaoğulları

               İstanbul                                                                            Diyarbakır

 

           Recai Berber                          Salih Koca                        Mehmetksel         Manisa              Eskişehir                                Denizli

           Uğur Aydemir                       Pervin Buldan                        Cahit Bağcı

                Manisa                                    Iğdır                                     Çorum

 

    Mehmet Doğan Kubat                 İlknur Denizli                        Mehmet Muş

               İstanbul                                   İzmir                                   İstanbul

 

            Sadık Badak                   Süreyya Sadi Bilgiç            Mehmet Şükrü Erdinç

                Antalya                                  Isparta                                   Adana

                     

         Abdulkerim Gök                    Ertuğrul Soysal                     Feramuz Üstün

              Şanlıurfa                                Yozgat                              Gümüşhane

            Cengiz Yavilioğlu

                 Erzurum

                                                        

“MADDE 77 – 29/8/1977 tarihli ve 2108 sayılı Muhtar Ödenek ve Sosyal Güvenlik Yasasının 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “3.000” ibaresi, “5.700” şeklinde değiştirilmiştir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katıldığından madde olarak görüşme açıyorum.

Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

On bir yıldır bu Meclisteyim. İlk geldiğim günden itibaren hep muhtarlarla ilgili sorunu dile getirdim. Bilmiyorum kaç bakan geçti, kaç tane grup başkan vekili geçti. Her seferinde getirdiğimizde, “Haklısın, hemen ek gösterge hazırlıyoruz, hemen getireceğiz, Maliye Bakanlığı çalışma yapıyor…” İlk İçişleri Bakanlığınca yani -2002 Kasım ayında seçim olmuştu- zannediyorum ki 2003 Şubat veya Mart ayında muhtarların sorunu ele alındı. Aradan on bir yıl geçti.

Değerli arkadaşlarım, muhtarlar herhangi bir maaş almıyor bugüne kadar çünkü 400 lira maaş alıyorlar, 350 lira BAĞ-KUR primleri var ve herkes muhtar olduğu günden itibaren sosyal güvenlik sistemine üye olmak zorundadır. Muhtar olduğu gün üye olmazsa tüm cezaları, olduğu günden itibaren cezalı bir şekilde ödüyor sosyal güvenlik primini değerli arkadaşlarım.

Tabii, birazcık bu konu gündeme geldiğinde, iktidar partisi dört gruba da bunu teklif ettiğinde bizler grup başkan vekillerimizle birlikte seve seve imza attık. Kısmen, maaşlarını yüzde 90 oranında artırıyor ama muhtarlar sadece bunu istemiyor arkadaşlar. En azından, bir asgari ücrete bağlı olup sosyal güvenlik primlerinin devlet tarafından ödenmesini istiyorlar. İstanbul'da bir muhtar, yanında en azından 1 kişi çalıştırıyor. Muhtarlık kirası, elektriği, suyu, çayı, kahvesi… Bu insanların işi kolay değil.

İki, o mahallenin her türlü sorununu biliyorlar.

Değerli arkadaşlar, adrese dayalı sistem geldikten sonra, artık muhtarlıklar sadece… Zabıtanın, polisin ve kamu kimi arıyorsa sorumlusu muhtar. Yasal sorumluluğu var. Eğer tebligatı yapmamışsa yasal sorumluluğu var, hapis cezası var. Yani verdikleri emek kolay değil arkadaşlar. Bu açıdan, mutlaka, hepimiz, özellikle muhtarların sosyal güvenlik primlerini…

İki, mutlaka, yaşadıkları bölgenin belediyelerine belli oranda muhtar sokmamız gerekiyor. Çünkü o yörenin her türlü sorununu bilen, o yörenin her türlü sorunuyla ilgilenenler bu kişilerdir arkadaşlar. Halkın en çok girip çıktığı yerler muhtarlıklardır, halkın derdini en iyi bilenler bu insanlar. Bu açıdan, muhtarlarımızın meselesi sadece maaş değil, kendilerinin o şehrin yönetiminde belli oranda belediye meclis üyeliklerine girmelerini istiyorlar, mutlaka olmalı.

Yani nüfusa göre büyük ilçelerde birkaç muhtarın diyelim 30 belediye meclis üyesi varsa, en azından 2 ve 3 muhtarın da belediye meclis üyesi olması gerekiyor.

Yine söylüyorum, muhtarlar, sadece maaş istemiyorlar, onurlarını istiyorlar.  Adrese dayalı sistem sorumluluklarını çok daha artırdı. Adrese dayalı sistemde -altını çiziyorum- muhtarlık dışında olduğu için çok büyük sahtekârlıklar oluyor. Birisi, sadece notere gidip, noterden “Ben burada oturuyorum.” derse aynı evde 20 kişi, 30 kişi, 40 kişinin adresi çıkıyor. Hâlbuki, adrese dayalı sistem olmadan önce, muhtarlarda yetki olduğu zaman bunlar olmuyordu. Diyelim ki, okul kayıtlarında çok büyük sahtekârlıklar oluyor. Bu açıdan, adrese dayalı sistemin tekrar muhtarlıkların kontrolünden geçirilmesi gerekiyor. Eğer bir noter “Orada oturuyor.” diye bir şekilde bir kira kontratını onaylıyorsa, noter, sadece kira kontratını görüyor “Kira kontratını gördüm.” diye onaylıyor ama o adreste başka biri oturuyor mu, oturmuyor mu, kesinlikle noter bilmez. Onun için, adrese dayalı sistem birçok sahtekârlığı getirmiştir, birçok sahtekârın sahtekârlık yapmasına neden olmuştur. Hâlbuki, noterlerin tasdik ettiği adrese dayalı sistemdeki tasdik edilen tüm belgeler tekrar muhtarlık kanalıyla gittiği zaman bunların çoğu olmaz arkadaşlar. Bu açıdan, görevlerini istiyorlar, işlerini istiyorlar ve bir muhtar, özellikle kırsal bölgelerde, kaç defa valiye, kaymakama, her gün cebinden bir sürü masraf ederek gitmek zorunda. Bu açıdan, muhtarlara verdiğimiz bu maaş yetmez. Özellikle sosyal güvenlik sistemini bir kez daha gözden geçirmek lazım.

Muhtarların onurunu, şerefini, haysiyetini biz hep birlikte vermeliyiz. Muhtarlar hepimize lazım, hepimizin muhtar babası, o mahalleyi en iyi bilen kişi. Bunun hakkını teslim etmek bu Meclisin görevidir.

Bu önergeye imza atan 4 gruba da teşekkür ediyorum ancak sadece çok küçük bir sorunu gideriyor. Muhtarlar sorunlarının temelden giderilmesini istiyor.

Bu açıdan, bu Meclisin bu konuyu bir kez daha ele alması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

77’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

            Yılmaz Tunç                      Mustafa Kalaycı                 Oğuz Kağan Köksal

                 Bartın                                   Konya                                 Kırıkkale

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu           Süreyya Sadi Bilgiç                    Recep Özel

               İstanbul                                 Isparta                                   Isparta

          Afif Demirkıran                        Salim Uslu

                   Siirt                                     Çorum

"MADDE 78 - 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunun 1 inci maddesine "görevli olanların" ibaresinden sonra gelmek üzere "Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenlerin" ibaresi eklenmiştir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Komisyon salt çoğunlukla katıldığı için yeni madde görüşmesi olarak açıyorum.

Madde üzerinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifine dâhil edilmekte olan şehit aileleri ve gazilerimiz, yaşlılarımız, engellilerimiz, muhtarlarımız ve geçici köy korucularımızla ilgili maddeler üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Anayasa’mızın 61’inci maddesine göre devletin, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle malul ve gazileri korumak ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlamak görevi bulunmaktadır. Ancak şehit aileleriyle gazilerimiz ve malullerimizin birçok sorunları bulunmaktadır. Şehit aileleri ile gaziler ve malullerin aralarındaki adaletsiz ve ayrımcı uygulamalar mutlaka giderilmeli ve mevcut hakların iyileştirilmesi gerekmektedir.

AKP, pozitif ayrımcılık getirileceği, geniş imkânlar sunulacağı sözleri vermesine rağmen yıllarca yerine getirmemiştir. Şehit aileleri ve gazilerimizi sürekli hayal kırıklığına uğratmıştır. Geçen yıl temmuz ayında torba kanunda yapılan düzenlemelerin kapsamı çok sınırlı tutulmuştur. Ayrıca, o kanunla şehit yakınlarına ikinci iş hakkı tanınmakla birlikte bu hakkın kullanımına dair hâlen sorunlar yaşanmaktadır. Yine, geçen yılki torba kanunda ücretsiz seyahat, faizsiz konut kredisi ve kira yardımıyla ilgili olarak bazı düzenlemeler yapılmasına ve aradan bir yıl geçmesine rağmen hâlâ gerekli yönetmelikler çıkarılmamış, uygulamaya geçilmemiştir. Dolayısıyla, uygulamaya geçmedikten sonra yasal düzenleme yapmanın, kanun çıkarmanın da bir anlamı kalmamaktadır. Hükûmet, geçen yılki torba kanuna alınmayan diğer konuların ekim ayında değerlendirileceği sözünü vermiş ancak bir yıl boyunca hiçbir gelişme olmamıştır. Nihayet, Hükûmet tarafından 26 Mayıs 2013 tarihinde Meclise sevk edilen 102 maddelik tasarıda şehit aileleri ve gazilerimizle ilgili bazı maddeler yer almıştır. Ancak, Meclisin tatile girmesine kısa bir süre kala sevk edilen bu tasarının Meclis kapanmadan görüşülüp yasalaştırılmasının mümkün olmadığı, AKP’nin de ekim ayında görüşülmesi düşüncesinde olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine, bu torba kanunun görüşmelerine başladığımız ilk gün şehit aileleri ve gazilerimizin sorunları hakkında yaptığım gündem dışı konuşmamda ve teklifin geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına yaptığım konuşmamda partilerimizin değerli grup yönetimlerine ve siz değerli milletvekillerine çağrılarda bulundum. Hükûmet tasarısında yer alan şehit aileleri, gazilerimiz, malullerimiz, yaşlılarımız ve engellilerimizle ilgili maddeleri ayıklayıp görüştüğümüz bu torba kanuna önergelerle dâhil edelim dedim. Ayrıca, şehit yakınları ve gazilerimiz ile derneklerimizin 1-2 madde ilavesi ve 1-2 maddede küçük değişiklik talebini de dikkate alalım dedim.

Yine, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Mehmet Şandır Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin Hanımefendiyle görüştü, bu önerimizi iletti, karşılıklı bu düzenlemelerin bu torbaya gelmesi konusunda mutabakata varıldı. Biz, o konuşmalarımızda da Milliyetçi Hareket Partisi olarak, yapılacak düzenlemelere katkı vermeye hazır olduğumuzu söyledik.

Bu gelişmeler üzerine Hükûmet, tekliflerini partilere sundu. Yapılan görüşmeler sonucunda mutabakat sağlanarak bu önergeler verildi. Dolayısıyla, şehit aileleri ve gazilerimizle ilgili, torba kanuna dâhil edilen maddeler Milliyetçi Hareket Partisi olarak bizim çağrımız üzerine ve talebimiz üzerine gündeme gelmiştir. Bu konuda uzlaşmayı gerçekleştiren tüm siyasi partilerimize, değerli yöneticilerine teşekkür ediyoruz. Bu düzenlemede gerçekten hayır vardır, hasenat vardır.

Bu düzenlemeyle neler geliyor, satır başlarıyla ifade etmek istiyorum. Birincisi, öncelikle şunu ifade edeyim: Genelde yeni bir haktan ziyade, mevcut haklardan yararlanamayan kesimlerin yararlandırılması düzenlenmektedir. Şöyle ki: İstihdam hakkıyla ilgili düzenlemeden mevcut kanunda, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında, hayatını kaybeden şehitlerimizin yakınları ile gazilerimiz yararlandırılırken mevcut düzenlemeyle harp malulleri, vazife malulleri, bilinen adıyla ordu malulleri, emniyet malulleri ve hayatını kaybedenler, hepsi kapsama alınıyor; kamu görevlileri, yine, kapsama alınıyor, bunlara istihdam hakkı getiriliyor.

Yine, faizsiz konut kredisi kapsamı genişletiliyor. Yine, vazife malullerinin aylıklarında derece, kademe ilerlemesiyle ilgili kapsam genişletiliyor. Yine, ek ödeme ve eğitim öğretim yardımı kapsamı genişletiliyor, ücretsiz seyahat ile su ve elektrik ücret indirimi kapsamı genişletiliyor. Yine, vazife malulü kamu görevlilerinde anne ve babasına aylık bağlamada muhtaçlık şartı kaldırılıyor.

Bir yeni madde, patlayıcı maddelerle ilgili bir düzenleme. Patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakliyesi, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemleri sebebiyle hayatını kaybedenler veya malul olanlar da 2330 sayılı Kanun kapsamına alınıyor. Herkesin bildiği Afyon’daki patlama bu maddeyle 2330 sayılı Kanun kapsamına alınıyor.

Ayrıca, aylıklarda artış öngörülüyor. 2330 sayılı Kanun ile harp malulü kapsamındakiler ile er ve erbaşların aylıklarında üst sınır kaldırılarak maaşlarına kısmi de olsa bir artış getiriliyor.

Bunun dışında, çalışan gazilerimizin, malullerimizin sorunları var. O konuda da yine düzenlemeler var. Belki hâlen mevcut yaşanan sorunları tümüyle gideremiyor ama en azından buraya getirilen düzenleme ile bir sorunun çözüme kavuşturulması sağlanıyor.

Yine, terör mağduru sivil vatandaşlarımıza aylık bağlanmasıyla ilgili düzenleme var. Burada da işte Güngören’deki patlama, Kumrular’daki patlama, orada hayatını kaybeden vatandaşlarımız, yaralanan vatandaşlarımız da bu kanun kapsamına alınıyor.

Böylesi mübarek bir ramazan gününde kabul edilen bu düzenlemelerin tüm şehit ailelerine ve gazilerimize ben hayırlı olmasını diliyorum.

Burada şu konuyu da ifade edeceğim: Adalet ve Kalkınma Partisi, Hükûmet, getirdiği tekliflerine başka bir önergenin dâhil edilmesini kabul etmemiştir.

Bizim şu konularda taleplerimiz oldu, onları kısaca ifade edeceğim: Şehit çocuklarımızın hepsine iş hakkı verilmesi önerimiz AKP tarafından uygun görülmedi. Değerli arkadaşlarım, daha dün Çanakkale’den bir şehit polisimizin eşi aradı, 2 çocuğu varmış, soruyor, “Bu düzenlemede benim çocuklarım da iş hakkı alabilecek mi?” diyor. Boynumu bükerek cevap verdim, maalesef dedim. Yani bu konuda, bilmiyorum, sayısı çok fazla da değil. Biliyorsunuz, şehitlerimizin büyük çoğunluğu bekâr. Evli olan şehitlerimizin çocuklarının tümüne sahip çıkmamanın bana göre hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Sayıları da çok değil, tüm şehit çocuklarımızın istihdam hakkının verilmesini hassaten istiyoruz.

Yine, şehit ve gazi çocuklarına vakıf üniversitelerince kontenjan ayrılması, burs verilmesiyle ilgili teklifimiz de kabul edilmemiştir. Şehit anne ve babasına ayrı ayrı, asgari ücret tutarında aylık bağlanması talebimizi AKP yine geri çevirmiştir.

Yine, çok önemli bir talep; çalışan gazilerimiz, malullerimiz var. Bunların 3600  prim gününde yaşlılık aylığı bağlanması talepleri var yani on yılda emekli olma talepleri var. Yani, bir pozitif ayrımcılık açısından bana göre bu düzenleme de yapılmalı. Hepiniz biliyorsunuz, şu anda çalışan gazilerimizin, malullerimizin belli uzuvları yok. Yani on yılda emekli olma gibi bana göre masum bir talepleri var. Bu taleplerin de mutlaka dikkate alınması lazım.

Bunun dışında, devlet övünç madalyası verilenlere şeref aylığı bağlanması teklifimiz yine AKP tarafından uygun görülmemiştir. Kore ve Kıbrıs gazilerimize şeref aylığının hiçbir şarta bağlı olmaksızın tam olarak ödenmesi teklifimiz yine reddedilmiştir.

Son olarak,  muhtarlarımızla ilgili yapılan düzenlemeye de Milliyetçi Hareket Partisi olarak katılıyoruz. Gerçekten, yıllardır, bu konuda söz vermeyen bakan kalmamıştı, geç de olsa muhtarlarımızın maaşında gerekli artış yapılıyor. Ayrıca, 55 yaşını dolduran geçici köy korucularımızın çalıştığı yıla göre, hizmetine göre maaşlarında önemli artışlar getiriliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Ben bunların da hayırlı olmasını diliyorum. Emeği, katkısı geçenlerden de Allah razı olsun diyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Aylin Nazlıaka, Ankara Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYLİN NAZLIAKA (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Altında imzamız olan bu önergeyi de onayladığımızı özellikle vurgulamak istiyorum.

Şimdi, hazır, Sayın Bakan buradayken özellikle gündeme getirmek istediğim bazı konular var, onun için bunu da bir fırsata dönüştürmek istiyorum. Gerçekten, Sayın Bakanın bugün, bu Meclis çatısı altında yapılan ve Tokat Milletvekili tarafından sarf edilen sözlere yönelik olarak vermiş olduğu kınama son derece olumludur.

BAŞKAN – Sayın Nazlıaka, bu konu biraz önce konuşuldu, lütfen ama! Yeniden Meclisi germek mi istiyorsunuz?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Dolayısıyla, Sayın Bakanın da…

BAŞKAN - Yani, grup başkan vekili gerekli açıklamayı yaptı, lütfen Sayın Nazlıaka!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Müsaade ederseniz sözümü güzel bir yere bağlayacağım, zamanımdan çalıyorsunuz.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hâlâ aynı şeyi zikrediyorsunuz bıkmadan, usanmadan.

BAŞKAN – Ama bu konu görüşüldü, grup başkan vekili konuştu. Meclisi germek için mi çıkıyorsunuz kürsüye? Lütfen…

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Hayır efendim, grup başkan vekili kınamadı, “Reddediyoruz.” dedi. Ayrıca, mahrem hayattan da bahsetti. Burası mahrem alan değil ki, burası kamusal bir alan, hangi mahremiyetten bahsediyoruz?

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Midemiz bulandı, yeter.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Sayın Bakanın kınaması olumlu bir harekettir, ben bunu hakikaten takdir ediyorum, bu kendisinden de beklediğimiz bir hareketti. Ancak, gerçekten, Sayın Bakanın işi zor değerli milletvekilleri. “Neden zor?” diyecek olursanız, gerçekten de kınaması gereken o kadar çok konu var ki bunların hangi birini kınayacak, ben gerçekten merak ediyorum.

Mesela, bakın, geçenlerde Takvim gazetesi, erkek arkadaşı tarafından şiddet gören ve yere serilen bir kadınla ilgili olarak bir başlık attı, ne yazdı biliyor musunuz? “Nakavt” yazdı.

Gene geçenlerde AKP mitinginde, beş altı yaşlarında bir kız çocuğumuz elinde bir pankart tutuyordu, bu pankartta ne yazıyordu biliyor musunuz? “Ayyaş, çapulcu koca istemiyorum; dindar, Allah’tan korkan koca istiyorum.” yazıyordu. Şimdi, bu pankart zaten başlı başına kınanmayı hak ediyor ancak aynı zamanda bir gazete bunu ilk sayfasına taşıyarak da haber yaptı, Sayın Bakanın tabii bunu da kınamasını bekliyoruz.

Gene, bundan birkaç gün önce, son derece iç yakıcı bir öykü yaşandı değerli milletvekilleri. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Sayın Başkan, müdahale ederseniz!

Bakın, bir hikâyeden bahsediyorum, bir insan hayatından bahsediyorum, dinleyin de öğrenin.

On altı yaşında bir kız çocuğu koyunları otlatmak için…

İSMAİL AYDIN (Bursa) - Senden öğrenecek hiçbir şeyimiz yok.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - ...Ankara’nın Akyurt ilçesinde koyunları otlatmaya çıkıyor, fakat döndüğünde 8 koyunu kaybetmiş oluyor, dönüyor babasına “Babacığım, ben 8 koyunu kaybettim.” diyor.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Milletin düzenini bozmakta birebirsiniz.

BÜLENT TURAN (İstanbul) – Hüseyin Aygün’ü tanıyor musunuz?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Babası da onun üzerine “Peki, o zaman, eğer bu koyunları iki gün içinde getirmezsen sana iki tane kurşun sıkacağım.” diyor. Bu kız çocuğu bunu şaka zannediyor önce, gülümsüyor, fakat baba, bunu ayrı bir sinirlenme konusuna dönüştürüyor ve kızı o anda elindeki tabancayla vuruyor ve öldürüyor. Şimdi, bu olay da kınanmayı hak ediyor Sayın Bakan. Sayın Bakan gene kaçmış gördüğüm kadarıyla. Tabii, olay bunlarla da bitmiyor.

Bakın, Pendik Belediye Başkanınız çıkıyor, bir konuşma yapıyor, diyor ki: “1+1 evler aile yaşamına uygun değildir.” Bakın, hiç anlayamamışsınız, hiç olayı kavrayamamışsınız.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Gezi Parkı’ndakileri  de anlatır mısın!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Tam da sizin işte bu dayatmacı yaklaşımınız nedeniyle insanlar sokağa çıktılar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Sayın Başbakana ve ailesine söylenenleri de anlat!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Her ne kadar bulunduğunuz yerden sözlerimi kesmeye çalışsanız da, konsantrasyonumu kaybettirmeye çalışsanız da verdiğiniz bilgiler daha güzel benim beslenmemi sağlıyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Adil olun biraz, tek taraflı anlatmayın.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Gezi Parkı’nı hatırlatmışken onu da söyleyeyim.

Sayın Başkan, yalnız ek süre istemek durumunda kalacağım hem siz hem de müdahaleler nedeniyle. Sözlerimi tamamlamama izin vermenizi isteyeceğim.

BAŞKAN – Lütfen… Cevap vermeyin, siz Genel Kurula hitap edin.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Senin söylediğin kelimeyi unutmadık. Senin bu ülkenin Başbakanı için söylediğin kelimeyi unutmadık. Çok mu güzeldi o kelime?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Sayın milletvekilleri, bakın, tam da işte bu dayatılan yaşam biçimleri için insanlar sokağa döküldüler. Yani yediğime içtiğime karışma, giydiğime karışma, nasıl evlerde oturacağıma karışma, kaç çocuk doğuracağıma, o çocukları nasıl dünyaya getireceğime karışma diyerek sokaklara çıktılar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Kimse karışmıyor.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Ama sizler işte bunu anlamıyorsunuz.

Kadınların isyan çığlığı tam da bununla ilgilidir değerli arkadaşlar. Bakın, bu ülkede, kadınlar, sırf beyaz pantolon giydi diye, kırmızı ruj sürdü diye, kırmızı telefon aldı diye öldürülüyor biliyor musunuz? Ama nereden buluyorlar bu cesareti? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - 13 yaşındaki bir kız çocuğunun 26 kişiyle -kişiyle demeye utanıyorum- kendi rızasıyla beraber olabileceğini ifade eden yargı kararlarından alıyorlar. Nereden alıyorlar bu cesareti? Gene kadın katillerini, çocuk tecavüzcülerini, tacizcilerini, gözaltı işkencelerini cezalandırmayan yargıdan alıyorlar. Nereden alıyorlar bu cesareti? İşte, kadın erkek eşitliğine inanmayan zihniyetlerden alıyorlar, kadını bir mal gibi gören zihniyetlerden alıyorlar.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan, kim inanıyor be, kim inanıyor? Sen inanıyorsun!

BAŞKAN – Sayın Tunç, lütfen…

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Bakın, bugün ben bir davayı izledim…

İSMAİL AYDIN (Bursa) – Hayal kuruyorsun.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - …KESK üyelerinin davasıydı ve bu davada yargılanan kişiler tam dört aydır tutuklu, çok büyük bir suç işlemişler. Ne yapmışlar? Adam mı öldürmüşler? Hayır. Hırsızlık mı yapmışlar? Hayır. Ellerinde palalarla, sopalarla sokağa mı çıkmışlar? Hayır.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Dükkânları yağmalayanlardan bahset.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Ne yapmışlar biliyor musunuz? Grup Yorum’un konserine gitmişler, Alevi mitingine gitmişler; üstelik de çok daha ayıp bir şey yapmışlar, o mitingde eğlenip halaylar çekmişler. Bunun için dört aydır tutuklu.

BEDRETTİN YILDIRIM (Bursa) – Otobüsleri kim yaktı, otobüsleri?

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) – Sayın Bakan umarım dinleyecektir bunu. Özelikle, kadın tutuklu olan arkadaşlarımızla konuştum. 62 çocuk da mağdur edilmiş durumda bu dava sürecinde ve biliyor musunuz, çocuklarıyla görüşmek için telefon konuşması yapmaya giderlerken bile ince aramadan geçiriliyorlar. İnce aramanın ne olduğundan az önce Sezgin Bey bahsetti zaten. İç çamaşırlarına kadar soyuluyor bu kadınlar ve gittiklerinde tekmil vermeleri gerekiyor, telefonu açtıklarında isimlerini söylemeleri gerekiyor. Karşıdaki çocuk “Anne, seni biliyorum, niye her seferinde ismini söylüyorsun?” deyince bu sefer bir sonraki telefon açmaya gittiklerinde çocuklarına karşı da mahcup olmamak için kendi isimlerini söylemiyorlar, tekmil vermiyorlar. Böyle olunca “Çat!” diye telefon kapatılıyor, çocuklarıyla konuşma hakları ellerinden alınıyor sayın milletvekilleri. Siz bunun ne olduğunu anlayamıyorsunuz. O davalara gitmediğiniz için o kişilerle empati kuramıyorsunuz. Ama, öyle görünüyor ki hem tutukluluk süreçleri hem de gözaltı süreçleri âdeta bir onur kırma ve kişileri psikolojik şiddete maruz etme girişimine dönüşmüştür.

Bunu tabii Gezi olaylarında da sık sık yaşadık. Bakın, şu anda sonuçlanmasını beklediğimiz davada, gene Mücella Yapıcı’nın neler yaşadığını hepimiz biliyoruz, az önce bahsedildi.

Gene, Ankara’da Dikmen’de Akrep’e alınan Eylem kızımızın üç saat o Akrep’in içerisinde keyfî olarak tutulduğunu ve o esnada da tacize uğradığını hepimiz biliyoruz. Sizler de mutlaka bunları gazetelerden okudunuz.

Biliyor musunuz, D.E. kod adlı bir kız arkadaşımız tutukluluk esnasında şöyle diyor: “Kadına ve erkeğe farklı şiddet uygulandığını şimdi anladım.” Hemen hemen gözaltına alınan kadın arkadaşlarımızın her biri sözlü tecavüz tehdidiyle korkutulmaya çalışılıyor. Ama, değerli arkadaşlar, bunlar bizi yıldırmayacak.

Bir de şunu söyleyeyim: Mücella Yapıcı’nın evinde bulunan Feminist Politika dergisi de delil olarak kayıt altına alınmış. Yani, eğer bu bir suç unsuruysa söyleyeyim, ben de bu dergiyi okuyorum, ben de bu suçu işliyorum, o zaman bu suçu işlemekten de onur duyuyorum, bunu da biliniz.

Sonra, bir başka şeyi daha söyleyeyim size değerli arkadaşlar. Bakın, hak savunuculuğu gerçekten samimiyet ister -özellikle kadın milletvekillerine seslenmek istiyorum- tutarlılık ister. Bizler doğru taraftayız; gelin, sizler de doğru tarafta olun artık.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Siz yanlış yerde olmayın da.

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Kadın haklarını samimiyetle, içtenlikle savunun. Kadınları ikiye bölmeyin. Kadınlar üzerinden siyaset yapmayın. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Eğer Z.D. kod adlı kızımızın hakkını savunuyorsanız, aynı zamanda polisin tokat attığı o başörtülü kadın arkadaşımızın da hakkını savunun. Yani, başörtülü arkadaşlarımızı ikiye bölüyorsunuz. Kadınları “başı açık”, “başı örtülü” diye ikiye bölüyorsunuz.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) - Başörtülü arkadaşlarımızı bu Meclisten çıkaran sizin zihniyetiniz!

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Kadınları her daim siyasi malzemeye dönüştürüyorsunuz. Bu, doğru değil arkadaşlar.

İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Genel Kurulu tahrik ediyorsunuz!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AYLİN NAZLIAKA (Devamla) - Hep birlikte hareket edersek inanın, direne direne kazanabiliriz. Onun için ben size diyorum ki cesur olun ya, cesur olun! Korkmayın ya! Kırın zincirlerinizi, kaybedeceğiniz hiçbir şeyiniz yok.

Kaybedeceğiniz hiçbir şey yok arkadaşlar zincirlerinizden başka diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler, CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Oya Eronat, Diyarbakır Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OYA ERONAT (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben buraya çok önemli bir konuda konuşmaya çıktım. Bize emanet olan şehitlerimizle ilgili yeni düzenlemeler yapılıyor. Dolayısıyla, şu anda da o maddeyi görüşüyoruz. Ben onun için buraya çıktım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Çok ağır cevap oldu ama.

OYA ERONAT (Devamla) – Aslında eylül ya da ekim ayına bırakabileceğimiz, bırakmak zorunda kalacağımız şehitlerle ilgili yeni düzenlemeleri bu akşam muhalefet partileriyle beraber anlaşarak hızlı bir şekilde geçirme kararıyla getirdik. Önce, bütün muhalefet partilerdeki arkadaşlarımıza burada teşekkürü borç biliyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Biz hariç.

OYA ERONAT (Devamla) – Biliyorsunuz, şehit yakınları bize şehitlerimizin emanetidir, hani ne yapsak az. Az önce burada Milliyetçi Hareket Partisinden bir arkadaşımız: İşte “Bunu da verseydik, şunu da verseydik…” Gönül her şeyi vermek istiyor, her şeyi vermek istiyor yani bunun ölçüsü yok, sınırı yok. Fakat, yapılanları da göz ardı etmemek lazım.

2011 yılında, tüm şehitlerin annesi kabul ettiğimiz Sayın Bakanımız Fatma Şahin Hanımefendi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı altında dağınık vaziyette bulunan ve 43 mevzuatta bulunan şehit yakınları ve gazilerle ilgili düzenlemeleri Şehit Yakınları ve Gaziler Dairesi Başkanlığını kurarak bir çatı altında topladı ve o günden sonra da çok yoğun çalışmalarda bulundu.

6353 sayılı Yasa’yı geçen temmuz ayında biz buraya getirdik. Fakat, bu yasa daha çok, terörden mağdur olan şehitleri ve gazilerimizi kapsıyordu. Bu yasayla neler yaptık? Eskiden bir tane istihdam hakkı vardı şehitlerimizin, bu da sıkıntılara sebep oluyordu. Takdir edersiniz, şehit, şehit olduğu zaman -o sıcaklık içinde, o acının içinde, çocuğu küçük, hanımı genç- istihdam hakkını kardeşine veriyorduk, kardeşe veriliyordu veya aileden birine veriliyordu da kardeşe veriliyordu. Bu arada, bir müddet sonra, çocuklar büyüdüğü zaman ve eşler de zaman geçtikçe ne kadar mağdur olduklarının farkına varıyorlardı ama maalesef istihdam hakkı gitmiş oluyordu.

Bunun başka, ikinci bir sıkıntılı tarafı da şuydu: Gene şehidin istihdam hakkı eşine ve çocuklarına da verilebiliyordu. Fakat, bizim, biliyorsunuz, ülkemizin geleneklerindendir; erkekler annelerine, babalarına da bazen ihtiyaç durumlarında bakarlar. Biz şimdi, ne anne baba mağdur olsun dedik ne eş ve çocuklar mağdur olsun dedik, iki istihdam hakkını getirmemizin bir sebebi budur. Ve bunu da şarta bağladık: Eğer şehit bekârsa iki kardeşi de istihdamdan faydalanabilecek veya annesi ya da babası; şehit evliyse bir hak mutlaka ve mutlaka eş ve çocuğun, öbür hak da kardeşin olacak. Böylece, aileler mağdur olmayacak.

Ben bir şehit annesi olarak sadece maddiyat olarak da mağduriyete bakmıyorum, bunun manevi boyutu da var. Şu anda yeni bir düzenleme geliyor. Biz bundan önce, geçen temmuzda getirdiğimiz düzenlemelerde sivillerle ilgili de bir düzenleme getirdik. Bu, patlamalarda veya sivil olarak kaybettiğimiz vatandaşlarımıza mağduriyetleri durumunda bir istihdam hakkı getiriyorduk fakat genelde terörle mücadele sırasında kaybettiğimiz çocuklar olduğu için, onların da annelerinden ya da babalarından biri mutlaka çalıştığı için çok az faydalanan oldu. Yaptığımız çalışmalarda bunu gözlemledik ve çok fazla da telefon aldık.

Şimdi, şu anda neyi getiriyoruz bu akşam? Çok şükür ki mağduriyete bakılmayacak artık, annenin ya da babanın mağduriyetinin ispatlanması gerekmeyecek ve bizim sivil kayıplarımızın anne ya da babalarına ya da çocuklarına bir net asgari ücret maaş bağlanacak ve bir istihdam hakkı verilecek. Bunun manevi tatmini gerçekten çok büyük. Hani, damdan düşenin hâlinden damdan düşen anlar, bunun ne demek olduğunu şehit ailelerini gezdiğimiz zaman çok daha iyi anlıyoruz.

Bir de bu yasalarla bir şeyi daha önledik, hülle boşanmaları önledik. Yani gerçekten, şehitlerimiz oluyor, şehidin annesi babası mağduriyetini ispat edemediği için -veya mağdur değil, bir geliri var ama ufak bir geliri- boşanmaya kalkıyordu. Boşanıyorlardı -hülle boşanma- gene bir arada yaşıyorlardı. Biz bu utançtan bu insanları kurtardık, bugün ve geçen temmuzda getirdiğimiz yasalarla bu hülle boşanmaların önüne geçtik.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

OYA ERONAT (Devamla) – Daha söyleyeceğimiz çok şey vardı ama… (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hayırlı olsun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, sayın hatip Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilinin taleplerini “Şunu da ver, bunu da ver.” şeklinde, “Bu taleplerin bir sınırı olmalı.” diye söyledi.

Şimdi, şunu ifade etmeliyim ki: Onlar canlarını verdiler, kanlarını verdiler, bunlar hak ettikleridir. Bugün yaptığımız değişiklikler demek ki bugüne kadar yapılmamıştır, eksik var. Bundan sonrakiler için de eksikler vardır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bunların, canlarını ve kanlarını veren şehitlerimizin ve gazilerimizin, bizim bu egemenliğimizi kullanmamızı sağlayanlara bu milletin gönlünden ne kopuyorsa onun verilmesini hak ediyor demektir.

Milliyetçi Hareket Partisi bu düşüncededir. Sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, kısa bir açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN – Sayın Canikli…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Gerçekten, şehitlerimizin ve gazilerimizin yakınlarına ne kadar katkı sağlayıcı düzenlemeler yapsak onların hiçbir şekilde, bu millete, bu ülkeye hizmetlerinin karşılığını vermiş olamayız. Ancak dikkatinizi çekmek istediğim husus şu: Bu gerçek, bu zaruret sadece on yılda, son on yılda ortaya çıkmadı; on beş yıl önce de bu gerçek ortadaydı, yirmi yıl önce de ortadaydı. Yani on beş yıl önce de, yirmi yıl önce de şehitlerimize ne kadar versek azdı, o zaman da bu kural geçerliydi ama on beş yıl önce, yirmi yıl önce, AK PARTİ döneminde sağlanan imkânlar yetersiz olmasına rağmen sağlanan çok ciddi imkânların neredeyse hiçbirisinin verilmediğini, hiçbir katkının sağlanmadığını bu anlamda belirtmemiz gerekiyor.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CELAL ADAN (İstanbul) – Ya, bunun üzerinden particilik yapma! Biz alkışladık arkadaşı! Ayıp ya, ayıp! Bunun üzerinden ne particilik yapıyorsun!

OKTAY VURAL (İzmir) – On bir yıldır niye yan gelip yattın acaba!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Kaç defa söyledim.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – 2001 yılında kurulmuş olmanız mı sizi kurtarıyor acaba! Siyasi geçmişiniz yok mu hiç sizin!

BAŞKAN – Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Özgür Özel, Manisa Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İkinci yıl yine yasamanın son günlerinde gelenekselleşmeye başlayan, çok olumlu bir iş yapıyoruz. Bu sene dört partinin iş birliğiyle, yapılması gereken düzenlemeleri…

(AK PARTİ ve MHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkan, bir daha başlatır mısınız.

BAŞKAN – Sayın Özel, hitap edin Genel Kurula, lütfen.

ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Geçen sene de son gece uzlaşıyla çok doğru işler yapmıştık. Bu gece de her partinin milletvekillerinin gönlünden geçen bir işi hem de bu sefer dört partiyle birlikte çok güzel bir uzlaşmayla, çok doğru işler yapıyoruz. Üzerinde konuştuğumuz maddelerde, özellikle bu madde ve öncekinde Kırıkkale’de ve Afyon patlamalarında hayatını kaybeden şehitlerimizin mevzuattaki eksiklikten dolayı alamadıkları hakları veriliyor, bu çok doğru bir yaklaşım. Vazife malulü diye bir uygulamanın olmaması, evinden ayrılıp asker ocağına katıldıktan sonra kişinin başına ne gelirse gelsin, hepsinin aynı haklardan yararlanması gerektiğini ilkesel olarak savunuyoruz. Bütün şehit ailelerine, çocuklarını kaybetmiş olan bütün annelere, babalara bir kez daha rahmet diliyoruz, onların yüreğindeki yangını en içten duygularımızla paylaşıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.

Benim ifade etmek istediğim bir diğer husus: Dün burada yine hepimizin yüreğini hoplatan bir konuya değinmiştim, 8 tane Gezi tutuklusuna Metris’te yapılan kötü muameleyle ilgili, o konudaki şüphelerle ilgili. Adalet Bakanlığından bugün öğle saatlerinde, onun altına imza atan 30 milletvekilinin odalarına -biz, Adalet Bakanına ulaşamadığımız için, konutuna yıldırım telgraf çekmiştik- bir cevap geldi. Cevabı okuyunca içim rahatlamıştı açıkçası. Demek ki iddialar doğru değilmiş diye düşünmüştüm ama akşam saatlerinde gelen somut bilgiler tamamen tersinde -bu cevabı da sizlerle daha sonra paylaşacağım- Adalet Bakanlığında bu basın açıklamasını kim kaleme aldıysa, hani Ahmet Kaya’nın şarkısındaki gibi “Nereden baksan tutarsızlık”, nereden baksan bir eksiklik var. Şimdi, diyor ki birincide: “Buradaki kişiler, görevi yapan güvenlik güçlerine direnmekten yakalandıkları için hepsi aynı yere konulamaz, ayrı ayrı konulmaları lazım.” Beni çocukların avukatlarından bir tanesi, Yelda Hanım aradı ve dedi ki: “Biz de inanamıyoruz çünkü çocuklar toplantı ve gösteri yürüyüşüne muhalefet olan 2911 sayılı Kanun’dan tutuklandılar ama hem Bakanlığın açıklaması hem de Metris Cezaevi’nin uygulaması ‘polisin görevine engel olmak’ denen ve adli bir suçtan dolayı tutuluyorlar. Adli suçlu olunca, aynı suça karışan adli suçlular ayrı dağıtılıyor. Oysaki tutuklama gerekçesi elimizde ve suçları siyasi, bu yüzden de birlikte kalmaları gerekir. Metris’te bu imkân yoksa mutlaka bunların Silivri’ye yollanması gerekir.” Peki, dedim, öyle diyorsunuz da bakın altta ne diyor; Bakanlık demiş ki: “İlgili kişilerin kaldıkları bölümlerde cinayet, hırsızlık, gasp, uyuşturucu, cinsel suçtan kalan kimse yok.” Hemen bana… Çocukların isimlerini okumayacağım ama sizlerle paylaşabilirim: A.S., U.A., O.T., M.Y., bütün çocuklar… Mesela, bir tanesi, eniştesini ve kız kardeşini öldürmekten; diğeri, kendi eşini öldürmekten; diğeri, kan kardeşini öldürme kastıyla yaralamaktan; bir diğeri, bıçaklı yaralama ve gasptan yani her birinin koğuşundaki isimleri verdi avukat hanım. Akıl alır gibi değil.

Devam ediyoruz; oruç tutmayanlarla ilgili bir şey var, ben onu dile getirmemiştim ama dile gelmiş İnternet sitelerinde başka kaynaklardan. Burada diyor ki: “Oruç tutan, tutmayan karışık bütün koğuşta.” Bir çocuğun koğuşunda oruç tutmayan kimse olmadığını “Nasıl yemek yiyeceksin burada? Neden oruç tutmuyorsun?” baskısı geldiğini söylüyor.

Yine bir diğer mesele var, diyor ki: “Kurum müdürü -son açıklama- 8’iyle de tek tek görüştü ve yazılı beyanlarını aldı ‘şikâyetçi değilim’ diye.” Çocukların avukatı diyor ki, ben de konuştum: “Ortacılığı düzgün yaparsan, çayı pişirirsen, temizliği mükemmel yaparsan bu koğuş sana cennet olur, yoksa cehennem olur.” gibi bir yaklaşım söylenmiş. “Neden imza attın?” “Ben nasıl imza atmayayım? ‘Koğuştaki durumum kötü’ desem, akşam yine o koğuşta yatacağım. Avukat hanım, lütfen bir şey yapın.” demişler ve bu temizliğe ve muameleye zorlanan çocuklardan bir tanesi, vücudunda 3 tümör tespit edilmiş, radyoterapi gören bir arkadaşımız. Bakanlığın açıklamasının iler tutar, tutulacak yanı yok.

Bu salondaki herkesten, özellikle de Sayın Bakandan bu konuya yarın bir el atmasını rica ediyoruz. Yarın savcıyla görüşülecek, bu çocukların uygun bir hapishaneye naklini talep ediyoruz.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Soru-cevap işlemi yapılacaktır on dakika süreyle.

Sayın Türkmenoğlu…

AYŞE TÜRKMENOĞLU (Konya) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Öncelikle Sayın Bakanımıza ve diğer partilere, bu son maddelerde destek verdikleri için teşekkür ediyorum.

Biraz önce konuşmacıların çok haksız söylemleri vardı, onlarla ilgili bir iki şey söylemek istiyorum.

Öncelikle bizden adalete, yargıya müdahil olmamızı istiyorlar. Böyle bir dönem AK PARTİ hükûmetleri döneminde olmadı ve bundan sonra da olmayacaktır. Yargıya hiçbir şekilde müdahale etmeyeceğiz.

Yine, adi suçları Meclis kürsüsünde getirip söylemek ve vicdanı kanatan şeyler söylemek çok doğru değil. Adi suçlarla ilgili ya da toplumun yüz kızartıcı suçlarıyla ilgili zaten ceza yasalarında gerekli düzenlemeler var ve bunlarla ilgili mahkemelerimiz var. Burada bizler yargılamanın yerine kendimizi koyup Meclis olarak herhangi bir karar veremeyiz. Ha, bunlarla ilgili cezaların artırılmasını istiyorlarsa teklif getirirler, yapılabilir.

Ve özellikle şunu söylemek istiyorum: AK PARTİ’li kadın…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Teşekkür ediyorum.

Sayın Sakık...

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Aslında görüşmekte olduğumuz bu yasalarda, buralarda adalet yok. Bakın, orada şehitler ve gazilerle ilgili ne verirsek azdır, bunlar canlarını feda ettiler ama bu devletin üniformalıları silahlarıyla geldiler, sivil vatandaşları katlettiler, bir evi yaktılar. Muş Altınova’da bir aileden 7 çocuk, anne, baba -ve anne hamileydi- 10 can diri diri yandı. Şimdi, bu ülkenin vatandaşlarıydılar, tek günahları oydu ve Kürt’tüler ve diğer şehit ailelerine verilen hakkın, hukukun, adaletin bu insanların ailelerine de verilmesi gerektiğini hep söyledik ama ne yazık ki bu konuda bir çifte standart içerisindeyiz. Bir tarafta 17.500 faili meçhul cinayetlerin yaşandığı ve sivillerin öldüğü bir coğrafyada yaşıyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKIK (Devamla) – Evet, askere ve polise bu konuda verilecek bütün hakların bu mağdurlara da verilmesi gerekir; yoksa bu, Parlamentonun ayıbı olur.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yüceer…

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Gezi Parkı protestoları ülkemizdeki demokrasiyle beraber kadına şiddet ve tacizin ne boyutta olduğunu da apaçık bize gösterdi. Kadınların,    hiçbir yerde, ne evinde ne sokakta ne karakolda ne de bizatihi güvenliğini sağlamakla görevli kolluk güçlerinin yanında güvende olduğunu gösterdi. En sonunda, maalesef, Meclis çatısı altında bile kadınların güvende olmadığını gösteren bugün yaşadığımız bir olaya şahit olduk. Binlerce kadının oyunu da alarak, Meclise onların oylarıyla seçilerek gelen Tokat Milletvekili Zeyid Aslan, Parlamentodaki kadın muhabirlere hakaret ve tehdit içerikli ifadelerde bulundu.

Gezi Parkı protestolarında kadınlar sadece dayak ve şiddete değil, üzerine bir de tacize maruz kaldı. Birçok kadın “Akrep” denilen araçlarda taciz edildi, karakollarda çırılçıplak soyularak arandı, kolluk güçlerinin tecavüz tehditlerine maruz kaldı, eli palalı caniler tarafından tekmelendi ve maalesef saldırıya maruz kaldığı için…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Gürkan…

FATOŞ GÜRKAN (Adana) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Biraz önce bir kadın vekil arkadaşımız “Kadınlar zincirlerini kırmalı.” diye bir söz söyledi. Evet yani biz kadın hassasiyetini hepimiz taşıyoruz, erkek arkadaşlarımız da taşıyor ama kadınlarla ilgili hassasiyet, Sayın Başbakanımızın annesine, eşine, polislerin eşine, annesine küfredilirken de gösterilmeliydi. Bunu belirtmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bir ikincisi, şehit yakınları ve gazilerle ilgili kanun yaz tatilinden sonra gelecekti, Meclis tatilinden sonra. Sayın Başbakanımızın ve Sayın Bakanımız Fatma Şahin Hanımefendi’nin de gerçekten büyük uğraşları ve grubumuzun da, diğer grupların da desteğiyle bugün görüşülmeye başlandı. Ben şimdiden hayırlı olsun diyorum tüm şehit yakınları ve gaziler için.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Köksal…

OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekillerimiz; ben özellikle Kırıkkale’deki şehitler ve Makine Kimyada çalışan, hayatını kaybedenlerin bu kanunla yeni bir imkâna kavuşması dolayısıyla, bütün Meclisimize ve Sayın Bakanımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Kırıkkaleli şehit yakınları adına da şükranlarımı arz ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Sakık, son soru…

SIRRI SAKIK (Muş) – Sözümü bitiremediğim için tekrar bu süreyi kullanmak istiyorum.

Gerçekten Parlamentoyu adalete, hakkaniyete davet ediyorum. 30 bine yakın insan öldürülmüş ve bu insanların büyük bir çoğunluğunun 12 Eylül sonrası nasıl katledildiklerine tanıklık etmişiz. Allah adına söylüyorum: Burada bütün acıları yüreğimde hissediyorum ama sizin de acılar arasına ayrım koymamanız gerektiğini söylüyorum. Gidip öldürenler devlet adına öldürdüler, apoletliydiler ve silahlıydılar, masum insanları alıp götürdüler, gözaltında öldürdüler, evlerini yaktılar, kendi bedenlerini yaktılar. Şimdi bunlara nasıl seyirci kalabilir bir parlamento? Seyirci kaldığı zaman nasıl “Benim halkımdır.” diyebilir? Nasıl “Bu ülkede ayrımcı politikalar yoktur.” diyebilir? Ben sizi hakkaniyete davet ediyorum, adalete davet ediyorum, bu kutsal gecede gidip başınızı yastığa koyup bu insanların acısına ortak olmaya davet ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle Sayın Sakık’ın söylediği mağduriyetle alakalı görüşlerimi bildirmek istiyorum.

5233 no.’lu Yasa’yı biz 2004 yılında çıkardık. Tam da Sayın Sakık’ın söylediği mağduriyetlerin giderilmesiyle alakalı. Bu yasa yıllardır çalışıyor ve yıllardır bir valinin, bir vali yardımcısının başkanlığında bir komisyon toplanıyor; bu mağduriyetler bildiriliyor, bu mağduriyetlerin sonunda da ciddi manada hem mali olarak o ailelerin mağduriyeti giderilecek şekilde yardımlar yapıldı ve düzenlemeler yapıldı. Şu anda da biz tam sizin dediğiniz bu konularla alakalı 5233’te düzenleme yapıyoruz, iyileştirmeler yapıyoruz.

Faili meçhullerle ilgili söylediğiniz söz üzerine de bizim dönemimizde, biz, biliyorsunuz, bu konuda ne kadar hassas bir süreç yönettik ve şu anda bizim dönemimizde faili meçhullerin bittiği bir dönemi yaşadık. Bugün çözüm süreci, sizin dediğiniz mağduriyetleri gidermek için zaten, ortak bir konsensüste ve 76 milyonun heyecanıyla gidiyor. O yüzden, bunlar olmasın, bu mağduriyetler giderilsin diye süreci yönetirken geriye kalanların da mağduriyetini gidermek için bu teklifimizi getirdik.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Geride kalanlarda ayrım var Sayın Bakan.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Eksik olabilir, eksiğimiz olabilir, bunu yeniden oturur, konuşuruz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Ayrımcı politikalar uygulamayın; diğer şehit ailelerine, gazilere uyguladığınızı bunlara da uygulayın.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Ama zaten 5233 sizin dediğiniz mağduriyetleri gidermek için yıllardır çalışıyor Sayın Sakık. Bunu da gayet iyi biliyorsunuz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Biz sonuç istiyoruz Sevgili Bakanım…

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Sonucu da isterseniz ben size rakamsal olarak da, şahıs olarak da…

SIRRI SAKIK (Muş) – Bu gece bunlar için yasa çıkarıyorsanız bu mağdurlar için de yasa çıkarın.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Bakın, Sayın Sakık, eğer “sonuç” dediğiniz rakamsa ben size 2004 yılından beri çalışan yasanın sonuçlarını bire bir de söylerim, kamuoyu ve Meclis önünde de gerekli sonuçları söylerim.

SIRRI SAKIK (Muş) – Bakın, Sayın Bakanım, geçen yıl yasa çıkarıldığında söz verdiniz…

BAŞKAN – Sayın Bakan, siz cevap verin lütfen.

Karşılıklı konuşmayalım, lütfen Sayın Sakık…

SIRRI SAKIK (Muş) – …diğer mağdurlarla bunlar arasına ayrım koyulmayacağını ama şehitler ve gazilerle ilgili yapılan düzenleme diğer sivil vatandaşlar için yapılmadı. Bizim isyanımız buna.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN  (Gaziantep) –  Bizim sivil vatandaşlarımızla ilgili yaptığımız yasada bir bölge ayırımı yaptık mı? Şu anda biz bütün bölgeler için 5233’ü güçlendiriyoruz. Burada güneydoğudan da, burada terörle mücadeleden dolayı, burada Afyon’dan dolayı, burada Kırıkkale’den dolayı bir mağduriyet varsa, burada Kumrular’dan dolayı bir mağduriyet varsa, burada Reyhanlı’dan dolayı bir mağduriyet varsa biz herkese eşit davranıyoruz, hak ve adalet duyguları içerisinde yapıyoruz. Ama burada daha da yapılacak bir şey varsa buna da açığız, oturur bunu da konuşuruz. Ama getirdiğimiz pakette 76 milyonu ve bütün bölgelere aynı mesafede yaklaşarak bütün insanımızı, burada dili, dini, mezhebi ve cinsiyeti, bölgesi ne olursa olsun eşit görerek yaklaşıyoruz. Daha da güçlendirmek gerekiyorsa oturur onu da  beraber çalışırız.

BAŞKAN –  Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Evet, süre var.

Sayın Yüceer…

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Ben buradan Kabinenin tek kadın Bakanı Sayın Fatma Şahin’e seslenmek istiyorum. Bir kadın olarak da çağrımı yapıyorum -Başbakana rağmen, partinize rağmen, Zeyid Aslan zihniyetine rağmen- kadınlara yapılan bu şiddeti neden görmezden geliyorsunuz? Neden bu olaylar için tek bir söz söylemiyorsunuz? Neden bu olaylar için kılınızı kıpırdatmıyorsunuz? Oysaki her alandaki şiddete uğrayan kadınlar biziz. Sanırım siz de bunu göremeyecek kadar siyasi olmuşsunuz. Herkesi ayrıştırıyorsunuz ama biz kadınları lütfen ayrıştırmayın. Çünkü, her zaman ezilen, yok sayılan, katledilen biz kadınların bölünmesine izin vermeyin. Bu olaylara lütfen kör ve sağır kalmayın. Bunu rica ediyorum sizden.

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN  (Gaziantep) –  Sayın Başkan, cevap sürem var değil mi?

BAŞKAN –  Buyurun Sayın Bakan, cevap verin tabii ki.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN  (Gaziantep) – Bu Parlamento çatısı altında bütün milletvekillerimizin ve bütün partilerimizin onayıyla çok önemli bir yasal altyapıyı oluşturduk. Burada 6284 no.lu Yasa’nın getirdiği hak ve hukuk, bugün Avrupa Parlamentosundaki birçok parlamentoda getirilmemiştir. Avrupa Konseyinin İstanbul Anlaşması’nı ilk ve tek imzalayan ve parlamentosundan geçiren iktidar ve parlamento budur ve şu anda biz kurumsal anlamda -siz de geldiniz, yapılan çalışmaları yerinde gördünüz- çıkardığımız yasaların altyapısını, kurumsal altyapısını, bugün konukevlerimizi, şiddet izleme merkezlerimizi her geçen gün güçlendiriyoruz. Bir taraftan koruyucu tedbirlerimizi artırıyoruz, bir taraftan önleyici tedbirlerimizi artırıyoruz. Bu kadar çok şeyi yapmamıza rağmen, hâl⠓Hiçbir şey yapmıyorsunuz demenizi de ben hem toplumun vicdanına hem bu Parlamentonun vicdanına bırakıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz o bakımdan da kendimizin ne yaptığını biliyoruz ve daha ne yapmamız gerektiğini de biliyoruz ama lütfen, sizden istirham ediyorum, bardağın hep boş tarafına bakıp bu toplumu farklı şekilde yönlendirmeyin. Bu bardağın hem dolu tarafı var hem boş tarafı var, bütün her taraflı bakabilmeyi öğrenin Allah için. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Şu son günlerde yaşadığımız şiddeti neden görmezden geliyorsunuz? Bunu soruyorum.

BAŞKAN – 78’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

      Süreyya Sadi Bilgiç           Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı

                 Isparta                                 İstanbul                                  Konya

          Arif Demirkıran                        Recep Özel                          Yılmaz Tunç

                   Siirt                                     Isparta                                   Bartın

"MADDE 79- 2330 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (h) bendi (ı) bendi olarak teselsül ettirilmiştir…

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.42

 

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 23.52

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Muharrem IŞIK (Erzincan), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

      Süreyya Sadi Bilgiç           Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı

                 Isparta                                 İstanbul                                  Konya

          Afif Demirkıran                        Recep Özel                          Yılmaz Tunç

                   Siirt                                     Isparta                                   Bartın

"MADDE 79- 2330 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasına (g) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (h) bendi (ı) bendi olarak teselsül ettirilmiştir.

"h) Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Teşkilatında bulunan ve 24/2/2000 tarihli ve 4536 sayılı Denizlerde ve Yurt Yüzeyinde Görülen Patlayıcı Madde ve Şüpheli Cisimlere Uygulanacak Esaslara İlişkin Kanunda tanımlanan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi işlemlerinde görevlendirilenleri;"

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katıldığı için önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mehmet Akif Hamzaçebi İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba yasanın sonuna dört siyasi partinin mutabakatıyla birtakım sosyal içerikli düzenlemeleri ilave ediyoruz. Geçen yılın son günlerinde de yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına ait sosyal içerikli birçok düzenlemeyi dört siyasi partinin mutabakatıyla temmuz ayının başlarında bir torba yasa içerisine dâhil etmiştik. Görüyorum ki aradan geçen zaman içerisinde kanun hazırlama usulü açısından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığında değişen bir şey yok, on iki ay sonra tekrar Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının düzenlemelerini dört siyasi parti grubunun uygun görüşüyle yine bir torba yasanın içerisine dâhil ediyoruz. Bu içeriklerin, bu önergelerin hepsine Cumhuriyet Halk Partisi olarak destek veriyoruz. Hepsi önemli, hepsi güzel düzenlemeler ancak bu güzel düzenlemeleri, bu önemli düzenlemeleri Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının, bu şekilde yılın sonlarına bırakmaksızın, zamanında getirerek ve ilgili komisyonlarda kapsamlı bir şekilde tartışılarak yasalaştırması gerekirdi. Ben, bunu Sayın Bakana, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tavsiye ediyorum.

Yine, Sayın Bakanın getirmiş olduğu bu önergeleri, biz, burada destekliyoruz. Bir yandan bu önergeler okunurken siyasi parti grupları gerekli değerlendirmeleri yapıyor, hepimiz dikkatle dinliyoruz, bunlardan yararlanıyoruz. Ancak bir konuyu yadırgadığımı ifade etmek istiyorum. Bu Hükûmette ayrımcılık yapmaması gereken tek bir bakan kalsa, o da derim ki Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı. Hiçbir bakan ayrımcılık yapamaz, yapmamalıdır, hiçbir kamu görevlisi ayrımcılık yapmamalıdır ama tek bir kişi kalsa, bu, herhâlde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olur.

Şimdi, bizim bir milletvekilimiz burada konuşurken, Sayın Bakanı, ben, komisyon sıralarını terk ederek dışarı çıkarken gördüm. Bunu çok yadırgadığımı ifade etmeliyim yani burada hangi milletvekili konuşursa konuşsun, sayın bakanlar onun konuşmalarından hoşlanabilir veya hoşlanmayabilir, sayın bakanların görevi konuşan milletvekillerini dinlemektir. Kaldı ki, ben, Sayın Aylin Nazlıaka’nın konuşmasını dinledim. Sayın Nazlıaka’nın konuşmasında kaçırdığım herhangi bir cümle, kelime olduğunu tahmin etmiyorum. Sayın Nazlıaka’nın üslubunu da biliyorum. Kimseyi rahatsız edecek bir içerik, bir kelime, bir cümle de bulunmamaktaydı. Sayın Nazlıaka konuşmasını bitirdi, Sayın Bakan içeri geldi. Bu, çok hoş olmadı. Burada hep birlikte dört siyasi parti grubunun oy birliğiyle, desteğiyle önemli düzenlemeleri geçirirken Sayın Bakanın da herhâlde burada konuşan milletvekillerine kulak vermesi, onları dinlemesi daha uygun olur diye düşünüyorum.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Nazlıaka hariç, Nazlıaka’yı dinlemem. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sizleri kutluyorum, alkışlayan milletvekillerini de! Ben burada nazik bir üslupla Sayın Bakana bir tavsiyede bulunuyorum. Sayın Bakan burada oturduğu yerden alışık olmadık bir şekilde laf atıyor. Olabilir, kendi konuşma üslubu, siyaset üslubu olabilir. “Şunları dinlerim, şunları dinlemem.” gibi bir üslubu ben sayın bakanlara yakıştıramam ama kendileri o üslubu kendilerine uygun görüyorsa ben o üslupla kendilerini baş başa bırakırım.

Şimdi, ben, teklifle ilgili olarak gerekli değerlendirmeleri yapacağım: Şimdi, daha evvel birçok düzenlemeler yapıldı. Eksik kalan hususlarla ilgili olarak biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çok sayıda teklif verdik, çok sayıda kanun teklifimiz vardır. O tekliflerin önemli bir kısmının bu önergelerin içerisine girmiş olduğunu görüyoruz. Bundan mutluyuz ama biz bu eksiklikleri söylemeseydik veya diğer muhalefet partileri bu eksiklikleri Türkiye'nin, Parlamentonun gündemine getirmiş olmasaydı belki de bu düzenlemelerin bir bölümü burada olmayacaktı. Yani bardağın dolu tarafını görürken elbette boş tarafını da milletvekilleri, muhalefet partileri gösterecek ki hükûmetler, bakanlar bunu dikkate alsınlar, düzenlemeler yapsınlar. Yani bardağın boş tarafını konuşan muhalefetin görev yaptığını, Hükûmete yardımcı olmak üzere bu değerlendirmeleri yaptığını unutmayalım. Örneğin bizim 25 civarında teklifimiz vardır, şehitlerin dul ve yetimleriyle, gazilerle, vazife malulleriyle, onların vefat etmiş olması hâlinde onların eş ve çocuklarıyla ilgili sosyal içerikli 25 civarında kanun teklifimiz vardır. Onlardan önemli olan bir tanesini söylemek istiyorum: Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, memur, sözleşmeli personel ve işçi kadrolarının yürürlükteki yasalara göre sadece yüzde 1’lik kısmı engelli vatandaşlarımız için ayrılmış iken onların istihdamı, atanması için ayrılmış iken bunun yetersiz olduğunu görerek bu oranın yüzde 2’ye çıkarılması yönünde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak çok sayıda kanun teklifimiz vardır. Bir tanesini buraya getirdim. Bu, benim teklifim ama Umut Oran arkadaşımızdan başka milletvekili arkadaşlarımıza kadar çok sayıda teklifimiz vardır. Nihayet, o düzenlemeyi burada görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisinin bu konuda sayısız teklifinin bu düzenlemenin, bu önerge içerisinde yer almasında rolü olduğunu düşünüyorum. Bu, çok önemli bir düzenleme. Şimdi Hükûmete düşen, bu ilave artırılan yüzde 1’lik kadroya süratle gerekli atamaları yapmaktır.

Yine, ücretsiz seyahat hakkının kapsamı burada genişletiliyor. Ücretsiz seyahat hakkının kapsamının genişletilmesi yolunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun kanun teklifleri vardır, soru önergeleri vardır. Muharip gazilerin, 2330 sayılı Nakdî Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkındaki Kanun kapsamındaki kişilerin, 5510 sayılı Kanun’a göre vazife malullerinden hayatını kaybedenlerin yakınlarının ve bu saydıklarıma benzer kişilerin ücretsiz seyahat hakkının kapsamının genişletilmesi gerekir. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda çok sayıda teklif verdik. Onların, yine, bu önergeler içerisinde yer almış olmasını gayet olumlu bir düzenleme olarak görüyorum.

Yine, şehitlerin dul eşine, eğer dul eşi yok ise, hayatta değil ise çocuklarına TOKİ’den ev edinmek üzere faizsiz kredi verilmesi yolundaki uygulama olumludur. Ancak onların maddi durumunu dikkate alarak faizsiz kredi verilmesinin ötesinde bir nakdî desteğin bütçeden yapılmasında son derece yarar vardır.

Kırıkkale’de, Kırıkkale Silah Fabrikasında meydana gelen patlamada, Afyon’daki cephanelikte meydana gelen patlamada hayatını kaybeden vatandaşlarımızın, şehitlerimizin yakınlarına -dul eşine veya kardeşlerine, çocuklarına- ailesine yardım yapılmasını ve onların, bu devletin sosyal koruma görevinin içerisine alınmasını, nakdi tazminat ve aylık bağlanması uygulamasını gayet doğru buluyoruz, bu da önemli bir sosyal devlet uygulamasıdır.

Bunlar yapılırken birçok  şey eksik hâlâ. Bakın, bardağın boş tarafına bakmamız lazım, birçok şey hâlâ sistemde eksik. Yani “Şimdilik bunu uygun gördük.” anlayışı doğru değil. Devletin gücü, imkânı, bütçesi çok daha fazlasını yapmaya imkân verir, devlet buna muktedirdir; devlet, gücünü biraz buralarda göstersin meydanlarda değil, biraz sosyal devlet alanında devlet gücünü göstersin. Örnek veriyorum: Vergi alanında yapılacak düzenlemeler vardır. Engelli bireylerin ayrımcılık nedeniyle açtıkları davalar ve buna ilişkin icra takiplerinin harçtan muaf tutulması gerekir. Uluslararası uygulamaları vardır bunun, bizim sistemimizde yoktur, Cumhuriyet Halk Partisinin kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde beklemektedir. İşitme engelli vatandaşlarımızın ÖTV’den muaf araç alımına ilişkin kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığında beklemektedir. Yine, zihinsel engelli vatandaşlarımızın yakınlarına, daha doğrusu, o vatandaşımıza bakmakla yükümlü olanların ÖTV’siz araç iktisabına ilişkin kanun teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığındadır.

Sayın Bakana buradan şu soruyu da sormak istiyorum: Bedelli askerlik çıktı, kanunda bir hüküm var, Sayın Başbakan bunu açıkladı: “Buradan elde ettiğimiz geliri şehitlerin dul ve yetimlerine, engelli vatandaşlarımıza vereceğiz.” dedi. Soru önergesi verdim “Ne kadar para toplandı, kime harcandı?”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bugüne kadar cevap alamadım, Sayın Bakan buna cevap verirse mutlu olurum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Ali Uzunırmak, Aydın Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teşekkür ediyorum, hepinize saygılarımı sunuyorum.

Değerli iktidar milletvekili arkadaşlarım, bu 2002 öncesi, AKP iktidarı öncesi bir genel suçlamadan vazgeçerseniz, siyasete daha doğru yön vermiş olursunuz. Bunu neden söylüyorum? Hemen konuşmamın başında bir özgün fıkrayla bütün konuşmamı o fıkrayı ihatalı bir şekilde dinlerseniz, kurmak istediğim mantığı ve siyaseti doğru yönlendirmemiz gerektiğini anlarsınız: 18 yaşında bir gençle 15 yaşında bir kız çocuğu evlenmişler, 300 gram bir çocuk doğmuş ve çocuğun adını “Gürbüz” koymuşlar. Tabii ki çocuğun gürbüz olması mümkün değil. Eğer biz demokrasiyi ve mantık inşasını bu çocuğun adının Gürbüz konulması gibi, “demokratız” demekle demokrat olunduğunu zannedersek, o çocuk gürbüz olmaz değerli arkadaşlar.

Bakın, sandığın meşruiyetini tartışmak anlamında söylemiyorum ama bir mantık inşası için söylüyorum. Tutturdunuz bir Mısır meselesi ve bir Mursi meselesi.

Değerli arkadaşlar, bu, mantık inşası için önemli. İlk turda Mursi’nin, seçime katılım oranı yüzde 46,4, Mursi’nin aldığı oy yüzde 24,7; yani toplam seçmenin yüzde 11,4’ünün oyunu almış Mursi. İkinci turda katılım oranı yüzde 51 ve Mursi’nin aldığı oy yüzde 51,7; yani toplam seçmenin yüzde 26,4’ünü almış.  İşte, mantığımız burada zaten.

MEHMET GELDİ (Giresun) – En son ne kadar oy aldı?

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Dinlerseniz…

Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Böyle bir ahlak, böyle bir anlayış…

AHMET YENİ (Samsun) – Darbe yapanları anlat!

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Arkadaşlar, ya dinlersen anlayacaksın ne olduğunu, ne söylediğimi anlarsın. Eğer siz, Mursi, yüzde 26,4’le iktidara geldiğinin farkında olmazsa, “Bana oy vermeyen de yüzde 75 gibi bir kitle var; benim yönetim metotlarımda, benim, politikaları uygulamamda bu yüzde 75’i de dikkate almam gerekir, demokratlık bunu gerektirir.” demez de çocuğun, 300 gram doğan çocuğun adını “Gürbüz” koydum diye eğer onun gürbüz olduğuna inandırmaya çalışırsa o zaman bu, demokratlık olmaz değerli arkadaşlar.

Dolayısıyla sandığın meşruiyetini tartışmak için söylemiyorum diyorum tekrar, sandığın meşruiyetini tartışmıyorum ama yönetenin mantığını tartışıyorum. Bunu anlamazsanız yönetemezsiniz ülkeyi. Ülkenin geldiği durumu görüyorsunuz. Çıkan milletvekili arkadaşımız diyor ki “Adeviye Meydanı’ndaki Müslüman halkın yanındayız.” Peki, Tahrir meydanında Müslüman yok mu? Bu yüzde 26’nın dışında Müslüman yok mu Mısır’da?

ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Oradakiler darbeci.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Ya bırakın darbecilik meselesini. Bakın, 28 Şubatta, Türkiye’de mağdur olan, rahmetli Erbakan Hoca’dır.

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Erbakan Hoca’ma neler yaptınız.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Erbakan Hoca’dan ayrılan birtakım arkadaşlarımız AKP’yi kurmuşlardır. Bunu önce doğru tahlil edin. Mağdur olan, rahmetli Erbakan ve arkadaşlarıdır. Dolayısıyla, siz önce bu mantıkları doğru kuracaksınız. Bakın, bugün Türkiye’nin geldiği hâle bakın, sokaklarda insanlar var ve bunlar da Türk halkının bir parçası kabul edilmiyor âdeta. Bu mantıkla Türkiye yönetilmez değerli arkadaşlar.

Siz, bir yandan başkalarıyla ittifaklar kurmaya çalışırken, başka alanda onlar kadar kana bulaşmamış, cana kastetmemiş insanları bir anda Türkiye’nin baş belası, yabancıların ajanı, başka şeyler  ilan ettiniz, halkın büyük bir çoğunluğunu. Bu yönetim mantığı içerisinde Türkiye yönetilmez değerli arkadaşlar.

Türkiye çok kötü gidiyor, önce bunun farkında olmalıyız. Bu inatlaşmayla sosyal barışı  sürdürülebilir kılmanız mümkün değil değerli arkadaşlar. Onun için…

Bakın, Hamas’ın Basın Sözcüsü, Konya’ya geldi. Konya’da ne diyor, bu ilişkiler çok tehlikeli ilişkiler, 03/06’da Mısri, Konya’daki Gazeteciler Cemiyetinde diyor ki: “Filistin kanı eşittir Türk kanı olarak görüyoruz ve Marmara’nın intikamı alınmadı, biz Marmara’nın intikamını alacağız.” Sizin, Hizbullah’tan, Müslüman Kardeşlerden Hamas’a varıncaya kadar devletten devlete olması gereken ilişkiler…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – İsrail bile özür diledi bu konuda, ne konuşuyorsun.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – …kişiden kişilere, kişiden başka örgütlere olan ilişkilere dönüşmüştür, bu, gittikçe Türkiye’yi sıkmaktadır ve üzmektedir. Nasıl olur bir Hamas sözcüsü gelip “Filistin kanı eşittir Türk kanı olarak görüyoruz ve biz bu kanın intikamını alacağız.” diye, Türkiye’nin göbeği Konya’da Gazeteciler Cemiyetinde bunun söyleyebiliyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Türkiye devleti terör örgütü müdür?

Hepinize saygılarımı sunuyorum, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

79’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

           Harun Karaca                     Mustafa Kalaycı                      Fuat Karakuş

               İstanbul                                  Konya                                     Kilis

             Şuay Alpay                       Zülfü Demirbağ

                 Elâzığ                                   Elâzığ

“MADDE 80- 2330 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "(5434 sayılı Kanunun 18/1/1979 gün ve 2177 sayılı Kanunla değişik 64 üncü maddesinden yararlananlar hariç)" ibaresi çıkarılmış, son fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri hükümleri uygulanarak aylık bağlananlara aylık bağlama tarihi itibarıyla sosyal güvenlik kurumlarınca kendi sigortalılığı nedeniyle ödenmekte olan gelir ve/veya aylıkların toplamı, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesi gereğince öğrenim durumuna göre belirlenecek giriş derece ve kademesi ile 30 yıl fiili hizmet süresi esas alınarak mülga hükümleri de dahil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanacak vazife malullüğü aylığının %25 artırımlı tutarından az olamaz ve bu şekilde belirlenen gelir ve/veya aylıklar ilgili sigortalılık halindeki aylık artışları dikkate alınarak artırılır. Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamına girenler, aylıklara ilişkin hükümler hariç olmak üzere (d) bendi kapsamına girenlerin malullük haline bağlı olarak yararlandığı haklardan da aynı esas ve usuller çerçevesinde yararlandırılır. Bu Kanuna veya bu Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre aylık bağlanan maluller ile 5434 sayılı Kanunun 56 ncı ve mülga 64 üncü maddesi kapsamında aylık bağlanan malullerin, malul sayılmaları sebebiyle aylık bağlandığı tarihten önceki her türlü sigortalılık ve prim ödeme süreleri, iştirakçilik ve fiili hizmet süreleri ile bunların itibari ve fiili hizmet süresi zammı olarak değerlendirilen süreleri, malullük aylığı bağlanmasından sonra geçecek çalışma veya sigortalılık süreleriyle hiçbir sebeple birleştirilemez. Bu şekilde aylık bağlanmasından önce geçen söz konusu süreler; malullük aylığı bağlanmasından sonra geçen sigortalılık ve çalışma sürelerinin tabi olacağı sigortalılık hali ile mülga 2829 sayılı Kanun uygulaması yönünden dikkate alınmayacağı gibi, sonradan geçen sigortalılık veya çalışma süreleri yaşlılık/emeklilik, malullük ya da ölüm/dul veya yetim aylığı bağlanmasında veya toptan ödeme yapılmasında ilgili mevzuatına göre ayrı bir çalışma veya sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Ancak, bu Kanuna göre aylık bağlandığı tarihten sonra çalışmaya başlayanlardan, aylık bağlandıktan sonraki çalışmaları 5510 sayılı Kanununun yürürlük tarihinden sonra olanlar için 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi hükümleri uygulanamaz. Yukarıda belirtilen kanunlara göre malullük aylığı bağlanmasına esas alınmış hastalık ya da engellilik halleri ve bu hastalık ya da engellilik hallerindeki ilerlemeler, sonradan geçen çalışmalar sebebiyle yaşlılık aylığına hak kazanılması koşullarının belirlenmesinde dikkate alınmaz."

"Bu madde hükümleri 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi kapsamındakiler ve harp malulleri hakkında da uygulanır.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Soru soracağım.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi’nin sorusu var, buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce, kürsüdeyken, Sayın Bakana bir soru yönelttim, aynı soruyu buradan tekrar etmek istiyorum: 30 Kasım 2011 tarihinde, bedelli askerlik olarak isimlendirdiğimiz 6250 sayılı Kanun kabul edildi. Bu kanuna göre, bedelli askerlik nedeniyle toplanan paralar, Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde belirteceğim alanlarda, hizmetlerde kullanılmak zorundadır. Bu alanlar, hizmetler şunlardır: Şehit yakınları, gaziler, engelliler, muhtaç erbaş ve er aileleri, Türk Silahlı Kuvvetlerine mensup vazife malulleriyle emniyet hizmetleri sınıfına mensup vazife malullerine yönelik sosyal hizmet yardım faaliyetleri.

Bu hesapta ne kadar para toplanmıştır? Toplanan paralardan bu sözünü ettiğim alanlara ne kadarlık bir harcama yapılmıştır? Ben, 30 Kasım 2012 tarihinde bir soru önergesiyle bunu Sayın Başbakana sordum ama o tarihten bu yana, ikinci yıla doğru gidiyoruz, ikinci yıl bitmek üzere, Sayın Başbakan bu soruma cevap vermedi. Sayın Bakandan, ilgisi nedeniyle cevap bekliyorum. 

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 6353 Sayılı Kanun’la şehit ailelerine getirilen ikinci iş imkânından yararlanmak üzere İçişleri Bakanlığına başvuran çoğu şehit yakınlarının hâlen işe yerleştirilme işlemlerinin sürdüğü ve sonuçlanmadığı, bazı sorunların yaşandığı dile getirilmektedir. Bu konuyla ilgili Bakanlığımızın bir girişimi var mıdır? Bu sorunların çözümü hızlandırılabilir mi? Şimdiye kadar size ulaşan, bu durumda kaç kişi var ve bunların sorunları ne zaman çözülecek? Bu konuda açıklama yaparsanız sevinirim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Hamzaçebi’nin sorduğu “Bedelli askerlik uygulamasıyla ilgili şu ana kadar kaç lira toplandı?” sorusunun cevabını veriyorum: Yaklaşık 2 milyar 230 milyon TL kaynak sağlanmış olup, yaklaşık şu anda da bu konuda harcadığımız para 170 milyon TL’dir.

En son, Sayın Başbakanımızın, grup toplantısında açıkladığı muhtaç asker aileleriyle ilgili aldığımız bir karar var. Bu kararda, biliyorsunuz, eğer er ve erbaş askere gittiyse ve aile muhtaç durumdaysa biz bu aileye bedelli üzerinden de mali destek kararı verdik. Bununla alakalı şu an 60 bin ailemiz müracaat etti. Bunların hepsinin uygulamalarını da toplayıp…

Ayrıca, engellilerle ilgili yaptığımız çalışmada, siz de soruyu sorarken zaten engellilerle ilgili yapılan çalışmalara da bu kaynaktan harcanabileceğiyle ilgili yasal altyapıyı da söylediniz.

Bunların hepsini toparlayıp size daha detaylı, kesin harcadığımız parayı da bire bir de verebilirim Sayın Başkanım.

İkincisi, bu istihdamla alakalı bir yıl önce yine bütün partilerin oybirliğiyle çıkardığımız çok önemli bir yasanın uygulaması çalışmaya başladı, istihdamda yerleştirme hakkı, yine sayın milletvekilimin söylediği gibi, İçişleri Bakanlığı bünyesinde yapılıyor fakat bizim şehit yakınları ve gazilerle ilgili daire başkanlığımız gelen bütün talepleri bire bir takip ediyor. Talepler bir anda, çok hızlı bir şekilde geldiği için İçişleri Bakanlığında bu hızlı müdahalenin yapılmasıyla ilgili de biz de Bakanlık olarak takibini yapıyoruz. Geçen hafta Sayın Bakanımızla da bunu daha hızlandıracak, kurumsal altyapıyı geliştirecek önlemleri de aldık. Bir ay içerisinde bütün bu taleplerin yerine getirileceği bir çalışmanın da altyapısını oluşturduk. İnşallah, bu yasayla da beraber yeni hakların ve yeni istihdam haklarının da Bakanlık olarak bire bir takipçisi olacağız.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Soruma devam etmek istiyorum efendim. Tekrar bir soru sormak istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanın açıklamalarından anlaşılan şudur: Bedelli askerlikle ilgili olarak bugüne kadar 2 milyar 109 milyon Türk liralık bir kaynak toplanmıştır. Bunun yüzde 10’undan az bir kısmı, 179 milyon Türk liralık kısmı kanunda belirtilen amaçlarda harcanmıştır. Sayın Bakanın sözünü ettiği 60 bin kişiye yapılacak ödemeleri -yanlış anlamadıysam- bir daimi ödeme, bir maaş ödemesi şeklinde bir uygulama gibi anladım. Oysa kanun diyor ki: “Sosyal hizmet yardım faaliyetlerinde kullanılır.” Siz bir maaş ödemesi yapacaksanız, maaş ödemesinin yeri bütçenin diğer kaynaklarıdır. O kaynaklardan yapmanız gereken harcamayı buradan yaparak “Bunu amacında kullandım.” deme imkânınız mevcut değildir. Bu parayı münhasıran bu sayılan gruplar için sosyal hizmet yardım faaliyeti olarak kullanmak zorundasınız. Bütçe harcamalarını buraya kaydırarak buradan yaparsanız kanunun amacına aykırı hareket etmiş olursunuz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Sayın Başkanın söylediği yasal altyapının yönetmelik kısmında Maliye Bakanlığıyla bedelliden ayrılan bu kaynağın iki yıl boyunca engellilerle ilgili yapılacak çalışmalar da yönetmelikte belirtilmiştir. Bu konuda da hem bedelli üzerinden muhtaç asker aileleri hem engelliler üzerinde yapılacak iki yıllık ödemeler ve planları Maliye Bakanlığı yönetmeliği karşılığı çıkarılmıştır. Dolayısıyla, Sayın Başkanın söylediği, şu an yüzde 10 harcanmış olan kaynak gözüktüğü doğrudur fakat bu yılın sonunda bu kaynak Maliye Bakanlığıyla beraber çıkardığımız yönetmelikle çok yüksek oranda harcanacak şekilde takibimizdedir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Madde üzerinde bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine eklenen 80. maddeyle değiştirilen 2330 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin son fıkrasında geçen “% 25 artırımlı” ibaresinin “emsalini geçmemek üzere % 50 artırımlı” şeklinde değiştirilmesini arz teklif ederiz.

             Oktay Vural                       Mustafa Kalaycı                    Mehmet Şandır

                  İzmir                                    Konya                                   Mersin

       S. Nevzat Korkmaz                   Ali Uzunırmak                        Erkan Akçay

                 Isparta                                   Aydın                                   Manisa

             Sümer Oral

                Manisa

BAŞKAN – Sayın komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Şehit aileleri ile gaziler ve malullerin maaşlarında artış yapılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

80’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

          Ramazan Can               Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı

               Kırıkkale                                İstanbul                                  Konya

             Hilmi Bilgin                          Recep Özel                         Adnan Yılmaz

                  Sivas                                   Isparta                                 Erzurum

      Süreyya Sadi Bilgiç                   Yılmaz Tunç

                 Isparta                                   Bartın

“MADDE 81 - 2330 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 4- 1/1/2012 tarihinden önce meydana gelen ölüm, malullük veya yaralanma halleri hariç olmak üzere, ölüm, malullük veya yaralanma sebepleri bu Kanunla 1 inci ve 2 nci maddelerde yapılan değişikliklerin kapsamına girenler müracaatları üzerine, durumlarına uygun olarak bu Kanunla düzenlenen haklardan aynı usul ve esaslar çerçevesinde yararlanırlar. Ancak, bunlara nakdi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönem için geriye dönük olarak herhangi bir ödeme yapılmaz.

4 üncü maddenin bu Kanunla değiştirilen son fıkrası ile aynı maddeye eklenen fıkra kapsamına girenlere, geriye dönük olarak herhangi bir ödeme yapılmaz.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır Sayın Başkan, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, Komisyon önergeye salt çoğunlukla katıldığından önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

81’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

          Mustafa Elitaş                  Süreyya Sadi Bilgiç                    Recep Özel

                Kayseri                                  Isparta                                   Isparta

       Hakan Çavuşoğlu                      İdris Şahin                   Mehmet Doğan Kubat

                 Bursa                                   Çankırı                                 İstanbul

          Ramazan Can                   Osman Aşkın Bak                      İsrafil Kışla

               Kırıkkale                                İstanbul                                  Artvin

             Oya Eronat                          Sermin Balık                        Ekrem Çelebi

              Diyarbakır                                Elâzığ                                     Ağrı

"MADDE 82 - 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 35 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

"Müeyyideler

MADDE 35/A - Gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişilerine ait sosyal hizmet kuruluşunda yapılan kontrol ve denetim sonucunda, bu kuruluşların açılışına, çalışma şartlarına, yönetimine, hizmetin etkin sunumuna ilişkin olarak yönetmelikle belirlenen koşullara göre eksiklik veya aykırılığın tespiti halinde il müdürü tarafından 16 yaşından büyükler için her yıl belirlenen aylık net asgari ücret tutarının on katından elli katına kadar idari para cezası verilir. Bu eksiklik veya aykırılıkların giderilmesi ile idari para cezasının yatırılması için otuz günü geçmemek üzere uygun bir süre verilerek ilgili kuruluş yazılı olarak ihtar edilir.

Belirlenen süre içinde kuruluş tarafından eksiklik veya aykırılığın giderilmemesi halinde birinci fıkra uyarınca verilen idari para cezasının iki katı tutarında tekrar idari para cezası uygulanır ve eksiklik veya aykırılığın giderilmesi için otuz günü geçmemek üzere ek süre verilir. Bu süre içinde de eksiklik veya aykırılığın giderilmemesi halinde kuruluş, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından kapatılır.

Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen sürede eksiklikler veya aykırılıklar giderilinceye kadar kuruluşa yeni bir kişinin kabulü yapılamaz.

Bir yıl içinde beş defa idari para cezası uygulanan kuruluş, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından kapatılır.

Bu Kanun kapsamında verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Bu süre içinde ödenmeyen idari para cezaları kesinleşmesini müteakiben Bakanlığın bildirimi üzerine vergi daireleri tarafından 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre takip ve tahsil edilir.””

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır Sayın Başkan, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

82’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mustafa Elitaş                            Süreyya Sadi Bilgiç               Hakan Çavuşoğlu

   Kayseri                                               Isparta                                   Bursa

Recep Özel                               Mehmet Doğan Kubat                Ramazan Can

   Isparta                                               İstanbul                                Kırıkkale

Osman Aşkın Bak                              Oya Eronat                          Sermin Balık

    İstanbul                                          Diyarbakır                                Elâzığ

                        İdris Şahin                                 İsrafil Kışla

                         Çankırı                                               Artvin                   

“MADDE 83- 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 35 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

“Kuruluşun kapatılması

MADDE 35/B- Bu Kanun kapsamında gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişilerince açılan sosyal hizmet kuruluşlarında hizmet verilen kişilere yönelik tehdit veya baskı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, fiziksel, cinsel, tıbbi, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren her türlü tutum ve davranışın gerçekleşmesi halinde bu tutum ve davranışların engellenmesine yönelik gerekli tedbirleri almayan kurucu veya sorumlu müdüre dört yüz günden az olmamak üzere adli para cezası verilir.

Sosyal hizmet kuruluşları aşağıda belirtilen hususlardan birinin tespit edilmesi halinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından kapatılır:

a) Kurucu veya sorumlu müdürün kuruluşta hizmet verilen kişilere yönelik tehdit veya baskı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, fiziksel, cinsel, tıbbi, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar veren eylemlerden dolayı cezalandırılmasına karar verilmiş olması.

b) Kurucu veya sorumlu müdürün birinci fıkra hükümleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş olması.

c) Kuruluşun açılış izin onayı olmadan hizmete başlaması.

ç) Kuruluşun izinsiz olarak nakil veya devir işleminin yapılması.

d) Kuruluşun açılış işlemleri esnasında ibraz edilen belge ve beyanların gerçeği yansıtmadığının sonradan ortaya çıkması.

İkinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen hallerde 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması kapatma işleminin yapılmasına engel teşkil etmez.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır Sayın Başkan, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

83’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli                      Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

Giresun                                             İstanbul                                   İzmir

Ramazan Can                          Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Zülfü Demirbağ

Kırıkkale                                           İstanbul                                  Elâzığ

Yılmaz Tunç                                  Mustafa Kalaycı                       Recep Özel

Bartın                                                 Konya                                   Isparta

Mehmet Altay                             Süreyya Sadi Bilgiç                  Adnan Yılmaz

Uşak                                                   Isparta                                 Erzurum

"MADDE 84 - 2/3/1984 tarihli ve 2985 sayılı Toplu Konut Kanununun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 2- 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine, 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47 nci maddesine ve 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malulü olmaları sebebiyle kendilerine aylık bağlananlara bir konut ile sınırlı olmak kaydıyla Toplu Konut İdaresince faizsiz olarak kredi verilir. Aynı kanunlar kapsamına giren sebeplerle hayatını kaybedenlerin dul ve yetimleri ile harp veya vazife malullüğü aylığı almaktayken faizsiz kredi hakkından yararlanmaksızın hayatını kaybedenlerin dul ve yetimleri için ise; bir konut ile sınırlı olmak üzere, öncelikle dul eşine, eşi hayatta değilse veya evlenmişse kredi kullanacak çocuklardan en az birisinin yetim aylığı almakta olması kaydıyla aylık bağlanma koşullarına bakılmaksızın talepte bulunan çocuklarına müştereken, bu kişiler bulunmadığı takdirde de öncelikle anaya olmak üzere ana veya babasına konut sahibi yapmak amacıyla Toplu Konut İdaresince faizsiz olarak kredi verilir.

Birinci fıkrada belirtilen haller kapsamında harp veya vazife malulü sayılanlardan sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam eden kamu görevlileri ile ilgili mevzuatına göre aylık bağlanan malullerden, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında çalışmaya başlamaları nedeniyle ödenmekte olan aylıkları kesilenler de birinci fıkra hükmünden yararlanırlar.

Bu kredinin tavan tutarı, Yüksek Planlama Kurulunca belirlenir. Kredi için yapılacak başvurulara, kredilerin kullandırılmasına, geri ödeme süre ve yöntemlerine ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Toplu Konut İdaresince çıkarılan yönetmelik ile belirlenir.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

84’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

      Süreyya Sadi Bilgiç           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Recep Özel

                 Isparta                                 İstanbul                                  Isparta

            Yılmaz Tunç                       Afif Demirkıran                    Mustafa Kalaycı

                 Bartın                                     Siirt                                     Konya

 

"MADDE 85 - 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendine "sivillerden" ibaresinden sonra gelmek üzere "Sosyal Güvenlik Kurumunca" ibaresi eklenmiştir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 85’inci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

          Ramazan Can                     Mustafa Kalaycı              Ferit Mevlüt Aslanoğlu

               Kırıkkale                                 Konya                                  İstanbul

      Oğuz Kağan Köksal                    Salim Uslu                     Süreyya Sadi Bilgiç

               Kırıkkale                                 Çorum                                   Isparta

MADDE 86 – 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"EK MADDE 1- 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun eki (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kurum ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıkları, il özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, özel kanunla kurulan diğer her türlü kamu kurum ve kuruluşları; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memur kadroları ile sözleşmeli personel pozisyonlarının ve sürekli işçi kadrolarının %2'sini aşağıdaki hükümlerde belirtilen hak sahiplerinin istihdamı için ayırmak ve bu madde hükümleri çerçevesinde İçişleri Bakanlığınca hak sahibi olduğu belirlenerek Devlet Personel Başkanlığına bildirilen ve Başkanlıkça atama teklifi yapılanları atamak zorundadır. Kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarına, ilgili mali yılda 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 7 nci maddesi kapsamında yapabilecekleri toplam atama sayılarının ne kadarını bu madde kapsamında yapılacak atamalar için ayıracağı ve buna ilişkin diğer hususlar Başbakan onayı ile belirlenir.

Bu madde kapsamında hak sahipliği sonucunu doğuran durumlar aşağıda belirtilmiştir:

a) 5434 sayılı Kanunun mülga 64 üncü maddesi, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin sekizinci fıkrası, bu Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamına girenler hariç olmak üzere 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malulü sayılanlar,

b) 5434 sayılı Kanunun mülga 45 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen haller kapsamında vazife malulü sayılan; Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının erbaş ve erler dahil askeri personeli ile Emniyet Teşkilatından Emniyet Hizmetleri Sınıfına mensup personeli,

c) (b) bendi kapsamına girenler hariç olmak üzere 5434 sayılı Kanunun mülga 45 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olanlardan vazife malulü sayılanlar,

ç) 21 inci maddenin birinci fıkrasının (j) bendi kapsamında vazife malulü sayılanlar, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesi kapsamında aylık bağlananlardan terör eylemleri nedeniyle hayatını kaybetmiş veya engelli hale gelmiş olanlar ile Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumuna ait fabrika, işletme, müessese veya bağlı ortaklıklarda görevli olanlardan patlayıcı

maddelerin üretimi, incelenmesi, muhafazası, nakli, imha edilmesi ve zararsız hale getirilmesi sırasında oluşacak patlamalardan dolayı hayatını kaybedenler,

İstihdam hakkından;

a) İkinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamında hayatını kaybedenlerin eş veya çocuklarından birisi ile ana, baba veya kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam iki kişi; ana, baba ve kardeşi yoksa eş veya çocuklarından toplam iki kişi; eş veya çocuğunun yoksa ana veya babası ile kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam iki kişi, ana veya babanın bu hakkı kullanmaması durumunda ise bir diğer kardeşi olmak üzere toplam iki kişi,

b) İkinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde sayılan malullerin kendileri veya eş veya çocuklarından birisi, eşi veya çocuğu yoksa kendisi veya kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi,

c) İkinci fıkranın (c) bendine göre malul sayılanların kendileri veya eş ve çocuklarından birisi, eşi veya çocuğu yoksa kendileri veya kardeşlerinden birisi; hayatını kaybedenlerin ise eş veya çocuklarından birisi, eşi veya çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi,

ç) İkinci fıkranın (ç) bendine göre engelli hale gelenlerin kendileri veya eş ve çocuklarından birisi, eşi veya çocuğu yoksa kendileri veya kardeşlerinden birisi; hayatını kaybedenlerin ise eş ve çocuklarından birisi, eşi veya çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi,

yararlanır.

Bu madde kapsamında atanacakların, atamalarının yapılacağı kadro veya pozisyonlar için sınavlara ilişkin hükümler hariç olmak üzere ilgili mevzuatında öngörülen nitelik ve şartları taşımaları zorunludur.

Bir başkasının bakımına muhtaç olacak derecede engelli olanlar, birinci fıkrada sayılan kurumlarda görev yapanlar, istihdam hakkını sağlayan olayın meydana geldiği tarihten sonra söz konusu kurum ve kuruluşlarında görev yapmakta iken bu görevinden ayrılmış olanlar ile kırkbeş yaşını bitirmiş olanlar istihdam hakkından faydalanamazlar ve bu durumda olanlar yukarıdaki fıkraların uygulanmasında dikkate alınmaz.

Hak sahiplerinden ilköğretim, ortaokul, ilkokul mezunu olanların hizmetli unvanlı kadrolara; ortaöğretim ve yükseköğretim mezunu olanların ise memur unvanlı kadrolara atama teklifleri Devlet Personel Başkanlığınca yapılır. Sözleşmeli personel pozisyonları ve işçi kadrolarına yapılacak atama tekliflerinde ise hak sahiplerinin bu fıkra uyarınca öğrenim durumları itibarıyla atanabilecekleri kadro unvanları dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığınca belirlenen aynı veya eşdeğer unvanlı pozisyon ve kadrolar esas alınır.

Kamu kurum ve kuruluşları bu madde kapsamında atama yapılması amacıyla ayırdıkları %2 oranındaki kadro ve pozisyonların unvan ve sayısını her yılın Şubat ve Ağustos aylarının son gününe kadar Devlet Personel Başkanlığına bildirirler.

Bu madde kapsamında başvuranlardan hak sahibi olanlar İçişleri Bakanlığınca tespit edilerek, liste halinde her yılın Mart ve Eylül aylarının son gününe kadar Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bildirilenlerin atama teklifleri, kamu kurum ve kuruluşlarının söz konusu münhal kadro ve pozisyonlarına Devlet Personel Başkanlığınca kırkbeş gün içerisinde yapılır. Kamu kurum ve kuruluşlarınca atama yapılabilecek kadro ve pozisyonların bildirilmemesi veya unvan bazında ihtiyacın karşılanamaması durumunda Devlet Personel Başkanlığınca kapsamdaki kamu kurum ve kuruluşlarının münhal kadro ve pozisyonlarına resen atama teklifi yapılır. Atama işlemlerinin, atama teklifinin kamu kurum ve kuruluşuna intikalinden itibaren otuz gün içerisinde yapılması zorunludur. Atama emri ilgili kamu kurum ve kuruluşu tarafından 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre ilgililere tebliğ edilir. İlgililerin işe başlama sürelerine ve işe başlamama halinde yapılacak işlemlere ilişkin olarak 657 sayılı Kanunun 62 nci ve 63 üncü maddeleri hükümleri uygulanır. Atama onayı alınmasına rağmen görevine başlamayanlar ile başladıktan sonra herhangi bir sebeple görevden ayrılanlar bu madde kapsamında yeniden istihdam edilemezler. Kamu kurum ve kuruluşları atama ve göreve başlatma işlemlerinin sonucunu, işlemlerin tamamlanmasını takip eden onbeş gün içerisinde Devlet Personel Başkanlığına bildirirler.

Bu maddenin uygulanmasında takip edilecek usul ve esaslar ile diğer hususlar; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının görüşleri alınmak suretiyle, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde Devlet Personel Başkanlığı ile İçişleri Bakanlığınca müştereken hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenir.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

Madde üzerinde önerge var, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne eklenen madde ile değiştirilen 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin üçüncü fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Erkan Akçay                      Mustafa Kalaycı                       Oktay Vural

                Manisa                                  Konya                                     İzmir

          Mehmet Şandır                       Ali Halaman

                 Mersin                                   Adana

“Terörle mücadelede şehit olan er ve erbaşlar ile köy korucuları ve kamu görevlilerinin çocuklarının tamamı istihdam hakkından yararlanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, şehit aileleri, gazilerimiz ve malullerimizle ilgili yapılan bu düzenlemelere imza veren bütün gruplara, milletvekillerine ve siyasi partilerimize teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum ve bu getirilen düzenlemelere canıgönülden katkı verdiğimizi ve desteklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Tabii, 24’üncü Dönem İkinci Yasama Yılının son günü yani 4 Temmuz 2012 tarihinde 6353 sayılı Torba Kanunu çıkarmıştık, hatırlarsanız ve bu torba kanun tasarısının içine şehit aileleri, gazi ve malullerimizle ilgili bazı düzenlemeler ve önergeler de eklenmişti. Biz de gerek öneri olarak gerekse uyarı olarak ve eleştiri olarak da… Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Şahin başta olmak üzere, Hükûmet üyeleri, 24’üncü Dönemin hemen başlangıcında bu eksikliklerin düzeltileceği ve bu çalışmaların yapılacağını ifade etmişti. Aslında, aradan tam bir yıllık bir zaman geçti ancak yine de bu yasama yılı tamamlanmadan bu değişikliklerin geçmiş olması nedeniyle memnuniyetimi ifade etmek istiyorum. Şehitlerimize, şehitlerimizin ailelerine, gazilerimize ve onların ailelerine hepimizin bir vefa borcu ve şeref borcu vardır, Türkiye Cumhuriyeti’nin borcu vardır. Bu borç mükellefiyeti Anayasa’da ve kanunlarımızda yazılıdır.

Yine bu önergemizle de -keşke bütün gruplar olarak da kabul edilseydi, inşallah, önümüzdeki ilk yasama yılında kabul edilmesini temenni ediyorum- biz, bu ek 1’inci maddeye bir cümle ilave edilmesini istiyoruz. Terörle mücadelede şehit olan er ve erbaşlar ile köy korucuları ve kamu görevlilerinin çocuklarının tamamının istihdam hakkından yararlanmasını istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, şimdi, 3713 sayılı Kanun kapsamına giren görev ya da eylemler sebebiyle hayatını kaybeden kamu görevlileri ile er ve erbaşların çocuklarının tamamının işe yerleştirilmesinde zaruret vardır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak şehitlerimizin evlatlarının tamamının işe yerleştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Geçen yıl birlikte çıkardığımız 6353 sayılı Kanun’la şehit ailelerine ikinci iş imkânı tanınmıştı. Şehitlikten doğan iş hakkının birini eşi ya da çocukları, diğerini ise anne baba veya kardeşleri kullanabilmektedir. Şehidimizin 2 veya 3 çocuğu olduğu durumlarda ikinci iş hakkı şehidin kardeşlerinden birine verildiğinden, şehidin çocuğu açıkta kalabilmektedir ve bu da aile içerisinde, yakın akrabalar arasında ve bilhassa dağılmış ailelerde sorun çıkarabilmektedir. O yüzden, bunun mutlaka düzeltilmesinde fayda vardır.

Yani, şimdi, babasının şehit tabutu başında 3 çocuk, ya, bunların hangisine vereceğiz bu işi? Hangi birine ayrım yapacağız? Yapmamız mümkün değil. O yüzden, hepsini bir arada gözetmemizde büyük fayda var.

Aslında diğer önergelerimiz de var. Harp ve vazife malullerinin kullandıkları her türlü ortez, protez, araç gereç, ilaç ve tıbbi malzemelere hiçbir kısıtlama getirilmeksizin bu malzemelerin kurumca karşılanmasını amaçlıyoruz. İnşallah, önümüzdeki dönemde bunun çıkarılmasını ümit ediyoruz.

Yine, 5510 sayılı Kanun’un 28’inci maddesiyle engelli vatandaşlarımıza rapor durumuna göre erken emeklilik hakkı tanınmıştır ve giderek artan emeklilik yaşı, terörle mücadele esnasında yaralanıp, gazi olup 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun ek 1’inci maddesine göre rehabilite edilmek amacıyla işe yerleştirilen, fiziki ve ruhi sorunu olan bu gazilerimize de sıkıntılarını gidermek bakımından 3600 prim günü doldurduklarında emeklilik hakkı verilmesinde biz fayda görüyoruz.

Yine, özel öğretim  kurumlarındaki kontenjanların yüzde 50 nispetinde artırılmasında büyük fayda gördüğümüzü ifade etmek istiyorum ve inşallah, gazi ve malullere rapor istenmeden beş yılda bir, bir defa ÖTV’siz ve KDV’siz…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - …araç imkânının da getirilmesinde fayda gördüğümüzü ifade ediyorum.

Bir sonraki yasama döneminde de yine gündemimizin bu hususta olması temennisiyle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, evde bakım yardımı alan engellilerle ilgili yeni bir düzenleme yapılmasının düşünülüp düşünülmediğine ilişkin açıklaması

 

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, özellikle bu engellilere, evde bakım yardımı yapılanlara son zamanlarda bakım yardımı kesilip, bakım yardımı alıp,  ailede herhangi birisi Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamına girmiş veya bir yerde çalışıyorsa kendilerine daha önce almış olduklarına tahakkuken ciddi borçlar geliyor. Bu özellikle belli bölgelerde daha yoğun. Bunların borçlarını geriye ödemeleri noktasında yeni bir yapılanma yapmayı düşünüyor musunuz? Bu insanlar zaten ailesinde engelli birine bakan ve gerçekten de bu yardımı almayı hak eden fakir vatandaşlarımız. Bunlar için yeni bir düzenleme gündeminizde var mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bu neyin sözü efendim? Soru-cevaba geldik mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Yerinden, 60’ncı maddeye göre yerinden söz verdi.

BAŞKAN - Aslında soru-cevabı geçmiştik, 60’a göre söz vermiş olduk.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

86’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

          Ramazan Can                     Mustafa Kalaycı              Ferit Mevlüt Aslanoğlu

               Kırıkkale                                 Konya                                  İstanbul

           Adnan Yılmaz                         Hilmi Bilgin                    Süreyya Sadi Bilgiç

               Erzurum                                  Sivas                                    Isparta

             Recep Özel                          Yılmaz Tunç

                 Isparta                                   Bartın

“MADDE 87- 3713 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 13- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ek 1 inci madde kapsamında istihdam hakkı bulunanlardan kırkbeş yaşını doldurduğu için istihdam hakkından yararlanamayacak olanlar, söz konusu maddede öngörülen yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içerisinde İçişleri Bakanlığına müracaat etmeleri şartıyla bir defaya mahsus olmak üzere mezkur maddede belirtilen istihdam hakkı sınırlamaları çerçevesinde yararlandırılır.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte ek 1 inci madde kapsamına girenler ile bu maddenin birinci fıkrasında belirtilenlerden İçişleri Bakanlığınca hak sahibi olduğu tespit edilenlerin atama teklifleri Devlet Personel Başkanlığınca 2015 yılı sonuna kadar kura usulü ile yapılır. Hak sahiplerinin atama teklifleri; ek 1 inci madde kapsamına giren kurum ve kuruluşların dolu kadro ve pozisyon sayısının, kurumların toplam dolu kadro ve pozisyon sayısına oranı esas alınmak suretiyle hak sahiplerinin kamu kurum ve kuruluşlarına dengeli dağılımı gözetilerek Devlet Personel Başkanlığınca kura usulü ile gerçekleştirilir. Hak sahiplerinin atamasının yapılacağı kadro veya pozisyonun belirlenmesinde ek 1 inci maddede öngörülen usul uygulanır. Bu madde kapsamında yapılacak işlemlere ilişkin usul ve esaslar, ek 1 inci maddede öngörülen yönetmelikte düzenlenir. Kura sonucu yapılacak atamalarda atama teklifleri ile birlikte atama teklifi yapılan kamu kurum ve kuruluşlarına diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın kadro ve pozisyonlar ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. Bu kadro ve pozisyonlar mevzuatı uyarınca düzenlenen ilgili cetvel ve bölümlere eklenmiş sayılır. Bu şekilde ihdas edilen kadro ve pozisyonlar herhangi bir şekilde boşalması halinde başka bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.

Bu madde uyarınca yapılan atamalar, ek 1 inci maddede belirtilen hak sahiplerinin atanması için ayrılması gereken %2 oranındaki kadro ve pozisyon sayılarının hesabında dikkate alınmaz.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce ek 1 inci maddeye göre yapılan başvurular başvuru tarihindeki mevzuat hükümlerine göre sonuçlandırılır.

Bu madde ile ek 1 inci madde kapsamında 31/12/2015 tarihine kadar yapılacak atamalar, yılı merkezi yönetim bütçe kanunlarında yer alan kısıtlamalara tabi tutulmaz.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Başkanım, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Sayın Işık….

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 2013 Özürlü Memur Seçme Sınavı’na yapılan bazı başvuruların önce kabul edilip daha sonra telefonla adaylara kabul edilmediği yönünde geri dönüşümler olmuştur. 2013 Özürlü Memur Seçme Sınavı’nda kaç kişiye, başvurusu sonradan, telefonla, kabul edilmediği yönünde geri dönülerek iade edilmiştir? Bunun sebebi nedir? Bu mağduriyetlerin giderilmesi konusunda Bakanlığınız nasıl bir çözüm aramaktadır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, az önce de sorduğum gibi, bu engelli bakım yardımı alanlardan engelli bakım yardımı kesilenler ne kadardır? Bunların geri ödemeleri engelli bakım yardımı için verilen toplam miktar üzerinden mi? Yoksa, aşan miktar kısımlarının taksitlendirerek geri ödeme şeklinde bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konuda mağdur olan insanlar gerçekten çok fazla müracaat ediyorlar. Bununla ilgili yeni bir düzenleme yapılması lazım diye düşünüyorum.

Bir diğer sorum da şu olacak: Biz burada doğal afetlerden birtakım şeyleri bahsediyoruz ama çığ  düşmesi gibi, sonra, yıldırım çarpması gibi, belki sayıları az ama bu şekilde mağdur olan insanları da gerçekten doğal afet olarak tanımlayıp bu tip insanların da mağduriyetini giderme yönünde bir çalışma yapılması gerekmiyor mu? Çünkü her defasında bu göz ardı ediliyor diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Alim Işık Bey’in özürlü memur alım sınavıyla ilgili sorusuna cevap vermek istiyorum: Biliyorsunuz, iki yıl önce yeni bir sınav sistemi getirdik. Bu sınav sisteminde şu anda bütün engelli grupları, zihinsel engellileri, görme engellileri, işitme engellileri, bedensel engellileri, her biri kendi içinde sınav edildi ve her biri kendi içindeki sınav sistemine göre yerleştirilmek için müracaat ettiler ve iki yıl boyunca biz 14 bin engellimizin bu şekilde işe yerleşmesini sağladık ve bu sınav sistemine göre daha önce bedensel engelliler çok daha yüksek oranda yerleştirilirken burada, işitme engelli, görme engelli grupları da işe yerleşmeye başladılar. Şu anda, bugün, sayın milletvekilimin bana da söylediği, özellikle zihinsel engelli işe yerleştirmede zihinsel engelli olduğu anlaşılınca işe yerleştirilen kurumun buna itiraz ettiğiyle ilgili uygulamada bize de bir sorun geldi, biz şimdi bunun üzerinde çalışmaya başladık çünkü biz engelli grubunda zihinsel engellilerin de ÖMSS sisteminde yerini almasını ve kamuda yerini almasını çok önemsiyoruz. Hangi grupta, hangi kurumda bunlara ne tür bir itiraz geliyorsa biz bunun bire bir Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak takipçisi olacağız ve yerleşmeleriyle önündeki engelleri kaldırmak için her türlü desteği vereceğiz.

Yeni uygulamalar da geldiği için şu anda size sayı söyleyemiyorum ama Bakanlık olarak bunun takibini yapıp buradaki mağduriyeti giderecek şekilde süreci yöneteceğiz. Sonuçlarını da, kaç kişiyle ilgili nasıl bir tasarruf yaptığımızı da sayın milletvekilimle paylaşırım.

İkinci konu evde bakımla ilgili. 2007’de başladığımız çok önemli bir çalışmadır bu. Yaklaşık 400 bin engellimize evde bakım veriyoruz ve bu evde bakım ücretine baktığınız zaman bir asgari ücret gibi önemli bir aylık engelli kardeşlerimize bağlamış durumdayız. Şu anda, iki gün önce torba yasanın içerisinde “2022” dediğimiz, “primsiz ödemeler” dediğimiz kısımda uygulamada yaşanan bu sorunları düzelttik yani hem daha önce bekleyen ve ödemeden dolayı yeniden ödeme isteyen veya kesintilerle ilgili düzeltmeleri yaptık ama evde bakımla ilgili kısmı şu anda Plan ve Bütçedeki sistemin içerisinde, 100 maddelik paketin içerisinde duruyor. Özelikle primsiz ödemelerdeki kısım acil olduğu için ve kesmelerle ilgili kısmı, tabanı yükseltmek için acil bir şekilde milletvekillerimizin ve partilerimizin ortak önergesiyle düzelttik. İnşallah, ekim ayında, yine sizlerin desteğiyle Plan ve Bütçeden de geçirerek bu evde bakımla ilgili bugün uygulamada yaşanan sıkıntıyı çözecek şekilde de şu anda zaten Plan ve Bütçe Komisyonunda bekleyen kısmı yasalaştırdığımızda bu konuyla ilgili de sorunları çözmüş olacağız.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

87’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli     Mehmet Akif Hamzaçebi           Oktay Vural

   Giresun                          İstanbul                            İzmir

Ramazan Can         Ferit Mevlüt Aslanoğlu         Mustafa Kalaycı

   Kırıkkale                         İstanbul                           Konya

Hilmi Bilgin                    Recep Özel                   Adnan Yılmaz

     Sivas                             Isparta                          Erzurum

Yılmaz Tunç              Süreyya Sadi Bilgiç

     Bartın                            Isparta

"MADDE 88- 8/1/2002 tarihli ve 4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 1 inci maddesine birinci ve dördüncü fıkralarından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiş, aynı maddenin mevcut ikinci fıkrasında yer alan "malûl, yaşlı," ibaresi yürürlükten kaldırılmış, üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hükümleri" ibaresi "ilgili diğer hükümleri" ve beşinci fıkrasında yer alan "üçüncü fıkrada" ibaresi "beşinci fıkrada" şeklinde değiştirilmiştir.

"24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkındaki Kanun veya 28/5/1986 tarihli ve 3292 sayılı Vatani Hizmet Tertibi Aylıklarının Bağlanması Hakkında Kanun kapsamındaki hizmetleri sebebiyle vatani hizmet tertibinden aylık bağlananların; 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine veya 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 47 nci maddesine, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre vazife malulü sayılarak aylık bağlananların kendileri, eşleri, evli olmayan ve yirmibeş yaşını doldurmamış olan çocukları, anne ve babaları; yukarıda sayılan kanunlara göre harp veya vazife malulü sayılanlardan sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenler ile vazife malulü sayılarak aylık bağlananlardan, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında çalışmaya başlamaları nedeniyle ödenmekte olan aylıkları kesilenlerin kendileri ile eşleri, evli olmayan ve yirmibeş yaşını doldurmamış çocukları, anne ve babaları; yukarıda sayılan kanunlara göre harp veya vazife malulü sayılacak şekilde hayatını kaybedenlerin ya da aynı kapsamda aylık almaktayken hayatını kaybedenlerin eşleri, evli olmayan ve yirmibeş yaşını doldurmamış olan çocukları, anne ve babaları; engelliler için sağlık kurulu raporuyla %40 ve üzerinde engelli olduğunu belgeleyen Türk vatandaşlarının kendileri, ağır engellilerin kendileri ile birlikte birden fazla olmamak üzere birlikte yolculuk ettikleri refakatçileri, demiryolları ve denizyollarının şehiriçi ve şehirlerarası hatlarından, belediyelere, belediyeler tarafından kurulan şirketlere, birlik, müessese ve işletmelere veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanırlar.

Türk vatandaşı olan altmışbeş yaş ve üzeri kişiler, demiryolları ve denizyollarının şehiriçi hatları ile belediyelere, belediyeler tarafından kurulan şirketlere, birlik, müessese ve işletmelere veya belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketlere ait şehiriçi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz olarak, demiryolları ve denizyollarının şehirlerarası hatlarından ise %50 indirimli olarak yararlanırlar. Bu fıkrada belirtilen kurum ve kuruluşlar, belediyeler, belediyeler tarafından kurulan şirketler, birlikler, müessese ve işletmeler altmış ila altmışbeş yaş arasında bulunan kişilerin toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli olarak yararlanmasını sağlayabilirler."

"İlgili kurumlar, belediyeler ile belediyeler tarafından yetki verilen özel şahıs ya da şirketler, ücretsiz ve indirimli seyahat hakkının kullanılması ile ilgili olarak gerekli tedbirleri alırlar. Ücretsiz veya indirimli seyahat hakkının kullandırılmaması halinde bu haktan faydalandırılmayan her kişi için toplu taşıma aracının tarifesi üzerinden elli tam bilet bedeli tutarında idari para cezası mülki idare amiri tarafından uygulanır. Bu maddeye göre verilecek idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.

İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri kapsamında hizmet verecek toplu taşıma araçları, toplu taşıma hizmetlerinin kapsamı ile bu hizmetlerden ücretsiz ve indirimli yararlanmaya ilişkin usul ve esaslar, Maliye, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme, İçişleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının görüşleri alınmak suretiyle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

1005 sayılı Kanun ve 3292 sayılı Kanun kapsamında vatani hizmet tertibinden aylık bağlananlar ile 5434 sayılı Kanunun 56 ncı, mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine veya 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesine göre harp veya vazife malullüğü aylığı bağlananların ya da 2330 sayılı Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre aylık bağlananların veya harp veya vazife malulü sayılanlardan sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam eden kamu görevlileri ile harp veya vazife malullüğü aylığı almakta iken 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında çalışmaya başlamaları nedeniyle ödenmekte olan aylıkları kesilenlerin, bu fıkrada sayılan kanunlar veya maddeler gereğince dul ve yetim aylığı bağlananların ikametgâhlarında kullandıkları elektrik enerjisi ücreti % 40'tan; belediyelerce tahakkuk ettirilecek su ücreti ise % 50'den az indirim içermemek üzere belirlenecek tarife üzerinden alınır.""

BAŞKAN –  Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN –  Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Soru var.

Sayın Korkmaz…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakana bir soru iletmek istiyorum: Engelli kardeşlerimizin sosyal hayatın içerisinde yer alabilmeleri ve topluma katkı verebilmesi üzerine  toplumsal entegrasyon adımlarının atılması, hangi siyasi çizgide olursa olsun sanıyorum her partinin önceliğidir, her partinin taahhütleri arasındadır. Yapılan hiçbir şeye karşı değiliz, özellikle toplumun faydasına olan şeylere. Öğrencilere FATİH Projesi kapsamında 10 milyar doları            -söylenene göre- bulan bir tablet dağıtma işlemiyle karşı karşıyayız. Ancak birçok engellinin sokağa dahi çıkamadığı toplumumuzda ihtiyaç sahibi engelli kardeşlerimize, bedeli SGK’dan karşılanmak üzere akülü araçlar dağıtılması daha insancıl, daha öncelikli, daha acil değil mi? Bununla ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdem…

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, ben ülkemizdeki boşanma oranlarıyla alakalı bir soru sormak istiyorum: Hükûmet mensupları olarak 2002-2013 yılları karşılaştırmasını çok seviyorsunuz. Benim sorum da 2002 yılındaki Türkiye’deki boşanma oranları ve sayıları ile 2013 yılı veya 2012 yılı rakamlarını karşılaştırabilir misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

Sayın Sapan…

YILDIRAY SAPAN (Antalya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Biraz önce aldığımız bir habere göre Hatay’da, yine, malum olaylarda 12 yaralı, 1 de, yine, gaz bombası atılması vesilesiyle bir arkadaşımızın gözü kör olmuş durumda. Bu gaz bombalarının atılış şekli… Bilindiği gibi, 120 metre mesafeden atılmak durumunda ve 45 derece açıyla atılmalı. Bu bilindiği hâlde ve üzerinde de yazdığı hâlde neden acaba bu arkadaşlar insanlara yakın mesafeden, âdeta, bir düşmana ateş edermiş gibi ateş etmekteler? Bu konuyla ilgili, acaba, bir soruşturma açılacak mıdır bunu merak ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Güven…

HÜLYA GÜVEN (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu korumalı iş yerlerinde çalıştırılan engellilerin çalıştırılması için yönetmelik hazır mı? Buralarda çalışılacak, beş yıl boyunca çalışacak yerlerde iş yerleri mi tamamını karşılayacak bu engelli aylıklarının, yoksa proje kapsamında mı değerlendirilecek?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Yılmaz…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, daha önce de biz bunları dile getirdik ama hiçbir şekilde bu sorularımıza cevap alamadık. Şimdi, pek çok sözleşmeli personele, 100 bin civarında kişiye burada devlet memuru olma hakkı tanınıyor. Ancak belediyelerde çalışan, geçici işçi statüsünde çalışan teknik personel var; mimar, mühendis, veteriner, avukat, 20 bin civarında insan var ve on beş yıldır çalışıyor bu insanlar. Bu insanların neden kadroya alınması ve memur yapılması konusunda, ataması yapılması konusunda bir çalışma yapılmıyor? Bu konuda doyurucu bir cevap verebilirseniz çok memnun olacağım.

BAŞKAN –Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Evet, Sayın Başkanım, sondan başlamak üzere cevap vermek istiyorum.

Sözleşmeli personelle ilgili kısımda Çalışma Bakanımızın özellikle bu sizin söylediğiniz grupla alakalı çalışması devam etmektedir. Bu konuda yapılan çalışmaları Faruk Çelik Bakanımızdan daha detaylı olarak öğrenip beraber çalışabiliriz çünkü Bakanlar Kuruluna netleşerek gelmediği için şu anda direkt cevap veremiyorum ama üzerinde çalışıldığını biliyorum. Sendikalarla da üzerinde çalışılan konulardan bir tanesi.

Hülya Güven, Sayın Milletvekilimizin korumalı iş yeriyle ilgili… Şu anda, tabii, biz, pakette çok önemli gördüğümüz kısımları Parlamentonun özellikle çalışma programına, takvimine uymak için çıkarıp getirdiğimiz için korumalı iş yeriyle ilgili paketimiz şu anda Plan ve Bütçedeki yaklaşık 75 maddenin içerisinde duruyor. Bunu çok önemsiyoruz. Biraz önce zihinsel engellilerde  yaşanan sorunu da çözmek için korumalı iş yerlerinin hem bürokratik olarak işlemlerinin azaltılması hem de üzerindeki vergi muafiyetlerinin giderilerek bir teşvik sistemine dönüştürülmesi, oradaki çalışan kişilerin, işverenin üzerindeki istihdam ve üzerinde mali yükü azaltacak önemli bir çalışmayı tamamladık, Maliye Bakanlığımızla da üzerinde uzlaştık ve şu an Plan ve Bütçe Komisyonuna getirdik. İnşallah, ekim ayında Parlamento açıldığı zaman ilk çıkaracağımız yasalardan biri olacak. Bu, özellikle otistik ve Down sendromu olan grupların istihdama katılması ve kalkınmanın içerisinde onların yer alabilmesi için çok önemli bir düzenleme. İnşallah bunu ekim ayı içerisinde birlikte başaracağız diyorum.

Ayrıca boşanma oranlarıyla ilgili sayın milletvekilimin sorduğu soruyla ilgili de cevap vermek istiyorum. Evet, biz son on yılın, 2001-2013 itibarıyla her yıl ne kadar boşanma var, her yıl ne kadar evlenme var, Türkiye İstatistik Kurumuyla beraber bunların analizini yapıyoruz ve son on yılda ortalama… 2001 en yüksek olan, 140 bin boşanmanın olduğu bir yıl. 2002-2013 yılları arası her yıl ortalama 600 bin evlilik kurumu gerçekleşiyor. Yaklaşık 100 bin ile 120 bin arası -yıllara göre değişse bile- yani on yıllık süreçte 100 bin ile 120 bin arası da boşanmanın gerçekleştiğini görüyoruz.

Biz burada özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak bunu önleyecek, koruyucu, önleyici, aile kurumunu güçlendirici tedbirleri de almaya çalışıyoruz. Bir taraftan evlilik öncesi eğitimlere başladık. Belediyeler Birliğiyle bir protokol imzaladık ve şu ana kadar bütün illerimizde ve ilçelerimizde eğitici eğitimlerini yaptık. Evlilik öncesi eğitimle beraber, içinde yeni evlenecek çiftlerin evlenmek için başvurmaya geldiği zaman ihtiyacı olan bilgileri, sağlık bilgisini, hukuk bilgisini, iletişim bilgilerini onlara veriyoruz ve evlilik devam ettiği sürece de onlara danışmanlık, rehberlik yapacak bir altyapıyı oluşturuyoruz.

Ayrıca, boşanmak için başvuran çiftlerle ilgili de 5 ilde bir pilot çalışma yaptık. 450 çiftimize, aile mahkemesi hâkimine gelip boşanmak için başvuran çiftimize yaptığımız desteklerle 75 çiftimizin yeniden evlenmeye, evlilik kurumunu devam ettirmeye karar aldığını gördük. Bunu da neden yapıyoruz? Yine TÜİK verilerine göre, bu boşanan yaklaşık 100 binle 120 bin arasındaki kişinin yüzde 80’inin yeniden, ikinci defa evlendiğini tespit ettik, yüzde 17’sinin de eski eşiyle yani boşandığı eşiyle yeniden evlenme kararı aldığını gördük. Biz burada onlara yapılacak desteklerle, psikososyal desteklerle, danışmanlık hizmetiyle, rehberlik hizmetiyle doğru kararı alıp doğru bir şekilde eğer boşanma gerçekleşmek zorundaysa da çocuk bakımından, yakın çevre bakımından da en az sorun yaşanacak şekilde, yönetecek şekilde onları bilgilendirmek ve onların yanında olacak bir altyapıyı da oluşturuyoruz. İnşallah, bütün Türkiye’de bu pilot çalışmayı da genelleyip bu çalışmanın sonuçlarını da Parlamentomuzla paylaşmak istiyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

88’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

          Ramazan Can               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Hilmi Bilgin

               Kırıkkale                                İstanbul                                   Sivas

             Recep Özel                    Süreyya Sadi Bilgiç                 Mustafa Kalaycı

                 Isparta                                  Isparta                                   Konya

            Yılmaz Tunç                        Adnan Yılmaz

                 Bartın                                  Erzurum

MADDE 89- 4736 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 1- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, yetim aylığı alan ve ücretsiz seyahat hakkı bulunanların bu aylıkları almaya devam ettikleri müddetçe ücretsiz seyahat hakkı saklıdır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla  katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman)  – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

Soru var.

Sayın Şimşek…

CEMALETTİN ŞİMŞEK (Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Daha önce evde bakım ücretiyle alakalı olarak çıkarılan bir yasa çerçevesinde evde bakım konusunda gittikçe ağırlaşan birtakım şartlar oluştu. Örneğin 74 yaşında mide kanseri olan, artrozu olan ve yüzde 97 sakatlık oranı bulunan bir hastaya ağır özürlü yazılamadığı için evde bakım ücretinden istifade edememiştir. Bunun için Sayın Bakana buradan sormak istiyorum: Bir düzenleme yapmayı düşünüyorlar mı? Ben, Sağlık Bakanına sormuştum bunu, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızla ilgili bir çalışmamız var.” demişti. Yoksa bu durumda çok mağdur olan insanlarımız var. Onu ifade etmek istedim. Eğer bu kolaylaştırılamazsa gerçekten iyileşme ihtimali olmayan ve yüzde 97 sakatlığı olan kanser hastasına bakım ücreti alınamamaktadır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Can…

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yahşihan’daki askerî mühimmat deposundaki patlamada şehit düşenler ile Makine Kimyadaki patlamada şehit düşenlerin yakınlarının şehitlik statüsünden yararlanmalarını sağlayan ihdas edilen maddede emeği geçen başta Başbakanımıza, bakanlarımız Sayın Beşir Atalay’a, Sayın Fatma Şahin’e, Sayın İsmet Yılmaz’a, Milletvekilimiz Oğuz Kağan Köksal ve bütün parti gruplarına ve bütün milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Kanunun şehitlerimizin yakınlarına hayırlı olsun diyor, tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaleli…

SENA KALELİ (Bursa) – Sayın Başkanım, engelli vatandaşlarımıza toplu taşıma araçlarının uyumu için bir süre verilmişti ve bu süre doldu. Ancak henüz bu süreye uyum gösteren araçlar tamamlanamadı. Bu araçların üretici firmalarıyla herhangi bir görüşme yapılıp bu tür araçların üretimi sağlandı mı? Eğer mevcut araçlara herhangi bir değişiklik yapılırsa kaza ihtimali daha çoğalacak, engellilerimiz daha da fazlalaşacaktır. Bununla ilgili bir önlem alındı mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğdu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan, öncelikle şunu söylemek isterim ki: Meclisimizde konuşan kadın milletvekili arkadaşlarımız konuşma yaparken özellikle erkek milletvekilleri nezaketen ve centilmenlik olarak laf atmamasının bir usul olarak benimsenmesini tavsiye ediyorum.

Bir de, demin bizim Ankara Milletvekilimiz Sayın Aylin Nazlıaka konuşurken dikkat ettim, siz salonu terk ettiniz. Bunu gerçekten eğer bilinçli yaptıysanız hiç yakıştıramadım. Milletvekilinin fikri ne olursa olsun Hükûmeti temsilen bir bakanın onu dinlemesi büyük bir nezakettir. Bundan sonra buna dikkat etmenizi rica ediyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Evet, Sayın Başkanım, erişilebilirlikle ilgili çok önemli bir soru sordu Sayın Milletvekilimiz çünkü şu anda engellilerimizle ilgili yaptığımız çalışmada toplu taşıma, açık alan, kapalı alanların engellimizin erişebileceği hâle hızlı bir şekilde dönüştürülmesi gerekiyor. Onun için biz yönetmeliğimizi Başbakanlığa gönderdik ve yönetmeliğimizin içeriğine de baktığınız zaman her ilde içinde engelli sivil toplum kuruluşlarının da olduğu ve ilgili bütün kurumlardan, bizim Bakanlığımızın temsilcisi de ve beraberinde Ulaştırma Bakanlığı, Çevre Bakanlığı gibi erişilebilirlikle ilgili bütün kurumların temsilcilerinin de olduğu bir komisyon toplanacak ve o komisyon gelen şikâyetleri değerlendirerek hukuki altyapıda cezai sistemin altyapısı başlayacak. Bu konuda yönetmeliğimizi gönderdik, yönetmeliğimiz çıktığı zaman da komisyonların eğitimine başlıyoruz, eğitimden sonra da bu işin uygulama boyutunun bire bir takipçisi olacağız. Sivil toplumun içinde olması ve takibini yapması da bugün katılımcı demokrasi adına ve engelliler adına çok önemli bir çalışma diye düşünüyoruz.

Ayrıca “evde bakım” diye sorulan sorunun cevabını da vermek istiyorum: Yine, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen 70 maddenin içerisinde bugün yaşanan sorunu çözecek bir altyapı çalışması ve yasal altyapı düzenlemesi yapıldı. Bu uygulamada yaşanan sorunları düzeltecek bir çalışma yapıyoruz.

Ayrıca, “sağlık kurulu raporu” dediğimiz ve bugün engellilerimizin uygulamasında sorun olarak görülen birçok sorunu Sağlık Bakanlığıyla beraber çalıştık. Ağustos sonunda Sağlık Bakanlığımız ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı rapor sisteminde yeni bir yapılanmaya gidiliyor ve işi çok daha kolaylaştıracak, bürokratik işlemleri çok daha azaltacak uluslararası kriterlere ve standartlara uygun yeni bir altyapı oluşturuyoruz. Uygulamada da bunun takibinde birçok sorunun çözüleceğine inanıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Dibek…

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, bu akşam SBS sonuçları açıklanmış. Orada bir sorun var, o konuyu eğer bizi dinleyen yetkililer takip ederlerse iyi olacak. Almanca soruları 17 soru, onların doğru cevaplarıyla ilgili olarak bir yanlış var, yani yanlış okuma var. Büyük olasılıkla İngilizce soruları üzerinden, doğruları üzerinden değerlendirilmiş gibi gözüküyor. Yani 1 yanlışı olması gereken öğrencilerin hemen hemen tamamında 12, 13 yanlış gözüküyor Almanca soruları cevaplandıranlarda ve tabii ki sıralamalar da belli olduğu için bir mağduriyet gözüküyor. Kitlesel olarak bu konuda bir şikâyet geliyor. Bu konuyu Millî Eğitim Bakanlığının da mutlaka dikkate alması gerekir diye düşünüyorum. Bir mağduriyet var Sayın Bakanım. İlgililerin konuyla ilgilenmelerini rica ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdoğdu…

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Bakan deminki soruya cevap vermek istemedi, kendi bileceği bir şey. O zaman teknik bir şey sorayım.

Sayın Bakan, biliyorsunuz, mevzuat gereği engelli ve eski hükümlü çalıştırma zorunluluğu var. Biz KİT Komisyonundayız, KİT Komisyonu üyesi milletvekilleri de bilirler, başta Ziraat Bankası ve Halk Bankası olmak  üzere, kamu bankaları engelli çalıştırma yükümlülüğüne uymadığı için 100 milyon lira ceza ödemiş. Engelli çalıştırmıyor ve 100 milyon lira ödüyorsa siz Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı olarak acaba bu kamu bankaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Çelebi…

EKREM ÇELEBİ (Ağrı) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, ben, burada, özellikle Sayın Bakanımıza teşekkürlerimi bir borç biliyorum. 2013 yılı içerisinde Ağrı’nın Patnos ilçesinde Sosyal Hizmet Merkezi kuruldu. Bunun da onayını hakikaten geçen sene özellikle İstanbul’dan, havaalanından gelirken cumartesi günü 18.05’te imzaladılar dolayısıyla şu anda temeli atıldı. Ben burada sizin huzurunuzda, Meclisin huzurunda kendisine müteşekkirim.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Yılmaz…

DİLEK AKAGÜN YILMAZ (Uşak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, geçen gün de dile getirdiğimiz gibi İstanbul’da palalarla saldıran kişiler salıverildiler, tutuklanmadılar ve onlarla ilgili polisin gerekli müdahaleyi yapmadığını biz görüntülerden de izledik ve o yakalanan kişilerin kendi ifadelerinde de “Biz polise mukavemet göstermedik ki, polis zaten bize bir şey söylemedi ki.” dediler. Biz de buradan özellikle belirtmiştik “Görevi kötüye kullanma suçundan polislerin hakkında soruşturma açılmalı ve onlar o konuda yargılanmalılar ve gerçekten de görevi kötüye kullandıklarını, yapmaları gereken görevi yapmadıklarını görmüş olduk.” dedik ve bu konuda Hükûmetinize bazı görevler düştüğünü söyledik. Bu kişilerin görevi kötüye kullanma suçundan -polis memurlarının- haklarında herhangi bir soruşturma açıldı mı onu öğrenmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Sayın Başkanım, özellikle kamuda engelli çalıştırmayla alakalı eğer bu yüzde 3 oranına uyulmazsa cezai yaptırım var. Aslında, iyi denetlendiğine ve engelli çalıştırmıyorsa -sayın milletvekilimin söylediği rakamların- devletin bu sistemi iyi denetlediğini, iyi takip ettiğini de gösteriyor. Biz, burada hem engelli çalıştırmayı takip ediyoruz hem de engelli çalıştırmayı teşvik ediyoruz. 2008 yılında çıkardığımız istihdam paketinde hem kadınlarımız hem gençlerimiz hem de engellilerimizi çalıştırmada, ekonomik hayata girdirmede işverenin üzerindeki devlet payını devletin ödeyeceği bir altyapı oluşturuldu ve burada bir cazibe oluşturuldu. Bir taraftan bunu yapıyoruz, bir taraftan buna rağmen engelli çalıştırmaya direnenlere karşı da ciddi bir denetim var. Elde edilen paralar da engellilerimizle ilgili yapılan projelere kullanılıyor. O yüzden, bu konuda eğer ceza alıyorsa bir kurum, daha dikkatli olması ve yasal altyapıya uyması gerekiyor.

Ayrıca, Millî Eğitim Bakanlığı sınav sonuçlarıyla ilgili kısımda bir mağduriyet varsa eğer bunu ben Sayın Bakanla da görüşürüm. Teknik bir konu, takibini yapmak gerekiyor ama Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak yapılması gereken ne varsa Millî Eğitim Bakanımızla görüşürüz ve bir mağduriyet varsa da giderilebilecek şekilde gerekli altyapıyı beraber çalışırız.

Sayın milletvekilimin söylediği, polisin aşırı şiddet kullanmasıyla ilgili kısımda da, biliyorsunuz bu süreçte eğer böyle bir durum varsa birtakım kişilerle, bu aşırı güç kullananlarla ilgili de birtakım soruşturmalar açıldı ve bunların takibi yapılıyor. Eğer yine bu şekilde bir olay varsa da yine İçişleri Bakanımızla da görüşürüz. Burada fazla bir güç kullanımı varsa gerekli altyapı çalışması yapılır ve gerekli takip yapılır; bir mağduriyet varsa da giderilir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

89’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                  Kapanma Saati: 01.21

 

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 01.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur),  Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli                     Ramazan Can                         Hilmi Bilgin

                Giresun                                Kırıkkale                                  Sivas

             Recep Özel                          Yılmaz Tunç                        Adnan Yılmaz

                 Isparta                                   Bartın                                  Erzurum

         Mehmet Akyürek                Süreyya Sadi Bilgiç                  Şenol Gürşan

               Şanlıurfa                                Isparta                                 Kırklareli

        Osman Aşkın Bak                              

                İstanbul

"MADDE 90 - 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanunun ek 1 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

"(9.500) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarın, çalışma gücü kaybı;

a) Yüzde kırktan daha aşağı olanlar hariç olmak kaydıyla, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen malullerin kendilerine yüzde altmışı tutarında,

b) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen malullerin kendilerine yüzde sekseni tutarında,

c) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen malullerin kendilerine tamamı tutarında,

ç) 9 uncu maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilenlerin 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca belirlenecek hak sahiplerine ise tamamı üzerinden yapılacak paylaştırma tutarında,

aylık bağlanır.

Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen bu aylıklar her yılsonunda faturası karşılığında Maliye Bakanlığından tahsil edilir.

Ancak, ölenlerin anne ve babasına aylık bağlanmasında, 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartları aranmaz. Çalışma gücü kayıpları nedeniyle bu maddeye göre aylık bağlanmasına hak kazanmakla birlikte aylık bağlanmamış olanlardan veya bu maddeye göre aylık almakta iken vefat edenlerin önceden tespit edilmiş malullük oranlarına göre hak kazanabilecekleri ya da almakta oldukları aylıklar, 5510 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi uyarınca belirlenecek hak sahiplerine birinci fıkranın (ç) bendine göre intikal ettirilir.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

Sayın Güven…

HÜLYA GÜVEN (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yeni dönemde engelli aylıklarında artış olacak mı? Olacaksa ne oranda olacak? Yine, engelli raporlarında sorun yaşanıyor bildiğiniz gibi. Bu sorunlar da düzeltilecek mi?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Sayın Başkanım, burada engelli aylıklarını direkt artırmıyoruz fakat yaptığımız çalışmada daha fazla yararlanıcı olacak şekilde kurumsal altyapı yapıyoruz, düzeltiyoruz, uygulamalarda yaşanan sıkıntıları düzeltiyoruz, yeni dönemde bunun üzerinde çalışıyoruz. Bir de hizmeti, verdiğimiz mali desteği kaliteli hizmete dönüştürecek çalışmalar yapıyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

90’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli       Mehmet Akif Hamzaçebi         Oktay Vural

      Giresun                    İstanbul                           İzmir

Mustafa Kalaycı             Afif Demirkıran        Recep Özel                 

       Konya                          Siirt                        Isparta

Yılmaz Tunç              Süreyya Sadi Bilgiç    Ferit Mevlüt Aslanoğlu

        Bartın                       Isparta                        İstanbul

"MADDE 91 - 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasının birinci cümlesi ile dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin son fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

"Bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesi ve 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre aylık bağlanmış malullerden ölenlerin ya da bu hükümlere göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebiyle hayatını kaybedenlerin ana veya babalarına, ölüm tarihini takip eden aybaşından geçerli olmak üzere 5510 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi ile bu Kanunun mülga 77 nci ve 92 nci maddelerinde sayılan haller hariç olmak kaydıyla herhangi bir şart aranmaksızın aylık bağlanır; erbaş ve erler ile yedek subay okulu öğrencilerinin ana veya babasına bağlanan aylığın toplamı 16 yaşından büyükler için tespit edilen bir aylık asgari ücretin net tutarından az olamaz."

"Erbaş ve erler ile yedek subay okulu öğrencilerinin ana ve babalarına bağlanacak aylığın 16 yaşından büyükler için tespit edilen bir aylık asgari ücretin net tutarına yükseltilmesi amacıyla aylık yükseltilmesi yapılan hallerde ilave edilen kısım hariç olmak kaydıyla, bu fıkra kapsamında ana ve babalara bağlanacak aylıklar Bakanlar Kurulu kararı ile %200'üne kadar yükseltilebilir.""

BAŞKAN - Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 91’inci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

               Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

         Mustafa Kalaycı                      Yılmaz Tunç                   Süreyya Sadi Bilgiç

                 Konya                                   Bartın                                   Isparta

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Afif Demirkıran                        Recep Özel

               İstanbul                                    Siirt                                     Isparta

“MADDE 92- 5434 sayılı Kanunun ek 77 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi ve (b) bendinin üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, aynı bendin dördüncü cümlesi yürürlükten kaldırılmış, (c) bendinde yer alan "Sivil iştirakçiler ile" ibaresi "Sivil iştirakçilere uygulanacak azami derece ve kademe, öğrenim durumları ve hizmet sınıfları itibarıyla 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre yükselebilecekleri derece ve kademe;" şeklinde değiştirilmiş, aynı maddeye birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

"Bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesine ve 2330 sayılı Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananların bu aylıkları, aşağıdaki esaslar dahilinde yükseltilir."

"Astsubaylar ve uzman jandarmalarda yükselinebilecek azami derece ve kademe, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda kendilerine ilişkin aylık gösterge tablosunda belirlenmiş olan en yüksek derece ve kademedir."

"Bu madde kapsamında yapılacak olan intibak işlemlerinde, 1 Eylül tarihi esas alınır. 1 Eylül tarihi esas alınarak yapılacak olan intibak işlemlerinde, görevde iken yapılan son terfi işleminin üzerinden bir tam yıl geçmemiş olanlar hakkında izleyen yılın 1 Eylül tarihi itibarıyla intibak işlemi yapılır.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 92’nci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı                    Afif Demirkıran

               İstanbul                                  Konya                                     Siirt

      Süreyya Sadi Bilgiç                    Recep Özel                          Yılmaz Tunç

                 Isparta                                  Isparta                                   Bartın

"MADDE 93 - 5434 sayılı Kanunun ek 79 uncu maddesinin birinci, dördüncü, altıncı ve onuncu fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddenin beşinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

"Bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesi, 2330 sayılı Kanun veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp veya vazife malullüğü aylığı üzerinden aylık bağlananlara, bu madde uyarınca ek ödeme verilir."

"Birinci fıkrada belirtilen hükümlere göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebiyle hayatını kaybedenlerin dul ve yetimleri, birinci derece malullere uygulanan gösterge üzerinden; aynı sebeplerle malullük aylığı almakta iken ölenlerin dul ve yetimleri ise malullerin hayatta iken maluliyet derecelerine göre yararlandıkları gösterge üzerinden ve sosyal güvenlik kanunlarına göre dul ve yetim aylığı aldıkları süre ile sınırlı olarak ek ödemeden yararlanır. Dul ve yetim sayısının bir kişiden fazla olması halinde, verilecek ek ödeme hak sahipleri arasında eşit olarak paylaştırılır."

"Birinci fıkrada belirtilen hükümlere göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebiyle hayatını kaybedenlerin, aynı sebeplerle malullük aylığı almakta olanların veya bunlardan ölenlerin çocuklarına her ay için; ilköğretimleri sırasında (1.250), ortaöğretimleri sırasında (1.875) ve yükseköğretimleri sırasında (2.500) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda eğitim ve öğretim yardımı yapılır. Bu yardımlar, yılda bir kez olmak üzere, bulunulan yılın Eylül ayında geçerli olan memur aylık katsayısına göre hesaplanarak 1 Eylül-31 Aralık tarihleri arasında ve öğrenim durumunu gösterir belge ile birlikte yapılacak talep tarihindeki öğrenim seviyesi esas alınmak suretiyle toptan ödenir. 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında faaliyet gösteren özel eğitim okullarında eğitim alanlar da bu fıkranın durumlarına uygun hükümlerinden yararlanırlar."

"Birinci fıkrada belirtilen haller kapsamında harp veya vazife malulü sayılanlardan sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam eden kamu görevlileri ile ilgili mevzuatına göre aylık bağlanan malullerden, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında çalışmaya başlamaları sebebiyle ödenmekte olan aylıkları kesilenler de yukarıdaki esaslar dahilinde ek ödeme ile eğitim öğretim yardımından yararlanırlar.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 93’üncü madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

      Süreyya Sadi Bilgiç           Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı

                 Isparta                                 İstanbul                                  Konya

          Afif Demirkıran                        Recep Özel                          Yılmaz Tunç

                   Siirt                                     Isparta                                   Bartın

         Mine Lök Beyaz

              Diyarbakır

"MADDE 94- 5434 sayılı Kanunun ek 81 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ek 77 nci madde kapsamına girenler hariç olmak üzere vazife malûllüğü veya" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 94’üncü madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

       Nurettin Canikli               Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

      Süreyya Sadi Bilgiç           Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı

                 Isparta                                 İstanbul                                  Konya

          Afif Demirkıran                        Recep Özel                          Yılmaz Tunç

                   Siirt                                     Isparta                                   Bartın

“MADDE 95- 5434 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 225- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, bu Kanunun 56 ncı maddesi ile mülga 45 inci ve 64 üncü maddelerine, 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesine ve 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre harp malullüğü veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanlar ile bunlardan aylık almakta iken ölenlerin veya anılan madde ve kanunlara göre aylık bağlanmasını gerektiren olaylar sebebiyle hayatını kaybedenlerin dul ve yetimleri; bu maddeyi düzenleyen Kanunla ana ve babalara aylık bağlanabilmesine ilişkin olarak bu Kanunun 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişikliklerin, bağlanmış olan aylıkların intibak suretiyle arttırılmasına ilişkin ek 77 nci maddesinde yapılan değişikliklerin, ek ödeme ve eğitim öğretim yardımı verilmesine ilişkin olarak ek 79 uncu maddesinde yapılan değişikliklerin durumlarına uygun hükümlerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki döneme ilişkin olarak herhangi bir fark ödenmeksizin ilgili maddelerde belirlenmiş olan usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılırlar.

Ek 79 uncu madde kapsamında ek ödemenin beş katı tutarında yardım yapılmış olması halinde, bu ödemenin yapıldığı beşinci yılı takip eden ödeme dönemine kadar bir süre geçmedikçe bu maddeyi düzenleyen Kanunla ek 79 uncu maddenin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikten dolayı ödeme yapılmaz. Beş yıllık dönemin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce dolmuş olması halinde geriye yönelik herhangi bir ödeme yapılmaz.

72 nci maddenin dördüncü fıkrasının birinci cümlesinde bu Kanunla yapılan değişiklik neticesinde, aylık bağlama şartları yeniden düzenlenen kişiler, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce bağlanmış olan aylıkları sebebiyle açtıkları davalardan feragat etmeleri halinde; kendilerine çıkarılmış olan borçların faize ilişkin kısmı terkin olunur, anaparaya ilişkin kısmı ise beş yıla kadar taksitlendirilir ve haklarındaki mevcut dava ve icra takiplerinden vazgeçilir. Aylık taksit tutarının kişinin gelirinin dörtte birini aşması halinde taksit süresi uzatılır. Ancak, adlarına borç çıkartılmış olanlardan bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra vefat edenlerin vefat tarihi itibarıyla borçlarının kalan kısmı; önceden vefat edenlerin ise bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla borçlarının kalan kısmı tahsil edilmez ve haklarında bu amaçla dava veya icra takibi bulunması halinde bunlardan vazgeçilir.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 95’inci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz. 

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu              Mustafa Kalaycı                       Hilmi Bilgin

               İstanbul                                  Konya                                    Sivas

           Adnan Yılmaz                         Recep Özel                         Ramazan Can

               Erzurum                                 Isparta                                 Kırıkkale

            Yılmaz Tunç                   Süreyya Sadi Bilgiç

                 Bartın                                   Isparta

"MADDE 96 - 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin birinci ve ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri veya 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesi uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre vazife malullüğü aylığı bağlanmış malullerden, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanların aylıkları kesilmez.""

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 96’ncı madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Akif Hamzaçebi               Nurettin Canikli                       Oktay Vural

      İstanbul                                          Giresun                                   İzmir

 Ramazan Can                                 Yılmaz Tunç                          Recep Özel

    Kırıkkale                                            Bartın                                   Isparta

Hilmi Bilgin        Adnan Yılmaz         Mustafa Kalaycı             Süreyya Sadi Bilgiç

    Sivas                  Erzurum                     Konya                                Isparta

“MADDE 97- 5510 sayılı Kanunun 47 nci maddesinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi ile onbeşinci fıkrasının (a) ve (d) bentlerinin birinci cümleleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Ancak, harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya devam edenlere ise görevden ayrılmalarına ve başkaca bir müracaata gerek kalmaksızın sınıf veya görev değiştirerek çalışmaya başladıkları tarihi takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.”

“5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi hükmü saklı kalmak kaydıyla vazife malûllüğü aylığı bağlanmış olanlardan Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya başlayanların aylıkları, çalışmaya başladıkları tarihi takip eden ödeme dönemi başından itibaren kesilir ve bunlar hakkında uzun vadeli sigorta kolları uygulanır.”

“Harp malulleri ile 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine göre vazife malulü olduğuna karar verilenlerden, sınıf veya görev değiştirerek 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmaya devam edenler hakkında uzun vadeli sigorta kollarının uygulanmasına devam edilir.””

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 97’nci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli                      Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

Giresun                                             İstanbul                                   İzmir

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Afif Demirkıran                        Recep Özel

İstanbul                                                Siirt                                     Isparta

Yılmaz Tunç                                  Mustafa Kalaycı                    Mine Lök Beyaz

Bartın                                                 Konya                                Diyarbakır

Süreyya Sadi Bilgiç                                                                                

Isparta                                                    

MADDE 98 - 5510 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi aşağıdaki şekilde, aynı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde geçen "3713 sayılı Kanuna göre" ibaresi ile ikinci fıkrasında geçen "3713 sayılı Kanun kapsamında" ibaresi "2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlar veya 5434 sayılı Kanunun 56 ve mülga 64 üncü maddeleri kapsamında" şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinin son cümlesi yürürlükten kaldırılmıştır.

"c) 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna veya 2330 sayılı Kanun hükümleri uygulanarak aylık bağlanmasını gerektiren kanunlara göre veya 5434 sayılı Kanunun 56 ve mülga 64 üncü maddelerine göre vazife malullüğü aylığı almakta iken; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla çalışmaya devam edenler ile sonradan bu Kanuna tabi çalışmaya başlayacaklar için sosyal güvenlik destek primi uygulanmaksızın bu Kanunun 5 inci maddesinin (c) bendi hükümleri uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, madde olarak görüşme açıyorum.

Söz isteyen? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 98’inci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli                      Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

Giresun                                             İstanbul                                   İzmir

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Afif Demirkıran                        Recep Özel

İstanbul                                                Siirt                                     Isparta

Yılmaz Tunç                                  Mustafa Kalaycı                    Mine Lök Beyaz

Bartın                                                 Konya                                Diyarbakır

Süreyya Sadi Bilgiç                                                                                

Isparta                                                    

"MADDE 99 - 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

"GEÇİCİ MADDE 52- Bu maddeyi düzenleyen Kanunla 2330 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi kapsamında vazife malullüğü aylığı bağlandıktan sonra sigortalı olarak çalışanların bu şekilde geçen sigortalı çalışmalarından kaynaklanan haklarına ilişkin olarak yapılmış olan düzenlemeler, 3713 sayılı Kanun kapsamına giren sebeplerle vazife malullüğü aylığı bağlanmış veya bağlanmasına hak kazanmış olup da bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sınıf veya görev değiştirmek suretiyle çalışmaya devam eden veya bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında tekrar çalışmaya başlamış olanlardan bu çalışmaları devam etmekte olanlar hakkında da uygulanır. Bunlardan, vazife malullüğü aylığı bağlandıktan sonra geçen çalışmaları bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra olanların, kesenek ve karşılık ödenmek suretiyle geçen hizmetleri süreleri prim ödeme gün sayısı olarak ve bu süreler içindeki emeklilik keseneğine esas aylık tutarları da aynı dönemler için geçerli olan aylık prime esas kazanç olarak sayılır.""

         BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Evet, madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 99’uncu madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi              Mehmet Şandır

                Giresun                                İstanbul                                  Mersin

             İdris Şahin                  Hacı Bayram Türkoğlu                  Recep Özel

                Çankırı                                   Hatay                                   Isparta

          Ramazan Can                   Hakan Çavuşoğlu                      Oya Eronat

               Kırıkkale                                 Bursa                                 Diyarbakır

             İsrafil Kışla                           İlyas Şeker                        Mine Lök Beyaz

                 Artvin                                   Kocaeli                               Diyarbakır

'MADDE 100 - 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

"Belediyelerin birinci fıkranın (b) bendi uyarınca, sporu teşvik amacıyla yapacakları nakdi yardım, bir önceki yıl genel bütçe vergi gelirlerinden belediyeleri için tahakkuk eden belediyeleri için binde yedisini, diğer belediyeler için binde on ikisini geçemez.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 100’üncü madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli                            Ali Öz                      Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                Giresun                                 Mersin                                 İstanbul

             Recep Özel                  Hacı Bayram Türkoğlu                Vedat Demiröz

                 Isparta                                   Hatay                                     Bitlis

             İsrafil Kışla                         Ramazan Can                     Mustafa Kalaycı

                 Artvin                                  Kırıkkale                                 Konya

             İdris Şahin                      Hakan Çavuşoğlu

                Çankırı                                   Bursa

MADDE 101- 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (s) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"f) İş Güvenliği Uzmanı: Usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yapmak üzere Bakanlıkça yetkilendirilmiş, iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip, Bakanlık ve ilgili kuruluşlarında çalışma hayatını denetleyen müfettişler ile mühendislik veya mimarlık eğitimi veren fakültelerin mezunları ile teknik elemanı.

s) Teknik eleman: Teknik öğretmen, fizikçi, kimyager ve biyolog unvanına sahip olanlar ile üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği programı mezunlarını,"

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yeni bir madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 101’inci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

         Nurettin Canikli             Mehmet Akif Hamzaçebi                 Oktay Vural

                Giresun                                İstanbul                                   İzmir

          Ramazan Can               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Hilmi Bilgin

               Kırıkkale                                İstanbul                                   Sivas

             Recep Özel                          Yılmaz Tunç                   Oğuz Kağan Köksal

                 Isparta                                   Bartın                                  Kırıkkale

      Süreyya Sadi Bilgiç                  Adnan Yılmaz

                 Isparta                                 Erzurum

“MADDE 102

1- a) 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun ek 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası,

b) 24/2/1968 tarihli ve 1005 sayılı İstiklal Madalyası Verilmiş Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanunun 2 nci ve ek 1 inci maddesi,

c) 3713 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri,

ç) 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 7 nci maddesinde yer alan ", 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesi" ibaresi,

yürürlükten kaldırılmıştır.

2- Diğer mevzuatta bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlere yapılan atıflar, bu Kanunla düzenlenen ilgili hükümlere yapılmış sayılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

BAŞKAN – Madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 102’nci madde kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı kanun teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Erkan Akçay                      Mustafa Kalaycı                       Oktay Vural

                Manisa                                  Konya                                     İzmir

            Ali Halaman                       Mehmet Şandır

                 Adana                                   Mersin

" 2/8/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 13 üncü maddesi aşağıdaki şeklide değiştirilmiştir.

MADDE 13 - Öğrenim ücreti ve diğer ücretler, kurumlarca her yıl tespit edilerek ocak ayından itibaren en geç mayıs ayında ilân edilir.

Ücretlerin hangi esaslara göre tespit, tayin, ilân ve tahsil edileceği yönetmelikle belirlenir.

Kurumlar, öğrenim gören öğrenci sayısının yüzde dördünden az olmamak üzere ücretsiz öğrenci okutmakla yükümlüdür. Bakanlıkça bu oran yüzde ona kadar artırılabilir.

Yüzde dörtlük kontenjanın en az yüzde 50'si şehit ve gazi çocuklarına ayrılır. Şehit ve gazi çocuklarına ayrılan kontenjan doldurulamaz ise bu kontenjanlarda okutulacak diğer öğrencilerin yüzdesi, seçimi ve kurumlara kabul şartlarına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Kurumlar ayrıca, öğrenim bursu verebilirler. Öğrenim bursu verilmesine ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.

Bir okula alınabilecek yabancı uyruklu öğrenci sayısı, o okulda okuyan Türkiye Cumhuriyeti uyruklu öğrenci sayısının yüzde otuzunu aşamaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi işlemden kaldırıyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, sabahtan beri oturuyordu, niye gönderdiniz? Niye gönderdiniz? Salt çoğunlukla oturup “Katılmıyorum.” derdiniz.

BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı kanun teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Erkan Akçay                      Mustafa Kalaycı                       Oktay Vural

                Manisa                                  Konya                                     İzmir

          Mehmet Şandır                       Ali Halaman

                 Mersin                                   Adana

“MADDE – 31/5/2006 tarihli ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunun 28 inci maddesinin sonuna aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

Harp malûlleri ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanuna göre aylıkları hesaplanarak ödenen veya asayiş ve güvenliğin sağlanması ile ilgili kanunlara göre vazife malûllüğü aylığı almakta olup da çalışanların kendileri rapor veya vergi muafiyet belgesi istenmeden üç bin altı yüz prim gün sayısını doldurmaları halinde yaşlılık aylığına bağlanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı kanun teklifine aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Erkan Akçay                      Mustafa Kalaycı                       Oktay Vural

                Manisa                                  Konya                                     İzmir

          Mehmet Şandır                       Ali Halaman

                 Mersin                                   Adana

“MADDE – 5510 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinin 10 uncu fıkrasının ilk cümlesi "Harp malûlleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun veya 5434 sayılı kanunun 45 ve 56 ncı maddesine göre aylıkları hesaplanarak ödenen veya asayiş ve güvenliğin sağlanması ile ilgili kanunlara göre vazife malûllüğü aylığı almakta olanlar sağlık kurulu raporuyla ihtiyaç duydukları her türlü ortez/protez ve diğer iyileştirici araç ve gereçler herhangi bir kısıtlama getirilmeksizin Kurumca karşılanır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi işlemden kaldırıyorum.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra sayılı yasa teklifinin 74. maddesinden sonra gelmek üzerek aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz. (Ek madde olarak)

ı) İhdas edilen kadro

Sınıf       Unvan       Derecesi        Serbest Kadro          Toplam

EÖH       Öğretmen        9                 150.000               150.000

 

            Kamer Genç                 Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Engin Altay

                Tunceli                                 İstanbul                                  Sinop

             Özgür Özel                         Turgay Develi            Mehmet Volkan Canalioğlu

                Manisa                                  Adana                                  Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz yoktur, katılamıyoruz.

BAŞKAN – Evet, önergeyi işlemden kaldırıyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Biz de bir gün salt çoğunluk yapmayız. Alacağın olsun.

BAŞKAN – Geçici madde 1’de iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin geçici 1’inci maddesinin (1)’inci fıkrasında yer alan “idari yargı kararı sonucunda devlet memurluğundan çıkarılan” ibaresinin “sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle devlet memurluğu sona erdirilen” şeklinde, (2)’nci fıkrasında yer alan “idari yargı kararı gereği” ibaresinin sınavlarının iptal edilmesi nedeniyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

             Oktay Vural                       Mesut Dedeoğlu            Hasan Hüseyin Türkoğlu

                  İzmir                            Kahramanmaraş                        Osmaniye

         Mustafa Kalaycı                      Erkan Akçay

                 Konya                                  Manisa

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Madde ihdası değil, değişiklik önergesi.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değişiklik önergesi, madde ihdası değil.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı yasa teklifinin 74. maddesine bağlı geçici 1. Maddesinin 2. Paragrafının teklif metninden çıkartılmasını arz ederiz.

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu          Aydın Ağan Ayaydın                    Kazım Kurt

               İstanbul                                İstanbul                               Eskişehir

           Ercan Cengiz                       Mahmut Tanal

               İstanbul                                İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kazım Kurt, Eskişehir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

KAZIM KURT (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın milletvekilleri, 478 sıra sayılı Torba Kanun’un geçici 1’inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün Eskişehir’de hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz kardeşimize Tanrı’dan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum ve bugün olayla ilgili açıklamasından dolayı da Eskişehir Valisini kınıyorum. Adli yargılamayı etkilemeye yönelik bir açıklamadır, bunun yapılmaması gerekirdi.

Değerli arkadaşlar, on gündür olağanüstü bir çabayla bu torbayı bitirdik, “Herhâlde bitirdik.” diyorum ama yenileri gelir mi? Arkadaşlar Komisyonda yerini aldı, yenileri de geleceğe benziyor. Bu tür bir yasa yapma biçimini kabul etmiyorum, doğru bulmuyorum ve AKP’li arkadaşlarımızı da samimi bulmuyorum. Yaklaşım doğru değildir, bunu kınıyorum.

Önergemizle ilgili de şunu anlatmak istiyorum: Sadece “demokrasi” demek, sadece “Haksızlıklara karşı çıkıyorum.” demek kendin için olduğu zaman geçerli olmamalıdır. Bu teklif 1997 yılında yanlış bir biçimde yapmış olduğunuz sınavlarla yerleştirdiğiniz kadroların idari yargı yoluyla elde edemedikleri haklarını yirmi yıl sonra da olsa vermeye yönelik bir tekliftir. Bunların içerisinde Eskişehir Seyitgazi ilçesinde bulunan Kırka Boraks İşletme Müdürlüğünde de personel vardı ve o personelin hangi sınavla, nasıl sorularla sınav kazandığını bütün Türkiye biliyor. Eşeğin kaç vitesi olduğunu sorarak kazandırdılar bu sınavları ve idari yargı iptal etti. O iptalden sonra eğer varsa hâlâ şu anda işe yerleşemeyen, onların tekrar işe yerleşmesi için getirilen bir önergedir, bunu doğru bulmuyorum. Eğer bir haksızlık var ise tüm haksızlıkları ortadan kaldırmamız gerekir. 12 Eylülde, 12 Martta, daha sonraki dönemlerde ve hatta son on yıldır AKP iktidarlarının uygulamalarından haksızlığa uğrayan insanlarımızın da haklarını teslim etmek gerekir. Bütün bunları bir tarafa bırakıp sadece ve sadece kendi yandaşlarınızın haklarını teslim etmek için bir yasa yapıyorsanız bu doğru bir şey değildir, doğru bir yaklaşım değildir, bunun geri çekilmesinde yarar vardır. Hem zaten bu nitelikte zarar görmüş insan da şu ana kadar kalmamıştır diye düşünüyorum. Bu arkadaşlarımızın yeniden müracaatları hâlinde altı ay içerisinde işe alınmaları sağlanacak.

Peki, başka, iş akdi feshedilen, işinden olan yok mu? Pek çok. Bunlarla ilgili düzenlemeleri, bunlarla ilgili yapmamız gerekenleri neden yapmıyoruz? Özellikle 12 Eylülden sonra haksız bir biçimde işten atılmış ya da işe girememiş ve güvenlik soruşturması nedeniyle tutulan raporlar nedeniyle işe başlatılamamış insanlarla ilgili hak teslimi gerekmez mi? Gerekir ama maalesef bunu da yapma yönünde bir adım atılmıyor. Oysa, demokrasi herkese lazım, hukuk herkese lazım. Demokrasi ve hukuk eşit koşullar altında bütün insanlara uygulanması gereken, bütün halkımıza uygulanması gereken en temel kural ama maalesef AKP hükûmetleri döneminde bunu gerçekleştirme şansımız olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır.

Bu nedenlerle hiç değilse önergemizi destekleyin. Yeni bir haksızlığı yaratmayalım, yeni bir haksızlık doğurmayalım.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunacağım…

 

III.- YOKLAMA

 

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, yoklama talebi var, yerine getireceğim: Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özkan, Sayın Altay, Sayın Özdemir, Sayın Canalioğlu, Sayın Sapan, Sayın Kuşoğlu, Sayın Yıldız, Sayın Kurt, Sayın Moroğlu, Sayın Özel, Sayın Güler, Sayın Nazlıaka, Sayın Acar, Sayın Toprak, Sayın Güven, Sayın Küçük, Sayın Ekşi.

İki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

4.- Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/1613, 1/778) (S. Sayısı: 478) (Devam)

 

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi açısından, bu insanlar koruma görevlisi sınavına giriyorlar. KPSS sınavı yok, bu insanlar, koruma görevlisi sınavına giriyorlar ama bu ülkede binlerce insan KPSS sınavını kazanmalarına rağmen beklerken koruma görevlisi sınavı yapılıyor ve memur olarak alınıyor. Ben, tutanaklara geçmesi açısından bunu iletiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Kanun Teklifinin geçici 1’inci maddesinin (1) fıkrasında yer alan “idari yargı kararı sonucunda devlet memurluğundan çıkarılan“ ibaresinin “sınavların iptal edilmesi nedeniyle devlet memurluğu sona erdirilen” şeklinde, (2)’nci fıkrasında yer alan “idari yargı kararı gereği” ibaresinin “sınavların iptal edilmesi nedeniyle” şeklinde değiştirilmesini teklif ederiz.

Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN  - Hükûmet  katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üstünde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Biraz önceki konuşmamda Sayın Bakanıma ve KİT Komisyonu Başkanımıza teşekkür etmeyi unuttum. Hakikaten, her ikisine de bu yoğun katkılarından dolayı…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Plan Bütçe; KİT değil, Plan Bütçe Başkanına.

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Plan Bütçe Komisyonu Başkanı. Yanlış mı söyledim? Pardon.

Teşekkür ediyorum.

Bu görüştüğümüz maddede çok önemli, kısa bir bilgi vereceğim, zamanınızı almayacağım.

Geçmişte yaşanan bazı mağduriyetler yıllar sonra da olsa giderilmeye çalışılmakta. Kapatılan SHÇEK Genel Müdürlüğü tarafından 14 Haziran 1997 tarihinde yapılan sınavda başarı gösterip devlet memuru olarak atananlar, göreve başladıktan sonra sınav iptal edildiği için memurluktan çıkarılmışlardır. Bu maddeyle, 300 civarında olan bu arkadaşlarımızın hakları gecikmeli de olsa teslim edilerek yıllar süren mağduriyetlerine son verilmektedir. Bu kardeşlerimiz, altı ay içinde müracaat etmeleri hâlinde, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının taşra teşkilatında durumlarına uygun memur kadrolarına atanacaklardır.

Yine, Seydişehir Alüminyum İşletmesi, Bigadiç Maden İşletmesi, Kırka Boraks İşletmesi, Şark Kromları Ferrokrom İşletmesi ve 100. Yıl Gümüş İşletmesi müdürlüklerinde  7 Haziran 1997 tarihinde yapılan sınavda başarı gösterip koruma ve güvenlik görevlisi olarak atananlar da göreve başlayıp yaklaşık üç yıl çalıştıkları hâlde sınav iptal edildiği için görevlerine son verilmiştir. Bu madde ile 200 kişi civarında olan bu arkadaşlarımızın hakları da gecikmeli de olsa teslim edilerek yıllar süren mağduriyetlerine son verilmektedir. Bu kardeşlerimiz, altı ay içinde müracaat etmeleri hâlinde, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü veya bağlı birimlerinde memur unvanlı sözleşmeli personel pozisyonlarına atanacaklardır.

Bu arkadaşlarımızla ve aileleriyle tanışanlarınız, onları görenleriniz mutlaka vardır. Hayatları kararmış, yıllarca çile çekmişler, yaşadıkları acılara gerçekten yürek dayanmaz. Yıllarca eza, cefa çeken, büyük sıkıntılarla karşı karşıya kalan bu arkadaşlarımızın yüzlerinin güldürülmesinin rahmet, mağfiret ve kurtuluş ayı olana ramazana rast gelmesi bu sevince bir başka anlam kazandırmaktadır.

Ben inanıyorum ki bu kardeşlerimizin kadroya alınmaları için bu maddeyi hazırlayanlara, teklife koyanlara ve kabul edenlere Cenab-ı Allah mükâfatını verecektir.

Onlara hayırlı olsun diyorum, Milliyetçi Hareket Partisi olarak sevinçlerini paylaştığımızı ifade ediyorum.

Tekrar hepinize teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

ENGİN ALTAY (Sinop) – Çok önemli olmamakla birlikte, hem emsal olmasın diye hem de Divanın bir İç Tüzük ihlaliyle ilgili tatbikatını müsaade ederseniz yerimden size ve Genel Kurula sunmak istiyorum. O da şudur: 87’nci maddenin sekizinci fıkrasına Divan olarak bir bakılmasında bir fayda var. Ayrıca, sekizinci fıkra ihlal edildiği gibi, biraz önce okunan önerge “Erkan Akçay ve arkadaşları” diye okundu. Sordum, Genel Kurulda verilmiş, önce verilmemiş ama az önce, müşterek önergeler ve iktidar partisi tarafından verilen önergelerde de imza sahiplerinin tamamı okundu. Siz tecrübeli bir Başkanısınız. Bu önergelerdeki beş imzayı okumanız gerekir yani MHP’de Erkan Akçay ve arkadaşları, AKP’de tam kadro… Bu tutumunuzu yorgunluğa bağlıyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Altay, önergeler, birinci okunmada tüm isimler okundu, ikinci okuma yapılırken…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Okunmuyor, ben özellikle takip ettim. Beşten fazla isim okundu mu okunmadı mı Sayın Başkan?

BAŞKAN – Hayır, ikinci okuma yapılırken…

ENGİN ALTAY (Sinop) – Beşten fazla isim okumayacaksınız İç Tüzük’e göre, onu söylüyorum ben.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 2’de üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Teklifinin geçici 2 nci maddesine aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli            Ercan Candan            Oğuz Kağan Köksal

   Giresun                        Zonguldak                       Kırıkkale

Ramazan Can                 Recep Özel                  Hüseyin Şahin

   Kırıkkale                          Isparta                            Bursa

Uğur Aydemir                 Metin Külünk

    Manisa                          İstanbul

"2918 sayılı Kanun ve 4925 sayılı Kanuna göre 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi geçmemiş bulunan veya dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş olan idari para cezaları için Ekim 2013 ayı sonuna kadar 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere ilgili vergi dairelerine başvuruda bulunulması halinde söz konusu cezalar 6111 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre yapılandırılır. Şu kadar ki, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutar, 1,05 katsayısı ile çarpılır ve Kanun hükümlerine göre ödenecek tutar bulunur, bulunan tutarın tamamının; Kasım 2013, Ocak 2014 ve Mart 2014 aylarında üç eşit taksitte ödenmesi şarttır. Bu hüküm, fıkra kapsamına giren ve aslı ödenmiş idari para cezalarının fer'ileri hakkında da uygulanır. Bu maddenin yayımlandığı tarihten önce bu madde kapsamına giren alacaklardan tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgisine göre 6111 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen kamu kurum ve kuruluşları yetkilidir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı yasa teklifinin Geçici 2. maddesinin sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu Bülent Kuşoğlu                  Aytuğ Atıcı

   İstanbul                          Ankara                            Mersin

Ramis Topal                  Osman Kaptan       Mehmet Volkan Canalioğlu

    Amasya                          Antalya                          Trabzon

Ayrıca, 13.2.2011 tarihli ve 6111 sayılı kanunla yeniden yapılandırılan, ancak, herhangi bir nedenle borçlarını ödeyemeyen, bu nedenle kapsam dışında kalan gerçek ve tüzel kişiler, 6111 sayılı kanuna göre kalan süreleri içerisinde ödeme yapmayı taahhüt etmeleri ve ödemeleri kaydıyle yeniden kapsam içerisine alınırlar.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı Niğde Milletvekili Alpaslan Kavaklıoğlu ve Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar ile 100 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporları (2/613, 1/778) nın geçici 2 nci maddesinin aşağıdaki şeklide değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Erkan Akçay                      Mustafa Kalaycı                    Mehmet Şandır

                Manisa                                  Konya                                   Mersin

          Mehmet Günal                           Alim Işık                         Seyfettin Yılmaz

                Antalya                                Kütahya                                  Adana

             Emin Çınar                               Ali Öz

             Kastamonu                               Mersin

" GEÇİCİ MADDE 2- 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun kapsamında borçları yapılandırılan ve bu maddenin yayımlandığı tarih itibariyle Kanundan yararlanma hakları devam eden il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşların, 6111 sayılı Kanun kapsamında 2013 yılının Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında ödenmesi gereken taksitleri, bu borçluların 6111 sayılı Kanunun 18 inci maddesine göre tercih ettikleri taksit sayısına göre belirlenen son taksit ödeme süresinde ödenir. Bu şekilde ödeme süresi uzatılan taksitlerin son taksitle birlikte ödenmesi halinde bu taksitlere geç ödeme zammı tatbik edilmez.

Ayrıca, 6111 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde sayılan kamu alacaklarından, 1/7/2013 tarihi itibariyle vadesi geldiği halde ödenmemiş olanlar hakkında, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunulması halinde, 6111 sayılı Kanunun hükümleri uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Biraz daha sabır değerli arkadaşlar, sabrın sonu selamettir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici 2’nci maddedeki önergemiz üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Verdiğimiz önergeyle vatandaşlarımızın kamu idarelerine borçları yeniden yapılandırılmaktadır. 2011’deki 6111 sayılı Yapılandırma Kanunu’nun yeniden bir güncellemesini yapıyoruz.

Hepinizin bildiği üzere piyasalarda bir durgunluk hâkimdir. Birçok çiftçi, esnaf, sanayici, iş adamı borç batağının içindedir. Tahsilat yapılamamakta, icralar artmakta, iflaslar baş göstermektedir. İflas erteleme kararları hızla artmaktadır. Vatandaşlarımız vergi ve prim borçlarını, kredi borçlarını, vadesi gelen senetlerini yeterli parayı kazanamadıkları için de ödeyememektedir. Protestolu senet ve karşılıksız çek rakamlarında görülen yüksek artışlar da esnaf sanatkâr ve bütün ticaret erbabının, faaliyetlerini yürütmekte sıkıntıya düştüğünü göstermektedir.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıda, kamu kuruluşlarına, kamu bankalarına, vergi dairelerine borçlarını ödeyemeyen vatandaşlara bir iyileştirme,  bir kolaylık getirilmemektedir. Ancak, sahte çiftçi belgeleriyle, sahte müstahsil makbuzlarıyla ve sahte şirketlerle haksız destekleme alan vurguncuları koruyan, kolaylık sağlayan düzenlemeler var. O nedenle, kamu kuruluşlarına borcunu ödeyemeyen vatandaşlarımızı da gözetmemizde fayda görüyoruz.

Yine, pek çoğunuzun, hepinizin bildiği bazı rakamları da hatırlatmakta fayda görüyorum: 2013 yılı Mayıs ayı itibarıyla vatandaşın bankalara tüm  borcu 890 milyara ulaşmıştır. Tüketici ve bireysel  kredi kartı borcu 295 milyar liradır. Ferdî kredi ve kart borcunu ödeyemeyen kişilerin sayısı 413 binden, 822 bin kişiye ulaşmıştır 2012 yılı itibarıyla ve bu, 2013 yılının ilk beş ayında 550 bin kişiye ulaşmıştır.

Yine, 2012 yılında 7 milyar lira değerinde 1 milyon 75 bin senet protesto edilmiştir. Takibe alınan bireysel kredi müşteri sayısı Nisan 2013 itibarıyla 1 milyon 140 bin kişidir. 2012’de karşılıksız çek sayısı bir önceki yıla göre yüzde 52 artarak 905 bine ulaşmıştır. 2013 yılı Ocak-Mart döneminde karşılıksız çek sayısı bir önceki döneme göre yüzde 14’lük bir artışa ulaşmıştır ve takipteki… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Valla, ne kadar gürültü olursa olsun, biz ısrarla bunları tutanaklara geçireceğiz. Sabırsızsınız, bu sabrınızı…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tamam, sabrediyoruz.

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Evet, Sayın Elitaş sabrediyor ama pek çok arkadaşımız sabır ve tahammül… Ya tahammül ya sefer diyeceğiz, devam edeceğiz arkadaşlar. Bir dakika yirmi beş saniye kaldı. İnsaf ediniz.

Takipteki KOBİ kredileri 7 milyar liraya ulaşmıştır ve bankalara borcunu ödeyemediği için icra takibine düşen KOBİ sayısı 190 bini geçmiştir. Bu sizi ilgilendirmiyor mu değerli arkadaşlar? Rakamlardan anlaşıldığı gibi protestolu senet, batak kredi, ödenmeyen senet, hepsi her geçen gün artmaktadır. Esnaf, tüccar, sanayici, çiftçi, işçi, köylü, şirketler bankalardan aldıkları kredileri ödeyememektedir. Binlerce köylünün tarlası, arazisi borçları  yüzünden haczedilerek ellerinden alınmıştır.

Siz bu sorunlara duyarsız kaldığınızı… Bir an evvel sahurdan bir lokma fazla yiyecek diyerek telaş etmeyiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Çiftçilerin tarımsal kredi borcu 4,5 milyar liradan 39 milyar liraya çıkmıştır. Bu sorunların sizleri ilgilendirmediği anlaşılmaktadır ve açlık ve sabır konusunda ciddi bir sabırsızlığınız vardır. Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden çiftçilerin problemleri vardır ve tarımsal sulama abonelerinin elektrik borçları da, bunlar hepsi Meclisin dikkate alması gereken hususlardır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 sıra sayılı yasa teklifinin Geçici 2. maddesinin sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

Ferit Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul) ve arkadaşları

Ayrıca, 13.2.2011 tarihli ve 6111 sayılı kanunla yeniden yapılandırılan, ancak, herhangi bir nedenle borçlarını ödeyemeyen, bu nedenle kapsam dışında kalan gerçek ve tüzel kişiler, 6111 sayılı kanuna göre kalan süreleri içerisinde ödeme yapmayı taahhüt etmeleri ve ödemeleri kaydıyla yeniden kapsam içerisine alınırlar.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN ((Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Neden katılamıyorsun ya, esnafın borcu, esnafın borcu bu, borç ya!

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kamunun alacaklarını tahsil edilebilmesi amacıyla.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ayıptır ya, bu küçük esnafın borcu ya!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Teklifinin geçici 2 nci maddesine aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

"2918 sayılı Kanun ve 4925 sayılı Kanuna göre 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş olan ya da ödeme süresi geçmemiş bulunan veya dava açılmış ya da dava açma süresi geçmemiş olan idari para cezaları için Ekim 2013 ayı sonuna kadar 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere ilgili vergi dairelerine başvuruda bulunulması halinde söz konusu cezalar 6111 sayılı Kanunun ilgili maddelerine göre yapılandırılır. Şu kadar ki, 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutar, 1,05 katsayısı ile çarpılır ve Kanun hükümlerine göre ödenecek tutar bulunur, bulunan tutarın tamamının; Kasım 2013, Ocak 2014 ve Mart 2014 aylarında üç eşit taksitte ödenmesi şarttır. Bu hüküm, fıkra kapsamına giren ve aslı ödenmiş idari para cezalarının fer'ileri hakkında da uygulanır. Bu maddenin yayımlandığı tarihten önce bu madde kapsamına giren alacaklardan tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgisine göre 6111 sayılı Kanunun 168 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen kamu kurum ve kuruluşları yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR BAKANI FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum: 

Gerekçe:

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu hükümlerine göre 31/12/2010 tarihinden (bu tarih dahil) önce verilen idari para cezalarından, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş veya ödeme süresi geçmemiş ya da dava açılmış veya dava açma süresi geçmemiş olanlar anılan Kanun kapsamında yapılandırılmıştır.

2918 sayılı Kanun ile 4925 sayılı Kanun hükümlerine göre 31/12/2010 tarihinden önce verilmekle birlikte 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihi itibarıyla ilgilisine tebliğ edilememiş veya ilgilisine tebliğ edilmekle birlikte tahsil daireleri kayıtlarına intikal etmemiş olan idari para cezalarının ise 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılmasına imkan bulunamamıştır.

2918 sayılı Kanun ile 4925 sayılı Kanun hükümlerine göre 31/12/2010 tarihinden önce verilen idari para cezalarına ilişkin olarak ilgililerin bilgisine girmemesi nedeniyle gelişen hak kayıplarının önüne geçilmesini sağlamak amacıyla, düzenlenme tarihi 31/12/2010 tarihinden önce olan idari yaptırım karar tutanaklarına istinaden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ödenmemiş olan idari para cezalarının 6111 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılandırılması yönünde önerilen düzenleme yapılmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Yeni geçici madde ihdasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 478 Sıra Sayılı Kanun Teklifine geçici 2 nci maddeden sonra gelmek üzere aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

          Mustafa Elitaş                  Süreyya Sadi Bilgiç                    Oktay Vural

                Kayseri                                  Isparta                                    İzmir

    Ferit Mevlüt Aslanoğlu               Pervin Buldan                      Hüseyin Şahin

               İstanbul                                   Iğdır                                     Bursa

           Ekrem Çelebi                     Mustafa Kalaycı                    Ertuğrul Soysal

                   Ağrı                                     Konya                                   Yozgat

       Muzaffer Baştopçu                    Sadık Badak                        Uğur Aydemir

                Kocaeli                                 Antalya                                  Manisa

          Mehmet Yüksel                        Salih Koca                       Mustafa Baloğlu

                Denizli                                Eskişehir                                 Konya

    Mehmet Şükrü Erdinç                 Recai Berber                         Erkan Akçay

                 Adana                                  Manisa                                  Manisa

               Ali Boğa                           İlknur Denizli                       Vedat Demiröz

                 Muğla                                     İzmir                                      Bitlis

GEÇİCİ MADDE 3- 31/12/2022 tarihine kadar, 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanununun 33 üncü maddesinde yer alan “%15” oranı “%5” olarak uygulanır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI LÜTFİ ELVAN (Karaman) – Sayın Başkan, salt çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz.

Yeni madde olarak görüşme açıyorum.

Söz talebi? Yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                  Kapanma Saati: 02.37

 

ONUNCU OTURUM

Açılma Saati: 02.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muharrem IŞIK (Erzincan)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 137’nci Birleşiminin Onuncu Oturumunu açıyorum.

478 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Millî Savunma Komisyonu Raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

 

5.- Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin; Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ile Milli Savunma Komisyonu Raporu (1/795, 2/64) (S. Sayısı: 479)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

6’ncı sırada yer alan, Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

6.- Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonun bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 12 Temmuz 2013 Cuma günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 02.39

 

 

 



(X) 478 S. Sayılı Basmayazı 03/07/2013 tarihli 129’uncu Birleşim Tutanağı’na eklidir.