DÖNEM: 24

 

 

                                                  CİLT: 35                      YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

 

33’üncü Birleşim

4 Aralık 2012 Salı

 

 

 

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 

   I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMA

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Dünya Engelliler Haftası’na ve özellikle kamunun engellilere yönelik daha fazla alım yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Yenişehir Hastanesinin yoğun bakım ünitesinde solunum cihazları nedeniyle büyük sorunlar yaşandığına ve Sağlık Bakanlığının bu konuda gerekeni yapacağını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

3.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, her ülkeden her çeşit meyve ve sebzeyi, hatta fındığı bile ithal ediyor olmamızdan ders çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

4.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine, besicilik destekleme süresinin uzatılması gerektiğine ve Dünya Engelliler Haftası’na ilişkin açıklaması

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin derhâl kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

6.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu İzleme ve Değerlendirme Dairesinin “The Simpsons” adlı çizgi filmin yayıncı kanalına ceza vermesine ilişkin açıklaması

7.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin kaldırılması gerektiğine ve sağlık çalışanlarının onuruna yakışır şekilde yaşamaları için bir çalışma yapılmasını dilediğine ilişkin açıklaması

8.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine, Çanakkale’nin ilçelerinde taşımalı eğitim servis ücretlerinin niçin ödenmediğini ve ne zaman ödeneceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin açıklaması

10.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Cumhuriyet Halk Partisi üyesi yaklaşık 64 bin kişinin iradeleri dışında, sahte belgelerle AKP’ye üye yapılmış olduğuna ve bu siyasi skandalın üzerine gidilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

11.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve 1 Ekim 2012 tarihinden itibaren müzekart sahiplerinin bir yıl boyunca ferdî kaza sigortası sahibi olabilmelerini sağlayan protokol hakkında bilgi verilmesini istediğine ilişkin açıklaması

12.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın uçağının Erbil’e inememesinin yeni bir kriz durumu olduğuna ilişkin açıklaması

13.- Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ve 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

14.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine, Dünya Engelliler Haftası’na ve Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin acilen kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

15.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve Dünya Engelliler Haftası’na ilişkin açıklaması

16.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Dünya Engelliler Haftası’na ilişkin açıklaması

17.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin bir an önce kaldırılması gerektiğine ve yargılamaları devam eden ve bir kısmı Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan tıp öğrencilerinin durumuna ilişkin açıklaması

18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından özellikle Doğu Anadolu’da hayvancılık yapanlara birtakım imkânlar tanınmasını ve saman ithalatında çiftçilere yetki verilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

19.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da yolları asfalt olmayan, içme suyu bulunmayan köyler bulunduğuna ve bunların ne zaman yapılacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

20.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

21.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

22.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- 6328 sayılı ve 14/6/2012 tarihli Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 3'üncü maddesi gereğince Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, 28/11/2012 günü toplanarak yapılan gizli oylama sonucunda en çok oyu alan, liste hâlinde isimleri bildirilen 5 adayın kamu denetçisi olarak seçildiğine ilişkin tezkeresi (3/1053)

2.- (10/49, 113, 118, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1054)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, asgari ücret düzeyinin toplum üzerindeki yoksullaştırıcı etkisinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/437)

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 28 Aralık 2011 tarihinde meydana gelen ve 35 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği Uludere olayının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/436)

C) Genel Görüşme Önergeleri

1.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 19 milletvekilinin, Türkiye-Fransa ilişkilerinde yaşanan gelişmeler konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/6)

D) Önergeler

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 milletvekilinin, (2/208) esas numaralı 14/7/1965 Tarihli ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/80)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşlarının, Türkiye'de sayıları 8,5 milyonu bulan çeşitli seviyelerde ve türlerde engelleri bulunan bireylerin sorunlarının araştırılması amacıyla 9/5/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi 

2.- MHP Grubunun, doğal gaz anlaşmaları ve fiyatlaması ile doğal gaz politikaları konusunda gerekli araştırmaların yapılması, buna göre alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/11/2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi 

3.- CHP Grubunun, patates üreticilerinin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/331) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

 

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİS-YONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (S. Sayısı: 339)

4.- Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu (1/625) (S. Sayısı: 342)

5.- Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/638) (S. Sayısı: 337)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/581) (S. Sayısı: 291)

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Van’da yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10009)

2.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bitlis’te yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10010)

3.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hakkâri’de yaşanan elektrik kesintilerine ve çiftçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/10014)

4.- Samsun Milletvekili Haluk Koç’un, bazı ülkelerden Hatay’a gelen yolcuların isim listesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/11202)

5.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın merkeze bağlı bir köyündeki trafo ve elektrik dağıtım şebekesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11568)

6.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın merkeze bağlı bir köyünün elektrik telleri ile sokak lambalarının yenilenmesine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11569)

7.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, benzine yapılan zamlara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11573)

8.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, 06 Nisan 2011 tarihli ve 6223 sayılı Yetki Kanunu’na dayanarak çıkartılan kanun hükmünde kararnamelerin TBMM’de görüşülmemesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/11665)

9.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’deki kamu kurumlarında istihdam edilen engelli personele ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/11738)

10.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, 2003-2012 yılları arasında bankacılık sektöründen alınan vergilerle ilgili verilere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/11804)

11.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Ankara-Batum arası havayolu seferi ihtiyacına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/11805)

12.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Irak’a gerçekleştirilen ihracata ve ihraç mallarının nakliyatına ilişkin Başbakandan sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/11871)

13.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı bünyesinde gerçekleştirilen Avrupalı genç hukukçular için yapılan eğitim programına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/11888)

14.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, dış hat uçuşlarında yolculara verilen gazetelerin seçimlerinde aranan kriterlere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı  (7/12183)

15.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kurulunun faaliyetlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın cevabı (7/12223)

16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/12310)

17.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, orman işletmelerinde İŞKUR aracılığı ile yapılan sınava yönelik bazı iddialara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı  (7/12328)

18.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, orman vasfını yitirmiş arazilerin satışından doğan mağduriyetlere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12329)

19.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Bakanlık personelinin maaş ödemelerinin hangi bankaya yatırıldığına ve promosyon ödemesi ile ilgili yapılan sözleşmeye ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/12353)


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak iki oturum yaptı.

 

Manisa Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi, 29 Kasım Filistin Halkıyla Dayanışma Günü’ne,

Malatya Milletvekili Mustafa Şahin, Büyükşehir Yasası ve Malatya’ya,

Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar, ülkemize kurulacak olan Patriot füze sistemlerine,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in kızının Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanamadığı hâlde hangi yönetmelik ve kurallara göre bu okula yatay geçiş yaptığını öğrenmek istediğine,

Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan, Artvin ili Cerrattepe mevkisinde maden işletilmesiyle ilgili olarak Trabzon Bölge İdare Mahkemesinin verdiği karara,

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Filistin’in Birleşmiş Milletlerde gözlemci üye olmasına ve ezilen bütün mazlum halkların özgürlüklerine kavuşmasını dilediğine,

Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu, Trabzon ilinin Köprübaşı ilçesine bağlı Beşköy beldesinde selden zarar gören belediye binasının Millî Eğitim Bakanlığına devredilerek okul olarak kullanıldığına ve bu okuldaki öğrencilerin can güvenliğinin olmadığına,

Çorum Milletvekili Tufan Köse, Şubat 2013’te atama bekleyen öğretmenlerin Başbakandan randevu alabilmek için soğuk havada Abdi İpekçi Parkı’nda beklediklerine,

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, MHP Grubu olarak Filistin halkının özgürlük mücadelesini desteklediklerine, Filistin halkına zulmeden İsrail devletini kınadıklarına, engelliler için enerjide bir indirim düşünülüp düşünülmediğini öğrenmek istediğine ve atanamayan öğretmenlerin Abdi İpekçi Parkı’ndaki çilesine Başbakanın duyarlı olmasını beklediğine,

Adana Milletvekili Ali Halaman, Adana’nın Kozan ilçesine bağlı bazı yerlerde halkın Hükûmetten on yıldır yol yapmasını ve su getirmesini beklediklerine,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Filistin’in Birleşmiş Milletler tarafından uluslararası toplumda gözlemci devlet olarak tanınması kararına,

Kocaeli Milletvekili Haydar Akar, Çan’da üretimi durdurulan termik santralle ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın bilgi vermesini beklediğine,

Bingöl Milletvekili İdris Baluken, Bingöl’de Hacılar Köyü’nde bulunan termal suyun işletme hakkının verildiği firmanın Bingöl’deki bütün termal suların işletme hakkına sahip olduğuna ve bunun tekelleşmeye doğru giden bir süreç olduğuna,

Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş, son yıllarda izlenen yanlış ve kötü politikalar nedeniyle tarım sektöründe ciddi sıkıntılar yaşandığına ve saman ithal edilip edilmediğini öğrenmek istediğine,

Antalya Milletvekili Gürkut Acar, Patriot füzesiyle ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinden izin alınması gerektiğine,

Ankara Milletvekili Levent Gök, Tunceli’nin Hozat ilçesindeki fişlemelerle ilgili ne gibi işlemler yapıldığını öğrenmek istediğine,

Trabzon Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu, Trabzon ilinin Köprübaşı ilçesine bağlı Beşköy beldesinde 1998’de selden zarara görmüş olan okul binasının 2002 yılı itibarıyla yapılıp eğitime açıldığına,

Muş Milletvekili Sırrı Sakık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’dan kendi kurumunda çalışan kaç elemanın yakınlarının HES projelerinde söz ve karar sahibi olduklarını öğrenmek istediğine,

Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, Adıyamanlı çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik borçlarının faizlerinin indirimi ya da silinmesi konusunda bir çalışma beklediklerine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Balıkesir Milletvekili Namık Havutça ve 28 milletvekilinin, emeklilerin sorunlarının (10/433),

Adana Milletvekili Ali Halaman ve 24 milletvekilinin, ülkemizde pamuk tarımı ve pamuk üreticilerinin sorunlarının (10/434),

Adana Milletvekili Ali Halaman ve 23 milletvekilinin, narenciye üreticilerinin yaşadıkları sorunların ve bu ürünlerin ihracat politikasında var olan eksikliklerin (10/435),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu ve 24 milletvekilinin; devlet eliyle yapılması gereken bor tuzlarının aranması ve işletilmesi işlerini ihale ile özel şirketlere yaptırdığı ve bu ihalelere kamu ihalelerine katılması yasaklı kişilerin katılmasına izin verdiği iddiasıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesinin (11/25) gündeme alınıp alınmamasına ilişkin ön görüşmeler tamamlandı; yapılan oylama sonucunda önergenin gündeme alınması kabul edilmedi.

 

İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın şahsına,

İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın CHP Grubuna,

Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin AK PARTİ Grubuna,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun ifadelerine ilişkin bir açıklamada bulundu.

 

Alınan karar gereğince, 4 Aralık 2012 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere 17.16’da birleşime son verildi.

 

                                                    Şükran Güldal MUMCU

                                                             Başkan Vekili

          Özlem YEMİŞÇİ                                                               Muhammet Rıza YALÇINKAYA

                 Tekirdağ                                                                                         Bartın

                Kâtip Üye                                                                                     Kâtip Üye

II.- GELEN KÂĞITLAR

No.: 43

3 Aralık 2012 Pazartesi

 

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı bazı köylerin yollarının asfaltlanma çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2411) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı bazı köylerin yollarının asfaltlanma çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2412) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı bazı köylerin yollarının asfaltlanma çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2413) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı bazı köylerin yollarının asfaltlanma çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2414) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı bazı köylerin yollarının asfaltlanma çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2415) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı köylerin yollarına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2416) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

7.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Posof ilçesindeki köy yollarının asfaltlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2417) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı köylerin yollarına yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2418) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı bazı köylerin yollarının asfaltlanma çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2419) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı bazı köylerin yollarının asfaltlanma çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2420) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

11.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı bazı köylerin yol, su ve elektrik sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2421) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

12.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’daki alt ve üst geçitlerin bakım-onarım çalışmalarına ve Erzurum Havalimanının sağlık ve itfaiye ekibi ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2422) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

13.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı tarım ürünlerinin 2006-2012 yılları arasındaki ithalat miktarlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2423) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

14.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, TMO’nun 2006-2012 yılları arasındaki çeltik ve mısır alımına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2424) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

15.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, son 5 yıl içerisinde üreticiden alınan ve ithal edilen hububat ile ilgili verilere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2425) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

16.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çiftçilerin kullandığı doğrudan destek kredilerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2426) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

17.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 1993 yılında yaşanan ve 33 erin şehit olmasına neden olan bir olayla ilgili başlatılan soruşturmaya ait dosyaların bulunamadığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/2427) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

18.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, halk eğitim merkezlerinde görev yapan usta öğretmenlerin çalışma sürelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2428) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

19.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Hanak ilçesine bağlı köylerdeki okulların sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2429) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

20.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 2011 yılında Hakkâri’de gerçekleşen bir çatışmada yaralanan bir askere gazilik unvanı verilmemesine ilişkin Milli Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/2430) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

21.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kış olimpiyatları için yaptırılan suni kar göletine ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/2431) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

22.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, üniversite öğrencilerine zorla kredi kartı kullandırılması ile ilgili iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2432) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

23.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’taki bazı okulların Atatürk büstü olmadan eğitime başlamasına ve okulların araç-gereç ihtiyaçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2433) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

24.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Merkez ilçesine bağlı köylerin yol ve su sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2434) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

25.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın bir köyünde görev yapan öğretmenlerin lojman ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2435) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

26.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Çıldır ilçesinde modern tuvalet ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2436) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

27.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Üniversitesinin bütçesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2437) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

28.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Posof ilçesine bağlı bir köyde yapılan kadastro çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2438) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

29.-  İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Van depremi sonrasında cezaevinden firar eden mahkumlara ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/2439) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

30.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars ve Iğdır’da eğitim seviyesinin yükseltilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2440) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

31.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 5084 sayılı Kanunun süresinin uzatılmasına ilişkin Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/2441) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

32.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, yenilenebilir enerji kaynaklarının arttırılmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2442) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

33.-  Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa’daki bir köyün ormanında keyfi ağaç kesimi yapıldığı iddiasına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2443) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

34.-  Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Alo 147 öğrenci şikâyet hattına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2444) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

35.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, boşandığı halde birlikte yaşayan eşlerin gelir ve aylıklarının kesilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2445) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

36.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, bazı üniversitelerde formasyon eğitiminin kaldırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2446) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, Türk yetkililerin El-Kaide örgütü ile görüştüğü iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12701) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

2.- Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, Edirne’deki tarihi bir otele ve otelden tahsil edilen gelire ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12702) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

3.- Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantep’teki garaj tapulu meskenlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12703) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

4.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ardahan ilindeki toplumsal gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12704) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

5.- Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, Ayvalık Devlet Hastanesinin depreme dayanıksız olduğu yönündeki raporlara rağmen halen yeni hastane yapılmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12705) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

6.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, İstanbul’daki amatör spor kulüplerine ve İstanbul Büyükşehir Belediyesinin aynı isimli spor kulübüyle bağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12706) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

7.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Antalya ilindeki toplumsal gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12707) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

8.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, emekli hekimlerin maaşlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12708) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

9.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, idam cezasının yeniden getirilmesine yönelik bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12709) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

10.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Siirt ve Hakkâri illerinde düşen iki helikoptere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12710) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

11.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Siirt’in Pervari ilçesinde gerçekleşen helikopter kazasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12711) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

12.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Suriye’nin elinde bulunan kimyasal silahlara karşı alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12712) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

13.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Suriyeli mültecilere yönelik yapılan harcamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12713) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

14.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da engellilerin yaşamlarının kolaylaştırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12714) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

15.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Haymana TOKİ konutlarının eksikliklerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12715) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

16.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, TOKİ tarafından yaptırılan konutlarla ilgili sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12716) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

17.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Şereflikoçhisar’daki çiftçilerin kredi borçlarının ertelenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12717) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

18.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Polatlı’da turizmin geliştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12718) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

19.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Polatlı’dan Ankara’ya pancar taşıyan kamyonlara kesilen trafik cezalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12719) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

20.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, bir mahkumun avukatları ile görüştürülmesi ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12720) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

21.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Abdullah Öcalan ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12721) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

22.-  Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, karayolu taşımacılığı yapan esnafın sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12722) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

23.-  Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Tokat Kamu Hastaneleri Birliğinin bir uygulamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12723) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

24.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Yalova’da TİGEM arazisinin yabancı bir kişiye satılığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12724) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

25.-  İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, yabancı bir istihbarat yetkilisinin ülkemizde gizli görüşmeler yaptığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12725) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

26.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2005-2012 yılları arasında yapılan sosyal yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12726) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

27.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, ülkemizde kullanılan S-70 Sikorsky model helikopterlere ve 10 Kasım’da meydana gelen helikopter kazasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12727) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

28.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, araştırma görevlilerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12728) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

29.-  Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Hozat’ta vatandaşların fişlendiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12729) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

30.-  Denizli Milletvekili İlhan Cihaner’in, duruşma salonlarındaki sesli ve görüntülü kayıt sistemine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12730) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

31.-  İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın otopsi sonuçlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12731) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

32.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Ardanuç ilçesine açık cezaevi yapılıp yapılmayacağına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12732) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

33.-  Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Çerkezköy Adliye binasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12733) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

34.-  Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, 1996 yılında yakalanan bir PKK’lının cesedinin ailesine verilmemesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12734) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

35.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12735) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

36.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’da sanayi ile ilgili bazı verilere ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12736) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

37.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12737) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

38.-  Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, SGK’nın sosyal güvenlik açığına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12738) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

39.-  Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili bazı iddialara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12739) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

40.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12740) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

41.-  İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, mobbingin önlenmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12741) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

42.-  İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Göksu Deresindeki kirliliğe ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12742) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

43.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Van’da TOKİ tarafından yapılan afet konutlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12743) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

44.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12744) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

45.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, elektrik dağıtım şirketlerinin ihalelerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12745) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

46.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12746) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

47.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Haymana Spor Salonunun bakımsızlığına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12747) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

48.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12748) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

49.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’da tarım ile ilgili bazı verilere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12749) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

50.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Suriyeli mültecilerin beraberinde getirdiği hastalıklı hayvanlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12750) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

51.-  İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu’nun, Bakanlık bünyesinde çalışan ekonomistlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12751) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

52.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, un, tuz ve şekerin toplum sağlığı üzerindeki etkileri hakkındaki çalışmalara ve pestisit içeren ürünlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12752) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

53.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, gıda denetimine ve GDO’lu ürünlerin ithaline ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12753) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

54.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, GDO’lu ürünlere yönelik denetimlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12754) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

55.-  Antalya Milletvekili Arif Bulut’un, sebze ve meyve fiyatlarındaki düşüşün Antalya’da çiftçilerin mağduriyetine yol açmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12755) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

56.-  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, destek primleri ödenmeyen çiftçilere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12756) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

57.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12757) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

58.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, domates üreticilerine yönelik teşviklere ve domates ihracatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12758) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

59.-  Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, üç gümrük müfettişi ile ilgili iddialara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12759) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

60.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12760) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

61.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’te esnaflarla ilgili bazı verilere ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12761) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

62.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Konya’da Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan personel sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12762) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

63.-  Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Mardin’de Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan personel sayısına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12763) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

64.-  İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, kahvehane ve çay bahçelerinde kitap ve gazete bulundurma zorunluluğu öngören yönetmeliğin uygulanmamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12764) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

65.-  İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, İzmir’in Kiraz ilçesindeki bir köyün ulaşım sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12765) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

66.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, denetlenen okul servislerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12766) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

67.-  Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da bazı semtlerde son otobüs saatinin değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12767) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

68.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, terör örgütünün kaçırdığı kamu görevlilerine maaş ödenip ödenmediğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12768) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

69.-  İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı ile ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12769) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

70.-  Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, bir kaymakamla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12770) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

71.-  Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, 1996 yılında yakalanan bir PKK’lının cesedinin ailesine verilmemesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12771) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

72.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2003-2012 yılları arasındaki silah ruhsatı verilen kişilere ve silah kullanılan olaylara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12772) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

73.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli Eşme’de yürütülen imar çalışmaları ile ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12773) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

74.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli Kandıra’da bir parkın yenilenmesi sırasında şehit bir askerin adının bulunduğu tabelanın kaldırılması ve sonrasında tekrar yerine konulmamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12774) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

75.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, muhtarların sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12775) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

76.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12776) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

77.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’te öğrencilerin yaptıkları bir gösteriye yapılan polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12777) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

78.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Denizli’de yaptıkları protesto nedeniyle tutuklanan öğrencilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12778) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

79.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Hozat’ta vatandaşların fişlendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12779) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

80.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, 2002 yılından itibaren toplumsal olaylarda kullanılan gaz bombalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12780) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

81.-  Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Hozat’ta vatandaşların fişlendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12781) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

82.-  Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de turizmin geliştirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12782) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

83.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12783) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

84.-  İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, İzmir Büyükşehir Belediyesinin bazı gelirlerinin haksız yere Kurumlar Vergisine tabi tutulduğu iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12784) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

85.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, küçük işletmelerin denetimine ve kayıt dışı ekonomiye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12785) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

86.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş’nin özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12786) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

87.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, tarım sektörüne verilen desteklerin yetersizliğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12787) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

88.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12788) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

89.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, muhtarların sorunlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12789) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

90.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli Üniversitesinde bir dekanın söylediği iddia edilen bazı sözlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12790) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

91.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Şırnak’ta Emniyet Müdürlüğüne devredilen bir okul binasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12791) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

92.-  Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bitlis’teki ücretli öğretmen alımlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12792) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

93.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, öğretmenlerin alan değişikliğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12793) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

94.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan, Kars ve Iğdır’daki okulların kitap ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12794) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

95.-  Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, okullarda ücretsiz dağıtılan kitapların maliyetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12795) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

96.-  Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, öğretmenlere yönelik şiddete ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12796) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

97.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, eğitim ile ilgili bazı istatistiklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12797) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

98.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’teki yatılı bölge okullarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12798) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

99.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Uşak’ta askerlik yapan bir erin ölümü ile ilgili iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12799) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

100.-                Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, uzman erbaşların maaş sorununa ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12800) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

101.-                İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, bedelli askerlik ile ilgili bazı verilere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12801) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

102.- Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Siirt’te meydana gelen helikopter kazasına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12802) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

103.-                Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, 1996 yılında yakalanan bir PKK’lının cesedinin ailesine verilmemesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12803) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

104.-                Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesindeki doğal bitkiler ile ilgili çalışmalara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12804) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

105.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bitlis, Siirt, Şırnak ve Van illerindeki karayolları çevresinde toplanmayan çöplere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12805) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

106.-                Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12806) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

107.-                Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12807) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

108.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’teki barajlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12808) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

109.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’da yaşanan bir olayla ilgili olarak epikriz raporu ve adli tıp raporu arasındaki çelişkiye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12809) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

110.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 2013’te Mardin’de yapılması planlanan sağlık hizmet birimlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12810) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

111.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 2013’te Aydın’da yapılması planlanan sağlık hizmet birimlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12811) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

112.- İstanbul Milletvekili Atilla Kaya’nın, hastanelerde yapılan atamalar ile ilgili bazı iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12812) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

113.-                Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Verem Savaş Dispanserlerine ve son on yılda tespit edilen tüberküloz vakalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12813) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

114.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12814) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

115.-                Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Gülnar ilçesine bağlı bir beldede yıkılan sağlık evine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12815) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

116.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Tatvan-Van çevre yoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12816) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

117.-                Aydın Milletvekili Osman Aydın’ın, Aydın-Denizli otoyol çalışmalarının yol açacağı sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12817) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

118.-                Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Bitlis, Siirt, Şırnak ve Van illerindeki karayolları çevresinde toplanmayan çöplere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12818) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

119.-                Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Gölbaşı’ndaki bir mahalledeki PTT hizmetlerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12819) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)

120.-                Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı bir köyde baz istasyonu bulunmamasından kaynaklanan iletişim sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12820) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

121.-                Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı bir köyde baz istasyonu bulunmamasından kaynaklanan iletişim sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12821) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

122.-                Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın Damal ilçesine bağlı bir köyde baz istasyonu bulunmamasından kaynaklanan iletişim sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12822) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

123.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yurt dışında faaliyetleri yasaklanan bir şirketin Türkiye’de faaliyete başladığı iddiasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12823) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

124.-                Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, kara taşımacılığı yapan esnafın sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12824) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

125.-                Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, demiryolu inşaatında bir köprünün çökmesi nedeniyle yaralanan işçilere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12825) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

126.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12826) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

127.-                Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’te bir öğrencinin hayatını kaybettiği yola kavşak yapılmadığı iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12827) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

128.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’teki duble yollara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12828) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

129.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Mersin’in Erdemli ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/12829) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

130.-                Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12830) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

131.-                Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, AB ile ilişkilere ilişkin Avrupa Birliği Bakanından yazılı soru önergesi (7/12831) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.11.2012)

132.-                Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12832) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

133.-                Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir’de 2012-2013 yıllarına ait planlanan ve gerçekleştirilen kamu yatırımları ile projelere ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12833) (Başkanlığa geliş tarihi: 19.11.2012)

134.-                Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, araç ve lojman tahsis edilen bürokratlara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/12834) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2012)

135.-                Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Erzincan’da yaşanan bir olaya ve Alevilerin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12835) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

136.-                Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Van ve Bitlis’te deprem nedeniyle ertelenen elektrik ve su bedelleri için geriye dönük borçlanma çıkarılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12836) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

137.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, bir THY yetkilisinin uçuşlarda dağıtılan gazeteler hakkındaki açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12837) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

138.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Gazze’nin İsrail tarafından bombalanmasına ve bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12838) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

139.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çorum ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12839) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

140.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Denizli ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12840) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

141.-                Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Lüleburgaz Devlet Hastanesinde tıbbi atıklarla ilgili usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12841) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

142.-                İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, kurumların ilgili mevzuatı internet sayfalarında yayımlamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12842) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

143.-                Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Selendi’de bir köyün köprü ihtiyacına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12843) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

144.-                Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Selendi’de bazı köylerin yol sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12844) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

145.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, hakkında zamanaşımı kararı verilen bir dava ile idam cezası hakkındaki açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12845) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

146.-                Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Bulgaristan göçmenlerine yönelik yapılan konutlardan alınan peşinat bedellerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12846) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

147.-                Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Yalova’daki Millet Çiftliğinin yabancılara satıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12847) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

148.-                İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çankırı ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12848) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

149.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çanakkale ilindeki toplumsal gösteriler ile ilgili verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12849) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

150.-                Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, PKK yetkilileri ile görüşüldüğü ve bazı mutabakat metinleri hazırlandığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12850) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

151.- Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, terör örgütü liderinin avukatları ile yaptığı görüşmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12851) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

152.-                Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, kamu çalışanları arasındaki ücret dengesizliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12852) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

153.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, karşılıksız çeklerdeki artışa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12853) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

154.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, cezaevinde yatan üniversite öğrencilerinin öğrenimlerine devam edebilmelerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12854) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

155.-                Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Deniz Feneri Derneği davasında görev yapmış üç savcının tekrar bu davada görevlendirilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12855) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

156.-                Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, küçük yaşta evlendirilen kız çocuklarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12856) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

157.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bakanlığın yeni hizmet binasına ve binanın kiralama bedeline ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12857) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

158.-                Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, hacker kullanımı ile ilgili bir beyanına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12858) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

159.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’la ilgili bazı sanayi istatistiklerine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12859) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

160.-                Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sanayicilere sağlanan kredi desteğine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12860) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

161.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen jeofizik mühendislerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12861) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

162.-                İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, SGK’nın yeni kullanıma başladığı avuç içi izi damar tanıma sistemi ile ilgili bazı iddialara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12862) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

163.-                Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, çevre kirliliği için kesilen cezalara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12863) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

164.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Van depremi sonrasında inşa edilen konutlarda yaşanan su ve ısınma sorunlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12864) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

165.-                İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, yabancı uyruklu kişilere yapılan taşınmaz satışlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12865) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

166.-                Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Selendi’nin bazı mahallelerinin yol sorununa ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12866) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

167.-                İstanbul Milletvekili Faik Tunay’ın, yapılarda su yalıtımı zorunluluğuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12867) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

168.-                İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12868) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

169.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Azerbaycanlı bir siyasi parti liderinin vize alamamasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12869) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

170.-                Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinde isyancı muhaliflere yapılan yardımlara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12870) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

171.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-İsrail arasındaki ekonomik ilişkilere ve dış ticaret politikasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12871) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

172.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-ABD arasındaki ekonomik ilişkilere ve dış ticaret politikasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12872) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

173.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-Çin arasındaki ekonomik ilişkilere ve dış ticaret politikasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12873) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

174.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-Rusya Federasyonu arasındaki ekonomik ilişkilere ve dış ticaret politikasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12874) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

175.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-Gürcistan arasındaki ekonomik ilişkilere ve dış ticaret politikasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12875) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

176.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-Suriye arasındaki ekonomik ilişkilere ve dış ticaret politikasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12876) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

177.-                Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-Bulgaristan arasındaki ekonomik ilişkilere ve dış ticaret politikasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/12877) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

178.-                Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, kömür madenlerinde yaşanan göçük olaylarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12878) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

179.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyde yaşanan elektrik kesintilerine ve aydınlatma sorununa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12879) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

180.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Arhavi ilçesindeki HES projeleri hakkındaki soru önergesine verilen cevaba ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12880) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

181.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Antalya-Burdur-Isparta Bölgesi elektrik dağıtım ihalesine ve ihaleyi kazanan şirketlere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12881) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

182.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyde yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12882) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

183.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyde yaşanan elektrik kesintilerine ve aydınlatma sorununa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12883) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

184.-                Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Ovacık Yaylasına elektrik hattı çekilmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12884) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

185.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, 2011’den bu yana buğday destekleme paralarının ödenmemesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12885) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

186.-                Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, pancar alımına ve pancarda uygulanan kota sisteminin kaldırılmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12886) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

187.- İstanbul Milletvekili Faik Tunay’ın, Et ve Balık Kurumunun hayvan alımlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12887) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

188.-                Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, çiftçilerin çeşitli sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12888) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

189.- İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in, narenciye üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12889) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

190.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, İstanbul’da yaşanan bir olayda polisin kimyasal gaz kullandığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12890) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

191.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Silopi İlçe Emniyet Müdürlüğünce kullanılan bir araca ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12891) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

192.-                Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, uyuşturucu kullanımına ve bunun önlenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12892) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

193.-                İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul’da yaşanan bir olayda polisin kimyasal gaz kullandığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12893) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

194.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Tunceli’nin Hozat ilçesinde vatandaşların fişlendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12894) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

195.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12895) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

196.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, polislerin muhtarlardan kişisel bilgiler temin ettiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12896) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

197.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12897) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

198.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12898) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

199.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12899) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

200.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12900) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

201.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12901) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

202.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12902) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

203.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı bazı köylerin yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12903) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

204.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12904) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

205.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bazı köylerin yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12905) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

206.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12906) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

207.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12907) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

208.-                Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Selendi’de bir köyün köprü ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12908) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

209.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Selendi’de bir köyün köprü ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12909) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

210.-                Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Selendi’de bir köyün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12910) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

211.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, alkollü içki ve sigara hırsızlığı vakaları ile ilgili verilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12911) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

212.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, 1990’lı yıllarda terörle mücadele kapsamında Sivas’ta silah dağıtıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12912) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

213.-                Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Hozat ilçesindeki fişleme iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12913) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

214.-                İstanbul Milletvekili Osman Taney Korutürk’ün, Suriye sınırında yaşanan olaylara ve Suriyeli muhaliflerin saldırılarına göz yumulduğu iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12914) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

215.-                İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Tunceli’nin Hozat ilçesinde fişleme yapıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12915) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

216.-                Ordu Milletvekili İdris Yıldız’ın, Ordu’ya stat yapılıp yapılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12916) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

217.- Ankara Milletvekili Ayşe Gülsün Bilgehan’ın, Ankara’da asfalt katılım payı ödemelerini gerçekleştirmeyen konut sahiplerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12917) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

218.-                İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, alkollü içkiler ile sigaraya uygulanan vergilere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12918) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

219.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, 6111 sayılı Kanun uyarınca İngiliz viski şirketlerinin affedilen vergi borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12919) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

220.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, yabancı ülkelere verilen hibe ve kredilere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12920) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

221.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’la ilgili bazı eğitim istatistiklerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12921) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

222.-                Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, yeni eğitim sistemine geçişten sonra açılan imam-hatip okullarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12922) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

223.-                Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, seçmeli derslere ve bu dersleri veren öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12923) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

224.-                Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis ve Van’da depremzede öğrencilere yapılan yardımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12924) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

225.-                İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, okullarda yaşanan sorunlara ve yeni eğitim sistemine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12925) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

226.-                Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, Niğde’de bir okulun fiziki sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12926) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

227.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köydeki okulun kapatılacağı iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12927) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

228.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köydeki öğrencilerin taşımalı sistemin kaldırılmasından kaynaklanan mağduriyetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12928) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

229.- Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, atama bekleyen öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12929) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

230.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, öğretmenlerin eş durumu atamalarında yaşanan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12930) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

231.-                Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Hacettepe Üniversitesinde yapılan bir görevlendirmeye ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12931) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

232.-                Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, e-okul sisteminde üretilen bilgilerin SMS ile iletilmesine yönelik imzalanan protokole ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12932) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

233.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, 1895 yılında subay olan bir kişiye ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12933) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

234.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Ülkemizde kullanılan S-70 Sikorsky model helikopterlere ve 10 Kasım’da meydana gelen helikopter kazasına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12934) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

235.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, TSK’da görev yapan ve istifa etmiş olan personel ile ilgili verilere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12935) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

236.- Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, ağaçlandırma projelerine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12936) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

237.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün sulama kanalı ihtiyacına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12937) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

238.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün sulama kanalı ihtiyacına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12938) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

239.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün sulama kanalı ihtiyacına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12939) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

240.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Ardanuç ilçesine bağlı bir köyün sulama kanalı ihtiyacına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12940) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

241.-                Manisa Milletvekili Sakine Öz’ün, Saruhanlı’da bir köyün sulama sorununa ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12941) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

242.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Adıyaman’da yapılması planlanan sağlık merkezlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12942) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

243.- Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Karadeniz Bölgesinde tespit edilen kanser hastalığı vakaları ile ilgili verilere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12943) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

244.-                Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de tespit edilen kanser hastalığı vakaları ile ilgili verilere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12944) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

245.-                Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, Batman Kuzey Çevre yoluna yönelik çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12945) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

246.- İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, PTT’nin yasal statüsünün değiştirileceği iddialarına ve PTT’nin faaliyetlerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12946) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

247.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, DHMİ’nin sahip olduğu helikopterlere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12947) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

248.-                İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, bir siyasi parti ilçe başkanı hakkındaki iddialara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12948) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

249.-                Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulunun bir spor kulübüne verdiği cezaya ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12949) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

250.-                Samsun Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, Şahinkayası Kanyon’un turizm bölgesi ilan edilmesine rağmen yatırım yapılmamasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/12950) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

251.-                Balıkesir Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, 666 sayılı KHK ile maaşlarında azalma yaşayan kamu personelinin mağduriyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12951) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.-    Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, hakkında dinleme kararı alınan milletvekillerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/9777)

2.-    İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, eski Genelkurmay Başkanı ile ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/9795)

3.-    İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, telefonlarının dinlenip dinlenmediğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/9804)

4.-    Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, şehir şebeke sularının sağlıklı ve güvenilir bir şekilde tüketiciye ulaştırılabilmesi için yürütülen çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10301)

5.-    Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Sakarya’da kadın doğum konusunda yaşanan sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10302)

6.-    Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, İstanbul’da doğum sırasında yaşanan iki ölüm vakasına ve son beş yıldaki doğum istatistiklerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10303)

7.-    Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’daki hastanelerin yatak kapasitelerine ve yeni kurulacak sağlık kampüsüne ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10304)

8.-    Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Suriyeli mültecilerin sağlık harcamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10305)

9.-    Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Adana’da bazı mahallelere gece gösterileri olduğu gerekçesiyle acil servis ekibi gönderilmediği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10306)

10.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, normal doğum sırasında rahatsızlanarak sezaryene alınan ve hayatını kaybeden bir hastaya ve normal doğumun teşvikine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10307)

11.-  Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, Bakanlığın bir genelgesi ile sağlık çalışanlarının işyerine yakın bir yerde ikamete tabi tutulmalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10308)

12.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, ülkemizdeki meslek hastalıklarının teşhisi ve tedavisine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10309)

13.-  Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, kapatılan Etlik İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10310)

14.-  İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Türkiye’deki palyatif bakım hizmetlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10311)

15.-  Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, İstanbul Çapa Tıp Fakültesinde bir hastanın etnik ayrımcılığa maruz kaldığı ve şiddete uğradığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10312)

16.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İzmit Yenimahalle’de sağlık ocağı yapılması ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10313)

17.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, çocuk psikolojisi alanında çalışan uzmanların sayısına ve yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10314)

18.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, çocuk psikolojisi alanında hizmet veren kliniklere ve okula başlayacak çocukların değerlendirilmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10315)

19.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, damacana sularda uygulanması düşünülen çipli takip sistemine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10316)

20.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’daki bazı poliklinikler ile semt polikliniklerinin kapatılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10317)

21.-  Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in, sağlık kuruluşlarında yasaklı tıbbi cihazların kullanımına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10318)

22.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Bakanlık tarafından sağlık personeli için yerleşim yeri sınırları içinde ikamet mecburiyeti getirilmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10319)

23.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Türkiye’de sağlık hizmeti veren resmi ve özel sağlık kuruluşlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10320)

24.-  Afyonkarahisar Milletvekili Kemalettin Yılmaz’ın, Afyonkarahisar’da atıl olarak bekletilen hastane binalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10321)

25.-  İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, Diyanet İşleri Başkanlığından Sağlık Bakanlığına geçiş yapan personele ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10322)

26.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, ülkemizde kullanılan diş macunları ve sıvı sabunların sağlığa etkilerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10323)

27.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, SSPE hastalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10324)

28.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, hastanelerde tetanoz aşısının kalmadığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10325)

29.   Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, sağlığa zararlı su satan firmaların denetimine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10326)

30.-  İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10327)

31.-  İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Ordu İl Sağlık Müdürlüğü ile ilgili bazı iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10328)

32.-  Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, gıda takviyesi adı altından satılan ilaçlara karşı alınan önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10329)

33.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, akciğer kanseri tedavisinde ALK testi yapan patoloji laboratuvarlarının yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10330)

34.-  Antalya Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Elmalı ilçesindeki uzman doktor ihtiyacına ve sağlık hizmetlerinin yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10331)

35.-  Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, Suriyeli yaralı muhaliflerin Türkiye’de tedavi edildiği iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/10332)

36.-  Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, tutuklu öğrencilere ve yargı çalışanlarının mesleki yeterliliklerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10517)

37.-  Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, bir HSYK üyesinin aynı zamanda Adalet Akademisi Yönetim Kuruluna üye seçilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10518)

38.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinden yapılan nakillerin nedenlerine ve nakiller esnasında yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10519)

39.-  İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve metro çalışmalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10520) 

40.-  Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı’da bulunan toplu mezarlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10521)

41.-  Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’ın, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevinde insan hakları ihlalleri yaşandığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10522)

42.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, iletişimin tespiti kararlarına ve telefon dinlemelerine yönelik bazı sayısal bilgilerin verilmemesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10523)

43.-  İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, UYAP sisteminde yaşanan bazı sorunlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10524)

44.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2012 KPSS ile ilgili iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10525)

45.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, öldürülen PKK’lılara ait cesetlerden iç organların çıkartılarak organ naklinde kullanıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10526)

46.-  Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, AİHM tarafından hükmedilen tazminatlara ve bu cezalara sebebiyet veren kişilere rücu edilip edilmediğine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10527)

47.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, bazı davalarda bilirkişi olarak hep aynı iki uzmanın görevlendirilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10528)

48.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2005-2012 yılları arasında Ankara’da evlenen çiftlere ve açılan boşanma davalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10529)

49.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerde 2003-2012 yılları arasında meydana gelen boşanma olaylarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10530)

50.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Türkiye’de 2003-2012 yılları arasında meydana gelen boşanma olaylarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10531)

51.-  İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, avukatların katıldığı hâkimlik sınavında soruların önceden temin edildiği iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10532)

52.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, şiddet ve tacize uğrayan kadınların sorunlarına ve Edirne’de yaşanan bir taciz olayına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10533)

53.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar’ın, Başbakanın bir açıklamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10534)

54.-  Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Silivri Cezaevinde görevli bir infaz koruma memurunun bulaşıcı bir virüs nedeniyle öldüğü iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10535)

55.-  Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Silivri Cezaevinde ölümcül bir virüs nedeniyle bir memurun öldüğü ve bu olayın kamuoyundan gizlendiği iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10536)

56.-  İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, İmralı Cezaevinde yatan hükümlülere ve cezaevinin fiziki koşullarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10537)

57.   İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in, 3. Yargı paketine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10538)

58.-  Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevinde yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10539)

59.-  Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, Ankara 2 Nolu F Tipi Cezaevinde yaşandığı iddia edilen bazı olaylara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10540)

60.-  Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın, Adli Tıp Kurumuna getirilen terörist cesetlerinin iç organlarının izinsiz olarak nakil ve araştırma işlerinde kullanıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10541)

61.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Zirve Yayınevi davasına bakan hâkimlerin değiştirilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10542)

62.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, İzmir Aliağa Şakran Kadın Cezaevinde yaşandığı iddia edilen hak ihlallerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10543)

63.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Pozantı M Tipi Çocuk Cezaevinde kötü muamele iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10544)

64.-  Adana Milletvekili Murat Bozlak’ın, tutuklu bir milletvekiline verilen disiplin cezasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/10545)

65.-  Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Kuzey Iraklı bir liderin Adalet ve Kalkınma Partisi Kongresine onur konuğu olarak katılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11544)

66.-  Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yangından zarar gören bir alışveriş merkezinin afet kapsamına alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11545)

67.-  Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’te sosyal yardımlardan yararlanan vatandaşlara ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün bu ildeki projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11546)

68.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, asgari ücretten vergi alınmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11547)

69.-    Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Suriye’den PKK’ya katılımların artmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11548)

70.-  Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Oslo görüşmelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11549)

71.-  Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Hatay’daki Suriyeli mültecilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11550)

72.-  Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, Suriye sınırıyla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11551)

73.-  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, son dönemde yapılan zamlara ve enflasyon hedefine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11552)

74.-  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, besicilerin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11553)

75.-  Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, terör saldırıları sonucu psikolojik olarak zarar gören askerlere gazilik unvanı verilmesine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11557)

76.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, deprem dışındaki afetlerden zarar görenlere ve bunlara yapılan yardımlara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/11558)

77.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, KOSGEB tarafından verilen destekleme kredilerine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/11559)

78.-  Tekirdağ Milletvekili Bülent Belen’in, Tekirdağ’da bir alışveriş merkezinde çıkan yangından zarar gören esnafın mağduriyetine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/11560)

79.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bazı işçilerin sendika değiştirmeye zorlandığı ve mobbinge maruz kaldığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11561)

80.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, asgari ücretin artırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11563)

81.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde bazı işçilerin sendika değiştirmeye zorlandığı ve mobbinge maruz kaldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11583)

82.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’nun ilçelerindeki emniyet birimlerinde personel ve teçhizat eksikliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11584)

83.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Diyarbakır Emniyet Müdürünün bir açıklamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11585)

84.-  Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’teki ilçe emniyet müdürlüklerinin araç ihtiyacına ve bazı beldelerin belediye statülerindeki belirsizliğe ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11586)

85.-  Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesine bağlı bir köyün beton sulama kanalı ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11587)

86.-  Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’da bir köye ait yolların bakım ve onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11588)

87.-  Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Merkeze bağlı bir köyünde kum ocaklarına giden yolun asfaltlanmasına veya alternatif yol yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11589)

88.-  Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın bir köyünün yollarının bakımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11590)

89.-  Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesinin bir köyünün kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11591)

90.-  Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Karakoyunlu ilçesinin bir köyünün yol sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11592)

91.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bir emniyet müdürünün açıklamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11593)

92.-  Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, Hatay’da bir karakolda yaşanan bir olayın emniyet camiasına etkilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11594)

93.-  Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Tatvan Belediyesine yapılan yardımlar, hibeler ile belediyenin borç ve alacaklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11595)

94.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, TÜİK’de görev yapan bir personelin haksız olarak işten atıldığı iddialarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11596)

95.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, çeşitli ülkelerden alınan kalkınma yardımlarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11597)

96.-  Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’teki şehitliklerin durumu ile doğal ve kültürel zenginliklerin turizme kazandırılması çalışmalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/11598)

97.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2012 yılları arasında motorlu taşıtlar vergisi borcunu ve trafik cezasını ödemeyen mükellef sayısına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11601)

98.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, 2002-2012 yılları arasında atanan emekli olan ve alan değiştiren öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11602)

99.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, teknik öğretmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11603)

100.-  Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, okullardaki izcilik faaliyetlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11604)

101.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Yurtdışı Teşkilatına Sürekli Görevle Atanacak Personel Seçme Sınavının puan hesaplama yönteminde değişikliğe gidilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11605)

102.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, 2012 yılı KPSS hakkındaki iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11607)

103.- Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Hakkâri il merkezi ve ilçelerindeki okulların sayısı ve faaliyet durumlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11608)

104.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, alan ve branş değiştiren öğretmenler ile ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11609)

105.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Osmaniye’de ders kitaplarının eksik dağıtıldığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11610)

106.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, İzmir’de yaşanan bir olaya ve öğretmenlere yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11611)

107.- Bilecik Milletvekili Bahattin Şeker’in, Bilecik’teki okulların araç-gereç ve öğretmen ihtiyacı ile kayıt döneminde velilerden para talep edilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11612)

108.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2012 yılları arasında öğretmenlere yönelik şiddet olaylarına ve okulların güvenlik durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11613)

109.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat ilindeki öğretmen sayısı ve ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11614)

110.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, imam hatip ortaokullarında okutulan bir ders kitabına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11615)

111.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bakanlık bünyesinde görevlendirme ile çalışan personele ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11616)

112.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, özür grubu atamalarının gerçekleşmemesi nedeniyle mağdur olan öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11617)

113.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2012-2013 eğitim-öğretim yılında öğretmen ve derslik açığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11618)

114.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’daki okullar ve öğrencilerle ilgili verilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11619)

115.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, ÖSYM tarafından yapılan sınavlara ve bu sınavlara yönelik bazı iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11620)

116.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, öğretmenlerin alan değişikliği atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11621)

117.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bir alkollü içecek firmasının bazı okulların basketbol sahalarını yaptırdığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11622)

118.- Hatay Milletvekili Adnan Şefik Çirkin’in, ders kitapları ve eğitim araçları yönetmeliğinde değişikliğe gidilmesinin nedenlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11623)

119.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, atanamayan öğretmenlerle ilgili bir açıklamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11624)

120.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ücretli öğretmen istihdamına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11625)

121.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11626)

122.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, öğretmenlere verilen önemin artırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11627)

123.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, ikili öğretim yapılan okullarda görev yapan personelin fazla çalışmalarının karşılığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11628)

124.- Denizli Milletvekili Adnan Keskin’in, öğretmenlere yönelik şiddete ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11629)

125.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, taşımalı eğitim sistemi ile ilgili bazı sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11630)

126.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, 2005-2012 yılları arasında askerlik hizmetini yaparken hayatını kaybedenlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11631)

127.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, TSK personelinin moralini düzeltmek için alınan tedbirlere ve emeklilik isteyen asker sayısına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11632)

128.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, bedelli askerlik uygulamasından elde edilen gelire ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11633)

129.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, 2002’den günümüze kadar meydana gelen orman yangınlarına ve yeniden ağaçlandırma çalışmalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11635)

130.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın, Karakoyunlu ilçesinin bir köyünün drenaj kanalı sorununa ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11636)

131.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Merkeze bağlı bir köyünün sulama kanalı sorununa ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11637)

132.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın, Merkeze bağlı bir köyünün beton sulama kanalı ihtiyacına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11638)

133.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Tuzluca ilçesindeki iki köyün sulama kanalı sorununa ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11639)

134.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın Tuzluca ilçesindeki bir köyün sulama kanallarının bakım ve onarımına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11640)

135.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Salihli-Gölmarmara-Akhisar yoluna ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11656)

136.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Marmaray Projesi kapsamında Gebze ve Osmangazi tren istasyonları arasına bir istasyon eklenmesi ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11657)

137.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Erbaa-Niksar karayolunda meydana gelen kazalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11658)

138.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, telefon şirketlerinin faturalarına yansıttıkları vergilere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11659)

139.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, baz istasyonlarının kaldırılmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11660)

140.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, köprü ve otoyollarda uygulanacak yeni geçiş sistemine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11661)

141.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Suriye’deki muhalif gruplara askeri-lojistik ve psikolojik destek sağlandığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11664)

No.: 44

4 Aralık 2012 Salı

 

Tasarılar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Kore Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Sosyal Güvenlik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/716) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Plan ve Bütçe ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2012)

2.- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/717) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler  ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.12.2012)

Teklifler

1.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka ve İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ile 23 Milletvekilinin; Sözleşmeli İş ve Meslek Danışmanlarının Memur Kadrosuna Geçirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/1008) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2012)

2.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan'ın; Bazı İlçelerin İsimlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1009) ( İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2012)

3.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1010) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2012)

4.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar'ın; Alanya Adıyla Yeni Bir İl Kurulması Hakkında Kanun Teklifi (2/1011) (Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2012)

5.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan'ın; 6343 Sayılı Veteriner Hekimlik Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1012) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2012)

6.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1013) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor  ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2012)

7.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Yatırımların ve İstihdamın Teşviki ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1014) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2012)

8.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi'nin; TBMM Binası ve Yerleşkesi İçine, Demokratik Yaşamımızın Unutulmaması Gereken Parlamenterlerinin Heykel veya Büstlerinin Konulması Hakkında Yasa Teklifi (2/1015) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2012)

9.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Ankara İli Evren İlçesi'nin; Adının "Çıkınağıl" Olarak Değiştirilmesine İlişkin Kanun Teklifi (2/1016) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2012)

10.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Belediye Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1017) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2012)

11.- Muğla Milletvekili Ömer Süha Aldan'ın; Seki Adıyla Bir İlçe Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/1018) (Plan ve Bütçe ile İçişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2012)

12.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1019) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 28.11.2012)

13.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal'ın; Ceza Muhakemeleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/1020) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2012)

Tezkere

1.- 3346 Sayılı Kanun Uyarınca, 6085 Sayılı Kanun Kapsamında Sayıştay Denetimine Tabi Kuruluşlarla İlgili Olarak Hazırlanan 2011 Yılı Denetim Raporlarının Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1052) (Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.11.2012)

Rapor

1.- Ceza Muhakemesi Kanunu  ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın; İstanbul Milletvekili Süreyya Önder’in; Hakkari Milletvekili Adil Kurt’un; İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkanvekili Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (1/708, 2/240, 2/262, 2/373, 2/539, 2/934, 2/955, 2/956) (S. Sayısı: 365) (Dağıtma tarihi: 04.12.2012) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergeleri

1. BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, Şırnak Uludere'de meydana gelen olayın araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/436) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.01.2012)

2. BDP Grubu adına Grup Başkanvekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan'ın, asgari ücret uygulamalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/437) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.01.2012)

3. Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 19 Milletvekilinin, Türkiye- Fransa ilişkilerinde yaşanan gelişmeler konusunda bir Genel Görüşme açılmasına ilişkin önergesi(8/6) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.01.2012)

4 Aralık 2012 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime yarım saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.03


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Gündem dışı ilk söz Engelliler Haftası münasebetiyle söz isteyen Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’e aittir.

Buyurun Sayın Tamer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kayseri Milletvekili İsmail Tamer’in, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünya nüfusunun yüzde 15’i, yaklaşık 1 milyar insan engelli durumda. Ülkemizde bu sayı 8,5 milyon kişi. Tabii, bizler engellilere şefkat içinde yaklaşmamız gerektiğinin her zaman bilincinde olduk ve bu vesile ile de engelliler adına onların sözcüsü olarak da Mecliste size hitap ediyorum. Şunu ifade etmek istiyorum ki: Türkiye'deki engelli kardeşlerimizin her zaman yanında olmamız gerektiğinin, onlara bir saygı çerçevesi içerisinde, engelleri kaldırıp engelsiz hâle getirmemiz gerektiğinin her zaman bilincinde olduk, bundan sonra da devam edeceğiz.

“Engelli” dediğimiz zaman aklımıza doğuştan ve sonradan herhangi bir nedenle bedensel, zihinsel, ruhsal, duygusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecede kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan, korunmaya, bakıma, rehabilitasyon ve danışmanlık ile destek ihtiyaçları duyan kişi gelir. Engelliler alanında gerçekleştirilen çalışmaları sosyal hizmet olmakla birlikte sağlık, psikolojik, fizyoterapi, eğitim, kültür, mimari, hukuk, sanat gibi pek çok bilim dalıyla da ifade etmek gereklidir. Bu nedenle engellileri tek bir şekilde ifade etmekten ziyade multidisipliner olarak görmekte fayda vardır diye düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, dün itibarıyla, seçim bölgem olan Kayseri’de çeşitli, engellilerle ilgili çalışmalara katıldık. Eminim ki sizler de kendi seçim bölgelerinizde engellilerle ilgili pek çok faaliyette bulunmuşsunuzdur, hepinizi bu yönde tebrik etmek istiyorum. Çünkü orada gördüklerimiz, mesela Kayseri’de yapılan zihinsel engellilerin sema gösterilerini görmek her şeyin üstündeydi. Onlara sevgiyle yaklaşmak… Onların yapmış olduğu, zihinsel engellerine rağmen öğretilebilir olduğunun da en güzel örneklerinden birisini verdiler.

Yine, Kayseri’de Melikşah Üniversitesinin yapmış olduğu bir programda “Goalball” adı altında müsabakalar düzenlendi. 6 tane takım katıldı. Bunları izleme fırsatı bulduk. İnanın, o engelli kardeşlerimizin yapmış olduğu sportif aktivitelerini sportmence yaptıklarını görüp de engelsiz olanlara bir örnek olduğunu gerçekten ifade etmek istiyorum.

Tüm bu güzellikler içerisinde, biz, AK PARTİ olarak da engelliler adına çok şeyler yaptık. Anayasa’da onlara pozitif ayrımcılığı getirdik. Bunun yanında yapmış olduğumuz şeyler: Engelli bireylere sosyal güvencesi olsun ya da olmasın özel eğitim desteği verdik. Özel eğitime ihtiyacı olan öğrencilere, okullara ve kurumlara erişmesini sağlamak için ücretsiz taşımalarını yaptık. Ortaöğretim ve üniversite sınavlarında çeşitli kolaylıklar sağladık. Yine, üniversiteye giriş sınavlarında engelliler için gereksiz fiziki düzenlemeler, ortopedik ve görme engelliler için yardımcı personel verilmesi gibi faaliyetlerini yaptık. Üniversite öğrencilerine sağlanan kolaylıklar arasında, başarılı ve ihtiyaç sahibi engelli öğrencilere Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından öncelikler verildi. Mesleki rehabilitasyonlar yapıldı.

Tabii her şeyden önce şunu da ifade etmek istiyorum: Pek çok şey yapıldı. Onu burada ifade etmekten ziyade Hazreti Mevlânâ der ki: “Eğer dünya gözüyle bakarsanız sadece yüzü görürsünüz ama gönül gözüyle bakarsanız özü görürsünüz.” Biz, engelliler adına özü görerek onlara yardım etmek maksadıyla her zaman onların yanında olduk ve onların yanında olmaya devam edeceğim.

3 Aralık Engelliler Günü’nü kutluyor, hepinize saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü sebebiyle söz isteyen Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ydü. Engellilerin önündeki tüm engellerin acilen kaldırılması en içten dileğimizdir. Bugün de 4 Aralık Dünya Madencilik Günü. Madencilik sektörünün önündeki engellerin kaldırılması da dilediğimizdir.

Neden 4 Aralık Madenciler Günü? Roma İmparatorluğu zamanında babasının gazabından kaçan Santa Barbara isimli, sarışın, mavi gözlü bir kızcağız bir mağaraya sığınıyor ve o mağarada çalışan madencileri koruduğuna inanıldığı için madencilerin koruyucu azizesi ilan ediliyor ve bu kız o tarihte Roma İmparatorluğu döneminde İzmit’te yaşadığı nedenle, önce Anadolu’da 4 Aralık Madenciler Günü ilan ediliyor. Ondan sonra da tüm dünyada 4 Aralık Dünya Madenciler Günü olarak kutlanmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, enerji, yaşam demektir, canlılık demektir. Temel ihtiyaçlarımızın karşılanabilmesi, yaşamın sürdürülebilmesi için olmazsa olmaz temel ihtiyacımız “enerji” deyince akla öncelikle maden gelir, petrol gelir, kömür gelir. Madencilik sektörü sanayileşmenin lokomotifidir, uluslararası stratejik bir öneme sahiptir. Günümüzde madencilik ekonomik bir olgu olmanın da ötesine geçerek askerî politikaların bir bileşeni hâline gelmiştir. Kendi kaynaklarını yok sayan, kendi kaynaklarını kendi ihtiyacı için kullanamayan ülkelerin kalkınması mümkün değildir.

Gelişmekte olan Türkiye, bir yandan nüfus artışını besleyecek yatırım ve üretim yapmak durumundadır, bir yandan da fert başına düşen gayrisafi millî hasılayı artırmak, refah düzeyini yükseltmek zorundadır. Bu da yer altı kaynaklarını ekonomiye kazandırmak ve gayrisafi millî hasıla içindeki yer altı kaynaklarının payını artırmakla mümkündür.

Gerçek sahibi halkımız olan ve tükenme, yenilenemez özelliklerinden dolayı gelecek nesillerin de söz sahibi olduğu madencilik sektöründe madenlerimiz işletilirken kamu yararı gözetilerek planlanması ve üretilmesi gereği vardır.

Değerli arkadaşlarım, madencilik sektörü dünyada en riskli sektörlerin başındadır ve iş kazalarının en fazla olduğu sektördür. Türkiye iş kazalarında 1’inci sıradadır, ödüllüdür, 1’inci sıraya oturmuş vaziyettedir ve yılda yaklaşık 100 işçi Türkiye’de hayatını kaybetmektedir. Yine, Uluslararası Çalışma Örgütü bu ölümlü iş kazalarında, maden kazalarında Türkiye’nin Çin’den daha önde olduğunu vurgulamaktadır.

Değerli milletvekilleri, madencilik sektörünün sorunları bu iktidar döneminde çözülememiştir, daha da artırılmıştır. Üniversitede okuyan maden fakültesi öğrencilerinin maden fakültesi öğretim üyesi hocalarımızın sorunları vardır, çözülmemiştir. Madencilik sektörüne yatırım yapan iş adamları hâlen yeraltı örgütü üyesiymiş muamelesi görmektedirler, kaçakçı muamelesi görmektedirler. Madencilik sektörüne yatırım yapan iş adamlarının sorunları çözülmediği gibi her gün daha da sorunlar artırılmaktadır. En son Başbakanlık tarafından yayınlanan 16/6/2012 tarih ve 28325 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 2012/15 sayılı genelge madencilik sektöründe yaşanan sorunların daha da artmasına neden olmuştur. Başbakanlıkta oluşan kurula bağlanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, bütün bu sorunlara çözüm üretmek ve uygulamak ülkeyi yönetenlerin ve siyasi iktidarların asli görevidir. Dünya Madenciler Günü’müzü kutladığımız 4 Aralık’a madencilik sektöründe hiçbir sorunu çözmeden tekrar girmekteyiz. Madencilik sektöründe işçilerimiz, bugünün Millî Eğitim Bakanı, eski Çalışma Bakanımız Ömer Dinçer’in deyimiyle “Güzel güzel ölmektedirler.”

Bütün bu olumsuzluklara rağmen Dünya Madenciler Günü’müzü daha güzel ortamlarda neşeyle kutlayacağımız günlerin geleceği inancıyla maden kazalarında yaşamlarını yitiren maden mühendislerinin, maden işçilerinin, maden emekçilerinin, maden işverenlerinin Dünya Madenciler Günü’nü bir kez daha kutluyorum, onların anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı üçüncü söz, yine, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle söz isteyen Manisa Milletvekili Erkan Akçay’a aittir. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle söz aldım, muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dün idrak ettiğimiz 3 Aralık Dünya Engelliler Günü “engellilik” ve “engelli” üzerinde hepimize derinlemesine düşünme fırsatı vermiştir. Engellilerin sorunlarını tespit edip çözebilmek için öncelikle engelli kardeşlerimizin sayılarını, engel gruplarını ve sorunlarını bilmemiz gerekmektedir. Ancak engellilerle ilgili geniş kapsamlı en son çalışma, Milliyetçi Hareket Partisinin hükûmet ortağı olduğu 57’nci Hükûmet döneminde yapılan Türkiye Özürlüler Araştırması 2002’dir. Aradan geçen on yıllık süre içinde engellilerle ilgili geniş kapsamlı bir araştırma yapılmamıştır.

Hükûmet açıklamalarında ve soru önergelerinin cevaplarında Türkiye Özürlüler Araştırması 2002 verileri kullanılmaktadır. Dolayısıyla Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sorumluluk alanındaki engelli vatandaşlarımıza ve bu vatandaşlarımızın engel gruplarına ve sorunlarına yeterince vâkıf değildir. Türkiye engelliler araştırması sonuçlarına göre, ülkemizdeki nüfusun yüzde 12,3’ü, yaklaşık 8,5 milyonu engelli olarak yaşamını sürdürmektedir. Oysa dünya ortalaması yüzde 7,5’tur. Bu nedenle, Hükûmet öncelikle Türkiye’deki engelli oranının düşürülmesini hedeflemeli, bu yönde politikalar oluşturulmalıdır. Engellilerle ilgili tüm hizmetlerin, ilgili bütün kurum ve kuruluşların ortak plan ve programlarıyla iş birliği sağlanarak yapılması ve millî politikaların belirlenmesi maalesef bugüne kadar mümkün olamamıştır. Modern devletin görevlerinden biri de engelli bireylerin haklarını geliştirmek, engellilerin yetenekleri ve potansiyelleri doğrultusunda gelişmelerini, eşit fırsatlara sahip olmalarını güvence altına almak, ekonomik ve sosyal refahını sağlamak iken 8,5 milyon engelli vatandaşımız eğitimden sağlığa, istihdamdan ulaşıma kadar her alanda çok sayıda sorun yaşamaktadır.

Görme, işitme, dil ve konuşma, ortopedik ve zihinsel engellilerin yüzde 63’ü, süreğen hastalığa sahip olanların yüzde 73’ü okuma yazma bilmemektedir. Ulusal engelliler veri tabanında kayıtlı, hayatta olan ve adresi bilinen beş ila on sekiz yaş arası eğitim çağı engelli birey sayısı 225 bin iken Millî Eğitim Bakanlığı verilerine göre ancak 29 bin engelli öğrenciye eğitim hizmeti verilebilmektedir. Ülkemizde bakıma muhtaç engellilere yönelik sosyal bakım hizmetleri son derece yetersizdir. Rehabilitasyon eğitimi alması gereken engelli sayısı 2 milyondur. Oysa rehabilitasyon eğitimi alan engelli sayısı ise 236 bin kişidir.

Yine, 2002 yılındaki araştırma sonuçlarına göre, engelli vatandaşlarımızın yüzde 78’i iş gücüne dâhil değildir.

AKP Hükûmeti 2010 yılının engelliler yılı olacağını ilan ederek kamudaki açık kadroların tamamının doldurulacağı sözünü vermişti. Ancak Devlet Personel Başkanlığının en son verilerine göre, Aralık 2012 itibarıyla, kamuda çalıştırılması gereken engelli memur sayısı 44 bin kişidir. Ancak şu anda kamuda 25 bin engelli memur çalıştırılmaktadır, 19 bin açık bulunmaktadır. Kamuda çalışan memur ve işçi sayıları hesaplanırken 2011 yılındaki kanun hükmünde kararnamelerle kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile birlikte 9 bakanlık, birçok kurum ve kuruluş ile yeni kurulan üniversiteler bu hesaplamaya dâhil edilmemiştir. Bunlar da dâhil edildiğinde kamuda çalıştırılması gereken engelli sayısı da, biraz önce verdiğim rakamda olduğu gibi, artmaktadır.

2011 Eylül ayı sonu itibarıyla 50 veya daha fazla sigortalı çalışan iş yerlerinde 136.708 engelli çalıştırılması gerekirken, çalıştırılan engelli sayısı 87.519 kişidir yani 49 bin engelli kadrosu boştur. Engelli çalıştırma zorunluluğu olduğu hâlde çalıştırmayan iş yerlerine her ay 1.671 lira ceza uygulanmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) - Bu ceza miktarı caydırıcı olmadığı için işveren engelli çalıştırmak yerine para cezası ödemeyi tercih etmektedir.

Bu düşüncelerle, muhterem heyetinizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle yapılan konuşmalar neticesinde bazı sayın milletvekilleri söz talebinde bulunmuşlardır. Konunun önemi, hassasiyeti ve duygusallığı, aynı zamanda bazı söz talep eden sayın milletvekillerinin engelli yakını olmaları nedeniyle birer dakika söz veriyorum.

Buyurun Sayın Aslanoğlu.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Dünya Engelliler Haftası’na ve özellikle kamunun engellilere yönelik daha fazla alım yapması gerektiğine ilişkin açıklaması

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkanım, geçen hafta sonu Dünya Engelliler Haftası’ydı. Artık engelliler kendilerine acınmasını, kendilerinin elinden tutulmasını istemiyorlar. Engelliler kendi becerileriyle ekmeklerini kendileri kazanmak istiyor. Bu nedenle, onlara aş vermek için, iş vermek için çaba göstermeliyiz. Hepimiz bir gün engelli olabiliriz. Onların onurları her şeyin üstündedir. Onlar onurlarıyla çalışmak, onurlarıyla iş bulmak istiyorlar. Her türlü kapıdan çevriliyorlar. Bu nedenle özellikle kamunun bu konuda öncelikli olması lazım, kamunun engellilere yönelik daha fazla alım yapması lazım. Onlar emekleriyle, alın terleriyle geçinmek istiyorlar. Bu nedenle -hepimiz bir gün engelli olabiliriz- bu insanlara sahip çıkmak bizim hepimizin görevi olmalı.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Dedeoğlu…

2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Yenişehir Hastanesinin yoğun bakım ünitesinde solunum cihazları nedeniyle büyük sorunlar yaşandığına ve Sağlık Bakanlığının bu konuda gerekeni yapacağını temenni ettiğine ilişkin açıklaması

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Kahramanmaraş’ımıza büyük umutlarla yapılan 400 yataklı Yenişehir Hastanemizde, maalesef, yoğun bakım ünitesinde solunum cihazları yüzünden çok büyük sorunlar yaşanmaktadır. Acil durumda gelen hastalarımız etrafımızda bulunan şehirlere havale edilmektedir ve bu solunum cihazlarının problemlerinden dolayı da birçok sorun yaşanmaktadır, dilim varmıyor buradan söylemeye. Temennim şudur ki: Sağlık Bakanımız, Hükûmetimiz bu konuya derhâl el atar, gereği yapılır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Karaahmetoğlu…

3.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, her ülkeden her çeşit meyve ve sebzeyi, hatta fındığı bile ithal ediyor olmamızdan ders çıkarılması gerektiğine ilişkin açıklaması

SELAHATTİN KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Dünya üretiminin yüzde 75’ini gerçekleştirdiğimiz, ihracatından yıllık 1,5-2 milyar dolar gelir sağladığımız fındık tarımsal ihracat gelirlerimizin en önemli ihracat kalemlerinden biridir. 2 milyon üreticinin geçim kaynağı, gıda sanayisi ve ticarette yarattığı katma değer ve istihdam katkısı ile fındığımızın dahi ABD’den ithaline ilişkin açıklamalar oldu. Türkiye Ziraatçılar Derneğinin açıklamalarına göre, her ülkeden her çeşit meyve ve sebzeyi ithal ettiğimizi görmekteyiz. İklim ve ürün çeşitliliği yönünden bahsi geçen ürünleri ithal etmeye ihtiyacı olmayan ülkemizin fındığı dahi ithal etmiş olması trajikomik bir durumdur. Dolayısıyla, ülkemizi yönetenlerin üreticilerimize destek olması için bu tabloya bakarak gerekli dersleri çıkarmalarını ümit ediyorum.

Engellilerimiz için engelsiz bir dünya diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özkan…

4.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine, besicilik destekleme süresinin uzatılması gerektiğine ve Dünya Engelliler Haftası’na ilişkin açıklaması

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Önce size başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

Hükûmete bir uyarıda bulunmak istiyorum. Bugünlerde besiye verilen desteklemenin son günleri yaklaştığından henüz besisini almamış danalar kesilmektedir. Bunlar birer millî servettir. Servet heba olmaktadır. Destekleme süresinin Hükûmet tarafından uzatılması gerekmektedir. Ayrıca dişi hayvanların kesilmemesi için de Hükûmetin bir yem desteklemesine ihtiyaç duyulmaktadır. Gelecek günlerde et ve süt sıkıntısına uğramamak için Hükûmeti duyarlılığa davet ediyorum.

Ayrıca Engelliler Haftası’nda bütün ulusumuza engelsiz bir yıl temennisiyle saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Atıcı…

5.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin derhâl kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle başsağlığı dileklerimi iletiyorum, Tanrı’dan rahmet diliyorum.

Sayın Başkan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde SABİM adında bir iletişim merkezi kuruldu ve bu SABİM, maalesef, bir şikâyet merkezi hâline geldi ve her başvuruyu ön inceleme yapmadan işleme koymakta ve doktorlar ve diğer sağlık çalışanlarına âdeta azap yaşatmaktadır.

Ben de bu konuyu 20 Kasım 2012 tarihinde bir soru önergesiyle gündeme getirdim ve dedim ki: “SABİM’e gelen şikâyetleri bir inceleyin, ondan sonra gereğini yapın.” Bu soru önergeme cevap verilmedi.

Bundan birkaç gün önce bir doktor arkadaşımız hakkında başlatılan bir inceleme neticesinde, bunu onuruna yediremeyen genç doktor arkadaşımız Melike Erdem elinde SABİM’in soruşturma kâğıdıyla altıncı kattan atlayarak intihar etmiştir, Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Acaba Sağlık Bakanı hiç mi vicdan azabı çekmiyor şu anda? “Bunun, bu SABİM’in derhâl derdest edilmesi gerekir.” diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdemir…

6.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu İzleme ve Değerlendirme Dairesinin “The Simpsons” adlı çizgi filmin yayıncı kanalına ceza vermesine ilişkin açıklaması

AYKAN ERDEMİR (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Radyo Televizyon Üst Kurulu dünyaca ünlü çizgi film serisi The Simpsons’da Tanrı ve şeytanın vücutlandırıldığı, Tanrı’nın şeytanın emrinde gösterilerek kahve ikram ettirildiği ve alkolizmi özendirdiği için yayıncı kanal CNBC-e’ye 52.951 lira para cezası verdi. Böylece Türkiye dünyada bir çizgi filme ceza veren ilk ülke unvanını kazandı. Ben Türkiye'ye bu gururu yaşattığı için Radyo Televizyon Üst Kurulu İzleme ve Değerlendirme Dairesine teşekkür ediyorum ve kendilerine Simpsons’ın yalnızca bir çizgi film olduğunu hatırlatmak istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Işık…

7.- Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin kaldırılması gerektiğine ve sağlık çalışanlarının onuruna yakışır şekilde yaşamaları için bir çalışma yapılmasını dilediğine ilişkin açıklaması

MUHARREM IŞIK (Erzincan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkanım, sağlıkta dönüşüm hekim öldürmeye devam ediyor. Bugün 3’üncü hekim arkadaşımızı da kaybettik. Doktor Ersin Arslan katledilmişti, Doktor Mustafa Bilgiç yorgunluktan dolayı eline iğne batması sonucu Kırım Kongo bulaşıcı hastalığı dolayısıyla ölmüştü. Birkaç gün önce de Melike Erdem Arkadaşımız yoğun çalışma şartları ve hekimi öldüren hattınız SABİM’e yani 184’e gelen şikâyetler sonucu dayanamayarak intihar etti ve hiç utanmadan yetkililer çıkıyor, televizyonlarda, medyada “Psikolojik sorunları var, ondan dolayı intihar etti.” diye açıklama yapıyorlar. Bir an önce SABİM’in kaldırılmasını istiyoruz ve gerekli çalışmaların yapılarak… Hekimin onuruna yakışır şekilde, sağlık çalışanlarının onuruna yakışır şekilde yaşamaları için çalışma yapılmasını diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Sarıbaş…

8.- Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine, Çanakkale’nin ilçelerinde taşımalı eğitim servis ücretlerinin niçin ödenmediğini ve ne zaman ödeneceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

ALİ SARIBAŞ (Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle başsağlığı diliyor, Allah’tan sabırlar diliyorum.

Çanakkale’nin ilçelerinde taşımalı eğitim hizmeti veren servislere okulların açıldığı günden bugüne, yaklaşık üç aydır paralarının ödenmediği görülmektedir. Mazot alımlarını peşin olarak gerçekleştiren bu esnafımız böyle giderse mazot alamayacak ve kontaklarını kapatacak duruma geleceklerdir. Bunun için, bu paraların niçin ödenmediğini ve araç şoförlerinin bu paralarının ne zaman ödeneceğini, ilgililerin bir an önce buna çözüm bulmaları gerektiğini rica ediyorum.

İyi günler.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Halaman…

9.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin açıklaması

ALİ HALAMAN (Adana) – Başkanım teşekkür ediyorum.

3 Aralık 2012 Engelliler Günü’nün hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan diliyorum.

Türkiye'de engelli çok. Türkiye'de çok olduğu gibi, bizim Adana’da da engellilerin, özürlülerin kurmuş oldukları dernekler var. Kamu adına görev yapan belediyelerin, valiliklerin, dolayısıyla diğer kuruluşların bu engellilerin mağduriyetlerinin giderilmesi açısından yardımcı olmalarını bekliyor, engellilere saygılarımızı sunuyor, size de teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Havutça…

10.- Balıkesir Milletvekili Namık Havutça’nın, Cumhuriyet Halk Partisi üyesi yaklaşık 64 bin kişinin iradeleri dışında, sahte belgelerle AKP’ye üye yapılmış olduğuna ve bu siyasi skandalın üzerine gidilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım; Türkiye, asrın yolsuzluğundan sonra asrın siyasi skandalıyla sarsılıyor. Cumhuriyet Halk Partisine üye yaklaşık 64 bin yurttaşımız, iradeleri dışında, imzaları taklit edilerek sahte belgelerle AKP’ye üye yapılmış. Balıkesir’de de yaklaşık 650 yurttaşımız, Cumhuriyet Halk Partisinin üyeleri ve Balıkesir merkezli 158 partilimiz, sahte belgelerle, ne idiği belirsiz belgelerle üyelikleri silinmiş. Bildiğiniz gibi Siyasi Partiler Kanunu’nun 6’ncı maddesi gereğince aynı zamanda iki partiye üye olarak gözüken yurttaşlarımızın her iki partiden de üyelikleri siliniyor. Bu asrın siyasi skandalı üzerine Adalet Bakanlığı ve Hükûmet, giderek, gerçekten Türkiye’de temiz siyaset, temiz ahlak, temiz etik siyaset yapma haklarını koruyacak mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öğüt…

11.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve 1 Ekim 2012 tarihinden itibaren müzekart sahiplerinin bir yıl boyunca ferdî kaza sigortası sahibi olabilmelerini sağlayan protokol hakkında bilgi verilmesini istediğine ilişkin açıklaması

KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Tekrar sizlere başsağlığı diliyorum.

Kültür ve Turizm Bakanlığının girişimiyle, TÜRSAB-MTM İş Ortaklığı ve özel sigorta şirketi arasında Kasım 2012 tarihinde bir protokol imzalandı. Bu protokol uyarınca 1 Ekim 2012 tarihinden itibaren Müzekart sahibi olanlar bir yıl boyunca ferdî kaza sigortası sahibi olabiliyor.

Sayın Bakana şu soruları yöneltmek istiyorum: Sahip olduğumuz tarihî ve kültürel mirasımızın ferdî kaza sigorta poliçeleriyle artacağına ilişkin araştırma yapılmış mıdır? Protokolle, sigorta şirketinin kazancıyla kamu yararı arasında dengede hangisi daha ağır basmaktadır? Protokol öncesi başka sigorta şirketleriyle görüşülüp fiyat teklifleri alınmış mıdır? Toplam kaç adet Müzekart satışı hedeflenmektedir? Anlaşma yapılan sigorta şirketine kaç adet Müzekart satışı taahhüt edilmiştir? Sigorta şirketiyle yapılan anlaşma uyarınca kart ücretinin ne kadarı sigorta şirketine verilmektedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan.

12.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın uçağının Erbil’e inememesinin yeni bir kriz durumu olduğuna ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bugün Madenciler Günü. Maden kazalarında, Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü durumda olan ülkemizde maalesef yeterli önlemler alınamamaktadır. Ancak, Afşin-Elbistan’daki göçük altındaki maden işçilerinin hâlâ cenazeleri çıkarılabilmiş değil. Bunu Hükûmet ne zaman çıkarmayı düşünüyor?

Bir de bugün Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın uçağı Hewler’e yani Erbil’e inemedi; artık, kara yolundan, Habur’dan gitmeyi düşünüyor mu? Bu yeni bir kriz durumu. Bunu da merak ediyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Ulupınar…

13.- Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar’ın, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne ve 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

ÖZCAN ULUPINAR (Zonguldak) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Hem engellilerimizin hem de madencilerimizin gününü tebrik ediyorum; onlara yönelik, bütün milletvekillerinin, hepimizin sorumluluk bilinciyle hayırlı çalışmalar yapacağımıza inanıyorum, yapmamız gerektiğini düşünüyorum.

Ben, binlerce şehit vermiş, maden şehidi vermiş Zonguldak’ın milletvekili olarak bütün madencilerimize, engellilerimize sağlık, huzur, uzun ömürler temenni ediyorum.

Orhan Veli’nin dediği gibi “Siyah akar Zonguldak’ın deresi/Yüz karası değil, kömür karası/Böyle kazanılır ekmek parası.” diyorum.

Benim de babam madenci. Ailemizde birçok bireyimizi hem maden hastalıklarından hem de oradaki kazalardan kaybettik; inşallah, bu kazalar, ölümler bir daha yaşanmaz.

Hepsine sağlıklı, huzurlu günler diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

14.- Mersin Milletvekili Ali Öz’ün, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine, Dünya Engelliler Haftası’na ve Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin acilen kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Öncelikle, şahsınıza ve ailenize sabır ve Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın Başkanım, Engelliler Haftası münasebetiyle engellilerin önemli sorunları olduğu defaten ifade edilmesine rağmen, onların ekonomik, eğitim ve istihdam konularında yeterli gayreti göstermediğimiz gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu konuda herkesi duyarlı olmaya davet ediyorum; birincisi bu.

Bir diğer söyleyeceğim de; Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin -Alo 184 hattının- acilen kaldırılması gereği, inşallah, son kaybetmiş olduğumuz meslektaşımız Doktor Melike Erdem Hanımefendi’nin rahmetli olmasıyla iyice anlaşılmıştır. Bu hattın, sağlık çalışanları üzerinde bir şiddet unsuru olmanın ötesinde sağladığı bir fayda yoktur.

Burada, tekrar, merhuma Allah’tan rahmet, ailesine ve tüm sağlık çalışanlarına başsağlığı diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Çelik…

15.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve Dünya Engelliler Haftası’na ilişkin açıklaması

DEMİR ÇELİK (Muş) – Teşekkürler Sayın Başkanım.

Ben de sizlere başsağlığı dileklerimi ileterek Engelliler Haftası vesilesiyle tüm engelli vatandaşlarımızı saygı ve sevgiyle selamladığımı belirtmek istiyorum.

10 milyon engelli vatandaşımızın sosyal, kültürel, demokratik haklarını karşılamaya dönük, savaşsız ve barış dolu bir yasama yılı dileklerimle teşekkürlerimi, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Gök…

16.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, Dünya Engelliler Haftası’na ilişkin açıklaması

LEVENT GÖK (Ankara) – Sayın Başkan, buraya gelirken, ben de Sincan ilçe örgütümüzle beraber Sincan’daki engelli derneklerini ziyaret ederek geldim. Aslında engellilerin tek bir talebi var. Engelli olan arkadaşlarımız önlerindeki engellerin engelsizler tarafından çıkarıldıklarını iddia ediyorlar, bu çok doğru bir yaklaşım. Örneğin, yerel yönetimlerde kaldırımların akülü araçların geçişine olanak vermeyecek şekilde tanzim edilmesi ya da görme özürlü arkadaşlarımızın yollarda daha çok sinyalizasyon sistemiyle çalışan trafik ışıklarından geçmesi gibi pek çok sorunun çözülebileceği kanısındalar ve çok önemli bir tespiti de “Kamuda ve özel sektörde engelli kontenjanları doldurulmamış.” denilirken, engelli arkadaşlarımız işsizlik sorunuyla karşı karşıya. Bu sorunlara dikkat çekmemizi istediler. Ben de Meclisimizin dikkatine sunuyorum ve Engelliler Haftası’nı kutluyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Baluken…

17.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Sağlık Bakanlığı İletişim Merkezinin bir an önce kaldırılması gerektiğine ve yargılamaları devam eden ve bir kısmı Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan tıp öğrencilerinin durumuna ilişkin açıklaması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu hafta sonu yine sağlık çalışanlarına ve hekimlere yönelik şiddet örnekleriyle ülke gündemi sarsıldı. Özellikle bir hekim arkadaşımızın, SABİM hattından dolayı yaşamına son verecek şekilde “suicide”te bulunması hepimizi üzdü. Bu SABİM hattının bir an önce kaldırılması gerekiyor. Bu konuda Sağlık Bakanının da duyarlı olması gerekiyor.

Ayrıca, yine sağlıkçılara yönelik şiddetle ilgili devletin de uyguladığı bazı yanlışlardan vazgeçmesi gerekiyor. Şu anda Sincan Cezaevinde bulunan 13 tıp öğrencisi ve tutuksuz olarak yargılanan 46 tıp öğrencisinin yarın davaları var. Bu da sağlıkçılar üzerindeki psikolojik şiddettir ve bu utancın mutlaka kaldırılması gerekiyor. Bununla ilgili, Sayın Başbakanın ve Sayın Millî Eğitim Bakanının bu öğrencilere göndermiş olduğu başarı mesajları var burada, elimde. Sayın Başbakan gönderdiği mesajda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – …”Okuyun, düşünün, uygulayın ve neticelendirin.” diyor. Onlar da okudular, düşündüler ve uyguladılar ama şu anda Sincan Cezaevindeler. Bir an önce bu utancın kaldırılması gerekiyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öğüt…

18.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından özellikle Doğu Anadolu’da hayvancılık yapanlara birtakım imkânlar tanınmasını ve saman ithalatında çiftçilere yetki verilmesini rica ettiğine ilişkin açıklaması

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkanım, biliyorsunuz, ithal hayvan gelmesiyle hayvancılık perişan duruma geldi. Şu anda kış nedeniyle insanların hayvanlarını besleyecek durumları kalmadı. Şimdi, hayvancılığı bitirme durumuna getirdiler, bari şu anda saman ithalatı yapabilmek için insanlara imkân versinler. Şirketler saman ithal ediyor, 1 milyon liraya satıyor. Şimdi adamın ineği 500 lira yapıyor, 2 inek 1 ton saman yapıyor.

Bu anlamda, Tarım Bakanına sesleniyorum, rica ediyorum: Bu, özellikle Doğu Anadolu’da hayvancılık yapan insanlara birtakım imkânlar tanısınlar ve de bu saman ithalatında şirketlere değil, çiftçilere yetki versinler.

Bir de saman için ayrıca bu sene bir teşvik verilsin; “saman” olarak, “saman parası” olarak insanlara para verilsin, kış, insanlar bahara kadar hayvanlarını beslesin.

Ben bunu istirham ediyorum ve çok rica ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Erdemir… Sayın Erdemir…

Sayın Topal, son söz.

Buyurun.

19.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da yolları asfalt olmayan, içme suyu bulunmayan köyler bulunduğuna ve bunların ne zaman yapılacağını öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması

RAMİS TOPAL (Amasya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

21’inci yüzyılda Amasya’da yolları asfalt olmayan, içme suyu bulunmayan köylerimiz bulunmaktadır. Asfalt olan belde yollarımız, köy yollarımız otuz yıl önce YSE döneminde yapılmıştır. Her kış döneminde sanki mayın patlamışçasına derinleşen çukurlardan köylülerimiz gidiş gelişlerinde resmen büyük çileler çekmektedirler. Köylüler bu çukurlara düşmemek için türlü cambazlıklar yapmaktadır. Hatta, bu çukurlar kazalara sebebiyet vermektedir.

Önümüzde yerel seçimler var. Köy ve beldeleri mahalleye çeviren Hükûmete sormak istiyorum: Hâlen yolu asfalt olmayan köylerimizin ne zaman yolu asfaltlanacak? İçme suyu bulunmayan köylerimize ne zaman içme suyu getirilecek? Bozuk olan yollarımız yeniden ne zaman asfaltlanacak veya yama yapılacak? Köylümüzün çilesi ne zaman bitecek?

Teşekkür ediyorum Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- 6328 sayılı ve 14/6/2012 tarihli Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 3'üncü maddesi gereğince Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonun, 28/11/2012 günü toplanarak yapılan gizli oylama sonucunda en çok oyu alan, liste hâlinde isimleri bildirilen 5 adayın kamu denetçisi olarak seçildiğine ilişkin tezkeresi (3/1053)

                                                                                                                        29 Kasım 2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

6328 sayılı ve 14/6/2012 tarihli Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 3'üncü maddesi gereğince Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Üyelerinden Kurulu Komisyonumuz, anılan Kanunun 11'inci maddesinin altıncı fıkrası ile Geçici 1'inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca 5 Kamu Denetçisi seçimini yapmak amacıyla 28/11/2012 günü saat 15.15'te toplanmıştır. Birinci oylama saat 15.30'da, ikinci oylama saat 15.50'de, üçüncü oylama saat 16.10’da, üçüncü turun tamamlayıcı oylaması saat 18.00’de ve dördüncü oylama saat 18.25’te yapılmıştır. Yapılan gizli oylamada 1’inci tur oylamasında 19, 2’nci tur oylamasında 18, 3’üncü turun ilk oylamasında 20 ve 3’üncü turda eşit oyu alan 3 kamu denetçisi adayı içerisinden, kamu denetçisi aday sayısını 2 kişiye düşürmek için yapılan tamamlayıcı oylamada 19 ve 4’üncü tur oylamasında 19 oy kullanılmıştır. Geçerli oyların tasnifi sonucu en çok oyu alan, aşağıda adları ve soyadları yazılı bulunan 5 aday, kamu denetçisi olarak seçilmişlerdir.

Bilgilerinize arz olunur.

                                                                                                              Mehmet Daniş

                                                                                                                  Çanakkale

                                                                                                     Karma Komisyon Başkanı

Aday İsimleri                                                      Aldıkları Oy

1. Abdullah Cengiz Makas                                 On yedi (17) oy

2. Mehmet Elkatmış                                            On yedi (17) oy

3. Zekeriya Aslan                                               On yedi (17) oy

4. Muhittin Mıhçak                                             On beş (15) oy

5. Serpil Çakın                                                    On beş (15) oy

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin 2 önerge vardır, okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, asgari ücret düzeyinin toplum üzerindeki yoksullaştırıcı etkisinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/437)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Asgari ücret düzeyinin toplum üzerindeki yoksullaştırıcı etkisinin saptanması, ortaya çıkan emek gasbının önlenmesi, asgari ücretin toplumsal faydasının azami düzeyde gözetilerek hak ve adalet kapsamında yeniden düzenlenmesi için, Anayasa’nın 98. ve İç Tüzük’ün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve talep ederiz.

                                                                                                      Hasip Kaplan

                                                                                                 Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Asgari ücret uygulaması çalışanların insanca yaşayabilecekleri bir ücret düzeyini hedef almalıdır. İşçinin ailesiyle birlikte gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve kültürel faaliyetlerini karşılamaya yetecek düzeyde olması gereken asgari ücret, bugün âdeta toplumun büyük bir kesimini sefalete mahkûm etmiştir.

Modern hukuk devletinde her yurttaşın belli bir gelir elde etme hakkı vardır. Modern üretim ilişkilerinin başladığı dönemden günümüze, çalışan kesimlerin vermiş olduğu sendikal hak arama mücadelesi, emeğin üretim sürecinde bir özne olduğu gerçeğinden hareketle üretimden alınan payın emek lehine artırılması amacı taşımıştır. Yıllardır sendikal mücadelelerin temel hareket alanını oluşturan asgari ücret mücadelesi, günümüz Türkiye'sinde emek sömürüsü ve toplumsal adaletsizliğe karşı yürütülen en büyük mücadelelerden biri olmuştur.

Bugün ülkemizde 3 milyondan fazla asgari ücretli bulunmaktadır. Bu ücretlilerin bakmakla yükümlü olduğu nüfusla beraber asgari ücretten etkilenen nüfusun yaklaşık 20 milyon olduğu tahmin edilmektedir.

Asgari ücret düzeyi 2012 Ocak ayı rakamına göre brüt 886,50 lira, net 701 liradır. Oysa işçi sendikalarının, 4 kişilik bir ailenin temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği gelir seviyesini baz alarak yaptıkları araştırmalara göre, Türkiye'de bugün yoksulluk sınırı 3 bin 63 lira, açlık sınırı ise 940 liradır. Bu rakamlara göre asgari ücret düzeyi açlık sınırının dahi altında kalmaktadır. Toplumda 20 milyon yurttaşın asgari ücretten etkilendiği göz önüne alındığında Türkiye’deki yoksulluğun oldukça trajik bir düzeye vardığı da açık seçik görülecektir.

Asgari ücret bir ülkedeki emek sömürü düzeyinin en açık göstergelerinden biridir. 1980 askerî darbesi sonrasında asgari ücretlerde de reel olarak büyük gerilemeler meydana gelmiştir. Askerî darbenin yolunu açtığı emek sömürüsü, bugün AKP iktidarının toplumsal üretimi sadece belli sermaye kesimlerine peşkeş çekme siyasetinin de zeminini oluşturmuştur. İşçi sendikalarının araştırmalarına göre 2005-2010 yılları arasında çalışan kişi başına verimlilik %14 dolayında artmışken, reel asgari ücrette ise bir gelişme kaydedilmemiştir.

Yine 2005-2011 yılları arasında asgari ücretlerdeki reel artış sadece %4 dolayında kalmışken resmî verilere göre bu dönem içerisinde ekonomik büyüme %26 olarak gerçekleşmiştir. 2005 yılından bu yana ekonomik büyüme asgari ücrete tam olarak yansıtılmış olsaydı bugün asgari ücrette net 138 liralık bir artış daha meydana gelmiş olacaktı.

Türkiye’de asgari ücret 33 yıl önceki seviyelerde seyretmektedir. Ancak o günden bugüne Türkiye ekonomisi sabit fiyatlarla 3 buçuk kat büyürken, asgari ücret reel olarak sadece %6 oranında artmıştır.

Bugün Türkiye'de net asgari ücret 265 Euro dolaylarında iken, Yunanistan’da dahi bu rakam 876 Euro civarındadır.

Asgari ücretli, bugün, öğün başına sadece 2,58 liralık gıda harcaması yapabilmektedir. Türkiye'yi Dünyanın 16'ncı büyük ekonomisi yapmakla övünen AKP hûkümeti, bugün sömürünün kaynaklarını olabildiğince gizlemeye çalıştığı gibi, Birleşmiş Milletler İnsani Gelişmişlik Endeksine göre 187 ülke içinde 92'nci sırada oluşumuzu da açıklayamamaktadır

Türkiye'de yoksul ile zengin arasındaki gelir uçurumu her geçen gün daha da artarken, bunun sonucunda ortaya çıkan görece yoksulluk sosyal adaletsizliği daha da derinleştirmektedir. Asgari ücretin ülkemizde bu kadar düşük düzeyde olmasının yarattığı sosyal ve kültürel tahribatlar, beraberinde onarılması güç toplumsal travmalara neden olmaktadır. Asgari ücretle çalışan birinin çocuklarını gerektiği nitelikte okutamaması, bugün kuşaklar arası yoksulluk zincirini daha da beslerken, yoksulluk sarmalını daha da yaygınlaştırıp, derinleştirmektedir. Meclisin bu konuyu gündemine alarak yapılması gereken düzenlemeleri bir an önce belirlemesi elzem hâle gelmiştir.

2.- BDP Grubu adına Grup Başkan Vekili Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 28 Aralık 2011 tarihinde meydana gelen ve 35 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği Uludere olayının tüm boyutlarıyla araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/436)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

28 Aralık 2011 tarihinde meydana gelen ve 35 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği "Uludere/Roboski katliamı" ile ilgili olarak; tüm boyutlarıyla incelenmesi, araştırılması sorumlularının tespiti için, Anayasanın 98-99 ve İçtüzük 104 üncü madde uyarınca meclis araştırması açılması ve görüşülmesini arz ederiz.

                                                                                                            Hasip Kaplan

                                                                                                                 Şırnak

                                                                                                  BDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe

28 Aralık 2011 günü Uludere Gülyazı/Robesk Türkiye-lrak sınırında saat 21.30-22.27 arası Türk savaş uçaklarından 4 F-16 nın bombalaması sonucu yaşları 13-25 arası 35 yurttaşımız yaşamını yitirmiş bir kişi de ağır yaralanmıştır.

Görgü tanıkları askeri bilgisi dâhilinde gittiklerini, geri dönüp sınıra yakın bir yere geldiklerinde askerin önlerini kestiğini iki grup hâlinde bir araya geldikten sonra, askerin çekildiği ve savaş uçaklarının bombalamaya başladığını katliamın bu şekilde gerçekleştiğini beyan etmişlerdir.

Olay öncesi köylüler 1,5 saat boyunca çocukları ve komutanla telefonla konuşmuşlardır. Grubun silahsız ve sivil olduğu yetkililerce bilinmesine rağmen katliam gerçekleşmiştir.

Bombalama sonrası 112’ye telefon edilmesine, yetkililer uyarılmasına rağmen uçak/helikopter ambulans gönderilmemiştir. İHD, Mazlum-Der, TTB, KESK, TMMOB ve diğer sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı ortak rapora göre olayda 13 yaralı, yardım gelememesi sonucu yaşamını yitirmiştir.

Köylüler BDP il örgütü ve belediyelere ait ambulanslarla anında olay yerine intikal etmiş, dehşet verici tüyler ürpertici toplu bir öldürme olayı ile karşılaşmıştır. Resmî yetkililer bir gün boyunca olay yerine gelmemiştir.

Kullanılan bombalar hedef alma tarzı, cesetlerin parçalanması, yanması, orada bulunan tüm canlıların imha edilmesi operasyonun bilinçli, planlı, taammüden yapıldığının açık göstergesidir.

Olay anında sosyal medya aracılığı duyurulmuş, Roj TV anında olay bölgesinden canlı yayın yapmış, tanıklar ve olay yerinde olanların anında anlatımları olmuş, örtbas edilmesi engellenmiştir.

Başbakanlığın basın danışmanları medyayı arayarak haber yapmalarını engellemiş, basın aradan 12 saat geçtikten Genelkurmay Başkanlığının açıklamasından sonra tek yanlı yayınlar başlamıştır.

29 Aralık günü BDP eş başkanları ve milletvekili heyeti olay yerinde bulunmuş, cenazelerin köye, oradan hastaneye götürülmesi sağlanmıştır. Otopsi işlemi için Şırnak Barosunun avukatları sabaha kadar görev yapmışlardır.

Şırnak Valiliği, emniyet müdürleri, komutanlar, aileleri köylerin ileri gelenlerini birkaç kez toplayarak cenazelerin kaldırılması, gömülmesi ve taziye konusunda birlikte hareket etmemeleri için baskı yapmıştır. Aileler çocuklarının birlikte öldürüldüğünü, birlikte gömüleceklerini ve taziyelerinin birlikte yapılacağını söyledikten sonra on binlerin katılımı ile cenazeler defnedilmiştir.

Olayın olduğu andan itibaren BDP Grup Başkan Vekili Başbakan, İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanlığını aramış, kendilerine “istirahatte” oldukları söylenmiş ve bir daha dönmemişlerdir.

Başbakan aradan 27 saat geçtikten sonra kamuoyunu yanıltıcı açıklamalarda bulunmuş, yardımcısı Çelik, bakanlar olayı örtbas çabası içine girmişlerdir. Olayı basit bir iş kazası düzeyine indirmek, sorumluları aklamak için gayret göstermişlerdir.

Genelkurmay Başkanlığı, MİT Başbakana bağlı olup, İHA'ların 4 saatlik görüntülerini incelediğini söyleyen Başbakan kamuoyunda bilgi kirliliği yaratarak sorumluluktan kaçmaya çalışmıştır.

Demokratik bir hukuk devletinde böylesi bir katliam karşısında, bakanlar, hükûmetler istifa ederken böyle bir erdemliliği gösterme etiği gösteremeyenler, olayı örtbas etmeye tazminatla/kan parasıyla geçiştirmeye failleri aklamaya çalışmaktadırlar.

TCK 76-77 maddeler ve Anayasanın 90 ıncı maddesine göre iç hukukumuzda kanun hükmünde olan, uluslararası sözleşmelere, BM belgelerine göre ortada planlı, kararlaştırılmış taammüden işlenmiş toplu bir katliam insanlığa karşı suç bulunmaktadır.

İstihbarat zaafı, hükûmetin aldığı karar, kararı uygulayanlar, sorumlu yetkililer konusunda bir meclis araştırması açılması zorunlu olmuştur.

BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Genel görüşme açılmasına ilişkin bir önerge vardır, okutuyorum:

C) Genel Görüşme Önergeleri

1.- Aydın Milletvekili Metin Lütfi Baydar ve 19 milletvekilinin, Türkiye-Fransa ilişkilerinde yaşanan gelişmeler konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/6)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Türkiye-Fransa ilişkilerinde yaşanan gelişmeler konusunda bir genel görüşme açılmasını arz ederiz.

Saygılarımızla.

1) Metin Lütfi Baydar                           (Aydın)

2) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                    (İstanbul)

3) Recep Gürkan                                   (Edirne)

4) Yıldıray Sapan                                  (Antalya)

5) Fatma Nur Serter                              (İstanbul)

6) Hasan Ören                                      (Manisa)

7) Sakine Öz                                         (Manisa)

8) Tolga Çandar                                    (Muğla)

9) Osman Aydın                                   (Aydın)

10) Bülent Tezcan                                 (Aydın)

11) İlhan Demiröz                                 (Bursa)

12) Ali Haydar Öner                             (Isparta)

13) Turhan Tayan                                 (Bursa)

14) Mahmut Tanal                                (İstanbul)

15) Bülent Kuşoğlu                              (Ankara)

16) Mehmet Volkan Canalioğlu            (Trabzon)

17) Engin Özkoç                                   (Sakarya)

18) Kemal Ekinci                                  (Bursa)

19) Mustafa Serdar Soydan                  (Çanakkale)

20) Kadir Gökmen Öğüt                       (İstanbul)

Gerekçe

Temelleri Kanuni Sultan Süleyman zamanına kadar götürülebilecek olan Türkiye-Fransa ilişkileri, son yıllarda çeşitli sebeplerle sıkıntılı bir sürece girmiş gözükmektedir. Büyük ölçüde Fransız ve Türk dış politikasındaki vizyonsuzluk ve ön yargılardan kaynaklanan bu sorunların çözümü Fransa'da şimdilerde Ulusal Meclis'ten geçen ve Senato'ya gönderilen sözde Ermeni soykırımını inkâr edenlere 45.000€ ve 1 yıl hapis cezası öngören yasa teklifi ile daha da zorlaşacaktır. Bu nedenle Fransız siyasetçi ve devlet adamlarının bir an önce bu tarihî yanlışlıktan geri dönmeleri gerekmektedir. Türkiye-Fransa ilişkilerinin son yıllarda yaşadığı sıkıntıların temelinde üç önemli konu karşımıza çıkmaktadır.

Geçmişte ASALA terör faaliyetlerinin yoğun yaşandığı ve ciddi oranda Ermeni kökenli nüfusa sahip Fransa, ilk kez 2001 yılında 1915 yılındaki olaylara dayalı olarak sözde Ermeni soykırımını tanıyan bir yasa çıkarmıştır. Yasa dönemin devlet adamları tarafından şiddetle kınanmış, bu yönde bazı ekonomik tedbirler alınmaya çalışılmış ancak bu tedbirler ciddi bir sonuç yaratmamıştır. 2006 yılında bu defa sözde Ermeni soykırımını inkârı suç sayan yasa teklifi Fransa'da Ulusal Meclis'e getirilmiş ancak Türkiye'den yükselen tepkiler üzerine yasa teklifi Senato'da gündeme alınmayarak yasalaşması engellenmiştir. Bu sürecin ardından karşılıklı temaslarla yumuşayan ilişkiler, daha sonra yaşanan çeşitli gelişmelerle yeniden gerilmiş ve aynı yasa teklifinin şimdilerde gündeme gelmesiyle kopma noktasına ulaşmıştır.

Fransız Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin iktidara geldiği tarihten itibaren (16 Mayıs 2007) Fransa'nın iç ve dış politikasında daha milliyetçi bir tavır içerisinde olduğu gözlemlenmektedir. Bu durum doğal olarak Türkiye-Fransa ilişkilerine de olumsuz bir şekilde yansımaktadır. Özellikle Sarkozy'nin Türkiye'yi "Avrupalı" olmadığı gerekçesiyle AB içerisinde görmek istemediğini dile getirmesi iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceğini belirleyen olumsuz bir tutum olarak değerlendirilebilir. Nicolas Sarkozy Testimony adlı kitabında Türkiye'nin AB üyeliğine neden karşı olduğunun temel parametrelerini açıklamıştır. Öncelikle Türkiye'nin topraklarının %98'inin Avrupa kıtası dışında olduğunu savunan Sarkozy, üyelik durumunda Türkiye'nin AB üyeleri arasında en yüksek nüfus oranına sahip olacağını savunmaktadır. Nüfus yoğunluğunun ötesinde ise AB bünyesine İslam kültürünün girmesinin, AB'nin kurucu babalarının siyasi birlik kurma fikrine zarar vereceği görüşündedir. Bu noktada Sarkozy, Türklere AB'ye üye olamayacaklarını söylemekte geç kalındığı takdirde bunun nezaket sınırlarını aşacağını belirtmektedir. Sarkozy, AB'nin hacminin daha fazla artmasına karşı çıkmaktadır, çünkü Türkiye gibi geniş coğrafyaya yayılmış ve yoğun nüfuslu bir ülkenin üyeliği sonrasında Fransa'nın gücünü kaybedeceğinden endişe duymaktadır. Türkiye'nin AB üyeliği Fransa kamuoyunda uzun süre tartışılmıştır. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Türkiye'nin AB üyeliğine karşı bir tutum benimsemiştir. Bu çerçevede, Fransa, beş faslın müzakerelere açılmasını engellemektedir.

Yaklaşık bir yıldır Arap coğrafyasında etkili olan Arap Baharı süreci Tunus ve Libya başta olmak üzere çeşitli ülkelerin geleceği konusunda Türkiye ile Fransa'yı karşı karşıya getirmiştir. Tunus'ta Zeynel Abidin Bin Ali rejimiyle sıkı ilişkileri olan ve tarihsel olarak da bu ülkeyle yakın ilişkileri bulunan Fransa, Türkiye'nin Bin Ali karşıtı devrimci hareketlere hamilik yapan ilk ülke olması nedeniyle kendisini zor durumda hissetmiş, rövanşı almak amacıyla Türkiye'nin yoğun yatırımları ve binlerce işçi-iş adamı nüfusu bulunan Libya'da NATO bombalamalarının öncü gücü olmuştur. Ortak bir dış politika belirlemekte son derece zorlandığı ve Orta Doğu'da ciddi ölçüde etkili olamadığı görülen Avrupa Birliği'nin tarihsel bağları nedeniyle bu konuda en etkili ülkesi olmaya çalışan Fransa, Türkiye'nin bu süreçte ön plana çıkması ve etkisini artırmasından son derece rahatsızdır. Bu da ilişkilerin bozulmasında önemli bir etken olarak görülmelidir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki öngörüşme, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın Köktürk, buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

20.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a başsağlığı dilediğine ve 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’ne ilişkin açıklaması

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, size ve ailenize başsağlığı diliyorum.

Hepimizin bildiği gibi, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü. Zonguldak da çok küçük bir yerleşim birimiyken, taş kömürünün bulunmasından sonra hızla büyüyüp serpilmiş ve 1923 yılında kurulan cumhuriyetimizin 1924 yılında ilk ili olmuştur. Bu süreçte, maden emekçilerimiz, maden işçilerimiz hem Zonguldak’a hem de ülke ekonomimize büyük katkılar sağlamışlardır. Ancak yerin yüzlerce metre altında iş kazalarında, grizularda 5 bine yakın madenci şehit verilmiştir.

Ben, bu nedenle, 4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde, öncelikle tüm maden şehitlerimizi bir kez daha yürekten, şükran, saygı ve minnetle anıyorum. Ayrıca, çalışan maden emekçilerimize de sağlıklı, başarılı çalışmalar diliyorum.

Yine, Engelliler Haftası’nı da yürekten kutluyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sağlık Çalışanlarına Yönelik Artan Şiddet Olaylarının Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan (10/49, 113, 118, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Komisyonun görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

A) Tezkereler (Devam)

2.- (10/49, 113, 118, 252, 253, 254, 255, 256, 257, 258) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, komisyonun görev süresinin uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1054)

                                                                                                                        29/11/2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

19.06.2012 tarihinde çalışmalarına başlayan Komisyonumuzun, 29.11.2012 tarihli toplantısında aldığı karar gereğince görev süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 105’inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 14.12.2012 tarihinden itibaren bir ay uzatılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                          Necdet Ünüvar

                                                                                                                 Adana

                                                                                                       Komisyon Başkanı

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 105’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Araştırmasını üç ay içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verilir.” hükmü gereğince Komisyona bir aylık ek süre verilmiştir.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- BDP Grubunun, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşlarının, Türkiye'de sayıları 8,5 milyonu bulan çeşitli seviyelerde ve türlerde engelleri bulunan bireylerin sorunlarının araştırılması amacıyla 9/5/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 4.12.2012 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                           Pervin Buldan

                                                                                                                   Iğdır

                                                                                                       Grup Başkan Vekili

Öneri:

09 Mayıs 2012 tarihinde, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşları tarafından verilen (1016 sıra nolu), "Türkiye'de sayıları 8,5 milyonu bulan çeşitli seviyelerde ve türlerde engelleri bulunan bireylerin sorunlarının" araştırılması amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 04.12.2012 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grup Önerisi lehinde söz isteyen Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sözlerime başlamadan önce size ve ailenize başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü nedeniyle aslında, engellilerin sorunlarını konuşmaya başladık. Bu, ciddi bir problem. Aslında, yaşamımızın her alanında, sadece bir günde değil, yaşamımızda engellilerin olduğunu ve engellilerin yaşamını da düşünerek onların yaşamını kolaylaştıracak bir politikadan bakmamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isteriz ama ne yazık ki bu Parlamentoda, ne yazık ki toplumda her zaman için sadece gününde, 8 Martta kadınları konuşuyoruz, 3 Aralıkta engellileri konuşuyoruz, işte 4 Aralıkta maden işçilerini konuşuyoruz; bu gelenekten vazgeçilmeli. Toplum bir bütün, yaşam düzenini buna göre kurmak durumunda.

Bugün, günümüzde, dünyada engellilerin oranı yüzde 15. Bu, Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre yüzde 15 oranında. 1970’lerde bu oran yüzde 10’du. Türkiye’de ise nüfusun yüzde 12,29’u yani yaklaşık 8,5 milyonuna yakını engelli. Erkeklerin oranı burada yüzde 11,10; kadınların oranı ise yüzde 13,45. Türkiye’de engellilerin devlet imkânlarından yararlanması için sağlık kurumlarının yüzde 40 engelli olduğuna dair kendisini belgelemesi gerekiyor, aksi takdirde devlet olanaklarından faydalanmıyor. Oysa ILO Sözleşmesi’ne göre bu oran yüzde 11 noktasında.

Değerli milletvekilleri, aslında engellilere ilişkin yaklaşımın temeli, biraz bizim zihniyetimizden, bakış açımızdan kaynaklanıyor, çünkü biz engellileri genelde zavallı, zayıf olarak görüyoruz ve yaşamımızda da, ailede olsun, toplumsal yaşamda olsun, her yerde onların yaşamı daha kolay sahiplenmesi, yaşamda iş sahibi olması ya da birey olarak daha etkin olması yerine, daha çok onlara “zavallı olan, yardıma muhtaç olan” gibi bir yaklaşım üzerinden bakıyoruz. O yüzden kullandığımız dil de buna göre oluyor, çoğu zaman “engelli” demiyoruz, “özürlü” diyoruz, yani bu dilin kendisi bile nasıl yaklaştığımızla alakalı bir durum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan yasalar da böyle. Mesela diyelim ki yine İŞKUR’a göre ya da yapılan düzenlemelere göre, biz özürlülere yönelik bir engelleme yapıyoruz ve özürlüler “nasıl daha etkin yaşama katılır” üzerinden değil, onları, işte, bu dezavantajlı olma durumuyla ilgili bir yaklaşım üzerinden geliştiriyoruz, bir defa bu zihniyetin değişmesi gerekiyor.

İkincisi, engellilerin istihdam meselesi ciddi bir problem ve Türkiye'de iş yerlerinde yüzde 3’lük bir kota uygulanıyor, ama bu kota şimdiye kadar hiç uygulanmamış. İŞKUR verilerine göre bile kamu kurumunda 12 bin 326, özel sektörde ise 73 bin 719 uygulanıyor, buna karşılık 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30’uncu maddesine istinaden, kamuda 1.232, özel sektörde 23 bin 526 olmak üzere, toplam 24 bin 758 boş engelli kotası var, yani buraya kota alınmıyor.

Bu konuda bazı yaptırımlar var. Burada denilebilir ki bazı yaptırımlar var, bu konuda nasıl şey yapılabilir diye, ama bu yaptırımlar engelleyici olmuyor, o yüzden tersi bir politika izlemek önemli, belki de teşvik eden, yani engellilerin çalışması konusunda, hem özel sektörü hem kamu sektörünü teşvik eden bir politika izlemek daha doğru olacaktır, çünkü ceza, ne yazık ki şimdiye kadar bu meselenin giderilmesini gerektirmiyor.

Yine engellilerin aldığı maaş ciddi anlamda sorun bu ülkede, üç ayda bir alıyorlar, 243 ile 365 TL arasında değişiyor, asgari ücret bile değil. Bu Meclisin yapması gereken şey, eğer engellilere dair bir iş yapmak istiyorsa, bunun en azından asgari ücret üzerinden değerlendirilmesi.

Diğer bir konu, değerli milletvekilleri, aslında, bu rehabilitasyon merkezleri, engellilerin eğitimi meselesi. Burada da çok ciddi bir sorun var. Rehabilitasyon merkezleri daha çok rant alanına dönüşmüş durumda. Türkiye’de o kadar çok rehabilitasyon merkezi var ki bu rehabilitasyon merkezleri denetlenmiyor; gerçekten amacına uygun mu, orada ne yaşanıyor, engellilerin gerçekten yaşamını kolaylaştırıyor mu, hiçbir şey yok. Oysa burada çok ciddi hak ihlalleri var, ciddi anlamda sorunlar var. Mesela, Batman’da bir sorun yaşanmıştı, bu kurumda çalışanların engellilere yönelik tacizi kamuoyuna yansıdı. Bu nasıl denetleniyor, bu denetimde ortaya çıkan sonuç ne, hiçbir zaman yapılmış durumda değil. Biz, Barış ve Demokrasi Partisi blok vekilleri olarak, özellikle engellilerin daha yaşanabilir bir toplumda yaşayabilmesinin koşullarının araştırılması gerektiğini düşünüyoruz,.Yine, bu rehabilitasyon merkezlerinin mutlaka araştırılması, denetlenmesi ve burada yeni bir düzenleme, ranta dayalı değil, gerçekten engellilerin önündeki engelleri kaldıracak bir yaklaşım içerisinde olmasını önemsiyoruz. Aksi takdirde, sadece engellileri burada anmış olacağız, ona yönelik yaklaşımlar içerisinde olacağız. Bu, değişmez ve bunun için de öncelikle zihniyetten başlayacağız; bu zihniyette engelleri kaldıracağız çünkü bu ülkede sorun olan engelliler değil, engellilere yaklaşım. Bu, değişmediği sürece Türkiye’de ciddi anlamda bir sorun.

Yine, değerli milletvekilleri, savaş veya çatışma dönemlerinde özellikle engelli olanlar var. Türkiye’de de bu ciddi bir sorun. Özellikle mayın patlaması sonucu ciddi anlamda yaralananlar var, bunların sakat kalması durumu var. Mesela, bu konuda hiçbir adım atılmış durumda değil, Türkiye’de bunun ciddi anlamda değiştirilmesi gerekiyor.

Sonuç itibarıyla, bu konuya ilişkin Türkiye’de özellikle engellilerin, hem çalışma yaşamında iş kazası nedeniyle engelli olanlar, savaş, çatışma nedeniyle engele maruz kalanlar… Bir de bu engelleri gidermesi konusunda rehabilitasyon merkezlerinin gerçekten doğru çalışıp çalışmadığı konusunda bir araştırmanın yapılması önemli. Umuyorum, siyasi parti grupları engellilerin yaşamını kolaylaştıracak bir yerden bakarlar.

Değerli milletvekilleri, 3 Aralığın başka bir önemi de var. Bugün BDP Grubunda da ifade edildi, 3 Aralık aynı zamanda Özgür Ülke gazetesinin bombalanmasının yıl dönümü -1994’te- ve burada Ersin Yıldız adlı bir basın emekçisi yaşamını yitirdi. Biz, bir kez daha, bu arkadaşımızın şahsında tüm basın emekçilerini selamlıyoruz; bunu ifade etmek istiyorum. Bu ciddi anlamda bir problem. Hâlâ Türkiye’de Kürt sorunu yaşanıyor, belki gazete binaları bombalanmıyor ama hâlâ gazeteciler tutuklanmaya devam ediliyor, basın hâlâ özgür değil, basının üzerinde ciddi bir ambargo var, siyasi ambargo var. 1990’lı yıllarda da benzer bir durum vardı. 1990’lı yıllarda da siyasi iktidar, aslında, Kürt sorunu konusunda söz söyleyeni, Kürt sorununun çözümü konusunda söz söyleyeni, “Kürtler vardır, dili, kimliği, kültürü vardır.” diyeni ya işte böyle bombalayarak susturmaya çalışıyordu ya da işte o zaman da Terörle Mücadele Yasası’ndan, yardım, yataklık yapmaktan tutukluyordu. Bugün 2012’de ne yazık ki aynı zihniyet devam ediyor, belki gazete binaları bombalanmıyor ama gazeteciler tutuklanmaya devam ediliyor. Bunun temel nedeni Kürt sorunu, bu ülkede çözülmeyen Kürt sorunu. Bu konuda AKP, CHP, MHP ne yazık ki aynı noktada duruyor ve ciddi anlamda bir devlet refleksi üzerinden... Bugün Kürt sorunu konusu, özellikle ana dilde eğitim, ana dilde savunma ve Kürtlerin kimlik haklarının tanınması meselesi hâlâ burada yasaklı bir konu, bunları biz konuşamıyoruz.

Özellikle ben burada ana muhalefet partisine bir şey ifade etmek istiyorum. Eğer gerçekten 90’lı yılların bir daha yaşanmasını istemiyorsak, bu ülkede Kürt sorununun çözülmesini istiyorsak, o zaman Kürt sorununa ilişkin yaklaşımımızı ifade edeceğiz. “Ana dilde savunmaya hayır.” diyen bir sosyal demokrasinin, aslında, bu savaşı, çatışmayı da devam ettirdiği anlamına gelecektir.

İktidarın bu konudaki yaklaşımı çok net zaten. Yani bu konuda özellikle muhalif kesimleri, KCK adı altında yürütülen siyasi operasyonlarla herkesi tutuklayıp sesini kısma yaklaşımının olduğunu düşünüyoruz. İşte KCK’nin basın davası var, KCK’nin öğrenci davası var, KCK’nin bilmem neyi var.

Mesela bugün CHP’den bir milletvekili arkadaşımız tıp öğrencilerinin yarınki davası için bir basın açıklaması yaptı ama CHP’li arkadaşlarımız acaba şunu düşünüyor mu: Tıp öğrencileri niye yargılanıyorlar? KCK davasından. Niye? Bunlar Kürt. Ne savunuyorlar bu Kürtler? Diyorlar ki: “Ana dilde eğitim istiyoruz. Ana dilde savunma istiyoruz. Demokratik özerklik istiyoruz.” Peki, buna dair Cumhuriyet Halk Partisinin bir tane sözü var mı? Yok. Ana dilde savunma meselesine gelince “Üniter yapısı bozulur.” diye bunun üzerinden yaklaşım…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sebahat Hanım, onlara yardım etmek suç mu? Öğrenciye yardım etmek suç mu? Yapmayın Allah aşkına ya!

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) – Öğrenciye yardım etmek suç değil ama o öğrencilerin neden yargılandığını ifade etmek gerekir. Dolayısıyla, gerçekten Cumhuriyet Halk Partisi eğer öğrencilerin yanındaysa, basın davasında yargılananların yanındaysa yapması gereken şey şu: “Evet, bu ülkede Kürt halkı vardır, Kürt halkının hakları vardır. Dolayısıyla, bu halkın ana dilde eğitim hakkı, ana dilde savunma hakkı temel haktır. AKP Hükûmeti buna gelmelidir.” diye bir yaklaşım üzerinde olmalıdır. Ama ne yazık ki AKP’nin “tek dil, tek millet, tek din, tek inanç” yaklaşımına yönelik değerlendirmelerini CHP de soldan destekleyerek, aslında ciddi anlamda AKP’nin bu politikasını devam ettiren, savaşta ısrar eden politikasını soldan destekleyerek yaklaşım ifade etmektedir.

Biz buradan bu Parlamentoya bir kez daha çağrıda bulunuyoruz: Bu ülkenin bir sorunu var, Kürt sorunu. Bu sorunun çözümü konusunda herkes kendi yaklaşımını bir kez daha gözden geçirmek durumundadır. Aksi takdirde, sadece iktidarı eleştirerek bu iş olmaz. Bunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Eğer bir daha gerçekten basın özgürlüğü ortadan kalkmasın istiyorsak… Eğer 3 Aralıkta Özgür Ülke gazetesini bombalama emrini kimin verdiği açığa çıkmıyorsa…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEBAHAT TUNCEL (Devamla) - …Roboski katliamında da kimin emir verdiği ortaya çıkmayacaktır.

Ben bir kez daha bu önergemizin dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, Sayın Hatip, Cumhuriyet Halk Partisine, sataşmaya yönelik cümleler sarf etmiştir. İzin verirseniz,  bu konuda…

BAŞKAN – Ne söyledi de sataştı, tekrar eder misiniz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, “Cumhuriyet Halk Partisi öğrencilerin yanında değildir…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – “Değildir.” demedim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – …Cumhuriyet Halk Partisinin, ana dilde eğitimle ilgili, en azından, öneriyi desteklemesi lazımdı.” Bu şekilde, partimizi yaralayıcı…

BAŞKAN – Sayın Tanal, bunlar sataşma değil.

İki dakika söz veriyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, partimizi…

BAŞKAN – Lütfen ama…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Partimizi yaralayıcı şekilde açıklamalarda bulunmuştur efendim.

BAŞKAN – Sayın Tanal, buyurun, buyurun.

İki dakika söz veriyorum. Sataşma değil Sayın Tanal ama sataşma nedeniyle iki dakika…

Buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in Cumhuriyet Halk Partisine sataşması nedeniyle konuşması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin bugüne kadar savunmayla ilgili olarak referansı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’dir, Cumhuriyet Halk Partisinin referansı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıdır. Ben de Türk vatandaşı, Kürt asıllı olan birisiyim. Türkiye’de Kürtler hiç kimsenin tekelinde değildir. Bu anlamda, savunma hakkı, AKP ve BDP’nin yaptığı, mevcut olan İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre daha geriye doğru gidiyor. Neden geriye doğru gidiyor? Soruşturma aşamasını kapsamıyor, kovuşturma aşamasından sonra yani iddianame düzenlendikten sonra düzenleme yapılıyor.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ana dilde eğitim hakkında ne düşünüyorsunuz?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Peki, savunmasını yapamayan vatandaşımız poliste, savcılıkta nasıl ifadesini verecek?

ADİL KURT (Hakkâri) – Doğru söylüyorsun, gel düzeltelim.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisinin önerisi şudur: Savunmayı yapamıyor ise savunmayı soruşturmadan itibaren sonuna kadar… Bu, hem mağdur için hem tanık için getirilen bir öneridir ancak AKP ve BDP’nin iş birliğiyle getirilen düzenleme sadece sanık içindir. Sanık için ise iddianame kabul edildikten sonraki aşamayı kabul ediyor. Peki, iddianame kabul edilmeden önceki aşama mağdur, tanık, sanık, şüpheli için neden getirilmiyor?

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Ana dilde eğitime ne diyorsunuz Sayın Tanal?

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bu anlamda, AKP ve BDP, halkı savunma üzerinde, kandırmaktadır, halka doğruları söylememektedir. Bu iş ve eylem birliği içerisinde olması gereken; bir, mağdur ve şüpheli için, polise düştüğü ilk andan itibaren derdini, meramını anlatamıyor ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasının (e) bendi temel kılavuzumuzdur. Bir hak ihlali olduğu zaman ne diyoruz biz? Temel hedefimiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diyoruz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi diyoruz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (İstanbul) – Tamam, gel düzeltelim.

ADİL KURT (Hakkâri) – Önerge verin, düzeltelim.

MAHMUT TANAL (Devamla) – Bizim referansımız budur ancak AKP ve BDP’nin teklifi mevcut olan yasanın içeriğinden daha geridedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tanal.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşlarının, Türkiye'de sayıları 8,5 milyonu bulan çeşitli seviyelerde ve türlerde engelleri bulunan bireylerin sorunlarının araştırılması amacıyla 9/5/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Candan Yüceer, Tekirdağ Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CANDAN YÜCEER (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; engelli yurttaşlarımızın sorunlarının araştırılmasıyla ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Asıl sorumluluğun Hükûmet ve Mecliste olmasına rağmen ülkemizde engelli yurttaşlarımızın sorunlarının giderilmesinde, çözümünde, engellerin aşılmasında başarılı, özverili çalışmalar yürüten, emeğini, yüreğini bu engellerin aşılmasına koyan herkese, derneklere, sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.

Engelli olmak, bütün zamanların ve toplumların değişmez bir gerçeği. Bu gerçeğin yükünü çoğunlukla engellinin kendisiyle birlikte ailesi çekiyor. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin ölçütleri arasında engellisine verdiği önem de vardır. Hiçbir ayrım gözetmeksizin, dil, din, ırk, cinsiyet, engelli olmasına bakılmaksızın tüm yurttaşlarımızın sosyal, siyasal ve çalışma hayatında eşit bir şekilde faydalanması ve var olması sağlanmalıdır. Sosyal hayata ve çalışma hayatına adapte olmak, insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşamak, fiziksel ve zihinsel engellere bakılmaksızın tüm yurttaşlarımızın hakkıdır. Bu en temel insani hak, engeli, engelli oranı ne olursa olsun her koşulda, her alanda göz önünde bulundurulmalıdır. Engellilerin yaşamlarını kolaylaştırıp onların ihtiyaçlarına yönelik yatırımların yapılmasına dikkat edilmelidir. Engelli yurttaşlarımızın yaşam kalitesinin yükseltilmesi için toplumsal sorumluluğun, sosyal devlet olmanın, her şeyden önce insan olmanın gereği yerine getirilmelidir.

Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin kabul edilmesine ve Anayasa’mızın engellilere yönelik pozitif ayrımcılık içeren düzenlemelerine rağmen engelli yurttaşlarımıza hak temelli değil yardım temelli bir anlayışla yaklaşılmasından dolayı engelli sorunu bir türlü aşılamamıştır. Bugün de engellilerimiz sadece belirli günlerde ve zamanlarda hatırlanmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde engellilerin eşit birer vatandaş olarak ekonomik, sosyal ve siyasal hayata katılmasının sağlanabilmesi için yapılması gereken hâlâ çok fazla şey var. Artık, ülkemizin göz ardı edilmemesi gereken engelli sorunu olduğu gerçeğini kabul etmemiz gerek ve bizler bu gerçekle yüzleşmek zorundayız, hatta bu gerçekle yüzleşmekte çok geç bile kaldık. Engellilerimizden hep görünmez olmalarını istedik, evlerinden dışarı çıkmasınlar istedik; sorunlarıyla, engelleriyle bir başına bıraktık. Hâlâ günümüzde manzara iç açıcı değil. Bugün de sokakta, parkta, caddede, iş yerlerinde, sosyal yaşam alanlarında engelli yurttaşlarımız yok.

Nüfusumuzun yüzde 12,29’u engelli, yani ülkemizde 8,5 milyon engelli yurttaşımız yaşamaktadır. Türkiye’nin en sessiz ve en görünmez çoğunluğunu oluşturan engelli vatandaşlarımızın sayısının aileleriyle birlikte yaklaşık 30 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir. Tahmin edilmektedir diyorum çünkü, engellilerin sayısı hakkında maalesef güvenilir bir veri tabanı yok. Ülkemizin de içinde yer aldığı birçok ülke engellilere ilişkin istatistiki bilgilere sahip olmadığı için, Dünya Sağlık Örgütü tahminlerini kullanmaktadır. Dünya ortalamasının 7,5 olduğuna baktığımızda, bu rakam çok yüksektir. Maalesef, bu sayı, önlenebilir hastalık ve kazalar nedeniyle her gün, her saat artmaktadır. Engelli olmanın nedenleri araştırıldığında, büyük çoğunluğunun genetik etken, akraba evliliği ve gebelik sırasında yaşanan sorunlar gibi önlenebilir süreçler olduğu görülmektedir. Sayısı 10 milyona yaklaşan engelli insanlarımızın eşit muamele, yaşamlarını başkalarına ihtiyaç duymadan idame ettirme ve toplumun bir parçası olma gibi haklara sahip olması anayasal zorunluluktur. Bu rakamlar, konunun aciliyetiyle ilgili kesin sonuçlar alınacak çalışmalar yapılması konusunda ne kadar hızlı davranmamız gerektiğini açıkça göstermektedir. Oysaki engelliler, merhamet değil, bu ülkenin eşit bireyleri olarak haklarını istiyorlar. Engel, bu sorunu çözemeyen politikalardır.

Değerli milletvekilleri, Özürlüler Yasası’yla ilgili, engelliler 2005 yılında umutlanmışlardı. 2005 yılında çıkarılan 5378 sayılı Özürlüler Yasası doğrultusunda, belediyeler başta olmak üzere tüm kamu kurum kuruluşlarına, tüm yol, kaldırım, yaya geçitleri, resmî yapılar, açık alanlar, yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyokültürel altyapı ve alanların engellilerin de yararlanabileceği şekilde düzenlenmesi için 7 yıllık süre verilmişti. 7 Temmuz 2012 tarihinde bu süre 7 Temmuz 2015’e uzatıldı. Bu engelleri aşmamızda engelimiz nedir Allah aşkına, yoksa öncelimiz mi değildir? Bu engelleri aşmak gerçekten ülkemiz için bu kadar zor mudur? Tabii ki zor değil. Aslında tek engel, insanın yüreğinde ve aklında adaletin, eşitliğin, demokrasinin, insan haklarının, sevginin olmamasıdır. Sanırım, biz bu engeli aşamıyoruz.

Çağdaş, modern devlet olmanın en önemli özelliklerinden biri de engelli bireylerin haklarını geliştirmek, onların yeteneklerinin ve potansiyellerinin gelişmesini sağlamak, eşit fırsatlara sahip olmalarını güvence altına almak, ekonomik ve sosyal refahın hedeflenerek eğitimden sağlığa, istihdamdan ulaşıma kadar her alanda yaşadıkları sorunlara çözüm bulmayı gerektirir.

Engelli vatandaşlarımızın eğitim hakkı, istihdam hakkı, sosyal hayata katılma hakkı, fiziki çevreye uyum hakkı ve rehabilitasyon hakkı vardır. Önümüzde seçimler var ancak engelli vatandaşlarımızın iradelerini sandığa yansıtmaları için gerekli tedbirleri aldık mı acaba? Almadık.

Bugün gazetelerde bir haber vardı, sanırım birçoğunuz okudu. Elli bir yaşında, Süleyman Eryiğit, son genel seçimde kendisini seçmen kütüğüne “engelli” olarak kayıt yaptırmasına rağmen sandık 3’üncü katta olduğu için oyunu kullanamadığı gerekçesiyle açtığı davada Yüksek Seçim Kurulunu 5 bin lira manevi tazminat ödemeye mahkûm ettirdi. Siyasal yaşama katılım hakkının önündeki engeli yurttaşımız kendisi aştı.

Engellilerin en temel sorunlarından biri eğitim, istihdam, erişebilirlik. Engellilerin yüzde 80’ine yakını iş gücüne dâhil değil. Ülkemizdeki engelli istihdamı büyük ölçüde kotalarla sağlanmaya çalışılıyor ama kotalara baktığınızda, kamu kurum kuruluşları, özel sektörde bu kotalara uyulmadığı görülüyor. Bu kadrolar boş tutulurken de bir sürü engelli vatandaşımız -100 binleri aşan- İŞKUR’un yolunu tutuyor. Kendi koyduğu kotalara bile uymayan bir devlete vatandaşı nasıl güvenebilir? Bu kadroları engelli iş gücüne neden açmıyorsunuz? Bu kadroların bir an önce engelli iş gücüne, yurttaşlarımıza açılması lazım.

İstihdam, engelli yurttaşlarımıza sadece bir maddi kaynak olarak düşünülmemeli. İstihdam, engelli yurttaşlarımızın toplumsal hayata katılmasının en önemli aracı. Engellilere yönelik yapılan harcamaların engellilerin toplumsal hayata katılımlarını destekler nitelikte olmadığını, maalesef, yüzde 70’inden fazlasının sosyal yardım ve maaşlara gittiğini görmekteyiz. Oysaki engelliliği önleme, istihdam, rehabilitasyon, engellilerin toplumsal hayata katılmaları bu anlamda desteklenmiyor.

Bakın, 2004’te Hükûmet engelli sayısını 8,5 milyon açıkladı, 2008’de Başbakanlığın raporunda sayı 1 milyon 673 bin 550 olarak açıklandı. Yani 6 milyon 758 bin 387 kişi bir anda yok oldu. Temmuz 2006’da Özürlü Raporları Yönetmeliği değiştirilince milyonlarca engelli bir gecede engelsiz oluverdi. Daha sonra KPSS’ye girdi yurttaşlarımız, memur olmak istediler, bu sefer sağlam raporu alamadılar. İnsanlar, yurttaşlarımız engelli mi, sağlam mı, karar veremediler. Daha sonra bunlar tekrar değiştirildi.

Değerli milletvekilleri, açlık sınırı 958 TL, yoksulluk sınırı 3.120 TL. Türkiye'de verilen rakamlar, engelli aylıklarımız maalesef asgari ücretin yarısından daha az. Bu şekilde engellilerin sosyal hayata, toplumsal hayata adapte olması nasıl sağlanacak?

Sağlık sorunu engellilerin diğer bir sorunu. Engellilerin en önemli sorunlarından biri, bildiğiniz gibi, sağlık raporlarında yüzde 40’ın altında engelli oranı belirten yurttaşlarımız tüm hakların dışında kalıyor. Bu, engelli yurttaşlarımız arasında eşitsizlik yaratıyor. Bu eşitsizliğin giderilmesi için, bu kesimi de kapsayacak şekilde, kurum bütçelerine ek ödemeler konulmalıdır.

Hayatın tüm alanlarında olduğu gibi eşit ve özgür bir yaşam istiyorsak, kamu kurumlarında, özel sektörde, tüm fiziksel alanlarda engelli yurttaşlarımızın hayatını kolaylaştırmak birinci önceliğimiz olmalıdır. Engelsiz ve eşit bir Türkiye'nin inşası için, engellilere yönelik politikaların esas amacının, engelli yurttaşlarımızın yardıma muhtaç olmayacak duruma getirilmesi için çalışmak olduğunun bilincinde olmalıyız. Engellilik bir kader değildir, alınacak basit tedbirlerle engelli yurttaşlarımızın yaşamı normale, insan onuruna yaraşır bir şekle döndürülebilir. Dolayısıyla aile içi şiddeti, kadına yönelik cinayetleri önlemeden; ifade özgürlüğünü, insan haklarını sağlamadan; engellini, kadınını, yaşlını, çocuğunu insanca yaşam kalitesine ulaştırmadan ne ileri demokrasiden bahsedebilirsiniz ne de yaptıklarınızla buraya çıkıp övünebilirsiniz.

Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. (CHP ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mesut Dedeoğlu, Kahramanmaraş Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; engellilerin sorunlarının gündeme alınıp alınmamasıyla ilgili Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, ülkemizde, son açıklanan verilere göre, ülke nüfusumuzun yüzde 12’si yani 8,5 milyonu engelli olarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Ülkemizde 8,5 milyon engelli nüfusunun 3 milyon 783 bin kişisi erkek, 4 milyon 648 bin kişisi de kadın engelli vatandaşlarımızdan oluşmaktadır. Erkek engellilerin toplam nüfusa oranı 11,1 ve kadın engellilerin oranı da 13,4’tür. Ayrıca, engelli nüfusunun yüzde 12,69’u kentlerde, yüzde 11,67’si de kırsal kesimde yaşamaktadır. Dünyadaki engelli sayısı 500 milyonu aşmıştır. Bu konudaki veriler, dünyada birçok ülkede her 10 kişiden 1’inin fiziksel veya zihinsel bozukluklar nedeniyle engelli olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle, engellilerle ilgili düzenlemeler, bütün ülkeler tarafından çeşitli uluslararası anlaşmalarla ortak yürütülmektedir. Tüm dünyada engelliler konusundaki düzenlemeler seyahat ve turizm gibi hareketlilik göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zaten konu engellilerin haklarına ilişkin milletlerarası sözleşmelerde de açık bir şekilde belirtilmektedir. Türkiye'nin de aralarında taraf olduğu sözleşmelerde, engellilerin tüm insan haklarından ve özgürlüklerinden tam, eşit bir şekilde yararlanması teşvik ve temin edilerek insanlık onuruna saygın güçlendirilmesi istenilmektedir. Bu doğrultuda, engellilerin fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, eğitim ve sağlık hizmetlerine, bilgiye erişmesinin engelleri ortadan kaldırılmalıdır. Engellilerin tüm insan hakları ve temel özgürlüklerden tam yararlanması konusunda da ülkemizde her türlü çalışma yapılmaktadır; buna da hakları vardır. Unutmayalım, hepimiz bir engelli potansiyeliyiz.

Ülkemizde bütün bunlar şu ana kadar yapılmış değildir maalesef. Engellilerimizin yaşamını sürdürebilmesi için toplumla bütünleşmesi, temel hak ve özgürlüklerden yararlanması sadece engelliler ve engelli aileleri tarafından sağlanabilecek bir konu değildir; bu bütünleşme konusunda, başta devlet olmak üzere, toplumun bütün kesimlerine görev düşmektedir. Bütünleşme tüm kesimlerin katılımıyla ancak sağlanabilir. Ülkemizde bu bütünleşme bu zamana kadar maalesef tam anlamıyla sağlanamamıştır. Bu konuda Hükûmetin gayretleri maalesef yetersiz kalmaktadır.

Sayın milletvekilleri, engellilere yönelik gerçekleştirilen eğitim, istihdam ve rehabilitasyon gibi hizmetler ülkemizde çok yetersiz yatırımlar olarak kalmaktadır. 2005 yılında çıkarılan 5378 sayılı Engelliler Kanunu ile engelliler konusunda çeşitli düzenlemelere gidilmesi öngörülmüştür. Bu düzenlemeler kapsamında, kamu kurum ve kuruluşlarına ait resmî yapılar, tüm yollar, kaldırımlar, yaya geçitleri, açık ve yeşil alanlar, spor alanları, sosyal ve kültürel altyapı alanlarıyla umuma açık her türlü özel yapıların engellilerin erişebilecekleri uygun duruma getirilmesi planlanmıştı. Bu konudaki düzenleme ve yatırımlar için Hükûmet kamu kurumlarına yedi yıllık bir süre tanımıştı. Bu süre 7 Temmuz 2012’de sona erdi. Hükûmet, kendisine düzenleme ve yatırımlar için vermiş olduğu yedi yıllık süreyi az bularak yeniden üç yıllık bir süre uzatımı daha istemiştir. Yedi yıllık süreyi engellilerle ilgili neredeyse hiç yatırım ve düzenleme yapmadan ve belediyelere bu konuda destek sağlamadan geçirmiştir. Hükûmet bu süreyi üç yıl daha uzatarak, düzenlemeler konusunda son tarih olarak şimdilik 7 Temmuz 2015 tarihini öngörmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmet, bu süre uzatımıyla, engellilerimizi yeniden evlerine kapatmış ve hapsetmiştir. Açıkçası, engellilerimize “Üç yıl daha dışarı çıkmayın.” denilmiştir. Cadde ve sokaklarda yürüyemeyen, toplu taşım araçlarını kullanamayan, kamu kurum ve kuruluşlarına gidemeyen engelliler yolda yürürken engellere takılmaya devam etmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 2010 yılında yapılan bir araştırma da engellilerle ilgili ülkemizde yaşanan eksiklikleri net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yapılan araştırmalara katılanların yüzde 63,9’u oturduğu binalarda, katlarda ulaşım ve bina içinde hareket konusunda sıkıntı yaşandığını belirtmiştir. Yine, araştırmaya katılanların yüzde 66,9’u kaldırım, yaya yolu, yaya geçidi düzenlemelerinin uygun olmadığını ifade etmişlerdir. Kamu binalarındaki engellilerle ilgili düzenlemeye yönelik bir başka soruya da katılımcıların yüzde 54,8’i “Uygun değildir.” cevabını vermişlerdir. Bu araştırma sonuçlarından da anlaşılacağı gibi -pek çok konuda olduğu gibi- engellilere yönelik düzenlemeler konusunda da Hükûmet yetersiz kalmıştır. On yıllık tek başına iktidar döneminde engelli vatandaşlarına bir türlü sahip çıkamamıştır. Söylenenler ve engellilere verilen sözler boşa çıkmıştır.

Dört engelli grubunun da yapmış oldukları sporlara daha çok imkân sağlamalıyız. Onların Avrupa, Dünya ve Paralimpik Oyunları’ndaki almış oldukları derecelerin takdirini vermeliyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ülkemizde engellilerimiz tekerlekli sandalyeye ve beyaz bastona ulaşma konusunda bile büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. Engellilerimiz tekerlekli sandalye ve akülü sandalye almak için mavi kapak peşine düşmüşlerdir maalesef. Umudu olmayan Hükûmet yerine, mavi kapaklar âdeta engellilerimizin umudu olmuş durumdadır. Hükûmet, tekerlekli sandalyeye ve akülü arabalara engelli vatandaşlarımızın ulaşımını kolaylaştırarak engellilerimizi mavi kapak toplamaktan kurtarmalıdır. İlk olarak, bu konuda bir ortak düşünce ortaya koyarak çalışma yapmak mecburiyetimiz var.

Hükûmet tarafından yapılan süre uzatımı engellilerimizi çok üzmüştür. Aslında, Hükûmet bu konuların üzerine düşmüş olsaydı, bugüne kadar engellilerle ilgili çok sayıda düzenleme yerine getirilmiş olacaktı. Hükûmetin çalışma yapmak istemediği anlaşılıyor. Bu gidişle bu 3 yıllık sürenin de yeterli olacağını zannetmiyoruz. Engellilerle ilgili düzenlemeler konusunda süre uzatımına giden Hükûmet, böylece çok büyük tazminatlardan da kendisini kurtarmıştır çünkü 7 Temmuz 2012 tarihinden sonra engellilere yüksek kaldırımlardan dolayı tazminat hakkı verilmişti. Böylece, Hükûmet, süre uzatımına giderek tazminattan da kurtulmuş oluyor.

Ülkemizde engelliler, eğitim, sağlık, istihdam, spor ve rehabilitasyon gibi pek çok konuda büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. Yapılan bütün düzenleme ve yatırımlar, nüfusumuzun yüzde 12’sinin engellilerden oluştuğu gerçeği göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; engelli vatandaşlarımızın toplum içerisinde yaşamlarını kolaylaştıracak imkânların sağlanması ve bunların acilen hayata geçirilmesi çok büyük önem arz etmektedir. Engelli vatandaşlarımız sokakta ve günlük hayatta her gün çok büyük engellerle karşılaşmaktadırlar. Ülkemizde gerçekleştirilen ve ortaya konan yetersiz düzenlemeler, engelli vatandaşlarımızın kaldırımlarda bile tek başına hareket etmelerini zorlaştırmaktadır.

Toplu taşıma araçları, havalimanları, alt geçit ve üst geçitler başta olmak üzere, park ve bahçeler yapılan düzenlemelerle iyileştirilmelidir. Resmî ve özel kurumlardaki düzenlemelere de hız verilmelidir. Böylece engelli vatandaşlarımızın yaşam çevrelerinde rahat hareket etmeleri sağlanmalıdır. Engelli vatandaşlarımız eğitim, rehabilitasyon ve yaşam çerçevesi düzeyinin yanı sıra en büyük problemi her alanda istihdam konusunda yaşamaktadırlar. Engelli vatandaşlarımızın büyük bir bölümü de bugün, maalesef işsiz durumdadır.

Engelsiz bir dünya temennisiyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Muhammed Murtaza Yetiş, Adıyaman Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMED MURTAZA YETİŞ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle, öncelikle bütün ülkemizde yaşayan engelli kardeşlerimizin bu gününü kutluyoruz ve umarım, AK PARTİ’yle birlikte giderek sosyal hayata katılan, siyasi hayata katılan, toplumsal hayata katılan engellilerimizin hayat kalitesinde de artışı hepimiz birlikte göreceğiz, yaşayacağız.

Öncelikle, grup önerisini burada sunan Sayın Tuncel’e bir hakkı teslim etmem gerekiyor, dedi ki: “Şu anda, Türkiye’de asıl sorun bir zihniyet sorunu.” Evet, doğru söylüyor, aslında AK PARTİ hükûmetleri, 2005 yılından itibaren özellikle, Özürlüler Kanunu’nu çıkarmak suretiyle zaten mevzuat anlamında bu ülkedeki engellilerimizin önündeki bütün engelleri kaldırmıştır ama asıl sorun bu mevzuatın sahaya uygulanması noktasında yaşanıyor. Hiçbir siyasi görüş, hiçbir parti farklılığı gözetmeksizin hepimizin birlikte bu süreci götürmesi gerekiyor.

Nitekim, bir de teşekkürüm olacak, bunun için çok uzağa gitmeye gerek yok örnek anlamında. Demin kendisi burada kendi grup önerisiyle ilgili konuşurken bile on dakikalık sürenin yedi dakikasını ilgili önergenin konusuna ayırdı ama üç dakikasında da başka bir konuya götürdü.

Şimdi, ben şöyle bir anket yaparsam eğer, muhtemelen, arkadaşlarımızın zihninde acaba grup önerisiyle ilgili içerik mi aklımızda kaldı, yoksa ana dilde savunma, KCK meselesi, CHP ile ilgili sürtüşmeler mi akılda kaldı, bunu, buradan çok rahat görebiliriz. Yani, aslında çoğumuz ya da bir kısım insanlar, bu meseleyi sadece “mış gibi” yapıyor, ilgileniyormuş gibi yapıyor, konuyla çok alakalıymış gibi davranıyor; oysa sahaya gittiğimizde olayın uzaktan yakından ilgisinin olmadığını görebiliyoruz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz aslında AK PARTİ Hükûmetiyle birlikte devletimizi çok daha iyi tanımaya başladık. Biliyorsunuz, Anayasa’da “Başlangıç” kısmında cumhuriyetin nitelikleri anlatılırken cumhuriyetimizin laiklik, sosyal hukuk devletiyle ilgili niteliklerinden bahsedilir. Şimdi, laikliği zaten hepimiz biliyoruz, bu çokça konuşulan bir konu ve ezberledik ama bu devletin, bu cumhuriyetin bir de sosyal devlet olduğunu işte biz, AK PARTİ hükûmetlerinin ortaya koyduğu icraatlarla anlamaya başladık. Yani halkımız, vatandaşımız her alanda olduğu gibi engellilik alanında da sosyal bir devletin neler yapması gerektiğini hissetmeye ve yaşamında da görmeye başlamıştır. Şimdi -bu hususla ilgili demin Candan Hanım’ın da yine yerinde bir tespitiyle- referandum sürecinde, biliyorsunuz anayasa değişikliği paketinde pozitif ayrımcılığa ilişkin bir madde konuldu. Ne güzel, bakın, burada da bahsediyorsunuz. Yani, bu pozitif ayrımcılığı kim getirdi ve bunun karşısında kim durdu, bunu da şöyle bir konuşmak lazım. Yine en son konuşmacımızın da ifade ettiği üzere, Paralimpik Olimpiyatları’nda geldiğimiz noktayı konuşmaya bile gerek yok çünkü buna benzer birçok örneği yaşıyoruz hepimiz birlikte. Daha düne kadar paralimpiğin ne olduğunu bile bilmeyen bir pozisyondayken bugün, dünya çapında hem Paralimpik Olimpiyatları’nda hem basketbol takımlarımız noktasında da gerek Dünya gerekse Avrupa Şampiyonası’nda birincilikler elde ediyoruz. Bunların hepsi tabii tesadüfen olmuyor nihayetinde.

Şimdi, değerli arkadaşlar, biz 2005 yılında Engelliler Kanunu’nu çıkararak bu sahaya ilişkin çok önemli bir kazanım, bir aşama elde ettik ve o günden bu güne de sahaya yeterince uygulanması noktasında da birlikte çaba gösteriyoruz. Buna ilişkin olarak özellikle engellilerimizin bakımıyla ilgili, rehabilitasyonuyla ilgili, eğitimiyle ilgili, mesleki eğitimiyle ilgili, istihdamıyla ilgili çok ciddi mesafeler katedildi.

Yine biliyorsunuz ki istihdama yönelik olarak da burada çokça bahsedildi ama kimse şunu söylemiyor: “Kamudaki bu 45 bin kota nasıl oldu da 20 bine kadar düşürüldü? Niye 45 binle bunu aldık?” Bundan kimse bahsetmiyor. Daha birkaç ay önce ÖMSS sınavıyla, yani engelli vatandaşlarımıza özgü, onların engel durumuna özgü, bunları dikkate alan bir sınav yöntemiyle birlikte de engelli arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin objektif bir sınavdan geçirilmesi ve onların kamuda istihdamının sağlanması yerine getirildi. Burada -bence çok önemli- 4.500 gibi ciddi bir rakam şu anda istihdam edildi ve önümüzdeki günlerde de, 2013 yılı içerisinde de en az bu rakam kadar bir miktarın daha yine kamuda istihdamı planlanıyor.

Yine kamu ya da özel sektörde işçi statüsünde, kontenjanında da istihdam yapılması için biliyorsunuz kotalar artırıldı. Şimdi, buna dönük yaptığımız bir uygulama var. Arkadaşlarımızdan birisi, özellikle bir müeyyidesinin olmadığından ötürü bu kotaların doldurulmadığından bahsetmişti. Herhâlde şunu bilmiyoruz: Şu anda, kotayı karşılamayan özel sektördeki bütün firmalara cezai müeyyide veriliyor ve alınan bu paranın da, bu miktarın da karşılığı olarak bunların tamamı bir fonda biriktiriliyor ve engellilerin mesleki eğitimine dönük olarak harcanıyor. Şu anda, Türkiye’nin her yerinde, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte bu alanda birtakım mesleki eğitim çalışmaları, kursları yürütülüyor. Hem kursu veren kuruma ve kuruluşa hem de bu kursa katılan kursiyerlere de günlük belli bir harcırah verilmesi suretiyle de bunlar teşvik ediliyor, özendiriliyor. Dolayısıyla, engellilerimizin bugününün dünden daha kötü olduğunu vicdan sahibi hiç kimse iddia edemez.

Belki konuşulacak çok şey var ama Meclisimizin de konuşacağı, yapacağı bir sürü kanun, çalışma olduğu için uzatmayacağım.

Dünün bugünden elbette farkı olacaktır ve o farkı AK PARTİ Hükûmeti koymuştur. Yarının da bugünden çok daha güzel olacağına inanıyoruz.  

Bu vesileyle bütün Meclisi selamlayarak, grup önerisinin aleyhinde oy kullanacağımı ifade ediyorum. Sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan…

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, bir düzeltme yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Ne söyledi de sataştı, Sayın Tuncel?

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın hatip, benim söylediğim şeyi yanlış bilgi verdim diye ifade etti.

BAŞKAN - Buyurun.

Sataşma nedeniyle iki dakika söz veriyorum.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Engellilerin özellikle istihdam alanında yerleşmesine ilişkin verdiğimiz öneride… Evet, kanunlar çıkartıldı yüzde 3 kotasının uygulanması konusunda, büyük cezalar da var. Benim söylediğim şey ceza uygulanmıyor meselesi değil ama buna rağmen, özel sektör ve kamu sektöründe ciddi anlamda bir boşluk var. 25 bine yakın engelli kotası şu an boş durumda. Yani demek ki sadece ceza vererek bu işi çözemiyoruz. O zaman tersten bir noktadan bakalım diye ifade ettim. Nedir? Biz, mesela kadın istihdamının gelişmesi konusunda pozitif ayrımcılık ya da teşvikler yapıyoruz, pozitif teşvikler. Engelliler konusunda da teşvik yapılabilir. Ne olabilir bu konuda? Örneğin iş yerlerinin diyelim ki vergilerini devlet üstlenebilir, diyelim ki engelli çalıştırılan yerlere özel önlemler alınabilir çünkü Türkiye’de ne yazık ki böyle çalışıyor. Yani siz ceza verseniz de, cezalar yüksek olsa da bir sorun var. Özel sektör hâlâ kotasını doldurmamış, almıyor engelli ya da işte iş yerinde 50 çalışanı olan yerlerde yüzde 3’ü uyguluyorsunuz. Oysa mesela İstanbul’u söyleyeyim. Birçok yerde, “merdiven altı” denilen yerlerde 20-30 kişi çalışıyor, dolayısıyla burada sorun var. Yani buralarda engelli çalıştırılamıyor. O yüzden bu kota meselesinde yüzde 3’ün, sadece 50 işçisi bulunan yerde değil, 50 sayısını çıkartıp her yerde uygulanması konusunda, yine bu küçük iş yerlerine, işletmelere teşvik edilerek verilebilir, bunun tedbiri alınabilir. Yoksa “Böyle bir cezalandırma yoktur.” falan değil.

İkincisi, denetim yok. Bu denetimin mutlaka sağlanması gerekiyor. Niye uygulanmıyor, niye kamuda ve özel sektörde yüzde 3 kotası uygulanmıyor diye bunu geliştirmek gerekiyor.

Engelli bir yaşamın olmaması, zihniyetimizde engelleri kaldırmakla mümkün, engellilere bakış açışımızı değiştirmekle mümkün olur diyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, grubumuza bir sataşma vardı. Bu engellilerle ilgili Sebahat Hanım’ın yaptığı konuşmadan sonra üç dakikayı başka konuya ayırmasını “BDP Grubu mış gibi yapıyor” suçlamasına maruz kaldı.

BAŞKAN – Sayın Tuncel zaten cevap verdi.

PERVİN BULDAN (Iğdır) – Hayır, buna ilişkin söylemedi ama Sayın Tuncel.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Ben de grup adına…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Baluken.

İki dakika söz veriyorum sataşma nedeniyle. Yalnız yeni sataşmaya mahal vermeyelim lütfen.

3.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Adıyaman Milletvekili Muhammed Murtaza Yetiş’in BDP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın hatip burada konuşurken Sebahat Hanım’ın yedi dakika boyunca araştırma önergesiyle ilgili konuştuğunu, son üç dakikanın da başka bir önemsiz konuymuş gibi burada dile getirildiğini ifade etti ve buradan BDP Grubunun aslında sorunlarla, engellilerin sorunlarıyla ilgilenmediğini “mış gibi” yapıyor bir faaliyet içerisinde olduğunu belirtti. Bir kere bu tanımlama baştan sona yanlıştır.

Son üç dakikaya baktığınız zaman, sayın hatip arkadaşımız, milletvekili arkadaşımız, tıp öğrencilerinin yargılanmasıyla ilgili bir konu üzerine görüşlerini belirtmiştir. Burada AKP adına konuşan milletvekili arkadaşımız da bir hekimdir. Biz isterdik ki yarın 46 tıp öğrencisinin bu ülkenin hukuk tarihinde utanç davası olarak görülecek davasıyla ilgili söyleyecek bir tek cümlesi olsun.

Bu öğrenci arkadaşlarımız ana dilde sağlık, ana dilde eğitim, parasız sağlık, telefonda “…”(x) dedikleri için, “…”(x) marşını okudukları için yargılanıyorlar. Bununla ilgili herhâlde bir hekim meslektaşımızın söyleyeceği birkaç cümle olması gerekirdi diye düşünüyoruz. Dolayısıyla, bu, engellilerin sorunlarına vermiş olduğumuz önemsizlikten değil, tıp öğrencilerin yargılanmasıyla ilgili sürecin de son derece önemli ve hayati olduğundan kaynaklanıyor.

Aslında, bizim Meclis çalışmalarımızın geneli bu şekilde topluma yanlış ifade ediliyor, yanlış empoze ediliyor. Biz, Meclis çalışmalarımızın yüzde 70’ini toplumsal, sosyal, farklı siyasal ve ekonomik sorunlar üzerinden oluşturuyoruz. Bunlarla ilgili yapmış olduğumuz bütün çalışmalar görmezlikten gelinerek sanki BDP sadece Kürt sorunuyla ilgili ve ana dille ilgili sorun üzerine Mecliste çalışma yapıyormuş gibi bir algı yaratılmak isteniyor. Dolayısıyla, sayın hatibin buradaki konuşmasından biz son derece üzüntü duyduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - Bizim için önemli olan, engelli vatandaşlarımızın sorunlarını bu kürsüde ifade etmek ve kamuoyunda bu konuda duyarlılık yaratmaktır. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kürkcü, bir söz talebiniz var.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

21.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Sayın Başkan, Sevgili Mahmut Tanal arkadaşımız BDP’nin ana dil konusundaki tutumuna değinirken bazı yanlışlar yaptı -zaten yarın bu konuları konuşacağız- kısaca düzelteyim.

Onların önerisi, evet, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesine dayanıyor ama bu 6’ncı madde asgari standardı belirliyor. Zaten mevcut CMK 202’nin 1’inci maddesi bu standardı uyguluyor. Tartışma, Türkçeyi bildiği hâlde kendini başka dilde daha iyi ifade edip edememek tartışması. Getirilen yenilik de bununla ilgiliydi.

Biz, bu konuda da AKP’nin getirdiği önergeyle müttefik değiliz. Bu önerge çünkü: 1) Kısıtlıyor.

2) Paralı hâle getiriyor.

3’üncüsü, bir dizi başka eşitsizliğe yol açıyor.

Sadece kendini daha iyi ifade edeceği bir dile avantaj sağlayan bir yaklaşım, evet ama hem AİHS’in 6’ncı maddesi konusunda tabii ki hemfikiriz arkadaşlarla, bu bakımdan itişme hâlinde olmamız gerekmez…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim Sayın Tanal, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın hatip benim konuşmama istinaden söyledi. Yani bu bir sataşma mahiyetindedir. Onun için izin verirseniz…

BAŞKAN – Hayır, ne söyledi de sataşma mahiyetinde olsun ki? Açıklama getirdi sadece Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben de o açıklamayı getirmek istiyorum.

BAŞKAN – Yerinizden, bir dakika süre veriyorum Sayın Tanal.

Buyurun.

22.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesinin 3’üncü fıkrasının (e) bendi açık ve net, “Kişi mahkemede kendisini savunabilecek dili bilmiyor ise ücretsiz olarak tercüman verilir.” diyor. AKP ve BDP’nin getirdiği, birbirlerini fiilen destekledikleri tasarıda “ücreti sanık tarafından ödenmek kaydıyla”, Cumhuriyet Halk Partisinin getirdiği, bizim getirmiş olduğumuz, devletin getirdiği, ayrıca taa polise düştüğü aşamadan itibaren kişi bilmiyor ise bundan yararlanması lazım. Bu anlamda, gerek AKP gerek BDP’nin bu iş ve eylem birliği, şu anda tutuklu bulunanları bir nevi kandırmaya yönelik, mahkemenin üzerinde bir işlem söz konusudur. Sizin ve kamuoyunun bilgilerine arz olunur.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- BDP Grubunun, İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşlarının, Türkiye'de sayıları 8,5 milyonu bulan çeşitli seviyelerde ve türlerde engelleri bulunan bireylerin sorunlarının araştırılması amacıyla 9/5/2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)

BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.16

 


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.29

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

2.- MHP Grubunun, doğal gaz anlaşmaları ve fiyatlaması ile doğal gaz politikaları konusunda gerekli araştırmaların yapılması, buna göre alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla 3/11/2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi 

                                                                                                                        04.12.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 04.12.2012 Salı günü (bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                            Oktay Vural

                                                                                                                  İzmir

                                                                                                 MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

3 Kasım 2011 tarih ve 695 sayı ile Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğumuz “Doğalgaz anlaşmaları ve fiyatlaması ile doğalgaz politikaları konusunda gerekli araştırmaların yapılması, buna göre alınacak önlemlerin belirlenmesi amacıyla” verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 04.12.2012 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Mehmet Günal, Antalya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle, bugün gündem dışı görüşmelerde ve grup önerisi olarak tartışılan Engelliler Günü münasebetiyle bütün engelli vatandaşlarımızın gününü kutluyor ve engelsiz günler diliyorum.

İkinci olarak, yine bugün kutlanan Dünya Madenciler Günü’nü kutluyor, kazalarda hayatını kaybeden madencilere yani, Sayın Başbakanın tabiriyle, kader kurbanlarına Allah’tan rahmet diliyorum.

Bir de yeni krizimiz bu arada enerjiyle ilgili olmuş. Sayın Bakan Bağdat’a vize alamadığı için uçak Erbil yerine Kayseri’ye inmiş -yeni gündeme düşen haberler- oysa giderken “Bizim Irak yönetimiyle herhangi bir sorunumuz yok.” demişti ama Sayın Genel Başkanımızın orada bayram namazı kılmak üzere talebinin geri çevrilmesinden sonra Enerji Bakanımız da vize verilmeyerek geri döndürülmüş durumda. Kendisine de geçmiş olsun diyoruz. İnşallah, Hükûmetimiz gerekli tepkiyi ve açıklamayı Türk milleti adına yapar.

Değerli arkadaşlarım, vermiş olduğumuz araştırma önergesi doğal gaz fiyatları ve anlaşmalarıyla ilgili yaşanan sıkıntıların araştırılması ve bu çerçevede uygulanacak doğal gaz politikalarının millî bir enerji stratejisi çerçevesinde belirlenmesine ilişkindir. Burada, tabii ki bu önergeyi verdiğimiz zaman geçen yılın zamları yapılmıştı. Üzerinden yaklaşık bir yıllık bir süre geçti. Bu arada doğal gaza toplamda yapılan zam miktarı yüzde 49’u bir yılda buldu yani tam yüzde 50 zam gelmiş oldu.

Değerli arkadaşlar, burada öncelikle doğal gazdaki durumumuzu bilmemiz lazım ki yani gerçekten içler acısı bir sonuçla karşı karşıyayız. Umuyorum ki, bunu, bir iktidar taassubu içerisinde, parmak çoğunluğuyla “Kabul etmiyoruz.” demezsiniz çünkü bugün dahi yaşadığımız sorunların içerisinde doğal gazın fiyatlaması ve alım anlaşmaları yer alıyor.

Esas itibarıyla, dışa bağımlılığımızın temel nedenlerinden bir tanesi doğal gaz ihtiyacımızdan kaynaklanıyor. Değerli arkadaşlar, temel bir strateji oluşturamadığımız için de, gündelik politikalarla geçiştirdiğimiz için de sorun kalıcı olmaya, maalesef, devam ediyor. Tabii, burada, doğal gaz talebi ve arzı üzerindeki tahminlerimizin ve çalışmalarımızın yetersiz olması da diğer bir hususu teşkil ediyor.

Değerli arkadaşlar, şimdi, bir taraftan doğal gaza bağımlılığımız artarken uzun vadeli sözleşmelerle birçok miktarda doğal gazı tüketmek durumunda ya da tüketemediğimiz zaman ödemek durumunda kalıyoruz. Ama bunu önlemenin yollarını aramak yerine ne yapıyoruz? Doğal gaz tüketimini artırmaya yönelik yeni santrallere, doğal gazla çalışacak santrallere izin veriyoruz. Bütün çalışmalarda ve Plan ve Bütçe Komisyonunda yıllardır Enerji Bakanlarımıza söylediğimiz bir eksiklik, maalesef, tam olarak giderilmiş değil. Türkiye’nin millî bir enerji stratejisi izlemediğini, geçici politikalarla uğraştığını düşünüyoruz. “Strateji” deyince –daha önce de belirtmiştim- sekiz on sayfalık küçük niyet belgeleri değil, ciddi anlamda millî enerji politikaları uygulamayı anlıyoruz. Bunun için de şu andaki toplam arz miktarını, arz tahminlerini, toplam talebimizin hangi alanlarda olması gerektiğini ayrıntılı olarak araştırmamız gerekiyor; aksi takdirde dışa bağımlılığımız devam ediyor.

Değerli arkadaşlar, baktığımız zaman, dün de Rusya’nın Devlet Başkanı geldi, değişik anlaşmalara imza attık ve doğrudan enerjide dışa bağımlı hâle geldik; üçte 2’sini aldığımız bir ülkeye, öbür tarafta İran’a da baktığımız zaman çok aşırı derecede iki ülkeye bu anlamda bağımlı hâle gelmişiz.

Tabii, bir taraftan bunlar yapılırken dışa bağımlılığı azaltalım diyoruz ama yeni doğal gaz sözleşmelerini de yapmaya devam ediyoruz. Şimdi, hatırlarsanız, geçtiğimiz yıl sonunda sona eren doğal gaz anlaşmaları vardı. Sayın Bakan hem de böyle çıkıp biraz da popülist bir tavırla “Efendim, fiyatı düşürmüyorlar, biz de iptal ediyoruz.” demişti. Meğer arkasından özel sektöre devri düşünülmüş ve özel sektör şirketleri zaten Rusya devletiyle anlaşmışlar. Tabii, ilginç olan, bu şirketlerin içerisinde bize gazı satacak olan Gazprom’un da ortak olması veya stratejik ilişki içerisinde bulunması. Şimdi, bunlara baktığımız zaman, özel sektör üzerinden de alsak, devlet aracılığıyla da alsak stratejik bir şekilde dışa bağımlılığımızı maalesef azaltma yolunda önlemler alamadığımız ve bu anlayışla da alamayacağımız görünüyor değerli arkadaşlar.

Peki, yanlış politikaların sonucu ne oluyor? “Efendim, biz birazcık geciktirdik.” Ne yaptık? “İşte, vatandaşa hemen zam yansımasın diye otomatik zammı yapmadık.” Peki, ne yaptınız sonra? “Toplu olarak zam yapmak zorunda kaldık.” E, peki, siz kamu olarak “Bu zamları yapmayalım." derken şimdi özel sektöre yaptığımız devirlerden sonra özel sektör acaba otomatik artış yapacak mı, yapmayacak mı? Devlet bunun vatandaşa yansımasını nasıl önleyecek? Bu konuda EPDK’nın veya Bakanlığın herhangi bir önlemi var mı? Maalesef şu ana kadar atılmış bir adım bulunmuyor. Yani bir yıl geçmeden yüzde 50’ye yakın zam gelmiş. “Efendim, biz bunu, vatandaşa yansımasın diye Peki, sonraki zamlar, hadi öncekiler yansımadı, altı ay yansımadı, bir yıl sonra yansıdığı zaman nasıl olacak? Maliyetleri bahane ediyoruz, yok kurları bahane ediyoruz, anlaşmaları bahane ediyoruz. Sonuç itibarıyla olan vatandaşımıza oluyor.

Değerli arkadaşlar, yine buna ilişkin olarak petroldeki ÖTV’nin de diğer ürünlerdeki KDV’nin artışı da ve doğal gaz ve elektrikteki zammın artışı da maalesef en fazla dar gelirli vatandaşımızı etkiliyor, bizim kaygımız bundan. Yani bu politikalar yanlış uygulandığı zaman vatandaşın bütçesinde doğal gaz, elektrik kısmı çok önemli yer teşkil ediyor. Ha, büyük şirketlerde veya orta gelirin üzerindeki vatandaşların bütçesinde, belki gelir düzeyi itibarıyla biraz daha az yer teşkil ediyor olabilir ama yüzde 10, yüzde 15 zam yaptığınız zaman, aldığı maaş zammı belli, memura verdiğimiz belli, işçinin aldığı ücret belli, emeklinin aldığı ücret belli. Dolayısıyla, bunları eğer doğru planlamazsak, dışa bağımlılığımız devam ederse o zaman bunun faturasını vatandaşımız ödemeye devam edecek; bizim kaygımız bundandır. Bu bağımlılığın azaltılması için de bazı çalışmaların yapılması gerekir.

Şimdi, önceki gün, Amerika’da kongre karar almış İran’a yaptırımlarla ilgili. Bizim aldığımız oradan, ithalatımızın karşılığında… Geçen Sayın Babacan’a sorduk “Altın ihracatı niye bu kadar arttı?” diye. Şimdi, Sayın Başbakan da demiş ki: “Bizi ilgilendirmez, bizim İran’la ilişkimiz var; dolayısıyla, biz oradan gazımızı alırız, onlarla da karşılığında altın takasını yapmaya devam ederiz.” Ben, şimdi hem sizlere hem Sayın Başbakana buradan hatırlatmak istiyorum. Daha önce de böyle çıkışları olmuştu Sayın Başbakanın ama hatırlarsanız Kore’ye gidip Sayın Obama’yla görüştü, daha yolda, kendisi inmeden İran’dan ham petrol alımını çok önemli oranda azaltmıştı, yüzde 20 oranında; o, Türkiye’nin toplamının yaklaşık yüzde 10’una tekabül ediyordu -uzman arkadaşlarımız var burada yanlış hatırlıyorsam düzeltsinler- anında o alımı durdurduk. Niye? Çünkü birileri bize “Oradan almayın, ambargoyu uygulayın.” dedi diye. İnşallah bu, petroldekine benzemez. Sayın Başbakan sözünün arkasında durur yani daha henüz uçaktan inmeden, petrolde olduğu gibi olmasın. Türk milletinin çıkarı onu gerektiriyorsa, biz petrol alıyorsak, o zaman karşılığında da oraya bunu veriyorsak bunun arkasında durmak lazım.

Ha, bizim söylediğimiz şuydu: Biz Sayın Bakana altın ihracatını sorduk ama “Hakikaten ihracat yapılıyor mu, yoksa hayalî ihracatla mı oluyor?” diye onun peşindeyiz. Bizim aldığımız malın bedeli ödeniyorsa onun da bir çıkışı olması lazım ama bunu yaparken de “Efendim, ihracatımız artmış gibi de göstermeyelim, onu ayrı tutalım.” diye sormuştuk. Bu vesileyle, Sayın Başbakana, bu sefer bu sözünün arkasında durmasını, bizim, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, milletin çıkarına olan kararlarda uygulanacak politikaların, alınacak kararların her zaman arkasında olduğumuzu belirtiyorum.

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Durur, durur; sözünün arkasında durur.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bu kadar önemli olan doğal gaz fiyatlaması ve politikalarının da araştırılmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum Türkiye'nin geleceği açısından. Bu çerçevede, bu araştırma önergemize hep birlikte destek olmanızı ve bu hususun millî bir politika olarak ortaya konulmasına vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Afif Demirkıran, Siirt Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AFİF DEMİRKIRAN (Siirt) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milliyetçi Hareket Partisinin, Türkiye'deki doğal gaz uygulamalarıyla ilgili vermiş olduğu Meclis araştırma önergesi hakkında -aleyhinde- söz almış bulunuyorum.

Sayın Başkanım, öncelikle size başsağlığı dilemek istiyorum. Merhuma Allah’tan rahmet, siz kederli ailesine sabrı cemil ve uzun ömür diliyorum.

Ayrıca, Dünya Engelliler Günü ve Dünya Madenciler Günü’nü kutluyorum ve Hükûmetimizi de tebrik ediyorum. Hem engellilerimize hem madencilerimize göstermiş olduğu kolaylıklar nedeniyle, oluşturduğu mevzuatlar nedeniyle engellilerin önünü açmak, engellilere engelsiz bir yaşam sunmak, madencilerimizin de daha fazla faaliyet yapabilmelerini sağlamak üzere çıkarmış olduğu mevzuat nedeniyle Hükûmetimize de teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, doğal gaz ve petrol; bunlar, tabii, hayatımızın olmazsa olmazları, ekonominin olmazsa olmazları, ülkelerin olmazsa olmazları. Ancak, maalesef, bu ikisi de ülkemizde çok az miktarda bulunmaktadır, gerek petrol gerek doğal gaz.

Önergede de ifade edildiği gibi, maalesef, biz, doğal gazımızın yüzde 97’sini ithal ediyoruz, enerjimizin yüzde 70’ten fazlasını ithal ediyoruz. 2011 yılındaki 240 milyar dolarlık ithalatın 54 milyar doları enerji ithalatı içindi. Tabii ki biz de enerji, petrol ve doğal gaz yok diye oturup ağlayacak değiliz, gerekli tedbirlerimizi alacağız. En ucuz nasıl temin edebiliriz, dünyaya nasıl açılabiliriz ve en önemlisi de “Türkiye’de yok.” dediğimiz petrol ve doğal gazın varlığını ve yokluğunu netleştirmek için çalışmalar yapacağız. İşte, Hükûmetimiz de bunu yapıyor.

Bakın, 2002 yılında, biz iktidara geldiğimizde Türkiye Petrollerinin yapmış olduğu sondaj miktarı sadece ve sadece yılda 47 bin metre idi, bu sene ekim ayına kadar 150 bin metre…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – O zaman kaç varil petrol çıkıyordu, şimdi kaç varil petrol çıkıyor?

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – …sondaj yapmışız.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bir de onu söyle.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Bunu hem petrol için hem doğal gaz için yapıyoruz…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Arttı mı petrol?

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – …ve ülkemizin birçok noktasında doğal gaz ve petrol aramalarımız devam ediyor. Petrol ve doğal gaza ayırdığımız bütçe, 2002 yılına nazaran 2012 yılında 22 kat artmıştır.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Petrol arttı mı, ürettiğiniz petrol arttı mı, onu söyle.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Acaba topraklarımızda daha fazla petrol bulabilir miyiz, acaba petrol ithalatını azaltabilir miyiz, acaba cari açığımızı azaltabilir miyiz diye…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Azaldı mı peki?

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Yetmedi, Karadeniz ve Akdeniz’de petrol çalışmalarımız, doğal gaz çalışmalarımız devam ediyor çeşitli ülkelerle ortak bir şekilde, genelde de maliyeti o yabancı firmalara yükleyerek…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – 96’da 55 bin ton varil petrol çıkıyordu, şimdi 34 bine düştü.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Yetmedi, Türkiye Petrolleri yurt dışında birçok ülkede hidrokarbon araması yapmaktadır; Irak’ta, Kazakistan’da, Azerbaycan’da, Kolombiya’da, Afganistan’da, Libya’da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ve daha birçok yerde gerek kendi başına gerek ortaklıklar hâlinde aramalar, çalışmalar yapmaktadır. Amaç, Türkiye'nin kendi, millî üretebileceği petrol ve doğal gaz payını artırmak ve ithalata daha az bütçe ayırmak. Bunun çalışmalarını yapıyoruz.

Şimdi arkadaşlarımız diyor ki: “Efendim, ‘al ya da öde’yle birçok ülkeye, işte Rusya’ya, diğer tarafa, İran’a ödemeler yapılmaktadır.”

Değerli arkadaşlar, hepiniz çok iyi biliyorsunuz ki petrol ve doğal gazda, özellikle doğal gazda çok büyük yatırımları söz konusudur üretici firmaların, üretici ülkelerin. Bunun maliyetinin garanti altına alınması lazım. Sadece Türkiye değil, dünyanın neresine giderseniz gidin, kim yaparsa yapsın sözleşmeler “al ya da öde” bazlıdır ancak şu var: Bu sene eğer öngördüğünüz miktarı alamazsanız ödeme yaparsınız ama bir sonraki yıl yaptığınız ithalatın karşılığını vermezsiniz. Mesela, 2012 yılında BOTAŞ 5,6 milyar metreküp doğal gazı bilabedel ithal etmiştir. Niçin? Daha önce “al ya da öde” kapsamında, çerçevesinde yapmış olduğu ödemeye karşılık.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Niye zam yapıyor o zaman BOTAŞ 2012’de?

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Zamma gelince, bakın, 2009 ile 2011 yılları arasında dolar yüzde 18 civarında bir artış göstermiştir.

MEHMET ALİ EDİBOĞLU (Hatay) – Bedava almışız(!)

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Öte yandan, petrol fiyatları yüzde 89-90 civarında bir artış göstermiştir ama buna mukabil biz…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yapma, yapma! 100 dolara düştü 160 dolardan…

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – …2011’de ve 2012’de 3 kez, işte, yüzde 11; 10,5; 12 civarında bir zam yapmışız. Üst üste koyduğunuz zaman, hâlen petrolde yapılan zammın altında bir zamdır.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bu sene yüzde kaç oldu?

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Elektrik için de böyledir, doğal gaz için de böyledir. Alım gücüyle mukayese ettiğiniz zaman yine alım gücünden daha az bir zam yapılmıştır. Kaldı ki doğal gaz fiyatlarının petrole doğrudan doğruya bağlantılı olduğu hepimizin malumudur.

Değerli arkadaşlar, tabii ki, Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla -bir iki cümleyle de buna değinerek sözlerimi toparlamak, bitirmek istiyorum- öyle bir yerleşkesi var ki tüketici Avrupa ülkeleriyle –gerçi şu anda ekonomileri yerlerde sürünüyor; geçmişteki kadar tüketim yok ama sonuç itibarıyla tüketici ülkelerdir ağırlıklı- petrol ve doğal gaz zengini ülkeler arasında bulunmaktadır. Petrolün yüzde 65’i, doğal gazın yüzde 71’i Hazar bölgesi, Orta Doğu ve Rusya’da bulunmaktadır. Dolayısıyla, biz bu konumumuzdan çok ciddi şekilde istifade ile Türkiye’nin dünya enerji piyasasında çok önemli bir yere oturması için ciddi çalışmalar yapmaktayız, yapıyoruz, yapılmıştır geçmişten bugüne; sadece bugünün bir projesi değil bu. Ulusal bir proje olarak, Türkiye bu şekilde bir çalışma içindedir ve çok ciddi projeler geliştirilmiştir hem doğal gazda hem petrolde. Bakü-Tiflis-Ceyhan Projesi bunlardan bir tanesidir, Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Gaz Projesi bunlardan bir tanesidir; efendim, Türkiye-Yunanistan-İtalya Projesi bunlardan bir tanesidir; Türkiye-Bulgaristan-Romanya-Macaristan-Avusturya, kısaca “Nabucco” diye bahsettiğimiz proje bunlardan bir tanesidir. Ayrıca Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı -“TANAP” diye adlandırdığımız- yine Azerbaycan doğal gazının Türkiye üzerinden hem Türkiye’de kullanılacak hem Avrupa’ya iletilecek olan doğal gaz boru hattı bunlardan bir tanesidir. Biz, Ceyhan’ı gerçekten bir enerji terminali hâline getirmek için çok ciddi bir çaba içindeyiz; işte, efendim, Samsun-Ceyhan Boru Hattı bunun bir kanıtıdır ve Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı bunun bir kanıtıdır. Ayrıca Irak-Türkiye Petrol Boru Hattında -ki çok eskilere dayanır geçmişi ama- biz 2010 yılında -hatırlayacağınız gibi- 15+5 veya o civarda 15 yıllık bir süre uzatımı yaptık, hâlen faaliyetine devam etmektedir.

Değerli arkadaşlar, BOTAŞ olsun, Türkiye Petrolleri olsun, genelde Enerji Bakanlığı gerçekten Türkiye’deki enerji politikaları için çok ciddi bir mesai sarf etmektedir. Amaç Türkiye’nin enerji ithalatını artırmak, amaç Türk insanının geleceğini daha aydınlık hâle getirmek. Bakın, elektrikte biz öyle bir noktadayız ki, bugün dahi, hatta 2023 hedefinde dahi biz hâlen OECD ülkelerinin altında bir öngörü yapıyoruz. Kaldı ki, biz, 2023’e geldiğimiz zaman 500 milyar kilovatsaat bir elektrik tüketimi olacak bu ülkede, bunun karşılığı da 100 bin megavat demektir. Bugün 50 küsur bin megavat olan elektrik kurulu kapasitemizi bir o kadar daha artıracağız. Bunun için her sene 5-6 milyar dolarlık bir yatırım gerekiyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Özel sektör yapıyor onu hiç merak etmeyin.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – İşte bunun için diyoruz özel sektöre… Onun için kontratları, doğal gaz kontratlarını, evet, biz zaman içinde özel sektöre devredeceğiz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – 4046’ya dua edin.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Bakın, bu sadece bizim Hükûmetimiz zamanında başlayan bir olay değil, bizden önce başlayan bir husus.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – 2001’de çıkan yasalara dua edin, teşekkür edin.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – 4046 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’yla BOTAŞ’ın tekeli kırılmıştır ve fakat sadece bugüne kadar 4 milyar metreküplük bir miktar ancak 4 tane istekliye devredilmiştir ama şu vardır 4046 Sayılı Doğalgaz Piyasası Kanunu’nda: Hiçbir şirket yüzde 20’den fazlasına sahip olamayacaktır…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yüzde 20’ye düşürmeniz lazım. 2009’da o işi bitirmeniz lazımdı, hâlâ bitirmediniz.

AFİF DEMİRKIRAN (Devamla) – Dolayısıyla, fiyat yine rekabet ortamında halkımızın lehine oluşacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Aykut Erdoğdu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin doğal gaz sektörüyle ilgili araştırma önergesinin lehinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğal gaz ve enerji sektörüyle ilgili bizlere anlatılmayan gerçekleri hep birlikte paylaşmak üzere kürsüye geldim. Şunun bilinmesini isterim ki doğal gaz ve elektriğe son dönemde uluslararası piyasalardaki gelişmelerin tersine yapılan fahiş zamların iki temel sebebi vardır. Bunun birinci sebebi yolsuzluklar, diğer sebebi de kötü yönetimdir.

Değerli arkadaşlar, enerji üreten KİT’lerimiz yani BOTAŞ, TKİ, TTK, EÜAŞ, TEİAŞ, TETAŞ ve elektrik dağıtım şirketleri olmak üzere bir zincir üzerinde dikey bütünleşik bir yapıda ham maddeden yani madenlerden enerji üretip vatandaşa dağıttığımız bir sistem içerisinde enerji üretilmekte ve kullanılmaktadır. Bu KİT’lerin tamamı, mali tablolarında da görüleceği üzere, batık durumda olan KİT’lerdir. Ne yazık ki, bu acı gerçeği Türkiye’de birçok insan Adalet ve Kalkınma Partisinin saklaması dolayısıyla öğrenememektedir. Bu batık KİT’leri kurtarmak amacıyla da 6111 sayılı bir yasa çıkarılmıştır. Bu 6111 sayılı Yasa ne yapmaktadır? Bu KİT’lerin birbirlerine borçlarını ve alacaklarını mahsup ederek ve özelleştirme gelirleriyle bir kısım enerji şirketlerini, dağıtım şirketlerini de satarak bu zararı buharlaştırmaya çalışmaktadır. Bundan başka ne yapılmaktadır? Elektrik dağıtım şirketleri apar topar özelleştirilmiştir. Şimdi de üretim şirketleriyle madenler özelleştirilmektedir ve insafsız zamlarla, ne yazık ki, bu zararın vatandaş tarafından kapatılması sağlanmaya çalışılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, son dönemde kamu elektrik santrallerine yüzde 37 bir zam yapıldı, bunun da çok kısaca sebebini açıklayayım kayıtlara girmesi açısından. Bu 6111’le temizlenen enerji KİT’leri tekrar bir batağa girdi. Özellikle BOTAŞ ciddi bir batak içerisindedir. Elektrik Üretim Anonim Şirketinin son mali tablosundaki yaklaşık 1,3 katrilyon kârı alıp BOTAŞ’a aktarmak amacıyla bu zam yapıldı. Bizim hesaplamalarımıza göre, bu zammın  normalde elektrik fiyatlarında yüzde 7,5 ile 8,5 arasında bir elektrik fiyat artışı getirmesi gerekmektedir. Umuyorum ki Hükûmet bu zammı yaparak vatandaşa bunu yansıtmaz ama Enerji Bakanlığındaki asıl sorun yolsuzluklar değerli arkadaşlar çünkü bu bakanlık bir yolsuzluk sarmalında. Ben bugün size bir örnek üzerinden nasıl bir sarmalın Enerji Bakanlığını yönettiğini anlatmaya çalışacağım.

Değerli arkadaşlar, Siemens diye uluslararası bir şirket var. Bu Siemens’in yetkilileri Avrupa’da, Amerika’da kendilerini ihbar ediyorlar. İhbar konusu şu: “Biz Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelere yaptığımız 13 milyar avro satış karşılığında bu ülkelere 57 milyon avro rüşvet verdik.” diyorlar, “13 milyar avro satış yaptık ve bu ülkelerde 57 milyon avro rüşvet verdik.” diyorlar. Ve bu rüşvet açıklamasını yapan Siemens yetkilisinin Türkiye hakkında kullandığı sözler şu: “Rüşvet, Türkiye’de iş yapma alışkanlığının bir parçasıdır ve biz Türkiye’de tekerlekleri yağlamak zorundayız.” diyor, verdiği rüşveti aynen bu kelimelerle anlatıyor değerli arkadaşlar. Bunun üzerine Cumhuriyet Halk Partisi bir gensoru veriyor ve bu gensoru iktidar partisi milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiyor.

Şimdi sürece tekrar geri dönelim: Bu Siemens şirketi, Avrupa ülkelerinden Almanya’da rüşvet verdiğini kabul ettiği için 395 milyon avro cezayı kabul ediyor ve ödüyor, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Rüşvet verdim, özür dilerim.” diyor ve üzerine 800 milyon dolar ceza ödüyor değerli arkadaşlar. Ve bunun üzerine, battı dediğimiz, karşısında çok övündüğümüz Yunanistan’da bir soruşturma başlatılıyor ve o zaman Başbakan Kostas Simitis'in sağkolu olarak gösterilen Theodoros Tsoukatos ve Tasos Mandelis isimli 2 önemli siyasetçi Papandreu tarafından partisinden ihraç ediliyor ve yargılanmaya başlanıyor.

Peki, bizde bu yolsuzluk karşısında neler yapılıyor değerli arkadaşlar? Dönemin Enerji Bakanı Hilmi Güler değerli arkadaşlar. -Hilmi Güler’le ilgili olarak bu- bürokratlarının rüşvet aldığı iddiasıyla Siemens’le ilgili bir soruşturma açılması talep ediliyor. Konu mahkemeye gidiyor ama Hilmi Güler bu soruşturmaya izin vermediği için Siemens yolsuzluğunun bürokrat boyutunda bir soruşturma yapılamıyor değerli arkadaşlar. Ancak, olay bununla kapanmıyor çünkü Hükûmetin bu konunun kapanması üzerine çok ciddi çalışmaları var, bizim yaptığımız araştırmalar sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında bir dava açılıyor. Bu dava diğer ihalelerle birlikte… İşte, bu gördüğünüz elimdeki iddianemesidir, Çorum kompresör ihalesinin iddianamesi değerli arkadaşlar. Bu iddianameye konu ihale bedeli yaklaşık 160 trilyon, yeni parayla 160 milyon lira. Bu ihale içerisinde, Siemens yetkilisi, satış yetkilisi Ertuğrul Cambazoğlu ile Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti zamanında bürokratlarla yapılan ilgili görüşmelerin tamamı burada. Ben, çok kısa bir şeyi okuyayım size burada, diyor ki: “İhale şartnamesinin değiştirilmesi için hazırlanan zeyilnameyle ilgili, suç örgütü kurucuları Seydi Çevik, Ethem Tozlu, Hasan Turgay Günay tarafından suç örgütü kurucusu Mehmet Sezgin’e talimat verildiği, Mehmet Sezgin’in Siemens firması yetkilisi Ertuğrul Cambazoğlu’na ‘Aldınız mı değişiklikleri?’ diye sorduğunda Ertuğrul Cambazoğlu’nun ‘Aldım ama onlar hikâye, çok güzel bir tezgâh söz konusu. Anladığım kadarıyla herkes solara oynuyor.’” Bütün görüşmeler, bütün rüşvet kayıtları, bütün suistimaller yine telefon görüşmeleriyle, yine zabıtlarla, yine ihale belgeleriyle ve şurada görmüş olduğunuz fotoğraflarla tespit edilmiş durumda değerli arkadaşlar. Yani, Siemens’in “Ben Türkiye’de rüşvet verdim, bunun cezasını çekmek istiyorum.” diye kendi ülkesinde pişmanlık duyduğu konu bu iddianamede net değerli arkadaşlar. Ve sizin bakanlık görevine getirdiğiniz Hilmi Güler’in kapattığı iddianamenin sadece bir kısmı burada.

Bununla bitmiyor deliller. Şu elimde görmüş olduğunuz Sayıştay raporu değerli arkadaşlar. Sayıştay kurumu tarafından BOTAŞ hakkında düzenlenmiş bir rapor. 2009 yılı raporunun 137’nci sayfasında -BOTAŞ’ın yüz milyonlarca dolar değerindeki bu kompresör istasyonlarında- bakınız ne diyor: “4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22/a maddesine göre Siemens firmasından alındığını, -22/a maddesi- ihalesiz, doğrudan Siemens firmasından almak zorunda kalındığını ve bütün bu paraların Siemens şirketine ödendiğini” söylüyor değerli arkadaşlar.

Şimdi, dönüp baktığınızda değerli arkadaşlar, bu Siemens’e, bu şirkete aktarılan veya bu şirkete haksız olarak aktarılmak durumunda bırakılan bu paralar sayesinde ne oluyor? Türkiye’deki doğal gazın ne yazık ki maliyeti yükseliyor. İktidar partisinin anlattığı gibi, uluslararası gelişmeler dolayısıyla doğal gazın fiyatı artmıyor değerli arkadaşlar. Daha bu doğal gazın altında, al ya da öde anlaşmalarında, uluslararası anlaşmaların fiyat bölümünde, uluslararası statü anlaşmalarının strateji bölümünde, eğer ki şüphelerimizde haklıysak, ne yazık ki vatana ihanet suçuna kadar gidecek suçlar işlenmiştir. Umuyoruz ki -siyaseten haklı çıkmak uğruna değil ama- bu şüphelerin hiçbiri doğru olmaz.

Şimdi, Siemens olayına tekrar geri dönelim değerli arkadaşlar. Siemens ne demişti: “Ben 13 milyar avro satış yaptım ve bunun karşılığında 57 milyon avro Türkiye’de ve Suudi Arabistan’da rüşvet verdim.” Diğer birkaç ülkenin de ismi geçiyor. Bu durum karşısında Siemens ne yapıyor? Kendi ülkesinde… Çünkü, başka ülkelerde, rüşvet ve yolsuzlukla mücadele kanunu gereğince -bizim tip ülkelerde, ne yazık ki yolsuzluğa bulaşmış ülkelerde- rüşvet vermek de o ülkelerde bir suçtur değerli arkadaşlar. 800 milyon dolar Amerika’da, 395 milyon avro da Almanya’da ceza ödüyor. Bunun karşılığında Yunanistan hemen bir soruşturma yapıyor, 3 önemli siyasetçisini siyasetten siliyor ve yargılıyor.

Peki, Türkiye’de ne yapılıyor değerli arkadaşlar? CHP’nin verdiği gensoruya “İftira, yalan…” ve bu tip suçlamalarla bu gensoru kabul edilmiyor, işlemler yapılmaya devam ediyor; üzerine, kamu görevlileri hakkında dava açılması gerekirken atadığınız bakan bu soruşturmayı onaylamadığı için -mevzuat gereği- dava açılamıyor ve sonuçta Türkiye, bir yolsuzluk ve çürüme kısır döngüsü içerisinde yürüyüp gidiyor değerli arkadaşlar. Peki, bu yolsuzluk ve çürümenin sonuçları nasıl ortaya çıkıyor? İşte, doğal gazın fiyat zammıyla, elektriğin fiyat zammıyla, evinde doğal gaz olmasına rağmen bedava kömürü yaktığı için ölen insanlarla, zehirlenip ölen insanlarla karşımıza çıkıyor.

Keşke bütün bunlar olmasa, keşke bu ülkede yolsuzluklar olmasa, keşke bu ülkede Adalet ve Kalkınma Partisi olmasa diyorum, saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Recep Özel, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesi aleyhinde söz almış bulunmaktayım, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Biraz önce konuşmacı, son bölümünde “Keşke bu ülkede yolsuzluk olmasa, keşke bu ülkede rüşvet olmasa, keşke bu ülkede Adalet ve Kalkınma Partisi olmasa.” diye bir duada bulundu. Yüzde 51 burada, yüzde 25 oradasınız, 26 oradasınız. Millet kimi istiyor, kimi var edip etmeyeceğini… Milletin iradesi üzerine ipotek koymaya da kimsenin hakkı da haddi de yok efendim.

Şimdi, CHP sözcüleri burada çıktığı zaman hep yolsuzluktan, rüşvetten, başka bir cümleden bahsetmiyor… Geçen hafta, Taner Yıldız Bey hakkında verilmiş olan gensoruda da aynı konuları burada paylaştınız, Sayın Bakanımız burada cevap verdi ve “Elinizde bir belge varsa gidin mahkemeye.” dendi, siz mahkemeye gitmek yerine gelip burada karalayıp üzerine yatmaktan başka bir şey…

Bizim kitabımızda yolsuzluk yoktur, rüşvet yoktur.

AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) - Nasıl yok? İşte burada.

RECEP ÖZEL (Devamla) – Siz geçmiş siyasi tarihinize bakın, yolsuzluk kimde, rüşvet kimde? İSKİ’yi bir hatırlayın, geçmişte, daha önceki Genel Başkanınızın Enerji Bakanlığı dönemindeki devlet dairelerinde paltoyla oturulduğu dönemleri hatırlayın, bir de şimdiyi hatırlayın diyorum.

Bir diğer konu da “Hilmi Güler zamanındaki, Siemens’le ilgili birtakım soruşturmalara izin vermedi, bürokratlara gitmedi.” diyorsunuz. İdari bir işlemdi, yargı denetimine tabidir. Büyük bir ihtimalle -safahatını bilmiyorum ama- Danıştaya da gerekli itirazlar yapılmıştır, Danıştay da o iddiayı reddetmiştir. Sadece Bakanın onay vermemesiyle o iş de orada kalmamıştır. Bakanın yapmış olduğu her işlem de idari bir yargısal denetime tabidir. Konuşmuş olduğunuz bu konuları burada kabul etmemiz mümkün değildir.

VELİ AĞBABA (Malatya) - En zor işi sana veriyorlar, zor işleri…

RECEP ÖZEL (Devamla) – Evet, bugünkü gündemimiz efendim Sermaye Piyasası Kanunu’nu görüşeceğiz, önemli bir kanun. Onun için, verilmiş olan bu araştırma önergesine, gündemi değiştirmeye matuf olan araştırma önergesine katılmadığımızı beyan ediyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Recep, kırk sene önceyi iyi hatırlıyorsun be! Sen daha doğmamıştın be! Daha doğmamıştın Recep ya! Daha doğmamıştın sen ya! 1973’te sen yoktun daha be! Böyle bir şey var mı?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisini oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Atma Recep! Atma Recep!

BAŞKAN - Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Nerede var? Kaç kişi var? 60-70 kişi var. 

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Şurada karar yeter sayısı var mı? 139 kişi var mı burada?

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Recep Özel, daha doğmamıştın.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, 1973’te daha doğmamıştı.

3.- CHP Grubunun, patates üreticilerinin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/331) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 4 Aralık 2012 Salı günkü  birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi

                                                                                                           04.12.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 04/12/2012 Salı günü (Bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                        Muharrem İnce

                                                                                                               Yalova

                                                                                                     Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminin Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler kısmında yer alan (Patates üreticilerinin yaşadığı sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verilmiş olan) 10/331 esas numaralı Meclis araştırması önergesinin görüşmesinin, Genel Kurulun 04/12/2012 Salı günlü (Bugün) birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Doğan Şafak, Niğde Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

DOĞAN ŞAFAK (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Kasım 2011 tarihinde (10/331) esas numaralı, patates üreticilerinin yaşadığı sorunlar hakkında Meclis araştırması komisyonu kurulmasına ilişkin Cumhuriyet Halk Partisi olarak vermiş olduğumuz Meclis araştırması önergesi hakkında söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bir yıl önce verdiğimiz araştırma önergemiz nihayet gündeme alınmıştır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı, bir yıldır, patates üreticilerimizin sorunlarıyla ilgili verdiğimiz yazılı ve sözlü soru önergelerine olumlu herhangi bir cevap vermemiştir.

Patates üreticilerimizin sorunları iki noktada ortaya çıkmaktadır. Birincisi, tarımsal sulamadaki yüksek maliyetler ve çiftçimizin MEDAŞ’a olan borçları; ikincisi, ürünlerinin maliyetinin altında bile satılamamasıdır.

Geçtiğimiz yaz aylarında, enerji borcundan dolayı MEDAŞ tarafından sezon ortasında enerjinin kesilmesi sebebiyle, çiftçimiz Niğde-Kayseri yolunu keserek sesini duyurmaya çalışmış ve olaylar çıkmıştır. Hükûmetten ve Bakandan ses çıkmamıştır. Birkaç gün öncesi ise, patates üreticimiz isyan ederek ürünlerini yollara dökmüştür. Anadolu tarihinde ilk kez çiftçilerimiz ürünlerini yakmaya başlamışlardır. Bu resmi de buradan gösteriyorum.

Değerli arkadaşlar, memleketin tarımında yangın var. Patates yangınları orman yangınlarını geçmiştir. Bunu görmezden gelemeyiz. Geçtiğimiz mayıs ayında, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, patates araştırma komisyonu kurduk. Yerinde, patates üreticilerimizin sorunlarını dinledik, depolarda incelemelerde bulunduk ve yapılan incelemeler sonucunda kapsamlı bir rapor hazırladık. Raporu Sayın Genel Başkanımıza takdim ettik. Sayın Genel Başkanımız, grup toplantımızın büyük bir bölümünü patates üreticimizin yaşamış olduğu sıkıntılara ayırarak ülke gündemine taşıdı. Her konuda Sayın Genel Başkanımıza cevap verme yarışına giren Sayın Başbakan patates üreticimizin sorunları konusunda hiç ses çıkarmadı.

Sayın milletvekilleri, size, patates üreticimizin son yıllarda yaşamış olduğu sorunlar hakkında gerçek bilgileri aktarıyorum. Yani, patates üreticisinin neden isyan ettiğinin hazin tablosunu rakamlarla sunuyorum: Ülkemizde yaklaşık 4,5 milyon ton patates üretimi gerçekleşmektedir. Türkiye’nin patates üretiminde Niğde ilimiz yüzde 20 ile 1’inci sırada yer almaktadır. Yüzde 17 ile Nevşehir ilimiz 2’nci sıradadır. Arkasından İzmir, Afyonkarahisar, Bolu, Aksaray, Adana, Kırşehir, Burdur, Konya illerimizde de çeşitli oranlarda tarım üretiminde ve tarım gelirlerinde önemli bir üründür. Daha geçtiğimiz yıl Niğde, Aksaray, Afyon, Nevşehir illerimizde, patates üreticilerinin, mevsim koşullarından kaynaklanan nedenlerden dolayı patates ürünleri donmuştur. Bu konuda Hükûmet, sadece Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olan bir grup çiftçiye kısmen ödeme yapmıştır. ÇKS’ye kayıtlı olmayan çiftçilerin mağduriyetleri giderilememiştir. Aynı sezonun sonunda ürünlerin büyük bir bölümü depolarda çürümüştür. Çiftçimiz 2012 yılında ise patates ürününü 60 kuruşa mal ederken, 12 kuruştan alıcı bulamamaktadır, ürünleri ise depolarda çürümeye terk edilmiştir. Şu anda tüm illerimizde yaklaşık 4,5 milyon ton ürün alıcı beklemektedir. Sadece Niğde ilini örnek verecek olursak, toplam 4,5 milyon tondan 900 bin ton patates ilimizde üretilmektedir. Maliyetine satıldığında 900 bini 60 kuruşla çarparsak 540 milyondur yani eski hesapla 540 trilyon gelir olacaktır, şimdiki fiyatla 12 kuruştan hesaplarsak 900 bin tonu 108 milyon yani 108 trilyon lira edecektir. Bu demek oluyor ki maliyetine satıldığında sadece Niğde iline girecek olan para 540 trilyon iken, şimdiki fiyatlardan satıldığında kente girecek olan para sadece 108 trilyondur. Bu rakamlarla sadece Niğde ilinin kaybı 402 trilyondur. Bu üründeki büyük rakamsal para kayıpları, aynı üretim oranlarında bütün illere yansımaktadır.

Türkiye genelindeki toplam üretimi konuşacak olursak, 4 milyon 500 bin tonun ekonomik değeri, normal fiyatlara satıldığında 2 milyar 700 milyondur, bugünkü fiyatlardan satıldığında ise 540 milyondur. Bu durumda Türkiye'deki tüm patates üreticileri 2 milyar 160 milyon lira daha az gelir elde edecektir ki bu vahim bir tablodur.

Kaldı ki çiftçimiz ürününü satacak tüccar bile bulamamaktadır. Hâl böyle olunca çiftçilerimiz çocuklarını okutamamakta ve traktörlerini, araçlarını, hayvanlarını, halılarını, kilimlerini satmaktadırlar. Bu nedenle patates ürününe ihracat kapısı bulunması şarttır. Ton başına en az 65 dolar ihracat teşvik primi verilmelidir. Bahsedilen 30-35 dolar ton başı teşvik primi bu cenazeyi ortadan kaldırmaz.

Bir başka sorun da bütün komşularımızla ilişkilerimizin bozuk olmasıdır. Suriye, İran, Irak, Libya, Rusya, kavga etmediğimiz ülke kalmadı. Dış politikadaki hatalar yüzünden bugün bu ürünleri satacak ülke bulamamaktayız.

Diğer bir yol ise, bu ürünün iç pazarda, gıda sanayisinde kullanılması şarttır. Bununla ilgili acilen bir araştırma yapılması gerekmektedir. Biz, kendi ürettiğimiz ürün yerine McDonald’s, Burger King ve marketlerde yabancıların ürettiği patatesleri tüketmekteyiz.

Ürününü yetiştirmek için kullandığı elektrik, mazot, gübre, ilaç ve tohum paralarını ödeyemediği için Niğde’de, Nevşehir’de, Aksaray’da, Afyon’da, Burdur’da, İzmir’de ve Bolu’da evine icra gelmeyen çiftçi kalmamıştır, hatta çocuklarının bisikletlerine bile el konulmuştur. Patates üretiminde kullanılan mazot, elektrik, gübre, zirai ilaçların maliyetlerinin ve diğer girdi maliyetlerinin çok yüksek olmasına rağmen patates fiyatının düşük olmasının nedeninin araştırılması gerekmektedir.

Çiftçinin TEDAŞ’a ve TEDAŞ’tan ayrılarak özelleşen elektrik dağıtım kurumlarına olan borçları yıllardır sürüncemededir. Çiftçinin tarımda kullandığı elektrik nedeniyle TEDAŞ’a 2 milyar 200 milyon lira, özel sektöre 500 milyon lira civarında borcu bulunmaktadır. 161 bin tarımsal sulama abonesinin borcu vardır. Her 2 aboneden 1’inin elektriği kesik durumdadır. Yine, MEDAŞ, elektrik dağıtım sisteminde meydana gelen kayıp ve kaçak kullanım sebebiyle faturalara trafo kayıp ücreti ve açma-kapama ücreti olarak ek ödeme bedeli yansıtmaktadır. Faturalarda ne olduğu belirsiz 10 çeşit tahsil ibaresi bulunmaktadır. Yerin 150-180 metre altından, enerji kullanarak üretim yapan çiftçinin bu maliyetleri kaldırması mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, şimdi size Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yayınlamış olduğu bir genelgeden bahsedeceğim. Bu genelgeye göre, çiftçinin ürününde ilaç kalıntısı tahlili yaptırma zorunluluğu bulunmaktadır. Çiftçi, ekim yapmadan önce il ve ilçe müdürlüklerine gidip gün almakta, daha sonra ziraatçılar gelip örnekleme usulüne göre toprak örneği alarak bu örnekleri laboratuvara göndermektedirler. Buradaki asıl sıkıntı, tahlil için her 1 dekar başına çiftçiden 150 TL alınmasıdır.

Hükûmet, aylardır halkın sorunlarına kulak tıkamıştır. Üreticimiz çıkmazdadır, çiftçimiz ekonomik ve sosyal travmalar yaşamaktadır. Bundan sonra yaşanacak sorunlardan ve çiftçimizin yapacağı eylemlerden siz sorumlu olacaksınız. Muhalefet olarak sizi uyarıyoruz.

Önerimiz: Ülkemizdeki patates üreticilerinin içinde bulunduğu sorunların üreticilere ve ülkemize verdiği ekonomik zararların araştırılıp alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi ve buna ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi için araştırma komisyonu kurulmasını istiyoruz. En azından, bu komisyona karşı çıkmayarak çiftçimize vermiş olduğunuz önemin samimiyetini görmek istiyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle, bizi takip eden çiftçilerimizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Halil Aksoy, Ağrı Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

HALİL AKSOY (Ağrı) – Başkan, partimin ismini de söyleyebilirdiniz!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin patates üreticilerinin sorunlarıyla ilgili verdiği araştırma önergesi üzerinde söz aldım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün patates üreticilerinin içinde bulunduğu sıkıntılar tarım politikalarından bağımsız düşünülemez. Türkiye'nin tarım politikası uluslararası neoliberal politikalara uygun bir zeminde yürütülmektedir. Hangi ürünün ne kadar ekileceği, ne kadar teşvik edileceği, nasıl ihraç edileceği Dünya Bankası ve IMF tarafından belirlenmektedir.

1998 yılında, Dünya Bankası Başkanı John Nash tarafından Türkiye tarım politikasına ilişkin hazırlanan raporda Türkiye’ye –sözde- reform önerileri sunulmuştur. Buna göre, tarım ürünleri fiyatları dünya fiyatları düzeyine çekilecek, fiyat destekleri ya da sübvansiyonlar kaldırılacak, yerine, doğrudan gelir desteği sistemine geçilecek, gübre ve kredi sübvansiyonlarına son verilecek, tarım satış ve kredi kooperatiflerinin imtiyazları kaldırılacak, keza, doğrudan gelir desteği sistemi getirildiğine göre, varlıkları sone eren KİT’ler özelleştirilecek. Dünya Bankası raporunda yer alan bu –sözde- reform önerileri, 9 Aralık 1999’da IMF’ye verilen niyet mektubunda da, 10 Mart 2000 yılında Dünya Bankasına verilen kalkınma politikası raporlarında da aynen yer aldı. Tarım ve hayvancılığını çökerterek Türkiye’yi küresel tarım gıda şirketlerine peşkeş çeken ve onların pazarı hâline getirmeyi amaçlayan bu program adım adım uygulamaya geçirildi.

Değerli milletvekilleri, AKP, iktidara geldikten sonra da bu politikalara devam etti. Aldığı yüzde 34 oyla AKP’nin tek başına iktidara gelmesiyle tarımsal dönüşüm ivme kazanmıştır. Programın en önemli bileşenini oluşturan ve tavizsiz bir şekilde uygulanan doğrudan gelir desteği projesi tarımda üretim-istihdam dengesini altüst etmiş, edilgen bir köylü kesimi yaratılarak sistemden çıkarılmış,  bu program çerçevesinde tarımı destekleyen girdi ve teknolojileri sağlayan kurumlar tasfiye edilmiş, tarım birlikleri zayıflatılmış, işlevsizleştirilmiş ve  tasfiye koşulları yaratılmıştır. Kısacası, çiftçi örgütsüz, desteksiz ve çaresiz kalmıştır.

Tarımın ekonomi içindeki önemi sürekli olarak azalmış ve uluslararası iş bölümünün gereklerine uygun olarak yeniden yapılanması süreci devam etmiştir. Bu çerçevede, tarımsal katma değerin gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payı yüzde 11,9’dan yüzde 9,9’a düşmüştür. Tarımın istihdamdaki payı ise sürekli azalarak yüzde 34,9’dan yüzde 24,6’ya kadar gerilemiştir.

AKP döneminde tarımla uğraşan çiftçi sayısı hızla azaldı. 2002 yılında tarımdan geçimini sağlayan çiftçi sayısı 7,5 milyon iken 2009 yılında bu sayı 5,2 milyona geriledi. Başka bir deyişle, AKP uyguladığı üretim karşıtı politikalarla 2 milyonu aşkın çiftçinin tarımdan kopmasına neden oldu.

Tarım Türkiye için o kadar belirleyicidir ki ekonomi, sanayi ve ticaret sisteminin yüksek binalarından değil, üreticilerin köylerinden, tarlalarından, bahçelerinden, yaşadıkları kırsaldan, orman alanlarından ve ürün satmak için bekledikleri hallerden, ofis kuyruklarından ve kasabalardaki küçük esnaf sokaklarından takip edilmelidir ve bakılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, tarıma girdi sağlayan, tarımsal ürünleri üreticiden satın alıp bir ölçüde pazar garantisi sağlayan kurum ve kuruluşlar can çekişmektedir. Tarımsal kooperatifçilik gelişmemiştir. Üreticiler ürettikleri ürünü tek başına pazarlamak durumunda kalmakta ve bundan dolayı da piyasayı etkileyecek bir güçten mahrum kalabilmektedirler.

Tarımsal ürün fiyatları ve üretim maliyetleri, dünya piyasalarında ağırlık taşıyan ülkelerle karşılaştırıldığında yüksek kalmaktadır. Bunun en önemli nedenleri Türkiye’deki tarımsal girdi fiyatlarının ve özellikle akaryakıt, hibrit tohum ve tarımsal ilaç gibi girdilerin fiyatlarının çok yüksek olmasıdır.

Türkiye’de cumhuriyetten bugüne kadar uygulanan tüm tarım politikaları bu bağlamda genelleşmiştir. Başka bir deyişle; ülkedeki tüm çiftçilere aynı yöntemlerle destek verilmektedir. Örneğin, buğday fiyatı tüm bölgeler için eşit şekilde belirlenmektedir. Hâlbuki bölgesel verim ve üreticilerin yaşam kalitesi farklılıkları bulunduğundan, yapılan destek bölgeler arası gelir farklılıklarına neden olmaktadır. Bu da bazı bölgelerin diğer bölgelere göre daha az gelişmesine ve neticede, doğudan batıya ve özellikle büyük kentlere plansız göçlere neden olmaktadır.

“Reform” adı altında başlatılan doğrudan gelir desteği ödemelerinde de her bölge için dekar başına ödemeler yapılmaktadır. Hâlbuki her bölgede, hatta aynı bölgede farklı verim düzeyine sahip ürünler yetiştirilmektedir. Bu nedenle, Türkiye tarım politikasında bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının ortadan kaldırılabilmesi için bölgesel politikaların uygulanması gerekmektedir. Bu sistem en çok Avrupa Birliği ülkelerinde uygulanmaktadır. Örneğin, kuzey İtalya güney İtalya’ya göre daha gelişmiştir ancak güney İtalya’da tarımsal destekler daha fazla olduğu için bölgeler arası gelir farklılığı ve gelişmiş bölgelere göçler pek görülmemektedir.

Tarım, desteklenmesi ve özellikle düşük gelirli üreticilere sosyal ve bölgesel yardımların yapılması gereken bir sektör olarak düşünülmelidir.

Türkiye tarımının pek dile getirilmeyen bir sorunu da çevre sorunlarıdır. Doğal kaynakların ve çevrelerinin korunması, geliştirilmesi ve bu kapsamdaki faaliyetlere çiftçilerin örgütlü katılmasının sağlanması, çevreyle uyumlu tarımsal üretim ve sürdürülebilir bir kalkınma gerçekleştirilebilmesi, gen kaynaklarının korunması, ekolojik tarımın verimde bir azalma yaratmayacak önlemler alınarak yaygınlaştırılması, Türkiye tarımının bir başka önemli sorunudur.

Çevre sorumluluğu yüksek bir tarım politikası izlenmelidir. Türkiye’de, bazı bölgelerde yoğun kimyasal gübreler ve ilaç kullanılmaktadır. Üreticiler, tarımsal üretimde kullandıkları girdileri kendi bilgi ve becerilerine göre ayarlamaktadırlar. Bu konuda uzmanlardan bilgi alan üreticilerin oranı oldukça düşük düzeydedir. Çiftçi danışmanlığı sistemi ise sağlıklı işlememektedir. Çevre ve toplum sağlığı açısından çok önemli olan bu konuda daha duyarlı politikalar izlenmelidir.

Tarımsal araziyi kontrol altına alacak yol gösterici bir üretim planlaması yapılmamasından dolayı birçok üründe üretim açığı, bazı ürünlerde de gereksiz stoklar oluşmuştur. Gereksiz stokta kalan, toprakta bırakılan ürünlerden en çok patates üreticileri etkilenmiştir.

Değerli milletvekilleri, bugün patates üreticilerinin yaşadığı sorunların kaynağı, bu neoliberal politikaların çiftçiye yansımasıdır. Türkiye’de özellikle doğuda patates tüketimi çok yoğundur. Tüketimin bu kadar fazla olmasının nedeni, hem besin değerinin yüksek hem de depolama süresinin uzun olmasıdır. Zengin-fakir ayrımı gözetmeksizin herkes kış mevsiminde patates tüketmektedir.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’den en büyük patates alıcıları arasında Rusya, Irak ve Suriye yer almaktaydı ancak Irak ve Suriye alımı kesti, Rusya da son yıllarda kendi üretmeye başladı. Kriz “Ben geliyorum.” demesine, uzmanların uyarmasına rağmen bu konuda bugüne kadar çözüm çabasına girmeyen Hükûmet, bugün patates üreticilerinin yaşadıkları sorunların en büyük sorumlusudur. AKP, kriz baş gösterdikten, yüzlerce üretici mağdur olduktan sonra girişimlere başlıyor ve ihracatta teşvik pirimi verilmesini sağlıyor. Bu uygulamanın da yine çiftçiye değil, tüccara kazandırdığı ortadadır. Hükûmet, her şeyden önce, tüccara prim vermektense üreticinin zararına karşı destek vermelidir. İki yıldır üst üste kriz yaşayan patates üreticilerinin uğradığı zararı karşılamak gerekiyor. Hükûmetin özelleştirdiği elektrik dağıtım şirketlerinin keyfî uygulamalarından şikâyetçi olan özellikle Anadolu’nun çeşitli yerleri, bu keyfî uygulamalardan etkilenmekte ve bunların desteklenmesi gerekmektedir. Sertifikalı tohumluk üretiminin teşviki ve tohumluk kontrol mekanizmasının tekniğine uygun şekilde çalıştırılarak fazla üretimin ve tohumların ihraç imkânının geliştirilmesi de keza gerekmektedir. Bu açıdan, yemeklik ve tohumluk patates üretimi arasındaki farkın iyi anlaşılması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HALİL AKSOY (Devamla) -…ve kaliteli tohumluk üretimi, kontrol ve dağıtım zincirinin sağlam bir şekilde yapılması gerektiği gibi tohumluk üretim alanlarının da belirlenmesi gerekir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Sadir Durmaz, Yozgat Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

SADİR DURMAZ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunca patates üreticilerinin sorunlarının araştırılması maksadıyla verilen grup önerisi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım, bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlamadan önce, dün idrak ettiğimiz Dünya Engelliler Günü vesilesiyle ülkemizin her köşesindeki engelli kardeşlerimizi ve aynı şekilde, Dünya Madenciler Günü nedeniyle tüm madencileri en içten duygularımla selamlıyor, hepsine sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tarım sektörü, gıda güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, millî gelire katkı, ihracat ve çevre koruma gibi özellikleri nedeniyle dünyanın her ülkesinde stratejik bir öneme sahiptir. Ülkemiz nüfusunun hâlâ önemli bir kısmı tarımla iştigal etmekte ve aktif iş gücümüzün önemli bir kısmı da tarımda istihdam edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetleri döneminde tarımsal desteklemeler konusunda cari rakamlarda bir artış gözlenmekle birlikte, reel olarak destekleme oranları düşmüştür. Hâlbuki, AKP, 2006 yılında çıkardığı Tarım Kanunu’nda bu destek oranının gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inden aşağı olamayacağı hükmünü getirmiş olmasına rağmen hiçbir yıl bu oranı tutturamamıştır.

Türkiye, dünyada mazotun en pahalı satıldığı ülkelerden biridir. Sadece mazotun üzerindeki ağır vergi yüküyle, aslında, AKP, tarıma vermek üzere beyan ettiği desteği geri almaktadır. Gübreye gelen zamlar üreticiyi gübre kullanamaz hâle getirmiştir. Gübrenin sürekli zamlanması dünyanın hiçbir ülkesinde rastlanan bir durum değildir.

Yine, AKP döneminde, tarımda kullanılan enerji maliyetleri dayanılmaz boyutlara ulaşmıştır. Ödenemeyen borçlar nedeniyle üreticilerimizin elektrik trafoları sökülüp götürülmüştür, araçlarında yakalamalı haciz, banka hesaplarında bloke, tapularında tedbir devam etmektedir. Çiftçinin elektriği kesik, borcu her geçen gün katlanıyor. Çiftçi, haciz ve hapis kıskacında çırpınıyor.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti tarafından desteklenmeyen, ürünü para etmeyen çiftçi, kredi, borç ve icra kıskacındadır. Bugün üreticimiz tamamen serbest piyasanın acımasız kollarına itilmiş, çaresizdir. AKP’nin her türlü destek ve yönlendirmeden uzak tarım politikaları sonucunda, artık, üreticimiz, hangi ürünü ne zaman, ne kadar ekip bunu kime satacağını bilememektedir; geleceğe umutla bakamamakta, aracı, tefeci ve tüccarların insafına terk edilmişliğin çaresizliğini yaşamaktadır.

Dünyanın en pahalı mazotunu, gübresini, elektriğini çiftçiye reva gören AKP, Türkiye'yi tarımda dışa bağımlı hâle getirmiştir. AKP döneminde işlenen tarım arazileri hızla daralmaktadır. Girdilerin sürekli pahalılaşması hayvancılığımızı can çekişir hâle getirmiştir. Sonuçta, hayvansal üretimimizi çökerten AKP, çözümü hayvan ithal etmekte bulmuştur. AKP'nin hayvancılık politikaları Amerika’nın ve Avrupa Birliğinin hayvan üreticilerini desteklemekten öteye gidememiştir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin başlıca patates üretim bölgeleri, Orta Anadolu, Karadeniz, Ege ve Kuzeydoğu Anadolu bölgeleridir. İller itibarıyla baktığımızda yoğun olarak üretimin yapıldığı iller, sırasıyla Niğde, Nevşehir, İzmir, Afyon ve Bolu’dur. Ucuzluğu, birim alandan fazla verim sağlanması, besin değerinin yüksek oluşu, sindirim kolaylığı, çeşitli şekillerde kullanılması ve her çeşit iklimde yetişmesine rağmen son yıllarda ülkemizde patates ekim alanları ve patates üretimi sürekli azalmaktadır.

Patates verimini etkileyen en önemli faktörlerden birisi ıslah edilmiş tohum kullanımıdır. Maalesef bu konuda devlet ve özel sektör tarafından gerekli yatırım ve çalışmalar yapılmadığından kendisi de patates olan bu tohum, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinden çok yüksek fiyatlara ithal edilmektedir. Bu da üretici için önemli bir maliyet unsurudur. Üretilen patateslerin depolanabileceği standartlara uygun büyük depoların az sayıda olması ve depolamayı üreticinin kendi imkânlarıyla gerçekleştirmesi, ürünün depolama süresinin kısa ve yaklaşık yüzde 10’unun zayi olmasına neden olmaktadır.

Patates tüketimi her geçen gün artmasına rağmen üretici son beş yıldır ürettiği malı hemen hemen aynı fiyata satmaktadır. Patates üretiminde en önemli girdi maliyetini oluşturan gübre ve mazot fiyatlarındaki artış yüzde 300’ü geçmiştir. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerjisi ve tohum maliyetleri de bu dönemde önemli oranda artış göstermiştir. Patates üreticileri, girdi maliyetlerinin çok yükselmesi ve üretilen ürünün uygun fiyata satılamaması sonucu borçlarını zamanında ödeyememiş, bu borçlara bankalar ve TEDAŞ tarafından enflasyon oranlarına göre çok yüksek uygulanan gecikme faizi de eklenince borçlar içinden çıkılmaz bir hâl almıştır.

2011 yılında üretilen patateslerin don almasından ve bir kısmının da depolarda çürümesinden dolayı 2012 yılında aynı durumla karşılaşılmaması için bazı tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardı. Ancak, AKP Hükûmeti patates üreticisini koruyacak hiçbir tedbiri almamış, 2012 üretim yılı da patates üreticileri için maalesef hüsran yılı olmuştur. 2012 yılı hasat döneminde hasat edilen patatesler alıcısı olmadığından çiftçinin elinde kalmıştır. 1 kilogram patates, yetiştiricisine 55-60 kuruşa mal olmakta, pazarda ise 1 kilogram patates 20-25 kuruşa dahi alıcı bulamamaktadır, hatta bazı patates üreticileri patateslerinin hasadını yapmamakta ve tarlada bırakmaktadırlar. Bu üreticiler, değil emeğinin karşılığını, girdilerinin karşılığını bile alamamaktadır, dolayısıyla patates yetiştiricisi son derece zor durumdadır. Patates yetiştiricileri pazarlayamadığı patatesleri depolayabilecekleri yeterli depo bulamadığından tarlada olduğu gibi bırakmakta veya hayvanlarına yem olarak vermektedir, hatta tarlalarını satıp batı illerine göç eden patates üreticisi sayısında da ciddi oranda artış vardır.

Değerli milletvekilleri, patates üreticilerinin bu sıkıntılardan kurtarılması için acilen alınması gereken bazı tedbirleri de sizlerle paylaşmak istiyorum. Hasat edilen patateslerin bir an evvel yetiştiricinin elinden çıkması gerekmektedir. Bu nedenle, patates yetiştirilmeyen veya az patates yetiştirilen illerdeki ve o illerin ilçelerindeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu gibi kuruluşlara ücret karşılığı bu patatesler satılmalıdır. Yine, patates tüketimini artırmak için Millî Savunma Bakanlığı, büyükşehir belediyeleri, Kızılay, Adalet Bakanlığı gibi kurum ve kuruluşlarla irtibat sağlanmalıdır. Daha önceden Orta Doğu ülkelerine önemli ölçüde patates ihraç edilmekteydi. Hükûmetin yanlış politikaları yüzünden Suriye’ye ihracat yapılamamakta, Irak pazarına girilememekte, Gürcistan ve Azerbaycan pazarlarına ise İran üreticisiyle rekabet edebilme şansı olmadığından maalesef ürün ihraç edilememektedir. Patates üreticisinin İran üreticisiyle rekabet edebilmesi için devlet desteği şarttır. İran’da ucuz enerji ve mazot nedeniyle patatesin kilogram maliyeti Türkiye’dekine oranla yarı yarıya düşüktür. Dünyanın en pahalı mazotuyla, en pahalı elektriğiyle patates üreten çiftçilerimiz için devlet herhangi bir destek maalesef vermemektedir.

Fındık, çay ve tahılda olduğu gibi patates için de taban ve tavan fiyatı politikalarının uygulanması gerekmektedir. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne ve ayrıca Patates Üreticileri Birliğine üye olmayan çiftçilerin patates dikimine müsaade edilmemesi de bu tedbirlerden bir tanesidir. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik fiyatları çok pahalı olduğundan sübvanse edilmeli. KDV’nin düşürülmesi, eski elektrik borçlarının faizlerinin tamamen silinmesi ve anaparanın taksite bağlanması da yine acil olarak alınması gereken tedbirlerden birisi olarak önerilebilir. Patates üreticilerinin tarım kredi kooperatiflerine ve Ziraat Bankasına olan borçları bir yıl süreyle faizsiz olarak mutlaka ertelenmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi aleyhinde söz isteyen Alpaslan Kavaklıoğlu, Niğde Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALPASLAN KAVAKLIOĞLU (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisinin Niğde, Aksaray ve Nevşehir illerimizde yaşanan don felaketiyle, ülkemizdeki patates üreticilerinin içinde bulunduğu sorunlar ve patates ürünlerinin donması sonucu üreticilere ve ülkemize verdiği ekonomik zararın araştırılıp alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi hakkında vermiş oldukları Meclis araştırmasıyla ilgili söz almış bulunuyorum.

Ülkemizde hem patates üretiminde hem de dikim alanlarında ilk sırada Niğde ili yer almaktadır. 2010 yılı verilerine göre, Türkiye’nin yıllık patates ihtiyacının yüzde 16’sını Niğde tek başına karşılamaktadır. İlimizde patates, başta merkez ilçe olmak üzere, Çiftlik, Çamardı, Bor, Altunhisar ilçelerinde, 70’e yakın köy ve beldede, 5.000’in üzerinde aile tarafından yetiştirilmektedir.

Geçtiğimiz yılki söküm döneminde hava sıcaklığının toprak altında çeşitli zamanlarda sıfırın altındaki derecelere düşmesi nedeniyle tarlada sökümü gerçekleşmeyen patateslerde don zararı oluşmuştu. Bu bölgelerde 1.453 patates üreticisine ait toplam 48.485 dekar alanda patates hasat işlemlerinin bitirilemediği ve bu alandaki zarar oranının yüzde 40 ila 70 arasında olduğu tespit edilmiştir.

Değerli milletvekilleri, patates üreticilerinin maruz kaldığı don afetinden sonra hükûmetimiz üreticilerimizi yalnız bırakmamıştır, borç ertelemesi ve destekleme ödemesi yoluyla çiftçilerimize destek olunmuştur.

2011 yılında Niğde ilinde meydana gelen don afetinde yapılan destekleme ve borç ertelemeleri hakkında kısaca bilgi vermek istiyorum. 2011/2488 sayılı Kararname ile çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden almış oldukları kredilerde bir yıl süreyle erteleme sağlanmıştır. Yine, 2012/3176 sayılı Kararname ile Niğde ilinde 944 çiftçimiz, dekar başına 200 TL olmak üzere, toplam 4,5 milyon TL’nin üzerinde destekleme ödemesi almıştır. Bu destek, çiftçilerimizin bir nebze olsun rahat bir nefes almasını sağlamıştır.

Değerli milletvekilleri, patatesle ilgili sorunlarımızın başında üretim fazlalığı gelmektedir çünkü ülkemiz iç piyasasının ihtiyacının üzerinde üretim yapıldığını görüyoruz. Ayrıca, aşırı üretim nedeniyle toprağın bozulması gibi bir sorun da karşımızda durmaktadır. Elektrik borcu birikerek ödenmesi güç bir noktaya gelmiş, bu sebeple çiftçilerimiz elektrikle ilgili borçlarını ödemekte zorluklar çekmektedir.

Üreticilerimizin ihracatta yaşanan sorunları da mevcuttur. Avrupa pazarına Niğde ve Nevşehir patatesi girememektedir. Bunun sebebi, Avrupa Birliği yönetmeliğinin siğilden ari olan alandan gelecek ve çürükçül olmayacak ürünlere izin verdiğinden, bu yüzden Avrupa Birliği pazarlarına giremiyoruz.

Patates çiftçimizin sorunları her zaman gündemimizde bulunmaktadır. Geçtiğimiz aylarda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızda müsteşar başkanlığında, genel müdürler ve uzmanlardan oluşan bir heyetle Niğde ve Nevşehir’de saha incelemeleri gerçekleştirilmiştir. Üreticiler ve ilgili kuruluşlarla bir araya gelerek kısa, orta ve uzun vadede patates konusunda ne yapılabileceğine dair bir eylem planı hazırlanmaktadır. Hâlihazırda en büyük sorun, üretim fazlalığı sebebiyle patates fiyatlarının maliyetlerinin altında olmasıdır. Niğde ve Nevşehir milletvekillerimizin girişimiyle Tarım Bakanlığımız ihracatın artırılması için çalışmalara başladı. Sayın Başbakanımızın desteğiyle Para-Kredi Kurulu, konuyu ele almış, gerekli kararları almıştır. Önümüzdeki günlerden başlayarak patates ihracatında önemli hareketlilik yaşanacağına ve fiyatların artacağına şimdiden inanıyoruz.

Bizim için çiftçimizin alın teri her şeyin üzerinde; tüm geçimini patates tarlalarından sağlayan, topraktan aldığı ürüne değer katarak bizlere ulaştıran çiftçilerimizin emeği kutsaldır. Bizler de bunun sorumluluğunda hareket etmeye ve üreticilerin mağduriyetleri giderilinceye kadar çalışmalarda bulunmaya devam edeceğiz. İyi günde, kötü günde, her zaman çiftçilerimizin yanında olacağız.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun vermiş olduğu patatesle ilgili araştırma önergesine katılmadığımı belirtiyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum. Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.42


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.49

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş önerisinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, öneriyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 milletvekilinin, (2/208) esas numaralı 14/7/1965 Tarihli ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/80)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2/208 Esas Numaralı Kanun Teklifimin, İç Tüzüğün 37. maddesine göre doğrudan gündeme alınması hususunu saygılarımla arz ederim.

                                                                                                         Mustafa Kalaycı

                                                                                                                Konya

BAŞKAN – Teklif sahibi Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesini içeren kanun teklifimiz hakkında açıklamalarda bulunmak üzere söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Öğretmenlerimizin aylık ve ek ders ücretleri insanca bir hayat sürmeleri için yeterli değildir. Öğretmenlerimiz emeklilikte de geçimini sağlamakta çok büyük sıkıntı çekmektedir. Öğretmenler, AKP’nin on yıllık iktidarı döneminde yoksullaşmış, kamu çalışanları arasında en düşük ücreti alan kesim olmuştur. Eşit işe eşit ücret verileceği gerekçesiyle 2 Kasım 2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile memur maaşlarında yapılan iyileştirmelerden öğretmenlerimiz maalesef yararlandırılmamıştır.

Çocuklarımıza bir harf öğretebilmek için heyecanla görev yapan, milletimizin aydınlık geleceğine katkı vermek için fedakârca hizmet veren öğretmenlerimizin ekonomik problemler karşısında çaresiz kalmaları kabul edilemez bir durumdur. Her şeyin en iyisine layık öğretmenlerin en temel ihtiyaçlarını gidermekte zorluk çekmeleri iktidar partisinin bir ayıbıdır. Öğretmenlerimizin elinden tutulmasının ve layık oldukları ekonomik ve sosyal seviyeye taşınmalarının vakti gelmiştir, hatta geçmektedir. Bu kutlu mesleğin mensuplarının, hangi gerekçeyle olursa olsun, çözemediğimiz sorunlarının milletimizin geleceğinde ağır bir bedelinin olacağını bilmek ve öngörmek durumundayız.

Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak verdiğimiz bu kanun teklifinde, 1’inci derecede görev yapan öğretmenlere 3600 ek gösterge verilmek suretiyle ek göstergelerinin yükseltilmesi, eğitim-öğretim tazminat oranlarının da derecelerine göre 45 ila 50 puan artırılması öngörülmektedir.

Bu kanun teklifinin kabulü hâlinde öğretmenlerimizin maaşı bulundukları derecelere göre yaklaşık 300-350 lira arasında, emekli öğretmenlerimizin aylığı da 330 lira civarında artacaktır. Öğretmenlerimizi biraz olsun rahatlatabilmek için bu kanun teklifinin siz değerli milletvekillerince destekleneceğini ümit ediyorum. Bizleri yetiştiren ve hepimizin üzerinde eşsiz hakları olan öğretmenlerin katlanan ve derinleşen sorunlarına çözüm ve çare bulunmazsa, geleceğin mutlu ve müreffeh ülke idealine ulaşmamız imkânsız olacaktır.

Değerli milletvekilleri, meselenin yalnızca parasal boyutunun olmadığı, eğitim sisteminin çok yönlü bir reforma ve iyileştirmeye tabi tutulmasının gerektiği de ortadadır. Millî Eğitim Bakanlığının özür grubu tayinlerini yılda bir defaya çekmesi, bununla birlikte il ve ilçe emrini kaldırması büyük sıkıntılara neden olmaktadır. Derslik ve öğretmen eksikliğinden kaynaklanan açmazlar, fiziki ve çevre şartlarındaki uygunsuzluklar, sayıları 300 bini aşan atama bekleyen öğretmenler eğitim sistemini âdeta trajediye çevirmiştir.

Atama bekleyen öğretmenler, Başbakandan beş dakika randevu alıp dertlerini anlatmak ve şubat atamasının gereklerini bildirmek için günlerce Ankara’nın soğuk ayazında Abdi İpekçi Parkı’nda beklemişlerdir. Okullarımızdaki öğretmen açığının bir nebze de olsa kapatılması için şubat ayında 30 bin atama yapılmasını istemişlerdir. Maalesef 350 bini aşan, atamayı bekleyen öğretmenler, Sayın Başbakan ve AKP Hükûmeti tarafından görmezden gelinmiştir.

Evet, kim ne derse desin, şu anda ciddi bir öğretmen açığı vardır. Hem şubat ayında hem ağustos ayında her branştan öğretmen atamaları mutlaka yapılmalıdır. Eğer, ülkemizi yeniden ayağa kaldırmak, sözü dinlenen ve kudretli bir konuma getirmek istiyorsak mutlaka eğitim ve öğretimin sorunlarını ve öğretmenlerimizin sıkıntılarını bitirmek durumundayız.

Öğretmen, yarının müjdecisi, güçlü Türkiye’nin, birlikte yaşamaktan başka tercihi olmayan Türk milletinin teminatıdır. Hem harf öğreten hem de adap öğreten öğretmenlerimizdir. Öğretmen, millî ve manevi kıymet hükümlerinin elçisi ve tebliğ edenidir. Körpe dimağları uyandıran, hayatın engebelerine dikkat çeken, zihnindeki birikimi kalbindeki sevgiyle birleştirip aç ve istekli ruhlara aktaran fedakâr kişilerdir.

Hâlen görev yapan ve emekli olmuş tüm öğretmenlerimizi saygı ve minnetle anıyorum.

Destekleyeceğinizi tekrar ümit ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bir milletvekili adına söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öğretmenlerimizle ilgili olarak, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak verdiğimiz kanun teklifi üzerine söz aldım.

Bu kanun teklifiyle, öğretmenlerimizin maaşının 300’le 350 lira arasında ve emekli öğretmenlerimizin maaşlarının da 330 lira civarında artırılması amaçlanmıştır. Ancak bu kanun teklifimiz bir yıldır gündeme alınmamıştır.

Yine, öğretmen atamalarının önündeki kadro engelinin kaldırılarak sayıları 300 bini geçen öğretmenlerimizin atanmalarına yönelik kanun teklifimiz de bir yıldır bekletilmektedir.

Yine, öğretmenlerimizin ek ders ücretlerinden vergi kesilmemesi ve öğretmenlere fiilî hizmet süresi zammı yani yıpranma zammı verilmesine yönelik kanun teklifimiz komisyona havale edilmiştir. Umarım bu tekliflerimiz gündeme alınır.

Değerli milletvekilleri, öğretmenlerimizin yıllık çalışma saati ortalaması OECD ülkelerinden yüz kırk bir saat daha fazla iken, satın alma gücü paritesine göre OECD ortalamasının çok altında maaş almaktadırlar. Öğretmen maaşları yoksulluk sınırının çok altındadır.

Türkiye’de 120 bin öğretmene ihtiyaç varken 320 bin civarında öğretmen adayı atama beklemektedir. Öğretmenlerin önemli bir kesimi ek ders ücreti alamamaktadır. Aldıkları ek ders ücretlerinden de vergi kesilmektedir. 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bazı yöneticilerin ek ödemelerinde artış yapılırken, öğretmenlerin ek ödemelerinde herhangi bir artış yapılmamıştır.

Geleceğimizin güvenceleri olan çocuklarımızı hayata hazırlayan, bilgiyle tanıştıran, onlara irfan kazandıran, ülkemizin gelişmesi ve aydınlanması amacıyla fedakârca çalışan öğretmenlerimizin en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaları, ekonomik problemler karşısında çaresiz kalmaları AKP’nin bu konudaki duyarsızlığının  bir sonucudur.

2002 yılında İzmit mitinginde Sayın Başbakan “Şu sisteme bakın hele, 72 bin öğretmen açığı var. Sen sınavla öğretmen seçiyorsun. Hangi akla hizmet ediyorsunuz? Biz hükûmetimizi kurduğumuzda bütün öğretmenleri göreve başlatacağız ve öncelikli olarak eğitim sorununu çözeceğiz.” şeklinde vaatte bulunmuş ve bu vaadi Samsun, Antep gibi mitinglerde ve çeşitli platformlarda defaatle dile  getirmiştir. Ancak aradan on yıl geçtikten sonra Sayın Başbakan -ve 2012 yılında öğretmen açığı 72 binden 120 bine ulaşmış, atanamayan öğretmen adayı 300 bini geçmişken- “Öğretmen maaşları memura haksızlıktır. Zaten on beş saat çalışıyorlar, bir de iki ay tatil yapıyorlar.” diyebilmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Hükûmetinin içinde sanki, âdeta öğretmenleri itibarsızlaştırma faaliyeti ve kampanyası yürütülmüştür, bir komisyon gibi çalışmaktadır ve bu komisyonun da başkanı Sayın Başbakan, yardımcısı Sayın Arınç, Millî Eğitim  Bakanı Ömer Dinçer ve AKP Grup Başkan Vekili Sayın Elitaş’tır.

Sayın Başbakanın söylediklerini dile getirdim. Millî Eğitim Bakanı da “Ben öğretmen olmak isteyenleri Eminönü’ndeki caminin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum. Bekliyorlar ki biri önlerine yem atsın.” ve “Atama bekleyen öğretmenler kendisine başka iş bulsun.” diyerek öğretmenlerimizi aşağılamıştır. Sayın Arınç da “Ömer Dinçer öğretmenlere şahsiyet kazandırmak isteyen bir insandır.” diyerek bu hakarete katkı vermiştir. Sayın Elitaş da “Öğretmen 1.800 Türk Lirası maaş alıyormuş. Ne iş yapıyorlar? Git, git, gel. Beğenmeyen başka iş yapsın.” diyerek öğretmenlerimizi ve öğretmenlik mesleğini küçümsemektedirler. Öğretmenlerin çalışma saati, maaşları ve öğretmen atamalarına ilişkin bu yanlış ve kamuoyunu yanıltan açıklamalar öğretmenlerimizin psikolojik olarak yıpranmalarına yol açmakta, öğretmenler ile diğer kamu görevlilerini ve toplumu karşı karşıya getirmektedirler.

Öğretmenlerin ek ders ücretleri yükseltilmeli ve ek ders ücretlerinden vergi kesilmemelidir. Öğretmenlere fiilî hizmet süresi zammı yani yıpranma zammı verilmelidir. Öğretmenlerin eğitim ve öğretim tazminatı yükseltilmeli, taban aylığı ve özel hizmet tazminatı da artırılmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Bu düşünce ve temennilerle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım. Ancak yoklama talebi var, yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ayaydın, Sayın Aygün, Sayın Özgümüş, Sayın Demiröz, Sayın Çetin, Sayın Kuşoğlu, Sayın Kurt, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Topal, Sayın Güven, Sayın Kaleli, Sayın Genç, Sayın Akar, Sayın Atıcı, Sayın Öztürk, Sayın Ağbaba, Sayın Soydan, Sayın Toprak.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı) 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

D) Önergeler (Devam)

1.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 milletvekilinin, (2/208) esas numaralı 14/7/1965 Tarihli ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/80) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum. 

Kapanma Saati: 19.04


BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.02

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergelerini ve diğer denetim konularını görüşmüyor ve Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Devlet Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu Raporları (1/484) (S. Sayısı: 287)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

3’üncü sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/650) (S. Sayısı: 339)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

4’üncü sırada yer alan, Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

4.- Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu (1/625) (S. Sayısı: 342)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

5’inci sırada yer alan, Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

5.- Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/638) (S. Sayısı: 337) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 337 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince bu tasarı İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Tasarının tümü üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 337 sıra sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nın geneli üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu tasarı, gerçekten önemli bir tasarı. Hükûmetin de önem verdiği bir tasarı olarak düşünüyordum. Burada finans merkezinin kurulması hadisesi de var. Eğer izleyenler yarın öbür gün bu zabıtlara da baktığı zaman bu konuyla ilgili Bakanın buralarda olmadığını ve bu işe hangi ciddiyetle baktığını göstermesi açısından Hükûmetin bu işe ne kadar önem verdiğini düşünecekler ve değerlendireceklerdir. Daha sonra bununla ilgili hususlara tekrar değineceğim.

Sayın milletvekilleri, Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nın genel gerekçesinde üç temel noktadan hareket edildiği belirtiliyor:

Birincisi: Ülkemizin mevzuatının AB müktesebatıyla uyumunu teminen yapılan çalışmalar.

İkincisi: Geçen yıl yüce Mecliste kabul edilen Türk Ticaret Kanunu ile uyumun temini.

Üçüncüsü: 2499 sayılı mevcut SPK Yasası’nın günün ihtiyaçlarını karşılayamaması.

Tasarının incelenmesi  sonucunda göze çarpan iki önemli husus yer alıyor:

Bunlardan birincisi: Tasarının bir çerçeve kanun olarak hazırlanmaya çalışıldığı ve bu çerçevede piyasalara gerekli olan esnekliğin sağlanmasını teminen Sermaye Piyasası Kuruluna çok geniş ikincil düzenleme yapma yetkisinin verilmesi.

İkincisi ise: Piyasa düzenleyici bir metin olarak piyasanın ihtiyaç ve gerçeklerini daimi surette göz önünde bulunduracağı, diğer bir ifadeyle “Piyasa odaklı bir yaklaşımın bulunduğu” ifadesi.

Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’yla getirilen yeniliklere ve yapılan değişikliklere kısaca baktığımızda tasarının öncelikli hedeflerinden birincisinin yatırımcıların korunması; bir diğeri, tasarıyla sermaye piyasalarının temel aktörlerinden ihraççılar ile ihraç edilen araçlar hususundaki değişiklikler; sermaye piyasası kurumları açısından kurum bazlı düzenleme yerine faaliyet bazlı düzenlemenin esas alınması, kurumsal yatırımcılar sektörün daha rekabetçi bir yapıya kavuşması ve ilişkili finansal kuruluşlardan bağımsız hareket etmesine yönelik düzenlemeler olduğu görülmektedir.

Tabii ki, bu saydığımız hususlar tasarının yüce Meclise sevkinde yer alan gerekçelerden çıkardığımız sonuçlardır. Bu çerçevede bakıldığı zaman tasarı üzerinde çok ciddi değişikliklerin 1999 yılında yapıldığı, mevcut SPK’nın günümüz şartlarına uyumunu temin etmek amacına dayalı bir teknik çalışmanın sonucu olduğudur.

Mutlaka, her hükûmet memleketi için iyi şeyler yapmak isteyecektir, bu doğaldır, bundan doğal başka bir şey de olmaz. Sayın Başbakan bu ülkedeki tüm güzel, iyi işleri kendisiyle, partisiyle ilişkilendirirken kötü her şeyin sorumluluğunu başkalarına yüklemektedir. Kamuya açıklanan bilgilerden öğrenebildiğimiz kadarıyla bu on yıllık dönemde sadece bir kez ABD doları cinsinden baktığımızda halka arzların tutarı dolar bazında 2000 yılına ancak ulaşabilmiştir. Diğer taraftan son üç yılda yapılan toplam 61 halka arzda yatırımcıların zarar etmediği, kaç şirket olduğu da dikkat çekici bir husustur. Artık, halka arzlar, küçük yatırımcının parasının yok edildiği bir finansman yöntemi hâline gelmiştir. Hükûmetin borsada 1.000 şirket hedefine bu yolla nasıl ulaşacağı da gerçekten merak konusudur.

Bir diğer husus ise, şu an borsada işlem gören şirket sayısının yaklaşık 400 civarında olmasıdır. Bu sayı 2000 yılında sanıyorum 330 civarındaydı.

Unutulmaması gereken bir önemli husus, 2005-2010 yılları arasında, halka arz tutarlarının yüksek olduğu yıllarda, rekor büyüklükteki özelleştirmelerin yapılmış olduğunun da dikkate alınması gerektiğidir.

Sermaye piyasalarının en önemli fonksiyonunun yatırımları reel sektöre aktarmak ve yatırımcıları korumak olduğu dikkate alındığında, geçen on yıllık dönemde her iki konuda ne kadar başarılı olunduğu rakamlarla ortadadır.

Tasarıyla ilgili detaylara geçmeden önce, AKP hükûmetlerinin gelenekselleşen ve artık gerek yüce Mecliste gerekse de kamuoyunda yadırganmayan bir alışkanlığına da değinmek istiyorum. Hükûmet, yapmak istediği bir konuda yasal düzenlemelerde bir engel var ise konuyla ilgili olmayan herhangi bir kanun tasarısı veya teklifine alelacele bir şeyler sıkıştırmakta, torba kanun geleneğiyle ilgili ilgisiz ne varsa her şey bir kanun ile halledilmeye çalışılmaktadır. Bunun sonucunda, alelacele yapılan bu değişikliklerdeki hatalar, yine benzer tarzda bir usulle çözülmeye çalışılmaktadır. Bugün görüştüğümüz bu tasarıda da AKP Hükûmetinin bu geleneği bırakmadığını açık ve seçik olarak görüyoruz.

Başta belirttiğim gibi, tasarının ilk hâli genel ihtiyaçları karşılamaya çalışan teknik bir çalışmanın ürünü iken komisyonda gündeme gelen gece yarısı önergeleriyle farklı bir nitelik kazanmıştır. Şu an bu kanunun en önemli yenilikleri, hatta Hükûmet tarafından bu kadar önem atfedilip Genel Kurulda ivedilikle görüşülmesinin nedeni, Sermaye Piyasası Kanunu’na yani menkul kıymetlerle ilgili bir kanuna ilave edilmek istenen gayrimenkul odaklı konulardır. Bunun da sebebi, kutsal Manhattan’lar yaratmaktır.

Bunların birincisi: Biraz önce dediğim gibi, son dönemde kamuoyunda artan reklam ve ilan sayıları da dikkat çekici olan “maketten konut satışı” denilen konudaki gözetim ve denetim yetkisinin SPK’ya verilmesi.

İkincisi ise: İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının özelleştirilmesidir, “İstanbul Finans Merkezi” gibi parlak sözlerle gündeme getirilen İstanbul Menkul Kıymetler Borsasına ait arsaların TOKİ aracılığıyla satılmasıdır.

Tasarının komisyon görüşmeleri esnasında partimiz üyesi arkadaşların, sayın milletvekillerimizin yapıcı önerileri hiç dikkate alınmamış, özellikle bu iki konuda hükûmet kendi bildiğini yapmakta ısrarcı olmaya devam etmiştir.

Bugün, konut sektöründe “maketten satış” denilen uygulamanın yarattığı sıkıntılar mevcuttur ve çözümü de gerekmektedir. Ancak bu konunun, ilgili birçok kamu kurumu, bakanlık ile kanun ve diğer düzenlemeler varken ısrarla SPK’da yapılmak istenilmesi de ilginç olan hususların en önemlilerinden bir tanesidir.

Hükûmet sözcüleri bu konuda mağdur olan veya mağdur olması muhtemel çok sayıda vatandaş olduğu savıyla, bu vatandaşların hakkını SPK’nın daha etkin savunacağı düşüncesiyle bu yetkiyi SPK’ya vermek istemektedir. Bu olay bile hükûmetin, konut sektöründe ortaya çıkan sorunları görmezden gelmek istemeyişinin neyidir? Bir örneğidir. Böyle çözebilecek midir? Çözemeyecektir.

Diğer taraftan, AKP Grubunun öncülüğünde, AKP İktidarının ilk döneminde Meclisimizde bir araştırma komisyonu kurulmuş ve holdingzede vatandaşların problemlerine çözüm önerileri üretilmeye çalışılmıştır. Tabii, geleneksel olarak bütün suç, bu paraları toplayanların fikrî yakınlığının hangi parti olduğunu dikkate almadan eski iktidarlara yüklenmek isteyişidir. Aradan geçen sekiz yılda bu vatandaşların sorununun çözümü için hiçbir şey yapılmamıştır veya bugün bu görüştüğümüz tasarıda bu konuda bir çözüm de önerilmemiştir. Yoksa, Sayın Başbakanın bir Avrupa gezisinde bu konuda kendisini eleştiren vatandaşa söylediği gibi “Para verirken bana mı sordunuz?” deyip, olayı örtbas etmesidir.

“İstanbul Finans Merkezi” gibi gösterişli vizyon peşinde koşmadan, büyük reklam kampanyalarıyla şirketleri ve halkı sermaye piyasalarına davet etmeden önce, makul bir şekilde iyi niyetinin veya bilgi eksikliğinin kurbanı olan yatırımcılar niye düşünülmemektedir?

İkinci olarak: Tasarının Hükûmet açısından en önemli bir hususu ise İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının özelleştirilmesidir. Bir gece yarısı getirilen bu öneriyle Türkiye’deki tüm borsalar birleştirilmekte ve her türlü devlet denetimi dışında bırakılarak özelleştirme sürecine başlanmaktadır.

Bilindiği üzere SPK, 1982 yılında 2499 sayılı Kanun’la kurulmuştur. 2000’li yıllara kadar gerek ülkemizde gerekse dünyada yaşanan krizler arasında ülkemizde sermaye piyasalarının gelişimi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının kurulması ve geliştirilmesiyle uğraşılmıştır. 1982-1999 yılları da ülkemiz sermaye piyasası için bir ön hazırlık ve gelişme dönemi olmuştur. 1999 yılından sonra ise bir olgunlaşma dönemi başlamıştır. Şimdi, dünya çapında söz sahibi olacak İstanbul Finans Merkezinin kurulması noktasına gelindiği Hükûmet tarafından ifade edilmektedir.

İstanbul’un bir finans merkezi olabilmesi için SPK tarafından gerekli yasal düzenlemeler yapılmış ve oluşturulmuştur. Finans sektöründe 2000’li yıllarda yaşanan devrim niteliğindeki gelişmeler, kriz karşısında AKP Hükûmetinin yaptığı tüm faaliyetlerin temelinin önceki  hükûmetler tarafından, bedeli siyaseten ağır bir şekilde ödense de, yapılan radikal değişikliklerin sonucudur.

Bu arada, yine 2002 yılında çalışmalarına başlanmış, 2005 yılında bizzat Sayın Başbakanın imzasıyla yüce Meclise sevk edilen Türk Ticaret Kanunu, muhalefet partilerinin verdiği destekle 2011’de kabul edilmiştir. Buna rağmen, Hükûmet tarafından yapılması zorunlu olan ikincil düzenlemelerde herhangi bir ciddi iş yapılmaması ile Sermaye Piyasası Kanunu’nda on bir yıldır herhangi bir önemli değişiklik yapılmamış olması, AKP hükûmetlerinin önceki  hükûmetlerin yaptığı düzenlemelerden faydalanma konusundaki başarısını gösterirken, finans alanında kendi başına herhangi bir düzenleme şimdiye kadar yapmadığı da açık bir göstergedir.

Sayın Başbakanın finans sektörüyle ilgili en önemli hedefi ve vizyonu İstanbul finans merkezini kurmaktır. Bu nasıl olacaktır? Sayın Başbakan ve diğer AKP sözcülerinin ifadeleriyle, kamu bankaları, Merkez Bankası, BDDK ve SPK’nın merkezlerinin İstanbul’a taşınması ile  Hükûmet, 2007 yılından beri koyduğu vizyonu gerçekleştirmek amacıyla ilk adımı torba yasayla atmış; 2011 tarihinde 6111 sayılı Kanun ile BDDK ve SPK’nın merkezlerinin İstanbul olması konusunda değişiklik yapılmıştır. Kanunda bir ek maddeyle, bu kurumların taşınma işlemlerinin iki yıl içerisinde tamamlanacağı, Bakanlar Kurulunun bu süreyi uzatabileceği hükme bağlanmıştır. Bu kanun değişikliğinden sonra ne olmuştur? İstanbul Finans Merkezinin inşaat işlerinin tek elden yürütülmesi amacıyla TOKİ’nin görevlendirildiği haberleri gazetelere yansımış iken Ağustos 2011’de çıkarılan 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul Finans Merkezi inşaatının yeni koordinatörü olmuştur. Bu durum,  Hükûmetin uluslararası finans merkezi vizyonunun sadece inşaat ve rant ile sınırlı olduğunun bir göstergesidir.

Biraz önce ifade ettiğim gibi, Hükûmet kutsal Manhattan’lar yaratma peşindedir. Uluslararası finans merkezinin ya da doğru ismiyle Ataşehir arsa ofisinin kuruluşu tamamlanmış olacaktır. Sayın Başbakanın İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının taşınması söylemi, sonra diğer yetkililerden usta manevralarla unutturulmaya çalışılsa da bu tasarının sonundaki geçici madde asıl niyetleri gün yüzüne çıkartmaktadır. Bu an için İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının merkezi İstinye’de olacak gibi görünmekle birlikte yarın ne olacağı da belli değildir. Tasarının komisyon görüşmesi sonrasında gazetelere yansıyan haberlerde Menkul Kıymetler Borsasının TOKİ’ye devredilecek 160 dönümlük arsalar için bugünkü şartlarda yani geçerli imar planlarına göre 2 milyar TL civarında bir rakam telaffuz edilmektedir.

Şimdi, bütün bunları söylemek mümkün ancak -biraz sonra da vakit kalırsa ifade etmeye çalışacağım- sermaye piyasalarının işlem görmesi için onların yaşatılacağı ekonomik ortamın sağlam olması lazım. Hükûmet 2023 hedeflerini koyuyor. 2023 hedeflerini zaten oradan buradan mahlas topluyorsunuz, ona da bir şey değil ama şu anda farkına vardığınız bir şey: Dün, Hükûmetin bir Sayın Bakanı 2023’te Hükûmetin bugünkü şartlarla gittiği takdirde bile nereye ulaşamayacağını, 2023’te koydukları hedeflere ulaşamayacağını çok net ve açık bir şekilde söyledi. Bu samimi bir itiraftır, takdire de şayandır.

Şimdi, Sayın Babacan’ın burada olduğunu düşünerek bir şey söylemek istemiştim ama yine de söyleyeceğim. Bakın, “Mali kural” dedi, mali kuraldan vazgeçti 2 Bakanın ona omuz atmasıyla. Ne yaptı? “Gerek yok, biz tedbirleri aldık.” dedi. Bakın, 21-22 milyar TL açık vermesini programladığınız bütçe 10 milyar TL’lik zamma rağmen 32 milyar TL açıkla bugün buraya geliyorsunuz. Bunun iler tutar tarafı yok. Bu millete doğruları anlatmak lazım.

Şimdi, Sayın Babacan çıktı, dün söyledi. Ne diyor? “Toplum çok tüketiyor.” diyor. Dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor. Doğru söylüyor olabilir, haklı da. 10 milyon emeklisinin, 10 milyon da yeşil kartlısının olduğu bir ülkede çok tüketildiğini söylemek herhâlde mümkün değil, büyümenin dengeli olduğunu söylemek mümkün değil. Sürdürülebilir bir büyüme olmadığını da açık ve net bir şekilde söylüyoruz. AKP dönemindeki ortalama büyüme hızları, geçmiş elli yılın büyüme hızlarının ortalamasıyla beraber ama sürdürülebilir olmadığı, sizin 8 dediğiniz, 4 dediğiniz büyümenin, eksi 4 olduğu, bir yıl 8 olan büyümenin, 8,5-9 olan büyümenin ertesi yıl 3’e, hatta uluslararası kuruluşların söylemleriyle 3’ün altına düştüğünü dikkate aldığınızda sizin ekonomi politikalarınızın doğru olduğunu söylediğinizde gülünç duruma düştüğünüz ortaya çıkar. Tasarrufları, özel kesimi yüzde 24’lerden yüzde 12’lere düşüren bir Hükûmetin, onun yönetimindeki ekonomi idaresinin iyi idare edildiğini söylemek gerçekten mümkün değildir.

Sayın Bakan, biz sizinle birlikte mesai arkadaşlığı yaptık ama bu kadar sözü keşke size söylemeseydik de Sayın Babacan’a söyleseydik. Gerçekten mali kural konusunda biz ona “Dut yemiş bülbüle döndü.” dedik. Ulaştırma Bakanı bir omuz attı “Olmaz.” dedi, Sanayi Bakanı bir omuz attı “Olmaz.” dedi. Buradaki, bütün tutanaklardaki sözlerini yemiş duruma düştü. Biz söyledik “Dut yemiş bülbüle döndü Sayın Bakan.” diye. “Dut yemiş bülbül” tabirini kötü anlamda da söylemedik. Onlar biliyorlar ne hâle geldiğini. Böyle, kabinenin içinde Hükûmetle ters düşmüş, kabinede birbiriyle anlaşamayan Bakanların olduğu bir ortamda ekonominin iyi gittiğini söylemek mümkün değil ama biz her şeye rağmen…

Şunu açık ve seçik bir şeklide ifade etmek istiyorum: Bu kanunda, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak iyileştirilmesini, değiştirilmesini, düzeltilmesini istediğimiz hususlarıyla bu kanuna katkı sağlamaya çalışacağız. Kesinlikle tasarıda yer alması gereken hususları da görüşmeler esnasında ne yapacağız? Dile getireceğiz.

Dolayısıyla, Hükûmet, bu torba tasarısı durumundan da vazgeçmelidir.

Ben, yüce heyetinizi bu vesileyle tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Aydın Ağan Ayaydın, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYDIN AĞAN AYAYDIN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sermaye Piyasası Kanunu’yla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sermaye piyasası mevzuatımızın günün koşullarına uygun olarak yenilenmesi, güncellenerek daha çağdaş, daha güçlü ve her şeyden önce hukuka uygun bir düzenlemenin hayata geçirilmesi amacıyla Hükûmet tarafından hazırlanan bu yasa tasarısını prensipte desteklediğimizi belirtmek isterim. Nitekim, görüşmekte olduğumuz tasarının Türkiye Büyük Millet Meclisindeki her aşamasında katkı verdiğimiz gibi, bundan sonra da her türlü katkıyı sağlamaya hazır olduğumuzu öncelikle belirtmek isterim. Ancak, her kanuni düzenlemede karşımıza çıktığı üzere, tasarı ve tekliflerin gerek usul ve gerekse de esaslarında ciddi sıkıntılar yaşanmakta. Maalesef, bu duruma şu an görüştüğümüz tasarıda da rastlamaktayız. Tasarıda yer almayan ve başlı başına birer ayrı kanun olması gereken birçok konu hem alt komisyonda hem de üst komisyonda verilen önergelerle bu tasarıya eklenerek kanun yapma tekniği, teamüller ve hukuk devre dışı bırakılmıştır. Bu da, AKP İktidarının “Ben böyle istedim, oldu.” zihniyetinin süregelen uygulamalarından biridir. Oysa, bu yasama usulünde amaç iktidar partisinin dediğinin olduğu gibi yasalaşması değil, ülke için en ideal olanın kabul edilmesidir. Bu bağlamda, muhalefet partilerine mensup milletvekillerinin tespit, görüş ve eleştirileri en doğru olana ulaşmada önem arz etmektedir. Ancak, AKP İktidarında, adım adım uzaklaştığımız bu yasama usulü yerini yeni Mecliste sandalye çoğunluğuna dayalı, tek taraflı, uzlaşma ve katılımcılığa kapalı bir usule bırakmıştır.

Mali piyasalarda yıllarca üst düzey yöneticilik yapmış ve bu düzenlemenin öneminin fazlasıyla farkında olan biri olarak şahsım, partili arkadaşlarım ve diğer muhalefet partileri mensubu milletvekilleri tasarının gerek alt komisyon görüşmelerinde ve gerekse de Komisyon aşamasında büyük bir hassasiyetle ayrıntılı bir çalışma ve katılım sergilemiştir. komisyon aşamasında Cumhuriyet Halk Partisi ve diğer muhalefet partilerine mensup üyelerin yapıcı eleştiri ve katkıları takdir edilmiş ancak nedense muhalefetin birçok önerisi madde metinlerine yansımamıştır. Tasarıdaki düzenlemelere ilişkin olarak tespit, gerekçeli öneri ve eleştirilerimiz dinlenmekte, doğruluk payı verilmekte ancak hemen ardından oylamaya geçilerek “Kabul edenler… Kabul etmeyenler…” sorusuyla katkılar, emekler, hassasiyetler bir kenara bırakılmıştır. Üstelik, bu da yetmezmiş gibi komisyon aşamasında tek başına bir düzenlemenin konusu olabilecek düzeyde birbirinden önemli hususlar önergeler vasıtasıyla kanun tasarısına eklenmektedir. Bırakın ilgili kamu kurumlarının görüşünün alınmasını, komisyon üyesi pek çok milletvekilinin de o an haberdar olduğu konuları araştırma fırsatı bile bulamadan üstünkörü, yüzeysel ve kısa süreli değerlendirme ve tespitlerle geçiştirilmekte ve tasarıya monte edilmektedir. Bu, yüce Meclis çatısı altında görev yapan bir milletvekili olarak söylemesi ne kadar üzücü, ne kadar hazin olsa da, artık anlaşılıyor ki AKP açısından kanuni düzenlemelerin Mecliste görüşülmesinde hukuk ve teamüller bir tarafa bırakılmakta, sadece bir şekil şartının yerine getirilmesi şeklinde olmaktadır. Nasıl ki muhalefet milletvekilleri olarak bizler, peşin hükümlü, toptancı bir yaklaşım içinde “AKP’nin getirdiği her şey yanlıştır, olmamalıdır.” demiyorsak -ki doğrusu da budur- AKP de yasama sürecinde muhalefet partilerinin görüş ve eleştirilerinde kasıt aramamalı ve bundan yararlanması gerekmektedir.

Gelelim tasarının esaslarına. Ülkemizde sermaye piyasalarının yönetim ve gözetimi 2499 sayılı Kanun’la kurulan Sermaye Piyasası Kurumuna aittir. Bağımsız, özerk bir regülasyon kurumu olan SPK, maalesef ki küresel dinamiklerin ortaya çıkardığı fırsatları değerlendirmede, yatırımcıları korumada ve sermaye piyasasının derinliğini sağlamakta eksik kalmaktadır. Bu durumun temel nedeni, ülke ekonomisinin bulunduğu durumla birlikte, sermaye piyasasına ilişkin hukuki altyapımızın yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisinin parti programında da yer verdiği gibi, sermaye piyasasının derinleşmesini hedef alan bir hukuki çerçeve, yani yeni bir sermaye piyasası kanunu gereklidir, ivedidir ve hatta geç bile kalınmıştır, ancak tasarı bu hâliyle bazı sakıncalar içermektedir. Bu bağlamda, SPK’nın etkin ve güçlü olması ancak bir o kadar da hukukun üstünlüğüne uygun bir yapıda faaliyet göstermesi gerekmektedir. Ancak, maalesef tasarının içerdiği pek çok hüküm bu anlayıştan uzak bir yapı oluşturmaktadır. Yasanın bu kadar muğlak ifadelerle çıkması hâlinde SPK bir imparatorluk, SPK Başkanı da padişah yetkileriyle donatılmış olacaktır. Bugünkü SPK Başkanı ve gerekse kurumun bağlı olduğu Sayın Bakanın iyi niyetlerinden asla bir kuşkum yok ama yarın öbür gün bu koltuklara oturan başkalarının aynı iyi niyeti taşıyıp taşımayacaklarını bu günden kestirmemiz mümkün değildir. Gelecekte o koltuklara oturacak ve bu padişahlık yetkileriyle donatılmış, geçmişte az da olsa kötü örnekleri olan kimi siyasi ve bürokratlara ne kadar güvenebiliriz?

Kanun tasarısı, sermaye piyasası faaliyetlerinde sağlıklı işleyiş sağlayabilmek için bazı tedbirler getirmektedir. Bu tedbirler, temelde önemli ve yerinde olmakla birlikte, açık, net ve sınırları belli bir çerçeve çizmemektedir. Bu durum da, SPK’ya muğlak ve padişahlık yetkileri tanınması anlamına gelmektedir. Amaç ne kadar iyi niyetli olursa olsun kanunlarda yer alan muğlak ifadeler her kesimi olduğu gibi iş dünyasını da tedirgin edecektir. Şimdiki Sayın Bakan ile Sayın Başkanı dışarıda tutuyorum, ancak günün birinde bir yönetici gelir ve yasanın kendisine verdiği bu muğlak padişahlık yetkilerini kötüye kullanmak isteyebilir ki geçmişte maalesef benzer olaylara rastlanmıştır. Böyle bir durumda halka açık şirketler üzerinde terör estirebileceklerdir. Bu nedenle, yetkilerinin sınırının açık ve net bir şekilde tanımlanmasında fayda görülmektedir.

Yine, kurumsal yönetim ilkelerinin hayata geçirilmesi sürecinde, SPK’ya resen işlem yapma, süre tanınmaksızın yaptırım talebinde bulunma olanağı verilmesi maksadını aşacak bir sonuca fazlasıyla açıktır.

Bu konuda bir örneği cezaları düzenleyen kimi maddelerde vermek istiyorum. Hangi suçlar hangi cezayı gerektiriyorsa o suçlar tek tek, açık ve net olarak madde metinlerinde yer almalıdır. Madde metinlerinde açıkça suç sayılmayan hâllerde, muğlak ifadelerle suç yüklenilmesi doğru olmayacaktır. Nitekim, Türk Ceza Kanunu’nun 2’nci maddesi, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceğini ve güvenlik tedbirinin uygulanmayacağını öngörmektedir. Yine aynı maddede “İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.” hükmü yer almakta, kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağını öngörmektedir. Suç ve ceza içeren hükümlerin kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı maddenin gerekçesinde açıkça ifade edilmektedir. Şöyle ki: Kanunun amacına ilişkin maddesinde ifade edilen kişi hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınabilmesi için, hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin kanunda açıkça belirtilmesi gerektiğinin altı çizilmektedir.

Anayasa’mızda da ifade edilen ve evrensel nitelikteki “Kanunsuz suç ve ceza olmaz.” ilkesinin gereği olarak, suçların tanımlanması ve ceza hukuku yaptırımları koyma yetkisine sadece ve sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi sahiptir. Anayasa’mıza göre, yasama yetkisi devredilmesi mümkün olmayan bir yetkidir. Sanırım, AKP İktidarı, kendisi yetmiyormuş gibi bürokratlarını da padişah ilan etmek istemektedir. Tasarıda, muğlak ifadelerle SPK’ya gereğinden fazla yetkiler verilmektedir. AKP’nin kendisi de, bürokrasisi de padişah gibi davranacaktır. Yok, burada duralım! Bu ülkede kurallar vardır, bu ülkede hukuk vardır, hukukun üstünlüğü vardır.

Tasarının 4’üncü maddesi görüşülürken iktidar partisi tarafından verilen ve kabul edilen bir önerge ile bir teşebbüsün finansal kaynak sağlamak üzere her türlü vasıtayla genel bir çağrıda bulunarak, yapılmak istenen yatırıma para toplanması için izahname hazırlaması zorunlu kılınmakta ve bu konuya ilişkin Sermaye Piyasası Kuruluna yetki verilmektedir.

Açıktır ki bu düzenleme son dönemde yaygın bir şekilde karşımıza çıkan konut projesini tarif etmektedir. Böylelikle, halka açık olmayan şirketlere, başta konut sektöründe yeni bir projeyi satışa çıkaran şirketlere SPK denetimi getirilmektedir. Aslında, sözde, konut firmaları kontrol altına alınacak diye halka açık olmayan şirketlerin tamamı bu madde ile SPK denetimi altına alınmaktadır.

Konut sektörü ülke ekonomisinin lokomotiflerinden biri olmakla birlikte -Amerika Birleşik Devletleri, İspanya krizleri örneklerinde de görüldüğü üzere- ciddi sıkıntılar yaratmaya da aday bir sektördür. Nitekim ülkemizde konut ihtiyacı ile konut talebi birbirine karıştırılmakta, her geçen gün sayısı artan konut inşaatları, bittikten sonra ise alıcı bulamamaktadır.

Bu açıdan, sektörün içinde bulunduğu konum iyice analiz edilerek bu konudaki düzenleme daha kapsamlı ve daha sağlıklı bir şekilde yapılmalıdır. Ancak, bu kontrol ve tedbirlerin yeri Sermaye Piyasası Kanunu değildir. Konut sektöründe risk yönetimi bu şekilde yapılamayacaktır.

Bakınız, bu bağlamda bir önlem almak gerekir ise –ki bana göre gerekiyor- bunun yeri SPK Yasası değil. Bunun yerine 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da düzenlemeler yapılabilir ve yapılmalıdır da.

Ayrıca, diyelim ki yanlışta ısrar ediliyor ve bu kanuna da hüküm konularak görev SPK’ya veriliyor. Peki, SPK’nın kurumsal kapasite ve tecrübesi konut sektöründe böylesine önemli bir işlevi görmek için yeterli midir? Bence hayır. SPK, kendi görev alanına giren şirketlerle ilgili yeterince düzenleme ve denetleme görevini yapamazken kendi görev alanına girmeyen şirketler üzerinde söz sahibi olması tam anlamıyla açgözlülüktür. Buradaki amaç, SPK bürokratlarının görev alanının sınırlarını genişletme girişimidir. Ne yazık ki siyasiler de bu tuzağa düşmektedirler.

Böylesi önemli bir denetim için SPK’nın yeterli düzeyde yetkin ve hazır olduğu tartışmalıyken, izahname alan kuruluşlar bunu vatandaşın güvenini suistimal etmek için de kullanabilirler. Gazeteye verecekleri büyük ilanlarla SPK’dan onay almış konut projesi olarak kendisini lanse edecek, hatta SPK onaylı konut projesiyle ortaya çıkacak ve konut sektöründe yeni bir dolandırıcılığa yelken açacaktır. Bu son derece tehlikelidir. Nihayet tüm bu eleştiri ve tespitlerimiz üzerine konut sektörüne yönelik olarak düşünülen bu düzenlemenin esasında olmasa da şekline ilişkin bir değişiklik yapılarak izahnameye ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kuruluna bırakılmıştır.

Tasarının 126’ncı maddesiyle Sermaye Piyasası Kurulu yurt içinde gerekli görülen yerlerde Kurul kararıyla sermaye piyasaları açısından yoğun ilişki içinde bulunan ülkelerde Bakanlar Kurulu kararıyla temsilcilik açılabilir. Bu, tamamen israfa yol açacak bir maddedir.

133’üncü maddesinde, Kurul Başkan ve üyeleriyle personelinin hukuki ve cezai sorumluluğu düzenlenirken, alt komisyonda üçüncü kişilere zarar verilmesi durumu tasarı metninden ve dolayısıyla soruşturma kapsamından çıkarılmıştır. Bu son derece yanlıştır.

Tasarıda yer almayan, alt komisyon toplantısında da hiç bahsedilmeyen ancak üst komisyon aşamasında verilen bir önergeyle son anda tasarıya eklenen geçici 9’uncu madde başlı başına bir tasarı hüviyetini taşımaktadır. Bu maddeyle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası “Borsa İstanbul Anonim Şirketi” adı altında bir şirkete dönüştürülmektedir. Böylesine köklü bir düzenleme için başta Maliye Bakanlığı, Özelleştirme İdaresi, Adalet Bakanlığı olmak üzere ilgili hiçbir kurumun görüşü alınmamış, düzenleme, tabiri caizse karambole getirilmiştir. Borsa İstanbul Anonim Şirketi ve şirketin ortaklarıyla iştirakleri hakkında Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Devlet Memurları Kanunu, Sayıştay Kanunu, Kamu İhale Kanunu, Taşıt Kanunu, Kamu Konutları Kanunu, Basın İlan Kanunu gibi pek çok kanun, yani kısacası hiçbir kanun burada uygulanmayacaktır.

İMKB, İstanbul Altın Borsası ve İzmir’deki VOB Borsa İstanbul çatısı altında birleşecektir. Bu birleşmeye İstanbul Altın Borsası ve VOB istekli değil ancak ne çare, emir böyle gelmiş, böyle olacak. Yani, Altın Borsası ve VOB tarihe karışacaktır. Neden bu imtiyaz böylesine geniş alan, niçin? Kâğıt üzerinde şirketin yüzde 49’u hazineye ait olacak. Geri kalan hisselerden yüzde 4’ü İMKB’nin mevcut üyelerine, binde 3’ü İstanbul Altın Borsasının mevcut üyelerine bedelsiz, geri kalan paylarının bir kısmı gerektiğinde stratejik ortaklıklar kurulması karşılığında diğer borsalara ve sistem işleticilerine, Borsa İstanbul Şirketinin elinde pay kalması hâlinde de bu paylar hazineye bedelsiz intikal edecektir. Görüyorsunuz, Borsa İstanbul’un tamamı kamuya ait olacak ama şeklen yüzde 49’u hazineye ait gözükecek. Diğer hisseler de üç yıl içinde ona buna verilecek, buna rağmen şirketin elinde hisse kalırsa bunu da hazineye bedelsiz devredecek. Bu resmen, şirketi Sayıştay denetiminden kaçırma operasyonudur.

Şimdi, bu söylediklerime karşı diyecekler ki: “Efendim, yurt dışındaki yatırımcılara güven tesis edebilmemiz ve borsaya derinlik kazandırabilmek için devlete ait bir borsa değil, özel sektör görünümünde bir borsa izlenimini vermek istiyoruz.” Yok böyle bir şey. Bu, resmen İMKB’yi ele geçirme operasyonudur, gerisi hikâyedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; burada yapılmak istenen düzenleme yanlıştır. Aslında sermayesinin hemen hemen tamamına yakını kamuya ait fakat kâğıt üzerinde yüzde 49’u hazineye ait görünüyor. Hem yönetiminin tamamı sizde olacak, yönetimi dâhil her şeyi siz belirleyeceksiniz, sermaye sizden olacak ama adı kamuya ait şirket değil özel şirket olacak. Madem özel şirket, o zaman aynı maddede kotasyon ücretinden neden muaf tutuyorsunuz? İşinize geldiği zaman “Kamu şirketi değildir, özel şirkettir, Sayıştay denetlemesin.” diyorsunuz. Peki, madem özel şirket, neden kotasyon ücretinden muafı öngörüyorsunuz? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Bunu anlamak mümkün değildir.

Ümit ederim ki bu görüş ve tespitlerimiz dikkate alınır; hukuka uygun, çağdaş ve kapsamlı bir sermaye piyasası reformu hayata geçirilir. Tıpkı Türk Ticaret Kanunu’nda olduğu gibi, demokratik katılımcılık ve uzlaşmanın bir göstergesi olarak, iktidar ve muhalefet olarak el birliğiyle bu yasayı uzlaşı kültürü çerçevesinde çıkaralım.

Bu duygu ve düşüncelerle yasanın hayırlı ve uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 337 sıra sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’yla ilgili Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biliyoruz, sistemin üç partisinin Mecliste bu kanuna çok büyük itirazları yok. Bir sayfalık muhalefetlerinde “Bir iki rötuş yeter.” diyorlar ama bizim itirazımız var, Barış ve Demokrasi Partisinin, Emek, Özgürlük Blokunun, partimizin çok net itirazı var. Çünkü, emeğe karşı sermayeyi koruyan bu kanun öylesine bilinçli bir şekilde hazırlanmış ki krizlerin ardından adım adım faşizme giden yollar bir bakıma iyi niyet adımlarıyla örülmeye çalışılıyor.

Bakın, sizi şöyle bir tarih yolculuğuna çıkaracağım. Sermaye Piyasası Kurulunu kim kurdu? 12 Eylül darbesinin, Kenan Evren’in yaptığı ilk işlerden birisi budur; sene 82. Kim kurmuş? Darbeciler kurmuş. Hayırlı olsun. Bir kere başı bu. Ne yapmış? Pay, tahvil, finansman, bono, borçlanma araçları, yatırım fonları, menkul kıymetler, vadeli işlemler vesaire, iyi iş görmüş. Bu darbecilerin arkasında kim vardı? Başta Amerika, uluslararası sermaye vardı ve bu Kurulu kurduğu zaman generaller de, darbeciler ve iş birlikçileri de buradan paylarını aldılar ve ülkeyi sömürmeye başladılar ve emekçileri sömürmeye başladılar. İşte bunun devamı 24 Ocak kararlarından sonra 94 bunalımıdır. Bakın, dikkat edin, 94 bunalımı. 94 bunalımında Türkiye'nin ekonomisi allak bullak edilmiştir.

Bunun devamına gidelim. Halka açık anonim şirketlerden, sermaye şirketlerinden offshore’lara, banka düdüklemeye, banka hortumlamaya, 2001 yılına götürmüştür, 2001 yılına. Milyarlarca lira -100 milyar lira- hazineden vatandaşın vergisiyle bunlara ödenmiştir. Nereye gitti bu paralar? Daha dün, çok uzak değil, bu soygun, bu talan, bu sömürü düzeni, bu zulüm düzeni; vatandaşa yoksulluğu dayatan, yolsuzluğu dayatan bu yasak zihniyetinin ürünü değil mi? Şimdi döndük dolaştık, geldik 2008’e; dünyada finansal kriz, küresel kriz yaşandı ya, bankalar batmaya başladı ya, Türkiye’yi teğet geçmişti hani. 2011 yılında İMKB’nin kuralları belirlenmiş, daha yeni; Halka Arz Seferberliği Protokolü arkasından. Kasım 2012’de halka açılan şirket 25, halka arz 4.997 milyon TL değer üzerinden, halka arz geliri 4,5 milyar lira.

Şimdi, KOBİ’leri geçiyorum. Bir portföy yöneticiliği var. İstanbul Finans Merkezi kapsamında vergisel avantaj sağlayarak yabancı kuruluşlara “İstanbul’a gel, avantajın var, vergin düşük, stopajın yok, beleş, faiz bol, rant bol, kâr çok, gel.” diyorsunuz. E, gel de kimden gidecek bu para? Bu ülkenin değerlerini, servetlerini, bu halkın servetlerini bunlara mı açacağız?

Bakın arkadaşlar, vergi teşvikleri sonucu “Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı” da artmış, maşallah! Sonra, İMKB borsalarla ilgili, Kasım 2012 Vadeli İşlem Yönetmeliği çıkarmış, yine maşallah! Bakın, bu koca kütük gibi kanundan önce yapılanları sayıyorum. Sonra, hani KDV’si sıfır olan değerli madenler vardı -elmas gibi- onları biliyorsunuz. Forex -döviz, mal, kıymetli madenlere dayalı kaldıraçlı alım satım işlemleri- 2011’de canlanıyor. 18 aracı kurum faaliyette; Yatırımcı Eğitim Seferberliği İş Birliği Protokolü, Finans Eğitim Ulusal Stratejisi ve Eylem Planı taslağı hazırlanıyor. Avrupa Birliği demiş ya, ona getireceğim sizi... Sonra ESMA hayatımıza giriyor arkadaşlar, bu ESMA farklı bir ESMA, bunu iyi bilin. 2012 Avrupa Birliği Sermaye Piyasası Otoritesi’dir ESMA. Bize dedi ki: “Sermaye piyasası kanunu çıkarın.” Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, temel kanunlar, bu arada değişti ya geçen sene.

Şimdi, arkasından bakıyoruz, küresel adımları atıyoruz. Bakın, OECD’nin MENA, SEDAK’ın kuruluş forumu, ABD’nin Sermaye Piyasası Otoritesi SEC, IMF, EBRD, Dünya Bankası, IFSB… Onlardan ulusal akıl alıyoruz, uluslararası ilişkiler sürüyor.

Şimdi, biz İstanbul’u finans merkezi yapacağız; akıl vereceğiz, akıl satacağız. Akıl satacağımız ülkelerin size sayayım birkaçını: Kosova, Umman, Kırgızistan, Tanzanya, Moğolistan, Cezayir’e programlar yapıp biz de onlara akıl vereceğiz. Bu aklı verseniz ne olur, vermeseniz ne olur, Allah aşkına söyler misiniz, bu ülkelere. Bu ülkelerin tümünü toplasanız ne eder bu sermaye piyasasında? Bunun bir hesabını yaptınız mı? Bir dişteki çekirdeği doldurmaz biliyor musunuz, ayıptır bunları saymak.

Bakın, tabii ki bu SPK kanununa kolay gelmedik. Piyasa odaklı yatırımcıyı koruyan, vatandaşı sömüren, soyan soğana çeviren küresel iş birliğinin adıdır bu kanun arkadaş, küresel iş birliğinin bal gibi adıdır.

Şimdi geçiyorum.

Bağımsız Denetim Merkezi, TAKAS kurumları borsada anonim şirket, hepsi sermaye için. Hani, milyarlarla oynanacak, dizayn edilecek, üstelik bu kurumumuz, bu Sermaye Piyasası Kurulumuzun bütçesi 95 milyon 510 bin lira, yani milyarlarla oynayacak olan bu Sermaye Piyasası Kurulumuzun bütçesi bu sene bu kadar.

Şimdi, SPK’ya muğlak yetkiler, geniş yetkiler veriliyor. “Gibi işlemler” böyle bir kanun var mı arkadaşlar? “Gibi işlemler”, “gibi” ne demek söyler misiniz bana? Ekonomi kafası olanlar, ekonomi uzmanlarına söylüyorum; “gibi işlemler” nerede var, hangi sermaye piyasasında var?

Şimdi, dolandırıcılık Türk Ceza Kanunu’ndan, Türk Ticaret Kanunu’ndan alınıyor bu kanuna monte ediliyor.

Sonra, TOKİ buraya da dalıyor. Maşallah, bu TOKİ’nin girmediği bir yer yok arkadaş. TOKİ bu; sermaye piyasasına giriyor, araziye giriyor, millî eğitime giriyor, okullara giriyor, afete giriyor, ranta giriyor, şehirleşmeye giriyor. Zaten Sayın Bakan da burada maşallah! Yani niye burada Babacan yok? Allah aşkına, niye Maliye Bakanı yok? Burada Kalkınma Bakanı niye yok? Niye bakanlar yok burada, bana söyler misiniz?

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Geliyor, geliyor.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Geliyor mu? Hoş gelsin, beş gelsin de geç geliyor, yani geç geliyor.

Bakın, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığında makul şüphe nedir? Bana makul şüpheyi anlatabilecek bir babayiğit var mı burada? Çıksın ikna etsin, biz de size “evet” diyelim. Makul şüpheyi biz gibi hukukçulara anlatmanız için 10 ton fırın ekmeği yemeniz lazım, açık söylüyorum.

Şimdi, Borsa İstanbul AŞ, çok güzel bir şirket. Ben sizi biraz öteye getirmek istiyordum ama zaman sınırlı. Avrupa Birliği istemiş, eşleşme programı gereğince bu kanunu çıkarmamız gerekiyormuş. Arkadaşlar, Avrupa Birliği istemezse yemek yemeyecek misiniz, su içmeyecek misiniz, nefes almayacak mısınız? Ya, Avrupa Birliğinin her istediği doğru mudur? Doğruysa usulüne göre yapın, o da yok.

Bakın, size ilginç bir iki şey söyleyeyim: Takas kesinliği, sözleşme özgürlüğü, yatırımcının korunması, çerçeve sözleşmeler, yanlış ve yanıltıcı bilgiden doğan zararda illiyet bağı, halka arzlar öne çıkacak.

Arkadaşlar, şeffaflık, mesuliyet, orantılılık, tutarlık gibi konularda müdahalede bulunma gerçek anlamda öne çıkıyor. Faizler artacak, önemli değil; döviz kurlarında oynama olacak, önemli değil; enflasyon artacak, önemli değil; önemli olan, finansal sektörün sermaye piyasasındaki şirketlerle bankaların yapacağı nikâhtır. Katolik nikâhı yapacaksınız, bankaları da bu piyasanın içine sonuna kadar koyacaksınız, bu özel şirketlerin hepsinin üstüne de Borsa İstanbul AŞ özel şirketini kuracaksınız, aha bu Meclis denetlemesin. Yiyen yesin, götüren götürsün. Öyle değil mi? Öyle.

Şimdi, sadece bu değil. Bakın, bu kanunda ilginç bir tane madde var, incelediniz. “Gizli tanık” var bu kanunda, biliyor musunuz? Bu serbest piyasada işlenen suçlarda gizli tanık var. Arkadaşlar, gizli tanık varsa korkacaksınız. Artık, gizli tanık, yani etkin pişmanlık da var, etkin pişmanlık olan yerde gizli tanık var. Şimdi, gizli tanık karşınızda, kod adı “gizli tanık dolar”, kod adı “gizli dolar” yerine “euro”, kod adı “sterlin”, kod adı “lira”. Haydi buyurun, çıkın bakayım işin içinden! Kim kiminle kafa buluyor arkadaşlar ya? Kim kiminle dalga geçiyor? Yani burada yolsuzluk olacak, piyasada Merkez Bankasını sınırlayacaksınız, Sayıştayın denetimini kaldıracaksınız, stopajından tutun vergisine kadar avantaj sağlayacaksınız, kurumlar vergisini zaten yüzde 35’ten 20’ye indirmişsiniz, bir de teşvik babında İstanbul’u finans merkezi yapmak için ha bire teşvik vereceksiniz. Ya, Allah’tan korkun, işçiye de grev yasağı getiriyorsunuz, grev yasağı. Yani işçiye öyle bir grev yasağı getiriyorsunuz ki, bu sektörde bugüne kadar, bankacılık sektöründe, serbest piyasada, her alanda çalışan işçilerin tamamının bağlı olduğu bir sendikanın bütün haklarını ortadan kaldırıyorsunuz. Allah size akıl, izan versin ya. ILO milo sözleşmeler, attığınız, konuştuğunuz hepsi hikâye, yalandı. 12 Eylül referandumunda toplu sözleşmeli haklar getireceğiz diye meydanlarda dolaşıp oy topladınız, o da hepsi haramdır size. Aha, işte havacılık iş kolundan sonra serbest piyasa, finans sektörüne, banka sektörüne de grev yasağını getiriyorsunuz. Aha, bunun için kalsa bizden bir tek oy alamazsınız. Biz emekten yanayız, işçinin hakkının, hukukunun, örgütlenmesinden, sendikadan geçtiğini savunan bir partinin mensuplarıyız. Öyle, Başbakanınıza bakmayın, çıkıyor, televizyonda vır zır konuşuyor. Bakın, biz, bu politikayı bu Mecliste en iyi yapan partiyiz. En dinamik, en etkili politika yapan, hatta bu Meclisin tek demokratik ana muhalefet partisiyiz. Rahatsız eden bu. Allah’a şükür bizim dokunulmazlıklarımızın içinde finans merkezinden, serbest piyasadan, bankacılık sektöründen, ihaleden, sahtecilikten, hokkabazlıktan, hırsızlıktan, yemeden, yalandan, talandan bir tek fezlekemiz yok. Bunun için çok rahat konuşuruz, konuşma hukukunu kendimizde buluruz arkadaşlar.

Şimdi, size ilginç bir şey daha anlatmak istiyorum. Burada, bir iki şey, Fitch’in uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun notu var, yatırım bankası. Türkiye, yatırım yapılabilir ülke notunu aldı. İyi, kabul. Şimdi, Türkiye iyi bir liman. Güvenilir mi arkadaşlar? Güvenilir. Hukuk var mı? Var. Adalet var mı? Var. Özgürlükler var mı? Var. Refah? Maşallah. Trafik, İstanbul’da, maşallah, akıyor trafik. Sonra? Sonrasını en güzel National Geographic… Bu hafta, okuyun, herkese tavsiye ediyorum. Herkes bir tane dergi alsın ve Türkiye’ye gelen birisinin gizli kamerayla tarihî yerleri, Sultanahmet’i, Karaköy’ü, İstiklal Caddesi’ni gezerken başına gelenleri –bir anlatın- dinleyin. Ne kadar güvenli! Hani finans merkezi ya, hani çekecek ya paraları, oraya gelenler şirketlerini kuracaklar, o şirketlerde çalışanlar İstiklal Caddesi’nde dolaşacaklar, rahat rahat Eminönü’ne gidecekler, Sultanahmet’e gidecekler, şiş kebap yiyecekler, başlarına da bir iş gelmeyecek. Hiçbir şey gelmese 100 metrede bir kafalarına bir gaz bombası düşer maşallah İdris Naim Şahin bu ülkede olduktan sonra; kazara İstiklal Caddesi’ne, Taksim Meydanı’na gitse çukura düşer, tünelden çıkarsa kafasına gaz bombası düşer, trafiğe de düşerse trafikten üç saatten önce çıkamaz.

Şimdi, buradaki çıkan haberi ciddiye alacaksınız. Bu ülkede, eğer Rasmussen “Partriotlar benim kontrolümde.” diyorsa, eğer bu uluslararası sermaye piyasasına bir başka üst kuruluşlar, holdingler “Bizim emrimizde.” diyorsa siz de IMF’nin, Dünya Bankasının kontrolüne girdiniz demektir. Bunun başka izahı yok çünkü sermaye piyasası kontrolü AKP’de değildir, olamaz. İstanbul finans merkezi yapacaksınız, size fırsatlar doğar. Ne fırsatı doğar? İmar, talan, arsa. Maşallah, bildik isimler ihaleyi hemen kapmışlar. İsim vermem, reklam olur ama herkes biliyor. Şimdi, “Buradaki finans ve banka piyasasını tekelleştireceğim.” diyorsunuz, “Orta Doğu’da bahar var. Bu bahardan diktatörler düşecek. Diktatörlerin paraları var. Bu paralar İstanbul finans merkezine akacak; bu sıcak para, bu likidite, bu güvenli limanda duracak. Durmaz arkadaşlar. 10 Patriot değil 100 tane Patriot alsanız, Suriye’yle bu hâlde yaşarsanız, Enerji Bakanınızı uçakta, -havada- Erbil’e inmeden Kayseri’ye –memleketine- pastırma yemeye indiriyorsa El Maliki, sizin güvenli liman olma şansınız yoktur. Bunu kafanıza koyun. Eğer 3 tane füze patlarsa Türkiye’nin İstanbul’u da güvenli değildir, Ankara’sı da güvenli değil, İzmir’i de güvenli değil. Bunu kafanıza koyun. Bu Patriotlar, bu Kürecik’te kurulan kalkanlar, bunların hiçbirisi Türkiye’nin, bizim kara kaş kara gözümüz için gelmiyor ve 3 tane ajan, 3 tane bomba, 3 tane uçak sizin bütün hayallerinizi yerle bir eder ama bir vicdan sahibi olarak şunu söylerim: Sizin bunlardan aldığınız verginin aynısını işçiden de alın. Bakın, asgari ücret yapacaksınız. İşçiden 2 katını almayın, dolaylı vergilerin yüzde 80’ini emekçi halka yüklemeyin. Buralara gelecek bu para yerinde sayacak, yatırım olmayacak, istihdam olmayacak. Bu parayı, vergisini almazsanız bu para gidecek, bir füze patlamasında gidecek. Putin ne dedi? “Sizin Patriotlar eski.”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Rus ruleti oynamaya benzemez bu iş.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.(BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen Süreyya Sadi Bilgiç, Isparta Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum. Sermaye Piyasası Kanunu hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.

21’inci yüzyıl, dünya finans sisteminde hem büyüklükler hem de sermaye piyasası aracı çeşitliliği açısından çok önemli değişim ve gelişmelere sahne olmaktadır. Özellikle sermaye piyasası büyüklüklerini kıyaslamada kullanılan en önemli ölçütlerden biri olan borsa kapitilizasyonu, borsa işlem hacmi büyüklüğü gibi çeşitli kriterler dikkate alınarak bir değerlendirme yapıldığında, ülkemizin gelişmekte olan piyasalar arasında yer aldığı ve önemli bir gelişme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. 2008 yılından bu yana sürmekte olan küresel kriz ise küresel düzeyde gelişmiş sermaye piyasalarında önemli bir güven kaybına yol açarken gözlerin ülkemiz gibi gelişmekte olan piyasalara çevrilmesi sonucunu doğurmuştur. Türk ekonomisinde, son on yılda oluşan ekonomik istikrar ve yaşanan olumlu görüşmeler ile bu gelişmelerin devam edeceğine dair beklentiler hiç şüphesiz sermaye piyasalarımızın gelişme potansiyelini ortaya çıkarması için gerekli ekonomik ortamı sunmaktadır.

Önümüzdeki dönemde, sermaye piyasalarımızın hızla gelişme göstermesi ve dünya ile rekabet edebilir ve gereğince öncülük yapabilir boyuta gelmesi amaçlanmaktadır. Küresel kriz sonrasında, finans kurumlarının ve finansal piyasaların, düzenleyici kuruluşlar tarafından daha sıkı düzenlenmesi gerektiğine yönelik görüşlerin güçlendiği ve tüm dünyada bu yönde, reform niteliğinde düzenlemeler yapıldığı malumunuzdur. Temel olarak şeffaflığın teşvik edilmesi ve finansal sistem üzerinde risk oluşturan kurumların gözetimini arttıracak yeni düzenlemeler hedeflenmekte, ayrıca, kredi derecelendirme şirketleri, serbest fonlar ve karmaşık türev ürünlerin denetim ve gözetiminin nasıl olması gerektiği ve finansal kurumlarda risk yönetiminin nasıl ele alınması gerektiği hususları dikkate alınmaktadır.

Yeni bir sermaye piyasası kanununa başlıca 2 nedenden dolayı ihtiyaç duyulmaktadır: Öncelikle, 80 tarihli Sermaye Piyasası Kanunu, finansal piyasalar açısından sınırları belirli olan bir ortamda yürürlüğe konulmuştur. 92 ve 2000 yıllarında yapılan değişiklikler de genel olarak bu sınırlar çerçevesinde çizilmiştir. Dolayısıyla, sermaye piyasalarımızı küresel bir platformda ele almak, rekabetçi bir yapıya kavuşturmak ve çekim merkezi yapmak temel amaç olmamıştır. Bu yasa tasarısı ile bu eksikliğin giderilmesi hedeflenmektedir.

Ayrıca 2008 yılından bu yana yaşanmakta olan finansal kriz, bir yandan finansal piyasaların düzenlenmesine ilişkin olarak yeni standartlar ortaya koymaktayken, diğer yandan da bizim gibi ciddi gelişme potansiyeli bulunan ülkeler açısından tarihî fırsatlar sunmaktadır. Yaşanan olumlu ekonomik gelişmeleri, küresel rekabet şartlarını istikrarlı hâle getirebilmek, hukuki altyapının da bu yönde geliştirilmesini gerektirmektedir. Dünyada sermaye piyasasıyla ilgili düzenlemelerde bu hızlı değişiklikler yaşanırken ülkemiz sermaye piyasası mevzuatı da bu gelişmelere ayak uydurmak zorundadır. Bu yasa tasarısıyla, sermaye piyasalarımız global bir platformda ele alınarak bir yandan yeni standartlara uyum sağlanmakta, diğer taraftan da gelişmiş hukuki normlar sayesinde uluslararası bir çekim merkezi olma konusunda önemli adımlar atılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüz dünyasında ticari hayatı ve finansal piyasaları düzenleyen kanunlara saf hukuki metinler olarak bakmak yanlıştır. Kanunlar, piyasalar ve düzenlenen sektörlere ilişkin bilinçli tercihleri gerçekleştirme, hayata geçirme amacına hizmet etmektedirler. Bu özellik, tasarının çeşitli yerlerinde de kendisini göstermektedir. Örnek olursa, nominal değerin altında pay ihracının mümkün kılınması, paylarının nominal değeri olmayan yatırım ortaklıklarının kuruluşunun düzenlenmesi, yatırım fonlarının sadece portföy yönetim şirketleri tarafından kurulabilecek olması bunlardan sadece birkaçıdır. Buralarda piyasa gerçekleri ve ihtiyaçları ön planda tutulmuştur.

Tasarı hazırlanırken esas alınan temel yaklaşımların başında, Sermaye Piyasası Kanunu’nun piyasa düzenleyici bir metin olduğu ve bu çerçevede her zaman ihraççıyı, menkul kıymet yatırımcısını ve piyasa işleyişini bir arada ele alma gereği gelmektedir. Bu anlayışla hazırlanan tasarı genelinde muhafaza edilmek istenen iki husus bulunmaktadır: Bunlardan birincisi, yeni kanunun zaman zaman detaya girse de aslında bir çerçeve kanun olarak kalması gerekliliğidir. İkincisi ise, piyasalara gerekli olan esnekliğin sağlanmasını teminen ikincil düzenleme yapma yetkisinin düzenleyici otoriteye verilmesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; taslak, özellikle kurumsal yönetim anlamında dikkate değer açılımlar getirmektedir. Kurula, piyasa büyüklüğü, halka açıklık oranı, içinde bulunduğu sektörün finansal istikrar ve stratejik bakımdan önemi gibi çeşitli niteliklerine göre kurumsal yönetim ilkelerini tamamen veya kısmen uygulanmayı zorunlu tutma yetkisi getirmesidir. Ayrıca kurula, zorunlu ilkelere uyulmaması durumunda işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti veya iptali için ihtiyati tedbir isteme, dava açma, açılan davada uyum zorunluluğunun yerine getirilmesi sonucunu doğuracak şekilde karar alınmasını isteme yetkileri vermiştir. Bu kapsamda kâr payı ve bağışlara, pay geri alımlarına, önemli nitelikteki işlemlere, genel kurul toplantılarına çağrılma usullerine, genel kurula ilişkin nisaplara, önemli nitelikteki işlemlere ilişkin kararların alındığı genel kurullara katılarak olumsuz oy veren veya genel kurula katılım veya davet yönünden usulsüzlük yapıldığını ileri süren pay sahiplerine paylarını belirli şartlar dâhilinde ve adil bir fiyat üzerinden şirkete satma hakkı veren ortaklıktan ayrılma hakkına, halka açık ortaklıklarda gönüllü ya da önemli nitelikteki işlemler nedeniyle pay alımları teklifine, ortaklıktan çıkarma ve satma hakkına ilişkin önemli düzenlemeler getirilmiştir.

Yeni Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı hazırlanırken her ne kadar farklı perspektiflere sahip olsalar da 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile uyum içerisinde olunmasının önem arz ettiği göz önünde bulundurulmuştur. Bu çerçevede, yeni Türk Ticaret Kanunu ile ticaret hukukumuza getirilen köklü değişiklikler her iki kanunun düzenledikleri alanların kendilerine has özelliklerinden kaynaklanan farklılıklar saklı kalmak kaydıyla dikkate alınmıştır.

Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nda halka açık şirketlerin ve sermaye piyasası kurumlarının kendilerine has özelliklerinin gerektirdiği noktalarda yeni Türk Ticaret Kanunu hükümlerini tamamlayıcı nitelikte hükümler getirilmiştir.

Yapılan değişikliklere genel hatlarıyla bakıldığında, yapılan değişikliklerin temel olarak; “yatırımcıların korunması, sermaye piyasası araçları ile ihraççılar, finansal raporlama, bağımsız denetim, derecelendirme ve değerleme, sermaye piyasası fiyatları, aracılar ve öz düzenleyici kuruluşlar, kurumsal yatırımcılar, denetim ve piyasa suçları ile yaptırımları” başlıkları altında sıralandığı söylenebilir.

Tasarıyla yatırımcıların korunması konusunda, mevcut kanunda yer alan hassasiyet geliştirilmiş, piyasanın işleyişi ve gereklilikleriyle yatırımcıların korunması arasındaki denge gözetilerek özellikle imtiyazlı paylar ve yatırımcı tazmini hususlarında bazı yeni düzenlemelere gidilmiştir.

Yine tasarı ile sermaye piyasalarının temel aktörlerinden olan ihraççılar ile ihraç edilen araçlar hususunda köklü değişikler gerçekleştirilmektedir. Sermaye piyasası alanında meydana gelen ciddi gelişmeler ile sermaye piyasası araçlarında yaşanan çeşitlilik tasarının yaklaşımına da yansımıştır. Sermaye piyasası araçlarının tanımı, mevcut durumda muhtemel yetki karmaşasının önüne geçilmesi amacıyla uluslararası düzenleme yaklaşımlarına da paralel olarak türev araçları da içerecek şekilde genişletilmiştir.

İhraççılara ilişkin en önemli değişikliklerden bir tanesi de kurul kaydına alınma sisteminin kaldırılması, yerine izahnamenin kurulca onaylanması uygulamasına geçilmesidir. İzahnamenin geçerlilik süresi kavramı da ilk kez ülkemiz mevzuatına kazandırılarak ek ve değişikliklerin onaylanması ve ilanı koşuluyla aynı izahnameye dayanarak on iki ay boyunca ihraç yapılabileceği hususu da düzenlenmiştir.

Yatırım kararı açısından son derece önemli bir doküman olan izahnamede yer alan yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerden kaynaklanan sorumluluk esası da belgenin önemi çerçevesinde genişletilerek belirginleştirilmiştir. Bu amaca paralel olarak kamuyu aydınlatma belgeleri ayrı bir kavram olarak mevzuatta ilk kez düzenlenmiştir.

Bununla birlikte, genel olarak yanlış, yanıltıcı ve eksik bilgilerin yer aldığı kamuyu aydınlatma belgelerine dayanarak işlem yapan yatırımcıların tazminat hakları ile sorumluların kurtuluş karineleri belirlenmiştir. Tüm bunlar yapılırken yatırımcı güveninin oluşturulması ile bilgiden doğan sorumlulukların belirlenmesi açısından dengeli bir yaklaşım benimsenmeye çalışılmıştır.

Diğer bir önemli düzenleme de ortaklıklara, halka açık ortaklık statüsüne kavuştuktan sonra en geç iki yıl içinde işlem görmek için borsaya başvurma zorunluluğu getirilmesidir.

Yine tasarıyla kamuya açıklama yapma yükümlülüğünün kapsamı genişletilmiş ve bu suretle kamunun daha etkin bir şekilde aydınlatılması da amaçlanmıştır.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; finansal raporlama ve bağımsız denetime ilişkin mevcut kanundaki hükümler, yeni Türk Ticaret Kanunu ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de yer alan hükümler çerçevesinde de yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda finansal tablo ve raporların Türkiye Muhasebe Standartları çerçevesinde kurulca belirlenen standartlara uygun olarak hazırlanması ve sunulması düzenlenmektedir. Yine bu tablo ve raporların gerçeğe uygunluğu ile doğruluğundan ihraççı ile kusurları ve durumunun gereklerine göre yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olacağı ve finansal tablo ve raporların kabulüne ve ilanına ilişkin prensipler kanunda açıkça düzenlenmiştir.

Sermaye piyasası alanının önemli aktörleri olan aracılar açısından tasarıyla yapılan değişiklikler, temel olarak mevcut kanunda yer alan kurum bazlı düzenleme yerine faaliyet bazlı düzenlemeyi getirmektedir. Menkul kıymetlerin teminata konu olması hususu da uluslararası özel hukuka ilişkin UNIDROIT düzenlemeleri kapsamında tasarıda yer almakta olup yapılan düzenleme ile teminat verenin ve teminat alanın hakları korunmuştur.

Merkezî takas kurumlarının düzenleme, denetim ve gözetimine ilişkin hukuki altyapı oluşturulmuş, merkezî takas uygulamasında olduğu üzere merkezî karşı taraf hizmeti sunacak kuruluşların da öncelikle merkezî karşı taraf rolünü üstlenecekleri sermaye piyasası araçlarının belirlenmesi, kuruluşları, faaliyet esasları ve tabi olacakları kurallar düzenleme, gözetim ve denetim altına alınmıştır.

Sermaye piyasasında gerçekleşen işlemlere ilişkin bilgilerin depolanması amacıyla mevzuatta ilk kez veri depolama kuruluşlarına yönelik olarak düzenleme yapılmış, ayrıca yeni Türk Ticaret Kanunu ve piyasanın ihtiyaçları çerçevesinde sermaye piyasasının bileşenlerinden biri hâline gelen Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ’nin kaydileştirme faaliyetine ek olarak yapacağı faaliyetler de düzenlenmiştir.

Merkezî takas, merkezî karşı taraf, veri depoları ve merkezî kayıt gibi yeni ve iyileştirilen kurumsal yapılarıyla sistematik risklerin daha yakından gözetilmesi, millî ekonomi için tehlike oluşturmalarının engellenmesi hedeflenmektedir. Ayrıca tasarıyla uluslararası uygulamalara paralel olarak ilk kez finansal piyasalarda gerçekleştirilen işlemlerin takasının sonlandırılması garanti altına alınarak, bu hususa ilişkin altyapı oluşturulmuştur. Bu kapsamda takasın sonlandırılmasında özellikle takas kurumlarına bırakılan teminatların kullanılacağı hususu da dikkate alındığında söz konusu teminatlar haciz, rehin ve benzeri hukuki uygulamalara karşı koruma altına alınmıştır.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere borsalar sermaye piyasasının işleyişinde vazgeçilemez birer aktör konumundadırlar. Baştan başa yenilenen ve gelişmekte olan bir ülkeyi gelişmiş piyasalar arasına taşıma amacını taşıyan bu tasarıda ilk kez borsaların anonim şirket olarak kurulmalarına ilişkin altyapı oluşturulmuştur. Bu düzenleme ülkemiz borsalarının bu rekabet ortamında daha etkin şekilde çalışmalarını sağlayacaktır.

Diğer yandan “piyasa işleticisi” kavramı tasarı kapsamında ilk kez düzenlenerek kimi yurt dışı uygulamalarda görülen şekilde borsaların bir holding çatısı altında faaliyet göstermeleri durumunda sadece borsaların değil aynı zamanda holdingin de kamu tarafından yetkilendirilmesi amacıyla madde ihdas edilmiştir.

Bilindiği üzere, ülkemizin ekonomik büyümesi için büyük önem arz eden tasarrufların teşvik edilmesini sağlayacak önemli unsurlardan bir tanesi kurumsal yatırımcılardır. Nitekim yurt dışı örneklerde de görüldüğü gibi etkin ve bağımsız çalışan kurumsal yatırımcılar piyasada nitelikli ve farklı ürünlerin yer almasına katkıda bulunmakta ve kısa vadeli yatırım anlayışını değiştirerek sermaye piyasalarının fiyat istikrarına kavuşmasına yardım etmektedir.

Bireysel emeklilik sisteminde son yaptığımız düzenlemelerde amaçladığımız gibi sermaye piyasalarında kurumsal yatırımcılar aracılığıyla güven ortamının tesis edilmesi ve yeni yatırımcıların sermaye piyasalarına katılımının sağlanması tasarruf oranının artmasına pozitif yönde katkı sağlayacaktır.

Bu anlayışla tasarıyla kurumsal yatırımcılar sektörünün daha rekabetçi bir yapıya kavuşması ve ilişkili finansal kuruluşlardan bağımsız hareket etmesine yönelik düzenlemeler getirilmektedir. Bu kapsamda yapılan en önemli değişiklik yatırım fonlarının sadece portföy yönetim şirketleri tarafından kurulmasına yönelik düzenlemedir. Bu değişiklikle fon yönetiminde uzmanlaşmış kurumlar bu sektörün gelişmesine katkıda bulunacaklardır. Öte yandan sektör şartlarının değerlendirilmesi neticesinde portföy yönetim şirketlerinin fon yönetimi dışında bireysel ve tüzel kişilere yatırım yönetimi hizmeti vermesine devam etmesi önünde de herhangi bir engel yoktur. Bu sayede uzmanlaşmış kurumların piyasadaki etkinliğinin artacağı ve yatırım yönetiminde iyi ve kötünün ayırt edilebileceği daha etkin bir portföy yönetimi sektörünün oluşacağı kanaatindeyiz. Portföy yönetim şirketlerinin bir yandan fon kurucusu olabilmeleri diğer taraftan ise yatırım fonu katılma paylarının alım satımına aracılık edebilecek olmaları dağıtım kanallarına erişimi sınırlı fakat iyi yönetilen fonların da pazarlanmasını sağlayacaktır. Bu suretle portföy yöneticiliği sektöründe rekabet ortamının da önü açılmış olacaktır.

Yatırımcı güvenini temin etmek amacıyla yatırım fon ve ortaklıklarının portföylerindeki varlıkların muhafaza edilmesine yönelik tedbirler de alınmaktadır. Bu amaçla tasarıda kurumsal yatırımcıların varlıkları için saklama hizmeti tanımlanmakta, bunun yanında portföy saklama hizmetini yürütecek kuruluşların sorumlulukları da detaylı bir şekilde belirlenmektedir. Türk hukuku için yeni olan bir şirket türü olarak değişken sermayeli hisse yatırım ortaklığının düzenlenmesi yine kurumsal yatırımcılara ilişkin mevzuatta yapılan önemli bir değişikliktir.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıda piyasa denetimine ilişkin olarak da kapsamlı düzenlemeler yapılmıştır. Denetimin kapsamı genişletilerek Kurumun denetim yetkisini daha etkin olarak kullanması amaçlanmıştır. Ülkemiz bakımından önem arz eden izinsiz halka arz yoluyla halktan toplanan paraların iade edilme imkânı mevcut düzenlemelerde bulunmadığından sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulsa da para veren vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi mümkün olamamaktaydı. Tasarıda ilk kez kanuna aykırı ihraçlar ile toplanan paraların iadesi için usul ve esaslar öngörülmüştür. Ayrıca örtülü kazanç aktarımı yaptıkları tespit edilen şahısların aktardıkları tutarı şirkete iade etmeleri gereği açık olarak düzenlenmiştir.

İzinsiz sermaye piyasası faaliyetleriyle daha etkin mücadele etmek amacıyla da elektronik ortam üzerinden gerçekleştirilen izinsiz faaliyetlere ilişkin düzenlemeler yapılması, kanuna aykırı faaliyetlerle mücadele anlamında atılan önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bu şekilde İnternet aracılığıyla işlenen suçlarla daha etkin mücadele etmek ve yatırımcıların kötü, hüsnüniyetli şahıslarca istismar edilmesinin önüne geçmek mümkün olacaktır.

Düzenlemelerin etkinliği, etkili ve caydırıcı yaptırım düzeninin sağlanması amacıyla tasarıda piyasa suçları ve yaptırımıyla ilgili değişiklikler yapılmıştır. “Manipülasyon” olarak bilinen suç tipi “piyasa dolandırıcılığı”; “içeriden öğrenenlerin ticareti” olarak bilinen suç tipi ise “bilgi suistimali” adı altında kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Tasarıyla, ayrıca “İşleme dayalı piyasa dolandırıcılığında etkin pişmanlık” hükmü öngörülerek bu suçla elde edilen menfaatin yeniden ekonomiye kazandırılması da temin edilmiştir.

Tasarıda örtülü kazanç aktarımı, güveni kötüye kullanma suçu nitelikli hâl olarak belirlenmiş ve cezasının üç yıldan az olamayacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca örtülü kazanç aktarımı suçu bakımından aktif pişmanlık hükümlerine yer verilerek bu suçla elde edilen menfaatin yeniden ekonomiye kazandırılması da temin edilmiştir.

Tasarıda piyasa suçlarıyla ilgili olarak getirilen en önemli yeniliklerden biri Türk hukukunda ilk defa “piyasa bozucu eylem” şeklinde bir tanımlamanın yapılması ve bu konuda yeni bir maddenin de taslağa eklenmesidir.

Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; yeni kanun ile son ekonomik kriz sonrasında yaşanan gelişmeler de dikkate alınarak, mevcut sorunların aşılması, sermaye piyasalarına güvenin sağlanması ve piyasalarımızın uluslararası platformda hak ettiği konuma ulaşması amacıyla, yukarıda kısaca özetlemiş olduğum köklü değişiklikler yapılmıştır. Bu düzenlemeler, ülkemiz adına da önemli kazanımlar sağlayacaktır. Öncelikle, finansal piyasaların mevzuat açısından altyapısı artırılacak ve “İstanbul’un finans merkezi olması” yönündeki vizyona da önemli katkılarda bulunacaktır. Bunun yanında, yeni Sermaye Piyasası Kanunu, ülkemizin, başta yatırımcılar olmak üzere, tüm finansal aktörler açısından güvenli bir liman hâline getirilmesine katkı verecektir. Kanuni düzenlemelerin teknik altyapıyla desteklenmesiyle birlikte, ülkemizin bir çekim merkezi hâline gelmesi de desteklenmiş olacaktır.

Sözlerime burada son verirken, tasarının ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şahsı adına söz isteyen Alaattin Yüksel, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zorbalık, sadece, aydınları, gazetecileri, belediye başkanlarını, generalleri hapishanelere doldurmakla yapılmaz. Zorbalık, parasız eğitim isteyen öğrencileri coplayarak, tekmeleyerek ya da onlara sekiz yıl cezalar vererek de yapılmaz. Zorbalık, milletvekillerini zindanlarda yatırarak da olmaz. Zorbalık, Ergenekon davalarıyla, Balyoz davalarıyla, KCK davalarıyla da olmaz. Baskı ve zorbalık, “ileri demokrasi” adı altında, çağdaş yöntemlerle de yapılabilir yani AKP yasalarıyla da yapılabilir. Tüm bağımsız kurumları -Rekabet Kurumu, İMKB, BDDK, maliye, hepsi de çok  güçlü silahlar bunlar- yürütmenin kontrolüne alırsınız, sonra da istediğinizin üstüne salarsınız.

Hükûmet, baskıcı, zorba anlayışını hayatın her alanına yaymaya çalışıyor. Meclis gündemine getirdiği her yasa tasarısı öylesine esnek, nereye çeksen oraya giden, öylesine ağır, antidemokratik, güçlü yetkilerle donatılmış ki tüm kanunlar -kentsel dönüşüm gibi, 4+4+4 gibi, 2/B gibi, şimdi görüşmekte olduğumuz Sermaye Piyasası Kanunu gibi- bu Hükûmet elinde tehlikeli bir silaha dönüşebiliyor. Hükûmet, hatta tek tek bakanlıklar, toplumun değişik kesimlerini, taraf olmayanları bu silahlarla, bu yasalarla bertaraf edebilir.

Hükûmete bağlı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı en etkili kurumlardan birisidir. Özelleştirmediği, özelleştirmeyi hedeflediği birimleri daha yüksek fiyatlarla okutabilmek için akla mantığa sığmayan, züccaciye dükkânındaki fil misali düzenlemeler yapabiliyor. Örneğin, İzmir’de, kentin göbeğinde Alsancak Limanı’nı daha yüksek fiyatlardan özelleştirmek, yandaşlara yeni işler, yeni rantlar yaratmak amacıyla kentin göbeğinde, 98 bin metrekare Türkiye’nin en büyük alışveriş merkezini planlayabiliyor, 38 bin metrekare otel inşaatını düşünebiliyor, dükkânlar düşünebiliyor. İzmir’in trafiği felç olmuş, kentin trafiği felç olmuş, İstanbul’a dönüşmüş, umurunda değil Hükûmetin. İzmir’deki 400 bin esnafın işi zora girmiş, sıkıntıya girmiş, hiç umurunda değil.

Değerli milletvekilleri, bu yasa tasarısı hazırlanırken de aynı anlayışla davranılmıştır. “İstanbul’u finans merkezi yapacağız.” teraneleriyle tek başına para etmeyecek olan İMKB’yi Altın Borsasıyla birleştirerek, İzmir’in gözbebeği VOB’a zorla el koyarak yeni bir değer yaratma peşindeler. Bu değerin adı İstanbul Borsası Anonim Şirketi olacak. Bu tasarı, özelleştirme amaçlı hazırlanmış bir tasarıdır.

Değerli milletvekilleri, VOB, yani Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası İzmirlilerin yarattığı, İzmir’e ait bir değerdir. İzmir Ticaret Borsasının 2005 yılında yoğun çabaları sonucu kurulmuş, İzmir Ticaret Borsasının yüzde 17 ortaklığı, TOBB’un yüzde 25 ortaklığı, İMKB’nin yüzde 18 ortaklığı ve 8 önemli bankamızın küçük hisselerinden oluşmaktadır. Türkiye’nin ilk ve tek türev ürünler borsasıdır.

VOB, kısa sürede çok hızlı büyüyerek, bütün dünyada çok önemli bir kurum hâline gelmiş, önemli prestij kazanmış, güvenilir bir kurum hâline gelmiş, İzmir’i ve Türkiye’yi uluslararası sermaye piyasası alanında başarıyla temsil etmiştir.

VOB, ilk yıl 3 milyar TL olan işlem hacmini 2011 yılı sonunda 440 milyar TL’ye çıkarmış, VOB’un kısa süredeki bu başarısı bazılarının iştahını kabartmış olacak ki, Hükûmet, 2010 yılında İstanbul Finans Merkezi Projesi’yle İMKB, VOB ve İstanbul Altın Borsasını tek çatı altında toplamak üzere bir plan yapmıştır. Önce, İMKB’nin yönetimine egemen olmuştur Hükûmet, yönetim kurullarında daha fazla sayıda üye atayarak bir ölçüde bu kurumları devletleştirmiştir. İMKB’yi de devletleştirdikten sonra, başına da bir İzmirli getirmiştir ve İzmir’in değerini, VOB’u bir İzmirli eliyle yok etme planını yapmıştır. Bu değerli İMKB Başkanımız, İzmir Ticaret Borsasının 120’nci yıl dönümü kutlamalarında İzmir’de beraber olduğumuzda, bu Hükûmetin aslında bu konuda ne kadar kararlı olduğunu orada yaptığı açıklamalarla, bütün İzmir’in itirazlarına rağmen, bütün İzmir’in  karşı çıkmasına rağmen, bütün odalarının, iş dünyasının ve sivil toplum dünyasının, entelektüel dünyanın, hepsinin karşı çıkmasına rağmen, bu işin mutlaka olacağını söylemiş ve kendi çocuklarından örnek vererek “Yetiştirdiğiniz kızınızı evinizde saklayamazsınız, gelin bunu verin” demiştir. “Gönülsüz isek ne olacak?” dediğimizde de, kullandığı ifadelerle, bu işin zorla yapılacağını daha o günden bütün İzmirlilere hissettirmiştir.

Değerli arkadaşlar, bu tasarının sonuna -tasarıda aslında yokken, alt komisyonda yokken- komisyondaki görüşmeler sırasında verilen bir önergeyle bir çağrı maddesi eklenmiştir. 9’uncu maddede, geçici maddeyle çağrı maddesi eklenmiştir ve VOB’a, Borsa İstanbul AŞ’ye yüzde 5 hisse karşılığında teslim olması önerilmektedir. “Bu yüzde 5’i nereden buldunuz?” diye baktığımızda, İMKB Başkanı, yaptığı açıklamalarda, 4 ayrı değerleme şirketine “VOB, Altın Borsası ve İMKB’yi aynı çatı altında birleştirdiğimizde Borsa İstanbul’un değeri ne kadar olur?” diye sormuş, karşılığında “4 milyar TL olur.” yanıtını almıştır, İstinye’deki arazi hariç, yani yüzde 5’ini VOB’a verdiğiniz zaman 200 milyon TL yapar.

Tüm İzmir karşı çıkınca bu konuda zorlamalar başlamış. Baktılar ki gönüllü olmayacak, Türkiye’nin ilk ve tek türev borsası VOB varken, vadeli işlemler ve opsiyonlar SPK tarafından İMKB’ye verilmiştir, anlaşılır gibi değildir; bu, bir zorlamadır, VOB’u teslim olmaya zorlamaktır. VOB’un değerini düşürerek ucuza kapatma anlayışını İzmirliler olarak reddediyoruz. İMKB Başkanı, 21 Mayısta bir televizyon programında “VOB ile İMBK birleşirse işlem hacminin 4 katı artacağını belirtmiştir.” Yani, bu VOB eşittir 3 İMKB demenin bir itirafıdır aynı zamanda. VOB yönetimiyle hiçbir şekilde görüşme yapılmamıştır. Bu bir zor alımdır, bu bir gönülsüz teslim almadır, bu bir tecavüzdür değerli arkadaşlar.

Ve bizim, bu geçici maddelere gelindiğinde grup olarak vereceğimiz 2 önerge olacaktır. Yani teslim olmaktan başka çaresi yok çünkü VOB’un, İzmir’in, hiç olmazsa yüzde 5 yerine bu oranın yüzde 8’e çıkartılmasını ve VOB’da çalışan 76 değerli personelin de bir şekilde yeni Borsa İstanbul AŞ’de değerlendirilmesini talep edeceğiz.

Bu yaklaşımlar girişim özgürlüğüne ağır bir darbedir, bu yaklaşımlar İzmir düşmanlığıdır. Hükûmetin İzmir’e değer katma, İzmir’e hizmet etme palavralarını bir kenara bırakmasını istiyoruz. İzmir’e engel olmayın yeter, bizim değerlerimize el koymayın, gölge etmeyin yeter. Bu anlayışınızın yanıtını ilk seçimlerde İzmirlilerden de tüm Türkiye’den de alacaksınız, tüm zorbalar gibi tarihin çöplüğünde yerinizi alacaksınız diyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şahsı adına söz isteyen Recai Berber, Manisa Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Berber, “Tecavüz var.” diyor. Tecavüzcüyü bul, tecavüzcüyü! Sayın Berber, “Tecavüz var.” diyor, bak, bas bas bağırıyor, sataşma var.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen… Genel Kurula hiç yakışmıyor, lütfen sözlerinize dikkat edin, lütfen…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ama öyle söyledi efendim, Sayın Yüksel söyledi efendim.

RECAİ BERBER (Manisa) – Bu konuda Sayın Bakanımız gereken şeyi verecektir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Recai Bey, buna cevap ver.

BAŞKAN – Söz sahibine aittir efendim, söz sahibine aittir.

ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Sayın Başkan, genişletin lügatinizi. “Tecavüz” illa başka bir anlamda kullanılmaz.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Berber.

RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 337 sıra sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nın geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Dünyada yaşanmakta olan ve 1929 büyük ekonomik buhranından beri yaşanan en büyük finansal kriz olarak nitelenen bu yaşadığımız kriz süreci kısa zamanda reel sektörü de dünyada etkisi altına almıştır. Ülkemiz finans kesimi 2008 krizinden önemli ölçüde etkilenmeden çıkmıştır. Bunda da 2001 krizinden sonra o günkü hükûmetler ve hükûmetlerimiz döneminde finans sektörüne yönelik gerçekleştirilen reformlar sonucunda finans kuruluşlarımızın sağlıklı yapıda olmaları ve sıkı denetim ve gözetim altında bulunmaları etkili olmuştur.

Ülkemiz, gelişmekte olan ülkeler grubunda yer almakla birlikte, önümüzdeki dönemde gelişmiş ülkeler düzeyini yakalayabilmek açısından ekonomik istikrarın uzun yıllar devam ettirilmesi gerekecektir. Uzun vadede bu istikrarın devam ettirilmesi de hukuki altyapının günün şartlarına göre yenilenmesiyle mümkün olacaktır. Bu çerçevede, gerek 2008 krizi sonrasında dünya finans sistemindeki gelişmeler, gerekse ülkemiz koşullarında meydana gelen değişimler de Sermaye Piyasası Kanunu’nda kapsamlı bir değişiklik yapılması ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

Bu tasarı ile ülkemiz yepyeni bir Sermaye Piyasası Kanunu’na kavuşmaktadır. Bu yasa ile hem ülkemizde tasarrufların arttırılması hem de bu kaynakların ülke ekonomisi için en etkin şekilde kullanılmasında sermaye piyasalarımızın daha aktif bir rol üstlenmesi amaçlanmaktadır. Aynı zamanda sermaye piyasalarının gelişimi için ihtiyaç duyulan güven ortamını sağlayacak ve artıracak kapsamlı bir yasa oluşturulmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı neler getiriyor? Şimdi, getirilen yenilikler ve yapılan değişikliklerden bazılarına değinmek istiyorum. Tasarı ile yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi açısından sermaye piyasası alanında oldukça önemli bir fonksiyon üstlenen Yatırımcıları Koruma Fonu yerine bu fonksiyonu yürütmek üzere Yatırımcıları Tazmin Merkezi oluşturulmuş ve bu merkezce yapılacak tazminin kapsamı mevcut duruma nazaran genişletilmiştir. Öngörülen sistemde tedrici tasfiye öncesinde yatırımcıların tazminine ilişkin olarak bir ön ödeme aşaması getirilmekte olup yatırım kuruluşlarının mali yapılarının zayıfladığının tespiti hâlinde üç ay içerisinde kurul tarafından alınacak karar ile tazmin sürecinin başlatılacağı düzenlenmektedir.

Yine, mevcut kanunda 250 ortak olan halka arz olunmuş sayılma kriteri, tasarıyla 500’e çıkarılmış ve ortaklıkların halka açık ortaklık statüsüne kavuştuktan sonra en geç iki yıl içinde işlem görmek için borsaya başvurmak zorunda olduğu düzenlenmiştir. Diğer bir deyişle, artık, halka açık şirketlere borsaya kote olma zorunluluğu getirilmiştir. 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kurulun temettü oranı belirlemesi yerine halka açık ortaklıkların genel kurulları tarafından belirlenecek kâr dağıtım politikaları çerçevesinde kârlarını dağıtmaları uygulamasına geçilmiş ve böylelikle şirketlere finansal yapıları ve yatırım planlarına uygun hareket edebilme esnekliği sağlanmıştır. Söz konusu serbestinin kötüye kullanımını engellemek ve piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda karar alınabilmesini sağlamak amacıyla kurula sektör ve şirket bazında farklı esaslar belirleme yetkisi verilmiştir.

Halka açık ortaklıkların bağış ve yardım yapabilmesi için ise esas sözleşmede hüküm bulunması şartı getirilmiş olup, şirketlerin yatırımcıların bilgisi dâhilinde bağış ve yardım politikalarını belirlemeleri amaçlanmıştır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’yla getirilen anonim ortakların kendi paylarını iktisabına ilişkin düzenlemenin halka açık şirketler için uygulanmasında ortaya çıkabilecek olası sorunları bertaraf amacıyla tüm halka açık ortaklar için kurula pay geri alımlarına ilişkin düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

Halka açık ortaklıklar için birleşme, bölünme, borsa kotundan çıkma, önemli varlık devirleri gibi önemli nitelikteki işlemler sayılarak, bu işlemlerde uyulacak usul ve esasları belirleme yetkisi kurula verilmiştir. Bu işlemler gerçekleştirilirken kurulca belirlenen esaslara uyulmaması durumunda ise kurula idari para cezasının yanı sıra, işlemin iptali ve telafi edici tedbirler alma yetkileri verilmiştir.

Öte yandan, önemli nitelikteki işlemlere ilişkin kararların alındığı genel kurullara katılarak olumsuz oy veren veya genel kurula katılım veya davet yönünden usulsüz yapıldığını ileri süren pay sahiplerine paylarını belirli şartlar dâhilinde ve adil bir fiyat üzerinden şirkete satma hakkı veren “Ayrılma hakkı” kavramı düzenlenmiştir.

Daha önce tebliğ ile düzenlenen pay alım teklifine ilişkin esaslar kanuna taşınırken kurulun bu zorunluluğa uyulmaması durumunda uygulayabileceği yaptırımlar güçlendirilmiştir.

Yine, ilk kez, pay alım teklifi sonrası belirli bir pay oranına ulaşan ortaklara kalan azınlığı ortaklıktan çıkarma hakkı ile teklif sonrasında azınlık hâline gelen pay sahiplerine paylarını ortaklığa satma hakları getirilmiştir.

Ayrıca, halka açık şirketlerde yine üst üste beş yıl zarar eden ortaklıklarda yapılacak ilk genel kurul toplantısında imtiyazlarının kaldırılacağı hükmü hüküm altına alınmış, böylece imtiyaza sahip grupların diğer ortakların da menfaatine uygun davranmasının ve verimsiz yönetimlerin değiştirilerek şirketi daha iyi yönetecek kişilerin göreve gelmesinin sağlanması amaçlanmıştır.

Mevcut durumda yalnızca idari para cezası şeklinde olan cezai müeyyideye ek olarak ihtiyati tedbir niteliğinde olmak üzere oy haklarının dondurulması hükmü getirilmiştir.

Diğer taraftan, imtiyazları iptal edilen veya faaliyet izni kaldırılan ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi TMSF’ye geçen halka açık ortaklıklarda oluşan yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla kurula düzenleme yapma yetkisi verilmiştir.

Genel kurulun toplantıya çağırılma usulleri, ilgili süreler ve toplantı nisaplarının uygulanması esasları yeniden düzenlenmiş olup genel kurul toplantısına ilişkin ilan süresi üç haftaya çıkarılmıştır. Böylelikle, yatırımcıların genel kurul gündeminden daha önce haberdar olmaları ve genel kurula katılımlarının artması amaçlanmıştır.

Genel kurullara ilişkin yapılan en önemli değişiklik ise rüçhan haklarının kısıtlanması, sermaye azaltımı ve bu kanunda sayılan önemli nitelikteki işlemlere ilişkin genel kurul kararlarında aranacak karar nisabına ilişkin düzenlemelerdir. Ana sözleşmede bu konulardaki karar nisabına ilişkin bir hüküm bulunmaması hâlinde karar alınmasının nisabı ağırlaştırılmıştır.

Yönetim kurulu üyelerinin sermaye piyasası mevzuatına aykırı işlemleri sebebiyle ortaklığın katlanmak zorunda kaldığı idari para cezalarının ortaklığın sorumlu yönetim kurulu üyelerine rücu edilmesinin zorunlu olduğu düzenlenerek ortaklığın ve yatırımcıların mal varlıksal haklarının korunması ve kârın azaltılmasının engellenmesi amaçlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayrıca, tasarı ile mevcut Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliğinin yapısının revize edilmesi ve birliğin sadece aracı kurumların değil birçok sermaye piyasası kurumlarının temsiline imkân sağlayan bir yapıya dönüşümü bu alanda önem arz eden bir diğer yeniliktir.

Getirilen diğer bir yenilik de kurumsal yatırımcıların farklı finansal ürünlere yatırımını teşvik etmek ve hızlı değişen finansal piyasalarda esneklik sağlamak adına yatırım fonu ve ortaklıkların portföylerinde yer alabilecek varlıkların sınırlayıcı bir şekilde kanunda belirlenmesi uygulamasına son verilerek, yatırım yapılacak varlıkları belirleme konusunda Sermaye Piyasası Kurulumuza yetki verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, tasarıyla denetimin etkinliği de artırılmıştır ve bilgi ve belgelere ilişkin gizlilik şartlarını taşımayan personele veya yetkililere hapis cezası öngörülmüştür.

Tasarıyla, daha önce tebliğle düzenlenen kira sertifikası ve varlık kiralama şirketleri kavramlarıyla, bunlara ilişkin temel esaslar kanunda düzenlenmiştir.

Değerli arkadaşlar, İMKB’yle ilgili konulara değinmek istemiyorum, çünkü çok polemik konusu oldu. Türkiye'nin sermaye piyasalarının tek çatı altında toplanması, buna ürün borsası da dâhil olmak üzere borsaların tek çatı altında toplanması ve uluslararası çapta bir borsamızın olması kadar önemli bir konunun İzmir veya İstanbul polemiğine kurban edilmesi yanlıştır diye düşünüyoruz, çünkü İzmir’in de, Ankara’nın da, Türkiye'nin neresinde olursa olsun bütün değerlerin Türkiye'ye ait olduğuna ve bunun daha önemli, daha büyük değerler yaratmada katkı sağlayacağına biz de yürekten inanıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu kanunla birlikte, aynı zamanda yapılan düzenlemelerle, ülkemizin sermaye piyasaları ve ekonomisini daha da güçlendirecek ve insanımızın daha yüksek bir yaşam standardına kavuşmasına önemli katkı sağlayacağına ben yürekten inanıyorum.

Yeni Sermaye Piyasası Kanunu’muzun ülkemize ve insanımıza hayırlı olmasını diliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, şimdi yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Işık, buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bilindiği gibi izinsiz halka arz yöntemiyle birçok vatandaşımızın paraları bazı şirketler tarafından çarçur edildi ve ciddi mağduriyetler yaşandı. Bu izinsiz halka arz yöntemiyle vatandaşların paralarını toplayarak kaybolan ya da haklarında soruşturma açılmış şirketlerle ilgili mücadele ne aşamada? Bu mücadeleyle ilgili kaç vatandaşımıza parası iade edilebildi? Bu düzenlemede söz konusu vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik herhangi bir hüküm yer almakta mıdır veya alacak mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan, bir icat çıktı, yüzde 49 kamu payı. Bu şirketler halka açık, doğrudur. Bunların yönetim ve denetimini kamu atıyor. Özelleştirme atıyor, kamu atıyor çoğunu yani yüzde yüzünün… Halka açık… Kişilerin gelip yönetim seçmesine olanak yok, yüzde 49 blok oy ama bunları kamu denetimden kaçırıyoruz. Sayın Bakan, kamu, atadığı insanların hesabını onurluca vermeli. Eğer kamu, yönetim ve denetimini atıyorsa atadığı kişilerin yaptığını, halka açık şirket dahi olsa, yaptığı işlemlerin hesabını kamu denetimiyle halka vermeli. Sadece bir SPK denetimiyle, yetinmemeli. Bu nedenle, yüzde 49 da olsa, yönetim ve denetimini kamu atıyorsa bunların hesabını verecek misiniz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Aksi hâlde, kamu onurluca hesaptan kaçıyor demek, onurlu şekilde hesap vermiyor.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Sayın Kuşoğlu…

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, İMKB’deki yabancı yatırımcı sayısı ve tutar olarak  yüzdesi nedir? Onu öğrenmek istemiştim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Tanal.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Tasarı madde 58 “…fon adına taraf olunan benzer nitelikteki işlemlerde bulunmak haricinde teminat gösterilemez ve rehnedilemez.” “…kamu alacaklarının tahsili amacı da dâhil olmak üzere -yani özel şahıs alacakları da dâhil olmak üzere- haczedilemez, ihtiyati tedbir konulamaz ve iflas masasına dâhil edilemez.” şeklindedir.

Bu hükümler karşısında, Türkiye’de “Devlet malı haczedilemez.” hükmü gereğince, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde “Bu bir hak ihlalidir.” şeklinde Türkiye tazminata mahkûm oldu ve bu karar hâlâ yeni iken, Sayın Bakanlık bu kararı görmemezlikten mi geldi, haberi yok mudur? Burada da aynı zamanda bir mülkiyet hakkı ihlali yok mudur? Anayasa’nın eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmez mi? Borsayı neden böyle bir zırha bürüme ihtiyacı duyulmaktadır? Halka tanınmayan bu imtiyaz borsaya neden tanınıyor?

Teşekkür ediyorum.

Saygılar.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Köse…

TUFAN KÖSE (Çorum) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında tahtası kapatılan halka açık kaç tane şirket var? Bunlarla ilgili Bakanlığınızca yapılan herhangi bir çalışma var mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Özgündüz…

ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, önümüzdeki yıllarda İran’la ticaret hacmini 30 milyar dolara çıkarmak isterken, ABD’nin son baskısıyla İran’dan petrol alımını azaltıyorsunuz ve Rusya’yla 100 milyar dolarlık bir ticaret hacmi öngörüyorsunuz. Yine aynı zamanda Kuzey Irak Kürt Yönetimiyle, Barzani’yle de sıkı iş birliği içindesiniz. Hükûmetinizin yeni stratejisi Rusya ve Barzani eksenli midir? Patriot’ların gelmesiyle birlikte İran’la ticaret hacmini artırmayı bırakın, sıfırlamayı mı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Baluken…

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu kanun tasarısında özellikle bankacılık ve finans sektöründe çalışan emekçiler için bir grev yasağı getirildiğini görüyoruz. Bunun ILO’ya ve Avrupa Sosyal Şartı’na uygunluğu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bir de yabancı sermayeye bu kadar kıyak geçilen bir yasa tasarısında, emekçiler aleyhine olan böylesi bir düzenleme hakkındaki kişisel düşüncenizi merak ediyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Acar…

GÜRKUT ACAR (Antalya) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, Hükûmetin bir üyesi olarak soruyorum: Bu ilkokullardaki Kılık Kıyafet Yönetmeliği’yle, Anayasa’nın bu zengin-fakir ayrımını ortadan kaldıran eşitlik ilkesini ortadan kaldırdığınız gibi, laiklik ilkesini de ortadan kaldırdınız. Yönetmelikle karşı devrim mi yaptınız? Anayasa’ya aykırılığı görmüyor musunuz? Nasıl değerlendiriyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bayraktutan.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kamuoyunda 5084 sayılı yasa olarak bilinen Teşvik Yasası, 2004 yılında 36 ilde uygulanırken, daha sonra yapılan çalışmalar ile 13 il de buna eklenerek Teşvik Yasası’nda yer alan il sayısı 49’a ulaşmıştır.

Bugün, 5084 sayılı Yasa’nın uygulandığı illerde yatırıma ve istihdama sağlanan teşviklere rağmen işletmeler vergi, SSK ve diğer maliyet giderini karşılamakta zorlanmaktadırlar.

Teşvik Yasası’nın süresi, bilindiği üzere, 31.12.2012 tarihinde sona ermektedir. Bu süreyi uzatmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakan, bir zamanlar krallardı, tahtaların en önemli şirketleriydi, en yüksek değerli şirketleriydi, devlet el koydu. İnsanları devlet kandırmaz. Örneğin, Çukurova, Kepez, bunun gibi çok sayabilirim. Bu vatandaşlar ne yapsın? Eğer insanlara siz “Her gün prim yapıyor, her gün şöyle yapıyor…” Bir şekilde insanlar devlete güvenmiş, borsaya girmiş, borsadan hisse almış ama ertesi gün devlet el koyuyor, bu insanların kâğıtları -bunun gibi birkaç şirket daha var- sadece kâğıt oluyor, hiçbir şey kalmıyor. Acaba bunlar mağdur değil mi? Bu insanları devlet mağdur etmedi mi? Bu şirketlerin bir değeri yok muydu? Değeri devlete kaldı. Kişilerin borcu kişilerdense alın ama maalesef devlet insanları mağdur etti. Borsa mağdurlarına karşı mutlaka bir önlem almamız lazım. O mağdur insanların mağduriyetini giderecek misiniz Sayın Bakan?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Köse…

TUFAN KÖSE (Çorum) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, bu borsa başkanının hükûmetçe atanması serbest piyasa ekonomisinin ruhuna ne kadar uygundur? Hükûmete, sermayeye, serbest piyasada oluşan dengelere müdahale etme hakkı verdiği için çok sakıncası olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Sermaye Piyasası Kanun Tasarısı ile ilgili şimdiye kadarki hazırlık aşamasında tüm gruplarımızın vermiş oldukları katkı için özellikle teşekkür etmek istiyorum. Hem alt komisyon çalışmalarında hem komisyon çalışmalarında gerçekten yoğun bir ilgi oldu ve pek çok komisyon üyesinin de katkısıyla bu tasarı Genel Kurulun gündemine gelmiş oldu. Bu, bir bakıma, 1980’lerden bu yana yürürlükte olan, bir kanun hükmünde kararname ile yürüyen sermaye piyasamızı artık sağlam ve modern bir hukuki zemine kavuşturmuş olacak.

Şimdi, burada, öncelikle yönetim yapısı üzerinde durmak istiyorum. Yönetimde, biliyorsunuz, biz yüzde 49’unun hazine tarafından ama yine önemli bir yüzdesinin İMKB’nin kendisi tarafından hisselerinin sahibi olunması konusunda bir görüş oluşturduk kendi aramızda ve eğer isterlerse VOBAŞ hissedarları yüzde 5 oranında İMKB’ye, yeni adıyla Borsa İstanbul’a ortak olabilecekler. Aracı kuruluşlara ve Aracı Kuruluşları Birliğine de yine toplam yüzde 5’lik bir hisse vermiş oluyoruz. Altın borsası da yine yüzde 0,3 gibi küçük bir hissesiyle Borsa İstanbul hissedarlık yapısı içerisine girmiş oluyor. Ama bunun yanında, yönetim kurulunda hem özel sektör temsilcileri olacak hem kamu temsilcileri olacak. Biz ilk başlangıçta -tam rakamları şimdi arkadaşlar hazırlıyor ama- 11 kişilik yönetim kurulunun 6’sı kamu, 5’i özel gibi düşünüyoruz ama ileride bu Borsa İstanbul’un özel sektör payı arttıkça, halka açılışı yapıldıkça, bu yönetimin yapısı da kuşkusuz buna paralel olarak değişecek.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Efendim, ben borsadan bahsetmedim, başka şirketlerden bahsettim.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – İlk sorunuzda…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Evet, başka şirketlerden bahsettin, sadece borsa değil. Örneğin Türk Hava Yolları.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Ben onu “Borsa İstanbul” diye söylediğinizi düşünüyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Hayır, hayır sadece… Hepsi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Evet.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ben “Borsa İstanbul” demedim. Örneğin Türk Hava Yolları, hesap vermiyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Şimdi, şöyle: Halka açık şirketlerin en önemli özelliği ki Türk Hava Yolları örneğinden hareket edecek olursak…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Hayır, sadece Türk Hava Yolları değil.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – …aslında bunun alternatifi nedir? Yüzde 50’den fazlasının kamunun sahibi olmasıdır. Fakat, yüzde 51’inin halka açık olduğu şirketlerde çok ciddi bir piyasa denetimi ve piyasa gözetimi başlıyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, siz atıyorsunuz.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Şimdi, yüzde 51’lik hisseye sahip olan belki binlerce yatırımcı, bunların içerisinde yerliler var, uluslararası yatırımcılar var. Bunlar, aslında çok önemli bir otodenetim, otokontrol mekanizmasını da içinde barındıran bir sistem. Niye derseniz? E, milyarlarca dolar para bağlamışlar, bu şirket rantabl yönetiliyor mu, bir israf var mı, doğru kararlar alıyor mu, almıyor mu? Piyasa denetiminin çok güçlü bir denetim olduğuna inanıyoruz. Eğer bu konularda bir sıkıntı, bir problem varsa, zaten bu hisse senedi fiyatına anında yansıyor. Yani, ortaklar tarafından, özel sektör ortakları tarafından yapılan bir denetimin, aslında kamunun payını korumak açısından da etkin bir mekanizma olduğuna inanıyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Bakanım, hisse sahiplerinin bir denetim yetkisi yok.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Şimdi, aynı durum aslında Borsa İstanbul için de geçerli.

Bir başka soru: “Borsanın, İMKB’de işlem gören hisse senetlerinin ne kadarının yabancı yatırımcılar tarafından alındığı” sorusuydu. Şu anda yüzde 65,46’sı uluslararası yatırımcıların portföyünde görünüyor ama tabii bunun üzerinde bizim herhangi bir sınırımız, herhangi bir limitimiz ya da bir yönlendirmemiz söz konusu değil. Bu tamamen yine serbest piyasada alanlarla satanlar arasında oluşan bir rakam. Bu, zaman zaman bakıyoruz yüzde 60’ın altına geriliyor, zaman zaman daha yüksek rakamlara da gelebiliyor. Artık, işlemlerin ve alışverişin sonunda ortaya çıkan bir rakam.

Yabancı yatırımcı sayısına bakacak olursak da 7.300 kişi görüyoruz ve yabancı yatırımın piyasa değerinin de 131 milyar TL olduğunu görüyoruz.

Bu Çukurova, Kepez’le ilgili yine bir soru vardı. Değerli milletvekilleri, burada bizim bakış açımız şu: Devlet bugün mevduata güvence vermiş durumda. Nasıl bir güvence? Banka başı, kişi başı 50 bin liraya kadar tasarruf mevduatı devlet güvencesi altında. Bununla ilgili de biz TMSF kanalıyla prim topluyoruz, sigorta primi topluyoruz; ileride, hani, Allah korusun, olur da bir banka sıkıntıya girerse o bankaya tasarruf mevduatı yatıran kişilerin mevduatının 50 bin liraya kadar korunması için ama borsa yatırımlarıyla ilgili devletin böyle bir güvencesi yok. Yani borsada yatırım yapanlar için, şu olmaz, bu olmaz, en az şu kadarı devletin garantisi altındadır, devlet borsaya yatırım yapanın yatırdığı parayı korur, gibi böyle bir devlet güvencesi söz konusu değil; bankalar için 50 bin liraya kadar söz konusu ama borsada böyle bir şey söz konusu değil. Dolayısıyla, bir bakıma, hisse senedi alanlar yani o şirkete ortak olanlar, artısıyla eksisiyle, riskleriyle geliriyle, her şeyiyle ortak oluyorlar. Uzan grubunun sahip olduğu o kuruluşlara ortak olmak için girenler, o kuruluşun hissesini alanlar da Uzanların, bir bakıma, her türlü iş yapma riskini de üstlenmiş oluyorlar; aynı grup, İmar Bankasıyla ilgili yapmış oldukları ortada. Dolayısıyla, borsaya yatırım yapanların en önemli dikkat edeceği husus, kime ortak oluyorlar, hangi şirkete ortak oluyorlar, yatırım yapıyorlar, buna dikkat etmek.

Tabii ki Sermaye Piyasası Kurulumuzun yetkileri var, düzenleme yetkileri var, denetleme yetkileri var, bu yetkileri de etkin bir şekilde kuşkusuz kullanmalı, özellikle küçük yatırımcı açısından ama bu, küçük yatırımcıyı her türlü zarardan koruma anlamına da gelmiyor. Halka açık şirket düzgün çalışıyor mu, kurallara uyuyor mu, Sermaye Piyasası Kurulunun ilkelerine, prensiplerine, mevzuatına uygun hareket ediyor mu, bu açıdan denetleniyor. Ama, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemelerine uygun hareket ettiği hâlde, tamamen ticari kaynaklı ya da uygulama kaynaklı risklerin gerçekleşmesi durumunda da kuşkusuz, ortaklar, bunu hisseleri oranında -bu riskleri- paylaşmış oluyorlar.

Ayrıca, yine bu ÇEAŞ’la alakalı, yargı organlarımız ve AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) bu konuda yapılan uygulamaların hukuka uygun olduğuna dair kararı da vermiş durumda.

MAHMUT TANAL (İstanbul) - Daha kurulmadı ki bizde uygun olsun. Öyle bir şey yok, şu anki düzenlemede böyle bir hüküm yok. Nasıl olur?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) - Ayrıca, bu tahtası kapanan şirket sayısıyla ilgili eğer rakamlar hazırsa hemen söyleyelim, yoksa daha sonra yazılı olarak cevap verelim.

Şu ana kadar işlem sırası kapanmış 44 tane şirket var. Bunların bir kısmının faaliyetleri iflasları sebebiyle imkânsız hâle gelmiş durumda. TMSF’nin el koyduğu bankalar nedeniyle ortaklık hakları TMSF’ye geçen şirketlerin de işlem sırası kapanmış durumda. Lisansları iptal edilen Aktaş, Çukurova ve Kepez ise faaliyetleri durduğu için işlem sırası kapanmış durumda.

İzinsiz halka arzla ilgili, şu ana kadar 66 şirketle ilgili suç duyurusu var. Mal varlıklarına tedbir isteme ve bilgilendirme toplantıları yapılmış durumda ama para iadesine ilişkin, kanunda öngörülen herhangi bir husus yok. Yani bu yine ticari bir risk; izinsiz halka arzla parasını yatıranlar, artık, hem kârıyla hem de bir bakıma zararıyla, her türlü, artısına eksisine, kârına zararına ortak olmuş oluyorlar.

Yine, son zamanda, biliyorsunuz, bu kuruluşlardan bazıları -sizler de takip ettiniz- 2 tane holding İMKB’de artık kote oldu. Bu hisselere de likidite kazandırıldı. Mağdurların tazminat taleplerine ilişkin mahkeme süreçleri de devam ediyor. Dolayısıyla, bir tazminat söz konusu olacaksa mahkemelerin kararı hâlinde bu şirketlerin kendileri tarafından bunlar karşılanmış olacak.

Borsada işlem yapan toplam şirket sayısı şu anda 404.

Mesela, bu deminki yönetim kurulu yapısında, bizim tasarımız şöyle: Aracı kuruluşlardan 1, Sermaye Piyasaları Birliğinden 1, Odalar Birliğinden 1 ve nihayetinde halka açık paylardan da 6 yönetim kurulu üyesi olmuş olacak.

Enerjiyle ilgili bir konu vardı.

Değerli milletvekilleri, bizim enerji politikamız şu: Enerjide öncelikle arz güvenliği son derece önemli çünkü, biliyorsunuz, en pahalı enerji olmayan enerji. Dolayısıyla, biz, arz güvenliğini temin edebilmek için mümkün olduğunca kaynakları çeşitlendirmek istiyoruz; bu hem petrol için geçerli hem doğal gaz için geçerli. Doğal gazı şu anda biz Rusya’dan alıyoruz, İran’dan alıyoruz, Cezayir’den “LNG” şeklinde alıyoruz. Ama, Kuzey Irak’ta da, biliyorsunuz, çok zengin doğal gaz kaynaklarının olduğu tespit edilmiş durumda, hem petrol konusunda hem de doğal gaz konusunda Kuzey Irak’la görüşmeler devam ediyor.

Grev yasağından bahsedildi. Bu, dünyada da olan bir uygulama. Bazı çok kritik sektörlerde grev yasağı, sadece bize özel değil, dünyada da, Avrupa Birliğinde de olan bir konu. Yani, Türkiye olarak biz bunu Avrupa Birliği müktesebatının dışında yapmıyoruz. Çünkü, eğer 1 tane borsanız varsa, düşünün ki bu borsanın grev sebebiyle kapatıldığını, bunun toplam ekonomiye maliyeti çok çok yüksek olacaktır. Dolayısıyla, borsada çalışmak isteyenlerin, bankalarda çalışmak isteyenlerin, Türk Hava Yollarında çalışmak isteyenlerin, bir bakıma, baştan bu şirketlere girerken burada bir grev uygulamasının olmadığını bilerek girmeleri lazım. Eğer grev uygulaması konusuna çok önem veriyorlarsa, o zaman grev uygulamasının olabildiği bir yerde çalışmayı da kuşkusuz tercih edebilirler.

UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) – Sayın Bakan, teşvikte süreyi uzatacak mısınız?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – 5084’e geliyorum ben şimdi. 5084, biliyorsunuz, 2004 yılında uygulanmaya başlayan bir teşvik sistemi ve yatırımdan öte, aslında bir işletme teşviki formatı var 5084’ün. 49 ilde uyguluyoruz. Ancak, bu 49 ilin tespiti, biliyorsunuz, bizim ta 2003 sosyoekonomik gelişmişlik endeksine göre tespit edilmiş bir 49 il. Bugün biz artık yepyeni bir teşvik sistemine geçmiş durumdayız. Sosyoekonomik gelişmişlik endeksleri bütün illerin yeniden hesapladı, 6 bölgeye uygulandı. Şimdi, bizim ta 2003’teki endekse göre kurgulanmış bir teşvik sistemini -49 ili- bugün aynen devam ettirmemiz, yeni kurduğumuz teşvik sistemiyle ciddi bir çelişki oluşturacak. Bunun devam edip etmemesi konusunda bir çalışma var şu anda. Ama, burada, ben beklentileri fazla yükseltmek istemiyorum. 5084’ün belki kısmen, belki şekil değiştirerek devamı söz konusu olabilir ya da tamamen, 5084, 31 Aralık 2012’de sona erdi de diyebiliriz. Bununla ilgili, şu anda, Ekonomi Bakanlığımız başta olmak üzere, ilgili kurumlarımız çalışmakta.

Sanırım cevap vermediğim soru kalmadı. Eğer atladığım bir şey varsa hatırlatabilirsiniz bana.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – İzinsiz halka arz…

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Onu söyledim.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…

BAŞKAN - Bitti soru-cevap işlemi, oturunuz yerinize.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, ben özür dilerim…

BAŞKAN – Sayın Tanal, yok böyle bir usul ama söz vereceğim, buyurun. Lütfen yani!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bakın, Sayın Bakan bilgiyi…

BAŞKAN – Soru-cevap işlemi tamamlandı, süre tamam.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Soru-cevap anlamında değil.

BAŞKAN – Oturun yerinize de vereyim, tamam, anladım.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli Bakan, bu cümleyi size söylemek istemezdim ama herhâlde size verilen bilgi yanlış bir bilgi. Siz o yanlış bilgi nedeniyle dediniz ki: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, mülkiyet hakkının ihlaliyle ilgili bu şekildeki düzenlememiz ona uygundur, başvurulmuştur, reddedilmiştir.” Türkiye’de, bakın, böyle bir yasal düzenleme yok. Siz, ilk olarak böyle bir düzenlemeyle alacaklarına haciz konulamayacağını… Ayrı bir muafiyet tanıyorsunuz; bu, mülkiyet hakkının ihlalidir. Diyorum ki: “Devlet malı haczedilemez.” ibaresinden dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitti, 2011’de devlet buna tazminata mahkûm oldu. Bu anlamda -daha bu yeni bir kanun ama- size yanlış bilgi verdiler. Lütfen, bunu düzeltmenizi istirham ederim.

Saygılar.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, 1’inci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

1’inci bölüm 1 ila 30’uncu maddeleri kapsamaktadır.

1’inci bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 337 sıra sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 1’inci bölümü üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Her ülke için ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği finansal büyüme ve istikrarın devamlılığını gerektirmekte, bu da finansal sistemin kurumsal yapısının yeterince güçlü ve dinamik, sermaye piyasalarının ise yeterince derin ve likit olmasıyla mümkün olabilmektedir. Bu sağlanamadığı takdirde, uluslararası dalgalanmalar sonucu ortaya çıkan krizler karşısında sorunlar yaşanabilmektedir. Dolayısıyla, finansal sistemin bankacılık ağırlıklı işlemesinden kaynaklanan kırılganlık ve riskler, ancak sermaye piyasasının, gelişmesiyle azaltılabilir. Bu açıdan, Türk sermaye piyasasının güçlü bir kurumsal organizasyon yapısı içinde, piyasaların daha derin ve likit hâle geldiği, yatırımcı sayısı ve kompozisyonu ile finansal araç çeşitliliğinin arttığı bir noktaya ulaşarak gelişmiş ülke sermaye piyasaları içindeki yerini alması ekonomimiz açısından büyük önem arz etmektedir.

Bugün, Türk sermaye piyasasının bazı temel sorunları bulunmaktadır. Sermaye piyasamızın en başta gelen yapısal sorunu, yatırımcı sayısı yetersizliğidir. Ülkemizde, sermaye piyasasında en önemli yatırım aracı kuşkusuz hisse senetleridir. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre ülkemizde hisse senedi sahibi olan yerli gerçek kişi sayısı sadece 1 milyon 86 bin kişidir. Bunun da 872.535’ini hisse senedi portföyü 10 bin liranın altında olan ve toplam portföy değerinin ancak yüzde 3’üne sahip olan yatırımcılar oluşturmaktadır. 10 bin lira ve daha üzerinde portföy sahibi olan yatırımcı sayısı ise sadece 213.866 kişidir. Yatırımcı sayısındaki yetersizliğin nedenlerinden biri yatırımcı haklarının yetersizliği ve bunun zedelediği güven sorunudur. Geçmişte yaşanan sorunların da etkisiyle hâlen, sermaye piyasasına olan güvensizlik konusu giderilebilmiş değildir.

Sermaye piyasamızın bir başka sorunu da finansal okuryazarlık oranımızın oldukça düşük olmasıdır. Finansal okuryazar düşüklüğünün kamu ve özel sektör uzmanlarında, hatta akademi dünyasında da mevcut olduğunu araştırmalar göstermektedir. O sebeple, sermaye piyasalarını geliştirmek ve derinleştirmek sadece teknik çalışmalarla, yasal düzenlemelerle başarılabilecek bir hedef olarak görülmemeli, aynı zamanda, sermaye piyasasının halk ve piyasa aktörleri arasında hak ettiği itibara ulaşabilmesi amacıyla mümkün olan tüm platformlarda bir tanıtım ve imaj yenilemesi çalışması da yapılmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Türk sermaye piyasasını olumsuz etkileyen asıl belirleyici unsur ülkemizde yurt içi tasarrufların yetersizliği ve giderek daha da yetersiz hâle gelmiş olmasıdır. On yıl önce Türkiye’de, yüzde 20’ler seviyesindeyken dahi “yetersiz” dediğimiz yurt içi tasarruflar şimdi 13’lere kadar gerilemiş durumdadır. Bu nedenle, AKP iktidarının uyguladığı ekonomi politikaları sonucu tüketim toplumu hâline getirilmiş ülkemizde tasarrufları artırmak sadece sermaye piyasasının meselesi değil, Türk ekonomisinin çözümlenmesi gereken en önemli sorunu konumundadır. AKP iktidarının bugüne kadar uyguladığı ekonomi politikasının üretim perspektifi olmamış, üretim yerine tüketim, tasarruf yerine borçlanma teşvik edilmiştir. Tasarrufların düzeyi AKP iktidarı döneminde sürekli olarak düşmüş olup 2011 yılında cumhuriyet tarihimizin en düşük tasarruf oranı ile karşılaşılmıştır. Hane halkı tasarruf oranı da 2007 yılında yüzde 12,2 iken 2011 yılı itibarıyla yüzde 7,5 düzeyine inmiştir ancak yüzde 20’lik gelir dilimlerine göre alt üç gelir grubunun yani hane halkının yüzde 60’ının tasarrufunun negatif konumlu olduğu, en yüksek gelire sahip iki gruptaki, özellikle de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik gruptaki hane halkının tasarruf edebildiği Merkez Bankası finansal istikrar raporlarından görülmektedir.

Vatandaşın geliri geçimini sağlamaya yetmiyorsa nasıl tasarruf edecek? AKP Hükûmeti vatandaşta tasarruf edecek hâl bırakmamıştır. Devletin resmî rakamları ve raporlar da bu durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun 28 Eylül 2012 tarihinde açıklanan sürdürülebilir kalkınma göstergeleriyle ilgili verilere göre, ülkemizde 2011 yılı itibarıyla yoksulluk ya da maddi yoksunluk riski altındaki nüfusun oranı yüzde 62,5 olup bu durumda nüfusumuzun yaklaşık olarak üçte 2’si yoksulluk riski altındadır. Çok daha vahimi, TÜİK tarafından yapılan hesaplamaya göre şiddetli maddi yoksunluk içinde bulunan kişi sayısı 43 milyon 286 bin kişidir. Bu sayı nüfusumuzun yüzde 60,4’üne karşılık gelmekte olup bugün her 5 kişiden 3 kişinin şiddetli maddi yoksunluk içinde bulunduğunu göstermektedir. Aylık geliri yetmeyen vatandaşımız, geçimini borçla sağlamaya çalışmaktadır. Vatandaşlarımız banka tüketici kredilerine veya kredi kartlarına yüklenmiş ve toplam borçları 249 milyar lirayı aşmıştır. Tüketici kredisi ve kredi kartı borçları toplamı 2002 yılına göre tam 39 kat artmıştır. Gelecek yıllardaki gelirlerini şimdiden tüketen vatandaşlarımızın geleceği ipotek altına alınmıştır.

Merkez Bankasının finansal istikrar raporlarına göre, 2002 yılında 144 milyar lira olan hane halkı harcanabilir geliri 2012 yılı Eylül ayı itibarıyla 591 milyar liraya yükselmiştir. Buna karşılık, 2002 yılında 6,7 milyar olan hane halkı yükümlülüğü 2012 yılı Eylül ayı itibarıyla 284,4 milyar liraya ulaşmıştır. Dolayısıyla, AKP iktidarı boyunca hane halkı harcanabilir geliri 4,1 kat artarken, hane halkı yükümlülüğü tam 42,5 kat artmıştır. Vatandaşın faiz ödemeleri de 12 kat artmıştır. 2002 yılında yüzde 4,7 olan hane halkı yükümlülüğünün hane halkı harcanabilir gelirine oranı 2012 Eylül ayı itibarıyla yüzde 48,1 oranına ulaşmıştır yani vatandaşın 100 liralık gelirinin yarıya yakını, 48 lira 10 kuruşu borca gider hâle gelmiştir. AKP’nin on yıllık icraatının özeti bu; vatandaş gırtlağına kadar borçlu hâle getirilmiştir. Dolayısıyla, günlük gıda tüketimlerini bile kredi kartıyla 8 taksitle alabilen vatandaş nasıl hisse senedi alabilecek? Ekmek bulamıyorlarsa hisse senedi alsınlar mı diyorsunuz?

Yurt içi tasarrufların bugünkü düzeyiyle, vatandaşımızın bugünkü borçluluk hâliyle sermaye piyasamızda yatırımcı sayısını artırabilmek, sermaye piyasasına yeterli derinlik kazandırabilmek mümkün değildir. Tasarrufu artıracak, bunun için de öncelikle üretimi artıracak, vatandaşın gelirini artıracak önlemlerin alınması gerekmektedir. AKP iktidarı döneminde büyüme hızı yıllık ortalama yüzde 5,3 olmasına rağmen, nüfusun eğitim düzeyi ve yaşam standartları çok düşük durumdadır. Eğer bu ekonomik büyümeye rağmen, TÜİK verilerine göre hâlâ nüfusun yüzde 65’inin lise düzeyinde bile eğitimi yoksa, yüzde 40’ının çatısı akıyor ve ısınma sorunu varsa, yüzde 60’ı iyi beslenemiyorsa, yüzde 80’i eskiyen mobilyalarını yenileyemiyorsa, bu durum, ekonomi politikalarının gözden geçirilmesi gerektiğini, hatta geç bile kalındığını ifade etmektedir. Kişi başına düşen millî gelirimiz 10 bin doların üzerinde olduğu hâlde neden herkesin bu gelirden faydalanamadığı iyice analiz edilmeli ve gerekli tedbirler mutlaka alınmalıdır. Herhâlde ekonomik büyümeyi sadece sıcak para sahipleri para kazansın, borsaya yatırım yapanlar para kaybetmesinler diye istemiyorsunuzdur.

Ben tasarının hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum, sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Bülent Kuşoğlu, Ankara Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sıra sayısı 337 olan Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’yla ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biliyorsunuz, ekonomi çok karmaşık milyonlarca olaydan oluşuyor, karmaşık bir süreçtir. Ekonomiyi tahlil etmek zordur, sıkıntılıdır. Ekonomi içerisinde de sermaye piyasası, finans dünyası çok önemli bir yer tutar. Sermaye sektörü âdeta ekonominin kanıdır, canıdır, ona hayatiyet kazandıran sektördür. Böyle bir benzetme yapabiliriz. Bizde de tabii ki finans sektörü, sermaye piyasaları çok önemli. Bizim ekonomimiz, biliyorsunuz, geri kalmış bir ekonomi, sıkıntılı bir ekonomi. Bu çarpık ekonomi içerisinde, sermaye piyasalarına, finans sektörüne çok önemli görevler düşüyor. Özellikle son 10 yıl içerisinde dünyada sermaye piyasalarında çok önemli gelişmeler oldu; finans piyasalarında hem enstrüman yönünden, çeşitlilik yönünden hem miktar yönünden çok büyük gelişmeler oldu. Bunun sonucu olarak ve bunun iyi düzenlenmemesi sonucu olarak da 2008’de olduğu gibi, en yapısal, en derin ekonomik krizle karşı karşıya kaldık.

2000 yılında -bazı rakamlar vereceğim, bu rakamlar gerekçede de var- dünyada 4,7 trilyon dolar olan yabancı sermaye akımları 2007’de 10,9; 11 trilyon dolara ulaşıyor. Bu, dünya için oldukça büyük bir gelişme, çok hızlı bir gelişme. Yine, yabancı yatırımcıların başka ülkelerdeki varlıkları toplamı 1990’da 9,6 trilyon dolarken, 10 kat artarak bu 2007’de 96 trilyon dolara ulaşıyor. Müthiş bir rakam, dünya tarihinde görülmemiş bir rakam. Türkiye bu nakit bolluğundan maalesef yeterince yararlanamadı. Tabii ki bize de bunun çok olumlu etkileri oldu, Türkiye de bu nakit bolluğundan yararlandı ama yeterince yararlanamadı ve Türkiye bu nakit bolluğundan çok büyük maliyetler karşılığında ancak yararlanabildi, çok büyük bedeller ödedi. Biliyorsunuz, bizde faizler de yüksek olduğu için, bize son 10 yıl içerisinde çok büyük maliyetleri olan bir noktada kaldı ve bizim sermaye piyasamız 2010 rakamları ile 197 milyon dolarlık borsa kapitalizasyonuyla Malezya ve Endonezya gibi ülkelerin gerisinde kaldı. Yine, faaliyet hacmi açısından da oldukça geride kalındı, çünkü Türkiye’nin maalesef tasarrufları yetersizdi, sıkıntılıydı. Birçok açıdan yetersiz kaldı, geri kaldı.

Biraz önce söylediğim gibi, sermaye piyasalarımızın eksik kalmasının en önemli sebebi, ekonomimizin durumu; ekonomimizin geri kalmış olması, çarpık yapısı ve gelişme düzeyinin düşüklüğü. Bu böyle olmakla beraber, mevzuatımızda da sermaye ve finans piyasası alanında önemli eksiklikler vardı. Dünyadaki yeni finansal enstrümanları yeterince kavrayamayan bir finansal yapımız, sermaye piyasamız vardı fakat dünyaya açık olan insan kaynaklarımızla, insan yapımızla mümkün olduğunca da bunları kavramaya çalışıyorduk. Şimdi, Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’yla bütün bu eksiklikleri gidermeye çalışan bir hedefimiz var. Önemli ölçüde ilgili bürokratlar, teknisyenler tarafından hazırlanan bu kanun tasarısıyla, bu eksiklikler, mevzuattaki bu eksiklikler önemli ölçüde giderilmiş olacak.

Komisyonda da biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu konuda önemli ölçüde destek vermeye çalıştık, mümkün olduğunca bu konuda gördüğümüz eksiklikleri gidermeye çalıştık. Güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum, belli bir yere kadar. Fakat tüm bu desteğimize rağmen bazı konularda yine de eksiklikler var, onları özellikle sizlere belirtmek istiyorum. Mesela, şu konuyu çok önemli görüyorum, Komisyonda da görüşmedik: Sermaye piyasalarında fon yönetimi çok önemli bir konudur değerli arkadaşlarım, sermaye piyasalarında fon yönetimi çok önemli bir konudur. Sermaye piyasaları konusunda da yeni bir döneme giriyoruz dünyada. Biliyorsunuz, Bireysel Emeklilik Kanunu geçen dönem burada Meclisimizden geçti, kabul edildi. Bireysel Emeklilik Kanunu’yla ilgili olarak da aşağı yukarı on küsur yıllık bir uygulama döneminin sonunda ilk emeklileri önümüzdeki yıllarda vermeye başlayacağız.

Bireysel Emeklilik Kanunu da fon yönetimi gerektiren bir kanun. Bireysel emeklilik fonlarının iyi bir şekilde değerlendirilmeleri gerekiyor. Bireysel emeklilik fonları şimdiye kadar hazine kâğıtlarına ve İMKB’ye oldukça önemli tutarda yatırımlar yaptılar ama bu dönemde, bireysel emeklilik fonlarının hazine kâğıtlarına yaptığı yatırımlar, enflasyonu da hesaba katarsak, oldukça düşük kaldı. İMKB yatırımları daha iyi idi bireysel emeklilik fonlarının. Onun için bu dönemde özellikle bireysel emeklilik fonlarının İMKB’ye yönelmesi kaçınılmaz, yani böyle bir durum söz konusu olabilir, dolayısıyla bireysel emeklilik fonları hazine kâğıtlarından daha fazla olarak -bu bireysel emeklilik fonuna yatırım yapan kişilerin de tercihine bağlı önemli ölçüde- İMKB’ye kayabilir, sermaye piyasasına kayabilir. Biliyorsunuz, bizim İMKB’miz de önemli ölçüde yabancıların elinde.

Demin sordum, Sayın Bakan da herhâlde yazılı olarak cevap vereceğini söyledi.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ  BABACAN (Ankara) –  “Yüzde 62.” dedim ben.

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Yüzde 62 mi dediniz? Kaçırmışım, Sayın Bakan. Yüzde 62 oranında yabancıların elinde.

Şimdi, bu dönemde yabancılar ellerindeki fonları boşaltabilirler, buna dikkat etmemiz lazım, yani ellerindeki portföyleri boşaltabilir, bizim bireysel emeklilikten bu tarafa geçmek isteyen, hazine kâğıdından İMKB’ye geçmek isteyenlere satabilirler. Bu konunun Türkiye için çok önemli bir konu olduğunu, hassas bir konu olduğunu düşünüyorum. Bu konuyla ilgili olan tarafların bu konuda hassasiyet göstermesini özellikle rica ediyorum, gerektiğini düşünüyorum.

Bir diğer konu da Komisyonda tasarı olarak gelmediği hâlde daha sonradan bir ek maddeyle, geçici madde 9’la getirilen Borsa İstanbul Anonim Şirketi. Şimdi, bu konu yeterince tartışılmadı, Komisyonda yeterince bu konuyu tartışmadık. Borsa İstanbul’un anonim şirket şeklinde kurulması bence tartışılması gereken bir konu. Anonim şirket şeklinde kurulmasının ötesinde, bu anonim şirketin yüzde 51’inin özel sektörde bulunması, bu özel sektör kuruluşlarının kimler olacağının, nasıl olacağının belirlenmesi de ayrı bir tartışma konusu. Bunları yeterince tartışmadan Genel Kurula getirdik, burada çok önemli bir eksiğimiz var. Bu konuları bence çok daha fazla tartışmalıydık, alt komisyonda daha fazla değerlendirmeliydik, ondan sonra buraya gelmeliydi. Bu konuların özellikle düzelmesi gerekiyor.

Yine, bu konuyla ilgili, Komisyona sonradan gelen bu geçici 9’uncu madde aslında ayrı bir kanun olarak düzenlenmesi gereken, başlı başına bir kanun olarak düzenlenmesi gereken hükümler ihtiva ediyor. Detaylarının yeterince tartışılması lazım.

Mesela TOKİ’ye 1.600 dönüme yakın İstinye’de arazi devri söz konusu, İMKB’ye ait arazilerin TOKİ’ye devri söz konusu. Bu konunun da yeterince tartışılmadığına inanıyorum, bunun da düzeltilmesi gerekiyor.

Yine, geçici 9 içerisinde 8’inci fıkra “Borsa İstanbul Anonim Şirketi yönetim kurulu başkanı en yüksek icra amiri sıfatıyla şirketi sevke, idareye ve tek başına temsile ve ilzama yetkilidir.” diyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) – Bu konunun da düzeltilmesi gerekenler arasında olduğuna inanıyorum.

Diğer konuları da söz aldığımda dile getireceğim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Adil Kurt, Hakkâri Milletvekili.

BDP GRUBU ADINA ADİL KURT (Hakkâri) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tasarının 1’inci bölümü üzerine partimiz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi selamlıyorum.

Tabii, bu tasarının ayrıntılarına girmek, teferruatları üzerinde durmak, bizce çok mantıklı değildir. Bir bütün olarak bu sistemin algısına karşı durduğumuz için, içindeki düzenlemesinin yani “Şurası düzgün, şurası yanlış, şurası şöyle olmuş, burası bu şekilde olsa.” demenin bir anlamı yok bizim açımızdan çünkü her hâlükârda reel ekonominin önüne set koyan, insanların sermayesini üretime dönük yatırıma teşvik yerine paranın parayla değişimini ve paranın parayla değişimi sonucunda elde edilen kârı konuşmanın, bu piyasa düzenlemesi üzerinde fazla değerlendirme yapmanın bu açıdan  bakıldığı zaman bizce bir anlamı yok.

Dolayısıyla da ağırlıklı olarak benim üzerinde duracağım konu şu: Şimdi, bir devlet aygıtı kumar oynatır mı oynatmaz mı, kumar oynamanın argümanlarını kanunla düzenler mi düzenlemez mi, buna bakmak gerekiyor. Siz adına ne koyarsanız koyun, bu, kumar sistemidir. Mevcutta getirdiğiniz bu düzenleme, bütün dünya açısından da bu böyledir, kapitalist ekonominin bir hastalığıdır. Bu şekilde sermayeyi üretimden uzaklaştırıp paranın parayla değişimi sonucunda elde edilen kâr. Masa başında oynanan kumarla borsada bilgisayar başında oynanan bu kumar arasında hiçbir fark göremezsiniz.

Şöyle bir havuz düşünün, o havuzu bir yerden besleyeceksiniz ki bir aktarım yapabilesiniz. Şimdi, özellikle halka açık arz şirketleri, vesaire pek çok argüman geliştiriliyor ama tamamı, işin özcesi bir havuzu belirli musluklarla dolduruyorsunuz, belirli aktarım borularıyla da boşaltıyorsunuz ama bu sistemin sürekli belli bir döngü içerisinde kalabilmesi için, gelen suyla tahliye olan suyun eşit olması gerekir. Sadece eşitlik burada: Az birikmişi olan dar gelirli grupları bir şekilde bu kumara, bu havuza dâhil edip birilerini de bu sistem aracılığıyla daha fazla zengin etmek. Sormak istiyorum: Hakikaten, bugüne kadar bu sistemde zengin olan orta gelirli bir yatırımcı var mıdır? Türkiye’de yaklaşık otuz yıldır uygulanan bu sistem kimi zengin edebilmiştir, hangi dar gelirli vatandaşı bu halka açık arz şirketleri aracılığıyla zengin edebilmiştir, sermayesini beş kuruş artırabilmiştir? Bir tek örnek gösteremezsiniz ama öbür tarafta milyarder sayısı, dolar milyarderleri sayısı her gün biraz daha artıyor.

Bu düzenlemenin bugün açısından, bu dönem açısından hemen gündeme getirilmiş olmasının bir başka esprisi daha var: Şimdi, biliyorsunuz, dünyada esasında bu büyük kumarın oynandığı 2-3 önemli merkez vardır. Bu merkezlerin bir tanesi Amerika, bir tanesi İngiltere, bir tanesi Uzak Asya sermayesi. Sadece Amerika ve İngiltere’de dönen bu sermaye, dünyada piyasada dönen sermayenin yüzde 50’sinden fazlasına tekabül ediyor ama biz bu yasa aracılığıyla, hedef koyduğumuz dünyadaki bu sermaye piyasası içerisindeki sadece yüzde 3’lük bölümüne hitap etme gayreti içerisindeyiz. Esasında da Rusya’ya, Rus borsasına, Rus sermaye piyasasına rakip olabilir miyiz, olamaz mıyız gayreti var burada. Sadece bu yıl içerisinde Rusya piyasasına giren sıcak para 74 milyar dolar civarındadır. Pastanın bu diliminden biz biraz daha fazla pay alır mıyız gayreti var burada. Bu gayreti geliştirirken de bazı temel riskleri göze alıyoruz. Temel risklerden bir tanesi…

Şimdi, değerli arkadaşlar, uluslararası sermaye piyasasında dolaşan ve büyük masada ağırlıklı olarak kendine yer bulamayan spekülatör sermayeden söz ediyoruz, spekülatörlerden söz ediyoruz. Büyük masada… Hangi masada koltuk boşalırsa oraya oturan ve oradan ne koparırsa kaçan sermaye diliminden söz ediyoruz. Rusya’nın bu şekilde tercih nedeni olması da anlaşılırdır. Şimdi, bu spekülatörleri Türkiye’ye çekmeye çalışıyorsunuz. Bakın, Kafkaslarda kadife devrimleri size anımsatmak isterim. Bu spekülatörlerin ülke yönetimlerine ne şekilde müdahale edebildiklerini sizlere anımsatmak isterim. Önümüzdeki tasarıda alabildiğine kapı açılıyor. Ayrıntılı incelediğinizde de… Şimdi, başlangıçta kapıyı çok açtığınızı görüyorsunuz, farkındasınız; devamında da, yavaş yavaş bu kapıları nasıl biraz daha kapatır duruma gelip, biraz daha emniyet supapları oluşturma gayretini görürsünüz bu tasarının içerisinde ve nihayetinde getirmişsiniz, bir tekel oluşturmuşsunuz. Doğrudan doğruya hükûmetin tahakkümüne terk edilmiş bir tekel yani birçok alanda benzer düzenlemeler yapılıyor ama burada biraz daha çıplak görünüyor. Hükûmet, demir perde ülkelerindeki uygulama sistemini burada baz alıyor. Daha fazla yetkileri kendinde toplama ve esasında, en büyük sermayedar olma gayreti içerisindedir. Birçok açıdan değerlendirdiğiniz zaman, handikapları olan bir şeydir. Gerçekten de ülke yönetimini riske sokuyorsunuz, bu spekülatörler yarın öbür gün başınızı ağrıtır. İsim anımsatmak istemiyorum ama uluslararası spekülatörleri düşündüğünüz zaman belli başlıları hemen akla geliyor. Yarın öbür gün, Türkiye piyasasında da bu insanlar cirit atmaya başlayacaklar ve doğrudan doğruya sizleri etkilemek durumunda kalacaklar. Gelip burada “Öyle bir şey mümkün değil, hiç olmaz.” dersiniz, diyebilirsiniz de ama gerçekten, bu tehlikeyi hissetmeniz gerekir ve bu sıkıntı önünde sonunda kapınızı çalacaktır. Kapınızı çalmakla kalsa amenna, biz “Bize bir şey olmuyor.” deriz ama sonuçta, burada hepimizin geleceğini ilgilendiren bir konudur bu. Uluslararası spekülatörlerin yönlendirmesiyle bir ülke yönetimi olmasını arzu etmeyiz. Bu tasarı ona kapı aralıyor. Dünyadaki bu küresel kriz genellikle değerlendirilir. Bakınız, dünyadaki küresel krizin kaynağında bu var. Buraya, bu sakıncalı durumu kendi elinizle getiriyorsunuz, kendiniz uygulamaya kalkışıyorsunuz. Uluslararası spekülatörlerin ülkenin ekonomik gelişimine katkı sağlamaları mümkün değildir, göremezsiniz. Bu piyasadan daha fazla pay alırlar, sizin sıcak paraya endeksli bütçeleme zafiyetinizden yararlanırlar ama sonuçta, hepimiz, bu sistemden kaynaklı olarak kaybederiz. Dolayısıyla, bizim bu tasarıyı hiçbir şekilde onaylamamız mümkün değildir, temeline karşıyız, teferruata hiç girmeye gerek yok.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen, Mehmet Günal, Antalya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun gerekli bir kanun ve gecikmiş bir tasarı, uzun yıllardır bu konuda çok köklü bir değişiklik yapılamamıştı. Dünyada krizler yaşandı, Türkiye’de birtakım değişiklikler, başka kanunlarda düzenlemeler yapıldı ama sermaye piyasasında köklü bir düzenleme yapılamamıştı. Dolayısıyla, kanunun genel gerekçesine biz de katılıyoruz, bazı düzenlemelerin yapılması gerekiyordu, hatta da gecikmiş durumdaydı. Onun için de, alt komisyon çalışmalarında da, Plan ve Bütçe Komisyonu çalışmaları sırasında da birçok maddeyi değiştirdik, ekledik, düzenledik       bazı çalışmaları arkadaşlarımızla beraber, bürokrat arkadaşlarımızla beraber uzunca bir çalışma yaptık. Birtakım eleştirilerimizi dikkate aldılar, bazıları kaldı ama genel olarak, bizim MHP olarak kanunun geneline bir karşı görüşümüz yok ama birtakım spesifik düzenlemeler var, oralarda da, hem muhalefet şerhimizde hem de alt komisyon ve komisyondaki görüşmelerimiz sırasında kendilerine ilettik. Şimdi, bazı maddelerle ilgili de önerge hazırlıkları var. Bazılarında yine uzlaşıyoruz, bazılarında “yetmez ama evet”çiyiz, bazılarının da hâlen daha eksiklikleri maalesef, duruyor.

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada, işin kanun yapma tekniğine aykırı bir kısım var. Ben, baştan onu söylemek için söz aldım şahsım adına.

Şimdi, normal şartlarda, önemli bir kanunun buradan çıkması gerekiyorsa teklif ya da tasarı olarak hazırlanıp komisyonlara havale ediliyor. Komisyonlarda da teknik bir şeyse alt komisyona havale ediliyor, güzel. Biz de alt komisyon kurduk, üzerinde çalıştık. Şimdi, alt komisyonda olmayan, sonrasında üst komisyona geldiğimizde de oturup konuşurken son anda gelen bir önerge. Tamam, küçük bir değişiklik olur son anda eklenir, eksiklik fark edilir, bürokrasinin talebi olur, hepsi olabilir. Ama şimdi, değerli arkadaşlar, bu önerge 5-6 sayfa olursa, içinde 20’ye yakın ayrı ayrı hüküm olursa o zaman bizim yaptığımız alt komisyon raporunun ne anlamı kalır?

Yani şimdi, arkadaşlarımız iyi niyetli olabilir -genel gerekçe dedim ya- bunun genel gerekçesi de haklı olabilir ama bir kanun yapma tekniği var ve sizin de içinde olduğunuz hükûmetin çıkarmış olduğu mevzuat hazırlama yönetmeliği var. Burada “Birtakım şeyler şu şu süreçlerden geçer.” diyor. Şimdi, içeriğine bakıyoruz, hadi usulün şeyini geçtik, yani bir kere geçici maddeyle bu hükümler düzenlenmez, bunlar temel hüküm kuran maddeler ve alt düzenlemeler de aynı şekilde, belli konularda hüküm ihdas ediyoruz. Bunun normal madde olarak düzenlenmiş olması lazım ama oraya kadar geldiğimiz için ancak son maddeye ekleniyor. Ancak “İşte, şunu şuna devrettim, bunu aldım.” derseniz olur.

Şimdi, borsayı özelleştirir gibi yeni bir şirket kuracaksınız, bunun payları belirlenecek, bunun mülkleri devrolacak ve bunu geçici maddeyle düzenleyeceğiz. Şimdi burada, Kanunlar Kararlar… Ben bazen anlamakta zorlanıyorum, daha önce Büyükşehir Kanunu’nda da aynısını yaşadık, komisyonda da tartışma yaşadık. “Acele çıkaralım.” demek başka bir şeydir ama bunun usulüne uygun çıkarılması başka bir şeydir. Muhalefet buna itiraz ettiği zaman da fazla öyle kızıp alınmaya da gerek yok, usulüne uygun getirmek gerekir. Yine biz muhalefetimizi yaparız, düzeltirseniz düzeltirsiniz, düzeltmezseniz yine eleştirimizi yaparız, parmak çoğunluğunuzla geçirirsiniz ama usulüne uygun yapmış oluruz. O eleştirileri hem sizler görürsünüz, belki düzeltirsiniz, beğenmiyorsanız biz kamuoyuna söyleriz, onlar görür, ilgililer görür. Buradaki sıkıntı bundan kaynaklanıyor arkadaşlar.

Yani burada, şimdi yüzde 51’i gidiyor, yüzde 49’u devlete kalmış “Arkadaşlar bunun içerisinde imtiyaz isteği yok mu?” diyoruz, “Ee, yönetmeliğe koyacağım.” Şimdi, onu benim nasıl kabul etmemi bekliyorsunuz? Anayasa’da var; stratejik kuruluşlarla ilgili altın hisse uygulaması Anayasa’da dahi var, kanunu bırakın. Ee, şimdi biz kanuna koymuyoruz, yönetmelikle “imtiyazlı hisse” diyoruz. İşte, bütün bunların tartışılarak, süzülerek gelmesi lazım. Sizin vicdanınıza sığıyorsa bir şey demiyorum. Yani bunun niyeti doğrudur yanlıştır, o başka bir şey ama özü itibarıyla, bunların bir süzgeçten geçmesi ve Meclisin önüne öyle gelmesi lazım, sizin de onları inceleyebiliyor olmanız lazım. Onun için, bu konuda baştayken bu işleri söyleyelim çünkü son bölümde arkadaşlarımız bazı düzenlemeler getirmiş, inşallah bu uyarılarımızı dikkate alırlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Diğer kesimlerde de önergelerimiz olacak. Onlarla beraber daha düzgün bir şekilde eksikleri tamamlamış olur diyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Vedat Demiröz, Bitlis Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

VEDAT DEMİRÖZ (Bitlis) – Teşekkür ederim değerli Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, son on yılda ülkemizde oluşan istikrar ve güven ortamı, aynı zamanda sermaye piyasalarımızın gelişmesi açısından elverişli bir ortam sunmuştur. Bu durum, sermaye piyasalarımızın dünyayla rekabet edebileceği niteliğe kavuşması için hukuki altyapının değiştirilmesi ve geliştirilmesini zorunlu kılmıştır.

Bu çerçevede, küresel ekonomik krizlerin sermaye piyasaları üzerindeki sistemik ve yapısal riskleri dikkate alınarak yeni bir hukuki ve teknik altyapının kurulması amacıyla görüşülmekte olan Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı hazırlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, tasarının genelinde muhafaza edilmek istenen iki ana husus bulunmaktadır: Bunlardan 1’incisi, tasarının bir çerçeve kanun olarak kalması ve piyasalara gerekli olan esnekliğin sağlanmasını teminen ikincil düzenleme yapma yetkisinin düzenleyici otoriteye verilmesidir.

2’ncisi ise piyasa düzenleyici bir metin olarak piyasanın ihtiyaç ve gerçeklerinin daimî surette göz önünde bulundurulması, diğer bir ifadeyle, piyasa odaklı bir yaklaşımdır.

Tasarının öncelikli hedeflerinden birisi yatırımcıların korunmasıdır. Bu çerçevede, tasarıyla yatırımcıların korunması konusunda mevcut kanunda da yer alan hassasiyetler geliştirilmiş, piyasanın işleyişi ve gereklilikleriyle yatırımcıların korunması arasındaki denge gözetilerek bazı yeni düzenlemelere yer verilmiştir. Tasarıda sermaye piyasası araçlarının ihraç veya halka arzı için öngörülen kurul kaydına alınma sistemi kaldırılmaktadır, bunun yerine izahnamenin kurulca onaylanması sistemine geçilmektedir.

Değerli milletvekilleri, kanunun  4’üncü maddesinin (6)’ncı bendinde “Bir teşebbüse finansal kaynak sağlamak üzere her türlü vasıta ile genel bir çağrıda bulunarak yapılmak istenen yatırım sözleşmesi ve bu yatırım sözleşmesi yoluyla para toplanması için hazırlanması zorunlu izahnameye ilişkin usul ve esaslar ile bunlara ilişkin istisnalar Kurulun teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.” denilmiştir. Bu maddeyle günümüzdeki, özellikle konut sektöründe şirketler tarafından tasarlanan projelerin çeşitli vasıtalar kanalıyla halka tanıtımı ve “maketten satış” olarak da nitelendirilen yatırım sözleşmesi yoluyla halktan para toplanmasına denetim getirme amaçlanmaktadır. Bu maddeyle ilgili getirilmek istenenin, daha ziyade Gümrük ve Ticaret Bakanlığının bünyesine giren Türk Ticaret Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde düzenlenmesi kanaatimizce daha uygun olacaktır. Ama burada birkaç söz etmem gerekirse bu maddede, aynı yasalarla beraber görüşülürken, en azından kamu sektörü, TOKİ ve iştirakleri, belediyeler ve iştirakleri, İller Bankası ve iştirakleri gibi bir tarafı kamuya dayanan bu tür projelerde mutlaka istisna uygulanması ve paraların bankada toplanarak monitör veya izleyici şirketler aracılığıyla bu projelerin halk tarafından “maketten satış” olarak dediğimiz konulara girilmesinin uygun olacağı görüşündeyim.

Ayrıca, Plan ve Bütçe Komisyonunda daha ziyade 17’nci madde üzerinde çekinceler olmuş ki bu da: Halka açık ortaklıkların ilişkili taraflarla kurulca belirlenen işlemleri yaptıkları sırada yönetim kurulu kararı almaları öngörülmekte, yönetim kurulu kararında bağımsız yönetim kurulu üyelerinin onayı aranmakta. Eğer bağımsız yönetim kurulu üyelerinin onayı yoksa bu genel kurul onayına gidiliyor ve ilişkili kişilerden oy kullanmamaları isteniyor. Genel kurul toplantısında toplantı nisabı aranmayacak, basit çoğunlukla karar alınacak. Bu maddenin halka açık bankalar hakkında uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarda, BDDK’nın uygun görüşü ayrıca alınacak. Şu andaki gayrimenkul alım satımlar, şirketlerde de, eğer kendi yönetim kurulu üyelerinden bir gayrimenkul alımı veya satımı varsa bunda da aynı konu, genel kurul kararına başvuruluyor ve genel kurulun onayından sonra ancak bu işlem yapılabiliyordu, ona benzer bir düzenleme.

Ben kanunun bütün milletimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi, on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Işık, buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, biraz daha 1’inci soruyu açarak tekrarlamak istiyorum.

Özellikle, bilindiği gibi, yurt dışında tasarruf sahibi olmuş birçok vatandaşımıza, âdeta inançları sömürülerek kamuoyunda “İslami holdingler” olarak bilinen holdingler tarafından ciddi mağduriyetler yaşatıldı. Şimdi, bu holdinglerden bazıları SPK’ya kayıtlıydı, bazıları da kayıtsızdı. En azından sekiz on yıllık bir süreçte bu işin başındasınız. Şimdiye kadar bu mağduriyetlerin önlenmesi konusunda hükûmetinizce nasıl bir işlem yaptınız? Kaç şirkete takip başlatıp kaç vatandaşın mağduriyetini kurtarabildiniz? Acaba, bu düzenlemede bir yeni önergeyle bu mağdur olan vatandaşlarımızın mağduriyetini gidermeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda görüşünüzü alabilir miyim?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kurt…

KAZIM KURT (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, biraz önce bir arkadaşımız sordu ama yanıt alamadı, ben de tekraren sormak istiyorum: Başkan ve kurul üyelerinin Bakanlar Kurulu tarafından atanması gerçekten bağımsız kurul mantığıyla bağdaşıyor mu, yoksa ileri demokrasinin bir unsuru olarak ısrarla bu iş üzerinde mi duruyorsunuz? Bunu merak ediyorum efendim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kurt.

Sayın Bakan, buyurun.

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, kurul başkan ve üyelerinin Bakanlar Kurulu tarafından atanması sadece SPK’ya ait bir düzenleme değil. Şu anda BDDK, TMSF pek çok kurulda ve pek çok bağımsız yapıda benzer düzenlemeler söz konusu. Dolayısıyla, aslında bu da BDDK, TMSF gibi diğer kuruluşlarımıza paralel bir şekle gelmiş oluyor.

Burada önemli olan, kurul üyelerinin seçimi ve atandıktan sonraki davranış biçimleri. Zaten bağımsızlık, çok miktarda, yani önemli ölçüde kişilerle alakalı bir konu, o kişilerin duruşuyla alakalı bir konu. Eğer doğru kişiler seçerseniz o kurul iyi çalışıyor, yanlış kişiler olduğu zamanda da sıkıntıları maalesef bazen görebiliyoruz.

Holdinglerle ilgili soruya gelince: Bu yeni düzenlemede, yani bu tasarıyla beraber aslında etkin bazı yeni önlemler geliyor. İdari tedbirler artırılıyor, bundan sonra daha etkin tedbirler alınabilecek. Borsa şirketi olmaları zorunlu tutuldu. Aynı zamanda, biliyorsunuz, yeni Türk Ticaret Kanunu’nda da halktan izinsiz para toplamayla ilgili ciddi bir yasak ve yaptırım da beraberinde getirilmiş oldu. Bundan önceki problemli konularla ilgili ne oluyor derseniz, bunların çoğu mahkemeler tarafından ele alınıyor. Yani mahkemelerimiz bu mağduriyetleri gidermek için nasıl karar alacaklarsa o şekilde kararlar alıyor, o şekilde düzenliyor. Tabii, gönül isterdi ki bu iş olmadan önce, yani testi kırılmadan önce tedbirler alınsın. Maalesef, özellikle 1990’lı yıllarda, bu holdingler çok yaygın bir şekilde ülke genelinde faaliyet gösterdi, olmadık miktarda yüksek kâr sözleri, taahhütleri verdiler ki biliyorsunuz, kâr ancak iş bittikten sonra meydana çıkar, hâlbuki bunların bazıları baştan kâr taahhüdü verdiler; edeceği kârın, dağıtacağı paranın çekini baştan verenler oldu. Böyle garip garip uygulamalar oldu. Bu işler, testi kırılmadan önce, zamanında tedbir alınarak aslında önceden önlenmesi gereken işler. Testi kırıldıktan sonra, iş işten geçtikten sonra mağduriyetlerin giderilmesi gerçekten çok kolay olmuyor. İşte, mahkemeler kendi erişebildikleri, ulaşabildikleri ve bilgi toplayabildikleri ölçüde karar alarak vatandaşlarımızın bir bakıma uğradığı haksızlığı gidermeye çalışıyorlar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Başka soru yok.

1’inci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, 1’inci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci maddede bir önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 337 sıra sayılı Sermaye Piyasaları Kanun Tasarısının 1 inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Mehmet Günal                       Erkan Akçay                           Mustafa Kalaycı

                Antalya                                 Manisa                                       Konya

                             Emin Haluk Ayhan                           Sümer Oral

                                      Denizli                                        Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sermaye piyasasına ilişkin olarak, tasarı gerekçesinde de ayrıntılı olarak belirtilen gelişmelere paralel olarak bazı düzenlemeler getirilmekle birlikte, bazı konularda SPK'nın aşırı yetki talebinde bulunduğu ve istenen yetkilerin sınırlarının, suistimal edilmesi durumunda sistemik krize yol açabilecek kadar geniş olduğu görülmüştür. Ayrıca, son anda eklenen geçici 9’uncu madde ile de çok köklü düzenlemeler getirilmesine rağmen bu maddeler diğer kurumlardan resmî görüş alınmadan ve aceleyle komisyona getirilmiş olup, içeriğinde sakıncalar doğurabilecek tartışmalı hükümler yer almaktadır.

Tasarıda yer almayan, alt komisyon toplantısında da gündeme gelmeyen ancak komisyon toplantısında verilen bir önergeyle son anda metne eklenen geçici 9. madde ile de çok köklü düzenlemeler getirilmesine rağmen bu maddeler diğer kurumlardan resmî görüş alınmadan ve aceleyle komisyona getirilmiştir. Aslında bu madde başlı başına ayrı bir kanun tasarısı olarak sunulması gereken bir içeriğe sahiptir. Ancak, bir AKP klasiği hâline gelen "son anda torba kanunlara madde ekleme alışkanlığı" burada da kendini göstermiş ve bu kadar geniş madde tartışılmadan metne eklenmiştir.

Bu maddeyle İMKB "Borsa İstanbul Anonim Şirketi" adıyla şirketleştirilmektedir. Yani özelleştirme işlemlerine tabi olmadan dolaylı özelleştirme yapılmaktadır. Bu konuda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve ilgili Bakan olan Maliye Bakanının görüşü alınmamıştır. Diğer ilgili kurumlarla toplantı yapıldığı şifahi olarak tarafımıza iletilmiş ancak yazılı bir görüş alınmamıştır. Özellikle sermaye ve ortaklık yapısı ile hazine hisselerine ilişkin hususlar kafa karıştırmaktadır.

Maddede imtiyazların da esas sözleşmeyle belirlenmesi hüküm altına alınmıştır. Ancak "paylarının yüzde kırk dokuzunun hazine adına" kaydolunacağı belirtildiğinden bu şirket hazinenin bir iştiraki konumunda olacaktır. Burada hazine payının yüzde 51 yerine yüzde 49 olması bu şirketin bir özel hukuk tüzel kişisi olması ve kontrolün hazinede olmaması demektir. Bu durumda Borsanın yönetiminin istenmeyen kişilere geçmesini engelleyecek bir mekanizma kalmamaktadır. Bu durum finansal sistemin sağlıklı işlemesi açısından sakıncalar taşımaktadır. Borsalar sadece kâr etmek amacıyla kurulmazlar. Asıl amaç, sermayenin tabana yayılması ve tasarruf sahiplerinin tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesinde Borsanın aracılık etmesidir. Borsalar finansal istikrarın sağlanmasında ve tasarruf ve yatırımların artırılmasında da önemli rol oynarlar. Bu nedenlerle ortaklık yapısının gözden geçirilmesi, bu yapılmıyorsa mutlaka imtiyazlı hisse konusunun kanun metnine eklenmesi gereklidir.

Tasarıya eklenen "Sermaye piyasaları açısından yoğun ilişki içinde bulunulan ülkelerde temsilcilik" açma yetkisi tanınmıştır. Tasarının orijinal metninde yer almayan bu talep makul gibi görünmekle birlikte, ekonomi yönetiminde yurt içinde yaşanan tartışmaların yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yurt dışına da taşınabileceğinin bir göstergesidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin büyükelçiliklerinin olduğu ülkelerde, kurumlar bazında ayrı temsilciliklerin açılması kaynak israfına yol açacak hem de ekonomide zaten eksik olan koordinasyonu daha da azaltacak ve çok başlılığa neden olacaktır.

Yine tasarıya son anda önergeyle eklenen ve tartışılmadan getirilen ve ilginç olan diğer bir husus ise İMKB'nin gayrimenkulleridir. İMKB'ye ait arsalar Toplu Konut İdaresine bedelsiz olarak devredilmektedir. Eğitim ve öğretim kurumlarına kaynak yaratılacağı söylenerek mesele basite indirgenmektedir. Ancak, asıl olan amaç değil, uygulamanın nasıl olacağıdır. Ulvi amaçlarla başlanan birçok işte suiistimaller olmuştur. Bu arsaların bulunduğu alan rantı çok yüksek bir alandır. Aceleyle bu maddenin eklenmesi soru işaretlerini artırmaktadır. Hele hele, arsaların yüzölçümlerinin bile ek tabloda yer almaması ve bizim sorularımızdan sonra yaklaşık 159.000 m2'lik bir alan olduğunu öğrenmemiz bu konudaki soru işaretlerimizi ve endişelerimizi artırmıştır.

Bu nedenlerden dolayı maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde 1 adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 337 sıra sayılı Sermaye Piyasaları Kanun Tasarısının 2’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Mehmet Günal                        Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı

               Antalya                                  Manisa                                     Konya

                             Emin Haluk Ayhan                         Sümer Oral

                                       Denizli                                      Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Gerekçe.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sermaye piyasasına ilişkin olarak, tasarı gerekçesinde de ayrıntılı olarak belirtilen gelişmelere paralel olarak bazı düzenlemeler getirilmekle birlikte, bazı konularda SPK'nın aşırı yetki talebinde bulunduğu ve istenen yetkilerin sınırlarının suiistimal edilmesi durumunda sistemik krize yol açabilecek kadar geniş olduğu görülmüştür. Ayrıca, son anda eklenen geçici 9’uncu madde ile de çok köklü düzenlemeler getirilmesine rağmen bu maddeler diğer kurumlardan resmî görüş alınmadan ve aceleyle komisyona getirilmiş olup, içeriğinde sakıncalar doğurabilecek tartışmalı hükümler yer almaktadır.

Tasarıda yer almayan, Alt Komisyon toplantısında da gündeme gelmeyen ancak komisyon toplantısında verilen bir önergeyle son anda metne eklenen geçici 9’uncu madde ile de çok köklü düzenlemeler getirilmesine rağmen bu maddeler diğer kurumlardan resmi görüş alınmadan ve aceleyle komisyona getirilmiştir. Aslında bu madde başlı başına ayrı bir kanun tasarısı olarak sunulması gereken bir içeriğe sahiptir. Ancak, bir AKP klasiği hâline gelen "son anda torba kanunlara madde ekleme alışkanlığı" burada da kendini göstermiş ve bu kadar geniş madde tartışılmadan metne eklenmiştir.

Bu maddeyle İMKB "Borsa İstanbul Anonim Şirketi" adıyla şirketleştirilmektedir. Yani özelleştirme işlemlerine tabi olmadan dolaylı özelleştirme yapılmaktadır. Bu konuda Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve ilgili Bakan olan Maliye Bakanının görüşü alınmamıştır. Diğer ilgili kurumlarla toplantı yapıldığı şifahi olarak tarafımıza iletilmiş ancak yazılı bir görüş alınmamıştır. Özellikle sermaye ve ortaklık yapısı ile hazine hisselerine ilişkin hususlar kafa karıştırmaktadır.

Maddede imtiyazların da esas sözleşmeyle belirlenmesi hüküm altına alınmıştır. Ancak "paylarının yüzde kırk dokuzunun hazine adına" kaydolunacağı belirtildiğinden bu şirket Hazinenin bir iştiraki konumunda olacaktır. Burada hazine payının yüzde 51 yerine yüzde 49 olması bu şirketin bir özel hukuk tüzel kişisi olması ve kontrolün hazinede olmaması demektir. Bu durumda Borsanın yönetiminin istenmeyen kişilere geçmesini engelleyecek bir mekanizma kalmamaktadır. Bu durum finansal sistemin sağlıklı işlemesi açısından sakıncalar taşımaktadır. Borsalar sadece kâr etmek amacıyla kurulmazlar. Asıl amaç, sermayenin tabana yayılması ve tasarruf sahiplerinin tasarruflarının yatırıma yönlendirilmesinde Borsanın aracılık etmesidir. Borsalar finansal istikrarın sağlanmasında ve tasarruf ve yatırımların artırılmasında da önemli rol oynarlar. Bu nedenlerle ortaklık yapısının gözden geçirilmesi, bu yapılmıyorsa mutlaka imtiyazlı hisse konusunun kanun metnine eklenmesi gereklidir.

Tasarıya eklenen "Sermaye piyasaları açısından yoğun ilişki içinde bulunulan ülkelerde temsilcilik" açma yetkisi tanınmıştır. Tasarının orijinal metninde yer almayan bu talep makul gibi görünmekle birlikte, ekonomi yönetiminde yurt içinde yaşanan tartışmaların yurt dışı temsilcilikler vasıtasıyla yurt dışına da taşınabileceğinin bir göstergesidir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin büyükelçiliklerinin olduğu ülkelerde, kurumlar bazında ayrı temsilciliklerin açılması kaynak israfına yol açacak hem de ekonomide zaten eksik olan koordinasyonu daha da azaltacak ve çok başlılığa neden olacaktır.

Yine tasarıya son anda önergeyle eklenen ve tartışılmadan getirilen ve ilginç olan diğer bir husus ise İMKB'nin gayrimenkulleridir. İMKB'ye ait arsalar Toplu Konut İdaresine bedelsiz olarak devredilmektedir. Eğitim ve öğretim kurumlarına kaynak yaratılacağı söylenerek mesele basite indirgenmektedir. Ancak, asıl olan amaç değil, uygulamanın nasıl olacağıdır. Ulvi amaçlarla başlanan birçok işte suiistimaller olmuştur. Bu arsaların bulunduğu alan rantı çok yüksek bir alandır. Aceleyle bu maddenin eklenmesi soru işaretlerini artırmaktadır. Hele hele, arsaların yüzölçümlerinin bile ek tabloda yer almaması ve bizim sorularımızdan sonra yaklaşık 159.000 m²'lik bir alan olduğunu öğrenmemiz bu konudaki soru işaretlerimizi ve endişelerimizi artırmıştır.

Bu nedenlerden dolayı maddenin tasarı metninden çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Madde kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde 3 adet aynı mahiyette önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 337 sıra sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nın 4’üncü maddesinin 6’ncı fıkrasının tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

        Nurettin Canikli                         Ahmet Aydın                   Ayşe Nur Bahçekapılı

              Giresun                                  Adıyaman                                 İstanbul

      Osman Aşkın Bak                         İdris Şahin                     Mehmet Doğan Kubat

              İstanbul                                    Çankırı                                   İstanbul

Aynı mahiyetteki diğer önergelerin imza sahipleri:

         Mehmet Günal                          Erkan Akçay                        Mustafa Kalaycı

              Antalya                                    Manisa                                    Konya

                               Emin Haluk Ayhan                       Sümer Oral

                                         Denizli                                    Manisa

  Ferit Mevlüt Aslanoğlu                 Bülent Kuşoğlu                      Alaattin Yüksel

              İstanbul                                    Ankara                                     İzmir

           Kazım Kurt                             Kamer Genç                           Gürkut Acar

             Eskişehir                                   Tunceli                                   Antalya

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN (Ankara) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bu önergeyi, biz Komisyonda bu maddeyi geçirirken defalarca rica ettik; etmeyin, tutmayın... Neydi biliyor musunuz bu maddenin 6’ncı fıkrası? Türkiye’de gayrimenkul piyasası farklı bir piyasadır. Kat karşılığı bir bina yapıyorsun veya gittin,  bir yerde bir müteahhitsin, bina yapıyorsun. Daha inşaat hâlindeyken satmak için gelip çoğu kişi alıyor. Gelip SPK’dan izin alacaksın.

Ben bu maddenin vahametini sizlere sunuyorum. Eğer böyle bir şey olsaydı Türkiye’de gayrimenkul piyasası ölürdü. Her kat karşılığı daire satan veya müteahhitler… Yani bina yapıp arsadan satan var, kabadan satan var, bittikten sonra satan var. “Ne olursa olsun, bu, finansal kaynak temin ediyor, benden izin alacaksın.” diyor. Bu madde buydu ve bu maddeyle de SPK, artı, bir de Bakanlar Kurulunun yetkisine veriliyordu.

Değerli arkadaşlarım, gayrimenkul piyasasının kendi değerleri vardır. Burada gayrimenkul satın alan bir tüketicidir, bir yerde bir tüketicidir. Eğer bunu bir şekilde zapturapt altına almak istiyorsa -burada değil- uzun uzun izahnameyi yapacak, izahname hazırlayacak, getirecek SPK’ya, aylar geçecek. Böyle bir piyasa yok Türkiye’de. Bir piyasa gerçeği vardı. Bu nedenle, bu maddenin aslı budur. Bunu Komisyonda herhâlde biz izah edemedik. Sonradan birileri gördü, “Herhâlde doğru. Bunun yeri Tüketici Kanunu’dur. Eğer bir şekilde piyasayı düzenleyecek herhangi bir olgu varsa yeri Tüketici Kanunu’dur, orada hazırlansın.” dediler.

Ama maalesef şuna üzülüyoruz: Öneriyoruz, söylüyoruz, piyasa gerçeğini söylüyoruz, sonra burada bir şekilde kabul etmesine de üzülüyoruz. Eğer bu önerge ortak önerge olmasaydı, eğer bir şekilde iktidar partisinden gelmeseydi bu gerçek yine kabul edilmezdi, buna üzülüyoruz. Piyasa gerçeği budur. Tamamen gayrimenkul piyasasını SPK’nın denetimi altına alma maddesidir. Bunu herkes böyle bilsin.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Önerge üzerinde diğer söz sahibi Mehmet Günal, Antalya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Aslanoğlu’nun da belirttiği gibi, bu uyardığımız bir maddeydi. Dolayısıyla, üç grubun da aynı mahiyetteki önergelerinin kabul görmesi önemli bir aşama. Ben, tabii, gerekçeleri de aynı ama kısaca orada bir cümle vardı, onu size söylemek istedim.

Tabii, burada “Bakanlar Kurulu tarafından belirlensin.” diye yukarıda uyarımızla biraz yumuşamıştı ama yine de farklı bir düzenlemeyle bunun ele alınması gerekiyor. Düzenleme ihtiyacına hepimiz katılıyoruz ama burada, SPK düzenlemesinde olmaması gerekir demiştik. Bu sağduyulu yaklaşımı diğer tartışmalı maddelerde de bekliyoruz.

Ben, bu çerçevede, kanunun hayırlı olmasını ve uzlaşmazlık olan diğer maddelerde de bir an önce uzlaşma sağlanarak çıkarılmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP, AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu fıkra ile düzenlenen hususların Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında yapılacak çalışmalarda dikkate alınması ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 23.12 
ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 23.15

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

337 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

6’ncı sırada yer alan Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasındaki Eğitim İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyon Raporu’nun görüşmelerine başlıyoruz.

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Mısır Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Eğitim İşbirliği Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/581) (S. Sayısı: 291)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

Bundan sonra da komisyonların olmayacağı anlaşıldığından, alınan karar gereğince, Kamu Başdenetçisinin ant içmesi ile kanun tasarı ve teklifleriyle komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 5 Aralık 2012 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 23.16