DÖNEM: 24 CİLT: 35 YASAMA YILI: 3
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
29’uncu
Birleşim
27 Kasım 2012 Salı
(TBMM Tutanak
Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve
kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar
tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına
uygun olarak yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L
E R
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMALAR
IV.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR
A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Malatya
Milletvekili Öznur Çalık’ın, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’ne
ilişkin gündem dışı konuşması
2.- Edirne
Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, 25 Kasım
Edirne’nin kurtuluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
3.- Ankara Milletvekili
Özcan Yeniçeri’nin, savurganlık ve israfa ilişkin
gündem dışı konuşması
V.- AÇIKLAMALAR
1.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının Meclis
içerisinde kaldırımlara park edilen araçlar için milletvekillerini uyarmasını
ve Millî Eğitim Bakanlığının okullarda hem temizlik hem de güvenlik görevlisi
temin etmesini istirham ettiğine ilişkin açıklaması
2.- Adana
Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Suriyeli göçmenlere yerleşim alanı olarak
tahsis edilecek olan “Çotlu tepesi” denilen yerin
birinci sınıf tarım arazisi olduğuna ve göçmenler için başka bir yer tespit edilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
3.- Adana
Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’nın Yüreğir
Ovası’na Suriyeli göçmenlerin yerleştirilmemesini dilediğine ilişkin açıklaması
4.- Manisa
Milletvekili Özgür Özel’in, kamuoyunda “Redhack”
davası olarak bilinen davaya ilişkin açıklaması
5.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, birçok okulda öğretmen bulunmadığına ve Millî
Eğitim Bakanlığının atanmayı bekleyen öğretmen adaylarının atamalarını derhâl
yapmasını dilediğine ilişkin açıklaması
6.- Giresun
Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Avrupa Yargıçlar Birliğinin
yayınladığı deklarasyonla ülkemizde yargının baskı
altında olduğu hususunda uyarıda bulunduğuna ilişkin açıklaması
7.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, pancar üreticilerinin zor durumda olduğuna ilişkin
açıklaması
8.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Trabzon ilinin Beşikdüzü ilçesinde 9
Ekim 2012 tarihinde yaşanan sel felaketinin büyük hasara yol açtığına ve
gönderilen ödeneğin yeterli olmadığına ilişkin açıklaması
9.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Patriot
füzelerinin Malatya’da kurulacağına ilişkin bir dedikodu olduğuna ve Hükûmetin
emperyalizmin egemen güçlerinin taşeronluğundan vazgeçerek kendi ülkesine sahip
çıkmasını istediğine ilişkin açıklaması
10.- Adıyaman
Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyamanlı çiftçilerden 2006 ve 2010 yılları
arasında ödenen ürün desteğinin geri istendiğine ve bu durumun düzeltilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
11.- Samsun
Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, Samsun’da yaşanan iş kazasında 5 işçinin
hayatını kaybetmesine ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çerçevesinde iş
yerlerinde gerekli tedbirlerin alınmasıyla ilgili Sosyal Güvenlik Bakanlığının
bir çalışma yapması gerektiğine ilişkin açıklaması
12.- Amasya
Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da büyük
araçların şehrin içinden geçmesi nedeniyle yaşanan trafik sorununa ve çevre
yolunun ne zaman bitirileceğini öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması
13.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, Suriye sınırına
yerleştirilmesi söz konusu olan Patriot füzelerini
kullanmak üzere Türkiye’ye gelecek yabancı personel için de Meclisten yetki
alınması gerektiğine ilişkin açıklaması
14.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a
babasının vefatından dolayı başsağlığı dilediğine ve sorunları çözülmüş bir
millî eğitim sistemi dilediğine ilişkin açıklaması
15.- İstanbul
Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, Başbakanlığın 16 Haziran 2012 tarihinde
Resmî Gazete’de yayımladığı Kamu Kurum ve
Kuruluşlarının Taşınmazlarıyla İlgili Yapılacak İşlemler Hakkında Genelge’ye ilişkin açıklaması
16.- İzmir
Milletvekili Hamza Dağ’ın, Barış ve Demokrasi Partisi Diyarbakır Milletvekili
Nursel Aydoğan’ın Adana’da Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü’nde yaptığı
konuşmaya ilişkin açıklaması
17.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, TBMM Başkan Vekili
Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı dileklerine ilişkin
açıklaması
18.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, TBMM Başkan Vekili
Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı dilediğine ilişkin
açıklaması
19.- Sağlık
Bakanı Recep Akdağ’ın, TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a babasının vefatından
dolayı başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması
20.- Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, TBMM Başkan Vekili
Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı dilediğine ilişkin
açıklaması
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- AGİT
Parlamenter Asamblesi Başkanı Riccardo Migliori ve beraberindeki heyetin Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığının konuğu olarak ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlık Divanının 14/11/2012 tarihli
ve 36 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı tezkeresi (3/1050)
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 20 milletvekilinin, 28 Aralık 2012’de Şırnak
Uludere’de 35 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın bütün yönleriyle araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/424)
2.- Sakarya
Milletvekili Engin Özkoç ve 21 milletvekilinin,
Irak’ta yaşanması muhtemel bir mezhep savaşında Türkiye’nin de rolü olduğuna
dair Iraklı yetkililerce yapılan açıklamalar konusunun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/425)
3.- Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka ve 21 milletvekilinin,
erozyon, kuraklık ve çölleşmeyle ilgili durumun, erozyon ve kuraklıkla daha
etkin mücadele için gerekli politikaların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/426)
C) Gensoru Önergeleri
1.- İstanbul
Milletvekili Aykut Erdoğdu ve 24 milletvekilinin, devlet eliyle yapılması
gereken bor tuzlarının aranması ve işletilmesi işlerini ihale ile özel
şirketlere yaptırdığı ve bu ihalelere kamu ihalelerine katılması yasaklı
kişilerin katılmasına izin verdiği iddiasıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/25)
D) Önergeler
1.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, (2/401) esas numaralı, Organ ve Doku Alınması,
Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi
(4/79)
VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum
Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal Mumcu’nun, Başkanlık Divanı olarak
TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı
dilediklerine ilişkin konuşması
VIII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- BDP Grubunun,
Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşlarının
Türkiye sınırlarında Suriyeli muhaliflere silahlı yardımda bulunulduğuna dair
çeşitli iddiaların ve Türkiye’nin Suriye ile özellikle Hatay sınırında
güvenliğin nasıl sağlandığının araştırılması amacıyla 10/10/2012
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis
araştırması önergesinin Genel Kurulun 27/11/2012 Salı günkü birleşiminde
sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde
yapılmasına ilişkin önerisi
2.- MHP Grubunun,
meslek hastalıkları başta olmak üzere iş kazaları ve bağlantılı hastalıkların
tespit edilebilmesi, yaralanmaların ve çalışanlara yönelik risklerin
azaltılabilmesi veya ortadan kaldırılabilmesi için gerekli önlemlerin
alınabilmesi amacıyla 21/6/2012 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin
Genel Kurulun 27/11/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
3.- CHP Grubunun,
Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan ve arkadaşlarının Sakarya bölgesinin
elektrik dağıtımını yapan SEDAŞ’a ilişkin iddiaların
araştırılarak mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla 13/11/2012
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis
araştırması önergesinin Genel Kurulun 27/11/2012 Salı günkü birleşiminde
sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde
yapılmasına ilişkin önerisi
4.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun
çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; Genel Kurulun 27 Kasım 2012
Salı günkü birleşiminde Kamu Başdenetçiliği seçiminin
yapılmasına ve birinci oylamada seçimin tamamlanamaması hâlinde diğer
oylamaların art arda aynı birleşimde yapılarak seçimin tamamlanmasına kadar
çalışmalarına devam etmesine; (11/25) esas numaralı Gensoru Önergesi’nin
gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 30 Kasım
2012 Cuma günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Kocaeli
Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Kocaeli Milletvekili Zeki Aygün’ün şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER
1.- Dilekçe
Komisyonu ile İnsan Hakları Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyonun
nitelikli çoğunluğu dikkate almadan adayları belirlemesi ve Genel Kurula
intikal eden bu sonuçlara göre Kamu Başdenetçiliği
seçimi yapılmasının usule uygun olup olmadığı hakkında
2.- Kamu Başdenetçiliği seçimi için yapılacak gizli oylamada
bakanların vekâleten oy kullanıp kullanamayacakları hakkında
XI.- SEÇİMLER
A) Kamu Başdenetçiliği Seçimi
1.- Kamu Başdenetçisi seçimi (S. Sayısı: 356)
XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Mersin
Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, yabancılara mülk satışına ilişkin Başbakandan
sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/7925) Ek
cevap
2.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Gölbaşı’ndaki andezit taş ocaklarının çevreye verdiği
zarara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan
Bayraktar’ın cevabı (7/11024)
3.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Elâzığ’da yaşayan bir vatandaşın gelir ve sosyal
yardım zammının düşük hesaplandığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/11438)
4.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, emekli maaşları arasındaki farklılıklara ilişkin
sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/11439)
5.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, emeklilik için gereken sigortalılık süresi
ve prim gün sayısını dolduran ancak emeklilik yaşının gelmesini bekleyen
vatandaşlara yönelik çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/11440)
6.- Uşak
Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, 1 Ocak-1 Ekim
2012 tarihleri arasında doğal gaz ve elektrik fiyatlarına yapılan zam
oranlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın
cevabı (7/11453)
7.- İstanbul
Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, 2000-2012 yılları arasındaki doğal gaz ithaline
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı
(7/11454)
8.- Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, son on yılda verilen taş ve maden ocağı işletme
izinlerine ve bu işletmelerin çevreye zararlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/11456)
9.- İstanbul
Milletvekili İhsan Özkes’in, Türkiye-Suriye
sınırındaki mayınların temizlenmesine ilişkin sorusu ve Millî Savunma Bakanı
İsmet Yılmaz’ın cevabı (7/11517)
10.- Tekirdağ
Milletvekili Bülent Belen’in, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bir alışveriş
merkezinde çıkan yangından zarar gören esnafın mağduriyetine ilişkin sorusu ve
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/11562)
11.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık harcamalarındaki
artışa ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in
cevabı (7/11564)
12.- Bitlis
Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis’in
Mutki ilçesinde yapılması planlanan bir baraja ilişkin sorusu ve Orman ve Su
İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/11634)
13.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, 2002-2012 yılları arasında Manisa’da icra takibi
başlatılan esnafa ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı
(7/11663)
14.- Bursa
Milletvekili Sena Kaleli’nin, ülkemizde yaş ve prim ödeme gün sayısını
sağlayamadığı için emekli olmayı bekleyenlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/11736)
15.- Çanakkale
Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale ziyaretine ilişkin sorusu ve
Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/11754)
16.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Kadın İstihdamının Artırılması ve Fırsat
Eşitliğinin Sağlanması konulu Başbakanlık Genelgesi kapsamında yürütülen
çalışmalara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı
(7/11755)
17.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de bazı
hayvan türlerinin tükendiği iddialarına ve yaban hayvanlarının neslinin
korunması için yapılan çalışmalara ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı
Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/11825)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak dört oturum yaptı.
Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak, Hükûmete verilen soru
önergelerinin cevaplandırılması konusuna,
Şanlıurfa
Milletvekili Zeynep Karahan Uslu, Dünya Televizyon Günü’ne,
İstanbul
Milletvekili Sedef Küçük, Uluslararası Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü’ne,
İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar.
Manisa
Milletvekili Muzaffer Yurttaş, 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne,
Mardin
Milletvekili Erol Dora, Kerbela’da yaşanan katliamı
kınadığına ve 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne,
İstanbul
Milletvekili Abdullah Levent Tüzel, Suriye sınırına Patriot
füzesi yerleştirilmesine karşı olduğuna ve AKP Hükûmetinin komşu ülke
rejimlerini değiştirmeye kalkmak gibi bir maceradan uzak durması gerektiğine,
Bolu Milletvekili
Tanju Özcan, 2003’te kapatılan Dörtdivan Orman İşletme Müdürlüğünün yargı
kararına rağmen neden hâlâ açılmadığını öğrenmek istediğine,
Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan, Profesör Doktor Turan Yazgan’ın vefatına ve 23
Kasım 1970’te öldürülen Dursun Önkuzu’yu rahmetle
andığına,
İstanbul
Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, 22 Kasım Diş Hekimleri Günü’ne,
Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Başkanı Profesör
Doktor Turan Yazgan’ın vefatına,
Çanakkale
Milletvekili Ali Sarıbaş, hayvanlarda görülen üçgün hastalığıyla
ilgili bilgi almak istediğine,
Giresun
Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Mısır’ın hakemliğinde Gazze’de ateşkes
sağlanmasından sonra Mısır’ın bölgesel lider olarak değerlendirilmesinden ders
alınması gerektiğine ve 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü’ne,
İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal, Şanlıurfa’nın Küme Evleri Mahallesi’ne on yıldır
içme suyu verilmediğine, temizlik yaparken buldukları cumhuriyet altınını Genel
Sekretere teslim eden Meclis çalışanlarına teşekkür ettiğine ve kulislerde çalışanlara
saygılarını sunduğuna,
Tunceli
Milletvekili Kamer Genç, Hükûmetin görevden aldığı Yargıtayda
yargılanarak görevlerini suistimal etmediklerine
karar verilen Deniz Feneri davası savcılarına tekrar görev verilip bu
soruşturmanın devam ettirilmesi gerektiğine,
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel ve 21 milletvekilinin, İstanbul’da küresel
ısınmanın sonuçlarının bilimsel olarak (10/421),
BDP Grubu adına
Grup Başkan Vekilleri Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, ülkemizde hemşirelerin
yaşadıkları sorunların (10/422),
Bingöl
Milletvekili İdris Baluken ve 21 milletvekilinin,
Adli Tıp Kurumunun kendi sorunlarının ve yarattığı sorunların (10/423),
Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki
yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
MHP Grubunun, 3/5/2012 tarih ve 4776 sayı ile insanı şekillendiren,
insanın geleceğini ve dolayısıyla toplumun geleceğini yönlendiren
öğretmenlerimizin geçmişten günümüze hayat standartlarındaki menfi değişimin
sebepleri ve sonuçlarının araştırılarak alınması gereken tedbirlerin
belirlenmesi amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiği Meclis
araştırması önergesinin,
CHP Grubunun, 21/11/2012 tarihinde İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin
Tanrıkulu, Bursa Milletvekili Aykan Erdemir ve 19 milletvekili tarafından
nefret suçlarında yaşanan artışın ve nefret suçlarının toplumda yarattığı
ayrışma ve travmanın tüm boyutlarıyla araştırılarak sorunun çözümüne yönelik
gerekli önlemlerin belirlenmesi ve Türkiye’de nefret suçlarının önlenmesi için
acil olarak yapılması gereken düzenlemelerin tespit edilmesi amacıyla Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin
(584 sıra no.lu), Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer
önergelerin önüne alınarak,
22/11/2012 Perşembe günü
(bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.
Amasya
Milletvekili Avni Erdemir, Sinop Milletvekili Engin Altay’ın şahsına sataşması
nedeniyle bir konuşma yaptı.
Samsun
Milletvekili Ahmet Yeni, Samsun’da Eti Bakır İşletmesinde meydana gelen çökme
olayında 5 işçinin hayatını kaybettiğine ve 11 işçinin de yaralandığına ilişkin
bir açıklamada bulundu.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak
görüşülmesi kabul edilen, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın;
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük
Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa
Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156),
2’nci sırasında
yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülmesi kabul edilen, Devlet
Sırrı Kanunu Tasarısı ve Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ile Adalet Komisyonu
Raporlarının (1/484) (S. Sayısı: 287),
3’üncü sırasında
yer alan, Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile Mahkeme Kararlarının Geç veya
Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair
Kanun Tasarısı ile Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/625) (S. Sayısı: 342),
4’üncü sırasında
yer alan, Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu’nun (1/638) (S. Sayısı: 337),
Görüşmeleri,
Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.
5’inci sırasında
yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Libya Hükümeti Arasında Askeri
Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/650) (S. Sayısı: 339) tümü
üzerindeki görüşmeler tamamlanarak 1’inci maddesi üzerindeki görüşmelere
başlandı.
Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın Adalet ve
Kalkınma Partisine ve AK PARTİ Grup Başkanına,
Mersin
Milletvekili Aytuğ Atıcı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın şahsına,
Mersin
Milletvekili Aytuğ Atıcı, Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır’ın şahsına,
Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in Adalet ve Kalkınma
Partisine ve AK PARTİ Grup Başkanına,
Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in şahsına,
Tunceli
Milletvekili Kamer Genç, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın
şahsına,
Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Taner Yıldız’ın MHP Grubuna,
Sataşmaları
nedeniyle birer konuşma yaptılar.
Çalışma süresi
tamamlandığından, alınan karar gereğince, 27 Kasım 2012 Salı günü saat 15.00’te
toplanmak üzere 19.51’de birleşime son verildi.
Meral AKŞENER
Başkan
Vekili
Fatih ŞAHİN Bayram
ÖZÇELİK
Ankara Burdur
Kâtip Üye Kâtip
Üye
II. - GELEN KÂĞITLAR
No:
37
23 Kasım 2012 Cuma
Tasarı
1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma ile Eki Türkiye Cumhuriyeti ve The Trans Anatolian Gas Pipeline Company
B.V. Arasında Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Sistemi Hakkında Ev Sahibi
Hükümet Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/709) (Plan ve Bütçe; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji ile Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.11.2012)
Teklifler
1. Samsun
Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi (2/982) (Milli Savunma; İçişleri ile Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.11.2012)
2. İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Pasaport Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi (2/983) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
07.11.2012)
3. Muğla
Milletvekili Nurettin Demir’in; Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/984) (Plan ve Bütçe; Milli
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Milli Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 08.11.2012)
4. İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın; Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/985) (Plan ve Bütçe ile Adalet Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
5. Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba ve İstanbul Milletvekili
Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun; Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi (2/986) (Milli Savunma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
08.11.2012)
6. Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın; Ceza Muhakemesi Kanununda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/987) (Adalet Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
Raporlar
1. Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Guernsey Hükümeti Arasında
Vergi Konularında Bilgi Değişimi Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/654) (S.
Sayısı: 352) (Dağıtma tarihi: 23.11.2012) (GÜNDEME)
2. Vergi
Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/691) (S.
Sayısı: 354) (Dağıtma tarihi: 23.11.2012) (GÜNDEME)
Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, Çamardı ve Altunhisar’daki adliye binalarının
kapatılmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8568)
2. İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa E Tipi Cezaevi İzleme Kurulu
raporlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8569)
3. Ordu
Milletvekili İdris Yıldız’ın, Ordu ilinde kapatılan adliyelere ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8570)
4. İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şanlıurfa’da bir cezaevinde yaşanan
olaylara ve ülkemizdeki cezaevlerinin kapasitelerine ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/8571)
5. Diyarbakır
Milletvekili Nursel Aydoğan’nın, Şanlıurfa E Tipi
Kapalı Cezaevinde meydana gelen yangına ve bazı iddialara ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8572)
6. Van
Milletvekili Nazmi Gür’ün, BDP’li belediye başkanları
ve yöneticilerin tutuklanmasıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8573)
7. Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa E Tipi Kapalı Cezaevinde meydana
gelen yangına ve cezaevinin fiziki koşullarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/8574)
8. Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Bülent Arınç’a
suikast girişimi iddiası üzerine başlatılan soruşturmanın akıbetine ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8575)
9. Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, İzmir’de polis karakolunda bir kadına şiddet
uygulanmasına ve soruşturma ile ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/8576)
10. Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, HSYK Başkanlığının çeşitli giderleri ile HSYK
Başkanı ve diğer personelin özlük haklarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/8577)
11. Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, YSK Başkanlığının çeşitli giderleri ile YSK
Başkanı ve diğer personelin özlük haklarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/8578)
12. Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Danıştay Başkanlığının çeşitli giderleri ile
Danıştay Başkanı ve diğer personelin özlük haklarına ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/8579)
13. Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Yargıtay Başkanlığının çeşitli giderleri ile
Yargıtay Başkanı ve diğer personelin özlük haklarına ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/8580)
14. İstanbul
Milletvekili Aydın Ayaydın’ın, Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü yönetim kadrosuna ve cezaevlerinin soğutma sorunlarına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8581)
15. Tekirdağ
Milletvekili Bülent Belen’in, bir yıldan az ceza almış hükümlülerin tahliye
edilmelerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8582)
16. Elazığ
Milletvekili Enver Erdem’in, kanunlardaki boşluklar nedeniyle alacaklıların
şirketlerden alacaklarını tahsil edememesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/8583)
17. Elazığ
Milletvekili Enver Erdem’in, dava açmak için ödenecek yargılama harçlarına
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8584)
18. İstanbul
Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Kasım 2002’den itibaren Başbakan tarafından
medya organları ve mensupları aleyhine açılan davalara ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8585)
19. Çanakkale
Milletvekili Ali Sarıbaş’ın, Çanakkale’nin bazı ilçelerindeki adliyelerin
kapatılacağı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/8586)
20. Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye genelinde çok
sayıda adliyenin kapatılacağı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/8587)
21. Kocaeli
Milletvekili Hurşit Güneş’in, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde yargılanan bir
hükümlünün durumuna ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8588)
22. Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, kapatılacağı iddia edilen adliyelere ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8589)
23. Samsun
Milletvekili Ahmet İhsan Kalkavan’ın, Şanlıurfa E Tipi Kapalı Cezaevinde
meydana gelen yangına ve kapasitesinin üstünde mahkum
barındırılmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8590)
24. İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, 2002-2011 yılları arasındaki hükümlü sayısı ve ceza
infaz kurumlarındaki doluluk oranlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/8591)
25. Kars
Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars’ın bazı
ilçelerinde adliyelerin kapatılacağı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/8592)
26. Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Uludere olayına ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/8593)
27. Samsun
Milletvekili Haluk Koç’un, kapatılan adliyelere ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/8594)
28. Uşak
Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, kapatılan
adliyelere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8595)
No:
38
26 Kasım 2012 Pazartesi
Teklifler
1.- İzmir
Milletvekili Hülya Güven ve 35 Milletvekilinin; İstiklal Madalyası Verilmiş
Bulunanlara Vatani Hizmet Tertibinden Şeref Aylığı Bağlanması Hakkında Kanun
ile Terörle Mücadele Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi
(2/988) (İçişleri; Milli Savunma ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
2.- Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; 26/6/1977 Tarihli ve 2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar
Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi (2/989) (Tarım, Orman ve Köyişleri
ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
Sözlü
Soru Önergeleri
1.- İstanbul
Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Kore ve Kıbrıs gazilerine ilişkin Milli Savunma
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2358) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
2.- Adana
Milletvekili Ali Halaman’ın, Ankara’yı Adana ve
Mersin’e bağlayan karayolunun bakım ve onarımına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/2359) (Başkanlığa geliş tarihi:
08.11.2012)
3.- Adana
Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ve ilçelerinde PTT
hizmetlerini daha verimli hale getirmek için yapılacak çalışmalara ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/2360)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
4.- Adana
Milletvekili Ali Halaman’ın, deniz bilimleri
eğitim-öğretim ve araştırmalarının sürdürebilirliğini teminat altına almak için
yapılan çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
sözlü soru önergesi (6/2361) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
5.- Adana
Milletvekili Ali Halaman’ın, Kozan çevre yolundaki
trafik kazalarına ve kavşak ihtiyacına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/2362) (Başkanlığa geliş tarihi:
08.11.2012)
6.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Kore ve Kıbrıs gazilerine verilen şeref aylığı
miktarının artırılması için çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/2363) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
7.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, hisseli tapuların ortadan kaldırılarak
mağduriyetlerin giderilmesi için çalışma yapılıp yapılmadığına ilişkin Çevre ve
Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2364) (Başkanlığa geliş tarihi:
08.11.2012)
8.- Muğla
Milletvekili Nurettin Demir’in, Suriyeli muhaliflerin havalimanlarında VIP
bölümünü kullandıkları iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2365)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
9.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya ilinin Kaş
ilçesine bağlı bir köyün elektrik sorununa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2366) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
10.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle’de bir köyde bulunan tapusuz arazilerin
kullanıcılarına bedelsiz verilmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından
sözlü soru önergesi (6/2367) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
11.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van ve ilçelerindeki sportif faaliyetlere ilişkin
Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/2368) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
12.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, hacizli malların ihale yoluyla satışına ilişkin Maliye
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2369) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
13.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Van’da depremzedelerin konut sorununa ilişkin Çevre
ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2370) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
14.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’daki DDY istasyonuna ilişkin Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru önergesi (6/2371) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.11.2012)
15.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman rafinerisinin modernizasyonuna ilişkin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/2372) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.11.2012)
16.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’da havayı kirlettiği iddia edilen iki tesise
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2373) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
17.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’da tüp dolum tesislerinin yerleşim alanları
içinde olduğu iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2374) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
18.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın stadyum ihtiyacına ilişkin Gençlik ve
Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/2375) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
19.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çiftçilere verilen desteklere ve banka takibindeki
çiftçi sayısına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2376) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
20.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır’ın bir köyündeki kanalizasyon sorununa
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2377) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
21.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman kent merkezinde yeni ve modern bir mezbaha
ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2378) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.11.2012)
22.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Dicle Nehrinde kirliliğin önlenmesi için
çiftçilerin eğitilmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
sözlü soru önergesi (6/2379) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
23.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın doktor ve lojman ihtiyacına ilişkin
Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2380) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
24.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Merkez ilçeye bağlı bir köy yolunun
tamamlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2381)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
25.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan ile Çıldır ilçesi arasındaki yolun
tamamlanmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü
soru önergesi (6/2382) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
26.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan ile Göle ilçesi arasındaki yolun
tamamlanmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2383) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
27.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’daki alt ve üst geçitlerin onarımına ve
Erzurum Havalimanındaki eksikliklere ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2384) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
28.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’nın Merkez ve Eleşkirt ilçelerine bağlı
köylerin içme suyu, yol ve elektrik sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından
sözlü soru önergesi (6/2385) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
29.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’nın bazı ilçe ve köylerinde yaşanan yol, su ve
elektrik sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2386)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
30.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Tarım İşletmelerinin ve seracılığın desteklenmesine
ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2387)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
31.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu Anadolu Bölgesinde hayvancılığı kalkındıracak
bir teşvik sisteminin hazırlanıp hazırlanmayacağına ilişkin Başbakan
Yardımcısından (Ali Babacan) sözlü soru önergesi (6/2388) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
32.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da KOSGEB şubesi açılması konusunda bir
çalışma olup olmadığına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından sözlü
soru önergesi (6/2389) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
33.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, üniversitelerin kapasitelerine ilişkin Milli Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2390) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
34.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Halk Eğitim Merkezlerinde usta öğretmen olarak
çalışan öğretmenlerin kadroya alınmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü
soru önergesi (6/2391) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
35.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum Palandöken’de kurulan suni kar göletine ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2392) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
36.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 2002-2012 yılları arasında Jeotermal kaynaklardan
faydalanma kapasitesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2393) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
37.- Bursa
Milletvekili Necati Özensoy’un, meslek yüksekokullarının kapatılacağı
iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2394)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
38.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Darbeleri Araştırma Komisyonuna gönderilen bir
mektuptaki bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2395)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
39.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Türkiye’de bulunan
Suriyeli mülteci sayısına, yapılan harcamalara ve gelen yardımlara ilişkin
Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2396) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
40.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2012 yılları
arasında Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerde eğitim kurumlarına yönelik
terör olaylarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2397)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
41.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2012 yılları
arasında Türkiye-Suriye arasındaki dış ticaret hacmi ile gümrük kapılarından
elde edilen gelir miktarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2398) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
42.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, sözlü beyanla
üniversitelere kayıt yaptıran Suriyeli öğrenci sayısına ilişkin Milli Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2399) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
43.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2005-2012 yılları
arasında şehit olan Ankara nüfusuna kayıtlı güvenlik görevlilerine ve şehit
yakınlarına tanınan istihdam hakkına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2400) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
44.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, 2007-2012 yılları
arasında ele geçirilen sahte ilaçlara ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2401) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
45.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, Ankara’da deprem yönetmeliğine
uygun olmayan konut ve işyeri ile depreme karşı güçlendirilen bina sayısına
ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/2402) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
46.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, cezaevlerinde açlık
grevi yapan ya da ölüm orucu tutan siyasi mahkumların
sayısına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/2403) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
47.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, son on yılda ruhsat verilen balıkçı teknelerine
ve trolle balık avlanan yerlere ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından
sözlü soru önergesi (6/2404) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
48.- Antalya
Milletvekili Arif Bulut’un, Isparta’da açılan taş ve mermer ocaklarının neden
olduğu tahribata ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından sözlü soru önergesi
(6/2405) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
49.- Antalya
Milletvekili Arif Bulut’un, Zincirli HES projesinin doğa sporlarına yapacağı
olumsuz etkilere ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2406) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
50.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, şehir içi toplu taşıma
hizmetlerinde kullanılan akaryakıtta KDV oranının düşürülmesine ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/2407) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
51.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, sözleşmeli personelin kadroya
geçirilmesi için yapılan çağrıya ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/2408) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
52.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, TEDAŞ özelleştirmesi sonucu 4/C
statüsüne geçirilen personelin kazanılmış haklarına ilişkin Başbakandan sözlü
soru önergesi (6/2409) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
53.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’ın Erbaa ilçesindeki bir beldede çok
programlı okul olup olmadığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/2410) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
Yazılı
Soru Önergeleri
1.- Iğdır Milletvekili
Pervin Buldan’ın, Şanlıurfa’nın öğrenci yurdu kapasitesine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/12360) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
2.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, Abdullah Öcalan ile ilgili bir açıklamasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12361) (Başkanlığa geliş tarihi:
07.11.2012)
3.- Van
Milletvekili Aysel Tuğluk’un, TOKİ tarafından Simav’da yaptırılan konutlarda
eksikliklerin giderilmemesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12362) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
4.- İstanbul
Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, park ihlali yapan araçların trafik
vakıflarınca çekilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12363)
(Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
5.- Bolu
Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu Belediyesinin bir ihalesine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12364) (Başkanlığa geliş tarihi:
07.11.2012)
6.- Hatay
Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Aden Limanında bir Türk
gemisinde silah ele geçirildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/12365) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
7.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’daki metro yapımı
çalışmalarına ve meydana gelen bir göçüğe ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/12366) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
8.- Hatay
Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Suriye sınırında silah
kaçakçılığı yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12367) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
9.- Hatay
Milletvekili Refik Eryılmaz’ın, Aden Limanına yanaşan bir Türk gemisinde silah
bulunduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12368)
(Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
10.- Kocaeli
Milletvekili Haydar Akar’ın, Başiskele Belediyesine
ait bir araziye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12369) (Başkanlığa
geliş tarihi: 07.11.2012)
11.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, Ankara’da yaşanan bir olaya ve polislerin iş
göremez raporu almak için doktorlara baskı yaptığı iddiasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12370) (Başkanlığa geliş tarihi:
07.11.2012)
12.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, özelleştirilmesi iptal edilen şeker
fabrikalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12371) (Başkanlığa
geliş tarihi: 07.11.2012)
13.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, şehit ve gazi yakınlarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/12372) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
14.- Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, kamu kurum ve kuruluşlarının taşınmazlarının
üzerindeki tasarrufa yönelik işlemler için Başbakanlıktan izin alınmasına
yönelik Başbakanlık Genelgesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12373) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
15.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, PARDUS işletim sistemine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12374) (Başkanlığa geliş tarihi:
08.11.2012)
16.- Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, Van depremi sonrası
yapılan kontrollere ve soruşturmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12375) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
17.- Muğla Milletvekili
Nurettin Demir’in, Başbakan ve bakanların yurt dışı seyahatlerine ve bu
seyahatlerin maliyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12376)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
18.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, 02 Kasım 2012 tarihinde
yapılan törene ve bunun maliyetine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12377) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
19.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Erzurum’da kış oyunları için inşa
edilen tesisler ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12378) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
20.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bursa ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12379)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
21.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Çanakkale ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12380) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
22.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Burdur ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12381) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
23.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bolu ilindeki toplumsal gösterilerle
ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12382)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
24.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, gazilerin yaşadığı sıkıntılara ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/12383) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
25.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, karşılaştırmalı edebiyat bölümü mezunlarının iş
sahalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12384) (Başkanlığa geliş
tarihi: 09.11.2012)
26.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Cihanbeyli TMO stokundaki ürünlerin satış ve
nakliyesi ile ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12385) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
27.- Bolu
Milletvekili Tanju Özcan’ın, Suriyeli mültecilere ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12386) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
28.- İstanbul
Milletvekili İhsan Özkes’in, İstanbul Büyükşehir
Belediyesinin 2013 planında bazı tarihi yapıların yer almadığı iddialarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12387) (Başkanlığa geliş tarihi:
09.11.2012)
29.- İstanbul
Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, TOKİ’nin Ankara
Yapracık 5. Bölgede inşaat işlerini ihale ettiği şirketle ilgili iddialara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12388) (Başkanlığa geliş tarihi:
09.11.2012)
30.- Kars
Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, 2009-2012 yılları
arasında cinayete kurban giden kadın ve kadın cinayeti suçundan tutuklanan kişi
sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12389) (Başkanlığa geliş
tarihi: 09.11.2012)
31.- Kars
Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Uşak’ta bir askerin
ölümünün şüpheli olduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12390) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
32.- Hatay
Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, Türkiye’den Yemen’e
yasa dışı yollarla silah gönderildiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12391) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
33.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, kara para aklanmasının
engellenmesi çalışmalarına ve Mali Eylem Görev Gücü’nün (FATF) tespitlerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12392) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
34.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, Antalya’nın Akseki
ilçesine bağlı köylerin su sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12393) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
35.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bitlis ilindeki toplumsal gösteriler
ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12394)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
36.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bingöl ilindeki toplumsal gösteriler
ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12395)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
37.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bilecik ilindeki toplumsal
gösteriler ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12396) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
38.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Seyitömer
ve Kangal Termik Santrallerinin özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12397) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
39.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Milli Eğitim Bakanlığının FATİH Projesine ve
TÜBİTAK’ın benzer nitelikli ARDEB Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/12398) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
40.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Doğu ve Güneydoğu kırsalında kamu hizmeti
sunumunda karşılaşılan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12399) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
41.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, mevduat için bankalarca toplanan altınların
kaynağının sorgulanıp sorgulanmadığına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali
Babacan) yazılı soru önergesi (7/12400) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
42.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Başbakanlık Yatırım Destek
ve Tanıtım Ajansı Dubai Temsilciliğine ataması yapılan bir kişiyle ilgili bazı
iddialara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/12401)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
43.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Kuzey Afrika ve Arap
ülkelerindeki gelişmelerin Türk şirketlerine olumsuz etkisine ilişkin Başbakan
Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/12402) (Başkanlığa geliş
tarihi: 08.11.2012)
44.- Artvin Milletvekili
Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de protesto edilen senet
sayısına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi
(7/12403) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
45.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 2002-2012 yılları
arasında Malatya’da faaliyet gösteren esnafla ilgili verilere ilişkin Başbakan
Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/12404) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
46.- Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Cemevlerine verilen
Devlet desteklerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru
önergesi (7/12405) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
47.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, 2002-2012 yılları arasında Diyanet İşleri
Başkanlığının personel sayısına ve aldığı bütçe paylarına ilişkin Başbakan
Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/12406) (Başkanlığa geliş
tarihi: 09.11.2012)
48.- Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Selendi’de bazı mahallelerdeki camilerin
eksikliklerine ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru
önergesi (7/12407) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2012)
49.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, tutuklu ve hükümlülere verilen günlük iaşe
bedellerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12408)
(Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
50.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, infaz koruma memurlarının sorunlarına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12409) (Başkanlığa geliş tarihi:
07.11.2012)
51.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, İcra İflas Kanunundaki
taahhüdü ihlal suçundan kaynaklanan sorunlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12410) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
52.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, 2011-2012 yılları arasında bankalarca icra
takibi başlatılan dosya sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12411) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
53.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Murgul
ilçesine adliye ve noter açılmamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12412) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
54.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Tekirdağ F Tipi Cezaevinde kapı
mazgallarının kağıtla kapatıldığı iddialarına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12413) (Başkanlığa geliş tarihi:
09.11.2012)
55.- Mersin
Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün, Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla
görüştürülmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12414)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
56.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, gizli tanıklara
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12415) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
57.- Bursa Milletvekili
Necati Özensoy’un, 2002’den bugüne cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda yaşanan
yüksek artışa ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12416)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
58.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin ortalama
tutukluluk sürelerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12417)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
59.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlığa bağlı, ilgili ve
ilişkili kurum ve kuruluşlara hizmet sağlayan taşeron firmalara ve taşeron
firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12418) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
60.- İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel’in, yapılan sosyal yardımlara ve kadına yönelik
şiddete karşı alınan önlemlere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12419) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
61.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, kadın konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarına
ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12420)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
62.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, esnafın sorunlarına ve KOSGEB kredilerine ilişkin
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12421)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
63.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, meslek yüksekokullarına girişlerde yapılan sınavlara
yönelik kaygıların önlenmesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12422) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
64.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, yakıt tasarruf cihazlarına
ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/12423)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
65.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Milli Eğitim Bakanlığının FATİH Projesine ve
TÜBİTAK’ın benzer nitelikli ARDEB Projesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12424) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
66.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, 4/C’li
personelin kadroya geçirilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12425) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
67.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, Bağkur’a bağlı esnafın da
işsizlik sigortası fonundan yararlanabilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12426) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
68.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, gelir testi uygulamasıyla ilgili verilere
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12427)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
69.- Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, yabancılara yapılan toprak satışlarına ilişkin
Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12428) (Başkanlığa geliş
tarihi: 07.11.2012)
70.- İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, İstanbul’da yüzme suyu analiz değerleri
yönetmeliğine uygun çıkmayan yerlere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12429) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
71.- Adana
Milletvekili Ümit Özgümüş’ün, yabancılara toprak
satışına ve Bakanlığa bağlı bir kurumun internet sitesinden bazı verilerin
kaldırılmasına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12430) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
72.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, Enerji Kimlik Belgesi alımlarında yaşanan
sorunlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12431)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
73.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, yabancılara yapılan mülk satışına ilişkin Çevre ve
Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12432) (Başkanlığa geliş tarihi:
09.11.2012)
74.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, 2003-2012 yılları arasında Denizli Belediyesi ve
bağlı belediyelerin kullandıkları kredi miktarına ilişkin Çevre ve Şehircilik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12433) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
75.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve bağlı belediyelerin
2003-2012 yılları arasında İller Bankasından kullandıkları kredi miktarına
ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12434)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
76.- Adıyaman
Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’da inşa edilen TOKİ konutlarının
sorunlarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12435) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
77.- Ordu
Milletvekili İdris Yıldız’ın, TOKİ’nin finansal durumuna ilişkin Çevre ve
Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12436) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
78.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin Çevre ve
Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12437) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
79.- Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Aden Limanında bir Türk gemisinde silah
ele geçirildiği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12438) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
80.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Suriye sınırında bir tampon
bölge oluşturulacağı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12439) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
81.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Afganistan’da şehit olan
askerlere ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12440)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
82.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye-Suriye ilişkilerine
ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12441) (Başkanlığa geliş
tarihi: 08.11.2012)
83.- Hakkâri
Milletvekili Adil Kurt’un, uluslararası kuruluşlara yapılan üyelik ödemeleri
ile Kıbrıs ve Suriye politikalarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12442) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
84.- Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde faaliyet
gösteren bir maden şirketinin çevreyi kirlettiği iddialarına ilişkin Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12443) (Başkanlığa geliş
tarihi: 07.11.2012)
85.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, ülkemizdeki altın üretimine ve altın üretimi
yapan firmalara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12444) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
86.- Sivas
Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, enerji üretim ve
dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12445) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
87.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da yarım kalan
spor kompleksine ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12446) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
88.- Muğla
Milletvekili Nurettin Demir’in, bağımsız spor federasyonlarının genel
kurullarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12447)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
89.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, Niğde’nin Ulukışla ilçesindeki kiraz
üreticilerinin sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12448) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
90.- Çanakkale
Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, zeytin ve zeytinyağı üreticilerinin
sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12449) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
91.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, hububat destekleme primlerinin ne zaman verileceğine
ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12450)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
92.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’da 1980 yılından günümüze kadar büyük ve
küçükbaş hayvan sayısına ve hayvansal ürünlere ilişkin Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12451) (Başkanlığa geliş tarihi:
09.11.2012)
93.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Erzurum’daki büyük, küçük ve orta ölçekli toprak
sahiplerinin nüfusa oranına ve topraksız köylülerin sayısına ilişkin Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12452) (Başkanlığa
geliş tarihi: 09.11.2012)
94.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, ülkemizdeki et ve süt üretimine ve tüketimine
ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12453)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
95.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki topraksız çiftçilere arazi dağıtımına
ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12454)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
96.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, et ithalatına ve hayvancılık sektöründeki yem
bitkisi ihtiyacına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12455) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
97.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, yaş sebze ve meyve
fiyatlarındaki düşüşe ve bunların ihracatına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12456) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
98.- Bursa
Milletvekili Kemal Ekinci’nin, çiftçi malları koruma kurullarının
faaliyetlerine ve yaban hayvanlarının sebep olduğu zarara ilişkin Gıda, Tarım
ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12457) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
99.- Tokat
Milletvekili Orhan Düzgün’ün, sendika hakkı isteyen emniyet personelinin üst
düzey emniyet müdürlerince baskı altına alındığı iddialarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12458) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
100.- Hatay
Milletvekili Hasan Akgöl’ün, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde valilik talimatı ile
vatandaşlara silah satıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12459) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
101.- Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında Birinci Meclis
önünde düzenlenen kutlamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12460) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
102.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde valilik talimatı ile
vatandaşlara silah satıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12461) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
103.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, Ankara’da yaşanan bir olaya ve polislerin iş
göremez raporu için doktorlara baskı yaptığı iddiasına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12462) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
104.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, arama ve el koyma işlemi yapılan
elektronik materyallere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12463) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
105.- İstanbul
Milletvekili Faik Tunay’ın, polis memurlarının yaşadığı psikolojik rahatsızlıklara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12464) (Başkanlığa geliş
tarihi: 09.11.2012)
106.- Bolu
Milletvekili Tanju Özcan’ın, bir vatandaşın emniyet kuvvetlerince gözetlendiği
iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12465)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
107.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın bazı köylerinin yol ve içme suyu
sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12466) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.11.2012)
108.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın bazı köylerinin yol ve içme suyu
sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12467) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.11.2012)
109.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya Vilayet
Parkının yeniden düzenlenmesine ve yapılan peyzaj çalışmalarına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12468) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
110.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’nın Doğubeyazıt
ilçesi ve köylerinde yaşanan yol, su ve elektrik problemlerine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12469) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
111.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Bakanlık teşkilatında istihdam edilen jeofizik
mühendislerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12470)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
112.- Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, Kalkınma ajanslarının personel giderlerine
ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12471) (Başkanlığa geliş
tarihi: 08.11.2012)
113.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, kırsal kesimde yoksulluk oranının
yükselmesine ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12472)
(Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
114.- Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, bir uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu
ile ilgili iddiaya ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12473)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
115.- Samsun
Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, Türk Telekom’un özelleştirilmesine ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12474) (Başkanlığa geliş tarihi:
08.11.2012)
116.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, hizmet alımı ile çalışan işçilerin kadrolu
sayılmasına yönelik başvurulara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12475) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
117.- İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, THY’nin bazı uçuşlarına ve personeline ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12476) (Başkanlığa geliş tarihi:
09.11.2012)
118.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Seyitömer
ve Kangal Termik Santrallerinin özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12477) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
119.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, kamu kurum ve kuruluşlarında
kullanılan resmi ve kiralık araçlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12478) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
120.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, okuma-yazma öğretimine ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12479) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
121.- Adana
Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’da bir okulda
yöneticilerin velileri seçmeli dersler konusunda yönlendirdiği iddialarına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12480) (Başkanlığa
geliş tarihi: 07.11.2012)
122.- Amasya
Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da bir okulda
yaşandığı iddia edilen bir olaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12481) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
123.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, öğretmenlerin sınavlarda görevlendirilmesine
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12482) (Başkanlığa
geliş tarihi: 08.11.2012)
124.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, okullarda çocuk psikolojisi alanında çalışan
uzman eksikliğinin kapatılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12483) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
125.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, 2012-2013 eğitim döneminde okulların fiziki
yapılarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12484)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
126.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, lisansüstü öğrenim yapan öğretmenlere ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12485) (Başkanlığa geliş
tarihi: 08.11.2012)
127.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, jeofizik mühendisleriyle ilgili verilere
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12486) (Başkanlığa
geliş tarihi: 08.11.2012)
128.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, eğitimde sınıfsal ayrışmanın ve fırsat
eşitsizliğinin önlenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12487) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
129.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, lisansüstü eğitimin öğretmenler için yer
değiştirme özrü olmaktan çıkarılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12488) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
130.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, öğretmenlerin il ve ilçe emrine atamalarının
kaldırılmasının doğurduğu sonuçlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12489) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
131.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Bakanlığın FATİH Projesine ve TÜBİTAK’ın benzer
nitelikli ARDEB Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12490) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
132.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, rektör atamalarına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12491) (Başkanlığa
geliş tarihi: 08.11.2012)
133.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, kapatılan dershanelere
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12492) (Başkanlığa
geliş tarihi: 08.11.2012)
134.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2002-2013 yılları
arasında görev yapan ücretli öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12493) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
135.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, öğrencilerin yemek ve
ulaşım masraflarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12494) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
136.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, yeni eğitim sistemi ile
başlatılan seçmeli ders ve etkinliklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12495) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
137.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, kariyer basamakları
sınavına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12496)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
138.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, üniversitelerin
fen-edebiyat fakültelerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12497) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
139.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, eğitim fakültelerine
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12498) (Başkanlığa
geliş tarihi: 08.11.2012)
140.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, saldırıya uğrayan
okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12499)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
141.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, yeni eğitim sistemine
göre okulların düzenlenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12500) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
142.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, vekâleten yönetilen
okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12501) (Başkanlığa
geliş tarihi: 08.11.2012)
143.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, 2012-2013 öğretim
yılında ortaöğretim kurumlarından açık liseye geçişlere ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12502) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
144.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, 2009’dan bugüne terör
eylemlerine katılan çocuklara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12503) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
145.- Denizli
Milletvekili İlhan Cihaner’in, bir yüksek lisans
mülakat sınavında adaya dini inancıyla ilgili sorular sorulduğu iddialarına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12504) (Başkanlığa
geliş tarihi: 09.11.2012)
146.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Batman’ın bir köyünün prefabrik okul binası
ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12505)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
147.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ağrı’daki köy okullarının kitap ihtiyacına ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12506) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
148.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Batman’daki ilköğretim okullarının ısınma ve
internet sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12507) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
149.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, meslek yüksekokullarına girişlerde yapılan sınavlara
yönelik kaygıların önlenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12508) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
150.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, mayınlı arazilere ve bunların
temizlenmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12509)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
151.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, arama kurtarma çalışmalarında kullanılmak üzere
gemi alınıp alınmayacağına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12510) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
152.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, Bakanlıktaki bir daire başkanının doktorlara
baskı yaptığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12511) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
153.- Samsun
Milletvekili Ahmet İhsan Kalkavan’ın, Aile Sağlığı Merkezlerinin aile
hekimlerine kiraya verilmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12512) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
154.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, Ankara’da yaşanan bir olaya ve doktorlara şiddet
ve baskı uygulandığı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12513) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
155.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, Kızılcahamam Kampı için sağlık personeli
görevlendirildiği iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12514) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
156.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, profesörlerin çeşitli hastanelerde geçici
görevlendirilmelerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12515)
(Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
157.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin Devlet
Hastanesine yapılan ek hizmet binası inşaatının durdurulmasına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12516) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
158.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, risk altındaki bazı sağlık çalışanlarının da özellik
arz eden birimlere eklenmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12517) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
159.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, özel hastanede çalışanların eş durumu tayin hakkından
faydalanamamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12518)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
160.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, hastanelerin çocuk servislerine ve hasta
çocuklar ile bunların eğitimlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12519) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
161.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, merkez ve taşra teşkilatında çalışan personele
ve nakillerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12520)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
162.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir il ve ilçelerindeki kamuya ait sağlık
kurum ve kuruluşlarında görevli sağlık personeli sayısına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12521) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
163.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, İstanbul ve ilçelerinde görevli sağlık
personeline ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12522)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
164.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Erzurum ve ilçelerinde görevli sağlık
personeline ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12523)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
165.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Türkiye’de en çok ölüme sebep olan ilk 5
hastalığa ve yapılan çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12524) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
166.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Bakanlık teşkilatında istihdam edilen jeofizik
mühendislerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12525) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
167.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, 444’lü numaralar
aracılığıyla yapılan para transferlerine ve yaşanan mağduriyete ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12526)
(Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
168.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlığa bağlı, ilgili ve
ilişkili kurum ve kuruluşlara hizmet sağlayan taşeron firmalara ve taşeron
firma çalışanlarının sorunlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12527) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
169.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlığa bağlı, ilgili ve
ilişkili kurum ve kuruluşlarda koruma güvenlik görevlisi olarak çalışan
personele ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12528) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
170.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Antalya Merkez çevre yolu inşaatına ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12529)
(Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
171.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Mardin ili kuzey çevre yolu ile ilgili yapılan
çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12530) (Başkanlığa geliş tarihi: 09.11.2012)
172.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır-Erbil arasında uçak seferlerinin
başlaması ile ilgili yapılan çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12531) (Başkanlığa geliş tarihi:
09.11.2012)
173.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Sivrihisar’da trafik kazalarına neden olan bir
kavşakta alınan önlemlere ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12532) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
174.- Amasya
Milletvekili Ramis Topal’ın, AB İlerleme Raporunda
belirtilen hususlarla ilgili yapılan çalışmalara ilişkin Avrupa Birliği
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12533) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.11.2012)
175.- Samsun
Milletvekili Ahmet İhsan Kalkavan’ın, Aden Limanına yanaşan bir Türk gemisinde
silah bulunduğu iddiasına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12534) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
176.- Muğla
Milletvekili Nurettin Demir’in, Muğla Milas’ta bir antik kentin yok olma
tehlikesi ile karşı karşıya olduğu iddiasına ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12535) (Başkanlığa geliş tarihi: 08.11.2012)
177.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, Tunceli’de yapılan HES projelerine ilişkin Orman
ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12536) (Başkanlığa geliş
tarihi: 08.11.2012)
178.- Balıkesir
Milletvekili Ayşe Nedret Akova’nın, 2002 yılından günümüze kolluk güçleri
tarafından baskın yapılan belediyelerle ilgili istatistiklere ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12537) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
179.- Diyarbakır Milletvekili
Emine Ayna’nın, Hakkâri’nin Kazan vadisinde gerçekleştirilen PKK’ya yönelik
operasyonlarla ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12538) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
180.- Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, Diyarbakır’da gerçekleştirilen bir eyleme ve bu
eyleme yönelik polis müdahalesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12539) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
181.- İstanbul
Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, ABD’li bir şirkete Bursa’nın Orhangazi
ilçesinde üretim yapabilmesi için izin verilmesi sürecine ve çalışan işçilerin
sendikal haklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12540)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
182.- Kars
Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, bazı basın yayın
kuruluşlarına yönelik olarak yapılan operasyonlarda tutuklanan gazetecilere
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12541) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
183.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, terör olayları ve
terörün engellenmesine yönelik politikalara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/12542) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
184.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, hakkındaki suç duyuruları ile soruşturmalara ve
yargılandığı davalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12543)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
185.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, tarafından ve kendisi hakkında açılan davalara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12544) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
186.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, elektrikte tasarruf sağladığı iddia edilen
cihazlara yönelik reklamlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12545)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
187.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, yapı öğretmenliği bölümünden yapı teknolojisi
bölümüne geçişte sorunlar olduğu iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/12546) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
188.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Batman ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12547) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
189.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bayburt ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12548) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
190.- İstanbul
Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, TRT’nin bir yayınında CHP Genel Başkanının
isminin sansürlendiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12549) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
191.- İstanbul
Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Anadolu Ajansının para karşılığı bazı
firmaların faaliyetlerini haber yaptığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12550) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
192.- İzmir
Milletvekili Erdal Aksünger’in, Ankara Üniversitesi
Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde bir milletvekilinin ve yazarın katılacağı
etkinliğin iptal edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12551)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
193.- Balıkesir
Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’e
yerleştirilen Suriyeli mültecilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12552) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
194.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bartın ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12553) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
195.- Giresun
Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Karadeniz’deki derin deniz deşarjı
sistemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12554) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14.11.2012)
196.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Artvin ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12555) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
197.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Aydın ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12556) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
198.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Balıkesir ilindeki toplumsal
gösterilerle ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/12557) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
199.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, Suriye’ye komşu iller ile ilgili bazı verilere
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12558) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.11.2012)
200.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, taraf olduğu davalara ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12559) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
201.- İstanbul
Milletvekili İhsan Özkes’in, Cuma hutbesinde
Atatürk’ün anılmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12560)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
202.- Kars
Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, açlık grevindeki mahkumların sağlık durumlarına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12561) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
203.- İstanbul
Milletvekili İhsan Özkes’in, Myanmar’a gönderilen
yardımların Müslümanlara dağıtılmadığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12562) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
204.- Ağrı
Milletvekili Halil Aksoy’un, Ağrı’daki bir cenaze töreninde halkın ve köy
imamının alay komutanından baskı gördüğü iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12563) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
205.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, üniversiteler tarafından
araştırma çalışmalarına ayrılan bütçeye ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/12564) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
206.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 2002-2012 yılları
arasında kişi başına borçlanma miktarlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından
(Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/12565) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
207.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, Hasaköy Kilisesinin restorasyon ihtiyacına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali
Babacan) yazılı soru önergesi (7/12566) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
208.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Türkiye’deki cemevi
sayısına ve illere göre dağılımına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir
Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/12567) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
209.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Polatlı’da bir kavşağa refüj
yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12568)
(Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)
210.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Arhavi
ilçesinde yaşanan sel felaketine ve alınan tedbirlere ilişkin Başbakan
Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi (7/12569) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
211.- Balıkesir
Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’de meydana
gelen doğal afetlere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru
önergesi (7/12570) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
212.- Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, açlık grevlerine ve hükümlülere işkence yapıldığı
iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12571)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
213.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, deprem sırasında Van M Tipi Cezaevinden firar
eden mahkumlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12572) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
214.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki
cezaevlerinin kapasitesine ve bunlardaki tutuklu ile hükümlü sayısına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12573) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
215.- Tekirdağ
Milletvekili Emre Köprülü’nün, Çorlu Adliye Sarayı inşaatına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12574) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
216.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, 2. ve 3. yargı paketleri arasındaki çelişkilere ve
denetimli serbestlik uygulamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12575) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
217.- Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, cezaevlerinde yaşanan
sorunlara ve mahkumların sevk taleplerine ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/12576) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.11.2012)
218.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, boşanma
nedenleriyle ilgili bir açıklamasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12577) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
219.- Kars
Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, kadına yönelik
şiddet olaylarına ve alınan önlemlere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12578) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
220.- Bolu
Milletvekili Tanju Özcan’ın, son 3 yıl içerisinde yapılan sosyal yardımlar ile
ilgili verilere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12579) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
221.- İstanbul
Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Türkiye’de faaliyet gösteren ABD’li bir
şirkette çalışan işçilerin sendikal haklarına ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12580) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
222.- Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, 2003-2012 yılları arasındaki iş kazalarına ve iş
güvenliği alanındaki çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12581) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
223.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, 2002 yılından itibaren Kırklareli’nde
ortopedik malzemeler için ödenen ücretlere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12582) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
224.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, gazilerin sosyal güvenceleri
yönünden ayrılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12583) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
225.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, SGK tarafından yapılan denetimlerde tespit
edilen günlük 300’den fazla reçete yazan doktorlara ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12584) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
226.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, SGK tarafından idari para cezası kesilen özel
sağlık hizmeti sunucularına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12585) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
227.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, SGK’nın özel sağlık
hizmeti sunucularına uyguladığı denetim kriterlerine
ve denetim kapsamındaki eczanelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12586) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
228.- Hatay
Milletvekili Mevlüt Dudu’nun, İşsizlik Sigortası
Fonuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12587) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
229.- Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, iş ve meslek
danışmanlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12588) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
230.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, prim borçlarının ödenmesinde yaşanan sorunlara
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12589)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
231.- Manisa
Milletvekili Özgür Özel’in, Manisa’nın Soma ilçesinde bir maden ocağında çıkan
yangınlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12590) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
232.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kabul edilen şehit
ve gazi tanımlarına ve yapılan maaş ve tazminat ödemelerine ilişkin Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12591) (Başkanlığa geliş
tarihi: 14.11.2012)
233.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’daki Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin
İller Bankasından kullandığı kredi miktarına ilişkin Çevre ve Şehircilik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12592) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
234.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Çorum ve Çorum’a bağlı belediyelerin 2003-2012
yılları arasında İller Bankasından kullandıkları kredi miktarına ilişkin Çevre
ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12593) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12.11.2012)
235.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Van depreminden sonra inşa edilen TOKİ konutlarının
metrekare birim maliyetlerine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12594) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
236.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in baraj
suları altında kalacak olan Yusufeli ilçesinin yeni merkezinin nereye inşa
edileceğine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12595) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
237.- Çanakkale
Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Kaz Dağları bölgesinde devam eden
madencilik faaliyetlerinin çevreye verdiği zararlara ilişkin Çevre ve
Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12596) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
238.- İzmir
Milletvekili Hülya Güven’in, yabancılara gayrimenkul satışı ile ilgili gizli
ibareli bir belgenin basında yer almasına ilişkin Çevre ve Şehircilik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12597) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
239.- İstanbul
Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul Maslak’ta
devam eden bir konut projesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12598) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
240.- Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, İzmit’te bir mahallede yapılan ağaç kesimine
ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/12599)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
241.- Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Bakanlığa yabancı dil bilmeyen 70 meslek memuru
alındığı iddiasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12600)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
242.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Burunei
Sultanlığında ülkemizin Konsolosluğu olup olmadığına ilişkin Dışişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12601) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
243.- Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Suudi Arabistan’ın Türkiye üzerinden Suriyeli
muhaliflere yardım ettiği iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12602) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
244.- Kayseri
Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, NATO Füze Savunma Sistemi kapsamında
Malatya’ya gelen yabancı askeri ve sivil personele ilişkin Dışişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12603) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
245.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Şavşat
ilçesinde bir köyde yaşanan elektrik kesintilerine ilişkin Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12604) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
246.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de yanmayan
sokak lambalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12605) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
247.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da yanmayan aydınlatma lambalarına ve
elektrik direklerindeki noksanlıklara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12606) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
248.- Antalya Milletvekili
Arif Bulut’un, Köprüçay Nehri üzerinde yapılması
planlanan HES projelerine ve bunların etkilerine ilişkin Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/12607) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.11.2012)
249.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Karabük Üniversitesinde okuyan üç öğrencinin yurttan
atılma nedenine ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12608) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
250.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Avrasya Maratonuna
katılan sporcuların sağlık kontrolünden geçirilip geçirilmediğine ilişkin
Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/12609) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.11.2012)
251.- Gaziantep
Milletvekili Mehmet Şeker’in, Gaziantep’in Yavuzeli ve Araban ilçelerinde bazı
çiftçilere pamuk destek primi ödenmemesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12610) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
252.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, kivi üreticilerinin
sorunlarına ve kaçak kiviye ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12611) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
253.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, kaçak yollarla
ülkemize giren bala ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12612) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
254.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, hayvancılıkla
uğraşan çiftçilerin doğal afetlerden kaynaklanan mağduriyetlerine ilişkin Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12613) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
255.- Tekirdağ
Milletvekili Candan Yüceer’in, zeytin ve zeytinyağı üretimine ve üreticilerin
sorunlarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12614) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
256.- Tekirdağ
Milletvekili Emre Köprülü’nün, üç gün hastalığına ve kaçak yollarla ülkeye
sokulan canlı hayvanlara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12615) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
257.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkan’ın, Sapanca Gölü’nden pompalanan suyun kirli olduğu iddialarına
ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12616)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
258.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, 2011’de Habur Gümrük Kapısından giriş-çıkış yapan
araç ve insan sayısına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12617) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
259.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, gemilerle yapılan akaryakıt
kaçakçılığına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12618) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
260.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, gümrüklerde ihbarların
takip ve değerlendirilmesine ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12619) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
261.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, gümrük akaryakıt antreposu
tanklarında bulunan ölçüm cihazlarına dışarıdan müdahale edildiği iddialarına
ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12620) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
262.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık personelinin tayin
işlemlerinde yaşanan sorunlara ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12621) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
263.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, giren yolcu beraberindeki
eşyaların gümrük işlemleri sırasında yaşanan mağduriyete ilişkin Gümrük ve
Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/12622) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
264.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, ithalat beyannamelerinde
vergilerin kontrolüne ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12623) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
265.- Giresun
Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, bazı müfettişler hakkında soruşturma
başlatıldığı iddiasına ve kaçakçılıkla mücadeleye ilişkin Gümrük ve Ticaret
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12624) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
266.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, 24 Eylül’de
Artvin’in Hopa ilçesinde yaşanan sel felaketine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12625) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
267.- Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, açlık grevleri ile ilgili eylemlere ve bunlara
yönelik polis müdahalelerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12626) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
268.- Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, Giresun’un
Şebinkarahisar ilçesinde bir öğrenci evine yapılan molotoflu
saldırıya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12627)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
269.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Siirt’te düşen
helikoptere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12628)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
270.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, muhtarların özlük
haklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12629)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
271.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, emniyet
mensuplarının sendika kurma talebine ve bir vali hakkındaki iddiaya ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12630) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
272.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki
belediyelerin tespit ettiği su birim fiyatlarına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12631) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
273.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da bir sokağın altyapı sorununa ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12632) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
274.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da çalışması tamamlanamayan bir yola ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12633) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
275.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara’da kullanılan eski otobüslere ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12634) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
276.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, polislere sendika kurma hakkı tanınmasına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12635) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.11.2012)
277.- Balıkesir
Milletvekili Namık Havutça’nın, Balıkesir’e bağlı bir
köyün yol, su ve elektrik sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12636) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
278.- Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Kocaeli Büyükşehir Belediye Meclisinin bir
kararına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12637) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
279.- Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Suriye sınırında teröristlerce
kundaklanan tırlara ve tır sahiplerinin mağduriyetine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12638) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
280.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ta bir köyün bazı
ihtiyaçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12639)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
281.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş’ta bir köyün bazı
ihtiyaçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12640)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
282.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, 2011-2012 yıllarında şiddete uğrayan kadınlarla
ilgili istatistiklere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12641) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
283.- İstanbul
Milletvekili Sedef Küçük’ün, 2002-2012 yılları
arasında kamu kurum ve kuruluşlarına karşı açılan uluslararası tahkim
davalarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12642) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
284.- Kocaeli
Milletvekili Haydar Akar’ın, cemaat vakıflarının taşınmazlarının iadesine
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/12643) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.11.2012)
285.- Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Akdeniz Elektrik Dağıtım AŞ.’nin özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12644) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
286.- Bursa
Milletvekili Turhan Tayan’ın, öğrencilerin temel bilimlere ilgisizliğine
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12645) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.11.2012)
287.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, dershanelerle ilgili verilere ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12646) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
288.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, öğretmen yer
değiştirme ve atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12647) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
289.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, öğretmen yer
değiştirme ve atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12648) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
290.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de 2013
yılında kapatılacak okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12649) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
291.- İzmir
Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, İzmir’in
Kemalpaşa ilçesindeki öğretmenevinin kapatılacağı iddiasına ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/12650) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
292.- Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Hatay’daki bir ortaokulda din dersine
giren bir imam öğretmen ile ilgili iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12651) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
293.- İstanbul
Milletvekili Gürsel Tekin’in, eğitim tesisi alanlarından çıkarılan arsalara ve
bu kapsamdaki protokollere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12652) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
294.- Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, Hakkâri’nin Kazan Vadisinde gerçekleştirilen
PKK’ya yönelik operasyonlarla ilgili iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12653) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
295.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, son bir yıl içinde düşen ya da düşürülen
helikopter sayısına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12654) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
296.- İzmir
Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, 1996 yılında
düşen bir savaş uçağının enkazının ve pilotun naaşının
Ege Denizinden çıkarılması talebine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12655) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
297.- İstanbul
Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Hatay’da kurulan bir kampta Suriye rejimine
muhalif güçlere ve El-Kaide mensuplarına askeri eğitim verildiği iddialarına
ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12656) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14.11.2012)
298.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Askerlik Kanununun bir maddesinden faydalanan
kişilere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12657)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
299.- Kayseri
Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, İsrail savaş uçaklarının KKTC sahasını ihlal
ettiğine yönelik iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12658) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
300.- Kayseri
Milletvekili Yusuf Halaçoğlu’nun, Siirt’te düşen S-70 model helikoptere ilişkin
Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12659) (Başkanlığa geliş
tarihi: 14.11.2012)
301.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Bakanlık tarafından kabul edilen şehit
ve gazi tanımlarına ve yapılan maaş ve tazminat ödemelerine ilişkin Milli
Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12660) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.11.2012)
302.- İstanbul
Milletvekili İhsan Barutçu’nun, Keysun Ovası Sulama
Birliğinin borçları için üyelere icra takibi yapılmasına ilişkin Orman ve Su
İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12661) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
303.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Yusufeli Barajı
inşaatına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12662)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
304.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de kaçak
avcılığın önlenmesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12663) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
305.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki balık
neslinin korunması çalışmalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12664) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
306.- Çanakkale
Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Kaz Dağlarındaki madencilik
faaliyetlerinin su kaynaklarına zararlarına ilişkin Orman ve Su İşleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12665) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
307.- Amasya
Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da ithal edilen
hayvanlar ile ilgili bazı iddialara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12666) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
308.- İstanbul
Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, İstanbul Maslak’ta
devam eden bir konut projesine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12667) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
309.- Antalya
Milletvekili Arif Bulut’un, Köprüçay Nehri üzerinde
yapılması planlanan HES projelerine ve bunların etkilerine ilişkin Orman ve Su
İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/12668) (Başkanlığa geliş tarihi:
14.11.2012)
310.- Afyonkarahisar
Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, Afyonkarahisar’a yapılan yeni hastanenin fiziki
şartlarına ve göğüs hastalıkları hastanesinin yeni hastaneye entegre
edilmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12669) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12.11.2012)
311.- Van
Milletvekili Nazmi Gür’ün, Kamu Hastaneleri Birliği adı altında kurulan genel
sekreterlik birimlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12670) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
312.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, aile sağlık
merkezlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12671)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
313.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, tıp fakültelerinde
kadavra bulunmadığı iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12672) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
314.- Tekirdağ
Milletvekili Candan Yüceer’in, Sağlıkta Dönüşüm Projesi kapsamında
gerçekleştirilen ihalelere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12673) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
315.- İzmir
Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, organ nakli
bekleyen hastalara ve organ kaçakçılığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12674) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
316.- Kocaeli
Milletvekili Haydar Akar’ın, acil servis çalışanlarına kumanya verilmemesine
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12675) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.11.2012)
317.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Kırklareli’deki
Devlet Hastaneleri tarafından gerçekleştirilen ihalelere ve Lüleburgaz Devlet
Hastanesi ile ilgili iddialara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12676) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
318.- Amasya
Milletvekili Ramis Topal’ın, Amasya’da ithal edilen
hayvanların kontrolüne ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12677) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
319.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Simav’da depremde zarar
gören Devlet Hastanesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12678) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
320.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, asistan hekimlere acil servislerde triaj nöbeti tutturulduğu iddialarına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12679) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
321.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, SGK tarafından yapılan denetimlerde tespit
edilen günlük 300’den fazla reçete yazan doktorlara ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12680) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
322.- Bursa
Milletvekili Sena Kaleli’nin, Kamu Hastane Birliklerine ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12681) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
323.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin-Yusufeli
karayolu inşaatının çevreye verdiği zararlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12682) (Başkanlığa geliş tarihi:
12.11.2012)
324.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Arhavi
ilçesindeki tünellerin giriş ve çıkışlarındaki suyun tahliye edilmemesinden
kaynaklanan sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12683) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
325.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin ve
ilçelerindeki karayollarına bitümlü sıcak karışım asfalt döşenmesinin
gerekliliğine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12684) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
326.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in bir
köyünün ulaşım sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12685) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
327.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Mardin’in Midyat ilçesinin çevre yolları ile ilgili
yapılan çalışmalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12686) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.11.2012)
328.- Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’de trafik kazalarının
önlenmesine yönelik çalışmalara ve havaalanı ihtiyacına ilişkin Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12687) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13.11.2012)
329.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Şavşat ilçesinin
bir köyünün yol sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12688) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
330.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Şavşat Sahara Tünelinin yapımına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12689) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
331.- Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Soma’da çevre yolunun kapatılmasına ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12690)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
332.- Kocaeli
Milletvekili Haydar Akar’ın, Kayseri-Ankara karayolunda yol yapım
çalışmalarının tamamlanmadığı bir bölüme ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12691) (Başkanlığa geliş tarihi:
13.11.2012)
333.- Niğde
Milletvekili Doğan Şafak’ın, Çamardı-Pozantı-Ulukışla ayrımı il yolunun yapım
çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12692) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
334.- Ankara
Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesince Bakanlığa
devredilen metro hatlarına ilişkin Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12693) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14.11.2012)
335.- Ankara
Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesince Bakanlığa
devredilen metro hatlarına ilişkin Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/12694) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14.11.2012)
336.- Kastamonu
Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’nun Daday ilçesinin ulaşım sorununa
ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12695) (Başkanlığa geliş tarihi: 14.11.2012)
337.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, TRT’nin bir
yayınında CHP Genel Başkanının isminin sansürlendiği iddiasına ilişkin Başbakan
Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12696) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.11.2012)
338.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, bilgi teknolojileri
alanındaki çalışmalara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12697) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
339.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, 5084 sayılı Kanunla getirilen
teşviklerin sürelerinin uzatılmasına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12698) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
340.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Çoruh vadisindeki
tarihi eserlerle ilgili iddialara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12699) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.11.2012)
341.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Başbakanın TBMM’deki makam odasında yapılan
tadilatın maliyetine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı
soru önergesi (7/12700) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.11.2012)
Gensoru
Önergesi
1. İstanbul
Milletvekili Aykut Erdoğdu ve 24 Milletvekilinin; devlet eliyle yapılması gereken bor
tuzlarının aranması ve işletilmesi işlerini ihale ile özel şirketlere
yaptırdığı ve bu ihalelere kamu ihalelerine katılması yasaklı kişilerin
katılmasına izin verdiği iddiasıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner
Yıldız hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/25) (Başkanlığa
Geliş Tarihi: 22.11.2012) (Dağıtma Tarihi: 25.11.2012)
Süresi
İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1. Ankara Milletvekili
Özcan Yeniçeri’nin, aile başına düşen çocuk sayısı
ile doğum ve bebek ölüm oranlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/8659)
2. Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum’da sağlık ocağı ve sağlık personeli
ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8660)
3. İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, göz yaşartıcı bombaların etkilerine ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8661)
4. Ankara
Milletvekili Gülsün Bilgehan’ın, Bakanlık tarafından tıbbi tahlil laboratuvarlarına
gönderilen bir genelgeye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/8662)
5. Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Bakanlık tarafından
tıbbi tahlil laboratuvarlarına gönderilen bir genelgeye ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8663)
6. Tekirdağ
Milletvekili Bülent Belen’in, tutuklu ve hükümlülere yönelik sağlık
hizmetlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8744)
7. İstanbul
Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlığa bağlı
kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların depreme dayanıklılığına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8745)
8. Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Abdullah Öcalan’ın hapiste olmadığı iddialarına
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8746)
9. Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkan’ın, meslekten istifa eden hakim ve
savcılara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8747)
10. Adana
Milletvekili Murat Bozlak’ın, cezaevlerinin koşullarına ve cezaevlerinde
yasadışı uygulamalar yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/8748)
11. Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, cezaevlerindeki olumsuz koşullara ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8749)
12. Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde gözaltına alınan
öğrencilerin mağduriyetine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/8750)
13. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Köprübaşı Adliyesinin kapanmasına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8855)
14. Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, hakim ve savcıların
yer değişikliklerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8856)
15. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Gölmarmara Adliyesinin kapatılmasına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8857)
16. Tokat
Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Artova Adliyesinin kapatılma gerekçesine ve bunun
ilçede yol açacağı sorunlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/8858)
17. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, adliyelerin kapatılmalarındaki kriterlere
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8859)
18. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, adliyelerin kapatılmasındaki kriterler
ile Selendi ve Kırkağaç Adliyelerinin kapatılma kararlarının kaldırılmasına
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8860)
19. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Köprübaşı Adliyesinin kapatılmasının doğuracağı
sorunlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8861)
20. İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, Düzce’de kapatılması öngörülen adliyelerin bölgeye
etkilerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8862)
21. Uşak
Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, Abdullah
Öcalan’la ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/8863)
22. Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğündeki boş kadrolara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/8864)
23. Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Şanlıurfa E Tipi Kapalı Cezaevinin
standartlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/8865)
24. İstanbul
Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, 2005-2012 yılları arasında altın ihraç ve ithal
eden firmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/10596)
25. Bursa
Milletvekili Sena Kaleli’nin, Van depremi sonrasında geriye dönük elektrik ve
su borcu çıkarılıp çıkarılmadığına ve depremzede öğrencilere sağlanan
desteklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11385)
26. Bursa
Milletvekili Sena Kaleli’nin, Botaş’ın zarar
etmesinin nedenlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11386)
27. Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, etkinliklerine katıldığı üniversitelere öğrenci
girişlerinin yasaklanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11387)
28. Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, ülkemizde tedavi edilen
Suriyeli muhaliflere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11388)
29. İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Yıldız Teknik Üniversitesine yaptığı
ziyarete ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11389)
30. Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, mahalli idarelerde
çalışan sözleşmeli personelin kadro sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/11390)
31. Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Borçka
ilçesinde yaşayan bir vatandaşın aşırı yağışlar nedeniyle yaşadığı mağduriyete
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11391)
32. Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da kullanılan
kömür ve doğal gaz ile ilgili bazı verilere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/11392)
33. Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, Ankara’da içme suyu
fiyatlarına ve analizlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11393)
34. Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, engelli
vatandaşların eğitim gördüğü okullara ve bu okullardan birinin kapatılacağı
iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11395)
35. İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Türkiye-İsrail arasındaki ticari ve mali
ilişkilere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11396)
36. Samsun
Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, yabancılara satılan maden alanlarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11398)
37. Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Dahilde İşleme
İzin Belgesi kapsamında ithal edilen süt tozu miktarına ve bunların süt
endüstrisinde kullanıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/11400)
38. Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Tohma
Çayında yaşanan kirliliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11401)
39. Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’nın Darende
ilçesinde inşa edilen HES barajının etrafının çevrilmemesi nedeniyle
karşılaşılan sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11402)
40. Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 2000-2012 yılları
arasında ÖSYM tarafından yapılan sınavlara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/11403)
41. Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, 2002-2012 yılları
arasında yapılan gizli anlaşmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/11404)
42. Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, zayıflama ilaçlarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11405)
43. Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara Üniversitesinin Akademik Yılı Açılış
törenine katılacak öğrencilere akreditasyon uygulanmasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/11408)
44. İstanbul
Milletvekili İhsan Özkes’in, 2002’den günümüze kadar
muhtaçlık aylığı kesilen ailelere ve bu ailelerin mağduriyetlerinin giderilmesi
için yapılacak çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11410)
45. İstanbul
Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, Suriye Cumhurbaşkanı ile 2008 yılında tatil
yaptığı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11411)
46. Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, lise son sınıf öğrencilerinin açık liseye
geçmelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11413)
47. Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, Akçakale’de meydana gelen olay sonrası alınan
tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11414)
48. İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, Adalet ve Kalkınma Partisi eski İstanbul Gençlik
Kolları Başkanı ve THY’de çalışan personelle ilgili iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11415)
49. Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Diyarbakır Emniyet
Müdürünün açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11417)
50. Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Siirt’te kent
girişindeki bir zafer tâkının kaldırılmasına ve Siirt
Valisinin açıklamalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11419)
51. Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, ülkemizde doğal gaz
fiyatlarındaki artışa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11420)
52. Samsun
Milletvekili Ahmet İhsan Kalkavan’ın, Büyük Ortadoğu Projesine ve Afrika ile
Ortadoğu ülkelerinde gerçekleşen ayaklanmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/11421)
53. İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğünün
açtığı çipli pasaport ihalesini bir Fransız şirketinin
kazanmasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi
(7/11422)
54. Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, son beş yılda bankalardan alınan kredi miktarına
ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/11423)
55. Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde yaşanan
olaylara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru önergesi
(7/11424)
56. İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, Van’da bir köyde deprem nedeniyle konut yardımında
bulunulanlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Beşir Atalay) yazılı soru
önergesi (7/11425)
57. Kars
Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, eşinden şiddet
gören kadınlara ve bir kadının mağduriyetine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11435)
58. Adana
Milletvekili Osman Faruk Loğoğlu’nun, gazilerin toplumsal ve ekonomik
durumlarının iyileştirilmesine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11436)
59. Manisa
Milletvekili Özgür Özel’in, bir hastanın TC kimlik numarası ile başka bir
kişinin muayene olması sonucu yaşadığı mağduriyete ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/11437)
60. Tekirdağ
Milletvekili Candan Yüceer’in, kamuda çalışan mevsimlik işçilere ve bunların
mağduriyetine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11441)
61. Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’de yer alan
bir Atatürk heykelinin ve heykelin bulunduğu mevkiiye
giden yol güzergâhının aydınlatılması çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11455)
62. Bursa
Milletvekili Sena Kaleli’nin, 2003 yılından itibaren haklarında işlem yapılan
belediye başkanlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11465)
63. Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Malatya BDP İl binasına yapıldığı iddia edilen
saldırılara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11466)
64. Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Diyarbakır’da görev yapan polis sayısına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11467)
65. Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta kış şartlarından dolayı donan su boruları
ve su depolarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11468)
66. Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Antalya’nın Akseki ilçe merkezinde ve bazı
köylerinde yaşanan su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11469)
67. İstanbul Milletvekili
Ali Özgündüz’ün, Kuzey Ankara Kentsel Dönüşüm Projesine ve proje kapsamında
yıkılan camilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11470)
68. Çanakkale
Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, muhtarların sosyal ve özlük haklarının iyileştirilmesine
yönelik çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11471)
69. İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel’in, İstanbul’un Avcılar ilçesinde gerçekleştirilen
bir eyleme ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11472)
70. Bitlis
Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Hizan
Belediyesinin borç ve alacaklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11473)
71. Bitlis
Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu’nun, Bitlis
Belediyesinin gelir ve giderlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11474)
72. Tunceli
Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, Hatay’ın bazı beldelerinde vatandaşların
silahlarının toplandığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11475)
73. Muğla
Milletvekili Ömer Süha Aldan’ın, belde
belediyelerinin taşınmaz, personel, taşıt vb. işlemlerinin valilik iznine
bağlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11476)
74. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’nın Selendi ilçesine bağlı köy yollarının
asfaltlanması çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11477)
75. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa-Saruhanlı arası yolcu taşımacılığı yapan
şirketlerin sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11478)
76. Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, Antalya’da kalitesiz kömür kullanımına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11479)
77. Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, turizm sektöründe çalışanların turizm sezonunun
sona ermesiyle yaşadıkları sorunlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı
soru önergesi (7/11485)
78. İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, ihracatçı ve imalatçıların KDV iadelerinde
yaşadıkları sorunlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11490)
79. İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, THY’nin İran’dan olan alacağına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11491)
80. İstanbul
Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kamu İhale Kanununa göre ihalesi yapılmış yapım
işlerinde fiyat farkı ödemesi taleplerinin karşılanmamasına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11492)
81. İstanbul
Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan
telekomünikasyon hizmet alımı ihalelerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11493)
82. Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’nın
bir köyünde okul yeri olarak ayrılan bir taşınmazın kamulaştırma bedellerinin
ödenmemesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/11494)
83. Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Amik Ovasında kiraya verilen arazilerin
köylülerden geri alınmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11495)
84. Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle’de bir köy okulunun fiziki eksikliklerine
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11496)
85. Bursa
Milletvekili Sena Kaleli’nin, yeni eğitim sistemi sonrası imam hatip okullarına
dönüştürülen yatılı bölge okullarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/11497)
86. Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, Bingöl’de eğitim
alanındaki bazı eksikliklere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11498)
87. Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Bilgisayar
Programcılığı ön lisans programından mezun olanların mağduriyetine ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11499)
88. Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, bir milletvekilinin atama talebiyle ilgili notuna
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11500)
89. Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan’ın, Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde bir grup
öğrencinin öğle yemeğinde zehirlendikleri iddiasına ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11501)
90. Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, FATİH Projesinin hayata geçirilmesiyle ilgili
çalışmalara ve pilot uygulamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11502)
91. İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Şanlıurfa’nın Viranşehir ilçesinde öğrencilerin
öğle yemeğinden zehirlendiği iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/11503)
92. İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, üniversitelerde Yükseköğretim Kanununun 50’nci
maddesinin D bendi kapsamında çalışan araştırma görevlilerine ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11504)
93. Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Malatya’da taşımalı
eğitim uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11505)
94. Uşak
Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, öğretmen
maaşlarına, norm kadro fazlası öğretmen sayısına ve öğretmen açığına ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11506)
95. Antalya
Milletvekili Yıldıray Sapan’ın, 2012-2013 eğitim döneminde imam hatip okuluna
dönüştürülen okul sayısına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11507)
96. İstanbul
Milletvekili Fatma Nur Serter’in, öğretmenlerin alan değişikliği atamalarına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11508)
97. Bursa
Milletvekili Sena Kaleli’nin, Bursa’nın Yıldırım ilçesindeki bir mahallede
yaşanan eğitim-öğretim sorununa ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11509)
98. Edirne
Milletvekili Recep Gürkan’ın, Bakanlık bünyesindeki bazı üst düzey
yöneticilerin görevlerinden alındıkları iddialarına ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11510)
99. Diyarbakır
Milletvekili Emine Ayna’nın, lise son sınıf öğrencilerinin açık liseye
geçmesine ve imam hatip liselerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11511)
100. Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, pedagojik formasyon
programlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11512)
101. Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Salihli’de kamulaştırılan bir taşınmazın bedelinin
bir yıl geçmesine rağmen hak sahiplerine ödenmemesine ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11513)
102. Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, son on yılda orman
alanlarında yapılan tahsislere ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/11522)
103. Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’in Şavşat
ilçesindeki bir köyün yol sorununa ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11532)
104. Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Trabzon’da hatalı olarak yapılan bir
üst geçide ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11533)
105. İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, hızlı tren projesinin tren seferlerini
aksatmasının sebep olacağı sorunlara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11534)
106. İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, İDO’nun devrine ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11535)
107. Samsun
Milletvekili Ahmet Haluk Koç’un, Samsun Altınkaya Barajına asma köprü yapımına
ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11536)
108. Manisa
Milletvekili Özgür Özel’in, Salihli-Gölmarmara yoluna ilişkin Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/11537)
109. İstanbul
Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, fiilen tekel konumunu sürdüren telekomünikasyon
firmalarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/11540)
110. Bursa
Milletvekili Kemal Ekinci’nin, Suriye’den gelen mülteciler için harcanan para
miktarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11541)
111. Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Basın Yayın Enformasyon
Genel Müdürlüğünün bir personel alım ilanına ilişkin Başbakan Yardımcısından
(Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/11542)
No:
39
27 Kasım 2012 Salı
Raporlar
1.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Moritanya İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik
İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/656) (S. Sayısı: 357) (Dağıtma tarihi:
27.11.2012) (GÜNDEME)
2.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Türkmenistan Hükümeti Arasında Başta Terörizm ve
Örgütlü Suçlar Olmak Üzere Ağır Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/668) (S. Sayısı: 358) (Dağıtma tarihi: 27.11.2012) (GÜNDEME)
3.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Polis
Eğitiminde İşbirliği Üzerine Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/671) (S. Sayısı: 359) (Dağıtma
tarihi: 27.11.2012) (GÜNDEME)
4.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Tunus Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/684) (S. Sayısı: 360) (Dağıtma tarihi: 27.11.2012)
(GÜNDEME)
Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 20 Milletvekilinin, Şırnak-Uludere’de 35
kişinin ölümüyle sonuçlanan olayın araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/424) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.01.2012)
2.- Sakarya
Milletvekili Engin Özkoç ve 21 Milletvekilinin,
Irak’ta yaşanan gelişmeler karşısında Türkiye’nin izleyeceği politikaların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/425) (Başkanlığa geliş tarihi:
03.01.2012)
3.- Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka ve 21 Milletvekilinin,
erozyon ve çölleşmenin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/426) (Başkanlığa geliş tarihi: 03.01.2012)
Süresi
İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Yozgat
Milletvekili Sadir Durmaz’ın, Bozok Üniversitesi Tıp
Fakültesi Hastanesine kalp merkezi kurulmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı
soru önergesi (7/8821)
2.- İstanbul
Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, Bakanlığa bağlı
kamu kurum ve kuruluşlarına ait binaların depreme dayanıklılığına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8822)
3.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, reçete bedeline ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/8823)
4.- Mersin
Milletvekili Ali Öz’ün, Okul Sütü Akıl Küpü Projesine dair açıklamalara ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8824)
5.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun hamilelik testi yaptıran kişilerin
bilgilerinin istekleri dışında ailelerine bildirildiği iddialarına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8919)
6.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki sağlık
hizmetleriyle ilgili verilere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/8920)
7.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan’ın, Artvin’deki nefroloji ve endokrinoloji servislerinin yeterliliğine
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8921)
8.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanal’ın, 2002-2011 yılları arasında Bakanlık özel kalem
müdürlüğüne ve basın müşavirliğine atanan kişilere ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/8983)
9.- İstanbul
Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da aile hekimliği
uygulamasına ve yaşanan sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/8984)
10.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, ilaç fiyatlarına kur farkının
yansıtılmamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/8985)
11.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, Ankara Etlik Entegre Sağlık Kampüsünün inşaatına
başlanabilmesi için taşınması istenen bazı hastanelere ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/8986)
12.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, ülkemizde organ nakli bekleyen
hastalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/9071)
13.- İzmir
Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, Aliağa’da
yaşanan hava kirliliğine ve etkilerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/9072)
14.- Gaziantep
Milletvekili Mehmet Şeker’in, Kilis Devlet Hastanesinin güvenlik personeli
eksikliğine ve Öncüpınar Sınır Kapısında oluşturulan
polikliniğin personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/9073)
15.- İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, görme engelli bir vatandaşın işten çıkarılmasına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/9074)
16.- İstanbul
Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına karşı
alınan önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/9075)
17.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Abdullah Öcalan’ın İmralı Cezaevinden
çıkarılıp çıkarılmadığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/9101)
18.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık-Merkez
teşkilatında yapılan personel atamalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/9179)
19.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, 663 Sayılı KHK sonrası
gerçekleştiği iddia edilen uygulamalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/9180)
20.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Eti Gümüş A.Ş.
üretim tesislerinde çalışan personelin sağlık sorunlarına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/9181)
21.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, sözleşmeli personel
istihdamının boşanmalara sebep olduğu iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/9183)
22.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya-Merkez ve
ilçelerindeki sağlık personeli ve araç-gereç ihtiyacına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/9184)
23.- İstanbul
Milletvekili Faik Tunay’ın, meslek hastalıklarına ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/9185)
24.- İzmir
Milletvekili Hülya Güven’in, İzmir’de yapılmakta olan sağlık kampüsüne ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/9186)
27 Kasım 2012 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza
YALÇINKAYA (Bartın)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşimini açıyorum.
III.- Y O K L A M A
BAŞKAN –
Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Üç dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı vardır.
Görüşmelere
başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk
söz, 25 Kasım Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü münasebetiyle söz isteyen
Malatya Milletvekili Öznur Çalık’a aittir.
Buyurunuz Sayın
Çalık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları
1.- Malatya Milletvekili Öznur Çalık’ın, 25 Kasım Kadına
Karşı Şiddetle Mücadele Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması
ÖZNUR ÇALIK
(Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 25 Kasım Kadına Yönelik
Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla şahsım adına
gündem dışı söz almış bulunuyorum ve yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekillerim,
kadın, örf ve âdetlerimize göre yuvanın asıl sahibidir. Kadın, ailenin, aile
ise toplumun temel direğidir. Kadın, insanlık âleminin yarısını teşkil eden,
sadece bedeni değil, ruhuyla, duyarlılığıyla, merhametiyle ve aklıyla dünyayı
dönüştürendir. Ülke nüfusumuzun yüzde 50’sinden fazlasını oluşturan kadınlar
ulusal gücümüzdür. Kadına yönelik şiddet geçmişten geleceğe kronikleşen
evrensel boyutlarda bir yaraya dönüşmüştür. Şiddet, ayrım yapmaz, tüm kadınları
etkiler. Şiddetin karşısında duracak küresel vicdan Suriye, Arakan, Somali ve
Filistin başta olmak üzere dünyanın her yerinde ağlayan bütün mazlum kadınlar,
bütün mazlum anneler, bütün mazlum çocuklar için de yükselmelidir. Çünkü
kadının maruz kaldığı şiddetin milleti olmadığı gibi dili, dini, ırkı ve
mezhebi de yoktur. Hiçbir kültür, hiçbir gelenek ve hiçbir örf, hiçbir din
kadına zulmü önermemekte ve mazur göstermemektedir ve sonuçta Rabb’im bizi yani insanları yeryüzünün halifesi olarak
kılarken, bunu ayetlerinde açıkça ifade ederken cinsiyet ayrımı yapmamıştır.
Biz, kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü, kadınların hiçbir değerinin
olmadığı bir dönemde yetişip tek bir defa eşine ya da çocuğuna el kaldırmamış
bir Peygamberin ümmetiyiz.
Değerli
milletvekilleri, kadın hakları ihlallerinin önlenmesi yönündeki çalışmaların
odağına nasıl ki kadına yönelik şiddeti koyuyorsak toplumdaki şiddetin kökünde
de, özünde de aile içi şiddeti aramalıyız. Aile ve şiddet yan yana gelmemesi
gereken iki kelimedir. İnsanlar en sevdiği arkadaşına şiddet uygulamazken,
evinde çocuğuna, karısına maalesef şiddeti uygun görür. Bu, sadece çocuğunu ya
da eşini kendi malı gibi görmenin bir sonucudur. Kadın ve çocukların, en çok
güvende olmaları gereken yerde yani kendi evlerinde, en çok sevgi ve saygı
bekledikleri eşleri, ağabeyleri, babaları tarafından şiddete uğramalarının
verdiği zarar maalesef çok yıkıcıdır. Zira, bu durum
sürekli tekrarlanmakta ve maalesef kişide öğrenilmiş çaresizlik
oluşturmaktadır.
Unutmayalım ki
cinsiyete dayalı şiddet, bir avuç psikopat erkeğin şiddet eylemi değil,
maalesef, öğrenilmiş bir koddur. Bize düşen bu kodu değiştirmek, şiddetin çözüm
olmadığını göstermektir. Kimse içindeki şiddeti ifade etmek için sokaktan geçen
adamı dövmeyi düşünmez, çünkü bunun mutlaka bir yaptırımı vardır. Ev içindeki
şiddetin de mutlaka, hukuksal yaptırımı gibi toplumsal yaptırımı da olmalıdır.
Devlet, sosyal devlet ilkesi gereği aileyi korumak zorundadır.
Hükûmetimiz,
şiddetten arındırılmış ailelerin sağlıklı toplumlar ifade ettiğinin farkında
olarak, şiddetle mücadele kararlılığını gösterecek pek çok çalışma yapmıştır.
İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı
Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’u çıkarmış vaziyetteyiz. Bu yasa ile her kadın
ve aile bireyi şiddete karşı devlet koruması altında bulunuyor ve sadece cezai
yaptırımları değil, önleyici ve koruyucu tedbirleri beraberinde getiriyor.
Şiddeti önleme ve
izleme merkezlerini kurduk. Ayrıca, tüm kamu kuruluşları arasında
koordinasyonun sağlanmasını, şiddete uğrayan kadına maddi yardım ve kreş
yardımını sağladık.
Türkiye, CEDAW
Sözleşmesi’ne 1985 yılında taraf oldu. CEDAW Komitesi 2010 yılında yaptığı
oturumda, başörtüsüne karşı yasağın bir kadın hakkı ihlali ve insan hakkı
ihlali olduğunu ifade etti ve kadına karşı bu şiddetin de ortadan
kaldırılmasını Türkiye’den talep etti.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; konuşmamı sonlandırırken, şiddete maruz kalan tüm
kadınlarımızın, bu şiddete tanık olan çocuklarımızın ve dahası, şiddeti
uygulayanların yüreklerinde açılan yaralara Azeri Şair Ramiz Rövşen’in bir şiiriyle seslenmek isterim:
“Kişiler bir
olmuyor atam balası,
Korkağı var,
yiğidi var.
Ama her kişinin
öldükten sonra
Kabri üstünde
ağlamağa
Bir kara paltarlı güzel bir kadına ihtiyacı var.
Sen ölende kim
olacak gözlerini bağlayan?
Gardaşın mı olacak,
ağabeyin mi olacak?
Bu dünyada belki
sana en çok ağlayan
Senin ağlattığın
kadın olacak.” diyor.
“Kadına karşı
şiddete hep beraber hayır!” diyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Çalık.
Gündem dışı
ikinci söz, 25 Kasım Edirne’nin kurtuluş yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen
Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’ye aittir.
Buyurunuz
efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
2.- Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin,
25 Kasım Edirne’nin kurtuluş yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
KEMAL
DEĞİRMENDERELİ (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Kasım
Edirne’nin kurtuluşu nedeniyle söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla
selamlarım.
Değerli
milletvekilleri, geçen hafta 17-27 Kasım günleri arasında Edirne ve
ilçelerimizin, Uzunköprü, Keşan, İpsala, Enez, Havsa, Meriç, Lalapaşa ve
Süloğlu’nun kurtuluş günlerini kutladık ama buruk kutladık. 11 Ekim 1922
Mudanya Mütarekesi sonrası Meriç Nehri’ne kadar boşaltılan Trakya’mız yirmi
yedi aylık Yunan işgalinden ulusal Kurtuluş Savaşı’mız sonucu yeniden
özgürlüğüne kavuştu. Bu bölgemiz kurtuluştan önce, doksan yıl içerisinde
Bulgarlar, Ruslar ve Yunanlılar tarafından dört kez işgal gördü. Bu bölge halkı
zulümler gördü, ölümler gördü, on binlerce şehit verdi, esaret ve göçleri yaşadı.
Bu nedenledir ki Trakya halkı, Rumeli halkı, Edirneliler özgürlüğün ve
bağımsızlığın bedelini ağır ödediklerinden kıymetini de farklı bilirler. Ancak,
1922 kurtuluş günlerinden bu yana coşkuyla kutlanan bayramlar, kurtuluş
günlerimiz ne yazık ki artık yok. Yeni düzenlenen millî bayramlar yönetmeliği
uyarınca diğer ulusal bayramlarımız gibi kurtuluş bayramlarımızın da kutlanması
alanlardan, meydanlardan okulların konferans salonlarına sıkıştırılmış,
resmigeçit törenleri ve fener alayları yasaklanmıştır.
İmparatorluğun derinliklerinden gelen kültürü ile özgürlük ve
bağımsızlığın anlamını içselleştirmiş, cumhuriyet değerleriyle yoğrulmuş, çok
kültürlülüğün zenginliğini yaşayan, Atatürk’ümüzün değerlerini yaşamanın ve
yaşatmanın gururunu taşıyan, Mondros Mütarekesi’nden sadece üç gün sonra Kuvayımilliyenin ilk çoban ateşini Edirne yakınlarındaki
Kuleli köyünde samanlıkta yakan, burada Trakya ve Paşaeli
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin temellerini atan Trakyalılar kurtuluş bayramlarını
yaşayamamışlardır. Halkımız her yıl
olduğu gibi bayram sevinciyle yollara düşmüş, bayram yerlerine koşmuştur ancak
her yıl coşkuyla yapılan, kızı kızanı, çoluğu çocuğu, yaşlısı, genci, esnafı,
memuru, tüccarı coşkuyla katıldığı resmigeçit törenleri ve bayramlardan yoksun
bırakılmıştır.
Bakınız, bu hafta
tören alanında karşılaştığımız yaşlı bir teyze “Evladım, ben yetmiş yıldır
bayramı kutluyorum. Bunu da mı elimizden alacaklardı?” diye soruyor. Bir başka yaşlı teyzemiz kızına “Hadi, bayrama gitmiyor muyuz?”
diye sorduğunda kızının “Anne, bayram yasaklandı, artık bayram yapılmıyor,
kurtuluş bayramı yapılmıyor.” demesi üzerine hüngür hüngür ağladığını, bayram
yerlerine tabureleriyle gelen insanlarımızın buruk bir şekilde taburelerini
toplayıp evlerine dönmek durumunda olduklarını, hüzün içinde evlerine
döndüklerini, Edirne’de geçen hafta derin bir hüznün var olduğunu sizlerle
paylaşmak istiyorum sayın milletvekilleri.
Değerli
milletvekilleri, yeni nesillere kurtuluş bilincini, özgürlüğü, bağımsızlığı
anlatabildiğimiz en önemli günler olan ulusal bayramlarımızı yasaklayarak AKP
İktidarı ne beklemektedir, neyi hedeflemektedir? Bu toprakların öz kültürel,
ulusal değerleri için neleri erozyona uğratmaktadır? Bu toprakların
insanlarının emperyalistlere karşı verdikleri mücadeleye, özgürlük bağımsızlık
bilincine karşı Vahabi kültürünün itaatkâr, biatkâr, bağnaz, skolastik anlayışının hâkim kılınmasına
yönelik girişimlere Edirne halkı, Trakya halkı bugüne kadar olduğu gibi bundan
sonra da izin vermeyecektir. Edirne’nin aydın, çağdaş değerlerin kıymetini
bilen, cumhuriyet değerlerine sahip çıkan insanları bu değerlere yılmadan sahip
çıkmaya devam edecektir.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Değirmendereli.
Gündem dışı
üçüncü söz, savurganlık ve israf hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Özcan
Yeniçeri’ye aittir. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Yeniçeri.
3.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin,
savurganlık ve israfa ilişkin gündem dışı konuşması
ÖZCAN YENİÇERİ
(Ankara) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, bir insanı ürettiğinden daha fazla tüketmeye, gelirinden daha
fazla gider yapmaya alıştırmak o insana yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bir
topluma yapılabilecek en büyük iyilik, o topluma rahatına kıymayı öğretmekten
geçmektedir. Sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçlar arasında denge kuramayan
toplumlar eninde sonunda başkalarının yemi olurlar. Kaynakların israfı
toplumsal dengenin kaybıyla sonuçlanır.
Kaynak israfı esasen gelecek israfıdır. Son zamanlarda israf, devleti ve
toplumu bir kanser tümörü gibi sarmıştır. Toplum lüks, şatafat, gösteriş ve
tüketim egemenliği altına alınmıştır.
Devlet
bürokrasisi âdeta, insanların israf ideolojisi edinmesi için elinden gelen her
şeyi yapmaktadır. Mevcut iktidar israf ekonomisi uygulamakta, müsrifliği ve tüketimi özendirmektedir.
İktidar nimetlerinden nemalanan hemen her kurum kuş sütü, kuru üzümü eksik
olmayan davetler düzenlenmektedir.
Devlet
yetkililerini karşılama törenlerindeki şatafat, açılışlarda kullanılan havai
fişek gösterileri, stadyumlarda düzenlenen 100 bin kişilik parti toplantıları
halk nezdinde gösterişi ve israfı meşrulaştırmak anlamına gelmektedir.
Bakanlık
bürokratlarının keyfekeder gezileri, bu geziler için
düzenlenen karşılamalar, davetiyeler, toplantılar, çiçekler, çelenkler,
yemekler tam anlamıyla israf kaynaklarıdır. Şunlara bir bakar mısınız, bunların
her biri birer davetiye hüviyetinde basılmış, çeşitli bakanlıkların
broşürleridir. Bu davetiyelerin her biriyle bir garibin, gurebanın
sabah, akşam yemeğini karşılamak mümkündür.
EKREM ÇELEBİ
(Ağrı) – Başka bir şey bulamadın da bunları mı gösterdin?
ÖZCAN YENİÇERİ
(Devamla) – Hükûmet âdeta, on yıllık iktidarı döneminde, keyfîlik,
müsriflik, har vurup harman savurmada ahlaki sınırları zorlamaktadır
ekselansları.
Hükûmet, 100
milyar dolar civarındaki dışarıdan ülkeye giren sıcak para ile 4 ile 6 milyar
dolar arasında gidip gelen milliyetsiz paraya sırtını dayayarak Türkiye’yi
tüketim cehennemine çevirmiştir. Bugün Türkiye’de, üretimde ve verimlilikte
doğulu, lüks tüketim ve israfta batılı davranan bir iktidar sosyetesi türemiş
durumdadır.
İktidar
yetkilileri kibir, egoizm ve enaniyete gırtlağına
kadar doymuş durumdalar. Lüks, debdebe, şatafat kanser tümörü gibi her kurumu
sarmıştır. İktidar elitleri “Yiyiniz, içiniz, giyiniz ama israf ve kibirden
sakınınız.” ilkesiyle değil, Fikret’in dediği gibi “Yiyin efendiler yiyin, bu
hanı iştiha sizin” mantığıyla hareket etmektedirler.
İsraf, özünde
yoksulun, öksüzün, yetimin hukukunu çarçur etmektir. Ülkemizde kamu
kaynaklarının sorumsuzca; debdebe, lüks, şatafat içinde nasıl israf edildiğine
birkaç örnek vermek istiyorum:
Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı, 2012 yılı için, Balgat semtinde bulunan hizmet binasına 1
milyon 416 bin Türk lirası kira ödemektedir.
Aynı Bakanlığın Söğütözü semtinde bulunan hizmet binasına yıllık ödenen
kira ise 2 milyon 714 bin liradır.
Yine, Dışişleri
Bakanlığının, ek hizmet binası için kiraladığı bir binaya 2003 yılından 2012
yılına kadar ödediği para 4 milyon 294 bin 588 liradır.
Dışişleri
Bakanlığı Resmî Konutu olarak kullanılan binaya milletin vergilerinden ödenen
para 2012 yılı için 571 bin 973 TL olmak üzere, dört yıl içinde toplam 1 milyon
820 bin 794 lira ödenmiştir.
Basın Yayın ve
Enformasyon Genel Müdürlüğü hizmet ek binası için 2008 yılından 2012 yılına
kadar 10 milyon 857 bin 134 lira 18 kuruş ödeme yapılmıştır.
Beş yıllık kira
bedeliyle bu bakanlıkların kullandığı hizmet binası yapılabilir, istenirse TOKİ
adlı Başbakanlığa bağlı kurum bunu çok kısa sürede yapabilir.
İsrafta sınır
tanınmıyor ve tanınmaması yemek, içmek, çiçek, çelenk, toplantı, davet ve
bunlara ödenen paralar var ki dillere şenlik.
Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı yemekli toplantı ve ikram malzemeleri için 2008 yılında 33
bin lira verirken, 2012 yılında 64 bin lira para ödemektedir. Bakanlığın bütün
birimleriyle 2012 yılında yaptığı toplantılarda 2 milyon 344 bin 41 TL gider
yapılmıştır.
Maliye
Bakanlığının 2012 yılı için tanım, organizasyon, ağırlama, yemek, çiçek
giderleri olarak ödediği para 2 milyon 796 bin 131 liradır.
Milletin paraları
hovardaca kira, yemek, davet, çiçeklere sarf edilmektedir. AKP İktidarı âdeta
devleti kiraya çıkarmıştır. Yukarıda saydıklarımız birkaç örnektir. Bunlar AKP
İktidarının kamu kaynaklarını nasıl har vurup harman savurduğunun somut
göstergeleridir.
AKP’li bakanlara,
başbakana ve bürokratlara buradan sesleniyorum: Milletin parasını çıkar
çevrelerine peşkeş çekmek için bina kiralamaktan vazgeçin! Milletin gözleri
üzerinizde. İktidarı kaybedince yalnız yaptıklarınızdan değil,
yapmadıklarınızdan da sorumlu tutulacaksınız.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Yeniçeri.
Sayın
milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, sisteme girmiş sayın
milletvekillerimize birer dakika söz vereceğim.
Sayın Tanal,
buyurunuz.
V.- AÇIKLAMALAR
1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının Meclis içerisinde kaldırımlara park edilen araçlar
için milletvekillerini uyarmasını ve Millî Eğitim Bakanlığının okullarda hem
temizlik hem de güvenlik görevlisi temin etmesini istirham ettiğine ilişkin
açıklaması
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının, Meclis içerisindeki kaldırımlar üzerinde
araçların sürekli park etmesi nedeniyle lütfen milletvekillerini uyarmasını
istirham ediyorum.
İki: Üsküdar,
Beykoz, Tuzla, Pendik, Kadıköy, Maltepe, Kartal, Sancaktepe’deki
ilçelerimizdeki okullardan, okul temizliğine Millî Eğitim Bakanlığı tarafından
yardımcı personel verilmemiştir. Ancak, buna okul-aile birliği tarafından
temizlik görevlisi temin edilmektedir. Bu anlamda öğrencilerimiz ve velilerimiz
mağdur durumdadır. Öncelikle Millî Eğitim Bakanlığının okullarımızda hem
temizlik görevlisini hem de güvenlik görevlisini temin etmesini istirham eder,
saygılarımı sunarım.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Tanal.
Sayın Varlı…
2.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Suriyeli
göçmenlere yerleşim alanı olarak tahsis edilecek olan “Çotlu
tepesi” denilen yerin birinci sınıf tarım arazisi olduğuna ve göçmenler için
başka bir yer tespit edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
MUHARREM VARLI
(Adana) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Aracılığınızla,
Adana’da yaşanan bir sıkıntıyı gündeme taşımak istiyorum.
Adana Yüreğir
ilçesi Çotlu, Ağzıbüyük,
Düzce, Karaoğlanlı köylerinin mera alanı olan, Çotlu
tepesi denilen yer, Suriyeli göçmenlere yerleşim alanı olarak tahsis edilecek
Adana Valiliği tarafından. Bu alan birinci sınıf tarım arazisi. Ayrıca bu
alanda, DSİ’nin 40 milyon TL harcayarak yapmış olduğu basınçlı sulama
sisteminin ana hatları bulunmaktadır. Bu proje dâhilinde sulanabilen 17.500
dekar alan üretim deseni açısından stratejiktir. Türkiye’de en erken soğan,
patates, sebze, meyve türleri bu alanda yetişmektedir. Onun için bu alana
Suriyeli göçmenlerin yerleştirilmesi son derece sakıncalı ve yanlıştır.
Adana’da Suriyeli göçmenlerin yerleşebileceği, tarım arazisi olarak
kullanılmayan bir sürü yer vardır. Lütfen, Valilik tarafından, Hükûmet
tarafından bu alanlar tespit edilerek bu alanlara Suriyeli göçmenlerin
yerleştirilmesini önemle arz ediyorum. Lütfen bu konuyu Hükûmete iletmenizi
rica ediyorum.
Saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Varlı.
Sayın Halaman…
3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın,
Adana’nın Yüreğir Ovası’na Suriyeli göçmenlerin yerleştirilmemesini dilediğine
ilişkin açıklaması
ALİ HALAMAN
(Adana) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Adana’ya, tamamen
koca bir yaz geçmesine rağmen ne yol yapıldı ne su getirildi. Üç yıldır
Adana-Kozan arasında 55 kilometrelik yol bir türlü teslim edilmiyor, bitmiyor.
Bir de bunun
üstüne yetmiyor “Suriye’den gelenleri Yüreğir Ovası’na yerleştirmek istiyoruz.”
diyorlar. Ben iktidara sesleniyorum: Lütfen, Adana’nın Yüreğir Ovası’na bu
Suriyelileri yerleştirmesinler.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Halaman.
Sayın Özel…
4.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, kamuoyunda “Redhack” davası olarak bilinen davaya ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Dün kamuoyunda “Redhack” davası olarak bilinen, 2.800 tutuklu öğrenciden 3
tanesinin tutuklu olarak yargılandığı davayı takip ettik. Sevindirici taraf,
öğrencilerin dokuz ay sonra özgürlüklerine kavuşmuş olmasıdır. Uğur Cihan
Okutulmuş, Alaaddin Karagenç
ve Duygu Kerimoğlu adlı öğrenciler, yurt dışından erişimin sağlandığı bilirkişi
raporlarıyla ispatlanmış bir siber saldırıda, sadece bu saldırının web
sitesinden duyurulması üzerine Facebook, Twitter gibi
paylaşım ortamlarında, sosyal ağlarda bu saldırıyla ilgili haberleri tıklamak
ya da bunları beğenmekle örgütle ilişkilendiriliyorlar. Bu çocuklardan bir
tanesinin bilgisayarı ve İnternet bağlantısı yok. Bir diğeri, iki yıllık
bilgisayar okulunu beş yıldır okuyor. Yine bir tanesi, sadece ve sadece
Facebook’ta Redhack’in sitesine bir kere tıklamış ve
hiçbirisi ömürlerinde silah görmemiş, silaha el sürmemiş bu öğrencileri dokuz
ay boyunca silahlı terör örgütü olma suçuyla içeride tuttuk, ileri demokrasinin
Türkiye’de ulaştığı nokta budur. Yüce Meclisin dikkatlerine sunarım.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Özel.
Sayın Dedeoğlu…
5.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, birçok
okulda öğretmen bulunmadığına ve Millî Eğitim Bakanlığının atanmayı bekleyen öğretmen
adaylarının atamalarını derhâl yapmasını dilediğine ilişkin açıklaması
MESUT DEDEOĞLU
(Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.
Türkiye’nin
birçok problemleri var. Bunlardan bir tanesi de eğitim problemi. Maalesef
birçok okulumuzda öğretmen yokken Türkiye’nin mezun olmuş, kendini yetiştirmiş,
pedagojik formasyonunu almış birçok öğretmen adayı
var; maalesef ki maalesef atamaları yapılmıyor. Türkiye’nin kanayan bir
yarasıdır. Millî Eğitim Bakanlığının derhâl, atanamayan öğretmenlerin ve
okulsuz öğretmenlerimizin bu öğretmenlere kavuşması adına bunların atamasının
yapılmasını diliyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Dedeoğlu.
Sayın
Karaahmetoğlu…
6.- Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun,
Avrupa Yargıçlar Birliğinin yayınladığı deklarasyonla
ülkemizde yargının baskı altında olduğu hususunda uyarıda bulunduğuna ilişkin
açıklaması
SELAHATTİN
KARAAHMETOĞLU (Giresun) – Sayın Başkan, Avrupa Yargıçlar Birliğinin
Washington’da yaptığı toplantı sonunda yayınlanan deklarasyonla
ülkemizde yargının baskı altında olduğu, HSYK’nın
Hükûmetin temsilcisi durumuna geldiği hususunda uyarı yapılmaktadır. HSYK
atamalarını yargıçlar üzerinde baskı aracı olarak kullanan, yargı
bağımsızlığını ortadan kaldıran Hükûmete muhalefet olarak uyarılarımızın
haklılığı Avrupa Yargıçlar Birliğinin deklarasyonu ile
de destek bulmuştur.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Karaahmetoğlu.
Sayın Gök…
7.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, pancar
üreticilerinin zor durumda olduğuna ilişkin açıklaması
LEVENT GÖK
(Ankara) – Sayın Başkan, elbette Hükûmetten bir bakanın burada olmasını arzu
ederdim. Önemli bir konuyu dile getirmek istiyorum pancar üreticileriyle
ilgili. Özellikle Ankara’da ve pek çok ilimizde pancar üreticileri şöyle bir
sorunla karşı karşıya: Pancar kotasını tamamlayamayan çiftçilere ton başına 44
lira ceza kesiyorlar. Bu ne anlama geliyor? Örneğin, eğer siz 1.000 ton bir
kotayı üstlenmişseniz 100 ton yerine getiremediğiniz takdirde 4.400 lira
civarında bir ceza ödemekle karşı karşıya geliyorsunuz. Oysa Haymana, Polatlı
gibi pek çok ilçemizde bu sene ciddi kuraklık oldu. Pancar üreticileri için de
bu kuraklığın dikkate alınması gerektiğini özellikle iktidar partisi
mensuplarının dikkatine sunuyorum. Pancar üreticilerimiz çok zor durumdadır ve
hepsi hemen hemen daha üretimi teslim etmeden borçlu hâle gelmişlerdir. Bu
konuya bir dikkat çekmek için söz aldım.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Gök.
Sayın Canalioğlu…
8.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun,
Trabzon ilinin Beşikdüzü ilçesinde 9 Ekim 2012 tarihinde yaşanan sel
felaketinin büyük hasara yol açtığına ve gönderilen ödeneğin yeterli olmadığına
ilişkin açıklaması
MEHMET VOLKAN
CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Ben de Hükûmet
temsilcilerinin burada olmasını çok arzu ederdim ama sizlerin aracılığıyla
soracağımız soruların ilgili makamlara iletileceğini umuyorum, düşünüyorum.
Değerli Başkanım,
Trabzon ilimizin Beşikdüzü ilçesinde 9 Ekim 2012 tarihinde yaşanan sel felaketi
ilçede yaşamı olumsuz etkilemiş, yollar kullanılmaz hâle gelirken ev ve iş
yerlerinde büyük hasara yol açmıştır. Selin mali bilançosu, 63 konut, 134 iş
yerinde belirlenen hasarlarla birlikte 2 milyon 150 bin lira olarak ortaya
konmuştur. Yaşanan felaketin ardından Hükûmet yaraların sarılacağı sözünü
vermiş ve bu süre içerisinde ödenek gönderilebilmesine rağmen Trabzon
Valiliğine sadece 200 bin lira ödenek gönderilmiştir. Bunun da Beşikdüzü ilçe
halkına, esnafına ve çevreye önemli bir katkısı olmamıştır. Bu nedenle, mali
portesi olan 2 milyon 150 bin ödenek Hükûmet tarafından ne zaman
gönderilecektir?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Canalioğlu.
Sayın Ağbaba…
9.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın,
Patriot füzelerinin Malatya’da kurulacağına ilişkin
bir dedikodu olduğuna ve Hükûmetin emperyalizmin egemen güçlerinin
taşeronluğundan vazgeçerek kendi ülkesine sahip çıkmasını istediğine ilişkin
açıklaması
VELİ AĞBABA
(Malatya) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.
AKP’nin
Malatya’dan alıp veremediği nedir bilemiyorum. Daha geçen yıl Kürecik’e İsrail’i korumaya yönelik füze kalkanı kuran AKP,
Türkiye’yi emperyalizmin Orta Doğu’daki taşeronu yaptı. Şimdi de Patriot füzeleriyle ilgili, Malatya’da kurulacağına ilişkin
bir dedikodu var.
Bugün Malatya
Valiliği, İl Genel Meclisinde Akçadağ ilçesi Aşağıörüksü
köyü Erhaç mevkisinde
bulunan 8.590 dönüm arazinin Millî Savunma Bakanlığına verilmesiyle ilgili
talepte bulunmuştur. Şimdi, bu, Malatya’yı hedef yapmaktadır bütün Orta Doğu
ülkelerine. AKP Hükûmetinin emperyalizmin egemen güçlerinin taşeronluğundan
vazgeçip kendi ülkesine sahip çıkmasını istiyor ve Malatya’dan elini çekmesini
diliyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Ağbaba.
Sayın Fırat…
10.- Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyamanlı
çiftçilerden 2006 ve 2010 yılları arasında ödenen ürün desteğinin geri
istendiğine ve bu durumun düzeltilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
SALİH FIRAT
(Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hükûmet, tarımsal
girdilere yaptığı zamlar yetmiyormuş gibi, bir de Adıyamanlı çiftçilerden 2006
ve 2010 yılları arasında ödenen ürün desteğini geri istemektedir. Bunların bir
kısmını geri aldı, bir kısmına da haciz koydu; traktörlerine, hesaplarına haciz
koydu. Bundan dolayı Tarım Bakanlığının ve Maliye Bakanlığının bu konunun
düzeltilmesi için bir çalışma yapmasını arz ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Fırat.
Sayın Şimşek…
11.- Samsun Milletvekili Cemalettin Şimşek’in, Samsun’da
yaşanan iş kazasında 5 işçinin hayatını kaybetmesine ve İş Sağlığı ve Güvenliği
Yasası çerçevesinde iş yerlerinde gerekli tedbirlerin alınmasıyla ilgili Sosyal
Güvenlik Bakanlığının bir çalışma yapması gerektiğine ilişkin açıklaması
CEMALETTİN ŞİMŞEK
(Samsun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, biliyorsunuz, geçen hafta Samsun’da bir iş kazası sonucu 5
işçi hayatını kaybetti. Biz hemen oraya intikal ettik, cenazelere katıldık ve
iş yerinde incelemelerde bulunduk.
Türkiye’de diğer
iş yerlerinde olduğu gibi, iş güvenliği açısından orada da yeterli tedbirlerin
alınmadığını gördük. 100 tonluk bir kapağın altında çalışan işçilerin üzerine
bu kapağın düşmesi orada da yeterli güvenlik tedbirlerinin alınmadığını bize
göstermektedir.
Türkiye’de iş
kazalarında her yıl 1.600, günde ortalama 4 kişinin yaşamını yitirdiği,
hayatını kaybettiği ve Türkiye’nin dünyada iş kazaları yönünden 3’üncü sırada
olması göz önüne alındığında, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası çerçevesinde iş
yerlerimizde Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından gerekli tedbirlerin
ivedilikle alınması hususunda bir çalışma yapılması gerekmektedir.
Ben bu vesileyle,
bir kez daha, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar
diliyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Şimşek.
Sayın Topal…
12.- Amasya Milletvekili Ramis
Topal’ın, Amasya’da büyük araçların şehrin içinden geçmesi nedeniyle yaşanan
trafik sorununa ve çevre yolunun ne zaman bitirileceğini öğrenmek istediğine
ilişkin açıklaması
RAMİS TOPAL
(Amasya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Amasya, 8.500
yıllık tarihi olan bir şehir. Osmanlıya padişahlar yetiştirmiş, cumhuriyetin
temellerinin atıldığı şirin bir şehir. Ne yazık ki bu şehrin ortasından Tokat,
Sivas, Çorum’a giden tır kamyonları, yolcu otobüsleri, iş makineleri
geçmektedir. Zaten yolları dar olan Amasya’mızda böyle günlerde, bayramlarda,
yağışlı olan havalarda trafik çekilmez duruma gelmektedir.
Ben buradan,
bakanlığa, Hükûmet yetkililerine soruyorum: Bu tarihî şehrin trafik sorunu ne
zaman çözülecek? On yıldır devam eden çevre yolu projesi ne zaman bitecek?
Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Topal.
Sayın Acar…
13.- Antalya Milletvekili Gürkut
Acar’ın, Suriye sınırına yerleştirilmesi söz konusu olan Patriot
füzelerini kullanmak üzere Türkiye’ye gelecek yabancı personel için de
Meclisten yetki alınması gerektiğine ilişkin açıklaması
GÜRKUT ACAR
(Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Türkiye’de Hava
Kuvvetleri Komutanı istifa etmiştir ancak istifası kabul edilmemiştir. Durum bu
kadar vahimken, Türkiye Büyük Millet Meclisinin izni dışında Patriot füzelerinin Suriye sınırına yerleştirilmesi söz
konusudur. Patriotları kullanmak üzere Türkiye’ye
gelecek yabancı personel için de Meclisten yetki alınması gerekir. Zira, Anayasa’nın 92’nci maddesinde istisnai durum olarak
yazılan, uluslararası antlaşmaların gereği olarak yabancı askerlerin kabulünde
Meclisin onayına ihtiyaç duyulmayacağı kuralı, daha çok NATO tatbikatları
içindir, yani tatbikatlar içindir, bu gibi durumlar içindir ve bunlar için
öngörülmüştür. Kosova ve Afganistan’daki NATO misyonlarına
asker göndermek için dahi Türkiye Büyük Millet Meclisinden yetki alınmıştır.
AKP İktidarı kendisinin çoğunlukta olduğu Türkiye Büyük Millet Meclisine bu
konuları getirmekten korkmakta mıdır? Bunu soruyorum efendim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Acar.
Sayın Hamzaçebi…
14.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, TBMM
Başkan Vekili Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı dilediğine
ve sorunları çözülmüş bir millî eğitim sistemi dilediğine ilişkin açıklaması
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Meclis Başkan
Vekilimiz Sayın Sadık Yakut’un geçen hafta sonu babası vefat etmiştir. Babasına
Allah’tan rahmet, kendisine, ailesine ve milletvekili arkadaşlarıma sabır ve
başsağlığı diliyorum.
Yine 24 Kasım
Öğretmenler Günü’nü geçen hafta sonu kutladık ancak bu buruk bir kutlama oldu.
Öğretmenlerin ve Türk millî eğitim sisteminin sorunlar içinde olduğu bir
süreçte Öğretmenler Günü kutlaması doğrusu daha coşkulu, daha neşeli, daha
topluma, millete güven veren bir şekilde yapılabilmeliydi. Atanamayan
öğretmenler sorunu bir yanda hâlen bütün şiddetiyle devam ediyor; öte tarafta,
değil Doğu Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da, İç Anadolu’da, Karadeniz
Bölgesi’nde, İstanbul’da bile hâlen 55-60 öğrencinin bulunduğu sınıfların
olduğu okullarda Öğretmenler Günü doğrusu Millî Eğitim Bakanlığı açısından çok
olumlu geçmemiştir.
Millî eğitim
sistemimizin sorunlarının çözüldüğü, atanamayan öğretmenler sorununun ortadan
kalktığı bir millî eğitim sistemi dileğiyle saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Hamzaçebi.
Sayın Öğüt…
15.- İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün,
Başbakanlığın 16 Haziran 2012 tarihinde Resmî Gazete’de
yayımladığı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Taşınmazlarıyla İlgili Yapılacak
İşlemler Hakkında Genelge’ye ilişkin açıklaması
KADİR GÖKMEN ÖĞÜT
(İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Başbakanlık, kamu
kurum ve kuruluşlarının taşınmazlarıyla ilgili yapılacak işlemler hakkında 16
Haziran 2012 tarihinde Resmî Gazete’de bir genelge
yayımladı, kamuoyunda pek söz edilmedi. Genelgeyle Sayın Başbakan kamunun veya
yarıdan fazla sermayesi kamuya ait tüm kurum ve kuruluşların taşınmazlarının
satımı, kiralanması, kullanılması gibi tüm işlemlerin kendi onayından
geçeceğini ilan etmiş oldu. Gerekçesi bir yana, bununla ilgili Başbakanlıkta
bekleyen dosyaların binleri bulduğu ve yanıt alınamadığı ifade ediliyor.
Konunun uzmanları, bu gibi konuların binlerce sayfa işlem gerektirdiğini, ehil
olmayan kişilerin işin içinden çıkmasının zor olduğunu ve yanlış karar alma
olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyor.
Osmanlı
saltanatının hüküm sürdüğü dönemlerde bile böylesine uygulamaların
yaşanmadığının altını çiziyorum. Hâlihazırda devletin birçok kurum ve kuruluşu
ve organizasyonu zaten Hükûmetin güdümündeyken Sayın Başbakanın hem neden böyle
bir genelgeye ihtiyaç duyduğunu hem de dizilerden vakit bulup bunlara ayıracak
yeni bir vakti olup olmadığını merak ediyorum.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Öğüt.
Sayın Dağ…
16.- İzmir Milletvekili Hamza Dağ’ın, Barış ve Demokrasi
Partisi Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ın Adana’da Kadına Yönelik
Şiddetle Mücadele Günü’nde yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması
HAMZA DAĞ (İzmir)
– Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BDP Diyarbakır
Milletvekili Nursel Aydoğan, Adana’da 25 Kasımda Kadına Yönelik Şiddetle
Mücadele Günü’nde “Dinimizde, kadının omzunda, boynunda şeytan yuva yapar, on
beş günde bir o yuvayı dağıtmak gerekir; on beş günde bir, kadının omzunda yuva
yapan şeytanı dağıtmak için şiddet uygulamak ve dövmek gerekir.” şeklinde bir
konuşma yapmıştır. Oysa bizler çok iyi biliyoruz ki İslam ile birlikte,
Cahiliye Dönemi’nde kadına uygulanan zulüm bitmiş, kadının toplumda hak ettiği
önemi alması sağlanmıştır.
Kur’an-ı Kerim’in
ve Peygamber Efendi’mizin kadınlar ile ilgili görüşleri çok açık ve nettir.
“Cennet anaların ayakları altındadır.” hadisi bunun en açık göstergesidir. BDP’nin, aklı sıra, dinî hassasiyeti olan Kürt
vatandaşlarımızın oyunu alabilmek için aday gösterdiği Diyarbakır Milletvekili
Altan Tan, bu konuda Nursel Aydoğan’a ne cevap verecektir?
Kendi dinine,
kendi halkına böyle bakan bir zihniyeti şiddetle kınadığımı belirtmek
istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Dağ.
Sayın Şandır,
buyurunuz.
17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın,
TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı
dileklerine ilişkin açıklaması
MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Biz de,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan
Vekili Sayın Sadık Yakut’un babasının vefat etmiş olmasını üzüntüyle
karşılıyoruz; merhuma Yüce Allah’tan rahmetler diliyoruz. Başta Sayın Yakut
olmak üzere, tüm ailesine, sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Teşekkür ederim
efendim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Şandır.
Gündeme geçiyoruz
sayın milletvekilleri.
Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize
sunacağım:
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- AGİT Parlamenter Asamblesi Başkanı Riccardo
Migliori ve beraberindeki heyetin Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak ülkemizi ziyaret etmesinin Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 14/11/2012
tarihli ve 36 sayılı Kararı ile uygun bulunduğuna ilişkin Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığı tezkeresi (3/1050)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlık Divanının 14/11/2012 tarihli
ve 36 sayılı Kararı ile AGİT Parlamenter Asamblesi Başkanı Sayın Riccardo Migliori ve
beraberindeki heyetin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının konuğu olarak
ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.
Söz konusu
heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 7’nci Maddesi gereğince Genel
Kurul’un bilgisine sunulur.
Cemil
Çiçek
TBMM
Başkanı
BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur.
Meclis
araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 20
milletvekilinin, 28 Aralık 2012’de Şırnak Uludere’de 35 kişinin ölümüyle
sonuçlanan olayın bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/424)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
29 Haziran 2010
günü Hatay’ın Hassa İlçesi yakınlarında dağa kekik toplamaya giden 4 köylüyü
terörist sanan askerlerin açtığı ateşte 3 köylümüz öldürülmüş, 1 köylümüz de
yaralanmıştır. Buna benzer olay, 28 Aralık 2011 günü Şırnak, Uludere ilçesi
yakınlarında yaşanmıştır.
Genelkurmay Başkanlığı; operasyonun, TBMM’nin verdiği yetki gereği
sürdürülmekte olan sınır ötesi harekât kapsamında yapıldığını, çeşitli
kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler sonucunda, içlerinde
örgüt elebaşlarının da bulunduğu terörist grupların bölgede bir araya
geldikleri ve sınır hattındaki karakol ve üs bölgelerimize yönelik saldırı
hazırlığı içinde olduklarının anlaşılması üzerine gözetleme gayretlerinin sınır
boylarında artırıldığını, bu kapsamda 28 Aralık 2011 günü saat 18.39’da, Irak
sınırları içinde hududumuza doğru bir grubun hareket halinde olduğunun,
insansız hava aracı görüntüleri ile tespit edildiğini, grubun tespit edildiği
bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin
hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine hava kuvvetleri
uçaklarıyla ateş altına alınması gerektiğinin değerlendirilmesi sonucu bu
kişilerin, terörist sanıldığı ve terörist sanıldığı için de TSK hava kuvvetleri
tarafından bombalandığını açıklamıştır.
28 Aralık 2011
günü saat 21.37-22.24 arasında Uludere’de; en büyüğü 28 yaşında olan ve
aralarında 12,13,14,15,16 yaşlarında çoğu çocuk olan
35 yurttaşımız neden bombalanarak öldürülmüştür? Bu insanların, suçları ve
günahları neydi? Öldürülen kişilerin, terörist sanılmaları, terörist sanılarak
da öldürülmeleri, bu acı olayın haklı gerekçesi olabilir mi?
Genelkurmay;
operasyonun, çeşitli kaynaklardan alınan istihbarat ve yapılan teknik analizler
sonucunda yapıldığını belirttiğine ve MİT de, “İstihbaratı biz vermedik...”
dediğine göre Genelkurmay Başkanlığı, sınırdaki hareketliliği, PKK’ya bağlayan
istihbaratı hangi kaynaklardan almıştır? İstihbaratı hangi kurum ya da kurumlar
vermiştir?
PKK’nın katırla
geçiş yapacağı konusundaki istihbarat, olaydan 10 gün öncesi gelmiş midir? Bu
istihbaratı kim vermiştir? F-16 bombardımanı ile ölenler, PKK’lı olmadığına
göre istihbarat zaafının nedeni nedir? Yanlış istihbarat sonucu Genelkurmay
Başkanlığı, tuzağa mı düşürülmüştür?
Operasyon
yapılırken, Heron’dan alınan görüntülerden sonra
karar aşamasında yer istihbaratı da yapılmış mıdır? Yoksa,
Heron’dan alınan görüntülerle mi yetinilmiştir?
Amerika-lrak ve Türkiye arasındaki istihbarat paylaşımı mekanizması,
sağlıklı işlemiyor mu? ABD’nin insansız hava araçlarıyla elde ettiği
istihbaratın, ABD istihbarat görevlilerince değerlendirilip işbirliği içinde
çalışan Türk Hava Kuvvetlerine “bombala” emri olarak iletildiği doğru mudur?
ABD değerlendirilmesinin doğru olup olmadığını, kendi bilgilerimize göre neden
değerlendirmeden operasyon yapıyoruz?
Bölgede yapılan
kaçakçılıktan bölgedeki komutanların bilgisi var mıdır? Burada bazen
kaçakçılığa göz yumuluyor mu?
Olayın, askere
bildirilmesine rağmen hava bombardımanının devam ettiği iddiaları doğru mudur?
Askerin
kaçakçıları durduğu, köylerine dönmelerine izin vermediği iddiaları doğru
mudur?
Yaşanan olaydaki
istihbarat TSK’nın kullandığı Heronlardan mı, yoksa
Irak’ta ABD’nin kullandığı “Heronlar”dan mı
alınmıştır?
12-15 yaşındaki
çocuklar; neden terör yollarında kaçak mazot, kaçak sigara ve kaçak şeker
peşinde ekmek arıyorlar? Liberal ekonomide mazot, sigara neden hâlâ kaçak sokuluyor?
Çocuklar, neden hâlâ kaçak mazot, kaçak sigara, kaçak şeker peşinde ölüme koşuyor?
Olayın
araştırılıp, bu soruların yanıtlarını istemek, başta ölenlerin yakınları olmak
üzere her yurttaşımızın hakkı; olayı araştırıp, soruları yanıtlamak da devletin
görevidir. Bu olay, terörle mücadele gerekçesiyle örtbas edilemez
Bu nedenle
olayın; askerî, ekonomik, güvenlik, sosyolojik vb. tüm yönleriyle araştırılması
için Anayasanın ve Meclis İçtüzüğü ilgili hükümleri uyarınca Meclis araştırma
komisyonu kurulmasını saygıyla arz ederiz.
1) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
2) İzzet Çetin (Ankara)
3) Mustafa Serdar Soydan (Çanakkale)
4) Gürkut Acar (Antalya)
5) Osman Aydın (Aydın)
6) Hasan Ören (Manisa)
7) Bülent Tezcan (Aydın)
8) Uğur Bayraktutan (Artvin)
9) Sena Kaleli (Bursa)
10) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
11) Melda Onur (İstanbul)
12) Sakine Öz (Manisa)
13) Osman Oktay Ekşi (İstanbul)
14) Rıza Türmen (İzmir)
15) Erdal Aksünger (İzmir)
16) Ercan Cengiz (İstanbul)
17) Aykan Erdemir (Bursa)
18) Tolga Çandar (Muğla)
19) Atilla Kart (Konya)
20) Ensar Öğüt (Ardahan)
2.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç
ve 21 milletvekilinin, Irak’ta yaşanması muhtemel bir mezhep savaşında
Türkiye’nin de rolü olduğuna dair Iraklı yetkililerce yapılan açıklamalar
konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/425)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Irak’ta endişe
verici gelişmeler yaşanmaktadır. ABD askerlerinin Irak’tan çekilmesi henüz
sıcaklığını korurken, farklı mezhepler arasında yaşanabilecek olası bir iç
savaş tehdidi hemen kendisini göstermiştir. Irak Yüksek Yargı Konseyi’nin Sünni
kökenli Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi
ve diğer üst düzey Sünni yöneticileri, Şii kökenli Başbakan Nuri El Maliki de
dâhil diğer Şii liderlere suikast düzenleme girişimine liderlik yapmakla
suçlaması, Irak’taki krizi iyice derinleştirmektedir. Haşimi,
“Şii yetkilileri öldüren vurucu timi yönetmekle” suçlanmaktadır. Bu
gelişmelerin, komşusunun bir iç savaşın eşiğine gelmiş olması dolayısıyla
Türkiye’yi çok yakından ilgilendirdiği açıktır. Ancak daha önemlisi, Haşimi ve diğer yöneticilerin korumalarının
açıklamalarına/itiraflarına göre, bu gelişmelerde Türkiye’nin doğrudan rol
aldığı yolundaki iddiadır. Timin bir üyesi olduğu öne sürülen ve suikast
planlarında görev aldığını ifade eden koruma Ahmet El Cuburi,
Türkiye’de 25 gün eğitim aldığını açıklamıştır. Bu, üzerinde önemle durulması
gereken, doğruysa sorgulanması, yanlışsa açığa çıkarılması gereken bir
iddiadır. Ayrıca, etkin bir uluslararası gazete olan The
Wall Street Journal’da Irak Başbakanı Nuri El
Maliki’nin, Türkiye’nin Irak ve bölgedeki rolünden endişe duyduğunu açıklaması,
Türkiye’nin Irak’taki kamplaşmada çoktan taraf olduğu kaygısını artırmaktadır.
Tim üyesi olduğu
öne sürülen kişilerin itiraflarının gerçeği ne kadar yansıttığı, ne kadarının
jeopolitik stratejilerin ürünü olduğu araştırılması gereken konulardır. Genel
olarak Ortadoğu’da ve özel olarak komşularıyla demokrasi, özgürlük, adalet gibi
konularda dayanışma içinde olması gereken Türkiye’nin, Şii-Sünni eksenli,
İran-Suudi Arabistan eksenli gerilimlerde ya da Batılı güçlerin çıkar
mücadelelerinin aracı gibi bir görüntü yermesi sakıncalı ve kaygı vericidir.
Bölgesel ve Batılı güçlerin yeni çatışma ve iktidar mücadelesi alanına
dönüştürülen Suriye’de de mezhepsel farklılıkların derinleştirilmesi ve çatışmaların
ekseni hâline gelmesi bu kaygıları iyiden iyiye artırmaktadır. Türkiye’nin
Suriye’deki çatışmalarda demokrasi ve insan hakları çağrısı yerine, çatışan
taraflardan birinin yanında saf tutması, bütün Orta Doğu’yu içine alabilecek
bir mezhep çatışmasında taraf olması, bölgede demokrasi ve barışın inşa
edilmesine katkıda bulunmayacağı gibi, çatışmayı iyice derinleştirecektir.
Yürütülecek bir
Meclis araştırması, genel bir savaş ortamına sürüklenen bölgede Türkiye’nin,
varsa, rolünü araştırmakla kalmayacak, demokratikleşmenin geliştirilmesi,
barışın sağlanması, çok kültürlü bir bölgesel dayanışma ağının oluşturulmasının
yollarına da ışık tutabilecektir.
Irak Yüksek Yargı Konseyi’nin Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık
El Haşimi ve diğer üst düzey yöneticiler hakkındaki
tutuklama kararını takiben Irak’ta yaşanması muhtemel bir mezhep savaşında
Türkiye’nin de rolü olduğuna dair Irak yetkililerince yapılan açıklamalar
konusunda, Anayasamızın 98. Maddesi, İç Tüzüğün 104 ve 105. Maddeleri gereğince
Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
1) Engin Özkoç (Sakarya)
2) Ali Demirçalı (Adana)
3) Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)
4) Emre Köprülü (Tekirdağ)
5) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
6) Sakine Öz (Manisa)
7) Ali Özgündüz (İstanbul)
8) Mehmet Şeker (Gaziantep)
9) Salih Fırat (Adıyaman)
10) Emine Ülker Tarhan (Ankara)
11) Ahmet İhsan Kalkavan (Samsun)
12) İhsan Özkes (İstanbul)
13) Gürkut Acar (Antalya)
14) Hülya Güven (İzmir)
15) Celal Dinçer (İstanbul)
16) Mehmet Ali Ediboğlu (Hatay)
17) Muharrem Işık (Erzincan)
18) İlhan Demiröz (Bursa)
19) Erdal Aksünger (İzmir)
20) Ali Serindağ (Gaziantep)
21) Mustafa Serdar Soydan (Çanakkale)
22) Yıldıray Sapan (Antalya)
3.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka
ve 21 milletvekilinin, erozyon, kuraklık ve çölleşmeyle ilgili durumun, erozyon
ve kuraklıkla daha etkin mücadele için gerekli politikaların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/426)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye, ürün
çeşitliliği ve üretim potansiyeli ile dünyanın önemli tarım ülkelerinden
biridir. Yanlış tarım politikalarının tarımda yarattığı daralma ve
olumsuzluklara rağmen Türkiye hâlen pek çok üründe dünya piyasalarındaki yerini
korumaktadır.
Çarpık kentleşme,
erozyon, yanlış arazi ve mera kullanımı tarım alanları ile su havzalarını
tehdit etmektedir. Kaçak ve yanlış kesimler ile yangınlar ormanlarımızda büyük
tahribata yol açarken, özellikle erozyon ülkemizin bitki örtüsünde geri dönüşü
mümkün olmayan tahribata yol açmaktadır.
Bozulan doğal
denge nedeniyle doğal afetler sıklıkla yaşanmaktadır. Artan doğal afetler, can
ve mal kaybına neden olmaktadır.
Erozyon;
topraklarımız, bitki örtümüz ve su kaynaklarımız için büyük tehdittir. Bunun
sonucunda yaşanan kuraklık, çok boyutlu bir tehlike olarak karşımızda tüm
gerçekliği ile durmaktadır.
Ülkemizin yüzde
63’ü çok şiddetli ve şiddetli, yüzde 20’si orta şiddetli, yüzde 7’si ise hafif
şiddetli erozyonla karşı karşıyadır. İşlenen tarım alanlarının ise yüzde
75’inde yoğun erozyon görülmektedir.
Topraklarımızın,
tarım alanlarının, ormanların, bitki örtüsünün ve su kaynaklarının korunması ve
gelecek kuşaklara aktarılması için erozyon, kuraklık ve bunlara bağlı olarak
ortaya çıkan çölleşme ile mücadeleyi zorunlu kılmaktadır.
Ülkemizde,
erozyon, kuraklık ve çölleşmeyle ilgili durumun tespit edilmesi, erozyon ve
kuraklıkla daha etkin mücadele için gerekli politikaların oluşturulması,
alınacak önlemlerin saptanması ve hayata geçirilmesi amacıyla Anayasamızın 98
inci, İç Tüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması
açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.
1) Aylin Nazlıaka (Ankara)
2) Ali Sarıbaş (Çanakkale)
3) Ali Serindağ (Gaziantep)
4) İlhan Demiröz (Bursa)
5) Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)
6) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
7) Sena Kaleli (Bursa)
8) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
9) Gürkut Acar (Antalya)
10) Ali Demirçalı (Adana)
11) Engin Özkoç (Sakarya)
12) Ahmet İhsan Kalkavan (Samsun)
13) İhsan Özkes (İstanbul)
14) Hülya Güven (İzmir)
15) Faik Tunay (İstanbul)
16) Mehmet Şeker (Gaziantep)
17) Celal Dinçer (İstanbul)
18) Mehmet Ali Ediboğlu (Hatay)
19) Muharrem Işık (Erzincan)
20) Erdal Aksünger (İzmir)
21) Yıldıray Sapan (Antalya)
22) Mustafa Serdar Soydan (Çanakkale)
Gerekçe:
Dünyada olduğu
gibi Türkiye’de de toprak kaybına neden olan, tarım alanları ve bitki örtüsünü
tehdit eden etkenlerin başında erozyon gelmektedir. Ülkemizin yüzde 90’ında
çeşitli şiddetlerde erozyon görülmektedir. Topraklarımızın yüzde 63’ü çok
şiddetli ve şiddetli, yüzde 20’si orta şiddetli, yüzde 7’si ise hafif şiddetli
erozyona maruz kalmaktadır. Konuyla ilgili önemli çalışmaları bulunan TEMA
Vakfı’nın verilerine göre ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir
arazide toprak giderek yok olmaktadır. İşlenen tarım alanların yüzde 75’inde
(yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir.
Türkiye de
erozyon nedeniyle topraklarını kaybetmekte, akarsularla birlikte milyonlarca
ton toprak denizlere akmaktadır. Türkiye’de erozyon ve akarsularla taşınan toprak
miktarı Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) 7, Avrupa’dan 17 ve Afrika’dan
22 kat daha fazladır. Fırat Nehri yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon
ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban Barajı’nda 32 milyon, Karakaya
Barajı’nda 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton
bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından
500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak erozyon
nedeniyle kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında ve
yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eş değerdir.
Erozyon nedeniyle
toprağın bozulması ve özelliklerini yitirmesinde gelinen nokta ürkütücü
boyuttadır. Erozyon özellikle karasal iklimin yaşandığı bölgelerde kuraklık ve
çölleşmeye neden olurken, suyun tutulmaması yeraltı sularımızı da olumsuz yönde
etkilemektedir.
Azalan su
kaynakları ve daralan tarım arazileri, dünyada suyu stratejik bir ürün haline
getirmektedir. Dünya genelinde gıda fiyatlarında ciddi artışlar yaşanmaktadır.
Yerküremizin pek çok yerinde temiz ve kullanılabilir su ile güvenilir gıda
konusundaki sıkıntı her geçen gün artmaktadır.
Topraklarımızda
yaşanan erozyonun önlenmesi ve topraklarımızın, bitki örtümüzün ve tarım
alanlarının korunması bugün ve gelecek açısından büyük önem taşımaktadır.
Yapılan
açıklamalar ve alınan önlemlere rağmen erozyon hâlâ büyük bir tehdit olarak
varlığını sürdürmektedir. Yukarıda ifade edilen gerekçeler de dikkate alınarak,
ülkemizde erozyon, kuraklık ve çölleşmeyle ilgili durumun tespit edilmesi,
erozyon ve kuraklıkla daha etkin mücadele için gerekli politikaların oluşturulması,
alınacak önlemlerin saptanması ve hayata geçirilmesi amacıyla bir komisyon
kurulması yerinde olacaktır.
BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur. Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis
araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde
yapılacaktır.
Şimdi bir gensoru
önergesi vardır. Önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.
Şimdi önergeyi
okutuyorum:
C) Gensoru Önergeleri
1.- İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu ve 24
milletvekilinin, devlet eliyle yapılması gereken bor tuzlarının aranması ve
işletilmesi işlerini ihale ile özel şirketlere yaptırdığı ve bu ihalelere kamu
ihalelerine katılması yasaklı kişilerin katılmasına izin verdiği iddiasıyla
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında gensoru açılmasına
ilişkin önergesi (11/25)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Enerji Bakanlığının düzenlemiş olduğu ihalelerde cürüm işlemek
için teşekkül oluşturmak ve katılmak ile rüşvet almak ve vermek suçlarından
hüküm giymiş olan, kamu ihalelerine katılma yeterliğine dahi sahip olmayan
kişilere, devlet eliyle yapılması gereken bor tuzlarının aranması ve
işletilmesi işine ilişkin ihalelerin 2840, 4734 ve 5237 sayılı Kanunlara aykırı
biçimde verilmesinde hukuki sorumluluğu bulunan Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Taner Yıldız hakkında Anayasa’nın 98 ve 99’uncu, TBMM İçtüzüğü’nün 106’ncı maddeleri gereğince gensoru açılmasını
saygılarımızla arz ve teklif ederiz.
Aykut Erdoğdu Namık Havutça Haydar Akar
İstanbul Balıkesir Kocaeli
Mustafa Sezgin Tanrıkulu Birgül Ayman Güler Levent Gök
İstanbul İzmir Ankara
Uğur Bayraktutan Tanju
Özcan Mehmet Hilal
Kaplan
Artvin Bolu Kocaeli
İhsan Demiröz Turgay Develi Osman Taney
Korutürk
Bursa Adana İstanbul
İhsan Özkes Haluk
Eyidoğan Gürkut Acar
İstanbul İstanbul Antalya
Ahmet Toptaş Salih Fırat Selahattin Karaahmetoğlu
Afyonkarahisar Adıyaman Giresun
Mehmet Ali Ediboğlu Muharrem Işık Mevlüt
Dudu
Hatay Erzincan Hatay
Refik Eryılmaz Ensar Öğüt Ali Özgündüz
Hatay Ardahan İstanbul
Melda
Onur
İstanbul
Gerekçe:
2840 sayılı
Kanunun 2 nci maddesine göre bor tuzlarının arama ve
işletilmesinin devlet eliyle yapılması gerekmektedir. 4734 sayılı Kamu İhale
Kanunu’nun 17, 58 ve 59 uncu maddelerine göre haklarında ceza kovuşturması
yapılarak kamu davası açılmasına karar verilenler yargılama sonuna kadar kamu
ihalelerine katılamaz hükmü bulunmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 235
inci maddesinde ihaleye katılma yeterliğine sahip olmayan kişilerin ihaleye
katılmasını sağlamak ihaleye fesat karıştırma suçu olarak sayılmıştır.
Enerji Bakanlığı
çeşitli tarihlerde bor madenleriyle ile ilgili olarak yaptığı hizmet alım
ihaleleriyle bor tuzları işletmesinin önemli kısmını oluşturan dekapaj işlerini Fernas
Şirketi’ne vermiştir. Bor tuzlarının işletilmesi ihalesini
alan Fernas Şirketi Yetkilileri Enerji Bakanlığı’nın
düzenlemiş olduğu ihalelerde “cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak ve katılmak”tan 2005/95 Savcılık Esas Nolu
dosya kapsamında Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmaya başlayarak bu
suçtan E:2005/134 K: 2007/77 sayılı karar ile hüküm giymiş; Yargıtayın
bu suçun eksik olduğu tespiti üzerine, aynı Mahkemece “rüşvet almak ve vermek”
suçlarından E: 2009/383 K: 2012/118 sayılı kararı ile tekrar hüküm
giymişlerdir. İhaleye fesat karıştırmaktan yargılanan ve 4734 sayılı
Kanuna göre ihaleye katılması yasak olan bir Şirketi ihaleye katmak 5237 sayılı
Kanun’un 235 inci maddesine aykırılık arz etmektedir.
Ayrıca yapılan
çeşitli ihalelerle bor tuzlarının işletilmesi işinin -sözü geçen Şirket dâhil-
özel şirketlere verilmesi de 2840 sayılı Kanuna aykırıdır. Danıştay 1.
Dairesinin gerek 26/05/1999 tarih ve E:1999/66
K:1999/93 sayılı, gerekse 01/05/2000 tarih ve E:2000/50 K:2000/67 sayılı istişari görüşlerinde “bor tuzlarının aranması ve
işletilmesinin devlet eliyle yapılması zorunluluğunun, bu madenin
zenginleştirilmesini, rafinasyonunu ve pazarlamasını
da kapsadığı” ve “söz konusu madenlerin ilgili Devlet Teşekkülüne devrinin, bu
kuruluşlarca işletilmesini de kapsayacağının kuşkusuz olduğu, bu düzenleme
biçimiyle Devletçe işletilecek madenlerin, ancak ilgili İktisadi Devlet
Teşekküllerince işletileceği konusuna açıklık getirildiği... Bor
tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin Devletçe işletileceği hükmü yer
aldığına göre bu madenlerin sermayesinde özel kişilerin de pay sahibi olduğu
bir anonim şirket eliyle işletilmesinden söz edilmemesi gerektiği, bu durumda
anonim şirket şeklinde kurulan bir bağlı ortaklıkta çok küçük oranda dahi olsa
özel kişi hisselerinin bulunmasının 2840 sayılı Kanuna uygun düşmediği...”
hususları karara bağlanmıştır.
Oysa ETİ Maden
İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün çıktığı ve 13.12.2010 tarih ve 27784 sayılı
Resmî Gazete ilanında “İR. 3360 sayılı toryum sahasında,
toryum ve nadir toprak elementleri (NTE) için özel sektör marifetiyle veya
ortaklık şeklinde çalışma yapılacağı” duyurulmuş; ayrıca 2012/67526 kayıt nolu ihale şartnamesinin teklif fiyata dâhil giderler
bölümünde NTO, Barit, Florit ve Toryumun üretimi için gerekli tesisin kurulması
ve işletilmesi ile bunların üretimi için gerekli olan tüm yardımcı maddelerin
(...) temini ve gerekli altyapı tesislerinin kurulması olarak tanımlanan iş
2840 sayılı Kanunun 2 nci maddesine açıkça aykırılık
teşkil etmektedir. Kaldı ki, Kırka İşletmesi içerisinde susuz boraks
üretimi yapan bir yüklenici fabrikasının bulunduğuna da Sayıştay Raporlarında
yer verilmektedir.
Belirtilen
gerekçelerle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız hakkında gensoru
açılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur. Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki
görüşmenin gününü de kapsayan Danışma Kurulu önerisi daha sonra onayınıza
sunulacaktır.
Buyurunuz Sayın Elitaş.
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
18.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın,
TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı
dilediğine ilişkin açıklaması
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Pazar günü
Rahmet-i Rahman’a ulaşan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Sayın Sadık
Yakut’un babası rahmetli Ali Yakut’u dün Kayseri’de toprağa verdik. Ailesine ve
Meclis Başkan Vekilimize başsağlığı diliyoruz. Tüm Kayseri milletvekili
arkadaşlarımız cenazeye iştirak ettiler. Siyasi parti temsilcileri cenazeye
iştirak ettiler, siyasi parti gruplarımız da bugün Sayın Meclis Başkan
Vekilimize taziyelerini ilettiler, biz de AK PARTİ Grubu olarak, Sayın Meclis
Başkan Vekilimiz Sadık Yakut’a ve ailesine başsağlığı diliyoruz. Rahmetli Ali
amcamıza da Allah’tan rahmet temenni ediyoruz.
Saygılar.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Elitaş.
Buyurunuz Sayın
Akdağ.
19.- Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, TBMM Başkan Vekili Sadık
Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı dilediğine ilişkin açıklaması
SAĞLIK BAKANI
RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.
Ben de
Meclisimizin Başkan Vekili Sayın Sadık Yakut’un babasının vefatından dolayı,
şahsım ve Hükûmetim adına, kendisine ve ailesine taziyelerimi iletiyorum. Cenab-ı Hak rahmet eylesin, nur içinde yatırsın, cennetiyle
müşerref kılsın. Günü gelince hepimiz ahirete göçüyoruz. Allah rahmet eylesin.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Akdağ.
Sayın Baluken, buyurunuz.
20.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in,
TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a babasının vefatından dolayı başsağlığı
dilediğine ilişkin açıklaması
İDRİS BALUKEN
(Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Biz de Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu olarak, Meclis Başkan Vekili Sayın Sadık Yakut’un
babasının vefatından dolayı duymuş olduğumuz üzüntüyü paylaşmak istiyoruz.
Kendisine ve ailesine sabırlar diliyoruz; tüm yakınlarına başsağlığı ve uzun
ömürler diliyoruz. Allah rahmet eylesin diyoruz.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Baluken.
Sayın Sakık, sisteme girmişsiniz.
SIRRI SAKIK (Muş)
– Sayın Başkan, zaten Sayın Baluken, grup adına
söyleyince gerek kalmadı, ben vazgeçtim.
BAŞKAN – Peki,
teşekkür ederiz.
VII.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Şükran Güldal
Mumcu’nun, Başkanlık Divanı olarak TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’a babasının
vefatından dolayı başsağlığı dilediklerine ilişkin konuşması
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, biz de Divan olarak, Değerli Meclis Başkan Vekilimiz Sadık
Yakut’un kıymetli babalarının vefatı dolayısıyla başsağlığı dileklerimizi
buradan bir kere daha iletiyoruz. Allah rahmet eylesin.
Efendim, şimdi
Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün
19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım:
VIII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- BDP Grubunun, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşlarının Türkiye sınırlarında Suriyeli
muhaliflere silahlı yardımda bulunulduğuna dair çeşitli iddiaların ve
Türkiye’nin Suriye ile özellikle Hatay sınırında güvenliğin nasıl sağlandığının
araştırılması amacıyla 10/10/2012 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin
Genel Kurulun 27/11/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
27.11.2012
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma
Kurulu’nun 27/11/2012 Salı günü (Bugün) yaptığı
toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından
Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel
Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
İdris
Baluken
Bingöl
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
10 Ekim 2012 tarihinde, Bingöl Milletvekili İdris Baluken ve arkadaşları tarafından verilen (1589 sıra nolu), Türkiye sınırlarında Suriyeli muhaliflere silahlı
yardımda bulunulduğuna dair çeşitli iddiaların ve Türkiye’nin Suriye ile
özellikle Hatay sınırında güvenliğin nasıl sağlandığının araştırılması
amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma
Önergesinin, Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin
önüne alınarak, 27.11.2012 Salı günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve
görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Önerinin
lehinde Bingöl Milletvekili İdris Baluken.
Buyurunuz
efendim.
İDRİS BALUKEN
(Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; grubumuzun, Suriye politikasıyla ilgili ülkemizin
içerisine girmiş olduğu çıkmaza dikkat çekmek amacıyla vermiş olduğu araştırma
önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Biliyorsunuz uzun
süredir yürütülen bir dış politika var. Bu dış politikayla ilgili
kaygılarımızı, endişelerimizi, mevcut durumu defalarca burada, Meclis Genel
Kurulunda paylaştık. Bu konuda halkımızla birlikte çeşitli eylem, etkinlik
programı çerçevesinde Hükûmetin dikkatini, Meclisin dikkatini yaşanan sorunlara
çekmeye çalıştık. Ama maalesef, bugüne kadar yapmış olduğumuz bütün çağrılara
yanlış dış politikayla ısrar eden bir Hükûmet gerçeğiyle karşı karşıyayız.
Başından beri
Orta Doğu’da “sıfır sorun” ile başlayan Hükûmetin bütün ülkelerle nasıl savaşın
boyutuna geldiğinin detaylarına girmeyeceğim, kendi deyimleriyle, devletler arasında var olan notaların nasıl müzik notasına
döndüğüne girmeyeceğim. İran’la, Irak’la, Suriye’yle ilgili yaşanan süreçlerin
bütün detaylarını buradan aktarmaya vaktimiz yetmeyecek ama özellikle son
günlerde Suriye sınırında yaşananlar ve bu sınırda yaşanan olayların iç
yansıması giderek durumun aciliyetinin, hemen
müdahale edilmesi gereken kritik bir aşamaya doğru geldiğini gösteriyor.
Suriye’de özellikle Türkiye’nin El Kaide ve Müslüman Kardeşler
üzerinden bir politik hat belirlediğini, bu politik hat üzerinden Esad için
birkaç aylık bir süre öngördüğünü, bu öngörünün tamamen boşa çıktığını, boşa
çıktıktan sonra Özgür Suriye Ordusu ya da Suriye Ulusal Konseyi üzerinde
finansmanından tutun da lojistiğine, askerî desteğine kadar bütün
mekanizmalarının Türkiye’den örgütlendiğini biliyoruz. Bütün bu çabalarla devreye konmaya çalışılan Suriye Ulusal Konseyi
ve Özgür Suriye Ordusu da Suriye halkından, özellikle mezhepsel eksenli bir
yaklaşım üzerinden Sünni kesimin, Suriye’deki Sünni halkların desteğini
alamadığı için, Suriye’deki süreç her geçen gün daha büyük bir kaosu içinde
barındırıyor ve bu kaos, Suriye halklarına her geçen
gün acı, gözyaşı ve kan, ölüm getiriyor. Bugüne kadar Suriye’de yaşamını
yitirenlerin sayısı 50 bini aştı.
Tüm bu yanlışlar
ortadayken Türkiye ise yanlış politikalarını aynı şekilde sürdürüyor. Etnik ve
mezhepsel yaklaşım üzerinden Suriye’de bir taraf olan Türkiye, fiilî olarak
aslında Suriye’deki savaşın bir parçası konumuna gelmiş durumda. Özellikle
Türkiye’nin yürüttüğü politikaların son dönemlerde sınır kentlerimizde çok
ciddi rahatsızlıklara sebep olduğunu, Suriye’deki gerginliğin, yüksek
tansiyonun, çatışmalı sürecin ülkenin içine kaymasıyla ilgili bir riskin
olduğunu çok açık bir şekilde belirtmemiz gerekiyor.
Şu anda Suriye’de
mevcut durumda üç yapı var: Bir, Esad rejimi kendini ayakta tutmaya çalışıyor.
İkinci güç, Özgür Suriye Ordusu ya da Suriye Ulusal Konseyi -farklı bir isim
adı altında şu anda yürüyor- rejime karşı bir savaş yürütüyor. Her ikisinin de
katliamlarla ilgili Suriye halkına getirdiği acılar da birbirinden hiçbir farkı
bulunmuyor. Üçüncü bir güç ise, kan akıtmadan, Suriye’de katliam yapmadan,
işgal altındaki topraklarda kendi örgütlü gücünü, kendi kurumsal yapısını
oluşturan Kürtlerden oluşuyor.
İşte, Türkiye,
Suriye Ulusal Konseyi ve Özgür Suriye Ordusu üzerinden bütün politikaları iflas
edince, bütün belirlediği politik hat çökünce, Kürtlerin kazanımlarına yönelik
birtakım farklı ilişkilerin, farklı birtakım kirli komploların içerisine girmiş
bulunmakta. Özellikle Suriye’deki kuzey sahasında, Kürtlerin kendi
kazanımlarını elde ettiği sahalarda, artık Özgür Suriye Ordusu bileşeni olup
olmadığı bile bilinmeyen birtakım çetelerle iş birliği yapmaktadır. Şu anda
sınırda, bu fiilî çetelerin, Türkiye’den almış olduğu güçle, lojistik destekle,
silah yardımıyla, maaşla birlikte, Kürt halkına yönelik, oradaki Kürtlerin
kazanımına yönelik çok ciddi bir saldırısıyla karşı karşıyayız. Sınırın öte
tarafında hedeflenen şey bir Kürt-Arap çatışması yaratmaktır, bu Kürt-Arap
çatışması üzerinden Kürtlerin var olan kazanımlarına geri adım attırmaktır.
Ancak, sınırın diğer tarafında Kürt-Arap çatışması hedeflenirken sınırın bu
tarafında yani Ceylanpınar’da da aynı riskin olabileceği, Kürt ve Arap
çatışmasıyla ilgili çok sıkıntılı bir sürecin önümüze geleceği gerçeğini göz
önünde bulundurmamaktadır.
Bakın, medyamız
bu konuda gözü kapalı, kulakları duymuyor, orada yaşanan gerçekleri
yansıtmıyor. Yine, burada, Mecliste, Dışişleri Bakanı, Ceylanpınar-Serekaniye sınırında nelerin yaşandığını, Suruç’ta,
Viranşehir’de nelerin yaşandığını hiçbir şekilde gelip Genel Kurula sunmuyor. Orada yaşananlar, aktif olarak çatışmayı yürüten Kürt halkının
oradaki, Suriye’deki kazanımlarına yönelik, aktif bir savaş içerisinde olan
çetelerin elini kolunu sallayarak Türkiye’ye gelmesi, Türkiye’de yaralılarını
tedavi ettirmesi, cenazelerini Türkiye hastanelerine getirmesi, Türkiye’den
silah, teçhizat, askerî her türlü
desteği alması, bu destekten sonra tekrar giderek sınırın diğer tarafında
Kürtlerle çatışmasından oluşmaktadır. Serekaniye’de
en son, Türkiye’nin destek vermiş olduğu bu çeteler bir toplumsal gösteri
sırasında Serekaniye Halk Meclisi Başkanı Abid Xelil’in katledilmesiyle
ilgili bir silahlı saldırıyı da gerçekleştirmiş bulunmaktadırlar.
Türkiye’nin, biz,
başından beri yapması gerekenin şu olduğunu söylüyoruz: Türkiye, Suriye’de,
Suriye halkının iradesine saygı göstermelidir. Suriye’de çeteler üzerine
kurulacak her türlü politika çökmeye mahkûmdur. Suriye halkının bir dinamiği
olarak da Kürtlerin elde ettiği, yaratmış olduğu, kan dökmeden, diğer
halklarla, Araplarla, Dürzilerle, Nusayrilerle, Hristiyanlarla birlikte ortaya
koymuş olduğu kazanımlara saygı duyması ve bunun gereğini yerine getirmesinden
geçtiğini belirtmek istiyorum. Çünkü bu durum, aynı zamanda ülke içerisindeki
Kürt sorununda da ciddi bir yansıma bulacaktır. Eğer Suriye’de anti Kürt
politikası üzerinden, Kürt düşmanlığı üzerinden, Kürtlerin kazanım göstermemesi
üzerinden bir politika yürütülürse buna içerideki Kürtlerin de tepkisiz
kalacaklarını beklemek son derece gerçekten uzak bir belirleme olur diye
düşünüyoruz.
Bakın, Suruç’ta,
Ceylanpınar’da, Viranşehir’de bir haftadır hayat neredeyse durma noktasına
gelmiş, esnaf doğru dürüst kepengini açamıyor, öğrenciler okullara gidemiyor,
halk günlük yaşamını yerine getiremiyor ama bu Meclisten bir heyet giderek
Ceylanpınar’da, Viranşehir’de, Suruç’ta
halkın gerçek sıkıntısı nedir, bunu tespit etme noktasında herhangi bir çalışma
ortaya koymuyor. Oraya giden Barış ve Demokrasi Partisinin milletvekilleri de
buradan, Ankara’dan verilen talimatla, gazlı, coplu, tazyikli bir polis
müdahalesiyle karşı karşıya geliyorlar. Bir ay boyunca, şu anda alınan karara
göre, Ceylanpınar başta olmak üzere, bu sınır ilçelerimizde her türlü halk
buluşması, halk etkinliği, yürüyüş, basın açıklaması ve miting etkinlikleri
yasaklanmış durumda. Yani tamamen Anayasa’ya aykırı bir
şekilde, gerçeklerin açığa çıkmaması pahasına son derece antidemokratik bir
yaklaşım sergilenmekte. Düşünebiliyor musunuz, bu ülkenin
milletvekilleri bu ülkenin sınırları içerisindeki bir ilçeye gidip polis
şiddetine, polisin her türlü baskısına maruz kalıyorlar ama ne olduğu belli
olmayan silahlı gruplar, elini kolunu sallayarak sınırın o tarafından bu
tarafına, bu tarafından o tarafına geçip çatışmalara katılıyorlar. Böyle bir
tablonun kabul edilmesi mümkün değildir. Böyle bir tabloyla ilgili, Dışişleri
Bakanının derhâl Meclise bilgilendirme yapması ve Meclisin de Orta Doğu’daki,
Suriye’deki halkların kardeşliği üzerinden, Suriye’deki halkların iradesine
saygı üzerinden bir tutum belirlemesi gerekmektedir.
Bu nedenle,
vermiş olduğumuz araştırma önergesi hem sınır ilçelerimizde, illerimizde
bulunan sıkıntılı durumun açığa çıkarılması hem de Türkiye’nin yanlış
politikalardaki ısrarlarının bizi hızla içine saplanmış olduğumuz bataklıkta
bir çıkmaza doğru sürüklediğini ortaya koyması açısından önemlidir. Bu nedenle
bütün siyasi parti gruplarının bu sorumlulukla yaklaşmasını bekliyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İDRİS BALUKEN
(Devamla) – Biz Türkiye’ye Orta Doğu’da kazandıran politikanın hem içeride hem
Suriye’de hem Orta Doğu’nun diğer parçalarında kardeş halklarla, özellikle 40
milyonluk Kürt halkıyla beraber ortak bir gelecek planlamasından ve bunun
politikalarından geçtiğini düşünüyoruz.
Hepinize teşekkür
ediyor, saygılarımı sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Baluken.
Aleyhte,
Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Kaçar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Kaçar.
MAHMUT KAÇAR
(Şanlıurfa) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Barış ve Demokrasi
Partisi grup önerisinin aleyhine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, Türkiye’de AK PARTİ İktidarının göreve geldiği ilk günden itibaren,
Suriye halkının refahının yükseltilmesi ve Suriye’nin dünyayla entegrasyonu noktasında Türkiye’nin son derece samimi ve
ciddi çabaları olmuştur ve bu bağlamda, Suriye ile geçmiş, tarihî misyonumuza
uygun olarak, dost, kardeş ve akraba olmamız hasebiyle bu ilişkiler son derece
önemli bir noktaya varmıştır. Ancak Suriye rejiminin halkın
demokrasi taleplerine karşı silaha başvurması, kendi halkını bombalaması
üzerine Türkiye, bu gidişata son verme adına, bütün yetkili kurumlarıyla,
Başbakanımız, Dışişleri Bakanımız başta olmak üzere, ciddi anlamda bir çaba
içerisine girmiş ancak bütün bu çabalar sonuçsuz kalınca Türkiye’nin doğal
olarak yapması gereken, Suriye halkının yanında olması gerekiyordu ve dış
politikasında da, az önce Grup Başkan Vekilinin ifade ettiğinin aksine, orada
El Kaide’yi veya başka dış güçleri değil, Suriye halkını merkeze alarak bir dış
politika oluşturmuştur.
Suriye yönetiminin baskısı ve bombardımanı altında kalan özellikle
sınır illerinde ve ilçelerindeki Suriye vatandaşları kendi can güvenliğini
sağlamaya yönelik olarak Türkiye’ye sığınmaya başlamışlardır ve başta
milletvekili olduğum Şanlıurfa olmak üzere, şu anda, 125 binin üzerinde
Suriyeli yaşlı, kadın, çocuk, can güvenliklerini sağlamaya yönelik olarak
Türkiye’ye sığınmışlardır ve şu anda Şanlıurfa’da da yaklaşık 39 bin Suriyeli
sığınmacı bulunmakta.
Değerli
arkadaşlar, burada önce şunu ifade etmemiz gerekiyor: Bu kamplarda Türkiye,
Suriye halkına kucak açarken, kimsenin etnik kökenine ve kimsenin mezhebine
bakarak herhangi bir yaklaşım içerisinde olmamıştır. Bunu
Akçakale’deki kampta da görme imkânınız var, Hatay’daki kamplarda da görme
imkânınız var ve buraya gelen sığınmacıların kamplardaki güvenliklerinin
sağlanması noktasında, bütün bu gelen sığınmacıların yirmi dört saat kamerayla
izlendiğini, kampların izlendiğini, bunların giriş ve çıkışlarının kontrol
altında tutulduğunu, birilerinin iddia ettiği gibi, gelip kamplarda yerleşip,
gidip Suriye tarafında silahlı çatışmaya girerek tekrar döndüğü noktasındaki
yaklaşımların tamamen yanlış olduğunu burada ben tekrardan ifade etmek
istiyorum.
Ceylanpınar’daki
hadiselere gelince… Evet, Şanlıurfa’da başta Akçakale olmak üzere sınır
ilçelerde meydana gelen çatışmalar ilçe halkında ciddi anlamda tedirginlik
meydana getirmiştir. Özellikle Akçakale’de 5 vatandaşımızın vefatıyla, şehit
edilmesiyle sonuçlanan bu olaylarda Türkiye’nin güvenlik anlamında yapmış
olduğu temel konsept, kendi vatandaşlarının can
güvenliğini sağlamaktır ve Türkiye’nin de kendi vatandaşlarına karşı en önemli
önceliğinin, görevinin de vatandaşlarının can güvenliği olduğu noktasında da
zannediyorum hepimiz mutabıkız. Burada, sınırdaki hareketlilik, askerî
hareketlilik, tamamen Suriye tarafından atılan bombaların sınırımıza düşmesi,
bunun sonucunda vatandaşlarımızın vefat etmesi ve en son Ceylanpınar’da da,
bildiğiniz gibi, 1 öğretmenimizin yaralanması neticesinde alınan önlemlerdir.
Bunun dışında,
buradaki muhaliflere, özellikle muhaliflerin etnik kökenlerine göre veya
mezhepsel anlamda bir yaklaşımla hareket edilmesi Türkiye’nin gerçeklerine
aykırı bir yaklaşımdır. Biz bu ülkede 75 milyon insan olarak, farklı etnik
kökenlere sahip, farklı inanç gruplarına sahip ama bin yıldır birlikte kardeşçe
yaşayan bir ülke olarak Türkiye’nin, Suriye halkını merkeze alan başka bir
yaklaşım içerisinde bu hadiseleri değerlendirmesinin ne kadar yanlış bir yaklaşım
olduğunu özellikle ifade etmek istiyorum.
Burada, sınırda
meydana gelen hadiselerle ilgili -özellikle bu gerekçenize baktığımızda- bazı
olaylara arkadaşlar atıfta bulunmuşlar. Arkadaşlar, bildiğiniz gibi, Sağlık
Bakanlığımızın, bu 112 ambulanslarıyla ilgili, bunların muhaliflere silah
taşıdığıyla ilgili iddialar noktasında yapmış olduğu önemli incelemeler,
tespitler ve bu konuda kamuoyuyla yaptığı paylaşımlar var. Bunların gerçek dışı
olduğu, çok net bir şekilde, ispatıyla, deliliyle ortaya konmuş.
Diğer yandan,
yine bu kamplarla ilgili, silah yardımı ve eğitim yapıldığıyla ilgili… Biliyorsunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme
Komisyonunun bu anlamda yapmış olduğu çok önemli bir çalışma var ve bu
çalışmada, konaklama merkezlerinde kalan sığınmacılara sağlanan imkânlar,
konaklama merkezlerinde yaşayan Suriyeli vatandaşların hukuki statüsü, konaklama
merkezlerinin konumu, sığınmacıların Suriye topraklarına geçerek savaşa iştirak
ettiği ve tekrar konaklama merkezlerine döndüğü iddiası, bu anlamda basında
çıkan iddialar başlığı altında çok ayrıntılı bir şekilde Meclis İnsan Hakları
Komisyonumuzun yapmış olduğu inceleme ve raporu da hepimizin malumudur.
Bütün bu
gerçekleri göz önüne alarak, BDP’nin grup önerisinin
aleyhinde olduğumu ifade ediyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Kaçar.
Lehte, Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz
efendim.
MEHMET ALİ
EDİBOĞLU (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi
Partisinin Akçakale’de yaşanan olaylar ve Suriye-Türkiye sınır güvenliği
konusunda vermiş olduğu araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sevgili
arkadaşlar, değerli milletvekilleri; uluslararası basında Türkiye’yi
itibarsızlaştıran, Türkiye’yi aşağılayan yüzlerce makale, haber maalesef
Türkiye Cumhuriyeti devleti yetkilileri tarafından yanıtsız bırakılıyor, ben ve
benim gibi bir sürü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını da derinden rahatsız
ediyor.
Akçakale’deki
olayların araştırılması istenmiş. Evet, Akçakale’de 5 vatandaşımızın şehit
olmasına neden olan bu bombalama olayı basına yansıdığı zaman, Dışişleri
yetkililerimizce, bunun yedinci bomba olduğu, birkaç günden beri benzer
bombaların Akçakale’ye düştüğü ancak diğerlerinin can kaybına yol açmadığı
açıklandı ve bu bombalamalara angajman kuralları
gereğince karşılık verildiği de yazıldı, çizildi, söylendi.
Şimdi, şu soru
akla geliyor: “Birilerinin ölmesi mi beklendi güvenlik tedbiri alınması için
Akçakale’de?” Bu sorunun yanıtı havada kaldı. Biz bunu Dışişleri
yetkililerinden bekliyoruz. Yedi tane bomba düşüyor, hiçbirinin ardından
güvenlik tedbiri alınmıyor, ancak 5 vatandaşımızın ölümünden sonra da bu tür
tedbirlerin alınması ve tartışılması gündeme geliyor.
Ancak yabancı
basında başka şeyler var. Birkaç gündür, yabancı basını izliyor iseniz, Patriot füzelerinin konuşlanması için Akçakale olayının bir
tezgâh olduğunu, gerekçe oluşturmak üzere hazırlandığını ve uygulamaya
konulduğunu yazıyorlar; buna da Hükûmet kanadından herhangi bir yanıt
verilmedi.
Suriye-Türkiye
sınırının güvenliğinin araştırılması talep ediliyor. Ben, Hatay Milletvekili
olarak, 190 kilometrelik Hatay sınırında bir güvenlik olmadığını rahatlıkla
buradan söyleyebilirim, her partiden -benden başka- 9 milletvekili arkadaşım da
bunun tanığı.
İki tane mevcut
sınır kapısının dışında çok sayıda gayriresmî kapı
oluşturulmuş durumda. Bu kapılardan giriş, bu kapılardan, bu alanlardan, bu
köylerden Suriye’ye geçiş için kolaylık sağlamak üzere yollar asfalt bile
yapılmış bizim Hükûmetimiz veya bizim yetkililerimiz tarafından. Bizden
Suriye’ye, Suriye’den Türkiye’ye geçişin hiçbir güvenliği söz konusu değil,
denetim asla söz konusu değil. Son bir yıl içerisinde -yine basına düşen
haberlere göre- yüzlerce çalıntı arabanın bu gayriresmî
kapılardan Suriye’ye götürülüp orada savaşta kullanıldığı yine yanıtsız kalan
bir diğer soru.
Daha da önemlisi,
bölge ekonomisi yerlerde sürünürken, artık, ayakta durabilmek için kaçakçılık
tek çare olmuş durumda Hatay’da ve sınırdaki bütün illerimizde; buna da
maalesef göz yumuluyor. Mesela, 10 binlerce fidanın ekilmesine, ektirilmesine
katkı sağlayan tarım il müdürlükleri, binlerce nar fidanının dikilmesinin
karşılığında, o narı, ürettiği narları yurt dışına veya yurt içindeki
pazarlarda satması gereken vatandaşımız bunları satamıyor ama Suriye’den, yok
pahasına, çok ucuza her gün binlerce kilo nar Türkiye’ye kaçak yollardan
giriyor, buna seyirci kalınıyor.
Zeytin üretimi ve
zeytinyağı üretimi konusunda Türkiye’nin önemli kentlerinden birisi olan Hatay,
zeytinyağını ve zeytinini tüketemez durumda çünkü Suriye’den her gün 3 bin, 4
bin teneke zeytinyağı kaçak olarak bu gayriresmî
kapılardan girmekte ve buna yine göz yumulmaktadır.
Aynı şekilde,
canlı hayvan girişlerine de göz yumulmaktadır. Her gün binlerce canlı hayvan
kaçak yollarla Türkiye’ye getirilmekte ve besicilik adına kredi almış,
hayvancılık için canla başla çalışan çiftçimizi perişan etmiş duruma getirmiştir.
Önemli bir iddia
var yine bölgemizde son günlerde; yine yanıtsız kalan bir iddia, yine ülkemizin
itibarını zedeleyecek bir iddia. Barzani aracılığıyla, kuzey Suriye’de, bazı
Kürt gruplarıyla Suriye’nin kuzeyinde Irak’ın kuzeyindeki gibi bir Kürt bölgesi
oluşturmak üzere dört maddelik bir anlaşma yapıldığı iddiası basında yer aldı,
uluslararası basında yer aldı ancak bu da yanıtsız kaldı. Bu
dört maddenin üç tanesi askerî üs kurulmasıyla ilgili. Türkiye’ye Ayn el-Arap, Kamışlı ve Afrin’de
birer askerî üs kurulması ve kuzey Suriye’de oluşacak bu Kürt bölgesiyle
ticaret ilişkilerinin aynı şekilde Kuzey Irak’ta olduğu gibi yapılmasını
öngören bir anlaşmanın var olup olmadığını ben buradan AKP yetkililerine sorup
yanıtını da bekliyorum.
Bölgede ekonomi
dibe vurmuşken, işsizlik 2 misline çıkmışken bölgemizde Suriyeli sığınmacılara,
sayısı 125 bini geçmiş Suriyeli sığınmacılara özel bir ilgi gösterilmekte.
Onlara belediyelerimizde taşeron firmalar aracılığıyla iş bulunmakta, özel
sektörde çalışmaları konusunda Hükûmet yetkilileri veya parti yöneticileri
tarafından baskı yapılmakta ve birçoğuna iş imkânı yaratılmış, kendi
vatandaşlarımız işsiz hâle getirilmiştir. Bunu da benim kabul etmem bölge halkı
adına mümkün değil. Sığınmacılara itirazımız yok, insani yardım her şekilde
onlara yapılmalıdır ancak uluslararası kuralların el verdiği ölçüde yaparsınız.
Kendi vatandaşınıza tanımadığınız imkânı sığınmacılara tanıdığınız zaman, buna
ben ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkesin ve özellikle bölgede yaşayan herkesin
itirazı yükselecektir.
Cenevre Mutabakatı’yla ilgili birtakım sözler yine uluslararası
basında yer aldı. Bildiğiniz gibi, Cenevre Anlaşması’na Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanlığı olumlu görüş bildirdi. Bu Cenevre Mutabakatı’na
göre, Türkiye, Suriye’deki Esad rejimiyle muhaliflerin bir diyalog içerisine
sokulmasına, onların masaya oturtulmasına ve Suriye’de bir millî hükûmet
kurulmasına zorlaması şeklindeydi. Buna Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı
“evet” yanıtı vermesine rağmen, Suriye’yle diyaloğu reddetmiştir. Bu bir çelişki
değil midir?
Yanıt arayan
önemli bir soru da 18 Temmuz sonrası yani Suriye’de bu Savunma Bakanının
öldürüldüğü saldırıdan sonraki gelişmelerdir. Suriye’de kırılma noktası olarak
kabul ediliyor, bütün dünya bunu böyle kabul ediyor ve Türkiye’nin, o günden
sonraki, bölgedeki tavrının, Türkiye’nin “güvenilmez ülke damgası” yemesiyle
neticelendiğini bütün dünya basını yazıyor.Yine
Türkiye’den buna yanıt yok.
Hatırlatmak
gerekirse, biliyorsunuz, 4 önemli üst düzey Suriyeli yöneticinin ölümünden
sonra Suriye’de şiddet ortamı artmış, çatışmalar büyümüş, karşılıklı adam
öldürmeler hat safhaya varmış, Özgür Suriye Ordusu’nun direnemeyeceği
anlaşılınca Türkiye’nin çabasıyla radikal İslamcı gruplar Suriye’ye sokulmuş
Türkiye ve Hatay üzerinden. Bunun yüzde 60’a varan oranda -bugün çatışan
gruplar içerisinde- Libyalı olan ve diğer on bir ülkeden gelen -El Kaide başta
olmak üzere- diğer radikal İslamcı gruplar Suriye’de savaşıyor. Bunların orada
savaşmaya başlamasıyla birlikte Suriye’de Doğu Kiliseleri Patriği Mar Henna bir açıklama yapıyor ve “Radikal İslamcı grupların
Suriye’de bulunuyor olması, burada yaşayan 3 milyon Hristiyan’ın can
güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Derhâl Batılı başkentler tedbir alsınlar.
Biz Esad’ın karşısında böyle bir grubun bulunmasından rahatsızlık duyuyoruz,
müdahale edin.” diyor ve o gün itibarıyla, bütün Batılı devletler Türkiye’yi
dışlamışlar, desteği çekmişler ve son olarak da Türkiye’den görevi almışlar,
Katar’a, Doha’ya devretmişlerdir.
Son olarak Gazze
olayından bahsetmek istiyorum. Suriye muhaliflerine lojistik destek, silah
desteği vereceksiniz; Gazze’deki masum Müslüman Filistinlilerin katledilmesini
sadece gözyaşlarıyla, hamasi nutuklarla geçiştirmeye çalışacaksınız. Bu, kabul
edilebilir, yeterli bir tavır değildir.
Bakın,
uluslararası basın aynen şöyle söylüyor: “İsrail, Gazze’den atılan Filistin
füzelerini karşılamak için Kürecik’i kullandı.” Bu, cevap bekleyen önemli bir iddia.
Yine, Türkiye’ye
Halit Meşal ile İsrail’i barıştırma görevi verildi.
Bunun cevabı henüz verilmiş değil. Biz İsrail’i eleştirirken ertesi gün
İsrail’den Hayfa’ya ticaret gemileri yola çıkmaya
başlamıştı törenle.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET ALİ
EDİBOĞLU (Devamla) - Yine son birkaç yıl içerisinde İsrail ile ticaret hacmimiz
1 milyar dolardan 5 milyar dolara çıkmış, Suriye ve Suriye’nin gerisindeki on
bir tane ülkeyle olan ticaretimiz de durma noktasına gelmiştir. Bu nedenle, bu
araştırmaların derhâl yapılmasından yana tavrımızın olduğunu söylüyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Ediboğlu.
Aleyhte, Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu.
Buyurunuz Sayın
Türkoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)
HASAN HÜSEYİN
TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri;
BDP grup önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Yaklaşık 800
kilometreden fazla bir sınıra sahip olan Türkiye-Suriye arasındaki bölgenin her
iki tarafında da meydana gelen olumlu ya da olumsuz gelişmelerin iki ülkeyi de,
iki toplumu da etkileyeceği muhakkaktır. Bu çerçevede, yanlış politikaların,
isabetsiz politikaların bir sonucu olarak, hemen bu yakın coğrafyamızda meydana
gelen, Suriye’de ortaya çıkan iç savaş vesilesiyle, maalesef, sınır
bölgelerinde yaşayan illerimiz ve vatandaşlarımız büyük zararlara
uğramışlardır. İşte bunlardan belki de en çarpıcı olanlardan birisi, 3 Ekim
2012 tarihinde Harran ilçesinde meydana gelen bir patlamada vatandaşlarımızın
hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan, saldırı mı yoksa kaza mı olduğu da henüz net
olarak belli olmayan bir gelişmedir.
Bu gelişmenin
haber alınmasından sonra, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin
talimatıyla, bölge milletvekili olarak Hatay Milletvekilimiz Sayın Adnan Şefik
Çirkin Beyefendi ve Adana Milletvekilimiz Sayın Seyfettin Yılmaz Beyefendi ve
bendenizden, Harran, Akçakale ve Urfa’nın diğer bölümleriyle ilgili bir
inceleme yapmak, olayları yerinde görmek maksadıyla bir heyet oluşturulmuştur.
Bu heyet, olayı takip eden 4 Ekim Perşembe günü Urfa’ya hareket etmiştir. Urfa
merkezde, Akçakale’de ve Harran’da bu olaydan etkilenen vatandaşlarımızla diyaloglara
geçilmiştir. Özellikle, 4 ferdini kaybeden Timuçin ailesinin taziye çadırı
ziyaret edilmiş, hem Sayın Genel Başkanımızın hem de grubumuzun başsağlığı
dilekleri, acılarını paylaştığımıza dair ifadeler kendilerine aktarılmıştır.
Daha sonra, 1 ferdini kaybeden Özer ailesinin taziye yeri ziyaret edilmiş,
kendilerine de aynı duygular iletilmiştir.
Akçakale’de
emniyete bir ziyaret yapılmış, emniyet mensuplarının yaralı olanları hastanede
ziyaret edilmiş, Akçakale Belediye Başkanı, Harran’daki diğer unsurlar ziyaret
edilmiş, sorunlar dinlenmiş, acılar paylaşılmıştır. Fakat Akçakaleliler,
Urfalılar, bize özellikle bazı hususları iletmişlerdir. Akçakaleliler,
bu savaşın birbirine çok yakın coğrafyada, yerleşim birimlerine çok yakın bir
coğrafyada meydana gelmesinden dolayı sınırın iki tarafında da bu savaştan
zarar görenlerin aynı insanlar olduğunu, insanların birbirine akraba olduğunu
ifade etmişlerdir ve bu savaşta ölenlerin aynı ailenin fertleri olduğunu,
dolayısıyla şiddetle bu savaşa karşı olduklarını ifade etmişlerdir.
Akçakaleli, Suriye krizi
konusunda iktidar partisinin, Hükûmetin krizi iyi yönetemediğini ifade
etmiştir. Bu kötü yönetimin sorumlularının Hükûmet olduğunu, Başbakan ve
Dışişleri Bakanı olduğunu ama zararı kendilerinin çektiğini, sonuçlarına
kendilerinin katlanmak durumunda kaldıklarını ifade etmişlerdir ve bu iç
savaşın sonucunun nereye gittiğini de merak ettiklerini, çok endişeli
olduklarını ifade etmişlerdir.
Akçakale, Harran
ölçeğinde, aslında bütün Şanlıurfa bu krizden olumsuz etkilenmiştir. Zaten iktidarın yanlış politikaları neticesinde tarım kesiminin
yaşadığı olumsuz etkilere bir de, bilhassa sınır ticaretinin hâkim olduğu
Akçakale, Harran bölgesinin bu krizden çok olumsuz etkilendiğini, sınır
kapısının kapatılmasının günlük yaklaşık bin beş yüz aracın giriş-çıkış
yaptığı, ticaret hacmini olumlu etkileyen sınır kapısının kapatılmasının
kendilerini çok önemli ölçüde olumsuz etkilediğini, bu savaştan dolayı,
huzursuzluk sebebiyle Akçakale’yi, Harran’ı terk eden vatandaşlardan dolayı
pamuklarının tarlada kaldığını, hasat edecek, hasatta çalıştıracak işçi
bulamadıklarını ifade etmişlerdir.
Bugün
Ceylânpınar’da da yaşanıyor aynı sorun. O günlerde Akçakale’de eğitime ara
verilmişti. Çocuklar, üç dört hafta, okullar açılmış olmasına rağmen eğitime
devam edememişlerdi fakat Akçakaleliler, Harranlılar
bu sorumluluğun sahibi iktidar partisinin, Hükûmetin mensuplarına tepkilerini
de koymuşlardı. Biz 4 Ekim 2012 tarihinde, Akçakale’ye varmadan bir gün evvel,
Akçakale’yi ziyaret eden iktidar partisinin bakan ve mensuplarına karşı bir
tavır almıştı Akçakaleli ve onlara tepki
göstermişlerdi. Bakın, 5 Ekim 2012 tarihinde Cuma günü, Cuma namazını eda etmek
üzere gittiğimiz Akçakale’deki camide, caminin imamı hutbesinde şöyle bir
ifadede bulundu “Devlet büyüklerine karşı tepki göstermek, onlara karşı
muhalefet yapmak dinimizce haramdır.” dedi ve bir hadisten bahsetti. Yani, Akçakaleli imam AKP iktidarının yanlış politikalarına tepki
gösteren Akçakaleliye, Allah’ın kitabının ayetleri,
Peygamber’in hadisleriyle -Profesör Doktor Mustafa Erdem, Ankara
Milletvekilimizin ifadesiyle ne hadiste ne Kur’an’da böyle bir ifade yok- böyle
bir savunmaya geçmişti. İktidar partisini camide minberden bize karşı savunmaya
geçmiş bir cami imamı görmek durumunda kaldık biz. Aslında ne hazindir ki din
adamlarımızın arasında çoğunluğu böyle değil ama maaşını iktidar partisinden aldığını
zanneden ya da iktidar partisine hizmet etmeyi dine hizmet etmek zanneden 3-5
tane de olsa gafil olmalı ki biz onlardan birisine rastladık Akçakale’de.
Bir başka enteresan durum da şu ki: İktidar partisi din
adamlarının bazılarını kullanmak suretiyle kendi iktidarını meşru hâle
getirmeye çalışıyor ve Akçakale’deki imam bize “Başbakana, bakanlara karşı
muhalefet etmek dinimizce yasaklanmıştır.” diyor ama aynı iktidar partisi,
sınırın hemen öbür tarafında, 100 metre ileride, bakana, başbakana ya da devlet
başkanına karşı isyan etmiş muhaliflere para, lojistik yardım, gıda, her türlü
yardımı yapmaktan çekinmiyor. Böyle bir
enteresan tabloyla karşılaşmıştık Akçakale’de.
Akçakale’den
döndükten sonra “Akçakale’nin ve Akçakale ölçeğinde bu Suriye krizinden olumsuz
etkilenen bütün bu bölgenin sorunlarının araştırılması için bir araştırma
önergesi vermeliyiz.” dedik ve buna yönelik bir önerge de hazırladık, Meclis
gündemindeki yerini aldı. Dedik ki: Akçakale’de, Urfa’da ve o coğrafyanın
tamamında, Suriye krizinden olumsuz etkilenen sanayici, iş adamı, esnaflarımız,
tarım kesimimizle ilgili Hükûmet tedbirler almalı. Bunların bankalara olan
borçları gerekiyorsa affedilmeli ya da ertelenmeli, faiz işletilmeden
ertelenmeli gibi bir ekonomik paket hazırlanması gerektiğini söyledik.
Hatta, Akçakale’de, hiç
günahı olmadığı hâlde hayatını kaybeden bu 5 vatandaşımızın örnek alınması,
örnek olması çerçevesinde “Bu savaştan sorumlu olmayan ama bu savaşın bedelini
ödeyen ve hayatını kaybeden, yaralanan insanlarımıza, nasıl mazot kaçakçılarına
terörle mücadele kapsamında bazı haklar, imtiyazlar sağlanmışsa, işte bu
savaştan olumsuz etkilenen Akçakaleliler başta olmak
üzere, tüm zarar gören, yaralanan ya da hayatını kaybeden insanlara da aynı
haklar sağlanmalı.” diye önerilerimiz oldu. Ancak iktidar partisi, her
önerimizde olduğu gibi, her teklifimizde olduğu gibi, bu önerimize de maalesef
kulaklarını tıkamak gibi bir tavır takındı.
Aslında, Suriye
ölçeğinde Orta Doğu’daki bütün gelişmelerin Büyük Orta Doğa Projesi’nin bir parçası
olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Bakın, Büyük Orta Doğu Projesi kapsamında 22
ülkenin sınırlarının değişeceğini, sınırları değişecek ülkelerin arasında
Türkiye’nin de olduğunu söyleyen Amerika’nın eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, birkaç gün evvel dedi ki: “Suriye’de
yaşanan gelişmeler artık Orta Doğu Projesi’nin son sahnesidir.” Öyle
anlaşılıyor ki artık, bundan sonraki dönemde bu projenin gerçekleşmesi hâlinde,
Türkiye’nin sınırları değişecek ve hiçbirimiz Türkiye’nin sınırlarının olumlu
değişeceğine inanmıyoruz, olumsuz değişeceğini biliyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASAN HÜSEYİN
TÜRKOĞLU (Devamla) - Bu çerçevede, iktidar partisinin kendi Hükûmetini uyararak
bu yanlış politikalardan geri dönmesi hususunda bir adım atmasını temenni
ediyor, Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Türkoğlu.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Karar
yeter sayısı arayacağım.
Barış ve Demokrasi
Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yeter sayısı yoktur.
On dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 16.40
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.53
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza
YALÇINKAYA (Bartın)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
Barış ve
Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu
maddesine göre verilmiş önerisinin oylamasında karar yeter sayısı
bulunamamıştı. Şimdi öneriyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı
arayacağım.
Öneriyi kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, öneri kabul edilmemiştir.
Şimdi, Milliyetçi
Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu
maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
2.- MHP Grubunun, meslek hastalıkları başta olmak üzere iş
kazaları ve bağlantılı hastalıkların tespit edilebilmesi, yaralanmaların ve
çalışanlara yönelik risklerin azaltılabilmesi veya ortadan kaldırılabilmesi
için gerekli önlemlerin alınabilmesi amacıyla 21/6/2012
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis
araştırması önergesinin Genel Kurulun 27/11/2012 Salı günkü birleşiminde
sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde
yapılmasına ilişkin önerisi
Tarih: 27.11.2012
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun
27.11.2012 Salı günü (bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları
arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına
sunulmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Mehmet
Şandır
Mersin
MHP
Grup Başkan Vekili
Öneri:
21 Haziran 2012 tarih ve 5676 sayı ile Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına vermiş olduğumuz “Meslek hastalıkları başta olmak üzere,
iş kazaları ve bağlantılı hastalıkların tespit edilebilmesi, yaralanmaların ve
çalışanlara yönelik risklerin azaltılabilmesi veya ortadan kaldırılabilmesi
için gerekli önlemlerin alınabilmesi amacıyla” verdiğimiz Meclis Araştırma
önergemizin 27.11.2012 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin
bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Önerinin
lehine, Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim.
RUHSAR DEMİREL
(Eskişehir) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak vermiş olduğumuz meslek
hastalıkları başta olmak üzere, iş kazaları ve bağlantılı hastalıkların tespit
edilebilmesi, yaralanmaların ve çalışanlara yönelik risklerin azaltılabilmesi
veya ortadan kaldırılabilmesini amaçlayan Meclis araştırma önergemiz lehine söz
almış bulunuyorum ve Türkiye’deki iş kazalarına geçmeden önce, Çalışma
Bakanlığının isminden atıfla herhâlde “çalışma!” şeklinde bir güdülenmeyle
işsizlikle mücadele etmediğini, bazı insanların iş kazalarına muhatap olmak
gibi bir durumları bile olamıyor. Nitekim, atanamayan öğretmenler, yaptıkları eylemler, atanamayan
öğretmenler özelinde genel olarak işsizlerin ne meslek hastalıkları ne de
çalışma hayatına dair hiçbir dezavantajları da olamıyor. Bu bir şans mıdır,
şansızlık mıdır bilemiyorum artık, bunu tartışmak gerekiyor ama işsizlik
Türkiye’deki en büyük şiddetlerden biri. Yetişkin erkekler ve yetişkin kadınlar
gerekli eğitimi almış olmalarına rağmen çok uzun süredir işsizlik çekiyorlar
Türkiye’de ve bunların bir kısmı intiharla sonlanıyor. Dolayısıyla, Hükûmetin
ben bu konuda duyarlılık gösterip kendi parti milletvekillerinin de
desteklerini isteyeceğini düşünüyorum ilgili konunun halledilmesi için.
Tabii, iş
sağlamak veya iş kazalarını önleyerek çalışanların güvenliklerini temin etmek,
öncelikle Çalışma Bakanlığının ama sonuçta bütün işverenlerin, bütün toplumun
duyarlılık göstermesi gereken bir konu. Ancak İstanbul Deklarasyonu’nu 2008
yılında imzalamış bir ülke ve bir Hükûmetin sahibiyiz ve İstanbul Deklarasyonu
2008 yılında imzalanırken şöyle bir cümle var: “Çalışanların sağlık ve
güvenliğini korumak amacıyla, standartlarının tespit edildiği etkin ve güçlü
denetim sistemini yürürlüğe koymak hükûmetlerin öncelikli görevidir.” diyor.
Ancak Türkiye’de her iki çalışandan birinin iş kazasına maruz kaldığını, son on
yıldır, yani Adalet ve Kalkınma Partisinin hükûmet ettiği dönem içinde 11 bin
kişinin Türkiye’de iş kazaları nedeniyle vefat ettiğini, Avrupa birincisi
olduğumuzu artık duymayanın kalmadığını, dünyada üçüncülüğü Cezayir ve El
Salvador’a borçluyuz biliyorsunuz. Eğer Cezayir ve El Salvador tedbirleri
alırsa dünyada da üçüncülükten daha yukarıya çıkmak üzereyiz. Bunlar bizim
ayıplarımız. Peki, ayıplarımızı neden bu kadar sık söylüyoruz? Çünkü tedbir
alınmıyor.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi, geçtiğimiz yasama döneminin son günlerinde, bir gece yarısı bir İş Güvenliği Yasası
çıkardı, biliyorsunuz ve yasanın adında da biz aslında, o dönem düzeltme istemiştik bir önergemizle.
“İş güvenliği”nden öte “çalışan sağlığı” veya
“çalışan güvenliği”yle beraber “iş güvenliği”
biçiminde yasanın adının düzenlenmesini istedik. Çünkü iş güvenliğinden murat,
öncelikle çalışanların sağlığının, güvenliğinin, refahının, sosyal uyumunun
halledilmesi olmalı. Bunu niye söylüyorum? Türkiye’de kayıt altında
çalışanların yüzde 71’i mutsuz, yüzde 54’ü hayatında hiç tatil yapmamış. “Peki,
kayıt dışı çalışanların durumu?” derseniz, onu hiçbirimiz bilmiyoruz. Kayıt
içinde çalışanların yüzde 71’i “Mutsuzum.” diyorsa kayıtsız olarak çalışanların
sanıyorum ki yüzde 100’ü mutsuzdur.
Peki, bütün
bunların ötesinde “Hükûmetimiz bu konuda ne yapıyor?” derseniz ben, bir kez
daha, bu Meclis kürsüsünde ifade ettiğim bir konuyu hatırlatmak istiyorum:
Başbakanlığa bağlı Türkiye Yatırım Destekleme ve Tanıtım Ajansı Başkanlığının
sitesi. Bu Başkanlığın sitesi Türkiye’yi yatırım cenneti olarak görürken şöyle
bir şey söylüyor: “Yetişmiş, genç, 26 milyon çalışmaya hazır insanımız var.”
Peki, bunları neyiyle övüyor? Bu insanlarımızın haftada elli üç saat çalışabildiğini
ve dünyanın en az hastalık izni kullanan insanlarının da Türkiye’de olduğunu
söylüyor. Ben, daha önce bu konuyu açtığımda şunu da söylemiştim “Birer de diş grafisi koyarsanız yanına, tam köle pazarına dönecek.”
diye. Aslında, bunlar dünyada olumlu olarak kabul edilmeyen şeyler. Nitekim, Türkiye, iş güvenliği anlamında dünyada çok geri
sıralarda yer alan bir ülke. Genel olarak, her tür şiddette zaten öyleyiz.
Şiddetle baş etmek konusunda genel olarak bir beceriksizliğimiz ve bu konuda hep
üçlü rakamlarla telaffuz edilen bir sıramız var, yani 100 ve üstünde sıralarda
yer alıyoruz ülke olarak.
Nitelikli,
rekabetçi iş gücüne sahip olmak, bir ülkede insanların haftada elli üç saat
çalışması ve yılda dört gün gibi bir hastalık izni kullanmasıyla ifade edilmiyor. Nitelik, aslında gerektiği zaman izinlerini
kullanabilen, sosyal güvencesini sağlamış ve dolayısıyla iş güvenliği konusunda
devletin koruması altında olması gereken çalışanları tarif eden bir durum ama
bizde iş sağlığı, iş güvenliği ve meslek hastalıkları bu çerçevede hiçbir zaman
değerlendirilmiyor. İşte, geçtiğimiz hafta Samsun’da yaşanan olayı, ben, burada
bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Amonyak tankının kapağı… 300 tonluk bir
kapağı halatlarla yerine koymaya çalışan bir zihniyet, bilmiyorum nerelerde var
ve dolayısıyla 5 tane işçimizin vefatına, 11 tanesinin ağır yaralanmasına ve
böyle bir kapağın altında kalıp ezilerek vefat eden 5 tane işçiye sahip Türkiye
2012’nin şu son günlerinde. 21’inci yüzyıl ileri demokrasi; insan hakkının
olmadığı, çalışanın hakkının gözetilmediği bir ülkeye “ileri” demek hiçbir
anlamda doğru değil. Tek bir şey var: Evet, sınırsızca çalışanlarına kıymet
vermeme konusunda koşturan bir ülke durumundayız. Hüseyin Bayrak, Güven
Demirel, Sadık Kurultay, Hüsamettin Taşsümer ve Fatih
Açıkel; bu 5 işçi bir kapağın altında kalarak vefat ettiler. Sayın Genel
Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in talimatıyla, Samsun Milletvekilimiz Sayın
Cemalettin Şimşek Bey ve Tokat Milletvekilimiz Sayın Reşat Doğru Bey, gidip
olay yerinde incelemeler yaptılar. Gerçekten hani “önlenebilir kazalar,
önlenebilir hastalıklar” deriz ya önlenmek bir yana, göz göre göre insanları
ölüme yollamak böyle bir şey olsa gerek.
Geçtiğimiz hafta,
Çocuk Hakları Günü nedeniyle burada bir konuşma yaparken çocuklarımızın
okullarda basket potasının altında kalabildiğini, bahçe kapısının üstlerine
düşebildiğini, lavaboların üstlerine düşerek canlarını kaybedebildiklerini
söylemiştim. Benzer bir örnek, Samsun’da üstlerine amonyak tankının kapağı
düşerek gerçekleşen çalışanların ölümünden bahsediyoruz. “Çalışmak mı,
çalışmamak mı?” derseniz herkes çalışmayı tercih eder. Atanmamış öğretmenler
her tür riske rağmen atanmak ister. Eğitimli işsiz insanlarımız her tür riske
rağmen çalışabilmek ister, kayıt altında çalışmak ister ama çalışırken iş
güvenliğinin temin edilmesini, meslek hastalıklarından korunmayı ister.
Türkiye’de kayda
alınmamış o kadar çok meslek hastalığı var ki ve bizler, şu salonda çalışan
milletvekilleri bunun en büyük adaylarıyız. Başka adaylar da var: Tutanak
memurları. Meslek hastalığı konusunda aslında en riskli gruplar altında
bulunuyoruz. Düzensiz çalışma saatleri, uzun oturmalar ve çok da iyi
havalanmayan bir ortam. Tutanak memurları derseniz, onlar sanıyorum hasta bina sendromuna yakalanmış durumdalar şu anda. Bizler
kendimiz de bu kadar meslek hastalığına yatkın bir ortamda çalışırken, Türkiye’de
birçok insanın da meslek hastalığına adı konmamış bir şekilde maruz kaldığını
bilirken iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda ülke olarak sınıfta kaldığımızın
da kabulüyle birlikte, partimizin vermiş olduğu bu Meclis araştırması
önergesine, bütün Meclisin en azından kendi sağlık gelecekleri adına da destek
vermelerini umuyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Demirel.
Aleyhte, İstanbul
Milletvekili Mehmet Domaç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Domaç.
MEHMET DOMAÇ
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP’nin Meclis araştırması
önergesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sizleri saygıyla
selamlıyorum.
Saygıdeğer
milletvekilleri, iş sağlığı ve güvenliği sadece iş yeri ve çalışan düzeyinde
değil, toplumun genelini doğrudan ilgilendiren, aynı zamanda Hükûmetimizin ve
bizlerin öncelik verdiği bir konudur.
Nitekim verilen
araştırma önergesinden dokuz gün sonra, hepimizin katkı ve çalışmalarıyla, 30
Haziran 2012 tarihinde 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe
girmiştir.
6331 sayılı Kanunla, tüm iş yerlerinin risk değerlendirmesine tabi
tutulması; geçici, kısmi, tam zamanlı çalışma gibi farklı statülere sahip
çalışanlar ile kamu dâhil tüm çalışanların iş sağlığı ve güvenliğiyle ilgili
hizmetlerden yararlanması, işverenlere iş güvenliği uzmanlarını ve iş yeri
hekimlerini istihdam etme ya da hizmet alma zorunluluğu getirilmesi; kamu kurum
ve kuruluşları hariç 10’dan az çalışanı bulunan, tehlikeli ve çok tehlikeli
sınıfta bulunan iş yerlerinde görev yapacak iş yeri hekimi, iş güvenliği uzmanı
ve diğer sağlık personelinin hizmet bedellerinin sosyal güvenlik tarafından
karşılanması, iş güvenliği uzmanlarının ve iş yeri hekimlerinin yetki ve
sorumluluklarının artırılması, iş yeri hekimlerine meslek hastalıklarını
bildirme zorunluluğu getirilmesi, 6331 sayılı Yasa’nın uygulanması için 30
kadar yönetmeliğin çıkarılması çalışması yapılmaktadır. 2’si Başbakanlığa gönderilmiş bulunmaktadır. İş sağlığı ve
güvenliği konusunda uygulamaların gözlenerek, bu uygulamalar gözlendikten sonra
araştırmaya ihtiyaç doğarsa o zaman bizlerin de desteğini alacağını
düşünüyoruz.
Bu önergeyi İş
Sağlığı ve Güvenliği Yasası izlendikten sonra bizim de destekleyebileceğimizi
ancak şimdi desteklemediğimizi belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Domaç.
Lehte, Erzincan Milletvekili Muharrem Işık. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Işık.
MUHARREM IŞIK
(Erzincan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; MHP’nin grup önerisi olarak getirdiği meslek
hastalıkları başta olmak üzere iş kazaları ve bağlantılı hastalıkların tespit
edilmesi, yaralanmaların ve çalışmalara yönelik risklerin azaltılması veya
ortadan kaldırılması ile ilgili önergenin lehinde konuşmak üzere söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, içinde bulunduğumuz muharrem ayının insanlığa, kardeşliğe
birlik, beraberlik getirmesini; ayrım yapılmadan kimsenin canının yanmadığı,
ölümlerin bittiği günlere vesile olmasını öncelikle temenni ediyorum.
Ehlibeyte,
Hazreti Hüseyin ve onun yavrularına eşi benzeri görülmemiş, insanlık âleminin
yüz karası, susuz bir zulüm ve katliamın işlendiği bu ay, Aleviler için matem
ayıdır. Bugüne kadar, inancında, felsefesinde, itikadında, sevgisinde Hazreti
Muhammed’e ve onun ehlibeytine… Onların sevgisiyle sevinmişler, kederiyle
kederlenmişler, acılarına ağlamışlar, gördükleri zulme yas tutmuşlar, zulüm
edeni de lanetlemişlerdir, zulüm edenleri de lanetlemeye devam edeceklerdir.
Değerli
milletvekilleri, bundan bir hafta önce Erzincan’da Pir Sultan Abdal çadırına 3
kişi tarafından bir eylemde bulunuldu, çadırın flamaları yakıldı. Daha sonra bu
3 kişi yakalandı, yakalanan 2 kişi tutuklandı. Tabii, burada iyi bir gelişme
yakalanmış olması ve tutuklanmış olması. Yalnız, bunun önemli olan…
Hükûmetimizin özellikle bu konuya ciddi bir şekilde eğilmesini istiyoruz. Bu
kindar meseleleri gündeme getirip böyle toplumu germeye kimsenin hakkının
olmadığını düşünüyoruz. Bu konuya tekrar ciddi bir şekilde eğilmesini istiyoruz.
Asıl konumuz
meslek hastalıkları. Tabii, meslek hastalıklarının tanımı yapıldığı zaman
“Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir
sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli
hastalık, bedensel veya ruhsal özürlülük hâlleri.” diye tanımlanıyor. Dünya
genelinde her yıl 1000 işçiden 4 ila 12 kişinin meslek hastalığına yakalandığı
bilinmekte ve bunun böyle tespit edilmesi gerekirken ülkemizde maalesef bu oran
hiçbir zaman için doğru olarak tespit edilememektedir.
Değerli
Milletvekilimiz Alaattin Yüksel’in Sayın Bakana verdiği soru önergesinde, 2011
yılındaki meslek hastalığı tespiti 688 olarak görülmekte. Oysaki bu sayının,
bizim tahminlerimize göre, çok daha yukarılarda olması gerektiği ve Türkiye’de
şu anda 100 binin üzerinde meslek hastalığının tespit edilmediği tahmin
edilmektedir. Dolayısıyla, her zaman söylediğiniz bir laf var: “İş kazalarının
yüzde 99’u, meslek hastalıklarının yüzde 100’ü önlenebilir.” diye söyleniyor
ama maalesef bunu önlemek için de hiçbir şey yapmadığınız görülmekte.
Bunun en basiti, işte, silikozis hastalığı; herkesin
bildiği bir hastalık. 2009 yılına kadar maalesef ülkemizde birilerinin para
kazanması için kot taşlama işçiliğine önem verildi, izin verildi. Oysaki
baktığımızda, Amerika’da 1960’larda, Avrupa’da yine 1960’larda yasaklandığını
görmekteyiz. Dolayısıyla, bizim verdiğimiz önem de ortaya çıktı.
Biraz önce sayın
vekilimiz yeni çıkan iş yasasından, iş sağlığı ve iş güvenliğinden bahsetti. Biz orada yasa
görüşülürken de söylemiştik. Bu yasada kesinlikle, bir kere, önce meslek
hastalıklarıyla ilgili tespiti yapacak olan kurumun, tabip odalarının olması
gerektiğini, bunların yetkili bırakılması gerektiğini söylemiştik ama tabip
odaları burada tamamen diskalifiye edildi. Dolayısıyla da bundan sonra atanacak
hekimin işverenin emrinde çalışacak kişi olduğunu bilmemiz gerekiyor. İşverenin
emrinde çalışan bir hekimin de ne kadar ciddi çalışacağını düşünmemiz lazım. Oysaki eğer ciddi bir şekilde biz bu konuya eğilmek istiyorsak
öncelikle yapmamız gereken, tabip odalarının ve mühendislerin, bu konuda iş
yerlerindeki iş güvenliği uzmanlarının serbest bırakılması ve bunların özgür
iradeleriyle karar verebilmelerinin sağlanmasıdır; oysa bizim bu en son
çıkardığımız yasada tamamen işverenin emrine verilmiş ya da işte, devlette
çalışan hekimlerimize verilmiş, ne kadar zaman ayırıp bu konuyu
inceleyebilecekler buna bakmak gerekiyor.
Tabii, özellikle
“meslek hastalıkları” dediğimiz zaman, çok geniş bir alanı kapsadığı için bu
konuda ciddi araştırmaların yapılması gerekiyor. Hangi ortamda çalıştığı,
çalıştığı zamanki şartları, nasıl bir maddeye temas ediyor, bunların hangisine
maruz kalıyor, bunların hepsinin tek tek çıkarılması lazım ama ülkemizde böyle
bir çalışma hiç yapılmadı, yapılacak gibi de görünmüyor. Biliyorsunuz, üç tane
meslek hastalıkları hastanemiz vardı. Hastaneler şu anda maalesef içler acısı
bir durumda, çalışacak hekim bile bulamıyorlar. Dolayısıyla, bu tespitlerin
nasıl olacağı bilinmiyor.
Ben özellikle iş
yasası görüşüldüğü zaman meslek hastalıklarıyla ilgili kanun teklifi vermiştim.
Bu kanun teklifinde, ben, orada meslek hastalıklarına ayrı bir yer ayrılması
gerektiğini söyledim ama bu konu ciddiye alınmadı. Özellikle ülkemizin her
tarafında, bütün şehirlerinde hastanelerde bir poliklinik açılması ve bu konuda
çok ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor ki bu iş gerçek ve ciddi bir şekilde
araştırılabilsin.
Bir de biliyorsunuz,
taşeron işçilik, kaçak işçilik ülkemizde almış başını gidiyor. İşsizliğin bu
kadar çok olduğu bir zamanda da herkes ne iş bulsa o işi yaparım zihniyetiyle
hareket ettiği için, hiç kimse de kalkıp şikâyette bulunmuyor. Tabii, en kötü
tarafı da meslek hastalığı sayılması için illa ki sigortalı olması gerekiyor.
Sigortalı olmadığına göre, kaçak çalıştığına göre yüzlerce insan burada
maalesef tespit edilemiyor.
Yalnızca,
biliyorsunuz, Bingöl’ün Karlıova ilçesinde 160’a yakın silikozis
hastası var. Yalnızca Taşlıçay köyünde 60’dan fazla hasta var ve en son ocak ya
da şubat ayında oradan 8’inci cenazemiz de çıkmıştı. Dolayısıyla, bunlara ne
kadar sahip çıktığımız… Geri kalan insanların da çöp, kâğıt toplama işinde
çalıştığını ve hiçbir sosyal yardım alamadıklarını, bir kısmının ancak 500 TL
civarında bir maaş aldığını bilmekteyiz.
Değerli
milletvekilleri, tabii, “meslek hastalıkları” dediğimiz zaman bir tek silikozisi, pnömokonyozu
düşünmememiz lazım. Devlet memurları da meslek hastalığına yakalanmaktalar;
büroda çalışan işçiler de, askeriye de çalışan askerler de meslek hastalığına
çeşitli yönlerle yakalanmaktalar.
Bir de bir diğer
konu var ki bu da meslek hastalığı tanımına girmeyen ve hiçbir zaman da
girmeyecek olan, bir mesleği olduğu hâlde işi olmayan işsizler. Bunlar da ne
yapıyorlar? İş sahibi olmadıkları için psikolojileri bozuluyor. Dolayısıyla,
psikolojileri bozulduğu için de intihara gidiyorlar. İşte, en son,
biliyorsunuz, öğretmenler eylem başlattılar; 350 bin öğretmenimiz atama için
beklerken bunların içinde 36 tanesi intihar etti. Bunlar niye intihar etti?
Meslekleri olduğu hâlde işi olmadığı için psikolojik olarak bozuldukları için,
bunalıma girdikleri için intihar ettiler. Dolayısıyla,
bunları da ciddi bir şekilde düşünmek lazım. Ayrıca işi olmadığı için
yüzlerce gencimiz aynı şekilde bunalıma girmekte, aileler dağılmakta, aileler
parçalanmakta; işte, televizyonlarda her gün bir cinayet haberi izliyoruz.
Bunun da yine aynı şekilde -tabii, ciddi bir şekilde düşünürsek işin esprisini
yapmıyoruz- meslek hastalıklarına girmesi lazım, öyle düşünülmesi gerekiyor.
Tabii, ben burada
fırsatı bulmuşken bu gençlerin birinden bahsetmek istiyorum. Bundan yaklaşık
iki ay önce Erzincan’da bir köyümüzdeki bir gencimiz, oradaki bir barajımızda
-Gönye Barajı dediğimiz barajda- kendini suya atarak intihar etti. Çocuk 19
yaşındaydı. Güvenlik sertifikası almıştı bu çocuk ve güvenlik sertifikası
aldıktan sonra güvenlik işinde çalışmak istiyordu. Tabii, bize de söyledi
“Muharrem Ağabey, bana iş bul, güvenlik sertifikası aldım, güvenlikçi olarak
çalışmak istiyorum.” Ama tabii, bizim burada başvurduğumuz bütün kapılar
yüzümüze kapandı, hiçbir yerde de iş bulamadılar. Çocuk en sonunda bunalıma
girerek intihar etti. Tabii, annesini ziyaret ettiğimizde, evine gittiğimiz de
annesi bana orada “Muharrem Ağabey bir iş bulamadın çocuğuma.” dediği zaman
yüreğimiz parçalandı. Tabii, orada biz sorumluyduk çünkü bir iş bulamadık ama
asıl bence orada sorumlu olan bütün başvurduğumuz kapıların yüzüne kapandığı,
benim de yüzüme kapanan, iş verilmemesinden dolayı olan sorunlardı.
Burada, meslek
hastalıklarıyla ilgili araştırma önergesi getiren MHP’li arkadaşlarıma teşekkür
ediyorum. Çünkü meslek hastalıkları gerçekten çok önemli bir konu ve ülkemizde
maalesef bunun tespit edilmesinde çok gerilerde kalıyoruz. Bunu tespit etmek
için önce yasaya bir madde eklemek lazım, o madde de hekimlerin bağımsız bir
şekilde çalışacağı ve bu hekimler tespit edilirken hiç kimseden etkilenmeden
hareket etmelerinin sağlanması. Bunu yapmamız için de tabii, önce,
işverenlerden korkmamamız lazım, işverenlere gerekli olan cevabı vermemiz
lazım. “Biz sosyal devletiz.” diyeceğiz, “İşçilerimizin sağlığını çok
düşünüyoruz.” diyeceğiz, “Vatandaşlarımız için burada mücadele ediyoruz”
diyeceğiz ama iş öyle geldiği zaman da maalesef, işverenin dediğini yapacağız.
İşte, Kurulda görüşülmeden önce komisyonda görüştüğümüz zaman işverenlerin
nasıl davrandığını, neler yaptığını gördük. Oradaki sayıların, 10 işçiden aşağı
olan sayıların olsun, 50’den aşağı olan işçilerin sayıları olsun, nasıl
müdahale edip onları nasıl tespit edeceğimiz görüldü zaten, hiçbiri de ciddiye
alınmadı.
Tabii, burada en
önemli şey Sayın Sağlık Bakanımıza düşüyor. Yapması gereken, yasayı geri
getirmediklerine göre, onu öyle çıkaracaklarına göre, her hastaneye talimat
versin, sağlık dönüşümünün içine bir tane de meslek hastalıkları yönünde
poliklinik açmak için çalışmalara başlasınlar. Belki öylelikle biraz azaltmış
oluruz.
Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Işık.
Aleyhte, İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Tuncel.
SEBAHAT TUNCEL
(İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; MHP Grubunun verdiği araştırma önergesi üzerine söz
almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten, iş
kazaları -artık buna “kaza” diyemeyiz, aslında iş cinayetleri- Türkiye’nin
neredeyse kaderi hâline geldi. Gün geçmiyor ki bir yerde, bir tersanede ya da
bir iş yerinde ya da HES barajında ölüm haberleri gelmesin. Bunu sadece iş
kazalarıyla ya da firmaların yaklaşımıyla ifade etmek mümkün değil. Aslında bu,
Türkiye’de özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının uyguladığı neoliberal politikaların çöktüğü anlamına geliyor. Bugün,
bu işçilerin ölümüne neden olan, katliamına neden olan şey, aslında bu sistemin
kendisidir çünkü bu sistem, daha çok işçinin iş sağlığını, iş güvenliğini,
sosyal güvenlik hakkını korumak değil, aksine “Nasıl bu işçiler üzerinden daha
çok kâr elde edebilirim, onları daha çok nasıl çalıştırabilirim?” üzerinden
yapılan bir yaklaşım. Yani sistem çökmüş durumdadır.
Değerli
milletvekilleri, başka ülkelerde olsa, şimdiye kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanının 10 defa istifa etmiş olması gerekir. Yani hangi örneği anlatalım? En
son Samsun örneği yine burada verildi, 5 işçi öldü. Adana’da 10 işçi baraj
altında kaldı, öldü. Esenyurt’ta işçiler diri diri
yandı ama bu ülkede, AKP Hükûmeti hâlâ bu konuda hiçbir iş yapmadı. Her kürsüye
çıkıldığında iş sağlığı ve iş güvenliği konusunda çok iyi şeyler yapıldığı, bu
konuda hiçbir sorunun, hiçbir problemin olmadığı; bazı sorunlar olduğu ama bu
konuyu da zaten AKP’nin çözeceği yönünde bir yaklaşım var. Bu,
ciddi anlamda bir problem. Oysa bu gerçeği görmeden, aslında, AKP
Hükûmeti her gün yaşanan işçi katliamlarına, işçi cinayetlerine ortak oluyor.
Bunun adı “cinayet”tir, bunu böyle koyalım, bu kaza maza değil.
Bakın, Tuzla
tersaneleri geçen dönem de burada gündemdeydi. Tuzla tersaneleri konusunda bir
araştırma önergesi verildi, araştırma yapıldı ama sonuç değişmedi. Hâlâ Tuzla
tersanelerinde iş kazaları olmaya devam ediyor, insanlar yaşamlarını yitirmeye
devam ediyor. Ekim 2012 tarihi itibariyle Tuzla tersanelerinde ölüm sayısı 152
oldu.
Yine, bu konuda,
özellikle meslek hastalıkları, iş kazaları konusunda, ciddi anlamda bir sistem
değişimine ihtiyaç var. Yani kâr üzerinden değil, bu kârı elde ederken “Bu kâra
neden olan işçilerin, emekçilerin hak ve özgürlüklerini nasıl güvence altına
alabiliriz, nasıl garanti altına alabiliriz, insanlar daha iyi koşullarda nasıl
çalışabilir?” üzerinden bir çalışma yürütülmesi gerekiyor. Bunlar konusunda
hiçbir düzenleme yok. Sözde, burada, bazı düzenlemeler yapıldı işçiler
hakkında. Yapılan bütün düzenlemeler aslında işçilerin aleyhine, emekçilerin
aleyhine. Sözde sendikal örgütlenme konusunda düzenlemeler yapılıyor ama grev
hakkı elinden alınıyor. Dolayısıyla, bugün işçiler aslında itiraz bile
edemiyor, itiraz hakkı elinden alınmış durumda. Örgütlendiğinde, ancak AKP
Hükûmetini övdüğünde, onun politikalarının ne kadar iyi olduğunu söylediğinde
ancak örgütlü mücadele içerisinde yer alabiliyorlar. Biz, bunu çok net olarak
görüyoruz sendika mücadelesinde. Yani sendikalılar, aslında bir muhalefet
olmaktan, AKP Hükûmetini ya da devletin bu konudaki politikalarını
eleştirmekten çok uzak bir noktadalar. Ancak, onu övecekler, hiçbir sorun
yokmuş gibi bir yaklaşım… Sonra da yaşanan kazalarda “Bu bir kazaydı.”
üzerinden bir yaklaşımla ne yazık ki götürmeye çalışıyorlar. Ama buradan bir
kez daha uyarmak istiyoruz biz Barış ve Demokrasi Partisi blok vekilleri
olarak: Böyle devam etmeyecek bu. İşçiler de emekçiler de örgütleniyor, buna
“Hayır.” diyor. Bulunduğu her yerde, kendi bulundukları işte işten çıkarılmaya,
esnek çalışmaya, sosyal güvencesiz çalışmaya “Hayır.” diyorlar, bunun için
örgütleniyorlar.
Bakın, bu ülkenin
başına bela olan bir taşeronlaşma var. AKP Hükûmeti bu taşeronlaşmayı teşvik
ediyor. Bu ölümlerin çoğunu araştırın, taşeron firmalar sayesinde olmuş.
Taşeron firmaları çünkü denetlemiyorlar. Asıl iş yüklenici işini taşeron
firmaya atıyor, taşeron firma da zaten bunun sorumluluğunu üstlenmiyor, onun
üzerinde denetleme mekanizması yok. Nasıl olacak da biz bu iş kazalarını
önleyeceğiz? Bunun üzerinden zaten sorumluluk ifade edilmiyor.
Bu Hükûmetin
yaklaşımı, işçilerin nasıl güzel öldüğüne yönelik yaklaşımlar oluyor ama bunu
nasıl engelleriz, nasıl bu insanlar güzel yaşar, gerçekten çalıştıkları yerde
sağlıklı yaşar, iş kazasına maruz kalmadan, akşam evine nasıl gideceğini
düşünmeden yaşar konusunda herhangi bir çalışmaları yok.
Değerli milletvekilleri, önemli bir konu da meslek hastalıkları
gerçekten. Bu meslek hastalıklarının tespit
edilmesi, bunun yasal güvenceye alınması önemli. Anayasa’da da, yasada da bazı
tespitler var aslında işçilerin yaşam hakkını güvenceye alma noktasında ama
uygulamalara baktığınızda çok ciddi sorunlar var.
Meslek
hastalıkları konusunda en ciddi konu, aslında “kot taşlama” diye ifade edilen,
geçen dönemde de bu Meclisin gündemine gelen… Ama düzenlemeleri, ne yazık ki
yine meslek hastalıklarının tanımı konusunda zorluklar çıkaran bir düzenlemeyle
geçti. Yani kot kumlama işinde çalışan işçilerin, öncelikle kendisinin bu
hastalığı taşıdığını, o iş yerinde çalıştığını kanıtlaması gerekiyor. Oysa
birçoğu esnek çalışıyor, sigortasız çalışıyor. Birçoğunun zaten, örneğin, bu
kot taşlama konusunda daha çok bölgeden olmasının, Kürt illerinden olmasının
bir şeyi de 90’lı yıllarda insanlar, savaşın en yoğun yaşandığı, çatışmanın en
yoğun yaşandığı yerlerden İstanbul’a gelmişler, gelip kot taşlama alanlarında
çalışmışlar. Hepsi “İş buldum.” diye sevinip diğer akrabalarını çağırmış; hepsi
şu anda meslek hastası, ölümü bekliyorlar neredeyse ama bu konuda bir düzenleme
yok. Bu hastaların öncelikle kendilerinin hasta olduğunu kabul ettirmesi
gerekiyor, oysa bu alanda çalışmışlar. Silikozis
hastalığının meslek hastalığı olduğunun başka bir kanıta gerek bırakmadan
değerlendirilmesi gerekiyor. Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak bu konuda
kanun teklifi de verdik , geçen dönem de vermiştik,
şimdi de verdik. Bunun güncellenmesini ve bu Parlamentonun en azından bu
ayıptan kurtulması gerektiğini düşünüyoruz. İnsanlar ölürken kendi çocuklarına,
en azından eşlerine daha güvenli, sağlıklı bir yaşam bırakabilir ama bu konuda
ne yazık ki çok ciddi çalışma yok. Türkiye’de kot taşlama işinde çalışan
yaklaşık 10 bin kişi olduğu ifade ediliyor. Şimdi, mesela, Hükûmete sorsanız bu
konuda artık kot taşlama işinin modern cihazlarla yapıldığını, bu konuda
sorunlar olmadığını söyleyecek ama peki, daha önce çalışanları ne yapacaksınız?
10 bin işçi bu alanda çalışıyor. Yani bunun 500’ünde silikozis
hastalığı olduğu belirlenmiş, ki bir çoğu da daha yeni
yeni tespit ediliyor. Bu işte çalışanlar iki üç ay gibi kısa bir süre
içerisinde bu hastalığa yakalanıyorlar ama burada, bu insanların çalıştığı
yerde bu meslek hastalığını tespit etmesi için birçok engel çıkarılıyor,
bürokratik engel çıkarılıyor. Bu konuda bunun da araştırılması gerekiyor diye
düşünüyorum.
Sonuç olarak şunu
ifade etmek istiyorum: Gerçekten eğer Türkiye’de güçlü ekonominin devam etmesi
isteniyorsa o çok övündüğümüz güçlü ekonominin nasıl sağlandığı konusuna bir
bakarsak, bu işçilerin, bu emekçilerin hangi koşullarda çalıştığını bir
görebilirsek onların koşullarını düzeltme konusunda çaba içerisinde olmak
zorunda olduğumuzu görmek durumundayız. Her defasında kalkıp övünüyorsunuz,
dünyanın bilmem kaçıncı büyük ekonomisi… Peki, bu ekonomiyi sağlayan işçilerin,
emekçilerin yaşam standardı, yaşam durumu, sağlığı, güvenceli çalışması sizin
sorununuz değil mi; insanların tedavisi, daha insanca yaşam koşulları sizin
sorumluluğunuz değil mi? Bunları bir kez daha düşünmeniz gerekiyor.
İkincisi, bu
taşeronlaşma meselesi ciddi bir sorun. Bunun ortadan kaldırılması ya da en aza
indirgenmesi meselesi konusunda bir çalışmanın acil yapılması gerekiyor.
Taşeron firmaların araştırılması, belki bu konuda ciddi anlamda yaşanan
sorunların ifade edilmesi gerekiyor.
Üçüncüsü, esnek
çalışma meselesinin, güvencesiz çalışma yaklaşımının -ki AKP Hükûmeti bunu
kanuni hâle getirdi biliyorsunuz, yasal hâle getirdi esnek çalışmayı,
güvencesiz çalışmayı- bunların zararlarının araştırılması önemli bir nokta diye
düşünüyoruz. Bütün bunları yapmadan Türkiye’de gerçek anlamda insan yaşamına
dair iyi şeyler yaptığımızı düşünemeyiz. İşçilerimiz nasıl bir durumdaysa
aslında biz de kendimizi bundan şey hissedemeyiz. Dolayısıyla, burada doğru bir
iş yapmamak ölümlerden hepimizin sorumlu olduğu anlamına gelir, sadece o
firmanın değil. O firmaların ölümlere neden olan işler yapmasının, bu konuda
tedbir almamasının, işçilerin sağlığını, yaşamını güvence altına almamasının
temel nedeni bu Parlamentodur. Bu Parlamentodan güç alıyor, buradaki yasalardan
güç alıyor, buradaki denetim yoksunluğundan güç alıyor.
Dolayısıyla,
sadece firmaya bu işi yüklemek istemiyorsak o zaman burada gereğinin yapılması
gerekiyor, diyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Tuncel.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN –
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı…
Elektronik
cihazla oylama yapacağım.
İki dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Karar
yeter sayısı vardır.
Milliyetçi
Hareket Partisinin grup önerisi kabul edilmemiştir.
Şimdi, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine
göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra
oylarınıza sunacağım.
3.- CHP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan
ve arkadaşlarının Sakarya bölgesinin elektrik dağıtımını yapan SEDAŞ’a ilişkin iddiaların araştırılarak mağduriyetlerin
giderilmesi amacıyla 13/11/2012 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin
Genel Kurulun 27/11/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
Sayı: 414 27.11.2012
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma
Kurulu’nun, 27.11.2012 Salı günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti
grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin
İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Mehmet
Akif Hamzaçebi
İstanbul
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan ve 21 Milletvekili
tarafından, 13.11.2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
“Sakarya Bölgesinin elektrik dağıtımını yapan SEDAŞ’a
ilişkin iddiaların araştırılarak, mağduriyetlerin giderilmesi” amacıyla
verilmiş olan Meclis Araştırma Önergesinin (564 sıra nolu),
Genel Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne
alınarak, 27.11.2012 Salı günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve
görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Lehte,
Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan.
Buyurunuz Sayın
Kaplan. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve
tutuklu tüm milletvekillerini saygıyla selamlıyorum.
Bugün, sizlere
günlük yaşantımızın vazgeçilmezi, yaşamımızı kolaylaştıran, uygarlık ve
gelişmişlik göstergesi olan elektrik tüketiminde yapılan vurgunu vatandaşa
çektirdiğiniz eziyet üzerinden bahsetmek istiyorum.
Hükûmetinizin
sözde, elektriği daha ucuza halka sunmak ve devletin hantal yapısından
kurtarmak adına kamusal bir sorumluluk ve hizmet alanı olan elektriği
özelleştirdiğini biliyoruz. Bu anlayışınıza göre bir daha trafolar yanmayacak,
elektrik kesintileri olmayacak, elektrik hatları yenilenecek, kayıp kaçak
oranları azalacak, böylelikle elektrik ucuzlamış olacak, halkın cebinden daha
az para çıkmış olacak. Soruyorum size değerli milletvekilleri: Böyle mi oldu?
Özelleştirme
politikalarınızın önemli bir sorunu da, elektrik dağıtımını üstlenen
şirketlerin vatandaşa çektirdiği eziyeti Hükûmetinizin seyretmesidir.
Yaşadığım kent Kocaeli’de ve ilçesi Çayırova’daki
TOKİ konutlarında yaşanan vurgunu, belirsizliği ve sorumsuzluğu sizinle
paylaşmak istiyorum. Bölgemizde elektrik dağıtımını üstlenen SEDAŞ AŞ 2009
tarihinde özelleşti. Özelleştiğinden itibaren, yapmak istediği sadece ve sadece
para toplamak ve bu anlayışla devam etmek, hizmet anlayışından yoksun. Hatta
bugünkü bir ulusal gazetede çıkan bir yazıyı da size göstermek istiyorum.
“Kocaeli’nin Körfez ilçesindeki bir caminin elektriğini, 2009
özelleştirmesinden önce olan elektrik borcu nedeniyle SEDAŞ yetkilileri
kesmiştir.” SEDAŞ’ın sadece Kocaeli’de
değil, Bolu’da, Sakarya’da, Düzce’de, dağıtım yaptığı her yerde bu sıkıntıları,
şikâyetleri herkese ve basına yansımıştır. Abartmıyorum, Kocaeli bölgesinde her
gün elektrik kesiliyor; saati belli değil, süresi belli değil. Hava hafif
rüzgârlı, yağmurlu, elektrik kesiliyor; güneşli, açık, elektrik kesiliyor;
cumartesi, pazar, bayram demeden her gün elektrik kesiliyor. Vatandaş bıktı.
Her gün medyaya bu konu yansıyor. Vatandaş kime şikâyet edecek? SEDAŞ’ın 186 no.lu şikâyet hattı arandığında yüzde 95 yanıt
veren kimse yok. Yanıt verdiklerinde de cevap tek: “Arıza giderilmeye
çalışılıyor.” Bununla ilgili, arızanın süresinin ne zaman biteceği, ne zaman
geleceğiyle ilgili yine muhatap olunacak kimse yok. Bunları anlattığım zaman
siz sanıyorsunuz ki muhalefet milletvekilinin sadece söylediklerinden
ibarettir.
Değerli milletvekilleri,
Kocaeli’de SEDAŞ’la ilgili,
sizin de milletvekillerinizin bulunduğu, yerel yöneticilerin bulunduğu bir
toplantıda sizin Belediye Başkanınız Sayın Nevzat Doğan’ın söylediklerini
sizinle paylaşmak istiyorum. Sayın Doğan diyor ki: “Bu kentte bu kurumla ilgili
yakınma ve memnuniyetsizlik artık had safhaya geldi. Ben cevap veremez
durumdayım. Vatandaş bize soruyor: ‘Sokak lambaları niye yanmıyor?’ Yanıt
veremiyorum. Yol ortasında kalan direğin fotoğrafını çekiyoruz,
değiştirilmesini istiyoruz, gönderiyoruz, üç ay sonra yanıt geliyor: ‘Yaptırım
planlarımızın içerisinde yok.’ Açıktan kablolar geçiyor. Çocuklar parmağını
elektriğe sokuyor, çarpılıyor, umursayan kimse yok. ‘SEDAŞ eskiden devletteyken
böyle değildi, hizmet anlayışıyla işlem görüyordu, şimdi kâr mantığıyla
görüyor.’ diyor.”
Değerli
milletvekilleri, sormak istiyorum: Nasıl bir sözleşme yaptınız? Bu bölgedeki
SEDAŞ yetkilileri, idari amirlere, belediye başkanlıklarına, vatandaşa rağmen
dilediğini sorumsuzca, hiçbir kimseye danışmadan, kimseyi takmadan bu yapma
cesaretlerini nereden alıyorlar? Acaba bilmediğimiz farklı bir anlaşma mı var?
Değerli
milletvekilleri, Kocaeli sanayi kenti, enerjinin en çok gereksinim duyulduğu
bir kent. Sanayide elektriğin kesilmesi demek üretimin düşmesi demek, soğuyan
makinelerin yeniden ısınması için daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulması demek,
zaman kaybı demek. Sağlık açısından; bu bölgede diyaliz makinelerine bağlı
yüzlerce kalp ve böbrek hastası vatandaşın yaşamının tehlikede olması nedeniyle
bize başvurulmuş, dilekçeleri var. Gece sokak lambalarının yanmaması nedeniyle
vardiyaya giden işçilerin yaşamlarının tehlike altında olduğunun şikâyetleri
var.
Değerli
milletvekilleri, şimdi, bölgemizde -dikkatlice dinlemenizi istiyorum- Çayırova’da TOKİ konutları var. 2007 yılında insanların
yaşamaya, oturmaya başladığı, dar gelirli insanların bulunduğu TOKİ konutları
1.736 tanedir. 2012 yılının Temmuz ve Ağustos aylarında, burada yaşayan
vatandaşlarımızın elektrik faturaları 10 kat, 20 kat artarak geldi. Abartı
yapmıyorum, eskiden 30, 40, 50 lira olan faturalar 1.900, 1.500, 2.000 gibi
rakamlara kadar geldi. Vatandaş şikâyet ettiğinde, müracaat ettiğinde SEDAŞ
yetkilileri bu faturaları anında düşürüyorlar. Örnek veriyorum: 1.373 lira olan
fatura, gidip itiraz ettiğinizde 93 liraya düşüyor. 1.264 lira olan faturayı
itiraz ettiğinizde 178 liraya… Sayılarını, örneklerini artırmam mümkün ama
dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var: SEDAŞ yetkililerine vatandaşlarımız
müracaat ettiğinde “Bunu neden yaptınız, nereden kaynaklandı?” diye sorduğunda
“Efendim, saatleriniz arızalıydı.” diyorlar. 2007’den beri oturan insanların
saatlerinin arızalı olduğunu özelleştirmeden sonra mı SEDAŞ fark etti? SEDAŞ’la -ben de bölgeye gittim- SEDAŞ yetkilileriyle, TOKİ
yetkilileriyle ve vatandaşla bire bir görüştüm. SEDAŞ’a
sorduğum soruda, buradaki elektrik sayaçlarını 2011 yılının Ekim ve Kasım
aylarında değiştirdiğini söylüyorlar. Üstelik bu elektrik sayaçları, o dönemin
TEDAŞ ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının kontrolünden geçerek onay
almış dijital saat olmalarına rağmen. Size gökten mi indi bu, nereden anladınız
saatlerin bozuk olduğunu? Üstelik varsayıyorum ki saatlerin bozuk olduğunu,
1.736 tane konutun içerisinde neden 670 tanesinin saatinin bozuk olduğuna karar
verdiniz? Bu bozukluğa karar verirken 1.730’unu, tümünü kontrolden geçirseniz,
“bunlar sağlam”, “bunlar arızalı” deseniz kabul edeceğim. Kim söyledi size
bunu, nereden esinleniyorsunuz? Kendi keyfinizden. Demin de söyledim ya, kimse
nasıl olsa SEDAŞ’ı denetleme yetkisine, hakkına sahip
değil.
Size soruyorum
şimdi: Nasıl bir özelleştirme yaptınız SEDAŞ’la,
merak ediyorum? Saatleri istediği zaman gelip okuyorlar, okuma bedellerini
faturaya yansıtıyorlar; istediği zaman arızalı diye, kimseye danışmadan,
vatandaşa sormadan gelip saati değiştiriyorlar. Kontrollerini kendileri
yapıyorlar, saatlerin kalibrasyonunu kendileri yapıyorlar.
Bu nasıl sözleşme? Hani devletin denetimi? Hani kamusal bir görevdi bu?
Vatandaşın sorunlarına böyle mi sahip çıkılıyor? Böyle mi özelleştiriliyor?
Değerli
milletvekilleri, size söylemek istediğim bir başka nokta daha var. Bu konuda
Hükûmetinize güvenmek istiyorum, Hükûmetinizin aldığı tedbirlerle -özelleştirme
de olsa- elektriğin ucuzlayabileceği noktasıyla, hizmetlerin iyi olabileceği
kanısıyla güvenmek istiyorum ama gelin görün ki bu güvenim size tam değil.
Şöyle ki: Özelleştirdiğiniz elektrik dağıtım şirketlerine kıyak
geçmeye, avantaj teşkil etmeye, korumaya devam ediyorsunuz. Örnek vereyim:
Türkiye’de, daha geçenlerde, tüm dağıtım şirketlerinin işlerini üstlenmiş
şirketlerin veya üstlenecek şirketlerin kilovatsaat başına kâr dağıtım payını
yüzde 50 artırdınız. Yetmedi, EPDK’nın yapılan bir yeniden düzenlemeyle bütün
bölgelerdeki kayıp kaçak oranlarını artırdınız. Sadece bu iki kalemden toplam
maliyet 1,5 milyar Türk lirası. Faturalara yansıyacak bu 1,5 milyar Türk lirası
kimin cebinden çıkıyor? Vatandaşın cebinden çıkıyor.
Şimdi, nasıl bir
anlayış? “Özelleştirelim, elektriği ucuza getirelim.” diyen sizsiniz ama
elektrik pahalılaşmaya devam ediyor. Vatandaşıma üzücü bir haber vermeye devam
edeyim: Önümüzdeki aylarda yüzde 20-25 elektrik pahalılaşacak, hep beraber
yaşayacağız. Şirketler daha da zenginleşti, halk faturayı ödemekle kalıyor.
Enerji
politikanız var. Yüzde 80 elektriğinin dışarıya bağımlı olduğu…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Devamla) – …ve enerji açığının olduğu bir ülkeden bahsediyoruz ama aynı
dönemde, sorumsuzca, enerjinin ve elektriğin dağıtımının özel şirketlere
pervasızca peşkeş çekilmesine seyirci kalıyorsunuz. Ben, bunu, düzeltilmesi
noktasında, verdiğimiz önerge doğrultusunda desteklerinize sunuyorum.
Saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Kaplan.
Aleyhte, Kocaeli
Milletvekili Zeki Aygün
Buyurunuz Sayın
Aygün. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ZEKİ AYGÜN
(Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin
grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, verilen önergeyi ben de okudum. Benim mesleğim de elektrik
mühendisliği. Tabii, sorunlar her zaman vardır, insanın olduğu yerde sorun olur
ama Mehmet Hilal kardeşim bu önergeyi vermeden önce bizimle temas kursaydı,
sanıyorum bu söylediklerinin yüzde 25’ini söylemezdi.
Değerli
arkadaşlar, ben şunu söyleyeyim: SEDAŞ’ın
özelleştirilmesinden önce hani bu sorunlar hiç yoktu, SEDAŞ özelleştirildikten
sonra sorunların var olduğunu ima eden, böyle, abartılı bir söz söyleniyor. Ben
şunu söyleyeyim: Elektrik kayıp kaçak oranını biraz önce izah ettiler. Devletin
işletmesindeyken kayıp kaçak oranı Türkiye genelinde yüzde 24’tü ama bu, bütün
her taraf özelleştirilmediği hâlde kayıp kaçak oranı yüzde 14’e düşmüştür. Kocaeli’de ise bu oran yüzde 8,5’tu özelleştirmeden önce,
kayıp kaçak oranı şu anda yüzde 6’lara düşmüştür ki bunun yüzde 5’i de zaten
teknik kayıptır dolayısıyla Kocaeli’deki kayıp yüzde
1 civarındadır. Dolayısıyla, kayıptan dolayı dert yandığımız, “Neden ben kaçak
elektriği ödedim?” şeklinde dert yandığımız şeyi çözüyorsak herhâlde bunun bir
faydası olsa gerek.
Ayrıca, devletin
işletmeci olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz, yaşayan süreç içerisinde bunu
gördük. Dolayısıyla, bizim burada özelleştirmeden kastımız, mülkiyetini
özelleştirmedik, işletmesini otuz üç yıllığına işletmeciye kiraya verdik. Özel
sektörün çalışma hayatında ne kadar başarılı olduğunu biliyoruz. Ama, burada devlet olarak bizim düzenleyici ve denetleyici
olmamız lazım ve biz de bunu yaptık.
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Denetleyin Sayın Aygün, denetleyin…
ZEKİ AYGÜN
(Devamla) – Düzenleme olarak EPDK’nın yaptığı düzenleme doğru bir düzenlemedir
ama denetleme olarak da -bugün, işte tatilden önce torba yasada
çıkardığımız ve bunun da Enerji Bakanlığımızın şu anda düzenlemesini
yaptığı- denetleme konusunda da çok sıkı
adımlar atıyoruz.
Tabii, her
değişim, dönüşüm mutlaka sancılı olacaktır. Bu sancının ortadan kalkması için
de bizlerin, hepimizin devreye girmesi lazım. Biz de bu itibarla Kocaeli’de şöyle bir çalışma yapıyoruz -tabii biz de boş
durmuyoruz- ve bu çalışmamızın içeriğinde şu var: Bakın, sorunu yaşayanla
sorunu çözeni karşı karşıya getiriyoruz. Nedir bu çalışma? Vali yardımcımızı,
kaymakamımızı, belediye başkanımızı, bütün muhtarlarımızı bir araya getirip,
toplantı yapıp sorunları bir bir tespit ediyoruz. Bu
sorunları en iyi, bire bir yaşayan mahallede muhtarlarımız. Bu muhtarlarımız o
toplantıda sorunları nokta olarak belirtiyorlar ve sorunu çözecek olan
arkadaşlar da bunları teker teker not alıp ertesi gün muhtarlarla beraber o
sorunları yerinde tespit ediyorlar ve yaptıkları çalışmaları bize rapor olarak
da bildiriyorlar. Dolayısıyla, bu tür çalışmanın bize verdiği kazanç da şu
oluyor: İnanın, Kocaeli’de, İzmit bölgesinde,
İzmit’te yaptığımız bu toplantıda… 12 ilçemiz var, 12’sinde de yaptık, en
sonuncusunu da bu cumartesi günü saat birde Derince’de
yapacağız, sizi davet ediyorum Mehmet Bey oraya Haydar Bey’le beraber, orada
nasıl bir çalışma yaptığımızı görelim. Dolayısıyla, buradaki sorunları
yaşayanla çözen arasındaki…
MEHMET HİLAL KAPLAN
(Kocaeli) – Sayın Aygün, sizin daha önceki çalışmada bulunduğunuz yazılar da
var burada.
ZEKİ AYGÜN
(Devamla) – Bakın, sorunları çözenle yaşayanlar arasında bir iletişim
kurarsanız bu işi
çözersiniz ama uzaktan laf atarak, efendim basınla konuşarak, insanlara hakaret
ederek bu işi çözemezsiniz. Bu ülkede üretim yapan, çözüm üreten insanlar bizim
insanlarımız. Bu özelmiş, devletinmiş; bu şekilde yorumlarsak yanlış bir yolda
olduğumuzu görmemiz lazım.
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Sayın Aygün, kime hakaret ettiğimi hatırlar mısınız?
ZEKİ AYGÜN
(Devamla) – Hayır, sizin hakaret ettiğiniz anlamında değil ama genelde bugüne
kadar siyaset bu tarzda yapıldı. Size asla öyle bir şeyi yakıştıramam çünkü
sizin karakter yapınızı biliyorum.
HALUK EYİDOĞAN
(İstanbul) – Bir genelleme yapıyor.
ZEKİ AYGÜN
(Devamla) – Evet.
Değerli arkadaşlar, yapılan bu çalışmalarda muhtarlarımızın
memnuniyetini size şöyle söyleyeyim: İzmit’te yaptığımız bu çalışmada
muhtarlardan bir tanesi “Bundan önce de aynı şekilde kaymakamın ve bütün
seçilmişlerin huzurunda bu çalışmaları yaptık ama bir sonuç alamadık ama
buradan şunu görüyorum, bu çalışmaların bir sonuç vereceğini görüyorum.” dedi
ve memnuniyetle kalktı oradan ve bu memnuniyeti de… Benim sizden ricam, bu muhtarlarla bir temas kurarsanız bunu
öğrenirsiniz.
Tabii ki
sorunları çözmek öyle kolay değil. Çünkü neden? Kocaeli yılda 40 bin-50 bin
kişinin göç ettiği bir il. Depremden önce insanlar şehir merkezlerinde
yaşıyordu ama şimdi artık köylere doğru yayılmaya başladı. Köylerdeki kurulan
tesisler de oradaki 10-15 haneye göre kurulmuş trafolar ve hatlardı ama şimdi
10-15 hanelik kurulan trafo ve hatların olduğu yerlerde bugün en az 100-150
hane var. Dolayısıyla, bu değişim, dönüşümü de yapıyoruz. Bunlarla ilgili de ne
yaptığımızı söyleyeyim: 2011 yılında Sayın Bakanımızın başkanlığında Kocaeli Kartepe’de TEİAŞ, TEDAŞ ve bütün sivil toplum örgütleri,
OSB’lerin başkanlığında bu sorunları tespit ettik ve makro değerde
yatırımlarımızı tespit ettik. Bunların içerisinde Gölcük’te yapılan 100 MVA’lık yatırım, efendim, Karamürsel’de yapılacak
yatırımların ve çift devre bağlantılarının yapılması. Bunun dışında Kocaeli’de, İzmit merkezinde 100 MVA’lık
trafo yatırımı, Gebze’de, OSB’de yapılan 100 MVA’lık,
Diliskelesi’nde yapılan 100 MVA’lık
yatırımlar. Tabii, bunlar o toplantı neticesinde çıkan ve bir yıl içerisinde
yapılan yatırımlar. Bunun dışında bizim yaptığımız da, yerelde, daha dar
çerçevede, ilçe düzeyinde bu çalışmaların takibi ve vatandaşın sıkıntılarını
birebir alıp çözme noktasında çalışmalardır. Ben bu konuda Kocaeli
milletvekillerimi davet ediyorum cumartesi günü Derince’ye.
Nasıl bir çalışma yaptığımızı göreceğiz.
Değerli
arkadaşlar, tabii, süremiz pek uzun değil, daha uzun anlatma imkânımız var.
Bizim bu konuda Kocaeli’deki çalışmalarımızın
içerisinde, sorunları olarak aktarılan Şekerpınar
TOKİ konutlarını da ilgili arkadaşımız anlattı. Evet, bu konuda 636 tane, TOKİ
tarafından yapılan aboneli sayaçların hatalı ölçüm yaptığı SEDAŞ tarafından
tespit edilmiş. Hata olan sayaçlar bedel alınmaksızın yenileriyle
değiştirilmiş…
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – 1.736’nın tümünü niye kontrol etmediniz?
ZEKİ AYGÜN (Devamla) – …hatalı olan sayaçlar Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanlığının yetkilendirdiği personel ve sayaç ayar laboratuvarında
muayeneye tabi tutulmuş, yapılan muayene sonucunda bu sayaçların hatalı,
değişik oranlarda eksik tahakkuk yaptığı tespit edildiğinden bu sayaçlara malik
olan abonelere yeni sayaç takılarak, tüketimleri de dikkate alınarak EPDK
Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre geriye dönük ek tahakkuk yaptırılmıştır.
Yalnız bu ek tahakkuk o beş yıl süreyi
bir yılla sınırlandırmış çünkü bu, Kanun gereği budur. Yani bir yıl, bakın,
burada “Geriye dönük on iki aydan fazla tahakkuk ettiremezsiniz.” diyor ve bunu
da taksitlere bağlayarak yapıyor. Onun için, bu hatalı sayaçların 2011’de
değiştirildiği söylemi doğrudur ancak bu…
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Sayın Aygün, saatlerin arızalı olduğunu kim, nereden anladı
birden gitme, değiştirme ihtiyacı hissettiler?
ZEKİ AYGÜN
(Devamla) – Bakın, vatandaşın şikâyeti üzerine yapıldı.
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Vatandaşın bir tane dilekçesini göstersin. Ben, soru sordum.
ZEKİ AYGÜN
(Devamla) – Mehmet Bey, burada şunu yapalım yani karşılıklı konuşmayalım ancak
şunu söyleyelim: Burada mutlaka bir sorun vardır ama o sorunun üzerine gitme
tekniği önemlidir. Biz, bu sorunun üzerine gittik ve vatandaşın beş yıllık
kullandığı enerjinin bir yıllık geriye dönük olarak ödemesini taksitli olarak
sağladık ve bu anlamda sayaçları şu anda sağlam olarak çalışmaktadır ve bunu da
bilgilerinize sunmuş olalım.
Değerli
arkadaşlar, tabii, bu yatırımlar Kocaeli’de
yapılıyor. Bakın, 45 milyon liralık şu anda Kocaeli’de
yatırım yapıldı ve bunların içersinde Gebze, Kocaeli,
Kocaeli’nin şebeke yatırımları… Kocaeli merkezinde ilave olarak 8 MVA’lık trafo yapılmıştır ve bu yürüyüş yolunda -oraları
iyi bilirsiniz- en az 4 tane trafo yer altına yerleştirilerek oradaki yüzde 80,
yüzde 90 kapasiteyle çalışan trafolar, her an sigorta atan trafolar şu anda
güçleri yükseltilerek bu sıkıntıdan kurtarılmaktadır. Ayrıca bütün şebeke orta
gerilim olarak SCADA sistemiyle merkezî olarak kontrol edilmektedir. Yani, siz
Alo 186’yı artık bundan sonra aramayacaksınız, aramanıza da gerek kalmayacak
çünkü herhangi bir yerde trafo devre açmışsa bunu oradaki personel merkezî
olarak görecektir ve anında müdahalesini yapacaktır veya ekibi devreye
sokacaktır.
Bu lambalar
konusuna gelince… Bakın, lambalar konusunda, evet bir ara sıkıntı yaşadık ama
bu sıkıntıyı inanın ki çok kısa sürede aştık. Şöyle ki: Çok verimsiz ve kullanımsız yerlerde armatürlerin var olduğu görüldü ve şu
anda düzenleme yapılarak, armatür ekipleri de kurularak burada düzenli bir
şekilde bu armatürler de yapılmaktadır.
Ben, bu konuda
Kocaeli milletvekillerimizin muhtarlarla temas kurmasını hassaten rica
ediyorum, cumartesi günü de bekliyorum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ZEKİ AYGÜN
(Devamla) – Buradan da tüm Kocaeli insanını selamlıyorum.(AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Aygün.
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım.
BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Kaplan.
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Sayın Başkanım, konuşmacı konuşmasının bir yerinde “Gelip
buradan hakaret etmesi kolay.” cümlesi kullandı. Düzeltmek istiyorum, yanlış
bu.
BAŞKAN – Ama
sonra da sözünü size yönelik olmadığını söyleyerek düzeltti.
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Burada bu konuyu açıklayan başka kimse var mı?
BAŞKAN – Efendim?
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Burada başka, bu konuyu konuşan ve “Hakaret eden” diyen
kimse var mı?
BAŞKAN – “Size
yönelik olarak söylemedim, genel olarak söyledim.” diye düzeltti ama siz de bu
hakareti yapmamıştınız zaten. Ama buyurunuz, kısa bir söz size vereyim.
Buyurunuz Sayın
Kaplan.
IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan’ın, Kocaeli
Milletvekili Zeki Aygün’ün şahsına sataşması nedeniyle konuşması
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli
milletvekilleri, Sevgili Kocaeli Milletvekilimin açıklamalarının üzerine söz
aldım tekrar. Benim üslubumda, siyasi yaşamımda kimseye, herhangi bir kuruma ve
şahsa hakaret yoktur, böyle olmadığını sizler de biliyorsunuz. Ancak, buraya
gelmişken Sayın Aygün’ün verdiği bilgiyle ilgili olarak, kendisinin biraz önce
bahsettiğim toplantıda bulunduğu ve o toplantıda kendisinin söylediğinin basına
yansıyanını da sizinle paylaşmak istiyorum.
Sayın Aygün diyor
ki: “Ben Hazine Müsteşarlığının genelgesini doğru bulmuyorum. Bu genelgenin
değişmesi için Ankara’da çalışmalara başladık, kanun değişikliği yapacağız.
Cami avlusunun ve dekoratif aydınlamanın elektriğinin
kesilmesi yanlıştır, sistemi düzelteceğiz. SEDAŞ alınan kararları uyguluyor
sadece, çözüm adresi Ankara’dır. Burada bu kurumu çok yıpratmayın, Ankara’ya
ileteceğim, Başbakanımıza rapor edeceğim.” Bu, kendisinin
ifadesi.
Bir başka şeyi
düzelteyim: SEDAŞ yetkililerinin, dört beş yıllık elektrik faturalarının yanlış
saat okumadan dolayı kesildiğini, bu cezanın sadece son bir yıl içerisinde
alındığını ifade etmeleri, bunların bir bağışı değil. Enerji Piyasası Düzenleme
Kurulunun Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’nin 20’nci maddesinde, son bir yılı
kapsamak kaydıyla eğer abonenin herhangi bir suçu yoksa taksitlendirmek
kaydıyla kişiyle görüşülmesinden bahsediliyor. Kimsenin böyle bir bağışı söz
konusu değil, bu nedenle söz aldım.
Sayın Aygün,
cumartesi günü sizinle beraber olacağım.
Teşekkür
ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Kaplan.
ZEKİ AYGÜN
(Kocaeli) – Sayın Başkanım…
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti
Grubu Önerileri (Devam)
3.- CHP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan
ve arkadaşlarının Sakarya bölgesinin elektrik dağıtımını yapan SEDAŞ’a ilişkin iddiaların araştırılarak mağduriyetlerin
giderilmesi amacıyla 13/11/2012 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin
Genel Kurulun 27/11/2012 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN – Lehte,
Bursa Milletvekili Necati Özensoy.
Buyurunuz Sayın
Özensoy. (MHP sıralarından alkışlar)
NECATİ ÖZENSOY
(Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin
vermiş olduğu SEDAŞ’taki elektrik sayaçlarıyla ilgili
problemlerin araştırılmasıyla ilgili grup önerisi üzerinde söz aldım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Tabii, elektrik
faturaları vatandaşın eline ulaşana kadar, elektriğin üretiminden başlayıp o
sistematiğin birtakım sıkıntılarıyla birlikte, yine o sayaçlar vesaire, bütün
bunları üst üste getirdiğimizde vatandaşı rahatsız eden, hatta basına yansıyan
birçok problem var, mahkemelere başvurular var.
Dolayısıyla, bu
tür konuları burada, en azından, vatandaşın problemlerini konuşmak, görüşmek
fırsatı doğduğunda ilgili bakanların da burada olmasında aslında fayda var diye
düşünüyorum ama Sayın Bakan herhâlde Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu
gensoruyla ilgili çalışma yapıyor, onun için burada bulunamadı. Ama, bizim de burada müspet, bu konularla alakalı müspet
birtakım şeyler söyleyebilme ihtimallerini göz önünde bulundurmalılar diye
düşünüyorum.
Tabii, bu
sayaçlar, sadece SEDAŞ’ın bulunduğu bölgede değil,
Türkiye’nin birçok bölgesinde sayaçların zamansız sökülmesi veya ilgililere
haber vermeden sökülüp takılması, sökülüp takılmasından dolayı vatandaşlara
birtakım yüklerin binmesini hep biliyoruz, duyuyoruz. Ama vatandaşı rahatsız
eden en büyük problemlerden bir tanesi de, biraz önce bahsedildi “kayıp
kaçaklar.”
Şimdi, Sayın
Aygün burada konuşmasını yaptı, ayrıldı zannediyorum. Şimdi, biraz önceki
Cumhuriyet Halk Partili konuşmacı kayıp kaçakların faturaya yansımasından
bahsederken aslında doğru bir şeyi ifade etti. Çünkü 2008’de TEDAŞ maliyet bazlı fiyatlandırmaya geçti ancak bölgesel bazlı maliyetlendirmeye, fiyatlandırmaya geçmedi.
Dolayısıyla,
TEDAŞ, faturalara bu kayıp kaçakları bindirirken Türkiye genelindeki kayıp
kaçakların ortalamasını, faturasını ödeyen herkese yüklüyor. İşte, TEDAŞ’ın
bakın tablosu burada yani Türkiye’nin herhangi bir yerinde fatura ödeyen bir
vatandaş yüzde 57,3’üne gelecek şekilde ancak elektrik parasını ödüyor. Onun
üzerindeki bütün rakamlarda… Yani, 20 kuruşluk bir rakam 35,70 kuruşa çıkıyor.
Yani elektrik parası 20 kuruş ama nihai olarak ödediği rakam 35,70 kuruş. Bunun
içerisinde de yine baktığımızda, biraz önce “kayıp kaçakların düştüğünden”
bahsetti Sayın konuşmacı ama ne hikmetse bundan üç yıl önce 14,5’lara kadar
düşmüştü kayıp kaçaklar ama özelleştirilen şirketlerin de kayıp kaçakları dâhil
olmak üzere bugün 18’lere çıktı. Bunun cevabını aslında, Enerji Bakanımız,
Sayın Bakan, sayın Enerji Bakanlığının yetkililerinin
vermesi lazım. Hem teknoloji gelişiyor hem dağıtım şirketleri özelleşiyor ama
kayıp kaçak her ne hikmetse 14,5’dan 18’e çıkıyor. Bu rakam, yine faturasını
ödeyen tüketicilerden alınmak üzere -burada ifade ettiğim gibi- faturalara
ilave ediliyor. Yani Kocaeli’de kaçakların sadece
teknik kayıp boyutuna indirilmesi oradaki insanların problemini çözmüyor veya
Türkiye’nin başka bir yerinde teknik kayıplara kadar, yüzde 5’lere, 6’lara
kadar kayıpların indirilmesi oradaki vatandaşın problemini çözmüyor. Dolayısıyla,
Türkiye genelindeki kayıp kaçakların bu anlamda indirilmesi yahut aslında bence
şu anda, hemen, acilen yapılması gereken, çok da mantıklı olan bir şey var; o
da bölgesel bazlı fiyatlandırmaya geçmek. Sayın Bakana
bütçede de sordum ve çözümünü de ifade etmeye çalıştım. Bölgesel bazlı fiyatlandırmaya geçildiğinde bölgeler arası fiyat
farklılıkları oluşacağı endişesi var; doğru, ancak oradaki o kayıp kaçakları
burada kaçak elektrik kullanmayanlara ödetmek yerine, devletin bence bunu
sübvanse etmesinden yani vatandaşın hiç suçu olmadığı hâlde ödediği bu parayı
devlet kontrol edemediği için, devlet bunu kontrol altına alamadığı için
devletin üzerine almasından daha mantıklı bir şey yoktur diye düşünüyorum.
Tabii, bu
sayaçlarla ilgili olunca, aslında, yine, enerji koridoruna baktığımızda, bu
enerji koridorunun daha düzenli çalışması için baktığımızda, şimdi, oluşan
akıllı sayaçlar, akıllı sistemler var. Vatandaş, bakın, bu konuda çok fazla
bilgi sahibi de değil. Zaman zaman yine, akıllı sayaçlar alıp taktıran
vatandaşlar, bunları ilgili kurumları bilgilendirmedikleri için, yine saatlik
birtakım tüketimlere göre faturalarının geldiklerini zannediyorlar. Oysa, bunu ilgili kurumlara bildirmeleri gerekiyor.
Bir de tabii,
Türkiye genelinde de bu akıllı sayaçlar takılıp yine bu saatlik elektrik
fiyatlandırmasına eğer geçilirse Türkiye’nin elektrik projeksiyonuna
da, üretimine de çok büyük faydaları olacağı kanaatindeyim. Çünkü,
bakın, elektrik fiyatlarını yükselten nedenlerden bir tanesi de puant saatlerindeki elektrik tüketiminin yüksek olması,
dolayısıyla Türkiye’nin puant gücünün de bu anlamda
elektriği karşılamakta sıkıntı çektiğinden dolayı, özellikle PMUM’da fiyatların çok yukarılara çıkması ve aşağı yukarı
da PMUM’daki elektrik alışverişlerinin de neredeyse
yüzde 30’lara çıkmasından dolayı, bu, elektrik fiyatlarını da ciddi anlamda
yukarıya çekmekte maliyetlerini. Eğer vatandaşa bu akıllı sayaçları
taktırabilip ve hatta faturalarının da, bu anlamda puant
saatleri dışında kullandıkları elektriklerinin de, daha hesaplı olabileceğini
bir şekilde anlatabilirsek, dolayısıyla hem elektrik tüketimindeki maliyetleri
bu anlamda aşağıya çekmiş oluruz hem de vatandaşa yansımasında da bir anlamda
iyilik etmiş oluruz diye düşünüyorum.
Dolayısıyla,
bakın, size PMUM’dan TEDAŞ’ın aldığı rakamlara örnek
olsun diye, 2009-2010’daki rakamları şöyle kısaca verirsek: Yine EÜAŞ’tan 15 kuruşa aldığı bir dönemde PMUM’dan
aldığı fiyatın 23 kuruşa ulaştığını yine TEDAŞ’ın denetim raporlarında görüyoruz.
Dolayısıyla bütün bunlar harmanlandığında, TEDAŞ’ın fiyatları bu anlamda
yukarıya çıkıyor.
Yine, burada,
TEDAŞ’ın PMUM’la ilgili bu fiyatların yukarı
çıkmasından kaynaklanan sıkıntıları, ciddi anlamda raporların içerisinde yer
alıyor.
Yine, özelleşen firmalar,
buralardan alınan artık fiyatların maliyetlerinin yüksek olduğundan dolayı özel
sektördeki ikili anlaşmalarını iptal etmeye başladılar.
Şimdi, elektrikle
ilgili zamlar konusunda da… Maalesef artık elektrik gerçekten vatandaşın elini
çarpar hâle geldi. Her ne kadar Sayın Bakan… Bunu, rakamları da zannediyorum
cuma günü daha net bir şekilde ortaya koyarız. Ama,
yine, bu Hükûmetin herhâlde siyasi birtakım aldığı kararlarla 2007’ye kadar
elektrik fiyatlarını sübvanse etmesiyle, ancak 2007’den sonra, 15,81 kuruş olan
2007’deki elektrik fiyatlarının da bugün 35-36 kuruşlara kadar çıkması yani
yüzde 120, yüzde 130’lara varan zamlarla birlikte vatandaş, gerçekten hem bu
kayıp kaçaklar, işte, elektrik sayaçları, okuma paraları, vesaire, bu karmaşık
faturalarla birlikte ciddi anlamda bir sıkıntı içerisinde. Bence, bu elektrik projeksiyonuyla alakalı, Türkiye’nin enerji politikalarıyla
alakalı bir an önce bir araştırma komisyonunun kurulup, muhalefetin de görüş ve
düşüncelerini ama yapıcı olan görüş ve düşüncelerini de dikkate alıp bu konunun
daha da sağlıklı bir zemine oturmasını sağlamalıyız diye düşünüyorum.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Özensoy.
Aleyhte, Siirt
Milletvekili Afif Demirkıran.
Buyurunuz Sayın
Demirkıran. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AFİF DEMİRKIRAN
(Siirt) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin SEDAŞ ile ilgili vermiş olduğu önerge
aleyhine söz almış bulunuyorum.
Şimdi, tabii
olayı SEDAŞ’ın spesifik bir
uygulaması olarak incelediğimizde ayrı bir değerlendirme yapmak lazım. Olayı
Türkiye’nin genel enerji politikaları açısından, elektrik dağıtım hatlarının,
şirketlerinin özelleştirilmesi açısından değerlendirdiğimiz takdirde ayrı bir
bakış açısı oluşturmak gerekir. Tabii ki burada hiçbir milletvekili,
özelleştirilmiş olan, özel sektör tarafından işletilmekte olan bir dağıtım
alanında yapılan yanlış uygulamalar var ise bu yanlış uygulamalarla ilgili
herhangi bir savunma yapmak durumunda değildir ne Kocaeli milletvekilleri ne
Sakarya ne SEDAŞ bölgesine düşen illerin milletvekilleri. Bizler de hiçbir
şekilde yanlış uygulamaların arkasında olmayız ve özelleştirme yapıldığı zaman
şartname bellidir, nelere riayet edileceği bellidir, vatandaşların haklarının
ne olduğu bellidir ve o haklarda herhangi bir şekilde bir eksiklik, bir zayi
söz konusu olduğu zaman, tabii ki bu haklarını ararlar ve TEDAŞ devamlı bir
denetim de yapmaktadır.
Ancak bu önergeye
esas olan olaya baktığımızda, mesela TOKİ konutlarıyla ilgili arkadaşlarımız
diyor ki: “Tamam, TOKİ konutlarından şu kadar çok –işte, 670 tane- hatalı sayaç
çıkmış.” Ben, Kocaeli Sanayi İl Müdürüyle de görüştüm biraz önce, “Evet efendim,
doğrudur, bize gelen sayaçların incelemesini yaptık, değerlendirmesini yaptık,
bu kadar çok sayaç hatalı…” SEDAŞ bu sayaçları bilabedel
sayaçları takan şirkete değiştirtmiş, bu bir. İkincisi, bir sayaç, on sene
sonra Ölçüler ve Ayar Kanunu’na göre mutlaka bir kalibrasyondan
geçmesi gerekiyor. Maalesef Türkiye’de birçok ilimizde birçok sayaç böyle bir kalibrasyondan yılı dolduğu hâlde geçmemiş bulunuyor.
Mesela, SEDAŞ bölgesinde 1 milyon 420 bin abone var, bunun 1 milyon 100 bin
tanesinin süresi on yılı geçmiş.
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – TOKİ konutları 2007 yılında yapılmış Sayın Vekilim.
AFİF DEMİRKIRAN
(Devamla) - Ha, bunları değiştiriyorlar. Şimdi, iki türlü yol var: Ya gidecek, kalibrasyonunu yapacak veyahut da değiştirecek. Ne hikmetse,
kalibrasyon ücreti daha yüksektir, dolayısıyla
insanlar değiştirmeyi tercih ediyorlar daha modern, elektronik sayaçlarla.
Dolayısıyla, doğrusu, eğer zaman içinde Türkiye’deki bütün sayaçlar daha
modern, elektronik, daha hassas sayaçlarla değiştirilirse, hem kayıp kaçakla ilgili
hem verimlilikle ilgili çok daha iyi bir noktaya ülkenin elektrik sektörü
gelebilir. Zaten özelleştirdiğimiz zaman, özelleştirme yapıldığında da amaç
verimliliği artırmak, amaç maliyetleri düşürmek, amaç özel sektöre yatırımı
yaptırmak, amaç kayıp kaçağı önlemek, amaç daha fazla yatırım yaptırmak.
Şimdi, SEDAŞ
bölgesine baktığımız zaman, özelleştirmeden önceki üç sene yani 2007-2010
arasında toplam 80 milyon TL civarında bir yatırım yapılmış iken, sadece 2012
yılında 78 milyon liralık bir yatırım ve 2013 programında da 86 milyonluk bir
yatırım söz konusu. Ha, bunları yaptığımız zaman, tabii, devlet bütçesinden
bazı yükleri almaktır amaç. Özel sektör marifetiyle yapılıyor. Diyeceksiniz ki:
“Yapıyor da ne oluyor?” Tabii ki daha sonra bunu, yapmış olduğu yatırımları
daha önce yapmış olduğu şartname gereği genel maliyetlerin içine dâhil ediyor.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, tabii, 2002’de biz iktidarı devraldığımızda -biraz önce de ifade
edildi- yüzde 25 civarında bir kayıp kaçak vardı ve bu yüzde 14’lere kadar
düştü. En son bütçe konuşmasında Sayın Bakanın ifadesi yüzde 16 küsurdur, biraz
önce arkadaşlarımız burada söylediler. Ancak bu bir gerçektir ki kayıp kaçak
ciddi şekilde düşüyor. Ha, bunun bir sebebi de özelleşmedir ama öte yandan,
tabii ki kamu kurumları da daha verimli, daha hassas çalışmalar yapmaktadırlar.
Hedefimiz 2015 yılında yüzde 10’a düşürmektir kayıp kaçağı.
Elektrik
fiyatlarıyla ilgili bir ifade kullanıldı. Daha fazla zaman geçirmek istemiyorum
doğrusu, çok yapacak işimiz var, sadece orada bir iki rakamı sizinle paylaşıp
ayrılacağım kürsüden. Mesela 2002 yılında 0,16 TL/kilovatsaatti elektriğin
meskenlerdeki fiyatı, 2012’de 0,355. Ama asgari ücretle bunu mukayese ettiğiniz
zaman, 2002 yılında asgari ücret ile 1.412 kilovatsaat elektrik alma imkânı var
iken, bu 2012 yılında 2.084 kilovatsaat elektrik... Dolayısıyla,
insanlarımızın…
MEHMET HİLAL
KAPLAN (Kocaeli) – Sayın Vekilim, dolaylı vergiyi de ilave etmeniz gerekiyor
yalnız.
AFİF DEMİRKIRAN
(Devamla) – Evet, elektrik fiyatları artmıştır çünkü bu süreç içinde, on yılda
petrol yüzde 260 artmıştır ama buna mukabil sanayi elektriği sadece ve sadece
yüzde 18 artmıştır. Yani çeşitli tedbirler ile biz vatandaşımıza, özellikle
sanayicimize ilave yük gelmemesi için elimizden gelen bütün gayreti göstermekteyiz
ve dar gelirli vatandaşlarımızın alım gücünü artırarak daha fazla alım
yapabilmelerini sağlamak için gerekli tedbirleri almaktayız. Ha, bu arada,
tabii, kayıp kaçağı düşürmek için çeşitli, başka tür tedbirleri… Mesela, 2002
yılında 42 bin kilometre iletim hattı varken Türkiye’de, bugün 50 bin kilometre
iletim hattı var. Dağıtım madem konumuz, 2002’de 812 bin kilometre dağıtım
hattı varken -daha sonraki tabii ki genişlemeler, yeni alanların açılması- 2012
itibarıyla şu anda 1 milyon kilometre dağıtım hattımız mevcuttur.
Dolayısıyla, bu
önergenin reddedilmesini ben şahsen talep ediyorum ve oyumu bu şekilde
kullanacağımı ifade ediyorum, grubumun da görüşü bu şekildedir.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Demirkıran.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Sayın
Köprülü, sisteme girmişsiniz, buyurunuz.
EMRE KÖPRÜLÜ
(Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkanım,
konuyla alakalı olduğu için… Elektrik dağıtım şirketlerinin kamu hizmeti
niteliği vardır ve elektrik dağıtım şirketlerinin bu niteliği özelleştirmeyle
ortadan kalkmaz ancak bu özelleştirmelerde kâr elde etmenin kamu hizmetinin
önüne geçtiğini açık olarak görüyoruz, vatandaş mağduriyetlerinin arttığını
görüyoruz. Bu bağlamda, aynı şekilde Trakya’da da SEDAŞ gibi TREDAŞ Elektrik
Dağıtım Şirketi vardır. TREDAŞ Elektrik Dağıtım Şirketinin özelleştirmeden
sonra birkaç ay içerisinde 8.113 tane sokak ve cadde aydınlatmasını söktüğünü,
devamında –daha da ilginç olarak- geçen hafta içerisinde Tekirdağ’ın Malkara
ilçesinde 25 tane camide denetim yaparak ortalama 15 bin ila 20 bin Türk lirası
camilere ceza kestiğini görüyoruz. İbadethanelerin, vatandaşın aydınlatmasının
kamu hizmeti niteliği olması elektrik dağıtım şirketlerince dikkate
alınmamaktadır. Bunu Genel Kurulun takdirine sunmak istiyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Sayıda tereddüt
doğmuştur. Bu nedenle elektronik olarak yapıyorum, iki dakika süre veriyorum.
(Elektronik
cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Karar
yeter sayısı vardır, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi kabul edilmemiştir.
Şimdi, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu
maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve daha
sonra oylarınıza sunacağım.
4.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki
sıralama ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine;
Genel Kurulun 27 Kasım 2012 Salı günkü birleşiminde Kamu Başdenetçiliği
seçiminin yapılmasına ve birinci oylamada seçimin tamamlanamaması hâlinde diğer
oylamaların art arda aynı birleşimde yapılarak seçimin tamamlanmasına kadar
çalışmalarına devam etmesine; (11/25) esas numaralı Gensoru Önergesi’nin
gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 30 Kasım
2012 Cuma günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
27/11/2012
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma
Kurulu’nun 27.11.2012 Salı günü (bugün) yaptığı toplantıda siyasi parti
grupları arasında oybirliği sağlanamadığından, İçtüzüğün 19’uncu maddesi
gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını
arz ederim.
Mustafa
Elitaş
Kayseri
AK
PARTİ Grup Başkan Vekili
Öneri:
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler” kısmında bulunan 291, 349, 350, 355, 50, 49, 174, 176, 332 ve 334
sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 6, 7, 8, 9, 15, 16, 17, 18, 19 ve
20’nci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül
ettirilmesi;
Genel Kurulun 27 Kasım 2012 Salı günkü birleşiminde sözlü sorular
görüşülmeyerek 6328 sayılı Kanunun 11’inci ve geçici 1’inci maddeleri gereğince
Dilekçe Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan
Karma Komisyonca bildirilen 3 aday arasından Kamu Başdenetçiliği
seçiminin yapılması, birinci oylamada seçimin tamamlanamaması hâlinde diğer
oylamaların art arda aynı Birleşimde yapılarak seçimin bu Birleşimde
tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesi;
Genel Kurulun;
28 Kasım 2012
Çarşamba günkü birleşimde 337 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar;
29 Kasım 2012
Perşembe günkü birleşimde 342 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar;
Haftalık çalışma
günlerinin dışında 30 Kasım 2012 Cuma günü saat 14:00’te
toplanarak, bastırılarak dağıtılan 11/25 esas numaralı gensoru önergesinin 30
Kasım 2012 Cuma günkü gündemin “Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına
alınması ve Anayasanın 99 uncu maddesi gereğince gündeme alınıp alınmayacağı
hususundaki görüşmelerin 30 Kasım 2012 Cuma günkü Birleşiminde yapılması ve bu
birleşimde 11/25 esas numaralı gensoru önergesinin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar çalışmalarına devam etmesi;
04 Aralık 2012
Salı günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesi;
04, 05 ve 06
Aralık 2012 Salı, Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde saat 24:00’e kadar;
Yukarıdaki
birleşimlerinde gece 24:00’te günlük programın
tamamlanamaması hâlinde günlük programın tamamlanmasına kadar;
Çalışmalarına
devam etmesi;
önerilmiştir.
BAŞKAN – Lehte, İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Kaynarca.
TÜLAY KAYNARCA
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ grup önerisi
lehine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlarım.
Grup önerimizde
neleri öngörüyoruz, başlıklar hâlinde bunlara işaret edeceğim.
Kanun
tasarılarının öne çekilmesi ilk gündem. Maliye Bakanımız Sayın Şimşek ile
Başbakan Yardımcımız Sayın Ali Babacan’ın talepleri olan uluslararası
sözleşmelerin gündemin ön sıralarına alınmasını öngörüyoruz.
Diğer grup
önerimiz, diğer konu başlığı da yine çalışma saatlerimizle ilgili. Bugün
gündemin bitimine kadar çalışmayı öngörüyoruz. Yarın -çarşamba- perşembe ve
cuma günleri de 14.00 itibarıyla başlayıp bitimine kadar çalışmayı öngörüyoruz.
Grup önerimizin diğer bir konu başlığı da Enerji Bakanımızla
ilgili olan gensoruyla ilgili. Gensorunun da
cuma günü görüşülmesini öneriyoruz.
Grup önerimizin
diğer başlığı da haftaya çalışma saatlerinin programlanmasıyla ilgili. 4, 5 ve
6 Aralık tarihleri itibarıyla saat 24.00’e kadar çalışmanın yapılması ve
birleşimlere devam edilmesini öneriyoruz.
Yine grup
önerimizdeki hangi gün hangi tasarıların görüşüleceği konusuna da işaret etmek
istiyorum. Bugün itibarıyla Kamu Denetçiliği Kurumu başdenetçi
seçiminin gerçekleştirilmesini öngörüyoruz. Çarşamba günü ise 337 sıra sayılı
Sermaye Piyasası Kanunu Tasarısı’nın görüşülmesini önermekteyiz. Bu tasarı
temel kanun -biliyorsunuz- olarak görüşülecek ve 6 bölümde 159 maddeden
oluşuyor. Perşembe günü ise 342 sıra sayılı Yargılama Sürelerinin Uzunluğu ile
Mahkeme Kararlarının Geç veya Kısmen İcra Edilmesi ya da İcra Edilmemesi
Nedeniyle Tazminat Ödenmesine Dair Kanun Tasarısı’nın görüşülmesinin
yapılmasını öngörüyoruz. Cuma günü ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız
Sayın Taner Yıldız hakkında verilen gensoru önergesinin görüşülmesini
öneriyoruz.
Değerli
milletvekilleri, AK PARTİ grup önerimize desteğinizi diliyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Kaynarca.
Aleyhte,
Çanakkale Milletvekili Ali Sarıbaş. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Sarıbaş.
ALİ SARIBAŞ
(Çanakkale) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çok değerli
milletvekilleri, tabii, Meclisimizin çalışması konusunda bir sıkıntı yok, ancak
bu konuda, gerçekten bu önerilerin hepsi tüm grupların ortak anlayışı içerisinde,
acaba ivedilikli mi, doğru mu diye tartışmasının bence Meclisin ortak kararı
olmasında fayda var. Tabii, bununla ilgili olarak da, benim de 11 arkadaşımızla
birlikte Çanakkale’nin Çan ilçesinde ve yine Bandırma’da yaptığımız bir ziyaret
ve kamudaki incelemeler araştırma önergemizin içerisinde. Bunun da, ben, böyle
ivedilikli bir araştırmanın da gündeme girmesinden yanaydım. Ancak görüyorum ki
sadece AKP Grubu gündemi hazırlayıp dikte ettirmenin dışında bir karar olmuyor
ve bu anlamda da bu önerinin karşısında söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekilleri, bu konuda da Cumhuriyet Halk Partisi
olarak Türkiye Büyük Millet Meclisindeki KİT Komisyonundan ve Enerji
Komisyonundan bir heyetle 19-20 Kasım 2012 tarihinde Çan Termik Santrali ve
kömür ocaklarına yapmış olduğumuz ziyaret ve inceleme sonucunda, Çanakkale
ilçesinde faaliyet gösteren, Elektrik Üretim AŞ şirketine bağlı, millî
kuruluşumuz olan 18 Mart Çan Termik Santrali’nde 28 Ağustos 2012’den beri ne
yazık ki üretimin yapılmadığını yerinde tespit ettik. Aradan geçen üretimsiz üç
aylık süre içerisinde ülkemizin elektrik üretiminin yüzde 1,5’luk kısmını
karşılayacak olan -üretim kapasitesini karşılayacak olan- bu santralin üç ayda
63 milyon dolar ülke ekonomisine zararını da göz önüne alacak olursak, bilerek
ve isteyerek üretimin yapılmaması ve dolayısıyla da ülkemizin günlük yaklaşık
400 bin dolar zarara uğratılması konusuna seyirci kalınması doğru değildir. Bunun için de burada sizlere bu konuyu açmak isterim.
Değerli
arkadaşlarım, ülkemizin millî değerlerinden olan 18 Mart Çan Termik Santrali,
bölgemizde yüksek kükürt içeren 70 milyon ton linyit rezervinin bulunması
nedeniyle, bu bölge seçilerek elektrik enerji üretimi amacıyla 1.600 dönümlük
bir alana kurulmuş ve 2000 yılında temeli atılarak 400 milyon dolara mal
olmuştur. Ülkemizdeki elektrik üretiminin yüzde 1,5’unu karşılamaktadır.
Buradaki teorik olarak yüzde 48 oranındaki maksimum verimliliğin Çan Termik
Santrali’nde yüzde 49,5 olduğu görülmüştür.
Onun için de
burada özellikle Türkiye’deki enerji üretiminin fiyatları son yıllarda göz
önüne alındığında, elektrik fiyatlarının artışına baktığımızda, termik
santrallerin, özellikle kendi ürettiğimiz ve kendi ocaklarımızdan ürettiğimiz
elektrik santrallerinde 1 kilovatın maliyetinin 6-7 sent olduğunu biliyoruz.
Doğal gazdan da
elde ettiğimiz elektrik santrallerinde 1 kilovatın 14 ile 16 sent arasında
olduğu görülüyor.
Şimdi, ülkemizde
termik santrallerin, yerli kömürle çalışan santrallerin şöyle bir payına bakmak
gerekirse, 2000 yılında yüzde 27,5 iken, 2010 yılında yani on yıllık süreç
içerisinde yüzde 17’ye düştüğünü görüyoruz. Yani dışa bağımlılığımız artmış
elektrik üretiminde, özellikle yerli üretimimizin bu payda gittikçe düştüğünü
görüyoruz.
Doğal gazla
elektrik üretiminde 2008’de yüzde 37 oranında üretim varken yine 2010 yılında yüzde
46,5’a çıktığını görüyoruz. Bir başka deyişle, dışa bağımlılığımızın arttığını
görüyoruz.
Yine ülkemizin
2010 yılındaki ithal ve doğal gaz elektrik üretimindeki payı 54,4 iken yerli
kaynaklarla üretilen elektriğin payı ise yüzde 45,6’da kalmıştır. Ülkemiz için
bu kadar önemli tesis ne yazık ki üç aydan beri elektrik enerjisi
üretememektedir. Bu gidişle ne zaman üreteceği de belli değildir.
Değerli
milletvekili arkadaşlarım, termik santralin bacasından zehirli gaz ve tozların
sızarak çevreyi kirlettiği ve insan sağlığını tehdit ettiği yönünde hemşehrilerimin şikâyeti üzerine, Kütahya’da yaşanan çevre
felaketini de örnek göstererek, 15 Ağustos 2012 tarihinde Çevre ve Şehircilik
Bakanlığının yanıtlaması için soru önergesi vermiştim ve santralle ilgili
kaygılarımı dile getirmiştim. Tabii ki o tarihte santral çalışıyordu. Tarafıma
aradan iki buçuk ay geçtikten sonra gelen cevapta “28 Ekim 2012 tarihinden
itibaren bacadan herhangi bir zararlı gaz emisyonu ve
tozların çevreyi kirletmesi mümkün değildir.” deniyordu. “Neden?” dediğimizde
de “Çünkü Çan Termik Santrali’nin 28 Ağustos 2012 tarihinden itibaren
faaliyetine son verildiğinden elektrik enerjisi üretmemektedir de ondan.”
deniyordu. “Peki, yaklaşık üç aydan beri, ülkemiz toplam üretiminde yaklaşık
yüzde 1,5 payı olan bu termik santral neden üretim yapmıyordu?” dediğimizde
“Efendim, kükürtdioksit tutuşturulması için kömüre
karıştırılan kireç taşı elimizde kalmadığı için...” Bahaneye bakın, kireç taşı
kalmadığı için, kireç taşını temin eden firmayla sözleşmelerimiz bittiği
içinmiş. “28 Ağustos 2012 tarihinden itibaren faaliyeti durdurulmuş.” deniyor.
Değerli
arkadaşlar, insanın içi sızlıyor. Böylesine önemli ve çok değerli bir tesis
kireç taşı ihalesinin yapılmamasından dolayı üç aydır kapalı bırakılabilir mi?
Bu anlamda hemen şunu söylemek istiyorum: Burada birinci kez yapılan ihalede,
üretimin, kireç ihalesinin… Gerçekten orada bir tek firma var gittiğimizde, o
tesisteki firma duruyor ve ihaleye çıkarılıyor. 13 Aralık 2011 tarihinde
yapılan ihale de 4734 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesine göre iptal ediliyor.
Yani gerekçe, oradaki iptal ettiren firma Fernas
şirketi ve orada olan tesis ve Fernas şirketi iptal
için gerekçesini sunuyor ve iptal kararı alıyor.
Yine aynı şekilde
28 Şubat 2012 tarihli kireç taşı alımı ihalesi de yine 4734 sayılı Kanun’un
5’inci maddesine istinaden, gene aynı firmanın şikâyeti üzerine, kendi üzerinde
kalmadığından, iptal ediliyor. 5’inci maddeye bir baktığınızda da göreceksiniz
ki, ihalede bulunması gereken kamu görevlilerinin orada yeteri kadar
bulunmadığını anlarsınız. Bu kadar basit olan ve de önceden de kalmayacağı
bilinen böyle basit bir teknik hatanın da kamuda yapılmasının bir başka amaç
taşıdığını, mutlaka, zannediyorum.
Yine, bundan
sonra yapılacak ve son yapılacak ihale şartnamesinin sözleşmesine de yine
teknik anlamda yeni ilaveler yapılıyor ve bunun 27/12/2012
tarihinde yapılmasına karar veriliyor. Buradaki yeni teknik şartnameye de
baktığımızda, burada da yine o firmanın üzerindeki teknik şartnamede ona uygun
yapılabilecek vasıfta
ihaleye şartlar konulmuş ve bu anlamda da sanki bu kadar önemli
olan, üç ay içerisinde kapalı olan bir ihalenin illa o şirkete firmaya
verilmesi konusunda ısrarcı olunduğu görülüyor.
Değerli
arkadaşlarım, burada üç ay boyunca bu kadar verimli olan bir ocağın termik
santralinin sadece bir firmanın oradaki kireç taşını almasından dolayı
çalıştırılmaması çok esef vericidir. Biz “Acaba Türkiye’deki diğer, başka
yerlerdeki doğal gazlardaki üretimden kaynaklanan alımdan mı doğuyor?” diye
sorduğumuzda Bakanlığın da böyle bir cevap vermesi gene enteresandır.
Türkiye’nin başka
yerlerinde kireç alımıyla ilgili ihalelere baktığımızda da, maalesef hiçbir
kireç ihalesinin alımlarının ertelenmediğini görüyoruz. Bunun
için de özellikle burada bu ihalenin bu şekilde yapılması ve ülkede elektriği
gerçekten, halkımızın pahalı bir şekilde kullanması ve 11 kuruşa maliyet
olurken, diğer yandan da 14, 16 sente mal olan doğal gazdan alınması ve
özellikle dışa bağımlılığın gittikçe arttırılması ve özelleştirmenin de
gündemde olduğu böyle bir ocağımızın verimli hâlde çalıştırılmaması gerçekten
kamu zararı mıdır? Bence kamu zararıdır. Niye iyi yönetilmiyoruz? Niye
bu ocak… Aynı şekilde Sivas Kangal’da da şu anda aynı şekilde aynı ocak bundan dolayı
çalıştırılmamaktadır.
Değerli
arkadaşlar, gelin, bununla ilgili gündemimize alınacak araştırma önergelerini
bu hafta içerisinde koyalım ve…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ SARIBAŞ
(Devamla) –…kamu zararı olan bütün ihalelerin yapılmadığı konuları beraber
konuşalım.
Sevgi ve saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Sarıbaş.
Lehte, Bolu
Milletvekili Ali Ercoşkun.
Buyurunuz Sayın Ercoşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ ERCOŞKUN (Bolu)
– Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Önergemiz
haklında lehte şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan,
değerli arkadaşlar; bildiğiniz gibi önümüzdeki günlerde bütçe görüşmeleri yakın
zamanda başlayacak. Bütçe görüşmelerinden önce piyasanın, bizlerin, birçok
alanın beklemiş olduğu bazı kanunlar var. Sermaye Piyasası
Kanunu bunlardan bir tanesi. Ondan sonra da gerçekleştirmemiz gereken, aciliyet durumu olan birçok kanunu görüşmemiz gerekiyor.
Cuma günü itibarıyla da Sayın Enerji Bakanımız hakkında verilen gensoru
hakkında görüşme söz konusu olacak.
Ben önergemiz
lehinde oy kullanacağımı belirtiyorum; hepinizi saygıyla, sevgiyle
selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Ercoşkun.
Aleyhte, Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır.
Buyurunuz Sayın
Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubunun vermiş olduğu grup önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.
Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, her salı günü bunu yaşıyoruz, her defasında da tekrarlıyoruz.
Zannediyorum saat yediye de yaklaştık yani yaklaşık dört saattir bu konuyu
tartışıyoruz. Sebebi şudur: Değerli arkadaşlar, yasama meclisinin, yani Türkiye
Büyük Millet Meclisinin iki temel görevi bulunmaktadır. Biri toplumun
ihtiyaçları, beklentileri doğrultusunda hukuk kurmak, kanun çıkarmak,
böylelikle ülke yönetiminin faydalı bir şekle dönüşmesini temin etmek, birinci
görevimiz bu ama ikinci görevimiz de yasama olarak yürütmeyi denetlemek yani
Hükûmeti denetlemek; bu, muhalefet partilerinin temel görevi, milletçe verilmiş
anayasal da bir görev. Dolayısıyla, muhalefet partilerinin
Hükûmeti denetleyebilmesi için İç Tüzük’te var olan
imkânları siz getirdiğiniz Danışma Kurulu, grup önerileriyle ortadan
kaldırırsanız, muhalefet partilerinin elinde bir tek imkân kalıyor, o da grup
önerisi vererek, daha önce vermiş oldukları araştırma önergelerinin gündeme
alınmasını talep ederek burada milletçe, halkımızca önemli olan konuların
birlikte müzakere edilmesini, toplumun dikkatine sunulmasını temin etmek.
Dolayısıyla,
muhalefet partilerinin vermiş olduğu grup önerilerinin bahane gösterilerek,
mazeret gösterilerek, gerekçe gösterilerek burada iktidar grubunun sayısal
çoğunluğuna da güvenerek Genel Kurula bir dayatmada bulunmasının size bir
faydasının olmadığını her hafta burada tekrarlıyoruz. Şimdi, bir saat sözlü
sorulara cevap verilmiş olsa bu sorunların birçoğu bitecekti ama şimdi üç saat,
dört saat birtakım konuları burada tartışmaya mecbur kalıyorsunuz. Bence de
doğru oluyor, iyi oluyor çünkü değerli milletvekilleri, bizi izleyen değerli
vatandaşlarım, burada bugün muhalefet partilerinin vermiş olduğu grup
önerileriyle üç konuyu tartıştık:
Birincisi:
Milliyetçi Hareket Partisinin vermiş olduğu araştırma önergesinin gündeme
alınmasının konusu olan iş kazalarının ve meslek hastalıklarının sebep ve
sonuçlarının araştırılmasını gündeme getirdik, üzerinde kırk dakika konuştuk.
Ne kadar da iyi oldu çünkü bugün ülkemizin çok önemli sorunlarından biri iş
kazalarıdır. Henüz daha sıcağı kurumadı, Samsun’da yaşanan ve hepimizi çok
derinden üzen o iş kazası, ona benzer… Ki dünyada üçüncü sıraya yükselmişiz
yani “Nereden nereye?” diye çok övündüğünüz hadisede, iş kazalarında, nereden
nereye gelindiği de ortada. E, bunların sebep ve sonuçlarının, alınması gereken
tedbirlerin görüşülmesini talep ettik. Ne güzel burada kırk dakika, her grup
görüşünü de ifade ederek müzakere ettik. Bence faydalı olmuştur.
İkinci getirilen
husus: Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun getirmiş olduğu, enerji dağıtımındaki
usulsüzlüklerle ilgili. Gerçekten bugün enerji, toplum hayatında, ülkemizin
hayatında, ekonomik sosyal hayatında çok önemli bir yeri var ve çok önemli de
iddialar var bu konuda, birtakım yolsuzlukların yapıldığıyla ilgili. Gelin bir
genel görüşme yapalım, yapmıyorsunuz. Gensoru veriliyor -bu hafta cuma günü
böyle bir gensoru müzakeresi var- gensoruyu da Hükûmetinizi övmenin bir fırsatı
olarak değerlendiriyorsunuz. Rakamlara taklalar attırarak maalesef gerçekleri
milletin gözünden saklıyorsunuz.
Bir diğer husus:
Bir başka grubumuzun, Barış ve Demokrasi Partisinin verdiği, Suriye’de yaşanan
hadiselerin, özellikle, hudut il ve ilçelerimizdeki etkilerinin konuşulmasını
temin ettik ki ne kadar iyi oldu. İşte, yaşananlar var, 5 insanımız hayatını
kaybetti Akçakale’de, yaşanması muhtemel olanlar var, bunların birlikte
müzakere edilmesinde çok yoğun bir fayda olduğu kanaatindeyim.
Tekrar ediyorum:
Yasama Meclisinin yani Türkiye Büyük Millet Meclisinin iki temel görevinden
biri olan denetim görevini muhalefetin elinden aldığınız takdirde yani bir yol
bulunuyor, İç Tüzük’e dayalı olarak bir yol bulunuyor, ve burada, bugün, bakınız, dört saatte hâlâ
gündeme geçemediniz.
Şimdi,
getirdiğiniz konulara da bir bakalım. Değerli iktidar partisi milletvekilleri
sizin dikkatinize sunuyorum, biz çalışırız ama size reva görüleni siz
anlamıyorsunuz. Bakın, bugün yine bir karar aldık, bitime kadar çalışacağız, ne
zaman biterse. İkincisi, yarın yine bitime kadar çalışacağız. Yine angarya
dönemi başladı.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Rahat olun, anlaşırız.
MEHMET ŞANDIR
(Devamla) – Değil mi?
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Erken biter.
MEHMET ŞANNDIR
(Devamla) - Yani “Biz razıyız.” diyorsunuz bu bitime kadar çalışmaya ama bu
milletvekillerine eziyet etmeye de hakkınız yok.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Hayır, hayır… Bitimine kadar olmaz.
MEHMET ŞANDIR
(Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bir şey söyleyeceğim: Ayın
20’sinde, geçen hafta bir Danışma Kurulu kararı almışız. Gene iktidar partisi
grubunun teklifiyle burada kararlaştırdığımız, 20/11/2012
tarihli 26’ncı Birleşimde aldığımız Danışma Kurulu. Bu Danışma Kurulunda salı
günü 15.00-20.00 çalışacaktık. Bugün karar alıyorsunuz “Bitime kadar
çalışacağız…”
Yine, 5, 6, 12,
13, 19, 20, 26, 27 Aralık, önümüzdeki ayı bütünüyle programlıyorsunuz ve
diyorsunuz ki: “14.00-20.00 saatleri arasında çalışacağız.” Yani, böyle -kusura
bakmayın- değerli mesai arkadaşıma buradan bakarak söylüyorum, burnunuzun ucunu
görmüyorsunuz, burnunuzun ucunu bile görmüyorsunuz. Yani, Türkiye’yi size
emanet eden milletimin dikkatine sunuyorum.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Sayın Şandır, o, çerçeve bir öneridir.
MEHMET ŞANDIR
(Devamla) – Sayın Grup Başkan Vekili, sizi milletime şikâyet ediyorum. Bir
haftayı bile planlayamıyorsunuz. Biliyorsunuz ki önümüzdeki haftadan sonra
bütçe görüşmeleri başlayacak. “Bütçe görüşmelerini saat sekizde bitireceğiz.”
diye bir kayıt koymanız, bununla ilgili Genel Kurulda bir karar almanız olacak
iş değil, olacak iş değil Sayın Canikli.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Tabii ki bütçeyi ayrıca getireceğiz Sayın Şandır.
MEHMET ŞANDIR
(Devamla) - Olacak iş değil!
Dolayısıyla,
bakınız, her defasında burada, böyle, milletin aklıyla alay ediyorsunuz. Bunu doğru dürüst tanzim etmek mümkün. Geçen hafta, bugün saat
20.00’ye kadar değil, işte, bitime kadar çalışacağınızı öngörmeniz lazımdı
maalesef öngöremiyorsunuz.
Bugün
getirdiğiniz konuya bakınız: Yüz elli dokuz madde, SPK, önemli bir kanun. Yirmi
yıldan bu yana değiştirilmemiş. Ekonomik hayat veya işte Türk Ceza Kanunu’nda,
Ticaret ve Borçlar Kanunu’nda yapılan değişiklere paralel birtakım değişiklerin
yapılması lazım. Yüz elli dokuz madde, altı bölüm. Bugün Danışma Kurulunda
Sayın Elitaş diyor ki: “Bir günde bitireceğiz.”
Değerli milletvekilleri, yüz elli dokuz madde, altı bölüm bir günde bitecek!
Biter mi Sayın Bakan? Bitmez. Yani, beş yüz kelimelik gerekçeli önergeleri
okuyarak siz ancak bir bölümü ya bitirirsiniz ya bitiremezsiniz.
Şimdi “Uzlaşmayı
arayalım.” diyorsunuz, eyvallah, ancak uzlaşmayı buraya gelmeden önce aramanız
lazım. Bu eksikliğin farkına vararak Sayın Bakan yarın saat birde bizi
toplantıya çağırıyor, işte “Komisyonda yapılan uzlaşmayı kanunun görüşmelerine
başlamadan bir saat önce yapalım.” diyor. Bunu da bir kazanç görüyoruz ama bunu
daha önce yapsanız. Bu kadar önemli bir kanun.
Bu kanunun
gerekçesini okudunuz mu sayın milletvekilleri? Bir manifesto gibi gerçekten çok
güzel hazırlanmış, işte sermaye piyasasının önemi, gelişimi konusunda,
dünyadaki örnekleri konusunda çok güzel bir gerekçe ortaya konmuş ve bu
gerekçeler üzerinde komisyonda bir müzakere yapılsa, gruplar arasında bir
müzakere yapılsa, bir ortak metin çıksa.
Değerli
milletvekilleri, burada hukuk kuruyoruz, hukuk. Kurduğumuz hukukla ülkenin
yönetimini adaletli, etkin, verimli yapmak mecburiyetindeyiz ama bunu birlikte
kurmamız lazım. Böyle “Ben yaptım oldu.” derseniz… Burada yarın göreceğiz,
birçok önergeyi siz vereceksiniz, yine itiş kakış, bir sürü problem.
Dolayısıyla,
değerli arkadaşlar, yine milletin zamanından çaldığınızı hatırlatmak istiyorum.
Maalesef, çok önemli, çıkartılması gereken konularda muhalefetle uzlaşma
aramadan, birlikte tartışmadan, müzakere etmeden… Burada müzakere ediyoruz,
müzakere birlikte yapılır, zaten ismi “bilişim.”. Bunları gereğince yapmaz da
“Bizim sayısal çoğunluğumuz var, parmakların ucu her şeye karar verir.”
derseniz… Ki ben o parmakların geçen oturumların birinde kirlendiği de
kanaatindeyim. Burada bir hakareti parmaklarınızla akladınız, o güzel
parmaklarınızı kirlettiniz. Bu parmaklarla siz burada “Biz istersek yaparız.”
demenizin çok fazla faydası ve doğru olmayacağı kanaatindeyim.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – O irade arkadaşlarımızın, nasıl isterlerse öyle kullanırlar;
tertemizdir o, milletin iradesi tertemizdir.
MEHMET ŞANDIR
(Devamla) – Dolayısıyla, Sayın Canikli, belirlediğiniz gündemi değiştirmek
imkânına sahip değilsiniz çünkü bütçe geliyor, bütçe görüşmelerinin kendi seyri
var, ona müdahale etmeyeceğiniz için zannediyorum bundan sonra bir Danışma
Kurulu bir tane daha getirmek durumunda kalıyorsunuz.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Tabii, gelecek. Mecbur yani, her seferinde…
MEHMET ŞANDIR
(Devamla) - Hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum efendim. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Şandır.
III.- Y O K L A M A
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz, yoklama talebimiz var.
BAŞKAN – Yoklama
talebi…
Sayın Hamzaçebi,
Sayın Aslanoğlu, Sayın Öğüt, Sayın Ağbaba, Sayın
Tanal, Sayın Eryılmaz, Sayın Özkan, Sayın Özel, Sayın Öner, Sayın Dinçer, Sayın
Acar, Sayın Atıcı, Sayın Kaplan, Sayın Genç, Sayın Sarıbaş, Sayın Havutça,
Sayın Cihaner, Sayın Serindağ,
Sayın Onur, Sayın Öz.
İki dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı vardır.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti
Grubu Önerileri (Devam)
4.- AK PARTİ Grubunun, gündemdeki
sıralama ile Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine;
Genel Kurulun 27 Kasım 2012 Salı günkü birleşiminde Kamu Başdenetçiliği
seçiminin yapılmasına ve birinci oylamada seçimin tamamlanamaması hâlinde diğer
oylamaların art arda aynı birleşimde yapılarak seçimin tamamlanmasına kadar
çalışmalarına devam etmesine; (11/25) esas numaralı Gensoru Önergesi’nin
gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelerin Genel Kurulun 30 Kasım
2012 Cuma günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN – Adalet
ve Kalkınma Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.
Şimdi, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan
gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve daha sonra oylarınıza
sunacağım:
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
D) Önergeler
1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, (2/401) esas
numaralı, Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin
doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/79)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
2/401 Esas
Numaralı Kanun Teklifim 45 gün içinde komisyonda görüşülmediğinden iç tüzüğün
37. Maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını
saygılarımla arz ederim. 17.05.2012
Mahmut
Tanal
İstanbul
BAŞKAN – Teklif sahibi olarak İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın
milletvekilleri, biraz sessiz olalım lütfen.
Buyurunuz Sayın
Tanal.
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, hepinize saygılarımı sunuyorum.
Kanun teklifinin
özü şu değerli milletvekilleri: Şu anda ülkemizde 70 bin hasta diyaliz tedavisi
görüyor, bunun 21 bini acilen organ bekliyor. Araçların nasıl bir yedek parçası
varsa insanoğlunun yedek parçasını üreten bir mekanizma veya bir fabrika yok.
Onun için, organ nakli tanımına baktığımız zaman, organ veya doku nakli, bir
bağışlayıcıdan bir alıcıya iyileştirme amacıyla doku veya organların
nakledilmesi anlamına geliyor.
Ülkemizde organ
ve doku nakliyle ilgili, gerçekten bu işte emek sarf eden, emekleri inkâr
edilmeyen, bu konuda devrim yapan, şu anda Silivri zindanlarında tutuklu
bulunan Profesör Doktor Mehmet Haberal ülkemizde ilk başarılı organ naklini
gerçekleştirmiş bir bilim adamıdır.
Sayın Haberal organ nakliyle ilgili bu çalışmasını yaparken, aynı
zamanda ülkemizde mevzuatın hazırlanması açısından da büyük bir emek sarf
etmiş, o dönemde üniversiteyle yasama organı arasında büyük bir mekik
dokumuştur ve organ ve doku nakliyle ilgili yasa ülkemizde 1979 yılında Sayın
Haberal’ın büyük katkı ve emekleriyle yasalaşmış olan bir kanundur. Bu anlamda buradan, emeği geçen Sayın Haberal’a selam ve
saygılarımızı yolluyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli
arkadaşlar, ülkemizde, tabii bu organ nakliyle ilgili diğer ülkelerdeki
hukuksal düzenlemelerin bizimkiyle farkı nedir? Ülkemizde 20 bin organ bekleyen
insan var, ancak… Peki, bu organ naklini nereden temin edebiliriz? Ya canlı
vericiden alınabilir veyahut da “kadavra” dediğimiz, ölüden alınabilir.
Ülkemizde, takdir edersiniz sürekli bir organ mafyası var; organ mafyasının
tamamı canlı vericilerden organ almaktadır. Bunun önüne geçmenin tek bir yolu
varsa, organın kadavradan alınması gerekir. Dünyada ve ülkemizde kadavrada
organ mafyasının yaşandığı herhangi bir vaka yoktur. Bu anlamda, eğer biz
gerçekten organ bekleyen vatandaşlarımıza organ temin etmek istiyorsak mevcut
olan sistemde bir aksaklık var yani sürekli bir organ temin edemiyoruz. Peki,
bunun yolu nedir? Benim tüm milletvekillerinden istirhamım şu: Ben de sizler
gibi bir milletvekiliyim. Size göstermiş olduğum bu kart, mevcut olan
organlarımın tamamını bağışlamış durumdayım. Bunun sebebi nedir? Sebebi şu:
Çünkü organ üretilemiyor. Organın üretilme imkânı olmayacağına göre, bir toprak
olarak eriyip gideceğine göre, bir insanın hayatını yaşatmak gerçekten çok
önemli, kutsal ve alkışlanacak olan bir eylemdir. Bu anlamda, tüm
milletvekillerini organ bağışına davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Peki, değerli
arkadaşlar, şunu söyleyebilirsiniz: Evet, organ bağışlamanın önünde herhangi
bir hukuksal veya dinî bir engel var mıdır? Dinî anlamda da bir engel yoktur.
Ne açıdan dinî anlamda bir engel yoktur? 1980 yılında, 396 sayılı, Diyanet
İşleri Başkanlığının vermiş olduğu yazı uyarınca bunun dinen bir mahzurunun
olmadığını; ayrıca, Maide Suresi’nin 32’nci ayetinde “Kim, bir kimseye hayat
verirse, onun sanki bütün insanlara hayat vermişçesine sevap kazanacağı”nı… Bu anlamda, dinen de bir engel yoktur.
Peki, diğer
ülkeler bu organ eksikliğini, sıkıntısını nasıl gideriyorlar? Önümüzde iki
örnek var: Belçika örneği var, İspanya örneği var. Belçika ve İspanya örneğinde
şu deniliyor: “Eğer kişi on sekiz yaşındaysa, mümeyyizse, temyiz kudretine
sahipse, söylediği, yaptığı işlemin eylem ve sonuçlarını anlayabiliyor ise,
öldükten sonra organının alınmasını yasaklamamışsa, bu, serbest anlamına
gelir.” Yani varsayılı izin anlamına, irade anlamına
gelir.
Bu anlamda,
gerçekten bu çok önemli bir eksikliktir. Mevzuatımızda bu eksikliği bu şekilde
gidermiş olacağız. 20 bin insanın organ beklemesi demek, bir ilçemizin nüfusu
kadardır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MAHMUT TANAL
(Devamla) – 70 bin insanın diyalize girmesi demek, bir ilimizin nüfusu kadardır.
Onun için,
siyaset kurumuna düşen görev, bu çözüm bekleyen sorun için bu yasayı çıkarmak
lazım. Bunun için hepinizin destek vermesini umar, saygılarımı sunarım. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Tanal.
Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz.
AYTUĞ ATICI
(Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; organ bağışını kolaylaştırmak üzere verdiğimiz yasa
teklifi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. İnsan yaşamına değer veren
ve sağlığı kâr edilmesi gereken bir sektör olarak görmeyen bütün
milletvekillerini saygıyla selamlarım.
Değerli
arkadaşlar, bugün ülkemizde binlerce insan organ nakli için sıra bekliyor.
Biraz kendi yakınlarınızı düşünecek olursanız, eminim, bu yüce Meclis çatısı
altında bulunan milletvekillerinin bir kısmının çok yakınları da bu dertten muzdariptir. Hatta daha ileri giderek şunu söyleyebilirim
ki bir hekim olarak: Hepimiz, yarın,
bakın yarın bir organa ihtiyaç duyabiliriz. Yani, eğer dikkate alırsanız
çıkaracağımız bu yasa hem sizleri hem yakınlarınızı, sevdiklerinizi, hepimizi
sevince boğabilir.
Ben acaba “Bu
konuyu hiç düşündünüz mü?” diye merak ediyorum. İçinizde hekim milletvekili
arkadaşlarım var, onlar da hastanelerde ömürlerini geçirdiler. Organ nakli için
sıra beklemenin ne demek olduğunu acaba hiç onlarla konuştunuz mu? Organ
geldiğinde o insanın gözündeki pırıltıyı hiç gördünüz mü? Uzun süre bekleyip de
organ bulamadığında sönen hayallere hiç tanık oldunuz mu değerli arkadaşlar?
Eğer içinizde hekim yok ise eminim ki tanık olmamıştır ama içinizde hekim
arkadaşlarım var, onlar tanık olmuştur tıpkı benim tanık olduğum gibi, hem de
defalarca.
Peki, Türkiye’de
organ ve doku nakli yapılmakta mıdır? Evet, yapılmaktadır hem de büyük bir
başarıyla. Peki, hasta çok mudur? Binlerce hastamız var. Peki, nakil yapan
doktor var mıdır? Çok başarılı doktorlarımız var. Peki, eksik olan ne? Eksik
olan organdır. 10 binlerce diyaliz hastası her gün makinelere taşınıyor ve 10
binlerce hasta artık bu yaşamdan nefret ediyor.
Bakın, yürürlükte
olan Yasa’ya göre, aklı başında olan, farik, mümeyyiz
olan on sekiz yaşın üstündeki herkes isterse organlarını bağışlayabiliyor ama
aniden bir trafik kazası geçiren bir insan bilicini yitirdiğinde o insanın
ailesinin izin vermesi gerekiyor. Bugün Türkiye’de beyin ölümü nedeniyle tedavi
edilen, edilmeye çalışılan insanlardan organ istendiğinde ailelerin sadece ve sadece yüzde 24’ü “Evet.”
diyor, yüzde 76’sı “Hayır.” diyor. Biz de diyoruz ki: Gelin, bu kadar, binlerce
insanın derdine derman olalım, organ verilmesi için eğer herhangi bir insan
aksini beyan etmemişse yani “Benim organlarıma dokunmayın, ben organlarımla
gömülmek istiyorum.” dememiş ise ve bu kişide beyin ölümü gelişmişse bunun
organlarını yakınlarına sormadan alalım ve ihtiyaç sahiplerine verelim. Bu
şekilde, inanın hem organ mafyasının önüne geçmiş olacağız hem organ
ticaretinin önüne geçmiş olacağız hem organ nakli yaptırmak için 100 binlerce
lira para harcayıp yurt dışına giden insanlarımıza bu engeli ortadan
kaldıracağız ve bu insanlara bir umut ışığı olacağız, bu gerçekten dikkate
alınması gereken konu.
Peki, siz para
işlerini de çok dikkatle takip edersiniz ülkenin yüksek menfaatleri için. Bir
küçük rakam vereyim size: Sadece diyaliz malzemesi için 1 milyar avro para
ödemişiz, 1 milyar avro. Eğer o böbrekleri alabilseydik ve bu insanları
kurtarabilseydik bu kadar para hiçbir şekilde harcamayacaktık değerli
arkadaşlarım.
Peki, Sağlık
Bakanlığı on yıldır uyguladığı Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla bu derde derman
oldu mu? Hayır. Niye? Çünkü bu iş çok fazla doğrudan kâr getiren bir iş değil.
Acaba daha kaç on yıl geçecek bu derde derman olabilmek için?
O yüzden Sayın
Sağlık Bakanının da -burada bulunuyor, Genel Kurulun içerisinde- kalkıp bu
yasaya “Evet.” demesini bekliyorum; hem bir hekim olarak hem de bir insan
olarak hem de sağlığı yöneten kişi olarak kalkıp bu yasaya “Evet.” demesini
istiyorum çünkü “Evet.” demek de zorundadır. Bir on yılda yapamadığını şimdi
yapabilir diye düşünüyorum.
Değerli
arkadaşlar, rakamlara baktığımızda, Avrupa’da canlıdan yapılan nakillerde
birinciyiz, çok iyi potansiyelimiz var ama kadavradan yapılan nakillerde
sonuncuyuz. Diyorum ki: Eğer bu yasaya “Hayır.” derseniz bir gün belki vicdan
nakli olur, o hayır diyenlere de vicdan nakli yaparız.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Atıcı.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın
milletvekilleri, saat 20.00’ye kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.58
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 20.02
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza
YALÇINKAYA (Bartın)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan…
BAŞKAN -
Buyurunuz efendim.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Şimdi, sanıyorum, gündem gereği kamu denetçiliğinin
seçimine geçeceğiz. Kamu denetçisi seçimine geçmeden önce bir konuyu Genel
Kurulun ve sizin dikkatinize sunmak istiyorum ve bu çerçevede bir usul
tartışması açmak istiyorum.
Kamu denetçisi
seçimi ve kamu başdenetçisi seçimine ilişkin olarak
Dilekçe Komisyonu üyeleriyle İnsan Hakları Komisyonu üyelerinden oluşan Karma
Komisyonun daha evvel gerçekleştirmiş olduğu toplantılar, kamu denetçisi ve
kamu başdenetçisi seçiminde bir demokraside aranması
gereken kuralların gerisinde kalarak yapılmıştır. Bu seçimin İç Tüzük’e uygun olarak yapıldığı söylenebilir ama yapılan
seçimler, oradan Genel Kurula intikal eden sonuçlar bir demokraside kamu
denetçisi veya kamu baş denetçisi seçiminde aranması gereken nitelikli çoğunluk
aranmadan yapılmıştır. Bu nedenle izninizle bu konuyu usul tartışması
çerçevesinde Meclis kürsüsünden dile getirmek istiyorum efendim.
BAŞKAN – Buyurun
efendim.
YAHYA AKMAN
(Şanlıurfa) – Sayın Başkan, bir açıklama yapmadınız ki, hangi tutum?
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Belki lehte konuşmak isteyen olursa, o da olabilir
tabii.
BAŞKAN – Siz
buyurun aleyhte. Tutumum hakkında aleyhte konuşmak arzusundasınız.
Buyurunuz.
X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER
1.- Dilekçe Komisyonu ile İnsan Hakları Komisyonu
üyelerinden oluşan Karma Komisyonun nitelikli çoğunluğu dikkate almadan
adayları belirlemesi ve Genel Kurula intikal eden bu sonuçlara göre Kamu Başdenetçiliği seçimi yapılmasının usule uygun olup
olmadığı hakkında
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu başdenetçisi ve kamu denetçiliğine ilişkin kanun 14 Haziran
2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş ve daha
sonra yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bütün demokrasilerde, bütün hukuk
devletlerinde vatandaşların, bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin idareye
yani hükûmetlere karşı korunması ve güvence altına alınması çok temel bir
özelliktir. Demokratik toplumların temel özelliği, bireyin hak ve özgürlüklerinin
devlete karşı, idareye karşı güvence altına alınmasıdır. Hukuk devletlerinde,
demokrasilerde esas olan tabii ki idarenin, hükûmetin uygulamalarının yargı
tarafından denetlenmesidir ancak yargı tarafından yapılan denetimde zaman zaman
birey açısından sorun olabilen bazı hususlar ortaya çıkabilmektedir. Yargı
belli bir süreyi gerektirmektedir. Bir vatandaş hükûmetin, bir devlet
dairesinin, bir belediyenin herhangi bir işlemine karşı yargı yoluna başvurduğu
zaman çok uzun bir süreyi göze alması gerekmektedir.
Yine, ikinci
olarak, yargıya başvurmak bir maliyet gerektirmektedir. Dava açmak bir para
ödemeyi, bir harç ödemesini gerektirmektedir. Bütün vatandaşlarımız bu harcı
ödeyebilecek durumda değildir veya idarenin, devlet memurunun yaptığı işlem
nedeniyle o davayı açıp açmamak da o maliyet unsuru nedeniyle, harcın
yüksekliği nedeniyle tereddüt edebilmektedir ve bu nedenle davadan
vazgeçebilmektedir.
Yine, dava açmak,
belli biçimsel koşulları gerektirir. Gerekçenin bir şekli vardır, bu şekle
uygun hareket edeceksiniz, avukat tutacaksınız… Bütün bunlar zaman, maliyet
gibi unsurlar nedeniyle dava yolu bütün demokrasilerde, gelişmiş demokrasilerde
dahi her zaman için vatandaşların başvurduğu bir yol olmayabilmektedir. O
nedenle demokrasiler, bireyin hak ve özgürlüklerine önem veren demokrasiler
bunun dışında bir etkin denetim yöntemini de kendi anayasal sistemlerine,
yönetim sistemlerine dâhil etmişlerdir, bu da o ülkelerdeki adıyla ombudsmanlık, Türkiye'deki adıyla kamu denetçiliğidir.
Kamu denetçiliği
kurumu çok önemli bir kurumdur. Vatandaşın idarenin işlemleri nedeniyle,
eylemleri nedeniyle, davranışları nedeniyle yargıya başvurması hâlinde yargının
verdiği karara idarenin uyma zorunluluğu var iken idareyi bir dilekçeyle kamu
denetçisine şikâyet ederse vatandaş, kamu denetçisinin verdiği karara idarenin
uyma zorunluluğu yoktur. Kanun, bu şekilde, kanun yanlış değil, eksik de değil.
Bütün ülkelerde uygulama nasılsa bu bizim kanunumuz da aynı modeli esas
almıştır, kamu denetçisinin vereceği karar idare için, devlet daireleri için
bir tavsiye kararı niteliğindedir.
Peki, kamu
denetçisinin kararı, tavsiye kararı niteliğindeyse, idare uymak zorunda
değilse, bu nasıl etkin bir denetim sağlayacaktır? Etkin denetim sağlayabilmesi
için kamu denetçisinin, kamu başdenetçisinin bu
kurumun, bütün politikalardan, hükûmet uygulamalarından hatta,
Türkiye Büyük Millet Meclisinden dahi bağımsız olarak konumlandırılması
gerekir, bu yapılırsa ancak başarılı olabilir. Ancak yasa bu şekilde
çıkmamıştır. Yasa, iktidar partisinin, Parlamentoda çoğunluğa sahip olan
iktidar partisinin yapacağı seçimle kamu denetçisini ve kamu başdenetçisini belirleyebilme imkânını getirmiştir, bu
yanlıştır.
Kanundaki bu
eksikliği Komisyonda giderebilmek amacıyla Dilekçe ve İnsan Hakları Komisyonu
üyelerimiz “Belli bir uzlaşıyla kamu denetçilerini seçelim.” yönündeki bir
öneriyi ortaya koymuşlardır. Ancak, iktidar partisi çoğunluğuna güvenerek
“Bizim buna ihtiyacımız yok.” demiştir ve o çerçevede bugün kamu başdenetçisi seçimi de buraya gelmiştir.
Şimdi, bir kamu başdenetçisi seçimi yapılacaktır. Buradan çıkacak olan
kişinin güvenilir, bütün kamuoyunun itibarına sahip bir kişi olabilmesi için
tartışmalardan uzak bir kişinin seçilmiş olması gerekir. Ancak, hükûmetin kendi
çoğunluğuna dayanarak bu seçimi gerçekleştirme arzusu...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN –
Teşekkürler.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sözlerimi toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Tamam,
son cümlenizi de alalım.
Buyurunuz.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hükûmetin veya
iktidar partisinin bu yöndeki arzusu, kamu başdenetçisinin
seçimini baştan gölgelemiştir. Biz böyle bir seçimin doğru olmadığını
düşünüyoruz. Kamu denetçisi seçiminde bu nedenle, Karma Komisyondaki ilk
toplantılara katılmış olmakla birlikte, daha sonra arkadaşlarımız o seçime
katılamamışlardır. Aynı tutumun burada da devam etmesi hâlinde, bu seçime de
iştirak edemeyeceğimizi burada bildiriyorum.
Kamu başdenetçisi seçilecek olan kişiye de buradan bir tavsiyede
bulunmak istiyorum: Gerçekten başarılı bir icraatta bulunmak istiyorsa, hükûmet
çoğunluğunun, iktidar partisi çoğunluğunun kendisini seçmiş olması gerçeğini
bir kenara atması gerekir, ancak o takdirde bağımsız olabilecektir, tarafsız
olabilecektir.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Hamzaçebi.
Lehte, Kayseri
Milletvekili Sayın Elitaş.
Buyurunuz. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Kamu Denetçiliği
Kanunu geçtiğimiz yasama yılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda
yasalaştı ve gerçekleşti. Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girdiğinden
dolayı bu haziran ayında, temmuz ayında yapılması gereken seçim yapılamadı.
Kanunda zaten
gerekli düzenlemeler mevcut. Karma Komisyon, bu konuyla ilgili kendisine
müracaat edenlerin üzerinde bir mutabakata vardı ve kanundaki istenen çoğunluk
çerçevesinde 3 adayı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından
seçilmek üzere değerli üyelerin bilgisine sundu. Biraz sonraki yapacağımız
gizli oylama içerisinde bu 3 aday içerisinden değerli milletvekillerimiz
kimleri tercih ederse, gizli oylama şeklinde yapılacak bir seçimle bu
neticelenmiş olacak. Yani bunun bu şekilde olması, kanundaki usullere ve
esaslara uygun bir şekilde değerlendirilmesi “Burada, bu şekilde yapılamaz.”
diye iddia etmek, kanaatimce ne Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’ne ne de şu andaki Meclis Başkanlık Divanının
tutumuyla ilgili bir usul tartışmasını açacak bir durum değil. Çünkü Karma
Komisyon, bu konuyla ilgili görüşlerini beyan etmiş, sonuçlarını Meclis
Başkanlığına iletmiş ve Meclis Başkanlığı da bunun hangi usul ve esaslar
çerçevesinde ne zaman yapılacağıyla ilgili görüşlerini gündemine almış ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi de bugün, kamu denetçisi, başdenetçiyi
seçmek üzere biraz sonra oylamaya geçecek.
Yapılan usulün,
yapılan çalışmanın Türkiye Büyük Millet Meclisinin usullerine aykırı bir durum
ortaya çıkarmadığını ifade ediyorum. Meclis Başkanının biraz önce aldığımız
karar çerçevesince ki, AK PARTİ Grubunun aldığı grup önerisinde de bugün
“turların arka arkaya devam etmesi ve neticelendirmesi” şeklinde. Kanunda
yazılan bir uygulamanın bugün icraata geçmesiyle ilgili bir düzenlemedir.
Meclis Başkanlık Divanının bu konuda yapacağı herhangi bir durum söz konusu
olmadığından dolayı seçimlere geçilmesinin doğru olacağı kanaatindeyiz.
Bu görüşlerle
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sarılarında alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz, Sayın Elitaş.
Aleyhte, Manisa Milletvekili Özgür Özel.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Efendim, yazılı olarak da verdim Sezgin Tanrıkulu’na devrediyorum
efendim.
BAŞKAN – Öyle mi?
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Evet, efendim.
BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Tanrıkulu. (CHP sıralarında alkışlar)
MUSTAFA SEZGİN
TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten ombudsmanlık, Kamu denetçiliği çok önemli bir kurum,
Türkiye’ye getirilmiş olması da çok önemli ancak bu getiriliş biçimi hem
yasanın kendisi hem de getiriliş biçimi şimdiden çok ağır bedellere gebe.
Şimdi, burada
biraz sonra seçim yapacaksınız. Seçimle ilgili olarak, seçeceğiniz muhtemel
adayla ilgili olarak çok ciddi iddialar var. Ben Hrant
Dink davasından müdahil avukatlardan birisiydim. O davada Hrant
Dink’i ölüm sürecine götüren sürecin, bir yargı
süreciyle başladığını da biliyorum, bir mahkûmiyet süreciyle başladığını
biliyorum ve o mahkumiyet sürecine katkısı olmuşlardan
birisi, biraz sonra burada bu yüce Meclisin önüne kamu denetçisi adayı olarak
gelecek. Tek başına bu bile bu seçimi gölgelemektedir. Kamu vicdanında bu kadar
ağır yara edinmiş ve büyük bir travma yaratmış bir
olayın sürecinde negatif katkısı olan bir adayın, bütün Türkiye bakımından kamu
denetçisi olabilecek olması, gerçekten üzerinde çok düşünmemiz gereken bir
olaydır.
Bunu başarılı bir
biçimde yapabilirdik, yasanın kendisini nitelikli bir çoğunluğa
dönüştürebilirdik veya alt komisyonda ve Komisyonda da muhalefetin görüşünü
alabilirdiniz, hem başdenetçinin nitelikleri
konusunda hem de denetçi yardımcılarının nitelikleri konusunda bir uzlaşma
yaratabilirdik veya bir konsensüs yaratabilirdik, bir
Meclis geleneği oluşturabilirdik fakat maalesef buna yanaşmadınız.
Şimdi elimde,
Orhan Gazi Ertekin’in -daha önce de bu kitaptan bahsetmiştim bu kürsüde- “Yargı
Meselesi Hallolundu” adlı kitabı var. Bu kitabın
79’uncu sayfasında bir kıdemli yargıçtan söz ediyor, okumanızı tavsiye ederim,
bu bölümü okumanızı tavsiye ederim. Şimdi, böyle niteliklere sahip, hakkında
böyle iddia olan birisinin biraz sonra sizler tarafından kamu denetçisi olarak
seçilecek olması gerçekten bu Meclis bakımından kabul edilecek bir şey
değildir, objektiflik açısından doğru değildir, nitelikleri bakımından doğru
değildir. Diğer adayların niteliklerine geçmiyorum ama eğer kamu denetçiliği
kurumunu AB standardında bir kuruma dönüştürmek istiyorsak benim sizlere
önerim, bu seçimi bugün burada yapmamaktır, yasağa rağmen yapmamaktır. Eğer
yaparsanız bu kurumu da diğer kurumlar gibi kendinize benzetirsiniz ve işlevsiz
bir hâle dönüştürürsünüz. Kamu denetçiliği, iktidarı ve devletin uygulamalarını
denetlemek için getiriliyor ama sizin uygulamalarınızı aklayacak, belli
masalarda şahitlik yapmış insanları buraya bu güvenilir kurum bakımından
getirmeniz hiçbir biçimde uygun olmayacaktır.
Ayrıca,
kendisiyle ilgili başka iddialar da var, isim vermek istemiyorum, birçok davada
beraat konusunda veya başka konularda telkinde bulunduğu konusunda iddialar
var. Bu iddiaları da sizlerin vicdanınıza terk ediyorum.
Teşekkür ederim.
(CHP sıralarından alkışlar)
YAHYA AKMAN
(Şanlıurfa) – Lehte…
BAŞKAN – Sayın
Akman, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YAHYA AKMAN
(Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle Sayın Başkanım,
siz bugün saat tam 20.00 gibi oturumu açtınız. Sadece oturumu açtığınızı ifade
ettikten sonra Sayın Grup Başkan Vekili, usul hakkında tartışma açmak
istediğini söyledi. Hâlbuki siz, nasıl bir icraat yapacağınızı, hangi konuyu
görüşeceğinizi dahi henüz Genel Kurulun bilgisine sunmamış idiniz. O anlamda, doğrusu usul tartışması açmak Başkanın takdirinde
olmakla beraber, ben usul tartışmasını düzenleyen İç Tüzük’ün
63’üncü maddesine bakıyorum: “Görüşmeye yer olup olmaması, Başkanı gündeme veya
Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışma usullerine uymaya davet, -bir de üçüncü
olarak- bir konuyu öne alma veya geriye bırakma gibi usule ait konular, diğer
işlerden önce konuşulur.” ifadesi var birinci fıkrada. Ben bunların
hiçbirisiyle doğrusu bağdaştıramadım. Onu önce ifade etmem lazım. Ama siz usul
tartışması açmış oldunuz. Bu usul tartışması sırasında, bugün Anayasa’nın
74’üncü maddesinin amir hükmü gereği yapmamız gereken bir işi bir şekilde
tartışmaya açmış olduk. Hâlbuki siz Başkanlık Divanı olarak, Anayasa’nın
74’üncü maddesinde çok açık bir şekilde ifade edilmiş olan kamu denetçiliğinin başdenetçisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunca dört yıl için seçileceğini ve bu oylamanın usullerini ifade eden
dördüncü fıkrasının gereğini yerine getirmiş oluyorsunuz. Bu anlamda herhangi
bir usule aykırılık söz konusu değil.
Yine, bu Anayasa
değişikliğinin ve kanunun hazırlanması sırasında ciddi emeği olmuş bir
arkadaşınız olarak, gerek Komisyon aşamalarını, yani Karma Komisyonun toplanıp
karar alma aşamalarını gerek diğer aşamaları takip etmiş bir arkadaşınız olarak,
Anayasa 74’üncü maddede öngörülen ve özel kanunda öngörülen yasaya hiçbir
aykırılık görmediğimi, bulmadığımı açıkça ifade etmek istiyorum.
Eğer Sayın Hamzaçebi’nin itirazı, burada bir AK PARTİ çoğunluğu
var, bu AK PARTİ çoğunluğu nasıl olsa Anayasa’da belirtilmiş olan nisaplar
çerçevesinde arzuladığı kişiyi gizli oylamayla da olsa başdenetçi
seçer gibi bir şeyden hareket ediyorsa, bu itiraz, bugün buradaki usule ilişkin
bir itiraz değil, 12 Haziran 2011’de milletin verdiği karara bir itiraz
anlamına geleceği için bu itirazı millete yapması gerektiğini ben düşünüyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bu Genel Kurul
çalışmaları sırasında itiraz edilecek hiçbir husus yok. Her şey Anayasa’nın, İç
Tüzük’ün ve ilgili yasanın gerekleri doğrultusunda
devam ediyor ve Başkanlık Divanının bu konuyla ilgili Birinci Oturumda karar
almış olduğu üzere… Yani bugün AK PARTİ Grubunun önerisi üzerine bu seçimlerin
yapılacağına dair Genel Kurulun kararı var. Bugün bu icra ediliyor. Herhangi
bir usule aykırılık yok. Bir an önce seçimlere geçilmesini istirham ediyorum.
Yüce heyeti
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Akman.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı benim konuşmamın sadece
bir bölümünü alarak bir değerlendirme yaptı. Ben hem kamu başdenetçisinin
seçiminden hem de kamu denetçilerinin seçiminden söz ettim. Anayasa’nın 74’üncü
maddesi sadece kamu başdenetçisinin seçimine ilişkin
usulü düzenler.
YAHYA AKMAN
(Şanlıurfa) – Ama bunu burada tartışmıyoruz dikkat ederseniz.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Kamu denetçilerinin seçimine ilişkin husus kanunla
düzenlenmiştir ancak orada da nitelikli çoğunluk aramıştır Hükûmet buraya
getirmiş olduğu kanun tasarısıyla ve yasalaşan kanunla.
Şimdi, benim
konuşmamın sadece başdenetçiye ilişkin bölümünü alıp
kamu denetçisine ilişkin olarak Komisyonda yaşananları anlattığım bölümü
konuşmacı atlarsa, eksik bir değerlendirme yapmış olur.
Mesele,
Komisyonda kamu denetçilerinin seçim sürecinden başlıyor. Kamu başdenetçisi seçimi onun ikinci aşamasıdır. Aynı anlayış
her iki seçimde de ortaya konmuştur: “Biz iktidar çoğunluğumuzla, Parlamento
çoğunluğumuzla bu seçimi kendi başımıza yapacağız, size ihtiyacımız yoktur.”
Benim eleştirdiğim anlayış budur.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Konu
netleşmiştir efendim.
Teşekkür ederiz
Sayın Hamzaçebi.
Divan olarak
kararımızda bir değişiklik yoktur.
Gündemin “Seçim”
kısmına geçiyoruz.
XI.- SEÇİMLER
A) Kamu Başdenetçiliği Seçimi
1.- Kamu Başdenetçisi seçimi (S.
Sayısı: 356) (x)
BAŞKAN – Şimdi,
bu kısımda yer alan kamu başdenetçiliği için
yapılacak seçime başlıyoruz.
Anayasa’nın 74 ve
6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 11 ve geçici 1’inci maddeleri
hükümlerine göre, seçim gizli oylamayla yapılacaktır. Başdenetçi
seçilebilmek için ilk iki oylamada üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu yani
367 oy, üçüncü oylamada üye tam sayısının salt çoğunluğu yani 276 oy
aranacaktır; üçüncü oylamada salt çoğunluk sağlanamazsa, bu oylamada en çok oy
alan 2 aday için dördüncü oylama yapılacak ve dördüncü oylamada karar yeter
sayısı olmak şartıyla
en fazla oy alan aday seçilmiş olacaktır.
Şimdi, Dilekçe
Komisyonu ile İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyelerinden oluşan Karma
Komisyonca belirlenen 3 kamu başdenetçisi adaylarının
adlarını okuyorum: Yavuz Erkmen, Mehmet Nihat Ömeroğlu, Halime Nuray Turcan.
Komisyonca
belirlenen adayların adlarını içeren oy pusulası Başkanlıkça bastırılmıştır.
Şimdi gizli oylamanın ne şekilde olacağını arz ediyorum: Komisyon
ve hükûmet sıralarında yer alan kâtip üyelerden, komisyon sırasındaki kâtip
üyeler, Adana'dan başlayarak Denizli'ye kadar -Denizli dâhil- ve Diyarbakır’dan
başlayarak İstanbul’a kadar -İstanbul dâhil- hükûmet sırasındaki kâtip üyeler
ise İzmir'den başlayarak Mardin’e kadar -Mardin dâhil- ve Mersin’den başlayarak
Zonguldak’a kadar -Zonguldak dâhil- adı okunan milletvekiline mühürlü oy
pusulası ile zarf verecek ve milletvekilinin adını ad defterinden
işaretleyecektir.
Oyunu kullanacak
sayın milletvekili mühürlü oy pusulasıyla zarfı aldıktan sonra oy kabinine
girecek, oy pusulasında adları yazılı adaylardan hangisine oy verecekse o
adayın adının önündeki kutucuğu çarpı işaretiyle işaretleyip, oy pusulasını
kabinde zarfa koyduktan sonra Başkanlık Divanı kürsüsü önüne konulan oy
kutularına atacaktır.
Sayın üyelerin
oylamada dikkat edecekleri hususları arz ediyorum: Oy kullanılırken adaylardan
sadece birinin adının önündeki kutucuk işaretlenecektir. Birden fazla adayın
işaretlendiği oy pusulaları geçersiz sayılacaktır. Kabinlere aynı renk tükenmez
kalemler konulmuştur, sayın üyeler bu kalemleri kullanacaklardır. Oy
pusulasında oyun kime ait olduğunu belirleyecek herhangi bir işaret, imza,
karalama veya kabinlerdeki kalemlerden başka renkli bir kalem kullanma gibi
durumlarda oy geçersiz sayılacaktır. Geçerli oy tercihi belirten çarpı işareti
dışında hiçbir işaret taşımayacaktır.
Oylama gizli
olacağından vekâleten oy kullanılmayacağını belirtiyorum.
Sayın kâtip
üyelerin yerlerini almalarını rica ediyorum.
Birinci oylamada
kullanılacak mühürlü oy pusulaları ve zarfları sayın kâtip üyelere teslim
edilsin.
Sayın
milletvekilleri, oylamanın sayım ve dökümü için ad çekme suretiyle 5 kişilik
bir tasnif komisyonu tespit ediyorum:
Balıkesir
Milletvekili Ali Aydınlıoğlu? Yok.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önceki açıklamanızda vekâleten gizli oylama…
(x)
356 S. sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
BAŞKAN - Samsun
Milletvekili Cemalettin Şimşek? Burada.
Kilis
Milletvekili Fuat Karakuş? Yok.
Bursa
Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu? Burada.
Denizli
Milletvekili Nihat Zeybekci? Burada.
Konya
Milletvekili Faruk Bal? Yok.
Afyonkarahisar
Milletvekili Sait Açba? Yok.
Adana
Milletvekili Ali Küçükaydın? Yok.
Iğdır
Milletvekili Sayın Sinan Oğan? Yok.
Ankara
Milletvekili Haluk İpek? Burada.
Burdur
Milletvekili Hasan Hami Yıldırım? Burada.
Bu 5 Sayın
Milletvekili Tasnif Komisyonunda görevli olacaklardır.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Evet,
buyurun Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Biraz önce, oylamanın olacağıyla ilgili yaptığınız açıklamada gizli
oylama yapıldığından dolayı vekâletle oy kullanılamayacağıyla ilgili bir
açıklamada bulundunuz.
BAŞKAN – Evet.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Bu, Anayasa’ya ve İç Tüzük’e aykırı bir
durumdur, o konuda usul tartışmasını…
BAŞKAN – Aykırı
değildir efendim.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, usul tartışması açmak istiyorum.
BAŞKAN – Kesin
bir hüküm yoktur. Bir oylamada daha böyle kullanılmıştır. Bir gizli oylamanın
ruhuna uygun değildir vekâleten oy kullanmak efendim.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, tutumunuzla ilgili usul tartışması açmak istiyorum.
BAŞKAN –
Anayasa’da net bir hüküm yoktur ve açıktır.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?
BAŞKAN – Evet.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – 63’üncü maddeye göre, uygulamanızla ilgili usul tartışması açmak
istiyorum.
BAŞKAN – Seçime
geçtik artık.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, ama siz seçime geçerken bir irade beyanında
bulundunuz. Usul tartışması açmadan bu seçimi yapamazsınız.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, bu uygulamayı -isterseniz bakabilirsiniz- daha önce
de uyguladım.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, siz Anayasa’dan ve İç Tüzük’ten
almadığınız bir yetkiyi kullanarak…
BAŞKAN – Bakınız
sayın milletvekilleri, bir gizli oylamada vekâleten oy kullanmak gizli
oylamanın ruhuna aykırıdır. Açık oylamada vekâleten oy kullanabilirsiniz ama
gizli bir oylamada vekâleten oy kullanmak gizliliğe aykırı bir husustur.
Anayasa’da bu açık bırakılmış bir husustur. Onun için…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, Anayasa’da açık olan kısmı siz neye dayanarak
kapatıyorsunuz? Neye dayanarak bu hükmü veriyorsunuz? Sayın Başkan, 63’üncü
maddeye göre…
BAŞKAN –
Anayasa’da gizli oylama belirtilmemiştir.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, izin verir misiniz?
BAŞKAN – Buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – 63’üncü maddeye göre, tutumunuz hakkında usul tartışması açmak
istiyorum.
MEHMET ŞANDIR (Mersin)
– Sayın Başkan, oylama başladı.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Oylama devam ederken usul tartışması olmaz Sayın Başkan.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, biraz önce Sayın Grup Başkan Vekilinin usul
tartışmasıyla ilgili girdiği konuda usulle alakalı hiçbir şey olmazken…
BAŞKAN – Şimdi,
sayın milletvekilleri, biz oylamaya başlamış bulunuyoruz. Tasnif Komisyonu da
seçilmiş bulunmaktadır.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Müsaade eder misiniz Sayın Başkan? Sayın Başkan, ben bir sözümü
bitireyim, ondan sonra…
BAŞKAN – Lütfen…
Bunu daha önceki yaptığımız uygulamaları incelerseniz göreceksiniz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?
Siz bu iradenizi
beyan ettikten sonra ben itiraz ettim, “Sayın Başkan, yaptığınız açıklama usule
aykırı. Usul tartışması…” dedim, “Kura çekiyorum.” dediniz. Oylamaya geçmeden
önce siz iradenizi söylediğiniz anda ben bu konuyu gündeme getirdim. Efendim,
usul tartışması açın, 63’üncü maddeye göre değerlendirmemizi yapalım.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir işlem…
BAŞKAN – Yani
usul tartışması…
BİNNAZ TOPRAK
(İstanbul) – Ya, vicdanınız yaralanmıyor mu?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, ben 63’e göre böyle bir istemde bulunduğum anda, siz
bu konuyu değerlendirme değil, usul tartışması sonucuna göre değerlendirme
yapacaksınız.
BAŞKAN – E tabii,
buyurun Sayın Elitaş.
Sayın
milletvekillerimiz, usul tartışmasını…
Buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, lehte, aleyhte söz isteyenleri yazacak mısınız?
VELİ AĞBABA
(Malatya) – Aleyhte söz istiyorum.
ÖZGÜR
ÖZEL(Manisa) – Aleyhte istiyorum.
BAŞKAN – Siz
buyurun Sayın Elitaş.
X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER (Devam)
2.- Kamu Başdenetçiliği seçimi
için yapılacak gizli oylamada bakanların vekâleten oy kullanıp
kullanamayacakları hakkında
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, yaptığınız işlem ne Anayasa’ya ne İç Tüzük’e uyan bir işlemdir.
BİNNAZ TOPRAK
(İstanbul) – Sizin yaptığınız da hiçbir şeye uymuyor, vicdana uymuyor.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Ama şu anda, kendiniz, siz…
Sayın Başkan,
beni dinliyor musunuz? Ben sizinle ilgili…
BAŞKAN –
Duyuyorum. Siz Genel Kurula hitap ediniz, ben duyuyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Sayın Başkan ama Genel Kurulun kanaati değil, şu anda sizin
kanaatiniz ön plana çıktı. Eğer siz Genel Kurulun kanaatine uyacaksanız,
63’üncü maddeye göre, ona göre konuşalım.
Şu anda, siz,
Genel Kurulun kanaatini almadan, kendi görüşleriniz doğrultusunda “Böyle bir
uygulama yapıyorum, geçmişte de bu şekilde uygulama olmuştur.” diye bize
herhangi bir örnek göstermeden, belki kendi yaptığınız uygulamadır ama o
uygulama da olmadı.
Ben altı yıldır
burada Grup Başkan Vekiliyim, on yıldır milletvekiliyim, Anayasa oylamalarında
ve gizli oylamaların tamamında vekâlet verilmiştir. Nitekim,
Anayasa’nın 96’ncı maddesi Bakanlar Kurulunun hangi noktada vekâlet
verecekleriyle ilgili düzenlemeyi yapmış. Toplantı ve karar yeter sayısı,
bakın, 96…
BAŞKAN – Genel
Kurula hitaben konuşun efendim, ben duyuyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Peki Sayın Başkanım.
96’ıncı maddenin
ikinci fıkrası “Bakanlar Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılmadıkları
oturumlarında, kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki
verebilirler. Ancak bir bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy
kullanabilir.”
İç Tüzük’ümüz de 147’nci maddede gizli oylamayı tanımlamış:
“Anayasa veya kanun gereğince açık oylamanın zorunlu olduğu hallerde veya
İçtüzüğün işaret oyuyla hallinin zorunlu olduğunu belirttiği konularda yahut
açık oylamanın İçtüzük uyarınca istem üzerine yapıldığı hallerde, gizli oylama
yapılamaz.
Yukarıdaki
fıkrada yazılı haller dışında gizli oylama yapılabilmesi için yirmi
milletvekilinin bir önerge ile, gizli oylama
yapılmasını istemesi ve bu istemin Genel Kurulca kabulü lâzımdır. Karar
görüşmesiz işaret oyuyla alınır.”
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Bu,
gizli oylamanın nasıl yapılacağı konusunda Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – İzin verir misiniz Sayın Başkan?
BAŞKAN – Buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – 148’inci madde de gizli oylamanın usulünü tadat etmiş.
BAŞKAN – Yapmış…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – “Milletvekillerine, beyaz, yeşil ve kırmızı renkte üç yuvarlak
birden verilir. Bunlardan oy olarak kullanılacak yuvarlak, bunun için
gösterilen kutuya atılır. Diğer iki yuvarlak ayrıca belirtilen yere bırakılır.”
Bakın Sayın
Başkan, İç Tüzük gizli oylamada nasıl oy kullanılacağıyla ilgili düzenlemeyi
yapmış, Bakanlar Kurulu üyelerinin kimlere vekâlet edeceğiyle ilgili kısmı
Anayasa tadat etmiş. Anayasa'nın yaptığı bir düzenlemeyi, şu anda siz, kendi
iradenizle, Başkanlık kürsüsüne oturmanın verdiği yetkiyle Anayasa'ya aykırı
bir uygulama yapmaktasınız.
ALİ ÖZGÜNDÜZ
(İstanbul) – Gizli oylamada vekâlet olmaz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Biz yirmi altı maddelik Anayasa değişikliğimizi yaptığımız süreçte
dahi, Anayasa oylamalarını yaparken dahi, bugüne kadarki bütün oylamalarda
Bakanlar Kurulu üyeleri başkalarına vekâleten oy kullanmıştır. Zaten “Vekâleten
oy kullanmak.” demek, hangi tür oylama olursa olsun, herhangi bir bakan başka
bir bakana oy verdiği takdirde oyunun rengini de ifade etmiştir ama o, oy veren
ile vekâleti veren arasındaki bir anlaşmadır, hangi noktada oyunu verdiğini
beyan etmek kendi ihtiyarlarına bırakılmıştır. Bu anlamda, sizin, gizli
oylamayı Anayasa değişikliğinde veya başka bir şeyi yaparken “Gizli oylama
yapmıyoruz.” diye ifade etmeniz Anayasa'ya aykırı bir tutumdur. Nitekim, bu yaptığımız, oy yuvarlaklarını kullanmak da
değil, işaretle 3 kişiden 1 tanesini -hangi kutuya- kimi seçeceğimizle ilgili
işareti siz “Şunun üzerine bir işaret koyacak.” diye ifade ettiniz. Buradaki
yaptığımız oylamanın gizli oylama süreci olması noktasında sizin yaptığınız
tutumun yanlış olduğunu, Sayın Başkan, İç Tüzük’ün
63’üncü maddesine göre bu şekildeki bir usul tartışması konusunda eğer Türkiye
Büyük Millet Meclisi üyelerinin bu konuda kararını almak istiyorsanız Genel
Kurulun oyuna başvurduğunuz takdirde herhâlde net bir sonuca ulaşırız diye
düşünüyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Elitaş.
Lehte, Manisa Milletvekili Özgür Özel.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’a devrediyorum.
BAŞKAN – Sayın
Tanal, buyurunuz.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
gizli oy kullanmanın asıl mantığı şu: Kurulan kabinlerin içerisine giren
milletvekili perdeyi çektikten sonra kendisi ve vicdanıyla baş başa kalarak
kimsenin görmeyeceği, duymayacağı, işaret edilemeyeceği bir şekilde oy kullanma
zemini hazırlanıyor orada ve bu şekilde gizli oylamada şu yapılamaz: “Ben
vekâletimi (A) şahsına, bakan olarak verdim ve benim bakan olarak vermiş
olduğum vekâlete Sayın Bakan Özer Bey gidip orada oy kullanamaz çünkü ben,
Sayın Bakan Özer Bey’e irademi açıklamış olurum.” Bu ise aynı zamanda ne olmuş olur? Gizliği ihlal etmiş oluruz yani
gizliğin asıl mantığı, kimseye iradenizi açıklamamış olacaksınız, beyan etmemiş
olacaksınız, duyurmamış olacaksınız, söylememiş olacaksınız, onu vicdanıyla,
Allah’la baş başa bırakmış olacaksınız. Ama burada Sayın Grup Başkan Vekilinin
söylediği hadise “Efendim, bir bakan bir başka bakana vekâlet verir, vekâleti
açıkça kullanır.” Bu, vekâletin gizliği, daha doğrusu oyun gizliliğiyle
bağdaşan bir husus değil yani gizlinin hukuktaki mefhumu muhalifinden çıkan
ters mana, kimsenin duymaması lazım, kimseyle paylaşılmaması lazım, kimseye fikrin
açıklanmaması anlamı çıkar. Bu anlamda, gizli olan oylamalar şahsa sıkı sıkıya
bağlı olan bir haktır. Şahsa sıkı sıkıya bağlı olan bir hak başkasına
devredilemez. Bu aynı zamanda bir kişilik hakkı gibidir yani biz kişilik
haklarımızı nasıl üçüncü şahıslara devredemiyor isek gizli oy da kişiliğe
bağlı, sıkı sıkıya bağlı olan bir haktır. Sıkı sıkıya kişiliğe bağlı olan bir
hakkın bir başka şahsa devredilmesi imkânsızdır.
Bu anlamda, Sayın
Başkanın tutumu Anayasa’ya ve tüm evrensel hukuk kurallarına, bugüne kadarki
Meclisin teamüllerinin tamamına uygundur. Teamüllerin hepsini bilmek, on yıldan
beri milletvekili olma anlamına gelmez; on yıl milletvekili olur ama teamülleri
bilmez. (CHP sıralarından alkışlar) Bu anlamda Sayın Grup Başkan Vekilinin
yorumu yerinde değildir.
Hepinize
saygılar. Başkanın tutumu yerindedir.
Teşekkür ederim.
(CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Tanal.
Aleyhte, İstanbul Milletvekili Mehmet Doğan Kubat.
Buyurunuz Sayın
Kubat. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET DOĞAN
KUBAT (İstanbul) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; tutumunuzun
aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, Anayasa’nın 96’ncı maddesinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin
toplantı ve karar yeter sayısı açık biçimde düzenlenmiştir. 96’ncı maddenin
ikinci fıkrası, Bakanlar Kurulu üyelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
katılamadıkları oturumlarında kendi yerlerine oy kullanmak üzere bir bakana
yetki vereceklerini amirdir.
Bu, çok net,
kısıtlayıcı herhangi bir hüküm içermeyen açık bir maddedir. Yani burada gizli
oylama, işaretle oylama veya açık oylama ayrımı yapılmaksızın, bakanın bir
diğer bakanı vekil tayin etmek suretiyle oyunu kullanabileceğini belirtmektedir.
Dolayısıyla, hukukun bilinen bir kuralıdır: “Bir konuda yasaklama yoksa o
konuda aslolan serbestliktir.”
Nitekim, İç Tüzük’ümüzün 139’uncu maddesinde oylama biçimleri
düzenlenmiştir, işaretle oylama, açık oylama ve gizli oylama şeklinde.
Şimdi, bir bakan
diğerini vekil tayin ettiği zaman işaret veya açık oylama yönünden bunu kabul
edip… Çünkü o vekâletlerde bakan, hiçbir zaman “Görüşülen konunun lehinde oyumu
kullanmak üzere…” veya “Aleyhinde oyumu kullanmak üzere…” diye vekâlet
vermiyor, “Benim şu oturuma katılamamam nedeniyle mevcut durumu değerlendirip
ona göre takdir hakkını size bırakmak suretiyle oyumu kullanın.” diye vekâlet
veriyor. Dolayısıyla, gizli oy açısından da bunun kabul edilmemesi İç Tüzük’e ve Anayasa’ya aykırıdır.
Kaldı ki gizli
oylamada vekâlet yönteminin uygulanmasına örnek olarak, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Tutanak Dergisi’nin 22 Temmuz 1995 tarih ve 146 sayılı Birleşiminde
aynı vekâlet yoluyla gizli oylamada oy kullanılmıştır.
Yine, Meclis
Başkanlığı seçimindeki örnek uygulama için de Türkiye Büyük Millet Meclisi
Tutanak Dergisi’nin 19 Kasım 2002 tarih ve 2 numaralı Birleşiminde de yine
gizli oylama vekâlet yoluyla yerine getirilmiştir. Bu incelenirse, çok net
biçimde gizli oylamalarda da vekâlet usulünün geçerli olduğu sonucuna
varılabilir.
Sayın Başkanım,
biz, İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göre, eğer bu
konudaki tutumunuzun değişmemesini düşünüyorsanız, yüce Genel Kurulun oylarına
başvurarak bu konudaki teamülün Meclis kararıyla saptanmasını talep ediyor,
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Kubat.
Lehte, Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba.
VELİ AĞBABA
(Malatya) – Sayın Binnaz Toprak’a devrediyorum söz hakkımı.
BAŞKAN – Sayın
Toprak, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
BİNNAZ TOPRAK
(İstanbul) – Sayın Başkan, çok sevgili milletvekili arkadaşlarım; ben bugün
sizin vicdanlarınıza hitap etmek istiyorum.
Bakın, Hrant Dink öldüğünde 1 milyon insan arkasından yürüdü,
onların arasında ben de vardım ve Türkiye çok ciddi bir travma
yaşadı. Üstüne üstlük çok yakın zamanlarda, Darbeleri Araştırma Komisyonu, Hrant Dink olayının da araştırılması gerektiğine karar
verdi. Bu, Türkiye için gerçekten çok önemli bir davadır ve Hrant
Dink’in ölümüne neden olan olaylar zincirinde şimdi
bu 3 kişi arasında olan ve duyduğum kadarıyla AKP’nin yetkililerinin tercih
ettiği bir isim de var; ismi söylemeyeceğim, zannediyorum biliyorsunuz.
Şimdi, bakın,
böyle bir şey gerçekten kabul edilemez diye düşünüyorum. Eğer ombudsmanlık diye bir kurum burada ihdas ediyorsak bunu
şunun için yapıyoruz: Oraya vicdanı olan, hakikaten bağımsız, tarafsız
davranacağına emin olacağımız birinin oturması ve dolayısıyla da vatandaş ile
devlet arasında herhangi bir sorun çıktığında, vatandaşın bir şikâyeti
olduğunda buna vicdanlı bir şekilde, tarafsız bir şekilde karar verecek bir
kişinin olması. Böyle bir kişi eğer seçilecek olursa -bir kere, teessüf
ediyorum, bu ismi düşünmüş olduğunuz için bile teessüf ediyorum- böyle bir isim
seçilecek olursa bunu siz kendi vicdanlarınıza da anlatamazsınız diye
düşünüyorum, bu bir.
Kamuoyuna ve
uluslararası kamuoyuna hiç, hiç anlatamazsınız. Ben şahsen uluslararası
kamuoyunun bunu duyması için de elimden gelen her türlü çabayı göstereceğime
burada, bu Mecliste söz veriyorum.
Böyle bir şey
kabul edilemez, dünyada hiçbir örneği yoktur. Dolayısıyla, lütfen ve lütfen
vicdanlarınızın sesini dinleyerek oy verin. Burada parti disiplini söz konusu
değil; burada söz konusu olan, gerçekten de adalettir ve insanların vicdan
duygusudur.
Teşekkür ederim.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Toprak.
Sayın
milletvekilleri, tutumumda bir değişiklik yoktur…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri)
– Sayın Başkan…
BAŞKAN - …gizli
oy kararımda ısrar ediyorum…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?
BAŞKAN - …ve bu
konu kapanmıştır.
Oylamaya
geçiyoruz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz?
BAŞKAN - Oylamaya
Adana ilinden başlıyoruz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, bir cümle söyleyeyim müsaade edin.
BAŞKAN – Buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Bakın, son bir buçuk ay içerisinde biz iki gizli oylama yaptık.
Biri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, 2014 yılı mahallî idare seçimlerinin
2013 Ekim ayına alınmasıyla ilgili yaptığımız gizli oylamadır. Sayın bakanlar
vekâleten oy kullandı. (CHP sıralarından “Yanlış” sesleri)
Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Elitaş…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Müsaade edin Sayın Başkan.
Yine aynı
şekilde, Sayın Başbakanla ilgili yapılan soruşturma görüşmeleri sırasında
yaptığımız gizli oylamada yine sayın bakanlar vekâleten oy kullandı. (CHP
sıralarından “Yanlış” sesleri)
BAŞKAN – Sayın Elitaş, bunları belirttiniz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, şu anda siz Anayasa’nın üzerinde…
BAŞKAN – Sayın Elitaş, demin de aynı şeyleri söylediniz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – …Anayasa’nın 96’ncı maddesinin üzerinde ve Anayasa’ya aykırı bir
tutum içerisindesiniz.
BAŞKAN – Bakınız
Sayın Elitaş…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Anayasa’ya aykırı bir işlem yaparak…
BAŞKAN – …sayın
milletvekilleri…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, Anayasa’ya aykırı bir işlem yapıyorsunuz.
BAŞKAN – Ben
Anayasa’nın üzerinde karar vermiyorum; ben, Anayasa, gizli oylama konusunda bir
netlik getirmemiştir…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Siz nasıl netlik getirebilirsiniz?
BAŞKAN – Gizli
oylama, vekâlette de gizli oylamada bir netlik getirmemiştir.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - O zaman
seçimlerde de vekâleten oy kullanın.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - Gizli
oylamanın ruhuna aykırıdır, lütfen...
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, Anayasa 96…
BAŞKAN – Oylamaya
geçiyoruz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade edin bir dakika.
BAŞKAN –
Söylediniz Sayın Elitaş, daha neyi söyleyeceksiniz?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, Anayasa 96… Anayasa diyorum… Anayasa 96, Bakanlar
Kurulu üyelerinin hangi şartlar altında oy vereceğini… (CHP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN – “Gizli
oylamalarda oy kullanır.” demiyor efendim, vekâleten.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Seçimlerle bağlantı kurmanız o kadar büyük bir hata ki, bakın,
milletvekilleri birbirlerine…
Sayın Başkan, bir
dinleyin.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, “Gizli oylamalarda vekâleten oy kullanılır.” diye
yazmıyor. Lütfen yeter artık!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, milletvekillerinin birbirlerine vekâleten oy
kullanamayacağını İç Tüzük ve Anayasa yazmıyor.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, bunu söylediniz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, yaptığınız iş yanlış.
BAŞKAN –
Tutanaklara geçti efendim.
Oylamaya Adana
ilinden başlıyoruz. Okuyunuz lütfen.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, Anayasa’nın yerine geçiyorsunuz şu an. Sayın Başkan,
Kanunlar Kararlarla konuşmuyorsunuz, hiç kimseyle konuşmuyorsunuz. Şu anda siz
nereden aldığınız belli olmayan bir yetkiyle, yetkisiz bir şekilde yanlış bir
uygulama yapıyorsunuz.
BAŞKAN –
Anayasa’dan alıyorum efendim.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, Meclis Başkan Vekili olmak demek Anayasa’ya ve
kanunlara aykırı bir uygulama yapmak demek değildir. (CHP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN – Ne
yapmaya çalışıyorsunuz Sayın Elitaş, anlayamadım.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, 63’e göre…
BAŞKAN – Lütfen
yerinize oturunuz, konu kapanmıştır. Siz de burada Meclis iradesinin, 63’üncü
maddeye -İç Tüzük’ün verdiği- göre kararıma devamlı
itiraz ederek ne yapmaya çalıştığınızı anlayamıyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, bu konuyu oylamaya sunmanız konusunda ısrar ediyorum.
BAŞKAN – Lütfen
yeter, bu devam edemez, lütfen.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, izin verir misiniz efendim?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Bu konuyu oylamaya koymanız konusunda ısrar ediyorum.
XI.- SEÇİMLER (Devam)
A) Kamu
Başdenetçiliği Seçimi (Devam)
1.- Kamu Başdenetçisi seçimi (S.
Sayısı: 356) (Devam)
BAŞKAN – Oylamaya
başlıyoruz, okuyunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Yazıklar olsun, yazıklar olsun! (CHP sıralarından gürültüler,
“Hakaret ediyor.” sesleri)
(Oylar toplandı)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oylama işlemi
tamamlanmıştır.
Lütfen oy
kupalarını kaldırınız.
Tasnif Komisyonu
üyeleri yerlerini alsınlar.
İsimlerini tekrar
okuyorum: Ankara Milletvekili Haluk İpek, Burdur Milletvekili Hasan Hami
Yıldırım, Bursa Milletvekili Mustafa Kemal Şerbetçioğlu, Denizli Milletvekili
Nihat Zeybekci, Samsun Milletvekili Cemalettin
Şimşek.
(Oyların ayrımı
yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, tasnif komisyonu tutanağı gelmiştir, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
6328 sayılı Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 11’inci ve geçici 1’inci maddeleri hükümlerine
göre kamu başdenetçiliği için yapılan birinci
oylamaya 251 üye katılmış; kullanılan oyların dağılımı aşağıdaki şekilde
gösterilmiştir.
Saygıyla arz
olunur.
Tasnif Komisyonu
Üye Üye
Üye
Haluk İpek Hasan Hami Yıldırım Mustafa Kemal Şerbetçioğlu
(Ankara) (Burdur) (Bursa)
Üye Üye
Nihat
Zeybekçioğlu Cemalettin
Şimşek
(Denizli) (Samsun)
Mehmet Nihat Ömeroğlu : 223
Yavuz Erkmen :
11
Halime Nuray Turcan : 9
Boş :
4
Geçersiz :
4
Toplam :
251 oy.
Sayın
milletvekilleri, bu sonuca göre kamu başdenetçisi
seçiminde Anayasa ve 6328 sayılı Kanun’da öngörülen üçte 2 oy çoğunluğu
bulunamamıştır.
Böylece, şimdi,
ikinci tur oylamaya başlıyoruz. Bu oylamada da başdenetçi
seçilebilmek için üye tam sayısının üçte 2 çoğunluğu yani 367 oy aranacaktır.
Sayın kâtip
üyelerin yerlerini almalarını rica ediyorum.
İkinci oylamada
kullanılacak mühürlü oy pusulaları ve zarfları sayın kâtip üyelere teslim
edilsin.
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Efendim, daha oylama başlamadan oy kullanıyorlar.
BAŞKAN – Kimse oy
kullanmıyor efendim, daha başlamadık.
Sayın
milletvekilleri lütfen.
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Bakın, sayın grup başkan vekilinin elinde pusula var.
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, oylamanın sayım ve dökümü için ad çekme suretiyle 5 kişilik
tasnif komisyonunu tespit ediyorum.
Lütfen, şehirleri
okumaya başlamadan önce oy vermeye başlamayınız.
Yozgat
Milletvekili Sadir Durmaz burada mı? Yok.
İstanbul
Milletvekili Harun Karaca burada mı? Yok.
Tekirdağ
Milletvekili Emre Köprülü burada mı? Yok.
Edirne
Milletvekili Kemal Değirmendereli burada mı? Yok
Şanlıurfa
Milletvekili Mehmet Akyürek burada mı? Yok.
Ağrı Milletvekili
Fatma Salman Kotan burada mı? Yok.
Erzurum
Milletvekili Oktay Öztürk burada mı? Yok.
Tekirdağ
Milletvekili Faik Öztrak burada mı? Yok.
Denizli
Milletvekili Mehmet Yüksel burada mı? Burada.
Trabzon
Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu burada mı? Burada.
Sivas
Milletvekili Ali Turan burada mı? Burada.
Samsun
Milletvekili Cemal Yılmaz Demir burada mı? Yok.
Amasya Milletvekili
Avni Erdemir burada mı? Yok.
Mardin
Milletvekili Muammer Güler burada mı? Burada.
Gaziantep
Milletvekili Şamil Tayyar burada mı? Yok.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Twitter’da efendim, sanal âlemde! Meclis
çalışmalarını tweet atıyor.
BAŞKAN –
Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu burada mı? Yok.
Muğla
Milletvekili Tolga Çandar burada mı? Yok.
Kayseri
Milletvekili Yusuf Halaçoğlu burada mı? Yok.
Zonguldak
Milletvekili Özcan Ulupınar burada mı? Burada.
Evet, tasnif
kurulu oy verme işleminden sonra işlemini yapacak.
Adana ilinden
başlıyoruz oylamaya.
(Oylar toplandı)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan sayın üye var mı? Yok.
Oylama işlemi
tamamlanmıştır.
Lütfen oy
kupalarını kaldırınız.
Tasnif Komisyonu
üyeleri yerlerini alsınlar.
Üyelerimizin
adlarını okuyorum: Trabzon Milletvekili Aydın Bıyıklıoğlu, Denizli Milletvekili
Mehmet Yüksel, Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar, Mardin Milletvekili
Muammer Güler, Sivas Milletvekili Ali Turan.
(Oyların ayrımı
yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, tasnif komisyonu tutanağı gelmiştir; okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
6328 sayılı Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 11’inci ve geçici 1’inci maddeleri hükümlerine
göre kamu başdenetçiliği için yapılan ikinci oylamaya
265 üye katılmış, kullanılan oyların dağılımı aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
Saygıyla arz
olunur.
Tasnif Komisyonu
Üye Üye Üye
Mehmet Yüksel Muammer Güler Ali Turan
Denizli Mardin Sivas
Üye Üye
Aydın
Bıyıklıoğlu Özcan
Ulupınar
Trabzon Zonguldak
Mehmet Nihat Ömeroğlu : 231
Halime Nuray Turcan : 18
Yavuz Erkmen :
10
Boş :
4
Geçersiz :
2
Toplam :
265
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, bu sonuca göre kamu başdenetçisi
seçiminde Anayasa ve 6328 sayılı kanunda öngörülen üçte 2 oy çoğunluğu
bulunamamıştır.
Şimdi, üçüncü
oylamaya başlıyoruz. Bu oylamada başdenetçi
seçilebilmek için üye tam sayısının salt çoğunluğu yani 276 oy aranacaktır.
Sayın kâtip
üyelerin yerlerini almalarını rica ediyorum.
Üçüncü oylamada
kullanılacak mühürlü oy pusulaları ve zarfları sayın kâtip üyelere teslim
edilsin.
Oylamanın sayım
ve dökümü için ad çekme suretiyle beş kişilik tasnif heyetini tespit ediyorum.
Malatya, Mahmut
Mücahit Fındıklı? Yok.
İzmir, Hamza Dağ?
Burada.
İstanbul, Ferit Mevlüt Aslanoğlu? Yok.
Ankara, Seyit Sertçelik? Yok
Aydın, Osman
Aydın? Yok.
Bursa, Necati
Özensoy? Yok.
İstanbul, İsmet
Uçma? Burada.
İstanbul, Erol
Kaya? Burada.
Erzurum, Muhyettin Aksak? Burada.
Ankara, Ahmet İyimaya? Yok.
Siirt, Gültan Kışanak? Yok.
İzmir, Oğuz Oyan?
Yok.
Şanlıurfa, Mahmut
Kaçar? Burada.
Tamam, 5 oldu.
Oylamaya Adana
ilinden başlıyoruz.
(Oylar toplandı)
BAŞKAN – Oyunu
kullanmayan sayın üye var mı? Yok galiba.
Oylama işlemi
tamamlanmıştır.
Oy kupaları
kaldırılsın.
Tasnif Komisyonu
üyeleri lütfen yerlerini alsınlar.
Üçüncü tur Tasnif
Komisyonu üyelerinin adlarını okuyorum: Erzurum Milletvekili Muhyettin Aksak, İstanbul Milletvekili Erol Kaya, İstanbul
Milletvekili İsmet Uçma, İzmir Milletvekili Hamza Dağ, Şanlıurfa Milletvekili
Mahmut Kaçar.
(Oyların ayrımına
başlandı)
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Olmaz öyle, olmaz sonradan oy kullanma. Bayram, ne yapıyorsunuz
Bayram?
Sonradan oy
kullanıyor. Sayıma geçti, oy kullanıyor ya, gördük işte orada. Sayıma geçti, oy
kullandı işte, zarfı verdi. Alın zarfı oradan lütfen ya!
Ya, böyle bir şey
olmaz ki! Zarfı alın oradan ya! Ayıp böyle bir şey, sayıma geçmiş, oy
kullanıyorlar ya!
Bakın ya! Rıza,
uyuyor musunuz orada, Başkanlık Divanında ya? Böyle bir şey var mı ya?
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Bayram Ağabey, hep bu işleri sen yapıyorsun ya!
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Bayram, ne zaman oraya gidersen bir sıkıntı var orada ya, hakikaten
sıkıntı var orada. Ayıp ya!
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Geçen sefer de senden yakalamıştık.
BAYRAM ÖZÇELİK
(Burdur) – Tamam… Tamam…
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – On dakika oldu, oylama bitti, kutular ortaya döküldü, tasnif
oluyor, oy kullanıyor ya! Ayıp, ayıp! (AK PARTİ sıralarından gürültüler) “Ya”sı yok bu işin. Adam gibi, dürüst yapacağız bu işi.
Bir sıkıntınız mı
var? Ya, bırakın Allah aşkına, hep sizi kollamakla geçiyor ömrümüz.
ÖMER FARUK ÖZ
(Malatya) – Bağırmadan konuş!
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Ya, Bayram, yanlış yapıyorsunuz. Kullandırtma kardeşim,
kullandırtma benim Genel Başkan Yardımcıma ya!
ÖMER FARUK ÖZ
(Malatya) – Ya, bağırma, tamam, bitti.
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Ayıp ya! Nedir ya, hep aynı şey ya!
(Oyların ayrımına
devam edildi)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, üçüncü Tasnif Komisyonu tutanağı gelmiştir, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
6328 sayılı Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 11 ve geçici 1’inci maddeleri hükümlerine göre
Kamu Başdenetçiliği için yapılan üçüncü oylamaya 280
üye katılmış, kullanılan oyların dağılımı aşağıdaki şekilde gösterilmiştir.
Saygıyla arz
olunur.
Tasnif Komisyonu
Muhyettin
Aksak Erol Kaya İsmet Uçma
Erzurum İstanbul İstanbul
Hamza
Dağ Mahmut Kaçar
İzmir
Şanlıurfa
Mehmet Nihat Ömeroğlu : 253
Halime Nuray Turcan : 15
Yavuz Erkmen
: 8
Boş : 1
Geçersiz : 3
Toplam : 280
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, bu sonuca göre kamu başdenetçisi
seçiminde Anayasa ve 6328 sayılı Kanun’da öngörülen üye tam sayısının salt
çoğunluğu bulunamamıştır.
On beş dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 22.41
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 22.59
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Muhammet Rıza
YALÇINKAYA (Bartın)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 29’uncu Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
Kamu başdenetçiliği seçimine devam ediyoruz.
Şimdi 4’üncü
oylamaya başlıyoruz.
3’üncü oylamada
en çok oy alan 2 aday için 4’üncü oylama yapılacak ve 4’üncü oylamada karar
yeter sayısı olmak şartıyla en fazla oy alan aday seçilmiş olacaktır.
3’üncü oylamada
en fazla oy alan 2 adayın isimlerini okuyorum: Mehmet Nihat Ömeroğlu, Halime
Nuray Turcan.
Sayın kâtip
üyelerin yerlerini almalarını rica ediyorum.
4’üncü oylamada
kullanılacak mühürlü oy pusulaları ve zarfları sayın kâtip üyelere teslim
edilsin lütfen.
Sayın
milletvekilleri, oylamanın sayım ve dökümü için ad çekme suretiyle 5 kişilik
tasnif heyetini tespit etmeye başlıyorum:
Konya Milletvekili
Hüseyin Üzülmez burada mı? Burada.
Manisa
Milletvekili Recai Berber? Yok.
Kırşehir
Milletvekili Muzaffer Aslan, burada mı? Evet.
Diyarbakır
Milletvekili Şerafettin Elçi? Yok.
Diyarbakır
Milletvekili Cuma İçten? Burada.
Çorum
Milletvekili Murat Yıldırım? Yok.
Hatay
Milletvekili Mehmet Öntürk, burada mı? Yok.
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Gönüllü 5 kişi olsun biz kabul ediyoruz.
BAŞKAN - Adıyaman
Milletvekili Mehmet Metiner? Yok.
Kilis
Milletvekili Ahmet Salih Dal, burada mı? Burada.
Bir kişi kaldı,
umarız burada olanlardan çıkar.
İstanbul
Milletvekili Tülay Kaynarca? Burada.
Evet, şimdi
oylamaya Adana ilinden başlıyoruz.
(Oylar toplanmaya
başlandı)
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Sayın Başkanım, isimler okunmadan oy kullanıyorlar, usule aykırı.
(Oyların
toplanmasına devam edildi)
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Sayın Başkan, kimse kabine girmiyor, gizli oy kullanılmıyor,
açıkta oy kullanılıyor, Anayasa ihlali söz konusu. Bakın, hiç kimse girmiyor
kabine, dosdoğru geçiyor arkadaşlarımız.
(Oyların
toplanmasına devam edildi)
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – İşte Sayın Başkan, ne kadar usulsüzce oy kullanıldığı belli.
İsimler okunuyor, hiçbir milletvekili yok. Aslında isimler okunup öyle oylama
yapılması lazım. Önceden kullandılar. Usulsüz.
(Oyların
toplanmasına devam edildi)
BAŞKAN - Oyunu
kullanmayan sayın üye var mı?
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Bir arkadaş var.
BAŞKAN – Evet,
bekliyoruz.
HALUK İPEK
(Ankara) – Geldi, geldi.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Hayır, ismi yeni okundu zaten. Usule uygun oy kullanan tek arkadaşı
tebrik ediyorum.
BAŞKAN – Oyunu
kullanmayan sayın üye var mı? Yok galiba.
Oylama işlemi tamamlanmıştır.
Oy kupaları
kaldırılsın.
(Oyların ayrımına
başlandı)
BAŞKAN - Tasnif
Komisyonu üyeleri lütfen yerlerini alsınlar.
Dördüncü tur
Tasnif Komisyonu üyelerini okuyorum: Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten,
İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarca, Kırşehir Milletvekili Muzaffer Aslan,
Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal Konya Milletvekili Hüseyin Üzülmez.
Diğer komisyon
üyemiz nerede acaba?
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Efendim, bence tam olarak hepsi yerini almadan tasnife başlamamaları gerekir.
BAŞKAN – Evet.
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Yani hepsi de zaten iktidar partisinden, orada kontrol eden kimse
de yok.
BAŞKAN – Hüseyin
Üzülmez yok, lütfen bekleyiniz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, yoksa yeniden çekin.
BAŞKAN – Burada
yoksa tekrar tamamlayalım ama görünmüyor. Sayın Milletvekilimiz unuttu galiba.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Komisyon eksik Sayın Başkan.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Ama olmaz ki!
BAŞKAN – Biraz
zor…
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Efendim, bunun isimler okunmaya başlamadan önce tamamlanması gerekiyor.
BAŞKAN – Evet.
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Şu anda tasnife girdi artık. Her dördü de iktidar partisinden,
muhalefetten hiç yok.
BAŞKAN – E, yok
ama… Gelmiyor arkadaşlar.
Bursa, Hakan
Çavuşoğlu?
Sonsuza kadar
çekeriz buradaki arkadaşların sayısına göre.
Sayın Hüseyin
Üzülmez nerede acaba?
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Efendim, usul esasın kapısıdır. Yanlış usulden geçersek,
varacağımız sonuçlar da yanlış olur Sayın Başkan.
BAŞKAN –
Diyarbakır, Oya Eronat?
Yani böyle bir
şey hiç aklımıza gelmezdi doğrusu.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Eğer oylamada oy kullandıysa Anayasa Mahkemesi bu oylamayı kesin
iptal eder.
BAŞKAN – Rize,
Nusret Bayraktar?
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – İlk önce bakalım orada 550 kişi var mı?
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Sayın Başkan, kim eksik, o çektiklerinizden kim gelmedi?
BAŞKAN – Onu
arıyoruz.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Çekerek bulunmaz ki efendim!
BAŞKAN – Ama
Tasnif Komisyonu üyesi olduğunu bilmiyor muydu arkadaşımız?
Elâzığ
Milletvekili Şuay Alpay?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, burada CHP’li, MHP’li hiç kimse yok mu? Hep AK PARTİ’den çekiyorsunuz. Çok hevesli arkadaşlarımız…
BAŞKAN – İzmir,
Aytun Çıray?
MAHMUT TANAL
(İstanbul) – Efendim, sadece AKP’lilerin listesi yapılmış oraya, onun için...
BAŞKAN – Lütfen…
İşin kendine göre bir sistematiği var herhâlde sayın milletvekilleri.
Batman, Ziver Özdemir?
Sayın
milletvekillerimiz sorumluluklarını unutmuşlar.
İstanbul,
Muhammed Çetin?
Yani böyle bir
şey olamaz. Buradaydı, “Burada.” dediler.
Muğla, Nurettin
Demir?
Niğde, Doğan
Şafak?
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Konya Milletvekili Hüseyin Bey ilk turlarda vardı.
KADİR GÖKMEN ÖĞÜT
(İstanbul) – Suat Bey’in ismini çektiniz efendim.
BAŞKAN – Nerede?
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Sayın Başkan, Suat Bey’in ismini çektiniz, burada.
KADİR GÖKMEN ÖĞÜT
(İstanbul) – Suat Bey’in ismini çektiniz, burada.
BAŞKAN – Kimi?
HAYDAR AKAR (Kocaeli)
– Suat Bey’i çektiniz.
KADİR GÖKMEN ÖĞÜT
(İstanbul) – Suat Bey burada.
BAŞKAN – Niye
“Buradayım.” demedi? Onu çekmedim.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Efendim, tahmin ediyoruz, Sayın Bakan bu görevi küçük gördü. Sayın
Bakan bu görevi küçük mü görüyor efendim?
BAŞKAN – Hatay,
Mehmet Ali Ediboğlu?
Ankara, Yıldırım
Tuğrul Türkeş?
Böyle bir şey hiç
düşünemediğimiz bir şey sayın milletvekilleri, olacak bir iş değil!
Bilecik, Bahattin
Şeker?
HAYDAR AKAR
(Kocaeli) – Usule aykırı herhâlde bu şeyden sonra efendim.
BAŞKAN – Yani
Komisyona, Tasnif Komisyonuna kuradan çıkmış bir arkadaşımız…
Muğla, Tolga
Çandar?
Sonsuza kadar
buradan isim çekeceğiz ve bekleyeceksiniz.
Bursa, Hüseyin
Şahin? Burada mı? O zaman, en sonunda…
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Efendim, tesadüfen adaşı çıktı ama ilk oylamada çıkan Konya
Milletvekili Hüseyin Üzülmez’in, tutanaklardan
bakıldığı takdirde burada olduğunu, oy kullandığını ama görevini yapmadan
ayrıldığını dikkatlerinize arz ederim.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Burada olup da oy kullanmayanlar ne yapıyor acaba?
ÖZGÜR ÖZEL
(Manisa) – Biz Hrant Dink’e
301’den ceza veren birine oy vermemek için oy atmıyoruz.
BAŞKAN – Şimdi,
Komisyona seçilmiş bir milletvekilimizin -Tasnif Komisyonuna- bu sorumluluğunu yerine
getirmesini bekleriz. Böyle bir şeyi bekleyebilmemiz mümkün değildir ama neyse,
şimdi işlemimize devam ediyoruz.
Buyurunuz
efendim.
(Oyların ayrımı
yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Tasnif Komisyonunun tutanağı gelmiştir, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
6328 sayılı Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 11 ve geçici 1’inci maddeleri hükümlerine göre
Kamu Başdenetçiliği için yapılan dördüncü oylamaya
279 üye katılmış, kullanılan oyların dağılımı aşağıda gösterilmiştir.
Saygıyla arz
olunur.
Tasnif Komisyonu
Cuma İçten Tülay Kaynarca Muzaffer Aslan
Diyarbakır İstanbul Kırşehir
Ahmet
Salih Dal Hüseyin
Şahin
Kilis Bursa
Mehmet Nihat Ömeroğlu : 258
Halime Nuray Turcan : 14
Boş : 2
Geçersiz : 5
Toplam : 279
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, bu sonuca göre Sayın Mehmet Nihat Ömeroğlu, dördüncü oylamada
Anayasa ve 6328 sayılı Kanun’da öngörülen çoğunluğu sağlamış ve 258 oyla Kamu Başdenetçisi seçilmiştir.
Alınan karar
gereğince, Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşleri
sırasıyla görüşmek için 28 Kasım 2012 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak
üzere birleşimi kapatıyorum.