DÖNEM: 24 CİLT: 17 YASAMA YILI: 2
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
85’inci Birleşim
29 Mart 2012 Perşembe
(TBMM Tutanak Hizmetleri
Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip
üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından
ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak
yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMALAR
IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, Türk halk ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun
39’uncu ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, son yaşanan terör olaylarına ilişkin gündem dışı
konuşması
3.- Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün,
Batman’da nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylara ilişkin gündem
dışı konuşması
V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına gönderilen dosyada adı geçen Mustafa Öztürk'ün hâlen görev yapan
Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu
anlaşıldığından, ilgili dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine
ve Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri verildiğine ilişkin
Başbakanlık tezkeresi (3/804)
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ve 19 milletvekilinin, Saros Körfezi'nin doğal
yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/212)
2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ve 19 milletvekilinin, 4/C mağdurları arasında son yıllarda artan intihar
olaylarının, içinde bulundukları sorunların ve çözüm yollarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/213)
3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ve 19 milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214)
C) Gensoru Önergeleri
1.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, Nevruz
Bayramı kutlamaları ile eğitim sistemine ilişkin kanun teklifine karşı yapılan
protesto gösterilerinin yasaklandığı ve bu gösterilere katılanlara yönelik
polisin orantısız güç kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin
hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10)
VI.-
ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- Basın özgürlüğünün sağlanması
konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılması amacıyla verilmiş olan
(10/76) esas numaralı Meclis araştırma önergesinin ön görüşmelerinin Genel
Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi
2.- Bor madenciliğinin sorunlarının ve
çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla verilmiş olan (10/205) esas numaralı
Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
MHP Grubu önerisi
3.- Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve
arkadaşlarının SGK'da bulunmayan emeklilik
verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı hâlde emekli aylığı
için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm
alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak amacıyla
vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin, Genel
Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde
sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde
yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi
VII.-
GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR
1.- Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, 28 Mart 2012 tarihli 84’üncü Birleşim
tutanağında yer alan ifadesini düzelttiğine ilişkin konuşması
VIII.-
AÇIKLAMALAR
1.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, 1 Nisan 2012 Pazar günü Meclis Genel
Kurulunun çalışması nedeniyle aynı gün yapılacak olan öğrenci seçme sınavında
yakınlarının yanında olamayacaklarına ilişkin açıklaması
2.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in ifadeleri
nedeniyle kendilerinden özür dilemesi gerektiğine ilişkin açıklaması
3.- Yalova Milletvekili Muharrem
İnce’nin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancı’nın ifadelerine ilişkin
açıklaması
4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
Başkanı Nabi Avcı’nın konuşmasına ilişkin açıklaması
5.- İstanbul Milletvekili Mahmut
Tanal’ın, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Sadık Yakut’un, imza sahibi olduğu
bu kanun teklifinin görüşmelerinde Meclis Genel Kurulunu yönetmemesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
6.- Yalova Milletvekili Muharrem
İnce’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına
ilişkin açıklaması
7.-
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Meclis
Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları kınadıklarına ilişkin
açıklaması
8.- Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylara ve sorumluları
kınadıklarına ilişkin açıklaması
9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif
Hamzaçebi’nin, Meclis Genel Kurulunda yaşanan olaylar ve gergin ortam nedeniyle
İç Tüzük madde 68’e göre birleşimin kapatılması gerektiğine ilişkin açıklaması
IX.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İstanbul Milletvekili Aykut
Erdoğdu’nun, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
3.- Yalova Milletvekili Muharrem
İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması
nedeniyle konuşması
4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin
şahsına ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması
5.- Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli’nin, Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın AK PARTİ Grubuna sataşması
nedeniyle konuşması
6.- Mersin Milletvekili Aytuğ
Atıcı’nın, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
7.-
İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Millî Eğitim Bakanı
Ömer Dinçer’in CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması
8.- Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli’nin, İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin Adalet ve Kalkınma
Partisine sataşması nedeniyle konuşması
9.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif
Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
10.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Isparta Milletvekili Ali Haydar Öner’in AK PARTİ
Grup Başkanına sataşması nedeniyle konuşması
11.- Isparta Milletvekili Ali Haydar
Öner’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
12.- Manisa Milletvekili Özgür Özel’in,
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi Avcı’nın şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
13.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif
Hamzaçebi’nin, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Nabi
Avcı’nın CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması
14.- Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli’nin, Manisa Milletvekili Özgür Özel’in AK PARTİ Grubuna sataşması
nedeniyle konuşması
15.- Yalova Milletvekili Muharrem
İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin CHP Grubuna sataşması
nedeniyle konuşması
16.- Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve
Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi
Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı:
156)
2.- Afet Riski Altındaki Alanların
Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı: 180)
3.-
Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin;
Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret
Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(2/387) (S. Sayısı: 194)
4.-
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S.
Sayısı:199)
XI.-
DİSİPLİN CEZASI İŞLEMLERİ
1.- Adıyaman Milletvekili Mehmet
Metiner’e yapmış olduğu davranış nedeniyle İç Tüzük’ün
160’ıncı maddesinin
dördüncü fıkrası gereğince kınama cezası verilmesi yapılan oylama sonucu kabul
edilmedi
XII.-
OYLAMALAR
1.- İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin
9. Maddesinin oylaması
XIII.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Eskişehir Milletvekili Ruhsar
Demirel’in, kadınların istihdam edildiği iş kolları ve bunların illere göre
dağılımına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in
cevabı (7/3667) Ek cevap
2.- Ankara Milletvekili Bülent
Kuşoğlu’nun, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdür Yardımcılıklarına yapılan
atamalara ve Antalya Sosyal Güvenlik Müdürü hakkındaki müfettiş raporuna
ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4520)
3.- Ankara Milletvekili Bülent
Kuşoğlu’nun, üst düzey yönetici kadrolarında vekaleten
görev yapan sigorta müfettişleri ve denetmenlere ilişkin sorusu ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4521)
4.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun,
2010-2011 yıllarında BAĞ-KUR ve SSK’lı çalışan sayısına ilişkin sorusu ve
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4524)
5.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran
Bulut’un, SGK bünyesinde GİH sınıfında çalışan personelin ek ödemelerine ilişkin
sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4704)
6.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın
Aygün’ün, İşsizlik Sigortası Fonu’nun varlıklarının değerlendirilmesine ilişkin
sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5029)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak yedi oturum yaptı.
Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal, 24 Mart Dünya Tüberküloz
Günü’ne,
Adana Milletvekili Muharrem Varlı, sulama birliklerinin
sorunlarına,
İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.
Adıyaman Milletvekili Salih Fırat’ın, Adıyaman’ın sorunlarına
ilişkin gündem dışı konuşmasına Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu cevap
verdi.
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 20 milletvekilinin, patates
üreticilerinin içinde bulunduğu sorunların; çifçilerin
üretim sıkıntılarının giderilmesine, üretilen ürünlerin değerlendirilmesi ve
pazarlanmasına yönelik çözümlerin (10/209),
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 21 milletvekilinin,
Boğaziçi'ndeki kaçak ve çarpık yapılaşmanın (10/210),
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, gıda
güvenliğinin sağlanması açısından tarım arazilerinin durumunun, ne kadarının
yabancılara satıldığı veya uzun süreli kullanımlara tahsis edildiğinin ve
bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin (10/211),
Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
BDP Grubunun, 2/3/2012 tarihinde,
İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve arkadaşlarının çocuk cezaevlerinde
çocukların karşı karşıya kaldığı sistematik şiddet, kötü muamele ve cinsel
istismar sorunlarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına vermiş olduğu (673 sıra no.lu),
MHP Grubunun, 23/3/2012 tarihinde, 3951
sayı ile özel güvenlik görevlilerinin özlük hakları, sağlık problemleri ve
diğer sorunlarının araştırılması ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğu,
CHP Grubunun, 21/3/2012 tarihinde, Mersin
Milletvekili Aytuğ Atıcı ve arkadaşlarının Mersin Akkuyu’da
kurulması planlanan nükleer güç santralinin bölgeye ve insan sağlığına
zararlarının araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
vermiş olduğu (323 sıra no.lu),
Meclis araştırması önergelerinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak
üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak 28/3/2012
Çarşamba günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve görüşmelerinin aynı
tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin önerileri, yapılan görüşmelerden sonra
kabul edilmedi.
Manisa Milletvekili Özgür Özel, Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun’un şahsına,
Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı, Siirt Milletvekili Afif
Demirkıran’ın Cumhuriyet Halk Partisine,
Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.
Adana Milletvekili Seyfettin Yılmaz, Pozantı ilçesinin Pozantı
Cezaevinde yaşanan olaylarla anılmasının doğru olmadığına,
Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, özel güvenlik
şirketlerinin yabancı şirketler tarafından satın alınmasının ülke güvenliği açısından
sorun teşkil edebileceğine,
Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş, Sandıklı kaplıcalarından
sıcak su sirkülasyonunu sağlayan elektriğin kesik
olmasından dolayı halkın mağdur olduğuna,
Adana Milletvekili Ali Halaman, Adana
Kozan’da baraj kapağı patlaması olayında kaybolanlara,
İlişkin birer açıklamada bulundular.
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler” kısmının;
1’inci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve
Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi
Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S.
Sayısı: 156),
2’nci sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Afet Riski
Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu’nun (1/569) (S. Sayısı: 180),
3’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Kars
Milletvekili Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7
Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin
Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu’nun (2/387) (S. Sayısı: 194),
Görüşmeleri, Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından ertelendi.
4’üncü sırasında yer alan ve görüşmeleri yarım kalan, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonu Raporu’nun (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385)
(S. Sayısı:199) görüşmelerine devam edilerek 9’uncu maddesine kadar kabul
edildi.
İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel
kanun olarak görüşülen maddeler üzerinde siyasi parti grupları dışında
milletvekillerinin de önerge verip veremeyeceğine,
Başkanlığın yeni madde ihdasına ilişkin önergelerle ilgili
uygulamasına,
İlişkin birer usul görüşmesi açıldı; yapılan görüşmelerden sonra,
Başkanlığın uygulamasının İç Tüzük’e uygun olduğu
açıklandı.
Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kahramanmaraş Milletvekili
Mehmet Sağlam’ın ifadelerine,
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin ifadelerine,
İlişkin birer açıklamada bulundular.
Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Millî Eğitim Bakanı Ömer
Dinçer’in şahsına,
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, İstanbul Milletvekili
Fatma Nur Serter’in şahsına,
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli’nin MHP Grubuna,
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, Sakarya Milletvekili
Engin Özkoç’un şahsına,
Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.
Alınan karar gereğince, 29 Mart 2012 Perşembe günü saat 14.00’te
toplanmak üzere birleşime 00.55’te son verildi.
|
|
|
Sadık YAKUT |
|
Başkan
Vekili |
|
|
|
Muhammet Rıza YALÇINKAYA Özlem
YEMİŞÇİ |
|
Bartın Tekirdağ |
|
Kâtip Üye Kâtip
Üye |
|
|
|
Bayram
ÖZÇELİK Tanju
ÖZCAN |
|
Burdur Bolu
|
|
Kâtip Üye Kâtip
Üye |
|
|
II.- GELEN KâĞITLAR
NO: 116
29
Mart 2012 Perşembe
Raporlar
1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kayıtlı Posta, On-Line Havale ve Tahsilat Hizmetlerinin Geliştirilmesine
İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/318) (S. Sayısı: 202) (Dağıtma tarihi: 29/03/2012) (GÜNDEME)
2.- Uluslararası Karayolu Taşımacılığı
Yapan Taşıtlarda Çalışan Personelin Çalışmalarına İlişkin Avrupa Anlaşmasının 4
üncü, 5 inci ve 6 ncı Değişikliklerine Katılmamızın
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/558) (S.
Sayısı: 205) (Dağıtma tarihi: 29/03/2012) (GÜNDEME)
3.- Uluslararası Yolsuzlukla Mücadele
Akademisi Kurucu Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/568) (S. Sayısı: 206) (Dağıtma
tarihi: 29/03/2012) (GÜNDEME)
4.- Güneydoğu Asyada
Dostluk ve İşbirliği Andlaşmasını Değiştiren Üçüncü
Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/590) (S. Sayısı: 208) (Dağıtma tarihi: 29/03/2012)
(GÜNDEME)
Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ve 19 Milletvekilinin, Saros Körfezi’nin doğal
yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/212) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/10/2011)
2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ve 19 Milletvekilinin, başta yaşanan intihar olayları olmak üzere 4/C
statüsünde çalışanların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/213) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/10/2011)
3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ve 19 Milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı olarak gelişen iç göç sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/10/2011)
Gensoru
Önergesi
1.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu
adına Grup Başkanvekilleri Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Nevruz Bayramı
kutlamaları ile eğitim sistemine ilişkin kanun teklifine karşı yapılan protesto
gösterilerinin yasaklandığı ve bu gösterilere katılanlara yönelik polisin
orantısız güç kullandığı iddiasıyla İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında
bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/10) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/03/2012) (Dağıtım tarihi: 29/03/2012)
29
Mart 2012 Perşembe
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.00
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)
BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 85’inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır.
Görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın
milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Türk halk ozanı
Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen,
İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’a aittir. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Boyraz.
IV.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
İstanbul Milletvekili Osman Boyraz’ın, Türk halk
ozanı Âşık Veysel Şatıroğlu’nun 39’uncu ölüm yıl dönümüne ilişkin gündem dışı
konuşması
OSMAN BOYRAZ (İstanbul) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; büyük halk ozanı Âşık Veysel’in ölümünün 39’uncu yılı
münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce
Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Hiç şüphesiz Anadolu halkının sanat
yapıtlarının en özgün örneği halk edebiyatıdır. Edebiyatın seçkin ustaları olan
halk ozanlarımız, halk âşıklarımızın dünden bugüne kültürel kimliğimizin
korunması ve gelişmesinde sayısız katkıları ve hizmetleri olmuştur.
Âşıklık geleneğinin unutulmaya yüz
tuttuğu 20’nci yüzyıl Türk halk şiirinin önde gelen sanatçısı olarak kendini
kabul ettiren Âşık Veysel, 1894 yılında, Sivas ili Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde doğmuştur. Doğduğu yörede Veysel Karani’ye duyulan sevgi ve saygıdan dolayı adını
"Veysel" koymuşlardır. Asıl adı Veysel Şatıroğlu'dur. Avşar boyunun Şatırlı obasına mensuptur. Yaşadığı yıllar, bulunduğu
koşullar nedeniyle herhangi bir öğrenim görmemiş, daha da önemlisi dünyayı
görememiş olmasına rağmen içinde yaşadığı kültür onun yetişmesinde, hayata
bakış açısında ve felsefesinde önemli bir yer tutmuştur. Yedi yaşında geçirdiği
çiçek hastalığı sonucunda bir gözünü, bir kaza sonucunda da diğer gözünü
kaybetmiştir. Bir şiirinde Âşık Veysel, bu durumu,
“Genç yaşımda felek vurdu başıma,
Aldırdım elimden iki gözümü.
Yeni değmiş idim yedi yaşına,
Kayıp ettim baharımı yazımı.” diye
ifade ediyordu.
Babasının, Âşık Veysel'e oyalanması
için, aldığı sazla önce başka ozanların türkülerini çalmaya başladı. Ömrü
yoksulluk ve çileler içinde geçen Veysel, köyünden ilk ayrıldığında, 1933
yılında, Sivas Âşıklar Bayramı’na katılır; "Türkiye'nin İhyası Hazreti
Gazi" şiiriyle dikkatleri üzerine toplar. Ahmet Kutsi Tecer Bey'in
ilgisine mazhar olan Veysel, bir dönem
yurdu dolaşarak köy köy saz öğretmenliği yapar. Veysel, bu yıllarda da hasret
şiirlerinin altyapısını oluşturur.
Sayın milletvekilleri, 1965 yılında
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, ana dilimize, millî birliğimize
katkılarından dolayı özel bir kanunla kendisine maaş bağlanmıştır. Şarkışla
ilçemizde her yıl adına şenlikler düzenlenmektedir. Türkçesi yalındır, Türkçeyi
ustalıkla kullanır. İnsan sevgisini, hoşgörüyü her şeyin üstünde tutan bir
felsefeyle yoğrulmuştur. Âşık Veysel derin bir felsefeye sahiptir. Hepimizin
bildiği gibi,
“Uzun ince bir yoldayım,
Gidiyorum gündüz gece.
Bilmiyorum ne haldeyim,
Gidiyorum gündüz gece.
Dünyaya geldiğim anda,
Yürüdüm aynı zamanda.
İki kapılı bir handa,
Gidiyorum gündüz gece.” şiiriyle
gönüllere yer edinmiştir.
Dizelerinde inkâr edilemez bir gerçek
vardır. Daima birleştirici, kaynaştırıcı bir tutum sergiler. O, bu toprakların
inanç bütünlüğüne samimi, içten, yürekten bağlı bir sanatçıdır.
“Kim okurdu, kim yazardı?
Veysel adın kim sezerdi?
Koyun kurt ile gezerdi,
Fikir başka başka
olmasa.” sözleriyle fikir farklılıklarının olabileceğini, fakat bunun bir
ayrışma sebebi olmaması gerektiğine vurgu yapmıştır.
Âşık Veysel Anadolu kültürüyle
yetişmiş, şiirlerinde hoşgörü vardır.
“Allah birdir, Peygamber hak,
Rabbül
âlemindir mutlak.
Senlik benlik nedir bırak,
Söyleyeyim geldi sırası.
Kürt'ü, Türk'ü, Çerkez'i,
Hep Adem'in
oğlu kızı,
Beraberce şehit gazi,
Hakikatte yüz karası.” diyerek
ayrımcılığa karşı olmuştur.
Âşık Veysel, yine bir şiirinde yıllar
öncesinden,
“Yezit nedir? Ne Kızılbaş?
Değil miyiz hep bir gardaş.
Bizi yakar bizim ataş,
Söndürmektir tek çaresi.” mısralarıyla
da bizlere hoşgörü, sevgi, insanlık dersi vermiştir.
Şiirlerinde birlik ve bütünlük
mesajları veren, bilim, teknolojiyi önemseyip benimseyen Veysel, özünde,
sözünde birdir. Karanlıklar arasından aydınlık çıkarabilen bir kişiliğe
sahiptir. Samimidir, doludur. Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşamıştır, fakat
karanlık sadece gözlerinde kalmıştır, yüreği de şiirleri gibi aydınlıktır.
“Beni hor görme gardaşım,
Sen altınsın, ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz,
Sen gümüşsün ben sac mıyım?”
sözleriyle, insanların birbirleriyle eşit olduğunu, bundan dolayı insanlar
arasında ayrım gözetilmemesi gerektiğini ısrarla vurgulamıştır.
Tabii, yine bir vatan şiirini çok güzel
ifade etmiştir.
“Vatan bizim, ülke bizim, el bizim,
Emin ol ki her çalışan kol bizim.
Ay yıldızlı bayrak bizim, mal bizim,
Söyle Veysel övünerek, överek.”
Evet, zaman yetersiz, keşke biz Âşık
Veysel’i bu toprakların her santimetrekaresine ilmik ilmik,
nakış nakış işleyebilseydik, onu anlatabilseydik,
onun öğretilerini, felsefesini anlatabilseydik, bugün belki de yüreğimizi
dağlayan olaylar olmayacaktı, belki de anneler ağlamayacaktı.
Bu duygu ve düşüncelerle bir kez daha
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Boyraz.
Gündem dışı ikinci söz, son yaşanan
terör olayları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Aytun Çıray’a aittir.
Buyurun Sayın Çıray.
2.-
İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, son yaşanan terör
olaylarına ilişkin gündem dışı konuşması
AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sonunda şehitlik makamını da tartışılır hâle getirdi
AKP.
İktidar olarak, AKP olarak kendinizi
olduğunuzdan farklı göstererek tek parti devleti kurmayı başardınız. Aslında,
başardığınız şey bir zorbalık ve korku imparatorluğudur. Rövanş şehvetiyle,
aldığınız hazla belki bunu unutmuş olabilirsiniz ama gerçeklerin eninde sonunda
ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Estirdiğiniz endişe ve korkunun aynısı sizi
bekliyor çünkü Sayın Başbakanın çok sevdiği bir Arapça deyimle “men dakka dukka”, eden bulacak,
ettiniz, günü geldiğinde bulacaksınız.
Biliyoruz, 4,4,4’lük
sosyal formatlama projenizin amacı, hesap vermenizi geciktirecek kendi
nesillerinizi yetiştirmek ama bunu başaramayacaksınız. Kininiz uğruna
çocuklarımızı ateşe attığınız çok yakında anlaşılacak. Gün gelecek mızrak
çuvala sığmayacak, adını anmaktan kaçındığınız, sadece adına “Bu millet”
dediğiniz Türk milleti gördükleriyle irkilecek “Hay ellerim kırılsaydı da
bunlara oy vermeseydim.” sözü, belki de ilk kez bu kadar içtenlikle söylenecek
çünkü boğazınıza kadar günaha gömüldünüz. Hepinizi şehit kanları tutacak,
ikiyüzlü siyasetler, takiyeler bu kez kör kuruş
etmeyecek.
Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmeti,
2002 Kasımında terör örgütünün bitirildiği bir ülke devralmıştı. Güneydoğudaki
Kürt vatandaşlarımız siyasi ayrılıkçılığın etki alanından çıkmaya başlamıştı.
Bir de bugün AKP İktidarının getirdiği hâlimize bakın: Artık, ruhen Türkiye’den
kopmak üzere olan genç kuşaklarla korkutulur hâle geldik ama sizler ne yaptınız?
Kendi ideolojik inançlarınızı doğrulamak için ayrılıkçı terör organizasyonunun
toparlanmasına göz yumdunuz. Siyasi ayrılıkçılığın motive ettiği terörün
bedelini bile Atatürk ve arkadaşlarına fatura etmeye kalktınız. Aklınızca bir
taşla birçok kuş vuracaktınız. Elhak vurdunuz.
Şehitler pahasına kazanılan bir zaferi âdeta yenilgiye çevirdiniz. Millî moral
ve motivasyonu kırdınız. Şimdi, bu tabloya “Helal
olsun.” diyenler var tabii. Bunları dinleyin ve bence şimdilik kulaklarınıza
bayram ettirin vakit varken. Çünkü bugün size “Helal olsun.” diyen bu yalaka takımı, yarın da size “İhanet ettiler.” diyecekler.
“Yapılanların tümü… Vatana ihanet etti.” diye sizi suçlayacaklar. Bu ithamları
duyacaksınız. O zaman geldiğinde, ayrılıkçı teröristlerin ayağına mahkeme
götürdüğünüz hatırlanacak. Mahkemeyi teröristlerin ayağına götürenler hesap
verecek.
SIRRI SAKIK (Muş) – Sen hâlâ orada
mısın ya?
AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Hukuk varsa ve
yaşayacaksa hesap verilecek.
Sonra, bu devletin egemenliğine koca
bir yara açan, bölücülere cesaret veren içi boş açılımın perde arkası
sorulacak, sorgulanacak. Sayın Başbakanın bilgisi dâhilinde, Oslo
görüşmelerinde, Anayasa’nın en temel, değiştirilmesi dahi teklif edilemez
maddelerinin pazarlık masasına sürüldükleri, Anayasa’nın tağyir, tebdil ve
ilgaya teşebbüs edildiğini herkes öğrenecek. O zaman, kişiye özel MİT Yasası’nı
aslında Başbakanı korumak için çıkarttığınız anlaşılacak. Sahte dijital
belgeler değil, savcıların elinde bulunan gerçek belgeler konuşacak. Bir
zamanlar Hazreti Ömer adaletinden ve asrısaadetten bahsedenler, şimdi ne yazık
ki sessiz. Şimdi iktidarın tadını çıkarın.
Değerli AKP milletvekilleri, 4,4,4 çeker cip gibi görüyorsunuz ama bu cip, sizi
yarattığınız bataktan çıkartmaz. Sizi, kurduğu devletin İnternet sitelerinden
resmini çıkardığınız Atatürk’ün aziz hatırası boğacak. Kadir bilmezliğiniz,
vefasızlığınız, sadakatsizliğiniz kötü bir efsane olarak gelecek kuşaklara
anlatılacak ama akıllarda en çok kindarlığınız kalacak. Bu millet, terör
örgütüne karşı kazandığı zaferin bozuk para gibi harcandığını anlayacak ve sırf
hedeflerinizi gerçekleştirmek için Müslümanlara dair komplolar kurduğunuzu
hatırlayacak.
Onun için, tavsiyemi tekrarlıyorum:
Biraz daha iktidarın tadını çıkarın çünkü yarın, hesabınızda, boşuna akıtılan
şehit kanlarının, pazarladığınız şehitlik makamının utancı kalacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Hepinize
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çıray.
Gündem dışı üçüncü söz, Batman’da
nevruz kutlamaları sırasında meydana gelen olaylar hakkında söz isteyen Mardin
Milletvekili Ahmet Türk’e aittir.
Buyurun Sayın Türk. (BDP sıralarından
alkışlar)
3.-
Mardin Milletvekili Ahmet Türk’ün, Batman’da nevruz kutlamaları sırasında
meydana gelen olaylara ilişkin gündem dışı konuşması
AHMET TÜRK (Mardin) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, 18 Mart “nevroz” kutlamalarında
gerçekten Türkiye’ye yakışmayan görüntülerle karşı karşıya kaldık.
Bugün, bu Meclise yaşananları aktarmak
için bana imkân veren Sayın Başkana da teşekkür ediyorum.
Batman’a gittiğimizde, gerçekten, bütün
sokaklar tutulmuş, Diyarbakır’dan, Elâzığ’dan getirilen polislerle bütün
mahalleler kontrol altına alınmıştı. Bu durumu görünce Belediye Konuk Evi’ne
çekilerek arkadaşlarımızla bir durum değerlendirmesi yaptık. Tabii, hem kalp
pili olduğu için hem de akciğerlerimde sorun olduğu için, arkadaşlarımla
şakalaşarak “Gazın olduğu yere gelmem, siz gidin, mümkün olduğu kadar ‘nevroz’un kutlanması konusunda halka kolaylık sağlayın…”
Tabii ki bulunduğumuz yer, yüksek bir yer. Batman Konuk Evi’ni bilen
arkadaşlarımız çok iyi bilir, Batman’a hâkim bir tepe ve orada her taraftan bir
gaz bulutu, şehir gaz bulutu altında. Aradan saatler geçtikten sonra arkadaşlarım
telefonla aradılar, durumun çok iyi olmadığını, oraya gitmem hâlinde belki bu
sorunu sancısız bir şekilde çözebileceklerini söylediler, bunun üzerine gittim.
Otobüsümüz bir tarlaya çekilmiş, bir dakikada on tane gaz bombası düşüyor, o
gençler, düşen gaz bombalarını bizden uzaklaştırmak için hemen düştüğü gibi
oraya yöneliyor ve farklı, boş alanlara atıyor. Bu arada, Milletvekili
Arkadaşımız Nursel Aydoğan Vali Bey’i aradı. Ben telefonu kendisinden aldım,
durumun çok hassas olduğunu söyledim, eğer “nevroz” alanına girersek beş on
dakikalık bir konuşmayla kitleyi sakinleştirebileceğimizi ifade ettim. Tabii ki
Sayın Vali bir daha dönmedi ve gittikçe yoğun gaz başladı. O tarlanın içinde
artık boğulma noktasındayız. Bunun üzerine, “nevroz” alanına doğru gittik.
“Nevroz” alanına giderken otobüsle, tabii ki alana girdiğimizde 40-50 polis,
parti otobüsünü taşlarla, gaz bombalarıyla taşlamaya başladı, kırılan camlardan
gaz bombaları içeri düştü. Nefes alacak hâlimiz yok, kendimizi dışarı attık.
Sonuç olarak, iner inmez -zaten yarı baygın bir hâldeyim- tıknaz, orta boylu
bir polis yaklaştı -ben böyle bir şey beklemiyordum- ve birdenbire sol gözüme
yumruklar indirdi. Tabii, o hâl de Valinin açıkladığı gibi değil. Biz, oradaki
bir polis arabasına yöneldik, çünkü orada bir tek sivil yok, bir tek insan yok,
sadece polisler var, biz varız. Yöneldik, o polis bizi götürüp götürmemekte
tereddüt geçirdi. Üç yıldızlı bir komiser işaret verdi: “Götürün.” Çünkü vahim
bir durum ortada, bir arkadaşımız baygınlık geçiriyor, hepimiz o hâldeyiz.
Şimdi, tabii, bir polis öfkesine yenilebilir, faşist biri olabilir, provokatör olabilir; bunun hepsini anlıyoruz biz ama bir
Valinin bu olayı örtbas etmek için âdeta bizi yalancı çıkarmaya çalışması
gerçekten demokrasimiz açısından vahim bir durumdur.
Bakınız sayın milletvekilleri, otobüs
alana geliyor, görüntüler mevcut; polisler taşlarla otobüsü taşladığı zaman
görüntüler kesiliyor, ben orada yumruklanıyorum görüntü yok ama yumruklamadan
sonra, 2 metre sonra arabaya geçtiğimizde görüntüler yine başlıyor. Şimdi,
Sayın Vali diyor ki: “Kimin elinde görüntü varsa getirsin.” veya diyor ki:
“Araba gelirken tarladan geçtiğinde sarsıntı yapmış, bir yere çarpmış
olabilir.” Oysaki yüzlerce insan orada, hastaneye gittiğimizde doktorlar, hem
gözcü hem kardiyolog…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
AHMET TÜRK (Devamla) – Sayın Başkan,
biraz izin verir misiniz?
(CHP sıralarından “Ver Başkan, ver;
önemli bir konu konuşuyor.” sesleri)
PERVİN
BULDAN (Iğdır) – Bir dakika verebilirseniz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
Efendim, yumruk yemiş bir insan bırakın da derdini anlatsın.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ondan
sonra da “O partiye verdiniz, bu partiye vermediniz.” diyorsunuz. Lütfen ama…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ama
hayır, Sayın Başkan, bu başka bir konu, hoşgörü gösterin.
PERVİN BULDAN (Iğdır) – Sayın Başkan,
sadece Sayın Türk’e verin diyoruz.
SIRRI SAKIK (Muş) – Bir milletvekili
meslektaşınız saldırıya uğramış, bu konunun aydınlanması lazım.
AHMET TÜRK (Devamla) – Burada bir
milletvekili bir olayla karşı karşıya kalıyor, bu Meclisin bunu bilmesi
gerekiyor.
BAŞKAN – Sayın Türk, sayın grup başkan
vekilleri “BDP’ye söz verdiniz, bize vermiyorsunuz.”
demesinler, söz versinler kendi aralarında, vereyim. Benim meselem değil.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Tamam,
demeyeceğiz.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Türk.
AHMET
TÜRK (Devamla) – Tabii durum vahim.
Ben burada birilerinin yumruk atmasını
önemsemiyorum. Bir Valinin olayı örtbas etmeye çalışması ve bütün şahitlere rağmen, ki milletvekili arkadaşlarımız o yumruğu atan
polisleri de tanıyor, yine bizi arabasıyla götüren polis belli, üç yıldızlı,
orada görev yapmış olan komiser belli. Eğer bu Hükûmet isterse bunu çıkarır ama
bunu örtbas ederse biz bunun peşini bırakmayacağız, bunun çok iyi anlaşılması
gerekiyor. Öyle birileri de rahat gelip o bölgede dolaşamayacak.
SELÇUK ÖZDAĞ (Manisa) – Senin babanın
çiftliği mi orası?
AHMET TÜRK (Devamla) - Burada hiçbir
zaman öfkeye kapılmadım ama inanın ki eğer meydanlarda yumruk yersek bu
alışkanlık her tarafa yayılacak. Lütfen bu konuda, bu suçu işleyenler, valinin
bu aymazlığını giderecek tedbirler alın ve bu olayı ortaya çıkarın. Ben, bir polisin ceza almasını önemsemiyorum; ben, hiç kimsenin
mağdur olmasını da istemem ama gerçekten biz burada bu Parlamentoda demokratik
değerleri, demokratik bir Türkiye’yi, yaşanan olumsuzlukları ortadan kaldıracak
bir sorumlulukla mı hareket edeceğiz, yoksa siyasileri, kendi ideolojilerine,
kendi anlayışlarına yakın olmadığı için, farklı baktığı için onları tehditle mi
terbiye edeceğiz? Aslında bu Parlamentonun bunun üzerinde durması lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
AHMET TÜRK (Devamla) - Ben Sayın
Valimize uzun ömürler diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Türk.
Tekrar geçmiş olsun diyorum.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları
vardır.
Başbakanlığın bir tezkeresi vardır,
okutuyorum:
V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına gönderilen dosyada adı geçen Mustafa
Öztürk'ün hâlen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı, görevi sona eren Hatay
Milletvekili olduğu anlaşıldığından, ilgili dosyanın yeniden değerlendirilmek
üzere iade edilmesine ve Karma Komisyonda bulunan dosyanın Hükûmete geri
verildiğine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/804)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Başkanlığınıza
ilgi (b) yazı ekinde gönderilen listede yer alan ilgi (a) yazı ve eki dosyada
adı geçen Mustafa Öztürk'ün; halen görev yapan Bursa Milletvekili olmadığı,
görevi sona eren Hatay Milletvekili olduğu anlaşıldığından ilgi (a) yazı eki
dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere iade edilmesine dair Adalet
Bakanlığından alınan ilgi (c) yazı sureti ilişikte gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Bekir
Bozdağ
Başbakan
Yardımcısı
BAŞKAN – Anayasa ve Adalet Komisyonları
üyelerinden kurulu Karma Komisyonda bulunan dosya Hükûmete geri verilmiştir.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin
üç önerge vardır, okutuyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
Sayın Başkanım, birer dakikalık söz istemiştik.
BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, benim
uygulamalarımı biliyorsunuz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
Efendim?
BAŞKAN – Her toplantıda açıklama yapmak
durumunda değilim. Ben, gündem dışı konuşmalarda, sayın milletvekillerine,
gündem dışı üç konuşmacının haricinde söz vermiyorum.
Teşekkür ederim.
Önergeleri okutuyorum:
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.-
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, Saros
Körfezi'nin doğal yapısını tehdit eden sorunların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/212)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Saros
Körfezi hem turizm hem de balıkçılık sektörü açısından son derece önemli bir
değerimizdir. Konumu itibariyle Ege denizinin kuzey doğusunda yer alan körfez
yurt içi ve yurtdışından çok kolay ulaşılabilecek durumdadır. Tertemiz kumsallarla
kaplı kıyı şeridine sahip olan körfezin kendi kendini temizleme özelliği ve çok
yoğun yerleşimlerin bulunmaması ayrıca dikkat çekicidir.
Bu kadar önemli olan bu doğal
güzelliğin son zamanlarda her geçen gün katledildiği, balıkçılığın her geçen gün
stokları bitirdiği, pek çok balık türünün tükenme noktasına geldiği basında ve
diğer platformlarda giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir.
Gerekçesini ekte arz ettiğimiz “Saros Körfezinin koruma altına alınması, ticari
balıkçılığın yasaklanarak amatör balıkçılığa dönüştürülmesi deniz milli park
yapılması” amacıyla Anayasanın 98 inci Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün
104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasını
saygılarımızla arz ederiz.
Gerekçe:
Trakya topraklarının Ege Denizindeki
kıyısı Saros Körfezi, tertemiz kumsallarla kaplı bir
kıyı şerididir. Saros körfezi su sirkülasyonunun
yüksek olması ve sanayileşmemiş olmasından dolayı Ege'nin belki de en temiz
denizine sahiptir. Saros Körfezi dünya üzerinde kendi
kendini temizleyen 3 denizden birisidir. Saros Körfezi, bir körfez olmasına rağmen kendi kendini temizlemesi ve
etrafında yoğun yerleşimlerin bulunmaması ile uzun yıllar belki de hiçbir zaman
kirlenmeyecek nadir denizlerden birisi, Yılda üç defa ve aynı zamanda olmak
üzere, şubat, nisan ve temmuz aylarının 15 veya 18. günü başlayıp, 25 veya 28.
günü sona eren körfezin kendi kendini temizlemesi işleminde tabanda soğuk su ve
yüzeyde sıcak suyun yarattığı akıntılar körfezi içine atılan tüm artık ve atık
maddelerden kurtarmaktadır.
Bu sularda mevsimine göre hem tuzlu Ege
sularının, hem daha az tuzlu Marmara'nın bütün balıklarını burada bulmak
mümkündür. Bu sularda mevsimine göre çipura, lüfer, barbunya, mercan, karagöz,
levrek, kefal, ahtapot ve ülkemizde sadece bu yörede bulunan yılan balığı bol
miktarda mevcuttur. 144 çeşit balık yetiştiriliyor. Dolayısıyla
buranın bu özelliklerinin yaşatılması lazım. Ama bilinçsiz avcılık,
özellikle balıkçılık yönüyle bir gün bitecek. Ticari ölçekte, büyük ölçekte
balıkçılık ve avcılık yasaklanarak sadece olta balıkçılığı ve amatör balıkçılık
olarak geliştirilebilirse, inanın bir cazibe merkezi olarak çok dikkat
çekecektir ve belki de dünyanın dört bir tarafından insanlar buraya gelecektir.
Bu spor yönüyle de mutlaka buradaki ticari imkânlar da gelişecektir. O anlamda
belki de Saros Körfezini Türkiye'de ve dünya üzerinde
de bir önemli merkez olmasını sağlamış olacağız.
Diğer taraftan, Saros
Körfezine sınırı olan yerlere, küçük balıkçı ve balıkçılık kooperatifleri üyelerine
sınırlı izin verilerek, sahanın korunması ve gözetilmesi için doğal ortak ve
kontrol mekanizması sağlanmış olacaktır.
Ege Denizi'nin kuzey doğusunda yer alan
Saros Körfezini güney ve doğusundan Çanakkale ilinin
Gelibolu ve Ecebat ilçeleri, kuzeyini ise Edirne
ilinin Keşan ve Enez ilçeleri çevreler. Körfezin Gelibolu yarımadası tarafından
olan güney bölgeleri yerleşime olanak vermez. Çoğunlukla yerleşim doğu ve kuzey
bölgelerinde yer almaktadır. Saros Körfezi İstanbul'a
göre, baktığınızda 250 km. mesafede yaklaşık iki iki
buçuk saatte varılabilecek bir yer ama Avrupa'ya açılan Kapıkule'ye 200 km
mesafede. Yani yurtdışından ülkemize gelen turistlerin varabileceği,
gidebileceği bir yer. Kara yoluyla gelen turistlere de çok uygun bir yer.
Saros
Körfezi 2006 yılında kültür ve turizm gelişim bölgesi olarak ilan edildi ama o
günden bugüne herhangi bir çalışma henüz yapılmadı. Dolayısıyla
buraya bir el atılması lazım. Yeterince ilgilenildiğini söylemek mümkün
değildir.
Kısa dönemde bitmesi beklenen
Kınalı-Tekirdağ-Keşan duble yol çalışmaları sonucu
İstanbul'dan Saros Körfezine ulaşım 2,5 saate inmiş
olacak. Keşan üzerinden ulaşım Saros Körfezi yerleşim
bölgeleri içinde en çok konaklanan bölgeler ise Enez, Erikli ve Yayla olarak
göze çarpmakta. Enez sadece sahili ile değil, binlerce yıllık yerleşim bölgesi
olmasından dolayı antik bölgeleri ve arkeolojik kazı alanları ve ayrıca Manyas
Gölünden sonra Türkiye’nin en geniş kuş barınma alanı olan Gala Gölü ile ilgi
çekmektedir.
Yukarıda sunulan ve araştırma sırasında
belirlenecek nedenlerle Anayasanın 98 ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün 104 ve 105'nci maddeleri uyarınca "Saros
Körfezinin koruma altına alınması, ticari balıkçılığın yasaklanarak amatör
balıkçılığa dönüştürülmesi, deniz milli park yapılması" için bir Meclis
araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
1)
Mehmet Şandır (Mersin)
2)
Ali Uzunırmak (Aydın)
3)
Mehmet Erdoğan (Muğla)
4)
Enver Erdem (Elâzığ)
5)
Alim Işık (Kütahya)
6)
Ali Öz (Mersin)
7)
Ali Halaman (Adana)
8)
Seyfettin Yılmaz (Adana)
9)
Mehmet Günal (Antalya)
10)
Mustafa Kalaycı (Konya)
11)
Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)
12)
Oktay Öztürk (Erzurum)
13)
D. Ali Torlak (İstanbul)
14)
Celal Adan (İstanbul)
15)
Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)
16)
Erkan Akçay (Manisa)
17)
S. Nevzat Korkmaz (Isparta)
18)
Atila Kaya (İstanbul)
19)
Emin Haluk Ayhan (Denizli)
20)
Emin Çınar (Kastamonu)
2.-
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, 4/C mağdurları
arasında son yıllarda artan intihar olaylarının, içinde bulundukları sorunların
ve çözüm yollarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/213)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
2004/7898
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 657 sayılı Kanunun 4'üncü maddesi (C) fıkrası
kapsamında çalıştırılan ve kamuoyunda 4/C mağduru olarak bilinen
vatandaşlarımız arasında; son yıllarda artan intihar olaylarının araştırılması,
sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi, gereken tedbirlerin
alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince
bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.
Gerekçe:
Özelleştirilen veya kapatılan Kamu
İktisadi Teşebbüslerinde işçi olarak çalışanlardan emekliliği dolmamış olanlar,
2004/7898 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi
(C) fıkrası kapsamında başka kamu kurumlarına geçici personel statüsü ile
yerleştirilmişlerdir.
Bu statüde olup emekli olanların
haricinde şu an sayıları 8 bin 500'e kadar düşen 4/C çalışanlarının; gerek
sendikal haklar, gerekse çalıştığı kurumun takdiri ile aldığı ikramiyeleri
ortadan kalkmış, sosyal hakları elinden alınmıştır.
Gönderildikleri kurumlarda verilen
işleri yaparken, gittikleri bu yerlerde, kendileri ile aynı işi yapan kişinin
aldığı ücretin yarısını almakta, bir mali yılda 10 ay çalıştırılıp, 2 ay çıkış
verilmektedir. Hal böyle olunca, aldıkları yıllık ücret daha da azalmakta,
asgari ücretin de altına düşmektedir.
Ücret alamadıkları 2 ay içinde
geçimlerini temin edemeyen ve borçlanmak zorunda kalan 4/C'lilerin
biriken borçları, ücret aldıkları 10 ayı da ipotek altına almaktadır.
Gelirlerinin düşmesi nedeniyle mağdurların çocukları üniversite eğitimlerini
dondurarak, eğitimlerine ara vermişlerdir.
4 ay için en fazla 2 gün ücretli
hastalık izni alabilen 4/C'lilerin, kelimenin tam
anlamıyla, hasta olmaları bile yasaklanmıştır.
Tüm bunlar, 4-C mağdurlarını psikolojik
ve sosyal yönden etkilerken, devlete olan saygıyı, yöneticilere olan güveni de
zaafa uğratmaktadır. İçine düştükleri geçim sıkıntısı nedeniyle aile düzenleri
ve ruh sağlıkları bozulan mağdurlardan son 3 yılda 10 kişi intihar etmiştir.
4/C mağdurlarının çalıştıkları yerlerde
konum ve statülerinin yeniden belirlenerek, günün koşullarında eşit işe eşit
ücret verilmesi ve yılda 12 ay çalıştırılmaları, sağlık güvencelerinin bir
zemine oturtulması, hastalık izinlerinin yeniden düzenlenmesi gerekmektedir.
Sürekli
kanayan ve toplumsal bir yara haline gelen 4/C mağdurlarının içinde
bulundukları sorunlarının tespiti ve çözüm yollarının belirlenmesi, mağdurlar
arasında son yıllarda artan intihar olaylarının araştırılması ve gereken
tedbirlerin alınması amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105.
maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif
ederiz.
1) Mehmet Şandır (Mersin)
2) Ali Uzunırmak (Aydın)
3) Mehmet Erdoğan (Muğla)
4) Enver Erdem (Elâzığ)
5) Alim
Işık (Kütahya)
6) Ali Öz (Mersin)
7) Seyfettin Yılmaz (Adana)
8) Mehmet Günal (Antalya)
9) Mustafa Kalaycı (Konya)
10) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)
11) Oktay Öztürk (Erzurum)
12) D. Ali Torlak (İstanbul)
13) Celal Adan (İstanbul)
14) Erkan Akçay (Manisa)
15) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)
16) Emin Çınar (Kastamonu)
17) Atila Kaya (İstanbul)
18) Emin Haluk Ayhan (Denizli)
19) S. Nevzat Korkmaz (Isparta)
20) Ali Halaman (Adana)
3.-
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, işsizlik ve buna bağlı
olarak gelişen iç göç sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/214)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Ülkemizdeki işsizlik sorunlarının ve
buna bağlı gelişen iç göçün araştırılarak, insanlarımızın sıkıntılarının
giderilmesine, yönelik çözümlerin geliştirilmesi, alınması gereken tedbirlerin
tespit edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele alınabilmesi
için Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük'ün 104 ve 105'nci
maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Gerekçe:
Ülkemiz ile aynı kategoride olan
ülkelere baktığımız zaman, işsizlik oranının bizde çok daha yüksek olduğu
görülmektedir. Sürekli nüfus artışıyla beraber, son yıllarda uygulanan yanlış
ekonomik politikalar sonucu, işsizlik çığ gibi büyüyerek, birçok sosyal olayı
da tetiklemektedir. Genç işsizlerimiz iş peşinde koşarken işini kaybeden insan
sayısı da hızla artmaktadır. Son dönemlerde TÜİK tarafından yayınlanan
istatistiklerde işsizlik oranlarının sürekli artarak çift haneli rakamlara
ulaştığı görülmektedir. Yükselmekte olan işsizlik oranları, aynı zamanda hem
kamu sektöründe hem de özel sektörde, işverenler tarafından daha
"esnek" çalışma koşullan talep etmek için kullanılabilir. Bu da,
ücretlerin ve çalışma koşullarının daha da fazla erozyona uğramasına ve daha
fazla sayıda işçinin kayıt dışı istihdam edilmesine neden olabilir.
Ülkemizin içinde bulunduğu şartlarda,
işsizlik acil çözüm bekleyen en önemli sosyal sorun olarak karşımızda
durmaktadır. Bu sorunun ciddiye alınmaması ya da ertelenmesi toplumun tüm dengelerini
alt-üst edecek boyuttadır. Son yıllardaki yüksek oranda büyümeye rağmen
ülkemizde işsizlik artmaktadır. Bugün ekonomide gelinen noktada ise, işsizlerin
iş bulma şansı olmadığı gibi çalışan insanlarımızın birçoğu da işini kaybetme
tehlikesiyle karşı karşıyadır. Halen en büyük istihdam kaynağımız olan tarım
kesiminden işgücü kopmaları yüksek oranda devam etmektedir. Köyünü, toprağını
terk etmek zorunda kalan çiftçilerimiz bir umutla büyük şehirlerimize akın
etmektedir. Kısaca işsizlik ve iç göç hareketinin, planlanamaması ve
yönetilememesi, Türkiye'nin istihdam kapasitesinin çok üzerinde bir nüfusun
büyük şehirlerde toplanmasına yol açmıştır. Ülkemiz insanının yerinde hayatını
sürdürebilmesi için gerekli ekonomik altyapı tedbirleri bir an önce alınmadığı
takdirde, gelecekte ülkemizi çok daha ciddi sosyal tehlikelerin beklediği
bilinmelidir.
Ülkemizde, son dönemde uygulanan
politikalar sonucu vatandaşlarımız, tarımsal üretimden de kaçırılmaya
çalışılmakta, ancak bu insanlara alternatif iş gücü yaratılmadığı için,
istihdam sorunları yaratmakta, işsizliği büyütmekte, özellikle batı bölgelerine
olan iç göçü hızlandırarak sosyal sorunların yoğunluğunu artırmaktadır. Ülke
ekonomisinin yıllardır büyüdüğü söylense de, ne garip çelişkidir ki, işsizlik
de büyümekte ve bugün ülkemizin en önemli sorunu olarak çözüm beklemektedir.
Devletimizin, özel sektör ve
çalışanların temsilcisi olan sendikaların, ortak bir masa etrafında toplanıp,
nasıl daha çok üretilebilineceği, nasıl daha çok
insana iş imkânı sağlanacağı ve ürettiklerimizin dünyada aranan markalı ürünler
hâline gelmesi için nelerin yapılması gerektiğinin planlanarak gerekli
stratejinin oluşturulması elzemdir.
Üretim ve istihdamı arttırarak,
ülkemizin en önemli sorunu olan işsizliğe ve buna bağlı olarak gelişen iç göç
sorunlarına yönelik tedbirlerin zaman kaybedilmeden alınması gerekmektedir.
1)
Mehmet Şandır (Mersin)
2)
Ali Uzunırmak (Aydın)
3)
Mehmet Erdoğan (Muğla)
4)
Enver Erdem (Elâzığ)
5)
Ali Öz (Mersin)
6)
Alim Işık (Kütahya)
7)
Seyfettin Yılmaz (Adana)
8)
Mehmet Günal (Antalya)
9)
Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)
10)
Mustafa Kalaycı (Konya)
11)
Oktay Öztürk (Erzurum)
12)
D. Ali Torlak (İstanbul)
13)
Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)
14)
Celal Adan (İstanbul)
15)
Erkan Akçay (Manisa)
16)
Atila Kaya (İstanbul)
17)
Emin Haluk Ayhan (Denizli)
18)
Emin Çınar (Kastamonu)
19)
S. Nevzat Korkmaz (Isparta)
20)
Ali Halaman (Adana)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler gündemdeki yerlerini alacak
ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası
geldiğinde yapılacaktır.
Bir gensoru önergesi vardır.
Önerge daha önce bastırılıp sayın
üyelere dağıtılmıştır.
Şimdi önergeyi okutuyorum:
C) Gensoru Önergeleri
1.-
Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, Nevruz Bayramı kutlamaları ile eğitim sistemine
ilişkin kanun teklifine karşı yapılan protesto gösterilerinin yasaklandığı ve
bu gösterilere katılanlara yönelik polisin orantısız güç kullandığı iddiasıyla
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi
(11/10)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
İçişleri
Bakanı İdris Naim Şahin'in Newroz bayramı kutlamaları
ile KESK'in eğitim yasasını protesto etkinliklerini
genelgeyle yasaklaması, talimatları sonucu güvenlik güçlerinin birçok ilde
aşırı şiddet kullanması, iki kişinin ölmesi, yüzlerce kişinin yaralanması ve
bini aşkın kişinin gözaltına alınması nedeniyle; Anayasanın 99 uncu maddesi
İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca gensoru
açılmasını arz ve teklif ederiz.
Hasip
Kaplan Pervin
Buldan
Şırnak Iğdır
Gerekçe
Newroz
bayramı binlerce yıldır başta Orta Doğu halkları olmak üzere Doğu Türkistan'dan
Balkanlara kadar, başta Kürt ve Türk halkı olmak üzere halkların ortak
kutladığı bir bayramdır.
Ülkemizde 90'lı yıllardan bu yana başta
Kürt halkı olmak üzere her yıl kitlesel etkinliklerle kutlanmaktadır. 1992-93
yıllarda OHAL bölgesinde Cizre, Şırnak, Nusaybin başta olmak üzere Jitemin, karanlık güçlerin darbecilerin, çetelerin halka
saldırısı sonucu yüzlerce yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Baskıcı katliamcı
bu konsept döneminde binlerce köy yakılmış, binlerce
faili meçhul cinayet, suç örgütleri tarafından devlet adına işlenmiştir.
Son on yılda izin verilen ve coşku ile
kutlanan Newroz bayramlarının hiçbirinde olaylar
yaşanmamıştır. BDP yirmi yıllık siyasi geleneği sürdürmüş milyonlar Newroz meydanlarında bayramını kutlamıştır.
Anayasanın 34 ve 90 ıncı
maddeleri ile AİHS nin 10 ve 11 inci maddeleri
uyarınca önceden izin almadan toplantı ve gösteri hakkı, AB uyum yasaları ve
reformları çerçevesinde temel hak ve hürriyetlerdendir.
AK Parti iktidarlarının 10 yılı
boyunca, 21 mart ve haftası içinde partimiz Newroz bayramını kutlamıştır. 2012 yılında da 138 yerde
kutlama kararı alarak planlamasını yapmış ve birçok yerde izin almıştır. Ancak
kutlamalara iki gün kala İçişleri Bakanı tüm illere bir genelge göndererek 21 mart dışındaki tüm kutlamaların izinlerinin iptal edildiğini
ve yasaklandığını bir genelge ile duyurmuştur. Ancak;
Yasak genelgeye rağmen AKP nin Eyüp Belediyesi 19 martta,
bakanları 18 martta izin almadan kutlamalar yapmış, geçen yıl Kültür Bakanlığı
bir hafta boyunca Resmi Newroz programı ile kutlama
yapmış hükümet izin konusunda çifte standart uygulamıştır.
Newroz
bayramı halkların bayramıdır, tarihsel kültürel boyutu vardır. Devletin bayramı
olmadığı için de izne tabi değildir ve yasaklanması da anayasa ihlalidir.
Aynı uygulama 4+4+4 eğitim sistemine
karşı demokratik tepkisini ortaya koyan KESK üyelerine uygulanmıştır. Seyahat
özgürlüğünü ihlal eden, hürriyeti tahdit suçu işleyen,
demokratik tepkilerini gösterenlere kötü muamelede bulunan işkence eden,
gözaltına alan bir anlayış sistematik hale gelmiştir.
İçişleri Bakanlığının aldığı yasadışı
kararla başta İstanbul ve Diyarbakır olmak üzere birçok ilde yollar kesilmiş,
kitlelere güvenlik güçleri saldırıda bulunmuş aşırı ve orantısız güç
kullanmıştır. Saldırı esnasında helikopterlerden gaz bombaları atılmış,
caddeler, sokaklar güvenlik güçlerinin halka saldırısı sonucu tahrip edilmiş
kötü muamele işkence olayları yaşanmıştır.
Saldırılar
sonucu İstanbul'da BDP Arnavutköy yöneticisi Hacı Zengin yaşamını yitirmiş,
Cizre'de bayram kutlayan kitleye saldırıda bulunulmuş, zırhlı araçlar, Tomalar, panzerler eşliğinde gaz bombaları ve uzun namlulu
silahlarla parti binasına yapılan saldırı sonucu binanın beş katı tahrip
edilmiş, başta ilçe başkanı olmak üzere onu aşkın kişi saldırı sonucu ölüm
tehlikesi geçirmiş, yüzlerce masun insan aralarında çocuk kadınlar gözaltına
alınmıştır. Cizre'de Gazze görüntüleri medyaya
yansımıştır.
Batman ilinde resmi güvenlik güçleri
milletvekili Ahmet Türk'e saldırmış yaralamıştır. Birçok ilde aynı şekilde
milletvekillerine saldırılar olmuştur. Sıkıyönetim, OHAL ilan edilmemesine
rağmen, fiili "Savaş Hali" uygulaması yapılmaktadır.
Yaşanan olayların ölümlerin sorumlusu
genelge ile yasak kararı alan saldırı emri veren İçişleri Bakanıdır. Toplumsal barışı tehlikeye koyan, muhaliflere şiddet uygulayan,
totaliter bir rejimin faşizan baskıların sorumlusu olan Taksim meydanında
izinsiz gösteri yapıp ırkçılık, kin, nefret söyleminde bulunan Kürt-Türk
çatışması tetikleyen, sivil toplum örgütlerine saldıran, suç işleyen amirleri
terfi ettiren kontrolsüz güce dönüşen "kamu tehlikesi" arz eden,
üslubu ve kullandığı dil ile devlet adamı ciddiyetinden uzak, sorumsuz;
İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin
hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı
maddesi uyarınca gensoru açılması uygun olacaktır.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı
hususundaki görüşme günü Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek oylarınıza
sunulacaktır.
Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun, İç
Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi
vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
Okutuyorum:
VI.-
ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.-
Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin
araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma
önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012
Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi
29.03.2012
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma
Kurulu’nun 29.03.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti
grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini,
İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Hasip Kaplan
Şırnak
Grup
Başkanvekili
Öneri:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler
Kısmının 76 ncı sırasında yer alan 10/76 Basın
özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin araştırılarak bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesini, Genel Kurulun
29.03.2012 Perşembe günlü birleşiminde birlikte yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN
– Öneri lehinde söz isteyen Adil Kurt, Hakkâri Milletvekili.
Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)
ADİL KURT (Hakkâri) – Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Grubumuz
adına verilmiş olan Meclis araştırma önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum.
Öncelikle, cezaevinde bulunan ve sayısı
100’ün üzerinde olan gazeteci arkadaşlarımıza Meclis kürsüsünden selamlarımı
ileterek konuşmama başlamak istiyorum.
Türkiye’de basın özgürlüğü sürekli
olarak tartışma konusudur, sürekli olarak üzerinde konuşulan bir konudur ve
hiçbir zaman da zerre kadar adım atılan bir konu olmamıştır. Kim iktidara
gelmişse, kim iktidardaysa basını kendisine göre dizayn
etmeye çalışmıştır, bu dizaynın dışında kalanlara da baskıyı reva
görmüştür. Biz bu baskıları tanıyoruz. 90’lı yıllardan bu yana 80 dolayında
basın mensubu arkadaşımız sokak ortasında katledildiler, faili meçhule
götürüldüler. Bugün de bunun benzeri yaşanıyor; 90’lı yıllarda, 93’te, 94’te
olan neyse bugün de benzer şeyler oluyor. Son üç yıl içerisinde bu ülkede
kapatılan gazete sayısı yetmişin üzerindedir. Bu gazetelerin her biri kendi
yayın politikasını sürdürmek için farklı adlar altında yeniden yayınını
sürdürme gayreti içerisinde oldu. En son üç gün önce Özgür Gündem gazetesi bir
aylığına kapatıldı, yerine şu anda Günlük gazetesi çıkıyor. Yani alınmış olunan
karar, savcılığın, mahkemenin verdiği kapatma kararı aslında bir gündür, bir
gün sürelidir. Ertesi gün yine bir gazete çıkabiliyor, yerini dolduran bir
gazete çıkabiliyor.
Bakınız, bu gelenekten gelen ve Türkçe
yayın yapan gazetelerin tamamı ki şu ana kadar yirminin üzerinde isim
değiştirdiler, bu gazetelerin okurları bayiye gidip gazete alacakları zaman,
dağıtımcıdan gazetesini alacakları zaman, gazetenin adı ne olursa olsun “Gündem
gazetesini istiyorum” diyor. Yani aslında gazetenin logosu o gazetenin okurları
açısından artık çok bir şey ifade etmiyor. Ama bu kapatmaların bir esprisi var,
bu kapatmaların nedeni şu: Kürtlere “Siz kendinizle ilgili hiç konuşmayın.
Kendinizle ilgili, kendinizi iyi ifade etme gibi bir sorununuz var, siz
kendinizi iyi ifade edemiyorsunuz, Kürtler hakkında eğer konuşulacaksa da biz
konuşalım…” Kürt’e “Kendini ifade etme, sen kendini ifade edeceksen de seni ben
ifade ederim, gerek yok...”
Yaygın televizyon kanallarına bakın,
ekranlara çıkıp konuşan uzmanların Kürtler hakkındaki ahkâm kesmelerine bir
bakın. Bir Kürt kendini ifade edemeyecek mi, edemeyecek durumda mıdır? Pekâlâ kendilerini ifade ederler ama Kürtler kendini ifade
etmeye başladığı andan itibaren iktidar ve resmî ideoloji jargonunun dışında
kendilerini ifade ettikleri için konuşmamaları gerekir. Kürtler resmî
ideolojinin jargonu içerisinde kalırlarsa kendilerini ifade edebilirler, basın
yayın faaliyeti yapabilirler. Kürtçe yayıncılık yapan gazete, Günlük gazete, bu
ülkede son dört yıl içerisinde 9 defa kapatıldı. Bu ülkede özgür basın
çalışanlarına 1990’lı yıllardan bugüne kadar reva görülen hapis cezaları yirmi
bin yılın üzerindedir. İnanmıyorsanız mahkeme ilamlarına başvurabilirsiniz,
pekâlâ bu rakamı önünüze koyabilirler.
Tabii ki biz bunları burada söylerken
sadece kendimizi düşündüğümüz için söylemiyoruz. Basının sansürlü olması bu
ülkenin imajı açısından problemdir. Hükûmet yetkililerinin gittikleri her yerde
karşılarına çıkıyor. En son, BBC televizyonunda bu ülkenin bakanına tutuklu
gazetecilerin ve gazetelerin, basın yayının üzerindeki sansür soruluyor.
Söylediği şu: “Tutuklanan gazeteciler aslında gazeteci değil, içlerinde
tecavüzcüsü var, gaspçısı var, katili var, terör örgütü üyesi olan var.”
Soruyoruz Sayın Bakana: Kim bunlar? Bunlar içerisinde gaspçı olan kim?
Tecavüzcü olan kim? Adam öldürmeye kasteden kim? Çıkın tek tek açıklayın. Yoksa, tutukladığınız yüz küsur gazetecinin hepsini bu
töhmet altında bırakamazsınız.
Bakın, bir tecavüzcü gazeteci
hikâyesini sizinle paylaşabilirim aslında. Sizin durumunuza düşmemek için isim
vermeyeceğim ama o tecavüzcü gazeteci adli tıp raporuyla aklanmak istendi;
özgür basının, alternatif basının bastırması, ısrarlı haberciliği sonucunda
cezaevine tekrar konuldu. Siz de onun kim olduğunu çok iyi biliyorsunuz. O
nedenle, bugün sırf gazetecilik yaptıkları için cezaevinde olan
arkadaşlarımızın tamamını bu şekilde itham etmek kelimenin en basit anlamıyla,
en basit ifadesiyle vicdansızlıktır.
Bakınız arkadaşlar, Pozantı rezaletini
kamuoyuna duyuran Özlem Ağuş ismindeki gazeteci
arkadaşımız, Dicle Haber Ajansı muhabiri, Pozantı rezaletini kamuoyuna
duyurduğu için bir hafta sonra tutuklandı. Tutuklanma gerekçesine bakın: Terör
örgütü üyesiymiş! Ya, bir hafta önce terör örgütü üyesi değildi, Pozantı
rezaletini yazdığı için mi terör örgütü üyesi oldu? Terör örgütü adına
faaliyette bulunmuş.
Eğer Pozantı rezaletini,
cezaevlerindeki baskıları kamuoyuna açıklamak gazetecilik açısından
teröristlikse ben de o meslekten gelen bir arkadaşınız olarak, evet, ben olsam
ben de yazarım. Bana da “terörist” diyorsanız bu da sizin bileceğiniz iştir,
hiç kimsenin bundan gocunacağı bir şey yok.
Değerli arkadaşlar, Kürt basını, Özgür
Gündem gazetesi Roboski katliamını, “nevroz”
vahşetini kamuoyuyla paylaştığı için, yaygın medyanın baktığı pencereden
bakmadığı için, o vahşeti kamuoyuna duyurduğu için hedef seçildiler. Özgür
Gündem gazetesi Roboski katliamıyla ilgili
haberlerinden dolayı kapatıldı, “nevroz” vahşetindeki haberlerinden dolayı
kapatıldı. Bir ifade daha var: “Tutuklanan gazetecilerin hiçbirisi sarı basın
kartı sahibi değil ya da 1-2 tanesi sarı basın kartı sahibi.” Değerli
arkadaşlar, bu ülkede yaygın medyada çalışan gazetecilerin kaç tanesi sarı
basın kartı sahibi? Ki akıbetlerine… Hemen, bir an önce bulunup sağ salim
ülkelerine dönmesini arzuladığım Adem Özköse ve Hamit Coşkun, biliyorsunuz Suriye’de kayıplar.
Bir an önce, sağ salim, ailelerine, ülkelerine dönmelerini en içtenlikle
arzuluyorum. Bu 2 arkadaşımız da sarı basın kartı sahibi değil. Bunların sarı
basın kartı sahibi olmamış olmaları bu ülke yöneticilerinin onlara sahip
çıkmasını engelleyecek bir durum mudur?
Adem
Özköse, Gerçek Hayat dergisinin Orta Doğu temsilcisi.
Bir gazetecinin sarı basın kartı kalemidir, fotoğraf makinesidir, kamerasıdır;
bunun dışındaki hiçbir belge gazeteciyi gazeteci yapmaz. Bu tutuklanan
gazetecilerin hiçbiri çok şükür sarı basın kartı sahibi değiller, sarı basın
kartını kullanarak da kimsenin ihalesine rant sağlama,
rant devşirme gayreti içerisinde olmadılar. Öyle sarı basın kartı sahibi
olmaktansa cezaevinde olmayı elbette ki tercih ederiz.
Basın özgürlüğü bu ülkenin alnındaki
kara lekedir, bu lekeyi derhâl silmek lazım, bunun için de bu Meclise görev
düşüyor. Bu Meclisin bir araştırma önergesiyle bir araştırma komisyonu kurarak
bunun önüne geçmesi gerekir diye düşünüyorum.
Hepinizi selamlıyoruz. (BDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kurt.
Öneri
aleyhinde söz isteyen Rıfat Sait, İzmir Milletvekili. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
RIFAT SAİT (İzmir) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Türkiye’de basın özgürlüğü konusunda söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
AK PARTİ Hükûmeti olarak, fikirlere
karşı değiliz, herkes fikrini söyleyebilmeli ve yazabilmelidir ancak bu
fikirler nefrete, şiddete ve kana dönüşmemeli, birlik ve beraberliğimizi
bozmamalıdır. Ay yıldızlı bayrağımızın ortak paydasında bir araya gelmek
istiyoruz. Bu aziz vatanın şehit kanlarıyla sulanmış her bir köşesi bizim için
kutsaldır, önemlidir. Bu birliği bozucu sakat düşünceler, fikirden öte fesat,
fitnelerdir. Sayın Başbakanımız şiir okuduğu için mahkûm edildi.
Basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün
değerini en iyi bilen AK PARTİ’dir. Adalet Bakanımız
Sayın Sadullah Ergin iki gün önce bir açıklama yaptı. Türkiye’de gazete
kapanması evet, doğru bir şey değildir, ben de buna katılmıyorum. Biraz önce
Sayın Hatip Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasıyla ilgili bir açıklama yaptı
ve bu Özgür Gündem gazetesi örgüt propagandası yapmak suçundan, teröre muavenet
vermekten dolayı kapatılmıştı ancak bunun dahi kapatılmasının doğru olmadığını
düşünüyorum, gazetelerin kapatılmasının doğru olmadığını düşünüyorum ve
Sadullah Ergin Bakanımın açıklamasında da buna yer verilmiştir. Şu anda, Adalet
Komisyonunun alt komisyonunda 3’üncü yargı paketi de görüşülmektedir ve bu
düzenleme Meclise gelecektir, Genel Kurulda görüşülecektir ve şunu söyleyebilirim
ki artık gazeteler Türkiye’de kapanmayacaktır.
Değerli milletvekilleri, Türkiye’de
basın alanında daha özgürlükçü, demokratik ve başta Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası hukuk kuralları ile uyumlu hâle getirilen
Basın Kanunu bizim Hükûmetimiz döneminde, 26 Haziran 2004 tarihinde yürürlüğe
girmiştir. Ülkemizde basın özgürlüğü, öncelikle Anayasa’nın 28 ile 32’nci
maddeleri arasında düzenlenmiş olup Anayasa’nın bu düzenlemesinde “Basın
hürdür, sansür edilemez. Basımevi kurmak için izin alma ve malî teminat yatırma
şartına bağlanamaz.” ifadesi yer almaktadır. “Devlet, basın ve haber alma
hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır.” hükmüyle basın özgürlüğü Anayasa’da
güvence altına alınmıştır.
Basın özgürlüğü konusunda Avrupa
Birliği normlarına ve gelişmiş demokratik ülkelerin standartlarına
ulaşılabilmesi için, 15 Temmuz 1950 tarihli ve 5680 sayılı Basın Kanunu’nun
yürürlükten kaldırılarak 9 Haziran 2004 tarihli ve 5187 sayılı Basın Kanunu
yürürlüğe konulmuştur. Kanun’un hazırlık aşamasında 20-21 Şubat 2003
tarihlerinde basın sektörünün bütün temsilcileri bir araya getirilerek İletişim
Şûrası toplanmış, basının sorunları ve ihtiyaçları her boyutuyla tartışılarak
önerilen çözümler bu kanunun hazırlanmasına kaynaklık etmiştir. Katılımcı bir
anlayışla hazırlanan ve basın camiası tarafından takdirle karşılanan söz konusu
kanun, ifade ve basın özgürlüğünün sağlanması bakımından Avrupa Birliği
standartlarını yakalayan bir kanun olmuştur. 5187 sayılı Kanun, “Basın
özgürlüğü” başlıklı 3’üncü maddesinde “Basın özgürdür; bu özgürlük bilgi
edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.” diyor.
Bu Basın Kanunu ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 28’inci maddesindeki
düzenlemeye paralel olarak basının özgür olduğu bir kez daha vurgulanmış, bu
özgürlüğün kullanılmasına getirilen sınırlamaların demokratik bir toplumun
gereklerine aykırı olamayacağı hükme bağlanmıştır. Hürriyeti bağlayıcı cezalara
yer verilmemiştir. Para cezaları, caydırıcılık ilkesi dikkate alınarak makul
seviyelerde belirlenmiş ve bu cezaların hürriyeti bağlayıcı cezaya
çevrilemeyeceği öngörülmüştür; tek istisnası, hâkim kararına rağmen düzeltme ve
cevabın yayınlanmaması hâlinde verilen para cezalarının ödenmediği takdirde
hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilmesidir.
Süreli yayınlar yayın alanlarına göre
yerel, bölgesel ve yaygın olmak üzere üç gruba ayrılmış ve yaptırımlar bu
çerçevede belirlenmiştir. Sorumlu müdür olabilmek için Türk vatandaşı olmak
yerine Türkiye’de yerleşik olma koşulu getirilmiştir. Süreli yayın sahipleri
açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları paralelinde yerli ve
yabancı ayrımı kaldırılmıştır.
Basılmış eserler yoluyla işlenen
suçlardan esas itibarıyla eser sorumlu tutulmuş, başkasının fiilinden
sorumluluk ve objektif sorumluluk hâllerine de yer verilmemiştir. Süreli yayın
sahibinin, sorumlu müdürün ve eser sahibinin haber kaynaklarının tanıklık
yapmaya zorlanamayacağı hükme bağlanmıştır. Düzeltme ve cevap hakkına işlerlik
ve etkinlik kazandırılmıştır. Dağıtımının önlenmesi veya dağıtılması -ekipmanlarının- yayın kapatma gibi yaptırımlara yer
verilmemiştir. Cumhuriyet başsavcılığı, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde,
kolluk kuvvetleri tarafından, basılmış eserlerin ancak 3 adedine el
konulabileceğini, hâkim tarafından basılmış eserlerin tamamına el konulabilmesi
içinse soruşturma veya kovuşturmanın olması ve basılmış eserin kanunda sayılan
suçları içerdiğine dair kuvvetli delil bulunması şartlarını öngörmüştür.
Bir süredir, gazetecilerin yazdıkları
yazılar sebebiyle tutuklu ve hükümlü olduklarına dair iddialar sergileniyor.
Bunlar, Türkiye’de son dönemde basın özgürlüğünün kısıtlandığı yolundaki
iddialarla paralel gidiyor. Cezaevlerindeki basın mensubu tutuklu ve hükümlü
sayısı konusunda sağlıklı verilere dayanmayan çeşitli rakamlar verilmektedir.
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin hangi nedenlerle cezaevinde oldukları
Adalet Bakanlığımızca tek tek incelenmiştir. Sivil toplum örgütlerince tutuklu
ve hükümlü olduğu belirtilen 72 isimden 3’ünün cezaevinde kaydına dahi rastlanmamıştır,
6’sının ise tahliye edildiği tespit edilmiştir. Listede yer alan isimlerden
63’ü hâlen cezaevindedir. Bu 63 isimden 36’sı hakkında dava açılmış ve bunların
18’iyle ilgili mahkûmiyet kararı verilmiştir. 27 kişi hakkında soruşturmalar
devam etmektedir. Burası önemli, cezaevlerindeki 63 kişiden 18’inin sarı basın
kartı vardır, 45’inin sarı basın kartı yoktur. Hakkında dava açılan veya
mahkûmiyet kararı verilen 36 kişiden sadece 4’ü, basın yoluyla işlenen suçlar
arasında sayılabilecek olan terör örgütünün propagandasını yapmak suçundan
dolayı cezaevindedir. Diğer 32 tutuklu ve hükümlünün cezaevinde bulunmalarının
gazetecilik faaliyetleriyle hiçbir ilgisi yoktur. Bunu, Sayın Başbakanımız da defaatle belirtmiştir.
Yine, sonuç olarak şunu söyleyebiliriz
ki cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü 63 kişi, basın yoluyla işledikleri iddia
olunan suçlardan yani yazdıkları yazılardan ve gazetecilik faaliyetlerinden
dolayı değil, basınla ilgisi olmayan suçlardan dolayı tutuklanmış ve mahkûm
edilmişlerdir. Bu nedenle, tutuklu ve hükümlü gazeteciler konusunda
“Cezaevlerinde 70 kadar gazeteci var.” şeklinde sadece rakamsal olarak değil,
işlenen ya da işlendiği iddia edilen suçların gazetecilik faaliyeti kapsamında
olup olmadığı sorgulanmalı ve bu konuda konuşulmalıdır. Ayrıca, bağımsız yargı
organlarınca alınan soruşturma ve davalar ile yapılan tutuklamalar, verilen
mahkûmiyet kararlarının, Hükûmetin basına baskı yaptığı şeklinde
değerlendirilmesi de doğru bir yaklaşım değildir. Türkiye’de basın ve ifade
özgürlüğünün daha ileriye taşınması için son yıllarda önemli yasal düzenlemeler
yapılmıştır ve bu yöndeki çalışmalar özgürlükçü bir anlayışla sürdürülmektedir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Öneri lehinde söz isteyen Turgay
Develi, Adana Milletvekili.
Buyurun Sayın Develi. (CHP sıralarından
alkışlar)
TURGAY DEVELİ (Adana) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Az önce, benden önce konuşan sayın
milletvekilleri, AK PARTİ ve BDP temsilcileri, ikisi de kendi hayat felsefelerinden
basın özgürlüğüne bakıyorlar. Aslında basın özgürlüğü, çok daha kapasitesi
yüksek bir alandan değerlendirilmesi gereken bir konu. Bugün
yaşadıklarımız, Meclisin kapısında 4+4+4 yasasını protesto için bekleyen eğitim
emekçileri, Adana’dan bu eyleme destek vermek için yola çıkan EĞİTİM SEN üyesi
74 arkadaşımızın Adana çıkışında polis tarafından alıkonulması olayları,
geçtiğimiz günlerde bu kürsüde burada yaşanan İç Tüzük tartışmaları, önümüzdeki
günlerde gelmesi muhtemel olan Anayasa tartışmaları, kanun hükmündeki
kararnameler; bütün bunlar arkadaşlar, Adalet ve Kalkınma Partisinin zorla,
şiddetle, ceberutlukla, baskıyla toplumu belli bir
yöne sokma girişimleri.
Basın özgürlüğünü, sadece, benden önce
konuşan arkadaşımızın Basın Yasası’ndan örnekler vererek anlattığı gibi,
içerideki gazetecilerin sarı basın kartlı olup olmadığını, isteyen
gazetecilerin istediği haberleri yazıp yazmaması perspektifinden bakarak
değerlendirmek son derece yanlıştır ya da AK PARTİ’nin
Türkiye’de miladı 2002, kendilerinin iktidara geldiği günden başlattıkları
gibi, BDP’li arkadaşımızın da Türkiye’de basın
özgürlüğü kavramını ve şiddet olaylarını, gazetecilere uygulanan şiddeti sadece
1990 yılından
başlatması gibi. Tabii
kendileri açısından her 2 arkadaşımız da olaya bu açıdan yaklaşmakta haklılar.
Şimdi, Türkiye’de bütün bu sorunların
neden yaşandığının önce temel altını çizmemiz gerekiyor. Burjuva demokratik
devrimini tamamlayamamış milletler, uluslar, bütün bu yaşadıklarımızı yaşamaya
mecbur kalırlar çünkü kendi iç devinimlerini tamamlamadıkları için,
tamamlayamadıkları için kendilerine, kendi uluslarının, kendi halklarının yaşam
standartlarını ve özgürlük alanlarını genişletmek yerine kendilerine dayatılan
gündemi yaşarlar; buna mecburdurlar.
Asıl konuya geçmeden önce birkaç örnek
vereceğim: Mahmut Tanal arkadaşımıza cezaevindeki gazetecilerin 2 tanesinden
mektup gelmiş -1 tanesini ben de tanırım sosyalist bir gazetecidir- Mehmet
Yeşiltepe ile Erdal Süsem. Ben şu anda burada başka bir konuşma
hazırladığım için bu konuyu, mektupları burada uzun uzun anlatamayacağım ama
Mahmut arkadaşımızın bu konuda gerekli çabayı göstereceğine inanıyorum.
Şimdi, bütün bu tartışmalar içerisinde
devletin demokratikleşmesi gerçekleşmedikten sonra, devletin bütün kurum ve
kuruluşları ile burjuva demokratik devrimini tamamladıktan sonra, devletin
demokratikleşmesi tamamlanmadıktan sonra arkadaşlar, biz sadece burada bize
dayatılan sonuçlar üzerinden tartışmalar yaparız, gündemimizi kendimiz
belirleyemeyiz.
Türkiye’de önemli bir milat olan 1980
askerî darbesinin yapılış gerekçesini bilmeden, bu darbeden sonra yaşananlara
tanıklığımızı -hafızamızı zorlamadan- unutmadan… Unutursak eğer bugün
sonuçlarını yaşadığımız sorunlara doğru çözümler bulamayız. 24 Ocak kararları
neden uygulandı? 24 Ocak kararlarının uygulanması için bu ülkede neden darbe
yapıldı? Şimdi, bu Mecliste İç Tüzük neden değiştirilmeye çalışılıyor? Anayasa
neden yeniden yazılmaya çalışılıyor? Neden dışarıda bu 4+4+4 yasası
değiştirilmek isteniyor, Millî Eğitim Yasası değiştirilmek isteniyor, toplumun
omurgası yeniden şekillendirilmeye çalışılıyor?
Bütün bunların içerisinde basın
özgürlüğünü bunların dışında tutmamız, düşünmemiz mümkün değil. Basın özgürlüğü
sadece bir muhabirin bir haberi bir gazeteye koyması, o gazetenin o haberi yayınlayıp
yayınlamaması meselesi değil ya da bir gazetecinin yazdığı bir yazıdan dolayı
köşesinin kapatılması, işsiz kalması da değil. Bir gazetenin kapatılması,
birden çok defa kapatılıp yeniden açılması, bu da değil basın özgürlüğü. Basın
özgürlüğü bir kavram, bu ülkede anayasa gibi, yürütme organı gibi, yasama
organı gibi bir kavram. Eğer sizin, bu ülkede yaşayan insanların özgür
düşünebilmeleri için, bu ülkenin geleceğini doğru tartışabilmeleri için
beyinlerine herkesin sağlıklı oksijen gitmiyorsa, zihin arkasında sağlıklı bir
mayalanma olmuyorsa işte burada bir sorun var demektir. Basın özgürlüğü de
aslında tam da bu demektir.
Yıllardır bu ülkede, az önce söylediğim
tanımlar içerisinde, devletin resmî ideolojisi üzerinden siyaset yapan,
Kemalizm’in, kurucu iradenin resmî ideoloji kapsamından çıkarılmasını söyleyen
bu ülkedeki muhalifler, şimdi aslında kendi resmî ideolojilerini dayatırken
elbette özgürlük alanlarını her aşamada tıkamaya, kapatmaya özen gösteriyorlar.
Aslında yaşadıklarımızın tamamı, basının susturulması, gazetelerin kapatılması,
gazetecilerin cezaevine sokulması, İç Tüzük’ün
değiştirilmesi, Anayasa’nın değiştirilmeye çalışılması, kanun hükmünde
kararnamelerle Parlamentonun devre dışı bırakılmaya çalışılmasının özünde tam
da bu yatıyor. AK PARTİ kendi resmî ideolojisini dayatmaya çalışıyor.
Şimdi, yıllar önce Ömer Çelik, AK PARTİ
milletvekili, daha 2003 yılında bir gazeteci olarak “resmî ideoloji ve demokrasi arasındaki doğru orantı”
yazısında şunu söylemişti. Şimdi hiçbir AK PARTİ’li
bu düşünceyi savunmuyor, savunamıyor. “Resmî ideoloji bizde uygulama yüzünden
demokrasi konusundaki aksaklıkların sebebi gibi gösterilir. Resmî ideoloji
olmazsa siyasi pratiklerin daha iyi gerçekleşeceği ileri sürülür. Kuşkusuz,
resmî ideolojiden esinlenen kimi uygulamalar sebebiyle ciddi sıkıntılar ortaya
çıkmıştır. Bundan yola çıkarak resmî ideoloji kavramının gereksiz olduğu
sonucuna ulaşılabilir mi? Hayır. Dar kapsamlı ve katı bir resmî ideoloji
tanımına yaslanarak demokrasiyi kısırlaştırmak ne kadar yanlışsa, resmî
ideolojinin bu tür kullanımından yola çıkarak resmî ideolojiden boşalmış bir
siyasi tablo üretmek de yanlıştır. Aslında resmî ideoloji kavramı demokrasinin
teminatıdır. Bu kavram, toplumsal olarak yaşamın kodlarını belirginleştirir,
kamusal alanın mimari çizgilerini ortaya çıkarır, resmî ideolojiden yoksun bir
ortamda siyasal gücün yanlış şekilde kullanılmasını engelleyecek ideolojik
baraj ortadan kalkmış olur.” Çok hazindir, o dönemde Ömer Çelik’le aynı çizgide
düşünen, şimdi düşündüklerini yazdığından dolayı işsiz kalan Nuray Mert de
şöyle demiş: “Bir ülkede siyasete yön veren kurucu bir ideolojiden hiçbir
şekilde bahsedilemeyeceği görüşünün kendisi ideolojiktir ve adı neoliberalizmdir. Demokrasiler, her seçimle toplumun bütün
temel kabullerini yeniden ortaya sunulmasının mümkün olduğu rejimler değildir.
Hiçbir toplumsal, siyasal sistem bu kadar sürekli ve kökten yenilenmeyi
taşıyamaz. Dolayısıyla her toplumda, ülkede, sistemde kurucu ideolojiler
vardır.” Neymiş? Her sistemde kurucu ideolojiler varmış. Şimdi 24 Ocak
kararlarıyla başlayan süreçten sonra yeni Anayasa tartışmalarıyla beraber,
daraltılan özgürlük alanlarıyla beraber AK PARTİ kendi resmî ideolojisini
dayatmaya çalışıyor; basın özgürlüğünü de bu kapsamda değerlendirmek gerekiyor.
Sadece basın özgürlüğü kapsamından olaylara bakarsak sorunların bütününü
algılayamayız.
Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP ve BDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Develi.
Aleyhte
söz isteyen Hüseyin Şahin, Bursa Milletvekili. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın
Başkan…
BAŞKAN – Sayın Serindağ,
söz verdim; Sayın Şahin konuşmasını bitirsin, ondan sonra.
Buyurun.
HÜSEYİN ŞAHİN (Bursa) – Sayın Başkanım,
teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, basın
özgürlüğü ve basınımızın Türkiye’deki sorunları hakkındaki araştırma önergesi
ve Barış ve Demokrasi Partisinin Danışma Kurulu önerisi hakkında söz almış
bulunmaktayım.
Katılımcı bir demokrasinin vazgeçilmez
unsuru, bağımsız ve gelişmiş bir basındır. Bağımsız bir medya da gelişmiş bir
demokrasinin temel direklerindendir. Bu iki durum da birbiriyle örtüşmektedir.
Bu doğrultuda, özgürlükleri her alanda teminat altına alan AK PARTİ
hükûmetleri, sadece lafta değil, icraatta da çeşitli düzenlemelerle basınımızın
özgürlüğünü teminat altına almakta ve basın mensuplarının gelişmesi ve reform
olarak da düşünce yapılarının da gerçekleştirilmesi için çalışmalar
yapmaktadır.
Yine, Hükûmetimiz, Avrupa Birliği
katılımı yolunda ve Türk demokrasisinin sağlamlaştırılması için bu konuya daha
fazla enerji ve kaynak tahsis etmektedir. Basınımız, bu anlamda, Başbakanlık
Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Basın İlan Kurumu, KOSGEB ve Türk
Tanıtma Fonu’ndan aktarılan kaynaklarla desteklenmektedir.
Yine, basın mensuplarının 2008
yılındaki sosyal güvenlik düzenlemesiyle ellerinden alındığı söylenen yıpranma
hakları ve özlük haklarıyla ilgili Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız bir
çalışma yapmaktadır.
Yeni bir çalışma da dünyada yeniden
şekillenen medyanın “İnternet medyası” adı altında günümüzde insanlara
sunulması ve bunun da Basın Kanunu’nda yer alması için Hükûmetimizin
çalışmaları devam etmektedir.
Ayrıca,
yerel ve bölgesel TV’ler için Yerel ve Bölgesel TV’ler Birliği kurularak,
Türkiye’mizde çeşitli illerde ve ilçelerde kurulan yerel kanalların bir çatı
altında toplanması ve bunlar adına TRT’nin bir kanalının tahsis edilerek, TRT
Anadolu’nun, bu basın mensuplarının, yerel TV sahiplerinin ve mensuplarının
Türkiye çapında seslerini duyurması, aynı şekilde TRT’nin bilgisinden,
birikiminden, tecrübesinden istifade etmeleri ve TRT’nin şu ana kadar
oluşturduğu kaynaklardan da istifade etmeleri sağlanmaktadır.
Değerli milletvekilleri, basın
özgürlüğü konusunda da özgürlükler de bir yere kadardır. Basın mensupları da
mutlaka kamuyu aydınlatmak, kamuyu bilgilendirmek için çalışmaktadırlar ama
temelde şunu asla unutmamak gerekir ki, Türkiye Cumhuriyeti 780 bin
kilometrekareden oluşan, üniter devlet yapısına sahip
bağımsız bir ülkedir; eğer bu konuda bir açmaza girmezseniz hiçbir sorun
yaşamazsınız. Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içerisinde özgürce yaşamaktadırlar ve bunu da teminat olarak son
seçimlerde AK PARTİ’ye yüzde 50 oy vererek AK PARTİ
Hükümetinden sağlamak istediklerini göstermişlerdir.
Biz AK PARTİ olarak, Barış ve Demokrasi
Partisinin önergesine katılmadığımızı bildirir, saygılarımı sunarım. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şahin.
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın
Başkan…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın
Başkanım, dünkü oturumda bana ait bir ifadeyi düzeltmek istiyorum. Dünkü
oturumda söz aldığım vakit bana ait olan bir ifadeyi düzeltmek istiyorum; o
nedenle 58’inci maddeye göre söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Serindağ.
İki dakika söz veriyorum.
VII.-
GEÇEN TUTANAK HAKKINDA KONUŞMALAR
1.-
Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’ın, 28 Mart 2012
tarihli 84’üncü Birleşim tutanağında yer alan ifadesini düzelttiğine ilişkin
konuşması (x)
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Teşekkür
ederim Başkanım.
Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri;
28 Mart 2012 Çarşamba günkü Üçüncü Oturumda şöyle bir beyanım var,
tutanaklardan aktarıyorum: “28 Şubatın esamisi yok, Refahyol Hükûmeti
işbaşında, 1996 yılının Mayıs ayı.” demişim. 1996 yılının Mayıs ayında Millî
Eğitim Şûrası toplandığı vakit, iktidarda Refahyol Hükûmeti yok, onu
düzeltiyorum, Anayol Hükûmeti var, çünkü burası Parlamento, her şeyin doğru
konuşulması lazım. Bu nedenle, düzeltmek için söz aldım, ama şunun da o zaman
düzeltilmesi lazım: İktidarda Anayol Hükûmeti olduğuna göre, gerçekten 28
Şubatın esamisi yok. O nedenle 96 yılındaki Millî Eğitim Şûrası Anayol Hükûmeti
döneminde toplanmış.
Bir konu daha -düzeltmeme gerek yok-
Sayın Sağlam iki ay sonra bakan olmuş, burada da öyle söylemişim zaten, Sayın
Sağlam’la ilgili söylediklerimde herhangi bir yanlışlık yok.
Teşekkür ediyorum Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Serindağ.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
1.-
Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin
araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma
önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012
Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN – Öneriyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler…
III.-
Y O K L A M A
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.
Sayın Aslanoğlu, Sayın Karaahmetoğlu,
Sayın Öz, Sayın Şeker, Sayın Ayaydın, Sayın Tanal, Sayın Öner, Sayın Serindağ, Sayın Çetin, Sayın Ediboğlu, Sayın Kuşoğlu, Sayın
Çam, Sayın Kurt, Sayın Toprak, Sayın Nazlıaka, Sayın
Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Kaleli, Sayın Eyidoğan, Sayın Özkoç.
Üç dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
toplantı yeter sayısı vardır.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
1.-
Basın özgürlüğünün sağlanması konusunda alınması gereken önlemlerin
araştırılması amacıyla verilmiş olan (10/76) esas numaralı Meclis araştırma
önergesinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012
Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi
grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri
kabul edilmemiştir.
Sayın Aslanoğlu, söz talebiniz vardı.
(x) Bu
açıklamaya ilişkin ifade 28/12/2012 tarihli 84’üncü
Birleşim Tutanak Dergisi’nin 742’nci sayfasında yer almıştır.
VIII.-
AÇIKLAMALAR
1.-
İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, 1
Nisan 2012 Pazar günü Meclis Genel Kurulunun çalışması nedeniyle aynı gün
yapılacak olan öğrenci seçme sınavında yakınlarının yanında olamayacaklarına
ilişkin açıklaması
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
Sayın Başkanım, Pazar günü üniversite sınavı var; tüm gençlere başarılar
diliyorum. Yalnız, bir sitemlerini iletiyorum başta Meclis Başkanımıza,
şahsınıza, tüm grup başkan vekillerine ve başta iktidar partisi grup başkan
vekillerine: “Biz sınava gireceğiz. Biz yanımızda annemizi, babamızı, dedemizi
görmek istiyoruz ama bize çok gördünüz. Ömrümüzde bir defa bir sınava
gireceğiz. Moralman yanımızda annemizin, babamızın
olmadığı bir sınava, biz moralsiz girmek istemiyoruz. Meclis çalışmalarını
bahane ederek gelmiyorsunuz.” diyorlar. Bu nedenle, gençlerin bu sitemini bana
iletmek görevi verilmiştir. Başta iktidar partisine, gençlere saygımız gereği,
Pazar günü en azından, çocukların yanında olmak görevimizdir. Bir kez daha
dikkatlerinize sunuyorum, zatıaliniz dâhil.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Aslanoğlu.
Başta Sayın Meclis Başkanı, başkan
vekilleri ve grup başkan vekilleri olmak üzere herkes konuyu dinledi.
Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi
Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş
bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla
verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön
görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi
Tarih:
29.03.2012
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma
Kurulu’nun 29.03.2012 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti
Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisini
İçtüzüğün 19 uncu Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz
ederim.
Saygılarımla.
Mehmet
Şandır
Mersin
MHP
Grup Başkan Vekili
Öneri:
Türkiye Büyük Millet Meclisinin
Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/205 Esas numaralı, “Bor
madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının Belirlenmesi Amacıyla”
verdiğimiz Meclis Araştırma önergemizin 29.03.2012 Perşembe günü (bugün) Genel
Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü Birleşimde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Öneri lehinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.
Buyurun Sayın Işık. (MHP sıralarından
alkışlar)
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun
vermiş olduğu bor madenciliğinin sorunları ve alınması gereken tedbirlerin
araştırılmasıyla ilgili Meclis araştırması hakkında söz aldım. Bu vesileyle,
şimdiye kadar madencilik sektöründe çalışan ve Türk ekonomisine önemli
katkılarda bulunan tüm çalışanları saygıyla selamlıyorum. Maden sektöründe
kaybettiğimiz vatandaşlarımıza da yine Allah’tan rahmet diliyorum.
Değerli milletvekilleri, “Milliyetçi
Hareket Partisi bu konuyu niçin Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşımayı
uygun gördü?” sorusunu son günlerde yaşanan gelişmelerle açıklamak daha doğru
olacaktır. “Nedir bu gelişmeler?” derseniz, Sayın Başbakanın
20 Mart 2012 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine -Meclis Başkanlığına-
sevk ettiği Bor Tuzları Trona ve Asfaltit Madenleri
ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının
Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ile Türkiye'nin gündemine ve kamuoyunun gündemine getirilen bir konudan dolayı
bunu sizlerle ve değerli vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, 2840 sayılı ve
10 Haziran 1983 tarihli mevcut Kanun’un 2’nci maddesi aynen şöyle diyor: “Bor
tuzları, uranyum ve toryum madenlerinin aranması ve işletilmesi Devlet eliyle
yapılır. Bu madenler için 6309 sayılı Maden Kanunu gereğince gerçek ve özel
hukuk tüzelkişilerine verilmiş olan ruhsatlar iptal edilmiştir.” Peki, -biraz
önce ifade ettiğim- “Yeni tasarıda ne deniyor?” derseniz, buraya bir fıkra
eklenmiş, bu fıkrayı da sizlerle paylaşıyorum, dikkatle: “Bu madenlerin üretim
ve zenginleştirilmesi, teknik, ticari ve ekonomik sebeplerle, ürünün mülkiyeti
ruhsat sahibinde kalmak üzere, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri
çerçevesinde ihale edilmek suretiyle üçüncü şahıslara gördürülebilirler. -Cümle
düşük ama- “Ancak üçüncü şahıslara gördürülecek işlerin ihale süresinin 3
yıldan fazla olması durumunda konuya ilişkin talepler, Yüksek Planlama Kurulu
tarafından karara bağlanır.”
Değerli milletvekilleri, acı olan, bu
kanun tasarısının gerekçesinde yer alan ifadelerdir. Gerekçede yer alan ifadeyi
aynen söylüyorum: “2840 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde yer alan ‘devlet
eliyle işletme’ kavramından ne anlaşılması gerektiği konusunda tartışmaların
yaşanmaya başlanması ve farklı görüşlerin ortaya çıkması sonucu, çok önemli
yeraltı zenginliklerimizden olan anılan kanun kapsamındaki madenlerden beklenen
gelirin sağlanamaması riski ortaya çıkmıştır.”
Değerli milletvekilleri, “devlet eliyle
işletme”nin ne olacağı, yine 1999-2000 yıllarında
böyle bir konu gündeme geldiğinde o günün Enerji Bakanlığının Danıştay 1.
Dairesine resmî başvurusu üzerine Danıştayın
görüşünde ifade edilmiş. Danıştayca, 2840 sayılı
Yasa’nın değişik 2’nci maddesi uyarınca bor tuzlarının aranması ve
işletilmesinin devlet eliyle yapılması zorunluluğunun bu madenin
zenginleştirilmesini, rafinasyonunu ve pazarlanmasını
da kapsadığı ifade edilmiştir.
Şimdi, bu gerekçeyi hazırlayan değerli
bürokratlara ve imzası bulunan Bakanlar Kurulu sayın üyelerine buradan
seslenmek istiyorum: “Devlet eliyle işletme”nin ne
anlama geldiğini anlayamayacak kadar bu alanda bilgi birikimine sahip
değilseniz, lütfen, o imzalarınızı geri çekiniz.
Bu tasarıyla, artık borun da
zenginleştirme ve rafinasyon dâhil olmak üzere,
bugüne kadar hizmet alımı yöntemiyle birçok taşeron işçiyle zaten yürütülmekte
olan işlemlerin artık yetmediği, bunun yerine bor üretim tesislerinin bor
rezervlerinin bulunduğu alanlarda üçüncü kişilere devredilerek yaptırılması ve
böylece, özelleştirmenin önünün açılması amaçlanmaktadır. Bunu şimdiden
kamuoyunun ve sizlerin dikkatine sunmayı uygun buluyorum. Özellikle Meclis
gündemine geldiğinde zaten bu konuyla ilgili daha yoğun tartışmaların
yaşanacağını da şimdiden tahmin ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün bu
alanlarda yapılan üretim ve sağlanan istihdam açısından değerlendirildiğinde
bor üretimi çok önemli bir üretim dalı. Bugünkü rakamlara
göre söylüyorum, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Bandırma, Emet Eti
Bor, Kırka ve Bigadiç tesislerindeki toplam kadrolu çalışan sayısı 2.251,
taşeron işçiliğiyle çalıştırılan sayısı 1.779 ve genel toplam 4.030 kişi,
merkezde de bine yakın kişinin çalıştığını dikkate alırsak 5 bin ailenin
geleceğinin yine ne olacağının belirsiz hâle sokulacağı bir uygulamaya doğru
gitmek üzereyiz. Dolayısıyla, bu kanunun bu gerekçeyle Meclis gündemine
getirilmesinin çok doğru olmayacağını düşünüyorum. Kaldı ki
hem Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün resmî İnternet sayfasında
yayınlanan tüm bugüne kadarki gelişmeleri gösteren resmî istatistikler hem de
Sayın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın 2012 yılı bütçe sunumundaki
kendisinin verdiği değerlerden gerekçenin hiç de böyle olmadığı, bor pazarında
daralmanın bulunmadığı ve gelişmelerin çok da yolunda gittiği ifade
edilmektedir.
Şimdi, bir taraftan dünyanın en fazla
rezerv sahibi -yüzde 72 payla- ülkesi olacaksınız, pazardaki payınız yüzde
40’lara kadar artmış olacak, ondan sonra da bu rezervlerin ve ürünlerin doğru
ve istenilen şekilde değerlendirilememe riskinden yola çıkarak böyle bir kanunu
gündeme getireceksiniz. Bu kabul edilebilir bir şey değildir ve bu kanun hem
Anayasa’nın ilgili maddelerine hem de şu andaki mevzuattaki diğer kanunlardaki
hükümlere aykırı olacaktır, dolayısıyla bu endişeyi paylaşmadan geçemeyeceğim.
Bakınız, Sayın Enerji Bakanımız ne
diyor: “Bor ihracatında konsantre ürünlerin payı
azalırken bor kimyasalları ve enerji ürünlerinin payı katma değerinin yüksek
olması nedeniyle artırılmaktadır.” Şu anda yüzde 95 oranıyla bor kimyasalları
ve eş değeri ürünler, yüzde 5 oranında da konsantre
bor şekline dönüşmüştür ihracattaki payımız. 2002’den 2011’e kadar ciddi
artışların olduğunu ve 2011 yılı sonu itibarıyla 875 milyon dolar bor satışı
gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini ifade etmektedir.
Değerli milletvekilleri, bakınız, bugün
bir ıstırap yaşanıyor. Bu işletmeler ve diğer maden işletmelerinde “taşeron
işçiliği” adı altında Türkiye'nin gündemine AKP iktidarlarıyla beraber yoğun
olarak getirilen işçilikte ıstıraplar yaşanıyor. İnsanlar iki ay, üç ay
çalıştıklarının karşılığını alamayıp kapının önüne bırakılıyorlar ve yeni bir
şirketin sahibi geliyor “Önce bu sözleşmeye bir imza atın. Geçmişten herhangi
bir alacağın bulunmamaktadır.” deyip bu insanları köle gibi kullanmaya devam
ediyor.
Eti Bor Emet İşletmelerinin, örneğin
Hisarcık ve Espey konsantratör
yani ana üretim merkezi ünitelerinde kadrolu olarak çalışan elemanların 1 Mart
itibarıyla hiçbiri kadrolu değildir, sadece çavuşlar kalmıştır. Tüm çalışanlar
taşeron işçiliğine sevk edilmişler ve bunların maaşlarındaki düşmeler bir
tarafa, yaşadıkları birçok ıstırap, birçok ilimizde de birçok maden
işletmemizde artarak devam etmektedir.
Böyle bir konuda çözülmesi gereken
birçok sorun varken, yeniden, konuya yeni bir boyut kazandırıp, özelleştirmenin
önünü açacak ve yurt dışı yabancı şirketlere bu kaynakları peşkeş çekecek bir
konunun Türkiye'deki kamuoyu gündemine taşınmış olması ıstırap vericidir.
İktidar partisinin değerli milletvekili
arkadaşlarıma sesleniyorum: “Ellerinizi vicdanlarınıza koyunuz, ellerini
cüzdanlara koyanlara örnek olunuz.” diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Önerinin aleyhinde söz isteyen Tülay
Selamoğlu, Ankara Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
TÜLAY SELAMOĞLU (Ankara) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bor mineralleri ve rafine bor üretimi
alanındaki sorunlar ve çözüm yollarını belirlemek amacıyla Milliyetçi Hareket
Partisinin bu hususta Meclis araştırması açılması isteği aleyhine partim adına
söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; AK PARTİ Hükûmeti olarak iktidara geldiğimiz günden itibaren
bor madeninin değerini ve önemini bilerek, gerek üretim miktarı ve buna bağlı
olarak oransal kapasite kullanımında ve gerekse bu konudaki ARGE çalışmalarıyla
bor üretimi, işlenmesi ve ihracatında 2005’ten bu yana dünya lideri olarak çalışmalarımızı
sürdürmekteyiz.
Dünya bor rezervinin yüzde 72’sini
Türkiye karşılamaktadır. Onun arkasından yüzde 8’le Rusya, yüzde 7’yle ABD,
yüzde 4’le Çin, yüzde 3’le Şili, yüzde 2’yle Peru ve Bolivya, yüzde 1’lik
oranlarla da Arjantin ve Kazakistan gelmektedir.
Bor kimyasalları üretim miktarının
2002’de Türkiye’deki miktarı 436 bin ton, 2011’deki miktarımız 1 milyon 780 bin
tona ulaşmıştır.
Yurt dışı bor bileşikleri satışımız
2002’de 186 milyon dolarken 2011’de 829 milyon dolara ulaşmıştır.
Bor ürünleri ihracatının yüzde 59,3’ünü
Asya’ya, yüzde 25,3’ünü Avrupa’ya, yüzde 13,7’sini Amerika’ya, yüzde 1,5’unu
Orta Doğu’ya, yüzde 0,2 yani binde 2’lik bir oranı da Afrika’ya yapmaktayız.
Dünya bor ürünleri tüketiminde dünyada
2002’deki bor tüketimi 2,7 milyon tonken 2011’de 4,3 milyon tona ulaştı.
Türkiye’nin pazar payı içerisindeki alanı da 2002’de yüzde 29 iken 2011’de
-tüketimin artması oranından daha fazla- yüzde 47’lere ulaştı.
Biz, özellikle Eti Madenle birlikte
Türkiye, son yıllarda izlediği yatırım politikaları ve etkin bir şekilde
yürüttüğü teknik ve proaktif pazarlama anlayışı ile
pazar payını kademeli olarak arttırarak 2005 yılı itibarıyla borda dünya lideri
konumuna gelmiştir. Eti Maden yüzde 47’lik oranla yani Türkiye yüzde 47’lik
oranla dünya lideriyken onun arkasındaki yüzde 29’luk pasta Rusya, Çin ve Güney
Amerika’daki ülkeler arasında paylaşılmaktadır.
Biz Türkiye olarak kâr ettiğini
bildiğimiz bir şirket olarak biliyoruz Eti Madeni. Brüt kâr oranı dolar
üzerinden 2002’de 146 milyon dolarken 2011’de 488 milyon dolar olmuştur. Bunun
Türk lirası karşılığı da 2002’de 228 milyon Türk lirası iken 2011’de 842 milyon
Türk lirasıdır. Eti Maden, borla, sadece borla 2010 yılında Türkiye’nin en
büyük bin ihracatçı firma sıralamasında kârlılıkta 2’nci sırada, ihracatta
16’ncı sırada, üretici-ihracatçı firmalar sıralamasında ise 10’uncu sırada yer
almaktadır.
2003-2011 arasında borla ilgili yirmi
bir proje tamamlanmış, bu tamamlanan projelerin tesislerinin yatırım tutarı
508,7 milyon dolar olmuştur. Devam eden ve onay aşamasında olan iki projeyle
beraber yeni yatırım tutarımız 530 milyon dolar olacaktır.
Bor üzerindeki ARGE çalışmalarımızda
Türkiye olarak amacımız, daha ekonomik üretim, yeni kullanım alanları, yeni
ürün, teknolojik bilgi birikimidir. ARGE çalışmamızdaki stratejimiz de bor
ürünleri pazarının büyümesini beklemek yerine, yeni bor ürünleri ve yeni
kullanım alanları bulmaktır.
ARGE çalışmalarıyla sodyum perborat, trimetil borat, zirai
bor ve çinko borat, bor oksit, kalsine tinkal, susuz boraks tamamlanan projelerdir. Sodyum bor
hidrür, kalsine kolemanit, borlu
soda devam eden projelerimizdir.
2013 stratejik plan hedefimizde bor ve
şu anki gerçekleşen tesislerin yaptığı üretimlerle bor kimyasalları üretim
kapasitesi 2,2 milyon tona ulaşacaktır ve 2013’te satış geliri olarak 1 milyar
dolar hedeflenmiştir. 2023 hedefimiz ise, bor kimyasallarının üretim
kapasitesini 5,5 milyon tona ulaştırmak ve satış gelirini 2,5 milyar dolara
ulaştırmaktır.
Kamuoyundaki bazı bilinmeden yapılan
yorumlar ki bunları şöyle söyleyebiliriz. Kamuoyu diyor ki: “Eti Maden 40
milyon dolar ile yabancı bir firmaya satılacaktır.” Başka bir dedikodu da “Bor
yurt dışına ham madde olarak satılıp işlenmiş olarak geri alındığı.” şeklindeki
iddialardır. Biz biliyoruz ki Eti Maden ham bor satışı yapmamaktadır. Eti
Madenin öz sermayesi 2011 yılı itibarıyla 1,1 milyar Türk liraya ulaşmış
durumdadır. Bu boyutta bir kuruluşun 40 milyon dolara satılması mümkün
değildir.
Biraz önce konuşan vekilimiz 2004
yılındaki 5177 sayılı Kanun’la yapılan 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 49’uncu
maddesinin birinci fıkrasını okumamış. Bu madde “2840 sayılı Kanun hükümleri
saklıdır. Bu kanunun yürürlük tarihinden önce bulunmuş ve sonra bulunacak bor
madenlerinin aranması ve işletilmesi 2840 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Bunların ihracatına ait usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca tespit edilir.” der.
Bu şekilde değiştirilen madde, tüm bor tuzlarının devlet tarafından aranması ve
işletilmesini güvence altına almıştır.
Değerli milletvekilleri, bugün de
görüşmelerine devam edeceğimiz 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin
hayata geçirilmesi ile bilgi ve yeteneklerini geliştirecek yeni nesillerimiz
bor alanında lider olduğu gibi birçok alanda da ülkemizi dünya lideri
yapacaktır.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Öneri lehinde söz isteyen Aykut
Erdoğdu, İstanbul Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
AYKUT
ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında bor
üzerine, Türkiye’nin en stratejik madeni bor üzerine, burada metin üzerine ve
teknolojik ufuklar üzerine bir konuşma yapacaktım ama biraz önce konuşan Sayın
Hanımefendiye verilen metinde okuduklarını gördüğümde ve bunun Hükûmetin
fikirlerini yansıttığını gördüğümde, teknolojik kısımla alakalı kısmı daha dar
tutup, asıl, Hükûmetin madenlerimiz üzerindeki politikaları ve bakış açısı
üzerine konuşacağım.
Değerli arkadaşlar, bir halkın kaderi
stratejik ham maddelere ve teknolojiye sahip olup olmadığıyla ölçülür.
Stratejik ham maddeler arzı kıt ham maddelerdir ve alternatifi olmayan
ürünlerdir. Bor bu madenlerden biridir.
Tarihe baktığımızda bir zamanlar demir,
çelik ve kömür stratejik madenlerdi ancak teknolojik gelişmeye paralel olarak
petrol stratejik bir maden hâline geldi. Petrolün stratejik maden hâline
gelmesinden önce gaz yağı vardı. O dönemler gaz yağı stratejik bir madendi ve
bugün bildiğimiz bir çok aile, mesela Nobel ailesi Bakû’deki gaz yağı kaynaklarını sömürerek zenginleşti.
Bugün bor madenleri bize aynı ufukları açıyor arkadaşlar.
Bor madenleri gıda teknolojilerinde,
iletişim teknolojilerinde ve uzay teknolojilerinde stratejik bir madendir. Bor
madenleri element seviyesinde en yüksek enerjiye sahip elementtir. Bugün bize
söylenen, bor madeninin çok az kullanıldığı ama şunu unutmayalım ki mevcut
teknolojilerde bor madenleri çok az kullanılıyor değerli arkadaşlar ve bu bor
madenlerinde Türkiye Cumhuriyeti hemen hemen tekeldir çünkü bor madenlerinin
yüzde 72’sine sahibiz.
Bor madenleri süper iletken
teknolojisinde açtığı ufuklarla sürtünmesiz hareket sağlayabilir değerli
arkadaşlar. Bu ne demek? Bu, sizin de hepimizin çok yakından takip ettiği
havada ilerleyen trenler, havada ilerleyen arabalar demek. Eğer bu teknolojiyi
geliştirebilseydik biz, bugün İstanbul ile Ankara arasındaki hızlı tren
rüyalarımız daha rasyonel bir çizgiye ulaşmış olabilirdi. Bu süper iletken
teknolojisinin en önemli elementinin bor madeni olduğu bugün bilim dünyasında
konuşuluyor.
Bor madenlerinin bir diğer özelliği,
yanma ve itme gücünü en yükseğe çıkartan element olduğu söylenmektedir. Bu
konuda çeşitli bilimsel makaleler vardır. Bu ne demektir arkadaşlar? Bu,
özellikle askerî teknolojilerde, uzay teknolojilerinde alüminyum yakıt yerine bor
yakıtı kullanıldığında, bugün en yüksek hız olarak bilinen sesin 2 katı hızının
4 katına çıkarılmasıdır. Bu ne demektir? Mevcut radar teknolojileri bildiğiniz
üzere ses dalgaları sistematiği üzerine çalışmaktadır. Sesten daha hızlı
hareket eden bir roketin mevcut radar teknolojisi tarafından algılanması mümkün
değildir. Bunun da stratejik ham maddesi olan bor bu ülkenin kaynağıdır değerli
arkadaşlar.
Bor ile ilgili, Bor Araştırma
Enstitüsünde çok kıymetli uzmanlar çok kıymetli deneyler yaptı arkadaşlar ama
ne yazık ki Hükûmetiniz döneminde bunların birçoğu görevden alındı. Yerine
getirilen kıymetli yöneticilerin bor ile ilgili hiçbir çalışması yok. Bu,
ülkemiz açısından, az sonra anlatacağım yolsuzluk ve suistimallerden
daha önemli bir konudur ama önümüze kanun geldiğinde bunu anlatmaya devam
edeceğim.
Şimdi, buradaki Sayın Konuşmacı dedi
ki: “Hükûmetimiz bor madenlerine çok önem vermektedir.” Değerli arkadaşlar, bor
madenlerini Eti Madenleri işletmektedir. Eti Madenlerinin açtığı dekapaj ihalesi Fernas şirketine
verilmiştir. Peki, biz bu Fernas şirketini nereden
tanıyoruz? 2005 yılında, şu an tutuklu bulunan Hanefi Avcı Kaçakçılık ve
Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanıyken bir soruşturma başlattı ve bu
soruşturma sonucunda Enerji Bakanlığında organize yolsuzluklar yapıldığı tespit
edildi. Organize yolsuzluklar yaptığı tespit edilen Fernas
şirketi bu organize yolsuzluğun aktörlerinden biriydi ve 2 yöneticisi ihaleye
fesat karıştırma ve çeşitli suçlardan hüküm giydi arkadaşlar, Enerji
Bakanlığında yapılan ihalelerde, BOTAŞ’ta yapılan ihalelerde ihaleye fesat
karıştırma suçundan bu şahıslar hüküm giydi.
Peki, Fernas
şirketi daha sonra ne yaptı? Eti Maden İşletmelerinin bor, boraks, boksit
madenleriyle alakalı dekapaj ihalesine başvurdu
değerli arkadaşlar. Türkiye'nin, dünyanın en stratejik madenlerinden biri olan
bor madenlerinin dekapaj ihalesine bu firma başvurdu
ve bu firma bu ihaleyi aldı değerli arkadaşlar. İşte Hükûmetin bor madenlerine
bakışı budur: İhaleye fesat karıştırmaktan hükümlü bir şirkete bor madenlerinin
dekapaj ihalesinin verilmesidir. Yarın önümüze
gelecek kanun zaten fiilen gerçekleşmişti arkadaşlar, bor madenlerinin fiilen dekapaj işinin işletilmesi işi zaten verildi. Yani kamu
işçilerinin ekmeğine göz dikilerek bunlar işten çıkarılırken, iş verilen şirket
ihaleye fesat karıştırmıştır.
Peki, Enerji Bakanlığı bunu
engelleyemez miydi? Enerji Bakanlığı elbette ki bunu engelleyebilirdi çünkü
kendi Bakanlığında hüküm giymişti bu şirket, kendi Bakanlığında ihaleye fesat
karıştırmaktan hüküm giymişti. Ben bu şirketi suçlamıyorum, ben Hükûmeti
suçluyorum, ben Enerji Bakanlığını suçluyorum çünkü Kamu İhale Kanunu’na göre
ihaleye katılmaktan yasaklama kararı verilmesi gerekirdi. Değil hüküm
giydiğinde, soruşturmanın emareleri ciddi olduğunda bile bu kararın verilmesi
gerekiyordu değerli arkadaşlar ve bu karar verilmedi. Ben eminim, şimdi
Hükûmetin yetkilileri telefonda bunu soracaklar, ben belgelerini onlara getirip
göstereceğim, belgesiz hiçbir zaman konuşmadım çünkü ben.
Biz en stratejik madenlerimizi bu
şekilde değerlendirirsek sonu nereye gider arkadaşlar? Bor madenleri, belki siz
görmüyorsunuz ama Rothschild ailesinin peşinde olduğu
madenler, Amerika’daki Rio Tinto şirketinin peşinde
olduğu madenler. Siz, Bor Araştırma Enstitüsünde gerekli araştırmaları yapmış
olsaydınız, bu teknolojileri geliştirmiş olsaydınız belki bizim torunlarımız,
olacak millî gelirin 10 katı millî gelire sahip olacaktı. Belki bu ülkenin
bayındırlığını biz borla finanse ediyor olacaktık.
Benzer süreç kömür madenleri için de
geçerli değerli arkadaşlar. Biz, kömür madenlerini 2003 yılında verimsiz olduğu
gerekçesiyle kapattık, “Bu kömür madenleri verimsizdir.” denildi. Kapatılan
madenler, daha sonra, bir kısmı ihalesiz -söylüyorum, bir kısmı ihalesiz- sizin
partinize yakın birtakım iş adamlarına verildi. İhale yapılmasında zorlanan bir
madenden bahsetmek istiyorum: Çorum Dodurga madeni. Çorum Dodurga madeni, ihale
yapılırken… “Redevans” denilen ihale şu şekilde yapılır: Firmalar gelir, ton
başına teklif verir değerli arkadaşlar, “Ben üreteceğim ton başına devlete şu
kadar para vereceğim.” teklifinde bulunur ve o sırada, ihale sırasında
-Bunların CD kayıtları var. Ben bürokrasideyken Türkiye Kömür İşletmelerinde bu
kaydı izledim- ihaleye katılan şirketler soruyor: İki tane saha var, birinin
üstü açılmış ve temizlenmiş, diğeri ise kapalı. Kapalı yerde kömür çıkarmak çok
pahalı bir şey arkadaşlar. Açık yerde dekapaj
yapıldığı için çok ucuz, firma için çok kazançlı. “Kapalı yer” diye ihaleye
çıkılıyor yani buraya giren, buradan pahalı kömür üretecek. Firmalar soruyor,
diyor ki: “Açık yer buraya dâhil mi?” Orada, ihale komisyonu yetkilileri
“Hayır, dâhil değil.” diyorlar. Firmalar inanmıyor, tekrar yazıyla soruyor
değerli arkadaşlar “Bu ihaleye bu açık yer dâhil midir?” diye. Yazıyla cevap
veriyorlar “Dâhil değildir.” diye. İhaleden bir yıl sonra, şirket Türkiye Kömür
İşletmelerine başvuruyor, diyor ki: “Buranın üzeri açık yerinin işletmesini
istiyorum ben.” Önce diyorlar ki: “Hayır, veremeyiz çünkü ihaleyi buna göre
yapmadık.” Ama sonra, siyasi bir sihirli çubuk dokunuyor ve bu maden -üstü açık
maden- çok daha ucuz olan maden, bu şirkete veriliyor. Bu şirketin adı Çelikler
değerli arkadaşlar. Şu Meclisin karşısındaki otelin sahibi, Emekli Sandığından
o lüks oteli alan şirket Çelikler, bu şekilde bu madeni alıyor. Peki, bu madeni aldıktan sonra ne yapıyor? Bu
sevilen şirketin pazarlamayla uğraşmasını istemez tabii Hükûmet. Fakir ailelere
kömür dağıtılıyor ya arkadaşlar, hani, fakir, küçücük ellerini sobanın
karşısında ısıtacaktı ya bu çocuklar. Benim, fakire giden her kuruş başımla
birlikte ama fakire giderken parasını hazineden alıyorsanız ve siz bu kömürü
fahiş fiyatlarla, normal piyasa fiyatının çok üstünde fiyatlarla ihalesiz
alıyorsanız burada ahlaki bir problem vardır arkadaşlar. Bunu hiçbir şekilde
vicdanlarımıza yediremeyiz. Buraya Enerji Bakanı gelsin, “Cumhuriyet Halk
Partisinden Aykut Erdoğdu’nun söylediği şeyler gerçeği yansıtmıyor.” desin ben
hepinizden özür dileyeceğim. Ama ben buraya belgeleriyle bu konuyu
getirdiğimde, bu ihalenin bu şekilde yapıldığını, ihalesiz olarak kömür
alındığını, bu kömürün rayiç bedelinin çok daha yüksek olduğunu Sayıştay
raporlarıyla, Hazine raporlarıyla ispat edersem, sizden tek ricam var, on
yıllık iktidarınızda bir kez yolsuzlukla mücadele edin ve bu Enerji Bakanını
gensoruyla düşürün.
Saygılarımı arz ediyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP ve MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Öneri
aleyhinde söz isteyen Soner Aksoy, Kütahya Milletvekili. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
SONER AKSOY (Kütahya) – Muhterem
Başkanım, çok kıymetli arkadaşlarım; biliyorsunuz, konumuz bor. Bor üzerine
verilmiş olan araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum.
Bor deyince aklımıza Kütahya gelir
biliyorsunuz, özellikle Kütahya’nın Emet yöresi gelir. Türkiye’deki rezervin
çok büyük bir kısmı, yüzde 70 civarında olan bir kısmı Kütahya’da, Emet’te
bulunmaktadır.
Hakikaten bor kıymetli bir madendir. Biz 2003’ün ilk aylarında Maden Yasası’yla ilgili, Sanayi, Ticaret,
Enerji Komisyonunda yasa üzerinde çalışmaları yaparken -özellikle Cumhuriyet
Halk Partili arkadaşlarımızın desteğiyle o yasayı çıkartmıştık- bütün
madenlerin özel sektör tarafından çok rahat bir şekilde işletilmesini,
çıkartılmasını ve ekonomiye katılmasını, ancak bor madeninin devlette kalmasını
teklif ettiler Komisyonda, bu teklif de Cumhuriyet Halk Partisinden gelmişti. Bizim
grup arkadaşlarımız da bunu kabul ettiler ve o gün yasamızda bor madeni
devletin tekelinde kalmak koşuluyla Madencilik Yasası gerçekleşti. O gün bugün
Yasa’mızda bor madeni devlete aittir, dolayısıyla yatırımlarını devlet yapar ve
gelişmeler o istikamete göre cereyan eder. Bütün bunlara rağmen, devletin
madencilik üzerinde daha önce daha büyük hâkimiyeti varken bu noktada sadece
borun üzerine devletin hâkimiyeti konulmuştur.
Bildiğiniz gibi, diğer kömür
madenlerini ve diğer madenleri Enerji Bakanlığı veya diğer, TKİ vesaire
özelleştirmekte, mülkiyetini başka özel firmalara devretmektedir ama bor için
böyle bir şey şu ana kadar olmamıştır. Bor yataklarının mülkiyeti ve
istihracıyla alakalı olan ruhsatların devriyle alakalı hiçbir olay cereyan
etmemiştir çünkü Yasa buna aykırıdır yani müsaade etmemektedir. Dolayısıyla,
böyle bir işlemin olması mümkün değildir. Şu anda “Bununla
alakalı bir işlem yapılacak, bor madenleri özelleştiriliyor.” şeklinde bir
gayretin, feryat figanın veya herhangi bir çağrının hiçbir anlamı yoktur çünkü
Yasa’da bu hüküm çok açık bir şekilde durmaktadır ancak madencilikte maden
kaynaklarının çıkartılmasında ve işletilmesinde çeşitli metotlar olabilir,
çeşitli metotlar geliştirilmiş de olabilir çünkü biz konuyu ele aldıktan sonra
borda çok büyük üretim artışı olmuştur. Daha önce Türkiye’de çok az
miktarda üretilen bor madeni, takriben 2003 yıllarında hızlandırılmış,
özellikle sadece Emet’teki tesis 150 bin ton borik asit üreten tesis hâline
getirilmiştir. Bugün 500 bin ton üreten bir tesis konumundadır ve önümüzdeki
birkaç yıl içerisinde de 750 bin ton borik asit üreten bir tesis hâline
getirilecektir Emet’teki borik asit işleme tesisi. Bunu devlet yapacak ama bu
arada devlet birtakım taşeronlar kullanabilir. Zaten Sayın Alim
Işık da konuşurken “mülkiyeti kendisinde kalmak şartıyla” dedi, “Bu tür bir
yasa değişikliği söz konusudur.” dedi. Yani mülkiyeti devlette kalmak şartıyla
bu işletmeye, gelişen bu işletmenin hem teknolojisine hem de istihracına destek
veren özel sektörden birtakım unsurlar almanın ne mahzuru olabilir? Bunun ne
Emet’te bizim çalışan arkadaşlarımıza bir zararı olabilir… Zaten oradan, Emet
ve civarından gerekli işçiler alınmaktadır. Bu noktada ne istihdam yönüyle ne
de herhangi bir şekilde devletin elinden çıkması şeklinde bir hadise söz konusu
değildir.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Bor
işletmeleri özelleşirse ne yapacaksınız?
SONER AKSOY (Devamla) - Bilakis daha prodüktif, daha verimli, daha etkin ve daha çok üreten…
Çünkü bordan elde edeceğimiz ürünleri, art ürünleri, türevleri ve onlardan da
yeni teknolojik gelişmeleri yapabilmek için, biliyorsunuz, yine aynı yıllarda,
2003, 2004 yıllarında Bor Enstitüsünü kurmuştuk. Orta Doğu Teknik
Üniversitesinde kurduğumuz bu Bor Enstitüsü de yine bir yasayla kurulmuştu ve
orada hakikaten bilimsel çalışmalar yapılmakta…
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – AK PARTİ
döneminde mi?
SONER AKSOY (Devamla) – İşte, 2004,
2005, o yıllarda kurulduğu için AK PARTİ dönemi zaten, başka bir dönem yok.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Altını çizmen
lazım yani AK PARTİ dönemi diye çizin altını!
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ama asıl,
bilim adamları sizin döneminizde görevden alındı.
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Arkadaşlar anlayamadı da!
SONER AKSOY (Devamla) – Yani başka bir
dönem yok zaten, 2002’den beri AK PARTİ iktidar. Daha bir on sene daha AK PARTİ
Allah’ın izniyle devam edecek. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu gidişle, bu
muhalefetle yani gerçekleri çarpıtarak olmayan bir şeyi oluyormuş gibi
göstermek uygun değildir.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beyefendi,
kimse gerçekleri çarpıtmıyor, bakan gelsin onunla konuşalım, siz konuyu
bilmiyorsunuz efendim.
SONER AKSOY (Devamla) – Mesela, bir
arkadaşımız, daha önce, 12 Hazirandan önce Çavdarhisar’da havaalanı yaparken
geldi, dedi ki: “13 Haziranda bu yapılan havaalanıyla ilgili şu şantiye
kalkacaktır arkadaşlar.” Biz de gittik, dedik ki oraya: “Eğer kalkacak olursa
14 Haziranda biz de istifa ederiz.” Nitekim, havaalanı
şu anda yapılıyor, bu senenin sonunda havaalanı açılacak.
Arkadaşlar, bir gerçeği çarpıtmak
veyahut da yalanla örtbas etmek ne fayda getirebilir yani? Kime ne fayda
getirebilir?
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bora ne oldu,
bora?
SONER AKSOY (Devamla) – Muhalefete hiç
fayda getirmez.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Ben mi yalan
söylüyorum?
SONER AKSOY (Devamla) – Kim söylüyorsa
yani…
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Hayır,
bakan…
SONER AKSOY (Devamla) – Hakikat eğer
örtülüyorsa onun adı “yalan”dır. Arapçada “yalan”
kelimesinin anlamı “hakikatin örtülmesi”dir.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Tamam. Sayın
Bakan, burada…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Bak, herkese laf
atıyorsun arkadan, gazete okuyorsun orada devamlı. Biz sana saygı duyduk
yaşından. Tuttun döndün, bir de “yalancı” dedin arkadaşımıza. Böyle bir şey
olur mu ya!
BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…
SONER AKSOY (Devamla) – Ben “yalancı”
demiyorum kimseye.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen orada bütün
gün gazete oku…
SONER AKSOY (Devamla) – Ben ne okursam
okurum, o seni ilgilendirmez, sen işine bak!
BAŞKAN – Sayın Aksoy, lütfen Genel
Kurula hitap edin, karşılıklı konuşmayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yazık ya, niye
“yalancı” diyorsun arkadaşımıza?
SONER AKSOY (Devamla) – Sen işine bak,
karışma!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Ayıp ya, ayıp!
SONER AKSOY (Devamla) – Karışma, önce
bir dinlemesini öğren.
ÖZGÜR
ÖZEL (Manisa) – Sen dinlemesini biliyor musun! Bütün
gün laf atıyorsun oradan!
BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Oraya oturmuşsun
bütün gün laf atıyorsun!
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Nöbetleşe
geliyorsunuz Meclise.
SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, bor
meselesinin sahibi biziz.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ya ne sahibi…
FERİT
MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Ne demek sizsiniz, biz değil miyiz!
SONER AKSOY (Devamla) – Bor meselesi
bize ait olan bir meseledir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Sen devamlı laf
atıp duruyorsun oradan, ne kadar ayıp ya!
SONER AKSOY (Devamla) - Bora sahip
olmuşuz, devlet de sahip olmuş ve ülkemizde bor bugün 1 milyar dolar ihracata
gidiyor.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Borun ne
olduğunu bilmiyorsun!
SONER AKSOY (Devamla) – Madencilik
sektörü ihracatını artırmıştır.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Günde beş tane
gazete okuyorsun orada, laf atıyorsun.
BAŞKAN – Sayın Özel, lütfen…
SONER AKSOY (Devamla) – Daha önce her
şeye uyulurdu, herkes sakindi…
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Niye tahrik
ediyorsun sen bizim grubu ya!
SONER AKSOY (Devamla) - …kimsenin hiç
yaptığı bir şey yoktu.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Üstat, sen “boru”yla “bor”u karıştırmışsın!
SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, bu
şekilde gerçekleri değiştirecek konuşmalar yapmayalım, doğru olan neyse onu
söyleyelim, ben gerçekleri söylüyorum. Yasada “Bor devlete aittir.” derken
“Efendim, özelleştiriyor.” demenin ne anlamı var? Fol yok, yumurta yok!
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – İşletmeler
özelleşiyor, işletmeler.
SONER AKSOY (Devamla) – Neyin
işletmesinden, neyin özelleşmesinden bahsediyorsun? Mülkiyeti devlette kalmak
şartıyla kendisi taşeron kullanabilir, bunu herkes kullanıyor.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Telekom’un da
mülkiyeti devlette.
SONER AKSOY (Devamla) – Taşeron
kullanmak yanlış mı? “Taşeron da kullanmayın.” derseniz o da artık yani
devletçiliğin allame-i zûfünûnu olur.
NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Telekom’un da
mülkiyeti devlette? Ne oluyor peki? Kim işletiyor?
SONER AKSOY (Devamla) – Arkadaşlar, biz
serbest pazar ekonomisinden yanayız, özel sektörden yanayız.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) –
Özelleştirmeyle peşkeşi karıştırmayacaksınız ama!
SONER AKSOY (Devamla) – Özel sektör her
meseleye girecektir.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) –
Özelleştirmeyle peşkeşi karıştırıyorsunuz!
SONER AKSOY (Devamla) – Bakın, sizin
hiç ilgilenmediğiniz bor türevlerinden şu anda üniversiteler kesici aletler
yapıyorlar, üniversiteler yanmaz malzemeler üretiyorlar. Bor Enstitüsünde kurduğumuz
çalışmanın sonunda, 15 adet geliştirilmiş proje üzerinde çalışan
üniversitemizde şu anda yüzlerce arkadaşımız var. Daha önce böyle bir şey
yoktu. Bu, tamamen AK PARTİ’nin meydana getirmiş
olduğu bir çalışmanın sonucudur. AK PARTİ bu işe sahip olmuştur ve büyütmüştür.
Sizin belki daha önce bordan haberiniz bile yoktu.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aksoy.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın
Başkan…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Erdoğdu.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın
Başkanım, sayın konuşmacı konuşması sırasında şahsıma tekrar etmek istemediğim
sözler söyledi. Mümkünse, kürsüden bu konuya açıklık getirmek istiyorum.
BAŞKAN – Ama konuşmayı dinledik, sizin
şahsınızdan…
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı”
dedi Başkanım, yapmayın etmeyin ya!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
“Yalan söylüyorsunuz.” dedi Sayın Başkan. “Yalan söylüyorsunuz.” dedi.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı”
dedi.
BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, Erdoğdu
kendisini ifade ediyor, dinliyoruz, karşılıklı konuşuyoruz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – “Yalancı” dedi,
şahidiz.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Ben de şahidim
Başkan, dedi.
BAŞKAN – Ne söyledi peki Sayın Erdoğdu?
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı”
dedi Başkanım, daha ne desin!
BAŞKAN – Zikretti mi isminizi?
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Efendim?
BAŞKAN – İsminizi zikretti mi sizin?
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Yalancı
“dedi konuşurken, burada bütün insanlar boşuna panik olmadı.
BAŞKAN – Ne söyledi?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
“Konuşmacı yalan söylüyor.” dedi.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Konuşmacı yalan
söylüyor.” dedi.
BAŞKAN – “Tekrarlamak istemiyorum”
dediniz. Ne söyledi? Madem Sayın Vekil söylediyse siz de tekrarlayın.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – “Konuşmacı
yalan söylüyor.” dedi Sayın Başkanım. Lütfen… Sayın Başkan, gerçekten bu sizde
hoş durmuyor yani.
BAŞKAN - Sayın Erdoğdu, iki dakika süre
veriyorum.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
IX.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.-
İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, Kütahya Milletvekili Soner Aksoy’un
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ben, bu konuşmayı germek üzere buraya
gelmedim. Ben, bir haksızlığa dur demek için buraya geldim.
Şimdi, bu arkadaşımız…
MEHMET ERDEM (Aydın) – Ah yavrum!
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – “Ah yavrum!”
yok kardeşim! Tamam mı? Ben yetimin hakkını savunuyorum, o yavruların hakkını
savunuyorum. Tamam mı? Benim canımı sıkma “Ah yavrum”la
“Vah yavrum”la! Ben seni iyi tanıyorum. Senin beynin
yetmez onlara!
Buraya gelecek Enerji Bakanı,
bürokratlarıyla… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Hatip
boru anlattı, başka bir şey yapmadı.
AYKUT ERDOĞDU (Devamla) - Bu herkesin
parası, bu halkın parası. Buradaki 550 kişinin parası değil, 75 milyon insanın
parası. Ben muhalefet milletvekiliyim, benim görevim bu hesabı sormak. O
belgeler hepimizin belgesi. O belgeler açılacak, biz de belgelerimizi açacağız.
Eğer ben yalan söylemişsem, eğer ben gerçek dışı bir şey söylemişsem, yani
ihalede olmayan bir alan ihaleye dâhil edilmemişse, eğer ihalesiz mal
alınmamışsa, eğer bu şirkete, ihaleye fesat karıştıran şirkete 110 trilyonluk,
artı 130 trilyonluk yani 230 trilyonluk bir iş verilmemişse ben çıkar bu
kürsüden özür dilerim. Benim için özür dilemek büyüklüktür ama ben bunların
gerçek olduğunu biliyorum. Onun için, bu mücadeleye “yalancı” demek sadece ve
sadece bu mücadelenin karşısında olanların yanında yer almaktır. Şunu hepinize
hatırlatıyorum: Haksızlık karşısında, yolsuzluk karşısında susan dilsiz şeytandır.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Erdoğdu.
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN - Evet, Sayın Işık, sizin için
ne söyledi efendim?
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkanım, Sayın Konuşmacı özelleştirmeyle ilgili aslı
astarı olmayan ifadelerde bulundu.
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın
Başkanım, böyle bir usul var mı?
BAŞKAN – Nedir o ifadeler?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ya,
çıkacak “yalancı” diyecek, Ahmet Bey.
BAŞKAN – Bir saniye, sayın
milletvekilim lütfen… Sayın Işık ön tarafa çıktı, konuşuyor, konuşuyoruz
karşılıklı. Hepinizin müdahil olması gerekmez ki.
MEHMET GÜNAL (Antalya) – Biz duyduk,
siz duymuyorsunuz. Siz dinlemiyorsunuz, ondan sonra bağırıyorsunuz.
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Bor madenlerinin özelleştirileceği yönünde bir tasarının
hazırlık çalışmalarından bahsettim, böyle bir şeyin olmadığını söyledi. Benim
düzeltme yapmam lazım.
AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Beni de
duydu.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Işık. (MHP
sıralarından alkışlar)
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan,
böyle bir usul olmaz ya!
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Nasıl bir
usul olur?
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Konuşmacıya
sataşmadan dolayı mı söz verdiniz? Herhangi bir sataşma var mı yok mu?
2.-
Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya
Milletvekili Soner Aksoy’un şahsına sataşması nedeniyle konuşması
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Değerli milletvekilleri, tekrar saygıyla selamlıyorum.
Tabii ki teşekkür ediyorum Sayın
Milletvekilimize bazı açıklamalarda bulundu.
Sayın
Milletvekilim böyle bir şeyin özelleştirmeyle alakası olmadığından bahsetti,
saygı duyarım, o onun görüşü ancak bu tasarısının genel gerekçesindeki, biraz
önce okumadığım bir ifadeyi ve madde gerekçesini sizlere okuyacağım, ne anlama
geldiğine siz karar veriniz: “Tasarıyla kamu iktisadi teşebbüslerine yetkili
organların alacakları gerekçeli karar üzerine cevher mülkiyetini üçüncü
şahıslara devretmemek kaydıyla üretim ve zenginleştirme aşamalarında hizmet
alımı yöntemi kullanabilme imkânı tanınmıştır.” Madde
gerekçesine bakıldığında…
SONER AKSOY (Kütahya) – Hayır, yok.
ALİM
IŞIK (Devamla) - Ne olduğunu görürsün. Senin Kütahya’da borun nasıl
üretildiğinden haberin var mı Değerli Kardeşim veya Türkiye’de? Madde gerekçesi
“Uygulamadaki birtakım farklılıkları, tereddütleri gidermek, bir kısım işlerin
hizmet alımı yoluyla gerçekleştirilebilmesine olanak tanınmaktadır.” Nedir bu
bir kısım işler? Şu anda memleket çalışanları feryat ederken
özelleştirilmeyeceğini ifade etmek… Bunun orada hazırlık yapan birkaç özel
sektör temsilcisine önayak olma adına hazırlanmış bir tasarı olduğunu, Sayın
Milletvekilim, siz de benden iyi biliyorsunuz ama o zaman görüşeceğiz.
SONER AKSOY (Kütahya) – Yok Mecliste!
ALİM
IŞIK (Devamla) – O zaman görüşeceğiz. Şu anda, maden işletmelerinde, çok ciddi
anlamda, bu taşeron sisteminden dolayı feryat eden insanların olduğunu siz
benden daha iyi biliyorsunuz. Daha bir ay önce, Tunçbilek’te,
200 kişi meydanda bırakıldı, ortalıktan kaçtı gitti taşeron.
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet
parasını ödedi.
ALİM
IŞIK (Devamla) – Burada da taşeron işlemi.
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet
parasını ödedi.
ALİM
IŞIK (Devamla) – Sayın Vekilim, siz de söz hakkı alıp buradan konuşursanız iyi
olur. Devlet taşerona ödedi ama işçiye ödemedi.
Sayın Milletvekilim, gidin, Kütahya’da
Valiliği ve İl Başkanlığınızı basan taşeron işçilerinin ne durumda olduğunu siz
bir onlardan öğrenin.
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Devlet ödedi
parasını.
ALİM
IŞIK (Devamla) – Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Öneriyi oylarınıza…
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.
BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine
getireceğim.
Sayın Aslanoğlu, Sayın Öz, Sayın Şeker,
Sayın Öner, Sayın Tanal, Sayın Ediboğlu, Sayın Çetin, Sayın Köktürk, Sayın
Özel, Sayın Ağbaba, Sayın Ekinci, Sayın Dibek, Sayın
Tayan, Sayın Çam, Sayın Aksünger, Sayın Toptaş, Sayın
Kurt, Sayın Kuşoğlu, Sayın Akar, Sayın Özkan.
İki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
toplantı yeter sayısı vardır.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
Bor madenciliğinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla
verilmiş olan (10/205) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin ön
görüşmelerinin Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi
grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri
kabul edilmemiştir.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubunun, İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş
bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım, okutuyorum:
3.-
Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da
bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı
hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını,
çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak
amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin,
Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde
sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde
yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi
29.03.2012
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma
Kurulu'nun, 29.03.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi
parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki
önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un onayına
sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Muharrem
İnce
Yalova
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve
arkadaşları tarafından, 21.03.2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına "SGK'da bulunmayan emeklilik
verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı halde emekli aylığı
için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını, çözüm
alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak" amacıyla verilmiş olan Meclis Araştırma
Önergesinin, (315 sıra nolu) Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere
bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak, 29.03.2012 Perşembe günlü birleşimde
sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Önerinin lehinde söz isteyen İzzet Çetin,
Ankara Milletvekili.
Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından
alkışlar)
İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi grup önerimiz
üzerinde söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Arkadaşlar, bugün gündeme getirmeye
çalıştığımız konu, sizin de seçim sırasında meydanlarda ve bugün milletvekili
olarak hepinize telgrafla, telefonla veya sosyal medya aracılığıyla iletilen
bir konu. Herkes yakından biliyor, kamuoyunda emeklilikte yaşa takılanlar
olarak bilinen bu kesim, bugün oldukça mağdur, hatta mağdurdan öte perişan
konumda. Bunların mağduriyetleri ve perişanlıkları iş bilmezliklerinden, iş
göremezliklerinden değil, bunların perişanlığı, bu Mecliste tıpkı AKP Grubunun
yaptığı gibi sonuçlarını düşünmeden “Çoğunluğumuz vardır.” mantığıyla çıkarılan
bir yasa sonucu. Bu Yasa, kamuoyunda 4447 sayılı Yasa olarak bilinen ve kısa
adı “İşsizlik Sigortası” olarak anılan ama uzun adını söylemeyeceğim neredeyse bir dakikadan
fazla zamanımı alır, emeklilikte yaşı kademeli olarak yükselten bir kanun.
Kanunun görüşmeleri 12 Ağustos 1999 tarihinde başlamıştı ve 25 Ağustos 1999
tarihinde sona ermişti. Daha sonra bu kanun 8 Eylül 1999 tarihinde yürürlüğe
girdi. Adı her ne kadar İşsizlik Sigortası Kanunu olarak başlıyorsa da yasa,
çalışanların emeklilik yaşlarını, emekli olma koşullarını yeniden düzenleyen
bir yasaydı. O gün getirilen düzenlemeyle emeklilik yaşı, çalışma süresi ve
prim ödeme gün sayısı arttırılmıştı. O günlerde ana muhalefet görevi sizin
devamı niteliğinde olduğunuz Fazilet Partisindeydi ve o günlerde bugünkü
Çalışma Bakanımızın, yine bugünkü Genel Başkan Yardımcınız Salih Kapusuz’un ve o günlerdeki Genel Başkanınız, Fazilet
Partisi Genel Başkanı olan Recai Kutan’ın konuşmaları var ve bu kanun
tarafınızdan Anayasa Mahkemesine götürüldü. Anayasa Mahkemesi
de 2001 yılı Şubat ayında bu kanunun kademeli geçişlerini Anayasa’nın eşitlik
ilkesine aykırı bularak iptal etti ve altı aylık bir geçiş süreci tanıyarak o
geçiş sürecinde yasanın yeniden düzenlenmesine imkân tanıdı ancak o günkü
iktidar bu yasayı yeniden Mayıs 2002’de düzenleyerek kademeler arasındaki
geçişleri daraltarak getirdi ve Meclisten geçerek yürürlüğe girdi. Tabii
çalışanları tedirgin eden bir yasaydı. Pek çok çalışan, işçi olsun memur olsun
devlete, özellikle devleti yönetenlere güveni kalmadığı için emeklilikte buldu
çareyi, pek çoğu emekliye ayrıldı. Pek çok insan da o günkü ekonomik krizlerden
ve sosyal güvenlik sisteminde sık sık yapılan değişikliklerden kaçarcasına
emeklilik hakkını doldurdu ya da doldurmadan ayrılmak zorunda kaldı. Tabii,
yasadan önce, biliyorsunuz, emeklilikte yirmi beş yıl hizmet süresi kadınlar
için otuz sekiz, erkekler için kırk üç yaşında emekli olmayı olanaklı kılıyor
idi. Bu doğru muydu, değil miydi, o ayrı bir konu. Elbette, bugünün
koşullarında bunu savunmak pek mümkün değil. Ama o günkü yasa, emeklilik yaşını
elli sekiz kadınlar için, altmış erkekler için yürürlüğe koyduğunda, demin
sözünü ettiğim, bugünkü Çalışma Bakanı dâhil hepiniz “Mezarda emeklilik.” diye
feryat ettiniz, çalışanlar da böyleydi. Fakat döneminizde -unutmayın- bunu da
istismar edercesine, o görüşünüzü tekzip edercesine, emeklilik yaşını altmış
beş yaşa çıkarttınız, bu ayrı bir konu.
Benim esas söylemek istediğim, biz bir
kanun çıkartmışız bu Mecliste, bugün on binlerce aile perişan konumda. Yani bir
yandan sosyal güvenlik sisteminde yapılan, sıklıkla gerçekleştirilen
değişiklikler, öbür taraftan ülkemizde ekonomideki daralmaların sonucu yaşanan
ekonomik krizler çalışanları her seferinde vuran bir konuma geldi.
O
yasanın içerisinde, yirmi beş yıllık hizmet süresini doldurup prim ödeme gün
sayısını tamamlayanlar, işçi ise kıdem tazminatını alarak iş yerlerinden
ayrılma, emekli olma hakları doğduğu için ayrıldılar devlete ve yönetenlere
güveni kalmadığı için; memurlar da emekli ikramiyelerini alamadılar ama iş
yerlerinden, prim ödeme gün sayısını ve çalışma süresini doldurdukları için
onlar da ayrıldı. Bugün, işçi olarak ayrılanlar, kıdem
tazminatlarını da yediler, yaşları da belli bir düzeye geldi ve o aldıkları
tazminatı da bitirdiler, herhangi bir iş de bulamadılar, çocuklarının eğitim,
sağlık, vesair ihtiyaçlarını gideremez konumdalar.
Memur olarak ayrılanlar da hem ikramiye alamadılar, iş bulamadılar hem de
sağlık haklarından faydalanamaz konumdalar, çocuklarını bile tedavi
ettiremiyorlar.
Bu konu gerçekten ülkemizde sadece Cumhuriyet
Halk Partisinin veya muhalefet partisinin sorunu değil, hepimizin ortak sorunu,
hepimizin yakınları var. Ben bu konuyu gündeme getirmek için 26 Ekim tarihinde
Meclis Başkanlığına bir kanun teklifi vererek konunun çözüme kavuşturulmasını
istedim, tabii pek oralı olan olmadı. Bu sefer, sosyal medya aracılığıyla, bu
emeklilikte yaşa takılan yurttaşlarımız sıklıkla bizi sonuçtan bilgi sahibi
olmak için arar konuma gelince, Çalışma Bakanımıza bir soru yönelttim. Soruları
ocak ayında yönelttim. “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün
sayısını doldurarak emekli olan, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş
koşullarını sağlamayı bekleyen kaç kişi vardır? Bunların bağlı oldukları sosyal
güvenlik mevzuatı açısından 5434, 506, 1479, 2925 ve 2926 sayılı kanunlar
kapsamına göre dağılımları nedir?” diye Bakanlığa soru sordum.
Arkadaşlar,
Bakanlığın verdiği cevabı sizlere okutuyorum, Bakanlık verdiği cevapta diyor
ki: “Mevzuatın öngördüğü hizmet yılı ve prim ödeme gün sayısını doldurarak
emekliliği hak eden, ancak emekli aylığı bağlanabilmesi için yaş şartını yerine
getirmeyi bekleyen kişi sayısal dağılımıyla ilgili olarak Sosyal Güvenlik
Kurumu bilgi işlem veri tabanında herhangi bir veri bulunmamaktadır.”
Şimdi, sormak gerekir arkadaşlar: SGK
bu görevlerini el yordamıyla mı yapıyor? Yani, SGK kayıtları tutmuyor, aktüeryal hesaplarını yapmıyor, çalışanların sayısını
bilmiyor, emekli olacakların sayısını bilmiyor da bu işleri nasıl götürüyor?
Çalışma Bakanlığı ne güne duruyor, ne iş yapıyor, bunu sormak gerekmez mi?
Şimdi, biz dedik ki: Çalışma Bakanlığı
veri tabanı yok, SGK’nın veri tabanı yok, bu işin
mali portesini sorduk cevap veremiyor, o hâlde bu görev yasama organına düşer.
Yasamı organı 1999 yılında bir kanun çıkarmış, yurttaşını perişan etmiş, açlığa,
yoksulluğa, sefalete mahkûm etmiş. O mahkûmiyeti giderecek organ yine yasama
organıdır. O nedenle SGK’nın elinde veri tabanı
olmadığına göre, Çalışma Bakanlığı bu konuda bilgi sahibi olmadığına göre bir
araştırma komisyonu kuralım. Meclisten, içimizden bu işleri bilen arkadaşlardan
oluşacak bir komisyon hem SGK’ya bir veri tabanı
hazırlamış olur hem Çalışma Bakanlığına çalışmaların nasıl yürütülmesi
gerektiği konusunda yol göstericilik ödevini yerine getirir hem de mağdur olan,
perişan konumda olan yurttaşlarımızın sorunlarına çözüm bulur. O nedenle bu
komisyon kurulması önerimiz gerçekten bir çıkar sağlamadan öte, bir sorunu
çözmeye yöneliktir.
Bu konuyla ilgili olarak ben Sayın
Çalışma Bakanını ziyaret ettim, dedim ki: “Cumhuriyet Halk Partisinin ya da
diğer muhalefet partilerinden birisinin vereceği bir yasa teklifini veya
araştırma önergesini dikkate almayabilirsiniz. O nedenle AKP’den bir
milletvekiline bu konuyla ilgili iki satır bir önerge verdirin, bu sorunu
çözelim.” “Bir bakalım, bir baktıralım.” dedi ama Sayın Bakandan o günden
bugüne ses çıkmadı.
Değerli arkadaşlar, yani ben polemik yapmak istemiyorum. Sayın Kutan’ın da Sayın Çalışma
Bakanının da bu yasa çıkarkenki konuşmaları burada.
Sayın Bakanın bir cümlesini okuyayım. “Değerli milletvekilleri, bu tasarı
Türkiye gerçeklerine aykırı bir tasarıdır, bu tasarı bilimsel analizin ürünü
değildir, bu tasarı kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır, bu
tasarı sosyal kaygıları dikkate almamaktadır, vatandaşın durumunu incelemeden yapılmıştır.”
diyor. Ne zaman söylüyor? 21’inci Dönem, Birinci Yasama Yılı, 16 Ağustos 1999
Pazartesi günü, Çalışma Bakanı söylüyor değerli arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
İZZET ÇETİN (Devamla) – Otuz saniye
Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Çetin, lütfen.
İZZET ÇETİN (Devamla) – Bir cümle mesaj
vereceğim, ayrılacağım.
BAŞKAN – Buyurun.
İZZET ÇETİN (Devamla) – Değerli
arkadaşlar, bu sorun gerçekten hepimizin ilgilenmesi gereken bir sorun,
reddedilecek bir sorun değil. Bir komisyon kurulmasını öneriyoruz. Bu
komisyonun kurulması yurttaşlarımızın beklentilerine, sorunlarına cevap bulacak
bir komisyon olacağından olumlu oy kullanmanızı rica ediyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çetin.
Öneri aleyhinde söz isteyen İdris Baluken, Bingöl Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)
İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Tabii usulen
önerinin aleyhine söz almış olduk ama konuşmamı ben önerinin lehine
sürdüreceğim.
Öncelikle, konuşmama geçmeden önce,
emeklilerle ilgili bir düzenlemeyi görüştüğümüz bu saatlerde Tandoğan
Meydanı’nda emekçilere gaz bombası, cop ve tazyikli suyla müdahale yapılıyor.
Emekçilere saygısı olmayan bir iktidar anlayışının emeklilerle ilgili ne kadar
düzenleme yapabileceğinin takdirini ben sizlere bırakıyorum.
Bu yapılan saldırı sırasında alanda
milletvekilleri var, bu Parlamentonun mensupları var ve müdahale yapılırken
özellikle milletvekillerinin de içinde bulunduğu gruba yönelik polisin
orantısız şiddet uygulaması var. Şu anda, burada bulunan 2 milletvekili
arkadaşımız üstleri başları sırılsıklam olmuş bir şekilde bu Parlamento
sıralarında oturarak kendi görevlerini yapmaya çalışıyorlar.
Ben öncelikle size bir öneride bulunmak
istiyorum: Böyle yasaklamalarla, birtakım aldığınız yasakçı kararlarla polisin
arkasına sığınmaktan vazgeçin. Siz de madem politika yapıyorsunuz, madem bu
politikalarınızın arkasında duruyorsunuz, bu almış olduğunuz politikaların
gereği olarak o alanlara gidin. Yani örneğin “nevroz”u
yasaklıyorsunuz, Diyarbakır’da yüzde 70 oy alan bir partinin Genel Başkanı Diyarbakır’daki
alanda önüne polis memuru konularak bir şekilde engellenmeye çalışılıyorsa,
buradaki muhatabiyet ilişkisi yanlıştır. Polis
memurunu milletvekiliyle ya da genel başkanla muhatap etmeyin, AKP’nin bölge
milletvekillerini getirin, orada bizim önümüze, milletvekillerinin, halkın
seçilmiş iradesinin önüne gelip sizin belirlemiş olduğunuz yasakçı politikaları
sahiplensinler ya da Tandoğan Meydanı’nda emekçilere gaz ve bomba yağdırmadan
önce bu yasakçı kararı
alan ve bunu destekleyen milletvekili arkadaşlarımız oraya
gelsinler, orada bulunan milletvekilleriyle beraber kendi politikalarını halka
anlatsınlar. Bu önerimizi dikkate almanızı temenni ediyorum.
Tabii, bu verilen önergeyle ilgili her
şeyden önce şunu belirtmek gerekiyor ki: Hepimizin, dört grubun da üzerinde
mutabık olduğu en önemli anayasal ilkelerden birisi, bu devletin sosyal devlet
olma ilkesidir.
Cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar
Anayasa’nın 2’nci maddesinde belirtilen bu ilkenin, aslında toplumsal düzeyde
ete kemiğe bürünmesinde, somutlaşmasında çok ciddi sıkıntılar var. Bugüne kadar
gelen hükûmetlerin pek çoğu, bu sosyal devlet ilkesinin gereklerini yerine
getirme noktasında, toplumun ezilen kesimlerinin, yaşlıların, kadınların,
gençlerin, çocukların, işçilerin, emekçilerin haklarını savunma noktasında
maalesef Anayasa’nın göstermiş olduğu duyarlılığı yeterli bir şekilde yerine
getirememişlerdir.
Son on yıldır iktidarda bulunan AKP’nin
uyguladığı politikalarda ise genel olarak sermaye ve emek ilişkisi üzerinde
sermayeye avantaj sağlayan, ucuz iş gücü şeklinde emek sömürüsünü önceleyen
birtakım uygulamaların olduğunu görüyoruz.
Defalarca birtakım sorunları, sosyal
düzeyde, toplumsal düzeyde yaşanan birtakım sorunları çözülmesi maksadıyla
buraya getirdik. Buraya getirirken de ülkenin bu anlamda yaşamış olduğu, içinde
bulunduğu birtakım fotoğrafları ve tabloları mümkün olduğunca açığa çıkarmaya
çalıştık. Ancak her getirdiğimizde, AKP’nin almış olduğu oy oranı üzerinden
sosyal güvenlikle ilgili ya da sosyal politikalarla ilgili herhangi bir sorunun
olmadığını buraya gelen arkadaşlar dillendirdi.
Şimdi bakın, bu sosyal güvenlikle
ilgili işlerin iyi gitmediğinin en açık göstergesi, kara delik olarak
nitelendirdiğimiz sosyal güvenlik açığında objektif olarak ortaya çıkıyor. 2003
yılında 20,2 milyar olan sosyal güvenlik açığı, 2010 yılında tam yüzde 52
artışla 54,6 milyara çıkmış. Sadece 2010 yılı verilerini ele aldığımızda bütçe
açığının 39,6 milyar, sosyal güvenlik açığının 54,6 milyar olduğunu göz önünde
bulundurursak, bu sosyal güvenlik politikasının ya da bununla ilgili ekonomik
uygulamaların ne kadar başarılı olduğu konusunda bir fikir sahibi olabiliriz.
Şimdi, uygulanan politikalarda tabii,
bir eksi yönde bir de artı yönde değerlendirmemiz gereken birtakım unsurlar
var. Ekonomik politikaların eksi yönünde ulusal ekonominin kendisi ve toplumun
ezilen kesimleri varken artı yönünde de -inkâr etmiyoruz- ciddi düzeyde, her
geçen gün makası açılan bir zenginler kulübü var. Bakın, AKP
Hükûmeti döneminde ultra zengin sayısı yüzde 400 artmış, eski para birimiyle
söyleyeyim, trilyoner sayısı 8’den 32’ye çıkmıştır yani ezilen kesimlerin,
emekçi kesimlerin bütçeden aldığı pay, genel gelir payından almış olduğu oran
her geçen gün düşerken bir kesimin de, bir zenginler kulübü kesiminin de her
geçen gün servetini artıracak şekilde bir politika yürütülmesi içerisindeyiz.
Değerli arkadaşlar, gelir dağılımı
adaleti açısından, şu anda, dünyada son beş sıradayız. Özellikle nüfusun yüzde
20’lik en zengin kesimi, şu anda, ortalama gelirlerin yüzde 47,6’sına
hükmediyor, en yoksul olan yüzde 20’lik kesim ise bu tüm gelirlerin yüzde
5,6’sına hükmediyor yani aradaki makas, artık 10 kat gibi, neredeyse dudak
uçuklatacak bir düzeye gelmiş durumda. Bakın, sadece TÜİK’in
verilerini –bu TÜİK’in vermiş olduğu hiçbir rakamın
güvenilir olmadığını, Hükûmeti memnun etmeye yönelik, formüllere takla attırma
olduğunu her defa söyledik ama- sadece TÜİK’in bu
güvenilmez rakamlarını bile buraya getirirsek, şu anda, ülkede 13 milyon kişi
yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
Tabii, bütün bu örnekleri
çoğaltabiliriz ancak bugün tabii, emeklilerle ilgili birkaç somut yaşanan
sorunu, burada çözüm bulmak amacıyla sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Emeklilerimizin şu anda içinde bulunduğu sosyoekonomik durumu burada defalarca
dile getirdik. Sizin belirtmiş olduğunuz enflasyon rakamlarının hiçbir şekilde
gerçeği yansıtmayan birtakım göstergelerini, verilerini emeklilerin almış
olduğu paralar üzerinden değerlendirdik. Bu ülkede emekli olan doktorların,
öğretmenlerin, işçilerin emekli olduktan sonra yüzde kaçının bir ek iş yapma
gereği hissettiğini defalarca burada paylaştık. Bu tablo bile emeklilerimizin
bugün yaşamış olduğu sorunları en açık şekilde aslında ifade etmeye yetiyordu.
Ancak CHP Grubunun vermiş olduğu önergede özellikle ön plana çıkan üç temel
sorun var, çözüm bekleyen üç temel sorun var. Bu üç temel sorunla ilgili bizim
de daha önce vermiş olduğumuz kanun teklifleri vardı:
Bunlardan birincisi, prim gününü
doldurup yaştan dolayı emekli olamayanların durumuydu.
İkincisi, yaşını doldurup prim gününü
doldurmadığı için emekli olamayanların durumuydu.
Üçüncüsü de hem prim hem yaşını
doldurup AKP’nin devreye sokmuş olduğu yeni yasadan dolayı emekli olamayanların
durumuydu.
Bahsetmiş olduğumuz bu her üç durum da
çok büyük bir yüzdedeki emekli kesimini yakından ilgilendiriyor. Özellikle
toplumda “mezarda emeklilik” olarak adlandırılan bu emekliliğe getirilen yaşla
ilgili düzenlemenin çok ciddi mağduriyetler getirdiğini biliyoruz. Bununla
ilgili bir an önce birtakım düzenlemelerin yapılması ve bu emeklilerimizin
mağduriyetinin giderilmesi noktasında biz Meclisin tümünden bir duyarlılık
bekliyoruz. Bu nedenle, bu öneriye de lehte oy kullanacağımızı belirtmek
istiyoruz. Sosyal devlet ilkesinin her geçen gün paralı sağlık, paralı eğitim,
verilmesi gereken en temel kamusal hizmetlerin paralı hâle getirilmesiyle yok
edildiği bir dönemde en azından bu emeklilerimizin durumunun düzeltilmesine yönelik
birtakım palyatif adımların atılması bu Meclisin
önündeki önemli görevlerden biridir diye buradan belirtmek istiyorum.
Şunu özellikle belirtmek istiyorum:
Bizim çocukluğumuzda TRT’de yayınlanan bir reklam vardı. Bu
reklamda “Ödediğiniz vergiler size -vatandaşa- yol, su, elektrik olarak geri
döner.” deniyordu, ancak maalesef AKP’nin politikalarıyla, sürdürülen neoliberal politikalarla artık ödediğimiz vergiler, ödenen
vergiler sermaye sahiplerinin ve savaş baronlarının cebine geri gidiyor,
artakalan kırıntılar ise yoksulları ve emekçileri susturmak için sosyal yardım
olarak, sus payı olarak bir şekilde dağıtılıyor. Bu tablonun
düzeltilmesi umudu ile özellikle emeklilerimizle ilgili bu mağduriyet için
verilen bu önerinin desteklenmesini ben de Meclisten bekliyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
İDRİS BALUKEN (Devamla) –
Teşekkürlerimi sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önerinin
lehinde söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili.
Buyurun Sayın Kalaycı. (MHP
sıralarından alkışlar)
MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Sosyal güvenlik politikalarının en
önemli amaçlarından birisi, insanlar arasında oluşturduğu güvenlik ağları ile
toplumsal eşitsizlikle mücadeleyi desteklemektir. Bu anlamda, devlet, tüm
bireyler için eşit hak ve yükümlülükler içeren bir sosyal güvenlik sistemi
kurgulamakla yükümlüdür. Ülkemizde de sosyal güvenlik hakkı Anayasa ile
teminata bağlanmış olup, devletin yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Ancak
birçok vatandaşımız sosyal güvenlik uygulamaları nedeniyle sorunlar
yaşamaktadır. İşe başladıkları tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik
için gerekli prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süresini tamamladıkları hâlde,
bir başka ifadeyle emekli olma hakkını elde ettikleri hâlde bir de yaş şartına
tabi tutulmaları birçok vatandaşımızı mağdur etmiştir. Kazanılmış hakları
ellerinden alınan, emeklilikte yaşı bekleyen vatandaşlarımız haklarını
aramakta, Türkiye Büyük Millet Meclisinden çözüm beklemekte, bu
mağduriyetlerinin giderilmesini sağlayacak düzenleme yapılmasını istemektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi, emeklilik
hakkını elde ettiği hâlde emeklilik için yaşı bekleyenlere emeklilik hakkının
verilmesi gerektiği görüşündedir. Bu konuda söz konusu mağduriyeti gidermeye
yönelik olarak gerekli kanun teklifi ve önergeler de vermiştir. Hatta daha bu ayın başında Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul
edilen ve kamuoyunda “İntibak Yasası” diye adlandırılan kanunun görüşmeleri esnasında
verdiğimiz teklif ile 2000 yılından önce sigortalı olanlardan sigortalı
oldukları tarihte yürürlükte olan mevzuata göre emeklilik için gerekli prim gün
sayısı ve hizmet yılı şartlarını tamamlamış olanlara yaş şartı aranmaksızın
emekli aylığı bağlanması önerilmiş, ancak AKP Grubunun oylarıyla
reddedilmiştir. Bugün de CHP tarafından verilen Meclis araştırma
önergesini destekliyoruz, emeklilikte yaşa takılanların sorunları hakkında
mutlaka Meclis araştırması açılmalıdır.
Değerli milletvekilleri, sosyal
güvenlik sisteminin iki temel sorunu aktif-pasif dengesindeki bozulma ve bütçe
açıklarındaki artıştır. 1992 yılında emeklilik yaş haddinin kaldırılarak erken
emekliliğin yolunun açılması, sosyal güvenlik sisteminin aktif-pasif dengesinin
hızla bozulmasında en başta gelen etkenlerden biri olmuştur. Sosyal güvenlik
sisteminin aktif-pasif oranındaki düşüş, açıklarındaki artış yıllardır devam
etmekte olup, bu olumsuz yapının düzeltilmesine yönelik olarak birçok hükûmet
tarafından çeşitli uygulamalar yürürlüğe konulmuştur. Bunlardan biri de
emeklilikte yaş şartı getirilmesidir. Esas olarak otuz sekiz-kırk üç yaşında
emekliliğin getirdiği yükü, dünyada hiçbir ülkenin sosyal güvenlik sisteminin
kaldırması mümkün değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde de böyle bir uygulama
yoktur. Bu bir gerçektir, bu herkesçe kabul edilmelidir. Ancak kazanılmış
hakların vatandaşın elinden alınması da hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz,
hiçbir hukuk devletinde böylesi bir uygulama söz konusu olamaz. Bu da kabul
edilmesi gereken bir başka gerçektir. Bu konuda geçmişte yapılanlara takılıp
kalmamak gerekmektedir, buradan bir yere varamayız, bir sonuç alamayız,
geçmişte yapılan düzenlemeleri o günün şartlarında değerlendirmek gerekir. Eğer
geçmişte bir yanlış yapıldı ise bu yanlışı bile bile bugüne kadar düzeltmemiş
olmak da aynı derecede yanlıştır. O nedenle geleceğe bakmalı ve mevcut
haksızlıkları giderebilmenin yolunu bulmalıyız.
İşe girdiği tarihte tabi olduğu
mevzuata göre emeklilik için gerekli sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayılarını
tamamlayan vatandaşlarımız, emekli aylığı alamadığı gibi bir de sağlık
sigortası primi ödemekle karşı karşıya kalmışlardır. Kanunla aranan prim ödeme
gün sayısını dolduran, dolayısıyla yıllarca gerekli primleri ödemiş olan
vatandaşlarımızdan “Sen yaşı doldurmadın, sağlık sigortası primini vermezsen
sağlık yardımından yararlanamazsın.” demek insafsızlıktır, vicdansızlıktır. Bu
itibarla, emeklilikte yaşı bekleyen vatandaşlarımızın yaşadığı sorunların ve
mağduriyetlerin belirlenmesi ve çözüm yollarının tespit edilmesi için Meclis
araştırması yapılmalıdır. Bu durumda olan vatandaşlarımıza yaş şartını
beklemeksizin emeklilik hakkı verilmelidir, zira bu onların kazanılmış
haklarıdır.
Değerli milletvekilleri, bir önemli
konuyu daha burada gündeme getirmek istiyorum. 2012 yılının üçüncü ayının
sonuna gelmemize rağmen, sayıları 6 milyonu bulan kamu çalışanı, 4/C
mağdurları, memur emeklileri, altmış beş yaş aylığı alanlar, engelliler,
gaziler, şehit yakınları, köy korucuları ve muhtarların 2012 yılı maaş artışları
henüz verilmemiştir. AKP Hükûmeti, bu kesimleri ilk defa zamsız maaşa mahkûm
eden Hükûmet olma unvanını elde etmiştir. İstediği kanunu bir gün içinde
Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçiren AKP Hükûmeti, aileleriyle birlikte 20
milyona yakın vatandaşımızın sorununu çözecek, yüzünü güldürecek bir
düzenlemeyi henüz becerememiştir.
Böylesine gecikme ve acil durum söz
konusu iken, bugün için aciliyeti olmayan, beş-altı
ay sonra yürürlüğe girecek olan yasaya hâlâ öncelik verilmesi, AKP Hükûmetinin
nasıl rant peşinde koştuğunu da açıkça ortaya
koymaktadır. Eğer bir tasarı veya teklifte rant varsa
Mecliste öncelikle onlar görüşülmektedir. Kamu görevlilerine toplu sözleşme
hakkı tanıyan tasarının gündemin 5’inci sırasına alınmasının, hâlâ
görüşülmemesinin sizce başka bir izahı olabilir mi?
AKP Hükûmeti, önümüzdeki ayın 15’inde
bir rekora daha imza atacak ve “Tam dört ay boyunca memuruna, emeklisine zam
vermeyip inim inim inleten Hükûmet” olarak tarihe geçecektir. Böyle giderse
kendi rekorlarını da kırmaya devam edecektir.
AKP Hükûmeti, 2012 maaş artışlarını
vermediği gibi, uygulamaya koyduğu zamlarla dar ve sabit gelirli
vatandaşlarımızın aylıklarının erimesine yol açmaktadır. AKP Hükûmeti, yüksek
oranlı zamlarla milletimize âdeta zulüm uygulamaktadır. Vatandaş her gün yeni
bir zam haberiyle karşı karşıya kalmaktadır. Çalışanların ve emeklilerin sağlık
yardımı alırken karşılaştıkları “muayene, reçete, ilaç, kutu, katılım payı” adı
altında yaptıkları ödemeler, artık aylıklarının önemli bir kısmına karşılık
gelir hâle gelmiştir.
Kamu çalışanları, 4/C mağdurları, memur
emeklileri, altmış beş yaş aylığı alanlar, engelliler, gaziler, şehit
yakınları, köy korucuları ve muhtarlar, daha 2012 maaş farklarını alamadan
alacakları maaş zammından çok daha fazlasını ödemekle karşı karşıya bırakılmıştır.
TÜRK-İŞ tarafından yapılan Açlık ve
Yoksulluk Sınırı Araştırması’nın 2012 Mart ayı sonuçlarına göre, 4 kişilik bir
ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda
harcaması tutarı yani açlık sınırı 954,40 lira. Gıda harcamasıyla birlikte
giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması
zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı yani yoksulluk sınırı ise 3.108, 78
liradır.
Bu verilere göre, emekli, dul ve
yetimlerin tamamı yoksulluk sınırının altında, tamamına yakını da açlık
sınırının altında aylık almaktadır. AKP Hükûmeti emeklilere hep umut vermiştir
ancak emeklileri sürekli aldatmış ve hayal kırıklığına uğratmıştır. Emeklilere
banka promosyonu verileceğini söylemiş ancak bunu da
vermemiştir. Emekliler arasındaki maaş adaletsizliğini gidereceğini vadetmesine
karşın intibak konusunda da emeklilerimiz aldatmacaya konu edilmiştir.
Çıkarılan kanun, 2000 yılı sonrası SSK emeklilerini, BAĞ-KUR emeklileri
kapsamamış, Emekli Sandığı ile SSK ve BAĞ-KUR emekli aylıkları arasındaki
eşitsizlikleri hiç dikkate almamıştır. Kanunun kapsadığı emeklilerin hakkının
da 2013 yılında verilmesi öngörülmüş, haklarına bir yıl daha el konulmuştur.
Meclis araştırmasına destek verdiğimizi
belirtiyorum, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Kalaycı.
Şimdi, aleyhte söz isteyen Süreyya Sadi
Bilgiç, Isparta Milletvekili, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Aç
insanlara çözüm bulmak bu Meclisin görevidir. Bunların hepsi aç.
SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından
Başkanlığa verilen araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmaktayım ve
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
CHP tarafından gündeme alınması teklif
edilen araştırma önergesi, konusu itibarıyla emeklilik sistemi ve bu sistemin
kurumsal aktörlerinden birisi olan Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığıyla
ilişkilidir. Önerge sahipleri, esas olarak emeklilik yaşının yıllar itibarıyla
arttığından ve bu süreçte prim ödeme gün sayısını tamamlayan ancak yaş şartını
tamamlayamayan vatandaşların sağlık sisteminden yararlanamadığını ifade
etmekte, emeklilik sistemine ilişkin verilerin üretilmesiyle ilgili bazı
sorunlardan ve bu sorunların çözümüne yönelik bir ihtiyaçtan bahsetmektedirler.
Ben, şimdi sözlerime, sizlere,
İktidarımız döneminde emeklilik rejiminde yapılan değişiklikleri kısaca
anlatarak devam etmek istiyorum. Hepinizin bildiği gibi, emeklilik sisteminde
emeklilik yaşının uzatılmasına ilişkin esas düzenleme 1999 yılında 57’nci
Hükûmet devri zamanında kabul edilen 4447 sayılı Kanun ile yapılmıştır. Bu
kanun ile emeklilik yaşı da kadınlarda elli sekiz, erkeklerde ise altmışa
çıkarılmıştır. Kanun ile ayrıca sosyal güvenlik sistemine ilişkin diğer birçok
düzenleme de beraberinde yapılmıştır. Önergenin de veriliş gerekçelerinden
birini oluşturan emeklilikte yaş şartı ilk defa bu kanunla getirilen bir
düzenleme değildir.
Konunun geçmişine bakarsak, yaş
şartının ilk olarak 1987 yılında kabul edilen 3395 sayılı Kanun’la
getirildiğini görüyoruz. Yaş şartına ilişkin düzenleme daha sonra 1992 yılında
kabul edilen 3774 sayılı Kanun ile uygulamadan kaldırılmıştır. Böylece, prim
ödeme gün süresini dolduranlara emeklilik hakkı tanınmış, kadınlar otuz sekiz,
erkeklerimiz ise kırk üç yaşında emekli edilmiştir.
Az önce de belirttiğim gibi, 1999
yılında koalisyon hükûmeti döneminde yasal düzenlemeyle tekrar yaş şartı
getirilmiş ve mevcut çalışanlar için ise kademe sistemi öngörülmüştür. “Kademe
sistemi” dediğim husus, özet olarak, 1999 öncesi hizmeti olan vatandaşların
emekliliklerinde beklemek zorunda oldukları yaşa vurgu yapmaktadır. İktidarımız
öncesinde yapılan bu düzenleme Anayasa Mahkemesine götürülmüş ve tabi olunan
kurum göz önünde bulundurularak bazı kademeler mahkeme tarafından 2002 yılında
iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca iptal edilen kanunun yerine
Anayasa Mahkemesi kararlarını da dikkate alan yeni bir kanun yapılması ihtiyacı
doğmuş ve böylece, aynı yıl 4759 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Eski kanunun
iptal edilmesi üzerine Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili verdiği kararlar
dikkate alınmış ve 4759 sayılı Kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ile emeklilik
yaşı 1999 yılı baz alınarak ikiye ayrılmış ve 99
yılından önce işe giren vatandaşlar için emeklilik yaşı kadınlarda kırk ile
elli sekiz, erkeklerde ise kırk dört ile altmış olarak kademelendirilmiştir.
1999 yılından sonra işe başlayanlar için ise kadınlarda elli sekiz, erkeklerde
altmış olarak belirleme yapılmıştır. Bu düzenlemeyle geçmiş yıllarda emeklilik
yaşında yapılan değişiklikler dikkate alınmış ve kişinin hizmet süresi ve tabi
olduğu mevzuata göre değişecek şekilde emeklilik yaşı belirlenmesi uygulamasına
geçilmiştir.
Konuşmamın başından itibaren sadece
emeklilik yaşı üzerinde durdum. Ancak “emeklilik yaşı” dediğimiz kavram sosyal
güvenlik sisteminde yer alan unsurlardan sadece bir tanesidir. Her konuda
olduğu gibi, sosyal güvenlikle de ilgili olarak İktidarımız döneminde konuya
bütüncül bir bakış açısıyla bakılmış ve sosyal güvenlik reformu olarak
adlandırılan reform çalışmaları başlatılmıştır. Sosyal güvenlik reformu
ülkemizin sadece bugününü ve geçmişini değil, yarınlarını da ilgilendiren çok
geniş kapsamlı mevzuat düzenlemelerini içeren bir süreçtir.
Şimdi sizlere bu geniş sürece ilişkin
sadece genel çerçeveyi kısaca çizmek istiyorum. Reform çalışmalarının esas
çerçevesini 2008 yılında kabul edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu oluşturmaktadır. Bu Kanun ile daha önce -vatandaşın
bildiği tabir ile söylüyorum- SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı olmak üzere üç
ayrı başlık altında düzenlenen emeklilik rejimi tek bir başlık altında
toplanmıştır. Yeni sistemde farklı mevzuat için farklı sigortalılık
koşullarının yerine bütün vatandaşları kapsayan genel sağlık sigortası modeli
benimsenmiş ve belirlenen bir geçiş süresinin ardından bugün sistemin
uygulanmasına tam olarak başlanmıştır.
Sosyal güvenlik reformu süreci hazırlık
aşamasından kanunun kabulüne kadar sivil toplum örgütlerinin ve geniş halk
kitlelerinin katılımıyla müzakere yöntemiyle tamamlanan bir süreç olmuştur.
Muhalefete mensup arkadaşlarımız
tarafından 5510 sayılı Kanun ile getirilen sistemin en çok eleştirilen noktası,
emeklilik yaşına ilişkin hükümler olmuştur. Kanun ile emeklilik yaşı erkek ve
kadınlar için altmış beş yaş olarak belirlenmiştir ancak bu konuda bir hususun
çok iyi anlaşılması lazım: Sosyal güvenlik sistemi uzun yılları kapsayan ve
geniş projeksiyonlarla hazırlanması gereken bir
süreçtir. Bu sistemde seçim vaadi amacıyla belirli kesimlere fayda sağlayacak
şekilde değişiklik yapılması ileride telafisi mümkün olmayan ve devletin
bütününü etkileyen kamu zararlarına yol açmaktadır. Geldiğimiz nokta da bu
sürecin en iyi göstergesidir.
90’lı yıllarda kadınların otuz sekiz,
erkeklerin ise kırk üç yaşında emekli olmasına ilişkin yapılan düzenlemeler ile
sosyal güvenlik sistemi sürekli açık veren ve sürdürülebilirlik vasfını
kaybeden bir sistem hâline gelmiştir. 2008 yılında yapılan reform ile özellikle
emeklilik yaşına ilişkin altmış beş yaş sınırı çok detaylı hesaplamalar
sonucunda tespit edilmiştir. Bu kapsamda, özellikle Türkiye’nin sosyal güvenlik
sisteminin ihtiyaçları ve bu alanda var olan uluslararası standartlar dikkate
alınmıştır.
Tekrar altını çizmek istiyorum,
İktidarımız zamanında getirilen altmış beş yaş sınırı popülist söylemlere
değil, bürokratların ve bu alandaki teknik uzmanların çalışmalarıyla
oluşturulan bir sınır olmuştur. Bu sınır, sistemin tekrar sürdürülebilir bir yapıya
kavuşturulması açısından gerekli ve önemlidir.
Değerli milletvekilleri, sosyal
güvenlik reformunun kurumsal ayağı ise 2006 yılında kabul edilen 5502 sayılı
Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile gerçekleştirilmiştir. Bu kanun ile kurulan
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, daha önce üç kurumun yerine getirdiği
faaliyetleri artık tek bir çatı altında yerine getirmektedir ancak bu noktada,
Sosyal Güvenlik Kurumunun 2006 yılında oluşturulan yeni bir yapı olduğu gibi
bir yanılgıya düşmemek gerekir. Bu kurum, daha önceki yıllarda hizmet veren ve
alanlarında uzmanlaşmış SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüklerinin
geçmiş birikimlerinin SGK’da toplanması suretiyle
oluşturulmuştur.
Araştırma önergesinde belirtildiği
gibi, Sosyal Güvenlik Kurumunun veri ve istatistik üretmesinde herhangi bir
aksaklık yaşandığına katılmıyorum. “Herhangi bir veri olmadığı” ifadesine
katılmıyorum. SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamındaki ilişkilerin, hizmet
ve emeklilik bilgilerinin, 2000 yılından sonra elektronik ortamda toplanmaya
başladığını biliyoruz. Dolayısıyla, bu tarihten önceki hizmet bilgileri
mevcuttur ancak elektronik ortamda değildir. Uygulamada, herhangi bir vatandaş
emekli olmak için başvurduğunda, vatandaşın dosyası kurum personeli tarafından
incelenmekte ve böylece bireyin hizmet süresi ve prim ödeme gün sayısı hesaplanmaktadır.
Dolayısıyla önergede iddia edildiğinin tersine, SGK’da
söz konusu veriler mevcuttur ancak henüz tamamı dijital ortamda değildir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, bu konuda
“Sosyal Güvenlik Entegrasyon Projesi” adı altında bir proje yürütmekte ve bütün
sosyal güvenlik verilerinin tek bir havuzda toplanmasını amaçlamaktadır. Bu
projeyle amaçlanan faaliyetlere çok kısaca bakacak olursak, mevcut sosyal
sigortalar uygulamalarının belirlenecek kurumsal standartlara uyumlu olarak
birbirleriyle, diğer kurum içi uygulamalarla entegre
yapacak şekilde tasarlanması; devredilen kurumların veri tabanlarındaki
kayıtlarda bulunan problemlerin giderilmesi ve her kurumun veri tabanının
yapısal ve içerik olarak diğerlerinden farklılıklarının tespiti ve veri
entegrasyonunun sağlanması; kurum bünyesinde ve dış paydaşlar tarafından
ihtiyaç duyulan bilgi paylaşımının sağlanması; genel sağlık sigortası
primlerinin belirlenmesi ve yönetiminin sağlanması için otomasyon yapılarının
hazırlanması; SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı kapsamında çalışan, çalışan
yakını, emekli ve diğer hak sahipliği durumlarına göre yapılan farklı provizyon
sorgulamalarının entegre edilerek birleştirilmesi ve tek bir sistem üzerinden
yönetiminin yapılabilmesinin sağlanması; entegre sosyal sigortalar uygulamalarının
geliştirilmesine paralel olarak kurumsal kapasite oluşturulmasına yönelik SGK’nın ihtiyaç duyduğu yazılım proje modelinin
geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi; hizmet sunumunda performansta iyileşme
sağlanması, kayıp kaçakların azaltılması. Bunu, bu Sosyal Güvenlik Entegrasyon
Projesi’nin detaylarını sürdürebiliriz, sadece uzatmak istemiyorum, sürem de
kalmadı. Projenin Nisan 2012 tarihi sonunda başlatılması hedeflenmiştir ve
proje süresi de iki yıl olarak öngörülmüş olup yatırım ödeneği de sağlanmış
bulunmaktadır. Tabii, bu noktaya gelene kadar da sadece Sosyal Güvenlik
Kurumunun bünyesinde şu ana kadar yüz ellinin üzerinde otomasyona dayalı proje,
altyapı oluşturulması amacıyla yapılmıştır.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Bilgiç.
Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini
oylarınıza sunacağım…
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan,
yoklama talebimiz var.
BAŞKAN – Yoklama talebi var, yerine
getireceğim.
Sayın Hamzaçebi, Sayın İnce, Sayın
Serter, Sayın Gümüş, Sayın Gürkan, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ayaydın, Sayın Serindağ, Sayın Çetin, Sayın Genç, Sayın Sarıbaş, Sayın
Dibek, Sayın Tayan, Sayın Çam, Sayın Ekinci, Sayın Toprak, Sayın Akar, Sayın
Küçük, Sayın Danışoğlu, Sayın Aksünger.
İki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
toplantı yeter sayısı vardır.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
Ankara Milletvekili İzzet Çetin ve arkadaşlarının SGK'da
bulunmayan emeklilik verilerini, emeklilik prim ödemede süresini tamamladığı
hâlde emekli aylığı için yaşının dolmasını bekleyenlerin sayısını, sorunlarını,
çözüm alternatiflerini tespit etmek, SGK için bir veri tabanı oluşturmak
amacıyla vermiş olduğu (10/315) esas numaralı Meclis araştırması önergesinin,
Genel Kurulun 29/3/2012 Perşembe günkü birleşiminde
sunuşlarda okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde
yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.
Gündemin "Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmına geçiyoruz.
1'inci
sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın;
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük
Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer Genç'in; Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa
Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirilmesi
Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı:
156)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
2'nci sırada yer alan, Afet Riski
Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
2.-
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı ile
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/569) (S. Sayısı:
180)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3'üncü
sırada yer alan, Kars Milletvekili Sayın Ahmet Arslan ve Bursa Milletvekili
Sayın Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı
Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması
Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu'nun görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
3.- Kars Milletvekili Ahmet Arslan ve
Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin ile 7 Milletvekilinin; Katma Değer Vergisi
Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde
Yaptırılması Hakkında Kanun ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/387) (S. Sayısı: 194)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
4’üncü
sırada yer alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik
ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili
Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S.
Sayısı:199) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.
(x) 199 S.
Sayılı Basmayazı 27/3/2012
tarihli 83’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.
Geçen birleşimde İç Tüzük’ün
91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen teklifin birinci bölümünde
yer alan 8’inci madde kabul edilmişti. Şimdi bölümde yer alan diğer maddeleri,
varsa önerge işlemlerini yaptıktan sonra oylarınıza sunacağım.
9’uncu madde üzerinde dört adet önerge
vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme
alacağım.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun
Teklifinin çerçeve 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
Nurettin Canikli Ayşe Nur Bahçekapılı Mustafa Elitaş |
|
Giresun İstanbul Kayseri |
|
Mahir Ünal Ahmet Aydın Hilmi Bilgin |
|
Kahramanmaraş Adıyaman Sivas |
|
Ramazan Can Mustafa Ataş Bayram Özçelik |
|
Kırıkkale İstanbul Burdur |
“Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
‘İlköğretim kurumları; dört yıl süreli
ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar
arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarından
oluşur. Ortaokullar ile imam-hatip ortaokullarında lise eğitimini destekleyecek
şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler
oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin
hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak
diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için
oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.’”
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan,
AKP’nin bu önergesi…
“Görüşülmekte olan 199 Sıra sayılı
Kanun Teklifinin…”
KAMER GENÇ (Tunceli) – …Anayasa’nın
24’üncü maddesine aykırıdır, işleme koyamazsınız.
“…9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz…”
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu önergeyle
laik cumhuriyet tamamen sona erdiriliyor, din devleti kuruluyor.
|
“…Oktay Vural Mehmet Şandır İsmet Büyükataman |
|
İzmir Mersin Bursa…” |
KAMER
GENÇ (Tunceli) - Orada, bu kürsüye gelirken yemin ettiniz Anayasa’ya, laikliğe
sadakat göstereceğinize.
|
“…Alim
Işık Ali Uzunırmak Bülent
Belen |
|
Kütahya Aydın Tekirdağ |
|
Nevzat Korkmaz Özcan Yeniçeri Yusuf Halaçoğlu |
|
Isparta Ankara Kayseri
|
|
Necati
Özensoy Ali Halaman Zühal
Topcu |
|
Bursa
Adana
Ankara |
|
Lütfü
Türkkan Celal
Adan Ali
Öz |
|
Kocaeli İstanbul Mersin
|
|
Hasan
Hüseyin Türkoğlu Mehmet
Günal Enver
Erdem |
|
Osmaniye
Antalya Elâzığ
|
|
Faruk
Bal Sümer
Oral Ahmet
Duran Bulut |
|
Konya
Manisa
Balıkesir |
|
Kemalettin
Yılmaz Meral
Akşener Ruhsar
Demirel |
|
Afyonkarahisar İstanbul Eskişehir |
Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir…”
KAMER GENÇ (Tunceli) - AKP’nin getirdiği
bu önerge cumhuriyete rahmet okutuyor, cumhuriyetin boynuna idam sehpası
kuruluyor, laik cumhuriyete… Lütfen, bu önergeyi işleme koymayın.
BAŞKAN – Önergeyi işleme alırken
dikkate alacağım Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama işleme
koymamanız lazım. Bakın, ben size bir şeyler söylüyorum, hâlâ önerge
okutuyorsunuz.
“…İlköğretim kurumları; beş yıl süreli
ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında
tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur…”
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, bu,
Anayasa’ya çok açıkça aykırı. Anayasa’nın 24’üncü maddesine göre din kültürü ve
ahlak dersi var, bunun getirdiğinde ise din devleti esası var.
“…Ortaokullarda lise eğitimini
destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre
seçimlik dersler oluşturulur…”
KAMER GENÇ (Tunceli) – Dolayısıyla
Türkiye Cumhuriyeti de bir din devleti hâline gelemez.
“…Ayrıca tüm öğrencilerin tercihlerine
açık, Kur'an-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin Hayatından Örnekler ve
İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda oluşturulacak program
seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”
KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman, laik
Türkiye Cumhuriyeti devletinin yani 29 Ekimde kurulan cumhuriyetin sonu
demektir bu.
“...TBMM Başkanlığına
199 sıra sayılı kanun teklifinin
çerçeve 9’uncu Maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Kanunun 25. maddesinin mülga
birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif
ederiz…”
KAMER GENÇ (Tunceli) – Buna nasıl
müsaade ediyorsunuz? Siz Anayasa’da, yaptığınız milletvekili yemininin çalışma
düsturunu göstermek zorundasınız. Böyle bir şey olmaz ya! Biz bir şeyler
söylüyoruz sen hâlâ devam ediyorsun.
|
“…Sırrı
Süreyya Önder Pervin
Buldan Mülkiye
Birtane |
|
İstanbul
Iğdır
Kars |
|
Hasip Kaplan Aysel
Tuğluk Adil
Kurt |
|
Şırnak Van Hakkâri
|
|
Nursel
Aydoğan İdris Baluken Emine
Ayna |
|
Diyarbakır
Bingöl Diyarbakır |
|
Halil
Aksoy Levent
Tüzel Hüsamettin Zenderlioğlu |
|
Ağrı İstanbul Bitlis” |
“İlköğretim ve ortaöğretim bütün yaş
grubu çocuklar için zorunludur.
Bu okullarda, eğitim öğrencinin
anadilinde yapılır. Eğitim dili Türkçe dışındaki dillerden biri olan
öğrencilere Türkçeyi yeterli seviyede öğrenmelerini sağlayacak dersler
oluşturulur. Okullarda Türkçe dışında hangi anadillerde eğitim yapılacağı yerel
yönetimler ile bakanlığın ortak yürüteceği çalışmalar ile ihtiyaca ve talebe
göre belirlenir.
Ayrıca ilk ve ortaöğretim eğitimini
destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre
seçimlik dersler de oluşturulur.
Öğrencilere verilecek hiçbir ders bir
inanç, kültür, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet, sınıf ve zümreye ayrımcılık
içeren bir içeriğe sahip olamaz.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 9. maddesinin Teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Fatma
Nur Serter Sedef
Küçük Dilek Akagün Yılmaz |
|
İstanbul İstanbul Uşak |
|
Aylin
Nazlıaka Ayşe
Eser Danışoğlu Muharrem
İnce |
|
Ankara İstanbul Yalova |
|
M.
Akif Hamzaçebi |
|
İstanbul |
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER
(İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen
Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan,
bakın, tutumunuz hakkında söz istiyorum.
Biz, burada diyoruz ki getirilen önerge
laik Türkiye Cumhuriyeti devletini ortadan kaldırıyor. 29 Ekimde kurulan bu
Meclis ortadan kaldırılıyor ve dolayısıyla bu önerge Anayasa’nın 24’üncü
maddesine aykırı.
BAŞKAN – Sayın Genç, o önerge gündeme
geldiğinde söz vereceğim efendim, konuşulacak konu. Tamam.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika efendim…
Siz, burada göreve başlarken Anayasa’ya
sadakat yemini ettiniz ama burada, AKP oy uğruna cumhuriyeti yıkıyor.
BAŞKAN – O önerge gündeme geldiğinde
söz vereceğim Anayasa’ya aykırılık iddiasında olanlara.
Sayın Hamzaçebi, buyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Laik cumhuriyeti
yıkıyor. Önerge veriyor, din devletini getiriyor ve siz bu önergeyi işleme
koyuyorsunuz. Bu devleti kim müdafaa edecek Sayın Başkan? Böyle şey mi olur mu
ya!
BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biraz önce dağıtılan önerge seti
içerisinde iki önerge gördüm. Bu önergeler ile Türkiye Cumhuriyeti tarihinde
ilk defa okullarda ders müfredatının hangi derslerden oluşacağına yönelik
olarak bir düzenleme yapılmaktadır. Belki bazılarınız çıkıp “1982 Anayasası’yla
da bazı dersler uygulamaya konuldu.” diyebilirsiniz ancak o Anayasa’nın bir
darbe dönemi anayasası olduğunu unutmayalım. Yüce dinimizin kutsal kitabı olan
Kur'an-ı Kerim bugün ibret verici bir şekilde oy uğruna siyasete alet
edilmektedir. Öyle anlaşılıyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi ile onun
takipçileri artık bundan sonra toplumda dinlerin kutsal kitapları etrafında bir
kutuplaşmayı yaratmak istemektedirler.
Değerli milletvekilleri, devlet,
vatandaşları, dinleri, inançları itibarıyla bir ayrıma tabi tutmaz. Yönetimler,
hükûmetler bütün vatandaşları eşit şekilde kucaklarlar; bütün inançlara, bütün dinlere karşı
eşit mesafede dururlar. Devletin görevi, vatandaşların inançlarını, dinlerini
özgürce yaşamalarının önündeki engelleri kaldırmaktır. Bu sadece, bir laik
devlet tanımı değildir; bu aynı zamanda özgürlükçü, demokratik devletin
tanımıdır. Bugün, AKP ortaya koymuş olduğu tavırla özgürlükçü ve demokrat bir
hükûmet olmadığını, böyle bir anlayışa sahip olmadığını, vatandaşların
inançları arasında, onların kutsal kitapları arasında bir ayrım yapacağını ilan
etmektedir.
Değerli milletvekilleri, bütün dinler
doğruluk, dürüstlük, adalet gibi kavramlardan hareket ederler. Bütün dinler
haksızlığa karşı hakkın isyanını ifade ederler. Dinlerin bütün kuralları,
ibadetler, ritüeller, ahlaki olarak iyi olanı, doğru
olanı bulmak içindir. Esasen, doğru olan, iyi olan sadece dinlere mahsus da
değildir ancak dinler bu kavramları alarak bunları “ruhun ölümsüzlüğü” ve
“tanrı” gibi iki kavrama bağlamak suretiyle daha uyulması gereken, toplum
tarafından daha riayet edilmesi gereken kurallar hâline dönüştürürler ancak
yapılmaması gereken, dini siyasete alet etmektir. Sayın Başbakan 4+4+4’ün bir
pazarlama stratejisi olarak dershanelerin kapatılacağını ifade etmişti. Sayın
Bülent Arınç ertesi gün onu tekzip etti, “Dershaneler kapatılmayacak.” dedi. Şimdi,
Sayın Başbakan bir başka stratejiye başvuruyor, yüce dinimizin kutsal kitabı
olan Kur'an-ı Kerim üzerinden, bu teklife karşı oluşan toplumsal muhalefeti
susturmak istemektedir. Bu, tarihten bana bir örneği hatırlattı: İslam
tarihinde, yapmış oldukları haksızlıkları ve zulümleri kader kavramı üzerinden
İslam dinine dayandırarak meşrulaştırmak isteyen bir kötü dönem vardır, Emevî devleti dönemi. Emevî
Sultanı Muaviye, Hazreti Ali’yle giriştiği mücadelede, o Sıffin
Savaşı’nda, savaşı kaybedeceğini anlayınca onun komutanı olan Amr Bin El-Âs, mızrakların ucuna
Kur'an-ı Kerim’in sayfalarını geçirir ve savaşı öyle kazanır. Sizin şimdi
yaptığınız budur. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, buna hiç
kimsenin hakkı yok. Gelin, toplumun, öğrencilerimizin hangi noktada din eğitimi
ihtiyacı var, bunu hep birlikte konuşalım, bunun düzenlemesini yapalım. Böyle,
uzlaşma aramayan, hemen biraz önce, beş dakika önce muhalefet partilerine
dağıtmış olduğunuz önergelerle, öğrencilerimize din eğitimi yönünde,
vatandaşları ayıracak şekilde bir çerçeve çizmeye çalışmak son derece
yanlıştır. Bu, bizim dinimizin esasına da aykırıdır. İslam’ın esası, tevhit
ilkesi çerçevesinde haksızlığı ortadan kaldırmaktır, mülk ilişkilerini
düzenlemektir yani mülkiyet ve egemenlik ilişkilerini düzenlemektir, bunların
halka ait olduğunu ortaya koymaktır. Siz, bütün bunları bir kenara
bırakıyorsunuz, bu tasarıda olmaması gereken…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkan, önemli
bir konuyu konuşuyoruz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın
Başkan, konunun önemi nedeniyle, bir dakika ek süre talep ediyorum. Ek süre
talep ediyorum Sayın Başkan. (CHP, MHP ve BDP sıralarından “Verin, verin”
sesleri)
BAŞKAN – Lütfen Sayın Hamzaçebi,
lütfen…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Sayın
milletvekilleri, o zaman sözlerimi izninizle burada tamamlamak istiyorum.
Bakın, yapmış olduğunuz İslamiyet’e uygun bir düzenleme değildir. Bunu din
adına buraya getiriyorsunuz ama gerçekten İslam’a inanmış olan kişilerin bu
tasarıya koymaması gereken bir madde var. 20 milyar dolarlık bir ihale maddesi
var.
BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi teşekkür
ediyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – 20
milyar dolarlık bir ihale maddesi… İhalesiz AKP yandaşlarına 20 milyar dolarlık
bir paketi verme maddesi. Kur’an-ı Kerim gibi helal kavramının olduğu bir yüce
kitapla bir haram ihaleyi yan yana getiriyorsunuz. (CHP sıralarından “Bravo”
sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, lütfen…
Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Bir
saniye Sayın Başkan!
BAŞKAN – Ama çok oldu Sayın Hamzaçebi,
lütfen buyurun.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkanım,
duyulmadıysa söyleyeyim: “Kur’an’la haramı yan yana getirdiler.” dedi.
“Kur’an’la haram aynı kanunun içinde.” dedi, duyulmamıştır diye tekrar edeyim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) –
Hepinize saygılar sunuyorum.
Sayın Başkan, benim burada uzun süre
kaldığımı gördünüz mü hiç?
BAŞKAN – Hayır.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Son
cümlelerimi söyleyeceğim.
BAŞKAN – Hayır, ama sonuna kadar
bekledim ben Sayın Hamzaçebi, siz teşekkür ettiniz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – Şöyle
bir uyumsuzluk oluyor; on saniyelik bir zaman anlaşmazlığımız oluyor.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Karar yeter
sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Arayacağım sayın
milletvekilim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler…
Kâtip Üyeler arasında anlaşmazlık
olduğu için iki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı
vardır, önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
199 sıra sayılı kanun teklifinin
Çerçeve 9’uncu maddesiyle değiştirilen 1739 sayılı Kanunun 25. maddesinin mülga
birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmesini arz ve teklif
ederiz.
Sırrı
Süreyya Önder (İstanbul) ve arkadaşları
“İlköğretim ve ortaöğretim bütün yaş
grubu çocukları için zorunludur.
Bu okullarda, eğitim öğrencinin
anadilinde yapılır. Eğitim dili Türkçe dışındaki dillerden biri olan
öğrencilere Türkçeyi yeterli seviyede öğrenmelerini sağlayacak dersler
oluşturulur. Okullarda Türkçe dışında hangi anadillerde eğitim yapılacağı yerel
yönetimler ile bakanlığın ortak yürüteceği çalışmalar ile ihtiyaca ve talebe
göre belirlenir.
Ayrıca ilk ve ortaöğretim eğitimini
destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre
seçimlik dersler de oluşturulur.
Öğrencilere verilecek hiçbir ders bir
inanç, kültür, ırk, etnik köken, dil, cinsiyet, sınıf ve zümreye ayrımcılık
içeren bir içeriğe sahip olamaz”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER
(İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Sırrı Süreyya
Önder, İstanbul Milletvekili.
Buyurun Sayın Önder. (BDP sıralarından
alkışlar)
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Sayın
Başkan, değerli arkadaşlar; önce bir hususu düzeltmem gerekiyor. Evvelsi gün
burada Haydar Arkadaşımızla ilgili bir latife, amacını aşan yerlere çekildi ve
Sevgili Arkadaşımızı üzen bir noktaya getirildi. Böyle bir kastımın olmadığını
belirtir, üzüntüsüne vesile olduğum için özür dilerim. (BDP ve CHP sıralarından
alkışlar)
“…”(x)
MUHARREM İNCE (Yalova) – Ne diyorsun
ya?
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Bilmiyorsan
konuşma kardeşim, bilen konuşsun, bilen.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…”(x)
MUHARREM İNCE (Yalova) – Tiki Tiki Tempo Noserembo Çari Bari Ruçi Titaritempo!
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…”(x)
MUHARREM İNCE (Yalova) – Estağfurullah!
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Ya düz konuş,
düz, düzelt de konuş.
MUHARREM
İNCE (Yalova) - Aynen iade.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – “…” (x)
Daha fazla devam etmeyeyim.
OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Yani?
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu kadar
zulüm yeter bize ya.
(x) Bu
bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Yanisi şu: Bu ülkede
yüz binlerce Kürt çocuğu, yüz binlerce Arap çocuğu ilkokula ilk gittikleri gün
karşılaştıkları şey sizin bundan anladığınız kadardır. Gidiyorlar, bilmedikleri
bir dilde…
MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) - Sen zor
okuyorsun.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ya ben
zor okuyorum çünkü bilmiyorum, sen nasıl anlayacaksın? Kürt’ün çocuğu için de
böyle işte.
OKTAY VURAL (İzmir) - Hepsi biliyor.
Senden daha iyi biliyor.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Hiç
bilmediği bir evrenin içine giriyor ve size bu ne kadar tanıdık geliyorsa
Türkçe de o çocuğa o kadar tanıdık geliyor.
Sevgili vekiller, bu meselede
Osmanlı’dan geri gitmeye hakkınız yok, atalarınızdan geri gitmeye hakkınız yok.
Onlar her çocuğun kendi ana dilinde eğitim görmesinin bütün olanaklarını
sağladıkları için bu ülkenin manevi iklimini sağlayan bir sürü müçtehit hep
Kürtlerin arasından çıktı. Hemen milliyetçi arka plan zihniniz ayağa kalkıyor
ama şunu unutuyorsunuz işte: Bugün sövdüğünüz bir sürü Kürt’ün dedesi vaktinde
sizin bugünkü manevi ikliminizi oluşturmuş ana diliyle eğitim görmesine izin
verildiği için.
OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Hiçbir Kürt’e
sövmüyoruz. O yanlış bir ifade.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) - Bugün…
Kim laf atarsa ona söylüyorum, siz de dönün sayın vekilinize deyin ki iki
dakika sabretsin.
Ne anladınız bundan? Hiçbir şey.
Latince bir şiirdi bu, Latince. Bir çocuğu böyle bir yarılmaya atıp atmama
meselesidir ana dil meselesi. Ne olur, ne eksilir izzeti deryanızdan,
himmetinizden? Siz Allah’ın verdiğini gasp etmeye muktedir misiniz? Kendinizi
bununla nasıl ruhsatlandırırsınız? “Bize
bakıp söylemeyin.” diyorsunuz. O zaman, ana dilinde eğitimine herkesin cevaz
verecek bir şeyi oy birliğiyle kabul edelim, ben de döneyim, kendi sıramıza
bakayım. (BDP sıralarından alkışlar) Siz bunu… Allah’ın verdiğini gasp
etmektir. Hele hele medeni mi, değil mi falan gibi gereksiz ve incitici şeylere
girmiyorum bile, antitezi barbarlıktır. Hiçbirimizin hakkı yok, bir halkın
dilini, medeniyet terazisinde başka bir halkın dilini tartmaya.
Tekraren söylüyorum, birazcık empati yapmanızı bütün Genel Kuruldan: Bir Kürt çocuğu,
ilkokula ilk başladığı gün -dönün, kendi Kürt vekillerinize sorun- ilkokula ilk
gittikleri gün, öğretmen “Hoş geldiniz çocuklar.” dediğinde, işte burada “…
…”(x) gibi bir şeyi anlıyorlar onlar da. Ondan sonra, o Kürt çocuğunu, doğuştan
ana dili Türkçe olanla yarışa sokuyorsun ve ondan başarı bekliyorsun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) –
Kalkınmanızı bilmem ama adalet meselesi hiç uymuyor.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Önder.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (Devamla) – Ben de
size teşekkür ederim.
Kalkınma bir yana isminizdeki, ama
adalete bu hiçbir şekilde uymaz. İki dakika tefekkür edin, anlarsınız.
Teşekkür ederim. (BDP sıralarından
alkışlar)
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım,
efendim, hiç kimsenin, evinde, ocağında kullandığı dille ilgili bir problemi
yoktur ama eğitim dili Türkçedir, resmî dil Türkçedir, dolayısıyla Anayasa’da
da belirtilmiştir. Bu bakımdan, insanlarımızı ve çocuklarımızı sıralarında
etnik kimliklere göre ayırmak doğru değildir. Hepimiz, hep beraber, herkesin
ana diline saygı gösteririz ama Türkiye’de eğitim dili ve resmî dil Türkçedir.
Bununla ilgili bir önergenin de işleme alınması, doğrusu Anayasa’nın amir hükmü
varken ne derece bağdaşır, takdirlerinize sunuyorum.
(x) Bu
bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Ama
İngilizce okullar var bu memlekette, bu sizin hassasiyetinize…
OKTAY VURAL (İzmir) – Ana dili değil o.
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) –
Fransızca olan…
OKTAY VURAL (İzmir) – Ana dili
Fransızca olan yok.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – 12 Eylül
darbesi yapıldığı zaman, generaller, Kenan Evren, ilk defa, bu Anayasa’da, ilk
defa 2932 sayılı Yasa ile ana dilleri yasakladı ve hiçbir devletin tarihinde
böyle bir yasa yoktur ana dili yasaklayan.
Şimdi, darbecilerin yasakladığı ana
dilleri ve milyonların konuştuğu, milyonların talep ettiği kendi dilinde
eğitimi, “Bu Kenan Evren Anayasası’na aykırıdır.” diye, bu darbecilerin, bu
generallerin, 4 Nisanda yargı önüne çıkacak darbecilerin ve işkencecilerin,
sağcıları da solcuları da idam edenlerin yasakladıklarını bu Meclis
yasaklayamaz; Türkiye’ye yakışmaz.
BAŞKAN – Sayın Kaplan, sakin olun,
dinliyoruz, sakin olun.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Osmanlı’dan bu
yana bütün dillerde tarih, edebiyat, şiir, roman her dilde eserler verilmiştir.
İşte, Kültür Bakanlığının Mem u Zin’i
basması, Ahmedi Hani, Fakih Tayran,
Melaye Ciziri, Yaşar
Kemal’in yazdıkları ve sadece cumhuriyet tarihinde iki yüz kırk tane Kürtçe ana
dilde roman yazılmıştır.
Şimdi, bu Meclis ya “Ben yasakçıyım,
dilleri yasaklıyorum.” ya da “Ben çok kültürlü, çok dilli bir Türkiye’yim.”
kararını verecek.
BAŞKAN – Sayın Kaplan, niye
bağırıyorsunuz ki? Dinliyoruz, Meclis sizi dinliyor.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya bu Meclis
burada Kürtler de vardır, Çerkezler de vardır, Araplar da vardır, farklı diller
de vardır, onun kararını verecek ya da “Ben tekçiyim, benim dışımdakileri
reddediyorum.” diyecek.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Kaplan, konu anlaşılmıştır.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bugün
alacağınız karar tarihîdir.
BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen oturur
musunuz, konu anlaşıldı.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya ortak
vatanın ortak Meclisinde ortaklaşacağız ya da ayrışacağız. (Gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Kaplan, böyle bir usul
yok yani!
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ya ortaklaşırız
ya da ayrışırız Sayın Başkan, böyle tartışmalara zemin vermeyiz.
BAŞKAN – Ne yapalım şimdi Sayın Kaplan?
Lütfen oturur musunuz yerinize.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bakın, iki tane
önerge var, iki tane önerge de din eğitimiyle ilgili. Din eğitimiyle ilgili
önergeler var.
BAŞKAN – Tartışacağız, onları da
tartışacağız.
HASİP
KAPLAN (Şırnak) – Şimdi soruyorum: Hanefi mezhebinde mi…
BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen oturur
musunuz yerinize!
HASİP KAPLAN (Şırnak) – …Şafii
mezhebinde mi, Hanbeli mezhebinde mi… (Gürültüler)
BAŞKAN
– Lütfen diyorum, oturur musun!
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Yeter!
BAŞKAN – Sayın Kaplan, siz grup başkan
vekilisiniz, söyleyeceklerinizi söylediniz.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu konu
tartışılacak bir konu değildir bu kadar!
BAŞKAN – Sayın Kaplan, oturun, biz de
söyleyeceğiz! Lütfen…
YUSUF HALAÇOĞLU (Kayseri) – Kafadan
atıyorlar! Osmanlıda öyle bir şey yok bir defa. Kimi kandırıyorsunuz siz!
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, milletin
bölünmesine izin vermeyeceğiz, oylamaya koyun.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın
Vural’ın talebiyle ilgili, Genel Kurul, Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir
önergeyi Anayasa’ya aykırılık yönünden değerlendirir.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Hasip Bey’e rağmen bu millet ayrılmayacak.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani sen dilini
konuşacaksın, başkasını yasaklayacaksın, olur mu öyle şey?
BAŞKAN – Bu değerlendirme sonunda
Anayasa’ya aykırılık görürse yapılacak oylamayla düzenlemeyi reddedebilir.
Bunun dışında Başkanlığımızın Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülen bir önergeyi
işleme koymama yetkisi bulunmamaktadır. Anayasa’ya aykırılıkla ilgili kararı
verecek yüce kuruldur. Düzenleme kanunlaştıktan sonra Anayasa Mahkemesine de
Anayasa’ya aykırılık gerekçesiyle iptal davası açılması ve düzenlemenin iptal ettirilmesi
mümkündür. Bu nedenle Başkanlığımızın bu konudaki tutumu değişmemiştir.
MEHMET GÜNAL (Antalya) – İç Tüzük’e aykırı olanı bile koymuyorsun.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, Tüzük’ün 38’inci maddesi var.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. [BDP sıralarından
alkışlar(!)]
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Alkışlıyoruz
sizi, bravo, bravo size, alkışlıyoruz!
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 199 Sıra sayılı Kanun
Teklifinin 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
“İlköğretim kurumları; beş yıl süreli
ve zorunlu ilkokullar ile üç yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar arasında
tercihe imkân veren ortaokullar ve imam-hatip ortaokullarından oluşur.
Ortaokullarda lise eğitimini destekleyecek şekilde öğrencilerin yetenek,
gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler oluşturulur. Ayrıca tüm
öğrencilerin tercihlerine açık, Kur'an-ı Kerim ve Meali, Peygamber Efendimizin
Hayatından Örnekler ve İlmihal Bilgileri dersleri de verilir. Ortaokullarda
oluşturulacak program seçenekleri ise bakanlıkça belirlenir.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER
(İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen
Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.
Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından
alkışlar)
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; öncelikle, herkes bilmelidir ki bu topraklarda yaşayan
halkın adı Türk milletidir. (MHP sıralarından alkışlar) Bu devlete vatandaşlık
bağıyla bağlı olan herkesin adı Türk milletidir. Türk milletinin dili
Türkçedir, Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmî dili Türkçedir; bundan hiç
kimse rahatsız olmamalıdır, bu bizim ortak paydamızdır, bu ortak paydada
herkesi kucaklıyoruz. Kendisini bunun dışında sayanlar kendi sorunlarıdır.
PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kimse Türk
milletine laf atmıyor zaten Sayın Şandır.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Türk milletine
bir şey diyen yok da siz diğer milletleri niye inkâr ediyorsunuz, mesele burada
yani.
PERVİN BULDAN (Iğdır) – Türk milletiyle
hiçbir sorunumuz yok bizim.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli
milletvekilleri, bakınız, bugün, burada…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Niye
diğerlerini inkâr ediyorsunuz!
BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen…
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …çok hayırlı
bir iş yapıyoruz. Cumhuriyet tarihinin bana göre en önemli, Türkiye büyük
Millet Meclisinin en önemli… Geleceğe kalacak, çocuklarımızın bizi rahmetle
anacağı çok önemli ve çok değerli, hayırlı bir iş yapıyoruz. Buna katkısı olan
herkesten Allah razı olsun.
Yaptığımız iş şudur: Yüzde 99’u
Müslüman olan bir milletin, bir ülkenin çocuklarına kendi inanç değerlerinin
kaynaklarının eğitiminin verilmesini bir hukuk hâline getiriyoruz. Artık
milletimiz ile cumhuriyetimizi barıştırmanın zamanıdır. Bu cumhuriyet de, bu
Meclis de, bu devlet de, bu hukuk da bu millet için vardır. Siz, bu milletin
değerlerini, inanç değerlerini yok sayarak ne geleceği tanzim edebilirsiniz ne
de bu küreselleşen dünyada kendinizi koruyabilirsiniz.
Gerçekten yıllardır ağza almaya bile
korktuğumuz inanç değerlerimizin temel kaynağı olan Kur'an-ı Kerîm’in ve onun
en güzel uygulayıcısı olan Hazreti Peygamber'in hayatının ve bunların her
anlayışa göre uygulama alanı olan -AKP’nin eksiği burada- ilmihâl bilgileri
öğretilmeli. Temel ve ortak payda Kur'an-ı Kerim ve Hazreti Peygamber'in
hayatı, ama bunun uygulanmasıyla ilgili, mezheplere göre, anlayışlara göre
ilmihâl farklılığının da okutulması bir imkân hâline getirmeliydi.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, biz,
1999 yılından bu yana, işte, size daha önce de ifade ettiğim bu kitapta, bunun
gerekli olduğunu, bunun okullarımızda okutulması gerektiğini ısrarla
vurguluyoruz. Her seçim beyannamesinde, her programımızda bunu söylüyoruz, ama
iktidar olan sizsiniz ve on yıldan bu yana iktidarsınız.
Dün Sayın Celal Adan’ın
söylediği gibi, imam-hatiplerin isyanını, onların mazlumiyetini
kullanarak iktidar olup, on yıl sonra böyle bir düzenlemeyi yapmaya cesaret
edebilmiş olmanızı bile bir kazanç olarak görüyorum ama bu, Milliyetçi Hareket
Partisinin Sayın Genel Başkanı Doktor Devlet Bahçeli’nin eseridir. Onun bu
meselenin arkasında durmasından sonra, biz sözcüleri olarak bunu telaffuz ettik
ve siz de gerçekten bu konuyu gerçekleştirmek noktasında cesaret gösterdiniz.
İnanıyorum ki, biraz sonra Adalet ve
Kalkınma Partisinin önergesi okunacak, o önerge -Tabii bizim önergemize destek
vermenizi arzu ederiz çünkü bizimki daha mütekâmil, ilmihâl bilgileri
okutulmalı- eksik kalır. Farklı inançlardaki insanların dinî hassasiyetlerinin
eğitilmesine imkân verilmiş olacak, bir fırsat verilmiş olacak. Dolayısıyla,
biz sizin önergenize, bu konuyla ilgili maddenin oylanmasına Milliyetçi Hareket
Partisi olarak “evet” oyu vereceğiz ve korkuların kuşatmasında, korkuların
kuşatılmasında, bu milletle, bu milletin değerleriyle Türkiye Büyük Millet
Meclisini, hukukumuzu ve cumhuriyetimizi kavuşturacak, kucaklaştıracağız.
Hiçbir şekilde, hiç kimse bu düzenlemenin
cumhuriyete karşı olduğunu düşünmemeli, Atatürk’e karşı olduğunu düşünmemeli.
Büyük Atatürk bile diyor ki: “Dini mekteplerde öğretiniz.” İşte şimdi, dini
mekteplerde öğreteceğiz. Bu ülkenin insanlarının yüzde 99’u
Müslüman. Müslümanlığın kaynaklarını çocuklarımıza okutmanın hiçbir
şekilde ne cumhuriyete ne laikliğe ne de Atatürk ilkelerine aykırılığı yoktur.
MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Laikliğe
aykırı. Yok öyle bir şey.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Bu sebeple,
ben Cumhuriyet Halk Partisinin de bu önergeye destek vermesi ve bu şerefi
paylaşmasını temenni ediyorum, talep ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar) Bu,
bir ortak paydadır. Bu, hepimizin eseri olacaktır. Bu, bu Meclisin eseri
olmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Ben, hepinize
çok teşekkür ediyorum. Çok heyecan duyuyorum, çok sevinç duyuyorum, hayırlı
olmasını diliyorum. Önergemizi desteklemenizi bekliyorum.
Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Şandır.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler…
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, orada el
kaldıran vardı.
Sayın Başkan, el kaldıran,
kaldırmayanların tespitini istiyorum.
BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir.
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Anlamadılar
galiba neyin oylandığını!
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan,
Sayın Başkanım…
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hayret bir
şeysiniz ya!
OKTAY VURAL (İzmir) – Tekrarlayın…
Özellikle ayağa kalkarak, açık… O oylamanın tekrarını istiyorum.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Vural,
önergeleri…
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – O oylamanın
tekrarını… Tek tek okuyarak tekrarlayın.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın
milletvekillerinin bir kısmı belki “evet” oyu verecek.
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Kelimeişehadet buradan gelince “hayır”, oradan gelince
“evet” mi denilecek?
BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Hayret bir
şey ya!
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben
şunu müşahede ettim: AKP Grubu içerisinde bazı sayın milletvekilleri bizim önergemizin
lehinde el kaldırdılar, bazı milletvekilleri kaldırmadı. Dolayısıyla…
BAŞKAN – Sayın Vural, önergeler, sadece
işaret oyuyla yapılıyor. Başka türlü bir usulümüz olsaydı, siz de talep etmiş
olsaydınız yapardık.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, tekrarlamanız
gerekiyor. Çünkü…
BAŞKAN – Ama burada...
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, siz,
kalkan parmaklara bakmadınız.
BAŞKAN – Ben değil, kâtip üyeler
baktılar. İşte kâtip üyeler burada; birisi iktidar partisinden, birisi
muhalefet partisinden.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim.
BAŞKAN - Kâtip üyeler arasında bir
uyuşmazlık, anlaşmazlık söz konusu olsa, ben dediğinizi yapacağım Sayın Vural.
OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Sayın
Başkan, ne var milletvekillerinin burada el kaldırdığının tespit edilmesinde?
BAŞKAN – Anladım da, bakan ben değilim,
sayan ben değilim, kâtip üyeler burada.
OKTAY VURAL (İzmir) – Niye grup
engelliyor, bilmiyorum ki?
BAŞKAN – Kâtip üyeler burada.
Evet, sayın milletvekilleri, önerge
kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 199 Sıra Sayılı Kanun
Teklifinin çerçeve 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Nurettin
Canikli (Giresun) ve arkadaşları
“Madde 9- 1739 sayılı Kanunun 25 inci
maddesinin mülga birinci fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.
‘İlköğretim kurumları; dört yıl süreli
ve zorunlu ilkokullar ile dört yıl süreli, zorunlu ve farklı programlar
arasında tercihe imkân veren ortaokullar ile imam-hatip okullarından oluşur.
Ortaokullar ile imam-hatip okullarında lise eğitimini destekleyecek şekilde
öğrencilerin yetenek, gelişim ve tercihlerine göre seçimlik dersler
oluşturulur. Ortaokul ve liselerde, Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin
hayatı, isteğe bağlı seçmeli ders olarak okutulur. Bu okullarda okutulacak
diğer seçmeli dersler ile imam-hatip ortaokulları ve diğer ortaokullar için
oluşturulacak program seçenekleri Bakanlıkça belirlenir.’”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Uygun görüşle takdirinize arz ediyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER
(İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen
Nurettin Canikli, Giresun Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Canikli.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Evet, bu önergeyle gerçekten,
milletimizin uzun zamandan beri beklediği, istediği, arzu ettiği bir talebi,
inşallah, biraz sonra yüce Meclisin takdirleriyle gerçekleşmiş olacaktır. Bu
itibarla bugün gerçekten tarihî bir gündür. Bugün bir gurur günüdür, bir onur
günüdür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)
MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Yazıklar
olsun!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli
arkadaşlar…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Türkiye
Cumhuriyeti devletini yıktığınız için tarihî bir gün!
OKTAY VURAL (İzmir) – Önergenizin nasıl
boş olduğunu gördük!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli
arkadaşlar, bu sadece milletimizin talimatı değildir, milletimizin emri
değildir.
OKTAY VURAL (İzmir) – Önergeniz nasıl
boş!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Aynı
zamanda, Anayasa’nın 24’üncü maddesinin de emridir değerli arkadaşlar.
OKTAY VURAL (İzmir) – İşte böyle! Böyle
getiririz!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -
Anayasa’mızın 24’üncü maddesi çok açık bir şekilde, herkesin anlayabileceği ve
algılayacağı bir şekilde diyor ki…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Canikli, niye
tek başınıza yapıyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - “Din ve
ahlâk eğitimi ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır…”
OKTAY VURAL (İzmir) - Milliyetçi
Hareketin gücü bu!
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Madem milletin
ortak değeri niye tek başınıza yapıyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - “Din kültürü ve ahlâk eğitimi…”
OKTAY VURAL (İzmir) – Milliyetçi
Hareketin gücü bu! Böyle getirtirler!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – “…ilk ve
ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.” Bunun…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek
başınıza yapıyorsunuz Canikli?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Çok açık
değil mi değerli arkadaşlar?
OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle
getirtirler, böyle!
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek
başınıza yapıyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Altından,
üstünden çekmeye gerek var mı?
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Madem milletin
ortak değeri niye tek başınıza yapıyorsunuz?
OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle
getirtirler, böyle!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -
Anayasa’nın amir hükmüdür. Anayasa’nın amir hükmüdür.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek
başınıza...
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Hayır ne
oluyor ya! Allah aşkına, biraz önce Sayın Şandır destek vereceğinizi söyledi…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) - Madem milletin
ortak değeri, niye tek başınıza yapıyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın Uzunırmak…
OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyonda keşke
engellemeseydiniz!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Milliyetçi
Hareket Partisi biraz önce destek vereceğini söyledi, vaz mı geçti Milliyetçi
Hareket Partisi; bilemiyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) – Komisyonda keşke
engellemeseydiniz!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Vaz mı
geçtiniz? Sayın Şandır söyledi biraz önce, vaz mı geçtiniz? Önemli değil.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Niye tek
başınıza?
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen
Sayın Hatibi dinleyelim.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – AK PARTİ
Grubunun desteğiyle, inşallah, milletimizin bu talimatı yerine getirilecektir,
ondan hiç kuşku duymayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Yani 28
Şubattan ne farkı var şimdi buranın?
OKTAY VURAL (İzmir) – Önergenizin nasıl
içi boş olduğu ortaya çıktı.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Buranın 28
Şubattan ne farkı var? Tek başınızasınız.
OKTAY VURAL (İzmir) – Milliyetçi
Hareket olmasaydı kılınız bile kıpırdamazdı.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ne farkı var 28
Şubattan?
BAŞKAN – Sayın Uzunırmak…
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Değerli
arkadaşlar, bakın, burada hiçbir şekilde hiçbir kişiye, zümreye karşı bir
dayatma söz konusu değildir. Çok açık bir şekilde…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Dün askerlerin
sivilleri vardı, bugün sivillerin askerleri var. Ne farkı var 28 Şubattan?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Allah
aşkına! Niye konuşturmamaya çalışıyorsunuz beni?
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Konuşturmamaya
çalışmıyorum, bir şeyi protesto ediyorum. Konuşturmamak değil, protesto
ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Uzunırmak,
lütfen…
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Sizin
destek verdiğiniz, vereceğinizi söylediğiniz önerge üzerinde konuşuyorum. Allah
aşkına yapmayın ya! Hiç kimseye en ufak bir dayatma söz konusu değildir.
OKTAY VURAL (İzmir) – İkili siyaseti
görün. Neredeydi teklifiniz?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Çünkü
önerge metnine baktığınız zaman, isteğe bağlı ve seçimlik olarak okutulacağı
çok açık bir şekilde ifade ediliyor değerli arkadaşlar. Niye bundan
çekiniyorsunuz?
OKTAY VURAL (İzmir) – Teklifinizde
neredeydi? Hani vardı içinde?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu
imkândan herkes faydalanabilir, herkes bu imkândan faydalanabilir.
OKTAY VURAL (İzmir) – Kaçamazsınız,
kaçamazsınız.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Düşüncesi,
inancı ne olursa olsun herkes bundan faydalanabilir zorunlu olmadığı sürece,
bir dayatma olmadığı sürece.
OKTAY VURAL (İzmir) – Kaçamazsınız
böyle.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Tıpkı
1997’de uygulamaya konulan kesintisiz sekiz yıllık eğitim dayatması gibi bir
dayatma olmadığı sürece, tercihe dayalı, isteğe dayalı bir sistemin neresi
yanlış?
OKTAY VURAL (İzmir) - Nurettin Bey,
böyle getirtiriz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bir de
bakın arkadaşlar, isteğe bağlı olarak okutulan nedir, okutulmak istenen nedir?
Kur'an-ı Kerim’dir, Hazreti Peygamber’imizin hayatıdır. Bunun neresi yanlış?
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Yanlışları
dile getirmeye devam ediyorsunuz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – İsteyen
vatandaşımız çocuklarına eğer Kur'an-ı Kerim okutmak istiyorsa devlet bunu
sağlasın, devlet bu imkânı versin. Bundan niye rahatsızlık duyuyorsunuz? Sadece
bu değil, başka hangi dinden olursa olsun…
OKTAY VURAL (İzmir) – Niye bizimkine
“hayır” diyorsunuz? MHP olmasaydı ne yapacaktınız siz?
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Hani bu
darbe anayasasıydı? Hani darbe anayasasıydı?
BAŞKAN – Sayın Serindağ…
Sayın Serindağ, lütfen oturun. Sayın Hatibi sükûnetle
dinleyelim.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hangi
dinden olursa olsun çocuklarına kendi dininin eğitimini vermek istiyorsa sistem
buna müsait, seçmeli ders olarak bunlar getirilebilir. Orijinal metninde de bu
çok açık bir şekilde ifade ediliyor.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Yeni mi
aklınıza geldi?
OKTAY VURAL (İzmir) – Yoktu, hayır.
Doğru demiyor. Öyleyse niye değiştiriyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, bu
son derece demokratik, son derece çoğulcu, son derece vatandaşın düşüncelerini
dikkate alan bir uygulamadır. Buna hiç kimsenin bir itirazı olmaması gerekir.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – On sene sonra
aklınıza geldi. Dünya işi bitti, ahiret işi on sene sonra başladı. Önce dünya
işi, sonra ahiret işi!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Demokrat
olduğunu, çoğulculuğa destek verdiğini söyleyen hiç kimse bu öneriye itiraz
edemez değerli arkadaşlar, çünkü dayatma yok, zorlama yok, tamamen istek var.
Bu milletimizin… Bakın, bazılarının milletin iradesiyle, milletle sorunu
olduğunu biliyoruz, biliyoruz.
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sizin
sorununuz var, sizin!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – O nedenle,
zaten milletimiz kırk yıldan beri, elli yıldan beri, bilemiyorum kaç yıldan
beri, güvenmiyor; onu biliyoruz.
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sizin
cumhuriyetle sorununuz var, cumhuriyetle!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Ama bu
millete hizmet etmek üzere millet bu kadrolara görev verdi değerli arkadaşlar,
bu kadrolara görev verdi; bunu unutmayın.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi hizmet?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bu
kadrolar milletimizin kendisine verdiği görevi sonuna kadar yerine
getirecektir. Onda kararlıdır, hiç kimse bunu engelleyemez. (AK PARTİ
sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
OKTAY VURAL (İzmir) –
“Engelleyemezsiniz, tıpış tıpış getireceksiniz.”
dedim, bak nasıl kuzu gibi getirdiniz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bakın, bu
iki ders örnek olarak konulmuştur.
OKTAY VURAL (İzmir) – Daha neler var,
neler!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bunun
dışında, Bakanlık, talebe göre seçimlik derslerin sayısını artırabilir, buna
bütün dinî gruplar dâhildir.
OKTAY VURAL (İzmir) – Bu konuda maskeli
siyaseti bitireceğiz, maskeli siyasetinizi bitireceğiz! İç yüzünüzü millet
görsün.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bütün dinî
gruplar dâhildir; evet, aynen öyle. Yani, belki siz bunu
algılayamayabilirsiniz, kabul etmek istemeyebilirsiniz ama bizim demokrat
anlayışımız budur, çoğulculuk anlayışımız budur ve maddenin orijinal metninde
de açık olarak belirtiliyor. Yani, bir tarafta sekiz yıllık kesintisiz eğitim
dayatmasını, diğer tarafta milletimizin emrinde olan… (Gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Bu
cumhuriyeti yıkamayacaksınız, yıkamayacaksınız!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Canikli.
Bir saniye lütfen…
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın
Canikli -doğrusu hayretler içindeyim- diyor ki: “Bundan öncekinde vardı.”
Elinizi vicdanınıza koyun, bundan önce aklınıza gelmedi, yoktu içinde ya,
yoktu! “Milliyetçi Hareketin isteğiyle yaptık.” deme cesaretini niye
gösteremiyorsunuz? Yürekli olun ya, yürekli olun; teşekkür edin.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın,
metnin içerisinde açık bir şekilde var, maddede var.
OKTAY VURAL (İzmir) – Yoktu, imam-hatip
ortaokulları da yoktu, biz önerdik.
BAŞKAN – Sayın Vural, sözleriniz tutanaklara
geçti, buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir
de bilemiyorum, bu önergelerde önerge kabul edildiği zaman gerekçesi kanunun
maddesi mi oluyor, olmuyor mu çok bilmiyorum ama bu gerekçe o kadar zayıf ki.
İmam-hatip ortaokulları açılıyor.
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Orada izah
etti gerekçeyi.
OKTAY VURAL (İzmir) – “…Kur'an-ı Kerim
ve Peygamber Efendimiz’in hayatı…” Diyor ki,
gerekçeye bakın…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Orada
gerekçeyi şifahi olarak ifade ettim.
OKTAY VURAL (İzmir) – “Okutulacak…”
BAŞKAN – Sayın Vural, yerinizden veya
buyurun kürsüden ifade edin.
OKTAY VURAL (İzmir) – “Okutulacak
seçmeli derslerle ilgili kamuoyundaki yanlış bilgilendirmelere açıklık getirmek
amacıyla önerilmiştir.” Yani “Bizim niyetimiz yoktu buna.” Niyetinizin olmadığını
belirtiyorsunuz burada.
BAŞKAN – Sayın Vural, teşekkür
ediyorum.
Buyurun Sayın İnce.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Niye destek
vermediniz demin? On sene dünya malıyla uğraştınız, aklınıza ahiret gelmedi!
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bir
müsaade edin, Sayın İnce söz istiyor.
Buyurun Sayın İnce.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Canikli
milletin değerleriyle sorunlu olduğumuzu söyledi, açıkça bir sataşmada bulundu,
iki dakika söz istiyorum.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben CHP’ye
sataşmada bulunmadım.
BAŞKAN – Hayır, tutanakları isteyelim
bakalım Sayın İnce, isterseniz.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın
Başkanım, siz o anda konuşuyordunuz kâtip üyeyle, yalan söyleyecek hâlim yok,
bana inanın.
BAŞKAN – Hayır, lütfen… Lütfen…
MUHARREM İNCE (Yalova) – Ama öyle dedi.
İki dakikada…
BAŞKAN – Ya, bu kelimeleri niye kendi
kendinize hemen telaffuz ediyorsunuz çok çabuk, “yalan” kelimesi, “iftira…”
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Hayır, bizim
grubu işaret ederek konuştu, “Bazıları…” dedi, böyle gösterdi.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın
Başkanım…
BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Peki, çok
teşekkür ederim.
BAŞKAN – Ama lütfen, Grup Başkan
Vekilisiniz, hemen “yalan” kelimesi, “iftira”, “hakaret”, “gasp…”
Buyurun.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Yüksek
perdeden başlamazsak söz vermiyorsunuz.
BAŞKAN – Ben, sayın grup başkan
vekillerine yakıştıramıyorum doğrusu.
MUHARREM
İNCE (Yalova) – Peki.
BAŞKAN – Buyurun.
IX.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
3.-
Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli’nin CHP Grubuna sataşması nedeniyle konuşması
MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; eğitim tartışmasının içinde bilgisayar tartışılır, İnternet tartışılır;
dinimiz, kitabımız sıcak siyasetin konusu olabilir mi?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Yazıklar olsun!
MUHARREM İNCE (Devamla) – Ne kadar
ayıp! Ne kadar ayıp! Yani biz burada İnternet, bilgisayar, okulları
tartışacağımıza, “Sen mi daha iyi Müslümansın, ben mi daha iyi Müslümanım?..” Böyle bir tartışma olur mu? Yazıktır ya, günahtır,
günah; günahtır. (CHP sıralarından alkışlar)
HİLMİ BİLGİN (Sivas) – Biz
tartışmıyoruz ki!
MUHARREM İNCE (Devamla) – Bakın,
değerli arkadaşlarım, yani siz o dinî eğitimden geçmiş insanlarsınız çoğunuz,
ben de geçtim o eğitimden merak etmeyin, ben kendime yakıştıramıyorum bu
tartışmaları, siz nasıl yakıştırıyorsunuz anlamıyorum. Bu kanunda bu iki
önergenin ikisi de olmasa bile zaten bu dersleri koymak mümkün.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Buyurun!
MUHARREM
İNCE (Devamla) – Mümkün bu. Sırf bunları ne için koyuyorsunuz
biliyor musunuz? Oy almak için Kur'an-ı Kerim’i kullanıyorsunuz, oy almak için!
(CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Yapmayın bunu.
Kur'an-ı Kerim’le ilgili bir
düzenlemede ben burada 550 milletvekilinin 550’sinin de oy vermesini isterim.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu birlikte yapmalıyız. Sizin işiniz,
gücünüz, o milyar dolarlar var ya bilgisayarlarla ilgili, onları Kur'an’la kapatmaya
çalışıyorsunuz, haramı Kur'an’la kapatmaya çalışıyorsunuz! (CHP sıralarından
alkışlar) Bakın, yapmayın bunu. Bunu yapmayın.
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Bu olmadı,
olmadı.
MUHARREM İNCE (Devamla) – Dinimiz,
Kur’an-ı Kerim, sıcak siyasetin tartışma alanı değildir.
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Tartışma yok.
MUHARREM İNCE (Devamla) – Siz
Müslümansınız, ben değil miyim?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Öyle bir
şey söylemiyoruz.
MUHARREM İNCE (Devamla) – Sizin
içinizden buradan seçerim, halkın huzurunda tartışırım, eğer onlara yenilirsem
siyaseti bırakırım. Bırakın bu işleri siz. Bırakın bu işleri. [AK PARTİ
sıralarından alkışlar(!)]
Bakın, bunu sıcak siyasetin tartışma
konusu olmaktan çıkarın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MUHARREM İNCE (Devamla) – Son
maddelerde göreceksiniz Cumhuriyet Halk Partisinin direncini. Size o yetimin
hakkını yedirmeyeceğiz.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İnce.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım,
efendim, bizim de önergemiz var. Sayın Muharrem İnce oy almak için Kur’an-ı
Kerim’le ilgili önerge verildiğini ifade etti, teeddüp ederim. Bu değerlerimiz
oy için istismar edilecek değerler değildir. Bunlar hepimizin, hep beraber,
birlikte sahiplenmesi gereken değerlerdir. Dolayısıyla, böyle bir
değerlendirmeyi kabul etmemiz mümkün değildir. Böyle bir şey olmaz. (MHP ve AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım,
Sayın Canikli benim konuşmamdan sonra bir konuşma yaptı, beni de grubumuzu da
ilzam edecek şekilde beyanlarda bulundu.
BAŞKAN – Ne söyledi grubunuzu ilzam
edecek şekilde?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben bir
şey söylemedim.
ENVER ERDEM (Elâzığ) - Siz hiçbir şeyi dinlemiyorsunuz Başkanım ya.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yani bizim
önergemizin kabul edilmeyişinin gerekçesini anlatırken, bizi bir anlamda bu
konuyu istismar etmekle suçladı. Müsaade ederseniz düzeltme yapmak istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır, sataşma
nedeniyle, yeni bir sataşmaya mahal vermemek şartıyla. (MHP sıralarından alkışlar)
ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım,
on dakikadır işaret ediyorum, meramımı sormadınız.
BAŞKAN – Sayın Altay, Grup Başkan
Vekiline…
ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, grup
başkan vekilleriyle mi yöneteceksiniz bu Meclisi?
BAŞKAN – Ama Sayın Altay, böyle bir
usulümüz yok ki efendim.
ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, sizin
göreviniz, bana -on dakikadır bunu yakmışım- meramımı sormaktır, söz
verirsiniz, vermezsiniz, ayrı bir iş. Lütfen. Meramımı sormaya bile…
BAŞKAN – Grup başkan vekillerine…
ENGİN ALTAY (Sinop) – Efendim, siz,
bana…
BAŞKAN – …söz verdim, bir dinleyelim,
ondan sonra Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Sinop) – Hayır, hayır ama
“Siz oturun, vermeyeceğim.” diyorsunuz. Bana meramımı sormaya mecbursunuz.
BAŞKAN – Sayın Grup Başkan Vekilini
kürsüde bekletemeyiz efendim.
ENGİN ALTAY (Sinop) – Olabilir, benim
meramımı dinlemek zorundasınız.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Ya, burada
milletvekilleri de var. “Grup başkan vekili” ne demek? Yani burada
milletvekilleri kişiliksiz mi? Böyle bir tutumunuz var ya! Burada
her milletvekili eşit.
4.-
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli’nin şahsına ve MHP Grubuna sataşması nedeniyle
konuşması
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değerli
arkadaşlar, hiç olmazsa…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir saçma
sapan düşüncelerle…
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – …şu
konuştuğumuz konunun kutsiyetinde birbirimize hoşgörülü olalım. Lütfen.
Bizim itirazımız şudur Sayın Canikli:
Eğer Komisyonda bizi konuştursaydınız, biz bu önergeyi orada verecektik ve bu
tartışma orada bitecekti ama müsaade etmediniz. Yani bir Sayın Bakanınız çıktı
-Sayın Başbakanınız bir ayrı- Milliyetçi Hareket Partisini bu konuyu istismar
etmekle suçladınız. Buna hakkınız yok. Yani biz size kendimizi ispat etmek
mecburiyetinde değiliz.
OKTAY VURAL (İzmir) – Siz kimsiniz ya?
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – İşte
söylüyoruz, 99’dan bu yana, ayrıca on yıldır iktidarsınız ve bu mazlumların
oyunu alarak iktidar oldunuz ama bugüne kadar getirmeyişiniz… Getirdiğiniz
kanunda buna imkân yok.
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Var.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Getirdiğiniz
önerge de açıkta.
Değerli milletvekilleri, suçlamak için
söylemiyorum. Önünüzde Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi var. Beş yüz
kelimelik gerekçe var. Aranızda ilim adamları var, din adamları var. Okuyun
gerekçeyi, göreceksiniz. Adalet ve Kalkınma Partisinin gerekçesini okuyunuz,
bir satır.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben
konuştum…
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Yani değerli
arkadaşlar, yani bu konuda bizim ciddiyetimizi sorgulamak hakkınız değil.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hazırlıksızsınız,
çalışmamışsınız. Niyetiniz hayır değil.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Hakkınız
değil ve ben tekrar ifade ediyorum: Yani hangi gerekçeyle Milliyetçi Hareket
Partisinin önergesine “hayır” oyu verdiniz arkadaşlar?
OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi? Taassup,
parti taassubu…
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Biz şimdi
sizin önergenize “evet” oyu vereceğiz. Utanmayacak mıyız arkadaşlar? (AK PARTİ
sıralarından gürültüler) Evet, utanmayacak mıyız? Olur
mu böyle bir şey? Yani Kur'an-ı Kerim konusunda bile biz sizinle
anlaşamıyorsak, siz bizimle anlaşamıyorsanız nasıl olacak bu iş?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben
konuşurken konuşturmadılar Sayın Şandır. Yapmayın Allah aşkına.
OKTAY VURAL (İzmir) – Allah’ını
seversen, ne var destekleseniz?
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Allah aşkına.
Ama orada, hemen bizim önergemize “hayır” oyunu, elini kaldırdın, bu grubun
iradesini gasbettin.
OKTAY VURAL (İzmir) – Ne var
destekleseniz? Yürek yok, yürek yok.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yanlış,
teknik olarak…
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Niye yanlış
olsun? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Şandır, teşekkür
ediyorum.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli
arkadaşlarım, kendinizi gözden geçirmenizi istirham ediyorum…
OKTAY VURAL (İzmir) – İşte, sizin
önceki önergeniz de burada. Rezalet.
BAŞKAN – Sayın Altay, buyurun.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – … keskin sirke küpüne zarardır…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bir saniye… Sayın Altay’a söz
verdim…
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Kendi
değerlerimize sahip çıkalım…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Altay’a söz verdim, bir
saniye Sayın Kaplan.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Hepinize
saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER
İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili
Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S.
Sayısı:199) (Devam)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkanım,
Talim Terbiye Kurulu Başkanının ya da temsilcisinin o sıralardan derhâl kalkıp
Genel Kurul salonunu terk etmesi gerekir. Bunu talep ediyorum çünkü ilköğretime
müfredat koymak, ders koymak Talim Terbiyenin işidir; bir. Bunu biz
üstlenmişsek Talim Terbiye Kurulu Başkanının ya da temsilcisinin orada işi yok.
Orayı derhâl terk etmelidir ve bu teklifi, gerek MHP’ninkini gerek AKP’nin
teklifini siz burada Anayasa’ya aykırılık önergelerine rağmen işleme alarak da
bir Anayasa suçu işlediniz. Bunu da belirtmek istiyorum ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi laik, demokratik cumhuriyetin dinamitleneceği yer değildir. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Altay, teşekkür
ediyorum.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Aynen, doğru
söylüyor, Talim Terbiyenin görevini biz yapıyoruz.
BAŞKAN - Lütfen, konuşmalarınızda
bürokratları hedef almayınız. İkincisi: Anayasa’ya aykırılıkla ilgili burada
Başkanlık olarak görüşümüzü bildirdik.
Buyurun Sayın Özdemir.
MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Bu getirilen önerge, biraz önce kabul
edilen önerge açıkça Anayasa’nın laiklik ilkesine aykırıdır. Hazır AKP’nin
çoğunluğu var, Mecliste başka destek de bulduklarına göre -Grup Başkan Vekili
söylüyor: “Bence bugün tarihî bir gün.” diyor. Evet, tarihî bir gün.-
“Cumhuriyeti kaldırdık, halifeliği yeniden ilan ettik.” desinler, daha dürüst
davranmış olurlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Kaplan’ın söz talebi vardır.
Buyurun Sayın Kaplan.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gerçekten,
burada üzülerek bir tartışmaya tanık olduk çünkü Kur’an, din, peygamber gibi
kutsal değerleri gerçekten siyaset konusu yapmak üzmüştür bizi. On yıldır
iktidar AK PARTİ hükûmetleri ve Sayın Bakan ve Müsteşar, ilgililer burada. Din
dersleri vardı müfredatta. Siz bu din derslerinde bugüne kadar Kur’an-ı Kerim,
Hazreti Peygamber’in hayatını, mealini, hiç ders olarak okutmadınız mı?
Okuttunuz mu, okutmadınız mı? Bu konuda Meclisi bilgilendirseniz sevinirim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Kaplan.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Doğru tavır
budur.
OKTAY VURAL (İzmir) – Yürek olacak,
yürek! Aferin size aferin! “Böyle tıpış tıpış
getireceksiniz.” dedim değil mi? Nasıl? Sıktı değil mi?
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, kabul
edilen… (CHP sıralarından gürültüler)
KAMER GENÇ (Tunceli) – O zaman
halifeliği, saltanatı da ilan edelim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, kabul
edilen önerge doğrultusunda 9’uncu maddeyi oylarınıza sunacağım. Ancak 9’uncu
maddenin oylamasının açık oylama şeklinde yapılmasına dair bir önerge vardır.
Önergeyi okutup imza sahiplerini arayacağım.
Önergeyi okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
199 sıra sayılı kanunun 9. Maddesinin
oylamasının açık oylama ile yapılmasına müsaadelerinizi arz ederiz.
BAŞKAN - Mehmet Şandır? Burada.
Oktay Vural? Burada.
Mehmet Günal? Burada.
Özcan Yeniçeri? Burada.
D. Ali Torlak? Burada.
Mustafa Erdem? Burada.
Lütfü Türkkan? Burada.
Alim
Işık? Burada.
Zühal Topcu?
Burada.
Yusuf Halaçoğlu? Burada.
Ahmet Duran Bulut? Burada.
Seyfettin Yılmaz? Burada.
Münir Kutluata?
Burada.
Ruhsar Demirel? Burada.
Meral Akşener? Burada.
Murat Başesgioğlu? Burada.
Celal Adan? Burada.
Mehmet Erdoğan? Burada.
Mesut Dedeoğlu? Burada.
Muharrem Varlı? Burada.
Mustafa Kalaycı? Burada.
Sinan Oğan? Burada.
Ali Uzunırmak?
Burada.
Ali Halaman?
Burada.
Reşat Doğru? Burada.
Cemalettin Şimşek? Burada.
Açık oylamanın şekli hakkında Genel
Kurulun kararını alacağım.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
İki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, 199
sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesinin açık
oylama sonucu:
|
“Kullanılan
oy sayısı : 391 |
|
Kabul : 306 |
|
Ret :
85 (x) |
|
Kâtip Üye Kâtip
Üye |
|
Bayram
Özçelik Muhammet
Rıza Yalçınkaya |
|
Burdur Bartın” |
Böylece 9’uncu madde kabul edilmiştir.
(AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
Birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 18.03
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 18.22
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Muhammet Rıza YALÇINKAYA (Bartın)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
10’uncu madde üzerinde üç adet önerge
vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım:
TBMM Başkanlığına
199 sıra sayılı kanun tasarısının
10'uncu maddesinde yer alan "veya yaygın" ibaresinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Sırrı Sakık Pervin
Buldan Mülkiye
Birtane |
|
Muş Iğdır Kars |
|
Hasip
Kaplan İdris Baluken Adil
Kurt |
|
Şırnak Bingöl Hakkâri |
|
Nursel Aydoğan Levent Tüzel Halil Aksoy |
|
Diyarbakır İstanbul Ağrı |
|
Emine Ayna Aysel Tuğluk Hüsamettin Zenderlioğlu |
|
Diyarbakır Van Bitlis |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10. maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Binnaz Toprak Turgut Dibek Ali İhsan Köktürk |
|
İstanbul Kırklareli Zonguldak |
|
Ayşe
Eser Danışoğlu Aylin
Nazlıaka |
|
İstanbul Ankara |
Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 26- Ortaöğretim,
ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu öğrenim veren genel, meslekî ve teknik
öğretim kurumları ile açık lise öğrenimini kapsar. Bu okulları bitirenlere
ortaöğretim diploması verilir."
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati
Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 10 uncu maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Mehmet Şandır Oktay Vural Özcan Yeniçeri |
|
Mersin İzmir Ankara |
|
Zühal
Topcu Lütfü
Türkkan Alim Işık |
|
Ankara Kocaeli Kütahya |
|
Engin
Çınar Ahmet Duran
Bulut Mustafa
Erdem |
|
Kastamonu Balıkesir Ankara |
“Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
‘Madde 26- Ortaöğretim, ilköğretime
dayalı, üç yıllık zorunlu, örgün veya yaygın öğrenim veren genel, mesleki ve
teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Bu okulları bitirenlere ortaöğretim
diploması verilir.’”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER
(İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Erdem, Ankara Milletvekili.
Buyurun Sayın Erdem. (MHP sıralarından
alkışlar)
MUSTAFA ERDEM (Ankara) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin önergesi üzerinde söz
almış bulunuyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Aynı dinin mensupları olarak
üzerimizdeki bir görev ve sorumluluğun ifası için buradayız. Yüce dinimiz
İslam’ın herhangi bir alanının istismara müsaade etmediği ve bir Müslüman’ın
dinî duygularının sömürüye araç olmaması gerektiği hususlarını dikkatlerinize
arz etmek istiyorum.
Biz
Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu dinin bu milletin kaderi ve ideali olduğu,
o dinin yaşanması hâlinde bu milletin selamete ereceği duygularıyla, Milliyetçi
Hareket Partisi olarak eğitim kurumlarımızda din derslerinin verilmesini,
Kur’an’ın öğretilmesini, imam-hatip okullarının orta kısımlarının açılmasını
önerdiğimiz hâlde bu milletin dinî duygularını istismar ederek oy toplayan AKP
milletvekillerinin bu grup önerisine destek vermemelerini kınıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
Sayın
milletvekilleri, bir başka hususa daha dikkatlerinizi çekmek istiyorum:
Milliyetçi Hareket Partisi önerge sunmazdan önce, Milliyetçi Hareket Partisinin
Sayın Genel Başkanı ve grup yöneticileri Kur’an-ı Kerim’in, Peygamberimizin
hayatının, ilmihâl bilgilerinin bu milletin çocuklarına öğretilmesi
gerektiğini, imam-hatip okullarının orta kısımlarının açılması gerektiğini
söyleyinceye kadar program metninde veya kanun metninde böyle bir şeyiniz vardı
da niye daha önceden bize bildirmediniz?
İki tane önerge sundunuz ve bu iki
önergenin birincisinde imam-hatip okullarının orta kısımları da yok idi ama
kamuoyuna Sayın Bakanın Türkiye’den, Sayın Başbakanın Seul’den
verdiği mesajlarda bu programın içerisine Kürtçenin eğitim dili olarak
konulacağı, Heybeliada Ruhban Okulunun da bu program çerçevesinde açılacağı
dost Obama’ya bildirilmiş idi.
O zaman şunu burada dikkatlerinize
sunmak istiyorum aziz milletvekilleri: Din, Yüce Kitabımızın 30’uncu Sure’sinin 30’uncu Ayet’inde
bildirildiğine göre, Allah’ın insanın içerisine yerleştirdiği, değiştirilmesi
mümkün olmayan bir değerler bütünüdür. “İnanmıyorum.” diyen insanların yapmış
olduğu uygulama veya ifadeler bastırılmış dinî duyguların ifadesinden başka bir
şey de değildir.
Bundan
on beş sene kadar önce Kırgızistan’da bulunduğum bir sürede Rusya’nın Komsomolskaya Pravda gazetesine vermiş olduğum mülakatı
burada sizlerin vicdanına, aklına hitaben yeniden arz etmek istiyorum: Bu
surede ifade edilen husus; inanma duygusu insanın içerisine yerleştirilmişse o
zaman bu duygunun legal yollardan reel bir şekilde mutlaka insana öğretilmesi
ve onun zararlı taraflarının bertaraf edilmesi lazım gelir. Eğer siz yaygın ve
örgün eğitim kurumlarınızda din derslerini insanlara öğretmezseniz, bu legal ve
reel bir şekilde olmaz ise bu duyguyu tatminden başka seçeneği olmayan
insanların bunu illegal yollardan irreel bilgiler
şeklinde tatmin etme zarureti vardır ki o zaman ülkemizde yaşanan din
sömürüsünün, din istismarının veya yanlış dinî bilgilenmenin manzarası ortaya
çıkar. Dolayısıyla, burada şunu açıkça ifade etmek istiyorum:
Gazetelerde, televizyonlarda, radyolarda çeşitli cinsiyet ve yaş gruplarına
mensup olan insanların dinle ilgili çok ilkel bazda
bile bir soru sorma ihtiyacı oluyor, din bezirgânları bu sorulara karşı kendi
duygularını ve beceriksizliklerini ortaya koyarak yanlış yönlendirme
yapabiliyorsa, bu yaradılıştan gelen olgunun yanlış yöne yönlendirilmesinden
başka bir şey değildir. Dolayısıyla, asırlardır dinî eğitim tecrübesine sahip
olan ülkemizin, dinle özdeşleşmiş ve Müslüman Türk milleti vasfını kazanmış
olan bu milletin dinî değerleriyle, kültürel değerleriyle yaygın ve örgün
eğitim kurumlarında tanışması ve milletimizin bekası noktasında ideal bir ruha
kavuşması lazım gelir diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın;
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve
Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından benimsenen (2/312) Esas
Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz
ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi;
Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay
Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu
Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin 10. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Binnaz
Toprak (İstanbul) ve arkadaşları
Madde 10- 1739 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 26- Ortaöğretim,
ilköğretime dayalı, dört yıllık zorunlu öğrenim veren genel, meslekî ve teknik
öğretim kurumları ile açık lise öğrenimini kapsar. Bu okulları bitirenlere
ortaöğretim diploması verilir."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER
(İstanbul) - Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Önerge üzerinde söz isteyen Binnaz Toprak, İstanbul Milletvekili. (CHP
sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Toprak.
BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) – Sayın
Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben buraya gelmeden önce iki
televizyonda konuşma yaptım. Bana sorulan soru şuydu: “CHP bu yasaya neden
itiraz ediyor?” Ben de şunu söyledim, dedim ki: “İtirazlarımızın dinle,
imam-hatip okullarıyla, laiklikle hiçbir ilişkisi yok. Hatta Sayın Başbakan ve
diğer AKP’li yetkililer verdikleri demeçlerde CHP milletvekillerinin Komisyonda
bu tartışılırken sadece ve sadece imam-hatip liselerinin orta kısımlarının
açılmaması doğrultusunda konuştuklarını söylediler. Bu doğru değil, hiçbir
arkadaşımız bu konuyu gündeme getirmedi. Bizim asıl üstünde önemle durduğumuz
mesele, eğitim felsefesi ve bu yasanın içeriğiyle ilgiliydi çünkü bu yasayla
ilgili ciddi endişelerimiz var. Endişelerimizin kaynağında da özellikle yoksul
aile çocuklarına ilişkin tereddütlerimiz var.”
Şimdi, bunu söyledikten sonra şunu
söyleyeyim: Gerçekten de demin burada yaşanan sahneyi esefle karşılıyorum.
MHP’li bir milletvekili arkadaşımız AKP’yi suçlayarak biraz önce dedi ki: “Efendim, dini alet ediyorlar siyasete.”
Maalesef, bugün kendileri de aynı şeyi yapmış durumda. Burada biz, MHP ve
AKP’nin, kim daha fazla dindar gözükecek ve dolayısıyla, bundan rant sağlayıp daha fazla oy alacak münazarasına sahne olduk.
Bunu şiddetle kınıyorum. Zaten bu Meclisin çalışma şekli, aslında bizim bu
yasaya itirazlarımızın en önemli nedenlerinden bir tanesi. Bakın ben, Komisyon
toplantılarının birçoğuna katıldım iki günü hariç, 7’nci maddeye kadar tartışıldı
ve 7 madde Komisyondan geçti. Geriye kalan maddeler Komisyonda güya tartışıldı
ve güya oylamaya sunuldu ve güya kabul edildi. Eğer bu memlekette adil yargı
varsa, bağımsız yargı varsa, bu yasanın Anayasa Mahkemesinde usulden bozulması
lazım çünkü hiçbir parlamenter sistemde, bir yasa tartışılmadan, ortak akıl
üretmeye çalışılmadan, mutabakat aranmadan, bu şekilde geçirilmeye çalışılmaz.
Bu, gerçekten de esef verici bir durumdur ve bir AKP klasiği hâline gelmiştir.
Bunu daha önce de yaşadık, bu Meclis çalışmıyor, çalıştırılmıyor çünkü bu
Meclis, sadece ve sadece, böyle, bir yere imzasını basan veya mührünü basan
insanlar topluluğundan oluşuyor, hiçbir şeyi burada tartışamıyoruz.
Bakın, buraya Kürt sorunu geldi, kapalı
oturum olduğu için bunu şimdi açıklayamayacağım ama şu kadarını söyleyebilirim
ki iki gün boyunca konuya değinmedik bile.
Aynı şekilde, buraya, defalarca hem
bizim milletvekili arkadaşlarımız hem BDP’li
arkadaşlar, ırkçı söylemlere karşı yasa çıkarılması için teklif verdiler, bu
dahi reddedildi.
Şimdi, dolayısıyla, burada biz, aslına
bakarsanız bir tiyatro oynuyoruz, demokrasicilik
oynuyoruz tıpkı demin oynandığı gibi. Hiçbir şeyi tartışmıyoruz, hiçbir konuya
çözüm aramaya çalışmıyoruz. Şimdi, demin dedim ki…
Dolayısıyla, şunu söyleyeyim: Başbakan
ve AKP yetkililerinin umdukları şöyle bir şeydi zannediyorum: CHP nasıl olsa
buna laiklik temelinde karşı çıkacak, biz de yükleneceğiz. Bu böyle olmadığı
içindir ki bugünkü sahne yaşandı diye düşünüyorum. Çünkü,
zaten bizim grup başkan vekilimizin de söylediği gibi, yasanın içeriğinde bu
vardı. Yani, din eğitimi bir paket hâlinde verilecek deniyor yasanın
içeriğinde. Dolayısıyla, bu paketin içinde Kur’an-ı Kerim de öğretilebilirdi,
Peygamberin hayatı da öğretilebilirdi, İslamiyet hakkında bilgi de
verilebilirdi. Hiçbir yasada, şu ders okutulacak, bu ders okutulacak diye
ayrıntıya girilmez.
Şunu söyleyeyim: Dedim ya, bu, yoksul
çocukları vuracak bir yasadır. Bakın, baktığınızda aslında seçmeli dersler
veriliyor gibi gözüküyor. Çok güzel, biz de zaten seçmeli ders taraftarıyız.
Yani öğrencilere bu şans tanınmalı, kendi kabiliyetlerini, yeteneklerini
keşfetmeleri için ama burada şöyle bir kandırmaca var: Aslında seçmeli ders
verilmiyor…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BİNNAZ TOPRAK (Devamla) - …seçmeli ders
paketleri veriliyor. Dolayısıyla da bundan zarar görecek olanlar yoksul aile
çocuklarıdır.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Toprak.
BİNNAZ TOPRAK (Devamla) - Aynı şekilde,
okul öncesi eğitim, yoksul aile çocuklarıyla daha varlıklı aile çocuklarının
eşit şartlarda ilkokula başlamaları için çok önemli bir çabadır. Dolayısıyla,
bakın Sayın Bakan, bu bir reform değildir. Ama asıl yapılması gereken burada
reform yasası çıkarmaktır.
BAŞKAN – Sayın Toprak, lütfen…
BİNNAZ TOPRAK (Devamla) – Teşekkür
ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan,
Hatip, biraz önce 9’uncu maddede kabul edilen bir önerge çerçevesinde
Milliyetçi Hareket Partisinin de din istismarı yaptığı gibi, haksız, mesnetsiz
ifadelerde bulunmuştur. Din, bizi millet yapan değerlerdir. Milliyetçi Hareket
Partisi olarak “din istismarcılığı” adı altında tavrımızın eleştirilmesinin
ayrıca ayrı bir istismar konusu olduğunu ifade etmek istiyorum.
Ben inanıyorum ki Cumhuriyet Halk
Partisine oy veren insanlar da bu milletin dinini kaynaklarından öğrenme ve
anlama ve Atatürk’ün dediği gibi mekteplerde öğrenmeyi, tercihlerini ilk
sırasına ortaya koyar diye düşünüyorum.
BİNNAZ TOPRAK (İstanbul) - Konu o değil
efendim, mekteplerde zaten öğretiliyor.
OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla,
Milliyetçi Hareket Partisi olarak din gibi konular bir istismar alanı değildir,
hepimizi beraber, birlikte getiren hususlardır. Ne hazindir ki Sayın Hatip,
maalesef, etnik meseleleri istismar etmekle ilgili düşüncelerini ifade ederken bunu
istismar ettiğinin farkında olmadığını esefle ifade etmek durumundayım. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Vural, tutanaklara
geçmiştir.
Oylarınıza sunuyorum önergeyi…
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) –
Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Yoklama talebi vardır.
Sayın Aslanoğlu, Sayın Seçer, Sayın
Öğüt, Sayın Çıray, Sayın Özgümüş,
Sayın Köktürk, Sayın Yüceer, Sayın Ayaydın, Sayın Dibek, Sayın Kurt, Sayın
Toptaş, Sayın Aksünger, Sayın Toprak, Sayın Özkan,
Sayın Nazlıaka, Sayın Danışoğlu,
Sayın Öz, Sayın Işık, Sayın Kaptan, Sayın Susam.
Sayın milletvekilleri, iki dakika süre
veriyorum, buyurun.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER
İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili
Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S.
Sayısı:199) (Devam)
BAŞKAN – İstanbul Milletvekili Binnaz
Toprak ve arkadaşlarının önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
199 sıra sayılı kanun tasarısının
10'uncu maddesinde yer alan "veya yaygın" ibaresinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Sırrı
Sakık (Muş) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER
(İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen
Ertuğrul Kürkcü, Mersin Milletvekili.
Buyurun Sayın Kürkcü.
(BDP sıralarından alkışlar)
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Mersin) – Sayın
Başkan, sevgili arkadaşlar; aslında bu önerge, bugün İçişleri Bakanı Naim
Şahin’in emirleriyle Kızılay’da, Tandoğan’da, Ankara’nın her yerinde basınçlı
suyla, zehirli gazla, dövülen, sürülen, yerlerde sürüklenen, horlanan öğretmenlerin
talebiydi. O öğretmenlerin fikrini sormadınız, onların hiçbir zaman
düşüncelerine başvurmadınız ama onların verdikleri eğitimin nasıl
şekilleneceğine dair bir gece yarısı baskınıyla bize bir yasa dayattınız.
Unutmayın Kızılay’da, Tandoğan’da, Türkiye’nin her yerinde dayaktan
geçirdiğiniz öğretmenlerden herhangi biri sizin çocuklarınızın öğretmeni
olabilir. Hanginiz yarın veli toplantısına gittiğinizde o öğretmenlerin yüzüne
bakabileceksiniz? “Sizi biz dövdürdük.” diyebilecek misiniz? Yazıklar olsun size!
(AK PARTİ sıralarından “Bağırma” sesleri)
ADEM
YEŞİLDAL (Hatay) - Bağırmadan konuş.
ERTUĞRUL KÜRKCÜ (Devamla) – Bu yola
daha önce başvuranlar da oldu. Sayın İçişleri Bakanımızın ifrazat yoluyla
insanları cezalandırma çağrısı yani sadece ve ancak vahşi hayvanların yaptığı
bir yolu halka teklif etmesi unutulmadı ama bugün başka bir ifrazatla, tazyikli
suyla, zehirli gazla karşılaştık. Ne oldu? Gene buradayız, gene düşündüğümüzü
söylüyoruz. Tıpkı bundan kırk yıl önce zalimlerin karşısında dimdik duranların
durduğu gibi. (BDP sıralarından alkışlar) Onların kendi idealleri için
hayatlarını verdikleri gibi. Onları ortadan kaldıranlar, katiller, zalimler,
cellatlar unutuldu ama onlar asla unutulmayacak tıpkı bugün Kızılay’da kendi
amaçları ve kendi inançları için direnen öğretmenler gibi, tıpkı onlar gibi
direnen mahkûmlar cezaevinde. İşte faksları. Otuzuncu günündeler açlık
grevinin, Osmaniye Cezaevinde. Tek iyileşme o günden beri, heyetin gittiğinden
beri, şikâyetlerini faks yoluyla bize iletebilmeleri oldu. Bu Hükûmetin
emekçilere, siyasetçilere, cezaevinde yatanlara, kadınlara, erkeklere reva
gördüğü bu muamele, işte onların siyaseti hakkında bize bir fikir veriyor.
Bu eğitim yasası… Eski eğitim yasası
bir matah değildi. O da barışın okulunu bize vermiyordu, o da erkek
olmayanların okulunu vermiyordu; o da emekçilerin, yoksulların okulu değildi;
engellilerin, halkların okulu değildi; inananların, inanmayanların,
hiçbirimizin okulu değildi; ne özgürlüğün ne eşitliğin ne kardeşliğin okuluydu;
baskının, asimilasyonun, zulmün okuluydu ama bugün, bundan da katmerlisini bize
dayatıyorsunuz.
Ana dilde eğitim talebini
reddediyorsunuz. Kız çocukları aleyhine var olan ortaöğretimdeki eşitsizlikleri
geliştiriyorsunuz. Dokuz yaşındaki öğrencilerin belli alanlara yönlendirilmesi
on üç yaş sonrası eğitim seçeneklerini kısıtlıyor. Mukaddesatçı, milliyetçi,
cinsiyetçi, neoliberal, küresel sermaye düzeninin
ihtiyaçlarını gözetiyorsunuz.
Bu tasarı, eski deyimle “milleti hâkime”nin talebi, Türkiye’nin ne emekçilerine ne
Alevilerine ne Hristiyanlarına ne inanmayan yurttaşlarına ne de Diyanet İslam’ı
dışında kalan İslami yorumlara sahip insanlara hitap ediyor. Çok geç olmadan
sizlere sesleniyoruz arkadaşlar: Çocuk işçiler, itaatkâr, dindar nesiller
ülkesine “Hayır.” deyin. Hiçbir ayrım yapmadan, herkese nitelikli ve parasız
eğitim sağlayan demokratik cumhuriyetin okullarını konuşmaya, hayata geçirmeye
çalışalım.
Bu yasayı geri çekebilirsiniz, hâlâ
böyle bir şansınız var. Ama inanın, bu yasayı geçirdikten sonra, bu yasayı
kanunlaştırdıktan ve halka, millî eğitime maruz kalacak çocuklarımıza
dayattıktan sonra, her gün, her gün, eğitim, siyasi bir tartışmanın konusu
olacak. Kaçınılmaz olarak bu yola girdiniz, buradan geri dönebilirsiniz.
Üzerinde ortaklaşabileceğimiz, sizin de temsil ettiğiniz kesimlerin
ihtiyaçlarını gözeten bir yeni eğitim yasası üzerinde anlaşabiliriz. Ama ben
öyle anlıyorum ki biz öyle anlıyoruz ki siz sadece bir eğitim yasası peşinde
değilsiniz, siz toplumu yeniden şekillendirmeye, bir toplum mühendisliği
yapmaya yani şimdiye kadar eleştirdiğiniz merkezî devlet siyasetinin bir
simetriğini kurmaya niyetlisiniz. Bu niyetinizin nelere mal olduğunu yasanızı
uyguladığınız zaman göreceksiniz çünkü Türkiye halkları itaatkâr koyun
değildir, boynunu hiçbir zaman kendisini cahil bırakmak için düzenlenmiş bir
eğitim sisteminin çarklarına uzatmayacaktır.
Görüşlerinizi gözden geçirmeye sizi
davet ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
10’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.
11’inci madde üzerinde üç adet önerge
vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına,
Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesiyle eklenen Geçici
Madde 3’de geçen “2012-2013” ibaresinin “2013-2014” olarak, “bir eğitim-öğretim
yılı” ibaresinin de “iki eğitim-öğretim yılı” olarak değiştirilmesini arz
ederiz.
|
Ali Uzunırmak Alim Işık Zühal
Topcu |
|
Aydın Kütahya Ankara |
|
Mustafa Erdem Mehmet Şandır Lütfü Türkkan |
|
Ankara Mersin Kocaeli |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından
Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Namık Havutça Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Hasan
Ören |
|
Balıkesir İstanbul Manisa |
|
Kamer
Genç Dr.
Aytun Çıray |
|
Tunceli İzmir |
Madde 11- 1739 sayılı Kanuna aşağıdaki
geçici madde eklenmiştir.
"Geçici Madde 3- Zorunlu
ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye
yetkilidir."
TBMM Başkanlığına
199 sıra sayılı kanun tasarısının
11'inci Maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Geçici Madde 3- Zorunlu ortaöğretime,
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, çağ nüfusundaki öğrencilerin tamamına
nitelikli bir eğitim verilebilecek şekilde öğretmen, okul, sınıf, fiziki ve
donanımsal ihtiyaçlar belirlenip karşılandıktan sonra Bakanlar Kurulunun kararı
ile geçilir."
|
Pervin Buldan Mülkiye Birtane Hasip Kaplan |
|
Iğdır Kars Şırnak |
|
Altan Tan Ertuğrul Kürkcü Adil
Kurt |
|
Diyarbakır Mersin Hakkâri |
|
Nursel
Aydoğan |
|
Diyarbakır
|
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl)
– Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.
Buyurun Sayın Kaplan.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; eskiden bugünlerde bahar gelirdi, Kızılay Meydanı
parfüm kokardı ama şimdilik Kızılay Meydanı gaz kokuyor. Gazdan sorumlu Bakan
burada şu an. Çünkü “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” demişti
Hazreti Ali, bizde de Bakan diyor ki: “Bana bir harf öğreteni gazlarım,
bombalarım, biberli, tazyikli su sıkarım, coplarım, genelge gönderir seyahat
özgürlüğünü kısıtlarım, hürriyetini tahdit ederim,
perişan ederim bu öğretmenleri.” İmza, Hazreti İdris Naim
Şahin.
Şimdi, bakın, böyle bir ileri
demokrasiyi Allah kimseye vermesin! Öğretmenler geliyor, Mecliste görüşülen bir
yasa için tepki koyuyorlar, düşüncelerini açıklıyorlar. Niye korkuyorsunuz
bunlardan? Öğretmen bunlar, öğretmen bunlar, öğretmen arkadaşlar! Buraya gelip,
Meclisin önünde bir basın açıklaması yapıp, kendi dosyalarını bütün gruplara
verseler, milletvekilleri de orada, kıyamet mi kopacak? İlla o zırhlıları, o
çelik TOMA’ları, o biber gazlarını, kendi polisini, o
polisin çocuğunun öğretmeninin karşısına polisini sürmenin ahlakı nedir, hukuku
nedir, insanlığı nedir, vicdanı nedir? Allah aşkına bunun dinde yeri nedir,
ahlakta yeri nedir, insanlıkta yeri nedir, söyler misiniz? Ha, burası Başkent,
şuracıkta oluyor bunlar.
Bakın, eğer sizler buna gözünüzü
kapatırsanız -gözünüzün önünde, Başkentte, Meclisin 100 metre ilerisinde atılan
gaz fişekleri, gaz bombaları, yerde sürünen öğretmenler, bu karda, yağışta,
Adana’da bilmem kaç gözaltı, Antalya’da bilmem kaç gözaltı, İzmir’de bilmem kaç
gözaltı- devlet terörü estirirseniz bunun adı demokrasi değildir. Bunun adı
tükürük demokrasisidir! Tükürük demokrasisi de en çok tükürükçülere zarar
verir, bakın, açık söyleyeyim çünkü demokrasinin kurallarını ihlal ettiğiniz ve
ortadan kaldırdığınız zaman hiçbir şeyi sağlıklı tartışamazsınız, konuşamazsınız,
ortaklaşamazsınız, çoğulcu demokrasinin kurallarını hayata geçiremezsiniz,
güzel şeyler yapamazsınız, çocuklarınızın istikbalini ayarlayamazsınız, bunlar
sağlanamaz.
Şimdi, burada tartışmalar oluyor.
Elbette ki farklı fikirler yarışacak. Farklı fikirlerin yarışmasından daha
doğru bir şey var mı? Neden fikirlerin yarışmasından korkuyoruz? Neden yasak?
12 Eylül darbecileri 4 Nisanda yargılanacak. Onların zihniyetiyle, yönetim
anlayışıyla, darbecilerin, çetecilerin yönetim anlayışıyla, zihniyetiyle bu
ülkeyi yönetmek nereye kadar götürür? Bunu böyle yapıp rant
alanlarını açacaksınız, rant yasalarını getireceksiniz. Soygun, talan, ihale,
yap-işlet-devret, özelleştirme, limanlarını, dağlarını, ormanlarını,
madenlerini ülkenin bire bir satışa çıkaracaksınız. Bu yürümez arkadaşlar.
Biraz vicdan sınırlarını zorlamak gerekiyor.
Bakın, Cizre Belediye Başkanımız Aydın
Budak bir konuşmasından dolayı iki sene altı ay ceza aldı; kesinleşti.
Düşüncesini açıkladığı için Belediye Başkanlığı düşürüldü. Hodri meydan… Sayın
Bakan burada, eski Cizre Kaymakamıdır. Cizre’de kaymakamdı, öğretmen
tokatlamıştı 1987 yılında Artukoğlu İlkokulunda. Artukoğlu İlkokulunda
tokatlama işini oradan alışkanlık yapmış, Kızılay’da da tokatlama işini
sürdürüyor.
Buyurun hodri meydan, Cizre’de seçim
kararı alın. İktidarınızı, istediğinizi getirin; yarışalım bakalım sandıkta
gücünüz var mı? Buyurun, hodri meydan. Demokrasi budur.
Bakın, Şerafettin Halis burada
milletvekiliydi. Beş sene burada yaptığı konuşmalar yüzünden on altı sene yedi
ay ceza aldı. Bir milletvekili arkadaşınız konuştuğu için… Susturamazsınız bu
ülkeyi arkadaş ya! Yazık, yazık bu ülkeye. Bu,
demokrasi değildir.
(Mikrofon otomatik cihazlar tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Kaplan.
VURAL KAVUNCU (Kütahya)- Terörist
ağzıyla konuşma!
HASİP KAPLAN (Devamla) – “Hepiniz
terörist” diyorsun değil mi? Devlet terörü estireceksiniz, bu size kalacak
değil mi?
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Terörist
ağzıyla konuşma!
BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen.
HASİP KAPLAN (Devamla) – Korkaklar
ancak panzerlerin arkasına sığınır.
BAŞKAN – Sayın Kaplan…
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Tehdit etme!
HASİP KAPLAN (Devamla) - Korkaklar
ancak zırhlıların arkasına sığınır.
Korkaklar ancak darbecilerin arkasına sığınır. Siz, korkmuyorsanız
fikirlerinizle sandığa gidersiniz. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Kaplan lütfen… Lütfen
Sayın Milletvekilleri.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 11- 1739 sayılı Kanuna aşağıdaki
geçici madde eklenmiştir.
"Geçici Madde 3 - Zorunlu
ortaöğretim 2012-2013 eğitim-öğretim yılından itibaren uygulanmaya başlanır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi uygulamayı bir eğitim-öğretim yılı ertelemeye
yetkilidir."
Namık
Havutça (Balıkesir) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl)
– Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen
Namık Havutça, Balıkesir Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
NAMIK HAVUTÇA (Balıkesir) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, yirmi altı yıl
yaşamını eğitime vermiş bir öğretmen arkadaşınız olarak, ileri demokrasinizde
bugün Kızılay’da üzerlerine gaz bombası atılan, göz yaşartıcı bomba atılan,
tazyikli su sıkılan ileri demokrasinizi burada Türk milletine, Türk halkına
şikâyet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
KAMER GENÇ (Tunceli) – Arkasında bunlar
var! Bunlar gazı atıyorlar, bunlar! Bunlar gaz atıyorlar!
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) –
Sensin bunlar!
NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Şimdi, biz,
sendikaları ilk kurduğumuzda da Kızılay meydanlarında üzerimize gaz bombaları
atıldı ama Türkiye'nin demokrasisi, öğretmenlerin mücadelesiyle demokrasiyi
sınıflarda öğrete öğrete bugünlere geldi.
Değerli arkadaşlarım, ünlü bir
atasözüdür, bilirsiniz: “Bir yıl sonrasını düşünüyorsanız buğday ekin, on yıl
sonrasını düşünüyorsanız ağaç ekin, yüz yıl sonrasını düşünüyorsanız insan
yetiştirin, bin yıl sonrasını düşünüyorsanız sanatçı yetiştirin.” Burada
vurgulanan şudur: Yani bu ülkenin evlatları bilime, özgürlüğe, özgür düşünceye,
üretime yönelik yetiştirilsin ve çağdaş dünya içerisinde diğer insanlarla yarışabilsin.
Anayasa’mızın 2’nci maddesinde nasıl bir insan yetiştireceğimiz tanımlanmış.
Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, insan haklarına saygılı, demokratik, laik,
sosyal, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin bu niteliklerine uygun insan
yetiştirmek zorundayız, Anayasa’mız böyle tanımlıyor ve biz yıllarca
okullarımızda bu niteliklere uygun arkadaşlarımızı, öğrencilerimizi
yetiştirdik. Dindarlar da, hoşgörülüler de, bilime saygılılar da bu okullarda
yetişti, hepimiz bu okullarda yetiştik.
Bakın, biz, yıllarca öğretmenler
odalarında sağcısı solcusu, inançlısı inançsızı tüm arkadaşlarımızla o
öğretmenler masasının etrafında yan yana olabilmeyi başardık.
Yani hatırlayın, 12 Eylül 1980’den önce
aynı köyden çıkmış biri sığırtmacın çocuğu, biri köylünün çocuğu birbirini yok
etmedi mi bu ülkede, oluk oluk kan akmadı mı, Uğur
Mumcu’lar, nice aydınlarımız ölmedi mi, sağdan soldan nice insanlarımızı
kaybetmedik mi değerli arkadaşlarım? O nedenle, şimdi, biz diyoruz ki: Türkiye
bu filmi daha önce seyretti. Bakın Çorum’da, Maraş’ta, Sivas’ta nice
insanlarımız değişik ayrımlar yüzünden birbirlerine girdiler ve bu ülkenin
insanlarını kaybettik. O nedenle, gelin, bu ülkede kinin değil barışın
tohumlarını okullarımızda yeşertelim; özgürlüğün, bilimin, aydınlığın,
dayanışmanın, hoşgörünün tohumlarını ekelim.
Değerli arkadaşlarım, Değerli Millî
Eğitim Bakanına ben sormak istiyorum buradan: Öğretmenlerimiz sokaklara mı
düştü, “4+4” diye sendikalar sokaklara mı düştü, veliler sokaklara mı düştü,
öğrenciler sokaklara mı düştü; acelemiz ne? Evet, şu andaki kesintisiz eğitimin
birtakım sakıncaları vardı, eksikleri vardı. Örneğin, köylerimizdeki okulların
kapanması son derece eksiklikti, bunu gidermek zorundayız. Yine, sabahın erken
saatlerinde o gencecik yavrularımız, beş yaşında servislere binip 30 kilometre
mesafeye taşınıyor; bunu da düzeltmeliyiz. Ama bizim bunu bu şekilde yapmamız
doğru değil ve bunun bir geçiş süreci olmalı. Daha dün Savaştepe’de 3 tane
evladımızı kaybettik servis kazasında. Şimdi, bakın, beş yaşında Bandırma’nın
30 kilometre ötesindeki bir köyde sabah anne kalkacak, çocuğunu giydirecek ve
30 kilometre mesafeye çocuğunu derse gönderecek. Yapmayın arkadaşlar! Öğretmen
arkadaşlarımızı dinleyin lütfen. Çok tehlikeli gidiyoruz, bunun bedelini
kuşaklarımız veremez, veremezsiniz.
O nedenle, biz sizlerden… Evet,
çoğunluğunuz var, her şeyi yapmaya muktedirsiniz. Hatta deniyor ya bu Meclisle
ilgili: “Bu Meclis bir tek şey yapamaz: Kadını erkek, erkeği kadın yapamaz.
Onun dışında her şeyi yapar.” Doğrudur, ama demokrasilerde… Kral bile diyor:
“Ben kral olmasına kralım ama aklımdan geçen her şeyi de yapamam ki.”
Değerli arkadaşlarım, demokrasinin en
önemli niteliklerinden bir tanesi elbette ki çoğulculuktur, çoğunluktur ama
onun kriterlerini Fransız Devrimi’nden itibaren
belirleyen kriterler vardır, bunları biz icat etmedik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
NAMIK HAVUTÇA (Devamla) – Yapmayın, bu
ülkenin geleceğine ihanet etmeyelim; barışa, sevgiye, onura, dayanışmaya
gidelim.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bunların gözü
dönmüş, gözü dönmüş. Tayyip Bey’in emirlerine karşı çıkmıyorlar, çocukları yok
edecekler.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına,
Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 11. Maddesiyle eklenen Geçici
Madde 3’de geçen “2012-2013” ibaresinin “2013-2014” olarak, “bir eğitim-öğretim
yılı” ibaresinin de “iki eğitim-öğretim yılı” olarak değiştirilmesini arz
ederiz.
Ali
Uzunırmak (Aydın) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl)
- Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen
Ali Uzunırmak, Aydın Milletvekili.
Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Teklif’in
11’inci maddesinde söz aldım. Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Çok değerli arkadaşlar, hepimiz,
öncelikle siyaset kurumunun ve onun en üst organı olan Türkiye Büyük Millet
Meclisinin mensuplarıyız. Ben hemen bir soruyla konuşmama başlamak istiyorum:
Her şeyden önce Meclisin geldiği bugünkü konumda acaba kendinden beklentilere
usul ve esaslarına uygun olarak cevap verebiliyor mu? Bunu kendimize sormamızı
istiyorum.
İkincisi: Fonksiyonlarını acaba usul ve
esaslara uygun olarak yerine getirebiliyor mu?
Eğer bu sorulara vicdan rahatlığı
içerisinde “Evet.” diye bu kurumun mensubu olan sizler cevap verebiliyorsanız,
benim diyebileceğim hiçbir şey yok. Ben, bu sorulara “Hayır.” cevabını veriyorum.
Çok değerli milletvekilleri,
iktidarlar, ülke yönetimleri millî birlik konusunda hassas olmalıdırlar. Millî
birliğin sağlanmasının en önemli safahatı ise ortak değerlerin büyütülmesi,
farklılıkların küçültülmesidir. Dolayısıyla, bilhassa yönetimler, iktidar
çoğunlukları ortak değerleri büyüten, farklılıkları küçülten politikalar
üretmelidirler.
Peki, bugün, şurada, dünden bugüne
yaşadığımız, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu döneminde dikkatle
izlediğinizde acaba ortak değerleri birleştiren, yücelten, büyüten politikalar
mı gelişiyor, tavırlar mı gelişiyor yoksa ayrıştıran, ayrılıkları büyüten,
farklılıkları büyüten politikalar mı gelişiyor? Bugün üzerinde görüştüğümüz bu
teklifte bile olan davranışlar maalesef bizim ortak değerlerimizi küçülten,
birilerini dışlayan ve izlenen siyasette farklılıklar yaratan, siyasette
tekelleşmeye giden bir anlayışı temsil etmektedir.
Siyasetçi sadece yol, su götüren,
elektrik hizmetlerini veren bir birey, insan, kurum değildir, mantık inşa eden
bir kurumdur. Dolayısıyla, bugün Türkiye'de doğru mantık inşa edilmemektedir
değerli arkadaşlar.
Dünden bugüne baktığımızda, teklif, her
şeyden önce, teklif edildiğinde, içerisinde olmayan, milletin ortak değerlerini
yükseltecek hatta dışarıda kalmış olanların da ikna edilerek bütüncül hâle
getirilmesi gereken bir konu olmasına rağmen, teklifte olmayan bir madde burada
önergeyle ihdas edildi, bir fıkra ihdas edildi ama teklifte yoktu. Ne zaman
ortaya çıktı? Ne zaman ki Komisyondaki görüşmelerden, gerilimden sonra
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Doktor Devlet Bahçeli grup
konuşmasında, yıllarca öncesinden seçim beyannamelerinde ve parti
programlarında olan bir maddeyi yani bugünkü fıkrayı gündeme getirdi, ondan
sonra burada, AKP tarafından diğerleri dışlanarak tek başına çıkartılmaya
çalışıldı.
Ben burada “Millî” diyemeyeceğim ama
Eğitim Bakanını kutluyorum, taltif edilmiş ve yerine iyi getirilmiş. Tabii ki
intihalcilik de bir eğitim. Hırsızlık sadece camiden halı çalmak değil değerli
arkadaşlar, düşünce hırsızlığı da çok büyük bir hırsızlık yani bir faaliyet
hırsızlığı da emek hırsızlığı da çok büyük bir hırsızlık. (MHP ve CHP
sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Kaç defa
açıkladı, öyle bir şey yok.
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Dolayısıyla,
burada AKP’nin, Milliyetçi Hareket Partisinin…
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Saygılı ol.
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Önce siz
saygılı olacaksınız, saygılı olmayı ondan sonra bizden isteyeceksiniz.
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Benzetme ya.
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hırsızlık
yapacaksınız, ondan sonra mağdur olana diyeceksin ki: “Saygılı ol.” Bunun
neresinde saygı var? Bunun neresine inanıyorsunuz siz?
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Defalarca dile
getirdi, böyle bir şeyin olmadığını defalarca açıkladı.
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Hırsızlığı
yapan sizsiniz değerli arkadaşlar yani dışlayan sizsiniz.
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Ayıp ama, çok ayıp!
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Çok
ayıp!
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Dolayısıyla,
değerli arkadaşlar, dün 28 Şubatı eleştirerek, dün “Askerlerin sivilleri var.”
diyerek 28 Şubatı eleştirenlerin bugün sivillerin kurşun askerleri olduğunu
görüyoruz. Siz, mantıksız, bilgisiz, kurşun askerler durumuna gelmişsiniz. (MHP
sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Hadi oradan!
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Aranızda çok
saygı duyduğumuz arkadaşlar var ama bu kurşun askerlik Türkiye’ye de fayda
getirmeyecek, sizlere de fayda getirmeyecek değerli arkadaşlar.
AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan,
hiç kimse milletvekiline böyle hakaret edemez.
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Onun için,
dün zulme uğradıklarını iddia edenler…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Uzunırmak.
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - …dün zulümden
şikâyet edenler bugün zalim koltuğuna oturmuş bu zulme devam ediyorlar ama bu
bizi yıldıramayacak. Bundan emin olun.
BAŞKAN – Sayın Uzunırmak,
teşekkür ediyorum.
ALİ UZUNIRMAK (Devamla) - Teşekkür
ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
Sayın Sakık,
bir söz talebiniz var, buyurun.
VIII.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
2.-
Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İçişleri Bakanı
İdris Naim Şahin’in ifadeleri nedeniyle kendilerinden özür dilemesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan,
geçmişten bugüne kadar gaflarıyla bilinen, tanınan bir adet bakan iki gün önce
halkımıza hakaret ederek, “75 bin insanı tükürükle boğarız…” Şimdi, buradan
sormak istiyorum: Siz 75 bin sayısını nasıl tespit ettiniz? Bir halka nasıl
böyle hakaret etme hakkını buluyorsunuz kendinizde? Bu coğrafyada 20 milyona
yakın Kürt yaşıyor. Eli vicdanında olan demokrasi güçleri var. Bu insanların
tükürüğü onların iradesiyle… Kimin yüzüne tükürüğünü salacaklarını o irade
belirler, siz belirleyemezsiniz. Onun için, bizden ve halkımızdan özür
dilemelisiniz.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Sakık.
Yalnız, Sayın Bakanın kastettiği, benim
anladığım kadarıyla, oradaki herhangi bir halk değil yani.
Teşekkür ediyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) – Cevap versin
kendisi.
PERVİN BULDAN (Iğdır) – Kendisi cevap
versin.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (İstanbul) – Sayın
Bakan burada.
BAŞKAN - Sayın Bakanım, cevap verecek
misiniz? Yok.
Sayın milletvekilleri, birleşime saat
20.00’ye kadar ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 19.21
ÜÇÜNCÜ
OTURUM
Açılma Saati: 20.04
BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur),
Mustafa HAMARAT (Ordu)
BAŞKAN
– Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 85’inci Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum.
199
sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
4.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş, İstanbul Milletvekili Ayşe Nur
Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve Kahramanmaraş Milletvekili
Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili Hayati Yazıcı ve 2
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekili
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile 5
Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonu Raporu (2/358, 2/305, 2/306, 2/307, 2/312, 2/384, 2/385) (S.
Sayısı:199) (Devam)
BAŞKAN
– Komisyon ve Hükûmet yerinde.
12’nci
madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup,
aykırılıklarına göre işleme alacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın'ın;
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve
Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas
Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz
ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi;
Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay
Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu
Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin
12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Ahmet Toptaş Hasan Ören Dr. Aytun Çıray |
|
Afyonkarahisar Manisa İzmir |
|
R. Kerim Özkan Ali Sarıbaş Kemal Değirmendereli |
|
Burdur Çanakkale Edirne |
Madde
12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim
Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde onundan fazla”
ibaresi “yüzde yirmisinden fazla” olarak değiştirilmiştir.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunuda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın;
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir, Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve
Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten Tarafından Benimsenen (2/312) Esas
Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz
ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun
ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi;
Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay
Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu
Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ederiz.
“Madde
12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki eğitim
Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Yirmi
ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel
sayısının yüzde onundan az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve
kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde
kesirler tama iblağ olunur."
|
Zühal
Topcu Alim Işık Mehmet
Şandır |
|
Ankara Kütahya Mersin |
|
Mehmet
Günal Mustafa
Erdem Lütfü
Türkkan |
|
Antalya Ankara Kocaeli |
TBMM
Başkanlığına
199
sıra sayılı kanun tasarısının 12’nci Maddesinin Teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
|
Pervin
Buldan Mülkiye Birtane Nursel
Aydoğan |
|
Iğdır Kars Diyarbakır |
|
Emine
Ayna Aysel
Tuğluk Sebahat
Tuncel |
|
Diyarbakır Van İstanbul |
|
Adil
Kurt Hasip Kaplan İdris
Baluken |
|
Hakkâri
Şırnak Bingöl |
|
Levent
Tüzel Halil
Aksoy Hüsamettin Zenderlioğlu |
|
İstanbul
Ağrı Bitlis |
BAŞKAN
– Komisyon önergeye katılıyor mu?
MİLLÎ
EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE
BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Önerge üzerinde söz isteyen Sebahat Tuncel, İstanbul Milletvekili.
Buyurun
Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)
SEBAHAT
TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge
üzerine söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Son
söyleyeceğimi başta söyleyeyim: Aslında bugün bu kanun tasarısı geri
çekilmelidir. Hâlâ bu konuda şans var. AKP Hükûmeti zorla, dayatarak,
emekçilerin, Türkiye halklarının sesini dinlemeden bir kanun teklifi
çıkartıyor. Dün de ifade etmiştik: Bu, 2013-2014 yılında en erken
uygulanabilir, dolayısıyla hâlâ zaman var, hâlâ tartışılabilecek zaman var.
Dolayısıyla bunu çekip gerçekten sağlıklı bir tartışma yürütmek gerekiyor.
Çünkü bizim meselemiz sadece 4+4+4 değil; bizim meselemiz, bu ülkede eğitim
sistemi; bizim meselemiz, bu ülkede barış, bu ülkede özgürlük. Yani biz yeni
anayasa tartışmaları yapıyoruz, Türkiye'yi yeni baştan, tamamen değiştirmeyi
düşünüyoruz eğitim sisteminden sağlık sistemine, ekonomik sisteme karşı ama
burada bu yasanın değiştirilmesinin kavgasını veriyoruz. Ne uğruna? “AKP dedi,
yaptık.” uğruna.
Burada
bu yasanın başlığı bile problemli; 4+4+4 yani sadece bölüyoruz, binalar yapmaya
çalışıyoruz, ilköğretimi, ortaöğretimi, liseyi bölüyoruz. Yani burada bile
ticari bir yaklaşım var; yeni binalar yapacağız, yeni eğitim kurumları
kuracağız, buradan nasıl daha çok kâr elde edeceğiz?
İçeriğine
baktığımızda, mesela parasız eğitim talebi burada yok. Parasız eğitim talebini
değil, aksine “Dershaneleri kaldıracağız.”, “Sınav sistemini kaldıracağız.”
deyip süslü sözler altında Türkiye'de eğitim sisteminin nasıl
ticarileştirildiğini görüyoruz. Önümüzdeki dönem göreceğiz, özel okullar
açılacak. Zaten yoksul, emekçi insanların çocukları zar zor okula gidiyor,
şimdi özel okullar aracılığıyla bu meseleyi, diyelim ki zenginlerin eğitim
alabileceği noktaya getireceğiz.
İkincisi:
Hep bu kürsüde söyledik, neoliberal politikalar
doğrultusunda ara eleman yetiştirilecek. Sınıfsal noktada baktığınızda bile bu
problemdir yani yine zenginlerin çocukları okuyacak, akademik kariyer yapacak,
yoksullar ara eleman olarak çalışacak. Bunun bile yani bu eğitim sisteminin
kendisinin ne kadar problemli olduğunu ve tartışılması gerektiğini ifade etmek
istiyoruz.
Yine,
ana dilde eğitim meselesi hiç gündeme bile alınmıyor. Biraz önce burada yapılan
tartışmaları gerçekten büyük bir hayretle izliyoruz.
Şimdi,
kültürel farklılıklardan, zenginliğimizden bahsediliyor ama bu ülkede yaşayan
milyonlarca Kürt, Türk, Laz, Çerkez, Ermeni, Gürcü -burada hep sayıyoruz-
halkların hak ve özgürlükleri, eğitim talepleri burada yok. O zaman, ona
gelince, burada, onların ortak değerleri, burada nasıl yaşayacağı meselesi
olmuyor, daha çok, işte, güncel politika üzerinden bir tartışma yürütülüyor.
Ana dilde eğitimi olmayan, düzenlemeyen bir yasanın Türkiye’ye bir faydası yok.
Gelin, baştan bu yasayı geri çekin çünkü buradan sorunları çözemeyeceğiz.
Bu
ülkenin temel sorunlarından birisi olan çatışmalı sürecin ortadan kalkmasının
temel şeyi de, barış meselesi de bununla bağlantılıdır. Eğer siz birlikte
yaşadığınız halkın ana dilinde eğitim yapmasına bile tahammül edemiyorsanız
nasıl birlikte bir gelecek kuracağız? Bunları düşünmeden bir eğitim sistemi
yapmak mümkün değil. Kaldı ki burada yaptığımız konuşmalar sadece kamuoyuna bir
şey oluyor. Biraz önce Sayın Binnaz Toprak söyledi, bir tiyatro meydanınızdayız
çünkü AKP Hükûmeti el kaldır, indir… Hatta izliyorum, bazı milletvekilleriniz
iki elini kaldırıyor, dün bir sayın bakan da iki elini kaldırıyordu, herhâlde
zafer edasıyla… Burada bir zafer falan meselesi yok, burada bir hezimet var
yani halkının, emekçilerinin, muhalefetin sesini dinlemeden “nasıl
bastırabiliriz” meselesi üzerinden bir yaklaşım. Bu kabul edilebilir mi? Neden
korkuyorsunuz, neden çekiniyorsunuz?
Biraz
önce milletvekillerimiz söyledi, yanı başımızda, Kızılay’da emekçileri,
öğretmenleri, gazla, copla yaralıyorsunuz. Bir öğretmen arkadaşımız şu an
hastanede. Bundan çok mu memnunsunuz?
Bakın,
yarın 30 Mart, Kızıldere katliamının yıl dönümü. Otuz yıl önce de bu sistem
farklı düşünenleri, bu ülkede demokrasiden, devrimden, sosyalizmden
bahsedenleri yok etmek istedi. Sadece 30 Mart 1972’de değil, aslında,
Dersim’de, Zilan’da, Sivas’ta, Madımak’ta,
biz her yerde gördük bunu. Ama bu zihniyet başarılı olamadı, yok edemezsiniz.
Şimdi, bugün oradakiler direniyor. Şimdi, Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Kürkcü, bugün, burada, bu kürsüde konuşuyor.
Siz
gelişecek olan mücadelenin önünde engel olamazsınız, bu mümkün değil. Tek
sizden ibaret değil bu dünya. Dolayısıyla, bunun karşısında yapmanız gereken
şey, farklılıkları dinlemek. En farklı olduğunuzu söylüyorsunuz, en farklı
açılımlar yapıyorsunuz. Açılımlar yaptığınız yerde yani nasıl bir politika
yürüttüğünüzü en iyi biz biliyoruz. Şimdi, bunu kabul etmeden burada
yapacağınız bir değişikliğin hiçbir anlamı yok sayın milletvekilleri. Biz
biliyoruz ki 4+4+4 bu ülkenin gündemlerini kapatmak için kurulmuş, bizi de
burada oyalayan, bu tiyatroya alet eden bir yaklaşımdan başka bir şey değildir
yani. Gerçekten eğitim sistemini değiştiriyor olsaydık, köklü olarak bu ülkenin
eğitim sisteminde yaşanan sorunları, üniversitelerdeki ırkçı, faşist saldırıları,
üniversite yönetimlerinin daha, öğrenciler bir eyleme katıldılar diye, basın
açıklamasına katıldılar diye, mahkemelerde bir sonuç almadan kendilerinin hemen
karar verip okuldan atılmasını tartışabilirdik. İlkokullardaki milliyetçiliği,
ırkçılığı tartışabilirdik. Kürt çocukları ile Türk çocuklarının artık bir arada
nasıl duygu kırılması yaşadığını, bir arada yaşayamaz hâle geldiğini, özellikle
batıda, İstanbul’da, Edirne’de, Trakya’da, onları konuşup buradan bu konu
üzerinde nasıl çözüm bulacağımızı tartışabilirdik. Ama yok burada sadece
“Eğitimi böleceğiz, bunun üzerinde istediğimizi yapacağız ve bu sistemle de biz
dedik oldu, olacak… “ Dolayısıyla bunun hiç kimseye hayrı yok, yani AKP’ye de
hayrı yok. Bugün AKP kendi hayrına kullanabilir bunu ama hiç kimseye hayrı yok
diyorum, önergemizi desteklemenizi istiyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Tuncel.
Sayın
Tuncel, sayın bakanların iki elini kaldırmasıyla ilgili açıklama yapmak
istiyorum. Sebebi; Anayasa’nın 96’ncı maddesinin ikinci fıkrası: “Bakanlar
Kurulu üyeleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin katılamadıkları oturumlarında,
kendileri yerine oy kullanmak üzere bir bakana yetki verebilirler. Ancak bir
bakan kendi oyu ile birlikte en çok iki oy kullanabilir.”
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından Benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ederiz.
Madde
12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim
Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
“Yirmi
ve daha fazla personel çalıştıran işletmeler, çalıştırdıkları personel
sayısının yüzde onundan az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve
kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırır. Öğrenci sayısının tespitinde
kesirler tama iblağ olunur."
Muharrem
Varlı (Adana) ve arkadaşları
BAŞKAN
– Komisyon önergeye katılıyor mu?
MİLLÎ
EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN
– Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE
BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Önerge üzerinde söz isteyen Adana Milletvekili Muharrem Varlı.
Buyurun
Sayın Varlı.
MUHARREM
VARLI (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge
üzerinde söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu
kanunla yeni bir eğitim sistemi getiriliyor. Hükûmetiniz döneminde o kadar çok
değişikliğe uğradı ki eğitim sistemi hangisini aklımızda tutacağız, öğrencileri
hangisine göre yetiştireceğiz, öğrencileri, çocuklarımızı neye göre
yetiştireceğiz, şaşırdık doğrusu. Eğitimin bu kadar çok problemi varken, bu
kadar çok sıkıntısı varken siz, her bakan döneminde yeni bir sistem uygulamaya
başladınız ve bu sistemi uygularken de demokrasinin gereği olan uzlaşma
kültüründen uzak, “Ben bilirim, ben yaptım oldu.” tavrıyla bir kanun teklifi
getiriyorsunuz ve burada parmak çoğunluğuyla bu kanun teklifini
yasalaştırıyorsunuz.
Değerli
arkadaşlarım, demokrasinin gereği uzlaşmaktır. Komisyonda 7’nci maddeden sonra
ne yazık ki ne önergeleri ne de söz almak isteyen, konuşmak isteyen
arkadaşlarımızı dinlediniz, önergelerin hiçbirisi görüşülmedi. Bu teklifte bizim vermiş olduğumuz önerge, sizin vermiş olduğunuz
önergeden çok daha kapsamlı olmasına rağmen, işte, okullarda Peygamber
Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem)
hayatının anlatılması, hadislerinin anlatılması, okutulması, yine Kur'an-ı
Kerim’le alakalı derslerin verilmesi, imam-hatiplerin orta kısımlarının
açılmasıyla alakalı bizim önergemizi reddettiniz ama kendiniz buna benzer, buna
yakın, hatta bizimkinden daha dar kapsamlı bir önergeyi burada kabul ettiniz, biz
de size destek verdik. Bu, demokrasinin gereği değildir arkadaşlar.
Demokraside önemli olan uzlaşmaktır. Eğer uzlaşarak bir şeyi başarabiliyorsanız
bu en doğrusudur. Yani Türkiye’de her şeyi tekeliniz altına aldınız,
özerkleştirilen kurumları yasa değişikliğiyle özerklikten çıkarttınız,
tekeliniz altına aldınız, yargıyı tekeliniz altına aldınız, basını, medyayı
tekeliniz altına aldınız. Şimdi din eğitimini de mi tekeliniz altına almak
istiyorsunuz? Yani burada neden bizim verdiğimiz önergeyi reddettiniz de siz,
kendinize göre yeniden bir önerge düzenleyip burada onu kabul ettirmek zorunda
bıraktınız?
Şimdi,
değerli arkadaşlar, demokraside birçok şey vardır ki insanlar uzlaşarak,
anlaşarak bunu başarmak mecburiyetindedir. Mesela eğitim ülkenin en önemli meselesidir.
Eğitim konusunda eğer siz, sizinle aynı şeyleri düşünen, aynı konuları
paylaşanlarla bile uzlaşamıyorsanız hangi konuda uzlaşacağız sizinle? Hangi
konuları beraber çözeceğiz burada? “Ben yaparım, olur.”, “Ben derim, olur.”,
“Benim parmak çokluğum var, olur.” Bu demokrasi demek değildir değerli
arkadaşlarım. İşte, bugün ne yazık ki burada sizin yaptığınız bundan farklı bir
şey değildir. Onun için bunu da esefle karşıladığımı belirtmek istiyorum.
Yine,
gelin, öğretmenlerin maaşlarıyla alakalı bir sürü problemi var, bunları hep
beraber çözelim.
Yine,
öğretmenlerin sendikal haklarıyla ilgili bir sürü problemi var, sendikaların
bir sürü problemi var, sıkıntıları var. Baskıyla, yıldırmayla sendikaları âdeta
çalışamaz hâle getirdiniz. Orada bir başka sendika eğer sizin görüşünüzde
değilse, sizin dışınızda bir sendikaysa -oradaki üyelere şeflik, müdürlük-
oradaki müdürlerin baskısıyla oradaki diğer sendikaların üyelerini yıldırıp
istifa ettirip kendi sendikalarınıza, yandaş sendikalarınıza kaydettirerek sendikacılığı
da işlemez hâle getirdiniz.
Demokrasi
kültürü bu değildir, demokrasi kültürü hazmetmektir, demokrasi kültürü
kabullenebilmektir. Ne yazık ki sizde müthiş bir hazımsızlık var ve kabul
etmeme var arkadaşlar. Lütfen bu huyunuzdan vazgeçin, ülkenin önemli
meselelerinde, hepimizi ilgilendiren meselelerde hep beraber ortak kararlar
alalım ve bu ülkeye hep birlikte doğru hizmetleri yapmış olalım.
Bu
vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Varlı.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 12. Maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ahmet
Toptaş (Afyonkarahisar) ve arkadaşları
Madde
12- 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Mesleki Eğitim
Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “yüzde onundan fazla”
ibaresi “yüzde yirmisinden fazla” olarak değiştirilmiştir.
BAŞKAN
– Komisyon önergeye katılıyor mu?
MİLLÎ
EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN
– Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE
BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Batman) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Toptaş, Afyonkarahisar Milletvekili. (CHP
sıralarından alkışlar)
Buyurun
Sayın Toptaş.
AHMET
TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte
olan 199 sıra sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12’nci maddesi
üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarımla
selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, bu teklifin Anayasa’ya, İç Tüzük’e,
Parlamento geleneklerine uymayan yöntemlerle yüce Meclisin Genel Kuruluna
getirilmiş olmasını üzüntüyle karşıladığımı belirtmek isterim. Bu teklif mutlak
butlanla malul bir tekliftir, aslında görüşülmesi bu Meclis açısından hiç de
hoş olmamıştır.
İktidar
partisi grup başkan vekili arkadaşlarımın getirdiği teklifle hangi sorunu
çözüyoruz? Bu teklifle getirilen eğitimdeki düzenlemelerle özgür insan mı
yetiştireceğiz, sorgulayan insan mı yetiştireceğiz, demokrasiyi içselleştirmiş
insan mı yetiştireceğiz? Bu teklif öğretmenlerimizin sorununu çözüyor mu,
öğretmenlerimizin özlük sorunlarını çözüyor mu? Bu teklif öğretmenlerimizin
örgütlenme sorunlarını çözüyor mu? Bu teklif hiçbir sorunu çözmüyor. Bu teklif
neyi çözüyor? Bu teklif, dokuz yaşındaki çocuklarımızı kız-erkek çocuklar diye
okullarda ayrı sınıflarda okutmayı getiriyor, ayrı okul alanlarında
oynamalarını getiriyor.
ÜNAL
KACIR (İstanbul) – Hani nerede?
AHMET
TOPTAŞ (Devamla) - Göreceğiz, bunu yaşayacağız birlikte.
Bu
teklif neyi getiriyor? Bu teklif 100 milyar liraya varan bir rant
paylaşımını getiriyor, bunun dışında hiçbir şey getirmiyor.
Değerli
arkadaşlar, Anayasa’dan bile önemli saydığımız eğitim yasalarının teklif olarak
getirilmesinin yakışıksız olduğunu defalarca anlattık. Bu sorunun ülkemizin
otuz, kırk yılında uygulanacağını ve bu otuz, kırk yıl içerisinde yetişecek
çocuklarımızı, ülkemizin geleceğini düzenleyeceğini, ya çocuklarımızın
geleceğini karartacağını ya ülkemizin yararına olacağını ya da ülkemize hiçbir
yararı olmayacağını söyledik, inandıramadık, devam ettiniz. Mecliste
uyguladığınız zorbalıkla ve baskıyla bu yasayı çıkarmaya çalışıyorsunuz. Aynı
zorbalığı alanlarda uyguluyorsunuz.
Şimdi
28 Şubatın arkasına sığınmışsınız, çıkıyorsunuz, diyorsunuz ki “Tankların gölgesinde
yapılan, çıkarılan sekiz yıllık kesintisiz eğitimi biz halkın iradesiyle 4+4+4
olarak getiriyoruz.” Siz “Tankların gölgesinde gelen teklif.” dediğiniz teklife
karşı direnen eğitimcileri, velileri bu teklifin daha demokratikleştirilmesi,
daha çağdaşlaştırılması için taleplerini dile getirmek isteyenleri 200 metre
ileride, Kızılay’da kan revan içinde, polis copuyla, gazla, bombayla, biber
gazıyla boğuyorsunuz, 28 Şubatçılardan bir farkınız olmadığını gösteriyorsunuz.
Hani ileri demokrasiydiniz? Orada bir faşizm vardı, sizin ileri demokrasinizin
28 Şubatın faşizminden bir farkı var mı?
Değerli
arkadaşlar, siz alkışlarla zafer ilan ediyorsunuz, “Devrimi devirdik.” diye
alkışlıyorsunuz, bir zafer kazanmış gibi göstermeye çalışıyorsunuz kendinizi.
Devrimi deviremeyeceksiniz. Biz, 12 Martların işkencelerinden geldik, 12
Eylüllerin işkencelerini çektik. Siz o zaman kuzu kuzu
oturuyordunuz ya da daha çocuktu çoğunuz. O darbelere biz direndik, o
darbelerin çıkardığı yasalara karşı biz direndik, o darbelere karşı demokrasi
talebini meydanlarda biz dile getirdik, o darbelere karşı biz mücadele ettik.
Şimdi, sizin polisinizin copu, bombası, biber gazı yıldıracak mı sanıyorsunuz,
o alkışlarla başarıya ulaştığınızı mı sanıyorsunuz?
Cumhuriyetin
temellerini kimseye kazıtmayacağız. Değerli arkadaşlar, bunu bilin, tarihe not
olsun diye kaydediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
ÜNAL
KACIR (İstanbul) – Siz kazımayın yeter!
AHMET
TOPTAŞ (Devamla) – Cumhuriyetin kazanımlarını, Mustafa Kemal’in aydınlanma
devriminin izlerini silemeyeceksiniz. O gün 12 Martta nasıl direndiysek, 12
Eylülde nasıl direndiysek 11 Mart darbenize böyle direneceğiz. İnanın, bu
memlekette, bu ülkede demokrasiyi, bu ülkede çağdaş düşünceyi, bu ülkede
Mustafa Kemal’in aydınlık dönemini, aydınlık devriminin kazanımlarını savunacak
insanlar var.
Siz,
halkı bir zaman kandırabilirsiniz ama hiçbir zaman bütün halkı kandırmak mümkün
değildir. “Biz, yüzde 50 oyla iktidara geldik istediğimizi yaparız.”
diyorsunuz. Kenan Evren de “Yüzde 92,5’la iktidara geldim.” diyordu, şimdi,
kendi çıkardığı yasalarla yargılanıyor. Size Kenan Evren’in durumunu örnek
olarak vermek isterim. Allah başınıza getirmesin.
AHMET
YENİ (Samsun) – Hadi oradan ya!
AHMET
TOPTAŞ (Devamla) – Hepimizin kafasına, beynine ve kalbine demokrasi ihsan
eylesin diye söylüyorum.
Saygılarımı
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Toptaş.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi çatısı altında hiçbir sayın milletvekilinin cumhuriyetin
kazanımlarıyla ilgili hiçbir probleminin olmadığı kanaatindeyim. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)
AHMET
YENİ (Samsun) - Bravo Sayın Başkan, bravo!
BAŞKAN
– Önergeyi oylarınıza sunuyorum… Kabul
edenler…
ALİ
SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sen bunu önerge konuşulurken söyleyecektin.
BAŞKAN
– Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
İZZET
ÇETİN (Ankara) – Böyle ortalığı düzeltmeye kalkarak kurtaramazsınız.
BAŞKAN
- Kabul etmeyenler…
Madde
kabul edilmiştir.
ALİ
SERİNDAĞ (Gaziantep) – Siz bu önerge verilirken söyleyecektiniz.
MAHMUT
TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, İç Tüzük’e göre
tarafsız davranmanız gerekirken Meclisin içindeki tartışmalara katılmakla
tarafsızlığınızı yitiriyorsunuz siz.
BAŞKAN
- 13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup
aykırılıklarına göre işleme alacağım:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Adalet
ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun Milletvekili Nurettin Canikli,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, İstanbul
Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın ve
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 13. Maddesinde geçen “ilköğretim
ve ortaöğretim” ibaresinin “zorunlu ilköğretim ve ortaöğretim” şeklinde değiştirilmesini
arz ederiz.
|
Seyfettin
Yılmaz Alim Işık Mehmet
Günal |
|
Adana Kütahya Antalya |
|
Zühal
Topcu Celal
Adan Bahattin
Şeker |
|
Ankara İstanbul Bilecik |
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 199 Sıra Sayılı Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın
ve Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal'ın; İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Rize Milletvekili
Hayati Yazıcı ve 2 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekili Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili Kayseri Milletvekili Sadık Yakut ile
5 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve Adıyaman
Milletvekili Ahmet Aydın'ın; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi; Amasya Milletvekili Avni Erdemir,
Uşak Milletvekili Mehmet Altay ve Mersin Milletvekili Çiğdem Münevver Ökten
Tarafından benimsenen (2/312) Esas Numaralı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Salih Kapusuz ve 12 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kurumları
Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi; Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 21 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu ile Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 13. Maddesinin Teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Aytuğ
Atıcı Dr. Candan
Yüceer Haluk Eyidoğan |
|
Mersin Tekirdağ İstanbul |
|
Vahap
Seçer Hülya
Güven |
|
Mersin İzmir |
TBMM
Başkanlığına
199
sıra sayılı kanun tasarısının 13’üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
|
Pervin
Buldan Mülkiye Birtane Hasip Kaplan |
|
Iğdır Kars Şırnak |
|
Nursel
Aydoğan Adil
Kurt Ertuğrul
Kürkcü |
|
Diyarbakır Hakkâri Mersin |
|
Altan
Tan |
|
Diyarbakır |
BAŞKAN
– Komisyon önergeye katılıyor mu?
MİLLÎ
EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ AVNİ ERDEMİR (Amasya) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Hükûmet katılıyor mu?
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Önerge üzerinde söz isteyen Pervin Buldan, Iğdır Milletvekili.
Buyurun
Sayın Buldan. (BDP sıralarından alkışlar)
Sayın
milletvekilleri, son iki önergenin aynı mahiyette olduğunu belirtiyorum, aynı
şekilde işleme alacağım.
Buyurun
Sayın Buldan.
PERVİN
BULDAN (Iğdır) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, 199 sıra sayılı tartışmalı kanun teklifinin tartışmalı
maddelerini konuşuyoruz burada. Çocuklarımızın, yavrularımızın geleceğini,
aydınlık yarınlarını karartmaya hiç kimsenin hakkı olmadığını buradan ifade
etmek istiyorum, ama AKP Hükûmetinin yaptığı tek şey, işçinin, emekçinin,
kadının, gencin, çocukların hayatını karartmak olmuştur. Bu kanunla
çocuklarımızın geleceğiyle oynuyorsunuz sayın milletvekilleri, ama siz, bu
ülkede çocuk yaşta toprağın altına girenleri de çok iyi bilirsiniz. Devlet
ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren çocuklar. Bu ülkede eğitimden
ve eğitimin niteliğinden bahsederken ilk bakılması gereken gösterge, o ülkede
insan yaşamına ne kadar önem verildiğidir. Yaşam hakkı kutsaldır değerli
vekiller ve hiçbir gerekçeyle devlet dâhil hiçbir güç tarafından müdahale
edilemez. Hele bir ülkede, devletin ihmali ya da kasti tutumu sonucu suç
ehliyeti olmayan çocukların yaşam hakkına müdahale ediliyorsa o ülkede eğitimde
yapılmak istenen her türlü değişiklik anlamsızlaşmaktadır.
Tarih
27 Aralık 2011, yer Şırnak Uludere Roboski. Bu köyün yakınlarında, İsrail yapımı Heronlardan edinilen istihbaratla F-16'lar, aralarında
çocukların da bulunduğu 34 sivil yurttaşımızı bombalayarak katletti. 34 sivil
yurttaşın 19'u çocuktu. Özcan Uysal on sekiz yaşındaydı, Mehmet Encü on beş yaşında,
Şervan Encü on altı
yaşında, Cemal Encü on altı yaşında, Şıvan Encü on dört yaşında, Bilal
Encü on beş yaşında, Mahsum
Encü on altı yaşında, Salih Encü
on yedi yaşında, Adem And on
beş yaşında, Çetin Encü
on iki yaşında, Berdan Encü on iki yaşında, Aslan Encü on beş
yaşında, Cihan Encü on altı yaşında. Katledilen
çocuklardan 4’ü ilkokul çağındaydı.
Devletin
ihmali ya da kasti tutumu sonucu yaşamını yitiren yalnızca Uludere'de
katledilen çocuklar değildi sayın vekiller. Son altı yıl içerisinde 59 çocuk, devletin ihmali ya da kasti
tutumu sonucu nedeniyle yaşamlarını yitirdiler. Evet, bunlardan Uğur Kaymaz on
iki yaşında Mardin’de katledilmişti. Şilan Demir altı
yaşında Diyarbakır’da katledildi. Abdullah Duran dokuz yaşında yine
Diyarbakır’da, Ceylan Önkol on iki yaşında Lice’de katledildiler.
Bu
çocuklar okula gidemediler ve bu çocuklar bu dünyada sizlere bir şey
yapamadılar ama şundan emin olun sayın vekiller, bu çocukların öbür dünyada iki
eli hepinizin yakasında olacak.
Saygılar
sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum.
Aynı
mahiyetteki diğer önergeyle ilgili söz isteyen Aytuğ Atıcı, Mersin Milletvekili.
Buyurun
Sayın Atıcı. (CHP sıralarından alkışlar)
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 199 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 13’üncü maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz
önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Tüm özgür iradeli milletvekillerini
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından “Ooo”
sesleri)
Ben,
özgür iradeli milletvekillerine selam verdim. Siz değilseniz size selamım
yoktur.
Sayın
milletvekilleri, önergemizde ne diyoruz? “13’üncü maddeyi metinden çıkarın.”
diyoruz. Ne diyor 13’üncü madde? “… ‘sekiz yıllık kesintisiz ilköğretim’
ibaresi ‘ilköğretim ve ortaöğretim’ şeklinde değiştirilmiş ve maddede yer alan
‘sekiz yıllık kesintisiz’ ibareleri madde metninden çıkarılmıştır.” diyor.