DÖNEM: 24 CİLT: 39 YASAMA YILI: 3
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
49’uncu Birleşim
8 Ocak 2013 Salı
(TBMM Tutanak
Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve
kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar
tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına
uygun olarak yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- YOKLAMA
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Ağrı Milletvekili Halil
Aksoy’un, Ağrı Doğubeyazıt’ta meydana gelen mayın patlamalarına ilişkin gündem
dışı konuşması
2.- Osmaniye Milletvekili
Suat Önal’ın, Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümüne ilişkin
gündem dışı konuşması
3.- Adana Milletvekili Ali
Halaman’ın, Adana’nın düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümüne ilişkin gündem
dışı konuşması
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, CHP Grubu olarak Zonguldak Kozlu’daki maden kazasında
hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı
dilediklerine, Sayıştay raporlarındaki uyarılara rağmen bu iş yerindeki
eksikliklerin giderilmediğine ve Hükûmeti iş kazalarına karşı önlem almaya
davet ettiklerine ilişkin açıklaması
2.- İstanbul Milletvekili
Abdullah Levent Tüzel’in, huzurlu ve savaşsız bir yıl dilediğine, Zonguldak
Kozlu’daki maden kazasında 8 madencinin ölümü nedeniyle bütün işçi sınıfına
başsağlığı dilediğine ve ülkemizin barış ve demokratikleşme ihtiyacına yanıt
verecek yeni bir dönemin başlamasının olumlu bir gelişme olduğuna ilişkin
açıklaması
3.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Zonguldak Kozlu’daki maden kazasında hayatını kaybeden işçilere
Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine, şaibeli olan 2012 yılı
KPSS sonuçlarına göre kamu kurum ve kuruluşlarına personel alımına devam
edildiğine ve Hükûmeti bu konuda duyarlı olmaya davet ettiğine ilişkin
açıklaması
4.- Ankara Milletvekili Özcan
Yeniçeri’nin, Hükûmetin terör örgütünün lideriyle görüşme yapmasına ve bir
terör örgütünün başının muhatap alınmasının Türkiye’de fiilen iki başlı bir
otoritenin oluştuğu anlamına geldiğine ilişkin açıklaması
5.- Malatya Milletvekili Veli
Ağbaba’nın, Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Erkenek beldesinde yaşanan
depremler nedeniyle vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve Türkiye
İş Kurumu bünyesinde çalışan 817 iş ve meslek danışmanının sözleşmelerinin
feshedilmesine ilişkin açıklaması
6.- Giresun Milletvekili
Selahattin Karaahmetoğlu’nun, 5084 sayılı Kanun’la uygulanan teşvikin
31/12/2012 tarihinde son bulduğuna ve bu konuda ciddi mağduriyetler
yaşanacağına ilişkin açıklaması
7.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin
özelleştirilmesine ve orada çalışan işçilerin hak kaybına uğramaması için
Hükûmetin tedbir almasını istirham ettiğine ilişkin açıklaması
8.- Osmaniye Milletvekili
Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Zonguldak Kozlu’daki maden kazasında hayatını
kaybeden madencilere Allah’tan rahmet dilediğine ve Osmaniye’nin kurtuluşunun
91’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması
9.- Adana Milletvekili
Muharrem Varlı’nın, bu toprakların kolay vatan olmadığına, her metrekaresinde
şehit kanı, alın teri ve gözyaşı bulunduğuna ve terör örgütünün lideri ile
müzakere yapanlara şehitlerimizin hakkını helal etmediğine inandığına ilişkin
açıklaması
10.- İstanbul Milletvekili
Kadir Gökmen Öğüt’ün, son dönemlerde kitaplarda sansür iddialarına ve millî
eğitim kadrolarının asıl işlerini savsakladıklarına ilişkin açıklaması
11.- Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş’ın, Zonguldak Kozlu’daki maden kazası sonucu hayatını kaybeden
işçilere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilediğine ve gerekli
incelemelerin yapılıp varsa sorumlularının üzerine gidilmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
12.- İzmir Milletvekili
Alaattin Yüksel’in, Zonguldak Kozlu’daki maden kazasında hayatını kaybeden
madencilere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı dilediğine, Sayıştay
raporlarındaki uyarılara rağmen gerekli önlemlerin alınmadığına ve taşeron
sisteminin kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması
13.- İstanbul Milletvekili
Haluk Eyidoğan’ın, son yıllarda madencilik sektöründeki yapılanmanın çok sayıda
ölümlü iş kazalarına ve maden kaynaklarının heba edilmesine yol açtığına ve
hayatını kaybeden madencilere Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması
14.- İstanbul Milletvekili
Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesi köylerinin çoğunda dört günden
beri elektriklerin kesik olduğuna, ihaleler tekrarlansın diye kötü malzeme
kullanıldığına ve siyasi yandaşlara verilen bu ihalelere son verilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
15.- Trabzon Milletvekili
Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesinde
yaklaşık altı yıldır çalışan 68 taşeron işçisinin işlerine son verildiğine ve
bu konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
16.- Bursa Milletvekili İlhan
Demiröz’ün, 2010 yılında Orhangazi, İznik, Gemlik ve Mudanya’daki zeytin
üreticilerine afetten dolayı ödenmesi gereken paranın 4.100 çiftçiye hâlen
ödenmediğine ilişkin açıklaması
17.- Antalya Milletvekili
Yusuf Ziya İrbeç’in, Zonguldak Kozlu’daki maden kazasında hayatını kaybeden
işçilere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ve Millî Eğitim
Bakanlığının İnternet bağımlılığının önlenmesi, okuma alışkanlığının
kazandırılması için ne gibi tedbirler almayı düşündüğünü öğrenmek istediğine
ilişkin açıklaması
18.- Muş Milletvekili Demir
Çelik’in, 2013 yılının ülke halklarına ve insanlığa barış ve özgürlük
getirmesini dilediğine ve şiddetli kış şartları nedeniyle Muş ilinde yaşanan
mağduriyetlere ilişkin açıklaması
19.- Kars Milletvekili
Mülkiye Birtane’nin, Zonguldak Kozlu’daki maden kazasında hayatını kaybeden
işçilere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dilediğine ve sınıf
öğretmenlerinin yan alan veya eğitim almadıkları alanlara geçmelerine ilişkin
açıklaması
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Adana Milletvekili
Muharrem Varlı ve 19 milletvekilinin, Adana’nın sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/450)
2.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt ve 30 milletvekilinin, uyuşturucunun ülkemize hangi yollardan ve
nasıl transit giriş-çıkış yaptığının, buna neden engel olunamadığının, son
yıllarda Türkiye’nin neden önemli bir üretici ülke hâline geldiğinin,
uyuşturucu kullanımının neden ve nasıl yaygınlaştığının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/451)
3.- Malatya Milletvekili Veli
Ağbaba ve 26 milletvekilinin, kayısı üretimi, hasadı, kurutulması, ihracatı ve
ekonomik değerinin artırılabilmesi için yapılması gereken çalışmaların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/452)
B) Önergeler
1.- Konya Milletvekili
Mustafa Kalaycı’nın, (2/245) esas numaralı 31/12/1960 Tarihli ve 193 Sayılı
Gelir Vergisi Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/83)
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- AK PARTİ Grubunun,
gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden
düzenlenmesine; 370 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci
maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin
önerisi
VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, SYDTF tarafından dağıtılan kömürlere ilişkin İçişleri Bakanından
sözlü soru önergesi (6/36) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
2- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde eğitimin yeterliliğine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/83) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
3.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okulların
bazı ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/121) ve Millî Eğitim Bakanı
Ömer Dinçer’in cevabı
4.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların bazı ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/123) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
5.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, bazı illere tarım meslek lisesi açılmasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/139) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
6.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a adalet veya sağlık meslek lisesi açılıp açılmayacağına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/147) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
7.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, ilköğretim okullarında seçmeli olarak okutulan medya okuryazarlığı
dersine ilişkin sözlü soru önergesi (6/212) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer’in cevabı
8.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Bakanlık bünyesinde çalışan personelin özlük haklarına ilişkin sözlü
soru önergesi (6/216) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
9.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/223) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
10.- İstanbul Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, İstanbul-Çatalca’da bir köyün öğretmen ihtiyacına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/299) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
11.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, resim ve müzik öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/319) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
12.- Bingöl Milletvekili
İdris Baluken’in, Bingöl-Sancak’ın lise ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/332) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
13.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, yabancı dil öğretmenlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/335) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
14.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/336) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
15.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, şef olarak çalışan personele ve bu personelin özlük haklarına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/337) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
16.- Adana Milletvekili Ali
Halaman’ın, Adana’ya atanan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/414) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
17.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, ücretli öğretmenlerin sigorta primlerine ve bazı illerin
öğretmen ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/428) ve Millî Eğitim Bakanı
Ömer Dinçer’in cevabı
18.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/453) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
19.- Adana Milletvekili Ali
Halaman’ın, Van’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden öğretmenlerin
ailelerine maddi yardımda bulunulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/458) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
20.- İstanbul Milletvekili
Umut Oran’ın, terör örgütü tarafından kaçırılan öğretmenlerin maaşlarında
kesinti yapılıp yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/489) ve Millî
Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
21.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Erzurum’un öğretmen açığının kapatılmasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/501) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
22.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki bazı ilköğretim okullarının fiziki sorunlarının
giderilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/510) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer’in cevabı
23.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da yürütülen taşımalı eğitimle ilgili sorunlara ve
Göle’deki İmam Hatip Lisesinin eksikliklerine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/512) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
24.- Ağrı Milletvekili Halil
Aksoy’un, öğretmen atamaları ve açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/514) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
25.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, öğretmen maaşlarında yapılacak iyileştirmelere ilişkin sözlü soru
önergesi (6/515) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
26.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, meslek liselerinin modül kitapların
dağıtılmadığı iddiasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/521) ve Millî Eğitim
Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
27.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, rotasyon uygulamasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/522) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
28.- Ankara Milletvekili
Zühal Topcu’nun, kadın-erkek eşitliği konusunun müfredata alınmasına ilişkin
sözlü soru önergesi (6/534) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
29.- Adana Milletvekili Ali
Halaman’ın, ataması yapılmayan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/579)
ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
30.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Posof’taki okulların öğretmen eksikliğine ve fiziki durumuna
ilişkin sözlü soru önergesi (6/591) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
31.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Anadolu Lisesi Projesi’ne
ilişkin sözlü soru önergesi (6/596) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
32.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Halk Eğitim Merkezi Projesi’ne ilişkin sözlü
soru önergesi (6/599) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
33.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, atama bekleyen tarih öğretmenleri ve millî
güvenlik dersinin tarih öğretmenlerince okutulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/617) ve Millî Eğitim
Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
34.- Ankara Milletvekili
Zühal Topcu’nun, Bakanlıkta ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda özürlü
personel istihdamına ilişkin sözlü soru önergesi (6/639) ve Millî Eğitim Bakanı
Ömer Dinçer’in cevabı
35.- Ankara Milletvekili
Zühal Topcu’nun, geçici olarak veya vekâleten görevlendirilen öğretmenlere
ilişkin sözlü soru önergesi (6/652) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
36.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Afşin’in okul ve derslik sorununa ilişkin
sözlü soru önergesi (6/661) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
37.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Çağlayancerit’teki bazı okulların yeni derslik
ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/662) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer’in cevabı
38.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, atama bekleyen bilişim öğretmenlerine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/692) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
39.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların temizlik sorununa ilişkin sözlü soru
önergesi (6/707) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
40.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Erzurum, Kars ve Ağrı’daki okulların temizlik sorununa ilişkin
sözlü soru önergesi (6/709) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
41.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, öğretim elemanlarının özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/823) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
42.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, eğitime yapılan kamu harcamalarının
artırılmasına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/867) ve Millî Eğitim
Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
43.- Samsun Milletvekili
Ahmet İhsan Kalkavan’ın, 652 sayılı KHK’de düzenlenen Millî Eğitim Bakanlığının
görevlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/876) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer’in cevabı
44.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, bir Devlet üniversitesinin kampüsüne girilirken alınan ücrete
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1058) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
45.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, yurt dışı teşkilatlarına atanacak olan
personelin yabancı dil şartının kaldırıldığı iddiasına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1091) Cevaplanmadı
46.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ilköğretim öğrencilerinin fiziki saldırılara
maruz kaldıkları iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1095) Cevaplanmadı
47.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Talim ve Terbiye Kurulu eski başkanının yapmış
olduğu bir açıklamaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi
(6/1096) Cevaplanmadı
48.- Antalya Milletvekili
Arif Bulut’un, bazı liselerden mezun olanların üniversiteye başvurularında ek
puan alamamalarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1202)
Cevaplanmadı
49.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Tokat ilinde başarı belgesi verilen personele ilişkin Millî Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1297) Cevaplanmadı
50.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, köy okullarına öğretmen lojmanı yapılmasına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1326) Cevaplanmadı
51.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Şırnak ve Hakkâri’deki eğitim kurumlarının eksikliklerine
ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1441) Cevaplanmadı
52.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Kars Millî Eğitim İl Müdürlüğünün personel eksikliğine ilişkin
Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1442) Cevaplanmadı
53.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Nurhak’taki bir ilköğretim okulu binasının
tadil edilerek anaokuluna dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğine ilişkin Millî
Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1501) Cevaplanmadı
54.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Nurhak’taki bir ilköğretim okulunun ikili
öğretimden normal öğretime geçip geçmeyeceğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1505) Cevaplanmadı
55.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Türkoğlu’ndaki bir köyün ilköğretim okulu
ihtiyacına ve bir ilköğretim okulunun yenilenip yenilenmeyeceğine ilişkin Millî
Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1506) Cevaplanmadı
56.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Andırın’daki bir ilköğretim okulunun fiziki
yetersizliklerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1513)
Cevaplanmadı
IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın;
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük
Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)
2.- Devlet Sırrı Kanunu
Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları
(1/484) (S. Sayısı: 287)
3.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Libya Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat
Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/650) (S. Sayısı: 339)
4.- Yargılama Sürelerinin
Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra
Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet
Komisyonu Raporu (1/625) (S. Sayısı: 342)
5.- Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu ile 3 Milletvekilinin; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/717, 2/1030) (S. Sayısı: 370)
6.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim İşbirliği Alanında
Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/581) (S. Sayısı: 291)
7.- Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kabinesi Arasında Bitki Koruma ve Bitki Karantina
Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/629) (S. Sayısı: 309)
X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul Milletvekili Ali
Özgündüz’ün, ABD askerlerinin Türkiye’nin Suriye sınırında konuşlandırıldığı
iddialarına ve ABD askerî yetkililerinin Diyarbakır’da gerçekleştirdiği
incelemelere ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/12193)
2.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Esendere Sınır Kapısı’nda meydana gelen hayalî ihracat ve kaçakçılık
olaylarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati
Yazıcı’nın cevabı (7/12952)
3.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, bankacılık sektörüne ait verilere ilişkin sorusu ve Başbakan
Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/12980)
4.- Mersin Milletvekili Ali
Öz’ün, kamu kurum ve kuruluşlarında hizmetlerde taşeronlaşmaya ve taşeron firma
çalışanlarına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/12990)
5.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, Anadolu Ajansı Genel Müdürünün sosyal medyada yaptığı bir
açıklamaya ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı
(7/12991)
6.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli’de vakıfların dağıttığı kömürden dolayı yaşanan hava
kirliliğine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın
cevabı (7/13025)
7.- İstanbul Milletvekili D.
Ali Torlak’ın, İstanbul’da karbondioksit salımının azaltılmasına ilişkin sorusu
ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/13027)
8.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Okul Sütü Akıl Küpü Projesi’ne,
- Adana Milletvekili Muharrem
Varlı’nın, üç gün hastalığına ve bu hastalık sebebiyle hayvanları telef olan
üreticilerin mağduriyetine,
- Muğla Milletvekili Mehmet
Erdoğan’ın, zeytinyağı alım fiyatına ve üreticilerin mağduriyetine,
- Ankara Milletvekili Levent
Gök’ün, Ankara’da bazı tarım arazileri ile ilgili yapılan düzenlemelere,
- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın,
Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün ağıl sorununa,
- Çanakkale Milletvekili Ali
Sarıbaş’ın, hayvanlarda görülen üç gün hastalığına,
- İstanbul Milletvekili
Mahmut Tanal’ın, Suriye’den kaçak yollarla ülkemize sokulan hayvanlara,
- Aydın Milletvekili Metin
Lütfi Baydar’ın, 2002-2012 yılları arasında ihraç edildikten sonra iade edilen
yaş meyve ve sebzelere,
- İstanbul Milletvekili
Mahmut Tanal’ın, balıkçılığın desteklenmesine,
- Yozgat Milletvekili Sadir
Durmaz’ın, Yozgat’tan göçün önlenmesine yönelik çalışmalara,
Bakanlık tarafından kiralama
yoluyla kullanılan gayrimenkullere,
Bakanlık tarafından kiralama
yoluyla kullanılan taşıtlara,
İlişkin soruları ve Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/13057), (7/13058),
(7/13059), (7/13060), (7/13061), (7/13062), (7/13063), (7/13064), (7/13065),
(7/13066), (7/13067), (7/13068)
9.- İzmir Milletvekili Erdal
Aksünger’in, mobil servis sağlayan yabancı firmalara ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/13111)
10.- İstanbul Milletvekili
Osman Oktay Ekşi’nin, Suriyeli muhaliflere Türkiye’de eğitim verildiği
iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı
(7/13141)
11.- Eskişehir Milletvekili
Bedii Süheyl Batum’un, Afyonkarahisar’da bir cephanelikte meydana gelen
patlamaya ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı
(7/13143)
12.- Kars Milletvekili
Mülkiye Birtane’nin, kışlalarda yaşanan şüpheli asker ölümlerine ilişkin sorusu
ve Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/13146)
13.- Tokat Milletvekili Orhan
Düzgün’ün, Niksar’da kamu tarafından ihale verilen bir müteahhitle ilgili
iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan
Bayraktar’ın cevabı (7/13217)
14.- İstanbul Milletvekili
İhsan Özkes’in, 2002 yılından günümüze restore edilen kilise ve havralara
ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13226)
15.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, engelli vatandaşların bağlı kurum ve
kuruluşlara erişimini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/13240)
16.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, engelli vatandaşların bağlı kurum ve
kuruluşlara erişimini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13246)
17.- Bolu Milletvekili Tanju
Özcan’ın, Bolu’da deprem riski taşıyan binaların tespiti ile ilgili çalışmalara
ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/13300)
18.- Muğla Milletvekili
Nurettin Demir’in, Bodrum’da imar planında yapılan değişikliğe ilişkin sorusu
ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/13301)
19.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki köylere İller Bankası’ndan aktarılan ödeneğe ve
köylerde yapılan yatırımlara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı
Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/13307)
20.- İstanbul Milletvekili
Sebahat Tuncel’in, Kazdağlarındaki maden arama faaliyetlerine ve bunların
çevreye etkilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan
Bayraktar’ın cevabı (7/13312)
21.- Giresun Milletvekili
Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Giresun’un Görele ilçesine bağlı bir beldede
yapılması planlanan katı atık bertaraf tesisine ilişkin sorusu ve Çevre ve
Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/13313)
22.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, engelli vatandaşların Bakanlık ve Bakanlığa
bağlı kurum ve kuruluşlara erişimini kolaylaştırmaya yönelik çalışmalara
ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/13355)
23.- İstanbul Milletvekili
Umut Oran’ın, Anadolu Ajansı Genel Müdürünün bir açıklamasına ilişkin sorusu ve
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13504)
24.- İstanbul Milletvekili
Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, RTÜK ile TOKİ arasındaki bir anlaşmaya ilişkin
sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13560)
25.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçay’ın, Süleyman Şah Türbesi’nin restore edilmesine ilişkin sorusu ve
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13561)
26.- Mersin Milletvekili
Ertuğrul Kürkcü’nün, afet riski altındaki alanların dönüştürülmesine yönelik
çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın
cevabı (7/13620)
27.- İstanbul Milletvekili
Mahmut Tanal’ın, Kütahya’da TOKİ tarafından inşa edilen konutların hak
sahiplerine teslimine ve konutlarda yaşanan ısınma sorununa ilişkin sorusu ve
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/13626)
28.- Mersin Milletvekili
Ertuğrul Kürkcü’nün, 2/B arazilerine ve bunların satışına ilişkin sorusu ve
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/13746)
29.- İstanbul Milletvekili
Mahmut Tanal’ın, orman muhafaza memurlarının atanma ve yer değiştirmelerine
ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/13748)
30.- Adana Milletvekili
Seyfettin Yılmaz’ın, kent ormanlarına yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/13751)
31.- Samsun Milletvekili
Cemalettin Şimşek’in, Canik’te yaşanan sel felaketi nedeniyle TOKİ hakkında
soruşturma açılıp açılmadığına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı
Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/13936)
32.- İstanbul Milletvekili
Mahmut Tanal’ın, orman yangınlarının söndürülmesi işi ihalesine ilişkin sorusu
ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/14090)
33.- Mersin Milletvekili Ali
Öz’ün, cari açıktaki azalmaya ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer
Çağlayan’ın cevabı (7/14325)
I.-
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.03’te açılarak iki oturum yaptı.
Kars Milletvekili Ahmet Arslan, Sarıkamış Harekâtı’nın 98’inci yıl
dönümüne ve Sarıkamış şehitlerini anma etkinliklerine,
Erzincan Milletvekili Muharrem Işık, işsizliğe,
Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç, Türkiye'nin taraf olduğu
uluslararası anlaşmalar ve uluslararası ceza mahkemelerine,
İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.
Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan, üreticilerin, Gıda, Tarım
ve Hayvancılık Bakanlığından saman, ot ve kaba yem sorununa çözüm
beklediklerine,
Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolu
Projesi’nde Karacabey geçişi sırasında kullanılacak tarım arazilerinin
toplulaştırma kapsamına alınmasına,
İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan, doğal gaz zehirlenmelerinin
giderek arttığına ve gaz dağıtım şirketlerinin periyodik kontrol ve denetimleri
yapması için yasal bir düzenleme yapılması gerektiğine,
Balıkesir Milletvekili Namık Havutça, Balıkesir’de okullarda
öğrenim gören Roman öğrencilerin fişlenmesi olaylarına ve Türkiye’nin birçok
yerinde bu tür iddiaların gündeme gelmesine,
Kütahya Milletvekili Alim Işık, Türk Hava Yolları Genel Müdürlüğü
tarafından sadece iktidar partisi grubuna mensup milletvekillerine yılbaşı
hediyeleri gönderilmesini kınadığına,
Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova, Balıkesir’in Burhaniye
ilçesinde 2-3 Aralık tarihlerinde yaşanan sel felaketi nedeniyle uğranılan
zararın giderilebilmesi için belediyeye acilen para gönderilmesi gerektiğine,
Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Sarıkamış’ta şehit olan askerlere
Allah’tan rahmet dilediğine ve milletvekillerinin Sarıkamış’ta yapılacak olan
törenlere iştirakinin mühim olduğuna,
Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde
devlet tarafından dağıtılan kömürün henüz 5 bin aileye ulaştırılamadığına,
İlişkin birer açıklamada bulundular.
Anayasa’nın 82’nci maddesine göre, milletvekilleri için Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilerek gündemin “Sunuşlar” kısmında
okunması ve Genel Kurulun onayına sunulması gereken Başbakanlık tezkerelerinin
işleme alınmadığı gerekçesiyle usul görüşmesi yapıldı. Başkanlığın tutumunda
bir değişiklik olmadığı açıklandı.
Kastamonu Milletvekili Emin Çınar ve 19 milletvekilinin,
Kastamonu’daki şeker pancarı üreticilerinin sorunlarının (10/447),
Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel ve 20 milletvekilinin, 11-19
yaş çocuklarda uyuşturucu madde kullanım oranının belirlenmesi konusunun
(10/448),
Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve 19 milletvekilinin, Çukurova
bölgesindeki mısır üreticilerinin sorunlarının (10/449),
Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Eğitim Alanında İşbirliğinin Güçlendirilmesine İlişkin
Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 75’inci maddesine göre geri
gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi okundu; Genel Kurul gündeminde
bulunan tasarının Hükûmete geri verilmesi kabul edildi.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler” kısmının:
1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet
Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair
İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet
Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve
Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),
2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet
Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu
Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),
3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği
Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/650) (S. Sayısı: 339),
4’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Yargılama
Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya
da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet
Komisyonu Raporu’nun (1/625) (S. Sayısı: 342),
13’üncü sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Mısır
Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu
Raporu’nun (1/581) (S. Sayısı: 291),
Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından ertelendi.
5’inci sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Korunması ve
Teşvikine İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/578) (S. Sayısı: 219),
6’ncı sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Ortaklık ve İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu’nun görüşmeleri tamamlanarak (1/325) (S. Sayısı: 94),
7’nci sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti ile Azerbaycan
Cumhuriyeti Arasında Kamu Personel Yönetiminin Geliştirilmesi ve Desteklenmesi
Alanlarında İşbirliğine İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/345) (S. Sayısı: 106),
8’inci sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Gana
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İkili Hava Hizmetleri Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/284) (S.
Sayısı: 124),
9’uncu sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gana
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sağlık ve Tıp Bilimleri Alanlarında İşbirliğine
Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/492) (S. Sayısı: 189),
10’uncu sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gana
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Turizm Alanında İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/577) (S. Sayısı: 238),
11’inci sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gana
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş
Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 323),
12’nci sırasında yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Gana
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarımsal İşbirliği Konulu Mutabakat Zaptının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/576) (S. Sayısı: 285),
Yapılan açık oylamalardan sonra kabul edildi.
Kanun tasarısının oylamasında toplantı yeter sayısının bulunamaması
nedeniyle tekrar oylama yapılıp yapılamayacağı konusunda usul görüşmesi
yapıldı. Başkanlığın tutumunda bir değişiklik olmadığı açıklandı.
Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.
Komisyonların bulunmayacağı anlaşıldığından, alınan karar
gereğince, 8 Ocak 2013 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere 16.55’te
birleşime son verildi.
Meral
AKŞENER
Başkan
Vekili
Fatih
ŞAHİN Mustafa
HAMARAT
Ankara Ordu
Kâtip Üye Kâtip
Üye
II.-
GELEN KâĞITLAR
No:
66
7 Ocak 2013 Pazartesi
Tasarı
1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Man Adası
Hükümeti Arasında Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Söz Konusu
Anlaşmaya İlişkin Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı (1/732) (Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 24.12.2012)
Teklifler
1.- İstanbul Milletvekili
Sebahat Tuncel'in; Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/1109) (Kadın Erkek Fırsat
Eşitliği; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.12.2012)
2.- Trabzon Milletvekili
Mehmet Volkan Canalioğlu'nun; 5084 Sayılı Yatırımların ve İstihdamın Teşviki
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1110) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21.12.2012)
3.- İstanbul Milletvekili
Osman Oktay Ekşi'nin; Türkiye Adalet Akademisi Kanununun 28'inci Maddesinin
Değiştirilmesi Hakkında Yasa Teklifi
(2/1111) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.12.2012)
4.- İzmir Milletvekili Oğuz
Oyan'ın; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi (2/1112) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.12.2012)
5.- Adana Milletvekili Ali
Demirçalı'nın; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1113) (Milli Savunma; Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
28.12.2012)
6.- Tokat Milletvekili Şükrü
Ayalan ve Çankırı Milletvekili İdris Şahin ile 4 Milletvekilinin; Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/1114) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 07.01.2013)
Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Eskişehir Milletvekili
Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin
Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara
ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/11760)
2.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim Özkan’ın, Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11827)
3.- Bursa Milletvekili Aykan
Erdemir’in, Esenyurt Aile Sağlığı Merkezinde görevli bir doktorun mağdur
edildiği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11828)
4.- Erzincan Milletvekili
Muharrem Işık’ın, Vakıf Üniversitelerindeki profesörlerin Bakanlık veya
hastanelerde görevlendirildiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11829)
5.- Kahramanmaraş
Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Afşin ilçesinde bir hastanede bulunan tomografi
cihazının hizmete sunulmamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11830)
6.- İzmir Milletvekili Aytun
Çıray’ın, bazı ilaçların piyasada bulunmadığı iddiasına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11831)
7.- Van Milletvekili Nazmi
Gür’ün, Van ilindeki SSPE hastalarının yaşadığı zorluklara ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11832)
8.- Kars Milletvekili Mülkiye
Birtane’nin, Kağızman Devlet Hastanesinde çalışan personel sayısına ve
hastanede yaşanan bir bebek ölümüne ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11833)
9.- Eskişehir Milletvekili
Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat Eşitliğinin
sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen çalışmalara
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/11834)
No:
67
8 Ocak 2013 Salı
Rapor
1.- Sanal Ortamda
İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/676) (S. Sayısı: 380) (Dağıtma
tarihi: 08.01.2013) (GÜNDEME)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Adana
Milletvekili Muharrem Varlı ve 19 Milletvekilinin, Adana’nın sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/450) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.01.2012)
2.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt ve 30 Milletvekilinin, uyuşturucu kullanımı konusunun
araştırılarak uyuşturucu kullanımının önlenmesi için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/451) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.01.2012)
3.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba ve 26 Milletvekilinin, kayısı üretimi ve kayısı
üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/452) (Başkanlığa geliş tarihi: 11.01.2012)
8 Ocak 2013 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul), Fatih ŞAHİN (Ankara)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 49’uncu Birleşimini açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN - Elektronik cihazla
yoklama yapacağız.
Yoklama için üç dakika süre
veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN - Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce 3 sayın
milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Ağrı
Doğubeyazıt’ta meydana gelen mayın patlamaları hakkında söz isteyen Ağrı
Milletvekili Halil Aksoy’a aittir.
Buyurunuz Sayın Aksoy. (BDP
sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı Doğubeyazıt’ta meydana gelen
mayın patlamalarına ilişkin gündem dışı konuşması
HALİL AKSOY (Ağrı) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem olan Ağrı Doğubeyazıt’ta son
birkaç ayda meydana gelen mayın patlaması olaylarına ilişkin olarak gündem dışı
söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce,
dün Zonguldak’ta meydana gelen iş cinayetinde yaşamını yitiren 8 emekçiye
Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm emek dünyasına başsağlığı diliyorum. Bu
cinayetlerin yaşanmaması için gerçekten tüm önlemlerin alınması, başta Hükûmet
olmak üzere, bütün Parlamentonun ortak sorumluluğudur. Bu kürsüden herkesi
duyarlı olmaya çağırıyorum.
Değerli milletvekilleri, gün
geçmiyor ki Kürt coğrafyasında mayın patlaması ya da arazide bulunan askerî
mühimmatın patlaması sonucu çocuklar yaşamını yitirmesin. Özellikle, sınır
bölgelerinde ve askerî kışlaların yerleşim yerlerine yakın olduğu yerlerde bu
tür olaylar çok sık yaşanmaktadır. Gelişigüzel araziye yerleştirilen bu
mayınlar -ki bu alanlar birçok yerde işaretlenmemiştir- ne yazık ki daha sonra
masum insanların, çobanların, sınır ticareti yapanların ölümüne neden
olmaktadır. Ve yine, araziye yerleştirilen mayınlar, yıllar sonra, bir şekilde,
erozyon sonucu toprak kayması, kar sularıyla birlikte yerleşim yerlerine kadar
sürüklenebilmektedir. Mayın patlaması hadiselerinin birçoğu mayına basılması
neticesinde değil, bizzat çocukların bu mayınları bir şekilde bulması ve
onlarla oynaması sonucu meydana gelmektedir.
Birkaç ay içinde 4 kez mayın
patlaması hadisesi yaşandı Doğubeyazıt’ta. Bu patlamalarda, çobanlık yapan 3
çocuk yaşamını yitirdi, 5 kişi de ağır yaralandı. Son olarak, 3 Ocakta
Doğubeyazıt Güngören köyünde koyunlarını otlatırken mayına basan Tajdin
Böğürcek adlı yurttaş ağır yaralandı, 4 parmağı koptu. Daha önce, 2/12/2012 tarihinde,
Doğubeyazıt Kızılkaya köyünde hayvanlarını otlatan Hüsnü Yiğit mayına basması
sonucu yaşamını yitirdi, 12 yaşındaki Ali Sökmen adındaki çocuk ise ağır
yaralandı. Yine, 9/10/2012 tarihinde, Doğubeyazıt’ta sınır köyü olan Dağdelen
köyünde mayına basan Ömer Demir ve Ercan Demir kardeşler ağır yaralandı. Keza,
12/7/2012 tarihinde, Kızılkaya’da çobanlık yapan Adem Yiğit ve Ertan Dilaver
adlı çocuklardan, mayına basma neticesinde, Ertan Dilaver yaşamını yitirdi,
Adem Yiğit ise yaralandı. Bu hadiseler sadece Doğubeyazıt’ta son birkaç ay
içerisinde yaşanmıştır.
Ayrıca, Diyarbakır, Van,
Hakkâri, Şırnak, Mardin, Batman, Urfa gibi yerlerde de bu tür olaylar sık
yaşanmaktadır. Peş peşe yaşanan 4 olaydan da anlaşılacağı üzere, ilgili
bakanlıklar hiçbir önlem almamakta ısrar etmektedirler. Her olaydan sonra Millî
Savunma Bakanlığına soru önergesi verdik, ne yazık ki bu soru önergelerimize
cevap bile verilmedi. Bu da Sayın Bakanın yaşanan bu ölümlere ne kadar duyarlı
olduğunun bir işareti olsa gerektir.
Değerli milletvekilleri,
Ottawa Sözleşmesi’ni 2003 yılında imzaladık, 2004 yılında da taraf devlet
olduk. Anlaşmaya göre, Türkiye 1 Mart 2008 tarihine kadar stoklardaki mayınları
imha edecekti. Ancak ne yazık ki Türkiye, şu anda, stoklardaki mayınların
imhasını tamamlamayan 3 ülke arasında yer almaktadır. Türkiye’de hâlâ “eğitim
ve geliştirme amaçlı” adı altında 15.150 antipersonel mayın bulunduğu
belirtiliyor. Yine toprağa döşenen 982.000 mayından sadece 25.000’i
temizlenmiştir, ki bu temizlenen bölgeler de tam olarak bilinmemektedir.
Ayrıca, Türkiye, sadece Suriye sınırındaki mayınları temizlemek için adım atmış
ancak bu konuda da hâlâ tam olarak harekete geçilememiştir. Diğer bölgelerdeki
mayınlara dair birçok girişim sonuçsuz kalmıştır. Öyle anlaşılıyor ki,
Hükûmetin böyle bir derdi de yoktur.
Ottawa Sözleşmesi’ne göre, her ne kadar, Türkiye'de 2014 yılı
sonuna kadar mayın temizleme ve imha sürecinin tamamlanması hedeflenmiş ise de
bunun gerçekleşmediği gün gibi ortadadır. Ancak, neredeyse her gün mayınlara
kurban vermekteyiz ve eğer kısa bir sürede önlemler alınmazsa, mayınlar daha
çok can alacaktır.
Türkiye'de mayın kullanımını
yasaklayan bir düzenleme hâlâ bulunmuyor. 2011 yılında, dönemin Genelkurmay
Başkanı, karakol yakınlarına ve sınırlara kontrolsüz mayın döşediklerini bizzat
açıklamıştı. Ancak, daha sonra ne kendisi ne de başka bir komutan hakkında
herhangi bir soruşturma açılmadı. Ottawa Sözleşmesi’ni ihlal edenlere karşı
yasa değişikliğine elbette ki ihtiyaç var, suçlular mutlaka
cezalandırılmalıdır. Aksi takdirde, mayın can almaya devam edecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Aksoy.
Gündem dışı ikinci söz,
Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen
Osmaniye Milletvekili Suat Önal’a aittir.
Buyurun Sayın Önal. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
2.- Osmaniye Milletvekili Suat Önal’ın, Osmaniye’nin düşman işgalinden
kurtuluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
SUAT ÖNAL (Osmaniye) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 7 Ocak Osmaniye’nin kurtuluş yıl dönümü
üzerine gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu ve
ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Osmaniye’nin düşman
işgalinden kurtuluşunun 91’inci yıl dönümünü dün Osmaniye’de millet olarak yine
büyük bir heyecan ve coşkuyla hep beraber kutladık. Kahraman ecdadımızın
yokluklar ve olumsuzluklar içerisinde verdiği mücadelede iman gücüyle kazandığı
zaferi hep beraber bir daha minnet ve şükranla andık.
Çukurova bölgesinde, 3 Ocakta
İçel’in, 5 Ocakta Adana’nın, 6 Ocakta Ceyhan’ın, 7 Ocakta Osmaniye’nin, 8
Ocakta -yani bugün- Erzin’in, 9 Ocakta da Dörtyol’un düşman işgalinden
kurtuluşunu kutlarken, ecdadımızla bir kez daha onur ve gurur duyduğumuzu ifade
etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri,
malumunuz olduğu gibi, 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’nden sonra
Anadolu işgal edilmiş, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Urfa önce İngilizlerin,
ardından da Fransızların kontrolüne bırakılmıştı. Fransızların daha sonra Mersin,
Adana, Hatay ve Osmaniye’yi de kapsayan işgali esnasında bu toprakların çok
acılı günlere şahit olduğunu biliyoruz. Tarihten beri Anadolu coğrafyasında
gözü olan Haçlı ruhu, işgalden sonra, taş üstünde taş, baş üstünde baş
bırakmamak istese de sonunda defolup gittiler. Giderken de bir kez daha,
Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, tüm unsurlarıyla aziz Türk
milletinin, şanlı ecdadımızın kahramanlığına şahitlik ettiler.
Esarete asla alışık olmayan
ecdadımızın sembol isimlerinden birisi de Osmaniye’de kahramanca şehit olan
Rahime Hatun’du. Bu kutsal mücadelede her erkek bir Mehmetçik oldu, her kızımız
Rahime, bir destan daha yazıldı şanlı Türk milletinin tarihine. Evet, ecdadımız
o kıtlık günlerinde bir oldu, birlik oldu, yaşlı-genç, kız-kızan hep birlikte
savaştılar ve tefrikaya düşmediler; merhum Mehmet Âkif Ersoy’un “Girmeden
tefrika bir millete, düşman giremez,/Toplu vurdukça yürekler, onu top
sindiremez.” dediği gibi, yürekleri bu vatan için, bu ezan için, şanlı
bayrağımızın semalarda ebediyen dalgalanması için bir çarptı ve bugünlere
gelmemiz için canlarını feda ettiler.
Yine, asil Türk kadını,
Kurtuluş Savaşı’nda vermiş olduğu büyük mücadelede erkeği ile omuz omuza
cephedeki yerini almış, düşmana karşı savaşarak, cepheye mermi taşıyarak, yaralı
askerleri tedavi ederek bu cennet vatanın kurtuluşunda önemli bir rol
oynamıştır. Hülasa, aziz Türk milleti ezelden beri bayrağına, dinine ve
hürriyetine sevdalanmış ve esaret altına girmeyi asla kabul etmemiştir. Millî
şairimiz Mehmet Âkif Ersoy bağımsızlığımızın sembolü olan İstiklal Marşı’nda
ecdadımızın bu hâletiruhiyesini bakın ne güzel ifade ediyor:
“Ben ezelden beridir hür
yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir
vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi
çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere
sığmam, taşarım.”
Değerli milletvekilleri, şu
da unutulmamalıdır ki geçmişten beri ülkemize göz diken ve bizleri zaafa
uğratmaya çalışan şer güçler ve onların taşeronları elbette bugün de boş
durmamakta ve ülkemizin birliğini, beraberliğini bozmaya yönelik faaliyetlerine
devam etmektedirler. Tüm bu hile ve desiselere rağmen Allah’a hamdolsun ki
bugün millî ve manevi değerlerine sahip çıkan genç nüfusumuzla her gün daha da
büyüyen, geleceğe kararlı adımlarla yürüyen, dünyanın gıptayla izlediği,
ekonomisi güçlü bir ülkeyiz ve hep beraber Türkiye’yiz. Allah birlik ve
beraberliğimizi daim eylesin.
Bu vesileyle, bugün, Kurtuluş
Savaşı’nın meşalesini yakan başta Gazi Mustafa Kemal ve aziz silah arkadaşları
ile tüm şehit ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyor,
Osmaniyeli hemşehrilerimizin ve tüm aziz milletimizin kurtuluş bayramını tekrar
tebrik ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Önal.
Gündem dışı üçüncü söz,
Adana’nın düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Adana
Milletvekili Ali Halaman’a aittir.
Buyurunuz Sayın Halaman. (MHP
sıralarından alkışlar)
3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’nın düşman işgalinden
kurtuluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
ALİ HALAMAN (Adana) –
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; önce, Zonguldak’ta meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybeden
kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum; yaralılara acil şifa, yakınlarına ve
milletimize sabırlar diliyorum.
Bir de “Milletimiz adına
iktidara geldik, oy aldık.” diyerek eli kanlı, bebek katili, İmralı canisi
Apo’yu siyasi aktör gibi görüp, muhatap alıp, büyük Türk milletini rencide
eden, Türk’ü etnisite gören bir anlayışı buradan şiddetle kınıyorum.
5 Ocak Adana, 6 Ocak
Ceyhan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 91’inci yıl dönümü hakkında gündem
dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Adana, Ceyhan, millî
mücadelenin soluk aldığı yerlerdir. İşgali Fransızlar tarafından yapılmış
(1918), 1922’de terk etmişler. Yine Adana, son on yıllık dönemde, PKK
teröründen en çok şehit veren ve gazisi olan bir ilimiz ve bir kentimizdir.
Bundan tam doksan bir yıl önce, al bayrağımıza kanının rengini veren, hakkı
ödenmez vatan evlatlarının verdiği bu kutsal mücadele sonucu bugünlerde,
kahramanların torunları, evlatları olarak Adana’da kurtuluş bayramı
kutlanmakta.
Millî mücadelenin
kazanılmasında büyük emeği geçen Mustafa Kemal Atatürk, o günlerde şöyle
söylüyor: “Adana’yı işgal eden düşmanın defedilmesinde, kurtuluş mücadelesinde
ilk hissî teşebbüsün, bağımsızlık fikrinin temellerinin oluşmasının,
filizlenmesinin yeri Adana’dır. Bu güzel memlekette Kuvayımilliye ruhuyla
bağrından birçok yiğidin, kahramanların çıkarak, destanlar yazarak düşman
askerlerinin kovulmasına Adana sebep olmuştur.”
Şanlı tarihimizde buna benzer
nice zaferler kazanmış ve yaşanan sıkıntıları büyük dayanışma örneği vererek
aşmış bir milletin evlatları olarak, millî mücadeleyi ve kurtuluş hareketini
tarihî sorumluluk içerisinde kutlamanın sevinci ve gururu yaşanmakta. Her
sayfası zaferler, şan ve şerefle dolu tarihimizde, millî değerlerimiz uğruna
atalarımızın gösterdiği büyük fedakârlık ve kahramanlıkların, geleceğimizin
teminatı olan değerli gençlerimiz tarafından iyi bilinmesi gerekir. Çünkü
milletimiz ekonomide, fende, kültürde, sanatta, medeniyet alanlarında ileriye
taşınmak…
Tarihimizin her sayfası
mücadele örnekleriyle doludur. Atalarımızın canı ve kanı pahasına vermiş
oldukları millî ve manevi mücadeleyi ter dökerek, çalışarak, öğrenerek, anlam
kazandırmak zorundayız. Çünkü en başta insanlık için, Türklük için, Müslümanlık
için vatanlarını koruyan, işgalden kurtuluşunu sağlayan, kahramanca mücadele
veren başta cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere,
ebediyete intikal eden tüm şehit ve gazilerimizi buradan rahmet ve şükranla
anıyorum.
İman gücü ve silah gücünün
birlikte olması gerektiğini Adana halkı dünyaya öğretmiştir; Türk Bayrağı’nı
indirmeye, bu vatanı bölmeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini büyük bir gururla
haykırmıştır.
Dolayısıyla, 5 Ocak
Adana’mızın, 6 Ocak Ceyhan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 91’inci yıl
dönümünü kutluyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle
hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Halaman.
Gündeme geçmeden önce İç
Tüzük 60’a göre sisteme girmiş olan milletvekillerimize söz vereceğim süremizin
el verdiği ölçüde.
Buyurunuz Sayın İnce.
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, CHP Grubu olarak Zonguldak
Kozlu’daki maden kazasında hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet,
yakınlarına başsağlığı dilediklerine, Sayıştay raporlarındaki uyarılara rağmen
bu iş yerindeki eksikliklerin giderilmediğine ve Hükûmeti iş kazalarına karşı
önlem almaya davet ettiklerine ilişkin açıklaması
MUHARREM İNCE (Yalova) –
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Zonguldak’ta yine 8 işçimiz
yaşamını yitirdi. Sayıştay raporlarında bu iş kazasının olduğu iş yerinde vahim
olaylarla karşılaşılacağı öngörülüyordu. Yine, Çalışma Bakanının açıklamasına
göre iki ay önce bu iş yerinde denetim yapılmış ve 5 eksik tespit edilmiş.
Eksiklere rağmen işçiler ekmek parası için çalıştılar ve ne yazık ki
yaşamlarını yitirdiler.
Madencinin kaderi ölüm
değildir. Hiçbir ölüm güzel değildir. Her ölüm acıdır, hepimizi üzer,
yüreğimizi acıtır. Onların yüzündeki kömür karası ekmek parası ve bu ölümler
bir yürek yarasıdır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak, işçilerimize
Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır diliyoruz, Hükûmeti de iş
kazalarına karşı önlem alması konusunda ciddi olmaya davet ediyoruz.
Teşekkür ediyoruz.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın İnce.
Buyurunuz Sayın Tüzel.
2.- İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, huzurlu ve savaşsız
bir yıl dilediğine, Zonguldak Kozlu’daki maden kazasında 8 madencinin ölümü
nedeniyle bütün işçi sınıfına başsağlığı dilediğine ve ülkemizin barış ve
demokratikleşme ihtiyacına yanıt verecek yeni bir dönemin başlamasının olumlu bir
gelişme olduğuna ilişkin açıklaması
ABDULLAH LEVENT TÜZEL
(İstanbul) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; halkımıza, ülkemize, sizlere sağlıklı, huzurlu, savaşsız bir
yeni yıl diliyorum.
Zonguldak Kozlu’da 8
madencinin ölümü nedeniyle bütün işçi sınıfımıza başsağlığı diliyorum. “İyi
öldüler” diyemeyeceğiz, “kaderleri” de diyemeyeceğiz. Bu ölümlerin, bu iş
cinayetlerinin arkasında bir kez daha taşeron çalıştırma var ve işçi sınıfımız
her gün canını tüketen bu vahşi kapitalizmle er geç hesaplaşacaktır diyorum.
Ülkemizin barış ve
demokratikleşme ihtiyacına yanıt verecek yeni bir dönemin başlaması da son
derece olumludur, olumlu bir gelişmedir. Bu umudun başarıya ulaşması için, tüm
halkımızın görüşmeci taraflara çözümde ısrar etmeleri için barış çağrısını
yükseltmelerini diliyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Tüzel.
Sayın Işık…
3.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Zonguldak Kozlu’daki maden
kazasında hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı
dilediğine, şaibeli olan 2012 yılı KPSS sonuçlarına göre kamu kurum ve
kuruluşlarına personel alımına devam edildiğine ve Hükûmeti bu konuda duyarlı
olmaya davet ettiğine ilişkin açıklaması
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Ben de sözlerimin başında,
Zonguldak Kozlu Maden İşletmesinde hayatlarını kaybeden işçilerimize Allah’tan
rahmet, yakınlarına da başsağlığı diliyorum.
Bu vesileyle, geçen ay
içerisinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Temmuz 2002’de yapılan KPSS
2012’de soruların sınav öncesinde ÖSYM Başkanlığı dışına sızdırıldığı yönündeki
açıklamalarına rağmen, bu şaibeli sınav sonuçlarına göre kamu kurum ve
kuruluşlarına personel alımı hızla devam ettirilmektedir. Hükûmeti bu konuda
duyarlı olmaya çağırıyorum. Anılan sınavda sınav sorularının sınav öncesinde
bazı illerde satıldığı iddiaları tüm ısrarlara ve uyarılara rağmen bugüne kadar
cevaplandırılamamış ve suçlular bulunamamıştır. Hırsızlar bu ülkede bir kez daha
kazanmıştır. Hükûmeti bu konuda gerekli tedbirleri almaya ve mutlaka suçluları
bulup cezalandırmaya davet ediyor…
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Işık.
Sayın Yeniçeri…
4.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Hükûmetin terör örgütünün
lideriyle görüşme yapmasına ve bir terör örgütünün başının muhatap alınmasının
Türkiye’de fiilen iki başlı bir otoritenin oluştuğu anlamına geldiğine ilişkin
açıklaması
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) –
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
30 Ağustos 1918’de
“Agamemnon” adlı bir İngiliz zırhlısında Amiral Galtrop’la Osmanlı delegasyonu
Mondros Mütarekesi’ni imzalamıştı. Osmanlı, Birinci Dünya Savaşı’nı kaybettiği
için Mondros’u imzalamak zorunda kalmıştı. 2013 yılı itibarıyla Başbakan Erdoğan’ın
talimatıyla İmralı’da kitle katliamcısı Öcalan ile gemide değil ama bu defa da
İmralı Adası’nda teröristbaşı Öcalan ile görüşmeler sürdürülüyor.
Hükûmete soruyorum: Türkiye
Cumhuriyeti savaş mı kaybetti ki bunun sonucunda terör örgütünün hükümlü lideriyle
görüşmek zorunda kalmıştır? Türkiye Cumhuriyeti devletinin silahlı bir terör
örgütünün başını sorunların çözümünde muhatap alması, Türkiye’de iki başlı bir
otoritenin fiilen oluştuğu anlamına gelmektedir. Bir devletin muhatabı bir
başka devlettir. İmralı’da bir tarafta Türkiye Cumhuriyeti devleti, diğer
tarafta terör örgütü lideri oturduğuna göre, Türkiye Cumhuriyeti mi terör
örgütü seviyesine indirilmiştir, yoksa terör örgütü mü devlet seviyesine
yükseltilmiştir?
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Yeniçeri.
Sayın Ağbaba…
5.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın Doğanşehir
ilçesine bağlı Erkenek beldesinde yaşanan depremler nedeniyle vatandaşlara
geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve Türkiye İş Kurumu bünyesinde çalışan 817
iş ve meslek danışmanının sözleşmelerinin feshedilmesine ilişkin açıklaması
VELİ AĞBABA (Malatya) – Sayın
Başkan, bugün Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Erkenek beldesinde
depremler oldu. Öncelikle, Erkenek’te yaşayan bütün vatandaşlarımıza ve
Adıyaman Tut ilçesindeki bütün vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi
iletiyorum.
Ayrıca, Türkiye İş Kurumu
bünyesinde iş ve meslek danışmanlığı sınavını kazanan 2.817 kişiden 2.000’inin
ataması Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirilmiş, ancak
Başbakan Erdoğan, toplantıda “Sizlere bir müjdem var.” diyerek sınav kazanan
2.817 kişinin tamamının atandığını, konuyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığına talimat verdiğini duyurmuştur. Bu talimat üzerine 817 kişinin
ataması yapılmış, ancak Danıştayın vermiş olduğu kararla temmuz ayında göreve
başlayan 817 iş ve meslek danışmanı sözleşmeleri feshedilerek 3 Ocak 2013
tarihinde ücretsiz izne çıkarılmıştır. 4/B statüsünde çalışan 817 iş ve meslek
danışmanının kaygılı bekleyişleri devam etmektedir. İş ve meslek
danışmanlarının kaygılı bekleyişlerinin sona erdirilmesini ve tekrar
görevlerine dönmelerini talep ediyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Ağbaba.
Sayın Karaahmetoğlu…
6.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, 5084 sayılı
Kanun’la uygulanan teşvikin 31/12/2012 tarihinde son bulduğuna ve bu konuda
ciddi mağduriyetler yaşanacağına ilişkin açıklaması
SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU
(Giresun) – Sayın Başkan, 5084 sayılı Kanun’la uygulanan teşvik 31/12/2012
tarihinde son buldu. Seçim bölgem Giresun’un da içinde bulunduğu illerimiz bu
konuda ciddi mağduriyet yaşayacaktır. Giresun’da teşvikten yararlanan 10 ve fazlası
sigortalı çalıştıran özel iş yeri sayısı 903’tür. Söz konusu iş yerlerinde
toplam 25.302 işçi çalışmaktadır. Giresun’un sınırlı da olsa istihdam yükünü
taşıyan bu iş yerlerinin teşvik olmadan ayakta kalması olası görünmemektedir.
Böyle bir durumda, çalışanlar açısından iş kaybı olacak, işsizlik artacak ve
piyasa, özellikle esnaflarımız da bu olumsuzluktan etkilenecektir. Teşvik
konusunda yeniden bir düzenlemeyle en az üç yıl daha bu imkânın sunulması,
sonucu alınmamış teşvik uygulamasının verimini artıracaktır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Karaahmetoğlu.
Sayın Dedeoğlu…
7.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Afşin-Elbistan
Termik Santrali’nin özelleştirilmesine ve orada çalışan işçilerin hak kaybına
uğramaması için Hükûmetin tedbir almasını istirham ettiğine ilişkin açıklaması
MESUT DEDEOĞLU
(Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Türkiye ekonomisine ve
Kahramanmaraş’ın ekonomisine büyük katkı sağlayan Afşin-Elbistan Termik
Santrali’miz “ortak yatırım” adı altında maalesef ki Birleşik Arap
Emirlikleri’yle özelleştirilmiştir. Bizlere ve yöre halkına… Oraya yıllarını
vermiş çalışanların özlük hakları, orada çalışan tüm işçilerimizin hakları
temenni ediyorum ki gasbedilmez. Bu konuyla ilgili Hükûmetin tedbir almasını
istirham ediyorum.
Teşekkürler.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Dedeoğlu.
Sayın Türkoğlu…
8.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Zonguldak
Kozlu’daki maden kazasında hayatını kaybeden madencilere Allah’tan rahmet
dilediğine ve Osmaniye’nin kurtuluşunun 91’inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması
HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU
(Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben de sözlerimin başında,
Zonguldak Kozlu’da hayatını kaybeden madencilerimize Cenabı Allah’tan rahmet
diliyorum.
Dün, 7 Ocak 1922’de
Osmaniye’nin Fransız işgalinden kurtuluşunun 91’inci yıl dönümü idi. Tüm
Osmaniye halkı ağır hava şartlarına rağmen, kurtuluş coşkusunu, devlet
görevlileri ve seçilmişleriyle beraber coşku ile kutladılar.
Cumhuriyetin ve Türk
devletinin kuruluşundan önce verilen millî mücadelenin önemli kilometre
taşlarından biri olan Osmaniye’nin kurtuluşu için canlarını feda eden, başta
Rahime Hatun ve Kaymakam Saim Bey olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmet, minnet
ve şükranla anıyorum ve onların manevi huzurları önünde saygıyla eğiliyorum.
Bıraktıkları Türk devletinin toprakları üzerinde Türk Bayrağı’ndan başka
bayrak, Türk dilinden başka dil ve Türk milletinden başka bir millet olmayacağı
hususundaki sözümüzün arkasında olduğumuzu tekrar ediyorum; rahat uyusunlar.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Türkoğlu.
Sayın Varlı…
9.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, bu toprakların kolay vatan
olmadığına, her metrekaresinde şehit kanı, alın teri ve gözyaşı bulunduğuna ve
terör örgütünün lideri ile müzakere yapanlara şehitlerimizin hakkını helal
etmediğine inandığına ilişkin açıklaması
MUHARREM VARLI (Adana) –
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
5 Ocak Adana, 6 Ocak Ceyhan,
7 Ocak Osmaniye, 8 Ocak Erzin, 9 Ocak Dörtyol’un kurtuluşu ve nihayet 9 Eylül,
İzmir’de düşmanın denize döküldüğü tarih ve o gün dünyanın en güçlü
devletlerine karşı, milletimiz kazmayla, kürekle, elindeki av tüfeğiyle, her
şeyden önemlisi de yüreğiyle bir mücadele verdi ve bu toprakları vatan yaptı.
Bu topraklar kolay vatan olmadı, her metrekaresinde şehit kanı, alın teri ve
gözyaşı bulunmaktadır.
Bugün, ülkeyi yönetenlerin
teröre diz çöktüğünü görseler acaba o günkü şehitlerimiz ne derlerdi bugünkü
ülkeyi yönetenlere? Biz ne zaman savaş kaybettik ki, biz ne zaman esir düştük
ki müzakerelere başladık? Onun için, müzakereci olanlara şehitlerimizin hakkını
helal etmediğine inanıyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Varlı.
Sayın Öğüt…
10.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, son dönemlerde
kitaplarda sansür iddialarına ve millî eğitim kadrolarının asıl işlerini
savsakladıklarına ilişkin açıklaması
KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul)
– Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Son dönemde, kitaplarda
sansür iddialarını sık duyuyoruz. Yunus Emre ve Kaygusuz Abdal’ın ardından
“Fareler ve İnsanlar”ın bazı bölümleri gereksiz ve sakıncalı bulunmuş, ek
olarak “Şeker Portakalı” kitabını derste ödev olarak veren öğretmene soruşturma
açılması istenmiştir.
Kindar ve dindar nesil
yetiştirmeyi düşünen kadrolarınız asıl işlerini savsaklamaktadırlar. Örneğin,
Çankırı ili Korgun ilçesindeki ilkokul binasına 2012-2013 eğitim yılına yetişmek
üzere güçlendirme ve mantolama işlemi başlatılmış ama yılın yarısında
yükleniciye iş bıraktırılmıştır. Çocuklarımız çok programlı lisede sıkışık
sınıflardadır ve -sizlerin de “çok sakıncalı” olarak söylemiş olduğu- 6
yaşındaki çocukla 18 yaşındaki delikanlı aynı koridorlarda dolaşmaktadırlar.
Ayrıca, Çankırı Çerkeş
ilçesinde 5 branş öğretmeni Anadolu lisesinde bulunmamaktadır.
Bu konularda çözüm olarak
neler düşünmektesiniz?
Teşekkür ederim Sayın Bakan.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Öğüt.
Sayın Elitaş…
11.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Zonguldak Kozlu’daki maden
kazası sonucu hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, yaralılara acil
şifalar dilediğine ve gerekli incelemelerin yapılıp varsa sorumlularının
üzerine gidilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Dün tüm milletimizi derin bir
üzüntüye sevk eden, Zonguldak’taki bir madende grizu patlaması sonucunda
hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil
şifalar temenni ediyorum.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanımız dün derhâl bölgeye intikal etti, yerinde incelemeler yaptı. Bugün de
muhtemelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız bölgede incelemeler yapacak.
Sorumlular varsa sorumluların üzerine derhâl gidilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Tekrar, faciada hayatını
kaybedenlere Allah’tan rahmet dilerken tüm milletimize başsağlığı diliyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Elitaş.
Sayın Yüksel…
12.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Zonguldak Kozlu’daki maden
kazasında hayatını kaybeden madencilere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı
dilediğine, Sayıştay raporlarındaki uyarılara rağmen gerekli önlemlerin
alınmadığına ve taşeron sisteminin kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması
ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) –
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Zonguldak Kozlu ilçesinde göz
göre göre ölüme gönderilen 8 maden şehidimize Allah’tan rahmet, ailelerine
başsağlığı ve sabır diliyorum.
2011 Sayıştay Raporu’nda yer
alan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı
müfettişlerince firma ve iş yerlerinde yapılan denetimler sonucu düzenledikleri
rapor ve tutanaklarda “Firmanın, iş güvenliğine yönelik alınması gereken
önlemleri almadığı, bu arada vahim bir olayla karşılaşılmamasının tamamen
tesadüf olduğu görülmektedir.” denilmesine rağmen güvenlik önlemlerinin
alınmamasının hesabını kim verecek?
2005 yılında Maden Kanunu’nda
yapılan değişiklikle taşeronlaşmanın önü açılmıştır. Defalarca Sayıştay
raporlarındaki uyarılara rağmen gerekli önlemler yine alınmamıştır. Taşeron
sistemini tamamen kaldırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
2010 tarihinde Zonguldak
Karadon’da meydana gelen olayda 30 madencimiz hayatını kaybetmişti ve daha
sonra Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Karadon Müessese Müdürü
İsmail Güner’i terfi ettirerek TTK Genel Müdür Yardımcısı yapmıştınız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Yüksel.
Sayın Eyidoğan...
13.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, son yıllarda madencilik
sektöründeki yapılanmanın çok sayıda ölümlü iş kazalarına ve maden
kaynaklarının heba edilmesine yol açtığına ve hayatını kaybeden madencilere
Allah’tan rahmet dilediğine ilişkin açıklaması
HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) –
Teşekkür ederim Başkan.
Yer altı madenciliği, doğası
gereği, planlama, yatırım ve üretim aşamasından pazarlama aşamasına kadar çok
özel önlemler, donanım, bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetim gerektiren,
dünyanın en ağır iş kollarından biridir. Özellikle son on yıldır Türkiye’de
devletin küçültülmesinin ve kamunun faaliyet alanının daraltılmasındaki
yanlışlar madencilik sektörüne yansımış; yapılanma, kamu madencilik
kuruluşlarının kapatılması, üstünkörü özelleştirilmesi redevans ile özel
sektöre devredilmesi şeklinde olmuştur. Ancak bu yapılanmadan olumlu bir sonuç
alınamamış, madencilik sektörü küçülmüş, taşeronlaşma büyümüş, buna karşı,
sektördeki iş kazaları artmıştır. Bu uygulamayla hizmetleri, deneyim ve
uzmanlık bakımından yetersiz, gerekli bilimsel ve teknolojik yatırımları
yapmayan firmalar yapmaktadır. Bu nedenle hem çok sayıda ölümlü iş kazalarına
hem de maden kaynaklarımızın uygun olmayan üretim yöntemleriyle heba edilmesine
yol açılmıştır.
Madencilerimize Allah’tan
rahmet diliyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Eyidoğan.
Sayın Tanal…
14.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’nın Viranşehir
ilçesi köylerinin çoğunda dört günden beri elektriklerin kesik olduğuna,
ihaleler tekrarlansın diye kötü malzeme kullanıldığına ve siyasi yandaşlara
verilen bu ihalelere son verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
MAHMUT TANAL (İstanbul) –
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şanlıurfa ilimiz Viranşehir
ilçesi köylerinin çoğunda elektrikler dört günden beri, özellikle Kırlık,
Tepedüzü köylerinde kesiktir. Kullanılan malzemelerin yanması nedeniyle sürekli
ihaleler tekrarlansın diye kötü malzeme kullanılmaktadır. Ancak bu ihaleler
siyasi yakınları olan kimlere verilmektedir? Urfalıların bu mağduriyetinin
giderilmesi için dört günden beri elektriksiz kalan Urfa ili Viranşehir
ilçesinin köylerine elektrik verilmesini talep eder ve bu siyasi yandaşlara
verilen ihalelere son verilerek kaliteli malzeme kullanılmasını arz ederim.
Saygılarımı sunarım.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Tanal.
Sayın Canalioğlu…
15.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Karadeniz
Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaklaşık altı yıldır çalışan 68 taşeron
işçisinin işlerine son verildiğine ve bu konunun yeniden değerlendirilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU
(Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Trabzon ilimizde Karadeniz
Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesinde yaklaşık altı yıldır taşeron işçisi olarak
çalışan 68 kişinin “Tıp Fakültesi Hastanesi döner sermayesi zarar ediyor.”
gerekçesiyle işlerine son verilmiştir. Yıllardan beri asgari ücretle hiçbir iş
güvencesi olmadan çalışırken “zarar ediyor” gerekçesiyle 68 işçinin işten
çıkarılması üniversite gibi bir kuruluşu nasıl zarardan kurtaracaktır? Konunun
yeniden değerlendirilmesi gerek ilgili bakanlık gerekse üniversite rektörlüğü
nezdinde, mağdur olan 68 taşeron işçisinin yeniden işe alınmasının sağlanması
gerekmektedir.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Canalioğlu.
Sayın Demiröz…
16.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, 2010 yılında Orhangazi,
İznik, Gemlik ve Mudanya’daki zeytin üreticilerine afetten dolayı ödenmesi
gereken paranın 4.100 çiftçiye hâlen ödenmediğine ilişkin açıklaması
İLHAN DEMİRÖZ (Bursa) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Bursa Orhangazi Ziraat Odası
Başkanlığından aldığım bilgiler ışığı altında, 2010 yılında Orhangazi, İznik,
Gemlik ve Mudanya’daki zeytin üreticilerine afetten dolayı ödenek, para
ödenmişti. Bunun 1’inci, 2’nci, 3’üncü kısmı ödendi ancak şu ana kadar, bugünkü
durum dâhil, Orhangazi’den 800, İznik’ten 1.200, 2.100 Gemlik’ten olmak üzere
4.100 çiftçimize bu bedel ödenmemiştir. Bedel tutarı 4,5 milyon yani 4,5
trilyondur. Acaba ne zaman ödenecektir?
Tarıma bakışı gibi Sayın
Maliye Bakanı da çiftçilere bu şekilde mi bakıyor? Borçlarına sadıklar mı? Bunu
da 2013 yılında göreceğiz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Demiröz.
Sayın İrbeç…
17.- Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in, Zonguldak Kozlu’daki
maden kazasında hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, yakınlarına
başsağlığı dilediğine ve Millî Eğitim Bakanlığının İnternet bağımlılığının
önlenmesi, okuma alışkanlığının kazandırılması için ne gibi tedbirler almayı
düşündüğünü öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması
YUSUF ZİYA İRBEÇ (Antalya) –
Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Ben de sözlerime başlamadan
önce Zonguldak’ta hayatlarını kaybeden madenci kardeşlerimize Allah’tan rahmet,
yakınlarına başsağlığı diliyorum.
İnternet bağımlılığını tedavi
etmek için kurulan Bakırköy Profesör Doktor Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir
Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnternet Bağımlılığı Polikliniğine
başvuranların önemli bir bölümü İnternet yüzünden okulu bırakmış olan
gençlerimizdir. Gençlerimizin okuma alışkanlığı zaten çok düşükken FATİH
Projesi ile her şey dijitale endekslendiği için Millî Eğitim Bakanlığı gençler
arasında yaygınlaşan İnternet bağımlığının önlenmesi, okuma alışkanlığının genç
yaşlarda kazandırılması için alınacak tedbirler konusunda ne düşünüyor merak
ediyorum çünkü gençler geleceğimizin teminatıdır diyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın İrbeç.
Sayın Çelik…
18.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, 2013 yılının ülke halklarına ve
insanlığa barış ve özgürlük getirmesini dilediğine ve şiddetli kış şartları
nedeniyle Muş ilinde yaşanan mağduriyetlere ilişkin açıklaması
DEMİR ÇELİK (Muş) –
Teşekkürler Sayın Başkanım.
2013 yılının ülke halklarına
ve insanlığa barış ve özgürlük getirmesi dileklerimi iletiyorum.
Keza, hemen başında başlayan
kar ve şiddetli kış koşullarından kaynaklı, ülkenin bütününde olduğu Muş
ilimizin de ilçelerine olan bağlantıları ve yüzlerce köy yolu kapanmış
bulunmaktadır. Üç gündür vatandaşlar temel ihtiyaçlarını karşılayamadıkları
gibi, kapalı olan yollarından kaynaklı olarak hastalarını tedaviye götüremiyor
ve kesintili olan elektriklerinden kaynaklı da insani koşullardan mahrumlar. İş
makine parkının amacına uygun işlevsel hâle getirilmediği ya da yeterince
organize olmamasından kaynaklı her yıl yaşanan bu durumun kader olmaktan
çıkarılması dileklerimi ileterek iyi günler diliyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Çelik.
Sayın Birtane…
19.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Zonguldak Kozlu’daki maden
kazasında hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı
dilediğine ve sınıf öğretmenlerinin yan alan veya eğitim almadıkları alanlara
geçmelerine ilişkin açıklaması
MÜLKİYE BİRTANE (Kars) –
Teşekkürler Sayın Başkan.
Ben de Zonguldak Kozlu’da
hayatını kaybeden işçilere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı
diliyorum.
Sınıf öğretmenleri, yan alan
veya eğitim almadıkları alanlara geçtiler. On beş-yirmi yıl sınıf öğretmenliği
yapan bir öğretmen diğer bir alanda ne kadar verimli olabilir? On yedi yıllık
sınıf öğretmeni olan birinin bize iletisini aynen okuyorum: “Üniversitede
alınan komik bir krediyle branş öğretmeni olunmuyormuş. İki ayda 5 kilo verdim.
İntihar etmeyi düşünüyorum. Öğrencilere ve velilere karşı mahcupluk
hissediyoruz. MEB’e göre bu alandan geri dönüş yok ama en azından pişman
olanlara bir hak tanınsın.” Bu durumda olan 44 bin kişiden bahsediliyor. Eğer
böyleyse, eğitime nasıl bir darbe vurduğumuzun farkında mıyız?
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Birtane.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 14, 28, 30, 37, 43, 61, 63, 66,
94, 104, 112, 115, 116, 117, 151, 157, 167, 172, 185, 191, 194, 196, 198, 199,
204, 205, 211, 235, 241, 243, 244, 249, 266, 270, 276, 277, 290, 299, 301, 384,
422, 430, 592, 619, 622, 623, 717, 804, 829, 932, 933, 988, 990, 991 ve 996’ncı
sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın
Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.
Meclis araştırması açılmasına
ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı ve 19 milletvekilinin, Adana’nın
sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/450)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına,
Adana'nın içinde bulunduğu
sorunların tespiti ve çözümü konusunda gerekli araştırmaların yapılması, buna
göre alınacak önlemlerin ve gerçekleştirilmesi gereken uygulamaların yerine
getirilmesi hususunda Anayasanın 98. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğün 104
ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
1)
Muharrem Varlı (Adana)
2) Mehmet
Şandır (Mersin)
3) Özcan
Yeniçeri (Ankara)
4) Emin
Haluk Ayhan (Denizli)
5) Necati
Özensoy (Bursa)
6) Sümer
Oral (Manisa)
7) Oktay
Öztürk (Erzurum)
8) Erkan
Akçay (Manisa)
9) Yusuf
Halaçoğlu (Kayseri)
10) Alim
Işık (Kütahya)
11) Enver
Erdem (Elâzığ)
12)
Mehmet Erdoğan (Muğla)
13)
Mustafa Kalaycı (Konya)
14) Mesut
Dedeoğlu (Kahramanmaraş)
15) Ahmet
Duran Bulut (Balıkesir)
16) D.
Ali Torlak (İstanbul)
17) Lütfü
Türkkan (Kocaeli)
18)
Mehmet Günal (Antalya)
19) Celal
Adan (İstanbul)
20)
Seyfettin Yılmaz (Adana)
Gerekçe:
2 milyonu geçen nüfusu ile
Çukurova'nın metropolü sayılan Adana, kara yolu, deniz yolu, hava ve demir yolu
ulaşımında hem ülkemizin değişik bölgelerini birbirine bağlama noktasında, hem
de Orta Doğu'ya açılan bir kapı olma özelliklerinden dolayı çok önemli bir
konumdadır. Yaklaşık yarım asır öncesine dayanan tekstil ve tarımsal sanayisi
ile ülkemize birikim sağlamış, modern sanayi atılımına temel olmuş, yön vermiş
güneyin bu güzide kenti, son yıllarda pek çok sorunla iç içe olmanın acısını,
sıkıntısını yaşamaktadır.
Adana, bilindiği gibi Türkiye
coğrafyası içerisinde en geniş, en büyük verimli ve sulak toprakları bulunan,
Akdeniz iklimi nedeniyle de insan yaşamına en uygun ortama sahip özelliği
nedeniyle göçe en uygun kent görünümündedir. Bu nedenlerle de, ülkemizde
yaşanan hızlı kentleşme süreçlerinde Adana, doğu ve güneydoğu bölgelerinden çok
yoğun göç alarak büyümüş, nüfusu hızla 2,5 milyona ulaşmış ancak tüm bu hızlı
büyüme ve göç dalgaları karşısında, iktidarın görmezden geldiği ve sırtını
döndüğü bir kent olmuştur.
Kerkük-Yumurtalık Petrol Boru
Hattı, BOTAŞ, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Projesi, Yumurtalık Serbest Bölgesi gibi
iktisadi proje ve uygulamalar Adana'nın geleceği adına umut verse de istihdam
başta olmak üzere bunlardan yararlanma imkânları Adana'nın beklentilerinden çok
uzak kalmaktadır.
Üreticilerimizin hasretle
beklediği ve binlerce insanımıza yeni istihdam alanı oluşturacak sulu tarım
potansiyeli ile ülkemizin tarımsal üretimine önemli katkı sağlayacak olan Aşağı
Seyhan Ovası Sulama Projesi yılan hikâyesine dönmüştür. Adana maalesef sürekli
geriye gitmektedir. Ticaretten sanayiye, tarımdan eğitime katmerleşen sorunlar
altında ezilmektedir.
Adana sanayileşmenin ilk
başkenti durumunda olan bir büyük metropolken, son on yılda pamuğa dayalı
sanayileşmenin çökmesi üzerine, büyük bir krize sürüklenmiş; ÇUKOBİRLİK, Güney
Sanayi, Aksantaş, Sümerbank, Bossa gibi 50'nin üzerinde dev fabrikalar ve
kuruluşlar kapanmıştır. Bu fabrikalar kapanıp kent büyük bir krizin içine
sürüklenirken, mevcut iktidar bu duruma seyirci kalmıştır. 2001 yılında bile
yüzde 8,4 olan işsizlik, geçen yıl Türkiye ortalamasının çok çok üzerinde,
yüzde 19,1'e yükselmiştir. Kriz Adana'da giderek derinleşmektedir, bu iktidarın
çözüm üretmesini beklemek bir yana, Adana'nın farkında bile değildir.
Narenciyeden pamuğa,
buğdaydan yer fıstığına varıncaya dek tarımsal üretimde Türkiye'nin deposu
olarak bilinen ve bu manada haklı olarak takdir edilmesi gereken ancak destek
yerine köstek olunan Çukurova'da çiftçilerimiz perişandır. Son dört-beş yılda
gübresinin fiyatlarına yüzde 700'lere varan oranda zam gören çiftçimiz, sürekli
tırmanan ve 1 tonu 1 dönüm tarladan daha pahalı hâle gelen mazot fiyatları
karşısında şaşkındır. Girdilerdeki bu denli artışa rağmen hasat ettiği bazı
ürünlerde ancak 2 katı satış fiyatı bulabilen üreticimiz çaresizdir.
Sonuç olarak: Adana'nın artan
ulaşım, yerleşim, planlama ve çarpık kentleşmesi yanında; yatırımların
yetersizliği, tarımın geri plana çekilmesi ile artan işsizlik ve artan sosyal
sorunlar yanında; kamuoyundaki kentin yönetilemediği yönündeki görüşler Adana
sorunlarının bir bütünlük içinde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Çözüm
vardır ve o çözüm öncelikle Hükûmetin Adana'ya daha gerçekçi, daha adil, daha
eşit bakabilmesinde yatmaktadır.
Bu nedenle, yukarıda bir
kısmı anlatılmaya çalışılan ve giderek derinleşen, yarın da tamiri daha zor
yada imkânsız hâle gelmesinden endişe ettiğimiz Adana'nın sorunlarının tespiti,
alınacak tedbirlerin, çözüm yollarının belirlenmesi ve çözümü ne ise bir an
evvel uygulanması amacıyla meclis araştırma komisyonu kurulmasını arz ederiz.
2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ve 30 milletvekilinin,
uyuşturucunun ülkemize hangi yollardan ve nasıl transit giriş-çıkış yaptığının,
buna neden engel olunamadığının, son yıllarda Türkiye’nin neden önemli bir
üretici ülke hâline geldiğinin, uyuşturucu kullanımının neden ve nasıl
yaygınlaştığının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/451)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Uyuşturucu üretimi, ticareti
ve kullanımı tüm dünya gençliğinin yaşamını tehdit eden, hatta çoğu zaman sona
erdiren bir sorun olmaya devam etmektedir. Üretimi ve satışı tüm ülkelerde
kısıtlanmış ve hatta yasaklanmış olmasına karşın, bu maddelerin illegal
yollardan üretimi ve satışı engellenememiş ve dünya gençliğinin zehirlemesinin
önüne geçilememiştir.
Ülkemizde de durum aynıdır.
Uyuşturucu madde bağımlığı, sadece gençlerimiz arasında değil, ilköğretim
çağındaki çocuklarımız arasında da yaygınlaşmaya başlamıştır. Macera
arayışları, arkadaş çevreleri, eğitimsizlik ve sosyoekonomik nedenler yanında,
uyuşturucu maddelere ulaşmanın ve elde etmenin kolaylığı da gençlerimizi ve
çocuklarımızı bu bataklığın içine çekmektedir.
Son yıllarda işlenen suç
oranlarının olağanüstü artmasında uyuşturucu kullanımının yaygınlaşmasının
katkısı inkâr edilemez. Zira uyuşturucunun, başka suçların tetikleyicisi olduğu
bilinmektedir. Aynı zamanda, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığının terör örgütleri
için önemli bir finans kaynağı olduğu da unutulmamalıdır.
Devlet tüm yurttaşlarını her
türlü olumsuzluklardan korumak zorundadır. Asli görevlerinden biri de budur.
Nitekim Anayasanın 58/2 maddesi bu yükümlülüğü belirtmektedir. Ancak, bir çığ
gibi büyüyerek üstümüze gelen, çocuklarımızı ve gençlerimizi zehirleyen,
toplumu çürüten bu illete karşı, Devletin görevlerini tam olarak yerine
getirdiği söylenemez.
Türkiye birkaç yıl öncesine
kadar, uyuşturucu kaçakçılığı ve sevkiyatında sadece transit ülke iken, artık
aynı zamanda önemli bir üretici ülke de olmuştur. Dolayısıyla Türkiye bu
özelliği nedeniyle uyuşturucudan en fazla zarar gören ve olumsuz etkilenen
ülkeler arasındadır. Alınan polisiye önlemlere karşın, Türkiye'nin uyuşturucu
kaçakçılığı ve sevkiyatında, neden ve nasıl dünyanın önemli bir transit ülkesi
olduğu ve buna ilaveten aynı zamanda neden ve nasıl önemli bir üretici ülke
hâline de geldiği ve uyuşturucu kullanımının çocuklarımız ve gençlerimiz
arasında yaygınlaşmasının nedeni, TBMM tarafından ele alınarak, enine boyuna
araştırılmalı ve önlemleri de tespit edilmelidir.
Aileler ve tüm kamuoyu
çocuklarının geleceğinden endişelidir. Zira sorun ihmal edilemez ve ertelenemez
duruma gelmiştir. Uyuşturucunun ülkemize hangi yollardan ve nasıl transit
giriş-çıkış yaptığı, buna neden engel olunamadığı; son yıllarda Türkiye'nin
neden önemli bir üretici ülke hâline de geldiği; çocuklarımız ve gençlerimiz
arasında uyuşturucu kullanımının neden ve nasıl yaygınlaştığının tespiti ile
alınması gereken önlemler hakkında Anayasanın 98 ve İçtüzüğün 104’üncü
maddeleri gereğince bir Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim.
26.07.2011
1) Ensar
Öğüt (Ardahan)
2) Tufan
Köse (Çorum)
3) Candan
Yüceer (Tekirdağ)
4) Erdal
Aksünger (İzmir)
5) Atilla
Kart (Konya)
6) Mehmet
Şeker (Gaziantep)
7) Aytuğ
Atıcı (Mersin)
8) Haluk
Ahmet Gümüş (Balıkesir)
9) Metin
Lütfi Baydar (Aydın)
10)
Mehmet Ali Ediboğlu (Hatay)
11) Kazım
Kurt (Eskişehir)
12) Salih
Fırat (Adıyaman)
13) Özgür
Özel (Manisa)
14)
Nurettin Demir (Muğla)
15) Sinan
Aydın Aygün (Ankara)
16)
Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
17)
Muharrem Işık (Erzincan)
18) Hasan
Akgöl (Hatay)
19) Rahmi
Aşkın Türeli (İzmir)
20) İhsan
Özkes (İstanbul)
21) Aylin
Nazlıaka (Ankara)
22) Veli
Ağbaba (Malatya)
23) İlhan
Demiröz (Bursa)
24) Ali
Demirçalı (Adana)
25) Ali
Serindağ (Gaziantep)
26) Haluk
Eyidoğan (İstanbul)
27)
Sabahat Akkiray (İstanbul)
28) Kadir
Gökmen Öğüt (İstanbul)
29)
Bülent Tezcan (Aydın)
30) Ali
Özgündüz (İstanbul)
31) Sedef
Küçük (İstanbul)
3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ve 26 milletvekilinin, kayısı
üretimi, hasadı, kurutulması, ihracatı ve ekonomik değerinin artırılabilmesi
için yapılması gereken çalışmaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/452)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Malatya, dünya kayısı
başkenti olarak tanınmaktadır. Malatya ekonomisi ve sosyal yapısı kayısıya
endekslidir. Ancak Malatya halkının çok büyük bir kısmının geçimini sağlayan
kayısı, istediği değeri bir türlü bulamamıştır.
Kayısı da tıpkı diğer ürünler
gibi devlet desteğine tabi olmalıdır. Üreticileri özellikle gübre ve ilaç
alımlarında yaşadıkları maddi imkânsızlıklar sebebiyle desteklenmelidir. Hasat
sonrası ödenmek koşulu ile kayısı üreticilerine kredi desteği sağlanmalıdır.
Kayısının insan sağlığına
faydaları ile ilgili bilimsel araştırmalar konusunda eksiklikler yaşanmaktadır.
Bu konunun tüm detayları ile bilim adamları tarafından araştırılması ve
kamuoyuna açıklanması sağlanmalıdır.
Kayısı reklam eksikliği yaşamaktadır.
Ulusal ve uluslararası platformlarda, basın yayın kuruluşlarında kayısının
tanıtımı ve reklamı yapılmalıdır.
Tüm Türkiye'de verimli ve
istenilen kalitede kayısı fidanı bulmakta güçlük çekilmektedir. Aşısız veya
üretim yeri belli olmayan fidanların satışı kaliteli kayısı üretiminin önündeki
en büyük engeldir. Kaliteli fidan satışının sağlanması için gerekli tedbirler
alınmalıdır.
Kayısı hasadı konusunda
üreticilerimiz hâlâ yeterli bilince ulaştırılmamıştır. Olgunlaşan kayısı
meyveleri sopalar ile ağaca vurularak toprağa düşürülmektedir. Bu sistem hem
ağaca zarar vermekte hem de yere düşüp parçalanan kayısıların içerisine taş ve
toprak parçalarının girmesine sebep olmaktadır. Bu şekilde hasat edilen
kayısıların kalitesi düşmekte, işleme ve ihracat sırasında problemlere neden
olmaktadır. Ayrıca kayısı meyvesi hijyenden uzaklaşmaktadır. Hasadın daha
modern yöntemlerle gerçekleşmesi ve hijyen konularında kayısı üreticilerinin
gerekli eğitimlerden geçirilmesi gerekmektedir.
Daha önce ihraç edilen
ülkelerin istedikleri standartlara göre ayarlanan kayısıdaki kükürt miktarı 16
Kasım 1997 tarihinde yürürlüğe giren Türk Gıda Kodeksi’ne göre maksimum 2000
ppm olarak belirlenmiştir. İhraç edilen ülkeler meyvenin kükürt miktarının
istenilen sınırların üzerinde yer alması sebebiyle zaman zaman ürünü iade
etmektedir. Ölçümlerde bu limiti aşan kayısı firmalarına 2011 yılı içerisinde
11.500 TL ceza yazılmaktadır. Kayısının uzun süre bozulmadan korunabilmesi için
kullanılan kükürt konusunda bilimsel çalışmalar yapılmalı, sağlığa zarar
verecek miktar tam ve yoruma yer bırakmayacak şekilde kamuoyuna açıklanmalıdır.
Malatya'da üretilen kuru
kayısı başta Almanya, ABD, Almanya, Fransa, İngiltere olmak üzere yaklaşık 70
ülkeye ihraç edilmektedir. Kuru kayısının yaklaşık yüzde 85'lik kısmı ihraç edilmektedir.
Kayısının yurt içi tüketiminin artırılabilmesi için gerekli girişimlerde
bulunulmalıdır.
Yurt içi ve yurt dışına
kurutulmuş olarak satışı gerçekleştirilen kayısının yaş meyve hâliyle de
satışının gerçekleştirilmesi ekonomik kazanç sağlayacaktır.
Başta Hollanda olmak üzere
İsrail, Fransa ve İspanya gibi ülkeler Türkiye'den büyük paketler hâlinde
aldıkları kuru kayısıyı 100 gr-250 gr gibi daha küçük paketler hâlinde başka
ülkelere ihraç etmektedir. Ayrıca bu ülkeler kayısıyı yoğurt, marmelat,
konserve gibi farklı endüstri ürün haline getirerek ihraç etmektedirler.
Kayısının koliler ile değil küçük paketler hâlinde ihracı ve ham ürün yerine
endüstriyel ürün halinde satışı hem daha yüksek gelir hem de daha çok istihdam
sağlayacaktır.
Kayısı mart ayı sonu ile
nisan ayı başında karşılaşılan don nedeniyle büyük zarar görmektedir. Bu
nedenle kayısı üreticileri için meteorolojinin vereceği bilgiler büyük önem
taşımaktadır. Ancak Malatya'da faaliyet gösteren Meteoroloji Bölge Müdürlüğü kapatılarak
başka bir şehre bağlanmıştır. Üreticiler bölge müdürlüğünün kapatılmasıyla
büyük sorun yaşayacaktır.
1992 yılında kurulan Kayısı
Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (KAYISIBİRLİK) yanlış politikalar sebebiyle
zarar ettirilmiş, kayısı üreticilerinin derdine çare olmak konusunda başarısız
olmuştur. Birliğin tekrar verimli çalışması ve ihracat konusunda aktif rol
oynaması sağlanmalıdır.
Malatya ekonomisi için çok
büyük bir önemi olan kayısının üretimi, hasadı, kurutulması, yurt dışına
ihracatı ve ekonomik değerinin artırılabilmesi gerekli çalışmaların yapılması
amacıyla Anayasanın 98, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca Meclis
Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
1) Veli
Ağbaba (Malatya)
2) Ferit
Mevlüt Aslanoğlu (İstanbul)
3) Ali Serindağ
(Gaziantep)
4) Ayşe
Gülsün Bilgehan (Ankara)
5) Hasan
Akgöl (Hatay)
6) İhsan
Özkes (İstanbul)
7) Rahmi
Aşkın Türeli (İzmir)
8) Haluk
Ahmet Gümüş (Balıkesir)
9) Aylin
Nazlıaka (Ankara)
10)
Mehmet Ali Ediboğlu (Hatay)
11)
Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
12) Kadir
Gökmen Öğüt (İstanbul)
13) İlhan
Demiröz (Bursa)
14)
Mahmut Tanal (İstanbul)
15) Ali
Rıza Öztürk (Mersin)
16)
Muharrem Işık (Erzincan)
17) Ali
Demirçalı (Adana)
18) Haluk
Eyidoğan (İstanbul)
19)
Sabahat Akkiray (İstanbul)
20)
Bülent Tezcan (Aydın)
21) Sedef
Küçük (İstanbul)
22) Recep
Gürkan (Edirne)
23) Emre
Köprülü (Tekirdağ)
24) Ayşe
Nedret Akova (Balıkesir)
25) Ali
İhsan Köktürk (Zonguldak)
26)
Gürkut Acar (Antalya)
27) Doğan
Şafak (Niğde)
BAŞKAN – Bilgilerinize
sunulmuştur.
Önergeler gündemdeki
yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki
görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
İç Tüzük’ün 37’nci maddesine
göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır. Okutup, işleme
alacağım ve daha sonra da oylarınıza sunacağım.
B) Önergeler
1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, (2/245) esas numaralı
31/12/1960 Tarihli ve 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Bazı Maddelerinde
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/83)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
(2/245) esas numaralı Kanun
Teklifi’nin, İç Tüzüğün 37’inci maddesine göre doğrudan ele alınması hususunu
saygılarımla arz ederim.
Mustafa
Kalaycı
Konya
BAŞKAN – Teklif sahibi olarak
Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili.
Buyurunuz efendim. (MHP
sıralarından alkışlar)
MUSTAFA KALAYCI (Konya) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; asgari ücretten vergi alınmamasını
amaçlayan kanun teklifimiz hakkında söz aldım. Bu vesileyle hepinizi
saygılarımla selamlıyorum.
İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesi’ne göre, çalışan her kimsenin kendisine ve ailesine insanlık onuruna
uygun bir yaşayış sağlayan ve gerekirse her türlü sosyal koruma vasıtalarıyla
da tamamlanan adil ve elverişli bir ücrete hakkı bulunmaktadır. Ücretin, temel
insan haklarının güvencesi altında bir sosyal hak niteliğini taşıması asgari
ücretin kaynağını ve temelini oluşturmaktadır. Anayasa’mızın 55’inci
maddesinde, asgari ücretin tespitinde, çalışanların geçim şartları ile ülkenin
ekonomik durumunun da göz önünde bulundurulması öngörülmektedir. İlgili
yönetmelikte de asgari ücret, “İşçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve
kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün şartlarına göre asgari düzeyde karşılamaya
yönelik ücret.” olarak tanımlanmaktadır.
Devletin resmî istatistik
kurumu olan TÜİK, asgari ücret komisyonuna sunduğu çalışmada, tek bir işçinin
toplam aylık harcamasının 2012 Kasım ayı itibarıyla 1.025 lira 40 kuruş olması
gerektiğini hesaplamıştır. Ancak net asgari ücret 2013 yılının ilk altı aylık
dönemi için 773 lira, ikinci altı aylık dönemi için de 804 lira olarak
belirlenmiştir. Dolayısıyla, bu ay asgari ücretlilerin aylığında 33 lira 22
kuruşluk artış yapılmıştır. Günlük artış yaklaşık 1 liraya karşılık
gelmektedir.
Asgari ücret belirlenirken
yine Anayasa ve ilgili mevzuat hükümleri göz ardı edilmiş, TÜİK tarafından
hesaplanan bir işçinin geçim şartları için gerekli harcama tutarı dikkate
alınmamıştır.
TÜRK-İŞ tarafından yapılan
hesaplamaya göre 2012 Aralık ayı itibarıyla 4 kişilik bir ailenin sağlıklı,
dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı
yani açlık sınırı 985 liradır. Mevcut asgari ücret, gıda harcamasını bile
karşılamamaktadır. Bugünkü asgari ücret sefalet ücretidir. Karın tokluğuna
çalışan bir kişinin maliyeti bile bu asgari ücretten fazla olur. Zaten AKP
zihniyeti her alanda taşeronlaşmayı yaygınlaştırarak bir sömürü düzeni kurmuş
ve asgari ücretlileri çağdaş köleler olarak görmektedir.
Değerli milletvekilleri,
asgari ücretli geçinemiyor, taşeron işçileri geçinemiyor. Bu parayla nasıl
geçinsinler ki! Yine “Enflasyona ezdirmedik.” masalını okumayın. Hani, Türkiye
zenginleşmişti? Nerede kişi başına 10 bin dolar millî gelir? Millî gelirden payını
alamayan işçiler size haklarını helal etmiyor. Asgari ücretliler, taşeron
işçileri, şiddetli geçim sıkıntısı nedeniyle borç batağına girmiştir.
Merkez Bankası raporlarına
göre tüketici kredisi borcu bulunanların yüzde 53’ü ücretli çalışanlardır. Yine
tüketici kredisi borcu bulunanların yüzde 39’unu 1.000 lira ve altında geliri
bulunanlar oluşturmaktadır. AKP Hükûmetinin asgari ücretlileri, işçileri nasıl
borçlu hâle getirdiğini, nasıl süründürdüğünü bu resmî rakamlar ortaya
koymaktadır. Asgari ücret, çalışanlara ailesiyle birlikte insanlık onuruna
uygun bir yaşayış sağlayabilecek düzeyde olmalıdır. Asgari ücret, işçinin
emeğinin karşılığı olmalıdır. Asgari ücretten vergi alınmamalıdır. Asgari ücret
mutlaka açlık sınırının üzerinde olmalıdır.
Anayasa Uzlaşma Komisyonunda
asgari ücretten vergi alınmamasının kabul edildiği açıklanmıştır. Gerekli kanun
teklifini Milliyetçi Hareket Partisi olarak buraya taşıdık. Eğer tüm partiler
samimilerse, asgari ücretlileri sevindirecek bu teklife destek verirler. “Hodri
meydan” diyorum. Bu kanun teklifiyle, asgari ücretliden vergi alınmaması ve
bütün çalışanların ücret gelirlerinin asgari ücret kadar kısmının vergi dışı
bırakılması sağlanmaktadır. Böylelikle, net asgari ücret yaklaşık yüzde 7
düzeyinde artırılmaktadır, işverene maliyetinde de bir değişiklik olmamaktadır.
Desteklerinizi bekliyor,
teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Kalaycı.
Manisa Milletvekili Erkan
Akçay. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın Akçay.
ERKAN AKÇAY (Manisa) –
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; asgari ücretin vergi dışı bırakılması ve ücretlilerin vergi
yükünün hafifletilmesine yönelik, Gelir Vergisi Kanunu’nda vermiş olduğumuz
kanun teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Muhterem heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Günümüzde asgari ücret,
çalışanların ve ailelerinin insan onuruna yaraşır bir hayat seviyelerini
sağlayan bir gelir tabanı olarak ele alınmaktadır. Ancak on yıllık AKP
iktidarında asgari ücret “açlık ve sefalet ücreti” olmaktan öteye gidememiştir.
TÜRK-İŞ’e göre, 2012 Aralık ayı itibarıyla 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı
985 lira, yoksulluk sınırı 3.208 liradır. 2012 yılının ikinci döneminde net
asgari ücret 740 lirayken, 2013 yılının ilk altı aylık dönemi için asgari ücret
yüzde 4,5 oranında artırılarak 773 liraya çıkarılmıştır. Her fırsatta yüksek
büyüme oranlarıyla övünen AKP, çalışanların büyümeden alması gereken pay
konusuna gözlerini ve kulaklarını kapatmaktadır.
Son bir yılda elektriğe yüzde
35, doğal gaza yüzde 48, benzin ve mazota yüzde 17, sigaraya yüzde 14 zam
yapılmış, vergiler yüzde 12 nispetinde artırılmıştır. Son olarak, sigaraya 1
lira daha zam yapılmıştır.
1 Ocaktan itibaren faiz
gelirlerinden alınan gelir vergisi yüzde 15’ten yüzde 10’a düşürülmüştür.
Yeniden değerleme oranı yüzde 7,8 olarak belirlenmesine rağmen damga ve harçlar
yüzde 15 artırılmıştır. Yeniden değerleme oranının yarısı kadar artırılması
gereken emlak vergisi, Bakanlar Kurulu kararıyla yeniden değerleme oranı kadar
artırılmıştır.
2013 yılında büyüme yüzde 4,
enflasyon yüzde 5,3 olarak öngörülürken, özel tüketim vergisinde yüzde 16,6;
harçlarda yüzde 17,5 ve damga vergisinde yüzde 12 artış öngörülmektedir.
Dolayısıyla asgari ücretteki artış, yapılan zamlarla daha şimdiden fazlasıyla
geri alınmıştır. OECD ülkeleri arasında 9 ülkede asgari ücrete vergi
uygulanmazken 6 ülkede vergi oranı yüzde 10’un altındadır. Türkiye ise yüzde
15’lik vergi oranıyla asgari ücretliden en fazla vergi alan ülkedir.
2013 yılının ilk altı ayı
için belirlenen brüt asgari ücret 978 liradır. Bundan çeşitli adlar altında
toplam 278 lira vergi kesilmektedir. Yalnızca, çalışanların ihtiyaçları dikkate
alınarak belirlenmiş bir ücretin doğrudan vergilendirilmesi sosyal devlet
anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, asgari ücretin vergi yükünün
kaldırılması sosyal ve ekonomik bir mecburiyettir. Asgari ücret üzerinden
yapılan vergi, sigorta, fon gibi kesintiler çalışanların net ücretini
azaltırken işverenlerin de maliyetini artırmakta ve kayıt dışı istihdama zemin
hazırlamaktadır. Asgari ücret ile kayıt dışı istihdam ilişkisinin niteliği
asgari ücretin yüksek olmasından çok, kesintilerin fazlalığı nedeniyledir.
Uygulamada, işveren ile çalışan arasında kayıt dışı pazarlığı yapılmakta,
ücretlerine bir miktar zam alma ya da işe alınma karşılığında sigorta
haklarından vazgeçmeleri maalesef söz konusu olabilmektedir.
Asgari ücretin vergi dışı
bırakılması zannedildiği kadar bir vergi kaybına yol açmayacaktır. Tasarruf
eğilimi düşük olan ücretli kesim, gelirlerinin büyük çoğunluğunu zaten
harcamaktadır ve birçoğu da borçlu yaşamaktadır. Ortaya çıkacağı düşünülen
vergi kaybı hem harcamalar üzerinden alınan dolaylı vergilerle hem de mal
piyasasının hareketlenmesine bağlı olarak imalat sanayisinde sağlanan üretim
artışı sonucunda kurumlar vergisi ve diğer vergi gelirleriyle
karşılanabilecektir. Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasıyla işverenler kayıt
dışı istihdamı daha az tercih edeceklerdir ve devletin vergi gelirlerinde nispi
bir artış ortaya çıkacaktır. Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasıyla kısa
dönemde kamu maliyesinde çok cüzi de olsa bir açık görünebilir, ancak orta ve
uzun dönemdeki harcama etkisi, kayıt dışı istihdamın kayıt altına alınması
karşısında dengelenecektir.
Değerli milletvekilleri, bu
düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Akçay.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup
işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza sunacağım:
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 370 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç
Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler hâlinde
görüşülmesine ilişkin önerisi
8/1/2013
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 08.01.2013
Salı günü (bugün) toplanamadığından, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince,
grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Mustafa
Elitaş
Kayseri
AK
PARTİ Grup Başkan Vekili
Öneri:
Gündemin "Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında bulunan 370,
309, 196, 195, 363, 364, 91, 152, 286, 72, 306 ve 35 sıra sayılı kanun
tasarılarının bu kısmın sırasıyla 5, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17
inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül
ettirilmesi;
Genel Kurulun;
8 Ocak 2013 Salı günkü
birleşiminde saat 23:00'e kadar;
9 Ocak 2013 Çarşamba günkü
birleşiminde 291 sıra sayılı Kanun tasarısına kadar olan işlerin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar;
10 Ocak 2013 Perşembe günkü
birleşiminde ise 55 sıra sayılı Kanun tasarısına kadar olan işlerin
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;
Yukarıda belirtilen
birleşimlerde gece 24:00'te günlük programların tamamlanamaması hâlinde günlük
programların tamamlanmasına kadar;
Çalışmalarına devam etmesi,
370 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi
ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması
önerilmiştir.
370 Sıra Sayılı
Sosyal Sigortalar Kanunu ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
(1/717,2/1030)
BÖLÜMLER BÖLÜM MADDELERİ BÖLÜMDEKİ
MADDE
SAYISI
1. BÖLÜM 1 ila 8 inci maddeler 8
2. BÖLÜM 9 ila 17 nci maddeler 9
TOPLAM
MADDE SAYISI 17
BAŞKAN – Önerinin lehinde
Isparta Milletvekili Recep Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın Özel.
RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın
Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Danışma Kurulu
toplanamadığından dolayı AK PARTİ Grubu olarak grup önerimizi Meclisin yüce
heyetine getirmiş bulunmaktayız. Bu haftanın iyi bir çalışma şeklinde, hayırlı
bir şekilde geçmesini öncelikle temenni ediyoruz. İnşallah verimli, güzel bir
çalışmayı sergileriz.
Ayrıca, Zonguldak’ta maden kazasında
vefat eden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı
dileklerimizi iletiyoruz. İnşallah bir daha böyle kazalar vuku bulmasın
istiyoruz.
Getirmiş olduğumuz grup
önerisiyle, gündemimizin 5’inci sırasına 370 sıra sayılı Sosyal Sigortalar
Kanunu ve Genel Sağlık Sigortası ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi’ni alıyoruz, bir kısım uluslararası sözleşmeleri 6’ncı
sıradan başlamak üzere gündeme ilave ediyoruz.
Çalışma saatlerinde, bugün
saat on bire kadar, yarın ise yarım kalmış olan yargılamanın uzun sürmesiyle
ilgili tazminatı ve bu kanunun bitimine kadar, bir sonraki gün de takribi
olarak 10-11 tane uluslararası sözleşmenin, 55 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin
bitimine kadar çalışmayı öngörüyoruz. İnşallah, belirtmiş olduğumuz bu
takvimde, bu çalışma sürelerinde güzel bir çalışma sergiler, milletimize,
memleketimize, halkımıza örnek bir çalışmayı sergiler diyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum
efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın
Özel.
Aleyhinde, İstanbul
Milletvekili Süleyman Çelebi.
Buyurunuz Sayın Çelebi. (CHP sıralarından alkışlar)
SÜLEYMAN ÇELEBİ (İstanbul) –
Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de hepinizi saygıyla, sevgiyle
selamlıyorum. Yeni yılın barış, mutluluk getirmesini diliyorum ama kazasız bir
yıl diliyorum her şeyden önce. Kozlu’daki “iş kazası” diye tanımlanan, aslında
bize göre kaza olmayan ölümler konusundaki değerlendirmemi de bu fırsatta
yapmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım,
Kozlu’daki ölümler tesadüf mü? Peki, madencilik sektöründe 2012’de yaşanan 131
iş kazasının 29’unun Zonguldak’ta meydana gelmesi tesadüf mü? Karadon’da,
Kozlu’da yaşamını yitiren işçiler taşeron işçileridir. Ne yazık ki Kozlu’daki
ölümler tesadüf değil değerli arkadaşlar, taşeronlaşmanın sonucu, daha fazla
kâr hırsının sonucu, denetimsizliğin sonucu, önerilerimiz dikkate alınmadan
çıkartılan yasaların sonucudur. Kârı önceleyip, emeği dışlamanın sonucudur dün
yaşanan cinayetler. Taşeron maden şirketlerinde kaza sonucu ölen işçi sayısı,
sendikalı iş yerlerinin tam 34 katı tespit edilmiş durumdadır, yani tam 34 katı
diğer örgütlü kesimlere göre ölümler; bu, kaza diye sunulan cinayetlerde
olmaktadır ve bunun artık, adını doğru koyalım. Bu, iş kazası değil, bir
cinayettir. Dolayısıyla, taşeron öldürür değerli arkadaşlar.
Kozlu’da olan neydi değerli
arkadaşlar? Galeri açmak için en az 20 metrede bir yapılacak sondajla kazı
yapılacak bölümün içinde biriken gazın alınması ve bu gazın tamamen boşalıncaya
kadar beklenmesi gerekmektedir, Star Madencilik İşletmesinde buna uyulmadığına
dair iddialar daha önce de vardı, kazadan sonra da devam etmektedir. Gazın
tamamen boşaltılması beklenmeden hazırlık çalışmalarının sürdürülmesinin sonucu
gazlı basıncın degaj patlamasına yani kömürün basınçla püskürmesi neden olduğu
belirtilmektedir. Yer altında çalışanların iyi bildiği gibi bu patlama, kimi
zaman böyle kömür püskürmesiyle kendisini gösterirken, kimi zaman da -17 Mayıs
2010 tarihinde 30 işçinin yaşamını yitirdiği Karadon’da tanık olunduğu gibi-
grizuyla yani gazın yanarak patlamasıyla sonuçlanmaktadır. Özelleştirme
sonrasında üretim öncesi hazırlık işlerini taşeronlara ihale eden TTK’nın, işi
basite alarak inşaat şirketlerine vermesi ve üzerlerindeki denetimi de
istenilen ölçülerde yapmaması sonucu bu tür kazalar tesadüf değil, artık
kaçınılmaz olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bakanlığın Kozlu’da kasım
ayında gerçekleştirdiği teftişte beş eksiklik tespit edilmesine rağmen,
işçilerin iş güvenliğinin olmamasına rağmen, neden bu şirkete sadece para
cezası verilerek sorun çözülmeye çalışılmıştır? Teftişi yapanlar böyle bir
olayın olacağını öngörmemişler midir? Değerli arkadaşlar, ölümlerin geleceğini
haber veren önemli bir rapor, Sayıştay tarafından zaten bir rapor hâlinde
sunulmuştur. Kazanın olduğu maden ocağıyla ilgili olarak Sayıştay raporunda
vahim bir olayla karşılaşılmamasının tamamen tesadüf olduğu belirtilmiştir. Bu
rapor gerek Genel Başkanımızca gerek biraz önce grup başkan vekilimizce ve aynı
zamanda grup toplantısında dile getirildi. Aynı zamanda Cumhuriyet Halk Partisi
İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu arkadaşımız bu konuyla ilgili geniş basın
açıklamaları yaptı. Ama raporun bir bölümü önemli. Raporda işçi cinayetlerinin
nasıl adım adım geleceği anlatılmış. Sayıştay raporunun 80’inci sayfasında, ihaleyi
kazanan firmanın bir inşaat firması olduğuna dikkat çekilerek, bugüne kadar
herhangi bir kömür madeninde taş içi galeri açma faaliyetlerinde bulunmadığının
bilindiği, maden ocağında bulunan enerji kablolarında patlamaya neden olacak
önemli hususlar tespit edildiği, metan gazı tehlikesinin çok açık bir şekilde
belirtilmiş olduğu, firmanın çalıştığı lağımların havalandırılması fantüpün
arından uzak bırakılması nedeniyle yeterli olmadığı, ateşleme sırasında
çalışanların sığınacakları ateşleme mahallinin olmadığı gibi iş yerinin
faaliyetlerinin sürdürülmesine engel teşkil edecek birçok maddenin raporda
sıralanmasına rağmen firmayla yapılan sözleşme feshedilmemiş, resmen ölümlere
davetiye çıkartılmıştır.
Şimdi, buradan soruyorum: Suç
kimde değerli arkadaşlar? Suçlular kim? Bu raporun gereklerini yerine getirmesi
gerekenler kimler? Bu soruları bir kez daha vicdanlarınıza havale ediyorum.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisine göre, 2012 yılında 81 maden işçisi
hayatını kaybetti. 2012’de tüm iş kollarında en az 878 işçi öldü, bu, resmî
rakamlar. Türkiye, ölümlü maden kazaları sıralamasında ilk sırada. Uluslararası
Çalışma Örgütü verilerine göre Türkiye’de maden işçisi ölümleri Avrupa
ortalamasının tam 4,5 katı. Kozlu’da yaşamını yitirenler sadece ölenler değil
artık, eşleri, çocukları, anaları, babaları, akrabalarının hepsinin yüreği
yanıyor. Türkiye’deki maden kazalarının yüzde 95’inin önlenebilir nitelikte
kazalar olduğu uzmanlar tarafından dile getirilmiştir. Kozlu’da bu işçilerin
ölmesine neden olan sadece işveren değil, denetlemede, yasalarda, uygulamalarda
gerekli önlemleri almayan, işçilerin güvenliğini öncelemeyen Hükûmettir, ilgili
bakandır, bakanlardır.
Bizler Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu olarak, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası görüşülürken, komisyonlarda
“Çıkaracağımız yasayla bu hâliyle ölümleri durduramayız.” dedik, önerilerimizi
sunduk, dikkate almadınız, sırtınızı döndünüz. Yasa bu Genel Kurula geldi. “Bu
yasa işçinin güvenliğinin sağlanmasında yetersiz.” dedik, burada da
dinletemedik. Şimdi, bizi Anayasa Mahkemesine gitmekle suçluyorsunuz. En
sonunda Anayasa Mahkemesine gittik, şimdi Anayasa Mahkemesi bu sürece karar
verecektir. Umuyorum ve diliyorum ki bu ölümlere giden yolda hukuk en son çare
üretir. Ölümler olduktan sonra bir günlük yas tutmanın bir anlamı yok. Meclisin
görevi, göz göre göre ölümlere kapıyı açmak ve sonradan ağıt yakmak değil
değerli arkadaşlar, ölümleri durdurmak, yaşamı savunmak, emeğin değerini
korumak, halkın çıkarlarını korumak, yurttaşın eşit ve adil davranarak haklarını
vermek, sosyal güvencelerini sağlamaktır. İşçileri öldüren kömür karası değil,
kara vicdanlardır. Onları öldüren karanlık madenler değil, karanlık ellerdir.
“İndim maden ocağına, kara
elmas diyarına
Yeryüzü sıcak olsun diye
dost.
Yıllar boyu kazma salladım
suskunca bu zindanda
Çocuklarım gülsün diye dost.
Oysa bizim evde gülen yok.”
Kara elmasın aydınlık
yüzlerine, alın teriyle karanlık ocakları aydınlatanlara, hayatı yaratanlara
bir selam olsun diyorum ve yaşamlarını yitiren tüm işçi arkadaşlarımıza,
şehitlerimize rahmet diliyorum, ailelerine sabırlar diliyorum. Hepinizi
saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Çelebi.
Lehinde, Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır.
Buyurunuz Sayın Şandır. (MHP
sıralarından alkışlar)
MEHMET ŞANDIR (Mersin) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Huzurlu, başarılı, uzlaşmacı,
birbirini anlayan, birbirine hoşgörüyle yaklaşan bir müzakere ortamının, bir
Meclis çalışma ortamının 2013 yılında sağlanması temennisiyle, inşallah, burada
bir başlangıç yapacağımız ümidindeyim. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak
tüm Meclisimize milletimizin beklentileri doğrultusunda sorunların çözümüne
hukuk kurabilen bir yasama yılı yaşamayı tavsiye, temenni ediyorum.
Değerli arkadaşlar, Adalet ve
Kalkınma Partisinin grup önerisinin lehinde söz aldım. Bu haftanın gündemini
sayın grup yönetimi belirlemiş, Danışma Kurulunda toplantı temin edilemediği
için detayını görüşemedik ama bugün gördük. Geçen yıldan yarım kalan bir
kanunla yine geçen yılda gündeme alınan bir kanunun bu hafta tamamlanmasını ve
bir miktar da uluslararası sözleşmenin kanunlaştırılmasını öngörüyorlar.
Çalışma saatleri yine sorunlu olmakla
beraber çok rahatsız edici değil. Bu hafta uyumlu, uzlaşmacı, milletin huzurunu
bozmayan bir çalışma yaparız ve bu başlangıç bundan sonraki haftalara da
sirayet eder diye temenni ve ümit ediyorum.
Söz almamın esas sebebi,
Zonguldak Kozlu’da yaşanan maden ocağı kazası meselesidir. Biz de Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu olarak Zonguldak’ta yaşanan ve sürekli yaşanan bu elim,
bu feci kazaya… Yani “kaza” demeye bile dilimiz varmaz hâle geldi çünkü sürekli
yaşanıyor bu hadise. Bu olayda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, başta Sayın Genel Başkanımız Devlet
Bahçeli olmak üzere, tüm camiamız adına, tüm yöneticilerimiz, milletvekillerimiz
adına Yüce Allah’tan rahmetler diliyorum. Başta onların yakınları, çocukları
olmak üzere tüm milletimizin başı sağ olsun. Yine temenni edelim, temenni
ötesinde talep edelim, bir daha bu kazaları yaşamayalım. Çünkü değerli
milletvekilleri, biraz önce Sayın Çelebi’nin de ifade ettiği gibi, yani bunlar,
bu olaylar kaza olmanın çok ötesine geçti. Birtakım ihmallerin, birtakım
alınması gereken tedbirlerin zamanında ve yeterince alınmamasının sonuçları bu
kazaları göz göre göre yaşıyoruz. İşte, her yılda birkaç tane bu maden ocağı
kazası yaşanıyor.
Mutlaka ilgili kurumlar
denetim yapıyor, raporlar yazıyorlar, teftişler yapıyorlar ama yapılan eksikliklerin,
tespit edilen eksikliklerin yerine getirilip getirilmediğinin denetlenip
denetlenmediğinden emin değiliz. Burada da aynı şey yaşanmış. Daha önce burası
denetlenmiş, birtakım eksik ve yanlış uygulamalar belirlenmiş, iş yeri sahibi
ve yöneticilerine gereken uyarılarda bulunulmuş ama netice itibarıyla böyle bir
kazayla karşılaşıyoruz, böyle bir olayla karşılaşıyoruz. 8 vatandaşımız
sabahleyin çocuklarıyla vedalaşıp ocağa iniyorlar, yerin altına iniyorlar ama
akşam maalesef canlı geri dönemiyorlar.
Yani kader deyip
geçebilirsiniz, Allah’tan gelene şükretmek, sabretmek durumundayız, ama kul
bazında, kurum bazında, Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak, Hükûmet olarak
alınması gereken tedbirleri yeterince ve zamanında almazsak… Yani değerli
milletvekilleri, bir insan, bir Müslüman aynı çukura 2 defa düşerse sorumluluk
kendine aittir. Dolayısıyla bu tedbirlerin alınmamasını burada acı acı tenkit
ediyoruz. Ülkemizi on yıldan bu yana yöneten siyasi iktidar olarak AKP’nin bu
konuda bir mazeretinin olmasını kabul edemeyiz.
Bu sebeple söylüyorum:
Zonguldak’ta yaşanan hadise bir kaza olmanın ötesinde bir facia; bir katliam
demek istemiyorum, bir kasıt aramıyorum ama göz göre göre 8 vatandaşımız
hayatını kaybetmiştir. Ateş düştüğü yeri yakmıştır. Yenilerin yaşanmaması için
Hükûmete buradan rica ediyorum, temenni ediyorum, talep ediyorum; gereken
tedbirleri alsınlar. Söz konusu olan insan, söz konusu olan emek. Yani adam
çoluk çocuğunun rızkı için o yerin altına, 400, 500, 800 metreye kadar inip
yani o simsiyah kömürle boğuşuyorsa, bu insana her şeyin üstünde bir değer
vermek gerektiği kanaatindeyim.
Bir başka mesele de şu:
Değerli milletvekilleri, bu taşeron işçiliğini her defasında konuşuyoruz,
Hükûmetiniz de her defasında söz veriyor: “Çözeceğiz.” Sayın Bakan -işte, bugün
kanunu gelecek- gene buraya gelecek, yine soracağız: Bu taşeron işçiliği
meselesini ne zaman çözeceksiniz? Yani taşeron işçiliği sistemiyle insan
hayatının korunması mümkün olmuyor, görüyorsunuz. Çünkü taşeron,
yükümlülüklerini yerine getirebilmek, kârını artırabilmek için muhtemeldir ki
alması gereken tedbirleri yeterince ve zamanında almıyor ve sonuç itibarıyla,
kabul edilemez, Türkiye’ye yakışmaz, zamana yakışmaz, milletimize yakışmaz bu
türlü sonuçlarla karşılaşıyoruz.
O sebeple söylüyorum, söz
konusu insan ve insan hayatı. “Kazadır, kaderdir.” deyip geçemeyiz. Meclis
olarak, bu milletin adına görev yapan, bunun için hukuk kurmakla sorumlu olan
Meclis olarak alınması gereken tedbirlerin alınmasını bir daha hatırlatıyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu olarak, camiası olarak, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza yüce Allah’tan
rahmetler diliyor, yaralılara da acil şifalar diliyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz
Sayın Şandır.
Aleyhinde, Bingöl
Milletvekili İdris Baluken.
Buyurunuz Sayın Baluken.
İDRİS BALUKEN (Bingöl) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Grubunun önerisi aleyhinde söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, aslında, buraya
getirilen öneri daha çok Meclisin haftalık çalışma programıyla ilgili bir öneri
ama bizim dikkat çekmemiz gereken, yıllık çalışma programıyla ilgili bazı
önerilerimiz olacak. Onları Genel Kurulla paylaşmak istiyoruz ama öncesinde ben
de Zonguldak Kozlu’da metan gazı patlaması sonucu yaşamını yitiren 8 işçi
kardeşimize Allah’tan rahmet diliyorum. Onların acısını yüreğimizde
hissettiğimizi buradan belirtmek istiyorum. Tüm yakınlarına başsağlığı
dileklerimizi BDP Grubu adına biz de iletiyoruz.
Aslında uzun süredir yaşanan
bu iş kazalarının artık “iş cinayeti” olarak adlandırıldığını ve bu
adlandırmanın da ne kadar haklı olduğunu tekrar bu olayda görmüş olduk. AKP
Hükûmetinin bugüne kadar çalışma hayatında uyguladığı taşeronlaştırma, esnek
çalıştırma, güvencesiz çalıştırmanın bu cinayetlere davetiye çıkardığını
defalarca bu kürsüden paylaştık. Bununla ilgili mutlaka yasal düzenlemelerin
yapılmasını, Meclisin mutlaka inisiyatif kullanmasını defalarca buradan
haykırdık ama maalesef Hükûmette bu konuda ciddi bir duyarsızlık var ve bu
nedenledir ki 2012 yılında tam 867 işçimizi biz bu iş cinayetlerine kurban
verdik ve bu 867 işçi arasında onlarca işçinin yaşı 14 yaşın altında.
Bu konuyla ilgili aslında
Meclisin özel bir gündemle toplanıp “Ne yapılabilir?” noktasında mutlaka bir
tartışma yürütmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugüne kadar bu iş cinayetlerinde
sorumluluğu bulunan herhangi bir sermaye sahibinin, herhangi bir şirket
sahibinin sorgulandığını, belirli cezai yaptırımlardan geçirildiğini maalesef biz
görmedik, buna tanıklık etmedik. Bu tarz önlemler alınmayınca da maalesef bugün
Zonguldak’tan aldığımız haberi yarın başka bir yerden alacağız, bu Meclis
kürsüsüne gelip kendi acımızı ifade edeceğiz, başsağlığı dileklerinde
bulunacağız ama bu iş cinayetleri de sanki bir kadermiş gibi, çalışma hayatının
bir parçasıymış gibi günlük hayatımızdaki yerini almaya devam edecek. Bu
nedenle özellikle bu iş cinayetleriyle ilgili bütün Meclisi biz tekrar
sorumluluğa davet ediyoruz. Başta Zonguldak’ta yaşanan bu cinayet olmak üzere
bütün iş cinayetlerinin sorumlularıyla ilgili bugüne kadar yürütülen adli ve
idari süreçlerin, soruşturma süreçlerinin mutlaka kamuoyuna, halka ve Meclise
duyurulması, paylaşılması gerektiğini tekrar belirtmek istiyoruz.
Değerli milletvekili
arkadaşlarımız, ülkede, tabii, önemli tartışmalar var. Kamuoyunda, özellikle
2013 yılının başlangıcıyla beraber, yeni bir sürecin aralanmasıyla ilgili bir
beklenti, bir umut söz konusu. Biz, tabii, bu umutla ilgili, bu beklentiyle
ilgili bütün siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, kamuoyuna, halka,
medyaya çok önemli görev ve sorumluluğun düştüğünü buradan tekrar ifade etmek
istiyoruz. Bakın, koca bir 2012 yılını biz, maalesef, baskıyla, zulümle,
gözyaşıyla, kanla, acıyla, ölümle uğurlamış olduk. Yüzlerce gencimizin hayatını
kurtarmak siyaseten mümkünken, siyaseten böyle bir sorumluluğun altına girip,
elimizi taşın altına koyup bir çözüm önerisi, bir çözüm modeli, bir çözüm
projesi geliştirmek mümkünken, maalesef, bu konuda çok ciddi sıkıntılar yaşadık,
yeterli bir ortaklaşmayı bu Meclis zemininde doğru bir şekilde kullanmayı
başaramadık, bu Meclis kürsüsüne gelip bağırıp çağırmayı, birbirimize hakaret
etmeyi sanki çözümü getirecek bir gerginlik siyasetinin parçası olarak gördük
ve maalesef 2012 yılı, son günü itibarıyla bile, yapılan askerî operasyonlar ve
bu askerî operasyonlar neticesinde yaşamını yitiren gençlerimizin acısıyla
geçti.
Şimdi, 2013 yılında, önümüzde
yeni bir süreci başlatabilmenin zemini oluşabilir. Eğer hepimiz bu sorumlulukla
yaklaşırsak, eğer yüz yıldır yaşanan bir sorunla ilgili, gerçekten, o acıyı
yüreğimizde hissederek birtakım ayrıştıran, ötekileştiren, milliyetçi, şovenist
yaklaşımlardan uzaklaşmayı başarırsak, bu coğrafyada yaşayan her bir vatandaşın
acısını kendi acımız olarak hissedip böyle bir empati duygusuyla bu soruna
yaklaşırsak inanıyoruz ki ülkemizde çok önemli gelişmeler yaşanabilir, bu
acılar, artık tekrar gelmemek üzere tarihin tozlu raflarına gönderilebilir.
Bu konuyla ilgili bu sorunu
çözecek zemin de bu Meclistir. Bütün sorumluluk, eğer savaş devam edecekse, acı
çekilecekse, gençler ölecekse de bu Meclistedir; barış gelişecekse, yüz yıllık
bir yanlışın ortaya getirdiği acılar düzeltilecekse de yine sorumluluk bu
Meclistedir, bu Meclisin ortaya koyacağı çalışmadadır. Bunu özellikle
vurgulamak istiyoruz.
Peki, nedir bu Meclisin
yapması gereken çalışmalar, bu sorunun çözümüyle ilgili ortaya konması gereken
yaklaşımlar? Demokratik siyasetin, siyasetin sesinin güçlü çıkması, siyasetin
önünün açılmasıyla ilgili bir an önce hayata geçirilmesi gereken düzenlemelerin
ta kendisidir. Yani bugün özgür bir siyaset ortamından bu ülkede bahsedebilir
miyiz? Kendi siyasi programı çerçevesinde çalışmasını yürüten, propagandasını
yürüten bütün siyasetçilerin cezaevlerinde olduğu, milletvekillerinin, belediye
başkanlarının artık cezaevinde olmasının kanıksandığı bir ortamda, özgür bir
siyasi ortamdan bahsetmek mümkün değil. Bu konuda bütün siyasi partilerde
rahatsızlık var. İktidar partisinde, yetkili bakanlar da bu konudaki rahatsızlıklarını
dile getiriyorlar. Bir Terörle Mücadele Kanunu var ortada, ağzını açanı
terörist olarak yaftalıyor -uzun tutukluluk süresiyle ilgili düzenlemeleri yine
bu iktidar partisi getirdi- cezaevlerine gönderiyor, yargılamayla ilgili bütün
savunma hakları gasbediliyor, bu ortamda da siyasetin bir çözüm üretmesi
bekleniyor. Böyle bir şeyin olması mümkün değil.
Bakın, en son, Başbakan
Yardımcısı, Terörle Mücadele Kanunu’nun mutlaka düzenlenmesi gerektiğini,
bununla ilgili siyasi partilerden görüş almadığını söyledi. Oysaki biz, hem
23’üncü Yasama Döneminde hem de bu yasama döneminde bu Terörle Mücadele
Kanunu’nun kaldırılması için dört kez teklif verdik. Şu anda vermiş olduğumuz
teklif komisyonda hâlâ duruyor ve bu, Meclisin gündemine gelmiyor yani burada haftalık
çalışma planlarıyla ilgili düzenlemelerden çok, Meclis bu yıl hangi çalışmaları
yapacak, düşünce, ifade, örgütlenme özgürlüğü, siyaset yapma özgürlüğüyle
ilgili hangi adımları atacak, bunları mutlaka tartışmamız gerektiğine
inanıyoruz.
Türk Ceza Kanunu’nun ilgili
maddeleriyle ilgili, mutlaka, bu Meclisin bir yol temizliği yapması gerekiyor.
Eğer siyasetin çözüm üretmesini istiyorsak, siyasetin elini güçlendirecek
şekilde, bu yüzde 10 seçim barajını, darbelerden kalan bu hukuk dışı
uygulamaları yasalaştırılan bu hukuk dışılığı mutlaka kaldırmamız lazım.
Hazine yardımıyla ilgili,
yine aynı şekilde, mutlaka, bu Meclisin, artık bir an önce adaletli ve
hakkaniyetli bir çalışma ortaya koyması lazım.
Darbelerle yüzleşmeyle
ilgili, bu Meclis, özellikle iktidar partisi, tarihî adımlar attığını söylüyor;
önemsiyoruz yani yapılan çalışmaları tamamen hiçleştiren bir noktada durmak
doğru değil ama hâlâ darbelere cevaz veren Türk Silahlı Kuvvetleri Kanunu’nun
35’inci maddesinin kaldırılmasıyla ilgili, bu Meclisin bir an önce bir çalışma
ortaya koyması gerekiyor.
Ana dil önündeki engellerin
kaldırılması, ana dilde yayın ve propagandanın suç olmaktan çıkarılmasıyla
ilgili, bu Meclis, mutlaka, artık bir an önce bazı somut adımlar atmak
zorundadır.
Bakın, bütün bu bahsettiğimiz
hususlarla ilgili vermiş olduğumuz, her konuda vermiş olduğumuz kanun
teklifleri var. Ana dilin kamusal alanda kullanılmasından tutun da ana dilde
savunmaya kadar, düşünce, ifade, örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin
kaldırılmasından tutun da basın özgürlüğüne kadar, BDP Grubunun, ülkeyi
rahatlatacak, süreci rahatlatacak, özellikle çatışmalı süreçle ilgili yeni bir
sürecin kapısını aralayacak kanun teklifleri ve önerileri var. Bu Meclis,
mutlaka, önümüzdeki günlerde böylesi bir gündemi önüne koymalı, “Siyaseten biz
nasıl bir inisiyatif ortaya koyabiliriz, nasıl bir çalışma ortaya koyabiliriz
ve mevcut çatışmalı ortamı nasıl bitirebiliriz, bu konuda tarafların elini
nasıl güçlendirebiliriz?”in bir arayışı içerisinde olmalı diye düşünüyorum.
Hepinizi, 2013 yılının barış,
kardeşlik ve özgürlük yılı olması temennisiyle sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
(BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz
Sayın Baluken.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.
On dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.38
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.54
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul),
Fatih ŞAHİN (Ankara)
BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 49’uncu Birleşiminin
İkinci Oturumunu açıyorum.
Gündemin
“Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.
“Sunuşlar”
bölümünde belirttiğim, Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in birlikte
cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini okutuyorum:
VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, SYDTF
tarafından dağıtılan kömürlere ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi
(6/36) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
15/7/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Başbakanlık
Sosyal Yardımlaşma Fonu tarafından her yıl ihtiyaç sahibi kişilere dağıtılan
kömür Ardahan'da tam randımanlı kullanılmamaktadır. Kış aylarının çok soğuk
geçmesi ve kışın uzun sürmesi nedeniyle ısı kalorisi çok düşük olan kömürler
zaman zaman içinden taş ve toz çıkmaktadır.
1)
Ardahan'da Sosyal Yardımlaşma Fonu aracılığı ile ihtiyaç sahiplerine dağıtılan
kalorisi düşük kömürün bu yıl daha kaliteli ve ısı kalorisi yüksek kömür
dağıtılması için bir çalışma yapılacak mı?
2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu
ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde eğitimin yeterliliğine ilişkin sözlü soru
önergesi (6/83) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
25/7/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Ardahan
ilimiz başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu üniversite sınavlarında her zaman
son sıralarda yer almaktadır. Bu yıl da yapılan LYS sınav sonucunda her yıl
alınan bu başarısız sonuçlar yıllardan beri süregelen kalitesiz eğitimin
sonucudur. Bölgedeki haykırışlara kulaklarını kapatarak binbir emekle
yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımız sınavları kazanamadığından dolayı
sıkıntı yaşamaktadırlar.
1)
Ardahan başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu’da dershaneye giden öğrencilerin
dershane ücretlerinin yüzde 50’sini devletin ödemesi için bir çalışma yapacak
mısınız?
2)
Okullarda araç gereç, laboratuvar ve yeterli donanım sağlanmalı. Ezber ve teste
dayalı değil araştırmaya yönelik eğitime ağırlık verilecek mi?
3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars,
Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okulların bazı ihtiyaçlarına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/121) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
22/8/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
2011 ve
2012 eğitim ve öğretim yılının açılmasına kısa bir zaman kalmıştır. Kars,
Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane iI merkezleri başta olmak üzere ilçelerde
ve köylerdeki okulların bakım ve onarımı ile çevre düzenlenmelerinin
tamamlanmadığı görülmektedir. Okulların etrafındaki yabani otlar ve çöpler ile
okula ulaşım sağlayan yolların asfaltlanması ile parke taş döşemeleri
yapılmamıştır.
1) Kars,
Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane il merkezleri başta olmak üzere ilçe ve
köylerdeki okulların çevre düzenlemeleri ne zaman yapılacak?
2) Kars,
Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okulların onarım ve bakımları
ne zaman yapılacak?
3) Kars,
Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okullarda akıllı tahta
uygulamasına ne zaman geçilecek?
4) Kars,
Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki bilgisayar sınıfları eksiktir,
bu okulların bilgisayar sınıfları ne zaman tamamlanacak?
4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Ardahan’daki okulların bazı ihtiyaçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/123)
ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
22/8/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Ardahan
il genelinde 171 adet ilköğretim okulu, 20 ortaöğretim, 4 bağımsız Anadolu
lisesinde eğitim ve öğretim yapılmaktadır. 16 bine yakın ilkokul öğrencisi, 6
bine yakın ortaokul öğrencisi ve 2.500 okul öncesi öğrencinin eğitim alacağı ve
bu eğitimi de 1.320 öğretmen verecektir. Okullarımızda çok eksikler
bulunmaktadır. Başta branş öğretmeni açığı giderilmeli. Okulların araç ve
gereçleri temin edilmeli.
1-
Ardahan’da eğitim ve öğretim verecek olan branş öğretmeni eksiğinin giderilmesi
için atama yapılacak mı?
2-
Ardahan genelindeki okulların bakım ve onarımı ile çevre düzenlemeleri
yapılacak mı? Okulların yolları parke taş veya asfaltlanacak mı?
3-
Okullarımızdaki bilgisayar sınıfı eksikliği giderilecek mi?
5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı
illere tarım meslek lisesi açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/139) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 14/09/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Kars,
Iğdır, Ağrı, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt illerinin genelinde tarım ve
hayvancılık son derece yaygındır. Bu illerde yaşayan hemşehrilerimizin büyük
çoğunluğunun geçim kaynağı tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Ülkemizin et
ihtiyacının belli bir bölümü bu illerden karşılanmaktadır. Yine ülkemizin bal
üretiminin belli bölümü bu illerden sağlanmaktadır.
1- Kars,
Iğdır, Ağrı, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt’ta yaşam çok zordur.
Hemşehrilerimizin tek geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır. Bu illerde
açılacak olan tarım meslek lisesi ile daha bilinçli ve daha çok ürün elde
edilebilmesine imkân tanınacaktır. Bu illerimize tarım meslek lisesi açılacak
mı?
6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Ardahan’a adalet veya sağlık meslek lisesi açılıp açılmayacağına ilişkin sözlü
soru önergesi (6/147) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 8/9/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Bakanlığınızın
almış olduğu kararla 2013 yılından başlayarak bütün genel liseler Anadolu
liselerine ve meslek liselerine dönüştürülecektir. Bu kapsam içinde
Ardahan’daki liselerimizin birinin de adalet meslek lisesi veya sağlık meslek
lisesi olarak eğitim öğretime açılması konusunda bir çalışma yapılmalıdır.
Ardahan’da açılacak bir meslek lisesi ile ilimiz genelindeki öğrencilerimizin
gelecekte iş bulmaları ve Ardahan’dan göçün durmasına sebep olacaktır.
1- Millî
Eğitim Bakanlığı olarak 2013 yılından başlayarak bütün Türkiye genelindeki
genel liseler kapatılarak Anadolu lisesi veya meslek lisesi adı altında eğitim
verecektir. Buradan hareketle Ardahan’daki liselerden birinin adalet meslek
lisesi veya sağlık meslek lisesi olarak hizmet vermesi için bir çalışmanız
olacak mı?
7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
ilköğretim okullarında seçmeli olarak okutulan medya okuryazarlığı dersine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/212) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Ülkemizde,
diğer birçok fakülteden mezun olanlar gibi İletişim Fakültelerinden mezun olan
gençlerimiz de ciddi bir istihdam sorunuyla karşı karşıyadırlar. İlköğretimin
ikinci kademesinde seçmeli ders olarak okutulan “Medya Okuryazarlığı” dersinin
İletişim Fakültesi mezunları tarafından verilmesinin sağlanmasıyla ilgili
olarak;
1- Hâlen
ülkemizde Bakanlığınıza bağlı ilköğretim okullarında Medya Okuryazarlığı dersi
hangi alan öğretmenleri tarafından verilmektedir?
2- Bu
amaçla kaç öğretmen istihdam edilmektedir?
3- Medya
Okuryazarlığı dersinin İletişim Fakültesi mezunları tarafından verilerek bu
alandan mezun olan gençlerimizin istihdamı konusunda Bakanlığınızca yürütülen
bir çalışma var mıdır?
4- Varsa
çalışma ne aşamadadır?
5- Yoksa
böyle bir çalışma yapılabilir mi? Bu konuda Bakanlığınızın görüşü nasıldır?
8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
Bakanlık bünyesinde çalışan personelin özlük haklarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/216) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
11/10/2011
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Bakanlığınız
merkez ve taşra teşkilatlarında genel idari hizmetler, teknik hizmetler,
yardımcı hizmetler ve sağlık hizmetleri kadrolarında çalışan memur, şoför,
hizmetli vb. gibi personelin diğer bakanlıklarda çalışan eş değerlerine göre
maaş ve özlük hakları yönünden daha kötü durumda olduğu iddialarıyla ilgili
olarak;
1)
Bakanlığınıza bağlı okullarda her yıl "öğretim yılına hazırlık
ödeneği" adıyla yönetici ve öğretmenlerimize verilen ödeneğin yukarıda
belirtilen kadro unvanlarıyla çalışan diğer personele de verilmemesinin
gerekçesi nedir?
2) Aynı
ödeneğin anılan personele de verilmesi sağlanabilir mi?
3)
Bakanlığınız bünyesinde çalışan personelin maaş ve özlük haklarının
iyileştirilmesi yönünde yürütülen bir çalışma var mıdır?
4) Varsa
çalışmanın içeriği ve uygulama takvimi nasıldır?
9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/223) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
11/10/2011
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Bakanlığınız
bünyesinde istihdam edilen sözleşmeli öğretmenlerin bir bölümünün
milletvekilliği genel seçimleri öncesinde çıkartılan 4/06/2011 tarihli KHK ile
kadroya geçirilmesinin ardından, daimi kadroya geçemeyen diğer 4/B'li
çalışanların da beklenti içine girdikleri bilinmektedir. Bu konuyla ilgili
olarak;
1) Anılan
KHK ile daimi kadrolara aktarılan ve bu haktan yararlandırılmayan sözleşmeli
öğretmenlerin sayıları ne kadardır?
2) Hâlen
Bakanlığınıza bağlı merkez ve taşra teşkilatlarında sözleşmeli olarak görev
yapan kaç öğretmen bulunmaktadır?
3) Bu
öğretmenlerin kadrolu eş değerlerine göre mali, özlük ve sosyal haklar
açısından hangi kayıpları veya mağduriyetleri söz konusudur?
4)
Sözleşmeli öğretmenlerin kayıp veya mağduriyetlerin giderilmesi ve daimi
kadrolara atanmaları yönünde Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır?
Varsa çalışma ne aşamadadır?
10.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu’nun, İstanbul-Çatalca’da bir köyün öğretmen ihtiyacına ilişkin sözlü
soru önergesi (6/299) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu
İstanbul
İstanbul,
Çatalca İlçemiz, Dağyenice köyünde yeterli öğrenci olmasına karşın, bu köydeki
okulda birleşik sınıf uygulaması nedeniyle, okul çağındaki öğrenciler köy okulu
yerine etraftaki birleşik sınıf uygulaması olmayan okullara gönderilmektedir.
Bu
nedenle;
1)
Dağyenice köyümüzde yeterli öğrenci olmasına karşın birleşik sınıf uygulaması
neden devam etmektedir?
2) Bu
köyümüz okuluna öğretmen ataması neden yapılmamaktadır?
11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, resim
ve müzik öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/319) ve Millî
Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
13/10/2011
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Bakanlığınızca
değişik dönemlerde yapılan öğretmen atamalarında özellikle resim ve müzik
öğretmenlerine yeterli kontenjan ayrılmadığı yönündeki şikâyetler sürmektedir.
Yeni dönemde yapılacak atamalar ve bu alanlara ayrılacak kontenjanlarla ilgili
olarak;
1) Hâlen
Bakanlığınız bünyesinde görev yapan resim ve müzik öğretmenlerinin sayısı ile
kadrolu, sözleşmeli ya da ücretli öğretmen gruplarına göre dağılımları
nasıldır?
2) Hâlen
Bakanlığınıza bağlı bazı okullarda resim ve müzik derslerinin boş geçtiği
iddiaları doğru mudur?
3) Doğru
ise bu dersler için ne kadar öğretmen açığı söz konusudur?
4)
Bakanlığınızın 2012 yılı öğretmen atamalarında ne kadar yeni resim ve müzik
öğretmeni kontenjanı ayrılması düşünülmektedir?
12.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl-Sancak’ın
lise ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/332) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından Anayasa'nın 98 ve
İç Tüzük’ün 99'uncu maddeleri gereği sözlü olarak cevaplandırılmasını arz
ederim.
İdris
Baluken
Bingöl
Bingöl
ilimizin Sancak beldesi, nüfus ve sosyal gelişmişlik olarak ilçe seviyesine
ulaşmakta olan bir belde olmakla beraber çeşitli problemlere de sahiptir. Bu
problemlerin başını çeken ise eğitimle ilgili problemlerdir. Bingöl İl Özel
İdaresi tarafından hazırlanan raporda; beldede lise düzeyinde eğitim sağlanması
için tüm şartlar yerindedir. Sancak Belediyesi tarafından lise binasının yapımı
amacıyla yer temin edildiği de bilinmektedir, bu bağlamda;
1) Sancak
beldesine kayıtlı öğrencilerin ortaöğretim ve lise düzeyinde okullaşma oranları
nedir?
2) Sancak
beldesinde lise düzeyinde eğitim görülmesi için bakanlık olarak herhangi bir
girişiminiz oldu mu?
3) Lise
çağına gelen gençlerin şehir merkezine gidiş gelişlerinde yaşadıkları
sıkıntılarla ilgili herhangi bir bilgiye sahip misiniz?
4) Söz
konusu belde de lise düzeyinde eğitimin yapılması planlarınız var mıdır? Varsa,
hangi eğitim döneminde başlayacak?
5) Bingöl
İl Genel Meclisinin bu konudaki tavsiye niteliğindeki kararından haberiniz var
mı?
13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
yabancı dil öğretmenlerinin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/335) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
24/10/2011
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Ülkemizde
verilen yabancı dil öğretmenliği eğitimi ve mesleklerini icra edemeyen yabancı
dil öğretmenlerinin sorunlarıyla ilgili olarak;
1) Hâlen
ülkemizde yabancı dil öğretmeni eğitimi veren fakültelerin, bu fakültelere
ilişkin kontenjanların ve eğitim gören öğrencilerin sayıları nasıldır?
2) Hâlen
Bakanlığınıza bağlı okullarda yabancı dil öğretmeni olarak görev yapan
öğretmenlerin sayısı ve branşlarına göre dağılımları nasıldır?
3) Hâlen
atama bekleyen yabancı dil öğretmenlerinin sayıları ne kadardır?
4) Almanca
ve Fransızca öğretmenleri başta olmak üzere diğer ikinci yabancı dil
öğretmenlerinin atamalarının yapılmadığı iddiaları doğru mudur?
5)
Bakanlığınızca, yabancı dil öğretmenlerinin sorunlarının çözümüne yönelik ne
tür tedbirler alınmış ya da alınmaktadır?
6) Bu
konuda Bakanlığınızın 2012 yılı programı nasıldır?
14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
sözleşmeli öğretmenlerin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/336) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
24/10/2011
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Bakanlığınıza
bağlı okullarda görev yapan sözleşmeli öğretmenlerinin normal veya özür grubu
tayinlerinde yaşanan sorunların çözümüyle ilgili olarak;
1) Hâlen
bakanlığınıza bağlı okullarda sözleşmeli olarak çalışan öğretmenlerin sayısı ve
bölgelere göre dağılımları nasıldır?
2)
Sözleşmeli öğretmenlerin normal ya da özür grubu tayinleri için İnternet
aracılığıyla yapılan başvurularında ve tayinlerinde öğretmene özel uygulamanın
yapıldığı iddiaları doğru mudur?
3)
Sözleşmeli öğretmenlerin çalışma zorlukları, tayinleri, adaylıklarının
kaldırılmaları, özlük hakları vb. sorunlarının çözümüne yönelik olarak
Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa çalışma ne aşamadadır?
4)
Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması ve mevcutların daimi
kadrolara atanmaları konusunda Bakanlığınızın görüşü nasıldır?
15.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şef
olarak çalışan personele ve bu personelin özlük haklarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/337) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
24/10/2011
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Bakanlığınıza
bağlı taşra teşkilatında Genel İdare Hizmetleri (GİH) sınıfında “şef” olarak
görev yapan personelle, diğer bakanlıklarda görev yapan eş değerlerinin
maaşları arasında önemli farkların olduğu ve kendi kurumlarında görev yapan
diğer memurlardan daha düşük maaş aldıkları iddialarıyla ilgili olarak;
1) Hâlen
Bakanlığınıza bağlı taşra teşkilatlarında şef olarak çalışan personelin sayısı
ne kadardır?
2)
Bakanlığınız "Yönetici ve Öğretmenlerine Ait Ders ve Ek Ders Saatlerine
İlişkin Esaslar"da yapılan değişiklikle şefler dışındaki diğer kadrolarda
çalışanlara haftalık 25 saat ek ders verilmesinin gerekçesi nedir?
3)
Şeflerin düzenleme dışında bırakılmasının sebebi nedir?
4)
Bakanlığınıza bağlı teşkilatlarda şef olarak çalışan personelin özlük haklarının
iyileştirilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır? Varsa çalışma ne
aşamadadır?
16.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın,
Adana’ya atanan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/414) ve Millî
Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
soruların Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 26/10/2011
Ali
Halaman
Adana
1) Adana
iline 2002-2012 yılları arasında ne kadar öğretmen atanmıştır? Bu atamaların
ilçelere göre dağılımı nedir?
2.)
Atanan öğretmenlerimizin ne kadarı sınıf, ne kadarı branş öğretmenidir?
3) Adana
ilinde ihtiyaç duyulan öğretmen sayısı nedir?
4) Adana ili
ve ilçelerinde ne kadarı kadrolu ne kadarı vekil öğretmendir?
17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
ücretli öğretmenlerin sigorta primlerine ve bazı illerin öğretmen ihtiyacına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/428) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
21/10/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Ücretli
öğretmenlik ya da yasal ismi olan ek ders karşılığı öğretmenlik 657 sayılı
kanunun 89. maddesine dayanılarak yürütülmekte olmasına rağmen ücretli
öğretmenlerin yasal olarak statüleri belirsizdir, bir ay boyunca verdikleri
ders saati karşılığı ücret devletin belirlediği asgari ücrettir.
1) Ek
ders karşılığı öğretmenlik yapan öğretmenlerimizin sigorta primleri hangi
kıstasa göre nasıl yatırılıyor?
2)
Ardahan, Kars, Iğdır ve Ağrı’da köy okullarında ciddi sınıf öğretmenliği açığı
bulunmaktadır. Bu açık nasıl ve ne zaman kapanacak?
18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/453) ve Millî
Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Yerine
getirilmeyen seçim öncesi vaatler öğretmen adaylarını sokağa dökmüştür.
Öğretmen adaylarına 55 bin atama sözü veren iktidar partisi yalnızca 11 bin
öğretmenin atamasını yapabilmiştir.
Bu
bilgiler ışığında;
1) Seçim
öncesi öğretmen adaylarına vermiş olduğunuz vaatleri yerine getirmeyi düşünüyor
musunuz? Bu konuda çalışmanız var mıdır?
2)
Türkiye genelinde ve Kahramanmaraş ilimizde öğretmen açığı var mıdır? Var ise
hangi branşlarda açık vardır. Bu açıkları ne zaman kapatmayı planlıyorsunuz?
Hangi bölgelerde ve branşlardadır?
3)
Öğretmen adaylarını sokaklar yerine, okullara gönderme konusunda bir çalışmanız
var mıdır?
19.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Van’da
meydana gelen depremde hayatını kaybeden öğretmenlerin ailelerine maddi
yardımda bulunulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/458) ve Millî Eğitim
Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
soruların Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 04/11/2011
Ali
Halaman
Adana
1) Van
depreminde vefat eden öğretmenlerimizin ailelerine maddi yardım edecek misiniz?
2) Bu
öğretmenlerimiz bir yılı doldurmadığı için ailelerine maaş bağlamayı düşünüyor
musunuz?
3)
Bakanlık olarak bu konuda ne gibi çalışmalarınız vardır?
20.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, terör
örgütü tarafından kaçırılan öğretmenlerin maaşlarında kesinti yapılıp
yapılmadığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/489) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanması için gereğini arz ederim.
Umut
Oran
İstanbul
1)
Diyarbakır ve Elazığ'ın köylerinde görevli Ahmet Ürün, Mehmet Gözbaşı, Tekin
Çakır, Talip Maçin, Remzi Savaş, Ümit Eşer, Tubay Yalçın, Merdal Aksoy, Gökhan
Yıldız, Abdullah Karan, İrfan Sarıkaya ve İsmail Yücel isimli öğretmenlerin
maaşlarında, PKK terör örgütü tarafından 2011 yılının Eylül ayında
kaçırıldıkları gerekçesiyle maaş kesintisi yapıldı mı?
2) Terör
örgütünün elinde yaklaşık 20 gün rehin tutulan bu öğretmenlerimizin SGK
primlerinin de bu sürelerde yatırılmadığı doğru mu?
3) Maliye
Bakanlığının yaptığı belirtilen bu kesintiyi önlemek ve benzeri durumların
yaşanmaması için girişimde bulundunuz mu?
4) Bu
öğretmenlerimizin ailelerinin yaşadığı ikinci şoku gidermek için ne
yapacaksınız?
5) Söz
konusu kesintiye imza atan yetkililer hakkında girişimde bulunacak mısınız?
21.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Erzurum’un öğretmen açığının kapatılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/501)
ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
1/11/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Erzurum'da
bu yıl okula başlayacak öğrencilerle birlikte öğrenci sayısı 175.000 bine yakın
olacaktır. 1.000’in üzerinde ilköğretim ve 100 civarında lise ve dengi okul
mevcuttur. Bu okullarda görev yapan öğretmen sayısı yeni atamalarla birlikte
9.576 oysa Erzurum’da olması gereken öğretmen sayısı 10.550.
1)
Erzurum’da ilköğretim, lise ve dengi okulda 1.000 öğretmen açığı bulunmaktadır.
Bunların içinde branş öğretmeni çoğunluktadır. Bu açığın kapatılması nasıl
sağlanacaktır?
22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Ardahan’daki bazı ilköğretim okullarının fiziki sorunlarının giderilmesine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/510) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
31/10/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
2011-2012
Eğitim ve Öğretim Yılının başlamasıyla beraber Ardahan'daki eksiklikler hemen
kendini göstermiştir. Ardahan genelinde 171 ilköğretim okulu bulunmasına rağmen
bunların çevre düzenlemeleri tam anlamıyla yapılmadan eğitime açılmıştır. Bu
ilköğretim okullarında araç ve gereç ihtiyacı giderilmemiştir. Okullarda
öğretmen eksiği bulunmaktadır.
1)
Ardahan'da uzun yıllardan beri eğitim ve öğretim verilen ancak son yıllarda sık
sık bakımı yapılan 23 Şubat İlköğretim Okulunun Atatürk büstü olmadan eğitime
açılmıştır. Ardahan'daki okulların başta Atatürk büstlerinin tamamlanması,
çevre düzenlemelerinin yapılması ve okul yollarının bakımdan geçirilmesi
sağlanacak mı?
23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Ardahan’da yürütülen taşımalı eğitimle ilgili sorunlara ve Göle’deki İmam Hatip
Lisesinin eksikliklerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/512) ve Millî Eğitim
Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
27/10/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Ardahan'da
taşımalı eğitimle öğrenim gören öğrenciler, servislerden şikâyetçiler. Cuma ve
pazartesi günleri yoğun olmakla öğrenci servisi çeken dolmuşlar, 12 kişilik
kapasiteli minibüslere 30 kişi binmektedir. Taşımalı eğitimle eğitim gören
öğrenciler hafta başı ve cuma günleri kendilerine tahsis edilen servislerin
öğrenci olmayanlar binmektedir.
1)
Ardahan'da öğrenci servislerinin denetimi yapılıyor mu? Yapılan denetimlerde
işten el çektirilen okul servisi var mıdır? Öğrenci olmayanların servislere
binmesinin önüne nasıl geçilecek?
2)
Ardahan Göle ilçesinde alelacele olarak açılan İmam Hatip lisesinin yangın
merdivenlerinin korkulukları yapılmamıştır. Korkuluklar ne zaman yapılacak?
24.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un,
öğretmen atamaları ve açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/514) ve Millî
Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafında sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim.
Halil
Aksoy
Ağrı
1)
Türkiye’de atamayı bekleyen öğretmen sayısı kaçtır?
2) Tüm
Türkiye’de yaşanan öğretmen eksiği kaçtır?
25.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
öğretmen maaşlarında yapılacak iyileştirmelere ilişkin sözlü soru önergesi
(6/515) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
21/11/2011
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Bilindiği
gibi, TBMM açıkken Hükûmetin millet iradesini hiçe sayarak çıkarttığı kanun
hükmünde kararnamelerle toplumun değişik kesimlerinde farklı mağduriyetlere
neden olunmuştur. Resmî Gazete’nin 02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı baskısında
yayınlanan 666 sayılı KHK ile Bakanlığınızda çalışan diğer personele az da olsa
bazı iyileştirmeler sağlanırken öğretmenlere hiçbir iyileştirme sağlanmadığı
iddialarıyla ilgili olarak;
1)
Kamuoyuna "Eşit İşe Eşit Ücret Kararnamesi" olarak yansıtılan, anılan
KHK ile öğretmenlerin ve kadrosu öğretmen olan eğitim yöneticilerinin ek
ödemelerinde ve maaşlarında herhangi bir artışın yapılmadığı iddiaları doğru
mudur?
2) Anılan
KHK ile, öğretmenler dışında Bakanlığınız bünyesinde görev yapan diğer
personele ne gibi iyileştirmeler sağlanmıştır?
3) Benzer
iyileştirmelerin öğretmenlere de yapılmamasının gerekçeleri nelerdir?
4) Anılan
KHK ile mağdur edilen öğretmen ve eğitim yöneticilerinin mağduriyetlerinin
giderilmesi konusunda Bakanlığınızca bir düzenleme yapılması düşünülmekte midir?
5)
Düşünülmekte ise düzenlemenin içeriği ve uygulama takvimi nasıldır?
26.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, meslek liselerinin modül kitapların dağıtılmadığı iddiasına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/521) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Meslek
liselerinde, Mesleki Eğitimi ve Öğretim Sisteminin Güçlendirilmesi Projesi
(MEGEP) kapsamında başlatılan modüler eğitimi, kitap ihtiyacı nedeniyle
aksamalara neden olduğu belirtilmektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1) Meslek
liselerinin modül kitaplarını Bakanlık mı dağıtacak?
2) Meslek
liselerinin modül kitaplarının şu ana kadar dağıtılmadığı doğru mudur? Doğru
ise ne zaman dağıtmayı düşünüyorsunuz?
27.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, rotasyon uygulamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/522) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Okul
müdür ve müdür yardımcılarına uygulanan rotasyon, öğretmenleri de tedirgin
etmiştir. Rotasyonların sürüp sürmeyeceği merak konusu olmuştur.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Eğitimcilere yönelik uygulanan rotasyon hangi amaç doğrultusunda yapılmaktadır?
Eğitim ve öğretime hangi katkıları sağlayacaktır?
2)
Rotasyonda, bulunduğu illerde kendileri için boş yer bulamayan toplam kaç
eğitimci il dışı gidemeyeceği için emekli olmak zorunda kalmıştır?
3)
Öğretmenlerimize de rotasyon uygulayacak mısınız? Uygulayacaksanız ne zaman
uygulayacaksınız?
28.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun,
kadın-erkek eşitliği konusunun müfredata alınmasına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/534) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.
22/11/2011
Zühal
Topcu
Ankara
Kadına
karşı şiddetin temelinde, erkek egemen toplumdaki kadın algısının yattığı
bilinen bir gerçektir. Erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğine ve kadınlara
yönelik ayrımcılığa sebep olan ve kadınların tam gelişimini engelleyen bu
algının değiştirilebilmesi ve toplumda zihinsel bir dönüşümün
yaratılabilmesinin ancak küçük yaşlarda verilecek eğitimlerle sağlanabileceği
de tartışmasız bir gerçektir.
Buna
göre;
1)
Zorunlu eğitim kapsamında kadın-erkek rollerinin algılanmasına ilişkin olarak
herhangi bir eğitim verilmekte midir? Verilmekte ise eğitimin kapsamı nedir ve
verilen eğitimin farkındalık yarattığını düşünmekte misiniz?
2)
Zorunlu eğitim kapsamında cinsiyet eşitliği bilincini oluşturmaya ve/veya
farkındalığını artırmaya yönelik olarak müfredata ayrı bir ders koyulması
düşünülmekte midir?
29.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın,
ataması yapılmayan öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/579) ve Millî
Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
soruların Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 24/11/2011
Ali
Halaman
Adana
1) Millî
Eğitim Bakanlığı ve Yüksek Öğrenim Kurulu ile birlikte uzun vadeli bir öğretmen
yetiştirme planı hazırlayarak atanmayan öğretmen adayı sorununu çözmeyi
düşünüyor musunuz?
2) Eğitim
fakültelerinden mezun olanların öğretmen olarak atama oranı nedir?
3) Son üç
yıldır hiç öğretmen atanmayan kaç branş vardır?
4)
Bakanlık olarak atanamayan öğretmenler hakkında ne gibi çalışmalarınız vardır?
30.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Posof’taki okulların öğretmen eksikliğine ve fiziki durumuna ilişkin sözlü soru
önergesi (6/591) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
27/11/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Ardahan
Posof’ta eğitimdeki aksaklıkların başında ilçeye gönderilen öğretmenlerin
deneyimsiz olmaları ve iklim şartlarının ağırlığı nedeniyle gelen öğretmenlerin
de izin ve raporla görev sürelerini doldurmadan ayrılmalarıdır.
1)
İlçemizdeki eğitim seviyesini yükseltmek ve kaliteli bir eğitimi vermek için
ilçe merkezine ve bağlı köylerdeki okullara daha deneyimli ve tecrübeli
öğretmenler göndermeyi düşünüyor musunuz?
2)
Posof’a gelen öğretmenlere daha sağlıklı bir ortamda hizmet verebilmeleri için
ilçe merkezine ve bağlı köylerdeki okullara 2012 yılı içinde kaç adet öğretmen
lojmanı yapmayı planlıyorsunuz?
31.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Anadolu Lisesi Projesi’ne ilişkin sözlü soru
önergesi (6/596) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş
ilimizde 929'u sözleşmeli olmak üzere toplam 11 bin 354 öğretmenle eğitim
verilmektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı okul öncesinde 25,
ilköğretimde 38 ve lisede 36'dır.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
1994H010080 proje numaralı kamu yatırımı 24 derslikli Kahramanmaraş-Merkez
Anadolu Lisesinin toplam proje tutarı ne kadardır?
2) Şu ana
kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi
düşünüyorsunuz?
32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Halk Eğitim Merkezi Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi
(6/599) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Bilgi ve
becerileri geliştirmeleri bakımından halk eğitim merkezlerinin önemi her geçen
gün artmaktadır.
1)
1990H021260 proje numaralı kamu yatırımı 14 derslikli Halk Eğitim Merkezinin
toplam proje tutarı ne kadardır?
2) Şu ana
kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi
düşünüyorsunuz?
33.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, atama bekleyen tarih öğretmenleri ve millî güvenlik dersinin
tarih öğretmenlerince okutulmasına ilişkin
sözlü soru önergesi (6/617) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Atama
konusunda tarih öğretmenlerinin gözü ve kulağı Milli Eğitim Bakanlığına
çevrilmiş durumdadır.
Bu
bilgiler ışığında;
1) Milli
güvenlik derslerinin tarih öğretmenleri tarafından.okutulması konusunda
bakanlık olarak bir çalışmanız var midir?
2) Atama
bekleyen kaç adet tarih öğretmeni vardır? Bu öğretmenlerimizin atamalarını
hangi şekilde yapmayı planlıyorsunuz?
34.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun,
Bakanlıkta ve Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda özürlü personel istihdamına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/639) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın Milli Eğitim Bakam Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim. 02/12/2012
Zühal
Topcu
Ankara
Kamu
kurum ve kuruluşlarının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre
çalıştırdıkları personele ait kadrolarda, ilgili kurum veya kuruluşun toplam
dolu kadrosunun yüzde 3'ü oranında özürlü çalıştırma zorunluluğu bulunmaktadır.
Bu
çerçevede;
1)
Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurum ve kuruluşların 2010 ve 2011
yıllarında;
657
sayılı Kanun'a göre çalıştırmış olduğu personel sayısı ve çalıştırması gereken
özürlü personel sayısı ile çalışan özürlü personel sayısı kaçtır?
2) 657
sayılı Kanun uyarınca özürlü personel çalıştırma yükümlüğü çerçevesinde
Bakanlığınız ve Bakanlığınıza bağlı kurum ve kuruluşların özürlü açığı
bulunmakta mıdır? Varsa eğer eksiklik ne kadardır ve bu eksikliğin
giderilmesine yönelik talepler Devlet Personel Başkanlığına iletilmiş midir?
35.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun,
geçici olarak veya vekâleten görevlendirilen öğretmenlere ilişkin sözlü soru
önergesi (6/652) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim. 02/12/2011
Zühal Topcu
Ankara
Asli
görevinin Türk millî eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda
eğitim-öğretim hizmetlerini yürütmek olduğu Ömer Dinçer tarafından da ifade
edildiği anlaşılan öğretmenlerin, vekâleten veya geçici görevlendirmeler
yoluyla yürüttüğü görevlerden ötürü ciddi aksama ve sorunlarla birlikte eğitim
camiası içinde rahatsızlıkların olduğu bilinmektedir.
Bu
çerçevede;
1)
21/11/2011 tarihi itibarıyla öğretmen kadrosunda olup da geçici veya vekâleten
görevlendirme yapılanların iller ve görevler bazında dağılımı nasıldır?
2)
21/11/2011 tarihi itibarıyla geçici veya vekâleten görevlendirilen
öğretmenlerin sendikal dağılımı nasıldır?
36.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Afşin’in okul ve derslik sorununa ilişkin sözlü soru önergesi
(6/661) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Afşin
ilçemizin okul ve derslik konusunda çeşitli ihtiyaçları bulunmaktadır.
Bu
bilgiler ışığında;
1) Afşin
Anadolu Öğretmen Lisesine pansiyonlu yeni bir okul yapılması konusunda bir
çalışmanız var mıdır?
2)
İhtiyaca cevap veremez hâle gelen Kız Teknik ve Meslek Lisesi için yeni bir
planlamanız var mıdır?
37.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Çağlayancerit’teki bazı okulların yeni derslik ihtiyacına ilişkin
sözlü soru önergesi (6/662) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Çağlayancerit
Bozlar İlköğretim Okulunun 5 dersliğe ve Soğukpınar İlköğretim Okulunun da 7
dersliğe ihtiyacı bulunmaktadır.
Bu bilgiler
ışığında;
1) Bu iki
okulun yeni derslik ihtiyaçları konusunda bir çalışmanız olacak mı? Bu konuda
çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
38.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, atama bekleyen bilişim öğretmenlerine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/692) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Günümüzde
eğitim ve öğretime teknoloji ile ışık tutan bilişim öğretmenleri, diğer birçok
branşlarda olduğu gibi bakanlığınızdan atama beklemektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Bilişim öğretmenlerinden toplam kaç kişi atama beklemektedir?
2) Atama
bekleyen bu öğretmenlerimizden kaç kişi 2011 KPSS sınavına girmiş ve kaç
kişinin ataması yapılabilmiştir?
39.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Ardahan’daki okulların temizlik sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/707) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
8/12/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Hava
sıcaklığının düşmesi nedeniyle Ardahan'daki okullarda tuvaletlerin dışarıda
olması nedeniyle su boruları donmakta ve öğrencilerimiz tuvalet ihtiyaçlarını
çok sıkıntılı olarak karşılamaktadırlar. Ellerini karla yıkamaktadırlar. Bu
durumda çocuklarda çeşitli hastalıklar baş göstermiştir. Bu durumun acilen
önüne geçilmelidir.
1)
Ardahan’da hava sıcaklığının düşmesi nedeniyle okullarda tuvaletlerin okul
dışında olması nedeniyle su boruları donmakta bu durumda çocuklarımız ellerini
karla yıkadığından dolayı tam temizlik olmadığından çeşitli hastalıklar baş
gösteriyor. Bunun önüne geçilmesi için tuvaletler okul içine ne zaman alınacak?
40.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Erzurum, Kars ve Ağrı’daki okulların temizlik sorununa ilişkin sözlü soru
önergesi (6/709) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımı arz ederim. 8/12/2011
Ensar
Öğüt
Ardahan
Hava
sıcaklığının düşmesi nedeniyle Erzurum, Kars, Ağrı’daki okullarda tuvaletlerin
dışarıda olması nedeniyle su boruları donmakta ve öğrencilerimiz tuvalet
ihtiyaçlarını çok sıkıntılı olarak karşılamaktadırlar. Ellerini karla
yıkamaktadırlar. Bu durumda çocuklarda çeşitli hastalıklar baş göstermiştir. Bu
durumun acilen önüne geçilmelidir.
1)
Erzurum, Kars ve Ağrı’da hava sıcaklığının düşmesi nedeniyle okullarda
tuvaletlerin okul dışında olması nedeniyle su boruları donmakta bu durumda
çocuklarımız ellerini karla yıkadığından dolayı tam temizlik olmadığından
çeşitli hastalıklar baş gösteriyor bunun önüne geçilmesi için tuvaletler okul
içine ne zaman alınacak?
41.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
öğretim elemanlarının özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/823) ve
Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda
belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Alim
Işık
Kütahya
Bilindiği
gibi, millî irade hiçe sayılarak çıkartılan çok sayıda KHK ile devletin birçok
kurumu kapatılmış, birçok uygulaması da değiştirilmiştir. Sözde "eşit işe
eşit ücret" adıyla yapılan düzenlemelerle üniversitelerimizde görev yapan
öğretim elemanlarının özlük hakları birçok kamu çalışanının gerisinde
kalmıştır. Bu konuyla ilgili olarak;
1)
Üniversitelerimizde akademik kadrolarda görev yapan öğretim elemanlarının özlük
haklarının iyileştirilmesine yönelik olarak bakanlığınızca yürütülen bir
çalışma var mıdır?
2) Varsa
çalışma ne aşamadadır? Yoksa böyle bir çalışma başlatılabilir mi?
3)
Üniversitelerde uygulanan ek ders uygulamasının kaldırılarak, öğretim
elemanlarına belirli ders yükleri karşılığında insanca yaşayabilecekleri bir
maaş verilmesi sağlanabilir mi?
4)
Araştırma görevlisi kadrolarındaki genç araştırıcıların eğitim-öğretim ve
araştırma desteği adıyla yapılacak ek bir ödeme ile desteklenmeleri
sağlanabilir mi?
42.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, eğitime yapılan kamu harcamalarının artırılmasına ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/867) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Uluslararası
Yönetim Geliştirme (IMD) tarafından gerçekleştirilen dünya rekabet yıllığı 2011
araştırma sonuçlarına göre; Türkiye, eğitime yapılan kamu harcamaları
bakımından araştırmaya katılan ve en iyiden en kötüye doğru sıralanan 57 ülke
arasında 48’inci sırada yer almaktadır.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Ülkemiz, dünya ülkeleri arasında eğitim harcamaları konusunda niçin alt
sıralarda yer almaktadır? Eğitime ayrılan payların düşük kalmasının nedenleri
nelerdir?
2)
Eğitime yapılan kamu harcamalarını arttırmayı düşünüyor musunuz? Bu konuda
çalışmanız var mıdır?
43.- Samsun Milletvekili Ahmet İhsan
Kalkavan’ın, 652 sayılı KHK’de düzenlenen Millî Eğitim Bakanlığının görevlerine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/876) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İç Tüzük’ün 96’ncı maddesi uyarınca Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer
Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda gereğinin
yapılmasını arz ederim.
A.
İhsan Kalkavan
Samsun
1)
14.06.1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim temel kanununda; Türk millî
eğitiminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkeler tespit edilirken “Atatürk
İnkılap ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine
bağlı” ifadesi yer almakta iken millî eğitim hizmetlerini yürütmek üzere, Millî
Eğitim Bakanlığının kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 652
sayılı KHK’nın Millî Eğitim Bakanlığının görevlerinin belirlendiği 2’nci
maddesinde neden yer almamaktadır?
2) Millî
Eğitim Bakanlığının teşkilat ve görevlerini düzenleyen KHK’da neden hiç
“Atatürk İlkeleri” veya “Türk Milleti” ifadeleri yer almamaktadır?
44.-
Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir Devlet üniversitesinin kampüsüne
girilirken alınan ücrete ilişkin sözlü soru önergesi (6/1058) ve Millî Eğitim
Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
18/01/2012
Ensar
Öğüt
Ardahan
Hacettepe
Üniversitesi Beytepe Kampüsü ile Teknokent’e giriş yapan her kişiden giriş
ücreti alınmaktadır. Devletin öğrencilere 260 TL verdiği öğrenci kredisi ile
hiç orantılı olmayan 200 TL araç sticker ücreti veya 400 TL olan misafir
sticker ücreti ile insanların araçları üzerinden kazanç sağlanmaktadır. Bütün
bunlar yetmezmiş gibi kimliğini araç bilgilerini teslim ederek kampüse girmek
isteyen bir TC vatandaşından da artık giriş ücreti olarak 10 TL talep
edilmektedir.
1) Devlet
üniversitesi olan Hacettepe Üniversitesinde yapılan bu uygulama lunapark,
sinema, veya özel- ticari mülkiyetler için anlaşılabilir. Ancak bir devlet
üniversitesinin kampüsüne yaya olarak veya aracı ile kimlik bilgilerini beyan
eden her vatandaşın girmek en doğal hakkı değil midir? Bu giriş paraları neden
alınıyor, alınan paralar nerelerde kullanılıyor?
45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, yurt dışı teşkilatlarına atanacak olan personelin yabancı dil
şartının kaldırıldığı iddiasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1091) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Yurt dışı
teşkilatlarına atanacak olan personel konusunda yeni düzenlemelere gidildiği ve
bu görevlere atanacak olan üst düzey için yazılı ve mülakat sınavı ile yabancı
dil şartının kaldırıldığı belirtilmektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1) Bu
doğru mudur? Doğru ise yabancı dil bilmeyen bir personelin yurtdışı
teşkilatında nasıl bir görev yapmasını bekliyorsunuz?
2) Ayrıca
üst düzey bürokratlarınıza yönelik gerçekleştirilen bu uygulama, eşitlik
ilkesine aykırı bir durum oluşturmaz mı?
46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, ilköğretim öğrencilerinin fiziki saldırılara maruz kaldıkları
iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1095)
Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
TÜRK
EĞİTİM-SEN Genel Merkezi tarafından 10 ilde ilköğretim okullarında öğrenim
gören öğrenciler arasında yapılan ankette çarpıcı sonuçlara ulaşılmıştır.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Öğrencilerin okul ve okul çevrelerinde çeşitli fiziki saldırılara maruz
kaldıkları doğru mudur?
2) Doğru
ise bu konuda okul içersinde hangi önlemler alınmaktadır? Bu konularda hangi
işlemler yapılmıştır?
47.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Talim ve Terbiye Kurulu eski başkanının yapmış olduğu bir
açıklamaya ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1096) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Talim ve
Terbiye Kurulu eski Başkanının "Üniversiteler otuz yıldır iyi öğretmen
yetiştiremiyor." şeklinde açıklama yaptığı belirtilmektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1) Bu
açıklama doğru mudur? Doğru ise bu konuda nasıl bir çalışma yapmayı
planlıyorsunuz?
2)
Bürokratınızın bu konudaki açıklamalarını dikkate almayı düşünüyor musunuz?
3) Ayrıca
bu tip açıklamaların öğretmen ve öğretmen adaylarını rencide edeceğini
düşünüyor musunuz?
48.- Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, bazı
liselerden mezun olanların üniversiteye başvurularında ek puan alamamalarına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1202) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim. 15/2/2012
Arif
Bulut
Antalya
Bazı
liselerden, örneğin spor liseleri gibi okullardan mezun olan öğrenciler, kendi
alanlarındaki üniversitelere başvuruları sırasında ek puan alamamaktadırlar.
Fakat meslek lisesi gibi okullarımızdan mezun olan öğrencilerimizin
üniversiteye başvuruları sırasında ek puan almaları nedeniyle üniversiteye
girme şansları biraz daha fazla olmaktadır.
Bu
bilgiler neticesinde;
1)
Okullarımız arasında olan bu tür adaletsizlikleri gidermeyi düşünüyor musunuz?
2)
Bununla ilgili olarak bakanlığınızın herhangi bir hazırlığı veya yapmış olduğu
bir çalışma var mıdır?
49.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat
ilinde başarı belgesi verilen personele ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü
soru önergesi (6/1297) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorumun Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını arz ederim.
Reşat
Doğru
Tokat
Soru:
Tokat ilinde Millî Eğitim Bakanlığı olarak kimlere başarı belgesi verilmiştir?
Verilen sayı ne kadardır? Başarı belgesi verilen personelin belirlenmesinde
hangi kriterler uygulanmıştır?
50.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, köy okullarına öğretmen lojmanı yapılmasına ilişkin Millî Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1326) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Şehir
merkezine uzak olan ve gidiş-geliş imkânı olmayan köy okullarına, tüm
öğretmenlerin ihtiyacına cevap verebilecek büyüklükte lojman yapılması
gerekmektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Merkeze uzak olan okullarda görev yapan öğretmenlerimiz için lojman yapmayı
düşünüyor musunuz?
2) Köy
okullarına öğretmen lojmanı yapılması konusunda bir çalışmanız var mıdır?
51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Şırnak ve Hakkâri’deki eğitim kurumlarının eksikliklerine ilişkin Millî Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1441) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Ensar
Öğüt
Ardahan
Şırnak ve
Hakkâri illerimizde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarının başında Millî Eğitim
Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının araç, gereç, personel ve öğretmen
eksiklikleri gelmektedir. 21’inci yüzyılda çocuklarımız okula gidememekte,
yeterli eğitim alamamaktadır. Bunun neticesi olarak da üniversite sınavlarında
istenilen başarıyı yakalayamamaktadırlar. Her yıl yüzlerce öğrencimiz
sınavlarda başarısız olduğundan dolayı bir sonraki yıl sınava girmektedir. Bu
hem ülke ekonomisine hem de kendi aile ekonomisine çok zarar vermektedir.
1) Şırnak
ve Hâkkari il merkezi ve ilçeler ile köylerdeki okullarda memur ve yardımcı
hizmetler sınıfından personele çok ihtiyaç bulunmaktadır. Bu ihtiyaçların
karşılanması için memur ve yardımcı hizmetler sınıfından yeni personel alınacak
mı?
2) Şırnak
ve Hâkkari illerimizde eğitimin iyileşmesi için son beş yılın bütçelerindeki
artışlar yeterli gelmemektedir. 2012 yılı bütçesine ek ödenek konulacak mı?
52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars
Millî Eğitim İl Müdürlüğünün personel eksikliğine ilişkin Millî Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1442) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Ensar
Öğüt
Ardahan
Uzun
yıllardan beri Kars'ta hemşehrilerimize hizmet veren Kars Millî Eğitim
Müdürlüğü personel sayısı gelişen ve büyüyen nüfus artışı her geçen gün daha da
artmasından dolayı memur sayısı ihtiyaca cevap vermemektedir. İşlemlerin
zamanında yürütülmesi iş ve zaman kaybının olmaması için personel sayısının
arttırılması gerekmektedir..
1)
Kars'ta uzun yıllardan beri hemşerilerimize hizmet vermekte olan Kars Milli
Eğitim İl Müdürlüğünün personel sayısının gelişen ve büyüyen Kars’a yeterli
gelmemesinden dolayı iş ve zaman kaybı olmaktadır. Kayıpların önüne geçmek için
yeni personel ataması yapılacak mı?
53.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Nurhak’taki bir ilköğretim okulu binasının tadil edilerek
anaokuluna dönüştürülüp dönüştürülmeyeceğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1501) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş
Nurhak ilçemize bağlı Tatlar beldesinde bulunan eski ilköğretim okulu binasının
tadilat yapılarak anaokuluna dönüştürülmesi istenmektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Kahramanmaraş Nurhak ilçemize bağlı Tatlar beldesinde bulunan eski ilköğretim
okulu binasının tadilat yapılarak anaokuluna dönüştürülmesi konusunda bir
çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
54.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Nurhak’taki bir ilköğretim okulunun ikili öğretimden normal
öğretime geçip geçmeyeceğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1505) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş
Nurhak ilçemizde ikili öğretim yapan Atatürk İlköğretim Okulunun normal
öğretime geçebilmesi için okulun yanındaki boş bulunan alana 6 derslik ek bina
yapılması gerekmektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Kahramanmaraş Nurhak ilçemizde ikili öğretim yapan Atatürk İlköğretim Okulunun
normal öğretime geçmesi konusunda her hangi bir çalışma yapmayı planlıyor
musunuz? Bu konuda çalışmanız var mıdır?
55.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Türkoğlu’ndaki bir köyün ilköğretim okulu ihtiyacına ve bir
ilköğretim okulunun yenilenip yenilenmeyeceğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1506) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş
Türkoğlu ilçemize bağlı Muratçakıroğlu köyüne ilköğretim okulu açılması
gerektiği belirtilmektedir. Ayrıca yetersiz durumda olduğu ifade edilen
Şekeroba Beldesi Cumhuriyet Mahallesi ilköğretim okulunun yerine yenisinin
yapılması istenmektedir.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Kahramanmaraş Türkoğlu ilçemize bağlı Muratçakıroğlu köyüne ilköğretim okulu
yapılması konusunda bir çalışmanız var mıdır?
2)
Yetersiz durumda olduğu belirtilen Şekeroba Beldesi Cumhuriyet Mahallesi
ilköğretim okulunun yerine yenisini yapmayı planlıyor musunuz?
56.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Andırın’daki bir ilköğretim okulunun fiziki yetersizliklerine
ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1513) Cevaplanmadı
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak
yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mesut
Dedeoğlu
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş
Andırın ilçemiz Altınyayla İlköğretim Okulu binası eski ve yetersiz durumdadır.
Aynı zamanda bu okulda ikili eğitim yapılmaktadır. Bu nedenle yeni bir okula
ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu
bilgiler ışığında;
1)
Kahramanmaraş Andırın ilçesi Altınyayla İlköğretim Okulunun bina yetersizliğini
nasıl gidermeyi planlıyorsunuz? Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?
BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;
sözlerime başlarken hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Yine,
sözlerimin hemen başında, Zonguldak Kozlu Maden İşletmesinde meydana gelen kaza
sebebiyle hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailesi ve
yakınlarına da sağlık ve sabır temenni ediyorum.
Çok
değerli milletvekilleri, önce İçişleri Bakanlığına ait (6/36) esas numaralı
sözlü soru önergesinin cevabını sizlere sunuyorum: Ardahan Sosyal Yardımlaşma
ve Dayanışma Vakfı aracılığı ile ihtiyaç sahiplerine dağıtılan kömürün
kalorisi, Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğünün 4 Temmuz 2011 tarih ve
1243 sayılı yazısı ekinde bulunan Protokol’ün 1’inci maddesinde belirtilen, il
hudutları dâhilinde ikamet eden ve valilikçe belirlenen muhtaç ailelere Çevre
ve Orman Bakanlığınca yayımlanan “Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliği Kontrol
Yönetmeliği” dikkate alınarak Ardahan İl Mahallî Çevre Kurulu kararına uygun
şekilde il merkezi ve ilçeleri için en az 4.200 kilokalori eksi 200 tolerans
ile belde ve köyler için ise en az 3.400 kilokalori eksi 200 tolerans olarak
belirlendiği bildirilmiştir.
Sayın
Öğüt’ün (6/121) esas numaralı soru önergesi: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim
Kanunu gereğince, ilköğretim kurumlarının ve lojmanlarının yapım, tadil, büyük
onarım, her türlü ilk tesis, okul eşyası, ders aletleri ile arsa, arazi
istimlakleri Bakanlığımızdan gönderilen ödenekler ve il özel idare bütçesinden
ayrılan ödenekler ile anılan kanunun 76’ncı maddesince sayılan diğer
gelirlerden oluşturulan bütçe ile mahallinde valiliklerce planlanmakta ve
gerçekleştirilmektedir. Her yıl, anılan kanun gereğince, mahallinde
valiliklerce ve merkezden Bakanlığımızca planlanan yatırımlarla bütçe imkânları
ölçüsünde soruya konu hususlara ilişkin gereken yapılarak mevcut durumun daha
da iyileştirilmesi sağlanmaktadır. Bu çerçevede, Bakanlığımızca 2012 yılı il
ilköğretim kurumları yapım ve onarım programı kapsamında değerlendirilmek
üzere, Kars iline 6 milyon 664 bin 908 Türk lirası, Iğdır iline 5 milyon 882
bin 567 Türk lirası, Erzurum iline 18 milyon 166 bin 245 Türk lirası, Bayburt
iline 3 milyon 381 bin 747 Türk lirası ve Gümüşhane iline 3 milyon 904 bin 912
Türk lirası ödenek gönderilmiştir. Diğer taraftan, söz konusu illerdeki okullar
da dâhil olmak üzere, tüm okullarımız eğitimde FATİH Projesi uygulama
kapsamında olup projenin ilk etabında etkileşimli tahta kurulumları 3.657
ortaöğretim kurumunda, meslek liseleri hariç tüm liselerde 2012 yılı Aralık ayı
sonu itibarıyla tamamlanmış bulunmaktadır. Eğitimde FATİH Projesi kapsamında
okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki tüm okullara 1 adet çok
fonksiyonlu yazıcı, 1 adet doküman kamera, her sınıfa etkileşimli tahta,
kablolu İnternet bağlantısı, her öğretmene tablet bilgisayar ve her öğrenciye
e-kitap sağlanarak 2015 yılı sonuna kadar okulların eğitim teknolojileri
bakımından en ileri teknolojiyle donatılmaları planlanmıştır.
Sayın
Öğüt’ün (6/83) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca her yıl LYS başarı
durumları değerlendirilmekte ve illerin Türkiye ortalamasının üzerinde veya
altında olma durumlarına göre incelenmektedir. Türkiye ortalamasının üzerinde
olan illerde başarının devamının sağlanılması, başarı oranının daha da
artırılması, başarısı Türkiye ortalamasının altında olan illerde ise başarının
istenen düzeye çıkarılması ve yükseltilmesi için, il düzeyinde başarısızlık
nedenlerinin araştırılması, geliştirilmesi ve iyileştirilmesi konusunda illere
gönderilen genelgelerle gerekli talimatlar verilerek bu yöndeki çalışmalar
aralıksız sürdürülmektedir.
Eğitim
öğretimin çekirdeğini oluşturan eğitim programlarımızın temel felsefesi
öğrencilerimizi hayata hazırlamaktır. Bu amaçla hazırlanan eğitim
programlarımız ve ders kitaplarımız ihtiyaç analizleri yapılarak öğrenenin
ihtiyaçlarına göre belirlenmiştir. Öğreneni merkeze alan ve öğrencilerin hayat
boyu öğrenme becerilerini geliştirmeyi amaçlayan programlarımızın
uygulanabilmesi amacıyla, öğretmenler hizmet içi eğitimlerden
geçirilmektedirler. Düzenli olarak eğitim programlarımızın etkinliğine ve
uygulanabilirliğine ilişkin geri bildirimler alınarak programlar üzerinde
güncellemeler yapılmaktadır.
Diğer
taraftan, söz konusu dershane ücretlerinin yüzde 50’sinin devlet tarafından
ödenmesi konusunda herhangi bir çalışmamız bulunmamaktadır.
Sayın
Öğüt’ün (6/123) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca 2012 yılında
Ardahan iline isteğe bağlı yer değiştirme, özür grubu ve ilk atama kapsamında olmak
üzere toplam 434 kadrolu yeni öğretmen ataması yapılmıştır. 652 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’nin 37/3’üncü maddesinde “Öğretmenlerin Bakanlıkça
belirlenen hizmet bölge veya alanlarında en az üç eğitim öğretim yılı görev
yapması esastır. Bunların yer değiştirme suretiyle atamaları her yıl yapılan
atama plan ve programları çerçevesinde eğitim öğretim faaliyetlerini
etkilemeyecek şekilde sonuçlandırılır. Bakanlıkça belirlenen özür gruplarına
bağlı yer değiştirmeler ise yaz tatillerinde yapılır.” hükmü yer almaktadır. Bu
nedenle, 2013 yılına ait öğretmen atamaları eğitim öğretim faaliyetlerini
etkilemeyecek şekilde, ağustos ayında sonuçlandırılacaktır.
222
sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu çerçevesinde gerçekleştirilen yatırımların
giderleri aynı kanunun 76’ncı maddesi gereğince oluşturulan bütçeden
karşılanmak kaydıyla köy, kasaba ve şehir ilköğretim kurumlarının ve öğretmen
lojmanlarının yapım, tadil, esaslı büyük onarım, her türlü ilk tesis, okul
eşyası, ders aletleri ile arsa, arazi istimlakleri valiliklerce planlanmakta ve
gerçekleştirilmektedir.
2012 Yılı
İlköğretim Kurumları Yapım Programı çerçevesinde değerlendirilmek üzere 2011
yılından devreden ödenek miktarı 6 milyon 623 bin 326 TL olup il özel idaresi
katkısı ise 1 milyon 932 bin 562 TL’dir. 2012 yılında 4 milyon 118 bin 722 TL
ödenek tahsis edilmiş olup böylece Ardahan ilinin toplam yapım bütçesi 12
milyon 674 bin 616 Türk lirası olmuştur.
Eğitim
öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullarımızdaki teknolojiyi
iyileştirmek amacıyla eğitimde FATİH Projesi kapsamında, okul öncesi, ilkokul,
ortaokul ve lise düzeyindeki tüm okullara 1 adet çok fonksiyonlu yazıcı, 1 adet
doküman, kamera, her sınıfa etkileşimli tahta, kablolu İnternet bağlantısı, her
öğretmene ve örgün eğitimdeki tüm ortaokullara ve lise öğrencilerine tablet
bilgisayar sağlanarak 2015 yılı sonuna kadar okulların eğitim teknolojileri
bakımından en ileri teknolojiyle donatılması planlanmıştır.
Ardahan
Valiliğince konuya ilişkin olarak ödenek durumu ve öncelik sırasına göre
gereken okulların onarımının yapıldığı, ayrıca ilköğretim ve ortaöğretim
yatırım programına alınan kurumların çevre düzenlemeleri ile iklim şartları göz
önüne alınarak kilit parke taşı yapımının yanı sıra, yeşil alanlara ağaç
dikiminin gerçekleştirildiği bildirilmiştir.
Sayın
Öğüt’ün (6/139) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca Türkiye genelinde
yatırım ihtiyaçları elektronik ortamda belirlenmekte ve izlenmekte olup bu
kapsamda sistemde oluşturulan standart ve objektif kriterlerden illerin,
ilçelerin ve yatırım programına alınacak projenin aldığı yatırım puanları
hesaplanmakta ve hesaplanan bu puanlara göre illerin yatırım önceliği
sıralaması yapılmaktadır. Söz konusu illerin durumları bu çerçevede bütçe
imkânları ölçüsünde değerlendirilmektedir. Söz konusu illerin 2013 yılı devlet
yatırım programları teklifleri arasında tarım meslek lisesi yapımı
bulunmamaktadır.
Sayın
Öğüt’ün (6/147) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca Ardahan ilinde
2012-2013 eğitim ve öğretim yılı itibarıyla merkez Adalet Meslek Lisesi ile
Göle Anadolu Sağlık Meslek Lisesi eğitim ve öğretime açılmış bulunmaktadır.
Sayın
Işık’ın (6/212) esas numaralı soru önergesi: Talim ve Terbiye Kurulunun
07/07/2009 tarihli ve 80 sayılı Karar’ında “Medya okuryazarlığı öncelikle
üniversitelerin basın yayın yüksekokulları, iletişim fakültelerinden mezun olup
hâlen sınıf öğretmeni olarak görev yapanlar ile gazetecilik alanı, halkla
ilişkiler ve organizasyon hizmetleri alanı, radyo-televizyon alanı öğretmenleri
olmak üzere sosyal bilgiler ve Türkçe öğretmenleri tarafından aylık karşılığı
okutulur.” denilmektedir. Bu amaçla gazetecilik alanında 49, halkla ilişkiler
ve organizasyonu hizmetleri alanında 53, radyo televizyon alanında 93, sosyal
bilgiler alanında 20.929, Türkçe alanında 34.508 öğretmen istihdam
edilmektedir. Talim ve Terbiye Kurulunun 07/07/2009 tarihli 80 sayılı Karar’ı
çizelgesine göre bu derslere kaynak alan mezunlardan atama yapılmaktadır.
Sayın
Işık’ın (6/216) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızın merkez ve taşra
teşkilatında memur, şoför, hizmetli ve benzeri kadrolarında çalışan
personelimizin diğer bakanlıklarda çalışan eş değerlerine göre maaş ve özlük
hakları yönünden daha kötü durumda olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
4668 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ile Kurum İdari Kurulları,
Yüksek İdari Kurul, Kamu İşveren Kurulu ve Uzlaştırma Kurulunun Teşkili ile
Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik hükümleri doğrultusunda Kurum
İdari Kurulunca hazırlanan Nisan 2011 çalışma raporunda alınan öğretim yılına
hazırlık ödeneğinin öğretim yılının başladığı ay içinde sadece öğretmenlere
verilmesine ilişkin sınırlamanın kaldırılarak, öğretim yılı içerisinde göreve
başlayan sadece öğretmenlere değil, tüm eğitim çalışanları; hizmetli, memur,
şef, şube müdürü ve benzeri kapsayacak şekilde düzenleme yapılması, verilen bu
ödeneğin bir maaş tutarına çıkarılması, kurulun kararları doğrultusunda öğretim
yılına hazırlık ödeneğinin tüm eğitim çalışanlarını kapsayacak şekilde
düzenleme yapılması yönündeki Bakanlığımızın talebi Maliye Bakanlığına
iletilmiştir. Maliye Bakanlığı da söz konusu talebimizin kanuni düzenlemeye
yönelik çalışmalarda değerlendirileceğini bildirmiştir.
652
sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile Bakanlığımız yeniden yapılandırılmıştır. Bu çerçevede yapılan
düzenlemede, Bakanlığımızda “öğretmen” unvanlı kadrolarda bulunanlar dışındaki
personele ek ders ücreti ödenmesi uygulamasına son verilmiş, bunun yerine ek
ödeme verilmesi uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamayla Bakanlığımız
personelinin maddi haklarında iyileştirme de sağlanmış bulunmaktadır.
Sayın
Işık’ın (6/223) esas numaralı soru önergesi: 632 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname ile 62.103 sözleşmeli öğretmen kadroya geçirilmiştir ancak askerlik,
doğum, aylıksız izinde olan sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilme
işlemleri devam etmektedir. 01/10/2012 tarihi itibarıyla Bakanlığımıza bağlı
resmî eğitim kurumlarında 8 sözleşmeli öğretmen görev yapmaktadır. Diğer
taraftan, sözleşmeli ve kadrolu öğretmenler arasında sosyal haklar yönünden
herhangi bir fark bulunmamaktadır. Ayrıca, 19/11/2012 tarihi itibarıyla
derecesi 9/1 olan kadrolu bir sınıf öğretmeninin net maaşı 1.769,19 TL’dir.
Sözleşmeli öğretmenin net maaşı ise 1.661,16 TL’dir. Bu öğretmenler maaşlarına
ilave olarak aylık ortalama 66 saat ek ders ücreti karşılığı olarak 557,89 TL
almaktadırlar. Bu çerçevede, kadrolu bir sınıf öğretmeni toplamda 2.327 TL,
sözleşmeli öğretmen ise 2.219 TL ücret almaktadır.
Sayın
Aslanoğlu’nun (6/299) esas numaralı soru önergesi: İstanbul Valiliğince konuya
ilişkin olarak 2012-2013 eğitim öğretim yılında, Dağyenice Zeki Kisbu
İlkokulunda 5, 6, 7 ve 8’inci sınıflarda toplam 32 öğrencinin kaydı olduğu,
Millî Eğitim Bakanlığı Taşımalı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 9’uncu
maddesinin (d) bendi gereğince, anılan sınıflardaki öğrenci sayıları 60’tan az
olduğu için, Taşımalı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği çerçevesinde,
öğrencilerin kendisine en yakın merkez ortaokulu olan Kestanelik Ortaokuluna
devam ettikleri, Dağyenice Zeki Kisbu İlkokuluna devam eden öğrenci sayısının
ise 21 olduğu, 22/10/2011 tarihli ve 27854 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin
Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik’in geçici 2’nci maddesinin (Aa) bendine
göre öğrenci sayısı 40’tan az olduğu için norm kadrosunun 1 öğretmen olarak
onaylandığı, dolayısıyla yönetmelik gereğince daha fazla öğretmen normu
verilmesinin mümkün olmayacağı belirtilmektedir.
Sayın
Işık’ın (6/319) esas numaralı soru önergesi: 01/10/2010 tarihli MEBBİS norm
işlemleri modülü verilerine göre, Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında
görsel sanatlar resim alanında 12.293, müzik alanında 9.796 kadrolu öğretmen
görev yapmaktadır. Bakanlar Kurulunun 01/12/2006 tarihli ve 11350 sayılı Millî
Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin
Kararı’na göre, norm açığı bulunan eğitim kurumlarında, ilgili il ve ilçe millî
eğitim müdürlüklerince ihtiyaca binaen ücretli öğretmen görevlendirilmesi
yapılabilmektedir. Bu nedenle, eğitim kurumlarımızda söz konusu alanlarda boş
geçen ders bulunmamaktadır. Bu amaçla, ülke genelinde 25 görsel sanatlar resim
öğretmeni ve 3 müzik öğretmeni görevlendirilmiştir. Bakanlığımızın 2012 yılı
atamalarında görsel sanatlar resim alanında 1.000, müzik öğretmenliği alanında
1.426 kadrolu öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir.
Sayın
Baluken’in, (6/332) esas numaralı soru önergesi: Okullaşma oranları TÜİK
tarafından il bazında hazırlandığından, beldeler bazında okullaşma oranları
bulunmamaktadır.
Kurum
Açılması ve Kapatılmasına İlişkin Esaslar’a göre, söz konusu Sancak beldesi
lise açılması şartlarını taşımamaktadır. Bingöl Valiliğince konuya ilişkin
olarak Sancak beldesinden 2011-2012 eğitim öğretim yılında mezun olan 140
öğrenciden 91’inin Anadolu türü ve meslek lisesine kayıt yaptırdığı, bunların
çoğunun il merkezindeki ortaöğretim pansiyonunda kaldığı, geri kalan 49
öğrencinin ise genel lise ve açık öğretim lisesine kayıt yaptırdığı, taşımalı
ortaöğretim kapsamında -her isteyen taşımalı eğitimden yararlanabilir bilindiği
gibi- 2012-2013 eğitim öğretim yılında Sancak beldesinden il merkezine taşıma
talebinde bulunulmadığı, Bingöl İl Genel Meclisinin Sancak beldesine lise
yapılması konusunda 01/06/2011 tarihli ve 150 sayılı Karar’ının bulunduğu,
ancak, verilen rakamların belediye ve belediyeye bağlı belde sınırları
dışındaki köylere ait rakamlar olduğu belirtilmiştir.
Sayın
Işık’ın (6/335) esas numaralı soru önergesi: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca
konuya ilişkin olarak 2010-2011 eğitim öğretim yılında yükseköğretim kurumları
bünyesinde Almanca, Arapça, Fransızca ve İngilizce öğretmenliği eğitimi veren
program sayısı toplamının 150 ve bu alanlardaki toplam kontenjan sayısının ise
7.198 olduğu belirtilmektedir. Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında
02/10/2012 tarihli MEBBİS e-Personel Modülü verilerine göre yabancı dil
öğretmeni olarak hâlen görev yapan öğretmen sayısı 53.259, alanlarına göre
dağılımı ise Almanca 2.054, Çince 2, Fransızca 329, İngilizce 50.843, Japonca
4, Rusça 27’dir.
2011-2012
yıllarına ait KPSS puanına göre atama bekleyen yabancı dil öğretmenlerinin
alanlarına göre toplam sayısı; Almanca 4.016, Fransızca 1.685, İngilizce 16.609
ve Rusça 281’dir. 2012 yılı atama dönemlerinde Almanca alanında 3, Fransızca
alanında 1, İngilizce alanında 4.937 ve Rusça alanında 1 öğretmen atanmıştır.
Sayın
Işık’ın (6/336) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim
kurumlarında 01/10/2012 tarihi itibarıyla toplam 8 sözleşmeli öğretmen görev
yapmaktadır. Ülke geneli düşünüldüğünde Akdeniz Bölgesi’nde 1, Karadeniz
Bölgesi’nde 1, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 4, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2
sözleşmeli öğretmen görev yapmaktadır. 2012 yılında, sözleşmeli öğretmenlerin
herhangi bir atama ve yer değiştirme işlemi olmamıştır.
Sayın
Işık’ın (6/337) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımıza bağlı taşra
teşkilatında “şef” unvanıyla görev yapan personel ile diğer bakanlıklarda görev
yapan eş değerlerinin maaşları arasında önemli bir fark bulunduğu ve kendi
kurumlarında görev yapan diğer memurlardan daha düşük maaş aldıkları iddiaları
gerçeği yansıtmamaktadır. 05/10/2012 tarihi itibarıyla Bakanlığımızın taşra
teşkilatında kadrolu şef olarak çalışan 4.611 personel bulunmaktadır. 652
sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname ile Bakanlığımız yeniden yapılandırılmıştır. Bu çerçevede yapılan
düzenlemede, Bakanlığımızda “öğretmen” unvanlı kadrolarda bulunanlar dışındaki
personele ek ders ücreti ödenmesi uygulamasına son verilmiştir. Bunun yerine,
ek ödeme verilmesi uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulama ile, aralarında
şeflerin de bulunduğu Bakanlığımız personelinin maddi haklarında iyileşme
sağlanmıştır.
Sayın
Halaman’ın (6/414) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca 2012-2013
yıllarında Adana iline, değişik branşlarda olmak üzere toplam 4.262 öğretmen
ataması yapılmıştır. Bu atamaların ilçe bazındaki dağılımı ise Büyükşehre 418,
Seyhan ilçesine 789, Aladağ ilçesine 185, Ceyhan ilçesine 530, Feke ilçesine
204, Karaisalı ilçesine 153, Karataş ilçesine 115, Kozan ilçesine 283, Pozantı
ilçesine 129, Saimbeyli ilçesine 234, Tufanbeyli ilçesine 253, Yumurtalık
ilçesine 114, Yüreğir ilçesine 514, Sarıçam ilçesine 121, Çukurova ilçesine 35
ve İmamoğlu ilçesine 185 şeklindedir.
Bakanlığımızın
05/11/2012 tarihli MEBBİS e-Personel
Modülü verilerine göre Adana ilindeki resmî eğitim kurumlarında 3.689 öğretmen
ihtiyacımız bulunmaktadır.
Sayın
Öğüt’ün (6/428) esas numaralı soru önergesi: Ders ücreti karşılığı çalışanların
prim ödeme gün sayısı hesabı Maliye Bakanlığının 9/7/2010 tarihli ve 10283
sayılı yazısında verilen mütalaa ile de belirtildiği üzere 1 günlük çalışma
süresi 7,5 saat olarak kabul edilerek sigorta primlerinin hesabında prim ödeme
gün sayısı, çalışılan aylık toplam saat sayısının 7,5’a bölünmesiyle
belirlenmektedir. Bu belirleme sonucunda 7,5 saatin altında kalan süre, ne
kadar olduğuna bakılmaksızın 1 gün olarak değerlendirilmektedir.
Şöyle ki:
1 ayda 92 saat ders görevi olan bir görevlinin aylık prim ödeme gün sayısı
92/7,5=12 gün 2 saat olacağından, artan 2 saat 1 gün olarak değerlendirilerek
bu görevlinin aylık prim ödeme gün sayısı 13 gün olarak belirlenmektedir.
Ayrıca, Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili olan
bütün işlemler ilgililerin göreve başlama tarihinden en geç 1 gün önce
sonuçlandırılmaktadır. Bu şekilde görevlendirilenlerden birden fazla okul veya
kurumda ders görevi bulunanların sigorta işlemleri en fazla ders görevinin bulunduğu
okul veya kurumca gerçekleştirilmektedir.
02/10/2012
tarihli Bakanlığımızın MEBBİS Norm İşlemleri Modülüne göre 2012 yılında Ağrı iline
359, Ardahan iline 26, Iğdır iline 93 ve Kars iline 184 sınıf öğretmeni ataması
gerçekleştirilmiştir.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/453) esas numaralı soru önergesi: 55 bin öğretmen ataması
konusuna 2011-2012 eğitim öğretim yılının başlaması münasebetiyle yapmış
olduğum konuşmamda değinmiştim. Bütçe Kanunu’nun verdiği yetkinin yanında,
Bakanlar Kurulunca Bakanlığımıza tahsis edilen ve Maliye Bakanlığınca kullanım
izni verilen toplam öğretmen kadroları illerin öğretmen ihtiyaç yüzdesi
oranları dikkate alınarak il millî eğitim müdürlüklerine dağıtılmakta, il millî
eğitim müdürlükleri de kendi illerine ayrılan kontenjan ölçüsünde atama
yapılacak alanlar ile bu alanlara atanacakların istihdam edileceği eğitim
kurumlarını belirlemektedir. Belirlenen bu eğitim kurumları atama dönemlerinde
sisteme yansıtılmakta, atanacak ya da yer değiştirecek öğretmen ve öğretmen
adaylarının tercihlerine sunulmaktadır.
2011
yılında, Haziran 2011’de toplam 28.472, Temmuz 2011’de 6.472, Ağustos 2011’de
11.442 olmak üzere toplam 46.386 öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir. 2012
yılında ise 15.934’ü Şubat 2012 ve 40.164’ü Eylül 2012 olmak üzere toplam
56.098 kadrolu öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir. 19/11/2012 tarihi
itibarıyla Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında toplam 127.160
öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır.
Kahramanmaraş
iline 2012 yılında toplam 1.229 öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir.
02/10/2012 tarihli Bakanlığımız MEBBİS Norm İşlemleri Modülü verilerine göre,
Kahramanmaraş ilinde, değişik branşlarda olmak üzere toplam 2.196 öğretmen
ihtiyacımız bulunmaktadır.
Sayın
Halaman’ın (6/458) esas numaralı soru önergesi: Van ilinde 23/10/2011 tarihinde
meydana gelen depremde vefat eden 75 öğretmenin yakınlarına ve yaralanan 16
öğretmene Millî Eğitim Vakfı kanalıyla 10 bin Türk lirası maddi yardımda
bulunulmuştur. Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınan, konuya ilişkin
01/10/2012 tarihli yazıda 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesi kapsamında
sayılanlar ile 5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin (1)’inci fıkrasının (c)
bendi kapsamında, ilk defa sigortalı sayılanlardan söz konusu depremler
nedeniyle vefat edenlerin hak sahiplerine, ilgililer veya kurumlarınca, gerekli
belgelerin kuruma intikal ettirilmesi neticesinde ölüm aylığı bağlanması
işlemlerinin gerçekleştirildiği, bugün için bu kapsamda öğretmen olarak görev
yapmakta iken vefat eden 48 kamu görevlisinin hak sahiplerine aylık bağlandığı
belirtilmektedir.
Sayın
Oran’ın (6/489) esas numaralı soru önergesi: Diyarbakır Valiliğince, konuya
ilişkin olarak Hazro ve Lice ilçelerinde
görev başındayken terör örgütü tarafından kaçırılan öğretmenlerden
kadrolu olanlarının maaşlarında herhangi bir kesintinin yapılmadığı, ücret
karşılığı çalışan öğretmenlerin gelmedikleri günler için ise ek ders ücreti
ödemesinin Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders
Saatlerine İlişkin Kararı’nın 25’inci maddesinde bertilen “Ek ders ücreti
ödenebilmesi için, ek ders görevinin fiilen yapılmış olması, ek ders görevinden
sayılan veya ek ders görevinin yapılmış sayılacağı hâller bakımından ise bu
kararda belirtilen koşulların oluşması şarttır.” hükmü uyarınca mümkün
olamadığı, kadrolu öğretmenlerin SGK primlerinde herhangi bir kesintinin
yapılmadığı, ücret karşılığı çalışan öğretmenlerin ise çalıştıkları güne
tekabül eden gün kadar SGK primlerinin ödendiği belirtilmektedir. Elâzığ
Valiliğince, konuya ilişkin olarak 2011 yılı Eylül ayında Arıcak ilçesinde
terör örgütü tarafından kaçırılan öğretmenlerden Gökhan Yıldız, Abdullah Karan
ve İrfan Sarıkaya’nın kadrolu öğretmen oldukları, kaçırıldıkları tarihlerde
maaş ve ek dersle ilgili ücretlerini tam olarak aldıkları ve SGK primleriyle
ilgili herhangi bir kesintiye gidilmediği, adı geçen öğretmenlerden İsmail
Yücel’in ise kaçırıldığı tarihlerde görev yapmadığı, kendisinin ücretli
öğretmen olması sebebiyle çalışmadığı, bugünler için Millî Eğitim Bakanlığı
Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararı’nın
25’inci maddesi uyarınca ücret ödenmediği ve daha sonra kendi isteğiyle aynı
köyde ücretli öğretmen olarak görevine devam ettiği, adı geçen öğretmenlerin
ailelerinin kaçırılma döneminde devletin ildeki temsilcileri tarafından ziyaret
edilerek gerekli desteğin verildiği ve sürekli olarak bilgilendirme yapıldığı
belirtilmiştir.
Sayın
Öğüt’ün (6/501) esas numaralı soru önergesi: Erzurum iline 2012 yılında değişik
branşlarda olmak üzere 1.751 öğretmen ataması yapılmış olup ildeki eğitim
kurumlarının öğretmen ihtiyacı bundan sonra da yapılacak olan ilk atama ve yer
değiştirme atamalarıyla karşılanacaktır.
Sayın
Öğüt’ün (6/510) esas numaralı soru önergesi: Ardahan Valiliğince konuya ilişkin
olarak 2011 yılı yatırım programına alınarak ihale edilen 23 Şubat İlköğretim
Okulu binasının onarımının yapıldığı, Atatürk büstünün mevcut olduğu ve çevre
düzenlemesinin tamamlandığı, il genelindeki okullardan ihtiyaç duyulanların
çevre düzenlemelerinin 2012 yılı temel eğitim programına alındığı, ilkokul ve
ortaokulların çevre düzenlemesi ve kilit parke taşı yapımının yanı sıra Atatürk
büstlerinin de yapıldığı, 2012-2013 eğitim-öğretim yılı itibarıyla il merkezi
ve ilçelerde yeni açılan ve faaliyette bulunan ilkokul ve ortaokulların
ihtiyacı olan donatım malzemelerinin dağıtımının yapıldığı belirtilmektedir.
Sayın
Öğüt’ün (6/512) esas numaralı soru önergesi: Ardahan Valiliğince konuya ilişkin
olarak 2011-2012 eğitim-öğretim yılında taşımalı eğitim yapan okul servis
sürücü isimlerinin taşıma yaptıkları güzergâhlar ile araç plakalarının denetim
yapılması için il jandarma komutanlığı ve il emniyet müdürlüğüne bildirildiği,
ilde taşımalı eğitim yapan yüklenici, araç sahipleri ve okul servis
sürücüleriyle toplantı yapılarak ilgili mevzuatlar çerçevesinde uymaları
gereken kurallar hakkında bilgilendirildiği, yapılan denetimler sonucunda işten
el çektirilen okul servisinin bulunmadığı, ayrıca Göle ilçesinde yapımı
tamamlanan ve hizmete açılan imam hatip lisesinin yangın merdiveni
korkuluklarının tamamlandığı belirtilmektedir.
Sayın
Aksoy’un (6/514) esas numaralı soru önergesi: 2011 ve 2012 KPSS sonuçlarına
göre öğretmen olarak atamayı bekleyen 295.426 potansiyel aday bulunmaktadır.
19/11/2012 tarihi itibarıyla Bakanlığımız MEBBİS norm işlemleri modülü
verilerine göre 127.160 öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır.
Sayın
Işık’ın (6/515) esas numaralı soru önergesi: Kamuoyunda “eşit işe eşit ücret
kararnamesi” olarak adlandırılan 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname sadece
Bakanlığımızda çalışan değil, tüm kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan
personeli kapsamaktadır. Dolayısıyla “Bakanlığımızda sadece belirli unvanlarda
çalışanlara yönelik bir düzenleme ve ödemelerde artış yapılmış, diğer
unvanlarda çalışanlar için herhangi bir düzenleme getirilmemiş.” şeklindeki bir
yaklaşım doğru değildir. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararname ile Millî Eğitim
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin
42’nci maddesi yürürlükten kaldırılmış, tüm kamu kurumlarını kapsayacak şekilde
belirlenen unvanlarda çalışan personelimiz 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
ile getirilen düzenlemelerden yararlanmaya başlamıştır.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/521) sayılı soru önergesi: Mesleki ve teknik ortaöğretim
kurumlarında modüler yapıda oluşturulan programlara göre öğrenci sayısı binin
üzerinde olan 60 alan, 226 dalda yazılımı tamamlanan modüller, Bakanlığımız
bütçe imkânları çerçevesinde basılıp 2011-2012 eğitim öğretim yılında
öğrencilere dağıtılmak üzere illere gönderilmiştir. 46 alanda 9 ve 10’uncu
sınıflara ait tüm modüller ile 11 ve 12’nci sınıfların zorunlu derslerine ait
1.643 çeşit olmak üzere toplam 16 milyon 570 bin 692 adet modül ücretsiz ders
kitabı kapsamında basılmış ve dağıtılmıştır. Ayrıca, 2012-2013 eğitim öğretim
yılında da modüllerin çoğaltılarak öğrencilere ulaştırılması için toplam 5 milyon
138 bin 600 Türk lirası ödenek okullarımıza gönderilmiştir.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/522) esas numaralı soru önergesi: Millî Eğitim Bakanlığı
Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nde öğretmenlere rotasyon
uygulamasına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Sayın
Topçu’nun (6/534) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca kadın ve erkek
rollerinin algılanmasına yönelik olarak okul öncesi dönemden başlayarak
ilköğretim ve ortaöğretim kurumlarındaki rehberlik hizmetleri, toplumsal
cinsiyet rollerine ilişkin farkındalık kazandırılmak amacıyla gerek bireysel
gerekse grup rehberliği kapsamında titizlikle yürütülmektedir. Bakanlığımızca,
öğretim programları, ders kitapları ve diğer eğitim materyallerinin cinsiyetçi
dil ve cinsiyet ayrımcılığını içeren resim, ifade ve benzeri tüm ögelerden
arındırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmaların daha kalıcı
ve sistematik hâle getirilmesi ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem
Planı’nda belirlenen hedef ve stratejileri gerçekleştirmek amacıyla Bakanlığımız
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı bünyesinde 13 Nisan 2009 tarihinde Toplumsal
Cinsiyet Eşitliği Komisyonu kurulmuştur. Öğretim programlarında cinsiyet
eşitliğini sadece kadın-erkek eşitliği bağlamında değil, her türlü ayrımcılığı
reddeden bir bakış açısıyla bütüncül olarak ele almaktadır. Zorunlu eğitim
kapsamında cinsiyet eşitliği bilincini oluşturmaya ve farkındalığını artırmaya
yönelik olarak bu kapsamdaki konuların öğretim programlarında ayrı bir ders
olarak okutulması yerine, doğrudan ya da dolaylı yöntemle istenen davranışların
kazandırılması öngörülmüş olup, 1’inci sınıftan 12’nci sınıfa kadar bütün
derslerin öğretim programlarında ve ders kitaplarında konuların içeriğine göre
kazanım ve işleniş örnekleriyle ayrıntılı bir şekilde yer verilmiştir.
Sayın
Halaman’ın (6/579) esas numaralı soru önergesi: Bugüne kadar kadrolu
öğretmenliğe atananların yaklaşık yüzde 78’i eğitim fakültesi, yüzde 22’si ise
diğer fakülte mezunlarından oluşmakta olup son üç yıldır öğretmen ataması
yapılmayan branş sadece Japoncadır. Konuya ilişkin çalışmalar Bakanlığımızın
ilgili birimleriyle YÖK temsilcilerinin katıldığı çalışma ortamlarında
değerlendirilmekte olup hazırlanmakta olan Ulusal Öğretmen Stratejisi Dokümanı
çerçevesinde gerçekleştirilecek faaliyetlerle öğretmen yetiştirmeye yönelik
çözüm yolları aranmaktadır. 2013 yılında da Bakanlığımıza tahsis edilecek kadro
ölçüsünde, ihtiyaç bulunan alanlardan yine ihtiyaç bulunan illere kadrolu
öğretmen atamasının yapılması mümkün bulunmaktadır.
Sayın
Öğüt’ün (6/591) esas numaralı soru önergesi: Ardahan ili Posof ilçe merkezi ve
bağlı köylerine deneyimli öğretmenlerin naklen atanması hususu yer değiştirme
döneminde, ihtiyaç çerçevesinde, öğretmenlerimizin istekleri de dikkate
alınarak değerlendirilmektedir. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu
çerçevesinde gerçekleştirilen yatırımların giderleri aynı kanunun 76’ncı
maddesi gereğince oluşturulan bütçeden karşılanmak kaydıyla köy, kasaba ve
şehir ilköğretim kurumlarının ve öğretmen lojmanlarının yapım, tadil esaslı büyük
onarım, her türlü ilk tesis, okul eşyası, ders aletleri ile arsa, arazi
istimlakları valiliklerce planlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. 2012 Yılı
İlköğretim Kurumları Yapım Programı çerçevesinde değerlendirilmek üzere, 2011
yılından devreden ödenek miktarı 6 milyon 623 bin 326 TL olup il özel idaresi
katkısı ise 1 milyon 932 bin 562 TL’dir. 2012 yılında 4 milyon 718 bin 722 TL
ödenek tahsis edilmiş olup böylece Ardahan ilinin toplam yapım bütçesi 12
milyon 674 bin 610 Türk lirasıdır. Ardahan Valiliğince konuya ilişkin olarak
Posof ilçesinde 6 ilkokul ve 5 ortaokulun bulunduğu, Binbaşı Eminbey İlkokulu
ve Ortaokulu hariç, diğerlerinde öğretmen lojmanlarının mevcut olduğu ve
bunlardan öğretmenlerin yararlandığı, Eminbey Köyü’nün ana yol üzerinde olması sebebiyle
öğretmenlerin ilçe merkezine günübirlik gidiş dönüş yaptıkları ve bu nedenle de
köyde kalmayı tercih etmedikleri, ilçe merkezinde 2 blok olarak yaptırılan
lojman binalarında ise öğretmenlerin barınmakta olduğu belirtilmiştir.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/596) esas numaralı soru önergesi: Kahramanmaraş Merkez Anadolu
Lisesi 24 derslikli inşaatı projesi bedeli 5 milyon 500 bin Türk lirasıdır.
2011 yılı ödeneği 750 bin TL, 2012 yılı ödeneği 2 milyon 500 bin TL ve 2013
yılı ödeneği 2 milyon 250 bin TL’dir. Söz konusu proje için mahalline
gönderilen ödenek miktarı ise 2 milyon 190 bin Türk lirasıdır. Proje ihalesi
yapılmış olup, 2013 yılı sonunda bitirilmesi planlanmıştır.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/599) esas numaralı soru önergesi: Proje tutarı 4 milyon 893 bin
TL olan Kahramanmaraş Merkez Halk Eğitim Merkezi 14 derslikli inşaatı 2011
yılında tamamlanmıştır.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/617) esas numaralı soru önergesi: Bakanlar Kurulunun 03/01/2012
tarihli ve 2012/2680 sayılı kararı doğrultusunda Bakanlığımız Talim ve Terbiye
Kurulu Başkanlığının 20/10/2010 tarihli ve 76 sayılı Kararı’yla kabul edilen
Millî Eğitim Bakanlığı ortaöğretim kurumları haftalık ders çizelgelerinde ortak
dersler arasında yer alan millî güvenlik bilgisi dersi 2012-2013 eğitim ve
öğretim yılından itibaren uygulamadan kaldırılmıştır.
2011 ve
2012 KPSS’ye katılmış tarih öğretmeni alanında 17.207 potansiyel aday
bulunmaktadır. Bütçe kanunlarının verdiği yetki yanında Bakanlar Kurulunca
Bakanlığımıza tahsis edilen ve Maliye Bakanlığınca kullanım izni verilen
öğretmen kadroları iller ve alanlar itibarıyla belirlenen öğretmen ihtiyaçları
çerçevesinde yapılan atamalarda kullanılmaktadır. Bu kapsamda, tarih
öğretmenliği için ayrılan kadrolara adayların KPSS’den aldıkları puan üstünlüğüne
göre atamaları yapılmaktadır.
Sayın
Topcu’nun (6/639) esas numaralı soru önergesi: Bakanlığımızca 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu kapsamında yapılan özürlü personel istihdamı, Özürlülerin
Devlet Memurluğuna Atanma Şartları ile Yapılacak Merkezî Sınav ve Kura Usulü
Hakkında Yönetmelik Hükümleri doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Söz konusu
yönetmeliğin 11’inci maddesi gereğince Bakanlığımızda yurt dışı teşkilatı hariç
toplam dolu memur kadro sayısının yüzde 3’ü oranında özürlü personel istihdamı yapılmaktadır.
Sistemde yapılan…
BİNNAZ
TOPRAK (İstanbul) – Engelli efendim, özürlü değil.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Affedersiniz?
BİNNAZ
TOPRAK (İstanbul) – Engelli.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Engelli, anladım. Evet.
BİNNAZ
TOPRAK (İstanbul) – Teşekkürler.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Sistemde yapılan bilgi güncellemelerinden
sonra 27/09/2012 tarihi itibarıyla toplam dolu memur kadro sayısı, tüm hizmet
sınıfları 840.180’dir, toplam çalıştırılması gereken engelli personel sayısı
25.205’tir. Dolu memur kadro sayısının yüzde 3’ü, toplam çalışan engelli
personel sayısı 8.646, toplam açık olan özürlü kontenjanı 16.739’dur. Bu
çerçevede, 2012 yılında Bakanlığımız taşra teşkilatında özürlü personel olarak
istihdam edilmek üzere memur kadrosunda 135, hizmetli 708 olmak üzere 843 adet
kadroya Engelli Memur Seçme Sınavı sonucuna göre yerleştirme işlemleri yapılmış
olup, atama süreci hâlen devam etmektedir.
Sayın
Topcu’nun (6/652) esas numaralı soru önergesi: 2012 yılına ait görevlendirme
bilgisi girilen öğretmenlerden, görevlendirme ve vekâlet şeklinde taşra
teşkilatı yöneticisi olarak çalıştırılan iller bazındaki toplam sayı 48
kişidir.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/661) esas numaralı soru önergesi: Kahramanmaraş ili Afşin ilçesine
16 derslikli bir eğitim binası ve 200 öğrenci kapasiteli pansiyon binası yapımı
2012 Devlet Yatırım Programı’nda yer almakta olup, Bakanlığımız ile Başbakanlık
Toplu Konut İdaresi Başkanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında
planlanmış ve ihale aşamasına gelinmiştir. Yine, 2012 yılı Devlet Yatırım
Programı’nda yer alan Kahramanmaraş Merkez Kız Meslek Lisesi -24 derslikli,
artı anaokulu olmak üzere- Bakanlığımız ile TOKİ arasında imzalanan protokol
kapsamında 24 derslikli eğitim binası ve anaokulundan oluşmakta ve inşaatları
devam etmektedir.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/662) esas numaralı soru önergesi: Kahramanmaraş Valiliğince
konuya ilişkin olarak 2012 yılı İl Özel İdaresi Yapım Programı kapsamında
4/9/2012 tarihinde yapımına başlanan 3 derslikli Bozlar İlköğretim Okulu ile 4
derslikli Soğukpınar İlköğretim Okulu inşaatlarının devam etmekte olduğu ve
yapılan yeni dersliklerle her 2 okulun da derslik ihtiyacının karşılandığı
bildirilmektedir.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/692) esas numaralı soru önergesi: 28/9/2012 tarihli
Bakanlığımız MEBBİS Norm İşlemleri Modülü verilerine göre 2011 ve 2012 KPSS
sınavına girmiş potansiyel bilişim öğretmeni sayısı 8.543’tür. Bilişim
teknolojileri alanında 2011 yılında potansiyel aday sayısı 2.605 olup 2012
Şubat ve Ağustos sonrası ataması planlanan 313 kişidir.
Sayın
Öğüt’ün (6/707) esas numaralı soru önergesi: Ardahan Valiliğince, konuya
ilişkin olarak il merkezi ve ilçelerde proje kapsamında yapılan ilköğretim ve
ortaöğretim okullarındaki tuvaletlerin bina içerisinde olduğu ve şu ana kadar
herhangi bir sıkıntının yaşanmadığı, köylerdeki 1-5 derslikli ilköğretim
okullarının çok eski yıllarda yapılmış olması nedeniyle tuvaletlerin bina
içerisinde olmadığı, soğuk hava koşulları nedeniyle kısa zamanlı donmaların
meydana geldiği, bu nedenle de öğrencilerin taşınabileceği merkezî yerlere her
yıl tahsis edilen ödenekler doğrultusunda 8 derslikli ilköğretim okulları
yapılarak öğrencilerin daha sağlıklı ortamlarda eğitim görmeleri için
çalışmalarının devam ettiği belirtilmiştir.
Sayın
Öğüt’ün (6/709) esas numaralı soru önergesi: Erzurum Valiliğince, il ve ilçe
merkezlerinde bulunan eğitim kurumlarındaki tuvaletlerin bina içerisinde
olduğu, köy ilköğretim okullarında ise dışarıda bulunan tuvaletlerin önümüzdeki
yıllarda yatırım programları çerçevesinde bina içerisine alınacağı; Kars
Valiliğince, yeni yapılan okulların tamamında tuvaletlerin okul binası
içerisinde olduğu; Ağrı Valiliğince, ilde bulunan köy ilköğretim okullarından
68’inde yapılan 2011 yılı onarım ve tadilatlarla tuvaletlerin bina içerisine
alındığı, geri kalan köy okullarında bütçe imkânlarına göre bina içerisine
alınması planlandığı belirtilmiştir.
Sayın
Işık’ın (6/823) esas numaralı önergesi: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca,
konuya ilişkin olarak yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari
personelin mali ve özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik Başkanlıklarınca
başlatılan çalışmaların devam ettiği; konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı
ile mutabakat sağlanması ve 2547 sayılı Kanun değişikliği kapsamında
yükseköğretimin yeniden yapılandırılması çerçevesinde gerekli düzenlemelerin
Bakanlığımızla müşterek olarak yürütüleceği belirtilmektedir.
Sayın
Dedeoğlu’nun (6/867) esas numaralı soru önergesi: Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
dışında hayırsever kişi ve kuruluşlar ile hane halkının yaptığı harcamalara
ilişkin bilgiler Eğitimin Finansmanı ve Eğitim Harcamaları Bilgi Yönetim
Sistemi (TEFBİS) Projesi kapsamında toplanmakta olup sonuçlandığında kamuoyuyla
paylaşılacaktır.
Merkezî
bütçeden eğitime ayrılan kaynak miktarı dışında çeşitli kamu ve özel kuruluşlar
ile hayırsever vatandaşların eğitime destek olmaları yönünde önemli çalışmalar
yürütülmektedir. Özellikle Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası çerçevesinde
ülke genelinde 2004-2012 yılları arasında 34.465 derslik yaptırılmıştır.
Bakanlığımızın bu yöndeki çaba ve çalışmaları bundan sonra da devam edecektir.
Sayın
Kalkavan’ın (6/876) esas numaralı soru önergesi: 14 Eylül 2011 tarihli ve 28054
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 652 sayılı Millî Eğitim
Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Amaç
ve kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı;
Anayasa, 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel
Kanunu ile kalkınma plan ve programları doğrultusunda millî eğitim hizmetlerini
yürütmek üzere Millî Eğitim Bakanlığının kuruluş, görev, yetki ve sorumluluklarını
düzenlemektir.” hükmü yer almaktadır. Dolayısıyla, yukarıda ifade edildiği gibi
eğitim hizmetlerinin 1739 sayılı Kanun doğrultusunda yürütülmesi amaçlanmıştır.
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Bakanlığımızın teşkilat ve görevleri
düzenlenmektedir. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu gibi eğitim sistemini
belirleyen bir kanun değildir. Eğitim hizmetlerinin 1739 sayılı Kanun
doğrultusunda yürütüleceği açık bir şekilde ifade edilmiştir.
Sayın
Öğüt’ün (6/1058) esas numaralı soru önergesi: Yükseköğretim Kurulu
Başkanlığınca Hacettepe Üniversitesi Rektörlüğünden alınan konuya ilişkin
yazısında, Beytepe Kampüsü ile Teknokent girişinde güvenlik amacıyla akademik
ve idari personel ile öğrencilerden alınan taşıt pulu ücretiyle misafirlerden
alınan giriş ücretinin üniversitenin Strateji Geliştirme Dairesi Başkanlığınca
sağlık, kültür ve spor adına açılan bir hesapta toplandığı, toplanan bu
paraların üniversitede öğrenim gören maddi imkânı olmayan öğrencilerin kılık
kıyafet, yemek, yol ve barınma gibi ihtiyaçlarının karşılanması için
kullanıldığı belirtilmiştir.
BAŞKAN –
Sayın Bakan, şimdi süremizin sonuna geliyoruz ama soru… Ek açıklama istiyor 4
milletvekilimiz. Onların sorularını alalım lütfen. Siz geri kalanını nasıl
takdir edeceksiniz ama onların sorularını bir alalım.
Sayın
Dedeoğlu, buyurunuz.
MESUT
DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sayın
Bakanımızın Türkiye genelinde atanamayan öğretmenler… Ayrıca Kahramanmaraş’ta
öğretmen açığımız ve derslik açığımız maalesef on yıldan beri giderilemedi ve
bir sisteme oturtulamadı. Bunun, tabii, çok büyük üzüntüsünü yaşıyoruz
Kahramanmaraş olarak.
Önümüzdeki
dönem içerisinde tüm Türkiye’de ve Kahramanmaraş’ta bu eğitim açığımızın
dersliklerimizin kapatılmasıyla ilgili ve öğretmen atamaları -ki siz de ifade
ettiniz 2 bin küsur öğretmen açığımızın olduğunu- ne zaman tamamlanır? Eğitim
konusunda nasıl bir rahatlama söz konusu olur tüm Türkiye için ve Kahramanmaraş
için?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Dedeoğlu.
Buyurunuz
Sayın Bakan.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Sayın milletvekilleri, derslik ihtiyacı
ve öğretmen ihtiyacıyla ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin bize
takdir ettiği kaynakları doğrultusunda, bütün kaynaklarımızı da optimal
derecede kullanarak karşılamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bu yıl bize yaklaşık 3
milyar Türk lirası civarında yatırım için ödenek ayrıldı. Biz de bu ödenekleri
illerin ihtiyaçlarıyla oranlayarak tahsis ediyor ve kullanıyoruz. Türkiye Büyük
Millet Meclisi kaynaklarını ne kadar çok artırabilirse biz de o kadar kaynağı
yatırıma dönüştürme şansına sahip olacağız. Aynı husus öğretmenler için de
geçerli.
Bizim
yüzde 100 okullaşma oranlarına ulaşmamız hâlinde öğretmen ihtiyacımız belli ve
bu, bütçe imkânlarıyla bize verilen kadrolarla ancak doldurulmakta. Onun
dışında biz ücretli öğretmenlerle de eksiğimizi gidermeye çalışmaktayız. Şu ana
kadar eğitimde, özellikle öğretmen açısından herhangi bir aksaklık söz konusu
olmadı. Kadro arttıkça biz de öğretmen ihtiyacımızı dolduracağız.
Benim
tahminim çok kısa bir süre içerisinde, yani şayet bütçe verilmesi hâlinde iki
yıl gibi, üç yıl gibi süre içerisinde hem Anadolu’daki illerimizin derslik
ihtiyacının kapatılabileceği hem de öğretmen ihtiyacının karşılanacağı
doğrultusundadır.
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz.
Sayın
Işık…
ALİM IŞIK
(Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın
Bakana, geç de olsa bazı sorularımıza verdiği cevaplar nedeniyle teşekkür
ediyorum ancak birkaç ilave sorum ve katkım olacak.
Öncelikle
ücretli öğretmen çalıştırma yerine şu anda ataması yapılmayan birçok öğretmen
bekliyor. Bunlardan atama yapılması daha doğru bir uygulama olmaz mı? Buna
engel nedir? Kanun hükmünde kararnamenin buna bir engeli yok. Şu ana kadar
yapılmış olan ve yıllarca devam eden uygulamayı neden değiştirdiniz?
Yine,
mesleki ve teknik öğretmenlerde çok ciddi bir sorun var ve atama bekleyen,
yıllarca bu atamayı bekleyen öğretmen adayına nasıl bir cevap vereceksiniz?
Bir diğer
konu da, son dönemde okullardaki tek tip kıyafet uygulamasına son veren kararınızla
özel okullarda ayrı bir uygulama, devlet okullarında ayrı bir uygulama
başlıyor. Özel okullarda yüzde 60 veli onayı ararken neden bu devlet okullarına
uygulanmıyor? Dolayısıyla bu sektörde ortaya çıkan sorunların çözümü için geçiş
süreci uygulanabilir mi?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz.
Buyurunuz
Sayın Bakan.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Ücretli öğretmenle ilgili hemen şunu
söylemeliyim: Aslında, bizim, kontenjan olarak öğretmen ihtiyacını belirlerken
-az önce ifade ettim ama tekrar altını çizerek söylemek istiyorum-
ilköğretimde, daha doğrusu ilkokulda, ortaokulda ve lisede okullaşma
oranlarının yüzde 100 olması hâlinde biz ihtiyaç duyacağımız öğretmeni
tanımlıyoruz orada. Şu anda okullaşma oranları o seviyede olmadığına göre -ki
bu sene yeni rakamları henüz tam olarak çıkarma şansına sahip olamadık-
dolayısıyla öğretmen ihtiyacımız bugünden itibaren 120 bin değil, yüzde 100
okullaşma oranına göre belirlenmiş bir ihtiyaç. Geçen yıl 64.600 civarında
ücretli öğretmen istihdam edilmişken dönem başında -dönem sonunda bu 56 bine
düşmüştü- bu yıl il emrindeki öğretmenlerin görevlendirilmeleri yapılarak
görevlendirmelerin, öğretmenlerin geçici görevlendirmelerine son verilerek,
alınan tedbirler sebebiyle, yaklaşık olarak ücretli öğretmen sayısında çok
ciddi bir azalma oldu, 50-55 bin civarında ücretli öğretmenden tasarruf ettik.
Bu yüzden bu yıl yaklaşık 12-13 bin civarında ücretli öğretmene ihtiyaç duyduk.
Önümüzdeki yıllar bu daha da azalacak. Dolayısıyla ücretli öğretmen uygulamasının
sonuna geldiğimizi ifade etmek istiyorum. Birinci husus bu.
İkinci
husus ise, özellikle devlet okullarında belirli orandaki velinin talep etmesi
hâlinde bile yine velilerin ekonomik gelir düzeylerindeki farklılıkların
olabileceğini tahmin ederek forma sebebiyle velilere ek bir yük getirilmesini
uygun görmedik. Dolayısıyla da, devlet okullarında kıyafeti bütünüyle serbest
bıraktık.
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz.
Sayın
Topcu.
ZÜHAL
TOPCU (Ankara) – Teşekkür ediyorum.
Sayın
Bakana benim de birkaç tane sorum var.
Özellikle,
Sayın Bakan, son günlerde alan değişikliği yapan öğretmenlere tekrar tayin
hakkı veriyorsunuz ama eşinden ayrılıp tekrar eski yerlerine gideceksiniz
diyorsunuz. Öğretmenler gerçekten bunalımda, bu konuda başka bir uygulama
getirmeyi düşünüyor musunuz, bunu sormak istiyoruz.
Yine
benim de bu atanamayan öğretmenlere yönelik olarak yeni mezun öğretmenlere
KPSS’de alan sınavı yapılsın ama bu arkadaşlarımızın, atama bekleyen
arkadaşlarımızın sınav sürelerini bir yıla indirdiniz. Bunları uzatmayı
düşünüyor musunuz? Bu arkadaşlarımıza ek bir fırsat sunabilir misiniz?
Ve yine,
kalite konusunda, öğretmen değişikliğinin yarıyılda, yıl ortasında
yapılmayacağına yönelik ifadeleriniz olmuştu ama ücretlilerde bunun beş kereye
kadar çıktığını görüyoruz. Beş tane…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Topcu.
Buyurunuz
Sayın Bakan.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Yani, önce hemen şunu söyleyeyim: Ücretli
öğretmeni kontrol etmek benim elimde değil, yani çalışmak istiyorsa ister,
istemezse çalışmaz. Dolayısıyla, ona dair değişikliğin üzerinden konuşmanın
doğru olmadığı kanaatindeyim ama hemen şunu söylemek istiyorum: Biz,
öğretmenlerimizi herhangi bir okulda görevlendirirken, oradaki çocuklarımızın
ihtiyaçlarını esas alıyoruz. A okulunda, B alanında bir öğretmene ihtiyacımız
varsa, görevlendirmeyi, atamayı da ona göre yapıyoruz.
Şimdi,
siz, bir öğretmen düşünün. Kendisinin bir yan dalı var ve yan dalına geçerek o
okula gitmeyi kendisi tercih etmiş. Şimdi, bu tercihi sebebiyle ben onu oraya
göndermişim. Şayet bulunduğu yerde, yeniden eski alanına dönecek olursa orada o
kadroyu doldurmuş olacak ve ben ihtiyaç duyduğum diğer alandaki öğretmeni atama
şansına da sahip olamayacağım. Bu, sizce bir idare olarak doğru bir şey midir?
Artı, eğer bu iyi niyetle yapılmışsa idare olarak doğru bir husus değildir. İyi
niyetle yapılmamışsa böyle bir fırsatı vermek ahlaki midir?
Bu açıdan
bakıldığında, ben, öğretmenlerimize tekrar fırsat veriyorum. Alan değiştirmiş
olmaktan dolayı eğer bunun yanlış bir karar olduğunu düşünüyorlarsa kendi
okullarına, önceki yere gitsinler çünkü ona orada ihtiyacımız var ve onun
bulunduğu yerde de bu değiştirmiş olduğu alan için öğretmene ihtiyacımız var,
biz oraya onu gönderebilelim. Aksi takdirde, bu uygulamayı yapamayız.
Bu açıdan
bakıldığında, biz, alan değişikliği yapmış öğretmenler kendi illerine, eski
illerine, eski kadrolarına gitmezlerse onların alan değişikliği talebini kabul
etmeyeceğiz.
Nihayet,
biz, kanundan… Az önce defalarca bahsettim. Burası Türkiye Büyük Millet
Meclisidir, bizler de kanun yapıcılarız bir tarafıyla. Bir taraftan bir kanun
yapıyoruz, o kanunda diyoruz ki: “Yıl içerisinde öğretmen atanmaz, yer
değiştirilmez, öğretmen gittiği yerde en az 3 yıl çalışmak durumundadır.”
diyoruz ve siz yine kanun yapıcıların temsilcileri olarak bana “Kanuna uyma,
atama yap.” diyorsunuz. Bunun kendi içinde tutar tarafı olabilir mi? Ben
kanunun emrini yerine getirmeye çalışıyorum ve bütün gücümle ve de maalesef
haksız bu şekildeki yönlendirmelerle de mücadele etmek durumunda kalıyorum.
Hâlbuki, kanun yapıcı olarak sizlerin bu kanun hükmüne bana destek vererek sahip
çıkmanız lazım.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN –
Sayın Bakan, süremizi aştık, bitirdik ama soru soran 2 milletvekilimiz sisteme
girmiş.
Sayın
Aslanoğlu, buyurunuz.
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, ben Plan ve Bütçe
Komisyonundaydım. Benim sorum vardı, bilemiyorum cevap verdiniz mi yoksa…
BAŞKAN –
Cevabını verdi.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Verdim.
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) -
Verdiyseniz efendim…Tabii, herhâlde o konu çözülmüştür. Yoktum, özür
diliyorum, dinleyemedim.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Ben size ayrıca yazılı olarak …
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Yalnız, bir sorunu iletmek zorundayım.
Cuma
günü, karda kışta, İstanbul’da, Bakırköy-Osmaniye’de, 500 tane, ilkokulları
kapatılacak diye, seneye ilköğretim okuluna kayıt yapılmayacak diye tüm veliler
sokaktaydı. Daha sonra, Bakırköy Millî Eğitim Müdürlüğü, Bakırköy Belediye
Başkanlığı “Sağlık meslek lisesi taşınacak.” diye bir şayia atmışlar. Orada
Bakırköy Belediyesi ve Büyükşehir Belediyesi okul yeri koydu, sağlık meslek
lisesinin öncelikle yapılıp bu velilerin rahatsız edilmemesi lazım. Bu açıdan
hassas bir konu. 400 tane veli sokaklardaydı. Konuyu bir inceletip bu velileri
rahatsız etmeyelim.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Hayhay, memnuniyetle, tamam.
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Aslanoğlu.
Sayın
Halaman’ın da ek bir açıklama talebi var.
Buyurunuz.
ALİ
HALAMAN (Adana) – Başkanım, teşekkür ediyorum.
Ben
sordukları için Sayın Bakanıma şöyle bir soru sormak istedim: Atanamayan
öğretmenleri caminin önünde yem bekleyen güvercinlere benzetir gibi oldu
zannedersem, öyle söylediler. Şimdi, o atanamayan öğretmenler “Kızılay’da yani
Güvenpark’ta bekliyoruz.” diyorlar. Bunların beklemeleri uzun sürer mi?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN –
Teşekkür ediyoruz Sayın Halaman.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Sayın Halaman, ben size bir –soruya
soruyla cevap olmaz ama- şey sormak istiyorum: Biz çocuklarımızın, aslında,
konusunu iyi bilen insanlar tarafından eğitilsin istiyor muyuz, istemiyor
muyuz? Bugüne kadar, sizin belki şahsınız değil ama siz ve benzeri pek çok
insan; konusunu iyi bilen, iyi yetişmiş öğretmenlerin çocuklarımıza ders
vermesi konusunda talepte bulundunuz. Ve ben de o talep doğrultusunda, bundan
sonra öğretmen seçerken alan sınavı da yaparak konusunu hemen yanı başındaki
arkadaşından daha iyi bilenleri öğretmen almak üzere bir karar verdim ve bu uygulamayı
koyacağız. Şimdi, sadece alan sınavına girmemek için birilerinin atama talep
ettiği bir ortamda ve üstelik de az önce konuştuğumuz gibi kanunen artık “Dönem
arasında öğretmen ataması yapılamaz, dönem sonunda yapılacak ve yıl içinde ne
atama ne yer değiştirme olmayacak.” denildiği hâlde siz kanun yapıcı olarak
böyle bir atamayı ara dönemde yapma şansına sahip misiniz, değil misiniz? Ve
doğrusunu söylemek gerekirse, bunun üzerinden yapılan siyaseti ben çok doğru
bulmuyorum. Bizler insanlara doğruyu söylemeli ve doğruyu tavsiye etmeliyiz.
Sizin de, bizim de görevimiz bu olmalı.
BAŞKAN –
Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan. Süremiz doldu.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Sayın Başkanım, ben de teşekkür ediyorum.
BAŞKAN –
Soru önergeleri cevaplandırılmıştır, cevaplandırılmayanlar gündemde
kalacaklardır.
Sayın
Gümüş, sisteme girmişsiniz ama bu soru-cevap sistemi değil, sadece sözlü
soruları sormuş olan sayın milletvekillerimize ek bir açıklama istedikleri
zaman söz hakkı veriyoruz. Onun için, size söz veremeyeceğim.
Şimdi,
alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1’inci
sırada yer alan, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik
Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri
1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın;
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük
Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa
Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
2’nci
sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu
ile Adalet Komisyonu Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa
Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3’üncü
sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Hükümeti Arasında
Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya
Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/650) (S. Sayısı: 339)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
4’üncü
sırada yer alan, Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç
veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine
Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
4.- Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme
Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle
Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu (1/625) (S.
Sayısı: 342)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
5’inci
sırada yer alan, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkanvekili Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İstanbul
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ile 3 Milletvekilinin; Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
başlayacağız.
5.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ile Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ile 3
Milletvekilinin; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (1/717, 2/1030) (S. Sayısı: 370) (x)
BAŞKAN –
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon
raporu 370 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın
milletvekilleri, alınan karar gereğince bu tasarı İç Tüzük’ün 91’inci maddesi
kapsamında görüşülecektir. Bu nedenle, tasarı tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde
görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.
Tasarının
tümü üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili İzzet
Çetin konuşacaktır.
Buyurunuz
Sayın Çetin.
CHP GRUBU
ADINA İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
370 sıra sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, konuşmama başlamadan önce dün Türkiye Taşkömürü Kurumu Kozlu
İşletme Müessesesinde yaşamını -iş cinayeti diyebileceğimiz- yine bir iş
cinayetinde yitiren 8 işçi arkadaşımıza Allah’tan rahmet, acılı ailelerine
sabır diliyorum.
Değerli
arkadaşlar, iş kazaları ya da iş cinayetleri olarak değerlendirebileceğimiz bu
cinayetlerin artık durması gerekiyor. Bu konuda uzun yıllar iş yerlerinin
denetimsiz olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu
konuda özellikle 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu diye geçmişteki
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nü kuşa çevirip denetimsizliği ve keyfîliği
yasallaştırmanız sırasında da bu konulara dikkat çektik.
Yine,
Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili olarak ben, geçtiğimiz yıl 27 Ekim
tarihinde vermiş olduğum bir araştırma önergesiyle iş yerlerinin denetimsizliğinden
söz ettim ve bu kazaların, bu cinayetlerin kaçınılmaz olduğunun üzerinde
durarak Meclis araştırma önergesi sunmuştum. Bunu, AKP Grubu milletvekillerinin
oylarıyla 15 Mart tarihinde reddettiniz.
Değerli
arkadaşlar, bunların bir son bulması için birazcık Çalışma ve Soysal Güvenlik
Bakanlığının sorumluluğu olması gerekir diye düşünüyorum ve sorumluluğa davet
ediyorum. Gerçekten Taşkömürü Müessesesinde –bugün grup konuşmasında genel
başkanım da söyledi- işletmenin müessese yetkilileri veya yapı denetim
elemanları, Çalışma Bakanlığının İş Teftiş Kurulu
(x) 370 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
Başkanlığı
müfettişleri ve hatta firmanın denetim elemanları bile keyfîliğe dikkat
çekiyor, rapor tanzim ediyor, Sayıştay raporlarına giriyor bu. Kaçınılmaz
olduğu ifade ediliyor, bu şekilde çalıştırmanın devamı hâlinde bu iş
cinayetinin. Ve cinayet “Geliyorum.” diye diye 8 işçimizin daha canını alıyor.
Bunların sorumluluğu Sayın Bakanın ve Başbakanın omuzlarındadır. Yani ülkemizde
adına “iş cinayeti” dediğimiz cinayetlerin sorumlusu, bu denetimsizliği
sürdüren bakanlar ve bürokratlardır, başka hiç kimse sorumlu değildir.
Değerli
arkadaşlar, bundan sonra olmaması için alınması gereken tedbirler esasında
herkes tarafından bilinen tedbirler. Yapılması gereken iş, artık, emeği,
emekçiyi bir meta gibi görme anlayışı yerine onun da bir insan olduğunun, alet
edevattan ya da diğer canlılardan daha önemli bir varlık olduğunun Bakan ve
Başbakan tarafından da kavranmasından geçer.
Söylemişiz;
işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki denetimsizlik, yaptırımların
yetersizliği, sorumlu ve ilgililerin vurdumduymazlığı nedeniyle ülkemizde
yaşanan iş kazaları artık “iş cinayetleri” olarak anılmaktadır. Ölümlü iş
kazalarının yoğun olarak yaşanmasının nedenleri arasında denetimsizlik kadar
taşeron uygulamasının, iş güvencesiz çalıştırmanın, sendikasızlaştırmanın ve
kayıt dışının ekonominin neredeyse yüzde 40’ını bulmuş olmasının altını
çizmişiz. O nedenle, burada yapılması gereken iş, gerçekten, taşeron
uygulamasını sonlandırmaktır. Taşeron uygulamasını asıl çalışma biçimi hâline
getirip denetimsiz, kontrolsüz, güvencesiz çalıştırma biçimini yaygınlaştırmak
bu iş cinayetlerine davetiye çıkartmak anlamına gelecektir.
Değerli
arkadaşlarım, şimdi, gündemimizdeki 5510 sayılı Kanun’da değişiklik yapan kanun
tasarısıyla ilgili düşüncelerimizi açıklamaya geldi.
Bildiğiniz
gibi, bu 5510 sayılı Yasa, 2006 yılında, AKP Hükûmetince bir reform olarak
sunuldu. Tabii bu reformun 2005 yılında proje sahipleri de Dünya Bankası ve
diğer uluslararası finans kuruluşları idi. Bunun için Japonya da kredi
vermişti, adına “reform” dedik ve geçtiğimiz yıl bir başka kanun, Genel Sağlık
Sigortası Kanunu yürürlüğe girdi. Bir kanun yapıyoruz, üzerinden bir yıl gibi
bir süre geçiyor, uygulamasında bir sürü aksaklık görüyoruz ve diyoruz ki kanun
tasarısının gerekçesinde: “Bu konularda, sosyal güvenlik uygulamalarında süreç
içerisinde ortaya çıkan ihtiyaçlara cevap amacıyla sigortalı lehine bazı
düzenlemeler yapılmak zorunluluğu doğmuştur.”
Değerli
arkadaşlar, şimdi, burada kanun tasarısına baktığınız zaman 5510’la ilgili,
5502’yle ilgili, 5335’ye ilgili, daha 7 Kasım tarihinde Resmî Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar Kanunu ile ilgili
değişiklikler göreceksiniz. 6356 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinin üzerinden
tam bir ay gibi bir süre geçmişti ki bu tasarının içinde değişiklik teklifiyle
geliyorsunuz. Genel sağlık sigortası uygulamasının üzerinden bir yıl geçiyor, değişiklik teklifi ile
geliyorsunuz ve yasanın, “reform” diye sunduğunuz bu Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanun Tasarısı’nın üzerinden daha birkaç yıl olmuş, pek çok
konuda şapır şapır dökülen tasarıda üç beş önemli değişiklik getiriyorsunuz.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına şunu net olarak söylüyorum: Bu tasarıyla
gelen 5510 sayılı Yasa’daki değişiklikleri olumlu görüyoruz. Pozitif olduğunu
ve bizim de desteklediğimizi, diğer siyasi parti gruplarının da Plan ve Bütçe
Komisyonundaki görüşmeler sırasında desteklediğini gördük ve mutlu olduk.
Ancak, hani, bir halk deyimi vardır: “Delik büyük, yama küçük.” O kadar çok
sorun varken sadece üç beş konunun ele alınmış olmasını yeterli bulmadık.
Örneğin, bütçe kanununun üzerinden de daha birkaç gün geçti, orada da gündeme
geldi. Şimdi, bizim -sayıları bir hayli yüksek olan- dul maaşımız 190 lira. 9
Eylül 1999 tarihinden sonra işe girip beş yıl sigortalılık süresi ve en az 900
günü olanların geride kalan eşlerine dul aylığı bağlanır ama yeni emekli
aylığı, asgari ücretin yüzde 35’inin yüzde 50’si kadardır. Eğer 8/9/1999 öncesi
olsaydı bu iş, en düşük aylık 376 lira olacaktı. Bu kişi 900 gün prim ödemiş
olsa aylığı 750 lira olacaktı. Yani bu dul aylığının düzeltilmeye ihtiyacı yok
mu?
Şimdi,
yaşlılık aylığını Sayın Başbakan bütçe görüşmeleri sırasında, burada “2002’de
24 lira olan yaşlılık aylığını 122 liraya çıkarttık.” diye övünerek anlattı.
Şimdi, 2002 yılında 24 lira yaşlılık aylığı alan Ayşe Nine, o zaman, o
aylığıyla bir küçük altın alabiliyor ve torununa takabiliyordu düğününde. Şimdi
122 lira ile küçük altını alma bir yana, düğüne gidememenin üzüntüsü içerisinde
yan çizip torununu yalnız bırakıyor.
Daha önce
adına Sayın Bakanın bile “İntibak Yasası” diyemediği bir yasa çıkarttık. Yani,
emekliler de “Bu ay alacağız.” diye beklediler. Son günlerde -gazetelere
bakıyorum- artık vıcık vıcık, neredeyse -özür dileyerek söylüyorum- yalakalık
boyutunda “Kim, ne kadar aylık alacak?” diye fersah fersah konuşuyorlar.
Aldıkları maaş, yapılan zamlarla ceplerine girmeden gitti emeklilerin ama orada
yine sosyal güvenlik kurumlarını tek çatı altında birleştirirken banka ve
reasürans şirketlerinin sandıklarını da bu kapsama aldınız. Oralarda da bir
sürü emekli var, kapsam dışına bıraktınız. Onların sorunlarını çözmek Hükûmetin
görevi değil mi?
Yine,
5510 sayılı Yasa yürürlüğe girerken kaldırdığınız “itibari hizmet süresi” diye
değerlendirilen ve basın emekçilerinin, madenlerde çalışanların bile
yararlanamayacağı konuma getirdiğiniz itibari hizmet düzenlemesini yapmak
Hükûmetin görevi değil mi?
Değerli
arkadaşlar, Sosyal Güvenlik Kurumu sayesinde vatana hizmet, neredeyse, hizmet
edene ve ailesine eziyete dönüştü. Askere çağırdığımız ve vatan borcu
bildiğimiz askerlik görevini yapmak için 20 yaşında işini bırakıp askere giden
çocukların sigortalılık süreleri sona eriyor ve bakmakla yükümlü olduğu ailesi
ve yakınları varsa onlar da gelir testine tabi tutuluyor, eğer aylık gelirleri
asgari ücretin üzerindeyse “Haydi bakalım, siz de genel sağlık sigortası primi
ödeyiniz.” diye onlara yükümlülük yüklüyoruz. Askerliğini bitirip dönünce de
belli bir süre sonra tonlarca parayı, “askerlik borçlanması” adı altında, zorla
askere aldığımız yurttaşımızdan “borçlanma” adı altında tahsile kalkışıyoruz.
Biz eğer sosyal devletsek “askerlik borçlanması” denilen kavramdan utanç
duymamız gerekir. Yapılması gereken işlem, onu eş değer hizmet anlayışı
içerisinde, kamu hizmetini vatanı için yapan askerin askerlikte geçen
süresinin, devlet tarafından sigorta primlerinin ödenmesi ve askerlik süresince
bakmakla mükellef olduğu aile efradına devletin bakması, en azından sağlık
primlerini almaması gerekir.
Yine
Sosyal Güvenlik Kurumu eşlere, kızlara ve öğrencilere “Çalışırsanız sizi
cezalandırırım.” diyor. Neden düzeltmiyorsunuz? Yani eğer eş, kız ve öğrenciyse
18 yaşına kadar tamam ama “Ailemin ekonomisine katkı yapayım.” deyip eğer otuz
gün çalışırsa “Senden sigorta primi tahsil ederim…”
Değerli
arkadaşlar, yine emeklilerle ilgili asgari aylık uygulamasını kaldırdınız,
emekliler perişan, taban aylığı uygulaması yok. Onu yeniden gündeme getirmek
sosyal devletin görevi değil mi?
Sayın
Başbakan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Yatırım, Destek ve Tanıtım Ajansının
resmî sitesinde Türkiye’de yatırım yapmak için 10 neden saymış orada. Bunlardan
bir tanesinde “Türk işçisi yasal süreden çok çalışır, az hastalanır. Dünyada en
uzun çalışma süresi bizdedir. En kısa hastalanma hakkı Türk işçisindedir,
gelin, yatırımı Türkiye’de yapın.” diyor.
Bunları çoğaltmak mümkün, bu sorunların hemen hemen tamamına yakını
bizim 5510 sayılı Yasa’nın içerisinde çözüm bulmamız, Hükûmetin çözmesi gereken
konular.
Değerli
arkadaşlar, tasarının içeriğine geldiğimizde çok açıkça görülecektir ki yine
Hükûmet döneminde iş yasası değiştirilirken uygulamaya soktukları ve daha sonra
yasal hâle getirdikleri özel istihdam büroları herhâlde görevini yapamıyor.
Türkiye Cumhuriyeti bu sosyal alanda kurumlaştığından bu yana Türkiye’de görev
yapan, geçmişteki adı İş ve İşçi Bulma Kurumu bugün “İŞKUR” dediğimiz kurum
herhâlde iflas etmiş, yöneticileri, çalışanları akşama kadar yatıyor ki adına
iş ve meslek danışmanı diye… Bire bir, dünyanın en pahalı yöntemiyle istihdam
yaratmak için Başbakan bir talimat verdi “4 bin kişiyi işe alacağız” diye, apar topar bu yasa tasarısının içerisinde iş
ve meslek danışmanlarının istihdamına ilişkin alınamayan 1.183 kişinin
yılbaşına kadar alınmasına Başbakan söz verdi diye tasarının içerisine koydular
ve getirdiler, en pahalı iş bulma yöntemi. İşçi Bulma Kurumu, kurum olarak
yapamıyor, 4 bin tane adam sokakta bulduğu işsizin elinden tutup fabrikalarda
iş arıyor, bu adamı işe alır mısınız diye. Böyle bir anlayışla hizmet üretmeye
çalışıyoruz.
Değerli
arkadaşlar, yine, bunun içerisinde, kanun tasarısının içerinde, hepimizin
katıldığı ve gerçekten Sosyal Güvenlik Kurumunun bir paydaşı gibi algılanması
gereken esnaf temsilcisinin bulunmayışı büyük bir eksiklikti. Bundan sonra hem
genel kurulunda hem yönetim kurulunda temsil ediliyor olması, bir eksikliğin
giderilmesi adına ileri bir adım, olumlu bir adım, biz de ona katkı yaptık.
Yine
değerli arkadaşlar, bu yasanın içerisinde genel sağlık sigortasıyla ilgili
olarak bizim, benim, şahsımın 3 ayrı kanun teklifi olduğu gibi, pek çok
arkadaşımızın da 5510’la ilgili kanun teklifleri vardı. Demokratik bir anlayış,
eğer demokrasiyi içine sindiren bir Meclis Başkanı ve Bakan olsaydı ya da Plan
ve Bütçe Komisyonu Başkanı olsaydı yapması gereken iş, aynı konudaki teklifleri
tasarının içerisinde bütünleştirmekti. Dedik ki: “Bakınız, 18 yaşından itibaren
gelir testine tabi olacağı için öğrenciler -bunlar kanun teklifimizde de var-
liseyi bitirip üniversiteyi hemen kazanamayanlar olduğu gibi -kanun teklifinde
de var olduğu biçimiyle- zaten dört ay bir boşluk oluşuyor, gelir testine tabi
oluyor. Hükûmetin getirdiği tasarı dört ay süreyle yüz yirmi gün. Liseyi
bitirip üniversiteye girinceye kadar geçen sürede o boşluğu, sağlık sigortasını
biz ödeyelim devlet olarak.” Biz de “Ya kazanamayanlar var, birinci yılında
tutturamayanlar var. Kursa gidiyor, dershaneye gidiyor. Liseyi bitirip… Yirmi
yaşına kadar lisede okuyan ya da üniversiteye gidemeyenler, yirmi yaşına kadar
üniversitede okuyanlar da üniversite tahsilleri boyunca gelir testine tabi
olmasın. Ailelerin büyük bir bölümü fakir, yoksul. Hem üniversitede çocuk
okutamıyor hem çocuğuna dershane parası bulamıyor; bir de gelir testi için
SSK’ya genel sağlık sigortası primi ödemesin, bunu birleştirin.” dedik. “Yok
efendim.” “Niçin?” “Ya bizim tasarı var ya, onu görüşelim.” Arkadaşlar bir usul
vardır, bir adap vardır; bir gelenek göreneği vardır bu Meclisin. İlk defa…
“Alt komisyonda görüşün.” Gittik. “Üst komisyonda görüşün.” “Ya sen 3’üncü
maddede vermişsin, 67’de verseydik birleştirirdik.” Burası çocuk oyuncağı yeri
değil, ciddi bir kurum. Türkiye Büyük Millet Meclisinde görev yapmak… Bir
milletvekili bir teklif vermişse, onu ciddiye almak zorundasınız. Ve ne
yaptılar, o yüz yirmi günle ilgili sınırlı tuttular. Yapılması gereken…
Üniversitelerde okuyan çocuklar burs peşinde koşuyor, hepinizin kapısını
çalıyor. Kurs peşinde koşuyor. Harçlık için gece kahvelerde, sokaklarda
satıcılık yaparak yaşamını sürdürmek isteyenler var. Bütün bunların sorunlarını
görmezlikten gelmek sosyal devlet anlayışıyla bağdaşır bir durum değil.
Değerli
arkadaşlarım, yine bu 5510 sayılı Yasa görüşülürken… Özellikle geçtiğimiz günlerde
basına yansıdı. Emeklilerden emekli olduğu için geçinemeyip de çalışmak zorunda
kalanlardan 13 bin kişi bildirim yapmış, 600 bine yakın emekli iş yeri açmış,
çalışıyor. Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekiyor yasaya göre;
bilmiyor, ödememiş ya da geçinemiyor, saklamış. Müfettişlerimiz yakalamış
bunları, Maliyeyle Çalışma Bakanlığı iş birliği içerisinde. Herkes SGK’ya hücum
etti yılbaşına doğru. Eh, Sayın Bakan ve arkadaşlar diyorlar ki bana: “Sen bu
yasayı bütçe görüşmelerinin arasında görüştürmedin, bunun faturasını sana
keseceğiz.” Ben de diyorum ki yasa yapmayı bilin; muhalefetin, iktidarın görev,
yetki ve sorumluluklarını bilin. Yaptığınız kanunun daha çıkarılması sırasında
etkilenecek toplumsal kesimleri bilgilendirin. Kaptıkaçtı mantığıyla bir yasa
yaparsanız, on beş gün sonra değişiklik teklifiyle karşımıza gelirseniz elbette
sizin yanlışlarınızı ifşa etme görevi de muhalefet olarak bize düşer.
Yapılması
gereken iş… Şimdi, onlara, tabii ki böyle hani derler ya -çok özür dilerim
Kayserili yurttaşlarımdan- eşeğini kaybettirip sonra çıplak buldurma hikâyesi.
Şimdi emeklileri icra dairelerine mecbur ettiler, şimdi yarattıkları icraları
kaldırarak sorun çözmüş oluyorlar. Sorunun hem yaratıcısı hem de bulduğu çözüm
yoluyla onların gönlünü alarak, uyutarak, avutarak emeklileri, yol almaya devam
eden bir iktidar. Ha, emekliler hak ediyor mu bunu? Çok açıklıkla söylüyorum:
Oluk oluk oylarını AKP’ye veren emekliler bunu çoktan hak etti. Ama bize düşen
görev, emeklinin hakkını her yerde, her zaman savunmaktır.
Değerli
arkadaşlarım, bir başka konu: İktidar partisi hariciyeci alıyor dil bilmeyen,
devlet parasıyla yurt dışına gönderiyor bir yıl. Adalet Bakanlığı hâkim ve
savcı alıyor, dil bilmeyi gerektiren görevlere veriyor, dil bilmeyenleri
seçiyor, -yandaş, kendi yargıcı, savcısı- onları bir yıl süreyle yurt dışında
görevlendiriyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İZZET
ÇETİN (Devamla) - Otuz saniye daha verirseniz, toparlayayım sözümü.
BAŞKAN –
Sözünüzü tamamlayınız.
Buyurunuz.
İZZET
ÇETİN (Devamla) – Şimdi de Avrupa Birliği kırsal kalkınma projesi kapsamında
eleman almışlar. Hemen hemen tamamına yakını -öyle olacak ki yandaş- yüksek
ücretli. İki sene süre verilmiş, dil öğrenememişler. Bir-iki sene daha -hatta
dört sene de- getiriyorlar, dil öğrensin. E, ne olacak? Bu çocuklar işsiz
kalacak. Ya, dil bilen dünya kadar işsiz var, ta baştan onları alsana.
Değerli
arkadaşlar, son cümlem olarak söylüyorum: Bu Yasa Tasarısı’nın 5510 Sayılı
Yasa’yla ilgili bölümlerine katılıyoruz. Yetersiz buluyoruz, genişletilmeye,
geliştirilmeye ihtiyacı var, katkı yapacağız.
Teşekkür
ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkür ediyoruz Sayın Çetin.
Sayın
milletvekilleri, saat 20.00’ye kadar ara veriyorum.
Kapanma saati: 19.01
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 20.02
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Muhammet Bilal MACİT (İstanbul),
Fatih ŞAHİN (Ankara)
BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 49’uncu Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum.
370 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın tümü üzerindeki görüşmelere devam ediyoruz.
Komisyon
ve Hükûmet yerinde.
Şimdi,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı
konuşacaktır.
Buyurun
Sayın Kalaycı. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU
ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 370 sıra sayılı Tasarı’nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Tasarıda,
Türkiye İş Kurumu tarafından yapılan iş ve meslek danışmanı alımına dair
Danıştayın yürütmeyi durdurma kararı vermesi nedeniyle bir düzenleme
yapılmaktadır. Komisyonda ısrarlı talebimize rağmen, Danıştayın yürütmeyi
durdurma kararının gerekçesi öğrenilememiştir. Danıştay neden yürütmeyi
durdurma kararı vermiştir? Davacılar hangi gerekçeyle dava açmışlardır? Dava
açtıklarına göre, kurum tarafından başvurularının reddedildiği ortadadır. Kurum
bu kişileri neden daha önce işe almamıştır da şimdi dava açan açmayan, hepsinin
işe alınmasını sağlayacak bir düzenleme istiyor? Bu sorular aydınlığa
kavuşmadan böyle bir düzenlemeye “Evet” diyebilir misiniz?
Tasarıda
yapılan bir diğer düzenlemeyle, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun
bazı personeli için, yabancı dil belgesi olmayanların belgeyi getirmeleri için
tanınan sürenin bir yıl daha uzatılması öngörülmektedir. Bu konuda komisyonda
yeterli bilgiler verilmemiştir. 17-18 kez yapıldığı ifade edilen personel
alımlarının hangi tarihlerde gerçekleştiği, her bir sınavda kaç kişinin dil
şartını taşıdığı, dil şartını taşımayanların ne kadar süredir bu şartı yerine
getiremedikleri gibi konularda yeterli bilgi ve belge sunulmamıştır. Hükûmet
“Ben yaptım, oldu. Benim yanlış uygulamamı tasdik edeceksiniz.” demektedir.
Kurumların yanlış politikası sonucu işe alınmış personelin de bir mağduriyetle
karşı karşıya bırakıldığı ortadadır.
Bu
tasarının alelacele gündeme getirilmesinin başlıca sebebi bu iki konudur.
Beyler personel alımlarında yanlış yapmış, usulsüz işlem yapmış, Danıştay iptal
etmiş; mıntıka temizliğini de sizlere, Türkiye Büyük Millet Meclisine
yaptıracaklar, “Nasıl olsa parmaklar emrimizde.” diyorlar.
Değerli
milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak diğer maddelere destek ve
katkı verdik, hatta, tasarının vatandaşlarımızın yararına genişletilmesi için
öneriler sunduk. Sosyal Güvenlik Kurumu yönetiminde esnaf temsilcilerine yer
verilmesine ilişkin düzenleme, alt komisyonda oy birliği ile bu tasarıya dâhil
edilmiştir. 5510 sayılı Kanun’da yapılmayan bir düzenlemeyi gerçekleştiren, bir
eksikliği, bir haksızlığı gideren alt komisyonun üyesi olmaktan duyduğum mutluluğu
da özellikle ifade etmek istiyorum.
Bu
tasarıda, sağlık hizmetlerinden yararlandırılan çocukların, 20 yaşını aşmamak
kaydıyla, lise ve dengi öğrenimlerini bitirmelerini izleyen tarihten itibaren
yüz yirmi gün süreyle sağlık hizmetlerinden yararlanmaya devam ettirilmeleri
öngörülmektedir. Olumlu bir düzenlemedir ancak gençlerin, daha bir işe
giremeden sağlık sigortası primine muhatap kalmaları da dikkate alınarak,
üniversiteye gitsin gitmesin, herkesin 25 yaşını dolduruncaya kadar sağlık
hizmetlerinden yararlanması daha hakkaniyetli olacaktır. Bu konudaki önerimiz,
maalesef kabul edilmemiştir.
Yine, bu
tasarıda olumlu gördüğümüz maddelerden biri, gazilerimiz ve şehit ailelerini
ilgilendiren düzenlemedir. Buna göre, şeref aylığı alanlar, 2330 sayılı Kanun’a
göre aylık bağlananlar ve harp malulleri ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamında
aylık alanlar ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, ilave ücret
alınmaksızın özel hastanelerden yararlanabilmeleri için aranmakta olan “kamu
sağlık birimlerince sevk edilme” şartı kaldırılmaktadır.
Ancak şehit
yakınları ile gazilerimiz ve malullerimizin birçok sorunu bulunmaktadır. Onlara
pozitif ayrımcılık getirileceği, geniş imkânlar sunulacağı sözleri verilmesine
karşın yerine getirilmemiştir. Bu konuda geçen yıl temmuz ayında torba kanunda
yapılan düzenlemelerin kapsamı çok sınırlı tutulmuştur. Torba kanuna alınmayan
diğer konuların ekim ayında komisyonda değerlendirilmesi sözü verilmiş ancak üç
aydan fazla süre geçmesine rağmen hiçbir gelişme olmamıştır.
Ayrıca
şehit yakınlarına ikinci iş hakkı tanınmakla birlikte, hâlâ uygulamaya
geçilmemiş olup bu hakkın kullanımına dair yine sorunlar yaşanacaktır. Zira,
şehit yakını olup emekli olduğu ya da iş istemediği için yararlanamayacaklara
verilen hak kullanılamayacaktır. Dolayısıyla, bunlar için ikinci iş hakkı
anlamsız hâle gelmektedir. Gelin, bu tasarıda bu olumsuzluğu giderelim. Şehidin
anne ve babasıyla kardeşlerinin emekli, yaşlı ya da çalışıyor olması veya
çalışmak istememesi gibi nedenlerle ikinci iş hakkının kullanılma durumu yoksa,
bu hakkı şehit çocukları kullansın. Aslında, biz Milliyetçi Hareket Partisi
olarak, şehidimizin kaç çocuğu olursa olsun hepsine sahip çıkılmasını, hepsine
iş imkânı verilmesini savunuyoruz.
Yine,
şehit aileleriyle gaziler ve malullerin aylıklarının iyileştirilmesi,
haklarının genişletilmesi ve aralarındaki adaletsiz ve ayrımcı uygulamaların
giderilmesi gerekmektedir. Askerlik yaparken terörle mücadele dışı bir görev
esnasında şehit olanların ailesine “Oğlunuz şehit değil.” demek ve haklardan
yararlandırmamak büyük haksızlıktır, ayıptır. Görüştüğümüz bu tasarıya şehit
yakınları ve gazilerimizin aylıklarının iyileştirilmesi, anne ve babaya ayrı
ayrı, en az asgari ücret tutarında aylık bağlanması, şeref aylığının hiçbir
şarta bağlı olmaksızın eksiksiz ve tam olarak ödenmesi, devlet övünç madalyası
verilenlere şeref aylığı bağlanması, gazilere de ikinci iş hakkı ve faizsiz
konut kredisi hakkı tanınması, emniyet ve ordu vazife şehitleri ve malullerinin
de haklardan yararlandırılması, harp ve vazife malullerinin kullandıkları
ortez, protez, araç gereç, ilaç ve tıbbi malzemenin hiçbir kısıtlama olmaksızın
ve katılım payı alınmaksızın karşılanması gibi belli başlı hususların konulması
mümkündür.
Gelin,
hep beraber bir yiğitlik yapalım. Şehitlerimizin bizlere emaneti olan
ailelerinin, gazilerimizin ve malullerimizin bu sorunlarına çözüm getirelim.
Bunlar öyle uzun çalışmayı gerektirmez. Hükûmete diyorum ki: Artık, insanımızı
kandırmayı bırakın ve sözünüzü tutun.
Değerli
milletvekilleri, Sayın Bakan “Bu tasarı, yaklaşık 4,5 milyon vatandaşımızın
yararına.” diyor ama aslında, vatandaşımızı sıkıntıya sokan da, vatandaşa
haksız yere bir dünya borç çıkaran da kendileridir, AKP Hükûmetidir. Şimdi,
bazı sıkıntılar için kolaylık getirilmektedir. Bu tasarı ile asli olarak hak
etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alan sigortalı ya da bakmakla yükümlü
olduğu kişilere çıkarılan borçlar silinmektedir. Daha iyi anlaşılabilmesi için
uygulamaya ilişkin şöyle bir örnek vereyim: Eski adıyla BAĞ-KUR’lular, altmış
gün prim borcu varsa sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. Bu duruma düşen bazı
BAĞ-KUR sigortalıları annesinin, babasının ya da bir başkasının üzerinden
sağlık hizmetlerinden yararlanmış, kurum da bunu tespit ederek borç çıkarmış;
şimdi, bu borçlar siliniyor, doğru da yapılıyor. Aslında uygulamada yanlışlık
var.
Sayın
Bakan, siz prim borcu nedeniyle sağlık hizmeti vermediğiniz hâlde, daha sonra
sağlık sigortası primini tahsil etmek için BAĞ-KUR sigortalılarının yakasına
yapışmıyor musunuz? Yapışıyorsunuz, hem de faiziyle, gecikme zammıyla birlikte
alıyorsunuz. Peki, o dönemde cebinden yaptığı harcamaları karşılıyor musunuz?
Hayır. Hükûmet, BAĞ-KUR’luya “Borcun var.” diye hem sağlık hizmeti vermiyor hem
de “Borcunu öde.” diyor. Verilmeyen hizmetin primi alınmamalı, bu durum da
düzeltilmelidir.
Bu
tasarıyla yapılan bir diğer düzenleme, emekli aylığı alan esnaf ve sanatkârın
sosyal güvenlik destek priminden doğan borçlarına yapılandırma getirilmesidir.
5510 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesine göre, emekli aylığı almakta iken bir iş
yeri açan ya da iş yerini işletmeye devam eden esnaf ve sanatkârın emekli
aylığı üzerinden yüzde 15 sosyal güvenlik destek primi kesilmektedir. Sayın
Bakan, sosyal güvenlik destek primi oranını yüzde 15’e yükselten kim? Esnafa
yüklüce borç çıkaran kim? Yine sizsiniz, yine AKP Hükûmetidir.
Milliyetçi
Hareket Partisi olarak, emekli aylığı alan esnaf ve sanatkârın sosyal güvenlik
destek primi ödemesine ilişkin uygulamanın kaldırılması görüşündeyiz. Buna
ilişkin kanun tekliflerimiz maalesef gündeme alınmamaktadır. Bu tasarının
komisyon görüşmelerinde verdiğimiz önerge de kabul edilmemiştir. AKP Hükûmeti
esnafa: “Sen emekli oldun, dükkânını niye kapatmadın? Sen emeklisin, nasıl olur
da iş yeri açarsın? Öyleyse emekli aylığının yüzde 15’ini vereceksin.” diyor.
Emekliye “Ya kahvede oturacaksın ya da kayıt dışı çalışacaksın.” deniliyor.
Sayın
Bakan, emekli esnaftan zorla aldığınız sosyal güvenlik destek priminin
karşılığında ne yapıyorsunuz, hangi hizmeti veriyorsunuz? Bu aldığınız prim
karşılığında emekli maaşında bir artış yapıyor musunuz? Hayır. Aldığınız bu
primleri daha sonra toptan ödüyor musunuz? Hayır. Peki, ne yapıyorsunuz?
Anadolu tabiriyle, üzerine yatıyorsunuz. Emekli esnaf ve sanatkârımıza kaç para
maaş veriyorsunuz ki bir de bundan kesinti yapıyorsunuz!
Emekliye
ödenen aylıklar şu anda, çeşitli kurumlarca ve sendikalarca belirlenen açlık
sınırının altındadır. Zaten, “muayene parası”, “reçete parası”, “kutu parası”,
“ilaç parası”, “katılma payı” diyerek yaptığınız kesintilerle emeklimizin
maaşını kuşa çeviriyorsunuz, bir de çalışan emekli esnafa “Niye iş yeri
çalıştırıyorsun?” diye emekli aylığından prim kesiyorsunuz. Sayın Başbakan ve
bakanlar “Emekli aylıklarını şöyle artırdık, böyle artırdık.” derken de yapılan
bu kesintileri hiç hesaba katmamaktadırlar.
2012
yılında AKP Hükûmeti doğal gaza yüzde 29,3, elektriğe yüzde 21, mazota yüzde
13,5, benzine yüzde 12 zam yapmıştır. 2013 yılına da yüzde 7,8’lik vergi, harç,
ceza zamlarıyla birlikte girilmiştir. Bütçede vergi gelirlerini yüzde 14’ün
üzerinde artırmayı öngören AKP Hükûmeti, emeklileri yine süründürecek maaşa
mahkûm etmiştir. Bu ay SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıklarına gelen artış yüzde
4,14, memur emekli aylıklarına gelen artış da yüzde 3,14 düzeyindedir. Emekli
aylıklarında yapılan 20-30 liralık bu artışlar, sadece elektrik ve doğal gaza
yapılan fahiş zamlar nedeniyle faturalarda yaşanan artışı bile
karşılamamaktadır.
Ondan
sonra, “enflasyona ezdirmedik” masalları. Bunların masalları bile zamlı. Aldığı
aylıkla emekli geçinemiyor. Çoğu, borç batağına girmiş, şiddetli geçim
sıkıntısı çekiyor. AKP Hükûmeti, emeklileri ele güne muhtaç etmiştir.
Emeklilerin aylıkları geçimlerini sağlayabilecekleri düzeyde artırılmalı,
emekli aylığından yapılan prim kesintileri ve sağlık hizmetlerinde emekliden
alınan bu katılma payları kaldırılmalıdır.
Değerli
milletvekilleri, AKP Hükûmeti, emeklinin bugünkü aldığı aylıkla nasıl geçimini
sağlayabileceğini hiç düşünmemektedir, umurunda bile değildir. Üstüne üstlük,
gerçeklerle bağdaşmayan, dayanağı olmayan yanlış beyanatlarla vatandaşlarımızı
kandırmaya çalışmaktadır. Bunun en somut örneklerini bütçe görüşmelerinde de
yaşadık. Sayın Başbakan, bütçe konuşmasında, zabıtlardan aynen okuyorum:
“Emeklilere, gelişme hızından yüzde 30 oranında biz pay verdik, hatta 2003
öncesi bu verilmiyordu, intibak yasasıyla biz şimdi 2000 öncesine yüzde 75
ilaveyle bunu veriyoruz.” demiştir. Sayın Bakan da bütçe konuşmasında “Biz şu
anda emeklilerimize maaş bağlarken yüzde 30 refah payından, ülkemizin gelişme
payından pay veriyoruz; bir. İki: 2000 yılından önce emekliler refah payından
pay almadılar, onun için intibak kanununu çıkardık.” demiştir. Bu kadarına da
pes doğrusu. Şimdi bu sözlerin hangi birini düzelteceksin? Bu, gerçeği
yansıtmayan açıklamalar, her şeyden önce devlet adamı ciddiyetiyle bağdaşmamaktadır.
2008
yılında yürürlükten kaldırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 61’inci
maddesi ve 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal
Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 50’nci maddesinde, emekli aylığı hesabında, gayrisafi
yurt içi hasıla sabit fiyatlarla gelişme hızının dikkate alınacağı yani refah
payının tümüyle emekli aylığına yansıtılacağı hükmü bulunmakta olup uygulamada
da gelişme hızının yüzde 100’ü emekli aylığı hesabında dikkate alınıyordu.
AKP
döneminde çıkarılan 5510 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin yirmi dokuzuncu
fıkrasında ise, gayrisafi yurtiçi hasıla gelişme hızının yüzde 30’unun dikkate
alınması hükme bağlanmıştır.
Sayın
Bakanın da çok iyi bilmesi gerekir ki şu anda kurum tarafından emeklilik aylığı
bağlanırken kişinin 2008 öncesi hizmetleri için gayrisafi yurt içi hasıla
gelişme hızının yüzde 100’ü, 2008 sonrası hizmetleri için yüzde 30’u dikkate
alınarak emekli aylığı hesaplanmaktadır. Dolayısıyla daha önce gelişme hızının
yüzde 100’ü üzerinden emekliye refah payı verilirken, AKP bu payı yüzde 30’a
düşürmüştür; gerçek budur ama milletin gözünün içine baka baka gerçek dışı
bilgiler veriliyor. Ayrıca, yıllar önce “Emekli aylıklarındaki eşitsizlikler
giderilecek.” denmişti. Giderildi mi? Güya. ”İntibak yasasını çıkardık.” diye
verdiğiniz sözden ucuzca kurtulmayı düşünüyorsunuz. Emeklileri saf, kendinizi
akıllı yerine koymayın.
Geçen yıl
bir düzenleme yapıldı; sanki her gün yeni bir şey yapılıyormuş gibi, sürekli,
basına servis edilmiştir. Aslında, AKP Hükûmeti geçen yıl yapılan düzenlemeyi
bu yıl yürürlüğe koymakla emeklinin parasına bir yıl daha el koymuş, kul
hakkını gasbetmiştir. Yapılan düzenlemeden 2000 yılı öncesi aylık bağlanan 1
milyon 900 bin SSK emeklisinin yararlanacağı, kuruma maliyetinin de 2,4 milyar
lira olacağı açıklanmıştır. Oysa AKP Hükûmetinin bir önceki Çalışma Bakanı
intibak düzenlemesinin 8-9 milyar lira maliyetinin olduğunu, altından
kalkamadıklarını söylemiştir. Peki, bu iş böyle yüzde 70-80 ucuza nasıl
bağlanabilmiştir?
“İntibak
kanunu” diyerek yapılan düzenlemeden 10 milyon emekli, dul ve yetimin yaklaşık
yüzde 19’u yararlanabiliyor. Bunların da bir kısmının aylığında yapılan artış
10 lira bile değil; 3 lira, 5 lira gibi yani 10 liranın altında. Bunları bile
sayıp söyleyebiliyorsunuz ya, helal olsun! İstismarda sınır tanımıyorsunuz. Bu,
intibak değildir. Emekli aylıkları arasındaki eşitsizlikler giderilmemektedir.
AKP Hükûmeti emeklilere bir kez daha hayal kırıklığı yaşatmaktadır. Zaten
emeklilerin aylıklarını çok yüksek gören bir Maliye Bakanına sahip olan AKP
Hükûmetinin yaptığı düzenleme ancak böyle olabilir.
Hükûmete
soruyorum: Aynı süre hizmeti olan, aynı tutarda prim ödeyen emeklilerin
aylıkları, şimdi eşit hâle mi geldi? Buna siz de inanmıyorsunuz çünkü gerçekler
ortada. 2000 sonrası emekli olan SSK’lıların aylıkları çok mu uyumlu da dikkate
alınmamıştır? BAĞ-KUR emekli aylıkları çok mu adaletli de onları kapsama
almadınız? SSK ve BAĞ-KUR ile Emekli Sandığı emeklilerinin arasındaki
eşitsizliklerden neden hiç bahsetmiyorsunuz? Aynı süre çalışıp prim ödeyen
işçi, memur ve esnaf aynı aylığı mı alıyor? Hele ki 2008 Ekim ayından sonraki
hizmetler için bağlanan emekli aylıklarını yüksek oranda düşüren düzenleme
yaptığınızı hiç dile getirmiyorsunuz. Hatta Başbakan ve Çalışma Bakanı,
emeklilere gelişme hızından yüzde 30 pay verdiklerini, 2000 öncesi bu pay
verilmediğinden, intibak yasasıyla 2000 öncesine yüzde 75 pay verdiklerini
söyleyebilmiştir. Sayın Bakan, eğer öyleyse yüzde 75 refah payını 2000 öncesi
aylık bağlanan BAĞ-KUR emeklilerine niye vermediniz? BAĞ-KUR emeklileri üvey
evlat mı? Doğruları söylemiyorsunuz, Sayın Başbakanı da yanlış
konuşturuyorsunuz. Siz ne zaman emeklinin yüzünü güldürdünüz de şimdi
güldüreceksiniz?
AKP
Hükûmeti bu konuda hiç samimi olmamıştır. Emeklilik şartlarını ağırlaştıran,
emeklilik yaşını 65 yaşına yükselten, emekli aylıklarının refah payını yüzde
30’a düşüren, 2008 yılından sonraki hizmetler için düşük emekli aylığı
bağlanmasını öngören 5510 sayılı Kanun’u çıkaran AKP Hükûmetidir. Bu kanundan
dolayı, her geçen gün, eski ve yeni emeklilerin aylıkları arasında uçurum
oluşacağı açıktır. Dolayısıyla, emekli aylıkları arasındaki eşitsizliğin
daniskasını AKP Hükûmeti yapmıştır. Her geçen yıl bu olumsuzluğun boyutu daha
net olarak ortaya çıkacaktır.
Tasarının
hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar).
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Kalaycı.
Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan. (BDP
sıralarından alkışlar)
Buyurunuz
Sayın Kaplan.
BDP GRUBU
ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve teklifler üzerinde Barış ve Demokrasi
Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, on
yıllık iktidarında AK PARTİ’nin hem sağlıkta hem sosyal güvenlikte istikrarlı
bir politikası, stratejisi olmadığı için her sene dört beş tane böylesi yasa
önümüze geliyor. Bu yasalar da genellikle yeni çıkarılmış yasaların
uygulamalarındaki hataları düzeltmeye
yönelik. Bunun içinde de benzer bir durumla karşı karşıyayız. Yani sağlık
giderlerinin kişilerden tahsil edilmemesi olayı, kısmen olsun, yine emekli ve
yaşlılık aylığı alanların kamuya ait iş yerlerinde çalışmaya başlamalarından
dolayı kesilmesi gereken aylıkları konusunda fiilî çalışma süresine göre
kesinti yapılması, İŞKUR’a eleman alınması, 25 yaş öğrenciler konusu, yüz yirmi
gün yine öğrencilerin sigorta konusu… Küçük küçük eklentiler var.
Tabii,
biz bu konularda alt komisyonda, üst komisyonda anlattıklarımızla sonuç
alamadık, kısmen bazı noktalar var, bu nedenle kerhen bir “Evet” desek dahi
bunun önergelerle düzeltilmesi konusunda çabamız olacak.
Burada
aslında temel konulardaki birkaç sakatlığı dile getirmek istiyorum: Bunlardan
birincisi -çok önemli bir konu bu- sağlık ve eğitim, bütçenin en fazla payın
ayrıldığı iki bakanlıktır. Böyle olunca da bu iki bakanlıktaki çalışmaların
planlanması çok önem arz ediyor. İŞKUR, Türkiye’de işsizlik oranının hızla
arttığı bir süreçte 4.000 yeni sözleşmeli personel alırken bir bakıma daha
kaliteli bir yerleştirme, hizmet verme hedefi dikkate alınarak yapılmış gibi
gözüküyor ama, mesela, şöyle bir kıyaslama yapın: İşverenlerin yüzde 5 primini
devlet ödüyor ve bütçeye maliyeti senede 4,5 milyar, ama 4+4+4’le öğrenim
süresini uzatıyorsunuz. Kişinin bakmakla görevli olduğu çocukların üç aydı,
zorla yüz yirmi güne yükseltebildik komisyon tartışmalarında.
Bunun
yanında daha farklı eksiklikler de var. Örneğin, hemen şunu söyleyeyim: 25 yaş
konusuna gelelim. 25 yaştan sonra sosyal güvenlik hakkı yok. Yükseköğrenimde
okuyan çocuklarınız vardır muhakkak. 25 yaşta, genellikle 3’üncü sınıf veya
4’üncü sınıfta oluyorlar ve bitirmemiş oluyorlar. Bitirince de stajdan önce bir
master olayı başlıyor. Bu 25 yaş olayında sosyal güvenlikleri yok
çocuklarınızın örneğin, dışarıda okuyor veya içeride.
Çalışanlar:
Zaten ücretler ve maaşlar gerçekten çok düşük ve emekli olan bir işçi veya bir
başka sosyal güvenlik mensubu ikinci kez çalışmak istediği zaman
cezalandırılıyor, kendisinden sosyal güvenlik destek primi kesintisi yapılıyor.
Bu, anlaşılmaz bir şey. Yani çalışmak isteyen birini, bir BAĞ-KUR’luyu veya bir
tarım alanında veya bir başka alanda birisini “Niye çalışıyorsun?” diye
cezalandırıyorsunuz. Zaten emeklilik yaşı ortalamasını çok yükseklere
çekmişsiniz. Böyle olunca da siz kalkıyorsunuz, “Niye çalışıyorsunuz?” diye
cezalandırıyorsunuz, ondan sonra da bir nevi prim yapılandırmasına doğru
gidiyorsunuz.
Bir garip
eleman alma anlayışınız var. Dil bilmez, dil bilme şartı olan kadroya
alırsınız, yurt dışına gönderirsiniz, “Gidin, dil öğrenin.” dersiniz. Bir sene,
iki sene dil öğrendikten sonra o şartı yerine getirmiş olur. Dünyanın hiçbir
yerinde bu yok. En çok üniversiteli işsiz, Türkiye’dedir ve en çok üniversiteli
işsizin Türkiye’de olduğu gerçeği karşısında, dil bilen insanın olduğu gerçeği
karşısında, dil bilen insanı almıyorsunuz, dil bilmeyen insanı alıyorsunuz,
sonra da kursa gönderiyorsunuz.
Şimdi,
burada çok önemli bir konu daha var, basın çalışanları konusunda. Bu daha
önceki tartışmalarda oldu, 5510 sayılı Yasa 40’ıncı madde, meşhur.
“Gazetecilerin yıpranma hakkı” denilen bir olay var. Bir de sağlıkta radyasyon
alanında çalışanların iş riski denen bir olay vardı. Bu konuya çok haksızca bir
yaklaşım içindesiniz. Ya, bu kabul edilebilir bir yaklaşım biçimi değildir. Ne
yapıyorsunuz? Yasadan çıkartıyorsunuz, Anayasa Mahkemesinden sonra, çıkarılan
yasalarda da yer vermiyorsunuz.
Oysaki
bazı meslekler vardır, örneğin, Sayın Elitaş Kayserilidir, orada bir -ÇİNKUR-
iş kolu vardır, çinko; on beş yıl çalışanlar emekli olur, değil mi? Ama hiçbir
işçi orada on beş yılını tamamlayamaz çünkü zehir olan bir iş koludur ve çok
zor bir iş koludur. Bu iş kolunda on beş yıl çalışanlar emekli olur. Ben öyle
bilirim. Şimdi, bazı iş kolları vardır, otuz yıl çalışır, altmış beş yaş. Bu,
ayrı bir konudur.
Şimdi,
radyasyonda, MR’da çalışan, bilmem sağlıkta çalışan, hastanede çalışanlar var.
Onların iş riskini görmüyoruz, güvenliğini dikkate almıyoruz.
Gazetecilerin
durumu… Van depreminde 2 tane gazeteci hayatını kaybetti. Toplumsal olayların
ortasındadır gazeteciler. Kameramanlar, gazeteciler, her gün bir riskle karşı
karşıyadır. Yirmi dört saat, bazen üç gün durmadan depremde, olağanüstü
koşullarda görev yaparlar.
Peki, bu
risk, bu görev, bu iş kolları nedeniyle fiilî hizmet zammı konusunda bunların 2
puanlık bir artışı, neden işverenlerin yüzde 5 primini devlet karşılayınca
olabiliyor da -bunların sayısı çok değil- niye bunlar için olamıyor?
Şimdi,
burada, bu konuda Meclis olarak hakikaten kötü sınav veriyoruz arkadaşlar. Sık
sık bu konu dikkate geliyor, 2 puan artışla ve işte 90 gün, -gün sayısıyla-
bundan basın çalışanlarının, emekçilerinin yararlanması gerekiyor, doğru olan
bu. Bunu yapmalıyız yani aslında dört parti grubunun yapması gereken bir şey.
Tabii, benim size gazetecilik iş kolunda yıpranma olayını, risklerini, savaş
muhabirliğinden depreme her türlü olayda nasıl sıkıntılar olduğunu anlatmama
gerek yok, hepiniz biliyorsunuz ama bu yok, bir eksiklik var.
Şimdi,
dikkat ediyorum, bir yasama süreci kalitesizliği var. Yani süreçler kalitesiz
işliyor, yasama sürecinde muhalefet dikkate alınmıyor. Öyle bir aceleye
getiriliyor ki bakın, size bir örnek vereceğim: Sağlık Bakanlığının -ki Sosyal
Güvenlik Bakanlığını yakından ilgilendiriyor- kamu özel iş birliği modeliyle
hastane yaptırılması olayı bugün komisyonda görüşüldü.
Bakın,
komisyonda görüşüyoruz -biz Plan ve Bütçe Komisyonundayız- bize son dakika bir
teklif geldi. Şu teklife baktık, tarihi 4 yani cuma günü. Sonra baktık, bu
teklif komisyona geldi, Sayın Bakanın haberi yok, asıl komisyon olan Sağlık
Komisyonunun haberi yok. Sonra arkasındaki şeylere baktık.
Evet,
şöyle bakarsanız arkadaşlar, şu önerge. Şu arkasına bakın, Sağlık, Aile Çalışma
ve Sosyal İşler Komisyonuna gitmemiş, altta Plan ve Bütçe Komisyonu var. Havale
tarihi kaç? 7 Ocak yani dün. Bugün ne? 8. Ya, İç Tüzük 36’ya göre arkadaşlar,
kırk sekiz saat geçmeden komisyonda bir konuyu görüşemezsiniz. Bırakın onu,
Sağlık Komisyonunda görüşmeden Bütçe Komisyonunda görüşemezsiniz. Şimdi, İç
Tüzük’ü yok sayıyorsunuz, usulü tartıştırıyorsunuz. Ondan sonra geliyor alt
komisyona gidiyor. Şimdi, siz buradan sağlık, buradan sosyal devlet, buradan
güvenlik politikası çıkarabilir misiniz? Söyler misiniz, bundan kaliteli bir
yasama çıkar mı? Çıkmaz. O zaman yasa gelir buraya, parmak hesabı yapılır, bu
parmak hesabına göre de buradan çıkar yasa. Sonra, iki ay sonra tekrar böyle
bir yasayla karşımıza gelirsiniz.
Şimdi,
tabii, ben size biraz daha ilginç bir şey anlatayım. Yabancılar bizi daha iyi
gözlüyorlar yani bizim sosyal politikalar, sosyal güvenlik ilerleme raporumuz
nedir diye. Şöyle iki tane rapor var: Bu kırmızı olan çakma bir rapor. Kendi
raporumuzu kendimiz yazmışız, Avrupa Birliği Bakanlığı yazmış: Türkiye
tarafından hazırlanan “2012 yılı ilerleme raporu.” Daha Avrupa Birliğine aday
üye olup da kendi raporunu yazan ilk ülke olma rekorunu elimizde tuttuk arkadaşlar.
Kendi raporumuzu yazmışız, kendi kendimize not vermişiz. Kendi ev ödevimizde
kendi kendimize not vermişiz. Şimdi, bunu Avrupa Birliği Bakanlığı bastı, bugün
hepinize dağıtıldı ama içine bakın, lütfen, sizden rica ediyorum, biraz size
gelen kitaplara bakın. Aranızda sendikacılar var…
Sayın
Bakan da geldi. Hoş geldiniz Sayın Bakanım.
Sayın
Bakan, sivil havacılıkta grev yasağı yasasını bu Mecliste çıkardık mı,
çıkarmadık mı?
MAHMUT
TANAL (İstanbul) – Çıkardık.
HALUK
EYİDOĞAN (İstanbul) – Alelacele, alelacele…
HASİP
KAPLAN (Devamla) - Hava iş kolunda. Çıktı değil mi?
MAHMUT
TANAL (İstanbul) – Yirmi dört saatte…
MUSA ÇAM
(İzmir) – Korsan taksiyle beraber.
HASİP
KAPLAN (Devamla) – Peki, Sermaye Piyasası Kanunu’nda da grev yasağı var mıydı,
yok muydu? Vardı.
MUSA ÇAM
(İzmir) – Var, getirdiler.
HASİP
KAPLAN (Devamla) – E, bu, bizim kendi ilerleme raporumuz, bir bakan arkadaşınız
hazırlamış, açıyorum, sayfa 147: “Sivil havacılık iş kolundaki grev yasağı
kaldırılmıştır.” Arkadaşlar, buna bir alkış istiyorum ben, alkış. Buna ne
diyebilirsiniz? Bu alkışlanır işte. Hem yasak koyacaksınız, hem kendi
raporunuzu yazıp “kaldırdık” diyeceksiniz.
ÜNAL
KACIR (İstanbul) – Kaldırdık canım, kaldırmadık mı?
İZZET
ÇETİN (Ankara) – Kaldırmadın, unuttun, unuttun yasa bilmediğinden! Yasa yapmayı
bilmediğinden kalktı o.
HASİP
KAPLAN (Devamla) – Şimdi, bakın, grev ve lokavt yapılamayacak iş kolları
sayılmış, diyor ki: Buralarda “grev, lokavt yasa kapsamından çıkarılmıştır:
Hastaneler, dispanserler, eczaneler, klinikler, iş yerleri, eğitim ve öğretim
kurumları…”
Şimdi,
burada İŞKUR olayı da var. Şimdi, bu İŞKUR olayının da olduğu bu rapor bizim
kendi raporumuz. Şimdi, bu raporu doğru okuyabilmek için biraz da orijinal
rapora döneceğiz. Bu da Avrupa Birliğinin, Avrupa Komisyonunun raporu
arkadaşlar. Avrupa Komisyonu ne diyor? Şöyle çıkaracağız, defterikebirden
notlarınıza bakacağız. “İş hukuku alanında Avrupa Birliği müktesebatına uyum
konusunda ilerleme kaydedilmemiştir.” diyor. Şimdi, bu raporda diyor ki:
“ILO’nun uluslararası sözleşmelerinin hepsinin gereği yerine getirilmiş.”
Burada ne diyor? “İlerleme kaydedilmemiştir.”
Bir de
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla ilgili öyle bir eleştiri var ki,
“Personel alımı devam etmiş, Bakanlığın çocuk işçiliğiyle mücadele konusunda da
bazı çalışmaları olmuş, ancak idari kapasitesinin artırılması yeterli değil.”
diyor. Yine, “Sosyal diyalog konusunda sınırlı ilerleme…” ve böyle devam
ediyor.
Şimdi,
ben bunu niye size okudum? Bu, bugün size dağıtıldı arkadaşlar. Bu, daha önce
size dağıtılmıştı. Şunu açın, şu raporun yarısı İngilizcedir. Avrupa
Komisyonunun raporu var burada. Bu Avrupa Komisyonu raporunu okuyun ve ona denk
gelen Türkçe tercümelere bakın. Size sadece bir iki tane okuyacağım.
Bakın, bu
Avrupa Komisyonu başka bir kurum, bir tüzel kişiliktir, ne yazdıysa aslına
uygun çevirmek, milletvekillerini de bu şekilde doğru bilgilendirmek Bakanlığın
görevi değil mi? Ne yazdıysa komisyon onun aynısını yazmak lazım.
Şimdi,
çevirdim baktım şöyle -bu bendeki orijinali, Avrupa Komisyonundan almışım, bu
da çevirisi- diyor ki -Avrupa Komisyonunun-orijinalinde: “Ermeni soykırımı.”
Bizimki çevirmiş, “sözde Ermeni soykırımı” demiş. Şimdi, çeviri bu. Orada
“sözde” kelimesi var mı? Yok. E, yoksa sen niye koyuyorsun? Sen, hangi etik
çeviri kuralıyla, anlayışıyla bunu koyarsın?
Bakın,
onu geçtik, şöyle bir kelime var… Kavramlar önemlidir, ben kavram… Avrupa
Komisyonu ne dediyse burada her milletvekilinin onu bilme hakkı vardır, onu ona
göre değerlendirecek. E, bunlar, Sayın Bakanın cebinden basılmıyor matbaada,
vatandaşın vergisiyle basılıyor hazine olarak. Bakın, ne yazıyor raporun bir
bölümünde: “Ekümenik Patrik Bartholomeos.” Bizimki nasıl çevirmiş: “Fener Rum
Patriği.” Şimdi, ne kadar büyük fark bu, bunu bilen biri için söylüyorum.
Şimdi,
geçiyorum, lütfen şu cümleye dikkat edelim; bu çeviri, bu orijinal çeviri
bende; bu Bakanlığın çevirisi: “28 Aralıkta Uludere’de 34 sivil Türk Silahlı
Kuvvetleri tarafından öldürülmüştür. Yetkililer, bir çok STK’nın hava
saldırısının gerçekleştiği yere gitmesini engellemiştir. Şubat ayında Meclis
İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde, Uludere köylülerinin öldürülmesini
araştırmak üzere bir alt komisyon kurulmuştur.” Bu, orijinal raporda geçen.
Peki, bizde ne yazılmış: “28 Aralıkta Uludere’de 34 sivil yaşamını yitirmiştir.”
Üç satır olmuş üç kelime. Şimdi, arkadaşlar, bunu bu şekilde alırsak ve oradaki
raporlarla buradaki ILO raporlarını, sözleşmeleri, İŞKUR’u, işsizlik
oranlarını, TÜİK rakamlarını alırsak kendi kendimizi kandırmış oluruz.
İster
kabul edelim ister etmeyelim, bizim gönlümüzden kopan, inandığımız bir şey eşit
iki toplumlu bağımsız bir Kıbrıs cumhuriyetidir, eşit Türk ve Rum kesimi. O
konuda çok netiz ama Kıbrıs kesimi Avrupa Birliğine alındı, geçen dönem Avrupa
Birliği dönem sözcüsüydü, İrlanda şimdi. Şimdi, oraya nasıl üyedir? Üyedir
–bakın, bir üyenin veto hakkı var- o üye de “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak
geçiyor. Rum kesimi için geçen kavram, üyelikte “Kıbrıs Cumhuriyeti.” Bizde
nasıl geçiyor? Çeviriye baktım, “Kıbrıs Cumhuriyeti” diyor Avrupa Komisyonun
İngilizcesinde, bizim Bakanlığımızın çevirisine baktım “Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi” diyor.
Şimdi,
ben size fazla çıkarmadım, dört beş tane çok hassas konuda çeviri çarpıtma
rakamlarını, kavramlarını çıkardım iş güvenlik kolundan tutun şeye kadar.
Şimdi, diyeceksiniz ki: “Sayın Bakanımız bu Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nu
çöpe atmıştı.” Arkadaşlar, bunu -bu ikisi zararlı maddedir- uzaklaştırın
kendinizden, doğru bilgi içermiyor. Ben size bunu söylüyorum ve bir Bakanlık,
Hükûmet Meclisin üyelerine eğer doğru bilgi vermiyorsa ciddi, vahim bir hata
vardır ve biz de sosyal güvenlik konusunda, bu konularda daha özenli olunmasını
tavsiye ediyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASİP
KAPLAN (Devamla) – Teşekkür ederim.
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Kaplan.
Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Vedat Demiröz.
Buyurunuz
Sayın Demiröz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ
GRUBU ADINA VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında 370 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla ilgili AK PARTİ Grubu
adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce, dün Zonguldak’ta
yaşanan elim kazada şehit olan çalışanlarımıza rahmet, yakınlarına ve
milletimize başsağlığı diliyorum, yaralılara da acil şifalar temenni ediyorum.
Bugün,
Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili, özellikle onu ilgilendiren bir yasayla
karşınızdayız. Sosyal Güvenlik Kurumu, hepinizin bildiği gibi, 18 milyon 500
bin fiilî çalışanın -ki bunlarda Sosyal Sigortalar, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı
mevcut- yanında 10 milyon 400 bine yakın da emekliye hizmet veren bir kurum.
Bugün, merkezî yönetim bütçesinin yarısına varan bir bütçesi olan bir kurum ve
bütçesini merkezî bütçenin dışında burada görüşüyoruz. Hatırladığınız gibi 181
milyar lira civarında bir emekli maaşı giderlerimiz var yıllık ve 181 milyar
lira genel bütçemizin yarısı. Bununla birlikte prim gelirlerimize baktığımız
zaman maalesef bunun altında ve aradaki farkı hazine karşılıyor. Bugün,
hazinenin bütçe transferleriyle beraber diğer açık finansmanı ve devlet
katkısıyla birlikte 73 milyar lira her yıl…
İZZET
ÇETİN (Ankara) – Maaşları biraz daha düşürün açık kapanır!
VEDAT
DEMİRÖZ (Devamla) - 2013 yılında maalesef toplayacağımız 370 milyar lira
gelirin yüzde 20’sini bu kurumun bütçesine aktarıyoruz. Böyle kocaman, devasa
bir kurum. Yıllarca problemleri olmuş birkaç defa kanunlar çıkmış ama milat
yaratılamamış. Milat olmayınca eskiden kalan milyonlarca kişiyle yeni kanunlara
intibak yapmak zorunluluğunda bir hayli problemler oluşmuş. Bunlar kolay değil,
18,5 milyon kişinin sigorta primleriyle biz 10 milyon kişiye maaş ödüyoruz.
Yani her bir kişi için 1,8 kişinin primiyle 1 kişiye maaş ödemeye çalışıyoruz.
Avrupa’da bu ortalama 4, bizde maalesef 1,8. Biz de bunu ne zaman ki aynı
seviyeye, aldığımız primlerle birlikte bu maaşları istediğimiz seviyeye
çekebilirsek -ve bu hedefimiz inşallah 2023- burada göğsümüzü gere gere
hepimiz… Emekli maaşımız gerçekten eksik ama bunun yanında işverenin ödediği
primler de fazla. Hem emekliler memnun değil maalesef, hem işverenler memnun
değil ama bu, yıllar öncesinde, 1980 öncesinde yapılan köklü değişiklik ve 1990
sonrasında yapılan köklü değişikliklerin oy uğruna heba edilmesi ve bu sistemin,
sosyal güvenlik sisteminin, maalesef çökertilmesinden ileri gelmiştir.
En son
bir çatı altında bunları toplamaya çalıştık ama maalesef Anayasa Mahkemesinin
kararıyla Emekli Sandığını sanki bir ayrıcalık varmış gibi bir kenara çekince
istenen olay gerçekleşmedi ve maalesef şimdi, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar
ve BAĞ-KUR farklı işlemler, farklı rakamlar arasında ödemeler yapıyor ve
eşitlik sağlanamıyor.
Benim
burada değinmek istediğim, bu 18,5 milyon çalışan ve 10 milyon 400 bin
emekliyle ilgili çalışma hayatında birtakım eksiklikler, yanlışlıklar, bazı
uyarlamalar söz konusu.
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – 10 milyon kişi kaç kişiye bakıyor Sayın Demiröz?.
VEDAT
DEMİRÖZ (Devamla) – 75 milyonu ilgilendiren bir kamu kurumu.
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – 10 milyon kişi kaç kişiye bakıyor?
VEDAT
DEMİRÖZ (Devamla) – Bakıyor. Maalesef o da var ama işte, diyorum biraz…
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – 40 milyon kişiye bakıyor 10 milyon kişi.
VEDAT
DEMİRÖZ (Devamla) – Hepsini bu son on
yıla yıkmak mümkün değil, bu, ta kuruluşundan beri gelen bir sıkıntı, hepimiz
bunu birlikte aşacağız inşallah.
Bu kanun
tasarısı, yaklaşık 4 milyon 400 bin vatandaşımızı ilgilendirmekte olup
yasalaşması durumunda kurumun ve vatandaşlarımızın birçok sorununu gidermiş
olacaktır. Ben bunu belirttikten sonra kısaca maddelere değinerek geçeceğim.
Tasarının
1’inci maddesinde, iş ve meslek danışmanlığı alım sürecinde idari yargıda
açılan davalar neticesinde ortaya çıkan bir kısım hukuki sorunların giderilmesi
amacıyla düzenleme yapılmıştır ve bu, 1.340 kişiyi ilgilendirmektedir.
Emekli
olduktan sonra kamuya ait veya kamu ortaklığı bulunan bir işte çalışanların
aylıklarının kesilmesi gerekmektedir. Tasarının 2’nci maddesiyle yapılan
düzenlemeyle, kesilmesi gereken aylıkların tekrar başlatılması için gerekli
olan yazılı talep şartı kaldırılmakta, bu şekilde, kamuda işe başlama tarihi
ile yazılı talep tarihi arasındaki aylığın değil, sadece kamuda fiilî olarak
çalışılan döneme ait aylığın kesilmesi ve borç çıkarılması sağlanacaktır.
Tasarının
3’üncü maddesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunda esnafların da temsil
edilmesini sağlamak için Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Kurulunun yapısında
değişiklik yapılmaktadır.
Tasarının
4’üncü maddesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunda esnafların da temsil
edilmesi sağlanmakta, buna paralel olarak atanmış ve seçilmiş üye dengesini
sağlamak için kurumun bir başkan yardımcısı da yönetime alınmaktadır. Ayrıca
kanun hükmünde kararnameler ile isim değişikliği olan bakanlıkların isim
güncellemesi yapılmıştır.
Tasarının
5’inci maddesiyle Sosyal Güvenlik Kurumunun personel ihtiyacıyla ilgili
düzenleme yapılmıştır. Şu anda 32 bin kadrosu bulunmakta ancak bunun sadece 25
binini kullanabilmekte, diğer kadrolarını ise kullanmamaktadır. Yapılan
düzenlemeyle kadrolar kullanılabilir hâle gelmekte ve Sosyal Güvenlik Kurumuna
ait 3.970 kadroyu kullanma imkânı verilmektedir. Ancak, 32 bin olan kadro
sayısında bir artış olmayacaktır.
Tasarının
6’ncı maddesiyle Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunda esnafların da temsil edilmesi için yapılan
değişikliğin altı ay içinde yapılacak olağanüstü genel kurulda hayata
geçirilmesi sağlanacaktır.
Tasarının
7’nci maddesiyle ana ve babaları üzerinden sağlık yardımı ve yetim aylığı alan
erkek çocukların liseyi bitirdikleri tarihten itibaren yüz yirmi gün daha
sağlık hizmetlerinden faydalanması sağlanacaktır. Bu şekilde liseyi bitirip
üniversiteyi kazanan erkek çocukların haziran-ekim ayı arasında gelir testine
girmeden sağlıktan faydalanmaları sağlanarak yaşanan mağduriyetler
önlenecektir. 2012 yılı içinde bu kapsamda 406 bin kişi tescil edilmiştir. Bu
madde, 1 Haziran 2012’den itibaren yürürlüğe girecek ve bu yılı da
kapsayacaktır.
Tasarının
8’inci maddesiyle İstiklal Savaşı, Kore ve Kıbrıs gazileri ve eşleri, güvenlik
ve asayiş görevleri nedeniyle vazife malulü olanlar ve hak sahipleri ile harp
malulü olanlar ve bunların hak sahiplerinin özel hastanelerden fark ödemeden
yararlanmaları için gerekli olan kamu hastanelerinden sevk şartı
kaldırılacaktır. Değişiklikten önce, doğrudan, sevksiz özel hastaneye gidilmesi
durumunda fark ödenmesi gerekmekteydi.
Tasarının
9’uncu maddesiyle esnaf ve tarım BAĞ-KUR’lularının BAĞ-KUR’a ilk defa kayıt
oldukları tarihteki basamaklarının esas alınması sağlanacaktır. Bu şekilde, ilk
kayıttan önce Sosyal Sigortalar Kurumu veya Emekli Sandığı çalışmaları
olanların başlangıç basamağının değişmesi ve sigortalılarımıza emeklilik
aşamasında sürpriz borçlar çıkması önlenecektir. Zaten, 2008 yılında basamaklar
kaldırılmıştır ve bu tarihten önce kişiler 12’nci basamağa kadar istedikleri
basamaktan başlama hakkına sahiptir. Ayrıca, 12’nci basamağa kadar kişi talepte
bulunmasa bile basamaklar kendiliğinden her yıl artırılmaktadır. Burada
herhangi bir hak kaybı olmaması için
maddenin yürürlük tarihi ileri alınarak dosyaların incelenmesi sağlanacaktır.
Yürürlük tarihi 1 Eylül 2013 olarak düşünülmüştür.
Tasarının
10’uncu maddesiyle kendi sigortalılığı bulunduğu hâlde ana baba veya çocuğu
üzerinden sağlık hizmetlerinden yararlanmış olanlara 2012 Ocak ayına kadar
çıkarılan veya çıkarılacak sağlık harcamalarına ilişkin borçlar
affedilmektedir. Bu kapsamda, özellikle 4/B sigortalılarından prim borcu
nedeniyle yani BAĞ-KUR’lulardan prim borcu nedeniyle sağlıktan yararlanamayacak
olup da başka bir yakını üzerinden sağlık yardımını alanlar bulunmaktadır. 2012
Ocak ayında Sosyal Güvenlik Kurumunun Sağlık Provizyon ve Aktivasyon Sistemi
-kısaca SPAS diyoruz- devreye girdiğinden, bu tarihten sonra artık bütün
sistemler karşılıklı birbirini gördüğü için bu şekilde başkasının üzerinden
yararlanma olmayacaktır. Madde kapsamında yaklaşık 100 bin kişi bulunup
çıkarılan toplam borç 92 milyon liradır.
Tasarının
11’inci maddesiyle Sosyal Sigortalar Kurumu, BAĞ-KUR, Emekli Sandığından emekli
olup da ticari faaliyet yürütmesi nedeniyle ödenmesi gereken sosyal güvenlik
destekleme priminin -ki, bu aylıklardan yüzde 15, bir de kısıtlama var en
yüksek BAĞ-KUR maaşının yüzde 15’i kadar- 6111 sayılı Kanun’a göre yeniden
yapılandırılması sağlanacaktır. Bu kapsamda, 234 bin kişi yararlanacak ve 1,5
milyar liralık prim yapılandırılacaktır.
Tasarının
12’nci maddesiyle, Sosyal Sigortalar Kurumu, BAĞ-KUR, Emekli Sandığından emekli
olduktan sonra kamuya ait bir işte çalıştığı için aylıklarının kesilmesi
gerekenlerden bildirim yapılmadığı için aylıkları ödenmeye devam eden ve bu
durumu sonradan tespit edilerek borç çıkarılan aylıkların 6111 sayılı Kanun’a
göre yeniden yapılandırılması sağlanacaktır.
Tasarının
13 ve 14’üncü maddesiyle bundan sonra, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme
Kurumu Başkanlığı uzmanlığına ilk girişte yabancı dil şartının yerine
getirilmesi şartı aranacaktır. Düzenlemeden önce uzman olarak işe başlayanlara
ise yabancı dil şartını yerine getirmeleri için bir yıl ilave süre
verilmektedir. Bu kapsamda 653 kişi bundan faydalanacaktır.
Tasarının
15’inci maddesiyle Temmuz 2009 istatistiklerinde toplu iş sözleşmesi için
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yapılan yetki tespit başvurularında
aranan yüzde 10 iş kolu barajını aşan işçi sendikalarının 6356 sayılı Kanun’un
yürürlük tarihi olan 7 Kasım 2012 tarihinden sonraki başvurularının anılan
kanunun 41’inci maddesinde yer alan iş yeri ve işletme çoğunluğu şartlarına
göre sonuçlandırılması amaçlanmıştır.
Tasarının
16’ncı maddesi yürürlük maddesini düzenlemektedir. Lise öğrencilerinin
sağlıktan yüz yirmi gün daha yararlanmasını düzenleyen madde, bu yılı da
kapsaması için 1 Haziran 2012 tarihinde, BAĞ-KUR’luların basamak tespiti
maddesi ise herhangi bir hak kaybına meydan vermemek için 1 Eylül 2013
tarihinde, diğer maddeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.
Benim
şahsi olarak bu kanunun içerisine girmesini düşündüğüm birkaç maddeden söz
edeceğim. Öncelikle, 24 Haziran 1995 tarihli ve 551 sayılı Patent Haklarının
Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 24’üncü maddesinde yer alan
“İşçi buluşlarıyla ilgili bedel tarifesi ve uyuşmazlık hâlinde izlenecek tahkim
usulü, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından işveren ve işçilerin en
yüksek meslek kuruluşlarının görüşleri alındıktan sonra bu kanun hükmünde
Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde çıkarılacak
bir yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktaydı ancak bu yönetmelik bugüne
kadar çıkarılamadı, bu yönetmeliğin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı
tarafından çıkarılmasının daha uygun olacağı değerlendirilmiş ve bu yönde
düzenleme yapılmasının uygun olacağı kanaatindeyim.
İkinci
bir husus: 6331 sayılı Kanun’un 38’inci maddesinin kamu kurumlarında
uygulanması için öngörülen iki senelik geçiş süresiyle ilgili olarak 4857
sayılı Kanun’a göre 50’den fazla işçi çalıştıran kamu kurumlarında hâlen
yürütülen iş sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin devamlılığının sağlanmasına
yönelik düzenleme yapılmalıdır. Maalesef şu anda yanlış anlaşılma var, 50’den
fazla çalışanların da aynı hüküm altında olduğu gibi bir kanaat oluşmakta,
bunun da bir an önce değiştirilmesi gerekiyor.
Bir başka
konu da, 20 Haziran 2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve İş Güvenliği
Kanunu’nun 15’inci maddesi kapsamında sağlık gözetiminin sağlanması için kısmi
süreli çalışmakta olan iş yeri hekimlerinin işe giriş raporu verebilmesine
yönelik düzenleme yapılmalıdır. Şu anda part-time çalışan iş yeri hekimleri
maalesef işe giriş raporu verememekteler, bunun da mutlaka bu kanun kapsamına
alınmasını önermekteyiz.
En önemli
konu, şu anda kısa vadeli sigorta kolları prim oranının sabitlenmesi konusunda
bir görüşümüz var. Şu anda 1 ile 12 arasında iş yerleri, iş kazaları, meslek
hastalıkları tehlikesine göre sınıflandırılmakta ve bu tehlike derecelerinin
yarısına yarım puan eklenmek suretiyle, 1 ila 6,5 arasında kısa vadeli sigorta kolları
primi tahsil edilmektedir.
Ülkemizde
kısa vadeli sigorta kolları uygulaması, 506 sayılı Kanun’da yer alan iş kazası,
meslek hastalığı, hastalık ve analık sigorta kollarının birleştirilerek
tekleştirilmesi şeklinde, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2008 yılı Ekim ayı başından bu yana
uygulanmaktadır.
Kısa
vadeli sigorta kolları primi, yapılan işin iş kazası ve meslek hastalığı
bakımından gösterdiği tehlikenin ağırlığına göre tespit edilir. Bu işlemlere
ait usul ve esaslar 5510 sayılı Kanun’un 83 ve 84’üncü maddesinde
belirtilmiştir.
İş
yerinin ilk tescilinde, alınacak kısa vadeli sigorta primini belirleyen iş kolu
kodu verilmektedir. İş yerinden alınacak kısa vadeli sigorta priminin yapılan
işe uygun olmadığı veya iş yerinde yapılan işin niteliğinin değişmesi, mesela
elektrik malzemesi satışı iken tesisatçılığa da başlanmasıyla alınması gereken
prim oranının da değişmesi gibi durumlar için işverenlere bildirim yükümlülüğü
getirilmiştir. İşverence yükümlülüğün yerine getirmemesi hâlinde uygulanacak
prosedürler ile ilk tescil, kısa vadeli sigorta pirimi oranına itiraz hususları
Sosyal Güvenlik Kurumu, Bakanlık, hatta yargı sürecine girmektedir.
Bugün
ülkemizde 1 ila 6,5 arasında uygulanan kısa vadeli sigorta pirim oranının yüzde
2 veya yüzde 2,5 gibi sabitlenmesi hem kamuya hem işverenlerimize ciddi
kolaylıklar sağlayacaktır. Bunun sağlayacağı avantajları kısaca özetlersek:
Avrupa
Birliğinde uygulanan kod sistemine -ki buna altılı kod diyoruz- uygunluğu
sağlanacak.
Ağır
sanayi ve üretim sanayisinin teşvik edilmesi -sigorta başına bu, ağır sanayide
42 liralık bir indirim demektir- iş kolu kodu denetimine giden emek ve zamanın
kayıt dışı istihdamla mücadelede kullanılması daha verimli sonuçlar sağlayacaktır.
Bürokrasinin
azaltılması sağlanacak, muhtasar beyanname ile aylık pirim ve hizmet belgesinin
birleştirilmesi sağlanacaktır.
Her
işveren tek bir iş yeri sicil numarası ve tek bir e-bildirge şifresi alacaktır.
İşverenlerce yapılacak muvazaalı bildirimlerin önüne geçilmesi… Düşük kısa
vadeli sigorta pirimi oranı olan iş yerinden bildirim yapılmaktadır. Üretimde
çalışan büro iş yerinden bildirilmektedir.
Kamunun
denetim kapasitesinin yıllık işverenler için ancak yüzde 3 olduğunu düşünürsek
bu kısa vadeli sigorta primlerinin tek oranlı olarak alınmasının uygun olacağı
ve kurumu rahatlatacağını söylemek mümkün. Şu anda Avrupa ülkelerinden
-isimlerini saymayacağım- bir hayli sabit oranlı, genelde sabit oranlı var. Bir
kısmı da zaten toplu pirim oranında tahsil ediliyor, içinde tahsil ediliyor.
Bunun da, kurumun işlerini, iş kapasitesini azaltacağını ve bazı problemleri
ortadan kaldıracağını, hazineye de hiç yük getirmeyeceğini ifade ediyorum.
Hepinize
ve çalışanlarımıza, iş hayatımıza bu kanunun hayırlı olması temennisiyle
saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Demiröz.
Şahsı
adına Mersin Milletvekili Ali Öz…
Buyurunuz
Sayın Öz. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZ
(Mersin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde
şahsım adına görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi
saygılarımla selamlıyorum.
Hepimizin
bildiği gibi, kanun tasarısı 6/12/2012 günü Plan ve Bütçe Komisyonuna gelmiş,
Komisyonun tasarının alt komisyonda görüşülmesini kararlaştırması üzerine, alt
komisyon 9/12/2012 tarihinde toplanmıştır. Alt komisyonda muhalefet önerileri
dikkate alınmadığı gibi, şerh düşülmesine bile fırsat verilmeden tasarı metni
hâline getirilerek komisyona sunulmuştur. 10/12/2012 günü, Türkiye Büyük Millet
Meclisinde, 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine
başlanmıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri 11/12/2012 tarihinde acele olarak
toplantıya çağrılmış; tasarı, aynı mahiyette verilen kanun teklifleri ve
muhalefetin verdiği önergeler yine dikkate alınmadan, özensiz ve yasa yapma
tekniğine uygun olmayan biçimde, yeni hatalara yol açabilecek içerikte olmasına
rağmen, Adalet ve Kalkınma Partisi çoğunluğunca kabul edilerek komisyon metni
hâline dönüştürülmüştür.
Değerli
milletvekilleri, bu yasa tasarısı, olumlu yönleri bulunmakla beraber,
insanlarımız için külfet oluşturacak yeni düzenlemeleri beraberinde
getirmiştir. Tasarı incelendiğinde, özellikle lise öğrenimini tamamlamış olan
ancak eğitimine devam etmek isteyen ve üniversite sınavlarında başarısızlık
gösteren 18 yaşını dolduran erkek çocukları için fırsat ayrılığı oluşumunu
yasallaştırmaktadır. Ailelerine gelir tespiti yaptırarak sağlık hizmetinden
yararlanmalarında bütçelerine ek yük getirmektedir. Gazi ve şehit yakınlarına,
özel hastanelerden sevk zinciri olmadan, fark ödemeden yararlanma imkânının
sağlanmış olması olumlu bir düzenlemedir.
Lise
öğreniminin bitiminden itibaren yüz yirmi günlük süreyle sağlık hizmetlerinden
yararlanılmasını sağlamak da olumlu bir düzenlemedir. Ancak, gençlerin 25
yaşını dolduruncaya kadar sağlık hizmetinden yararlanmasına yönelik verdiğimiz
önerimizin reddedilmesi kabul edilebilir değildir. Üniversite sınavını sonraki
yıllarda kazanan gençler açısından sorun çözülmemiştir. Gençlerin bir işe giremeden
sağlık sigortası primine muhatap kalmaları doğru değildir. Bununla birlikte,
üniversiteye giren ya da giremeyen herkesin ayrım yapılmaksızın 25 yaşını
dolduruncaya kadar sağlık hizmetlerinden yararlanmasının temini daha
hakkaniyetli olacaktır.
Asli olarak
hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alan sigortalı ya da bakmakla yükümlü
olunan kişilere çıkarılan borçların alınmaması da olumlu bir düzenlemedir.
Emekli aylığı alan esnafın sosyal güvenlik destek prim borçlarının
yapılandırılması olumlu bir düzenleme olarak değerlendirilmekle beraber,
Milliyetçi Hareket Partisi olarak emekli veya yaşlılık aylığı alan esnaf ve
sanatkârın sosyal güvenlik destek primi ödemesine ilişkin uygulamanın tümüyle
kaldırılması gerektiği görüşündeyiz. Komisyona
sunulan gerek bu görüşümüz gerekse prim borçlarının da yapılandırma
kapsamına alınması önerimiz kabul görmemiştir.
Emekli
iken kamuya ait birimlerde çalışması nedeniyle emekli aylığı kesilmesi
gerekenlere ödenen aylıklardan doğan borçların yapılandırılması da olumlu bir
düzenleme olmakla beraber içinde bulunduğumuz bilgi çağında kurumun
programlarının böylesi durumlara meydan vermemesi gerektiğini düşünüyorum. Bu
tür durumlarla tekrar karşılaşılmaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.
Yine, bu
tasarıda basın çalışanlarının gasbedilen yıpranma payı haklarının iadesi
teklifimiz kabul edilmemiştir oysa bu düzenleme yapılabilirdi diye düşünüyorum.
Sözleşmelilere
kadro verilmesi, seçim meydanlarında verilen önemli sözlerden biri olmasına
rağmen özellikle il özel idareleri ve belediyeler başta olmak üzere birçok kamu
kuruluşundaki sözleşmeli personel ve 4/C mağdurları kadroya alınmamıştır. 5510
sayılı Kanun’a göre çırak ve stajyer öğrenci olarak çalışanlar bir taraftan
sigortalı sayılırken, çırak ve stajyer olarak çalışmaya başladıkları tarih
sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilirken diğer taraftan da bu
hakların sadece kısa vadeli sigorta kollarıyla sınırlı tutulması eşitsizliğe ve
mağduriyete neden olacaktır.
Emekli
çalışanlardan sosyal güvenlik destek primi kesilmesindeki amaç, iş gücüne
katılması beklenen gençlerin önünün açılmasıdır oysa esnaf ve sanatkârlar birer
işçi değil, tersine birer işverendir. Emekli olduğu hâlde hâlen çalışmakta olan
esnaf ve sanatkârlar genç iş gücünün önünü tıkayan değil, tersine onlara iş
imkânı yaratan durumdadırlar. Bu bir ödül değil, işveren olarak onları
cezalandırmaktır.
Yine,
esnaf ve sanatkârlara geçici iş göremezlik ödeneği verilmesindeki düzenleme
esnaf ve sanatkârların aleyhine bir düzenleme olarak tasarıda yer almıştır. Bizim,
esnaf ve sanatkârların ayaktan tedavi sonrası geçici iş göremezlik ödeneği
alabilmesine yönelik teklifimiz kabul edilmemiştir oysaki Sosyal Sigorta
Kurumuna mensup olanlar bu haktan faydalanmaktadır. Yani yatağa düşmeyen esnaf
ve sanatkâra devletin sıcak eli uzanmayacaktır.
29 Mart
2009 yerel seçimlerinde ilk defa belediye başkanı seçilenlerin yaşlılık aylığı
ve diğer mali hak kayıplarına yönelik kazanılmış hak aylığı ve emekli
ikramiyesinin hesabında BAĞ-KUR ve SSK hizmet sürelerinin dikkate alınması
yönündeki teklifimizin kabul edilmemesini anlamak mümkün değildir. Onlar da
BAĞ-KUR’lu , SSK’lı olarak cezalandırılmışlardır.
BAĞ-KUR’lu
kadın sigortalılara Sosyal Sigorta Kurumunda olanlardan farklı olarak doğum
borçlanması hakkı tanınmaması, 2010 referandumunda pozitif ayrımcılık
vaatlerinizi boşa düşürmüştür.
Emeklilikte
yaşa takılanların mağduriyetlerine çözüm getirilmesi, muhalefet olarak en çok
dile getirdiğimiz bir teklif olmasına rağmen bu önerimize sürekli kulaklarınız
kapalı kalmıştır. Emekli olma hakkını elde ettikleri hâlde daha sonradan yaş
şartına tabi tutulmaları birçok vatandaşımızı mağdur etmiştir. Bu mağduriyete
uğrayan insanlar genç işsizlerin iş bulamadığı bir Türkiye’de bu yanlarıyla
hangi sektörde iş bulup çoluk çocuklarına gelecek temin edeceklerdir?
Yine,
BAĞ-KUR’lu vatandaşlarımız prim ödeme günleri bitip yaştan emekli oluncaya
kadar geçen sürede sağlık hizmetlerinden yararlanma imkânı tanınmamasından
şikâyetçidirler. Bu tasarı, bu sorunu da çözmemiştir.
Her ne
kadar olumlu yönlerini ifade ettiğimiz bu kanun tasarısı, çözülmesi gereken
onca soruna bir fırsat olması gerekirken çoğu çözülmeyi bekleyen sorunlara
maalesef değinilmemiştir; işçimize, emeklimize, çalışanlarımıza ve iş hayatına
katılan kadınlarımıza bekledikleri iyileştirmeleri sağlamamış, beklentileri
boşa çıkartmıştır. Özellikle BAĞ-KUR’lu esnaflar, sosyal güvenlik destek primi
ödemelerine karşı büyük bir haksızlığa muhatap olmaktadırlar. Şöyle ki,
BAĞ-KUR’lu işe başlarken vergi kaydını yaptırıyor, odaya kaydını yaptırıyor;
emekli olduğu zaman sadece vergi kaydı silinip eğer odada hâlâ aktif görünüp
kaydı oluyorsa, kaydı devam ediyorsa, sosyal güvenlik primi desteği borcu
olarak, beş on yıl geçtikten sonra bir mahkeme kararıyla önüne ciddi manada bir
tebligat geliyor. Dolayısıyla BAĞ-KUR’lu esnaflar bu durumdan oldukça
rahatsızlar ve bu mağduriyetin giderilmesini talep etmekteler. Oysaki, Sayın
Bakan, bu önemli sorunun çözümü noktasında, bu kanunun yapımı aşamasında, bu
tasarıda ciddi bir fırsat var önümüzde. Türkiye’deki esnaf ve sanatkârların bu
sorununu çözmek, bu kanunu herkesin destek vereceği şekilde yeniden düzenlemek
gerekmekte. Bu insanlar bunu her platformda her defasında dile getirmelerine
rağmen ancak üvey evlat muamelesi görüyorlar.
Hepimizin
bildiği gibi, Türkiye’deki sağlık sisteminde Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamı
altında BAĞ-KUR’lular ve sigortalılar tek bir çatı altında toplanıyormuş gibi
görünmelerine rağmen BAĞ-KUR’lu esnaf ve sanatkârlarla SSK’lılar arasında ciddi
ayrımcılık yapılmaktadır. Bu ayrımın mutlak suretle kaldırılması gerekmektedir.
Bu ayrımı kaldırmanın yolu… Aslında bu kanun tasarısı bize fırsat vermiş
olmasına rağmen bu düzenleme içerisinde yer almamıştır.
İnsanlar
Sosyal Güvenlik Kurumuna çalıştıkları dönem içerisindeki primi niye ödüyorlar?
Emekli olduklarında emekli ikramiyesi almak, emekli maaşı almak, artı, sağlık
giderlerinden istifade etmek için. Oysaki bu düzenleme içerisinde sağlık
hizmetinden yararlanma noktasında SSK’lılarla BAĞ-KUR esnafı arasındaki bu farkın
giderilmesi gerekiyor.
Bir de
Türkiye'nin gündeminden hiç çıkmayan prim borcu affı veya yapılandırması kanun
içerisinde yer alıyor. Bu elbette olumlu bir şey ancak bir esnaf yıllardır
primini düzenli olarak ödemekte ise bunları da “pozitif ayrımcılık” adı altında
ya bir kademe yükseltmenin veya BAĞ-KUR emekli ikramiyelerini artırmanın veya
emekli olduklarındaki maaşı sembolik de olsa yüzde 5, yüzde 10 civarında
artırmanın, diğer BAĞ-KUR’lu esnafın da zamanında primini yatırmasına vesile
olacağını unutmamak gerekiyor.
Yine son
olarak şunu da ifade edebilirim ki BAĞ-KUR esnafının sorunları arasında
düzeltilmesi gereken çok durum var. İşsizlik sigortasından, sigortalılar
istifade ederken, ekonomik olarak bitmiş durumda olan, iflas eden bir
BAĞ-KUR’luya işsizlik fonundan destek primi ödenmemesi de önemli sorunlardan
birisidir.
Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Öz.
Şahsı
adına Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz
Sayın Erdinç.
MEHMET
ŞÜKRÜ ERDİNÇ (Adana) – Teşekkür ediyorum.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 370 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın geneli
üzerine, şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi
selamlıyorum.
Sözlerimin
başında, Çukurca’da meydana gelen çatışmada şehit düşen, Adanalı şehidimiz Uzman
Çavuş Mehmet Doğan’a Cenab-ı Hak’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize
başsağlığı diliyorum.
Değerli
milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 370 sıra sayılı Kanun Tasarısı’yla,
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda ve diğer bazı kanunlarda
çeşitli düzenlemeler yapılmaktadır.
2008
yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa çerçevesinde, sosyal güvenlik
uygulamalarında süreç içerisinde meydana gelen ihtiyaçları karşılamak üzere
sigortalı lehine bazı düzenlemeler yapılmaktadır. Bu çerçevede görüşmekte
olduğumuz kanun tasarıyla getirilen düzenlemelerden kısaca bahsetmek istiyorum.
2003
yılında çıkarılan 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu’nun 3’üncü maddesi
uyarınca Türkiye İş Kurumuna, iş ve meslek danışmanlığı hizmetleri vermek veya
verdirmek üzere görev verilmiştir. Bu görev çerçevesinde, Hükûmetimizin
programı ve İŞKUR’un planlamaları doğrultusunda, işsizlikle mücadele
kapsamında, İŞKUR bünyesinde istihdam edilmek üzere 2.000 kadro vize verilmiş
ve iş ve meslek danışmanı ilanına gerekli sertifikaya sahip 2.817 kişi başvuru
yapmış, bunlardan 2.000’i KPSS puanına göre mülakatsız olarak atanmıştır. Bu
atamadan üç ay sonra kalan 817 kişi için Maliye Bakanlığımızın onayı ile
istihdam sağlanmıştır. İki istihdam arasında geçen üç aylık sürede 523 kişi
daha gerekli sertifikayı edinmiş, yeni sertifika alanların başvurusunun kabul
edilmemesi üzerine bu konu yargıya taşınmış ve Danıştay bu ilk 817 kişilik
alımın yürütmesini durdurmuştur. Tasarıda yaptığımız düzenleme ile yargı kararı
sonrası 2013 yılı başında işten çıkarılan 817 kişinin ve 2’nci atamaya başvuru
yapamayan 523 kişinin iş ve meslek danışmanı olarak atanması düzenlenmektedir.
5335
sayılı Kanun kapsamında, kamu kurumlarında ve kamuya ait iş yerlerinde
çalışmaya başlayan emeklilerin çalışmayı bıraktıktan sonra tekrar emekli
maaşlarını almak için SGK’ya yazılı talepte bulunmaları gerekiyordu. Tasarıyla
getirilen düzenleme ile yazılı talep şartı kaldırılmakta, bunun yerine
sigortalılığın bitiş tarihi SGK tarafından tespit edilerek, yazılı istek tarihi
olarak kabul edilmesi amaçlanmaktadır.
Tasarının
3’üncü maddesiyle Sosyal Güvenlik Kurumunun Genel Kurul yapısı yeniden
düzenlenmekte ve Genel Kurulda temsilci bulunduran bakanlıkların isimleri
güncellenmektedir. Ayrıca Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının
Genel Kurulda temsilinin sağlanması amaçlanmaktadır.
Tasarı
ile getirilen düzenlemelerden biri de SGK Yönetim Kurulu üye sayısının
artırılmasıdır. Esnaf ve sanatkârların Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunda
temsilinin olmaması bugüne kadar, üzerinde konuşulan büyük bir eksiklikti.
Yapılan bu düzenleme ile bu eksiklik giderilmektedir.
Tasarının
5’inci maddesi ile SGK’nın ilave personel ihtiyacı için Sosyal Güvenlik
Kurumunda kullanılmak üzere kadro ihdas edilmektedir.
2008
yılında yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu ile 18 yaşını doldurmamış vatandaşlarımız, genel sağlık sigortası
kapsamına dâhil edilmiştir. Bu çerçevede, lise öğrenimini sürdüren bir kişi 20
yaşına kadar, üniversite öğrencisi 25 yaşına kadar anne babasının sigortası
kapsamında sağlık hizmetlerinden prim ödemeden yararlanmaktadır. Ancak
öğrencilerin liseyi bitirdiği veya üniversiteye başladığı dönem arasında dört
aylık bir boşluk ortaya çıkmaktadır. Bu dönem içinde kişi lise veya üniversite
öğrencisi statüsünde olmadığından, 19 yaşından gün almışsa gelir testi
yaptırması gerekmektedir. Bu durumda bulunan 406 bin kişi mağdur olmaktadır.
Mağduriyetin giderilmesi amacıyla tasarıda yapılan düzenlemeyle, kişi liseden
mezun olunca eğer 20 yaşını doldurmamışsa dört ay daha gelir testi yaptırmadan
ve prim ödemeden sağlık hizmetlerinden faydalanması öngörülmektedir.
Tasarının
8’inci maddesiyle terörle mücadele veya emniyet ve asayişin sağlanmasına
ilişkin görevleri sebebiyle malul kalanlar ya da Kore, Kıbrıs ve İstiklal
Savaşı gazisi olarak şeref aylığı bağlanmış olanlar ya da bunların eşlerinden
özel hastaneye müracaatlarında ayrıca bir sevk usulü şartı aranmaksızın ilave
ücret alınmaması amaçlanmaktadır.
5510
sayılı Kanun’a eklenen ek 8’inci madde ile 1/10/2008 tarihinden önceki
sigortalılık süresine ait değişiklikten dolayı tahakkuk eden prim borcunun
usulüne uygun olarak ödenen af, tecil, taksitlendirme ve yapılandırma
uygulamalarını etkilemeyecek hâle getirilmesi amaçlanmıştır.
Genel
sağlık sigortası sistemine geçiş sürecinde ortaya çıkan uygulama farklılıkları
sebebiyle hak etmedikleri hâlde bazı kişilere sağlık yardımı yapılmış, söz
konusu kişilerin tespiti ile kişilere borç tahakkuk ettirilmiştir. Tasarıyla,
bu kapsamda borcu bulunan kişilerin SGK’ya açtıkları davalardan vazgeçmeleri
hâlinde sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle
oluşacak mağduriyetlerin önlenmesi amaçlanmaktadır.
5510
sayılı Kanun’a eklenen geçici 47’nci madde ile 5335 sayılı Kanun’un 30’uncu
maddesinde, tasarının 2’nci maddesiyle aylığın tekrar başlatılmasıyla ilgili
yapılan değişikliğin maddenin yürürlüğe girdiği tarihten öncesine de
uygulanması sağlanmıştır.
2007
yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu kurulmuş ve bu kurumda
istihdam edilecek bazı kadrolara Avrupa Birliği müktesebatı çerçevesinde dil
şartı getirilmiştir. Kurumun ilk kuruluşunda bu kapsamda istihdam edilecek
personele dil şartını belli bir sürede yerine getirme hakkı tanınmış ve
personelin yüzde 90’ı bu şartı yerine getirmiştir. Tasarıda yapılan
düzenlemeyle dil şartının kuruma girmeden aranmasına yönelik düzenleme
yapılmış, ayrıca bugüne kadar dil şartını yerine getirmeyenlere bir yıllık ek
süre tanınmıştır.
Değerli
milletvekilleri, görüldüğü gibi tasarının birçok maddesi yeni yılın girmesi ve
uygulamadan kaynaklanan sebeplerle oluşan mağduriyetlerin giderilmesini
amaçlamaktadır. Burada iddia edildiği gibi yeni ek külfetler getirmemektedir.
Bu
vesileyle, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının hayırlı olmasını diliyor,
saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkür ederiz Sayın Erdinç.
Sayın
milletvekilleri, böylece, tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 21.21
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 21.27
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır),
Fatih ŞAHİN (Ankara)
BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 49’uncu Birleşiminin
Dördüncü Oturumunu açıyorum.
370 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon?
Yok.
Ertelenmiştir.
6’ncı
sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Eğitim İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun
görüşmelerine başlayacağız.
6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Mısır Arap
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/581) (S. Sayısı: 291)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
7’nci
sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kabinesi
Arasında Bitki Koruma ve Bitki Karantina Alanında İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu
Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna
Bakanlar Kabinesi Arasında Bitki Koruma ve Bitki Karantina Alanında İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/629) (S. Sayısı: 309)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
Alınan
karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer
işleri sırasıyla görüşmek için 9 Ocak 2013 Çarşamba günü saat 14.00’te
toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 21.28