DÖNEM: 24

 

 

                                                     CİLT: 8                     YASAMA YILI: 2

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

 

35’inci Birleşim

12 Aralık 2011 Pazartesi

 

 

 

(TBMM Tutanak Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

 I.-  GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- YOKLAMALAR

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ

 

1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı:87)

 

2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların  Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve  Bütçe Komisyonu  Raporu (1/278, 3/538)  (S. Sayısı: 88)

 

A) SAĞLIK BAKANLIĞI

 

1.-  Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.-  Sağlık Bakanlığı  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1.-  Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1.-  Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

D) KALKINMA BAKANLIĞI

 

1.-  Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI  MÜSTEŞARLIĞI

 

1.-  Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI

 

1.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

 

1.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

 

1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

 

1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

 

1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

 

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI

 

1.-  Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

L) REKABET KURUMU

 

1.- Rekabet Kurumu  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

M) EKONOMİ BAKANLIĞI

 

1.- Ekonomi Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

N)  DIŞ TİCARET MÜSTEŞARLIĞI

 

1.- Dış Ticaret Müsteşarlığı  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

O) İHRACATI GELİŞTİRME ETÜD MERKEZİ

 

1.- İhracatı Geliştirme Etüd Merkezi 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ö) AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI

 

1.- Avrupa Birliği Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

P) AVRUPA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERLİĞİ

 

1.- Avrupa Birliği Genel Sekreterliği  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

R) ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR  BAKANLIĞI

 

1.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

S) ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU

 

1.- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.- Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ş) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ

 

1.- Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.- Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

T) ELEKTRİK İŞLERİ ETÜT İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1.- Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

U) TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU

 

1.- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.- Türkiye Atom Enerjisi Kurumu  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

Ü) MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1.- Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

 

2.- Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

 

V) PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

 

1.- Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) ÇEŞİTLİ İŞLER

1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif eden Karadağ Devlet Bakanı Rafet Husovıc, Müftü Rıfat Fejzıc, Milletvekilleri Suljo Mustafıc ve Amer Halılovıc; Sırbistan Devlet Bakanı Suleyman Ugljanın, Milletvekilleri Bajro Omeragic ve Esad Dudevic; Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar, Milletvekilleri Fikrim Damka ve Muferra Sınık; Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir; Bulgaristan Milletvekilleri Kasım Dal ve Korman İsmaılof; Yunanistan Milletvekilleri Ahmet Hacı Osman ve Çetin Mandacı’ya Başkanlıkça “Hoş geldiniz” denilmesi

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, grubuna sataşması nedeniyle konuşması

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, partisine sataşması nedeniyle konuşması

4.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

5.- Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

6.- Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, partisine sataşması nedeniyle konuşması

7.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’ın, grubuna sataşması nedeniyle konuşması

8.- İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in, Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

9.- Kocaeli Milletvekili Hurşit Güneş’in, Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VII.- AÇIKLAMALAR

1.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, partisine yakışmayacak bir söylemde bulunmadığına ilişkin açıklaması

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Niğde Milletvekili Doğan Şafak’ın, elektriğe yapılan zamların çiftçilere olan etkilerine ve ek ödeme bedellerinin elektrik faturalarına yansımasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1070)

2.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, uzman yardımcılığı mülakat sınavlarına ve bu sınavlara yapılan itirazlara ilişkin sorusu ve Ekonomi Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı   (7/1224)

3.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, uzman yardımcılığı mülakat sınavlarına ve bu sınavlara yapılan itirazlara ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı  (7/1261)

4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ankara-Çayyolu’nda yapılan bir kazı çalışmasına ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/1262)

5.- İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, büyükşehir belediyeleri ile bunlara bağlı kuruluş ve şirketlerin denetimlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/1265)

6.- Bursa Milletvekili İlhan Demiröz’ün, Mustafakemalpaşa’ya bağlı bir köyde maden arama ruhsatı verilen işletmelere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı  (7/1322)

7.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, elektrik üretimine ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1390)

8.- Gaziantep Milletvekili Edip Semih Yalçın’ın, kaçak elektrik kullanımı ve kayıp-kaçak bedeline ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1391)

9.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, memurların çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalara ve bu çalışmaların sonuçlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1392)

10.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, İzmir’e yönelik yatırım ve harcamalara ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1493)

11.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, elektrik faturalarına yansıtılan bazı bedellere ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/1494)

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TKİ tarafından toz kömür satışlarının yapılmaması nedeniyle yaşanan mağduriyete ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı   (7/1495)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 11.00’de açılarak dört oturum yaptı.

 

2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/470) (S. Sayısı: 87) ve 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi’nin (1/278, 3/538) (S. Sayısı: 88) görüşmelerine devam edilerek;

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu,

Millî Eğitim Bakanlığı,

Yükseköğretim Kurulu,

Üniversiteler:

Ankara Üniversitesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Ege Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Trakya Üniversitesi, Uludağ Üniversitesi, Anadolu Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi, Akdeniz Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Karadeniz Teknik Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Harran Üniversitesi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Adnan Menderes Üniversitesi, Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Mersin Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Balıkesir Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Celal Bayar Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Mustafa Kemal Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Kafkas Üniversitesi, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Niğde Üniversitesi, Dumlupınar Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Muğla Üniversitesi, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Galatasaray Üniversitesi, Ahi Evran Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi, Düzce Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Uşak Üniversitesi, Rize Üniversitesi, Namık Kemal Üniversitesi, Erzincan Üniversitesi, Aksaray Üniversitesi, Giresun Üniversitesi, Hitit Üniversitesi, Bozok Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi, Ordu Üniversitesi, Amasya Üniversitesi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Sinop Üniversitesi, Siirt Üniversitesi, Nevşehir Üniversitesi, Karabük Üniversitesi, Kilis Yedi Aralık Üniversitesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Artvin Çoruh Üniversitesi, Bilecik Üniversitesi, Bitlis Eren Üniversitesi, Kırklareli Üniversitesi, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Mardin Artuklu Üniversitesi, Batman Üniversitesi, Ardahan Üniversitesi, Bartın Üniversitesi, Bayburt Üniversitesi, Gümüşhane Üniversitesi, Hakkâri Üniversitesi, Iğdır Üniversitesi, Şırnak Üniversitesi, Tunceli Üniversitesi, Yalova Üniversitesi,

2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçeleri ve 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesapları;

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,

Tarım Reformu Genel Müdürlüğü,

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi,

2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesapları;

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı,

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı,

Üniversiteler:

Türk Alman Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Bursa Teknik Üniversitesi, İstanbul Medeniyet Üniversitesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi, Konya Üniversitesi, Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi, Erzurum Teknik Üniversitesi,

2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçeleri;

Kabul edildi.

 

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın partisine,

Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın şahsına,

Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Kars Milletvekili Yunus Kılıç’ın şahsına,

Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin şahsına,

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın şahsına,

Sataşmaları nedeniyle birer konuşma yaptılar.

 

Kars Milletvekili Yunus Kılıç, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün yaptığı konuşmasına istinaden Kurban Bayramı’ndan sonra elde kalan hayvanları Et Balık Kurumunun aldığına,

İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in yaptığı konuşmasına istinaden toprak sahiplerine destekleme verildiğine, üreticiye verilmediğine,

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Kurban Bayramı’nda Türk köylüsünün elinde kalan hayvanların ithal hayvan getirilmesinden dolayı ucuza verildiği ve Et Balık Kurumunun Ürdünlü ithalatçı firmadan 18 liradan alırken köylüye 12 lira ile 14 lira arasında teklif edildiği iddialarına,

Bursa Milletvekili İlhan Demiröz, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in yanlış ifade ettiği gerekçesiyle mazotla ilgili bilgiyi araştırma enstitülerinden ve Tarım Bakanlığının kaynaklarından aldıklarına,

Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in konuşmasına,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Alınan karar gereğince 12 Aralık 2011 Pazartesi günü saat 11.00’de toplanmak üzere birleşime 21.14’te son verildi.

                       

 

 

Şükran Güldal MUMCU

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

Fatih ŞAHİN

 

Muhammet Bilal MACİT

 

Ankara

 

İstanbul

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

II.- GELEN KÂĞITLAR

                                                                                                                                             No: 46

12 Aralık 2011 Pazartesi

 

Teklifler

1.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural ile 2 Milletvekilinin; Tarım Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/191) (Tarım, Orman ve Köyişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 23.11.2011)

2.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir'in; 2 Temmuz Gününün Sevgi ve Hoşgörü Günü İlan Edilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/192) (Plan ve Bütçe; İçişleri ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 30.11.2011)

3.- Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ve  Mersin Milletvekili Mehmet Şandır'ın; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/193) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2011)

4.- Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri'nin; Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/194) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2011)

5.- Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/195) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 02.12.2011)

6.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya'nın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/196) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 05.12.2011)

7.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka'nın;  Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/197) ( Plan ve Bütçe Komisyonuna ) (Başkanlığa geliş tarihi: 06.12.2011)

8.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan'ın; 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/198) (Plan ve Bütçe ile Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 07.12.2011)

 

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sanayi tesisleri ve fabrikalarda filtre kullanım zorunluluğuna ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/581) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, cezaevinde hayatını kaybeden MİT eski görevlisiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/582) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

3.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’ya yapılan ve yapılacak yatırım ve projelere ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/583) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

4.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Kastamonu’da tarım ve hayvancılığın desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/584) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

5.- İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, şeker pancarı üretiminin desteklenmesine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından sözlü soru önergesi (6/585) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

6.- İstanbul Milletvekili Celal Dinçer’in, kamu kurumlarında özürlü çalıştırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından sözlü soru önergesi (6/586) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

7.- İstanbul Milletvekili Haluk Eyidoğan’ın, jeotermal elektrik üretilen sahaların izlenmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/587) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

8.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’a spor tesisleri yapılmasına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından sözlü soru önergesi (6/588) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

9.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da karla mücadele çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından  sözlü soru önergesi (6/589) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

10.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Belediyesi ile ilçe ve belde belediyelerinin genel bütçe gelirlerinden aldıkları paya ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından sözlü soru önergesi (6/590) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

11.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof’taki okulların öğretmen eksikliğine ve fiziki durumuna ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/591) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, belediye başkanları hakkındaki adli soruşturmalara ve bunların sonuçlarına ilişkin Adalet Bakanından sözlü soru önergesi (6/592) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların kitap ihtiyacının karşılanmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/593) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, TPAO’nun petrol sondaj çalışmalarında kullanmak üzere satın alacağı gemiye ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/594) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

15.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, bankalardan döviz karşılığı kredi kullananların mağduriyetlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/595) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

16.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Anadolu Lisesi Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/596) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

17.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Göksun Anadolu Öğretmen Lisesi Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/597) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

18.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Kahramanmaraş Endüstri Meslek Lisesi Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/598) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Halk Eğitim Merkezi Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/599) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

20.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Cumhurbaşkanının İngiltere ziyaretinin, İngiliz haber kanallarında yer almadığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/600) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

21.- Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana ili ve ilçelerinde yürütülen proje ve yatırımlara ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından sözlü soru önergesi (6/601) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

22.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/602) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur’un Kalkınmada Öncelikli İller kapsamına alınmasına ve yapılacak yatırımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1550) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

2.- Ağrı Milletvekili Halil Aksoy’un, Van depreminin Adilcevaz ve Patnos’a etkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1551) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

3.- Muş Milletvekili Demir Çelik’in, Alpaslan1 Barajına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1552) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

4.- Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Muş-Varto’da meydana gelen depremler sonrasında yapılan çalışmalar ve alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1553) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

5.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, kamu yararına çalışan derneklere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1554) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

6.- İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli’nin, özürlülerin yaşamını kolaylaştıracak düzenlemelerin yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1555) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

7.- İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Yanbolu Deresi üzerine yapılacak HES projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1556) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

8.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, üniversitelerdeki akademik personel açığına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1557) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

9.- Ankara Milletvekili Zühal Topcu’nun, Başbakanlık ve Başbakanlığa bağlı kurum ve kuruluşlarda çalışan özürlü personel sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1558) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

10.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, 2002-2011 yılları arasında terörle mücadele kapsamında yapılan harcama miktarı ile şehit ve gazi sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1559) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

11.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, 2003 yılından itibaren kamu kurum ve kuruluşlarına açıktan atamayla alınan personel sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1560) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

12.-  İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, başta Tunceli’de meydana gelen olaylar olmak üzere geçmişteki bazı siyasi olayların aydınlatılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1561) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

13.-  İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığında çalışan Tunceli doğumluların sayısına ve unvanına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1562) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

14.-  Hatay Milletvekili Hasan Akgöl’ün, 4/C statüsünde çalıştırılan personele ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1563) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

15.-  İstanbul Milletvekili İhsan Özkes’in, Diyanet İşleri Başkanlığı personeliyle ilgili disiplin işlemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1564) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

16.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, 632 sayılı KHK’dan yararlanan sözleşmeli personelin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1565) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

17.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, avukatların vekâlet ücretlerinin sınırlandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1566) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

18.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, AİHM’e yapılan başvurulara ve başvurulardaki artışın sebeplerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1567) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

19.-  Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, TOKİ’nin uygulamalarına ve ihalelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1568) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

20.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, kadın haklarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1569) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

21.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Türkiye-Suriye ilişkilerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1570) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

22.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, ASELSAN’da çalışan bazı mühendislerin ölümleri ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1571) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

23.-  İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, TBMM TV yayınlarının sınırlandırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1572) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

24.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, 657 ve 662 sayılı KHK’lar ile yapılan bazı düzenlemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1573) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

25.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yarım kalmış kamu yatırımlarına ve bunların sektörel dağılımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1574) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

26.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesi basın sözcüsünün azınlık vakıflarının mallarının iadesiyle ilgili bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1575) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

27.-  Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, büyükşehir belediyelerinde görevlendirilen inceleme ve denetim elemanı sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1576) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

28.-  Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, yasaklı kitap, CD, albüm ve filmlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1577) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

29.-  Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın, cezaevinde hayatını kaybeden MİT eski görevlisiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1578) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

30.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Ceza İnfaz Kurumu Projesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1579) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

31.-  Gaziantep Milletvekili Mehmet Şeker’in, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı ile AİHM’de açılan davaların sonuçlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1580) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

32.-  Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkcü’nün, cezaevi nakil aracında mahkumların yanarak hayatını kaybetmelerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1581) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/12/2011)

33.-  Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, cezaevlerine ve hükümlü ve tutuklularının sorunlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1582) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/12/2011)

34.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1583) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

35.-  Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, cezaevlerinin şartlarına ve hasta ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir hükümlüye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/1584) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

36.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TRT’de yayınlanacak bir diziyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/1585) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

37.-  İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Anadolu Ajansının tarafsızlığını yitirdiği iddialarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/1586) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

38.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa-Salihli Organize Sanayi Bölgesi Arıtma Projesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1587) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

39.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, organize sanayi bölgelerinin sorunlarının giderilmesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1588) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

40.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’daki esnaf ve sanatkârların sorunlarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1589) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

41.-  Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, son dokuz yılda merkezlerini Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illere taşıyan şirket ve iş adamlarının sayısına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1590) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

42.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanından yazılı soru önergesi (7/1591) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

43.-  Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, taşeron işçilerin sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1592) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

44.-  Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, genel sağlık sigortası kapsamında alınan muayene ve ilaç ücretlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1593) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

45.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1594) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

46.-  Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, emekliliğe hak kazananların yaş sınırı nedeniyle yaşadığı mağduriyete ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1595) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

47.-  Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya’daki hava kirliliğinin azaltılması çalışmalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1596) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

48.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, deprem gerekçesiyle belediyelerden gelen imar değişikliği tekliflerine ve depreme karşı alınan önlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1597) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

49.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, yabancılara toprak satışına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1598) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

50.-  Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, 1937-1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olaylarla ilgili belgelere ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1599) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/12/2011)

51.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1600) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

52.-  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, İller Bankası A.Ş’de yeniden yapılandırma sebebiyle bazı kadrolarda yaşanan mağduriyete ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1601) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

53.-  Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, belediyelere yapılan nakdi ve ayni yardımlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1602) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

54.-  Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, 1971 Bingöl depreminden sonra yapılan geçici konutlara ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanından yazılı soru önergesi (7/1603) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

55.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, bir iş ilanı sonucunda işe alınanların ilandaki şartları taşımadıkları iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1604) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

56.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Soma-B Termik Santrali Bacagazı Tesisi Projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1605) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

57.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, taş ve mermer ocaklarının çevreye verdiği zararların azaltılmasına yönelik çalışmalara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1606) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

58.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Doğu Akdeniz’de doğal gaz ve petrol aramaları için ikinci bir geminin kiralandığı iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1607) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

59.-  Adana Milletvekili Ali Halaman’ın, Adana’da verilen maden arama ve işletme ruhsatlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1608) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

60.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, nükleer güç santralleri yapımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1609) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

61.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Elektrik İşleri Etüd İdaresi Genel Müdürlüğünün kapatılmasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1610) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

62.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1611) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

63.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, hayvan kaçakçılığı ve kaçak et miktarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1612) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

64.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, karkas et ve canlı hayvan ithaline ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1613) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

65.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında yapılan prim ödemelerine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1614) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

66.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, gıdaların ve gıda kontrol laboratuvarlarının denetimine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1615) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

67.-  Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, Erbaa’daki fındık üreticilerinin fındık desteği kapsamına alınmasına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1616) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

68.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, tarım alanlarının sulanabilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1617) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

69.-  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, hayvancılığa verilen desteğin artırılması ile et ve canlı hayvan ithaline ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1618) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

70.-  Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’in, Angora tavşanı üretimine ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1619) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

71.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1620) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

72.-  Ankara Milletvekili Gökhan Günaydın’ın, Türk-Alman Hükümetlerarası Mali ve Teknik İşbirliği Protokolleri kapsamında kredi alan belediyelere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1621) (Başkanlığa geliş tarihi: 22/11/2011)

73.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerdeki karla mücadele çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1622) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

74.-  Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, polis kayıtlarına geçen aile içi şiddet olaylarına ve mağdur olan kadınlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1623) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

75.-  İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt’ün, umumi servis araçlarında plaka tahdit uygulamasına ve korsan servis araçlarının denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1624) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

76.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Konya’da Atatürk portrelerinin hurdaya çıkarıldığı iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1625) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

77.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde dağıtılan kömürlerin hava kirliliğine sebep olduğu iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1626) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

78.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Polisevinin tamamlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1627) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

79.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’daki yol, su, elektrik ve altyapı gibi temel altyapı hizmetlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1628) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

80.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’nın göç alması ve göçün doğurduğu ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1629) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

81.-  Kastamonu Milletvekili Emin Çınar’ın, Kastamonu’da görev yapan güvenlik güçlerine ek tazminat verilip verilmeyeceğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1630) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

82.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’da faaliyet gösteren derneklere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1631) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

83.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, meslek yüksekokulu veya fakülte mezunu polis memurlarının emekli olurken yaşadıkları bazı sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1632) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

84.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, belediyelerde geçici işçi olarak çalışanların bazı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1633) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

85.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, belediyelerde ve il özel idarelerinde sözleşmeli olarak çalışan personelin sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1634) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

86.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, koruma evleri ve bunların il ve ilçelere göre dağılımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1635) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

87.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1636) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

88.-  Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’in, Ankara’da yaşanan hava kirliliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1637) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

89.-  Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, BDP’li kadın milletvekillerinin takip edildiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1638) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

90.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde Sosyal Destekleme Programı kapsamında gerçekleşen proje başvurularına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1639) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

91.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, Antalya’daki gelir ve yaşam koşulları ile yoksulluk riskinin son on yıldaki değişim oranına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1640) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

92.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Kalkınma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1641) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

93.-  Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın, bazı medya gruplarına uygulanan vergi incelemelerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1642) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

94.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Soma Vergi Dairesi Müdürlüğü Hizmet Binası Projesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1643) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

95.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Gördes Vergi Dairesi Müdürlüğü Hizmet Binası Projesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1644) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

96.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Bakanlıktaki bazı kadroların uzman kadrosunda birleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1645) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

97.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, vergi incelemelerine ve Antalya’da son beş yılda vergi incelemesine tabi tutulan mükellef sayısının yıllara göre dağılımına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1646) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

98.-  İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, Türkşekerin özelleştirme kapsamına alınmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1647) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

99.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, 2002-2011 yılları arasında gerçekleştirilen özelleştirmelere ve özelleştirme gelirlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1648) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

100.-                Erzurum Milletvekili Oktay Öztürk’ün, Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illerde vergi memurlarının terör örgütünün baskısı altında oldukları ve vergi kaçırmak amacıyla bazı şirketlerin merkezlerini bölgeye taşıdıkları iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/1649) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

101.-                Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki okulların eksikliklerinin giderilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1650) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

102.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerdeki okulların fiziki eksiklikleri ile öğretmen sayısının yetersizliğine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1651) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

103.-  Kırklareli Milletvekili Mehmet Siyam Kesimoğlu’nun, Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürünün yaptığı iddia edilen bir açıklamaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1652) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

104.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Osmancalı Çok Programlı Lisesi Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1653) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

105.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Demirci Ortaöğretim Pansiyonunun tamamlanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1654) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

106.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Demirci Anadolu Lisesi spor salonunun tamamlanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1655) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

107.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, halk eğitim ve özel eğitim merkezlerinde görev yapan usta öğreticilerin mağduriyetlerine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1656) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

108.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, öğretmenlik formasyonu olmayanların ücretli öğretmen olarak atandıkları iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1657) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

109.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Celal Bayar Üniversitesi Spor Tesisleri Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1658) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

110.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1659) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

111.-  Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’in, ÖSYM’nin soru kitapçıklarını basan firmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1660) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

112.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, DSİ’nin Manisa’da devam eden bazı projelerine ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1661) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

113.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı Birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1662) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

114.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da sağlık hizmetleri ve personelin yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1663) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

115.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kars’ta bir sağlık ocağında doktor bulunmamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1664) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

116.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köyün sağlık personelinin yeterliliğine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1665) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

117.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bingöl’deki sağlık ocaklarının personel ve doktor açığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1666) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

118.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sağlık ocağı ve hastanelerdeki personel ve doktor açığına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1667) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

119.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ülkemizde kadınlarda tiroit kanserinde artış olduğu iddialarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1668) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

120.-  Eskişehir  Milletvekili Ruhsar Demirel’in, Eskişehir ve bazı ilçelerinde asbestin yol açtığı hastalıklara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1669) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

121.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, ağız ve diş sağlığı sorunları ve bunlarla ilgili çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1670) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

122.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/1671) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

123.-  Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’nun, Ankara’daki metro hattı inşaatlarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1672) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

124.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Uşak-Kula Ayrımı-Selendi yolu çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1673) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

125.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Selendi Köprüsüne ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1674) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

126.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Saruhanlı DDY Üst Geçit Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1675) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

127.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Kula-Salihli yolu çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1676) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

128.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Demirci-Yarbasan-Selendi yolu çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1677) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

129.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Alaşehir DDY Üst Geçidinin tamamlanmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1678) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

130.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, kara yollarında yol güvenliğinin artırılması çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1679) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

131.-  Muş Milletvekili Demir Çelik’in, bazı illerde kara yollarında taşeron işçi olarak çalışan işçilerin kazanılmış haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1680) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

132.-  İstanbul Milletvekili Süleyman Çelebi’nin, bazı iller için demir yolu ve hızlı tren projesi olup olmadığına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1681) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

133.-  İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak’ın, Ankara’daki metro inşaatlarının tamamlanmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1682) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

134.-  Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Bornova-Turgutlu-Salihli yolu çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1683) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

135.-  Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri’nin, THY’nin Ankara-Düsseldorf arasında doğrudan uçuşları başlatıp başlatmayacağına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1684) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

136.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, şoför esnafının sorunlarının giderilmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1685) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

137.-  Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1686) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

138.- Ankara Milletvekili Mustafa Erdem’in, Bakanlığa ait bir binanın korkuluklarının değiştirilmesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1687) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

139.- İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in, Çeşme’de Turizm Merkez Alanı ilanı çalışmalarına ve kaçak yapılaşmayla ilgili bir mahkeme kararının uygulamasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/1688) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

140.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köy camisinin onarımına ve cami lojmanı yapılmasına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Bekir Bozdağ) yazılı soru önergesi (7/1689) (Başkanlığa geliş tarihi: 29/11/2011)

141.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, bankaların krediler dışındaki işlemlerden aldıkları ücret ve komisyonlara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/1690) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

142.- Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, TÜRK-İŞ’in açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/1691) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

143.- Van Milletvekili Aysel Tuğluk’un, Tunceli’de 1937-1938 yıllarında meydana gelen olaylarda hayatını kaybedenlere ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1692) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/12/2011)

144.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1693) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

145.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Ekonomi Bakanından yazılı soru önergesi (7/1694) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

146.- Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun, Bakanlık Merkez Teşkilatı birimlerinin hizmet binalarına ilişkin Gençlik ve Spor Bakanından yazılı soru önergesi (7/1695) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/12/2011)

147.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, muhtarların bazı sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1696) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2011)

148.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Batman’da KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1697) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

149.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Ağrı’da KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1698) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

150.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şırnak’da KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1699) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

151.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Şanlıurfa’da KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1700) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

152.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Siirt’te KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1701) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

153.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Muş’ta KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1702) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

154.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Mardin’de KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1703) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

155.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Kars’ta KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1704) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

156.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Iğdır’da KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1705) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

157.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Hakkâri’de KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1706) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

158.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Erzurum’da KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1707) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

159.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Elazığ’da KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1708) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

160.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bitlis’te KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1709) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

161.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Bingöl’de KÖYDES kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1710) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/11/2011)

 

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanmaları nedeniyle açılan davalara ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/434)

2.- Ankara Milletvekili Levent Gök’ün, cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülere kötü muamele yapıldığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/439)

3.- İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, cezaevlerinde sağlık sorunu bulunan tutuklu ve hükümlülerin talepleri ile yaşam koşullarının iyileştirilmesine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/441)

4.- Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Tanık Koruma Kanunu uygulamalarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/442)

5.- İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, Devlet aleyhine işkence ve kötü muamele nedeniyle açılan davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/443)

6.- Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı’nın, hastanelerde uygulanan zorunlu tasarruf tedbirlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/449)

7.- İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, 02 Temmuz 1993’teki Sivas olaylarından aranan üç kişinin Polonya’da yakalandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/462)

8.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, bir bürokratın Bingöl’de yapılan ihalelerle ilgili bazı iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/474)

9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Anayasa Mahkemesi Başkanının ABD Ankara Büyükelçisini ziyaretine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/476)

10.-  Antalya Milletvekili Tunca Toskay’ın, 2002-2011 yılları arasında Antalya’daki icra takibi yapılan kişi ve dava sayısına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/477)

11.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, 02 Temmuz 1993’te Sivas’da meydana gelen olaylarla ilgili aranmakta olan üç kişinin Polonya’da yakalandığıyla ilgili basında çıkan haberlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/478)

12.-  İstanbul Milletvekili Melda Onur’un, Malatya-Kürecik bölgesinde kurulması planlanan NATO Füze Savunma Sisteminin insan sağlığına etkisine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/523)

13.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Van’da meydana gelen deprem felaketine ve konu ile ilgili olarak bir öğretim üyesinin yaptığı açıklamaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/826)  

14.-  Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Türkiye-ABD arasında yapılan anlık istihbarat paylaşımı anlaşmasına ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/829)  

15.-  Tokat Milletvekili Orhan Düzgün’ün, terör örgütüyle görüşme yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/830)  

16.-  Adana Milletvekili Ali Demirçalı’nın, Adana’nın ekonomik ve sosyal sorunlarının çözümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/832)  

17.-  Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Marmara depremi sonrasında getirilen geçici vergilerin miktarına ve kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/833)  

18.-  İstanbul Milletvekili Osman Oktay Ekşi’nin, bir ihaleyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/834)  

19.-  Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin önlenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/835)  

20.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır’da bulunan mesleki rehabilitasyon merkezleri ve hizmetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/836)  

21.-  Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, 2003 yılından bu yana bazı ekonomik göstergelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/837)  

22.-  Tekirdağ Milletvekili Emre Köprülü’nün, Marmara depremi sonrası getirilen geçici vergilerin kullanımına ve miktarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/838)  

23.-  Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Marmara depremi sonrası getirilen geçici vergilerin miktarına ve kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/839)  

24.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, Diyarbakır-Kulp’un sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeyini artırma çalışmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/840)  

25.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Marmara depremi sonrası getirilen geçici vergilerin miktarına ve kullanımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/842)   

26.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, Fatih Projesinde Pardus işletim sistemini kullanma zorunluluğunun kaldırılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/843)  

27.-  Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu’nun, MİT-PKK görüşmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/844)  

28.-  İstanbul Milletvekili Umut Oran’ın, Ekonomik ve Sosyal Konseyin toplanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/845)  

29.-  İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, mahalli idarelerde sözleşmeli olarak çalışan personelin kadroya alınmamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/847)  

30.-  Eskişehir Milletvekili Ruhsar Demirel’in, şiddet mağduru kadınlara ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/856)  

31.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, Afyonkarahisar’daki yetiştirme yurtlarının güvenliğine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/857)  

32.-  Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, özürlülere yönelik eğitim hizmetlerine ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanından yazılı soru önergesi (7/858)  

33.-  İstanbul Milletvekili Ahmet Levent Tüzel’in, Kahramanmaraş-Afşin Çöllolar kömür sahasında meydana gelen kazalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/859)  

34.-  Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, çalışan emeklilerden kesilen destek priminin kaldırılmasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/860)  

35.-  Afyonkarahisar Milletvekili Ahmet Toptaş’ın, SGK’ya borcu olan ve haciz işlemi yapılan belediyelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/861)  

36.-  Balıkesir Milletvekili Haluk Ahmet Gümüş’ün, toplu iş hukuku mevzuatının yeniden düzenlenmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/862)  

37.-  İzmir Milletvekili Musa Çam’ın, Kahramanmaraş-Afşin Çöllolar kömür havzasındaki göçük olayına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/863)  

38.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, SSK veya Bağ-Kur’dan emekli olanların kamuda çalıştıkları süreler için verilmesi gereken emekli ikramiyelerini alamadıkları iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/864)  

39.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, tıbbi malzemelerle ilgili basında çıkan bir habere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/865)  

40.-  Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu Belediyesinin borçlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/882)  

41.-  İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu’nun, KÖY-DES Projesi kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/883)  

42.-  Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, muhtarların sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/884)  

43.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, kamu görevinden uzaklaştırıldıktan sonra özel sektörde çalışıp emekli olan vatandaşlara pasaport verilmediği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/885)  

44.-  Hakkari Milletvekili Adil Kurt’un, Hakkâri’deki alt ve üst yapıların eksikliğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/886)  

45.-  Antalya Milletvekili Gürkut Acar’ın, yerleşim birimlerinin isimlerinin değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/887)  

46.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, tutuklu bir gazetecinin bilgisayarında bulunan dosyalarla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/888)  

47.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Belediyesine tahsis edilen bazı taşınmazlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/893) 

48.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav Belediyesinin ödenek ve borç terkini talebine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/895)

49.-  İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, İstanbul Kültür Başkenti Ajansı için konulan ÖTV’ye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/898)  

50.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, ÖTV’ye ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/899)  

51.-  Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, Devlet memurları ve emeklilerin maaşlarında iyileştirme yapılıp yapılmayacağına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/900)  

52.-  İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, bir Hazine arazisinin tahsis işlemine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/901)  

53.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, vergi gelirlerine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/902)  

54.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, ÖTV oranlarında yapılan artışa ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/903)  

55.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, dolaylı vergilere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/904)  

56.-  Mardin Milletvekili Erol Dora’nın, bir ders kitabında Süryanileri ve Ermenileri itham eden ifadelerin bulunduğu iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/905)  

57.-  Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, depreme karşı güçlendirilen okullara ve deprem bilincinin artırılması çalışmalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/906)  

58.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Bakanlığın Sözleşmeli Personel Hizmet Sözleşmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/907)  

59.-  Manisa Milletvekili Özgür Özel’in, eğitim yöneticileri sınavıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/908)  

60.-  Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’nun, öğretmen atamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/909)  

61.-  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, yöneticilerin sözlü sınav yoluyla belirlenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/910)  

62.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, okullarda görevli iken herhangi bir nedenle kamu görevinden uzaklaştırılan personele ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/911)  

63.-  Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, performans yönetim sistemi uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/912)  

64.-  Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, Amik Ovası’na su sağlayacak barajlara ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/913)  

65.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav depremi sonrasında depremzedeler için yaptırılan TOKİ konutlarının şehitler anıtı yıkılarak inşa edildiği iddialarına ilişkin Orman ve Su İşleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/915)  

66.-  Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, Ankara Güvercinlik ve Etimesgut havaalanlarının konumları gereği yaşanabilecek kazalara ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/918)  

67.-  Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bir yola alt geçit yapılmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/919)  

68.-  Edirne Milletvekili Kemal Değirmendereli’nin, Edirne-Havsa, Havsa-Uzunköprü ve Uzunköprü-Keşan bölünmüş yol çalışmalarına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/920)  

69.-  İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, İzmir’e yapılması planlanan Konak Tüneli Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/921)  

70.-  Kocaeli Milletvekili Haydar Akar’ın, Gölcük Ana Üs Komutanlığı tarafından staj yapmaları kabul edilmeyen öğrencilerin yaşadıkları mağduriyete ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/923)  

71.-  Ankara Milletvekili Gülsün Bilgehan’ın, Merkezi İhale ve Finans Biriminin bir desteğiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/924)  

72.-  Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir askerin ölümü ile ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/927)  

73.-  Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, ilköğretim 4. sınıftan itibaren Arapça derslerinin seçmeli olarak okutulabilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/931)   

74.-  Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, KKTC tarafından sınır dışı edilme kararı verilen on altı öğrenciye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/932)   

75.-  Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, ÖTV oranlarının artırılması ve ardından azaltılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/934)   

76.-  Erzincan Milletvekili Muharrem Işık’ın, arama kurtarma alanında faaliyet gösteren derneklere ve bu derneklerin vergi muafiyetinden yararlanmalarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/935)   

77.-  Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Elazığ’da Alevilere yönelik saldırılara ve alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/937)   

78.-  İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz’ün, MİT’in terör örgütünün önde gelen isimleriyle görüştüğü iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/938)   

79.-  Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, deprem riskine karşı yapılan çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/940)   

80.-  Edirne Milletvekili Recep Gürkan’ın, Edirne’de tarihî köprülerin aydınlatma projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/941)   

81.-  Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, kaçak yapılaşmayla ilgili bir açıklamasına ve kaçak yapılaşma ile ilgili alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/943)   

82.-  Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, mevsimlik gezici tarım işçilerinin çalışma ve sosyal haklarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/946)   

83.-  İstanbul Milletvekili İhsan Barutçu’nun, Van depreminde yardımların dağıtılmasındaki sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/947)   

84.-  Eskişehir Milletvekili Kazım Kurt’un, Van depremi nedeniyle Başbakanlık tarafından başlatılan yardım kampanyasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/948)   

85.-  Bursa Milletvekili Aykan Erdemir’in, AİHM’nin nüfus cüzdanlarındaki din hanesi ile ilgili vermiş olduğu kararın uygulanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/950)

86.-  Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, kaçak yapılaşmayla ilgili bir açıklamasına ve İstanbul’daki çeşitli kaçak yapılara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/953)   

87.-  Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, cari açığın azaltılması için alınacak önlemlere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/959)   

88.-  Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, ÖTV oranlarına ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/960)   

89.-  İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel’in, bankaların aldığı bazı ücretlere ilişkin Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/961)   

90.-  Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, iş kazalarına ve iş sağlığı ve güvenliği konusundaki çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/962)   

91.-  Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, yapı denetim şirketlerinin denetimine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/963)   

92.-  İstanbul Milletvekili Abdullah Levent Tüzel’in, Van depreminden zarar görenlerin sağlık hizmetlerinden yararlanmalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/964)   

93.-  Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer’in, Van depreminden zarar görenlerin sağlık hizmetlerinden yararlanmalarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/965)   

94.-  İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiray’ın, terörle mücadelede istihbarat zafiyeti olduğu iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/986)   

95.-  Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, kadın cinayetlerinin iller ve aylar itibariyle dağılımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/987)   

96.-  Bolu Milletvekili Tanju Özcan’ın, Bolu İl Özel İdaresi tarafından yapılan yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/988)   

97.-  Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in, Şanlıurfa’da KÖYDES Projesi kapsamında yürütülen faaliyetlere ve yaşanan sorunlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/989)   

98.-  Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın, Van’da meydana gelen depremle ilgili dışlayıcı ve ayrımcı söylemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/990)   

99.-  Ankara Milletvekili İzzet Çetin’in, Bitlis-Güroymak’ta mayın patlaması sonucunda zırhlı araç içinde beş polisin şehit olmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/991)   

100.- Hatay Milletvekili Mehmet Ali Ediboğlu’nun, bazı kamu hizmetlerinin sunulmasında bürokrasinin azaltılması ve idari basitleştirme çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/992)   

101.- Bingöl Milletvekili İdris Baluken’in, Diyarbakır İl Özel İdaresinin oluşturduğu bütçenin defalarca reddedilmesine ve Valinin tutumuna ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/993)   

102.- Ankara Milletvekili Sinan Aydın Aygün’ün, Van depreminde yıkılan binalara ve doğan zararın sorumlularına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/994)   

103.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ordu-Korgan Belediyesiyle ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/995)   

104.- İstanbul Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, finansal kiralama yoluyla temin edilecek yatırım mallarındaki KDV oranlarının sıfırlanmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/997)   

105.- Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, tütün ürünlerinde ÖTV oranlarının yanlış hesaplandığı iddialarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/998)   

106.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bir görüşmedeki açıklamalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/999)   

107.- İzmir Milletvekili Rıza Mahmut Türmen’in, AİHM’nin zorunlu din dersi davasıyla ilgili vermiş olduğu kararın uygulamasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1000)   

108.- Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın, bir vakıf tarafından düzenlenen sempozyuma ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/1001)   

109.- Amasya Milletvekili Ramis Topal’ın, karayolu taşımacılığında verilen yetki belgesine ve bireysel taşımacıların mağduriyetlerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1004)   

110.- Manisa Milletvekili Hasan Ören’in, Manisa’da Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından istimlak edilen arazilerin bedellerine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1005)   

111.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Trabzon Sürmene Çamburnu Tersanesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1006)   

112.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Sivas-Şarkışla-Gemerek bölünmüş yol çalışmasına ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1007)   

113.- Trabzon Milletvekili Mehmet Volkan Canalioğlu’nun, Trabzon-Tirebolu-Gümüşhane-Erzincan Demiryolu Hattı Projesine ilişkin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanından yazılı soru önergesi (7/1008)   

114.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, 12 Eylül 1980 sonrası ilişiği kesilen TSK mensuplarının haklarına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1009)   

115.- Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan’ın, emekli esnaf ve sanatkârlardan kesilen sosyal güvenlik destek primine ve sicil affına ilişkin Gümrük ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/1010)   

12 Aralık 2011 Pazartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

BAŞKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşimini açıyorum.

III. - YOKLAMA

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim. Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN - Toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 11.05


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN - Yapılan ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi yeniden elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün iki tur görüşme yapacağız.

Altıncı turda, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Kalkınma Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı, GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Rekabet Kurumu bütçeleri yer almaktadır.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87) (x)

2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların  Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve  Bütçe Komisyonu  Raporu ( 1/278, 3/538)  (S. Sayısı: 88) (x)

A) SAĞLIK BAKANLIĞI

1.-  Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  Sağlık Bakanlığı  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.-  Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.-  Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) KALKINMA BAKANLIĞI

1.-  Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI  MÜSTEŞARLIĞI

1.-  Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI

1.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

1.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖ LGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI

1.-  Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) REKABET KURUMU

1.- Rekabet Kurumu  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Sayın milletvekilleri, turda yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin konuşmaların bitimine kadar şifrelerini yazıp parmak izlerini tanıttıktan sonra ekrandaki söz isteme butonuna basmaları gerekmektedir.

Bilgilerinize sunulur.

Altıncı turda grupları ve şahısları adına söz alan sayın üyelerin isimlerini okuyorum.

Gruplar adına:

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına: Kayseri Milletvekili Sayın İsmail Tamer, beş dakika; Kahramanmaraş Milletvekili Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu, beş dakika; Tokat Milletvekili Sayın Şükrü Ayalan, beş dakika; Kilis Milletvekili Sayın Fuat Karakuş, beş dakika; Şanlıurfa Milletvekili Sayın Abdulkerim Gök, beş dakika; Bursa Milletvekili Sayın Canan Candemir Çelik, beş dakika; Mardin Milletvekili Sayın Abdurrahim Akdağ, beş dakika; Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Üzülmez, beş dakika; Denizli Milletvekili Sayın Nihat Zeybekci, beş dakika; Adıyaman Milletvekili Sayın Muhammed Murtaza Yetiş, beş dakika.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına: Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz, on üç dakika; Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal, on üç dakika; Hatay Milletvekili Sayın Adnan Şefik Çirkin, on iki dakika; Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak, on iki dakika.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına: Muğla Milletvekili Sayın Nurettin Demir, dokuz dakika; İzmir Milletvekili Sayın Aytun Çıray, dokuz dakika; İzmir Milletvekili Sayın Rahmi Aşkın Türeli, on dakika; Adıyaman Milletvekili Sayın Salih Fırat, altı dakika; Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Volkan Canalioğlu, altı dakika; İstanbul Milletvekili Sayın Aykut Erdoğdu, on dakika.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına: Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken, yirmi dakika; Diyarbakır Milletvekili Sayın Altan Tan, yirmi dakika; Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Binici, on dakika.

Şahısları adına: Lehinde Diyarbakır Milletvekili Sayın Mehmet Süleyman Hamzaoğulları, beş dakika; aleyhinde Iğdır Milletvekili Sayın Pervin Buldan, beş dakika.

Şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Kayseri Milletvekili Sayın İsmail Tamer. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA İSMAİL TAMER (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, hafızayı beşer nisyan ile maluldür.

Bugün size, dokuz yıldır uygulamakta olduğumuz Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yaptıklarımızı kısa olarak, kronolojik bir sıralama yapacağım. Daha sonra da, artık sağlıktaki bu yapmış olduğumuz değişimleri de ifade etmeye çalışacağım.

2003 yılında “Hastanelerde rehin kalmaya son verdik.” diyoruz. 112 Acil hizmetlerini ücretsiz hâle getirdik. Vatandaşlarımızın sağlık sigortaları ile özel hastanelerden, tıp merkezlerinden hizmet almasını sağladık. Performansa dayalı ek ödeme sistemlerini getirdik. Ücretsiz kanser eğitim KETEM’i açtık. Yeşil kartlıları artık ayaktan tedavi kapsamına aldık. Hekim seçme hakkını getirdik. İlaçta referans sistemlerini getirdik. Tabii, Türkiye’de, herhâlde, aile hekimliğini ilk defa getirmenin de mutluluğunu yaşadık. Bakanlığımıza bağlı tüm hastanelerde hasta hakları birimlerini kurduk. Sağlık Bakanlığı hastaneleri içinde global bütçe uygulamasına başladık. Kamu-özel ortaklığı çok önemli bir kanundu, bu kanunu Meclisten geçirdik. Verem hastalarının ilaçlarını evlerinde vermeye çalıştık. Tüm vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetlerini ücretsiz almasını sağladık. Tabii, yine ambulans hizmetlerinden uçak ambulansları hizmete soktuk ve daha sonra helikopter ambulanslarla birlikte uçak ambulanslar, yine ulaşılamayan yerlere paletli ambulansların hizmetini yapmaya başladık.

Acil yoğun bakımları, yoğun bakım tedavilerini kamu-özel hastanelerinde tüm hastalara ücretsiz hâle getirdik. Bu da çok önemliydi.

Özel hastanelerde yanık, kanser, yeni doğan, organ nakilleri, doğumsal anomaliler, diyaliz, kalp damar cerrahisi ve buna benzer hastalıkların ücretsiz alınmasını sağladık.

Açık ve kapalı kamu alanlarında sigara içilmesini yasakladık.

Yine misafir anne projelerini başlatarak önemli bir gelişmeye imza attık.

İlaç takip sistemiyle pilot uygulamalara başladık, merkezî hastane randevu sistemlerini yaptık, tam gün yasasını oluşturduk, en önemli şey, evde sağlık hizmetini başlattık, ilaç takip sistemlerini yaygınlaştırdık, aile hekimliğini tüm yurda yaydık, hava ambulansını uçak filolarımızla beraber yine devamını sağladık.

Yine önemli bir gelişme, Türkiye’de obeziteyle mücadeleyi yaptık, Diyabet Önleme ve Kontrol Programı’nı uygulamaya başladık. Türkiye Kalp ve Damar Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programı’nı uygulamaya başladık. Tüm bunların yanında da artık kamu hastanelerini etkili hâle getirdik.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, artık sağlıkta yapılanları saymak öyle kolay kolay beş dakikalara sığacak bir olay değildir.

Ben Kayseri’de görev yaptığım sürede yedi tane ilin koordinatör başhekimliğini yaptım. Sağ olsun Sağlık Bakanımız bana bu görevi verdiği zaman oradaki hastaların, Kayseri’deki hastaların ne şekilde olduklarını… Devlet hastanesiyle beraber SSK hastanesi yanımızda bulunuyordu. Burada ortada bir duvar vardı. Bu duvar öyle bir duvardı ki 1,5 metre duvar, üzerine de 1,5 metre yüksekliğinde yine ikinci bir tel örgü çekilmişti. İşte bunları, Sayın Başbakanımızın, sonra Sağlık Bakanımızın özellikle vermiş oldukları direktiflerle bu Berlin duvarlarını ilk defa Kayseri’de yıktık ve uygulamaya başladık arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHARREM VARLI (Adana) – Balyozla mı yıktınız, dozerle mi, ne ile yıktınız?

İSMAİL TAMER (Devamla) – Kolay bir şey olmadı, sağlıkta yapılanları yok saymak hiçbir zaman olmayacaktır, devam edecektir.

Değerli milletvekilleri, kamu özel ortaklığı ile şehir hastanelerinin temeli ilk defa Kayseri’de atıldı. Bu bakımdan önce Sayın Başbakanımıza, sonra emeği geçen milletvekillerimize, Sayın Bakanımıza, mutfağında çalışan Sağlık Bakanlığımızın değerli bürokratlarına teşekkür etmek istiyorum.

Tabii, biz Berlin duvarlarını yıktığımız zaman bir yerel televizyon bana mikrofon uzatmıştı, aynen şöyle diyordu: “Değerli Başhekimim, tamam, siz duvarları yıktınız ama bu duvarları yıkmak değil, bizim oralara gitmemiz, oradan hizmet almamız önemlidir.” Allah’a şükürler olsun ki sağlıkta dönüşüm yasasıyla SSK hastanelerinin, 37 milyona yakın SSK’lının tüm hastanelerden, özel hastanelerden ve kamu hastaneleriyle beraber üniversite hastanelerinden hizmet alımını sağlamış olduk.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMAİL TAMER (Devamla) - Bunlar öyle kolay kolay ifade edilecek şeyler değildir.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tamer.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Yıldırım Mehmet Ramazanoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, ülkemizdeki tüm Diyarbakırlı kardeşlerimizi, Meclisimizdeki tüm Diyarbakırlı milletvekillerimizi tebrik etmek suretiyle sözlerime başlamak istiyorum çünkü Diyarbakır’ımızı ben olumlu manada kıskanıyorum yani gıpta ediyorum. Çünkü bir tıp doktoru olarak nasıl gıpta etmeyeyim ki arkadaşlar, 167 bin metrekare… Bu nedir biliyor musunuz? Bir futbol sahasının 42 katı büyüklüğünde bir hastaneden bahsediyoruz, 167 bin metrekare Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Bu hastanemiz büyüklüğünde, bu ölçekte bir hastaneyi ben dünya literatürüne de baktım bulamadım. Açıkçası, bu hastanemizin gerçekleştirilmesinde, ben, özellikle hem Sayın Başbakanımıza hem de Değerli Sağlık Bakanımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Kaloriferleri yanmıyor, suyu akmıyor.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Kaloriferlerini yakın, kaloriferlerini.

YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU  (Devamla) - Bu arada özellikle bir şeyi daha ifade etmek istiyorum arkadaşlar: Bu hastanemizin başhekimi Profesör Doktor Yusuf Yağmur Bey, değerli bir meslektaşımız. Dikkat ediniz, kendisi Gaziantep’te doğmuş, İstanbul’da okumuş ve Diyarbakır’da hizmet veriyor. Şu mozaiğimizdeki güzelliği bakın, şu gönül ve toplumsal zenginliğimizin çeşitliliğine bakın arkadaşlar.

Bu güzellikleri bir iki örnekle daha artırmak istiyorum: Profesör Doktor Yusuf Yağmur kardeşimiz diyor ki, kendisinin beyanına göre, ekipler oluşturulmuş doktor ve hemşirelerden müteşekkil, bunlar hastaneye gelemeyecek durumda olan felçli, kronik hasta veya diyabetli ve benzeri ağır hastalıkları olan vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinin evlerinde gerçekleştirilmesi adına, kanları dahi evlerinde alınıp laboratuvarda tetkik edilmek suretiyle sonuçlarına göre reçeteleri yazılmaktadır.

Ben bu suretle, başta Diyarbakır olmak üzere ülkemizde vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişim kolaylığının ne kadar arttığını sizlerle paylaşmak için bir örnek yaşadım dün: Gece saat iki buçukta arkadaşlar, ben Alo 182’yi aradım, bu Alo 182 randevu hattıdır, Alo 184’ü zaman zaman arıyorum Sağlık Bakanlığının sorularla ilgili bu hattının sağlıklı çalışıp çalışmadığını zaman zaman test ediyorum ve çok memnun kalıyorum ama dün gece iki buçukta Alo 182’yi aradım 5 saniyelik bir kalite mesajından sonra karşıma isminin “Muhammet” olduğunu beyan eden çok iyi yetiştirilmiş bir personel çıktı, bu personelle görüşmem toplam 45 saniye sürdü, 45 saniyelik zaman zarfında arkadaşlar -dikkat, gece arıyorum- yarın 13 Aralık 2012 Salı günü sabah dokuzda dahiliye polikliniğinden randevumu aldım telefon marifetiyle ve beni muayene edecek doktorun da Doktor Fahri Akgün olduğu bana bildirildi. Şimdi, bu konuşmam bittikten sonra ben aynı servisi tekrar aramak suretiyle kendilerine hem teşekkür edeceğim hem de randevumu iptal ettireceğim.

ÖZCAN YENİÇERİ (Ankara) – Niye meşgul ediyorsun boşuna, acil bir iş varsa ne olacak?

YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, açıkçası ben Sayın Bakanımdan da özür diliyorum, Sayın Bakanım beni lütfen bağışlasınlar: Bu tabii 167 bin metrekarelik Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi yapıldıktan sonra, o zamana kadar birinci konumda olan Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi 160 bin metrekarelik kapalı alanıyla ikinci sıraya düştü Sayın Bakanım. Dolayısıyla, bu iş hepimizi aştı, açıkçası, bükemediğimiz eli öpüyoruz.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Diyarbakır hastanesinde insanlar üzerinde deney amaçlı ilaç kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu?

YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, peki bu rekorları Diyarbakır kırıyor da bizim de herhâlde Kahramanmaraş olarak bunun altında kalacak hâlimiz yok. Bizim önemli bir rekorumuz var: Seçimlerde oy rekoru kırdık, bu bir. İkinci rekorumuza geliyorum: Kahramanmaraş Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi 81 bin 500 metrekare, üniversite hastanesi arkadaşlar 112 bin metrekare, ikisinin toplamı 193 bin 500 metrekareyle bu iki hastanenin toplam kapalı alanıyla Diyarbakır’ı geçiyoruz inşallah. Biri bu yıl, biri gelecek yıl hizmete açılacak.

Asıl bir başka şey söylemek istiyorum: Arkadaşlar, Kahramanmaraş Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesinin -Sayın Bakanım, hoşgörünüze sığınarak ismi bu şekilde kullanıyorum, size verdiğimiz sözü inşallah yerine getireceğiz- bir Türkiye rekoru olacak, o da nedir? Burada Diyarbakır’ı geçiyoruz, dikkat!

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Diyarbakır’ı geçme! Orada hastalar üzerinde deneme amacıyla ilaç kullanılıyor mu, kullanılmıyor mu?

YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Devamla) - 2.300 metrekare net, 2.800 metrekare brüt acil servis alanı. Arkadaşlar, biz tarla ölçüsü vermiyoruz; 2.800 metrekare net, kapalı, tek parçada, tek katta, girişte bir acil servis alanından bahsediyoruz, bu gerçekten Türkiye’de bir rekor. 18 tane ameliyathanesi olduğunu düşünün; her bir ameliyathanede 360 derece döner mobil kameralarla on-line ve eş zamanlı olarak 500 kişilik konferans salonunda tıp öğrencilerine, doktorlara, sağlık personeline eş zamanlı ameliyat yayını yapıldığını düşünün. Bitmedi, yurt dışındaki doktorların da bu ameliyat yayınını izlediğini düşünebiliyor musunuz? Bitmedi, yurt dışındaki bir Amerikalı doktorun, bir başka doktor meslektaşımızın robotik cerrahiyle Kahramanmaraş’ta ameliyatlar yapabildiğini -uzaktan kumandalar düşünün- bütün bunlar çok yakın zamanda gerçekleşecek inşallah.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Ya siz rüyanızda görmezken Kocaeli Üniversitesinde bunların hepsi yapıldı.

YILDIRIM M. RAMAZANOĞLU (Devamla) - Açıkçası bu güzellikleri bundan sonra da sizlerle, Sayın Bakanımızla, Sayın Başbakanımızla, Hükûmet üyelerimizle ve tüm milletimizle birlikte paylaşmaya devam edeceğiz.

Beni dikkatle dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ramazanoğlu.

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Çeşitli İşler

1.- Görüşmeleri izlemek üzere Genel Kurulu teşrif eden Karadağ Devlet Bakanı Rafet Husovıc, Müftü Rıfat Fejzıc, Milletvekilleri Suljo Mustafıc ve Amer Halılovıc; Sırbistan Devlet Bakanı Suleyman Ugljanın, Milletvekilleri Bajro Omeragic ve Esad Dudevic; Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar, Milletvekilleri Fikrim Damka ve Muferra Sınık; Makedonya Devlet Bakanı Hadi Nezir; Bulgaristan Milletvekilleri Kasım Dal ve Korman İsmaılof; Yunanistan Milletvekilleri Ahmet Hacı Osman ve Çetin Mandacı’ya Başkanlıkça “Hoş geldiniz” denilmesi

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, ülkemizi ziyaret etmekte olan;

Karadağ: Rafet Husovıc, Devlet Bakanı; Rıfat Fejzıc, Müftü; Suljo Mustafıc, Milletvekili; Amer Halılovıc, Milletvekili;

Sırbistan: Suleyman Ugljanın, Devlet Bakanı; Bajro Omeragic, Milletvekili; Esad Dudevic, Milletvekili;

Kosova: Mahir Yağcılar, Kamu Yönetimi Bakanı; Fikrim Damka, Milletvekili; Muferra Sınık, Milletvekili;

Makedonya: Hadi Nezir, Devlet Bakanı;

Bulgaristan: Kasım Dal, Milletvekili; Korman İsmaılof, Milletvekili;

Yunanistan: Ahmet Hacı Osman, Milletvekili; Çetin Mandacı, Milletvekili. (Alkışlar)

Şu anda Meclisimizi teşrif etmişlerdir. Kendilerine yüce heyetiniz adına hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)

Şimdi, devam ediyoruz.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87) (Devam)

2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların  Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve  Bütçe Komisyonu  Raporu ( 1/278, 3/538)  (S. Sayısı: 88)  (Devam)

A) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1.-  Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  Sağlık Bakanlığı  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.-  Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.-  Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1.-  Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI  MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1.-  Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1.-  Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) REKABET KURUMU (Devam)

1.- Rekabet Kurumu  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Tokat Milletvekili Sayın Şükrü Ayalan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞÜKRÜ AYALAN (Tokat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, ülkemizin sorunu olan pek çok konuda olduğu gibi, sorun yumaklarından bir tanesi olan sağlık alanında da dönüşüm programını başlattık. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın temel ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının eşit haklara sahip bireyler olarak kolay erişebildiği ve tüm sağlık hizmetlerinden eşit oranda yararlanabildiği bir ortam hazırlamaktı.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nda, hepimizin bildiği gibi, AK PARTİ, bin yıllık tarihinden aldığı destekle ve bu desteğin altında yatan felsefeden esinlenerek merkeze insanı koydu “Önce insan.” dedi, “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” dedi. Bu felsefeyle yola çıktıktan sonra çözülemeyecek sorunlar yoktu, şükürler olsun ki bugün geldiğimiz noktada her türlü sağlık sorununu çözmüş bir ülkenin vatandaşı olarak göğsümüzü açarak, başımız dik, alnımız ak olarak gezebiliyoruz.

Elbette, değerli kardeşlerim, değerli milletvekili arkadaşlarım, sağlıkla ilgili pek çok klasik haberler vardı hatırlarsınız AK PARTİ’den önce. Yazılı ve görsel medyada, kızak üzerinde doğum yapan insanlarımız, hastanede rehin kalan hastalarımız, hatta cenazelerimiz, bıçak parasını ödemek için sarıkızını satan insanlarımız, hemen her gün gazetelerimizde ve görsel medyada yer alıyordu. Şükürler olsun, AK PARTİ’den sonra böylesi haberleri artık göremez olduk, dünyanın gelişmiş ülkelerinde var olan sağlık hizmetleriyle ilgili herkesle yarışır ve belki de gelişmiş Batı standartlarının üzerindeki sağlık hizmetlerine kavuşmanın gururunu yaşar olduk. Değişen fiziksel koşullardan, hastanelerimizin iyileşmesinden ya da aile hekimliğinden ya da aldığınız üst düzeydeki sağlık hizmetlerinden bahsederek vaktinizi almak istemiyorum. Asıl bilmemiz gereken konu, bu felsefenin, sağlıktaki değişim ve dönüşüm felsefesinin herkes tarafından takdir edildiğinin hem muhalefet milletvekili arkadaşlarımız hem de dost, düşman herkes tarafından bilinmesi gerektiğidir.

Değerli arkadaşlar, koruyucu temel sağlık hizmetlerinde de teşhis ve tedaviye yönelik hizmetlerde de gelişmiş ülkelerdeki standartları yakaladık ve hatta üzerine çıktık. Bunu hem yaptığımız alan çalışmaları hem de yaşadığımız seçimlerde çok kolay bir biçimde hepimiz gördük ve test ettik kaldı ki uluslararası gruplar da bütün dünyada Türkiye'nin sağlıkta dönüşüm politikasının başarılı olduğunu katıldığımız bütün uluslararası toplantılarda teyit ediyor ve takdir ediyorlar.

ORHAN DÜZGÜN (Tokat) – Tokat’taki Kırım Kongo’dan bahsedecek misiniz?

ŞÜKRÜ AYALAN (Devamla) - Değerli kardeşlerim, değerli milletvekillerim; Tokat’ta da yaptığımız sağlık hizmetleri onlarca yıldır konuşulan ve yapılamayan hastaneler ve yapılamayan sağlık ocakları ve götürülemeyen hizmetlerdi. Tokat’ta da bütün Türkiye’de olduğu gibi, ülkemizin her tarafında olduğu gibi en üst düzeyde sağlık hizmetlerini verir hâle geldik bunu gururla buradan ifade ediyorum.

2009’un baharında sabah erken saatlerde telefonuma gelen bir mesajın karşılığında mesaj atan kişiyi aradım. Hollanda’dan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, bir hemşehrimizdi. Bir hastası vardı, kızı, Hollanda’da Amsterdam’da yatırmış ve hastasının durumunun ağır olduğunu, Türkiye’ye getirmek istediğini, oradaki doktorların da ancak özel bir uçakla, ambulans uçakla bunu götürebileceğini kendisine müstehzi bir tavırla ifade ettiklerini söylediler. Ben, Sağlık Bakanlığımızdan gerekli arkadaşları, yetkili arkadaşları aradım, hasta yakınının telefonunu aldıktan sonra, bir saat kadar sonra bana geri döndüler, hasta yakınıyla, hastanın doktorlarıyla görüştüklerini, ambulans uçağın havada olduğunu, yaklaşık birkaç saat sonra hastayı alarak ülkemize geri döneceğini söylediler. Akşam saatlerinde, hasta yakını mutlu bir şeklide, Ankara’da bir hastane odasından, tedavisi yapılmakta olan kızının yanından beni arayarak dedi ki: “Sayın milletvekilim, çok teşekkür ediyorum, devletimin ne kadar güçlü olduğunu burada sayenizde tekrar görmüş oldum. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gurur duydum.”

Ben de AK PARTİ milletvekili olarak, AK PARTİ’nin bir müntesibi olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak, yaptığımız hizmetlerden ve geldiğimiz noktadan gurur duydum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞÜKRÜ AYALAN (Devamla) – Eminim ki milletvekili arkadaşlarım da bundan gurur duyacaklardır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayalan.

Kilis Milletvekili Sayın Fuat Karakuş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FUAT KARAKUŞ (Kilis) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2012 yılı bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle aziz milletimizi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; malumları olduğu üzere Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığına bağlı özel bütçeli bir kurumdur. Başlıca görevi bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek temeline dayanan Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü, 1924 yılında bu adı almasına ve çalışmalarını bu ad altında sürdürmesine rağmen bulaşıcı hastalıkların önlenmesi konusunda ülkemizde yapılan mücadeleyle yaşıttır. Bu mücadelenin başlangıcı, 1838 yılında II. Mahmut’un emriyle kurulan Karantina Meclisidir. Genel Müdürlük, kuruluşundan itibaren birtakım görev ve isim değişikliklerini takiben Lozan Anlaşması’ndan sonra Hudut ve Sevahil Sıhhiyesi Müdüriyeti Umumiyesi yani Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü olarak değiştirilmiştir.

Ülkemiz ve dünya sağlığının korunmasına katkıda bulunmak amacıyla uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yetki ve gelirleri kullanarak Türk Boğazları ile hudut ve sahillerde sağlık denetimlerini yapmak, uluslararası geçerliliği olan sertifikalar düzenlemek ve küresel yayılım gösteren bulaşıcı ve salgın hastalıkların ülkemize girmesini önlemek misyonuna sahip olan bu Genel Müdürlüğün görevlerinden bazılarını sıralayacak olursak, uluslararası tüm gemi ve uçakların denetimi pratik uygulaması, uluslararası sağlık belgelerinin düzenlenmesi, gemi adamlarının sağlık raporlarının verilmesi, gemi ve uçakların vektörlerden arındırılması, cenaze nakilleri, uluslararası gemilere Tele Sağlık hizmetinin sunulması, seyahat sağlığı hizmetleri, Türk Boğazlarından geçen gemilerin denetimi, görevlerinden bazılarıdır.

Tüm dünyanın sorunu olan bulaşıcı hastalıkların temeline doğru inildiğinde çağların değişmesine, ülkelerin ve imparatorlukların son bulmasına, hatta savaşların son bulmasına neden olmuştur.

Dünyadaki kitlesel ölümlerin en önemli nedeni olan bulaşıcı hastalıklar sadece insan sağlığını etkilemeyip ülkelerin ekonomi ve turizmine de büyük darbeler vurmaktadır.

AIDS, pandemik grip, şarbon, sıtma, sarı humma, SARS, tip A H1N1 gibi birçok hastalıkla dünya bugün mücadele etmekte ve büyük sorunlar yaşanmaktadır. Bu hastalıkların hem ülkemize girmesini engellemek hem de bu hastalıkların bulunduğu ülkelere gidecek vatandaşlarımızın korunması için gerekli aşı ve ilaçların ücretsiz olarak uygulandığı sağlık denetleme ve seyahat sağlığı merkezleri Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün birimleridir.

İş veya seyahat amaçlı yurt dışına çıkmamız takdirinde, bir telefonla veya İnternet  aracılığıyla gideceğimiz ülkeyle ilgili tüm sağlık bilgilerini almamız, gereken önlemleri uygulamamız, gereken aşı ve ilaçları anında öğrenebilmemiz ve bu merkezlere giderek seyahat sağlığı danışmanlığı alıp aşı ve ilaçlarımızı ücretsiz temin edebilmekteyiz.

Yapılan işlemlerde 2009’dan bu yana e-devlet sistemi etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Gelirlerin toplanması ve harcanmasında personel eli değmemektedir. Eski yıllarda olan, kurum hakkındaki kötü intibalar yok edilmiş ve itibar kazandırılmıştır.

2 adet tıbbi müdahaleye hazır motor bot ihalesi yapılarak sözleşme imzalanmıştır. Uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan görevler etkin bir şekilde kullanılmaktadır. Türk Boğazları ve limanlarında yıllık yaklaşık 55 bin civarında sağlık denetimi yapılmaktadır. Personel eğitimine önem verilmektedir.

Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2012 yılı bütçesinin ülkemize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini temenni eder, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün tüm çalışanlarına başarılar diler ve yüce heyetinize saygılarımı sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karakuş.

Şanlıurfa Milletvekili Sayın Abdulkerim Gök. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDULKERİM GÖK (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Efendim, tabii ki Kalkınma Bakanlığının bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Burada şunu dile getirmekte fayda vardır: Özellikle, beş dakika içerisinde “kalkınma” kavramı içerisindeki gelişmeleri ne kadar anlatabilirim diye düşündüm. Gerçekten, bugün, ülkenin her noktasında ciddi bir kalkınma vardır.

Ben spontane olsun düşüncesiyle bir iki duygu ve düşüncemi açık ifadelerimle sizinle paylaşmak istiyorum. Milletvekili arkadaşlarıma cevap olsun diye herhangi bir niyet taşımadığımı özellikle belirtmek istiyorum.

Burada özellikle “Demokrasi yok, özgürlük yok, ilerleme yok, kalkınma yok.” diye bahsediliyor ama gönül arzu eder ki… “Vardır fakat yeterli değildir.” derseniz onu anlayacağım ve gerçekten, biz de yeterli olmadığı noktasında, daha çok, ileri bir demokrasi… Çünkü burada tartışmalar ve konuşmalar yapılırken dün, Kürtçe anekdotlardan bahsedildi. Bunlar on yıl önce yoktu, bunlar hayal bile edilemezdi. Bu kürsüden, çok şükür ki Türkiye Büyük Millet Meclisinden artık insanlar müdahalesiz ve özgür bir şekilde duygularını ve düşüncelerini ifade ediyorlar. Dolayısıyla demokrasi de vardır, kalkınma da vardır, büyüme de vardır, gelişme de vardır. İşte onun için diyoruz ki bu ülkede… Ama “Yeterli midir?” derseniz, yeterli değildir, elbette ki yeterli değildir. Yeterli olmadığını özellikle bizler de biliyoruz, ondan dolayı da tüm bakanlıklar olarak, var gücümüzle, AK PARTİ hükûmetleri çerçevesinde bütün çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kalkınma Bakanlığı, özellikle seçim bölgem olan Şanlıurfa’da çok önemli gelişmeleri, çok önemli projeleri sürdürmektedir. GAP kapsamı içerisinde Şanlıurfa’da çok önemli gelişmeler söz konusudur. Buradan sizlerle GAP kapsamındaki gelişmeleri kısa da olsa paylaşmak istiyorum:

Bunlar, özellikle GAP tamamlandığında  ve 1 milyon 786 bin hektarıyla en büyük alanı teşkil eden Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliğindeki gelişmeler tam kapasiteyle devreyle konulduğunda, Şanlıurfa-Suruç ilçesindeki sulama projesi tam kapasiteyle devreye girdiğinde ve 2012’de tamamlandığında elbette ki bölgede istihdamın had safhada gerçekleşeceği kaçınılmazdır. Burada özellikle Kalkınma Bakanlığının GAP kapsamındaki yapmış olduğu çalışmalardan dolayı bürokratlara ve çalışma arkadaşlarına, Sayın Bakanımıza sonsuz teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.

Tabii ki Meclis çatısı altında güne nasıl başlarsanız öyle devam eder. Ben de beş dakika içerisinde Kalkınma Bakanlığıyla ilgili Bakanlığın ülkedeki GAP, DAP, KOP, DOKAP gibi gelişmelerden uzun uzun bahsetmek isterdim. Önümüzdeki süreçte de -inşallah- bunları sizlere anlatma fırsatı buldukça daha detaylı bir çalışma içerisinde aktarmaya çalışacağım.

Sayın Başkan, özellikle sizlerin de müsaadesiyle ben bu sabah istiyorum ki güne hep beraber pozitif başlama adına da olsa Şeyh Edebali’nin “Bak Dostum” diye bahsettiği nasihati sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Cahil ile dost olma:

İlim bilmez, irfan bilmez, söz bilmez; üzülürsün.

Saygısızla dost olma:

Usul bilmez, adap bilmez, sınır bilmez; üzülürsün.

Aç gözlü ile dost olma:

İkram bilmez, kural bilmez, doymak bilmez; üzülürsün.”

OKTAY VURAL (İzmir) – O tarafa bak, o tarafa!

ABDULKERİM GÖK (Devamla) – “Görgüsüzle dost olma:

Yol bilmez, yordam bilmez, kural bilmez; üzülürsün.

Kibirliyle dost olma:

Hal bilmez, ahval bilmez, gönül bilmez; üzülürsün.

Ukalayla dost olma:

Çok konuşur, boş konuşur, kem konuşur; üzülürsün.

Namertle dost olma:

Mertlik bilmez, yürek bilmez, dost bilmez; üzülürsün.

İlim bil, irfan bil, söz bil.

İkram bil, kural bil, doyum bil.

Usul bil, adap bil, sınır bil.

Yol bil, yordam bil.

Hal bil, ahval bil, gönül bil.

Çok konuşma, boş konuşma, kem konuşma.

Mert ol, yürekli ol.

Kimsenin umudunu kırma.

Sen seni bil; ömrünce bu yeter sana.”

Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Gök.

Bursa Milletvekili Sayın Canan Candemir Çelik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CANAN CANDEMİR ÇELİK (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye İstatistik Kurumu 2012 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

İstatistiki veriler, geçmişteki durumumuzu, bugünü objektif ve doğru bir şekilde kavramayı, geleceği ise öngörerek planlamayı sağlayan bilgilerdir. Kalkınma sürecini yönetirken istatistiklerimizi son derece önemsiyor ve kalkınma fikriyle istatistik üretimini de birbirini tamamlayan unsurlar olarak görüyoruz.

Güvenilir ve zamanında üretilmiş bilgi, kamu için olduğu kadar özel sektör ve sivil toplum için de stratejik bir kaynaktır. Sağlıklı istatistikler, aynı zamanda demokratik bir ortamda halkın hesap sorma hakkını kullanması açısından da vazgeçilmez önemdedir.

Ülkemizde güncel ve güvenilir veri üretilmesi sorumluluğunun ana kurumu TÜİK’tir. Bu Kurumumuz, resmî istatistiklerin üretiminden ve diğer kurum ve kuruluşlar tarafından yürütülen resmî istatistik faaliyetlerinin koordinasyonundan sorumludur. 1389 yılında kurulan Defterhane, bugünkü İstatistik Kurumumuzun nüvesini oluşturmaktadır.

TÜİK, kurulduğu 1926 yılından beri karar alıcıların ve vatandaşların kullanımı için veriler üretmekte, ürettiği resmî istatistikler ile geleceğin planlanmasına, doğru stratejilerin belirlenebilmesi çabalarına destek sağlamaktadır.

İstatistiklerin güvenilir olmasının en önemli kriterlerinden birisi de üretim ve yayın sürecinin her aşamasının uluslararası normlara uygun olmasıdır. Bu, aynı zamanda, uluslararası karşılaştırılabilirliğinin de yegâne şartıdır. Avrupa Birliği istatistik sistemine uyum 1999 yılında sağlanmıştır. 2005 yılında planlı istatistik üretim süreci başlamış, diğer kurumların istatistik üretim sürecindeki yeri tanımlanarak bu kurumların tek bir merkezden koordinasyonu ile istatistiki verilerin zamanlılığı ve kalitesi yükselmiş, mükerrer veri üretimine son verilmiştir. İstatistik üretiminde uluslararası mesleki ve ahlaki kurallar ülkemizde de geçerlidir ve uygulanmaktadır.

Ulusal ve uluslararası ihtiyaçlar doğrultusunda TÜİK bir yandan istatistik üretim yelpazesini genişletmekte ve mevcut verileri detaylandırmakta, öte yandan Resmî İstatistik Programı’nda sorumluluğu bulunan bütün kamu kurum ve kuruluşları ile yakın iş birliği içinde çalışmalarına devam etmektedir. Resmî İstatistik Programı’nın, 2012-2016 yıllarını kapsayacak ikinci beş yıllık plan hazırlıkları kapsamında bir taslak oluşturulmuştur. Çalışmalarda ilgili kurumlarla yoğun bir koordinasyon faaliyeti yürütülmüştür. 2012 yılında yürürlüğe girecek olan Program’ın şimdiden ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilgi stratejik bir kaynaktır. Tarımdan sanayi toplumuna geçen toplumsal süreçte artık bilgi toplumuna doğru gidilmektedir. Ancak şu var ki istatistik evrensel bir konuşma dili konumuna gelmiştir.

Yeni devlet anlayışında hizmetlerin sunulabilmesi için, bilginin öncelikle hizmet sunmakla görevli kamu kuruluşları arasında güvenli ve maliyet etkin olarak derlenmesi, işlenmesi ve süratle dağıtılmasının sağlanması gerekmektedir. Bu nedenle, kamu kurumları arasında veri bilginin kullanılması e-devlete giden yolda çok önemli ve öncelikli bir adım olmaktadır. Bu yönüyle TÜİK’in yaptığı görev, özellikle içinde bulunduğumuz çağda daha da değer kazanmaktadır. TÜİK, üstlendiği görev ve fonksiyonları ile ülkemizde ulusal bilgi sistemi ve bilgi işlem altyapısının oluşturulmasında temel bir işlev görmektedir.

TÜİK, ülkemizin her alanda küresel rekabet koşullarına kendisini zamanında uyarlayabilmesi için çağın gerektirdiği en yeni bilgi teknolojisi ürünlerini kullanarak faaliyetlerinde etkinliğini amaçlamaktadır. Bu nedenledir ki TÜİK için, dünyayı devamlı izlemek, istatistik bilgi sistemini ve bilişim altyapısını gözden geçirmek, atılımları hızlandırarak sürdürmek ayrı bir önem kazanmaktadır. TÜİK, uluslararası düzeyde çağdaş ve saygın bir istatistik kuruluşu olarak bugüne kadar yaptığı yasal teknik altyapı ve ürün kalitesini artırma yönündeki atılımlarına hiç kuşkusuz ki devam edecektir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güçlü, sürdürülebilir  bir istatistik sistemi kurma vizyonu ile hareket eden TÜİK’in 2012 yılı bütçesinin hayırlı olmasını temenni ediyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.

Mardin Milletvekili Sayın Abdurrahim Akdağ. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ABDURRAHİM AKDAĞ (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; GAP ve DAP bölge kalkınma idareleri başkanlıklarının bütçeleri üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bölge kalkınma idarelerinin asıl işlevi, yerel düzeyde planlama, projelendirme, araştırma, izleme, değerlendirme ve koordinasyon  hizmetlerinin etkili bir şekilde yerine getirilmesini sağlamak ve gerekli yönlendirmeyi gerçekleştirmektir.

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) ve Doğu Anadolu Projesi (DAP) bölge insanının gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi, bölgeler arası farklılıkları gidermeyi amaçlamaktadır.

Değerli milletvekilleri, DAP’a ayrılan yatırımlar 2006’dan itibaren büyük bir ivme kazanmıştır. Yapılan harcamalar, 2006’da 868 milyon TL, 2010 yılında 2,4 milyon TL’dir, 2011 sonu itibarıyla 2,1 milyar TL harcama planlanmıştır. On dört ili kapsayan Doğu Anadolu Projesi’nin 2013 yılına kadar bitirilmesi hedeflenmektedir.

GAP kapsamında yirmi iki baraj ve on iki hidroelektrik santral ile sulama şebekelerinin yapımı öngörülmüştür. GAP’ın tamamlanmasıyla 1,8 milyon hektar alan sulamaya açılacak, yılda 27 milyar kilovatsaat hidroelektrik enerji üretimi gerçekleştirilecektir. Bölgede toplam 3,8 milyon kişiye istihdam olanağı sağlanacaktır.

Bu hedeflere ulaşmak için gereken kamu yatırımlarının finansman ihtiyacı 2010 yılı fiyatlarıyla 42 milyar TL’dir. 1990-2007 dönemi GAP bölgesindeki projelere kamu yatırımlarından yılda ortalama yüzde 7 oranında pay ayrılırken Sayın Başbakanın bölgenin kalkınmasına verdiği önem sonucu GAP Eylem Planı’nın yürürlüğe konmasıyla ayrılan pay 2 katına çıkarılmıştır. Bölgedeki yatırımlar için 2008-2011 döneminde kümülatif olarak 13,3 milyar TL kaynak tahsis edilmiştir. Proje genelinde 2010 yılı sonuna kadar 33,7 milyar TL harcama yapılmış ve nakdî gerçekleşme oranı yüzde 80 düzeyine ulaşmıştır.

Yerel inisiyatifler dikkate alınarak hazırlanan GAP Eylem Planı 73 ana eylem altında 300’den fazla projeden oluşmaktadır. 2010 yılında GAP Eylem Planı kapsamında proje ve faaliyetlerine toplam 3,8 milyar TL harcama yapılmıştır. 2011 yılında GAP bölgesindeki yatırımlara ayrılan kaynak ise yaklaşık 4,3 milyar TL’dir.

Eylem Planı ile gerekli finansman sağlanarak yapımı devam eden sulama şebekeleri hızla tamamlanmaktadır. 2011 yılı yatırımı sulama projelerinin 2016 yılında tamamlanması öngörülmektedir.

GAP kapsamında 2011 yılı itibarıyla on hidroelektrik santrali tamamlanmış ve GAP enerji yatırımlarının yüzde 74’ü gerçekleştirilmiştir. Hidroelektrik santralinin işletmeye alınışından 2011 yılı Ekim sonuna kadar 351,5 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretimi ve ülkemizin hidroelektrik enerji ihtiyacının önemli bir bölümü GAP’tan karşılanmıştır. Üretilen bu enerjinin parasal değeri 21,1 milyar dolardır.

Değerli milletvekilleri, toplam uzunluğu 639 kilometre olan ve 498.728 hektar alana hizmet edecek 7 ana kanalın inşaatına başlanmış olup çalışmalar devam etmektedir.

Mardin’i de kapsayan Aşağı Fırat 2’nci Merhale Projesi’nde Atatürk Barajı ve Şanlıurfa tünelleriyle saniyede 328 metreküp kapasiteli su Urfa’ya getirilmiştir.

Mardin Kızıltepe Ovası’nı içine alan ve Çılgın Proje olarak nitelendirdiğim 2009 yılında yapımına başlanan 136 kilometrelik iletim kanalının 2012 yılında bitmesi hedeflenmektedir.

Cazibe sulama şebekesi proje yapımları olan 67 bin hektar, 30 bin hektar Mardin ili sınırları içinde olmak üzere iş programına göre proje ve yapımları devam etmektedir.

Mardin Pompaj Sulama Projesi’yle yörede 160 bin kişi istihdam edilecektir, yılda 240 milyon TL ekonomiye katkı sağlayacaktır.

Ayrıca Nusaybin, Cizre, İdil, Silopi sulama alanları ihaleleri gerçekleştirilmiştir, 2012 yılında bitmesi planlanmıştır.

Fiziksel altyapı çalışmaları kapsamında 2011 yılında başlayan Mardin ve Adıyaman…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akdağ.

ABDURRAHİM AKDAĞ (Devamla) – Bu bağlamda, 2012 bütçemizin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Konya Milletvekili Sayın Hüseyin Üzülmez. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 yılı bütçesi üzerinde Kalkınma Bakanlığına ait KOP İdaresi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Uzun yıllar kamuoyunun yakından takip ettiği Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı, yani KOP, 8 Haziran 2011 tarihinde yayınlanan 642 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle merkezi Konya’da kurulmuştur. Kalkınma Bakanlığına bağlı olarak faaliyet gösterecek olan İdarenin bölge alanı ise Konya, Karaman, Niğde ve Aksaray illerini kapsamaktadır. Toplam 65 bin kilometrekare tüm kırsal ve kentsel alanı kapsamaktadır. Bölgede yüzde 70’i Konya iline ait olmak üzere 3,5 milyon nüfus yaşamaktadır. Türkiye'de kırsal alanda yaşayan nüfus oranı yüzde 32 iken, bölgede kırsal alanda yaşayanların oranı ise yüzde 42 seviyesindedir, yani kırsal alan bu bölgede Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir.

Değerli arkadaşlar, KOP projesinin biraz tarihinden bahsetmek istiyorum sizlere. Bu proje, Konya’nın ve Konya bölgesinin yüz yılı aşan iki projesinden bir tanesidir. 1890’lı yıllarda Avlonyalı Ferit Paşa zamanında Konya Ovası’nı sulamak gerektiğine inanan ve suyun kıymeti her zaman takdir edilen Konya’da, Beyşehir Gölü’yle Konya Ovası’nın sulaması projelendirilir. Hatta o dönemde çılgın projesi olan insanlar da vardır, bunlardan bir tanesi de Kurukafa Mehmet Efendi’dir. O, Beyşehir Gölü’nden su getirme yerine, Göksu Nehri’nin Konya Ovası’na akıtılması çalışmasının yapılmasını ister ve bu projeler Konya Ticaret Odasının meclisinde 1900’lü yıllarda tartışılır ve zabıt altına alınır ve 1900 yıllarının başında Konya-Bağdat Anadolu demiryolu hattı ihale edilirken, dönemin sultanı Abdülhamit Han projeyi Almanlara ihale eder ve der ki: “Hiçbir karşılık almadan Konya Ovası’na su akıtacak Beyşehir kanalını da gerçekleştireceksiniz.” Ve ilk defa Konya Ovası’nın sulama projesi bu kanalla başlar. Bu projeyle beraber Konya’da iki proje tartışılır hâle gelir. Bir, Konya Ovası’nı sulama projesi ve Göksu’dan Konya Ovası’na su akıtılmasıdır. İkincisi ise -yine yüzyıllık proje olarak kayıtlara geçmiştir- Konya-Ankara arası demir yolu hattının kurulmasıdır.

İşte böyle bir tarihî süreçte gelinen nokta şudur: Uzun yıllar, bu projeler değişik hükûmetler tarafından gündeme getirilir ve her seçimde seçim vaadi olarak bizlerin önüne konulur, seçimden sonra da unutulur. Ancak 2002 yılında AK PARTİ hükûmetlerinin olmasından itibaren, bizim hükûmetlerimiz ise bunun önemini kavrar ve Başbakanımızın önderliğinde iki projeyi de yürürlüğe koyar.

Bir anekdotu da burada ifade etmek istiyorum değerli arkadaşlar. Uzun yıllar Konya Ticaret Odası Başkanlığı yapmış bir arkadaşınız olarak, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının değerli uzmanları bunu bilirler, yol etmişizdir bu projelerle ilgili ve bu projelerle ilgili bize verilen cevap: “Hayallerle uğraşmayın lütfen, bunlar hayaldir.” Hatta KOP ihale edilir, KOP projesinin bir önemli ayağı olan Mavi Tünel ihale edilir. İhale neticesinde, bu ödeneklerle yetmiş yılda yapılacağı ifade edilir.

Değerli arkadaşlar, Konya’nın bu iki önemli projesi Başbakanımızın önderliğinde, AK PARTİ hükûmetleri döneminde gerçekleştirilir. Hızlı tren çalışmaya başladı; şu anda, Türkiye'nin önemli bir projesi hâline geldi. Diğer projede ise en önemli ayağı olan Mavi Tünel ihale edildi, inşallah bir ay içerisinde su akıtılacaktır.

Ben, bu iki projeyi gerçekleştiren Sayın Başbakanımıza ve…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN ÜZÜLMEZ (Devamla) - … AK PARTİ hükûmetlerimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Üzülmez.

Denizli Milletvekili Sayın Nihat Zeybekci; buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NİHAT ZEYBEKCİ (Denizli) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşülmekte olan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi hakkında grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün ayrıca, yüce milletimin değerli Meclisinin değerli Divanını da, üç saygıdeğer hanımefendi milletvekilinden oluşan Divanı da ayrıca selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) – Üzerinde yaşadığımız cennet vatanımız insanlıkla başlayan tarihi boyunca daima dünyanın en önemli politik ve stratejik merkezi olmanın yanında, yine dünyanın en önemli ticaret, ham madde, enerji, kültür transferlerinin geçtiği ve yapıldığı alan olmuştur. Onun içindir ki insanlığın tüm güçlerinin gözü hep bu topraklar üzerinde olmuştur. Ancak hiçbir millet bu vatan için bizim kadar bedel ödememiş, bizim kadar hak etmemiş ve bizim kadar sevmemiştir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’mizin egemen olduğu bu topraklar, bilinen tarihi boyunca etkinliği ve değeri hiç azalmadan artan İpek Yolu ile Büyük Okyanus’a sınırı olan Hint ve Çin’i yeni dünyaya kapı olan Atlas Okyanusu’nun bir limanı sayılan Akdeniz’e bağlamaktadır. Bugün bu imkân, önemi artık “Dünya da düzdür” denilen globalleşen dünyada daha da artarak dikkatleri üzerine toplamaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işte bu avantajlarla çıkmış olduğumuz kutlu yolculuğumuzda bugün ülkemizin gelmiş olduğu süreç 2002 ile kıyaslandığında hayal bile edilemeyecek seviyelere ulaşmıştır. Ancak gelinen nokta ve 2023 hedeflerimize geçmeden önce, vefa ve minnet duygularıyla anmamız gereken, bu millete iradesini ilk defa hatırlatan, Anadolu’yu “Yeter, söz milletindir.” diyerek harekete geçiren merhum demokrasi şehidi Adnan Menderes’i, Anadolu’ya ihracat yapmayı öğreten, ticaretin önemini kavratan merhum Turgut Özal’ı minnetle anmamız gerektiğine inanıyoruz ve Allah’tan rahmet diliyorum. Diğer taraftan “Onlar ne veriyorsa beş fazlasını veriyorum.” diyerek insanımızı otuz beş – otuz sekiz yaşında emekli ederek gelecek nesillerin geleceğini ipotek altına alan siyasi anlayışları da hiç unutmamamız gerektiğini, altını çizerek hatırlatıyorum.

Sayın Başkan, yüce milletimin saygıdeğer vekilleri; bugün Türkiye’mizin gelmiş olduğu noktayı en güzel özetleyen örneklerden birisi Denizli ilimizdir. 1980 yılındaki Türkiye'nin toplam ihracatı olan 3 milyar dolar ihracatı bugün tek başına yapan ilimiz, 2001 yılında 60 bin olan sigortalı çalışanını bugün 168 bine çıkararak, sadece Pamukkale’ye giriş yapan 2 milyon turist sayısıyla 2023 hedefini 10 milyon turist sayısı olarak koyan… Başbakanımızın cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 500 milyar dolar ihracat hedefini tutturacak olan ülkemizde, sadece Denizli’miz 15 milyar dolar dış ticaret ve turizm gelirine ulaşarak, sigortalı çalışan sayısında 400 bine ulaşmayı hedeflemiştir. 2002 yılındaki ihracatı 35 milyar dolardan bugün 135 milyar dolara getiren bu yönetim anlayışının 500 milyar dolar ihracat hedefini tutturacağına, 2002 yılındaki 85 milyar dolar dış ticaret hacmini bugün 330 milyar dolara getiren evlatlarının 1 trilyon doların üzerine çıkacağına, 2002 yılında dünyanın 26’ncı ekonomisi olan ülkemizi bugün 16’ncı sıraya getiren hizmetkârlarının ülkemizi dünyanın ilk 10, Avrupa’nın da 3’üncü büyük ekonomisi yapacağına bu milletin inancı tamdır. Türkiye’miz bundan sonraki süreçte, bugüne kadar olduğu gibi, sadece ülkesi sınırlarıyla sınırlı bir anlayıştan, dünyanın her yerinde üretim yapan, ticaret yapan, ihracat yapan, kültür ve tarih coğrafyamıza egemen olan bir anlayışla, önce, demokrasi, özgürlükler, evrensel hukuk ve barış ülkesi olarak, marka ülke olduktan sonra, çıkardığı markalarıyla dünya ticaretinde hak ettiği yeri alacaktır.

Saygıdeğer milletvekilleri, 2002 yılından bu yana ticaret erbabına güvenen bir anlayışla hizmet eden hükûmetlerimiz, 8 Haziran 2011 tarihinde Bakanlığımızın yeni yapılandırılmasıyla Türkiye’yi 2023’e taşıyacak yapıyı oluşturmuştur. “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık hâline getirmiş milletler; evvela hassasiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra istikballerini kaybetmeye mahkûmdur.” diyerek bizlere muasır medeniyeti hedef gösteren Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri kulağımızda olarak…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NİHAT ZEYBEKCİ (Devamla) - Bu anlayışla, Türkiye’mizi 2023 dünyası hedeflerine doğru yola çıkaran gümrüklerimiz ve ticaret dünyamızdaki değişim mimarlarını, başta Bakanımız olmak üzere canıgönülden kutluyor, başarılarının devamını diliyor, bu vesile ile 2012 yılı bütçemizin hayırlara vesilesi olmasını dileyerek yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zeybekci.

Adıyaman Milletvekili Sayın Muhammed Murtaza Yetiş. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUHAMMED MURTAZA YETİŞ (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 mali yılı Rekabet Kurumu bütçesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u uygulamakla yükümlü olan Rekabet Kurumu ülkemiz ekonomisi açısından önemli görevler ifa etmektedir. Kurumun uygulama alanında iki temel fonksiyonu var:

Birincisi, karteller gibi teşebbüsler arası rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar, uyumlu eylemler ve kararlarla hâkim durumun kötüye kullanılmasının önlenmesi şeklinde ortaya çıkan rekabet ihlallerini önleme; diğeri ise birleşme, devralmaların kontrolü yoluyla ekonomi piyasalarındaki yoğunlaşmanın denetim altında tutulmasıdır.

2011 yılı içerisindeki faaliyetlerine baktığımızda, Rekabet Kurumunun önemli kararların altına imza attığını görmekteyiz. Nitekim bu dönemde özellikle mobil telefon işletmeciliği, bankacılık hizmetleri, günlük gazete reklam yeri ve otomotiv gibi sektörlere yönelik tamamladığı soruşturmalarla adından sıklıkla bahsettirmiştir. Kendisine intikal ettirilen mevzuat taslaklarına dair görüş verme, piyasaların daha iyi anlaşılabilmesi, piyasalardaki aksaklıkların ve çözüm önerilerinin daha iyi ortaya konabilmesi gibi amaçlarla çeşitli sektörlere yönelik araştırmalar yapma ve buna benzer bazı hususlar da Rekabet Kurumunun önemli faaliyet alanları arasındadır. Rekabet savunuculuğu kapsamında yapılan bu faaliyetler yoluyla, Kurum, salt bir denetim işlevi görmenin ötesine geçerek kamuoyunu daha rekabetçi bir ülke ekonomisine doğru yönlendirmekte ve olası rekabet ihlallerini önceden engelleme gibi önemli bir vazife üstlenmiş olmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere, Avrupa Birliğiyle olan müzakere sürecimizdeki fasıllardan biri de rekabet politikası faslıdır. Rekabet politikası faslının önemli bir ayağını oluşturan rekabet kuralları da bu fasıl kapsamında ele alınmaktadır. Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ve ülkemizin fasıllar itibarıyla mevzuat uyumu, mevzuatın uygulanması ve mevzuatı uygulayacak birimlerin kapasiteleri gibi birçok unsurun değerlendirildiği ilerleme raporlarında, genel olarak rekabet mevzuatı ve bu mevzuatı uygulamakla yükümlü olan Rekabet Kurumu açısından oldukça olumlu değerlendirmelere yer verilmektedir. Nitekim, bu yılki İlerleme Raporu’nda da Rekabet Kurumunun rekabet kurallarına uyum konusundaki sicilinin iyi durumda olduğu, Rekabet Kurumunun idari kapasitesinin yüksek olduğu ve Kurumun rekabet kurallarını etkili şekilde ve tatminkâr bir bağımsızlıkla uyguladığı değerlendirmeleri bu alanda gelinen noktayı net olarak ortaya koymaktadır.

Yaklaşık on dört yıl önce faaliyetine başlayan Rekabet Kurumunun kısa sayılabilecek bir zaman diliminde hem ülke içinde hem de özellikle Avrupa Birliği uyum süreci bağlamında bu başarıyı yakalamış olmasının gurur verici ve ülke ekonomisinin istikrarı açısından da önemli olduğunu belirtmek isterim.

Ayrıca Rekabet Kurumu, sahip olduğu bilgi ve tecrübeleri ihtiyaç duyan ülkelerle paylaşmaktan da kaçınmamaktadır. Bu noktada, Moğolistan’dan Mısır’a kadar geniş bir coğrafyada yer alan farklı ülkelere değişik formatlarda teknik destekte bulunmaktadır. Ayrıca son dönemde, İslam İşbirliği Teşkilatı ülkelerinde rekabet hukuku ve politikası alanında kapasite inşası için çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Kısa bir süre önce yeniden yapılanmasını da hayata geçirmiş olan Rekabet Kurumunun etkinliğini artırmasının önemli olduğunu düşünüyor, AK PARTİ olarak bu yöndeki desteğimizin tam olduğunu ifade etmek istiyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yetiş.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın Ali Öz; buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİ ÖZ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 yılı Sağlık Bakanlığı mali bütçe yılı görüşmeleri üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Bu arada, Sayın Doktor Ahmet İhsan Kırımlı’nın vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz; Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak merhuma rahmet, Kırım Türklerine de Allah’tan sabır diliyoruz.

Bu vesileyle, bütçenin ülkemize, milletimize, Meclisimize, tüm sağlık çalışanlarına hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Üç dönemdir Sağlık Bakanlığımızın yaptığı uygulamaların, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın getirdikleri ve götürdüklerini ifade etmek durumundayım.

Sağlık hizmetlerinin, her vatandaşımızın eşit biçimde ulaşma hakkının olduğu, bireyin yararına planlanması gereken, hizmeti alan kadar hizmeti verenin de memnuniyetini hedef alan bir planlamayla yürütülmesi gerekmektedir. İstatistiki verileri esas alacak olursak, sorunların büyük kısmı çözülmüş gibi görünüyor.

Sağlıkta Dönüşüm Programı öncesi, hasta-hekim mağduriyeti olduğu kabul ediliyor, sağlık finansmanı çoklu ve parçalı yapıdan tek çatı altında toplanmış gibi görünüyor.

Sağlıkta Dönüşüm Projesi öncesi, nitelik ve nicelik aranmaksızın, sabit ödeme, kayıt dışılık, israf, uzun bekleme süresi, gereksiz sevkler, bıçak parası, acil hizmetlerde aksama, koruyucu hizmetlerde yetersizlik, bölgesel hizmet açığı ve dengesizlik, yaygın muayenehanecilik, bakımsız hastaneler ve yaygın koğuş tipi odalar ve tıbbi cihaz fakirliği ülkemizin önemli sorunları gibi görülüyor.

Bu arada, sağlık hizmetlerinin sunumunda özel sektör payının yetersizliği, ilaç fiyatlarının sistemsiz bir şekilde belirlenmesi, çalışanların motivasyon eksikliği, muayenelerde öncelikle hastane tercihi önemli sorunlar olarak görülmekteyken, Sağlık Bakanlığı uygulamalarıyla bu sorunların dokuz yılda aşılmasını beklemek hem Meclisimizin hem de milletimizin en doğal hakkı olduğunu düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, her gün kamu hastanelerine başvuran 1 milyon civarında vatandaşımızı, 700 bin civarındaki sağlık çalışanını ve ülkemizde yaşayan 74 milyon insanımızı direkt olarak etkileyen 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle sağlık sistemimizde köklü bir anlayış değişikliği ortaya çıkmıştır. Cumhuriyet döneminin toplumcu anlayışa ve koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik veren sağlık politikası terk edilmiştir.  663 sayılı Kararname’nin tamamına kâr-zarar hesabına öncelik veren tüccar mantığı ile sağlık hizmetlerinin organizasyonunu oluşturan bir anlayış hâkimdir. İdari yapılanma açısından çerçevesi belli olmayan bir yönetim anlayışı getirilmiş, kâr hedefiyle görev yapan sözleşmeli yöneticilerin emrinde çalışan devlet memuru personelin istihdamının önü açılmıştır.

Bu Kararname’yle yabancı doktor ve yabancı hemşire çalıştırmanın da yolu açılmıştır. Bu uygulama ülkemizin sosyokültürel yapısına uygun olmayacaktır. Yabancı bir doktorun toplumsal gerçekleri ve koşulları bilmeden sağlık alanında hizmet vermesi nitelikli hizmet üretmesi açısından sakıncalıdır. Bu yasal düzenleme doktorlarımız ve hemşirelerimizin istihdamlarına da zarar verecek ve bunun faturası vatandaşa çıkacaktır. Kendi öz kaynaklarımız planlı bir şekilde kullanılmalıdır. Tıp fakültelerindeki kontenjanlar artırılmalı ve hekim dağılımındaki dengesizlikler giderilmelidir, aksi hâlde halk sağlığına büyük zarar verilecektir.

Bu Kararname’yle birlikte Sağlık Bakanlığı uhdesinde görev yapan 461 şube müdürü, 149 klinik şef ve şef yardımcısı, 444 hastane müdürü, 904 hastane müdür yardımcısı, 152 il sağlık müdür yardımcısı, 28 il sağlık müdürü, 40 APK uzmanı, 3 genel müdür, 21 genel müdür yardımcısı ve 42 daire başkanı kadroları iptal edilmiştir. Söz konusu iptal edilen kadroların yerine ihdas edilecek yeni kadroların tespitinde hangi objektif kriterlerin esas alınacağı, araştırmacı kadrosuna atanacak olan ilgili personellerin maaş ve döner sermaye ek ödemelerinde meydana gelecek ortalama 500 ile 1.500 TL arasındaki kaybın nasıl telafi edileceği ve bu durumların yeni bir kadrolaşma süreci oluşturacağı konusunda endişelerimiz bulunmaktadır.

663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle, ebe ve hemşirelerin sözleşmeli statüye geçirilmelerinde “En az bir yıldan beri çalışmaları.” hükmü getirilmiş ve bu hüküm pek çok ebe ve hemşirenin bu haktan faydalanamamasına ve mağduriyetine yol açmıştır. Bu durum kanun önündeki eşitlik ilkesine de aykırıdır.

Başlatılan aile hekimliği uygulaması insanlarımıza başta cazip gelmiş, birinci basamak müracaatta muayene katılım paylarının alınmaması hastaları bu noktada aile hekimlerine yöneltmiştir. Hekimlerimiz ilk uygulamalarda aile hekimliği statüsüne kavuşmakla motive olmuşlar ancak geçen süre içerisinde uygulamalardaki yeni yaptırımlar hem gelirlerini azaltmış hem de motivasyonlarını bozmuştur. Aile hekimleri iş yeri kirasını kendi ödeyen, tıbbi cihazlarını kendi temin eden, elektrik, su, iletişim ve muhasebe ücretlerini bütçesinden karşılayan devletle sözleşmeli özel muayenehaneler statüsüne dönüşmüştür. Her aile hekiminin çalışma ofisinin yakınına bir eczane açılmış ve bu da ilaç sarfiyatını artırıp bütçeye ek yük getirmiştir.

112 Acil hizmetlerinde çalışan hekimlerimizin maaşları düşük kalmıştır. İstasyonlar, donanım, araç ve personel yetersizliğinden vakaya ulaşmakta sorun yaşamaktadırlar.

 “Özel sağlık kuruluşları fark ödenmeden vatandaşlarımıza hizmet sunuyor.” iddiası pek doğruyu yansıtmamaktadır. Sahada baktığımızda özel hastaneler muayene katılım payı dışında laboratuvar, radyoloji ve cerrahi girişimlerde fark talep etmektedir. Bu arada Sağlık Uygulama Tebliği’nde özel hastanelerin kazançlarında uzun süredir -üç beş yıldır- artış yapılmaması bu işletmeleri de sıkıntıya sokmaktadır. Sağlık politikalarından özel hastaneler de memnun değildir, yük vatandaşa binmiştir.

Değerli milletvekilleri, Sağlık Bakanlığının “İlaç fiyatlarını ucuzlattık, ilaç erişimini kolaylaştırdık.” iddiası, son alınan kararlar eczacılar ile vatandaşların karşı karşıya geldiği bir sürece doğru adım adım ilerlediğimizi göstermektedir. Basından da takip ettiğimize göre iki üç gündür özellikle diyabet ve kanser hastaları ilaçlarını bulamamaktan yakınmaktadırlar. Eczacılar ilaç fiyatlarının düşmesinden değil, en büyük müşterisi devlet olan ancak depodan aldığı ilacı kuruma yüksek iskontoyla zararına vermekten dolayı rahatsızdır. Oysaki eczacılar sektörde sadece ilaç satan dükkânlar değil, toplum sağlığı ve hastaların aydınlanmasına da katkı sağlayan birer psikolog durumundadırlar. Bu kesimin mağduriyetini gidermek hem vatandaşımıza hem de eczacılara karşı Hükûmetimizin görevidir.

Eczacı işletim maliyetleri rasyonel bir şekilde güncellenmelidir. Eczacılarımızın özlük hakları iyileştirilmelidir. Medula sistemindeki sıkıntılar giderilmeli, yerli imalatçılar korunmalı, millî ilaç politikasına acilen geri dönülmelidir. Ulusal ilaç fabrikaları ARGE çalışmalarını artırmalı ve ürün yelpazesini geliştirmelidir. Ulusal ilaç üreticileri birtakım teşvik ve kolaylıklarla desteklenmelidir.

Savaş, ambargo, deprem gibi afet dönemlerinde ihtiyaç duyulacak ilaç kalemlerinin yeterli seviyede üretilebilmesi için gerekli planlamalar yapılmalı, devlet bu tür ilaçların üretiminde aktif rol oynamalıdır.

İthal ilaçların pazarlanması konusunda sıkı yaptırımlar getirilmeli, ARGE çalışmaları teşvik edilmelidir. Rasyonel bir ilaç politikasıyla gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilmelidir.

Son zamanlarda ilaç politikasında yapılan uygulamalarla, aynen geçen yıllarda yaşandığı gibi, ilaç firmaları tarafından ilaç ürün tanıtıcılarının da görevleri sonlandırılmakta, yeni işsizler ordusuna onlar da katılmaktadır.

Hekimlik mesleğinin, sağlıklı bir yaşam sürdürülmesinde yeri tartışmasız çok önemlidir. Hekimlerimizin statülerinin diğer kamu görevlileri ile bu yönden farklılığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Aylık maaşları düşük olan hekimler, performans uygulaması nedeniyle daha çok hasta bakmak zorunda kalmakta ve hastaya ayırdığı zaman azalmaktadır. Hastayı dinlemek, muayene etmek, tetkik istemek, sonuçlarını değerlendirmek ve hastayı bilgilendirmek için zaman bulamamaktadırlar. Bu durum, hekimin motivasyonunu bozmakta, hastanın da memnuniyetini azaltmakta, maliyeti de artırmaktadır, sonra da hasta şikâyetleri doğal olarak artış göstermektedir.

Diğer yandan, hastanelerde zor ve meşakkatli hastaların sevk edildiği görülmekte, endikasyonsuz işlemler yapılmakta, zahmetli cerrahi işlemlerden kaçınılmaktadır. Sigorta şirketleri malpractice oranı yüksek olan hekimleri sigortalamak istemeyecekler, bu durumda doktorlar da riskli hastalara hizmet vermekten kaçınacaklardır.

Çıkarılan yasalarda temel hedefin hastane gelirlerinin artırılması olduğu görülmektedir. Kaliteli hizmet ve araştırma-geliştirme, bugün düne göre önemsiz hâle gelmiştir. Hastanelerde döner sermaye dağıtılması, performans indeksli hekim kazancı, çok ciddi sorunları beraberinde getirmiştir. Hekim görevlendirmekte zorlanılan bölgelerde çalışanlar, daha düşük döner sermaye geliri almaktadırlar. Bu adaletsizlikler giderilmelidir, döner sermaye dağıtım şekli yeniden düzenlenmelidir, hasta memnuniyeti dikkate alınmalıdır.

Sağlıkta, ekonomik kazancı düşünmeden kalitenin artırılması yönünde bir uygulamanın tercih edilmesi çok daha uygun olacaktır. Yapılan ihmal ve hataların, yanlış planlamaların telafisinin olmadığı tek alan sağlıktır. Burada bin düşünüp bir karar vermek durumundayız.

İddia edildiğinin aksine, bugün insanlar sağlığa ceplerinden daha fazla katılım payı ödemek durumunda kalmaktadırlar. Özellikle kronik hastalığı olanlar, sık hastaneye müracaat edenler emekli paralarının çoğunu muayene katılım payına veya reçetede yazılı ilaçların farkına ödemek zorunda kalmaktadırlar.

Sağlıkta personel dağılımı dengesizliği hâlen devam etmektedir. Mecburi hizmet alanlarında yeni düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç vardır. Personelin hastane içi görev alanlarının belirlenmesinde beceri, liyakat yerine belli sendikal kuruluşlara üyelik, kadrolaşma gayreti de olduğu gözle görülmektedir. Bu uygulamalardan da bir an önce vazgeçilmelidir.

Değerli milletvekilleri, hastanelerimizde hizmet birimlerine temizlik, güvenlik elemanları alımında aşırı siyasal tercih söz konusudur. Bu çalışanlar sürekli tehdit altındadırlar. Seçimlerde de zoraki Hükûmet adına çalışmaları talep edilmektedir. Sosyal hakları da engellenmekte ve taşeron firmaların vicdanlarına bırakılmakta, emekleri sömürülmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplum sağlığı açısından, OECD verilerine göre bebek ölüm hızı ve anne ölüm hızında geçmişten günümüze kadarki dönemde görülen düşme sevindiricidir. Özellikle çocuklarda çoklu yeni doğan hastalık araştırmaları ve aşılamadaki bu gayret devam etmelidir.

Uçak ambulansı, helikopter ambulansı, deniz ambulansı, paletli ambulans sayılarının arttırılması önemli gerekliliklerdir.

Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi daha fazla desteklenmelidir.

Sağlık çalışanlarının atamaları kolaylaştırılmalı, iş bulmakta zorlanan ebe, hemşire, röntgen ve diş teknisyenleri işe yerleştirilmelidir.

TÜİK verilerine göre toplum sağlık harcamalarında kamunun payı yüzde 67,8, özel sektör payı yüzde 32,2 ve cepten sağlık harcamaları yüzde 21,8’dir.

Sağlık tesislerine yıllık başvuru sayıları 1994’te 1,7 iken, 2000’li yıllara geldiğimizde 7,7 civarına yükselmiştir.

2002’de muayene olan hasta sayısı 184 milyon iken, 2011’de 492 milyona yükselmiştir. Sadece 2011’de yıllık diş hekimi muayene sayısı 7 milyon civarında olmuştur.

Bu rakamlar bizi şu sonuçlara götürmektedir: Sağlık hizmeti sunumunda devletin payı azaldıkça veya özel sektörün payı arttıkça kişi başı sağlık harcamaları artmakta ve devletin sağlığı finanse etmesi zorlaşmaktadır. Bu durumda vatandaşın kaktı payı vermesi kaçınılmaz hâle gelmektedir.

Sonuçta, başvuru sayısı arttıkça daha rasyonel sağlık politikalarına ihtiyaç artmakta, rasyonel ilaç kullanımı ve koruyucu hekimlik hizmetleri daha fazla önem kazanmaktadır.

Bu nedenle, devlet sağlık hizmeti sunmaya devam etmelidir. Bu aynı zamanda sosyal devlet olmanın da gereğidir. Hastane birlikleri ve akabinde gelecek olan hastane özelleştirme çalışmalarından kesinlikle vazgeçilmelidir. Aksi takdirde vatandaşın sağlık harcamalarına iştirak payı daha da artacak ve parası olmayan "ne yaparsa yapsın" mantığına gelinecektir.

Sosyal güvenlik kurumlarından özel hastanelere 2008 yılında 4,3 milyar lira ödeme yapılmıştır. 2002-2009 yılları mukayese edildiğinde özel hastanelere yapılan sağlık ödemeleri 9,4 kat artmıştır. Özel hastanelerin yıllık büyüme oranı yüzde 12’dir. Bu oran, diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda ülkemiz için gerçekten anlamlı risk ifade etmektedir. Bu uygulama özel hastane fiyatlarının incelenmesinde de özel mali müşavirlere denetim getirilmiştir. Bu uygulama, özel hastane faturalarından kurum incelemeleri neticesinde yapılan kesinti oranlarını düşürecek, haksız ödemelere ve kurumsal zararlara yol açacak hatta özel hastane-özel mali müşavir arasında iş birliği ve usulsüzlükler bile görülebilecektir.

Değerli arkadaşlarım, özellikle bizleri yetiştiren hekimlere minnet ve teşekkürlerimi tekrar ifade ediyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ ÖZ (Devamla) – …üniversitelerimizdeki öğretim görevlilerinin tam gün yasasından farklı bir şekilde istifade etmeleri, onların insan onuruna yakışan şekilde ücretlendirilmelerinin en azından yapılmasını ciddi bir şekilde talep ediyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öz.

Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Kalkınma Bakanlığı ve TÜİK bütçesi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

Konuşmama başlamadan önce, bugün bütçesini görüştüğümüz Kalkınma Bakanlığının eski ismi olan Devlet Planlama Teşkilatımızın kurucusu olan ve aynı zamanda TÜBİTAK, TSE, OYAK, Türk Kültür Ocakları gibi birçok kurumun o dönemde kurulmasına vesile olmuş olan, partimizin de kurucusu Alparslan Türkeş’i rahmet ve minnetle anıyorum. Tabii, bu arada, DPT’yi de kaybettiğimiz için, Kalkınma Bakanlığı olduğu için, DPT’yi de rahmetle anmak durumundayız, Allah rahmet eylesin.

Şimdi, değerli arkadaşlar, burada ciddi bir şuur kaybıyla karşı karşıyayız. Devlet Planlama Teşkilatı çok köklü bir kuruluştu. Şu anda sadece adı değişmiş olmadı. Ben tekrar kayıtlarıma baktım. 2009 bütçesinde de, 2010 bütçesinde -özellikle 2009’da- “DPT’yi kapatacak mısınız?” diye sormuşum. Sayın Meclis Başkanımız Cemil Çiçek, o zaman Başbakan Yardımcısı olarak yine o tartışmalara katılmış. Sonra yine bütçe görüşmelerinde Sayın Nazım Ekren, eski bakanımız, DPT’nin stratejik planını tartıştığımız zaman yine konuşmuşuz. Ekonomi Koordinasyon Kurulu kurulurken yine konuşmuşuz. Başbakanlıkta Ekonomik İşler Genel Müdürlüğü kurulması tartışılırken yine konuşmuşuz. Sonunda söylediklerimiz olmuş ve DPT’den böylece AKP İktidarı kurtulmuş oldu. Neden öyle söylüyoruz, o tartışmalarda ne vardı, kısaca hatırlatayım size.

“Zaman zaman milletvekillerimiz geliyor, ödenek talebinde bulunuyorlar. Efendim, yatırım bütçesine bazı katkılar istiyorlar. O olmadığı için de arkadaşlarımız kızıyor.” demişlerdi. Biz de, tabii ki Devlet Planlama Teşkilatının yeniden yapılandırılmasını,  stratejik plan çerçevesinde Türkiye’ye gerçekten strateji üreten, fikir geliştiren, politika geliştiren bir kurum hâline gelmesini, bu çerçevede yeniden yapılanmasını talep ediyorduk. Ama bu yapılanla maalesef bakanlık hâline getirilmeyle hafızası ortadan kaldırılmış olacak çünkü sizler zaten 666 sayılı KHK’yla bütün kariyer uzmanlıklarını da yerle bir ettiniz. Sadece DPT değil, Hazinede de diğer kurumlarda da onun da altyapısı hazırlanmış oldu. Böylece, herkes normal bakanlık hâline geldi.

Tabii, burada başka hususlar da var, sadece bu kurumun ölmesi söz konusu değil. Bununla beraber bazı şeyler gidiyor. Ne yapardı DPT? Planı hazırlardı, programı hazırlardı, yatırım programını hazırlardı.

Şimdi, bakıyoruz, biz bütçe tartışmaları sırasında bir şeyi fark ettik -Maliye Bakanımız burada değil ama- kesin hesapla ilgili. 2010 yılı Kesin Hesabında yedek ödeneklerle ilgili bir rakam var. Biz normalde 500 milyon öngörmüşüz. Dönem sonu gerçekleşmesi ne kadar hiç bilen var mı, haberiniz var mı? Yok. Biz de sonra ararken bulduk çünkü. 20,9 gözüküyor 21 milyar toplam yedek ödenek kapsamında bütçeden başka yatırımlara aktarılan.

Bunu niye söylüyorum? Sayın Bakana sordum -süreç içerisinde geldi- ne kadarı, bunun ayrıntısı nedir diye. Maddelerde görüşürken bunun ayrıntısına değineceğim ama burada neden önemli? Bizim Meclis olarak, Plan ve Bütçe Komisyonu olarak kendilerine vermiş olduğumuz ve DPT’nin yapmış olduğu yatırım tahsislerine aykırı olarak burada Maliye Bakanlığı kendi bütçesinin üçte 1’inden fazlasını başka ödeneklere, başka yatırımlara, başka giderlere aktarıyor.

Şimdi, burada, herhangi bir yatırım tahsisinden veya bütçe hakkından bahsetmek mümkün mü? Siz burada rakam onaylıyorsunuz, orada birtakım siyasi mülahazalarla falancaya şu kadar aktaralım, filancaya bu kadar aktaralım diye kurumlara ve bakanlıklara maalesef aktarma yapılıyor. Gerçekten bu çok vahim bir durum.

İsterseniz bir rakam daha vereyim, mukayese edin Meclisin hakkı nasıl gasp ediliyor. 2010 yılında cari fiyatlarla toplam yatırım ne kadar? 44,5 milyar. Yani üçte 1’i kadar, toplam kamu yatırımlarının üçte 1’i kadarını Maliye Bakanı kendi takdiriyle dağıtıyor. Burada bir bütçe hakkının gaspına ilave olarak verilen yetkinin de kötüye kullanılması söz konusu. Maalesef, Meclisin zaten bir parmak kaldırma hakkı vardı demiştim, onu da kanun hükmünde kararnamelerle gasp ettiniz. Size parmak kaldırmayı dahi sormuyor. Sayın Başbakan imzayı atıp gönderiyor. Biz de burada Plan Bütçe Komisyonu olarak etkisiz hâle geldik. Biz burada bütçe yapıyoruz, DPT program hazırlıyor, yatırım programı hazırlıyor ama Maliye Bakanı bir imzayla o bütçenin üçte 1’ini, toplam kamu yatırımlarının üçte 1’ini oradan aktarabiliyor. Böyle bir şey olmaz. 2011’i bilemiyoruz, o rakamları da sorduk, ayrıntısı henüz gelmedi -ama 2010 rakamları- ki ayrıntılı olarak kamuoyuna bunların açıklanması gerekiyor, Sayıştaya hesap verilmesi gerekiyor. Sayıştayın uygunluk bildirimine bakıyoruz, Sayıştay zaten çoğu kurumları denetlememiş, hesap üzerinden uygunluk bildirimi vermiş. Yeniden yapılanma var orada da. Bu yeniden yapılanma bize çok pahalıya mal oluyor, kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğa mal oluyor.

Değerli arkadaşlar, bu arada başka bir şey daha söylemiştik: Orta Vadeli Plan’ın hazırlanması. Arkadaşlarımız dile getirdi. Biz şakayla karışık söylüyorduk “Bari, bunu ekimde yapıyorsunuz, kanunu buraya uyduralım.” diye. Yine kanun hükmünde kararnamenin birinin arasına arkadaşlarımız eklemişler. Şimdi eylül sonuna… Eylül başında, ortasında, en geç eylül sonunda olacak. Yani fiilî durumu, kanunu biz kendimize uydurmuşuz ve alakasız bir şekilde, Maliyeyle ilgisi olmayan, bütün Maliyenin elemanlarının, kontrolörlerinin, denetmenlerinin de içinde olduğu bir şeye, hukuk işlemlerine ait bir kararnamenin içerisine bunları da sokuşturmuşuz, araya araya zor buldum. O da hemen, eylül olmuş. E, şimdi, bakıyorsunuz, mayısta DPT’nin KHK’sı çıkmış, orada hâl⠓mayıs” yazıyor. Yani haziran ayında çıkarılan, daha henüz KHK döneminde çıkarılan herhangi bir şey yok; bütçenin başında, ekim sonunda Maliye Bakanına soruyoruz, o da bir şey söylemiyor; iki gün sonra, 2 Kasımda herhangi bir şeyin arasına sokuşturulmuş.

Şimdi, burada, DPT’nin anlamı kalmadığı için kapatmış oldunuz. Hakikaten de eğer bizim yaptığımız şeyler, burada çıkardığımız kanunlar bir işe yaramayacaksa, sizin kendi çıkardığınız kanunlar… 5018 sayılı Kanun burada. Bütçe hakkı var maddelerde, ödeneklerin nasıl aktarılacağı var, 23’üncü maddesinde yedek ödeneklerden bahsediyor, 21’de aktarmalardan bahsediyor, 11’de ilkelerden bahsediyor. Meclisin bütçe hakkı en önemli hak. E, dolayısıyla bizim burada bu yapıyla bu sorunları çözme şansımız yok.

Tabii ki, burada, ekonomideki sorunları peki nasıl çözeceksiniz? Kendi çıkardığınız kanuna, yönetmeliğe, hazırlanan tüzüklere uymazsanız bunu nasıl yapacağız? “Ekonomide yeniden yapılanma” diye diye dilimizde tüy bitti. Bizde, bütün beyannamelerimizde, Parti Programı’mızda var. E, şimdi bir yeniden yapılanma yaptınız. Bu yapıyla koordinasyonu sağlamak mümkün mü? Ekonomi Koordinasyon Kurulu kurmuşsunuz.

Şimdi, bakıyoruz, Kalkınma Bakanlığı burada, Sayın Bakanım da gelmiş, Gümrük Ticaret de burada. İkisi geldiler. İlave olarak Ekonomi Bakanlığı var, Bilim, Sanayi ve Teknolojinin sanayi kısmı var, bir de Başbakan yardımcılığı var, ekonomiden sorumlu.

Şimdi, böyle çok başlı bir yeniden yapılanma olur mu? Milliyetçi Hareket Partisi de “Ekonomi bakanlığı” kurulsun dedi. Bizim de o konuda önerilerimiz var, yeni de değil. Ama buradaki Ekonomi Bakanlığının, değerli arkadaşlar, farklı yapıda olması gerekiyor. Buradaki Ekonomi Bakanlığı o şekliyle bizim bir işimize yaramaz. Ekonomi Bakanlığının içinde ekonomi yok, dış ticaret bile yok, sadece ihracat var kısmen, Eximbank yok, gümrük burada Sayın Yazıcı’da. Şahsa göre bir bakanlık yapılandırması oluşturmuşsunuz. Evet, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 2011 Seçim Beyanname’mizde de yer aldığı şekilde “Ekonomi yönetiminde yeniden yapılanma.” dedik, “Ekonomi bakanlığı kurulsun.” dedik. Ama nasıl olması gerekiyordu? Burada bütçenin gelir ve harcamalara ilişkin uygulama kısmı Maliye Bakanlığında. Sanayi ve iç ticaret ile dış ticaretin geliştirilmesine ilişkin uygulama, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ayrı olacaktı. Onun dışında, ekonomik politikaların uygulanması, borç yönetimi, özelleştirme, kamu bankaları, SPK, BDDK, Merkez Bankası, diğer kurumların Ekonomi Bakanlığında olması lazım. Bir de Başbakan yardımcılığı var. Hepsinin üzerinde her kafadan bir ses çıkıyor. Birisi “Harcayalım.” diyor, öbürü “Harcamayalım” diyor, birisi “Faizleri düşürelim.” diyor, öbürü “Düşürmeyelim.” diyor. Bunun üstüne Merkez Bankası Başkanı çıkıyor, başka bir şey söylüyor.

Bu kafayla bizim ekonomiyi yönetmemiz ve bu krizin etkilerini en aza indirmemiz maalesef mümkün değildir değerli arkadaşlarım. Bu dağınıkla yapısal reformlar gerçekleştirilemez. Bu yönetim anlayışıyla, kafa karışıklığıyla yapısal sorun demeye başladığınız cari açık çözülemez. Bu anlayışla istihdamı artıracak, işsizliği azaltacak “istihdam dostu, yüksek teknoloji tabanlı” dediğiniz “istihdam odaklı büyüme stratejisi” uygulanamaz. Çünkü herkesin bakışı farklı, bakanların ilgi alanları farklı ve maalesef koordinasyonsuzluk var. Alınan kararlardan bunlar anlaşılıyor, alınamayan kararlardan da anlaşılıyor. Çünkü bir uzlaşma sağlanamıyor veya alınan bir karar bir süre sonra hemen başka bir kararnameyle, başka bir kanun teklifiyle değiştirilme yoluna gidiliyor. Maalesef burada bizim adımıza denetim yapması gereken Sayıştayca da bu yıl da, -önümüzdeki yıl içerisinde ancak herhâlde başlayacaklar- 2011’de de geçiş dönemi diye bazı denetimler yapılmadı, eğitimlerle geçiştiriyorlar.

Birkaç cümle de Türkiye İstatistik Kurumuyla ilgili söylemek istiyorum, vaktim daralıyor. Sayın Başkan burada, Komisyonda da söyledik, istatistik anlamında ciddi sıkıntımız var. Öncelikle hemen belirteyim, az önce söylediğim bakanlıkların yeniden yapılandırılması… Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi arkadaşlarımız burada. Bakıyoruz şimdi, Bakanlığın ismi değişmiş. Önümüzdeki yıl biz yan yana o bütçeleri göremeyeceğiz. Bu yıl da şimdi göremiyoruz, kesin hesaptan bakarak görüyoruz. Bakanlığın adı değişmiş: Gümrük ve Ticaret Bakanlığı. Ee, iyi. Peki, geçen sefer neredeydi? Gümrük Müsteşarlığında. Şimdi ben o bütçeleri nasıl mukayese edeceğim? Sayın TÜİK Başkanımız bu bakanlıkların kurumlarını Maliyeyle beraber en azından bakabilirse geçmişe yönelik bir mukayese…

İki: Bütün kamu kurumlarında bir veri kargaşası var, bunların bir tekdüze hâle getirilmesi lazım. Kamu kurumları arasında, şimdi anlatacaklar, yok anlaşma var, yok veri paylaşımı var ama uygulamada maalesef sıkıntı görüyoruz. Bunların bir tekdüze hâle getirilmesi, mukayese edilebilir hâle getirilmesi ve şeffaf bir şekilde bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor.

Diğer bir husus, yine GAP’la ilgili de bir iki cümle söylemek istiyorum. Arkadaşlarım ayrıntısına değinecekler ama çok yavaş ilerlediğini rakamlardan gördük. Maalesef 2013’e, planlandığı gibi, bitirilme şansı yok. Yapılan ödenekler yetersiz kalıyor ne kadar aktarsak da. Bu konuda da bir siyasi irade gösterilmesi ve eksik projelerin bir an önce tamamlanması gerekiyor. Ayrıca bununla bağlantılı kalkınma ajansları da maalesef başlangıçtaki o kuruluş felsefesi amacına uygun çalışmıyor. Şu anda beklenen sonuçlar, bölgeler arası gelişmişlik farklarını gidermek üzere yapılacak çalışmalar yetersiz kalıyor. Bu ajansların yapısının ve işleyişinin de yeniden gözden geçirilerek bölgeler arası gelişme farklarını azaltması gerekiyor.

Kısacası, bu anlayışla, bu kafa karışıklığıyla, bu dağınıklıkla Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinin yapısal sorunları çözmesi, Türkiye'nin temel sorunları olan cari açık sorununu, işsizlik sorununu ve özel kesim borç sorununu ve riskini önlemesi mümkün değildir diyorum ve bütçenin hayırlı olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Günal.

Birleşime 13.30’a kadar ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 12.50
ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 13.35

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Mine LÖK BEYAZ (Diyarbakır), Özlem YEMİŞÇİ (Tekirdağ)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 35’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2010 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Şimdi, altıncı tur üzerinde söz sırası Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Adnan Şefik Çirkin’de.

Buyurun Sayın Çirkin. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ADNAN ŞEFİK ÇİRKİN (Hatay) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 yılı Merkezi Bütçe Kanunu’nun GAP, DAP, KOP ve DOKAP Başkanlıklarının bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, GAP, DAP, KOP ve DOKAP, gerçekten adları itibarıyla sanki kafiyeli ve şiirsel uyum gibi deyimler, terimler. Tabii, bu projelerin anası olan ve diğer kalkınma projelerine ışık tutma manasında büyük örnek olan GAP projesini, bu projenin mimarını, bu proje üzerinde kırkyıllık emek veren büyük devlet adamı Sayın Süleyman Demirel’i de hürmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum çünkü GAP, hazırlanışı ve hedefleri münasebetiyle gerçekten Türkiye ve dünyada bir inci konumunda olan, çok büyük hedefleri olan çok muazzam bir projedir. Umarız, diğer projelerimiz de bu projeye benzer ve onun eşiti hâline gelir ilerleyen zaman içerisinde ancak bilindiği gibi, bölgeler arası dengesizlikleri, gelir dağılımını eşitleme noktasında çalışmaları, yaşam düzeyini yükseltmeyi ve refah seviyesini yükseltmeyi, ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmeyi hedefleyen bu projeler, aynı zamanda ülkemizin ilerleyen dönemlerinde her birisi bir mihenk taşı olacak ve daha sonraki on yıllarda diğer projelere de örnek olacak.

Şimdi, GAP’ın haricinde diğer projelere geçmeden önce GAP hakkında birkaç cümle söylemek isteriz. Bilindiği gibi, GAP, çıkışı itibarıyla, Güneydoğu Anadolu’da sayısız barajı ihtiva eden ve bu barajların bitiminde enerji üretiminin önemli bir bölümünü karşılamayı hedefleyen ve aynı zamanda enerji üretimiyle beraber de sulama konusunda ülkemizin tarımsal sulamada büyük eksiğini kapatmak suretiyle tarımsal ürün desenlerini çeşitlendirecek ve aynı zamanda tarımsal kalkınmayı, Güneydoğu’nun asıl kalkınma modeli olması gereken tarımsal kalkınmayı destekleme amacıyla yapılmış muhteşem bir proje. Aradan geçen yıllar içerisinde, baktığımız zaman, enerjinin yüzde 80’lere varan bölümü bitmiş yani enerji konusunda gelen geçen tüm hükûmetler görevini yapmış ve dolayısıyla ülke enerjisinin de önemli bir bölümünü karşılayan bir proje hâline gelmiş, enerji bölümündeki hedefini de tamamlamak üzere olmuş.

Değerli Meclis, elbette, “GAP” denilince akla gelen nedir? Tarımsal sulamadır. Bunun tarımsal sulama ayağının maalesef eksik kaldığını ve bu konuda neredeyse hiç ilerleme sağlanamadığını müşahede ediyoruz. Ne yapılmış? 200 küsur bin hektarlık tarımsal sulama alanı 3 Kasım 2002 seçimlerine kadar tamamlanmış ve aynı zamanda da 125 bin hektar civarında bir tarımsal sulama alanının inşaatı başlamış, devam ediyor ve şu an içinde bulunduğumuz 2011 yılı itibarıyla muhtemelen 300 küsur bin, yani sadece bunu ihtiva eden bir tarımsal sulama alanı söz konusu, 300 küsur bin hektar. GAP’ın kuruluş aşamasında, planlamasında sulaması hesaplanan hektar ne kadar? Yaklaşık 1,8 milyon hektar. Şu ana kadar tamamlanan hedef ne? 300 küsur bin hektar ve bakıldığında bunun neredeyse tamamına yakını da geçmiş hükûmetlerin hizmeti gibi görünüyor ve Sayın Başbakanımızın, GAP Eylem Planı’yla birlikte açıkladığı hedeflerde en başta, orada -bir ziraatçı olarak da- en mahzurlu gördüğüm tarafı ifade etmek istiyorum: 1,8 milyon hektar sulama alanı, eğer biz yanlış okumadıysak, yanlış anlamadıysak, 1,60 milyon hektar sulama alanı olarak revize ediliyor. Yani şimdi yaklaşık 800 bin hektar sulama alanı devletimizin, hükûmetlerimizin bundan sonraki hedeflerinden çıkmış durumda. Bu çok kötü bir şey. Verimsiz arazi olmaz. Hatay’ın dağlarında, Altınözü’nde, Yayladağı’nda milletimiz taşların arasına, o taşları ayıklayarak zeytin ağacı ekiyor ve yıllar içerisinde ondan büyük verim alıyor ve onunla geçimini sağlıyor. Dolayısıyla, Güneydoğu Anadolu’da 800 bin hektar alanın verimsiz olduğunu kabul etmek, çağdaşlaşma, modernleşme, dünya devleti, G20 gibi hedefleri daima önümüze koyan ve bununla da övünen bir hükûmete yaraşmıyor olsa gerek. İsrail’e bakıyoruz, 200 bin hektar alanda çok pahalı bir sulama metoduyla ve su için âdeta büyük paralar harcayarak ve su için savaşarak –bu da bir Orta Doğu gerçeği- aldığı suyla 200 bin hektarda bir ziraat yapıyor, halkını doyuruyor ve aynı zamanda dünyanın en önemli tarımsal üretim ihracatçıları arasında yer alıyor. Böyle bir ortamda, GAP’ın sulama alanında 800 bin hektar alanını yok saymak, bunu GAP Eylem Planı’nın dışına çıkarmak olayı çok basitleştirmektir; bu projede uzun yıllardır emeği olan devletin tüm bürokratlarına, tüm hükûmetlere karşı bir vefasızlıktır ve aynı zamanda bunların yaptığı emeklere de saygısızlıktır.

Değerli Meclis, kıymetli milletvekilleri; şimdi, bu aşamadan sonra, DAP, KOP ve DOKAP konusunda da bir iki cümle söylemek istiyoruz. Şimdi bunlar, kuruluş dönemi ve kuruluş felsefesi itibarıyla maalesef… Öncelikle, bunları kurduğunuz için değerli Hükûmete teşekkür ediyoruz fakat böyle önemli, birisi Doğu Anadolu’nun, birisi Konya Ovası’nın, birisi Doğu Karadeniz’in kalkınmalarını hedefleyen projeler, yani Allah aşkına, seçime beş kala mı kurulmalıydı? Böyle bir anlayış olabilir mi? Bu anlayış, daha baştan bu projenin ciddiyetine darbe vuruyor ve bu projenin bir seçim yatırımı olduğu noktasında insanların vehme kapılmasına sebep oluyor. Kanun hükmünde kararnameyle kurulması çok önemli değil yani kanun hükmünde kararnameyle de kurarsınız ama daha sonra bunu geliştirirsiniz. Fakat bu kanun hükmünde kararnameyi siz yılların iktidarıyken seçime beş kala çıkarmak, elbette ki daha baştan “Acaba bunlar bir seçim yatırımı mı?” diye vatandaşın kafasında vehim bırakıyor. Daha sonra da mesela bu projeden…

KOP kısa adıyla adlandırdığımız Konya Ovası Projesi’ne baktığımızda, biraz evvel, bir müddet evvel iktidar partisine mensup bir milletvekili bu kürsüden, benim yerimde yaptığı konuşmada 1900’lü yıllardan, Konya Ovası’nın susuzluğundan, ticaret odasındaki Konya Ovası’yla ilgili su konusundaki görüşmelerden, o zamanın hayallerinden ve iktidar partisinin bu hayalleri gerçekleştirme noktasında ortaya koyduğu iradeden memnuniyetle söz etti. Bu doğru olsa bundan bizim de memnun olmamamız mümkün değil. Neticede biz de muhalefet partisi olarak bu memleketin, bu milletin evlatlarıyız ve bu memleketin nasıl ki iktidar tamamına ve tamamının dertlerine yönelmek ve herkesin, her kesimin dertleriyle, sıkıntılarıyla ilgilenmek zorundaysa muhalefet de herkesin, her kesimin dertleriyle ilgilenmek zorunda, durumunda ve bu konuda yapılan icraatları takip etmek durumundadır.

Şimdi, hâl böyleyken yani bakınız, biraz evvelki konuşmacı arkadaşımız da KOP’un Konya Ovası’nın sulama problemini halledebilir bir proje olduğunu ifade etti. E, doğrusu, 70 milyon da ve en başta Konya Ovası’ndaki Konyalı çiftçimiz de böyle görüyor, böyle anlıyor. İcraata baktığımızda, eylem planına baktığımızda, bırakın Konya Ovası’nı sulamayı, Konya’daki hâlihazırda sulanabilir arazinin 510 bin hektar olduğunu görüyoruz ve bu büyük projenin sadece 50 bin hektarlık bir sulama alanına hitap ettiğini üzülerek müşahede ediyoruz.

Şimdi, böyle bir hedef olabilir mi? Yani kocaman, Anadolu’nun ortasında, yüz ölçümü birçok büyük devletten yüksek bir ilin sulama problemini çözüyorum diye davulla zurnayla bir proje, bir eylem planı ortaya koyacaksınız; hâlihazırda sulanan alanın yüzde 10’unu ancak sulayabilecek, yani “Dağ fare doğurmuş.” tabirinin tam yerine oturduğu bir projeyle ortaya çıkacaksınız.

Tabii -konuşma sürem bitiyor- GAP konusunda daha söyleyecek çok şey var. GAP’a ayrılan yatırımların orada bir otoyol projesine dönüştüğü, GAP’taki insanların, GAP bölgesindeki insanların hâlâ Anadolu’nun çeşitli yörelerinde pamuk, fındık, fıstık, soğan topladığı bir dönemde, on yıl içerisinde bunların dertlerine de çözüm getirecek hiçbir çarenin, ciddi bir eylem planının ortaya konmadığını ifade ediyorum.

Yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Sayın Başkan, sizleri de saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Çirkin.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2012 yılı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Rekabet Kurumumuzun oluşturduğu bütçeler üzerinde söz aldım. Hepinizi grubum adına en derin saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hemen, akıllarda kalması için, sözümün başında öncelikli olarak bir deyişi sizlerle paylaşmak istiyorum: “Söz adamı bağlar. Adam olan, sözünü bağlar.” Söz adamı bağlar çünkü eğer yaptığınız eylemlerle sözleriniz örtüşmüyorsa söz sizi bağlamıyor demektir ve eğer söz sizi bağlamıyorsa, o zaman, bazı iddiaların ortaya adam gibi çıkıyorum noktasında olması mümkün değildir.

Bugün iktidarımızın, yürütmemizin -maalesef- bazı temsilcileri sözün bağladığı insanlarımız olmamaktadır, sözler onları bağlamamaktadır.

 “Gardiyanın kötüsü mahkûma dert yanarmış.” Bugün Türkiye’deki yönetim de aynen bunu yapıyor. Milleti hapse tıkmış, esir almış, başında gardiyan olmuş ama mahkûma dert yanmaya devam ediyor. Dokuz yılda eğer söyledikleriyle yaptıklarını dünden bugüne bir sistematik içerisinde düşündüğünüzde ne gibi farklılıklar olduğunu millet ortaya çıkaracak ve görecektir. Tabii ki toplum hafızası bunları günü gününe takip edemiyor çünkü o kadar hızlı şekilde gündem değiştiriliyor ve o kadar haber alma kaynakları kuşatılmış ki, algı yönetimi o kadar gerçeklerden uzaklaşarak halka sunuluyor ki bunu toplum hafızasıyla anlamak, anlatabilmek mümkün değil ancak dikkatle takip edilmesiyle mümkün ve laf olduğunda hemen Türkiye'nin cumhuriyet tarihinden bugüne olan meseleleri, yönetim tarzları, yöneten kişiler gündeme getiriliyor.

Değerli milletvekilleri, inançlarımızda babanın günahı evlattan sorulmaz, evladın günahı babadan sorulmaz. Yani AKP’yi bütün geçmişinden kurtarıyor olması bir hizip olarak kopup 2002 yılında yeni kurulmuş olması mı? Bazı siyasi partilerimizin geçmişteki şartlar içerisinde ancak o günkü şartlarda yarıştırılması mümkünken aklıselim olarak o günkü şartlar düşünülmeden, kıyas yapılmadan, bugün o günler eleştirilerek babaların günahlarının haksız bir şekilde evlatlardan, evlatların günahlarının  babalara yüklenmesi haksız bir şekilde, acaba bir siyasi argüman olarak bizi, Türkiye’yi doğru yönetim tarzına götürür mü?

Şimdi bunlar üzerinde aslında çok geniş söz edilebilir. Gümrükler hudutlarda olur, deniz ve havada, karada ve bir noktada egemenlik haklarımızın başladığı yerlerdir. Dolayısıyla ilk girenin ve ülkemizi terk edenin, hem gelişinde ve gidişinde ülkemiz hakkındaki kanaatlerinin en önemli oluştuğu anlardır ülkemiz için. Dolayısıyla imaj açısından ve yönetim karakterimiz, kabiliyetlerimiz açısından çok önemlidir çünkü gümrükler aynı zamanda insan, mal, sermaye hareketleri gibi yönetimin en birincil kontrol etmesi gereken alanları burada kontrol etmeye başlar. Ülkemize giren ve çıkan insan hareketleri, mal hareketleri, sermaye hareketleri, bütün bunlar ülkemiz için her açıdan önemli alanlardır.

Buralara baktığımızda, değerli milletvekilleri, 13 Şubat 2007 tarihli grup toplantısında ve 28 Şubat 2007 tarihli “Ulusa Sesleniş” konuşmasında Sayın Başbakan aynı gardiyanın mahkûma dert yandığı gibi bakın nasıl dert yanıyor: “Dış Ticaret Müsteşarlığı, petrol ithal ettiğimiz 48 ülkeden kayıtları istedi. Bu ülkelerin 31’inden cevap geldi -17’sinden gelmemiş- bu cevapların geldiği 31 ülke diyor ki ‘Türkiye, bizden son iki buçuk yıl içinde 28 milyar dolarlık petrol ithal etti.’ Buradaki kayıtlara göre ise bu 31 ülkeden aynı dönemde ithal edilen akaryakıt miktarı sadece 9,3 milyar dolar. Arada tam 18,7 milyar dolarlık fark var.” Bunu Sayın Başbakan söylüyor.

Şimdi, ben, Sayın Bakana soruyorum: Acaba bu 2007 yılından bugüne kadar bunun müsebbipleri bulundu mu? Kimler, bunu nasıl getirmişler ülkeye? Bu kadar büyük miktar bu kadar büyük paralara mal oluyor. Bu müsebbipler kim? Eğer devlet yetkisini kullananlar varsa, aynı zamanda bunun ticaretini yapan kişiler varsa bu kişiler ortaya çıktı mı? Bunlara ne gibi işlemler yapıldı ve daha on yedi ülkeden de gelmemiş, onlar geldi mi? 2007 yılında bu. 2011 yılında acaba ne durumdayız? Aynı şekilde, Maliye Bakanlığı tarafından 27 Ekim 2011 tarihinde açıklanan Tütün ve Tütün Mamûlleri Kaçakçılığıyla Mücadele Eylem Planı’nda da Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yakalanan kaçak sigara miktarını dikkatinize sunuyorum. 2008 ve 2009 yıllarında 10 milyon adet iken 2010 yılında 44 milyon adet, 2011 yılının ilk dokuz ayında 50 milyon pakete ulaştığı, söz konusu kaçakçılığın terör örgütüyle bağlantılı olduğu ifade edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakan, yürütmenin başındasınız. Bunlar ele geçirilenler ve ele geçirilenlerde artış var. Peki acaba 2008-2009 yılından 2011 yılına gelirken tedbir alınmadı da mı bunlar artıyor? Acaba bunun mesulleri kim? Bunun failleri kim? Bunlar tabii ki basının kuşatılmışlığı içerisinde halkın haber alma kaynaklarının halka doğru ulaşmamasından dolayı bilgi sahibi edinmek ve kontrol etmek mümkün değil.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de tabii ki ekonomi rakamlarla oynanarak, oynatılarak çok farklı bir şekilde halka yansıtılıyor. Büyümeden bahsediliyor. Elbette ki büyüme var ama büyümedeki bu rakamlara hâkim olan unsur ne? Bankalarda krediler kullanılıyor. Sayın Başbakan diyor ki: “Kredi kullanım oranları arttı. Kredilerin geri dönüş oranları da arttı, sağlıklı bir şekilde yürüyor.” Ben Sayın Başbakana bir şey sormak istiyorum: Krediler artmış olabilir, doğrudur ama kredi kullanım oranlarındaki artışta yerli tasarruf oranı nedir? Eğer yerli tasarruf oranı artmadıysa bu ne anlama gelir? Yabancı kredilerle bu ülkede bir büyüme temin ediliyor. E o zaman değerli arkadaşlar, el atına binen çabuk iner. Hele ki bu el atında hep mahmuzu kullanıyorsanız hiç dizgini kullanmıyorsanız bu at bir gün sırtından sizi atar.

İşte, bugün, Türkiye’nin rakamlarına baktığımızda, özel sektör dış borcu 2002’de 42 milyar dolar civarında, bugün 200 milyar doların üstüne çıkmış. Devletin özel sektörle beraber borcu -iç ve dış borç olarak- toplam 220 milyar dolardan 510 milyar dolara çıkmış. Bunun 200 milyar dolarını düştüğünüzde, devletin de, kamunun da iç ve dış borç toplamında 310 milyar dolarlık bir çıkış var ki bu 90 milyar dolarlık AKP İktidarı döneminde artıştır. “Özelleştirmelerden 35 milyar dolar özelleştirme yaparak IMF’in 27 milyar dolarını 3 milyar dolara düşürdük.” diye övünmek pek akıl kârı bir iş değil, değerli milletvekilleri. 35 milyar dolarlık satmışsınız, IMF’ye 24 milyar dolar para ödemişsiniz. Bunun neticesinde, eğer, gayrisafi yurt içi hasılayı hâlen daha gayrisafi millî hasılayla karıştırıp tarif eden saygıdeğer milletvekilleri buralarda konuşmalar yapıyor. Gayrisafi yurt içi hasılayı, özel sektör borçlarını gayrisafi yurt içi hasılaya dâhil eder -gayrisafi yurt içi hasılada tabii ki dahil edilmesi lazım- ama ondan sonra da gayrisafi yurt içi hasılanın kamu borcuna oranında eğer onları, özel sektörün borçlarını borç saymazsanız, bu oran tabii ki sizin döneminizde düşmüş gibi görünecektir. Oysaki bu oranlar yani yabancı krediler, borçlanmalar, farklı konumdaki para girişleri, Türkiye’de gayrisafi yurt içi hasılayı, elbette ki devlet harcamalarından özel sektör büyümesi harcamalarına kadar gayrisafi yurt içi hasılayı arttırmıştır. Ama buradaki yerli kaynaklarımız, yerlilik oranı ne derecede artmıştır gayrisafi yurt içi hasılada?

Sayın Cumhurbaşkanı da açıkladı: “1 dolarlık ihracat yapmamız için 83 sentlik ithalat yapmamız gerekiyor.” diyor. Geçenlerde bir iş adamımız söylüyor “100 liraya yaptığım ticarette, yaptığım faaliyette direkt ve dolaylı olarak 65 lirasını devlete ödüyorum.” diyor. Değerli milletvekilleri, Türkiye’deki kriz alışkanlığı değişmiştir yani kriz beklentisinde kamu finansmanı krizini beklemek ekonomik olarak doğru değildir. Hükûmet de zaten özel sektörün krizde olduğunu kabul ediyor. Bunu nereden anlıyoruz? Dokuz yıllık, on yıllık iktidarda eğer vergi, sigorta gibi sektörün, ticaret erbabının borçlarını 4 defa yapılandırıyorsanız, siz zaten özel sektörün, ülkenin krizde olduğunu kabul ediyorsunuz demektir. Yani, eskiden kamu borca girerdi, yatırım yapardı, dolayısıyla kamu finansmanı sıkışırdı, bugün özel sektör sıkışıyor ki vergisini, sigortasını 4 defa yapılandırma ihtiyacını duyuyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Bu şartlarda ekonomi düzgün gitmemektedir. Gümrüklere çok büyük önem düşmektedir ve sorduğumuz bu soruların mutlaka iktidar tarafından doğru sorulup doğru cevaplanması gerekir.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uzunırmak.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Sayın Nurettin Demir. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NURETTİN DEMİR (Muğla) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2012 yılı bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Ekranları başında bizi izleyen başta sağlık emekçileri olmak üzere tüm yurttaşlarımı ve yüce heyetimizi Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına selamlıyorum.

Türkiye’de son yıllarda göreceli olarak sağlık hizmetlerinde bir iyileşme görülse de aslında sağlık politikalarındaki çarpıklık ve kaos gün geçtikçe artmaktadır. Son aylarda çıkarılan kanun hükmündeki kararnameler sağlık sistemini âdeta bohçacı kadının bohçasına dönüştürmüştür. Sizin anlayacağınız, Sağlık Bakanlığının görev ve hizmetleri içinde artık yok yok. Bu kanun hükmündeki kararnamelerle üniversite hastanelerine iş birliği adı altında Sağlık Bakanlığınca el konulmasından tutun da serbest sağlık bölgeleri, sözleşmeli çalışma yani taşeronlaşmanın daha moderni, yabancı hekim, hemşire ithalatı, kamu görevinde yabancı uyruklu uzman istihdamı yani yeni CEO’lar, devlet hastanelerinin özel hastaneler gibi sınıflandırılması yani zengin-fakir hastaneleri, ilaç reklamının serbest bırakılmasına kadar, daha neler neler var.

Bu bohçada ayrıca, hastane, sağlık kuruluşu belirli bir alanda sağlık hizmeti sunumu lisanslarının açık artırmayla satılmasına kadar, tüm sağlık meslek mensuplarının üzerinde mesleki yeterliliği denetlemek, etik ilkeleri belirlemekten meslekten çıkarma yaptırımının uygulanmasına kadar bütün yetkilerin Bakanlıkta toplanması, kısaca engizisyon mahkemelerinin yeniden kurulması geliyor.

Uzun emek ve sınavlarla kazanılmış mevcut klinik şef, şef yardımcılığının iptali, eğitimin ve eğitim sorunlarının siyaseten belirlenmesinden, kazanılmış temel insan haklarından, kişisel hakların gaspına kadar, hepsi ve daha neler neler... Süpermarketler zengini Türkiye artık yeni bir çağa atlıyor, süper sağlık holdinglerine ve sağlık şirketlerine doğru yelken açıyor.

Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye’de kişi başına sağlık harcaması yıllık 500 dolar civarında, bu açıdan Türkiye Avrupa’da en son sıradadır. Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre, 2008’de satın alma gücü Polonya, hatta Romanya’dan da geridedir. 2009’da gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 5 olan sağlık harcamasının içinden sadece binde 5’i koruyucu hizmetlere ayrılmaktadır, yüzde 4,5 ise ilaç ve tedavi hizmetlerine gitmektedir. Bu dağılım, sağlık harcamalarında önemli bir çarpıklığı işaret etmektedir.

Bakanlık uygulamaları ve 2012 yılı bütçesi değerlendirildiğinde, koruyucu sağlık hizmetlerinin kötüye gidişatının işaretlerini görüyoruz. Hükûmet koruyucu hekimliği unutmuştur. Örnek olarak, yılların Hıfzısıhha Enstitüsünün yok edilmeye çalışıldığı günlerdeyiz. Verem dispanserleri ve göğüs hastaneleri, artık, genel sağlık hizmetlerine dönüştürüldüğünden verem hastalarının sahipsiz ve başıboş kaldığına tanık oluyoruz. Artık, veremli hastalar sokakta, metroda aramızda dolaşıyorlar. Bu alanda hizmet veren hekimler aile hekimliğine dönüştürüldüğü için reçetelerini hemşireler yazıyor.

Türkiye'nin sağlık sisteminde bir diğer önemli eksiklik bakım hizmetlerinin çok yetersiz olmasıdır.

Özellikle eczacılık alanında, ilaç alanında da çok büyük sıkıntılar var. Son günlerde eczacılarımızın sorunları giderek artmakta ve sistem ciddi bir tıkanma yaşamaktadır. Eczanelerdeki ve depodaki ilaçlar tükenmektedir. Şeker ilacı, kanser gibi birçok ilaç kaleminde ciddi sıkıntılar söz konusudur. Bugün üç yüz dolayında ilacı vatandaş bulamamaktadır ve bunlar gazetelerde haber olmakta hatta bizlerden de telefonla ilaç istemektedirler. Belirli bir süre sonra eğer Türkiye’de ilaç bulamazsak şaşırmayalım. Son dokuz yılda ilaç fiyatlandırma sisteminde düzeltmeler yapıldı. Ancak bunlar zaten dünyanın uyguladığı benzer sistemlerdi. Ama bugün hiçbir ülkede eczacının durumu Türkiye’deki gibi değil. Bakınız, 2011’de Medula sistemi çöktü, ilaç takip sisteminde hâlâ sorunlar yaşanıyor. AKP’nin ilaç politikaları yüzünden ilaç almaya gücü kalmamış olan eczacılarımız dünya devi Novartis, Pfizer, Sanofi- Aventis gibi nice çok uluslu şirketlerin ve Basel gibi iktidardan güç alan sözde yerli ilaç firmalarının devlete olan borcunu kendi alın teriyle ödemeye çalışıyor. Son süreçte, kamunun talep ettiği yeni iskontolarda mutabakatı olmadığını belirten ilaç sanayinin vermediği iskontoların yarattığı zarar taşınmaz bir yük olarak eczaneleri iflasa sürüklemektedir.

Sayın milletvekilleri, Anayasa gereği sağlık hizmetinin ücretsiz olması gerekirken 4 Kasım 2011 günü SGK tarafından sessiz sedasız yaptığı düzenlemeyle on gün içinde aynı branşa müracaatta muayene katılım ücreti 5 lira birden artırılmıştır; kamu hastanelerinde 13, özel hastanelerde 20 liraya çıkmıştır. Hükûmet önümüzdeki günlerde aile hekimliğinden, acil servislerde başvurulardan katılım payı alacaktır. Ayrıca -bugün belki sizler de gazetelerde görmüşsünüzdür, Meclisimize de kanun teklifi olarak geldi- her kutu ilaç için ayrıca 3 lira istenmektedir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Türkiye’de kişi başına sağlık harcamasını gerçekten artırılma çabası göstermek gerekiyor.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü dergisi başyazısında Bakan, bir annenin Kenya’da ikiz bebeklerinden birinin ölmesi üzerine sakladığını ve diğer bebek için daha çok yardım alma konusunda çaba gösterdiğini, dünyanın gözü önünde bu insanlık dramını anlatıyor. Bu konuda kendisine ben de katılıyorum, gerçekten bir insanlık dramı ama Van’da da Afete Müdahale Asgari Standartlar ve İnsani Yardım Sözleşmesi’ne göre standartlara uygun çadır kentler kurulmadığından yani Sphere standartlarına uygun yapılanmaya gidilmediği için 6 bebek yangın, soğuk ve açlıktan ölmüştür ama Sayın Bakandan bu konuda hiçbir açıklama gelmemiştir. Van’da sağlıkta durum vahimdir sevgili dostlar. Aşılar yapılmamaktadır ve oradaki hizmetler, kamu hizmetleri maalesef depremzedeler tarafından verilmektedir. Koordinasyonsuzluk hâlâ giderilememiştir.

Sağlık, kişinin ve toplumun gelirine, varlığı ve konumuna bakılmaksızın herkesin ulaşabileceği temel bir insan hakkıdır. Anayasa’mızın 56’ncı ve diğer ilgili maddeleri de bunu söylüyor. Tutuklu için de böyle hükümlü için de Başbakan için de benim için de böyle. Birleşmiş Milletlerin ölçütlerine göre en temel hak olan yaşama hakkı en birinci insanlık hakkıdır, sonra ardından sağlıklı yaşam hakkı gelir.

Sayın Başbakana geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum. Sayın Başbakan benim gibi, sizin gibi bir insan, tabii ki hastalanacak, doktora gidecek, muayene olacak, ameliyat olacak, hepsi doğal. Atatürk’ün “Beni Türk hekimlerine emanet edin.” söylemine uygun davrandığı, Türk doktorlarını tercih ettiği için kendisine teşekkür ediyorum. Kendisini tedavi edecek hekim ve uzmanları seçmesi en yüce insanlık hakkıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURETTİN DEMİR (Devamla) – Yani Başbakan hekim seçme hakkını kullanmıştır, doğru yapmıştır ama yanlış yapan Sağlık Bakanıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Demir.

İzmir Milletvekili Sayın Aytun Çıray. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dokuz dakikada tabii bu kadar çok önemli bir konuyu ne kadar özetleyebiliriz bilmiyorum, doksan dokuz tane sorunu olan bir konuyu dokuz dakikaya sığdırmak gerçekten kolay değil. Onun için, önce bir Sayın Bakana duyuru yapmakla başlamak istiyorum.

Şimdi, bundan birkaç gün önce bana bir haber geldi. Bu habere göre Ankara’nın sularında yine problem var.

Değerli arkadaşlar, 1994 yılında Türkiye'de bir kolera salgını olmuştu. O zaman ben bürokraside henüz göreve başlamıştım ve hakikaten 21’inci yüzyılda, 20’nci yüzyılda ülkemizde kolera salgınının olması utanç verici bir durumdur. O dönemde de Ankara Belediyesine ve dönemin Belediye Başkanı Sayın Gökçek’e uyarı yazısı yazılmıştı Ankara’nın sularıyla ilgili.

Aradan on bir yıl geçti, 2005 yılında, Sayın Bakanın görevde olduğu bir dönemde, yine Ankara’da kolera salgını görüldü. Bu, tabii, Türkiye'nin o dönemki turizm çıkarlarıyla ilgili olarak saklanmaya çalışılmış olabilir, ancak birkaç turistin kendi ülkesine gidip “Kolera” tanısı almasıyla ve adını vermek istemeyen, bu konuda teşhis koymuş bazı hekimlerin konuşmalarıyla, ne yazık ki, Türkiye'nin de 2005 yılında kolera salgını yaşadığı kamuoyu tarafından öğrenilmiş oldu. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, Ankara’nın Kızılırmak suyunu kullanmaya başlamasıyla birlikte arsenik meselesi tartışmaya girdi. Yine muhtemelen o dönemdeki Sağlık Bakanlığı yetkilileri Ankara Belediyesi uyarmışlardır ama bundan yaklaşık bir hafta önce aldığım bir habere göre, şu anda Ankara sularında tekrar arsenik miktarının olması gereken değerlerin üzerine çıktığı ve sağlığı tehdit ettiği ortaya çıkmıştır.

Doğrusu, ben bu konuşmayı yapmadan önce, eski bir bürokrat, müsteşar olarak, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı olarak bu işi teknik yetkilileriyle konuşmak istedim. Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Başkanlığını aradım. Sağlık Bakanlığı Hıfzıssıhha Başkanının şu anda görevden alınmış olduğunu, boş olduğunu öğrendim. İsmini vermek istemediğim, onun yerine bakan yetkili arkadaşla konuştum, o beni teknik bir kişiye yönlendirdi. Konuştuğum teknik kişi, önce bana bu konuda bilgi vereceğini, arayacağını, gerekli raporları fakslayacağını söyledi ancak daha sonra özel kalemimi aramış ve oradaki yetkili arkadaşıma bu konuda bilgi veremeyeceğini ancak Bakanın isterse bu konuda bilgi verebileceğini söylemiş. Ben, gayri resmî olarak aldığım bu bilginin doğruluğundan aşağı yukarı eminim.

Değerli arkadaşlar, bu tür şeyleri kamuoyuna açıklamak bir hekim, bir sağlık personeli olarak bizim görevimizdir. Eğer bu doğruysa gerekli tedbiri almak da bizim görevimizdir. Onun için, burada bu konuyu Türkiye'nin, kamuoyunun ve Sayın Sağlık Bakanlığının dikkatlerine getirmek istedim.

Değerli arkadaşlar, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak iyi yapılana iyi, kötü yapılana kötü deme kararındayız yani iyi yapılan işlerin tamamını kötüleyerek bir yere varamayacağımızı biliyoruz, böyle bir muhalefet anlayışımız var.

Dolayısıyla, Sayın Sağlık Bakanı 2002’den sonra göreve geldiğinde tüm hastaneleri tek çatı altında toplamasını ve hastanelerden verilen ilaçların özel eczanelerden verilerek hasta sıralarının, kuyrukların ortadan kaldırılmasını takdirle karşıladık. O zaman da bunu yazdığım yazılarla, köşe yazılarıyla, tıp dergilerine yazdığım yazılarımda belirttim.

Ayrıca, doğrusu Sayın Bakan ilk göreve geldiği zaman söylemleriyle de bana büyük ümit verdi çünkü Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’na soktuğumuz, benim başında bulunduğum teknik heyetin çalışmaları doğrultusunda beyanlar verdi. “Ulaşılabilirlik” diyordu “hakkaniyet” diyordu ve sağlıkta kalitenin artırılmasından, rekabetin artırılmasından söz ediyordu fakat zaman içinde olaylar böyle gelişmedi. Ne yazık ki, önce aile hekimliğinden başlaması gereken Sağlık Bakanlığı bir Amerikanvari siyasetle özelleştirme politikalarına yöneldi ve tabii ki, bu dört beş dakika içerisinde detaylarına giremeyeceğim bu politikalar yüzünden Türkiye’de büyük bir israf ekonomisi ortaya çıktı. Önce, tek çatı altında topladıkları hastaneleri son çıkan Kanun Hükmündeki Kararnameyle, şimdi Kamu Hastane Birlikleri adı altında onlarca parçaya ayırdılar önce, sonra da eczaneleri, biraz önce bahsettiğim o olumlu görüntüsünün yanında, âdeta devlet tahsilatçısı hâline getirdiler ve bugünlerde bu yapılan yanlış siyasetlerle Türkiye’de yaklaşık 360 tane ilaç piyasadan çekildi ve bulunamaz hâle geldi.

Değerli arkadaşlar, Hükûmet, maliyet etkinliğini iyi kullanamadığı için, başlangıçta özel sağlık sektörünü, sektörün özelliğini göz önüne almadan aşırı teşvik ettiği için yaklaşık 16 milyar dolar civarında aldığı sağlık harcamalarını bugün 50 milyar dolar civarına çıkarmıştır. Biz, sağlık konusunda halka verilen parayı kıskanmayız. Eğer 50 milyar dolar verilmesi gerekiyorsa 50 milyar dolar verilmesinin yanındayız ancak 50 milyar dolar harcayıp 30 milyar dolarlık hizmet verirseniz, o zaman buna muhalefet ederiz. Biz iddia ediyoruz: Bu Hükûmetin bugün için sunduğu sağlık hizmetini, 50 milyara sunduğu sağlık hizmetini, biz gelir, daha iyisini 30 milyar dolara sunarız bu millete.

Diğer taraftan, peki bu siyaset, bu sağlık politikaları neden bu kadar başarılı gözüküyor?

Değerli arkadaşlar, buna “bir illüzyon” demek istemiyorum çünkü illüzyon ciddi bir iş, onu yaratmak kolay bir iş değil. Bu, olsa olsa panayırlara gelen cambaz gösterilerine benziyor. Bir yandan “Cambaza bak, cambaza.” derken diğer yandan milletin arka cebinden para çekilmeye başlandı. Bu israfların sonucunda AKP sağlık politikaları iflas etti ve şu anda, bu iflasının teyidini de vatandaştan “katkı payı” adı altında aldığı paralarla ortaya koydu. İlk defa, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk defa, önümüzdeki günlerde, koruyucu sağlık hizmetleri verilen sağlık aile hekimlerine muayene olan vatandaşlarımızdan katkı payı alınmaya başlanacak. Hangi birisinin üstünde duralım? “Aile hekimi” dedikleri, televizyonlara reklam verdikleri konular, sadece sağlık ocağı tabelasını çevirip arkasına “aile hekimi” yazmaktan ibarettir. Burada da uygulanan yanlış siyasetlerle 750 bin kutu olan ilaç tüketimini -herhâlde ilaç sanayisi bundan çok mutludur- 1,5 milyon kutuya çıkarmışlardır.

Değerli arkadaşlar, halkı çok koruduğunu söyleyen bu Hükûmet zamanında Türk milletinin cebinden harcadığı para inanılmaz derecede artmıştır. Hani “Fakir fukarayı koruyoruz.” filan diyorsunuz ya, 2002 yılında 2,7 milyar dolar olan cepten sağlık harcamaları bugün itibarıyla 9,6 milyar doları aşmış, 10 milyar dolarlar civarına gelmiştir. Eğer halktan yana sağlık politikalarınız buysa halktan olmayanları düşünmek dahi istemem.

Değerli arkadaşlar, insan sağlığının faturası yoktur ama bu kısa sürede söyleyebileceklerim ne yazık ki bunlardır.

Keşke burada aşı sorunlarını konuşabilseydik. Bir şey daha söyleyeyim size: Bu Hükûmetin yaptığı aşı ithalatıyla biz üç tane aşı fabrikası kuracağız iktidara geldiğimizde, buna söz veriyorum buradan, aşı ithalatıyla sadece. Türkiye’de böyle, israf, sağlıkta israf ve peşkeş dönemi yaşanmıştır. Domuz gribi aşısı tam bir trajikomik hadisedir. Buraya, detaylarına giremiyoruz ve benzeri olaylar... İnşallah, önümüzdeki günlerde, bu ve buna benzer olayları Türkiye kamuoyu önünde, medeni bir şekilde, teknik detaylarıyla tartışacağız. Benim, şimdilik, bu kısa zamanda anlatmak istediğim bu.

Son olarak bir şey göstermek istiyorum, bu sağlık politikaları hakkında: “Senet Yoksa Nefes De Yok.” Van’daki hemodiyaliz olması gereken bir vatandaşımız, senet vermeden hemodiyaliz olamamış. Bu bir gazete haberi, bugüne kadar da yalanlanmamış.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Hangi gazete?

AYTUN ÇIRAY (Devamla) – Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum değerli arkadaşlar.

Teşekkür ederim Sayın Çıray. (CHP sıralarından alkışlar)

İzmir Milletvekili Sayın Rahmi Aşkın Türeli.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kalkınma Bakanlığının ve Türkiye İstatistik Kurumunun 2012 yılı bütçesi üzerinde görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, öncelikle Devlet Planlama Teşkilatının Kalkınma Bakanlığına dönüştürülmesi üzerine düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Biliyorsunuz kanun hükmünde kararnamelerle -tam da seçim sürecine denk gelen bir süreçti bu- Türkiye kamu bürokrasisi ve bunun içinde de özellikle ekonomi bürokrasisi yeniden yapılandırılmıştır. Haziran ayında çıkan 641 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Devlet Planlama Teşkilatı kapatılmış, yerine Kalkınma Bakanlığı kurulmuştur.

Şimdi, değerli arkadaşlar, “bürokrasi” demek “gelenek” demektir, “bürokrasi” demek “hafıza” demektir. Devlet Planlama Teşkilatı kurulduğu 1960 yılından bugüne kadar, kapatıldığı zamana kadar Türkiye’de, Türkiye kalkınmasında çok önemli işlevler görmüştür. Gerek Türkiye'nin ithal ikameci sanayileşme modelini uyguladığı 1960 ve 1970’li yıllarda gerek de 1980 sonrası ihracata dönük sanayileşme modelinde Devlet Planlama Teşkilatının çok büyük payı olmuştur piyasa mekanizmasını ihmal etmeden bir kaynak tahsis aracı olarak ama onu tamamlayan bir yapı içinde “planlama” kavramı kullanılmıştır.

Şimdi, tam da 50’nci yılının kutlandığı bir dönemde Devlet Planlama Teşkilatının neden kapatıldığını anlayamıyoruz. Tabii, bunun görev ve yetkileriyle birlikte Kalkınma Bakanlığına dönüştürüldüğü söylenmektir ancak Kalkınma Bakanlığı… Bildiğiniz gibi, bakanlıklar hizmet bakanlıklarıdır; kendilerine verilmiş olan yetkileri, görevleri, belli sorumlulukları yerine getirmek için çalışırlar. Oysa Devlet Planlama Teşkilatının kuruluşu öyle değildi. Devlet Planlama Teşkilatı, Başbakanlığa bağlı bir kurum olarak yapılandırılmıştır 1960 yılında ve gerek hükûmete müşavirlik yapmak gerek kalkınma planlarını, yıllık programları, son dönemde orta vadeli programları hazırlamak ve aynı zamanda bakanlıklar arasındaki koordinasyonu sağlamak görevlerini üstlenmiştir. Bu açıdan, Devlet Planlama Teşkilatının bu yeni yapılanmasıyla, kanunda kendisine verilmiş olan görev ve yetkileri layıkıyla yerine getiremeyeceğini düşünmekteyiz. Bu açıdan da sormak istiyorum, Sayın Bakandan bu konuda açıklık istiyoruz: Neden böyle bir şeye gerek duyulmuştur? Çünkü, biz, kanun hükmündeki kararnamenin gerek genel gerekçesine gerekse madde gerekçesine baktığımızda buna ilişkin herhangi bir açıklama görmedik. Bu konuda bir ayrıntılı açıklamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.

İkinci bir konu: Biliyorsunuz Hükûmet tarafından sıklıkla söylenen bir söz var; Türkiye'nin 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alacağı. Değerli arkadaşlar, böyle bir iddia elbette güzel bir şey, belli iddiaları da koymak zorundayız ama bunun uygulanabilmesi, bunun yapılabilmesi çok mümkün gibi gözükmüyor. Bunu nasıl yapacaksınız? Bir kere, isterseniz önce bir portreyi ortaya koyalım. Yani dünyanın 16’ncı, bazen 17’nci ekonomisi diye söyleniyor. Bir kere, bu, nüfusla bağlantılı bir tanımlamadır, bir sıralamadır, yani buna dayalı olarak nüfusu yüksek olan ülkeler otomatikman daha üst sıralarda yer almaktadır. Hâlbuki, daha doğru olan, eğer gelir açısından bakacaksak kişi başına gelir ölçeğinde bakmaktır. Nitekim, Birleşmiş Milletlerin verilerine göre, Türkiye, satın alma gücüne göre kişi başına gelir açısından dünyada 67’nci sıradadır. Yine Birleşmiş Milletler verilerine göre eğitim ve sağlığı da dâhil ettiğimizde, yani Birleşmiş Milletlerin hesaplamış olduğu insani gelişme endeksinde de 92’nci sıradadır. Bir kere bunları bilmeye ihtiyacımız var.

Diğer taraftan şu önemli: Siz, 2023 yılına kadar önümüzdeki dönemde neler yapacağınızı planlayabilirsiniz ama rakiplerin ne yapacaklarını nereden bilebilirsiniz? Bu açıdan sizin 10’uncu ekonomi olmanız demek, ilk 10’a girmeniz demek, yani 6 veya 7 basamak birden yükselmeniz demek bazı ülkeleri geçmeniz demektir. Ben şimdi merak ediyorum, bu iddianın altında hangi projeksiyonlar vardır, hangi ülkeleri geçmeyi planlıyorsunuz? Bu ülkelerin gelecek projeksiyonlarını, 2023’e kadar nasıl gelişeceklerini, kaynaklarını nasıl artıracaklarını nereden biliyorsunuz? Bunun bilinmediği bir ortamda oturup da, “Biz 2023 yılında onuncu büyük ekonomi hâline geleceğiz” dediğiniz iddia, açıkçası boş bir iddia olmaktan öteye gitmez. Yani, statik bir analiz değil dinamik bir analiz yapmaktayız. Bunun altında yatan varsayımları da açıklarsanız çok sevinirim.

Diğer taraftan, AKP dönemi, 2001 krizi sonrası dönem, dünya ekonomilerinin canlı olduğu bir dönemdi, talebin canlı olduğu bir dönem, dünyada likiditenin bol olduğu bir dönem ve bu likiditenin de, fazla likiditenin, özellikle yüksek reel faizden yararlanmak için gelişmekte olan ülkelere aktığı bir dönemdi. Bu dönem, yani bu kadar dünya ekonomisinde şartların iyi gittiği bir dönem ve konjonktür AKP Hükûmeti tarafından ıskalanmıştır. Baktığınız zaman bir büyüme hızı gözüküyor. Büyüme hızını vereyim isterseniz: 2003-2011 döneminin ortalama gayrisafi yurt içi hasıla büyüme hızı yüzde 5,2’dir değerli arkadaşlar; fakat, Türkiye ekonomisinin uzun dönem, 1923’ten itibaren gayrisafi yurt içi hasıla büyüme hızı yüzde 5’ler civarındadır. O yüzden çok yüksek bir büyüme gözükmemektedir.

Diğer taraftan da artan cari açıklar çok önemli bir sorun hâline gelmiştir. Ekonomide, özellikle reel kesimde hane halklarında ve firmalarda çok ciddi bir borçlanma eğilimi oluşmuştur. Ekonomi istihdam yaratamamaktadır. Ekonominin 2003-2007 gibi en hızlı büyüdüğü döneme baktığınızda, istihdam artışı, daha önceki yıllardaki, 80’li, 90’lı yıllardaki istihdam artışlarının gerisinde kalmıştır.

İsterseniz, buradan biraz da tasarruf-yatırım dengesine geçelim, kalan vaktimi değerlendirmek istiyorum bu açıdan da ve Türkiye ekonomisinin makro dengeleri üzerine birkaç söz söylemek istiyorum.

Bunların bir tanesi, Türkiye’de -zaten biz biliyoruz- bir yapısal sorun vardır, Türkiye’de yurt içi tasarrufların düzeyi düşüktür; fakat, AKP döneminde yurt içi tasarrufların düzeyi hızlı bir biçimde gerilemeye devam etmiştir. Toplam yurt içi tasarrufların millî gelir içindeki payı 90’lı yıllarda yüzde 23’tür, 2003-2011 döneminde ortalama yüzde 15’lere, hatta bazı yıllar itibarıyla -bildiğiniz gibi- yüzde 13’ler seviyesine düşmüştür ve bu, kamu kesimi tasarrufları iyileşmesine rağmen gerçekleşmiştir. Yani uyguladığınız, kriz sonrası uygulanan faiz dışı fazla politikaları nedeniyle kamu kesimi açıkları daralmıştır fakat özel kesim ciddi anlamda açık vermeye başlamıştır.

Nitekim, 90’lı yıllarda kamu tasarruflarının millî gelir içindeki payı negatif yüzde 1 iken, bu, 2003-2011 döneminde pozitif yüzde 1’e dönmüştür ancak aynı dönemde özel tasarruflar yüzde 24’lerden yüzde 14’lere düşmüş, yaklaşık 10 puan birden azalmıştır. Çünkü Türkiye ekonomisini sıcak paranın egemenliğine, kısa vadeli sermaye hareketlerinin girişine bağlayan bir ekonomik yapının böyle bir sonucu ortaya çıkarması kaçınılmazdır. Türkiye ekonomisine giren sermaye hareketleri, sıcak para Türkiye ekonomisi içinde bir taraftan cari açığı artırmıştır. Bu mekanizma nasıl olmuştur? Döviz girişi dövizin fiyatını düşük tutmuş yani başka bir anlamda Türk lirasını değerli hâle getirmiştir, bunun sonucunda Türkiye ekonomisinde cari işlemler açığı hızlı bir biçimde artmıştır, aynı şekilde ithalatın artmasına dayalı olarak bu dönemde de ihracatın ara malı ithalatına olan bağımlılığı hızlı bir biçimde yükselmiştir.

Tabii, tasarruflar ne işe yarar? Bir ekonomide tasarruf-yatırım dengesi vardır yani ekonomiyi büyütebilmek için, gerekli yatırımları yapabilmek için tasarruflara ihtiyacınız vardır. Bu dönemde tasarruflar çok ciddi anlamda düşmüştür. Peki, yatırımlar artmış mıdır? Hayır, 1990’lı yıllarda toplam yatırımların millî gelir içindeki payı yüzde 23’tür, 2003-2011 döneminde yüzde 20’ye gerilemiştir ve bunun sonucunda dış tasarruf, dış kaynak yani başka bir anlamda cari işlemler açığı 1990’lı yıllardaki sıfır seviyesinden 2003-2011 döneminde yüzde 5’lere yükselmiştir.

Bu şu demek arkadaşlar: Türkiye ekonomisinde sorunları bir yerde giderirken başka yerde çok daha ciddi sorunlar yarattık yani yalnızca kamu maliyesine, kamu disiplinine odaklanan bir maliye politikasının Türkiye ekonomisinde bir başarı şansı yoktur. Bunun sonucunda ne olmuştur? Türkiye ekonomisi üçüz açık vermeye başlamıştır. Yani hem kamu kesimi açık vermektedir hem özel kesim açık vermektedir hem de dış açık gerçekleşmektedir. Bu da gerçekten dikkate alınması gereken bir olaydır.

Son olarak da cari açık üzerine düşüncelerimi belirtmek istiyorum. Gene 1990’lı yıllarda Türkiye ekonomisi yüksek büyüme hızlarına hiç cari açık vermeden ulaşmıştır. 2003-2011 dönemine baktığınızda Türkiye ekonomisinde büyüme vardır ama cari açık hızlı bir biçimde yükselmiştir. Elbette bunun içinde petrol fiyatlarındaki artışın da ciddi bir etkisi vardır ancak petrol fiyatlarındaki artıştan arındırdığımızda dahi Türkiye’de cari açığın hızlı bir biçimde yükselmeye başladığını görüyoruz. Ve şimdi uyarıyorum…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (Devamla) – Evet, son bir noktayı belirteceğim, o da şudur: 2012-2014 dönemini kapsayan OVP döneminde Türkiye ekonomisi düşük büyüme hızları ve yüksek cari açıklarla karşı karşıya kalacaktır. Bu yeni bir safhadır ve çok dikkat edilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum, 2012 yılı bütçesinin Bakanlığımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türeli.

Adıyaman Milletvekili Sayın Salih Fırat. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; GAP, DAP, KOP Kalkınma İdaresi Başkanlıkları bütçeleri üzerinde söz almış bulunmaktayım.

Sözlerime başlamadan önce GAP’la ilgili bir anımı hatırlatmak istiyorum ki, burada bizi izleyen vatandaşlarımız ve sevgili milletvekili arkadaşlarım bu konuda bir yoruma varsınlar. 1965 ile 1970 yılları arasında -ben o zaman beş yaşındaydım- rahmetli dedem bana “Oğlum Salih, şu Karababa Dağı’nın orada Atatürk Barajı yapılacak, baraj gölünde su birikecek, bizim ovalar, bizim köyler sulanacak, hepimiz rahat edeceğiz.” diyordu. Aradan kırk beş yıl geçti, Atatürk Barajı bitti, yirmi yıl oldu, yirmi iki yıl oldu, o baraj gölünde su birikmiş ama hâlâ o ovalarda, Turuş Ovası’nda, Bebek Ovası’nda, Akpınar Ovası’nda sulanan tarla yok.

Ben, o zaman o şantiye mühendislerine peynir götürüp veriyordum ki “Baraj çabuk bitsin de biz bu suya kavuşalım.” diye. İşte, GAP projesinin bitmemesinin nedeni budur.

Urfa Milletvekilimiz dedi ki: “GAP projesi tamamlanırsa şöyle şöyle olacak.” Evet, çok güzel hayaller kuruyoruz “Proje biterse Türkiye böyle olacak, şöyle olacak.” Ama işte, gördüğünüz gibi, kırk beş yıldır hâlâ bitirilemedi. Sulama da yüzde 15-16 tamamlandı, yüzde 85’i hâlâ sulanamadı.

Tarım desen öyle, hayvancılık desen öyle, turizm desen öyle. Enerji kısmı tamamlandı yüzde 80 oranında ama enerjiyi de diğer hükûmetler yaptı, AKP Hükûmeti yapmadı.

Son dokuz yılda, seçim meydanlarında hep söylenir “İşte, iktidara geldiğimizde Adıyaman’da sulamayı bitireceğiz, Koçali Barajı’nı bitireceğiz, Çamyurdu Barajı’nı bitireceğiz, Bebek Sulama Projesi’ni bitireceğiz, Aslanlı sulama…” Hiçbiri bitirilemedi, hâlâ başlanamadı; bitirmeyi boşverin, projeleri bile daha yok ama insanlarımız bununla avutuluyor, bununla kandırılıyor.

Biz diyorduk seçim propagandasında… Adıyaman bölgesinde, Güneydoğu’nun bazı bölgelerinde vatandaşlarımız tütünle geçimini sağlıyordu. Tütün o bölgenin can damarıydı baraj gölündeki su gibi ama ne oldu? Tütün yasaklandı, yerine sulama projesi de gerçekleşmeyince, insanlarımız aç kaldı.

Bakın, Adıyaman’dan GAP’a bir ilçe verildi baraja, yetmiş tane köy verildi ama karşılığında Adıyaman’a ne verildi biliyor musunuz? Irgat ihraç eden kent oldu Adıyaman; Türkiye’nin her bölgesine ırgat ihraç eden bir kent hâline gelmiştir. Irgatlık verilmiştir, işsizlik verilmiştir, yoksulluk verilmiştir. Adıyaman’ın kaderi bu olmamalıdır, Güneydoğu’nun kaderi bu olmamalıdır.

Bakın, orada daha önce yapılan yatırımlar vardı, Tekel fabrikası vardı, Sümerbank vardı, Et-Balık kombinaları vardı. Bırakın yenisini yapmayı, bunlar satıldı, bunlar özelleştirildi, bunlar bitti. Yeni fabrika yok, demir yolu ulaşımı yok, duble yol ulaşımı yok. Hiçbir şey yapılmadı o bölgeye ama buna rağmen, o bölgede yüksek oranda bu Hükûmete defalarca oy verildi. Fakirleştikçe vatandaş AKP’ye oy verdi “Belki bize bir şeyler yapar.” diye. Ama olmadı.

Bakın, bunun çözümü nedir biliyor musunuz? Güneydoğu’da eğer yatırım yapılsaydı, fabrika yapılsaydı, bu bahsettiğimiz projeler bitmiş olsaydı bugün bu sorunlar olmayacaktı. Ama Güneydoğu’ya ne götürüldü biliyor musunuz? Güneydoğu’ya silah götürüldü, savaş ekonomisi götürüldü, savaş bütçesi götürüldü. Bir bölgeye fabrika götürürsen, bir bölgeye sanayi götürürsen orada işçi görürsün, fabrikatör görürsün, sanayici görürsün, evine ekmek götüren işçi görürsün ama bir bölgeye silah götürürsen orada ölüm görürsün, annelerin gözyaşlarını görürsün, kin ve nefret görürsün. Adıyaman’da ve Güneydoğu’da öyle olmuştur. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar) İnsanlarımız iki tercih arasında bırakılmıştır: “Ya silah ekonomisine destek vereceksiniz ya korucu olacaksınız ya askeri destekleyeceksiniz ya da dağa çıkacaksınız ya da Türkiye'nin her bölgesinde göçe gidip orada ırgatlık yapacaksınız”a bırakılmıştır.

Güneydoğu Anadolu Projesi’nin, DAP projesinin, KOP’un, Doğu Karadeniz projelerinin bitmesinin püf noktası burada yatmaktadır. Savaş ekonomisine dur diyeceğiz, silaha dur diyeceğiz. Türkiye’de iç barışı sağlamak zorundayız. Komşu ülkelerle barışı sağlamak zorundayız.

Bakın, bugün gazetelerde okuduk, İran diyor ki: “Ben Kürecik Radar Üssü’nü hedefe koydum, gerektiği zaman oraya ateş açacağım.” Ne demektir biliyor musunuz bu? Yine Güneydoğu ateş altında kalacaktır, yine Güneydoğu’da kan dökülecektir, yine Güneydoğu’da insanlar ölecektir ama biz hâlâ GAP projesinin bitmesi için bekleyeceğiz, “GAP projesi ne zaman bitecek?” diye hayal edeceğiz.

Atatürk Barajı’na gidenler olmuştur. Oraya gittiğinizde bir anıt görürsünüz, o anıtta şunu yazar: “İş kazasında öldük. Ölmesek ne iyi olurdu.”

Evet, baraj gölü yapılırken Adıyaman’dan, Şanlıurfa’dan, o bölgeden çalışan işçilerimizin çoğu iş kazasından, trafik kazasından ve baraj gölünde boğularak canlarını vermişlerdir, ölmüşlerdir ama karşılığında, hayal ettikleri dünyayı bulamamışlardır, hayal ettikleri GAP’ı bulamamışlardır.

Biz artık ölmek istemiyoruz, hizmet istiyoruz.

Teşekkür ederim efendim. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Fırat.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın Mehmet Volkan Canalioğlu.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MEHMET VOLKAN CANALİOĞLU (Trabzon) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kalkınma Bakanlığının 2012 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde DOKAP bölümüyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Ülkemizde gelir dağılımının iyileştirilmesi, ülkemizin ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal yaşamına katkı sağlayacak, bölgeler arasında eşit, dengeli bir kalkınmayı hedefleyen bölgesel gelişme politikaları uygulaması gerektiği amacı ile bölgesel plan–proje hazırlatılmıştır.

Bu bölgesel planlardan birisi de Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt illerini kapsayan -kısa adı DOKAP olan- Doğu Karadeniz Kalkınma Projesi‘dir. Bu plan teknik yardım olanaklarını kullanmak üzere Japon Hükûmetinden talep edilmiş, Japon Hükûmeti de bu konuda yetkili olarak kısa adı JICA olan Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansını görevlendirmiştir. Yapılacak çalışmaların içeriği iki hükûmet yetkilileri arasında yapılan görüşmelerde belirlenmiş ve anlaşma 17 Aralık 1998 tarihinde imzalanmıştır. Bu çerçevede başlatılan çalışmalar 2000 yılında tamamlanmış, çalışmalar sonucunda sekiz ciltten oluşan DOKAP Ana Planı hazırlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bu planın asıl amacı, Türkiye’nin az gelişmiş bir bölgesi olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ekonomik yapısını güçlendirerek ortalama gelir düzeyini yükseltmek ve bölge içi gelir dağılımını iyileştirmek, bölgenin doğal kaynaklarını ve çevre kapasitesini koruyarak uzun dönemli sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve bu amaçla da bölgeden göçü önlemekti. Ama bakınız aradan on bir yıl geçti, bu geçen süre içinde, değil bölgenin kalkınmasını sağlamak ekonomisini güçlendirerek göçü önlemek şöyle dursun toplam 2.509.579 nüfusa sahip bölgeden sürekli göçler başlamış, TÜİK’in son raporunda belirtilen 2010 yılı nüfus hareketlerine göre de son yıllar bölge illerinden 131.016 kişi göç etmiştir.

Göç nedeni ile nüfusları azalan DOKAP bölgesi, yeni tanımı ile “TR90” başlıklı illerimizin milletvekili sayıları da azalmıştır. Örneğin, Giresun ilimizde 5 olan milletvekili sayısı 1 azalarak 4’e, Ordu ilimizde 7 olan milletvekili sayımız 1 azalarak 6‘ya, Trabzon ilinde 8 olan milletvekili sayımız 2 azalarak 6‘ya ve Bayburt ilinde 2 olan milletvekili sayımız da 1 azalarak 1’e inmiştir.

DOKAP kapsamındaki illerimizin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamaları da ilk 35‘in altında kalmıştır. Buna göre Trabzon 36’ncı, Rize 37’nci, Artvin 40’ıncı, Giresun 50’nci , Ordu 60’ıncı , Gümüşhane 64’üncü , Bayburt ise 65’inci sıradadır. Bölgedeki işsizlik oranı ise yüzde 6,1’dir.

Bunun anlamı, bu geçen süre içerisinde DOKAP bölgesi için belirlenen hedefler doğrultusunda yatırımlar gerçekleşmemiş, bölge insanı yatırımlardan yeterli desteği ve teşviki alamamıştır. Bunun sonucunda da bölgede, gerek tarımsal ve hayvancılık  anlamında gerekse diğer sektörel anlamda gereken etkin ilerleme sağlanamadığından, ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar sonucu bölge halkının göç etmesinin de önüne geçilememiştir. Kısa adı “DOKA” olan Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı kapsamında yapılan pansuman tedbirler de istenen, beklenen sonucu verememiştir. Kalkınma Bakanlığının 2012 Bütçe Kanunu Tasarısı’nın, gerek Bütçe Komisyonunda ve gerekse 2012 mali yılı bütçeleri sunuş konuşmasında Sayın Bakanın kırk iki sayfalık bir konuşma metni var. Bu kırk iki sayfalık konuşma metnine baktığınız zaman burada  “DOKAP” sözcüğü de 3 kez geçmektedir.

Ve yine, 2000 yılında tamamlanan DOKAP Ana Planı’nda yatırım gereksinimleri ve tahsisler için aşamalı olarak toplam 17 milyon 772 bin dolar önerilirken, Kalkınma Bakanlığının 2012 yılı bütçe teklifinde ise 4 milyon 108 bin Türk lirası önerilmektedir. Yani bunun anlamı, demek ki AKP Hükûmeti bölgenin kalkınmasına önemli katkılar sağlayacak olan Doğu Karadeniz Kalkınma Planı’nı askıya almış ve DOKAP tozlu raflarda beklemeye devam edecektir.

Sayın milletvekilleri, denizimizin adı “Karadeniz” ama Karadeniz’de yaşayan, vatanını seven, millî birlik ve beraberliğine bağlı güzel insanların bahtı kara olmasın çünkü bölgede işsizlik her geçen gün artmakta, ticaret durma noktasında, icralık olan esnaflar iş yerlerini siftah etmeden açıp kapatmakta, memur, işçi, emekli borç batağında, tarım ve hayvancılık can çekişmekte, üretici ürününün değerini alamamaktadır.

Bu nedenle, bölgenin iktidardan beklediği ve hak ettiği payı alması dileğiyle, yüce heyetinize saygılarımı ve sevgilerimi sunarım.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canalioğlu.

İstanbul Milletvekili Sayın Aykut Erdoğdu.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYKUT ERDOĞDU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu Başkanlığının bütçesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Rekabet Kurumunun görevi, mal ve hizmet piyasalarında rekabeti engelleyici, bozucu, kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamalar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmalarını engellemektir. Özü itibarıyla Rekabet Kurumu, güçlü ve egemenlerin yani büyük sermaye sahiplerinin kendi aralarında anlaşarak zayıfı ezmelerini ve sömürmelerini engellemekle sorumlu kurumdur. Rekabeti koruma kurumları dünyanın her tarafında vardır ve son derece önemli kurumlardır.

Peki, bu ezme ve sömürme nasıl olur? Bu sömürünün basit bir ekonomik mantığı vardır. Bu durum ekonomi literatüründe “azalan maliyetler kuralı” ile açıklanır yani piyasa deyimiyle “sürümden kazanma.” Şirketler tekelleştikçe ortalama maliyetler düşer ve piyasaya yeni şirketlerin girmesi engellenir. Piyasada tekel olunduktan sonra fiyatlar çok artırılarak fahiş kârlar elde edilir yani tekel sahibi halkı sömürür.

Normal bir ekonomik düzen içerisinde, ki bu düzen liberal veya sosyal demokrat ekonomik düzen olabilir, azalan maliyetler kuralı faydalı bir şeydir çünkü maliyetlerin azalması fiyatların düşmesine, bu da tüketicilerin aynı parayla daha fazla tüketmesine imkân tanır. Ancak bu fiyat düşüşünün rekabet ortamı içerisinde tüketiciye yansıtılması gerekir.

Bugünün ekonomik anlayışı ne liberal ne de muhafazakâr bir ekonomi anlayışıdır. Bugün Türkiye’deki ekonomik düzenin tam adı “din soslu vahşi kapitalizm”dir yani güçlünün zayıfı, zenginin fakiri, polisin öğrenciyi, savcının gazeteciyi, Deniz Fenerinin dindarı ezdiği ve bu sömürünün inançlarımız kullanılarak gizlendiği vahşi kapitalizm. (CHP sıralarından alkışlar) Bu vahşi kapitalizm öyle bir uyuşturucudur ki katı olan her şeyi buharlaştırır, kutsal olanı her şeyi dünyevileştirir, mücahitleri müteahhit yapar. Ve her gün, geçmişin mücahitleri Irak’ta, İran’da, Mısır’da, Fas’ta, Tunus’ta, Cezayir’de, zavallı insanların tek varlıkları olan petrol ve doğal gazı sömürmek için emperyalizm ve siyonizmle iş birliği yapar. Bu vahşi kapitalizm öyle acımasızdır ki, en güvendiklerinizi sermayenin kölesi, siyonizmin iş birlikçisi yapar. Ve bu iş birlikçiler lüks evlerinde, pahalı arabalarında, beş yıldızlı otellerin balo salonlarında aksırıncaya kadar, tıksırıncaya kadar yerler ve içerler. (CHP sıralarından alkışlar) Ve Irak’ta bir zavallı kadın, çocuklarının gözü önünde Amerikalı askerlerin tecavüzüne uğrar. Kundaktaki bebelerin yüreği 1.500 kilometre uzaktan atılan füzelerin şarapnelleriyle parçalanır. Ağlayamadan ölür çocuklar. Bunlar bizim çocuklarımız. Ve içim yanarak söylüyorum ki: Sayın Başbakan çıkar ve sonunu hiç hesap etmeden kendisini bu zulüm projesinin eş başkanı ilan eder. Ve bizim atalarımızın Anadolu’da, Rumeli’de kan vererek, can vererek kurduğu bu cumhuriyetin bağrından bu zalimleri geçirmek için birileri tezkere çıkarmaya çalışırlar. Bunların gözünde bizim onurumuzun bedeli 8 milyar dolar kredi veya 1 milyar dolar hibedir. Iraklı kardeşlerimizi katletmeye gelen Haçlı ordularının Anadolu’nun bağrından geçmesinin bedeli 1 milyar dolar.

Sonra, bunları yapanlar meydanlarda Allah’ın emrini bilen Müslümanlar olurlar; haşa, biz de cami yıkan Kemalistler.  Ezilen halklar için direnen, namuslu, onurlu Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti köklerinden gelen bizler, Çanakkale’de, Hicaz’da, Yemen’de, Süveyş’te kefensiz yatanların torunları olan bizler, cami yıkan darbeciler oluruz; siz de dindar kardeşler. (CHP sıralarından alkışlar) 

Siz seçim meydanlarında üç beş oy için iftiralar atarak bizi dinimize düşman gösterdiğinizde bizim yüreğimize kaç kere hançer soktuğunuzun farkında mısınız? Siz seçim meydanlarında insanları kafataslarına, soylarına soplarına göre ayırırken bir insanlık suçu işlediğinizin farkında mısınız? (CHP sıralarından alkışlar)

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Aykut, ayrımcılık yapmayın! Ayrımcılık yapmayın! Ayrımcılık yapmayın!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – İşte feryat bu acıdandır ve bu feryat size kendinizi görmeniz için bir ayna tutmaktır.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Toplumu böyle “siz, biz” diye bölmeyin!

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Bu feryat, Suriye’de yaşanan ve yaşanacak olaylardandır.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Bu, siyasi sorumluluğa yakışmıyor.

AYKUT ERDOĞDU (Devamla) – Suriye’de kardeş kavgası kan ırmaklarına dönüşür. Gözlerinizi kapatmayın. Emperyalistlerin yarattığı cehennemde, hemen yanı başımızda, bin yıldır beraber yaşadığımız kardeşlerimiz kan gölünde boğuluyor. Irak’ta Ebu Garip Hapishanesinde emperyalistler Iraklı kardeşlerimizin ırzına geçerken, iktidarın temsilcileri Washington’da “Bizi deliğe süpürmeyin.” diye yalvarıyordu. Bütün bunlardan sonra siz seçim meydanlarında dindar kardeşlerimiz oluyorsunuz, bizi de “cami yıkan darbeciler” olarak sunuyorsunuz. Bu nasıl haksızlıktır, bu nasıl vicdandır? İşte bu, dini siyasete bulaştırmanın en haksız yoludur. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, işte Rekabet Kurumu, bütün bu kötülüklerin anası olan vahşi kapitalizmin bu sömürü düzenini engellemekle sorumlu kurumdur. Devri iktidarınızda yabancıların eline geçmiş bankaların dağıttığı kredi kartlarıyla köylüyü, işçiyi, emekçiyi, öğrenciyi ezmesini, sömürmesini engellemekle görevli kurumdur. Siz, dokuz yıldır, bu bankaların enflasyonun çok üzerinde faiz oranlarıyla, yani tefeci faiziyle halkımızı ezmesine sessiz kaldıktan sonra bankalar hakkında kerhen bir inceleme başlattınız. Öyle korkak, öyle ürkek bir inceleme başlattınız ki daha incelemeye başlamadan Rekabet Kurumu Başkanı “Soruşturma, ceza verilecek anlamına gelmemektedir.” şeklinde açıklama yaptı. BDDK Başkanı ise kendilerinin bankacılık sektörüne ilişkin böyle bir gözlemi bulunmadığını belirtti daha incelemenin başında. Peki, siz niye bu kadar vahşi sermayeden korkuyorsunuz?  Siz ki Türk ordusunun yarısını hapse attınız, siz ki yargıyı tarumar ettiniz.

Siz ki Allah’tan başka kimseden korkmadığını söyleyenler, tekelci sermayeden neden bu kadar korkuyorsunuz? Bunun iki sebebi var: Birincisi, siz artık yeni sermaye sahiplerisiniz. İkinci olarak, yarattığınız sahte cenneti sıcak parayla, yani emperyalizmin kan emici sermayesiyle finanse ediyorsunuz. Seksen yıllık cumhuriyet tarihinde verilenden daha fazla cari açık verdiniz. Siz iktidara gelene kadar cumhuriyet tarihi boyunca, 1923-2002 yılları arasında toplam cari açığımız 57 milyar dolardı. Siz iktidara geldikten sonra yani 2003-2011 yılları arasında yani sekiz yıl içerisinde, cumhuriyet tarihinde verilen cari açığın yaklaşık 5 katı yani 280 milyar dolar cari açık verdiniz.

Peki, ne demek bu cari açık? Neden ülke ekonomisi için çok tehlikeli? Cari açık, en basit anlamıyla bir ülkenin gelirinin üzerinde harcaması ve başka ülkelerin tasarruflarını tüketmesidir, kendisi üreteceğine ithal etmesidir, kendi üreticisine kazandıracağına başka ülkelerin üreticisine kazandırmasıdır, kendi ülkesinde iş yaratacağına başka ülkelerde iş yaratmasıdır, kendi fabrikalarına kilit vurup başka ülkelerin fabrikalarını çalıştırmasıdır ve hovardaca yapılan bu harcamaların sıcak parayla veya kamu varlıklarının satılmasıyla finanse edilmesidir.

Siz bu cari açığı kapatmak ve sahte bir cennet yaratmak için seksen yıllık cumhuriyet tarihinde yapılmış kamu varlıklarını sekiz yılda sattınız. Bu yetmedi, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan 10 milyar lira aldınız. Deprem vergilerini buharlaştırdınız. Bunların toplamı yaklaşık 100 milyar dolar eder. Bir 100 milyar dolar da ek borç yaptınız, 200 milyar dolar.

Bunun karşılığında ne yaptınız? Cumhuriyetin yokluk yıllarında kazma kürekle yapılan yolların yanına bir şerit daha koydunuz, oldu duble yol. Hızlı tren diye yutturduğunuz projede yüzlerce yurttaşımız can verdi. “Toplu konut projeleri” adı altında büyükşehirlerin en değerli yerlerindeki arsaları “hasılat paylaşımı” adı altında yandaşlarınıza peşkeş çektiniz. Türk çiftçilerini Cargill’e, Hijazi’ye ezdirdiniz. Tekel, Telekom, Eti Maden, SEKA yok fiyatına satıldı. Fakir ailelere kömür dağıtılırken yapılan yolsuzlukları yasa çıkararak akladınız.

Peki, sonucunda ne oldu? Çalık zengin oldu, Çelikler zengin oldu, Kiler zengin oldu, Albayrak zengin oldu. İşte bu şirketlerin sahiplerine sorarsanız “Mülk Allah’ındır.” derler ama tapularda kendi adlarını yazarlar. 

Peki, Rekabet Kurumu, enerji devi hâline gelen Çalık’a, gıda devi hâline gelen Ülker’e bir kör kuruş ceza kesti mi? Benim bildiğim kesmedi. (CHP sıralarından alkışlar)

Rekabet Kurumunun üyeleriyle ilgili Sayın Aydın Ayaydın’ın özellikle danışmanlık ve hukuk firmaları üzerinden çok ciddi iddiaları oldu, buna herhangi bir cevap verilmedi. Ben Sayın Bakandan bu iddialara da cevap vermesini istiyorum ama süre az kaldığı için girmeyeceğim.

Değerli milletvekilleri, işte bütün bu şirketlere karşı olan Rekabet Kurumu bütün bu şirketlere karga gibi davrandı ama kendi personeline şahin gibi davrandı. Piyasada rekabeti koruyamayan, telekomünikasyonda, enerjide, bankacılıkta kartelleşmeye göz yuman, halkımızın sömürülmesine sesini çıkarmayan bu Kurum kendi personelini perişan etti. Uzmanları arasında rekabet yaratarak ehliyet sahiplerine görev ve yetki vereceğine kendi yandaşları lehine haksız rekabet yaptı.

İşte bu tespit ve düşüncelerle, AKP’nin hazırladığı bu bütçeyle birlikte cari açığı patlatan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile kartelleşmeye ve tröstleşmeye yol açan Rekabet Kurumuna aktarılan her kuruşa karşı çıkacağımızı bildirir, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erdoğdu.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ünal.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Başkanım, 69’a göre, grubumuza sataşma var, söz hakkı istiyorum efendim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkanım…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hükûmet cevap versin.

BAŞKAN – Buyurun.

Siz de başka bir sataşmaya mahal vermeyin.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Yok efendim.

BAŞKAN – Süreniz üç dakika.

Buyurun.

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünal’ın, İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun, grubuna sataşması nedeniyle konuşması

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kelimelerin arkasına sığındığınızda, kelimelerle bir sahne kurduğunuzda ve kelimelerin arkasına sığınıp hakikate ateş ettiğinizde hakikat değerini kaybetmez. Bu hakikatin belirleyicisi bu aziz millettir ve bunlar seçim meydanlarında defalarca konuşulmuş, defalarca gündeme getirilmiştir ve aziz millet buna cevabını vermiştir. O yüzden Sayın Erdoğdu’yu milletime havale ediyorum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Başkan, şimdi, Sayın Grup Başkan Vekili 69’uncu maddeye göre sataşmadan dolayı söz istedi.

Ben konuşmayı dikkatle izledim, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna herhangi bir sataşma görmedim.

MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş) – Sayın Grup Başkanımız için kullandığı ifade “eş başkan” ifadesidir, cevap verme gereği duymadım efendim.

BAŞKAN – Bir saniye… Bir saniye…

Buyurun.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Ortada bir hükûmet eleştirisi vardır. Hükûmet eleştirisi bütçe görüşmelerinin en doğal sonucudur. Buna cevap verecek olanlar, eğer Hükûmete yönelik bir sataşma var ise, sayın bakanlardır efendim. Yani doğru bir usul değil, bunu dikkatinize sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim, sağ olun.

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87) (Devam)

2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların  Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve  Bütçe Komisyonu  Raporu ( 1/278, 3/538)  (S. Sayısı: 88)  (Devam)

A) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1.-  Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  Sağlık Bakanlığı  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.-  Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.-  Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1.-  Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI  MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1.-  Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1.-  Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) REKABET KURUMU (Devam)

1.- Rekabet Kurumu  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken.

BDP GRUBU ADINA İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanlığının 2012 bütçesiyle ilgili grup görüşlerimizi belirtmek üzere söz almış bulunmaktayım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sağlığın herkes için doğuştan gelen bir insan hakkı olduğu ve bu hakkın insanlar arasında hiçbir ayrım yapmadan devlet tarafından kamusal güvence altına alınmak zorunda olan bir alan olduğu genel geçerli evrensel bir kuraldır. Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin bir sosyal devlet olduğu açık bir şekilde belirtilmektedir. 56’ncı maddesinde de herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı olduğu net bir şekilde Anayasa’da belirtilmektedir ancak özellikle AKP döneminde, 2003 yılından beri devreye sokulan Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin gerek Anayasa’nın bu sosyal devlet ilkesine gerekse insani yaşamın gelişmişlik düzeyine aykırı olan bazı çelişkilerini sizlerle birlikte paylaşmak istiyoruz.

Değerli arkadaşlarım, devreye konan bu Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla ilgili koruyucu sağlık hizmetlerinin ötelendiği, eğitim ve bilimsel araştırmaların önemsizleştirildiği, bunun yerine tüketimi önceleyen, tıbbi tetkik ve ilaç tüketiminde belirgin artışlara yol açan uygulamaları hep birlikte gördük. Özellikle, AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne kadar kararlılıkla yürüttüğü bu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin artık toplumun aleyhine, sermayenin lehine işleyen bir süreç olarak şekillendiği günümüzde açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Burada 2012 yılı bütçesiyle ilgili birkaç veri sunmak istiyorum. Bu veriler bile 2012 yılında hangi uygulamalarla karşılaşacağımız hakkında bize bir ipucu verir diye düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, 2011 yılında Sağlık Bakanlığının bütçesi 17 milyar 241 milyon TL iken 2012 yılında yüzde 16,7 gerileyerek 14 milyar 358 milyon TL seviyesine inmiştir. Sağlık Bakanlığı bütçesindeki bu azalış, 2012 yılındaki sağlık harcamalarının büyük bölümünün vatandaş tarafından, halkımız tarafından karşılanacağının âdeta bir ispatı niteliğindedir.

Yine, 2012 bütçesinde gördüğümüz gibi özellikle mal ve hizmet alımı noktasında neredeyse yüzde 50’lere varan bir bütçe planlamasını görüyoruz. Bu, mal ve hizmet alımının büyük bir bölümünün özel sektörden olacağını göz önünde bulundurursak bu bütçe aktarımının büyük bir bölümünün özel sermayeye bir transfer anlamı taşıdığı gerçeğiyle karşı karşıya kalacağız.

Değerli milletvekilleri, zaman zaman bu platformlarda paylaşma imkânımız oldu, burada Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin uygulamalarıyla ilgili birkaç paylaşımı tekrar sizlere aktarmak istiyoruz. Sağlıkta Dönüşüm Projesi Genel Sağlık Sigortası’yla devreye sokulmuştu. Genel Sağlık Sigortası’nın özü “Paran kadar sağlık.” anlayışını getiren ve prim ödeme sistemine dayanan bir anlayışı esas almaktaydı. Aslında, AKP Hükûmeti iktidara geldiği dönemde “Herkese ücretsiz sağlık hizmeti.” gibi birtakım vaatleri öncelemiş ancak daha sonraki uygulamalarda “Paran kadar sağlık.” anlayışını sağlık politikasının temel eksenine sokmuştu. Şimdi, gelmiş olduğumuz aşamada Genel Sağlık Sigortası’nın acı reçetesinin halkın önüne getirileceği bir süreci hep beraber göreceğiz. 2012 yılının Ocak ayından itibaren yeşil kartlıların    -ki bu sayı 9,5 milyonluk bir halk kitlesini temsil ediyor- gelir testine tabi tutulmak suretiyle sağlık hizmetlerinden yararlanması için prim ödeme sistemine tabi tutulacağı gerçeği önümüze gelecek. Buna göre, 2012 Ocak ayından itibaren asgari ücretin üçte 1’inden daha az gelir beyanı olan yeşil kartlıların, yani 279 TL’den az bir gelir beyanı olan yeşil kartlıların primleri devlet tarafından karşılanacak ancak 279’un üzerinde gelir beyanı olan vatandaşların sağlık hizmetlerinden yararlanması için de ödedikleri prim miktarları baz alınacaktı.

Şimdi, biz buradan bazı eleştiriler getirirken aslında biraz yapıcı olmaya ve biraz halkımızın sıkıntılarını giderme noktasında ön açıcı olmaya çalışıyoruz. Buradan Sayın Bakanımızdan biz bu şekilde bir çağrıyı önemsiyoruz. Aslında, biz, sağlık politikasının, genel olarak sağlık hizmetinin bütün vatandaşlara, bütün halka ulaşılabilir, nitelikli, eşit ve ücretsiz bir şekilde verilmesini temel ilke olarak alıyoruz ama biliyoruz ki Sağlık Bakanlığı, bu bahsetmiş olduğumuz ilkeler çerçevesinde bir pratiği 2012’de ortaya koymayacaktır. Bu nedenle en azından bu yeşil kartlıların gelir tespitiyle ilgili düzenlemeler yapılırken ülkedeki hiç olmazsa yoksulluk sınırı ve açlık sınırının baz alınması gerektiğini düşünüyoruz. Bütün sivil toplum örgütleri, sendikalar ve kamu kurumları tarafından yapılan araştırmalarda, Türkiye’deki yoksulluk sınırı 1.650 TL, Türkiye’deki açlık sınırı da 1.231 TL civarında belirtilmektedir. Dolayısıyla, eğer yeşil kartla ilgili bir düzenleme yapıyorsanız hiç olmazsa bu yoksulluk veya açlık sınırı yani 1.231 TL’nin altında gelir beyanı olan vatandaşların bütün sağlık hizmetlerinin sorumluluğunun devlet tarafından alınmasını öncelemeniz gerekiyor diye düşünüyoruz.

Şimdi, biz bu çağrılarımızın çok dikkate alınmadığını biliyoruz çünkü bizler buraya araştırma önergeleri getirdiğimizde sizler sayısal çoğunluğunuza güvenerek bu bahsetmiş olduğumuz araştırma önergelerini hiçbir şekilde dikkate almıyorsunuz, Meclisin belirli konularda muhalefetin sesini bir şekilde dikkate almasının önündeki süreçleri işletmiyorsunuz. Bu nedenle, dikkate alacağınız, yeşil kartla ilgili birkaç veriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bakın, sizin en fazla dikkate aldığınız şey, genellikle seçim meydanları, seçim sonuçları ve seçmen sayılarıdır. Bu yeşil kart kıyasını ben de seçmen sayısı üzerinden vereyim: Bakınız, 2010’daki seçmen sayısına göre, Bitlis’te seçmen sayısı 173.856, yeşil kartlı sayısı 168.586; Van’da seçmen sayısı 530.750, yeşil kartlı sayısı 515.609; Bingöl’de seçmen sayısı 153.935, yeşil kartlı sayısı 128.560; Diyarbakır’da seçmen sayısı 849 bin, yeşil kartlı sayısı 573 bin ve bu yeşil kartlıların pek çoğunun seçmen olarak size oy verdiği gibi bir gerçeklik var karşımızda. Aslında biz sizi siyaseten de rahatlatan birtakım süreçlerin ipuçlarını veriyoruz yani sizler bu yeşil kartlıları, size oy vermiş bir çoğunluğu oluşturan bu yeşil kartlıları dikkate alarak, baz aldığımız açlık sınırını ya da yoksulluk sınırını devreye sokarsanız, o çok önemsediğiniz, her şeyin üstünde tuttuğunuz seçim açısından da önemli birtakım avantajları yakalamış olacaksınız. Böylesi bir uygulama, ülkenin her tarafında bu yeşil kart gelir testiyle ilgili kaygılı bekleyişi bir oranda rahatlatacaktır.

Değerli milletvekilleri, Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin ikinci ayağını, bildiğimiz gibi, aile hekimliği oluşturmaktadır. Burada aile hekimliğinin sonuçlarını araştırmayı isteyen önergelerle gelip birtakım bilgilendirmeler yapmıştık ama dediğim gibi, bu araştırma önergelerini sayısal çoğunluğunuzla, maalesef, devreye sokmamıştınız. Aile hekimliğiyle ilgili, genel olarak, aile sağlık merkezlerinin ticarethane mantığıyla çalıştırıldığını, aile hekiminin su ve elektrik faturalarından tutalım da personel maaşlarına kadar ticari birtakım harcamaları karşılayacak şekilde bir yoğunlaşma içerisine girdiğini daha önce burada belirtmiştik, bunları detaylandırmayacağım. Ancak burada Sayın Bakanımızın özellikle aile sağlık merkezlerinin sınıflandırılmasıyla ilgili birkaç soruya cevap vermesini istiyoruz.

Bildiğimiz gibi, aile sağlık merkezleri tıbbi donanımları, çalıştırdıkları personel sayısı ve fiziki koşullarına göre A, B, C, D olarak sınıflandırılıyor. Burada, A sınıfı en kaliteli hizmeti, D sınıfı ise en düşük seviyedeki hizmeti gösteriyor. Burada, A ve D grubunda yer alan, çalışan aile hekimlerinin maaşı bile birbirinden farklılık gösteriyor. Yani A sınıfında çalışan bir aile hekimi, D sınıfında çalışan bir aile hekiminden daha fazla ücret alıyor.

Şimdi, Sayın Bakanımıza sormak istediğimiz şudur: Bu sınıflandırma ile aslında siz vatandaşı ve sağlık emekçilerini sınıflandırmış olmuyor musunuz? Sağlık hizmetlerinde bir sınıf ayrımı olur mu? Siz sağlık politikalarını genel olarak tarif ederken eşit olarak her vatandaşa sağlık hizmeti götürülmesinin altını defalarca çizdiniz. Dolayısıyla, bu bahsetmiş olduğumuz sınıf ayrımı bu eşitlik ilkesine ne kadar uyuyor? Veya soruyu şöyle alalım: Kırsal bölgelerde veya yoksul kesimlerde A sınıfı aile sağlık merkezi yüzdesi ne kadardır? Bütün bunların cevaplandırılmasını biz son derece önemsiyoruz.

Değerli milletvekilleri, zamanımız dar olduğu için ana başlıklar hâlinde değinerek geçeceğim.

AKP tarafından Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin bir ayağı olarak -biliyorsunuz- Tam Gün Yasası getirildi. Özellikle hekimlerin, öğretim görevlilerinin, sağlık çalışanlarının büyük bir beklenti içerisinde beklediği Tam Gün Yasası tam bir hayal kırıklığı yarattı. Performansa dayalı bir çalışma ücretlendirmesini esas alarak sağlığı meta, hastayı da müşteri olarak gören bir zihniyeti devreye soktu. Bu Yasa ile hastalara yapılan gereksiz tıbbi müdahaleler ve girişimsel işlemlerin sayısında çok önemli oranda artışlar meydana geldi.

Yine, performans puanı kazanma kaygısıyla hekimlerin bu fazla müdahale ve girişimsel işlemleri birtakım kronik yorgunluklar ve dikkat dağınıklıkları ve bununla birlikte de malpraktisleri beraberinde getirdi.

Biz burada temel olarak Tam Gün Yasası’nın şu şekilde olması gerektiğini hep söyledik: Yani burada hekime, öğretim görevlisine veya sağlık çalışanına, muayenehane açmaya muhtaç etmeyecek, başka bir işte çalışmaya muhtaç etmeyecek bir şekilde, bilgi üretebilecek, eğitim ve araştırma çalışmalarına devam edebilecek onurlu bir yaşamı idame ettirebilecek ve emekliliğe yansıtacak net bir gelirin sağlanmasını öncelemenizi söylemiştik, belirtmiştik ve bu çağrıları yapmıştık.

Değerli milletvekilleri, Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin final aşamasını da en son 2  Kasım 2011 tarihinde gece yarısı operasyonlarıyla Meclisten, halktan, sivil toplum örgütlerinden, siyasi partilerden saklayarak geçirdikleri kamu hastane birlikleri olarak bilinen kararnameyle devreyle soktular. Bu kararname ile hedeflenen bu kamu hastanelerinin önce özerkleştirilmesi, sonra da özelleştirilmesi sürecinin hızla bitirilmesidir. Burada genel olarak bir ildeki kamu hastane  birliğinin başına holding anlayışıyla bakan bir genel sekreter, bununla beraber çalışan bir yönetim kuruluyla beraber şekillenen bir birliği görüyoruz. Bu yönetim kurulunda sağlığın siyasete açılmasının bir göstergesi olarak il genel meclisinden üyeler var, sağlığın piyasaya açılmasının göstergesi olarak ticaret ve sanayi odasından üyeler var ancak sağlığın direkt muhatabı olan tabip odalarından veya iş kolu sendikalarından herhangi bir üyenin bu yönetim mekanizmalarında yer almadığını görüyoruz. Bu genel sekreter ve yönetimin sağlıkla ilgili başarısının temel çıtası ise işletmenin kâr edip etmemesi üzerine konmuş. Dolayısıyla kendi performansının da işletmenin kârı üzerinden konulan bu genel sekreterin, sağlık çalışanlarına, hekimlere bakış açısının da kâr üzerinden, ekonomik getiri üzerinden olacağı aşikârdır. Biz oysaki sağlık hizmetlerinin genel olarak niteliğinin ekonomik ölçütlerle değerlendirilemeyecek kadar insani yönünün ön plana çıkarılması gerektiğini sürekli söylüyoruz.

Bakınız, bu kamu hastane birliklerine sağlık çalışanlarının iş güvencelerinin ve sözleşmelerinin feshi dâhil sağlık çalışanlarının içinde bulundukları kliniğin demirbaşlarıyla birlikte satılmasına kadar çok geniş bir yelpazede yetkilendirildiğini görüyoruz. Biz, sağlık çalışanlarının bir sabah uyandıklarında kendi çalışmış oldukları kliniklerde demirbaşlarla birlikte yandaş bir sermaye sahibine satılacağı süreçlerin önümüze geleceğini biliyoruz. Gerçi bu uygulamaları bu yasadan önce de yaptınız. Bunun en somut örneğini Diyarbakır’da yaptınız. Bir vekil arkadaşımız burada Diyarbakır’la ilgili süreci anlattığı için ben de size Diyarbakır’la ilgili süreci biraz detaylandırayım.

Diyarbakır Göğüs Hastanesini hastane başhekiminin ve hastane yönetiminin hiçbir haberi olmadan, bir sabah, Sağlık Bakanlığıyla ilgili istatistiki bilgileri girerken kapatılacak şekilde bir süreci işlettiniz. Diyarbakır Göğüs Hastanesini kapatırken bölgedeki 5 milyon insana göğüs hastalıkları alanında hizmet veren tek göğüs hastanesini kapattınız. Bu bölgedeki tüberküloz hastalarına hizmet veren tek göğüs hastanesini kapattınız. Şu anda bölgedeki tüm tüberküloz hastaları pimi çekilmiş bombalar gibi tedavisiz olarak, bulaştırıcılığı  kırılmadan, sokakta, trende, metroda, otobüste halkın arasında hem kendi sağlıklarını hem de halk sağlığını tehdit edecek şekilde dolaşıyorlar.

Bakınız, Diyarbakır’da yarattığınız bilançoyu ben size söyleyeyim. Diyarbakır’da son beş yılda 350 yataklı eski Çocuk Hastanesini kapattınız, 141 yataklı Göğüs Hastanesini kapattınız, 120 yataklı eski Kadın Doğum Hastanesini kapattınız, 625 yataklı Devlet Hastanesini 300 yatağa düşürecek şekilde bir işleyişi esas aldınız. Toplamda 936 olarak yatak sayısını azalttınız. Buna karşılık, 537 yataklı Eğitim ve Araştırma Hastanesini ve 320 yataklı Kadın Çocuk Hastanesini yani toplamda 857 yataklı hastaneleri devreye soktunuz.

Sadece Diyarbakır’da 100’ün üzerinde bir yatak kaybı var. Peki, bu yatak kaybının sebebi ne? Kamusal alandaki yatak kaybının sebebi özel sektöre alan yaratmak. Diyarbakır’daki özel hastanelerin AKP’yle olan ilişkilerini biraz irdelerseniz, bizim söylemek istediğimiz bu tablonun ne anlama geldiğini çok iyi göreceksiniz.

Bakınız, bunu sadece Diyarbakır’da yapmadınız. Kastamonu’da, Eskişehir’de, İstanbul’da, Ankara’da, Türkiye’nin her tarafında sağlık çalışanları bir sabah uyandıklarında hastanelerinin kapatıldığı gibi gerçekliklerle yüz yüze geldiler.

Bakın, bu Diyarbakır Göğüs Hastanesinin kapatılması sürecini biraz detaylandırmak istiyorum. Bu kapatılma sürecine Diyarbakır AKP İl Teşkilatı ve İl Başkanı dâhil olmak üzere Diyarbakır’daki bütün siyasi partiler, bütün sivil toplum örgütleri, bütün meslek örgütleri, bütün sendikalar karşı çıktılar. Diyarbakır halkı, sadece bir hafta içerisinde “Hastaneme dokunma.” diye 50 bin imza topladı. Siz, siyaseten, Diyarbakır’da 85 bin oy alan bir arkadaşımızın milletvekilliğini düşürerek, o hakkı bir başkasına, hak etmeyen birisine verecek şekilde gasbederken sağlık alanında da Diyarbakır halkının topladığı 50 bin imzayı tanımadığınızı bir şekilde ortaya koydunuz. Dolayısıyla, burada bu resmin iyi görülmesi gerekiyor.

Peki bunu niye yaptınız? Bunu, üç yıldır hizmete açamadığınız Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesini, Diyarbakır Göğüs Hastanesinin personel ve tıbbi, teknik donanımı üzerinden, bu rezerv üzerinden açmak üzere yaptınız.

Bakınız, Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesiyle ilgili bahsetti. Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesini açarken Türkiye tarihinde rekorlara imza attınız. Yolu olmayan bir hastaneyi hizmete açtınız. Eğitim ve Araştırma Hastanesi hasta yatırmaya başladığında yolu, kantini, sosyal donatısı olmayan bir hastane niteliğindeydi. Sadece hastasına su almak için insanlar 25 kilometre öteye gidip kendi cebindeki son parayla ulaşım ücretini verip    -ki toplu ulaşım araçları da yoktu- suyu alıp o şekilde geliyorlardı.

Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesinde hastalar yatırılıyorken   -bunların hepsi raporludur, hem sağlık müdürlüğünde hem Sağlık Bakanlığının ilgili birimlerinde vardır- ilgili kliniklerde defibrilatör olmadan, kardiyopulmoner resüsitasyon ilaçları olmadan hasta yatırdınız ve siz “Biz yeni hastane açtık.” diye ortalıkta böbürlenerek dolaşırken hastalar defibrilatörü olmayan, gerekli ilaçları, acil ilaçları olmayan kliniklerde can veriyorlardı.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Başka ülkede mi yaşıyorsunuz?

İDRİS BALUKEN (Devamla) – Aynı ülkede yaşıyoruz, bununla ilgili bizim yazmış olduğumuz raporları, meslek örgütlerinin yazmış olduğu raporları Tedavi Hizmetlerinizden, Temel Sağlık Hizmetlerinizden alabilirsiniz, Diyarbakır Sağlık Müdürlüğünden alabilirsiniz.

Bakınız, bu yeni araştırma hastanelerinin açılmasıyla ilgili sürekli ortaya çıkarılan bir tablo var, bununla ilgili en son örnek Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin durumu. Daha teslim alınanı bir yıl olmayan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi şu anda hizmet veremiyor, sadece acil bölümünde küçük müdahaleleri içerecek şekilde şu anda hizmet veriyor. Dolayısıyla, sizin açmış olduğunuz yeni hastanelerin hangi doğal afete ne kadar dayandığını da doğrusu çok merak ediyoruz.

Burada zamanımız kısıtlı olduğu için hızlıca geçmek istiyoruz, belki daha sonraki dönemde yeniden bahsedeceğiz. Ben genel olarak şunu belirtmek istiyorum: Biz herkese eşit nitelikli, ulaşılabilir, ücretsiz ve ana dilinde sağlık eğitiminin kamusal bir görev olarak devlet tarafından yerine getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sağlık çalışanlarının tümünün toplu sözleşmeli, grevli sendika hakkına sahip olması gerektiğini düşünüyoruz.

Sağlık politikalarının ve bununla ilgili Sağlık Bakanlığı uygulamalarının bu bahsetmiş olduğumuz perspektiften son derece uzak olduğunu düşündüğümüz için bu bütçeye ret oyu vereceğimizi belirtir, hepinize saygılarımı sunarım.

Teşekkürler. (BDP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baluken.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Altan Tan.

Buyurun Sayın Tan. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA ALTAN TAN (Diyarbakır) – Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Kalkınma Bakanlığıyla ilgili bir konuşma yapacağım. Konuşmamı iki ana eksen üzerinde yapmaya çalışacağım. Bunlardan birincisi GAP yani Güneydoğu Anadolu Projesi’yle ilgili, ikincisi ise topyekûn, Kalkınma Bakanlığının bölgelerle ilgili planları ve kalkınma politikasıyla ilgili konuşacağım.

Sevgili arkadaşlar, isterseniz, belirttiğim gibi, GAP’tan konuşmaya başlayalım. Güneydoğu Anadolu Projesi, bu projeyi yıllarca siyasette kendine bir ikbal vasıtası ve yolu olarak gören, yıllarca Başbakanlık yapan Süleyman Demirel’in ifadesiyle, bölgenin makûs talihinin yenilmesi olarak ifade edilmiştir ve yine bu ifadede şunlar söylenmiştir: Toplam yirmi iki baraj ve on dokuz hidroelektrik santral 1 milyon 800 bin hektar alanı sulayacak yani halkımızın anlayacağı dille, 18 milyon dönüm bir arazi sulanacak ve bunun neticesinde meydana gelecek ekonomik neticeler sonucunda da 3 milyon 800 bin kişiye iş imkânı sağlanacak. Bu 3 milyon 800 bin kişiye iş sağlanmasıyla ilgili rakamlar devletin bu son otuz beş-kırk yılda yüzlerce, binlerce sefer dile getirdiği rakamdır ve eğer doğru ise gerçekten mükemmel ve muhteşem bir rakamdır çünkü şu an GAP bölgesine giren illerin mevcut nüfusları 7 milyon civarındadır. 3 milyon 800 bin kişinin, ortalama 5 kişilik aile yapısı göz önüne alındığında, bölgede en az 20 milyon bir nüfusu ekonomik yönden rahatlatacağı, rahata kavuşturacağı öngörülmektedir. Bu gerçekten muhteşem bir rakamdır çünkü 13 milyon insanın tekrar ilave olarak, mevcut nüfusa ilaveten bölgede istihdamı manasına gelmektedir. Peki, neler olmuştur? Hakikaten bu iş böyle midir, böyle mi cereyan etmiştir, bölgenin makûs talihinin yıkılması için mi bir proje ortaya konulmuştur? Geliniz, isterseniz rakamlarla ve tarihî süreç içerisinde bunlara bir göz atalım.

Yine, rakamların cambazı olarak adlandırılan eski Başbakan sürekli rakam verirdi, sürekli, sürekli rakam ve biz daha üniversite öğrencisiydik. Bir arkadaşımız da latife olsun diye derdi ki: “Yahu, bu rakamları bilen var mı, anlayan var mı? Söylüyor, zaten gerçek mi, yalan mı, doğru mu, bunu tetkik etme ve tahlil etme imkânı da yok.” Ben sizi böyle rakamlara boğmayacağım, çok net, elle tutulur, gözle görülür rakamlar vereceğim.

Birincisi: Bu yapılan yatırımların ilk ana basamakta ekonomiye katkısı olarak iki ana nokta var. Bunlardan birisi enerji üretimi yani elektrik üretimi, ikincisi ise bu sulama kanalları vasıtasıyla bölgede iki ürün hatta üç ürün alabilmenin yolunun açılması yani ilk iki ana nokta bu. Ben otuz bir yıllık inşaat mühendisiyim. Rakamları, yatırımları, hidroelektrik santralleri, sulama kanallarını, içme sularını, yolları, köprüleri çok iyi bildiğim kanaatindeyim.

Sevgili arkadaşlar, ne hikmetse, bu geçtiğimiz otuz beş-kırk yıl müddetince ve son dokuz yıldır, AK PARTİ İktidarı da dâhil olmak üzere bu enerji üreten kanalların, enerji üreten baraj ve hidroelektrik santrallerin yaklaşık olarak yüzde 84’ü-85’i tamamlanmıştır. Devlet bugüne kadar bu elektrik üretimi yapacak işletmelere -dikkatinizi çekiyorum- 19 milyar dolar yatırım yapmıştır, yine devletin kendi rakamlarıyla 21 milyar doların üzerinde elektrik tahsilatında bulunmuştur yani elektrik üretimi için yapılan yatırımlardan fazlası tahsil edilmiştir.

Peki, sulama kanalları hangi noktadadır? Sulama kanallarına baktığımız vakit, maalesef, şu an tarlaya su verme noktasında oran yüzde 15’ler, yüzde 16’lar noktasındadır. Tekrar söylüyorum, burada rakamlara boğarak sizleri meşgul etmek istemiyorum, vakıa budur.

Çıkıp söylenmektedir “Efendim, bu barajlar 2013’te bütün sulama kanallarıyla bitecektir, 2014’in sonunda bitecektir.” Şunu soruyoruz: Bu dokuz yıl boyunca bu kanallar niçin bitmemiştir, bitirilememiştir? Bir soru daha soruyorum, çok net soru, böyle, rakamlara boğmadan yine. Su kaç yıldır hazırdır? Halk tabiriyle, Atatürk Barajı’nda, Kralkızı Barajı’nda, Dicle Barajı’nda, bütün o bölgedeki barajlarda, irili ufaklı barajlarda kaç yıldır su hazırdır yani tutulmuştur ve kaç yıldır bu barajlardan köylüye su verilememektedir, yüzde 85’ine? Bana bunu söyleyin.

“Şunu yaptık.”, “Bu kadar yatırım yaptık.”, “Bu sene bitiriyoruz.”, “Öbür sene bitiyor.”, “Bizden önceki iktidarlar bu işi savsakladı.” lütfen demeyin, lütfen. Dokuz yıldır iktidar devam ediyor ve şu an bu sular kaç yıldır bekliyor? Tarlalara gitmek için kaç yıldır bekliyor?

Bu mesleğin birinci sınıfında, inşaat mühendisliğinde bize şu öğretilir: Bu barajlar yapılırken, hatta belki baraja başlamadan önce sulama kanallarının inşaatına başlanır. Yıllardır bu su atıl bir vaziyette durmaktadır ve maalesef, şu an, tekrar verdiğim rakamlar gibi çok az bir kısmı henüz toprakla kavuşabilmiş durumdadır.

Burada derin bir politikanın hâkim olduğu kanaatindeyiz çünkü Kürt meselesinin yıllar içerisinde asimilasyonla çözülebileceğini düşünen çevreler önce bu barajlarla bölgedeki köyleri boşaltmış, diğer siyasi ve ekonomik nedenler üst üste binince Kürtlerin yarıdan fazlası ülkenin diğer bölgelerine göç etmek mecburiyetinde kalmış ve şu an Kürtlerin yarıdan fazlası kendi anadillerini konuşamaz bir hâle gelmiştir.

Derin bir akıl, uğursuz bir akıl, derin ve uğursuz bir akıl, bu işi ne kadar geciktirebilirsem geciktireyim, ne kadar bu süreç uzarsa uzasın demiştir ve bölgeye şu anki 7 milyon nüfusa ilaveten 13 milyonluk bir nüfusun daha gelmesini veya en azından bu nüfusun ülkenin diğer illerine göç etmemesini, yirmi sene evvel, otuz sene evvel, on sene evvel istememiştir. Bunun aksini iddia eden varsa gelsin, mühendis olarak, mimar olarak, elektrik mühendisi olarak desin ki: “Ben barajları yaptım, 19 milyar yatırdım, 21 milyar da elektrik aldım ama kanalları hâlâ daha yüzde 15, yüzde 16 seviyesinde tuttum.” On beş senedir su tutulan barajlar var, tarlaya su gitmiyor. Niye gitmiyor gelsin bunu izah etsin. Yine bu işlerin cambazı Başbakanın tabiriyle “Va mı bunun bi başka izah tazı?” gelsin anlatsın.

Mevcut iktidar da kendini bu politikalardan soyutlayamaz. Sevgili arkadaşlar, dokuz yıl çok uzun bir süredir. Ben, ilgili bütün kurumlarla seçimden önce de seçimden sonra milletvekili olarak da görüşüyorum, brifingler alıyorum, yazılı bütün metinleri okuyorum ve bu metinlerden çıkardığım netice, mevcut sulama kanallarının tam anlamıyla bitebilmesi için 12 milyar dolarlık bir yatırıma ihtiyaç var. Bölgedeki bütün sulama kanalları en az yüzde 50 indirimle, kırımla gidiyor; 55’le, 60’la giden kanallar var. Mesela Diyarbakır’daki sulama kanalları buna örnek olarak gösterilebilir, yüzde 60 tenzilatta gitti bunlar, yaklaşık 1 trilyonluk kanal yatırımı. Bu 12 milyarın gerçek karşılığı yani devletin bütçesinden çıkacak karşılığı 5 milyardır ve bu 5 milyar sadece Karadeniz Otoyoluna harcanan bir rakamdır, devlet için bir rakam değildir. Yani eğer bütçe, imkânlar, para, kredi gerekçe gösteriliyorsa bu gerekçelerin de hiçbirisi maalesef doğru değildir. Gerçek rakam yani devletin cebinden çıkacak… Sulama kanallarıyla ilgili söylüyorum, geri kalan kısmıyla ilgili söylüyorum, öbür baraj ve yatırımları söylemiyorum, burada da bir ayrıntı olsun çünkü polemik yapmak istemiyorum.

Sevgili arkadaşlar, tüm bunları söyledikten sonra konuşmamın ikinci kısmında, ikinci on dakikalık kısmında da Kalkınma Bakanlığının genel felsefesi ve çerçevesiyle ilgili konuşmak istiyorum.

Sayın Bakanımız bölgeden, Maliye Bakanımız Sayın Mehmet Şimşek bölgeden ve yine Tarım Bakanımız Sayın Mehdi Eker bölgeden. Bunlar, bölge için bir fırsattır yani yatırımların doğru düzgün yapılabilmesi için, bizim birbirimize meramımızı doğru olarak anlatabilmemiz için birer fırsattır ve bölgede, mesela, benim görüştüğüm Karayolları Teşkilatı, Devlet Su İşleri Teşkilatı ve benzeri birkaç teşkilat gerçekten ciddi çalışmalar yapmaktadır. Olumlu bir bakış açısına sahiptir. Biz olumlu şeylere olumlu, olumsuz şeylere de olumsuz deme durumundayız. Körü körüne bir eleştiri peşinde değiliz.

Bu doğrultuda şunu soruyorum Sayın Bakanımıza: Topyekûn Karadeniz Bölgesi, Doğu Anadolu, Konya Ovası Bölge Kalkınma İdaresi ve GAP dâhil olmak üzere genel, Türkiye ile ilgili bir master kalkınma projeniz var mıdır? Lütfen bunu açık ve seçik bir şekilde izah ediniz.

Cazibe bölgeleri yaratılmasıyla ilgili bir proje geldi geçen dönem, bence doğru bir projeydi ama hemen arkasından İstanbul’a ikinci bir boğaz projesi geldi. 13 milyon 222 bin nüfusu var İstanbul’un 2010 31 Aralık itibarıyla, adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre. Bunu 20 milyona çıkarırsanız nasıl olacak? Cazibe bölgeleri nerede? Sizin bugün Türkiye’nin, sanayisiyle, turizmiyle, ithalat ve ihracatıyla, sınır ticaretiyle, eğitim ve sağlık politikalarıyla belirlediğiniz cazibe merkezleri nerelerdir?

Yine Güneydoğu Anadolu Bölgesi ile ilgili ciddi bir etüt var mıdır? Soru soruyorum: Diyarbakır’ı nasıl bir şehir olarak planlıyorsunuz? Mardin’i, Urfa’yı, Batman’ı, Şırnak’ı nasıl planlıyorsunuz? Bir turizm şehri olarak mı? Sağlık şehri olarak mı? Sanayi şehri olarak mı? Tarım veya hayvancılık şehri olarak mı? Eğitim merkezi mi, sağlık merkezi mi, bunların biri, birkaçı veya tamamı mı, hangisi? Bugün, bölgenin bütün illerinin bir Gaziantep olması mümkün değil.

Hatta biz şunu söylüyoruz bazen, şok tesir yapsın diye, diyoruz ki: Gelin, bizdeki bütün fabrikaları sökün,  Diyarbakır’da fabrika istemiyoruz. Peki, ne istiyorsunuz? Ben kendi vatandaşımın asgari ücretle çalışmasını istemiyorum. Çok şeyler istiyoruz, söyleyeceğim, çok dikkatli konuşuyorum.

1) Turizm şehri olmasını istiyoruz.

2) Tarım şehri olmasını istiyoruz. 4,5 milyon dönüm sulanabilir arazimiz var, 4,5 milyon dönüm.

3) Hayvancılık şehri olmasını istiyoruz.

4) Eğitim merkezi olmasını istiyoruz.

5) Sağlık merkezi olmasını istiyoruz.

6) Uluslararası bir havaalanıyla bir ulaşım merkezi olmasını istiyoruz.

Bütün şehirlerin sanayi şehri, bütün şehirlerin turizm şehri olmasının imkânı yok. Eğer siz bugün Bodrum’a sanayi götürürseniz Bodrum’u öldürürsünüz, Antalya’yı öldürürsünüz. Bu konuda, Kalkınma Bakanlığının, bölgedeki iller, hatta kasabalarla ilgili, doğru düzgün hazırlanmış, beş yıllık, on yıllık, yirmi yıllık hedefler ortaya koyduğu etütler, projeler var mıdır? Ben görmedim varsa. Diyarbakır’ın kuzeyi, Çüngüş, Çermik, Ergani, Dicle, Eğil, Hani, Lice, Kulp, Kocaköy, Hazro, Silvan ekonomik olarak ölmüştür. Mardin’in dağlık kesimleri, Midyat, Dargeçit, Ömerli, Mazıdağı, Derik, Savur; Şırnak’ın İdil, Uludere, Beytüşşebap ekonomik olarak ölmüştür. Buralara sanayi de yapamazsınız, başka bir şey de yapamazsınız. Fıstıkçılık, badem, üzüm, bununla ilgili, bütün dağlar boş. Bugün, Siirt’te bir tarihte yapılan fıstıkçılık mükemmel neticeler vermiştir. Projeleriniz nelerdir?

Diyarbakır’a bir bölge havalimanı yapılacaktı, maalesef yine siyasi gayelerle Urfa’ya gitti. Bugün, Urfa’ya günde beş uçak iniyor, Diyarbakır’a yirmi bir uçak iniyor; inecek, imkânı yok, yurt dışı seferler yapılacak, imkân yok. Yeni bir sivil havalimanı da devre dışına çıkarıldı. Şu an, yeni bir terminal binası yapılması kararı alındı. Havalimanı yok. Bölgenin yine master planında Diyarbakır’dan Mersin’e, İskenderun’a demir yolu hatlarınız nerede? Diyarbakır Organize Bölgesinin doğal gazı yok, Diyarbakır’a bu 3’üncü yıldır doğal gaz geldi. Yine organize bölgeden demir yolu bağlantısı yok. Peki, nasıl ithalat olacak, nasıl ihracat olacak?

Bugün en önemli yatırım kaynaklarımızdan birisi mermercilik. Diyarbakır ciddi bir mermer merkezi oldu ama Diyarbakır’dan Mersin’e mermer blokları gidiyor, Mersin’den Çin’e gemilerle gidiyor ve Çin bizden daha ucuza o mermerleri satıyor. Diyarbakır-Mersin arasının navlunu, Mersin-Çin arasının navlunundan daha fazla. Bunlarla ilgili bir rakam var mı? Somut şeyler söylüyorum, çok somut.

Ankara Büyükşehir Belediyesi 4 milyar dolar dış kredi kullanmış, 4 milyar dolar; toplam kullandığı kredi, iç, dış borcu. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin henüz 80 milyon dolar değil, 50 misli fark var. Ankara Diyarbakır’ın 4 misli, kullandığı imkânlar 50 misli. Bunları söylüyor musunuz?

Sevgili arkadaşlar, dediğim gibi bizim mevzumuz bağcıyı dövmek değil. 3 tane bakanımızın, bir de Urfa’dan Sayın Faruk Çelik’in Bakan olması, 4 bakanın olması bir fırsattır. Gelin, bunları beraber konuşalım, değerlendirelim. Bütün otobanlar bitti, Urfa-Habur otobanı henüz başlamadı. Kavga, gürültü, tartışma bir buçuk sene evvel projesi ihaleye çıkarıldı -yani önce bir proje çizilecek, ondan sonra ihalesi yapılacak- ve mevcut yola paralel bir etüt çıkarıldı, ipek yola. Hemen yanında otoban standardında bir ipek yolu var yani Urfa-Viranşehir-Kızıltepe-Nusaybin-Çizre bağlantısını yapan, ona paralel bir etüt yapıldı. Bugün yine görüşeceğim nasip olursa, saat beş buçukta, Karayolları Genel Müdürüyle. Aynı yola paralel bir etüdün anlamı ne, mantığı ne? Diyarbakır’a 40 kilometre, Batman’a 40 kilometre, Siverek’e 30 kilometre bağlantılı alternatif projemiz var. Bölgedeki sayın bakanlara ilettik, olumlu bakıyorlar, destekliyorlar; teşekkür ediyoruz. Dediğim gibi olumlu şeylere teşekkür edeceğiz. Bunların da düzeltilmesi lazım.

Sevgili arkadaşlar, bir diğer konu da bölgedeki gümrük kapılarıdır; Suriye’yle, Irak’la ilgili. Başıma gelen bir şeyi anlatayım size: Daha yeni, milletvekili seçiminden birkaç ay evvel Irak’a gittim. Giderken bir saatte hududu geçtim. Dönerken yirmi beş saatte girebiliyorsunuz. Bakın, kamyonla, tırla değil. Burada Şırnak milletvekillerimiz de var, Mardin milletvekillerimiz de var, hepimiz bölgenin insanıyız. Yirmi iki tane polis bankosu var, bir tanesi çalışıyor, tek bir tanesi. Bazen tırlar bir haftada giriş çıkış yapamıyor. Orada, dönerken bu duruma karşılık Türkiye tarafında köprünün başına kadar geldim gece yarısı saat on ikide, dört saat köprünün başında bekledim, dört saat, yürüyüp geçebilmek için, geçmene de izin vermiyorlar, dört saat. Başıma geleni söylüyorum. Oradaki memurlara dedim ki: “Bunun muhatabı siz değilsiniz, biliyorum. Peki, niye böyle yapıyorsunuz, yani kim bu entegrasyonu engelliyor?” Ve şu an bizim Irak’la toplam dış ticaret hacmimiz 6 milyar dolar; hızla artıyor, önümüzdeki beş yıl içerisinde 20 milyar dolara çıkması öngörülüyor.

Sevgili arkadaşlar, lütfen, hiç olmazsa bir sefer bu kapılara gidin ve bunların durumunu görün. Aynı şekilde, Ermenistan kapısıyla, Nahçıvan kapısıyla, Gürcistan kapısıyla, Batum kapısıyla da ilgili eğer bu düzenlemeler olmazsa Karadeniz Bölgesi’nin ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin de bir atılım sağlaması, ilerlemesi mümkün değil.

Son olarak, Bingöl’le ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bingöl havaalanı üç yıldır revize ediliyor, bitirilme tarihi, maalesef bir türlü bitirilemiyor. Yine…

AHMET ARSLAN (Kars) – Çalışmaya izin vermiyorlar da onun için.

ALTAN TAN (Devamla) – Havaalanının çalışmasıyla ilgili bir sorun yok efendim, tek tek biliyorum.

AHMET ARSLAN (Kars) – Var, var.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Diğer karayolunda sorun oldu, yanlış biliyorsunuz, karayolunda sorun oldu. 

Sevgili arkadaşlar, güvenliği sağlamak da devletin görevidir. Yani devlet kendi hudutları dâhilinde “Bu yol yapılamıyor, ben güvenliğini sağlayamıyorum.” diyorsa bu da bir acziyet ifadesidir.

AHMET ARSLAN (Kars) – Güvenliği sağlıyor, iş yavaşlıyor.

ALTAN TAN (Devamla) - Genç’te bir tabur var, tabur… Genç’te bir tabur var.

Bu yolların da bir an evvel bitmesi lazım.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tan.

Şanlıurfa Milletvekili Sayın İbrahim Binici, buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA İBRAHİM BİNİCİ (Şanlıurfa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, AKP İktidarının seçim öncesi çıkardığı Yetki Yasası’na dayanarak yaptığı otuz beş kanun hükmünde kararnamelerden biri olan 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle Gümrük ve Ticaret Bakanlığını kurmuşlardır.

Bu kararnameyle, ne hikmetse dış ticaret alanında olan ve tüm işlemleri gümrüklerde yapılan ihracat ve ithalat müdürlükleri ile serbest bölgeler bakanlığı dışında tutulmuş, sanayinin alanında olan esnaf ve sanatkârlar kooperatiflerinin yanı sıra iç ticaret tüketicisinin kurulması ve piyasa denetimleri de dâhil edilerek garip bir bakanlık oluşturulmuştur.

Garabet bununla da bitmemiş, AKP ustaları, 8 Haziran 2011 tarihli Bakanlığın kuruluş kararnamesinden tam kırk gün sonra 17 Ağustos 2011 tarihli 649 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kuruluş kararnamesinde değişiklik yapmıştır. Yapılan bu değişiklikle Bakanlığa alınacak memur ve sözleşmeli personel alımı, ÖSYM tarafından yürütülen merkezî yerleştirme işlemlerinden çıkarılarak Bakanlığın tasarrufuna bırakılmıştır. Buna göre, Bakanlık, personel ihtiyacını ilan edecek, KPSS sınavından 70 ve üzeri puan alanlar başvuru yapabilecek ve sözlü sınav ile personel alınacaktır. Ayrıca, değişiklik kararnamesiyle gümrüklerde çalışan 200 civarında başkontrolör, kontrolör ve stajyer kontrolörler bir gecede müfettiş kadrolarına atanmışlardır. Anlaşılan o ki AKP Hükûmeti “Ben yaptım, oldu.” anlayışıyla icraatlarına ve yandaşlarına ulufe dağıtmaya ustalık döneminde de hız kesmeden devam edecektir.

Saygıdeğer milletvekilleri, hatırlayanlarınız vardır, Sayın Erdoğan’ın imzasıyla 4 Ekim 2006 tarihli Resmî Gazete’de 2006/28 sayılı Başbakanlık Genelgesi yayımlanmıştı. Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi’yle ilgili bu Genelge’de Türkiye’de kayıt dışı ekonominin gayrisafi millî hasılanın yüzde 50’sinden fazla olduğu tahminine yer verilmişti. Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları Kurulu bu oranı yüzde 30, bazı uluslararası kuruluşlar ise yüzde 34 olarak hesaplamıştır. Kayıt dışı ekonomi, dâhilî ticari faaliyetlerde vergi kaçırmanın yanı sıra, gümrük ihlalleri ve kaçakçılık suçları için olağanüstü bir zemin yaratmaktadır. Kaçakçılık, ekonomi ve toplumu büyük zararlara uğratan, kayıt altında faaliyet gösterenlere, kimi zaman da sağlığa ve çevreye büyük zararlar veren çok önemli toplumsal ve ekonomik sorunlardır.

Saygıdeğer milletvekilleri, AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’de toplam tutuklu ve hükümlü sayısı 59.429’dur. Adalet Bakanlığı tarafından 17 Kasım 2011 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan açıklamaya göre bu sayı 31 Ekim 2011 tarihi itibarıyla 127.074 kişiye ulaşmıştır. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye nüfusu 66 milyondan biraz fazladır. 2011 yılında ise nüfusumuz 74 milyonu aşmış bulunmaktadır. AKP hükûmetleri döneminde nüfus artışı yüzde 13 civarında gerçekleşirken, tutuklu ve hükümlü toplamında artış ise yüzde 114 olmuştur. Buradan çıkarılacak sonuçlardan birisi de AKP hükûmetleri döneminde suç işleme oranlarında ciddi artışların olması ve suç ekonomisinin katlanarak büyümesidir.

Değerli vekiller, geçtiğimiz temmuz ayında İstanbul Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odasının “Suç Ekonomisinin Türkiye Bilançosu” adlı araştırması basına yansıdı. Bu araştırmaya göre suç ekonomisi asıl olarak doğrudan suçla elde edilen kriminal sektör ve kaçakçılığa dayanan illegal sektörden oluşuyor. İllegal sektörde kastedilen, yasalara aykırı olarak yapılan üretim ve dağıtım faaliyetlerinin bir bütünüdür. Emniyet kaynakları, uluslararası suç trafiği ve dünya suç ortalamaları resmî istatistiklerine göre yakalanan miktarın en az 5 katı, çoğunlukla da 10 katı kaçakçılık olduğu kabul edilmektedir. Bunun anlamı, kaçakçılığa konu olan maldan bir birim yakalamışsanız, bu malın sekiz veya dokuz birimi piyasada sizden gizli olarak çoktan el değiştirmiş demektir.

İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının araştırmasında, bu oran en düşük ortalama olarak kabul edilenin 5 kat üzerinde yapılmıştır. Raporda, suç ekonomisinin 2010 yılında on gözde kalemlerinden bazıları yaklaşık ciroları şu şekilde veriliyor: Uyuşturucu maddelerden 3 milyar 50 milyon, insan kaçakçılığından 742 milyon 500 bin, kaçak sigaradan 652 milyon 500 bin, korsan kitap ve DVD’den 451 milyon 605 bin, kaçak çaydan 205 milyon 740 bin.

Rapora göre, uyuşturucu, insan ticareti, hırsızlık gibi klasik suç kalemlerinin yanı sıra -buraya özellikle de dikkatinizi çekmek istiyorum- yüksek oranlı özel tüketim vergisi ve gümrük vergileri yüzünden cazip hâle gelen içki, sigara, çay gibi ürünler de yasa dışı ticaret pazarının beşte 1’ine kadar ulaşmıştır. Tekrar ediyorum: Pazarın beşte 1’ine ulaşıyor. Bunun anlamı, her beş paket sigaradan, her beş bardak çaydan, her beş şişe içkiden birisi kaçaktır.

Raporda, özellikle kaçakçılığın, yüksek getirisi sayesinde giderek büyüyen bir faaliyet alanına dönüştüğü de vurgulanır.

Saygıdeğer milletvekilleri, AKP iktidarlarının uyguladığı ekonomi politikalarıyla bitme noktasına getirdiği her sektörü âdeta altın tepside sunarak kaçakçıların ve fırsatçıların eline bırakmış, ülkeyi kaçak cennetine çevirmiştir.

Hayvancılığı bitirdiniz, et fiyatları tavan yaptı. Yediğimiz etin yarısı kaçak, Türkiye’yi kaçak hayvan cennetine çevirdiniz. Şekerpancarı tarımını bitirdiniz, fabrikaları sattınız, tüketilen şekerin üçte 1’i kaçak.

Tütün tarımını bitirdiniz, Tekeli sattınız, vergileri bindirdikçe bindirdiniz. 5 paket sigaranın 1’i kaçak. Karadeniz Bölgesi’nde önemli geçim kaynağı olan çaya 2010 yılında 24 bin ton kaçak çay karıştırılıp çayın tadını da kaçırdınız.

Toplam vergi gelirleri içindeki dolaylı vergi oranları şampiyonluğunu kimseye kaptırmadınız, helal olsun size!

Türkiye'nin en pahalı akaryakıtını satmaya devam ettiniz. Nakliyecilerimizi 10 numara yağa mahkûm ettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İBRAHİM BİNİCİ (Devamla) - Kullandığınız her 5 litre akaryakıtın 1 litresi kaçak, 5 şişe içkiden 1’i kaçak, binlerce cep telefonu kaçak, zayıflama hapı kaçak. Bu kaçak cennetinde milyarlarca lira vurgun yapanlar ellerini kollarını sallayarak gezerken Irak, İran sınırında iki teneke akaryakıt için yargısız infaz edilen gencecik bedenler içimi acıtıyor, AKP Hükûmetinin ve Parlamentonun bu sessizliği zoruma gidiyor.

Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Binici.

Şahıslar adına lehte ilk söz Diyarbakır Milletvekili Sayın Mehmet Süleyman Hamzaoğulları’na aittir.

Buyurun Sayın Hamzaoğulları. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MEHMET SÜLEYMAN HAMZAOĞULLARI (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 2012 Mali Yılı Bütçe Kanun Tasarısı’nın altıncı tur bütçesi üzerinde lehte söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

2002 yılında AK PARTİ iktidara geldiğinde vatandaşlarımız sağlık konusunda çok büyük mağduriyetler yaşıyorlardı. Acil hizmetlerdeki aksamalar, koruyucu hizmetlerdeki yetersizlikler, bakımsız hastaneler, yaygın koğuş tipi odalar, özellikle ülkenin doğu ve güneydoğusu başta olmak üzere yüksek hizmet açığı, yaygın muayenehanecilik, tıbbi cihaz eksikliği, atama ve nakillerdeki dengesiz dağılım, ilaç fiyatlarının yüksek olması, bütün bunlar sistemin çok ciddi problemleriydi.

2003’ten itibaren Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanmaya başlanmış, ilklerin ve ilkelerin partisi olan AK PARTİ İktidarıyla vatandaşlarımızın acil durumlarında imdadına yetişecek 112 acil servislerinde devrim niteliğinde yeniliklere imza atılmış, personel sayısı, ambulans sayısı ve acil müdahale istasyon sayısı arttırılmış, Türkiye genelinde hem kara hem de hava yoluyla bütün köylerimize ücretsiz ambulans hizmeti verilmeye başlanmış, vatandaşlarımıza yoğun bakım ve acil bakım gerektiren durumlarda özel hastaneler dâhil tüm hastanelere hiçbir ücret ödemeden tedavi olma imkânı sağlanmış, yeşil kartlı vatandaşlarımıza tüm sağlık hizmetleri ücretsiz hâle getirilmiş, aile hekimliği sistemine geçilerek vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetlerini ücretsiz alması sağlanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2002 yılından önce doğu illerimizde binlerce çocuk, araç, benzin ve personel yok diye kâğıt üzerinde aşı yapılmış gösteriliyorken AK PARTİ İktidarında aşılama programımız dünyanın en gelişmiş aşılama programlarından biri hâline getirilerek aşılama oranı yüzde 70’ten yüzde 97’ye çıkarılmış, 11 antijenle dünyanın en iyi aşıları çocuklarımıza ücretsiz olarak yapılmaktadır. Olumsuz hava koşullarında risk altında olan anne adayları için Misafir Anne Projesi başlatılmış, doğum hastanelerimizin yüzde 93’ü bebek dostu hastaneler olarak düzenlenmiş, hastanelerde koğuş sisteminden banyosu tuvaleti içinde olan oda sistemine geçilmiş, yatak sayısı arttırılmış, yatağa bağlı vatandaşlarımıza evde ücretsiz sağlık hizmeti verilmesine başlanmıştır. 81 ilimizde 84 kanser tarama merkezi açılarak ücretsiz kanser taraması yapılmasına başlanmıştır. Tütünlü mamuller ile mücadele kapsamında “Dumansız Hava Sahası” kampanyasını başlatan dünyanın 6’ncı ülkesi olduk. Tam donanımlı yoğun bakım yatak sayısı 10 kattan fazla arttırılarak, 869’dan, 8.100’e çıkartılmış, vatandaşlarımızın kuyruklarda muayene sırası beklememesi için hekim hizmet odası sayısı 6.643’ten 21.273’e çıkarılmış, vatandaşlarımıza en temel hasta haklarından biri olan hekim seçme hakkı verilmiştir. 1 milyon 300 bin metrekare kapalı sağlık alanı dokuz yılda 4 kat arttırılarak 5 milyon 300 bin metrekareye ulaşmış ve bu yapılan çalışmalar ile vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden memnuniyeti yüzde 39,5’lardan yüzde 73’e yükselmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde sağlık hizmetlerindeki gelişmelerden seçim bölgem olan sahabeler şehri Diyarbakır’da da 2002 yılında 147 olan uzman hekim sayısı 459’a, 401 olan pratisyen hekim sayısı 614’e, 46 olan diş hekimi sayısı 128’e, 3,7 milyon TL olan onarım harcamaları 174 milyon TL’ye, yatak sayısı 1.150’den 2.313’e, nitelikli yatak sayısı 20’den 836’ya, 112 acil istasyon sayısı 2’den 25’e, 112 ambulans sayısı 3’ten 57’ye, 112 ambulans ile taşınan vaka sayısı 3.260’tan 69.809’a çıkartılmış; uçak ambulans ile 66 hastamız, helikopter ambulans ile 197 hastamızın nakli gerçekleştirilmiştir.

Ayrıca, ilimizde 2003 yılında devralınıp tamamlanan ve 2003 yılından sonra başlanıp bitirilen 23 adet sağlık ocağı ve 8 adet hastane halkımızın hizmetine sunulmuştur.

Bu duygu ve düşüncelerle, 2012 Mali Yılı Merkezî Bütçe Kanunu Tasarısı’nın hayırlı olmasını diler, emeği geçen herkese teşekkür ederken heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim sayın Hamzaoğulları.

Hükûmet adına ilk söz, Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ’a ait.

Buyurun Sayın Akdağ.

Süreniz on yedi dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hükûmetimizin 2012 bütçesiyle alakalı olarak Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde görüşlerimi ifade etmeye çalışacağım.

Değerli milletvekilleri, Türkiye önemli bir süreçten geçti son dokuz sene içerisinde. Türkiye’de birçok şeyin tarihi değişti, kavramlar değişti, insana bakış tarzımız değişti. Bu minval üzere Türkiye’de sağlığa bakış açımız da elbette değişti.

Bütün bu dokuz yıl boyunca Sağlıkta Dönüşüm Programı’na büyük destek veren bütün milletvekillerimize teşekkür ederek konuşmama başlamak istiyorum. Sağlık çalışanlarımıza da büyük bir teşekkür borcumuz var. Milletimizin ihtiyaç duyduğu her yerde hizmete hazır olan fedakâr sağlık çalışanları, yaşadığımız son Van depreminde de olağanüstü gayret ve başarılarıyla bir kez daha insanımızın, vatandaşımızın gönlünü fethettiler. Yürüttüğümüz dönüşüm programının gerçek kahramanının bu sağlık ailesi olduğunu bir kere de yüce huzurunuzda tekrarlamak isterim.

Bu büyük dönüşüm programının ruhunu ve gereklerini sağlık çalışanlarımız içselleştirememiş olsalardı, biz bu büyük dönüşümü gerçekleştiremezdik. Bu sebeple, bütün sağlık çalışanlarına, fedakârlıkla bu hizmet bayrağını taşıyan sağlık yöneticilerine hem taşrada hem bakanlık merkezinde huzurunuzda şükranlarımı sunuyorum.

Elbette bu süreçte en büyük teşekkürü halkımız hak ediyor. Türk milleti kendisine sunulan hizmeti büyük bir kadirşinaslıkla değerlendirdi, her seçimde arkamızda durarak bize güç verdi. Bu sayede de bu büyük dönüşümü gerçekleştirmemiz mümkün oldu.

Kuşkusuz AK PARTİ hükûmetlerinden önce de özellikle Refik Saydam döneminde, Behçet Uz döneminde, 60’tan sonraki dönemde sosyalizasyonla yapılan çok hayırlı işler var ancak son çeyrek asırlık sağlık tarihimiz maalesef yapılmak istenen işler ve yapılamayan işlerle doluydu biz iktidara geldiğimiz zaman. Dolayısıyla önemli bir dönüşüm gerçekleştirmek gerekiyordu.

Peki, biz bu dönüşümü nasıl gerçekleştirdik? Bir defa herkes için sağlık prensibini esas alarak insanı burada meselenin özüne, odağına koymak suretiyle insan odaklı ahlaki anlayışımızla, AK PARTİ’nin her hizmete yansımış olan insan odaklı ahlaki anlayışıyla bu işleri bugüne kadar getirdik.

Tabii, dokuz sene öncesine geri dönüp çok detaylı olarak nerelerdeydik, doğrusu bunlara girmek istemiyorum çünkü vaktim sınırlı. Ancak vatandaşlarımızın bir ambulansa hastasını koyabilmek için cebinden para vermek zorunda kaldığı, köyünde ise onu bile bulamadığı, kızakla hastasını bir ilçeye indirmek zorunda kaldığı günler, ülkenin kırsalına ambulans hizmetlerinin verilmediği günler, bu ülkenin emekçilerine “Sen işçisin, şu hastaneye giremezsin.”, bu ülkenin memuruna “Sen memursun, şu hastaneye gidemezsin.” dendiği günler o günlerdi. Vatandaşın büyük bir kısmınca özel hastaneler, serbest eczaneler sadece uzaktan bakabildikleri, hizmet almayı hayal bile edemedikleri bir çile dönemini hatırlatıyordu. Doktorların yüzde 90’ının sistemden dolayı muayenehane çalıştırmak zorunda olduğu günlerdi onlar. Eğer hastaysanız ya da bir hasta yakınıysanız hastanızı alacaksınız, sırtınıza koyacaksınız, bir muayenehane merdivenlerinden eciş bücüş, üç kat, beş kat, yedi kat yukarıya çıkaracaksınız, orada para ödeyeceksiniz; ancak böyle hizmet alabilirdiniz. Başka türlü, önemli bir hastalık için, önemli bir ameliyat için değerli milletvekilleri, bu ülkede hizmet almak mümkün müydü?

Bugün performans sistemine karşı çıkanlar, bugün Tam Gün Yasası’na karşı çıkanlar bu gerçekleri unutmuşa benziyorlar. Şunu tartışabiliriz, bu yüce Mecliste de bunu tartışalım, başka ortamlarda da tartışalım: Evet, tam gün çalışma olsun, devletin doktoru devletin hastanesinde çalışırken, devletin üniversite hastanesinde çalışırken ayrıca muayenehanesi olmasın; bunda hemfikir olalım, ondan sonraki kısmını tartışabiliriz. Performansı nasıl dağıtacağız? Nasıl adaletli dağıtacağız? Ama bazı dostlar “Performans da olmasın, biz parayı peşinen verelim, herkes dilediğince çalışırsa da çalışmazsa da o parayı versin.” diyorsa biz bunda da yokuz açık söyleyeyim.

AHMET İHSAN KALKAVAN (Samsun) – Hayır hayır, “Özlük hakları verilsin.” diyoruz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Kim diyor öyle Sayın Bakan?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Çünkü değerli arkadaşlar, biz burada adaletli bir performans sistemiyle hekimlerin ve sağlık çalışanlarının, sağlık emekçilerinin haklarının kendilerine verildiği, vatandaşın da cebinden para harcamak zorunda kalmadığı, mağdur olmadığı bir sistem oluşturduk. Elbette bu sistemin eksik yönleri olabilir, elbette bu sistemin aksayan yönleri olabilir. Ama değerli milletvekilleri, muhalefet sıralarında oturan değerli milletvekili kardeşlerim unutmasınlar ki bu yeni sistem geçmiş dönemlerdeki zulüm döneminin kaldırılmasıyla ortaya kondu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Artık bu zulüm dönemi bir daha geriye de gelmeyecek, açık söyleyeyim. Bu zulüm döneminin bir kere daha geriye dönmesi de değerli milletvekilleri, asla ve asla mümkün görünmüyor.

Bakınız, şimdi burada, koruyucu sağlık hizmetlerine yeteri kadar kaynak ayırmadığımızdan ya da önem vermediğimizden bahsedildi. Değerli milletvekilleri, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın belki de en ziyade iftihar edilecek yanı, koruyucu sağlık hizmetlerine verdiğimiz önemdir.

Şimdi, elimde rakamlar var. Göreve geldiğimizde 928 milyon Türk lirası koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılırken, 2011’de 6 milyar 425 milyon Türk lirası koruyucu sağlık hizmetlerine para ayırmışız.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Tedaviye ne kadar ayırdınız, ilaca ne kadar ayırdınız Sayın Bakan?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Dikkat ediniz, bunu reel olarak hesap ettiğiniz zaman, değerli arkadaşlar, 2002’ye kıyasla reel olarak ifade ettiğimiz zaman 3 misli daha fazla para ayırmışız. Tabii ki ancak bu paraları ayırırsanız, biraz önce söylediğim gibi, ahlaki anlamda odağına insanı koyduğunuz bir sistemde bu paralarla birlikte personeli, organizasyonu, yeni düzenlemeleri yaparsanız bugün ulaşılabilen sonuçlara ulaşabilirsiniz.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sisteme parayı koydunuz Sayın Bakan, insanı değil!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Değerli kardeşlerim, sistemde paranın olduğu günler vardı, evet. Sistemde insanların para vermeden diyaliz hizmeti alamadığı, sistemde insanların para vermeden organ nakli yaptıramadığı, sistemde insanların acile götürdüğü hastasını yoğun bakıma yatırmak için para vermeden hastasını hastanenin kapısından içeri sokamadığı günler vardı.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sizde mi öyle yaptınız hekimken?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Ama bugün AK PARTİ İktidarıyla geldiğimiz nokta şudur: Ben buradan, yüce Meclisin huzurunda değerli vatandaşlarımızı da bütçe görüşmeleri sebebiyle bir kere daha bilgilendirmek istiyorum.

Değerli vatandaşlarım, Türkiye'nin neresinde olursanız olun, metropol kentlerde ya da başka bir yerde, acil bir hastanız olduğu zaman, yoğun bakımlık bir hastanız olduğu zaman hastanızı hangi hastaneye götürürseniz götürün sizden bir para talep edilmez, ister bir üniversite hastanesi ister kamuya ait, Sağlık Bakanlığına ait olan bir hastane isterse özel sektöre ait bir hastane olsun. Dikkat ediniz, burada özel sektörün bir mecburiyeti var, Türkiye’de özel sektör olarak hastanecilik yapıyorsanız kapınıza gelen ya da getirilen acil hastayı almak, bu hastaya hizmet vermek zorundasınız.

Şimdi, bazı milletvekilleri birtakım beyanatlar veriyorlar kamuoyuna. Neyle alakalı? Alınan katkı paylarıyla alakalı.

Değerli milletvekilleri, katkı payları diye bugün bir bardak suda fırtına koparılmaya çalışılan rakamlar 10 liranın altında, 2 lira, 3 lira, 5 lira diye tartıştığımız rakamlardır.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Kaldırın o zaman, kaldırın gitsin, Sayın Bakan!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Bakın, 100 liradan, 500 liradan, 10 bin liradan bahsetmiyoruz, insaf kardeşim ya, insaf! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Milyonlarca insandan alıyorsunuz bu parayı, kaldırın gitsin, yiğitseniz kaldırın!

HASAN HÜSEYİN TÜRKOĞLU (Osmaniye) – Toplam ne kadar efendim, onu söyleyin!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Burada 112 Acil hizmetlerinin yetersizliğinden bahsetme talihsizliğinde bile bulunuldu.

Değerli milletvekilleri, 618 ambulansla aldığımız sistemde bugün 2.782 ambulans var.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – İçinde doktor var mı, onu söyleyin Sayın Bakan!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – 350 bin kişi taşınmış görevi devraldığımızda, yılda ambulanslarla 350 bin kişi taşınmış. Bu sene ambulanslarla 2 milyon 700 bin kişi taşımışız. Herhâlde bu 2 milyon 700 bin kişiyi doktorlar taşıdı, paramedikler taşıdı, acil tıp teknisyenleri ve onlarla birlikte şoförlerimiz taşıdı.

Değerli kardeşlerim, şundan bahsedildi: Performans daha çok hastaya bakmaya zorluyor.

Değerli milletvekilleri, yaptığımız araştırmalar şunu gösteriyor: Performans sistemi getirilmeden önce Türkiye’de bir hekimin hastasına ayırdığı ortalama zaman 4,5 dakikaydı, bu zaman şu anda 9 dakikaya çıkmış durumdadır. Hem muayene edilen vatandaş sayısında 3 misli artış var, 2,5 misli artış var hem vatandaşa ayrılan zamanda 2 misli artış var. Evet, biz biliyoruz, bu zamanlar da yetmez, vatandaşa ayırdığımız bu zamanı da daha fazla artırmamız lazım, vatandaşa daha fazla zaman ayırmamız lazım ama yine bundan yakınanlar, Türkiye’de yıllarca doktor sayısının artırılmasına karşı çıktılar. Bu Meclis kürsüsü dokuz sene içerisinde nelere şahit oldu. Dokuz sene içerisinde muhalefet partilerinden buraya çıkıp ısrarla “Türkiye’de doktor sayısı yeterlidir. Neden tıp fakültelerinde öğrenci sayısını artırmaya çalışıyorsunuz?” dediler.

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Kaliteli eğitimden bahsedildi. “Yeterli” diyen kimse olmadı bugüne kadar, kaliteli tıp eğitiminin verilmesinden bahsedildi.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Hatta “Öğrenci sayısını azaltın.” diyenler bile oldu.

Değerli milletvekilleri, muhalefet kürsülerinden söz atan milletvekilleri seslerinin millet tarafından oradan laf atıldığında duyulmadığını bilmiyorlar. Ama onlar, o gür sesleriyle bütün seçim dönemlerde, 2002 seçimlerinde, 2007 seçimlerinde, 2011 seçimlerinde vatandaşın karşısına çıktılar, şikâyet ettiler, bizi vatandaşa şikâyet ettiler, kendilerince, kendi bakış açılarından haklılıklarını anlatmaya çalıştılar ama arkamızdaki halk desteği yüzde 34’ten yüzde 47’ye, 47’den 49’a, bugün anketlerde de yüzde 50’nin üstüne çıkmış durumda. İşte onun için ben kadirşinas milletimize huzurunuzda bir kere daha şükranlarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Bakan, sayının üstünlüğü insanları hikmet sahibi yapmaz!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz!”

Türkiye İstatistik Enstitüsünün yaptığı anketlerde Türkiye’de sağlıktan memnuniyet oranı 2003 yılında yüzde 39,5 idi. Bu oran şimdi yüzde 73’e çıkmış durumda.

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Sağlık çalışanları ne diyor bu işe?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Yüksek bir çıta. Biz bu çıtayı yüksekte tutmak ve vatandaşımızın memnuniyetini daha da artırmak için önümüzdeki dönemde de, yüce Meclisimizin takdir ettiği bütçeyle hayırlı hizmetlerimize AK PARTİ olarak devam edeceğiz.

Saygıdeğer milletvekilleri, bakınız, elimde, yanımda uluslararası kaynaklar var. Buraya gazetelerle, 2 bin, 3 bin satan gazetelerle çıkan milletvekilleri oluyor bazen. “British Medical Journal” diye dünyanın en seçkin, en değerli tıp dergilerinden birindeki başlığı size okuyorum: “Türkiye sağlık sistemi: Geri kalmışlıktan liderliğe” Evet, bunu AK PARTİ olarak biz söylemiyoruz. Bakınız, OECD çalışması, 2008’de OECD’nin yayınladığı bir rapor; bu rapor Türkiye’deki sağlık sisteminin bütün ülkelere çok şey öğretebileceğinden ve Türkiye’deki mali durumun, sağlığın mali durumunun mükemmel biçimde işlediğinden, vatandaşları koruyucu özelliğinden bahsetmektedir. Buna benzer birçok uluslararası rapordan bahsedebiliriz.

Değerli milletvekilleri, bugün insanlar acaba ceplerinden daha mı fazla para harcıyor? Bakınız, ilaç ve tedavi masraflarını kendi ceplerinden karşılayanların oranı 2003 yılında yüzde 32 iken, 2010 yılında yüzde 11,7’ye düşmüştür.

ALİ ÖZ (Mersin) – 21,8!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) -  Değerli milletvekilleri, 1999 yılında… Burada bu kürsüden konuşurken kendi dönemlerini unutanlar var, dört sene boyunca kamuda çalışıp, sağlık sektöründe çalışıp daha sonra o dönemi belli rakamlarla bırakarak ayrılanlar var şimdi? Bu rakamlar insanın hatırına getirildiğinde insanı utandırabilir.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Onların hesabını vermeye hazırız Sayın Bakan!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) -  Bakınız, 1999 yılında cepten yapılan sağlık harcamaları bütün yapılan sağlık harcamalarının yüzde 29’unu oluşturuyor, tekrar ifade ediyorum. 1999 yılında toplam sağlık harcamaları içinde cepten yapılanların oranı yüzde 29’unu oluşturuyor. 2008 yılında -daha 2011’in sonuçları çıkmadı, orada daha da azaldığını göreceğiz- yüzde 17’ye düşmüş durumda. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İyi saatte olsunlardan haber alanlara şimdi haber veriyorum: Ankara’da bugüne kadar şebeke suyunda hiçbir kere arsenik seviyesi normal değerler olarak kabul edilen 10 mikrogram/litre normal değerin üstüne çıkmamıştır, değerler 1,8 ile 2,5 mikrogramın arasında değişmektedir. Evet bir dönemde İzmir’in suyunda önemli ölçüde arsenik vardı, İzmir Belediyesinin yanlış politikaları sonucunda. Ancak Hükûmet olarak İzmir’in suyuna verdiğimiz katkılarla bu problem de ortadan büyük ölçüde kalkmış durumdadır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, zamanımız çok olmadığı için bir iki rakamla da konuşmamı inşallah tamamlayacağım. Yıllardan 1998 -bu 1998’i neden zikrettiğimi muhalefetten çok iyi bilen arkadaşlar var- Türkiye’de kayıtlı tifo vakası 30.264 -kayıt sistemlerinin de çok arızalı olduğunu biliyoruz o yıllarda, biz kayıtın kendisini söyleyelim- yıl 2011, kayıtlı tifo vakası 26; sıtma vakası 1998’de 36.842, sıtma vakası 2011’de sıfır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bebek ölümleri 1998 yılında binde 43; 2011 yılında binde 9; anne ölümleri 1998 yılında yüz binde 70; 2011’de yüz binde 14,5.

Belki siz kürsüde konuşurken cambazlık yapabilirsiniz, illüzyon da yapabilirsiniz ama rakamlar gerçeği söyler, doğruyu söyler ve gerçek, yüzünüze çarpılır, söylediklerinizden utanırsınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, ülkemizin sağlığına, insanımızın sağlığına hizmet etmeye doymayacağız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) - AK PARTİ hükûmetleri olarak bizim en büyük… Bitiriyorum efendim.

BAŞKAN – Yok öyle, yok.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakanım, hiç yakışıyor mu “Cambaz” demek size?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – AK PARTİ hükûmetleri olarak milletimiz bize dua etsin, milletimiz bizim arkamızda dursun; bu bize yeter.

AHMET YENİ (Samsun) – Size demedi ki niye rahatsız oldunuz?

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bana diyemez zaten, diyemez de; Bakana yakışmıyor “Cambaz” lafı.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Devamla) – Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (İstanbul) – Sayın Bakan, eleştirileri cevapladı ancak bir konu eksik kaldı sanıyorum. Türkiye'nin sağlık sistemine ilişkin olarak British Medical Journal dergisinde yayımlanan bir yazıdan söz etti. O yazıyı Enis Barış, Salih Mollahaliloğlu ve Sabahattin Aydın yazmışlardır. Olabilir tabii ki onların gözüyle sağlık sisteminde olumlu veriler olabilir ve o değerlendirilmiş olabilir ancak o yazının yayınlanmasından sonra, aynı dergide Türkiye'nin sağlık sistemindeki sorunlarla ilgili olarak daha önce yayınlanan yazıda gerçeğe aykırı olan hususlarla ilgili olarak toplam 7 tane yazı yazılmıştır. Bunu da Genel Kurulun dikkatine sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Bakan şahsen beni cambazlıkla suçlayarak sataşmada bulunmuştur.

AHMET YENİ (Samsun) – Size söylemedi be!

OSMAN ÇAKIR (Düzce) – İsim vermedi.

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Siz de bir sataşmaya mahal vermeden, buyurun Sayın Çıray. (CHP sıralarından alkışlar)

VI.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)

2.- İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

AYTUN ÇIRAY (İzmir) – Sayın milletvekilleri, sağlık sistemi iyi olursa biz sizlerden çok seviniriz çünkü ben hekimim, önce insan, sonra hekimim. Baştan da söylemiştik, biz iyi olan şeylere “iyi”, kötü olanlara da “kötü” demek zorundayız. Eğer hep sizin istediğiniz gibi konuşacaksak o zaman muhalefete ihtiyaç yok demektir.

Bakınız, Sayın Bakan performans sisteminden bahsetti, iyiliğinden bahsetti, performans sisteminin gelmesiyle sezaryenlerde yüzde 45,5 artış olmuştur, ameliyatlarda yüzde 81 artış olmuştur. Şimdi, ben buradan soruyorum: Bu yüzde 81 ve yüzde 45,5 vatandaşımız boşuna mı kesildi, yoksa eskiden ölüyorlar mıydı da kimsenin haberi yoktu? Bu, performans sisteminin getirdiği bir sonuçtur.

Diğer yandan, Türkiye’de acil servislere gidiş tüm sağlık tarihi boyunca hep bedavaydı. Sadece özel sağlık hastaneleriyle ilgili bir genelge yayımlamışlardır ama özel sağlık sektörünün nereden nereye geldiğini vermek için bu Hükûmette, bir rakam vermek istiyorum: 2002’de 260 milyon lira geliri olan özel sağlık hastanelerinin geliri bugün 3,5 milyar dolar civarındadır.

Değerli arkadaşlar, bir başka konu var. Sayın Bakan suyla ilgili beni suçladı. Ben sadece görevimi yerine getirmeye çalıştım çünkü daha önce bir sabıka var, su değerleriyle ilgili doğru söylenmemiş sözler var. Bakınız, 11 Haziran 2008 tarihinde, ODTÜ Rektörü Profesör Doktor Ural Akbulut Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Kızılırmak suyu için “O rapor bize ait değil. Bizim analizlerimize göre Kızılırmak’ta limitinin 2 katı oranında arsenik tehlikesi var.” diyerek bir yalanlama yapmıştı. Dolayısıyla, ben halkın sağlığını korumak için burada bir uyarıda ve çağrıda bulundum, yaptığım budur.

Değerli arkadaşlar, bu performans sisteminin, dediğim gibi, savunulacak hiçbir tarafı yoktur, Türk milletine çok pahalıya patlamıştır. Bugün, İngilizlerin yaptığı araştırmalara göre yaklaşık 50 milyar dolar civarındadır Türkiye’deki toplam sağlık harcamaları. Eğer bunlar yerli yerine harcanmış olsaydı bugün Türkiye'nin dış borcu daha az olurdu.

220 milyon avroluk domuz gribi aşısı anlaşması yapıldı. Çıktık, dedik ki: “Bu aşı da palavradır, bu hastalık da palavradır.” Sayın Başbakan da bu konuda, aşı yaptırmayarak tavrını ortaya koydu. Ne oldu sonra? 60 milyon avroluk ithalattan sonra ithalatı durdurdunuz. Nerede domuz gribi hastalığı? Nerede domuz gribi aşısı? Bunları biz sormayacak mıyız?

Değerli arkadaşlar, benim dönemimde hazırlanmış olan sağlık reformlarını okumuşlar ama tam anlayamamışlar, öyle anlaşılıyor. Tersten başladılar, önce özel sektörü kalkındırarak başladılar, şimdi de vatandaşın cebine elini attılar. Bizim söylediğimiz bundan ibarettir.

Saygılarımı sunuyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından akışlar)

IV.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

1.- 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/470) (S. Sayısı: 87) (Devam)

2.- 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2010 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların  Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve  Bütçe Komisyonu  Raporu ( 1/278, 3/538)  (S. Sayısı: 88)  (Devam)

A) SAĞLIK BAKANLIĞI (Devam)

1.-  Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  Sağlık Bakanlığı  2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.-  Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

C) HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1.-  Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) KALKINMA BAKANLIĞI (Devam)

1.-  Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

E) DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI  MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1.-  Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.-  GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

I) KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

İ) DOĞU KARADENİZ PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1.- Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

J) GÜMRÜK VE TİCARET BAKANLIĞI (Devam)

1.- Gümrük ve Ticaret Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

K) GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI (Devam)

1.-  Gümrük Müsteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) REKABET KURUMU (Devam)

1.- Rekabet Kurumu  2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2.- Rekabet Kurumu 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – Hükûmet adına Kalkınma Bakanı Sayın Cevdet Yılmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Buyurun Sayın Yılmaz.

Süreniz on yedi dakika.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bakanlığım ve bağlı kuruluşlarla ilgili bütçe görüşmeleri nedeniyle huzurunuzdayım. Bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.

Öncelikle, değerli milletvekillerimizin görüş, fikir, eleştiri ve önerilerine teşekkür ediyorum. Çeşitli düşünceler ifade edildi, onları tabii ki not ettik, bir kısmına katılmakla birlikte, bir kısmına katılmamakla birlikte buradan gerekli, tabii, sonuçları çıkarmaya gayret edeceğiz. Gerek Plan ve Bütçe Komisyonundaki gerek Meclisimizdeki bu tartışmalar bizler için son derece önemli, gelecekte yapacağımız çalışmalar, belirleyeceğimiz öncelikler açısından da değerli konuşmalar, tartışmalar. Bu bakımdan teşekkür ediyorum.

Eskiden ismi Devlet Planlama Teşkilatı olan kurumumuz şu anda Kalkınma Bakanlığına dönüştürülmüş durumda. Bununla ilgili çeşitli yorumlar yapıldı. O konularda kısaca bir şeyler söylemek istiyorum. Öncelikle, Devlet Planlama Teşkilatımızın bu ülkeye büyük hizmetler yaptığının altını çizmek isterim. Çok önemli çalışmalar yapmış, önemli bir kurum kültürü, uzmanlık kültürü geliştirmiş, çok çeşitli alanlarda ülkemize hizmet eden insanlar yetiştirmiş bir kurumumuz. Bu vesileyle, bu kurumumuza ve bu tecrübe birikimine çok değer verdiğimizin altını çizmek isterim.

Bir genel düzenleme çerçevesinde, birçok kurum gibi Devlet Planlama Teşkilatımızda da bir dönüşüm oldu. Bir anlamda, misyonu, adı hâline geldi. Devlet Planlama Teşkilatının kurulduğundan beri misyonu kalkınmadır. Planlama dediğimiz şey bir araçtır sonuçta. Asıl amaç, vatandaşımızın refah düzeyini yükseltmek, ülkemizin kalkınmasını sağlamaktır. Bu anlamda, misyonunu adı hâline getirdik diyebilirim. Görevlerinde bir geriye gidiş söz konusu olmamıştır, tam aksine genişleme olmuştur. Gerek merkez teşkilatında kurduğumuz ve önemli projeleri, 2023 vizyonumuz çerçevesinde gerçekleştire-ceğimiz önemli projeleri izleyecek, değerlendirecek yeni bir genel müdürlük kurduk. Diğer taraftan, Türkiye'nin kalkınma tecrübesini bölgedeki komşu ülkelerimiz başta olmak üzere dünyayla paylaşacağımız, bu tecrübeyi daha da derinleştireceğimiz bir Kalkınma Araştırmaları Merkezi oluşturduk.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Bakan, adını değiştireceğinize orta vadeli programı vaktinde yapsaydınız!

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – Taşradaysa DAP, KOP, DOKAP gibi yeni bölgesel birimler, yapılar oluşturduk. Bunların da kurumsallaşmasını önümüzdeki dönemde tamamlayacağız.

“Kalkınma” dediğimiz kavramı da bu vesileyle tekrar tartışmak istiyorum. Geçmişte belki daha çok büyüme, daha çok ekonomi anlaşıldı kalkınmadan. Bu da elbette önemli. “Kalkınma” dediğimiz kavram tabii ki “ekonomi” kavramıyla çok yakından ilişkili ancak kalkınmayı ekonomiden ibaret görmek son derece yanlış ve dar bir anlayış olur.

“Kalkınma” dediğimiz kavram sosyal boyutu görmek durumunda çünkü bütün bunları biz insan için yapıyoruz, insan odaklı bir kalkınma anlayışıyla yapıyoruz. Kalkınma çevreyi görmek durumunda. Sürdürülebilir bir kalkınma süreci oluşturmak durumundayız. Kaynaklarımızı uzun vadeli planlamak durumundayız. Diğer taraftan, kalkınma, giderek bugünkü dünyada demokrasiyi, hukuk devletini, temel hak ve hürriyetleri de içeren bir kavram. Yani topyekûn vatandaşımızın ekonomik olarak, sosyal olarak uygun bir çevrede, demokratik standartlarda yüksek bir yaşam kalitesini yakalaması demek.

Biz de kurum olarak işte bu kalkınma anlayışına, geniş kalkınma anlayışına hizmet etmeye çalışıyoruz. Bunun için de yine bölgesel boyut giderek önem kazanıyor. Geçmişte de bölgelerle ilgili, bölgesel politikayla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmış, çeşitli dokümanlar, fikirler, programlar üretilmiş fakat bu alanda çok da başarılı olmadığımız ortada. Geçmiş elli yıllık, yüz yıllık bir süreç içinde baktığımız zaman, maalesef, Türkiye bölgeler arası dengesizliklerini yeterince azaltmış bir ülke görüntüsünde değil.

Bu çerçevede, son yıllarda, son on yıl içinde aslında yeni bir bölgesel gelişme politikasını da şekillendirdik. Bu politika iki tane temel kavrama oturuyor; biri hakkaniyet, diğeri de rekabet. Bir taraftan bölgeler arası dengesizlikleri azaltmak durumundayız, daha dengeli, daha adil, daha kabul edilebilir bir düzeye getirmek durumundayız ama diğer taraftan, bölgesel politikayı bütün bölgelerimizde, bütün yörelerimizde uygulamak durumundayız. Sadece geri kalmış yörelerde değil, bütün bölgelerde uygulanması gereken bir politika. Özellikle küresel rekabet ortamının bu ölçeklere ulaştığı bir ortamda, bırakın Türkiye’yi veya başka birtakım ülkeleri, Avrupa Birliğinin de bugün en önem verdiği ve tartıştığı konuların başında bölgesel politikalar geliyor. Bu elbette ki tesadüf değil. Bir tek örnek söyleyeyim size “Yenilik” dediğimiz şey, işte “İnovasyon” diyoruz ya, yenilik, bunlar merkezde, sadece Ankara’da, sadece bir iki ilde olabilecek şeyler değil. Yerele inmediğiniz sürece, bölgelere inmediğiniz sürece, yerel aktörleri, üniversitesiyle, sanayisiyle, sivil toplumuyla sürece dâhil etmediğiniz sürece gerçek anlamda yenilik yapamazsınız, rekabet gücünü geliştiremezsiniz ve hakikaten bu küresel ortamda ülkemizi hak ettiği yere taşıyamazsınız. Dolayısıyla, biz, yeni bir bölgesel politika geliştirdik ve bunun için de yeni enstrümanlar, yeni kurumsal yapılar oluşturduk.

Bakın, bir çırpıda sayabileceğimiz şeyler, “KÖYDES” diye bir program, kırsal alana dönük bir program. Bakanlığımız, bunun iller bazında dağılımını gerçekleştiriyor, temel esaslarını ortaya koyuyor. Bu programla kırsal alanda çok önemli bir dönüşüm sağladık. Diğer taraftan baktığınızda, kalkınma ajanslarımız. İlk defa 26 tane bölge bazında, 81 ilimizi kapsar şekilde bölgesel, yerel aktörleri işin içine sokabilecek yeni bir kurumsal yapı oluşturduk ve kısa sürede kurumsallaştırdık. 26 bölgemizde de şu anda faal durumda, 81 ilimizde de bunların yatırım destek ofisleri var. Bu kolay değil öyle, nitelikli elemanlar, bunları alacaksınız, eğiteceksiniz, kurallarını koyacaksınız. İşte binasından, tefrişatından, programlarına kadar çok kısa sürede bunlar belli bir yere geldiler ve çalışmaya başladılar. Önümüzdeki dönemde çok daha etkili bir şekilde bunları kullanacağız.

Bazı vekillerimiz özellikle “Falanca ile nasıl bir rol biçiyorsunuz, filanca yöre ne olsun?” gibi sorular sordular. İşte, biz artık diyoruz ki: Ankara olarak biz genel vizyonu belirleyeceğiz, biz 2023’ü söyleyeceğiz, temel 500 milyar dolar hedefimizi koyacağız, 25 bin dolar kişi başına gelir diyeceğiz, ARGE’yi millî hasılanın yüzde 3’üne çıkaracağımızı söyleyeceğiz, bunun makro politikalarını, çerçevesini ortaya koyacağız, temel ilkelerini ortaya koyacağız ama her yöre de kendisini düşünecek, kendisinin mukayeseli avantajı neyse o avantajları tespit edip yerel aktörleri de devreye sokarak onları harekete geçirecek. Aksi takdirde 2023 vizyonuna ulaşamayız. Bir taraftan yukarıdan aşağıya bir planlama, bir taraftan da aşağıdan yukarıya bir planlamayla ikisini mezcederek, ikisinin de artısını değerlendirerek işte bu hedeflerimize yürüyeceğiz. Dolayısıyla Diyarbakır nerede uzmanlaşmalı, Mersin ne yapmalı, Edirne’nin mukayeseli avantajı nedir? Bunu Ankara’da bir iki kişinin oturup masa başında belirlememesi lazım. Bunu işte Edirnelinin belirlemesi lazım, Diyarbakırlının, Mersinlinin oturup tartışması lazım.

SIRRI SAKIK (Muş) – İşte buna biz “Demokratik özerklik” diyoruz.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) - Bizim üstünlüğümüz nedir? Bu da dinamik bir süreçtir. Bir defa belirleyip ondan sonra bırakalım demekle de olmaz. Bu dinamik bir süreçtir. Katılımcı platformlar oluşturursunuz, ilgili tüm aktörleri sürece dahil edersiniz, sürekli bir tartışmayla, sürekli dünyayı, ülkeyi ve kendi yörenizi değerlendirerek bu mukayeseli avantajlarınızdan kendinize bir vizyon oluşturursunuz. Şu anda Kalkınma Ajanslarımız yirmi altı bölge için bu vizyonların ilk taslaklarını oluşturmuş durumdalar ama biz bunu yeterli görmüyoruz. Bunu sadece bir ilk çalışma olarak görüyoruz. Ben, Kalkınma Ajansı genel sekreterlerimizi birkaç ayda bir topluyorum. Buradaki amacım da şu: Birbirlerinden öğrensinler. Bir yörenin yaptığı güzel bir şeyi bir başka yöre görsün. Ortak yapabilecekleri işleri görsünler yani bizim işimiz bu network’ü idare etmek. Tek tek ajanslar da kendi işlerini yapacaklar. Burada da yine görüyoruz ki ajanslarımızın önümüzdeki dönem temel önceliklerinden bir tanesi daha derinlemesine analizler yapmak olacak. İçinde bulundukları yörenin ekonomik avantajlarını, üstünlüklerini saptayacaklar. Bir milletvekilimiz söyledi, ben de katılıyorum; her şehrin sanayi şehri olması gerekmiyor, her şehrin turizm şehri olması gerekmiyor, her şehrin tarım şehri olması gerekmiyor. Tabii ki her şehirde bir miktar tarım, bir miktar turizm, bir miktar sanayi olacaktır ama her şehrin bir alanda da uzmanlaşması lazım, belli bir ölçek ekonomisi oluşturması lazım, küresel rekabette bunu değerlendirmesi lazım diye düşünüyorum.

Yine “cazibe merkezleri” dediğimiz yeni bir program oluşturduk. Bununla da belli illerimize daha özel birtakım programlar uyguluyoruz.

“SUKAP” dediğimiz, şehir altyapılarını geliştiren Su Kanalizasyon Altyapı Programı oluşturduk. Bunları çoğaltabiliriz. İŞKUR’un meslek kurslarından Tarım Bakanlığımızın kırsal kalkınma fonlarına kadar şu anda bölgesel politikamızın çok çeşitli unsurları var.

Bu sayededir ki bugün Türkiye’miz gerçekten çok önemli bir ivme yakalamış durumda. Bir taraftan makroekonomik istikrarımız var, güçlü bir siyasi yönetimimiz var; bütçe dengelerine, bütçe disiplinine uyan bir yönetim anlayışımız var; sağlam bir bankacılık yapımız var ve bütün bunlarla topluma, piyasalara ve dünyaya güven veriyoruz. Diğer taraftan, işte bu mikro düzeye inen yapısal reformlarımız, yerel düzeye inen mekânsal politikalarımızla da bu makro politikalarımızı bütünleştiriyoruz. Sadece makro istikrarla gitmiyoruz, aynı zamanda mikro reformlarla, mikro çalışmalarla da bunu, dediğim gibi tamamlıyoruz.

İşte, bütün bu çalışmaların bir sonucudur ki bugün gerçekten çok güzel bir noktaya gelmiş durumda ülkemiz, gıptayla bakılan bir noktaya gelmiş durumda. Bir taraftan küresel bir kriz yaşıyoruz, dünya âdeta bir yangın yeri. Avrupa Birliği geleceğini tartışıyor, euronun ne olacağını tartışıyor, hepimiz takip ediyoruz. Diğer taraftan, bölgemizde siyasi çalkantılar, birçok siyasi dönüşümler, değişimler yaşanıyor. Bütün bunlara rağmen, bütün bu olumsuzluklara rağmen, bakın, bugün daha Türkiye İstatistik Kurumumuz üçüncü çeyrek büyüme rakamımızı yayımladı: 8,2 bir büyüme sağladı Türkiye, üçüncü çeyrekte. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu, Çin’den sonra dünyada ikinci büyüme hızı yani en yüksek ikinci büyüme hızı üçüncü çeyrek itibarıyla. Üç çeyreğe toplu olarak baktığınızda da yine 9,6 gibi bir büyüme görüyoruz ilk dokuz ayda. Bu bize, orta vadeli programımızda öngördüğümüz 7,5’lik büyümenin de üzerinde bir büyümeyle bu yılı tamamlayabileceğimizi gösteriyor.

Burada yine önemli bir unsur, bunu biz kamu harcamalarıyla değil, özel tüketim ve özel yatırımlarla gerçekleştiriyoruz ve burada da gerçekten çok ciddi artışlar sağlıyoruz.

Yine çok olumlu bir durum cari açık biliyorsunuz. Dikkatle izlediğimiz, bizim de orta vadeli olarak aşağıya çekmeyi hedeflediğimiz cari açık meselesi konusunda da yine olumlu bir sürecin başlangıç işaretlerini görüyoruz bu üçüncü çeyrekte. İhracattaki artış yüzde 10,8; ithalattaki artış yüzde 7,3 ve dolayısıyla net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı bu dönemde 0,6 puan, yani yedi çeyrekten sonra ilk defa bu çeyrekte, sekiz çeyrektir üst üste büyüme sağlıyoruz ama ilk defa bu çeyrekte ihracatımızın büyümemize pozitif bir katkı yaptığını görüyoruz. Bu da cari açık meselesi açısından önemli bir sinyal diye düşünüyorum.

Yine, ithalatımıza baktığınızda yatırım malı ithalatının yüzde 30’a yakın arttığını görüyoruz, tüketim mallarında bu yüzde 15’ler seviyesinde. Yani daha çok yatırım ağırlıklı bir süreç yaşıyoruz, bu da geleceğe dönük büyüme perspektifimizi çok güçlendiren bir hadise. Geçen sene yüzde 33 civarında bir artış olmuştu özel yatırımlarda, bu sene işte yüzde 25’i muhtemelen aşacak bir yatırımımız olacak. Bunlar geleceğe dönük üretim kapasitesi demek. Dolayısıyla, büyüme hızımız da yukarıya doğru gidiyor.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Kamuda ne kadar Sayın Bakan? Yüzde 0,8; 2012…

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – İsterseniz buradan size hemen kamuyla ilgili de bilgi vereyim: Bakın, kamu yatırımlarında -sabit sermaye yatırımları olarak söylüyorum- 2011’de 57 milyar 111 milyon olmuş, millî gelirimizin yüzde 2,4’ü yanlış hatırlamıyorsam. 2007 yılında bu 1,5’ti -bütçe kısmını söylüyorum- bu 2,4’e kadar çıktı, toplamsa 57 milyar; işçilikleri de dâhil ederseniz -“yatırım işçiliği” dediğimiz bir kalem vardır- bu 60 milyar TL’yi aşıyor, dolar olarak da bu 34 milyar dolara tekabül ediyor.

Geçmişe baktığınızda…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – 2012’de ne kadar?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – 2012’yi de söyleyeyim, 2012’de 60,7 milyara çıkıyor toplam yatırımlarımız, işçilik hariç. Bu, reel olarak başlangıç ödeneğine göre baktığınızda oldukça önemli bir artış var, başlangıç ödeneğine göre. Gerçekleşmeye göre baktığınızda aşağı yukarı aynı seviyede.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – O zaman hesap kitap bilmiyorsunuz Sayın Bakan.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Devamla) – Sıfır virgüllü bir şey var ama başlangıcı başlangıçla mukayese etmek gerekir -bunu da siz takdir edersiniz- gerçekleşmeyi de gerçekleşmeyle mukayese etmek lazım.

Son yıllarda tek seferlik, özellikle, elde ettiğimiz gelirleri biz, yatırımlara tahsis ediyoruz. Önümüzdeki yıl da yine tek seferlik birtakım gelirlerimiz olduğu zaman, bir seferliğine bir gelirimiz olduğu zaman yatırım da bir seferlik bir harcama olduğu için yine yatırımlarımıza yıl içinde tahsisatları yapmaya devam edeceğiz. Bunu da belirtmek isterim. Bu büyümeler yatırım olmadan zaten sağlanmaz. Bu yatırımlar, bu büyümeler sonuçta...

Bu arada, tabii, genel şeylerden bazı illerle ilgili, KOP’la, DOKAP’la ilgili konulara çok ayrıntılı giremedim yalnız o konularda da sayın vekillerimizin talebi olması hâlinde yazılı olarak detaylı açıklamalar yapabiliriz. Süre maalesef kısıtlı, belki İç Tüzük’ü de bu anlamda biraz gözden geçirmek lazım. Bu kadar yorum yapılıyor ama bizim cevap verecek süremiz maalesef çok kısıtlı.

Ben kurum bütçelerimizin hem kurumlarımıza hem ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Hükûmet adına Gümrük ve Ticaret Bakanı Sayın Hayati Yazıcı.

Süreniz on altı dakika.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2012 mali yılı bütçe kanunu kapsamında Bakanlığımın bütçesiyle alakalı yapılan müzakereler vesilesiyle söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, buradaki konuşmalardan, gerçekten katkı verenler oldu ama bizim yaptığımızı dokuz yıldan bu yana anlamayacak içerikte beyanlar da oldu.

Bir defa özellikle şunun altını çizmek isterim: Türkiye dokuz yıldan bu yana her alanda muazzam bir değişim ve dönüşümü yaşamaktadır. Bizim bu iş görme usulümüzün temelinde devlet-birey ilişkilerine bakışımız yer almaktadır. Gerçekten biz, devleti bireylerin oluşturduğu bir hizmet ünitesi olarak görüyor ve algılıyoruz. Devletin hakları yok, devletin görevleri var, bireylerin hakları var. Dolayısıyla bütün faaliyetlerimizin merkezinde insan var, insanın huzuru, güvenliği, esenliği var. Bu perspektifle icraatımızı gerçekleştiriyor, yolumuza devam ediyoruz.

Bakanlığım Gümrük ve Ticaret Bakanlığının çalışmaları da bu kapsamda ve gerçekten Türkiye'nin bütün ticari faaliyetleri açısından son derece önemli bir yeri bulunan, kamu kurum ve kuruluşları içerisinde önemli bir yere sahip Gümrük ve Ticaret Bakanlığı kara, deniz ve hava hudut kapılarında eşya ve insan trafiğini gerçekleştiren önemli bir kuruluş. Türk tüccarının, sanayicisinin ülkemize sağlayacağı katma değeri oransal olarak büyütmek, rekabet gücünü arttırmak için gerçekten Gümrük ve Ticaret Bakanlığı son derece çağdaş teknolojileri devreye sokmakta ve gümrükle alakalı bütün deneyimleri Avrupa Birliği anlaşmaları kapsamında mevzuatımıza kazandırmakta ve uygulama süreçlerini seri bir şekilde işletmektedir.

Bu açıdan baktığımız zaman, gümrükler öncelikle eşyanın beklemeksizin gümrük kapılarında çok seri şekilde maliyete yük getirmeden müşteriye erişimini sağlamak, aynı şekilde gümrük kapılarında her türlü kaçağı önlemek, uyuşturucu, esrar hatta insan tacirliğine kadar her türlü kaçağı da önlemek gümrüklerin görevi. Bu anlamda da ortaya koyduğumuz verilere bakıldığında gerçekten Bakanlığımızın önemli sonuçları elde ettiğini görmek ve sizlerle paylaşmak mümkün.

Değerli milletvekilleri, öncelikle Gümrük ve Ticaret Bakanlığında beşerî kaynak eksiğimizi özellikle 2011 yılı içerisinde giderdik. Buradan, yüce Meclisten geçen kanunlarla Bakanlığımızın kadro sorunu çözülmüş durumda. Bu sene 1.400 dolayında yeni eleman alma imkânımız oldu, inşallah, önümüzdeki iki yıl içerisinde de 4-5 bin dolayında eleman istihdam etmek suretiyle, personel açığımız açısından Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bir sorun yaşamayacak. Bunu inşallah gerçekleştireceğiz.

Bunun yanında, değerli milletvekilleri, mevzuatımızı her gün yeniliyoruz. 2009 yılında yüce Mecliste, burada, el birliği içerisinde 84 maddelik bir değişikliği gerçekleştirdik, ama Avrupa Birliği’yle Gümrük Birliği Anlaşması imzalayan tek ülke olan Türkiye, elbette ki Avrupa Birliği gümrük kodlarına uyumu sağlamakta, bu, gümrük anlaşmasının gereği. Dolayısıyla, değişen gümrük anlayışları, gümrük tarife pozisyonları çerçevesinde mevzuatımızda doğmuş eksiklikleri de inşallah, sevk edeceğimiz tasarılarla Mecliste gidermeyi sağlayacağız.

Değerli milletvekilleri, gümrüklerle ilgili ve ticaretle alakalı yaptığımız çalışmalardan sizlere örnek vermek istiyorum. İlk defa, Türkiye, Ortak Transit Sözleşmesi’nin tarafı olmuştur ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler topraklarında hareket edecek olan tır taşımacıları, tır karneleriyle, varış noktasından çıkış noktasına kadar sadece karneyle hareket etmek üzere, başka bir işleme tabi tutulmaksızın mal hareketini gerçekleştirme imkânına kavuşacak. Bu bir yenilik, bu uygulamayla alakalı ikincil mevzuat düzenlemelerimizi sürdürüyoruz.

Gene gümrüklerimizle alakalı antrepolarımızı lojistik merkez hâline getirdik. Türkiye'de üretim yapacak tüccarımız, sanayicimiz, üretiminde kullanacağı bazı hammaddeleri doğrudan doğruya yurtdışından antreposuna gümrüksüz olarak getirmeyi sağlayacak, Türkiye’de kullanacağı hammaddeyle birlikte bu ürünü mamul hâle getirip satışını yapma imkânına erişecektir. Bu projeyi biz İhracatçılar Meclisiyle birlikte ortak proje olarak hayata geçirdik, uygulama süreçleri devam ediyor.

Gümrüklerde en önemli yeniliklerden bir tanesi, yetkilendirilmiş gümrük müşavirliğini devreye koyduk ve gümrük antrepoları artık yetki verilmiş, güven kazanmış gümrük müşavirleri tarafından denetlenmekte ve böylece personel tasarrufu sağlamaktayız. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Elbette ki, biz antrepoları gümrük müşavirlerine terk etmiş değiliz. Aynı zamanda, bu gümrük müşavirlerinin yaptığı iş ve işlemler antrepo düzeyinde her yıl periyodik olarak, şikâyet olması hâlinde de doğrudan doğruya kovuşturma ve incelemeleri sürdürülmektedir.

Yine gümrüklerle alakalı çok önemli vizyonumuzdan bir tanesi, küresel dünya olarak nitelediğimiz bu dünyada ilişkilerin çok yoğunluk arz ettiği ticari çerçevede İpek Yolu Gümrük İdareleri Projesi’ni 2008 yılında devreye koyduk ve bunu, her yıl belli bir ülkede toplantıları yapmak, içeriğini derinleştirmek suretiyle sürdürüyoruz. Bu seneki toplantıyı Gürcistan’da gerçekleştirdik. Türkiye'nin hazırladığı Kervansaray Projesi olarak nitelediğimiz proje, bu faaliyetin somut projesi hâline geldi. Çalışmalar bu çerçeve sürüyor.

640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle Gümrük ve Ticaret Konseyi oluşturuyoruz. Artık ticaretle alakalı, gümrükle alakalı bütün paydaşlar bu konsey içerisinde yer alacak, politikalar burada belirlenecek ve Hükûmet olarak icra aşamasına koyacağız.

Yine bir yenilik olarak, bu senenin başına kadar, hatta ortasına kadar Maliye Bakanlığında Uzlaştırma Kurulu vardı, bütün vergi ihtilaflarında Maliye Bakanlığı mükelleflerle birlikte masaya oturuyor, tartışıyor, bir çözüm buluyor, ona göre yol haritasını belirliyordu. Gümrük idareleri vergi toplamasına rağmen, bundan mahrumdu ve ilk defa, torba olarak nitelenen kanunla uzlaşma müessesesini Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bünyesinde oluşturduk.

Kapılarımızı yeniliyoruz; bunların üzerinde durmayacağım…

Değerli milletvekilleri, kaçakçılıkla son derece etkin bir mücadele sürdürüyoruz ve kaçakçılık olaylarıyla ilişkin olarak, özellikle akaryakıt kaçakçılığı, çay kaçakçılığı, tütün ve tütün mamulleri kaçakçılığı gibi alanlarda son derece etkin yol haritası belirlenmiş, çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sigara kaçakçılığı her gün büyüyor Sayın Bakan. Ankara’da, İstanbul’da kaçak sigara satılıyor; bu nasıl oluyor?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Bu konularla alakalı oluşturulmuş özel komisyonlar vardır. Bu komisyonların hazırladığı eylem planları icra aşamasına konulmuş. Örneğin, akaryakıt kaçakçılığıyla alakalı 10 numaralı yağın vergi oranlarını artırdık; o mücadele yöntemlerinden bir tanesi. Bununla ilgili 16 tane eylemimiz var. Bunları da gerek olması hâlinde ilgili arkadaşlara gönderme imkânım olacak.

Keza ilk defa, tütün ve çay kaçakçılığıyla mücadele etme kapsamında eğitilmiş köpekleri devreye koyduk. 32 tane eğitilmiş köpeğimiz var. Bunlar uyuşturucuyla mücadele ve ilk defa 6 adet köpeği tütün ve kaçak çayla mücadele etmek üzere devreye koymuş bulunuyoruz.

Değerli milletvekilleri, gümrük kapılarında özellikle bazı grupların oluşturduğu güvenliği bozucu ve gümrüklü yer ve sahalarda hareket kabiliyetini azaltıcı eylemlerin varlığını içinizde bilenleriniz var. 640 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin verdiği yetki kapsamında bu şekilde olayların yaşandığı gümrük kapılarında acil müdahale timleri oluşturduk ve bu timler devrede. Bunlar işte, Habur’da var, Gürbulak’ta var, Sarp’ta var. Bu timler, silahlı olan bu timler gümrüklü yer ve sahalarda polisin yanında, jandarmanın yanında güvenliği sağlamakla görevli bulunmaktadırlar.

Değerli milletvekilleri, sizlere şimdi bazı özgün projelerimizden de söz etmek istiyorum. Kâğıtsız gümrük işlemi hedeflerimizden bir tanesi. Gümrüklerimizdeki bütün işlemleri, mükellefin, herhangi bir yazılı evrak sunmadan, İnternet ortamında, elektronik ortamda beyanda bulunmak suretiyle işlemlerini icra eder hâle gelmesi hedefimiz. Bununla ilgili pilot uygulamaları başlattık ve bu uygulamayı “yetkilendirilmiş yükümlü” olarak nitelediğimiz yani ticari erbaplar arasında güven sağlamış, güven duyulan kişiler nezdinde uygulayacağız. Onlar açısından, bir anlamda, VİP uygulaması olacak ve bu uygulama, inşallah 2012 yılı sonunda, bütün Türkiye’de, yetkilendirilmiş yükümlüler açısından uygulanır hâle getireceğiz.

Hal kayıt sistemi, biliyorsunuz, 1 Ocak 2012’de devreye girecek ve hal kayıt sistemiyle Türkiye’de kayıt dışı milyonlarca ton meyve ve sebze kayıt altına alınacak ve bu sistemin devreye girmesiyle hem üretici hem tüketici… Ve hem de kayıt dışılık ortadan kalkacak. Dolayısıyla hal kayıt sisteminin 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren devreye girmesiyle kayıt dışılık sona erecek, vergi ödemeksizin seyreden Türkiye genelindeki meyve ve sebzenin vergiyle ilişiği sağlanacak ve ürünlerle ilgili kimlik kodları oluşturulacak, ürün zayiatları da asgariye indirilecektir.

Lisanslı depoculuk ve ürün ihtisas borsacılığını devreye koyduk. Bunun ilk uygulamasını Polatlı’da gerçekleştirdik ve bu uygulamanın da geliştirilmesiyle gerçekten, ürününü depolama imkânı bulunmayan müstahsilimiz ürününü depolama imkânına kavuşacak ve ürününü depolama imkânı olmayan müstahsil, uygun olmayan zamanlarda ürününü elden çıkartma gibi bir zorlukla karşılaşmayacak. Depoya bıraktığı ürününe karşılık elinde kıymetli evrak niteliğinde taşıyacağı bir belge olacak ve onu bankalara ibraz etmek suretiyle kredi kullanma imkânına erişecek.

Yerinde gümrükleme uygulamasını devreye sokacağız. Gene, yetkilendirilmiş yükümlüler iş yerlerinde, depolarında, antrepolarında gümrük işlemlerini doğrudan doğruya yapacaklar ve bunu aydan aya beyan edecekler ve bunun kontrolünü sağlamak üzere beyannamelerine eklemeleri gerektiği evrakları kendi ofislerinde muhafaza edecekler, kontrol edilmesi hâlinde bunu göstereceklerdir.

Diğer bir yeniliğimiz değerli milletvekilleri: Biliyorsunuz 1 Temmuz 2012 tarihinde Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girecek, bu, ticari hayatımızda son derece önemli yenilikler getirmektedir. Bu Kanun’un tabii detaylarına burada girecek zamanım yok ama bu Kanun’un uygulamasıyla alakalı olarak Merkezî Sicil Kayıt Sistemi çalışmamız sürüyor. Nasıl ki gerçek kişilerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası varsa ticari faaliyette bulunan her gerçek kişinin ve tüzel kişinin de bir ticari kayıt sistemi olacak, bütün iş ve işlemlerin bu “MERSİS” olarak nitelediğimiz bu sistem üzerinden kontrolü mümkün olacak.

Bir diğer önemli alan tüketici alanı. Sayın milletvekilleri, Türkiye’de 74 milyon insan kimi tacir kimi sanayici kimi serbest meslek erbabı ama 74 milyonun hepsi, hepimiz tüketiciyiz. Dolayısıyla Bakanlığımızın özellikle tüketici haklarına ilişkin alanına daha fazla önem vereceğiz. “M-tüketici” dediğimiz mobil cihazlarla tüketiciler haklarını nerede, nasıl arayacaklarını öğrenme ve erişim imkânına kavuşacaklar.

Çok önemli yeniliklerden veya projelerden bir tanesi de hedefimizde gümrüklerde tek pencere sistemini devreye koymak. Gümrük kapılarında iş gören vatandaşlarımız evraklarını, pasaport işlemlerini, kayıt işlemlerini, laboratuvar işlemlerini çok değişik yerlerde dolaşarak değil, bir yerde, bir noktada, bir merkezde -buna “tek pencere sistemi” diyoruz- yapacak hâle gelmek de hedeflerimizden bir tanesi.

Burada birtakım sorular yöneltti arkadaşlarımız, özellikle bir tanesi… Söz adamı bağlar, biz öyleyiz. Biz, bakın, hiçbir zaman yapamayacağımız bir işin sözünü vermedik, ama ne söylediysek onu yaptık.

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Habur’dan haberiniz var mı Sayın Bakan?

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Ne söylediysek onu yaptık. Yapamayacağımız hiçbir…

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Habur’a gidin Sayın Bakan, Habur’a.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Ve biz sözümüzün adamıyız; bunun altını özellikle çizmek istiyorum.

Yine burada, Habur’la ilgili kapıdaki sıkıntılardan söz ettiniz. Doğrudur, bazen sıkıntı yaşanıyor; herhâlde siz o sıkıntının çok yoğun olduğu bir evreye rast gelmişsiniz. Ama Habur’la ilgili verileri bugün itibarıyla değerlendirdiğimizde Habur’daki bekleme süreleri Türkiye tarafında bir günü geçmemektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bütçemizin ulusumuza hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALTAN TAN (Diyarbakır) – Birlikte gidelim Sayın Bakan, birlikte gidelim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Aleyhte son söz, Bingöl Milletvekili Sayın İdris Baluken’e aittir.

Buyurun Sayın Baluken.

Süreniz beş dakika.

İDRİS BALUKEN (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar heyetinizi selamlayarak konuşmama başlamak istiyorum.

Şimdi, sayın bakanlar tarafından teorik çerçevesi iyi çizilmiş ama pratik hayatta, toplumsal hayatta çok fazla karşılığı olmayan konuşmalar yapıldı.

Özellikle Kalkınma Bakanı arkadaşımıza, benim alanım değil ama hemşehrim olduğu için, bir konuyu hatırlatmak istiyorum. Burada uyguladığı teorik çerçeveyle ilgili bazı yaklaşımları kendi seçim bölgesi olan Bingöl’e yönelik pratik bazı adımlara dönüştürürse belki Bingöl ilinin 81 il arasındaki sondan 5’inci sırada bulunan ekonomik gösterge değerlerini ve ideal yaşama kriterlerini değiştirme fırsatı olacak.

Yine Sağlık Bakanımız da anladığım kadarıyla bizim verdiğimiz somut örneklere çok fazla inanmıyor. Ancak birlikte çalıştığı çok değerli, halkımızın da önemsediği Bingöllü bürokratlar var. Ben de kendisine yine şehrimizden birkaç somut örnek vermek istiyorum. İsterse o bürokrat arkadaşlarımızdan da bu bilgileri doğrulatabilir. Bakın, dokuz yıllık AKP Hükûmeti döneminde Bingöl’de üç yüz yataklı Bingöl Devlet Hastanesinin kapasitesine bir yatak bile eklenmemiştir. Bingöllü hastalar, şu anda bu saat itibarıyla, civar illerde, Diyarbakır’da, Malatya’da, Erzurum’da ve diğer, daha uzak olan, kilometrelerce ötede olan illerde kendi dertlerine çare arayışları içerisindedirler ve bu insanların çoğu, hasta ve hasta yakınlarının çoğu çok büyük maddi sıkıntılar içerisinde olan insanlardır. Sadece Bingöl için bu geçerli değildir, bu bahsetmiş olduğumuz durum, Muş için, Bitlis için, Hakkâri için de geçerli olan bir durumdur. Bakın, Bingöl’le ilgili somut örnek; Bingöl’ün yedi ilçesi var, şu anda bu yedi ilçeden dördünde hastaların yatarak tedavi göreceği hastane yoktur. Kiğı, Yedisu, Yayladere, Adaklı’da, bu saat itibarıyla yatması gereken bir hastalığı olan hasta, kış koşullarında yolların açık olması için dua etmek dışında hiçbir imkâna sahip değildir.

Yine, Bingöl’ün ilçesi olan Genç ilçesinde, üç yıldır elli yataklı bir hastaneyi bitiremediniz ve Genç ilçesinde, depremden etkilenmiş hastanede hizmet vermeye çalışan başhekimi bir yıl içerisinde üç defa siyasi baskılar nedeniyle çalışamaz duruma getirdiniz. Böylesi gerçeklikler ülkenin her tarafı için geçerli, somut olsun diye kendi seçim bölgemden veriyorum.

Sağlık Bakanımızın buradan duyarlılık göstermesini istediğimiz bir başka konu var: Özellikle bu cezaevlerinde hasta olan tutuklu ve hükümlülerin içerisinde bulunduğu kötü sağlık koşullarıyla ilgili gerçekten tam bir trajedi yaşanıyor. Bununla ilgili Adalet Bakanlığının sorumluluğu ne kadarsa Sağlık Bakanlığının da o düzeyde olduğunu düşünüyoruz. Özellikle 2010 yılında hastalıktan dolayı cezaevinde hayatını kaybeden tutuklu ve hükümlü sayısının 161 olduğunu belirtmek istiyorum, 2011 yılında bugün itibarıyla bu sayı 30’dur. Hâlen 263 ağır hastalığı olan tutuklu ve hükümlü vardır ve bunların içerisinden 19 tutuklu gırtlak kanseri, akciğer kanseri, son dönem kemik kanseri, kan kanseri hastalıklarıyla âdeta ölümü bekler bir durumdadır. Bu hastalar, gitmiş oldukları hastanelerde kemoterapi ilaçları verildikten sonra bağışıklık sistemi felce uğramış bir şekilde tekrar cezaevlerine geri gönderiliyorlar. Normalde bu hastaların, kemoterapiyi aldıktan sonra hastanelerde de normal hastaların yattığı hasta koğuşlarında, hasta odalarında yatmamaları gerekir ama bu konuyla ilgili özellikle Sağlık Bakanımızın ilgili kurumlara ve meslektaşlarımıza gerekli uyarıları yapmasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili adli tıpla, Adalet Bakanlığıyla koordineli, eş güdümlü çalışmaların yapılması gerektiğini düşünüyoruz.

Yine, cezaevinde sağlık hizmetleri konusunda çok ciddi yetersizlikler var. Bakın, Bingöl M Tipi Kapalı Cezaevinde doktor ya da sağlık çalışanı yok, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevinde bir röntgen cihazı ya da bir laboratuvar testi bile yok. Şu anda Diyarbakır’da ameliyat olması gereken bir tutuklunun Diyarbakır’da yatacağı bir klinik yok hatta doktor muayenesi için bekleyebileceği bir bekleme odası yok. Bu şekildeki koşulların mutlaka düzeltilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ayrıca, bölgede adli tıpla ilgili çok önemli bir sıkıntı var, belki Bakanımız bu konuda kendisi duyarlılık gösterip çözüme katkıda bulunabilir. Sadece Malatya’da işlevsel olan bir adli tıp var, bu, -özellikle bölgede çatışmalı sürecin de getirdiği yoğun cenazelerin olduğu bir dönemden geçiyoruz- çok ciddi, çok önemli ailelere mağduriyetler getiriyor. Bunun Sayın Bakan tarafından duyarlılık gösterilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.

Sağlık Bakanlığından sadece hastalığın tanı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İDRİS BALUKEN (Devamla) - ve tedavisiyle ilgili organizasyonları yapmasını beklemiyoruz, aynı zamanda bölgede yaşanan savaşın getirdiği posttravmatik stres sendromlarıyla ilgili bilimsel birtakım rehabilitasyon programlarını da devreye koymak lazım.

Teşekkürler ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, altıncı turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Sağlık Bakanına soruyorum: Hâlen Kütahya ilinin dört ilçesinde devlet hastanesi yok; Altıntaş ve Çavdarhisar ilçelerinde hastane var, uzman doktor yok. Bu konuda Dumlupınarlı Mustafa Köse isimli bir hastamızın Bakanlığınıza iletilmiş dilekçesi de olduğu söyleniyor. Devlet hastaneleri ve sağlık personeli eksikliği konusunda Kütahya için ne yapmayı düşünüyorsunuz? Bu sıkıntı ne zaman bitirilecek?

2012 yılında Sağlık Bakanlığına kaç biyolog atanması planlanmakta?

Sayın Kalkınma Bakanına: Eski DPT’de bulunan makam odanız yapılırken binanın iki taşıyıcı kolonunun kesildiği ve TOKİ tarafından yapılan Park Oran Sitesi’nden Bakanlık adına bir konut alındığı iddiaları doğru mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Dedeoğlu? Yok.

Sayın Özdemir…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Sayın Sağlık Bakanımıza: Sayın Bakan, Sivas bölge hastanesi iki defa ya da üç defa en az ihaleye çıktığı hâlde bir türlü yapılamadı. En son yeniden ihale edildiği söyleniyor. Bu hastane ne zaman yapılacak?

Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi bir taraftan teknik eleman ve bir taraftan da cihaz yokluğu nedeniyle kan kaybetmeye devam ediyor. Sivas’taki hemşehrilerimiz ya Kayseri’ye ya Ankara-İstanbul’a gidiyorlar. Sayın Bakanım, Türkiye için çizdiğiniz tozpembe tablonun tam tersi özellikle Sivas’ta Kangal, Divriği, İmranlı ve Gemerek ilçelerindeki devlet hastanelerinde yeterince uzman doktor yoktur. Kangal Devlet Hastanesinde kaloriferler zaman zaman yanmıyor. Yani Türkiye üzerine çizdiğiniz bu tozpembe tablo Anadolu’yu yansıtmıyor ne yazık ki. İlçe devlet hastanelerinin çoğunda yeterince eleman yoktur.

Yurt dışından ithal hemşire getirmeyi düşünüyorsunuz. Türkiye’de yeterince hemşire yok mu? Türkiye’deki hemşirelere güvenmediğiniz için mi ithal hemşire planlamayı düşünüyorsunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaçar? Yok.

Sayın Ören…

HASAN ÖREN (Manisa) – Sayın Başkan, sorum Sağlık Bakanına: Hastanelerde hekim seçme özgürlüğünün yüzde 97 seviyesine geldiğini söylüyorsunuz. Yüzden fazla ilçemizde uzman doktor yok. O hastanelerde hasta hangi doktoru seçecek?

İki: Sağlık hizmeti alanlardan alınan katkı paylarını kaldırmayı düşünüyor musunuz?

Üç: Trafik kazası geçiren insanların hastane masraflarını Sosyal Güvenlik Kurumu ödemiyor. “Trafik sigortaları ödesin.” deniyor. Bu durum trafik kazalarında yaralananların tedavilerini güçleştirmektedir. Çünkü kaza raporları ve sigorta şirketleri arasındaki uyuşmazlık sorun olarak vatandaşın karşısına çıkmaktadır. Bu sorunun çözümü için bir çalışmanız var mıdır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Fırat…

SALİH FIRAT (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İlk sorum Kalkınma Bakanına: Adıyaman Bebek Sulama Pompaj İstasyonu Projesi’yle ilgili çalışmalar ne aşamadadır? Ne zaman bitecektir? Tarlalar su ile ne zaman buluşacaktır?

Yine, Adıyaman Koçali ve Çamyurdu barajlarıyla ilgili çalışmalar ne durumdadır? Barajlar ne zaman tamamlanacaktır?

Diğer sorum Sağlık Bakanımıza. Kamu-özel ortaklığıyla yapılacak olan entegre sağlık kampüslerine devredilecek olan hastanelerin binaları ve taşınmazları nasıl değerlendirilecektir?

Yine, dikkatimi çeken başka bir şey var. Yıllara göre, kişi başı cepten yapılan sağlık harcamaları nedense hep 1999’da alınmış ama diğer çalışmaların tamamında 2002 örnek alınır. 2002’de yüzde 19,8 iken 2008’de 18’dir yani ciddi bir fark yoktur.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Erdem…

ENVER ERDEM (Elâzığ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Birinci sorum Sayın Hayati Yazıcı Bakanımıza. Elâzığ ihracatını olumlu yönde etkileyecek gümrük müdürlüğünü Elâzığ’da açacak mısınız?

İkinci ve üçüm sorum Sağlık Bakanımıza. Yapımı sürdürülmekte olan Elâzığ Doğukent şehir hastanesi ihalesi sonuçlandı mı? İnşaata başlanacak mı? Ne zaman başlanacak?

Üçüncü sorum; Elâzığ Devlet Hastanesini Eğitim ve Araştırma Hastanesi yaptınız. Atadığınız klinik şeflerinin tamamı istifa etti, 3 klinik şefi daha atadınız. Bu kadroyu alıp istifa etmeyecek veya başka yerlere gitmeyecek birilerini atamayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Sayın Özkes…

İHSAN ÖZKES (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı zamanında domuz üretimi çoğaldı. Hatta domuz eti ihraç eden yandaşlarla ilgili basında yer alan haberlere rastlıyoruz. O kadar ki memleket domuz istilasına uğramış gibi, gün geçmiyor ki domuzlar insanımıza saldırıyor, öldürüyor veya yaralıyor. AKP İktidarında Müslüman halka domuz eti yediriliyor. Nitekim, bazı lokantalarda domuz eti yedirildiği tespit edilmiştir.

Sağlık Bakanına soruyorum, son yıllarda domuzculuğun artması ve domuz eti yenilmesinden dolayı sağlığı bozulan hasta sayısı kaçtır? Bu konuda hangi önlemleri alıyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Özel…

ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Eczaneler bir ülkenin sağlık sisteminin kılcal damarlarıdır. Kimsenin ulaşamadığı yere eczacı ulaşır, şifa taşır, deva taşır. Maalesef bugün bu kılcal damarlar kurumaktadır. AKP’nin ilaç politikaları sonucunda 24 bin eczacı, eczanesine ilaç alamaz hâle gelmiştir. İlaç sanayisi “Mutabakatımız yok.” diyerek AKP’nin yönettiği devleti tanımamakta, yürütümünden sorumlu olduğunuz İlaç Fiyat Kararnamesi’nin gereğini yapmamaktadır. Kendi sorumluluğunu yerine getirmeyen sanayi eczacıları iflasa sürüklemektedir.

Maalesef, binalarının sağlamlığıyla değil, göçük altından canlı çıkarmakla övünen bir iktidarımız var. Politikalarınız sonucu 24 bin eczacı ve 100 bin çalışanı göçük altındadır Sayın Bakanım. “Orada birisi var mı, sesimizi duyan birisi var mı?” Göçük altında kalan eczacıları, o çok övündüğümüz ve başarılarını takdir ettiğimiz UMKE ekiplerini görevlendirecek misiniz göçük altından çıkarmak için. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Eronat… Oya Hanım yok mu?

Sayın Çandar…

TOLGA ÇANDAR (Muğla) – Benim sorularım, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sağlık Bakanımızadır.

Kara ambulanslarında çalışan doktorların sayısını azalttınız. Tüm kara ambulanslarının yüzde kaçında doktor bulunmaktadır?

İkinci sorum yine Sağlık Bakanımıza: “Aile hekimliği uzmanlığı uzaktan eğitimle yapılacaktır.” diye kulağımıza bilgiler geliyor. Bu doğru mudur?

Son sorum: Üniversite ve devlet hastanelerinin mali zorluklar altına sokulup daha sonra özelleştirileceği doğru mudur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Atıcı…

AYTUĞ ATICI (Mersin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Benim sorularım Sayın Sağlık Bakanına.

Sayın Bakan, “Cepten harcamalar azaldı.” diyorsunuz ancak lütfen halkımızı yanıltmayınız, doğru bilgiler veriniz. 2002’de cepten, halkımız 2,45 milyar dolar para harcamıştır. 2007’de bu rakam 8,5 milyar dolara çıkmıştır, TÜİK verisidir.

Ayrıca, 97’nci sayfadaki kendi tablonuza bakarsanız, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007’de hep bu rakamların oransal olarak da arttığını görürsünüz.

Sorum şudur: Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun 1’inci maddesinde sayılan amaçlar arasındaki “Tabipliğin kamu ve kişi yararına uygulanıp geliştirilmesini sağlamak.” ibaresinden neden rahatsız oldunuz ve çıkardınız?

İki, “Şiddete Sıfır Tolerans” adıyla bir program yürütüyorsunuz, teşekkür ederiz. Ben de şiddete neden olan olayları araştırmak üzere bir önerge vermiştim, samimiyet gösterip destekleyecek misiniz?

Üç, halkın sağlığını ilgilendiren çok önemli konuları neden kanun hükmünde kararname ile getiriyorsunuz? Muhalefetin görüşlerine ihtiyacınız yok mu?

Son olarak da, bir ay kadar önce Sayın Faruk Çelik, 4 milyar TL… (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Erdoğan…

MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Sağlık Bakanına sormak istiyorum: AKP İktidarı döneminde bir sürü hastane yapıldı. Şimdiye kadar yapılanlar ve bundan sonra yapılacaklar arasında Muğla devlet hastanesini göremedik. En çok turist ağırlayan ikinci il olarak Muğla’ya, hem Muğlalı hemşehrilerimize hem de sezonda Muğla’ya gelen turistlere hizmet edebilecek nitelikte bir devlet hastanesi yapmayı düşünüyor musunuz?

Gene, biraz önce elimize gelen bir soru da, Erzurum’daki devlet hastanelerinin tamamını Van ilinde depremde mağdur olan vatandaşlarımıza tahsis ettiğiniz belirtilmekte. Ancak Kars’tan ve Erzurum’un çevresinden, diğer illerden Erzurum’a gelen vatandaşların mağduriyetlerini gidermek konusunda herhangi bir tedbir almayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakanlar…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, on beş saniye var.

BAŞKAN – On beş saniye var da on beş saniyede…

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Bir soru sorulabilir.

BAŞKAN - Sayın Akar, buyurun.

On beş saniyede kesiyorsunuz yalnız.

HAYDAR AKAR (Kocaeli) – Sayın Bakan, SSK emekli aylığının 814 TL, BAĞ-KUR emekli aylığının 667 TL; memur emekli aylığı 976 TL, muhtaç aylığı 110 TL, yüzde 60 özürlüler için 219 TL…

Devam edeyim mi Sayın Başkan?(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Ben size açtım, buyurun.

Evet, Sayın Bakanlar, buyurun.

GÜMRÜK VE TİCARET BAKANI HAYATİ YAZICI (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bana yöneltilen bir tane soru vardı, Sayın Enver Erdem: “Elâzığ’da gümrük müdürlüğü kurulacak mı?” Bakanlığımın yapılanmasıyla alakalı kararname, o konuyu da içeren kararname bakanların imzasından geçmiş, Başbakanımıza arz edilmiştir ve oradan da Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirine sunulacak. O kararname kapsamında gümrük müdürlüğünü kuruyoruz Elâzığ’a.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Evet, sayın bakanlar, kim önce?

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Müsaade ederseniz ben…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yılmaz.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Öncelikle, bir milletvekili, Sayın Işık, bu makamla ilgili şeyleri dile getirdi. Bu bir makam odası değil, makam katı. Bakanlık olduktan sonra müşavir odalarıyla, toplantı odasıyla, bir makam katıyla ilgili bir çalışma. Burada çeşitli iddiaları ben de duydum, duyar duymaz da gereğini yaptım. Birincisi, bu deprem açısından yapılan işin bir zararı olup olmadığını incelemek üzere Bayındırlığa yazı yazdım ve incelemeler yapılıyor. Gereği neyse yapacağım.

İkincisi de, diğer bazı iddialar konusunda da yine Başbakanlık Teftiş Kuruluna resmî olarak müracaatta bulundum. Teftişin sonucu neyse, gereğini yapmakta en ufak bir tereddüdüm olmayacaktır.

Müsteşarın lojmanı… Bu tür konuları ben doğrusu tartışmayı çok abes görüyorum, siyaset olarak da ama kendi adıma söyleyeyim…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Bu bir iddia yani. Doğruysa doğrudur, doğru değilse değildir.

KALKINMA BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – …hiçbir şekilde bir lojman almış değilim, bir lojmanda da oturuyor değilim bir bakan olarak. Bunu çok net bir şekilde söylüyorum ama diğer birçok kurum gibi DPT Müsteşarının da lojmanı vardır. Yeni bir lojman alınmıştır. Bu da, devlete alınmıştır, devletimizin mal varlığına girmiştir. Değişik müsteşarlarımız da kullanacaktır bunu.

Adıyaman’la ilgili konuya da yazılı cevap vereyim müsaade ederseniz.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Işık’ın Kütahya’yla ilgili sorusunda dört ilçede hastane olmadığından bahsetti Değerli Milletvekilimiz. Şimdi, bu ilçelerin bu kısa süre içerisinde ben nüfuslarını ve en yakın hastanelere uzaklıklarına baktırdım. Aslanpaşa’nın toplam ilçe nüfusu 11 bindir…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Aslanapa…

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Özür dilerim. Aslanapa’nın 11 bin, merkez nüfusu 1.500. Şaphane’nin 7.500 nüfusu var, Pazarlar’ın 5.958 nüfusu var, Dumlupınar’ın da 3 bin nüfusu var ve Dumlupınar dışındaki diğer ilçelerimiz yakın bir merkeze, yakınlarındaki bir hastaneye uzaklıkları 20, 30, 38 kilometre… Dolayısıyla ülke kaynaklarını doğru harcamak açısından, hele ülkemizde bu kadar uzman hekimin eksik olduğu yerlerde, bu ilçelerde hizmeti aile hekimliğiyle ve acil hizmetleri yürütmek daha doğru gözüküyor doğrusu.

Sayın Özdemir’in Sivas’taki bölge hastanesiyle ilgili…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, doktor yok, 120 kilometre gitmek zorunda. Yolda ölüyor vatandaş. Etmeyin Allah aşkına!

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli milletvekilleri, bu uzman konusundaki talepler o kadar doğru talepler ki. Sanki biz uzmanların bir kısmını ülkenin belli bir yerine gönderiyoruz, öbür yerine göndermiyormuşuz gibi bir düşünce hasıl olmasın.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İhtiyaç ifade ediyor Sayın Bakan. Dikkate almanız için.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bir ihtiyaç var ve biz de elimizdeki mevcut uzmanları bu ihtiyaçlar çerçevesinde ülkenin çeşitli yerlerine dağıtıyoruz. Dolayısıyla eksiklikler Kütahya’da da olabiliyor, başka yerlerde de olabiliyor çünkü hakikaten ülkede doktor sayısı az. Şükürler olsun ki son yıllarda doktor sayısını artırıcı önlemleri almaya başladık, daha doğrusu bu görev kendisinin olan Yükseköğretim Kurumu, üniversiteler bu hususta hassasiyet göstermeye başladılar. İnşallah doktor sayımız arttıkça bu ilçelerimize de uzman doktor verebileceğiz.

Sivas’ta bir hastane yapıyoruz biliyorsunuz bütün bölgeye hitap edecek. Bunun ihalelerinde normal hukuki sebeplerden dolayı, TOKİ’nin yaptığı ihalelerde iptaller oldu. Doğrudur. Biz de takip ediyoruz. En kısa zamanda bu ihalenin başarılması ve Sivas’a, bölgeye bu hastanenin kazandırılması için gayret göstereceğiz.

Sayın Özdemir, bununla birlikte bir de “Türkiye’de hemşire yok mu ki dışarıdan hemşire getirtmek istiyorsunuz?” dedi. Evet, Türkiye’de şu anda Avrupa ortalamasıyla kıyasladığımızda, nüfusla Avrupa nüfusu, Türkiye nüfusu olarak kıyasladığımızda yoğunluk olarak Avrupa’nın dörtte 1’i kadar hemşire var maalesef. Yanlış işitmediniz.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Hemşire okulları niye kapatıldı Sayın Bakan?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Dolayısıyla bir taraftan kendi hemşire sayımızı artırmak üzere görevi devraldığımızda meslek liselerine ve üniversitelere alınan öğrenci sayısı 6 binlerdeyken bunu 20 binlere yaklaştırdık, öte yandan da elbette Türkiye'ye başka ülkelerden gelecek, denkliğini almış, Türkçe bilen hemşirelerden, doktorlardan da yararlanmanın önünü açmak gerekiyordu, onun da önünü açtık. Yani Türkiye'de hemşire var da bunların istihdam edilmediği gibi bir durum kesinlikle yok.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Peki, Sayın Bakanım, bu kadar işsizlik var bu memlekette, niye hemşire okulları açılmıyor, yurt içinden kendi insanlarımıza bu fırsat verilmiyor?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Hatta özel sektör ve üniversiteler ısrarla biz hemşire istihdamı için kadro açtığımızda “Bizim hemşirelerimiz Sağlık Bakanlığına geliyor, dolayısıyla biz hizmet veremez hâle geliyoruz.” diye de şikâyetleniyorlar.

Yüzden fazla ilçede uzman olmadığı söylendi. Doğru, işte bu ilçeler biraz önce ifade ettiğim gibi küçük ilçelerdir. Türkiye'de artık, doktor dağılımında olabildiğince hakkaniyetli bir biçimde vatandaşlarımıza hizmet götürmeye çalışıyoruz.

Bu trafik kazalarıyla ilgili bir problem vardı Sayın Milletvekilimizin söylediği gibi. Bu hususta uygulama değiştirildi Sayın Milletvekilim, şimdi Sosyal Güvenlik Kurumu bunları doğrudan ödemeye başladı.

Kamu-özel ortaklığında yeni bir bina yapıp ya da yeni bir kampüs yaptığımız zaman hastaneyi oraya taşıyacak olduğumuzda mevcut hastanelerin bulunduğu yerlerden ihtiyacımız olan alanları yine sağlık alanı olarak kullanacağız. İhtiyacımız olmayan alanları da yine ülkenin başka bir hizmeti için kullanıyoruz. Bazen TOKİ’ye devrediyoruz bunları, bazen o şehirdeki başka bir kamu hizmetine veriyoruz, yeri geldiğinde de yeni kampüs alanlarının oluşturulmasının finansmanında kullanılacak buralar. Tabii, son derece normal karşılamak lazım bu davranış tarzımızı.

Elâzığ’daki doğu kent şehir hastanesinin ihale hazırlıkları belli bir aşamaya geldi, süreç devam ediyor. Bunu 2012 yılında inşallah inşaya başlayacağız.

Evet, Anadolu’ya oluşturmaya çalıştığımız eğitim hastanelerine klinik şefi götürmekte gerçekten zorlanıyoruz. İşte, zaman zaman yaptığımız kanunlar, devlet hizmeti yükümlülüğü vesaire gibi kanunların sebebi değerli milletvekilleri, biraz da bu. Hakikaten bu, Türkiye'deki  sayı kısıtlılığı taşrayı, büyük şehirler, metropoller dışındaki hastaneleri, eğitim hastanelerini güçlendirmekte biraz bize zorluk çıkarıyor ama buraları canlandırmak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz.

Sayın Özel eczacılarımızdan bahsetti. Sayın Özel’le milletvekilliğinden önce çok çalıştık, çok uzun zaman mesai sarf ettik. Kendisi de bilmektedir ki her sefer olduğu gibi bu sefer de Hükûmetimizle, Hükûmetimizin çeşitli bakanlıklarıyla, sektör ve bu arada eczacılar arasındaki görüşmeler mutlaka olumlu sonuçlanacak, bir orta yolu bulacağız, hem vatandaşımız ilaç almaya, ilaca kavuşmaya devam edecek hem de eczacılarımız vatandaşlarımıza, ülkemize hizmet etme imkânını mali açıdan da inşallah bulacaklar. Yani evet, bugünlerde bazı sorunlar var ama bunu görüşmelerle aşacağımıza ben inanıyorum.

Ambulanslardaki doktor sayısıyla ilgili bir soru vardı. 2002’de ambulanslarımızdaki doktor sayısı 1.477’ydi, toplam doktor sayısı, 2011’de bu sayıyı 2.043’e çıkarmış durumdayız. Toplam personel olarak da 2002’de 919 personelle hizmet ettiğimiz ambulans sisteminde bugün 10.767 personel var, yanlış işitmediniz.

Bu soru belki şunun için soruluyor: Her ambulansta acaba doktor olması gerekir mi? Hele doktor sayısının bu kadar kısıtlı olduğu bir ülkede bunun cevabı hayırdır. Hem Amerika Birleşik Devletleri’nde hem Kıta Avrupa’sında ambulanslar, genellikle “paramedik” dediğimiz yetişmiş personeller tarafından hizmete sunulur, yani oralarda onlar vatandaşa müdahale ederler. Biz de paramediklerle, acil tıp teknisyenleriyle ve imkân olduğu kadar da doktorlarımızla bu hizmeti vermeye bundan sonra da devam edeceğiz.

Bu cepten harcamalar konusu şöyle: Bir yanlış anlama var anladığım kadarıyla. Sayın milletvekillerimiz daha önce de bunu ifade ettiler konuşmalar sırasında da. Kamu dışı sağlık harcamalarının hepsi cepten harcama değildir sayın milletvekilleri. Özel sektörün yatırımları da var bunun içinde. Dolayısıyla, önemli olan, kişi başına yapılan cepten harcamayı geçmişle kıyaslamaktır. Yoksa, kamu dışı yapılan sağlık harcamalarının hepsi vatandaş tarafından yapılıyormuş gibi istatistikleri alıp burada zikredersek yanlışlık yapmış oluruz. Muhtemelen bundan dolayı bir yanlışlık oluyor.

BAŞKAN – Süremiz doldu.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bitiriyorum efendim.

Bu kanun hükmünde kararnameler, malum, anayasal bir hukuk olarak yerine getiriliyor. Yani yarın Anayasa değiştirilirse biz de kanun hükmünde kararname yapmayız. Geçmişte yapıldığı gibi bugün de kanun hükmünde kararnamelerle yine yasalar yapılabilmektedir.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Buraya getirin o zaman.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Müsaade ederseniz, vaktim kalmadığı için diğer soruları da yazılı olarak cevaplayayım.

Yüce heyetinize teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, 60’a göre yerimden kısa bir söz talep ediyorum.

BAŞKAN – Yok yani şu anda devamını getireceğim, daha sonra bakarım.

Şimdi sırasıyla altıncı turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

Sağlık Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

15- SAĞLIK BAKANLIĞI

1.– Sağlık Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu                                      Açıklama                                                              (TL)

01              Genel Kamu Hizmetleri                                         58.068.300

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02              Savunma Hizmetleri                                                   104.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03              Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                    3.309.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07              Sağlık Hizmetleri                                            14.296.452.700

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09              Eğitim Hizmetleri                                                           4.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                  GENEL TOPLAM                                        14.357.938.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.– Sağlık Bakanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

A  –  C E T V E L İ

                                                                                                           (TL)

- Toplam Ödenek                                  :                      13.671.002.813.11

- Bütçe Gideri                                       :                      14.768.093.400.56

- Ödenek Üstü Gider                            :                        2.335.963.983.06

- İptal Edilen Ödenek                            :                        1.238.753.715.49

- Ertesi Yıla Devreden Ödenek             :                        1.155.004.809.75

BAŞKAN – (A) cetvelini Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sağlık Bakanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2012 yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.19- TÜRKİYE HUDUT VE SAHİLLER SAĞLIK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1.– Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu                                     Açıklama                                                             (TL)

01           Genel Kamu Hizmetleri                                              7.998.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

02           Savunma Hizmetleri                                                        19.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03           Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                        1.615.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07           Sağlık Hizmetleri                                                    111.771.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

               TOPLAM                                                               121.403.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelini okutuyorum

GELİR CETVELİ

KOD                   Açıklama                                                                (TL)

01            Vergi Gelirleri                                                       154.000.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03            Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri                                    650.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

05            Diğer Gelirler                                                            3.850.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                TOPLAM                                                              158.500.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğünün 2010 yılı kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2.– Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

A – C E T V E L İ

                                                                                                              (TL)

- Toplam Ödenek                                     :                           227.601.200,27

- Bütçe Gideri                                          :                           171.110.173.14

- İptal Edilen Ödenek                               :                             56.491.027.13

- Ertesi Yıla Devreden Ödenek                :                             41.178.555.32

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - CETVELİ

                                                                                                 (TL)

- Bütçe Tahmini                             :                        125.000.000.00

- Yılı Net Tahsilatı                         :                        124.432.946.63

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kalkınma Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

32- KALKINMA BAKANLIĞI

1.– Kalkınma Bakanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu                               Açıklama                                                                    (TL)

01           Genel Kamu Hizmetleri                                        1.026.800.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03           Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                            650.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

04           Ekonomik İşler ve Hizmetleri                                         200.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

09           Eğitim Hizmetleri                                                       40.050.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

               TOPLAM                                                             1.067.700.500

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kalkınma Bakanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Devlet Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI MÜSTEŞARLIĞI

1.– Devlet Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim  Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Devlet Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

A  –  C E T V E L İ

                                                                                                      (TL)

- Toplam Ödenek                              :                           867.871.705,00

- Bütçe Gideri                                   :                           839.035.384,73

- Ödenek Üstü Gider                        :                               3.384.311,89

- İptal Edilen Ödenek                                                      32.220.632,16

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Devlet Planlama Teşkilatı Müşteşarlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

32.75 – TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU BAŞKANLIĞI

1.– Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu                                  Açıklama                                                                  (TL)

01              Genel Kamu Hizmetleri                                         183.358.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

03              Kamu Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri                      1.018.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

07              Sağlık Hizmetler                                                             20.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                  TOPLAM                                                             184.396.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.– Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim  Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

A  –  C E T V E L İ

                                                                                                          (TL)

- Toplam Ödenek                               :                              113.439.156.00

- Bütçe Gideri                                    :                              111.053.223.74

- İptal Edilen Ödenek                                                            2.385.932.26

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.34- GAP BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

1.– GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu                                      Açıklama                                                               (TL)

01           Genel Kamu Hizmetleri                                                  4.865.800

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

06           İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri                              65.988.200

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

               TOPLAM                                                                     70.854.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir cetvelini okutuyorum:

GELİR  CETVELİ

KOD                                               Açıklama                                                      (TL)

04                   Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler        70.654.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

05                   Diğer Gelirler                                                            200.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                       TOPLAM                                                            70.854.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010  yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2.– GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN – (A) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

A – C E T V E L İ

                                                                                               (TL)

- Toplam Ödenek                               :                    59.876.000.00

- Bütçe Gideri                                    :                    52.173.570.04

- Ödenek Üstü Gider                         :                      1.055.047.35

- İptal Edilen Ödenek                         :                      8.757.477.31

BAŞKAN – (A) cetvelini kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2010 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamını okutuyorum:

B - CETVELİ

                                                                                                 (TL)

- Bütçe Tahmini                                :                       59.876.000.00

- Yılı Net Tahsilatı                            :                       46.425.528.17

BAŞKAN – (B) cetvelini kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.54- DOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

1.– Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu                                               Açıklama                                           (TL)

06               İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri               4.108.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                   TOPLAM                                                      4.108.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir cetvelini okutuyorum:

GELİR  CETVELİ

KOD                                   Açıklama                                                        (TL)

04            Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler       4.108.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                TOPLAM                                                           4.108.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Doğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Bölümleri okutuyorum:

40.55- KONYA OVASI PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ BAŞKANLIĞI

1.– Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

Kodu                                 Açıklama                                                           (TL)

06            İskan ve Toplum Refahı Hizmetleri                    4.108.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

                TOPLAM                                                           4.108.000

BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Konya Ovası Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2012 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir cetvelini okutuyorum:

GELİR  CETVELİ

KOD                                     Açıklama                                                    (TL)