DÖNEM:
24 YASAMA
YILI: 2
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 13
60’ıncı
Birleşim
2 Şubat 2012 Perşembe
(TBMM Tutanak Hizmetleri
Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip
üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından
ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak
yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- YOKLAMALAR
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları
1.- Mardin Milletvekili
Erol Dora’nın, Mardin ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
2.- Tokat Milletvekili
Reşat Doğru’nun, İç Anadolu Bölgesi’ndeki illerin göç sorununa ilişkin gündem
dışı konuşması
3.- Gaziantep Milletvekili
Ali Serindağ’ın, Suriye olaylarının Gaziantep ili
ekonomisine etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Muş’ta meydana gelen çığ felaketine ilişkin açıklaması
2.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, AK PARTİ Grup önerisinin işleme alınamayacağı iddiasına ilişkin
açıklaması
3.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, AK PARTİ Grup önerisinin işleme alınamayacağı
iddiasına ilişkin açıklaması
4.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, AK PARTİ Grup önerisinin işleme
alınamayacağı iddiasına ilişkin açıklaması
5.- Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ Grup önerisinin daha
önceki uygulamalarına uygun olduğuna ilişkin açıklaması
6.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın,
kendisine ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüş atfetmesine ilişkin
açıklaması
7.- Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ Grup önerisinin daha
önceki uygulamalarına dair, konuya
açıklık getirmek istediğine ilişkin
açıklaması
8.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Eskişehir Milletvekili Bedii Süheyl Batum’un, İçtüzük’ün 60’ıncı maddesine göre söz isteminin yerine
getirilmediğine ilişkin açıklaması
9.- Eskişehir Milletvekili
Bedii Süheyl Batum’un, AK PARTİ Grup önerisine ilişkin açıklaması
10.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, İçtüzük değişiklik teklifine
ilişkin açıklaması
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Meclis Araştırması
Önergeleri
1.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, Mersin’deki tarım ürünleri
yetiştiricilerinin üretim ve pazarlama sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/127)
2.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/128)
3.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 24 milletvekilinin, tarih ve sanat eserlerinin, müzelerin
korunmasında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/129)
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- Muş Milletvekili Demir
Çelik ve arkadaşları tarafından, demiryollarının etkin kullanımı ve mevcut
sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin,
Genel Kurulun 2/2/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi
2.- Kamuda çalışan taşeron
işçilerin sorunlarının tartışılması ve Anayasa’da mevzuata uygun olmamasından
dolayı kamuda yol açtığı ve ileride yol açabilecek sorunların önlenebilmesi
amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, 2/2/2012 Perşembe günü Genel
Kurulda okunarak görüşmelerinin aynı birleşimde yapılmasına ilişkin MHP Grubu
önerisi
3.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim Özkan ve arkadaşları tarafından, tarımda kullanılan elektrikle
ilgili sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin, Genel Kurulun 2/2/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda
okunmasına ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP
Grubu önerisi
4.- Genel Kurulun çalışma
gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi
VIII.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER
1.- Oylama sırasında
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün “İşaretle
oylamada usul” başlıklı 141’inci maddesini uygulamadığı gerekçesiyle Başkanın
tutumu hakkında
2.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin “üzerinde” Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 61’inci maddesine
göre söz talebine ilişkin
3.- Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, AK PARTİ Grup Başkan Vekillerinin İç Tüzük değişiklik
teklifleriyle birleştirilmiş İç Tüzük değişiklik teklifinin, komisyonda kabul
edildiğine veya reddedildiğine ilişkin komisyon raporunda herhangi bir bilginin
yer almaması nedeniyle
IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, grubuna
sataşması nedeniyle konuşması
2.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, partisine
sataşması nedeniyle konuşması
3.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli’nin, partisine sataşması nedeniyle konuşması
4.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve
Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, partisine sataşması nedeniyle
konuşması
5.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Eskişehir Milletvekili Bedii Süheyl
Batum’un, partisine sataşması nedeniyle konuşması
6.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Eskişehir Milletvekili Bedii Süheyl Batum’un,
partisine sataşması nedeniyle konuşması
7.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in, grubuna sataşması
nedeniyle konuşması
X.- GENSORU
A) Ön Görüşmeler
1.- İzmir Milletvekili Oğuz
Oyan ve 59 milletvekilinin; görev ve sorumluluğunun gereklerini yerine
getirmediği ve yargı bağımsızlığının korunmasında gerekli çabayı göstermediği
iddiasıyla Adalet Bakanı Sadullah Ergin hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/7)
XI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Adalet ve Kalkınma
Partisi Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Ayşe Nur Bahçekapılı,
Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve
Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirmesi
Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/242, 2/80) (S. Sayısı:
156)
XII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Balıkesir Milletvekili
Namık Havutça’nın, Bandırma-Edincik
TOKİ konutlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı
Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/2481)
2.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, Şaphane’de kurulmak istenen sülfürik asit tesisinin çevreye
etkisine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın
cevabı (7/2511)
3.- Bursa Milletvekili Sena
Kaleli’nin, yabancılara satılan taşınmazlara ilişkin sorusu ve Çevre ve
Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/2667)
4.- Bursa Milletvekili
İsmet Büyükataman’ın, 2002’den bugüne yapılan petrol ve doğal gaz arama, tarama
ve sondaj çalışmalarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Taner Yıldız’ın cevabı (7/2670)
5.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, maden arama ve işletme ruhsatlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/2672)
6.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, madencilik sektörünün sorunlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/2673)
7.- Iğdır Milletvekili
Sinan Oğan’ın, Iğdır’ın hava kirliliğine ilişkin sorusu ve Çevre ve Şehircilik
Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın cevabı (7/2818)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat
13.00’te açılarak beş oturum yaptı.
Kütahya Milletvekili Alim
Işık, taşımalı eğitim nedeniyle kapatılan okullara,
Hatay Milletvekili Hasan
Akgöl, Hatay ilindeki yağışların tarım arazilerine olumsuz etkileri ve kentteki
elektrik kesintilerine,
Sivas Milletvekili Nursuna Memecan, Avrupa Konseyi
Parlamenter Meclisi Genel Kuruluna katılan Türk Delegasyonunun faaliyetlerine,
İlişkin gündem dışı birer
konuşma yaptılar.
Ankara Milletvekili Ayşe
Gülsün Bilgehan, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları açısından Avrupa’nın
sorunlu ülkeleri arasında yer aldığına ve onayladığımız Avrupa Konseyinin
Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddeti Önleme Sözleşmesi’nin iç hukuka uyarlanmasına,
Trabzon Milletvekili Mehmet
Volkan Canalioğlu Karadeniz sahil yolunda dalgaların yükselmesi sonucu yolların
çökmemesi için alınması gereken tedbirlere,
Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır, Hatay Amik Ovası’nda yaşanan sel felaketi nedeniyle zarar gören
çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için alınması gereken tedbirlere,
Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin mahkûmiyet
kararlarında birinci sırada olduğumuza,
Muş Milletvekili Demir
Çelik, ülkemizde yaşanan şiddetli kış nedeniyle bazı köy yollarının kapalı
olması nedeniyle mağdur olan halkın ihtiyaçlarının kısa sürede karşılanması
gerektiğine,
İstanbul Milletvekili Ali
Özgündüz, Abdi İpekçi’nin 1 Şubat 1979’da öldürülüşünün yıl dönümüne,
İlişkin birer açıklamada
bulundular.
Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve 19 milletvekilinin, kadına yönelik şiddete karşı mücadelede kalıcı
çözüm yollarının (10/124),
Kütahya Milletvekili Alim
Işık ve 23 milletvekilinin, Kütahya ETİ Gümüş Anonim Şirketi Gümüş Üretim
Tesislerindeki siyanür kullanımının insan sağlığı ve çevreye olan etkilerinin
(10/125),
Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve 20 milletvekilinin, büyük şehirlerimiz başta olmak üzere ülkemizde
artan hırsızlık, soygun, gasp, sokak gösterileri ve şiddet olayları ve
çocuklarla gençlerin bu olaylardaki rolünün (10/126),
Araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve ön görüşmelerinin sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
13 Ekim 2011 tarihinde
Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan tarafından verilen
(76 sıra no.lu), balıkçılık sektöründe yaşanan sorunların araştırılması
amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin, Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin
önüne alınarak, 1/2/2012 Çarşamba günlü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve
görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi,
18 Kasım 2011 tarih ve 813
sayı ile TBMM Başkanlığına şoför esnafının sorunlarının belirlenmesi amacıyla
verilen Meclis araştırması önergesinin 1/2/2012 Çarşamba günü Genel Kurulda
okunarak görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu
önerisi,
İzmir Milletvekili Hülya
Güven ve arkadaşları tarafından 1/2/2012 tarihinde, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına, elektrik dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesi nedeniyle
ortaya çıkan tüketici haklarına aykırı uygulamaların araştırılarak tüketici haklarını
koruyucu tedbirlerin belirlenmesi hakkında verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin (228 sıra no.lu) Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen
diğer önergelerin önüne alınarak, 1/2/2012 Çarşamba günlü birleşimde sunuşlarda
okunmasına ve görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına ilişkin CHP
Grubu önerisi,
Yapılan görüşmelerden sonra
kabul edilmedi.
Tunceli Milletvekili Kamer
Genç, 156 sıra sayılı Komisyon Raporu’nun eksik olduğuna,
İstanbul Milletvekili Ali
Özgündüz, 156 sıra sayılı İçtüzük Teklifi’nin alt
komisyonda görüşülmesi sırasında bildirilen bir görüşün kendisine ait
olmadığına,
Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır, Genel Kurulda sarf edilen kaba ve yaralayıcı sözler nedeniyle Başkanlık
Divanını İç Tüzük’ün ilgili maddesini uygulamaya
davet ettiğine,
Isparta Milletvekili S.
Nevzat Korkmaz, Anayasa Komisyonu Başkanının üslubuna,
İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi, 156 sıra sayılı İçtüzük Teklifi’nin dağıtımı üzerinden kırk sekiz saat geçmeden
gündeme alınmasına dair Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisinin İçtüzük’ün 181’inci maddesine aykırı olduğuna,
Giresun Milletvekili
Nurettin Canikli, grup başkan vekili ve milletvekili olarak vermiş oldukları
156 sıra sayılı İçtüzük Teklifi’nin, İçtüzük’ün 181’inci maddesine uygun olduğuna,
İlişkin birer açıklamada
bulundular.
Gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 1’inci sırasında yer
alan, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili
Ayşe Nur Bahçekapılı, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş,
Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal ve
Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde
Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi ile Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Bir Maddesinin Değiştirmesi
Hakkında İçtüzük Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nun (2/242, 2/80) (S.
Sayısı: 156) görüşmelerine geçildi. Ancak İçtüzük’ün
68’inci maddesi gereğince birleşim kapatıldığından görüşmelerine başlanamadı.
Adalet ve Kalkınma
Partisinin 156 sıra sayılı İçtüzük Teklifi’nin, İç Tüzük’ün 181’inci maddesine aykırı olup olmadığı konusunda
usul görüşmesi yapıldı. Oturum Başkanı İçtüzük tekliflerinin Meclis
Başkanlığına sunulmasında grup başkan vekilliği sıfatının kullanılabileceğine
ilişkin açıklamada bulundu.
Adalet ve Kalkınma
Partisinin 156 sıra sayılı İçtüzük Teklifi’nin, İç Tüzük’ün 38’inci maddesine aykırı olup olmadığı konusunda
usul görüşmesi yapıldı.
Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın
şahsına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.
Verilen aralara rağmen
Genel Kurulda tartışmaların sona ermemesi üzerine, alınan karar gereğince,
Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin hakkındaki gensoru önergesinin gündeme
alınıp alınmayacağına ilişkin görüşmeler ile kanun tasarı ve teklifleriyle
komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 2 Şubat 2012 Perşembe
günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime 17.52’de son verildi.
|
Meral
AKŞENER |
|
Başkan
Vekili |
|
|
|
Muhammet Rıza YALÇINKAYA Muhammet
Bilal MACİT |
|
Bartın İstanbul |
|
Kâtip
Üye Kâtip
Üye |
II.- GELEN KÂĞITLAR
No: 78
2 Şubat 2012 Perşembe
Tasarılar
1.- Türkiye Cumhuriyeti ile
Lübnan Cumhuriyeti Arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı (1/562) (Plan
ve Bütçe; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Dışişleri Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/01/2012)
2.- Orman Köylülerinin
Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan
Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında
Kanun Tasarısı (1/563) (Anayasa; Adalet; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm; Plan ve Bütçe; İçişleri ile Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2012)
3.- Seçimlerin Temel
Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/564) (Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor; Plan ve Bütçe
ile Anayasa Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/01/2012)
4.- Yargı Hizmetlerinin
Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın
Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun
Tasarısı (1/565) (Plan ve Bütçe; Anayasa ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/01/2012)
5.- Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
(1/566) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/01/2012)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 19 Milletvekilinin, Mersin’deki tarım ürünleri
yetiştiricilerinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.
(10/127) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/10/2011)
2.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 22 Milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi. (10/128) (Başkanlığa geliş tarihi:
19/10/2011)
3.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 24 Milletvekilinin, tarihi eserlerin korunmasında ve müze
yönetiminde yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi.
(10/129) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/10/2011)
Süresi İçinde Cevaplanmayan
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Diyarbakır Milletvekili
Nursel Aydoğan’ın, 28 Mart 2006’da Diyarbakır’da meydana gelen olaylar hakkında
açılan davanın sanık ve delilleriyle ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1310)
2.- İzmir Milletvekili
Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, ambulans, hasta nakil ve yoğun bakım araçlarında
bulunması gereken malzemelere ve bu araçların kontrolüne ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1353)
3.- Mersin Milletvekili Ali
Öz’ün, ABD kökenli ilaç firmalarının ülkemizdeki faaliyetlerine ve gönüllü
kobaylığın önlenmesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1354)
4.- Gaziantep Milletvekili
Mehmet Şeker’in, Van depremi sonrasında yapılan tıbbi yardımlara ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1355)
5.- Eskişehir Milletvekili
Bedii Süheyl Batum’un, 651 sayılı KHK sonrası TÜBİTAK’ın idari kadrolarında
yapılan değişikliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1374)
6.- Gaziantep Milletvekili
Edip Semih Yalçın’ın, TÜBİTAK üst düzey yönetim kadrosuyla ilgili bazı
iddialara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1383)
7.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkan’ın, Darıca Farâbi Devlet Hastanesinde
onkoloji servisi açılıp açılmayacağına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1436)
8.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçay’ın, Manisa’ya yapılan sağlık yatırımlarının yeterliliğine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1437)
9.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçay’ın, Demirci Devlet Hastanesi Projesine ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1438)
2 Şubat 2012 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.03
BAŞKAN: Başkan Vekili
Mehmet SAĞLAM
KÂTİP ÜYELER: Muhammet
Bilal MACİT (İstanbul),
Muhammet Rıza YALÇINKAYA
(Bartın)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
60’ıncı Birleşimini açıyorum.
III.- YO K L A M A
BAŞKAN – Şimdi elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda
bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen
milletvekillerinin, salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini,
buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli
personel aracılığıyla üç dakika içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz
vereceğim. Konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap
verebilir, Hükûmetin cevap süresi yirmi dakikadır.
Gündem dışı ilk söz Mardin ilinin sorunları hakkında söz isteyen
Mardin Milletvekili Sayın Erol Dora’ya aittir.
Buyurun Sayın Dora. (BDP sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Mardin Milletvekili
Erol Dora’nın, Mardin ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mardin
kentimizle ilgili konuşmak üzere gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik,
tarihî ve görsel değerleriyle zamanın durduğu izlenimini veren güneydoğunun
şiirsel kentlerinden biridir. Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya
bölgesinde tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Bir dağın tepesinde
kurulmuş Yukarı Mezopotamya’nın en eski şehirlerinden biri olan Mardin farklı
dinî inanışlar paralelinde sanatsal açıdan tarihî değeri olan camiler,
türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dinî eserler barındırmaktadır.
Milattan önce 4500’den başlayarak klasik anlamda yerleşimin başladığı Mardin;
Sümer, Akad, Babil, Mitanniler, Asur, Pers, Bizans,
Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı dönemine ilişkin
birçok yapıyı bünyesinde harmanlayabilmiş önemli bir açık hava müzesidir.
Farklı inanç ve kültürler bu ülkenin zenginliğidir. Mardin bu
anlamıyla Türkiye için âdeta bir modeldir. İnsanları olduğu gibi kabul eden,
karşılıklı uzlaşma temelinde ilişki geliştiren bir şehir modeli olarak
Mardin’in önemli kültür ve dinî merkezlerinden, bazılarından burada bahsetmek
istiyorum. Mezopotamya’nın en eski kentlerinden bir olan Dara Harabeleri bugün
Mardin-Nusaybin kara yolu üzerinde bulunmaktadır. Mezopotamya’nın Efes’i olarak
da bilinen antik Dara kenti su sarnıçları, tiyatrosu, su değirmeni, barajı,
kilisesi, çarşısı, deposu, tophanesi ve 40 metre derinliğindeki yer altı
yerleşimiyle Asur medeniyetinin izlerini taşımaktadır. 15’inci yüzyılda
Osmanlıların eline geçen antik Dara kenti muhteşem heybetiyle her sene
ziyaretçi akınına uğramaktadır. Yedi yüz yıllık bir geçmişe sahip olan Kasımiye Medresesi iki katlı olarak iki teras üzerine cami
ve medrese olarak külliye şeklinde imar edilmiştir. Duvarlarında tıp ve
astronomiyle ilgili simgeler bulunan medrese bölgede, hem dinî hem de fennî
ilimlerin merkezi konumunda yer almıştır.
Hazreti İsa’dan sonra 5’inci yüzyılda inşa edilen ve Süryani
kilisesinin önemli merkezlerinden olan Deyrulzafaran
Manastırı muhteşem mimarisiyle Mardin’in en önemli tarihî değerlerinden biri
konumundadır. Uzun bir süre Süryani patrikliğine merkezlik etmiştir.
Midyat ilçesine bağlı olan Mor Gabriel
Manastırı 1610 yıllık tarihi ile Süryanilerin eski manastırlarındandır.
Süryanilerin ana yurdu olarak bilinen Turabdin
Bölgesi’nin kadim kiliselerinden biri olan Mor Gabriel
Manastırı binlerce kitabı bünyesinde barındıran dünyanın en zengin
kütüphanelerinden birine sahipti.
Süryanilerin, Arapların, Kürtlerin, Türklerin, Mıhellemilerin,
Yezidilerin ve daha birçok halkın yüzyıllardır iç içe yaşadığı bir kent olan
Mardin UNESCO Kültür Mirası Listesi’ne adaylık sürecinin hızlandırılması
gerekmektedir. Mardin’in dünya kültür mirası listesinde yer alabilmesi için
hepimize önemli görevler düşmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mardin, tarihî ve kadim
olduğu kadar genç ve dinamik bir şehirdir. Tarihsel geçmişinden ve zengin
sosyal dokusundan güç alarak, bütün boyutlarıyla kalkınmış daha iyi bir
Mardin’in, yalnız orada yaşayanlar için değil, bütün ülke için faydalı
olacağını düşünüyorum. Bunu başarmak, sorumluluk ve hizmet makamında olan
herkesin görevidir. Değişim içinde olan ve geleceğini arayan Mardin, bu
çalkantılı dönemde barış kültürünün ve kardeşliğin geliştirilmesi için hepimize
örnek olmalıdır. Tarihin derinliklerinden süzülüp gelen ve bizlere emanet
edilmiş değerler adına bunu yapmak gerekiyor. Mardin, Türkiye’nin çoğulcu
dokusuna renk katan, geçmişten günümüze taşıdığı manevi kültürel değerleriyle
anıtlaşmış bir uygarlık abidesi niteliğindedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken,
gitmeyenleriniz varsa mutlaka Mardin’e gidin, Mardin ve çevresini ziyaret edin
ve Ankara’ya dönüşte heybenizde barışın ve kardeşliğin tohumlarını getirin ve
Ankara’ya serpin.
Barışa ve kardeşliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz günlerden
geçiyoruz. Başta Kürt sorunu olmak üzere, Mardin ruhundan feyzalarak
karşılıklı uzlaşma ve diyalog ile çözülemeyecek hiçbir sorun olmadığını tekrar
ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Dora.
Gündem dışı ikinci söz İç Anadolu Bölgesi’ndeki illerin göç sorunu
hakkında söz isteyen Tokat Milletvekili Sayın Reşat Doğru’ya aittir.
Buyurun Sayın Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)
2.- Tokat Milletvekili
Reşat Doğru’nun, İç Anadolu Bölgesi’ndeki illerin göç sorununa ilişkin gündem
dışı konuşması
REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İç
Anadolu Bölgesi’ndeki illerin göç sorunları ve alınması gereken önlemler
konusunda söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
İç Anadolu Bölgesi göç veriyor. TÜİK verilerine göre 2011 yılı
sonu itibarıyla Tokat, Yozgat, Erzurum en fazla göç veren iller içerisindedir.
En fazla göç alan iller ise İstanbul, Ankara, Bursa ve Antalya’dır. Tokat ili
göç veren iller içerisinde şampiyon konumdadır. Nüfusu her geçen yıl daha fazla
düşmektedir. Bununla beraber çevre iller de böyledir. Tokat milletvekili sayısı
2, Sivas’ın 2, Yozgat’ın 2, Amasya’nın da 1 düşmüştür. Bu düşme önümüzdeki
yıllarda daha da fazla artarak devam edecektir. Son on yıldan beri yani AKP
İktidarında bu iller hep geri gitmiştir.
Göç verme sebeplerine baktığımız zaman sayın milletvekilleri, bu
illerin ortak özellikleri vardır. Bu illerde sanayi ve ticaret gelişmemiştir.
Kırsal nüfus fazladır. Çiftçi üretmekte fakat zarar etmektedir. Her yıl ben ne
üreteyim de bu yıl zarar etmeyeyim diye kara kara düşünmektedir. Çiftçiliğin
yok olması yanında istihdam yaratan kuruluşlar da bir bir
yok olmaktadır. Tokat Sigara Fabrikası satılmış, bilahare de kapanmıştır. Aynı
durum şeker fabrikaları için de olmaktadır. Birçok şeker fabrikası gibi Turhal
Şeker Fabrikası Özelleştirme İdaresince satılmıştır. Burada üretime devam
edilecek deniyor ama korkarım ki aynı akıbete bu fabrika da uğrayacaktır. Tokat
ili gibi ülke genelinde, her yerde tütün üretimi çok düşmüştür. Şeker pancarı
üretimi de aynı akıbete maalesef uğrayacaktır.
Sayın milletvekilleri, insanımız üretimden kaçmakta toprak da boş
kalmaktadır. İç Anadolu Bölgesi hayvancılık konusunda geçmişte çok önemli
yerdeyken bugün bu sektör de bitme konumuna gelmiştir. Yazın neredeyse kesilecek,
et elde edilecek kuzu, koyun bulunamamaktadır. Bugün İç Anadolu’daki esnaf
bitmiş, batma durumuna gelmiştir. Süpermarketler kanununun çıkmaması binlerce
esnafı bitirmiştir. Tokat Esnaf Odaları Birlik Başkanı Mehmet Bekçi’nin yaptığı
açıklamaya göre, 2011 yılında Tokat’ta 2.214 esnaf iş yerini kapatmıştır. Tokat
gibi İç Anadolu illerinde sanayi ve endüstri gelişmemiştir, devlet yatırım
yapmamaktadır. Özel sektör çeşitli etkenlerden dolayı yatırım yapmaktan
çekinmektedir. Bugün ülkemizdeki cari açık sebebi de herhâlde bu
üretimsizlikten olsa gerektir. Hâlbuki Tokat gibi illere gerçek manada reel
destekler verilse, buralarda istihdam artışı olacak ve insanlar büyük
şehirlerden tekrar buralara göç edeceklerdir. Gelin Teşvik Kanunu’nu Anadolu
bazlı değiştirelim, yatırımı cazip hâle getirelim, büyük şehirlerden daha orta
ölçekli şehirlere yani Anadolu’ya yatırımları yayalım.
Sayın milletvekilleri, Hükûmet olarak çiftçi, hayvan üreticisi
yeterli desteklenmemektedir. Gübre, mazot ve çeşitli ilaçlardaki KDV ve
ÖTV’lerin kaldırılıp çiftçinin yanında yer alınması gerekir. Sulama ve modern
tarım yöntemleri yaygınlaştırılmalıdır. Besi, ahır hayvancılığı geliştirilmeli,
tarıma dayalı sanayi kolları kırsal kesime kaydırılmalıdır. En önemlisi de
ürünün değerinin verilmesi gerekmektedir. Bakın o zaman Tokat’taki Kazova, Kelkit, Zile, Artova Ovası’ndaki çiftçi toprağına
nasıl sarılacaktır. Üretim patlaması olacaktır. İşte o zaman Büyükyıldız, Emirseyit, Üzümlü,
Niksar, Bilgili, Çelikli, Üzümörenli kardeşlerimiz
büyük şehirlere; geçinmek, yaşamak amacıyla gitmeyeceklerdir, doğdukları
topraklarda karınlarını doyuracaklarıdır. İşte o zaman da göç önlenmiş
olacaktır.
Sayın milletvekilleri, ayrıca önümüzdeki zaman içerisinde, Tokat
gibi birçok ilde bulunan, nüfusu 2 binin altındaki belediyelerin kapanma
durumuyla karşı karşıya kalınma durumudur. Bu belediyeleri kapatmayalım. Bu
belediyeler kapanırsa daha fazla göç yaşanacaktır. Orada yaşama, orada kalmayla
ilgili cazip ortamlar yaratalım. Vergi muafiyeti mi olacak, elektrik, doğal gaz
gibi çeşitli şeylerde indirim mi yapılacak, bunları yapalım. Köyde yaşayan
insanların az da olsa çeşitli imkânları diğer yerlerden farklı kullanması
sağlanmalıdır. İşte o zaman İç Anadolu Bölgesi’nin nüfusu artacak konuma
gelmektedir.
Ülkemizi üç dönemden beri yöneten AKP İktidarı göç veren bu illere
mutlaka müdahale etmelidir. Bu insanları kırsal bölgelerinde tutan birtakım
yöntemler mutlaka bulunmalıdır. Şayet bulamazsak korkarım ki önümüzdeki
dönemlerde bu bölgelerdeki insanların birçoğu başka yerlere, geçinmek ve
çoluğunun çocuğunun geleceğini temin etmek noktasında, ayrılacaklardır diyorum.
Bu düşünceler içerisinde inanıyorum ki Türkiye Büyük Millet
Meclisi İç Anadolu Bölgesine gereken değeri verir, gerekli araştırmayı yapar da
bu insanlar da kendi yerlerinde kalırlar. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Doğru, çok teşekkür ediyorum.
Gündem dışı üçüncü söz, Suriye olaylarının Gaziantep ili
ekonomisine etkileri hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Ali Serindağ’a aittir.
Buyurun Sayın Serindağ. (CHP
sıralarından alkışlar)
3.- Gaziantep Milletvekili
Ali Serindağ’ın, Suriye olaylarının Gaziantep ili ekonomisine
etkilerine ilişkin gündem dışı konuşması
ALİ SERİNDAĞ (Gaziantep) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
Suriye olaylarının Gaziantep ekonomisine etkileri konusunda yüce Meclisi
bilgilendirmek üzere söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Türkiye'nin izlediği Suriye politikası, Suriye ile sınırı olan
Gaziantep ilini, Gaziantep ilinin ekonomisini önemli oranda olumsuz
etkilemiştir. Aslında sadece Gaziantep ekonomisi etkilenmemiş, Mersin, Adana,
Hatay, Osmaniye, Kilis, Şanlıurfa, Mardin, Kahramanmaraş gibi illerin
ekonomileri de bu ilişkilerden olumsuz derecede etkilenmiştir.
Suriye ile ilişkilerin bozulmasından sonra ihracatımız önemli
oranda düşmüştür. Sadece Suriye ile ticari ve ekonomik ilişkiler olumsuz
etkilenmekle kalmamış, Suriye dışındaki Orta Doğu ülkelerine transit geçişte büyük
sorunlar baş göstermiştir. Bu sorunlar hâlâ da devam etmektedir. Nakliye
masrafları artmıştır. Cesaret edebilen sürücüler taşımacılık yapabilmekte ancak
konvoylar hâlinde geliş ve gidiş mümkün olabilmektedir. Irak üzerinden
taşımacılık da güvenlik nedeniyle ve başka sebeplerle riskli bir durum arz
etmektedir.
İki ülke arasındaki krizden önce Gaziantep’e günde yaklaşık 60 bin
Suriyeli turist gelmekteyken bu sayı son günlerde 2-3 bine düşmüştür. Bu
durumdan turizm sektörü ile esnaf ve ticaret erbabı büyük zarar görmüştür;
otellerdeki doluluk oranı en alt seviyeye düşmüştür, bir kısım esnaf
kepenklerini kapatmayla yüz yüze kalmıştır.
Gaziantep ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi özellikle kültür turizmi
açısından oldukça cazip bir bölgedir. Hiç olmazsa bu bölgenin turizm master planı yapılmalı ve kayıplarını karşılamak üzere
Gaziantep turizm yatırım bölgesi olarak ilan edilmelidir.
Gaziantep gerek Suriye gerek diğer Orta Doğu ülkeleri açısından
önemli bir tedarik merkezidir dolayısıyla Suriye ilişkilerinin geldiği nokta en
çok Gaziantep’i etkilemiştir. Gerçi, Gaziantep daha önce de Hükûmetin
uyguladığı yanlış teşvik politikaları nedeniyle çok mağdur olmuş, çevresindeki
tüm iller teşvikten yararlandığı hâlde Gaziantep bu imkândan mahrum
bırakılmıştır. Daha sonra teşvik uygulamasında yapılan yeni düzenlemeler de
Gaziantep’in mağduriyetini gidermeye yetmemiştir. Örneğin, halı sektörü
teşvikten yararlanırken halının ham maddesi olan polip iplik, akrilik ve
polyester iplik teşvikten yararlandırılmamıştır. Bu böyle devam ettiği takdirde
yakında iplik ithalatıyla karşı karşıya kalabiliriz. Ayrıca, bu böyle devam
ettiği takdirde bazı sektörler arasında da çatışma meydana gelebilir. Bu da
Gaziantep ihracatçısının rekabet gücünü azaltmıştır. Gaziantep ihracatçısı
rekabet edemez duruma gelmiştir.
Sayın milletvekilleri, Suriye’de bulunan ve Türk iş adamlarına ait
olan fabrikalar çalıştırılmamaktadır. Bu konu, görüştüğümüz ilgililer
tarafından bize ifade edilmiştir. Bir iş adamı, Halep’te makarna fabrikası
kurmuş, ancak fabrika bittiği hâlde üretime açılamamıştır. Peki, sayın
milletvekilleri, ne oldu da biz buraya geldik? Komşularımızla “sıfır sorun
politikası” güden Hükûmet, neden Suriye ilişkilerini bu noktaya getirdi? Suriye
ve Beşar Esad ile sıcak ilişkiler kuran, ortak
bakanlar kurulu toplantısı yapan, “Schengen yerine Şamgen’i getireceğiz.” diyen Sayın Başbakan nasıl oldu da,
nereden ve kimden ilham aldı da Suriye ile ilişkilerimiz bu noktaya geldi?
İşte, bizim sormamız gereken nokta budur.
Sayın milletvekilleri, sürem bitti, hepinizi saygıyla selamlıyorum
tekrar.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Serindağ, çok teşekkür
ediyorum.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu kadar önemli gündem dışı konuşmalar
yapılıyor, Hükûmet yok mu cevap verecek?
Bugün sizin sıranız değil, niye çıktınız? AKP’nin militanlığını mı
yapmak istiyorsunuz?
SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, kısa bir açıklama yapabilir
miyim.
BAŞKAN – Bir dakika için mi?
SIRRI SAKIK (Muş) – Evet.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Sakık,
yerinizden.
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, Muş’ta meydana gelen çığ felaketine ilişkin
açıklaması
SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Seçim bölgem Muş’ta dün akşam bir çığ felaketi oldu. Muş’un
Bulanık ilçesi Seçmen Köyü Topluca Mezrası’nda hayatını kaybeden Gülhanda Çiftçi’ye Allah’tan
rahmet diliyorum. İki tane çocukları da yaralı, bu yaralı çocuklar da şu anda
Bulanık Devlet Hastanesinde ama hayati tehlikeleri olduğu konusunda duyumlar
alıyoruz. Buradan yetkili birimlerin bu olayla ilgilenmesini diliyorum.
Tekrar teşekkür ediyorum söz verdiğiniz için.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Başsağlığı diliyoruz aileye, yaralananlara da acil şifalar
diliyoruz.
Sayın milletvekilleri, Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır, ayrı ayrı
okutuyorum:
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL
KURULA SUNUŞLARI
A)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 19 milletvekilinin, Mersin’deki tarım ürünleri
yetiştiricilerinin üretim ve pazarlama sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/127)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
"Mersin ilinde yaşanan ve tarımla uğraşan vatandaşlarımızın,
tarımsal ürün üretiminde ve pazarlamasında yaşadıkları sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi" amacıyla, aşağıda belirtilen gerekçelerle
Anayasa'nın 98'inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü‘nün
104'üncü ve 105'inci maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu
kurulmasını arz ve teklif ederiz.
Gerekçe:
Tarım, ülkemiz nüfusunun önemli bir kesiminin gelirini
sağlamaktadır. Tarımla uğraşanların gelir seviyesi tüm Türkiye'de olduğu gibi
Mersin ilinde de düşüktür.
Mersin ili ülke içi göç hareketinden kaynaklanan nüfus artışının
getirdiği plansız ve sağlıksız bir yapılaşma sorunuyla karşı karşıyadır. Artan
konut talebi nedeniyle plansız yapılaşma, tarım alanlarına doğru yayılmakta ve
verimli toprakların kaybına sebep olmaktadır.
Türkiye yakın zamana kadar tarım ürünleri açısından kendi kendine
yetebilen ülkeler arasında gösterilmekteydi. Ancak bu durum son dönemde
değişmiş ve tarım ürünlerini dışarıdan temin eden bir ülke haline gelmiştir. Bu
durum son derece düşündürücü ve mutlaka tedbir alınması gereken önemli bir
konudur.
Tarımsal potansiyeli yüksek ülkemizde, tarım kesimi önemli
sorunlar ile karşı karşıyadır. Ancak ülkemiz bunları aşabilecek yapıya
sahiptir. Sorunların gerçekçi biçimde ortaya konması ile çözüm önerilerine
ulaşılması kolaylaşacaktır.
Tarımsal sorunların bir kısmı iklim, yer şekilleri, eğim gibi doğa
şartlarının belirlediği fiziki yapı ile ilgili olmasına karşılık bir kısmı ise
yanlış uygulamalardan kaynaklanmaktadır. Yanlış uygulamaların temelinde yatan
gerçeklerin başında ekonomik yetersizlikler gelmektedir.
Ülkemizdeki delta ve kıyı ovalarında tarım için gerekli suyun
yeterli olduğu bilinmekle beraber, gerekli yatırımların yapılmamış olması
nedeniyle, ürünler için yeterli ve usulüne uygun sulama yapılamamaktadır.
Ülkemizin birçok yöresinde olduğu gibi, Göksu nehri civarında ve
havzalarında da, üretimde kullanılan elektrik ve su gibi girdilerin maliyetinin
yüksekliği nedeniyle tarımdan geçinenlerin sıkıntıları bir kat daha
artmaktadır. AB ve ABD gibi ülkelerde tarımsal sulamada kullanılan elektriğin Kw/Saat ücreti ortalama 7 Cent
iken elektrik ücreti bizde 17-18 Cent'tir. Diğer
ülkelerde KDV alınmaz iken bizde yüzde 18 KDV uygulanmaktadır.
Göksu civarında ve havzalarında Silifke ilçesi nüfusunun %
22,3'ünün yaşadığı 3 belde ve 22 köyde 26 bin 430 kişi; Mut ilçesi nüfusunun %
22,9'unun yaşadığı 1 belde ve 33 köyde 14 bin 571 kişi ve Gülnar ilçesi
nüfusunun % 26,9'unun yaşadığı 2 belde ve 8 köyde 8 bin 188 kişi bulunmaktadır.
Bu civarda bulunan köylerin büyük bir kısmı nehir üzerinde baraj
ve bent gibi yapıların bulunmaması ve su nakil altyapısının olmaması nedeniyle
kuru tarım yapmaya zorlanmaktadır. Sulu tarımdan elde edilebilecek yıllık
iki-üç ürün yerine yılda bir veya iki ürün alınabilmektedir.
Kuru tarımdan elde edilen verim, yağış alma veya almama durumuna
göre değişkenlik arz ederek, bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızı kurak
dönemlerde ayrıca sıkıntıya sokmaktadır.
Suyun canlılar için önemi büyüktür. Örnek olarak 1 kg pirinç için,
2.000-2.500 litre, 1 kg şeker için 3.000 litre, 1 kg buğday için 1.000 litre, hayvandan
1 litre süt üretimi için 2.000-4.000 litre su gereklidir.
Suya bu denli bağımlı olan tarım kesiminin problemlerinin
giderilmesi ve mevcut şartların düzeltilmesiyle tarımda verimliliğin artması
gerçekleşecek, dünya ülkeleriyle kalite ve miktar açısından rekabet edecek
düzeye gelinecektir.
Göksu Deltasını besleyen Göksu üzerinde baraj yapımı ve yine bu
bölgede yapılacak sulama göletleri ile bölgede tarım ile uğraşan kesimin
ürünlerini rekabet edilebilir bir maliyetle üretmeleri de sağlanacaktır.
Yine Mersin'in dağlık fakat bozuk orman bölgelerinde yaşayan
köylülerimizin 2/B olarak adlandırılan orman alanlarından yararlanamamaları ve
bu alanların satışından haberdar olamadıkları şikâyetleri göz önüne
alınmalıdır. Gerekirse bu alanlar devlet eliyle veya teşvikle zeytinlik alanlar
haline getirilerek köylülerin istifadesine sunulmalıdır.
Diğer yandan, tarım ürünlerinin kısa sürede tüketime arz edilmesi
önemlidir. Bunu sağlamak için ulaşımı rahatlatıcı tedbirlerin alınması da
zaruri ihtiyaç içindedir. Mersin ve ilçelerinde yetiştirilen kısa ömürlü
ürünlerin bir an önce büyük tüketim merkezlerine ulaştırılmasını teminen ulaşım altyapısının da tamamlanması gerekmektedir.
Tüm bu sorunların sebepleri ve sonuçlarının araştırılarak alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün
104 ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz
ve teklif ederiz.
1) Mehmet Şandır (Mersin)
2) Ali Uzunırmak (Aydın)
3) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)
4) Mehmet Erdoğan (Muğla)
5) Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye)
6) Enver Erdem (Elâzığ)
7) Alim Işık (Kütahya)
8) Ali Öz (Mersin)
9) Seyfettin Yılmaz (Adana)
10) Zühal Topcu (Ankara)
11) Yusuf Halaçoğlu (Kayseri)
12) Celal Adan (İstanbul)
13) Sümer Oral (Manisa)
14) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)
15) Bülent Belen (Tekirdağ)
16) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)
17) Necati Özensoy (Bursa)
18) D. Ali Torlak (İstanbul)
19) Oktay Öztürk (Erzurum)
20) Erkan Akçay (Manisa)
2.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, hayvancılık sektörünün sorunlarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/128)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türk tarımının önemli kollarından olan hayvancılığın içinde
bulunduğu sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca Meclis
araştırması açılmasını saygılarımla arz ve talep ederiz.
Gerekçe:
Türk tarımının önemli kollarından olan hayvancılık her geçen gün
biraz daha gerilemektedir. Başbakanlık Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),
İstatistik rakamları da hayvancılıktaki bu gerilemeyi net bir şekilde ortaya
koymaktadır.
TÜİK'in 2008 yılına ait hayvansal
üretim istatistikleri geçtiğimiz günlerde yayınlanmıştır. Buna göre; büyükbaş
hayvan sayısı 2008 yılında bir önce yıla göre yüzde 1,58 azalmıştır, 2008 yılı
sonu itibariyle toplam büyükbaş hayvan sayısı bir önceki yıla göre yüzde 1,58
azalış göstererek, 10 milyon 946 bin 239 baş olarak gerçekleşmiştir. Büyükbaş
hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı yüzde 1,60 azalarak 10 milyon 859 bin
942 baş olmuştur.
Küçükbaş hayvan sayısı ise 2008 yılında bir önceki yıla göre yüzde
6,87 oranında azalış göstermiştir. Koyun sayısı 2008 yılı sonu itibariyle bir
önceki yıla göre yüzde 5,84 azalarak, 23 milyon 974 bin 591 baş, keçi sayısı
ise yüzde 11,02 azalarak, 5 milyon 593 bin 561 baş olmuştur.
Uygulanan yanlış hayvancılık politikalarından kümes hayvancılığı
da nasibini almıştır. Kümes hayvanları sayısı da 2008 yılında bir önceki yıla
göre yüzde 8,96 oranında azalış göstermiştir. Kümes hayvanlarından tavuk ve
ördek sayısı 2008 yılı sonu itibariyle bir önceki yıla göre sırasıyla yüzde
9,31 ve yüzde 2,49 oranında azalmıştır.
2008 yılında kırmızı et ve süt üretimi de bir önceki yıla göre
gerilemiştir. 2008 yılında kırmızı et üretimi, 2007 yılına göre toplamda yüzde
16,1 oranında azalarak, 482 bin 458 ton olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl içinde
sığır etinde yüzde 14,20, koyun etinde yüzde 17,69, keçi etinde yüzde 43,02 ve
manda etinde yüzde 32,90 oranında azalış olmuştur.
Süt üretimi, 2008 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,70
azalarak, 12 milyon 243 bin 040 ton olarak gerçekleşmiştir. Bu miktarın yüzde
91,93'ünü inek sütü, yüzde 6,10'unu koyun sütü, yüzde 1,70'ini keçi sütü ve
yüzde 0,26'sını manda sütü oluşturmaktadır.
Hayvancılığa bağlı olarak alt sanayi ürünleri de gerilemiştir.
Deri, kıl ve tiftik üretimi de 2008 yılında azalmıştır. 2008 yılında üretilen
den hayvancılığa bağlı olarak, bir önceki yıla göre toplamda yüzde 15,52
azalarak, 8 milyon 758 bin 597 adet olarak gerçekleşmiştir. Yapağı üretim
miktarı yüzde 5,53 oranında azalış göstererek, 44 bin 166 ton olmuştur. Kıl
üretim miktarı 2008 yılında bir önceki yıla göre yüzde 11,75 azalarak, 2 bin
238 ton olmuştur. Tiftik üretimi ise 2008 yılında yüzde 18,14 azalış
göstererek, 194 bin ton olarak gerçekleşmiştir.
Uygulanan yanlış hayvancılık politikaları, ahırları ve meraları
bugün hayvansız bırakmıştır. Ülkemizdeki geniş mera alanları daraltılarak
çiftçi, ahır hayvancılığına itilmiştir. Yeşil mera alanlarında koyunlarını,
keçilerini otlatamayan üreticiler, yüksek yem fiyatları karşısında, ahır
hayvancılığını sürdüremez hale gelmiştir. Orman kadastrosu ve keçi üreticilerine
uygulanan yasaklar, hayvancılığın gerilemesinde en az yüksek yem fiyatları
kadar etkili olmuştur.
Eskiden ülkemizde hayvancılık daha çok mera hayvancılığı şeklinde
yapılırdı. Topraktan verim alamayan üretici, o yıl hayvancılıktan sağladığı
gelirle geçimini sağlardı. Köylerde hayvancılık adeta tarımın sigortası
durumundaydı. Ama şimdi, yüzde 70-80'lere varan yem fiyatları, yüksek girdiler,
desteklerin azaltılması ve meraların daraltılması gibi nedenlerle köylerimizde
hayvancılık bitme noktasına gelmiştir.
Hayvancılıkta yaşanan tüm bu sorunlar, kısa sürede hem tüketiciye
hem de üreticiye yansımıştır. Üretici sattığı hayvanın yerine, sattığı fiyata
yenisini alamazken, tüketici eti pahalı tüketmeye başlamıştır. Yükselen et
fiyatları karşısında kırmızı eti pahalıya alamayan tüketici yine her zaman
olduğu gibi, beyaz ete yönelmiştir.
Bu nedenle; ülkemizde hayvancılıkla ilgili sorunlarının ve hayvan
sayısındaki azalmanın nedenlerinin araştırılarak, gerekli önlemlerin alınması
için Anayasa'nın 98. ve TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddesi uyarınca bir
Meclis Araştırma Komisyonu kurulması fayda sağlaması bakımından yerinde
olacaktır.
1) Mehmet Şandır (Mersin)
2) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)
3) Ali Uzunırmak (Aydın)
4) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)
5) Oktay Öztürk (Erzurum)
6) Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye)
7) Mehmet Erdoğan (Muğla)
8) Enver Erdem (Elazığ)
9) Alim Işık (Kütahya)
10) Mehmet Günal (Antalya)
11) Ali Öz (Mersin)
12) Seyfettin Yılmaz (Adana)
13) Koray Aydın (Trabzon)
14) Necati Özensoy (Bursa)
15) Zühal Topcu (Ankara)
16) Mustafa Erdem (Ankara)
17) Durmuş Ali Torlak (İstanbul)
18) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)
19) Sinan Oğan (Iğdır)
20) Yusuf Halaçoğlu (Kayseri)
21) Mustafa Kalaycı (Konya)
22) Bülent Belen (Tekirdağ)
23) Sümer Oral (Manisa)
3.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 24 milletvekilinin, tarih ve sanat eserlerinin, müzelerin
korunmasında yaşanan sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/129)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Tarih ve sanat eserlerimizin, müzelerimizin korunmasında yaşanılan
problemlerin araştırılarak, alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla,
Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Meclis Araştırma
Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.
Gerekçe:
Binyıllardır çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış topraklarda
yaşıyoruz. Zengin tarihimizin mirası olarak, pek çok tarih ve sanat eserimiz,
açık alanlarda ve müzelerde sergilenmekte ya da depolarda sergilenmeyi
beklemektedir.
Bu zengin miras, her zaman tarihi eser kaçakçılarının ilgisini
çekmiş, pek çoğu yurt dışına kaçırılmış, yabancı devletlerin müzelerini,
zenginlerin koleksiyonlarını süslemişlerdir.
Son günlerde Ankara Resim ve Heykel Müzesi'nde yapılan envanter
çalışmasında eksik eserler bulunduğunun tespit edilmesi ile sahip olduğumuz
tarih ve sanat eserlerini korumakta büyük problemler yaşadığımız bir kez daha
ortaya çıkmıştır.
Müzelerimizde ve depolarında, saklama koşullarının yetersizliği,
teknik personel eksikliği, hatalı onarım çalışmaları gibi tarih ve sanat
eserlerimize kendi kendimize verdiğimiz zarar da konunun diğer bir boyutunu
oluşturmaktadır.
Millî saraylarımızda saklanan tarih ve sanat eserleri ve
eşyalarında da durum içler acısıdır. Depolarda bakımsızlık ve pislik içinde
yırtık-sökük, kırık-dökük çürümeye terk edilmiş padişahların kullandığı eşyalar
harap haldedir.
Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkma bilincinin yeterince
gelişememesi, Kültür ve Turizm Bakanının, sorumluluğu altındaki müzenin
soyulmasını, müstehzi bir ifadeyle askeri darbe dönemine atarak,
sorumluluğundan sıyrılma çabasından bile kolayca anlaşılmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin konuya el koyarak, tarihi ve
sanat eserlerimizin korunması ve gelecek kuşaklara eksiksiz ve bozulmadan
aktarılabilmesi için bir Araştırma Komisyonu kurulması zorunluluk haline
gelmiştir.
Tüm bu nedenlerle, tarih ve sanat eserlerimizin, müzelerimizin
korunmasında yaşanılan problemlerin araştırılarak, alınacak tedbirlerin
belirlenmesi amacıyla, Anayasamızın 98 ve İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri
gereğince bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.
1) Mehmet Şandır (Mersin)
2) Ali Uzunırmak (Aydın)
3) Mesut Dedeoğlu (Kahramanmaraş)
4) Hasan Hüseyin Türkoğlu (Osmaniye)
5) D. Ali Torlak (İstanbul)
6) Mehmet Erdoğan (Muğla)
7) Enver Erdem (Elâzığ)
8) Alim Işık (Kütahya)
9) Ali Öz (Mersin)
10) Seyfettin Yılmaz (Adana)
11) Koray Aydın (Trabzon)
12) Zühal Topcu (Ankara)
13) Mustafa Erdem (Ankara)
14) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)
15) Necati Özensoy (Bursa)
16) Yusuf Halaçoğlu (Kayseri)
17) Bülent Belen (Tekirdağ)
18) Celal Adan (İstanbul)
19) Sümer Oral (Manisa)
20) Erkan Akçay (Manisa)
21) Sinan Oğan (Iğdır)
22) Kemalettin Yılmaz (Afyonkarahisar)
23) Mehmet Günal (Antalya)
24) Oktay Öztürk (Erzurum)
25) Mustafa Kalaycı (Konya)
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp
açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.
Sayın milletvekilleri, şimdi Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun
İç Tüzük'ün 19'uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.
VII.- ÖNERİLER
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- Muş Milletvekili Demir
Çelik ve arkadaşları tarafından, demiryollarının etkin kullanımı ve mevcut
sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin,
Genel Kurulun 2/2/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi
02.02.2012
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu'nun 02.02.2012 Perşembe günü (Bugün) yaptığı
toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından
Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul'un
onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Hasip Kaplan
Şırnak
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
01. Kasım 2011 tarihinde, Muş Milletvekili Demir Çelik ve
arkadaşları tarafından verilen (137 sıra nolu),
"Demiryollarının etkin kullanımı ve mevcut sorunların araştırılması
amacıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis Araştırma
Önergesinin, Genel Kurul'un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin
önüne alınarak, 02.02.2012 Perşembe günlü birleşiminde sunuşlarda okunması ve
görüşmelerin aynı tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, öneri üzerinde ikişer kişiye lehte
ve aleyhte söz vereceğim.
Birinci konuşmacı, lehte olmak suretiyle, Muş Milletvekili Sayın
Demir Çelik.
Buyurun Sayın Çelik.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Geliyor efendim… Siz isterseniz diğer konuşmacıya söz verin.
BAŞKAN – Efendim, o zaman, lehte ikinci konuşmacıyı çağıralım.
Arkadaşımız geldiğinde konuşur.
İstanbul Milletvekili Sayın Kadir Gökmen Öğüt. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz on dakika.
KADİR GÖKMEN ÖĞÜT (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, sayın milletvekillerim; dün Türkiye ve İstanbul
için önemli bir gündü, Haydarpaşa Garı’nın adım adım devre dışı bırakılmasının
son günüydü. Bugünden itibaren Haydarpaşa Garı fonksiyonundan tamamen
çıkartılarak yeni fonksiyonuna doğru yol alacaktır. Organize operasyon Kasım
2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin AKP’li üyelerince garın
otele dönüştürülmesi kararıyla bitmiştir.
Haydarpaşa ve çevresi, gar, liman, geri saha, Kadıköy Meydanı ve
çevresi plan içine alınmıştır. 1,5 milyon metrekare alanın 817 bin metrekaresi
inşaata ayrılacaktır. İstanbul’un kamuda kalan son alanı yoğun bir yapılaşmaya
açılacak, otel ve ticaret merkezi hâline gelecektir. Yeni tüzükçe getirilen,
yabancı materyale girmiyorsa, şöyle planlanan bir grafik de söz konusu.
Değerli milletvekilleri, günde 20 bin yurttaşımızın yararlandığı
bu Köseköy-Haydarpaşa Garı arası bakım ve “yüksek
hızlı tren” adı altında kapatılmaktadır. Bu hattan yararlanan öğrenci, işçi,
memur ve yoksul vatandaşlarımızın en ekonomik ve güvenli yolu olan demir yoluna
karşı iktidar maalesef kara yolunu alternatif göstermektedir.
Kara yolu taşımacılığı zaten tıkalı hâle gelen E-5 ve TEM yolunu
daha da içinden çıkılmaz bir hâle getirecek, yolcu güvenliğini hiçe sayacaktır.
Bütün bilimsel araştırmalar şunu göstermiştir ki -bunu önemle ve özellikle
dinlemenizi istiyorum- demir yolu taşımacılığı deprem anında en güvenilir
taşımacılıktır. Büyük deprem riskinde olan İstanbul’un bu atardamarı
kesilmekte, gerek yolcu gerek lojistik
taşımacılığı sadece kara yoluna terk edilmektedir. Kara yolunun ne olduğunu ise
üç gündür İstanbul’da yağan karla tıkanan yollarla görmekteyiz.
Tarihî değerlerimize sahip çıktığını sürekli söyleyen iktidar
Haydarpaşa Garı’nın çatı tamirini bile bu işte tecrübesi olmayan yandaş bir
firmaya vererek yüz yirmi yıllık tarihî binanın neredeyse yok olmasına neden
olacaktı. Bina güvenliği ve yangın güvenliği alınmadığı için tuzlu suyla tarihî
binanın ahşap beton kısımları büyük tahribata uğratılmıştır.
Değerli arkadaşlarım, ray değiştirilmesi ve hızlı tren yapılması
bahanesiyle Köseköy-Haydarpaşa arası önce geçici
olarak üç yıl kadar kapatılacak daha sonra Marmaray sisteme sokularak ihtiyaç
olmadığı nedeniyle tamamen kapatılacaktır. Böylelikle bir tarih daha ranta
kurban edilecektir. Halbuki bizim önerimiz olan hattın tekinin açık kalması ve
yenilenmenin sırayla yapılmasıdır. Buna itiraz eden iktidar Köseköy-Derince
arasında sanayi taşımacılığı için tek hattı açık bırakmaktadır yani bizim
önerimizi sadece sanayi için uygulamaktadır. Vatandaşlarımız hızlı tren
yapılacak diye kandırılmaktadır. Halbuki Eskişehir-Köseköy
hattı belki yapılabilecek ama projesi bile olmayan Köseköy-Pendik
hattının 2014 yılına yetişmesi pek mümkün olmayacaktır. Yapılacak hat 160
kilometre/saat hıza uygun olacağı için yüksek hızlı tren standartlarına yani
250 kilometre hıza uygun olmayacaktır. Biliyorsunuz, bizim de gurur duyduğumuz
Marmaray İstanbul’da yapıldı fakat yer üstü raylar döşenmediği için en az üç
yıl işlevsiz kalacaktır. Marmaray, bir hafta rayları takılmakta, bir hafta
elektrikleri çekilmekte, bir hafta duvar boyaları yapılarak orada deniz altında
yatmakta olan bir tüp hâlinde kalmaktadır. Peşin peşin
yurt dışından alınan vagonlar Edirne Gümrüğü’nde yıllardır yatmaktadır. Aynı
zamanda Sirkeci Garı da önemli bir atalete uğratılacaktır.
Diğer bir önemli sorun, çalışanların ne olacağı sorunudur.
Aileleri, çocukların okulları, sosyal çevreleri ne olacaktır? Sözleşmeli
çalışıp işten çıkarılacaklar ne olacaktır? Kentlilik bir bilinç ve alışkanlık
meselesidir. Kentli olabilmek için bir aile yüz elli yıl aynı mahallede
oturmalıdır.
Biz, her şeyde olduğu gibi hoyratça davranarak kentin belleğini
oluşturan yapıları işlevsiz kılmaktayız. Bakın, Suriçi’ni
oluşturan eski İstanbul evleri, Ordu, Millet ve Vatan caddeleri açılarak yok
edilmiştir, insanların eskiyle bağı kesilmiştir. Sıra Kabataş Erkek Lisesinin
ve Galatasaray Lisesinin otel yapılmasına gelmektedir. Alıştırarak kentin
hafızası yok edilmektedir.
Hepimizin, İstanbul’da yaşayanların, uğrayanların bildiği gibi,
hat boyunca inşa edilmiş istasyonların bu yeni inşa sırasında yok edileceği
söylenmektedir. Kentin en önemli hafızalarından birisi de bu istasyonlardır.
Göztepe İstasyonu, Suadiye İstasyonu, Erenköy, Kızıltoprak
istasyonları gezenler, oradan geçenler tarafından bilinmektedir.
Burada -tekrarlamak istiyoruz- biz bu iyileştirmeye ve yüksek
hızlı trene karşı değiliz; tersine, yüksek hızlı trenin geç bile kalmış
olduğuna inanıyoruz. İstanbul’un bir banliyösü hâline gelen Gebze ve Kocaeli’ne
giden 20 bin civarında işçi ve öğrenci, memur güvenli, ucuz ulaşımdan yoksun
kalacaktır. Dünyanın Paris, Madrid, New York gibi bütün metropollerinde aktif
olarak çalışan büyük garlar, buluşma alanı olan o büyük garlar o kentin
hafızasını oluşturmaktadır.
Deprem anında en kolay ve en güvenilir olan demir yolu ortadan
kaldırılmaktadır. Anadolu’nun en ücra köşelerine giden yurttaşlarımızın elinden
ucuz ve güvenilir olan yolculuk hakkı alınmakta, yurttaşlarımız kara yoluna
mahkûm, güvensiz ve pahalı yolculuğa mecbur edilmektedir.
İstanbul’un her yerinde olduğu gibi talan ve rant için bazılarının
iştahını kabartmaktadır. İstanbul’un bütün siluetini bozduğunuz gibi, bu
bölgeyi de bozmaya çalışıyorsunuz, İstanbullular olarak buna izin vermeyeceğiz.
Şu bir gerçek, sizler tarihî Haydarpaşa Garı’nı tarih yaptınız.
Sizler Haydarpaşa Garı’nı önce yaktınız, sonra kapattınız, yarın da satarsınız.
Sizler babalar gibi satmayı alışkanlık hâline getirdiniz ama biliniz ki bu
millet de sizden babalar gibi hesap soracaktır.
Değerli arkadaşım Kocaeli Milletvekili Mehmet Hilal Kaplan 30
Aralıkta Ulaştırma Bakanlığına bu konuyla ilgili bir soru önergesi verdi,
maalesef aradan bir buçuk ay geçmesine rağmen hâlâ en ufak bir cevap
verilmemektedir.
Değerli arkadaşlar, sizlerin, yani iktidarın bu plansızlığı ve
programsızlığına ilk örnek bu değil, yine 2005 yılında Başbakan tarafından
önemli bir törenle temeli atılan Avcılar Köprülü Kavşağı bugün, 37 trilyon lira
para harcandıktan sonra, “yanlış planlama” diye kesinlikle kapatılmıştır,
kentin faydalanması dışına çıkarılmıştır.
Yine, Anadolu Hisarı Spor Kulübü bölgemizin en önemli spor
merkezlerinden birisidir. Sekiz yıllık daha sözleşmesi olmasına rağmen Anadolu
Hisarı Spor Kulübü yerle yeksan edilmektedir. Anadolu Hisarı ve Beykoz halkının
bu en önemli spor merkezini yıkarak kime fayda sağlandığını burada öğrenmek
istiyorum.
Yine, Ulaştırma Bakanımız için bir gazetede çok önemli bir şey
çıktı, “TAV Bakanı bu işleri iyi bilir.” diye bir yazı çıktı. Orada İstanbul’un
ulaşımında en önemli araçlardan birisi olan İDO’nun
özelleştirilmesinin birdenbire İDO’yu satın aldıktan
sonra yapılan bazı avantajlarla, sağlanan bazı avantajlarla değerinin 3’e
katlandığı söylenmektedir. Bu İDO’nun değerinin 3’e
katlanması doğru mudur? İDO’nun en kârlı bölümleri mi
satılmıştır? Yani daha az kârlı olan şehir hatları elden çıkarılmamış, sadece
kârlı olan İDO’nun şehirler arası büyük feribotları
satışa çıkarılmıştır, özelleştirilmiştir. Buradaki bu kârın 3’e katlanması
olayının da bizlere açıklanmasını istiyoruz.
Hepinize saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sağ olun, var olun. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öğüt.
Şimdi ikinci konuşmacı aleyhte olmak üzere Isparta Milletvekili
Sayın Recep Özel.
Buyurun Sayın Özel. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
RECEP ÖZEL (Isparta) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; BDP’nin vermiş olduğu grup önerisi aleyhinde söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
1920’li yıllarda bir gazeteye demeç veren Atatürk: “Memleketin
bütün merkezleri yekdiğerine az zamanla şimendiferle bağlanacaktır.” hedefini
ortaya koymuştur. Onca kıtlığa, imkânsızlığa rağmen demir yolu yapımı 1950’li
yıllara kadar hızla sürdürülmüştür. Ne var ki demir yolları 1950’li yıllardan
itibaren ihmal edilmiş ve demir ağlarının ülke ulaştırması içindeki yeri
giderek azalmıştır. Cumhuriyetten önce 4.136 kilometre demir yolu ağına sahip
olan Türkiye’de 1923 ve 1950 yılları arasında 3.764 kilometre 1950-2002 yılları
arasında 946 kilometre yeni yol ağı yapılmıştır. 2003’ten günümüze kadar ise
1.110 kilometre demir yolu yapılmış olup, 1.630 kilometre ana hattın ise
inşaatı hâlen devam etmektedir.
Bugün ki Meclisimizin gündeminde Bakanımız hakkında verilmiş olan
gensoru ve arkasından İç Tüzük değişikliği vardır. Bu nedenle BDP’nin grup önerisine katılmıyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özel.
Şimdi söz sırası lehte olmak üzere Barış ve Demokrasi Partisi
Grubundan Sayın Demir Çelik’te Muş Milletvekili.
Sayın Çelik buyurun.
Süreniz on dakika.
DEMİR ÇELİK (Muş) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekili
arkadaşlarım; demir yollarının daha etkin ve verimli kullanılmasına dair Barış
ve Demokrasi Partisinin verdiği araştırma önergesi lehine konuşmak üzere söz
almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, hepinizin bildiği üzere, bir ülkenin
ekonomik, ekonomik olduğu kadar sosyal ve kültürel gelişmesinde, ama aynı
zamanda da insani yaşam standartları açısından ulaştırma, seyahat bir başına
önemli bir faktör, etken olarak karşımızda durmaktadır. Hele hele iletişimin
çok komplike olmaya başladığı günümüz küresel dünyasında, insanların olduğu
kadar mal ve hizmetlerin de nakli, aktarılması başlı başına bir sorun olarak
karşımızda durmaktadır. Bu açıdan, ülkelerin olduğu kadar toplumların
gelişmişliğini de önemli noktada etkileyecek olan ulaşım sektörü, bizim
tarafımızdan da gerekli değere ve önemi haiz bir noktada tutulmaya muhtaçtır.
Türkiye'de, özellikle Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 1856’lı
yıllarda başlayan ve yaklaşık 130 kilometrelik demir yolu hattıyla İzmir-Aydın
arasına döşenen, o günden bugüne yaklaşık yüz elli yılı aşkın bir süre geçmiş
olmasına rağmen demir yoluna dair bir duyarlılık, ilgi, geçmiş hükûmetlerin
olduğu kadar günümüz Hükûmeti ve iktidarı AKP tarafından da gerekli değerin,
önemin verilmediğini belirtmekte yarar var.
Dört bir yanı stratejik ve jeopolitik konumu itibarıyla önem arz
eden günümüz Türkiye’sinde, her şeyden önce deniz, demir yolu, hava ve kara
yolu taşımacılığı gelişen dünyanın yeni ihtiyaçlarına binaen de tarafımızdan
dizayn edilip harekete geçirilmesi gereken hizmet sektörleri olarak karşımızda
durmaktadır.
Buna rağmen, gerekli önemi görmeyen ray sistemi ya da demir
yolları, 1923-1940 yılları arasında gerekli duyarlılığa binaen yedi ayrı
bölgesel yönetimle faaliyet göstermiş olmasına karşın, 780 bin kilometrekare,
75 milyon insanın ihtiyaçlarını karşılayacak boyuttan çok uzak. Hele hele demir
yoluna yüklediğimiz güvenilir olması, ekonomik olması, konforlu ve kaliteli olması
kriterlerine de çok yaklaştığımız söylenemez.
780 bin kilometrenin her bir köşesine değilse bile önemli
noktalarına hem malın, ürünün ve metanın nakli hem de insanın rahat ve güven
içerisinde seyrüseferini sağlayacak böylesi bir hizmet esirgenegelmiştir.
Bu, biz ideolojik ve felsefi noktada devleti kutsayan bir noktada olmamıza
rağmen, bunun yapılamamış olmasını sorgulamak, eleştirmek ve doğru sonuçlarına
da varmaya muhtaç bir konudur. Devletin özelleştirildiği, özerk yapılarla
yeniden kuşatıldığı bir dönemde yüz elli yıllık geçmişine rağmen, demir yolunun
yapılamamış olmasının nedeni, devletin bu sektörde söz ve yetki sahibi olmasına
karşın, özel işletmeciliğe ilgili hükûmetlerin, iktidarların, siyasal yapıların
ya da anlayışların onlara verdiği değerden olsa gerek.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizin bildiği üzere,
yakın zamana kadar günlük ortalaması 10 olan ölümlerin kara yolunda
taşımacılığın çok aşırı olmasından kaynaklı olduğunu, kara yolu taşımacılığı
hizmetinin üretilmesinin de yeterli kalite ve düzeyde olmadığından kaynaklı
olduğunu elbette ki hepimiz biliyoruz ama buna rağmen kara yolunu teşvik eden,
özel taşıma şirketlerini teşvik ederek onu uluslararası projelerden
yararlandırma fırsatını veren hükûmetler her nedense demir yollarına gerekli
alakayı göstermiş değillerdir.
Günümüz Türkiye’sinde, mal taşımacılığında kara yollarının payı
yüzde 94, demir yollarının payı yüzde 4; insan taşımacılığında, yolcu
taşımacılığında bu oran yine kara yolları noktasında yüzde 96, demir yolunda
ise yüzde 2. Abesle iştigaldir. Güvenilir, ekonomik, konforlu olması gereken bu
sektör gerekli ilgiyi, duyarlılığı maalesef görmemiştir, görememiştir. Hâlbuki
bir ülkenin olduğu kadar bir toplumun gelişmişliğinin önemli kriterleri olan
demir yolu taşımacılığı, deniz yolu taşımacılığı Türkiye’nin 16’ncı ekonomik
güç olduğu tespitimizden de hareketle önemsememiz, üstesinden gelmemiz gereken
bir sorun olarak karşımızda duruyor. Değil hızlı tren projelerini hayata
geçirmek ve bu projeyi Ankara-İzmir, Ankara-İstanbul, Ankara-Konya ile sınırlı
tutmak, Adana’dan Mersin’e, Erzurum’a, Van’a kadar ülkenin bütün bir dört
tarafını demir yolu hattıyla çevreleyen, onu kaliteli hizmete kavuşturan bir
algıda, bir zihniyette olmamız gerekiyor.
Bugün itibarıyla 2.100 köy yolunun kapalı olduğu, köy yollarının
açılması acziyeti içerisinde olan il özel
idareleriyle, Karayolları hizmetlerini aksattığından kaynaklı, vatandaşlar
eğitimden, sağlık hizmetlerinden mahrum ve yoksun. İnsanlar, hastasını doktora
götüremiyor. İnsanlar çocuklarını eğitime kavuşturamamanın ya da bir şekliyle
temel taleplerini karşılayamamanın sıkıntısını yaşamaktadırlar. Hâlbuki demir
yolu taşımacılığı tam da bu noktada temel taleplerimizi, ihtiyaçlarımızı
karşılayacak bir noktada duruyor.
Bu nedenle, gerek kara yolu taşımacılığının pahalı olması,
güvenilir olmaması gerekse yeterli düzeyde kaliteden yoksun olmasından kaynaklı
tez elden Hükûmetin yapması gereken, iktidarın yapması gerekeni bir muhalefet
partisi olarak bizim dile getiriyor olmamız fırsata dönüştürülmelidir. Mademki
ekonomik noktada biz 16’ncı gücüz, dünyanın gelişmiş 20 ülkesi içerisinde yer
alıyoruz. Bu ekonomik gücü yüksek teknolojinin ithaline, silahlanmaya
harcayacağımıza toplumun refahı ve mutluluğuna dönük bir istihdama, üretime
dönüştürmek, onu toplum lehine sonuçlandırıcı bir kısım noktalara taşımak
elbette ki, görevimiz olmalıdır.
Bu açıdan da beş yıllık değil, on yıllık, yirmi yıllık, hele hele
iktidar 2023 gibi bir vizyonu önüne koymuşken 2023’e böylesi bir proje es geçilmemeliydi.
Dikkate değer olan bu projenin hayata geçirilmesi konusunda gerekli
duyarlılığın esirgenmeden yapılması, yapımı noktasında başlatılan bir kısım
projelerin de tamamlanması gerektiğinin altını çizmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; günümüz dünyasının iletişim
ve teknolojik noktadaki devasa ve devrimsel noktadaki gelişmeleri tarafımızdan
da doğru okunmaya muhtaçtır. Biz ki, jeostratejik ve
jeopolitik noktadaki konumumuzdan kaynaklı, yeri geldiğinde haklı övündüğümüz,
yeri geldiğinde bu konumumuza rağmen yetmezliklerimiz ve yetersizliklerimizden
halklarımızı, kimliklerimizi özgürleştirmeyi ve demokratik bir ülke normlarına
kavuşturmayı başaramamış bir Meclis olarak, hayatın her alanında olduğu gibi bu
alanda da her şeyden önce toplumu esas alan, toplumu çoğaltan, toplumun
demokratik örgütlülüğü üzerinden demokratik devleti inşa eden bir algıya, bir
zihniyete kendimizi evirebilirsek, hayatın her alanında olduğu oranda, bu
alanda da başarılar kaçınılmaz olur. Ve bu başarılar da halkımızın,
toplumumuzun, kimliklerimizin, kültürlerimizin daha çok büyümesine,
özgürleşmesine yol açacaktır.
Bu algıyla soruna yaklaşıp bizatihi çözüme kavuşturduğumuzda da
“trafik canavarı” olarak adlandırdığımız kara yollarının yol açtığı ölümlerin
de önüne geçmiş olabiliriz. Halkımızı, toplumu daha güvenilir ve daha sağlıklı
taşıma araçlarıyla bir yerden bir başka yere ama aynı zamanda malını da, meta
ve ürününü de taşıma fırsatını bulmuş olabiliriz.
Bu duygularla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyor, iyi günler
diliyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama
istiyoruz.
BAŞKAN – Henüz bitmedi efendim.
Aleyhte olmak suretiyle dördüncü konuşmacı, Kırıkkale Milletvekili
Sayın Ramazan Can.
Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
BDP grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Gündem demir yolu olduğu için, demir yoluyla ilgili, demir yolunun
tarihiyle ilgili kısaca bilgi vermek istiyorum.
Demir yollarına, biliyorsunuz, Osmanlı’nın son döneminde ciddi
yatırımlar yapılmış, 4.136 kilometre ana hat döşenmiştir. Yine, cumhuriyetin
başlangıcı 1923’le 50 arasında da ciddi yatırımlar yapılmıştır Türkiye’de 3.764
kilometre. Sonra bir duraklama dönemine girmiş, yaklaşık bu duraklama dönemi
elli yıl sürmüş. 1950’yle 2000 yılı arasında hemen hemen bir yatırım
yapılmamıştır diyebiliriz, toplam 945 kilometre ana hat döşenmiş.
AK PARTİ dönemine geldiğimizde, 2003-2011 dönemi arasında ciddi
yatırımlarla tanışmış demir yolları; 1.110 kilometre ana hat, 888 kilometre
hızlı tren, 222 kilometre de konvansiyonel hat döşenmiştir.
Toplam şu anda Türkiye’de, 2011 sonu itibarıyla, 8.716 kilometre
konvansiyonel ana hat, 2.332 kilometre de tali hat olmak üzere 11.915
kilometrelik demir yolu hattına sahibiz. Söz konusu ana hatların yüzde 91’i tek
hat, yüzde 9’u çift hat; toplam hatların yüzde 26’sı elektrikli, yüzde 33’ü
sinyallidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Devlet Demiryolları iştirak
anlamında da ciddi yatırımlarla AK PARTİ hükûmetleri döneminde tanışmıştır,
bunlarla ilgili de kısaca bilgi vermek istiyorum.
Hyundai Eurotem hızlı tren setleri ve
metro vagonları üretimi Adapazarı’nda kurulmuştur; İZBAN A.Ş. İzmir kent içi
banliyö taşımacılığı İzmir’de kurulmuştur; VADEMSAŞ A.Ş. iştirakleri hızlı
demir yolları makasları üretimi Çankırı ilinde kurulmuştur; Sivas beton travers
iştiraki hızlı demir yolu travers üretimi Sivas ilinde hizmete açılmıştır.
Diğer yönden ciddi yatırımlar da planlanmıştır. Bunlardan;
Erzincan’da Ray Bağlantı Elemanları Fabrikası kurulmuştur, Pamukova, Afyon,
Konya, Polatlı beton travers fabrikaları kurulmuştur, Kardemir Demir Çelik
Fabrikası ray üretmeye başlamıştır. Yine ilimde, Kırıkkale Makina Kimya iş
birliği içerisinde tekerlek fabrikası kurma çalışmalarına da başlanmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2023 vizyonumuzla ilgili de
kısaca bilgi vermek istiyorum demir yolları ağıyla ilgili. Ankara-Konya Yüksek
Hızlı Demir Yolu Projesi işletmeye açılmıştır. Ankara-İstanbul Hızlı Tren
Projesi’nin Ankara-Eskişehir arası işletmeye açılmıştır, Ankara-İstanbul
arasındaki çalışmalar devam etmektedir. Ankara-Sivas Hızlı Tren Projesi’ni
inşallah 2014 yılında hizmete açacağız. Sivas-Erzincan Hızlı Tren Projesi 2017
yılında hizmete girecek. Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesi’nin 2017 yılında
hizmete açılması planlanmaktadır. Bursa-Bilecik Hızlı Tren Projesi 2015 yılında
hizmete girecek.
2023 yılına kadar yapılması düşünülen projelerle ilgili de kısaca
bilgi vermek istiyorum. Erzincan-Kars Hızlı Tren Projesi 2019 yılında,
Erzincan-Trabzon Hızlı Tren Projesi 2023,
Sivas-Çetinkaya-Malatya-Elâzığ-Diyarbakır Hızlı Tren Projesi 2023, Bursa-Bandırma-Balıkesir-İzmir
Hızlı Tren Projesi 2023, Konya-Manavgat-Antalya Hızlı Tren Projesi 2023,
Antalya-Manavgat-Alanya Hızlı Tren Projesi 2023, Eskişehir-Antalya Hızlı Tren
Projesi 2023, Yerköy-Kayseri Hızlı Tren Projesi 2021, Gaziantep-Çobanbey-Halep Hızlı Tren Projesi 2017 yılında inşallah
bitirilecek, hizmete açılacaktır.
Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi icraatlarımızı
anlatmamıza da vesile oldu. Bu nedenle bu grup önerisi gündemi değiştirmeye
matuftur. Gündem bellidir, Meclis İç Tüzüğü’nü inşallah görüşeceğiz,
kanunlaştıracağız. Muhalefet partilerinden de bu konuda destek bekliyoruz. Grup
önerisinin reddine ilişkin oy kullanacağız.
Genel Kurulu bu duygularla tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
III.- Y O K L A M A
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama
istiyoruz.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, işaretle oylamadan önce bir
yoklama talebi vardır, şimdi bu talebi yerine getireceğim.
Önce yoklama isteminde bulunabilmek için yeter sayıda sayın üyenin
isminin tespitini yaptıktan sonra elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Sayın Hamzaçebi, Sayın Çetin, Sayın Öğüt, Sayın Tanrıkulu, Sayın
Fırat, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Kuşoğlu, Sayın Susam, Sayın Köktürk, Sayın Eyidoğan, Sayın Ağbaba, Sayın
Kaplan, Sayın Özkan, Sayın Genç, Sayın Işık, Sayın Toptaş, Sayın Moroğlu, Sayın Yüksel, Sayın Tanal, Sayın Ekşi.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum.
Yoklama isteminde bulunan sayın üyelerin yoklama için elektronik
cihaza girmemelerini rica ediyorum.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
1.- Muş Milletvekili Demir
Çelik ve arkadaşları tarafından, demiryollarının etkin kullanımı ve mevcut
sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin,
Genel Kurulun 2/2/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi
(Devam)
BAŞKAN – Barış ve Demokrasi Partisi Grubu önerisini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.
Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün
19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
Buyurun.
2.- Kamuda çalışan taşeron
işçilerin sorunlarının tartışılması ve Anayasa’da mevzuata uygun olmamasından
dolayı kamuda yol açtığı ve ileride yol açabilecek sorunların önlenebilmesi
amacıyla verilen Meclis araştırması önergesinin, 2/2/2012 Perşembe günü Genel
Kurulda okunarak görüşmelerinin aynı birleşimde yapılmasına ilişkin MHP Grubu
önerisi
02.02.2012
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu'nun 02.02.2012 Perşembe günü (bugün) yaptığı
toplantısında, Siyasi Parti Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından
Grubumuzun aşağıdaki önerisini İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel
Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Oktay
Vural
İzmir
MHP
Grup Başkan Vekili
Öneri:
20 Ekim 2011 tarih ve 481 sayı ile TBMM Başkanlığına verdiğimiz, “Kamu'da çalışan taşeron
işçilerin sorunlarının tartışılması ve Anayasa'da mevzuatımıza uygun
olmamasından dolayı kamuda yol açtığı ve ileride yol açabilecek sorunların
önlenebilmesi amacıyla" verdiğimiz Meclis araştırma önergemizin 02.02.2012
Perşembe günü (bugün) Genel Kurulda okunarak görüşmelerinin bugünkü
birleşiminde yapılmasını arz ederim.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu önerisi üzerinde lehte ve aleyhte olmak suretiyle ikişer arkadaşımıza söz
vereceğiz.
Birinci konuşmacı Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili, lehte olmak
üzere.
Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Ülkemizde gerek kamu kesiminde gerekse özel kesimde sendikalaşma
oranları ve sendikalı işçi sayıları giderek gerilemektedir. Bu ise çalışma
hayatında, toplu iş hukukundan bireysel iş hukukuna ve taşeronlaşmaya giden bir
süreci desteklemektedir.
AKP döneminde kamuda kadrolu işçi istihdamı azalırken güvenceli
istihdam biçimleri yok edilmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının
verdiği bilgilere göre kamuda 426 bin taşeron işçisi çalışmaktadır. Temizlikten
güvenliğe, iş makinesi operatörlüğünden mühendise, büro işlerinden acil
servislere, ameliyathanelere varıncaya kadar her işte taşeron işçisi
çalıştırılır hâle gelmiştir.
İnsan onuruna yaraşır düzgün işlerin sunulması esas olması
gerekirken evrensel normlardan uzak kalarak kâr mantığıyla fazla çalıştırılan
ancak karşılığı ödenmeyen bir nevi kölelik sistemini andıran taşeronlaşma kabul
edilemez bir durumdur. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı “Kamuda 426 bin, özel
sektörde de 420 bin taşeron işçi var. Taşeronluk kölelik gibi. Bu kabul
edilemez, bunu Bakan olarak söylüyorum.” diyor.
Sormak lazım, o hâlde bu kölelerin efendisi kimdir? “Tüccar
siyasetçi” kavramını Türkiye gündemine yerleştiren AKP Hükûmeti değil midir?
AKP Hükûmeti, Orta Çağ zihniyetini hortlatmış, taşeronlaşmayı politikasının
esası olarak uygulamış ve bundan da siyasi nema sağlamasını becermiştir.
Taşeron müteahhitlerce işe alınacak işçilerin tamamı, AKP’li siyasetçilerin
referanslarıyla işe alınmaktadır. Aksi hâlde, firmanın ihalesi iptal edilmekte,
o firmaya ihale verilmemektedir.
İşsizliğin olumsuzluğunu fırsata çevirenler tarafından oluşturulan
bu sömürü düzeninde, taşeron şirket işçileri “işten çıkarılma” tehdidiyle
AKP’ye oy vermeye zorlanmakta, AKP’nin siyasi mitinglerinin kadrolu elemanı
hâline getirilmektedir.
Bir taşeron işçi kardeşimiz diyor ki: “Halkın geneline hitap edin,
zengine değil. Kimileri alsın başlarını gitsin yarım gün çalışsın, kimileri
sürüne sürüne günde on iki saat çalışsın, ay başı 701 lira alsın. Devletin
başındaki insanlara sesleniyorum: Bu haksızlığa son verilsin, bunca insanın
vebali çok ama çok ağır.”
Değerli milletvekilleri, mutlaka sizler de şahit oluyorsunuzdur
birçok taşeron işçisinden şöylesi şikâyetler de almaktayız, banka hesabına
asgari ücret yatırılmakta, ancak müteahhitlerce kendilerinden ekstra 50 lira,
100 lira para istendiği ifade edilmektedir. Tabii, bu denetimsiz ortamda
bunların hepsi olabilir, yaşanabilir. Dolayısıyla, asgari ücretin bile çok
altında ücret almak durumunda kalıyor taşeron işçileri.
Taşeron işçileri insanca çalışma koşullarından uzak, iş güvencesi
olmadan sendikasız, izin hakkı ve fazla mesai verilmeden günde on iki saati
bulan sürelerde köle gibi çalıştırılmaktadır. Taşeron işçiler, tabiri caiz ise,
sesi kısılmış, elleri kolları bağlanmış, komutla hareket eden bireyler hâline
getirilmiştir, işten atılma korkusuyla seslerini çıkaramamaktadırlar, her
sözleşme dönemi sonunda yeniden sözleşme imzalamama korkusu yaşıyorlar, işten
çıkarılanlara ihbar ve kıdem tazminatı verilmiyor, maaşlarını da düzenli
alamıyorlar.
Değerli milletvekilleri, bunun son örneğini Konya’da yaşıyoruz.
Geçtiğimiz günlerde Kredi ve Yurtlar Kurumunun Konya merkez ve ilçelerindeki
yurtlarda taşeron işçisi olarak çalışan 220 kişinin işleri ellerinden
alınmıştır, hepsi kış gününde sokağa bırakılmıştır. Sebebi müteahhidin
değişmesi ve yeni müteahhidin de yıllardır çalışan bu işçileri kıdem tazminatı
ödememe korkusuyla işlerinden etmiştir, yerlerine yeni taşeron işçileri
almıştır. Bu 220 taşeron işçisi kardeşimiz hepsi bir ev geçindirmekte, çoluğuna
çocuğuna bakmaktadır ama maalesef bunlara sahip çıkan olmamış, Hükûmet, Çalışma
Bakanlığı bunları seyretmektedir, herhangi bir çaba göstermemektedir.
İşsizliği fırsata dönüştürerek siyasi rant hesabıyla yeni taşeron
işçilerini işe alan AKP Hükûmeti, onların sorunları karşısında olupbiteni seyretmekten başka bir şey yapmamaktadır. Her
geçen gün sorunları daha da artan taşeron işçilerine Hükûmet bir an önce sahip
çıkmalı, çalışma şartları ve ücretleri iyileştirilmelidir. Devletin asli ve
sürekli hizmetlerinde çalıştırılan taşeron işçileri mutlaka kadrolara
atanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, öte yandan taşeron şirketlerde yıllarca
çalışan işçilerin sendikal haklarının bulunmadığı, kıdem tazminatlarının
girdi-çıktı yöntemiyle zayi edildiği bilinmektedir. Bu uygulama, Türkiye
Cumhuriyeti devletinin sosyal bir hukuk devleti olduğuna dair Anayasa hükmüne
açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca, ihale yöntemiyle yapılan bu tür
hizmet alımlarında da çeşitli sıkıntılar yaşanmaktadır. İhaleye giren şirketler
ihaleyi kazanabilmek için en uygun teklifi sunmak amacıyla fiyatları
kırmaktadır. Bunun sonucu olarak da ihaleyi kazandıklarında ya çalıştırdıkları
personelin haklarından kesintiye gitmekte, bir kısım yöntemlerle kanuna karşı
hile yöntemlerine başvurmakta ve yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmekten
imtina etmekte, daha doğrusu yerine getirmemektedir.
Son olarak da, bir kısım şirketler aldıkları ihaleden zarar
ettikleri için işi bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu durumda ülke ekonomisi
zarara uğramakta, hizmetlerin aksaması sonucu doğmaktadır. Hükûmet bu taşeron
istihdamının mahzurlarını ayıklamak bir yana, kamu görevlileri, ihaleyi alan
şirkete çeşitli fiilî yöntemlerle müdahale ederek şirkete çalıştıracağı
personeli seçme hakkı tanımamakta, çalışacak personeli bizatihi tespit
etmektedir. Bu uygulama başta milletvekillerimiz olmak üzere tüm kamuoyunun
malumu olup eşitlik, tarafsızlık ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık teşkil
etmektedir. O nedenle, gerekçemizde de belirttiğimiz gibi, bu konuda Meclis
araştırması açılması için desteklerinizi bekliyoruz.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde “geçici ve mevsimlik işçilik”
adı altında da bir dram yaşanmaktadır. 10 binlerce işçi devletin asli ve
sürekli işlerini yapmalarına rağmen yılın belli dönemlerinde işten
çıkarılmaktadır. Üstelik hizmet akdi askıya alınan işçinin yeni dönemde
çağrılıp çağrılmayacağı ise belirsizdir. Geçici statüyle çalışan bir işçinin ne
zaman işten çıkarılacağını ve ne zaman işe başlatılacağını, işe başlayıp
başlamayacağını bilemeden hayata tutunmaya çalışması son derece zordur. Bu
şekilde çalışanların yaşadığı psikolojik baskıyı ve sıkıntıyı geçici işçi
olarak çalışmayanların bilmesi mümkün değildir.
AKP’nin eşitliğe sığmayan adaletsiz uygulamalarının her konuda
örnekleri vardır. Bu konuda da 2007 seçimlerinin hemen arifesinde siyasi rant
hesabıyla geçici işçilerin kadroya alınmasıyla ilgili çıkarılan 4/4/2007
tarihli 5620 sayılı Kanun’la yaklaşık 220 bin geçici işçiye kadro verilmiştir.
Fakat Kanun 2006 yılında en az altı ay çalışanları kapsadığından birçok geçici
ve mevsimlik işçi bu kapsama girememiştir. Yirmi veya yirmi beş yıldır bu
kadroyu bekleyen işçiler yararlanamamıştır. Tek suçları 2006 yılında altı ay
çalışmaması. Başta çay ve şeker fabrikalarının olmak üzere uzun yıllardır
mevsimlik işçi olarak çalışanlar kadroya alınmamıştır. Sayın Başbakan “Geride
kalan yaklaşık 20 bin geçici işçinin durumu bizleri üzmüştür. İnşallah, bunları
kadroya almak bizlere nasip olur.” demiştir ancak bugüne kadar da bu durum
düzeltilmemiş, mağduriyet hâlen devam etmektedir.
Tekrar önergemize desteklerinizi bekliyorum, hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.
İkinci konuşmacı, aleyhte olmak üzere, İstanbul Milletvekili Sayın
Tülay Kaynarca.
Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Saygıdeğer Başkanım, çok değerli
milletvekillerimiz; Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisi aleyhine söz almış
bulunuyorum, yüce heyetinizi bu vesileyle saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, MHP’nin grup önerisinde kamuda çalışan
taşeron işçilerin sorunlarının araştırılması yer almaktadır. Az önce konuyu
dikkate alan değerli milletvekilimizin de işaret ettiği, her birine katılmıyor
olsak dahi, önemli başlıklar vardır.
Nitekim bu hafta içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız,
Saygıdeğer Bakanımız Faruk Çelik’in ifade ettiği ve kamuya açıkladığı yeni
yasal düzenlemelerle ilgili çalışmalar vardır. İki aşamada bunu değerlendirmek
mümkün. Birincisi şu: Taşeron işçilerin yasal, var olan haklarını kullanmaya
yönelik, ikincisi de önümüzde yasallaşacak olan süreçte yeni kanuni
düzenlemeler.
Anlatmak istediğim kısaca şu ki, bununla ilgili önümüzdeki
süreçte, en kısa sürede ciddi yasal düzenlemeler yapılacaktır. Ancak bugün
Meclis gündemimizde Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzük değişikliği ve
gensoru görüşmeleri vardır. Bu nedenle, Milliyetçi Hareket Partisi grubunun
önerisi aleyhinde görüş belirttiğimi ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaynarca.
Üçüncü konuşmacı, lehinde olmak üzere, Ankara Milletvekili Sayın
İzzet Çetin.
Buyurun Sayın Çetin. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz on dakika.
İZZET ÇETİN (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Milliyetçi Hareket Partisinin kamuda çalışan taşeron işçilerinin sorunlarının
araştırılmasına ilişkin grup önerisinin lehinde söz aldım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, gerçekten böyle bir önerinin aleyhinde
konuşmanın ne kadar zor olduğunu az önce birkaç dakika konuşan arkadaşımızın
yüzünden okumak mümkündü. Yani taşeron sisteminin ne demek olduğunu herhâlde
Türkiye’de bilmeyen yoktur. Ama taşeron sisteminin kimler tarafından
yaratıldığını, nasıl geliştirildiğini soracak olursanız, bu, AKP’nin eseridir.
Taşeron işçilerine verdikleri haklarla ne kadar övünse AKP, azdır. Çünkü, bu
sistemle kölelik sistemini, emeğin sömürülmesi sistemini yeniden gündeme
getirmiştir. Üstelik bunu Meclise kadar da taşıyarak Meclis çalışanlarını bile
4/C’li, 4/B’li, kadrolu
diye ayırmıştır.
Değerli arkadaşlar, yine, az evvel söz alan iktidar partisindeki
arkadaşımız “Yeni yasal düzenlemeler olacak, burada ileri haklar gelecek,
Çalışma Bakanımız bu konuda çalışıyor.” dedi. Ben az önce, Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunda 4688 sayılı Yasa’nın görüşmelerine
katıldım, oradan geldim. Ki 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ve
Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun özüne baktığınız zaman, zaten taşeron sistemini
nasıl geliştirdiğiniz, emeğe, emekçiye nasıl baktığınız orada da çok net
gözüküyor. Yasalar toplu görüşme haklarından bile daha geri hükümler içeriyor.
“Toplu iş ilişkileri kanunu” diye Sendikalar Kanunu ve Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt
Kanunu Tasarısı’nı Meclisin gündemine getirdiniz. Oraya da bakıyorum, sistem
aynı, değişen hiçbir şey yok. Burada birbirimizi kandırmamıza gerek yok.
Değerli arkadaşlar, gerçekten taşeron sistemi konusunda AKP’nin
söyleyecek hiçbir sözü yok. Resmî olarak, Çalışma Bakanı kasım ayında “410 bin
kamuda taşeron işçisi var.” diyordu, bugün bu sayı 430 bin olarak gözüküyor.
Özel sektörde, biraz evvel Milliyetçi Hareket Partisinin konuşmacısı sayıyı 420
bin olarak verdi ama ülkemizde ekonominin yüzde 45’inin kayıt dışı olduğu bir
alanda bu sayıyı 420 binle, 400 binle sınırlı tutmanın olanağı yok. Çünkü
“kayıt dışı” demek “kanun dışı” demektir. Kanun dışı çalışmayı, çalıştırmayı da
rakamsal olarak tespit edebilmenin olanağı yoktur ki bu önerge, araştırılsın
diye, onun için verilmiştir. Biz de onun için lehinde, araştırılsın diye söz
aldık.
Gerçekten, taşeron sistemi
bir bakıma iş gücü maliyetlerinin düşürülmesi, rekabetin geliştirilmesi,
ekonominin büyümesi gibi birtakım gerekçelere dayandırılarak gündeme getirilmiş
masumane bir yaklaşım olarak önümüzde duruyor ama değerli arkadaşlar, Allah hiç
kimsenin çocuğunu taşeron eline düşürmesin, taşeron işçisi yapmasın. Bilir
misiniz onların hangi koşullarda çalıştığını, amaç kâr diye iş yerlerinde
hiçbir çalışma güvenliğinin olmadığını, iş yeri çalışma ortamının
sağlanmadığını, onların ücretlerinin asgari ücret olduğunu, hatta çoğu yerde
kayıt dışındaki bölümlerde asgari ücretin bile yarısının altında olduğunu bilir
misiniz? AKP olarak sizin bilmenize olanak yok çünkü geçtiğimiz yıl
çıkarttığınız bir torba kanunla kadrolu işçilerin bile belediyelerden Millî
Eğitim Bakanlığına ve Emniyet Genel Müdürlüğüne 4/C’li
olarak gitmesini istediniz ve yasalaştırdınız. Bir taraftan onları oraya
gönderdiniz, diğer taraftan “norm kadro” deyip belediyelerin çalışma
koşullarını, çalışma alanlarını daralttınız ve arkasından “Eğer hizmet
göremiyorsanız, hizmetlerinizde aksama oluyorsa daimî kadrolu işçi
çalıştırmayın, onun yerine hizmet alımı yöntemiyle yani taşeron eliyle
hizmetleri görün.” dediniz. Bu, düpedüz sizin bu olaya bakış açınızın somut bir
örneğidir.
İkinci bir örneğiniz: Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak sosyal
demokrat bir partiyiz, emek ağırlıklı bir partiyiz, emeğin örgütlenmesinin
önündeki engellerin kaldırılmasından yana bir partiyiz. O nedenle, bizim İzmir
Büyükşehir Belediye Başkanımız göreve geldiğinde karşısında 6.500 taşeron
işçisi vardı müteahhitler yanında çalışan, Belediye Başkanı Anayasa’nın
128’inci maddesine baktı, dedi ki: “Devletin asli ve sürekli işleri kamu
çalışanları eliyle görülür, taşeron sistemi Anayasa’ya aykırıdır. Anayasa’ya
aykırı bir çalışmayı da sosyal demokrat bir belediye başkanı olarak ben yapamam.”
Onun için, iki yıllık bir plan çerçevesinde 6.500 işçiyi kadrolu
hâle getirdi. Kendi bünyesindeki şirketlere aldı, taşeron sistemini İzmir
Büyükşehirde kaldırdı ve o işçilerin hepsi sendikalı oldu.
Geçtiğimiz aylarda İzmir Büyükşehir Belediyesine baskın
düzenlettirdiniz, 5 sendikacıyla birlikte belediye görevlilerini hapse
attırdınız, bizim Büyükşehir Belediye Başkanımızı dört yüz yıla varan bir
süreyle yargılamaya kalktınız ve yargıya havale ettiniz. Suçu neydi? Suçunun
bir bölümü, “Taşeron sistemini niye kaldırdın? Ben işçilerin kölelik
koşullarında çalışmalarına kanun yapıyorum, sen beni dinlemiyorsun.” Başbakan
bir de çıkıp diyor ki grup konuşmasında: “Belediyeleriniz var, söz verdiniz,
kaldırsanıza.” Kaldırıyor, adamları içeriye atıyorsunuz, hapse atıyorsunuz,
sendikacıları, belediyecileri.
Değerli arkadaşlar, AKP işbaşına geldiğinden bu yana, dokuz, on
yıldan bu yana emek lehine, çalışanlar lehine hiçbir düzenleme yapmamıştır.
Düzenlemelerin tamamı emek sömürüsüne yöneliktir, anti sendikal politikalardır,
anti toplu sözleşme politikalarıdır.
Biraz evvelki yasada da, arkadaşımız kusura bakmasın, kamu
çalışanlarına ILO’nun 87, 98 ve 151 sayılı sözleşmelerine aykırı olarak, Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına aykırı olarak güdümlü, tek sendikaya
dayanan bir düzenleme getiriyorsunuz. Yani “Gelecekte taşeron sistemini
kaldıracağız.” demenizin inandırıcı hiçbir yönü yoktur. Sizin ne yaptığınızı,
ne yapacağınızı herkes çok iyi biliyor.
Değerli arkadaşlar, gerçekten, bu taşeron işçilerin örgütlenme
özgürlüğünü kullanabilmelerinin, sendikalaşabilmelerinin, toplu sözleşme
haklarından yararlanabilmelerinin de olanağı yok.
Yine, özellikle kayıt dışı alanlarda çalışan işçilerin sosyal
güvenceleri olmadığı gibi, asgari ücret bile onlar için azami ücret konumunda.
Onun için, bu konuda verilmiş bir araştırma önergesi var. Yani, kamu
hizmetlerinin, süreklilik arz eden hizmetlerin kamu çalışanları eliyle
görülmesi asıl; bunda bir kere hemfikir olalım. Anayasa’nın 128’inci maddesi bu
konuda son derece açık.
Diğer taraftan yapılması gereken iş, kamu kurum ve kuruluşlarında
hemşirenin, doktorun, sağlık teknisyeninin, “sözleşmeli” adı altında taşeron
eliyle sekreter olarak hastanede başhekim sekreteri veyahut da doktorların,
dekanların sekreteri olarak çalıştırılması ayıp bir şeydir. Bugün Türkiye’de
üniversiteler bile taşeron elinden düşük ücretle işçi, insan istihdam
etmektedir. Yani bütün bunlar da verimi düşürücü etkilerdir. Bir iş yerinde
memur varsa, sözleşmeli varsa, taşeron işçisi varsa, sendikalı işçi varsa aynı
tahsilde, aynı yeteneklerde, niteliklerdeki insanlar arasında ücret farklılığı
varsa, oradan verim alabilmenizin, ülkeyi kalkındırabilmenizin olanağı yoktur.
Bu, bugünkü baskı rejiminiz içerisinde ses çıkarılamamış olsa bile böyle devam
edecek anlamına gelmez. Bir gün bu işçiler artık “Bıçak kemiğe dayandı.” deyip
sokağa çıktığında sizin polisinizin de, tankınızın da, topunuzun da gücü
yetmez. Onun için yol yakınken…
Bakınız, bundan yirmi yıl evvel o zamanki TİSK Genel Sekreteri
Refik Baydur Kocaeli’de beraber olduğumuz bir
toplantıda şunu söylemişti: “Bu taşeron sistemi özel sektörünü mafyasını
oluşturacak.”. Bugün ihaleler için insanların birbirlerini nasıl mafyavari yöntemlerle yok etmeye çalıştıklarını da göz
önüne getirerek bu sisteme son verilmesi için sunulmuş bir araştırma önergesine
“evet” demenizi bekliyor, ben de saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çetin.
Dördüncü konuşmacı, aleyhte olmak üzere Ankara Milletvekili Sayın
Nurdan Şanlı.
Buyurun Sayın Şanlı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
NURDAN ŞANLI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; MHP
Grubunun kamuda çalışan taşeron işçilerin sorunlarının araştırılmasıyla ilgili
vermiş oldukları önergenin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu
saygılarımla selamlıyorum.
Önergenin görüşülmesiyle ilgili haklı gerekçeleri olabilir ancak
Çalışma Bakanlığı tarafından bu konuyla ilgili kapsamlı bir çalışma
yapılmaktadır ve kısa süre içerisinde Meclis gündemine getirilecektir.
İZZET ÇETİN (Ankara) – Yok efendim, yok.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Öyle bir şey yok.
NURDAN ŞANLI (Devamla) – Değerli milletvekilleri, Meclis
gündemimiz belirlenmiştir. İç Tüzük Teklifi Meclis gündemine gelmiştir.
Ülkemizin ve milletimizin menfaatleri doğrultusunda bir an evvel…
ALAATTİN YÜKSEL (İzmir) – Önemli işleriniz var.
NURDAN ŞANLI (Devamla) - …kanunlaşması için görüşmelerin bitimine
kadar Meclisin çalışması gerekmektedir.
Bu nedenle, MHP grup önerisinin aleyhinde olduğumuzu belirtir,
Genel Kurula saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun önerisini oylarınıza
sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kâtip üyeler arasında anlaşma sağlanamadığından elektronik cihazla
oylama yapacağım.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, kaç kaç oldu yani? Ne oldu?
Kim ne buldu?
BAŞKAN – Efendim, elektronik cihazla oylama yapacağız dolayısıyla
oylama yapıyoruz ve üç dakika süre veriyoruz.
(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Biraz daha bekleyin.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Üç dakika yetmez Başkanım, on beş dakika
verelim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim. Bir daha size göre öyle yaparız.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) - Evet, öyle yapın.
BAŞKAN – Emriniz başüstüne.
(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)
BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, efendim, Genel Kurulun
kararını almadan doğrudan doğruya elektronik cihazla oylama yaptınız.
Dolayısıyla, Genel Kurulun kararını almanız lazımdı, bu oylamanız geçerli
değildir. Usule uygun hareket etmediniz, bu bakımdan bu oylama geçersizdir.
Önce, Genel Kurulun oylamanın şekli
hakkında kararını almanız gerekirdi.
BAŞKAN – Şimdi, Sayın Vural, bu Tüzük yapıldığı zaman bu cihazlar
olmadığından öteden beri şöyle bir uygulama yapılıyormuş: 141’inci maddenin
dördüncü fıkrasında “İşaretle oylama sırasında oya sunulan hususun lehinde ve
aleyhinde el kaldıranları, Başkan ile kâtip üyeler beraberce sayarak tespit
ederler. Aralarında anlaşamadıkları veya oyları tespit edemedikleri hâllerde,
ayağa kalkmak suretiyle tekrarlanacak yerine, elektronik cihazla oylama
yapılır.” şeklinde bir gelenek oluşmuş, bir uygulama oluşmuş onu yaptık
efendim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, bundan önce Sayın
Başkanların uygulamasında bu konuda elektronik oylamayla uzlaşma olmadığı zaman
karar yeter sayısı arandığına şahadet ettik. Bundan önce Meclis Başkan
Vekilleri böyle ifade ediyordu. Dolayısıyla, önce, Genel Kurulun bu konuda
iradesini almanız gerekiyordu.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Onlar açık oylama için, bu işari oylama.
BAŞKAN – Efendim, o açık oylamalar için uygulanıyormuş, bu ise
söylediğim gibi, bu cihazlardan önce konduğu için, cihazla oylama doğrudan
doğruya yapılıp tekrar ediliyormuş.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sayın Başkan, İç Tüzük’ü
değiştiriyorsunuz, bunu da değiştirin.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, değil o, öyle değil.
BAŞKAN – Efendim, buradakiler de Tüzük’ü
gösteriyor.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ne demek efendim, Tüzük’te
ne ise onu yapacaksınız.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sizin okuduğunuz maddeyi gösteriyoruz.
BAŞKAN – Bir dakika…
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Burada yazmıyor öyle bir şey. Biz sizin
geleneğinize bakmayız.
OKTAY VURAL (İzmir) – İşaretle oylamayla ilgili usul. Dolayısıyla,
burada doğrudan doğruya siz bu İç Tüzük yerine yeni bir hüküm icra ettiniz.
Dolayısıyla, bu konuda Genel Kurulun kararını almanız gerekiyordu.
BAŞKAN – Sayın Vural, söyledim, yeni bir tüzük icat etmedim.
OKTAY VURAL (İzmir) – İşaretle oylamada, 141’inci maddede…
BAŞKAN – “Bugüne kadarki uygulama böyle.” diyorlar efendim, benim
bir şey icat ettiğim yok.
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, İç Tüzük’ü
uygulayın. İç Tüzük’e göre, doğrudan doğruya
elektronik oylamayla yapacağız diye bir yetki verilmiyor size. Varsa söyleyin
bana.
BAŞKAN – Efendim, ben “Var.” demiyorum; diyorum ki bu…
OKTAY VURAL (İzmir) – Yok o zaman, tamam, anlaşıldı.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Yoksa yeni bir karar ihdas edemezsiniz
Sayın Başkan.
OKTAY VURAL (İzmir) – O yoksa yapamazsınız.
BAŞKAN – Efendim, bir şey söylediğim yok. Bir saniye durur musunuz
siz.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ben senin öğrencin miyim canım! Allah Allah!
BAŞKAN – Şimdi, eğer öyle yapılacaksa öyle, usul neyse onu
yapalım. “Bu Tüzük’ten sonra bu cihazlar ortaya
konuldu, uygulama böyle.” deniliyor. İstiyorsanız tekrar sorarız, tekrar
yaparız; başka yapacağım bir şey yok.
OKTAY VURAL (İzmir) – Oylamayı iptal etmeniz gerekir.
BAŞKAN – Oldu efendim…
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ayağa kalkarak diyor!
BAŞKAN – Oldu efendim…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bir saniye… Bir saniye…
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Genel Kurulun kararı olmadan
oylamayı nasıl iptal edeceksiniz?
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Ayağa kalkmak suretiyle…” diyor!
BAŞKAN – Yahu ben de görüyorum onu, otur yerine ya, Allah rızası
için.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Oturmayacağım orada, oturmayacağım! Bunu
uygulayacaksınız, bunu!
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Siz oturun yerinize.
Sayın Canikli, buyurun efendim.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yapılan uygulama bugüne kadarki
uygulamaya, teamüle, İç Tüzük’e uygundur.
OKTAY VURAL (İzmir) – Yok efendim, yok. İç Tüzük’e
uymaya davet ediyorum sizi, teamül filan yok.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Karar yeter sayıları, eğer kâtip
üyeler arasında…
OKTAY VURAL (İzmir) – Yok öyle bir teamül.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) –
…ihtilaf söz konusu olduğunda Sayın Başkan tarafından elektronik olarak
yapılması şeklindeki uygulama bugüne kadar devam edegelmiştir.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, o zaman böyle bir teamül
olduğuna ilişkin yüksek Başkanlığınız, bundan önce yapılan oylamalarda
elektronik oylamayla ilgili karar alınmamışsa o teamülle ilgili şeyleri
görelim, ondan sonra karar veririz.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, açık oylama için
gerekiyor.
OKTAY VURAL (İzmir) – Lütfen o tespiti yapalım.
BAŞKAN – Şimdi, değerli arkadaşlarım, arkadaşlarımın bana verdiği
bilgiye göre, “İşaretle oylamayı tekrarlıyoruz. Bunun için tekrar sorulmasına
gerek yok.” diyorlar Sayın Vural. Bana verilen bilgi o, teamül dedikleri bu.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim, olmaz çünkü işaretle oylamada
siz doğrudan doğruya elektronik oylamaya başvurdunuz. Çok doğru diyorlar.
İşaretle oylamada siz burada elektronik oylamaya başvurmasaydınız doğruydu ama
elektronik oylamaya başvurmak suretiyle siz oylamanın şeklini değiştirdiniz.
BAŞKAN – Bakınız, bakınız Sayın Vural…
OKTAY VURAL (İzmir) – Yani, doğru…
BAŞKAN – Sayın Vural, bakınız, her zaman için yapılan uygulama şu…
OKTAY VURAL (İzmir) – Ben de diyorum ki…
BAŞKAN – Şimdi, bakınız… Bir saniye beni dinler misiniz, ben sizi
dinledim.
Şimdi, daha evvel oyladık, anlaşmazlık oldu kâtip üyeler arasında.
OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman…
BAŞKAN – Bir saniye...
Dolayısıyla, o zaman ona dayanarak elektronik oylamaya gittik.
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, hayır…
BAŞKAN – Bunun tekrarı yok.
OKTAY VURAL (İzmir) – İşte, gidemezsiniz.
BAŞKAN – Özür dilerim, gideriz efendim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Gidemezsiniz!
BAŞKAN – Ben uygulamamın doğru olduğu kanaatindeyim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, hayır...
BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum…
OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması açıyorum.
BAŞKAN – Efendim, sonuç şu…
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, 63’e…
BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi önerisi kabul edilmemiştir.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim, sağ olun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, usul tartışması açıyorum.
BAŞKAN – Şimdi, buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tartışması açıyorum.
BAŞKAN – Hayhay, memnuniyetle.
OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, aleyhinizde usul tartışması açıyorum;
siz İç Tüzük ihlali yaptınız.
BAŞKAN – Buyurun efendim, buyurun; usul tartışması açıyoruz,
buyurun.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte.
BAŞKAN – Lehte Sayın Canikli.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte Sayın Kamer Genç.
BAŞKAN – Aleyhte Kamer Genç.
OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte.
BAŞKAN – Aleyhte Oktay Vural.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte.
BAŞKAN – Lehte Mustafa Elitaş.
Tutumumuzla ilgili, aleyhte Sayın Kamer Genç, buyurun efendim.
(CHP sıralarından alkışlar)
VIII.- USUL HAKKINDA
GÖRÜŞMELER
1.- Oylama sırasında
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün “İşaretle
oylamada usul” başlıklı 141’inci maddesini uygulamadığı gerekçesiyle Başkanın
tutumu hakkında
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İç Tüzük’ümüzde işaretle oylamanın nasıl yapılacağı açıkça
belirlenmiş. Burada, 141’inci maddede “İşaretle oylama sırasında oya sunulan
hususun lehinde ve aleyhinde el kaldıranları, Başkan ile kâtip üyeler beraberce
sayarak tespit ederler.” diyor. Yalnız kâtip üyelere bırakmaz bunu. “Aralarında
anlaşamadıkları veya oyları tespit edemedikleri hâllerde, Başkan, oylamanın
ayağa kalkmak suretiyle tekrarlanacağını bildirir.” diyor. Gerçi buraya elektronik
şey geldi ama İç Tüzük hükmü açık. Bu elektronik oylama sistemi sonradan geldi;
burada bir değişiklik yok.
Şimdi, o zaman, orada kâtip üyeler arasında eğer anlaşmazlık varsa
oylamanın tekrarlanabilmesi için 5 üyenin kalkıp bunun tekrarını istemesi lazım,
ondan sonra oylama yapılması lazım.
Şimdi arkadaşlar, tabii bugün dün burada bir İç Tüzük değişikliği
getirildi. Sizin amacınız kavga etmek. Bakın Tayyip Erdoğan diyor ki yani bizim
Genel Başkana ağzına gelen lafları söylüyor. Böyle bir, Başbakanlık makamında
oturan adam böyle şey olur mu ya? Başbakanlık makamında oturan insan hoşgörülü
olacak, kucaklayıcı olacak, memlekette huzur ve güvenin sağlanması için elinden
gelen her türlü tedbiri getirecek.
Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’na diyor ki:
“Yahu sen Dersimli değil misin?” Peki, sen nerelisin Tayyip Bey? Sen de Papunyalı değil misin? Yani sen de Papunyalısın.
(CHP sıralarından alkışlar) Ama şimdi bunların zamanla değişti isimleri.
Şimdi bu memlekette adam Dersimli olabilir, İzmirli olabilir,
Türkiye'nin herhangi bir yerinden olabilir. Sen bununla neyi kastediyorsun?
Niye bölücülük yapıyorsun? Bize göre Türkiye Cumhuriyeti devletinin hudutları
içindeki her ildeki vatandaş eşit, Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşıdır, bu
memlekette her makama gelmeye layık bir kişidir. Dolayısıyla… Allah rızası için
yahu buna söylemiyor musunuz, bu Tayyip Bey’e? Yahu sen bir defa bir barıştan
yana ol, bir aklını başına topla da doğru dürüst konuş kardeşim! (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
“Efendim biz bu memlekette dindar, demokrat, laik insan, çağdaş
insan yetiştireceğiz.” diyor. Yahu din ayrı bir şey, laik ayrı bir şey. Eğer
bilmiyorsan yanındakiler biraz akıl sana versinler. Bunları öğren de gel!
Şimdi çıkıyorsun kürsülere, birileri sana söylüyor… Ama
arkadaşlar, bunlara tahammül kalmamış. Devamlı ayrımcılığa gidiyor, bir
Alevi-Sünni meselesini ortaya atıyor, istiyor ki Türkiye’de yani Suriye gibi…
Mısır’da gördünüz işte. Müslüman kardeşlerin iktidara gelmesinde dün bir maçta
75 kişi öldü. Yani buraya mı memleketi getirmek istiyor?
ALTAN TAN (Diyarbakır) – Maçla ne alakası var? Sapla samanı
karıştırma!
KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi sizin amacınız bu memleketi, bakın bu
memleketi yine bir kardeş kavgasına götürmek. Siz iktidar grubusunuz, burada İç
Tüzük’e göre niye bunu…
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Maçla ne alakası var?
KAMER GENÇ (Devamla) – Ne acelesi var yahu? İç Tüzük’ü
uzlaşmayla getirelim çıkaralım.
Bakın en büyük vahşet sizin zamanınızda yapıldı. İşte güneyde
öldürülen 35 vatandaşımızın hesabını veriyor musunuz? Vermiyorsunuz. (CHP
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Genç, çok teşekkür ederim efendim.
Şimdi, tutumumuzun lehinde Sayın Nurettin Canikli.
Buyurun Sayın Canikli.
Üç dakika süreniz var. Lütfen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli
arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Biz, inançlı bir nesil, bir gençlik yetiştirilmesi gerektiğine
inanıyoruz ve (AK PARTİ sıralarından alkışlar) ülkenin geleceğinin teminatının
da inançlı gençlikten geçtiğini düşünüyoruz ama siz nasıl bir gençlik
istiyorsunuz, onu bilemiyorum, bizi de ilgilendirmiyor.
Değerli arkadaşlar…
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Biz, laik, demokrat, yurtsever bir gençlik
istiyoruz.
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Biz, özgür insan istiyoruz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – O sizin takdiriniz, onu biz
bilemeyiz, Sayın Genel Başkanınız söyledi, o sizin takdiriniz.
ATİLLA KART (Konya) – Vatansever…
AYTUĞ ATICI (Mersin) – İnançlı gençlik Suudi Arabistan’da da var,
İran’da da var! Biz, laik, demokrat, yurtsever bir gençlik istiyoruz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, şu anda
her milletvekilinin kullandığı bu elektronik sistem bizden önce kuruldu yani AK
PARTİ İktidarından önce kuruldu.
ATİLLA KART (Konya) – Emperyalizme teslim olmayan, sömürüye teslim
olmayan gençlik istiyoruz biz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Güzel bir sistem ve kurulduğundan
beri de bu hüküm biraz önce Sayın
Başkanın icra ettiği şekilde uygulandı.
ATİLLA KART (Konya) – Sömürgeciliğe teslim olmayan gençlik
istiyoruz biz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - İstisnasız, bilaistisna bütün
hükûmetler döneminde, bütün başkanlar ve başkan vekilleri döneminde, bütün grup
başkan vekilleri döneminde, bütün partiler döneminde, hepsinde bilaistisna bu
kural, elektronik ortam, elektronik sistem hayata geçtikten sonra bu şekilde
uygulandı; son derce de mantıklı, son derece de doğal. Katkı sağlayan herkese,
kuran herkese teşekkür etmemiz gerekiyor, ediyorum, şükranlarımızı arz
ediyorum.
Düşünün, milletvekilleri tek tek ayağa kalkacak, tek tek sayılacak
yani inanılmaz bir zaman kaybı.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Hani yok bunların içinde, düzeltseydin…
Aklın başka şeylere çalışıyor!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ama teknoloji buna imkân sağlıyor ve
o nedenle de bizden öncekiler, bizden önce bu sıralarda oturanlar ve bu Meclisi
yönetenler birlikte karar almışlar, birlikte, oy birliği ile yani bütün siyasi
partiler “Tek tek böyle ayağa kalkmaya
gerek yok, sistem de kuruldu, teknolojinin imkânlarından faydalanalım ve bu
şekilde icra edelim.” demişler ve bugüne
kadar da hep bu şekilde uygulanagelmiş değerli arkadaşlar.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Canikli, tüzük değişikliği
yapıyorsunuz, niye koymuyorsunuz? Koyun onu, gerekli olan şeyi koyun.
AYTUĞ ATICI (Mersin) - On yıldır niye değiştirmediniz Sayın
Canikli?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Neden, neresi yanlış bunun yani
neresi yanlış? Bu sistem kurulurken, daha sonra uygulanırken belki burada daha
önce milletvekilliği yapmış, belki görev yapmış arkadaşlarımız da olabilir şu
andaki siyasi partiler içerisinde. Bu arkadaşlarımız da buna dâhildir, bu
görevliler, yetkililer, siyasi parti yetkilileri de buna dâhildir.
Değerli arkadaşlar, bu doğru bir yaklaşım değil, doğru bir
yaklaşım değil yani burada herhangi bir sıkıntı yok, Meclis çalışıyor. Tamam, anlıyoruz, Meclis
çalışmalarını bloke etmeye çalışıyorsunuz, engellemeye, geciktirmeye
çalışıyorsunuz.
AYTUĞ ATICI (Mersin) - Hayır efendim, uzlaşmaya çalışıyoruz. Sizi
uzlaşmaya davet ediyoruz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Onu yapıyorsunuz başka anlamı var mı
bunun? Yani biraz önce söylediğim çerçevede bugüne kadar böyle işlenen ve böyle
yürütülen bir kuralı bugün çıkıp “Efendim bu İç Tüzük’ün
şu hükmüne aykırıdır, şöyle doğru değildir.” demenin başka bir anlamı, başka
bir yorumu var mı? Bu, Meclis çalışmalarını engellemektir…
AYTUĞ ATICI (Mersin) - Engelleyen sizsiniz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …bu Meclis çalışmalarını bloke
etmektir, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışmalarını engellemenin dışında
başka bir şekilde izah edilemez değerli arkadaşlar. Dolayısıyla lütfen…
AYTUĞ ATICI (Mersin) - Bizim engellemeye çalıştığımız AKP hegemonyasıdır,
AKP faşizmini engellemeye çalışıyoruz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Elbette yanlış yapıldığı zaman itiraz
edilir, haksızlık yapıldığı zaman itiraz edilir, ona bir eleştirimiz olamaz ama
bugüne kadar uygulanan ve herkesin
mutabakatla uyguladığı bir sistemde bugün çıkıp “Doğru değildir, yanlıştır ya
da İç Tüzük’e uygun değildir.” demek de bana göre hiç
doğru değildir değerli arkadaşlar. Açık olmak gerekir. Açık düşüncenizi çıkın
söyleyin “Biz bu Meclisin çalışmasını istemiyoruz.” deyin.
Hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bir dakika efendim, bitirelim müsaade ederseniz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, bir saniye efendim…
BAŞKAN – Efendim…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Başkan, size söz vereceğim, bir dakika son
konuşmacıyı da dinleyelim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama Sayın Başkan…
OKTAY VURAL (İzmir) - Başkan Vekilinin belki bir muradı var,
dinleyin bir.
BAŞKAN - Müsaade edin de ben yöneteyim Sayın Vural.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama Sayın Başkan, ifade etmek
istediğim bir husus var efendim. Sayın Canikli konuşmasında “Biz inançlı bir
nesil istiyoruz, siz nasıl bir nesil istiyorsunuz bilmiyorum.” diyerek
Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun inançlı bir nesil istemediği anlamında bir
ifadede bulunmuştur. Grubumuza açıkça bir sataşmada bulunmuştur. Söz istiyorum
efendim.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben öyle bir şey söylemedim.
BAŞKAN – Şimdi Sayın Vural’dan sonra size sataşmadan söz
vereceğim.
Buyurun yerinize oturun efendim.
Sayın Vural, buyurun.
Aleyhte olmak üzere Sayın Vural, buyurun.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkanım özür dilerim, kürsüde
yanlış bir oturma var, olmaz böyle. Kürsüde oturma yanlış Başkanım. Özür
dilerim, kürsüde bir yanlışlık var.
BAŞKAN - Affederseniz…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Yaşlı üyenin sağınızda oturması lazım,
genç üyenin solunuzda oturması lazım. Lütfen Tüzük’e
bakın, yanlış yapıyorsunuz. Yanlış yapıyorsunuz, bakın Tüzük’e
ama. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Ben yapmıyorum efendim. Herkes yerine oturmuş, öyle
oturmalarında da hiçbir sakınca yok.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Olmaz Başkanım, yanlış yapıyorsunuz.
BAŞKAN - Buyurun… Buyurun lütfen… Buyurun lütfen yerinize… Lütfen
yerinize…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ama önce bu yanlışı düzeltin.
BAŞKAN - Sayın Vural, buyurunuz efendim.
Süreniz üç dakika, lütfen.
OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Burada önce söz alırken, umarım, sizin bugün kürsüde oturmanız,
bir İç Tüzük dayatmasıyla muhalefetin sesini kısmak isteyen çoğunluk iradesinin
istek ve arzularını yerine getirme göreviyle bu görevi üstlenmemiş olmanızı
diliyorum, inşallah öyle bir kastınız yoktur.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Vardır… Vardır…
OKTAY VURAL (Devamla) – Şimdi, işaretle… Biraz önce söyledim,
işaretle oylamada usul burada açıkça yazılı. Siz bu usulü takip etmediniz,
elektronik oylamaya gittiniz. Ben de size dedim ki: “Bundan öncekilerin böyle
bir uygulaması varsa, bu uygulamaya aykırı bir uygulama olup olmadığını tespit
edin, bize söyleyin.” Siz bu tespiti dahi yapmadınız ve “Bundan önce elektronik
oylamayla ilgili karar yeter sayısı bulunmadığı için elektronik oylamaya
giderken Genel Kurulun kararının alınıp alınmadığını öğrenin.” dedim, bunu bile
yapmadınız. Dolayısıyla, bugün geldiğimiz bu noktada yaptığınız bu oylama
geçersizdir, usule uymadınız.
Şimdi, Allah kimseyi kendi sözleriyle imtihan etmesin. Biraz önce
Nurettin Canikli kalktı dedi ki: “Ya, partiler bu konuda anlaşmış, böyle demiş,
bunun neresi yanlış? Bugüne kadar böyle uygulanmış.” Peki, sizin getirdiğiniz
İç Tüzük’te Danışma Kurulu önerileri konusunda siyasi
partilere söz verilmesi konusunda yok muydu bugüne kadar bu uygulama? Niye bu
yanlıştır diyorsunuz da değiştiriyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz, İç Tüzük konusunda kimseye… Öyle
bir açıklamamız yok. Olur mu öyle şey?
OKTAY VURAL (Devamla) - İşinize geldiği zaman böyle, işine geldiği
zaman böyle, değil mi? Allah kimseyi kendi sözleriyle imtihan etmesin.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bırak Allah’ını seversen! Siz ne
konuştuğunuzu biliyor musunuz?
OKTAY VURAL (Devamla) - Bak, bugün geldin bu tuzağa düştün.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz ne konuştuğumuzu biliyoruz.
OKTAY VURAL (Devamla) - Bugün geldiğimiz bu noktada bir de kalkmış
oradan diyorsunuz ki: “Efendim, bunun neresi yanlış?” Peki, partilerin Danışma
Kurulu önerisi getirmesi niye yanlış? Niye milletin sesini kısıyorsunuz? Bu
milletin oylarıyla gelmiş, helaliyle gelmiş milletvekillerinin, gruplarının İç Tüzük’ten kaynaklanan haklarını niye kesiyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Meclisi çalıştırmak için, Meclisi
verimli çalıştırmak için.
OKTAY VURAL (Devamla) - Niye milletin sesini kısıyorsunuz ya?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Söz kesme falan yok!
OKTAY VURAL (Devamla) - Nedir sizin… Emeklinin çilesinden,
atanamayan öğretmenlerin, çiftçilerin sorunlarının buraya getirilip
görüşülmesinden niye rahatsızsınız Sayın Nurettin Canikli?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Öyle bir rahatsızlığımız yok. Her gün
getirin, zaten getiriyorsunuz.
OKTAY VURAL (Devamla) - Niye bu milletin hakkının hukukunun burada
savunulmasından, sizin denetlenmenizden rahatsızsınız?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun)- Hiç bir rahatsızlığımız yok.
OKTAY VURAL (Devamla) – Niye bu demokraside muhalefeti
hazmedemiyorsunuz? Neden sesi, sözü kesmeye çalışıyorsunuz?
YUNUS KILIÇ (Kars) – Meclisi çalıştıramıyoruz, Meclisi!
OKTAY VURAL (Devamla) – O bakımdan, bugün asıl Meclis
çalışmalarını bloke eden AKP’nin çoğunluk partisidir.
Bir çoğunluk diktasıyla, değerli vatandaşlarım, burada bizim
sözümüzü kesmek istiyorlar. Burada bizim konuşmamızı istemiyorlar, asıl
amaçları bu. Söyleyecek sözleri olamayanlar bugün bu Mecliste bu kürsüyü size
kapatmak istiyorlar. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) Meclis televizyonunu da
kapattılar, bunu da kapatmak istiyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OKTAY VURAL (Devamla) – Asıl amacı ve hedefi milleti susturmak,
sindirmektir. Amaçlarına ve hedeflerine ulaşamayacaklardır. (MHP ve CHP
sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural.
Değerli arkadaşlarım -bu uygulama- 5/10/1998 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanının Başkanlığında yapılan toplantı sonunda varılan
tespit ve mutabakatlar zaptı var, bunun 8’inci maddesi aynen şöyle diyor:
“İşaretle oylama ihtilaflı -Başkan ve kâtip üyeler arasında- ve itirazlı hâller
ile karar yeter sayısının arandığı durumlarda elektronik sistemle, diğer
hâllerde ise üyelerin el kaldırması suretiyle yapılacaktır.” Birincisi bu.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – O yeni bir İç Tüzük ihdası, olamaz öyle
şey!
BAŞKAN – Bir saniye efendim, bir saniye. Lütfen…
En son uygulama…
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Hangisi daha üstün? O mu, İç Tüzük mü daha
üstün?
MAHMUT TANAL (İstanbul) – O bir yeni İç Tüzük ihdasıdır, onu
yapamazsınız!
BAŞKAN – Lütfen… Yani, lütfen oturun…
En son uygulama, yani bu, 98’den bu yana, 9/4/2008’de de
uygulanmış, burada da vesikası var, isteyen arkadaşlarımız görebilir.
Bilgilerinize arz ederim.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, yanlış örnek, örnek olamaz!
BAŞKAN – Şimdi, Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, peki, o zaman bu bilgileri
verdiniz, bundan önce işaretle oylamada elektronik oylama yapılmasına ilişkin
Genel Kurul kararı alınmış mı, alınmamış mı?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, elektronik oylama
yapılmadı efendim, oylamanın elektronik sistemle yapılması ve karar yeter
sayısı…
BAŞKAN – Efendim, bakınız…
OKTAY VURAL (İzmir) – Hadi, bunu açıklayın!
BAŞKAN – Efendim, açıklayayım…
OKTAY VURAL (İzmir) – Açıklayın, ne açıklaması ya?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Usul mu tartışıyoruz Sayın Başkanım
burada?
BAŞKAN – İşaret oylamasında bulunamadığı takdirde yapılmamış,
başka hâllerde yapılıyor.
OKTAY VURAL (İzmir) – Siz oraya görevli olarak atandınız.
BAŞKAN – Siz anlamak istemiyorsunuz, mesele burada!
AYTUĞ ATICI (Mersin) – İç Tüzük daha üstündür Sayın Başkan!
OKTAY VURAL (İzmir) – Dün akşam AKP Grubunda yaptığınız toplantı
neticesinde görevlendirildiniz. AKP Grubunda toplantı yaptın dün akşam ya!
BAŞKAN – Buyurun efendim, buyurun Sayın Hamzaçebi.
IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN
KONUŞMALAR
1.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, grubuna
sataşması nedeniyle konuşması
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; Sayın Başbakan ve onun sözcüleri yeniden eski bir politikaya
başvurmaya başladılar, din üzerinden, İslamiyet üzerinden siyaset yapmak.
“Dindar bir nesil yetiştirmek istemiyor musunuz?” dedi Sayın
Başbakan.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Konuyu biz açmadık.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Onun adına burada konuşan sözcü
“Biz inançlı bir nesil yetiştirmek istiyoruz.” diyerek, toplumu din konusunda,
dindarlık, inanç konusunda kutuplaştırma siyasetini güdüyorlar.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Senin konuşmacın söyledi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Ben şimdi Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubuna ve Hükûmete, Sayın Başbakana şunu sormak istiyorum: Sayın
Başbakan, Sayın Canikli, din nedir, İslamiyet nedir? Evet, soruyorum: Yani İslamın öngördüğü nüsükü, onun
icrasını yeterli mi sayıyorsunuz? Din ritüellerin icrası mıdır sadece, nüsükün yerine getirilmesi midir? Yani beş vakit namaz
kılındığı zaman, oruç tutulduğu zaman, İslam’ın şartları, şekil şartları yerine
getirildiği zaman, siz kendiniz Müslüman olduğunuzu mu zannediyorsunuz?
Dinin esası, mülk meselesidir. İbni
Haldun bundan yedi yüz sene önce şöyle derler: “İktidar mala, mal iktidara
götürür; bu ikisine ‘mülk’ denir.” Yani egemenlik, lehul
mülk: Hüküm koymak Allah’ındır. Allahü ekber: Allah en büyüktür. Siz büyük değilsiniz. Bunun
anlamı mülkiyet herkesindir; iktidar, güç herkesindir; halkındır ama siz bugün
getirdiğiniz İç Tüzük değişikliyle “İktidar bizimdir.” diyorsunuz. (CHP
sıralarından alkışlar) Sizin İslamiyet anlayışınız bu! Size Kur'an-ı Kerim’deki
Maun Suresini okumanızı salık veririm, Mekkî
ayetlerdendir. 13’üncü sure Tekâsür: “Bir zenginlik
ve çoğaltma yarışıdır, mezara kadar sürecek.” diyerek o vahşi kapitalizmi
ayıplar. Devamında bir ikinci sure gelir, Maun Suresi: “Fakiri düşünmüyorsanız,
yoksulu düşünmüyorsanız, haksızlık yapıyorsanız vay o namaz kılanların hâline.
Sizin namazınız sayılmaz.” diyor. Size Maun Suresini ithaf ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar) Sizin namazınız bu!
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – O kararı sen veremezsin.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) - Namaz adalet demektir. Alnı
secdeye varan insan, alnı secdeden kalktığında adaleti yüreğine yerleştirmiş
olacaktır ama siz namazı camide bırakıp çıkıyorsunuz. Namaz camiden sonra
başlar, din camiden sonra başlar, oruç ramazandan sonra başlar. Siz orucu ramazanda
bırakıyorsunuz, namazı camide bırakıyorsunuz, “İktidar bizim.” diyorsunuz.
İslamiyet’in esası mülk meselesidir, infaktır.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Doğrudur, aynen katılıyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Devamla) – İmkânı olanların imkânında imkânsızların
bir hakkı olduğu görüşüne dayanır, yoksa zengin mal varlığından bir miktarını
fakire ihsan eder anlayışı değildir, ama sizin anlayışınız budur.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.
VIII.- USUL HAKKINDA
GÖRÜŞMELER (Devam)
1.- Oylama sırasında
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün “İşaretle
oylamada usul” başlıklı 141’inci maddesini uygulamadığı gerekçesiyle Başkanın
tutumu hakkında (Devam)
BAŞKAN – Tutumumuzun lehinde Sayın Mustafa Elitaş.
Buyurun Sayın Elitaş. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten bu dönemde, 24’üncü Dönemde çok önemli şeyler duyuyoruz.
Rabbimin takdiri ilahisi, hakikaten çok önemli bir şey. Hatırlayın, 14 Mart
2008 tarihinde AK PARTİ’yle ilgili bir kapatma davası
açıldı. Kapatma davasının esas maddelerinden birisi, “Bu kanunun tatbikatında
cemaatler vakıf, sendikalar dernek hükmündedir.” ifadesini bir gazete manşet
atmış, kapatma davası içerisine bunu da koymuşlar.
Şimdi bakıyorum, Cumhuriyet Halk Partisi temsilcileri kim daha
dindar nesil yetiştirecek diye Adalet ve Kalkınma Partisiyle yarış hâline
girmiş, Rabbime şükrediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ne münasebet!
ATİLLA KART (Konya) – Ne ilgisi var! Yine kendine yakışanı
söylüyorsun!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisinin Grup
Başkan Vekili ve daha önceki grup başkan vekilleri kim daha çok cami yaptırdı
diye bir yarışa girmiş, onun için yine şükrediyorum.
Sayın Hamzaçebi, gerçekten hem ayetlerden, surelerden ve içine
girerek Maun suresinden, İslam’ın içeriğine girerek böyle bir yaklaşım
içerisinde, anlayış içerisinde bulunmasının çok büyük bir gelişme olduğunu
düşünüyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sizin din anlayışınızı
eleştiriyorum.
ATİLLA KART (Konya) – Sizin ikiyüzlülüğünüzü eleştiriyoruz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – 2008 yılında Temmuz ayının sonunda,
Anayasa Mahkemesi bizim irticayla ilgili, odak olduğumuzla ilgili konuyu burada
her gün gündeme getirenler, biz buradan Allah lafzını, Kur'an-ı Kerim’i ifade
etmeye çalıştığımızda, “Siz irticai faaliyette bulunuyorsunuz.” diyenler,
şimdi, burada hadislerle, ayetlerle meseleyi anlatmaya çalışıyorlar…
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – O sizden iyi bildiğimizi gösteriyor!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Hamdolsun Türkiye çok önemli bir
noktaya doğru gidiyor, bunun Cumhuriyet Halk Partisine de katkısı olduğuna
inanıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
İç Tüzük konusuna gelince, bakın, değerli arkadaşlar, Sayın Başkan
buradan İç Tüzük’ün 141’inci maddesiyle ilgili
uygulamayı okudu.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Elitaş,
siz Sayın Başbakanın söylediğinden farklı bir şey mi söylüyorsunuz? Cumhuriyet
Halk Partisinin bu konudaki görüşünün Sayın Başbakanın ifade ettiği gibi
olmadığını mı söylüyorsunuz?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) - İç Tüzük’ün
141’inci maddesiyle ilgili kısmı okudu.
Burada diyor ki: Eğer anlaşamadıkları takdirde… Açık oylama istemi
yok burada, sadece karar yeter sayısı var. Karar yeter sayısını da Anayasa’nın
96’ncı maddesine bağlantılı olarak istiyor. Eğer kâtip üyelerle arasında bir
anlaşma olmazsa ya tarafları ayağa kaldıracak Başkan ama biraz önce okuduğu
gibi, 1998 yılında alınan karar gereğince elektronik sistem girince 139
sayısına ulaşılıp ulaşılmadığıyla ilgili konunun burada tespiti amacıyla
yapılmıştır.
Bir de açık oylama istemi var. Değerli milletvekili arkadaşlarımız
bu konuyu karıştırıyorlar. Açık oylama istemi 15 milletvekilinin imzalı
önergesi veya ayağa kalkmasıyla birlikte açık oylama istemi; o da ilgili
143’üncü maddeye uygun olarak yapılması gereken sistem.
Sayın Başkan kâtip üyelerle arasındaki bir ihtilafı çözebilmek
için bugüne kadar yapılmış olduğu gibi… 143’üncü maddeyi okursanız, açık
oylamanın elektronik cihazla yapılacağıyla ilgili bir hüküm de yok ama Başkan
“Açık oylamanın şeklini Genel Kurula sunacağım.” diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – “Elektronik cihazla yapılmasını
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler...” diyor. Olmayan bir şeyi…
Nasıl ki, burada Başkanlık Divanı böyle bir karar almışsa aynı şekilde
uygulamış olduğundan Başkanın uygulaması doğrudur.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP
sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Elitaş, teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, daha önce de arz ettiğim gibi, daha evvelki
uygulamalara uygun olarak davrandığımız anlaşılıyor. Dolayısıyla, tutumumuzda
bir yanlışlık, bir usule uygunsuzluk görmüyorum.
Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun, İç Tüzük’ün
19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır; okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım:
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim Özkan ve arkadaşları tarafından, tarımda kullanılan elektrikle
ilgili sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin, Genel Kurulun 2/2/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına
ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu
önerisi
02.02.2012
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu, 02.02.2012 Perşembe günü yaptığı toplantıda siyasi
parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki
önerisinin, İçtüzüğün 19’uncu maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
M.
Akif Hamzaçebi
İstanbul
Grup
Başkan vekili
Öneri:
Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan ve arkadaşları tarafından,
23.12.2011 tarihinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına “Tarımda
kullanılan elektrikle ilgili sorunların araştırılması” hakkında verilmiş olan
Meclis Araştırma Önergesinin, (188 sıra nolu) Genel
Kurul’un bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne alınarak,
02.02.2012 Perşembe günlü birleşimde sunuşlarda okunması ve görüşmelerinin aynı
tarihli birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisi üzerinde
ikişer arkadaşa söz vereceğim lehinde ve aleyhinde olmak üzere.
Birinci söz, Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim Özkan’a ait.
Sayın Özkan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
OKTAY VURAL (İzmir)- Sayın Başkan, efendim, İç Tüzük’e
aykırı yine davranıyorsunuz.
BAŞKAN – Ne olmuş efendim?
OKTAY VURAL (İzmir)- Önergem var; dolayısıyla üzerinde söz talebim
var. Üzerinde söz talebini yerine getirmeden işleme başladınız.
BAŞKAN – Görüşülen konunun…
OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Oylandı Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisi üzerinde
sözler konusunda anlaşmaya varılmış.
OKTAY VURAL (İzmir) - Yok efendim.
BAŞKAN - Ve uygulamada da bugüne kadar ilk sözün, grup önerisi veren…
OKTAY VURAL (İzmir)- Hayır Sayın Başkan, bir dakika efendim. Bir
dakika efendim.
BAŞKAN – Bir saniye efendim, bitireyim.
OKTAY VURAL (İzmir) - Ne anlaşması ya?
BAŞKAN - Cümleyi bitireyim efendim. Buraya koymuşlar.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır, öyle bir anlaşma yok. Ben
sizin İç Tüzük’ün ilgili maddesini uygulamanızı
istiyorum. Ne anlaşması canım? İşinize geldiği zaman anlaşma, işinize gelmediği
zaman anlaşma!
BAŞKAN – Ya ne alakası var “İşe gelmek, işe gelmeme”yle!
OKTAY VURAL (İzmir)- İç Tüzük’ün 61’inci
maddesini uygulayın.
BAŞKAN - Şimdi, bakınız… Bakınız şimdi, diğer önergelerde de dört
kişilik sözler geldi; biz bunu veriyoruz.
Şimdi, 61’e göre siz hangi konu üzerinde, Cumhuriyet Halk
Partisinin önerisi üzerinde mi söz istiyorsunuz?
OKTAY VURAL (İzmir)- “Görüşme konusu.” diyorum. Başka konu mu
görüşüyoruz? Maç mı görüşüyoruz!
BAŞKAN – Daha görüşemedik ki.
OKTAY VURAL (İzmir)- Açtınız ya işte! Görüşmeye başlamadan önce
söz talepleri değerlendirilir. Müracaatım var. Yapacaksınız.
BAŞKAN – Lehinde mi, aleyhinde mi konuşma istiyorsun?
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, ne istiyor?
BAŞKAN - Konunun lehinde, aleyhinde, ne?
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bakın, İç Tüzük’te
ne diyor?
BAŞKAN – Ne diyor?
OKTAY VURAL (İzmir) – 61’inci maddeyi okudunuz mu?
BAŞKAN – Siz okuyun lütfen.
OKTAY VURAL (İzmir) – Peki, okuyayım: “Genel Kurul gerekli
görürse, görüşme konusunun lehinde, aleyhinde ve üzerinde olmak üzere sırasıyla
söz verilir.” diyor.
BAŞKAN – Tamam.
OKTAY VURAL (İzmir) - Ben üstünde istiyorum.
BAŞKAN – Bana da gelen sıra sözleri bu.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır efendim. İşte, önergem orada benim.
Benim önergem var orada.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, 63’e göre uyguluyoruz. İç
Tüzük konuşulurken İç Tüzük öğreteceğiz herkese!
OKTAY VURAL (İzmir) – Orada, lehte, aleyhte var.
BAŞKAN – Efendim, müsaade ederseniz beş dakika ara veriyorum,
konuyu değerlendirelim.
Kapanma Saati: 15.11
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.23
BAŞKAN: Başkan Vekili
Mehmet SAĞLAM
KÂTİP ÜYELER: Muhammet
Bilal MACİT (İstanbul),
Muhammet Rıza YALÇINKAYA
(Bartın)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
60’ıncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisi üzerinde, Sayın Oktay Vural,
İç Tüzük’ün 61’inci maddesine göre söz istemiştir.
Bildiğiniz üzere, grup önerilerinin görüşmelerinde İç Tüzük’ün
63’üncü maddesine göre ikişer milletvekiline lehte ve aleyhte söz
verilmektedir, bu da öneriler üzerindeki özel maddedir. Bir de Sayın Vural
“61’inci maddeye göre söz istiyorum.” dedi, bu da genel hüküm. Yani önerilerin
uygulanmasındaki hüküm 63’üncü madde; orada ikişer kişiye lehte, aleyhte söz
veriliyor. 61’inci maddede ise deniyor ki, -genel hüküm olarak söz istediği
zaman bir kişi- aynen okuyorum birinci fıkrasını: “Söz, kayıt veya istem
sırasına göre verilir. Genel Kurul gerekli görürse, görüşme konusunun lehinde,
aleyhinde ve üzerinde olmak üzere sırayla söz verilir.” Şimdi, bu bir genel
hüküm ve benim kanaatime göre, onun için de “Genel Kurul gerekli görürse”
demişler. Şimdi, ben, Sayın Vural’ın bu talebini genel görüşmenin dışında özel
madde olan 63’e göre olursa anlaşılan sıralar içerisinde ancak söz verebilirim,
aksi takdirde 61’inci maddeye göre olursa Genel Kurulun kararına göre söz verme
durumundayım.
Şimdi, 61’inci madde…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – İlk cümleden ikinci cümleye geçemeyiz.
Önce, ilk cümle “Söz verilir.” diyor.
BAŞKAN – Bir dakika efendim. Bir dakika… Bir dakika…
Şimdi, Genel Kurulun…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, izin verir misiniz?
BAŞKAN – Buyurun Sayın Canikli.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Söylediğiniz doğru, 61’inci maddeye
göre söz verilebilmesi için Genel Kurulun karar vermesi gerekir, Genel Kurulun
gerekli görmesi gerekir.
BAŞKAN – Evet.
OKTAY VURAL (İzmir) – Tamam, o işlemi yapıyor.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bir dakika…
Oylamaya gerek yok Sayın Başkan burada. Nedeni şu: Genel Kurul
gerekli görmüyor, yani gerekli görmesi için özel bir işlem yapması gerekir. Bu
nedenle, Genel Kurulda oylama yapılamaz Sayın Başkan. Yani Genel Kurul gerekli
görürse… Şu anda öyle bir Genel Kurulun iradesi söz konusu değil.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Efendim, o, söz sırasını değiştirme.
Baştan okuyalım, yanlış okuyoruz. Başlığını okuyalım önce Tüzük’ün,
“Söz sırası ve söz sırasını değiştirme” diyor.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Dolayısıyla, ancak Genel Kurul
usulüne uygun bir şekilde karar aldığı takdirde 61’inci maddeye göre söz
verilebilir, aksi takdirde söz verilemez ve oylama yapılamaz Sayın Başkanım.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Yani Nurettin Canikli herhâlde yaptığınız
uygulamayla ilgili bir usul tartışması açıyor galiba.
BAŞKAN – Hayır, böyle bir şey yok.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, öyle bir şey demedim;
kanaatimi söylüyorum, usul tartışması açmıyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) – Uygulamayla ilgili kanaat söylemek…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Maksat hasıl olmuştur; arkadaşlarını
davet ediyor, oylama için arkadaşlarını davet ediyor.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Vural.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, usul tartışması açıyorsa ona göre
söylesin.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, kanaatimi ifade
ediyorum.
BAŞKAN – Hayır, usul tartışması demin yaptık efendim.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Usul tartışması falan da açmıyorum.
Bunun takdiri de bana aittir.
BAŞKAN – Evet, Sayın Vural…
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, burada yani “…görüşme konusunun
lehinde, aleyhinde ve üzerinde olmak üzere sırayla söz verilir.” derken
lehinde, aleyhinde ve üzerinde olmak üzere sırasını belirlemeye Genel Kurulun
yetkili olduğunu ifade ediyor.
BAŞKAN – Hayır, “Genel Kurul gerekli görürse, görüşme konusunun
lehinde, aleyhinde ve üzerinde olmak üzere sırayla söz verilir.”
OKTAY VURAL (İzmir) – Sırayla. Çünkü burada söz sırası ve söz
sırasını değiştirme var, sözün niteliğiyle ilgili bir şey yok.
BAŞKAN – Hayır, o talebe göre…
OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi size, lehinde, aleyhinde ve üzerinde
söz talebi gelecek. “Genel Kurul bu konuda lehte, aleyhte ve üzerinde olmak
üzere sırayla söz verilmesine karar verebilir.” diyor. Mesele budur.
BAŞKAN – Sayın Vural, orada uygulanan madde, 63’üncü madde; “Usul
hakkında konuşma” denmiş ve…
OKTAY VURAL (İzmir) – Usul tabii…
BAŞKAN – …bilahare de, dikkat ederseniz, daha biraz önce bütün
öneriler üzerinde bu şekilde muamele yaptık, yani lehte, aleyhte ikişer kişiye
söz vererek gittik. Oraya giderse, ben diyorum ki, bu dörtlü şeyde bir anlaşma
yoksa, siz de söz istiyorsanız verebiliriz ama bunun dışında uygulanan madde
bu.
OKTAY VURAL (İzmir) – Üzerinde dedim Sayın Başkan. Şöyle diyorum
ben: Şimdi takdir edersiniz ki bazen lehinde, aleyhinde olur, bazen de üzerinde
olur.
BAŞKAN – Gayet tabii, gayet tabii.
OKTAY VURAL (İzmir) – İlla akla kara değil ki.
BAŞKAN – Tamam.
OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla bir tarafta ak olacak, bir
tarafta kara olacak öyle bir şey yok yani.
BAŞKAN – Yok böyle bir şey, tamam.
OKTAY VURAL (İzmir) – Doğruları söyleyecek başka bir renk de
olabilir.
BAŞKAN – Doğru.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, onun için Genel Kurulun
karar vermesi gerekir, öyle bir karar yok.
OKTAY VURAL (İzmir) – Bu bakımdan, burada lehinde, aleyhinde,
üzerinde olmak üzere üç tane söz hakkı vardır.
BAŞKAN – Doğru.
OKTAY VURAL (İzmir) – Dolayısıyla bugün usul tartışması da yapmıyoruz.
Bu konuda lehte, aleyhte olanın üzerine ben de üzerinde konuşmak istedim.
Üzerinde konuşmayı…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, 61’inci maddeye göre
söz verilebilmesi için Genel Kurulun karar almış olması gerekir.
OKTAY VURAL (İzmir) – Siz şimdi, üzerinde konuşma yapmak için
Genel Kurulun kararını mı almam gerekir diyorsunuz?
BAŞKAN – Şimdi ben şunu diyorum Sayın Vural: Biz, daha önceki iki
grup önerisinde de, siz de şahit oldunuz buradaydınız…
OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.
BAŞKAN - …grup önerileri üzerinde 63’üncü maddeye göre işlem
yapıyoruz.
OKTAY VURAL (İzmir) – Doğru.
BAŞKAN – Burada da lehte, aleyhte olmak üzere dört kişiye söz
veriliyor ikişerden.
OKTAY VURAL (İzmir) – Evet.
BAŞKAN – Şimdi diyorum ki; bu şekilde dört kişi de daha önce bana
gelmiş. Eğer burada bir yanlışlık varsa, bir sıra meselesi vesaire varsa size
bunlar arasından söz verebilirim. Yoksa, öbürlerinde yaptığımız gibi, önümüze
konan, anlaşılan denen bu sıraya göre söz veriyoruz. 61’i dediğiniz zaman, o
bir genel söz alma hakkı ve şu anda uyguladığımız olayla bir ilgisi yok.
OKTAY VURAL (İzmir) – Yani şunu söylemek istiyorum Sayın Başkan:
Bir sayın üye bir görüşme konusu üzerinde lehinde, aleyhinde değil de üzerinde
konuşma hakkı yok mudur diyorsunuz?
BAŞKAN – Hayır, tabii ki var…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Genel Kurul karar verirse Sayın
Başkanım, 61’e göre Genel Kurul karar verirse.
BAŞKAN - …ama biz 63’üncü maddeyi uyguluyoruz öneriler üzerinde,
sabahtan beri de öyle uygulayarak geldik, siz de şahitsiniz.
OKTAY VURAL (İzmir) – Ama efendim burada 61’inci maddede, söz
sırası ve söz sırasını değiştirme var…
BAŞKAN – Doğru.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, Genel Kurulun kararı
yok 61’e göre, dolayısıyla böyle bir söz hakkı olamaz.
OKTAY VURAL (İzmir) – …ve burada Genel Kurul kararıyla eğer bir
talepte bulunulmuşsa, bu talep gereğince üzerinde konuşma hakkı da vardır,
“Genel Kurul bunun sırasını belirleyebilir.” diyor.
BAŞKAN – Hayır, sırası değil.
OKTAY VURAL (İzmir) – Bundan önce böyle bir uygulama olmuş mu?
BAŞKAN – Var efendim var, maalesef var.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, 61’inci maddeyi ne zaman
uygulayacaksınız?
BAŞKAN – Buyurun Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli) – 61’inci maddeyi ne zaman uygulayacaksınız?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Genel Kurul karar verdiği zaman Sayın
Başkan. Genel Kurul takdir ederse, Genel Kurul uygun görürse uygulanır.
BAŞKAN – Genel hüküm bu Sayın Genç, siz de biliyorsunuz. Yani, biz
şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisini okuttuk, bunun üzerinde
müzakere açılması 63’e göre oluyor.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan, özel hüküm varken genel
hükme gidemeyiz. 61’inci maddede özel hüküm var.
BAŞKAN – 63, özel hüküm, evet, doğru.
Buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, şimdi şöyle bir şey istirham
ediyorum: Bundan önce üzerinde bir konuşma talebiyle ilgili yapılmış bir şey
var mı, bir işlem var mı acaba? Yani bu talep olduğu zaman sırayla söz verme
mi, yoksa üzerinde konuşma hakkını Genel Kurul reddederse yok mudur?
BAŞKAN – Sayın Vural, arkaya gittiğimizde arkadaşlarımızla
yaptığımız değerlendirmede bana verilen bilgi, önergeler okunduktan sonra 63’e
göre işlem yapılması.
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Başkan, ara ver, mütalaa et.
BAŞKAN - 61’deki konuya gelince, diyorlar ki: “Bununla ilgili
değildir bu konu.” O zaman Genel Kurulun… Ha, oradaki “Sıra mıdır, müsaadesi midir”e de “Genel Kurulun kararıyla ancak mümkündür.”
diyorlar. Bana verilen bilgi bu.
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bakın, ben, önerge okunurken pusulamı
verdim, siz daha sözleri Genel Kurula sunmadan önce verdim. Orada Kâtip Üyeye
ve arkadaşlara verdiğim zaman, “Cumhuriyet Halk Partisinin önergesi” dediği
zaman ben söz talebimi ilettim.
BAŞKAN – Tamam ama bunu da onlar ilettiler, uygulamamız da bu.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, öyle anlaşılıyor
ki bir ihtilaf var, Sayın Vural ciddi bir iddia ortaya koyuyor, siz farklı bir
görüş ortaya koyuyorsunuz, bir ara verelim efendim, tüm siyasi parti grup
başkan vekilleriyle birlikte bir toplantı yapalım, değerlendirelim efendim. (AK
PARTİ sıralarından gürültüler)
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Öyle şey olur mu!
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Tüzük’ü bir öğren
de gel Allah aşkına!
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, burada bir…
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Ara verelim.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ara verelim, ara.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir ara verelim efendim.
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Niye ara verelim! Biz buraya çalışmaya
geldik. Milletimiz bizden hizmet bekliyor.
BAŞKAN – Beyler, bir saniyenizi rica edeyim.
Sayın Vural, buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, burada İç Tüzük’ün
üzerinde konuşma hakkı verebileceğini ifade ediyor, tabii talep hâlinde. Bugüne
kadar talep olmamış olabilir ama bu talebin nasıl işleme alınacağı konusunda
anladığım kadarıyla siz de bir tereddüt içerisindesiniz. Dolayısıyla bu konuda…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, hayır, Genel Kurul karar
verir.
BAŞKAN – Efendim, ben, buradaki tarafsız olayı değerlendiren
arkadaşlarla arkada değerlendirdim doğru uygulama yapalım diye. Bana verilen
bilgi…
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Arkadaşların ağzıyla konuşamazsınız Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Efendim, bir saniye… Siz oturur musunuz yerinizde, bir de
öğretim üyesisiniz bakın. Ben arkadaşımla konuşuyorum şimdi.
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ben oturuyorum zaten. İstersem ayağa
kalkarım. Ne öyle “Otur yerine!” ya! Ben senin öğrencin miyim? Ben senin
öğrencin değilim!
BAŞKAN – Bağır o zaman, bağır! Tamam, bağır!
AYTUĞ ATICI (Mersin) – Ne demek istiyorsun sen!
BAŞKAN - Nasıl konuşuyorsun sen ya!
AYTUĞ ATICI (Mersin) – “Otur… Otur…” Ne “otur” ya!
BAŞKAN – Şimdi Sayın Vural, bana verdikleri bilgi bunun Genel
Kurul onayıyla olabileceği şeklinde. Ben onu söylemeye çalışıyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, ben şunu istirham ediyorum:
Bundan önce bu konuda herhangi bir uygulama olmuş mu, olmamış mı? Bunu bir
öğrenebilir misiniz acaba?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ona bir ara baksınlar efendim.
Uzmanlar baksınlar Sayın Başkan. Bunun tartışma yeri burası değil ki.
BAŞKAN – Sordum ben, bana dediler ki…
OKTAY VURAL (İzmir) – Var mı acaba?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Meclisin gündemi var Sayın Başkan.
BAŞKAN - Bana verilen bilgi, Genel Kurulun onayıyla ancak mümkün,
61’de.
OKTAY VURAL (İzmir) – Bundan önce Genel Kurulun onayıyla mı olmuş?
BAŞKAN – Evet.
OKTAY VURAL (İzmir) – Örnekleri verirler herhâlde.
BAŞKAN - Herhâlde verirler. Getirteyim örneklerini.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kim size bilgi veriyor? Meclisin
üzerinde hangi güç var Sayın Başkan?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Meclisin üzerinde hangi güç var Sayın
Başkan? Hangi memur Meclisin üzerinde? Bunu bir anlatır mısınız?
BAŞKAN – Siz ilk önce oturur musunuz. Bakın, Grup Başkan
Vekilinizle konuşuyorum. Lütfen Sayın Tanal.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, siz bürokratlara
danışarak aldığınız bilgiyi aktarıyorsunuz. Bizde oluşan izlenim sizin bu
konuda kendi kararınızın olmadığı yönünde. Bürokratların görüşlerini
naklediyorsunuz, burada bir tartışma yaratıyoruz. Sağlıklı olanı, oturuma ara
verip bunu grup başkan vekilleriyle tartışmaktır efendim. Yani aksi takdirde
sonuç çıkaramayacağız burada.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, bakın, çok net bir
şekilde o kadar açık bir hüküm ki 61’inci madde. Genel Kurul takdir ettiği
takdirde böyle bir şey olabilir. Genel Kurulun bu konuda kararı var mı? Yok.
Dolayısıyla, Genel Kurul kararı olmayan bir söz verilemez. Bu kadar açık bir
hüküm. Bu konuda Sayın Vural bilgi istiyorsa arkadaşlar bilgiyi araştırırlar,
elde ettiklerini de takdim ederler Sayın Başkanım. Usul budur. Yani ısrar
edilmesini anlamak mümkün değil Sayın Başkan.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, şimdi Sayın Canikli buranın
Genel Kurulunu fasulyeden Genel Kurul zannediyor herhâlde! Genel Kurul burası
ya! Yani bu milletvekilleri Genel Kurulda değil mi?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Onu siz zannediyorsunuz!
OKTAY VURAL (İzmir) – Sen söylüyorsun ya! “Genel Kurul karar
verir.” diyorsunuz. Bu Genel Kurul…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sulandırıyorsunuz, sabahtan beri
sulandırmaya çalışıyorsunuz.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Genel Kurulun bu konuda karar
alması gerektiğini söylüyor, siz diyorsunuz ki: “Hayır, bundan önce alınmamış.”
O zaman bu arkadaşlar milletvekili değil mi?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, karar gerekir, karar olmadan
konuşamazsınız diyorum, söz verilemez diyorum. Karar yok ortada, karar yok.
BAŞKAN – Tamam.
Sayın Vural…
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, şimdi Sayın Başkan sunacağı zaman
siz itiraz ediyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Vural...
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Alamaz efendim karar.
OKTAY VURAL (İzmir) – “Alamaz.” diyor.
BAŞKAN – Lütfen… Lütfen…
OKTAY VURAL (İzmir) – “Alamaz.” diyor.
BAŞKAN - Hayır, “Alamaz.” demedim.
OKTAY VURAL (İzmir) - “Alamazsınız.” diyor.
BAŞKAN – Hayır, hayır.
OKTAY VURAL (İzmir) – “Alamaz.” diyor.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim, o konuda bir karar varsa ancak
söz verebilir. Karar alamaz Sayın Başkan.
OKTAY VURAL (İzmir) – “Alamaz.” diyor efendim. “Söz alamaz.”
diyor.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, sizin uygulamak istediğiniz
usule göre AKP Grup Başkan Vekili “Buradaki Genel Kurul önemli değil,
alamazsınız.” diyor. Bu Genel Kurula “Bu milletvekillerinin iradesi yok, alamaz
karar.” diyor ya! “Yok.” diyor ya! Allah Allah!
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bakın, söylediğim çok
net, Genel Kurulun bu konuda bir kararı yok. Genel Kurulun öyle bir kararı
olmadığı için de Genel Kurul kararı yok. Öyle bir kararı olmuş olsa söz
verilebilir ama öyle bir kararı yok Sayın Başkan. Öyle bir kararı olmadığı için
neye dayanarak konuşulacak? Olabilir mi böyle bir şey? (CHP sıralarından
gürültüler)
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ben söyleyeyim mi efendim?
BAŞKAN – Evet Sayın Şandır, tamam.
Sayın Vural, Sayın Şandır’ı dinleyelim
bir dakika.
OKTAY VURAL (İzmir) – Ne oldu şimdi?
BAŞKAN – Tamam, sizinkini dinledik Sayın Vural.
OKTAY VURAL (İzmir) – Ya arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Vural, esas o işi siz yapın
lütfen. Siz yapın o işi lütfen.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Grup Başkan Vekili “Buradaki
milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunu temsil etmiyor.”
diyor ya!
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bugüne kadar 63’e göre işlem...
OKTAY VURAL (İzmir) – Yahu, Genel Kurul bu! Yahu, Genel Kurul bu!
Memur değil ki bunlar, milletvekili.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Meclis çalışmalarını akamete uğratmak
için böyle bir şey olabilir mi? Bu, milletin Meclisine hakarettir.
OKTAY VURAL (İzmir) – O zaman Sayın Başkan, bu tavrıyla usul
tartışması açmış oluyor. “Genel Kurul gerekli görürse” diye Genel Kurulun
iradesine başvurmanız gerektiğini söylüyor, bu da “Olamaz” diyor.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, ben neyi açtığımı
neyi açmadığımı biliyorum, bunun, bu konuşmanın ne anlama geldiğini de
biliyorum Sayın Başkan. Öyle bir talebim de yok.
OKTAY VURAL (İzmir) –
Dolayısıyla bu bir usul tartışmasını gerektiriyor ama gerçekten burada
Genel Kurul olarak aradığımız, sizin yapmak istediğiniz bence doğrudur. Neden
doğru? Benim burada tereddüdüm söz sırası mı yoksa üzerinde konuşma hakkı mı?
Yani burada bir Genel Kurul kararı gerektiği gayet açık ve net.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır, Genel Kurul kararı gerekir
Sayın Başkan ama bu talep üzerine Genel Kurul karar alamaz. Alınmış bir karar
var ise ancak bu görüşülebilir. Alınmış bir karar yok.
OKTAY VURAL (İzmir) –
Nurettin Bey bugün bu milletvekillerinin oluşturduğu Genel Kurulu Genel
Kuruldan saymıyor ama ben, bu milletvekillerinin iradesinin olduğuna
inanıyorum.
BAŞKAN – Gayet tabii.
OKTAY VURAL (İzmir) – O
zaman, sizin yaptığınız işlem doğru ama benim sadece tereddüdüm, söz sırası
mıdır yoksa üzerinde konuşma mıdır?
BAŞKAN – Tamam, müsaade ederseniz, bir saniye.
Evet Sayın Şandır, sizi de dinleyeyim ve bir karara varalım.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Değerli Başkanım, değerli arkadaşlar; İç
Tüzük, bizim uymak mecburiyetinde olduğumuz hukuk. Eğer bu İç Tüzük’ün lafzı önemliyse, 61’inci madde Sayın Vural’ın
iddiasına haklılık verir. Bakınız, diyor ki: “Genel Kurul gerekli görürse,
görüşme konusunun lehinde, aleyhinde ve üzerinde…” Yani “üzerinde” bir ayrı şık
olarak ifade ediliyor, “…sırayla söz verilir.” Üç konuda sırayla söz verilir.
Nasıl söz verilecek? Genel Kurul gerekli görürse.
Şimdi, Genel Kurulun gerekli görüp görmediğini talep üzerine ancak
gündeme getirebilirsiniz. Şimdi, bir talep var, dolayısıyla gerekli görüp
görmediği üzerinde bir müzakere açacaksınız ki bu tartışılacak, gerekli görüp
görmediğine karar vereceksiniz. Yani bu İç Tüzük’ü
uygulamaya kalkarsanız, hem sırasını hem aleyhte ve lehte ve de üzerinde söz
verilmesi hususunu ve de sırasını Genel Kurulun gerekli görüp görmediğini
müzakereye açmanız lazım ki İç Tüzük’e uygun bir
sonuca ve karara ulaşasınız. Maalesef böyle.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, Sayın Şandır’a teşekkür ediyorum, meramlarını çok net bir şekilde
ortaya koydular. Yani o zaman müzakere açılacak, oylamada da onun için ısrar
ediyorlar Sayın Başkan. Ne kadar suistimal edilmeye
çalışıldığını ne kadar kötüye kullanılmaya çalışıldığını…
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Ya, ne suistimal
ediliyor?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yani her olayda, her görüşmede 61’e
göre söz talep edebilirler o zaman Sayın Başkan. Böyle bir şey olabilir mi
Allah aşkına?
OKTAY VURAL (İzmir) – Olur tabii.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Onun için, “Millete hakaret
ediyorsunuz.” diyorum. Bakın, çok ayıp, gerçekten çok ayıp. Yani böyle
kullanılabilir mi? (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, bakın…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Doğru değil, bu doğru değil. İç Tüzük’te böyle bir şey yok.
OKTAY VURAL (İzmir) – İç Tüzük ya.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Genel Kurulun böyle bir kararı yok.
Alınmış bir karar varsa verebilirsiniz ama öyle bir karar yok Sayın Başkanım.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, Sayın Canikli…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Oylama da yapılamaz, söz de verilemez
61’e göre. 63’e göre istiyorlarsa versinler.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bakın, Sayın Canikli’yi
ben buradan defalarca uyardım “Eğer bu İç Tüzük’te
muhalefetin sesini kısmaya kalkarsanız, kelimelerin arasında, satırların
arasında kırk tane yol bulunur ve bu tartışma, bu müzakereler yapılmaz.” diye.
Şimdi beni susturmaya hakkı yok. Biz bunu hatırlattık kendisine.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz de İç Tüzük’ün
verdiği yetki çerçevesinde ve milletimizin bize verdiği yetkiyle bu Meclisi
çalıştıracağız Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar;
CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…
OKTAY VURAL (İzmir) – Millet bize de yetki verdi, milletin verdiği
yetkiyi kısıtlatmayacağız! Milletin verdiği yetkiyi alamayacaksın!
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Size verdiği yetkiyi muhalefet
partilerine de verdi millet.
BAŞKAN – Lütfen…Lütfen…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Milletin Meclisine saygı duymayanlara
seslen, kanunun Meclisine saygı duymayanlara seslen!
OKTAY VURAL (İzmir) – Bize vermedi mi? Milletin Meclisine saygı
göster. Millet ona yetki verdi de bize vermedi mi?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Şandır…Bir dakika Sayın Şandır…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Aksi bir uygulama İç Tüzük’e
aykırı olur.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İç Tüzük’e
aykırı söz talep ediyorsunuz. Yoksa elbette muhalefet konuşacak, çok konuşacak.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Burada hukukçular var, birlikte
tartışalım.
BAŞKAN – Sayın Şandır, bakınız, eğer maddenin tamamını okursanız…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tamamını okuyorum efendim.
BAŞKAN – Hayır, ama birinci fıkrayı okuyorsunuz, sonra gittiğiniz
zaman “hükûmete, esas komisyona” falan, bu, genel bir madde. Hâlbuki grupların
görüşleri üzerinde 63’ü uyguluyoruz, bu, özel bir madde. Siz de hukukçusunuz
yani alt hukukçular diyorsunuz.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bakın efendim, bakın…
BAŞKAN – Yani özel madde bu ve burada…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, bakın…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Genel bir madde özel bir madde değil.
BAŞKAN – Burada, bakınız “Başkan görüşmeye başlamadan önce söz
sırası Hükûmete, esas komisyona, siyasi parti gruplarına, söz almada öncelik
tanınır, söz milletvekilinindir, bir milletvekili… Son söz milletvekilinindir”
vesaire, bunları burada uygulamıyoruz, neden? Bu 63’üncü madde, bu özel bir
madde.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Genel bir madde özel bir madde değil o
Başkan.
BAŞKAN - Hayır.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, yeni bir durum var,
görüşmelerin lehinde, aleyhinde ve üzerinde 61’inci maddede talep olması ve
Genel Kurulun gerekli görmesi hâlinde, lehte, aleyhte ve üzerinde görüşmelerin
sırası belli olur. Şimdi, bu, İç Tüzük’ün hükmü, biz
de bunu talep ediyoruz.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, herhangi bir
milletvekili çıkar “Şu konuda Genel Kurulun karar almasını istiyorum.” diyemez.
Sayın Başkan her şey usule, İç Tüzük’e uygun olmalı.
Her milletvekili çıkıp “Şu konuda ben bir Meclis kararı istiyorum.” dediği anda
böyle bir şey olmaz. İç Tüzük’te yeri de yok Sayın
Başkanım. O zaman…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Ama, var işte.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır yok.
Eğer, o konuda alınmış bir karar varsa uygulayalım.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Pekâlâ, efendim, anlaşıldı.
Beş dakika ara veriyorum; grup başkan vekilleriyle arkada
görüşelim efendim.
Kapanma Saati: 15.42
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.03
BAŞKAN: Başkan Vekili
Mehmet SAĞLAM
KÂTİP ÜYELER: Muhammet
Bilal MACİT (İstanbul),
Muhammet Rıza YALÇINKAYA
(Bartın)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
60’ıncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Sayın Vural’ın söz talebiyle ilgili konuda usul tartışması
açılması teklifleri var. Sırasıyla….
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkanım…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkanım…
OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhte…
BAŞKAN – Evet, aleyhte 2 kişi, lehte 2 kişi…
SIRRI SÜREYYA ÖNDER (İstanbul) – Üzerinde…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte kim?
BAŞKAN – Aleyhte kimler var? Hamzaçebi’yle Sayın Vural.
Lehte…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Her gruptan bir kişiye verin.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Her gruba birer tane…
OKTAY VURAL (İzmir) – Birer kişiye verelim…
BAŞKAN – Birer kişiye verelim, tamam.
Sayın Vural, Sayın Hamzaçebi, Sayın Canikli, Sayın Kaplan…
Şimdi, sırasıyla… Sayın Vural, buyurun.
Süre üçer dakikadır.
VIII.- USUL HAKKINDA
GÖRÜŞMELER (Devam)
2.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu önerisinin “üzerinde” Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 61’inci maddesine
göre söz talebine ilişkin
OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii, 61’inci madde söz sırası ve söz sırasını değiştirmeyi
içeriyor. Dolayısıyla “Söz, kayıt veya istem sırasına göre verilir.” hükmünü
haiz. Burada Başkanlık Divanına söz talepleri geldiği zaman kayıt ya da istem
sırasına göre siz dizeceksiniz. Şimdi, bu sıralamayı yaptığınız zaman eğer,
mesela, aleyhte, lehte ve üzerinde konuşmalar varsa, söz istem kayıt sırasına
göre siz önce aleyhinde olana söz vermek durumundasınız. Ama aleyhinde değil de
lehinde olana öncelikli olarak söz vermek istiyorsanız, o zaman Genel Kurul
kararını alacaksınız veya üzerinde konuşma talebi olan önce vermiştir. Siz, bu
hükme göre, önce üzerinde konuşma yapmak isteyene söz vermek zorundasınız. Ama
üzerinde değil de lehinde, aleyhinde ve üzerinde olma sırasına göre söz vermek
isterseniz, o zaman siz bunu ancak Genel Kurul kararıyla yapabilirsiniz ve
burada milletvekillerimizin lehte, aleyhte ve üzerinde söz taleplerinin sadece
sırasına ilişkin bir düzenlemeyi Genel Kurul yapabilir. Bunun dışında, bu söz
taleplerini yok sayamaz.
Şimdi, sorun burada şöyle kaynaklanıyor: Bizim bu Danışma Kurulu
önerisi çerçevesinde yaptığımız tartışma İç Tüzük’ün
hangi maddesine göre yaptığımız bir tartışmadır? İçeride yaptığımız görüşmede
bunun usule ilişkin bir tartışma olduğunu ifade ederek “lehte ve aleyhte ikişer
kişiye söz verilir” hükmü yer aldığı için üzerinde usul tartışmasını içeren bir
görüşmede söz verilmeyeceğini söylüyorsunuz. Dolayısıyla, zannederim, bu
konuyla ilgili uygulama da olmadığı için, bu durumda sizin lehte, aleyhte ve
üzerinde olmak üzere sadece ve sadece söz sırasını değiştirme hakkınız var.
Yapacağınız uygulamanın 63’e göre mi, 61’e göre mi yaptığınız hususunun
Başkanlık Divanınca açığa kavuşturulması lazım. Eğer 63’e göreyse, belki burada
üzerinde konuşma hakkı verilmediği için “söz vermiyoruz” şeklinde bir uygulama
yapmanız mümkün olabilir. Ama bu İç Tüzük, milletvekillerimize sadece lehinde,
aleyhinde değil, aynı zamanda üzerinde konuşma hakkı da vermektedir. Bunu bu
şekilde yorumluyoruz. Genel Kurul sadece sırasını yapar. Bu durumda siz
gerçekten İç Tüzük’le ilgili bir değişikliği ifade
edecek tarzda bir hüküm ihdas edebilirsiniz, bilemiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OKTAY VURAL (Devamla) - Bu bakımdan, ben, üzerinde söz hakkımız
vardır ama üzerinde söz hakkımızı Danışma Kurulu kararı üzerindeki görüşmede
kullanıp kullanmayacağımız hususu gerçekten tartışmalı bir konudur. Bu
bakımdan, uygulamanızı 61 ya da 63 çerçevesinde bir İç Tüzük maddesine
dayandırarak yapmanızda fayda mülahaza ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural.
Lehte şimdi Sayın Hasip Kaplan…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
tabii, Danışma Kurulu oluşamadığı için 19’a göre bütün gruplar önergelerini
getirdiler. Burada söz istemleri oluyor. Grup başkan vekilleri bir araya
geliyoruz. Uzlaşırsak paraf ediyoruz. Paraf edince o uzlaşma çerçevesinde söz
alan konuşmacılar konuşuyor yoksa herkes kendini yazdırabilir söz almak için.
İç Tüzük 60’a göre de isteyen başvurduğu zaman söz talebi kaydedilir veya
yerinden talep eder veya yazılı olarak bildirir. Bu durumda 61’e göre söz
verilecek.
Tabii burada bir tartışma var. Yani konuşmalar lehte ve aleyhte
olmak zorunda mıdır? İç Tüzük çok açık, “lehte, aleyhte ve üzerinde” diyor.
Yani bir grubun önerisi yeterli olmayabilir, kısmen katılırsın, kısmen
tamamlamak istersin veya iktidar partisi 20 tane kanun teklifi getirir, onun
içinde 3 tane de sizin verdiğiniz kanun teklifi var. Niye aleyhinde konuşma
olsun üzerinde olmasın? Yani, burada, tesadüfen, bu yüzde 10 baraj sistemi
sayesinde dört parti grubu var. Onun için 2 lehte, 2 aleyhte. Uygulamada hep
böyle gelişti. Ya üç parti grubu Meclise gelse veya beş parti grubu Meclise
gelse ne olacak? Veya grup oluşturmayan, 10 milletvekili olan veya bağımsızlar,
Sayın Ahmet Türk kalkıp şu an söz istese ne olacak? Sayın Ahmet Türk kalktı,
bağımsız Milletvekili. Geçen dönem partisi kapatıldığı için yasaklı, üçüncü
yılını doldurmak istiyor ve söz almak istiyor.
Sayın Türk, siz de burada şu an, bu usul tartışması konusunda söz
alabilirsiniz. Üzerinde… Lehte, aleyhte konuşmak zorunda değil.
Üzerinde konuşmak bir konunun ya onun eksik bulduğu yanları, eksik
kısımlarıyla eleştirmek ve “Böyle olsa daha iyi olur…” Veya karma bir görüş
olabilir, bir karma görüş.
Şimdi, Allah aşkına, taşeron işçilerinin durumuyla ilgili MHP’nin
getirdiği önerge veya bizim, demir yollarıyla ilgili getirdiğimiz önerge… Demir
yollarının geliştirilmesine eğer iktidar olarak karşı olsaydınız, Eskişehir’e,
Konya’ya hızlı tren yapmazdınız.
Burada “üzerinde” kavramı doğru bir kavramdır. Kimseyi lehte, aleyhteye zorlamak doğru değildir, gruplara söz hakkını
sınırlamak doğru değildir. Bugüne kadar bağımsız milletvekillerine bu sınırlama
konuluyordu, bundan sonra biz de kaldırıyoruz. Sayın Ahmet Türk ve diğer
arkadaşlarımız -Leyla Zana, onlar- hepsi bu hukuku
işletecektir.
Saygılarımla. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.
Aleyhte Sayın Akif Hamzaçebi, İstanbul Milletvekili.
Buyurun Sayın Hamzaçebi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; İç Tüzük’ün 61’inci maddesine göre
görüşmelerde lehte, aleyhte ve üzerinde olmak üzere, görüşülen konu hakkında üç
tür konuşma yapmak mümkündür. Bugüne kadar uygulanmamış olabilir ama “lehte” ve
“aleyhte” seçenekleri dışında “üzerinde” olmak üzere bir üçüncü seçenek daha
mevcuttur. Bu gayet açık, net, 61’inci maddede düzenleniyor.
61’inci maddenin birinci fıkrası diyor ki: “Söz, kayıt veya istem
sırasına göre verilir.” Birinci kural bu. Kim Divana daha önce başvurmuşsa,
ismini kaydettirmişse onun söz hakkında önceliği vardır ancak ikinci fıkrada
“Genel Kurul gerekli görürse, görüşme konusunda lehinde, aleyhinde ve üzerinde
olmak üzere sırayla söz verilir.” diyor yani Genel Kurul, Divana yapılan
kayıtları dikkate alarak o lehte, aleyhte veya üzerinde yapılması muhtemel
konuşmaların sırasını değiştirebilir. İlk başvuru yapan kişi aleyhinde
konuşacak olabilir, iktidar partisinin bir kanun tasarısıdır muhtemelen,
muhalefet onun aleyhindedir. İlk başvuran aleyhte konuşacaktır, Genel Kurul
gerekli görürse ilk başvuru sırasını lehinde konuşacak olana verebilir ama
aleyhte de olacaktır. Önemli olan, üzerinde de bir milletvekilinin veya siyasi
parti grubunun konuşma hakkının olduğudur. Bu gayet açık, net. Bunu, İç Tüzük’ün bu hükmünü şu anda görüşmekte olduğumuz konuya
uygulayabilir miyiz? Bu ayrı bir tartışma konusu. Sayın Başkan orada 63’üncü
maddenin uygulanacağını söylemektedir. 63’üncü madde daha özel bir madde olduğu
için, hukuktaki “Özel kural genel kurala takaddüm eder.” ilkesi geçerli olduğu
için orada farklı bir yorum yapıyor, bunu ayrıca tartışabiliriz,
değerlendirebiliriz.
Bu vesileyle şunu da ifade etmek istiyorum: Bu biraz önce yaptığım
yorumu Sayın Canikli de arka tarafta yaptı yani o zaman şu demektir: İç Tüzük
görüşmelerine başladığımızda, İç Tüzük’le ilgili
olarak üzerinde olmak üzere milletvekillerinin konuşma hakları vardır, bu
tescil edilmiştir. Bu usul tartışmasıyla da bunu netleştirmiş oluyoruz.
Bir konuyu daha gündeme getirmek istiyorum. İç Tüzük’ün
91’inci maddesi temel kanun olarak görüşülen düzenlemelerde milletvekillerinin
iki önerge hakkının olduğunu ancak siyasi parti gruplarının birer önerge verme
hakkının saklı olduğunu söyler. Bu, şu anlama gelir: Konuya ilişkin 2001
yılının Anayasa Mahkemesi kararını da dikkate aldığımızda, siyasi parti
grupları birer önerge hakkı dışında bir önerge daha verilebilir, bu,
milletvekillerine verilmiş olan bir haktır. İç Tüzük görüşmeleri başladığında
bunu da hatırlatacağız.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hamzaçebi.
Konu üzerinde son konuşmacı Nurettin Canikli, Giresun.
Buyurun Sayın Canikli. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte Sayın Başkan, lehte.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Üzerinde olsun.
BAŞKAN – Lehte…
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Ortada, ortada!
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Üzerinde konuşuyorsun.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) – Aleyhinde, Başkanın uygulamasının aleyhinde
olması lazım.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi, öncelikle biraz önce Sayın
Hamzaçebi’nin söylediği gibi bir teyit söz konusu değil, benim söylediğim şu,
tekrar edeyim kayıtlara geçsin, önemli.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, hayır, öyle dediniz siz ya!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi, şöyle söyledim, bakın: 61’inci
madde bir usul maddesidir ve genel bir düzenlemedir. Ne zaman söz alınacağı,
nasıl karar alınacağı, ne kadar söz verileceği, usul, esas, bütün bunlar için,
her bir konu için ayrı bir özel düzenleme vardır İç Tüzük’te
ve o geçerlidir, tıpkı şu anda önergeleri görüşürken 63’üncü maddeye
dayandığımız gibi. 63’üncü maddeyi de öne alma, geriye bırakma çerçevesinde, bu
kapsamda değerlendiriyoruz ve ikinci fıkrası hükmüne göre de iki lehte ve iki
aleyhte söz veriliyor.
Şuna katılıyorum Sayın Hamzaçebi’nin: Hiçbir şekilde 61’inci
maddeyle bu görüştüğümüz konu üzerinde bir birliktelik, ilişki söz konusu
değil.
Diğer konulara gelince, söz alma başka maddelerde düzenlenmiş.
Mesela, 60’ıncı madde. 61’inci madde hiçbir şekilde hiçbir konuda özel, esasa
müteallik bir düzenleme yapmıyor. “Esas” derken özel bir düzenleme yapmıyor
yani herhangi bir konuda söz hakkı vermiyor, konuşma hakkı vermiyor, önergeyle
ilgili herhangi bir düzenleme yapmıyor ya da buna benzer herhangi bir hüküm
içermiyor. Neyi düzenliyor sadece? Usule ilişkin esasları düzenliyor yani
sırayı ve buna benzer hususları düzenliyor. Dolayısıyla 61’inci maddeden yola
çıkarak “Özel bir imkân sağlıyor.” diyemezsiniz.
Diyelim ki ikinci fıkra yanlışlıkla bir usul maddesinin içine
girmiştir, öyle bir yorumlayalım bir an çünkü madde başlığına baktığınız zaman
“Söz sırası ve söz sırasını değiştirme.” Tamamen usule ilişkin bir konu.
Diyelim ki ikinci fıkra biraz önce arkadaşlarımızın yorumladığı gibi bir hak
veriyor olsa bile, öyle düşünsek bile, bana göre değil ama bir an olduğunu
kabul edelim, bunun için de, yine, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun
usulüne uygun ve İç Tüzük’te belirtilen kurallar
çerçevesinde karar alması hâlinde ancak verilebilir. Otomatik bir mekanizma
değildir, hiçbir yerde otomatik hüküm yoktur zaten. Yani biri çıkıp da “Ben
61’e göre üzerinde söz istiyorum.” dediği anda bu söz elbette verilmez. Bu
sözün verilebilmesi için, yani bu yorum dikkate alınırsa, yanlışlıkla girmiş
olsa bile, öyle yorumlasak bile, Genel Kurul tarafından usulüne uygun bir karar
verilmiş olması gerekir doğal olarak. Çünkü diyor ki… Lafzı çok açık, ruhuna
gerek yok, lafzı bile açık, yani ayrıntıya girmeye gerek yok. İç Tüzük’ün 61’inci maddesinin ikinci fıkrasını okuyorum…
OKTAY VURAL (İzmir) – Çok açık, başlığını da oku.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – “Genel Kurul gerekli görürse, görüşme
konusunun lehinde, aleyhinde ve üzerinde olmak üzere sırayla söz verilir.”
Yani, “Genel Kurul gerekli görürse” ifadesi ne anlama gelir?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Müzakere açılır.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – “Genel Kurul tasvip ederse, Genel
Kurul tarafından kabul edilirse, onaylanırsa” anlamına geliyor. Öyle değil mi?
Çok açık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hayır, söz sırasının…
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bunun için uzman olmaya, hukukçu
olmaya falan da gerek yok. Dolayısıyla bu çerçevede 61’inci madde özel bir
imkân sağlamıyor. Öyle yorumlansa bile, Genel Kurul kararı önceden ittihaz
edilmeden bu hükmün işletilmesi mümkün değildir.
Sayın Başkanın tutumunun lehinde söz aldım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli.
Buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, şimdi anlaşıldığı kadarıyla
AKP Grubu bu önerinin üzerinde konuşmamızı istemiyor. Ben de bu konudaki
talebimi geri çekiyorum efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural.
Buyurun Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz ben de
yerimden söyleyeyim: Açıklamalardan maddeye uygun bir açıklama gelmedi. Bu
maddede milletvekili konuşacak, hükûmet konuşacak ve komisyon konuşacak. Yine
maddenin bir fırkasında da diyor ki: “Son söz milletvekilinindir.”
BAŞKAN - Tabii.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Şimdi, burada o üzerindeki konuşma, iki
milletvekili, biri lehte konuştu, biri aleyhte konuştu, sonra hükûmet ve
komisyon söz aldı, o zaman üçüncü milletvekiline söz hakkı doğuyor. O,
üzerindeki söz hakkıdır. Dolayısıyla, o üzerindeki söz hakkı oradan doğuyor.
Onun için, bu maddenin yorumu budur. Bir tek birinci fıkraya göre değil,
komisyon ve hükûmet konuştuğu zaman da “son söz milletvekilinindir” kaidesi
gereği, son sözü alan milletvekili üzerinde konuşmuş oluyor efendim.
BAŞKAN – Haklısınız Sayın Genç, genel hükümlerde de
söyledikleriniz doğru.
Şimdi, konuyla ilgili talep geri çekilmiştir zaten. Dolayısıyla,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun önerisi üzerinde söz alan arkadaşlara, lehinde
2 kişiye, aleyhinde 2 kişiye onar dakika söz vereceğim.
Birinci grupta, lehinde, Ramazan Kerim Özkan, Burdur Milletvekili.
Buyurun efendim, süreniz on dakika. (CHP sıralarından alkışlar)
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim Özkan ve arkadaşları tarafından, tarımda kullanılan elektrikle
ilgili sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin, Genel Kurulun 2/2/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına
ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu
önerisi (Devam)
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Gerçek gündeme gelmiş bulunuyoruz. Ülkemizde tarımda kullanılan
elektrikle ilgili sorunların araştırılması için bir Meclis araştırma önergesi
verdik. Sizlerin oyuna, iktidar, muhalefet olarak sizlerin oyuna ihtiyacımız
var.
Sizleri, şu şekilde, seralara, kümeslere, balık çiftliklerine,
soğuk hava depolarına, mantar üretme çiftliklerine götürmek istiyorum. Biraz
havamız değişsin. Buralarda sorunlar var, buralarda üretim var, buralarda
çalışma var, buralarda alın teri var. Ama bugün buralarda üretilen ürünlerin en
büyük girdisi elektrik, yüzde 50’nin üzerinde elektrik girdisi var. Elektriğe
para ödüyor; ödediği paranın yüzde 1’i fona kesiliyor, yüzde 2’si TRT’ye
kesiliyor, yüzde 18’ini KDV olarak alıyoruz ama ürettiği üründen sattığı zaman
yüzde 10’luk KDV indirimini geri veremiyoruz üreticiye. O üreticilerimizin -ki
şu anda Kumluca’yla konuştum, örneğin sahillerle görüştüm, kendi bölgemle,
Burdur bölgesiyle görüştüm- ürettikleri ürünler… Artık, sera sadece sahillerde
değil değerli arkadaşlarım; sera, şimdi Burdur’da var, sera Kütahya’da var,
sera Afyon’da var, Aydın’da var. Eskiden seralar sadece sahillerde olurdu.
Benim Burdur’umun Gölhisar’ının bin rakımlı Yusufça
kasabasında sera var. Bu insanlar serada aydınlatma için, ısıtma için
kullanıyorlar. Soğuk hava depolarında yazın soğutma için kullanıyorlar. Belli
bir dönemde çok soğuk olduğu zaman ısıyı regüle etmek
için kullanıyorlar. Mantar üretim çiftliklerinde aynı şekilde.
Bunlar bu konuların araştırılmasını, bir çözüm bulunmasını
istiyorlar. Ülkemizde enerji 2007’den bugüne göre yüzde 50 bir artış kaydetti
ama ürün fiyatlarının satışlarında bu yüzde 50’lik artışı göremiyoruz. Biraz
önce söyledim: Üreticimizin ürettiği ürün, domates mahallinde şu anda 60 kuruş,
Ankara’da 4 lira. Bu buluşmayı kim yapacak? Bu buluşmanın adresi Türkiye Büyük
Millet Meclisi. Belediyelerimiz, kooperatiflerimiz, üretici birliklerimiz…
Bunları dizayn etmemiz gerekiyor. Bugün, patates tarlada 10 kuruş, geliyorsunuz
pazarda 1,5 lira, soğan aynı şekilde, sarımsak aynı şekilde, pırasa aynı
şekilde. Bunlara bir çözüm bulmamız gerekiyor ama bakıyorum, burada gündemi
değiştirme adına, muhalefetin sözünü kesme adına bir çalışma içerisine
giriyoruz; İç Tüzük’te değişiklik.
Değerli arkadaşlarım, İç Tüzük vatandaşı ilgilendirmiyor. Vatandaş
bizden şunu istiyor: “İntibak yasası ne oldu?” diyor ben gittiğimde.
OSMAN AŞKIN BAK (İstanbul) – Geliyor, geliyor.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Emekliler toplanıyor, kahvelerine
gidiyorum “Kardeşim, bu intibak yasası ne oldu? İktidar, muhalefet söz
verdiniz, bu sorunu niçin çözmüyorsunuz?” diyor. Yine aynı şekilde, mazotta
ÖTV…
MUSTAFA ÖZTÜRK (Bursa) – Meclis çalışırsa çalışırız.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Çalıştırmak için… Bakın gündemi
değiştirdiğiniz için bu Meclis bu şekilde tıkanıyor. Meclis gayet güzel
çalışıyordu, İç Tüzük’ü niye… Benim çıkardığım
hayvanlardan, buradaki maketlerden rahatsız olmuştunuz.
Değerli arkadaşlarım, ben veteriner hekimim. Bakın, onlar benim
grafiklerimdi. İneğin buraya, kürsüye çıkmasından, koyunun kürsüye çıkmasından,
kıl keçisinin kürsüye çıkmasından neden rahatsız oluyoruz? (CHP sıralarından
alkışlar) Bana altmış beş yaşındaki adam, yetmiş yaşındaki çiftçilerimiz, sizin
üyeleriniz, bizim üyelerimiz diyor ki: “Sayın Özkan, Sayın Vekilim, seni
doğuran ana baba nur içinde yatsın. Bu kıl keçisini o kürsüye çıkardın, ben o
kıl keçisinin tüyünü şapkamın içinde taşıyordum, onun kokusuyla yaşıyordum. Onu
orada gördüm, mutlu oldum. Sana verdiğim oy helal olsun.” diyor. Bunu
görmesinden ne âcizlik duyuyorsunuz?
Deveyi çıkardık burada. Neden deveyi çıkardık bu kürsüye? Deve
pehlivan, deve güreşiyor. Onun eğri büğrü olduğuna bakmayın, o yolun düzünü
seviyor, o geçmişin tırıydı. Ondan niye rahatsızlık duyuyoruz? İç Tüzük’ü değiştiriyoruz! (CHP sıralarından alkışlar) Deve
güreşiyor arkadaşlarım. Onun gelir ve getirisiyle okullar yapılıyor, camiler
yapılıyor, köprüler yapılıyor, geçmişte de kervansaraylar yapılıyordu. Bundan
niye huzursuzluk duyuyoruz? Buraya zeytin dalı çıktı. Buraya pancar çıktı.
Pancar bizim geleceğimiz. Bundan neden korkuyoruz? İç Tüzük’ü
değiştirme adına, bugün işte gündemden saptık, İç Tüzük! Vatandaş bana soruyor.
Ben mesaj çekiyorum konuşmadan önce; sizin muhtarlarınıza çekiyorum, sizin
belediye başkanlarınıza çekiyorum, kendi belediye başkanlarımıza, ayrım yok
çünkü biz Türkiye milletvekilleriyiz. “Konuşmaları, tartışmaları izleyin.”
diyoruz ama yine burada ikide televizyon başlıyor, yedide televizyon bitiyor,
tartışmaları görmüyor. Vatandaş, gerçeği, hakikati görsün, değerlendirmesini
yapsın.
Bu konuda da elektrikle ilgili, benim bölgemde, bakın, Burdur’un
merkezinde Kışla Mahallemiz var, köydü mahalle oldu. O mahallede seralar var.
Şu anda sulama için, elektrik borçlarından dolayı, o seralara su veremiyorlar.
Millî servet, istihdam sağlıyorlar, varoşlara gelmiyorlar, o köyünde, doğduğu
topraklarda doymak istiyor bu insanlar. Ne istiyorlar bizden? Diyorlar ki: “Bu
elektrik borçlarında bir yapılandırma.”, “Efendim, kredi kartını getirirseniz
yapılandırma var.” -sözcünüz çıkacak- var ama o kredi kartına ödeyecek para var
mı? Adam, traktörüne yazmış, galerinin üzerinde, gördüm: “Alıncaya kadar çok
çektim zoru, Allah’ım cümlenle koru.” Bu traktör şu anda galeride satışta.
Neden? Elektrik borcu, yem borcu, çocuğunun tahsil borcu, bunlarla uğraşıyor. Bununla
ilgili olarak bu girdi fiyatıyla bu elektriğin tartışılması gerekiyor değerli
arkadaşlarım, mazotun tartışılması gerekiyor. Bunları araştırma önergesi olarak
da Meclise getiriyoruz. Gerçek gündem bu, işçinin gündemi bu, çiftçinin gündemi
bu, üretenin gündemi bu. Bu gündemlerle uğraşmamız gerekiyor ama ne yazık ki bu
gündemle uğraşmak yerine, biraz önce söylediğim gibi, değişik yöntemlere
başvuruyoruz.
Elektrik borçlarının ödenebilir olması için faiz affı gerekiyor
değerli arkadaşlarım. Yapılandırma yaptık ama faizlerini silme yok. 800 lira
borcu için 12 bin lira hesap çıkarılıyor. Benim, Burdur’umda merkez Lengüme köyümüz var, Çine’miz, Sala’mız
var, Gravgaz’ımız var, bu köylerde sondajla su
çekiliyor. Bunların her birine “Kaçak elektrik kullandınız.” diye 600 lira, 700
lira borçlar geldi, bunlar da zamanında ödenmediği için… Hâlbuki bunun
elektriğini, direğini biz vermişiz, enerjisini biz çekmişiz ama borç
çıkarılıyor. Biraz önce Bucak’tan, Kavacık köyünden
“İsmail Yılmaz” diye bir arkadaşım aradı, muhtar, diyor ki: “Biz -sizin
bölgelerinizde var- içme suyunu sondajdan çekiyoruz, sondajdan çekerken de
enerji kullanıyoruz, trafomuz var. Trafomuzun bir arızasında -şu anda TEDAŞ
özelleşti- Köy Hizmetlerine bağlı ama Köy Hizmetlerinin bu bünyede bir şantiyesi
yok, bir işletmesi yok. Ne yapacaksın? Özel sektöre gideceksin veyahut da
abonelik için 6 milyar lira para yatıracaksın işletme giderleri için. Bu para
benim köyümde yok.” 60 hane, 70 hane bir köy, elektrik parasını ödeyememiş,
sadece trafonun bakımı için işletme ücreti olarak 6 bin lira para isteniyor.
Anadolu’nun birçok köyünde, Burdur’un birçok köyünde bu olguyla karşı
karşıyayız. Çünkü köylerde sular sondajdan çekilir, bunun için de enerji
gerekiyor. Burada bir düzenleme, bir güzelleştirme yapmamız gerekiyor. Bunun
için Meclis olarak bu sorunların araştırılması gerekiyor. Verdiğimiz konu da
bu. Bu konu araştırılsın, gerçeği hep beraber bulalım, vatandaşın sorunlarını
çözelim diye uğraş sarf ediyoruz.
Yine, ülkemizde mantar işletmeleri… Bu, Bursa’da da var, Burdur’da
da var, Antalya’nın Korkuteli’sinde de var. Mantarın
başkenti konumuna gelmiş Antalya’nın Korkuteli ilçesi. Ama diyorlar ki: “Biz
çöpü değerlendiriyoruz, çöpü, samanı değerlendiriyoruz, hayvan gübresini
değerlendiriyoruz, bundan katma değer yaratıyoruz ama kompostta
yüzde 18 KDV alıyorsunuz. Biz bunları yaparken, bu mantarı, kültür mantarı
üretirken elektrik kullanıyoruz. Elektrik çok pahalı. Sanayi anlamında
kullanıyoruz. Bu konuda bir iyileştirme yapmanızı bekliyoruz.” diye feryat
ediyorlar. Bunları gidelim, yerinde araştıralım, çözümünü de üretelim
istiyoruz. O mantar ki kolay sofraya gelmiyor, onun her zerresinde alın teri
var.
Aynı şekilde, elma soğuk hava depoları, bölgemizde var. Soğuk hava
depoları şu anda… Gün oluyor elma para ettiği zaman soğuk hava depolarında
kuyruklar oluşuyor ama gün oluyor elma para etmiyor, arz-talep dengesi bozuluyor, nakliye
sorunları giriyor, elektrik sorunları giriyor, taşıma sorunları giriyor, hal
sorunları giriyor, elma para etmiyor, kasası 5 liraya düşüyor; vatandaş o soğuk
hava depolarının önünden geçmek istemiyor. Bunların değerlendirilmesi,
araştırılması gerekiyor.
Yine, balıkçılarımız… Balık kendi başına olmuyor kültür balığı,
onların işletmeleri var. O balık ki sofranıza gelen o çupra, o levrek, değişik
balıklar, kültür olan balıklar, onların her biri 1 santimden başlıyor 40
santime gelinceye kadar her safhasında elden geçiyor, onun için enerji
kullanıyor. Orada da enerjide sorunlar var, bunun çözümlenmesi gerekiyor. Bunun
için sizlerin desteğine ihtiyacımız var ve sizlerden -Sayın Enerji Bakanımız da
biraz önce buradaydı- bu yüzde 1 Enerji Fonu’nun kaldırılmasını, yüzde 2 TRT
payının kaldırılmasını ve yüzde 18 KDV’nin tarımda kullanılan elektrikten
kaldırılmasını talep ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Ben teşekkür ederim Sayın Özkan.
İkinci konuşmacımız, aleyhinde olmak üzere, Diyarbakır
Milletvekili Sayın Altan Tan.
Buyurun Sayın Tan. (BDP sıralarından alkışlar)
Süreniz on dakika.
ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu
konuda her ne kadar verilen önergenin aleyhinde söz almış bulunuyorsam da
özünde aleyhinde değilim, bu konuyla ilgili çok daha geniş kapsamlı ve
teferruatlı bir araştırmanın yapılması ve çalışmanın gerekliliğine inanıyorum.
Bu konudaki görüşlerimi arz edeceğim.
Bugün tarımsal sulamada kullanılan elektriğin birim fiyatı 2007
yılına göre yüzde 50 artmıştır. Artış oranı tarımsal amaçlı soğuk hava
depolarında, kültür balıkçılığı ve kümes hayvanları tesislerinde, seralarda ve
hayvancılık işletmelerinde ise yüzde 58’lere ulaşmıştır. Bu zammın üzerine,
tarımsal sulama abone grubuna 2009 yılının Ocak ayında yüzde 1,5; Ekim ayında
ise yüzde 9,6 oranında zam yapılmıştır. 2007 yılında 13,5 kuruş olan elektriğin
birim fiyatı 2010 Aralık ayında 22,53 kuruş olmuştur. Bu yapılan zamlar
çiftçilerimizi üretemez hâle getirmiştir.
Yapılan zamların yanı sıra, elektrikten alınan yüzde 1 Enerji
Fonu, yüzde 2 TRT payı ve yüzde 18 KDV birim fiyatı maliyetleri daha da yukarı
çekmektedir. Vergilerini peşin KDV ve ÖTV olarak ödemekte olan çiftçilerimiz ve
üreticilerimiz bugün çok zor durumdadırlar. Tüccar gibi sattığı maldan KDV’sini
mahsup edememekte olan yetkililer, bunu üreticilerden maalesef peşin olarak
tahsil etmektedirler. TEDAŞ’ın verilerine göre Türkiye'nin toplam elektrik tüketiminin yüzde 3,4’ü,
toplam abone sayısının ise yüzde 1,4’ü tarımsal sulama abone grubuna yani
üreticilerimize aittir.
Verilerden de görüldüğü üzere üreticilerimiz, gerek abone sayısı
gerek tüketim miktarı bakımından büyük bir yekûn tutmamasına karşın elektrikte
yaşanan sorunlar güncelliğini korumaktadır. Elektrikte uygulanmakta olan yüzde
18 KDV tarımda kullanılan elektrikte yüzde 1’e mutlaka indirilmeli ve yüzde 2
TRT payı da alınmamalıdır.
Değerli arkadaşlar, tarımda kullanılan elektrik konusunun en
önemli kalemini sulama için harcanan elektrik mevzusu teşkil etmektedir. Bu,
Türkiye'nin büyük bir yarasıdır. Tarımda kullanılan su nedir? Önce bunun
üzerinde birkaç kelime söyleme mecburiyeti vardır:
Bildiğiniz gibi dünyanın her yerinde yer altı suları içmede
kullanılır büyük oranda, yer üstü suları ise sulamada kullanılır ama maalesef
bugün Türkiye’de yer altı suları sulamada kullanılmaktadır. Bunun da sebepleri
vardır. Bugün yaklaşık kırk yıla yakındır devam etmekte olan Güneydoğu Anadolu
Projesi kapsamında Urfa, Mardin, Diyarbakır, Batman ovalarının sulanma
işlemleri, kanalları maalesef bugüne kadar
bitirilememiştir. Bunlar bitirilemediği için de dünyanın, dünya
tarihinin en münbit toprakları olan Mezopotamya
Ovası’ndaki toprakları çiftçiler kendi imkânlarıyla sulama mecburiyetinde
kalmışlardır. Bunun için de yer altı kuyuları açılmıştır. Yer altı kuyularının
açılması yasal mevzuata da uygun değildir çünkü yer altı suları -biraz evvel de
söylediğim gibi- bütün dünyada içme suyu amaçlı kullanılır ama bugün Mardin
Ovası’nda, Kızıltepe, Viranşehir, Derik, Nusaybin başta olmak üzere Diyarbakır
ve Batman’da binlerce kuyu açılmıştır. Bu açılan kuyular ilk zamanlarda 20
metrede su verirken bugün bu rakam 400-500 metrelere kadar inmiştir. Tabiri
caizse yerin, yer altının suyu çekilmiştir. Tıpkı bir sünger gibi düşünün,
onlarca pipeti bunun üzerine koyun, çektiğiniz vakit kupkuru bir hâle
gelmiştir. Bu, bölgedeki bütün tabiat ve iklim dengesini de değiştirmiştir.
Onlarca dere ve çay, halk tabiriyle, bugün kurumuş bulunmaktadır.
Tabii bunun birinci sorusu şudur: GAP bugüne kadar niçin
bitirilememiştir? Yani bu kadar imkânlara, kaynaklara ve her fırsatta dile
getirilmesine rağmen Güneydoğu Anadolu Projesi’nin bitirilmemesi maalesef büyük
bir sorun olarak ortada durmaktadır. Bugün 22 baraj ve 19 hidroelektrik
santralin yüzde 85 küsuru, yüzde 86’sı bitirilmiş durumdadır ancak bitirilen
kanal oranı halen yüzde 14 civarındadır. Yirmi yıldır su tutulan barajlar
vardır ama hâlâ bu barajlarda tutulan sular ovaya, toprağa kavuşamamıştır, intikal
ettirilememiştir. Yer altı sularıyla da ilgili tabii ki bu noktada ciddi
sorunlar çıkmıştır. Midyat’ın, Mardin’in Kızıltepe’nin, Nusaybin’in içme
suyunun tabii şartlarda elde edilmesi gerekirken çok zor şartlarda ve çok daha
uzak mesafelerden getirilme durumunda kalınılmıştır.
Sevgili arkadaşlar, bugün çiftçi perişan bir durumdadır. Normal
pamuk ekiminin yapıldığı bir arazide yaklaşık olarak bir kuyu 100 dönüm
civarında bir araziyi sulayabilmektedir. Bu kuyunun hem maliyeti vardır. Biraz
evvel de altını çizdiğim gibi, bundan yirmi beş otuz sene evvel 20 metreden
çıkan su, bugün 400-500 metreden çıkmaktadır. Kuyuların ciddi bir maliyeti
vardır, dalgıç pompaların ciddi bir maliyeti vardır. Bunun da üzerine elektrik
fiyatı geldiği vakit, çiftçi, tabiri caizse, devlete çalışmaktadır. Hele ürün,
bu sene pamuğun perişan bir duruma düştüğü gibi, eğer -tırnak içinde- rezil
olmuşsa çiftçimiz ve vatandaşımız da perişan bir duruma düşmektedir. Özellikle
Mardin, Batman ve Diyarbakır ovalarında “tabii afet” diye nitelendirebileceğimiz
ciddi bir yer altı suları sorunu vardır. Elektrik maliyetleri yüksektir yani
vatandaşın bundan başka bir çaresi yoktur. Vatandaşa mutlaka bu elektrik
sarfiyatında bir kolaylık sağlanmalıdır. Bunu da bir yana bırakalım, bugün
bölgedeki elektrik kesintileri vatandaşı, çiftçiyi, üreticiyi perişan etmiştir.
Mardin Ziraat Odasının, Kızıltepe Ziraat Odasının bu yıl yaptıkları müteaddit
toplantılar, basın toplantısı ve açıklamalarda müracaatlarında açık ve net
olarak ortaya koydukları gibi üretim yüzde 40 düşmektedir. Günde birkaç sefer
bu elektrikler kesilmektedir, voltajlar düşmektedir, aniden tekrar kalkmaktadır
ve yanan dalgıç pompaların haddi hesabı yoktur. “Ya neden bahsediyorsun?”
diyebilirsiniz, sadece ithalatla ihracatla uğraşan, ihalelerle uğraşan insanlar
olarak ama lütfen bir çıkın, gezin, bakın ve her yıl sadece bölgede yanan
dalgıç pompalara ödenen meblağ ne kadardır bir zahmet bir gözlemleyin ve
yetkililere sorun.
Sevgili arkadaşlar, bir diğer kara propaganda da şudur: “Bölge zaten
elektrik parası vermiyor, zaten bunlar kaçak elektrik kullanıyor.” İddia
ediyorum ve bir Meclis araştırması yapılmasını öneriyorum. Bütün bir bölgede
kullanılan kaçak elektrik miktarı Kocaeli’nde üç tane ciddi sanayi işletmesinin
kullandığı elektrik kadar değildir. Tekrar ediyorum bütün bir bölgede
kullanılan kaçak elektriğin mali bedeli, ekonomik değeri Kocaeli’ndeki üç tane
büyük sanayi kuruluşunun kullandığı elektrik kadar değildir. Burada da büyük
bir kara propaganda vardır ve ayrıca bugün maalesef ciddi bir elektrik
sıkıntısı yaşayan bölgeye şu denilmektedir: “Bizim hatlarımız normal şartlara
göre tesis edilmiştir, siz kaçak kullanıyorsunuz, ne yapalım o zaman da fazla
kullanıyorsunuz ve bu şekilde bu arızalar meydana geliyor.” Türkiye’nin şu an
kullanmakta olduğu toplam elektriğin yüzde 48’i bölgedeki barajlardan elde
edilmektedir arkadaşlar. Türkiye’nin elektriğinin yüzde 48’ini veren bölge
bugün elektrik sıkıntısı çekmektedir. Diyarbakır şehir içinde bile günde
ortalama 7-8 sefer elektrik kesilmektedir.
Sevgili arkadaşlar, bu durumların düzeltilmesi için çok daha
ciddi, çok daha derli toplu araştırmalara ihtiyaç vardır. Mardin Devlet
Hastanesinin altı ameliyathanesi ve yoğun bakım ünitesi sık sık kesilen
elektriklerden dolayı bugün kapanmıştır.
Bu konulara dikkatiniz çeker, saygılarımı sunarım. (BDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tan.
Önerge üzerindeki üçüncü konuşmacı, lehinde olmak üzere Seyfettin
Yılmaz, Adana Milletvekilimiz. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın Yılmaz.
SEYFETTİN YILMAZ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ülkemizde tarımda kullanılan elektrikle ilgili sorunların araştırılması,
üreticinin sorunlarının ve çözüm yollarının belirlenmesi, idari ve kurumsal
yasal düzenlemelerin yapılması amacıyla İç Tüzük’ün
104’üncü ve 105’inci maddeleri gereğince verilen Meclis araştırmasıyla ilgili
lehte Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum.
Evet, bu Meclis araştırması da dâhil olmak üzere, biraz önce
Milliyetçi Hareket Partisinin verdiği Türkiye’deki taşeronlaşmayla ilgili
Meclis araştırması da dâhil olmak üzere milletimiz emeklimizden çalışanımıza,
esnafımızdan çiftçimize kadar bu sorunların araştırılarak çözüme
kavuşturulmasını istiyor. Ama ne yazık ki iktidar partisi parmak çoğunluğuna
dayanarak muhalefet tarafından milletin lehine verilen bütün önergeleri
reddetme noktasında bir karar ve iş birliği içerisindedir.
Evet, biraz sonra da -İç Tüzük’te- bizim
bu kürsüden milletimizin sorunlarını dile getirebilmemiz noktasındaki
gündemleri ortadan kaldırmak amacıyla İç Tüzük’le
milletin sesini kısmaya çalışan bir düzenleme geliyor. Evet, burası grup başkan
vekillerinin verdiği önergeyle AKP’nin Meclisi değildir, burası Türkiye Büyük Millet
Meclisi, milletin Meclisidir burası. Burada bu milletin sesini kısma şansına
sahip değiliz.
Millet bu dertlerin konuşulmasını isterken Sayın Başbakanın
ifadesi, biraz önce grup başkan vekillerinin ifade ettiği gibi, “Dindar bir
gençlik ve dindar bir nesil istiyoruz.” diyorlar. Evet, sizin istemenize gerek
yok, sabahtan beri telefonlarda söylüyor, bizim gençliğimizin, bizim neslimizin
dinle ilgili bir sıkıntısı yoktur, sizin öğreteceğiniz ve yetiştireceğiniz
böyle bir gerekçeye de ihtiyaçları yoktur.
Evet, bu gençlik Şeyh Edebali’den Osman Gazi’ye, Fatih Sultan
Mehmet’ten Kanuni’ye kadar dinini, milliyetini yaşayarak geliyor. Mehmet
Akif’in dediği gibi “Asım'ın nesli diyordum ya... Nesilmiş gerçek/Çiğnetmedi
vatanı, çiğnetmeyecek.” Evet, böyle bir nesilden geliyoruz. Biz, zindanları Taş
Medrese’ye çeviren, yusufiyeye
çeviren bir nesilden geliyoruz. Biz “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira
Dağı Kadar Müslüman’ız.” diyen bir nesilden geliyoruz.
Bu nesle sizin dindarlık öğretme hakkınız yok. Sizin öğreteceğiniz
nesilde medeniyetler arası ittifak, dinler arası diyalog mu var? Bizim buna
ihtiyacımız yok, bu gençliğin de buna ihtiyacı yok. Hak din İslam’dır. Dinler
arası diyalog değil, Hak din İslam’dır. Bunun bu şekilde bilinmesini özellikle
istirham ediyorum.
Yani, şöyle bir gençlik istiyorsanız onu oluşturamayacaksınız:
Alnı secdede, ayakları, ruhu, bedeni haramda bir nesil istiyorsanız, o nesli
oluşturma şansına sahip değilsiniz. (MHP sıralarından alkışlar)
HARUN KARACA (İstanbul) – Hadi be!
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, bunu özellikle belirtiyorum. On
yıldır iktidardasınız, on yıldır! Gelin sayın grup başkan vekilleri, bunları bu
şekilde ifade edene kadar şu gençliğin içerisinde bulunduğu sorunları bir
tartışalım. Dinle, İslam’la siyaset yapmayın. Gelin araştıralım, ilkokullara
kadar esrarın, eroinin girdiği bir gençlik hangi tehlikelerle karşı karşıya
bunları araştıralım dediğimizde yine parmaklarınızı kaldıracaksanız, yok
diyeceksiniz.
ALİ ŞAHİN (Gaziantep) – Hani inançlıydı, hani gerek yoktu!
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, evet, sizin on yıllık
iktidarınızda uyguladığınız eğitim politikalarıyla, kültür politikalarıyla Türk
milletinin hangi noktalara geldiğinin iyi bilinmesi gerekiyor. Kırk altı yıl bu
ülkede iktidarlık yapmış, hükümdarlık sürmüş bir Kanuni’yi harem ağası gibi
gösteren bir dizi, aylarca televizyonlarda izlettiriliyor sizin iktidarınız
döneminde.
Evet, şimdi konuya geleceğim ve burada biz, tarımın problemlerini
konuşmak için çıktık, bunları belirtmek istiyorum. Şimdi, TRT’ye yüzde 2 pay almak
istiyorsunuz. Tarımda üretim yapan, alnının teriyle sıcakta-soğukta emek veren
çiftçiden yüzde 2 TRT’ye pay alıyorsunuz. Uygulayacağınız bu kültür
politikalarının veya sizin yandaş sesiniz olmak için mi almak istiyorsunuz bu
yüzde 2’yi? Bırakın bu tarımdaki, sulamadaki yüzde 2 payı kaldıralım.
Evet, on yıldır iktidardasınız, sanki muhalefet partisi gibi
konuşmalar yapıyorsunuz, ifadelerde bulunuyorsunuz. Hâlâ Türkiye’de yüzde
bilmem kaçlara varan kaçak elektrik kullanılıyor. Onları almanın peşine gidin.
Ama “Bir ay faturasını ödemedi.” diye gariban insanın elektriğini kesmek,
tarımda emeğini ortaya koyan çiftçinin suyunu kesmekle bu tarımı ayağa da
kaldıramazsınız; bu, adalet anlayışına da sığmaz.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yüzde kaç kayıp kaçak var?
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – O sizin işiniz. Kayıp kaçakların ne
olduğunu, Enerji Bakanı buradaysa açıklasın.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Rakamı söyle, sen bir söyle bakayım!
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, Değerli Arkadaşım, onu sen
söylersin. Kayıp kaçak oranı sizin döneminizde var mı, yok mu? Alabiliyor
musunuz kaçak elektrik kullananlardan?
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yüzde kaç söyle!
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, şimdi tarımla ilgili konulara
geleceğim. Çiftçi ne ekeceğini şaşırmış durumda.
Evet, kendi bölgemle ilgili... Tarım Bakanı da tahmin ediyorum
geldi.
OKTAY VURAL (İzmir) – Var mı Tarım Bakanı ülkede!
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet Tarım Bakanı da geldi. Şimdi,
sabahtan beri tarımın bütün kesimleriyle, Çukurova’da ilgilenen bütün kesimleriyle
görüşmeler yapıyorum “Durumunuz nedir?” diye. Sayın Tarım Bakanım, burada
iktidar partisinin milletvekilleriyle, il başkanınızla, kendinize yakın sivil
toplum örgütleriyle değil, biz de muhalefet milletvekiliyiz, gelin bir gün şu
Çukurova’ya bir beraber gidelim. Çukurova çiftçisi ne hâlde, gelin bir beraber
görelim.
AHMET YENİ (Samsun) – Yeni geldik oradan, yeni.
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Evet, siz geldiğinizde ancak sırça
köşklerde oturarak size yağ çekenleri dinlerseniz, sanırsınız ki tarım çok iyi
hâlde. Gelin, hodri meydan diyorum! Hodri meydan! Araştırma yapalım, araştırma
önergesi getireceğim. Verecek misiniz, Çukurova’da tarımın, çiftçinin
sorunlarının araştırılacağı bir araştırma önergesine? Tarım Bakanı da burada,
siz de laf atıyorsunuz! Gelin, gidelim “evet” deyin bir araştıralım. Her
vatandaşla konuşalım. Bakın…
AHMET YENİ (Samsun) – Yüzde 50’yle geldik!
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Bakın, değerli milletvekilleri,
burada oy çoğunluğunuza, parmak sayınızın çoğunluğuna bakarak bu milletin
problemlerini çözemezsiniz, bu çiftçinin problemlerini de çözemezsiniz.
Çukurova bölgesi dünyanın en verimli topraklarına sahip. İçerisinden iki tane
önemli nehir akıyor, Seyhan ve Ceyhan nehirleri. Şehrin içinden akıyor,
Çukurova’yı ikiye bölerek denize dökülüyor ve yan akarsularıyla beraber, iç
gölleriyle beraber bu kadar akarsuyunun bol olduğu bir yerde Çukurova’nın ne
kadarı sulanabiliyor biliyor musunuz değerli hemşehrilerim?
Değerli milletvekilleri, yüzde 41’i sulanabiliyor hâlâ, yüzde 41’i!
Sayın milletvekilleri, yani bu sulama işlerini yapmadan,
vatandaşların sıkıntısını çözmeden neyi söyleyeceksiniz? On yıldır
iktidardasınız.
MUZAFFER YURTTAŞ (Manisa) – Siz ne yaptınız, bir onu söyle!
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Otur yerine, cevap verirsin! Bakan
burada, senin yerine cevap verir! Sen bir otur yerine, cevap verme!
Evet, şimdi, Sayın Başbakan İsrail’e “…” (*)diyor, kafa tutuyor.
Şimdi, Çukurova’da kullanılan tohumu, kaç milyon dolarlık tohumu İsrail’den
alıyoruz haberiniz var mı? Evet, öyle sözde İsrail’e kafa tutmakla olmaz, özde
icraatla olur. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bakın, dünyanın en verimli toprakları Çukurova’da. Dünyanın en
verimli toprakları Çukurova’da. Orada köklü bir üniversitemiz var, ziraat
fakültemiz var. Su aygırını, şunu bunu araştırana kadar kaynakları buraya
aktarın ki oradaki Çukurova’nın çiftçisinin problemini çözelim. Orada yüksek
teknolojili bir tohum üretim merkezi oluşturalım. Var mısınız? Var mısınız? (AK
PARTİ sıralarından gürültüler)
Evet, milyonlarca tohum, her yıl İsrail’e vermekle bu iş olmaz,
olmayacaktır da, onu söyleyeyim.
Evet, şimdi, bakın, Sayın Bakan biraz sonra çıkar veya çıktığında
rakamlarla… Rakamlarla insanları aldatamazsınız, insanları kandıramazsınız.
VURAL KAVUNCU (Kütahya) – Doğru söyle, doğru.
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Doğruyu söylüyorum. Söyleyelim mi?
(*) Bu bölümde Hatip
tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
Bakın, 2002 yılında, Saimbeyli’de, Pozantı’da, Kamışlı Boğazı’nda,
Darboğaz’da, Aladağ’da, Seke’de
1 kilogram kiraz 6 liraydı, 1 litre mazot 1 liraydı yani 1 kilo kiraza 6 kilo
mazot alan çiftçi bugün ne yapıyor, biliyor musunuz? 1 kilogram kirazla 1 kilo mazot
alamıyor. Evet, şimdi çıkıp da bunlar
üzerinden siyaset yapmayın.
Bakın, pamuk Çukurova’da bitti. Sadece eski Yeşilçam filmlerinde
kaldı. Pamuğa dayalı sanayi… Sizin iktidarınız döneminde kırk tane fabrika
kapandı, kırk tane. 50 bine yakın vatandaşımız Adana’da işini kaybetti. Şimdi,
pamuk kayboldu, mısıra döndü.
Mısır… Biraz önce mısır üreticileriyle görüştüm, hepsi “Zarar
ettik.” diyor. Mısıra dayalı sanayi de kapanırsa, Adana’da yüzde 20 olan
işsizlik oranı yüzde 30’lara çıkacak.
Bunları çözme noktasında, gelin, bu araştırmalara destek verin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SEYFETTİN YILMAZ (Devamla) – Ellerinizi yukarıya kaldırmakla bir
şey olmaz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Yılmaz, çok teşekkür ediyorum.
Son konuşmacı, aleyhinde olmak üzere Sayın Tülay Kaynarca,
İstanbul Milletvekili.
Buyurun Sayın Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) – Saygıdeğer Başkanım, çok değerli
milletvekillerimiz; Cumhuriyet Halk Partisinin grup önerisi aleyhine söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle, Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekillerimiz, öneri tarımda kullanılan elektrikle
ilgili sorunların araştırılmasıyla ilgili. Aslında konuşulacak çok veri var ama
bu kürsüde dillendirilen birkaç tane sorunun cevabı niteliğinde birkaç cümle
söylemek istiyorum, o da şu:
Tarımsal sulama abonelerinin birikmiş enerji borçları var.
Doğrudur ama bu 96 yılından günümüze kadar birçok yapılandırmaya sebebiyet
vermişti ve -2011 yılına geleceğim şimdi- bu yılda, son düzenlemeye ilişkin
6111 sayılı Kanun kapsamında tarımsal sulama abonelerinin enerji borçlarının
faizlerinden vazgeçilmiş ana para borçlarına beş yıl taksit imkânı sağlanmış.
Yani bu anlamda neler, bu nasıl bir avantaj sağladı borçlulara ki, 2,5
katrilyon gibi bir yük gözümüzün önüne geliyor. Bu çerçevede, toplam 161 bin
tarımsal sulama abonesinden 44 bin abone borçlarının yeniden yapılandırıldığını
görüyoruz.
Aslında bu şu demek: 2,5 katrilyona yakın borç tutarından bugüne
kadar 155 trilyona yakın -tam rakamı da söyleyeyim- 155 milyon 965 bin tahsilat
yapılmış. Yani alınan kararın, 6111 sayılı Kanun’un tarımsal sulama
abonelerinin enerji borçlarına yönelik Hükûmetimizin aldığı bu kararın geri
dönüşümünün de olumlu olduğunu görebiliyoruz.
Tarımsal kalkınma adına söyleyecek çok şey var. Çiftçilerimizin
lehine alınmış kararlarla ilgili de söylenebilecek çok şey var. Bununla ilgili
bir notu verip, cümlelerimi tamamlamak istiyorum ben; o da şu: OECD’nin 2011
Yılı Tarım Raporu’nda –Lütfen dikkat ediniz- Türkiye’nin son on yılda büyük
ilerleme kaydettiği ve dünyada tarımsal hasıla büyüklüğü açısından 7’nci sıraya
yükseldiği belirtilmiştir. Bunu biz söylemiyoruz, OECD verilerinde bu var ve
tarımsal hasıla büyüklüğü açısından Türkiye, 7’nci sırada yerini almıştır.
Cumhuriyet Halk Partisi Grup önerisiyle ilgili görüşümün aleyhte
olduğunu belirtmiştim. Çünkü bugün, yine CHP’nin verdiği gensoru, Türkiye Büyük
Millet Meclisi İç Tüzük görüşmeleri yer almaktadır.
Dolayısıyla ben görüşümüzün aleyhte olduğunu ifade ediyor, yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kaynarca.
III. – YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, yoklama
istiyoruz.
BAŞKAN – Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini
tespit edeceğim; lütfen ayağa kalksın arkadaşlar.
Sayın Hamzaçebi, Sayın Tanrıkulu, Sayın Kart, Sayın Tezcan, Sayın
Kuşoğlu, Sayın Serindağ, Sayın Akgöl, Sayın Kaplan,
Sayın Köktürk, Sayın Eyidoğan, Sayın Genç, Sayın
Özkan, Sayın Dibek, Sayın Özdemir, Sayın Tayan, Sayın Acar, Sayın Fırat, Sayın
Tanal, Sayın Karaahmetoğlu, Sayın Moroğlu, Sayın
Kesimoğlu, Sayın Demiröz.
Sayın milletvekilleri, yoklama için üç dakika süre veriyorum.
Yoklamayı başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.- Burdur Milletvekili
Ramazan Kerim Özkan ve arkadaşları tarafından, tarımda kullanılan elektrikle
ilgili sorunların araştırılması amacıyla verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin, Genel Kurulun 2/2/2012 Perşembe günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına
ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşimde yapılmasına ilişkin CHP Grubu
önerisi (Devam)
BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzük’ün
19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım…
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
2.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, AK PARTİ Grup önerisinin işleme alınamayacağı iddiasına ilişkin
açıklaması
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, efendim, Adalet ve Kalkınma
Partisinin grup önerisi eylemli bir İç Tüzük değişikliğidir. Dolayısıyla 15
Mart tarihine kadar sözlü sorular olmak üzere bir buçuk ay süreyle yapılan bir
düzenleme bir fiilî İç Tüzük ihlalidir, İç Tüzük ihdasıdır; böyle bir uygulama
bu bakımdan işleme alınamaz. Yani o zaman İç Tüzük değişikliğine de gerek yok.
Saatler konusunda bir yıl boyunca alırlar, İç Tüzük’ü
değiştirmeye de gerek yok. Dolayısıyla bu konuda yapılan teklif, Meclisin İç Tüzük’te belirlenmiş esaslardan çıkarak bu uygulamaya göre
yapılmasına amirdir, bu da İç Tüzük değiştirilmeden yapılamaz. Bakın, İç Tüzük’le ilgili teklifi bir okursanız, sözlü sorularımızı
kaldırıyorlar, denetim günümüzü kaldırıyorlar, çalışma saatlerini değiştiriyorlar,
fiilen İç Tüzük’ü değiştiriyorlar. O bakımdan, İç
Tüzük değişikliği teklifi verenler, zaten bu İç Tüzük değişikliği olmadan bu
teklifteki uygulamaların olamayacağını bildikleri için İç Tüzük değişikliği
yapıyorlar. Bu sefer grup kararıyla bunları yapmaları doğrudan doğruya İç Tüzük’ü ihlaldir, fiili olarak İç Tüzük değişikliği
demektir. Burada kaçıncı madde…
BAŞKAN – Sayın Vural, okutabilir miyim öneriyi? Öneriyi okutamadık
henüz, okutabilir miyim?
OKTAY VURAL (İzmir) – Evet ama efendim, bunu işleme alamazsınız.
BAŞKAN – Hayır, okutmadan…
OKTAY VURAL (İzmir) - Yani efendim, bu bir buçuk aylık bir süre
kısa bir süre değildir, bu doğrudan doğruya İç Tüzük’ün
esasını ihlal eden bir iradedir. Dolayısıyla, usulüne uygun verilmiş bir önerge
de olmadığı için, İç Tüzük değişikliğini sağladığı için bu da grup önerisiyle
olmaz, usulüne uygun bir kanun teklifiyle olabilir. O bakımdan, bunu işleme
alamazsınız. Nasıl alacaksınız yani? O zaman İç Tüzük’ü
niye değiştiriyorlar bunlar?
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, devam edin lütfen.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkanım, benim de bir kanun teklifim
vardı…
BAŞKAN – Bir saniye…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İç Tüzük 54’üncü maddede toplantı gün
ve saatlerinin ne olduğu yazıyor. Genel Kurul bu konuyla ilgili kararı
alabilir, diyor. 54’üncü madde açık ve net. Aynı şekilde, haftada iki gün olmak
üzere sözlü sorular ve diğer günler denetim günlerine ayrılır ama Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulu bu konuda yetkilidir diye amir hüküm var.
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, bu konuda Genel Kurul daha önce
salı günlerini denetim…
BAŞKAN – Bir saniye… Bitirsin.
OKTAY VURAL (İzmir) – Pardon.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulu Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun önerisini kabul ettiği takdirde, İç Tüzük’e uygun bir eylem, işlem yapılmış demektir. Genel
Kurulun çalışma saatleri bundan önceki dönemlerde yaptığımız gibi, nitekim tüm
siyasi parti gruplarının da altında imzası bulunan Danışma Kurulu önerileriyle
kabul ettiğimiz şekilde devam etmektedir. Yapılan işlemde Adalet ve Kalkınma
Partisinin grup önerisinde de İç Tüzük’e aykırı
herhangi bir konu söz konusu değildir.
BAŞKAN – Teşekkürler.
OKTAY VURAL (İzmir) – Alınamaz efendim, denetim yetkisini
kaldırıyor, Meclisin denetim yetkisini kaldırıyor. Anayasa’ya ve İç Tüzük’e aykırı.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, buyurun efendim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Salı günü…
BAŞKAN – İsterseniz mikrofonunuzu açayım.
AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Başkan, neyi konuşuyoruz?
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, okutun lütfen. Bizim de
haberimiz olsun. Bizim hakkımız yok mu?
BAŞKAN – Buyurun.
3.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, AK PARTİ Grup önerisinin işleme alınamayacağı
iddiasına ilişkin açıklaması
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bu haftanın Genel Kurul gündemini belirlemek üzere Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu salı günü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
önerisini getirdi, görüşüldü, tartışıldı; muhalefet partilerinin “hayır” oyuna
rağmen, çoğunluk oylarıyla o gündem kabul edildi; salı. Bugün, perşembe. Adalet
ve Kalkınma Partisi Grubu, bir başka öneri getirmek suretiyle 15 Mart tarihine
kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun gündemini tanzim etmek
istiyor. Salıdan perşembeye ne değişmiştir? Değişen herhangi bir şey yoktur.
Sadece, dün yani çarşamba günü, Genel Kurulda AKP’nin İç Tüzük değişiklik
teklifine ilişkin olarak görüşmeler sırasında muhalefet partilerinin ortaya
koyduğu bir tutum vardır. Cumhuriyet Halk Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi,
Barış ve Demokrasi Partisi, muhalefetin söz hakkını kısıtlamaya yönelik olan,
onu susturmaya yönelik olan bu İç Tüzük değişikliği teklifi konusunda doğal
tepkilerini ve eleştirilerini gündeme getirmişlerdir. Bu, son derece demokratik
bir tepkidir. Bu demokratik tepkiyi hazmedemeyen; siz, eğer sesinizi bu kadar
yükseltirseniz, eğer bizim değişiklik teklifimizi bu kadar engellemeye
çalışırsanız biz de sizi cezalandırırız anlayışıdır bu teklif. Salıdan
perşembeye değişen bir şey yoktur. İç Tüzük değişiklik teklifi Türkiye Büyük
Millet Meclisinin gündemindedir. Gensoru görüşmelerinden sonra İç Tüzük
değişiklik teklifi görüşmelerine geri dönülecektir, değişen bir şey yoktur; ama
muhalefete tahammül edemeyen bir AKP anlayışı vardır.
İlginç olan şudur: İç Tüzük değişiklik teklifinde AKP şunu
söylüyor; Meclisin çalışma saatlerini 14.00-20.00 olarak düzenliyorum diyor,
değişiklik teklifi öyle. Bilindiği gibi, mevcut İç Tüzük’te
çalışma saatleri 15.00-19.00 olarak yazılıdır, ancak Danışma Kurulu
kararlarıyla veya Genel Kurulun kararlarıyla bu süre zaman zaman
esnetilebilmektedir. Siz şimdi, AKP olarak tarttınız, ettiniz,
değerlendirdiniz, ölçtünüz, biçtiniz kendinize göre İç Tüzük değişiklik
teklifine bir madde koydunuz. Diyorsunuz ki; Genel Kurul 14.00-20.00 saatleri
arasında çalışsın. Bizim buna herhangi bir itirazımız yok, çalışma saatlerine
ilişkin herhangi bir itirazımız yok, ama şurada diyorsunuz ki, bu Danışma
Kuruluna götürdüğünüz, şimdi de Genel Kurula getirdiğiniz bu grup önerisinde;
“Biz İç Tüzük değişikliğini öyle teklif ettik ama 15 Marta kadar ona
uymayacağız.” yani AKP’nin samimiyeti yoktur. Demokrasiyi içselleştirememiş bir
partinin siz değerli Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu milletvekillerine de
yaptığı bir saygısızlıktır bu.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, saygısızlıkla itham
edemez bizi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Sizlerin parmakları AKP grup
başkan vekillerinin emrindedir; öyle görüyor, size öyle bakıyor, bir eşya
muamelesi yapıyor Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna.
AHMET YENİ (Samsun) – Saygılı konuş be!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Bu samimiyetsiz, bu demokrasiyi
içselleştirememiş, bu sağduyudan yoksun, akıl ve mantıktan yoksun bu grup
önerisini Genel Kurulun dikkatine sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Hamzaçebi.
Sayın Kaplan.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Kaplan’a söz verdim Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, şimdi bu AKP Grubunun
önerisinde 156 sıra sayılı…
BAŞKAN – Sayın Kaplan’a söz verdim Sayın Genç, lütfen.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama efendim, ben sabahtan beri ayaktayım.
BAŞKAN - Grup başkan vekillerine söz veriyorum.
Buyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Peki.
OSMAN ÇAKIR (Düzce) – Otur yerine!
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sen otur yerine, sen. Otur da kilo al
orada.
BAŞKAN – Evet, Sayın Kaplan.
4.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, AK PARTİ Grup önerisinin işleme
alınamayacağı iddiasına ilişkin açıklaması
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, AK PARTİ Grubu 31 Ocakta
bir önerge getirdi, bu önerge çoğunluk oylarıyla kabul edildi. Bir gün geçti
aradan, şimdi bir önerge daha getirmişler, bu, uzunca bir süreci, 15 Marta
kadar olan çalışma süresini belirliyor. Şimdi, bu Anayasa’da bir denetim… Yani
Meclisin bir yasama, bir denetim görevi var, denetim de muhalefet partileri
tarafından yapılır. Bu denetim işlevinin yapılabilmesi için de İç Tüzük’te bazı hükümler var. Şimdi, Anayasa’ya aykırı bir
önerge söz konusu burada yani Anayasa’nın denetim haklarını ortadan kaldıran.
Bu da bir usul tartışması açmayı gerektiriyor. Ancak bir şey daha ifade etmek
istiyorum. Bu önergede şöyle bir durum var: Bakın, 2 Şubat, 3, 4, 5 yani cuma,
cumartesi, pazar, pazartesi bitimine kadar, İç Tüzük bitimine kadar. İç Tüzük
yirmi dört saatte bitmez Başkanım. Yirmi dört saatte bitmeyeceğine göre -ki
saat 1’den beri çalışıyoruz- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde angarya ve
zorla çalıştırma yasağı var, Anayasa’nın 90’ıncı hükmü. Yani şimdi angarya ve
zorla çalıştırma önergesi getirmişler arkadaşlar. Şimdi bu angarya ve zorla
çalıştırma yasağı AKP’li üyeler için de geçerli. Yani cuma, cumartesi, pazar,
pazartesi… Şimdi burada anayasal denetim imkanlarımız kısıtlanıyor, bir de
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi -Anayasa 90 üzerinden- hükümleri ihlal
ediliyor. Yani Meclisin sağlığı ihlal ediliyor, Meclisin kaliteli çalışması
ihlal ediliyor. Burada muhalefet ve iktidar arasında önergeler, konuşmaların
sağlıklı izlenebilmesi ve kaliteli yasa yapma süreci ihlal ediliyor. Böyle bir
önergenin görüşülmesi hem Anayasa hem ulusal üstü hukuk hem İç Tüzük açısından
mümkün değil. Öncelikle bu konuda bir usul tartışması açmak istiyoruz. Çünkü,
gerçekten bu önerge bu Meclisten geçerse, zaten sinirler yay vaziyetinde…
Gerilen sinirleri biraz yumuşatmak gerekiyor. Yani bu önerge germek için
getirilmiş bir önerge. Yay vaziyetinde. Sinirleri germek için… Kendi üyelerinin
de sinirleri yay gibi. Bu Meclise, bu milletin iradesinin olduğu yerde bütün
herkes için çok haksız bir durum. Ben bu usul tartışmasının açılmasını talep
ediyorum. Usul tartışmasında da söz istiyorum efendim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkürler.
Sayın Elitaş…
5.- Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ Grup önerisinin daha
önceki uygulamalarına uygun olduğuna ilişkin açıklaması
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, yaptığımız işin usule
uygun olduğu zaten belli. Çünkü bütün siyasi parti gruplarının verdiği
önergelerde İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre
Danışma Kurulunda uzlaşma sağlanamadığından dolayı 63’üncü maddeye göre bütün
siyasi partiler görüşlerini beyan ediyorlar. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu önerisi görüşülürken siyasi partilere mensup milletvekili arkadaşlarımız
bu konuda lehte veya aleyhte olduklarını ifade edecekler.
Bakın, elimde bir örnek var. “15 Mart 2011 tarih. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan
Vekili Mustafa Elitaş, Milliyetçi Hareket Partisi
Grup Başkan Vekili Oktay Vural, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili
Muharrem İnce, Barış ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili Bengi Yıldız.
15-16 Mart 2011 Salı ve Çarşamba günlerindeki birleşimlerinde
sözlü sorular ve diğer denetim konularının görüşülmeyerek bu birleşimde
gündemin ‘Kanun Tasarı ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Diğer İşler’
kısmına geçilmesi.”
Bizim bu verdiğimiz öneride, şu anda üzerinde görüşeceğimiz
öneride denetimi kesinlikle kısmıyoruz. Eğer, öneriyi arkadaşlarımız dikkatle
okuyacak olurlarsa, Mart ayının 15’ine kadar olan süre içerisindeki bütün salı
günlerinde bir saat sözlü soruların görüşülmesini biz teklif ediyoruz. Nitekim,
49’uncu maddede “Danışma Kurulunun teklifi ve Genel Kurulun onayı ile 6 ncı ve 7 nci kısımların her biri
için haftanın belli bir gününde belli süre ayrılabilir.” hükmüne istinaden bu
yapılmaktadır.
Öte yandan, İç Tüzük’ün yine 54’üncü
maddesine göre çalışma saatleri 15.00-19.00 olarak İç Tüzük’ümüzde
hükme bağlanmış iken Genel Kurula bu saatlerin değiştirilmesi imkânı
verildiğinden dolayı, bu grup önerimizin İç Tüzük’e
uygun olduğunu ifade etmek istiyorum.
CHP Grubunun söylediği ve diğer grup başkan vekili
arkadaşlarımızın söyledikleri İç Tüzük’e aykırıdır,
bizim grup önerimiz İç Tüzük’e uygundur efendim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Ben teşekkür ederim.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bir saniye…
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekili benim
de ismimi okuyarak, oradaki irade ile bugünkü değişikliği eş değer görmüştür.
Dolayısıyla, o imzanın ne demek olduğunu, bugünkü teklifle hiçbir alakası
olmadığını ifade etmek üzere yerimden söz talebim var.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlar, şimdi, öneri üzerinde…
OKTAY VURAL (İzmir) – Efendim, Sayın Başkan…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, benim usulle ilgili söz
isteğim var.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, benim, Sayın Elitaş’ın daha önce imzaladığımız bir Danışma Kurulundan
atıfla bugünkü teklifi bağdaştıran bir değerlendirmesi oldu.
BAŞKAN – Evet.
OKTAY VURAL (İzmir) – Onunla ilgili yerimden söz talebim var.
Henüz, daha bu işlemin yerine getirilip getirilmeyeceğine ilişkin iddialarımız da
açığa kavuşturulmuş değildir. Lütfen oldubittilerle hemen “Geçiyoruz.” falan
demeyin.
BAŞKAN – Hayır, şimdi tekrar söz mü istiyorsunuz yani?
OKTAY VURAL (İzmir) – Yani yok…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, benim bu konuda kanun
teklifim var. Yani İç Tüzük değişikliğiyle ilgili benim bir kanun teklifim var,
beş tane de AKP Grubunun teklifi var. Komisyon bu teklifleri birleştirmiş ancak
alt komisyon raporunda şöyle diyor: “CHP’li üyemiz burada 2/80 esas no’lu Teklifteki düzenleme doğrultusunda, görüşmeler
başladıktan sonra tek imzayla önerge verme imkânının getirilmesi gerektiğini
söylemiştir. Madde Komisyonumuzca oy çokluğuyla kabul edilmiştir.”
Şimdi, benim teklifim kabul mü edilmiş, ret mi edilmiş?
Ondan sonra komisyonun bu konudaki düzenlenmesi diyor ki: “Yani
efendim, değişiklik önergelerinin aykırılık sırasına göre okunup işleme
konulmasını öngören çerçeve 11’inci madde sözlü sorularla ilgili kısmı kabul
edilmiştir.”
Şimdi, benim kanun teklifimi komisyon ret mi etmiş, kabul mü
etmiş? Eğer reddetmişse… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Bir saniye… Bir saniye…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, bir dinleyin de anlamıyorsanız…
Bir dakika…
Ret mi etmiş, kabul mü etmiş?
BAŞKAN – Bir saniye… Bir saniye efendim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Genç, bu söylediğiniz İç Tüzük…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır ama bu raporu bugün görüşmeye
getiriyorlar. Bu rapor görüşmeye müsait bir rapor değil çünkü İç Tüzük’ün 80’inci maddesinde diyor ki: “Eğer bir teklif
reddedilmişse o ret gerekçesi yazılır, gelir, Genel Kurulda müzakere edilir.”
Şimdi, benim teklifimi almışlar ama komisyon raporunda ne
reddedilmiş ne kabul edilmiş. Dolayısıyla, komisyon raporunun bu konuda kale
alınmaması, komisyonun bu konuda sağlıklı bir rapor getirmesi ve bana, 80’inci
maddeye göre benim teklifimin de Genel Kurulda, reddedilmişse…
BAŞKAN – Sayın Genç, anladım. Bir saniye durur musunuz.
Şimdi, bu, teklifin görüşülmesi sırasında daha evvel ileri
sürdüğünüz bir olay; o aşamada tekrar ileri sürebilirsiniz.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama bugün görüşülüyor efendim.
BAŞKAN - Biz şu anda, 19’uncu maddeye göre getirilen bir grup
önerisini görüşüyoruz. Bunun sizin o kanunun üzerindeki yaptığınız itirazla bir
ilgisi yok.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, burada şöyle var…
BAŞKAN - Şimdi görüşmeye başladığımız zaman o itirazınızı ileri
sürün.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır, burada şöyle var: Bu teklif
raporunun bugün görüşmesini AKP Grubu öneriyor. Bu rapor, görüşülecek nitelikte
bir rapor değildir diyorum.
BAŞKAN – Efendim, ama şimdi, grup önerisi, daha grup önerisi
okunmadı bile.
KAMER GENÇ (Tunceli)- Yani rapor usule… Dolayısıyla usulsüz bir
raporu bugün görüşemeyiz.
BAŞKAN – Lütfen, yani grup önerisi daha okunmadı. Lütfen…Lütfen…
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın Tanal, siz de öyle… Grup Başkanınızı dinledik.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Evet, Sayın Hamzaçebi…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Sayın Kamer Genç,
çok haklı bir şey söylüyor. Konu şudur: Sayın Kamer Genç, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin İç Tüzük’üne ilişkin olarak bir değişiklik
teklifi vermiştir. Anayasa Komisyonu AKP grup başkan vekillerinin vermiş olduğu
teklifi gündeme alınca Sayın Kamer Genç’in İç Tüzük değişikliği teklifini de
gündeme almıştır. Ancak Anayasa Komisyonunun 30 Ocak 2012 tarihli raporunda
Sayın Kamer Genç’in teklifinin reddedildiğine veya kabul edildiğine ilişkin
herhangi bir cümle yer almamaktadır. İç Tüzük’ümüzün
80’inci maddesi gayet açıktır. 80’inci madde şunu söylüyor: “Bir kanun tasarı
veya teklifinin esas komisyonca reddi istenir ve raporda -düzenlenen raporda-
benimsenirse, kanun tasarı veya teklifi reddedilmiş olur.” Böyle bir
reddedilmiş keyfiyet yok. Reddedilmiş olsaydı, Sayın Kamer Genç’in herhangi bir
itirazı olmazdı. Raporda “Sayın Kamer Genç’in teklifi kabul edilmemiştir,
reddedilmiştir.” şeklinde bir açıklama yok. Koskoca Anayasa Komisyonu İç Tüzük’ün 80’inci maddesini bir kenara atmıştır. Haklı
olarak Sayın Kamer Genç diyor ki: “Benim teklifim ne oldu? Benim teklifimin…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, usul tartışması açın
ona göre görüşelim efendim!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye…
BAŞKAN – Sayın Başkan… Sayın Başkan, bakınız… Sayın Hamzaçebi…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Son cümlemi söyleyeyim efendim.
BAŞKAN – Söylediniz efendim, rica ediyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Benim…
BAŞKAN – Söylediniz, Sayın Hamzaçebi, şu…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Son cümlemi söyleyeyim efendim,
bir saniye.
BAŞKAN – Ama, ne kadar süre konuşacaksınız ki?
OKTAY VURAL (İzmir) – Sabırlı olun efendim, sabırlı.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Ama, müsaade ederseniz, bir süresi olmalı.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sabırlı olun, hatip sözünü söylesin.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bakın, söylediniz. Ben de diyorum ki, komisyon oturur
kanunun görüşülmesine başlanır, ondan sonra…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, konuyla alakası yok.
OKTAY VURAL (İzmir) – Olmayan bir raporun neyini görüşeceğiz?
BAŞKAN – …bir usul tartışması açıyorsanız onu konuşalım. Bu
şekilde olmaz.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, o raporun görüşülmesine
karar alınacak.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
OKTAY VURAL (İzmir) – Nasıl alacaksınız?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Nasıl alacaksınız şimdi? Görüşülmesine
karar alacaksınız?
BAŞKAN – Efendim, görüşülmesi sırasında oturulur, tartışılır.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır hayır, öyle şey mi olur ya!
BAŞKAN – Bu, sadece ona mahsus değil ki.
OKTAY VURAL (İzmir) – “Görüşülmesine yer yoktur.” diyor.
BAŞKAN – Müsaade buyurun efendim, müsaade buyurun.
Şimdi, benim anladığım şu: 54’üncü madde ve 49’uncu madde…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, ama ben sözümü
bitirmedim efendim.
BAŞKAN – Bitirin efendim. Şu adamlarınıza da “oturun” deyin
lütfen. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Onlar adam değil milletvekili
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Milletvekili işte neyse. Hepiniz birden konuşamazsınız
ki.
OKTAY VURAL (İzmir) – Ne adamı ya? Sen kimin adamısın? Sözünüzü
geri alın.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Biz adam değiliz, milletvekiliyiz.
BAŞKAN – Nasıl adam değil canım. Ya adam… Ayıp mı “adam” lafı
yani. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Adam sizde var sizde.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Cümlenizi geri alın. (CHP
sıralarından “Sözünüzü geri alın.” sesleri)
BAŞKAN – Geri alınacak bir söz değil ki.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Özür diler misiniz?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, lütfen sözünüzü
geri alın.
BAŞKAN – Efendim? Ne anladınız “adam” dememden ben anlayamadım
yani. Hepsinin ayrı ayrı isimlerini sayamadığım için söyledim.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – “Adam” ne demek?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Adam sizde sizde,
bizde değil adam. Ne demek… Küfür ediyorsun, “adam” diyorsun, nedir bu ya?
Terbiyeye davet ediyorum seni.
BAŞKAN – Sizi bu şekilde konuşmaktan menediyorum, lütfen oturun.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, lütfen grup
önerimizi okur musunuz?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan...
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Lütfen, milletvekillerinize “oturun” deyin ki sizi dinleyebilelim
efendim.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ayıp ya!
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bana “adam” diyemezsiniz!
BAŞKAN – Ne diyeceğim?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, bir milletvekili böyle
kürsüye gidemez.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bana “adam” diyemezsin Başkan. Bana
“adam” diyemezsin bana “milletvekili” diyeceksin.
BAŞKAN - Ya, milletvekili adam değil mi?
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bana “milletvekili” deyin.
BAŞKAN – Tamam “milletvekili” diyeyim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, milletvekillerinin Meclis
Başkanlık Divanına hürmeti gerekir.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Ben kimsenin adamı olmadım bugüne kadar.
BAŞKAN – Hayır, o anlamda söylemedim.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – O zaman özür dileyeceksiniz.
BAŞKAN – Tamam, özür dilerim. Milletvekilisiniz tamam, eyvallah.
Kimsenin adamı olarak söylemedim. Arkadaşlarınıza demek istedim yani hepsi o
kadar.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Yakışıyor mu size?
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Bugüne kadar kimsenin adamı olmadım ben.
Adam gibi özür dileyecek.
BAŞKAN – Ya ne alakası var, ne alakası var?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, lütfen. Yani buyurun nedir son, söyleyin
ona göre hareket edeyim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, birincisi…
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İzin verir misiniz?
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Başkan, grup önerimizin
içeriği tartışılmaya başlandı.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Elitaş,
lütfen milletvekilinize söyler misiniz?
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Şu anda yapılan bir usul
tartışması değil, görüşecek olduğumuz grup önerimizin içeriği tartışılıyor.
Lütfen önerimizi okuyun ve çalışmalarımıza devam edelim.
BAŞKAN – Doğrudur.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz Sayın Başkana talimat mı
veriyorsunuz oradan Sayın Grup Başkan Vekili?
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Hamzaçebi, kürsüye yürüyeni
görmüyorsunuz burada “talimat” diyorsunuz.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – O kürsüye yürüyor ona bir şey
söylemiyorsunuz.
BAŞKAN - Hamzaçebi’yi dinleyeyim söyleyeceğim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN - Sayın Hamzaçebi, buyurun. İsterseniz oturun mikrofonu
açayım, anlaşılmıyor.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, hayır buradan söyleyeyim
madem ayağa kalktım.
Sayın Başkan, bakınız, ben konuşurken “Nereye kadar
konuşacaksınız?” diye bana bir şey söylüyorsunuz.
BAŞKAN – Ama bir sınır olması lazım değil mi Hamzaçebi?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye… Yani şu Anayasa
Komisyonundaki cümleler sizin midir efendim?…
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) – Ama bizim de sabrımız taşıyor. Yani bir
yerde bitireceksiniz bunu.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Sizin sabrınıza göre mi konuşacağız?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Bu konuşmalar sınırlanmalı,
herkes beş dakikada konuşmalı.” diye…
BAŞKAN – Efendim, rica ediyorum neyse söyleyin ve devam edelim.
Buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, Başkanlık
makamında oturan bir şahsiyetin bir grup başkan vekiline iki veya üç dakika
sürecek bir konuşma için tahammülsüzlük gösterip otuz saniye ve bir dakikanın
hesabını yapıp “Konuşmalarda bir sınır olmalı.” demesini yakıştıramıyorum,
birincisi bu.
BAŞKAN – İnsaf yani! İnsaf!
OSMAN ÇAKIR (Düzce) – On dakikadır konuşuyorsun yahu!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – İkincisi, biraz önceki cümleniz
nedeniyle sizi özür dilemeye davet ediyorum. Burada benim adamlarım yok, halkın
oylarıyla seçilmiş milletvekilleri var. Özür dilemeye davet ediyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Bizi başka gruba benzetmeyin.
ATİLLA KART (Konya) – Tayyip’in adamları yok burada.
BAŞKAN – Beyefendi, bakınız, affedersiniz… Ben “arkadaşlarınız”
anlamında söyledim. Özür dilerim, başka bir mana çıkardıysanız.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biz milletin adamları olmaktan gurur
duyuyoruz.
VELİ AĞBABA (Malatya) – Belli, belli!
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Lütfen, açıklıkla özür dileyin.
BAŞKAN - Başka bir manada söylemedim Sayın Hamzaçebi.
“Arkadaşlarınız” deseydim keşke.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) - Ben duyamadım, özür dilediniz
mi?
BAŞKAN – Tamam, özür diliyorum. Öyle bir şey söylemedim. Başka bir
kastım yok.
Buyurun şimdi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ana konuya dönüyorum.
Ben özrünüzü duyamadım yalnız…
BAŞKAN – Efendim?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Gürültülerden duyamadım
sözünüzü geri aldınız mı, düzelttiniz mi?
BAŞKAN – Herkes duydu. Belki 3 defa söyledim. Lütfen…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, burada sınav mı yapıyoruz
biz? Neyi ne yapıyorlar? Efendim, gündeme geçin.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hakikaten duyamadım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, işleme geçin efendim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Siz niye müdahale ediyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, tekrar ediyorum. Ben “arkadaşlarınız”
anlamında söyledim. Başka bir anlama geldiyse, özür diliyorum.
Buyurun şimdi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Peki, tamam.
Asıl konuya geleyim…
BAŞKAN – Buyurun efendim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Kamer Genç’le ilgili
olarak bir cümle daha söyleyecektim, izin vermediniz ve bunlar doğdu, bakın.
Yani bir cümle söylememe izin verseydiniz “adam” lafı ağzınızdan çıkmayacaktı,
bu zamanı da kaybetmemiş olacaktınız.
Sayın Kamer Genç diyor ki: “80’inci maddeye göre benim önerim,
kanun teklifim ne oldu?” Onun ne olduğunu belli etmeyen bir Anayasa
Komisyonunun görüşülmesini öneren AKP grup önerisi görüşülemez. Konu budur
efendim. Yani ısrar ederseniz usul tartışması açacağım.
BAŞKAN – Tamam. Teşekkür ederim.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Usul tartışması istiyoruz zaten.
BAŞKAN – Efendim, benim, şahsen, Başkanlık Divanı olarak
değerlendirmem şu: “54’üncü ve 49’uncu madde muvacehesinde öteden beri yapılan
uygulamada Meclisin çalışma saatleri ve günleri
grup önerileriyle değiştirilebilir.” diye açık madde var.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır. Sayın Kamer Genç’in teklifini konuşuyoruz.
BAŞKAN – Şimdi, böyle bir grup önerisi var. Eğer -bu uygulamayı
yapmak istiyorum- usul tartışması açmak istiyorsanız usul tartışmasını da
açayım.
Buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, bir dakika…
Sayın Başkan, önce Sayın Elitaş’ın bana
atfettiği yanlış bir atıfla ilgili hususa karar vermeniz gerekiyor. Bunda daha
önceden söz talebim vardı. Önce bu söz talebiyle ilgili işlem yapmanız
gerekiyor.
BAŞKAN – Demin istemediniz sözü, şimdi mi istiyorsunuz?
Buyurun efendim.
OKTAY VURAL (İzmir) – İstedim duymadınız galiba.
BAŞKAN – Çok iyi duydum. “İstemedim.” dediniz. Başkasına söz
verdim ama buna rağmen buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – Şimdi Sayın Başkan diyor ki: “İstemedin.”
Şimdi size hodri meydan diyorum. Tutanakları isteyin. İsteyip istemediğim orada
ortaya çıksın.
BAŞKAN – Tamam efendim. Size söz veriyorum.
Buyurun.
Başka bir şey yapabilir miyim?
Buyurun.
OKTAY VURAL (İzmir) – İstemiş miyim?
BAŞKAN – Evet istemişsiniz.
Buyurun efendim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Hah! Hah!
BAŞKAN – Bu kadar gürültü içinde ben de duymamışım demek ki. [MHP
sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından alkışlar (!)]
Aman be!
OKTAY VURAL (İzmir) – Daha çok su içersiniz siz.
BAŞKAN – Aynen siz de öyle.
OKTAY VURAL (İzmir) – Bizim su içme hakkımız yok. Siz orada
maşallah çayları götürüyorsunuz.
BAŞKAN – Buyurun.
6.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın,
kendisine ileri sürmüş olduğu görüşlerden farklı görüş atfetmesine ilişkin
açıklaması
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, daha önce, aslında güzel bir
örnek verdi. Bir muhalefet partisi bile Mecliste acilen görüşülmesi gereken bir
konu olduğu zaman nasıl salı gününü denetimden çıkarttığını, sözlü soruları
kendi istek ve talebiyle kısıtladığını gösteriyor burada. Salı ve çarşamba
günü.
Sayı saymasını bilmiyor herhâlde Mustafa Elitaş?
Gerçi tüccardır ama. Sayı saymasını bilmiyor. Şimdi burada kaç tane salı var,
kaç tane çarşamba var? Yani geçici olarak bir salı ve bir çarşamba günüyle
ilgili o zaman mutabakatla aldığımız bir kararı, bugün, 15 Marta kadar denetim
yetkisini fiilen ortadan kaldıran bir iradeyle bağdaştırması… Yani buna da pes
doğrusu.
Bu bakımdan bu irade, bugünkü irade… Sizden istirham ediyorum,
Anayasa’ya göre Meclis araştırma önergelerimizin ve genel görüşme
önergelerimizin öngörüşmelerini yapabileceğimiz gün
hangi gündür? Bana bu imkânı tanıyın. 15 Marta kadar yok. Siz fiilen denetim
yetkimizi ortadan kaldırıyorsunuz. Böyle bir kararı nasıl alabilirsiniz?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Böyle bir şeyi işleme almanız İç Tüzük’e aykırı.
OKTAY VURAL (İzmir) – Anayasa’ya göre denetim haklarım, 98’e göre
belli, diyor ki: “Soru, Meclis araştırması ve genel görüşme ile ilgili
önergelerin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile cevaplandırılma, görüşme ve
araştırma yöntemleri Meclis İçtüzüğü ile düzenlenir.” Siz görüşülmemesini
düzenliyorsunuz kararla, bu görüşülmesini düzenliyor. Bu bakımdan, bu doğrudan
doğruya Anayasa’ya da aykırıdır, denetim ve egemenlik yetkisini de fiilen
ıskata uğratmaktadır. O bakımdan, bunu da dikkate almanızı istirham ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkürler efendim.
Şimdi, müsaade ederseniz şu önergeyi bir okutayım.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, usul tartışması
talebinde bulunduk.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Başkan, usul tartışması talebimiz var.
BAŞKAN – Sonra usul tartışmasını açacağım. Milletvekilleri şu
önergeyi bir duysun benim kanaatime göre.
Buyurun, müsaade edin, tamam.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz, çok
kısa, bir konuya açıklık getirmek istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, buyurun.
7.- Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş’ın, AK PARTİ Grup önerisinin daha
önceki uygulamalarına dair, konuya açıklık
getirmek istediğine ilişkin açıklaması
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayı saymayı da biliyoruz, yazdığımız şeyin de ne olduğunu iyi
okuyoruz, anlıyoruz.
Bakın, bir örnek daha vereceğim: 4 Ocak 2012 tarihinde, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Ahmet Aydın’ın imzasıyla, Türkiye
Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilmiş bir AK PARTİ grup önerisini
okuyorum: 10 Ocak tarihinden 7 Şubat tarihine kadar olan bütün salı günlerinde
sözlü soruların görüşülüp diğer günlerde sözlü sorular ve diğer denetim
işlerinin görüşülmeyerek, komisyonlardan gelen işler ile kanun tasarı ve
tekliflerini görüşmek üzere karar almışız. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 4
Ocak 2012 tarihinde, yani bundan tam bir ay önceki aldığı karar aynı şekilde
devam etmiş.
OKTAY VURAL (İzmir) – Çok güzel, fiilî İç Tüzük ihdası!
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Nitekim, bizim bu grup önerimizde de
aynı şeyi ifade ediyoruz. Bugünden itibaren, Mart ayının 13’üne kadar olan
bütün salı günleri “sözlü soruların görüşülmesi” şeklinde bir kararımız var. Bu
kararı Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyelerinin oylarına sunulmak
üzere takdirlerinize arz ettik efendim. Olay budur.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkanım, o zaman fiilen denetim
günlerini yok ettiklerini itiraf ediyor.
BAŞKAN – Sayın Vural, müsaade ederseniz şunu bir okutayım.
OKTAY VURAL (İzmir) – İtiraf ediyor!
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bir dakika efendim, rica ediyorum.
ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sıkıntı burada. Sıkıntı ne? Sıkıntı, İç Tüzük’ün verdiği bir istisnai imkânı AKP Grubu bir esas
durumuna getiriyor. İç Tüzük bunu acil meselelerde bir istisna olarak Meclise
sunmuş, bu imkânı vermiş, istisna bir durum. Bu istisnayı esas durumuna
getiriyor. Okuduğu bütün önergeler, Sayın Elitaş’ın
okuduğu, bütün kabul ettirdiği, çoğunluğa dayalı, Meclisin çalışmasını
değiştiren şeyler, İç Tüzük’ün istisna olarak verdiği
bir imkânı esas durumuna getirdiğinin bir delilidir, ispatıdır. Zaten sıkıntı
buradan kaynaklanıyor.
BAŞKAN – Tamam, teşekkür ediyorum.
Şimdi, müsaade ederseniz usul tartışması vesaire konusunda, bir
yarım saat ara veriyorum, oturup konuşalım ve devam edelim.
Teşekkür ediyorum.
Kapanma Saati: 17.28
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 18.10
BAŞKAN: Başkan Vekili
Mehmet SAĞLAM
KÂTİP ÜYELER: Muhammet
Bilal MACİT (İstanbul), Tanju ÖZCAN (Bolu)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
60’ıncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
Şimdi, daha evvel arkadaşlarımızın, 54’üncü madde muvacehesinde,
önerge daha henüz okunmadan usul tartışmaları olmuştu. İsterseniz, usul tartışmalarına
esas olmak üzere ilk önce önergeyi okutayım, arkasından da usul tartışması
açayım.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, iddia şudur efendim: Raporu
doğru tutulmayan, komisyon raporu doğru tanzim edilmeyen bir konunun, bir
teklifin Meclis gündemine alınmasını teklif eden bir grup önerisini
tartışacaksınız.
BAŞKAN – Evet.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Önce, usul tartışmasının sebebi, bu
raporun burada gündeme alınamayacağı konusunda. Siz okursanız, görüşmeye
başlamış oluruz. Önce bu usulü tartışın, ondan sonra meseleyi görüşün.
BAŞKAN – Hayır, ben de şöyle düşündüm doğrusunu isterseniz: Yani
hâlâ Meclis bu önergenin ne olduğunu öğrenemedi. Okunabilir, hemen usul
tartışmasını da arkasından açayım.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, grup önerisi dağıtıldı,
okuduk.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Ama Türkiye Büyük Millet Meclisinin
diğer üyeleri farkında değil efendim.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Okuduğunuzda İç Tüzük kanun teklifinin
gündeme alınması ve görüşülmesi teklif ediliyor.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gündemde zaten, alındı Sayın Başkan.
Gündemin birinci sırasında zaten.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, gündemde zaten.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Arkadaşlarımız da iddia ediyorlar ki: “Bu
iş, bu kanun teklifi, komisyonda doğru görüşülmedi, rapor doğru tanzim
edilmedi, İç Tüzük’ün amir hükmüne göre komisyona
geri çekilerek, raporun doğru tanzim edilmesi gerekir diye bir talep var. Bu
talep üzerinde bir tartışma vardı. Konuyu görüşmek üzere usul tartışması
açılması istenmişti.” Dolayısıyla, siz doğrudan grup önerisini okursanız zaten
müzakereye başlamış olursunuz, bence o anlamda müzakereye başlamamak lazım.
Çünkü raporu tartışılan bir kanun teklifinin gündeme alınmasını müzakere etmek,
İç Tüzük’e göre uygun olmaz.
BAŞKAN – Zaten gündemde Sayın Şandır.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gündemde şu anda.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Anladım da yani görüşme gündemine
alınması…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - Sayın Başkan…
BAŞKAN – Gündemdeki bir teklif, tamam.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Görüşme gündemine alınması Sayın
Başkanım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, müsaade eder misiniz.
BAŞKAN – Evet.
Peki, buyurun Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Şandır, ifadelerinde… Bakınız, üç
siyasi partinin grup önerisini görüştük. Adalet ve Kalkınma Partisinin grup
önerisi olmasa siz gündeme geçeceksiniz. Gündemin birinci sırasında 156 sıra
sayılı İç Tüzük Değişikliği Teklifi var. Zaten bu tartışmaya gerek olmadan
doğrudan doğruya gündeme çağıracaksınız. Aslında, bu konuyla ilgili, değerli
milletvekili arkadaşlarımız, grup sözcüleri, usulle ilgili kısımları zaten AK
PARTİ grup önerisini değerlendirirken…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – O kısmı değerlendirmedik.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) - …lehte ve aleyhte konuşmalar yaparken
bunun değerlendirmesini yapacaklar. Çünkü şu anda usulle ilgili konu zaten
gündemin birinci sırasındaki olan bir mevzu. Henüz o konu gelmeden, gündemin
birinci sırasındaki olan bir süre sadece çalışma saatlerini ve salı günleri,
çarşamba günleri ne yapacağımızla ilgili, gündemin son sırasındaki kanun tasarı
ve tekliflerinin öne alınmasıyla ilgilidir. Nitekim bununla ilgili bizim grup
önerimizde herhangi bir şey yoktur efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Kaplan, buyurun.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, oturum kapanmadan önce bir
talebimiz vardı bizim.
BAŞKAN – Tabii, buyurun, yerinizden.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – AK PARTİ’nin
grup önerisiyle ilgili bir usul tartışması açılması gerektiğini söylemiştik.
BAŞKAN – Usul tartışması için teklifiniz var.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – O konuda söz istiyorum.
BAŞKAN – Pekâlâ.
Şimdi, usul tartışması açılmasını talep ediyorlar.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, usul tartışması
açılmasını biz talep etmiştik zaten.
BAŞKAN – Tamam efendim, hep beraber… Sayın Kaplan’ın da talebi
var.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır, talep bizimdir. Sayın Hasip Kaplan’ın talebi ayrı bir taleptir efendim.
ADİL KURT (Hakkâri) – Yok, önce biz talep etmiştik.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bizim talebimizi ayrı işleme
koyacaksınız…
ADİL KURT (Hakkâri) – Kayıtlara bakalım, biz önce yaptık.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – …Sayın Kaplan’ın talebini ayrı
işleme koyacaksınız. Biz geçen oturumda usul tartışması talebinde bulunduk.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, bir konuda birkaç tane
usul tartışması olmaz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Hayır efendim, olur mu öyle
şey.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Efendim şöyle yapalım: Sayın
milletvekilleri ayağa kalksın, birer usul tartışması açalım Sayın Başkanım,
sabaha kadar usul tartışalım.
BAŞKAN – Şimdi, Sayın Hamzaçebi, sizin usul tartışmanız hangi
konudaydı, hatırlatır mısınız lütfen.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bizim usul tartışmamız, Sayın
Kamer Genç’in, İç Tüzük değişikliğine ilişkin teklifinin Anayasa Komisyonundaki
görüşmeleri sırasında…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Raporla ilgili…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Aynı konu efendim zaten.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – …yapılan değerlendirmeler
sonucunda düzenlenen raporda, Sayın Genç’in teklifinin kabul edildiğine veya
reddedildiğine ilişkin herhangi bir cümle yer almamaktadır. Bu cümlenin yer
almadığı, Anayasa Komisyonunun kanaatini beyan etmediği bir raporun Genel
Kurulda görüşülmesi mümkün değil. Bu raporun görüşülmesini öneren Adalet ve
Kalkınma Partisi grup önerisinin görüşülmesi mümkün değil. Bu konuda ısrar
ediyorsanız usul tartışması açma talebinde bulunduk. Bizim talebimiz budur.
Eğer Sayın Hasip Kaplan’ın talebi aynı konudaysa
olabilir, farklı konuda olabilir, o ayrı bir işlem yapılmasını gerektirir.
BAŞKAN – Tamam, teşekkür ederim.
Sayın Kaplan, sizin de aynı konuda mı?
HASİP KAPLAN (Şırnak) - Benim talebim: AK PARTİ grup önergesinde
Anayasa’ya aykırı olarak denetim imkânı kaldırıldığı gibi, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi ve Anayasa 90’a göre, 4’üncü maddeye göre, angarya ve zorla
çalıştırma, Mecliste kölelik dayatma…
BAŞKAN – Anladım. Şimdi…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Angarya yasağı var. Angarya yasağı olan…
Meclis imza atmış bu sözleşmeye, şimdi bu angaryayı bütün milletvekillerine,
kendi vekillerine de dayatıyorlar. Bunun usul tartışmasının açılmasını
istiyoruz.
BAŞKAN – Anladım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Biraz sonra okutacağınız AK PARTİ grup
önerisi…
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Nereden biliyorsunuz? Başkanın
iradesine ipotek koyuyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – ...hakkında değerli milletvekilleri
görüşlerini ifade edecekler. Bu çerçevede, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulu, sayın milletvekillerinin görüşü doğrultusunda, sizin oya sunmanızla
birlikte oy verecekler. Zaten, bu yapılan iş bir usulle ilgilidir. 63’üncü
maddeye göre yaptığımız bu görüşme usulle alakalı bir noktadır efendim, zaten
usul tartışması kendisidir. O anlamda, yeniden bir usul tartışması açmaya gerek
yoktur.
BAŞKAN – Anladım.
Şimdi, değerli milletvekilleri, 54’üncü maddeye göre bir grup
önerisi vardır. Bu grup önerisini okutmak istiyorum ilk önce, arkasından
tartışmasına da geçeceğiz.
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
4.- Genel Kurulun çalışma
gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi
2/2/2012
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na
Danışma Kurulu'nun 02.02.2012 Perşembe günü (bugün) yaptığı
toplantıda siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından,
İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel
Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Nurettin
Canikli
Giresun
AK
PARTİ Grup Başkan Vekili
Öneri:
Genel kurulun;
Haftalık çalışma günlerinin dışında 3, 4, 5 ve 6 Şubat 2012 Cuma,
Cumartesi, Pazar ve Pazartesi günleri saat 14.00’te toplanarak bu birleşimlerde
"Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer işler"
kısmında yer alan işlerin görüşülmesi;
14, 21, 28 Şubat 2012 ile 6, 13 Mart 2012 Salı günkü
birleşimlerinde 1 saat süre ile sözlü soruların görüşülmesini müteakip diğer
denetim konularının görüşülmeyerek, gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile
komisyonlardan gelen diğer işler kısmında yer alan işlerin görüşülmesi,
15, 22, 29 Şubat 2012 ile 7, 14 Mart 2012 Çarşamba günkü
birleşimlerinde ise Sözlü Soruların görüşülmemesi,
2 Şubat 2012 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde 156 Sıra Sayılı
Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük
Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;
3 Şubat 2012 Cuma günkü birleşiminde 100 Sıra sayılı Kanun
Tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;
4 Şubat 2012 Cumartesi günkü birleşiminde 119 Sıra sayılı Kanun
Tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;
5 Şubat 2012 Pazar günkü birleşiminde 98 Sıra sayılı Kanun
Tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;
6 Şubat 2012 Pazartesi günkü birleşiminde 136 Sıra sayılı Kanun
Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar;
Yukarıda belirtilen birleşimlerde gece 24.00'de günlük
programların tamamlanamaması halinde günlük programların tamamlanmasına kadar
çalışmalara devam edilmesi;
14, 21, 28 Şubat 2012 ile 6, 13 Mart 2012 Salı günkü
birleşimlerinde 15:00-20:00 saatleri arasında,
15, 16, 22, 23, 29 Şubat 2012 ile 01, 07, 08, 14, 15 Mart 2012
Çarşamba ve Perşembe günkü birleşimlerinde ise 13:00-20:00 saatleri arasında,
çalışmalara devam edilmesi, önerilmiştir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergeyi dinlediniz.
Grup önergesinin lehinde ve aleyhinde 4 kişiye söz vereceğim.
Birinci konuşmacı…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, “Usul
tartışmasını önergeyi okuttuktan sonra açacağım.” demiştiniz.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Anayasa’ya aykırı…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Şu anda yaptığımız usul tartışması
zaten, 63’e göre yapıyoruz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Efendim…
BAŞKAN – Bir dakika efendim…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Evet, dinliyorum.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, önergeyi okuyup…
BAŞKAN – Usul tartışması açılmasını istiyorsunuz üzerinde öyle mi?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Evet.
BAŞKAN – Tamam.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bir saniye…
Buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, şu andaki yaptığımız
işlem İç Tüzük’ün 63’üncü maddesine göredir. 63’üncü
madde “Usul hakkında konuşma” diyor. Usul hakkında konuşma zaten önergeyle
alakalı.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, bizim öyle değil.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 63’üncü madde usulle ilgili, yani
gündemin sırasıyla ilgili konunun konuşulup konuşulmayacağıyla ilgili meseleyi
değerlendiriyoruz, yaptığımız usul tartışması zaten efendim.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Değiştirmek istediğiniz bir maddeye
dayanarak söz istiyorsunuz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Görüşülemez diyoruz biz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Milletvekili arkadaşlarımız burada
görüşlerini arz edecekler. Bu usul çerçevesinde siz de oya sunacaksınız.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Oya sunulamaz, 171’inci maddeye aykırı
Sayın Başkan.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Usulü tüketmeden esasa giremezsiniz
efendim.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Oya sunulacak bir madde değil bu!
BAŞKAN – Şimdi, grupların usul tartışması açılması talebi var…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Efendim, bu zaten usul…
BAŞKAN – …siz de gereksiz diyorsunuz. Şimdi, bu durumda şöyle bir
şey yapalım, müsaade ederseniz, bütün gruplardan grup başkan vekillerine ikişer
dakikalık bir usul tartışması açalım ve buyurun. (CHP sıralarından gürültüler)
HASİP KAPLAN (Şırnak) – İkişer dakika azdır, beş olsun.
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Olur mu öyle şey!
BAŞKAN – Her zamanki uygulamamız bu, lütfen beyler, lütfen yani.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Olur mu öyle şey!
BAŞKAN – Evet, buyurun, kim istiyor ilk önce?
Sayın Hamzaçebi, buradan… Buraya gelebilirsiniz.
Hayhay, buyurun.
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Hayır, hayır iki dakika filan
olmaz öyle şey.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – İki dakika olmaz efendim.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, usul tartışmasını isteyenlere
vereceksiniz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, biz sizin
biraz önceki sözünüze itimat ettik. Dediniz ki: “Önergeyi okuyup ondan sonra
usul tartışmasını açacağım.”
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, lehte…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Bir saniye…
BAŞKAN – Tamam, açıyorum Sayın Hamzaçebi, usul tartışması
açıyorum.
Buyurun.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ama bir saniye, siz bir…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, tutumunuzun lehinde söz
talebim var.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – İki tane talep var.
BAŞKAN – Tamam, usul tartışması açıyorum.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Aleyhte…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Yani Cumhuriyet Halk Partisinin
talebi doğrultusunda usul tartışması açıyorsunuz.
BAŞKAN – Evet efendim.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Tutumunuzun lehinde Sayın Başkan…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte…
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Kamer Genç aleyhte
konuşacak.
BAŞKAN – Tutumumuzun lehinde 2 kişi...
Aleyhte kimler söz istiyor?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Aleyhte Sayın Kamer Genç.
BAŞKAN – Sayın Kamer Genç…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte Canikli ve Elitaş…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Biz aleyhte demiştik zaten.
BAŞKAN – Sizin aleyhte mi?
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Baştan beri aleyhte diyoruz.
BAŞKAN – Sayın Kaplan da aleyhte.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Lehte.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Lehte.
BAŞKAN - Lehte Canikli ile Elitaş.
Şimdi, aleyhinde Sayın Kamer Genç, buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Kamer Bey, iki dakikada, lütfen.
VIII.- USUL HAKKINDA
GÖRÜŞMELER (Devam)
3.- Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in, AK PARTİ Grup Başkan Vekillerinin İç Tüzük değişiklik
teklifleriyle birleştirilmiş İç Tüzük değişiklik teklifinin, komisyonda kabul
edildiğine veya reddedildiğine ilişkin komisyon raporunda herhangi bir bilginin
yer almaması nedeniyle
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri…
Şimdi, Sayın Başkan, Anayasa Komisyonu bir rapor düzenlemiş. Bu
raporda benim de bir teklifim var. İç Tüzük’ün 87’nci
maddesinde, oradaki mevcut hükme göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinde müzakerelere
başladıktan sonra bir tek milletvekili önerge vermiyor, 5 kişi veriyor. Diyorum
ki bağımsız milletvekilleri olunca -ben geçen dönem bağımsızdım, önerge
veremiyordum- o 5 kişilik imzayı kaldıralım, tek imzaya indirelim.
Öte tarafta, AKP’nin 5 tane grup başkan vekili de Türkiye Büyük
Millet Meclisinde muhalefetin sesini, Meclisin kapısına kilit vuracak şekilde
konuşmalarını kısıyorlar, komisyonlarda konuşmalarını kısıyorlar. Neyse, onun
teferruatını söyleriz. Bu iki tane, benim teklifimle AKP grup başkan
vekillerinin teklifi birleşmiş, gelmiş Anayasa Komisyonuna. Anayasa
Komisyonunun getirdiği alt komisyon raporunda bir ibare var, diyor ki - hepsini
okumuyorum- alt komisyon: “CHP’li alt komisyondaki üyemiz burada (2/80) esas no’lu Teklifteki düzenleme doğrultusunda, görüşmeler
başladıktan sonrada tek imza ile önerge verme imkânının getirilmesi gerektiğini
söylemiştir. Madde Komisyonumuzca oy çokluğu ile kabul edilmiştir.” Ya böyle
bir şey olur mu arkadaşlar? Yani kabul mü edilmiş? Ama ondan sonra alt komisyona
gelmiş, alt komisyonda da benim teklifimle ilgili bir cümle yok.
Dolayısıyla İç Tüzük’ün 80’inci
maddesine göre, komisyonlar kanun tekliflerini reddedebilirler ama komisyonun
bu ret kararı Genel Kurula gelecek ve burada kanun tasarıları üzerinde -bunun
üzerinde- genel görüşme açılacak, genel görüşme sonunda eğer komisyonunun
verdiği ret kararı uygun görülürse kanun teklifi reddedilecek ama görülmezse
komisyona geri gönderilecek.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KAMER GENÇ (Devamla) – Onun için bu raporda benim teklifimin de
kabul veya ret görüldüğünün belirtilmesi lazım, rapor eksik.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Eksik rapor olduğu için görüşülmez.
KAMER GENÇ (Devamla) – O bakımdan komisyon bunu geri alsın yeni
bir rapor düzenlesin, getirsin ona göre müzakere edelim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Genç.
Şimdi, tutumumuzun lehinde Sayın Mustafa Elitaş.
Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, aslında İç Tüzük’ümüzün
63’üncü maddesi usul tartışmasının neyle ifade edildiğini açık ve net bir
şekilde ifade ediyor. Gündemdeki bir konunun konuşulup konuşulmamasıyla ilgili
veya gündemdeki bir teklifin ön sıralara alınmasıyla ilgili Türkiye Büyük
Millet Meclisinin gündeminin yeniden oluşturulmasıyla ilgili bir usul
değerlendirmesi.
Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisinde Cumhuriyet Halk Partisi
Grup Başkan Vekilinin yaptığı itiraz üzerine yaptığımız bu usul tartışması
aslında AK PARTİ Grubunun önerisi çerçevesinde yapılması gereken bir usul
tartışması.
Şimdi biz AK PARTİ Grubu olarak diyoruz ki: “Türkiye Büyük Millet
Meclisinin çalışma usul ve esaslarını, çalışma saatlerini, gündemdeki olan
konuları şu şekilde değiştirmek üzere teklifte bulunuyoruz.” Neye göre? 19’uncu
maddeye göre siyasi parti gruplarının Danışma Kurulu çerçevesindeki istemleri.
Konuşmaları neye göre yapıyoruz? 63’üncü madde çerçevesinde yapıyoruz. Zaten
bizim istediğimiz, gündemde bulunan, hepimizin “kırmızı gündem” diye ifade
ettiği gündemde bulunan bir konuyu öne çekmekle alakalı bir durumdur.
Öte yandan eğer alt komisyon raporu ve Anayasa Komisyonu raporu
iyi bir şekilde okunup incelendiği takdirde -bunu diğer arkadaşlarımız,
komisyonda kendilerini vermiş, dikkatlice konuyla ilgilenmiş arkadaşlarımız
bildikleri takdirde- esas komisyon alt komisyon metnini esas aldığından dolayı
o milletvekilinin verdiği teklif burada dikkate alınmamıştır.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Onu yazsın işte rapora canım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Nitekim alt komisyon raporunda bu konu
da ifade edilmiştir.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır efendim, ifade edilmedi.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – O anlamda bu teklifteki yapılan Anayasa
Komisyonunun, hem alt komisyonun hem de esas komisyonun raporları doğrudur.
İtiraz edecek bir hüküm yoktur.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, doğru söylemiyor!
BAŞKAN – Şimdi, aleyhte olmak suretiyle, Sayın Hasip
Kaplan.
Buyurun efendim.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür Sayın Başkan.
Arkadaşlar, AK PARTİ’nin bu önergesi
görüşülemez. Bunu görüşmek züldür, zulümdür, haksızlıktır, hukuksuzluktur,
adaletsizliktir hepinize, Meclisin, milletin iradesine. Eğer şahsen Hasip Kaplan olarak bana bu zulmü yapsaydınız belki sineye
çekerdim ama ben milletin iradesini temsil ediyorum. Siz Anayasa’yı ihlal
ediyorsunuz, denetimi kaldırıyorsunuz. Uluslararası sözleşmeleri bu Meclis
çıkarmadı mı, “Angarya yasaktır.” demedi mi, “Zorla çalıştırmak yasaktır.” demedi
mi, “Kölelik yasaktır.” demedi mi?
Bir gün önce önerge getirdiniz, bir gün sonra tekrar
değiştiriyorsunuz ama cumartesi, pazar, pazartesi, durmadan bitimine kadar. Bu
İç Tüzük 18 madde, çarpı 5 tane önergeden eder 70 tane önerge. Yirmi dört saat
İç Tüzük’ün bitmesine yetmez arkadaşlar.
Şimdi, bakın, böylesi durumlarda ne denilmiş? “Yani bu
konuşulamaz, sağlığa aykırı, kaliteli bir yasama süreci değil.” Böyle
durumlarda ne demişler? Veciz sözlerden geçelim: “Büyük bir vurdumduymazlık ve
çoğunluğun ve parmakların her şeyi yapabileceği böyle bir anlayış önümüze
getirilmiştir.” denmiştir geçmişte. “Hızlı yasama, tehlikeli yasamadır.”
denilmiştir geçmişte.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Aynen hızlı tren gibi olacaktır!
HASİP KAPLAN (Devamla) - “Cibilliyetsiz kurallar.” denilmiştir.
“Kanun giysili, kural giysili zulüm.” denmiştir.
Arkadaşlar, “Tamamen bir oy makinesi.” denmiştir
Parlamentoya, “Bürokratik yasama.”
denmiştir bu sürece ve yine çok daha önemli bir şey söyleyeyim “Onlara kaldır
deriz kaldırırlar, indir deriz indirirler demek mi istiyorlar? Onların hiçbir
şeyi bilmesine gerek yok.” Parmak hesabına bir itiraz. Ben kendi şahsım adına
böyle bir zillete, böyle bir zillete tahammül edemem.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASİP KAPLAN (Devamla) – Bu çok büyük yanlıştır. Bunu kim söylemiş?
AK PARTİ’liler söyledi, ne çabuk unuttunuz
sözlerinizi arkadaşlar. AK PARTİ’lilerden birisi İyimaya Adalet Komisyonu Başkanı, birisi de Sayın Bülent
Arınç.
BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.
Lehinde Sayın Nurettin Canikli Giresun Milletvekili.
Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) - Kaldırmaya çalıştığınız 19’uncu
madde dolayısıyla konuşuyorsun, unutma.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, aynı doğrultuda iki teklif komisyonda
birleştiği zaman…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Aynı doğrultuda değil, mahiyetleri ayrı.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Aynı içerikte, aynı konu yani İç Tüzük’le ilgili örnek olarak…
KAMER GENÇ (Tunceli) – O ayrı, o ayrı.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dinleyin lütfen.
…birleştirildiği zaman artık ikisi ayrı ayrı teklif ya da tasarı
olmaz.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Hayır, olur mu?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) –
İkisinin birlikte… Çünkü bakın ifade nedir? İfade birleşme ifadesidir.
Bu birleşmeden sonra ortaya çıkan teklif tek bir tekliftir. Artık şu teklif, bu
teklif yoktur. Dolayısıyla reddedilmesi, bütünüyle reddedilmesi hâlinde sizin
söylediğiniz husus devreye girer. Burada değişiklik vardır. Bakın çok önemli.
Teknik olarak söylüyorum. Burada yapılan tadilattır yani alt komisyonda yapılan
birleştirilmiş ve tek teklif hâline getirilmiş olan bu teklifte tadilat
yapılmıştır, değişiklik yapılmıştır.
KAMER GENÇ (Tunceli) - Değişiklik yapmadınız.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Dolayısıyla bunun reddedilmesi, sizin
dediğiniz hususun gerçekleşebilmesi için tümüyle reddedilmesi gerekir. Bakın
şöyle düşünün: Birleşme kapsamında olmayan bir teklif verildiğini düşünün ya da
tasarı. Bu, alt komisyonda değişikliğe uğrar mı? Uğrar. Peki bu zaman, bu
durumda şu maddenin reddi, bu maddenin reddi gibi bir durum söz konusu olabilir
mi? Ya da buradan yola çıkarak “Burada bu husus belirtilmemiştir, sakattır.”
denilebilir mi? Denilemez.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Bir eksiklik var raporda,
zorluyorsunuz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) –
Nitekim denilmiyor da. Bütün bu şekildeki yasama çalışmaları söylediğim
çerçevede realize ediliyor.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) - Bu raporda bir eksiklik var.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) –
Ama burada birleşme söz konusudur, artık Sayın Genç’in verdiği teklifle
bizim verdiğimiz teklif ayrı ayrı bir teklif değildir, birleştirilmiş tek bir
tekliftir. Dolayısıyla alt komisyonda müzakere içeriği, sistemi de tek bir
teklif olarak yürütülmektedir, yürütülecektir ve yürütülmüştür.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Şunda eksiklik var, Anayasa
Komisyonu kabul etsin, bunu kabul etsin.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Sadece birtakım tadilatlar vardır,
birtakım değişiklikler vardır. Onlar da ayrıca teklif sahiplerinin isimleri
zikredilerek hem alt komisyon raporunda hem de esas komisyon raporunda...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) – Sayın Canikli, dünyanın sonu
değil. Bir daha görüşülür, dünyanın sonu değil, bu kadar zorlamayın.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – …herhangi bir aksaklık, yanlışlık söz
konusu değildir. Başkanın tutumu doğrudur.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli.
Sayın milletvekilleri…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Yanlış söylüyor. Eğer bunu kabul edersek
hiçbir kanun teklifini şey edemeyiz. Komisyon getirir, 20 tane teklifi,
tasarıyı birleştirir, hepsini geçirir. O zaman benim teklifim yok oluyor.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Öyle oluyor zaten.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Onun için çok yanlış söylüyorlar.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, görüşlerini ifade etti
zaten, daha neyini konuşuyor?
KAMER GENÇ (Tunceli) – Benim teklifim müstakil teklif;
birleştirebilir ama benim teklifimle ilgili Komisyon raporunda bir gerekçe
olması lazım. 80’inci maddeyi okuyun.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Var, var, gerekçe var, iyi okursan
hepsi var. Gerekçelerin hepsi yazıyor.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Böyle bir şey olur mu efendim? Hiç o zaman
milletvekillerinin teklifinin anlamı kalmaz.
BAŞKAN – Zapta geçti Sayın Genç, çok teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi usul hakkındaki tartışmamız burada
bitiyor.
Herhangi bir şekilde, yaptığımız görüşmenin, daha doğrusu usule
aykırı bir davranışımızın olmadığı kanaatindeyim. (CHP ve MHP sıralarından
gürültüler) Dolayısıyla lehinde ve aleyhinde söz vereceğim teklifin.
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
4.- Genel Kurulun çalışma
gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi
(Devam)
BAŞKAN – Lehinde Nurdan Şanlı, Ankara. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Buyurun efendim.
Süreniz on dakika.
NURDAN ŞANLI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK
PARTİ Grubu olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun çalışma
günlerini, gündemini ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesiyle ilgili
vermiş olduğumuz önergenin lehinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu
saygılarımla selamlıyorum.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çok önemli konular var gündemde görüşmemiz
gereken, bitirin isterseniz!
NURDAN ŞANLI (Devamla) - Değerli milletvekilleri, biraz önce Grup
Başkan Vekilimizin de açıkladığı üzere grup önerimiz 15 Mart 2012 tarihine
kadar Meclisimizin çalışma saatlerini düzenlemektedir.
Öneriler, Genel Kurulun çalışma günleri: Haftalık çalışma
günlerinin dışında 3, 4, 5 ve 6 Şubat 2012, cuma, cumartesi, pazar ve pazartesi
günleri saat 14.00’te toplanarak bu birleşimlerde "Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmında yer alan işlerin
görüşülmesi.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Çok uzun konuştun, üç dakika oldu!
NURDAN ŞANLI (Devamla) – Sözlü sorular ve diğer denetim konuları:
15 Mart 2012 tarihine kadar salı günleri bir saat sözlü sorulardan sonra diğer
denetim konularının görüşülmemesi ve kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesi.
15 Mart 2012 tarihine kadar çarşamba günleri sözlü soruların görüşülmemesi.
Çalışma saatleri: Genel Kurulun bugün 156 sıra sayılı Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde Değişiklik Yapılmasına Dair İçtüzük Teklifi’nin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, cuma günü
100 sıra sayılı sözleşmenin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar, cumartesi günü
119 sıra sayılı sözleşmenin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Kanun makinesi mi var burada?
NURDAN ŞANLI (Devamla) – …pazar günü 98 sıra sayılı sözleşmenin
görüşmelerinin tamamlan-masına kadar, pazartesi günü
136 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşülmesinin
tamamlanmasına kadar…
KAMER GENÇ (Tunceli) – Hangi makine çıkaracak bu kanunları?
NURDAN ŞANLI (Devamla) – …belirtilen günlerde günlük programın
gece 24.00’e kadar tamamlanamaması hâlinde, günlük programın tamamlanmasına
kadar çalışmalara devam etmesi; 15 Mart 2012 tarihine kadar salı günleri
15.00-20.00 saatleri arasında, çarşamba günleri ise 13.00-20.00 saatleri
arasında çalışılması önerilmiştir.
İç Tüzük’te yapılan değişikliğin bir an
evvel kanunlaşması ve akabinde de geçen dönemden kalan bazı uluslararası
sözleşmelerin kanunlaşması gerekmektedir. Meclis çalışmalarının sağlıklı bir
şekilde yürütülebilmesi için bu düzenlemeyi yapmak durumundayız.
Burada diğer parti gruplarının gündemi sürekli olarak
engellemelerini hep birlikte izlemekteyiz.
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Sataşma var, sataşma.
NURDAN ŞANLI (Devamla) - Ancak bizim önerimiz milletimizin ve
Meclisimizin menfaati doğrultusundadır.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya, millet için ne çıkardınız Allah
aşkına, sekiz aydır hangi kanunu çıkardınız?
NURDAN ŞANLI (Devamla) - Bu nedenle grup önerimizin lehinde
olduğumuzu belirtiyor, Genel Kurulu bir kez daha saygılarımla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şanlı.
Şimdi aleyhinde olmak suretiyle Mersin Milletvekili Sayın Mehmet
Şandır.
Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz on dakika.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ancak ne yazık ki her geçen saat birbirimizle konuşmak, uzlaşmak,
anlaşmak; birbirimizi anlayabilmek imkânını kaybediyoruz. Bunu çok önemsiyorum.
İnanınız ki bugünleri arar duruma gelebiliriz, bu ihtimali geçmişte yaşadık.
Buna sebep olan hadise, hepinizin malumu olduğu üzere, 5 Grup Başkan Vekilinin
grup başkan vekili olarak imzalayıp buraya getirdiği İç Tüzük Değişikliği Kanun
Teklifi. Bu konuda bütün gayretlerimize rağmen, maalesef iktidar partisi, bir
kibrin içinde, bir meydan okumanın içinde muhalefet partilerini teslim almaya
çalışmaktadır.
Değerli arkadaşlar, burada tartıştığımız konu aslında çok
önemlidir. Milletin kendi kaynaklarının kullanılmasını denetleme yetkisini
kısıtlamaya çalışıyorsunuz, bu yetkiyi kullanan muhalefet partilerinin sesini
kısmaya çalışıyorsunuz. İç Tüzük’te getirdiğiniz
düzenlemenin mantığı bu. Yoksa çok önemli değil süreler, niyetinizi ortaya
koyuyorsunuz. Bunun tatmini nereye kadar, nerede, hangi şekil olursa tatmin
olacaksınız, bu, milleti de çok yakından ilgilendirmektedir. Tabii, bu konuda,
her zeminde size rica ettik, istirham ettik, “Gelin, yapmayın. İç Tüzük bizim
anayasamızdır, birlikte çalışma şartlarını, kurallarını belirleyen bir
anayasadır. Benim çalışma şartlarımı bana rağmen dikte ettirir, dayatırsanız
bundan hayır çıkmaz. Gelin, bu İç Tüzük’ü Türkiye
Büyük Millet Meclisinin daha etkin çalışabilmesi için, daha verimli
çalışabilmesi, halkın beklentilerini karşılayacak çözümlerin hukukunu
kurabilmesi için gelin, birlikte yapalım.” dedik. Ama bir milim geriye
atmadınız, alt komisyonda atmadınız. Ana komisyonda, Anayasa Komisyonunda grup
başkan vekilleri olarak katılıp istirham etmemize rağmen yapmadınız. Özel
toplantılar yaptık, davet ettik, biz davet ettik ama milim atmadınız. Bir
meydan okuma içindesiniz, “Biz milletten yüzde 50 oy almışız, doğruyu biz
biliriz, bizim söylediğimiz hukuktur, sizin söz söylemeye hakkınız yok.” demek
istiyorsunuz. Bu doğru bir yaklaşım değil değerli arkadaşlar. Ülkemizin,
milletimizin hayrı açısından sizi uyarıyorum. Bu kibir geçmişte yaşandı,
1957’yi hatırlatırım size, 1987’yi hatırlatırım.
SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – 1957’de hangi kibir vardı Sayın
Başkan?
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Sonuç itibarıyla, bakın, muhalefet
partileri olarak biz sizin bu dayatmanıza teslim olmayacağız. Bizi, bizim
istemediğimiz şartlarda çalışmaya zorlayamayacaksınız, milletin bize verdiği
yetkiyi gasbedemeyeceksiniz; bunu çok açık, net
söylüyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, sayın milletvekilleri; vicdanlarınıza -Sayın
Hükûmete de- sesleniyorum.
SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Önce 1957’yi açıklayın.
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Burada sayın bakanlar var. Sayın
bakanlar, hangi konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirmek istediniz veya
önümüzdeki süreç içerisinde hangi önemli hukuk düzenlemesini yapmak
istiyorsunuz da bu İç Tüzük size engel oldu? On yıldır ülkeyi ve bu Meclisi bu
İç Tüzük’le yönetiyorsunuz. Şimdi ne oldu, ne olacak?
Hangi ihtimale binaen böyle bir dayatma içerisindesiniz? Bütün gayretimize
rağmen uzlaşmanın reddindesiniz, inatla, ısrarla bu Meclisi gasbetmeye
veya bu Mecliste muhalefetin sözünü kesmeye gayret sarf ediyorsunuz. Bunlar, bu
niyetiniz, bu gayretiniz sizin de hayrınıza değil.
Bakın, grup yöneticilerinizin getirdiği grup önerisini okudunuz mu
bilmiyorum. 15 Marta kadar çalışma saatlerini belirliyor. Salı günü başladık,
önümüzdeki pazartesi önümüze konulan kanunların bitimine kadar çalışacağız.
Değerli arkadaşlar, böyle bir mecburiyet yok. Bu grup önerisini
sayın grup başkan vekilleri anlaşılıyor ki bir öfkeyle getiriyorlar, bir
cezalandırma usulü olarak getiriyorlar. Diyorlar ki, siz eğer itiraz ederseniz
bizim getirdiğimize, bakın biz size ne yaparız, sizi böyle angaryayla sabahlara
kadar çalıştırırız inadıyla getiriyorlar.
Bunun size hayrı yok. Milliyetçi Hareket Partisi olarak ifade
ediyorum. Biz çalışmadan kaçmıyoruz. Size teklif getirdik. Dedik ki: “Gelin,
hangi konuyu görüşmek istiyorsanız birlikte belirleyelim bu gündemi.”
Geçmişte örneği var bunun. Dün burada ifade edildi. Piyasanın
ihtiyacı olan, ekonomik hayatın, iş hayatının ihtiyacı olan Ticaret ve Borçlar
Kanunu’nu burada uzlaşmayla, olmaz bir gayretle çıkarttık; muhalefetin
uzlaşmasıyla çıkarttık. Daha önce çıkartamamıştınız, geri çekmiştiniz kanunu,
ama uzlaşarak, gelip birlikte çalışma iradesini samimiyetle ortaya koyduğunuz
takdirde bir uzlaşma olur.
Her defasında grup başkan vekilleri geçmişten örnek veriyor. Yani
geçmişte sizinle uzlaşarak ihtiyaç olan kanunları çıkarttığımızdan dolayı bizim
başımıza mı kakıyorsunuz? Yani diyorsunuz ki bundan sonra hiç uzlaşmayalım.
Bunu mu söylemek istiyorsunuz?
Değerli arkadaşlar, bakın, size bir şey söyleyeyim. Muhalefet
isterse bu İç Tüzük’ün her kelimesinden, her satır
arasından bir direnme imkânı çıkartır. Bunu gördünüz. Bunu gördünüz. Bunun itirazı yok yani bu İç Tüzük
şu anda cari iç tüzük. Siz istediğiniz kadar değiştirin, muhalefet gene söz
hakkını her hâlükârda kullanır. Bunun ne faydası var size? Yani böyle
inatlaşarak, kavga yaparak… Bakın, iki gündür bir maddelik bir şey
çıkaramadınız. Bu kadar tartışma yakışıyor mu? Yani milletin gündemi bu mudur? Bu
Meclisin görevi bu mudur?
Bu sebeple, ben size bir soru sormak istiyorum: Yani, siz veya
sizin adınıza bir yerlerde karar verenler, bu Meclisi itibarsızlaştırmak, bu
Mecliste yapılan işi gereksiz hâle getirmek için bir kararınız mı var? Bu
demokrasinin bu millete bir şey kazandırmadığını ispat etmek gibi bir niyetiniz
mi var? Bu parlamenter demokratik sistemin yaramadığını, yeni bir sisteme
geçmek, mesela Başkanlık sistemine geçmek gibi bir niyetinizin topluma kabul
ettirilmesi, hazmettirilmesi gibi bir niyetiniz mi var? Demokrasi hepimize
gerekli. Demokraside muhalefet olmazsa, demokraside denetim olmazsa,
demokraside söz hakkı, düşünceyi ifade hakkını ortadan kaldırırsanız bunun adı
diktatörlüktür. Bunun adı tarihte yaşanmış rejimlerdir. Sizin yaptığınız bu.
Neden buna ihtiyaç duyuyorsunuz?
Tekrar soruyorum: Hangi kanunu çıkarmak istediniz de muhalefet
size engel oldu? Sayın bakanlar, hangi kanunu çıkarmaya gruplarımıza geldiniz
de size itiraz ettik? İşte, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, Barış ve Demokrasi
Partisi Grubu hangi konuda size talep ettiğiniz uzlaşma imkânını vermedi?
Dolayısıyla, muhalefetin sesini kesmek gibi bir niyet taşıyan, parlamenter
demokratik sistemin gereksizliğini, faydasızlığını topluma hazmettirmeyi
amaçlayan bu tavrınızı şiddetle kınıyorum. Uyarıyorum sizi. Bunun size de
faydası olmayacaktır. Tarihte bunu deneyenlerin nerelerde olduğunu hepinize
hatırlatmak istiyorum.
“57 kibri” dediğim hadise yanlış anlaşılmasın. 57’yi yaşayanlara,
rahmete kavuşanlara saygılar sunuyorum, rahmetler diliyorum. Ama Takriri Sükûn’u unutmayınız. 87’de tek başına iktidar olmasına
rağmen Seçim Kanunu’yla oynayarak 295 milletvekili çıkartan o parti bugün
nerelerde? Erken seçime gidip iktidarı devretmek durumunda kaldı.
Dolayısıyla değerli arkadaşlar, tekrar ediyorum: Muhalefetin
sesini kısamayacaksınız. Bizimle uzlaşma imkânını kaybediyorsunuz. Artık
konuşmayan, anlaşılmayan bir Meclis önümüzde bizi beklemektedir. O zaman
buradan kanun çıkartmayı hayal bile etmeyiniz; çıkartamazsınız.
Hepinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Hamzaçebi.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, sataşma nedeniyle
söz istiyorum efendim.
Sayın Şandır konuşmasında tek parti dönemine ilişkin bir
değerlendirme yapmak suretiyle Cumhuriyet Halk Partisini kastetmiştir. Bu
nedenle söz istiyorum efendim.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hayır Sayın Başkan “tek parti”
demedi. “Diktatörlük” dedi Sayın Başkan.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – “Tek parti dönemi” dedi.
BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, bir dakika…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - “Diktatörlük” dedi efendim. “Tek
parti” demedi Sayın Başkan.
Sayın Başkanım “diktatörlük” kelimesini kullandı.
BAŞKAN - Şimdi, müsaade ederseniz, son konuşmacıya da söz vereyim;
arkadaşlara söz vereceğim.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Grubumuzun da adını zikretti.
BAŞKAN – Siz de dâhil, evet.
Sayın Canikli, buyurun. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Lehinde olmak üzere on dakika süreniz var.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum öncelikle.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Aynı partiden iki kişi konuşamaz. Bu
kadar muhalefet partisi var. Olmaz ki böyle!.. İki kişi konuştu zaten. Bu olmaz
Değerli Başkan…
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Şimdi bakın, her zaman söylediğimiz
bir husus var. Yani buradaki konuşmacı arkadaşlarımızın geçmişlerini hiç
unutmamaları gerekir. Geçmişlerindeki uygulamaları hep göz önünde
bulundurmaları gerekir.
Şimdi, biraz önce, bizim getirdiğimiz bu Teklif ile ilgili
birtakım ağır ithamlarda bulunuldu. Yani işte, muhalefetin sesini kesmekten
tutun da “Diktatörlüğe mi gidiyorsunuz?” gibi yani kabul edilmesi mümkün
olmayan birtakım iddialar ortaya atıldı.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Az bile söylendi!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Peki arkadaşlar, şimdi söyleyin… Bu
bizim getirdiğimiz Teklif diktatörlük ise şimdi size bir örnek vereceğim; bu
nedir?
Bakın, 2001 yılında DSP, MHP, ANAP; koalisyonu oluşturan üç siyasi
parti, bir iç tüzük değişikliği gerçekleştiriyor. Mutabakat var mı Mecliste?
Yok. Sadece iktidarı oluşturan, o dönemde, siyasi partiler tarafından getirilen
bir düzenleme, bu bir.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın İyimaya
onun için konuşuyor zaten.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Yani, hep, işte “Efendim, muhalefeti
dikkate almanız lazım, mutlaka uzlaşma getirmeniz lazım.” diyen arkadaşlar
tarafından çıkarılan bir iç tüzük.
ALİ ÖZGÜNDÜZ (İstanbul) – Hani ileri demokrasiydi, ne oldu Sayın
Canikli?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Daha durun bakalım. Ayrıca, altında
da 3 grup başkan vekilinin imzası var. 3 tane, o dönemde koalisyonu oluşturan
siyasi partilerin grup başkan vekillerinin imzası var. Hani, “Grup adına
veremezsiniz, imza atamazsınız.” deyip burada dakikalarca tartışma yaptığımız
konu.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yanlış yapmışlar, yanlış!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - İki: Bakın, şurası çok daha önemli
değerli arkadaşlar. Nasıl bir tüzük değişikliği yapılmış biliyor musunuz, neler
değiştirilmiş? Bakın, birkaç tanesini okuyacağım sadece.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yahu, Sayın Canikli, Giresunspor
tüzüğü mü yapıyorsun?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Soru-cevap işlemi on dakikaya
düşürülüyor, maddeler üzerinde grupların ve milletvekillerinin konuşma hakkı
kaldırılıyor değerli arkadaşlar. Aynen öyle. Maddeler üzerinde
milletvekillerinin ve parti gruplarının konuşma hakkı kaldırılıyor, maddeler
üzerinde yedi olan önerge sayısı üçe düşürülüyor.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Yanlış, yanlış, yanlış!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) -
Buyurun burada, tarih 2001.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yahu, o yanlışsa sen şimdi niye bu
yanlışa ortak oluyorsun? Niye?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Şimdi, bakın… Yanlışı biz düzeltmişiz
daha sonra.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – “Bu yanlış.” diyorsun, aynı yanlışın
daha beterini yapıyorsun!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Bakın, biz, 10 Aralık 2002 tarihinde…
ATİLLA KART (Konya) – Daha geriye götürüyorsunuz!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …soru-cevap işleminin süresini yirmi dakikaya çıkarmışız, sizin on
dakikaya düşürdüğünüzü; maddeler üzerindeki tekrar konuşma imkânını sağlayan İç
Tüzük değişikliğini yapmışız, bizim dönemde arkadaşlar...
ATİLLA KART (Konya) – Bu düzeltmeyle daha geriye götürüyorsun!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - …o eleştirdiğiniz dönemde ve maddeler
üzerindeki önerge sayısı da tekrar üçten yediye çıkartılmış. Kim yapmış bunu?
AK PARTİ yapmış, AK PARTİ’nin grubu yapmış. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Şimdi niye düşürüyorsun bire? Şimdi
niye bire düşürüyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Peki, biz ne yapıyoruz arkadaşlar?
Bakın, biz, bu Meclisin esas faaliyet konusu olan yasama ve denetimle ilgili
hiçbir konuda burada düzenleme getirmiyoruz, hiç dokunmuyoruz, değiştirmiyoruz.
(CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – İnsaf!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Neyi değiştiriyoruz?
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Külliyen yanlış!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Aynen öyle, evet. Neyi
değiştiriyoruz?
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Külliyen yanlış!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - İç Tüzük’ün
19’uncu maddesi yani grup önerileriyle ilgili hususa değiniyoruz. Biz bugün
kaçta başladık çalışmaya değerli arkadaşlar? Saat 13.00’te başladık. 13.00’ten
beri neyi konuşuyoruz? Denetimi mi konuşuyoruz, yasama faaliyetini mi
yapıyoruz?
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Gelin, konuşalım o zaman.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Sadece grup önerilerini konuşuyoruz.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bunun müsebbibi sizsiniz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Nedir grup önerisi? Amacı nedir grup
önerisinin? Yani grupların getirdiği grup önerilerinin amacı nedir? Meclis
gündemini değiştirmektir, Meclis gündemini kendi öngördükleri gündem
çerçevesinde çalıştırmaktır, sabahtan beri biz bunu yapıyoruz.
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) - Sizin canınızın istediği gibi
gündem yapacağız öyle mi?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Peki, salı günü bu Meclis, Genel
Kurul toplandı, yine tartıştı ve gündemi belirledi, dolayısıyla gündem belirli.
Yani biz diyoruz ki…
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Muhalefeti ne kadar dikkate aldınız?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ve biz esas konuya geçemedik hâlâ.
Bakın, saat şu anda 19.00’a geliyor, altı saat oldu arkadaşlar, altı saat.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Muhalefeti ne kadar dikkate aldın gündem
belirlerken?
BAŞKAN – Arkadaşlar, dinleyelim lütfen.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Altı saat oldu, biz Türkiye Büyük
Millet Meclisinin esas faaliyet konusu olan denetim ve yasama çalışmalarına
başlayamadık.
AHMET TOPTAŞ (Afyonkarahisar) – Başlayamazsın tabii.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - İşte, bizim istediğimiz bu.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Yanlış, yanlış.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Bizim istediğimiz bu. Yoksa bir
yasama faaliyetine geçildiği zaman, bir kanun görüşüleceği zaman kim konuşuyor
değerli arkadaşlar? Yine muhalefet konuşuyor, elbette konuşacak, konuşması da
gerekir, hiçbir itirazımız yok.
Bakın, grup önerilerinde… Bu önerimizle 4 olan konuşmacı sayısını
1’e düşürüyoruz, zaten onun 2’sini biz konuşuyoruz. Aleyhte kim konuşuyor?
Sizin grup… Bugün de gördünüz, sizin grup önerilerinizi getirdiniz, iki lehte
iki aleyhte konuşuluyor. İki aleyhteyi kim konuşuyor
değerli arkadaşlar? Biz konuşuyoruz. Yani biz iktidar gurubunun kendi konuşma
hakkını azaltıyoruz esas itibarıyla.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya siz de konuşun, biz onu da istiyoruz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Muhalefet yine sayı 1’e düşüyor ama
konuşuyor, ondan yana problem yok arkadaşlar. Biz denetim faaliyeti yapalım
yine konuşun.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bu bir lütuf değil.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Yani yapmak istediğimiz şu: Yine
muhalefet konuşsun, yine eleştirsin, yine denetimini yapsın ama çalışma
saatlerinde yapalım. Ondan sonra da diyorsunuz ki yine bugün de söylendi:
“Efendim, zorla çalıştıramazsınız. Gece çalıştırmak zorunda kalıyorsunuz.”
Arkadaşlar, başka yolu mu var? Düşünün biz ne zaman çalışacağız?
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Grup önerileri getirme dışında
muhalefetin başka yolu mu var?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Ve kamuoyunda da “Gece yarısı
operasyonları yapılıyor.” diye Türkiye Büyük Millet Meclisi ve milletvekilleri
de töhmet altında kalıyor. Kalmıyor mu arkadaşlar?
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Muhalefetin başka çaresi mi var grup
önerileri getirme dışında?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Hep bu suçlamayla karşı karşıya
kalmıyor muyuz? Siz de söylüyorsunuz yani “Angarya Anayasa’ya aykırıdır.” diye.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Hangi konuyu danışıyorsunuz?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Niye biz gece çalışmak zorunda
kalıyoruz?
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Diktatör gibi davrandığınız için gece
çalışıyoruz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Çünkü hâlen biz esas gündeme
geçemedik değerli arkadaşlar. Yani bu kadar verimsiz bir çalışma yöntemi
olabilir mi?
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Bunun müsebbibi sizsiniz.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) - Yoksa biz muhalefetin sesini
kesmiyoruz; tam tersine, eğer muhalefetin bir önerisi varsa, bakın bir projesi
varsa konuşsun, fırsat var.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Defalarca “Konuşalım.” dedik
milletin Meclisinde, defalarca “Konuşalım.” dedik size.
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Efendim, kanunun görüşmesine
başlayalım. Bakın, bir kanun görüşülmeye başladığında görüşme süreleri nasıl?
(CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
İzin verin, bakın arkadaşlar biz sizi dinledik, lütfen…
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Konuşmaya yanaşmayan sizsiniz!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yirmişer dakika gruplar konuşuyor,
parti grupları konuşuyor bir kanunun tümü üzerindeki görüşmelerde, öyle değil
mi? Kaç tane grup var? Dört tane. Yani üç tane muhalefet grubu konuşuyor, bakın
arkadaşlar yirmişer dakika; bir tane yirmi dakika iktidar grubu konuşuyor. Biz
“Muhalefet konuşmasın.” diye bir şey söyleyebilir miyiz, öyle bir amacımız
olabilir mi? Efendim, muhalefet konuşsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Bizim niye haberimiz yok?
LÜFTÜ TÜRKKAN (Kocaeli) – Bu, diktatörlük rejimlerinde olur,
demokrasilerde olmaz!
ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Franco, Franco!
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Siz de çok iyi biliyorsunuz ki
muhalefet konuşsun ama gelin, burada katkı sağlayıcı, yani esas yasama
faaliyetiyle ilgili proje üreten ve eleştiren ama eleştirirken de katkı
sağlayan bir mantıkla olsun.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Nurettin Bey, niye bunları oturarak
konuşmadık?
NURETTİN CANİKLİ (Devamla) – Yoksa biz, hiçbir şekilde, en ufak
denetim ve yasama faaliyetiyle ilgili olarak hiçbir konuda en ufak bir
düzenleme yapmıyoruz.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Kürsüden şov yapıyorsunuz. Konuşmadık biz siz