DÖNEM:
24
CİLT:
8 YASAMA YILI:
2
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
35’inci
Birleşim
12 Aralık 2011 Pazartesi
(TBMM Tutanak Müdürlüğü
tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler
tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade
edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak
yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- YOKLAMALAR
IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A) KANUN TASARI VE
TEKLİFLERİ
1.- 2012 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S.
Sayısı:87)
2.- 2010 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki
İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk
Bildirimi ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/278, 3/538) (S. Sayısı: 88)
A) SAĞLIK BAKANLIĞI
1.- Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2.- Sağlık Bakanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1.- Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel
Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1.- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) KALKINMA BAKANLIĞI
1.- Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI
1.- Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI
1.- Türkiye İstatistik
Kurumu Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Türkiye İstatistik
Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Doğu Anadolu Projesi
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Konya Ovası Projesi
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Doğu Karadeniz Projesi
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
1.- Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI
1.- Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
L) REKABET KURUMU
1.- Rekabet Kurumu 2012 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Rekabet Kurumu 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
M) EKONOMİ BAKANLIĞI
1.- Ekonomi Bakanlığı 2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
N) DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI
1.- Dış Ticaret Müsteşarlığı 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
O) İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ
1.- İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ö) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI
1.- Avrupa Birliği
Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
P) AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ
1.- Avrupa Birliği Genel Sekreterliği 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
R) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI
1.- Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı
2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
S) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU
1.- Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ş) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
1.- Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2012 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2010 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
T) ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1.- Elektrik İşleri Etüt
İdaresi Genel Müdürlüğü
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
U) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU
1.- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2012 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2010 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ü) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1.- Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü 2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü 2010
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
V) PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1.- Petrol İşleri Genel
Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) ÇEŞİTLİ İŞLER
1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif eden Karadağ
Devlet Bakanı Rafet Husovıc, Müftü Rıfat Fejzıc, Milletvekilleri Suljo Mustafıc ve Amer Halılovıc;
Sırbistan Devlet Bakanı Suleyman Ugljanın,
Milletvekilleri Bajro Omeragic
ve Esad Dudevic; Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir
Yağcılar, Milletvekilleri Fikrim Damka ve Muferra Sınık; Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir;
Bulgaristan Milletvekilleri Kasım Dal ve Korman İsmaılof;
Yunanistan Milletvekilleri Ahmet Hacı Osman ve Çetin Mandacı’ya
Başkanlıkça “Hoş geldiniz” denilmesi
VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, grubuna
sataşması nedeniyle konuşması
2.- İzmir Milletvekili
Aytun Çıray’ın, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
3.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, partisine
sataşması nedeniyle konuşması
4.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkan’ın, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
5.- Mersin Milletvekili
Ertuğrul Kürkcü’nün, Avrupa Birliği Bakanı Egemen
Bağış’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması
6.- Adıyaman Milletvekili
Ahmet Aydın’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, partisine sataşması
nedeniyle konuşması
7.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet
Aydın’ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması
8.- İstanbul Milletvekili
Şafak Pavey’in, Avrupa Birliği Bakanı Egemen
Bağış’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması
9.- Kocaeli Milletvekili
Hurşit Güneş’in, Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın, şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
VII.- AÇIKLAMALAR
1.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkan’ın, partisine yakışmayacak bir söylemde bulunmadığına ilişkin
açıklaması
VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Niğde Milletvekili
Doğan Şafak’ın, elektriğe yapılan zamların çiftçilere olan etkilerine ve ek
ödeme bedellerinin elektrik faturalarına yansımasına ilişkin sorusu ve Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1070)
2.- Ankara Milletvekili
Zühal Topcu’nun, uzman yardımcılığı mülakat
sınavlarına ve bu sınavlara yapılan itirazlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı
Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı
(7/1224)
3.- Ankara Milletvekili
Zühal Topcu’nun, uzman yardımcılığı mülakat
sınavlarına ve bu sınavlara yapılan itirazlara ilişkin sorusu ve Kültür ve
Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı
(7/1261)
4.- Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, Ankara-Çayyolu’nda yapılan bir kazı çalışmasına ilişkin
sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/1262)
5.- İzmir Milletvekili
Alaattin Yüksel’in, büyükşehir belediyeleri ile bunlara bağlı kuruluş ve
şirketlerin denetimlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in
cevabı (7/1265)
6.- Bursa Milletvekili
İlhan Demiröz’ün, Mustafakemalpaşa’ya bağlı bir köyde maden arama ruhsatı
verilen işletmelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner
Yıldız’ın cevabı (7/1322)
7.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, elektrik üretimine ve yenilenebilir enerji
kaynaklarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın
cevabı (7/1390)
8.- Gaziantep Milletvekili
Edip Semih Yalçın’ın, kaçak elektrik kullanımı ve kayıp-kaçak bedeline ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1391)
9.- Ankara Milletvekili
Zühal Topcu’nun, memurların çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalara ve bu çalışmaların sonuçlarına
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı
(7/1392)
10.- İzmir Milletvekili
Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, İzmir’e yönelik yatırım ve harcamalara ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1493)
11.- Adana Milletvekili
Muharrem Varlı’nın, elektrik faturalarına yansıtılan bazı bedellere ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1494)
12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TKİ tarafından toz kömür satışlarının
yapılmaması nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı
(7/1495)
I.-
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 11.00’de
açılarak dört oturum yaptı.
2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/470) (S. Sayısı: 87) ve 2010 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi
Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait
Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı
Tezkeresi’nin (1/278, 3/538) (S. Sayısı: 88) görüşmelerine devam edilerek;
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme
Kurumu,
Millî Eğitim Bakanlığı,
Yükseköğretim Kurulu,
Üniversiteler:
Ankara
Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Gazi
Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi
Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan
Güzel Sanatlar Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Trakya
Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi,
Akdeniz Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi, Çukurova
Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Karadeniz
Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Fırat
Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Gaziantep
Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Gebze Yüksek Teknoloji
Enstitüsü, Harran Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Adnan Menderes
Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Pamukkale
Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Sakarya
Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi,
Mustafa Kemal Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Kafkas Üniversitesi,
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Niğde
Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Muğla
Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi,
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Ahi Evran
Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi, Düzce Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy
Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Rize Üniversitesi, Namık Kemal Üniversitesi,
Erzincan Üniversitesi, Aksaray Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Hitit
Üniversitesi, Bozok Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, Ordu Üniversitesi,
Amasya Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmetbey
Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Siirt Üniversitesi,
Nevşehir Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Kilis Yedi Aralık Üniversitesi,
Çankırı Karatekin Üniversitesi, Artvin Çoruh Üniversitesi, Bilecik
Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Osmaniye
Korkut Ata Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi,
Mardin Artuklu Üniversitesi, Batman Üniversitesi,
Ardahan Üniversitesi, Bartın Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi, Gümüşhane
Üniversitesi, Hakkâri Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi, Şırnak Üniversitesi,
Tunceli Üniversitesi, Yalova Üniversitesi,
2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçeleri ve
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesapları;
Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı,
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü,
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi,
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesapları;
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,
Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi
Başkanlığı,
Üniversiteler:
Türk Alman Üniversitesi, Yıldırım
Beyazıt Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, İstanbul Medeniyet
Üniversitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Konya
Üniversitesi, Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi,
2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçeleri;
Kabul edildi.
Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kars
Milletvekili Yunus Kılıç’ın partisine,
Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Kars
Milletvekili Yunus Kılıç’ın şahsına,
Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Kars
Milletvekili Yunus Kılıç’ın şahsına,
Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına,
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı
Mehmet Mehdi Eker, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın şahsına,
Sataşmaları nedeniyle birer konuşma
yaptılar.
Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün yaptığı konuşmasına istinaden Kurban Bayramı’ndan
sonra elde kalan hayvanları Et Balık Kurumunun aldığına,
İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal,
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
yaptığı konuşmasına istinaden toprak sahiplerine destekleme verildiğine,
üreticiye verilmediğine,
Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Kurban
Bayramı’nda Türk köylüsünün elinde kalan hayvanların ithal hayvan
getirilmesinden dolayı ucuza verildiği ve Et Balık Kurumunun Ürdünlü ithalatçı
firmadan 18 liradan alırken köylüye 12 lira ile 14 lira arasında teklif
edildiği iddialarına,
Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
yanlış ifade ettiği gerekçesiyle mazotla ilgili bilgiyi araştırma
enstitülerinden ve Tarım Bakanlığının kaynaklarından aldıklarına,
Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
konuşmasına,
İlişkin birer açıklamada bulundular.
Alınan karar gereğince 12 Aralık 2011
Pazartesi günü saat 11.00’de toplanmak üzere birleşime 21.14’te son verildi.
|
|
|
Şükran
Güldal MUMCU |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
Fatih
ŞAHİN |
|
Muhammet
Bilal MACİT |
|
|
Ankara |
|
İstanbul |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
II.- GELEN
KÂĞITLAR
No: 46
12 Aralık
2011 Pazartesi
Teklifler
1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Tarım Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/191) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 23.11.2011)
2.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in; 2 Temmuz Gününün Sevgi ve Hoşgörü Günü
İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/192) (Plan ve Bütçe; İçişleri ile Milli
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
30.11.2011)
3.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi (2/193) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2011)
4.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin; Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/194) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 02.12.2011)
5.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/195)
(Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2011)
6.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya'nın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/196) (Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
05.12.2011)
7.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın; Katma
Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/197) (
Plan ve Bütçe Komisyonuna ) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.12.2011)
8.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/198) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.12.2011)
Sözlü Soru
Önergeleri
1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
sanayi tesisleri ve fabrikalarda filtre kullanım zorunluluğuna ilişkin Çevre ve
Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/581) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in,
cezaevinde hayatını kaybeden MİT eski görevlisiyle ilgili bazı iddialara
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/582) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’ya yapılan ve yapılacak yatırım ve
projelere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi
(6/583) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
4.- İstanbul Milletvekili Süleyman
Çelebi’nin, Kastamonu’da tarım ve hayvancılığın desteklenmesine ilişkin Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/584) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
5.- İstanbul Milletvekili Süleyman
Çelebi’nin, şeker pancarı üretiminin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/585) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
6.- İstanbul Milletvekili Celal
Dinçer’in, kamu kurumlarında özürlü çalıştırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/586) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
7.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, jeotermal elektrik üretilen sahaların
izlenmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi
(6/587) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Ardahan’a spor tesisleri yapılmasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü
soru önergesi (6/588) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün,
Ardahan’da karla mücadele çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından
sözlü soru önergesi (6/589) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
10.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, Ardahan Belediyesi ile ilçe ve belde belediyelerinin genel bütçe
gelirlerinden aldıkları paya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru
önergesi (6/590) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
11.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, Posof’taki okulların öğretmen eksikliğine ve fiziki durumuna ilişkin
Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/591) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
12.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, belediye başkanları hakkındaki adli soruşturmalara ve bunların
sonuçlarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/592) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
13.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların kitap ihtiyacının karşılanmasına ilişkin Kültür
ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/593) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TPAO’nun petrol sondaj çalışmalarında
kullanmak üzere satın alacağı gemiye ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından sözlü soru önergesi (6/594) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
15.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, bankalardan döviz karşılığı kredi kullananların mağduriyetlerine
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/595) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
16.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Anadolu Lisesi Projesine ilişkin Milli Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/596) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Göksun Anadolu Öğretmen Lisesi Projesine ilişkin Milli Eğitim
Bakanından sözlü soru önergesi (6/597) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Endüstri Meslek Lisesi Projesine ilişkin Milli
Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/598) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Halk Eğitim Merkezi Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından
sözlü soru önergesi (6/599) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
20.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Cumhurbaşkanının İngiltere ziyaretinin, İngiliz
haber kanallarında yer almadığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü
soru önergesi (6/600) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
21.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ili ve ilçelerinde yürütülen proje ve
yatırımlara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından sözlü soru önergesi
(6/601) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut
Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin
Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/602) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/12/2011)
Yazılı
Soru Önergeleri
1.- Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur’un Kalkınmada Öncelikli İller
kapsamına alınmasına ve yapılacak yatırımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1550) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
2.- Ağrı
Milletvekili Halil Aksoy’un, Van depreminin Adilcevaz ve Patnos’a etkilerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1551) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
3.- Muş
Milletvekili Demir Çelik’in, Alpaslan1 Barajına ilişkin Orman ve Su İşleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1552) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
4.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Muş-Varto’da meydana
gelen depremler sonrasında yapılan çalışmalar ve alınan önlemlere ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1553) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
5.- Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, kamu yararına
çalışan derneklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1554)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
6.- İzmir
Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, özürlülerin
yaşamını kolaylaştıracak düzenlemelerin yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/1555) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
7.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Yanbolu Deresi üzerine yapılacak HES
projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1556) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
8.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, üniversitelerdeki akademik personel açığına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1557) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
9.- Ankara
Milletvekili Zühal Topcu’nun, Başbakanlık ve
Başbakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan özürlü personel sayısına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1558) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
10.- Kastamonu
Milletvekili Emin Çınar’ın, 2002-2011 yılları arasında terörle mücadele
kapsamında yapılan harcama miktarı ile şehit ve gazi sayısına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1559) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
11.- Kastamonu
Milletvekili Emin Çınar’ın, 2003 yılından itibaren kamu kurum ve kuruluşlarına
açıktan atamayla alınan personel sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1560) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
12.- İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel’in, başta Tunceli’de meydana gelen olaylar olmak
üzere geçmişteki bazı siyasi olayların aydınlatılmasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1561) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
13.- İstanbul
Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri
Başkanlığında çalışan Tunceli doğumluların sayısına ve unvanına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1562) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
14.- Hatay
Milletvekili Hasan Akgöl’ün, 4/C statüsünde çalıştırılan personele ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1563) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
15.- İstanbul
Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri
Başkanlığı personeliyle ilgili disiplin işlemlerine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/1564) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
16.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, 632 sayılı KHK’dan
yararlanan sözleşmeli personelin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1565) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
17.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, avukatların vekâlet
ücretlerinin sınırlandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1566) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
18.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, AİHM’e
yapılan başvurulara ve başvurulardaki artışın sebeplerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1567) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
19.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, TOKİ’nin uygulamalarına ve ihalelerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1568) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
20.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, kadın haklarının geliştirilmesine yönelik
çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1569) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
21.- İstanbul
Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Türkiye-Suriye ilişkilerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1570) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
22.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, ASELSAN’da çalışan bazı mühendislerin
ölümleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1571) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
23.- İstanbul
Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, TBMM TV yayınlarının sınırlandırılmasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1572) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
24.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, 657 ve 662 sayılı KHK’lar ile yapılan bazı
düzenlemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1573) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
25.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yarım kalmış kamu yatırımlarına ve bunların sektörel dağılımına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1574) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
26.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, İstanbul Rum Ortodoks
Patrikhanesi basın sözcüsünün azınlık vakıflarının mallarının iadesiyle ilgili
bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1575) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
27.- Ankara
Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, büyükşehir belediyelerinde görevlendirilen
inceleme ve denetim elemanı sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1576) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)
28.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, yasaklı kitap, CD,
albüm ve filmlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1577)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
29.- Uşak
Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, cezaevinde
hayatını kaybeden MİT eski görevlisiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1578) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
30.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Ceza İnfaz Kurumu Projesine ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1579) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
31.- Gaziantep
Milletvekili Mehmet Şeker’in, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı ile
AİHM’de açılan davaların sonuçlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1580) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
32.- Mersin
Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, cezaevi nakil
aracında mahkumların yanarak hayatını kaybetmelerine ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1581) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/12/2011)
33.- Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin, cezaevlerine ve hükümlü ve tutuklularının
sorunlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1582) (Başkanlığa
geliş tarihi: 01/12/2011)
34.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1583) (Başkanlığa
geliş tarihi: 02/12/2011)
35.- Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin, cezaevlerinin şartlarına ve hasta ve kişisel
ihtiyaçlarını karşılayamayan bir hükümlüye ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1584) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
36.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TRT’de yayınlanacak bir diziyle ilgili bazı
iddialara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi
(7/1585) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
37.- İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Anadolu Ajansının tarafsızlığını yitirdiği
iddialarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi
(7/1586) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
38.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa-Salihli Organize Sanayi Bölgesi Arıtma
Projesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1587) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
39.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, organize sanayi bölgelerinin sorunlarının
giderilmesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1588) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
40.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’daki esnaf ve sanatkârların sorunlarına
ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1589)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
41.- Erzurum
Milletvekili Oktay Öztürk’ün, son dokuz yılda merkezlerini Güneydoğu Anadolu
Bölgesindeki illere taşıyan şirket ve iş adamlarının sayısına ilişkin Bilim,
Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1590) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
42.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1591) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
43.- Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, taşeron işçilerin sorunlarına ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1592) (Başkanlığa
geliş tarihi: 29/11/2011)
44.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, genel sağlık sigortası kapsamında alınan
muayene ve ilaç ücretlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1593) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
45.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1594) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
46.- Adana
Milletvekili Ali Halaman’ın, emekliliğe hak
kazananların yaş sınırı nedeniyle yaşadığı mağduriyete ilişkin Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1595) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/12/2011)
47.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya’daki hava kirliliğinin azaltılması
çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1596) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
48.- İstanbul
Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, deprem gerekçesiyle belediyelerden gelen imar
değişikliği tekliflerine ve depreme karşı alınan önlemlere ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1597) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
49.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yabancılara toprak satışına ilişkin Çevre ve
Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1598) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
50.- Van
Milletvekili Aysel Tuğluk’un, 1937-1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen
olaylarla ilgili belgelere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1599) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/12/2011)
51.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1600)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
52.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, İller Bankası A.Ş’de
yeniden yapılandırma sebebiyle bazı kadrolarda yaşanan mağduriyete ilişkin
Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1601) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/12/2011)
53.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, belediyelere yapılan nakdi ve ayni yardımlara
ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1602)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
54.- Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, 1971 Bingöl
depreminden sonra yapılan geçici konutlara ilişkin Çevre ve Şehircilik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1603) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
55.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, bir iş ilanı sonucunda işe alınanların
ilandaki şartları taşımadıkları iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1604) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
56.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Soma-B Termik Santrali Bacagazı
Tesisi Projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1605) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
57.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, taş ve mermer ocaklarının çevreye verdiği
zararların azaltılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1606) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
58.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Doğu Akdeniz’de doğal gaz
ve petrol aramaları için ikinci bir geminin kiralandığı iddiasına ilişkin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1607) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
59.- Adana
Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da verilen maden
arama ve işletme ruhsatlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1608) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
60.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, nükleer güç santralleri
yapımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1609)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
61.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Elektrik İşleri Etüd
İdaresi Genel Müdürlüğünün kapatılmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1610) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
62.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1611) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
63.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, hayvan kaçakçılığı ve kaçak et miktarına ilişkin
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1612) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
64.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, karkas et ve canlı hayvan ithaline ilişkin Gıda,
Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1613) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
65.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme
Modeli kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1614) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
66.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, gıdaların ve gıda kontrol
laboratuvarlarının denetimine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1615) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
67.- Tokat
Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Erbaa’daki fındık üreticilerinin fındık desteği
kapsamına alınmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1616) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
68.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, tarım alanlarının sulanabilmesine yönelik
çalışmalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1617) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
69.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, hayvancılığa verilen desteğin artırılması
ile et ve canlı hayvan ithaline ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1618) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
70.- Ankara
Milletvekili Mustafa Erdem’in, Angora tavşanı üretimine ilişkin Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1619) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
71.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1620) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
72.- Ankara
Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, Türk-Alman Hükümetlerarası
Mali ve Teknik İşbirliği Protokolleri kapsamında kredi alan belediyelere
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1621) (Başkanlığa geliş
tarihi: 22/11/2011)
73.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerdeki karla mücadele çalışmalarına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1622) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
74.- Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, polis kayıtlarına
geçen aile içi şiddet olaylarına ve mağdur olan kadınlara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1623) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
75.- İstanbul
Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, umumi servis araçlarında plaka tahdit uygulamasına ve korsan servis araçlarının denetimine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1624) (Başkanlığa geliş
tarihi: 29/11/2011)
76.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Konya’da Atatürk portrelerinin hurdaya
çıkarıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1625) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
77.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde dağıtılan kömürlerin hava kirliliğine
sebep olduğu iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1626) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
78.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Polisevinin
tamamlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1627)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
79.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’daki yol, su, elektrik ve altyapı gibi
temel altyapı hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1628) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
80.-
Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’nın göç alması ve göçün doğurduğu
ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1629) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
81.- Kastamonu
Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’da görev yapan güvenlik güçlerine ek
tazminat verilip verilmeyeceğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1630) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
82.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’da faaliyet gösteren derneklere ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1631) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
83.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, meslek yüksekokulu veya
fakülte mezunu polis memurlarının emekli olurken yaşadıkları bazı sorunlara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1632) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
84.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, belediyelerde geçici işçi
olarak çalışanların bazı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1633) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
85.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, belediyelerde ve il özel
idarelerinde sözleşmeli olarak çalışan personelin sorunlarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1634) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
86.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, koruma evleri ve bunların il ve ilçelere göre
dağılımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1635)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
87.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1636)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
88.- Ankara
Milletvekili Mustafa Erdem’in, Ankara’da yaşanan hava kirliliğine ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1637) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
89.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, BDP’li kadın
milletvekillerinin takip edildiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1638) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
90.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde Sosyal Destekleme Programı kapsamında
gerçekleşen proje başvurularına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1639) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
91.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’daki gelir ve yaşam koşulları ile
yoksulluk riskinin son on yıldaki değişim oranına ilişkin Kalkınma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1640) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
92.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1641)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
93.- Aydın
Milletvekili Bülent Tezcan’ın, bazı medya gruplarına uygulanan vergi
incelemelerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1642)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
94.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Soma Vergi Dairesi Müdürlüğü Hizmet Binası
Projesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1643) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
95.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Gördes Vergi Dairesi Müdürlüğü Hizmet Binası
Projesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1644) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
96.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlıktaki bazı kadroların
uzman kadrosunda birleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1645) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
97.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, vergi incelemelerine ve Antalya’da son beş yılda
vergi incelemesine tabi tutulan mükellef sayısının yıllara göre dağılımına
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1646) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
98.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Türkşekerin
özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1647) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
99.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, 2002-2011 yılları arasında gerçekleştirilen
özelleştirmelere ve özelleştirme gelirlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1648) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
100.-
Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerde
vergi memurlarının terör örgütünün baskısı altında oldukları ve vergi kaçırmak
amacıyla bazı şirketlerin merkezlerini bölgeye taşıdıkları iddialarına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1649) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
101.-
Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların eksikliklerinin
giderilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1650)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
102.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerdeki okulların fiziki eksiklikleri ile
öğretmen sayısının yetersizliğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1651) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
103.- Kırklareli
Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürünün
yaptığı iddia edilen bir açıklamaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1652) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
104.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Osmancalı Çok Programlı
Lisesi Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1653)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
105.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Demirci Ortaöğretim Pansiyonunun tamamlanmasına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1654) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
106.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Demirci Anadolu Lisesi spor salonunun
tamamlanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1655)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
107.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, halk eğitim ve özel eğitim
merkezlerinde görev yapan usta öğreticilerin mağduriyetlerine ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1656) (Başkanlığa geliş tarihi:
30/11/2011)
108.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, öğretmenlik formasyonu
olmayanların ücretli öğretmen olarak atandıkları iddialarına ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1657) (Başkanlığa geliş tarihi:
30/11/2011)
109.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Celal Bayar Üniversitesi Spor Tesisleri Projesine
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1658) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30/11/2011)
110.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1659)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
111.- Ankara
Milletvekili Mustafa Erdem’in, ÖSYM’nin soru kitapçıklarını basan firmalara
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1660) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/12/2011)
112.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, DSİ’nin Manisa’da devam eden bazı projelerine
ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1661) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
113.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı Birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1662)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
114.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da sağlık hizmetleri ve personelin
yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1663) (Başkanlığa
geliş tarihi: 29/11/2011)
115.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta bir sağlık ocağında doktor bulunmamasına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1664) (Başkanlığa geliş
tarihi: 29/11/2011)
116.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köyün sağlık personelinin yeterliliğine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1665) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
117.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl’deki sağlık ocaklarının personel ve doktor
açığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1666) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
118.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sağlık ocağı ve hastanelerdeki
personel ve doktor açığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1667) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
119.-
Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülkemizde
kadınlarda tiroit kanserinde artış olduğu iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1668) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
120.- Eskişehir Milletvekili
Ruhsar Demirel’in, Eskişehir ve bazı ilçelerinde asbestin yol açtığı
hastalıklara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1669)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
121.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, ağız ve diş sağlığı sorunları ve bunlarla
ilgili çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1670)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
122.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1671) (Başkanlığa
geliş tarihi: 02/12/2011)
123.- Giresun
Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Ankara’daki metro
hattı inşaatlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1672) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
124.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Uşak-Kula Ayrımı-Selendi yolu çalışmalarına
ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1673) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
125.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Selendi Köprüsüne ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1674) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
126.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Saruhanlı DDY Üst Geçit Projesine ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1675)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
127.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Kula-Salihli yolu çalışmalarına ilişkin Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1676) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30/11/2011)
128.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Demirci-Yarbasan-Selendi
yolu çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1677) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
129.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Alaşehir DDY Üst Geçidinin tamamlanmasına ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1678)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
130.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, kara yollarında yol güvenliğinin artırılması
çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1679) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
131.- Muş
Milletvekili Demir Çelik’in, bazı illerde kara yollarında taşeron işçi olarak
çalışan işçilerin kazanılmış haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1680)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
132.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, bazı iller için demir yolu ve hızlı tren
projesi olup olmadığına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1681) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
133.- İstanbul
Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Ankara’daki metro inşaatlarının
tamamlanmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1682) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
134.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bornova-Turgutlu-Salihli yolu çalışmalarına
ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1683) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
135.- Ankara
Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, THY’nin Ankara-Düsseldorf arasında doğrudan uçuşları başlatıp
başlatmayacağına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1684) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
136.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, şoför esnafının sorunlarının giderilmesine
ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1685) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
137.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1686) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
138.- Ankara
Milletvekili Mustafa Erdem’in, Bakanlığa ait bir binanın korkuluklarının
değiştirilmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1687) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
139.- İzmir
Milletvekili Erdal Aksünger’in, Çeşme’de Turizm
Merkez Alanı ilanı çalışmalarına ve kaçak yapılaşmayla ilgili bir mahkeme
kararının uygulamasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1688) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
140.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köy camisinin onarımına ve cami lojmanı
yapılmasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi
(7/1689) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)
141.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, bankaların krediler dışındaki işlemlerden
aldıkları ücret ve komisyonlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan)
yazılı soru önergesi (7/1690) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
142.- Muğla
Milletvekili Nurettin Demir’in, TÜRK-İŞ’in açlık ve
yoksulluk sınırı araştırmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1691) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
143.- Van
Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Tunceli’de 1937-1938 yıllarında meydana gelen
olaylarda hayatını kaybedenlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1692) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/12/2011)
144.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1693)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
145.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/1694) (Başkanlığa
geliş tarihi: 02/12/2011)
146.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet
binalarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/1695)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)
147.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, muhtarların bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1696) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)
148.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Batman’da KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1697)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
149.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ağrı’da KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1698)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
150.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şırnak’da
KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1699) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
151.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şanlıurfa’da KÖYDES kapsamında
yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1700)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
152.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Siirt’te KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1701)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
153.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Muş’ta KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1702)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
154.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Mardin’de KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1703)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
155.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kars’ta KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1704)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
156.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Iğdır’da KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1705)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
157.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hakkâri’de KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1706)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
158.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Erzurum’da KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1707)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
159.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Elazığ’da KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1708)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
160.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bitlis’te KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1709)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
161.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bingöl’de KÖYDES kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1710)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)
Süresi
İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kolluk kuvvetlerinin orantısız güç
kullanmaları nedeniyle açılan davalara ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/434)
2.- Ankara
Milletvekili Levent Gök’ün, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülere kötü
muamele yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/439)
3.- İstanbul
Milletvekili Melda Onur’un, cezaevlerinde sağlık sorunu bulunan tutuklu ve
hükümlülerin talepleri ile yaşam koşullarının iyileştirilmesine ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/441)
4.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, Tanık Koruma Kanunu
uygulamalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/442)
5.- İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Devlet aleyhine işkence ve kötü muamele nedeniyle
açılan davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/443)
6.- Mersin
Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, hastanelerde uygulanan zorunlu tasarruf
tedbirlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/449)
7.- İstanbul
Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, 02 Temmuz 1993’teki
Sivas olaylarından aranan üç kişinin Polonya’da yakalandığı iddiasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/462)
8.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, bir bürokratın Bingöl’de yapılan ihalelerle
ilgili bazı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/474)
9.-
Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Anayasa Mahkemesi
Başkanının ABD Ankara Büyükelçisini ziyaretine ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/476)
10.- Antalya
Milletvekili Tunca Toskay’ın, 2002-2011 yılları arasında Antalya’daki icra
takibi yapılan kişi ve dava sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/477)
11.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, 02 Temmuz 1993’te Sivas’da
meydana gelen olaylarla ilgili aranmakta olan üç kişinin Polonya’da
yakalandığıyla ilgili basında çıkan haberlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/478)
12.- İstanbul
Milletvekili Melda Onur’un, Malatya-Kürecik bölgesinde kurulması planlanan NATO
Füze Savunma Sisteminin insan sağlığına etkisine ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/523)
13.- İstanbul
Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Van’da meydana gelen deprem felaketine
ve konu ile ilgili olarak bir öğretim üyesinin yaptığı açıklamaya ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/826)
14.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Türkiye-ABD arasında yapılan anlık
istihbarat paylaşımı anlaşmasına ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/829)
15.- Tokat
Milletvekili Orhan Düzgün’ün, terör örgütüyle görüşme yapılmasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/830)
16.- Adana
Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’nın ekonomik ve
sosyal sorunlarının çözümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/832)
17.- Bolu
Milletvekili Tanju Özcan’ın, Marmara depremi sonrasında getirilen geçici
vergilerin miktarına ve kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/833)
18.- İstanbul
Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, bir ihaleyle ilgili iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/834)
19.- Kocaeli
Milletvekili Haydar Akar’ın, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin
önlenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/835)
20.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’da bulunan mesleki rehabilitasyon merkezleri ve hizmetlerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/836)
21.- Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, 2003 yılından bu
yana bazı ekonomik göstergelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/837)
22.- Tekirdağ
Milletvekili Emre Köprülü’nün, Marmara depremi sonrası getirilen geçici
vergilerin kullanımına ve miktarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/838)
23.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Marmara depremi sonrası getirilen geçici
vergilerin miktarına ve kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/839)
24.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır-Kulp’un sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini artırma çalışmalarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/840)
25.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, Marmara depremi sonrası
getirilen geçici vergilerin miktarına ve kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/842)
26.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, Fatih Projesinde Pardus işletim sistemini kullanma zorunluluğunun
kaldırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/843)
27.- Ankara
Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, MİT-PKK görüşmesine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/844)
28.- İstanbul
Milletvekili Umut Oran’ın, Ekonomik ve Sosyal Konseyin toplanmasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/845)
29.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, mahalli idarelerde sözleşmeli olarak
çalışan personelin kadroya alınmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/847)
30.- Eskişehir
Milletvekili Ruhsar Demirel’in, şiddet mağduru kadınlara ilişkin Aile ve Sosyal
Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/856)
31.- Afyonkarahisar
Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, Afyonkarahisar’daki yetiştirme yurtlarının
güvenliğine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/857)
32.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, özürlülere yönelik
eğitim hizmetlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/858)
33.- İstanbul
Milletvekili Ahmet Levent Tüzel’in, Kahramanmaraş-Afşin Çöllolar
kömür sahasında meydana gelen kazalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/859)
34.- Sakarya
Milletvekili Engin Özkoç’un, çalışan emeklilerden
kesilen destek priminin kaldırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/860)
35.- Afyonkarahisar
Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, SGK’ya borcu olan ve
haciz işlemi yapılan belediyelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/861)
36.- Balıkesir
Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, toplu iş hukuku mevzuatının yeniden
düzenlenmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/862)
37.- İzmir
Milletvekili Musa Çam’ın, Kahramanmaraş-Afşin Çöllolar
kömür havzasındaki göçük olayına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/863)
38.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, SSK veya Bağ-Kur’dan emekli olanların kamuda çalıştıkları süreler
için verilmesi gereken emekli ikramiyelerini alamadıkları iddiasına ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/864)
39.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, tıbbi malzemelerle ilgili basında çıkan bir
habere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/865)
40.- Bolu
Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu Belediyesinin borçlarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/882)
41.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, KÖY-DES Projesi kapsamında yapılan
çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/883)
42.- Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, muhtarların sorunlarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/884)
43.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, kamu görevinden
uzaklaştırıldıktan sonra özel sektörde çalışıp emekli olan vatandaşlara
pasaport verilmediği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/885)
44.- Hakkari Milletvekili Adil Kurt’un, Hakkâri’deki alt ve üst
yapıların eksikliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/886)
45.- Antalya
Milletvekili Gürkut Acar’ın, yerleşim birimlerinin
isimlerinin değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/887)
46.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, tutuklu bir gazetecinin bilgisayarında
bulunan dosyalarla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/888)
47.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Belediyesine tahsis
edilen bazı taşınmazlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/893)
48.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Simav Belediyesinin ödenek
ve borç terkini talebine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/895)
49.- İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, İstanbul Kültür Başkenti Ajansı için konulan
ÖTV’ye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/898)
50.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, ÖTV’ye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/899)
51.- Osmaniye
Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Devlet memurları ve emeklilerin
maaşlarında iyileştirme yapılıp yapılmayacağına ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/900)
52.- İstanbul
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, bir Hazine
arazisinin tahsis işlemine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/901)
53.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, vergi gelirlerine ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/902)
54.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, ÖTV oranlarında yapılan artışa ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/903)
55.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, dolaylı vergilere ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/904)
56.- Mardin
Milletvekili Erol Dora’nın, bir ders kitabında Süryanileri ve Ermenileri itham
eden ifadelerin bulunduğu iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/905)
57.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, depreme karşı güçlendirilen okullara ve deprem
bilincinin artırılması çalışmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/906)
58.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Bakanlığın Sözleşmeli Personel Hizmet
Sözleşmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/907)
59.- Manisa
Milletvekili Özgür Özel’in, eğitim yöneticileri sınavıyla ilgili bazı iddialara
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/908)
60.- Osmaniye
Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, öğretmen atamalarına ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/909)
61.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yöneticilerin sözlü sınav yoluyla
belirlenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/910)
62.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, okullarda görevli iken
herhangi bir nedenle kamu görevinden uzaklaştırılan personele ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/911)
63.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, performans yönetim sistemi uygulamasına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/912)
64.- Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Amik Ovası’na su sağlayacak barajlara
ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/913)
65.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depremi sonrasında
depremzedeler için yaptırılan TOKİ konutlarının şehitler anıtı yıkılarak inşa
edildiği iddialarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/915)
66.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, Ankara Güvercinlik ve Etimesgut
havaalanlarının konumları gereği yaşanabilecek kazalara ilişkin Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/918)
67.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bir yola alt geçit yapılmasına ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi
(7/919)
68.- Edirne
Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, Edirne-Havsa,
Havsa-Uzunköprü ve Uzunköprü-Keşan bölünmüş yol çalışmalarına ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi
(7/920)
69.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir’e yapılması planlanan Konak Tüneli
Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru
önergesi (7/921)
70.- Kocaeli
Milletvekili Haydar Akar’ın, Gölcük Ana Üs Komutanlığı tarafından staj
yapmaları kabul edilmeyen öğrencilerin yaşadıkları mağduriyete ilişkin Milli
Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/923)
71.- Ankara
Milletvekili Gülsün Bilgehan’ın, Merkezi İhale ve Finans Biriminin bir
desteğiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan)
yazılı soru önergesi (7/924)
72.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, bir askerin ölümü ile
ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/927)
73.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, ilköğretim 4. sınıftan itibaren Arapça derslerinin
seçmeli olarak okutulabilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/931)
74.- Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin, KKTC tarafından sınır dışı edilme kararı verilen
on altı öğrenciye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/932)
75.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, ÖTV oranlarının artırılması ve ardından
azaltılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/934)
76.- Erzincan
Milletvekili Muharrem Işık’ın, arama kurtarma alanında faaliyet gösteren
derneklere ve bu derneklerin vergi muafiyetinden yararlanmalarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/935)
77.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Elazığ’da Alevilere
yönelik saldırılara ve alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/937)
78.- İstanbul
Milletvekili Ali Özgündüz’ün, MİT’in terör örgütünün önde gelen isimleriyle
görüştüğü iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/938)
79.- Sakarya
Milletvekili Engin Özkoç’un, deprem riskine karşı
yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/940)
80.- Edirne
Milletvekili Recep Gürkan’ın, Edirne’de tarihî köprülerin aydınlatma
projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/941)
81.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, kaçak yapılaşmayla ilgili bir açıklamasına ve
kaçak yapılaşma ile ilgili alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/943)
82.- Ankara
Milletvekili İzzet Çetin’in, mevsimlik gezici tarım işçilerinin çalışma ve
sosyal haklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/946)
83.- İstanbul
Milletvekili İhsan Barutçu’nun, Van depreminde yardımların dağıtılmasındaki
sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/947)
84.- Eskişehir
Milletvekili Kazım Kurt’un, Van depremi nedeniyle Başbakanlık tarafından
başlatılan yardım kampanyasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/948)
85.- Bursa
Milletvekili Aykan Erdemir’in, AİHM’nin nüfus cüzdanlarındaki din hanesi ile
ilgili vermiş olduğu kararın uygulanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/950)
86.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, kaçak yapılaşmayla ilgili bir açıklamasına ve
İstanbul’daki çeşitli kaçak yapılara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/953)
87.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, cari açığın azaltılması için alınacak önlemlere
ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/959)
88.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, ÖTV oranlarına ilişkin Başbakan
Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/960)
89.- İzmir
Milletvekili Alaattin Yüksel’in, bankaların aldığı bazı ücretlere ilişkin
Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/961)
90.- Ankara
Milletvekili İzzet Çetin’in, iş kazalarına ve iş sağlığı ve güvenliği
konusundaki çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/962)
91.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, yapı denetim şirketlerinin denetimine
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/963)
92.- İstanbul
Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Van depreminden zarar görenlerin sağlık
hizmetlerinden yararlanmalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/964)
93.- Tekirdağ
Milletvekili Candan Yüceer’in, Van depreminden zarar görenlerin sağlık
hizmetlerinden yararlanmalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/965)
94.- İstanbul
Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, terörle mücadelede
istihbarat zafiyeti olduğu iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/986)
95.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, kadın cinayetlerinin iller ve aylar
itibariyle dağılımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/987)
96.- Bolu
Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu İl Özel İdaresi tarafından yapılan
yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/988)
97.- Muğla
Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa’da KÖYDES Projesi kapsamında
yürütülen faaliyetlere ve yaşanan sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/989)
98.- Malatya
Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Van’da meydana gelen
depremle ilgili dışlayıcı ve ayrımcı söylemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/990)
99.- Ankara
Milletvekili İzzet Çetin’in, Bitlis-Güroymak’ta mayın patlaması sonucunda
zırhlı araç içinde beş polisin şehit olmasına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/991)
100.- Hatay
Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, bazı kamu hizmetlerinin sunulmasında
bürokrasinin azaltılması ve idari basitleştirme çalışmalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/992)
101.- Bingöl
Milletvekili İdris Baluken’in, Diyarbakır İl Özel
İdaresinin oluşturduğu bütçenin defalarca reddedilmesine ve Valinin tutumuna
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/993)
102.- Ankara
Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, Van depreminde yıkılan binalara ve doğan
zararın sorumlularına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/994)
103.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ordu-Korgan Belediyesiyle ilgili bazı iddialara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/995)
104.- İstanbul
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, finansal
kiralama yoluyla temin edilecek yatırım mallarındaki KDV oranlarının
sıfırlanmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/997)
105.- Tekirdağ
Milletvekili Faik Öztrak’ın, tütün ürünlerinde ÖTV
oranlarının yanlış hesaplandığı iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/998)
106.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bir görüşmedeki açıklamalarına ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/999)
107.- İzmir
Milletvekili Rıza Mahmut Türmen’in, AİHM’nin zorunlu
din dersi davasıyla ilgili vermiş olduğu kararın uygulamasına ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1000)
108.- Ankara
Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, bir vakıf tarafından
düzenlenen sempozyuma ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1001)
109.- Amasya
Milletvekili Ramis Topal’ın, karayolu taşımacılığında
verilen yetki belgesine ve bireysel taşımacıların mağduriyetlerine ilişkin
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1004)
110.- Manisa
Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’da Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından
istimlak edilen arazilerin bedellerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve
Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1005)
111.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Trabzon Sürmene Çamburnu
Tersanesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru
önergesi (7/1006)
112.- Sivas
Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in,
Sivas-Şarkışla-Gemerek bölünmüş yol çalışmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik
ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1007)
113.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Trabzon-Tirebolu-Gümüşhane-Erzincan
Demiryolu Hattı Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1008)
114.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 12 Eylül 1980 sonrası
ilişiği kesilen TSK mensuplarının haklarına ilişkin Milli Savunma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1009)
115.- Kocaeli
Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, emekli esnaf ve sanatkârlardan kesilen sosyal
güvenlik destek primine ve sicil affına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1010)
12 Aralık 2011 Pazartesi
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 11.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ
(Diyarbakır), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)
BAŞKAN
– Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşimini açıyorum.
III. - YOKLAMA
BAŞKAN
- Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama
için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak
salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme
giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım
istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını
görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
- Toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime
on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 11.05
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 11.23
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ
(Diyarbakır), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)
BAŞKAN
– Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin
İkinci Oturumunu açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN
- Yapılan ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yeniden
elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama
için üç dakika süre veriyorum.
Yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
– Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.
Sayın
milletvekilleri, gündemimize göre 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısı ile 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki
görüşmelere devam edeceğiz.
Program
uyarınca bugün iki tur görüşme yapacağız.
Altıncı
turda, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü,
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Kalkınma Bakanlığı, Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığı, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, GAP Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu
Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Rekabet Kurumu bütçeleri yer almaktadır.
IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri
1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87) (x)
2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve
Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi
ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/278, 3/538) (S. Sayısı: 88) (x)
A) SAĞLIK BAKANLIĞI
1.-
Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
Sağlık Bakanlığı
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1.-
Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
1.-
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
D) KALKINMA BAKANLIĞI
1.-
Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI
1.-
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI
1.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ
BAŞKANLIĞI
1.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖ LGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE
KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI
1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI
1.-
Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
L) REKABET KURUMU
1.- Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
– Komisyon? Burada.
Hükûmet?
Burada.
Sayın
milletvekilleri, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen
milletvekillerinin konuşmaların bitimine kadar şifrelerini yazıp parmak
izlerini tanıttıktan sonra ekrandaki söz isteme butonuna basmaları
gerekmektedir.
Bilgilerinize
sunulur.
Altıncı
turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum.
Gruplar
adına:
Adalet
ve Kalkınma Partisi Grubu adına: Kayseri Milletvekili Sayın İsmail Tamer, beş
dakika; Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu, beş dakika;
Tokat Milletvekili Sayın Şükrü Ayalan, beş dakika;
Kilis Milletvekili Sayın Fuat Karakuş, beş dakika; Şanlıurfa Milletvekili Sayın
Abdulkerim Gök, beş dakika; Bursa Milletvekili Sayın
Canan Candemir Çelik, beş dakika; Mardin Milletvekili Sayın Abdurrahim
Akdağ, beş dakika; Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Üzülmez, beş dakika;
Denizli Milletvekili Sayın Nihat Zeybekci, beş
dakika; Adıyaman Milletvekili Sayın Muhammed Murtaza Yetiş, beş dakika.
Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına: Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz, on üç dakika;
Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal, on üç dakika; Hatay Milletvekili Sayın
Adnan Şefik Çirkin, on iki dakika; Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak, on iki dakika.
Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına: Muğla Milletvekili Sayın Nurettin Demir, dokuz
dakika; İzmir Milletvekili Sayın Aytun Çıray, dokuz
dakika; İzmir Milletvekili Sayın Rahmi Aşkın Türeli, on dakika; Adıyaman
Milletvekili Sayın Salih Fırat, altı dakika; Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet
Volkan Canalioğlu, altı dakika; İstanbul Milletvekili Sayın Aykut Erdoğdu, on
dakika.
Barış
ve Demokrasi Partisi Grubu adına: Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken, yirmi dakika; Diyarbakır Milletvekili Sayın Altan
Tan, yirmi dakika; Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Binici, on dakika.
Şahısları
adına: Lehinde Diyarbakır Milletvekili Sayın Mehmet Süleyman Hamzaoğulları, beş dakika; aleyhinde Iğdır Milletvekili
Sayın Pervin Buldan, beş dakika.
Şimdi,
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kayseri Milletvekili Sayın İsmail Tamer.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biliyorsunuz, hafızayı beşer nisyan ile maluldür.
Bugün
size, dokuz yıldır uygulamakta olduğumuz Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı
ile yaptıklarımızı kısa olarak, kronolojik bir sıralama yapacağım. Daha sonra
da, artık sağlıktaki bu yapmış olduğumuz değişimleri de ifade etmeye
çalışacağım.
2003
yılında “Hastanelerde rehin kalmaya son verdik.” diyoruz. 112 Acil hizmetlerini
ücretsiz hâle getirdik. Vatandaşlarımızın sağlık sigortaları ile özel
hastanelerden, tıp merkezlerinden hizmet almasını sağladık. Performansa dayalı
ek ödeme sistemlerini getirdik. Ücretsiz kanser eğitim KETEM’i
açtık. Yeşil kartlıları artık ayaktan tedavi kapsamına aldık. Hekim seçme
hakkını getirdik. İlaçta referans sistemlerini getirdik. Tabii, Türkiye’de,
herhâlde, aile hekimliğini ilk defa getirmenin de mutluluğunu yaşadık.
Bakanlığımıza bağlı tüm hastanelerde hasta hakları birimlerini kurduk. Sağlık
Bakanlığı hastaneleri içinde global bütçe uygulamasına
başladık. Kamu-özel ortaklığı çok önemli bir kanundu, bu kanunu Meclisten
geçirdik. Verem hastalarının ilaçlarını evlerinde vermeye çalıştık. Tüm
vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetlerini ücretsiz almasını
sağladık. Tabii, yine ambulans hizmetlerinden uçak ambulansları hizmete soktuk
ve daha sonra helikopter ambulanslarla birlikte uçak ambulanslar, yine
ulaşılamayan yerlere paletli ambulansların hizmetini yapmaya başladık.
Acil
yoğun bakımları, yoğun bakım tedavilerini kamu-özel hastanelerinde tüm
hastalara ücretsiz hâle getirdik. Bu da çok önemliydi.
Özel
hastanelerde yanık, kanser, yeni doğan, organ nakilleri, doğumsal anomaliler, diyaliz, kalp damar cerrahisi ve buna benzer
hastalıkların ücretsiz alınmasını sağladık.
Açık
ve kapalı kamu alanlarında sigara içilmesini yasakladık.
Yine
misafir anne projelerini başlatarak önemli bir gelişmeye imza attık.
İlaç
takip sistemiyle pilot uygulamalara başladık, merkezî hastane randevu
sistemlerini yaptık, tam gün yasasını oluşturduk, en önemli şey, evde sağlık
hizmetini başlattık, ilaç takip sistemlerini yaygınlaştırdık, aile hekimliğini
tüm yurda yaydık, hava ambulansını uçak filolarımızla beraber yine devamını
sağladık.
Yine
önemli bir gelişme, Türkiye’de obeziteyle mücadeleyi
yaptık, Diyabet Önleme ve Kontrol Programı’nı uygulamaya başladık. Türkiye Kalp
ve Damar Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programı’nı uygulamaya başladık. Tüm
bunların yanında da artık kamu hastanelerini etkili hâle getirdik.
Değerli
milletvekilleri, biliyorsunuz, artık sağlıkta yapılanları saymak öyle kolay
kolay beş dakikalara sığacak bir olay değildir.
Ben
Kayseri’de görev yaptığım sürede yedi tane ilin koordinatör başhekimliğini
yaptım. Sağ olsun Sağlık Bakanımız bana bu görevi verdiği zaman oradaki
hastaların, Kayseri’deki hastaların ne şekilde olduklarını… Devlet hastanesiyle
beraber SSK hastanesi yanımızda bulunuyordu. Burada ortada bir duvar vardı. Bu
duvar öyle bir duvardı ki 1,5 metre duvar, üzerine de 1,5 metre yüksekliğinde
yine ikinci bir tel örgü çekilmişti. İşte bunları, Sayın Başbakanımızın, sonra
Sağlık Bakanımızın özellikle vermiş oldukları direktiflerle bu Berlin
duvarlarını ilk defa Kayseri’de yıktık ve uygulamaya başladık arkadaşlar. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHARREM
VARLI (Adana) – Balyozla mı yıktınız, dozerle mi, ne ile yıktınız?
İSMAİL
TAMER (Devamla) – Kolay bir şey olmadı, sağlıkta yapılanları yok saymak hiçbir
zaman olmayacaktır, devam edecektir.
Değerli
milletvekilleri, kamu özel ortaklığı ile şehir hastanelerinin temeli ilk defa
Kayseri’de atıldı. Bu bakımdan önce Sayın Başbakanımıza, sonra emeği geçen
milletvekillerimize, Sayın Bakanımıza, mutfağında çalışan Sağlık Bakanlığımızın
değerli bürokratlarına teşekkür etmek istiyorum.
Tabii,
biz Berlin duvarlarını yıktığımız zaman bir yerel televizyon bana mikrofon
uzatmıştı, aynen şöyle diyordu: “Değerli Başhekimim, tamam, siz duvarları
yıktınız ama bu duvarları yıkmak değil, bizim oralara gitmemiz, oradan hizmet
almamız önemlidir.” Allah’a şükürler olsun ki sağlıkta dönüşüm yasasıyla SSK
hastanelerinin, 37 milyona yakın SSK’lının tüm hastanelerden, özel
hastanelerden ve kamu hastaneleriyle beraber üniversite hastanelerinden hizmet
alımını sağlamış olduk.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İSMAİL
TAMER (Devamla) - Bunlar öyle kolay kolay ifade edilecek şeyler değildir.
Teşekkür
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Tamer.
Kahramanmaraş
Milletvekili Sayın Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, çok
değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle,
ülkemizdeki tüm Diyarbakırlı kardeşlerimizi, Meclisimizdeki tüm Diyarbakırlı
milletvekillerimizi tebrik etmek suretiyle sözlerime başlamak istiyorum çünkü
Diyarbakır’ımızı ben olumlu manada kıskanıyorum yani gıpta ediyorum. Çünkü bir
tıp doktoru olarak nasıl gıpta etmeyeyim ki arkadaşlar, 167 bin metrekare… Bu
nedir biliyor musunuz? Bir futbol sahasının 42 katı büyüklüğünde bir hastaneden
bahsediyoruz, 167 bin metrekare Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Bu
hastanemiz büyüklüğünde, bu ölçekte bir hastaneyi ben dünya literatürüne
de baktım bulamadım. Açıkçası, bu hastanemizin gerçekleştirilmesinde, ben,
özellikle hem Sayın Başbakanımıza hem de Değerli Sağlık Bakanımıza ayrı ayrı
teşekkür ediyorum.
İDRİS
BALUKEN (Bingöl) – Kaloriferleri yanmıyor, suyu akmıyor.
ÖZCAN
YENİÇERİ (Ankara) – Kaloriferlerini yakın, kaloriferlerini.
YILDIRIM
M. RAMAZANOĞLU (Devamla) - Bu arada
özellikle bir şeyi daha ifade etmek istiyorum arkadaşlar: Bu hastanemizin
başhekimi Profesör Doktor Yusuf Yağmur Bey, değerli bir meslektaşımız. Dikkat
ediniz, kendisi Gaziantep’te doğmuş, İstanbul’da okumuş ve Diyarbakır’da hizmet
veriyor. Şu mozaiğimizdeki güzelliği bakın, şu gönül ve toplumsal
zenginliğimizin çeşitliliğine bakın arkadaşlar.
Bu
güzellikleri bir iki örnekle daha artırmak istiyorum: Profesör Doktor Yusuf
Yağmur kardeşimiz diyor ki, kendisinin beyanına göre, ekipler oluşturulmuş
doktor ve hemşirelerden müteşekkil, bunlar hastaneye gelemeyecek durumda olan
felçli, kronik hasta veya diyabetli ve benzeri ağır hastalıkları olan
vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinin evlerinde gerçekleştirilmesi adına,
kanları dahi evlerinde alınıp laboratuvarda tetkik edilmek suretiyle
sonuçlarına göre reçeteleri yazılmaktadır.
Ben
bu suretle, başta Diyarbakır olmak üzere ülkemizde vatandaşlarımızın sağlık
hizmetlerine erişim kolaylığının ne kadar arttığını sizlerle paylaşmak için bir
örnek yaşadım dün: Gece saat iki buçukta arkadaşlar, ben Alo 182’yi aradım, bu
Alo 182 randevu hattıdır, Alo 184’ü zaman zaman arıyorum Sağlık Bakanlığının
sorularla ilgili bu hattının sağlıklı çalışıp çalışmadığını zaman zaman test
ediyorum ve çok memnun kalıyorum ama dün gece iki buçukta Alo 182’yi aradım 5
saniyelik bir kalite mesajından sonra karşıma isminin “Muhammet” olduğunu beyan
eden çok iyi yetiştirilmiş bir personel çıktı, bu personelle görüşmem toplam 45
saniye sürdü, 45 saniyelik zaman zarfında arkadaşlar -dikkat, gece arıyorum-
yarın 13 Aralık 2012 Salı günü sabah dokuzda dahiliye
polikliniğinden randevumu aldım telefon marifetiyle ve beni muayene edecek
doktorun da Doktor Fahri Akgün olduğu bana bildirildi. Şimdi, bu konuşmam
bittikten sonra ben aynı servisi tekrar aramak suretiyle kendilerine hem
teşekkür edeceğim hem de randevumu iptal ettireceğim.
ÖZCAN
YENİÇERİ (Ankara) – Niye meşgul ediyorsun boşuna, acil bir iş varsa ne olacak?
YILDIRIM
M. RAMAZANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, açıkçası ben Sayın Bakanımdan da
özür diliyorum, Sayın Bakanım beni lütfen bağışlasınlar: Bu tabii 167 bin
metrekarelik Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi yapıldıktan sonra, o
zamana kadar birinci konumda olan Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi 160
bin metrekarelik kapalı alanıyla ikinci sıraya düştü Sayın Bakanım. Dolayısıyla,
bu iş hepimizi aştı, açıkçası, bükemediğimiz eli öpüyoruz.
MAHMUT
TANAL (İstanbul) – Diyarbakır hastanesinde insanlar üzerinde deney amaçlı ilaç
kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu?
YILDIRIM
M. RAMAZANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, peki bu rekorları Diyarbakır kırıyor da
bizim de herhâlde Kahramanmaraş olarak bunun altında kalacak hâlimiz yok. Bizim
önemli bir rekorumuz var: Seçimlerde oy rekoru kırdık, bu bir. İkinci
rekorumuza geliyorum: Kahramanmaraş Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi 81 bin
500 metrekare, üniversite hastanesi arkadaşlar 112 bin metrekare, ikisinin
toplamı 193 bin 500 metrekareyle bu iki hastanenin toplam kapalı alanıyla
Diyarbakır’ı geçiyoruz inşallah. Biri bu yıl, biri gelecek yıl hizmete
açılacak.
Asıl
bir başka şey söylemek istiyorum: Arkadaşlar, Kahramanmaraş Bölge Eğitim ve
Araştırma Hastanesinin -Sayın Bakanım, hoşgörünüze sığınarak ismi bu şekilde
kullanıyorum, size verdiğimiz sözü inşallah yerine getireceğiz- bir Türkiye
rekoru olacak, o da nedir? Burada Diyarbakır’ı geçiyoruz, dikkat!
MAHMUT
TANAL (İstanbul) – Diyarbakır’ı geçme! Orada hastalar üzerinde deneme amacıyla
ilaç kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu?
YILDIRIM
M. RAMAZANOĞLU (Devamla) - 2.300 metrekare net, 2.800 metrekare brüt acil
servis alanı. Arkadaşlar, biz tarla ölçüsü vermiyoruz; 2.800 metrekare net,
kapalı, tek parçada, tek katta, girişte bir acil servis alanından bahsediyoruz,
bu gerçekten Türkiye’de bir rekor. 18 tane ameliyathanesi olduğunu düşünün; her
bir ameliyathanede 360 derece döner mobil kameralarla on-line
ve eş zamanlı olarak 500 kişilik konferans salonunda tıp öğrencilerine,
doktorlara, sağlık personeline eş zamanlı ameliyat yayını yapıldığını düşünün.
Bitmedi, yurt dışındaki doktorların da bu ameliyat yayınını izlediğini
düşünebiliyor musunuz? Bitmedi, yurt dışındaki bir Amerikalı doktorun, bir
başka doktor meslektaşımızın robotik cerrahiyle Kahramanmaraş’ta ameliyatlar
yapabildiğini -uzaktan kumandalar düşünün- bütün bunlar çok yakın zamanda
gerçekleşecek inşallah.
HAYDAR
AKAR (Kocaeli) – Ya siz rüyanızda görmezken Kocaeli Üniversitesinde bunların
hepsi yapıldı.
YILDIRIM
M. RAMAZANOĞLU (Devamla) - Açıkçası bu güzellikleri bundan sonra da sizlerle,
Sayın Bakanımızla, Sayın Başbakanımızla, Hükûmet üyelerimizle ve tüm
milletimizle birlikte paylaşmaya devam edeceğiz.
Beni
dikkatle dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK
PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Ramazanoğlu.
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Çeşitli
İşler
1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel
Kurulu teşrif eden Karadağ Devlet Bakanı Rafet Husovıc,
Müftü Rıfat Fejzıc, Milletvekilleri Suljo Mustafıc ve Amer Halılovıc; Sırbistan Devlet Bakanı Suleyman
Ugljanın, Milletvekilleri Bajro
Omeragic ve Esad Dudevic;
Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar, Milletvekilleri Fikrim Damka ve Muferra Sınık; Makedonya
Devlet Bakanı Hadi Nezir; Bulgaristan Milletvekilleri Kasım Dal ve Korman İsmaılof; Yunanistan Milletvekilleri Ahmet Hacı Osman ve
Çetin Mandacı’ya Başkanlıkça “Hoş geldiniz” denilmesi
BAŞKAN
– Sayın milletvekilleri, ülkemizi ziyaret etmekte olan;
Karadağ:
Rafet Husovıc, Devlet Bakanı; Rıfat Fejzıc, Müftü; Suljo Mustafıc, Milletvekili; Amer Halılovıc,
Milletvekili;
Sırbistan:
Suleyman Ugljanın, Devlet
Bakanı; Bajro Omeragic,
Milletvekili; Esad Dudevic, Milletvekili;
Kosova:
Mahir Yağcılar, Kamu Yönetimi Bakanı; Fikrim Damka,
Milletvekili; Muferra Sınık, Milletvekili;
Makedonya:
Hadi Nezir, Devlet Bakanı;
Bulgaristan:
Kasım Dal, Milletvekili; Korman İsmaılof,
Milletvekili;
Yunanistan:
Ahmet Hacı Osman, Milletvekili; Çetin Mandacı, Milletvekili. (Alkışlar)
Şu
anda Meclisimizi teşrif etmişlerdir. Kendilerine yüce heyetiniz adına hoş
geldiniz diyorum. (Alkışlar)
Şimdi,
devam ediyoruz.
IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87)
(Devam)
2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve
Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi
ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/278, 3/538) (S. Sayısı: 88) (Devam)
A) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)
1.-
Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
Sağlık Bakanlığı
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1.-
Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1.-
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
D) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)
1.-
Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI (Devam)
1.-
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI
(Devam)
1.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ
BAŞKANLIĞI (Devam)
1.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE
KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)
1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)
1.-
Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
L) REKABET KURUMU (Devam)
1.- Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
- Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Tokat Milletvekili Sayın Şükrü Ayalan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA ŞÜKRÜ AYALAN (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, ülkemizin sorunu olan pek çok konuda
olduğu gibi, sorun yumaklarından bir tanesi olan sağlık alanında da dönüşüm
programını başlattık. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temel ilkesi, Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarının eşit haklara sahip bireyler olarak kolay erişebildiği
ve tüm sağlık hizmetlerinden eşit oranda yararlanabildiği bir ortam
hazırlamaktı.
Sağlıkta
Dönüşüm Programı’nda, hepimizin bildiği gibi, AK PARTİ, bin yıllık tarihinden
aldığı destekle ve bu desteğin altında yatan felsefeden esinlenerek merkeze
insanı koydu “Önce insan.” dedi, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” dedi. Bu
felsefeyle yola çıktıktan sonra çözülemeyecek sorunlar yoktu, şükürler olsun ki
bugün geldiğimiz noktada her türlü sağlık sorununu çözmüş bir ülkenin vatandaşı
olarak göğsümüzü açarak, başımız dik, alnımız ak olarak gezebiliyoruz.
Elbette,
değerli kardeşlerim, değerli milletvekili arkadaşlarım, sağlıkla ilgili pek çok
klasik haberler vardı hatırlarsınız AK PARTİ’den
önce. Yazılı ve görsel medyada, kızak üzerinde doğum yapan insanlarımız, hastanede
rehin kalan hastalarımız, hatta cenazelerimiz, bıçak parasını ödemek için
sarıkızını satan insanlarımız, hemen her gün gazetelerimizde ve görsel medyada
yer alıyordu. Şükürler olsun, AK PARTİ’den sonra
böylesi haberleri artık göremez olduk, dünyanın gelişmiş ülkelerinde var olan
sağlık hizmetleriyle ilgili herkesle yarışır ve belki de gelişmiş Batı
standartlarının üzerindeki sağlık hizmetlerine kavuşmanın gururunu yaşar olduk.
Değişen fiziksel koşullardan, hastanelerimizin iyileşmesinden ya da aile hekimliğinden
ya da aldığınız üst düzeydeki sağlık hizmetlerinden bahsederek vaktinizi almak
istemiyorum. Asıl bilmemiz gereken konu, bu felsefenin, sağlıktaki değişim ve
dönüşüm felsefesinin herkes tarafından takdir edildiğinin hem muhalefet
milletvekili arkadaşlarımız hem de dost, düşman herkes tarafından bilinmesi
gerektiğidir.
Değerli
arkadaşlar, koruyucu temel sağlık hizmetlerinde de teşhis ve tedaviye yönelik
hizmetlerde de gelişmiş ülkelerdeki standartları yakaladık ve hatta üzerine
çıktık. Bunu hem yaptığımız alan çalışmaları hem de yaşadığımız seçimlerde çok
kolay bir biçimde hepimiz gördük ve test ettik kaldı ki uluslararası gruplar da
bütün dünyada Türkiye'nin sağlıkta dönüşüm politikasının başarılı olduğunu
katıldığımız bütün uluslararası toplantılarda teyit ediyor ve takdir ediyorlar.
ORHAN
DÜZGÜN (Tokat) – Tokat’taki Kırım Kongo’dan bahsedecek misiniz?
ŞÜKRÜ
AYALAN (Devamla) - Değerli kardeşlerim, değerli milletvekillerim; Tokat’ta da
yaptığımız sağlık hizmetleri onlarca yıldır konuşulan ve yapılamayan hastaneler
ve yapılamayan sağlık ocakları ve götürülemeyen hizmetlerdi. Tokat’ta da bütün
Türkiye’de olduğu gibi, ülkemizin her tarafında olduğu gibi en üst düzeyde
sağlık hizmetlerini verir hâle geldik bunu gururla buradan ifade ediyorum.
2009’un
baharında sabah erken saatlerde telefonuma gelen bir mesajın karşılığında mesaj
atan kişiyi aradım. Hollanda’dan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir hemşehrimizdi. Bir hastası vardı, kızı, Hollanda’da
Amsterdam’da yatırmış ve hastasının durumunun ağır olduğunu, Türkiye’ye
getirmek istediğini, oradaki doktorların da ancak özel bir uçakla, ambulans
uçakla bunu götürebileceğini kendisine müstehzi bir tavırla ifade ettiklerini
söylediler. Ben, Sağlık Bakanlığımızdan gerekli arkadaşları, yetkili arkadaşları
aradım, hasta yakınının telefonunu aldıktan sonra, bir saat kadar sonra bana
geri döndüler, hasta yakınıyla, hastanın doktorlarıyla görüştüklerini, ambulans
uçağın havada olduğunu, yaklaşık birkaç saat sonra hastayı alarak ülkemize geri
döneceğini söylediler. Akşam saatlerinde, hasta yakını mutlu bir şeklide,
Ankara’da bir hastane odasından, tedavisi yapılmakta olan kızının yanından beni
arayarak dedi ki: “Sayın milletvekilim, çok teşekkür ediyorum, devletimin ne
kadar güçlü olduğunu burada sayenizde tekrar görmüş oldum. Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı olmaktan gurur duydum.”
Ben
de AK PARTİ milletvekili olarak, AK PARTİ’nin bir
müntesibi olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, yaptığımız hizmetlerden
ve geldiğimiz noktadan gurur duydum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ŞÜKRÜ
AYALAN (Devamla) – Eminim ki milletvekili arkadaşlarım da bundan gurur
duyacaklardır.
Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Ayalan.
Kilis
Milletvekili Sayın Fuat Karakuş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA FUAT KARAKUŞ (Kilis) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri;
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2012 yılı bütçesi üzerine grubumuz
adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle aziz milletimizi ve yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; malumları olduğu üzere Türkiye Hudut ve
Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığına bağlı özel bütçeli bir
kurumdur. Başlıca görevi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek temeline
dayanan Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, 1924 yılında bu adı almasına
ve çalışmalarını bu ad altında sürdürmesine rağmen bulaşıcı hastalıkların
önlenmesi konusunda ülkemizde yapılan mücadeleyle yaşıttır. Bu mücadelenin
başlangıcı, 1838 yılında II. Mahmut’un emriyle kurulan Karantina Meclisidir.
Genel Müdürlük, kuruluşundan itibaren birtakım görev ve isim değişikliklerini
takiben Lozan Anlaşması’ndan sonra Hudut ve Sevahil
Sıhhiyesi Müdüriyeti Umumiyesi yani Hudut ve Sahiller
Sağlık Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir.
Ülkemiz
ve dünya sağlığının korunmasına katkıda bulunmak amacıyla uluslararası
anlaşmalardan kaynaklanan yetki ve gelirleri kullanarak Türk Boğazları ile
hudut ve sahillerde sağlık denetimlerini yapmak, uluslararası geçerliliği olan
sertifikalar düzenlemek ve küresel yayılım gösteren bulaşıcı ve salgın
hastalıkların ülkemize girmesini önlemek misyonuna
sahip olan bu Genel Müdürlüğün görevlerinden bazılarını sıralayacak olursak,
uluslararası tüm gemi ve uçakların denetimi pratik uygulaması, uluslararası
sağlık belgelerinin düzenlenmesi, gemi adamlarının sağlık raporlarının
verilmesi, gemi ve uçakların vektörlerden arındırılması, cenaze nakilleri,
uluslararası gemilere Tele Sağlık hizmetinin sunulması, seyahat sağlığı
hizmetleri, Türk Boğazlarından geçen gemilerin denetimi, görevlerinden
bazılarıdır.
Tüm
dünyanın sorunu olan bulaşıcı hastalıkların temeline doğru inildiğinde çağların
değişmesine, ülkelerin ve imparatorlukların son bulmasına, hatta savaşların son
bulmasına neden olmuştur.
Dünyadaki
kitlesel ölümlerin en önemli nedeni olan bulaşıcı hastalıklar sadece insan
sağlığını etkilemeyip ülkelerin ekonomi ve turizmine de büyük darbeler
vurmaktadır.
AIDS,
pandemik grip, şarbon, sıtma, sarı
humma, SARS, tip A H1N1 gibi birçok hastalıkla dünya bugün mücadele
etmekte ve büyük sorunlar yaşanmaktadır. Bu hastalıkların hem ülkemize
girmesini engellemek hem de bu hastalıkların bulunduğu ülkelere gidecek
vatandaşlarımızın korunması için gerekli aşı ve ilaçların ücretsiz olarak
uygulandığı sağlık denetleme ve seyahat sağlığı merkezleri Hudut ve Sahiller
Sağlık Genel Müdürlüğünün birimleridir.
İş
veya seyahat amaçlı yurt dışına çıkmamız takdirinde, bir telefonla veya İnternet aracılığıyla
gideceğimiz ülkeyle ilgili tüm sağlık bilgilerini almamız, gereken önlemleri uygulamamız,
gereken aşı ve ilaçları anında öğrenebilmemiz ve bu merkezlere giderek seyahat
sağlığı danışmanlığı alıp aşı ve ilaçlarımızı ücretsiz temin edebilmekteyiz.
Yapılan
işlemlerde 2009’dan bu yana e-devlet sistemi etkin bir şekilde kullanılmaktadır.
Gelirlerin toplanması ve harcanmasında personel eli değmemektedir. Eski
yıllarda olan, kurum hakkındaki kötü intibalar yok edilmiş ve itibar
kazandırılmıştır.
2
adet tıbbi müdahaleye hazır motor bot ihalesi yapılarak sözleşme imzalanmıştır.
Uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan görevler etkin bir şekilde
kullanılmaktadır. Türk Boğazları ve limanlarında yıllık yaklaşık 55 bin
civarında sağlık denetimi yapılmaktadır. Personel eğitimine önem verilmektedir.
Sayın
Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2012 yılı bütçesinin ülkemize ve aziz
milletimize hayırlar getirmesini temenni eder, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel
Müdürlüğünün tüm çalışanlarına başarılar diler ve yüce heyetinize saygılarımı
sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Karakuş.
Şanlıurfa
Milletvekili Sayın Abdulkerim Gök. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA ABDULKERİM GÖK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Efendim,
tabii ki Kalkınma Bakanlığının bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Burada
şunu dile getirmekte fayda vardır: Özellikle, beş dakika içerisinde “kalkınma”
kavramı içerisindeki gelişmeleri ne kadar anlatabilirim diye düşündüm.
Gerçekten, bugün, ülkenin her noktasında ciddi bir kalkınma vardır.
Ben
spontane olsun düşüncesiyle bir iki duygu ve düşüncemi
açık ifadelerimle sizinle paylaşmak istiyorum. Milletvekili arkadaşlarıma cevap
olsun diye herhangi bir niyet taşımadığımı özellikle belirtmek istiyorum.
Burada
özellikle “Demokrasi yok, özgürlük yok, ilerleme yok, kalkınma yok.” diye
bahsediliyor ama gönül arzu eder ki… “Vardır fakat yeterli değildir.” derseniz
onu anlayacağım ve gerçekten, biz de yeterli olmadığı noktasında, daha çok,
ileri bir demokrasi… Çünkü burada tartışmalar ve konuşmalar yapılırken dün,
Kürtçe anekdotlardan bahsedildi. Bunlar on yıl önce
yoktu, bunlar hayal bile edilemezdi. Bu kürsüden, çok şükür ki Türkiye Büyük
Millet Meclisinden artık insanlar müdahalesiz ve özgür bir şekilde duygularını
ve düşüncelerini ifade ediyorlar. Dolayısıyla demokrasi de vardır, kalkınma da
vardır, büyüme de vardır, gelişme de vardır. İşte onun için diyoruz ki bu
ülkede… Ama “Yeterli midir?” derseniz, yeterli değildir, elbette ki yeterli
değildir. Yeterli olmadığını özellikle bizler de biliyoruz, ondan dolayı da tüm
bakanlıklar olarak, var gücümüzle, AK PARTİ hükûmetleri çerçevesinde bütün
çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Kalkınma Bakanlığı, özellikle seçim bölgem
olan Şanlıurfa’da çok önemli gelişmeleri, çok önemli projeleri sürdürmektedir.
GAP kapsamı içerisinde Şanlıurfa’da çok önemli gelişmeler söz konusudur.
Buradan sizlerle GAP kapsamındaki gelişmeleri kısa da olsa paylaşmak istiyorum:
Bunlar,
özellikle GAP tamamlandığında
ve 1 milyon 786 bin hektarıyla en büyük alanı teşkil eden
Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliğindeki gelişmeler tam kapasiteyle devreyle
konulduğunda, Şanlıurfa-Suruç ilçesindeki sulama projesi tam kapasiteyle
devreye girdiğinde ve 2012’de tamamlandığında elbette ki bölgede istihdamın had
safhada gerçekleşeceği kaçınılmazdır. Burada özellikle Kalkınma Bakanlığının
GAP kapsamındaki yapmış olduğu çalışmalardan dolayı bürokratlara ve çalışma
arkadaşlarına, Sayın Bakanımıza sonsuz teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.
Tabii
ki Meclis çatısı altında güne nasıl başlarsanız öyle devam eder. Ben de beş
dakika içerisinde Kalkınma Bakanlığıyla ilgili Bakanlığın ülkedeki GAP, DAP,
KOP, DOKAP gibi gelişmelerden uzun uzun bahsetmek isterdim. Önümüzdeki süreçte
de -inşallah- bunları sizlere anlatma fırsatı buldukça daha detaylı bir çalışma
içerisinde aktarmaya çalışacağım.
Sayın
Başkan, özellikle sizlerin de müsaadesiyle ben bu sabah istiyorum ki güne hep
beraber pozitif başlama adına da olsa Şeyh Edebali’nin “Bak Dostum” diye
bahsettiği nasihati sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Cahil
ile dost olma:
İlim
bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.
Saygısızla
dost olma:
Usul
bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.
Aç
gözlü ile dost olma:
İkram
bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün.”
OKTAY
VURAL (İzmir) – O tarafa bak, o tarafa!
ABDULKERİM
GÖK (Devamla) – “Görgüsüzle dost olma:
Yol
bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.
Kibirliyle
dost olma:
Hal
bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.
Ukalayla
dost olma:
Çok
konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.
Namertle
dost olma:
Mertlik
bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.
İlim
bil, irfan bil, söz bil.
İkram
bil, kural bil, doyum bil.
Usul
bil, adap bil, sınır bil.
Yol
bil, yordam bil.
Hal
bil, ahval bil, gönül bil.
Çok
konuşma, boş konuşma, kem konuşma.
Mert
ol, yürekli ol.
Kimsenin
umudunu kırma.
Sen
seni bil; ömrünce bu yeter sana.”
Bu
vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Gök.
Bursa
Milletvekili Sayın Canan Candemir Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA CANAN CANDEMİR ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türkiye İstatistik Kurumu 2012 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ
Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
İstatistiki
veriler, geçmişteki durumumuzu, bugünü objektif ve doğru bir şekilde kavramayı,
geleceği ise öngörerek planlamayı sağlayan bilgilerdir. Kalkınma sürecini
yönetirken istatistiklerimizi son derece önemsiyor ve kalkınma fikriyle
istatistik üretimini de birbirini tamamlayan unsurlar olarak görüyoruz.
Güvenilir
ve zamanında üretilmiş bilgi, kamu için olduğu kadar özel sektör ve sivil
toplum için de stratejik bir kaynaktır. Sağlıklı istatistikler, aynı zamanda
demokratik bir ortamda halkın hesap sorma hakkını kullanması açısından da
vazgeçilmez önemdedir.
Ülkemizde
güncel ve güvenilir veri üretilmesi sorumluluğunun ana kurumu TÜİK’tir. Bu Kurumumuz, resmî istatistiklerin üretiminden
ve diğer kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen resmî istatistik
faaliyetlerinin koordinasyonundan sorumludur. 1389 yılında kurulan Defterhane,
bugünkü İstatistik Kurumumuzun nüvesini oluşturmaktadır.
TÜİK,
kurulduğu 1926 yılından beri karar alıcıların ve vatandaşların kullanımı için
veriler üretmekte, ürettiği resmî istatistikler ile geleceğin planlanmasına,
doğru stratejilerin belirlenebilmesi çabalarına destek sağlamaktadır.
İstatistiklerin
güvenilir olmasının en önemli kriterlerinden birisi de
üretim ve yayın sürecinin her aşamasının uluslararası normlara uygun olmasıdır.
Bu, aynı zamanda, uluslararası karşılaştırılabilirliğinin
de yegâne şartıdır. Avrupa Birliği istatistik sistemine uyum 1999 yılında
sağlanmıştır. 2005 yılında planlı istatistik üretim süreci başlamış, diğer
kurumların istatistik üretim sürecindeki yeri tanımlanarak bu kurumların tek
bir merkezden koordinasyonu ile istatistiki verilerin zamanlılığı ve kalitesi
yükselmiş, mükerrer veri üretimine son verilmiştir. İstatistik üretiminde
uluslararası mesleki ve ahlaki kurallar ülkemizde de geçerlidir ve
uygulanmaktadır.
Ulusal
ve uluslararası ihtiyaçlar doğrultusunda TÜİK bir yandan istatistik üretim
yelpazesini genişletmekte ve mevcut verileri detaylandırmakta, öte yandan Resmî
İstatistik Programı’nda sorumluluğu bulunan bütün kamu kurum ve kuruluşları ile
yakın iş birliği içinde çalışmalarına devam etmektedir. Resmî İstatistik
Programı’nın, 2012-2016 yıllarını kapsayacak ikinci beş yıllık plan
hazırlıkları kapsamında bir taslak oluşturulmuştur. Çalışmalarda ilgili
kurumlarla yoğun bir koordinasyon faaliyeti yürütülmüştür. 2012 yılında
yürürlüğe girecek olan Program’ın şimdiden ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bilgi stratejik bir kaynaktır. Tarımdan sanayi
toplumuna geçen toplumsal süreçte artık bilgi toplumuna doğru gidilmektedir.
Ancak şu var ki istatistik evrensel bir konuşma dili konumuna gelmiştir.
Yeni
devlet anlayışında hizmetlerin sunulabilmesi için, bilginin öncelikle hizmet
sunmakla görevli kamu kuruluşları arasında güvenli ve maliyet etkin olarak
derlenmesi, işlenmesi ve süratle dağıtılmasının sağlanması gerekmektedir. Bu
nedenle, kamu kurumları arasında veri bilginin kullanılması e-devlete giden
yolda çok önemli ve öncelikli bir adım olmaktadır. Bu yönüyle TÜİK’in yaptığı görev, özellikle içinde bulunduğumuz çağda
daha da değer kazanmaktadır. TÜİK, üstlendiği görev ve fonksiyonları ile
ülkemizde ulusal bilgi sistemi ve bilgi işlem altyapısının oluşturulmasında
temel bir işlev görmektedir.
TÜİK,
ülkemizin her alanda küresel rekabet koşullarına kendisini zamanında
uyarlayabilmesi için çağın gerektirdiği en yeni bilgi teknolojisi ürünlerini
kullanarak faaliyetlerinde etkinliğini amaçlamaktadır. Bu nedenledir ki TÜİK
için, dünyayı devamlı izlemek, istatistik bilgi sistemini ve bilişim
altyapısını gözden geçirmek, atılımları hızlandırarak sürdürmek ayrı bir önem
kazanmaktadır. TÜİK, uluslararası düzeyde çağdaş ve saygın bir istatistik
kuruluşu olarak bugüne kadar yaptığı yasal teknik altyapı ve ürün kalitesini
artırma yönündeki atılımlarına hiç kuşkusuz ki devam edecektir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; güçlü, sürdürülebilir bir istatistik sistemi kurma vizyonu
ile hareket eden TÜİK’in 2012 yılı bütçesinin hayırlı
olmasını temenni ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Çelik.
Mardin
Milletvekili Sayın Abdurrahim Akdağ. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA ABDURRAHİM AKDAĞ (Mardin) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; GAP ve DAP bölge kalkınma idareleri başkanlıklarının bütçeleri
üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bölge kalkınma idarelerinin asıl işlevi, yerel düzeyde
planlama, projelendirme, araştırma, izleme, değerlendirme ve koordinasyon hizmetlerinin etkili bir şekilde
yerine getirilmesini sağlamak ve gerekli yönlendirmeyi gerçekleştirmektir.
Güneydoğu
Anadolu Projesi (GAP) ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) bölge insanının gelir
düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi, bölgeler arası farklılıkları
gidermeyi amaçlamaktadır.
Değerli
milletvekilleri, DAP’a ayrılan yatırımlar 2006’dan itibaren büyük bir ivme
kazanmıştır. Yapılan harcamalar, 2006’da 868 milyon TL, 2010 yılında 2,4 milyon
TL’dir, 2011 sonu itibarıyla 2,1 milyar TL harcama planlanmıştır. On dört ili
kapsayan Doğu Anadolu Projesi’nin 2013 yılına kadar bitirilmesi
hedeflenmektedir.
GAP
kapsamında yirmi iki baraj ve on iki hidroelektrik santral ile sulama
şebekelerinin yapımı öngörülmüştür. GAP’ın tamamlanmasıyla 1,8 milyon hektar
alan sulamaya açılacak, yılda 27 milyar kilovatsaat hidroelektrik enerji
üretimi gerçekleştirilecektir. Bölgede toplam 3,8 milyon kişiye istihdam
olanağı sağlanacaktır.
Bu
hedeflere ulaşmak için gereken kamu yatırımlarının finansman ihtiyacı 2010 yılı
fiyatlarıyla 42 milyar TL’dir. 1990-2007 dönemi GAP bölgesindeki projelere kamu
yatırımlarından yılda ortalama yüzde 7 oranında pay ayrılırken Sayın Başbakanın
bölgenin kalkınmasına verdiği önem sonucu GAP Eylem Planı’nın yürürlüğe
konmasıyla ayrılan pay 2 katına çıkarılmıştır. Bölgedeki yatırımlar için
2008-2011 döneminde kümülatif olarak 13,3 milyar TL
kaynak tahsis edilmiştir. Proje genelinde 2010 yılı sonuna kadar 33,7 milyar TL
harcama yapılmış ve nakdî gerçekleşme oranı yüzde 80 düzeyine ulaşmıştır.
Yerel
inisiyatifler dikkate alınarak hazırlanan GAP Eylem
Planı 73 ana eylem altında 300’den fazla projeden oluşmaktadır. 2010 yılında
GAP Eylem Planı kapsamında proje ve faaliyetlerine toplam 3,8 milyar TL harcama
yapılmıştır. 2011 yılında GAP bölgesindeki yatırımlara ayrılan kaynak ise
yaklaşık 4,3 milyar TL’dir.
Eylem
Planı ile gerekli finansman sağlanarak yapımı devam eden sulama şebekeleri
hızla tamamlanmaktadır. 2011 yılı yatırımı sulama projelerinin 2016 yılında
tamamlanması öngörülmektedir.
GAP
kapsamında 2011 yılı itibarıyla on hidroelektrik santrali tamamlanmış ve GAP
enerji yatırımlarının yüzde 74’ü gerçekleştirilmiştir. Hidroelektrik
santralinin işletmeye alınışından 2011 yılı Ekim sonuna kadar 351,5 milyar
kilovatsaat elektrik enerjisi üretimi ve ülkemizin hidroelektrik enerji
ihtiyacının önemli bir bölümü GAP’tan karşılanmıştır. Üretilen bu enerjinin
parasal değeri 21,1 milyar dolardır.
Değerli
milletvekilleri, toplam uzunluğu 639 kilometre olan ve 498.728 hektar alana
hizmet edecek 7 ana kanalın inşaatına başlanmış olup çalışmalar devam
etmektedir.
Mardin’i
de kapsayan Aşağı Fırat 2’nci Merhale Projesi’nde Atatürk Barajı ve Şanlıurfa
tünelleriyle saniyede 328 metreküp kapasiteli su Urfa’ya getirilmiştir.
Mardin
Kızıltepe Ovası’nı içine alan ve Çılgın Proje olarak nitelendirdiğim 2009
yılında yapımına başlanan 136 kilometrelik iletim kanalının 2012 yılında
bitmesi hedeflenmektedir.
Cazibe
sulama şebekesi proje yapımları olan 67 bin hektar, 30 bin hektar Mardin ili
sınırları içinde olmak üzere iş programına göre proje ve yapımları devam
etmektedir.
Mardin
Pompaj Sulama Projesi’yle yörede 160 bin kişi istihdam edilecektir, yılda 240
milyon TL ekonomiye katkı sağlayacaktır.
Ayrıca
Nusaybin, Cizre, İdil, Silopi sulama alanları ihaleleri gerçekleştirilmiştir,
2012 yılında bitmesi planlanmıştır.
Fiziksel
altyapı çalışmaları kapsamında 2011 yılında başlayan Mardin ve Adıyaman…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Akdağ.
ABDURRAHİM
AKDAĞ (Devamla) – Bu bağlamda, 2012 bütçemizin ülkemize hayırlı olmasını
diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Üzülmez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 2012 yılı bütçesi üzerinde Kalkınma Bakanlığına ait KOP
İdaresi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Uzun
yıllar kamuoyunun yakından takip ettiği Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı, yani KOP, 8 Haziran 2011 tarihinde yayınlanan 642 sayılı
Kanun Hükmünde Kararname’yle merkezi Konya’da kurulmuştur. Kalkınma Bakanlığına
bağlı olarak faaliyet gösterecek olan İdarenin bölge alanı ise Konya, Karaman,
Niğde ve Aksaray illerini kapsamaktadır. Toplam 65 bin kilometrekare tüm kırsal
ve kentsel alanı kapsamaktadır. Bölgede yüzde 70’i Konya iline ait olmak üzere
3,5 milyon nüfus yaşamaktadır. Türkiye'de kırsal alanda yaşayan nüfus oranı
yüzde 32 iken, bölgede kırsal alanda yaşayanların oranı ise yüzde 42
seviyesindedir, yani kırsal alan bu bölgede Türkiye ortalamasının oldukça
üzerindedir.
Değerli
arkadaşlar, KOP projesinin biraz tarihinden bahsetmek istiyorum sizlere. Bu proje,
Konya’nın ve Konya bölgesinin yüz yılı aşan iki projesinden bir tanesidir.
1890’lı yıllarda Avlonyalı Ferit Paşa zamanında Konya Ovası’nı sulamak
gerektiğine inanan ve suyun kıymeti her zaman takdir edilen Konya’da, Beyşehir
Gölü’yle Konya Ovası’nın sulaması projelendirilir. Hatta o dönemde çılgın
projesi olan insanlar da vardır, bunlardan bir tanesi de Kurukafa Mehmet
Efendi’dir. O, Beyşehir Gölü’nden su getirme yerine, Göksu
Nehri’nin Konya Ovası’na akıtılması çalışmasının yapılmasını ister ve bu projeler
Konya Ticaret Odasının meclisinde 1900’lü yıllarda tartışılır ve zabıt altına
alınır ve 1900 yıllarının başında Konya-Bağdat Anadolu demiryolu hattı ihale
edilirken, dönemin sultanı Abdülhamit Han projeyi Almanlara ihale eder ve der
ki: “Hiçbir karşılık almadan Konya Ovası’na su akıtacak Beyşehir kanalını da
gerçekleştireceksiniz.” Ve ilk defa Konya Ovası’nın sulama projesi bu
kanalla başlar. Bu projeyle beraber Konya’da iki proje tartışılır hâle gelir.
Bir, Konya Ovası’nı sulama projesi ve Göksu’dan Konya Ovası’na su
akıtılmasıdır. İkincisi ise -yine yüzyıllık proje olarak kayıtlara geçmiştir-
Konya-Ankara arası demir yolu hattının kurulmasıdır.
İşte
böyle bir tarihî süreçte gelinen nokta şudur: Uzun yıllar, bu projeler değişik
hükûmetler tarafından gündeme getirilir ve her seçimde seçim vaadi olarak
bizlerin önüne konulur, seçimden sonra da unutulur. Ancak 2002 yılında AK PARTİ
hükûmetlerinin olmasından itibaren, bizim hükûmetlerimiz ise bunun önemini
kavrar ve Başbakanımızın önderliğinde iki projeyi de yürürlüğe koyar.
Bir
anekdotu da burada ifade etmek istiyorum değerli
arkadaşlar. Uzun yıllar Konya Ticaret Odası Başkanlığı yapmış bir arkadaşınız
olarak, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının değerli uzmanları bunu
bilirler, yol etmişizdir bu projelerle ilgili ve bu projelerle ilgili bize
verilen cevap: “Hayallerle uğraşmayın lütfen, bunlar hayaldir.” Hatta KOP ihale
edilir, KOP projesinin bir önemli ayağı olan Mavi Tünel ihale edilir. İhale
neticesinde, bu ödeneklerle yetmiş yılda yapılacağı ifade edilir.
Değerli
arkadaşlar, Konya’nın bu iki önemli projesi Başbakanımızın önderliğinde, AK
PARTİ hükûmetleri döneminde gerçekleştirilir. Hızlı tren çalışmaya başladı; şu
anda, Türkiye'nin önemli bir projesi hâline geldi. Diğer projede ise en önemli
ayağı olan Mavi Tünel ihale edildi, inşallah bir ay içerisinde su
akıtılacaktır.
Ben,
bu iki projeyi gerçekleştiren Sayın Başbakanımıza ve…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN
ÜZÜLMEZ (Devamla) - … AK PARTİ hükûmetlerimize huzurlarınızda teşekkür
ediyorum.
Bu
vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Üzülmez.
Denizli
Milletvekili Sayın Nihat Zeybekci; buyurun. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkan, saygıdeğer
milletvekilleri; görüşülmekte olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi hakkında
grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün
ayrıca, yüce milletimin değerli Meclisinin değerli Divanını da, üç saygıdeğer
hanımefendi milletvekilinden oluşan Divanı da ayrıca selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederiz.
NİHAT
ZEYBEKCİ (Devamla) – Üzerinde yaşadığımız cennet vatanımız insanlıkla başlayan
tarihi boyunca daima dünyanın en önemli politik ve stratejik merkezi olmanın
yanında, yine dünyanın en önemli ticaret, ham madde, enerji, kültür
transferlerinin geçtiği ve yapıldığı alan olmuştur. Onun içindir ki insanlığın
tüm güçlerinin gözü hep bu topraklar üzerinde olmuştur. Ancak hiçbir millet bu
vatan için bizim kadar bedel ödememiş, bizim kadar hak etmemiş ve bizim kadar
sevmemiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’mizin egemen olduğu bu topraklar,
bilinen tarihi boyunca etkinliği ve değeri hiç azalmadan artan İpek Yolu ile
Büyük Okyanus’a sınırı olan Hint ve Çin’i yeni dünyaya
kapı olan Atlas Okyanusu’nun bir limanı sayılan Akdeniz’e bağlamaktadır. Bugün
bu imkân, önemi artık “Dünya da düzdür” denilen globalleşen
dünyada daha da artarak dikkatleri üzerine toplamaktadır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; işte bu avantajlarla çıkmış olduğumuz kutlu
yolculuğumuzda bugün ülkemizin gelmiş olduğu süreç 2002 ile kıyaslandığında
hayal bile edilemeyecek seviyelere ulaşmıştır. Ancak gelinen
nokta ve 2023 hedeflerimize geçmeden önce, vefa ve minnet duygularıyla anmamız
gereken, bu millete iradesini ilk defa hatırlatan, Anadolu’yu “Yeter, söz
milletindir.” diyerek harekete geçiren merhum demokrasi şehidi Adnan
Menderes’i, Anadolu’ya ihracat yapmayı öğreten, ticaretin önemini kavratan
merhum Turgut Özal’ı minnetle anmamız gerektiğine inanıyoruz ve Allah’tan
rahmet diliyorum. Diğer taraftan “Onlar ne veriyorsa beş fazlasını
veriyorum.” diyerek insanımızı otuz beş – otuz sekiz yaşında emekli ederek
gelecek nesillerin geleceğini ipotek altına alan siyasi anlayışları da hiç
unutmamamız gerektiğini, altını çizerek hatırlatıyorum.
Sayın
Başkan, yüce milletimin saygıdeğer vekilleri; bugün Türkiye’mizin gelmiş olduğu
noktayı en güzel özetleyen örneklerden birisi Denizli ilimizdir. 1980 yılındaki
Türkiye'nin toplam ihracatı olan 3 milyar dolar ihracatı bugün tek başına yapan
ilimiz, 2001 yılında 60 bin olan sigortalı çalışanını bugün 168 bine çıkararak,
sadece Pamukkale’ye giriş yapan 2 milyon turist sayısıyla 2023 hedefini 10 milyon
turist sayısı olarak koyan… Başbakanımızın cumhuriyetimizin 100’üncü yılında
500 milyar dolar ihracat hedefini tutturacak olan ülkemizde, sadece Denizli’miz
15 milyar dolar dış ticaret ve turizm gelirine ulaşarak, sigortalı çalışan
sayısında 400 bine ulaşmayı hedeflemiştir. 2002 yılındaki
ihracatı 35 milyar dolardan bugün 135 milyar dolara getiren bu yönetim
anlayışının 500 milyar dolar ihracat hedefini tutturacağına, 2002 yılındaki 85
milyar dolar dış ticaret hacmini bugün 330 milyar dolara getiren evlatlarının 1
trilyon doların üzerine çıkacağına, 2002 yılında dünyanın 26’ncı ekonomisi olan
ülkemizi bugün 16’ncı sıraya getiren hizmetkârlarının ülkemizi dünyanın ilk 10,
Avrupa’nın da 3’üncü büyük ekonomisi yapacağına bu milletin inancı tamdır. Türkiye’miz
bundan sonraki süreçte, bugüne kadar olduğu gibi, sadece ülkesi sınırlarıyla
sınırlı bir anlayıştan, dünyanın her yerinde üretim yapan, ticaret yapan,
ihracat yapan, kültür ve tarih coğrafyamıza egemen olan bir anlayışla, önce,
demokrasi, özgürlükler, evrensel hukuk ve barış ülkesi olarak, marka ülke
olduktan sonra, çıkardığı markalarıyla dünya ticaretinde hak ettiği yeri
alacaktır.
Saygıdeğer
milletvekilleri, 2002 yılından bu yana ticaret erbabına güvenen bir anlayışla
hizmet eden hükûmetlerimiz, 8 Haziran 2011 tarihinde Bakanlığımızın yeni
yapılandırılmasıyla Türkiye’yi 2023’e taşıyacak yapıyı oluşturmuştur.
“Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı
alışkanlık hâline getirmiş milletler; evvela hassasiyetlerini, sonra hürriyetlerini,
daha sonra istikballerini kaybetmeye mahkûmdur.” diyerek bizlere muasır
medeniyeti hedef gösteren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri kulağımızda
olarak…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NİHAT
ZEYBEKCİ (Devamla) - Bu anlayışla, Türkiye’mizi 2023 dünyası hedeflerine doğru
yola çıkaran gümrüklerimiz ve ticaret dünyamızdaki değişim mimarlarını, başta
Bakanımız olmak üzere canıgönülden kutluyor,
başarılarının devamını diliyor, bu vesile ile 2012 yılı bütçemizin hayırlara
vesilesi olmasını dileyerek yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Zeybekci.
Adıyaman
Milletvekili Sayın Muhammed Murtaza Yetiş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMED MURTAZA YETİŞ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 2012 mali yılı Rekabet Kurumu bütçesi üzerinde söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği
üzere 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u uygulamakla yükümlü olan
Rekabet Kurumu ülkemiz ekonomisi açısından önemli görevler ifa etmektedir.
Kurumun uygulama alanında iki temel fonksiyonu var:
Birincisi,
karteller gibi teşebbüsler arası rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve kararlarla hâkim durumun kötüye kullanılmasının önlenmesi şeklinde
ortaya çıkan rekabet ihlallerini önleme; diğeri ise birleşme, devralmaların
kontrolü yoluyla ekonomi piyasalarındaki yoğunlaşmanın denetim altında
tutulmasıdır.
2011
yılı içerisindeki faaliyetlerine baktığımızda, Rekabet Kurumunun önemli
kararların altına imza attığını görmekteyiz. Nitekim bu dönemde özellikle mobil
telefon işletmeciliği, bankacılık hizmetleri, günlük gazete reklam yeri ve
otomotiv gibi sektörlere yönelik tamamladığı soruşturmalarla adından sıklıkla
bahsettirmiştir. Kendisine intikal ettirilen mevzuat taslaklarına dair görüş
verme, piyasaların daha iyi anlaşılabilmesi, piyasalardaki aksaklıkların ve
çözüm önerilerinin daha iyi ortaya konabilmesi gibi amaçlarla çeşitli
sektörlere yönelik araştırmalar yapma ve buna benzer bazı hususlar da Rekabet
Kurumunun önemli faaliyet alanları arasındadır. Rekabet savunuculuğu kapsamında
yapılan bu faaliyetler yoluyla, Kurum, salt bir denetim işlevi görmenin ötesine
geçerek kamuoyunu daha rekabetçi bir ülke ekonomisine doğru yönlendirmekte ve
olası rekabet ihlallerini önceden engelleme gibi önemli bir vazife üstlenmiş
olmaktadır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, Avrupa Birliğiyle olan
müzakere sürecimizdeki fasıllardan biri de rekabet politikası faslıdır. Rekabet
politikası faslının önemli bir ayağını oluşturan rekabet kuralları da bu fasıl
kapsamında ele alınmaktadır. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve
ülkemizin fasıllar itibarıyla mevzuat uyumu, mevzuatın uygulanması ve mevzuatı
uygulayacak birimlerin kapasiteleri gibi birçok unsurun değerlendirildiği
ilerleme raporlarında, genel olarak rekabet mevzuatı ve bu mevzuatı uygulamakla
yükümlü olan Rekabet Kurumu açısından oldukça olumlu değerlendirmelere yer
verilmektedir. Nitekim, bu yılki İlerleme Raporu’nda
da Rekabet Kurumunun rekabet kurallarına uyum konusundaki sicilinin iyi durumda
olduğu, Rekabet Kurumunun idari kapasitesinin yüksek olduğu ve Kurumun rekabet
kurallarını etkili şekilde ve tatminkâr bir bağımsızlıkla uyguladığı
değerlendirmeleri bu alanda gelinen noktayı net olarak ortaya koymaktadır.
Yaklaşık
on dört yıl önce faaliyetine başlayan Rekabet Kurumunun kısa sayılabilecek bir
zaman diliminde hem ülke içinde hem de özellikle Avrupa Birliği uyum süreci
bağlamında bu başarıyı yakalamış olmasının gurur verici ve ülke ekonomisinin
istikrarı açısından da önemli olduğunu belirtmek isterim.
Ayrıca
Rekabet Kurumu, sahip olduğu bilgi ve tecrübeleri ihtiyaç duyan ülkelerle
paylaşmaktan da kaçınmamaktadır. Bu noktada, Moğolistan’dan Mısır’a kadar geniş
bir coğrafyada yer alan farklı ülkelere değişik formatlarda teknik destekte
bulunmaktadır. Ayrıca son dönemde, İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinde
rekabet hukuku ve politikası alanında kapasite inşası için çeşitli çalışmalar
yapılmıştır. Kısa bir süre önce yeniden yapılanmasını da hayata geçirmiş olan
Rekabet Kurumunun etkinliğini artırmasının önemli olduğunu düşünüyor, AK PARTİ
olarak bu yöndeki desteğimizin tam olduğunu ifade etmek istiyorum.
Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Yetiş.
Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz; buyurun. (MHP
sıralarından alkışlar)
MHP
GRUBU ADINA ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 yılı
Sağlık Bakanlığı mali bütçe yılı görüşmeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Bu
arada, Sayın Doktor Ahmet İhsan Kırımlı’nın vefatını
üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak merhuma
rahmet, Kırım Türklerine de Allah’tan sabır diliyoruz.
Bu
vesileyle, bütçenin ülkemize, milletimize, Meclisimize, tüm sağlık
çalışanlarına hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Üç
dönemdir Sağlık Bakanlığımızın yaptığı uygulamaların, Sağlıkta Dönüşüm
Programı’nın getirdikleri ve götürdüklerini ifade etmek durumundayım.
Sağlık
hizmetlerinin, her vatandaşımızın eşit biçimde ulaşma hakkının olduğu, bireyin
yararına planlanması gereken, hizmeti alan kadar hizmeti verenin de
memnuniyetini hedef alan bir planlamayla yürütülmesi gerekmektedir. İstatistiki
verileri esas alacak olursak, sorunların büyük kısmı çözülmüş gibi görünüyor.
Sağlıkta
Dönüşüm Programı öncesi, hasta-hekim mağduriyeti olduğu kabul ediliyor, sağlık
finansmanı çoklu ve parçalı yapıdan tek çatı altında toplanmış gibi görünüyor.
Sağlıkta
Dönüşüm Projesi öncesi, nitelik ve nicelik aranmaksızın, sabit ödeme, kayıt
dışılık, israf, uzun bekleme süresi, gereksiz sevkler, bıçak parası, acil
hizmetlerde aksama, koruyucu hizmetlerde yetersizlik, bölgesel hizmet açığı ve
dengesizlik, yaygın muayenehanecilik, bakımsız
hastaneler ve yaygın koğuş tipi odalar ve tıbbi cihaz fakirliği ülkemizin
önemli sorunları gibi görülüyor.
Bu
arada, sağlık hizmetlerinin sunumunda özel sektör payının yetersizliği, ilaç
fiyatlarının sistemsiz bir şekilde belirlenmesi, çalışanların motivasyon eksikliği, muayenelerde öncelikle hastane tercihi
önemli sorunlar olarak görülmekteyken, Sağlık Bakanlığı uygulamalarıyla bu
sorunların dokuz yılda aşılmasını beklemek hem Meclisimizin hem de milletimizin
en doğal hakkı olduğunu düşünüyoruz.
Değerli
milletvekilleri, her gün kamu hastanelerine başvuran 1 milyon civarında
vatandaşımızı, 700 bin civarındaki sağlık çalışanını ve ülkemizde yaşayan 74
milyon insanımızı direkt olarak etkileyen 663 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’yle sağlık sistemimizde köklü bir anlayış değişikliği ortaya
çıkmıştır. Cumhuriyet döneminin toplumcu anlayışa ve koruyucu sağlık hizmetlerine
öncelik veren sağlık politikası terk edilmiştir. 663 sayılı Kararname’nin tamamına kâr-zarar
hesabına öncelik veren tüccar mantığı ile sağlık hizmetlerinin organizasyonunu
oluşturan bir anlayış hâkimdir. İdari yapılanma açısından çerçevesi belli olmayan
bir yönetim anlayışı getirilmiş, kâr hedefiyle görev yapan sözleşmeli
yöneticilerin emrinde çalışan devlet memuru personelin istihdamının önü
açılmıştır.
Bu
Kararname’yle yabancı doktor ve yabancı hemşire çalıştırmanın da yolu
açılmıştır. Bu uygulama ülkemizin sosyokültürel yapısına uygun olmayacaktır.
Yabancı bir doktorun toplumsal gerçekleri ve koşulları bilmeden sağlık alanında
hizmet vermesi nitelikli hizmet üretmesi açısından sakıncalıdır. Bu yasal
düzenleme doktorlarımız ve hemşirelerimizin istihdamlarına da zarar verecek ve
bunun faturası vatandaşa çıkacaktır. Kendi öz kaynaklarımız planlı bir şekilde
kullanılmalıdır. Tıp fakültelerindeki kontenjanlar artırılmalı ve hekim
dağılımındaki dengesizlikler giderilmelidir, aksi hâlde halk sağlığına büyük
zarar verilecektir.
Bu
Kararname’yle birlikte Sağlık Bakanlığı uhdesinde görev yapan 461 şube müdürü,
149 klinik şef ve şef yardımcısı, 444 hastane müdürü, 904 hastane müdür
yardımcısı, 152 il sağlık müdür yardımcısı, 28 il sağlık müdürü, 40 APK uzmanı,
3 genel müdür, 21 genel müdür yardımcısı ve 42 daire başkanı kadroları iptal
edilmiştir. Söz konusu iptal edilen kadroların
yerine ihdas edilecek yeni kadroların tespitinde hangi objektif kriterlerin esas alınacağı, araştırmacı kadrosuna atanacak
olan ilgili personellerin maaş ve döner sermaye ek ödemelerinde meydana gelecek
ortalama 500 ile 1.500 TL arasındaki kaybın nasıl telafi edileceği ve bu
durumların yeni bir kadrolaşma süreci oluşturacağı konusunda endişelerimiz
bulunmaktadır.
663
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle, ebe ve hemşirelerin sözleşmeli statüye
geçirilmelerinde “En az bir yıldan beri çalışmaları.” hükmü getirilmiş ve bu
hüküm pek çok ebe ve hemşirenin bu haktan faydalanamamasına ve mağduriyetine
yol açmıştır. Bu durum kanun önündeki eşitlik ilkesine de aykırıdır.
Başlatılan
aile hekimliği uygulaması insanlarımıza başta cazip gelmiş, birinci basamak
müracaatta muayene katılım paylarının alınmaması hastaları bu noktada aile
hekimlerine yöneltmiştir. Hekimlerimiz ilk uygulamalarda aile hekimliği
statüsüne kavuşmakla motive olmuşlar ancak geçen süre içerisinde
uygulamalardaki yeni yaptırımlar hem gelirlerini azaltmış hem de motivasyonlarını bozmuştur. Aile hekimleri iş yeri kirasını
kendi ödeyen, tıbbi cihazlarını kendi temin eden, elektrik, su, iletişim ve
muhasebe ücretlerini bütçesinden karşılayan devletle sözleşmeli özel
muayenehaneler statüsüne dönüşmüştür. Her aile hekiminin çalışma ofisinin
yakınına bir eczane açılmış ve bu da ilaç sarfiyatını artırıp bütçeye ek yük
getirmiştir.
112
Acil hizmetlerinde çalışan hekimlerimizin maaşları düşük kalmıştır.
İstasyonlar, donanım, araç ve personel yetersizliğinden vakaya ulaşmakta sorun
yaşamaktadırlar.
“Özel sağlık kuruluşları fark ödenmeden
vatandaşlarımıza hizmet sunuyor.” iddiası pek doğruyu yansıtmamaktadır. Sahada
baktığımızda özel hastaneler muayene katılım payı dışında laboratuvar,
radyoloji ve cerrahi girişimlerde fark talep etmektedir. Bu arada Sağlık
Uygulama Tebliği’nde özel hastanelerin kazançlarında uzun süredir -üç beş
yıldır- artış yapılmaması bu işletmeleri de sıkıntıya sokmaktadır. Sağlık
politikalarından özel hastaneler de memnun değildir, yük vatandaşa binmiştir.
Değerli
milletvekilleri, Sağlık Bakanlığının “İlaç fiyatlarını ucuzlattık, ilaç
erişimini kolaylaştırdık.” iddiası, son alınan kararlar eczacılar ile
vatandaşların karşı karşıya geldiği bir sürece doğru adım adım ilerlediğimizi
göstermektedir. Basından da takip ettiğimize göre iki üç gündür özellikle
diyabet ve kanser hastaları ilaçlarını bulamamaktan yakınmaktadırlar. Eczacılar
ilaç fiyatlarının düşmesinden değil, en büyük müşterisi devlet olan ancak
depodan aldığı ilacı kuruma yüksek iskontoyla
zararına vermekten dolayı rahatsızdır. Oysaki eczacılar sektörde sadece ilaç
satan dükkânlar değil, toplum sağlığı ve hastaların aydınlanmasına da katkı
sağlayan birer psikolog durumundadırlar. Bu kesimin mağduriyetini gidermek hem
vatandaşımıza hem de eczacılara karşı Hükûmetimizin görevidir.
Eczacı
işletim maliyetleri rasyonel bir şekilde güncellenmelidir. Eczacılarımızın
özlük hakları iyileştirilmelidir. Medula sistemindeki
sıkıntılar giderilmeli, yerli imalatçılar korunmalı, millî ilaç politikasına
acilen geri dönülmelidir. Ulusal ilaç fabrikaları ARGE çalışmalarını artırmalı
ve ürün yelpazesini geliştirmelidir. Ulusal ilaç üreticileri birtakım teşvik ve
kolaylıklarla desteklenmelidir.
Savaş,
ambargo, deprem gibi afet dönemlerinde ihtiyaç duyulacak ilaç kalemlerinin
yeterli seviyede üretilebilmesi için gerekli planlamalar yapılmalı, devlet bu
tür ilaçların üretiminde aktif rol oynamalıdır.
İthal
ilaçların pazarlanması konusunda sıkı yaptırımlar getirilmeli, ARGE çalışmaları
teşvik edilmelidir. Rasyonel bir ilaç politikasıyla gereksiz ilaç kullanımının
önüne geçilmelidir.
Son
zamanlarda ilaç politikasında yapılan uygulamalarla, aynen geçen yıllarda
yaşandığı gibi, ilaç firmaları tarafından ilaç ürün tanıtıcılarının da
görevleri sonlandırılmakta, yeni işsizler ordusuna onlar da katılmaktadır.
Hekimlik
mesleğinin, sağlıklı bir yaşam sürdürülmesinde yeri tartışmasız çok önemlidir. Hekimlerimizin
statülerinin diğer kamu görevlileri ile bu yönden farklılığının
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Aylık
maaşları düşük olan hekimler, performans uygulaması nedeniyle daha çok hasta
bakmak zorunda kalmakta ve hastaya ayırdığı zaman azalmaktadır. Hastayı
dinlemek, muayene etmek, tetkik istemek, sonuçlarını değerlendirmek ve hastayı
bilgilendirmek için zaman bulamamaktadırlar. Bu durum, hekimin motivasyonunu bozmakta, hastanın da memnuniyetini
azaltmakta, maliyeti de artırmaktadır, sonra da hasta şikâyetleri doğal olarak
artış göstermektedir.
Diğer
yandan, hastanelerde zor ve meşakkatli hastaların sevk edildiği görülmekte, endikasyonsuz işlemler yapılmakta, zahmetli cerrahi
işlemlerden kaçınılmaktadır. Sigorta şirketleri malpractice
oranı yüksek olan hekimleri sigortalamak istemeyecekler, bu durumda doktorlar
da riskli hastalara hizmet vermekten kaçınacaklardır.
Çıkarılan
yasalarda temel hedefin hastane gelirlerinin artırılması olduğu görülmektedir.
Kaliteli hizmet ve araştırma-geliştirme, bugün düne göre önemsiz hâle
gelmiştir. Hastanelerde döner sermaye dağıtılması, performans indeksli hekim
kazancı, çok ciddi sorunları beraberinde getirmiştir. Hekim görevlendirmekte
zorlanılan bölgelerde çalışanlar, daha düşük döner sermaye geliri almaktadırlar.
Bu adaletsizlikler giderilmelidir, döner sermaye dağıtım şekli yeniden
düzenlenmelidir, hasta memnuniyeti dikkate alınmalıdır.
Sağlıkta,
ekonomik kazancı düşünmeden kalitenin artırılması yönünde bir uygulamanın
tercih edilmesi çok daha uygun olacaktır. Yapılan ihmal ve hataların, yanlış
planlamaların telafisinin olmadığı tek alan sağlıktır. Burada bin düşünüp bir
karar vermek durumundayız.
İddia
edildiğinin aksine, bugün insanlar sağlığa ceplerinden daha fazla katılım payı
ödemek durumunda kalmaktadırlar. Özellikle kronik hastalığı olanlar, sık
hastaneye müracaat edenler emekli paralarının çoğunu muayene katılım payına
veya reçetede yazılı ilaçların farkına ödemek zorunda kalmaktadırlar.
Sağlıkta
personel dağılımı dengesizliği hâlen devam etmektedir. Mecburi hizmet
alanlarında yeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç vardır. Personelin hastane
içi görev alanlarının belirlenmesinde beceri, liyakat yerine belli sendikal
kuruluşlara üyelik, kadrolaşma gayreti de olduğu gözle görülmektedir. Bu
uygulamalardan da bir an önce vazgeçilmelidir.
Değerli
milletvekilleri, hastanelerimizde hizmet birimlerine temizlik, güvenlik
elemanları alımında aşırı siyasal tercih söz konusudur. Bu çalışanlar sürekli
tehdit altındadırlar. Seçimlerde de zoraki Hükûmet adına çalışmaları talep
edilmektedir. Sosyal hakları da engellenmekte ve taşeron firmaların
vicdanlarına bırakılmakta, emekleri sömürülmektedir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; toplum sağlığı açısından, OECD verilerine göre
bebek ölüm hızı ve anne ölüm hızında geçmişten günümüze kadarki dönemde görülen
düşme sevindiricidir. Özellikle çocuklarda çoklu yeni doğan hastalık
araştırmaları ve aşılamadaki bu gayret devam etmelidir.
Uçak
ambulansı, helikopter ambulansı, deniz ambulansı, paletli ambulans sayılarının
arttırılması önemli gerekliliklerdir.
Ulusal
Medikal Kurtarma Ekibi daha fazla desteklenmelidir.
Sağlık
çalışanlarının atamaları kolaylaştırılmalı, iş bulmakta zorlanan ebe, hemşire,
röntgen ve diş teknisyenleri işe yerleştirilmelidir.
TÜİK
verilerine göre toplum sağlık harcamalarında kamunun payı yüzde 67,8, özel
sektör payı yüzde 32,2 ve cepten sağlık harcamaları yüzde 21,8’dir.
Sağlık
tesislerine yıllık başvuru sayıları 1994’te 1,7 iken, 2000’li yıllara
geldiğimizde 7,7 civarına yükselmiştir.
2002’de
muayene olan hasta sayısı 184 milyon iken, 2011’de 492 milyona yükselmiştir.
Sadece 2011’de yıllık diş hekimi muayene sayısı 7 milyon civarında olmuştur.
Bu
rakamlar bizi şu sonuçlara götürmektedir: Sağlık hizmeti sunumunda devletin
payı azaldıkça veya özel sektörün payı arttıkça kişi başı sağlık harcamaları
artmakta ve devletin sağlığı finanse etmesi zorlaşmaktadır. Bu durumda
vatandaşın kaktı payı vermesi kaçınılmaz hâle gelmektedir.
Sonuçta,
başvuru sayısı arttıkça daha rasyonel sağlık politikalarına ihtiyaç artmakta,
rasyonel ilaç kullanımı ve koruyucu hekimlik hizmetleri daha fazla önem
kazanmaktadır.
Bu
nedenle, devlet sağlık hizmeti sunmaya devam etmelidir. Bu aynı zamanda sosyal
devlet olmanın da gereğidir. Hastane birlikleri ve akabinde gelecek olan
hastane özelleştirme çalışmalarından kesinlikle vazgeçilmelidir. Aksi takdirde
vatandaşın sağlık harcamalarına iştirak payı daha da artacak ve parası olmayan
"ne yaparsa yapsın" mantığına gelinecektir.
Sosyal
güvenlik kurumlarından özel hastanelere 2008 yılında 4,3 milyar lira ödeme
yapılmıştır. 2002-2009 yılları mukayese edildiğinde özel hastanelere yapılan
sağlık ödemeleri 9,4 kat artmıştır. Özel hastanelerin yıllık büyüme oranı yüzde
12’dir. Bu oran, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda ülkemiz için gerçekten
anlamlı risk ifade etmektedir. Bu uygulama özel hastane fiyatlarının
incelenmesinde de özel mali müşavirlere denetim getirilmiştir. Bu uygulama,
özel hastane faturalarından kurum incelemeleri neticesinde yapılan kesinti
oranlarını düşürecek, haksız ödemelere ve kurumsal zararlara yol açacak hatta
özel hastane-özel mali müşavir arasında iş birliği ve usulsüzlükler bile
görülebilecektir.
Değerli
arkadaşlarım, özellikle bizleri yetiştiren hekimlere minnet ve teşekkürlerimi
tekrar ifade ediyor…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ
ÖZ (Devamla) – …üniversitelerimizdeki öğretim görevlilerinin tam gün yasasından
farklı bir şekilde istifade etmeleri, onların insan onuruna yakışan şekilde
ücretlendirilmelerinin en azından yapılmasını ciddi bir şekilde talep ediyorum.
Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Öz.
Antalya
Milletvekili Sayın Mehmet Günal. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP
GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
yüce heyetinizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, Kalkınma Bakanlığı ve TÜİK bütçesi üzerine grubumuz adına söz
almış bulunuyorum.
Konuşmama
başlamadan önce, bugün bütçesini görüştüğümüz Kalkınma Bakanlığının eski ismi
olan Devlet Planlama Teşkilatımızın kurucusu olan ve aynı zamanda TÜBİTAK, TSE,
OYAK, Türk Kültür Ocakları gibi birçok kurumun o dönemde kurulmasına vesile
olmuş olan, partimizin de kurucusu Alparslan Türkeş’i rahmet ve minnetle
anıyorum. Tabii, bu arada, DPT’yi de kaybettiğimiz için, Kalkınma Bakanlığı
olduğu için, DPT’yi de rahmetle anmak durumundayız, Allah rahmet eylesin.
Şimdi,
değerli arkadaşlar, burada ciddi bir şuur kaybıyla karşı karşıyayız. Devlet
Planlama Teşkilatı çok köklü bir kuruluştu. Şu anda sadece adı değişmiş olmadı.
Ben tekrar kayıtlarıma baktım. 2009 bütçesinde de, 2010 bütçesinde -özellikle
2009’da- “DPT’yi kapatacak mısınız?” diye sormuşum. Sayın Meclis Başkanımız
Cemil Çiçek, o zaman Başbakan Yardımcısı olarak yine o tartışmalara katılmış.
Sonra yine bütçe görüşmelerinde Sayın Nazım Ekren,
eski bakanımız, DPT’nin stratejik planını tartıştığımız zaman yine konuşmuşuz.
Ekonomi Koordinasyon Kurulu kurulurken yine konuşmuşuz. Başbakanlıkta Ekonomik
İşler Genel Müdürlüğü kurulması tartışılırken yine konuşmuşuz. Sonunda
söylediklerimiz olmuş ve DPT’den böylece AKP İktidarı kurtulmuş oldu. Neden
öyle söylüyoruz, o tartışmalarda ne vardı, kısaca hatırlatayım size.
“Zaman
zaman milletvekillerimiz geliyor, ödenek talebinde bulunuyorlar. Efendim,
yatırım bütçesine bazı katkılar istiyorlar. O olmadığı için de arkadaşlarımız
kızıyor.” demişlerdi. Biz de, tabii ki Devlet Planlama Teşkilatının yeniden
yapılandırılmasını, stratejik plan
çerçevesinde Türkiye’ye gerçekten strateji üreten, fikir geliştiren, politika
geliştiren bir kurum hâline gelmesini, bu çerçevede yeniden yapılanmasını talep
ediyorduk. Ama bu yapılanla maalesef bakanlık hâline getirilmeyle hafızası
ortadan kaldırılmış olacak çünkü sizler zaten 666 sayılı KHK’yla bütün kariyer
uzmanlıklarını da yerle bir ettiniz. Sadece DPT değil, Hazinede de diğer
kurumlarda da onun da altyapısı hazırlanmış oldu. Böylece, herkes normal
bakanlık hâline geldi.
Tabii,
burada başka hususlar da var, sadece bu kurumun ölmesi söz konusu değil.
Bununla beraber bazı şeyler gidiyor. Ne yapardı DPT? Planı hazırlardı, programı
hazırlardı, yatırım programını hazırlardı.
Şimdi,
bakıyoruz, biz bütçe tartışmaları sırasında bir şeyi fark ettik -Maliye
Bakanımız burada değil ama- kesin hesapla ilgili. 2010 yılı Kesin Hesabında
yedek ödeneklerle ilgili bir rakam var. Biz normalde 500 milyon öngörmüşüz.
Dönem sonu gerçekleşmesi ne kadar hiç bilen var mı, haberiniz var mı? Yok. Biz
de sonra ararken bulduk çünkü. 20,9 gözüküyor 21 milyar toplam yedek ödenek
kapsamında bütçeden başka yatırımlara aktarılan.
Bunu
niye söylüyorum? Sayın Bakana sordum -süreç içerisinde geldi- ne kadarı, bunun
ayrıntısı nedir diye. Maddelerde görüşürken bunun ayrıntısına değineceğim ama
burada neden önemli? Bizim Meclis olarak, Plan ve Bütçe Komisyonu olarak
kendilerine vermiş olduğumuz ve DPT’nin yapmış olduğu yatırım tahsislerine
aykırı olarak burada Maliye Bakanlığı kendi bütçesinin üçte 1’inden fazlasını
başka ödeneklere, başka yatırımlara, başka giderlere aktarıyor.
Şimdi,
burada, herhangi bir yatırım tahsisinden veya bütçe hakkından bahsetmek mümkün
mü? Siz burada rakam onaylıyorsunuz, orada birtakım siyasi mülahazalarla
falancaya şu kadar aktaralım, filancaya bu kadar aktaralım diye kurumlara ve
bakanlıklara maalesef aktarma yapılıyor. Gerçekten bu çok
vahim bir durum.
İsterseniz
bir rakam daha vereyim, mukayese edin Meclisin hakkı nasıl gasp ediliyor. 2010
yılında cari fiyatlarla toplam yatırım ne kadar? 44,5 milyar. Yani üçte 1’i
kadar, toplam kamu yatırımlarının üçte 1’i kadarını Maliye Bakanı kendi
takdiriyle dağıtıyor. Burada bir bütçe hakkının gaspına ilave olarak verilen
yetkinin de kötüye kullanılması söz konusu. Maalesef, Meclisin zaten bir parmak
kaldırma hakkı vardı demiştim, onu da kanun hükmünde kararnamelerle gasp
ettiniz. Size parmak kaldırmayı dahi sormuyor. Sayın Başbakan imzayı atıp
gönderiyor. Biz de burada Plan Bütçe Komisyonu olarak etkisiz hâle geldik. Biz
burada bütçe yapıyoruz, DPT program hazırlıyor, yatırım programı hazırlıyor ama
Maliye Bakanı bir imzayla o bütçenin üçte 1’ini, toplam kamu yatırımlarının
üçte 1’ini oradan aktarabiliyor. Böyle bir şey olmaz. 2011’i bilemiyoruz, o
rakamları da sorduk, ayrıntısı henüz gelmedi -ama 2010 rakamları- ki ayrıntılı
olarak kamuoyuna bunların açıklanması gerekiyor, Sayıştaya
hesap verilmesi gerekiyor. Sayıştayın uygunluk
bildirimine bakıyoruz, Sayıştay zaten çoğu kurumları denetlememiş, hesap
üzerinden uygunluk bildirimi vermiş. Yeniden yapılanma var orada da. Bu yeniden
yapılanma bize çok pahalıya mal oluyor, kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğa
mal oluyor.
Değerli
arkadaşlar, bu arada başka bir şey daha söylemiştik: Orta Vadeli Plan’ın
hazırlanması. Arkadaşlarımız dile getirdi. Biz şakayla karışık söylüyorduk “Bari, bunu ekimde yapıyorsunuz, kanunu buraya uyduralım.”
diye. Yine kanun hükmünde kararnamenin birinin arasına arkadaşlarımız
eklemişler. Şimdi eylül sonuna… Eylül başında, ortasında, en geç eylül sonunda
olacak. Yani fiilî durumu, kanunu biz kendimize uydurmuşuz ve alakasız bir
şekilde, Maliyeyle ilgisi olmayan, bütün Maliyenin elemanlarının, kontrolörlerinin,
denetmenlerinin de içinde olduğu bir şeye, hukuk işlemlerine ait bir
kararnamenin içerisine bunları da sokuşturmuşuz, araya araya zor buldum. O da
hemen, eylül olmuş. E, şimdi, bakıyorsunuz, mayısta DPT’nin KHK’sı çıkmış,
orada hâlâ “mayıs” yazıyor. Yani haziran ayında çıkarılan, daha henüz KHK
döneminde çıkarılan herhangi bir şey yok; bütçenin başında, ekim sonunda Maliye
Bakanına soruyoruz, o da bir şey söylemiyor; iki gün sonra, 2 Kasımda herhangi
bir şeyin arasına sokuşturulmuş.
Şimdi,
burada, DPT’nin anlamı kalmadığı için kapatmış oldunuz. Hakikaten de eğer bizim
yaptığımız şeyler, burada çıkardığımız kanunlar bir işe yaramayacaksa, sizin
kendi çıkardığınız kanunlar… 5018 sayılı Kanun burada. Bütçe hakkı var
maddelerde, ödeneklerin nasıl aktarılacağı var, 23’üncü maddesinde yedek
ödeneklerden bahsediyor, 21’de aktarmalardan bahsediyor, 11’de ilkelerden
bahsediyor. Meclisin bütçe hakkı en önemli hak. E,
dolayısıyla bizim burada bu yapıyla bu sorunları çözme şansımız yok.
Tabii
ki, burada, ekonomideki sorunları peki nasıl çözeceksiniz? Kendi çıkardığınız
kanuna, yönetmeliğe, hazırlanan tüzüklere uymazsanız bunu nasıl yapacağız?
“Ekonomide yeniden yapılanma” diye diye dilimizde tüy bitti. Bizde, bütün
beyannamelerimizde, Parti Programı’mızda var. E, şimdi bir yeniden yapılanma
yaptınız. Bu yapıyla koordinasyonu sağlamak mümkün mü? Ekonomi Koordinasyon
Kurulu kurmuşsunuz.
Şimdi,
bakıyoruz, Kalkınma Bakanlığı burada, Sayın Bakanım da gelmiş, Gümrük Ticaret
de burada. İkisi geldiler. İlave olarak Ekonomi Bakanlığı var, Bilim, Sanayi ve
Teknolojinin sanayi kısmı var, bir de Başbakan yardımcılığı var, ekonomiden
sorumlu.
Şimdi,
böyle çok başlı bir yeniden yapılanma olur mu? Milliyetçi Hareket Partisi de
“Ekonomi bakanlığı” kurulsun dedi. Bizim de o konuda önerilerimiz var, yeni de
değil. Ama buradaki Ekonomi Bakanlığının, değerli arkadaşlar, farklı yapıda
olması gerekiyor. Buradaki Ekonomi Bakanlığı o şekliyle bizim bir işimize
yaramaz. Ekonomi Bakanlığının içinde ekonomi yok, dış ticaret bile yok, sadece
ihracat var kısmen, Eximbank yok, gümrük burada Sayın Yazıcı’da. Şahsa göre bir
bakanlık yapılandırması oluşturmuşsunuz. Evet, biz Milliyetçi Hareket Partisi
olarak, 2011 Seçim Beyanname’mizde de yer aldığı şekilde “Ekonomi yönetiminde
yeniden yapılanma.” dedik, “Ekonomi bakanlığı kurulsun.” dedik. Ama nasıl
olması gerekiyordu? Burada bütçenin gelir ve harcamalara ilişkin uygulama kısmı
Maliye Bakanlığında. Sanayi ve iç ticaret ile dış ticaretin geliştirilmesine
ilişkin uygulama, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ayrı olacaktı. Onun dışında,
ekonomik politikaların uygulanması, borç yönetimi, özelleştirme, kamu
bankaları, SPK, BDDK, Merkez Bankası, diğer kurumların Ekonomi Bakanlığında
olması lazım. Bir de Başbakan yardımcılığı var. Hepsinin üzerinde her kafadan bir
ses çıkıyor. Birisi “Harcayalım.” diyor, öbürü “Harcamayalım” diyor, birisi
“Faizleri düşürelim.” diyor, öbürü “Düşürmeyelim.” diyor. Bunun üstüne Merkez
Bankası Başkanı çıkıyor, başka bir şey söylüyor.
Bu
kafayla bizim ekonomiyi yönetmemiz ve bu krizin etkilerini en aza indirmemiz
maalesef mümkün değildir değerli arkadaşlarım. Bu dağınıkla yapısal reformlar
gerçekleştirilemez. Bu yönetim anlayışıyla, kafa karışıklığıyla yapısal sorun
demeye başladığınız cari açık çözülemez. Bu anlayışla istihdamı artıracak,
işsizliği azaltacak “istihdam dostu, yüksek teknoloji tabanlı” dediğiniz
“istihdam odaklı büyüme stratejisi” uygulanamaz. Çünkü herkesin bakışı farklı,
bakanların ilgi alanları farklı ve maalesef koordinasyonsuzluk var. Alınan
kararlardan bunlar anlaşılıyor, alınamayan kararlardan da anlaşılıyor. Çünkü
bir uzlaşma sağlanamıyor veya alınan bir karar bir süre sonra hemen başka bir
kararnameyle, başka bir kanun teklifiyle değiştirilme yoluna gidiliyor.
Maalesef burada bizim adımıza denetim yapması gereken Sayıştayca
da bu yıl da, -önümüzdeki yıl içerisinde ancak herhâlde başlayacaklar- 2011’de
de geçiş dönemi diye bazı denetimler yapılmadı, eğitimlerle geçiştiriyorlar.
Birkaç
cümle de Türkiye İstatistik Kurumuyla ilgili söylemek istiyorum, vaktim daralıyor.
Sayın Başkan burada, Komisyonda da söyledik, istatistik anlamında ciddi
sıkıntımız var. Öncelikle hemen belirteyim, az önce söylediğim bakanlıkların
yeniden yapılandırılması… Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımız burada.
Bakıyoruz şimdi, Bakanlığın ismi değişmiş. Önümüzdeki yıl biz yan yana o
bütçeleri göremeyeceğiz. Bu yıl da şimdi göremiyoruz, kesin hesaptan bakarak
görüyoruz. Bakanlığın adı değişmiş: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı. Ee, iyi. Peki, geçen sefer neredeydi? Gümrük
Müsteşarlığında. Şimdi ben o bütçeleri nasıl mukayese edeceğim? Sayın TÜİK
Başkanımız bu bakanlıkların kurumlarını Maliyeyle beraber en azından
bakabilirse geçmişe yönelik bir mukayese…
İki:
Bütün kamu kurumlarında bir veri kargaşası var, bunların bir tekdüze hâle
getirilmesi lazım. Kamu kurumları arasında, şimdi anlatacaklar, yok anlaşma
var, yok veri paylaşımı var ama uygulamada maalesef sıkıntı görüyoruz. Bunların
bir tekdüze hâle getirilmesi, mukayese edilebilir hâle getirilmesi ve şeffaf
bir şekilde bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor.
Diğer
bir husus, yine GAP’la ilgili de bir iki cümle söylemek istiyorum. Arkadaşlarım
ayrıntısına değinecekler ama çok yavaş ilerlediğini rakamlardan gördük.
Maalesef 2013’e, planlandığı gibi, bitirilme şansı yok. Yapılan ödenekler yetersiz
kalıyor ne kadar aktarsak da. Bu konuda da bir siyasi irade gösterilmesi ve
eksik projelerin bir an önce tamamlanması gerekiyor. Ayrıca bununla bağlantılı
kalkınma ajansları da maalesef başlangıçtaki o kuruluş felsefesi amacına uygun
çalışmıyor. Şu anda beklenen sonuçlar, bölgeler arası gelişmişlik farklarını
gidermek üzere yapılacak çalışmalar yetersiz kalıyor. Bu ajansların yapısının
ve işleyişinin de yeniden gözden geçirilerek bölgeler arası gelişme farklarını
azaltması gerekiyor.
Kısacası,
bu anlayışla, bu kafa karışıklığıyla, bu dağınıklıkla Adalet ve Kalkınma
Partisi Hükûmetinin yapısal sorunları çözmesi, Türkiye'nin temel sorunları olan
cari açık sorununu, işsizlik sorununu ve özel kesim borç sorununu ve riskini
önlemesi mümkün değildir diyorum ve bütçenin hayırlı olması dileğiyle hepinize
saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ediyorum Sayın Günal.
Birleşime
13.30’a kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 12.50
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 13.35
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ
(Diyarbakır), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)
BAŞKAN
– Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum.
2012
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin
Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon?
Burada.
Hükûmet?
Burada.
Şimdi,
altıncı tur üzerinde söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Hatay
Milletvekili Sayın Adnan Şefik Çirkin’de.
Buyurun
Sayın Çirkin. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP
GRUBU ADINA ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 yılı Merkezi Bütçe Kanunu’nun GAP, DAP,
KOP ve DOKAP Başkanlıklarının bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, GAP, DAP, KOP ve DOKAP, gerçekten adları itibarıyla sanki
kafiyeli ve şiirsel uyum gibi deyimler, terimler. Tabii, bu
projelerin anası olan ve diğer kalkınma projelerine ışık tutma manasında büyük
örnek olan GAP projesini, bu projenin mimarını, bu proje üzerinde kırkyıllık emek veren büyük devlet adamı Sayın Süleyman
Demirel’i de hürmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum çünkü GAP, hazırlanışı ve
hedefleri münasebetiyle gerçekten Türkiye ve dünyada bir inci konumunda olan,
çok büyük hedefleri olan çok muazzam bir projedir. Umarız, diğer projelerimiz
de bu projeye benzer ve onun eşiti hâline gelir ilerleyen zaman içerisinde
ancak bilindiği gibi, bölgeler arası dengesizlikleri, gelir dağılımını eşitleme
noktasında çalışmaları, yaşam düzeyini yükseltmeyi ve refah seviyesini
yükseltmeyi, ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmeyi hedefleyen bu projeler, aynı
zamanda ülkemizin ilerleyen dönemlerinde her birisi bir mihenk taşı olacak ve
daha sonraki on yıllarda diğer projelere de örnek olacak.
Şimdi,
GAP’ın haricinde diğer projelere geçmeden önce GAP hakkında birkaç cümle
söylemek isteriz. Bilindiği gibi, GAP, çıkışı itibarıyla,
Güneydoğu Anadolu’da sayısız barajı ihtiva eden ve bu barajların bitiminde
enerji üretiminin önemli bir bölümünü karşılamayı hedefleyen ve aynı zamanda
enerji üretimiyle beraber de sulama konusunda ülkemizin tarımsal sulamada büyük
eksiğini kapatmak suretiyle tarımsal ürün desenlerini çeşitlendirecek ve aynı
zamanda tarımsal kalkınmayı, Güneydoğu’nun asıl kalkınma modeli olması gereken
tarımsal kalkınmayı destekleme amacıyla yapılmış muhteşem bir proje. Aradan
geçen yıllar içerisinde, baktığımız zaman, enerjinin yüzde 80’lere varan bölümü
bitmiş yani enerji konusunda gelen geçen tüm hükûmetler görevini yapmış ve
dolayısıyla ülke enerjisinin de önemli bir bölümünü karşılayan bir proje hâline
gelmiş, enerji bölümündeki hedefini de tamamlamak üzere olmuş.
Değerli
Meclis, elbette, “GAP” denilince akla gelen nedir? Tarımsal sulamadır. Bunun
tarımsal sulama ayağının maalesef eksik kaldığını ve bu konuda neredeyse hiç
ilerleme sağlanamadığını müşahede ediyoruz. Ne yapılmış? 200
küsur bin hektarlık tarımsal sulama alanı 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar
tamamlanmış ve aynı zamanda da 125 bin hektar civarında bir tarımsal sulama
alanının inşaatı başlamış, devam ediyor ve şu an içinde bulunduğumuz 2011 yılı
itibarıyla muhtemelen 300 küsur bin, yani sadece bunu ihtiva eden bir tarımsal
sulama alanı söz konusu, 300 küsur bin hektar. GAP’ın kuruluş
aşamasında, planlamasında sulaması hesaplanan hektar ne kadar? Yaklaşık 1,8
milyon hektar. Şu ana kadar tamamlanan hedef ne? 300 küsur
bin hektar ve bakıldığında bunun neredeyse tamamına yakını da geçmiş
hükûmetlerin hizmeti gibi görünüyor ve Sayın Başbakanımızın, GAP Eylem
Planı’yla birlikte açıkladığı hedeflerde en başta, orada -bir ziraatçı olarak
da- en mahzurlu gördüğüm tarafı ifade etmek istiyorum: 1,8 milyon hektar sulama
alanı, eğer biz yanlış okumadıysak, yanlış anlamadıysak, 1,60 milyon hektar
sulama alanı olarak revize ediliyor. Yani şimdi yaklaşık 800 bin hektar
sulama alanı devletimizin, hükûmetlerimizin bundan sonraki hedeflerinden çıkmış
durumda. Bu çok kötü bir şey. Verimsiz arazi olmaz.
Hatay’ın dağlarında, Altınözü’nde, Yayladağı’nda milletimiz taşların arasına, o
taşları ayıklayarak zeytin ağacı ekiyor ve yıllar içerisinde ondan büyük verim
alıyor ve onunla geçimini sağlıyor. Dolayısıyla, Güneydoğu Anadolu’da 800 bin
hektar alanın verimsiz olduğunu kabul etmek, çağdaşlaşma, modernleşme, dünya
devleti, G20 gibi hedefleri daima önümüze koyan ve bununla da övünen bir
hükûmete yaraşmıyor olsa gerek. İsrail’e bakıyoruz, 200 bin
hektar alanda çok pahalı bir sulama metoduyla ve su için âdeta büyük paralar
harcayarak ve su için savaşarak –bu da bir Orta Doğu gerçeği- aldığı suyla 200
bin hektarda bir ziraat yapıyor, halkını doyuruyor ve aynı zamanda dünyanın en
önemli tarımsal üretim ihracatçıları arasında yer alıyor. Böyle bir
ortamda, GAP’ın sulama alanında 800 bin hektar alanını yok saymak, bunu GAP
Eylem Planı’nın dışına çıkarmak olayı çok basitleştirmektir; bu projede uzun
yıllardır emeği olan devletin tüm bürokratlarına, tüm hükûmetlere karşı bir
vefasızlıktır ve aynı zamanda bunların yaptığı emeklere de saygısızlıktır.
Değerli
Meclis, kıymetli milletvekilleri; şimdi, bu aşamadan sonra, DAP, KOP ve DOKAP
konusunda da bir iki cümle söylemek istiyoruz. Şimdi bunlar, kuruluş dönemi ve
kuruluş felsefesi itibarıyla maalesef… Öncelikle, bunları kurduğunuz için
değerli Hükûmete teşekkür ediyoruz fakat böyle önemli, birisi Doğu Anadolu’nun,
birisi Konya Ovası’nın, birisi Doğu Karadeniz’in kalkınmalarını hedefleyen
projeler, yani Allah aşkına, seçime beş kala mı kurulmalıydı? Böyle bir anlayış
olabilir mi? Bu anlayış, daha baştan bu projenin ciddiyetine darbe vuruyor ve
bu projenin bir seçim yatırımı olduğu noktasında insanların vehme kapılmasına
sebep oluyor. Kanun hükmünde kararnameyle kurulması çok önemli değil yani kanun
hükmünde kararnameyle de kurarsınız ama daha sonra bunu geliştirirsiniz. Fakat
bu kanun hükmünde kararnameyi siz yılların iktidarıyken seçime beş kala çıkarmak,
elbette ki daha baştan “Acaba bunlar bir seçim yatırımı mı?” diye vatandaşın
kafasında vehim bırakıyor. Daha sonra da mesela bu projeden…
KOP
kısa adıyla adlandırdığımız Konya Ovası Projesi’ne baktığımızda, biraz evvel,
bir müddet evvel iktidar partisine mensup bir milletvekili bu kürsüden, benim
yerimde yaptığı konuşmada 1900’lü yıllardan, Konya Ovası’nın susuzluğundan,
ticaret odasındaki Konya Ovası’yla ilgili su konusundaki görüşmelerden, o
zamanın hayallerinden ve iktidar partisinin bu hayalleri gerçekleştirme
noktasında ortaya koyduğu iradeden memnuniyetle söz etti. Bu
doğru olsa bundan bizim de memnun olmamamız mümkün değil. Neticede biz de
muhalefet partisi olarak bu memleketin, bu milletin evlatlarıyız ve bu
memleketin nasıl ki iktidar tamamına ve tamamının dertlerine yönelmek ve
herkesin, her kesimin dertleriyle, sıkıntılarıyla ilgilenmek zorundaysa
muhalefet de herkesin, her kesimin dertleriyle ilgilenmek zorunda, durumunda ve
bu konuda yapılan icraatları takip etmek durumundadır.
Şimdi,
hâl böyleyken yani bakınız, biraz evvelki konuşmacı arkadaşımız da KOP’un Konya Ovası’nın sulama problemini halledebilir bir
proje olduğunu ifade etti. E, doğrusu, 70 milyon da ve en başta Konya
Ovası’ndaki Konyalı çiftçimiz de böyle görüyor, böyle anlıyor. İcraata
baktığımızda, eylem planına baktığımızda, bırakın Konya Ovası’nı sulamayı,
Konya’daki hâlihazırda sulanabilir arazinin 510 bin hektar olduğunu görüyoruz
ve bu büyük projenin sadece 50 bin hektarlık bir sulama alanına hitap ettiğini
üzülerek müşahede ediyoruz.
Şimdi,
böyle bir hedef olabilir mi? Yani kocaman, Anadolu’nun ortasında, yüz ölçümü
birçok büyük devletten yüksek bir ilin sulama problemini çözüyorum diye davulla
zurnayla bir proje, bir eylem planı ortaya koyacaksınız; hâlihazırda sulanan
alanın yüzde 10’unu ancak sulayabilecek, yani “Dağ fare doğurmuş.” tabirinin
tam yerine oturduğu bir projeyle ortaya çıkacaksınız.
Tabii
-konuşma sürem bitiyor- GAP konusunda daha söyleyecek çok şey var. GAP’a
ayrılan yatırımların orada bir otoyol projesine dönüştüğü, GAP’taki insanların,
GAP bölgesindeki insanların hâlâ Anadolu’nun çeşitli yörelerinde pamuk, fındık,
fıstık, soğan topladığı bir dönemde, on yıl içerisinde bunların dertlerine de
çözüm getirecek hiçbir çarenin, ciddi bir eylem planının ortaya konmadığını
ifade ediyorum.
Yüce
Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Sayın
Başkan, sizleri de saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Çok teşekkür ederim Sayın Çirkin.
Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak,
buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP
GRUBU ADINA ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2012
yılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Rekabet Kurumumuzun
oluşturduğu bütçeler üzerinde söz aldım. Hepinizi grubum adına en derin
saygılarımla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, hemen, akıllarda kalması için, sözümün başında öncelikli
olarak bir deyişi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Söz adamı bağlar. Adam olan,
sözünü bağlar.” Söz adamı bağlar çünkü eğer yaptığınız eylemlerle sözleriniz
örtüşmüyorsa söz sizi bağlamıyor demektir ve eğer söz sizi bağlamıyorsa, o
zaman, bazı iddiaların ortaya adam gibi çıkıyorum noktasında olması mümkün
değildir.
Bugün
iktidarımızın, yürütmemizin -maalesef- bazı temsilcileri sözün bağladığı
insanlarımız olmamaktadır, sözler onları bağlamamaktadır.
“Gardiyanın kötüsü mahkûma dert yanarmış.”
Bugün Türkiye’deki yönetim de aynen bunu yapıyor. Milleti hapse tıkmış, esir
almış, başında gardiyan olmuş ama mahkûma dert yanmaya devam ediyor. Dokuz
yılda eğer söyledikleriyle yaptıklarını dünden bugüne bir sistematik içerisinde
düşündüğünüzde ne gibi farklılıklar olduğunu millet ortaya çıkaracak ve
görecektir. Tabii ki toplum hafızası bunları günü gününe
takip edemiyor çünkü o kadar hızlı şekilde gündem değiştiriliyor ve o kadar
haber alma kaynakları kuşatılmış ki, algı yönetimi o kadar gerçeklerden
uzaklaşarak halka sunuluyor ki bunu toplum hafızasıyla anlamak, anlatabilmek
mümkün değil ancak dikkatle takip edilmesiyle mümkün ve laf olduğunda hemen
Türkiye'nin cumhuriyet tarihinden bugüne olan meseleleri, yönetim tarzları,
yöneten kişiler gündeme getiriliyor.
Değerli
milletvekilleri, inançlarımızda babanın günahı evlattan sorulmaz, evladın
günahı babadan sorulmaz. Yani AKP’yi bütün geçmişinden kurtarıyor olması bir
hizip olarak kopup 2002 yılında yeni kurulmuş olması mı? Bazı siyasi
partilerimizin geçmişteki şartlar içerisinde ancak o günkü şartlarda
yarıştırılması mümkünken aklıselim olarak o günkü şartlar düşünülmeden, kıyas
yapılmadan, bugün o günler eleştirilerek babaların günahlarının haksız bir
şekilde evlatlardan, evlatların günahlarının babalara yüklenmesi haksız bir
şekilde, acaba bir siyasi argüman olarak bizi, Türkiye’yi doğru yönetim tarzına
götürür mü?
Şimdi
bunlar üzerinde aslında çok geniş söz edilebilir. Gümrükler hudutlarda olur,
deniz ve havada, karada ve bir noktada egemenlik haklarımızın başladığı
yerlerdir. Dolayısıyla ilk girenin ve ülkemizi terk edenin, hem gelişinde ve
gidişinde ülkemiz hakkındaki kanaatlerinin en önemli oluştuğu anlardır ülkemiz
için. Dolayısıyla imaj açısından ve yönetim karakterimiz, kabiliyetlerimiz
açısından çok önemlidir çünkü gümrükler aynı zamanda insan, mal, sermaye
hareketleri gibi yönetimin en birincil kontrol etmesi gereken alanları burada
kontrol etmeye başlar. Ülkemize giren ve çıkan insan hareketleri, mal
hareketleri, sermaye hareketleri, bütün bunlar ülkemiz için her açıdan önemli
alanlardır.
Buralara
baktığımızda, değerli milletvekilleri, 13 Şubat 2007 tarihli grup toplantısında
ve 28 Şubat 2007 tarihli “Ulusa Sesleniş” konuşmasında Sayın Başbakan aynı
gardiyanın mahkûma dert yandığı gibi bakın nasıl dert yanıyor: “Dış Ticaret
Müsteşarlığı, petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtları istedi. Bu ülkelerin
31’inden cevap geldi -17’sinden gelmemiş- bu cevapların geldiği 31 ülke diyor ki
‘Türkiye, bizden son iki buçuk yıl içinde 28 milyar dolarlık petrol ithal
etti.’ Buradaki kayıtlara göre ise bu 31 ülkeden aynı dönemde ithal edilen
akaryakıt miktarı sadece 9,3 milyar dolar. Arada tam 18,7 milyar dolarlık fark
var.” Bunu Sayın Başbakan söylüyor.
Şimdi,
ben, Sayın Bakana soruyorum: Acaba bu 2007 yılından bugüne kadar bunun
müsebbipleri bulundu mu? Kimler, bunu nasıl getirmişler ülkeye? Bu kadar büyük
miktar bu kadar büyük paralara mal oluyor. Bu müsebbipler kim? Eğer devlet
yetkisini kullananlar varsa, aynı zamanda bunun ticaretini yapan kişiler varsa
bu kişiler ortaya çıktı mı? Bunlara ne gibi işlemler yapıldı ve daha on yedi
ülkeden de gelmemiş, onlar geldi mi? 2007 yılında bu. 2011 yılında acaba ne
durumdayız? Aynı şekilde, Maliye Bakanlığı tarafından 27 Ekim 2011 tarihinde
açıklanan Tütün ve Tütün Mamûlleri Kaçakçılığıyla Mücadele Eylem Planı’nda da
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yakalanan kaçak sigara miktarını dikkatinize
sunuyorum. 2008 ve 2009 yıllarında 10 milyon adet iken 2010 yılında 44 milyon
adet, 2011 yılının ilk dokuz ayında 50 milyon pakete ulaştığı, söz konusu
kaçakçılığın terör örgütüyle bağlantılı olduğu ifade edilmektedir.
Değerli
milletvekilleri, Sayın Bakan, yürütmenin başındasınız. Bunlar ele geçirilenler
ve ele geçirilenlerde artış var. Peki acaba 2008-2009
yılından 2011 yılına gelirken tedbir alınmadı da mı bunlar artıyor? Acaba bunun
mesulleri kim? Bunun failleri kim? Bunlar tabii ki basının kuşatılmışlığı
içerisinde halkın haber alma kaynaklarının halka doğru ulaşmamasından dolayı
bilgi sahibi edinmek ve kontrol etmek mümkün değil.
Değerli
milletvekilleri, Türkiye’de tabii ki ekonomi rakamlarla oynanarak, oynatılarak
çok farklı bir şekilde halka yansıtılıyor. Büyümeden bahsediliyor. Elbette ki
büyüme var ama büyümedeki bu rakamlara hâkim olan unsur ne? Bankalarda krediler
kullanılıyor. Sayın Başbakan diyor ki: “Kredi kullanım oranları arttı.
Kredilerin geri dönüş oranları da arttı, sağlıklı bir şekilde yürüyor.” Ben
Sayın Başbakana bir şey sormak istiyorum: Krediler artmış olabilir, doğrudur
ama kredi kullanım oranlarındaki artışta yerli tasarruf oranı nedir? Eğer yerli
tasarruf oranı artmadıysa bu ne anlama gelir? Yabancı kredilerle bu ülkede bir
büyüme temin ediliyor. E o zaman değerli arkadaşlar, el atına binen çabuk iner.
Hele ki bu el atında hep mahmuzu kullanıyorsanız hiç dizgini kullanmıyorsanız
bu at bir gün sırtından sizi atar.
İşte,
bugün, Türkiye’nin rakamlarına baktığımızda, özel sektör dış borcu 2002’de 42
milyar dolar civarında, bugün 200 milyar doların üstüne çıkmış. Devletin özel
sektörle beraber borcu -iç ve dış borç olarak- toplam 220 milyar dolardan 510
milyar dolara çıkmış. Bunun 200 milyar dolarını düştüğünüzde, devletin de,
kamunun da iç ve dış borç toplamında 310 milyar dolarlık bir çıkış var ki bu 90
milyar dolarlık AKP İktidarı döneminde artıştır. “Özelleştirmelerden 35 milyar
dolar özelleştirme yaparak IMF’in 27 milyar dolarını 3 milyar dolara düşürdük.”
diye övünmek pek akıl kârı bir iş değil, değerli milletvekilleri. 35 milyar
dolarlık satmışsınız, IMF’ye 24 milyar dolar para ödemişsiniz. Bunun
neticesinde, eğer, gayrisafi yurt içi hasılayı hâlen daha gayrisafi millî
hasılayla karıştırıp tarif eden saygıdeğer milletvekilleri buralarda konuşmalar
yapıyor. Gayrisafi yurt içi hasılayı, özel sektör borçlarını gayrisafi yurt içi
hasılaya dâhil eder -gayrisafi yurt içi hasılada tabii ki dahil
edilmesi lazım- ama ondan sonra da gayrisafi yurt içi hasılanın kamu borcuna
oranında eğer onları, özel sektörün borçlarını borç saymazsanız, bu oran tabii
ki sizin döneminizde düşmüş gibi görünecektir. Oysaki bu oranlar yani yabancı
krediler, borçlanmalar, farklı konumdaki para girişleri, Türkiye’de gayrisafi
yurt içi hasılayı, elbette ki devlet harcamalarından özel sektör büyümesi
harcamalarına kadar gayrisafi yurt içi hasılayı arttırmıştır. Ama buradaki
yerli kaynaklarımız, yerlilik oranı ne derecede artmıştır gayrisafi yurt içi
hasılada?
Sayın
Cumhurbaşkanı da açıkladı: “1 dolarlık ihracat yapmamız için 83 sentlik ithalat
yapmamız gerekiyor.” diyor. Geçenlerde bir iş adamımız söylüyor “100 liraya
yaptığım ticarette, yaptığım faaliyette direkt ve dolaylı olarak 65 lirasını
devlete ödüyorum.” diyor. Değerli milletvekilleri, Türkiye’deki kriz
alışkanlığı değişmiştir yani kriz beklentisinde kamu finansmanı krizini
beklemek ekonomik olarak doğru değildir. Hükûmet de zaten özel sektörün krizde
olduğunu kabul ediyor. Bunu nereden anlıyoruz? Dokuz yıllık, on yıllık
iktidarda eğer vergi, sigorta gibi sektörün, ticaret erbabının borçlarını 4
defa yapılandırıyorsanız, siz zaten özel sektörün, ülkenin krizde olduğunu
kabul ediyorsunuz demektir. Yani, eskiden kamu borca girerdi, yatırım yapardı,
dolayısıyla kamu finansmanı sıkışırdı, bugün özel sektör sıkışıyor ki
vergisini, sigortasını 4 defa yapılandırma ihtiyacını duyuyorsunuz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ
UZUNIRMAK (Devamla) – Bu şartlarda ekonomi düzgün gitmemektedir. Gümrüklere çok
büyük önem düşmektedir ve sorduğumuz bu soruların mutlaka iktidar tarafından
doğru sorulup doğru cevaplanması gerekir.
Hepinize
saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Uzunırmak.
Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Sayın Nurettin Demir. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA NURETTİN DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri;
Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2012 yılı bütçesi
üzerinde söz almış bulunuyorum. Ekranları başında bizi izleyen başta sağlık
emekçileri olmak üzere tüm yurttaşlarımı ve yüce heyetimizi Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu ve şahsım adına selamlıyorum.
Türkiye’de
son yıllarda göreceli olarak sağlık hizmetlerinde bir iyileşme görülse de
aslında sağlık politikalarındaki çarpıklık ve kaos gün
geçtikçe artmaktadır. Son aylarda çıkarılan kanun hükmündeki kararnameler
sağlık sistemini âdeta bohçacı kadının bohçasına dönüştürmüştür. Sizin
anlayacağınız, Sağlık Bakanlığının görev ve hizmetleri içinde artık yok yok. Bu kanun hükmündeki kararnamelerle üniversite hastanelerine iş
birliği adı altında Sağlık Bakanlığınca el konulmasından tutun da serbest
sağlık bölgeleri, sözleşmeli çalışma yani taşeronlaşmanın daha moderni, yabancı
hekim, hemşire ithalatı, kamu görevinde yabancı uyruklu uzman istihdamı yani
yeni CEO’lar, devlet hastanelerinin özel hastaneler gibi sınıflandırılması yani
zengin-fakir hastaneleri, ilaç reklamının serbest bırakılmasına kadar, daha
neler neler var.
Bu
bohçada ayrıca, hastane, sağlık kuruluşu belirli bir alanda sağlık hizmeti
sunumu lisanslarının açık artırmayla satılmasına kadar, tüm sağlık meslek
mensuplarının üzerinde mesleki yeterliliği denetlemek, etik ilkeleri
belirlemekten meslekten çıkarma yaptırımının uygulanmasına kadar bütün
yetkilerin Bakanlıkta toplanması, kısaca engizisyon mahkemelerinin yeniden
kurulması geliyor.
Uzun
emek ve sınavlarla kazanılmış mevcut klinik şef, şef yardımcılığının iptali,
eğitimin ve eğitim sorunlarının siyaseten belirlenmesinden, kazanılmış temel
insan haklarından, kişisel hakların gaspına kadar, hepsi ve daha neler neler... Süpermarketler zengini Türkiye artık yeni bir çağa
atlıyor, süper sağlık holdinglerine ve sağlık şirketlerine doğru yelken açıyor.
Saygıdeğer
milletvekilleri, Türkiye’de kişi başına sağlık harcaması yıllık 500 dolar
civarında, bu açıdan Türkiye Avrupa’da en son sıradadır. Dünya Sağlık Örgütünün
verilerine göre, 2008’de satın alma gücü Polonya, hatta Romanya’dan da
geridedir. 2009’da gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 5 olan sağlık
harcamasının içinden sadece binde 5’i koruyucu hizmetlere ayrılmaktadır, yüzde
4,5 ise ilaç ve tedavi hizmetlerine gitmektedir. Bu dağılım, sağlık
harcamalarında önemli bir çarpıklığı işaret etmektedir.
Bakanlık
uygulamaları ve 2012 yılı bütçesi değerlendirildiğinde, koruyucu sağlık
hizmetlerinin kötüye gidişatının işaretlerini görüyoruz. Hükûmet koruyucu
hekimliği unutmuştur. Örnek olarak, yılların Hıfzısıhha
Enstitüsünün yok edilmeye çalışıldığı günlerdeyiz. Verem dispanserleri ve göğüs
hastaneleri, artık, genel sağlık hizmetlerine dönüştürüldüğünden verem
hastalarının sahipsiz ve başıboş kaldığına tanık oluyoruz. Artık, veremli
hastalar sokakta, metroda aramızda dolaşıyorlar. Bu
alanda hizmet veren hekimler aile hekimliğine dönüştürüldüğü için reçetelerini
hemşireler yazıyor.
Türkiye'nin
sağlık sisteminde bir diğer önemli eksiklik bakım hizmetlerinin çok yetersiz
olmasıdır.
Özellikle
eczacılık alanında, ilaç alanında da çok büyük sıkıntılar var. Son günlerde
eczacılarımızın sorunları giderek artmakta ve sistem ciddi bir tıkanma
yaşamaktadır. Eczanelerdeki ve depodaki ilaçlar tükenmektedir. Şeker ilacı,
kanser gibi birçok ilaç kaleminde ciddi sıkıntılar söz konusudur. Bugün üç yüz
dolayında ilacı vatandaş bulamamaktadır ve bunlar gazetelerde haber olmakta
hatta bizlerden de telefonla ilaç istemektedirler. Belirli bir süre sonra eğer
Türkiye’de ilaç bulamazsak şaşırmayalım. Son dokuz yılda ilaç fiyatlandırma
sisteminde düzeltmeler yapıldı. Ancak bunlar zaten dünyanın uyguladığı benzer
sistemlerdi. Ama bugün hiçbir ülkede eczacının durumu Türkiye’deki gibi değil.
Bakınız, 2011’de Medula sistemi çöktü, ilaç takip
sisteminde hâlâ sorunlar yaşanıyor. AKP’nin ilaç politikaları yüzünden ilaç
almaya gücü kalmamış olan eczacılarımız dünya devi Novartis,
Pfizer, Sanofi- Aventis
gibi nice çok uluslu şirketlerin ve Basel gibi iktidardan güç alan sözde yerli
ilaç firmalarının devlete olan borcunu kendi alın teriyle ödemeye çalışıyor.
Son süreçte, kamunun talep ettiği yeni iskontolarda
mutabakatı olmadığını belirten ilaç sanayinin vermediği iskontoların
yarattığı zarar taşınmaz bir yük olarak eczaneleri iflasa sürüklemektedir.
Sayın
milletvekilleri, Anayasa gereği sağlık hizmetinin ücretsiz olması gerekirken 4
Kasım 2011 günü SGK tarafından sessiz sedasız yaptığı düzenlemeyle on gün
içinde aynı branşa müracaatta muayene katılım ücreti 5
lira birden artırılmıştır; kamu hastanelerinde 13, özel hastanelerde 20 liraya
çıkmıştır. Hükûmet önümüzdeki günlerde aile hekimliğinden, acil servislerde
başvurulardan katılım payı alacaktır. Ayrıca -bugün belki sizler de gazetelerde
görmüşsünüzdür, Meclisimize de kanun teklifi olarak geldi- her kutu ilaç için
ayrıca 3 lira istenmektedir.
Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, Türkiye’de kişi başına sağlık harcamasını gerçekten
artırılma çabası göstermek gerekiyor.
Hudut
ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü dergisi başyazısında Bakan, bir annenin
Kenya’da ikiz bebeklerinden birinin ölmesi üzerine sakladığını ve diğer bebek
için daha çok yardım alma konusunda çaba gösterdiğini, dünyanın gözü önünde bu
insanlık dramını anlatıyor. Bu konuda kendisine ben de katılıyorum, gerçekten
bir insanlık dramı ama Van’da da Afete Müdahale Asgari Standartlar ve İnsani
Yardım Sözleşmesi’ne göre standartlara uygun çadır kentler kurulmadığından yani
Sphere standartlarına uygun yapılanmaya gidilmediği için 6 bebek yangın, soğuk
ve açlıktan ölmüştür ama Sayın Bakandan bu konuda hiçbir açıklama gelmemiştir.
Van’da sağlıkta durum vahimdir sevgili dostlar. Aşılar yapılmamaktadır ve
oradaki hizmetler, kamu hizmetleri maalesef depremzedeler tarafından
verilmektedir. Koordinasyonsuzluk hâlâ giderilememiştir.
Sağlık,
kişinin ve toplumun gelirine, varlığı ve konumuna bakılmaksızın herkesin
ulaşabileceği temel bir insan hakkıdır. Anayasa’mızın 56’ncı ve diğer ilgili
maddeleri de bunu söylüyor. Tutuklu için de böyle hükümlü için de Başbakan için
de benim için de böyle. Birleşmiş Milletlerin ölçütlerine göre en temel hak
olan yaşama hakkı en birinci insanlık hakkıdır, sonra ardından sağlıklı yaşam
hakkı gelir.
Sayın
Başbakana geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum. Sayın Başbakan benim
gibi, sizin gibi bir insan, tabii ki hastalanacak, doktora gidecek, muayene
olacak, ameliyat olacak, hepsi doğal. Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet
edin.” söylemine uygun davrandığı, Türk doktorlarını tercih ettiği için
kendisine teşekkür ediyorum. Kendisini tedavi edecek hekim ve uzmanları seçmesi
en yüce insanlık hakkıdır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NURETTİN
DEMİR (Devamla) – Yani Başbakan hekim seçme hakkını kullanmıştır, doğru
yapmıştır ama yanlış yapan Sağlık Bakanıdır. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Demir.
İzmir
Milletvekili Sayın Aytun Çıray. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dokuz
dakikada tabii bu kadar çok önemli bir konuyu ne kadar özetleyebiliriz
bilmiyorum, doksan dokuz tane sorunu olan bir konuyu dokuz dakikaya sığdırmak
gerçekten kolay değil. Onun için, önce bir Sayın Bakana duyuru yapmakla
başlamak istiyorum.
Şimdi,
bundan birkaç gün önce bana bir haber geldi. Bu habere göre Ankara’nın
sularında yine problem var.
Değerli
arkadaşlar, 1994 yılında Türkiye'de bir kolera salgını olmuştu. O zaman ben
bürokraside henüz göreve başlamıştım ve hakikaten 21’inci yüzyılda, 20’nci
yüzyılda ülkemizde kolera salgınının olması utanç verici bir durumdur. O
dönemde de Ankara Belediyesine ve dönemin Belediye Başkanı Sayın Gökçek’e uyarı
yazısı yazılmıştı Ankara’nın sularıyla ilgili.
Aradan
on bir yıl geçti, 2005 yılında, Sayın Bakanın görevde olduğu bir dönemde, yine
Ankara’da kolera salgını görüldü. Bu, tabii, Türkiye'nin o dönemki turizm
çıkarlarıyla ilgili olarak saklanmaya çalışılmış olabilir, ancak birkaç
turistin kendi ülkesine gidip “Kolera” tanısı almasıyla ve adını vermek
istemeyen, bu konuda teşhis koymuş bazı hekimlerin konuşmalarıyla, ne yazık ki,
Türkiye'nin de 2005 yılında kolera salgını yaşadığı kamuoyu tarafından
öğrenilmiş oldu. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, Ankara’nın Kızılırmak
suyunu kullanmaya başlamasıyla birlikte arsenik meselesi tartışmaya girdi. Yine
muhtemelen o dönemdeki Sağlık Bakanlığı yetkilileri Ankara Belediyesi
uyarmışlardır ama bundan yaklaşık bir hafta önce aldığım bir habere göre, şu
anda Ankara sularında tekrar arsenik miktarının olması gereken değerlerin
üzerine çıktığı ve sağlığı tehdit ettiği ortaya çıkmıştır.
Doğrusu,
ben bu konuşmayı yapmadan önce, eski bir bürokrat, müsteşar olarak, Sağlık
Bakanlığı Müsteşarı olarak bu işi teknik yetkilileriyle konuşmak istedim.
Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Başkanlığını aradım. Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha
Başkanının şu anda görevden alınmış olduğunu, boş olduğunu öğrendim. İsmini
vermek istemediğim, onun yerine bakan yetkili arkadaşla konuştum, o beni teknik
bir kişiye yönlendirdi. Konuştuğum teknik kişi, önce bana bu konuda bilgi
vereceğini, arayacağını, gerekli raporları fakslayacağını söyledi ancak daha
sonra özel kalemimi aramış ve oradaki yetkili arkadaşıma bu konuda bilgi
veremeyeceğini ancak Bakanın isterse bu konuda bilgi verebileceğini söylemiş.
Ben, gayri resmî olarak aldığım bu bilginin doğruluğundan aşağı yukarı eminim.
Değerli
arkadaşlar, bu tür şeyleri kamuoyuna açıklamak bir hekim, bir sağlık personeli
olarak bizim görevimizdir. Eğer bu doğruysa gerekli tedbiri almak da bizim
görevimizdir. Onun için, burada bu konuyu Türkiye'nin, kamuoyunun ve Sayın
Sağlık Bakanlığının dikkatlerine getirmek istedim.
Değerli
arkadaşlar, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak iyi yapılana iyi, kötü yapılana
kötü deme kararındayız yani iyi yapılan işlerin tamamını kötüleyerek bir yere
varamayacağımızı biliyoruz, böyle bir muhalefet anlayışımız var.
Dolayısıyla,
Sayın Sağlık Bakanı 2002’den sonra göreve geldiğinde tüm hastaneleri tek çatı
altında toplamasını ve hastanelerden verilen ilaçların özel eczanelerden
verilerek hasta sıralarının, kuyrukların ortadan kaldırılmasını takdirle
karşıladık. O zaman da bunu yazdığım yazılarla, köşe yazılarıyla, tıp
dergilerine yazdığım yazılarımda belirttim.
Ayrıca,
doğrusu Sayın Bakan ilk göreve geldiği zaman söylemleriyle de bana büyük ümit
verdi çünkü Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’na soktuğumuz, benim başında
bulunduğum teknik heyetin çalışmaları doğrultusunda beyanlar verdi.
“Ulaşılabilirlik” diyordu “hakkaniyet” diyordu ve sağlıkta kalitenin
artırılmasından, rekabetin artırılmasından söz ediyordu fakat zaman içinde
olaylar böyle gelişmedi. Ne yazık ki, önce aile hekimliğinden başlaması gereken
Sağlık Bakanlığı bir Amerikanvari siyasetle özelleştirme politikalarına yöneldi
ve tabii ki, bu dört beş dakika içerisinde detaylarına giremeyeceğim bu
politikalar yüzünden Türkiye’de büyük bir israf ekonomisi ortaya çıktı. Önce, tek çatı altında topladıkları hastaneleri son çıkan Kanun
Hükmündeki Kararnameyle, şimdi Kamu Hastane Birlikleri adı altında onlarca
parçaya ayırdılar önce, sonra da eczaneleri, biraz önce bahsettiğim o olumlu
görüntüsünün yanında, âdeta devlet tahsilatçısı hâline getirdiler ve bugünlerde
bu yapılan yanlış siyasetlerle Türkiye’de yaklaşık 360 tane ilaç piyasadan
çekildi ve bulunamaz hâle geldi.
Değerli
arkadaşlar, Hükûmet, maliyet etkinliğini iyi kullanamadığı için, başlangıçta
özel sağlık sektörünü, sektörün özelliğini göz önüne almadan aşırı teşvik
ettiği için yaklaşık 16 milyar dolar civarında aldığı sağlık harcamalarını
bugün 50 milyar dolar civarına çıkarmıştır. Biz, sağlık konusunda halka verilen
parayı kıskanmayız. Eğer 50 milyar dolar verilmesi gerekiyorsa 50 milyar dolar
verilmesinin yanındayız ancak 50 milyar dolar harcayıp 30 milyar dolarlık
hizmet verirseniz, o zaman buna muhalefet ederiz. Biz iddia ediyoruz: Bu
Hükûmetin bugün için sunduğu sağlık hizmetini, 50 milyara sunduğu sağlık
hizmetini, biz gelir, daha iyisini 30 milyar dolara sunarız bu millete.
Diğer
taraftan, peki bu siyaset, bu sağlık politikaları neden bu kadar başarılı
gözüküyor?
Değerli
arkadaşlar, buna “bir illüzyon” demek istemiyorum
çünkü illüzyon ciddi bir iş, onu yaratmak kolay bir iş değil. Bu, olsa olsa
panayırlara gelen cambaz gösterilerine benziyor. Bir yandan “Cambaza bak,
cambaza.” derken diğer yandan milletin arka cebinden para çekilmeye başlandı.
Bu israfların sonucunda AKP sağlık politikaları iflas etti ve şu anda, bu
iflasının teyidini de vatandaştan “katkı payı” adı altında aldığı paralarla
ortaya koydu. İlk defa, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk defa, önümüzdeki günlerde,
koruyucu sağlık hizmetleri verilen sağlık aile hekimlerine muayene olan
vatandaşlarımızdan katkı payı alınmaya başlanacak. Hangi birisinin üstünde
duralım? “Aile hekimi” dedikleri, televizyonlara reklam verdikleri konular,
sadece sağlık ocağı tabelasını çevirip arkasına “aile hekimi” yazmaktan
ibarettir. Burada da uygulanan yanlış siyasetlerle 750 bin kutu olan ilaç tüketimini
-herhâlde ilaç sanayisi bundan çok mutludur- 1,5 milyon kutuya çıkarmışlardır.
Değerli
arkadaşlar, halkı çok koruduğunu söyleyen bu Hükûmet zamanında Türk milletinin
cebinden harcadığı para inanılmaz derecede artmıştır. Hani “Fakir fukarayı
koruyoruz.” filan diyorsunuz ya, 2002 yılında 2,7 milyar dolar olan cepten
sağlık harcamaları bugün itibarıyla 9,6 milyar doları aşmış, 10 milyar dolarlar
civarına gelmiştir. Eğer halktan yana sağlık politikalarınız buysa halktan
olmayanları düşünmek dahi istemem.
Değerli
arkadaşlar, insan sağlığının faturası yoktur ama bu kısa sürede
söyleyebileceklerim ne yazık ki bunlardır.
Keşke
burada aşı sorunlarını konuşabilseydik. Bir şey daha söyleyeyim size: Bu
Hükûmetin yaptığı aşı ithalatıyla biz üç tane aşı fabrikası kuracağız iktidara
geldiğimizde, buna söz veriyorum buradan, aşı ithalatıyla sadece. Türkiye’de
böyle, israf, sağlıkta israf ve peşkeş dönemi yaşanmıştır. Domuz gribi aşısı
tam bir trajikomik hadisedir. Buraya, detaylarına giremiyoruz ve benzeri olaylar...
İnşallah, önümüzdeki günlerde, bu ve buna benzer olayları Türkiye kamuoyu
önünde, medeni bir şekilde, teknik detaylarıyla tartışacağız. Benim, şimdilik,
bu kısa zamanda anlatmak istediğim bu.
Son
olarak bir şey göstermek istiyorum, bu sağlık politikaları hakkında: “Senet
Yoksa Nefes De Yok.” Van’daki hemodiyaliz olması gereken bir vatandaşımız,
senet vermeden hemodiyaliz olamamış. Bu bir gazete haberi, bugüne kadar da
yalanlanmamış.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Hangi gazete?
AYTUN
ÇIRAY (Devamla) – Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum değerli arkadaşlar.
Teşekkür
ederim Sayın Çıray. (CHP sıralarından alkışlar)
İzmir
Milletvekili Sayın Rahmi Aşkın Türeli.
Buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Kalkınma Bakanlığının ve Türkiye İstatistik
Kurumunun 2012 yılı bütçesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere söz almış
bulunuyorum. Konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, öncelikle Devlet Planlama Teşkilatının Kalkınma Bakanlığına
dönüştürülmesi üzerine düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Biliyorsunuz kanun
hükmünde kararnamelerle -tam da seçim sürecine denk gelen bir süreçti bu-
Türkiye kamu bürokrasisi ve bunun içinde de özellikle ekonomi bürokrasisi
yeniden yapılandırılmıştır. Haziran ayında çıkan 641 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’yle Devlet Planlama Teşkilatı kapatılmış, yerine Kalkınma Bakanlığı
kurulmuştur.
Şimdi,
değerli arkadaşlar, “bürokrasi” demek “gelenek” demektir, “bürokrasi” demek
“hafıza” demektir. Devlet Planlama Teşkilatı kurulduğu 1960 yılından bugüne
kadar, kapatıldığı zamana kadar Türkiye’de, Türkiye kalkınmasında çok önemli
işlevler görmüştür. Gerek Türkiye'nin ithal ikameci sanayileşme modelini
uyguladığı 1960 ve 1970’li yıllarda gerek de 1980 sonrası ihracata dönük
sanayileşme modelinde Devlet Planlama Teşkilatının çok büyük payı olmuştur
piyasa mekanizmasını ihmal etmeden bir kaynak tahsis aracı olarak ama onu
tamamlayan bir yapı içinde “planlama” kavramı kullanılmıştır.
Şimdi,
tam da 50’nci yılının kutlandığı bir dönemde Devlet Planlama Teşkilatının neden
kapatıldığını anlayamıyoruz. Tabii, bunun görev ve yetkileriyle birlikte
Kalkınma Bakanlığına dönüştürüldüğü söylenmektir ancak Kalkınma Bakanlığı…
Bildiğiniz gibi, bakanlıklar hizmet bakanlıklarıdır; kendilerine verilmiş olan
yetkileri, görevleri, belli sorumlulukları yerine getirmek için çalışırlar.
Oysa Devlet Planlama Teşkilatının kuruluşu öyle değildi. Devlet Planlama
Teşkilatı, Başbakanlığa bağlı bir kurum olarak yapılandırılmıştır 1960 yılında
ve gerek hükûmete müşavirlik yapmak gerek kalkınma planlarını, yıllık
programları, son dönemde orta vadeli programları hazırlamak ve aynı zamanda
bakanlıklar arasındaki koordinasyonu sağlamak görevlerini üstlenmiştir. Bu
açıdan, Devlet Planlama Teşkilatının bu yeni yapılanmasıyla, kanunda kendisine
verilmiş olan görev ve yetkileri layıkıyla yerine getiremeyeceğini
düşünmekteyiz. Bu açıdan da sormak istiyorum, Sayın Bakandan bu konuda açıklık
istiyoruz: Neden böyle bir şeye gerek duyulmuştur? Çünkü,
biz, kanun hükmündeki kararnamenin gerek genel gerekçesine gerekse madde
gerekçesine baktığımızda buna ilişkin herhangi bir açıklama görmedik. Bu konuda
bir ayrıntılı açıklamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
İkinci
bir konu: Biliyorsunuz Hükûmet tarafından sıklıkla söylenen bir söz var;
Türkiye'nin 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alacağı.
Değerli arkadaşlar, böyle bir iddia elbette güzel bir şey, belli iddiaları da
koymak zorundayız ama bunun uygulanabilmesi, bunun yapılabilmesi çok mümkün
gibi gözükmüyor. Bunu nasıl yapacaksınız? Bir kere, isterseniz önce bir
portreyi ortaya koyalım. Yani dünyanın 16’ncı, bazen 17’nci ekonomisi diye
söyleniyor. Bir kere, bu, nüfusla bağlantılı bir tanımlamadır, bir sıralamadır,
yani buna dayalı olarak nüfusu yüksek olan ülkeler otomatikman daha üst
sıralarda yer almaktadır. Hâlbuki, daha doğru olan,
eğer gelir açısından bakacaksak kişi başına gelir ölçeğinde bakmaktır. Nitekim, Birleşmiş Milletlerin verilerine göre, Türkiye,
satın alma gücüne göre kişi başına gelir açısından dünyada 67’nci sıradadır.
Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre eğitim ve sağlığı da dâhil
ettiğimizde, yani Birleşmiş Milletlerin hesaplamış olduğu insani gelişme endeksinde
de 92’nci sıradadır. Bir kere bunları bilmeye ihtiyacımız var.
Diğer
taraftan şu önemli: Siz, 2023 yılına kadar önümüzdeki dönemde neler
yapacağınızı planlayabilirsiniz ama rakiplerin ne yapacaklarını nereden
bilebilirsiniz? Bu açıdan sizin 10’uncu ekonomi olmanız demek, ilk 10’a
girmeniz demek, yani 6 veya 7 basamak birden yükselmeniz demek bazı ülkeleri
geçmeniz demektir. Ben şimdi merak ediyorum, bu iddianın altında hangi projeksiyonlar vardır, hangi ülkeleri geçmeyi
planlıyorsunuz? Bu ülkelerin gelecek projeksiyonlarını,
2023’e kadar nasıl gelişeceklerini, kaynaklarını nasıl artıracaklarını nereden
biliyorsunuz? Bunun bilinmediği bir ortamda oturup da, “Biz 2023 yılında onuncu
büyük ekonomi hâline geleceğiz” dediğiniz iddia, açıkçası boş bir iddia olmaktan
öteye gitmez. Yani, statik bir analiz değil dinamik bir analiz yapmaktayız.
Bunun altında yatan varsayımları da açıklarsanız çok sevinirim.
Diğer
taraftan, AKP dönemi, 2001 krizi sonrası dönem, dünya ekonomilerinin canlı
olduğu bir dönemdi, talebin canlı olduğu bir dönem, dünyada likiditenin bol
olduğu bir dönem ve bu likiditenin de, fazla likiditenin, özellikle yüksek reel
faizden yararlanmak için gelişmekte olan ülkelere aktığı bir dönemdi. Bu dönem,
yani bu kadar dünya ekonomisinde şartların iyi gittiği bir dönem ve konjonktür AKP Hükûmeti tarafından ıskalanmıştır. Baktığınız
zaman bir büyüme hızı gözüküyor. Büyüme hızını vereyim isterseniz: 2003-2011
döneminin ortalama gayrisafi yurt içi hasıla büyüme
hızı yüzde 5,2’dir değerli arkadaşlar; fakat, Türkiye ekonomisinin uzun dönem,
1923’ten itibaren gayrisafi yurt içi hasıla büyüme hızı yüzde 5’ler
civarındadır. O yüzden çok yüksek bir büyüme gözükmemektedir.
Diğer
taraftan da artan cari açıklar çok önemli bir sorun hâline gelmiştir.
Ekonomide, özellikle reel kesimde hane halklarında ve firmalarda çok ciddi bir
borçlanma eğilimi oluşmuştur. Ekonomi istihdam yaratamamaktadır. Ekonominin
2003-2007 gibi en hızlı büyüdüğü döneme baktığınızda, istihdam artışı, daha
önceki yıllardaki, 80’li, 90’lı yıllardaki istihdam artışlarının gerisinde
kalmıştır.
İsterseniz,
buradan biraz da tasarruf-yatırım dengesine geçelim, kalan vaktimi
değerlendirmek istiyorum bu açıdan da ve Türkiye ekonomisinin makro dengeleri
üzerine birkaç söz söylemek istiyorum.
Bunların
bir tanesi, Türkiye’de -zaten biz biliyoruz- bir yapısal sorun vardır,
Türkiye’de yurt içi tasarrufların düzeyi düşüktür; fakat,
AKP döneminde yurt içi tasarrufların düzeyi hızlı bir biçimde gerilemeye devam
etmiştir. Toplam yurt içi tasarrufların millî gelir içindeki payı 90’lı
yıllarda yüzde 23’tür, 2003-2011 döneminde ortalama yüzde 15’lere, hatta bazı
yıllar itibarıyla -bildiğiniz gibi- yüzde 13’ler seviyesine düşmüştür ve bu,
kamu kesimi tasarrufları iyileşmesine rağmen gerçekleşmiştir. Yani
uyguladığınız, kriz sonrası uygulanan faiz dışı fazla politikaları nedeniyle
kamu kesimi açıkları daralmıştır fakat özel kesim ciddi anlamda açık vermeye
başlamıştır.
Nitekim,
90’lı yıllarda kamu tasarruflarının millî gelir içindeki payı negatif yüzde 1
iken, bu, 2003-2011 döneminde pozitif yüzde 1’e dönmüştür ancak aynı dönemde
özel tasarruflar yüzde 24’lerden yüzde 14’lere düşmüş, yaklaşık 10 puan birden
azalmıştır. Çünkü Türkiye ekonomisini sıcak paranın egemenliğine, kısa vadeli
sermaye hareketlerinin girişine bağlayan bir ekonomik yapının böyle bir sonucu
ortaya çıkarması kaçınılmazdır. Türkiye ekonomisine giren sermaye hareketleri,
sıcak para Türkiye ekonomisi içinde bir taraftan cari açığı artırmıştır. Bu
mekanizma nasıl olmuştur? Döviz girişi dövizin fiyatını düşük tutmuş yani başka
bir anlamda Türk lirasını değerli hâle getirmiştir, bunun sonucunda Türkiye
ekonomisinde cari işlemler açığı hızlı bir biçimde artmıştır, aynı şekilde
ithalatın artmasına dayalı olarak bu dönemde de ihracatın ara malı ithalatına
olan bağımlılığı hızlı bir biçimde yükselmiştir.
Tabii,
tasarruflar ne işe yarar? Bir ekonomide tasarruf-yatırım dengesi vardır yani
ekonomiyi büyütebilmek için, gerekli yatırımları yapabilmek için tasarruflara
ihtiyacınız vardır. Bu dönemde tasarruflar çok ciddi anlamda düşmüştür. Peki,
yatırımlar artmış mıdır? Hayır, 1990’lı yıllarda toplam yatırımların millî
gelir içindeki payı yüzde 23’tür, 2003-2011 döneminde yüzde 20’ye gerilemiştir
ve bunun sonucunda dış tasarruf, dış kaynak yani başka bir anlamda cari
işlemler açığı 1990’lı yıllardaki sıfır seviyesinden 2003-2011 döneminde yüzde
5’lere yükselmiştir.
Bu
şu demek arkadaşlar: Türkiye ekonomisinde sorunları bir yerde giderirken başka
yerde çok daha ciddi sorunlar yarattık yani yalnızca kamu maliyesine, kamu
disiplinine odaklanan bir maliye politikasının Türkiye ekonomisinde bir başarı
şansı yoktur. Bunun sonucunda ne olmuştur? Türkiye ekonomisi üçüz açık vermeye
başlamıştır. Yani hem kamu kesimi açık vermektedir hem özel kesim açık
vermektedir hem de dış açık gerçekleşmektedir. Bu da gerçekten dikkate alınması
gereken bir olaydır.
Son
olarak da cari açık üzerine düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Gene 1990’lı
yıllarda Türkiye ekonomisi yüksek büyüme hızlarına hiç cari açık vermeden
ulaşmıştır. 2003-2011 dönemine baktığınızda Türkiye ekonomisinde büyüme vardır
ama cari açık hızlı bir biçimde yükselmiştir. Elbette bunun içinde petrol
fiyatlarındaki artışın da ciddi bir etkisi vardır ancak petrol fiyatlarındaki
artıştan arındırdığımızda dahi Türkiye’de cari açığın hızlı bir biçimde
yükselmeye başladığını görüyoruz. Ve şimdi uyarıyorum…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
RAHMİ
AŞKIN TÜRELİ (Devamla) – Evet, son bir noktayı belirteceğim, o da şudur:
2012-2014 dönemini kapsayan OVP döneminde Türkiye ekonomisi düşük büyüme
hızları ve yüksek cari açıklarla karşı karşıya kalacaktır. Bu yeni bir safhadır
ve çok dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Teşekkür
ediyorum, 2012 yılı bütçesinin Bakanlığımıza ve ülkemize hayırlı olmasını
diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Türeli.
Adıyaman
Milletvekili Sayın Salih Fırat. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; GAP, DAP, KOP Kalkınma İdaresi Başkanlıkları
bütçeleri üzerinde söz almış bulunmaktayım.
Sözlerime
başlamadan önce GAP’la ilgili bir anımı hatırlatmak istiyorum ki, burada bizi
izleyen vatandaşlarımız ve sevgili milletvekili arkadaşlarım bu konuda bir
yoruma varsınlar. 1965 ile 1970 yılları arasında -ben o zaman beş yaşındaydım-
rahmetli dedem bana “Oğlum Salih, şu Karababa Dağı’nın orada Atatürk Barajı
yapılacak, baraj gölünde su birikecek, bizim ovalar, bizim köyler sulanacak,
hepimiz rahat edeceğiz.” diyordu. Aradan kırk beş yıl geçti, Atatürk Barajı
bitti, yirmi yıl oldu, yirmi iki yıl oldu, o baraj gölünde su birikmiş ama hâlâ
o ovalarda, Turuş Ovası’nda, Bebek Ovası’nda, Akpınar
Ovası’nda sulanan tarla yok.
Ben,
o zaman o şantiye mühendislerine peynir götürüp veriyordum ki “Baraj çabuk
bitsin de biz bu suya kavuşalım.” diye. İşte, GAP projesinin bitmemesinin
nedeni budur.
Urfa
Milletvekilimiz dedi ki: “GAP projesi tamamlanırsa şöyle şöyle
olacak.” Evet, çok güzel hayaller kuruyoruz “Proje biterse Türkiye böyle
olacak, şöyle olacak.” Ama işte, gördüğünüz gibi, kırk beş yıldır hâlâ
bitirilemedi. Sulama da yüzde 15-16 tamamlandı, yüzde 85’i hâlâ sulanamadı.
Tarım
desen öyle, hayvancılık desen öyle, turizm desen öyle. Enerji kısmı tamamlandı
yüzde 80 oranında ama enerjiyi de diğer hükûmetler yaptı, AKP Hükûmeti yapmadı.
Son
dokuz yılda, seçim meydanlarında hep söylenir “İşte, iktidara geldiğimizde
Adıyaman’da sulamayı bitireceğiz, Koçali Barajı’nı bitireceğiz, Çamyurdu Barajı’nı bitireceğiz, Bebek Sulama Projesi’ni
bitireceğiz, Aslanlı sulama…” Hiçbiri bitirilemedi, hâlâ başlanamadı; bitirmeyi
boşverin, projeleri bile daha yok ama insanlarımız
bununla avutuluyor, bununla kandırılıyor.
Biz
diyorduk seçim propagandasında… Adıyaman bölgesinde, Güneydoğu’nun bazı
bölgelerinde vatandaşlarımız tütünle geçimini sağlıyordu. Tütün o bölgenin can
damarıydı baraj gölündeki su gibi ama ne oldu? Tütün yasaklandı, yerine sulama
projesi de gerçekleşmeyince, insanlarımız aç kaldı.
Bakın,
Adıyaman’dan GAP’a bir ilçe verildi baraja, yetmiş tane köy verildi ama
karşılığında Adıyaman’a ne verildi biliyor musunuz? Irgat ihraç eden kent oldu
Adıyaman; Türkiye’nin her bölgesine ırgat ihraç eden bir kent hâline gelmiştir.
Irgatlık verilmiştir, işsizlik verilmiştir, yoksulluk verilmiştir. Adıyaman’ın
kaderi bu olmamalıdır, Güneydoğu’nun kaderi bu olmamalıdır.
Bakın,
orada daha önce yapılan yatırımlar vardı, Tekel fabrikası vardı, Sümerbank
vardı, Et-Balık kombinaları vardı. Bırakın yenisini yapmayı, bunlar satıldı,
bunlar özelleştirildi, bunlar bitti. Yeni fabrika yok, demir yolu ulaşımı yok, duble yol ulaşımı yok. Hiçbir şey yapılmadı o bölgeye ama
buna rağmen, o bölgede yüksek oranda bu Hükûmete defalarca oy verildi. Fakirleştikçe
vatandaş AKP’ye oy verdi “Belki bize bir şeyler yapar.” diye. Ama olmadı.
Bakın,
bunun çözümü nedir biliyor musunuz? Güneydoğu’da eğer yatırım yapılsaydı,
fabrika yapılsaydı, bu bahsettiğimiz projeler bitmiş olsaydı bugün bu sorunlar
olmayacaktı. Ama Güneydoğu’ya ne götürüldü biliyor musunuz? Güneydoğu’ya silah
götürüldü, savaş ekonomisi götürüldü, savaş bütçesi götürüldü. Bir bölgeye
fabrika götürürsen, bir bölgeye sanayi götürürsen orada işçi görürsün,
fabrikatör görürsün, sanayici görürsün, evine ekmek götüren işçi görürsün ama
bir bölgeye silah götürürsen orada ölüm görürsün, annelerin gözyaşlarını
görürsün, kin ve nefret görürsün. Adıyaman’da ve Güneydoğu’da öyle olmuştur.
(CHP ve BDP sıralarından alkışlar) İnsanlarımız iki tercih arasında bırakılmıştır:
“Ya silah ekonomisine destek vereceksiniz ya korucu olacaksınız ya askeri
destekleyeceksiniz ya da dağa çıkacaksınız ya da Türkiye'nin her bölgesinde
göçe gidip orada ırgatlık yapacaksınız”a
bırakılmıştır.
Güneydoğu
Anadolu Projesi’nin, DAP projesinin, KOP’un, Doğu
Karadeniz projelerinin bitmesinin püf noktası burada yatmaktadır. Savaş
ekonomisine dur diyeceğiz, silaha dur diyeceğiz. Türkiye’de iç barışı sağlamak
zorundayız. Komşu ülkelerle barışı sağlamak zorundayız.
Bakın,
bugün gazetelerde okuduk, İran diyor ki: “Ben Kürecik Radar Üssü’nü hedefe
koydum, gerektiği zaman oraya ateş açacağım.” Ne demektir biliyor musunuz bu?
Yine Güneydoğu ateş altında kalacaktır, yine Güneydoğu’da kan dökülecektir,
yine Güneydoğu’da insanlar ölecektir ama biz hâlâ GAP projesinin bitmesi için
bekleyeceğiz, “GAP projesi ne zaman bitecek?” diye hayal edeceğiz.
Atatürk
Barajı’na gidenler olmuştur. Oraya gittiğinizde bir anıt görürsünüz, o anıtta
şunu yazar: “İş kazasında öldük. Ölmesek ne iyi olurdu.”
Evet,
baraj gölü yapılırken Adıyaman’dan, Şanlıurfa’dan, o bölgeden çalışan
işçilerimizin çoğu iş kazasından, trafik kazasından ve baraj gölünde boğularak
canlarını vermişlerdir, ölmüşlerdir ama karşılığında, hayal ettikleri dünyayı
bulamamışlardır, hayal ettikleri GAP’ı bulamamışlardır.
Biz
artık ölmek istemiyoruz, hizmet istiyoruz.
Teşekkür
ederim efendim. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Fırat.
Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Volkan Canalioğlu.
Buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Kalkınma Bakanlığının 2012 yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde DOKAP bölümüyle ilgili olarak Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla
selamlıyorum.
Ülkemizde
gelir dağılımının iyileştirilmesi, ülkemizin ekonomik, sosyal, kültürel ve
siyasal yaşamına katkı sağlayacak, bölgeler arasında eşit, dengeli bir
kalkınmayı hedefleyen bölgesel gelişme politikaları uygulaması gerektiği amacı
ile bölgesel plan–proje hazırlatılmıştır.
Bu
bölgesel planlardan birisi de Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane
ve Bayburt illerini kapsayan -kısa adı DOKAP olan- Doğu Karadeniz Kalkınma
Projesi‘dir. Bu plan teknik yardım olanaklarını kullanmak üzere Japon
Hükûmetinden talep edilmiş, Japon Hükûmeti de bu konuda yetkili olarak kısa adı
JICA olan Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansını görevlendirmiştir. Yapılacak çalışmaların
içeriği iki hükûmet yetkilileri arasında yapılan görüşmelerde belirlenmiş ve
anlaşma 17 Aralık 1998 tarihinde imzalanmıştır. Bu çerçevede başlatılan
çalışmalar 2000 yılında tamamlanmış, çalışmalar sonucunda sekiz ciltten oluşan
DOKAP Ana Planı hazırlanmıştır.
Değerli
milletvekilleri, bu planın asıl amacı, Türkiye’nin az gelişmiş bir bölgesi olan
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ekonomik yapısını güçlendirerek ortalama gelir
düzeyini yükseltmek ve bölge içi gelir dağılımını iyileştirmek, bölgenin doğal
kaynaklarını ve çevre kapasitesini koruyarak uzun dönemli sürdürülebilir
kalkınmayı sağlamak ve bu amaçla da bölgeden göçü önlemekti. Ama
bakınız aradan on bir yıl geçti, bu geçen süre içinde, değil bölgenin
kalkınmasını sağlamak ekonomisini güçlendirerek göçü önlemek şöyle dursun
toplam 2.509.579 nüfusa sahip bölgeden sürekli göçler başlamış, TÜİK’in son raporunda belirtilen 2010 yılı nüfus
hareketlerine göre de son yıllar bölge illerinden 131.016 kişi göç etmiştir.
Göç
nedeni ile nüfusları azalan DOKAP bölgesi, yeni tanımı ile “TR90” başlıklı
illerimizin milletvekili sayıları da azalmıştır. Örneğin, Giresun ilimizde 5
olan milletvekili sayısı 1 azalarak 4’e, Ordu ilimizde 7 olan milletvekili
sayımız 1 azalarak 6‘ya, Trabzon ilinde 8 olan milletvekili sayımız 2 azalarak
6‘ya ve Bayburt ilinde 2 olan milletvekili sayımız da 1 azalarak 1’e inmiştir.
DOKAP
kapsamındaki illerimizin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamaları da ilk 35‘in
altında kalmıştır. Buna göre Trabzon 36’ncı, Rize 37’nci, Artvin 40’ıncı,
Giresun 50’nci , Ordu 60’ıncı , Gümüşhane 64’üncü ,
Bayburt ise 65’inci sıradadır. Bölgedeki işsizlik oranı ise yüzde 6,1’dir.
Bunun
anlamı, bu geçen süre içerisinde DOKAP bölgesi için belirlenen hedefler
doğrultusunda yatırımlar gerçekleşmemiş, bölge insanı yatırımlardan yeterli
desteği ve teşviki alamamıştır. Bunun sonucunda da bölgede, gerek tarımsal ve hayvancılık anlamında
gerekse diğer sektörel anlamda gereken etkin ilerleme
sağlanamadığından, ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar sonucu bölge halkının göç
etmesinin de önüne geçilememiştir. Kısa adı “DOKA” olan Doğu Karadeniz Kalkınma
Ajansı kapsamında yapılan pansuman tedbirler de istenen, beklenen sonucu
verememiştir. Kalkınma Bakanlığının 2012 Bütçe Kanunu Tasarısı’nın, gerek Bütçe
Komisyonunda ve gerekse 2012 mali yılı bütçeleri sunuş konuşmasında Sayın
Bakanın kırk iki sayfalık bir konuşma metni var. Bu kırk iki sayfalık konuşma
metnine baktığınız zaman burada “DOKAP”
sözcüğü de 3 kez geçmektedir.
Ve
yine, 2000 yılında tamamlanan DOKAP Ana Planı’nda yatırım gereksinimleri ve
tahsisler için aşamalı olarak toplam 17 milyon 772 bin dolar önerilirken,
Kalkınma Bakanlığının 2012 yılı bütçe teklifinde ise 4 milyon 108 bin Türk
lirası önerilmektedir. Yani bunun anlamı, demek ki AKP Hükûmeti bölgenin kalkınmasına
önemli katkılar sağlayacak olan Doğu Karadeniz Kalkınma Planı’nı askıya almış
ve DOKAP tozlu raflarda beklemeye devam edecektir.
Sayın
milletvekilleri, denizimizin adı “Karadeniz” ama Karadeniz’de yaşayan, vatanını
seven, millî birlik ve beraberliğine bağlı güzel insanların bahtı kara olmasın
çünkü bölgede işsizlik her geçen gün artmakta, ticaret durma noktasında,
icralık olan esnaflar iş yerlerini siftah etmeden açıp kapatmakta, memur, işçi,
emekli borç batağında, tarım ve hayvancılık can çekişmekte, üretici ürününün
değerini alamamaktadır.
Bu
nedenle, bölgenin iktidardan beklediği ve hak ettiği payı alması dileğiyle,
yüce heyetinize saygılarımı ve sevgilerimi sunarım.
Teşekkür
ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Canalioğlu.
İstanbul
Milletvekili Sayın Aykut Erdoğdu.
Buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu Başkanlığının bütçesi üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce
heyetinizi saygıyla selamlarım.
Rekabet
Kurumunun görevi, mal ve hizmet piyasalarında rekabeti engelleyici, bozucu,
kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamalar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin
bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını engellemektir. Özü itibarıyla Rekabet
Kurumu, güçlü ve egemenlerin yani büyük sermaye sahiplerinin kendi aralarında
anlaşarak zayıfı ezmelerini ve sömürmelerini engellemekle sorumlu kurumdur.
Rekabeti koruma kurumları dünyanın her tarafında vardır ve son derece önemli
kurumlardır.
Peki,
bu ezme ve sömürme nasıl olur? Bu sömürünün basit bir ekonomik mantığı vardır.
Bu durum ekonomi literatüründe “azalan maliyetler
kuralı” ile açıklanır yani piyasa deyimiyle “sürümden kazanma.” Şirketler
tekelleştikçe ortalama maliyetler düşer ve piyasaya yeni şirketlerin girmesi
engellenir. Piyasada tekel olunduktan sonra fiyatlar çok artırılarak fahiş
kârlar elde edilir yani tekel sahibi halkı sömürür.
Normal
bir ekonomik düzen içerisinde, ki bu düzen liberal
veya sosyal demokrat ekonomik düzen olabilir, azalan maliyetler kuralı faydalı
bir şeydir çünkü maliyetlerin azalması fiyatların düşmesine, bu da
tüketicilerin aynı parayla daha fazla tüketmesine imkân tanır. Ancak bu fiyat
düşüşünün rekabet ortamı içerisinde tüketiciye yansıtılması gerekir.
Bugünün
ekonomik anlayışı ne liberal ne de muhafazakâr bir ekonomi anlayışıdır. Bugün
Türkiye’deki ekonomik düzenin tam adı “din soslu vahşi kapitalizm”dir
yani güçlünün zayıfı, zenginin fakiri, polisin öğrenciyi, savcının gazeteciyi,
Deniz Fenerinin dindarı ezdiği ve bu sömürünün inançlarımız kullanılarak
gizlendiği vahşi kapitalizm. (CHP sıralarından alkışlar) Bu vahşi kapitalizm
öyle bir uyuşturucudur ki katı olan her şeyi buharlaştırır, kutsal olanı her
şeyi dünyevileştirir, mücahitleri müteahhit yapar. Ve
her gün, geçmişin mücahitleri Irak’ta, İran’da, Mısır’da, Fas’ta, Tunus’ta,
Cezayir’de, zavallı insanların tek varlıkları olan petrol ve doğal gazı
sömürmek için emperyalizm ve siyonizmle iş birliği
yapar. Bu vahşi kapitalizm öyle acımasızdır ki, en güvendiklerinizi sermayenin
kölesi, siyonizmin iş birlikçisi yapar. Ve bu iş
birlikçiler lüks evlerinde, pahalı arabalarında, beş yıldızlı otellerin balo
salonlarında aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yerler ve içerler. (CHP
sıralarından alkışlar) Ve Irak’ta bir zavallı kadın, çocuklarının gözü önünde
Amerikalı askerlerin tecavüzüne uğrar. Kundaktaki bebelerin yüreği 1.500
kilometre uzaktan atılan füzelerin şarapnelleriyle parçalanır. Ağlayamadan ölür
çocuklar. Bunlar bizim çocuklarımız. Ve içim yanarak söylüyorum ki: Sayın
Başbakan çıkar ve sonunu hiç hesap etmeden kendisini bu zulüm projesinin eş
başkanı ilan eder. Ve bizim atalarımızın Anadolu’da, Rumeli’de kan vererek, can
vererek kurduğu bu cumhuriyetin bağrından bu zalimleri geçirmek için birileri
tezkere çıkarmaya çalışırlar. Bunların gözünde bizim onurumuzun bedeli 8 milyar
dolar kredi veya 1 milyar dolar hibedir. Iraklı kardeşlerimizi katletmeye gelen
Haçlı ordularının Anadolu’nun bağrından geçmesinin bedeli 1 milyar dolar.
Sonra,
bunları yapanlar meydanlarda Allah’ın emrini bilen Müslümanlar olurlar; haşa,
biz de cami yıkan Kemalistler. Ezilen
halklar için direnen, namuslu, onurlu Anadolu ve Rumeli Müdafai
Hukuk Cemiyeti köklerinden gelen bizler, Çanakkale’de, Hicaz’da, Yemen’de,
Süveyş’te kefensiz yatanların torunları olan bizler, cami yıkan darbeciler
oluruz; siz de dindar kardeşler. (CHP sıralarından alkışlar)
Siz
seçim meydanlarında üç beş oy için iftiralar atarak bizi dinimize düşman
gösterdiğinizde bizim yüreğimize kaç kere hançer soktuğunuzun farkında mısınız?
Siz seçim meydanlarında insanları kafataslarına, soylarına soplarına göre
ayırırken bir insanlık suçu işlediğinizin farkında mısınız? (CHP sıralarından
alkışlar)
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Aykut, ayrımcılık yapmayın! Ayrımcılık yapmayın!
Ayrımcılık yapmayın!
AYKUT
ERDOĞDU (Devamla) – İşte feryat bu acıdandır ve bu feryat size kendinizi
görmeniz için bir ayna tutmaktır.
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) – Toplumu böyle “siz, biz” diye bölmeyin!
AYKUT
ERDOĞDU (Devamla) – Bu feryat, Suriye’de yaşanan ve yaşanacak olaylardandır.
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu, siyasi sorumluluğa yakışmıyor.
AYKUT
ERDOĞDU (Devamla) – Suriye’de kardeş kavgası kan ırmaklarına dönüşür.
Gözlerinizi kapatmayın. Emperyalistlerin yarattığı cehennemde, hemen yanı
başımızda, bin yıldır beraber yaşadığımız kardeşlerimiz kan gölünde boğuluyor.
Irak’ta Ebu Garip Hapishanesinde emperyalistler Iraklı kardeşlerimizin ırzına
geçerken, iktidarın temsilcileri Washington’da “Bizi deliğe süpürmeyin.” diye
yalvarıyordu. Bütün bunlardan sonra siz seçim meydanlarında dindar
kardeşlerimiz oluyorsunuz, bizi de “cami yıkan darbeciler” olarak sunuyorsunuz.
Bu nasıl haksızlıktır, bu nasıl vicdandır? İşte bu, dini siyasete bulaştırmanın
en haksız yoludur. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli
milletvekilleri, işte Rekabet Kurumu, bütün bu kötülüklerin anası olan vahşi
kapitalizmin bu sömürü düzenini engellemekle sorumlu kurumdur. Devri
iktidarınızda yabancıların eline geçmiş bankaların dağıttığı kredi kartlarıyla
köylüyü, işçiyi, emekçiyi, öğrenciyi ezmesini, sömürmesini engellemekle görevli
kurumdur. Siz, dokuz yıldır, bu bankaların enflasyonun çok üzerinde faiz
oranlarıyla, yani tefeci faiziyle halkımızı ezmesine sessiz kaldıktan sonra
bankalar hakkında kerhen bir inceleme başlattınız. Öyle korkak, öyle ürkek bir
inceleme başlattınız ki daha incelemeye başlamadan Rekabet Kurumu Başkanı
“Soruşturma, ceza verilecek anlamına gelmemektedir.” şeklinde açıklama yaptı.
BDDK Başkanı ise kendilerinin bankacılık sektörüne ilişkin böyle bir gözlemi
bulunmadığını belirtti daha incelemenin başında. Peki, siz niye bu kadar vahşi
sermayeden korkuyorsunuz? Siz ki Türk
ordusunun yarısını hapse attınız, siz ki yargıyı tarumar ettiniz.
Siz
ki Allah’tan başka kimseden korkmadığını söyleyenler, tekelci sermayeden neden
bu kadar korkuyorsunuz? Bunun iki sebebi var: Birincisi, siz artık yeni sermaye
sahiplerisiniz. İkinci olarak, yarattığınız sahte cenneti sıcak parayla, yani
emperyalizmin kan emici sermayesiyle finanse ediyorsunuz. Seksen yıllık
cumhuriyet tarihinde verilenden daha fazla cari açık verdiniz. Siz iktidara
gelene kadar cumhuriyet tarihi boyunca, 1923-2002 yılları arasında toplam cari
açığımız 57 milyar dolardı. Siz iktidara geldikten sonra yani 2003-2011 yılları
arasında yani sekiz yıl içerisinde, cumhuriyet tarihinde verilen cari açığın
yaklaşık 5 katı yani 280 milyar dolar cari açık verdiniz.
Peki,
ne demek bu cari açık? Neden ülke ekonomisi için çok tehlikeli? Cari açık, en basit anlamıyla bir ülkenin gelirinin üzerinde
harcaması ve başka ülkelerin tasarruflarını tüketmesidir, kendisi üreteceğine
ithal etmesidir, kendi üreticisine kazandıracağına başka ülkelerin üreticisine
kazandırmasıdır, kendi ülkesinde iş yaratacağına başka ülkelerde iş
yaratmasıdır, kendi fabrikalarına kilit vurup başka ülkelerin fabrikalarını
çalıştırmasıdır ve hovardaca yapılan bu harcamaların sıcak parayla veya kamu
varlıklarının satılmasıyla finanse edilmesidir.
Siz
bu cari açığı kapatmak ve sahte bir cennet yaratmak için seksen yıllık
cumhuriyet tarihinde yapılmış kamu varlıklarını sekiz yılda sattınız. Bu
yetmedi, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 10 milyar lira aldınız. Deprem
vergilerini buharlaştırdınız. Bunların toplamı yaklaşık 100 milyar dolar eder.
Bir 100 milyar dolar da ek borç yaptınız, 200 milyar dolar.
Bunun
karşılığında ne yaptınız? Cumhuriyetin yokluk yıllarında kazma kürekle yapılan
yolların yanına bir şerit daha koydunuz, oldu duble
yol. Hızlı tren diye yutturduğunuz projede yüzlerce yurttaşımız can verdi.
“Toplu konut projeleri” adı altında büyükşehirlerin en değerli yerlerindeki
arsaları “hasılat paylaşımı” adı altında yandaşlarınıza peşkeş çektiniz. Türk
çiftçilerini Cargill’e, Hijazi’ye
ezdirdiniz. Tekel, Telekom, Eti Maden, SEKA yok fiyatına satıldı. Fakir
ailelere kömür dağıtılırken yapılan yolsuzlukları yasa çıkararak akladınız.
Peki,
sonucunda ne oldu? Çalık zengin oldu, Çelikler zengin oldu, Kiler zengin oldu,
Albayrak zengin oldu. İşte bu şirketlerin sahiplerine sorarsanız “Mülk
Allah’ındır.” derler ama tapularda kendi adlarını yazarlar.
Peki,
Rekabet Kurumu, enerji devi hâline gelen Çalık’a, gıda devi hâline gelen
Ülker’e bir kör kuruş ceza kesti mi? Benim bildiğim kesmedi. (CHP sıralarından
alkışlar)
Rekabet
Kurumunun üyeleriyle ilgili Sayın Aydın Ayaydın’ın özellikle danışmanlık ve
hukuk firmaları üzerinden çok ciddi iddiaları oldu, buna herhangi bir cevap
verilmedi. Ben Sayın Bakandan bu iddialara da cevap vermesini istiyorum ama
süre az kaldığı için girmeyeceğim.
Değerli
milletvekilleri, işte bütün bu şirketlere karşı olan Rekabet Kurumu bütün bu
şirketlere karga gibi davrandı ama kendi personeline şahin gibi davrandı.
Piyasada rekabeti koruyamayan, telekomünikasyonda, enerjide, bankacılıkta
kartelleşmeye göz yuman, halkımızın sömürülmesine sesini çıkarmayan bu Kurum
kendi personelini perişan etti. Uzmanları arasında rekabet yaratarak ehliyet
sahiplerine görev ve yetki vereceğine kendi yandaşları lehine haksız rekabet
yaptı.
İşte
bu tespit ve düşüncelerle, AKP’nin hazırladığı bu bütçeyle birlikte cari açığı
patlatan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile kartelleşmeye ve tröstleşmeye
yol açan Rekabet Kurumuna aktarılan her kuruşa karşı çıkacağımızı bildirir,
yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Erdoğdu.
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan...
BAŞKAN
– Buyurun Sayın Ünal.
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, 69’a göre, grubumuza sataşma var, söz
hakkı istiyorum efendim.
MEHMET
AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkanım…
MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – Hükûmet cevap versin.
BAŞKAN
– Buyurun.
Siz
de başka bir sataşmaya mahal vermeyin.
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) - Yok efendim.
BAŞKAN
– Süreniz üç dakika.
Buyurun.
VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir
Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, grubuna sataşması nedeniyle
konuşması
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kelimelerin
arkasına sığındığınızda, kelimelerle bir sahne kurduğunuzda ve kelimelerin
arkasına sığınıp hakikate ateş ettiğinizde hakikat değerini kaybetmez. Bu
hakikatin belirleyicisi bu aziz millettir ve bunlar seçim meydanlarında
defalarca konuşulmuş, defalarca gündeme getirilmiştir ve aziz millet buna
cevabını vermiştir. O yüzden Sayın Erdoğdu’yu milletime havale ediyorum.
Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET
AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, Sayın Grup Başkan Vekili
69’uncu maddeye göre sataşmadan dolayı söz istedi.
Ben
konuşmayı dikkatle izledim, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna herhangi bir
sataşma görmedim.
MAHİR
ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Grup Başkanımız için kullandığı ifade “eş başkan”
ifadesidir, cevap verme gereği duymadım efendim.
BAŞKAN
– Bir saniye… Bir saniye…
Buyurun.
MEHMET
AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ortada bir hükûmet eleştirisi vardır. Hükûmet
eleştirisi bütçe görüşmelerinin en doğal sonucudur. Buna cevap verecek olanlar,
eğer Hükûmete yönelik bir sataşma var ise, sayın bakanlardır efendim. Yani
doğru bir usul değil, bunu dikkatinize sunuyorum efendim.
BAŞKAN
– Teşekkür ederim, sağ olun.
IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87)
(Devam)
2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve
Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi
ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/278, 3/538) (S. Sayısı: 88) (Devam)
A) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)
1.-
Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
Sağlık Bakanlığı
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1.-
Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1.-
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
D) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)
1.-
Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI (Devam)
1.-
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI
(Devam)
1.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ
BAŞKANLIĞI (Devam)
1.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE
KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)
1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)
1.-
Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
L) REKABET KURUMU (Devam)
1.- Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken.
BDP
GRUBU ADINA İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Sağlık Bakanlığının 2012 bütçesiyle ilgili grup görüşlerimizi belirtmek üzere
söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, sağlığın herkes için doğuştan gelen bir insan hakkı olduğu ve
bu hakkın insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan devlet tarafından kamusal
güvence altına alınmak zorunda olan bir alan olduğu genel geçerli evrensel bir
kuraldır. Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesinde Türkiye
Cumhuriyeti’nin bir sosyal devlet olduğu açık bir şekilde belirtilmektedir.
56’ncı maddesinde de herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı
olduğu net bir şekilde Anayasa’da belirtilmektedir ancak özellikle AKP
döneminde, 2003 yılından beri devreye sokulan Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin
gerek Anayasa’nın bu sosyal devlet ilkesine gerekse insani yaşamın gelişmişlik
düzeyine aykırı olan bazı çelişkilerini sizlerle birlikte paylaşmak istiyoruz.
Değerli
arkadaşlarım, devreye konan bu Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla ilgili koruyucu
sağlık hizmetlerinin ötelendiği, eğitim ve bilimsel araştırmaların
önemsizleştirildiği, bunun yerine tüketimi önceleyen, tıbbi tetkik ve ilaç
tüketiminde belirgin artışlara yol açan uygulamaları hep birlikte gördük.
Özellikle, AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne kadar kararlılıkla yürüttüğü
bu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin artık toplumun aleyhine, sermayenin lehine
işleyen bir süreç olarak şekillendiği günümüzde açık bir şekilde ortaya
çıkmaktadır.
Burada
2012 yılı bütçesiyle ilgili birkaç veri sunmak istiyorum. Bu veriler bile 2012
yılında hangi uygulamalarla karşılaşacağımız hakkında bize bir ipucu verir diye
düşünüyoruz.
Değerli
milletvekilleri, 2011 yılında Sağlık Bakanlığının bütçesi 17 milyar 241 milyon
TL iken 2012 yılında yüzde 16,7 gerileyerek 14 milyar 358 milyon TL seviyesine
inmiştir. Sağlık Bakanlığı bütçesindeki bu azalış, 2012 yılındaki sağlık
harcamalarının büyük bölümünün vatandaş tarafından, halkımız tarafından
karşılanacağının âdeta bir ispatı niteliğindedir.
Yine,
2012 bütçesinde gördüğümüz gibi özellikle mal ve hizmet alımı noktasında
neredeyse yüzde 50’lere varan bir bütçe planlamasını görüyoruz. Bu, mal ve
hizmet alımının büyük bir bölümünün özel sektörden olacağını göz önünde
bulundurursak bu bütçe aktarımının büyük bir bölümünün özel sermayeye bir
transfer anlamı taşıdığı gerçeğiyle karşı karşıya kalacağız.
Değerli
milletvekilleri, zaman zaman bu platformlarda paylaşma imkânımız oldu, burada
Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin uygulamalarıyla ilgili birkaç paylaşımı tekrar
sizlere aktarmak istiyoruz. Sağlıkta Dönüşüm Projesi Genel Sağlık Sigortası’yla
devreye sokulmuştu. Genel Sağlık Sigortası’nın özü “Paran kadar sağlık.”
anlayışını getiren ve prim ödeme sistemine dayanan bir anlayışı esas
almaktaydı. Aslında, AKP Hükûmeti iktidara geldiği dönemde “Herkese ücretsiz
sağlık hizmeti.” gibi birtakım vaatleri öncelemiş ancak daha sonraki
uygulamalarda “Paran kadar sağlık.” anlayışını sağlık politikasının temel eksenine
sokmuştu. Şimdi, gelmiş olduğumuz aşamada Genel Sağlık Sigortası’nın acı
reçetesinin halkın önüne getirileceği bir süreci hep beraber göreceğiz. 2012
yılının Ocak ayından itibaren yeşil kartlıların -ki bu sayı 9,5 milyonluk bir halk
kitlesini temsil ediyor- gelir testine tabi tutulmak suretiyle sağlık
hizmetlerinden yararlanması için prim ödeme sistemine tabi tutulacağı gerçeği
önümüze gelecek. Buna göre, 2012 Ocak ayından itibaren asgari ücretin üçte
1’inden daha az gelir beyanı olan yeşil kartlıların, yani 279 TL’den az bir
gelir beyanı olan yeşil kartlıların primleri devlet tarafından karşılanacak
ancak 279’un üzerinde gelir beyanı olan vatandaşların sağlık hizmetlerinden
yararlanması için de ödedikleri prim miktarları baz
alınacaktı.
Şimdi,
biz buradan bazı eleştiriler getirirken aslında biraz yapıcı olmaya ve biraz
halkımızın sıkıntılarını giderme noktasında ön açıcı olmaya çalışıyoruz.
Buradan Sayın Bakanımızdan biz bu şekilde bir çağrıyı önemsiyoruz. Aslında,
biz, sağlık politikasının, genel olarak sağlık hizmetinin bütün vatandaşlara,
bütün halka ulaşılabilir, nitelikli, eşit ve ücretsiz bir şekilde verilmesini
temel ilke olarak alıyoruz ama biliyoruz ki Sağlık Bakanlığı, bu bahsetmiş
olduğumuz ilkeler çerçevesinde bir pratiği 2012’de ortaya koymayacaktır. Bu
nedenle en azından bu yeşil kartlıların gelir tespitiyle ilgili düzenlemeler
yapılırken ülkedeki hiç olmazsa yoksulluk sınırı ve açlık sınırının baz alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bütün sivil toplum
örgütleri, sendikalar ve kamu kurumları tarafından yapılan araştırmalarda,
Türkiye’deki yoksulluk sınırı 1.650 TL, Türkiye’deki açlık sınırı da 1.231 TL
civarında belirtilmektedir. Dolayısıyla, eğer yeşil kartla ilgili bir düzenleme
yapıyorsanız hiç olmazsa bu yoksulluk veya açlık sınırı yani 1.231 TL’nin
altında gelir beyanı olan vatandaşların bütün sağlık hizmetlerinin
sorumluluğunun devlet tarafından alınmasını öncelemeniz gerekiyor diye
düşünüyoruz.
Şimdi,
biz bu çağrılarımızın çok dikkate alınmadığını biliyoruz çünkü bizler buraya
araştırma önergeleri getirdiğimizde sizler sayısal çoğunluğunuza güvenerek bu
bahsetmiş olduğumuz araştırma önergelerini hiçbir şekilde dikkate almıyorsunuz,
Meclisin belirli konularda muhalefetin sesini bir şekilde dikkate almasının
önündeki süreçleri işletmiyorsunuz. Bu nedenle, dikkate alacağınız, yeşil
kartla ilgili birkaç veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın, sizin en fazla
dikkate aldığınız şey, genellikle seçim meydanları, seçim sonuçları ve seçmen
sayılarıdır. Bu yeşil kart kıyasını ben de seçmen sayısı
üzerinden vereyim: Bakınız, 2010’daki seçmen sayısına göre, Bitlis’te seçmen
sayısı 173.856, yeşil kartlı sayısı 168.586; Van’da seçmen sayısı 530.750,
yeşil kartlı sayısı 515.609; Bingöl’de seçmen sayısı 153.935, yeşil kartlı
sayısı 128.560; Diyarbakır’da seçmen sayısı 849 bin, yeşil kartlı sayısı 573
bin ve bu yeşil kartlıların pek çoğunun seçmen olarak size oy verdiği gibi bir
gerçeklik var karşımızda. Aslında biz sizi siyaseten de rahatlatan
birtakım süreçlerin ipuçlarını veriyoruz yani sizler bu yeşil kartlıları, size
oy vermiş bir çoğunluğu oluşturan bu yeşil kartlıları dikkate alarak, baz aldığımız açlık sınırını ya da yoksulluk sınırını
devreye sokarsanız, o çok önemsediğiniz, her şeyin üstünde tuttuğunuz seçim
açısından da önemli birtakım avantajları yakalamış olacaksınız. Böylesi bir
uygulama, ülkenin her tarafında bu yeşil kart gelir testiyle ilgili kaygılı
bekleyişi bir oranda rahatlatacaktır.
Değerli
milletvekilleri, Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin ikinci ayağını, bildiğimiz gibi,
aile hekimliği oluşturmaktadır. Burada aile hekimliğinin sonuçlarını
araştırmayı isteyen önergelerle gelip birtakım bilgilendirmeler yapmıştık ama
dediğim gibi, bu araştırma önergelerini sayısal çoğunluğunuzla, maalesef,
devreye sokmamıştınız. Aile hekimliğiyle ilgili, genel olarak, aile sağlık
merkezlerinin ticarethane mantığıyla çalıştırıldığını, aile hekiminin su ve
elektrik faturalarından tutalım da personel maaşlarına kadar ticari birtakım
harcamaları karşılayacak şekilde bir yoğunlaşma içerisine girdiğini daha önce
burada belirtmiştik, bunları detaylandırmayacağım. Ancak burada Sayın
Bakanımızın özellikle aile sağlık merkezlerinin sınıflandırılmasıyla ilgili
birkaç soruya cevap vermesini istiyoruz.
Bildiğimiz
gibi, aile sağlık merkezleri tıbbi donanımları, çalıştırdıkları personel sayısı
ve fiziki koşullarına göre A, B, C, D olarak sınıflandırılıyor. Burada, A
sınıfı en kaliteli hizmeti, D sınıfı ise en düşük seviyedeki hizmeti
gösteriyor. Burada, A ve D grubunda yer alan, çalışan aile hekimlerinin maaşı
bile birbirinden farklılık gösteriyor. Yani A sınıfında çalışan bir aile
hekimi, D sınıfında çalışan bir aile hekiminden daha fazla ücret alıyor.
Şimdi,
Sayın Bakanımıza sormak istediğimiz şudur: Bu sınıflandırma ile aslında siz
vatandaşı ve sağlık emekçilerini sınıflandırmış olmuyor musunuz? Sağlık
hizmetlerinde bir sınıf ayrımı olur mu? Siz sağlık politikalarını genel olarak
tarif ederken eşit olarak her vatandaşa sağlık hizmeti götürülmesinin altını
defalarca çizdiniz. Dolayısıyla, bu bahsetmiş olduğumuz sınıf ayrımı bu eşitlik
ilkesine ne kadar uyuyor? Veya soruyu şöyle alalım: Kırsal bölgelerde veya
yoksul kesimlerde A sınıfı aile sağlık merkezi yüzdesi ne kadardır? Bütün
bunların cevaplandırılmasını biz son derece önemsiyoruz.
Değerli
milletvekilleri, zamanımız dar olduğu için ana başlıklar hâlinde değinerek
geçeceğim.
AKP
tarafından Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin bir ayağı olarak -biliyorsunuz- Tam Gün
Yasası getirildi. Özellikle hekimlerin, öğretim görevlilerinin, sağlık
çalışanlarının büyük bir beklenti içerisinde beklediği Tam Gün Yasası tam bir
hayal kırıklığı yarattı. Performansa dayalı bir çalışma ücretlendirmesini esas
alarak sağlığı meta, hastayı da müşteri olarak gören bir zihniyeti devreye
soktu. Bu Yasa ile hastalara yapılan gereksiz tıbbi müdahaleler ve girişimsel
işlemlerin sayısında çok önemli oranda artışlar meydana geldi.
Yine,
performans puanı kazanma kaygısıyla hekimlerin bu fazla müdahale ve girişimsel
işlemleri birtakım kronik yorgunluklar ve dikkat dağınıklıkları ve bununla
birlikte de malpraktisleri beraberinde getirdi.
Biz
burada temel olarak Tam Gün Yasası’nın şu şekilde olması gerektiğini hep
söyledik: Yani burada hekime, öğretim görevlisine veya sağlık çalışanına,
muayenehane açmaya muhtaç etmeyecek, başka bir işte çalışmaya muhtaç etmeyecek
bir şekilde, bilgi üretebilecek, eğitim ve araştırma çalışmalarına devam edebilecek
onurlu bir yaşamı idame ettirebilecek ve emekliliğe yansıtacak net bir gelirin
sağlanmasını öncelemenizi söylemiştik, belirtmiştik ve bu çağrıları yapmıştık.
Değerli
milletvekilleri, Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin final aşamasını da en son 2 Kasım 2011
tarihinde gece yarısı operasyonlarıyla Meclisten, halktan, sivil toplum
örgütlerinden, siyasi partilerden saklayarak geçirdikleri kamu hastane
birlikleri olarak bilinen kararnameyle devreyle soktular. Bu kararname ile
hedeflenen bu kamu hastanelerinin önce özerkleştirilmesi, sonra da
özelleştirilmesi sürecinin hızla bitirilmesidir. Burada genel olarak bir ildeki
kamu hastane
birliğinin başına holding anlayışıyla bakan bir genel sekreter,
bununla beraber çalışan bir yönetim kuruluyla beraber şekillenen bir birliği
görüyoruz. Bu yönetim kurulunda sağlığın siyasete açılmasının bir göstergesi
olarak il genel meclisinden üyeler var, sağlığın piyasaya açılmasının
göstergesi olarak ticaret ve sanayi odasından üyeler var ancak sağlığın direkt
muhatabı olan tabip odalarından veya iş kolu sendikalarından herhangi bir
üyenin bu yönetim mekanizmalarında yer almadığını görüyoruz. Bu genel sekreter
ve yönetimin sağlıkla ilgili başarısının temel çıtası ise işletmenin kâr edip
etmemesi üzerine konmuş. Dolayısıyla kendi performansının da işletmenin kârı
üzerinden konulan bu genel sekreterin, sağlık çalışanlarına, hekimlere bakış
açısının da kâr üzerinden, ekonomik getiri üzerinden olacağı aşikârdır. Biz
oysaki sağlık hizmetlerinin genel olarak niteliğinin ekonomik ölçütlerle
değerlendirilemeyecek kadar insani yönünün ön plana çıkarılması gerektiğini
sürekli söylüyoruz.
Bakınız,
bu kamu hastane birliklerine sağlık çalışanlarının iş güvencelerinin ve
sözleşmelerinin feshi dâhil sağlık çalışanlarının içinde bulundukları kliniğin
demirbaşlarıyla birlikte satılmasına kadar çok geniş bir yelpazede
yetkilendirildiğini görüyoruz. Biz, sağlık çalışanlarının bir sabah
uyandıklarında kendi çalışmış oldukları kliniklerde demirbaşlarla birlikte
yandaş bir sermaye sahibine satılacağı süreçlerin önümüze geleceğini biliyoruz.
Gerçi bu uygulamaları bu yasadan önce de yaptınız. Bunun en somut örneğini
Diyarbakır’da yaptınız. Bir vekil arkadaşımız burada Diyarbakır’la ilgili
süreci anlattığı için ben de size Diyarbakır’la ilgili süreci biraz
detaylandırayım.
Diyarbakır
Göğüs Hastanesini hastane başhekiminin ve hastane yönetiminin hiçbir haberi
olmadan, bir sabah, Sağlık Bakanlığıyla ilgili istatistiki bilgileri girerken
kapatılacak şekilde bir süreci işlettiniz. Diyarbakır Göğüs Hastanesini
kapatırken bölgedeki 5 milyon insana göğüs hastalıkları alanında hizmet veren
tek göğüs hastanesini kapattınız. Bu bölgedeki tüberküloz hastalarına hizmet
veren tek göğüs hastanesini kapattınız. Şu anda bölgedeki tüm tüberküloz
hastaları pimi çekilmiş bombalar gibi tedavisiz olarak, bulaştırıcılığı kırılmadan, sokakta, trende, metroda,
otobüste halkın arasında hem kendi sağlıklarını hem de halk sağlığını tehdit
edecek şekilde dolaşıyorlar.
Bakınız,
Diyarbakır’da yarattığınız bilançoyu ben size söyleyeyim. Diyarbakır’da son beş
yılda 350 yataklı eski Çocuk Hastanesini kapattınız, 141 yataklı Göğüs
Hastanesini kapattınız, 120 yataklı eski Kadın Doğum Hastanesini kapattınız,
625 yataklı Devlet Hastanesini 300 yatağa düşürecek şekilde bir işleyişi esas
aldınız. Toplamda 936 olarak yatak sayısını azalttınız. Buna karşılık, 537
yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesini ve 320 yataklı Kadın Çocuk Hastanesini
yani toplamda 857 yataklı hastaneleri devreye soktunuz.
Sadece
Diyarbakır’da 100’ün üzerinde bir yatak kaybı var. Peki, bu yatak kaybının
sebebi ne? Kamusal alandaki yatak kaybının sebebi özel
sektöre alan yaratmak. Diyarbakır’daki özel hastanelerin AKP’yle olan
ilişkilerini biraz irdelerseniz, bizim söylemek istediğimiz bu tablonun ne
anlama geldiğini çok iyi göreceksiniz.
Bakınız,
bunu sadece Diyarbakır’da yapmadınız. Kastamonu’da, Eskişehir’de, İstanbul’da,
Ankara’da, Türkiye’nin her tarafında sağlık çalışanları bir sabah
uyandıklarında hastanelerinin kapatıldığı gibi gerçekliklerle yüz yüze
geldiler.
Bakın,
bu Diyarbakır Göğüs Hastanesinin kapatılması sürecini biraz detaylandırmak
istiyorum. Bu kapatılma sürecine Diyarbakır AKP İl Teşkilatı ve İl Başkanı
dâhil olmak üzere Diyarbakır’daki bütün siyasi partiler, bütün sivil toplum
örgütleri, bütün meslek örgütleri, bütün sendikalar karşı çıktılar. Diyarbakır
halkı, sadece bir hafta içerisinde “Hastaneme dokunma.” diye 50 bin imza
topladı. Siz, siyaseten, Diyarbakır’da 85 bin oy alan bir arkadaşımızın milletvekilliğini
düşürerek, o hakkı bir başkasına, hak etmeyen birisine verecek şekilde gasbederken sağlık alanında da Diyarbakır halkının
topladığı 50 bin imzayı tanımadığınızı bir şekilde ortaya koydunuz.
Dolayısıyla, burada bu resmin iyi görülmesi gerekiyor.
Peki
bunu niye yaptınız? Bunu, üç yıldır hizmete açamadığınız Diyarbakır Eğitim ve
Araştırma Hastanesini, Diyarbakır Göğüs Hastanesinin personel ve tıbbi, teknik
donanımı üzerinden, bu rezerv üzerinden açmak üzere yaptınız.
Bakınız,
Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesiyle ilgili bahsetti. Diyarbakır Eğitim
ve Araştırma Hastanesini açarken Türkiye tarihinde rekorlara imza attınız. Yolu
olmayan bir hastaneyi hizmete açtınız. Eğitim ve Araştırma Hastanesi hasta
yatırmaya başladığında yolu, kantini, sosyal donatısı olmayan bir hastane
niteliğindeydi. Sadece hastasına su almak için insanlar 25 kilometre öteye
gidip kendi cebindeki son parayla ulaşım ücretini verip -ki toplu ulaşım araçları da yoktu- suyu
alıp o şekilde geliyorlardı.
Diyarbakır
Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hastalar yatırılıyorken -bunların hepsi raporludur, hem sağlık
müdürlüğünde hem Sağlık Bakanlığının ilgili birimlerinde vardır- ilgili
kliniklerde defibrilatör olmadan, kardiyopulmoner
resüsitasyon ilaçları olmadan hasta yatırdınız ve siz
“Biz yeni hastane açtık.” diye ortalıkta böbürlenerek dolaşırken hastalar defibrilatörü olmayan, gerekli ilaçları, acil ilaçları
olmayan kliniklerde can veriyorlardı.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Başka ülkede mi yaşıyorsunuz?
İDRİS
BALUKEN (Devamla) – Aynı ülkede yaşıyoruz, bununla ilgili bizim yazmış
olduğumuz raporları, meslek örgütlerinin yazmış olduğu raporları Tedavi
Hizmetlerinizden, Temel Sağlık Hizmetlerinizden alabilirsiniz, Diyarbakır
Sağlık Müdürlüğünden alabilirsiniz.
Bakınız,
bu yeni araştırma hastanelerinin açılmasıyla ilgili sürekli ortaya çıkarılan
bir tablo var, bununla ilgili en son örnek Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin
durumu. Daha teslim alınanı bir yıl olmayan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi
şu anda hizmet veremiyor, sadece acil bölümünde küçük müdahaleleri içerecek
şekilde şu anda hizmet veriyor. Dolayısıyla, sizin açmış olduğunuz yeni
hastanelerin hangi doğal afete ne kadar dayandığını da doğrusu çok merak
ediyoruz.
Burada
zamanımız kısıtlı olduğu için hızlıca geçmek istiyoruz, belki daha sonraki
dönemde yeniden bahsedeceğiz. Ben genel olarak şunu belirtmek istiyorum: Biz
herkese eşit nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz ve ana dilinde sağlık eğitiminin
kamusal bir görev olarak devlet tarafından yerine getirilmesi gerektiğini
düşünüyoruz. Sağlık çalışanlarının tümünün toplu sözleşmeli, grevli sendika
hakkına sahip olması gerektiğini düşünüyoruz.
Sağlık
politikalarının ve bununla ilgili Sağlık Bakanlığı uygulamalarının bu bahsetmiş
olduğumuz perspektiften son derece uzak olduğunu düşündüğümüz için bu bütçeye
ret oyu vereceğimizi belirtir, hepinize saygılarımı sunarım.
Teşekkürler.
(BDP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Baluken.
Barış
ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Altan Tan.
Buyurun
Sayın Tan. (BDP sıralarından alkışlar)
BDP
GRUBU ADINA ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Bugün
Kalkınma Bakanlığıyla ilgili bir konuşma yapacağım. Konuşmamı iki ana eksen
üzerinde yapmaya çalışacağım. Bunlardan birincisi GAP yani Güneydoğu Anadolu
Projesi’yle ilgili, ikincisi ise topyekûn, Kalkınma Bakanlığının bölgelerle
ilgili planları ve kalkınma politikasıyla ilgili konuşacağım.
Sevgili
arkadaşlar, isterseniz, belirttiğim gibi, GAP’tan konuşmaya başlayalım. Güneydoğu Anadolu Projesi, bu projeyi yıllarca siyasette kendine
bir ikbal vasıtası ve yolu olarak gören, yıllarca Başbakanlık yapan Süleyman
Demirel’in ifadesiyle, bölgenin makûs talihinin yenilmesi olarak ifade
edilmiştir ve yine bu ifadede şunlar söylenmiştir: Toplam yirmi iki baraj ve on
dokuz hidroelektrik santral 1 milyon 800 bin hektar alanı sulayacak yani
halkımızın anlayacağı dille, 18 milyon dönüm bir arazi sulanacak ve bunun
neticesinde meydana gelecek ekonomik neticeler sonucunda da 3 milyon 800 bin
kişiye iş imkânı sağlanacak. Bu 3 milyon 800 bin kişiye iş sağlanmasıyla
ilgili rakamlar devletin bu son otuz beş-kırk yılda yüzlerce, binlerce sefer
dile getirdiği rakamdır ve eğer doğru ise gerçekten mükemmel ve muhteşem bir
rakamdır çünkü şu an GAP bölgesine giren illerin mevcut nüfusları 7 milyon
civarındadır. 3 milyon 800 bin kişinin, ortalama 5 kişilik aile yapısı göz
önüne alındığında, bölgede en az 20 milyon bir nüfusu ekonomik yönden
rahatlatacağı, rahata kavuşturacağı öngörülmektedir. Bu gerçekten muhteşem bir
rakamdır çünkü 13 milyon insanın tekrar ilave olarak, mevcut nüfusa ilaveten
bölgede istihdamı manasına gelmektedir. Peki, neler olmuştur? Hakikaten bu iş
böyle midir, böyle mi cereyan etmiştir, bölgenin makûs talihinin yıkılması için
mi bir proje ortaya konulmuştur? Geliniz, isterseniz rakamlarla ve tarihî süreç
içerisinde bunlara bir göz atalım.
Yine,
rakamların cambazı olarak adlandırılan eski Başbakan sürekli rakam verirdi,
sürekli, sürekli rakam ve biz daha üniversite öğrencisiydik. Bir arkadaşımız da
latife olsun diye derdi ki: “Yahu, bu rakamları bilen var mı, anlayan var mı?
Söylüyor, zaten gerçek mi, yalan mı, doğru mu, bunu tetkik etme ve tahlil etme
imkânı da yok.” Ben sizi böyle rakamlara boğmayacağım, çok net, elle tutulur,
gözle görülür rakamlar vereceğim.
Birincisi:
Bu yapılan yatırımların ilk ana basamakta ekonomiye katkısı olarak iki ana
nokta var. Bunlardan birisi enerji üretimi yani elektrik üretimi, ikincisi ise
bu sulama kanalları vasıtasıyla bölgede iki ürün hatta üç ürün alabilmenin
yolunun açılması yani ilk iki ana nokta bu. Ben otuz bir yıllık inşaat
mühendisiyim. Rakamları, yatırımları, hidroelektrik santralleri, sulama
kanallarını, içme sularını, yolları, köprüleri çok iyi bildiğim kanaatindeyim.
Sevgili
arkadaşlar, ne hikmetse, bu geçtiğimiz otuz beş-kırk yıl müddetince ve son
dokuz yıldır, AK PARTİ İktidarı da dâhil olmak üzere bu enerji üreten
kanalların, enerji üreten baraj ve hidroelektrik santrallerin yaklaşık olarak
yüzde 84’ü-85’i tamamlanmıştır. Devlet bugüne kadar bu elektrik üretimi yapacak
işletmelere -dikkatinizi çekiyorum- 19 milyar dolar yatırım yapmıştır, yine
devletin kendi rakamlarıyla 21 milyar doların üzerinde elektrik tahsilatında
bulunmuştur yani elektrik üretimi için yapılan yatırımlardan fazlası tahsil
edilmiştir.
Peki,
sulama kanalları hangi noktadadır? Sulama kanallarına baktığımız vakit,
maalesef, şu an tarlaya su verme noktasında oran yüzde 15’ler, yüzde 16’lar
noktasındadır. Tekrar söylüyorum, burada rakamlara boğarak sizleri meşgul etmek
istemiyorum, vakıa budur.
Çıkıp
söylenmektedir “Efendim, bu barajlar 2013’te bütün sulama kanallarıyla
bitecektir, 2014’in sonunda bitecektir.” Şunu soruyoruz: Bu dokuz yıl boyunca
bu kanallar niçin bitmemiştir, bitirilememiştir? Bir soru daha soruyorum, çok
net soru, böyle, rakamlara boğmadan yine. Su kaç yıldır hazırdır? Halk
tabiriyle, Atatürk Barajı’nda, Kralkızı Barajı’nda,
Dicle Barajı’nda, bütün o bölgedeki barajlarda, irili ufaklı barajlarda kaç
yıldır su hazırdır yani tutulmuştur ve kaç yıldır bu barajlardan köylüye su
verilememektedir, yüzde 85’ine? Bana bunu söyleyin.
“Şunu
yaptık.”, “Bu kadar yatırım yaptık.”, “Bu sene bitiriyoruz.”, “Öbür sene
bitiyor.”, “Bizden önceki iktidarlar bu işi savsakladı.” lütfen demeyin,
lütfen. Dokuz yıldır iktidar devam ediyor ve şu an bu sular kaç yıldır
bekliyor? Tarlalara gitmek için kaç yıldır bekliyor?
Bu
mesleğin birinci sınıfında, inşaat mühendisliğinde bize şu öğretilir: Bu
barajlar yapılırken, hatta belki baraja başlamadan önce sulama kanallarının
inşaatına başlanır. Yıllardır bu su atıl bir vaziyette durmaktadır ve maalesef,
şu an, tekrar verdiğim rakamlar gibi çok az bir kısmı henüz toprakla
kavuşabilmiş durumdadır.
Burada
derin bir politikanın hâkim olduğu kanaatindeyiz çünkü Kürt meselesinin yıllar
içerisinde asimilasyonla çözülebileceğini düşünen çevreler önce bu barajlarla
bölgedeki köyleri boşaltmış, diğer siyasi ve ekonomik nedenler üst üste binince
Kürtlerin yarıdan fazlası ülkenin diğer bölgelerine göç etmek mecburiyetinde
kalmış ve şu an Kürtlerin yarıdan fazlası kendi anadillerini konuşamaz bir hâle
gelmiştir.
Derin
bir akıl, uğursuz bir akıl, derin ve uğursuz bir akıl, bu işi ne kadar
geciktirebilirsem geciktireyim, ne kadar bu süreç uzarsa uzasın demiştir ve
bölgeye şu anki 7 milyon nüfusa ilaveten 13 milyonluk bir nüfusun daha
gelmesini veya en azından bu nüfusun ülkenin diğer illerine göç etmemesini,
yirmi sene evvel, otuz sene evvel, on sene evvel istememiştir. Bunun
aksini iddia eden varsa gelsin, mühendis olarak, mimar olarak, elektrik
mühendisi olarak desin ki: “Ben barajları yaptım, 19 milyar yatırdım, 21 milyar
da elektrik aldım ama kanalları hâlâ daha yüzde 15, yüzde 16 seviyesinde
tuttum.” On beş senedir su tutulan barajlar var, tarlaya su gitmiyor. Niye
gitmiyor gelsin bunu izah etsin. Yine bu işlerin cambazı Başbakanın tabiriyle “Va mı bunun bi başka izah tazı?”
gelsin anlatsın.
Mevcut
iktidar da kendini bu politikalardan soyutlayamaz. Sevgili arkadaşlar, dokuz
yıl çok uzun bir süredir. Ben, ilgili bütün kurumlarla seçimden önce de
seçimden sonra milletvekili olarak da görüşüyorum, brifingler
alıyorum, yazılı bütün metinleri okuyorum ve bu metinlerden çıkardığım netice,
mevcut sulama kanallarının tam anlamıyla bitebilmesi için 12 milyar dolarlık
bir yatırıma ihtiyaç var. Bölgedeki bütün sulama kanalları en az yüzde 50
indirimle, kırımla gidiyor; 55’le, 60’la giden kanallar var. Mesela
Diyarbakır’daki sulama kanalları buna örnek olarak gösterilebilir, yüzde 60
tenzilatta gitti bunlar, yaklaşık 1 trilyonluk kanal yatırımı. Bu 12 milyarın
gerçek karşılığı yani devletin bütçesinden çıkacak karşılığı 5 milyardır ve bu
5 milyar sadece Karadeniz Otoyoluna harcanan bir rakamdır, devlet için bir
rakam değildir. Yani eğer bütçe, imkânlar, para, kredi gerekçe gösteriliyorsa
bu gerekçelerin de hiçbirisi maalesef doğru değildir. Gerçek rakam yani
devletin cebinden çıkacak… Sulama kanallarıyla ilgili söylüyorum, geri kalan
kısmıyla ilgili söylüyorum, öbür baraj ve yatırımları söylemiyorum, burada da
bir ayrıntı olsun çünkü polemik yapmak istemiyorum.
Sevgili
arkadaşlar, tüm bunları söyledikten sonra konuşmamın ikinci kısmında, ikinci on
dakikalık kısmında da Kalkınma Bakanlığının genel felsefesi ve çerçevesiyle
ilgili konuşmak istiyorum.
Sayın
Bakanımız bölgeden, Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek bölgeden ve yine Tarım
Bakanımız Sayın Mehdi Eker bölgeden. Bunlar, bölge için bir fırsattır yani
yatırımların doğru düzgün yapılabilmesi için, bizim birbirimize meramımızı
doğru olarak anlatabilmemiz için birer fırsattır ve bölgede, mesela, benim
görüştüğüm Karayolları Teşkilatı, Devlet Su İşleri Teşkilatı ve benzeri birkaç
teşkilat gerçekten ciddi çalışmalar yapmaktadır. Olumlu bir bakış açısına
sahiptir. Biz olumlu şeylere olumlu, olumsuz şeylere de olumsuz deme
durumundayız. Körü körüne bir eleştiri peşinde değiliz.
Bu
doğrultuda şunu soruyorum Sayın Bakanımıza: Topyekûn Karadeniz Bölgesi, Doğu
Anadolu, Konya Ovası Bölge Kalkınma İdaresi ve GAP dâhil olmak üzere genel,
Türkiye ile ilgili bir master kalkınma projeniz var
mıdır? Lütfen bunu açık ve seçik bir şekilde izah ediniz.
Cazibe
bölgeleri yaratılmasıyla ilgili bir proje geldi geçen dönem, bence doğru bir
projeydi ama hemen arkasından İstanbul’a ikinci bir boğaz projesi geldi. 13
milyon 222 bin nüfusu var İstanbul’un 2010 31 Aralık itibarıyla, adrese dayalı
nüfus kayıt sistemine göre. Bunu 20 milyona çıkarırsanız nasıl olacak? Cazibe
bölgeleri nerede? Sizin bugün Türkiye’nin, sanayisiyle, turizmiyle, ithalat ve
ihracatıyla, sınır ticaretiyle, eğitim ve sağlık politikalarıyla belirlediğiniz
cazibe merkezleri nerelerdir?
Yine
Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile ilgili ciddi bir etüt var mıdır? Soru soruyorum:
Diyarbakır’ı nasıl bir şehir olarak planlıyorsunuz? Mardin’i, Urfa’yı,
Batman’ı, Şırnak’ı nasıl planlıyorsunuz? Bir turizm şehri olarak mı? Sağlık
şehri olarak mı? Sanayi şehri olarak mı? Tarım veya hayvancılık şehri olarak
mı? Eğitim merkezi mi, sağlık merkezi mi, bunların biri, birkaçı veya tamamı
mı, hangisi? Bugün, bölgenin bütün illerinin bir Gaziantep olması mümkün değil.
Hatta
biz şunu söylüyoruz bazen, şok tesir yapsın diye, diyoruz ki: Gelin, bizdeki
bütün fabrikaları sökün, Diyarbakır’da
fabrika istemiyoruz. Peki, ne istiyorsunuz? Ben kendi vatandaşımın asgari
ücretle çalışmasını istemiyorum. Çok şeyler istiyoruz, söyleyeceğim, çok
dikkatli konuşuyorum.
1)
Turizm şehri olmasını istiyoruz.
2)
Tarım şehri olmasını istiyoruz. 4,5 milyon dönüm sulanabilir arazimiz var, 4,5
milyon dönüm.
3)
Hayvancılık şehri olmasını istiyoruz.
4)
Eğitim merkezi olmasını istiyoruz.
5)
Sağlık merkezi olmasını istiyoruz.
6)
Uluslararası bir havaalanıyla bir ulaşım merkezi olmasını istiyoruz.
Bütün
şehirlerin sanayi şehri, bütün şehirlerin turizm şehri olmasının imkânı yok.
Eğer siz bugün Bodrum’a sanayi götürürseniz Bodrum’u öldürürsünüz, Antalya’yı
öldürürsünüz. Bu konuda, Kalkınma Bakanlığının, bölgedeki iller, hatta
kasabalarla ilgili, doğru düzgün hazırlanmış, beş yıllık, on yıllık, yirmi
yıllık hedefler ortaya koyduğu etütler, projeler var mıdır? Ben görmedim varsa.
Diyarbakır’ın kuzeyi, Çüngüş, Çermik, Ergani, Dicle, Eğil, Hani, Lice, Kulp,
Kocaköy, Hazro, Silvan ekonomik olarak ölmüştür. Mardin’in dağlık kesimleri,
Midyat, Dargeçit, Ömerli, Mazıdağı, Derik, Savur; Şırnak’ın İdil, Uludere,
Beytüşşebap ekonomik olarak ölmüştür. Buralara sanayi de yapamazsınız, başka
bir şey de yapamazsınız. Fıstıkçılık, badem, üzüm,
bununla ilgili, bütün dağlar boş. Bugün, Siirt’te bir tarihte yapılan fıstıkçılık mükemmel neticeler vermiştir. Projeleriniz
nelerdir?
Diyarbakır’a
bir bölge havalimanı yapılacaktı, maalesef yine siyasi gayelerle Urfa’ya gitti.
Bugün, Urfa’ya günde beş uçak iniyor, Diyarbakır’a yirmi bir uçak iniyor;
inecek, imkânı yok, yurt dışı seferler yapılacak, imkân yok. Yeni bir sivil
havalimanı da devre dışına çıkarıldı. Şu an, yeni bir terminal binası yapılması
kararı alındı. Havalimanı yok. Bölgenin yine master
planında Diyarbakır’dan Mersin’e, İskenderun’a demir yolu hatlarınız nerede?
Diyarbakır Organize Bölgesinin doğal gazı yok, Diyarbakır’a bu 3’üncü yıldır
doğal gaz geldi. Yine organize bölgeden demir yolu bağlantısı yok. Peki, nasıl
ithalat olacak, nasıl ihracat olacak?
Bugün
en önemli yatırım kaynaklarımızdan birisi mermercilik. Diyarbakır ciddi bir
mermer merkezi oldu ama Diyarbakır’dan Mersin’e mermer blokları gidiyor,
Mersin’den Çin’e gemilerle gidiyor ve Çin bizden daha ucuza o mermerleri
satıyor. Diyarbakır-Mersin arasının navlunu, Mersin-Çin
arasının navlunundan daha fazla. Bunlarla ilgili bir rakam var mı? Somut
şeyler söylüyorum, çok somut.
Ankara
Büyükşehir Belediyesi 4 milyar dolar dış kredi kullanmış, 4 milyar dolar; toplam
kullandığı kredi, iç, dış borcu. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin henüz 80
milyon dolar değil, 50 misli fark var. Ankara Diyarbakır’ın 4 misli, kullandığı
imkânlar 50 misli. Bunları söylüyor musunuz?
Sevgili
arkadaşlar, dediğim gibi bizim mevzumuz bağcıyı dövmek değil. 3 tane
bakanımızın, bir de Urfa’dan Sayın Faruk Çelik’in Bakan olması, 4 bakanın
olması bir fırsattır. Gelin, bunları beraber konuşalım, değerlendirelim. Bütün
otobanlar bitti, Urfa-Habur otobanı henüz başlamadı. Kavga, gürültü, tartışma
bir buçuk sene evvel projesi ihaleye çıkarıldı -yani önce bir proje çizilecek,
ondan sonra ihalesi yapılacak- ve mevcut yola paralel bir etüt çıkarıldı, ipek
yola. Hemen yanında otoban standardında bir ipek yolu var yani
Urfa-Viranşehir-Kızıltepe-Nusaybin-Çizre bağlantısını
yapan, ona paralel bir etüt yapıldı. Bugün yine görüşeceğim nasip olursa, saat
beş buçukta, Karayolları Genel Müdürüyle. Aynı yola paralel bir etüdün anlamı
ne, mantığı ne? Diyarbakır’a 40 kilometre, Batman’a 40 kilometre, Siverek’e 30
kilometre bağlantılı alternatif projemiz var. Bölgedeki sayın bakanlara
ilettik, olumlu bakıyorlar, destekliyorlar; teşekkür ediyoruz. Dediğim gibi
olumlu şeylere teşekkür edeceğiz. Bunların da düzeltilmesi
lazım.
Sevgili
arkadaşlar, bir diğer konu da bölgedeki gümrük kapılarıdır; Suriye’yle, Irak’la
ilgili. Başıma gelen bir şeyi anlatayım size: Daha yeni, milletvekili
seçiminden birkaç ay evvel Irak’a gittim. Giderken bir saatte hududu geçtim.
Dönerken yirmi beş saatte girebiliyorsunuz. Bakın, kamyonla, tırla değil.
Burada Şırnak milletvekillerimiz de var, Mardin milletvekillerimiz de var,
hepimiz bölgenin insanıyız. Yirmi iki tane polis bankosu var, bir tanesi
çalışıyor, tek bir tanesi. Bazen tırlar bir haftada giriş çıkış yapamıyor.
Orada, dönerken bu duruma karşılık Türkiye tarafında köprünün başına kadar
geldim gece yarısı saat on ikide, dört saat köprünün başında bekledim, dört
saat, yürüyüp geçebilmek için, geçmene de izin vermiyorlar, dört saat. Başıma
geleni söylüyorum. Oradaki memurlara dedim ki: “Bunun muhatabı siz değilsiniz,
biliyorum. Peki, niye böyle yapıyorsunuz, yani kim bu entegrasyonu
engelliyor?” Ve şu an bizim Irak’la toplam dış ticaret hacmimiz 6 milyar dolar;
hızla artıyor, önümüzdeki beş yıl içerisinde 20 milyar dolara çıkması öngörülüyor.
Sevgili
arkadaşlar, lütfen, hiç olmazsa bir sefer bu kapılara gidin ve bunların
durumunu görün. Aynı şekilde, Ermenistan kapısıyla, Nahçıvan
kapısıyla, Gürcistan kapısıyla, Batum kapısıyla da ilgili eğer bu düzenlemeler
olmazsa Karadeniz Bölgesi’nin ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin de bir atılım
sağlaması, ilerlemesi mümkün değil.
Son
olarak, Bingöl’le ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bingöl havaalanı üç
yıldır revize ediliyor, bitirilme tarihi, maalesef bir türlü bitirilemiyor.
Yine…
AHMET
ARSLAN (Kars) – Çalışmaya izin vermiyorlar da onun için.
ALTAN
TAN (Devamla) – Havaalanının çalışmasıyla ilgili bir sorun yok efendim, tek tek
biliyorum.
AHMET
ARSLAN (Kars) – Var, var.
ALTAN
TAN (Diyarbakır) – Diğer karayolunda sorun oldu, yanlış biliyorsunuz,
karayolunda sorun oldu.
Sevgili
arkadaşlar, güvenliği sağlamak da devletin görevidir. Yani devlet kendi
hudutları dâhilinde “Bu yol yapılamıyor, ben güvenliğini sağlayamıyorum.”
diyorsa bu da bir acziyet ifadesidir.
AHMET
ARSLAN (Kars) – Güvenliği sağlıyor, iş yavaşlıyor.
ALTAN
TAN (Devamla) - Genç’te bir tabur var, tabur… Genç’te bir tabur var.
Bu
yolların da bir an evvel bitmesi lazım.
Hepinize
saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Tan.
Şanlıurfa
Milletvekili Sayın İbrahim Binici, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)
BDP
GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
bütçesi üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Saygıdeğer
milletvekilleri, AKP İktidarının seçim öncesi çıkardığı Yetki Yasası’na
dayanarak yaptığı otuz beş kanun hükmünde kararnamelerden biri olan 640 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığını kurmuşlardır.
Bu
kararnameyle, ne hikmetse dış ticaret alanında olan ve tüm işlemleri
gümrüklerde yapılan ihracat ve ithalat müdürlükleri ile serbest bölgeler
bakanlığı dışında tutulmuş, sanayinin alanında olan esnaf ve sanatkârlar
kooperatiflerinin yanı sıra iç ticaret tüketicisinin kurulması ve piyasa
denetimleri de dâhil edilerek garip bir bakanlık oluşturulmuştur.
Garabet
bununla da bitmemiş, AKP ustaları, 8 Haziran 2011 tarihli Bakanlığın kuruluş
kararnamesinden tam kırk gün sonra 17 Ağustos 2011 tarihli 649 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnameyle kuruluş kararnamesinde değişiklik yapmıştır. Yapılan bu
değişiklikle Bakanlığa alınacak memur ve sözleşmeli personel alımı, ÖSYM tarafından
yürütülen merkezî yerleştirme işlemlerinden çıkarılarak Bakanlığın tasarrufuna
bırakılmıştır. Buna göre, Bakanlık, personel ihtiyacını ilan edecek, KPSS
sınavından 70 ve üzeri puan alanlar başvuru yapabilecek ve sözlü sınav ile
personel alınacaktır. Ayrıca, değişiklik kararnamesiyle gümrüklerde çalışan 200
civarında başkontrolör, kontrolör ve stajyer
kontrolörler bir gecede müfettiş kadrolarına atanmışlardır. Anlaşılan o ki AKP
Hükûmeti “Ben yaptım, oldu.” anlayışıyla icraatlarına ve yandaşlarına ulufe
dağıtmaya ustalık döneminde de hız kesmeden devam edecektir.
Saygıdeğer
milletvekilleri, hatırlayanlarınız vardır, Sayın Erdoğan’ın imzasıyla 4 Ekim
2006 tarihli Resmî Gazete’de 2006/28 sayılı
Başbakanlık Genelgesi yayımlanmıştı. Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM)
Projesi’yle ilgili bu Genelge’de Türkiye’de kayıt
dışı ekonominin gayrisafi millî hasılanın yüzde 50’sinden fazla olduğu
tahminine yer verilmişti. Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu bu oranı
yüzde 30, bazı uluslararası kuruluşlar ise yüzde 34 olarak hesaplamıştır. Kayıt
dışı ekonomi, dâhilî ticari faaliyetlerde vergi kaçırmanın yanı sıra, gümrük
ihlalleri ve kaçakçılık suçları için olağanüstü bir zemin yaratmaktadır.
Kaçakçılık, ekonomi ve toplumu büyük zararlara uğratan, kayıt altında faaliyet
gösterenlere, kimi zaman da sağlığa ve çevreye büyük zararlar veren çok önemli
toplumsal ve ekonomik sorunlardır.
Saygıdeğer
milletvekilleri, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’de toplam
tutuklu ve hükümlü sayısı 59.429’dur. Adalet Bakanlığı tarafından 17 Kasım 2011
tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan açıklamaya göre bu sayı 31 Ekim
2011 tarihi itibarıyla 127.074 kişiye ulaşmıştır. AKP’nin iktidara geldiği 2002
yılında Türkiye nüfusu 66 milyondan biraz fazladır. 2011 yılında ise nüfusumuz
74 milyonu aşmış bulunmaktadır. AKP hükûmetleri döneminde nüfus artışı yüzde 13
civarında gerçekleşirken, tutuklu ve hükümlü toplamında artış ise yüzde 114
olmuştur. Buradan çıkarılacak sonuçlardan birisi de AKP hükûmetleri döneminde
suç işleme oranlarında ciddi artışların olması ve suç ekonomisinin katlanarak
büyümesidir.
Değerli
vekiller, geçtiğimiz temmuz ayında İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali
Müşavirler Odasının “Suç Ekonomisinin Türkiye Bilançosu” adlı araştırması
basına yansıdı. Bu araştırmaya göre suç ekonomisi asıl olarak doğrudan suçla
elde edilen kriminal sektör ve kaçakçılığa dayanan
illegal sektörden oluşuyor. İllegal sektörde kastedilen, yasalara aykırı olarak
yapılan üretim ve dağıtım faaliyetlerinin bir bütünüdür. Emniyet kaynakları,
uluslararası suç trafiği ve dünya suç ortalamaları resmî istatistiklerine göre
yakalanan miktarın en az 5 katı, çoğunlukla da 10 katı kaçakçılık olduğu kabul
edilmektedir. Bunun anlamı, kaçakçılığa konu olan maldan bir birim
yakalamışsanız, bu malın sekiz veya dokuz birimi piyasada sizden gizli olarak
çoktan el değiştirmiş demektir.
İstanbul
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının araştırmasında, bu oran en düşük
ortalama olarak kabul edilenin 5 kat üzerinde yapılmıştır. Raporda, suç
ekonomisinin 2010 yılında on gözde kalemlerinden bazıları yaklaşık ciroları şu
şekilde veriliyor: Uyuşturucu maddelerden 3 milyar 50 milyon, insan
kaçakçılığından 742 milyon 500 bin, kaçak sigaradan 652 milyon 500 bin, korsan
kitap ve DVD’den 451 milyon 605 bin, kaçak çaydan 205 milyon 740 bin.
Rapora
göre, uyuşturucu, insan ticareti, hırsızlık gibi klasik suç kalemlerinin yanı
sıra -buraya özellikle de dikkatinizi çekmek istiyorum- yüksek oranlı özel
tüketim vergisi ve gümrük vergileri yüzünden cazip hâle gelen içki, sigara, çay
gibi ürünler de yasa dışı ticaret pazarının beşte 1’ine kadar ulaşmıştır.
Tekrar ediyorum: Pazarın beşte 1’ine ulaşıyor. Bunun anlamı, her beş paket
sigaradan, her beş bardak çaydan, her beş şişe içkiden birisi kaçaktır.
Raporda,
özellikle kaçakçılığın, yüksek getirisi sayesinde giderek büyüyen bir faaliyet
alanına dönüştüğü de vurgulanır.
Saygıdeğer
milletvekilleri, AKP iktidarlarının uyguladığı ekonomi politikalarıyla bitme
noktasına getirdiği her sektörü âdeta altın tepside sunarak kaçakçıların ve
fırsatçıların eline bırakmış, ülkeyi kaçak cennetine çevirmiştir.
Hayvancılığı
bitirdiniz, et fiyatları tavan yaptı. Yediğimiz etin yarısı kaçak, Türkiye’yi
kaçak hayvan cennetine çevirdiniz. Şekerpancarı tarımını bitirdiniz,
fabrikaları sattınız, tüketilen şekerin üçte 1’i kaçak.
Tütün
tarımını bitirdiniz, Tekeli sattınız, vergileri bindirdikçe bindirdiniz. 5
paket sigaranın 1’i kaçak. Karadeniz Bölgesi’nde önemli geçim kaynağı olan çaya
2010 yılında 24 bin ton kaçak çay karıştırılıp çayın tadını da kaçırdınız.
Toplam
vergi gelirleri içindeki dolaylı vergi oranları şampiyonluğunu kimseye
kaptırmadınız, helal olsun size!
Türkiye'nin
en pahalı akaryakıtını satmaya devam ettiniz. Nakliyecilerimizi 10 numara yağa
mahkûm ettiniz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İBRAHİM
BİNİCİ (Devamla) - Kullandığınız her 5 litre akaryakıtın 1 litresi kaçak, 5
şişe içkiden 1’i kaçak, binlerce cep telefonu kaçak, zayıflama hapı kaçak. Bu
kaçak cennetinde milyarlarca lira vurgun yapanlar ellerini kollarını sallayarak
gezerken Irak, İran sınırında iki teneke akaryakıt için yargısız infaz edilen
gencecik bedenler içimi acıtıyor, AKP Hükûmetinin ve Parlamentonun bu
sessizliği zoruma gidiyor.
Hepinize
saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Binici.
Şahıslar
adına lehte ilk söz Diyarbakır Milletvekili Sayın Mehmet Süleyman Hamzaoğulları’na aittir.
Buyurun
Sayın Hamzaoğulları. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz
beş dakika.
MEHMET
SÜLEYMAN HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 2012 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısı’nın altıncı tur bütçesi
üzerinde lehte söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
2002
yılında AK PARTİ iktidara geldiğinde vatandaşlarımız sağlık konusunda çok büyük
mağduriyetler yaşıyorlardı. Acil hizmetlerdeki aksamalar, koruyucu
hizmetlerdeki yetersizlikler, bakımsız hastaneler, yaygın koğuş tipi odalar,
özellikle ülkenin doğu ve güneydoğusu başta olmak üzere yüksek hizmet açığı,
yaygın muayenehanecilik, tıbbi cihaz eksikliği, atama
ve nakillerdeki dengesiz dağılım, ilaç fiyatlarının yüksek olması, bütün bunlar
sistemin çok ciddi problemleriydi.
2003’ten
itibaren Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanmaya başlanmış, ilklerin
ve ilkelerin partisi olan AK PARTİ İktidarıyla vatandaşlarımızın acil
durumlarında imdadına yetişecek 112 acil servislerinde devrim niteliğinde
yeniliklere imza atılmış, personel sayısı, ambulans sayısı ve acil müdahale
istasyon sayısı arttırılmış, Türkiye genelinde hem kara hem de hava yoluyla
bütün köylerimize ücretsiz ambulans hizmeti verilmeye başlanmış,
vatandaşlarımıza yoğun bakım ve acil bakım gerektiren durumlarda özel
hastaneler dâhil tüm hastanelere hiçbir ücret ödemeden tedavi olma imkânı
sağlanmış, yeşil kartlı vatandaşlarımıza tüm sağlık hizmetleri ücretsiz hâle
getirilmiş, aile hekimliği sistemine geçilerek vatandaşlarımızın birinci
basamak sağlık hizmetlerini ücretsiz alması sağlanmıştır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılından önce doğu illerimizde binlerce
çocuk, araç, benzin ve personel yok diye kâğıt üzerinde aşı yapılmış
gösteriliyorken AK PARTİ İktidarında aşılama programımız dünyanın en gelişmiş
aşılama programlarından biri hâline getirilerek aşılama oranı yüzde 70’ten
yüzde 97’ye çıkarılmış, 11 antijenle dünyanın en iyi aşıları çocuklarımıza
ücretsiz olarak yapılmaktadır. Olumsuz hava koşullarında risk altında
olan anne adayları için Misafir Anne Projesi başlatılmış, doğum
hastanelerimizin yüzde 93’ü bebek dostu hastaneler olarak düzenlenmiş,
hastanelerde koğuş sisteminden banyosu tuvaleti içinde olan oda sistemine
geçilmiş, yatak sayısı arttırılmış, yatağa bağlı vatandaşlarımıza evde ücretsiz
sağlık hizmeti verilmesine başlanmıştır. 81 ilimizde 84 kanser tarama merkezi
açılarak ücretsiz kanser taraması yapılmasına başlanmıştır. Tütünlü mamuller
ile mücadele kapsamında “Dumansız Hava Sahası” kampanyasını başlatan dünyanın
6’ncı ülkesi olduk. Tam donanımlı yoğun bakım yatak sayısı 10 kattan fazla
arttırılarak, 869’dan, 8.100’e çıkartılmış, vatandaşlarımızın kuyruklarda
muayene sırası beklememesi için hekim hizmet odası sayısı 6.643’ten 21.273’e
çıkarılmış, vatandaşlarımıza en temel hasta haklarından biri olan hekim seçme
hakkı verilmiştir. 1 milyon 300 bin metrekare kapalı sağlık alanı dokuz yılda 4
kat arttırılarak 5 milyon 300 bin metrekareye ulaşmış ve bu yapılan çalışmalar
ile vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden memnuniyeti yüzde 39,5’lardan yüzde
73’e yükselmiştir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde sağlık hizmetlerindeki gelişmelerden
seçim bölgem olan sahabeler şehri Diyarbakır’da da 2002 yılında 147 olan uzman
hekim sayısı 459’a, 401 olan pratisyen hekim sayısı 614’e, 46 olan diş hekimi
sayısı 128’e, 3,7 milyon TL olan onarım harcamaları 174 milyon TL’ye, yatak
sayısı 1.150’den 2.313’e, nitelikli yatak sayısı 20’den 836’ya, 112 acil
istasyon sayısı 2’den 25’e, 112 ambulans sayısı 3’ten 57’ye, 112 ambulans ile
taşınan vaka sayısı 3.260’tan 69.809’a çıkartılmış; uçak ambulans ile 66
hastamız, helikopter ambulans ile 197 hastamızın nakli gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca,
ilimizde 2003 yılında devralınıp tamamlanan ve 2003 yılından sonra başlanıp
bitirilen 23 adet sağlık ocağı ve 8 adet hastane halkımızın hizmetine
sunulmuştur.
Bu
duygu ve düşüncelerle, 2012 Mali Yılı Merkezî Bütçe Kanunu Tasarısı’nın hayırlı
olmasını diler, emeği geçen herkese teşekkür ederken heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim sayın Hamzaoğulları.
Hükûmet
adına ilk söz, Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ’a ait.
Buyurun
Sayın Akdağ.
Süreniz
on yedi dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Hükûmetimizin
2012 bütçesiyle alakalı olarak Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimi
ifade etmeye çalışacağım.
Değerli
milletvekilleri, Türkiye önemli bir süreçten geçti son dokuz sene içerisinde.
Türkiye’de birçok şeyin tarihi değişti, kavramlar değişti, insana bakış
tarzımız değişti. Bu minval üzere Türkiye’de sağlığa bakış açımız da elbette
değişti.
Bütün
bu dokuz yıl boyunca Sağlıkta Dönüşüm Programı’na büyük destek veren bütün
milletvekillerimize teşekkür ederek konuşmama başlamak istiyorum. Sağlık
çalışanlarımıza da büyük bir teşekkür borcumuz var. Milletimizin ihtiyaç
duyduğu her yerde hizmete hazır olan fedakâr sağlık çalışanları, yaşadığımız
son Van depreminde de olağanüstü gayret ve başarılarıyla bir kez daha
insanımızın, vatandaşımızın gönlünü fethettiler. Yürüttüğümüz dönüşüm
programının gerçek kahramanının bu sağlık ailesi olduğunu bir kere de yüce
huzurunuzda tekrarlamak isterim.
Bu
büyük dönüşüm programının ruhunu ve gereklerini sağlık çalışanlarımız
içselleştirememiş olsalardı, biz bu büyük dönüşümü gerçekleştiremezdik. Bu
sebeple, bütün sağlık çalışanlarına, fedakârlıkla bu hizmet bayrağını taşıyan
sağlık yöneticilerine hem taşrada hem bakanlık merkezinde huzurunuzda
şükranlarımı sunuyorum.
Elbette
bu süreçte en büyük teşekkürü halkımız hak ediyor. Türk milleti kendisine
sunulan hizmeti büyük bir kadirşinaslıkla değerlendirdi, her seçimde arkamızda
durarak bize güç verdi. Bu sayede de bu büyük dönüşümü gerçekleştirmemiz mümkün
oldu.
Kuşkusuz
AK PARTİ hükûmetlerinden önce de özellikle Refik Saydam döneminde, Behçet Uz
döneminde, 60’tan sonraki dönemde sosyalizasyonla yapılan çok hayırlı işler var
ancak son çeyrek asırlık sağlık tarihimiz maalesef yapılmak istenen işler ve
yapılamayan işlerle doluydu biz iktidara geldiğimiz zaman. Dolayısıyla önemli
bir dönüşüm gerçekleştirmek gerekiyordu.
Peki,
biz bu dönüşümü nasıl gerçekleştirdik? Bir defa herkes için sağlık prensibini
esas alarak insanı burada meselenin özüne, odağına koymak suretiyle insan
odaklı ahlaki anlayışımızla, AK PARTİ’nin her hizmete
yansımış olan insan odaklı ahlaki anlayışıyla bu işleri bugüne kadar getirdik.
Tabii,
dokuz sene öncesine geri dönüp çok detaylı olarak nerelerdeydik, doğrusu
bunlara girmek istemiyorum çünkü vaktim sınırlı. Ancak
vatandaşlarımızın bir ambulansa hastasını koyabilmek için cebinden para vermek
zorunda kaldığı, köyünde ise onu bile bulamadığı, kızakla hastasını bir ilçeye
indirmek zorunda kaldığı günler, ülkenin kırsalına ambulans hizmetlerinin
verilmediği günler, bu ülkenin emekçilerine “Sen işçisin, şu hastaneye
giremezsin.”, bu ülkenin memuruna “Sen memursun, şu hastaneye gidemezsin.”
dendiği günler o günlerdi. Vatandaşın büyük bir kısmınca özel
hastaneler, serbest eczaneler sadece uzaktan bakabildikleri, hizmet almayı
hayal bile edemedikleri bir çile dönemini hatırlatıyordu. Doktorların yüzde
90’ının sistemden dolayı muayenehane çalıştırmak zorunda olduğu günlerdi onlar.
Eğer hastaysanız ya da bir hasta yakınıysanız hastanızı alacaksınız, sırtınıza
koyacaksınız, bir muayenehane merdivenlerinden eciş bücüş, üç kat, beş kat,
yedi kat yukarıya çıkaracaksınız, orada para ödeyeceksiniz; ancak böyle hizmet
alabilirdiniz. Başka türlü, önemli bir hastalık için, önemli bir ameliyat için
değerli milletvekilleri, bu ülkede hizmet almak mümkün müydü?
Bugün
performans sistemine karşı çıkanlar, bugün Tam Gün Yasası’na karşı çıkanlar bu
gerçekleri unutmuşa benziyorlar. Şunu tartışabiliriz, bu yüce Mecliste de bunu
tartışalım, başka ortamlarda da tartışalım: Evet, tam gün çalışma olsun,
devletin doktoru devletin hastanesinde çalışırken, devletin üniversite
hastanesinde çalışırken ayrıca muayenehanesi olmasın; bunda hemfikir olalım,
ondan sonraki kısmını tartışabiliriz. Performansı nasıl dağıtacağız? Nasıl
adaletli dağıtacağız? Ama bazı dostlar “Performans da olmasın, biz parayı
peşinen verelim, herkes dilediğince çalışırsa da çalışmazsa da o parayı
versin.” diyorsa biz bunda da yokuz açık söyleyeyim.
AHMET
İHSAN KALKAVAN (Samsun) – Hayır hayır, “Özlük hakları verilsin.” diyoruz.
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Kim diyor öyle Sayın Bakan?
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Çünkü değerli arkadaşlar, biz burada adaletli
bir performans sistemiyle hekimlerin ve sağlık çalışanlarının, sağlık
emekçilerinin haklarının kendilerine verildiği, vatandaşın da cebinden para
harcamak zorunda kalmadığı, mağdur olmadığı bir sistem oluşturduk. Elbette bu
sistemin eksik yönleri olabilir, elbette bu sistemin aksayan yönleri olabilir.
Ama değerli milletvekilleri, muhalefet sıralarında oturan değerli milletvekili
kardeşlerim unutmasınlar ki bu yeni sistem geçmiş dönemlerdeki zulüm döneminin
kaldırılmasıyla ortaya kondu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Artık bu zulüm
dönemi bir daha geriye de gelmeyecek, açık söyleyeyim. Bu zulüm döneminin bir
kere daha geriye dönmesi de değerli milletvekilleri, asla ve asla mümkün
görünmüyor.
Bakınız,
şimdi burada, koruyucu sağlık hizmetlerine yeteri kadar kaynak ayırmadığımızdan
ya da önem vermediğimizden bahsedildi. Değerli milletvekilleri, Sağlıkta
Dönüşüm Programı’nın belki de en ziyade iftihar edilecek yanı, koruyucu sağlık
hizmetlerine verdiğimiz önemdir.
Şimdi,
elimde rakamlar var. Göreve geldiğimizde 928 milyon Türk lirası koruyucu sağlık
hizmetlerine ayrılırken, 2011’de 6 milyar 425 milyon Türk lirası koruyucu
sağlık hizmetlerine para ayırmışız.
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Tedaviye ne kadar ayırdınız, ilaca ne kadar ayırdınız Sayın
Bakan?
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Dikkat ediniz, bunu reel olarak hesap ettiğiniz
zaman, değerli arkadaşlar, 2002’ye kıyasla reel olarak ifade ettiğimiz zaman 3
misli daha fazla para ayırmışız. Tabii ki ancak bu paraları ayırırsanız, biraz
önce söylediğim gibi, ahlaki anlamda odağına insanı koyduğunuz bir sistemde bu
paralarla birlikte personeli, organizasyonu, yeni düzenlemeleri yaparsanız
bugün ulaşılabilen sonuçlara ulaşabilirsiniz.
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Sisteme parayı koydunuz Sayın Bakan, insanı değil!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Değerli kardeşlerim, sistemde paranın olduğu
günler vardı, evet. Sistemde insanların para vermeden diyaliz hizmeti
alamadığı, sistemde insanların para vermeden organ nakli yaptıramadığı,
sistemde insanların acile götürdüğü hastasını yoğun bakıma yatırmak için para
vermeden hastasını hastanenin kapısından içeri sokamadığı günler vardı.
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Sizde mi öyle yaptınız hekimken?
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Ama bugün AK PARTİ İktidarıyla geldiğimiz nokta
şudur: Ben buradan, yüce Meclisin huzurunda değerli vatandaşlarımızı da bütçe
görüşmeleri sebebiyle bir kere daha bilgilendirmek istiyorum.
Değerli
vatandaşlarım, Türkiye'nin neresinde olursanız olun, metropol
kentlerde ya da başka bir yerde, acil bir hastanız olduğu zaman, yoğun bakımlık
bir hastanız olduğu zaman hastanızı hangi hastaneye götürürseniz götürün sizden
bir para talep edilmez, ister bir üniversite hastanesi ister kamuya ait, Sağlık
Bakanlığına ait olan bir hastane isterse özel sektöre ait bir hastane olsun.
Dikkat ediniz, burada özel sektörün bir mecburiyeti var, Türkiye’de özel sektör
olarak hastanecilik yapıyorsanız kapınıza gelen ya da
getirilen acil hastayı almak, bu hastaya hizmet vermek zorundasınız.
Şimdi,
bazı milletvekilleri birtakım beyanatlar veriyorlar kamuoyuna. Neyle alakalı? Alınan katkı paylarıyla alakalı.
Değerli
milletvekilleri, katkı payları diye bugün bir bardak suda fırtına koparılmaya
çalışılan rakamlar 10 liranın altında, 2 lira, 3 lira, 5 lira diye
tartıştığımız rakamlardır.
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Kaldırın o zaman, kaldırın gitsin, Sayın Bakan!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Bakın, 100 liradan, 500 liradan, 10 bin liradan
bahsetmiyoruz, insaf kardeşim ya, insaf! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Milyonlarca insandan alıyorsunuz bu parayı, kaldırın gitsin,
yiğitseniz kaldırın!
HASAN
HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Toplam ne kadar efendim, onu söyleyin!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Burada 112 Acil hizmetlerinin yetersizliğinden
bahsetme talihsizliğinde bile bulunuldu.
Değerli
milletvekilleri, 618 ambulansla aldığımız sistemde bugün 2.782 ambulans var.
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – İçinde doktor var mı, onu söyleyin Sayın Bakan!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – 350 bin kişi taşınmış görevi devraldığımızda,
yılda ambulanslarla 350 bin kişi taşınmış. Bu sene ambulanslarla 2 milyon 700
bin kişi taşımışız. Herhâlde bu 2 milyon 700 bin kişiyi doktorlar taşıdı, paramedikler taşıdı, acil tıp teknisyenleri ve onlarla
birlikte şoförlerimiz taşıdı.
Değerli
kardeşlerim, şundan bahsedildi: Performans daha çok hastaya bakmaya zorluyor.
Değerli
milletvekilleri, yaptığımız araştırmalar şunu gösteriyor: Performans sistemi
getirilmeden önce Türkiye’de bir hekimin hastasına ayırdığı ortalama zaman 4,5
dakikaydı, bu zaman şu anda 9 dakikaya çıkmış durumdadır. Hem muayene edilen
vatandaş sayısında 3 misli artış var, 2,5 misli artış var hem vatandaşa ayrılan
zamanda 2 misli artış var. Evet, biz biliyoruz, bu zamanlar da yetmez,
vatandaşa ayırdığımız bu zamanı da daha fazla artırmamız lazım, vatandaşa daha
fazla zaman ayırmamız lazım ama yine bundan yakınanlar, Türkiye’de yıllarca
doktor sayısının artırılmasına karşı çıktılar. Bu Meclis kürsüsü dokuz sene
içerisinde nelere şahit oldu. Dokuz sene içerisinde muhalefet partilerinden
buraya çıkıp ısrarla “Türkiye’de doktor sayısı yeterlidir. Neden tıp
fakültelerinde öğrenci sayısını artırmaya çalışıyorsunuz?” dediler.
MAHMUT
TANAL (İstanbul) – Kaliteli eğitimden bahsedildi. “Yeterli” diyen kimse olmadı
bugüne kadar, kaliteli tıp eğitiminin verilmesinden bahsedildi.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Hatta “Öğrenci sayısını azaltın.” diyenler bile
oldu.
Değerli
milletvekilleri, muhalefet kürsülerinden söz atan milletvekilleri seslerinin
millet tarafından oradan laf atıldığında duyulmadığını bilmiyorlar. Ama onlar,
o gür sesleriyle bütün seçim dönemlerde, 2002 seçimlerinde, 2007 seçimlerinde,
2011 seçimlerinde vatandaşın karşısına çıktılar, şikâyet ettiler, bizi
vatandaşa şikâyet ettiler, kendilerince, kendi bakış açılarından haklılıklarını
anlatmaya çalıştılar ama arkamızdaki halk desteği yüzde 34’ten yüzde 47’ye,
47’den 49’a, bugün anketlerde de yüzde 50’nin üstüne çıkmış durumda. İşte onun
için ben kadirşinas milletimize huzurunuzda bir kere daha şükranlarımı arz
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MAHMUT
TANAL (İstanbul) – Sayın Bakan, sayının üstünlüğü insanları hikmet sahibi
yapmaz!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, “Ayinesi
iştir kişinin, lafa bakılmaz!”
Türkiye
İstatistik Enstitüsünün yaptığı anketlerde Türkiye’de sağlıktan memnuniyet
oranı 2003 yılında yüzde 39,5 idi. Bu oran şimdi yüzde 73’e çıkmış durumda.
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Sağlık çalışanları ne diyor bu işe?
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Yüksek bir çıta. Biz bu çıtayı yüksekte tutmak
ve vatandaşımızın memnuniyetini daha da artırmak için önümüzdeki dönemde de,
yüce Meclisimizin takdir ettiği bütçeyle hayırlı hizmetlerimize AK PARTİ olarak
devam edeceğiz.
Saygıdeğer
milletvekilleri, bakınız, elimde, yanımda uluslararası kaynaklar var. Buraya
gazetelerle, 2 bin, 3 bin satan gazetelerle çıkan milletvekilleri oluyor bazen.
“British Medical Journal”
diye dünyanın en seçkin, en değerli tıp dergilerinden birindeki başlığı size
okuyorum: “Türkiye sağlık sistemi: Geri kalmışlıktan liderliğe” Evet, bunu AK
PARTİ olarak biz söylemiyoruz. Bakınız, OECD çalışması, 2008’de OECD’nin
yayınladığı bir rapor; bu rapor Türkiye’deki sağlık sisteminin bütün ülkelere
çok şey öğretebileceğinden ve Türkiye’deki mali durumun, sağlığın mali
durumunun mükemmel biçimde işlediğinden, vatandaşları koruyucu özelliğinden
bahsetmektedir. Buna benzer birçok uluslararası rapordan bahsedebiliriz.
Değerli
milletvekilleri, bugün insanlar acaba ceplerinden daha mı fazla para harcıyor?
Bakınız, ilaç ve tedavi masraflarını kendi ceplerinden karşılayanların oranı
2003 yılında yüzde 32 iken, 2010 yılında yüzde 11,7’ye düşmüştür.
ALİ
ÖZ (Mersin) – 21,8!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Değerli milletvekilleri,
1999 yılında… Burada bu kürsüden konuşurken kendi dönemlerini unutanlar var,
dört sene boyunca kamuda çalışıp, sağlık sektöründe çalışıp daha sonra o dönemi
belli rakamlarla bırakarak ayrılanlar var şimdi? Bu rakamlar insanın hatırına
getirildiğinde insanı utandırabilir.
AYTUN
ÇIRAY (İzmir) – Onların hesabını vermeye hazırız Sayın Bakan!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - Bakınız,
1999 yılında cepten yapılan sağlık harcamaları bütün yapılan sağlık
harcamalarının yüzde 29’unu oluşturuyor, tekrar ifade ediyorum. 1999 yılında
toplam sağlık harcamaları içinde cepten yapılanların oranı yüzde 29’unu
oluşturuyor. 2008 yılında -daha 2011’in sonuçları çıkmadı, orada daha da
azaldığını göreceğiz- yüzde 17’ye düşmüş durumda. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
İyi
saatte olsunlardan haber alanlara şimdi haber
veriyorum: Ankara’da bugüne kadar şebeke suyunda hiçbir kere arsenik seviyesi
normal değerler olarak kabul edilen 10 mikrogram/litre normal değerin üstüne
çıkmamıştır, değerler 1,8 ile 2,5 mikrogramın arasında değişmektedir. Evet bir dönemde İzmir’in suyunda önemli ölçüde arsenik
vardı, İzmir Belediyesinin yanlış politikaları sonucunda. Ancak Hükûmet olarak
İzmir’in suyuna verdiğimiz katkılarla bu problem de ortadan büyük ölçüde
kalkmış durumdadır.
Şimdi,
değerli milletvekilleri, zamanımız çok olmadığı için bir iki rakamla da
konuşmamı inşallah tamamlayacağım. Yıllardan 1998 -bu 1998’i neden zikrettiğimi
muhalefetten çok iyi bilen arkadaşlar var- Türkiye’de kayıtlı tifo vakası
30.264 -kayıt sistemlerinin de çok arızalı olduğunu biliyoruz o yıllarda, biz
kayıtın kendisini söyleyelim- yıl 2011, kayıtlı tifo vakası 26; sıtma vakası
1998’de 36.842, sıtma vakası 2011’de sıfır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bebek ölümleri 1998 yılında binde 43; 2011 yılında binde 9; anne ölümleri 1998
yılında yüz binde 70; 2011’de yüz binde 14,5.
Belki
siz kürsüde konuşurken cambazlık yapabilirsiniz, illüzyon
da yapabilirsiniz ama rakamlar gerçeği söyler, doğruyu söyler ve gerçek,
yüzünüze çarpılır, söylediklerinizden utanırsınız. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Değerli
milletvekilleri, ülkemizin sağlığına, insanımızın sağlığına hizmet etmeye
doymayacağız.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - AK PARTİ hükûmetleri olarak bizim en büyük…
Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN
– Yok öyle, yok.
HAYDAR
AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakanım, hiç yakışıyor mu “Cambaz” demek size?
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – AK PARTİ hükûmetleri olarak milletimiz bize dua
etsin, milletimiz bizim arkamızda dursun; bu bize yeter.
AHMET
YENİ (Samsun) – Size demedi ki niye rahatsız oldunuz?
HAYDAR
AKAR (Kocaeli) – Bana diyemez zaten, diyemez de; Bakana yakışmıyor “Cambaz”
lafı.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Bakan.
MEHMET
AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan, eleştirileri cevapladı ancak bir konu
eksik kaldı sanıyorum. Türkiye'nin sağlık sistemine ilişkin olarak British Medical Journal dergisinde
yayımlanan bir yazıdan söz etti. O yazıyı Enis Barış, Salih Mollahaliloğlu
ve Sabahattin Aydın yazmışlardır. Olabilir tabii ki onların gözüyle sağlık
sisteminde olumlu veriler olabilir ve o değerlendirilmiş olabilir ancak o
yazının yayınlanmasından sonra, aynı dergide Türkiye'nin sağlık sistemindeki
sorunlarla ilgili olarak daha önce yayınlanan yazıda gerçeğe aykırı olan
hususlarla ilgili olarak toplam 7 tane yazı yazılmıştır. Bunu da Genel Kurulun
dikkatine sunuyorum efendim.
BAŞKAN
– Teşekkür ederim.
AYTUN
ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Bakan şahsen beni cambazlıkla suçlayarak
sataşmada bulunmuştur.
AHMET
YENİ (Samsun) – Size söylemedi be!
OSMAN
ÇAKIR (Düzce) – İsim vermedi.
AYTUN
ÇIRAY (İzmir) – Söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN
– Siz de bir sataşmaya mahal vermeden, buyurun Sayın Çıray.
(CHP sıralarından alkışlar)
VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
(Devam)
2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
AYTUN
ÇIRAY (İzmir) – Sayın milletvekilleri, sağlık sistemi iyi olursa biz sizlerden
çok seviniriz çünkü ben hekimim, önce insan, sonra hekimim. Baştan da
söylemiştik, biz iyi olan şeylere “iyi”, kötü olanlara da “kötü” demek
zorundayız. Eğer hep sizin istediğiniz gibi konuşacaksak o zaman muhalefete
ihtiyaç yok demektir.
Bakınız,
Sayın Bakan performans sisteminden bahsetti, iyiliğinden bahsetti, performans
sisteminin gelmesiyle sezaryenlerde yüzde 45,5 artış olmuştur, ameliyatlarda
yüzde 81 artış olmuştur. Şimdi, ben buradan soruyorum: Bu yüzde 81 ve yüzde
45,5 vatandaşımız boşuna mı kesildi, yoksa eskiden ölüyorlar mıydı da kimsenin
haberi yoktu? Bu, performans sisteminin getirdiği bir sonuçtur.
Diğer
yandan, Türkiye’de acil servislere gidiş tüm sağlık tarihi boyunca hep
bedavaydı. Sadece özel sağlık hastaneleriyle ilgili bir genelge
yayımlamışlardır ama özel sağlık sektörünün nereden nereye geldiğini vermek
için bu Hükûmette, bir rakam vermek istiyorum: 2002’de 260 milyon lira geliri
olan özel sağlık hastanelerinin geliri bugün 3,5 milyar dolar civarındadır.
Değerli
arkadaşlar, bir başka konu var. Sayın Bakan suyla ilgili beni suçladı. Ben
sadece görevimi yerine getirmeye çalıştım çünkü daha önce bir sabıka var, su
değerleriyle ilgili doğru söylenmemiş sözler var. Bakınız, 11 Haziran 2008
tarihinde, ODTÜ Rektörü Profesör Doktor Ural Akbulut Ankara Büyükşehir
Belediyesinin, Kızılırmak suyu için “O rapor bize ait değil. Bizim
analizlerimize göre Kızılırmak’ta limitinin 2 katı oranında arsenik tehlikesi
var.” diyerek bir yalanlama yapmıştı. Dolayısıyla, ben halkın sağlığını korumak
için burada bir uyarıda ve çağrıda bulundum, yaptığım budur.
Değerli
arkadaşlar, bu performans sisteminin, dediğim gibi, savunulacak hiçbir tarafı
yoktur, Türk milletine çok pahalıya patlamıştır. Bugün, İngilizlerin yaptığı
araştırmalara göre yaklaşık 50 milyar dolar civarındadır Türkiye’deki toplam
sağlık harcamaları. Eğer bunlar yerli yerine harcanmış olsaydı bugün
Türkiye'nin dış borcu daha az olurdu.
220
milyon avroluk domuz gribi aşısı anlaşması yapıldı. Çıktık, dedik ki: “Bu aşı
da palavradır, bu hastalık da palavradır.” Sayın Başbakan da bu konuda, aşı
yaptırmayarak tavrını ortaya koydu. Ne oldu sonra? 60 milyon avroluk ithalattan
sonra ithalatı durdurdunuz. Nerede domuz gribi hastalığı? Nerede domuz gribi
aşısı? Bunları biz sormayacak mıyız?
Değerli
arkadaşlar, benim dönemimde hazırlanmış olan sağlık reformlarını okumuşlar ama
tam anlayamamışlar, öyle anlaşılıyor. Tersten başladılar, önce özel sektörü
kalkındırarak başladılar, şimdi de vatandaşın cebine elini attılar. Bizim
söylediğimiz bundan ibarettir.
Saygılarımı
sunuyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından akışlar)
IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87)
(Devam)
2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve
Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi
ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ( 1/278, 3/538) (S. Sayısı: 88) (Devam)
A) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)
1.-
Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
Sağlık Bakanlığı
2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1.-
Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1.-
Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
D) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)
1.-
Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI (Devam)
1.-
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI
(Devam)
1.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ
BAŞKANLIĞI (Devam)
1.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.-
GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA
İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE
KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)
1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge
Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)
1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)
1.-
Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
L) REKABET KURUMU (Devam)
1.- Rekabet Kurumu 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
– Hükûmet adına Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Buyurun
Sayın Yılmaz.
Süreniz
on yedi dakika.
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Bakanlığım ve bağlı kuruluşlarla ilgili bütçe görüşmeleri nedeniyle
huzurunuzdayım. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.
Öncelikle,
değerli milletvekillerimizin görüş, fikir, eleştiri ve önerilerine teşekkür
ediyorum. Çeşitli düşünceler ifade edildi, onları tabii ki not ettik, bir
kısmına katılmakla birlikte, bir kısmına katılmamakla birlikte buradan gerekli,
tabii, sonuçları çıkarmaya gayret edeceğiz. Gerek Plan ve Bütçe Komisyonundaki
gerek Meclisimizdeki bu tartışmalar bizler için son derece önemli, gelecekte
yapacağımız çalışmalar, belirleyeceğimiz öncelikler açısından da değerli
konuşmalar, tartışmalar. Bu bakımdan teşekkür ediyorum.
Eskiden
ismi Devlet Planlama Teşkilatı olan kurumumuz şu anda Kalkınma Bakanlığına
dönüştürülmüş durumda. Bununla ilgili çeşitli yorumlar yapıldı. O konularda
kısaca bir şeyler söylemek istiyorum. Öncelikle, Devlet Planlama Teşkilatımızın
bu ülkeye büyük hizmetler yaptığının altını çizmek isterim. Çok önemli
çalışmalar yapmış, önemli bir kurum kültürü, uzmanlık kültürü geliştirmiş, çok
çeşitli alanlarda ülkemize hizmet eden insanlar yetiştirmiş bir kurumumuz. Bu
vesileyle, bu kurumumuza ve bu tecrübe birikimine çok değer verdiğimizin altını
çizmek isterim.
Bir
genel düzenleme çerçevesinde, birçok kurum gibi Devlet Planlama Teşkilatımızda
da bir dönüşüm oldu. Bir anlamda, misyonu, adı hâline
geldi. Devlet Planlama Teşkilatının kurulduğundan beri misyonu
kalkınmadır. Planlama dediğimiz şey bir araçtır sonuçta. Asıl amaç,
vatandaşımızın refah düzeyini yükseltmek, ülkemizin kalkınmasını sağlamaktır.
Bu anlamda, misyonunu adı hâline getirdik diyebilirim.
Görevlerinde bir geriye gidiş söz konusu olmamıştır, tam aksine genişleme
olmuştur. Gerek merkez teşkilatında kurduğumuz ve önemli projeleri, 2023 vizyonumuz çerçevesinde gerçekleştire-ceğimiz
önemli projeleri izleyecek, değerlendirecek yeni bir genel müdürlük kurduk.
Diğer taraftan, Türkiye'nin kalkınma tecrübesini bölgedeki komşu ülkelerimiz
başta olmak üzere dünyayla paylaşacağımız, bu tecrübeyi daha da
derinleştireceğimiz bir Kalkınma Araştırmaları Merkezi oluşturduk.
EMİN
HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Bakan, adını değiştireceğinize orta vadeli
programı vaktinde yapsaydınız!
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – Taşradaysa DAP, KOP, DOKAP gibi yeni bölgesel
birimler, yapılar oluşturduk. Bunların da kurumsallaşmasını önümüzdeki dönemde
tamamlayacağız.
“Kalkınma”
dediğimiz kavramı da bu vesileyle tekrar tartışmak istiyorum. Geçmişte belki
daha çok büyüme, daha çok ekonomi anlaşıldı kalkınmadan. Bu
da elbette önemli. “Kalkınma” dediğimiz kavram tabii ki “ekonomi”
kavramıyla çok yakından ilişkili ancak kalkınmayı ekonomiden ibaret görmek son
derece yanlış ve dar bir anlayış olur.
“Kalkınma”
dediğimiz kavram sosyal boyutu görmek durumunda çünkü bütün bunları biz insan
için yapıyoruz, insan odaklı bir kalkınma anlayışıyla yapıyoruz. Kalkınma
çevreyi görmek durumunda. Sürdürülebilir bir kalkınma süreci oluşturmak durumundayız.
Kaynaklarımızı uzun vadeli planlamak durumundayız. Diğer taraftan, kalkınma,
giderek bugünkü dünyada demokrasiyi, hukuk devletini, temel hak ve hürriyetleri
de içeren bir kavram. Yani topyekûn vatandaşımızın ekonomik
olarak, sosyal olarak uygun bir çevrede, demokratik standartlarda yüksek bir
yaşam kalitesini yakalaması demek.
Biz
de kurum olarak işte bu kalkınma anlayışına, geniş kalkınma anlayışına hizmet
etmeye çalışıyoruz. Bunun için de yine bölgesel boyut giderek önem kazanıyor.
Geçmişte de bölgelerle ilgili, bölgesel politikayla ilgili çeşitli çalışmalar
yapılmış, çeşitli dokümanlar, fikirler, programlar üretilmiş fakat bu alanda
çok da başarılı olmadığımız ortada. Geçmiş elli yıllık, yüz yıllık bir süreç
içinde baktığımız zaman, maalesef, Türkiye bölgeler arası dengesizliklerini
yeterince azaltmış bir ülke görüntüsünde değil.
Bu
çerçevede, son yıllarda, son on yıl içinde aslında yeni bir bölgesel gelişme
politikasını da şekillendirdik. Bu politika iki tane temel kavrama oturuyor;
biri hakkaniyet, diğeri de rekabet. Bir taraftan bölgeler arası dengesizlikleri
azaltmak durumundayız, daha dengeli, daha adil, daha kabul edilebilir bir
düzeye getirmek durumundayız ama diğer taraftan, bölgesel politikayı bütün
bölgelerimizde, bütün yörelerimizde uygulamak durumundayız. Sadece geri kalmış
yörelerde değil, bütün bölgelerde uygulanması gereken bir politika. Özellikle
küresel rekabet ortamının bu ölçeklere ulaştığı bir ortamda, bırakın Türkiye’yi
veya başka birtakım ülkeleri, Avrupa Birliğinin de bugün en önem verdiği ve
tartıştığı konuların başında bölgesel politikalar geliyor. Bu elbette ki
tesadüf değil. Bir tek örnek söyleyeyim size “Yenilik” dediğimiz şey, işte “İnovasyon” diyoruz ya, yenilik, bunlar merkezde, sadece
Ankara’da, sadece bir iki ilde olabilecek şeyler değil. Yerele inmediğiniz
sürece, bölgelere inmediğiniz sürece, yerel aktörleri, üniversitesiyle,
sanayisiyle, sivil toplumuyla sürece dâhil etmediğiniz sürece gerçek anlamda
yenilik yapamazsınız, rekabet gücünü geliştiremezsiniz ve hakikaten bu küresel
ortamda ülkemizi hak ettiği yere taşıyamazsınız. Dolayısıyla, biz, yeni bir
bölgesel politika geliştirdik ve bunun için de yeni enstrümanlar,
yeni kurumsal yapılar oluşturduk.
Bakın,
bir çırpıda sayabileceğimiz şeyler, “KÖYDES” diye bir program, kırsal alana
dönük bir program. Bakanlığımız, bunun iller bazında dağılımını
gerçekleştiriyor, temel esaslarını ortaya koyuyor. Bu programla kırsal alanda
çok önemli bir dönüşüm sağladık. Diğer taraftan baktığınızda, kalkınma
ajanslarımız. İlk defa 26 tane bölge bazında, 81 ilimizi kapsar şekilde
bölgesel, yerel aktörleri işin içine sokabilecek yeni bir kurumsal yapı
oluşturduk ve kısa sürede kurumsallaştırdık. 26 bölgemizde de şu anda faal
durumda, 81 ilimizde de bunların yatırım destek ofisleri var. Bu kolay değil
öyle, nitelikli elemanlar, bunları alacaksınız, eğiteceksiniz, kurallarını
koyacaksınız. İşte binasından, tefrişatından, programlarına kadar çok kısa
sürede bunlar belli bir yere geldiler ve çalışmaya başladılar. Önümüzdeki
dönemde çok daha etkili bir şekilde bunları kullanacağız.
Bazı
vekillerimiz özellikle “Falanca ile nasıl bir rol biçiyorsunuz, filanca yöre ne
olsun?” gibi sorular sordular. İşte, biz artık diyoruz ki: Ankara olarak biz
genel vizyonu belirleyeceğiz, biz 2023’ü söyleyeceğiz,
temel 500 milyar dolar hedefimizi koyacağız, 25 bin dolar kişi başına gelir
diyeceğiz, ARGE’yi millî hasılanın yüzde 3’üne çıkaracağımızı söyleyeceğiz,
bunun makro politikalarını, çerçevesini ortaya koyacağız, temel ilkelerini
ortaya koyacağız ama her yöre de kendisini düşünecek, kendisinin mukayeseli
avantajı neyse o avantajları tespit edip yerel aktörleri de devreye sokarak
onları harekete geçirecek. Aksi takdirde 2023 vizyonuna
ulaşamayız. Bir taraftan yukarıdan aşağıya bir planlama, bir taraftan da
aşağıdan yukarıya bir planlamayla ikisini mezcederek, ikisinin de artısını
değerlendirerek işte bu hedeflerimize yürüyeceğiz. Dolayısıyla Diyarbakır
nerede uzmanlaşmalı, Mersin ne yapmalı, Edirne’nin mukayeseli avantajı nedir? Bunu Ankara’da bir iki kişinin oturup masa başında belirlememesi
lazım. Bunu işte Edirnelinin belirlemesi lazım, Diyarbakırlının, Mersinlinin
oturup tartışması lazım.
SIRRI
SAKIK (Muş) – İşte buna biz “Demokratik özerklik” diyoruz.
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) - Bizim üstünlüğümüz nedir? Bu da dinamik bir
süreçtir. Bir defa belirleyip ondan sonra bırakalım demekle de olmaz. Bu
dinamik bir süreçtir. Katılımcı platformlar oluşturursunuz, ilgili tüm
aktörleri sürece dahil edersiniz, sürekli bir tartışmayla, sürekli dünyayı,
ülkeyi ve kendi yörenizi değerlendirerek bu mukayeseli avantajlarınızdan
kendinize bir vizyon oluşturursunuz. Şu anda Kalkınma
Ajanslarımız yirmi altı bölge için bu vizyonların ilk
taslaklarını oluşturmuş durumdalar ama biz bunu yeterli görmüyoruz. Bunu sadece
bir ilk çalışma olarak görüyoruz. Ben, Kalkınma Ajansı genel sekreterlerimizi
birkaç ayda bir topluyorum. Buradaki amacım da şu: Birbirlerinden öğrensinler.
Bir yörenin yaptığı güzel bir şeyi bir başka yöre görsün. Ortak yapabilecekleri
işleri görsünler yani bizim işimiz bu network’ü idare
etmek. Tek tek ajanslar da kendi işlerini yapacaklar.
Burada da yine görüyoruz ki ajanslarımızın önümüzdeki dönem temel
önceliklerinden bir tanesi daha derinlemesine analizler yapmak olacak. İçinde
bulundukları yörenin ekonomik avantajlarını, üstünlüklerini saptayacaklar. Bir
milletvekilimiz söyledi, ben de katılıyorum; her şehrin sanayi şehri olması
gerekmiyor, her şehrin turizm şehri olması gerekmiyor, her şehrin tarım şehri
olması gerekmiyor. Tabii ki her şehirde bir miktar tarım, bir miktar turizm,
bir miktar sanayi olacaktır ama her şehrin bir alanda da uzmanlaşması lazım,
belli bir ölçek ekonomisi oluşturması lazım, küresel rekabette bunu
değerlendirmesi lazım diye düşünüyorum.
Yine
“cazibe merkezleri” dediğimiz yeni bir program oluşturduk. Bununla da belli
illerimize daha özel birtakım programlar uyguluyoruz.
“SUKAP”
dediğimiz, şehir altyapılarını geliştiren Su Kanalizasyon Altyapı Programı
oluşturduk. Bunları çoğaltabiliriz. İŞKUR’un meslek kurslarından Tarım Bakanlığımızın
kırsal kalkınma fonlarına kadar şu anda bölgesel politikamızın çok çeşitli
unsurları var.
Bu
sayededir ki bugün Türkiye’miz gerçekten çok önemli bir ivme yakalamış durumda.
Bir taraftan makroekonomik istikrarımız var, güçlü bir siyasi yönetimimiz var;
bütçe dengelerine, bütçe disiplinine uyan bir yönetim anlayışımız var; sağlam
bir bankacılık yapımız var ve bütün bunlarla topluma, piyasalara ve dünyaya
güven veriyoruz. Diğer taraftan, işte bu mikro düzeye inen yapısal
reformlarımız, yerel düzeye inen mekânsal politikalarımızla da bu makro
politikalarımızı bütünleştiriyoruz. Sadece makro istikrarla gitmiyoruz, aynı
zamanda mikro reformlarla, mikro çalışmalarla da bunu, dediğim gibi
tamamlıyoruz.
İşte,
bütün bu çalışmaların bir sonucudur ki bugün gerçekten çok güzel bir noktaya
gelmiş durumda ülkemiz, gıptayla bakılan bir noktaya gelmiş durumda. Bir
taraftan küresel bir kriz yaşıyoruz, dünya âdeta bir yangın yeri. Avrupa
Birliği geleceğini tartışıyor, euronun ne olacağını
tartışıyor, hepimiz takip ediyoruz. Diğer taraftan, bölgemizde siyasi
çalkantılar, birçok siyasi dönüşümler, değişimler yaşanıyor. Bütün bunlara
rağmen, bütün bu olumsuzluklara rağmen, bakın, bugün daha Türkiye İstatistik
Kurumumuz üçüncü çeyrek büyüme rakamımızı yayımladı: 8,2 bir büyüme sağladı
Türkiye, üçüncü çeyrekte. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu, Çin’den sonra
dünyada ikinci büyüme hızı yani en yüksek ikinci büyüme hızı üçüncü çeyrek
itibarıyla. Üç çeyreğe toplu olarak baktığınızda da
yine 9,6 gibi bir büyüme görüyoruz ilk dokuz ayda. Bu bize, orta vadeli
programımızda öngördüğümüz 7,5’lik büyümenin de üzerinde bir büyümeyle bu yılı
tamamlayabileceğimizi gösteriyor.
Burada
yine önemli bir unsur, bunu biz kamu harcamalarıyla değil, özel tüketim ve özel
yatırımlarla gerçekleştiriyoruz ve burada da gerçekten çok ciddi artışlar
sağlıyoruz.
Yine
çok olumlu bir durum cari açık biliyorsunuz. Dikkatle izlediğimiz, bizim de
orta vadeli olarak aşağıya çekmeyi hedeflediğimiz cari açık meselesi konusunda
da yine olumlu bir sürecin başlangıç işaretlerini görüyoruz bu üçüncü çeyrekte.
İhracattaki artış yüzde 10,8; ithalattaki artış yüzde 7,3 ve
dolayısıyla net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı bu dönemde 0,6 puan,
yani yedi çeyrekten sonra ilk defa bu çeyrekte, sekiz çeyrektir üst üste büyüme
sağlıyoruz ama ilk defa bu çeyrekte ihracatımızın büyümemize pozitif bir katkı
yaptığını görüyoruz. Bu da cari açık meselesi açısından önemli bir
sinyal diye düşünüyorum.
Yine,
ithalatımıza baktığınızda yatırım malı ithalatının yüzde 30’a yakın arttığını
görüyoruz, tüketim mallarında bu yüzde 15’ler seviyesinde. Yani daha çok
yatırım ağırlıklı bir süreç yaşıyoruz, bu da geleceğe dönük büyüme
perspektifimizi çok güçlendiren bir hadise. Geçen sene yüzde 33 civarında bir
artış olmuştu özel yatırımlarda, bu sene işte yüzde 25’i muhtemelen aşacak bir
yatırımımız olacak. Bunlar geleceğe dönük üretim kapasitesi demek. Dolayısıyla,
büyüme hızımız da yukarıya doğru gidiyor.
MEHMET
GÜNAL (Antalya) – Kamuda ne kadar Sayın Bakan? Yüzde 0,8; 2012…
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – İsterseniz buradan size hemen kamuyla ilgili
de bilgi vereyim: Bakın, kamu yatırımlarında -sabit sermaye yatırımları olarak
söylüyorum- 2011’de 57 milyar 111 milyon olmuş, millî gelirimizin yüzde 2,4’ü
yanlış hatırlamıyorsam. 2007 yılında bu 1,5’ti -bütçe kısmını söylüyorum- bu
2,4’e kadar çıktı, toplamsa 57 milyar; işçilikleri de dâhil ederseniz -“yatırım
işçiliği” dediğimiz bir kalem vardır- bu 60 milyar TL’yi aşıyor, dolar olarak
da bu 34 milyar dolara tekabül ediyor.
Geçmişe
baktığınızda…
EMİN
HALUK AYHAN (Denizli) – 2012’de ne kadar?
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – 2012’yi de söyleyeyim, 2012’de 60,7 milyara
çıkıyor toplam yatırımlarımız, işçilik hariç. Bu, reel olarak başlangıç
ödeneğine göre baktığınızda oldukça önemli bir artış var, başlangıç ödeneğine
göre. Gerçekleşmeye göre baktığınızda aşağı yukarı aynı seviyede.
EMİN
HALUK AYHAN (Denizli) – O zaman hesap kitap bilmiyorsunuz Sayın Bakan.
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – Sıfır virgüllü bir şey var ama başlangıcı
başlangıçla mukayese etmek gerekir -bunu da siz takdir edersiniz- gerçekleşmeyi
de gerçekleşmeyle mukayese etmek lazım.
Son
yıllarda tek seferlik, özellikle, elde ettiğimiz gelirleri biz, yatırımlara
tahsis ediyoruz. Önümüzdeki yıl da yine tek seferlik birtakım gelirlerimiz
olduğu zaman, bir seferliğine bir gelirimiz olduğu zaman yatırım da bir
seferlik bir harcama olduğu için yine yatırımlarımıza yıl içinde tahsisatları
yapmaya devam edeceğiz. Bunu da belirtmek isterim. Bu büyümeler yatırım olmadan
zaten sağlanmaz. Bu yatırımlar, bu büyümeler sonuçta...
Bu
arada, tabii, genel şeylerden bazı illerle ilgili, KOP’la,
DOKAP’la ilgili konulara çok ayrıntılı giremedim
yalnız o konularda da sayın vekillerimizin talebi olması hâlinde yazılı olarak
detaylı açıklamalar yapabiliriz. Süre maalesef kısıtlı, belki İç Tüzük’ü de bu anlamda biraz gözden geçirmek lazım. Bu kadar
yorum yapılıyor ama bizim cevap verecek süremiz maalesef çok kısıtlı.
Ben
kurum bütçelerimizin hem kurumlarımıza hem ülkemize hayırlı uğurlu olmasını
diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim.
Hükûmet
adına Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı.
Süreniz
on altı dakika.
Buyurun.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
GÜMRÜK
VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
2012 mali yılı bütçe kanunu kapsamında Bakanlığımın bütçesiyle alakalı yapılan
müzakereler vesilesiyle söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, buradaki konuşmalardan, gerçekten katkı verenler oldu ama
bizim yaptığımızı dokuz yıldan bu yana anlamayacak içerikte beyanlar da oldu.
Bir
defa özellikle şunun altını çizmek isterim: Türkiye dokuz yıldan bu yana her
alanda muazzam bir değişim ve dönüşümü yaşamaktadır. Bizim bu iş görme
usulümüzün temelinde devlet-birey ilişkilerine bakışımız yer almaktadır.
Gerçekten biz, devleti bireylerin oluşturduğu bir hizmet ünitesi olarak görüyor
ve algılıyoruz. Devletin hakları yok, devletin görevleri var, bireylerin
hakları var. Dolayısıyla bütün faaliyetlerimizin merkezinde insan var, insanın
huzuru, güvenliği, esenliği var. Bu perspektifle icraatımızı gerçekleştiriyor,
yolumuza devam ediyoruz.
Bakanlığım
Gümrük ve Ticaret Bakanlığının çalışmaları da bu kapsamda ve gerçekten
Türkiye'nin bütün ticari faaliyetleri açısından son derece önemli bir yeri
bulunan, kamu kurum ve kuruluşları içerisinde önemli bir yere sahip Gümrük ve
Ticaret Bakanlığı kara, deniz ve hava hudut kapılarında eşya ve insan trafiğini
gerçekleştiren önemli bir kuruluş. Türk tüccarının, sanayicisinin ülkemize
sağlayacağı katma değeri oransal olarak büyütmek, rekabet gücünü arttırmak için
gerçekten Gümrük ve Ticaret Bakanlığı son derece çağdaş teknolojileri devreye
sokmakta ve gümrükle alakalı bütün deneyimleri Avrupa Birliği anlaşmaları
kapsamında mevzuatımıza kazandırmakta ve uygulama süreçlerini seri bir şekilde
işletmektedir.
Bu
açıdan baktığımız zaman, gümrükler öncelikle eşyanın beklemeksizin gümrük
kapılarında çok seri şekilde maliyete yük getirmeden müşteriye erişimini
sağlamak, aynı şekilde gümrük kapılarında her türlü kaçağı önlemek, uyuşturucu,
esrar hatta insan tacirliğine kadar her türlü kaçağı da önlemek gümrüklerin
görevi. Bu anlamda da ortaya koyduğumuz verilere bakıldığında gerçekten
Bakanlığımızın önemli sonuçları elde ettiğini görmek ve sizlerle paylaşmak
mümkün.
Değerli
milletvekilleri, öncelikle Gümrük ve Ticaret Bakanlığında beşerî kaynak
eksiğimizi özellikle 2011 yılı içerisinde giderdik. Buradan, yüce Meclisten geçen
kanunlarla Bakanlığımızın kadro sorunu çözülmüş durumda. Bu sene 1.400
dolayında yeni eleman alma imkânımız oldu, inşallah, önümüzdeki iki yıl
içerisinde de 4-5 bin dolayında eleman istihdam etmek suretiyle, personel
açığımız açısından Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bir sorun yaşamayacak. Bunu
inşallah gerçekleştireceğiz.
Bunun
yanında, değerli milletvekilleri, mevzuatımızı her gün yeniliyoruz. 2009
yılında yüce Mecliste, burada, el birliği içerisinde 84 maddelik bir
değişikliği gerçekleştirdik, ama Avrupa Birliği’yle Gümrük Birliği Anlaşması
imzalayan tek ülke olan Türkiye, elbette ki Avrupa Birliği gümrük kodlarına
uyumu sağlamakta, bu, gümrük anlaşmasının gereği. Dolayısıyla, değişen gümrük
anlayışları, gümrük tarife pozisyonları çerçevesinde mevzuatımızda doğmuş
eksiklikleri de inşallah, sevk edeceğimiz tasarılarla Mecliste gidermeyi
sağlayacağız.
Değerli
milletvekilleri, gümrüklerle ilgili ve ticaretle alakalı yaptığımız
çalışmalardan sizlere örnek vermek istiyorum. İlk defa, Türkiye, Ortak Transit
Sözleşmesi’nin tarafı olmuştur ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler topraklarında
hareket edecek olan tır taşımacıları, tır karneleriyle, varış noktasından çıkış
noktasına kadar sadece karneyle hareket etmek üzere, başka bir işleme tabi
tutulmaksızın mal hareketini gerçekleştirme imkânına kavuşacak. Bu bir yenilik,
bu uygulamayla alakalı ikincil mevzuat düzenlemelerimizi sürdürüyoruz.
Gene
gümrüklerimizle alakalı antrepolarımızı lojistik merkez hâline getirdik.
Türkiye'de üretim yapacak tüccarımız, sanayicimiz, üretiminde kullanacağı bazı
hammaddeleri doğrudan doğruya yurtdışından antreposuna gümrüksüz olarak
getirmeyi sağlayacak, Türkiye’de kullanacağı hammaddeyle birlikte bu ürünü
mamul hâle getirip satışını yapma imkânına erişecektir. Bu projeyi biz
İhracatçılar Meclisiyle birlikte ortak proje olarak hayata geçirdik, uygulama
süreçleri devam ediyor.
Gümrüklerde
en önemli yeniliklerden bir tanesi, yetkilendirilmiş gümrük müşavirliğini
devreye koyduk ve gümrük antrepoları artık yetki verilmiş, güven kazanmış
gümrük müşavirleri tarafından denetlenmekte ve böylece personel tasarrufu
sağlamaktayız. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Elbette ki, biz
antrepoları gümrük müşavirlerine terk etmiş değiliz. Aynı zamanda, bu gümrük
müşavirlerinin yaptığı iş ve işlemler antrepo düzeyinde her yıl periyodik
olarak, şikâyet olması hâlinde de doğrudan doğruya kovuşturma ve incelemeleri
sürdürülmektedir.
Yine
gümrüklerle alakalı çok önemli vizyonumuzdan bir
tanesi, küresel dünya olarak nitelediğimiz bu dünyada ilişkilerin çok yoğunluk
arz ettiği ticari çerçevede İpek Yolu Gümrük İdareleri Projesi’ni 2008 yılında
devreye koyduk ve bunu, her yıl belli bir ülkede toplantıları yapmak, içeriğini
derinleştirmek suretiyle sürdürüyoruz. Bu seneki toplantıyı Gürcistan’da
gerçekleştirdik. Türkiye'nin hazırladığı Kervansaray Projesi olarak
nitelediğimiz proje, bu faaliyetin somut projesi hâline geldi. Çalışmalar bu çerçeve
sürüyor.
640
sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Gümrük ve Ticaret Konseyi oluşturuyoruz.
Artık ticaretle alakalı, gümrükle alakalı bütün paydaşlar bu konsey içerisinde
yer alacak, politikalar burada belirlenecek ve Hükûmet olarak icra aşamasına
koyacağız.
Yine
bir yenilik olarak, bu senenin başına kadar, hatta ortasına kadar Maliye
Bakanlığında Uzlaştırma Kurulu vardı, bütün vergi ihtilaflarında Maliye
Bakanlığı mükelleflerle birlikte masaya oturuyor, tartışıyor, bir çözüm
buluyor, ona göre yol haritasını belirliyordu. Gümrük idareleri vergi
toplamasına rağmen, bundan mahrumdu ve ilk defa, torba olarak nitelenen kanunla
uzlaşma müessesesini Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturduk.
Kapılarımızı
yeniliyoruz; bunların üzerinde durmayacağım…
Değerli
milletvekilleri, kaçakçılıkla son derece etkin bir mücadele sürdürüyoruz ve
kaçakçılık olaylarıyla ilişkin olarak, özellikle akaryakıt kaçakçılığı, çay
kaçakçılığı, tütün ve tütün mamulleri kaçakçılığı gibi alanlarda son derece
etkin yol haritası belirlenmiş, çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
MALİK
ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sigara kaçakçılığı her gün büyüyor Sayın Bakan.
Ankara’da, İstanbul’da kaçak sigara satılıyor; bu nasıl oluyor?
GÜMRÜK
VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Bu konularla alakalı oluşturulmuş
özel komisyonlar vardır. Bu komisyonların hazırladığı eylem planları icra
aşamasına konulmuş. Örneğin, akaryakıt kaçakçılığıyla alakalı 10 numaralı yağın
vergi oranlarını artırdık; o mücadele yöntemlerinden bir tanesi. Bununla ilgili
16 tane eylemimiz var. Bunları da gerek olması hâlinde ilgili arkadaşlara
gönderme imkânım olacak.
Keza
ilk defa, tütün ve çay kaçakçılığıyla mücadele etme kapsamında eğitilmiş
köpekleri devreye koyduk. 32 tane eğitilmiş köpeğimiz var. Bunlar uyuşturucuyla
mücadele ve ilk defa 6 adet köpeği tütün ve kaçak çayla mücadele etmek üzere
devreye koymuş bulunuyoruz.
Değerli
milletvekilleri, gümrük kapılarında özellikle bazı grupların oluşturduğu
güvenliği bozucu ve gümrüklü yer ve sahalarda hareket kabiliyetini azaltıcı
eylemlerin varlığını içinizde bilenleriniz var. 640 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’nin verdiği yetki kapsamında bu şekilde olayların yaşandığı gümrük
kapılarında acil müdahale timleri oluşturduk ve bu timler devrede. Bunlar işte,
Habur’da var, Gürbulak’ta var, Sarp’ta var. Bu timler, silahlı olan bu timler
gümrüklü yer ve sahalarda polisin yanında, jandarmanın yanında güvenliği
sağlamakla görevli bulunmaktadırlar.
Değerli
milletvekilleri, sizlere şimdi bazı özgün projelerimizden de söz etmek
istiyorum. Kâğıtsız gümrük işlemi hedeflerimizden bir tanesi.
Gümrüklerimizdeki bütün işlemleri, mükellefin, herhangi bir yazılı evrak
sunmadan, İnternet ortamında, elektronik ortamda beyanda bulunmak suretiyle
işlemlerini icra eder hâle gelmesi hedefimiz. Bununla ilgili pilot uygulamaları
başlattık ve bu uygulamayı “yetkilendirilmiş yükümlü” olarak nitelediğimiz yani
ticari erbaplar arasında güven sağlamış, güven duyulan kişiler nezdinde
uygulayacağız. Onlar açısından, bir anlamda, VİP uygulaması olacak ve bu
uygulama, inşallah 2012 yılı sonunda, bütün Türkiye’de, yetkilendirilmiş
yükümlüler açısından uygulanır hâle getireceğiz.
Hal
kayıt sistemi, biliyorsunuz, 1 Ocak 2012’de devreye girecek ve hal kayıt
sistemiyle Türkiye’de kayıt dışı milyonlarca ton meyve ve sebze kayıt altına
alınacak ve bu sistemin devreye girmesiyle hem üretici hem tüketici… Ve hem de
kayıt dışılık ortadan kalkacak. Dolayısıyla hal kayıt sisteminin 1 Ocak 2012
tarihinden itibaren devreye girmesiyle kayıt dışılık sona erecek, vergi
ödemeksizin seyreden Türkiye genelindeki meyve ve sebzenin vergiyle ilişiği
sağlanacak ve ürünlerle ilgili kimlik kodları oluşturulacak, ürün zayiatları da
asgariye indirilecektir.
Lisanslı
depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığını devreye koyduk. Bunun ilk uygulamasını
Polatlı’da gerçekleştirdik ve bu uygulamanın da geliştirilmesiyle gerçekten,
ürününü depolama imkânı bulunmayan müstahsilimiz ürününü depolama imkânına
kavuşacak ve ürününü depolama imkânı olmayan müstahsil, uygun olmayan
zamanlarda ürününü elden çıkartma gibi bir zorlukla karşılaşmayacak. Depoya
bıraktığı ürününe karşılık elinde kıymetli evrak niteliğinde taşıyacağı bir
belge olacak ve onu bankalara ibraz etmek suretiyle kredi kullanma imkânına
erişecek.
Yerinde
gümrükleme uygulamasını devreye sokacağız. Gene, yetkilendirilmiş yükümlüler iş
yerlerinde, depolarında, antrepolarında gümrük işlemlerini doğrudan doğruya
yapacaklar ve bunu aydan aya beyan edecekler ve bunun kontrolünü sağlamak üzere
beyannamelerine eklemeleri gerektiği evrakları kendi ofislerinde muhafaza
edecekler, kontrol edilmesi hâlinde bunu göstereceklerdir.
Diğer
bir yeniliğimiz değerli milletvekilleri: Biliyorsunuz 1 Temmuz 2012 tarihinde
Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girecek, bu, ticari hayatımızda son derece önemli
yenilikler getirmektedir. Bu Kanun’un tabii detaylarına burada girecek zamanım
yok ama bu Kanun’un uygulamasıyla alakalı olarak Merkezî Sicil Kayıt Sistemi
çalışmamız sürüyor. Nasıl ki gerçek kişilerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik
numarası varsa ticari faaliyette bulunan her gerçek kişinin ve tüzel kişinin de
bir ticari kayıt sistemi olacak, bütün iş ve işlemlerin bu “MERSİS” olarak
nitelediğimiz bu sistem üzerinden kontrolü mümkün olacak.
Bir
diğer önemli alan tüketici alanı. Sayın milletvekilleri, Türkiye’de 74
milyon insan kimi tacir kimi sanayici kimi serbest meslek erbabı ama 74
milyonun hepsi, hepimiz tüketiciyiz. Dolayısıyla Bakanlığımızın özellikle
tüketici haklarına ilişkin alanına daha fazla önem vereceğiz. “M-tüketici”
dediğimiz mobil cihazlarla tüketiciler haklarını nerede, nasıl arayacaklarını
öğrenme ve erişim imkânına kavuşacaklar.
Çok
önemli yeniliklerden veya projelerden bir tanesi de hedefimizde gümrüklerde tek
pencere sistemini devreye koymak. Gümrük kapılarında iş gören vatandaşlarımız
evraklarını, pasaport işlemlerini, kayıt işlemlerini, laboratuvar işlemlerini
çok değişik yerlerde dolaşarak değil, bir yerde, bir noktada, bir merkezde
-buna “tek pencere sistemi” diyoruz- yapacak hâle gelmek de hedeflerimizden bir
tanesi.
Burada
birtakım sorular yöneltti arkadaşlarımız, özellikle bir tanesi… Söz adamı
bağlar, biz öyleyiz. Biz, bakın, hiçbir zaman yapamayacağımız bir işin sözünü
vermedik, ama ne söylediysek onu yaptık.
ALTAN
TAN (Diyarbakır) – Habur’dan haberiniz var mı Sayın Bakan?
GÜMRÜK
VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Ne söylediysek onu yaptık.
Yapamayacağımız hiçbir…
ALTAN
TAN (Diyarbakır) – Habur’a gidin Sayın Bakan, Habur’a.
GÜMRÜK
VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Ve biz sözümüzün adamıyız; bunun
altını özellikle çizmek istiyorum.
Yine
burada, Habur’la ilgili kapıdaki sıkıntılardan söz ettiniz. Doğrudur, bazen
sıkıntı yaşanıyor; herhâlde siz o sıkıntının çok yoğun olduğu bir evreye rast
gelmişsiniz. Ama Habur’la ilgili verileri bugün itibarıyla değerlendirdiğimizde
Habur’daki bekleme süreleri Türkiye tarafında bir günü geçmemektedir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜMRÜK
VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bütçemizin
ulusumuza hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
ALTAN
TAN (Diyarbakır) – Birlikte gidelim Sayın Bakan, birlikte gidelim.
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Aleyhte
son söz, Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken’e
aittir.
Buyurun
Sayın Baluken.
Süreniz
beş dakika.
İDRİS
BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar heyetinizi
selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.
Şimdi,
sayın bakanlar tarafından teorik çerçevesi iyi çizilmiş ama pratik hayatta,
toplumsal hayatta çok fazla karşılığı olmayan konuşmalar yapıldı.
Özellikle
Kalkınma Bakanı arkadaşımıza, benim alanım değil ama hemşehrim
olduğu için, bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Burada uyguladığı teorik çerçeveyle
ilgili bazı yaklaşımları kendi seçim bölgesi olan Bingöl’e yönelik pratik bazı
adımlara dönüştürürse belki Bingöl ilinin 81 il arasındaki sondan 5’inci sırada
bulunan ekonomik gösterge değerlerini ve ideal yaşama kriterlerini
değiştirme fırsatı olacak.
Yine
Sağlık Bakanımız da anladığım kadarıyla bizim verdiğimiz somut örneklere çok
fazla inanmıyor. Ancak birlikte çalıştığı çok değerli, halkımızın da önemsediği
Bingöllü bürokratlar var. Ben de kendisine yine şehrimizden birkaç somut örnek
vermek istiyorum. İsterse o bürokrat arkadaşlarımızdan da bu bilgileri
doğrulatabilir. Bakın, dokuz yıllık AKP Hükûmeti döneminde Bingöl’de üç yüz
yataklı Bingöl Devlet Hastanesinin kapasitesine bir yatak bile eklenmemiştir.
Bingöllü hastalar, şu anda bu saat itibarıyla, civar illerde, Diyarbakır’da,
Malatya’da, Erzurum’da ve diğer, daha uzak olan, kilometrelerce ötede olan
illerde kendi dertlerine çare arayışları içerisindedirler ve bu insanların
çoğu, hasta ve hasta yakınlarının çoğu çok büyük maddi sıkıntılar içerisinde
olan insanlardır. Sadece Bingöl için bu geçerli değildir, bu bahsetmiş
olduğumuz durum, Muş için, Bitlis için, Hakkâri için de geçerli olan bir
durumdur. Bakın, Bingöl’le ilgili somut örnek; Bingöl’ün yedi ilçesi var, şu
anda bu yedi ilçeden dördünde hastaların yatarak tedavi göreceği hastane
yoktur. Kiğı, Yedisu, Yayladere, Adaklı’da, bu saat
itibarıyla yatması gereken bir hastalığı olan hasta, kış koşullarında yolların
açık olması için dua etmek dışında hiçbir imkâna sahip değildir.
Yine,
Bingöl’ün ilçesi olan Genç ilçesinde, üç yıldır elli yataklı bir hastaneyi
bitiremediniz ve Genç ilçesinde, depremden etkilenmiş hastanede hizmet vermeye
çalışan başhekimi bir yıl içerisinde üç defa siyasi baskılar nedeniyle
çalışamaz duruma getirdiniz. Böylesi gerçeklikler ülkenin her tarafı için
geçerli, somut olsun diye kendi seçim bölgemden veriyorum.
Sağlık
Bakanımızın buradan duyarlılık göstermesini istediğimiz bir başka konu var:
Özellikle bu cezaevlerinde hasta olan tutuklu ve hükümlülerin içerisinde bulunduğu
kötü sağlık koşullarıyla ilgili gerçekten tam bir trajedi yaşanıyor. Bununla
ilgili Adalet Bakanlığının sorumluluğu ne kadarsa Sağlık Bakanlığının da o
düzeyde olduğunu düşünüyoruz. Özellikle 2010 yılında hastalıktan dolayı
cezaevinde hayatını kaybeden tutuklu ve hükümlü sayısının 161 olduğunu
belirtmek istiyorum, 2011 yılında bugün itibarıyla bu sayı 30’dur. Hâlen 263
ağır hastalığı olan tutuklu ve hükümlü vardır ve bunların içerisinden 19
tutuklu gırtlak kanseri, akciğer kanseri, son dönem kemik kanseri, kan kanseri
hastalıklarıyla âdeta ölümü bekler bir durumdadır. Bu hastalar, gitmiş
oldukları hastanelerde kemoterapi ilaçları verildikten
sonra bağışıklık sistemi felce uğramış bir şekilde tekrar cezaevlerine geri
gönderiliyorlar. Normalde bu hastaların, kemoterapiyi
aldıktan sonra hastanelerde de normal hastaların yattığı hasta koğuşlarında,
hasta odalarında yatmamaları gerekir ama bu konuyla ilgili özellikle Sağlık
Bakanımızın ilgili kurumlara ve meslektaşlarımıza gerekli uyarıları yapmasını
istiyoruz. Bu konuyla ilgili adli tıpla, Adalet Bakanlığıyla koordineli, eş
güdümlü çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyoruz.
Yine,
cezaevinde sağlık hizmetleri konusunda çok ciddi yetersizlikler var. Bakın,
Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevinde doktor ya da sağlık çalışanı yok, Diyarbakır D
Tipi Kapalı Cezaevinde bir röntgen cihazı ya da bir laboratuvar testi bile yok.
Şu anda Diyarbakır’da ameliyat olması gereken bir tutuklunun Diyarbakır’da
yatacağı bir klinik yok hatta doktor muayenesi için bekleyebileceği bir bekleme
odası yok. Bu şekildeki koşulların mutlaka düzeltilmesi gerektiğini
düşünüyoruz.
Ayrıca,
bölgede adli tıpla ilgili çok önemli bir sıkıntı var, belki Bakanımız bu konuda
kendisi duyarlılık gösterip çözüme katkıda bulunabilir. Sadece Malatya’da işlevsel
olan bir adli tıp var, bu, -özellikle bölgede çatışmalı sürecin de getirdiği
yoğun cenazelerin olduğu bir dönemden geçiyoruz- çok ciddi, çok önemli ailelere
mağduriyetler getiriyor. Bunun Sayın Bakan tarafından duyarlılık gösterilmesi
gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.
Sağlık
Bakanlığından sadece hastalığın tanı…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İDRİS
BALUKEN (Devamla) - ve tedavisiyle ilgili organizasyonları yapmasını
beklemiyoruz, aynı zamanda bölgede yaşanan savaşın getirdiği posttravmatik stres sendromlarıyla ilgili bilimsel birtakım
rehabilitasyon programlarını da devreye koymak lazım.
Teşekkürler
ederim. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Teşekkür ederim.
Sayın
milletvekilleri, altıncı turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi,
soru-cevap işlemine geçiyoruz.
Sayın
Işık…
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın
Sağlık Bakanına soruyorum: Hâlen Kütahya ilinin dört ilçesinde devlet hastanesi
yok; Altıntaş ve Çavdarhisar ilçelerinde hastane var, uzman doktor yok. Bu
konuda Dumlupınarlı Mustafa Köse isimli bir
hastamızın Bakanlığınıza iletilmiş dilekçesi de olduğu söyleniyor. Devlet
hastaneleri ve sağlık personeli eksikliği konusunda Kütahya için ne yapmayı
düşünüyorsunuz? Bu sıkıntı ne zaman bitirilecek?
2012
yılında Sağlık Bakanlığına kaç biyolog atanması planlanmakta?
Sayın
Kalkınma Bakanına: Eski DPT’de bulunan makam odanız yapılırken binanın iki
taşıyıcı kolonunun kesildiği ve TOKİ tarafından yapılan Park Oran Sitesi’nden
Bakanlık adına bir konut alındığı iddiaları doğru mudur?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
– Sayın Dedeoğlu? Yok.
Sayın
Özdemir…
MALİK
ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sorum
Sayın Sağlık Bakanımıza: Sayın Bakan, Sivas bölge hastanesi iki defa ya da üç
defa en az ihaleye çıktığı hâlde bir türlü yapılamadı. En son yeniden ihale
edildiği söyleniyor. Bu hastane ne zaman yapılacak?
Cumhuriyet
Üniversitesi Hastanesi bir taraftan teknik eleman ve bir taraftan da cihaz
yokluğu nedeniyle kan kaybetmeye devam ediyor. Sivas’taki hemşehrilerimiz
ya Kayseri’ye ya Ankara-İstanbul’a gidiyorlar. Sayın Bakanım, Türkiye için
çizdiğiniz tozpembe tablonun tam tersi özellikle Sivas’ta Kangal, Divriği,
İmranlı ve Gemerek ilçelerindeki devlet hastanelerinde yeterince uzman doktor
yoktur. Kangal Devlet Hastanesinde kaloriferler zaman zaman yanmıyor. Yani
Türkiye üzerine çizdiğiniz bu tozpembe tablo Anadolu’yu yansıtmıyor ne yazık
ki. İlçe devlet hastanelerinin çoğunda yeterince eleman yoktur.
Yurt
dışından ithal hemşire getirmeyi düşünüyorsunuz. Türkiye’de yeterince hemşire
yok mu? Türkiye’deki hemşirelere güvenmediğiniz için mi ithal hemşire
planlamayı düşünüyorsunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
– Sayın Kaçar? Yok.
Sayın
Ören…
HASAN
ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, sorum Sağlık Bakanına: Hastanelerde hekim seçme
özgürlüğünün yüzde 97 seviyesine geldiğini söylüyorsunuz. Yüzden fazla
ilçemizde uzman doktor yok. O hastanelerde hasta hangi doktoru seçecek?
İki:
Sağlık hizmeti alanlardan alınan katkı paylarını kaldırmayı düşünüyor musunuz?
Üç:
Trafik kazası geçiren insanların hastane masraflarını Sosyal Güvenlik Kurumu
ödemiyor. “Trafik sigortaları ödesin.” deniyor. Bu durum trafik kazalarında
yaralananların tedavilerini güçleştirmektedir. Çünkü kaza raporları ve sigorta
şirketleri arasındaki uyuşmazlık sorun olarak vatandaşın karşısına çıkmaktadır.
Bu sorunun çözümü için bir çalışmanız var mıdır?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
– Sayın Fırat…
SALİH
FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İlk
sorum Kalkınma Bakanına: Adıyaman Bebek Sulama Pompaj İstasyonu Projesi’yle
ilgili çalışmalar ne aşamadadır? Ne zaman bitecektir? Tarlalar su ile ne zaman
buluşacaktır?
Yine,
Adıyaman Koçali ve Çamyurdu barajlarıyla ilgili
çalışmalar ne durumdadır? Barajlar ne zaman tamamlanacaktır?
Diğer
sorum Sağlık Bakanımıza. Kamu-özel ortaklığıyla yapılacak olan entegre sağlık kampüslerine devredilecek olan hastanelerin
binaları ve taşınmazları nasıl değerlendirilecektir?
Yine,
dikkatimi çeken başka bir şey var. Yıllara göre, kişi başı cepten yapılan
sağlık harcamaları nedense hep 1999’da alınmış ama diğer çalışmaların tamamında
2002 örnek alınır. 2002’de yüzde 19,8 iken 2008’de 18’dir yani ciddi bir fark
yoktur.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
– Sayın Erdem…
ENVER
ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Birinci
sorum Sayın Hayati Yazıcı Bakanımıza. Elâzığ ihracatını olumlu yönde
etkileyecek gümrük müdürlüğünü Elâzığ’da açacak mısınız?
İkinci
ve üçüm sorum Sağlık Bakanımıza. Yapımı sürdürülmekte olan Elâzığ Doğukent şehir hastanesi ihalesi sonuçlandı mı? İnşaata
başlanacak mı? Ne zaman başlanacak?
Üçüncü
sorum; Elâzığ Devlet Hastanesini Eğitim ve Araştırma Hastanesi yaptınız.
Atadığınız klinik şeflerinin tamamı istifa etti, 3 klinik şefi daha atadınız.
Bu kadroyu alıp istifa etmeyecek veya başka yerlere gitmeyecek birilerini atamayı
düşünüyor musunuz?
BAŞKAN
– Sayın Özkes…
İHSAN
ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı
zamanında domuz üretimi çoğaldı. Hatta domuz eti ihraç eden yandaşlarla ilgili
basında yer alan haberlere rastlıyoruz. O kadar ki memleket domuz istilasına uğramış
gibi, gün geçmiyor ki domuzlar insanımıza saldırıyor, öldürüyor veya yaralıyor.
AKP İktidarında Müslüman halka domuz eti yediriliyor. Nitekim,
bazı lokantalarda domuz eti yedirildiği tespit edilmiştir.
Sağlık
Bakanına soruyorum, son yıllarda domuzculuğun artması ve domuz eti
yenilmesinden dolayı sağlığı bozulan hasta sayısı kaçtır? Bu konuda hangi
önlemleri alıyorsunuz?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
– Sayın Özel…
ÖZGÜR
ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Eczaneler
bir ülkenin sağlık sisteminin kılcal damarlarıdır. Kimsenin ulaşamadığı yere
eczacı ulaşır, şifa taşır, deva taşır. Maalesef bugün bu kılcal damarlar
kurumaktadır. AKP’nin ilaç politikaları sonucunda 24 bin eczacı, eczanesine
ilaç alamaz hâle gelmiştir. İlaç sanayisi “Mutabakatımız yok.” diyerek AKP’nin
yönettiği devleti tanımamakta, yürütümünden sorumlu olduğunuz İlaç Fiyat
Kararnamesi’nin gereğini yapmamaktadır. Kendi sorumluluğunu yerine getirmeyen
sanayi eczacıları iflasa sürüklemektedir.
Maalesef,
binalarının sağlamlığıyla değil, göçük altından canlı çıkarmakla övünen bir
iktidarımız var. Politikalarınız sonucu 24 bin eczacı ve 100 bin çalışanı göçük
altındadır Sayın Bakanım. “Orada birisi var mı, sesimizi duyan birisi var mı?”
Göçük altında kalan eczacıları, o çok övündüğümüz ve başarılarını takdir
ettiğimiz UMKE ekiplerini görevlendirecek misiniz göçük altından çıkarmak için.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Sayın Eronat… Oya Hanım yok mu?
Sayın
Çandar…
TOLGA
ÇANDAR (Muğla) – Benim sorularım, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık
Bakanımızadır.
Kara
ambulanslarında çalışan doktorların sayısını azalttınız. Tüm kara
ambulanslarının yüzde kaçında doktor bulunmaktadır?
İkinci
sorum yine Sağlık Bakanımıza: “Aile hekimliği uzmanlığı uzaktan eğitimle
yapılacaktır.” diye kulağımıza bilgiler geliyor. Bu doğru mudur?
Son
sorum: Üniversite ve devlet hastanelerinin mali zorluklar altına sokulup daha
sonra özelleştirileceği doğru mudur?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
– Sayın Atıcı…
AYTUĞ
ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Benim
sorularım Sayın Sağlık Bakanına.
Sayın
Bakan, “Cepten harcamalar azaldı.” diyorsunuz ancak lütfen halkımızı
yanıltmayınız, doğru bilgiler veriniz. 2002’de cepten, halkımız 2,45 milyar
dolar para harcamıştır. 2007’de bu rakam 8,5 milyar dolara çıkmıştır, TÜİK
verisidir.
Ayrıca,
97’nci sayfadaki kendi tablonuza bakarsanız, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007’de
hep bu rakamların oransal olarak da arttığını görürsünüz.
Sorum
şudur: Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 1’inci maddesinde sayılan amaçlar
arasındaki “Tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini
sağlamak.” ibaresinden neden rahatsız oldunuz ve çıkardınız?
İki,
“Şiddete Sıfır Tolerans” adıyla bir program yürütüyorsunuz, teşekkür ederiz.
Ben de şiddete neden olan olayları araştırmak üzere bir önerge vermiştim,
samimiyet gösterip destekleyecek misiniz?
Üç,
halkın sağlığını ilgilendiren çok önemli konuları neden kanun hükmünde
kararname ile getiriyorsunuz? Muhalefetin görüşlerine ihtiyacınız yok mu?
Son
olarak da, bir ay kadar önce Sayın Faruk Çelik, 4 milyar TL… (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
– Sayın Erdoğan…
MEHMET
ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Sağlık Bakanına sormak istiyorum: AKP İktidarı
döneminde bir sürü hastane yapıldı. Şimdiye kadar yapılanlar ve bundan sonra
yapılacaklar arasında Muğla devlet hastanesini göremedik. En çok turist
ağırlayan ikinci il olarak Muğla’ya, hem Muğlalı hemşehrilerimize
hem de sezonda Muğla’ya gelen turistlere hizmet edebilecek nitelikte bir devlet
hastanesi yapmayı düşünüyor musunuz?
Gene,
biraz önce elimize gelen bir soru da, Erzurum’daki devlet hastanelerinin
tamamını Van ilinde depremde mağdur olan vatandaşlarımıza tahsis ettiğiniz
belirtilmekte. Ancak Kars’tan ve Erzurum’un çevresinden, diğer illerden
Erzurum’a gelen vatandaşların mağduriyetlerini gidermek konusunda herhangi bir
tedbir almayı düşünüyor musunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
– Sayın Bakanlar…
HAYDAR
AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, on beş saniye var.
BAŞKAN
– On beş saniye var da on beş saniyede…
HAYDAR
AKAR (Kocaeli) – Bir soru sorulabilir.
BAŞKAN
- Sayın Akar, buyurun.
On
beş saniyede kesiyorsunuz yalnız.
HAYDAR
AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, SSK emekli aylığının 814 TL, BAĞ-KUR emekli
aylığının 667 TL; memur emekli aylığı 976 TL, muhtaç aylığı 110 TL, yüzde 60
özürlüler için 219 TL…
Devam
edeyim mi Sayın Başkan?(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
– Ben size açtım, buyurun.
Evet,
Sayın Bakanlar, buyurun.
GÜMRÜK
VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bana yöneltilen bir tane soru vardı, Sayın Enver Erdem: “Elâzığ’da gümrük
müdürlüğü kurulacak mı?” Bakanlığımın yapılanmasıyla alakalı kararname, o
konuyu da içeren kararname bakanların imzasından geçmiş, Başbakanımıza arz
edilmiştir ve oradan da Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirine sunulacak. O
kararname kapsamında gümrük müdürlüğünü kuruyoruz Elâzığ’a.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
– Evet, sayın bakanlar, kim önce?
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Müsaade ederseniz ben…
BAŞKAN
– Buyurun Sayın Yılmaz.
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Öncelikle,
bir milletvekili, Sayın Işık, bu makamla ilgili şeyleri dile getirdi. Bu bir
makam odası değil, makam katı. Bakanlık olduktan sonra müşavir odalarıyla,
toplantı odasıyla, bir makam katıyla ilgili bir çalışma. Burada çeşitli
iddiaları ben de duydum, duyar duymaz da gereğini yaptım. Birincisi, bu deprem
açısından yapılan işin bir zararı olup olmadığını incelemek üzere Bayındırlığa
yazı yazdım ve incelemeler yapılıyor. Gereği neyse yapacağım.
İkincisi
de, diğer bazı iddialar konusunda da yine Başbakanlık Teftiş Kuruluna resmî
olarak müracaatta bulundum. Teftişin sonucu neyse, gereğini yapmakta en ufak
bir tereddüdüm olmayacaktır.
Müsteşarın
lojmanı… Bu tür konuları ben doğrusu tartışmayı çok abes görüyorum, siyaset
olarak da ama kendi adıma söyleyeyim…
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Bu bir iddia yani. Doğruysa doğrudur, doğru değilse değildir.
KALKINMA
BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – …hiçbir şekilde bir lojman almış değilim, bir
lojmanda da oturuyor değilim bir bakan olarak. Bunu çok net bir şekilde
söylüyorum ama diğer birçok kurum gibi DPT Müsteşarının da lojmanı vardır. Yeni
bir lojman alınmıştır. Bu da, devlete alınmıştır, devletimizin mal varlığına
girmiştir. Değişik müsteşarlarımız da kullanacaktır bunu.
Adıyaman’la
ilgili konuya da yazılı cevap vereyim müsaade ederseniz.
Çok
teşekkür ediyorum.
BAŞKAN
– Buyurun Sayın Bakan.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sayın
Işık’ın Kütahya’yla ilgili sorusunda dört ilçede hastane olmadığından bahsetti
Değerli Milletvekilimiz. Şimdi, bu ilçelerin bu kısa süre içerisinde ben
nüfuslarını ve en yakın hastanelere uzaklıklarına baktırdım. Aslanpaşa’nın toplam ilçe nüfusu 11 bindir…
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Aslanapa…
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Özür dilerim. Aslanapa’nın 11 bin, merkez nüfusu
1.500. Şaphane’nin 7.500 nüfusu var, Pazarlar’ın
5.958 nüfusu var, Dumlupınar’ın da 3 bin nüfusu var ve Dumlupınar dışındaki
diğer ilçelerimiz yakın bir merkeze, yakınlarındaki bir hastaneye uzaklıkları
20, 30, 38 kilometre… Dolayısıyla ülke kaynaklarını doğru harcamak açısından,
hele ülkemizde bu kadar uzman hekimin eksik olduğu yerlerde, bu ilçelerde
hizmeti aile hekimliğiyle ve acil hizmetleri yürütmek daha doğru gözüküyor
doğrusu.
Sayın
Özdemir’in Sivas’taki bölge hastanesiyle ilgili…
ALİM
IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, doktor yok, 120 kilometre gitmek zorunda. Yolda
ölüyor vatandaş. Etmeyin Allah aşkına!
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli milletvekilleri, bu uzman konusundaki
talepler o kadar doğru talepler ki. Sanki biz uzmanların bir kısmını ülkenin
belli bir yerine gönderiyoruz, öbür yerine göndermiyormuşuz gibi bir düşünce hasıl olmasın.
MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – İhtiyaç ifade ediyor Sayın Bakan. Dikkate almanız için.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bir ihtiyaç var ve biz de elimizdeki mevcut
uzmanları bu ihtiyaçlar çerçevesinde ülkenin çeşitli yerlerine dağıtıyoruz.
Dolayısıyla eksiklikler Kütahya’da da olabiliyor, başka yerlerde de olabiliyor
çünkü hakikaten ülkede doktor sayısı az. Şükürler olsun ki son yıllarda doktor
sayısını artırıcı önlemleri almaya başladık, daha doğrusu bu görev kendisinin
olan Yükseköğretim Kurumu, üniversiteler bu hususta hassasiyet göstermeye
başladılar. İnşallah doktor sayımız arttıkça bu ilçelerimize de uzman doktor
verebileceğiz.
Sivas’ta
bir hastane yapıyoruz biliyorsunuz bütün bölgeye hitap edecek. Bunun
ihalelerinde normal hukuki sebeplerden dolayı, TOKİ’nin yaptığı ihalelerde
iptaller oldu. Doğrudur. Biz de takip ediyoruz. En kısa zamanda bu ihalenin
başarılması ve Sivas’a, bölgeye bu hastanenin kazandırılması için gayret
göstereceğiz.
Sayın
Özdemir, bununla birlikte bir de “Türkiye’de hemşire yok mu ki dışarıdan
hemşire getirtmek istiyorsunuz?” dedi. Evet, Türkiye’de şu anda Avrupa
ortalamasıyla kıyasladığımızda, nüfusla Avrupa nüfusu, Türkiye nüfusu olarak
kıyasladığımızda yoğunluk olarak Avrupa’nın dörtte 1’i kadar hemşire var
maalesef. Yanlış işitmediniz.
MALİK
ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Hemşire okulları niye kapatıldı Sayın Bakan?
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Dolayısıyla bir taraftan kendi hemşire sayımızı
artırmak üzere görevi devraldığımızda meslek liselerine ve üniversitelere
alınan öğrenci sayısı 6 binlerdeyken bunu 20 binlere yaklaştırdık, öte yandan
da elbette Türkiye'ye başka ülkelerden gelecek, denkliğini almış, Türkçe bilen
hemşirelerden, doktorlardan da yararlanmanın önünü açmak gerekiyordu, onun da
önünü açtık. Yani Türkiye'de hemşire var da bunların
istihdam edilmediği gibi bir durum kesinlikle yok.
MALİK
ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Peki, Sayın Bakanım, bu kadar işsizlik var bu
memlekette, niye hemşire okulları açılmıyor, yurt içinden kendi insanlarımıza
bu fırsat verilmiyor?
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Hatta özel sektör ve üniversiteler ısrarla biz
hemşire istihdamı için kadro açtığımızda “Bizim hemşirelerimiz Sağlık
Bakanlığına geliyor, dolayısıyla biz hizmet veremez hâle geliyoruz.” diye de şikâyetleniyorlar.
Yüzden
fazla ilçede uzman olmadığı söylendi. Doğru, işte bu ilçeler biraz önce ifade
ettiğim gibi küçük ilçelerdir. Türkiye'de artık, doktor dağılımında
olabildiğince hakkaniyetli bir biçimde vatandaşlarımıza hizmet götürmeye
çalışıyoruz.
Bu
trafik kazalarıyla ilgili bir problem vardı Sayın Milletvekilimizin söylediği
gibi. Bu hususta uygulama değiştirildi Sayın Milletvekilim, şimdi Sosyal
Güvenlik Kurumu bunları doğrudan ödemeye başladı.
Kamu-özel
ortaklığında yeni bir bina yapıp ya da yeni bir kampüs yaptığımız zaman
hastaneyi oraya taşıyacak olduğumuzda mevcut hastanelerin bulunduğu yerlerden
ihtiyacımız olan alanları yine sağlık alanı olarak kullanacağız. İhtiyacımız
olmayan alanları da yine ülkenin başka bir hizmeti için kullanıyoruz. Bazen
TOKİ’ye devrediyoruz bunları, bazen o şehirdeki başka bir kamu hizmetine
veriyoruz, yeri geldiğinde de yeni kampüs alanlarının oluşturulmasının
finansmanında kullanılacak buralar. Tabii, son derece normal
karşılamak lazım bu davranış tarzımızı.
Elâzığ’daki
doğu kent şehir hastanesinin ihale hazırlıkları belli bir aşamaya geldi, süreç
devam ediyor. Bunu 2012 yılında inşallah inşaya başlayacağız.
Evet,
Anadolu’ya oluşturmaya çalıştığımız eğitim hastanelerine klinik şefi götürmekte
gerçekten zorlanıyoruz. İşte, zaman zaman yaptığımız kanunlar, devlet hizmeti
yükümlülüğü vesaire gibi kanunların sebebi değerli milletvekilleri, biraz da
bu. Hakikaten bu, Türkiye'deki sayı kısıtlılığı taşrayı, büyük
şehirler, metropoller dışındaki hastaneleri, eğitim hastanelerini
güçlendirmekte biraz bize zorluk çıkarıyor ama buraları canlandırmak için
elimizden gelen gayreti göstereceğiz.
Sayın
Özel eczacılarımızdan bahsetti. Sayın Özel’le milletvekilliğinden önce çok
çalıştık, çok uzun zaman mesai sarf ettik. Kendisi de
bilmektedir ki her sefer olduğu gibi bu sefer de Hükûmetimizle, Hükûmetimizin
çeşitli bakanlıklarıyla, sektör ve bu arada eczacılar arasındaki görüşmeler
mutlaka olumlu sonuçlanacak, bir orta yolu bulacağız, hem vatandaşımız ilaç
almaya, ilaca kavuşmaya devam edecek hem de eczacılarımız vatandaşlarımıza,
ülkemize hizmet etme imkânını mali açıdan da inşallah bulacaklar. Yani
evet, bugünlerde bazı sorunlar var ama bunu görüşmelerle aşacağımıza ben
inanıyorum.
Ambulanslardaki
doktor sayısıyla ilgili bir soru vardı. 2002’de ambulanslarımızdaki doktor
sayısı 1.477’ydi, toplam doktor sayısı, 2011’de bu sayıyı 2.043’e çıkarmış
durumdayız. Toplam personel olarak da 2002’de 919 personelle hizmet ettiğimiz
ambulans sisteminde bugün 10.767 personel var, yanlış işitmediniz.
Bu
soru belki şunun için soruluyor: Her ambulansta acaba doktor olması gerekir mi?
Hele doktor sayısının bu kadar kısıtlı olduğu bir ülkede bunun cevabı hayırdır.
Hem Amerika Birleşik Devletleri’nde hem Kıta Avrupa’sında ambulanslar,
genellikle “paramedik” dediğimiz yetişmiş personeller
tarafından hizmete sunulur, yani oralarda onlar vatandaşa müdahale ederler. Biz
de paramediklerle, acil tıp teknisyenleriyle ve imkân
olduğu kadar da doktorlarımızla bu hizmeti vermeye bundan sonra da devam
edeceğiz.
Bu
cepten harcamalar konusu şöyle: Bir yanlış anlama var anladığım kadarıyla.
Sayın milletvekillerimiz daha önce de bunu ifade ettiler konuşmalar sırasında
da. Kamu dışı sağlık harcamalarının hepsi cepten harcama değildir sayın
milletvekilleri. Özel sektörün yatırımları da var bunun içinde. Dolayısıyla,
önemli olan, kişi başına yapılan cepten harcamayı geçmişle kıyaslamaktır. Yoksa, kamu dışı yapılan sağlık harcamalarının hepsi
vatandaş tarafından yapılıyormuş gibi istatistikleri alıp burada zikredersek
yanlışlık yapmış oluruz. Muhtemelen bundan dolayı bir yanlışlık oluyor.
BAŞKAN
– Süremiz doldu.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bitiriyorum efendim.
Bu
kanun hükmünde kararnameler, malum, anayasal bir hukuk olarak yerine
getiriliyor. Yani yarın Anayasa değiştirilirse biz de kanun hükmünde kararname
yapmayız. Geçmişte yapıldığı gibi bugün de kanun hükmünde kararnamelerle yine
yasalar yapılabilmektedir.
MEHMET
ŞANDIR (Mersin) – Buraya getirin o zaman.
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Müsaade ederseniz, vaktim kalmadığı için diğer
soruları da yazılı olarak cevaplayayım.
Yüce
heyetinize teşekkür ederim.
BAŞKAN
– Teşekkür ederim Sayın Bakan.
VAHAP
SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, 60’a göre yerimden kısa bir söz talep ediyorum.
BAŞKAN
– Yok yani şu anda devamını getireceğim, daha sonra bakarım.
Şimdi
sırasıyla altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve
bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.
Sağlık
Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
15- SAĞLIK BAKANLIĞI
1.– Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
ÖDENEK
CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 58.068.300
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma Hizmetleri 104.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 3.309.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık Hizmetleri 14.296.452.700
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim Hizmetleri 4.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GENEL TOPLAM 14.357.938.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sağlık
Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Sağlık
Bakanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2.– Sağlık Bakanlığı 2010 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
– (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
A – C E
T V E L İ
(TL)
-
Toplam Ödenek : 13.671.002.813.11
-
Bütçe Gideri : 14.768.093.400.56
-
Ödenek Üstü Gider : 2.335.963.983.06
-
İptal Edilen Ödenek : 1.238.753.715.49
-
Ertesi Yıla Devreden Ödenek : 1.155.004.809.75
BAŞKAN
– (A) cetvelini Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Sağlık
Bakanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Hudut
ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2012 yılı bütçesinin bölümlerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
40.19- TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1.– Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık
Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK
CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 7.998.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma Hizmetleri 19.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 1.615.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık Hizmetleri 111.771.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 121.403.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir
cetvelini okutuyorum
GELİR
CETVELİ
KOD Açıklama (TL)
01 Vergi Gelirleri 154.000.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 650.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer Gelirler 3.850.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 158.500.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Hudut
ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2010 yılı kesin hesabının bölümlerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Genel
toplamları okutuyorum:
2.– Hudut ve Sahiller Sağlık Genel
Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
– (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
Hudut
ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
A
– C E T V E L İ
(TL)
-
Toplam Ödenek : 227.601.200,27
-
Bütçe Gideri : 171.110.173.14
-
İptal Edilen Ödenek : 56.491.027.13
-
Ertesi Yıla Devreden Ödenek : 41.178.555.32
BAŞKAN
– (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B)
cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
B
- CETVELİ
(TL)
-
Bütçe Tahmini : 125.000.000.00
-
Yılı Net Tahsilatı : 124.432.946.63
BAŞKAN
– (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kalkınma
Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
32- KALKINMA BAKANLIĞI
1.– Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK
CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 1.026.800.500
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 650.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Ekonomik İşler ve Hizmetleri 200.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim Hizmetleri 40.050.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 1.067.700.500
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kalkınma
Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Devlet
Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 yılı merkezî
yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI
1.– Devlet Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
– (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
Devlet
Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
A – C E
T V E L İ
(TL)
-
Toplam Ödenek : 867.871.705,00
-
Bütçe Gideri : 839.035.384,73
-
Ödenek Üstü Gider : 3.384.311,89
-
İptal Edilen Ödenek 32.220.632,16
BAŞKAN
– (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Devlet
Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 yılı merkezî
yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
32.75 – TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU
BAŞKANLIĞI
1.– Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK
CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 183.358.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 1.018.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık Hizmetler 20.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 184.396.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri
kabul edilmiştir.
Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
2.– Türkiye İstatistik Kurumu
Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
– (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
A – C E
T V E L İ
(TL)
-
Toplam Ödenek : 113.439.156.00
-
Bütçe Gideri : 111.053.223.74
-
İptal Edilen Ödenek 2.385.932.26
BAŞKAN
– (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Türkiye
İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümleri kabul edilmiştir.
GAP
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin
bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
40.34- GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ
BAŞKANLIĞI
1.– GAP Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK
CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel Kamu Hizmetleri 4.865.800
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
06 İskan ve
Toplum Refahı Hizmetleri 65.988.200
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 70.854.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GAP
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin
bölümleri kabul edilmiştir.
Gelir
cetvelini okutuyorum:
GELİR CETVELİ
KOD Açıklama (TL)
04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile
Özel Gelirler 70.654.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer Gelirler 200.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 70.854.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GAP
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî bütçesinin bölümleri kabul
edilmiştir.
GAP
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
2.– GAP Bölge Kalkınma İdaresi
Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
– (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
GAP
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
A
– C E T V E L İ
(TL)
-
Toplam Ödenek : 59.876.000.00
-
Bütçe Gideri : 52.173.570.04
-
Ödenek Üstü Gider : 1.055.047.35
-
İptal Edilen Ödenek : 8.757.477.31
BAŞKAN
– (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GAP
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümleri kabul edilmiştir.
(B)
cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
B
- CETVELİ
(TL)
-
Bütçe Tahmini : 59.876.000.00
-
Yılı Net Tahsilatı : 46.425.528.17
BAŞKAN
– (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Doğu
Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim
bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
40.54- DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE
KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.– Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK
CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
06 İskan ve
Toplum Refahı Hizmetleri 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Doğu
Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim
bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Gelir
cetvelini okutuyorum:
GELİR CETVELİ
KOD Açıklama (TL)
04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel
Gelirler 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Doğu
Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî bütçesinin
bölümleri kabul edilmiştir.
Konya
Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim
bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
40.55- KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE
KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI
1.– Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma
İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK
CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
06 İskan ve
Toplum Refahı Hizmetleri 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Konya
Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim
bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Gelir
cetvelini okutuyorum:
GELİR CETVELİ
KOD Açıklama (TL)
04 Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel
Gelirler 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 4.108.000
BAŞKAN
– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Konya
Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî bütçesinin
bölümleri kabul edilmiştir.
Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim