TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                               109’uncu Birleşim

22 Mayıs 2012 Salı

                                                                                                            

 

(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın, Dünya Süt Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 22 milletvekilinin, Karadeniz Ereğlisi tersaneler bölgesinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/283)

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 22 milletvekilinin, Kızılaya yapılan yardımlardaki azalmanın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/284)

3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 26 milletvekilinin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının oluşu ve artmasının temel nedenleri ile bunların ülke ekonomisine etkisinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/285)

B) Tezkereler

1.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 7-11 Nisan 2012 tarihlerinde Çin'e yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/876)

2.- Türkiye Cumhuriyeti ile Peru Cumhuriyeti Arasında Ekonomik ve Ticari İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 75 inci maddesine göre geri gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/877)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, (2/47) esas numaralı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/46)

 

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 27/3/2012 tarihinde 3957 sayı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komuta sisteminde yer alan asli ve en önemli unsurlarından birisi olan astsubayların yaşadığı sıkıntıların araştırılması, Hükûmetin uygulamalarından dolayı ortaya çıkan mağduriyetin tespiti, bu sorunların giderilmesi ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 22/5/2012 Salı günkü birleşiminde okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Gündemdeki sıralama ile  Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 248 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak, bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi 

 

VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da içme suyu temini için elektrik kullanan köylülerin faturalarının Devlet tarafından ödenmesine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/27) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, öğretmen atamalarına ve okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/31) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, meslek liselerinin öğrenci sayısının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/32) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

4.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, ilköğretim ve lise müfredatlarına “İnsan Hakları Tarihi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” dersleri konulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/46) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle’deki imam hatip lisesinin eksiklerinin tamamlanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/62) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum Atatürk Üniversitesindeki öğretim görevlilerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/65) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

7.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Üniversitesinin öğrenci kapasitesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/66) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı   

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki eğitim koşullarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/68) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

9.-Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde eğitimin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/78) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde eğitimin yeterliliğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/83)  (Cevaplanmadı)  

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Ağrı ve Iğdır illerindeki üniversitelerin bazı ihtiyaçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/120) (Cevaplanmadı)  

12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okulların bazı ihtiyaçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/121) (Cevaplanmadı)  

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların bazı ihtiyaçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/123) (Cevaplanmadı)  

14.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, İstanbul’un bazı ilçelerindeki okullarda birleşik sınıf uygulamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/133)  ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı   

15.-  İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, İstanbul’un bazı ilçelerindeki okullarda birleşik sınıf uygulamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/134)  ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı   

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illere tarım meslek lisesi açılmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/139) (Cevaplanmadı)

17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a adalet veya sağlık meslek lisesi açılıp açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/147) (Cevaplanmadı)

18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, atama bekleyen öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/211) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ilköğretim okullarında seçmeli olarak okutulan medya okuryazarlığı dersine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/212) (Cevaplanmadı)

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık bünyesinde çalışan personelin özlük haklarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/216) (Cevaplanmadı)

21.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, üniversitelerdeki araştırma görevlilerinin kadro sorununa ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/218) (Cevaplanmadı)

22.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, ücret karşılığı görevlendirilen ve atanmayı bekleyen öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/246) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

23.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/250) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

24.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, eş durumu tayin dönemlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/257) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

25.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, özür grubu atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/363) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

26.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/382) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

27. İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, özür grubu atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/385) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

28.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/386) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

29.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Göksun Anadolu Öğretmen Lisesi Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/597) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

30.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Endüstri Meslek Lisesi Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/598) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

31.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şubat dönemi özür grubu atamalarının kaldırılmasına ve yaşanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/608) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Afşin Ortaöğretim Pansiyonu Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/612) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

33.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Ortaöğretim Pansiyonu Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/614) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

34.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmenlerin eş durumu ve özür grubu atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/616) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

35.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Ticaret Meslek Lisesi Projesi’ne sözlü soru önergesi (6/618) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

36.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş-Merkez İlköğretim Okulu Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/647) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

37.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Göksun Anadolu Lisesi Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/650) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

38.-  Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, öğretim elemanlarının özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/680) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

39.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, öğretim elemanları arasındaki maaş farkına ilişkin sözlü soru önergesi (6/681) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

40.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, özür grubu atamalarına ve bir iddiaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/682) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, özür durumu tayini uygulamasında başvuru hakkının genişletilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/890) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

42.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, öğretmen atamalarına ve öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/930) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

43.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, özel sigortaların, özür grubu dönem atamalarında geçerli olmamasından kaynaklanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/1093) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

44.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, öğretmen atamalarına ve öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1148) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmen açığına ve atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1194) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Andırın’daki bir köyün yeni bir ilköğretim okulu binası ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1514) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

47.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Ekinözü’ndeki bir ilköğretim okuluna bakım-onarım yapılıp yapılmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1518) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

48.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Andırın’daki bir köye ilköğretim okulu yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1524) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

VII- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

2.- Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/618) (S. Sayısı: 248)

VIII. AÇIKLAMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Çanakkale Milletvekili Mustafa Serdar Soydan’ın, Çanakkale’deki termik santrallere ve çevreye verdiği zararlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan  Bayraktar’ın cevabı (7/6061)

2.- İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Anadolu Ajansı bünyesinde çalışanlar ve kurum politikalarıyla ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6214)

3.- Diyarbakır Milletvekili Altan Tan’ın, TRT kanallarına konuk olarak katılan milletvekillerine ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6215)

4.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, çinko cürufu adlı tehlikeli atığın yurda sokulduğu iddialarına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/6301)

5.- İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak’ın, bir çay markasına uygulanan gümrük vergisi oranına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/6302)

6.- Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, bazı tarihî binaların restorasyonu sırasında çıkan yangınlara ve alınan tedbirlere ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/6333)

7.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Eskişehir’de su taşkınlarından dolayı yaşanan sorunlara ve alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6362)

8.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, Basın, Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü için kiralanan hizmet binasına ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6409)

9.- Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Orman Bölge Müdürlüğünün son on yıl içinde Eskişehir’de yaptığı ihalelere ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6449)

10.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, orman yangınlarına ve orman yangınları ile mücadeleye ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6450)

11.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Ankara Radyosu yöneticileri ile ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6492)

12.- İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, kamu spotu reklamları ile ilgili bazı iddialara ilişkin sorusu ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/6494)

13.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, Zonguldak-Çaycuma’da Filyos Deresi üzerindeki bir köprüde meydana gelen kazaya ve HES inşaatlarının olumsuz etkilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6508)

14.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Elmalı Devlet Hastanesinin yeri karşılığında yeni bir hastane yapılmasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6509)

15.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, Maltepe sahili düzenleme çalışmalarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/6512)

16.- İstanbul Milletvekili Müslim Sarı’nın, Beykoz’da çocuk parklarına ve yeşil alanlara baz istasyonları kurulacağı iddialarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/6518)

17.- Kars Milletvekili Mülkiye Birtane’nin, Kars Doğu Sınır Kapısının ne zaman açılacağına ilişkin sorusu ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/6527)

18.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, kapalı alanlarda tütün kullanımına kesilen para cezalarına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/6545)

19.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Orman Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir genelgeye ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6558)

20.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, tekstil sektöründe iflas eden şirketlere ve işsiz kalan işçilerin mağduriyetine ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/6574)

21.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, İstiklal Mahkemeleri zabıtlarının incelenmesine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın cevabı (7/6575)

22.- Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, makam aracına ilişkin sorusu ve Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6884)

 

22 Mayıs 2012 Salı

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Tanju ÖZCAN (Bolu)

_____0_____

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109’uncu Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Dünya Süt Günü münasebetiyle söz isteyen Kars Milletvekili Yunus Kılıç’a aittir.

Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın, Dünya Süt Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

YUNUS KILIÇ (Kars) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; güzel bir hafta dileyerek başlamak istiyorum.

21 Mayıs Dünya Süt Günü. Bu, 1956 yılında Dünya Sütçüler Federasyonu tarafından kayıt altına alınmış bir gün. Ne tavsiye ediyor bu günde Sütçüler Federasyonu? Sivil toplum örgütlerine, üniversitelere, Hükûmet yetkililerine, sorumluluğu olan bütün kurum ve kuruluşlara şunu tavsiye ediyor, diyor ki: “Süt, insan beslenmesinde, hayvan beslenmesinde çok önemli bir besin maddesidir. Bugün de sütün öneminin altını çizin, sütün tüketimini, üretimini, sağlıklı koşullarda insanımıza ulaştırılmalarını teşvik edin.”

Evet, süte baktığınız zaman gerçekten de… Tabii ki “süt” dediğiniz zaman sadece hayvan sütleri anlaşılmaması gerekiyor, önemli olan, en önemlisi bunun içerisinde anne sütü, insan sütüdür. İnsan sütü, özellikle anneler tarafından çocuklara doğumunu müteakip bağışıklık sistemi gelişinceye kadar, çeşitli sindirim sistemi organlarının gelişmesine kadar özellikle ilk altı aylık dönemde şiddetle verilmesi tavsiye ediliyor, hatta ek gıdalarla birlikte bunun iki yıl süresince devam ettirilmesi isteniyor. Oysa Türkiye gibi bir ülkede bile hâlâ insanımızın, çocuklarımızın sadece 10 tanesinden 4 tanesi altı ay süreyle anne sütü alabiliyorlar yani iki yılı bırakın, altı ay bile sadece 4 tanesi alıyor. Demek ki süt verme noktasında, özellikle anne sütü verme noktasında ülkemizde bile bir yetersizlik söz konusudur, bunun takviye edilmesi lazım, desteklenmesi lazım.

Saygıdeğer milletvekilleri, sağlıklı beslenme temel insan haklarından bir tanesidir ve bizim, sorumluluk sahibi olması gereken hükûmetlerimizin de bu insan hakkını insanlara bir şekilde sağlıklı ortamlarda yeterince ulaştırması gerekmektedir.

Bu duygudan hareketle, bu süt gerçeğinden hareketle bir de süt gündemimiz vardır biliyorsunuz. Bu sorumluluğu üzerinde gören AK PARTİ Hükûmeti ve Tarım Bakanlığı iki tane önemli ulvi duygudan hareketle insanımıza, çocuklarımıza, özellikle on sekiz yaşına kadar olan çocuklarımıza gelişmeleri, büyümeleri, sağlıklı düşünebilen, üretebilen, teknoloji geliştirebilen nesiller geliştirebilmek amacıyla süt dağıtımına karar verdi, “okul sütü” adıyla fakat biliyorsunuz daha süt okullara ulaşmadan, daha çocukların midesine ulaşmadan ülkemizde, özellikle Mecliste çok ciddi spekülatif söylemler başladı. Biz tabii bunu dinledik, biz bunu izledik. İşin bilimsel tarafının mensupları olan bizler bunu daha çok izlemekle yetindik çünkü bilim, bilerek konuşmayı gerektirir; bilim, insana ve bilime saygıyı gerektirir. Ve sonuçlar açıklandı, okullarda meydana gelen vakaların hiçbir tanesinde patojen veyahut da patojen olmayan bakteri bulaşımına rastlanmadı.

Peki, neydi bu olaylar? Bu olaylara baktığınız zaman “alerjik reaksiyonlar” dendi; hayır, öyle olmadığı da ortaya çıktı çünkü bir sınıfta bütün çocuklar alerjik reaksiyona maruz kalmış olamazlardı, böyle bir durum söz konusu olamazdı. “Laktoz intolerans” dendi, öyle olmadığı da görüldü çünkü laktoz intolerans genellikle daha büyük insanlarda olur; e, bunların da hepsi aynı sınıflara, aynı okullara toplanmış olamazdı. Neydi arkadaşlar? İncelediğiniz zaman sinirsel psikolojik altyapıları tamamıyla yeterince oluşturulamamış olan çocukların, sanki bir dayatma, diretme gibi algılamış olmasından kaynaklanan sinirsel semptomların artmasıyla “asetil CoA” dediğimiz enzimin vücudumuzda artmasıyla birlikte meydana gelen tamamen bir kusma refleksinden ibaret basit bir olaydı. Ben iddia ediyorum ki bu çocuklar üzerinde, bu sıkıntıya düşmüş olan çocuklar üzerinde bir psikolog, ailelerinin yardımıyla, bir diyetisyenle beraber bir iki gün onların psikolojik altyapısının oluşturmasına katkı sunsun, bakın göreceksiniz ki bu çocukların da süt tükettikleri zaman hiçbir sıkıntısı kalmayacak.

Peki, hâl böyleyken bu kadar bağırtı niyeydi saygıdeğer milletvekilleri? Bakın, bu kadar önemli, bu kadar hassas bir konu üzerinden siyaset yapmak aslında yakışık alan bir durum değildir. Ben, dün Süt Günü sebebiyle yapılan konuşmaların genelini izledim. Bizi teyit ediyorlardı, bizi destekliyorlardı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YUNUS KILIÇ (Devamla) – Hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kılıç.

Gündem dışı ikinci söz, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü münasebetiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Melda Onur’a aittir.

Buyurun Sayın Onur. (CHP sıralarından alkışlar)

2.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

 

 MELDA ONUR (İstanbul) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, dünya bugünü biyolojik çeşitliliğe adamış, az önce konuşan Değerli Milletvekilinin konusu da aslında bununla ilgili. İlk anda kulağa yabancı geliyor ama o kadar içindeyiz ki hani bazen konuşmalarımıza etki katmak için Nazım Hikmet’in şiirini kullanırız ya, “Dört nala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim.” deriz ya, işte Asya’dan Akdeniz’e uzanan memleketimiz sadece toprak ve insanıyla değil, kurdu, kuşu, ağacı, çiçeği, böceğiyle oluşur. Memleketimizin Kafkasya, Orta Doğu, Akdeniz ve Avrupa’nın göbeğinde bir tek taş, bir köprü, bir kavşak ülke olmasıyla övünürüz ama farkında olmadan bu çok çeşitli, çok kültürlü ekolojiden de söz ederiz. Ülkemiz işte bu coğrafyaların faunası ve florasıyla, kültürel ve tarihî mirasıyla zenginleşir. Bizler, emanet aldığımız bu çeşitliliği gelecek kuşaklara eksiltmeden, zarar vermeden bırakmakla yükümlüyüz, bu noktada yasal düzenlemeleri hassasiyetle yapmalıyız.

Değerli arkadaşlar, 2003 yılında Doğa Koruma ve Biyolojik Çeşitlilik Kanunu hazırlık çalışmaları başladı, 2010 yılında ise “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu” adıyla Meclise sevk edildi ama kadük kaldı. Son olarak 17 Mayıs günü Bakanlar Kurulu imzasıyla yeniden Meclis gündemine geldi ancak söz konusu yasa tasarısı gerek hazırlık süreci ve gerekse temel koruma yaklaşımı açılarından ne yazık ki endişe verici unsurlar içeriyor. Öncelikle şunu biliyoruz ki 2003’te görüş veren sivil toplum kuruluşları ve uzmanlar ne yazık ki görüşlerini mevcut taslakta göremediler, bu da taslağın katılımcı olmaktan uzak olduğunu gösteriyor ve yasa taslağı korunan alanlar ve biyolojik çeşitlilik ile maden, kentleşme, enerji gibi diğer sektörler arasındaki çatışmalara çözüm getirmiyor, koruma vurgusu zayıf ve yetersiz kalıyor, kullanma yani tüketmeye yönelik düzenlemelerin ağırlıkta olduğu görülüyor. Yasayla ilgili söylenecek çok şey var, sözlerimizi komisyona saklıyor ama en önemlisini, en çok eleştirileni tekrar dile getirmek istiyoruz, bu tasarı doğal sit statüsünü ortadan kaldırıyor.

Doğal sitlerin ortadan kaldırılmasının ne anlama geldiğini burada anlatmaya gerek yok ama bazılarınız “Neyle uğraşıyor bu Melda?” diyebilirler. Mesela, doğal sitlerin ortadan kalkmasının sadece tabiatı, ağaçları ve hayvanları etkileyeceğini ama insanlara yeni yaşam, iş, konut, alışveriş merkezi fırsatı sağlayacağını düşünenlerden misiniz? Çevre konusunu bir çiçek, böcek, bir grup beyaz yakalının oyalanma aracı olarak mı görüyorsunuz?

Geçtiğimiz günlerde Çevre Komisyonu olarak -burada da arkadaşlarım var- uluslararası bir sözleşme imzaladık balinaların korunmasına dair. Bürokrat arkadaşlar çok mutluydu çünkü bu çok önemli bir konuydu, biz imzalarsak koruyan taraf sayısı öne geçiyordu. Bir tanesi “Gerçi bizim sularımızda balina yok ama bizim için prestij meselesi.” dedi, prestij. Oysa uzak denizlerde doğal olmayan koşullarda bir balina ölürse Türkiye'nin bir köyünde bir küçük çocuğun geleceğine, yaşam hakkına gölge düşer. Bizde yetişmeyen türleri korumak çok kolaydır, oysa Uzundere’deki nehir santrallerinde kapana kısılan kırmızı benekli alabalıklar yok olup gittiğinde, Ahmet Akif ve Ömer Tayyip’in de geleceğinden bir şeyler yok olur gider. Tortum’daki Ödük Çayı’nda bir su samuru ölür, bir meyve ağacı kurursa bu Leyla’nın da geleceğinden kayıptır. Kozak’ta fıstık çamları soludukları havayla kururken, aynı havayı soluyan insanlara ne olur? İklim değişikliği sadece kutup ayılarının sorunu değildir.

Sözü fazla uzatmadan, hem yasanın, yasa taslağının olumsuzluklarına farklı bir açıdan bakabilmeniz hem de değerli arkadaşlar, 24’üncü Dönemde -kimi zaman gerildik kimi zaman güldük- benden size bir anı kalsın diye eğer kabul ederseniz Doğal Hayatı Koruma Vakfının Yunus Koruma Programı’ndan sizlere birer yunus evlat edindirmek istiyorum. Değerli milletvekili arkadaşlarımın gruplarına bu belgeleri dağıtacağız ama Sayın Başkan, müsaade ederse ben burada sayın başkanların ve grup başkan vekillerinin belgelerini vermek istiyorum, Sayın Meclis Başkan Vekilimizin de belgelerini vermek istiyorum. Hükûmetten Sayın Bakanımız var. Sanıyorum yanımda onun belgesi, onu da vermek istiyorum.

Son sözüm şu: Unutmayalım ki bugün nesli tükenen kaplumbağa, orfoz ve saz kedisi bizim sessiz evlatlarımızdır. Onlar olmazsa çocuklarımızın geleceği kararır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Onur.

Gündem dışı üçüncü söz, Iğdır’ın sorunları hakkında söz isteyen Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’a aittir.

Buyurun Sayın Oğan. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Iğdır Milletvekili Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

 

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Erzurum’da yaralı insanlarımıza gösterdiği şefkat ile gönüllerde taht kuran ve memleket sevgisiyle hepimiz için önemli bir örnek teşkil eden, düşmana karşı gösterdiği takdir edilesi mücadeleyle millî ruhumuzun en önemli savunucularından Nene Hatun’un ölümünün 57’nci senesinde rahmetle, minnetle andığımızı ifade etmek istiyorum.

Yine, 22 Mayıs Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü’nde Iğdır’ın, özellikle Tuzluca ilçesinin de Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından en önemli yerlerinden birisi olduğunu da hatırlatarak son derece zengin olan, bu anlamda cennet vatanımızda bulunan gerekli koruma  önlemlerinin de alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Yine, 21 Mayıs Dünya Süt Günü ve süt haftasıdır. Evlatlarımıza bir taraftan devlet eliyle bozuk süt içirilirken, diğer taraftan süt üreticilerinin sorunlarının da bu Meclisin gündeminde olması gerektiğini bir kez daha buradan ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekillerim, Iğdır’da 1976 yılında kuruluşu yapılan sanayi sitesi, bugün, maalesef ki içler acısı bir hâldedir. Sanayi sitesinin yolları Iğdır’da şehrin içinde olmasına rağmen çamur içerisindedir, sel basmaktadır, sanayi esnafı bu anlamda perişan edilmiştir ama her şeyden önemlisi devlet eliyle Iğdır Sanayi Sitesi bugün icra edilerek devlet eliyle çalışamaz noktaya getirilmiştir. Ne SERKA’nın ne de KOSGEB’in bu manada kredilerinden faydalanılamamaktadır.

Size daha vahimini ifade edeyim. Adalet ve Kalkınma Partisi vatandaşın dinî duygularını sömürerek iktidara geliyor ama daha vahimini söyleyeyim size, Adalet ve Kalkınma Partisinin Hükûmeti Iğdır Sanayi Sitesinin tamamının olduğu gibi Iğdır Sanayi Sitesindeki insanlarımızın dinî vecibelerini yerine getirecekleri camiyi de icraya vermiş durumdadır.

Siz cami yıkan ve camileri icraya veren bir iktidar olarak Iğdır Sanayi Sitesinin sorunlarını, bu çerçevede caminin hiç olmazsa icradan kurtarılmasını düşünüyor musunuz acaba? Dolayısıyla da sizin yaptıklarınızı Iğdırlı çok iyi biliyor. Iğdır’ın elinden sanayi sitesini de maşallah aldınız. Birçok şeyini Iğdır’ın elinden aldınız ama bir tek şeyi alamadınız: Değerli AK PARTİ’li milletvekili arkadaşlarım, Iğdır’ın oyunu alamadınız. 12 Haziranda Iğdır’ın oyunu alamadınız. Siz Iğdır’ı böyle icraya verdiğiniz sürece emin olun ki ne önümüzdeki belediye seçimlerinde ne de sonrasında Iğdırlının her şeyini almakla beraber bir tek oyunu alamayacaksınız.

Iğdır’da bütün bakanlıklarımızın il müdürlükleri vardır. Şimdiye kadar belli bir denge vardı ve bu il müdürlüklerine Iğdırlı olan insanlar da atanıyordu ama siz geldiniz Iğdır’da ne kadar il müdürümüz varsa hepsini Iğdır’dan sürdünüz.

Soruyorum size, ilgili bütün bakanlıklara soruyorum, Millî Eğitim Bakanımıza da buradan soruyorum: Allah aşkına size Iğdır’da devletin müdürlüğünü yapacak bir Allah’ın kulu Iğdırlı yok mudur ve Iğdır’daki siyasal ve sosyal dengeyi acaba neden bozmaya çalışıyorsunuz? Belli bir etnik kökene dayalı bir Iğdır’da yapılaşmanın ne Iğdır’a ne Türkiye’ye ne de size faydası olmayacaktır. Iğdır’da patates yok mudur Allah aşkına? Devlet kurumlarımız Iğdır’da patatesi dahi Van’dan satın alıyor. Iğdır’daki devlet kurumları, oradaki müdürler Iğdırlının orada parasını öncelikle harcayıp, gidip Iğdır’ın ihtiyaçlarını, kendi kurumlarının ihtiyaçlarını neden acaba Iğdır dışındaki illerden alıyor?

Değerli milletvekilleri, Iğdır, Türkiye’nin en stratejik illerinden birisi olmakla beraber Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarınca, maalesef Iğdır cezalandırılmaya devam ediyor. Siz Iğdır’ı cezalandırmaya devam edin, Iğdır da sizi sandıkta dün olduğu gibi yarın da cezalandırmaya devam edecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Oğan.

Gündeme geçiyoruz.

Sisteme giren sayın milletvekilleri, biliyorsunuz gündem dışı konuşmalarda söz veremiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 1, 4, 5, 12, 13, 15, 16, 17, 22, 26, 42, 43, 45, 51, 52, 54, 60, 107, 108, 110, 111, 124, 125, 130, 186, 201, 202, 203, 315, 316, 322, 323, 324, 326, 328, 349, 351, 371, 372, 373, 533, 571, 726, 775, 820, 1.129, 1.133 ve 1.139’uncu sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 22 milletvekilinin, Karadeniz Ereğlisi tersaneler bölgesinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/283)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

2007 yılından 2008 yılı başına kadar Tuzla Tersaneler bölgesinde meydana gelen yoğun iş kazası ölümleri ve diğer sorunlar nedeniyle Tuzla Tersaneler bölgesine yönelik olarak Meclis Araştırma Komisyonu kurulmuş ve Komisyon çalışmalarını tamamlayarak rapor aşamasına getirmiştir.

Ancak, yaşanan sorunlar sadece Tuzla Tersaneler Bölgesine münhasır olmayıp, Karadeniz Ereğli'de faaliyet gösteren tersanelerde de büyük sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar hem bölgedeki çalışma barışını, hem de bölgenin ekonomisini çok ağır bir şekilde etkilemektedir. Kriz gerekçesiyle Erdemir'de çalışan işçi ücretlerinin geriye çekilmesi ve Erdemir'de çalışan işçi sayısının azaltılması nedeniyle sarsılan Karadeniz Ereğli ekonomisi, birkaç yıl öncesinde önemli bir istihdam kapısı ve yeni bir umut olarak gösterilen tersanelerdeki büyük olumsuz gelişmeler nedeniyle de ciddi bir sarsıntı yaşamaktadır.

Karadeniz Ereğli bölgesinde 8 adet tersane bulunmaktadır. Bu tersanelerin büyük bir bölümü 2009 yılı başlarından itibaren yoğun işçi çıkarmalarla basının ve bölgenin gündemine taşınmıştır. 2008 yılında yaklaşık 6 bin civarında işçi çalışmakta iken, bugün itibarıyla çalışan işçi sayısı oldukça sembolik rakamlara düşmüştür. Ayrıca bölgedeki tersanelerin büyük bir bölümü tüm çalışanlarını çıkartmak suretiyle faaliyetlerini durdurmuştur.

Konuya yakından bakıldığında; yaşanan sorunlarda en fazla emek kesiminin mağdur olduğu görülmektedir: Son derece ve tehlikeli iş kolu olan sektörde; binlerce işçinin işten çıkarıldığı, çalışan işçilerin ücretlerini zamanında alamadığı, ücretlerinin bordrolara tam olarak yansıtılmadığı, bordrolara eksik yansıyan ücretler nedeniyle işçilerin pek çok açıdan mağdur olduğu (Emeklilik gelirine eksik yansıması, işten çıkartılma hâlinde işsizlik ödeneğinden eksik yararlanma, iş kazaları ve ölüm hâllerinde uğranılan zararın eksik hesaplanması v.b.gibi.) çalışan işçilerce yoğun bir şekilde gündeme getirilmiştir, getirilmektedir.

Ayrıca alt işverenlik (taşeronluk) uygulamasının iş hukukunda istisna olmasına ve sadece "Mal ve hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerde ve asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereğiyle teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde" başvurulması gerekirken tersanelerde, yasanın kapsamı dışında yaygın bir hâle geldiği, bu durumun da bireysel işçilik haklarını büyük oranda kısıtladığı (daha düşük ücret, temel bir insan hakkı niteliğinde kabul edilen sendika, toplu sözleşme ve grev haklarından, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümlerinden genel olarak yoksun kalmalarını doğurmaktadır.) görülmektedir. Bunun yanı sıra iş akitleri sona erdirilerek işten çıkartılan işçilerin ihbar ve kıdem tazminatı gibi iş hukukundan doğan haklarını büyük oranda alamadıkları yaygın bir şekilde ifade edilmektedir. Bu durum yukarıda da belirttiğimiz gibi Karadeniz Ereğli'de çalışma barışını, ekonomik ve sosyal barışı bozan, kanayan büyük bir yara hâline gelmiştir.

Dolayısıyla, iş hukukunun aynı zamanda kamu düzenini ilgilendirmesi, iş barışının ve sosyal - ekonomik barışın sağlanmasının sadece işçi ve işverenin değil aynı zamanda devletin temel görevi olması nedeniyle, bu sorunların araştırılmasını ve nedenlerinin saptanarak çözün yollarının bulunması konusunda bu önergenin TBMM Başkanlığına sunulması gereği doğmuştur.

Ayrıca bölgedeki tersanelerin yarısının şu an kapanma noktasına gelmesi de, tersaneler sektöründe yaşanan bu sürecin nedenlerinin ve çözüm yollarının da araştırılması gereğini doğurmuştur. Yine tersanelerdeki yoğun taşeronlaşma nedeniyle tersane sahipleriyle taşeron firmalar arasında da ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Yukarıdaki nedenlerden ötürü gerek işten çıkartılan, iş yasasının ve anayasanın emredici hükümlerine aykırı şartlarda çalışan ve haklarını alamadıkları için büyük mağduriyet yaşayan işçiler, gerekse bir kısım tersanelerin kapanma noktasına gelmesi nedeniyle tersaneleri bu noktaya taşıyan süreç ve taşeronlaşmanın yarattığı diğer sorunlar ile Karadeniz Ereğli ekonomik ve sosyal yaşamına yansımaları açısından Tersaneler Bölgesi için alınacak tedbirlerin tespiti amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Ali İhsan Köktürk                                         (Zonguldak)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu                               ( İstanbul)

3) Veli Ağbaba                                                (Malatya)

4) Nurettin Demir                                           (Muğla)

5) Kadir Gökmen Öğüt                                       (İstanbul)

6) Ali Özgündüz                                              (İstanbul)

7) Sena Kaleli                                                 (Bursa)

8) Ayşe Nedret Akova                                      (Balıkesir)

9) Erdal Aksünger                                            (İzmir)

10) İhsan Özkes                                             (İstanbul)

11) Ali Serindağ                                              (Gaziantep)

12) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                 (İstanbul)

13) Sakine Öz                                                 (Manisa)

14) Gürkut Acar                                              (Antalya)

15) İlhan Demiröz                                            (Bursa)

16) Ali Demirçalı                                             (Adana)

17) Hasan Akgöl                                              (Hatay)

18) Mehmet Ali Susam                                      (İzmir)

19) Doğan Şafak                                              (Niğde)

20) Haluk Eyidoğan                                          (İstanbul)

21) Alaattin Yüksel                                          (İzmir)

22) Ahmet İhsan Kalkavan                                 (Samsun)

23) İdris Yıldız                                              (Ordu)

 

2.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve 22 milletvekilinin, Kızılaya yapılan yardımlardaki azalmanın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/284)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kızılay, yıllardır ülkemizde yaşayan tüm vatandaşlarımızın ortak bir değeri olmuş, tabii afetlerde sığınacak tek liman olarak görülmüştür. Tüm vatandaşlarımız, Kızılay'a hiçbir karşılık beklemeden yardım elini uzatmış, yardım yaparken yüreğiyle hiçbir kuşku duymadan insanlık görevini yapmış olmanın gururunu her zaman yaşamıştır. Türkiye'nin her tarafına şubeler açmış, il ve ilçelerde Kızılay yönetiminde görev almak için o yörenin hayırseverleri her zaman onurla görev almak istemişler ve bu görevlerinde çok başarılı olmuşlardır. Özellikle, kan bağışları konusunda çok başarılı bir süreç yaşanmıştır. Yıllarca, ülkemizdeki tüm sağlık kuruluşlarının kan ihtiyacını karşılamış, vatandaşımızın kana ihtiyacı olduğunda hep yanında olmuştur.

Türk Kızılay’ı, ülkemizde yaşanan tüm tabii afetlerde vatandaşlarımızın yanında olan ilk kurum olmuş, yaraların sarılmasında çok önemli görevler üstlenmiş, vatandaşlarımızın acil ihtiyaçlarını öncelikle karşılamıştır.

Ayrıca, dünyanın neresinde olursa olsun tüm tabii afetlerde yardım elini uzatan örnek bir kurum olmuştur.

Türk Kızılayının 2000'li yıllara kadar yönetim ve denetimine hiçbir iktidar müdahale etmemiş, Kızılay yönetimleri Kızılayın kendi içerisinden gelen yardımsever anlayışla oluşmuştur. Seçilen yönetimler hiçbir siyasi iktidardan etkilenmeden sadece yardımseverlik duygusu ile çalışmıştır.

Ancak son dönemlerde, Kızılay yönetimlerine siyasi müdahaleler yapılmış, bu nedenle yardımsever vatandaşlarımız arasında çok önemli ölçüde kuşkular doğmuş ve yapılan yardımlarda önemli ölçüde azalmalar olmuştur. İl ve ilçelerdeki Kızılay şubelerinin işlevleri azalmış, yardımseverler görevden kaçmaya başlamıştır. Bu nedenle Kızılay tarafından yapılan yardımlarda da siyasi müdahaleler oluşmaya başlamıştır. Bu nedenle de vatandaşlar tarafından Kızılayın tarafsızlığı konusunda önemli kuşkular oluşmuş ve Kızılay tarafından yeterince kaynak elde edilememiştir. Van ve çevresinde oluşan depremde Kızılayın yardımlar konusunda yetersiz kaldığı açıkça görülmüştür.

Bu nedenle, Anayasanın 98'inci, İç Tüzük’ün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                              

1) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                   (İstanbul)

2) Mustafa Sezgin Tanrıkulu               (İstanbul)

3) Kadir Gökmen Öğüt                       (İstanbul)

4) Sakine Öz                                  (Manisa)

5) Veli Ağbaba                                (Malatya)

6) Ahmet İhsan Kalkavan                   (Samsun)

7) Ümit Özgümüş                             (Adana)

8) Muhammet Rıza Yalçınkaya              (Bartın)

9) İlhan Demiröz                             (Bursa)

10) Nurettin Demir                          (Muğla)

11) Ali Özgündüz                              (İstanbul)

12) Sena Kaleli                                (Bursa)

13) Ayşe Nedret Akova                     (Balıkesir)

14) Erdal Aksünger                           (İzmir)

15) İhsan Özkes                              (İstanbul)

16) Gürkut Acar                              (Antalya)

17) Ali Demirçalı                              (Adana)

18) Hasan Akgöl                               (Hatay)

19) Mehmet Ali Susam                       (İzmir)

20) Doğan Şafak                              (Niğde)

21) Mehmet Ali Ediboğlu                    (Hatay)

22) Alaattin Yüksel                          (İzmir)

23) İdris Yıldız                               (Ordu)

3.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 26 milletvekilinin, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının oluşu ve artmasının temel nedenleri ile bunların ülke ekonomisine etkisinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/285)

 

 

             Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizdeki İşçi Güvenliği ve İşçi Sağlığı tablosu tüyler ürperticidir. İş kazalarının ve meslek hastalıklarının en önemli sonucu; ölüm, ağır sakatlık, iş göremezlik, meslek hastalıkları gibi insani kayıplardır. Ölümler iş kazalarının en onarılamaz boyutunu oluşturmaktadır. Mevcut üretim yapısı içinde ölüm olaylarının, birer cinayet olarak nitelendirilmesi hiç de abartı sayılmaz. Türkiye, işçi güvenliği ve sağlığı yönünden Avrupa'da 1’incilik, dünyada 3’üncülük derecesine sahiptir.

Türkiye'de her yıl 80 bin iş kazası olmakta, kazalarda 1.200-1.700 arasında kişi ölmekte, 20 bini aşkın kişi yaralanmakta, yaklaşık 2 milyon iş günü kaybı olmaktadır. Bugüne kadar olan iş kazaları sonucu; 55 bin civarında işçi halen sürekli iş göremez aylığı almaktadır.

Türkiye'de iş kazaları ve bunların yol açtığı hastalık ve ölümlerin bir kısmı; kayıtlara hiç geçmediğinden, bir kısmı ise, kayıtlara bireysel kaza ve hastalık olarak geçtiğinden rakamlar; gerçeği yansıtmamaktadır. İşçiyi sadece bir maliyet unsuru olarak gören zihniyet, maliyetleri düşürmek için iş güvenliği önlemlerini gevşetmekte ve temel işçi sağlığı koşulları yok sayabilmektedir.

İş kazaları; basit bir sağlık sorunu veya üretime ilişkin teknik bir mesele olarak görülemez. İş kazası; insanla ilgili sosyal yanı ağır basan bir sorundur. İşçiler; iş kazalarının nedeni değil, korumasız tarafıdır. İşçi; üretim sürecinin parası ödenerek kolayca bulunabilen adeta teknik bir unsuru haline getirilmiştir, işçinin değeri; emeğinin fiyatı ile ölçüldüğünden, işçinin bir insan olarak taşıdığı yaşama hakkı bu üretim sürecinde dikkate alınmamaktadır.

Üretim sürecinin merkezine insan - işçi konulmadığı ve işçi sağlığı sorunu, toplumun genel sağlığının bir parçası olarak görülmediği sürece, sorun yanlış bir temelde tartışılıyor demektir. O halde iş kazası ve meslek hastalıkları, sosyallikten soyutlanarak teknik bir sürecin yol açtığı sağlık sorunları olarak görülemez.

Sorunun sosyal bir zemin temelinde tanımlanması ve tartışılması gerekir. İşçiyi, üretim sürecinin teknik bir girdisi olarak gören "üretim için üretim" anlayışı ile sorun çözülmez. Türkiye'de bugüne kadar üretim, işletme çıkarları ve bireysel çıkarlar, her zaman iş güvenliği ve sağlığı sorunundan önce gelmiştir. AKP iktidarı döneminde, iş güvenliği ve sağlığına hiçbir önem ve öncelik verilmediğinden sorun daha da büyümüştür.

AKP iktidarında uygulanan neo-liberal iktisat politikalarında; özelleştirme, taşeronlaştırma, işletme kârları, ihracat ve benzeri olgular, temel başarı ölçütleri olarak benimsenmiş, hiçbir şekilde bu unsurların arka planındaki üretici emeğe yani işçilere, yer verilmemiştir. İş kazası ve meslek hastalığı riski altında çalışan işçinin sağlığının korunması ve sürdürülmesi; onun sosyal bir varlık olarak görülmesi ile işçinin, insan olarak kabulüyle sağlanabilir. Böyle bir anlayış, sorunun ana noktasını oluşturmaktadır.

"Hiçbir iş; güvenlik önlemleri almadan yapılacak kadar acil değildir." anlayışından hareketle iş kazalarının ve meslek hastalıklarının oluşu ve artmasının temel nedenlerinin tespiti, yasal ve teknik eksiklikler, ülkedeki demokrasinin gelişmesinin ve güçlenmesinin etkileri, özellikle taşeronlaştırma ve sendikasızlaştırma politikalarının, ekonomik kriz ve işsizliğin artmasının; iş güvenliği ve sağlığı konusuna etkilerinin saptanması, iş kazaları ve meslek hastalıkları oranı yönünden ülkemizin, dünya ülkeleri arasındaki sırası ve bu oranların yüksekliğinin nedenlerinin, iş kazası ve meslek hastalıklarının ülke ekonomisine getirdiği toplam yükün tespiti, ülkemizde yaşanan iş kazaları ve meslek hastalıkları oranının, gelişmiş ülkelerdeki düzeylere indirilmesi için alınması lazım gelen önlemlerin tespit edilmesi ve iş kazaları ve meslek hastalıkları konusunda sürdürülebilir ulusal politikaların oluşturulmasını sağlayacak yasal düzenlemelere zemin oluşturacak objektif bilgilerin saptanması amacıyla Anayasanın 98. ve Meclis İç Tüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

 

1) Ali Rıza Öztürk                           (Mersin)

2) Mahmut Tanal                              (İstanbul)

3) Aykan Erdemir                             (Bursa)

4) Ali Sarıbaş                                 (Çanakkale)

5) Aylin Nazlıaka                             (Ankara)

6) Veli Ağbaba                                (Malatya)

7) Muhammet Rıza Yalçınkaya              (Bartın)

8) Mehmet Volkan Canalioğlu               (Trabzon)

9) Ramazan Kerim Özkan                    (Burdur)

10) İhsan Özkes                              (İstanbul)

11) Gürkut Acar                               (Antalya)

12) Şafak Pavey                               (İstanbul)

13) Sedef Küçük                              (İstanbul)

14) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                 (İstanbul)

15) Ayşe Nedret Akova                     (Balıkesir)

16) Erdal Aksünger                           (İzmir)

17) Ali Demirçalı                              (Adana)

18) Ali Serindağ                              (Gaziantep)

19) Hasan Akgöl                               (Hatay)

20) Mehmet Ali Susam                       (İzmir)

21) Doğan Şafak                              (Niğde)

22) Haluk Eyidoğan                           (İstanbul)

23) Mustafa Sezgin Tanrıkulu              (İstanbul)

24) Sakine Öz                                 (Manisa)

25) Ahmet İhsan Kalkavan                  (Samsun)

26) İdris Yıldız                               (Ordu)

27) İlhan Demiröz                            (Bursa)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Başbakanlığın Anayasa’nın 82’nci maddesine göre verilmiş bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

B) Tezkereler

1.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 7-11 Nisan 2012 tarihlerinde Çin'e yaptığı resmî ziyarete katılmaları uygun görülen milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/876)

 

 

                                                                  17/5/2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşmelerde bulunmak üzere, 7-11 Nisan 2012 tarihlerinde Çin'e yaptığım resmî ziyarete ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 inci maddesine göre gereğini arz ederim.

                                                                  Recep Tayyip Erdoğan

                                                                          Başbakan

Liste:

Ömer Çelik                                     Adana Milletvekili

Yalçın Akdoğan                                Ankara Milletvekili

Abdülkadir Emin Önen                       Şanlıurfa Milletvekili

 

 

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Başbakanlığın kanun tasarısının geri alınmasına dair bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım. Okutuyorum:

 

2.- Türkiye Cumhuriyeti ile Peru Cumhuriyeti Arasında Ekonomik ve Ticari İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 75 inci maddesine göre geri gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/877)

 

 

                                                                                     17/5/2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İlgi: 24/10/2011 tarihli ve B.02.0.KKG.0.10/101-363/3420 sayılı yazımız.

İlgide kayıtlı yazımız ekinde Başkanlığınıza sunulan "Türkiye Cumhuriyeti ile Peru Cumhuriyeti Arasında Ekonomik ve Ticari İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı" nın Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 75 inci maddesine göre geri gönderilmesini arz ederim.

                                                                                                   Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                           Başbakan

BAŞKAN – Kabul edenler...  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

 

V.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- MHP Grubunun, 27/3/2012 tarihinde 3957 sayı ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komuta sisteminde yer alan asli ve en önemli unsurlarından birisi olan astsubayların yaşadığı sıkıntıların araştırılması, Hükûmetin uygulamalarından dolayı ortaya çıkan mağduriyetin tespiti, bu sorunların giderilmesi ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 22/5/2012 Salı günkü birleşiminde okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin önerisi

 

 

                                                                                    22.05.2012

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu 22.05.2012 Salı günü (bugün) toplanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19'uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Mehmet Şandır

                                                                                                             Mersin

                                                                                                 MHP Grup Başkan Vekili

Öneri:

27 Mart 2012 tarih ve 3957 sayı ile TBMM Başkanlığına, "Türk silahlı kuvvetlerinin emir komuta sisteminde yer alan asli ve en önemli unsurlarından birisi olan astsubayların yaşadığı sıkıntıların araştırılması, hükümetin uygulamalarından dolayı ortaya çıkan mağduriyetin tespiti, bu sorunların giderilmesi ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla" verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 22.05.2012 Salı günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi lehinde söz isteyen Hasan Hüseyin Türkoğlu, Osmaniye Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Başkan, Türk milletinin saygıdeğer milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetlerinin önemli unsurlarından biri olan astsubaylarımızın yaşadığı sıkıntıların araştırılması, Hükûmet uygulamalarından dolayı ortaya çıkan mağduriyetin tespiti ile bu sorunların giderilmesi ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması talebimiz üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime dün Diyarbakır kırsalında bölücü katiller tarafından kaçırılan Adalet ve Kalkınma Partisi Kulp İlçe Başkanını kurtarmak amacıyla yapılan operasyonda şehit olan Özel Harekât Polis Memuru Akın Bayram’a rahmet, kederli ailesine ve yüce Türk milletine başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar dileyerek başlamak istiyorum.

AKP Kulp İlçe Başkanını bölücü katillerden kurtarmak için yapılan operasyonun çok doğru bir karar olduğunu, takdir ettiğimizi de ifade etmeliyim. Aynı şekilde bölücü katillerin elinde bulunan Kaymakam Adayı Kenan Erenoğlu, Polis Memuru Nadir Özgen, Uzman Çavuş Kemal Ekinci, Uzman Çavuş Zihni Koç ve bugün sorunlarını konuştuğumuz astsubaylardan Abdullah Söpçeler için de kararlı bir şekilde kurtarma operasyonlarının yapılacağına olan inancımız tamdır. Bu müjdeli haberi bekleyen ailelere de bu vesileyle sabır diliyorum.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sayısız medeniyetin boy gösterdiği, birçok devletin kurulduğu ancak içlerinden sadece Türk milleti ve Türk devletinin bu kadar süre kalıcı olabildiği Anadolu coğrafyasında varlığımızın en önemli teminatı, sahip olduğumuz millî güç unsurları ve tabii ki en başta Türk Silahlı Kuvvetleridir. Dünya orduları arasında nitelikleri itibarıyla parmakla gösterilebilecek özelliklere sahip olan Türk Silahlı Kuvvetleri subay, astsubay, uzman erbaşları ve komuta altındaki Mehmetçikleriyle beraber Türk Milletinin en önemli dayanağıdır. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana birçok isyan hareketinin bastırılmasında, Kore, Somali, Afganistan, Bosna gibi uluslararası iş birliği zamanlarında, zulme ve soykırıma uğrayan Kıbrıslının yanı başında ve Kıbrıs davasının çözümünde, yirmi sekiz yıldır huzurumuzu, refahımızı ve insanımızı katleden bölücü terörle olan mücadelede hep Türk ordusu vardır. Bütün başarılarda ise subay, astsubay, uzman erbaş ve Mehmetçikler hep yan yana olmuşlardır. Aynı üniformayı giymişler, aynı karavanada yemişler, aynı karargâhta çalışmışlar, aynı cephede savaşmışlardır ancak maalesef bazı hususlarda eşitsiz, adaletsiz uygulamalarla da karşılaşmışlardır. Astsubay ve uzman erbaşların razı olunamayacak bazı uygulamalara muhatap olduğu da hepimizce malumdur. Sayıları yaklaşık 100 bini bulan muvazzaf astsubaylar, yine sayıları yaklaşık 120 bini bulan emekli astsubaylar yıllardır birikmiş ve çözümü konusunda söz almış olmalarına rağmen sabırla ve askerî terbiye dâhilinde, verilen sözlerin tutulmasını beklemektedirler. AKP hükûmetleri ise astsubaylarımıza vermiş oldukları sözü, polislerimize, 4/C’lilerimize olduğu gibi yerine getirmemekte, sorunları olduğu gibi yerinde durmaktadır.

2007 yılında polislerimize televizyon programlarında, canlı yayınlarda verilen sözler tutulmalıdır. Polise yaptığınız haksızlık zulme dönüşmüştür. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bunun takipçisi olduk, takipçiyiz ve takipçisi olacağız.

Yine, Milliyetçi Hareket Partisi olarak 23’üncü Dönem Meclisinde, astsubaylarımızın da sorunlarının çözümünü içeren üç Meclis araştırması, altı kanun teklifi ve sayısız soru önergesi vermiş olmamıza rağmen, Meclis çoğunluğunu teşkil eden AKP Grubu sıcak bakmadığı için çözüme ulaşılamamıştır. O dönem askere uzak duran ve soğuk bakan Hükûmetin son zamanlarda orduyu ve askerî sahipleniyor olması, arka çıkması hem düşündürücü hem de sorunların çözümü açısından ümit vericidir.

Çalışanların uluslararası standartlarda bir çalışma rejimine kavuşmasını hedefleyen ve adil bir ücret rejimini isteyen Milliyetçi Hareket Partisi astsubaylarımızla ilgili olarak, emekli olduğunda çalışırken elde ettikleri geliri yüzde 50’ye yakın azalan astsubay emeklilerine 631 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle beş yılı doldurmuş kamu görevlilerine verilen görev tazminatının ödenmesi gerektiğini düşünmektedir.

4752 sayılı Kanun’la eğitim düzeyleri ön lisans seviyesine çıkarılan astsubayların bu düzenlemeden yararlanmayan emeklilerinin de intibaklarının sağlanmasının önemli olduğunu düşünmektedir. Ağırlıklı olarak 2’nci dereceden emekli olan astsubaylar 1’inci derecenin ek gösterge rakamı olan 3600’den faydalanamamaktadırlar. 2’nci dereceden emekli olanlar ayrıca en yüksek devlet memuru maaşının yüzde 70’i kadar tazminat almaktadırlar. Bu oran 1’inci dereceden emekli olanlarda yüzde 130 olduğu için ikisi arasındaki fark 500 TL’ye yaklaşmakta ve bir adaletsizliğe sebep olmaktadır.

Bütün şartları taşıdığı hâlde 1’inci derecenin 4’üncü kademesine yükselemeyen bir sistemin mağdurudur astsubaylar. Devlet memurları için ön lisans sahibi olmak 1’inci derecenin 4’üncü kademesine yükselmek için yeterli iken astsubaylar ön lisans, lisans, yüksek lisans, doktora dahi yapsalar ancak 1’inci derecenin 3’üncü kademesine gelebilmektedirler. İşin ilginç ve komik olan tarafı ise, astsubayların mahiyetinde çalışan ve ön lisans almış sivil memurlar 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükselebilmektedirler.

5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun ek 81’inci maddesi çerçevesinde makam tazminatına hak kazanamamış MİT hizmetleri ve emniyet hizmetleri sınıflarına dâhil emekli çarşı ve mahalle bekçileri de içinde olmak üzere seyyanen 100 bin TL alınmakta iken, emeklilik döneminde herhangi bir tazminat almayan emekli astsubaylar bu 100 TL’den de mahrumdurlar.

Devlet Memurları Kanunu’nun 36’ncı maddesi çerçevesinde teknik bir göreve atanmalarından dolayı tüm memurlara 1 derece verilmektedir. Astsubaylar ise teknik bir görev yapmalarına rağmen bu dereceyi alamamaktadırlar. Astsubaylara da 1 derece verilmeli ve emeklilerin de intibakı buna göre düzeltilmelidir.

Astsubaylıktan subaylığa geçiş oranı artırılmalı ve astsubayların mesleki motivasyonu ve Türk Silahlı Kuvvetleri personel kalitesinin yükseltilmesine katkıları sağlanmalıdır. Yüksek lisans ve doktora yapan astsubaylara 1 kademe verilmesi hususunun komutanın takdirine ve kotaya bağlanmış olması izah edilemez bir eşitsizliktir. Bu uygulama lisans üstü eğitim almış tüm emeklileri de kapsayacak şekilde değiştirilmelidir.

OYAK iştirakçilerinin çoğunluğunu teşkil etmelerine rağmen astsubaylar yönetimde yeteri kadar yer alamamaktadırlar. Yönetimde yer alamamaktan başka, emekli astsubayların istihdamı da mümkün kılınmamaktadır. Bu durum hem iştirakçilerin kuruma güvenini sarsmakta hem de uluslararası mahkemelerde hak arayışına sebep olmaktadır. Astsubaylar hem çalışırken hem de emekliyken OYAK yönetiminden ve hizmetlerinden hak ettiği payı almalıdırlar. Buna yönelik düzenlemelerin OYAK’ı zayıflatacağını düşünmek oldukça yanlış bir öngörüdür, bilakis astsubayların da yeteri kadar dâhil edileceği OYAK sistemi daha da güçlenecektir.

Askerlik gibi herkesin taşıyamayacağı zor bir görevi üzerinde bulunduran astsubaylar binbir emek ve zahmetle dışarıdan başka fakülteleri bitirip hukuk diploması gibi diplomalara sahip olmaktadırlar ancak elinde hukuk diploması olduğu halde astsubaylar ne askerî mahkemelerde ne de disiplin mahkemelerinde vazife alamamaktadırlar. Bilime ve ehliyete saygının gereği astsubaylarımızın askerî hiyerarşi de göz önüne alınarak sisteme hukukçu kimlikleriyle entegre edilmeleri bilhassa dışlanmışlık hissinin önüne geçilmesi bakımından büyük önem arz etmektedir. Zaman zaman ihtiyaca binaen Türk Silahlı Kuvvetlerinde sözleşmeli subay istihdamı yapılmaktadır. Oysa yıllarını Türk Silahlı Kuvvetlerine vermiş olan astsubaylara imkân tanınsa ve bu ihtiyaç deneyimli seçkin astsubaylardan temin edilse Türk Silahlı Kuvvetleri için 2 kere kazanmak söz konusu olacaktır.

Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait hastanelerde, astsubayların da aleyhine, rütbeye göre poliklinik uygulaması tartışmaya bile değmeyecek bir uygulamadır. Hâlen devam ediyorsa bu ayıbın örtülmesi mümkün değildir. Doktorların hastalarına rütbesine göre değil aciliyetine ve Hipokrat yeminine göre yaklaşmaları esastır.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; zikrettiğim bu sorunların çözümüne ilişkin düzenlemelere zemin olmak üzere, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak 24’üncü Dönemde de bu araştırma önergesi dâhil birçok araştırma önergesi, kanun teklifi ve sözlü, yazılı soru önergeleri Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmiştir. Haksızlıkları, adaletsizlikleri giderecek, çalışanlar arasında barışı sağlayacak ve adil bir ücret sistemine esas olacak bu teklifler tasviplerinize mazhardır. Yüce Meclisin kabulü hâlinde göz bebeğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerinin ana unsurlarından biri olan astsubaylarımızın yurdun dört bir yanında vatanın bütünlüğünü, Türk milletinin birliğini ve Türk devletinin bekasını temin yolunda moral ve motivasyonları zirve yapacaktır.

Bu duygularla, araştırma önergemizin kabulünü diler, Türk milletinin milletvekillerini saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri aleyhinde söz isteyen Şirin Ünal, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Malumunuz, askerlik, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72’nci maddesi gereğince her Türk vatandaşının hakkı ve ödevidir. AK PARTİ Hükûmeti “halkı yaşat ki devlet yaşasın” ilkesi doğrultusunda yaklaşık on yıldır ülkeyi yönetmektedir. Devlet memurlarıyla beraber geçen on yıl içinde subay, astsubay ve uzman jandarma ile uzman er, erbaşlarımıza enflasyonun üzerinde gelir artışı sağlanmıştır. Hâlen 4.692 Türk lirası aylık alan bir kıdemli albayımız millî gelirimizin yaklaşık 3 katı büyüklüğünde bir gelire sahip bulunmaktadır. 3.030 Türk lirası aylık net maaş geliri olan kıdemli başçavuşun ise millî gelirimizin yaklaşık 2 katı bir geliri olduğunu görmekteyiz. Bir uzman erbaşımızın net maaşı ise yaklaşık 2 bin liradır. Bu arkadaşımız da gene millî gelirimizin 1,32 katı bir gelire sahip bulunmaktadır.

Sayın milletvekilleri, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının koordineli çalışmaları sonucunda biraz sonra sizlere detaylarını sunacağım kanun değişiklik teklifleri hazırlanmıştır. Bu değişiklik tekliflerinin yarıdan fazlası Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendirmektedir. Son yapılan iyileştirmeler kapsamında yaklaşık yirmi kanunda değişiklik yapılmıştır. Kanun değişiklik teklifleri geçtiğimiz hafta Millî Savunma Bakanımız ve uzman bürokratlar ile birlikte Millî Savunma Komisyonunda uyum içerisinde değerlendirilmiş, gerekli ilave ve düzeltmeler yapılmıştır.

Türk Silahlı Kuvvetlerindeki mevcut personelin, er ve erbaşların daha iyi şartlarda eğitime hazırlanmalarının, özlük haklarının iyileştirilmesinin Hükûmetimizin 2023 hedefleri doğrultusunda profesyonel orduya geçiş sürecinde başlıca temel adımlar olduğunun altını çizmekte fayda görmekteyim.

Sayın milletvekilleri, bu tasarı ile askerlik şubesi başkanlıklarınca kısa sürelerle teşkil edilen ve etkinliği kalmayan askerlik meclislerinin kaldırılmasını; ilk yoklama ile yedeklik yoklama işlemlerinin kaldırılmasını; yükümlülerin sağlık muayenelerinin, sürekli rahatsızlıklarını, kullandıkları ilaçları, geçirmiş olduğu ameliyat ve operasyonların kayıtlarını tutan aile hekimlerince yapılmasına imkân sağlanmasını, askerî hastane bulunmayan yerlerde engelli, yatalak, uzuv kaybı gibi gözle görülür rahatsızlığı bulunanlar hakkındaki “Askerliğe elverişli değildir.” sevk geciktirmesi veya ertesi yıla bırakma kararlı sağlık raporlarının askerlik şube başkanı ile mülki amirliklerce görevlendirilecek resmî 2 tabipten oluşan geçici sağlık kurulunca verilmesini; yükümlülerin aile hekimi, resmî, sivil sağlık kuruluşları veya asker hastanelerindeki muayene işlemlerinden herhangi bir ücret veya katkı payı alınmamasını; yoklama süresinin uzatılması ve buna bağlı olarak yoklama kaçağı sayısının azaltılmasını; 1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 83, 84, 85, 87 ve 94’üncü maddeleri gereğince il veya ilçe idare kurullarınca yükümlülere idari para cezası verilmesi uygulamasına ve bundan kaynaklı vatandaşlarımızın şikâyetlerine son verilmesini; askerlik meclislerinin kaldırılmasına paralel olarak bu meclislerin toplu olmadığı zamanlarda askerlik kararlarının il veya ilçe idare kurullarınca alınması uygulamasına da son verilmesini; günümüzde birçok üniversitede okula devam mecburiyeti bulunmaması ve sınıf geçme yerine ders geçme uygulamasına geçilmesi nedeniyle fakülte ve yüksekokul öğrencilerinin askerlik ertelemesi şartlarından olan okula devam mecburiyeti ve iki yıl üst üste sınıfta kalmama zorunluluğunun kaldırılmasını; dış kaynaktan temin edilen muvazzaf subay adaylarının rütbe takmadan önceki subay temel askerlik ve subaylık anlayışı kazandırma eğitimine tabi tutulmalarını; yakınlarının doğum, ölüm ve ağır hastalığı hâllerinde Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek izinlerin yeniden düzenlenmesini; astsubayların 1’inci dereceye yükselebilmelerine imkân tanınmasını; askerlik hizmeti sırasında veya bitirdikten sonra fakülte ve yüksekokulları bitirenlere sözleşmeli subay veya astsubay olabilme imkânının tanınmasını; askerî öğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarına sivil personele, eşiti subaylar gibi sosyal tesis ve lojmanlardan istifade imkânı tanınmasını amaçlamaktayız.

Ayrıca, Anayasa değişiklikleriyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda “mahkemelerin bağımsızlığı” ve “hâkimlik teminatı” ilkeleri esas alınarak 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu’nda sicil işlemleri, birinci sınıfa ayrılma ve birinci sınıf olma işlemleri, özlük hakları, izin işlemleri, haklarındaki ihbar ve şikâyetler, soruşturma ve kovuşturma mercileri, genel yargıya tabi şahsi suçlar ve hukuki sorumluluk, bağımsızlık, teminat ve ödevler ile emeklilik işlemleriyle ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

1600 sayılı Askerî Yargıtay Kanunu’nda Askerî Yargıtay Başkanı ve üyelerinin görev tanımlarında düzenlemeler yapılmış, 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nda da davaların işleyiş süreci konusunda düzenlemeler yapılmıştır. 353 sayılı Askerî Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun’da yapılan değişiklik ile ihbar ve şikâyetler maddesi değiştirilmiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemimizde bulunan söz konusu kanun tasarısının yasalaşarak vatanımız ve milletimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle, Milliyetçi Hareket Partisi Grup önerisine katılamadığımızı belirterek hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Öneri lehinde söz isteyen Ahmet Toptaş, Afyonkarahisar  Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan astsubaylarla ilgili araştırma önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sözlerime başlamadan önce Hatay Amanos’ta şehit verdiğimiz askerlerimizin ve dün bir “kaza” adı takılan top patlaması sonucu ölen bir polisimizin ailelerine başsağlığı, kendilerine Tanrı’dan rahmet diliyorum, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün Askerlik Yasası ve değişik yasalarda değişiklik yapılmasını öngören bir yasa gündeme gelecek, bugün görüşeceğiz. Bu yasa görüşülürken biz astsubayların, uzman erbaşların ve jandarma uzmanlar ile askerî öğrencilerin ciddi sorunları olduğunu, bu sorunların da bu yasal düzenleme sırasında değerlendirilmesi gerektiğini söylemiştik.

Yine, TSK personel Yasası’nda geçmişte yapılan bir değişiklikle eklenen 32’nci maddeyle resen emekli edilip haksızlığa uğramış, ayrımcılığa uğramış insanların da sorunlarının çözümü konusunda bu yasayla bir çözüm bulabiliriz diye öneriler getirmiştik, komisyonda bunları konuşmuştuk.

Her ne kadar biraz sonra görüşeceğimiz yasa bütün grupların aşağı yukarı anlaşmasıyla geliyor olsa da biz bunu ehvenişer niyetinden bazı iyileştirmeleri beraber yaptığımız için kabul ettik ve olumlu oy vereceğiz. Ancak bu yasa biraz önce saydığım sorunların hiçbirisini çözmüş bir yasa değildir. Özellikle astsubayların, jandarma uzman çavuşların, uzman erbaşların sorunları hemen hemen bütünüyle ortada durmaktadır.

Değerli arkadaşlar, sayıları 100 bini bulan muvazzaf astsubaylar ve emekli astsubayları göz önüne aldığımızda aileleriyle birlikte 1 milyona yakın insana tekabül etmektedirler. Bu insanların yıllardan beri birikmiş sorunları vardır. Yıllardan beri de bunların bu sorunlarının çözümü konusunda sözler verilmiştir ama biraz önce konuşan arkadaşımın dediğinin aksine bu sözlerin hiçbirisi bugüne kadar tutulmamıştır. Eğer tutulmuş olsaydı astsubayların sorunları bugün yeniden bir sorun yumağı hâlinde karşımıza çıkmazdı.

Astsubaylar ne istiyorlar, hangi sorunları çözülmüş, hangi sorunlarına çözüm istiyorlar? Şimdi, bakınız, astsubayların istediklerine bakacağım. O kadar basit sorunlar çözülmemiş ki bugün hâlâ devam edegelmiş ve bizden talepte bulunuyorlar. Astsubaylar diğer subaylara verilen temsil ve görev tazminatının kendilerine de verilmesini istiyor. Bu kadar basit. Yıllar önce Sayın Başbakan, sayın millî savunma bakanları bu konularda iyileştirme yapılacağına söz verdikleri hâlde bugüne kadar demek ki yerine getirilmemiş, bu sözler tutulmamış, bu talep hâlâ devam etmektedir.

Yine astsubaylar ne istiyor? Sözleşmeli subay yerine yetişmiş astsubayların nasbedilmesini istiyor. Yani astsubaylık bir asker mesleği; askerlikte en ciddi eğitimi alıyor, en ciddi şekilde askerliğini yapıyor. Bunun yerine, siz, bu tecrübenin yerine, bu birikimin yerine dışarıdan sözleşmeli subay alıyorsunuz. “Hiç olmazsa bu birikim, bu tecrübe, dışarıdan sözleşmeli subay almak yerine bizden nasbedilerek kullanılsın.” diyorlar. Ne istiyor astsubaylar? Astsubay meslek yüksekokullarından kara harp okullarına yatay geçiş istiyorlar. Yani liselerden Kara Harp Okuluna öğrenci alınıyor da astsubay meslek yüksekokullarından niye yatay geçişle öğrenci alınmadığını biz de anlamış değiliz. Astsubayların bu sorunu da çözülmemiş demek ki.

Yine ne istiyor astsubaylar? 1’inci derecenin 4’üncü kademesine yükseltilmek istiyorlar. Evet, bu yasal düzenlemeyle 1’inci derecenin 4’üncü kademesine astsubayların yükselmesini sağladık ama gösterge aynı kaldığı için maaşlarında ayda 4 lira kadar bir artış söz konusu. Yani biz 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar sizi yükselttik ama maaşınızda 4 liralık bir artış dediğimiz zaman, bu, astsubayla dalga geçmek anlamına gelen bir telaffuz biçimi oluyor arkadaşlar.

Subaylık müracaatlarında yedi ve dokuz yıl yerine beş ve yedi yıl istiyorlar, yani son derece basit bir çözüm ama çözen yok, çözememişiz. Ne istiyorlar? OYAK’ta en çok katılımcı astsubaylar fakat en az temsil edilen ve OYAK’ın olanaklarından en az yararlananlar astsubaylar. Bu olanaklardan ciddi ciddi yararlanmak istiyor. Ne istiyorlar? Askeriyenin sosyal tesislerinden eşit koşullarda yararlanmak istiyorlar. Ne istiyorlar? Hastanelerden eşit koşullarda yararlanmak istiyorlar.

Değerli arkadaşlarım, bu sorunların hepsi çözülebilir sorunlar ama biz bugüne kadar bu taleplere göz kapatmışız, söz vermişiz ama yerine getirmemişiz.

Değerli arkadaşlar, bir de uzman jandarmalar ve uzman erbaşlar var. Getirdiğimiz yasal düzenlemeyle, biraz sonra görüşeceğimiz yasal düzenlemeyle bunların sorunlarına da bir çözüm getiremedik. Ne yazık ki bunların sorunları da aynen, olduğu gibi durmaktadır.

Bir de, biraz önce söylediğim gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen geçici 32’nci maddeyle resen emekli edilen bazı askerlerin sorunları çözülmüş ama ciddi bir bölümünün sorununun çözülmediği de ortada. Örneğin YAŞ kararlarıyla ordudan çıkarılan ya da resen emekli edilenlere, çıkarılan bir yasayla yeniden bazı hakları iade edilmiş ancak idari sicil amirlerinin verdikleri kararlarla emekli edilen ya da askerlikten çıkarılanların hiçbir hakları iade edilmemiş. Bunlara deniliyor ki: “Sizin için yargı yolu açıktır.” Değerli arkadaşlar, özellikle darbe dönemlerinde, özellikle emir komuta altındaki mahkemelerde, amirin görevden çıkardığı, amirin resen emekli ettiği bir şahsın o mahkemede hakkını hukukunu iddia etmesi mümkün müdür? Dolayısıyla, binlerce resen emekli insan şu anda perişan durumda ve ne yapacağını bilmez durumdadırlar. En son ne yaptıklarını size söylemek isterim: Üç gündür Eskişehir’de, resen emekli edilmiş ve bugüne kadar hakları iade edilmemiş subaylar, astsubaylar açlık grevindedirler.

Bu sorunlar bu kadar ortadayken bu sorunları görmezden gelmek mümkün değildir. Bu insanların çığlığına, bu insanların çağrısına cevap verelim, ses verelim. Bu sorunların çözümü son derece basit. Bu ülkenin bütçesine yükleyeceği çok ciddi maliyetler de yok. Değerli arkadaşlar, üç gündür açlık grevini yapan ve açlık grevi yaparak haklarını aramak zorunda kalan insanların da hiç olmazsa bu vesileyle sorunlarına çözüm bulup onları da kendi açlık grevleriyle kendi sorunlarına çözüm aramak zorunda bırakmış olmaktan dolayı utancımızdan nasibimizi almış oluruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir. 

Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.

Okutuyorum:

B) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Gündemdeki sıralama ile  Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 248 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak, bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi 

 

 

Danışma Kurulu Önerisi

                                                                  Tarih: 21/05/2012

Danışma Kurulunun 21/05/2012 Pazartesi günü yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                        Cemil Çiçek

Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                           Başkanı

 

            Mustafa Elitaş                              Emine Ülker Tarhan

Adalet ve Kalkınma Partisi              Cumhuriyet Halk Partisi

   Grubu Başkan Vekili                        Grubu Başkan Vekili

 

         Mehmet Şandır                                  Hasip Kaplan

Milliyetçi Hareket Partisi                    Barış ve Demokrasi Partisi

Grubu Başkan Vekili                         Grubu Başkan Vekili

 

Öneriler:

Bastırılarak dağıtılan 248 sıra sayılı kanun tasarısının 48 saat geçmeden gündemin "Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" Kısmının 2 nci sırasına, yine bu kısımda bulunan 233, 177, 7, 10, 108, 114, 206, 89, 90, 54, 16, 155, 195, 196, 11, 13, 20, 17, 19, 28, 31, 98 ve 34 sıra sayılı kanun tasarılarının bu kısmın 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24 ve 25 inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,

Genel Kurulun; 22 Mayıs 2012 Salı günkü birleşiminde 248 sıra sayılı kanun tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, gece 24:00'de günlük programın tamamlanamaması hâlinde, günlük programın tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,

248 Sıra sayılı kanun tasarısının İçtüzüğün 91. maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması;

önerilmiştir.

 

248 Sıra Sayılı

Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair

Kanun Tasarısı (1/618)

 

BÖLÜMLER

BÖLÜM MADDELERİ

BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI

 

1. BÖLÜM

1 ila 30 uncu maddeler

30

 

2. BÖLÜM

31 ila 56 ncı maddeler (Çerçeve 42 nci maddeye bağlı geçici 9,10,11 ve 12 nci maddeler ile Çerçeve 56 ncı maddeye bağlı ek madde 28 ve ek madde 29 dahil)

30

 

3. BÖLÜM

57 ila 81 inci maddeler ( Çerçeve 58 inci maddeye bağlı geçici 33 ve geçici 34 üncü maddeler dahil)

26

 

TOPLAM MADDE SAYISI

86

BAŞKAN – Söz talebi yok.

Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:

 

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

C) Önergeler

1.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, (2/47) esas numaralı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/46)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

(2/47) esas numaralı kanun teklifimin, İç Tüzük’ün 37’nci maddesi uyarınca doğrudan gündeme alınması hususunu saygılarımla arz ederim.

                                                                  M. Akif Hamzaçebi

                                                                       (İstanbul)

BAŞKAN – Teklif sahibi adına Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ağustos 2011 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verdiğimiz ve o tarihten bu yana da komisyon gündemlerinde bekleyen, görüşülmek üzere gündeme alınmamış olan kanun teklifimiz ile ilgili olarak huzurunuzdayım.

Kanun teklifimiz, ilgili kanunlara, Millî Eğitim Bakanlığı Teşkilat Kanunu’na ve Genel Kadro Usulü Kanunu’na bir madde ilave etmek suretiyle, öğretmen atamalarında kullanılmak üzere toplam 100 bin adetlik bir kadro ihdasını öngörmektedir. Atanamayan öğretmen adayları ve öte taraftan da Millî Eğitimin öğretmen ihtiyacı Türkiye'nin gündeminde çok uzun zamandan beri önemle, ağırlıkla yer almıştır, âdeta kangren olmuş bir meseledir. Bir tarafta üniversite mezunu olup, üniversiteleri bitirmiş olan ve atama bekleyen yüz binlerce öğretmen adayı, öte tarafta sadece Doğu Anadolu’da, Güneydoğu Anadolu’da değil İstanbul’da bile 55-60 kişilik sınıflarda ikili öğretimin yapıldığı okulların olduğu Millî Eğitim Bakanlığının öğretmen ihtiyacı. Bir yandan önemli bir öğretmen ihtiyacı var, öte taraftan da önemli bir beklenti var, yüz binlerce üniversite mezunu gencimiz öğretmen olarak atanmak üzere bekliyor. Hem bu ihtiyacı, Millî Eğitim Bakanlığının öğretmen ihtiyacını hem de gençlerimizin beklentisini karşılamak üzere, bu iki ihtiyaç ve beklentiyi bir arada dengelemek üzere kanun teklifimiz 100 bin adetlik bir kadroyu ihdas etmeyi öngörmektedir.

Hatırlanacaktır, 2011 yılı bütçesi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, 2010 yılının Kasım ayında zamanın Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Baş 2011 yılı öğretmen atamalarında kullanılmak üzere 55 bin adet kadro ihdasının planlandığını açıklamıştı. Sayın Bakanın bu açıklaması üzerine, atama bekleyen öğretmen adayları büyük bir beklenti içerisine girdiler, büyük bir umutla beklemeye başladılar. Daha sonra, bir eski millî eğitim bakanımız, partide yetkili olan bir kişi bu atamanın tek seferde ve 2011 yılının Ağustos ayında yapılacağını ifade etti ve 2011 yılı Temmuz başında yapılacak KPSS sınavına hazırlanmak üzere de adaylarımız beklemeye başladılar ancak yapılan açıklamalara uyulmadı, 55 bin öğretmen ataması sözü tutulmadı ve öte taraftan, Ağustos 2011’de gerçekleşeceği söylenen atamanın 30 binlik bölümü haziran ayında yani seçimlerden önce yapıldı ve bütün beklentiler boşa çıktı, beklentiler altüst oldu. Sonuçta, 2011 yılı içerisinde önemli bir kısmı, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi olmak üzere, üç partide atama yapıldı. Bunların bir bölümü de boşalan kadrolara yapılan atamalardır. Toplam 46 bin adetlik bir atama yapılmıştır, verilen söz tutulmamıştır.

Öğretmenler kısa bir süre önce Ankara’ya geldiler, Millî Eğitim Bakanlığı önünde toplandılar, dertlerini bir basın açıklamasıyla duyurdular. 15 Mayıs 2012 tarihinde bu toplantı Ankara’da yapıldı ve öğretmenler, Hükûmeti, Sayın Millî Eğitim Bakanını verdikleri sözü tutmaya davet ettiler. Bu sözler tutulmamıştır. Bu yıl bir miktar atama yapılmıştır ama yapılan atamaları üst üste koyduğumuz zaman, birikimi, beklentiyi ve Millî Eğitim Bakanlığının öğretmen ihtiyacını dikkate aldığımız zaman yapılan atamalar devede kulak kalmaktadır. O nedenle biz, 100 bin kadroyu ihdas etmeyi ve bu kadrolara bu yıl içerisinde atama yapılmasını öneriyoruz. Sayın Bakanın, Hükûmetin ve Genel Kurulun dikkatine, takdirine sunuyorum. Bu, daha fazla ötelenebilecek bir sorun değildir, öğretmen adayları bunalıma girmiştir, psikolojik sorunlar yaşamaktadır, intihar edenler vardır aralarında. Bu ağır strese dayanamayıp hasta olanlar, ağır hasta olanlar, hayatını kaybedenler vardır, olay bir başka şekle, bir başka soruna dönüşmek üzeredir. Bu nedenle teklifimize destek istiyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bir milletvekili adına Ensar Öğüt, Ardahan Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; atamasını bekleyen öğretmenlerin kadro alması hakkında Sayın Akif Hamzaçebi’nin vermiş olduğu kanun teklifi üzerine söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisi, on yıl önce iktidara geldiğinde, ilk iş olarak atamasını bekleyen yaklaşık 300 binin üzerinde olan öğretmenlerin atamasının yapılacağının taahhüdünde bulunmuştu. Şu anda genel durum şu: On yıl içerisinde 300 bin civarında öğretmen atandı ancak bunun 200 bini emekli oldu. 200 bin emekli olunca 100 bin atama yapılmış oldu.

Şimdi, Sayın Bakan da burada. Sayın Bakanım, özellikle “300 bin civarında bir öğretmen ataması yapıldı.” deniyor, bunun 200 bini emekli dersek 100 bini atanmış oluyor. Buradaki olay şu: Şu anda, atamasını bekleyen çok sayıda öğretmen var yani 300 binin üzerinde. Beni dün de aradılar, hatta Türkçe öğretmeni arkadaşlarımız “Türkçeye biraz daha ağırlık verilsin.” dediler. Bu anlamda, şimdi, bizim doğu ve güneydoğu başta olmak üzere Türkiye’nin genelinde, uzman öğretmenler atanacağına ücretli öğretmenler var. Yani öğretmenlikle alakası olmayan, uzman olmayan, iki yıllık fakülteyi bitirmiş, yüksekokulu bitirmiş, belki bazı yerlerde de lise mezunu olan arkadaşlarımız ek ücret alarak öğretmenlik yapıyor. Şimdi bakın, doğu ve güneydoğu başta olmak üzere bütün o bölgedeki illerde üniversitede hep sonuncuyuz. Niye üniversitede sonuncuyuz? Çünkü uzman öğretmen gitmiyor. Uzman öğretmen niye gitmiyor? Lojman yok, lojman olmadığı gibi sosyal imkânları yok. Şimdi, batıda bir öğretmen, İzmir’de, Afyon’da, Muğla’da, Antalya’da, İstanbul’da, Bursa’da, Balıkesir’de olan öğretmen normal bir maaş alıyor; Kars’ta, Ardahan’da, Iğdır’da, Ağrı’da, Erzurum’da, Van’da olan öğretmen de aynı maaşı alıyor. Ama Van’da oturan veya Kars’ta oturan bir öğretmen beş ton kömür yakıyor arkadaşlar. Bakın Sayın Bakanım, buna çok dikkat çekmek istiyorum, beş ton kömür yakıyor. Orada da aynı maaşı alıyor, burada da aynı maaşı alıyor. O zaman orada durmuyor, hem iklim koşulları ağır hem coğrafi koşullar ağır hem de aynı maaşı alıyor. O zaman burada bir dengesizlik var, bölgeler arasında kalkınma açısından da dengesizlik var. O zaman ne yapmak lazım? Kalkınmakta öncelikli olan illere, sizden istirham ediyorum, oraya giden öğretmenlere ve memurlara farklı bir ücret ödenmesi lazım. En azından batıdaki öğretmenlerden, memurlardan yüzde 30 daha fazla maaş ödenmesi lazım. Aksi takdirde kimse gitmiyor. Yani lojmanı yok, sosyal tesisleri yok, kış ağır, yedi sekiz ay kış sürüyor, suları donuyor, affedersiniz tuvalete gidiyor tuvaletteki su donuyor, okuldaki su donuyor, okulun zaten birtakım eksikleri var, öğretmenin gidiş gelişi güvenlik açısından çok önemli, bir de köyler arasında biliyorsunuz taşımacılık var arkadaşlar. Doğuda ve güneydoğuda öğretmenler bir yerden bir yere giderken minibüsle gidiyor, o da bir sorun güvenlik açısından, biliyorsunuz bir çok öğretmenimiz şehit oldu o bölgede. Bu anlamda, Sayın Bakandan ben rica ediyorum, Ardahan’a gelecekmiş çok memnun olurum, ben de kendisine eşlik edeyim, ama bizim bölgemizin, doğu ve güneydoğu başta olmak üzere Türkiye genelindeki öğretmen açığını hesap ederek mutlak surette bütçeden belli bir pay ayrılsın ve bu öğretmen açığı kapatılsın. Aksi takdirde yani ne olacak o zaman? Biz bu öğretmenleri niçin mezun ettik üniversitelerden? Yani bu kadar devlete maliyeti var, kendi ailesine maliyeti var. Öğretmenler şu anda dershanelerde, sağda solda asgari ücretin de altında kölelik yapıyorlar. Yazık günah, bu insanlar bizim insanlarımız. Bunların sayısı bir ara, ben Sayın Genel Başkanımla beraber Batman’a gitmiştim “327 bin kişi.” demişlerdi. 327 bin kişi değil de 227 bin kişi olsa dahi çok büyük sayı arkadaşlar.

Biz Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekiliysek, o zaman bütçeyi de biz yapıyorsak,  Sayın Bakan önersin, getirsin, biz muhalefet olarak da destek verelim ve bu ataması beklenen öğretmenlerin mutlak surette atamasını sağlayalım diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Hükûmet adına Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer söz istemişlerdir.

Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, sözlerime başlarken hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bu atama bekleyen öğretmenler meselesi ve konuyla ilgili gündeme getirilen hususlar, hakikaten bizim ülkemizin önemli sorunlarından birisi. Öğretmen meselesi üzerinde bizim çok rasyonel bir şekilde durmak ve ulusal düzeyde bir karar vermek zorunda olduğumuz konu olarak görülmesi lazım. Dışarıda atama bekleyen öğretmenleri veya öğretmen adaylarını göz önüne alarak onların çokluğu üzerine siyaset yapmak maalesef ileride hem hükûmeti hem tüm siyaset kurumlarını hem de tüm toplumu sıkıntıya sokacak sonuçlar doğurabilir.

Biraz sonra sözlü soru önergelerine de cevap vereceğim ama hemen şunu söylemeliyim: Şu anda dışarıda öğretmen adayı olan yaklaşık 247.500 kişi var. Millî Eğitim Bakanlığının MEBBİS sistemine göre norm kadro belirlemeleri hesap edilerek ortaya koyduğu ihtiyacı ise bugünkü şartlarda 116 bin öğretmen civarındadır yani bugün varsayalım ki sizlerin önerdiği rakamın üzerine bir 20 bin kişilik kadro daha konulsa ve Millî Eğitim Bakanlığının bütün ihtiyacı olan öğretmenler kadromuza alınsa dışarıda hâlâ 127 bine yakın öğretmen adayımız açık olacak. Nasıl çözeceksiniz meseleyi?  Öğretmen alarak çözeceğiniz bir sorun değil bu.

Başka bir şey daha söyleyeyim. Şu anda bizim eğitim fakültelerimizde, fen edebiyat fakültelerimizde ve öğretmen olabilme ihtimali olan, pedagojik formasyon olarak öğretmen olabilme ihtimali olan diğer okullarımızda okuyan öğrenci sayımız 658 bin civarındadır yani 658 bin öğrenci, onun üzerine 247.500 öğrenciyi daha koyduğunuz zaman neredeyse 1 milyona yakın öğrenci. Bir kere burada açık bir şekilde bir zihniyet sorunu var. Dünyanın hiçbir yerinde üniversite eğitimi sadece belirli alanlara meslek elemanı yetiştirmek üzere yapılmaz. Üniversite eğitimi toplumun entelektüel seviyesini yükseltmek, eğitim standartlarını geliştirmek, toplumun eğitim yıllarıyla alakalı düzenlemelerde ve insanî gelişmişlik problemlerini çözmede kullanılan bir malzeme olarak kullanılır. Toplumsal eğitim yaşam kalitemizle alakalı bir husustur. Üniversiteyi bitirenin, hele hele eğitim fakültesini bitirenin illa öğretmen olacağı şeklindeki bir dayatma maalesef ileride sizler için de geriye dönen bir silah, geriye tepen bir silah olabilir. O yüzden bunu oturmalı, rasyonel bir şekilde hesaplamalıyız. Nitekim biz bu hesapları da yapıyoruz. Bütçe dengelerimizi göz önüne alıyoruz. Dışarıdaki çocuklarımızın sorunlarını hesap ediyoruz. Kadromuza bakıyoruz ve mümkün olduğu kadar da çözmeye çalışıyoruz. Bugün ben aslında sizlerin verdiği önergeyi memnuniyetle karşıladığımı ifade etmek istiyorum. Hakikaten, gönlümüz, bu sorunun bir şekilde çözülmesini arzu ediyor. 100 bin değil dediğim gibi 120 bin öğretmen hemen alalım ve bu sorun bitsin. Ancak ertesi yıl bizim öğretmen ihtiyacımız sadece emekli olan öğretmenler kadar olacak, 8 bin kişi veya 10 bin kişi civarında. Sonrası ne olacak?

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Sayın Bakanım, 32 tanesi intihar etti.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) - O yüzden, arkadaşlar, bu ülkede eğer bahsettiğiniz sorunla ilgili sadece öğretmenle ilişkilendirecek olursanız metodolojik bir hata yapmış olursunuz. Türkiye’de benzeri pek çok problemi yaşıyoruz, onların pek çoğunda da farklı sebepler ve gerekçeler var. Öğretmenlik adayıyla intihar arasında doğrusal bir ilişki kurmak, bütünüyle bilimsel açıdan anlamlı değildir.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Geride bıraktıkları…

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) - Bu açıdan, ben şunu söylemek istiyorum sadece: Maliye Bakanlığımız çalışıyor, yeni kadro meselesi üzerinde hazırlık yürütüyor. O hazırlıklar neticelendiği zaman biz size bunu sunacağız.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – 55 bin atamaya söz verdiniz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) - Şu anda, daha çok da haziran ayıyla ilgili bir atama beklentisi de söz konusu oldu toplumda, pek çok adayımız haziran ayında atama bekliyor. Bunun da teknik olarak mümkün olmadığını, bu yıl verilen kadroların şubat ayında kullanıldığını -bütün kadroların, 17 bin kadro verilmişti- onun yerine ek eğer bir kadro verilecekse bir kanun çıkartılması gerektiğini ifade etmek istiyorum. Yeni bir kanun çıkacak, yeni kanundan sonra biz kılavuzlarımızı yayınlayacağız. Ağustos ayından önce teknik olarak öğretmen alma imkânımız bulunmuyor. Onun için de Maliye Bakanlığının yaptığı hazırlığı beklemekte ben yarar görüyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.18

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.30

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Tanju ÖZCAN (Bolu)

_____0_____

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109’uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi’nin İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verdiği doğrudan gündeme alınma önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik sistemle oylama yapacağız.

İki dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.34

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.39

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Tanju ÖZCAN (Bolu)

_____0_____

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109’uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili ve İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi’nin İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verdiği doğrudan gündeme alma önergesinin ikinci oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi, önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, sunuşlar bölümünde belirttiğim Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in birlikte cevaplandırmak istediği sözlü soru önergelerini okutuyorum:

VI.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI+

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da içme suyu temini için elektrik kullanan köylülerin faturalarının Devlet tarafından ödenmesine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/27) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın İçişleri Bakanı Sayın İdris Naim Şahin tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.15.7.2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                  Ardahan

Ardahan'da birçok köyün su sorunu bulunmaktadır. Ardahan'da köylerin birçoğunda elektrik motoruyla su verilmektedir. Bu yüzden suyu kullanmakta zorlanmaktadırlar. Onlarca köyün elektriği kuyu ve depolardan su ihtiyacını karşılıyor. Ancak elektrik faturasının yüksek olması ve köylünün bu yüksek elektrik faturasını ödeyememesinden dolayı içme sularını kullanamamaktadırlar.

1- Ardahan'da birçok köyün suyunu kullanılması elektrik motoruyla yapıldığından su faturası çok fazla gelmektedir, bunun için köylü suyu kullanamaz duruma gelmiştir. Su faturalarının kamu tarafından ödenmesi için bir çalışma yapacak mısınız?

 

 

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, öğretmen atamalarına ve okulların fiziki koşullarının iyileştirilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/31) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 19.7.2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                  Ardahan

Millî Eğitim Bakanlığı öncelikli olarak okulların fizikî koşullarını iyileştirmesi ve 150 bin öğretmen atamasının derhâl yapılması gerekmektedir, yine Türkiye'de 1500’e yakın geçici şube müdürünün asaleten ataması yapılmalıdır. Şube müdürleri kadrosunun % 80'i geçici şube müdürleriyle doldurulmuştur.

1- Yeni Eğitim yılına başlamadan önce bütün Türkiye'deki okulların fizikî koşulları ne zaman iyileştirilecek?

2- Ücretli öğretmen, öğretmen ihtiyacı ve sayıları 380 bin olan atama bekleyen öğretmenler ne zaman atanacak?

3- Türkiye'de hâlâ tezekle ısıtılan derslikler bulunuyor. Okulların çağın gerekliliklerine uygun hâle getirilmesi için neler yapılacak?

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, meslek liselerinin öğrenci sayısının artırılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/32) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 18.7.2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                  Ardahan

Yapılacak yeni değişikliklerle temel eğitim sonrası öğretime devam edecek gençlerin % 75’i meslek liselerine, % 25’i klasik diye bildiğimiz liselere yönlendirilecek. Üretim teknolojileri, bilgi iletişim teknolojileri çok büyük bir hızla değişiyor ve bu değişim, bizim de içinde bulunduğumuz çok rekabetçi bir küresel ortamda oluyor.

1- Mesleki liselerde okuyacak öğrenci sayısının % 74’e çıkartılması kararı doğru mudur? Bu adaletsiz bir gelişme olmayacak mıdır? Dar gelirli ailelerin çocukları meslek liselerinde okumuş ve zengin ailelerin çocukları klasik liselerde okutulması ne anlama gelecek?

 

4.- İzmir Milletvekili Hülya Güven’in, ilköğretim ve lise müfredatlarına “İnsan Hakları Tarihi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi” dersleri konulmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/46) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorulanının Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

                                                                  Prof. Dr. Hülya Güven

                                                                            İzmir

Ülkemizde temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi ve vatandaşların kendi haklarını daha iyi koruyabilmesi için insan hakları konusunda ciddi ve köklü bir eğitim gerekmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 10 Aralık 1948 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilmiş ve 6 Nisan 1949 tarihli 9119 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülkemiz tarafından da kabul edilmiştir. Ancak ülkemiz eğitim sisteminde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi yeteri kadar öğretilmemektedir.

1) İlköğretim ve lise ders müfredatlarında "İnsan Hakları Tarihi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi" dersine yer verilebilir mi?

2) Eğer yer verilebilirse müfredat nasıl ve kimler tarafından hazırlanacaktır? Kaçıncı sınıfta bu dersler başlatılabilir? Bakanlığınızın bu konuya yaklaşımı nasıldır?   

 

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle’deki imam hatip lisesinin eksiklerinin tamamlanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/62) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tararından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 16/8/2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                  Ardahan

Ardahan Göle İlçesinde açılması için çaba gösterilen imam hatip lisesi henüz tam anlamıyla eğitim ve öğretim yapılacak durumda değildir. Lisenin çevre düzenlemesi yapılmadığı gibi tuvaletleri de tamamlanmamıştır. Yine lisenin yangın merdivenleri yapılmamıştır. Bu durumda bir okulun eğitime açılmasıyla ileride olabilecek bir aksilik durumunda sorumluluk kimin olacaktır?

1) Ardahan Göle ilçesinde eğitime açılan İmam Hatip Lisesinin tuvaletleri ne zaman yapılacak?

2) Ardahan Göle ilçesinde okulun çevre düzenlenmesi ne zaman tamamlanacak?

3) Ardahan Göle ilçesindeki okulun yangın merdivenleri tamamlanacak mı?     

6.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum Atatürk Üniversitesindeki öğretim görevlilerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/65) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 28/07/2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                     Ardahan

Yeni bir eğitim yılının başlayacağı eylül ayında Erzurum Üniversitesinin öğrenci kapasitesi arttırılmıştır. Bu nedenle öğretim görevlisi kadrosunda bir artış da beklenmektedir. Yine öğretim görevlilerinin lojmanlarında da ciddi artış olmalıdır.

1) Son yapılan LYS sınavları sonuçlarında Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrenci kapasitesi arttırılmıştır. Bunun için gerekli olan öğretim görevlileri sayısı arttırılacak mıdır?

2) Atatürk Üniversitesi öğrenci kadrosu arttırıldığından dolayı öğretim görevlilerinin lojmanları arttırılacak mıdır?

 

7.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Üniversitesinin öğrenci kapasitesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/66) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı   

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 28.7.2011

                                                                                                          Ensar Öğüt

                                                                                                            Ardahan

Son yapılan LYS sonuçlarının açıklanmasından sonra üniversitelere alınacak öğrenci sayıları belli oldu. En çok öğrenciyi Anadolu Üniversitesi alıyor. Ardahan Üniversitesi’ne bu seneki öğrenci kapasitesinin arttırılması gerekiyor. Ardahan’da Göle ve Çıldır Meslek Yüksek Okulları açılacak. Buralara öğretim elamanı ataması yapılacak mı? Öğretim elemanlarının konaklayacağı lojmanların da yapılması gerekmektedir.

1 - Ardahan Üniversitesinin öğrenci kapasitesi arttırılacak mı?

2- Ardahan Üniversitesi Göle ve Çıldır Meslek Yüksek Okulları açılacak. Bu meslek yüksek okullarına öğretim elemanı kadrosu verilecek mi?

3- Göle ve Çıldır Meslek Yüksek Okullarındaki öğretim elamanlarına lojman yapılacak mı?

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki eğitim koşullarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/68) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunun gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 28.7.2011

                                                                                                          Ensar Öğüt

                                                                                                            Ardahan

Yeni bir eğitim yılının başlayacağı eylül ayına çok az bir süre kala Ardahan'da eğitim sorununun düzlüğe çıkartılması için hiçbir ciddi çalışma görülmemektedir. Ardahan'daki eğitim seviyesinin diğer başarılı iller seviyesini yeniden yakalayabilmesi için çalışmalar yavaş ilerlemektedir.

1- Ardahan'daki geri kalmış eğitim birleştirilmiş sınıflardan kaynaklandığı biliniyor. Birleştirilmiş sınıflardan vazgeçilecek mi?

2- Taşımalı eğitimle nereye kadar devam edilecek?

 

9.-Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde eğitimin sorunlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/78) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tararından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 25.7.2011

                                                                                                          Ensar Öğüt

                                                                                                            Ardahan

Doğu ve Güneydoğu illerimiz Üniversite sınavlarında her zaman Türkiye ortalamalarının en alt sıralarında yer almaktadır. Bu yıl da yapılan LYS sınav sonuçları her yıl alınan bu başarısız sonuçlarla yıllardan beri süregelen kalitesiz eğitimin sonucudur.

1- Eğitimde başarının sağlanabilmesi için bütçede MEB ayrılan payın arttırılması gerekmektedir.

2- Bölgeler arası dengesizliğin giderilmesi için bir Mastır planı hazırlanacak mı?

3- Doğuda Güneydoğuda her okula kaloriferli lojmanlar yapılacak mı?

4- Doğu ve Güneydoğuda görev alacak öğretmenlerin en az 3 yıl mecburi hizmetle görevlendirilmeleri sağlanacak mı?

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde eğitimin yeterliliğine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/83)  (Cevaplanmadı)  

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 25.7.2011

                                                                                                          Ensar Öğüt

                                                                                                            Ardahan

Ardahan ilimiz başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu üniversite sınavlarında her zaman son sıralarda yer almaktadır. Bu yıl da yapılan LYS sınav sonunda her yıl alınan bu başarısız sonuçlar yıllardan beri süregelen kalitesiz eğitimin sonucudur. Bölgedeki haykırışlara kulaklarını kapatarak bin bir emekle yetiştirmeye çalıştığımız çocuklarımız sınavları kazanamadığından dolayı sıkıntı yaşamaktadırlar.

1- Ardahan başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğuda dershaneye giden öğrencilerin dershane ücretlerinin % 50 sini devletin ödemesi için bir çalışma yapacak mısınız?

2- Okullarda araç gereç laboratuvar ve yeterli donanım sağlanmalı. Ezber ve teste dayalı değil araştırmaya yönelik eğitime ağırlık verilecek mi?

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Ağrı ve Iğdır illerindeki üniversitelerin bazı ihtiyaçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/120) (Cevaplanmadı)  

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 24.8.2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                  Ardahan

Yeni bir Eğitim ve Öğretim yılının başlayacağı Eylül ayında Kars, Ağrı ve Iğdır üniversitesinin öğrenci kapasitesi arttırılmıştır. Bu nedenle öğretim görevlisi kadrosunda bir artış da beklenmektedir. Yeni Öğretim görevlilerin geleceği beklenmektedir. Yeni öğretim elemanlarının kalacağı lojmanların yapılması ve öğrenci artışından dolayı yeni yurt binalarının arttırılması ve başta kütüphane olmak üzere üniversitenin sosyal alanlarının büyütülmesi için bir çalışma yapılmalıdır.

1- Son yapılan LYS sınavları sonuçlarında Kars, Ağrı ve Iğdır Üniversitelerinde öğrenci kapasitesi arttırılmıştır bunun için gerekli olan Öğretim görevlileri sayısı da arttırılacak mıdır?

2- Kars, Ağrı ve Iğdır Üniversitelerinde yeni öğretim elemanları için lojmanlar yapılacak mıdır?

3- Kars, Ağrı ve Iğdır Üniversitelerinde yeni fakülteler açıldığı için kütüphanelerinde yenileme ve büyüme çalışmaları yapılacak mıdır?

12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okulların bazı ihtiyaçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/121) (Cevaplanmadı)  

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 22.8.2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                  Ardahan

2011 ve 2012 Eğitim ve Öğretim yılının açılmasına kısa bir zaman kalmıştır. Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane İl Merkezleri başta olmak üzere ilçelerde ve köylerdeki okulların bakım ve onarımı ile çevre düzenlenmelerinin tamamlanmadığı görülmektedir. Okulların etrafındaki yabani otlar ve çöpler ile okula ulaşım sağlayan yolların asfaltlanması ile parke taş döşemeleri yapılmamıştır.

1- Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane il merkezleri başta olmak üzere ilçe ve köylerdeki okulların çevre düzenlemeleri ne zaman yapılacak?

2- Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okulların onarım ve bakımları ne zaman yapılacak?

3- Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki okullarda akıllı tahta uygulamasına ne zaman geçilecek?

4- Kars, Iğdır, Erzurum, Bayburt ve Gümüşhane illerindeki bilgisayar sınıfları eksiktir bu okulların bilgisayar sınıfları ne zaman tamamlanacak?

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların bazı ihtiyaçlarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/123) (Cevaplanmadı)  

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 22.8.2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                   Ardahan

Ardahan il genelinde 171 adet ilköğretim okulu, 20 ortaöğretim, 4 bağımsız Anadolu lisesinde eğitim ve öğretim yapılmaktadır. 16 bine yakın ilkokul öğrencisi, 6 bine yakın ortaokul öğrencisi ve 2.500 okul öncesi öğrencinin eğitim alacağı ve bu eğitimi de 1.320 öğretmen verecektir. Okullarımızda çok eksiklikler bulunmaktadır. Başta branş öğretmen açığı giderilmeli. Okulların araç ve gereçleri temin edilmeli.

1) Ardahan’da eğitim ve öğretim verecek olan branş öğretmen eksikliğinin giderilmesi için atama yapılacak mı?

2) Ardahan genelindeki okulların bakım ve onarımı ile çevre düzenlemeleri yapılacak mı?

Okulların yolları parke taş veya asfaltlanacak mı?

3) Okullarımızdaki bilgisayar sınıfı eksikliği giderilecek mi?

14.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, İstanbul’un bazı ilçelerindeki okullarda birleşik sınıf uygulamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/133)  ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı   

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımızın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                                                           İstanbul

1) Okullarımızın 2011-2012 eğitim-öğretim yılına başladığı bu günlerde ülkemizde kaç okulumuzda ve bu okullarımızdaki kaç sınıfta birleşik sınıf uygulaması devam etmektedir ve bu okulların illere göre dağılımı ne şekildedir?

2) İstanbul'un Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Başakşehir, Beylikdüzü, Bakırköy, Büyükçekmece, Esenyurt, Güngören, Küçükçekmece ve Silivri ilçelerinde aynı uygulama kaç okul ve bu okullarda kaç sınıfta devam etmektedir? Bu sınıflar ilçe  ve okul itibarıyla hangileridir?

3) Çatalca ilçemizde kaç okulumuzda ve bu okullarda kaç sınıfımızda birleşik sınıf uygulaması vardır?

4) Başta İstanbul'un belirtilen ilçeleri olmak üzere kaç okulda 50 ve 50'nin üzerinde öğrenci mevcudu olan sınıf vardır ve bu okullar hangileridir?

15.-  İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, İstanbul’un bazı ilçelerindeki okullarda birleşik sınıf uygulamasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/134)  ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı   

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımızın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafındam sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                  Süleyman Çelebi

                                                                        İstanbul

1) Okullarımızın 2011-2012 eğitim-öğretim yılına başladığı bu günlerde ülkemizde kaç okulumuzda ve bu okullarımızdaki kaç sınıfta birleşik sınıf uygulaması devam etmektedir ve bu okulların illere göre dağılımı ne şekildedir?

2) İstanbul'un Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Başakşehir, Beylikdüzü, Bakırköy, Büyükçekmece, Esenyurt, Güngören, Küçükçekmece ve Silivri ilçelerinde aynı uygulama kaç okul ve bu okullarda kaç sınıfta devam etmektedir? Bu sınıflar ilçe ve okul itibarıyla hangileridir?

3- Çatalca ilçemizde kaç okulumuzda ve bu okullarda kaç sınıfımızda birleşik sınıf uygulaması vardır?

4- Başta İstanbul'un belirtilen ilçeleri olmak üzere kaç okulda 50 ve 50'nin üzerinde öğrenci mevcudu olan sınıf vardır ve bu okullar hangileridir?

16.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illere tarım meslek lisesi açılmasına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/139) (Cevaplanmadı)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 14.09.2011

                                                                  Ensar Öğüt

                                                                    Ardahan

Kars, Iğdır, Ağrı, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt illerinin genelinde tarım ve hayvancılık son derece yaygındır. Bu illerde yaşayan hemşehrilerimizin büyük çoğunluğunun geçim kaynağı tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. Ülkemizin et ihtiyacının belli bir bölümü bu illerden karşılanmaktadır. Yine ülkemizin bal üretiminin belli bölümü bu illerden sağlanmaktadır.

1 – Kars, Iğdır, Ağrı, Erzurum, Gümüşhane ve Bayburt'ta yaşam çok zordur, hemşehrilerimizin tek geçim kaynağı hayvancılık ve tarımdır. Bu illerde açılacak olan Tarım Meslek Lisesi ile daha bilinçli ve daha çok ürün elde edilebilmesine imkân tanınacaktır. Bu illerimize Tarım Meslek Lisesi açılacak mı?

17.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a adalet veya sağlık meslek lisesi açılıp açılmayacağına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/147) (Cevaplanmadı)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim. 8.9.2011

Ensar Öğüt

                                                                    Ardahan

Bakanlığınızın almış olduğu kararla 2013 yılından başlayarak bütün genel liselerin Anadolu liselerine ve Meslek liselerine dönüştürülecektir. Bu kapsam içinde Ardahan'daki liselerimizin birinin de Adalet Meslek Lisesi veya Sağlık Meslek Lisesi olarak eğitim öğretime açılması konusunda bir çalışma yapılmalıdır. Ardahan'da açılacak bir meslek lisesi ile ilimiz genelindeki öğrencilerimizin gelecekte iş bulmaları ve Ardahan'dan göçün durmasına sebep olacaktır.

1- Millî Eğitim Bakanlığı olarak 2013 yılından başlayarak bütün Türkiye genelindeki genel liselerin kapatılarak Anadolu Lisesi veya Meslek Lisesi adı altında eğitim verecektir. Buradan hareketle Ardahan'daki liselerinin birinin Adalet Meslek Lisesi veya Sağlık Meslek Lisesi olarak hizmet vermesi için bir çalışmanız olacak mı?

   

18.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, atama bekleyen öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/211) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Aşağıda belirtilen sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer  tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Prof. Dr. Alim Işık

                                                                                                            Kütahya

Halen ülkemizde çok sayıda öğretmen açığı bulunmasına ve gerek Sayın Başbakan gerekse Sayın Milli Eğitim Bakanları tarafından defalarca söz verilmesine rağmen yüzbinlerce öğretmenimizin yıllarca atamalarının yapılmadığı bir gerçektir. Gençlerimizin hayallerinin sömürüldüğü bu konuyla ilgili olarak;

1. Halen ülkemizde 300.000 dolayında öğretmenin atama beklediği haberleri doğru mudur? Ataması yapılmayan öğretmenlerimizin sayısı tam olarak ne kadardır?

2. Milli Eğitim eski Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından seçimler öncesinde verilen "2011 yılında 55.000 öğretmenin atamasının yapılacağı" sözünün tutulmamasının gerekçesi nedir?

3. Atama bekleyen genç öğretmenlerimize verilen bu sözün yerine getirilmesi için Bakanlığınızca nasıl bir çalışma yapılmaktadır?

4. Bakanlığınızın 2011 ve 2012 yıllarına ait öğretmen ataması planı nasıldır?

 

19.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ilköğretim okullarında seçmeli olarak okutulan medya okuryazarlığı dersine ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/212) (Cevaplanmadı)

 

                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Aşağıda belirtilen sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer  tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Prof. Dr. Alim Işık

                                                                                                            Kütahya

Ülkemizde, diğer birçok fakülteden mezun olanlar gibi İletişim Fakültelerinden mezun olan gençlerimiz de ciddi bir istihdam sorunuyla karşı karşıyadırlar. İlköğretimin ikinci kademesinde seçmeli ders olarak okutulan "Medya Okuryazarlığı" dersinin İletişim Fakültesi mezunları tarafından verilmesinin sağlanmasıyla ilgili olarak;

1. Halen ülkemizde Bakanlığınıza bağlı ilköğretim okullarında Medya Okuryazarlığı dersi hangi alan öğretmenleri tarafından verilmektedir?

2. Bu amaçla kaç öğretmen istihdam edilmektedir?

3. Medya Okuryazarlığı dersinin İletişim Fakültesi mezunları tarafından verilerek bu alandan mezun olan gençlerimizin istihdamı konusunda Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır?

4. Varsa çalışma ne aşamadadır?

5. Yoksa böyle bir çalışma yapılabilir mi? Bu konuda Bakanlığınızın görüşü nasıldır?

 

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlık bünyesinde çalışan personelin özlük haklarına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/216) (Cevaplanmadı)

 

                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Aşağıda belirtilen sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer  tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Prof. Dr. Alim Işık

                                                                                                            Kütahya

Bakanlığınız merkez ve taşra teşkilatlarında genel idari hizmetler, teknik hizmetler, yardımcı hizmetler ve sağlık hizmetleri kadrolarında çalışan memur, şoför, hizmetli vb. gibi personelin diğer Bakanlıklarda çalışan eşdeğerlerine göre maaş ve özlük hakları yönünden daha kötü durumda olduğu iddialarıyla ilgili olarak;

1. Bakanlığınıza bağlı okullarda her yıl "öğretim yılına hazırlık ödeneği" adıyla yönetici ve öğretmenlerimize verilen ödeneğin yukarıda belirtilen kadro unvanlarıyla çalışan diğer personele de verilmemesinin gerekçesi nedir?

2.       Aynı ödeneğin anılan personele de verilmesi sağlanabilir mi?

3. Bakanlığınız bünyesinde çalışan personelin maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesi yönünde yürütülen bir çalışma var mıdır?

4. Varsa çalışmanın içeriği ve uygulama takvimi nasıldır?

 

21.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, üniversitelerdeki araştırma görevlilerinin kadro sorununa ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/218) (Cevaplanmadı)

 

                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,

Aşağıda belirtilen sorularımın, Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer  tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                     Prof. Dr. Alim Işık

                                                                                                      Kütahya

 

Bilindiği gibi, birçok üniversitemizde 2547 sayılı Kanunun 50/d maddesine göre ataması yapılmış Araştırma Görevlilerinin doktora eğitimleri tamamlandığında kadrolarıyla olan ilişikleri kesilmektedir. Bu durumda olan ve alanlarında yetişmiş çok sayıdaki gencimizin kadro yetersizliği nedeniyle üniversiteleriyle olan ilişkileri kesilmektedir. Bu konuyla ilgili olarak;

1. Halen ülkemizde Enstitü kadrolarında Doktora eğitimini sürdüren Araştırma Görevlilerinin sayısı ne kadardır?

2. Bu durumdaki öğretim elemanlarından şimdiye kadar üniversiteleriyle ilişiği kesilenlerin sayıları nedir?

3. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 50/d maddesi gereğince lisansüstü öğrenimlerini yapan gençlerimizin öğrenim süreleri sonunda başvuruları halinde aynı kanunun 33/a maddesine göre atamaları yapılarak görevlerine devam etmeleri sağlanabilir mi?

 

22.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, ücret karşılığı görevlendirilen ve atanmayı bekleyen öğretmenlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/246) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğini arz ederim.

 

                                                                                                      Av. Gürkut Acar

                                                                                                            Antalya

1- Son 5 öğretim yılında ücret karşılığı görev yapmak üzere kaç öğretmen görevlendirilmiştir? Binlerce öğretmen adayı, atanmayı beklerken, hangi gerekçe ile ücret karşılığı ders görevi verilmektedir?

2- Binlerce eğitim fakültesi mezunu atanmayı beklerken, üniversitelerin diğer fakülte mezunları için pedagojik formasyon programı açmasının gerekçesi nedir? Bu uygulama, işsiz gençlere öğretmenlik hayali, üniversitelere de para kazandırmak dışında ne gibi yarar sağlayacaktır?

3- Gençleri işsiz, çocukları öğretmensiz bırakan politikalarınızı gözden geçirecek misiniz? Özür dilemek, bu tabloyu değiştirmediğine göre, sonuç almak için ne yapacaksınız?

23.- İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/250) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

                                                                  11 Ekim 2011

TBMM Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğinin yapılmasını dilerim.

Saygılarımla.

 

                                                                                                          Oktay Ekşi

                                                                                                            İstanbul

1- Ağustos 2011 ayında 55 bin öğretmen ataması yapılacağı yolunda Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu tarafından söz verildiği fakat 55 bin yerine 11 bin öğretmen atamasının yapıldığı doğru mudur?

2- Bizzat Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti bakanı tarafından verilen bu sözün tutulmayacağını bir sonraki Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in ifade ettiği doğru mudur?

3- Sayın Çubukçu'nun beyanı üzerine atama tarihinin öne alınmasını isteyen öğretmenlere bir önceki Bakan Hüseyin Çelik 11 Mart 2011 tarihli bir TV programında, bu amaçla özel bir kanun çıkarıldığını söylerken gerçeğe aykırı bir beyanda mı bulunmuştur?

4- Halen atama bekleyen 44 bin öğretmenin mağduriyetini gidermek için ne yapacaksınız?

24.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, eş durumu tayin dönemlerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/257) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorumun Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

 

                                                                                                      Dr. Reşat Doğru

                                                                                                             Tokat

Soru: Millî Eğitim Bakanlığı olarak eş durum tayinleri yılda bir kereye düşürülmüştür. Bu konuda personel mağdur olmaktadır. Bununla ilgili belli aralıklarla yılda iki veya daha fazla tayin yapılması konusunda istek ve şikâyetler vardır. Bu yönlü bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

25.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, özür grubu atamalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/363) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 18/10/2011

Saygılarımla.

                                                                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                                                            İstanbul

14 Eylül 2011 tarihinde yürürlüğe giren 652 sayılı KHK ile Milli Eğitim Bakanlığı teşkilat kanununda birçok değişikliğe gidilmiştir. Bu KHK'nin 37. Maddesi gereği özür grubu yer değiştirmeleri yılda yalnızca bir kez olmak üzere sadece yaz tatillerinde yapılacak şekilde düzenlenmiştir.

Öğretmenlerimiz atanmak için yıllarca bekleyip, işsiz kalıp, ücretli öğretmenlik yaparak emekleri gasp edilirken, eğitim faaliyetlerinin etkilenmesini düşünmeyen bakanlığınız, özür grubu konusundaki hassasiyetini açıklayabilir mi?

Özür grubu atamalarının yılda bire indirilmesi aile birliğini sarsıcı nitelikte değil midir? Kilometrelerce uzakta yaşayan aileler, babasından annesinden ayrı büyüyen çocuklar için düşündüğünüz bir çözüm var mıdır? Özür grubu atama dönemlerini yeniden arttırma konusunda bir çalışmanız olacak mı?

26.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/382) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 19/10/2011

Saygılarımla.

                                                                  Süleyman Çelebi

                                                                        İstanbul

1. 2011 yılında ataması yapılamadığı için işsiz kalan ve olumsuz koşulları sebebiyle intihar ederek yaşamına son veren öğretmenlerin sayısı ne kadardır?

2. 2011 yılı itibarıyla ataması yapılan kaç öğretmen vardır?

3. Ülkemizde liselerde ve İlköğretim okullarında öğretmen açığı var mıdır? Öğretmen açığı varsa dönemin Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu tarafından söz verilen 55 bin atama neden yapılmamıştır? Yapılamayan atamalar için özür dilemek çözüme nasıl bir katkı sunacaktır?

4. Ağustosta söz verilen 55 bin atama yerine, Eylül ayında yapılan 11 bin 544 atama, öğretmen açığını kapatmaya yetecek midir? Okullarda neden hâlâ ücretli öğretmen çalıştırılmaktadır?

5. 0kullarımızda çalışmakta olan ücretli öğretmen sayısı nedir? Ücretli öğretmenler yerine kadrolu atamalar yapmayı düşünüyor musunuz?

27. İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, özür grubu atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/385) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 18/10/2011

Saygılarımla.

                                                                  Süleyman Çelebi

                                                                      İstanbul

14 Eylül 2011 tarihinde yürürlüğe giren 652 sayılı KHK ile Millî Eğitim Bakanlığı teşkilat kanununda bir çok değişikliğe gidilmiştir. Bu KHK'nın 37. Maddesi gereği özür grubu yer değiştirmeleri yılda yalnızca bir kez olmak üzere sadece yaz tatillerinde yapılacak şekilde düzenlenmiştir. yapılacak şekilde düzenlenmiştir.

Öğretmenlerimiz atanmak için yıllarca bekleyip, işsiz kalıp, ücretli öğretmenlik yaparak emekleri gasp edilirken, eğitim faaliyetlerinin etkilenmesini düşünmeyen bakanlığınız, özür grubu konusundaki hassasiyetini açıklayabilir mi?

Özür grubu atamalarının yılda bire indirilmesi aile birliğini sarsıcı nitelikte değil midir? Kilometrelerce uzakta yaşayan aileler, babasından annesinden ayrı büyüyen çocuklar için düşündüğünüz bir çözüm var mıdır? Özür grubu atama dönemlerini yeniden arttırma konusunda bir çalışmanız olacak mıdır?

 

28.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, öğretmen atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/386) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 19/10/2011

Saygılarımla.

                                                                                                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                                                                                                            İstanbul

1. 2011 yılında ataması yapılamadığı için işsiz kalan ve olumsuz koşulları sebebiyle intihar ederek yaşamına son veren öğretmenlerin sayısı ne kadardır?

2. 2011 yılı itibarıyla ataması yapılan kaç öğretmen vardır?

3. Ülkemizde liselerde ve ilköğretim okullarında öğretmen açığı var mıdır? Öğretmen açığı varsa 55 bin atama neden yapılmamıştır?

4. 0kullarımızda çalışmakta olan ücretli öğretmen sayısı nedir? Ücretli öğretmenler yerine kadrolu atamalar yapmayı düşünüyor musunuz?

 

29.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Göksun Anadolu Öğretmen Lisesi Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/597) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Mesut Dedeoğlu

                                                                                                       Kahramanmaraş

Kahramanmaraş İlimizde 929'u sözleşmeli olmak üzere toplam 11 bin 354 öğretmenle eğitim verilmektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı okul öncesinde 25, ilköğretimde 38 ve lisede 36'dır. Bu nedenle, yapımı devam eden okulların bir an önce tamamlanması gerekiyor.

Bu bilgiler ışığında;

1. 1995H020170 proje numaralı kamu yatırımı 24 derslikli ve 200 öğrenci pansiyonu kapasiteli Göksun Anadolu Öğretmen Lisesi(TOKİ)'nin toplam proje tutarı ne kadardır?

2. Şu ana kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

 

30.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Endüstri Meslek Lisesi Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/598) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Mesut Dedeoğlu

                                                                                                       Kahramanmaraş

Kahramanmaraş İlimizde 929'u sözleşmeli olmak üzere toplam 11 bin 354 öğretmenle eğitim verilmektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı okul öncesinde 25, ilköğretimde 38 ve lisede 36'dır. Bu nedenle, yapımı devam eden okulların bir an önce tamamlanması gerekiyor.

Bu bilgiler ışığında;

1. 1993H020030 proje numaralı kamu yatırımı 16 derslikli ve 3 atölyeli kapasiteli Kahramanmaraş-Merkez Endüstri Meslek Lisesi(TOKİ)'nin toplam proje tutarı ne kadardır?

2. Şu ana kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

31.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şubat dönemi özür grubu atamalarının kaldırılmasına ve yaşanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/608) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

                                                                                     01.12.2011

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın, Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                             Prof. Dr. Alim Işık

                                                                    Kütahya

Bakanlığınız döneminde, şimdiye kadar Şubat döneminde de yapıla gelen özür grubu atamalarının kaldırılmasıyla çok sayıda öğretmenin aile dramı yaşamasına neden olunduğu iddialarıyla ilgili olarak;

1. Bakanlığınız bünyesinde çalışan öğretmenlerin şimdiye kadar yılda iki kez yapıla gelen özür grubu atamalarından Şubat dönemi atamasının Bakanlığınız döneminde kaldırılmasının gerekçesi nedir?

2. Halen bakanlığınız bünyesinde özür grubu atamalarından yararlanma talebinde bulunmuş kaç öğretmenimiz bulunmaktadır? Bunların eş durumu ya da diğer özür gruplarına göre dağılımları nasıldır?

3. Şimdiye kadar kısıtlı kontenjanlarda da olsa Şubat döneminde yapılan özür grubu atamalarının 2012 yılı Şubat ayında da yapılması sağlanabilir mi?

4. Bakanlığınızca bu konuda yürütülen bir çalışma var mıdır? Bakanlığınız konuya ilişkin görüşü nasıldır?

 

32.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Afşin Ortaöğretim Pansiyonu Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/612) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                               Mesut Dedeoğlu

                                                               Kahramanmaraş

İnşaatı devam eden öğrenci yurdu ve pansiyonların bitirilerek, hizmete açılması Kahramanmaraş ilimiz için büyük önem taşımaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

1. 1997H010270 proje numaralı kamu yatırımı 300 öğrenci kapasiteli Afşin Ortaöğretim Pansiyonu (TOKİ)'nin toplam proje tutarı ne kadardır?

2. Şu ana kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

33.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Ortaöğretim Pansiyonu Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/614) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                              Mesut Dedeoğlu

                                                               Kahramanmaraş

İnşaatı devam eden öğrenci yurdu ve pansiyonların bitirilerek, hizmete açılması Kahramanmaraş ilimiz için büyük önem taşımaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

1. 1997H010270 proje numaralı kamu yatırımı 260 erkek.ve 240 kız öğrenci kapasiteli Kahramanmaraş-Merkez Ortaöğretim Pansiyonu (TOKİ)'nin toplam proje tutarı ne kadardır?

2. Şu ana kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

34.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmenlerin eş durumu ve özür grubu atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/616) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                              Mesut Dedeoğlu

                                                               Kahramanmaraş

Ailenin bütünlüğü bakımından, kurumlarda belli dönemlerde yapılan eş durumu ve özür tayinleri büyük önem taşımaktadır.

Bu bilgiler ışığında;

1. Hangi durumlar özür tayinleri kapsamına girmektedir? Bu durumda olan öğretmenler, tayin için ortalama kaç gün beklemek zorunda kalmaktadır?

2. Öğretmenler için daha önce yılda iki kez yapılan özür tayinlerini şimdi hangi gerekçe ile yılda bir defa yapılacak şekilde düzenlenmiştir?

 

35.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Ticaret Meslek Lisesi Projesi’ne sözlü soru önergesi (6/618) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Mesut Dedeoğlu

                                                                                                       Kahramanmaraş

Kahramanmaraş İlimizde 929'u sözleşmeli olmak üzere toplam 11 bin 354 öğretmenle eğitim verilmektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı okul öncesinde 25, ilköğretimde 38 ve lisede 36'dır. Bu nedenle, yapımı devam eden okulların bir an önce tamamlanması gerekiyor.

Bu bilgiler ışığında;

1. 1983H020010 proje numaralı kamu yatırımı 24 derslikli Kahramanmaraş-Merkez Ticaret Meslek                       Lisesi(TOKİ)'nin toplam proje tutarı ne kadardır?

2. Şu ana kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

 

36.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş-Merkez İlköğretim Okulu Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/647) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Mesut Dedeoğlu

                                                                                                       Kahramanmaraş

Kahramanmaraş İlimizde 929'u sözleşmeli olmak üzere toplam 11 bin 354 öğretmenle eğitim verilmektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı okul öncesinde 25, ilköğretimde 38 ve lisede 36'dır. Bu nedenle, yapımı devam eden okulların bir an önce tamamlanması gerekiyor.

Bu bilgiler ışığında;

1. 2008H010080 proje numaralı kamu yatırımı 24 derslikli Kahramanmaraş-Merkez İlköğretim Okulu(TOKİ)'nin toplam proje tutarı ne kadardır?

2. Şu ana kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

 

37.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Göksun Anadolu Lisesi Projesi’ne ilişkin sözlü soru önergesi (6/650) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Mesut Dedeoğlu

                                                                                                       Kahramanmaraş

Kahramanmaraş İlimizde 929'u sözleşmeli olmak üzere toplam 11 bin 354 öğretmenle eğitim verilmektedir. Derslik başına düşen öğrenci sayısı okul öncesinde 25, ilköğretimde 38 ve lisede 36'dır. Bu nedenle, yapımı devam eden okulların bir an önce tamamlanması gerekiyor.

Bu bilgiler ışığında;

1. 1994H010080 proje numaralı kamu yatırımı 16 derslikli Göksun Anadolu Lisesi (TOKİ)'nin toplam proje tutarı ne kadardır?

2. Şu ana kadar toplam ne kadar kaynak aktarılmıştır? Bu projeyi ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

 

38.-  Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, öğretim elemanlarının özlük haklarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/680) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim. 06/12/2011

                                                                                                   Prof. Dr. Zühal Topcu

                                                                                                            Ankara

 

Son dönemde yapılan düzenlemelerle eşit işe eşit ücret yaklaşımı çerçevesinde bazı kamu görevlilerinin maaşlarının eşitlendiği, ancak öğretim elemanları arasındaki maaş dengesizliğinin ve diğer kamu çalışanlarına kıyasla maaş yetersizliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır.

Bu çerçevede;

1- Geçim şartlarının nispeten daha zor olduğu bilinen İstanbul, Ankara ve İzmir gibi özellikle büyükşehirlerde görev yapan öğretim elemanlarına ödenen maaşların diğer illere nazaran düşük kalması ve geçim şartlarının zorluğu ile maaşlar arasında ters bir orantının bulunması durumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu ücret dengesizliğini gidermeyi düşünüyor musunuz?

2- Diğer kamu çalışanlarına nazaran maaşları düşük kalan öğretim elemanlarının mali haklarını iyileştirmeyi düşünüyor musunuz?

 

39.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, öğretim elemanları arasındaki maaş farkına ilişkin sözlü soru önergesi (6/681) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.

     06/12/2011

Prof. Dr. Zühal Topçu

        Ankara

Son dönemde yapılan düzenlemelerle eşit işe eşit ücret yaklaşımı çerçevesinde bazı kamu görevlilerinin maaşlarının eşitlendiği, ancak öğretim elemanları arasındaki maaş dengesizliğinin devam ettiği anlaşılmaktadır.

Bu çerçevede;

1- Mesleki kıdem, aile durumu ve unvanları aynı olan öğretim elemanlarına (araştırma görevlisi, yrd. doçent, doçent ve profesör) Kasım 2011 itibari ile ödenen maaşlar arasındaki en yüksek fark ne kadardır?

2- Seçim bölgem Ankara büyükşehir belediye sınırları içinde yer alan bir fakültede görev yapan mesleki kıdem, aile durumu ve unvanları aynı olan öğretim elemanlarına ödenen maaş ile örneğin Ağrı merkezde görev yapan aynı özelliklerdeki öğretim elemanlarına ödenen maaş tutarları ne kadardır?

 

40.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, özür grubu atamalarına ve bir iddiaya ilişkin sözlü soru önergesi (6/682) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıda belirtilen sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygıyla arz ederim.

       07/12/2011

 Prof. Dr. Zühal TOPCU

          Ankara

 

652 sayılı KHK ile özür gruplarına bağlı yer değiştirmelerin yaz aylarında yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanı tarafından yapılan açıklamalarda hangi gerekçe ile olursa olsun öğretmenlerin dönem ortasında bir başka okula geçmesinin doğru olmadığı sıkça vurgulanmıştır. Ancak son günlerde medyadan edinilen bilgilere göre bir öğretmenin eş durumundan ötürü nakil atamasının yapıldığı öğrenilmiştir.

Bu çerçevede;

1- 2011-2012 eğitim-öğretim döneminde mazerete dayalı kaç atama yapılmıştır? Yapılan bu atamalarda esas alınan kriterler nedir?

2- Dönem   ortasında   yapılan/yapılacak   atamalar   konusunda düşüncelerinizi değiştirebilecek faktörler nelerdir?

3- Durumlarını 2012 Şubatına ayarlayan öğretmenleri, nakil atamaları konusunda rahatlatacak bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

 

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, özür durumu tayini uygulamasında başvuru hakkının genişletilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/890) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                  Mesut Dedeoğlu

                                                                   Kahramanmaraş

5 Eylül 2011'de göreve başlayan öğretmenler, iki yıllık süreyi uzun bularak Ağustos 2012'de yapılacak olan özür durumu tayinine başvurma hakkı istemektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1. İki yıllık ayrılığın ailenin temelini sarsacağını düşünerek, bu öğretmenlerimize özür durumu tayinine başvurma hakkı vermeyi planlıyor musunuz? Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?

 

42.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, öğretmen atamalarına ve öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/930) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Süleyman Çelebi

     İstanbul

2012 yılı bütçe görüşmelerinde en fazla bütçenin eğitime ayrıldığı Bakanlığınızca tespit edilmiştir. Bu doğrultuda bakıldığında eğitimde birçok yenilik gerçekleştirileceği, okulların daha kaliteli eğitim göreceği, öğretmenlerin daha iyi koşullara sahip olacağı umudu doğmuştur. 2012 yılına girdiğimizde okullarımızda öğretmen açığı bulunmakta, branş dışında ücretli öğretmenler çalıştırılarak eğitimin kalitesi düşürülmektedir. Okullarımızın durumu göz önündeyken, öğretmenlerimiz çok yüksek puanlarla hâlâ atama beklerken;

1- Öğretmen atamaları konusunda Bakanlığınızın belirlemiş olduğu bir takvim var mıdır?

2- Okullarımızda öğretmen ihtiyacı tespit edilmiş midir? Edilmişse Türkiye çapında belirlenen öğretmen açığı ne kadardır?

3- 2011 yılında verilen 55 bin atama sözü bu yıl gerçekleştirilecek midir?

4- 2012 yılı içerisinde hangi periyotlarda ve kaç adet öğretmen ataması yapılacaktır?

5- Bu atamalar hangi branşlarda olacaktır?

 

43.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, özel sigortaların, özür grubu dönem atamalarında geçerli olmamasından kaynaklanan mağduriyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/1093) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                  Mesut Dedeoğlu

                                                                   Kahramanmaraş

Banka ve çeşitli odalarda çalışan ve SGK dışında bir sigorta kurumuna bağlı olarak çalışanların özür grubu dönemi mağduru olduklarını belirtilmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1. Bu doğru mudur? Banka ve çeşitli odalarda çalışanların sigortaları, SGK gibi özür grubu ataması için niçin geçerli olmamaktadır?

2. Motorlu taşıtlar ve deprem sigortası gibi pek çok konuda devlette geçerli olan özel sigortaların özür grubu dönem atamalarında geçerli olmayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

44.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, öğretmen atamalarına ve öğretmen açığına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1148) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki soruların Millî Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 08.02.2012

                                                                  Ali Halaman

                                                                     Adana

1. Yeni atanan öğretmenlerden sonra Türkiye'de ne kadar öğretmen açığı kalmıştır?

2. Şayet öğretmen açığı varsa ne zaman kapatmayı düşünüyorsunuz? Atanamayan öğretmenlerin ne zaman atamasını yapmayı düşünüyorsunuz?

3. Bakanlık olarak bu konuda ne gibi çalışmanız vardır? Varsa ne zaman açıklamayı düşünüyorsunuz?

 

45.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, öğretmen açığına ve atamalarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1194) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

 Saygılarımla.

 Mesut Dedeoğlu

Kahramanmaraş

Öğretmen adaylarımız atama beklerken, Türkiye genelinde öğretmen açığının 126 bin olduğunu belirtiyorsunuz.

Bu bilgiler ışığında;

1) Türkiye geneli için bakanlığınız tarafından açıklanan 126 bin öğretmen açığını ne zaman kapatmayı planlıyorsunuz?

2) 2012 yılı içinde toplam kaç öğretmen ataması yapmayı planlıyorsunuz? Atama konusunda önümüzdeki günlerde bir çalışmanız olacak mı?

 

46.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Andırın’daki bir köyün yeni bir ilköğretim okulu binası ihtiyacına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1514) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

 Saygılarımla.

Mesut Dedeoğlu

Kahramanmaraş

Kahramanmaraş Andırın ilçemiz Alınoluk köyünde eski karayolları şantiyesi okula dönüştürülmüştür. Arsası ayrılmış bulunan köye ilköğretim okulu yapılması gerekmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1) Kahramanmaraş Andırın Alınoluk köyündeki şantiyeden bozma okulun yerine yeni bir ilköğretim okulu yapılması konusunda bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışmanız var mıdır?

 

47.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Ekinözü’ndeki bir ilköğretim okuluna bakım-onarım yapılıp yapılmayacağına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1518) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

 Saygılarımla.

Mesut Dedeoğlu

Kahramanmaraş

Kahramanmaraş Ekinözü 80. Yıl İlköğretim Okulu'nun bakım ve onarım ihtiyacı bulunmaktadır. Ancak binanın çok eski olması nedeniyle onarım masrafları fazla tutacağından, yerine yeni bir okul yapılması istenmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1) Kahramanmaraş Ekinözü 80. Yıl İlköğretim Okulu'na bakım onarım mı yapacaksınız, yoksa yerine yeni bir okul mu yapacaksınız?

 

48.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Andırın’daki bir köye ilköğretim okulu yapılmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1524) ve Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aşağıdaki sorularımın Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.

Saygılarımla.

Mesut Dedeoğlu

Kahramanmaraş

Kahramanmaraş Andırın ilçemize bağlı Torlar Köyüne yapılacak olan bir ilköğretim okulunun çevre köylerdeki 4-5 köyün ihtiyacını karşılayacağı belirtilmektedir.

Bu bilgiler ışığında;

1) Kahramanmaraş Andırın ilçemize bağlı Torlar köyüne ilköğretim okulu yapılması konusunda bir çalışmanız var mıdır?

2) Arsa hibesi hazır olan bu köye ne zaman ilköğretim okulu yapmayı planlıyorsunuz? Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?

BAŞKAN – Sözlü soru önergelerini cevaplandırmak üzere Millî Eğitim Bakanı Ömer Dinçer…

Buyurun Sayın Bakanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum tekrar.

Bana yöneltilen sözlü sorulara cevaplarıma başlamadan önce, İçişleri Bakanlığına yöneltilmiş olan bir sözlü sorunun cevabını vermek istiyorum İçişleri Bakanlığının bana verdiği bilgilere istinaden.

Sayın Ensar Öğüt, Ardahan Milletvekilinin (6/27) esas numaralı soru önergesine cevap: İçişleri Bakanlığı konuya ilişkin olarak Ardahan’da içme suyu temini için kullanılan elektrik faturalarının kamu tarafından ödenmesi hususunda herhangi bir çalışmanın olmadığını bildirmiş, bunu kendilerine sunuyorum.

Çok değerli arkadaşlar, Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın (6/211), Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın (6/246), İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi’nin (6/250), İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin (6/382) ve (6/930), İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun (6/386), Adana Milletvekili Ali Halaman’ın (6/1148) ve Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun (6/1194) esas numaralı soru önergelerine cevap veriyorum:

Bakanlığımızca, 2011 yılında, 2 Kasım 2011 tarihinde Van iline yapılan 800 kişilik öğretmen ataması ile 632 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sözleşmeli öğretmenken kendi kurumunda kadrolu öğretmenliğe atanan 62.064 öğretmen de dâhil olmak üzere 102.809 öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir. Bunu kısaca tekrarlıyorum: Bakanlığımızca, 2011 yılında, 102.809 öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla 2011 yılında 40.745 öğretmen de açıktan atanmıştır.

2010 ve 2011 KPSS’ye katılmış kişi bazında toplam 247.543 öğretmenliğe atanabilecek potansiyel aday bulunmaktadır. Bakanlığımıza, her yıl Maliye Bakanlığınca bütçe imkânları ölçüsünde tahsis edilen kadro sınırlılığında, norm kadro kriterlerine göre, alanlar bazında, illerin öğretmen ihtiyaçları dikkate alınarak belirlenen kontenjanlar çerçevesinde atama ve yer değiştirme yapılarak eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu kapsamda, 3/2/2012 tarihinde yani Şubat ayının 3’ünde 30 ile değişik branşlarda toplam 15.934 kadrolu yeni öğretmen ataması yapılmıştır. 30/4/2012 tarihli yani 30 Nisan 2012 tarihli Bakanlığımız MEBSİS norm işlemleri modülü verilerine göre, Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında toplam 116.005 öğretmen ihtiyacı bulunmaktadır. 2011-2012 eğitim-öğretim yılının başlaması münasebetiyle yapmış olduğum konuşmamda 55 bin öğretmen atanması konusuna da değinmiştim. Bu husustaki açıklamam Bakanlığımız İnternet sayfasının “Haberler” başlığında da hâlâ devam ediyor. Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarının öğretmen ihtiyacı öncelikle kadrolu öğretmenlerle karşılanmaktadır. Kadrolu öğretmen ataması ile karşılanamadığı durumlarda ise eğitim-öğretimin aksatılmadan sürdürülebilmesi bakımından ilgili mevzuatı çerçevesinde il veya ilçe millî eğitim müdürlüklerince ders ücreti karşılığında görevlendirmeler yapılmaktadır. Bu kapsamda il, ilçe millî eğitim müdürlüklerince ihtiyaç doğrultusunda eğitim-öğretim yılı itibarıyla 2008-2009 döneminde 55.786, 2009-2010 döneminde 61.551, 2010-2011 döneminde 65.485, 2011-2012 döneminde ise Bakanlığımız atama modülü verilerine göre yine 53.453 ücretli öğretmen görevlendirmesi yapılmıştır.

Bütçe kanunlarının verdiği yetki yanında Bakanlar Kurulunca Bakanlığımıza tahsis edilen ve Maliye Bakanlığınca kullanım izni verilen toplam öğretmen kadroları illerin öğretmen ihtiyacı oranları dikkate alınarak il millî eğitim müdürlüklerine dağıtılmakta, il millî eğitim müdürlükleri de kendi illerine ayrılan kontenjan ölçüsünde atama yapılacak alanlar ile bu alanlara atanacakların istihdam edileceği eğitim kurumlarını belirlemektedir. Belirlenen bu eğitim kurumları, atama dönemlerinde sisteme yansıtılmakta, atanacak ya da yer değiştirecek öğretmen adaylarının tercihlerine sunulmaktadır. Bu çerçevede, Ağustos 2012 atama döneminde Bakanlığımıza tahsis edilecek kadro belirlendikten sonra, öğretmen ihtiyacı bulunan iller ve alanlar bazında gerekli planlama yapılacaktır.

Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/257), İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun (6/363), İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin (6/385), Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın (6/608), Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun (6/616), (6/890), (6/1093) ve Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun (6/682) esas numaralı soru önergelerinin cevapları:

652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Atama” başlıklı 37’nci maddesinin üçüncü fıkrasında “Öğretmenlerin Bakanlıkça belirlenen hizmet, bölge veya alanlarında en az üç eğitim yılı görev yapması esastır. Bunların yer değiştirme suretiyle atamaları her yıl yapılan atama plan ve programları çerçevesinde, eğitim öğretim faaliyetlerini etkilemeyecek şekilde sonuçlandırılır. Bakanlıkça belirlenen özür gruplarına bağlı yer değiştirmeler ise yaz tatillerinde yapılır.” ve dördüncü fıkrasında da “Öğretmenlerin yer değiştirme suretiyle atamalarında uyulacak temel ilkeler, özür grupları, hizmet bölgeleri ve alanları, hizmet puanı ve diğer hususlarla ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” hükmü getirilmiştir.

2012 yılından itibaren, öğretmenlerin özür durumuna bağlı yer değiştirme işlemleri, yukarıda belirlenen hükümler ile 14/9/2012 tarihine kadar bu hükümler doğrultusunda hazırlanarak yürürlüğe girecek olan yönetmelik çerçevesinde yürütülecektir.

Yine 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Düzenleyici” işlemler başlıklı geçici 6’ncı maddesinde “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasına ilişkin düzenlemeler bir yıl içinde yürürlüğe konulur. Bu düzenlemeler yürürlüğe girinceye kadar mevcut düzenlemelerin bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı olmayan hükümlerinin uygulamasına devam olunur.” denilmektedir. Ayrıca, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2011 yılında yürürlüğe girmiş olmasından dolayı herhangi bir mağduriyete yol açmamak için Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerimizden eş durumu özrü bulunanlardan adaylık ve eşinin sigortalılık süreleri bakımından 31 Aralık 2012 tarihi itibarıyla gerekli şartları taşıyanların 2011 yılına mahsus olmak üzere 19-28 Aralık 2011 tarihleri arasında başvuruları alınmış ve eş durumuna bağlı yer değiştirmeleri 9 Ocak 2012 tarihinde özür grubu ataması olarak gerçekleştirilmiştir. 1/1/2011-20/12/2011 tarihleri arasında 939 sağlık özrü, 32.010 eş özrü, 3.061 öğrenim özrü ve 540 genel ve özel hayatı etkileyen nedenlere bağlı olmak üzere toplam 36.550 öğretmenin yer değiştirme işlemi gerçekleştirilmiştir. Öğretmenlerimize alan bazında eğitim kurumu tercihi yanında ayrıca, hiç eğitim kurumu ya da yeterli sayıda eğitim kurumu bulunmaması veya tercih ettiği eğitim kurumlarına atanamaması durumunda özrünün bulunduğu il, ilçe millî eğitim müdürlüğü emrine görev yeri daha sonra belirlenmek üzere atanma talebinde bulunma hakkı tanınmıştır.

Özür durumu, sadece -Bayburt ve Osmaniye illeri dâhil- Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki illerde bulunanlardan 2011-2012 eğitim öğretim yılında yine 1/9/2011-26/12/2011 tarihleri arasında sağlık özründen 13, eş durumu özründen 44, genel ve özel hayatı etkileyen nedenlerden eş ölümü, doğal afet, eşi şehit olanlar ve benzeri 32 olmak üzere 89 öğretmen yer değişikliği gerçekleştirilmiştir.

Burada dikkatinizi çekmek istediğim husus, bu öğretmen yer değişikliklerinin tamamının 2011 yılı içerisinde olduğu ve 2012 yılı içerisinde yapılacak benzer özür grubu atamalarının ağustos ayında gerçekleştirileceğidir.

Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun (6/597), (6/598), (6/612), (6/614), (6/618), (6/647) ve (6/650) esas numaralı soru önergelerinin cevabı:

Bakanlığımız ile Başbakanlık Toplu Konut İdaresi arasında imzalanan 3/5/2007 tarihli protokol kapsamında Kahramanmaraş ilinde yapılması planlanan ve TOKİ tarafından Bakanlığımıza bildirilen sözleşme eki pursantaj oranlarına göre, Göksun Anadolu Öğretmen Lisesi inşaatının proje bedeli 5 milyon 276 bin 290 Türk lirası, Merkez Endüstri Meslek Lisesi inşaatının proje bedeli 4 milyon 898 bin 880 Türk lirası, Afşin Ortaöğretim Pansiyonu inşaatının proje bedeli 2 milyon 182 bin 209 Türk lirası, Merkez Ortaöğretim Pansiyonu inşaatının proje bedeli 4 milyon 309 bin 200 Türk lirası, Merkez Ticaret Meslek Lisesi inşaatının proje bedeli 2 milyon 721 bin 600 Türk lirası, Merkez İlköğretim Okulu inşaatının proje bedeli 2 milyon 895 bin 525 Türk lirası olarak belirlenmiştir.

Bunun yanında, TOKİ tarafından, Göksun Anadolu Lisesi inşaatının ihale hazırlık aşamasında olduğu da bildirilmiştir. Ayrıca, merkezî yönetim bütçesinden TOKİ için ayrılan miktarlar üçer aylık dilimler hâlinde genel müdürlükler bazında TOKİ’ye aktarılmakta olup proje bazlı ödenek planlaması TOKİ tarafından yapılmaktadır.

Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun (6/1514), (6/1518) ve (6/1524) esas numaralı soru önergeleri:

Kahramanmaraş Valiliğince, konuya ilişkin olarak Andırın ilçesi Torlar ve Alınoluk köylerine ilköğretim yapımı ile Ekinözü ilçesi 80. Yıl İlköğretim Okuluna yeni binanın yapımının 2012-2014 üç yıllık yatırım planlaması içerisinde yer almakta olduğu ve bütçe imkânları doğrultusunda yapımına başlanacağı belirtilmiştir.

Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun (6/680) ve (6/681) esas numaralı soru önergelerine cevap: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca konuya ilişkin olarak, yükseköğretim kurumlarında görev yapan akademik ve idari personelin mali ve özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik başlatılan çalışmaların devam ettiği, konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı ile mutabakat sağlanması hâlinde gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması sürecinin Bakanlığımızla müşterek olarak yürütüleceği belirtilmektedir. Ayrıca, mesleki kıdem, aile durumu ve unvanları aynı olan, Ankara’da görev yapan bir öğretim üyesi ile Ağrı Merkez’de görev yapan bir öğretim üyesinin maaş tutarı arasında Ağrı Merkez’de geliştirme ödeneği ödendiği için fark olduğu; bu farkın profesörlük makamında 2.546 lira 15 kuruş, doçentte 2.030 Türk lirası 49 kuruş, yardımcı doçentte ise 1.643 lira 73 kuruş olduğu belirtilmiştir.

İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun (6/133) ve İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin (6/134) esas numaralı soru önergeleri: 2011-2012 eğitim öğretim yılı itibarıyla Türkiye genelinde 10.413 ilköğretim okulunda 305.201 öğrenci ile, birleştirilmiş sınıf uygulaması bulunmaktadır. İstanbul ili Arnavutköy ilçesinde 2 okulda 58 öğrenci, Çatalca ilçesinde 10 okulda 272 öğrenci, Silivri ilçesinde 2 okulda 24 öğrenci ile birleştirilmiş sınıf uygulaması yapılmaktadır. İstanbul ilinde ilköğretim şube başına düşen öğrenci sayısı 50 ve üzeri olan 24 tane okul bulunmaktadır.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (6/31) esas numaralı soru önergesine cevap: Türkiye genelinde fiziki altyapının iyileştirilmesi için yeni derslik yapımına devam edilmektedir. Her yıl, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu gereğince, mahallinde valiliklerce ve merkezde Bakanlığımızca planlanan yatırımlarla mevcut durumun daha iyi hâle getirilmesi için çalışılmaktadır.

222 sayılı Kanun gereğince, ilköğretim kurumlarının ve lojmanlarının yapım, tadil, esaslı büyük onarım, her türlü ilk tesis, okul eşyası, ders aletleri ile arsa, arazi istimlakleri, Bakanlığımızdan gönderilen ödenekler ve il özel idare bütçesinden ayrılan ödenek ile anılan Kanun’un 76’ncı maddesinde sayılan diğer gelirlerden oluşan bütçe ile mahallinde valiliklerce planlanmakta ve gerçekleştirilmekte olup, Bakanlığımızca 2011 yılında ilköğretim ve okul öncesi eğitim, okul yapım onarımları için toplam 433 milyon 750 bin Türk lirası, aynı amaçla 2012 yılı içindeyse 576 milyon 500 bin Türk lirası ödenek tahsisi yapılmıştır.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (6/32) esas numaralı soru önergesine cevap: Politika belgelerinde mesleki ve teknik eğitimin okullaşma oranının ortaöğretim içerisindeki payının yüzde 65’e kadar çıkarılması hedeflenmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı 2010-2014 stratejik planında ise, mesleki ve teknik eğitimin ortaöğretim içerisindeki okullaşma oranının plan dönemi sonuna kadar en az yüzde 50’ye çıkarılması stratejik hedef olarak belirlenmiştir.

Diğer taraftan, bizim yönetim anlayışımız seçkinci değil, Anayasa’mızın 10’uncu maddesi kapsamında bütün vatandaşlarımızı kucaklayıcı bir anlayıştır. Bakanlığımızın sunduğu hizmetlere ilişkin uygulamalar da bu anlayışla gerçekleştirilmektedir, aksi değerlendirmelerin gerçekle ilgisi bulunmamaktadır.

Kaldı ki, Sayın Milletvekilinin Bakanlığımıza yönelttiği (6/147) esas numaralı sözlü soru önergesinde de; “Bakanlığınızın almış olduğu kararla 2013 yılından başlayarak bütün genel liseler, anadolu liselerine ve meslek liselerine dönüştürülecektir. Bu kapsam içinde Ardahan’daki liselerimizin birinin de adalet meslek lisesi veya sağlık meslek lisesi olarak eğitim öğretime açılması konusunda bir çalışma yapılmalıdır. Ardahan’da açılacak bir meslek lisesi, ilimiz genelindeki öğrencilerimizin gelecekte iş bulmalarına ve Ardahan’dan göçün durmasına sebep olacaktır.” denilerek mesleki ve teknik eğitimin ortaöğretimin içindeki okullaşma oranının artırılması çalışmasının doğruluğu teyit edilmiştir.

İzmir Milletvekili Profesör Doktor Hülya Güven’in (6/46) esas numaralı soru önergesine cevap: İlköğretim seviyesinde okutulan derslerde yer alan sekiz ara disiplin konusundan birisi de vatandaşlık ve demokrasi eğitimdir. Buna ilişkin konular yoğun olarak hayat bilgisi ve sosyal bilgiler derslerinde yer almaktadır. Ayrıca ilköğretim vatandaşlık ve demokrasi eğitimi dersi -sekizinci sınıf- öğretim programında zorunlu ders olarak okutulmakta olup, bu derste insan hakları tarihi ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi konusuna ilişkin kazanım ve etkinlikler de yer almaktadır.

Ortaöğretim kurumlarında ise “demokrasi ve insan hakları” adı altında bir sınıflık seçmeli ders yer almaktadır. Temel hak ve özgürlüklerin gelişmesi ve vatandaşların kendi haklarını daha iyi korumalarına ilişkin konular, demokrasi ve insan hakları dersinin yanı sıra Türk edebiyatı, coğrafya, felsefe, tarih, inkilap tarihi ve Atatürçülük ile din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programlarında da konu, ünite, kazanım ve etkinlik örneği olarak yer almaktadırlar.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (6/62) esas numaralı soru önergesine cevap: Ardahan Valiliğince konuya ilişkin olarak, söz konusu tuvaletlerin okulun eğitim öğretime açıldığı gün kullanılır vaziyette olduğu ve şu an itibarıyla da sorun bulunmadığı, okulun bahçesinde gerekli düzenlemenin yapıldığı ve öğrenciler için olumsuzluk oluşturacak herhangi bir şeyin söz konusu olmadığı, okul binasındaki yangın merdiveninin yapıldığı belirtilmiştir.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (6/65) esas numaralı soru önergesine cevap: Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığından alınan konuya ilişkin yazıda 2011 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu’nun kadroların kullanımıyla ilgili 22’nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca üniversitelerin, 2010 yılında üniversiteden ayrılan öğretim elemanı sayısının yüzde 50’sini araştırma görevlisi kadroları için, yüzde 100’ünü geçmeyecek şekilde açıktan veya naklen öğretim elemanı alabildikleri, bunlara ek olarak  tüm üniversitelere 8 bin ilave kadro izni verildiği, bunların  dağılımlarının da 11/5/2011 tarihinden itibaren üniversite rektörlerince yapıldığı ve bu çerçevede, 2011 yılı içinde Atatürk Üniversitesi Rektörlüğünün öğretim elemanı kadrolarına yapılacak atamalarda herhangi bir artırımın söz konusu olmadığı, ayrıca ihtiyaç çerçevesinde öğretim üyelerine lojman yapılmasının düşünüldüğü belirtilmiştir.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (6/66) esas numaralı soru önergesi: Yükseköğretim Kurulu Başkanlığından alınan konuya ilişkin yazıda 2010-2011 eğitim öğretim yılı itibarıyla 1.800 olan öğrenci kapasitesinin 2011-2012 eğitim öğretim yılındaki 800 öğrenci artışıyla 2.600 olduğu, Göle ve Çıldır Meslek Yüksek Okulunda eğitim öğretim faaliyetlerine başlandığı, dersler başlamadan önce Çıldır Meslek Yüksek Okuluna 5 adet, Göle Meslek Yüksek Okuluna 4 adet olmak üzere toplam 9 öğretim görevlisinin alındığı. Söz konusu ilçelerdeki öğretim elemanlarının konaklamasına yönelik lojman yapımı planının olduğu belirtilmiştir.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (6/68) esas numaralı soru önergesine cevap: Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve coğrafi koşulları, birleştirilmiş sınıf uygulamasını zorunlu kılmaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hepsinde, Amerika Birleşik Devleti, Japonya ve Kanada gibi pek çok ülkede birleştirilmiş sınıf uygulaması bulunmaktadır. Diğer taraftan, birleştirilmiş sınıf uygulaması tüm bölgelerimizde uygulanmaktadır. Öğrenci sayıları okul yapımı için yeterli olmayan yerleşim birimlerindeki zorunlu öğrenim çağındaki öğrencilerin okula erişimlerini sağlamak amacıyla taşımalı eğitim gereklilik arz etmektedir. Bu sebeple, ülke genelinde taşımalı eğitime de devam edilecektir.

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün (6/78) esas numaralı soru önergesine cevap…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen tamamlayınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Bu cevabı tamamlayayım Başkanım, izin verirseniz.

BAŞKAN – Buyurun.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) - Bakanlığımız bütçesi hazırlanırken Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve gelecek üç yıla ilişkin toplam gelir ve gider tahminleriyle birlikte hedef açık ve borçlanma durumuyla kamu idarelerinin ödenek teklif tabanlarını içeren orta vadeli mali plan dikkate alınmaktadır. Bakanlığımızın 2010-2014 Stratejik Planı’nda, Bakanlığımıza bağlı okul ve kurumların bölgesel farklılıklarının giderilmesi için hedefler belirlenmiştir. Bakanlığımızın yatırım programları, bölgelerarası dengesizliklerin giderilmesi amacıyla GAP ve DAP illerine öncelik verilerek yatırımlar hazırlanmaktadır. Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’ne göre, Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenler dört, beş ve altıncı hizmet alanlarında zorunlu hizmet yükümlülüklerini yerine getirmekte ve zorunlu hizmet yılları, eğitim kurumunun bulunduğu yerin mahrumiyet derecesine göre üç ile yedi yıl arasında değişmektedir. Ayrıca, 14/9/2011 tarihinde yürürlüğe giren 652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname’nin 3’üncü maddesinde “Öğretmenlerin Bakanlıkça belirlenen hizmet bölge veya alanlarında en az üç yıl eğitim ve öğretim yılı görev yapması esastır.” hükmü yer almaktadır. Anılan Kanun Hükmünde Kararname uyarınca hâlen yürürlükte bulunan Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’yle ilgili güncelleme çalışmaları da devam etmektedir.

Çok teşekkür ediyorum ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Şimdi Sayın Güven, Sayın Halaman, Sayın Dedeoğlu ve Sayın Öğüt verilen cevaplarla ilgili kısa açıklama isteyebilirsiniz.

Buyurun Sayın Güven.

HÜLYA GÜVEN (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, ortaöğretimde demokrasi ve insan hakları dersinin seçmeli olarak verildiğini, sekizinci sınıfta da insan hakları tarihi dersi verildiğini belirttiniz. Bu 4+4+4 ile yeni sistemde öğrenci ilk 4 yıllık dönemden sonra okulu bıraktığı takdirde bu dersler nasıl verilecek?

Ayrıca, Avrupa Birliği desteğiyle 2009 yılında planlanmış ve 9 milyon 100 bin euro bütçeli yürütülen Demokratik Vatandaşlık ve İnsan Hakları Eğitimi Projesi yürümekte midir? Bu çerçevede verilecek olan pilot uygulama 2010-2011 eğitim-öğretim yılında uygulanmış mıdır? Hangi pilot illerde uygulanmıştır?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Eyidoğan, sisteme girmişsiniz ama sizin sorunuz olmadığı için söz veremiyorum.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Anlamadım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Eyidoğan, sizin sorunuz olmadığı için size söz veremiyorum. Buradaki uygulamamız, soru soranların tekrar Sayın Bakanın açıklamasıyla ilgili yeni bir açıklama istemeleri.

Buyurun Sayın Halaman.

ALİ HALAMAN (Adana) – Sağ olun Sayın Başkanım.

Bakan Bey’e teşekkür ediyorum cevaplarından dolayı, Allah razı olsun ama benim bu verilen cevapla ilgili şöyle bir ilintim var: Bizim Adana’da atanamayan, atama bekleyen öğretmenler genelde çiftçilik yapıyorlar, traktör sürüyorlar, biçerdöver yağlıyorlar, onun üstünde görev yapıyorlar, babalarının yanında çalışıyorlar. Bu atanamayan öğretmenler şimdi şöyle söylüyorlar: “Bizim tayinimiz, atamamız yapılmıyor bir türlü ama çiftçilik yaparken de hasat dönemi yaklaştı, bu taban fiyatı ne zaman açıklanacak? Atanamadık, hiç olmazsa bugün şu çiftçilikle ilgili buğday hasadı var, bunun fiyatları açıklansın.”

Ben teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Dedeoğlu…

MESUT DEDEOĞLU (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanımız sorularımıza cevap verdi, kendisine de ayrıca teşekkür ediyorum. Yalnız şöyle bir durum var: Kahramanmaraş, Türkiye’nin 81 ili içerisinde 18’inci sıradadır. Derslik ve başarı oranı olarak Kahramanmaraş, 81 ilimizin son sıralarında yer almaktadır. Bu derslik sayımız ve öğretmen açığımız ne zaman kapanacak? Bununla beraber az sayıda da olsa, Kahramanmaraş’ta engelliler okulu var, buna atanmayan öğretmenleri, tüm Türkiye de dâhil olmak üzere, ne zaman atamayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öğüt…

ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanımı ben Ardahan’a davet ediyorum. İnşallah, kendilerinin de programı var gelecekler tahmin ediyorum yalnız Ardahan ve Doğu Anadolu’yu sürgün yerinden kurtarmak için, Sayın Bakanım, Doğu ve Güneydoğu’da çalışan öğretmenlere ek bir ücret ödeyecek misiniz? Çünkü orada kış koşulları ve coğrafi koşullar çok ağır. Batıdaki öğretmenlerle aynı ücreti alıyorlar, batıdan daha fazla ücret alır ve sosyal tesisleri olur, lojmanları da olursa o zaman öğretmenler Doğu ve Güneydoğu’ya da gönüllü giderler, aksi takdirde Doğu ve Güneydoğu sürgün yeri olmaktan kurtulmaz. Bu konuda yardımlarınıza ihtiyacımız var efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öğüt.

Sayın Bakan, buyurun açıklama yapmak üzere, kürsüden lütfen.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; demokrasi dersiyle ilgili –yanlış anlamış olabilirim, lütfen düzeltin beni- “İlk 4’ten sonra ayrılırsa bu dersi nasıl alacak?” diye bir soru tevcih edildi diye anladım. Bu, teorik olarak bile mümkün değil çünkü eğitim, on iki yıl zorunlu eğitim hâline geldikten sonra, sadece ilk 4’ten sonra değil, liseyi bitirene kadar çocuklar mecburen eğitim alacaklar ve biz bu tip dersleri müfredatımızdan zaten çıkarmıyor ve değiştirmiyoruz. Bu sebeple çocuklar, benim size verdiğim cevapta yer alan sınıflarda zorunlu veya seçimlik olarak yeri geldiğinde dersini almaya devam edecekler, orada herhangi bir değişiklik söz konusu değil.

Ayrıca dile getirdiğiniz demokrasi ve insan haklarıyla alakalı müfredat konusunda Avrupa Birliği projesi olarak yaptığımız çalışma devam ediyor, bitirilmek üzere, bu bitirildikten sonra da müfredatımızda da ona göre, ona uyum sağlayacak türden değişiklik yapacağız. Bu açıdan bakıldığında konuyla ilgili herhangi bir aksama da söz konusu değil.

Atama bekleyen öğretmenlerle ilgili, yine bir vekilimizin ismini maalesef kaydedemedim, beni affetsin, “Atama bekleyen öğretmenler velilerinin yanında çalışıyor ve çiftçilik yapıyorlar…”  Taban fiyatı sordular. Doğrusu, konu benimle doğrudan ilgili olmadığı için kendisinden bunu ilgili bakanımıza sormasını rica ediyorum.

Sayın Dedeoğlu’nun “Derslik sayısı ve öğretmen eksiği ne zaman tamamlanacak?” diye bir sorusu var. Çok değerli arkadaşlar, aslında derslik sayısı ve öğretmen ihtiyacıyla ilgili “şu zaman tamamlanacak” diye bir şey söylemek yanıltıcı olabilir, öyle bir şeyi size söylemek istemem ama özellikle derslik sayısının tamamlanması, donanım ihtiyacının hızla giderilmesi konusunda biz yeni bir düzenleme yaptık, sizlerin de desteğiyle. O da, şimdiye kadar biliyorsunuz ki bizler sadece Millî Eğitim Bakanlığına verilmiş yatırım bütçesini yatırım projeleri için kullanabiliyor, ayrıca da, hayırseverlerin desteğiyle derslik ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyorduk. Bundan sonraki süreçte çok modern iki yeni finansman yolunu da derslik ihtiyacını karşılamak üzere kullanabileceğiz. Onlardan bir tanesi kamu-özel ortaklığı, bir tanesi de kiralama yöntemi. Kamu-özel ortaklığında düşüncemiz şu: Mesela sizin ilinizde, Maraş’ta ilçe ilçe, Ardahan’da diyelim ilçe ilçe o ilçenin veya merkezî yerleşim biriminin ne kadar okula ihtiyacı varsa, hepsine tek seferde ister bir kampüs şeklinde isterse belediyelerin ayırdığı eğitim alanları parça parça belirlenerek hepsi için bir proje yapılacak, bunların hepsi birden ihaleye çıkacak ve özel sektör sermayesini bu sürece dâhil etmiş olacağız. Onlar fiziki altyapıyı oluşturacaklar ve eğitim için gerekli diğer hizmetleri sunacaklar, bizse orada öğretim hizmeti yapacağız ve böylece daha hızlı bir şekilde eğitim için altyapı sorunlarını çözmeyi planlıyoruz. Bu sizin hatırınızda olsun, illerinizde konuyla ilgili il millî eğitim müdürlerimizi de motive ederseniz, zannediyorum, daha çabuk çözme şansımız olacak.

“Öğretmen eksiği ne zaman tamamlanacak?” sorusu da yine benzer şekilde. Şunu tekrarlamak istiyorum, yani buradan bir şekilde atama bekleyen öğretmenlerimize veya öğretmen olmak isteyen gençlerimize âdeta haykırıyorum, o da şu: Bizim toplam 116 bin öğretmene ihtiyacımız var. Maliye Bakanlığı bunu ister iki yılda, ister üç yılda, ister tek yılda karşılamış olsun, bunu karşıladıktan sonra yıllık olarak bizim 8 bin ila 10 bin öğretmene ihtiyacımız olacak, emekli olanlar ve başka kurumlara geçenler için. Artık Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığının öğretmen sorunu, okullaşma oranlarının artık limitlerine çok yaklaşmış olmamız sebebiyle çok büyük miktarlarda oluşmayacak. Hâlbuki şu anda bile 247.500 öğretmen adayı bekliyor. Tekrarlıyorum, 658 bin civarında da öğretmen olabilecek, öğretmenlik yapabilecek türden bölümlerde okuyan çocuklarımız var. Sadece eğitim fakültelerinde 200 bine yakın öğrenci okuyor.

Bütün bunları üst üste koyduğunuzda, bu insanların öğretmen olmalarına dair bütün motivasyonun devlete kanalize edilmesi ve onların öğretmenlik mesleğinin dışında başka hiçbir alternatif ortaya konulmaksızın konu üzerinden siyaset yapılması, çocuklarımıza yönelik yapılmış en büyük kötülük olacaktır. Ben sizden rica ediyorum, on yıldır 360 bin öğretmen alındı.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – On yıldır iktidardasınız Sayın Bakan! Siz planlayacaksınız bunu, biz mi planlayacağız!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Arkadaşlar, bunu tekrar ediyorum, on yıldır bizim şu ana kadar aldığımız öğretmen sayısı 320 binden fazla, ama…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Neredeyse ağlayacağız sizin halinize ya! Böyle olmaz ki Sayın Bakanım, çocuklar intihar ediyorlar, intihar mektuplarını okudunuz mu?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Hayır, orada bir zihniyetten bahsediyorum, hiçbir şeyden bahsetmiyorum.

Türkiye'de üniversitede okumak, eğitim fakültesinden mezun olmak, “illa devlette öğretmen olacağım” diye motive edilecek bir olay değildir, bunu anlatmaya çalışıyorum.

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Her aileden üç çocuk istemesinler lütfen!

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Üniversitede bütün iletişim fakültelerinden mezun olanlar gazetecilik mi yapıyorlar bu ülkede? Bütün işletme fakültesinden mezun olanlar pazarlamacılık, bütün maliyeden mezun olanlar Maliye Bakanlığında mı çalışıyorlar? Bu açıdan bakıldığında…

HALUK EYİDOĞAN (İstanbul) – Sayın Bakan, her aileden üç çocuk istiyor Sayın Başbakan!

BAŞKAN – Sayın Bakan, lütfen toparlayınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – İstihdam ayrı bir meseledir ama herkesin öğretmen olmasını sağlayacak türden bir motivasyon ve bunun üzerinden bir siyaset yanlış bir meseledir. Bunu söylemeye çalışıyorum.

Ayrıca…

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Efendim, sözü siz verdiniz, bu çocukları siz havalandırdınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Biz verdiğimiz sözleri tutuyoruz.

Sayın Öğüt’ün Doğu ve Güneydoğu’da çalışanlara daha fazla ücret ve onların bu konudaki başarısızlıklarıyla ilgili soruları vardı.

Ben şunu söylemek istiyorum: Öğretmenler üzerinden siyaset yapılıyor. “Ne zaman aile ataması olacak? Ne zaman özür ataması olacak? Vay efendim, öğretmenin hangi ile, ne zaman nakli yapılacak?” Bunun üzerinden siyaset çok güzel yapılıyor.

Ayrıca, atama bekleyen öğretmenler üzerinden siyaset yapılıyor ama ben size bir şey söylemek istiyorum: Bir eğitimin…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, siz de atanmış olanlar üzerinden siyaset yapıyorsunuz! Bu bir sorun, bu sorunu dile getirmeyelim mi yani?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (Devamla) – Bir eğitim sisteminin aslında öğesi sadece öğretmen midir arkadaşlar? Öğrenciler, az önce bahsettiğiniz fiziki imkânlar, müfredat ve benzeri… Size şunu söylüyorum: Geçtiğimiz günlerde YGS sınavından sonra sıfır çeken öğrencilerle alakalı gazetelerimizin birisinde bir haber vardı ve çocuklardan bir tanesi kendilerine sorulan sorudan sonra şunu söylüyordu, hiç buna ses vermiyor, kulak vermiyor musunuz? “Beş yılda 7 öğretmen değiştirdim. Benden hangi başarıyı bekliyorsunuz?” diyordu.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – On senedir siz yönetiyorsunuz, biz mi yönetiyoruz? On senedir değiştirseydiniz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Öğretmen üzerinden siyaset yapacağımıza öğretmenlerimizin bulundukları yerde başarılı bir şekilde kalmalarını, sürdürülebilir eğitimi ve çocuklarımızın sınıflarda öğretmensiz kalmamasını sağlayacak politikaları tavsiye etmenizi bekliyorum.

Hepinize teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye – Eğitim üzerinden ihale yolsuzluğu yapmayın o zaman.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, bu üslup Millî Eğitim Bakanına yakışmayan bir üslup.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Tablet bilgisayarda 20 milyarlık ranta el kaldırdınız burada.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.

Sayın milletvekilleri, birleşime on beş dakika ara veriyorum.

                                                                  Kapanma Saati: 17.55

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.13

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ), Tanju ÖZCAN (Bolu)

_____0_____

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109’uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden başlayacağız.

 

VII- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı: 156)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sıraya alınan, Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Savunma Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

2.- Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/618) (S. Sayısı: 248) (x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 248 sıra sayısıyla bastırılıp, dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, bu tasarı İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında görüşülecektir.

Bu nedenle, tasarı, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp, maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Koray Aydın, Trabzon Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA KORAY AYDIN (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 248 sıra sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarıyla, asker alma işlemleri, erteleme hâlleri, sağlık muayeneleri ve askerî yargıyla ilgili bir dizi yenilik getirilmekte, astsubaylar, uzman jandarmalar ve uzman erbaşların özlük haklarında da bazı iyileştirmeler yapılmaktadır.

Tasarı Komisyona gelmeden, istişari nitelikte yaptığımız ön toplantıda, oluşan beklentiler, talepler ve öneriler gündeme getirildi. Millî Savunma Bakanlığı yetkilileri, tasarının daha çok özlük haklarına yönelik olduğunu, eğitim ve sosyal haklarla ilgili taleplerin ayrı bir tasarıyla düzenlenmesi için çalışma yaptıklarını ifade ettiler. Özlük haklarıyla ilgili düzenleme kadar önem taşıyan eğitim ve sosyal haklarla ilgili tasarının da bir an önce Parlamentonun gündemine getirilmesini temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk ordusu, Türk milletinin göz bebeğidir. Vatan, millet ve vazife uğrunda gözlerini kırpmadan hayatlarını ortaya koyan askerlerimizle ilgili düzenlemelerin süratle hayata geçirilmesi zarureti vardır. Bu bakımdan, Türk Silahlı Kuvvetleriyle ilgili yapılacak düzenlemelerde iktidar ve muhalefetin büyük bir uzlaşma, uyum ve iş birliği içinde hareket etmesi son derece önemlidir. Millî Savunma Komisyonunda, iktidar muhalefet iş birliğine örnek teşkil edecek derecede bir yaklaşım ortaya konularak, özlük haklarıyla ilgili önergelerle tasarıya son şekli verildi. Böylece, tam seksen bir maddelik tasarı, Komisyonda, yaklaşık iki saat içinde kabul edildi. Bu yaklaşımı önemsiyor ve diğer düzenlemelere de örnek olmasını gönülden temenni ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde konuştuğumuz tasarıyla astsubaylarımızın, uzman jandarmalarımızın ve uzman erbaşlarımızın özlük haklarıyla ilgili birtakım düzenlemeler ve iyileştirmeler yapıldı. Bütün bunları teker teker saymaya gerek yok. Ancak bu tasarıyla çözülmesi gerektiği hâlde hiç değinilmeyen bazı haklı talep ve beklentileri dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Askerî öğrencilerimizin tazminat ve askerlik sorunlarının çözümü ne yazık ki tasarıda mevcut değildir. Çok sayıda askerî öğrenci ve ailesi, tazminatlarda indirim ve diğer öğrencilere çıkarılan afların paralelinde bir uygulama beklemektedir. Bütün bu beklentilere kayıtsız kalamayız. Millî Savunma Bakanlığı yetkilileri, askerî öğrencilere yönelik düzenlemelerin de tıpkı eğitim ve sosyal haklarla ilgili düzenlemeler gibi ayrı bir tasarı olarak çalışıldığını bildirdi, ancak tasarıyla ilgili net bir tarih verilmedi. Bu tasarı ivedilikle hazırlanmalı ve gündeme getirilmelidir.

Görüştüğümüz tasarı gündeme geldiğinde, astsubaylarımız, uzman jandarmalarımız, uzman erbaşlarımız ve askerî öğrencilerimiz haklı olarak büyük bir beklenti içine girdi. Nitekim, bu beklentiler paralelinde Genelkurmay Başkanlığımız “Türk Silahlı Kuvvetleri; birbirlerine gönül bağıyla kenetlenmiş fedakâr ve kahraman mensuplarının moral ve motivasyonunu en üst düzeyde tutmak maksadıyla, devletimizin sağladığı imkânları kullanmak suretiyle, ihtiyaç duyulan ve yetkisi dâhilindeki düzenlemeleri titizlikle yapmaya devam edecektir.” şeklinde bir açıklama yaparak iyileştirmelerin devam edeceğini işaret etmiştir. Hükûmetin de bu düzenlemeleri yapmakta siyasi irade ve kararlılık göstermesi şarttır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, milletimiz yararına gördüğümüz bütün düzenlemelerde olduğu gibi, askerî personelimizin haklarıyla ilgili düzenlemelere de gerekli desteği ve katkıyı her zaman vermeye hazır olduğumuzu bir kez daha vurgulamak istiyorum. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, çözümden ve uzlaşmadan yanayız! Amacımız, bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir. Bu bakımdan, iktidar partisi grubu ve Hükûmet temsilcilerinin yapıcı eleştirilerimize kulak vermelerini öneriyorum.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin bütün çalışanlarını hiçbir ayrım gözetmeden bir bütün olarak görüyor ve seviyoruz. Birçok kurumda olduğu gibi ordumuzda da çeşitli statülerde personel çalıştırılabilir, statülerden kaynaklanan bir farklılık elbette ki olabilir. Ancak, kurumlar, çalışma barışını temin etmek, eşitlik ve adalet ilkelerini gözetmek zorundadırlar. Bilindiği gibi, görüştüğümüz tasarıda özellikle uzman erbaşlarımızın özlük haklarıyla ilgili haklı talep ve beklentileri karşılanamamıştır. Bütün Türk Silahlı Kuvvetleri çalışanlarına uygulanan ek gösterge, sayıları yaklaşık 50 bini bulan uzman erbaşlarımıza verilmemiştir. Yine, uzman erbaşlarımızın uçuş, paraşüt, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetlerinde aldıkları ek tazminatlardaki adaletsiz uygulama devam etmektedir. Aynı hizmeti yapan ve aynı riskleri üstlenen çalışanlara ödenen ilave tazminatlar da elbette ki aynı olmalıdır. Buna benzer daha bir dizi düzenleme hâlen yürürlüktedir ve bu düzenlemeler en başta Anayasa’mızın eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu aykırılıkları bulup düzeltmek ve adaleti temin etmek bu Parlamentonun ve özellikle de çoğunluğu elinde bulunduran iktidar grubunun öncelikli görevidir. Uzman erbaşlarımızın sözleşmeli olmaları, sayılarının 50 bini bulması ve böylece yapılacak düzenlemelerin bütçeye ilave yük getirmesi gerekçe gösterilerek bu adaletsizlik devam ettirilemez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuda çeşitli statülerde çalışan binlerce sözleşmeli personeli kadroya geçiren Hükûmet, uzman erbaşları da kadroya geçirerek sorunu kökünden çözebilir. Zaten uzman erbaşlarımızın tabi oldukları 3269 sayılı Kanun incelenirse ihtiyacı karşılamadığı şeklinden bile anlaşılmaktadır. 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun neredeyse bütün maddelerinde değişiklikler yapılmış, âdeta yamalı bohçaya dönmüştür ancak 3269 sayılı Kanun yapılan onca değişikliğe rağmen, yine de beklentileri, talepleri ve ihtiyaçları karşılamaktan uzaktır. Bu nedenle artık yaraya neşter vurmak ve köklü bir değişiklik yapmak mecburiyeti vardır. Bu bakımdan, Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığının görüş ve hassasiyetlerini de dikkate alarak, uzman erbaşların kadroya geçirilmesini sağlayacak düzenlemeyi bir an önce hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmalıdır. Bizim MHP Grubu olarak böyle bir tasarıya her türlü katkıyı ve desteği yapmaya hazır olduğumuzu buradan peşinen ifade ediyorum. Daha önce de belirttim, biz, bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek istiyoruz. Bu bakımdan yapıcı ve yol gösterici muhalefet anlayışımızı sürdürmek azim ve kararlılığındayız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi size çarpıcı bir örnek vermek istiyorum: Uçuş, dalış ve atlayış hizmetlerinde görevlendirilen askerî personele sırf bu hizmetlerinden dolayı ilave bir tazminat ödenmektedir. Şimdi hep birlikte düşünelim, üç ayrı askerî personel uçaktan paraşütle atlıyor; uçak aynı, paraşütler aynı, yükseklik aynı, velhasıl risk aynı ancak gelin görün ki atlayış tazminatı olarak bu  personelden birine 100 birim, bir diğerine 60 birim ve uzman erbaş olanına da 30 birim değerinde bir ödeme yapıyoruz. Böyle bir adalet anlayışı olabilir mi? Aynı durum dalış, denizaltı, dalgıç ve kurbağa adam hizmetleri için de geçerlidir. Bizler bunu ifade ederken subaylarımızın da, astsubaylarımızın da, uzman jandarma ve uzman erbaşlarımızın da haklı taleplerinin sonuna kadar karşılanmasından yanayız. “Birinden alın diğerine verin.” demiyoruz, “Herkese hakkını adil biçimde verin.” diyoruz.

Bir örneği daha dikkatlerinize sunmak istiyorum: Uzman erbaşlarımız, birçok sınıfta görev yaptıkları gibi, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde de görev yapmaktadırlar. Aynı komutanlıkta aynı görevleri yapan uzman jandarma ve uzman erbaşlar farklı statü ve özlük haklarına sahip durumdadır. Bu durum, ister istemez çalışma barışını ve huzurunu zedelemektedir. Yapılması gereken, aynı işi ve aynı görevleri yapan personelin statülerinin ve dolayısıyla da maaşlarının eşitlenmesidir. Hükûmet, tıpkı toplu görüşme masasında memurlara yaptığı gibi, cansiparane çalışan askerî personele de meydanları adres göstermemelidir. Şimdi, memurlar da, emekli uzman erbaş ve aileleri de meydanlara inmeye hazırlanıyorlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; canını sermaye yaparak çalışan askerî personelimizin ve polislerimizin özlük haklarıyla ilgili olarak yapılacak iyileştirmelerin, kısıtlı bütçe imkânları gibi gerekçeler de dâhil olmak üzere hiçbir mazereti olamaz. Bu bakımdan, astsubaylarımızın, uzman jandarmalarımızın ve polislerimizin ek gösterge sınırlandırmalarına son verilmeli, uzman erbaşlarımıza da hak ettikleri ek göstergeler verilmelidir; aksi takdirde, yapılan artışlar çok komik düzeylerde kalmaktadır. Örneğin, emniyet teşkilatında görev yapan personel ile ilgili olarak -hepimiz biliyoruz- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36’ncı maddesinin “Ortak hükümler” bölümünün (B) bendine “Emniyet hizmetleri sınıfı mensupları 1’inci derecenin son kademesine kadar yükselebilirler.” şeklinde ibare eklenerek değiştirilmiştir.

Emniyet mensubu personel hâlen çalışırken zaten 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar inmektedir ancak bu, emekliliklerine yansımamaktadır, emekli olurken 3’üncü dereceden emekli olabilmektedirler ve maaşları da yüzde 50 oranında, emekli olduktan sonra düşmektedir. Yapılacak bu düzenlemeyle bu polislere 3600 ek gösterge verilerek mağduriyetlerinin giderilmesi, böylece diğer kurumlarla da denkliklerinin sağlanması imkânı verilmiş olacaktır.

Değerli arkadaşlar, bu konuda özellikle Başbakanımızın da on yıldan beri verdiği sözleri dikkate alarak, iktidar partimizin buna çözüm getirecek bir anlayış ortaya koyacağını bütün polis arkadaşlarımız adına da umut etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, MHP Grubu olarak, bu yasa üzerinde Genel Kurulda yapılacak her türlü iyileştirme önergesini destekleyeceğimizi, hakları sınırlayan ve geri götüren önergelere de karşı çıkacağımızı açıkça ifade ediyorum.

Bu duygu ve düşünceler içinde de sözlerime son verirken, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 248 sıra sayılı Askerlik Kanunuyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Tasarı hakkında Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldık. Hepinizi saygıyla selamlıyoruz.

Öncelikle bu tasarının bir torba kanun olarak farklı farklı konuları bir araya getirdiğini burada belirtmek istiyorum. Bir taraftan askerlik şubeleri kaldırılıyor ve askerlik şubeleri kaldırıldığı zaman da ülkenin dört bir tarafında vatandaşın kafasında farklı sorular oluşuyor: “Bir askerlik belgesi almak için bilmem kaç kilometre gideceğiz?” “Bir yoklama durumunda bilmem ne kadar gideceğiz?” “Bir müracaat durumunda bilmem nereye kadar gideceğiz?” Askerlik şubeleri kaldırılırken neredeki şubeler kalacak, hangileri devam edecek? Bu konuda, anlaşılan, Bakanlık kendisi bir takdir yetkisi kullanmış ve e-Devlet Projesi kapsamında “Yoklamaları kaldırıyorum, bu vesileyle de askerlik şubelerine gerek yok. Askerlik şubelerini de bu nedenle zaman içinde kaldıracağım.” anlayışı ile bir tasarı geldi ve idari olarak Hükûmetin bir tasarrufu burada. Zaman zaman, bakıyoruz, coğrafyası itibarıyla 100 köyü olan bir ilçe ve 10 köyü olan bir ilçe karşılaştırdığınız zaman; birinin, 100 köyü olanın askerlik şubesinin kaldırıldığını, 10 tane köyü olan daha küçük bir ilçenin de askerlik şubesinin kaldığını görüyorsunuz. Bu, halk arasında ileride soru işaretleri bırakacak ve tartışma konusu olacak bir konudur. Bunun öncelikle altını çizmek istiyorum.

Şimdi, yükümlülüklerle sağlık muayene sistemi konusu var. Aile hekimliklerinden alınacak raporlar konusunun işlem göreceği söyleniyor bu askerliğe alınma konularında. Aile hekimliği müessesesi düzenli oturmadı ki Türkiye’de. Arkadaşlar, bunun sakıncalarını Türk Tabipleri Birliği anlatıyor, bütün sağlık kuruluşları anlatıyor, sendikalar anlatıyor. Hangi aile hekimliği hangi şehirde düzenli oturdu ki? Sonra, memur olan, sürekli tayini çıkan, iki senede bir bir yerden bir yere giden, aile hekimi durmadan değişen memurların, sağlıkçıların, öğretmenlerin, emekçilerin, maliyecilerin… Hangi aile hekiminden bahsediyorsunuz, söyler misiniz bana? İki yılda bir aile hekimleri olacak. “Tamam, bu vatandaşlık cüzdan numarası üzerinden takip edilir.” diyeceksiniz. Bu, bir sistem değil arkadaşlar. Bu sistem üzerinden ne kadar sağlıklı bir sonuç alınır, burada tereddütlerimiz var.

“Askerliğe elverişlidir, değildir…” Yani eskiden “çürük raporu” deniliyordu. Bu konuda aile hekimliğinin vereceği raporların esas alınacağı ve oradaki meclis tarafından, il veya ilçe meclisleri tarafından değerlendirileceği konusu var. Bu konuda bir açıklık yok. Bilmiyorum, belki Hükûmet kanadı alışkanlığıdır, bir tasarıyı getirir, herhâlde silahlı kuvvetlerle ilgili olunca kimse de konuşmaz, konuşmaya da yürek ister, cesaret ister, eleştirilmeye de gelmez; doğru mudur, yanlış mıdır, konuşulmaz. Oysaki bu ülkede yaşayan 75 milyon, herkes askerlik göreviyle karşı karşıya. Herkes bu sorunları yaşıyor. O zaman yaşıyorsa, doğrusunu tartışmak bütün partilerin de görevi olmalı. Anladığım kadarıyla partilerin böyle bir konuyu tartışma cesareti yok. Alışkanlıktır, komisyonlara gelir, iki saatte geçer; iki gün sonra Meclise gelir. Mecliste de hemen arkasından birkaç tane önerge arka arkaya yanlışlıkları düzeltmek için gelir. Birazdan önergeleri göreceksiniz. Daha yolda gelirken tasarı önergeler arkadan gelir. Bu kadar özensiz, düzensiz bir düzenleme olursa bu sorgulanır arkadaşlar.

Yine bir konu daha: Şimdi, eşitlik, meslekte yükselme, kıdem, vesaire bunlar teknik konular, ayrı bir konu. Askerî yargıyla ilgili bir bölüm var. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin aldığı kararlar nedeniyle Anayasa Mahkemesinin iptali sonucu askerî yargıyla ilgili alınan düzenlemeler var burada. Yargıyla ilgili düzenleme var.

Siz yargıyla ilgili düzenlemeyi yapıyorsunuz da aceleniz nedir arkadaşlar? Ben soruyorum: Şimdi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dedi ki: “Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde savcılık tebliğname çıkarmadığı için savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Bu nedenle bu yanlıştır. Mevzuat değiştirin.” Onun öncesi Anayasa Mahkemesi bir karar vermiş askerî yargıyla ilgili, askerî hizmetlerin özel konumlarıyla ilgili. İşte Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre görev yapılması hususuyla ilgili bir konu. Biz yeni bir anayasa yapmıyor muyuz arkadaşlar? Yeni bir anayasada yargı sorunlarımızı konuşmayacak mıyız?

Yargının birliği gibi bir konu gündeme geliyor. Bunun emsali var. Askerî yargı kurumları kaldırılıyor ve hepsi Yargıtayın bünyesinde birleştiriliyor. Yargı birliği bir anayasa tartışması en az Başbakanın ortaya attığı başkanlık sistemi kadar önemlidir. Siz o zaman niye acele ediyorsunuz bu konuda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin acelesi yok ki. Bu sene sonuna kadar da böyle bir düzenlemenin acelesi yok. Ama Anayasa Mahkemesi iptal ettiği için bir sene süre tanımış. “Bu sene süre dolmadan bunu çıkaralım.” Bunu çıkarıyorsunuz, arkasından da yeni anayasa yapacağız, Uzlaşma Komisyonumuz çalışıyor.

Arkadaşlar, Anayasa Uzlaşma Komisyonu konusu olan esaslı konularda partilerin Hükûmeti uyarması lazım. Buna hakkınız yok. Bu yanlışı defalarca yapıyorsunuz. Siz kanunları ihlal ettiğiniz zaman sizin kimse yakanıza yapışmıyor iktidarın. Öyle cesur bir savcı görmedik bugüne kadar, Hükûmete, Başbabakan, birine bir fezleke hazırlayacak bir savcı görmedik. Gören var mı arkadaşlar? Son, 2002’den bu yana sadece BDP’ye, Barış ve Demokrasi Partisine çalışıyor savcılar. Bütün mesailerini… Fazla mesai de vermiyorsunuz ama yine fazla mesai yapıyorlar. 700 tane fezleke bize göndermişler. İşleri güçleri emniyet mensuplarına… Her birisi maşallah profesyonel gazeteci olmuş. Bir bakıyorsunuz, bir yere gidiyorsunuz… Geçen Sırrı Sakık Muş’a gitmiş, bir mitingde bakmış on tane kamera. “Eyvah, basının ilgisi çok.” demiş ama bir bakmış hepsi de emniyet mensubu. Emniyet mensupları, on tane kamera, cüzdanlarını açın, her birinin cebinde bir tane basın kartı, izliyor, takip ediyor, gönderiyor İçişleri Bakanlığına. İçişleri Bakanlığına gerek yok, emniyetten direkt savcılığa fezleke oluyor, fezlekeyi savcılık bilgisayarda çiziyor “iddianame” diyor, “komiser”in yerine, “müdür”ün yerine “savcı” yazıyor, numarasını koyuyor ve o oluyor iddianame. Böyle bir yaklaşım içinde biz askerî vesayeti tartışacağız. Silahlı güçlerin sivil otoritenin emri altında olmayı tartışacağız.

Buradan şunu soruyorum: Bu tasarı görüşüldü. Benim İç Hizmet Kanununun 35’inci maddesinin, yani darbelerin dayanağı olan maddenin kaldırılmasıyla ilgili kanun teklifim vardı. Niye buna koymadınız? Ben bunu soruyorum. Yani niye koymadınız bunu? Sayın Millî Savunma Komisyonu, Hükûmetin ilgili tasarısında niye bizim verdiğimiz teklifleri koymuyorsunuz? Siz, 35’inci maddeye, darbe dayanağı maddeye karşı mısınız, değil misiniz? Karşıysanız buna koyacaktınız, çıkaracaktınız. Çıkarmıyorsunuz.

Şimdi, Millî Savunma Bakanlığı, Genelkurmayın üstünde midir, altında mıdır arkadaşlar? Ben soruyorum size. Askerlik Kanunu yapıyoruz. Genelkurmay Başkanı mı öndedir, Millî Savunma Bakanı mı? Demokrasilerde Genelkurmay Başkanı Millî Savunma Bakanlığına bağlıdır? Millî Savunma Bakanlığına olduğu için onun hesabını, Bakanlığa bağlı memuru olarak, kurum olarak Millî Savunma Bakanı verir. Bizde nedir? Başbakana bağlıdır. Böyle bir demokrasi olur mu? Bunun adı militarist demokrasidir, askerî vesayetin ta kendisi. Bunu yapıyor musunuz? Yok. Genelkurmayı Millî Savunma Bakanlığına bağlıyor musunuz? Yok. Genelkurmay niye Başbakanlığa bağlı? TOKİ midir kardeşim Genelkurmay Başkanlığı? TOKİ’yi anlattık, TOKİ imparatorluğunun ne olduğunu. Genelkurmayın Başbakanlıkta ne işi var? Cumhurbaşkanı Başkomutan, Genelkurmay Başkanı Başbakana bağlı; peki, Başbakan Cumhurbaşkanına mı bağlı?

Bakın, “mantık” denen bir şey var. Bunları sorgulamadığımız zaman, konuşmadığımız zaman biz bir demokrasiye geçemeyiz arkadaşlar. Size neyi anlatayım? Bunların hepsi birbirine karıştırıldığı için bugün Sayın Başbakan zordadır zorda, bunun farkında mısınız acaba?

Bakın, Uludere’de 34 canımızı yitirdik, yüz kırk beş gün oldu. Yüz kırk beş gün geçti, soruşturmaya “gizli” kararı verildi, yüz kırk beş günde bir tek görevli, Allah’ın kulu çağırılmadı ifadeye. Meclis İnsan Hakları Komisyonu çağırıyor, Bakanlık diyor ki: “Soruşturma gizli, size bilgi veremem.” Heron görüntülerini sayın İnsan Hakları Komisyonu üyeleri izliyor saatlerce ve hepsi diyor ki: “Bu, bir kaçakçı kafilesi, gitmişler, belli.” Sonra, bir Wall Street Journal gazetesinde bir haber patlak veriyor: “Predator’ler mi verdi haberi, Heron’lar mı verdi, yoksa millî insansız hava araçlarından mı alındı?” Şimdi, bu tartışmaya baktığınız zaman Başbakanın Pakistan’da yaptığı konuşmalar bir bütün olarak askerî konularda bir sorgulama gerektiriyor arkadaşlar. Eğer bu ülke demokrasiye çıkmak istiyorsa öncelikle bu konuda bir netliğe kavuşmak lazım.

Deniliyor ki: “Predatör’ler bize haber, istihbarat vermedi.” Kim verdi? Kendi insansız hava aracımız. Hangisi bu? İsrail’den aldığımız Heron’lar değil mi? Evet. Görüntülerini Meclis İnsan Hakları Komisyonu izledi mi? İzledi. Peki, Sayın Başbakan, bu katliamın -toplu insan katliamının- insanlık suçunun, insanlığa karşı suçun, Türk Ceza Kanunu’nun 76’ncı ve 77’nci maddelerinde yazılan bu suçun işlenmesinde… Bu Mecliste tezkere görüşmeleri yapıldı. Buradan soruyorum muhalefete: “Siz, bizim F16 savaş uçaklarımız gitsin Uludere’de, Roboski’de yaşları on yedinin altında 17 çocuğun üzerine bomba atsın diye mi verdiniz bu tezkereye oyları?” Buradan soruyorum, CHP’ye soruyorum, MHP’ye soruyorum: Siz tezkereye bunun için mi oy verdiniz? Vermediğinizi söylüyorsunuz. O zaman bunun bir hesabı görülür, bir hukuk devletinde, yargıda, bunun bir hesabı görülür.

Şimdi, Sayın Başbakan diyor ki: “Ben tezkereyi aldım ve Genelkurmaya izni verdim.” Şimdi, siz, Meclis olarak Genelkurmaya mı o izni verdiniz -tezkereyle- Başbakana mı verdiniz?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Tevkil ilkesi yok, hukukçuyuz, anlarız.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, Başbakana verdiğinize göre siyasi muhatabınız Başbakandır. Başbakan ne diyor iki gündür, ona bakacağız. İki gündür, gerçekten, Sayın Başbakanı dinlerken “Allah kimseyi -bir siyasi lideri- o duruma düşürmesin.” dedim kendi kendime.

Ben Şırnak Milletvekiliyim. Olayın olduğu gece 02.00’de benim haberim oldu. 02.00’de benim il örgütüm, ilçe örgütlerim, yerel yönetimlerimizden on beş ambulans olay yerine intikal etti. Ben 02.30’da Başbakanı, İçişleri Bakanını aradım, bana dönülmedi arkadaşlar. “İstirahatteler beyefendiler.” dediler, aynen sözünü söylüyorum Özel Kalemin. Anlatıyorum “Katliam olmuş, 30’un üstünde insan yaşamını yitirmiş.” diye, bana kimse dönmedi. Oysaki Şırnak’ı bilen herkes bilir ki Roboski köyünden, Ortasu’dan, Gülyazı Tugayının kenarından yetmiş katır ve 40 insan yola çıktığı zaman tek tek isim listeleri oradaki alay komutanının cebindedir. Öyle Heron, Predator aramaya gerek yok. Bir tane zat Ankara’dan telefon etse, bir tane başçavuş Gülyazı Alay Komutanlığından, o köyden giden kaçakçıların hepsinin, kimlik bilgileriyle, on dakika içinde bütün bilgilerini verirdi, çünkü senelerdir bu kaçakçılık yapılıyor, senelerdir bu Alay Komutanlığı, Tugay bunu biliyor ve nasıl gittiklerini ve nasıl geldiklerini biliyor.

Şimdi, burada Sayın Başbakan diyor ki: “Benim bilgim haricinde izin ve yetki devri yapılmış. Asker, yani Genelkurmay bunu kullanmış.” Eğer Genelkurmay sizin bilginiz dâhilinde kullanmışsa bu çok vahimdir, bu, insani ve vicdani açıdan son derece vahim bir olaydır. Eğer bilginiz dâhilinde zaten kullanılmışsa hem siyaseten hem hukuken sorumluluğunuz çok daha fazladır.

Burada sizin yapmanız gereken şu: İstihbarat gelir, bir loş odada Amerikalı ve Türk subaylar yan yana bunu kaydeder, değerlendirir. EDOK diye bir birim vardır, bu birimde değerlendirildikten sonra saatlerce, bu birimden sonra Genelkurmayda Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı birimler vardır, Batman’da insansız hava aracı vardır, Diyarbakır’da F16 uçakları vardır. Başbakandan Genelkurmaya, Genelkurmaydan pilota kadar en az 200 tane personel bu işlemin içindedir arkadaşlar. Bu 200’in adını, görevini tespit edip savcılığa vermek, savcılığın da bütün bunların ifadesini alması insanlık borcudur, vicdan borcudur, adalet borcudur. Bunu yapmadığınız sürece, arkasından burada her gün farklı farklı konuşmanın gereği yok.

Dün Genelkurmay Başkanıyla mesai arkadaşıydınız. Nerede şimdi? Cezaevinde değil mi? Otuz yıllık savaşın kirletmediği tek bir kurum kalmadı. Çeteleşme, suç organizasyonları, darbe girişimleri ve bunların etrafında dönen faili meçhul cinayetler, operasyonlar… Türkiye'nin yakın tarihinin belleğinde kayıtlıdır bunlar. Bütün bunlara karşı biz bunun hesabını sorup “Bunun sorumluları yargı önüne çıksın.” dediğimiz zaman, Sayın Başbakan “İstismar ediyorlar.” diyor. Sen uyu Sayın Başbakan.

Uludere katliamının, Roboski’nin yüzlerce şiiri yazıldı, yüzlerce ağıt, şarkısı, türküsü yapıldı, belgeseli yapıldı, filmi yapıldı, tiyatrosu yapıldı. Her yerde -sanal âleme girin- dünyanın her yerinde izleniyor. Dünya, hepsi yanlış, siz doğrusunuz. Dünya, hepsi -gördüklerine, inandıklarına- yapılanları gözle görerek bunun hesabını sorarken siz bunu görmemezlikten geleceksiniz; olmaz. Türk Silahlı Kuvvetleri bu pisliği temizlemek zorundadır arkadaşlar, açık söylüyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen sözlerinize…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Saygı duyulacak bir kurum olması açısından bunun faillerinin mutlaka açığa çıkması lazım.

BAŞKAN – Lütfen, temiz bir dille konuşun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Devamla) - Kasıtsa kasıt, ihmalse ihmal, açık söylüyorum, kazaysa kaza, neyse sorumluluğu tespit edilmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bu ülkenin kardeşliği için, adaleti için bu gereklidir, çok açık konuşuyorum.

KORAY AYDIN (Trabzon) – Muhatap Hükûmet ama!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Elbette ki herkes sorumluluğunu biliyordur herhâlde, ona göre de davranması gerekir diyorum.

Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Mustafa Moroğlu, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA MOROĞLU (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekili arkadaşlarım; hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’na ilişkin görüşlerimizi Komisyon toplantılarında da açıklamıştık. Genel olarak tasarıyı bazı iyileştirmeler yapması, bürokrasiyi azaltması ve askerliğe alınmaya ilişkin bazı zamanların kısaltılması yönünden olumlu bulduğumuzu ama Komisyonda da ilettiğimiz bazı görüşler olduğunu belirtiyor ve onları bir kez daha burada iletmek istiyorum.

Diğer bütün kanunlarda, yasa tasarılarında olduğu gibi bu kanun tasarısında da gerekli tartışmalar ve araştırmalar yapılmadan, Komisyonda bu kanunun ilgilendirdiği kesimler dinlenmeden… Uzman erbaşları, uzman jandarmaları, astsubayları, emekliye ayrılan çeşitli rütbelerdeki subayları, askerlikle ilgisi olup sivil hayatta yaşayan insanları ve daha önce, yine, 6191 sayılı Kanun’la resen emekliliğe sevk edilen arkadaşları ilgilendiren konularda onların görüşleri de alınarak bu tasarı hazırlansaydı daha mükemmel olurdu diye düşünüyoruz. Çünkü bu kanun tasarısı gündeme düştüğünden beri bu kanunla ilgili olan bütün kesimlerin istekleri, dilekleri tarafımıza da iletilmeye başlandı fakat hızla Komisyondan geçtiği için ve hızla da Meclise yansıdığı için, onların taleplerini de onların bir milletvekili olarak iletmeyi bir görev sayıyorum.

Beklentilerinin bir kısmının bu tasarıyla gerçekleştiğini görüyoruz ama yaratılan beklentilerinin büyük bir kısmının gerçekleştirilmediğini de ifade etmek istiyorum çünkü bu kanunla ilgili astsubay emeklilerinin ve astsubayların beklentileri vardı, uzman jandarmaların beklentileri vardı, resen emekliye sevk edilenlerin aralarındaki eşitsizliklerin giderileceğini uman arkadaşlarımızın beklentileri vardı, uzman erbaşların beklentileri vardı, askerî okullardan ayrılmak zorunda kalan ve atılan arkadaşlarımızın beklentileri vardı, yirmi dokuz yaşını doldurduğu zaman üniversiteyle ilişkisi kesilen öğrencilerimizin beklentileri vardı, daha önce rütbe alma olanakları olmadığı hâlde “Rütbemiz ilerlemeyecek.” nedeniyle emekliye ayrılan fakat daha sonra çıkan bir kanunla rütbe almalarına olanak sağlanan subay arkadaşlarımızın beklentileri vardı, GATA’da ve GATA’ya bağlı kurumlarda ihtisas doktorası yapan, ihtisas yapan fakat ihtisasını kendi alışkanlıklarına, kendi özelliklerine uymadığı için bırakmak zorunda kalan GATA’daki doktor arkadaşlarımızın beklentileri vardı. Bunların birçoğunun gerçekleşmemesini ve mümkünse, bu isteklerin ve taleplerin çoğunu komisyonlarda dinleme olanağı yaratamadığımız için, burada bir kez daha iletmeyi görev sayıyorum.

Astsubay arkadaşlarımız, bu kanun tasarısıyla beklentilerinden bir tanesi olan üst rütbeli subaylara verilen temsil ve makam tazminatının verilmesini talep ediyorlardı; MİT ve emniyet hizmetleri sınıfından emekli olanlara verilen, 100 TL ilave ödenen tazminatın kendilerine de verilmesini talep ediyorlardı ama en önemli sorunun 6191 sayılı Kanun’la çıkarılan resen emekliliğe sevk edilmek zorunda kalan uzman jandarma, jandarma, astsubay, subay ve orduda görev yapan bütün arkadaşlarımız arasındaki eşitsizliklerin giderilmesi olduğu düşüncemizi Komisyonda da ilettik.

Şimdi, burada şöyle bir eşitsizliği bütün yurttaşlarımıza ve değerli milletvekili arkadaşlarımıza anlatmak ve mümkünse bunun düzeltilmesi için çaba göstermelerini eşitliği savunan bütün milletvekili arkadaşlarım adına bir dilek olarak sunmak istiyorum. Bu yasa ile 1971 yılından bu yana YAŞ kararıyla resen emekliye sevk edilen arkadaşların özlük haklarına kavuşmaları ve mümkünse, istiyorlarsa kendi görevlerine devam edebilme olanakları sağlandı ve bu sadece YAŞ kararlarıyla sınırlı tutuldu ama idari kararlarla, disiplin kurulu kararlarıyla, bakan onayıyla ya da kararnamelerle emekliye sevk edilmek zorunda kalan ya da askerlikle ilişiği kesilen arkadaşların görevlerine dönme olanakları ve resen görevden ayrılmak zorunda bırakılanların özlük haklarına kavuşmaları ve istemleri hâlinde görevlerine dönebilmeleri bu yasayla engellendi. Şimdi, bunun bir eşitsizlik olduğunu bütün milletvekillerinin çok açık bir şekilde görmeleri lazım. Nedenine gelince: YAŞ’ta karar alan kurulu hepimiz biliyoruz. Yani YAŞ’ta alınan kararlarda mı bir eşitsizlik ya da haksızlık daha çok olur yoksa bir disiplin kurulunda, bakan onayıyla ya da kararnamelerle alınan kararlarda mı eksiklik olur? Çünkü YAŞ’ta Cumhurbaşkanı var, komutanlar var, bakanlar var, hükûmet yetkilileri var. Orada bütün dosyalar önüne geliyor ve hep beraber karar alıyorlar ama bir disiplin kurulu kararıyla ya da idari bir kararla ya da kararnameyle, bakan onayıyla görevden uzaklaştırılan arkadaşların, subayların, astsubayların ve rütbeli subayların daha çok olduğunu bilmemiz lazım. Burada ister istemez akla şu soru geliyor: Acaba, bu yasa çıkarılırken ideolojik mi davranıldı? Yani 1971’de 12 Mart darbesine karşı çıkanlar, 12 Eylül darbesine karşı çıkanlar, bunların görevlerine dönmelerini ya da özlük haklarını elde etmelerini niye istemedik? Yani her kararda “İdeolojik davranıyorsunuz.” diye eleştiride bulunan arkadaşlarımızın ya da Başbakanın bu konuda ideolojik davrandığını düşünmek gibi bir fikri ne yazık ki kafamızdan atamıyoruz çünkü bu dönemde atılanların çoğunun, 12 Mart darbesine ve 12 Eylül darbesine karşı geldikleri için atılanlar olduklarını ve orduyla ilişkilerinin kesildiğini herhâlde hepimiz biliyoruz.

Bu nedenle, hem bir taraftan “Darbelere karşıyız.” diyeceğiz hem de 12 Mart ve 12 Eylül döneminde YAŞ kararları dışında görevden atılan arkadaşların, subayların göreve iade edilmelerini ya da özlük haklarını savunmalarını engelleyeceğiz. Buna şöyle bir gerekçeyle karşı çıkmak doğru değil diye düşünüyorum: Yani bunlar arasında yargıya intikal etmiş bir konuda, yargıya gidilebilecek bir konuda suç işleyenlerin arasında komutanlarına silah çekenler de var, burada, Anayasa’ya karşı silahlı ayaklanma yapma görevine karışanlar da var. Böyle bir gerekçeyle hareket ettiğimiz zaman, YAŞ kararlarının niye alındığını ve bu kararı alan Cumhurbaşkanının, komutanların niye bu kararları aldığını, bu kararların içinde ülkede bir irticai düzen kurmak için de çalışanlar olduğunu yani Anayasa’yı değiştirerek, hükûmeti devirerek, laik düzeni devirerek bir şeriat düzeni kurmak amacıyla hareket etmeleri gerekçesiyle de atılanların olduğunu herhâlde hepimiz biliyoruz. Bunlar doğrudur, yanlıştır diye tartışmak -biz yargı kurumu değiliz- ne Meclisin işi ne bakanların işi ama eğer 1971 yılından bu yana ordudan resen emekli edilmek zorunda bırakılan ya da atılanların haksızlığa uğradığı bir dönem olarak kabul ediyorsanız ve bunlarla ilgili özel olarak da “Darbelere karşı mücadele eden ve darbelerin bir daha yapılmaması için gerekli düzenlemeleri yapan bir hükûmetiz.” diyorsanız, bu eşitsizliği gidermek zorundasınız diye düşünüyorum. Bunu yapmadığınız sürece ideolojik davrandığınızı, aslında darbelere karşı mücadele değil, sizden olmayan herkese karşı mücadele ettiğinizi ve size yakınların özlük haklarına ve resen emeklilikten ötürü doğan mağduriyetlerini gidermelerine olanak tanıdığınızı, diğerlerine tanımadığınızı bütün yurttaşlar izleyecektir diyorum. Ama burada şöyle bir haksızlığa da neden oluyorsunuz: Sırf, darbelere karşı mücadele eden arkadaşların geri dönmelerini engellemek isterken, borçlandığı için, icraya düştüğü için, evinde geçimini sağlamadığı için, bazı ordu disiplinine aykırı davranan arkadaşları da “Kurunun yanında yaş da yanar.” mantığıyla yakıyorsunuz.

Onun için, bu konudaki en büyük talebimiz, bütün bu mağduriyete uğrayan yurttaşlarımızın da talebi, bunu bir önergeyle düzeltebilmenin yolunu hep beraber aramaktır. Çünkü sayılara da bakıldığı zaman görülecektir ki buraya müracaat eden yurttaşların sayısı, geri dönmek için, özlük haklarını almak için müracaat eden yurttaşların sayısı, 4.606 başvuru yapılmış, 1.518’i kabul edilmiş, sadece 629 kişi de göreve başlamış ve bunun da altmış gün gibi bir süreye sığdırılmasının bu müracaatın eksik olmasına, az olmasına yol açtığını söylemek istiyorum.

Şimdi, bu kanun tasarısı Komisyonda görüşülürken, askerî okullarda okuyan öğrenci arkadaşlarımızın durumları da gündeme geldi. Değişik nedenlerle okuldan ayrılmak zorunda kalan arkadaşlarımızın, öğrencilerimizin tazminatlarının yüksek olduğunu, bu tazminatları, 59 bin lira gibi bir parayı ödemekte zorluk çektiklerini ve büyük bir öğrenci kitlesini ilgilendirdiğini hep beraber öğrenmiş bulunuyoruz. Bununla ilgili de 1997 yılında, özellikle 1997 yılıyla 2000 yılları arasında bu sayının oldukça fazla olduğu, dolayısıyla tasarıda bu konuda bir düzenleme yapılıp tazminatların affedilmesinin sağlanması taleplerini buradan iletmek ve yılın da 1997 yılına çekilmesini doğru bulduğumuzu belirtmek istiyorum.

Öğrencilik süreleriyle ilgili belli talepleri de, askerliğe sayılması, Türkiye’de yapılan bütün eğitim aflarından bütün yüksekokul öğrencileri yararlanırken bu arkadaşlarımızın yararlanmamasını da yine eğitimde fırsat eşitliğine aykırı bir düzenleme olarak gördüğümüzü ve bunun da hep birlikte hazırlayacağımız önergelerle düzeltilmesini talep ediyoruz.

Yaşadığımız en büyük sorunlardan birisi de, yirmi dokuz yaşını dolduran arkadaşlarımız özellikle bu yıl büyük mağduriyetler yaşadı. Çünkü, yirmi dokuz yaşına gelen öğrencilere, okula kayıt yaptırabilmek için, yılbaşında kayıt yaptırırken, “Askerliğiyle ilişiği yoktur.” belgesi isteniyordu. Yüksek Öğretim Kurulunun fakültelere gönderdiği… Özellikle özel fakülteler, özel yükseköğrenim kurumları bunu uygulamadı ama bazı, Yüksek Öğretim Kuruluna bağlı devlet üniversiteleri ikinci yarıyıl içinde de askerlikle ilişiğini kesme belgelerini istedi. Dolayısıyla, bazı öğrenci arkadaşlarımız ya bedelli askerliğe müracaat ederek kıt kanaat biriktirdikleri ya da borçlanarak paralar ödeyerek öğrenimlerine devam etmek zorunda kaldılar ya da okullarını bırakmak zorunda kaldılar. O nedenle, yirmi dokuz yaşına gelmiş arkadaşlarımızın okullarıyla ilişkilerinin kesilmemesini, bir düzenlemede yanlış bir ifadeyle aktarıldığını burada ifade etmek istiyorum. Çünkü, yasa tasarısında getirilen ifade aynen şöyle: “yirmi dokuz yaşını doldurması nedeniyle yükseköğrenim kurumlarıyla ilişiği kesilenler” diye devam ediyor ve “iki yıl süreyle askerlik ertelenebilir” diye bir madde var. Madem askerlikleri iki yıl ertelenecek, yirmi dokuz yaşını doldurmuş öğrencilerimizin askerlikleri iki yıl süreyle de öğrenime devam edebilmelerinin yolu sağlanmalı, yani üçüncü sınıf ve dördüncü sınıfta kalmamak kaydıyla öğrenimlerine devam edebilmelerine olanak sağlamalıdır. Çünkü aksi bir durum, üçüncü sınıfa gelmiş, birçok sınavdan geçmiş, bir fakültede okumaya hak kazanmış ama yirmi dokuz yaşını doldurduğu için üçüncü sınıfta da olsa ilişkisi kesiliyor, ancak dondurma olanağı veriliyor. “Askerliğine git gel, ondan sonra öğrenimine devam edersin.” deniliyor. Üçüncü sınıfta yirmi dokuz yaşını doldurmuş öğrencilerin okullarını bitirmek için iki yıl süreyle askerliklerini erteleyebilmelerine ve öğrenimlerine devam edebilmelerine olanak sağlanmalıdır diye düşünüyorum değerli arkadaşlarım.

Şimdi, bu kanun geldikten sonra tabii hem belli İnternet  gazetelerinde hem de Türkiye Büyük Millet Meclisinde komisyonda görüşülmeye başlandıktan sonra bazı eşitsizliklerin olduğuna ilişkin de bize öneriler geldi. Bu önerilere baktığımızda aslında başa dönüp keşke bunların hepsi özellikle askerî kurumda görev yapan arkadaşlarımızın, buradan ayrılmış milletvekili olan arkadaşlarımızın ve bize gelen önerilerle detaylıca incelenip en ufak noktasına kadar tartışılıp ondan sonra bu kanunun düzenlemesine gidilseydi diye bir duyguya kapılmamak mümkün değil. Örneğin, bir yüzbaşı arkadaşımız bir dosya getirdi, daha önceleri -kaç yılına kadar olduğunu bilmiyorum- binbaşı rütbesinden öteye rütbeleri yükselmediği için, kıdem alamadıkları için ve bundan ötürü de ücretlerinde bir yükselme, önemli bir yükselme sağlanamayacağı için binbaşılığa geldikten sonra emekliye sevk olan bir sürü subay olmuş ama 2003 yılında çıkan bir yasayla bunların rütbe almalarına olanak sağlanmış yani giden herkes artık binbaşı kadrosunda kalmak zorunda değil, isteyenler yarbay, albay, böyle bir terfi edebilirler denilmiş ve bu haktan yararlanan arkadaşlar, emekli olduklarında 3.600 lira, 4 bin lira bir ücret alırken “Bu hak bize verilmedi.” diye emekli olmak zorunda kalan subaylarımız ise 1.600 lira, 1.700 lira, 1.500 lira gibi bir emekli maaşı almak zorunda kalmışlar.

Asker olarak görev yapan doktor arkadaşlarımızın da yaşadıkları bir eşitsizliği ve haksızlığı burada ifade etmek istiyorum. GATA’ya bağlı olarak doktorluk hizmeti yapan ve ihtisas sınavına girip de “Belli bir alanda uzman olarak hizmet etmek istiyorum.” diyen ve uzmanlık sınavını kazanan arkadaşlarımızın uzmanlık alanlarıyla ilgili değişiklik yapmalarına olanak tanımayan bir düzenleme varmış bugüne kadar.

Şimdi, bugün talepleri şudur: “Diğer meslek grupları yani makine mühendisi, elektrik mühendisi ya da diğer gruplar ne haklara sahipse biz de doktorlar olarak o haklara sahip olmak istiyoruz. Yani biz bugün ihtisasa girip, bir genel cerrah olma sınavını kazanıp, ihtisas yapmaya başladığımız zaman, üç gün sonra, beş gün sonra, beş ay sonra, üç ay sonra, beş ay sonra genel cerrahlığa ilişkin uyumsuzluğumuzdan ötürü, örneğin ameliyat yapamamak gibi bir özelliğimizden ötürü bundan  ayrılmak zorunda kalırsak ya da daha iyi bir ihtisas alanında sınava girip kazanırsak bizim daha önce kazandığımız ihtisas bölümünden ayrılmamamız için bize yaptırımlar uygulanıyor, bir yıl sınava girmeme cezası veriliyor, şu kadar yıl rütbe almama cezası veriliyor, tayin ediliyor, sürgün ediliyor yani bir nevi biz cezalandırılıyoruz. Onun için, bir önergeyle, söz konusu maddeye eklenecek bir önergeyle diğer meslek gruplarının kazandığı haklardan ve de uygulanmayan cezalandırmalardan biz de yararlanmak istiyoruz.” diyorlar. Bence de bu yine değişik meslek gruplarında askeriyede görev yapan arkadaşlarımız arasında eşitliği sağlamak açısından önemlidir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bütün düzenlemelere baktığınız zaman genel olarak olumlu olmasına rağmen önemli eksikliklerin ve eşitsizliklerin olduğunu da bilmek ve hatırlatmak bir milletvekili olarak benim görevim diye düşünüyorum. Bir diğer hatırlatma da şunun için yapmak istiyorum: Bütün askerlerde ya da polis teşkilatında görev yapan üst kademeyle alt kademe, orta kademe arasında mutlaka gerek göstergelerde gerek maaşlarda gerekse özlük haklarında belli farklılıklar olacaktır, olmalıdır da ama genel olarak şikâyet bu farklılıkların fazla olduğu ve her alanda olduğu gibi üstle altın arasında kabul edilemeyecek eşitsizliklerin olduğudur. Bu eşitsizlikleri düzeltmek hepimizin görevidir. Bunu kısa zamanda geçecek bir yasa tasarısıyla değil konuşarak buradaki ifade ettiğimiz bazı eksiklikleri önergelerle düzeltmek istiyoruz derim ama bütün bunların yanında konuştuğumuz askerlerle ve polislerle yaşam içinde karşılaştıklarımızla asıl sorunun bütün bunlardan öte bütün askerlerimizin ve polislerimizin barış içinde, huzur içinde bir Türkiye’de görev yapmak istediklerini ifade etmek istiyorum. Asıl talebin bu olduğunu belirtiyor, yüce Meclise saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Şirin Ünal, İstanbul Milletvekili.

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

 Malumunuz askerlik Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 72’nci maddesi gereğince her Türk vatandaşının hakkı ve ödevidir. Belki de dünyanın hiçbir ülkesinde örneğine rastlayamayacağımız bir şekilde davul zurna eşliğinde gençlerimizi uğurladığımız bu kutsal görev bizim ülkemizde ayrı bir gurur ve vatan borcu olarak görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, ordu millet vasfının tarihte yer aldığı on iki bin yıldır gururla taşıyan Türk milleti yediden yetmişe askerdir. Şehit kanıyla yoğrularak vatanlaşan topraklarını ve istiklalini korumak için en değerli varlığı olan canını seve seve vermek de her askerin gönlünde yatar. Bu bağlamda anne ve babalar evlatlarını asker ocağına yani Peygamber ocağı olarak gördükleri bu yuvaya “Ya şehit ol ya gazi.” diyerek gönderir. Bu vesileyle, vatanı uğruna korkusuzca canını feda etmiş olan tüm şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize de şükranlarımı bildiriyorum.

Sayın milletvekilleri, Genelkurmay Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının koordineli çalışmaları sonucunda, biraz sonra sizlere detaylarını sunacağım kanun değişiklik teklifleri hazırlanmıştır. Kanun değişiklik teklifleri geçtiğimiz hafta Millî Savunma Bakanımız ve uzman bürokratlar ile birlikte Millî Savunma Komisyonunda uyum içerisinde değerlendirilmiş, gerekli ilave ve düzeltmeler yapılmıştır.

Sayın milletvekilleri, bildiğiniz üzere, askerlik çağına giren yükümlülerin ilk yoklamaları 1 Ocak-30 Haziran, o yıl askerlik çağına girenler ile askerlikleri bir önceki yıldan ertelenmişlerin son yoklamaları ise 1 Temmuz-31 Ekim, yedeklik yoklaması ise 1 Ocak-31 Ekim günleri arasında yapılmaktadır. Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi, Adres Kayıt Sistemi ve Millî Savunma Bakanlığı Bilgi Sistemi’nin yürürlüğe girmesiyle birlikte ilk yoklama faaliyetleri ile yedeklik yoklamasına ihtiyaç kalmamıştır.

Askerlik meclisleri illerde vali ya da vali yardımcısı, askerlik şubesi başkanı, 2 hekim ile il nüfus ve vatandaşlık işleri müdüründen, ilçelerde ise kaymakam, askerlik şubesi başkanı, 2 hekim ve nüfus müdüründen oluşmaktadır. Askerlik meclislerinde yapılan son yoklamada yükümlülerin askerliğe elverişli olup olmadıkları, tahsilleri, meslek ve nitelikleri ile kimlik bilgilerinin tespiti yapılmaktadır. Bunlardan gözle görülür rahatsızlığı bulunanlara “Askerliğe elverişli değildir.” ertesi yıla bırakma veya sevk geciktirilmesi kararlı raporlar tanzim edilmekte, askerlik meclislerince haklarında karar verilemeyenler ise en yakın asker hastanesine sevk edilmektedir. Askerlik meclisleri işlem yoğunluğu az olan askerlik şubelerinde yılda üç ila beş gün, işlem yoğunluğu fazla olanlarda ise on ila yirmi gün süreyle teşkil edilmektedir. Askerlik meclisinin kurulu olmadığı diğer zamanlarda yükümlülerin son yoklamaları, varsa en yakın askerî sağlık kuruluşunda, yoksa resmî sivil sağlık kuruluşlarında yapılmaktadır. Askerlik şubelerinin bulunduğu yerlerin büyük çoğunluğunda askerî sağlık kuruluşu olmadığı göz önüne alındığında, askerlik meclisinin toplanmadığı zamanlarda yükümlülerin son yoklamaları resmî sivil sağlık kuruluşlarında yapılmakta ve bu sağlık kuruluşlarınca önemli rahatsızlığı olduğu tespit edilenler askerlik şubelerince en yakın asker hastanesine sevk edilmektedir.

Son yoklama süresinin kısa olmasından dolayı yükümlüler yoklama kaçağı kalmaktadırlar. Askerlik meclisinin kısa sürelerle teşkil edilmesi, özellikle büyük şehirlerde ve turizm yörelerindeki askerlik şubelerinde izdihamlara, yoğunluğa neden olmaktadır.

926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun 14’üncü maddesi gereğince en az dört yıl süreli fakülte ve yüksekokulları bitirenler Genelkurmay Başkanlığınca gösterilecek lüzuma göre muvazzaf subay istihdam edilebilmektedirler. Askerî hâkim sınıfı dışında diğer sınıflarda sınavı kazananlar subay nasbedilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinde göreve başlamakta, müteakiben subay temel askerlik ve subaylık anlayışı kazandırma eğitimine tabi tutulmaktadırlar. Bu durumda, askerlikle ilgili yeterli tecrübesi olmayan ve henüz hiçbir askerî eğitim verilmemiş kişilere amirlik, komutanlık, üstlük ve benzeri gibi çok farklı yetki ve sorumluluk içeren bir statü tevdi edilmektedir. Bu kişiler birçok yükümlülükleri hakkında bilgi sahibi olmaksızın Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının bir kısmının astı, büyük bir kısmının ise üstü konumuna gelmektedirler. Türk Silahlı Kuvvetlerinin hiyerarşik yapısı, emir-komuta ilişkisi, askerliğin temel değerleri ve hizmet şartları hakkında bilgi sahibi olmayan bu personelin teğmen rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları arasına dâhil edilmesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin disiplin anlayışına zarar verebilmektedir.

Diğer bir sorun ise askerî personelin harçlıklarıyla ilgilidir. Askerî öğrenciler ile erbaş ve erlere ödenmesi gereken harçlıklar küsuratlı çıktığında gerek elden dağıtımda gerekse bankacılık sistemiyle yapılan ödemelerde küsuratlı miktarların tedavüldeki para ile gerçekleştirilmesinde sıkıntı yaşanmakta ve personel, banka kartıyla hak ettiği harçlığın tamamını çekememektedir.

6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortaları Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi personelin özlük haklarında çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerden doğum esnasında veya doğumdan sonraki aylık izin  döneminde eşi vefat eden personele eşe verilen süre kadar izin verilmesi, eşi doğum yapan personele izin verilmesi, kendisi veya çocuğu evlenen personele izin verilmesi, eşinin anne, baba veya kardeşi vefat eden personele izin verilmesi, personelin bakmaya mecbur olduğu veya refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulmuş olması hâllerinde verilen üç ay aylıksız iznin üç ay aylıklı izne çevrilmesi ve istemesi hâlinde bu süreye ilave olarak altı aya kadar aylıksız iznin verilebilmesi, doğum yapan kadın subay ve astsubaylara ,bayan sivil memurlara verilen altı ay aylıksız iznin on iki aya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeler Türk Silahlı Kuvvetleri mevzuatına yansıtılmıştır.

Fakülte ve yüksekokul mezunu uzman jandarmalar, kamudaki emsallerinin aksine hâlen 11’inci dereceden göreve başlamakta ve 3’üncü dereceye kadar yükselebilmektedirler. Kamuda çalışan benzer statüdeki personel dikkate alınarak uzman jandarmaların statüleri yeniden düzenlenmiş, 10’uncu derecenin 1’inci kademesinden göreve başlamaları ve 1’inci dereceye kadar yükselmeleri sağlanmıştır.

Öğretim üyesi olabilmek için gerekli olan sürelerin uzunluğu düşünüldüğünde sözleşmeli subay olarak istihdam edilen öğretim üyelerinin muvazzaf subaylığa geçiş için öngörülen yedi ila on iki yıllık fiilî hizmet süresi şartını karşılamaları çok güç olmaktadır. Öğretim üyesi olmuş sözleşmeli subaylardan fiilî hizmet süresinin aranmaması ve bunlardan muvazzaf olarak daha uzun süreler istifade edilmesinde kamu yararı bulunmaktadır.

Anayasa’nın 145’inci maddesinden “Bağımsızlığı zayıflatan askerlik hizmetlerinin gerekleri.” sözcükleri çıkarılmak suretiyle bu durum netleştirilmiştir. Bağımsız mahkemelerde adil yargılanma bakımından tüm hâkim ve savcılar aynı durumdadır. Aynı anayasal yargı fonksiyonunu yerine getiren askerî hâkim ve savcıların da adli ve idari yargı hâkim ve savcılarıyla aynı teminatlara sahip olması gerekmektedir.

Kanun tasarısında toplam 20 kanunda değişiklik yapılması öngörülmüştür. Türk Silahlı Kuvvetlerindeki mevcut personelin, er ve erbaşların daha iyi şartlarda eğitime hazırlanmalarının, özlük haklarının hakkıyla iadesinin, Hükûmetimizin 2023 hedefleri doğrultusunda profesyonel orduya geçiş sürecinde başlıca temel adımları olduğunun altını çizmekte fayda görmekteyim.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıyla, askerlik şubesi başkanlıklarınca kısa sürelerle teşkil edilen ve etkinliği kalmayan askerlik meclislerinin kaldırılmasını,

İlk yoklama ile yedeklik yoklama işlemlerinin kaldırılmasını,

Yükümlülerin sağlık muayenelerinin sürekli rahatsızlıklarını, kullandığı ilaçları, geçirmiş olduğu ameliyat ve operasyonların kayıtlarını tutan aile hekimlerince yapılmasına imkân sağlanmasını,

Askerî hastane bulunmayan yerlerde engelli, yatalak, uzuv kaybı gibi gözle görülür rahatsızlığı bulunanlar hakkındaki “Askerliğe elverişli değildir.” sevk geciktirmesi veya ertesi yıla bırakma kararlı sağlık raporlarının askerlik şube başkanı ile mülki amirliklerce görevlendirecek resmî 2 tabipten oluşacak geçici sağlık kurulunca verilmesini,

Yükümlülerin aile hekimi, resmî-sivil sağlık kuruluşları veya asker hastanelerindeki muayene işlemlerinden herhangi bir ücret veya katkı payı alınmamasını,

Yoklama süresinin uzatılması ve buna bağlı olarak yoklama kaçağı sayısının azaltılmasını,

1111 sayılı Askerlik Kanunu’nun 83, 84, 85, 87 ve 94’üncü maddeleri gereğince il veya ilçe idare kurullarınca yükümlülere idari para cezası verilmesi uygulamasına ve bundan kaynaklı vatandaşlarımızın şikâyetlerine son verilmesini,

Askerlik meclislerinin kaldırılmasına paralel olarak bu meclislerin toplu olmadığı zamanlarda askerlik kararlarının il veya ilçe idare kurullarınca alınması uygulamasına son verilmesini,

Günümüzde birçok üniversitede okula devam mecburiyeti bulunmaması ve sınıf geçme yerine ders geçme uygulamasına geçilmesi nedeniyle, fakülte ve yüksekokul öğrencilerinin askerlik ertelemesi şartlarından olan okula devam mecburiyeti ve iki yıl üst üste sınıfta kalmama zorunluluğunun kaldırılmasını,

Dış kaynaktan temin edilen muvazzaf subay adaylarının rütbe takmadan önce subay, temel askerlik ve subaylık anlayışı kazandırma eğitimine tabi tutulmalarını,

Yakınlarının doğum, ölüm ve ağır hastalığı hâllerinde Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek izinlerin yeniden düzenlenmesini,

Astsubayların 1’inci dereceye yükselebilmelerine imkân tanınmasını,

Askerî personelin on beş yıllık mecburi hizmet sürelerinin on yıla indirilerek Batı dünyasıyla standartlaşmayı,

Askerlik hizmeti sırasında veya bitirdikten sonra fakülte ve yüksekokulları bitirenlere sözleşmeli subay veya astsubay olabilme imkânı tanınmasını,

Subay, astsubay, uzman jandarma ve polis memurlarımızın aylık göstergelerinde düzenlemeler yapılarak daha iyi şartlar elde edilebilmesini,

Askerî öğretim kurumlarında görevli öğretim elemanı sivil personele, eşiti subaylar gibi sosyal tesis ve lojmanlardan istifade imkânı tanınmasını

amaçlamaktayız.

Ayrıca, anayasa değişiklikleriyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkeleri esas alınarak 357 sayılı Askerî Hâkimler Kanunu’nda sicil işlemleri, 1’inci sınıfa ayrılma ve 1’inci sınıf olma işlemleri, özlük hakları, haklarındaki ihbar ve şikâyetler, soruşturma ve kovuşturma mercileri, genel yargıya tabi şahsi suçlar ve hukuki sorumluluk, bağımsızlık teminat ve ödevleri ile emeklilik işlemleriyle ilgili düzenlemeler yapılmıştır.

1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu’nda Askeri Yargıtay Başkan ve üyelerinin görev tanımlarında düzenlemeler yapılmıştır.

1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nda davaların işleyiş süreci konusunda düzenlemeler yapılmıştır.

1963 tarihli ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nda yapılan değişiklikle, ihbar ve şikâyetler maddesi değiştirilmiştir.

Sayın milletvekilleri, söz konusu tasarının yasalaşarak vatanımız, milletimiz adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, yüksek müsaadenizle sözlerime Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün şu veciz sözleriyle son vermek istiyorum: "Herhalde askerlerimizin ruhunu kazanmak bizim için bir vazife olduğu gibi evvela onlarda bir ruh, bir emel, bir karakter yaratmak da Allah'tan ve Medinei Münevvere'de yatan Cenabı Peygamber’den sonra bize yöneliyor."

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Şahsı adına söz isteyen Fevai Arslan, Düzce Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

FEVAİ ARSLAN (Düzce) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Askerlik, hepimizin bildiği gibi, Anayasa'mızın 72'nci maddesi gereğince her Türk vatandaşının hakkı ve ödevi olan kutsal bir görevdir. Ülkemizde bu görev bizim için, dünyanın hiçbir ülkesinde göremeyeceğimiz, içerisinde şehitlik ve gazilik gibi ulvi makamları barındıran bir gurur vesilesidir.  İşte bu  nedenle,  Millî Savunma  Bakanlığının  konuyla ilgili

bürokratlarıyla yaptığımız çalışmalar sonucu yapılması gereken bazı köklü değişiklikleri Komisyonumuzda ele aldık.

Türk Silahlı Kuvvetlerindeki mevcut personelin daha iyi şartlarda eğitime hazırlanmasının, özlük haklarının iyileştirilmesinin, profesyonel orduya geçiş aşamasında ve 2023 hedeflerimizin içerisinde olduğunu burada bir kez daha hatırlatmak isterim.

İşte bu tasarıyla, kısaca, askerlik şubesi başkanlarınca oluşturulan askerlik meclislerinin kaldırılması, ilk yoklama ile yedeklik yoklama işlemlerinin kaldırılması, yükümlülerin sağlık muayenelerinin daha önce kayıtlarını tutan aile hekimlerince yapılmasına imkân sağlanması, askerî hastane bulunmayan yerlerde "Askerliğe elverişli değildir.” sevk geciktirmesi veya ertesi yıla bırakma kararlı sağlık raporlarının askerlik şube başkanı ile mülki amirler tarafından görevlendirilecek resmî 2 tabipten oluşan geçici sağlık kurulunca verilmesi, yükümlülerin aile hekimi, resmî, sivil sağlık kuruluşları veya askerî hastanelerdeki muayene işlemlerinden herhangi bir ücret veya katkı payı alınmaması, yoklama süresinin uzatılması ve buna bağlı olarak yoklama kaçağı sayısının azaltılması, il veya ilçe idare kurullarınca yükümlülere idari para cezası verilmesi uygulamasına ve bundan kaynaklı vatandaşlarımızın şikâyetlerine son verilmesi, askerlik meclislerinin kaldırılmasına paralel olarak bu meclislerin toplu olmadığı zamanlarda askerlik kararlarının il veya ilçe idari kurullarınca alınması uygulamasına son verilmesi, dış kaynaktan temin edilen muvazzaf subay adaylarının rütbe takmadan önce, subay temel askerlik ve subaylık anlayışı kazandırma eğitimine tabi tutulmaları, astsubayların birinci dereceye yükseltilebilmesine imkân tanınması, askerlik hizmeti sırasında veya bitirdikten sonra fakülte ve yüksekokulları bitirenlere sözleşmeli subay veya astsubay olabilme imkânı tanınması, askerî öğretim kurumlarında görevli öğretim elemanı sivil personele onların eşiti subaylar gibi sosyal tesis ve lojmanlardan istifade imkânı tanınması, yakınlarının doğum, ölüm ve ağır hastalığı hâllerinde Türk Silahlı Kuvvetleri personeline verilecek izinlerin yeniden düzenlenmesi, anayasa değişiklikleriyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi veya Anayasa Mahkemesi kararları doğrultusunda, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı ilkeleri esas alınarak, 357 sayılı Kanun, 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu, 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nda değişiklikler yapılması amaçlanmıştır.

Bu vesileyle, milletimizin gözbebeği Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları içinde şehitlik ve gazilik mertebesine ulaşmış evlatlarımızı rahmet ve minnetle yâd ediyor, tasarının Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımız ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şahsı adına söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Daha önce, grubumuz adına konuşan Sayın Koray Aydın’ın da ifade ettiği gibi, Meclisimiz, Genel Kurulumuz bugün iktidar ve muhalefet arasında istişareyle oluşturulan uzlaşmanın güzelliğini yaşıyor.

Gerçekten, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük haklarını düzenleyen, uygulamada ortaya çıkan birtakım aksaklıkları, doğrusunu yaparak düzenleyen bir kanun tasarısını birlikte konuşuyoruz. Tabii, konuştukça eksiklikler ortaya çıkıyor. Her ne kadar, Komisyonda iki saat gibi kısa bir sürede uzlaşarak geçtiğini söylemiş olsak da -istişare sünnet- istişare ettikçe konuyla ilgili eksik kalan hususlar ortaya çıkıyor. Bunları da düzeltmek noktasında, grup başkan vekilleri olarak ortak önergelerle meseleyi düzenlemeye çalışıyoruz. Gerek uzman arkadaşlarımızın getirdiği yeni önergeleri kendi aramızda tartışarak gerekse bizlerin doğru gördüğümüz, gerekli gördüğümüz konularda verdiğimiz önergelerle, uzlaşarak, önemli bir kurumumuz için yapılması gereken ortak çabayı ortaya koyuyoruz ve 248 sıra sayılı Askerlik Kanunu’yla ilgili bir düzenlemeyi buradan geçireceğiz.

Dolayısıyla ben, önce Genel Kurulumuz, siyaset kurumu, partilerimiz açısından, Meclisimiz açısından önemli bir sonucu sahiplenerek takdirlerinize sunuyorum. Buna katkı veren, başta Sayın Bakan olmak üzere, Komisyon Başkanına ve Komisyon üyesi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bu konularda eğer niyet uzlaşma olursa, doğruyu birlikte yapmak gibi bir irade olursa siyaset kurumunun hem anlamı ortaya çıkıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin de millete olan taahhüdünün gereği yerine getiriliyor. Dolayısıyla tekrar ifade etmeyi faydalı görüyorum, iktidar grubuna uzlaşarak kanun yapmak, hukuk kurmanın faydalarını hatırlatmak istiyorum. Her ne kadar Meclis Başkanımız ve Anayasa Komisyonu Başkanımız Anayasa konusundaki uzlaşmayı her defasında önümüze koyuyorsa da, biz de sahipleniyorsak da ama bazı konularda, bazı kanunlarda iktidar grubunun dayatmaları buranın insicamını bozuyor. İşte çok meselemiz var, çok sorunumuz var ama bu uzlaşma ve istişare sonucunun güzelliğine birlikte sahip çıkmaya önem veriyorum.

Değerli arkadaşlar, biz sorularla da meseleye katkı vermeye çalışacağız. Bir düzenleme yaparken amacımız adaleti temin etmek ise yaptığımız hukuk düzenlemesiyle muhatapları arasındaki adaletsizlikleri düzeltmek gibi bir amacımızı da ortaya koymamız lazım. Mesela, işte bu kanunda eksik olan iki husus var. Niye eksik? Çünkü Maliye “Taşıyamayız.” diyor, itiraz ediyor. Hâlbuki astsubayların, yeni düzenlemeden önce emekli olan ve 2’nci dereceye kadar yükselmiş olan astsubayların, emekli astsubayların intibaklarını bu kanunla yapmamız lazım. Çünkü buraya getirdiğiniz düzenleme, 1’inci derecenin 3’üncü kademesine gelmiş ve emekli olmuş astsubayların özlük haklarını düzenliyor. Hâlbuki emekli astsubayların en az 200 bini 2’nci dereceden emekli olmuş ve özlük haklarında bir hak kaybı yaşamaktalar. Bu sebeple, bu kanunun sahibi olan Hükûmet ve Komisyon… Maliye Bakanlığının itirazını ben “reddedin” demiyorum ama eğer bir hukuk kuruyorsak -hukukta “muhataplar arasında eşit işe eşit ücret” diye bir iddianız var Sayın Bakan- şimdi, aynı riski taşıyan, aynı işi yapan, aynı hizmeti gören insanlar arasında yaptığınız, kurduğunuz hukukla adaleti kurmuyorsanız -siz de bir hukukçusunuz Sayın Bakan- eksik yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz demektir. Şimdi astsubaylar canhıraş çığlıklarla arıyorlar. Yaptığınız düzenleme 1’inci derecenin 3’üncü kademesinden emekli olanlara bir intibak, hak getiriyor. Hâlbuki astsubayların büyük kısmı, yaklaşık 200 bin astsubay, 2’nci dereceden emekli oldu. E, bunların da özlük haklarını iyileştirmek gibi bir sorumluluğunuz var. Tabii “bütçe dengesini korumak” diye bahaneniz var, “maliyenin itirazı” diye bir bahaneniz var ama bir de adalet var. Adaletin olmadığı yerde zulmün olduğunu herkesten çok Sayın Bakan hukukçu kimliğiyle bilirler. Dolayısıyla, gelin, önerge verelim; geçici 33’üncü maddede, 34’üncü maddede bunu düzenlemek mümkün. Sayın Müsteşarım, Sayın Komisyon Başkanı burada. Bizim de itirazımız yok, ben inanıyorum ki AKP Grubunun da itirazı yok. Emekli olmuş, 2’nci dereceden emekli olmuş, otuz yılın üzerinde hizmet etmiş, her türlü riski yüklenmiş bu astsubaylardan bunu esirgememek lazım. Bu bir lütuf değil, bu bir hak; hakkın gaspına burayı alet etmemek lazım. Değerli hukukçu kimliği olan arkadaşlarıma da söylüyorum: Bunu düzenlemek elimizde. Gerekiyorsa madde ihdası konusunda hepimiz de katkı veririz veya geçici 34’te yapılacak bir düzenlemeyle bu mümkün olabilir.

Bunun dışında, yine, Gülhane Askerî Tıp Akademisinde tıpta uzmanlık öğrenimi nedeniyle bir hak kaybı yaşayan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli var, Onların bir talebi var. Bu talebin de dikkate alınmasını yine Sayın Komisyonun ve Sayın Hükûmetin dikkatine sunuyorum.

Yine bir başka husus, 4678 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin değişik 4’üncü fıkrasının ilk cümlesinde geçen “düşürülemez” hükmünün “düşürülür” şeklinde değiştirilmesinin gerektiği bir talep olarak önümüze geliyor. Yine dikkatinize sunuyorum.

Yine, 4678 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere “Sözleşmeli subaylar 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetler Personel Kanunu’nun 31’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin birinci cümlesinden faydalanır.” hükmünün de buraya getirilmesi lazım.

Bunu şunun için söylüyorum: Yani bu personel yasası birçok müdahalelerle -yani halk tabiriyle söyleyelim- kuşa döndü. Dolayısıyla, kamu çalışanları arasında aynı işi yapan, aynı sürelerde emek veren insanlar arasında farklı mevzuatlardan kaynaklanan çok ciddi hak kayıpları var. Burada kanun çıkartırken bunları düzenleyecek, bu hak kayıplarının tamamını düzeltecek bir gayretin içerisinde olmamız gerekiyor.

Bir başka şey, Sayın Bakanım, Hükûmetinize, ülkemize, Meclisimize, Türkiye’mize yakışır bir sonuç olarak bu sözleşmeli uzman erbaşları kadroya niye almıyorsunuz? Yani ülke savunması için, bunlar kadrolu olanlardan farklı bir muameleye veya farklı bir güvenceye mi sahipler? Bu sebeple tekrar ediyorum: “Eşit işe eşit ücret” iddiasındaki Hükûmetin -henüz buraya getirmediğiniz kararname duruyor orada ama- bunu, Türk Silahlı Kuvvetleri personeliyle yani ülke güvenliğiyle ilgili neden uygulamadığını, gerçekten, bu vatandaşlarım adına, bu personel adına buradan soruyorum.

Her şeye rağmen, bu kanunun ülkemize, Türk Silahlı Kuvvetlerine, milletimize, Meclisimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu kanuna biz Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, düzeltilebilirse eksikliklerini düzelterek ama düzeltilmezse de bu yapılanlarla olumlu oy vereceğimizi ifade ediyor, heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Şimdi yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Şandır, buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, demin konuşmamda da ifade ettim, bu uzman jandarma kaynaklı astsubaylar bu kanunla yapılan düzenlemeye dâhil edilecekler mi? Birinci sorum bu.

Sayın Bakan, konuşmalarımızı dinlemek imkânınız olmadı ama hoş geldiniz diyorum ayağınızın tozuyla.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hoş bulduk.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İkinci sorum: Bu kanundan önce 2’nci dereceden emekli olmuş astsubayların intibaklarını yapacak mısınız?

Bir başka soru: Sözleşmeli uzman erbaşları kadroya alacak mısınız?

Bir başka soru: Eşit işe eşit ücret ödeme kararınızı Türk Silahlı Kuvvetleri personeli için de uygulayacak mısınız?

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, Tayyip Erdoğan’ın oğlu askere gitmedi, rapor aldı. Bu raporu tekrar bir kontrol etmeyi düşünüyor musunuz ve hangi hastalıktan rapor aldı? Bunu öğrenmek istiyorum. Biliyorum, Deniz Kuvvetlerinin bir hastanesinden almıştı.

İkincisi: 34 vatandaşımızı öldüren,,, emri veren Hükûmet. Başka bir yerde bir vatandaşın burnu kanasa normal sorumluluk sahibi bir hükûmet istifa eder. Siz 34 tane vatandaşımızı öldürmeye yönelik olarak emir veren Hükûmet olarak, sorumluluk alarak istifa etmeyi düşünüyor musunuz? Düşünmüyorsanız bu, vicdana sığar mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Ağbaba? Yok.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

1) Sayın Bakan, bu kanunla askerlik çağına gelmiş olan yükümlülerin askerlik muayenelerinin tek bir doktorla yapılması amaçlanmakta. Bu, istismarlara yol açabilecek bir düzenleme değil midir? Bununla ilgili nasıl bir tedbir alınması düşünülmektedir?

2) Hâlen ülkemizde kaç adet askerî hastanemiz mevcuttur? Bunların kapasiteleri yeterli midir?

3) Kütahya Hava Tugayı’ndaki askerî hastanenin kapatılacağı ya da polikliniğe dönüştürüleceği iddiaları doğru mudur? Doğruysa gerekçesi nedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Tanal…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

1) Uludere’de öldürülen 34 insanımızın istihbaratını kim verdi? Hem Millî Savunma Bakanı burada hem askerî personel burada, direkt muhataplarla karşı karşıyayız.

2) Burada, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının içerisinde yabancı personel çalışıyor mu? Çalıyorsa kaç kişi çalışıyor?

3) Uludere’de “Vur emri”ni kim verdi?

4) Uludere’de öldürülen vatandaşlarımıza Türkiye sınırları dışından mı, Türkiye sınırları içinden mi ateş açıldı? Yurt dışından ateş açıldıysa, Türk Silahlı Kuvvetlerine yurt dışına çıkış izni verildi mi? Bu izin sözlü mü yazılı mı? Yazılı veya sözlü verilmiş ise kaç gün veya kaç saat öncesi? Yazılı ise bu yazılı iznin bir fotokopisini Meclise dağıtır mısınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Oğan…

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biz defalarca Malatya Kürecik’teki üssün statüsünün ne olduğunu sorduk; ne Milli Savunma Bakanlığımızdan ne Hükûmetten bir cevap alamadık. Cevabı nihayet Amerikan Başkanı Obama verdi, “Bize ait olan bu üssü NATO’ya devredeceğiz.” dedi.

Sayın Bakan, lütfen açıklar mısınız, Türkiye’de Malatya’da kurulan bu üs bir Amerikan üssü müdür, NATO üssü müdür, yoksa Türkiye’ye ait olan bir üs müdür?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Demir…

NURETTİN DEMİR (Muğla) – Teşekkür ederim Başkan.

Sayın Bakan, Uludere’de bu harekât emrini kim vermiştir? Aynı şeyi ben de çok merak ediyorum.

İkincisi: Bu harekâttan iki saat önce oradaki konuşmaların tespiti yapıldı mı? Bu tespitler gerek savcılıkça gerek askerî kovuşturmada gerekse Meclis araştırma komisyonunda incelenmiş midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Tanal, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Başkan.

Süre olduğu için tekrar sorma ihtiyacını hissettim.

Uludere’de ölenlerin yakınlarına ödenecek tazminatla ilgili Bakanlar Kurulunca alınan bir karar var mıdır? Ödenen bu tazminat nereden, hangi hesaptan ödenmektedir? Ödenmesi planlanan tazminatlar için yasal dayanak nedir? Bakanlar Kurulunun söz konusu kararı Resmî Gazete’de yayımlanmış mıdır? Yayımlanmışsa hangi tarih ve sıra sayı numarasıyla yayımlanmıştır? Tazminat ödemeleri hangi bakanlık tarafından yapılacaktır? Ödemeyi yapacak olan bakanlık tazminat ödemelerini hangi ödenekten tahsis edecektir? Ödenecek tazminat miktarlarına olay gününden bugüne kadar işletilecek yasal faizler de eklenecek midir? Bu ödemeler hangi kriterlere göre, kimlere, ne miktarda, ne zaman yapıldı veya yapılacaktır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öz…

ALİ ÖZ (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, özellikle yükümlülerin sağlık muayeneleri konusunda tek hekim tarafından -ülkemizdeki aile hekimi standartlarının nasıl oluşturulduğunu da dikkate aldığımızda- pratisyen hekimler tarafından yapılarak bunlara karar verilmesi veya ileriki bir aşamaya yönlendirilmesi sizce doğru mudur? Çünkü bu durumun gerçekten ülkemizde ciddi suiistimallere yol açacağı kanaatini taşımaktayız. Bu hastaların, askere elverişli olanların veya elverişli olmayanların ileriki merkezlere sevkinden önce aile hekimlerine yetki verilmesi doğru mudur?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, çok saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Milletvekili arkadaşlarımız tarafından sorulan sorulara vaktimiz elverdiğince cevap vermeye çalışacağım. Bununla ilgili cevabını bulamamış olanlara da yazılı cevap vereceğimizi baştan belirtmek isterim.

Sayın Şandır’ın bir sorusuydu. “2’inci dereceden emekli olan astsubayların intibakı yapılacak mı?” diye bir sorusu vardı. Buna ilişkin bir çalışma Bakanlığımızca tamamlanarak Başbakanlığa gönderilmiştir. Eğer bu…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Biraz yüksek sesle konuşursanız, duymuyoruz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Burada yapalım Sayın Bakanım, burada mümkün, 34’üncü maddeye ilave edelim.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) –2’inci dereceden emekli olmuş subayların intibakına ilişkin bir çalışma Bakanlığımızca yapılmış, tamamlanmış ve Başbakanlığa gönderilmiştir, onun yasalaşmasını bekliyoruz.

“Sözleşmeli uzman erbaşları kadroya alacak mısınız?” diye bir soru vardı. Uzman erbaşlardan kırk beş yaşını dolduranlar Türk Silahlı Kuvvetleri ve Millî Savunma Bakanlığı kadrolarında sivil memur olarak istihdam edilmektedir.

Yine bir başka sorusu: “Eşit işe eşit ücret Türk Silahlı Kuvvetleri için uygulanacak mı?” diye.

Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin özlük haklarına yönelik çalışmalar devam etmektedir ama Hükûmetimizin genel ilkesidir eşit işe eşit ücret. Bu o kadar çok tartışma götürür, nedir, bununla ne ifade ediliyor, ayrı bir şey ama herkes kendi yapmış olduğu işin en önemli olduğunu, bir diğerinin ise onun yanında daha az önemsiz olduğunu düşünerek bir çalışma var fakat sonuçta biz her geçen gün -bu yasada da var- silahlı kuvvetleri personelimizin ya astsubayın ya uzman jandarmanın ya sözleşmeli personelin özlük haklarını iyileştirmek için çalışıyoruz ülkemizin ekonomisi izin verdiği oranda.

Yine bir başka soru vardı Sayın Kamer Genç’in. Daha önce de bununla ilgili bir soru soruldu Vecdi Gönül zamanında. Vecdi Gönül zamanında bununla ilgili olarak verilen soruya cevabı okuyorum:

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ‘Özel hayatın gizliliği’ başlıklı 20’nci maddesi ‘Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.’ hükmünü içermektedir.” Soru önergesinde -şimdi Sayın Genç’in sorusunda- istenilen bilgilerin özel hayatın gizliliği kapsamında olduğu değerlendirildiğinden bu konuda ilave bir şey söylemek mümkün değildir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Olur mu Sayın Bakan! Bir başbakanın oğlu askere gitmiyorsa bu önemli bir şey. Hastalığı ne ise yeniden o zaman hastaneye sevk edin.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Silah altına alınmadan önce “Askerliğe elverişli değildir.” raporu almış olanlar hakkında ihbar veya şikâyet olduğunda kontrol muayenelerine sevk edilebilmeleri her zaman mümkündür.

KAMER GENÇ (Tunceli) – İşte şikâyet ediyorum ben, tekrar rapora gönderin, gitsin bir daha rapor getirsin.

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Sus biraz sus!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Evet, Sayın Işık’ın askerî hastaneyle ilgili, tabii… Kütahya Asker Hastanesi 1942 yılında 7.800 metrekare alan üzerinde 30 yataklı hastane olarak hizmet vermeye başlamış, 1976 yılında 100 Yataklı Hava Hastanesi olarak yeniden teşkilatlandırılmış, 2002 yılında hastanenin tamamı restorasyona tabi tutulmuştur. 2005 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Komutanlığına bağlanarak Kütahya Asker Hastanesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. 2012 itibarıyla Kütahya ilinde 2 kamu, 2 özel ve 1 üniversite hastanesi bulunmaktadır.

Asli görevi Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaşan insan gücünün muhafaza ve teminine katkıda bulunmak olan askerî sağlık sisteminin öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ulusal sağlık sistemine ve Sağlık Bakanlığının hastane rollerine de uyum sağlamak bakımından yeniden yapılandırılması, bu kapsamda performanslarının değerlendirilmesi, etkinliklerini artırıcı önlemlerin alınması ve bazı asker hastanelerinin kapatılması, polikliniğe dönüştürülmesine yönelik çalışmalara devam edilmektedir. Devam eden çalışmalar kapsamında Kütahya Asker Hastanesi dâhil herhangi bir asker hastanesinin, sağlık teşkilatının kapatılması yönünde henüz ulaşılmış bir sonuç, çalışma ve onay bulunmamaktadır.

Yine, birçok milletvekili arkadaşımızın, Sayın Oğan’ın da bir sorusu vardı Kürecik’le ilgili. “Kürecik kimin?” Kürecik’le ilgili -bakın, daha yeni NATO toplantısından geliyorum- ne söylüyorsak doğrusunu söylüyoruz. Fakat bizim insanımız tarafından bizim söylediğimize değil de ya Amerika’dan bir gazete yayınına ya Amerika’da bir yetkilinin ya da İsrail’den bir yetkilinin sözüne bizden daha çok itibar edilmektedir ki bu, bence bizden ziyade bizim dışımızdakilere itibar edenlerin de kendisini sorgulaması gerekir diye düşünüyorum.

NATO’nun “Akıllı savunma” denen bir savunma sistemi var, bu savunma sisteminde ülkeler kendi sahip oldukları kabiliyetleri bir havuza koyarak bu havuzdan paylaşma şeklinde NATO’nun hizmetine sunulacaktır.

NATO’nun balistik füze savunma sistemi Lizbon zirvesinde alınmış bir karardır ve bu, Chicago’daki zirvede de balistik füze savunma sisteminin geçici operasyonel NATO tarafından, Türkiye’deki de dahil, geçtiği ilan edilmiştir. Bu bir NATO kapasitesidir. Türkiye’ye Amerika’nın…

SİNAN OĞAN (Iğdır) – Sayın Bakan, ya siz ya Obama biriniz yalan söylüyorsunuz!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yok, aynen böyle. Bak diyorum, akıllı savunma sistemindeki herkes kendi imkânlarını birleştirecek bir havuz yapacak ve bundan NATO faydalanacak. Biz, sözleşmeyi Amerika’yla yaptık, ama sözleşmemizde madde var: Bu, NATO amaçlarında kullanılmak üzere. Dolayısıyla, hem biz hem Amerika NATO’ya katkıda bulunuyor. Bundan rahatsız olacak hiçbir husus yoktur.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakan, bunu başta söyleseydiniz bu problem olmazdı.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Ya bu net, bunu söyledik de, bunu hep söyledik.

Bir hususu daha söyleyeyim: Bakın, bu füze savunma sistemine Rusya dâhil olmak istemektedir. Dolayısıyla da dünyada artık bir global savunma var. Yani nasıl ki global köy olduysak…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hükûmet yanılttı Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bundan ülkemizin bir sıkıntısı, rahatsızlığı yoktur. Rusya dahi bu füze sistemine dâhil olmaya çalışmaktadır.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Sayın Bakan, Amerika’yla mı imzalanıyor?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Evet, evet; sözleşmeyi Amerika’yla imzaladık ama NATO’yla ilgili.

YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – NATO adına Amerika mı imzalıyor?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Amerika’nın, mali yönden külfet gerektiriyorsa, NATO imkânları için Amerika da mali külfet koyabilir, bundan ne zarar var?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, niye daha önce bunu böyle söylemediniz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yok, çok net söyledik. Kesinlikle bakın…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hayır efendim.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yok, lütfen…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – NATO dediniz, NATO bayrağı çektiniz oraya Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Daha önceki yine bir kanun çıkarken ben burada oturuyordum. Aynıyla ilgili yine, lütfen tutanakları açın bakın, ne yaptığımızı, ne söylediğimizi söyledik.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Bakan, NATO bayrağı çektiniz siz oraya.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Güzel, biz de ne diyoruz? NATO imkânları için kullanılacak diyoruz ya, NATO bayrağı çektik.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ama o zaman Amerika’yla siz vardınız, NATO’ya daha yeni devrediyorsunuz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Efendim NATO’da şu an, işte daha yeni geldik, NATO’nun füze savunma sisteminin geçici operasyonel kabiliyete kavuştuğu ilan edilmiştir. Bu sistem içinde Romanya da olacaktır belli aşamalarla, Polonya da olacaktır, İspanya da olacaktır, Amerika da olacaktır, Türkiye de vardır.

Yine, Uludere’yle ilgili bir başka husus da: Uludere’yle ilgili biz mümkün olduğunca Diyarbakır’daki özel yetkili savcılığın gizlilik şeyine riayet ediyoruz. Diyoruz ki: Herkes bir şey söyler ama biz Türk yargısına güveniyoruz. Sizin de Türk yargısına veyahut şüphe olan arkadaşların da Türk yargısına güvenmesi gerekmez mi? Önce bakalım ne sonuç vereceğine…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Özel yetkili mahkemelere güvenmiyoruz Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Bir dakika… Ya güzel… Olabilir, olabilir…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Özel yetkili mahkemeler olağanüstü mahkemelerdir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bunun yargıyla ne alakası, ilgisi var?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Burada bir bakın, Irak sınırlarında…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Özel yetkili mahkemenin savcısına güvenmediğiniz için yasa değişikliği yaptınız burada.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Neyi bekliyorsunuz?

BAŞKAN –  Sayın Kaplan, lütfen… Sayın Bakan cevap versin, cevap versin.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Bu konuda savcılık bir soruşturma başlatmıştır. Savcılık soruşturmada gizlilik kararı vermiştir. Biz, savcılığın bu kararına saygı gösteriyoruz. Başka arkadaşlarımızın da aynı savcılığın bu talebine riayet etmesini bekleriz.

Bir başka husus: Bu olayla ilgili yurt dışında mı oldu, Irak sınırları içinde mi oldu? Evet, Irak sınırları içinde oldu, birinci husus bu.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hesabınıza gelen savcıya güveniyorsunuz, hesabınıza gelmeyeni görevden alıyorsunuz.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  İkinci husus, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışı operasyonuna ilişkin Meclis bir yetki vermiş midir? Evet, Meclisin bir yetkisi vardır.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Silahlı kuvvetlerine vermedi, Hükûmete verdi yetkiyi.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Meclisin yurt dışına ilişkin Türk Silahlı Kuvvetlerine yetki kanunu vardır. En son yetki kanununu çıkarırsanız görürsünüz. Burada da hiçbir şey olmadığı çok net olarak görülür.

İstihbarat nereden geldi? İstihbarat, daha önce yazıyla da bildirdik, gene onu diyorum, biz  diyoruz ki: “Bu, millî kaynaklardan.” Ama dışarıdayken bir gazetedeki haber ne?

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Millî kaynağın adını açıklar mısınız? İç millî kaynak, dış millî kaynak… Bunu açıklar mısınız?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Bizim Bakanlığın yazısından veya Genelkurmay Başkanlığımızın açıklamasından daha çok itibar edilmekte -vallahi- bu da bizim eksikliğimiz değil diye düşünüyoruz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Amerika da millî kaynak oldu anlaşılan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Yine bir başka husus bununla ilgili olarak: 28 Aralık 2011 tarihinde Irak’ın kuzeyinde icra edilen hava harekâtına  esas  teşkil eden istihbari bilgiler millî kaynaklardan sağlanmıştır.

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Yani Amerika’dan.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – O millî kaynağın adını açıklar mısınız? Yani iç kaynak mı, dış kaynak mı Sayın Bakan?

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Amerika millî kaynak mı? Bir de onu açıklayın.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Değildir, ama şunu bilseniz herhâlde bunu konuşmazsınız. Sadece bir görüntü istihbaratın kendisi değildir.

SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Bir açıkla da  bilelim Bakanım.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ  (Sivas) –  Bunu savcılık açıklayacak. Ben savcılığın yerine geçip karar mı vereceğim? Bütün her yerden bilgileri isteyen o, İçişleri Bakanlığından isteyen o, Millî Savunma Bakanlığından isteyen o, Genelkurmay Başkanlığından isteyen o, Jandarmadan isteyen o, bütün bilgileri toplayan o.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Görevlilere isim listesi gitmedi.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - 28 Aralık 2011 tarihinde Irak’ın kuzeyinde icra edilen hava harekâtı… 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bir tek personelin ifadesi alınmadı. 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Dinleyin…  Bakın, hep aynı şeyi diyorsunuz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) –  Ama yani biraz vicdan…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Ya, Hasip Kaplan… Hasip Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bir tek kişi, bana bir personelin ifadesi alındı deyin. 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hasip Kaplan, eğer bilsek ki bu insani kaygıdan dolayı olsun…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani bir tek personelin nasıl ifadesi alınmaz?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - …Allah için biz sizin yanınızda oluruz ama burada insani kaygıdan dolayı değildir. Hep bir ölü severlik, bir tabutun peşinde koşma vardır

Bakın, ben buraya hazırlıklı olarak gelmedim bunları aynı  söyleyeyim.  (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ama 34 kişi öldü orada. Katliamı işleyen 2 kişi ifade vermez mi?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Biz yapılanın doğru olduğunu söylemiyoruz ki savcılığın incelemesinin beklenmesini söylüyoruz. Ben buraya…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hangi incelemeyi daha bekleyeceğiz biz? 145 gün geçti. 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Daha önce PKK’nın içinde bulunmuş ve ayrılmış, hâlen Almanya’da yaşayan birisi diyor ki: “Biz, Bekaa’da her sabah kalktığımızda karşımıza 15-20 kişiyi dizerdik ve bunları öldürürdük, öldürürken de bu terör örgütünün liderinin ismini bağırırdık. Böyle öldürdüklerimizin adını unuttuk, sayısını unuttuk.”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, Uludere’de öldürülenleri soruyoruz size.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - İnsana biraz saygısı olan “Ya, bu insan burada öldürmüş, sor bakalım.” derdi. Böyle bir kaygınız var mı? (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bakın…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Uludere’de öldürülenlerin hesabı sorulmuyor.  O konu ayrı, onun hesabı ayrı.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) -Bakın…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O ayrı… 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Onlar bizim kardeşimiz. Bir husus…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Onun hesabı ayrı… Onları da ortaya çıkar. Taraflı konuşuyorsun, doğru değil.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hasip Kaplan…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen…

Sayın Bakan cevap veriyor Sayın Kaplan, müdahil olmayın.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hasip Kaplan, ben sizi dinlerim ama bu mikrofon bana verilmiş, bırak ben söyleyeyim, dinleyin, bittikten sonra da söz al, onu sen söyle. Dolayısıyla…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ama yani tek taraflı konuşuyorsun, doğru değil, yanlış yapıyorsun. 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Ama sen her zaman böyle yapıyorsun. Bu da düşüncedeki şiddetin yerleştiğini gösteriyor. Dinle, benim sözüm biter, doğru söylediğime inanıyorum. Sen de de ki “Kalk, ispat et, ya bunun dışında farklı görüşler vardır.” de. O zaman biz de sizi dinleriz. Zaten her ne söylüyorsan…

Bakın Hasip Kaplan, şimdi, daha önceden bu toprakların yetiştirmiş olduğu bir milletvekilimiz vardı, Muş Milletvekili, DTP’den milletvekili seçilmişti, haziranda vefat etti.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Nuri Yaman.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Nuri Yaman kardeşimiz.

Nuri Yaman kardeşimiz vefat etti haziranda, cenazesi hazırlandı, hemen cenazesinin üstüne o örgüt bayrağını koymak istediler ve kızı, Nuri Yaman’ın kızı bunu reddetti.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bırakın şimdi yani hesap vermemek için başka şeylere sığınmayın. 

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Nuri Yaman’ın kızı bunu reddetti.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evladının istediği gibi…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) - Sizin cenaze istismarına, ölülerin istismarına izin vermedi.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evladı cenazesini istediği gibi kaldırmıştır, taziyesini yapmıştır.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bir başka…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şimdi hesap verme zamanı.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Antalya’da…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sizin göreviniz… Siz önce katilleri çıkarın açığa. Allah Allah…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – İşte o katiller o insanların eline silah verip de dağlara sürenlerdir.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Yani şimdi katilleri, bomba yağdıranları, emir verenleri yok sayacaksınız öyle mi? İnsanlık bu mu? Olur mu öyle şey?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yine Antalya’da canlı bombayla ilgili olarak cenazesini Silvan’a götürürken yolda çevirmek istediniz yani. Sizin insanla ilgili bir kaygınız olmaz, sizin istismarla ilgili bir  kaygınız olur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İstismar yok, katliam var. Katliamın hesabı var. O katliamın hesabı sorulacak.

BAŞKAN – Bir müsaade et de cevap versin  Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O katliamın hesabı sorulacak Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Bu katliam olurken kimlerin güldüğü, kimlerin memnun olduğu, kimlerin de beş tane karakol bastığı…

HASİP KAPLAN (Şırnak) –  Sayın Bakan da  Başbakan da millî savunma da…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, o hesabı yargı soracak yani hiç kimse soramaz yargının haricinde. Lütfen… Yargı soracak o hesabı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Olur mu Sayın Başkan?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Diyor ki: “Bu katliamdan kim faydalandı?”

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Bu katliamı kim yaptı, onu çıkarın ortaya. Kim yaptı bunu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – “Beş tane karakol bassak bu kadar etki, menfaat elde edemezdik.” diyenler yaptı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Katliamı kim yaptı Sayın Bakan? Katliamı kim yaptı? Bombaları kim yağdırdı? Gerçek bu.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katliamı PKK yaptı, katliamı PKK yaptı hâlâ da devam ediyor.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu Meclisin vicdanı öldü mü? Meclisin vicdanı yok mu arkadaşlar?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Meclisin vicdanı değil siz biraz istismarı bıraksanız böyle olur yani.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen böyle bir usul yok.  Sayın Bakan cevap veriyor sorulara.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Hiç böyle şey olur mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hasip Kaplan yine sen…

HASİP KAPLAN (Şırnak) - 145 gündür bir tane memurun ifadesi bile alınmamış.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Diyarbakır İçkale’de de yüz yıl önceki kemikler duyurulduğunda yine kalktın buradan istismar ettin ama sonradan çıktı ki yüz yıl önce. Senin bir özür dilemen gerekmez mi? “Ya her şeyi abartıyoruz, her şeyi istismar için fırsat biliyoruz.” demen gerekmez mi? Ne oldu, İçkale’de ne oldu? Orada da…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İstismar mı? 34 kişiye bomba yağdıranlar benim uçaklarım benim Genelkurmayım, benim Başbakanım… Yapmayın…

BAŞKAN -  Sayın Kaplan lütfen… Sorulara cevap veriyor, bir cevap versin sonra söz hakkınız var.

HASİP KAPLAN (Şırnak)  - Ama Sayın Başkan… Bu cevap değil. O cevap değil. Uludere’yle ilgili izin verirseniz… Bu bize verilen cevap.

BAŞKAN – Lütfen, siz bir müsaade edin, Sayın Bakan bitirsin konuşmasını ondan sonra.

HASİP KAPLAN (Şırnak)  - Bitti zaten.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – 28 Aralık 2011 tarihinde Irak’ın kuzeyinde icra edilen hava harekâtına esas teşkil eden istihbari bilgiler millî kaynaklardan sağlanmıştır. Gözcü İHA’lar, Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde bulunmakta, planlama, kullanım ve kontrolü millî olarak yapılmaktadır. Türkiye’yle ABD arasında Kuzey Irak’la ilgili anlık istihbarat iş birliği ABD kuvvetlerinin Irak’tan çekilmesinden sonra da devam etmektedir. Terörist olarak değerlendirilen grubun tamamı sınır ötesinde, Irak topraklarında bulunduğu sırada harekat icra edilmiş, bu süreçte ilgili makamlara grubun kaçakçı olduğuna dair herhangi bir bilgi ulaşmamıştır.

2565 sayılı Kanun gereği, Bakanlar Kurulunca, ülke sınırları dışında...

EMİNE ÜLKER TARHAN (Ankara) – Yani Hükûmetin emriyle diyorsunuz, açıkça onu söylüyorsunuz.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İkrar ediyorsunuz yani. Başbakan söylüyor…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – “Kara sınır hattı boyunca ve lüzum görülen kıyılarda otuz ila altı yüz metre derinlikteki sahalarda birinci derece askeri yasak bölge tesis edilir.” Türkiye-Irak sınırında birinci derece askerî yasak bölge sınırları 600 metredir. Ancak söz konusu olay Türkiye toprakları dâhilinde gerçekleşmediğinden, anılan bölgede askerî yasak bölge uygulamalarından da bahsedilmemektedir. Yine, bununla ilgili de yazılı cevapları veririm.

Terörle mücadeleden mağdur olanların zararlarının karşılanmasına ilişkin bir kanun var, İçişleri Bakanlığıyla…

MAHMUT TANAL (İstanbul) – O öyle değil ama. Bu görevi olanlara rücu edilmesi gerekmez mi Anayasa 129 uyarınca?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) -  İşte, ilave ödemeler var. İçişleri Bakanlığı tarafından, Şırnak’taki Valilik tarafından yapılmaktadır. Detaylı bilgiler de verilir.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, elbette ki bölümler üzerinde de söz hakkımız var ama biz, gruplar olarak nezaketen bir uzlaşıya vardık. Sayın Bakanın bu konuda, bizim grup adına yaptığımız konuşmaya cevaben verdiği cevaplar, Uludere olayıyla ilgili tamamen gerçek dışı ve yapılan soruşturma kapsamında hiçbir bilgi içermiyor. Ben buna cevap vermek istiyorum çünkü bize verilen cevap bu olamaz. Türkiye Cumhuriyeti devletinde hukuk bu değil, adalet bu değil, insanlık bu değil, vicdan bu değil, bu kadar körelmedi insanlık.

BAŞKAN – Ama Sayın Bakanın cevaba cevabına…  Soruya cevap veriyor, cevaba cevap olmaz ki Sayın Kaplan.  Eğer sataşma söz konusuysa ne diye sataştı, ne söyledi de sataştı, onu belirtin.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakanı severim ayrıca. Yani gerçekten böyle bir konuda…

BAŞKAN – Hayır, sevmeye devam edin canım, sevebilirsiniz, o ayrı bir konu da… Ne diye sataştı yani, ne söyledi de sataştı?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, deminden beri dinliyorsunuz.

BAŞKAN – Dinliyorum ben Sayın Kaplan. Sormak durumundayım, niye?

 HASİP KAPLAN (Şırnak) –  Uludere’yle ilgili, katliamıyla ilgili bir sorumluluktan bahsettik.

BAŞKAN – Evet.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Bakan…

BAŞKAN – Cevap verdi yani size ne diye sataştı, onu soruyorum ben.

HASİP KAPLAN (Şırnak) - …bu konuda verdiği bilgiler tamamen kamuoyunu yanıltma amaçlıdır, ben buna açıklama getireceğim.

BAŞKAN – Anladım da ne söyledi de yanılttı veya sizin söylediğinizden farklı ne söyledi? Onu söyleyin, ben de söz vereyim size, eğer sizin söylediğinizden farklı bir şey söylemişse.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, yüz kırk beş gün geçti bu soruşturmanın üstünden. Yüz kırk beş gün sonra çıkmasını isterdim Sayın Bakanın desin…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, ben sataşma olarak değerlendirmiyorum. Buna rağmen iki dakika süre veriyorum. Ortada sataşma falan söz konusu değil.

Buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bir yanlış bilgiyi de ben düzelteceğim.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Tanal ya!

 

VIII. AÇIKLAMALAR

1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın bazı ifadelerine ilişkin açıklaması

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bakın, bu Meclisin vicdanı pas tutarsa, insanlık suçu karşısında susarsa ve hiçbir şey olmamış gibi davranırsa otuz dört yaşında insanımızın paramparça olmuş cesetlerinin üzerinde F-16 uçaklarımızın bomba emrini verenleri çıkaramazsa bu Meclis, hayatının ve tarihinin en zor görevini, en affedilmez görevini yapmış olur.

Burada hiçbir makamın adaleti karartma, delilleri karartma, Roboski Uludere katliamının faillerini aklama hakkı, hukuku yoktur diyoruz. Bu Meclisin vicdanı bu suçu işleyenleri ortaya çıkarmak, yargıya teslim etmek, adalete teslim etmek üzere vardır.

Şimdi, yok böyle olmuş, yok böyle olmuş deyip olayı şuraya buraya kaçırmanın gereği yok. Millî istihbarat dedin, millî kaynak dedin, o kaynağı kim aldı, kim değerlendirdi? Başbakan mı emir verdi? Bunu hangi masa, ekip, Genelkurmay, komutan, general verdi, kim uyguladı? Emri… Bombanın butonuna basıp bomba indirenden ta tepedekine kadar herkes zincirleme sorumludur. Hukuk bunu ortaya çıkarmakla görevlidir.

Yüz kırk beş gün geçmiş, siz bir tane memurun ismini savcıya vermemişsiniz. Savcı bir tane memur dinlememiş, savcı gizli tahkikat adı altında bu tahkikatı karartan bir yaklaşımın içinde olan Hükûmetin çabalarına destek olmuş. Siz kalkmışsınız burada diyorsunuz ki: “Muhalefet konuşmasın.” Ve yazıklar olsun size ki, siz bunu alkışlıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET METİNER (Adıyaman) – Delil karatma yok!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Böyle bir insanlık, böyle bir vicdan, böyle bir hakkaniyet, böyle bir adalet olabilir mi?

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) – Niye teröristleri yargılamıyorsun Hasip? Her gün şehit veriyor bu ülke.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bunun er geç hesabını soracağız. Bunun hesabı sorulacak. Kim yaptıysa hesabını verecek. Sizin de insanlık borcunuzdur, siz de buna çalışmak zorundasınız.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Her gün şehit var.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Çıkaracaksınız, iktidarsınız.

MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) - Teröristleri niye lanetlemiyorsun?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Çıkaracaksın…

VII- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri(Devam)

2.- Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/618) (S. Sayısı: 248) (Devam)

 

BAŞKAN - Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime 20.45’e kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati:20.08

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.48

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

_____0_____

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109’uncu Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

248 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili.

Buyurun.

MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Tarihte bütün küresel güç ve imparatorlukların göz diktiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Son derece önemli ve bir o kadar da tehlikeli bir coğrafyanın adı Anadolu. Bin yıldır bu topraklarda yaşıyoruz. “Bize bir şey olmaz, korkularımızdan arınalım.” gibi laflar bu coğrafyayı tanımamanın getirdiği cehalettir, öngörüsüzlüktür. Bizden önce Anadolu’da binlerce yıl yaşamış Sümerler, Hititler. Bugün kendisini “Sümerliyim, Hititliyim.” diye tanımlayan birini gördünüz mü? O hâlde bu coğrafyada tedbiri elden bırakmamak lazım. Bu coğrafyada ayakta kalmanın yegâne yolu güçlü bir orduyu sürekli hazır tutmak ve kendi güvenliğimizi bölgesel ve küresel güvenlik konseptiyle birlikte değerlendirmektir yani “sıfır sorun” diyerek yola çıkıp öncelikle komşularımızla ümük ümüğe gelmemek ve hele hele silahlı kuvvetlerini iteleyip kakalayarak onları fiziki imkânlar ve moral açısından zafiyete düşürmemektir.

Ancak AKP döneminde aslı astarı olmayan, kulaktan dolma birçok söylentilerle Türk Silahlı Kuvvetleri hırpalanmış, kurunun yanında yaşın da yakıldığı linç politikaları ve yıkıcı propagandaların bayraktarlığına AKP ve AKP yanlısı güçlerin soyunduğu bir süreç yaşanmıştır.

Terörle mücadelede ülkeyi savunan güçler ile ekmeğini yiyip suyunu içtiği vatanına ve milletine nankörce silah çekmiş insanlık müsveddesi teröristler aynı kefeye konulmuş, teröriste “şehit” denilmiş, terörle mücadele eden güvenlik güçleri maalesef yalnız bırakılmıştır. En küçük, en masum hataları dahi merhametsizce en ağır bir biçimde cezalandırılmış ve bir taraftan Habur felaketiyle teröristler en küçük bir kovuşturma ve cezalandırmaya uğramaz iken, terörle mücadele eden komutanlar yargı önüne çıkarılmıştır.

Ast-üst arasındaki uyum ve dengeler bozulmuş, mensuplar arasında güven ve adalet duygusu zedelenmiştir. Devletin ordusu ve polisi, Hükûmetin ordusu, polisi hâline getirilmek istenmiştir. Siyasi politikaların öznesi ve istismar malzemesi olarak kullanılmaya çalışılmıştır.

Sadece ülkemiz kurumları arasında değil, dünyada saygın Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet teşkilatımızı sıradanlaştırma, itibarsızlaştırma ve böylece onları güçsüzleştirerek kendine tabi kılma, siyasal gücüne güç katma gibi sığ ve tehlikeli oyunlar oynanmıştır.

Devletimizin ve milletimizin güvenli geleceğinin teminatı olan silahlı kuvvetler ve emniyet güçlerimiz siyasetin öznesi olmaktan derhâl çıkartılmalı, onları hırpalayarak siyasi rant elde etme ucuzluğundan vazgeçilmelidir. Bu sözüm hem iktidara hem de bir taraftan Türk Silahlı Kuvvetlerini savunuyormuş gibi görünüp diğer taraftan terörle uzlaşma isteyenleredir.

Değerli milletvekilleri, kanunun müzakeresi esnasında dillendirilecek birçok şey var, ancak hem çerçeve dışına çıkmamak hem de sorunlara boğulup çözümden uzaklaşmamak için bunlardan bir kısmını Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına dile getirmek istiyorum.

Askerlik Kanunu’nun 10’uncu maddesine göre, askerliğini yaparken terörle mücadele kapsamında hayatını kaybetmiş yükümlülerin çocukları ve kardeşleri kendi isteği olmadıkça askere alınmıyor, silah altında iseler de terhis ediliyorlar. Bu uygulamadan Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet mensupları maalesef faydalanamıyor, sanki onların çektiği acı ve ıstırap farklı imiş gibi. Bu anlamsız ayrımdan vazgeçip aynı durumda olan subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşlar ile emniyet mensuplarına da bu hak derhâl tanınmalıdır. Bunun için, Milliyetçi Hareket Partisi kanun teklifi vermiştir, Hükûmetin desteğini beklemektedir.

Terörle mücadelede millî bir güç de geçici köy korucularımızdır; şehit vermekte, gazi olmakta, bulundukları yerlerde PKK’yla çetin mücadelelere girmektedirler; onlara verilen ücret de son derece yetersizdir. Bu konuda da Milliyetçi Hareket Partisi bu kardeşlerimizin lehine bir teklif vermiş; geçici köy korucularına her ay 165 lira güvenlik tazminatı ödenmesi, elli beş yaşında görevle ilişikleri kesilenlere bağlanan aylıkların da en az yüzde 20 oranında artırılmasını istemiştir.

Değerli milletvekilleri, vatanı, milleti ve bayrağı için mücadele eden bu kardeşlerimiz sizlerin Milliyetçi Hareket Partisinin bu teklifine destek olmanızı bekliyorlar.

94 bini aşkın muvazzaf ve 120 bin emeklisiyle astsubaylarımızın çok ciddi ve birikmiş sorunları vardır. Bu sorunlar Milliyetçi Hareket Partisi tarafından defalarca dile getirilmiş ancak on yıllık iktidarında AKP astsubaylarımızı maalesef görmezlikten gelmiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak seçim beyannamemizde de taahhüt etmiştik, güvenlik tazminatının ödenmesi başta olmak üzere maaşlarının iyileştirilmesi, öğrenim durumları itibarıyla derece ve kademe işlemleriyle intibak işlemlerinin yapılması, makam ve görev tazminatı verilmesi, emekli emniyet ve MİT mensuplarına seyyanen yapılan ödemeden astsubayların da yararlandırılması bunların başında gelmektedir ve AKP’nin artık astsubaylarımızın bu haklı taleplerini görmesi gerekmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi bugün verdiği grup önerisinde de bu hususları etraflıca anlatmıştır ancak her zaman olduğu gibi maalesef AKP bu çağrıyı duymazlıktan gelmiştir. Bu vurdumduymazlığı, aileleriyle birlikte 1 milyon kişiyi bulan astsubay camiası elbette değerlendirecektir diye düşünüyorum.

Bir diğer kanun teklifimiz de şudur: MİT ve emniyet teşkilatı mensuplarına ve emeklilerine her ay seyyanen yapılan 100 liralık ödemenin 200 liraya yükseltilmesi ve bu ödemeden subay, astsubay, uzman jandarma ve uzman erbaşların da istifade etmesidir. Ayrıca, bu ödeme her yıl TÜFE oranında güncellenmelidir.

Uzman jandarmalarımızın da problemleri vardır değerli milletvekilleri. Geçen hafta içinde Emekli Uzman Jandarmalar Derneği (EMUJAD)’ı ziyaret ettik Milliyetçi Hareket Partisi olarak. Bir kanun teklifi hazırlayıp sunuldu Türkiye Büyük Millet Meclisine.

Bu teklifimizde de sorunları asgariye indirecek çok ciddi önerilerimiz var. Uzman jandarmalar en az lise mezunu olarak alındıkları hâlde ortaokul mezunuymuş gibi mesleğe başlamakta ve emekli olmaktadırlar; açıkça bir yasa ihlali söz konusu. Bu kardeşlerimiz mesleklerini icra ederken üniversite de bitirseler intibakları yapılmamaktadır. Subay ve astsubaylara tanınan eğitim sürelerinin meslek sürelerinden sayılması hakkı uzman jandarmalara verilmemektedir. Dereceleri itibarıyla astsubaylar için belirlenmiş ek göstergelerin üçte 2’si uygulanmaktadır. İşte bu haksız uygulamaları gidermek üzere teklifimize Hükûmetin destek olmasını bekliyoruz ki, bu vatan evlatlarına yönelik adaletsizlikler de ortadan kalksın. OYAK’tan, lojman, sosyal tesis ve orduevlerinden astsubaylar kadar yararlanmayı beklemektedirler uzman jandarmalar.

Uzman erbaşların da istekleri vardır. Uzman Erbaşlar Kanunu günümüzde yetersiz kalmış ve yenilenmeye ihtiyaç duymaktadır. Uzman erbaşların sözleşme yenileme üst sınırı kırk beşten elli beşe çıkarılmalıdır. Aldıkları sağlık raporu ve disiplin cezalarından dolayı bu sözleşmeleri zaman zaman keyfi olarak uzatılmamaktadır. Bu uygulama mutlaka gözden geçirilmelidir. Uzman jandarmalar kıdemine uygun maaş artışı alamamaktadır. Maaşları on beş yıldır artmıyor desek abartmamış oluruz. Meslek içinde yaptıkları yüksek eğitimin getirdiği imkânlardan istifade edebilmeleri ve intibaklarının yapılması sağlanmalıdır.

Öte yandan, defalarca dile getirdik, silahlı kuvvetlerimizde ve emniyet teşkilatımızda çalışan sivil memurların sorunları var. İnsan onuruyla bağdaşmayan çok haklı sıkıntıları bile giderilemedi. Bu sorunları tekrardan kaçınmak adına yinelemiyorum; ancak Sayın Bakan, özellikle kurumlara geçişte muvafakat verilmesi hususu -ki, çözüm için burada söz vermiştiniz- servis, lojman ve iş yerinde mobbing hususunun çözümü çok zor şeyler olmasa gerek. Bakanlık olarak bir genelge çıkarmanız ve on binleri bulan bu kesimleri rahatlatmanız mümkündür. Bu sorunların takipçisi olduğumuzu söyledik. Beğenseniz de beğenmeseniz de bunların çözümü yönünde hatırlatmalarımıza devam edeceğiz.

Gelelim emniyet mensuplarımıza. Öncelikle belirtmeliyim ki polis, devletimizin polisidir, Hükûmetin değil; devletimizin vatandaşla önemli temas noktalarından birisidir. Devri iktidarınızda uyguladığınız yönlü, yanlı ve yandaş uygulamalar sonucu, polisimizin millet ile arasında mesafe oluşmaya başlamıştır. Polisin sevk ve idaresi farklı, polisin siyasetin emrine sokulması farklıdır. Bu tehlikeli gidişattan derhâl dönülmesi gerekmektedir.

Sayın Başbakan seçimlerden bir hafta önce, 15 Temmuz 2007’de, televizyonda, seçimden sonra yapacakları ilk şeyin polisin özlük haklarını iyileştirmek olacağını söylemiş olmasına rağmen, bir türlü sıra polisimize gelmemiştir. MİT Başkanını mahkeme kapısından üç günde çeviren Başbakan, polisi yıllardır bekletmektedir. Şayet samimi iseniz, Milliyetçi Hareket Partisinin kanun teklifi vardır, gelin, destek olun ve bu sorunu giderelim. Yükseköğrenim mezunları 1’inci dereceden emekli olabilmeli, emniyet hizmetleri tazminatları artırılmalı, ek göstergeleri iyileştirilmelidir. Güvenlik güçlerimizin birini diğerinden ayırt etmemiz mümkün değildir. Konjonktürel dalgalanmalara göre kısmi iyileştirmeler daha fazla haksızlıklara yol açmaktadır. Bu bakımdan, bu sorunun çözümü için, bütüncül yaklaşmak ve dengeleri bozmamak lazımdır. Böyle bir mantıkla yapılacak düzenlemelere Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek vermeye hazır olduğumuzu beyan ediyorum.

Görüşülmekte olan tasarıda, geçerliliğini yitirmiş birçok gereksizlik ortadan kaldırılmakta, eksikliklerine rağmen, Askerlik Kanunu güncellenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

S. NEVZAT KORKMAZ (Devamla) – Bu kanuna muhalif olmadığımızı, verdiğimiz iyileştirme önergelerine destek beklediğimizi ifade ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Birinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ahmet Toptaş, Afyonkarahisar Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Askerlik Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, MHP’nin grup önerisi üzerine yaptığım konuşmada bazı sorunlara değinmiştim, eksik kaldı, onları da tamamlama fırsatı buldum bu vesileyle. Size, konuşmamın son bölümünde resen emekli edilen subay ve astsubayların açlık grevinin 3’üncü gününde olduğunu söylemiştim. Ne istiyor bu insanlar?

Değerli arkadaşlar, Türkiye darbelerden çok çekti. Darbelerden asker, sivil, sıradan vatandaş, hepimiz nasibimize düşeni çok fazlasıyla aldık. Bunların yaşam koşullarının düzeltilmesi, haklarının iade edilmesi, mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda çeşitli zamanlarda çeşitli taleplerde bulunduk, bulunmaya devam ediyoruz.

Askerlik Kanunu görüşülürken, asker olarak mağdur edilmiş insanların sorunlarına da değinmek gerektiğini düşündüm. Resen emekli edilen ya da ordudan çıkarılan subay ve astsubaylarla ve öğrencilerle ilgili daha önce bir düzenleme yapılmış ve bazılarının hak kayıpları iade edilmiş ama birçoğunun hak kayıpları iade edilmediği gibi bugüne kadar soruna herhangi bir çözüm de bulunmamıştır. Nedir bu sorun?

Değerli arkadaşlar, YAŞ kararlarıyla ordudan çıkarılan ya da emekli edilen şahıslara bir kısım hakları iade edilmiş, ama YAŞ kararlarında konu edilenlerin suçlarından daha hafif suç işleyenler, sıralı amirleri tarafından disiplin cezalarıyla resen emekliliğe sevk edilenler ve ordudan çıkarılanlara “Kendilerine yasa yolu açıktır.” denilerek hiçbir hak talebi iade edilmemiş ve mahkemeye başvurduklarında da mahkemeler de sicil amirlerinin verdikleri siciller doğrultusunda açtıkları davaları reddetmişlerdir. Bir kere, disiplin suçundan resen emekli edilmiş, sicil amirinin tuttuğu raporla emekli edilmiş bir insan düşünün. Bu insanın -elimizde o kadar çok örnek var ki, bir tanesinden bahsetmek istiyorum- çocuğu özürlü bir şahıs ve tedavisi çok ağır, tedavi koşulları çok ağır, bakımı çok ağır, çocuğuna bakabilmek için sağından solundan borç edinmiş. En az beş-altı tane başarı belgesi alan bu astsubay, çocuğunun bakımından dolayı yükümlendiği masrafları ödeyemediği için ve disipline verilerek, çok fazla borçlandığı da bu disiplin konusunda konu edilerek resen emekli edilmiştir. Şimdi, bunun karşısında YAŞ kararıyla resen emekli edilen insanlar var; ciddi suçlamalar var haklarında, müesses düzeni yıkmaya yönelik eylemler içinde bulunabileceği kaygısı var, ordunun geleneklerine aykırı davranışlardan dolayı ciddi suçlamalarla resen emekli edilenler var. Buna rağmen, bunlarla birlikte diğerinin durumu değerlendirildiğinde, çocuğunun bakım masraflarını üstlendiği ve çok borca girdiği için şahsi olarak zor durumda kalmış bir insanın emekliliği ile diğerlerinin emekliliği arasında bir fark konulduğunda YAŞ kararlarıyla resen emekli edilenlere bütün hakları iade edilmiş, oysa bu şahıs hem ordudan atılmış hem de o çocuğuyla baş başa sokağa bırakılmıştır. Bunların sorunlarına bir çözüm bulmak zorundayız.

Biz bunu söylediğimiz zaman Komisyonda bazı üye arkadaşlarımız dediler ki: “Bu konuda o kadar çeşitli mağduriyetler var ki bu mağduriyetlerin kaynaklarının hepsini ayrı ayrı bulup, bunlara ayrı ayrı çözüm bulmak mümkün değil.” Şimdi, bakınız, bir tarafta suçu son derece basit, bir cezası bile olmayan, Ceza Kanunu açısından bir müeyyidesi bile olmayan bir suçla bu insanı sokağa attınız. Buna “Yasada yeri yok, o kadar çeşitliler ki bunları kategorize edemiyoruz.” demek, bizim için, bu sorunu çözmekten kaçmak demektir. Bunların dosyaları teker teker yeniden ele alınır; madem bu ülke bir hukuk devletine dönüşüyor -öyle iddia ediyorsunuz- madem ileri demokratik bir düzene geçiyoruz o zaman bunların mağduriyetlerinin giderilmesi için de hiç olmazsa dosyaları yeniden ele alınır ve bir haksızlığa uğrayıp uğramadığı konusunda bir karar verilir. Hiç olmazsa bu yönde bir düzenlemeyle denilir ki: “Dosyanı geri aldık, tekrar inceledik. Evet, senin ordudan çıkarılman haklıdır.” ya da “Haklarını iade ediyoruz.” denilir.

Şimdi, bu insanların birçoğu aynı basit olaylar nedeniyle, hatta sicil amirinin kendisine lüzumsuz takıntısı nedeniyle -o dönemleri çok iyi biliyoruz- çok mağdur ve perişan durumdadırlar. Biraz önce konuşmamda söylemiştim, açlık grevlerinde üç gününü de doldurdular bugün, yani açlık grevi yapmaya devam ediyorlar. Bu insanların sorunlarına sahip çıkmak lazım. Ben bunun için Sayın Bakana, Sayın Komisyon Başkanımıza ve bürokrasideki yetkili arkadaşlara söylüyorum: “Lütfen, bu konularda ciddi bir araştırma, inceleme yaparak bunların sorunlarının çözümü için önümüze bir teklifle gelin ve bu teklifi hep birlikte destekleyelim ve bu mağduriyetleri beraber giderelim.”

Diğer yandan başka sorunları var. Uzman çavuşlarla ilgili çok ciddi bir sorun var. Değerli arkadaşlar, uzman çavuşlara hak verir gibi gözüken bazı yasal düzenlemeler yapılmış yani “Uzman çavuşluktan ayrılan şahsın kamu görevlerinde görevlendirilebileceği” gibi bir düzenleme var. İki yıl uzman çavuşluk yapan şahıs orada kendisini güvende hissetmediği için sözleşmesi yenilenmiyor ya da ayrılıyor askerlikten, ordudan. İçişleri Bakanlığı kadrolarına alınıyordu daha önce, Adalet Bakanlığı kadrolarına alınıyordu, Sağlık Bakanlığı kadrolarına alınıyordu, şimdi bakanlık kadrolarına bunları almamaya başladılar.

Almamakta haklıydılar çünkü Osmaniye Cezaevine incelemeye gittiğimizde “robocop” olarak görevlendirilen şahısların bu şahıslar olduğunu gördük. Yani Güneydoğu’da iki yıl, üç yıl, dört yıl, beş yıl uzman çavuşluk yapan şahsın, döndüğünde, psikolojisi, gerçekten, bir cezaevinde görev yapmaya, bir sağlık kurumunda görev yapmaya elverişli hâle gelmiyor. Bunları rehabilite etmeden bu kurumlarda çalıştırmaya kalkarsanız sonuç alamıyorsunuz, başarısız sonuç alıyorsunuz, ondan sonra da bunları kendi bölümlerinde istihdam etmiyorsunuz. Ne yapıyor bu şahıslar şimdi? Türkiye’deki belediyelere yükleniyorlar, “Ben uzman çavuşluktan ayrıldım, belediyede bana iş verin.” Bugün çalışan uzman çavuş sayısı kadar, samimi söylüyorum, görevinden ayrılmış uzman çavuş var.

Bunun yanında, uzman erbaşların sorunları var. Uzman erbaşlar da kendilerini güvende görmüyor arkadaşlar. Yani bir gelecek görmeyip, geleceklerini garantide görmeyip bu kurumda çalışarak, emek vererek, bir sürü riski üzerine alarak, ölüm riskiyle yaşayarak yarınının ne olacağını bilmeyen insanları orada tutmanız mümkün değil, orada onlara düzgün görev yaptırmanız da mümkün değil. Dolayısıyla bunların yaşam koşullarını, özlük haklarını düzeltecek, kendilerini güvenceye alacak bir statüye kavuşturulmalarının da zorunlu olduğunu düşünüyorum.

Bunun dışında, yine biraz önce söylemiştim, astsubaylarla ilgili, polislerle ilgili, bunların 1’inci derecenin 4’üncü kademesine kadar yükseltilmeleriyle ilgili bir yasal düzenleme yaptık ama göstergeler aynı kaldığı için maaşlarında ciddi bir artışa neden olmadı. Dolayısıyla, verdiğimiz gösterge, şimdi, kamuoyunda, polis kamuoyunda, asker kamuoyunda, astsubay kamuoyunda sözde kalan yani güya göstergeyi yükseltmediğimiz için ayda 4 lira zam verdiğimiz insana hem gösterge vermiş oluyoruz hem hiçbir şey vermemiş oluyoruz. Dolayısıyla bu, Meclisin ciddiyetiyle, devletin ciddiyetiyle bağdaşmaz diye düşünüyorum.

Bu konuda çok yasal eksiklik var. Zaman zaman değişiklik önergeleri verdik, bunlar sanıyorum Meclise gelecek. Bu önergelerimiz Meclise geldiğinde de bütün parti gruplarının ortaklaşa iyileştirme çabalarına hepimiz birlikte destek olalım. Gerek polisin gerek askerin  -astsubayın, uzman jandarmanın, uzman erbaşın- sorunlarını bir bütün olarak ele alalım çünkü bunlar bizim güvenliğimizin teminatıdır, bu ülkenin güvenliğinin teminatıdır. Eğer biz bunları kendi güvenliklerinden yoksun hâlde bırakırsak kendilerine güvenebileceğimiz bir teminat olmaktan çıkarlar diye düşünüyorum.

Bu duygularla yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi birinci bölümde yer alan maddeler, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

7’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

8’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

9’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

12’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

14’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Birleşime beş dakika ara veriyorum

                                                                  Kapanma Saati: 21.11

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 21.14

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Tanju ÖZCAN (Bolu), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

_____0_____

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 109’uncu Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

248 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

15’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

                     Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 Sıra Sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 15 inci maddesiyle değiştirilen 1111 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "yaş değişiklikleri" ibaresinden sonra gelmek üzere “(mahkemece resmi hastane doğum kayıtları esas alınarak yapılanlar hariç)” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                            Hasan Ören                          Sinan Aydın Aygün

                 Kayseri                                    Manisa                                     Ankara

              Ramazan Can                           Ertuğrul Soysal

                Kırıkkale                                   Yozgat

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önerge ile, 1111 sayılı Kanuna göre askerlik çağına girdikten sonra mahkemece resmi hastane kayıtları esas alınarak yapılan yaş tashihinin askerlik işlemlerinde dikkate alınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

19’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

23’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

24’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

25’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

26’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

27’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

28’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

29’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

30’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Şimdi, ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm, çerçeve 42’nci maddeye bağlı geçici 9, 10, 11 ve 12’nci maddelerle çerçeve 56’ncı maddeye bağlı ek madde 28 ve ek madde 29 dâhil 31 ila 56’ncı maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Orhan Düzgün, Tokat Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Evet, değerli arkadaşlarım, Askerlik Kanunu’nun değiştirilmesiyle ilgili yasayla ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Ancak bu yasayla ilgili konuşmadan önce sizlerle paylaşmak istediğim birkaç mesele var.

Bunlardan birincisi: Değerli arkadaşlarım, yaklaşık altı aydır örgütün elinde kaçırılmış olarak bulunan askerlerimiz var, polislerimiz var, kaymakam adaylarımız var fakat Hükûmetten bununla ilgili çıt çıkmıyor. Değerli arkadaşlarım, eğer bu ülkenin Hükûmeti, ordusu, askeri, polisi örgütün elindeki çocuklarını geri almayı başaramıyorsa biz burada neyi konuşuyoruz, neyi tartışıyoruz? Ayrıca, bu çocukların ailelerine bu konuyla ilgili konuşmamalarıyla ilgili telkinde bulunulduğu söyleniyor. Şimdi, düşünün ki -hepinizin çocukları var- çocuğunuzu terör örgütü kaçırmış, siz kimseye bir şey söyleyemiyorsunuz, kimseye derdinizi anlatamıyorsunuz. Umarım ki Hükûmet bu konuda gerekli girişimlerde bulunur ve bu çocukların bir an evvel ailelerine kavuşmaları sağlanır.

Sayın milletvekilleri, çok yakında bir yargı kararı oldu. Ne denildi? “Evet, siz terör örgütünün başına ‘sayın’ diyebilirsiniz, bu kişisel bir görüştür.” denildi. Bir yargı kararıdır, tartışılabilir mi, ayrı bir şey ancak ben şunu size söylemek isterim: Daha üç gün önce Tokat Zile’de yirmi yaşında bir çocuğumuzu toprağa verdik. PKK’nın havan topuyla parçalanmıştı. Sayın Adalet Bakanı bunun normal olduğunu ve buna alışmamız gerektiğini söyledi. Sayın Adalet Bakanından da şunu rica ediyorum: Bir gün gelsin benimle Tokat’a, o çocuğun annesine, babasına “Buna alışacaksınız.” desin, ben de kendisini tebrik edeyim. Biz buna alışmayacağız değerli arkadaşlarım, yirmi yaşındaki çocuklarımızın toprağa gömülmesine alışmayacağız, bunu net olarak söylemek istiyorum.

Evet, bugün askerlerin özlük haklarını iyileştirmek, asker alma yasasıyla ilgili birtakım değişiklikler yapmak için buradayız. Fakat, konuşmacı arkadaşlarımdan hiçbirisi, askerlerin ve polislerin sendikal haklarından bahsetmedi. Hani biz 12 Eylülle hesaplaşacaktık! Biz, doktorumuza güveniyoruz, mühendisimize güveniyoruz, işçimize güveniyoruz, sendika kurmalarına izin veriyoruz ama askerimize ve polisimize güvenmiyoruz. Neden? Güvenlik işi yapıyorlar.

Sayın milletvekilleri, herkesin yaptığı iş kendisine göre önemlidir. Asker niye sendikalı olamasın, polis niye sendikalı olamasın? Neden kendi haklarını kendileri korumasınlar? Mademki biz bu ülkede demokrasiden yanayız, özgürlükten yanayız, neden bu haklarını hiç konuşmuyoruz bu arkadaşlarımızın?

Evet değerli arkadaşlarım, gene, hekim olmam vesilesiyle bir kanun teklifi vermiştim, çünkü gerçekten bu noktada çok ciddi bir haksızlık olduğunu düşünüyorum. Sağlıkta çalışan askerî personele döner sermaye ödemesi yapılmıyor. Şimdi düşünün, askerî hemşiresiniz, sivilde çalışan hemşire arkadaşlarınız sizin haricinizde bir döner sermaye alıyor, yaklaşık sizin de iki katınız maaş alıyor. Fakat siz, askerî disiplin içerisinde çalışıyorsunuz, daha ağır, daha zor koşullarda çalışıyorsunuz, size döner sermaye ödenmiyor. Umut ediyorum ki, yüce Meclisimiz, bu kanun teklifi Meclisimize geldiğinde destek verir ve GATA’da çalışan hemşirelerin, sağlık memurlarının ve yardımcı diğer sağlık personellerinin de döner sermayeden ödenek alması sağlanır.

Yine değerli arkadaşlarım, bu yasa gündeme geldiğinden beri sizleri de mutlaka arıyorlardır, askerî personel olan arkadaşlarımız bizlere birtakım taleplerini ilettiler. Ben, Millî Savunma Komisyonu üyesi olarak burada bunları bir kez daha tekrarlayıp, bu arkadaşlarımızın daha iyi koşullarda çalışması için elimizden gelen gayreti gösterelim istiyorum. Mesela diyorlar ki: “Lojmanların dağıtımında çok ciddi bir adaletsizlik var.” Rakamları da söylemişler: “Subaylar yüzde 55, astsubaylar yüzde 40, uzman erbaşlar yüzde 2,5, sivil memurlar da yüzde 2,5 oranında lojmandan faydalanıyor.” Elbette ki askerî gereklilikleri vardır, subayların öncelikli olması belki doğal karşılanabilir ama bu sınıfların arasında bu kadar ciddi bir uçurumun olmasının çok ciddi bir adaletsizlik olduğunu düşünüyorum.

Yine, arkadaşlarım, Askerlik Yasas’ında biz yirmi dokuz yaş sınırı koyduk fakat bence hepimizin dikkatinden kaçan bir şey var: Tıp doktorlarını düşünün, tıp fakültesini yaklaşık yirmi dört, yirmi beş yaşlarında bitiriyorlar. Arkasından hemen apar topar mecburi hizmete gönderiyoruz biz bu arkadaşlarımızı. İhtisasa giriyor -artık ihtisas süreleri de uzatılıyor biliyorsunuz, dört yıl, beş yıl, altı yıl, yedi yıl ihtisas süreleri var.- ihtisası yaparken kolundan tutup askere göndereceğiz yirmi dokuz yaşında, geri geldiğinde ne öğrendiğini unutmuş olarak gelecek! Bu nedenle bu yirmi dokuz yaş sınırının tıp doktorları için mutlaka değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aksi takdirde bu arkadaşlarımız eğitimlerini doğru dürüst alamayacaklardır; onu da açıkça söylemeliyim.

Yine, değerli arkadaşlarım, 1979 ve 1992 yılları arasında emekli olan astsubayların 1’inci dereceden, göstergeden emekli maaşı almaları gibi bir talepleri var. Günlerdir bunu bize iletiyorlar çünkü bu insanlar çocuklarını okutamamaktan, evlerini geçindirememekten şikâyetçiler. Bu konuda da Meclisimizin vereceği önergelerle düzeltmeler yapılabilir diye düşünüyorum.

Ayrıca, uzman erbaşlarla ilgili doksan günlük bir hava değişimi problemi var. Hepimiz insanız, trafik kazası yaparsınız, bacağınız kırılır, üç ayda iyileşmez. Bu insanlar üç ay hava değişimi aldıklarında sözleşmeleri yeniden yapılmıyor, dolayısıyla işsiz kalıyorlar. Bunun da ben çok ciddi bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum ve bu konudaki düzeltmelerin bu Mecliste yapılması gerektiğine inanıyorum.

Bu vesileyle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

39’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 42’ye bağlı geçici madde 9’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 42’ye bağlı geçici madde 10’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 42’ye bağlı geçici madde 11’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 42’ye bağlı geçici madde 12’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı yok!

BAŞKAN -  Teşekkür ediyorum.

Madde 43’te iki adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 43 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                      Mehmet Doğan Kubat                         Salih Koca

                 Kayseri                                   İstanbul                                  Eskişehir

               Oya Eronat                            Hakan Çavuşoğlu                                    

               Diyarbakır                                   Bursa                                           

"Madde 43 - 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin "Ortak Hükümler" bölümünün (B) bendinin (3) numaralı alt bendine, (b) sırasından sonra gelmek üzere, aşağıdaki (c) sırası eklenmiş ve mevcut (c) sırası (d) sırası olarak teselsül ettirilmiştir.

"c) Yukarıda sayılanlardan yükseköğrenimli olanlar I inci derecenin son kademesine,"

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Kanun Tasarısının 43. Maddesine aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ederiz.

“1. derecenin 4. kademesinden emekli olan Emniyet Hizmetleri sınıfı mensuplarının emeklilikleri 3600 ek göstergeye göre düzenlenir.”

Alim Işık                Seyfettin Yılmaz               Mehmet Şandır

Kütahya                      Adana                             Mersin

 

Ali Öz                    Sinan Oğan              Hasan Hüseyin Türkoğlu

Mersin                       Iğdır                            Osmaniye

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz. Üzerinde ilave çalışılması lazım Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme ile, şimdiye kadar emekli olmuş ve bundan sonra emekli olacak üniversite mezunu Emniyet Hizmetleri sınıfı mensuplarının mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 43 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                           Mustafa Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları

"MADDE 43 - 14/07/1965 talihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 36 ncı maddesinin "Ortak Hükümler" bölümünün (B) bendinin (3) numaralı alt bendine, (b) sırasından sonra gelmek üzere, aşağıdaki (c) sırası eklenmiş ve mevcut (c) sırası (d) sırası olarak teselsül ettirilmiştir.

"c) Yukarıda sayılanlardan yükseköğrenimli olanlar 1 inci derecenin son kademesine,"

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz efendim. Teknik bir düzeltme. “Yükseköğrenimli olanlar” tabiri eklenmiştir.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Emniyet hizmetleri sınıfı personelinin yükselebilecekleri derece ve kademelerin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi diğer hizmet sınıfları personeline paralel hale getirilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda madde 43’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni geçici madde ihdasına dair bir adet önerge vardır. Malumları olduğu üzere, görüşülmekte olan tasarı veya teklife konu kanunun komisyon metninde bulunmayan ancak tasarı ve teklifle çok yakın ilgisi bulunan bir maddesinin değiştirilmesini isteyen ve komisyonun salt çoğunlukla katıldığı önergeler üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açılacağı İç Tüzük’ün 87’nci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüdür. Bu nedenle, önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım. Komisyonun salt çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden kaldıracağım.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısına çerçeve 44’üncü madde olarak aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

  Mehmet Akif Hamzaçebi

                                                                                    İstanbul

Madde 44- 14/07/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 43’üncü maddesine bağlı 527 sayılı KHK ile yeniden düzenlenen 1 Sayılı Ek Gösterge Cetvelinin "VII. Emniyet Hizmetleri Sınıfı" bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"3- Emniyet Hizmetleri Sınıfı mensupları 1 inci derecenin son kademesine kadar yükselebilir."

 

 

 

VII. EMNİYET HİZMETLERİ SINIFI

DERECE

GÖSTERGE

 

a) Emniyet Genel Müdürü

1

7000

 

b) Teftiş Kurulu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Genel Müdür Yardımcıları, Ankara, İstanbul, İzmir Emniyet Müdürleri ile Birinci Sınıf Emniyet Müdürlüğü kadrolarında beş hizmet yılını dolduranlar

1

5800

 

 

c) Daire Başkanları, 1. Hukuk Müşaviri

1

5300

 

ile   Diğer   Birinci   Sınıf Emniyet

 

 

 

Müdürleri

 

 

 

d) Kadroları bu sınıfa dahil olup da

1

4800

 

Emniyet Müdürü ve Emniyet Amiri

2

4000

 

sıfatını kazanmış olanlar

3

3600

 

 

4

3000

 

 

5

2200

 

 

6

1600

 

 

7

1300

 

 

8

1100

 

e) Başkomiser,     Komiser, Komiser

1

3600

 

Yardımcısı,      Kıdemli Başpolis,

2

3000

 

Başpolis   ile   polis memurlarından

3

2200

 

yükseköğrenimliler

4

1600

 

 

5

1300

 

 

6

1150

 

 

7

950

 

 

8

850

 

f) Diğerleri

1

2200

 

 

2

1600

 

 

3

1300

 

 

4

1200

 

 

5

1100

 

 

6

900

 

 

7

800

 

 

8

650

 

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye salt çoğunlukla katılıyor musunuz?

MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, salt çoğunluğumuz olmadığından katılamıyoruz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.

44’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

45’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

46’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına dair bir adet önerge vardır, işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısına 47 nci madde olarak aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Şandır                         Nevzat Korkmaz                         Yusuf Halaçoğlu

                  Mersin                                    Isparta                                    Kayseri

                Alim Işık                             Muharrem Varlı

                 Kütahya                                    Adana

“Madde 47- 926 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “Harp Akademileri tahsili” ifadesinden sonra gelmek üzere “Gülhane Askeri Tıp Akademisinde tıpta uzmanlık öğrenimi” ibaresi eklenmiştir.”

BAŞKAN – Sayın Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılıyor mu?

MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Salt çoğunluğumuz olmadığından katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önergeyi işlemden kaldırıyorum salt çoğunluk olmadığı için.

47’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

48’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

49’uncu madde üzerinde bir adet önerge vardır, Okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Kanun Tasarısının 49 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                           Ramazan Can                            Ahmet Arslan

                 Kayseri                                   Kırıkkale                                     Kars

              Aydın Şengül                             İsmail Güneş

                  İzmir                                      Uşak

Madde 49- 926 sayılı Kanunun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “15 yıllık” ibaresi “10 yıllık”, “iki katı” ibaresi “bir katı” şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLİ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ ŞİRİN ÜNAL (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum;

Gerekçe:

Yabancı ülke Harp Okulları mezunları ile Harp Okulları mezunlarının mecburi hizmet süresinin eşitlenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

50’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

51’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

52’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

53’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

54’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

55’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 56’ya bağlı ek madde 28’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 56’ya bağlı ek madde 29’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

İkinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi üçüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Üçüncü bölüm çerçeve 58’inci maddeye bağlı geçici 33 ve geçici 34’üncü maddeler dâhil 57 ila 81’inci maddeleri kapsamaktadır.

Üçüncü bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Arif Bulut, Antalya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ARİF BULUT (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu kanun ile birçok kronik soruna çözüm getirilmiş olmakla beraber, Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm sorunları sona ermiş değildir. Milli Savunma Komisyonu üyesi olarak birçok mektup ve başvurular aldık. Bunların ortak noktası, inançlarından dolayı, ideolojik ve siyasi görüşlerinden dolayı, basit disiplin suçlarından dolayı çok sayıda askerî personelin orduyla olan ilişkileri kesilmiş ve ciddi hak mağduriyetleri ortaya çıkmıştır.

27 Mayıs 1960 darbesinden sonra neredeyse paranoya hâline gelmiş olan bu durum günümüze kadar değişmeden gelmiştir ancak dün, inançlarından dolayı mağdur olanların yerini, bugün ideolojik görüşleri nedeniyle hatta laik, demokratik cumhuriyet ilkelerine bağlı olanlar almışlardır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde hiyerarşi ve otorite esas olsa da bu yapılanma hukukun üstünlüğü ilkesine aykırı olmamalıdır. Bazı cemaatlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin bağlantıları, özellikle Gülen cemaatinin emniyette ve Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yapılanmalarıyla ilgili kamuoyunda oluşan bir kanaat vardır, bunun esası nedir, bu kanaat ne kadar doğrudur, tüm bunların açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri içinde birbiriyle çatışan iki kuvvet söz konusu olabilir mi? Bizim bilmediğimiz ordu içi bir hesaplaşma söz konusu olabilir mi? Ergenekon ve Balyoz gibi devam eden soruşturmalar ve tutuklamalar öncesinde ihbar yapan kişilerin hemen hepsi subaydırlar. Acaba ordu içinde bir başka ordu daha mı vardır? Bu ne anlama gelmektedir ve kim, kiminle hesaplaşmaktadır? Bir Genelkurmay Başkanına bağlı iki ordu söz konusu olabilir mi? Bu yapılanma içinde cemaat nerede durmaktadır ve ne kadar etkilidir?

Sayın Arınç’a suikast planı yapanlar kimlerdir, ne oldular, kozmik odadan neler çıktı?

Esas görevi dış ve iç tehditlere karşı ülkeyi korumak olan Türk Silahlı Kuvvetleri mücadele etmesi gereken dış tehditler tarafından bizzat maniple edilmekte midir? Böyle bir durum söz konusu olabilir mi?

Terör olaylarında, özellikle PKK terörüne bu kadar çok şehit veriyor olmamız olağan bir durum mudur? Eğer değilse, kimi sorgulamalıyız; Hükûmeti mi, yoksa bizzat Türk Silahlı Kuvvetlerini mi sorumlu tutmalıyız? Neden terör karşısında bu kadar kayıp vermekteyiz?

Eğer sivil devlet memurlarının özlük hakları dikkate alınarak askerî personelin özlük hakları bunlara göre düzenleniyorsa hukukun üstünlüğü ilkesine paralel olarak yürütülmelidir. Öteden beri süregelen mağduriyetler önlenmeli, bundan sonra bu personele yapılacak uygulamalar hukukun üstünlüğü ilkesi doğrultusunda ve insan onuru ve haysiyetini koruma ilkesi doğrultusunda yapılmalıdır. Aynı terör saldırısında yaralanmış olan gaziler sırf rütbesi dikkate alınarak farklı şartlarda tedavi edilmemeli, aynı şartlarda şehit olan canlarımızın hiç olmazsa eşit şartlarda cenaze törenleri yapılmalıdır. Yemek yenilen mekânlar bile ayrıdır, farklıdır. Şehitlerimizin geride bıraktıkları acılı aileleri korunup kollanmalıdır. Gazilerimiz hak ettikleri saygıyı görmelidirler.

OYAK üyelerinin emekli maaşı farklılıkları yeniden düzenlenmelidir. Sözleşmeli subayların mecburi hizmet süreleri muvazzaf subaylarınkiyle eşit hâle getirilmelidir. Bütün bunların düzeltilmesi gerekmektedir.

Ordumuz şeffaf olmalıdır. Hükûmetler orduyu kendilerine göre dizayn etmemelidir. Antidemokratik uygulamalarda ordu maşa hâline getirilmemelidir. Hukukun üstünlüğü esas alınmalıdır. Ordu siyaset dışında tutulmalı ve kimliği korunmalıdır.

Bu vesileyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Üçüncü bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Şefik Çirkin, Hatay Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın üçüncü bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun tasarısının üçüncü bölümü ağırlıklı olarak uzman jandarma, astsubay ve sözleşmeli subaylar ile askerî okullarda görev yapacak sözleşmeli eğitim elemanlarının özlük ve sosyal haklarını düzenlemektedir.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin belkemiğini oluşturan ve Mayıs 2012 itibarıyla sayıları 95 bini bulan astsubaylarımız ile 24.700 uzman jandarma ve 40.515 uzman erbaş statüsündeki askerimiz yıllardır büyük vakar ve olgunluk içerisinde sorunlarının çözülmesini beklemektedir.

Türk Silahlı Kuvvetlerimiz içerisinde yer alan subayların 3 katından fazla bir sayıda olan astsubaylar, yine azımsanamayacak sayıda olan uzman jandarma ve uzman erbaşların çeşitli mecralarda dile getirdiği en önemli sorunların arasında yükseköğrenim yapsalar bile özlük haklarının ortaokul mezunu düzeyinde kalması sıralanıyor ve ek gösterge ve kademe ve derece ilerlemelerinde aldıkları eğitimin karşılığının bulunmamasından yakınıyorlardı.

Millî Savunma Komisyonundan oy birliğiyle geçen bu tasarının en olumlu yönlerinin başında, uzman erbaşlarımızın yıllık ve mazeret izinlerinin dışında, eşinin doğum yapması, kendisinin ve çocuğunun evlenmesi, eşinin ve çocuğunun ölümü ile kendisinin veya eşinin ana, baba veya kardeşinin ölümü hâllerinde, isteği üzerine ilave izin verilmesi ve ağır hastalık hallerinde üç aya kadar aylıklı ve istekleri hâlinde altı aya kadar aylıksız izin verilmesi ve aylıksız izinli olarak geçirilen sürenin sözleşme süresinden sayılmaması hâlinin düzenlenmesi gelmektedir.

Yine, uzman jandarmalarımıza yükseköğrenimleri karşılığında derece ve kademe ilerlemesi getirilmesi bu tasarıyı desteklememizde ana etkenlerden biridir. Ancak gönül isterdi ki bu tasarıda “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması” adı altında Er ve Erbaş Harçlıkları Kanunu’nda değişiklik yapılırken, asker harçlıklarının küsuratlarını 1 TL’ye tamamlamak yerine, bir yandan bedelliyi çıkarırken bir yandan da Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Bey’in önerdiği ve benim de kanun teklifi olarak verdiğim “Temel eğitim aşamasını tamamlayan er ve erbaşlara ifa ettikleri kamu görevi karşılığında Devlet Memurları Kanunu’na göre göreve başlayan memur aylığı kadar harçlık verilir.” düzenlemesi kabul edilseydi. Otuz yaş üzerinde olan, 30 bin TL yatırmak kaydıyla bedelli askerliğini yapabilecek olan bir vatandaş topluluğu yanında, asgari ücretle geçimini sağlayan ve imkân bulamadığı için askere gitmek durumunda kalan insanlara da devletin bir borcu olarak bu yasa son derece şık bir şekilde gündemimize otururdu.

Değerli milletvekilleri, dosta güven, düşmana korku veren kahraman Türk ordusunun günün değişen koşulları karşısında mevzuatında eksik kalan kısımların değiştirilmesi çabasını olumlu karşılıyoruz. Ancak yapılan mevzuat düzenlemesine destek vermemiz Hükûmetin askerin moral motivasyonunu bitiren politikalarına da destek vereceğimiz anlamına gelmemelidir. Türk Silahlı Kuvvetleri arasında darbeciler varsa onların ayıklanması lazımdır, bu doğrudur ama darbecilerin yüzünden Türk Silahlı Kuvvetlerinin varlığı inkâr edilemez, saygınlığı, güvenilirliği zedelenemez. Ordumuz, milletin gözbebeğidir. Ordumuz, milletin ordusudur.

Değerli milletvekilleri, bir başka meseleye de temas etmek istiyorum. Geçtiğimiz cuma günü Hatay’da Jandarma Binbaşı Erhan Dikmen, Jandarma Üsteğmen Aytaç Kaya ve Jandarma Teğmen Ahmet Tarım’ın şehadet haberini aldık. Allah şehadetlerini kabul etsin, rahmetini üzerlerinden eksik etmesin. Bu vesileyle, şehit subaylarımızın ailelerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Daha birkaç ay önce Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Bursa’da katıldığı bir televizyon programında “Başbakanımız talimat verdi, Amanoslar temizlendi. Bütün örgüt üyelerinin elleri kırıldı, çökertildi, silahlarıyla birlikte yakalandı. Umarım Amanoslardan bir daha saldırı haberi duymayacağız.” açıklamasında bulunmuştu ve hain pusudan bir gün önce, Taraf yazarı Emre Uslu ise taa Amerika’dan yazdığı bir yazıda Amanoslara dikkat çekerek, bu bölgede yakın zamanda bir saldırının gerçekleşeceği bilgisini verdi ve ertesi gün de beklenen saldırı gerçekleşti.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu kürsüden söyledik, ilimizde söyledik, birçok platformda söyledik, “Hatay’ın çok farklı şartlarda terörle mücadele konusunda kanunlarla güçlendirilmesi gerekiyor, Hatay’ın özel statülü il olması gerekiyor ve Hatay’da koruculuk sisteminin tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor.” dedik. Bugün hakkında kanunlar çıkardığımız askerlerimizin bu şekilde şehit vermesini elbette ki hiçbirimizin, hiçbirinizin gönlü istemez ama bu koruculuk sistemiyle, 1 lira maaş almayan, hiçbir sosyal güvencesi olmayan koruculuk sistemiyle istihbarat nereden toplanacak? Nereden toplanacak? İstihbaratın başındaki komutan ancak ve ancak kendi dağın başına çıkacak, orada da şehit olacak. İşte, bunları ayrıştırmak gerekiyor. Bu konuda bunları incelemek gerekiyor. Bu konuda, gelen feryatlara ses vermek gerekiyor, kulak vermek gerekiyor. Bunlar çok hassas konular. Bu konular ayrıca incelenmeli ve bunun için bir kurul oluşturulmalı.

Hatay, terörle mücadelede, bunu daha fazla çekemez. İşte, geçtiğimiz sene Dörtyol olaylarını hep birlikte yaşadık. Dörtyol, en az 70 vatandaşını, 70 sivil vatandaşını teröre kurban veren bir ilçe. Bunlara karşı çok dikkatli yaklaşmalıyız ve bu sistemi yeni baştan incelemek ve değerlendirmek durumundayız.

Değerli milletvekilleri, şimdi, yine Hatay’la ilgili, yine askerî meselelerle ilgili bir başka konuya temas etmek istiyorum. Geçtiğimiz ocak ayında, Hatay’ın Kırıkhan mevkisinde bulunan askerî tesislerin üzerinde ve bölgede dört saat boyunca uçan İsrail Heron’ları tespit edilmiştir. Bunlar bugün de Kıbrıs’la ilgili tartışılıyor. Şimdi, Hatay’ın üzerinde Heron’lar, İsrail Heron’ları dört saat boyunca dolaşıyor ve bunun yanında, bir gazetede bir haber çıkıyor, bu Heron’ların –mealen- silahlı kuvvetler tarafından kasıtlı olarak düşürülmediği, kasıtlı olarak bunlara müdahale edilmediği yazıyor. Şimdi, biz bunu sorduk Sayın Dışişleri Bakanımıza. Ne zaman? 17/01/2012. Cevap yok. 11/04/2012’de yeniden sorduk, yine cevap yok. Neyi soruyoruz? “Burada ihmali olan kim; Dışişleri Bakanlığı mı, Millî Savunma Bakanlığı mı, yoksa silahlı kuvvetler mi? Bunun hesabını birisinin vermesi gerekir.” dedik. Yok. Şimdi, kimi zamanlar “one minute”, kimi zamanlar İsrail uçaklarını Kıbrıs semalarında kovalama. Kıbrıs semalarında kovalayacağımıza, kendi sınırlarımız dâhilinde, Hatay’da kovalamak gerekiyor. Dört saat, bir yabancı ülkenin, üstelik sorunlu olduğumuz bir ülkenin uçakları oralarda geziyor. Bunun hesabını da birisinin vermesi gerekiyor. Bunun hesabını ya silahlı kuvvetler eğer suçluysa verecek ya da silahlı kuvvetler Dışişleri Bakanına gerekli bildirimi yaptıysa onlar verecek; Hükûmet verecek, Sayın Dışişleri Bakanı Davutoğlu verecek.

Şimdi, burada, değerli askerlerimizin özlük hakları ve diğer meselelerle ilgili konuları konuşurken bir konuyu da gündeme getirmeden geçemeyeceğiz. Türk Silahlı Kuvvetleri bizim namusumuz ve şerefimizdir ve Türk Silahlı Kuvvetleri sınırlarımızı bekler, Türk Silahlı Kuvvetleri bayrağımızı bekler; her şeyden evvel, sınırlarımızı, bayrağımızı bekleyen ve bunları savunan mukaddes bir kurumdur.

Bayrak çok önemli bir şeydir. Bayrağın ne olduğunu, ne manaya geldiğini bu yüce Meclisin çok değerli milletvekillerine tarif edecek hâlim yok, ancak hazır Millî Eğitim Bakanımız Sayın Ömer Dinçer Bey de buradayken bir soru sormak istiyorum. Bu Bayrak şiirinde “Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım. / Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım.” dizeleri şu anda Millî Eğitim müfredatından çıkarılmıştır. Ve ben bunu sordum, Sayın Bakanımızın verdiği cevap: “Türk edebiyatı, dil ve anlatım dersi ders kitaplarını inceleme ve değerlendirme ölçütlerindeki “Ders kitabına alınan metinler…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – “…metin seçimi altında verilen açıklamalara uygun olmalı. ifadesiyle, iyi alışkanlıklar kazandırmalıdır. yargısından hareketle, olumsuz düşünceye ve davranışlara neden olacağı, bunun bayrak ve vatan sevgisini karşılayan bir şiirde bu seviyedeki öğrenciler tarafından yanlış anlaşılabileceği düşünülerek söz konusu mısralar çıkarılmıştır.”

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Çirkin, lütfen…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – İstiklal Marşı’ndan da “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”ı çıkarsınlar, olsun bitsin madem. Yazık yani, şöyle bir cevap verilir mi? Yazık yani!

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Sayın Bakanımızdan da bu konuda bir açıklama yapmasını beklemek Meclis adına, millet adına…

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çirkin.

MUHARREM VARLI (Adana) – Sayın Bakan dinlemiyor bile.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Bakan, cevap verin lütfen.

ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Devamla) – Sayın Başkanımdan çok özür diliyorum.

Çok teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Bakan, cevap verin lütfen Meclise.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Ne zaman cevap vereceğimi ben bilirim, endişe etmeyin.

MUHARREM VARLI (Adana) – Öyle bir endişemiz yok zaten.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yazık, yazık yani! İstiklal Marşı’nı da gözden geçirin o zaman.

BAŞKAN – Sayın Tanal, buyurun.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Başkan.

İyi akşamlar efendim hepinize.

Önceki Sayın Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ’un terörist suçlamasıyla karşı karşıya kalmasının meşruiyet gerçekliği var mıdır?

Soru 2) Gerçekliği var ise huzurumuzda oturan askerî personel Sayın İlker Başbuğ’un talimatlarını yerine hiç getirmişler midir?

Soru 3) Sayın İlker Başbuğ’un orduya verdiği talimatlardan suç unsuru teşkil eden talimatlar nelerdir?

Soru 4) Sayın İlker Başbuğ’un başına gelenler nedeniyle, Türk Silahlı Kuvvetlerine, askerlikte görevlerini yaparken Türk Silahlı Kuvvetlerine bir soğuma olmuş mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; tabii, yargıya intikal etmiş bir konu hakkında yargının yerine geçip bizim karar vermemiz, hangisi suçtur, hangisi suç değildir… Bizim böyle bir görevimiz yok. Eğer ki hukuka saygılı bir vekilimiz olsa konu yargıdadır, onun neticesini beklememiz gerekir. Biz isteriz ki, ülkemize hizmet etmiş herkesin bu sıkıntılı dönemi en kısa zamanda atlatması herkesin lehinedir diye bakıyoruz. Bekleyelim yargı sonucunu; nedir, ne değildir siz de göreceksiniz, biz de göreceğiz.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bana sataşmada bulundu Sayın Başkanım, açıklama yapmak isterim. “Hukuka saygılı bir milletvekili olsa” dedi. Öncelikle Sayın Bakanın temiz dili kullanması lazım. Kendisi hukuka saygılı bir Bakan olsa biraz önce sorduğum soruların hepsine cevap vermesi lazım.

BAŞKAN – Sayın Tanal, Sayın Bakan cevap verdi.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Önce hukuka saygılı Bakanın olması lazım Sayın Başkan. Bu konuda bana sataşma var, izin verirseniz efendim…

BAŞKAN – Hayır, ne diye sataştı Sayın Tanal? Hepimiz dinledik.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – “Hukuka saygılı bir milletvekili olsa” dedi. Hukuka saygılı bir Bakan olsa temiz bir dil kullanır, hukuka saygılı bir Bakan olsa biraz önce tazminatla ilgili sormuş olduğumuz sorulara cevap vermiş olur.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tanal.

İki dakika söz veriyorum.

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Millî Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın şahsına sataşması nedeniyle konuşması

 

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinize iyi akşamlar diliyorum.

Sayın Bakan, tabii, sormuş olduğumuz sorulara “Yargıya intikal etmiş dava.” dedi.

Şimdi, talimatlarla ilgili… Huzurunuzda Türk Silahlı Kuvvetlerinin değerli mensupları var. Genelkurmay Başkanlığı yapmış olan bir kişinin ve bugüne kadar… Bunu seçen kim? Anayasa’mızın 117’nci maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı. Bugüne kadar bu talimatları veren ve talimatların hepsini de yerine getiren… Aynı zamanda, Başbakanla birlikte, devletin çok özel sırlarını birlikte paylaştılar. Bugüne kadar yapılan tüm açıklamaların hepsini… Genelkurmay Başkanının yaptığı işlemler neyse Başbakanın da yaptığı işlemler aynısıdır. Yani burada biz, Türk ceza hukukunda neyi ararız? Burada Başbakanlığın kuruluş kanununa göre bu tür kurumların hepsinin ita amiri Başbakandır çünkü Başbakanlık kuruluş kanununun 4’üncü maddesinin amir hükmü bu şekildedir. Yani bu açıdan, Sayın Bakanın bu soruları “Yargıya intikal etmiş olan...” Bunun yargıyla alakası ve ilgisi yok. Benim Sayın Bakandan istirhamım, bu şekilde hukuka aykırı bir... Temiz bir dil kullanabilirse değerli milletvekillerinin de bu vaktini almamış olacaktım.

Sayın Başkana bu söz hakkını verdiği için ben teşekkür ediyorum.

Hepinize iyi geceler diliyorum tekrar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

VII- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/618) (S. Sayısı: 248) (Devam)

 

BAŞKAN - Sayın Türkoğlu, buyurun.

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, biraz evvel bana bir not iletildi. Bu notla ilgili bilgileri aktarmadan evvel bazı şeyleri paylaşmak istiyorum yüce Meclisle. “Antimilitarizm” diye bir kavram vardır. Bu kavram, askerî unsurların ekonomiden, hukuktan, toplum hayatından etkisinin çektirilmesi, etkisinin azaltılması anlamını içermektedir fakat son dönemde hükûmetlerinizin uygulamış olduğu terörle mücadele politikası, maalesef, “antimilitarizm” kavramı yerine “asker düşmanlığı” hâline dönüşmüş durumda. Bu çerçevede, Türk Silahlı Kuvvetlerine düşmanlık besleyen unsurlar da bayram ediyor, gazetelerinde, dergilerinde ve hatta Meclis kürsülerinde Türk Silahlı Kuvvetleri aleyhinde çeşitli ifadelerde bulunabiliyorlar.

Şimdi aldığım nota göre, üç yıl evvel Van ili Çaldıran ilçesinde meydana gelen bir terörist çatışma neticesinde 3 terörist ölü olarak ele geçirilmiş. Bu teröristlerin üzerinden bir adet M16, bir adet Kaleş ve bir adet de Gevaş’ta şehit edilen bir polis memuruna ait olan “Ruger” marka silah ele geçirilmiş ancak ismi belli olmayan bir kişi tarafından cumhuriyet savcılığına yazılan mektup neticesinde, bu teröristlerin aslında silahlı kuvvetlere teslim olduğu, albayın emir vermek suretiyle bu kişileri infaz ettiği şeklinde bir ihbar mektubu ve bunun akabinde de şu anda Van ilinde 3 subay, 2 astsubay ve 17 jandarma özel harekât uzman çavuşu tutuklu.

Sayın Bakanım, siz Millî Savunma Bakanısınız ve terörle mücadelede görevli unsurların başı sayılırsınız. Bu çerçevede, lütfen askerlerimize sahip çıkın; bu vazife sizin. Terörle mücadele eden unsurlardan rövanş almaya çalışan vatan hainlerine lütfen fırsat vermeyin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakanım, bu yargı değil -bağımsız yargının arkasına saklanmayın- bu resmen intikam.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, istediğiniz doğrultuda çalışan bir savcı olduğunda “Konu yargıda, savcıya karışmayız.” diyorsunuz; eğer bir savcı istediğiniz gibi çalışmıyorsa onları görevden alıyorsunuz. Ben bu tutumunuzu esefle kınıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, buyurun.

Gerçi soru sorulmadı anladığım kadarıyla Sayın Bakan.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Sayın Başkanım, biz Hükûmet olarak, bu ülkeyi 21’inci yüzyılda bölgesinin en güçlü ülkesi yapmak istiyoruz. Güçlü bir Türkiye… Bakın, yeni yurt dışından geldim, yaklaşık altmışa yakın ülkenin… Türkiye’ye hayranlıkla baktılar. Amerika’daki birçok sivil toplum kuruluşlarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın da, Sayın Dışişleri Bakanımızın da olduğu toplantıda da görüştüm. Sadece Türk ulusu değil, bütün mazlum milletlerin umudu bizde. Bu milletin güçlü olabilmesi için güçlü bir ekonomisinin olması lazım, güçlü bir ordusunun olması lazım. Bizim bunun dışında, başka bir gayretimiz olmaz. Güçlü bir ekonomimiz ve güçlü bir ordumuz olduğu için de Türkiye'nin yıldızı parlamaktadır. Sayın Şandır Başkanımız dedi ki “Yargı diye gelme.” Ama sonuçta, tutuklayan bir idari işlem değil. Sonuçta, bu yargı da hepimizin, eksiklik de varsa düzelteceğiz, iyilik de varsa destek olacağız.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Efendim, silahlı kuvvetlerin temsilcisi olarak sesinizi lütfen yükseltin. Olur mu öyle şey!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Biz haksızlıklar karşısında… Bakın, genel kural şu…

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, lütfen…

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – O zaman geriye dönük rövanş almalar başlayacaktır, sahip çıkın onlara. Böyle şey olur mu canım!

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Yok.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz, böyle bir usulümüz yok.

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hiç merak etmeyin.

BAŞKAN – Sayın Bakan, cevaplarınız…

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Hiç merak etmeyin, bu ülkeyi güçlü kılmak bizim asli vazifemizdir.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Böyle yuvarlak kelimelerle hallediyorsunuz, cevap veriyorsunuz! Böyle bir şey olur mu!

BAŞKAN - Üçüncü bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, üçüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Komisyonun 57’nci madde üzerinde bir redaksiyon talebi var.

Buyurun Sayın Komisyon.

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, 57’nci maddedeki ek cetvelde yanlışlıkla, redaksiyon hatası olarak 6’ncı sıradaki tekrar, 7’nci sıraya da aynısı yazılmış. O bakımdan, bunun düzeltilmesi için 7’nci sıranın 915, 835, 760 ve 705 olarak yazılmasını, düzeltilmesini arz ediyoruz efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

58’e bağlı geçici madde 33 üzerinde iki adet önerge vardır,  okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 Sıra Sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 58 inci maddesiyle 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 33 üncü maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     

            Mustafa Elitaş                      Mehmet Doğan Kubat                         Salih Koca

                 Kayseri                                   İstanbul                                  Eskişehir

               Oya Eronat                            Hakan Çavuşoğlu                     Mehmet Muş               Diyarbakır                                   Bursa                                    İstanbul

“Geçici Madde 33- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte halen görevde olan subay ve astsubaylar, bu maddeyi ihdas eden Kanun ile değiştirilen aylık gösterge tablolarındaki lehe olan esaslar dikkate alınarak intibak ettirilirler. Bu şekilde yapılacak intibaklarda geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 Sıra Sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 58 inci maddesi ile 926 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen Geçici 33 üncü maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

            Mehmet Şandır                         Nevzat Korkmaz                             Alim Işık

                  Mersin                                    Isparta                                    Kütahya

            Muharrem Varlı                         Yusuf Halaçoğlu

                  Adana                                     Kayseri

"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, Gülhane Askeri Tıp Akademisinde tıpta uzmanlık öğrenimi nedeniyle 36 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca rütbe bekleme süresi uzatılan askeri personelin nasıp düzeltmesi, 36 ncı maddenin birinci fıkrasının değişik (c) bendi uyarınca geçmişe dönük olarak yeniden yapılır. Ancak, bu fıkra kapsamında yapılacak nasıp düzletmeleri nedeniyle, geçmişe yönelik olarak maaş ve diğer özlük hakları için ilgiliye fark ödenmez.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

926 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yapılan değişiklik dikkate alınarak; geçmişte Gülhane Askeri Tıp Akademisinde tıpta uzmanlık öğrenimini bitirememesi, öğrencilikle ilişiğinin kesilmesi, eğitimlerinin sona erdirilmesi veya kendi isteği ile öğrenimi bırakması gibi nedenlerle (b) bendi gereğince rütbe bekleme süresi uzatılanların özlük haklarının geçmişe dönük olarak geri verilmesi amaçlanmaktadır. Bu sırada Bütçeye mali yük getirmemek amacıyla, geçmişe dönük mali hakların ödenmemesi sağlanmıştır.

BAŞKAN - Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 Sıra Sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 58 inci maddesiyle 926 sayılı Kanuna eklenen Geçici 33 üncü maddenin  aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                       Mustafa Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları

"Geçici Madde 33- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte halen görevde olan subay ve astsubaylar, bu maddeyi ihdas eden Kanun ile değiştirilen aylık gösterge tablolarındaki lehe olan esaslar dikkate alınarak intibak ettirilirler. Bu şekilde yapılacak intibaklarda geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önerge ile, 926 sayılı Kanuna eklenen ek gösterge tablolarının görevde olan subay ve astsubaylar için ne şekilde uygulanacağı amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum önergeyi: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

 Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Madde 58’e bağlı geçici madde 34 üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

                                   TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 sıra sayılı Kanun Tasarısının 58’inci maddesine bağlı geçici 34. maddesine aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ederiz.

“926 sayılı Kanunun Eki V Sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin Astsubaylarla ilgili bölümü 10 yıl süreyle aşağıdaki şekilde uygulanır.

Astsubaylar                                                  Tazminat Göstergeleri

1) II Kademeli Kıdemli Başçavuş                         1.800

2) Kademeli Kıdemli Başçavuş                            1.700

3) Kıdemli Başçavuş                                        1.600

           Nevzat Korkmaz                             Alim Işık                                   Ali Öz

                 Isparta                                   Kütahya                                    Mersin

              Oktay Vural                               Emin Çınar                            Seyfettin Yılmaz

                  İzmir                                   Kastamonu                                   Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bu düzenleme ile astsubayların özlük haklarının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

59’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

60’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

61’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

62’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

63’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

64’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

65’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

66’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 Sıra Sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 66 ncı maddesiyle 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununa eklenen Ek 1 inci maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                      Mehmet Doğan Kubat                         Salih Koca

                 Kayseri                                   İstanbul                                  Eskişehir

               Oya Eronat                              İsrafil Kışla                            Hüseyin Bürge

               Diyarbakır                                  Artvin                                    İstanbul

“Ek Madde 1- Ortaokul ve dengi okul öğrenim düzeyine sahip uzman jandarmalardan görevde bulundukları süre içerisinde lise ve dengi okul öğrenimini tamamlayanların, mevcut derece ve kademelerine bir derece ilave edilmek suretiyle 926 sayılı Kanuna ekli Ek-IX sayılı Cetvele intibakları yapılır.

Uzman jandarmalardan görevde bulundukları süre içerisinde iki yıl süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara bir kademe, üç yıl süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara iki kademe, dört veya uzun süreli yükseköğrenimi tamamlayanlara ise bir derece verilir. İki veya üç yıl süreli yükseköğrenimini tamamlayarak intibakları yapılmış olanların, görevde bulundukları süre içerisinde dört veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamlamaları halinde intibak işlemleri bir defaya mahsus olmak üzere tekrar yapılır. Yükseköğrenimden dolayı bir defadan fazla yapılan intibak işlemlerinin toplamı bir dereceden fazla olamaz.

İki veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamladıktan sonra uzman jandarma nasbedilenlerin intibakları, yukarıda belirtilen esaslar dâhilinde uzman jandarmalığa nasıplarında yapılır.

Bu intibaklar, personelin mezuniyetine dair resmi belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihten geçerli olarak yapılır. Ancak, bunlara geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez.

Uzman jandarmaların, yapılan intibaklarla bir üst maaş derecesinin birinci kademesine yükseltilmesi için terfi etmeleri beklenmez. Bu şekilde yapılan derece ilerlemesi ile üst rütbe maaşını almış olmak, üst rütbeye terfii gerektirmez.

İntibak yoluyla yapılacak derece ve kademe ilerlemelerinin nasıl yapılacağı ve onay makamları Uzman Jandarma Atama ve Sicil Yönetmeliğinde gösterilir.

Lise ve dengi okul öğrenim düzeyine sahip olan uzman jandarmalar, ikinci derecenin altıncı kademesine kadar ilerleyebilirler. Bunlardan ikinci derece için öngörülen üçüncü veya daha sonraki kademeleri kazanılmış hak aylığı olarak almış olanlardan; üçüncü kademede en az bir yılını tamamlayan, askeri ve varsa mülki sicil belgelerinin son altı yıllık sicil notu ortalaması sicil tam notunun yüzde doksanı ve daha yukarısı olan ve kademe ilerlemesi yapma şartlarını taşıyanlar, 926 sayılı Kanuna ekli Ek-IX sayılı Cetvelin birinci derecesine yükseltilirler.

Ortaokul ve dengi okul öğrenim düzeyine sahip uzman jandarmalar hakkında 926 sayılı Kanuna ekli Ek-IX sayılı Cetvelin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilmeden önceki hali uygulanmaya devam olunur."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önerge ile, intibak işlemlerinin, orta okul ve dengi okul öğrenim düzeyine sahip uzman jandarmalar için ne şekilde uygulanacağının açıklığa kavuşturulması, intibak işlemlerinin geçerlilik tarihinin belirlenmesi ve intibakların yapılma şekli ile onay makamının yönetmeliğe bırakılması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 66’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

67’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 248 Sıra sayılı Askerlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının çerçeve 67 nci maddesiyle 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanununa eklenen Geçici 6 ncı maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

            Mustafa Elitaş                      Mehmet Doğan Kubat                         Salih Koca

                 Kayseri                                   İstanbul                                  Eskişehir

               Oya Eronat                        Hacı Bayrak Türkoğlu                      Sevim Savaşer

               Diyarbakır                                   Hatay                                    İstanbul

"Geçici Madde 6- Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte halen görevde olan uzman jandarmaların, 926 sayılı Kanuna ekli Ek-IX sayılı Cetvelin bu maddeyi ihdas eden Kanunla değiştirilmeden önceki haline göre belirlenmiş olan derece ve kademelerine; lise ve dengi okul öğrenim düzeyine sahip olanlara bir derece, iki yıl süreli yükseköğrenim düzeyine sahip olanlara bir derece ve bir kademe, üç yıl süreli yükseköğrenim düzeyine sahip olanlara bir derece ve iki kademe, dört veya daha uzun süreli yükseköğrenimi tamamlamış olanlara ise iki derece ilave edilerek 926 sayılı Kanunun Ek-IX sayılı Cetveline intibakları yapılır.

Bu intibaklar, personelin mezuniyetine dair resmi belgeyi ibraz edip müracaatını yaptığı tarihten geçerli olarak yapılır. Ancak, bunlara geçmişe yönelik maaş ve maaş farkı ödenmez.

Uzman jandarmaların bu madde hükümlerine göre yapılan intibaklarla üst derecelerinin birinci kademesine yükseltilmesi için terfi etmeleri beklenmez. Bu şekilde yapılan derece ilerlemesi ile üst rütbe maaşını almış olmak, üst rütbeye terfii gerektirmez.

Statü değiştirerek subay veya astsubaylığa geçirilenlerden halen görevde olanlar da birinci fıkra ile düzenlenen intibak hükümlerinden yararlandırılır.

Uzman jandarma olarak görev yapmış olanlardan, bu görevleri üzerinden emekli, adi malullük, vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanların veya uzman jandarma görevi esas alınarak dul ve yetim aylığı bağlanmış olanların aylıkları, uzman jandarma görevinin sona erdiği tarihteki en son öğrenim durumları ve bu madde esas alınarak 926 sayılı Kanunun Ek-IX sayılı Cetveline göre yeniden belirlenir. Aylıkların bu şekilde yeniden belirlenmesinden dolayı geçmişe yönelik aylık ve ikramiye farkı ödenmez."

BAŞKAN –  Komisyon önergeye katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI İSMET YILMAZ (Sivas) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN –  Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önerge ile, orta okul, lise ve dengi öğrenim düzeyine sahip uzman jandarmaların intibak işlemlerinden kaynaklanan hak kayıplarının önlenmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN –  Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda 67’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

68’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

69’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

70’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

71’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

72’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

73’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

74’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

75’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

76’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

77’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

78’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

79’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

80’inci madde üzerinde Sayın Komisyonun redaksiyon talebi vardır.

Buyurun.

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Sayın Başkanım (a) bendinde 62 nci maddesi 15/11/2011 tarihinden geçerli olmak üzere, “geçerli olmak üzere” ibaresinin eklenmesini arz ediyoruz.

BAŞKAN –  Redaksiyonla birlikte 80’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir

81’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Üçüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

MİLLÎ SAVUNMA KOMİSYONU BAŞKANI OĞUZ KAĞAN KÖKSAL (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, bir maddede “arıza” kelimesi geçiyor, onun “engelli” olarak değiştirilmesini…

BAŞKAN – Notu alındı Sayın Komisyon.

Teşekkür ederim.

Tasarının görüşmeleri tamamlanmıştır.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarı kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.

Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 23 Mayıs 2012 Çarşamba günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

                                                                  Kapanma Saati: 22.15

 

 



(x) 248 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.