TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

               TUTANAK DERGİSİ

 

                                                   124’üncü Birleşim

                                                25 Haziran 2013 Salı

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                     İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Sakarya Milletvekili Münir Kutluata’nın, Sakarya’da yaşanan çevre ve sağlık sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök’ün, Şanlıurfa’ya “şanlı” unvanının verilmesinin yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in, İstanbul’a ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, demokrasi ve özgürlük isteyen insanları vuranların, bu emirleri verenlerin ve onları hukuk önünde akladığını zannedenlerin bu halk tarafından tarih boyunca unutulmayacağına ilişkin açıklaması

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, polisin uyguladığı şiddet nedeniyle büyük bir terör yaşandığına, halkla polisi karşı karşıya getiren nefreti ve Başbakanın bu söylemlerini kınadığına ilişkin açıklaması

3.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Başbakanın, bir aydır sokaklarda yaşanan polis şiddetinin azmettiricisi olduğuna, Ethem Sarısülük’ü öldüren polisin kollandığına ve suç işleyenlerin halka mutlaka hesap vereceklerine ilişkin açıklaması

4.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hükûmetin, terörün bittiğine yönelik açıklamalarıyla halka yalan söylediğine ilişkin açıklaması

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin resmî İnternet sitesinde 14/6/2013 tarihinden itibaren yer alan bir duyuruya ilişkin açıklaması

6.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, buğday hasadının başladığına ve açıklanan fiyatların sıkıntı yarattığına ilişkin açıklaması

7.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Gezi Parkı olayları nedeniyle yapılan bazı açıklamalara ilişkin açıklaması

8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’ın Yeşilyurt ilçesinde kentsel dönüşüm ve yol yapımı için birçok ağacın kesildiğine ve 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü’ne ilişkin açıklaması

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Ankara-Adana kara yolunun durumuna ilişkin açıklaması

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş ve ilçelerindeki tarihî ve kültürel yapıların tadilatlarının yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, kanıtların görüntülerde yer almasına rağmen Ethem Sarısülük’ü öldüren polisin meşru müdafaa gerekçesiyle serbest bırakılmasını kınadığına ilişkin açıklaması

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

13.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

14.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 21 milletvekilinin, sosyal güvenlik sistemiyle ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/675)

2.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın ve 21 milletvekilinin, medyanın sorunlarının, özgür ve güçlü bir medya için alınması gereken kararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/676)

3.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, doğal gaz arz-talep dengesi sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/677)

 

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Dilekçe Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde bulunduğu dönemde de çalışma talebinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1250)

 

C) Önergeler

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, (2/16) esas numaralı 2022 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/118)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından kadınların ve çocukların cinsel saldırılara karşı korunması amacıyla 31/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

2.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve arkadaşları tarafından kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/185); Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve arkadaşları tarafından 5/11/2012 tarih 6558 sayı ile ve Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşları tarafından 10/4/2013 tarih 11604 sayı ile taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi; Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve arkadaşları tarafından 19/2/2013 tarih 9766 sayı ile Karayolları Genel Müdürlüğünde çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergelerinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşları tarafından sporcularımızı doping yapmaya iten nedenlerin araştırılması ve dopingi önlemeye yönelik gerekli çalışmaların yapılabilmesi amacıyla 25/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisinin TBMM İçtüzüğü’nün 5’inci maddesine göre 1 Temmuz 2013 tarihinde tatile girmeyerek çalışmalarına devam etmesine; Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri 26 Haziran 2013 Çarşamba günü tamamlanacak olan Onuncu Beş Yıllık (2014-2018) Kalkınma Planı’nın ve Komisyon Raporu’nun gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasına ve görüşmelerinin 1 Temmuz 2013 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına; Onuncu Beş Yıllık (2014-2018) Kalkınma Planı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmelerinin planın mevcut bölümleri itibarıyla üç bölüm hâlinde yapılmasına, her bölüm üzerinde siyasî parti grupları ile Hükûmet ve Komisyonun konuşma sürelerinin otuzar dakika, Hükûmetin sunuş konuşmasının otuz dakika, kişisel konuşmaların onar dakika olmasına, siyasî parti gruplarının sürelerinin birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilmesine; planın Hükûmete geri verilmesine ilişkin gerekçeli önergelerin Başkanlığa planın bölümleri üzerindeki görüşmelerin bitimine kadar verilmesine, önergeler üzerinde Komisyon, Hükûmet ve önerge sahibi tarafından yapılacak konuşmaların beşer dakika olmasına; 2 Temmuz 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü sorularla diğer denetim konularının görüşülmemesine, TBMM Başkanı ve Başkanlık Divanı üyelerinin seçiminin bu birleşiminde yapılmasına; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının üye sayısına ve partilere dağılımına; 475 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

3.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Giresun Milletvekili Adem Tatlı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

 

IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, üniversite sınavındaki iddialar sebebiyle soruşturma izni verilen üst düzey görevlilere ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/102) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

2.-  Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’in köylerindeki katı atık sorununun çözümüne ilişkin sözlü soru önergesi (6/274) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

3.- Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, Antalya-Kaş-Kalkan beldesindeki Kalamar Koyunda yapılan villalarla ilgili bazı iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/287) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TOKİ’nin yaptığı ihalelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/350) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

5.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, bir mahallenin Terkos Gölü Havzasında olmasından kaynaklanan imar sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/380) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, yarım kalan bir ihaleye ilişkin sözlü soru önergesi (6/391) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

7.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, bir mahallenin Terkos Gölü Havzasında olmasından kaynaklanan imar sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/393) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

8.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TOKİ’nin personel sayısına ve personel alımı esaslarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/394) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’da bina yapımında kötü zemin koşullarının dikkate alınmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/424) Cevaplanmadı

10.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, bazı mahallelerin imara açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/448) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

11.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki plansız ve kaçak yapılaşma sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/486) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

12.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, atık su arıtma tesisi inşaatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/545) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da olası bir depreme karşı alınan önlemlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/555) Cevaplanmadı

14.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta bazı eğitim kurumlarının depreme dayanıklılık raporuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/557) Cevaplanmadı

15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sanayi tesisleri ve fabrikalarda filtre kullanım zorunluluğuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/581) Cevaplanmadı

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Belediyesi ile ilçe ve belde belediyelerinin genel bütçe gelirlerinden aldıkları paya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/590) Cevaplanmadı

17.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Bakanlıkta ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda özürlü personel istihdamına ilişkin sözlü soru önergesi (6/615) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

18.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Erdek Körfezi ve Edincik çevresinde kurulan enerji üretim tesislerinin su kaynaklarına etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/688) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

19.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’da hava kirliliğine karşı alınan önlemlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/706) Cevaplanmadı

20.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, TOKİ’den konut alanların sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/753) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/771) Cevaplanmadı

22.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav’daki zemin etüdü çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/812) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

23.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, son on yılda TOKİ tarafından yapılan konut sayısı ve yaşanan sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/912) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

24.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, mükerrer vergilendirmeye ilişkin sözlü soru önergesi (6/990) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle’nin bazı köylerinde yapılan kadastro çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1064) Cevaplanmadı

26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Kyoto Protokolü çerçevesinde alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1123) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

27.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlıkta görev yapan veteriner hekimlerin görevde yükselmeleriyle ilgili düzenlemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1198) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, şehir imar planlarında cemevlerine yer ayrılıp ayrılmadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1208) Cevaplanmadı

29.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki hava kirliliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1220) Cevaplanmadı

30.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki belediyelerin itfaiye aracı ihtiyacına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1221) Cevaplanmadı

31.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Tufanbeyli’de kurulacak termik santrale ilişkin sözlü soru önergesi (6/1242) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

32.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Tufanbeyli’de kurulacak termik santrale ilişkin sözlü soru önergesi (6/1243) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

33.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki hava kirliliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1246) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

34.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, soba gazından kaynaklanan zehirlenmelere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1259) Cevaplanmadı

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bakanlık İl Müdürlüğündeki personel eksikliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1432) Cevaplanmadı

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak ve Hakkâri’nin itfaiye aracı ihtiyacına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1433) Cevaplanmadı

37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak ve Hakkâri’de yapılması planlanan kentsel dönüşüm alanlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1434) Cevaplanmadı

38.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki OSB’lerde atık kontrolü yapılıp yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1471) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

39.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Turhal’daki fabrikaların atık su kontrollerinin yapılıp yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1472) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki belediyelerin 5779 sayılı Kanun kapsamındaki paylarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1549) Cevaplanmadı

41.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, iller itibariyle hava kirliliği değerlerine ve alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1621) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın ilçelerine bağlı köylere yapılan yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1644) Cevaplanmadı

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, nüfus ve gelişmişlik endeksine göre Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile ilçe ve belde belediyelerine dağıtılan paylara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1653) Cevaplanmadı

44.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bilgisayar Mühendisleri Odası açılması ihtiyacına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1661) Cevaplanmadı

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Yapı Denetimi Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle meslek odalarından bazı belgelerin alınması şartının kaldırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1679) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki köylere verilen parasal destek miktarına ve yapılan yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1786) Cevaplanmadı

47.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da kentsel dönüşümün gelişimi ve kentsel dönüşümden etkilenen vatandaşların durumuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1789) Cevaplanmadı

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da hava kirliliğine neden olan kömür cinsinin değiştirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1790) Cevaplanmadı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a İller Bankasınca verilen paya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1813) Cevaplanmadı

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, kamuya ait binaların yapı denetimine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1946) Cevaplanmadı

51.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, Bakanlığın kurumsal kimliğinin oluşturulmasına yönelik harcamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1963) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ın, Merkez ve ilçelerine verilen parasal destek miktarı ile son on yıldaki yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2127) Cevaplanmadı

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tapu ve kadastro çalışmalarının tamamlanamamasından kaynaklanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/2180) Cevaplanmadı

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kapalı sisteme geçen kum ve taş ocaklarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2232) Cevaplanmadı

55.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van’daki TOKİ deprem konutlarının satış bedellerine ve kalıcı konutlara yerleşemeyenlerin durumuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2233) Cevaplanmadı

56.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da yaşanan hava kirliliği sorununa ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2252) Cevaplanmadı

57.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak’ta hava kirliliğine neden olan kömür cinsinin değiştirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2299) Cevaplanmadı

58.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, hisseli tapuların ortadan kaldırılarak mağduriyetlerin giderilmesi için çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2364) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

59.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van’da depremzedelerin konut sorununa ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2370) Cevaplanmadı

60.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, geri dönüşüm konusunda yapılan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2496) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

61.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da gerçekleştirilen bir TOKİ konut projesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2518) Cevaplanmadı

62.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Sancaktepe’de su depolarının bulunduğu bir alanda maden arama çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2623) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

63.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Karadeniz sahillerinde bulunan içi zehirli madde dolu varillere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2684) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

64.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TOKİ tarafından Gaziantep Büyükşehir Belediyesine devredilen bir taşınmaza ilişkin sözlü soru önergesi (6/2699) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

65.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TOKİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan bir şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2700) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

66.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da depremden zarar gören binaların güçlendirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2734) Cevaplanmadı

67.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ek özel hizmet tazminatı ödenmeyen personele ilişkin sözlü soru önergesi (6/2907) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

68.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bor madenciliği yapılan alanların çevreye etkilerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3042) Cevaplanmadı

69.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2013 yılları arasında kurallara aykırı şekilde sintine bırakan deniz taşıtlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3096) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

70.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3164) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

71.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, son 5 yılda çevre denetimleri kapsamında kesilen cezalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3211) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

72.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, çevre konusundaki yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3212) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

73.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2002 yılından itibaren gerçekleştirilen temsil giderlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3215) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

74.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, TOKİ tarafından son 10 yılda inşa edilen konut ve iş yerlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3261) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

75.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakan Yardımcısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3417) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

76.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlıkta görevli engelli personele yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3418) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

78.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık tarafından kiralanan taşınmazlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3419) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

79.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık tarafından kiralanan araçlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3420) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

80.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlığın tanıtım giderlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3421) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

81.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık tarafından düzenlenen yurt dışı gezilerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3422) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

82.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık ve personel arasındaki davalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3423) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

83.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık hizmet binalarındaki yenileme çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3424) Cevaplanmadı

84.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli vatandaşlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3425) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

85.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, toplanan atık bitkisel yağ ve motor yağı miktarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3539) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

86.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, Bakanlık binasının onarımıyla ilgili Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından kesilen cezaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/3540) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

87.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası tarafından çıkarılan bir yönetmelik ile bankanın yönetim kurulu üyelerinin bazıları hakkındaki iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3541) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

88.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, TOKİ tarafından yaptırılan konutlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3557) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

89.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası Yönetim Kurulunun bazı üyeleriyle ilgili iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3600) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

90.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası Yönetim Kurulunun bazı üyeleriyle ilgili iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3601) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

91.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankasına yapılan atamalarla ilgili bazı iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3602) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

92.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’da TOKİ tarafından yapılan konutlar ve bu konutların satışına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3616) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

93.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, maden aramaları kapsamında çevreye verilen zararların önlenmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3636) Cevaplanmadı

94.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sanayi tesislerinin emisyon yayımı denetimlerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3703) Cevaplanmadı

95.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3785) Cevaplanmadı

 

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Bursa Milletvekili Sena Kaleli’nin, TOKİ konutlarının yönetim hizmetini yürüten şirketle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23278)

2.- Samsun Milletvekili Haluk Koç’un, yabancılara satılan arazilerle ilgili verilerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü web sayfasından kaldırıldığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23360)

3.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’da yabancılara arazi satışına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23361)

4.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda 2002-2013 yılları arasında istihdam edilen personele ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23362)

5.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık ve bağlı kurumlarda sosyal medya, web sayfası ve internet hizmetleri için yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23365)

6.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, son on yılda yabancılara satılan taşınmazlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23367)

7.- Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, İller Bankası tarafından belediyelere kullandırılan krediler ile İller Bankasının belediyeler tarafından kullanılmasına aracılık ettiği fon ve hibelere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23372)

8.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’daki gümrüklerde yapılan denetimlere ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/23407)

9.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’da Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda 2002-2013 yılları arasında istihdam edilen personele ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/23408)

10.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Bakanlık ve bağlı kurumlarda sosyal medya, web sayfası ve internet hizmetleri için yapılan ödemelere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/23465)

11.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İstanbul’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/23467)

12.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, İzmir’e yönelik proje ve yatırımlara ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/23468)

13.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, TRT ile ilgili çeşitli hususlara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/23655)

14.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinde çalışan personel ile Müşavirliğin dışarıdan hizmet alımına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23704)

15.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’daki bir iş merkezi projesi ile ilgili iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23705)

16.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait lojmanlar ile söz konusu lojmanların satışına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23707)

17.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında gerçekleşen toprak kirliliğine ve kirlilikle mücadele kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23711)

18.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında engelli vatandaşların mesire alanlarından yararlanması amacıyla yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23712)

19.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında kadmiyum ve diğer ağır metallerle kirlenmiş topraklara ve arıtılmaları amacıyla yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/23714)

20.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, özelleştirme gelirlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/23873)

21.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, sağlık çalışanlarının döner sermaye gelirlerinden vergi kesilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/23879)

22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır Gölü’ne yurt dışından getirilen balıkların bırakıldığı iddialarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23922)

23.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlara ait lojmanlar ile söz konusu lojmanların satışına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23926)

24.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, DSİ’de görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavı yapılmamasına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23928)

25.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, atık suların kullanımına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23931)

26.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında kullanılan gri su miktarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23933)

27.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, hayvansal gübrelerin çevreye zararlarına ve engellenmesi için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23935)

28.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, güvenli içme suyuna ve temel atık sistemine erişimi olmayan yerleşim birimlerine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23936)

29.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2002-2013 yılları arasında kimyasal maddelerin neden olduğu su kirliliğine ve engellenmesi için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/23941)

30.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, motorin fiyatına ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/23995)

31.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Zonguldak, Van, Trabzon, Tekirdağ, Şanlıurfa, Sivas ve Samsun’da resmî ilan yayınlama hakkına sahip yerel gazetelere ilişkin soruları ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/24041), (7/24042), (7/24043), (7/24044), (7/24045), (7/24046), (7/24047)

32.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, bağlı kurum ve kuruluşlar personelinin istihdam biçimlerine göre dağılımı ile ilgili verilere ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/24048)

33.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Reyhanlı’da meydana gelen bombalı saldırılar nedeniyle getirilen yayın yasağına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/24049)

34.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, TV dizilerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/24052)

35.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlığa ait sosyal tesislere ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/24127)

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, vekâleten veya geçici olarak idari kadrolarda görev yapan denetmen ve müfettişlere ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/24138)

37.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, ticari araç plakası kira gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/24303)

38.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 666 sayılı KHK’nın yürürlüğe girmesinden itibaren yapılan uzman yardımcısı ve uzman alımlarına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/24370)

39.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Bakanlık personelinin istihdam biçimlerine göre dağılımı ile ilgili verilere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/24371)

40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, su ürünleri yetiştiriciliği ve ticaretinin geliştirilmesine ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/24379)

41.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde meydana gelen olayın ardından bölgeye bir ziyaret gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/24436)

42.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, soru önergelerine ve bunların cevaplandırılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/24742)


25 Haziran 2013 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 124’üncü  Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

 

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için iki dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla iki dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Sakarya’da yaşanan çevre ve sağlık sorunları hakkında söz isteyen Sakarya Milletvekili Sayın Münir Kutluata’ya aittir.

Buyurun Sayın Kutluata. (MHP sıralarından alkışlar)

 

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Sakarya Milletvekili Münir Kutluata’nın, Sakarya’da yaşanan çevre ve sağlık sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Sakarya’da yaşanmakta olan önemli sorunlar hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Sakarya’nın düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl dönümü münasebetiyle, düşmanı defeden kahramanları saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Onların torunları olan Sakaryalı hemşehrilerimi de gönülden tebrik ediyorum.

Sakarya, ekonominin bütün sektörlerinde önemli yere sahip bulunan bir ilimizdir. Marmara Bölgesi’ndeki özel konumu, bu ilimizi öncelerden önemli bir sanayi kenti hâline getirmişti. Verimli tarım topraklarına sahip olması tarımdaki önemini devamlı artırmıştır. Devamlı artan ve dinamik bir nüfusa sahip olması, hizmetler sektöründe Sakarya’ya yine öncelerden beri önemli bir yer sağlamıştı ama ne yazık ki bütün bu özellikleri son dönemde büyük oranda erozyona uğramaktadır.

Sakarya, Türkiye ekonomisi ve sosyal bünyesindeki köklü bozulmaları en derinden yaşamak zorunda kalan illerimizden bir tanesidir. Sakarya, AKP iktidarından önce önemli bir sanayi merkezi konumunda iken, şimdi İstanbul ve Kocaelinden taşan ve Türkiye'nin diğer bölgelerinde yer bulamayan kirli sanayilerin tacizine maruz kalan bir il durumuna gelmiştir. Ne yazık ki bu kirli sanayi ilgisinin bir siyasi mihmandarlık çerçevesinde yürütüldüğünü de görmekteyiz. Sakarya, şu anda, Karasu Darıçayırı örneğinde olduğu gibi, yerleşim merkezi üzerine çimento fabrikası kurulabilen; Söğütlü örneğinde olduğu gibi, tarım ve mera arazileri üzerine çevrim santralleri kurma teşebbüsleriyle büyük çevre tahribatına maruz kalmış bir bölgemiz durumundadır.

İlde imalat sanayisine yönelenler her türlü güçlükle karşılaşırken, kamuya ait doğal kaynakların yağmasının çok yaygın olduğu görülmektedir; taş ocağı furyası bunun örneğidir. Yeni bir taş ocağı yağmasından Sapanca Yanık köyü, cesur direnişiyle önce kurtulmuşken, şimdi Kocaeli bölgesinden yeni bir taarruza maruz kalmaktadır.

Kocaelindeki büyük sanayi kuruluşlarının Sapanca Gölü’nün suyunu çekmelerine izin verilmesi, gölü inşaat atıklarıyla dolduran yağmacı tutumların yeni bir örneğini sergilemektedir. Adapazarı’nın ana içme suyu kaynağı olan Sapanca Gölü’nü besleyen tatlı su kaynaklarının, göle ulaşamadan ticari meta hâlinde şişelenip piyasaya sürülme olayı büyük hız kazanmıştır.

Önemli bir tarım merkezi olan ilimizde aşırı bir borçlanma ve fakirleşme her gün artmaktadır. Kamu ve özel bankalar, tarım kredi kooperatifi borçları dâhil olmak üzere Sakarya’da çiftçi borçlarının 240 milyon lira olduğu hesap edilmektedir. Bunu 34 bin civarında olan çiftçi aileye oranlarsak, her çiftçinin Sakarya’da 70 bin Türk liralık bir borç batağına saplandığı ve bu borcun da yüzde 60’ının yeni yapılandırma gören borçlar olduğu bilinmektedir. Çiftçinin, üretemiyor, kazanamıyor olmasının…(Gürültüler)

Evet, Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, yani böyle bir görüşme adabı olabilir mi ya?

BAŞKAN – Sayın Vural, ne yapmamı öneriyorsunuz?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hatibe saygısızlık, zatıalinize saygısızlık…

BAŞKAN – Yani, ben demin uyardım, elime sopa alıp aşağı inecek hâlim yok.

Buyurun Sayın Kutluata.

MÜNİR KUTLUATA (Devamla) – Efendim, zamanı bir ayarlayabilir miyiz lütfen? Lütfen efendim, gerçekten…

BAŞKAN – Sayın Kutluata, lütfen buyurun.

MÜNİR KUTLUATA (Devamla) – Ben devam edeceğim ama zamanımı lütfen dikkate alın.

BAŞKAN – Bir dakika vereceğim size.

MÜNİR KUTLUATA (Devamla) – Sağ olun.

Efendim, böyle bir borç batağıyla karşı karşıyadır çiftçimiz, Sakarya bunun en önemli örneklerindendir.

Bu gidiş, bu fakirleşme, bu işsizleşme, bu sanayisizleşme Sakarya’da icra dairelerinin sayısını 2’den 6’ya çıkarmış, icra dosyalarının sayısını 134 bine çıkarmıştır yani her aileye ortalama neredeyse her 6 nüfusa 1 icra dosyası düşer hâle gelmiştir. Devletinden kömür yardımı almak zorunda kalan aile sayısı her yıl artarak 16.300’lere çıkmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Şimdi bir dakika ekliyorum, tamamlayın lütfen.

MÜNİR KUTLUATA (Devamla) – Lütfen efendim.

Bu, toplam aile sayısının yüzde 12’sine tekabül etmektedir. Bu gidişin sonucu olarak bölgemizde çok sayıda asayiş olayı yaşanmakta ve asayiş olaylarının sayısı her geçen gün artmak suretiyle, son iki yılda şahsa karşı işlenen suçlarda yüzde 60, mala karşı işlenen suçlarda yüzde 53 oranında artış göstermiş bulunmaktadır. Yani, bir tarafta yaklaşık rakamlarla 9 binden 15 bine çıkarken -suç oranı- mala yönelik suçlarda 3 binden 5 bine çıkmış bulunmaktadır ki buna jandarmayı ilgilendiren asayiş olayları dâhil değildir.

Değerli milletvekilleri, 2/B konusunda Türkiye’de yaşanan sorunları biliyoruz ama Sakarya’da yaşanan ilave bir 2/B sorunu var ki o da tapuları vatandaşa verilmeden kamu kuruluşları tarafından bu alanlara el koyuluyor olmasıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜNİR KUTLUATA (Devamla) – Bunlardan Karasu bölgesinde 2.800 dönümlük bir araziye TOKİ tarafından el koyulması, ilgili bakan -Çevre Bakanı- tarafından durdurulmuştu. Şimdi aynı güçlük Sapanca Uzunkum köyünde yaşanmaktadır. Yine, belki, Sayın Bakanın ilgisiyle, TOKİ’nin el koymak istediği, köylünün hakkı olan bu arazileri kurtarmak mümkün olur.

Bu anlamda bir ricamı da Sapancalılar adına ileterek konuşmama son veriyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kutluata.

Gündem dışı ikinci söz, Şanlıurfa iline 22 Haziran 1984 tarihinde “şanlı” unvanının verilmesi hakkında söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Sayın Abdulkerim Gök’e aittir.

Buyurun Sayın Gök. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 

2.- Şanlıurfa Milletvekili Abdulkerim Gök’ün, Şanlıurfa’ya “şanlı” unvanının verilmesinin yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

 

ABDULKERİM GÖK (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 22 Haziran 1984 tarihinde Urfa’ya “şanlı” unvanının verilmesi dolayısıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 11 Nisan 1920 tarihinde, “on ikiler” denilen ve son derece kahraman insanların öncülüğünde Şanlıurfa’da başlayan, bir halkın bizzat –kendilerinin- organize ettiği, bu çerçevede de düşmanın yurttan çıkarılmasını halk hareketi neticesinde gerçekleştirmiş olan ve kendi halkının kurtardığı nadir illerden bir tanesi de malumunuz Şanlıurfa’dır.

Şanlıurfa, tarihindeki o kahramanlıklarla, o güzelliklerle, verdiği mücadelelerle hak etmiştir ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok değerli üyeleri, 1984 tarihinde uygun gördükleri ve bir hakkı teslim etme adına uygun gördükleri “şanlı” unvanını da o günden bugüne “Urfa” olan Urfa’nın ismi “Şanlıurfa” olarak değiştirmişlerdir. Bu manada gerek o gün “şanlı” unvanının verilmesinde büyük katkıları olan Türkiye Büyük Millet Meclisindeki tüm üyelere ve siz değerli milletvekillerine teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Gaziantep ve Maraş İstiklal Madalyası aldı. Verdiğimiz bir kanun teklifi var. İnşallah sizlerin desteğiyle, “şanlı” unvanını aldıktan sonra, Şanlıurfa’nın hak ettiği İstiklal Madalyası’na da sizlerle beraber “evet” deriz ve Şanlıurfa, Kahramanmaraş ve Gaziantep’ten sonra İstiklal Madalyası almış birkaç ilden bir il olur diye düşünüyoruz.

Bu çerçevede, Şanlıurfa’ya dönüp baktığımızda, Şanlıurfa kültüründe, folklorunda, müziğinde kahramanlıkların son derece önemli olduğunu ve Kurtuluş Savaşı sırasında Şanlıurfa’nın düşman işgalinden kurtarılması neticesinde birçok şiire, birçok şarkıya, türküye konu olmuştur. “Şanlıurfa’m için ben ölem.” diyen Şanlıurfalı şairler, Şanlıurfalı sanatçılar Şanlıurfa’nın kahramanlığını yere göğe sığdıramayacak düzeyde, kelimelerin dahi yetersiz kalacağı bir mücadele ile Şanlıurfa, bahsettiğimiz “şanlı” unvanının yanında İstiklal Madalyası’nı da bir o kadar hak etmiştir.

Bu çerçevede, birçok ilimizde bu tür benzer mücadeleler ve kahramanlıklar olmuştur. Tarihimize dönüp baktığımızda bu kahramanlıklar ülkemiz açısından son derece önemlidir. Geldiğimiz noktada, şu anda Şanlıurfa’da hangi dinden, hangi dilden, hangi ırktan derseniz deyin, inanç ve etnik yapıda -hangi yapıda derseniz deyin- insanlar son derece huzurlu ve mutlu bir şekilde yaşamaktadırlar. Şanlıurfa, tarihinde her zaman sağduyunun sesi olmuştur. Şanlıurfa, tarihinde her zaman için, gerçekten huzurun, kardeşliğin, barışın, kavgasız ve gürültüsüz bir il olma noktasında güzellikleri sergilemiş ve bu manada da ilerlemeye devam etmektedir. Geldiğimiz noktada hükûmetlerimizin gerek Şanlıurfa gerek Doğu ve Güneydoğu illerinde yapmış olduğu yatırımlar ortadadır. Biz, GAP kapsamındaki illere baktığımızda 36 katrilyon yatırım yapmışız ki, hükûmetlerimizin de Şanlıurfa’ya verdiği önem ortada ve Şanlıurfa’yı ne kadar sevdiği, verdiği bu desteklerle ortadadır.

Bir kez daha “şanlı” unvanının Şanlıurfa’ya hayırlı uğurlu olmasını diliyorum ve inşallah, sizlerin oylarıyla İstiklal Madalyası’na da “evet” diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Gündem dışı üçüncü söz, İstanbul hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Şafak Pavey’e aittir.

Buyurun Sayın Pavey. (CHP sıralarından alkışlar)

 

3.- İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in, İstanbul’a ilişkin gündem dışı konuşması

 

ŞAFAK PAVEY (İstanbul) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

“Dünyanın her yanında nifak tohumları ekmeye çalışan ya da kendi toplumlarındaki sorunlar için Batı’yı suçlayan liderlere sesleniyorum: Bilin ki, kendi halkınız neleri yok ettiğinize göre değil, neleri inşa edeceğinize göre sizi yargılayacaktır. Yolsuzluk, aldatma ve muhalifleri susturma yoluyla iktidara yapışıp kalanlara sesleniyorum: Bilin ki, tarihin yanlış yerinde duruyorsunuzdur.” Bu sözler benim değil, Hükûmetin önünde kurşun geçirmez duran ABD Başkanı Obama’ya ait. 2009’da kendisi, komplo geleneğine karşı böyle bir cevap vermişti. Dünyanın bütün beceriksiz hükûmetleri halkın canına okuduktan sonra, kendi günahlarını komployla kapatmaya çalışırlar; Orta Doğu’da da bu çok işe yarar.

Vinçlerle kapanmış İstanbul silueti içinde betona boğulmuş gençler, küçücük bir parkı korumak istediler. Sesleri bastırılan ve sürekli hakarete uğrayanların sesi oldu Gezi. Can verme, göz kaybetme, zehirlenme ve geleceklerinin fişlenmesine karşın yaptılar bunu. Korkarım, Gezi’de yaşadıklarımız esnasında, sizinle insan olarak paylaştığımız ortaklıkları bile kaybettik. Ancak yıllar sonra varislerinizin, bir zamanlar ağaç korumak isterken ne kadar çok biber gazı yediğinizi gözyaşları içinde anlatacağını da düşünüp korkarım.

Her fırsatta nasıl aşağılandıklarını pembe diziye çevirenlere gerçek resmî aşağılanmanın ne demek olduğunu anlatacağım şimdi.

12 Mayıs 2012’de Eminönünde bir davete gidiyordum. Otoparkçı izin vermedi, yolu Valinin emriyle kapattığını ve resmî araç dışında kimseyi almayacaklarını söyledi. Vekil kimliğimi göstererek benim de bir nevi resmî sayılabileceğimi ve yürümekte zorlandığımı söyledim. Bariyeri açmadığı gibi, hiçbir CHP vekiline yol açmayacağına dair hakaretleriyle devam etti. Valiye ulaşmaya çalıştım, malum, Vali çok yüksek bir makam, ulaşmak çok mümkün olmadı. Sonunda, biriken vatandaşlar bariyerleri kaldırarak benim için yolu açtılar. Daha sonra bir polis memuru yaşananlar için özür diledi.

25 Kasım 2012’de resmî güvenlikten geçerken görevli, arama için sol kolumu da kaldırmamı söyledi. Protez olduğunu, kaldıramayacağımı söyledim, görevli ısrar etti. Orada bulunan biri, “AKP milletvekili olsa aynısını yapar mıydınız?” diye sordu, görevli “Vali Bey’in emri.” cevabını verdi.

Mart ayında bir cuma akşamı polis kontrolü için durduruldum arkadaşımla Cihangir’de. Vekil kimliğimi gösterdim. Ömrümde hiç nefret ve kinin bu kadar yoğun toplandığı bir bakışı hatırlamıyorum. Prosedüre sessizce uyduk. Buzdan soğuk bir sesle “Vali Bey’in emri.” dedi.

22 Haziran 2013 günü taksiyle Dolmabahçe’den Gümüşsuyu’na karanfil koymaya giderken polisin yolu kapattığını gördüm. Yürüyemeyeceğimi ve beni geçirmelerini rica ettim, memur nazikçe amirine bilgi verdi. Ancak amiri için CHP milletvekiliyle değil göz teması kurmak, yüzüne bakmak bile mekruh olmalıydı. Taksi şoförünü muhatap alıp hakaret ve küfür eşliğinde, ruhsatını iptal etmekle tehdit etti. Ürken taksi bizi yolda bırakıp indirip gitti. Ne de olsa ben polisleri hizaya getiren AKP vekilinin oğlu değildim. Seçilmiş vekilin zerrece değeri yoktu. Hükûmetin atadığı polis, amirinin ona hayatı zindan edeceğini de biliyordu. Ne yaptıysam amirin beni insan yerine koymasını sağlayamadım. Muhtemelen, beni oracıkta öldürme yetkisi olmadığı için dünyaya kahretmiş olmalıdır.

Burnu kırılan Ramis Topal, dizi kırılan Muharrem Işık arkadaşlarımı da örnek gösteririm. Vali Bey'e ulaşamayınca, bunu başarmış arkadaşım Sezgin Tanrıkulu’nu da kıskanmadım değil. Hayli önemli bir görevde bulunan birini aradım, “Neden sürekli böyle bir muameleyle karşılaşıyoruz?” diye sordum. Valinin, “CHP’li vekillerin gözünün yaşına bakmayın.” dediğini öğrendim. Bu doğru mu? Başbakanın polis memurlarını kişisel askeri olarak tanımlayan konuşmasından sonra doğru gibi görünüyor. Umarım yanılıyorumdur, umarım bunlar valilik talimatıyla değil, bazı polislerin CHP vekillerine duydukları şahsi kinden ötürü başımıza geliyordur. Sendikal hakları bile olmayan ve olaylardan dolayı vicdanları, itibarları yaralanmış, can kaybetmiş polislerimizi tenzih ederim ancak bu iddiayı Hükûmete sormak mecburiyetindeyim.

Konuşmamı bize Gezi ağaçlarının Hyde Park ağaçları kadar değerli olduklarını gösteren gençlerimizi yürekten selamlayarak kapatıyorum. Saygılarımla. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Pavey.

60’ıncı maddeye göre 10 arkadaşımıza kısa söz vereceğim.

Sayın Köprülü…

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, demokrasi ve özgürlük isteyen insanları vuranların, bu emirleri verenlerin ve onları hukuk önünde akladığını zannedenlerin bu halk tarafından tarih boyunca unutulmayacağına ilişkin açıklaması

 

EMRE KÖPRÜLÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ankara’da polis kurşunuyla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük’ü vuran polis memuru dün serbest bırakıldı. Dünyayı ayağa kaldıran Gezi Parkı eylemlerindeki müdahale görüntülerini Başbakan Erdoğan kahramanlık destanı olarak nitelendiriyor. Gaz fişekleriyle, plastik mermilerle vatandaşların hedef gösterildiği, tekme tokat darbedilerek gözaltıların yaşandığı bu süreçte eğer bir kahraman aranıyorsa, o, hiç şüphesiz ki demokrasi isteyen, “özgürlük” diye, “adalet” diye bağıran halktır ve hiç şüphesiz ki bu kahramanlar tarih boyunca unutulmayacaktır. Ama şu da bilinmelidir: Demokrasi isteyen, özgürlük isteyen insanları vuranlar, bu emirleri verenler ve onları hukuk önünde akladığını zannedenler de bu halk tarafından tarih boyunca unutulmayacaktır.

BAŞKAN – Sayın Havutça…

 

2.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, polisin uyguladığı şiddet nedeniyle büyük bir terör yaşandığına, halkla polisi karşı karşıya getiren nefreti ve Başbakanın bu söylemlerini kınadığına ilişkin açıklaması

 

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

4 ölü var, 7.822 yaralı, 59’unun durumu ağır… İstanbul’da 1 ölüm, 4.500 yaralı, 4 kişinin hayati tehlikesi sürüyor; 6 kişinin kafası kırıldı, 6 kişi gözünü kaybetti, 35 kişinin kolu, bacağı kırıldı, 40 kişi yanıklar içerisinde TOMA’lardan. Ankara’da 1 ölüm, 1.350 yaralı. İzmir’de 2’si ağır 800 yaralı. Adana’da 1 ölüm, 3’ü ağır 161 yaralı. Eskişehir’de 300, Muğla’da 1, Mersin’de 17, Balıkesir’de 155… Memleket, polisin uyguladığı şiddet nedeniyle büyük bir terör yaşıyor. Halkla polisi karşı karşıya getiren düşmanlığı, nefreti şiddetle buradan kınıyor ve Başbakanın bu söylemlerini Türk halkının önünde kınıyorum.

BAŞKAN – Sayın Tüzel…

 

3.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Başbakanın, bir aydır sokaklarda yaşanan polis şiddetinin azmettiricisi olduğuna, Ethem Sarısülük’ü öldüren polisin kollandığına ve suç işleyenlerin halka mutlaka hesap vereceklerine ilişkin açıklaması

 

ABUDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Sayın Başkan, Başbakan her gün konuşuyor, biteviye suçluyor, itham ediyor, tehdit ediyor, “Yaptım, olacak.” diyor, gündemi kendi değil, halk belirledikçe saldırganlaşıyor. “Emri ben verdim.”, “Yetkilerini kullandılar.”, “Demokrasi testinden geçtiler.” “Kahramanlık destanı yazdılar.” ve son olarak “Ayaklar baş mı olacak?” diyen Başbakan, bir aydır sokaklardaki vahşetin, devlet ve polis şiddetinin azmettiricisi olmuştur. Bilanço ortadadır.

Şimdi açıkça insan öldüren devlet görevlisi kollanmakta, korunmaktadır. Ethem Sarısülük’ü öldüren polisin tutuklanmaması bundandır. Böyle olunca, Bingöl’deki tecavüz suçunu işleyen uzman çavuşlar da tutuklanmamakta. Hükûmet, anti demokratik yönetimini ve tiranlığı ayakta tutmak için memurunun sırtını sıvazlamaktadır. Zulüm ile abad olunmaz. İnsanlık onuru işkenceyi yenecektir. Suç işleyenler halka mutlaka hesap verecektir.

BAŞKAN – Sayın Yeniçeri…

 

4.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hükûmetin, terörün bittiğine yönelik açıklamalarıyla halka yalan söylediğine ilişkin açıklaması

 

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ey AKP, ey AKP iktidarı, “Terör bitti, teröristler sınırın öte yanına geçti.” diyerek halka yalan söylemeye utanmıyor musunuz? Cizre’de teröristlerin “Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi” adı altında asayiş birimleri kurduğundan haberiniz yok mudur? Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin adının “Kuzey Kürdistan” olarak ifade edildiğini duymadınız mı? Bölücülerin kendi kaderini tayin etme hakkı elde etmeye çalıştıklarının farkında değil misiniz? DTK, adını “ulusal meclis” olarak değiştirip Türkiye Büyük Millet Meclisine karşı kendi alternatif meclislerini oluşturdu, bilmiyor musunuz? “İrade bizimdir, özerklik, federasyon ya da bağımsızlığı istediğimiz gibi ilan ederiz.” diyorlar. İlerleyen aşamalarda dört parçalı Kürdistan üzerinde pankürdizm hedefine ulaşmaya çalışacaklarını söylüyorlar. Bütün bunların ne anlama geldiğini anlamıyor musunuz? Bir devlet böyle kurulur, bir devlet böyle yıkılır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – “Çözüm” dediğiniz şeyin çözüme son veren çözüm olduğunu öğrenmediniz mi? Değilse istifa edin.

BAŞKAN – Sayın Işık… 

 

5.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin resmî İnternet sitesinde 14/6/2013 tarihinden itibaren yer alan bir duyuruya ilişkin açıklaması

 

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Kütahya ili Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinin resmî İnternet sitesinde 14 Haziran 2013 tarihinden itibaren yer alan bir duyurudan bahsetmek istiyorum. “Halkımıza duyurulur” şeklindeki başlıkla başlayan bu duyuruda “İlimizde, hastanelerimizin ihtiyacını karşılamak konusunda destekte bulunmak isteyen hayırseverlerimizin bizimle irtibata geçmesi memnun edici olacaktır. Büyük meblağlı projeler 3-5 hayırseverin ortaklaşa destekleriyle karşılanabilir. Hayırseverlerimizin ve vatandaşlarımızın, insan sağlığı gibi önemli bir konuda yardımları ve sadakayıcariyeleri bizleri memnun edeceği gibi, halkımıza sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini de artıracaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” şeklinde yer alan ilandan utandığımı ifade ediyorum. AKP hükûmetleri döneminde kamu kurumlarının sadakayıcariyeye muhtaç bırakılmasını şiddetle kınıyorum, Hükûmete de duyuruyorum.

BAŞKAN – Sayın Dibek…

 

6.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, buğday hasadının başladığına ve açıklanan fiyatların sıkıntı yarattığına ilişkin açıklaması

 

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Biz milletvekillerini burada dinleyecek bir tek bakan yok gerçi, bakıyorum, göremedim ama yine de biz, vatandaşlarımızın yaşadığı sıkıntıları dile getirelim.

Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi benim ilimde de, bizim Trakya’da da, buğday hasadı başladı ama her yıl aynı sıkıntıyı yaşıyoruz: Bakanlık bir fiyat açıklıyor, işte, bizim bölgedeki buğdayımız için 720 lira açıklamış ama Ofis dahi 675-680 lira civarından buğdayını alıyor çiftçimizin, üreticimizin. Zaten tüccar, biliyoruz tüccarın tutumunu, orada 580-600 liralara kadar düşüyor.

Şunu belirtmek isterim, sadece şu rakamı insanlar karşılaştırsınlar: Yani gübreyi, ilacı bıraktım ama 1 litre mazot şu anda 4,3 gibi. Bu fiyatlarla bakıldığında üreticinin 1 litre mazotu almak için 6 kilogram buğday satması lazım, hatta 7 kilogram da olabiliyor tüccara verdiğinde. Şimdi, üreticimizin bu kadar ötelenmesini inanın çok büyük üzüntüyle karşılıyoruz ve Hükûmetin özellikle Tarım Bakanlığının…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Öğüt…

 

7.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Gezi Parkı olayları nedeniyle yapılan bazı açıklamalara ilişkin açıklaması

 

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Başbakan, şimdiye kadar kindar nesiller yetiştirildiğini söylemişti. Meğerse bizler fark etmeden, toplum uyurken yetiştirmişler bile. Ethem Sarısülük’ü katleden polis yirmi gün açığa çıkartılamadı, mahkemede serbest bırakıldı. Aktivistlere haince vuran, işkence yapan polis, yakalanınca “Kendimden geçtim.” dedi. Polis müdürü “Çanakkale Savaşı’ndan sonra en büyük destanı yazdınız.” dedi. Üniversitede bölüm başkanları, muhtarlar “Gezi’ye katılanlar Ermeni’dir, Rum’dur, onların takipçisidir.” dedi. Bir gençlik kolları başkanı “Bundan sonra yıkacağımız yer Anıtkabir’dir.” dedi. Başbakan hâl⠓iki ayyaş”ın kim olduğunu açıklayamıyor. Kabataş’tan Kadıköy’e geçenler, Başbakanın inadına, Kadıköy’den Beşiktaş’a geçenler çoğaldı. Kadıköylüler kendini her yerde gösteriyor. Başbakanımız, maalesef, Erzurumlu Teyyo’yu bile geçti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

 BAŞKAN – Sayın  Doğru…

 

8.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’ın Yeşilyurt ilçesinde kentsel dönüşüm ve yol yapımı için birçok ağacın kesildiğine ve 26 Haziran Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü’ne ilişkin açıklaması

 

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tokat ili Yeşilyurt ilçesinde, merkezde, devlet demir yolları kenarında birçok sayıda çam ve akasya ağacı kentsel dönüşüm ve yollar için katliam şeklinde kesilmiştir. Selahattin Yılmaz isimli bir vatandaşımız, bu konuyu Meclis gündemine taşımamızı istemiştir. “Bir doğa katliamı yaşanıyor burada.” diyor, yetkililerin dikkatini çekiyor ve gereğinin yapılmasını bekliyoruz.

İkinci olarak da, 26 Haziran tarihi, Birleşmiş Milletlerce Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığıyla Mücadele Günü olarak belirlenmiştir. Madde bağımlılığı ve uyuşturucu kullanımı, bütün dünyanın olduğu gibi ülkemizin de çok önemli bir sorunudur. Gençler zehirlenmekte, sağlıklarını kaybetmektedir, aileleri de perişan olmaktadır. Konunun sağlık yönü dışında, ticareti de çok önemlidir. Terör örgütleri yaklaşık olarak 10 milyar dolar civarında bir uyuşturucu gelirini de kendi eylemlerinde kullanmaktadırlar. Bu yönlü olarak da mücadele edilmesi gerekmektedir. Bundan sonra mücadele…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Halaman…

 

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Ankara-Adana kara yolunun durumuna ilişkin açıklaması

 

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, yetkili bakan arkadaşlarımız da yok tabii. Ben bunu sizin vesile olmanız dolayısıyla söyleyeceğim. Bu yasama yılı bitmek üzere. Uzun dönemdir biz bu Ankara-Adana yolunu sık sık gündeme getirdik ama bir türlü bu Adana-Ankara yolu… Bir tarafı ta Suriye, bir tarafı Irak. Karayollarından sorumlu Bakana özellikle rica ediyorum. Bu Ankara-Adana yolunun trafik işaretlerinden ve trafik kazalarından kurtulması için ilgilerini bekliyor, teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu…

 

10.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş ve ilçelerindeki tarihî ve kültürel yapıların tadilatlarının yapılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Tarihî ve kültürel özellikleriyle Türkiye’nin sayılı illerinden biri de Kahramanmaraş’tır. Bu tarihî ve kültürel özelliklerimiz bizden sonraki nesillere de intikal ettirilmelidir. Bunlara çok iyi bakmamız lazım, bunları çok iyi korumamız lazım ama maalesef ki Kahramanmaraş ve ilçelerinde bu tarihî ve kültürel özelliklere sahip binalarımıza, yapılarımıza istenilen ilgi ve alaka yoktur. İlgili bakanlıklardan, bu konuyla ilgili, Kahramanmaraşlılar olarak yardım bekliyoruz ve bunların 2013, en geç 2014 yılının içerisinde tadilat ve dekorasyonlarının tekrar yapılmasını talep etmekteyiz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Tarhan…

 

11.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, kanıtların görüntülerde yer almasına rağmen Ethem Sarısülük’ü öldüren polisin meşru müdafaa gerekçesiyle serbest bırakılmasını kınadığına ilişkin açıklaması

 

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Değerli milletvekilleri, dün bir şey oldu, onu ben tekrar hatırlatmak istiyorum. İki hafta önce Meclis kürsüsünden polis tarafından vurulduğunu söylediğim Ethem’i öldüren polis meşru müdafaa gerekçe gösterilerek dün serbest bırakıldı. O gün ben de Kızılay’daydım, pek çok çocuk Kızılay’daydı, AKP’ye oy veren insanların çocukları Kızılay’daydı ve ben Devlet Demiryolları Hastanesine gözaltına alınanların raporları için gittiğimde, destek olmak için gittiğimde orada bir AKP’li ailenin çocuğu da vardı gözaltında alınanların içerisinde ve bir otobüs durağından alınıp götürülmüştü. Orada bulunan pek çok çocuğun başına gelebilirdi, hepimizin çocuğunun başına gelebilirdi Ethem’in başına gelenler. O yüzden ben kanıtların görüntülerde görülmesine rağmen meşru müdafaa gerekçesiyle sanığın serbest bırakılmasını buradan kınıyorum. Tam teçhizatlı bir Robocop’un, başında kask, elinde silahla sağa sola ateş ettiğini herkes gördü, bütün Türkiye izledi, bir videodan izledi, yere düşenleri tekmelediğini izledi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) - Bunu, oradaki çok sayıda insanın ölebileceğini bile bile havaya değil bir insanın başına ateş edebileceğini gördü ve meşru müdafaanın tanımının değiştiğini gördü bu kararla. Ben bu kararı kınıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Meclis televizyonunun benden bir ricası oldu teknik bir meseleyle ilgili, birleşime beş dakika ara vereceğim.

                                                                  Kapanma Saati: 15.33

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.40

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 124’üncü  Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 34, 39, 59, 72, 75, 76, 77, 80, 85, 101, 111, 113, 115, 120, 121, 125, 139, 147, 158, 170, 186, 230, 246, 276, 289, 326, 330, 335, 336, 343, 344, 347, 357, 453, 454, 455, 481, 482, 509, 564, 581, 589, 596, 609, 679, 681, 682, 703, 806, 818, 956, 1001, 1040, 1041, 1053, 1085, 1143, 1146, 1244, 1261, 1354, 1395, 1409, 1410, 1439, 1570, 1687, 1729, 1776, 1812, 1813, 1815, 1847, 1976, 1977, 1978, 1979, 1980, 1981, 1982, 1983, 1984, 2066, 2067, 2068, 2081, 2119, 2120, 2121, 2132, 2152, 2216 ve 2293’üncü sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum.

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve 21 milletvekilinin, sosyal güvenlik sistemiyle ilgili sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/675)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 2’nci maddesinde sosyal devlet ilkesini cumhuriyetin nitelikleri arasında kabul etmektedir. Sosyal devlet ilkesinin gerçekleşmesine hizmet eden önemli sosyal politika araçlarından birisi de sosyal güvenliktir. Bu bakımdan sosyal güvenlik hizmetleri sosyal devletin asli görevi kabul edilmektedir. Ülkemiz de vatandaşlarımızın sosyal güvenliklerinin sağlanmasına dönük gerekli sistemini ve kurumlarını oluşturmuştur.

Ülkemizde sosyal güvenlik mevzuatı sürekli olarak bir değişim yaşamaktadır. Özellikle emeklilik bakımından bir kişinin sigortalı olduğundaki geçerli mevzuat hükümlerine göre emekli olması mümkün olmamıştır. Sosyal güvenlikte kural değişiklikleri yüzünden vatandaşlarımız ne zaman emekli olacaklarını bir türlü bilememekte, emekliliklerini planlayamamaktadırlar. Her mevzuat değişikliği beraberinde bir mağdurlar kitlesi yaratmaktadır.

1999 yılında da emeklilik rejiminde radikal değişiklik yapılarak emeklilik yaşı yükseltilmiştir. Bütün toplumumuzu doğrudan ilgilendiren bu değişiklik, o dönem toplumsal kesimlerin muhalefetine, yaygın protesto eylemlerine, uyarılarına rağmen yasalaştırılmıştır. 8/9/1999 tarihinde çıkarılan 4447 sayılı Kanun’la 5434, 506, 1479, 2925, 2926 sayılı kanunlarda değişiklik yapılarak emeklilik yaşı kademeli olarak yükseltilmiştir. “Emeklilikte kademeli geçiş" olarak bilinen hükümler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği için aynı konu 23/5/2002 tarihinde 4759 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiş ancak hâlihazırda sistem içinde bulunanların hakları muhafaza edilmeyerek yeni bir kademeli geçiş sistemi düzenlenmiştir. Böylece sisteme dâhil hemen herkesin emeklilik yaşı yükselmiştir. Yapılan bu düzenlemeden sayıları yüz binlerle ifade edilen vatandaşımız etkilenmiştir.

Ekonomide yaşanan krizler, olumsuzluklar ya da başka nedenlerle işini kaybeden işçi, dükkânını kapatmak zorunda kalan esnaf, mevzuatın öngördüğü prim ödeme sürelerini doldurmalarına rağmen, emeklilikte kademeli geçiş nedeniyle emekli aylığından yararlanamamaktadırlar. Belli bir yaşın üzerinde olan bu vatandaşlarımız, kayıt dışı ekonominin yüzde 40'ların üzerinde seyrettiği, işsizliğin yüzde 10'ların üzerinde olduğu bir ortamda kayıtlı olarak çalışabilecekleri bir iş bulmakta zorlanmaktadırlar. İşsizlik sigortasından yararlanma süreleri de sınırlı olduğundan emeklilik için yaşını doldurmayı bekleyen vatandaşlarımız ilave olarak bir de sağlık güvencesi sorunu yaşamaktadırlar. Sigortalı bir işte çalışamadıklarından sağlık sigortası güvencesinden de mahrum durumdadırlar. Bu sıkıntıları yaşayanlar gerek sosyal medya ortamında gerekse mektup, e-mail, telefon gibi iletişim araçlarını kullanarak hemen her gün tüm milletvekillerimize çağrı yaparak bu sorunlarının çözümünü talep etmektedirler.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yazılı olarak yanıtlandırılması istemiyle TBMM Başkanlığına vermiş olduğum (7/3669) esas numaralı soru önergesiyle “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün sayısını doldurarak emekli olan, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş koşulunu sağlamayı bekleyen toplam kaç kişi vardır? Bunların bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatı açısından yani 5434, 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlar kapsamına göre sayısal dağılımı nasıldır?” şeklinde bir soru yöneltmiştim. Sayın Bakan tarafından 5/3/2012 tarihinde soru önergeme verilen kısa yanıtta “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün sayısını doldurarak emekliliği hak eden, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş şartını yerine getirmeyi bekleyen kişi sayısı ile emekli aylığı bağlanabilmesi için aranılan bütün şartları yerine getirdiği hâlde çalışmasını sürdüren kişi sayısı ve bunların bağlı oldukları sosyal güvenlik mevzuatı açısından sayısal dağılımı ile ilgili olarak Sosyal Güvenlik Kurumu bilgi işlem veri tabanında herhangi bir veri bulunmadığı” belirtilmektedir.

İşi, sorumluluğu sosyal güvenlik sistemine ilişkin kayıtları tutmak, iş ve işlemleri yapmak olan SGK'da bu verilerin bulunmayışı düşündürücüdür. Kurumun, sosyal güvenlik politikalarını hangi verilerden hareketle yönlendirdiği ise sorulması gereken sorulardandır.

Bu nedenle SGK'da bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilikte prim ödeme süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla Anayasa'nın 98 ve TBMM İç tüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) İzzet Çetin                                              (Ankara)

2) Mehmet Şevki Kulkuloğlu                       (Kayseri)

3) Veli Ağbaba                                            (Malatya)

4) Ali Rıza Öztürk                                       (Mersin)

5) Kadir Gökmen Öğüt                                 (İstanbul)

6) Candan Yüceer                                      (Tekirdağ)

7) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                       (İstanbul)

8) Mevlüt Dudu                                           (Hatay)

9) Ali Serindağ                                           (Gaziantep)

10) Namık Havutça                                     (Balıkesir)

11) Ramazan Kerim Özkan                          (Burdur)

12) Hasan Akgöl                                         (Hatay)

13) Haluk Eyidoğan                                    (İstanbul)

14) Ali Demirçalı                                         (Adana)

15) Gürkut Acar                                          (Antalya)

16) Celal Dinçer                                         (İstanbul)

17) Mustafa Serdar Soydan                         (Çanakkale)

18) Ümit Özgümüş                                      (Adana)

19) Bülent Tezcan                                      (Aydın)

20) Mehmet Ali Ediboğlu                             (Hatay)

21) Uğur Bayraktutan                                  (Artvin)

22) Mehmet Şeker                                       (Gaziantep)

 

2.- İstanbul Milletvekili Aydın Ağan Ayaydın ve 21 milletvekilinin, medyanın sorunlarının, özgür ve güçlü bir medya için alınması gereken kararların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/676)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Evrensel bir insanlık değeri olarak düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ile bir bütün olarak değerlendirilmektedir. Basın özgürlüğü, gerek Birleşmiş Milletler gerekse Avrupa Birliği tarafından tanınan ve gelişmiş demokrasi standardı olan çok önemli bir haktır. Özgür ve güçlü bir medya, demokratik sistemin korunması ve ileri götürülmesinde son derece hayati bir önemi haiz olup siyasal ve ekonomik gelişmişliğin de ön koşullarından biridir.

Kamu adına bilgi ve haber alma hakkını kullanması nedeniyle bir kamu hizmeti olarak addedilen basının görevi, ülkedeki bilgi ve gelişmeleri zamanında, tam ve doğru olarak vatandaşlara sunmak ve böylelikle, kamu gücünü kullananlar üzerinde bir denetim aracı olmaktır. Özellikle teknolojinin hızla geliştiği bir dünyada bilgi toplumuna dönüşülmesi, basının işlevini daha da önemli kılmaktadır. Bu vasfı nedeniyledir ki, demokrasilerde medya dördüncü kuvvet olarak değerlendirilmekte ve sıkı anayasal/yasal güvencelerle teminat altına alınmaktadır.

Bununla birlikte, ülkemizde medyanın özgür ve güçlü olduğundan söz etmek her geçen gün imkânsız hâle gelmektedir. Basın özgürlüğü alanında ilerlemesi gereken Türkiye bu alanda gerilemekte ve ülkemizde gerçek anlamda gazetecilik yapmak zorlaşmaktadır.

Nitekim, 2011 yılı dünya basın özgürlüğü sıralamasında, Türkiye, önceki yıla kıyasla 10 basamak gerileyerek 179 ülke içinde 148'inci sırada yer almıştır. Yine, hâlen 100'e yakın gazeteci tutuklu olarak hapishanelerde bulunmaktadır. Şüphesiz ki bu korkunç tablo AB üyeliğine aday çağdaş bir ülkeye yakışmamakta, demokrasimiz ve halkımız bu durumu hak etmemektedir.

Basın özgürlüğü alanında böylesi bir üzücü konum içinde bulunan medyamızın, diğer alanlarda da pek çok ciddi sorunu bulunmaktadır. Medya kuruluşları üzerindeki büyük mali baskılar, sektörün boğuştuğu ekonomik sıkıntılar ve içinde bulunduğu siyasi baskılar ve tekelleşme sorunu, gazetecilerin çalışma koşulları, gazetecilerde sosyal güvenlik, sendikasızlaşma ve ücret dengesizliği sorunu, basın özgürlüğü ve etik sorunu, kişi ve kuruluşları itibarsızlaştırmaya yönelik kurgu ve gerçek dışı haber ve köşe yazılarının son dönemde artmış olması, meslek içi eğitim sorunu, hukuksal sorunlar, yerel medya kuruluşlarının sıkıntıları gibi hususlar da maalesef ki ülkemizde yaygın bir şekilde görülmekte, bu durum medyamızın özgürlüğünü ve gücünü engellemektedir.

Yine, gazete dağıtım şirketlerinin rekabetçi bir yapıya kavuşturulmasının önündeki engellerin kaldırılması kuşku yok ki basın özgürlüğüne de katkı sağlayacaktır.

Bu çerçevede, gerek halkın bilgi edinme hakkının korunması ile düşünce ve ifade özgürlüğünün gözetilmesi gerekse siyasi baskılardan arınmış özgür bir medyanın sağlanması için medyanın içinde bulunduğu koşullar incelenerek özgür ve güçlü bir medya yolunda alınması gereken karar ve önlemlerin tespiti amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 20/3/2012

1) Aydın Ağan Ayaydın                               (İstanbul)

2) Aykut Erdoğdu                                        (İstanbul)

3) Mevlüt Dudu                                           (Hatay)

4) Uğur Bayraktutan                                   (Artvin)

5) Mehmet Şeker                                         (Gaziantep)

6) Orhan Düzgün                                        (Tokat)

7) Mahmut Tanal                                         (İstanbul)

8) Haluk Eyidoğan                                      (İstanbul)

9) Namık Havutça                                       (Balıkesir)

10) Tufan Köse                                           (Çorum)

11) Mustafa Serdar Soydan                         (Çanakkale)

12) Salih Fırat                                            (Adıyaman)

13) Mehmet Hilal Kaplan                             (Kocaeli)

14) Doğan Şafak                                         (Niğde)

15) Ümit Özgümüş                                      (Adana)

16) Aytun Çıray                                          (İzmir)

17) Turhan Tayan                                       (Bursa)

18) Osman Kaptan                                      (Antalya)

19) Arif Bulut                                             (Antalya)

20) Mehmet Volkan Canalioğlu                   (Trabzon)

21) Ali Demirçalı                                         (Adana)

22) Ercan Cengiz                                        (İstanbul)

 

3.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, doğal gaz arz-talep dengesi sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/677)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz, yaşanan doğal gaz arz-talep dengesi sorununun bir sonraki kış ve takip eden yıllar tekrar yaşanmamasını sağlamak üzere yasal düzenlemeler de dâhil olmak üzere alınacak tedbirlerin tespiti için Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük’ün 104, 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz. 19/3/2012

1) S. Nevzat Korkmaz                                  (Isparta)

2) Oktay Vural                                            (İzmir)

3) Mehmet Şandır                                       (Mersin)

4) Münir Kutluata                                       (Sakarya)

5) Emin Çınar                                             (Kastamonu)

6) Murat Başesgioğlu                                  (İstanbul)

7) Celal Adan                                             (İstanbul)

8) Meral Akşener                                        (İstanbul)

9) Kemalettin Yılmaz                                   (Afyonkarahisar)

10) Mustafa Erdem                                      (Ankara)

11) Ahmet Kenan Tanrıkulu                        (İzmir)

12) Emin Haluk Ayhan                                (Denizli)

13) Mustafa Kalaycı                                    (Konya)

14) Zühal Topcu                                         (Ankara)

15) Sadir Durmaz                                        (Yozgat)

16) Enver Erdem                                         (Elâzığ)

17) Mesut Dedeoğlu                                    (Kahramanmaraş)

18) Ali Öz                                                   (Mersin)

19) Seyfettin Yılmaz                                   (Adana)

20) Hasan Hüseyin Türkoğlu                       (Osmaniye)

21) Bahattin Şeker                                      (Bilecik)

Genel Gerekçe:

Ülkemizin doğal gaz temininin kış mevsimindeki yoğun talebi karşılamada yetersiz kalması nedeni ile krizi küçük tüketiciye yansıtmamak için doğal gaz arz-talep dengesi ancak büyük enerji üreticileri, gübre üreticileri ve OSB'lere yönelik kısıntı veya kesinti uygulaması yaparak sağlanmaya çalışılmış ve çalışılmaktadır.

Türkiye elektrik sisteminde, elektrik ihtiyacı yüzde 50 seviyelerinde doğal gaz kaynaklı üretimle karşılanmaktadır. Doğal gaz arzında yaşanan sorunlardan dolayı elektrik arz-talep dengesi bozulmuştur. Bu dengenin yeniden sağlanabilmesi için demir-çelik, çimento sektörleri ve OSB'ler başta olmak üzere büyük enerji tüketicilerine yönelik olarak TEİAŞ tarafından verilen talimatlar ile elektrik kesintisi uygulaması başlatılmıştır.

Yaşanan doğal gaz arz-talep dengesi sorununun bir sonraki kış ve takip eden yıllar tekrar yaşanmamasını sağlamak üzere doğal gaz arz güvenliğine yönelik altyapı ve gaz tedarik planlamalarının en üst seviyede ele alınması gerekmektedir. Aksi hâlde, elektrik kesintilerinin, OSB ve sanayi kuruluşlarının yanı sıra konutlara yansıması kaçınılmaz olacaktır. Bu durum ise, mini buzul çağının yaşanmaya başladığı söylenen kış aylarında ülkemizi ve insanımızı telafisi zor problemlerle karşı karşıya bırakacaktır.

Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı, yaşanan doğal gaz arz-talep dengesi sorununun bir sonraki kış ve takip eden yıllar tekrar yaşanmamasını sağlamak üzere gerekli tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması amacı ile bir Meclis araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

 

B) Tezkereler

1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Dilekçe Komisyonunun Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde bulunduğu dönemde de çalışma talebinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1250)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Dilekçe Komisyonunun, Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde bulunduğu dönemde de çalışabilmesine dair bir talebi olmuştur. Başkanlığımızca uygun görülen bu talep İç Tüzük’ün 25’inci maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                                                       Cemil Çiçek

                                                                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                          Başkanı

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                  Kapanma Saati: 15.54

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 124’üncü Birleşimin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmiştir.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından kadınların ve çocukların cinsel saldırılara karşı korunması amacıyla 31/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

                                                                                      25/06/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 25/06/2013 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                              İdris Baluken

                                                                                   Bingöl

                                                                             Grup Başkan Vekili

Öneri:

31 Mayıs 2013 tarihinde, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından verilen (3513 sıra no.lu) kadınların ve çocukların cinsel saldırılara karşı korunması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 25/06/2013 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken…

Televizyon kapanıncaya kadar, mümkün olduğu kadar, arkadaşlarımız konuşsun istiyorum ben, yani heyecanım ve telaşım da ondandır.

Buyurun Sayın Baluken. (BDP sıralarından alkışlar)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; partimizin vermiş olduğu grup önerisi üzerine söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, maalesef, Türkiye’de her yıl onlarca kadın ve çocuk cinsel tacize veya tecavüze uğramaktadır. Bugüne kadar, bu yaşanan taciz ve tecavüz olaylarının detaylarına baktığımız zaman, çoğunlukla bu tecavüz olaylarının toplu tecavüz şeklinde meydana geldiği ve pek çok tecavüz vakasında da kamu görevlilerinin, devlet görevlilerinin iştirakinin olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalırız. Bugüne kadar, bu kamu görevlilerinin dâhil olmuş olduğu bütün tecavüz vakalarının davalarını incelediğimiz zaman, çoğu zaman mahkemelerin kutsal devlet refleksi ile daha çok mağdur ya da mağdureyi zan altında bırakacak şekilde, ya kendi rızası ya ispat ya da tahrik gibi birtakım gerekçelerle suçluları kurtarma, mağdur veya mağdureyi teşhir etme şeklinde bir yol izlediklerini görürüz.

Pek çok davada, maalesef, takipsizlik kararları, zaman aşımından dolayı davaların düşmesi kararı ve yine insanlık dışı bu tecavüz vakalarından dolayı çoğu zaman adli paraya çevirme gibi, hiçbir şekilde kabul edilmeyecek dava süreçlerini görürüz. Pek çok örnek var, zaman kalırsa o diğer örneklere de ben biraz değineceğim.

Ancak, özellikle, son bir haftadır Bingöl kamuoyunda, Bingöl halkında artık ciddi düzeyde bir ayaklanma düzeyine varan onursuz bir süreci tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum.

2011 yılında, devletin silahını elinde bulunduran, devletin vermiş olduğu yetkiyle hareket eden 8 uzman çavuş tarafından 14 yaşındaki Bingöllü E.A. adındaki bir çocuğa cinsel istismar ve tecavüz şeklinde tam iki yıl boyunca insanlık dışı bir muamele yapılmıştır. Bu olay, bir ay öncesinde, E.A.’nın ve ailesinin büyük bir cesaret örneği göstererek Bingöl gibi dindar, muhafazakâr ve nispeten kendi içine kapalı olan bir toplumda bütün her şeye göğsünü gerecek şekilde adliye sarayına giderek adalet arama girişimiyle beraber, bütün kamuoyuna mal olmuştur.

Yanlış anlaşılmasın, burada bahsetmiş olduğumuz onursuzluk, E.A.’nın içerisinde bulunduğu durumla ilgili değildir. E.A.’ya, ailesine ve bir bütün olarak Bingöl halkına dayatılan sistemli politikaların tamamı o onursuzluğun ta kendisidir.

Düşünün ki 16 yaşındaki bir genç kız, kendi hakkını, uğramış olduğu insanlık dışı muameleyi teşhir etmek için, bütün zorlukları o toplum içerisinde belki de yaşamına mal olabilecek bütün süreçleri göz önünde bulundurarak adliyeye başvuruyor, adalete sığınmaya çalışıyor ama o adalet, E.A.’nın sığınmaya çalıştığı adalet, önce 4 sanık hakkında vermiş olduğu tutuklama kararını üst mahkemeye yapılan itiraz sonucu kaldırıyor yani 14 yaşındaki bir kız çocuğuna iki yıl boyunca insanlık dışı muamelelerde bulunan bu 8 uzman çavuşun tamamı şu anda ellerini kollarını sallaya sallaya Bingöl halkının arasında dolaşmaya devam ediyorlar. Devletin silahı elinde, devletin vermiş olduğu yetki omuzlarında, bunlar, Bingöl halkının onurunu zedeleyen bu şahsiyetler hâlâ Bingöl’de görev yapmaya devam etmektedirler.

 Bingöl halkı bir haftadır, on gündür hepinize sesini duyurmaya çalışıyor. Bingöl halkını da aşacak şekilde Kürt kadınlarının tamamı bir haftadır, on gündür sokaklarda, alanlarda Kürt kadınına, Kürt çocuklarına yönelik bu taciz ve tecavüz politikalarına karşı en güçlü şekilde duracaklarının mesajını vermeye çalışıyor. Olay Kürt kadınlarını da aştı, Türkiye kadın hareketlerinin de tamamı bu olayla ilgili ortaya çıkan durumdan dolayı her yerde ses vermeye, ses çıkarmaya, destek olmaya ve bu dayatılan tecavüz politikalarını boşa çıkarmaya çalışıyorlar ama hâlâ AKP Hükûmetinin bu kararın altında imzası bulunun bakanlarından tek bir açıklama duymadık.

Bu 8 uzman çavuş Jandarma bünyesinde çalışıyorlar ve bizim İçişleri Bakanıyla görüşmemize rağmen, Bingöl Valisiyle görüşmemize rağmen, hâlâ haklarında bir idari soruşturmayla açığa alınma ya da sözleşmelerinin iptal edilmesi gibi bir süreç işletilmedi, bir karar verilmedi ve İçişleri Bakanının bu konuyla ilgili tek bir cümlesine biz tanıklık etmedik. Bu 8 uzman çavuşu tutuksuz yargılamak üzere serbest bırakan mahkemelerin bağlı olduğu Adalet Bakanlığından, Adalet Bakanından konuyla ilgili tek bir cümle duymadık ve hepsinden önemlisi, Başbakandan bu konuyla ilgili, bu yapılan zulümle ilgili, Bingöl halkına dayatılan bu onursuzlukla ilgili tek bir cümle, tek bir kelime duymadık. Başbakan, Gezi Parkı direnişi boyunca, yaklaşık iki hafta boyunca, başörtülü bir kadın kardeşimize yapılan zulmü kamuoyuna teşhir etti; defalarca, bunun üzerinden miting alanlarında, çıktığı her platformda halka şikâyet eden bir konumda bulundu. Şimdi, başörtüsünün altındaki E.A. olunca, Bingöllü bir genç olunca, bir Kürt olunca mı Başbakanın sesi çıkmıyor? Bir tek cümle duymamamızın sebebinin ne olduğunu Başbakanın, Adalet Bakanının, İçişleri Bakanının bir an önce açıklaması gerekiyor.

Buraya çıkmadan önce aldığımız bir son dakika haberine göre, uzman çavuş hakkında –doğruluğunu teyit ettirme şansımız olmadı- bir tutuklama kararı çıkmış. Peki, bu ailenin teşhir ettiği, bu çocuğun teşhir ettiği geriye kalan 7 kişi hakkında herhangi bir işlemin yapılmıyor olması sizi rahatsız etmiyor mu? Böylesi bir şey var mı?

Daha önce de bu Meclis kürsüsünden konuştuğum zaman, Bingöl’deki adalet sarayında hangi kararların altına imza atıldığını sizlerle paylaştık. 18 yaşındaki bir kızımıza sadece BDP’nin seçim bürosuna geldiği için müebbet hapis veren bir yargı sisteminden bahsediyoruz. Üniversite öğrencilerini halay çektikleri için, fotoğraflarda ağzı açık olarak görüntülendikleri için yani neredeyse nefes aldıkları için tutuklayıp cezaevlerine gönderen bir yargı mekanizmasından bahsediyoruz. Bingöl’deki belediye başkanlarını haklarında hiçbir suçlayıcı unsur olmadan, düzmece iddianamelerle, ağır hastalık raporlarına rağmen cezaevine gönderen bir mekanizmadan bahsediyoruz. Su protestosuna katıldılar diye, on gün tek damla suyun akmadığı bir şehirde “Su neden akmıyor?” dedikleri için Bingöl halkı hakkında soruşturma açan bir yargı mekanizmasından bahsediyoruz. Bu tablo sizi rahatsız etmiyor mu? Böyle bir durum kabul edilebilir mi?

Bize hiç kimse gelip burada yargının bağımsızlığından falan dem vurmasın. Biz, yeri geldiğinde yargıya nasıl talimat verdiğinizi kamuoyuna açıkça deklare ettiğinize defalarca tanıklık ettik. İçişleri Bakanının hâlâ bu 8 kişiyi görevden almamasıyla ilgili tek bir gerekçe bize söyleyemezsiniz.

Dolayısıyla, başta bu E.A. vakası olmak üzere, geçmişte N.Ç. vakasında, yine Siirt’te yaşanan toplu tecavüz vakalarında da artık hakkın, hukukun, adaletin yerini bulması için bu Meclisin mutlaka bu tecavüz olaylarıyla ilgili, bu onursuzluğu dayatan politikalarla ilgili bir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …komisyon kurması ve müdahil olması gerektiğini belirtiyorum. Bu konu partiler üstü bir konudur. Bu konu her partinin siyasal, sosyal, toplumsal duyarlılığının turnusol kâğıdı olabilecek bir konudur. Dolayısıyla, bu konuda her siyasi partinin olumlu yaklaşarak bir araştırma komisyonu kurulması hakkında olumlu tavır göstermesi gerektiğini tekrar belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık.

Buyurun Sayın Çalık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisi üzerine söz almış buluyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu Meclis çatısı altında bulunan tüm siyasi partilerin sağlık, eğitim, ulaşım, kalkınma, ekonomi gibi sayabileceğimiz birçok alanda farklı bakış açıları ve politikaları olabilir. Fakat konu aile ve aileyi koruma olunca, kadın ve kadını koruma olunca, çocuk ve çocuğu koruma olunca ne mutlu ki bu çatı altındaki tüm siyasi partilerimiz aynı hassasiyetle yaklaşmakta ve yeri geldiğinde olaya müdahil olmak için gayret sarf etmekte. Bu, hepimiz için çok büyük mutluluk verici bir hadise.

AK PARTİ iktidarlarından önce, bu ülkede toplumun temelini oluşturan anne ve aileyi temsil eden ekonomik, sosyal ve kültürel, eğitim gibi sayabileceğimiz birçok alanda çalışmalar bir bütünlük içinde yürütülmüyordu. Yaşanan bu aksaklıkların ve problemlerin sağlıklı bir şekilde çözülmesi için, AK PARTİ iktidarları döneminde biz Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını kurduk. Bu da bizim aileye ne kadar önem verdiğimizin en önemli göstergesiydi. Aile Bakanlığımız, icracı bir bakanlık olarak kurulduktan sonra birçok alanda değişimi ve dönüşümü gerçekleştirerek geleceğe umutla bakmamıza vesile oldu.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP’nin Meclis araştırması açılmasıyla ilgili önerisine istinaden, bir kez daha, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımızın şimdiye kadar cinsel istismar ve tecavüz konularıyla ilgili neler yaptığına bakmak isterim. Bakanlık olarak, biz 125 davaya müdahil olduk ve bu davaların 6’sında en üstten ceza verilmesini sağladık. Bununla birlikte, diğer devam eden tüm davaların da yakinen takipçisiyiz.

Biz, on yıllık AK PARTİ iktidarında çok önemli değişimleri ve dönüşümleri yaşadık ve milletimize yaşatmaya devam ediyoruz. Bunların en önemlisi sosyal devlet anlayışının oturtulmasıydı ve bunun en önemli göstergesi de bütçeden sosyal politikalara ayırdığımız bütçeydi. 2002 yılında bütçenin yüzde 44,8’ini biz faize ayırırken 2012 yılında bunun sadece yüzde 13’ü faize gidiyor, sosyal politikalara ise yüzde 30’unu ayırıyoruz. Sosyal politikalara ayrılan bu –bütçe yüzde 30- kadına, çocuğa gidiyor, engelliye ayırmış vaziyetteyiz. Bu sadece bütçeyle olacak bir şey değil ve bu sadece yasal düzenlemelerle de olacak iş değil.

Biz, hem ulusal hem de uluslararası alanda çok önemli değişiklikler yaptık. Uluslararası alanda Birleşmiş Milletler Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne imza attık ve buna taraf olduk. Çocuklarımızın korunması için, 1990 yılında Birleşmiş Milletler sözleşmesine yine taraf olduk ve Anayasa’nın 90’ıncı maddesini değiştirdik, uluslararası hukukun iç hukukun üzerinde olduğunu karara bağladık.

Şiddetin önlenmesi için de her türlü yasal düzenlemeyi yaptık. Şiddet deyince, şiddetin dili yok, dini yok, rengi yok, ırkı yok. Şiddet deyince hepimizin aklına fiziksel, psikolojik, ekonomik ve maalesef cinsel şiddet geliyor ve sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada şiddetin çok farklı kategorilerini maalesef görüyoruz.

Bu vesileyle, biz yapmış olduğumuz ulusal ve uluslararası sözleşmelerin de, yasal düzenlemelerin de bunların önüne geçmek için yeterli olmadığının farkına varıyoruz ve diyoruz ki biz, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünü kurarak her türlü olayla ilgili olarak çalışmaları ve araştırmaları yapıyoruz.

2005 tarihinde kabul edilen 5395 sayılı Kanun ile korunmaya ihtiyacı olan çocukların haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınmasını hep beraber sağladık. 2011 yılında çok önemli bir yasal düzenlemeye imza attık; kadın ve aile bireylerinin şiddetten korunmasına dair bir yasal düzenleme yaptık ve yine 2005 yılında kadın haklarına dair yapmış olduğumuz düzenlemelerle aile ve çocuklarımızı koruma altına aldık. Koruma altına aldığımız bu evlatlarımız, kadınlarımız bizim kendi canımız, ciğerimiz, yüreğimiz ve maalesef en korunaklı olan yerlerde bu mağduriyeti yaşıyorlar.

Değerli milletvekilleri, hepimizi derinden sarsan ve insanlık olarak bizleri yaralayan ve hiçbir zaman tekrarlanmamasını gönülden istediğimiz, Bingöl’de yaşanan E.A. vakası hepimizin derin üzüntüsüdür. O, bizim evladımız. Öncelikle bu olayda mağdur olan kızımız ve ailesini anlamak ve yaşadıkları travmayı başkalarının da yaşamaması için yüce Meclis olarak üzerimize düşen sorumlulukların bilinciyle çalışmalarımızı yürütüyoruz.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, Bingöl’deki cinsel istismar iddiasıyla ilgili tutuksuz yargılanmanın kaldırılması talebinde bulunmuş ve bu davaya müdahil olmuştur. Şu anda, şüphelilerden 1’ine ceza mahkemesi tarafından tutuklama kararı verilmiştir; dosyadaki araştırmalar tamamlandığında diğer şüphelilerin de tutuklu yargılanması konusunda mahkeme yeniden inceleme yapacaktır.

Ayrıca, Bakanlığımız, hukuk müşavirlerini, çocuk psikiyatrisini, psikologları ve birlikte diğer uzmanları da göndererek çoğumuzu koruma altına almıştır. Kızımız ve ailesi devletin sıcak ve şefkatli yüzüyle buluşmuştur. Bakanlığımız ve bizler aileyle sürekli iletişim hâlindeyiz. Raporların tamamlanmasıyla birlikte bu davanın da sağlıklı sonuçlanacağını düşünüyorum çünkü Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir, gereğini mutlaka yerine getirilecektir.

Bizler mağdurun, çocuğun, kadının, kim olursa olsun mazlumun yanındayız. Devlet, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı üstüne düşen tüm vazifeleri yerine getirmektedir. Bu ülkede eğer bir ailede bir kadın mutsuzsa o toplum hastalık sinyalini vermiş demektir. Mutsuz annenin evladı da eşi de mutsuzdur. Devletçe, milletçe kadına söz hakkı vermek, onu korumak, kollamak ve beraber yol almak hepimizin en önemli görevidir.

Bugün, Bingöl’de bir üzücü olayı yaşayan kızımızın olayına nasıl müdahil oluyorsak aynı zamanda, geçmiş dönemde, hepinizin hatırlayacağı Diyarbakır’ın Lice ilçesinde evlatlarını korumak için canlı  bombanın üzerine atlayan Hatice annenin de, bindiği otobüse molotofkokteyli atılınca yanarak can veren Serap kızımızın da…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ne alakası var? Ayıp ya!

ÖZNUR ÇALIK (Devamla) –…Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki -hayvan otlatırken- 14 yaşındaki Ceylan’ımızın da, üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı nedeniyle eğitim göremeyen Leyla Şahin’in de, eşi tarafından katledilen Ayşe Paşalı’nın da biz hep yanında olduk ve bugün E.A.’nın yanında olduğumuz gibi, bütün mağdurların, mazlumların hep yanında olacağız. Yanında olmamız gereken kişilere, insanlara, kadınlara baktığımızda, Dolmabahçe’de yaşanan, kadınımızın çocuğuyla beraber maruz kaldığı şiddeti hepimizin görmesi ve onun da yanında olması gerekir. Mağdurun, mazlumun yanında olmak insanlık vazifesidir; bu hepimizin görevidir.

AK PARTİ Hükûmeti olarak her ne konuda olursa olsun, Türkiye'nin bir problemi varsa, dünyanın bir problemi varsa, biz kendimize bunu dert edindik. Suriye’de tecavüze maruz kalan kadınların –maalesef- sorunu bizim sorunumuz oldu. Londra’da G-8, G-20 zirvesi öncesi yaptığımız parlamenterler toplantısında, tecavüz suçunun savaş silahı olarak kullanılmaması için oraya, rapora ekleme yaptırdık. Maalesef, savaşlarda tecavüz, kadınlara karşı kullanılan en önemli suç aleti hâline getirilmiş vaziyette ve Türkiye, bu bağlamda, bu gibi olayların çok net üzerine gitmekte. Sadece, Türkiye olarak Suriye’yle değil, daha önce yaşanan, tüm dünyadaki mağdurların yanında olmaya devam edeceğiz. İnsanların tenleri, renkleri, dilleri ne kadar farklı olursa olsun, unutmayalım ki gözyaşları hep aynıdır. Gözyaşının dili yoktur, dini yoktur, rengi yoktur ve biz, gözyaşlarını ortak akıtıyoruz.

BDP’nin vermiş olduğu grup önerisine bu vesileyle katılamadığımızı belirtmek istiyorum çünkü bu konuda, icracı bakanlığımız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımız, gerekli tedbirleri, gerekli müdahil olacak konuları çok net yerine getirmiş vaziyette.

Ben diyorum ki: Kadınlarımızın, çocuklarımızın ve mağdur olan bütün insanlarımızın hepimiz, hep birlikte yanında olmalıyız. Cinsel istismar bir insanlık suçudur, bunu da hep beraber şiddetle kınadığımızı bir kez daha ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, sayın hatip, konuşması sırasında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının gerekli bütün tedbirleri aldığını ve bu tecavüz olaylarıyla ilgili de ciddi birtakım düzelmelerin olduğunu söyledi. Genel Kurulu yanlış bilgilendirdi. Ben, bazı rakamları Genel Kurulla paylaşmak isterim.

BAŞKAN – Şimdi bir yol açıyorsunuz ki hadi bakalım.

Buyurun.

 

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın BDP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, hiç yorum katmadan, önce, bazı rakamları paylaşayım.

Adalet Bakanlığının resmî soru önergemize verdiği cevap: “2002 ile 2008 yılları arasında toplamda 61.469 tecavüz olayı yaşanmıştır. Bu tecavüz olaylarına, altı yıllık süre içerisinde, 99.792 kişi karışmıştır.” Sadece 2008 yılında yaşanan tecavüz olaylarının 7.859 olduğunu yine Adalet Bakanlığı bize resmî cevap olarak göndermiş. Ortalama olarak baktığımız zaman, bu rakamlardan, Türkiye’de her gün ortalama 22 tecavüz vakası yaşanıyor.

Şimdi, ben, daha ayrıntılı bilgiler var da onlara girmeyeceğim ama yani burada gelip “İşte, biz her şeyi yapıyoruz, gerekli tedbirleri…” Ama önünüzde de sizin Hükûmetinizin Bakanının vermiş olduğu cevaplar var. Yani, bununla ilgili niye kaçıyorsunuz? Bu tecavüz olaylarıyla ilgili gelin bir komisyon kursun bu Meclis; bunun altında yaşanan kadına yaklaşım, cinsiyetçi bakış açısı, sosyal politikalar, ekonomik nedenler, siyasal nedenler, savaş ortamı, göç, neyse ortaya çıkarsın, ona göre de bahsetmiş olduğunuz Bakanlığa da çözüm önerileri sunsun. Bununla ilgili kaçışın yolunu açacak yaklaşımlardan bence uzak durmanız gerekiyor. E. A. olayıyla ilgili, Sayın Bakanımız, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı, duyarlı bir yaklaşım göstermiştir; bir kadın olması, bir anne olması vesilesiyle her bakanın yapması gereken duyarlılığı göstermiştir. Ama İçişleri Bakanı, bu insanlık dışı muameleyi yapan 8 kişiyi niye görevden almıyor? İlk verilen tutuklama kararından sonra ne oldu ki bunlar tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler? Sizinle, ben, Bingöl adalet mekanizmasındaki pek çok yargı kararını paylaştım. Belediye başkanını içeriye alan, milletvekilini, üniversite öğrencisini…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) – …içeriye alan bir yargı mekanizması tecavüzcüleri niye koruyor, bunun bir açıklaması var mı?

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Hükûmet olarak buna cevap vermeniz gerekir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin…

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Bir düzeltmede bulunmak istiyorum Sayın Başkanım.

Son davayla ilgili bir tutuklama var; bu da Adalet Bakanlığımızın da, diğer bakanlıklarımızın da gösterdiği hassasiyetin en önemli göstergesidir diye düşünüyorum. Sayın vekilim…

BAŞKAN – Onu zaten konuşmanızda söylediniz siz.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Dinleyen var mı? Söyledim, ben de söyledim.

BAŞKAN – Konuşmanızda söylediniz, şimdi tutanaklara da geçti.

Teşekkür ederim.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Tepkilerden dolayı birini tutuklamak zorunda kaldılar, daha hepsini tutuklayacaklar, hiç merak etmeyin.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, Kars Milletvekili Mülkiye Birtane ve arkadaşları tarafından kadınların ve çocukların cinsel saldırılara karşı korunması amacıyla 31/5/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin lehinde son söz -sonra da aleyhinde son sözü vereceğim- Manisa Milletvekili Sayın Sakine Öz.

Buyurun Sayın Öz. (CHP sıralarından alkışlar)

SAKİNE ÖZ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kadınların ve çocukların cinsel saldırılara karşı korunması konulu önergenin lehinde söz aldım, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, toplumsal, ekonomik, siyasal ve cinsel açıdan yaşamımızın hemen her alanında kendisini hissettiren ayrımcılığa dayalı görüş ve politikalar en çok kadınları ve çocukları etkilemektedir. Dünyamızın farklı coğrafyalarında kadınların ve çocukların uğradıkları şiddet ne yazık ki ideolojilerin ve farklı yönetim biçimlerinin de üzerinde bir hatalı davranış dizisinin sonucudur. Kadınlara, çocuklara uygulanan taciz ve tecavüz vakalarını rakamlarıyla ortaya koymak son derece güçtür. Çünkü, ahlaki, geleneksel değer yargıları ve kadınlar ile çocukları ekonomik, sosyal yönden sınırlayan birçok neden şiddetin boyutlarının açıkça ortaya konmasını ve çözüm yollarının bulunmasını güçleştirmektedir.

Cinsel tacize ya da tecavüze uğrayan kadınların ve çocukların, sorunlarını paylaşmakta suskun ve yalnız bırakılmaları siyaset kurumunun özellikle üzerine gitmesi gereken temel bir politik açılım olmalıdır. Kadınların ve çocukların uğradıkları şiddeti, derecesine bakmadan, bir aile içi sorun olarak masum ve mazur gören aile büyüklerinin “Hadi siz bu sorunu fazla büyütmeden kendi aranızda çözün.” gibisinden, sözüm ona, ara bulucu yaklaşımlar, sorunların ortaya serilmesini sürekli ertelemektedir. Bu hatalı tutum hangi kişi ya da kurumlardan gelirse gelsin, cinsel istismara uğrayan kadınlar ve çocuklar için gereken tedavi süreçlerinin ve sosyal yardımların devlet tarafından yerine getirilmesini geciktirmiş, hatta birçok dezavantajlı bölgemizde sosyal devlet anlayışını kadınlar ve çocukların gözünde çökertmiştir.

Değerli milletvekilleri, resmî rakamlar ya da göstermelik açıklamalar sorunlarımızın can yakan yönünü göstermekten oldukça uzaktır. Devlet yönetiminde, sorun tespitini insanı bir makine, aile içi tüm şiddet ve taciz olaylarını ise dokunulmaması gereken mahrem alan olarak tanımlayan bir görüşün artık geride bırakılması gerekmektedir. Sosyal devlet, tacizi ve her türlü şiddetin nedenlerini ve sonuçlarını kapsamlı biçimde ortaya koymadan “Ben yurttaşımı koruyorum.” diyemez. Adaletle yönetilen devlet, kadınlara ve çocuklara koruma kararları aldırdıktan sonra, gereken tüm sosyal ve ekonomik desteklemelerde bulunmalı, taciz ve tecavüzün yarattığı ağır ruhsal travmalar içinde ilerleyen yaşantılarının en az sorunla iş ve eğitim hayatına yeniden katılmasını sağlamalıdır. Devlet, taciz ve tecavüz söz konusu ise orta yolu bulmaya, şiddet aile ya da yakın çevreden kaynaklandı diye bu büyük sorunu geçiştirmeye çalışamaz. Taciz ve tecavüz gibi yüreklerimizi yakan çok boyutlu sorunların kaynağına inilebilen, her mağdurun durumuna özgü ayrı bir çözüm demeti sunabilen, konuyla ilgili donanımlı uzmanlar yetiştirebilmiş devlet, sosyal politikalarını yeterince kurabilmiş sayılır. Özellikle kırsal kesimlerde şiddet, taciz, tecavüz olaylarını dinî değerleri istismar eden ve yetkin olmayan kişilere havale eden devlet, sosyal hizmet uzmanı, psikolog, psikiyatristleri işsizliğe mahkûm ediyorsa ortada büyük bir sorun vardır demektir.

Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen değerli halkımız; büyük olasılıkla birçoğumuz gençliğimizde, çevremizde kadınlara ve çocuklara karşı açık şiddet, taciz ve tecavüz olaylarının tanığı olmuşuzdur. Yine, birçoğumuz yaşanan bu acı olayları anlatamamış, bir sır gibi saklamış, içinde yetiştiğimiz bazı geleneksel değer yargıları sonucunda susmayı öğrenmişizdir. Bugün bu suskunluk, eğitim ve gelir düzeyi, yaşanan bölge değerleri üzerinden varlığını sürdürüyor. Amacımız bu Hükûmete yoktan yere yüklenmek değil, sadece gerçek sorunların yerinde ve zamanında tespitini, daha fazla kadının ve çocuğumuzun yaşama buruk yüzlerle devam etmemesini istiyoruz.

Kadının ve çocuğun geleceğinin söz konusu olduğu yerde her şey siyasaldır, politika oluşturulması bir zorunluluktur, devletin susması kabul edilemez. Değerli AKP’li milletvekilleri, Hükûmetimiz susar ve çözüme dair adım atmazsa, Meclisimiz ise sorunları tespit etmeyip taciz ve tecavüz karşısında seyirci kalmayı sürdürürse sandalye çoğunluğunuz size ancak yarım saatlik bir rahatlatma sağlar. Sizler araştırma önergesine o bilindik “hayır” oyunuzu vermek için bu kürsüye gelip on bir yılda ne yaptığınızı ya da ne yapmadığınızı anlatmaya kalkarsanız -ne var ki istatistik yığın- o konuşmalarınız sırasında kaç kadın ve çocuk yaşama küsüyordur farkına bile varamazsınız. Gelin bir kez olsun “istemezük”çü ezberlerinizi terk edin, eskilerden bir ezberinizi hatırlayarak “Yetmez ama ‘evet.’” deyin, kadınların ve çocukların uğradıkları cinsel taciz ve tecavüzleri azaltacak önlemleri hep birlikte alalım. Meclisimizin taciz ve tecavüze geçit verecek suskunluğa bürünmemesi ve devletin zaman yitirmeksizin olaylara müdahil olması gerekir.

Araştırma önergesinde geçen resmî verilere göre, toplam tecavüzler vicdanları sızlattı. Tecavüzcüler genelde adli para cezalarıyla serbest kaldı. Taciz ve tecavüzü anlatamayan kadınlarımız intiharın eşiğine geldi, birçoğu intihar etti. Gencecik kızlarımıza mahkemeler “Zaten rızası vardı.” hakaretiyle yaklaştı.

Memleketim Manisa’da üniversitemizin bir araştırmasına göre, Manisalı kadınların en az dörtte 1’i, gördüğü şiddeti çevresine anlatamıyor. En son, Akhisarlı Fethiye Gökçen kardeşim eşinden gördüğü şiddet sonucu ayrılmak için koruma kararı aldırdı, ancak kendisine yöneltilen taciz hiç durmadı, eşi tarafından polisin gözü önünde bıçaklanarak yaşamına son verildi.

Değerli milletvekilleri, partimizin cezaevi komisyonundaki raporları ve vekillerimizin ziyaretleri, çocuk cezaevlerinde yaşanan taciz ve tecavüz skandalını tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Gelin görün ki alınması gereken önlemler ve çözüm paketlerimiz Hükûmet tarafından gerekli ciddiyetle karşılanmadı. İşte, bu ciddiyetsizliğin son örneğini Gezi direnişi sürecinde yaşadık. Daha dün, televizyonda konuşan cesur avukatlar 31 Mayısta gözaltına alınan bazı kadınların erkek polisler tarafından çırılçıplak soyularak üst araması yapıldığını savundu. Bitmedi, ne yazık ki bitmedi. Bingöl’de, iki yıl önce 16 yaşındaki E.A. adlı kızımıza tecavüz ettikleri gerekçesiyle tutuklu yargılanan 4 uzman çavuş geçtiğimiz günlerde serbest kaldı, kent ayaklandı, Hükûmet yine suskun kaldı. Bu ne biçim bir hukuk devletidir değerli arkadaşlar? Şimdi, Meclisimiz ve Hükûmet, bu çarpıcı iddialar karşısında gereken tavrı gösterecek mi, sorunun üstesinden gelecek mi, ısrarla bekliyoruz.

Meclisimiz, bugün önüne gelen bu araştırma önergesine “evet” diyerek ilk adımı atmalı, kadını ve çocuğu yeniden şiddetin, tacizin, tecavüzün kucağına terk eden geçici çözümlere değil, kapsamlı ve kalıcı politikaların başlangıcına imza atarak Parlamento tarihine geçmelidir. Her tür tacize, tecavüze uğrayan kadınlarımızı, çocuklarımızı yok sayan ve tutuksuz yargılanmanın yolunu açan tüm sorumluların bu yükün altından kalkmasını diler ve bu süreci şiddetle kınarım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz İstanbul Milletvekili Sayın Tülay Kaynarca’da

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Bingöl özelinde bir konu başlığını görüştük. Değerli Malatya Milletvekilimiz Öznur Çalık bu konudaki duygu ve düşüncelerini tüm ayrıntılarıyla paylaştı. Ben bir iki farklı konu başlığına değinmek istiyorum.

Öncelikle şu: Bingöl’deki dava çok önemli. Bu konuda hassas olmamak, etkilenmemek mümkün değil. Dolayısıyla, aynı duygu ve düşünceleri paylaştığımızı ifade etmek istiyorum, hele de anne olarak. Dolayısıyla, buradaki yaşanan olay sonrası Bakanlığımızın hemen davaya müdahil olması çok değerli bir hamledir ama sadece bu değil, son dönemde 125 farklı davadaki etkinliği de çok değerlidir. Yani benzer olaylar yaşandığında Bakanlığımız mağdurların yanındadır. Benzer olaylar, çirkin olaylar yaşandığı zaman kızlarımızın, kadınlarımızın yanında olan, bu konudaki hassasiyetini ifade eden ve her türlü davada hukukçularıyla onların yanında olan bir Bakanlığımız var -ki Aile Bakanlığı bu dönemde kuruldu- 5 genel müdürlük, 32 daire başkanlığıyla toplumun tüm sosyal kademelerinde her olayda, tüm sosyal davalarda çok etkili, çok etkin, çok duyarlı bir yapıyla genel müdürlükleri ve daire başkanlıklarıyla hizmet veren. Bu süreç içerisinde Bakanlığın müdahil olmasından sonraki gelişmeleri dikkatle kamuoyu takip edecektir çünkü bu, kamuoyu vicdanında da çok değerli bir süreçtir.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Görevden alın, görevden Sayın Vekilim, 8’ini de görevden alın bir an önce.

TÜLAY KAYNARCA (Devamla) - Ben başka bir şeyin de altını çizmek istiyorum: Yine bu dönemdeki hassasiyeti belirtmek ve tüm siyasi partilerimizin imzasını da taşıyarak çıkartılan… Ben tüm siyasi parti gruplarında yer alan saygıdeğer milletvekillerimize de teşekkür ederek altını çiziyorum, o da şu: Kadına karşı şiddet meselesine çözüm getiren Avrupa Konseyi müktesebatını ilk kez iç hukuka taşıyan ülke oldu Türkiye yani Avrupa Konseyinde bu konu dile geldiğinde ilk imzayı atan ülkeler içerisinde oldu ve bu Mecliste tüm parlamenterlerin imzasıyla çıktı. Yani, cinsel istismardan, kadına karşı şiddetten, çocukla ilgili, kadınlarımızla ilgili her konudaki hassasiyete duyarlı olan bir Meclis.

14 ilde Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kuruldu. Bunun neden altını çiziyorum? Bu da çok önemli. Yine cinsel istismar, yine kadına şiddet, yine insan hakları olarak da bakıyorum. Bu anlamda da oluşturulan Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinde buna benzer tüm olaylar değerlendiriliyor, masaya yatırılıyor; psikiyatristler, psikologlar ve oradaki eğitim kalemleri her türlü sosyal açıdan da ele alarak Koza Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerinde bir çalışma… Bu da yeni başlamış, yeni dönemde önlem olarak, bir çözüm önerisi olarak gerçekleştirilen konular altında.

Yine, bir başka konuya da değinip sözlerimi tamamlamak istiyorum, o da şu: Kadın adına yapılan her çalışmada birlikte hareket eden bir yapıya dikkat çekmek istiyorum. Ben Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi ve Sözcüsü olarak, özellikle çıkartılan kanunlarda… Ki az önce de “İstihdam” başlığında kadının iş gücüne katılımı ve kadının istihdamını artırmaya yönelik Komisyondan çıktık. Bu alt komisyonda “İstihdam” başlığında yine ortak bir akılla hareket edebildik. Yine, buna benzer tüm olaylarda, BDP’nin dikkat çektiği konu başlığı da dâhil, ortak akılla hareket edip birlikte o duyarlılığı ortaya koymamız gerekiyor. Nitekim, eğitimde, sağlıkta, sosyal politikalarda ve istihdamda bu dönem gelinen nokta düne göre çok daha iyi ama önümüzdeki süreçte çok daha iyi olmasına yönelik de hamleleri atmamız, o adımları atmamız gerekiyor. Mesela, hukuki düzenlemeler: İş Kanunu’ndaki hukuki düzenlemeler, istihdam artırıcı; Türk Ceza Kanunu’ndaki hukuki düzenlemeler ki mesela bir tanesi de bu cinsel istismarı içeriyor. Öyle kanunlar vardı ki utanç verici. Neydi o başlıklardan bir tanesi? Töre cinayetlerinde hafifletici sebep bulunması. Bizim ülkemizde bu kanun ortadan kaldırıldı, bizim ülkemizde bu utanç ortadan kaldırılıp imzalar atıldı. Yine, benzer, cinsel istismara yönelik, Türk Ceza Kanunu’nda birçok başlıkta da bu çalışmalar yapıldı. Yani İş Kanunu’nda, Medeni Kanun’da, Türk Ceza Kanunu’nda yapılan her çalışmada, kadın adına yapılan her çalışmada ortak hareket ederek, imzalarımızı atarak daha iyi bir noktaya gelmesi adına adım attık ki Anayasa’daki düzenleme bunun en can alıcı olanıdır. Nedir o? O da kadına pozitif ayrımcılık sağlanması. Bu, anayasal düzenlemede gösterdiğimiz hassasiyetin en önemli boyutlarından biridir diye düşünüyorum.

Elbette Bingöl’de yaşanan olay çok üzücü, elbette devamındaki çalışmaları, devamındaki süreci hep birlikte dikkatle takip edeceğiz. Ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sayın Fatma Şahin’in bu konudaki duyarlılığını yürekten tebrik ederek, hemen davaya müdahil olmasını yürekten tebrik ederek… Ki 125 dava da bununla birlikte devam ediyor, Bakanlığımızın müdahil oluşu var ve sonucu birlikte takip edeceğiz.

Ben bu öneriye ret veriyorum çünkü bugün öngörülen başka gündem maddeleri var.

Bu duygu ve düşüncelerle BDP grup önerisine ret oyu kullandığımı ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

BDP grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

 

2.- MHP Grubunun, Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve arkadaşları tarafından kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi (10/185); Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve arkadaşları tarafından 5/11/2012 tarih 6558 sayı ile ve Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşları tarafından 10/4/2013 tarih 11604 sayı ile taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi; Elâzığ Milletvekili Enver Erdem ve arkadaşları tarafından 19/2/2013 tarih 9766 sayı ile Karayolları Genel Müdürlüğünde çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergelerinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

25/6/2013

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 25/6/2013 Salı (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisini İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                Mehmet Şandır

                                                                                                            Mersin

                                                                                              Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve arkadaşlarının  (10/185) esas numaralı kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ve Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu ve arkadaşlarının 5 Kasım 2012 tarih, 6558 sayı ile TBMM Başkanlığına vermiş olduğu taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ve Elazığ Milletvekili Enver Erdem ve arkadaşlarının 19 Şubat 2013 tarih, 9766 sayı ile TBMM Başkanlığına vermiş olduğu karayolları Genel Müdürlüğünde çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi ve Mersin Milletvekili Ali Öz ve arkadaşlarının 10 Nisan 2013 tarih, 11604 sayı ile TBMM Başkanlığına vermiş olduğu taşeron işçilerin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdikleri Meclis araştırma önergelerinin 25/6/2013 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN –  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde ilk söz, Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu milletvekilleri Sayın Mesut Dedeoğlu ve arkadaşları, Sayın Enver Erdem ve arkadaşları ve Sayın Ali Öz ve arkadaşları tarafından 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında verilmiş olan kamuda çalışan taşeron işçilerinin sorunlarının araştırılarak gerekli önlemlerin alınması amacıyla birer Meclis araştırması açılması talebinin bugün Yüce Meclisin gündemine alınması yönündeki grup önerimiz üzerinde söz aldım. Bu vesileyle yüce Meclisin siz değerli üyelerini ve bizleri televizyonları başında izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bahsettiğimiz konu, bugün sayıları yaklaşık 2 milyon dolayında olan ve hakları doğrudan gasbedilen vatandaşlarımızla ilgili bir konudur. Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinde kadrolu olarak çalışan memur sayısı da yaklaşık bu kadardır yani kadrolu memur sayılarına eş değer diyebileceğimiz sayıda bir kitlenin sorunlarının Meclis gündemine alınarak detaylı bir şekilde araştırılıp çözüm önerilerinin getirilmesi talebiyle verdiğimiz önergeler üzerinde konuşuyoruz.

“Nedir bu insanların sorunları da Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kadar bir önem atfediyorsunuz?” diye düşünüyor olabilirsiniz. Her ne kadar Hükûmetin gündemi çok farklı olsa da milletimizin gündeminde çok önemli bir konudur. Çünkü bu, taşeron işçilerinin devlet kurumlarından bir üst yüklenici tarafından alınan herhangi bir ihalenin daha sonra uygulama aşamasında alt yüklenicilere devri ve bu alt yükleniciler tarafından çalıştırılan işçilerin sorunlarıyla beraber doğrudan kamu kurum ve kuruluşlarında yine hizmet alımı yöntemiyle bazı işlerin, örneğin temizlik, lokanta, güvenlik, hatta laboratuvarda hemşirelik, teknisyenlik gibi birçok işin yaptırıldığı ama hiçbir imza yetkilerinin bulunmadığı, çalıştıkları zaman herhangi bir nedenle hastaneye bir gün bile gitmek zorunda kalsalar yevmiyelerinin kesildiği, herhangi bir iş kazasında kendilerine bir şey olsa bile söz konusu firmaya zarar verdiği gerekçesiyle yevmiyelerinin kesildiği, ayrıca farklı paraların istendiği, daha da önemlisi yıl sonu bir yıllık kıdem tazminatı birikmeden önce, yılı dolmadan birkaç hafta önce iş akitleri feshedilerek her an işten çıkarılmaya hazır, âdeta “Ne gün işime son verilecek?” endişesiyle evinde rahat uyuyamayan insanların sorunu bu sorun.

Değerli milletvekilleri, size sadece örnek olarak, ismini vermeden, bu tür işçilerden bir yıl çalışmış, dönemin sonunda firma değişmiş veya aynı firma işi tekrar almış. İşçileri tekrar işe almak istediği zaman “Sana vereceğim kıdem tazminatını ola ki devlet benden almak isterse benim bunu biriktirecek kârım yok. Dolayısıyla, bu parayı sen bana vereceksin, ben de sana vereceğim. Onun için, bu para karşılığında senden karşılıksız senet alırım.” diyen ve senedi alan firma örneklerinden bir ikisini göstereceğim, isim vermeyeceğim.

Bakınız, bu, taşeron işçisinden tekrar işe almak üzere alınmış 2 bin TL’lik bir senet, açığa senet. Adı var, T.C. kimliği var, imzası var; hangi firmaya verildiği, ne zaman ödeneceği yok değerli milletvekilleri. İstediği zaman bunu alacak. Altında 2.500 TL’lik bir senet, arkasında 2.500 TL’lik bir senet, arkasında 2.500 TL’lik bir senet, arkasında 2 bin TL’lik bir senet. Bunun sayıları binleri buluyor. Her firmanın uyguladığı örneklerden birisi bu. Bunu vermezse işe giremiyor, verirse, eğer herhangi bir nedenle söz konusu işçi bu kanuni hakkını resmî makamlar nezdinde aramak yoluna giderse önce bunu verecek, hemen önüne dayıyorlar, ertesi gün zaten işten alınıyor. En önemli sorunlardan birisi, bu kıdem tazminatı sorunudur. Bu insanların bu sorunu, mutlaka bu yüce Meclis tarafından çözülmelidir.

İkinci ve diğer bir önemli sorun: Değerli milletvekilleri, bu taşeron şirketleri, aldıkları işçileri kendi işlerine yarayan işçiler arasından seçemiyorlar. Bu taşeron şirketlerine ihaleyi alır almaz bir liste veriliyor, “Bu şirkete bunları alacaksın.” deniyor. Bir kişi dahi alma hakları yok bu şirketlerin. O bölgedeki Adalet ve Kalkınma Partisi il ya da ilçe teşkilatlarının hazırladığı listeyle çalışmak zorunda. Bu listeyle o işe giren işçi âdeta patron gibi davranıyor çünkü arkasında bir koca Hükûmet var. “Ben iktidar partisine oy verdim çünkü bu oyu verirken bana vaatte bulundular; ailemle beraber gittim, teşkilata üye oldum, Kur’an-ı Kerim’e de el bastırıldım, oyu verdim ve bu oy karşılığında işe girdim. Benim arkamda Recep Tayyip Erdoğan var.” diyor. Bunu diyenlerin ne kadar çok olduğunu sizler de kendi illerinizdeki değişik örneklerde görüyorsunuz. Dolayısıyla, arkasında Hükûmet güvencesi olan bu işçi işini yapmıyor. Oradaki taşeron şirketinin sahibi bu işçiden bu kadar verim de alamıyor. Bu ayrı bir konu.

Peki, o zaman ne yapması lazım taşeron şirketin? Ya ikiüç ay bunu çalıştırıp maaşını geç ödeyecek veya zor işleri de deneyerek… O zaman da parti kararıyla giren bu çok torpilli işçi diyor ki: “Ben bu işi, kusura bakmayın, bu şartlarda yapamam, paramı ver veya başka bir yere gidiyorum.” Çıkardığı zaman bu defa ailesine diyor ki taşeron şirketi: “Bak, senin oğlanı işe aldım, ben artık sözümde durdum ama senin oğlan bizim işi beğenmedi, çıktı.” Bu iki ay, üç ay sonra oluyor. Hemen yerine, başka söz verilmiş başka bir ailenin çocuğu giriyor, aynı hikâye üç ay devam ediyor. Bir yılda bir işe 4-5 kişi alınıp çıkartılarak sözde, iktidar partisi memleketin çocuklarına iş buluyor ama memleketin çocukları bu işi beğenmiyor oluyor. Bunun önüne geçmek zorundayız. Bugün sayıları 2 milyona ulaşan -1,7 milyon kişi, resmî, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının verileriyle kamuda doğrudan çalışanlar, ayrıca özel sektörde çalışanları eklersek 2 milyondan fazla- kişinin de yaşadığı çok önemli sorunlardan birisi. Bu açığa senetlerin her şirkette olduğunu herkes biliyor.

Diğer taraftan, taşeron işçiler İş Güvenliği Kanunu nedeniyle bazı haklarını aramaya kalkarlarsa kapı dışına konma ve işten çıkarılma tehdidiyle her an karşı karşıyalar ve maalesef, bu yüce Meclis, gündemine aldığı İş Güvenliği Kanunu’ndaki buna yönelik bir düzenlemenin şimdi iki üç yıl daha geriye ötelenmesiyle ilgili karar verme aşamasında. 

Değerli milletvekilleri, kimse birbirini kandırmasın, bu sorunu çözeceksek burada çözeceğiz. “Seçim dönemine giriyoruz, seçimleri atlatalım, ondan sonra Allah kerim.” diyecek anlayış daha devam ederse çok iş kazaları yaşarız, çok insanın canına kıyarız ve bunun karşılığında da hiç kimse sorumlu olmaz.

Değerli milletvekilleri, özellikle çalışan bu taşeron işçilerinin izin hakkı yok, tatil hakkı yok, sendika hakkı yok; diğer taraftan, prim, ikramiye ve benzeri sosyal haklarının hiçbiri yok. Sekiz saat çalıştırılmak üzere alınan bu işçiler on-on iki saat çalışıyor ama aldıkları para asgari ücret veya üzerinde bir para fakat bunun da yarısını ya şirketin verdiği bankamatik kartıyla kendi çekip ertesi gün muhasebeye geri verecek ya da bankamatik kartları toplanıyor, şirketin muhasebecisi veya görevli birisi tarafından bankaya parası yatar yatmaz çekilip şirkete ve şirketle beraber olan diğer iktidar partisi yöneticileri arasında paylaştırılacak kadar, terörist olsa belki bu kadar acımayacak, sıkıntı duymayacak bir konuyla muhatap olan işçiler bunlar.

Bunun gibi birçok sorun var. Mutlaka, bu konunun, bu yüce Mecliste ele alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin aleyhinde İstanbul Milletvekili Sayın Abdullah Levent Tüzel.

Buyurun Sayın Tüzel. (BDP sıralarından alkışlar)

ABDULLAH LEVENT TÜZEL (İstanbul) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin taşeron işçilerle ilgili Meclis araştırması isteği tabii ki gayet yerinde. Uzun zamandan bu yana işçi sınıfımızın ve taşeron işçilerin sorunlarını burada çokça dile getirdik. En son 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesinde, 25 Nisan tarihinde 124 bin işçinin imzalarıyla desteklediği bir yasa teklifinde bulunduk. Bu yasa teklifinde taşeron çalışmasının kaldırılmasını talep ettik ve İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Kocaeli’de, Kütahya’da, en son Adıyaman’da katıldığımız işçi kurultaylarında taşeron işçileri, sorunlarını dile getirdiler. Aslında bu sorunlar bilmediğimiz sorunlar değil, biraz önce önerge üzerine konuşan milletvekilinin de dile getirdiği sorunlar. Ben, öncelikle, taşeron işçileri denince 2012 Martında, Esenyurt’ta, alışveriş merkezi inşaatında çalışırken çadırlarında yanan 11 işçiyi ve benzer şekilde iş cinayetlerinde hayatlarını kaybetmiş bütün işçilerimizi anarak sözlerime başlamak istiyorum.

Yine aynı, şekilde, emeği, alın teri, sendikalı, örgütlü gücü için grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkını kullanan ve şu anda grevleri Hükûmet ve iş veren tarafından baskıyla engellenmek ve hukuk dışı ilan edilmek istenen havayolu emekçilerini ve alanlarda direnen bütün işçi kardeşlerimi selamlayarak ve onlara başarı dileyerek sözlerimi sürdürüyorum.

Taşeron çalışması Türkiye işçi sınıfına yasal anlamda yine bu AKP iktidarı tarafından 2002 yılında İş Kanunu’nun 2’nci maddesinde yapılan değişiklikle getirildi. Taşeron işçisi ne yapar, nasıl yaşar, ne yer içer, nasıl çalışır; bunlar bilinmedik değil. İş güvencesi yoktur, en ağır ve keyfince çalıştırılır; Yasaya göre, uzmanlık gerektiren yardımcı işlerde ve geçici olarak çalışması gerekirken asıl işi yapar, tıpkı diğer kadrolu işler gibi, örgütsüzdür, düşük ücretle çalışır, hafta sonu iznini kullanmaz, bayram izni yapmaz; iş cinayetleri genellikle kaderi olarak kendisine yaşatılır ve iş kazası geçirdiğinde de utanmadan, sıkılmadan ambulans ücreti kendisinden istenen işçidir. Belediyelerde, üniversitelerde, hastanelerde, kara yollarında, hemen hemen kamunun terk ettiği bütün iş kollarında, özel sektörde dahi çalışmaktadır. Çatısı altında bulunduğumuz Türkiye Büyük Millet Meclisi altında da çalıştırılmaktadır taşeron işçiler; tam 950 taşeron işçisi, 1500 4/C’li, 2100 kadrolu işçi bu Mecliste çalışmakta ve görev vermektedir.

Bu yasa değişikliğinin yapıldığı tarihte, 2002 yılında 400 bin olan taşeron işçisi bugünlerde 2 milyonu geçmiştir. Ve inşaatta, metalde, madende, enerji iş kolunda, baraj inşaatlarında, çokça bildiğimiz maden ocaklarındaki iş cinayetlerinde hayatlarını kaybeden ve bizi Avrupa 1’inciliğine taşıyan bu manzaraları yaşayan işçiler de yine taşeron işçilerdir.

Değerli milletvekilleri, bu çalışma biçimi “Ulusal İstihdam Stratejisi” adı altında yine, işte, güvenceli çalışma, parçalı çalışma, uzaktan çalışma, esnek istihdam benzeri sıfatlarla, adlandırmalarla aslında neoliberal kapitalist sistemin işçilerimizi, emekçilerimizi birer modern köle hâline getirmek için icat ettiği, uydurduğu, sözde işsizlikle mücadele, daha çok istihdam sağlamak adına gerçekleştirdiği bir sömürü ve çalışma biçimidir aslında ve bilindiği gibi, özelleştirme uygulamalarıyla devletin sosyal devlet anlayışından uzaklaşarak kamu hizmetlerini bütünüyle özel sektöre, özel alana terk ederek zaman zaman kamu-özel ortaklıkları kurarak parçalı istihdam yöntemleriyle gerçekleştirdiği bir çalışma modelidir.

Değerli milletvekilleri, sizlere Karayollarında çalışan bir işçinin mektubunu aktarmak istiyorum. Sayın milletvekilim, bu aynı zamanda sizlere söylenmiştir: “Biz Karayollarında ‘taşeron’ adı altında çalışan Karayolları işçileriyiz. Bizler ortalama beş ila on altı yıldır Karayollarında çalışmaktayız. Bizler sendikalı olduğumuzdan sonraki süreçte açtığımız tüm davaları kazandık. Yargıtay ‘Karayolları işçisi’ diye karar onadı. Bizlerin maaşlarının ne zaman verileceği, haftada kaç saat çalışacağımız belli değil yani kısaca, hiçbir sosyal hakkımız yok. Sizlerden yargının lehimize verdiği kararlara uyulması doğrultusunda yardım istiyoruz. Zira bir söz var ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz.’ diye. Biz kendi yasalarımıza ve Hükûmetimize güvenmezsek neye ve kime güveneceğiz? Bizlerin haklarının verilmesi için katkılarınızı ve desteklerinizi istiyoruz. Sizlerden hayırlı haberleri umutla bekliyoruz. Saygılarımızla.” Evet, bu hepimize dönük bir yakarış, bir şikâyet ve istem.

Taşeron işçilerinin alanlarda konuştuğu, kurultaylarda dile getirdiği talepler ortada. “Asıl işi yapıyorsak kadrolu ve güvenceli iş istiyoruz ve tabii ki örgütlü, sendikalı, insanca yaşayacağımız bir ücret ve çalışma hayatı istiyoruz.” diyorlar.

Şimdi, burada görev tabii ki Mecliste, Hükûmette, Çalışma Bakanında. Çalışma Bakanının geçenlerde bir gazetede demeci vardı, diyordu ki Sayın Faruk Çelik: “Taşeron işçilerinin sorunlarını çözecek bir sendika bulamıyorum.” Aynı zamanda, aynı tarihlerde 800 liraya “Az para mı? Peynir, ekmek, zeytin yiyerek birçok işçi, milyonlarca işçi bu şekilde hayatlarını pekâlâ sürdürebilirler.” diye asgari ücreti savunan Sayın Çelik, aslında bu alanda örgütlenme mücadelesi veren, ayakta kalma mücadelesi veren sendikalara haksızlık yapıyor ama bir gerçeklik var ki o da sendikaların çoğu, emek hareketi ve sendikalar, Hükûmete, işverenlere, onların baskılarına teslim olmuş, bürokrat zihniyetle de bu baskılar altında çaresiz, mecalsiz durumdalar. Ama “Bütün bunlar karşısında Hükûmet ne üretiyor?” derseniz, işte, bildik torba yasalarla “Şimdi taşeron işçilerinin sorunlarını dinliyorum ve iyileştireceğim.” diyen Hükûmet yeni bir oyun peşinde. Kıdem tazminatını fona devrederek bir taraftan kazanılmış hakları gasbediyor, diğer taraftan da işte bu alandaki yığılmış yükü mahkemelerin elinden kurtarmak ve kolaylaştırmak adına hakem benzeri birtakım mekanizmaları düzenlemek istiyor.

İşçi ise ne diyor değerli milletvekilleri: “Yasalar ne için çıkar? Yasalar durumu düzeltmek, koşulları iyileştirmek için çıkar yani daha iyisini bulmak istediğimiz yasaları. Oysaki baktığımızda Hükûmet bizim haklarımızı gasbetmek, daha ağır, daha kötü, acımasız koşulları bize dayatmak için yasa çıkartıyor.” Evet, geçtiğimiz günlerde çıkan Petrol Yasası… İşte, TPAO’da çalışan taşeron işçilerinin durumunu daha da kalıcı, daha da kötüleştiren bir yasa çıkmıştır; özelleştirmenin ve TPAO’yu bitirmenin önünü açan bir yasa çıkmıştır, bütün torba yasalar böyledir.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet üyesi parti ve milletvekillerine şunu hatırlatmak istiyorum: Bildiğiniz gibi, Türkiye, gençleriyle, kadınlarıyla, sanatçı, aydınlarıyla, işçileri, emekçileriyle bir bütün olarak bir aydır ayakta. Kent hakkına, yaşam hakkına, değerlerine, aile yaşamına, bedenine, inançlarına, her tür kazanılmış hakkına dönük bir saldırı, bir sınır tanımazlığa karşı isyan hâlinde, her yerde direniyor.

Şimdi, ben, özellikle taşeron işçilerinin sorunlarını konuştuğumuz bu gündemde bir kez daha işçilerimizin, emekçilerimizin sorunlarını da sizlere, Hükûmete ve Meclisimize hatırlatmak istiyorum: İnanın ki gençlerden ve kadınlardan sonra patlayacak olan, alanlara çıkacak olan, 15-16 Haziranlarda büyük madenci yürüyüşünde, 90 grevlerinde, 89 bahar eylemlerinde olduğu gibi Türkiye işçi sınıfı da bu acımasız, kapitalist, neoliberal saldırılara karşı, bu kölece çalışma hayatına karşı isyan edecek ve ayağa kalkacaktır. Hükûmet 2023 hedeflerini gösterirken taşeron cumhuriyeti kurmak istiyor ama işçilerimiz ve emekçilerimiz, özgürce, demokratik yaşayacağı bir ülkeyi kurma mücadelesinden vazgeçmeyecek.

Hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tüzel.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin lehinde İstanbul Milletvekili Sayın Süleyman Çelebi.

Buyurun Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)

SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği, aslında Türkiye'nin en acil çözülmesi gereken bir sorununun gündeme getirilmesi konusundaki önerinin -taşeron uygulamasının- lehinde söz almış bulunuyorum. Bir kez daha yüce Meclisi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Sayın Çalışma Bakanı taşeron konusunda işçileri umutlandırıyor, işçilere “Müjde, yakında taşeron sorununu çözeceğiz.” diyor, MHP’den, BDP’den, CHP’den ve kendi grubundaki milletvekilleriyle bir yıl önce bir çalışma sürdürüyor, sonra ipe un serer gibi onu bir tarafa bırakıyor, tekrar, bir daha gündeme gelince tekrar diyor ki: “Ben taşeron işçilerin sorununu çözeceğim, sözleşmeli personele kadro vereceğim.” Umut dağıtıyor sürekli ama umudu bitenler artık bu sürece isyan ediyor. Artık bu verilen sözlerin, bu dağıtılan umutların, bu konuda ifade edilen beyanların toplumda hiçbir hükmü, hiçbir karşılığı yok.

Hani Başbakan bugün gene konuşmasında ifade etti, “Ayaklar baş olursa kıyamet kopar.” demişti daha önce, bugün de buna benzer cümleleri kullandı. Ayaklar bu anlamda baş olmaya geliyorlar çünkü bu zulme, bu uygulamalara, bu taşeron uygulamasına ve baskısına artık “Dur.” demek istiyorlar. O, Taksim’deki insanların talepleri de bunlarla ilgili; yaşadığı hukuksuzluğa karşı, adaletsizliğe karşı, yapılan bu uygulamalara karşı en azından bir sesi de kendileri her alanda ortaya koymaya çalışıyorlar. İzmir’de, Adana’da, Ankara’da, Bursa’da, Eskişehir’de, diğer bütün illerde yaşanan temel sorunun özü, bu ülkede yaşanan hukuksuzluğa karşı, adaletsizliğe karşı, bu vahşi kapitalizmin uygulamalarına karşı bir isyandır. Dolayısıyla, bununla ilgili yargı kararlarını uygulamayan bir Hükûmet var her şeyden önce önümüzde.

Daha önce yaklaşık 8 bine yakın Karayolları işçisi taşeronda çalışıyorlardı, mahkemeye gittiler, “Bizim asıl işimiz Karayollarıdır.” dediler. Mahkeme onların lehinde karar verdi. Yargıtay bu kararı onayladı ve dedi ki: “Asıl işi olan Kara yollarında çalışmış olmaları lazım ve şu ücretleri baz alınması gerekiyor.”

Şimdi, yargı kararlarının uygulanmadığı bir ülkede yaşıyoruz değerli arkadaşlar. İlk önce, burada kanunları çıkartmak önemli değil, Kanunları en çok burada Hükûmetin ve iktidarın uygulaması gerekiyor; oysa bu ülkede kanunlar, yasalar uygulanmıyor.

Değerli arkadaşlarım, büyüyen bir ekonomiden sürekli bahsediyor AKP iktidarı, IMF borcundan kurtulduğunu sürekli söylüyor AKP iktidarı. Evet, bir taraftan IMF’nin bir borcunu kapatabilirsiniz ama şu anda bu uygulamanın, yapılan taşeron uygulamasının bir karşılığı da IMF politikalarıdır, onun reçeteleridir. Dolayısıyla, Dünya Bankasından son dilimde alınan kaynağa bakarsanız bunun bir kısmı da bu işlerin yeniden dönüştürülme projesinin adıdır. Yani bir taraftan IMF’nin bir borcundan kurtuluyor, diğer taraftan bir o kadar borcu Dünya Bankası kanalıyla veya benzeri borçları almaya çalışıyor.

Diğer taraftan, değerli arkadaşlarım, daha geçen de Milas’ta 7 işçi arkadaşımız metan gazından dolayı yaşamını yitirdi. Onlara bir kez daha buradan rahmet diliyorum. Ama oradaki çalışanlar da taşeron işçileriydi. Bu taşeron işçileri uygulamasının -defalarca söyledik- bedellerini, bu büyümenin bedellerini bu ülkede bu taşeron işçiler çekiyor dedik ve bu ülkede çalışanların büyük bir bölümü değerli arkadaşlarım, yüzde 47’si asgari ücretle çalışıyor. Asgari ücret nedir? 783 lira. Şimdi, açlık sınırı ne kadar? 1.058 lira. Türkiye’de çalışanların yüzde 47’si asgari ücretle çalışıyor. Neyin karşılığı çalışıyor? 8 saatin, 7,5 saatin karşılığı değil 12,13,14 saatlik, 15 saatlik çalışmanın karşılığında oraya mahkûm olmuş durumdalar.

Yine, Bakanlığın yaptığı araştırmalara göre özellikle sağlık alanında, özellikle inşaat sektöründe, eğitim alanında devlette ciddi anlamda bir taşeron uygulaması yapılmakta ve bunu önce devletin çözmesi gerekirken, bu sorunu çözme yerine büyütme hedeflerini her geçen gün devam ettiriyor.

Dolayısıyla, büyüyen ekonominin bedelini, işte o söylediğim taşeron işçileri ödüyor değerli arkadaşlar, 13,14 saat, 15 saat çalışarak. Nasıl ödüyorlar? Yaşamlarını yitirerek. İşte, gemi sektöründe, inşaat sektöründe, diğer alanlarda yaşamlarını yitirerek bu bedeli ödüyorlar.

Dolayısıyla, bu açıdan bakıldığı zaman işte emeklilerin sorunu var.

Emekliler bu ülkede ciddi anlamda problemliler ve çoğunun maaşları yine açlık sınırının altında.

Yine, bu ülkenin yaşa takılanları var. Defalarca bu kürsüden söylüyoruz: Hiç ilgisi olmayan yasalarla bu Meclisin gündemi meşgul ediliyor; oysa esas sorun, can alıcı sorun, insanların canını yakan temel sorun olan taşeron sorunu konusunda ciddi bir çalışma ortaya konulamıyor.

Şimdi, Hükûmet, yine bunlarla ilgili birçok uygulamada, bu bedelleri ödeyen vatandaşlar yerine birkaç kişinin o büyümeden yararlanmasının hesabını yapıyor. Evet, birileri büyüdü AKP iktidarı döneminde, o büyüyenler bu ülkenin yandaş sermayesi; onlar büyüdüler, onlar ekonomik güçlerine daha güç kattılar ama bu ülkenin emeklileri, çalışanları, memurları, bu ülkenin yaşa takılan emeklilerine bu bedel ödettirilerek yapılıyor, topluma bedel ödettirilerek yapılıyor.

Dolayısıyla arkadaşlarım, size son söyleyeceğim şu: Yapılmak istenen… Çalışma hayatını bu iktidar cehenneme çevirmektedir, bunu yaparken de taşeronu kullanmaktadır, işçilerin umutlarıyla oynanmaktadır. Onları bozacak, bu oyunları bozacak olan yine bizler olacağız. Onlar engelleyecek, biz bu engelleri aşacağız; onlar baskı uygulayacak, biz yılmadan direneceğiz; onlar sermayeden yana, yasalar çıkartacak, biz yasaları emekten yana işlemez hâle getireceğiz.

Unutmayalım ki bir ülkenin türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlüdür. Mücadelemiz ve türkülerimiz, coşkularımız hiçbir zaman bitmeyecek ve bu taşeron işçisi sorunu Türkiye'de çözülünceye kadar, biz, o taşeron işçilerinin yanında yer alacağız, onun mücadelesini vereceğiz, bu ülkeyi onlara zindan edenlere karşı da inadına direneceğiz diyorum.

Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelebi.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin aleyhinde son söz Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mahmut Kaçar’a aittir.

Buyurun Sayın Kaçar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT KAÇAR (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; MHP Grubunun taşeron işçilerin problemleri konusunda verdiği araştırma önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, taşeron uygulamalarının ne zaman başladığıyla ilgili bir tespitle başlamak zannediyorum daha anlamlı olur.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’de taşeron uygulamaları, ilk olarak 1936 yılında çıkarılan, ilk iş kanunumuz olan 3008 sayılı İş Kanunu’yla Türkiye’de yürürlüğe giren bir uygulama. Daha sonra, alt işverenlikle ilgili bir sonraki düzenleme 1967 yılında çıkarılan 931 sayılı İş Kanunu’yla, ardından 1970 yılında Anayasa Mahkemesinin ilgili kanun maddesini iptali neticesinde 1971 yılında çıkarılan 1475 sayılı Kanun’la da yürürlüğü devam ettirilen bir alan. En son 2003 yılında yapılan düzenlemeyle de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2’nci maddesinde bu “taşeron” olarak tabir ettiğimiz alt işverenlik uygulamasına yer verilmiş.

Yani, özetle, bu “taşeron uygulama” olarak tabir ettiğimiz alt işverenlik uygulaması, AK PARTİ iktidarıyla başlamayan, geçmişi 1936 yılına dayanan ve daha sonraki dönemlerde de uygulanan bir uygulama. Ama geldiğimiz nokta itibarıyla, gerçekten, çalışma koşulları, almış oldukları ücret itibarıyla, kıdem tazminatından mahrum olmaları noktasında ciddi anlamda hak mağduriyetlerinin yaşandığı bir alan ve şu anda gerek kamuda ve gerekse de özelde yüz binlerle ifade edilen bir istihdam. Bu problemin bir an önce çözülmesi, çalışanların insan onuruna yarışır bir ücret almaları, çalışanların çağdaş çalışma koşullarına sahip olmaları ve en temel insan hakkı olan emeğin hakkının korunması noktasındaki taleplerinin karşılanması AK PARTİ Hükûmetinin en önemli öncelikleri arasında.

Bizim çalışma hayatına bakış açımız açık ve net: Emek, kutsal bir hak; emek mücadelesi ve emeğin hakkının korunması en temel insan haklarından biri.

Bizim iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren özellikle çalışma hayatının demokratikleşmesi noktasında, emeğin hakkının korunması noktasında son derece önemli adımlar attığımızı görme imkânına sahibiz.

Biliyorsunuz, AK PARTİ iktidarından önceki hükûmetler döneminde bütün çalışanlardan zorla kesilen ve “Tasarrufu Teşvik Fonu” adı altında toplanan bir para vardı. AK PARTİ iktidarlarından önce, memuru, emekçiyi, çalışanı tasarruf ettirme adına zorla kesilen ve daha sonra da, “Nemalandırılarak kendilerine yeniden iade edileceği.” vadedilen bu Tasarrufu Teşvik Fonu’nda toplanan miktarlar, çalışanlarına, bırakın nemasıyla birlikte geri iade edilmeyi, maalesef, bizden önceki hükûmetler döneminde bütçe açıklarını kapatmaya yönelik olarak kullanılmıştır. Bununla ilgili toplumsal bir talep olmamasına rağmen bu hadiseyi bir hak gasbı olarak gören ve bununla ilgili yaptığı yasal düzenlemeyle de yaklaşık 13,5 katrilyon, çalışanlara geri ödemesini yapan hükûmet AK PARTİ hükûmetleridir.

Yine buna benzer, hepinizin bildiği gibi, yine AK PARTİ iktidarlarından önce “Konut Edindirme Yardımı” adı altında yine çalışanlardan zorla kesilen ve çalışanlara “Konut edindireceğiz.” diye biriktirilen bu fondaki paranın da, maalesef, bırakın konut edindirme neticesinde çalışanların konut sahibi olmasını yine bütçe açıklarına kullanılan bu ücretin de yaklaşık 3,5 katrilyonu, yine çalışanlara, AK PARTİ Hükûmeti döneminde tekrardan iadesi sağlanmıştır.

Bu anlamda, memurlara toplu sözleşme hakkının verilmesi noktasında, bu ülkede kamu çalışanlarının toplu sözleşmeyle ilgili talepleri noktasında her toplu sözleşme talebi geldiğinde, mutlaka, karşılığında memurlardan iş güvencelerini bırakmaları talep edilmiştir ama 12 Eylül 2010 referandumuyla birlikte milletimizin toplumsal sözleşmeye de, toplu sözleşmeye de “Evet” kararı neticesinde memurların iş güvencesine dokunulmadan toplu sözleşme hakkını veren ve bunu da, genel toplu sözleşme, hizmet kolu toplu sözleşmesi ve yerel yönetimler toplu sözleşmesi olmak üzere de anlamlı hâle getiren yasal düzenleme yine AK PARTİ Hükûmeti döneminde yasalaşmıştır.

Bugün Sayın Başbakanımızın AK PARTİ grup toplantısında çalışanlarla ilgili yine açıklamış olduğu son derece önemli bir yasal düzenleme var. O da, başta 4/B sözleşmeli personel olmak üzere, 4924 diye tarif ettiğimiz Sağlık Bakanlığındaki sözleşmeli personelin kadroya geçirileceğiyle ilgili yapmış olduğu açıklamadır. Gerek kamu kurumlarında gerek belediyelerde ve gerekse de Sağlık Bakanlığında 4/B’li ve 4924’e göre toplam çalışan sayısı yaklaşık 93 bindir.

Hepinizin de bildiği gibi, 2011 yılında yine yapılan bir düzenlemeyle yaklaşık 200 bin 4/B’li sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi, yine AK PARTİ iktidarı döneminde çalışma hayatında sözleşmelilik modelinin yerine kadrolu istihdamı önceleyen yaklaşım neticesinde yapılan bir yasal düzenlemedir.

Bu 2011 yılındaki düzenleme ve bugün Sayın Başbakanımızın açıklamış olduğu düzenlemeyle birlikte yaklaşık 300 bin sözleşmeli personelin kadroya geçirilme sürecinin de tamamlanmış olacağını buradan ifade etmek istiyorum.

Taşeronlaşmayla ilgili Hükûmetin yapmış olduğu son derece önemli çalışmalar var. Bu anlamda birincisi 1 Kasım 2012 tarihinde, diğeriyse yine 15 Kasım 2012 tarihinde yapılan iki önemli toplantı oldu. Toplantılardan biri, Sayın Çalışma Bakanımızın başkanlığında, bu “Taşeron” olarak tabir ettiğimiz alt işveren, işçi dernekleri temsilcileriyle bir toplantı yapıldı; diğeriyse, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan siyasi parti temsilcilerinin gerek işçi ve işveren konfederasyonu temsilcileri ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği temsilcilerinin de katılmış olduğu, taşeron çalışanların sorunlarının tespit edildiği, bununla ilgili de yol haritasının net olarak ortaya konduğu iki önemli toplantı yapıldı.

Bu toplantılarda, birincisi, alt işveren yanındaki işçilerin yıllık ücretli izin sorununun çözüme kavuşturulmasıyla ilgili varılan mutabakat; ikincisi, ücretlerinin tam ve zamanında ödenmesinin yasal güvenceye alınması noktasında varılan mutabakat; üçüncüsü, kıdem tazminatıyla ilgili yaşanılan mağduriyetin giderilmesi noktasında varılan mutabakat; yine sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması ve askerlik sonrası işe dönüşle ilgili iş güvencesi sağlanması gibi şu anda taşeron çalışanları için son derece önemli olan sorunların tespiti noktasında bir sorunlar silsilesi çıkarılmış, bununla ilgili mutabakata varılmış ve bununla ilgili de yasal düzenleme hazırlıklarının da son aşamada olduğunu hepimiz biliyoruz.

Özellikle taşeron çalışanlarının iş güvencesi, sendikalaşmayla ilgili önlerindeki engeller ve en önemlisi kıdem tazminatından faydalanamamaları şu anda en önemli problem olarak önümüze çıkmakta. Özellikle alt işverenin her yıl sonunda kıdem tazminatı ödememek amacıyla, uzun yıllar çalışıyor olmasına rağmen, çalışanlarının işlerine son veriyor olmaları, ardından yeniden işe başlatıyor olmaları ve çalışanların en temel hakları olan izin haklarını çoğu zaman bu durumdan dolayı kullanamamaları, yine en temel haklarından biri olan sendikal örgütlenme özgürlüğü hakkını -yasal anlamda bir engel olmamasına rağmen- iş güvencesinden mahrum olmalarından dolayı kullanamamaları, zannediyorum, gerçekten hepimizin üzerinde mutabakata vardığımız, sorun olarak gördüğümüz ve bir an önce de çözülmesini arzu ettiğimiz temel konular.

Çalışma hayatıyla ilgili gerek Toplu İş İlişkileri Kanunu noktasında gerek memurlara toplu sözleşme hakkının verilmesi noktasında gerek iş sağlığı ve güvenliği noktasında Türkiye’ye müstakil olarak ILO normlarına uygun bir İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkaran ve en son olarak da yaklaşık 300 bin civarında sözleşmeli personeli kadroya geçiren AK PARTİ hükûmetlerinin bugüne kadar yapmış oldukları, çalışma hayatıyla ilgili bu önemli düzenlemelerin yanında, ben inanıyorum ki, bu yaz son şekli verilecek ve Meclis açılır açılmaz yapılacak olan yasal düzenlemelerle birlikte taşeron işçi kardeşlerimizin bu en temel, en insani taleplerini de inşallah karşılamış olacağız.

Ben, bu konudaki temennimi tekrar ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaçar.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.33

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 124’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım:

Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşları tarafından sporcularımızı doping yapmaya iten nedenlerin araştırılması ve dopingi önlemeye yönelik gerekli çalışmaların yapılabilmesi amacıyla 25/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

                Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 25/06/2013 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında siyasi parti grupları arasında  oy birliği sağlanamadığından grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                 

                                                                  Emine Ülker Tarhan

                                                                            Ankara

 

Öneri:

Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşları tarafından, 25/6/2013 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, sporcularımızı doping yapmaya iten nedenlerin araştırılması ve dopingi önlemeye yönelik gerekli çalışmaların yapılabilmesi amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin (982 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 25/6/2013 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde Mersin Milletvekili Sayın Aytuğ Atıcı.

Buyurun Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sporcularımızı ve gençlerimizi kavuran, çürüten doping konusunda verdiğim araştırma önergesi üzerine, lehine söz almış bulunuyorum.  Yaşamı boyunca hiç hile yapmayan, üniversiteye giriş sınavında hile yaparak çocuğunun yerine başkasını sınava sokmayan, meydanlarda ve ekranlarda halkı kandırmak için yalan söylemeyen, millî eğitimde hormonlu puanlara göz yummayan milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Mersin’de, biliyorsunuz, 17’nci Akdeniz Oyunları yapılıyor. Bu oyunlar için Akdeniz’in çeşitli ülkelerinden gelerek gençlerimizle beraber  kardeşçe, dostça ve barış içinde yarışan dürüst sporcuları da buradan selamlıyor ve onlara güzel Mersin’imize hoş geldiniz diyorum.

Sporun asıl amacı bireyler ve toplumlar arası kardeşlik ve barışı  ilerletmek, sağlıklı bireyler ve toplumlar yaratmaktır. Bu amaca giden yolda spor, adil mücadele, eşitlik, hoşgörü, sabır, iyi niyet ve daha pek çok ulvi kavramı da içinde barındırır. Kazanma hırsı bazen öyle bir noktaya gelir ki, insanlar hedeflerine ulaşmak için her yolu mübah sayarlar. Kazanma hırsı nerelerde olur değerli arkadaşlarım? Kazanma hırsı, bazen sporda olur, bazen bilimde olur, sıklıkla da siyasette olur. Hırsın geldiği bu noktada amaç başarmak değil ne olursa olsun kazanmaktır. İşte, bu durum tehlikelidir. Her ne olursa olsun kazanma isteği, insanı insanlıktan çıkarır. Kazanmak uğruna her türlü yolsuzluk ve hileye başvurulabilir. Hatta ve de hatta, iş öyle noktaya varır ki, kutsal değerlerin bile harcanmasına, kirlenmesine göz yumulabilir. Bilemiyorum, bu anlattıklarım sizlere bir yerden tanıdık, bildik geliyor mu?

Bildiğiniz gibi, doping, yarışmalarda haksız yere kendine avantaj sağlamak isteyenlerin çeşitli şekillerde hileler yapmasıdır. Yani sporcuların kendilerini aslında göründüklerinden daha güçlüymüş gibi gösterme ve hak ettikleri yerden daha yükseklere çıkma arzusudur doping. Peki, doping sadece insana mı yapılır? Hayır. Hayvana da yapılır, bitkiye de yapılır; kısacası, tüm canlılara doping yapılır, dopinglerin tamamı da zararlıdır.

Peki, sistemlere doping yapılır mı? Elbette ki yapılır. Ekonomiye, sağlık sistemine, eğitimde verilen notlara, siyasi partilere; kısacası, her şeye ama her şeye doping yapılabilir. Bu durumda ise yapılan şey hem tehlikelidir hem de sahtekârlıktır. Ekonomiyi olduğundan iyi göstermeye çalışabilirsiniz doping yaparak ancak foyası ortaya çıkar. Başbakanın bir konuşmasıyla faiz yükselir, borsa düşer, döviz fırlar. Suçlu hemen bulunur, faiz lobisidir. Oysa suçlu, ekonomiye doping yapanlarda ve buna göz yumanlardadır. Sağlık sistemini olduğundan iyi göstermeye çalışırsınız, dopingin etkisi geçince gerçek, tüm çıplaklığıyla ortaya çıkar. Nedir bu gerçek? Katkı payları korkunç şekilde yükselir, sağlığın otuz yıllık geleceği satılır; velhasıl, insan yaşamı tehlikeye girer. Görüyorsunuz, doping ne kadar zararlı. Siyasi sistemi ve uygulamaları olduğundan iyi gösterip bir kesimi yok sayarsanız, doping etkisi ortadan kalkınca gerçek yine ortaya çıkar. İnsanlar “Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette.” diyerek, Taksim’den başlayarak tüm yurtta sokaklara dökülür. İşte, her tarafta yaptığınız dopingin etkisini sizlere kısaca özetledim.

Sporda da durum aynıdır. Her yerde olduğu gibi sporda da “Çok başarılıyız.” demek için dopinge göz yumarsanız, tüm dünyaya âdeta rezil olursunuz. Oysa sporun en önemli ilkesi eşit koşullarda yarışmak ve ahlaklı olmaktır.

Mustafa Kemal Atatürk “Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim.” demiştir, “Ne olursa olsun kazananı severim.” dememiştir.

Sporcularımızın kısa yoldan zengin olan bazı yöneticilere özenmeleri dehşet vericidir. Yani doping temizliğine sadece sporda değil, aslında tüm alanlarda ihtiyaç vardır.

Değerli arkadaşlarım, insanlara doping uygulamasının sağlığa da zararları vardır, yani genç sporcularımız bu doping yüzünden âdeta telef olmaktadır.

Bakın, sporcularımız arasında hızla yayılan doping, sporcularımıza, gençlerimize, çocuklarımıza neler yapıyor? Bu etkiler arasında, gençlerde gelişme geriliği, büyümenin durması, aşırı kıllanma, gelişme bozukluğu, karaciğer ve böbrek üstü tümörler, kısırlık, psikoz, aşırı saldırganlık yan etkiler arasında sayılabilir, hatta ve de hatta dopinge bağlı ölümler de görülmüştür.

Değerli arkadaşlarım, Mersin halkının ortak değeri olan Akdeniz Oyunları, maalesef ve de maalesef dopingle anılır olmuştur. Bazı sporcularımıza yapılan testlerde doping tespit edilince sporcularımız yarışmalardan geri çekilmişlerdir. 5 farklı şehirde baskın yapılarak sporcularımızdan örnek, numune istemişler ve bazı sporcularımız bu numuneleri vermekten kaçarak, yarışmalardan çekilmeyi tercih etmişler, hatta ve de hatta sporcular kendi aralarında kısa mesajlarla cep telefonlarıyla birbirlerine haber vererek, yangın merdivenlerinden birbirlerinin kaçmalarını sağlamışlardır.

Peki, soruyorum: Bir sporcu numune vermekten niye kaçar? Cevabı çok basit, cevabını siz milletvekilleri çok iyi biliyorsunuz; Hükûmet Sayıştay raporunu Genel Kurula getirmekten neden kaçarsa, sporcu da bu yüzden idrarını vermekten kaçar. Çünkü gerçekler ortaya çıkacaktır, gerçekler ayan beyan ortaya çıktığında da işin makyaj kısmı dökülmüş olacaktır.

Yine, önceki gün halter takımımızın 8 sporcusu maalesef doping yüzünden yarışmalardan çekilmiştir. Doping yapmak aslında örgütlü bir suçtur değerli arkadaşlarım. Doping maddesini getiren, veren, içen, uygulayan, denetimden kaçıran, denetlemeyen, soruşturmayan ve derece kazanmak adına göz yuman siyasiler olmak üzere bu, tüm bu işe bulaşan herkesin başını ağrıtacak bir suçtur. Önümüzde uluslararası yarışmalarda madalyaları geri alınan, kürsüden kaçan, spordan menedilen örnekler olmasına rağmen, AKP iktidarlarının döneminde artan doping sporun uğradığı değer erozyonunun sonucudur ve giderek, giderek artmaktadır.

Mersin’de halkın parasıyla kurulan spor tesislerinde 17’nci Akdeniz Oyunları hâlen bugün de yapılmaya devam ediyor. Açılışa AKP yandaşları dışında kimse alınmıyor, oyunlar AKP tarafından, sizler tarafından siyasi olarak istismar ediliyor. Özel uçaklarla Ankara’dan, İstanbul’dan yığma kalabalıklar açılışa götürülüyor ancak Mersinliler maalesef bu işin dışında kalıyor.

Peki, Başbakanın söylemlerinde doping var mıdır? Başbakanın söylemlerindeki dopingin de, hilenin de haddi hesabı yoktur. Mersin’deki spor tesislerinin açılışında da maalesef ayrımcı söylemler dikkati çekmiştir ve yapılan dopingli söylemlerde Mersin’e iyilik yapıldığı söylenmektedir ancak Mersin’in kalbi durumundaki Tevfik Sırrı Gür Stadyumu’na el konularak, TOKİ’ye verilerek Hükûmet kârlı bir iş yapacağını ortaya koymuştur yani bir koyarak yine beş almıştır. Mersinliler kendilerini protesto edecekler diye stadyuma alınmamışlardır ve zavallı esnafın da bu oyunlardan hiçbir kârı olmamıştır.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, AKP Grubunun dikkatine bir şey getirmek istiyorum. Ben bu araştırma önergesini verdikten sonra, konuşma hazırlarken dikkatimi çeken bir husus, AKP Grubunun da bundan dört ay önce benzer bir önergeyi vermiş olmasıydı. Bunu gördüm ve bu benzer önergeyle ümit ettim ki AKP grup başkan vekilleri bizim grup başkan vekillerimizle konuşurlar, bunu bir ortak önerge hâline getirirler. Ama bu durum ya atlandı ya da özellikle bir şekilde görmezden gelindi. Şimdi şurada gördüğünüz Meclis araştırması önergesinde tam 102 tane AKP’li sayın milletvekilinin imzası var. Ben burada doping hakkında ne konuştuysam, aynısının altına 102 milletvekili imza altmış.

Şimdi, Sayın Canikli, zaman çok geç değil, ara verilebilir, bir şekilde önergeler birleştirilebilir ve bu doping belasından Türkiye’yi kurtarmanın yolları aranabilir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Atıcı.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Bartın Milletvekili Sayın Yılmaz Tunç.

Buyurunuz. Sayın Tunç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisinin aleyhinde söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

Biraz önce Cumhuriyet Halk Partili milletvekilimiz, doktor olarak tanıdığımız milletvekilimiz birtakım psikolojik sorunlardan bahsederek birtakım yakıştırmalar yapmaya çalıştı. Daha önce de bu kürsünden benzer ifadeler kullanmıştı. Biz de hukuk fakültesinde okurken kriminoloji dersi okuduk -avukat olan, hukukçu olan arkadaşlarımız bilir- kriminoloji bilimine göre, tüm saldırgan davranışların altında hayal kırıklığı doğuran bir durum yatmaktadır. Yani, hocalarımız bize kriminoloji dersinde “Saldırganlığın nedenlerinden en önemlisi, altında mutlaka bir hayal kırıklığı vardır.” diye öğretmişlerdi.

Şimdi ben soruyorum buradan: Cumhuriyet Halk Partisinin içinde bulunduğu bu saldırgan durum acaba hangi hayal kırıklığından kaynaklanmaktadır? On bir yıldır başarıyla devam eden AK PARTİ iktidarı mıdır ya da Cumhuriyet Halk Partisinin altmış yıldır iktidar olamaması mıdır? Burada, sporda dopingle ilgili bir önerge vereceksiniz, ardından farklı değerlendirmelerde bulunacaksınız.

Bizim AK PARTİ’li milletvekillerimizin sporda dopingle ilgili verdiği önergenin arkasındayız. Ancak, bugün Meclisin gündeminde yargıyı ilgilendiren, adalet mensuplarını ilgilendiren adli tatil düzenlemesi var. Ayrıca, yine Devlet Memurları Kanunu’yla ilgili, sözleşmeli personelin kadroya alınmasıyla ilgili yasal düzenlemeler var. Meclis tatile girmeden önce bunların da çıkması gerekiyor.

Evet, doping önemli. Doping sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada sporcuları, sporu tehdit eden önemli bir konu. Performans artışı sağlamak için dışarıdan alınan veya sporcunun vücudunda bulunan bir maddenin normal düzenin üzerine çıkarılmasını sağlayan yöntemlerin kullanılması, sporcu sağlığına zararlı ve hakça yarışmayı engelleyen bir husustur. Bu nedenle, dopingle mücadelede Avrupa Birliği içerisinde yasa dışı doping ilaçlarının ticaretinin aynen uyuşturucu ticareti gibi algılanmasına yönelik çalışmalar dikkat çekicidir. Ülkemizde de alınması gereken önlemlerin başında, genç sporcuların doping maddeleri, bu maddeleri içerebilecek reçeteli ilaçlar ve tüm bunların doğurabilecekleri sağlık sorunları konusunda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekmektedir. Dopingle mücadele kapsamında sporcuların doping yapmasını  önlemek, sporcuları dopingin zararlı etkileri konusunda bilgilendirmek, sporcu beslenmesi ve dopingle mücadelenin yaygınlaştırılması için Gençlik ve Spor Bakanlığı yeni adımlar atmıştır. Ulusal Gençlik ve Spor Politikası Belgesi’nde de dopingle mücadelenin yaygınlaştırılması için Gençlik ve Spor Bakanlığı yeni adımlar atmıştır. Ulusal Gençlik ve Spor Politikası Belgesi’nde de dopingle mücadele için önemli hedefler konulmuştur.

Profesyonel bir sporcunun doping maddesini bilerek alması kabul edilemez. Bu, spor ahlakıyla da bağdaşmaz. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik, aynı zamanda ahlaklısını severim.” sözü aslında her şeyi özetlemektedir.

Sporcuların sağlık nedeniyle aldıkları bazı ilaçların da kontrollerde doping gibi değerlendirildiği de görülebilmektedir. Bu duruma düşmemek için de sporcuların ilaçlar konusunda bilgilendirilmesi ve bütün ilaçların doktor kontrolünde alınması gerekir. Bu tedbirler noktasında sporcularımızın, antrenörlerin ve kulüplerinin dikkatli olması gerekir. Dopingin önlenmesi amacıyla doping yapan sporculara, antrenörlerine, hatta kulüplerine de yaptırımlar getiren yeni yasal düzenleme çalışmaları da sürmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; on buçuk yıldan bu yana devam eden AK PARTİ iktidarında her alanda olduğu gibi gençlik ve spor alanında da önemli ilerlemeler sağlanmıştır. Türkiye, büyüyen ekonomisi, güçlü demokrasisi, uluslararası alanda artan etkinliği ve dinamik, genç nüfusuyla daha büyük, daha müreffeh ve daha güçlü bir devlet ve toplum olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Sporun sağlıklı nesillerin yetişmesinde, halk sağlığının korunmasında, ekonominin gelişmesinde, toplumsal barışın tesis edilmesinde ve sosyal uyumun geliştirilmesinde çok önemli bir yere sahip olduğuna inandığımız için spora, sporcuya ve spor tesislerine büyük önem veriyoruz. Bu anlamda, Gençlik ve Spor Bakanlığının kurulması bile AK PARTİ iktidarlarının gençlik ve spora ne kadar büyük önem verdiğinin açıkça göstergesidir.

20 yaşından küçük gençlerimiz AK PARTİ iktidarından önceki durumu hatırlamıyor diye son yıllardaki gelişmeleri görmezden gelip konuşmak doğru değildir. Gençlere ve spora çok büyük önem verdiğimizi gençlerimiz ve sporcularımız bilmektedir. Amatör sporun geliştirilmesi için verilen destekler ortadadır, açılan gençlik merkezleri, inşaatları devam eden gençlik merkezleri ortadadır. Türkiye öyle bir kısım siyasetçilerin ve bazı ulusal ve uluslararası medyanın göstermek istediği gibi bir Türkiye değil. Türkiye, 2020 Olimpiyatları’na adaylığı ile dünyanın en büyük spor organizasyonunu İstanbul’a getirmek için çalışan bir ülkedir ve bu kapsamda İstanbul’a 25’i yeni olmak üzere 36 tesis kazandırmak için kolları sıvayan bir ülkedir.

Değerli milletvekilleri; AK PARTİ’nin on buçuk yıldan bu yana Türkiye’yi geriye götürdüğünü söyleyenler hiç de inandırıcı değiller. Eğer Türkiye söyledikleri gibi olsaydı 23’üncü Dünya Üniversite Yaz Oyunları’nın, Universiade’ın 2005 yılında İzmir’de yapılamasını sağlayabilir miydi? Türkiye on yılda 6 kez Formula 1 organizasyonlarını İstanbul’da yapabilir miydi? Türkiye, 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nı gerçekleştirebilir miydi? Eğer Türkiye bazı siyasetçilerin dünyaya şikâyet ettiği gibi bir Türkiye olsaydı, 2010 yılında Büyükler Halter Şampiyonası’nı Antalya’da, Avrupa Yol Bisikleti Şampiyonası’nı Ankara’da, Dünya Deniz Küreği Şampiyonası’nı İstanbul’da, Dünya Bilardo Şampiyonası’nı Antalya’da, Dünya Atıcılık Kupası finalini İzmir’de gerçekleştirebilir miydi? 2011 yılında Dünya Universiade Kış Oyunlarını Erzurum’da, Avrupa Gençlik Olimpik Oyunlarını Trabzon’da, Dünya Güreş Şampiyonası’nı İstanbul’da gerçekleştirebilir miydi? 2012 Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nı İstanbul’da gerçekleştirebilir miydi? Doksan yıllık cumhuriyet tarihimizin hangi on yıllık dönemine bu kadar uluslararası dev organizasyon sığdırılabilmiştir? Eğer Türkiye bugün bazı çevrelerce gösterilmek istendiği gibi bir Türkiye olsaydı bu dev organizasyonlar Türkiye’ye verilmezdi. Verilse bile, on yıl önce memuruna, işçisine, emeklisine maaş ödeyebilmek için 1 milyar dolar IMF borcuna muhtaç olan bir ülke, bu dev organizasyonların altından kalkamazdı. Ekonomik kriz nedeniyle Yunanistan’ın yapamadığı Akdeniz Oyunlarını Akdeniz havzasında başarabilecek ülke olarak Türkiye'nin görülmesinden ve bunu başarıyla gerçekleştiriyor olmasından hepimizin gurur duyması lazım.

Türkiye'nin her alandaki istatistiklerini olumlu yönde değiştiren bir iktidar var. Ekonomide ülkemizi nasıl 4 kat büyütmüşsek bu büyüme ve gelişmeyi her alanda gerçekleştirdik. Sporu da ihmal etmedik, dünyanın gelişmiş ülkelerini kıskandıracak ilerlemeler sağladık. 2002 yılında 278 bin olan lisanslı sporcu sayısı bugün 3 milyona ulaştı; spor kulübü sayısı 6 binden 11 bine çıktı; uluslararası müsabakalarda kazanılan madalya sayısı 2002 yılında 1.481 iken bu başarı 2012 yılında 2.868’e ulaştı. Spor tesisleri için ayrılan kaynak 2002 yılında 62 milyon lira iken -bakınız, 2002’de spor tesisleri için ayrılan kaynak 62 milyon lira- bugün 6 kattan fazla arttırıyoruz, 390 milyon lira. Gençlik Spor Genel Müdürlüğü bütçesi, AK PARTİ’den önce ne kadardı biliyor musunuz? Sadece, 193 milyon lira. Şimdi ne kadar? 1 milyar lira. 5 kat yükselttik. Gençlik merkezi sayısını 175’e çıkardık, nüfusu 10 binin üzerinde olan her ilçeye bir kapalı spor salonu projesini başlattık. 2003-2013 arasında 200 civarında spor tesisini sıfırdan tamamlayarak halkımızın hizmetine sunduk. Ülke çapında 28 adet olimpik havuz inşa ettik, yüzme havuzu olmayan il kalmasın diye çalışıyoruz. Gelmiş geçmiş iktidarlar arasında gençlere en fazla değeri biz verdik. Sadece, gençlerin seçilme yaşını 30’dan 25’e indirmekle kalmadık, her ile üniversite açarak, yurtlar yaparak gençlerimizin yüksek tahsil yapmalarını kolaylaştırdık. AK PARTİ’den önce üniversite öğrencilerine 45 lira üniversite bursu layık görülüyordu, bu rakamı bugün 280 liraya biz çıkardık. Bizler gençlerimizi geleceğimiz olarak görüyoruz, onların illegal oluşumlar içerisine girerek hem kendilerine hem de ailelerine zarar vermelerini istemiyoruz; vatana ve millete hayırlı birer evlat olarak yetişmelerini ve cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümünde ülkemizi dünyanın en büyük 10 ülkesinden biri yapmalarının yolunu açıyoruz, gençlere değer veriyoruz.

Sporda dopingle ilgili, AK PARTİ’li milletvekillerinin de araştırma önergesi Meclis gündemindedir. Meclis gündemimizde yargı, adaleti ilgilendiren, adli yargıyla ilgili konunun…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YILMAZ TUNÇ (Devamla) –…bugün ve yarın yasalaşması gerekiyor. O nedenle, CHP Grup önerisinin gündeme alınmamasını talep ediyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili benim psikolojik bir değerlendirme yaptığımı söyleyerek sözlerimi çarpıttı, izin verirseniz…

BAŞKAN – Buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, ben bugün bir psikolojik değerlendirme yapmadım. Ben olabildiğince olumlu bir havada bu araştırma önergesinin çıkmasına çaba sarf ettim ama görüyorum ki geçen hafta yaptığım psikolojik değerlendirmeler hâlâ hafızalarınızda; bu, iyi bir şey.

Şimdi, değerli arkadaşlar, halkı kandırmaya hiç gerek yok. “CHP saldırgan” diyorsunuz. Bakın, CHP’yi temsilen ben konuşuyorum şu anda ve olabildiğince en mülayim ve en iyi şekilde sizleri, çocuklarımızı bu illetten kurtarmaya davet ediyorum.

HAMZA DAĞ (İzmir) – En mülayim hâliniz bu mu?

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Şimdi, çıkıyorsunuz, burada diyorsunuz ki: “Kendi önergemizin arkasındayız.”

Değerli arkadaşlarım, ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Önergenizin arkasındaysanız, delikanlıca “evet” oyu kullanırsınız, biz de sizinle beraber otururuz, bu komisyonu kurarız.

Şimdi, bir de halkı yanıltmaya, halka yalan söylemeye devam etmeyin ne olur. “Mecliste çok işimiz var.” diyorsunuz; doğru değil. Mecliste işler her zaman vardır ama halkımız şunu bilmelidir ki bu komisyonun kurulması, Meclis Genel Kurulunun çalışmasını engellemez. Komisyon kararına “evet” dersiniz, kendi mecrasında yürür, başka bir yerde bizler bu toplantıları yaparak gençlerimizi bu illetten kurtarmaya çalışırız.

Şimdi, 102 arkadaşınız diyor ki: “Doping zararlıdır, araştırılmalıdır.” Biz de kalkmışız -hani hep “negatifsiniz” diyorsunuz ya sürekli- size diyoruz ki: “Evet, haklısınız.” İlk defa, nadiren, haklı olduğunuz noktalardan birindesiniz, iyi bir nokta yakalamışsınız, teşekkür ederiz. Biz de ana muhalefet partisi olarak size destek veriyoruz. Gelin, bu sorumluluktan kaçmayın ve hep beraber bu komisyonu kuralım. Teklif eden sizsiniz. 102 imza sahibi şimdi nasıl “hayır” diyecek, bunu halka nasıl anlatacaksınız, bu kara lekeyi nasıl taşıyacaksınız, merak ediyorum doğrusu. (CHP sıralarından alkışlar)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Başkanım, partimizi hedef alarak partimize ilişkin de “saldırgan” ifadesini kullandı sayın hatip.

BAŞKAN – Buyurun.

 

2.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – “Saldırgan” mı demiştiniz? Siz, “saldırgan” demiştiniz değil mi? Siz, Tanrı’nın evini, bir camiyi yaralılara açan bir imamı görevden aldınız, bu kadar masum bir duyguyla hareket eden bir imamı görevden aldınız. Polisi halkına karşı, meydanlara çıkıp birer birer kışkırttınız, dediniz ki: “Evet, polis saldırmalıdır, polis kurşun sıkmalıdır, polis şunu yapmalı, plastik mermi kullanmalıdır…”

RECEP ÖZEL (Isparta) – “Polis kurşun sıkmalıdır.” nerede dedik ya?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – “...biber gazı sıkmalıdır.” bunu söylediniz. “Yüzde 50’yi zor tutuyoruz evimizde, yüzde 50’yi zor tutuyoruz.” dediniz, hatırlıyor musunuz? “Karşınıza canımız isterse 1 milyon kişiyi çıkartırız.” dediniz, bunu hatırlıyor musunuz?

AHMET YENİ (Samsun) – Müftünün karısı nerede?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Peki, genç kızları saçlarından sürükleyenleri hatırlıyor musunuz, İzmir’de genç kızları saçlarından sürükleyen o polisleri ve gencecik çocukların gözünü çıkartan, adalet isteyen bir gencin başına kurşun sıkan o polisin aklandığı süreci hatırlıyor musunuz? Bunlara kim zemin hazırladı?

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Aklandı mı?

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Kim buna zemin hazırladı söyler misiniz? Peki, bu zihniyet mi bize saldırgan olup olmadığımızı söylüyor, pes!

RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – İlçe başkanı… Müftünün karısı…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Pes, gerçekten pes, pes doğrusu! Bize bunu söyleme cüretini göstereceksiniz öyle mi?

Siz, bu ülkede meşru müdafaanın tanımını değiştirdiniz beyefendi, meşru müdafaanın tanımını değiştirdiniz. Bir hukukçu olarak utanıyorum bundan. Meşru müdafaayı siz ne yaptınız biliyor musunuz? Yargı oyuncağınsa eğer, masum insanların kafasına kurşun sıkmayı siz meşru müdafaa tanımı yaptınız bu ülkede.

RECEP ÖZEL (Isparta) - Biz mi yaptık, yargı yapıyor bunu ya!

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Siz, aktif saldırganlığa “meşru müdafaa” diyorsunuz artık bu ülkede.

Bakın, meşru müdafaa adı altında siz, saldırgan olmayan sizler, 3 kişiyi, 5 kişiyi, 10 kişiyi öldürebilirisiniz, gözlerini çıkartabilirisiniz, buna zemin hazırlayabilirsiniz ama inanın tüm halkı öldüremezsiniz, bunu yapamazsınız. “Yüzde 50 olmasa, kalan o yüzde 50, düşman bildiğiniz o yüzde 50 olmasa bu ülkeyi ne güzel yönetirdik.” diye düşünüyorsunuz öyle mi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Müftünün karısı nerede, müftünün?

BAŞKAN – Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

Evet, Sayın Tunç…

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Benim saldırgan olduğumu ifade etti.

BAŞKAN - Karşılıklı saldırganlık başladı.

Aslında partinize dedi, Sayın Canikli’nin vermesi lazım ama hadi ben size vereyim. Şimdi, Sayın Canikli’ye yok o zaman. Hadi bakalım.

Buyurun.

 

3.- Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un, Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Tabii, öncelikle, buraya çıkan, özellikle grup başkan vekili sıfatı taşıyan kişinin önce bir Genel Kurulu selamlaması lazım. Bir kere bu alışkanlığı edinmeniz lazım, bir hukukçu olarak size bunu tavsiye ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, “Bravo” sesleri)

Şimdi, Gezi olaylarıyla ilgili burada birtakım değerlendirmeler yaparak AK PARTİ Hükûmetini, güvenlik güçlerimizi, polisimizi suçladınız, zan altında bırakan ifadeler kullandınız. Şu anda devam eden yargılamalar var. Birtakım şiddet olayları gerçekleşti. Bu şiddet olaylarının altında yatan nedenin ne olduğunu kronolojik açıdan, kronoloji bilimi açısından söylemeye çalıştım ama bunu anlamak istemediniz.

Bakınız, İnternet’te polisin kameralarının, MOBESE kameralarının görüntüleri şu anda herkesin ulaşabileceği şekilde duruyor. Burada polise nasıl saldırıldığını kamuoyu gayet iyi görüyor. Polisin o kalkanlar altında, arkasında o göstericilere, şiddet kullanan, taş atan, her şeyi fırlatan o göstericilere sabırla nasıl direndiğini, o kalkanların arkasında nasıl beklediğini o görüntülerde siz görmüyor musunuz? O görüntüleri gördüğünüz hâlde hâlâ niye güvenlik güçlerimizi, polisimizi Cumhuriyet Halk Partisi adına burada gelip suçluyorsunuz?

İşte, müftünün karısı rolündeki o Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanının hanımını da izledik. Nasıl provokasyonlar içerisine Türkiye’nin çekilmek istendiğini hep birlikte gördük. Zahide nineyi de izledik, nasıl ders verdiğini izledik. İşte bunları artık görün ve Cumhuriyet Halk Partisini barajın altına düşürmek için bu kadar gayret içerisinde olmayın diyorum.

Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun.

 

4.- Ankara Milletvekili Emine Ülker Tarhan’ın, Bartın Milletvekili Yılmaz Tunç’un sataşma nedeniyle yaptığı konuşma sırasında Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

 

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Sayın Başkan, Beyefendi gençlerden, coşkudan, büyüyen, filizlenen her şeyden nefret ettiği için saygıyı hak edip etmediği konusunda kuşkuluyum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Saygıyla selamlamayı hak edip etmediği konusunda gerçekten kuşkuluyum. İtiraz eden herkesten nefret ediyorsunuz, farkında mısınız? Herkesten nefret ediyorsunuz ve siz, neden insanların değil, sadece biber gazının ve silahların gücüne inanıyorsunuz?

AHMET YENİ (Samsun) – Müftünün karısını anlat.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) - Bunu hiç sorguladınız mı? Siz sadece bunun gücüne inanıyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) – Provokatörleri anlat.

BAŞKAN – Sayın Yeni, lütfen…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – Neden yalan söylüyorsunuz “Polis mermi kullanmıyor.” diye? O güneş gibi doğduğunu söyleyen Başbakanınız ayağımıza bir diken gibi battı, biliyor musunuz? Bir diken gibi battı ama bizi ağlatmıyor, kesinlikle ağlatmıyor, sadece güçlendiriyor, mücadelemizi güçlendiriyor, bundan emin olun.

Siz yüzde 50’yi yüzde 50’ye düşman etmek için, oturun düşünün, meydanlara topladığınız insanlara…

AHMET YENİ (Samsun) – Provokasyonları anlatın biraz, müftünün karısını…

EMİNE ÜLKER TARHAN (Devamla) – …belediye tarafından toplattığınız insanlara birtakım müsadere metinlerini okumaya devam edin ama biz ağlamayacağız yaşattınız açılar için ve direnmeye, mücadele etmeye devam edeceğiz, bunu bilesiniz, bunu biliniz ve kendinizi bir kez daha sorgulayınız, halkınızı niye kendinize düşman görüyorsunuz? Lütfen bunu sorgulayın.

AHMET YENİ (Samsun) – Müftünün karısı nerede, müftünün karısı?

YILMAZ  TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Yok artık, yok, bu çok uzuyor.

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Sayın Başkan, yeter yahu!

BAŞKAN – Ne yapalım canım?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Olmaz Başkanım ama yeter.

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Böyle bir şey olmaz ama ya!

BAŞKAN – Ne yapayım, ben ne yapabilirim? Olmaz da işte oluyor. Ne yapayım?

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Olmaz ama, böyle bir şey olmaz ya!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İç Tüzük’ün gereğini yapacaksınız yani İç Tüzük’ün gereğini neyse…

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Sayın Başkan, olmaz böyle bir şey ya!

BAŞKAN – Tamam, bitirdik, söyledik Sayın Tunç’a da “hayır” diye. Herkes birbirine laf atıyor.

Şimdi ben size söz vereceğim, isterseniz kapatalım.

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Biz burada seyirci değiliz ya, bir tiyatro değil burası ya.

BAŞKAN – Muhterem, sevgili başkanım, ya ben ne yapayım?

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Tamam, burası bir tiyatro değil.

BAŞKAN – Ya, ben ne yapayım?

ALİ UZUNURMAK (Aydın) – Yapacaksınız neyse. Böyle bir şey var mı ya!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İç Tüzük’ü uygulayacaksınız.

BAŞKAN – İç Tüzük’ü uygularsak hiçbirinizin ağzını açmaması lazım, İç Tüzük’e gelince herkes kendine yontmasın.

Ben başında söyledim, televizyon yayınının bitimine kadar lütfen herkes sabretsin diye.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) –  Olmaz efendim, 69’a göre…

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin lehinde, Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurunuz.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşları tarafından sporcularımızı doping yapmaya iten nedenlerin araştırılması ve dopingi önlemeye yönelik gerekli çalışmaların yapılabilmesi amacıyla 25/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun vermiş olduğu dopingle ilgili öneride söz aldım, hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Konuşmamın hemen başında Irak’ta Tuzhurmatu’da terör olaylarını protesto etmek için toplanmış Türkmen vatandaşlarımızın arasında bir canlı bomba saldırısı neticesinde şehit olan Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı Ali Haşim Muhtaroğlu’na, Türkmen asıllı Tikrit Vali Yardımcısı değerli kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. 13 Türkmen vatandaşımız hayatını kaybetmiş -saldırganlarla beraberdir 13 kişi- ve 71 kişi de yaralıdır, onlara da hastanelerde acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, Türkiye önce meselelerini doğru tartışmalıdır. Evet, bugün, Türkiye’de mahir bir iktidar vardır. Ama, iktidarın mahareti acaba neden kaynaklanmaktadır? Biraz insaflı ve dikkatlice hepimiz bu ülkenin menfaatlerini düşünen milletvekilleri sınıflamasında olduğumuzu düşünerek hareket ettiğimizde biz küçük sevaplarla büyük günahları kapatmakta mahir olduğumuzu anlayabiliyor muyuz? Eğer anlayabiliyorsak o zaman meseleyi düzeltme imkânımız olur. Evet, Türkiye’de on buçuk yıldır bazı uygulamalarda iyi neticeler alınmış mıdır? Mutlaka alınmıştır. Ama, o küçük sevaplar büyük günahları kurtarabilmekte midir değerli arkadaşlar? Şurada bugün yaptığımız tartışmada bile, dopingle ilgili konuştuğumuz konuda farz edin ki muhalefet sözcüsü arkadaşımız farklı şeyler söyledi, peki, iktidar sözcüsü olan arkadaşımızın söylediği, aydınlatmaya çalıştığı konular dopingle ilgili ve dopingi alakalandıran, problemi öneren, çözen önermeler midir?

Değerli milletvekilleri, biz, maalesef bir taassup içerisinde, iktidar ve muhalefet taassubu içerisinde insanımızın ve ülkemizin, dünyanın problemlerini doğru tartışmıyoruz. Doğru tartışmadığımız için de kuyruğunu yakalamaya çalışan kedi gibi dönüp duruyoruz değerli arkadaşlar.

Doping nedir? Doping, vücudun zihinsel veya fiziksel olarak uyarıcı etkisiyle daha üstün performans sağlaması için ilaç alınmasıdır. Peki, bu ilaç alınması neden kaynaklanmaktadır ve sonuçları neleri getirmektedir? Bir: Her şeyden önce bu ilacı alan yarışmacılar veya bu ilacı veren kimseler, teknik heyetler olabilir. Örneğin, bazı hayvan yarışlarında başka alanlarda da bunlar kullanılmaktadır. O masum hayvanın kendisine doping yapıldığından haberi yoktur. Onu tamamen sahipleri veya teknik heyet yapmaktadır. Sporcular bazen kendileri de farkında olmadan antrenörlerin veya teknik heyetlerin dopingleriyle karşılaşmaktadırlar, kendi iradesiyle bu uyarıcıları alan sporcular da olmaktadır, yarışmacılar da olmaktadır. Bu neden kaynaklanmaktadır? Bu, başarı hırsından kaynaklanmaktadır; bu, menfaat temin etmekten kaynaklanmaktadır çünkü alınacak birtakım ödüllerden unvanlara varıncaya kadar onlar bir avantaj sağlayacaktır.

Değerli milletvekilleri, dolayısıyla, kendi iradesiyle veya kendi iradesi dışında bu uyarıcıların alınması hem sporcu sağlığı açısından mahzurlar doğurmaktadır ve insan hayatı açısından veya hayvan hayatı açısından, sağlığı açısından önemlidir hem de bir diğer yönüyle, bu, başarı ve zafer hırsızlığıdır. Bu, başarı ve zafer hırsızlığı da mutlaka ki yarışmacı prensipleri ve centilmenlik açısından da değerlendirilmesi gereken bir konudur.

Değerli milletvekilleri, kendi ev sahipliğini yaptığımız Akdeniz Oyunları yarışmasında kendi sporcularımızın doping kontrolünden kaçması ve yarışma dışı bırakılması aslında çok büyük bir skandaldır ve Türkiye çok zamandır ve başka alanlarda da bu skandallarla karşı karşıyadır. Ama ne yazık ki toplumun haber alma kaynakları ve demin söylediğim gibi iktidarın bazı maharetleriyle on yıllardır bu gibi alanlardaki hezimetler toplumdan gizlenebilmektedir.

Değerli milletvekilleri, zaten Akdeniz Oyunları başlarken bir skandalla başlamıştır. Gençlik ve Spor Bakanlığı 20 bin kişilik bileti kendi inhisarına almış ve gösteri alanı âdeta yarı yarıya doldurulabilmiştir. Herhâlde mümkündür ki muhtemel gelişmeler karşısında iktidar bir protestoyla karşılaşmamak için oraya kendi taraftarlarını doldurmak istemiş ve dolduramamıştır. Dünyanın hangi ülkesinde, hangi spor bakanlığı 20 bin kişilik bir bileti kendi inhisarına alıp kendi iradesiyle dağıtmaya gidebilmiştir? Bu başlı başına bir skandaldır zaten. Peki, bu skandal devam etmiş mi? Meclis albümünde öz geçmişinde İngilizce dil bildiği yazan Sayın Başbakanın “just a moment” yerine “one minute” skandalından sonra, Akdeniz Olimpiyatları’nın ismini maalesef “white sea” olarak adlandırması da dünyayı âdeta şaşkınlığa çevirmiştir. Ben Danimarka’daydım, orada da bu konularda görüşmeler oldu.

Değerli arkadaşlar, tabii ki bu skandallar neden kaynaklanmaktadır? Bu skandallar bir yönetim anlayışından kaynaklanmaktadır. Eğer siz federasyonları, Kayak Federasyonundan, Tenis Federasyonundan, Futbol Federasyonundan başka federasyonlara varıncaya kadar her şeyi “Ben yönetirim.” mantığı içerisinde, çeşitli kontrolleri, çeşitli denetim mekanizmalarını sağlıklı kurmadan ve ahbapçavuş ilişkisi içerisinde yönetimler atayarak yapmaya çalışırsanız elbette ki spordaki teşkilatlanma ve organizasyon doğru ve yerinde olmaz, olmayınca da denetimleri yerine getiremez.

Bakın, elimde hukuk kararları var. Tekvando Federasyonunda 2008 yılında yapılan Genel Kurulda usulsüz delege kullanıldığı noktasında mahkeme kararları var 2011 yılında mahkeme karar vermiş kongrenin usulsüz olduğu noktasında ama Gençlik ve Spor Bakanlığı 2011 yılından beridir, hâlen sahte delegeyle seçilmiş bu federasyon yönetimiyle devam etmektedir çünkü bir yandaş dayanışması içerisindedir.

Değerli milletvekilleri, sporda başarımız yoktur. Her alanda başarının olmadığını, küçük sevaplarla büyük günahların kapatıldığını söylediğim gibi, bunu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli milletvekilleri, kulüp sayısındaki artış, bütçedeki artış, olimpiyatların, organizasyonların Türkiye’ye alınmış olması demek Türkiye’de sporcunun ve sporun hak ettiği yerde olduğu anlamına gelmez. Bugün, 75 milyon Türkiye nüfusumuzun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, eğer yurt dışındaki sporculara, 3-4 milyon, 4-5 milyon civarında olan yurt dışındaki kardeşlerimizle diğer alanlarda, futboldan başka alanlara varıncaya kadar biz yarışmacı yetiştirmek yerine oralardaki Türk vatandaşlarımızı Türkiye’de kullanmak durumunda kalmışsak bu ülkede sporcu, gerekli ilgiyi, gerekli teşkilatlanmayı görmüyor demektir.

Dolayısıyla, son söz, bu Hükûmet dopinglidir. Bu Hükûmet, dopingli olduğu için sporcusunun dopingini bile araştıramayacak kadar cesaretsizdir. Bu Hükûmet, dopinglidir çünkü Sayın Başbakan bilhassa bunu itiraf etmiştir, Gezi Parkı olaylarının nedenlerini sayarken ve dayandırdığı sebepte faiz lobisini göstermiştir. Sayın Başbakan, demek ki seni on buçuk yıldır bu faiz lobisi dopinglemiştir ve o doping, alışkanlık yapmıştır, bağımlılık yapmıştır, bugün dopingi kestiği günde sporcunun performanstan düştüğü gibi Hükûmet performanstan düşmüştür. O telaş içerisinde Allah’ın evine sığınmış, Valide Sultan Camisi’ne, Teşvikiye Camisi’ne sığınmış, dünya görüşü, hâli ne olursa olsun onların üzerine biber gazı sıkabilecek kadar bir vahşetin içerisine düşmüştür. Allah’ın evine sığınmış insanları itham etmek değil…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - …onları uyarmak gerekir. Onlara bakın, neticede Allah’ın evine sığındınız, gelin, hep beraber birlik olalım inanç dünyamızı zenginleştirelim demek, o insanlara daha güzel hizmet olurdu. Tabii ki bu anlayış dopingsizlikten kaynaklanıyor.

Hepinize teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ali Uzunırmak.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Canikli, size söz vereceğim ama korkuyorum, Sayın Şandır kızıyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, sataşma yok, ben sadece düzeltme yapmak istiyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, iktidar grubuyla ana muhalefet grubu arasındaki bu horoz dövüşüne bizi zorunlu seyirci yapmayın.

BAŞKAN – Ne yapayım? Anladım, ne yapalım?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İç Tüzük neyi gerektiriyorsa onu yapın.

BAŞKAN – İç Tüzük’ü uygulasak kimse konuşamaz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama yani 69’un nasıl uygulanacağı açık orada. Hükûmetin cevap vermesi gerektiği yere Sayın Canikli cevap veriyor.

BAŞKAN – Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

13.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hükûmetin cevap vermesi gerekene Sayın Canikli cevap veriyor.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Grup adına, doğal olarak, yani Hükûmeti de temsil ediyoruz Sayın Şandır, biliyorsunuz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakan burada.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce faiz lobisi tarafından Hükûmetin dopinglendiği şeklinde bir ifade kullanıldı. Bu ifade doğru bir ifade değil, kesinlikle gerçeği yansıtmıyor ve şunu çok net olarak, çok uzatmadan birkaç rakamla sizlerle paylaşarak bu işin esasının nereden kaynaklanmış olabileceğini çok net, somut olarak aktarmaya çalışacağım.

Bakın, bizden önceki dönemlerde devletin harcadığı her 100 liranın -yani hükûmetlerin önemi yok, nereden başladığının önemi yok- toplam 44 lirası, 45 lirası faiz ödemelerine aktarılıyor idi yani devlet 100 liralık harcamanın 45 lirasını -sayıları yaklaşık olarak, önemli bir bölümünü teşkil eden sayılar itibarıyla söylüyorum- 50 bin kişiye “faiz ödemesi” adı altında aktarıyor idi, geriye kalan 55 lira yani yüzde 55’ini ise kalan 70 milyon insanın, vatandaşımızın ihtiyacının finansmanında kullanıyordu.

2013 bütçesinde, bakın, bu oran yüzde 45’ten yüzde 13’e düşmüştür. Miktar olarak ifade edilmek istenirse, aynı oran korunmuş olsaydı on bir yılda toplam 642 milyar lira daha fazla faiz ödemesi yapılmış olacaktı. Yani bir iyileştirme ve kötüleştirme olmamış olsaydı, aynı oran korunmuş olsaydı 642 milyar lira daha fazla faiz ödemesi yapılmış olacaktır. Kime? İçerideki ve dışarıdaki sermaye sahiplerine, faiz geliri elde eden insanlara.

Değerli arkadaşlar, kavga bu kavgadır, mücadele bu mücadeledir. 642 milyar lira, evet…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – On yıldır yok muydu bu kavga yani?

BAŞKAN – Daha konuşuyor, Sayın Uzunırmak.

NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dolayısıyla,  evet, faiz lobisi vardır, kaynaklar kesildiği için faiz lobisi vardır.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Faiz lobisini siz zengin etmişsiniz 5 kat, 6 kat, 10 kat, 100 kat… Siz zengin etmişsiniz. Ben mi faiz lobisini zengin ettim?

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, iktidarları öncesindeki hükûmetlerle ilgili sayın konuşmacının verdiği bilgi doğru değildir. Biz de o hükûmetlerde bulunmuş bir parti olarak, ben doğruyu ifade etmek istiyorum.

BAŞKAN – Şimdi, ben doğruya izin vereceğim de bir dakika… Kendi kendinizi tekzip ettiniz şu arada hep beraber.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Yok, yok, Sayın Başkan, sataşma falan değil, sadece bilgilendireceğim, sataşma olmayacak.

BAŞKAN – Ya, Muhterem, grup adına Sayın Şandır’ın cevap vermesi lazım.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Benim konuşmama cevap verdi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Ben bir şey demiyorum, bak şimdi, söz vereceğim ben size Sayın Uzunırmak, söz vereceğim ama biraz evvel sağlam bir fırça yedim ben Sayın Şandır’dan ve sizden. Dolayısıyla, kendi kendinizi tekzip ediyorsunuz.

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – O noktaya götürmeyeceğim.

BAŞKAN – Demek ki böyle oluyormuş bu işler. Şimdi İç Tüzük’ü uygularsam yandınız, haydi, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – O noktaya götürmeyeceğim.

BAŞKAN – Onu söylüyorum yani oturduğunuz yerden güzel fırça attınız ama. Onu bir açıkladım da onun için…

Buyurun.

 

14.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – O noktaya götürmeyeceğimden emin olunuz ama Sayın Canikli ekonominin içinden geldi, ben birkaç kelimeyle arkadaşımı aydınlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlar, Türkiye’deki Avrupa Birliği sürecinde bazı tanımlar değişmiştir. “Gayrisafi millî hasıla” yerine “gayrisafi yurt içi hasıla” gelmiştir. 1970’li yıllarda gayrisafi millî hasıla büyüklüğünde, Türk ekonomisi 17’nci büyük ekonomidir dünyada. Bugün gayrisafi yurt içi hasıla ile tanımlanmaktadır. Yani yabancıların da Türkiye’de ürettiği katma değer millî hasıla gibi görünmektedir. Dolayısıyla, bugün Türkiye kaçıncı büyük ekonomidir değerli arkadaşlar? 18’inci büyük ekonomidir. Dolayısıyla, 1970’li yıllardan gayrisafi millî hasıla, yerli vatandaşımızın, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ve yurt dışında çalışanların ürettiği hasılayla dünyada 17’nci büyük ekonomiyken bugün 18’inci büyük ekonomiye, yani yabancıların da ürettikleriyle beraber 18’inci büyük ekonomiye düşmüş olması, acaba bu ekonominin doğru olduğu anlamına mı gelmektedir?

Değerli milletvekilleri, Türkiye’nin iç ve dış borç toplamı 2002 yılında özel sektör borçlarıyla beraber 220 milyar dolardır. Bugün Türkiye’nin iç ve dış borç toplamı 580 milyar dolar olmuştur. Yani Türkiye’de IMF’ye olan 20 milyar dolarlık borcun ödenmesi, 42 milyar dolarlık özelleştirmeyi de katınca, acaba ne olmuştur? 580 milyar, 42 milyar daha 620 milyar dolar. 20 milyar dolar borç ödemişsiniz. Borcun adresi değişmiş, miktarı fazlalaşmıştır. Aklı olan herkesin bunu böyle okuması ve buna göre tedbir alması gerekir. Tekrar ediyorum, Türk halkına sesleniyorum buradan: Borcun adresleri değişmiş ve  borcun miktarı yükselmiştir, borç ödenmemiştir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

 

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşları tarafından sporcularımızı doping yapmaya iten nedenlerin araştırılması ve dopingi önlemeye yönelik gerekli çalışmaların yapılabilmesi amacıyla 25/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

 

BAŞKAN –  Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin aleyhinde Giresun Milletvekili Sayın Adem Tatlı.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ADEM TATLI (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP Grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli konuşmacılar, sanki, sadece Türkiye’de sporcuların doping yaptığını söylediler. Yani, dünyada hiçbir yerde, dünyadaki hiçbir sporcunun doping yapmadığını ima etmeye çalıştılar.

Değerli arkadaşlar, 2004 yılında Atina Olimpiyatları’nda birçok rekor kırılmıştır, en önemli rekorlar da  doping rekoruydu. Bunları hatırımızdan çıkarmamamız lazım.

Biz tesisleşmeye çok büyük önem veriyoruz ve inşallah, bu tesisleşmeler sonucunda da dünyada çok başarılı sporcular yetiştiriyoruz ve yetiştirmeye de devam edeceğiz.

Ben Genel Kurulu saygıyla selamlamadan önce, CHP Grup önerisinin aleyhinde olduğumu belirtiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ederim.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli konuşmacı, bizim, sadece Türkiye’de doping yapıldığını söylediğimizi söyleyerek sözlerimizi çarpıtmıştır. Böyle bir şey söylemedik, izin verirseniz iki dakikada düzelteyim.

BAŞKAN – Şimdi bakın, vallahi, billahi, tallahi “imdat” diye bağıracağım ha.

Buyurun.

Yani, bu böyle değdi değmedi diye bir sistem var… Yani, çok samimi söylüyorum, inanın bağıracağım.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, amacım sizi kızdırmak değil.

BAŞKAN –  Buyurun, buyurun. Bakın, ben size söz verdim. Ben genelinize söylüyorum Sayın Atıcı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Anlıyorum. Peki, teşekkür ederim.

BAŞKAN –  Yani, şöyle bir şey var ki, şu ona dedi, bu buna dedi, yani gerçekten yönetmek çok zor. Sizin şahsınızla ilgili söylemiyorum. Yani, inanılmaz bir… Yani,  kendi kendinizi buradan bir seyretseniz, vallahi, billahi, tallahi üzülürsünüz.

Buyurun.

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Giresun Milletvekili Adem Tatlı’nın CHP grup önerisi üzerinde yaptığı konuşma sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Amacımın sizi kızdırmak olmadığını, sadece İç Tüzük’ten doğan haklarımızı kullandığımızı ifade ediyorum. Milletvekili arkadaşlarımın da söylediklerinde yanlışlıklar, benim söylediklerimi çarpıtmalar olduğu için söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, biz “Türkiye’de doping yapılıyor sadece.” demedik. Evet, haklısınız, dünyada doping yapılıyor, her yerde yapılıyor. Ama bizim halkın temsilcisi olarak birinci görevimiz kendi evlatlarımızı korumaktır; bizim birinci görevimiz Türkiye’deki doping rezaletini ortadan kaldırmaktır. Biz tüm dünyada rezil oluyoruz. Bütün genç sporcularımız, güçlü sporcularımız dopingden ciddi şekilde etkileniyorlar ve hayati tehlikeye giriyorlar.

Bakın, arkadaşlar, kırk yılın başında bir birliktelik yakaladık. Dopingi siz de istemiyorsunuz, biz de istemiyoruz.

MUSTAFA GÖKHAN GÜLŞEN (Kastamonu) – Biz de istemiyoruz.

AYTUĞ ATICI (Devamla) – Siz de istemiyorsunuz, doğru.

Gelin, bunu araştıralım. Ben bu kürsüden -siz de hatırlayacaksınız- sağlık çalışanlarına yönelik şiddeti de konuştuğum zaman “Gerek yok.” demiştiniz. Sonra bir doktor öldürüldü, çıktınız, bu kürsüden “Gerek var.” dediniz, komisyon kurdurdunuz. Yine, BDP Grubunun bir önerisi vardı, “Kadına yönelik şiddeti araştıralım.” dediler. Herkes alkışladı, herkes canıgönülden “Tamam.” dedi. Tam kabul edilmiş zannederken bir baktık ki AKP’liler “hayır” oyu kullandı. Arkadaşlar, bu kişilik ayrışması sorununu bir kenara bırakalım. Lütfen imzamızın arkasında duralım. Yiğit, delikanlı iseniz 102 tane AKP imzasının arkasında durursunuz. O imzaları benim babam atmadı, siz attınız. Dopingi siz istediniz, biz de destekliyoruz, hodri meydan! Niye kaçıyorsunuz, neyin arkasına sığınıyorsunuz? “Türkiye’de dopingi araştırmak gereksiz.” mi diyorsunuz? Bir tane sporcu öldükten sonra mı bunu buraya getireceksiniz? Yazıklar olsun size. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

 

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşları tarafından sporcularımızı doping yapmaya iten nedenlerin araştırılması ve dopingi önlemeye yönelik gerekli çalışmaların yapılabilmesi amacıyla 25/6/2013 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 25 Haziran 2013 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

 

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Evet, şimdi, Sayın Canikli, buyurun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, sabrınızı da zorlamak istemiyorum, sabrınızı ve son derece hassasiyetle Başkanlıkta…

BAŞKAN – Hayır, bir taraf diyor ki…

Ben şimdi söz vereceğim size canım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, hayır, ben şunun için söylüyorum Sayın Başkanım: Öncelikle kem sözün sahibine ait olduğunu -çok yumuşak kelimeler seçiyorum, çok dikkat ediyorum, özellikle dikkat ediyorum- buradan ifade etmek istiyorum, bu birincisi.

Bakın, biz imzamızın arkasındayız Sayın Başkan. Biz, bu önergeyi vermişiz ve komisyonu kurmak için…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – E, çıkın kabul edin o zaman!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ama bırakın da zamanına biz karar verelim.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Niye siz karar veriyorsunuz canım?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Neden? Bakın, bu Meclisin çalıştırılması gerekiyor.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Meclis çalışır…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hükûmetimizin bir programı var. O çerçevede daha acil olduğunu düşündüğümüz birtakım düzenlemeler var. bunların yapılması gerekiyor.

BAŞKAN – Evet…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Meclis engellenmez, bloke olmaz! Doğrudan söyleyin…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu planları, programları yapmak da Hükûmetin ve AK PARTİ Grubunun hakkı ve görevidir. Bunu yapıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Meclisi bloke etmiyoruz, çalıştırıyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz, erkekçe, mertçe imzalarımızın arkasındayız! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Tamamdır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                      Kapanma Saati: 18.41

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Fatih ŞAHİN (Ankara), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 124’üncü  Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Danışma Kurulunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatleri ile gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisinin TBMM İçtüzüğü’nün 5’inci maddesine göre 1 Temmuz 2013 tarihinde tatile girmeyerek çalışmalarına devam etmesine; Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri 26 Haziran 2013 Çarşamba günü tamamlanacak olan Onuncu Beş Yıllık (2014-2018) Kalkınma Planı’nın ve Komisyon Raporu’nun gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer almasına ve görüşmelerinin 1 Temmuz 2013 Pazartesi günkü birleşiminde yapılmasına; Onuncu Beş Yıllık (2014-2018) Kalkınma Planı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmelerinin planın mevcut bölümleri itibarıyla üç bölüm hâlinde yapılmasına, her bölüm üzerinde siyasî parti grupları ile Hükûmet ve Komisyonun konuşma sürelerinin otuzar dakika, Hükûmetin sunuş konuşmasının otuz dakika, kişisel konuşmaların onar dakika olmasına, siyasî parti gruplarının sürelerinin birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilmesine; planın Hükûmete geri verilmesine ilişkin gerekçeli önergelerin Başkanlığa planın bölümleri üzerindeki görüşmelerin bitimine kadar verilmesine, önergeler üzerinde Komisyon, Hükûmet ve önerge sahibi tarafından yapılacak konuşmaların beşer dakika olmasına; 2 Temmuz 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü sorularla diğer denetim konularının görüşülmemesine, TBMM Başkanı ve Başkanlık Divanı üyelerinin seçiminin bu birleşiminde yapılmasına; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının üye sayısına ve partilere dağılımına; 475 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi

 

Danışma Kurulu Önerisi

No:                                                             Tarih: 25/6/2013

 

Danışma Kurulunun 25/6/2013 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerinin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                                                  Cemil Çiçek

                                                  Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                     Başkanı

 

      Nurettin Canikli                                 Emine Ülker Tarhan

Adalet ve Kalkınma Partisi                      Cumhuriyet Halk Partisi

    Grubu Başkan Vekili                                Grubu Başkan Vekili

 

       Mehmet Şandır                                      İdris Baluken

Milliyetçi Hareket Partisi                    Barış ve Demokrasi Partisi

   Grubu Başkan Vekili                              Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 475 ve 467 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 4 ve 5’inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi;

Türkiye Büyük Millet Meclisinin; TBMM İç Tüzüğünün 5’inci maddesine göre; 1 Temmuz 2013 tarihinde tatile girmeyerek çalışmalarına devam etmesi;

Genel Kurulun;

25 Haziran 2013 Salı günkü (bugün) birleşiminde sözlü sorular için ayrılan sürenin tamamlanmasına kadar çalışmalara devam edilmesi;

26 Haziran 2013 Çarşamba günkü birleşiminde saat 15.00'te toplanması;

Haftalık çalışma günlerinin dışında 1 Temmuz 2013 Pazartesi günü saat 13:00'te toplanması ve bu birleşiminde gündemin "Özel Gündemde Yer Alan İşler" kısmında yer alan işlerin görüşülmesi ve Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeleri 26 Haziran 2013 Çarşamba günü tamamlanacak olan Onuncu Beş Yıllık (2014-2018) Kalkınma Planının ve Komisyon Raporu’nun, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak İşler" kısmında yer alması ve görüşmelerinin 1 Temmuz 2013 Pazartesi günkü birleşimde yapılması ve görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesi;

Onuncu Beş Yıllık (2014-2018) Kalkınma Planının Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmelerinin planın mevcut bölümleri itibarıyla üç bölüm hâlinde yapılması, her bölüm üzerinde siyasî parti grupları ile Hükûmet ve Komisyonun konuşma sürelerinin otuzar dakika, Hükûmetin sunuş konuşmasının otuz dakika, kişisel konuşmaların onar dakika olması, siyasî parti gruplarının sürelerinin birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilmesi,

Planın Hükûmete geri verilmesine ilişkin gerekçeli önergelerin, Başkanlığa, Planın bölümleri üzerindeki görüşmelerin bitimine kadar verilmesi, önergeler üzerinde Komisyon, Hükûmet ve önerge sahibi tarafından yapılacak konuşmaların beşer dakika olması, 2 Temmuz 2013 Salı günkü birleşiminde sözlü sorularla diğer denetim konularının görüşülmemesi,

TBMM Başkanı ve Başkanlık Divanı üyelerinin seçiminin bu birleşimde yapılması ve TBMM Başkanı ile TBMM Başkanlık Divanı üyelerinin seçiminin tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesi,

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının Başkan dâhil 18 üyeden kurulması ve görev yerleri dağılımının; Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna 2 başkan vekili, 2 idare amiri, 6 kâtip üye; Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna 1 başkan vekili, 1 idare amiri, 2 kâtip üye; Milliyetçi Hareket Partisi Grubuna 1 başkan vekili, 1 idare amiri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubuna 1 idare amiri şeklinde olması,

03 ve 04 Temmuz 2013 Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde 14.00-21.00 saatleri arasında çalışması;

Yukarıda belirtilen birleşimlerde gece 24.00'te günlük programın tamamlanamaması hâlinde günlük programların tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi; 475 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması önerilmiştir.

 

475 Sıra Sayılı Yargı Hizmetleri ile İlgili Olarak Bazı Kanunlarda Değişiklik            Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/785)

Bölümler

Bölüm Maddeleri

Bölümdeki Madde Sayısı

1. Bölüm

1 ila 17’nci maddeler

17

2. Bölüm

18 ila 34’üncü maddeler

17

Toplam Madde Sayısı

34

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Ay, neyse hızlı gidiyoruz.

Televizyon yayını bitince işler düzeldi gibi.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Kadirliğiniz bizeymiş Sayın Başkan.

BAŞKAN – E, öyle oldu.

Ben size rica ettim, dedim ki: “Muhteremler, şu televizyon kapanıncaya kadar konuşmacılar halletsin işini, ondan sonra her şey serbest” ama olmadı.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

 

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, (2/16) esas numaralı 2022 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/118)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Vermiş olduğum 2/16 esas no.lu 2022 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi’min İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre kırk beş gün içerisinde komisyonda ele alınmadığından, doğrudan gündeme alınmasını arz ve talep ederim.

Saygılarımla. 02/12/2011

                                                                  Reşat Doğru

                                                                      Tokat

 

BAŞKAN – Buyurun Sayın Doğru.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasıyla ilgili vermiş olduğumuz kanun teklifimizin ilgili kurullarda görüşülmemesi üzerine İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre gündeme alınmasıyla ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Irak’ta -biraz önce öğrenmiş olduğumuz- Türklerin yoğun şekilde yaşadığı Tuzhurmatu’da bir bombalı saldırı olmuş, Irak Türkmen Cephesi Başkan Yardımcısı ve 18 Türkmen kardeşimiz ölmüşlerdir. Katliamı şiddetle kınıyorum, ölülerimize rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

2022 sayılı Kanun’la engelli vatandaşlarımız ve yaşlı, kimsesiz, sosyal güvencesi olmayan insanlara maaş bağlanmaktadır yani sosyal devlet anlayışı yerine getirilmektedir. Bu kanunla verilen ihtiyaçlı insanların maaşlarına bakılınca yüzde 40 ile 69 arasında engellilere 251,1 lira, 3 aylıklılara ise 753 lira verilmektedir. Yüzde 70 ve üstü engellilere ise aylık 376,7 lira üç aylık olarak da 1130 lira verilmektedir. 65 yaş üstü yaşlı ve muhtaç insanlara da aylık 125,8 lira, üç aylık da 377,4 lira verilmektedir.

Sayın milletvekilleri, ihtiyacı olan bu insanlara verilen bu miktar paralar çok yetersizdir. AKP iktidarında memur, emekli, işçi, esnaf, çiftçi, engelli bütün vatandaşlarımız mağdur olmuş, alım güçleri düşmüş, borçlanmışlar, sonucunda da hükûmete ve dünyaya neredeyse küsmüşlerdir. Mayıs ayında KAMU-SEN’in araştırmasına göre, tek kişinin yoksulluk sınırı aylık 1.787 lira, 4 kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 3.583 liradır. Açlık sınırına baktığımız zaman bu miktar 1.025 lira civarındadır. Ayrıca, yapılan araştırmalarda, 4 kişilik bir ailenin, sağlık kuruluşlarının belirlediği gibi, sağlıklı bir biçimde beslenebilmesi için gerekli harcamanın -mayıs ayında 2013 verilerine göre- günlük 27 lira 21 kuruş olduğu belirtilmektedir. Sonuçta, yapılan araştırmalarda, 2013 yılı baz alındığında, yılın ilk altı ayından itibaren açlık ve yoksulluk sınırının her ay bir öncekine göre daha da fazla artış göstermiş olduğu tespit edilmektedir. Fakirlik yardımları 2002'den bu yana 3 kat artmıştır çünkü ülkemizde fakir insanların sayısı artmaktadır. Ülkemizde nüfusun yüzde 80'inin aldığı gelir ile yüzde 20'lik zengin grubun aldığı gelir neredeyse eşit durumdadır. Hâl böyle olunca AKP iktidarında bütün sosyal kesimler ya batmakta, ya da batmaya doğru gitmektedir. Sonuçta bütün sosyal kesimler büyük huzursuzluk içerisindedir.

Sonuçları ortada olduğuna göre, biz de AKP yetkililerine ve  Hükûmete soruyoruz: Engelli ve 65 yaş üzeri muhtaç insanlara verilen minik maaşlarla nasıl geçinecekler, insan içine nasıl çıkacaklardır? Maaş olarak verilen paralar açlık sınırının çok çok altındadır. Bu insanlar belirli bir yaşın üzerindedir, yahut engellidir, bakıma muhtaçtır. Bunların da bankalara, kredi kartlarına borçları vardır.

“Sosyal devlet fakirine fukarasına, ihtiyaçlı olanına sahip çıkar, gereken yardımı yapar.” dendiğine göre, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu insanlar ne yapacaklar, nasıl yaşayacaklar? İşte bundan dolayı, Milliyetçi Hareket Partisinin seçim beyannamesinde yer alan “engelli ve 65 yaş üzeri ihtiyaçlı insanlara en az asgari ücret kadar maaş bağlanması” kanun teklifimizde bulunmaktadır. Kanun teklifimiz, bu insanların ihtiyaçları göz önüne alınarak, insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamaları için hesaplanmış ve huzurunuza getirilmiştir.

Komisyonlarda maalesef kanun teklifimiz görüşülmediği için İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre Meclisin gündemine alınması için size sunuyoruz. Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun kanun teklifimizi gündeme almasını, çok yakın bir zamanda da kanunlaşmasını bekliyoruz.

 Hükûmet ve AKP yetkilileri fakirin ve fukaranın yanındayız edebiyatı yapmıyorsa, bu teklifimize bütün milletvekillerinin “Evet.” oyu vermesi gerekmektedir, bunu ümit ediyoruz.

Bugün ülkemizde emeklisinden çalışan memuruna kadar birçok insan mağduriyet yaşamaktadır. Çiftçi ürettiğini değerinde satamaz konumda olup gün geçtikçe fakirleşmektedir.

Bir de bunların yanında, 65 yaş üzeri fakir insanlar da nefes alamamakta, devletten aldıkları yardım da dertlerine çare olmamaktadır. Durumu iyi olan, ihtiyacı olmayan kişi, hiçbir kimse bu maaşı almaya tenezzül etmez. İhtiyaçlı ise bunun da ihtiyacını görecek bir rakam sosyal devlet anlayışı içerisinde vatandaşlarımıza ödenmelidir. Bu da en az asgari ücret kadar olmalı ve asgari ücretin artışıyla da artmalıdır.

Kanun teklifimize desteğinizi bekliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Kemalettin Yılmaz.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN YILMAZ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Teklifi’yle ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

65 yaşını doldurmuş, kendisine kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kuruluşlarının herhangi birisinden her ne nam altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanamayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya bir gelire sahip bulunmayan ve de muhtaçlığını il ve ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından alacakları belgeleriyle kanıtlayan Türk vatandaşlarına hayatta bulundukları sürece ödenen halk arasında yaygın adıyla “yaşlılık aylığı” 2013 Haziran ayı itibarıyla -ki yüzde 5 ek ödemeler dâhil- 125 lira 60 kuruştur.

Diğer taraftan, başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını tam teşekküllü hastanelerden aldıkları sağlık kurumu raporuyla kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan engelliler ile herhangi bir işe yerleştirilmemiş olanlar ve 18 yaşını tamamlamamış engelli yakını bulunanlara bakım işlerini fiilen gerçekleştirmek kaydıyla ödenmekte olan aylıklar da özür oranlarına göre aylık 251 lira ile 376 lira arasında değişmektedir. Bu bedeller insani ihtiyaçları karşılamaktan oldukça uzaktır. Gerek yaşlılık gerekse engelli ve engelli yakınlarına ödenmekte olan bu aylıklar çok ciddi sosyal bir problemin çözümünü amaçlamakla birlikte bugün için, ki 12 kilogramlık mutfak tüpünün 68 lira 50 kuruş olduğu bir ortamda, maalesef devede kulak misali kalmıştır. Hele hele  son yıllardaki elektrik ve su faturalarını karşılamakta zorluk çeken bu insanlarımızın bir de evleri kira ise yaşam koşulları iyice zorlaşmaktadır.

Yeteri kadar beslenemeyen bu insanlarımızın sık sık hastalanmaları kaçınılmazdır. Yol parasına derman gelmiyor demektedirler. Sosyal devlet vatandaşını aç ve açıkta bırakmaz, bırakmamalıdır da.

Değerli milletvekilleri, hâlen bu aylıkların tespitinde her yıl bütçe kanunu esas alınmaktadır. Getirilmiş olan bu kanun değişikliği teklifiyle muhtaç vatandaşlarımıza bağlanacak aylıklarda aylık tutar asgari ücrete endekslenecek ve birazcık olsun günümüz şartlarına taşınabilecektir.

Her türlü siyasi mülahazadan öte, bu kanun üzerinde önemle durmanızı ve bu teklife destek vermenizi bekliyorum.

Öncelikle, engellilerimize iş vermek ve onların da ekonomimize katkı vermelerini temin etmeliyiz. Gerek kamudaki gerekse özel sektördeki engelli kontenjanlarının bir an evvel doldurulması konusunda çok ciddi takip ve yaptırım uygulanmalıdır.

Ülkemizde, Mart 2013 dönemi itibarıyla hâlen yaşlı aylığı ve engelli aylıkları almaya hak eden 1 milyon 242 bin 461 vatandaşımız vardır, bu sayı oldukça önemlidir.

Gelin, değerli milletvekilleri, hep beraber bu vatandaşlarımızın gelirlerini biraz olsun arttıralım. Zira, bu vatandaşlarımızın başka hiçbir gelirleri zaten  yoktur.

Güçlü ve sosyal devlet garip gurebaya, fakir fukaraya, yaşlısına, engellisine belirli koşullar doğrultusunda sahip çıkmalıdır. Sahip çıkıyormuş gibi yapmamalıyız, istismar etmemeliyiz ve hiçbir zaman da bu insanlarımızın başına kakmamalıyız.

Bu duygu ve düşünceler içerisinde teklifimize destek vermenizi talep ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) 

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Şimdi, gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

 

 

IX.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI  (x)

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, üniversite sınavındaki iddialar sebebiyle soruşturma izni verilen üst düzey görevlilere ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/102) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

2.-  Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’in köylerindeki katı atık sorununun çözümüne ilişkin sözlü soru önergesi (6/274) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

3.- Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, Antalya-Kaş-Kalkan beldesindeki Kalamar Koyunda yapılan villalarla ilgili bazı iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/287) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TOKİ’nin yaptığı ihalelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/350) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

5.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, bir mahallenin Terkos Gölü Havzasında olmasından kaynaklanan imar sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/380) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

6.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, yarım kalan bir ihaleye ilişkin sözlü soru önergesi (6/391) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

7.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, bir mahallenin Terkos Gölü Havzasında olmasından kaynaklanan imar sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/393) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

8.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TOKİ’nin personel sayısına ve personel alımı esaslarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/394) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’da bina yapımında kötü zemin koşullarının dikkate alınmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/424) Cevaplanmadı

10.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, bazı mahallelerin imara açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/448) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

11.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’daki plansız ve kaçak yapılaşma sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/486) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

12.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, atık su arıtma tesisi inşaatına ilişkin sözlü soru önergesi (6/545) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da olası bir depreme karşı alınan önlemlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/555) Cevaplanmadı

14.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta bazı eğitim kurumlarının depreme dayanıklılık raporuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/557) Cevaplanmadı

15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sanayi tesisleri ve fabrikalarda filtre kullanım zorunluluğuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/581) Cevaplanmadı

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Belediyesi ile ilçe ve belde belediyelerinin genel bütçe gelirlerinden aldıkları paya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/590) Cevaplanmadı

17.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Bakanlıkta ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda özürlü personel istihdamına ilişkin sözlü soru önergesi (6/615) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

18.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Erdek Körfezi ve Edincik çevresinde kurulan enerji üretim tesislerinin su kaynaklarına etkisine ilişkin sözlü soru önergesi (6/688) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

19.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’da hava kirliliğine karşı alınan önlemlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/706) Cevaplanmadı

20.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, TOKİ’den konut alanların sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/753) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bisiklet kullanımının yaygınlaştırılmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/771) Cevaplanmadı

22.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav’daki zemin etüdü çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/812) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

23.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, son on yılda TOKİ tarafından yapılan konut sayısı ve yaşanan sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/912) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

24.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, mükerrer vergilendirmeye ilişkin sözlü soru önergesi (6/990) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle’nin bazı köylerinde yapılan kadastro çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1064) Cevaplanmadı

26.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Kyoto Protokolü çerçevesinde alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1123) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

27.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlıkta görev yapan veteriner hekimlerin görevde yükselmeleriyle ilgili düzenlemelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1198) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, şehir imar planlarında cemevlerine yer ayrılıp ayrılmadığına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1208) Cevaplanmadı

29.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki hava kirliliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1220) Cevaplanmadı

30.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gümüşhane ve Bayburt’taki belediyelerin itfaiye aracı ihtiyacına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1221) Cevaplanmadı

31.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Tufanbeyli’de kurulacak termik santrale ilişkin sözlü soru önergesi (6/1242) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

32.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Tufanbeyli’de kurulacak termik santrale ilişkin sözlü soru önergesi (6/1243) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

33.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki hava kirliliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1246) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

34.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, soba gazından kaynaklanan zehirlenmelere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1259) Cevaplanmadı

35.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bakanlık İl Müdürlüğündeki personel eksikliğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1432) Cevaplanmadı

36.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak ve Hakkâri’nin itfaiye aracı ihtiyacına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1433) Cevaplanmadı

37.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak ve Hakkâri’de yapılması planlanan kentsel dönüşüm alanlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1434) Cevaplanmadı

38.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki OSB’lerde atık kontrolü yapılıp yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1471) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

39.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Turhal’daki fabrikaların atık su kontrollerinin yapılıp yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1472) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki belediyelerin 5779 sayılı Kanun kapsamındaki paylarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1549) Cevaplanmadı

41.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, iller itibariyle hava kirliliği değerlerine ve alınan önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1621) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

42.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın ilçelerine bağlı köylere yapılan yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1644) Cevaplanmadı

43.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, nüfus ve gelişmişlik endeksine göre Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile ilçe ve belde belediyelerine dağıtılan paylara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1653) Cevaplanmadı

44.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bilgisayar Mühendisleri Odası açılması ihtiyacına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1661) Cevaplanmadı

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Yapı Denetimi Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle meslek odalarından bazı belgelerin alınması şartının kaldırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1679) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

46.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki köylere verilen parasal destek miktarına ve yapılan yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1786) Cevaplanmadı

47.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da kentsel dönüşümün gelişimi ve kentsel dönüşümden etkilenen vatandaşların durumuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1789) Cevaplanmadı

48.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’da hava kirliliğine neden olan kömür cinsinin değiştirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1790) Cevaplanmadı

49.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a İller Bankasınca verilen paya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1813) Cevaplanmadı

50.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt'ün, kamuya ait binaların yapı denetimine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/1946) Cevaplanmadı

51.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker'in, Bakanlığın kurumsal kimliğinin oluşturulmasına yönelik harcamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/1963) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ın, Merkez ve ilçelerine verilen parasal destek miktarı ile son on yıldaki yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2127) Cevaplanmadı

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tapu ve kadastro çalışmalarının tamamlanamamasından kaynaklanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/2180) Cevaplanmadı

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kapalı sisteme geçen kum ve taş ocaklarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2232) Cevaplanmadı

55.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van’daki TOKİ deprem konutlarının satış bedellerine ve kalıcı konutlara yerleşemeyenlerin durumuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2233) Cevaplanmadı

56.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da yaşanan hava kirliliği sorununa ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2252) Cevaplanmadı

57.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Şırnak’ta hava kirliliğine neden olan kömür cinsinin değiştirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2299) Cevaplanmadı

58.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, hisseli tapuların ortadan kaldırılarak mağduriyetlerin giderilmesi için çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2364) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

59.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van’da depremzedelerin konut sorununa ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2370) Cevaplanmadı

60.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, geri dönüşüm konusunda yapılan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/2496) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

61.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da gerçekleştirilen bir TOKİ konut projesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2518) Cevaplanmadı

62.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, Sancaktepe’de su depolarının bulunduğu bir alanda maden arama çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/2623) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

63.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Karadeniz sahillerinde bulunan içi zehirli madde dolu varillere ilişkin sözlü soru önergesi (6/2684) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

64.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TOKİ tarafından Gaziantep Büyükşehir Belediyesine devredilen bir taşınmaza ilişkin sözlü soru önergesi (6/2699) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

65.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, TOKİ ile Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan bir şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeliklerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/2700) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

66.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da depremden zarar gören binaların güçlendirilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2734) Cevaplanmadı

67.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ek özel hizmet tazminatı ödenmeyen personele ilişkin sözlü soru önergesi (6/2907) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

68.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bor madenciliği yapılan alanların çevreye etkilerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3042) Cevaplanmadı

69.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2013 yılları arasında kurallara aykırı şekilde sintine bırakan deniz taşıtlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3096) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

70.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık istisnai kadrolarına yapılan atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3164) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

71.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, son 5 yılda çevre denetimleri kapsamında kesilen cezalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3211) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

72.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, çevre konusundaki yatırımlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3212) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

73.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2002 yılından itibaren gerçekleştirilen temsil giderlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3215) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

74.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, TOKİ tarafından son 10 yılda inşa edilen konut ve iş yerlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3261) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

75.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakan Yardımcısına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3417) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

76.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlıkta görevli engelli personele yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3418) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

78.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık tarafından kiralanan taşınmazlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3419) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

79.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık tarafından kiralanan araçlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3420) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

80.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlığın tanıtım giderlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3421) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

81.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık tarafından düzenlenen yurt dışı gezilerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/3422) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

82.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık ve personel arasındaki davalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3423) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

83.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık hizmet binalarındaki yenileme çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3424) Cevaplanmadı

84.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlıkta istihdam edilen engelli vatandaşlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3425) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

85.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, toplanan atık bitkisel yağ ve motor yağı miktarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3539) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

86.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, Bakanlık binasının onarımıyla ilgili Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından kesilen cezaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/3540) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

87.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası tarafından çıkarılan bir yönetmelik ile bankanın yönetim kurulu üyelerinin bazıları hakkındaki iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3541) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

88.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, TOKİ tarafından yaptırılan konutlara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3557) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

89.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası Yönetim Kurulunun bazı üyeleriyle ilgili iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3600) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

90.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankası Yönetim Kurulunun bazı üyeleriyle ilgili iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3601) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

91.- Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, İller Bankasına yapılan atamalarla ilgili bazı iddialara ilişkin sözlü soru önergesi (6/3602) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

92.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’da TOKİ tarafından yapılan konutlar ve bu konutların satışına ilişkin sözlü soru önergesi (6/3616) ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı

93.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, maden aramaları kapsamında çevreye verilen zararların önlenmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3636) Cevaplanmadı

94.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sanayi tesislerinin emisyon yayımı denetimlerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3703) Cevaplanmadı

95.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’a yönelik proje ve yatırımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/3785) Cevaplanmadı

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, sunuşlar bölümünde belirttiğim üzere, birlikte cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini cevaplandırması için Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Erdoğan Bayraktar’ı kürsüye davet ediyorum.

Buyurunuz Sayın Bakan.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şöyle yapalım Sayın Bakan: Bir saatlik bir süre var,  elli dakikada siz soruları cevaplayın, on dakika da oturduğu yerden soru sormak isteyen arkadaşlarımıza söz verelim. Toplamında bir saat on dakikayı bile bulacak.

Buyurun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) -  Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığıma yöneltilen sözlü soru önergelerine cevap vermek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün, Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda şifre iddialarına ilişkin Adalet Bakanlığımıza yönelttiği (6/102) esas numaralı soru önergesiyle başlıyorum.

Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı istenecek soruşturma iznine ilişkin süreç, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Bu kapsamdaki soruşturma izni vermeye yetkili merciler farklı idari görevler yönünden ayrı ayrı olmak üzere kanunun 3’üncü maddesinde gösterilmiş olup haklarında soruşturma izni verilmesi talep edilen kamu görevlilerinin sayısı da tüm bu merciler nezdinde bulunan bilgilerin değerlendirilmesi suretiyle belirlenebilecektir.

2011 Yükseköğretime Geçiş Sınavı’yla ilgili olarak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanı dışında hakkında soruşturma izni istenilen üst düzey kamu görevlisi bulunmamaktadır.

Antalya Milletvekili Sayın Arif Bulut’un (6/287) sayılı soru önergesi:

Antalya Kaş ilçesi Kalkan beldesinde imarsız alanlarda yapılan inşaatlara ilişkin ruhsatlar Kalkan Belediyesi tarafından iptal edilmiş ve ayrıca sorumlular hakkında da yargı mercilerine suç duyurusunda bulunulmuştur.

İstanbul milletvekilleri Sayın Süleyman Çelebi ve Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun (6/380) ve (6/393) esas numaralı soru önergeleri: İstanbul ilinin önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Terkos Gölü ve havzasıyla ilgili planlama, imar, denetim gibi iş ve işlemler, 2560 sayılı İSKİ Kanunu’na ve bu kanuna ilişkin yönetmelikler çerçevesinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yürütülmektedir. Talep doğrultusunda Bakanlığımızca İstanbul Büyükşehir Belediyesine her türlü destek sağlanmaktadır.

İstanbul Milletvekili Sayın Süleyman Çelebi’nin (6/448) esas numaralı soru önergesi: Bağcılar ilçesine ait 15 Eylül 2008 onanlı 1/1000 ölçekli uygulama imar planları üzerinde bulunan 5 adet kentsel dönüşüm alanına ilişkin sınırların kaldırılması, 7 Aralık 2010 tarih ve 152 sayılı ilçe belediye meclis kararıyla onaylanmış ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin 17 Aralık 2010 tarih ve 2814 sayılı Kararı’yla tasdik edilmiştir.

Ayrıca, 4 Mayıs 2011 tarihli yazıyla iptal edilen kentsel dönüşüm alan sınırları içerisinde kalan parsellerdeki şerhlerin kaldırılması Bağcılar Tapu Müdürlüğüne bildirilmiştir, ancak tapu sicili üzerindeki herhangi bir şerhin kaldırılması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1014’üncü maddesi uyarınca, şerhi koyduran kurumun talebi veya mahkeme kararıyla yapılabilmektedir. Dolayısıyla, şerhin kaldırılması ancak ilgili mahallî idarenin yazılı talebiyle mümkün olabilecektir. Belediyelerde birleştirilmiş parsel uygulaması ve imar izinlerine ilişkin görev, yetki ve sorumluluklar Bakanlığımızın değil, ilgili belediyelerin uhdesindedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Milletvekili Sayın Zühal Topcu ve Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın (6/615) ve (6/3425) esas numaralı soru önergeleri: Bakanlığımızın merkez ve taşra teşkilâtında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre istihdam edilen memur sayısı toplamı 9.817, bağlı kuruluşumuz Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde ise toplam 15.423’tür. Bakanlığımız bünyesinde istihdam edilen tüm personel içerisinde engelli kadrosundaki memur sayısı 269, bağlı kuruluşumuz Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde ise 413 kişidir. Bakanlığımızda 2012 yılında engelli personel alımı yapılmamış olup 62 boş kadromuz bulunmaktadır. Bakanlığımız ilgili mevzuat çerçevesinde engelli personel istihdamına ilişkin konuyu münhal kadro istidamı doğrultusunda değerlendirecektir. Bağlı kuruluşumuz Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünde ise 81 engelli memur alımının yapılması planlanmaktadır.

İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Susam’ın (6/990) esas numaralı soru önergesi: 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 11’inci maddesine göre çıkarılan Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sayıştay ve yerel yönetimlerin katkıları alınarak hazırlanmıştır. Anılan yönetmelik gereği, belediyeler vermiş oldukları atık su ve evsel katı atık hizmetlerinin karşılığı olan ücreti belirlemek ve tahsil etmekle yükümlüdürler. Söz konusu Yönetmeliğin iptali Bakanlığımızın gündeminde bulunmamaktadır.

Gaziantep Milletvekili Sayın Doktor Mehmet Şeker’in (6/1963) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımız ve birimlerinin amblem ve logo tasarımı yapılan yarışma sonucu temin edilmiş olup kazanan yarışmacılara 20.155 TL ödeme yapılmıştır. Yeni oluşan amblem, logo tasarımının uygulandığı Bakanlık bayrak, flama gibi işlemlerde, bunun için de ayrıca 23.589 TL ödeme yapılmıştır. Bakanlığımız ve diğer birimlerin kurumsal kimlik tasarımı için merkez teşkilatı ile seksen bir çevre ve şehircilik il müdürlüğüne de dağıtımı yapılan tasarım kılavuzu 42 bin TL olup tasarım kitabı muhteviyatında bulunan promosyon ve kırtasiye malzemeleri için herhangi bir ödeme yapılmamıştır.

İstanbul Milletvekili Sayın Celal Dinçer’in (6/2623) esas numaralı soru önergesinin cevabı: Büyükşehirlere içme ve kullanma suyu temin edilen kıta içi yüzeysel su kaynakları havzalarındaki denetim faaliyetleri 2560 sayılı Kanun çerçevesinde büyükşehir belediyeleri sorumluluğunda bulunmaktadır. İstanbul ili Kartal ilçesi Paşaköy civarında bulunan 190 hektar büyüklüğündeki dördüncü grup maden arama ruhsatlı sahanın 24,64 hektarlık kısmında planlanan kumtaşı ocağı ve kırma-eleme-yıkama-kurutma tesisi için mülga İstanbul Çevre ve Orman İl Müdürlüğü tarafından 28 Ocak 2009 tarihinde “ÇED gerekli değildir.” kararı verilmiştir. Ancak, ÇED kararı sadece bir izin olmayıp planlanan bir faaliyetin öngörülen olası çevresel etkilerinin değerlendirildiği bir süreçtir. Diğer taraftan, madenlerin envanteri ve rezerv miktarlarının belirlenmesine ilişkin hususlar Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sorumluluğundadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Balıkesir Milletvekili Sayın Namık Havutça’nın (6/274) ve (6/688) esas numaralı soru önergelerinin cevabı: Balıkesir Belediyesi ile Susurluk, İvrindi, Kepsut, Savaştepe, Bigadiç ilçe belediyelerinin üyesi bulunduğu Balıkesir İli Sürdürülebilir Çevre Yönetimi Birliği tarafından hazırlanan Balıkesir Katı Atık Yönetimi Projesi inşaat ihalesi 4 Ekim 2012 tarihinde yapılmış olup tesisin inşası devam etmektedir. Ayrıca, Havran, Ayvalık, Edremit, Gömeç, Burhaniye, Büyükdere, Karaağaç, Altınoluk, Akçay, Zeytinli, Kadıköy, Güre, Pelitköy, Altınova ve Küçükköy belediyelerinin kurduğu Körfez Belediyeler Birliği tarafından hazırlanan katı atıf bertaraf tesisi projelendirilmiş olup Avrupa Birliği Yatırım Dairesi programı kapsamında gerçekleştirilecek olan işin teknik yardım ihalesi yapılmıştır. Yine, Bandırma, Erdek, Edincik, Ocaklar ve Karşıyaka belediyelerinin katılımıyla kurulan Güney Marmara Belediyeler Birliğinin katı atık bertaraf tesisi için yer seçme çalışmaları sürdürülmektedir.

Bugüne kadar Bakanlığımız tarafından Balıkesir ilindeki belediyelere ve birliklere çevre kirliliğinin giderilmesi gayesiyle çeşitli yardımlar yapılmış olup bu yardımların devamı için de çalışmalar yürütülmektedir. Talep edilmesi hâlinde bu yardımların listesi Sayın Milletvekilimize takdim edilebilecektir.

(6/688) sayılı soru: Değerli milletvekilleri, Erdek Körfezi bölgesinde Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne tabi olan 2 adet enerji üretim tesisi bulunmaktadır. Bunlardan Bandırma Birinci Santrali için 2008 yılında, Bandırma İki Santrali içinse 2011 yılında Bakanlığımızla ÇED olumlu kararı alınmıştır. Bakanlığımız tarafından yürütülen denizlerde kirlilik izleme çalışmaları kapsamında, 5 tanesi Erdek Körfezi bölgesinde olmak üzere, Marmara Denizi’nde toplam 66 istasyonda izleme yapılmaktadır. Erdek Körfezi bölgesinde yapılan izleme sonuçlarına göre mevsimsel değişmelerin dışında bir sıcaklık artışı gözlemlenmemiştir. Marmara Denizi’nde yapılan izleme çalışma sonuçlarına göre Erdek Körfezi ağzında yer alan izleme istasyonlarının bulunduğu bölgeler “yüksek tür çeşitliliğine sahip ve kirlilikten etkilenmemiş alanlar” olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca, izleme sonuçlarında Erdek Körfezi girişinde balık bolluğunun yüksek olduğu değerlendirilmektedir.

ÇED olumlu kararı alınan tesislerin oluşturabileceği değişiklikleri gözlemlemek amacıyla yılda 2 kez olmak üzere deniz suyu analizleri yapılmakta ve bunlar muhafaza edilmektedir.

Kütahya Milletvekili Sayın Profesör Doktor Alim Işık’ın (6/350) ve (6/812) sayılı soru önergeleri: Toplu Konut İdaresi tarafından yıllar itibarıyla 2002 yılında 1, 2003 yılında 44, 2004’te 240, 2005’te 389, 2006’da 424, 2007’de 522, 2008 yılında 457, 2009 yılında 595, 2010 yılında 670, 2011 yılında 796 ve 2012’de 710 âdet olmak üzere toplam 4.848 adet ihale yapılmış olup bu ihalelerin toplam yatırım bedeli yaklaşık 49 milyar TL’dir yani eski rakamla 49 katrilyon TL’dir. TOKİ tarafından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nda belirtilen usullerle sonuçlandırılan işlere ilişkin en büyük yüz ihaleyi alan firmalar ve TOKİ’nin arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı modeli çerçevesinde sonuçlandırdığı işlerle ilgili ayrıntılı ihale bilgileri istenildiği takdirde tarafınıza takdim edilecektir. Ayrıca, TOKİ’nin tabi olduğu 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuatta ihale bölgelerindeki yöresel firmalara yönelik bir düzenleme olmadığı için bunlara bir öncelik verilmesi mümkün olamamaktadır.

(6/812) esas numaralı soru önergesi: Simav ilçesinde 1999 ve 2011 yılları arasında 12 ayrı noktada zemin etüdü çalışmaları gerçekleştirilmiş olup hazırlanan jeolojik-jeoteknik etüt raporları ile zemin etüt raporları doğrultusunda çalışmalar yürütülmüştür. Simav depreminden sonra Simav Belediyesinin, Bakanlığımızın ilgili kuruluşu olan İLBANK Genel Müdürlüğüne yapmış olduğu talep doğrultusunda hâlihazır harita yapım işinin tamamı hibe olarak 52.500 TL bedel üzerinden tamamlanmıştır. Bundan sonra gerçekleştirilecek olan zemin etüdü ve benzeri çalışmalar da belediyenin talebi doğrultusunda Bakanlığımız tarafından değerlendirilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara Milletvekili Sayın Özcan Yeniçeri’nin (6/3096), (6/3539) ve (6/3616) esas numaralı soru önergeleri: Bakanlığımız, kurallara aykırı şekilde denizlere deşarj yapan deniz taşıtlarının denetimi konusunda, başta Sahil Güvenlik Komutanlığı olmak üzere, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı, İstanbul, Kocaeli, Antalya  ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlıklarını 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında yetkilendirmiştir. Bu çerçevede, yetkili kurumlar denetim çalışmalarını yirmi dört saat esasına göre sürdürmekte ve deniz kirliliğine neden olan gemilere gereken cezai işlemleri uygulamaktadırlar. 2007-2012 yılları arasında toplam 2575 gemiye 55 milyon 980 bin 727 TL ceza uygulaması yapılmıştır.

(6/3539) esas numaralı soru önergesinin cevabı: Ankara’da toplanan atık motor yağı miktarları 2007 yılında 1.353 ton, 2008 yılında 1.242 ton, 2009 yılında 1.772 ton, 2010 yılında 1.627 ton, 2011 yılında 2.085 ton ve 2012 yılında 1.553 tondur. Ankara’da toplanan atık bitkisel yağ miktarı ise 2009 yılında 472 ton, 2010 yılında 396 ton, 2011 yılında 299 ton, 2012 yılında ise 1.078 tondur. Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği’nin 13’üncü maddesi uyarınca, atık motor yağlarının toplanması hususunda Petrol Sanayi Derneği (PETDER) 4 Eylül 2008 tarihinde Bakanlığımızca yetkilendirilmiştir. Ankara’da atık motor yağı ve bitkisel yağ toplanmasına ilişkin tespit edilmiş herhangi bir uygunsuzluk bulunmamaktadır.

(6/3616) esas numaralı soru önergesinin cevabı: Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca, 29 Nisan 2013 tarihi itibarıyla 2007-2013 yılları arasında Ankara ili ve ilçelerinde toplam 46.056 adet konut yapılmıştır. 2007-2013 yılları arasında, Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca Ankara ili ve ilçelerinde 42.397 konut satılarak 4 milyar 399 milyon 371 bin 596 TL gelir elde edilmiştir. 29 Nisan 2013 tarihi itibarıyla Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca Ankara ili ve ilçelerinde satışı gerçekleştirilmeyen 4.465 adet konut bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tunceli Milletvekili Sayın Kamer Genç’in (6/391), (6/394), (6/2.699) ve (6/2.700) esas numaralı soru önergeleri. Düzce Akçakoca’da 242 adet konut, 16 derslikli ilköğretim okuluyla ada içi altyapı ve genel altyapı ve çevre düzenlemesi inşaatı işi, 15 milyon 947 bin 932 TL bedelle Detay İnşaat firmasına ihale edilmiş ve inşaatlar bitirilerek geçici kabulleri yapılmıştır. Konut teslimleri sonrası çıkan eksik ve kusurlu imalatlar, sözleşme hükümleri doğrultusunda, nam ve hesap komisyonu tarafından bedeli yükleniciden temin edilerek tamamlattırılmıştır. Bu nedenle, müteahhit firmanın teminatı irat kaydedilmemiştir. Ancak, kesin kabul sonrasında eksik ve kusurlu imalatların ortaya çıkması hâlinde, bunların giderilmesi gayesiyle müteahhit firmanın teminatının irat kaydedilmesi yoluna gidilebilecektir.

(6/391) sayılı soru: Zonguldak Çaydeğirmeni beldesindeki 160 adet konut, 1 adet ticaret merkezi ve cami inşaatı ile ada içi genel altyapı ve çevre düzenlemesi inşaatı işi, 7 milyon 510 bin TL ihale bedel ile Kübra İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketiyle ortaklarına ihale edilmiş olup inşaatlar bitirilmiş, konut ve sosyal donatılar hak sahiplerine teslim edilmiştir.

Toplu Konut İdaresi Başkanlığı 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’na tabi olup bütün ihale iş ve işlemeleri bu kanun çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. İhaleler bütün isteklere açık olarak yapılmakta, katılımcıların siyasi kimlikleri, görüşleri ve bunun benzeri kriterler üzerinden herhangi bir değerlendirmede bulunulmamaktadır. Ayrıca, ihalelere ilişkin ilanlar, kamu ihale bülteniyle ulusal ve yerel gazetelerde ilan edilmektedir. Yalnız, Toplu Konut İdaresinin arsa satışı karşılığı hasılat paylaşımı ile ihale ettiği işler, ayrıca yönetmelik çerçevesinde yapılmaktadır yani 4734 sayılı Kanun’la değil, onlar yönetmeliğe tabi olarak yine açık ihaleyle yapılmaktadır.

İhale alan firmalara ve projelere ilişkin bilgiler, ayrıca güncel olarak TOKİ Başkanlığının Internet sayfası aracılığıyla da kamuoyuna duyurulmaktadır.

(6/394) esas numaralı soru: Toplu Konut İdaresi Başkanlığında toplam 636 personel çalışmakta olup bunların çoğunluğu teknik personeldir. Personel alımları, 7 Mart 2011 tarihinde yürürlüğe giren Toplu Konut İdaresi Başkanlığında Çalıştırılacak Sözleşmeli Personel Hakkında Hizmet Sözleşmesi Esaslarının Uygulanmasına Dair Yönerge çerçevesinde giriş sınavıyla yapılmaktadır. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, tüm yurt sathına yayılmış faaliyetlerine ilişkin uygulamalarını kendi bünyesinde çalıştırdığı personel marifetiyle yürütmektedir. Ancak on yıl gibi kısa bir sürede 81 il, 800 ilçede sosyal donatıları ve çevre düzenlemeleriyle birlikte gerçekleştirilen yaklaşık 570 bin konutun yapımı aşamasında mevcut işlerin aksatılmadan yürütülmesi için müşavir firmalardan da kontrollük hizmetleri satın alınmaktadır.

(6/2699) esas numaralı soru: Gaziantep Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve Çıksorut diye anılan bölgenin hayvan ağılları, gecekondu ve kaçak yapılardan temizlenmesi gayesiyle, TOKİ ile Gaziantep Besi Organize Sanayi Bölgesi, Şehitkamil Belediye Başkanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında dörtlü protokol imzalanmıştır. Bu kapsamda, bölgede yaşayan hak sahiplerine Beylerbeyi toplu konut alanında ve Çaybaşı Tarımköy alanında TOKİ tarafından inşa edilen konutlardan gerekli tahsisler yapılmıştır. Protokollerle büyükşehir belediyesinin bahsi geçen projeler için gerçekleştirdiği imalat bedelleri ile TOKİ ve Büyükşehir Belediyesinin ihtiyaç duyduğu birtakım taşınmazların Sermaye Piyasası Kurulunca lisanslandırılmış değerleme firmalarına yaptırılan değerleme raporlarındaki güncel rayiç bedeller üzerinden karşılıklı takasları ve devirlerinin gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin gerçekleştirdiği harcamalar karşılığının TOKİ tarafından nakden ödenmesi gerekirken, yapılan protokoller kapsamında, aynı zamanda TOKİ’nin de finans dengesi dikkate alınarak nakdî ödeme yerine ayni ödeme yolu tercih edilmiştir. Bu mahsuplaşma sonrasında TOKİ’nin Gaziantep Büyükşehir Belediyesine kalan borcuna mukabil, TOKİ’nin Çıksorut bölgesinde inşa ettiği konutlardan 128 adedi belediyeye borcu kapatmak için verilmiştir. TOKİ ile Gaziantep Besi Organize Sanayi Bölgesi, Şehitkamil Belediye Başkanlığı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında 28 Ağustos 2004 tarihinde imzalanan protokolle başlatılan kentsel yenileme çalışmasıyla mahsuplaşma gerçekleştirilmiş olup iddia edildiği gibi herhangi bir kamu zararı söz konusu değildir.

(6/2700)  esas numaralı soru: 5104 sayılı Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi Kanunu uyarınca, Kuzey Ankara girişi ve çevresini kapsayan alanlarda Kentsel Dönüşüm Projesi çerçevesinde projedeki müşavirlik ve kontrolörlük hizmetlerinin yürütülmesi gayesiyle 2004 yılında TOBAŞ adlı şirket kurulmuştur. Konuyla ilgili olarak Yüksek Planlama Kurulu kararlarına aykırı herhangi bir ücret ödenmemekte ve YPK kararları belediyeleri kapsamadığından Yönetim Kurulunda bulunan belediye temsilcileri bu kapsamda değerlendirilmemektedir ve Yönetim ve Denetim Kurulu üyeleri sayısının düşürülmesi de düşünülmemektedir. Ankara Büyükşehir Belediyesinde görevli olan Ömer Faruk Erciyes, Nurhan Mermer ve Ümit Uzun isimli şahıslar Yönetim ve Denetim Kurulu üyelik görevlerini yürütmektedirler.

KAMER GENÇ (Tunceli) – 3 tane saydın, 10 tane Yönetim Kurulu üyesi var, 3 tane saydın.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – 3’ünü sordunuz, belediyeyi sordunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim?

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –Belediyeyi sordunuz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Tamam, Ankara Büyükşehir Belediyesi kadrosunda görevli…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Öbürleri TOKİ’den, zaten ücretleri düşük.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Suat Kılıç’ın karısı da burada çalışıyor mu onu söyle.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;  Erzurum Milletvekili Sayın Oktay Öztürk’ün (6/3540), (6/3541), (6/3600), (6/3601) ve (6/3602) esas numaralı soru önergeleri: Bakanlık binamızda yapılan onarım öncesinde, ilgili projeler Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunularak gerekli izin talebinde bulunulmuş ve projenin yapımı için gerekli onaylar alınmıştır. Restorasyon uygulaması kurulun onayladığı proje ve talimatlara uygun gerekli izin ve onaylar doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Yeni bir imalat ve onarımın yapılmamasından dolayı kamu zararı da söz konusu değildir. Kurul tarafından bu yönde uygulanan bir cezai işlem de bulunmamaktadır.

(6/3541), (6/3600), (6/3601) ve (6/3602) esas numaralı soruların cevapları: Bankaların yönetim kurullarına yapılacak atamalarda üyelerin niteliğinin belirlenmesi, atamaların mevzuata uygunluğunun değerlendirilmesi ve denetlenmesi görev ve yetkisi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundadır. Avukat Serdar Çalkan, Uğur Serencam ve Doktor Bayram Keskin’in Yönetim Kurulu üyesi olarak atandıkları BDDK’ya bildirilmiş ve 5411 sayılı Kanun’da aranan şartları taşıdıklarından atamaları uygun görülmüş olup söz konusu atamalar İLBANK ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde hukuka ve mevzuata uygun bulunmuştur. 6107 sayılı İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun’un 11’inci maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu kararı ile çıkarılacak yönetmelik” ibaresi, daha sonra 6306 sayılı Kanun ile “Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü üzerine Yönetim Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan yönetmelik ile düzenlenir.” şeklinde değiştirilmiştir. Bu kapsamda hazırlanan İnsan Kaynakları Yönetmeliği gerekli görüşler alınmak üzere Devlet Personel Başkanlığına gönderilmiş, Devlet Personel Başkanlığı da uygun görüş bildirdikten sonra yönetmelik yürürlüğe konulmuştur. Söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe konulmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Nitekim Sayıştay raporunda İLBANK İnsan Kaynakları Yönetmeliği ile ilgili olarak yer alan tespit ve önerilerin Türkiye Büyük Millet Meclisi KİT Alt Komisyonu toplantısında görüşülmesi sırasında Sayıştay denetçileri tarafından bu hususta bir ihtilafın bulunmadığı belirtilmiş ve konu, öneriler bölümünden çıkarılmıştır. İLBANK’ta  imzaya yetkili personel olarak görevlendirilen kişiler arasında 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 8’inci maddesinin birinci fıkrasının ilgili bentlerinde belirtilen şartları taşımayan kişi bulunmamaktadır.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mesut Dedeoğlu’nun (6/545), (6/1198), (6/1679), (6/2496) ve (6/2907) esas numaralı soru önergeleri: Kahramanmaraş Belediye Başkanlığı tarafından yapılması planlanan atık su arıtma tesisi 1 milyon 520 bin kişiye hizmet götürecek kapasitede bir projedir. Avrupa Birliği IPA programı çerçevesinde hazırlanan 49 milyon avro bedelli projenin ÇED süreci 16 Haziran 2011 tarihinde tamamlanmış, Haziran 2012 tarihinde ise Avrupa Birliği Komisyonu tarafından kabul edilmiştir. Söz konusu projenin ihalesinin 2013 yılı içerisinde yapılması planlanmaktadır.

(6/1198) esas numaralı soru: Bakanlığımızda mülga Çevre ve Orman Bakanlığından devralınan ve aynı kadroda görev yapmakta olan 5 veteriner hekim bulunmaktadır. Bakanlığımızın Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği 21 Ocak 2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup anılan yönetmelikte veteriner hekimleri mağdur eden bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, ihtiyaç duyulması hâlinde bahse konu yönetmelikte veteriner hekimleri de kapsayacak şekilde bir düzenleme yapılabilecektir.

(6/1679) esas numaralı soru: Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliği’nde yapılan söz konusu düzenleme proje müellifleri için getirilmiş olup buna göre, proje müellifi sicil durum belgesi yerine meslek odasına üyeliğinin davam ettiğine dair taahhütnameyi ve mesleki kısıtlılığı olmadığına dair taahhütnameyi yapı denetim kuruluşuna verecektir yani mühendisler, müellifler. Proje müelliflerinden sicil belgesi yerine taahhütname alınması hizmet alan lehine ve bürokrasiyi azaltacak bir uygulama olup idareler ve ilgili meslek odaları tarafından yapılacak düzenli kontroller bu uygulamanın kötüye kullanılmasını engelleyeceği gibi, gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu tespit edilen kişilerin hukuki ve cezai sorumluluğu da söz konusu olabilecektir.

(6/2496) esas numaralı soru: Başta 2872 sayılı Çevre Kanunu olmak üzere, çevre mevzuatını oluşturan bütün hukuki düzenlemelerde atıkların tekrar kullanılması, materyal ve enerji olarak geri kazanılması öncelikli yönetim prensiplerinden birisi olarak ele alınmış, geri kazanım faaliyetleri teşvik edilmiş, geri kazanım tesislerinin teknik ve idari yeterliliklerin artırılması gayesiyle kriterler oluşturulmuş ve bu kriterleri sağlayan tesisler lisanslandırılarak hem ekonomiye hem de çevreye katkıda bulunmaları sağlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, geri dönüşüme ilişkin ulusal verilere göre 2003 yılında 46 geri kazanım tesisinde yaklaşık 4 bin kişi istihdam edilirken ve geri kazanım faaliyetleri sonucu 62 milyon TL katma değer sağlanırken 2011 yılında 898 geri kazanım tesisinde yaklaşık 60 bin kişi istihdam edilmiş ve geri kazanım faaliyetleri sonucu sağlanan katma değer yıllık 1 milyar TL’yi aşmıştır. Çevre mevzuatı doğrultusunda teknik ve idari yeterlilik kriterlerini sağlayan geri kazanım ve bertaraf tesisleri lisanslandırılmaktadır. 2012 yılı sonu itibarıyla 956 adet çevre lisanslı geri kazanım tesisi ve 97 adet çevre lisanslı bertaraf tesisleri mevcuttur. Artan çevre lisanslı tesisler ile ülke ekonomisine ve çevrenin korunmasına daha fazla katkı sağlanmaktadır.

(6/2907) esas numaralı soru: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 152’nci maddesinde “Teknik Hizmetler Sınıfına dâhil kadrolarda bulunan personelden açık çalışma mahallerinde fiilen çalışanlara, bulundukları kadrolar esas alınmak suretiyle, çalışılan her gün için belirlenecek oranlarda ve üçer aylık dönemler itibarıyla toplamı 60 puanı aşmayacak şekilde, dönem sonlarında ödenmek üzere ek özel hizmet tazminatı verilebilir.” hükmü yer almaktadır. Bahse konu ek özel hizmet tazminatlarının, ödemeye esas teşkil edecek fiilî çalışmaların görev yapılan birim amirince kontrol edilmesi ve onaylanmasının ardından Bakanlığımıza ait bütün birimlerde geciktirilmeksizin ödemeleri yapılmaktadır. Bakanlığımızda bu ödemelerin yapılmasına ilişkin ödenek sıkıntısı olmadığı gibi, birimlerimizden bu doğrultuda herhangi bir talep de bulunmamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adana Milletvekili Sayın Ali Halaman’ın (6/486), (6/753), (6/1242), (6/1243), (6/1621), (6/3261) ve (6/3557) esas numaralı soru önergeleri: Kaçak yapılaşmanın takibi Bakanlığımızın yetki ve sorumluluğunda bulunmamakta olup bu görevler büyük şehirlerde 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu uyarınca büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri tarafından yürütülmektedir.

Adana Su ve Kanalizasyon İdaresinden alınan bilgilere göre, Adana’da 2.770 kilometresi kanal, 230 kilometresi yağmur suyu olmak üzere toplam 3.bin kilometre kanal ve yağmur suyu şebekesi ile 6.028 kilometre içme suyu şebekesi bulunmaktadır. Bütün bu sistemler kapalı sistem olup şehir merkezinin yüzde 98’ine hizmet vermektedir.

Adana ilimizin altyapı eksikliklerinin giderilmesine destek olmak üzere İLBANK tarafından son yedi yılda Adana Büyükşehir Belediyesine otobüs alımı, kamulaştırma ve belediye hizmet binası yapımı için toplam 73 milyon 995 bin TL kredi kullandırılmış, 2007 yılında da 1 milyon 640 bin TL proje tutarlı hâlihazır haritaları tarafımızdan yaptırılmıştır.

Türkiye genelinde olduğu gibi Adana ilimize de ilişkin olarak hazırlanan kentsel dönüşüm projelerinde kamu yararının maksimum düzeyde gözetilmesi esas alınmaktadır. Ayrıca, can ve mal güvenliğini teminen imar planına, fen, sanat ve sağlık kurallarına, standartlara uygun kaliteli yapı yapılması için yapı denetim firmaları aracılığıyla 4708 sayılı Kanun’da belirlenen yapıların Bakanlığımız kurumlarınca denetlenmesine de devam edilmektedir.

(6/753) esas numaralı soru: Bugüne kadar AK PARTİ Hükûmet politikaları doğrultusunda TOKİ tarafından 570 bine yakın konut ve binlerce sosyal donatı inşaatı yapılmıştır. Bunlarla ilgili olarak TOKİ’ye ulaşan yaklaşık 28 bin şikâyet incelenmiş ve gerekli işlemler yapılmıştır. Şikâyetlerin büyük kısmı yüklenici firma tarafından imalatların yapılması esnasında tespit edilemeyen ancak binaların kullanımları sırasında ortaya çıkan eksik ve kusurlardır. Söz konusu şikâyetler TOKİ veya müşavir firma elamanlarınca yerinde incelenmekte ve şikâyetin yapım hatalarından kaynaklandığının tespit edilmesi hâlinde yüklenici firmaya ivedilikle yaptırılmakta veyahut da yüklenici firma nam ve hesabına yapılarak bedeli yüklenici firmadan tahsil edilmektedir. Türkiye’de konut satın alma bilincini yerleştirmeye çalışan TOKİ, müşteri memnuniyetine özel önem vermekte, konut sahiplerinden gelen şikâyetleri değerlendirerek sonuçlandırmakta olup bu amaçla müşteri memnuniyetinin ölçülmesi projesi geliştirilmiştir. Ayrıca projelerde hem idarenin hem de vatandaşların maddi gücünü zorlamayacak tarzda, imalat ve malzeme kalitesi de en üst düzeyde tutulmaya çalışılarak en kaliteli konutun mümkün olan en uygun koşullarla sahiplerini bulması gaye edinilmektedir.

(6/1242) ve (6/1243) esas numaralı sorular: Adana ili Tufanbeyli ilçesi Yamanlı köyü Kazıklı mevkisinde kurulması planlanan enerji santralinde emisyon için Bakanlığımızca hazırlanan Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliği Yönetmeliği’nde belirtilen sınır değerlerin sağlanması zorunludur. Bakanlığımız tarafından bu hususta gerekli denetimler yapılacak olup, yönetmelik ile verilen sınır değerlerin sağlanamaması durumunda ilgili mevzuatta belirlenmiş olan idari yaptırımlar uygulanacaktır. Kurulması planlanan linyit yakıtlı termik santral projesine 15 Şubat 2006 tarihinde mülga Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı verilmiş olup bu kararın yürütmesinin durdurulması ya da iptali ile ilgili Bakanlığımıza iletilmiş herhangi bir mahkeme kararı bulunmamaktadır. Projeye ait ÇED raporu, Bakanlığımızdan yeterlilik almış firmaca hazırlanmıştır. Ayrıca inşaat ve işletme aşamasında projeye ilişkin denetim ve kontroller ilgili mevzuat uyarınca yapılacaktır. Projenin etki alanı içerisinde herhangi bir koruma alanı yer almamaktadır. En yakın koruma alanı Kürebeli Kanyonu Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olup proje alanının yaklaşık 17 kilometre kuzeybatısındadır. Santralin işletilmesi aşamasında oluşacak olan kül, kömür ocaklarının geri doldurulması esnasında kullanılacaktır. Atık suların da alıcı ortama deşarjı söz konusu değildir. Bahse konu projeye ilişkin olarak yapı denetim firması belirlenmiş ve işe başlanılmıştır.

(6/1621) esas numaralı soru: Ülkemizde iller itibarıyla hava kirliliği konusundaki detaylı bilgiler Bakanlığımızın İnternet sayfasında Hava Kalitesi Değerlendirme bölümünde sistematik olarak yayınlanmaktadır. 2011 yılı sınır değerlerini kısa süreli olarak aşan illerimiz Afyon, Siirt ve Gaziantep’tir. Bu aşımların partikül madde bazında olması bunların çöl tozlarından kaynaklandığının göstergesidir.

2011 yılında Adana ilinde hava kalitesi açısından sınır değerleri aşan bir kirlilik tespit edilmemiştir. Hava kirliliğiyle mücadele kapsamında kirliliğe neden olan kaynaklarda gerekli önlemlerin alınarak hava kalitesinin korunması için Bakanlığımızca yönetmelikler yayımlanmış ve uygulamaya konulmuştur. Ayrıca, bu yönde mevzuat oluşturulması ve uygulamasına yardımcı olmak gayesiyle projeler yürütülmekte olup 2010 yılında da Ulusal Temiz Hava Eylem Planı hazırlanarak yayımlanmıştır. Bu yönetmeliklerde belirlenen amaçlara ulaşmak için uyulması gereken kurallar genelgeler ile valiliklere bildirilmekte ve gerekli denetimler valilikler ve yetkilendirilmiş belediyelerce yapılmaktadır. Düşük kalorili ve yüksek kükürt içeren kömürlerin dağıtımının yasaklanması ve kullanımı konusunda yapılan denetimlerde alınan numunelerin analiz sonuçlarının Bakanlığımız limit değerlerine uygun olmaması durumunda yakıtlar toplatılmaktadır.

(6/3261) ve (6/3557) esas numaralı sorular: TOKİ Başkanlığı 2003-2013 yılları arasında toplam 568.647 adet konutun üretimini başlatmış bulunmaktadır. TOKİ Başkanlığı 2001 yılından itibaren ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi prosedürü gereği her yıl elektronik ortamda “Dış ve İç Müşteri Memnuniyeti Anketi” adı altında iki anket, gerek duyulduğunda ise ulusal düzeyde hizmet alımı yoluyla müşteri memnuniyet anketleri yapmaktadır. Son beş yıl içinde TOKİ’den konut alan 37.241 müşteri üzerinde yapılan anket sonuçlarına göre genel memnuniyet oranının ortalama yüzde 65 düzeyinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Adana ilinde 12.912 konut ve 4 ticaret merkezi yapılmış olup proje ve ihale çalışmaları devam eden konutlarla birlikte bu rakam 19.422 sayısına ulaşacaktır. 2006-2013 yılları arasında Adana ilinde yaklaşık 574 adet gayrimenkulün iade işlemi gerçekleşmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Reşat Doğru’nun (6/912), (6/1123), (6/1246), (6/1471), (6/1472), (6/2364), (6/2684), (6/3211) ve (6/3212) esas numaralı soru önergeleri: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı 2003-2012 yılları arasında 81 il, 800 ilçede toplam 560 binden fazla konutun üretimini başlatmış ve büyük bir kısmını tamamlamıştır. Gerçekleştirilen TOKİ projelerinde konutların geç teslim edilmesinden dolayı alıcılar tarafından 31 Aralık 2012 tarihine kadar açılan 21.581 adet tazminat davası bulunmaktadır. Konut teslimlerindeki gecikmelerden dolayı 31 Aralık 2012 tarihine kadar hak sahiplerine ödenen toplam tazminat tutarı 110 milyon 693 bin 092 TL’dir. Bu davaların yanı sıra, teslim edilen konutlarda eksik ve kusurlu işler olduğu iddiasıyla yine 31 Aralık 2012 tarihi itibarıyla TOKİ Başkanlığı aleyhine açılan 2.119 dava bulunmakta olup mahkemelerce davacı lehine tazminata hükmedilmesi hâlinde tazminat tutarları ödenmekte ve yüklenicisine rücu edilmektedir. Satışa aracılık eden banka tarafından taksitlerini ödemedikleri için kendileri ihtar çekilen ve haklarında yasal işlem başlatılması için TOKİ Başkanlığına bilgisi gönderilen konut iş yeri alıcısı sayısı 1.749’dur. TOKİ’nin toplu konut uygulamaları kapsamında gayrimenkul satış sözleşmesi imzalayarak konut satın alan ancak taksitini ödememesi sebebiyle hakkında yasal işlem başlatılan konut alıcısı sayısı 4 Mart 2013 tarihi itibarıyla Türkiye genelinde sadece 1.298 kişidir. Konut taksitlerini ödememeleri nedeniyle ise haklarında tahliye davası açılan ve davaları derdest olan konut alıcısı sayısı ise Türkiye genelinde toplam 570 bin konuttan sadece 523 kişidir.

(6/1123) esas numaralı soru: Ülkemiz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 24 Mayıs 2004 tarihinde, Kyoto Protokolü’ne ise 26 Ağustos 2009 tarihinde taraf olmuştur. Protokolün ilk yükümlülük dönemi olan 2008-2012 yılları arasında ülkemizin sayısal bir sera gazı emisyon azaltım veya sınırlama yükümlülüğü bulunmamakta olup ülkemiz, iklim değişikliğiyle ilgili küresel çabalara kendi imkânları ve özel şartları çerçevesinde katkı yapmaktadır. Ülkemiz, bir taraftan sera gazı emisyonlarının azaltılmasını hedeflerken diğer taraftan da sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde ekonomik kalkınmayı temiz üretim teknolojilerine daha fazla yönelerek ve birim üretimde daha az enerji tüketerek sağlama kararlılığında bulunmaktadır.

Bu çerçevede, Ulusal İklim Değişikliği Stratejisi, İklim Değişikliği Eylem Planı ve İklim Değişikliği Uyum Stratejisi Bakanlığımız koordinasyonluğunda hazırlanarak tamamlanmış olup İklim Değişikliği İkinci Ulusal Bildirimi’ni hazırlama çalışmalarımız ise devam etmektedir. 1990 yılından beri yapılmakta olan çalışmalar sonucunda ülkemizde sera gazı emisyonları yüzde 20 oranında azaltılmıştır. Azaltılan toplam emisyon miktarının 1,4 milyon ton civarında olduğu tahmin edilmektedir.

(6/1246) esas numaralı soru: Tokat’ta bulunan ölçüm istasyonundan alınan verilere göre 2009, 2010 ve 2011 hava kirliliği kış ortalamaları ile 2009, 2010 ve 2011 yılı partikül madde ve kükürtdioksit ortalamaları sınır değerlerin altında yer almaktadır. Ayrıca, Tokat ilinde hava kalitesi kirliliği ve kontrolü konusunda Bakanlığımız tarafından gerekli denetimler yapılmakta ve bu denetimler sonucunda gerekmesi hâlinde ilgili mevzuatın öngördüğü yaptırımlar uygulanmaktadır.

(6/1471) esas numaralı soru: Tokat Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan işletmelerin atık suları organize sanayi bölgesinin kanalizasyon sistemine, kanalizasyon sistemi de Tokat Belediyesinin atık su arıtma sistemine bağlı bulunmaktadır. Alıcı ortama herhangi bir atık su deşarjı söz konusu değildir. Organize sanayi bölgesinde Çevre Kanunu hükümlerine uymayan işletme de  bulunmamaktadır.

(6/1472) esas numaralı soru: Tokat Valiliği tarafından Tokat Turhal ilçesinde Muammer Tuksavul Turhal Şeker Fabrikası ve Özdemir Antimuan Madenleri Fabrikasının atık su arıtma tesislerinin bulunduğu ve fabrikalara atık su arıtma tesisleri kurulduktan sonra herhangi bir cezai işlem uygulanmadığı bilgisi verilmiştir. Turhal ilçesinde bulunan diğer işletmeler ise Turhal Belediyesinin kanalizasyon sistemine bağlı olup Tokat ili sınırları içinde bulunan fabrikalar ve üretim tesislerinde atık su kontrolü için gerekli denetimler ilgili mevzuat uyarınca devam etmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 688’inci maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 8’inci maddesinin son fıkrasında “Bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne şekilde gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda, bu araziler ifraz edilemez, payları üçüncü şahıslara satılamaz, devredilemez veya rehnedilemez. Bu araziler hakkında 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun özgülemeye ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.”  hükmü yer almaktadır. Bu hükümlerle ilgili olarak Bakanlığımızca yürütülen bir çalışma bulunmamakta olup çalışmalar yetkili Bakanlık olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir.

(6/2684) esas numaralı soru önergesi: 1988 yılında Karadeniz sahillerinde 152’si boş, 215’i dolu olmak üzere, toplam 367 adet varil tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda varillerde toksik kimyasal atıkların olduğu anlaşılmıştır. Ülkemiz tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınımının ve bertarafının kontrolüne ilişkin Basel Sözleşmesi’ne 1994 yılında taraf olmuştur. Bu sözleşme doğrultusunda, 27 Ağustos 1995 tarihinde Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği yayımlanmıştır. Bunun üzerine, 2003 yılında sorunun çözümü için muhatap ülke olan İtalya Hükûmeti nezdinde girişimler başlatılmış, iki ülke arasında çevre iş birliği ortak komitesi oluşturulmuş, ancak atıkların mahreç ülke olan İtalya’ya iadesi hususu uluslararası platformda müteaddit defalar gündeme getirilmesine rağmen, söz konusu yasa dışı atıkların taşınmasının Basel Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesinden önce meydana geldiği gerekçesiyle sorunla ilgili olarak herhangi bir sonuç alınamamıştır. Ancak, Bakanlığımızın gayret ve çabaları ile 2006 yılında bahse konu varillerin rehabilitasyonu çalışması tamamlanmış olup varillerin 2007 yılında Almanya’da bulunan SAVA firması aracılığıyla bertarafı sağlanmıştır.

(6/3211) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca 2008-2012 yılları arasında 2872 sayılı Çevre Kanunu uyarınca şahıs ve kurumlara toplam 260 milyon 665 bin 574 TL para cezası uygulanmıştır.

(6/3212) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımız illerimizde kanalizasyon, atık su arıtma ve katı atık düzenli depolama tesisleri gibi çevreye ilişkin yatırımları yapmakta ve söz konusu yatırımları yürüten mahalli idarelere gerekli destekleri sağlamaktadır. Sayın milletvekilimizin talebi hâlinde çevreye ilişkin yatırımların illere göre dağılımını gösteren bilgiler kendilerine takdim edilebilecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bursa Milletvekili Sayın İsmet Büyükataman’ın (6/3164), (6/3215), (6/3417), (6/3418), (6/3419), (6/3420), (6/3421), (6/3422), (6/3423) ve (6/3424) esas numaralı soru önergeleri: 2002-2013 yılları arasında Bakanlığımız istisnai kadrolarına 45 kişinin ataması yapılmıştır. Bu kadrolardan devlet memurluğuna atanan 29 personel bulunmaktadır.

(6/3215) esas numaralı soru: 2002 yılından 2013 yılı Nisan ayına kadar, Bakanlığımızda temsil giderleri olarak 844 bin 339 TL harcama yapılmıştır.

(6/3417) esas numaralı soru: Bakanlıkların Kuruluş ve Teşkilatlarına Dair 3046 sayılı Kanun’un 21/a maddesiyle bakanlardan sonra ve müsteşarlardan önce gelmek üzere bakan yardımcılığına yönetimde yer verilmiştir. Bu itibarla Bakan Yardımcımız Bakanlığımızca yürütülen tüm iş ve işlemlerin gerektirdiği gezi, açılış ve benzeri etkinliklere katılabilmekte olup bugüne kadar 2’si Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetleri, 1’i Katar, 1’i de Almanya olmak üzere toplamda 4 yurt dışı görev seyahati gerçekleştirmiştir.

(6/3418) esas numaralı soru: Bakanlığımız hizmet binalarında 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile bu kanuna dayalı olarak hazırlanan genelge hükümleri çerçevesinde engelliler için engelli rampaları, engelli asansörleri yapılmış; mevcut merdivenler, asansörler, blok giriş katlarındaki engelli WC ve lavaboları da yenilenerek engellilerin  rahatça kullanabilmesine uygun hâle getirilmiştir. Ayrıca bina iç mekânlarında kapı kolları, elektrik düğmeleri, merdiven küpeşteleri, yönlendirme levhaları ile uyarı levhaları yenilenmiş ve engelliler için otopark yeri ayrılmıştır. Engelliler için yapılan düzenlemeler binaların genel onarımlarıyla birlikte yapılmış olup, ayrıca bir harcama yapılmamıştır. Ayrıca il müdürlüklerimizin hizmet binalarının engellilerin kullanıma uygun hâle getirilmesi için 2012 yılında 1 milyon 297 bin 755 TL, 2013 yılında ise 2 milyon 896 bin 920 TL ödenek gönderilmiştir.

(6/3419) esas numaralı soru: Bakanlığımızın merkez teşkilatındaki bazı hizmet birimleri için iki adet bina kiralanmış olup yıllık kira bedelleri toplamı 3 milyon 576 bin 090 TL’dir. Ayrıca, İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Müdürlüğü için yıllık 300 bin TL, Marmara Temiz Hava Merkezi Müdürlüğü için de yıllık 200.232 TL kira bedeli ödenmektedir.

(6/3420) esas numaralı soru: Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatı hizmetlerinde kullanılmak üzere, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri çerçevesinde 2012 yılında 307 araç kiralanmış olup yıllık 6 milyon 293 bin 149 TL ödeme yapılmıştır. 2013 yılında ise 54’ü sürücüsüz, 293’ü sürücülü olmak üzere toplam 347 araç kiralanmış olup yıllık 12 milyon 031 bin 896 TL ödenecektir.

(6/3421) esas numaralı soru: Bakanlığımız faaliyetlerine yönelik olarak kamuoyunda çevre ve şehircilik bilincini oluşturmak ve kentsel dönüşüm konularındaki farkındalığı sağlamak için gerçekleştirilen tanıtım amaçlı çalıştay, kamu spotu, afiş, broşür ve benzeri mal ve hizmet alımları için 2012-2013 yılları arasında toplam 2 milyon 014 bin 554 TL harcama yapılmıştır.

BAŞKAN – Şimdi, Sayın Bakanım, bir dakika sonra bitirelim, ondan sonra da soru soracak arkadaşlara hak vereceğim.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Teşekkür ederim.

(6/3422) esas numaralı soru: Eylül 2011 tarihinden bugüne kadar Bakan olarak katıldığım 113 yurt dışı gezisinin 8’i Sayın Başbakanımız başkanlığında, diğerleri ise şahsım başkanlığında Bakanlığım bürokratlarından oluşan heyetlerle birlikte gerçekleştirilmiştir. Bu ziyaretlerde yabancı muhataplarımıza ekonomik değeri olmayan hatıra eşya niteliğinde küçük hediyeler verilmiştir.

(6/3423) esas numaralı soru: 2012-2013 yılları arasında görev yeri değişikliği ve benzeri nedenlerle Bakanlığımız personeli tarafından Bakanlığımıza karşı açılan 91 dava bulunmaktadır. Bu davalardan 66 dava derdest durumda olup 16 dava ret kararı, 9 dava da iptal kararıyla sonuçlanmıştır. Ayrıca Bakanlığımızca personele karşı açılan 1 adet dava derdest durumdadır.

BAŞKAN – Evet, teşekkür ederim. Şimdi, ben sizi alayım, birazcık dinlenin. Soru soracak 5 arkadaş var, onları not alacaksınız, sonra tekrar kürsüye davet edeceğim. Bu 5 arkadaşımızın sorduğu sorulara cevap vermeniz için de size 10 dakika süre vereceğim.

Buyurunuz Sayın Susam.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum. Soruma cevap verdi ancak ikinci kısmına cevap verdi, “İlgili yönetmeliğin iptalini düşünmüyoruz.” dedi. Mükerrer vergilendirme var katı atık bedeliyle ilgili olarak. Mükerrer vergilendirmeyi hiç bahsetmediniz. Şu an katı atık bedeliyle ilgili olarak çok yüksek bedeller alınıyor; bir.

İki: Çeşme’yle ilgili bir sorum var. Çeşme’yle ilgili, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünüz TOKİ’ye Reisdere’de konut yapmak amacıyla çok katlı bina verdi. İki katlı yer olan bu alanlar, Çeşme’nin turizm kenti olduğunu düşündüğünüze göre, çok katlı binalarla bunun turizm değerini ve Çeşme’nin imajını değiştirmeyle karşı karşıya bırakan bir durumdasınız. Bu konuda siz, İzmir’e geldiğinizde, yapılmayacağını söylemenize rağmen, Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünüz bunu verdi. Sayın Başbakan bile İstanbul’la ilgili, bu yüksek yapıların kentlerin özelliklerini bozduğunu söylerken turizm kenti olan Çeşme’ye, TOKİ’ye böyle bir plan yapma yetkisi vermesi ve askıya çıkması doğru değildir diye düşünüyorum.

BAŞKAN – Sayın Işık.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Her ne kadar iki yıl gibi bir süreden sonra da olsa, cevabı nedeniyle Sayın Bakana teşekkür ediyorum.

Şimdi, buradan da görülmektedir ki, 2002 yılında yılda bir ihale yapan TOKİ son on yıl içerisinde, son yıllarda bine yaklaşan rakamlarla 5 bine yakın ihale gerçekleştirmiş ve 50 milyar TL’lik de bir paraya hükmetmiştir. Her geçen yıl artarak devam eden bu ihaleler nedeniyle TOKİ’nin yaptığı inşaatların kalitesi ve o süreçteki yolsuzluklar denetlenemez hâle gelmiştir. TOKİ tarafından yapılan bu ihalelerin, o ihalenin bulunduğu il veya ilçedeki bölgeden müracaat eden müteahhitlere verilmesi yönündeki sorumuz ve Bakanlığınız görüşü cevapsız kalmıştır. Örneğin; İstanbul’dan Antalya’ya bir taşeron, alt taşeron uygulamasıyla hükmetmeye çalışan müteahhit orada birçok kişiyi mağdur ettikten sonra kaybolmaktadır. Buna benzer, TOKİ’nin yaptığı inşaatlarda ciddi kalite eksiklikleri vardır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Doğru.

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Ülkemizde son yıllarda, ani olarak sel baskınları; yine, iri taneli dolu düşme, ani yağmur yağmalar, hortum gibi, daha önce rastlanmayan birtakım meteorolojik olaylara rastlanmaktadır. Bu iklim değişikliğiyle ilgili olarak Bakanlık olarak herhangi bir çalışma yaptırdınız mı?

Biraz önce Kyoto Protokolü’ne uyulduğundan bahsedildi ancak, sera gazları emisyonlarının son yıllarda Türkiye’mizde daha fazla arttığı şeklinde bilgiler vardır.

İkincisi, TOKİ’ler olarak Tokat ilinde AK PARTİ belediyelerinin olduğu yerlere TOKİ’ler yapılış ancak Erbaa gibi, Reşadiye gibi, AK PARTİ belediyelerinin olmadığı yerlerde ise TOKİ inşaatlar yapmamıştır. Bu bölgelerde TOKİ’lerle ilgili bir inşaat yapmayı düşünüyor musunuz? Ayrıca, TOKİ’nin yapmadığı yerlerde TOKİ gibi inşaat yapan belediyelere bu yönlü olarak bir destek verilebilir mi? Yani onlar da aynı vazifeyi yapıyorlar hatta TOKİ’den daha ucuza mal ediyorlar ve insanlara daha ucuz konut satabiliyorlar. Bu yönde neler söyleyebilirsiniz?

Diğer konu olarak da özellikle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Halaman…

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, Adana’yla ilgili verdiğiniz cevaplardan dolayı teşekkür ediyorum. Yine, sorum Adana’yla ilgili. Adana’da -25-30 bin- müsabaka yapılan bir stadyum var, ismi 5 Ocak. Şimdi, kamuoyunda bu 5 Ocak Stadyumu’nun kalkacağı, yerine AVM kurulacağı, yeni stadyumun şehir dışında yapılacağı söyleniyor. Bunu da Büyükşehir yapacak gibi kanaat oluşuyor, Şehircilik Bakanlığı gibi. Şehircilik Bakanı olarak bu 5 Ocak Stadyumu’nun kalkmasını isteyip yerine AVM kurulmasını doğru buluyor musunuz veya bunun yapılmaması için bir talimat verebilir misiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu…

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Bakanım, Kahramanmaraş Afşin-Elbistan Termik santralimizin çıkartmış olduğu filtrelerinden dolayı hava kirliliği had safhadadır. O bölgede yaşayan insanlarımız yani Elbistan, Afşin ve belde başkanlıklarımız, özellikle de Çoğulhan bölgesinde hava kirliliğinden çok büyük miktarda, vatandaşlarımız hayatını kaybetmektedir, kanser olmaktadır. İki yıldan beri sizlerden buranın filtresi noktasında, filtre takılması, filtresinin yenilenmesi noktasında çok büyük ricalarda bulunduk. Şu ana kadar hâlâ bu konuyla ilgili hiçbir çalışma yapılamadı, orada hava kirliliği had safhalara ulaştı. Bu konuyla ilgili acaba bugün ne dersiniz Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak Sayın Bakanım?

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

Şimdi ben size on dakika süre vereceğim.

Buyurun.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Trabzon) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Susam’ın sorusu “Katı atıkta mükerrer vergi alınıyor.” denildi. Bunu ben inceleyeceğim, yalnız, mevcut yönetmeliğimizi değiştireceğiz bu talepleri de dikkate almak suretiyle, gerekli eleştiriler nedir, alacağız. Bu mükerrer vergi alınmasını mutlaka engelleriz, böyle bir şey olmaz, bu yanlış bir şey. Yönetmeliği de değiştiriyoruz, bunları sadeleştiriyoruz, bunu da ifade etmiş olayım.

İzmir Çeşme’de yaptığımız planın ben 6,50 olduğunu biliyorum eğer yanlış biliyorsam buna da bakacağım, bunun da cevabını sizlere vereceğim. Yani, Çeşme’deki irtifanın 6,50 olduğunu biliyorum ben ve yoğunluğunun çok az olduğunu biliyorum. Turizm amaçlı bir… Yani, daha fazla mı orada imar?

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Evet.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Biz onayladık planı ama ben onu 6,50 irtifa biliyorum ve daha şikâyet de olmuştu.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Değiştirdiğiniz yerde zaten plan 2 kat yapıya müsaade ediyordu…

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Yan, 2 kat diye biliyorum ben onu. Bilgim yanlış olabilir, ona bakıp size bilgi vereceğim.

Sayın Işık’ın sorusu: TOKİ 2002 yılında bir ihale yaparken… O ihaleyi de biz yaptık, tabii. 2002 yılı Aralık ayında ben göreve geldim, o Aralık ayı içerisinde bir tane ihale yaptık. Bizden evvel ihale hiç yoktu, TOKİ’nin sadece Ankara Eryaman’da iki tane okul tamamlama işi vardı, İzmir Mavişehir’de de Emlak Bankası’ndan gelen villaların onarım işi vardı. Daha sonra yıllara sari olarak bu ihaleler arttı ve inşallah eksiklerini daha çok gidererek TOKİ yoluna devam eder, ülkemizde konut bilincini, ucuz konut üretimini yapmaya devam eder.

Yalnız, bölgesindeki müteahhitlere iş verilememesini ben cevapladım, tekrar cevaplayayım: Kanunda böyle bir şey yok, yani bunu nasıl yapacağız Alim Bey, Sayın Hocam?

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ama Sayın Bakanım, bu kanunu, Kamu İhale Kanunu yüz defa değiştirdiniz, onu da yapalım, oradaki insanlar işinden oldu.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) -  Yani, bunu yapmak mümkün değil. Böyle bir kanun da olmaz ki, sen de git Ardahan’da yap, İzmir’de, Edirne’de yap ama şey konusunda, orada da tüccar malını verirken basiretli olacak, vermeyecek.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ama devlete veriyorum zannediyor. Devlete veriyorum zannediyor, ona güvenerek veriyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Zannetmek yok, zan ile hüküm verilir mi? Zan ile hüküm hiçbir yerde yok. Ama gene de sizin bu dediklerinizi dikkate alıyorum. Daha sert, müteahhitlere yaptırım yapma noktasında… Müteahhit diyor ki: “Sana ne, sana borcum var mı, işimi yaptım mı? Borcum yok, benim bu adama.” Onlar da gelip öyle söylüyorlar.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakanım, üst, ana yükleyicide problem yok, alt taşerona geçtiği zaman orası ciddi anlamda mağduriyet yaratıyor.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) – Onlara dikkat edeceğiz, ben dikkate alacağım, onu arz ederim.

Sayın Doğru “Son yıllarda sel baskınlarıyla ilgili ve diğer tabiat olaylarıyla ilgili daha öncesine benzemeyen olayla vuku buluyor.” dedi. Bu gerek dünyada gerek Türkiye de inceleniyor, çok değerli milletvekili arkadaşlarım. Fakat bazı akademisyenler, bilim adamları ve bazı kuruluşlar, bazı laboratuvarlar bunu izah edebiliyorlar, bazıları da izah edemiyor. Mesela Amerika buna karşı çıkıyor, Çin karşı çıkıyor, işte diğer taraftan Norveç diyor: “Sel olayları iklim değişikliden oluyor.” Türkiyede bunları inceliyor fakat bunlarla ilgili çok net bir veri yok. İnşallah daha ileriye yönelik, çok daha net bir veri elimizde olur.

Şimdi, söyle bir şey arkadaşlar, bize talep eden belediye hangi partiden olursa olsun orada konut yaparız, bundan sonra da olursa gene yaparız ve eğer belediyeler daha ucuza mal ediyorsa onlara da yardımcı oluyoruz, biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olarak da yardımcı oluruz. O bakımdan Tokat’ta da epey konut yaptık, bundan sonrada yapmaya devam edeceğiz.

Sayın Halaman’ın sorduğu soru: Benim konum değil bu, tam konuyu bilmiyorum. Yani, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Adana’da bir stat yapmak gibi bir projesi yok. Zaten benim Bakanlığım tasarlayıcı bir Bakanlık ve denetleyici bir Bakanlık. Yani uygulamacıyız ama denetleme tarzında, tamim getiren, yönerge getiren, genelge getiren, imar planı yapan, denetleyen bir Bakanlık. Yaptırım olarak direkt biz inşaat yapmıyoruz yani yapı işlerinde de çok acil işlerin dışında, 5543 sayılı İskân Kanunu’nun dışında da inşaat hemen hemen hiç yapmıyoruz, her bakanlık kendisi yapıyor. O bakımdan, bizim Bakanlığımız hem çevreyi korumada hem imar düzenini sağlamada hem de şehirciliği düzene sokmada daha çok denetleyici bir bakanlık konumundadır. Onun için, burada, 5 Ocak Stadı bizim de bildiğimiz… Tabii, bir AVM yapılacağı noktasında benim bilgim yok, ancak bunun da ben bilgisini alıp size takdim edebilirim.

Sayın Dedeoğlu’nun “Afşin Elbistan hava kirliliği had safhadadır…” Daha önceden de bu konuda bize uyarıda bulunduğu ve bir adım atılmadığı noktasında uyarısı var. Bunu da yine araştırıp ancak cevap verebilirim, bu bakımdan bunu da şu anda cevaplandıramıyorum ama eğer gerçekten Afşin-Elbistan’da böyle bir durum varsa bu da çok önemli.

Fakat çevre konusunda, tabii, dünya çok öne gitti artık.  Yani bütün dünyada, her tarafta, bütün, 195-198 devletde, maddi gücü olan da olmayan da -çünkü iletişim, ulaşım arttı- çevre konusunda çok duyarlı bir konuma geldi. Türkiye'de de biz -çok samimiyetle ifade etmek istiyorum- çevre konusunda belki harcama olarak Avrupa kadar harcama yapamıyoruz ama Avrupa’dan çok daha duyarlıyız. Bizde bahçelendirme, çiçeklendirme, ormanlandırma Avrupa’dan daha hızlı artıyor, bu çok net bir şeklide böyle.

İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) – İcraat yok Sayın Bakanım.

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) –

Tabii, esas çevre problemini ortaya çıkaran Avrupa’dır. Şimdi, arkadaşlar, 20’nci yüzyılın başlarında Avrupa’da çevre problemi ortaya çıktı, dediler ki: “Ortalık kirleniyor, Tuna Nehri kirleniyor, Ren Nehri kirleniyor.” Ve toplandılar, dediler ki: “Dünyayı biz çevre konusunda disipline edelim. Türkiye de aynı disipline girsin, Romanya da aynısına girsin, Çin de girsin.” Biz anlaşmalar hem 1972 yılında yapılan, Birleşmiş Milletlerin yapmış olduğu anlaşmalar çerçevesinde Kopenhag’daki sözleşmelere uymaya başladık. Hem Kyoto Protokolü’ne hem Rio sözleşmelerine hem dünyadaki bütün anlaşmalara hem Stockholm’deki anlaşmalara; hepsine gidiyoruz, büyük bir katılım gösteriyoruz ve hepsine de uyuyoruz. Sorumluluğumuz yok, sorumluluğumuzun olması için bize daha çok para vermesi lazım. Bizim ülkemizin kalkınması, gelişmesi gerekiyor. Bizi getirip bir yere, boğmalarına da müsaade etmeyiz, ama inanın, biz, şu anda çevre konusunda Avrupa’dan çok daha duyarlıyız, Birleşmiş Milletlerin de tüm kararlarına uyuyoruz.

Bakın, bir iki rakam vermek istiyorum size. Kyoto Protokolü doğrultusunda, Türkiye'de katı atıklarda, atık su arıtmalarında 2002 yılı sonuyla bugünü mukayese edersek; 2002 yılı sonunda, sadece 248 belediyede, 145 atık su arıtma tesisiyle, belediye nüfusunun yüzde 35’ine hizmet verilirken, bugün 557 belediyede, 428 tesisle, belediye nüfusunun yüzde 72’sine hizmet vermekteyiz ve 2023 hedefi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 76 milyonun -bugün 76 milyon, o gün nüfusumuz neyse- yüzde 100’üne atık su hizmeti vereceğimizi bugünden programladık.

Yine, bugün, çok ciddi bir şekilde ülkemizde 10 bin metreküp üzerinde atık su deşarjı yapan bütün kuruluşları, işletmeleri on-line olarak izliyoruz. Bakanlık olarak, çevresel altyapı projelerine 2002 yılından bugüne kadar 1 katrilyona yakın, yani 1 milyara yakın yardım ettik; karşılıksız, hibe yardımı yaptık.

Yine, belediyelerin ve atık su arıtma tesislerinin elektrik giderlerinin yüzde 50’sini hibe olarak ödüyoruz. Biliyorsunuz, bundan yirmi sene, yirmi beş sene evvel Türkiye'de hemen hemen büyük belediyelerimizin birçoğunda çöp dağları vardı, çöpler bertaraf edilemiyordu, düzenli katı atık da yapılamıyordu, bertaraf da yapılamıyordu; bugün, 69 düzenli depolama tesisiyle, 900 belediyede, 44,5-45 milyon insanımıza hizmet vermekteyiz.

Yine, aynı şekilde 2023’e kadar katı atıktan elektrik üretimi, enerji üretimi, sera üretimi gibi projelerimiz süratli bir şekilde devam etmektedir. Bu doğrultuda, en ileri ülkeler, Japonya, Kuzeybatı Avrupa ülkeleriyle karşılıklı çalışma ve görüşme hâlindeyiz ve katı atıktan enerji üretimi noktasında çok ciddi adımlar… Mamak çöplüğünden, bugün, hem enerji üretiliyor hem sera vardır orada ve karşısında alışveriş merkezleri yapıldı. Daha evvelden buradan kimse geçmiyordu, şehir o tarafa doğru büyümüyordu, sadece batıya doğru, Eskişehir Yolu’na doğru büyüyordu ama şimdi Mamak etrafındaki eski çöplükte de çok ciddi yatırımlar olmaktadır.

Yine, geri kazanım tesislerinden bugün çok ciddi şekilde kaynak temini yapılmaktadır.

Yine, gemi atıkları… 2002 yılında gemi atıklarının toplanması ve izlenmesi diye bir şey yokken bugün artık, 232 limanda gemilerin atıklarını hem topluyoruz hem de çok ciddi şekilde…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANI ERDOĞAN BAYRAKTAR (Devamla) - …bunlara ceza veriyoruz.

Sürem bitti, o bakımdan, tekrar teşekkür ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Cevaplandırılamayan soru önergeleri gündemde kalmaya devam edecektir.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 26 Haziran 2013 Çarşamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

İyi akşamlar.

Kapanma Saati:20.23



(x)  Sözlü soru önergeleri okunmamış olup tutanağa eklidir.