TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                  87’nci Birleşim

                                                                                         6 Nisan 2011 Çarşamba

 

(Bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                               İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün, Kanser Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, yükseköğretime geçiş sınavına ilişkin gündem dışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

3.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’ün, Malatya iline yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, yükseköğretime geçiş sınavıyla ilgili soruşturmanın idari açıdan da tamamlanıp neticeye bağlanmasına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

2.- Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin, yükseköğretime geçiş sınavıyla ilgili idari soruşturma yürütülmekteyken Cumhurbaşkanının, Millî Eğitim Bakanının telkin ve tavsiyede bulunamayacağına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

3.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Polis ve Kanser Haftası’na ilişkin açıklaması

4.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, çiftçilerimizin, köylülerimizin tarlasında, bahçesinde kullanacakları alt gübresinin bir an önce taksitle satışının önünün açılmasına ilişkin açıklaması

5.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, son zamanlarda ÖSYM’de özellikle, tüm sınavlarda kopya ve şifreleme olmasının sorumlusunun Hükûmet olduğuna ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

6.- İstanbul Milletvekili Ünal Kacır’ın, yükseköğretime geçiş sınavına ait basına verilen kitapçığın şifreli olarak hazırlanmasının yönetime yönelik bir komplo olabileceğine ve bu yönde araştırma yapılmasına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

7.- Çorum Milletvekili Agâh Kafkas’ın, yükseköğretime geçiş sınavını tartışarak çocuklar üzerinden siyaset yapmanın etik olmadığına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

8.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, yükseköğretime geçiş sınavına dair Cumhurbaşkanının, sayın bakanların ve sayın başbakan yardımcısının “Orada bir şey olmamıştır.” demelerinin yargıya açıkça müdahale olduğuna ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 31 milletvekilinin, rüşvet sorununun bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1101)

 

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı’nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (2/889, 894) (S. Sayısı: 744)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1018) (S. Sayısı: 751)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/982) (S. Sayısı: 737)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/895) (S. Sayısı: 742)

 

5.- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/966) (S. Sayısı: 749)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/770) (S. Sayısı: 736)

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/999) (S.Sayısı: 750)

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/737) (S. Sayısı: 748)

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1009) (S. Sayısı: 713)

10.- Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1019) (S. Sayısı: 752)

11.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/957) (S. Sayısı: 682)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılması kararlaştırılan 24’üncü Dönem milletvekili genel seçimine ilişkin kesin sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca, Türkiye radyo ve televizyonlarından ilanını takip eden 5’inci gün saat 15.00’te toplanmak üzere, 12/4/2011 Salı gününden itibaren tatile girmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

2.- 752 sıra sayılı Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 9’uncu sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

 

 

 

VIII.- OYLAMALAR

1.-Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin oylaması

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

3.- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

5.- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı’nın oylaması

10.- Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması

11.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikasının özelleştirilmesi sürecindeki bir işleme ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/18618)

2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya-Simav’daki bazı köylerin orman emvali işine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/18679)

3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Gaziantep-Karkamış Sınır Kapısı’nın yenilenmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/18685)

6 Nisan 2011 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

---0---

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekili arkadaşıma gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Kanser Haftası münasebetiyle söz isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Cevdet Erdöl’e aittir.

Sayın Erdöl, buyurun efendim. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Erdöl, lütfen güzel haberler verir bize!

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün, Kanser Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması

 

CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu fırsatı verdiğiniz için sizlere de teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

Bu meyanda, 5 Nisan Avukatlar Günü’nü, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nü ve 12 Nisanda başlayacak olan Kalp Haftası’nı kutluyor ve etkinliklere destek verenlere teşekkür ederek konuşmama başlamak istiyorum ama asıl teşekkürümü ben buradaki, Meclisteki tüm gruplara, tüm milletvekillerine yapmak istiyorum. Çünkü bu dönem içerisinde, sağlık için çok önemli kanunlara imza attınız. Ben, hepinize takdirlerimi arz ediyorum.

Bu meyanda, bugün tekrar sağlıkla ilgili önemli bir kanun görüşmesi daha yapacağız. Vereceğiniz desteğe de şimdiden teşekkür ediyorum.

Kanser, hücrelerin sebepsiz, bazen de sebebi bilinmeyen şekilde kontrolsüz olarak çoğalması anlamına geliyor. Bunu da demokrasi açısından siyaseten tanımlayacak olursak antidemokratik hücrelerin kontrol dışı çoğalması ve işleyen sistemi bozmasıdır diye tanımlayabiliriz. Kanser, gerçekten hem Türkiye’de hem dünyada gittikçe artmaktadır. Bunda, ortalama yaşın yükselmesi, enfeksiyon hastalıkları gibi pek çok hastalığın belki de elimine edilmesi, azaltılması sonucu göreceli olarak kanser hastalığı ve kanserden ölenlerin sayısı da artmaktadır.

Ben, özellikle obezite ve kilo artışına dikkatinizi çekmek istiyorum. Bunların kanserle direkt ilişkisi olduğu bugün biliniyor. Okul kantinlerinin ve beslenmenin çok önemli olduğuna, beslenme eğitimimizin mutlaka çok iyi bir şekilde okullarda başlatılmasının gerekli olduğuna, fast food alışkanlığını gözden geçirmemiz gerektiğine inanıyorum. İnternet başında saatlerini geçiren öğrencilerimizin obezite ve beraberinde diğer hastalıklara aday olduklarını hepimizin bilmesini istiyorum. Kanserden korkuyor isek obeziteden kaçınmamız lazım, alkolden kaçınmamız lazım, bazı yörelerimizde özellikle güneş ışınlarından kaçınmamız lazım. Elektromanyetik dalga yayan aletlerin, cep telefonları başta olmak üzere, çok dikkatli kullanılması gerektiğine inanmaktayım.

Bu meyanda, Kanser Araştırma Komisyonumuzun Çok Değerli Başkanı Kemalettin Aydın Bey’e ve arkadaşlarına da çok teşekkür ediyorum. Yarın görüşülecek Türkiye Büyük Millet Meclisinde, çok önemli bir konu. Ben, katkı veren herkese teşekkür ediyorum ve hazırladıkları kitabın ve özetinin hepimize rehber olmasını temenni ediyorum.

Değerli arkadaşlar, kanserle mücadele için, Türkiye Büyük Millet Meclisi 23’üncü Dönemi çok önemli bir kanuna imza attı: Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun. Bundan dolayı da hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Ama gelinen noktada, Sağlık Bakanlığı her ne kadar kapalı alan tanımını revize ettiyse de buna genelde bazı özel yerlerde, özellikle lüks semtlerde uyulmadığını görmekteyiz, kapalı alanlarda sigara içildiğini görmekteyiz. Bu kanser artışıyla sigara içiminin direkt ilişkisi olduğunu herkes bildiği hâlde sigara içmeye maalesef devam ediliyor.

Ben “mini Çernobil” olarak tanımladığım paketlerden sizleri, milletimizi uzak tutmak istiyorum. Bütün gayretimiz budur. Bunun için hepimizin gayret etmesi gerekiyor.

Son yapılan değişikliklerle, sigarayla ilgili kontrollerin, iş yerlerine ait ceza kesme yetkisinin belediyelerden mahallî mülki amirlere alındığını, mahallî mülki amirlerimizin, valilerimizin ve kaymakamlarımızın özellikle büyük şehirlerde bunu titizlikle uygulaması gerektiğini açıkça ifade ediyorum. Çünkü bu, insanlığa, çocuklarımıza ve geleceğimize olan bir borcumuzdur diye düşünüyorum.

İnternet’ten sigara satışlarının engellenmesinin de büyük bir aşama olduğunu burada ifade etmek istiyorum.

İstanbul’da yapılan, 2009’un ilk beş ayı ile 2010’un ilk beş ayını karşılaştıran 10 eğitim hastanesinin verilerini incelediğimizde tehlikenin ne kadar büyük olduğunu görürüz. İlk beş ayların incelenmesinde, İstanbul’daki 10 eğitim hastanesinde, bir önceki yıla göre solunum hastalıklarında yüzde 20 oranında azalma olduğu, kalp krizi ve ona bağlı hastalıklarda acillere müracaatlarda yüzde 33 oranında bir azalma olduğu… Bu demek ki, sigaradan uzak durduğumuz müddetçe sağlığımızın ne kadar geri gelebileceğini ifade ediyorum. Kanserlerde azalma için de bir beş yıl beklememizin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Ne olur, çocuklarımız yanmasın, çocuklarımıza kıymayalım. Değerli büyüklerimiz, biz yandık, çocuklarımız yanmasın diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Kimse sigara içmesin, sigarasız günler hepimiz için daha uygundur diyorum.

Katkılarınız için de size teşekkür ederiz Sayın Erdöl.

Gündem dışı ikinci söz, yükseköğretime geçiş sınavı hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’ye aittir.

Sayın Erçelebi buyurun efendim. (Alkışlar)

2.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, yükseköğretime geçiş sınavına ilişkin gündem dışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

HASAN ERÇELEBİ (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, yüce heyetinizi, Demokratik Sol Parti ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Lafı dolaştırmadan doğrudan konuya girmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, son bir hafta, on gündür ülkemiz bir sınav skandalıyla çalkalanmaktadır. Yakın zamana kadar en güvenilir kurum olan ÖSYM, artık en güvenilmez kurum hâline geldi ve…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yok öyle bir şey.

HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Niyetiniz neydi belli değil, ama son olayda Allah ayağınıza öyle bir dolandırdı ki, basına verdiğiniz kitapçık, şifreyi, halk deyimiyle kabak gibi ortaya koydu!

Değerli milletvekilleri, ÖSYM, uzmanlaşmış insanların bulunduğu bir yerdir, ama siz, hiç ÖSYM’de çalışmamış iplik uzmanı bir bilim insanını oraya getirirseniz, işte gördüğünüz gibi, her sınavda ipliğiniz pazara çıkar! Daha önce polis koleji sınavlarında sorular çalındı, iptal oldu; kamu personeli seçme sınavında sorular yine çalındı, yine iptal oldu ve şimdi yargıda, şimdi de şifre iddiaları.

Sayın Cumhurbaşkanı herkesten önce davrandı; “Tatmin oldum” dedi. Başbakan Yardımcımız; “Sayın Cumhurbaşkanı tatmin olmuşsa biz de olduk” dedi. Millî Eğitim Bakanımız; “Ben de bu görüşlere katılıyorum” dedi. Hani, şu matruşka bebekleri var ya, herkes birbirinin içine girerek, saklanarak konuyu örtbas etmek istiyor. Hepsi tatmin olmuş, ama her şeyde konuşan Sayın Başbakanımız ortada yok! Acaba domuz gribi olayında olduğu gibi Sayın Başbakanımız bu şifre olayında farklı mı düşünüyor diye merak ediyoruz.

Evet, bir minare çalınmışa benziyor. Şimdi de kılıf aranıyor. Bakalım bu kılıfı nasıl bulacaksınız. ÖSYM’de ölçme değerlendirme uzmanları ya yok ya görüşlerine değer verilmiyor. 1 milyon 700 bin adet ayrı kitapçık basmak bir fantezidir. Bunun ölçme değerlendirmeyle bir alakası yoktur. Şimdi konu hukukta. Yargı görevini yapıyor diyebilirsiniz ama yargı gecikebilir. Şu anda öğrenciler, 1 milyon 700 bin öğrenci ve onların aileleri kaygı içindeler, onların hepsi merak içindeler ve gerçekten hepsi de şu anda bildikleri bütün güzel cümleleri ve dizeleri sizler için sıralıyorlar!

Değerli milletvekilleri, bu olay pişkinlikle geçiştirilemez ama görüyoruz ki pişkinlikte ustasınız. O konudaki ustalığınıza gerçekten denecek yok. Şimdi sizlere öneriyorum: Bu sınavı iptal ediniz. Çünkü bu sınavdan sonra haziran ayında yapılacak bir sınav var. Bugüne kadar üniversite seçme sınavları tek basamaklıydı. Onun için, bir kayıp olmaz. Öğrencileri, aileleri stresten kurtarınız. Aksi hâlde bu insanlar gerçekten stresten çok zor durumda olacaklar. Bu sınavlar, başarı sınavı değildir, eleme sınavıdır. O yüzden tek sınavı haziranda doğru dürüst yapınız ve insanların yüreğine su serpiniz diyorum. Bu suçu METEKSAN’ın üstüne yıkamazsınız. METEKSAN yöneticisi Polatlı’dan geçen bir belayı üzerine satın almıştır. Çok yanlış yapmıştır ve bundan sonra METEKSAN ile ÖSYM’nin ilişiği de her zaman kuşku götürecektir. İşte o yüzden diyorum ki bir an önce bu sınavın iptal edildiğini, sonuçlarının geçersiz olduğunu açıklayınız. Siyasi sorumluluk sizdedir. Sayın Millî Eğitim Bakanı biraz sonra cevap verecek, görünen o. O cevapta bütün milletimize bu sınavın iptal edildiğini söylemelidir çünkü şaibe bir kez çıkmıştır, şüyuu vukuundan beterdir diyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erçelebi.

HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Bağlamayayım mı sözlerimi?

BAŞKAN – Usulümüz böyle.

HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Siz bilirsiniz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Ben teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sağ olun efendim.

Gündem dışı konuşmaya Millî Eğitim Bakanı Sayın Nimet Çubukçu cevap vereceklerdir.

Sayın Bakanım, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ndaki iddialarla ilgili gündem dışı söz alan Hasan Erçelebi Milletvekilimize cevap vermek üzere söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, 1 Nisan Cuma günü Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda en az 100 sorunun belli bir formülle cevaplandığına ve formül sayesinde de soruların rahatlıkla çözülebildiğine ilişkin bir iddia ortaya atıldı. Çeşitli basın yayın organları tarafından da belirlenen bir formülle matematik testinde, “sadece matematik testinde” soruların belli bir kısmını doğru çözmenin mümkün olduğu vurgulandı. Bu iddianın ardından, yazılı ve görsel basında, Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda şifre iddialarıyla ilgili, bir kez daha altını çizerek söylüyorum, çarpıtılmış, ön yargılı ve yetkilileri suçlayıcı haberlere geniş manada yer verilmiştir. Oysa, kopya iddialarıyla ilgili olarak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanı Sayın Ali Demir, 3 Nisan Pazar günü ayrıntılı bir şekilde basın toplantısı yaptı ve kendisine, bu konuyla ilgili ileri sürülen tüm iddialar yaklaşık iki buçuk saat boyunca basın mensupları tarafından yönetildi ve cevapları verildi. Daha sonraki açıklamalara da baktığımız zaman, bu konuda çok net ve açık bir durum söz konusu. Bu açıklamalar, maksatlı çevreler dışında herkesi tatmin etmiştir. Bilim alanında, bu alanda çalışma yapan yetkin ve yeterli bilim adamları da bu açıklamalardan tatmin olmuştur. Doğrusu ben de Millî Eğitim Bakanı olarak değil, her şeyden önce, bir anne, bir veli olarak bu açıklamaları tatmin edici bulduğumu bir kez daha Genel Kurulda paylaşmak istiyorum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Somut bilgiyle ancak tatmin olabiliriz.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Ancak Sayın Demir’in açıklamalarına rağmen, şifre ve kopya iddiaları basın tarafından haberleştirilmeye devam edildi ve ne yazık ki, bu konuda, bir bilgi kirliliği oluşturuldu. Bilinmelidir ki, her şeyden önce, Yükseköğretime Geçiş Sınavı’yla ilgili olarak ileri sürülen iddialar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının devreye girmesiyle birlikte zaten soruşturmaya dönüşmüş bir konudur. Kaldı ki, sınavda sistematik bir şekilde kopya çekme olayının gerçekleştirilmediği de şu aşamada çok net olarak anlaşılıyor. Dolayısıyla ortada somut bir kopya skandalı yokken, yaklaşık 1 milyon 700 bin gencimizi ve onların ailelerinin kafasını karıştırmaya, bilgi kirliliği yaratmaya ve mevcut kurumlara güveni sarsmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Dolayısıyla ben başta basın yayın kuruluşlarının değerli temsilcileri olmak üzere, herkesi bu konuda serinkanlı, sağduyulu ve bilgiye dayalı açıklamalar yapmaya davet ediyorum. Zira, burada dile getirildiği gibi… Hem bu haberler yapılıyor, diğer yandan da sürekli “”Gençlerimizin moralini bozmayalım ama sınav iptal edilsin.” diyoruz veya sınavın iptal edilmesi yönünde bir karar ittihazı bekliyorsunuz. Her şeyden önce, Sayın Milletvekili bu kararı kimden bekliyor? Benden böyle bir açıklamayı nasıl bekliyor doğrusu şaşırıyorum? Zira, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi bağımsız, tarafsız bir kurum.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Buraya ancak siz bilgi verebilirsiniz. Oradan bilgi alıp, burada anlatacaksınız.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) - Dolayısıyla benim talimat vermem, benim talimatımla sınavın yapılması, benim talimatımla sınavın iptal edilmesi söz konusu olamayacağı gibi, bu konuda yürütülecek bağımsız bir organ tarafından yürütülecek soruşturma… Ki, yargı bu anlamda devreye girmiştir. Verilecek kararın neticesi ne ise, biz, bunları, kurumsal olarak, Bakanlık olarak uygulamakla yükümlüyüz.

Her şeyden önce, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin bir teşkilat yasası yoktu ve Yükseköğretime Geçiş Sınavı’ndan çok kısa bir süre önce çıkardığımız bu kanunla birlikte, bu Kurumu yeniden yapılandırmaya, daha önce de Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda yaşanan ve soruların önceden sızdırılmasına yönelik somut bilgilerin elde edildiği skandaldan sonra yapmamız gereken yegâne şey bizim Hükûmet olarak, bu kurumun toplum nezdinde elde etmiş olduğu güvenilir ve itibarlı konumu daha ileriye taşımak, gençlerimizi fırsat eşitliği yaratacak veya yaratmasını umduğumuz bu sınavla ilgili olarak eşit, objektif, adil bir ölçme ve değerlendirmeye tabi tutup, yükseköğrenime geçişte en yoksulla en zengin arasında, en iyi konumdakiyle en kötü konumdaki arasındaki farkı ortadan kaldıracak şekilde, en güvenli şekilde yapılması için çaba gösterdik. Nitekim bu sınavda kullanılan yöntemler o kadar yüksek düzeyde dikkat gerektiren ve güvenlik noktasında da büyük önem atfettiğimiz konuydu ki hatta basında en çok eleştirildiğimiz konu da sınavlar için sağlanan güvenlikti.

İşte, sınavda güvenliği sağlamanın, kopya çekilmesinin önüne geçmenin ve toplu kopya çekmenin önüne geçmenin yollarından birisi de yine bu alandaki yetkin bilim adamlarının ileri sürdüğü gibi, sınavda kullanılan soru kitapçıklarının kişinin kimliğini tanımaya elverişli bir şekilde kurgulanması yani fotoğraflı olması, bir sınav numarası verilmesi ve her adayın soru kitapçığıyla cevap anahtarının farklı olması. Bu, sınavın güvenliğini sağlamak üzere kurgulanmış bir şeydir. Söylendiği gibi bu sistemde soruların önceden belli bir şekilde cevap anahtarlarının şifrelenmesi ve belli adayların kayrılması diye bir şey söz konusu olamaz. Bu alanın uzmanları da böyle bir şeyin mümkün dahi olmadığını ifade ediyorlar.

Şimdi, durum bu kadar açıkken bu konunun bu denli uzun süre gündemde tutulmasıyla açıkçası yani buradan bir siyasi rant umulduğunu da gözlemliyoruz. Zira, en fazla konu edilen meselelerden bir tanesi Başkanın atanması. Başkan çok yeni atandı bu göreve. Her şeyden önce dönüp baktığımız zaman -ki kamuoyuna da yansıdı- on yıllarca Başkanlığını yaptığı Sayın Ünal Yarımağan açıklamalar yapıyor. Kendi çok yakın bir tarihimizde bir kopya skandalı yaşandı, 2 milyon memur adayının girdiği sınavda soruların önceden sızdırıldığı tespit edildi, cumhuriyet savcılığı da devreye girdi. Biz bu sınavı, bu Teşkilat Yasası’nı, bu güvenliği eğer farklı şekilde anlatıldığı gibi, muhalefetin veyahut da muhalif kesimin ileri sürdüğü gibi bir kayırmacılık olarak düşünseydik başka türlü bir kanun, başka türlü bir düzenleme çıkarırdık. Her şeyden önce AK PARTİ Hükûmeti olarak biz çocuklarımızın, gençlerimizin hayalleri, idealleri üzerinden onlara adil olmayan, hakkaniyetli olmayan bir yöntemle onları kayırmacı bir anlayışın çerçevesinde siyaset yapmıyoruz. Artı onlarla ilgili bir sınav üzerinden oluşturulan bu kaostan da beslenecek kadar doğrusu insafsız değiliz. Biz bu anlamdaki siyasette gençlerimizin geleceğini, hayallerini en doğru, en adil, en eşit şekilde sağlamaya yönelik tedbirleri alıyoruz. Her şeyden önce bu kurumun güvenilirliğini, bu kurumun toplum nezdinde elde etmiş olduğu itibarı, geçen yıl yaşadığımız olayla başlayan o sarsıntıyı telafi etmek, gidermek için maksimum gayret gösteriyoruz.

Hükûmet olarak bizden beklenen şu olmalı: Biz bu kurumun ihtiyaçlarını, gerekliliklerini, ölçme ve değerlendirme, sınav güvenliğini, adil bir şekilde bu sınavı gerçekleştirme imkânımızı nasıl sağlarız? Bu sorularla muhatabız. Dolayısıyla, şu günlerde de çokça dile getirilen “Niye Millî Eğitim Bakanı çıkmıyor, konuşmuyor?..” Gerçekten de dün itibarıyla bazı açıklamalar yaptım. Benim açıklamalarım Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezinin yürüttüğü soruşturmalara, savcılığın soruşturmalarına, araştırmalarına, bu konudaki incelemelere yönelik olamaz, teknik açıklamalar da olamaz. Bu açıklamaları zaten Sayın Başkan yapıyor. Ama ben bu çerçevede ileri sürülen siyasi tartışmalara ilgili bakan olarak cevap vermek durumundayım. Lütfen 2 milyona yakın gencimizin hayallerini ve psikolojilerini hiçe saymayalım, kafa karıştırmayalım. Bu konuda cahillik diyebileceğim düzeyde açıklamalardan kaçınalım. İşi biraz da uzmanlarına ve tarafsız yargıya bırakalım.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Çocukları tatmin etmek size düşüyor Sayın Bakan.

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Unutmayalım ki, sınav güvenliği herkes için geçerlidir ve gereklidir. Sınava güvende şeffaflık çok önemlidir ve burada cevap kâğıtlarının tamamının adaylara da gösterimi konusunda ÖSYM tüm sistemi yeniledi ve açtı. Bu sistemin bileşenleri sınav güvenlik tedbirleri, az önce de söylediğim gibi, adaya özgü soru kitapçığı, kitapçıkların poşet içerisinde iletilmesi ve sınav görevlilerinin merkezden görevlendirilmesi gibi uygulamalar ilk kez bu dönemde gerçekleştirilmiştir.

Adaya özgü soru kitapçığı da bu toplu kopya sıkıntılarının en önemli çözümüdür. Başkasının yerine sınava girme de dâhil olmak üzere kopya çekme gibi olayların 2 milyona yakın adayın sınava girdiği sınavdan sadece birkaç kişiyle, 3 kişiyle sınırlı olması da sağlanan sistemin güvenlik konusunda bugünkü elimizdeki verilerle doğru olduğunu ortaya koyuyor.

Aynı zamanda, gerçekten, adaylara verilen soru kitapçıklarındaki cevap seçeneklerinin dağıtımı konusunda oldukça nitelikli bir algoritma kurgulandığı da yine bilim adamları tarafından ifade ediliyor. Söz konusu olan şifreleme iddiaları, yine firma tarafından da açıklandı, özellikle bu sınavda kullanılan soru kitapçıkları ve cevap anahtarları adaylara, her birine ayrı ayrı verildiği için ve adaylara yönelik bilgi güvenliğini sağlamak adına bu sistem açılmadığı için “master” dediğimiz bir soru-cevap anahtarı kitapçığı üretilip sadece deneysel anlamda meseleyi anlatmak için, ilk kez uygulanan bir sınav sistemi olduğu için kullanılmış bir sınav soru-cevap örneğiydi.

Bu örnekten yola çıkarak genel manada yapılan bu değerlendirmeler -ben en kısa sürede soruşturmanın da sonuçlanacağına yürekten inanıyorum- ne Sayın Başkanın ne de bizlerin Hükûmet olarak, ilgili Bakan olarak taraflı, yanlı, adil olmayan bir tutum içerisinde olduğumuzu iddia etmek gerçekten insafsızlık. Biz böyle bir sınavın, her şeyden önce -az önce ifade ettim- yasasını çıkarmak, ilgili tüm tedbirleri almakla yükümlüyüz ve bunları aldık ve bu yönde gösterdiğimiz gayret ve çabanın toplum tarafından, gençlerimiz tarafından doğru olarak anlaşıldığını ve anlaşılması gerektiğini ümit ediyorum.

Ben buradan gençlerimize seslenmek istiyorum. Sınavla ilgili soruşturmalar en kısa sürede sonuçlandırılacaktır. Bu sınavın iptal edilmesine yönelik çağrıları… Ki hangi bilgiye, belgeye dayalı olarak “İptal edin.” diyorsunuz Sayın Milletvekili, onu da hayretle karşılıyorum. Bir sınavın iptal edilmesi için herhâlde bizim elimizde olmayan veya ÖSYM’nin elinde olmayan bilgiye sahipsiniz. Konuşmalarınız tamamen medyadan alınan bilgiler doğrultusunda. Bu konuda daha ayrıntılı bilgilenmeye davet ediyorum. Biz hem ÖSYM’nin öğrenci, veli ve toplum nezdinde çok açık, şeffaf bir şekilde soruları cevaplandırmaya çalıştığını biliyoruz. Biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak, üniversite sınavına giren gençlerimizin bu konuda kafalarında oluşabilecek her türlü kuşkuyu, soruyu net olarak şeffaf bir şekilde cevaplandırmaya çalışıyoruz.

Ben, bir kez daha bu sınava giren gençlerimize, ailelerine ve bu sınavla ilgili bir şekilde endişe duyan toplumumuzun tüm kesimlerine, bize bu konuda güvenmelerini tavsiye ediyorum. Güveni sarsacak hiçbir tutum ve çaba içerisinde olmadık, olmayacağız. “Üniversite sınavı” gibi gençlerimizin geleceğini, hayallerini ilgilendiren bir konuda siyaset yapmadık, yapmayacağız. Dolayısıyla, bunun üzerinden siyaset yapmaya ve rant elde etmeye çalışanlara da fırsat vermeyeceğiz. Dolayısıyla, gençlerimiz bize güvensinler, aileleri güvensinler ve huzur içerisinde önümüzdeki dönemde, haziranda yapılacak ikinci aşama sınavlara hazırlansınlar diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, dün de bu konuyla ilgili olarak bir grup önerisi burada kırk dakika süreyle tartışıldı. Ben sizden şunu istirham edeyim, çok sayıda arkadaşımız girmiş: Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubundan bu konuyla ilgili olan hususlar varsa, sadece birer arkadaşıma söz hakkı vereceğim.

Sayın Günal…

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bu konuyla ilgili değil efendim.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Ben bu işin mağduruyum, benim oğlum imtihana girdi.

BAŞKAN – Tamam, 1 kişi...

Evet, ilk önce…

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) –  En önce…

BAŞKAN – Hayır efendim, bir dakika müsaade ediniz.

Sayın Özkan, sizde mi bu konuyla ilgili konuşacaksınız?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, çok önemli bir konu. Sayın Bakan da somut cevaplar versin. (CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Arkadaşlar, müsaade eder misiniz.

Sayın Özkan…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Benimki başka konu.

BAŞKAN – Bu konuyla ilgili değil.

Evet, Sayın Haluk Ayhan Beye ve Sayın Tayfun İçli’ye bu konuyla ilgili olarak söz vereceğim.

ZEKERİYA AKINCI(Ankara) – Sayın Başkan, siz de tatmin oldunuz mu yoksa?

HÜSNÜ TUNA (Konya) – Ahlaksız!

BAŞKAN – Ben tatmin oldum efendim.

Sayın Ayhan, buyurun efendim. 

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bu konuyu uzatmak istemiyorum. Ancak, gerçekten, bu konuyla ilgili  1 milyon 700 bin gencin evinde çok büyük sıkıntılar olduğunu çok açık ve net bir şekilde ifade etmek istiyorum.

GÜROL ERGİN (Muğla) – Siz kime “Ahlaksız” diyorsunuz?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Kime “Ahlaksız” diyorsunuz?

HÜSNÜ TUNA (Konya) – Ahlaksız!

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Hepsini görüp görmemek önemli değil…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Kime “Ahlaksız” diyorsunuz?

GÜROL ERGİN (Muğla) – Kime diyorsunuz?

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen… Lütfen…

HÜSNÜ TUNA (Konya) – “Sen de tatmin oldun mu?” diyen çıksın,  ona söylüyorum. Edepli olun!

BAŞKAN – Emin Haluk Bey, buyurun efendim siz.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Nasıl söyleyeyim Sayın Başkan?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Başkana soruyor…

BAŞKAN – Arkadaşlar, bir arkadaşımızın sözünü kesmeyelim lütfen. Arkadaşlar, lütfen…

GÜROL ERGİN (Muğla) – Ya, “Ahlaksız” diye bağırıyor oradan Sayın Başkan.

HÜSNÜ ORDU (Konya) – Biraz edepli olun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan… Hüsnü Bey…

BAŞKAN – Hüsnü Bey… Lütfen arkadaşlar… Lütfen… Ne oluyor arkadaşlar?

GÜROL ERGİN (Muğla) – Biz Sayın Bakanı sessiz sessiz dinledik.

HÜSNÜ TUNA (Konya) – Edepli olun...

GÜROL ERGİN (Muğla) – Oradan “Ahlaksız” diye bağırıyor. “Ahlaksız” diyen ahlaksızdır.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…

Evet, hüsnüniyet içinde hareket edelim.

MUSTAFA KABAKCI (Konya) – Yaşına yakışan şeyleri söyle.

GÜROL ERGİN (Muğla) – Kardeşim, oradan “Ahlaksız” diye bağırıyor.

BAŞKAN – Sayın Kabakcı, arkadaşlar lütfen… Sayın Ergin, saygıdeğer arkadaşlarım, lütfen…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan aciz mi, cevap veremez mi yani? Buradan laf atılınca Sayın Başkan cevap verir. Burada bir ahlak sorunu filan yok yani. Bu çok somut bir mesele, herkesi ilgilendiren bir mesele, ciddiyetle açıklığa kavuşsun istiyoruz.

BAŞKAN – Arkadaşlar lütfen…

Sayın Ayhan, buyurun efendim.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, yükseköğretime geçiş sınavıyla ilgili soruşturmanın idari açıdan da tamamlanıp neticeye bağlanmasına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, gerçekten ben bu işin mağduruyum. Benim oğlum bu sene sınava girdi. 1 milyon 700 bin çocuğun evinde, ailesinde çok sıkıntılı, endişeli bir durum söz konusu. Bunun çok net bir şekilde, kamuoyunu tatmin edecek bir şekilde, endişeleri giderecek bir şekilde anlatılması lazım, problem varsa ortaya çıkarılması lazım. Sayın Bakanın nezdinde kamu kurum ve kuruluşlarına olan saygımı kaybetmek istemiyorum ama geçen yıl da benzer bir hadisenin olmuş olması ülkede bu tür güvenlikten Hükûmetin sorumlu olmaması gibi bir durumu ortaya çıkarmaz. Bu nedenle bir an önce bu soruşturmanın idari açıdan da tamamlanıp neticeye bağlanmasını talep ediyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Buyurun Sayın İçli.

2.- Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin, yükseköğretime geçiş sınavıyla ilgili idari soruşturma yürütülmekteyken Cumhurbaşkanının, Millî Eğitim Bakanının telkin ve tavsiyede bulunamayacağına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere Hükûmetin, Sayın Millî Eğitim Bakanının “Tatmin oldum.” açıklamaları gerçekten çok vahim. Anayasa’mızın 138’inci maddesine göre, yürütülmekte olan adli soruşturmalara telkin ve tavsiyede bulunulamaz. “Tatmin oldum.” açıklaması, mevcut bir sorunun üstünün örtülmesidir. Bakın, bu konu alay konusu olmuştur. Vatandaşların artık, Millî Piyango İdaresine olan güvenleri Millî Eğitim Bakanlığına, ÖSYM’ye olan güvenden çok daha fazladır. Hiç olmazsa toplardan gelen şansı denemektedir, şifrelerle birtakım neticelere ulaşma imkânı ortadan kalkmaktadır.

Hükûmetin yapması gereken olay bu işin üstünü örtmesi değildir. Siyasi kadrolaşmanın ÖSYM gibi olaylarda nasıl vahim sonuçlar doğurduğunu bu somut olayda da görmekteyiz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Günal, siz başka bir konuyla ilgili olarak konuşacaksınız galiba.

Buyurun.

3.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Polis ve Kanser Haftası’na ilişkin açıklaması

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

O konuyla ilgili değil.

Ben, öncelikle, bu hafta Polis Haftası olduğu için polislerimizi kutluyorum yaptıkları mücadeleden dolayı. 10 Nisan 1845’te kurulmuştur. Çok uzun yıllardır hizmet ediyorlar, çok özverili, fedakâr çalışma yapıyorlar ama o karşılığını tam alamıyorlar. İnşallah bu düzenlemelerde onlara da bir şeyler düşer. Dün Sayın Kuzu ve Sayın Bakan söyledi. Biz “Yok.” dedik ama onlar “Var.” diyor.

Kendilerine tekrar, şehit, gazi olan güvenlik görevlilerimize minnetlerimizi sunuyoruz, şehitlere Allah rahmet eylesin diyoruz.

Kanser Haftası da önemli. Az önce Sayın Komisyon Başkanımız da ifade etti ama ben hastalara şifalar diliyorum. Akdeniz Bölgesinde çok yaygın olduğu için ve ailemde de bu vakalar yaşandığı için biliyorum. Bir an önce de, Araştırma Komisyonumuzun sonuç bildirgesinde yer alan hususların eyleme geçmesini ve kurumsal yapının da bir an önce tamamlanmasını temenni ediyorum.

Son olarak: Fizyoterapistlerin de 8 Nisan günüydü. Onlar da bu kanundan faydalanacakları için…

Bütün sağlık personeline başarılar diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Ben de katkınız için teşekkür ediyorum Sayın Günal.

Emniyet mensuplarımızın da böylece günlerini kutlamış oluyoruz.

Sayın Özkan…

4.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, çiftçilerimizin, köylülerimizin tarlasında, bahçesinde kullanacakları alt gübresinin bir an önce taksitle satışının önünün açılmasına ilişkin açıklaması

 

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Şu anda köylülerimiz, çiftçilerimiz tarlalarında, bahçelerinde alt gübresine ihtiyaç duymaktadır. 50 kilogramlık 15-15 gübresinin fiyatı 48, 50 kilogramlık potasyum fosfatın fiyatı 65 lira civarındadır. Çiftçinin dostu olan tarım krediler bu gübreleri peşin fiyatla satmaktadır. Bu pahalılığa rağmen, alım güçlüğü çeken köylülerimiz, çiftçilerimiz bir an önce taksitle satışın önünün açılmasını istemektedirler.

Aracılığınızla Hükûmet yetkililerinin bu soruna çözüm bulması yönünde önerimi yapıyor, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.

Sayın Aydoğan…

5.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, son zamanlarda ÖSYM’de özellikle, tüm sınavlarda kopya ve şifreleme olmasının sorumlusunun Hükûmet olduğuna ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, ÖSYM Başkanı “Soru kitapçığını hazırlarken özensiz davranmışız.” diyor.

BAŞKAN – Sayın Aydoğan, bakınız…

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Sayın Bakan da “Çocukları istismar etmeyelim, siyaset yapmayalım.” diyor. Doğru söylüyor. Peki, 1,7 milyon gencimizin geleceğini ilgilendiren sınavda şifre uygulayanlar ve bu şifreyi yapanlar… Bunun sorumlularını bulmayan Hükûmetin sorumluluğu yok mudur? Ülkeyi yönetenlerin görevi halkın güvendiği, öğrencilerimizin güvenebileceği bir sınav ortamı yaratmak değil midir? Son zamanlarda, ÖSYM’de özellikle, tüm sınavlarda bu kopya ve şifreleme olmasının sorumlusu siz ve Hükûmetiniz değil midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım, bakınız, biraz önce Sayın Bakan da izah etti, özerk bir kurum söz konusu. O kurumla ilgili olarak, bir taraftan, adli yargı soruşturmayı başlatmış. Yargının, bu neticelerini hep beraber beklememiz gerekir. Herhâlde bu konularla ilgili olan bilgiler yani Sayın Bakana iletilen bilgiler bizdekilerden daha fazladır. Biz kanaatlerimizi izhar edebiliriz ama kanaatlerimiz yüzde 100 doğru anlamında bir şey taşımaz. Bunlar sadece arkadaşlarımızın kanaatleridir.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Sayın Başkan, “Tatmin oldum” açıklaması üstünü örtmedir onun. Açıklama olur mu tatmin oldum…

BAŞKAN – Efendim, şahsi kanaatleri bilgilerle karıştırmayalım.

Evet, son olarak Sayın Kacır, buyurun.

6.- İstanbul Milletvekili Ünal Kacır’ın, yükseköğretime geçiş sınavına ait basına verilen kitapçığın şifreli olarak hazırlanmasının yönetime yönelik bir komplo olabileceğine ve bu yönde araştırma yapılmasına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Bakanıma bir ricamı söylemek istiyorum efendim.

Sayın Bakanım, öğrencilere sınavda verilen kitapçıklarda şifre olmadığına göre, basına verilen kitapçığın şifreli olarak hazırlanmasının yönetime yönelik komplo olabileceğini düşünüyorum. Bu yönde araştırma yapılmasının doğru olacağını arz ediyorum efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım da işitti, herhâlde tutanaklara da geçti. İnceleme yapan sayın yargı mensupları da işitmişlerdir. Bu hususta yargımızın gereken incelemeyi, soruşturmayı yaparak gereken neticeye ulaştıracağını, gönlümüzün bu hususta ferah olması gerektiğini söylüyorum.

Sayın Bakanım, gerekli açıklama, bir ilave yapacak mısınız?

Sayın Kafkas, sizin konunuz ne? Siz de mi bu konuyla ilgili?

AGÂH KAFKAS (Çorum) – Evet.

BAŞKAN - Efendim, hepimiz ÖSYM uzmanı olduk maşallah, bu konularla ilgili olarak, yani  böyle bir hakkımızın olmaması lazım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, bağrımız yandı, bağrımız!

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kafkas.

7.- Çorum Milletvekili Agâh Kafkas’ın, yükseköğretime geçiş sınavını tartışarak çocuklar üzerinden siyaset yapmanın etik olmadığına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

AGÂH KAFKAS (Çorum) – Sayın Başkanım, ben tartışmaları esefle izliyorum. 1 milyon 700 bin öğrencimizin sorununu yaşıyoruz. Bir tanesinin de babası benim. Yani “Sorunu nasıl çözeriz?” yerine “Bir şey yakaladık, bunu nasıl istismar ederiz?” mantığından birilerinin kurtuluyor olması lazım. Bırakalım çocukların yakasını. Yargı ve devlet gereken müdahaleleri yapıyor. Yapılan açıklamaları hiç kimse dinlemiyor. Bir soru soruluyor, yapılan bir açıklama var ortada ve “Yapılan açıklama doğru mudur, yanlış mıdır yani bizi tatmin ediyor mu, etmiyor mu?”yu sormuyoruz, hepimiz aklımızdaki soruları tekrarlayarak yeniden çocukların dünyasını karartıyoruz. Yani çocukların üzerinden siyaset yapmak gerçekten etik değil. Bırakalım çocukları...

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, kim yaptıysa münhasıran söylesin.

AGÂH KAFKAS (Çorum) – Yani sistem işlesin. Söylenen söylenmiştir. Söylenenlerin üzerinde yapılanlara bir zaman tanıyalım. Eğer yapılmıyorsa, ondan sonra konuşalım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, Sayın Tan da var.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, biz burada gayet normal bir şekilde izah ettik, söyledik.

BAŞKAN – Sayın Ayhan, ben size teşekkür ediyorum. Evet, bir öğrenci velisi olarak...

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – İstismar edecek en ufak bir şey de söylemedim ben.

AGÂH KAFKAS (Çorum) – Sana söylemedim ki! Niye üstüne alınıyorsun?

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Kime söylediysen ona söyle, ortaya konuşma.

BAŞKAN – Emin Bey... Agâh Bey  lütfen...

Sayın Ayhan, evet, açıklamanız gayet makuldü, dün de aynı şeyi söylediniz. Ben sizin nezaketinize teşekkür ediyorum.  Sayın Bakanım da bu hususta açıklama yaptı. Son olarak, Sayın Bakanıma iki dakika...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, Sayın Tan bir kelime...

BAŞKAN – Efendim, bırakınız efendim... Öyle durmadan... Sayın Aslanoğlu, lütfen efendim, yerinize oturunuz. Ben yönetme üslubunu biliyorum efendim. Lütfen...

Saygıdeğer arkadaşlarım, böyle kısa kısa kalkıp söz almaya falan başlarsanız...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama bizim gruptan bir kişiye söz verdiniz.

BAŞKAN – Efendim, anladım da yani şimdi ben görüyorum Sayın Aslanoğlu. Başkan Vekilliğini ben yapıyorum. Ben Sayın Ahmet Tan’ın girdiğini de görüyorum efendim, lütfen.  “Ona söz verin, buna söz verin.” ifadesi olmaz. İstirham ediyorum. Giren arkadaşlarımın buradaki isimlerini görüyorum, veriyorum.

Ama yani bu konuyu bu şekilde bir neticeye vardırmanın mümkünü yoktur ama tarihe not düşüyorsanız, tutanaklara geçiriyorsanız ona bir diyeceğim yoktur. Ona da saygı duyarım bir siyasetçi olarak.

Sayın Tan, buyurun.

Ondan sonra Sayın Bakanımıza söz verip bu ÖSYM konusunu ilgililerine bırakacağız.

Buyurun.

8.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, yükseköğretime geçiş sınavına dair Cumhurbaşkanının, sayın bakanların ve sayın başbakan yardımcısının “Orada bir şey olmamıştır.” demelerinin yargıya açıkça müdahale olduğuna ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı

 

AHMET TAN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, efendim, tabii yürütülmekte olan soruşturmaya müdahale, açık bir müdahale ve en üst düzeyde müdahale. O yüzden, burada, işte, bize lütfen tabii söz vermeniz, bu müdahaleyi belki kamu vicdanında rahatlatabilecek bir şey. Yani ilk defa böyle bir durum çıkıyor. Yıllardır, elli yılı aşkın merkezi sistemle bu ülkede sınav yapılıyor. Ne yazık ki sadece bu iktidar döneminde oldu. Bunun köklerinin araştırılması, herhâlde, en azından söz hakkı verilmesi, burada milletvekillerine hakça davranmak bakımından önemli.

Sayın Büyükanıt, Şemdinli’deki bir olaya “Ben kefilim.” dediği zaman kıyamet kopmuştu, olay yargıya bile taşınmıştı. Burada da Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı, sayın bakanların, Sayın Başbakan Yardımcısının yaptığı aynı şeydir. “Orada bir şey olmamıştır.” demek açık müdahaledir. Bunun hesabının bu kadar kolay kapatılması...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Tan da müdahale ediyor şimdi Sayın Başkan.

BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım, siyasetçilerin bir kısmı konuştuğu zaman bir yere müdahale olmuyor, onlar görüşlerini ifade ediyorlar ama başka siyasiler konuştuğu zaman müdahale oluyor. Doğrusu bunu da anlamak zor Sayın Tan. İstirham ediyorum.

Evet, Sayın Bakanı, konuşturup ondan sonra bu konuyu kapatıyorum. Başka söz hakkı yok.

Buyurun Sayın Bakanım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sorular bölümünde ileri sürülen bazı şeylere, şahsımla ilgili olduğu için açıklama yapmak üzere tekrar söz almış bulunuyorum.

Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanının pazar günkü yapmış olduğu açıklamalara ve şifreleme iddialarına ilişkin vermiş olduğu cevaplara ilişkin tatmin edici bulduğumu ifade etmem, asla ve kata yargıya müdahale anlamına gelemez, gelmez ve tavsiye ve telkin niteliğinde de değildir. Yargıya talimat, telkin verilmesinin mümkün olmadığını ve buna ilişkin her eylemin de bir suç oluşturabileceğini bilen, uzun yıllar ceza avukatlığı yapmış birisi olarak söylüyorum, neyin yargıya müdahale olduğunu, neyin olmadığını Sayın İçli en az sizin kadar biliyorum, Sayın Tan en az sizin kadar biliyorum.

Dolayısıyla, burada bu kadar büyük bir bilgi kirliliğinin, dezenformasyonun yapıldığı… Kaldı ki burada az önce de ifade edildi, “şifreleme ortaya çıktığı hâlde” gibi kesin cümleler kullanıldığı hâlde, ben ısrarla, soruşturmanın yargıya da intikal ettiğini, bağımsız bilimsel kurumlar tarafından konunun ele alındığını ve ama şu an bütün soru kitapçıklarının, cevap anahtarlarının sınava girenler ve velileri tarafından paylaşılabilecek şekilde şeffaf ve paylaşılabilir bir şekilde açıldığını, asla ve kata şifreleme yolunda veya şifreyle bazı adayların kayrılması, adaleti zedeleyecek bir tutum içerisinde ne kurumun ne de bizlerin -kaldı ki bağımsız bir kurum- olmayacağını ben herhâlde Millî Eğitim Bakanı olarak, bu anlamda kendimden son derece eminim, çok rahatım. Bunları ifade etmemden doğal da hiçbir şey olamaz.

Bakın, ne kadar büyük bir kafa karışıklığına yol açılmaya çalışılırsa çalışılsın, bizim bu konuda, herhangi bir şekilde, tek bir kişinin dahi kayrılması, özel muamele yapılması, ayrıcalıklı davranılması konusunda tutumumuz çok nettir. Bir kez daha söylüyorum, biz bu sınavları adil, objektif, eşit bir şekilde uygulamaya çalışıyoruz, bunun gayreti içerisindeyiz. Daha önce de kamu personeli seçme sınavında sorular önceden sızdırıldığı hâlde muhalefetin hiçbir şekilde konuşmamış olduğunu da, bize şu anda kadrolaşma iddiasında bulunanların önceki dönemdeki başkana yönelik olumlu kayırmacılık içinde olduklarını da burada vurgulamak isterim. Bir olay yaşandı ÖSYM’de, Cumhuriyet Savcılığı buna el koydu, bilirkişi raporları “Burada sorular önceden sızdırılmıştır.” dedi, sınav iptal edildi ama burada biriniz dahi çıkıp eski ÖSYM başkanı hakkında söz söylemediniz.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Söylenmez mi? Kıyamet koptu. Gazete okumuyor musunuz, gazete?

MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Bir buçuk iki ay önce göreve gelen bir başkan ki gösterdiği titizlik… Büyük bir haksızlık, büyük bir insafsızlık olarak görüyorum. Dolayısıyla, basına verilen kitapçık üzerindeki açıklamalar çok belli. Bu anlamda çocukları istismar etmeyelim. Bir kez daha söylüyorum, herhangi bir şifre uygulaması yoktur. Gençlerimiz bu anlamda bize güvensinler diyorum.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Bakanım, demin “Bize bağlı değil.” diyordunuz, şimdi “Yoktur.” diyorsunuz. Yargıya niye bırakmıyorsunuz? Bunun sonucunu yargıya bırakmak lazım.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündem dışı üçüncü söz, Malatya iline yapılan yatırımlar ve hizmetler hakkında söz isteyen Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’e aittir.

Sayın Öz, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’ün, Malatya iline yapılan yatırımlara ilişkin gündem dışı konuşması

 

ÖMER FARUK ÖZ (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya ilimize yapılan yatırımlarla ilgili konuşmak üzere gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, insan için en önemli şey, üzerine düşen, kendine tevdi edilen emanete layık olmasıdır. 2002 yılından bugüne Sayın Başbakanımızın Başkanlığında AK PARTİ kadrolarına verilen oylar neticesinde üzerine tevdi edilen emanet çerçevesinde ülkemizin her tarafı şantiye hâline dönmüştür. Bu şantiye hâline dönen ülkemizin bir parçası da Malatya’dır. Ben bu vesile ile Malatya’mıza yapılan yatırımlarla ilgili sizleri biraz bilgilendirmek istiyorum ana başlıkları itibarıyla.

Ulaşımda Malatya’da, Elâzığ-Malatya arasındaki 100 kilometrelik duble yol tamamlanmıştır. Darende-Malatya arasındaki 85 kilometrelik yolun, yaklaşık 200 trilyonluk bedelle, yapımı yüzde 80 civarında tamamlanmış, geri kalan kısmı da gidiş gelişli tünel olmak üzere bu yıl sonu itibarıyla tamamlanacaktır. Yine Malatya’yı güneye bağlayan Gölbaşı yolu üzerindeki Reşadiye Geçidi tamamlanmış, inşallah ağustos veya eylül ayı içerisinde hizmete girecektir. Aynı şekilde devamındaki Erkenek tünellerinin ihalesi yapılmış, inşallah yakın zamanda firmayla sözleşme imzalanarak yapımına başlanacaktır. Yine Malatya Yeşilyurt-Çelikhan ayrımı Adıyaman yolu, hızlı bir şekilde yapımına devam edilmektedir. Yine Malatya-Sivas arasındaki 108 kilometrelik yolun proje ihalesi yapılmış, proje ihalesi biten kısım ile ilgili yapım ihalelerine hemen başlanacaktır.

Yine şehrimizin merkezinde yaklaşık 40 trilyonluk bir maliyetle üç adet alt geçit tamamlanmış ve halkımızın hizmetine sunulmuştur. İnşallah önümüzdeki günlerde, bu yıl sonu itibarıyla, kuzeyden bir çevre yolu ile ilgili çalışmalar son aşamaya gelmiş, inşallah 2011 yılı sonuna doğru yeni bir çevre yolumuzun yapım ihalesi yapılmış olacaktır. Yine Beylerderesi Viyadüğü’müz tamamlanmıştır. Aynı şekilde havaalanı terminalimiz yenilenmiştir. Yine, 1 olan pistimiz 2’ye çıkarılmıştır. Bunlar duble yol kapsamında yaptığımız çalışmalardır.

Aynı şekilde, KÖYDES kapsamında, 2005 ile 2010 yılları arasında köylerimizin yol, su, sulama suyunda kullanılmak üzere 112 trilyon lira para harcanmıştır. Bu çerçevede, 36 kilometre olan yollar 253 kilometreye -duble yol- çıkmıştır.

Yine aynı şekilde, sağlığa baktığımızda, 90 trilyon civarında bir ihale yapılmış ve bölgeye hizmet verecek bir eğitim hastanesinin yapımı hızlı bir şekilde devam etmektedir.

Yine aynı şekilde, eğitime baktığımızda, 4.500 olan derslik sayısı 6.100’lere çıkmıştır. Üniversitemizde çok sayıda yeni fakülteler açılmış, üniversitemizin kadro ihtiyacı tamamlanmıştır.

Yine aynı şekilde, organize sanayi bölgelerimiz, iki organize sanayi bölgemiz yatırımcılarla dolmuş, 1. ve 2. Organize Sanayi Bölgemizin toplamı 8 milyon metrekare iken 12,5 milyon metrekare yer tahsis edilmiş ve onun da altyapıları şu anda bitmek üzeredir. İnşallah, orayla ilgili çalışmalar da tamamlandığında özellikle istihdam konusunda çok önemli bir kapı açılmış olacaktır.

Yine, Malatya’mız, yatırım için, teşvik amacıyla yatırıma en uygun iller arasına alınmış ve bu çerçevede de ülkemize yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcıların yatırım yapma noktasındaki tercih noktası olmuştur.

Yine aynı şekilde, sağlıkla ilgili, doktor sayısı ülke ortalamasının üzerine çıkmıştır, ilimizde gerek uzman hekim ortalaması gerek pratisyen hekim ortalaması ülke standartlarının üzerine çıkmıştır.

Aynı şekilde, tarımla ilgili baktığımızda, 418 milyon lira çiftçimize yardım yapılmıştır, mazot yardımı, gübre yardımı, don yardımı gibi her konuda yapılan yardımlar 418 milyon TL ve bir ilk yapılmıştır, bu ilk de şudur: Tarım sigortası uygulamasına dönemimizde başlanmıştır. Tarım sigortası kapsamında sigorta bedellerinin yüzde 50’sini devlet karşılamıştır. 2010 yılında don felaketine maruz kalan kayısı üreticimize devletimiz, Hükûmetimiz 90 trilyon lira yardım yaparak kayısıda fiyat istikrarı sağlanmıştır. Daha önceki yıllarda 3,5-4 liraya giden kayısı, Hükûmetimizin tam zamanında yapmış olduğu don desteğiyle kayısı fiyatları 7-7,5 liraya çıkmıştır.

Ben buradan, bu yatırımların gelmesinde emeği geçen başta Sayın Başbakanımıza, bakanlarımıza ve tüm milletvekillerimize ve Malatya sivil toplum örgütlerimize ve bu yatırımları Malatya halkına doğru yansıtan Malatya yerel basınına teşekkür ediyorum.

Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin bir önerge vardır.

Önergeyi okutuyorum:

V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 31 milletvekilinin, rüşvet sorununun bütün yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1101)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Uluslararası Şeffaflık Örgütü 1993 yılında Berlin'de kurulmuş uluslararası bir sivil toplum örgütüdür. 70'ten fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Berlin'deki küçük bir sekretarya uluslararası şeffaflık hareketini koordine etmekte ve desteklemektedir. Ayrıca Londra'da bir araştırma bölümü vardır.

Yaklaşık 60 ülkede Uluslararası Şeffaflık Örgütünün temsilcileri konumunda olan ve temel amacı yolsuzluklarla mücadele ve şeffaflığın geliştirilmesi olan sivil toplum kuruluşu, şeffaflık hareketinin ana çatısını oluşturmaktadır. Bu örgütler ülkelerinin özelliklerini de dikkate alarak yolsuzluklarla mücadelede yeni stratejiler geliştirmekte ve ülkelerindeki gelişmeleri gözlem altında tutmaktadırlar.

Ülke bölümleri mali açıdan olsun, kurumsal açıdan olsun Berlin'deki merkezden tamamıyla bağımsızdır; ancak, merkezin temel ilkelerini faaliyetlerinde göz önünde bulundururlar. Ülke bölümleri aynı şekilde hükümet ve iş çevrelerine karşı da bağımsızlıklarını korurlar. Bu nedenle örgütün yaptığı çalışmalar, dünyada özel bir önem taşımaktadır.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün en son hazırladığı Küresel Yolsuzluk Raporu’nun ortaya koyduğu rakamlar özel bir önemi hak etmektedir. Örgütün, 86 ülkede 90 bin kişiyle yaptığı araştırmaya dayanarak hazırladığı rapor, insanların "dünyanın üç yıl önceye göre daha rüşvetçi bir yer olduğunu düşündüğünü" ortaya koymaktadır. Rapora göre, katılımcıların yüzde 56'sı ülkelerinde rüşvetin daha yaygın hale geldiğini söylemiştir. Rapora katılanların yüzde 56'sı hükümetlerin rüşvet sorununun üstesinden gelmede etkisiz kaldığına inandığını belirtmiştir. Yine aynı raporda, katılımcıların dörtte birinin geçen yıl rüşvet verdiği ve en fazla rüşvet alanların ise polislerin olduğu belirtildi.

Rapora göre, son 12 ayda en fazla rüşvetin döndüğü ülkeler Sahra Altı Afrika'sında yer almaktadır. Sahra Altı Afrika'sı ülkelerinde son bir yılda rüşvet verdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 56 ile başı çekerken, Türkiye ve Balkan ülkelerinde (Bosna Hersek, Makedonya, Sırbistan, Kosova ve Hırvatistan) bu oran yüzde 19'a ulaşmaktadır.

Türkiye ve Balkan ülkelerinde yetkililerle sorun yaşamak istemediği için rüşvet verenlerin oranı yüzde 6, sorunların çözümünün hızlanması için yüzde 21, hakkı olan hizmeti almak için ise yüzde 15 olurken, niçin rüşvet verdiğini bilmeyenlerin oranı yüzde 53 ve niçin rüşvet verdiğini hatırlamayanların oranı ise yüzde 5 olmuştur. Raporda, Türkiye ve Balkan ülkelerinde hükûmetlerin rüşvetle mücadele çabalarının etkili olduğunu düşünenlerin oranı 2007 yılında yüzde 38 iken, bu yıl bu oranın yüzde 35'e indiği belirtilmiştir. Türkiye ve Balkan ülkelerinde, rüşvetle mücadelede hükûmet liderlerine güven oranı yüzde 17, sivil toplum örgütlerine yüzde 14, medyaya yüzde 11, uluslararası kurumlara yüzde 10 ve özel sektöre yüzde 2 olmuştur. Bu konuda hiç kimseye güvenmeyenlerin oranı ise yüzde 45 olarak hesaplanmıştır.

Rapora göre, son üç yılda rüşvetin seviyesinin nasıl değiştiğine ilişkin soruya, Türkiye'de aynı kaldığını düşündüğünü söyleyenlerin oranı yüzde 17, düştüğünü söyleyenlerin oranı yüzde 26 ve yükseldiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 57 olmuştur.

Ülkemizde yıllardan beridir en önemli toplumsal sorunların başında gelen rüşvet konusunun çözülemediği bir gerçektir. Ekonomik bozuklukların sonucunda ortaya çıktığı bilimsel kabul gören rüşvet ile sistemli bir mücadele gerekliliği kesindir.

Bu bağlamda, ülkemizde yaşanan rüşvetin araştırılması amacıyla Anayasamın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Şevket Köse                                               (Adıyaman)

2) Hulusi Güvel                                              (Adana)

3) Birgen Keleş                                              (İstanbul)

4) Mustafa Özyürek                                        (İstanbul)

5) Nevingaye Erbatur        (Adana)

6) Derviş Günday                                           (Çorum)

7) Abdulaziz Yazar                                         (Hatay)

8) Ali Oksal                                                    (Mersin)

9) Sacid Yıldız                                                (İstanbul)

10) Atilla Kart                                                 (Konya)

11) Ali Rıza Öztürk                                         (Mersin)

12) Mehmet Ali Susam      (İzmir)

13) İsa Gök                                                    (Mersin)

14) Necla Arat                                                (İstanbul)

15) Hüseyin Tayfun İçli     (Eskişehir)

16) Harun Öztürk                                           (İzmir)

17) Ali Topuz                                                 (İstanbul)

18) Ali İhsan Köktürk         (Zonguldak)

19) Orhan Ziya Diren         (Tokat)

20) Atila Emek                                               (Antalya)

21) Abdullah Özer                                          (Bursa)

22) Ergün Aydoğan                                        (Balıkesir)

23) Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             (Malatya)

24) Selçuk Ayhan                                           (İzmir)

25) Mehmet Sevigen         (İstanbul)

26) Ahmet Ersin                                             (İzmir)

27) Durdu Özbolat                                         (Kahramanmaraş)

28) Mehmet Ali Özpolat     (İstanbul)

29) Ramazan Kerim Özkan                            (Burdur)

30) Mevlüt Coşkuner         (Isparta)

31) Ahmet Küçük                                           (Çanakkale)

32) Ali Rıza Ertemür          (Denizli)

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önerge gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşme sırası geldiğinde yapılacaktır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı’nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları raporlarının görüşmelerine başlayacağız.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı’nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (2/889, 894) (S. Sayısı: 744) (*)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 744 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, teklif, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümler de yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.

Teklif üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Tekin Bingöl’e aittir.

Sayın Bingöl, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Bu kanun teklifi, alelacele Meclise taşınan ve Komisyon görüşmeleri sırasında İç Tüzük ihlalleri yapılarak, sürelerde ve kanun tekliflerinin birleştirilmesinde Meclisin çalışma usul ve esaslarına uyulmadan Genel Kurula indirilen bir kanun teklifi durumuna gelmiştir. Bu kanun teklifi, başlangıçtaki hâliyle tümüyle sağlığı ilgilendiren bir kanun teklifi olmasına rağmen esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu öngörülmüş ancak Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmeler sırasında Komisyon üyesi arkadaşlarımızın dahi dikkatini çekerek, ihtisas isteyen, özellikli bir konu olduğu için Sağlık Komisyonunda görüşülmesi uygun görülerek Sağlık Komisyonuna iletilmiştir. Ancak şunu itiraf etmeliyiz ki Sağlık Komisyonunda daha önce bu konuda ayrıntılı olarak bilgi sahibi olunmaması nedeniyle görüşmeler çok sağlıklı bir şekilde yürütülememiştir. Keza, yeterli kamuoyu desteği de alınmadan, kamuoyunda ciddi anlamda tartışılmadan hazırlandığı için bu kanun teklifi gündeme geldiği andan itibaren hepinize, parti gözetmeksizin bütün milletvekili arkadaşlarımıza farklı meslek gruplarından, uzman derneklerinden, sağlık çalışanlarından sorunlarını iletmek üzere çokça talepler gelmiş, ikili görüşmeler talep edilmiş, grup başkan vekilleri bu konuda ziyaret edilmiştir. Bu da gösteriyor ki bu kanun teklifi yeterince kamuoyuyla paylaşılarak ya da taraflarca çok iyi bir şekilde irdelenerek hazırlanmadan Meclis gündemine taşınmıştır.

Değerli milletvekilleri, elbette bu kanun teklifi içerisinde bizim de uygun gördüğümüz, destek verdiğimiz, katkı koyduğumuz maddeler var. Örneğin, tıptaki olağanüstü gelişmelerle paralel olarak, yeni oluşan yardımcı sağlık personelinin birçoğunun yasalarda tanımı yapılmıyor idi ve görev tanımları maalesef resmî hâle dönüştürülmemişti. Bu bir ihtiyaçtı ve bu çalışanların, ağırlıklı olarak teknisyen ve teknikerlerin bu talepleri bu kanun teklifiyle büyük ölçüde giderilmiş olmaktadır. Artık, birçok sağlık teknisyeni ve teknikerin görev tanımları bu kanun teklifi içerisinde yapılmıştır ve bu, o çalışanlar için son derece önemli bir adımdır.

Keza, bu kanun teklifi içerisinde, yine tıptaki önemli gelişmelere paralel olarak yapılan araştırmaların ileri safhası olan insanlar üzerindeki bilimsel araştırmaların da bundan sonra yeni yönetmelikler ve değerlendirmeler sonrasında Türkiye’de de yapılıyor olması çok önemsenmesi gereken bir husustur ve umut ediyorum ki o bilimsel araştırmalar yapılırken mutlaka etik kurallara riayet edilecektir, bunun mutlaka ciddi anlamda takibi yapılacaktır ve özellikle, bu kanun teklifi kapsamında hayata geçirilecek olan Danışma Kurulu ile Etik Kurulun nitelikli, mesleğinin uzmanı ve profesyonel kişilerden oluşturularak insan üzerindeki bu bilimsel araştırmaların gerçekçi, sağlıklı ve hiçbir şekilde rant peşinde koşanlara itibar etmeyecek, kullanılmayacak bir düzenleme hâline dönüştürülmesi kesinlikle bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifinin en önemli maddelerinden bir tanesi tıpta ihtisas süreleri ile yan dal ihtisaslarını ve sürelerini oluşturan maddedir. Bildiğiniz gibi, bu kanun teklifinde en çok talebin geldiği madde de 10’uncu maddeye ek 14’üncü maddedir. Gerçekten, o maddede çok sayıda uzmanın, çok sayıda sağlık çalışanın çok ciddi talepleri vardır ve bu taleplerin önemli bir kısmı da haklı taleplerdir, dikkate alınması gereken taleplerdir.

Bakınız değerli milletvekilleri, örneğin radyolojide son yıllarda olağanüstü gelişmeler katedilmiştir. Hem radyolojik işlemlerde hem de radyolojide kullanılan cihazlardaki müthiş gelişmeler radyolojinin kullanım alanını olağanüstü genişletmiştir. Dolayısıyla, radyoloji eğitiminin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Hatırlayınız, bundan yirmi-yirmi beş yıl önce radyoloji ünitesinde sadece bir röntgen cihazı varken bugün ultrason cihazından, MR’ından BT’sine varıncaya kadar çok çeşitli cihazlar kullanılmaktadır. Dolayısıyla, bu hassas cihazların mutlaka eğitiminin alınarak kullanılmasında büyük yarar vardır. Keza, yine radyolojide “girişimsel radyoloji” diye nitelendirilen ve son yıllarda çok önemli gelişmeler kaydeden bir dalın da bu kapsamda eğitiminin ciddi anlamda verilmesinin zorunluluğu vardır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Örneğin, kardiyoloji eğitim süresinin -ki, bildiğiniz gibi tüm dünyada ve ülkemizde, hastalıklar sıralamasında 1 ya da 2’nci sırayı işgal eden hastalık kalp ve damar hastalıklarıdır. Dolayısıyla, bu kadar önemli bir bölümdeki eğitim süresinin de haklı olarak ki bu, kardiyologların tamamının talebidir, dört yıldan beş yıla çıkarılması bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır.

Değerli milletvekilleri, aynı şekilde bu kanun teklifinde yapılan düzenlemeler, maalesef branşlar arasında bir kargaşayı, bir kaosu, bir yetki kargaşasını beraberinde getirmektedir ve birbirini tamamlayan bölümlerin, çalışmaları sırasında uyum içinde çalışan bu bölümlerin maalesef bu düzenlemeyle birbirleriyle ayrışacakları, kırılmaların olacağı ve sürtüşmelerin hayata geçeceği kaçınılmaz bir gerçektir. O açıdan, bu maddenin mutlaka yeniden irdelenmesi ve gözden geçirilmesi zorunluluğu vardır. Aksi takdirde, örneğin, enfeksiyoncularla mikrobiyologların yaşadığı sorunu, psikologlarla psikiyatristlerin yaşadıkları sorunu -bu örnekleri çoğaltmak mümkün- kanunlaştıktan sonra da yaşamaya, onların sorunlarıyla sıkça karşılaşmaya maruz kalacağız. Aslında, bu madde tümüyle kanun teklifinden çıkarılmalıdır. Zira, bundan önce bu tür ihtisas sürelerinin ve yan dalların oluşturulması Sağlık Bakanlığındaki Kurul tarafından oluşturuluyor idi ve o Kurul yönetmeliklerle bunu ihdas ediyordu ama şimdi bu yapı, madde içerisine alınarak yasalaştığında artık yönetmelikle düzenleme şansı kalmayacak ve yılda birkaç yönetmelikle bunların sil baştan düzelme şansı var iken bu ortadan kalkacaktır.

Değerli milletvekilleri, bir başka önemli husus, bir hak olan, yani bu uzman arkadaşlarımızın usulsüzlük ya da haksızlığa maruz kalmaları hâlinde hukuki yollara başvurmalarının önü de maalesef bu maddeyle tıkanmaktadır. O da bu arkadaşlarımızı, hekimlerimizi, önümüzdeki süreçte ciddi anlamda zora sokacaktır. O açıdan bu madde çok önemlidir ve o açıdan bu maddenin, tümüyle ama tümüyle, bu kanun teklifinden çıkarılmasında son derece yarar vardır. Bir süre daha Sağlık Bakanlığındaki Kurul tarafından bunun düzenlenmesi kesinlikle hiçbir sıkıntı getirmeyecek, aksine yaşanan sorunları ortadan kaldıracaktır.

Bakınız değerli milletvekilleri, radyolojide “girişimsel nöroradyoloji” diye bir kavram geliştiriliyor. Bugüne kadar bu uygulamalar radyologlar eliyle yapılırken bu teklif yasalaştıktan sonra bu uygulamayı aynı şekilde nörologlar ve beyin cerrahlarının yapması da söz konusu olabilecektir ki bu, işin özüne aykırıdır. Zira, girişimsel radyoloji uygulamalarının yapılacağı mekân radyoloji üniteleridir. Keza bu uygulamaların yapıldığı cihazların tamamı radyoloji ünitelerinde vardır ve yine bu girişimler yapılırken hekime yardımcı olan yardımcı sağlık personeli, radyoloji ünitesinde çalışan teknisyenlerdir ve onlar bir ekip anlayışı içerisinde radyologlarla birlikte çalıştıkları için daha uyumlu, daha olumlu sonuçlar alınabiliyorken olayı genişleterek radyologların dışında beyin cerrahlarının ve nörologların da bu işin içine dâhil edilmesi, inanın ki bu branşlar arasında birtakım ihtilafların, birtakım sürtüşmelerin, birtakım kırılmaların olmasına yol açacaktır. Keza bu ihtisas dallarından birçoğunun yan dallarının da oluşturulması, ciddi sorunların yaşanmasına yol açacaktır. Örneğin, dört yıllık eğitim alan mikrobiyologların görev alanlarına, rotasyonları dahi olmayan enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının dâhil edilmesi, bir haksızlığı beraberinde getirecektir. Mutlaka, çizelgedeki bu maddenin de düzeltilmesinde önemli yararlar vardır.

Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifi içerisinde birkaç düzenleme daha yapılmaktadır. Bunlardan bir tanesi, sağlık tesislerinin, hastanelerin Toplu Konut İdaresi eliyle yapılması uygun görülmektedir. Oysa sağlık tesisleri özellikli, önemli birimleri olan, yoğun bakım gibi, ameliyathane gibi değişik birimleri olan, detayların çok önemli olduğu kuruluşlardır. Dolayısıyla, bu tür ünitelerin, bu tür tesislerin mutlaka tek elden ve bu konuda deneyimli, birikim sahibi kadrolar tarafından yapılmasında olağanüstü yarar vardır. Eğer biz bunu asli görevi konut yapmak olan Toplu Konuta havale edersek, inanın, son günlerde Türkiye'nin muhtelif yerlerinde yaşanan sorunları daha da büyüyerek yaşayacağız. Hatırlayınız, hastanelerde gaz patlamaları, yangınlar ve benzerleri hepimizi üzen sonuçlara yol açmaktadır. O açıdan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir birimin -örneğin İnşaat Dairesinin- tümüyle bu işle meşgul olarak hastanelerin yapımından bakımına, tadiline kadar tümünü üstlenmesi en ufak bir şaibeye meydan bırakmayacağı gibi daha nitelikli sağlık tesislerinin de oluşmasına yol açacaktır.

Değerli milletvekilleri, keza bu kanun teklifinde bir başka madde de özel idarelere aktarılan Sağlık Bakanlığı bütçesinin ödenekleridir. Değişik gerekçelerle bu ödenekler kullanılmamış ve o ödenekler atıl vaziyette durmaktadır. Şimdi, kanun teklifinin 1’inci maddesiyle bu ödenekler Toplu Konut İdaresine aktarılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin muhtelif yerlerinde sağlık tesisi inşaatları sürmekte ve bunların bir an önce bitirilmesi zorunluluğu var iken Bakanlık bütçesinin bir kısmının Toplu Konut İdaresine aktarılmasının hiç ama hiçbir anlamı yoktur. Aktarılması gerekiyorsa -ki gereklidir- orada atıl vaziyette duran, kullanılmayan ödeneklerin mutlaka Sağlık Bakanlığına aktarılmasında ve dağıtımının Sağlık Bakanlığı eliyle yapılmasında önemli yararlar vardır. Bu, kaynakların verimli ve yerinde kullanılması zorunluluğu gereğidir ama maalesef, bu kanun teklifiyle bu ortadan kaldırılmakta, Sağlık Bakanlığı bütçesinin içinde olan ödenekler Toplu Konut İdaresine verilmektedir.

Toplu Konutta ödenek sıkıntısı mı vardır? Toplu Konutta yandaşlara ihale edilen inşaatların ödeneklerini ödemek adına Sağlık Bakanlığının bütçesi mi ayrılmaktadır? Bütün bunların, bu soru işaretlerinin ortadan kaldırılması için, Sağlık Bakanlığının bütçesinden il özel idarelerine aktarılan bu payların tekrar Sağlık Bakanlığına döndürülmesinde son derece yarar vardır.

Değerli milletvekilleri, bazı hastanelerin yapımının Toplu Konut İdaresi tarafından gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Bu olabilir ama o inşaatlar başlatılırken, Kamu İhale Kanunu gereğince, zaten o ihalelerin, Toplu Konuta ihale edilen o inşaatların ödenek sorununun olmaması gerekiyor ki ihale edilsin. Hâl böyleyken il özel idarelerindeki atıl vaziyetteki ödeneklerin Toplu Konuta aktarılmasının hiç pratik bir yararı yoktur.

Bir başka husus, yine bu kanun teklifi çerçevesinde birtakım avukatlık hizmetlerinin takiplerinin doğrudan alım yöntemiyle yapılmasıdır. Oysa Bakanlık bünyesinde hukuk işlerinin daha da etkin hâle getirilerek avukatlık konusunda devletin hukukunun resmî kurumlarca, onların eliyle takip edilmesinin ve sonuçlandırılmasının çok önemli yararları vardır. Bu yapılmazsa, özel hukukçulara, özel hukuk bürolarına bu işler havale edildiğinde inanınız ki yine kafalarda soru işaretleri yaratılacak, yine birtakım şaibeli, problemli sonuçlarla karşı karşıya kalacağız. O açıdan, yapılması gereken, hukuki sorunların, mutlaka, devletin hukukunu koruyan Bakanlık bünyesindeki hukuk birimleri eliyle çözümlenmesine gidilmesidir.

Bu kanun teklifinin gerekçesindeki ilk cümle “Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında düzenlemenin yapıldığı”dır. Dokuz yıla yakın AKP İktidarı döneminde sağlıktaki uygulamaların ve çıkarılan yasaların birçoğu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’ne atıf yapılarak çıkarılmıştır ve Sağlıkta Dönüşüm Projesi yere göğe sığdırılmamaktadır. Bugün Türkiye’de ilk defa üniversite öğretim üyesinden, pratisyen hekimine varıncaya kadar, diş hekiminden eczacısına, ebesinden hemşiresine tüm sağlık çalışanlarını sokağa döken anlayış bu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’dir. Altı gündür İzmir’de bir üniversitenin asistanları -ki o asistanlar zorlu bir tıp eğitiminden sonra TUS sınavını da başararak asistan olma hakkını elde eden bu arkadaşlarımız- grev yapmaktadırlar. İşte onları sokağa döken, idealist anlayışlarının önüne bir set gibi orada çalışma ortamını zehir eden anlayış Sağlıkta Dönüşüm Programı’dır. Sağlıkta Dönüşüm Programı, ülkemizde evine ekmek götüremeyecek kadar yoksul insanlardan, yeşil kartlılardan dahi katkı payı aldıracak bir anlayışın ürünüdür. Sağlıkta Dönüşüm Programı, son yıllarda binlerle ifade edilen eczanelerin kapatılmasına yol açmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Projesi, sokağa çıkan, hak arama mücadelesi veren hekimlerin elindeki bir postere kafayı takarak onun üzerinden yorum yapan Sayın Bakanın başka posterleri, dövizleri görmeden “Doktor ǔnin posteriyle o sağlık emekçilerinin mücadelesine gölge düşüren anlayış, şunu unutmamalıdır ki “Doktor ǔ doktorlar için özgürlüğün, bağımsızlığın, insan haklarının simgesidir ve doktorlar özgürlüğü, bağımsızlığı savunmaya devam edecektir.

Doktorların diğer elinde İbni Sina’nın posteri vardır, o poster de bilimsel araştırmaları, bilim ışığında tıpta ilerlemeyi, hekimlerin, ülkemizdeki sağlık çalışanlarının daha insanca yaşamalarını, daha çağdaş hekimlik yapmalarını öngören bir anlayışla hak arama mücadelesini sürdüreceklerdir ve bütün sağlık çalışanları halkımızla el ele vererek Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın, yabancı bir reçete olarak dayatılan bu programın ters yüz edilmesini sağlayacaktır.

Zor, mutlaka mücadeleyle başarılacak, halledilecektir diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN –  Teşekkür ederim Sayın Bingöl.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay.

Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sayılı Kanun Teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi partim ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 12 Haziran tarihi için seçim kararı alındı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi 23’üncü Dönem çalışmalarının son günlerini yaşıyoruz ancak Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmetinde bir telaştır gidiyor, sürekli yeni teklifler getirerek Meclisi Yüksek Seçim Kuruluna listelerin verileceği son güne kadar çalıştırmak istiyor. Burada amaç nedir, doğrusu merak ediyorum. Eğer bu düzenlemeler gerekli idiyse bu zamana kadar neden getirilmemiştir?

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kanun teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda İç Tüzük’e aykırı bir şekilde görüşülmüştür ve bu kanun teklifi bütçe prensiplerine de aykırıdır. Ayrıca bu kanun teklifi, vergileme ilkelerine de aykırıdır. Bu kanun teklifi, vergi istisnalarını ve vergi yükünü kamunun üzerinden alıp vatandaşın üzerine yıkmaktadır. Bu teklif, AKP Hükûmetinin seçim kokan bir düzenlemesidir.

Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ, bu kanun teklifini Meclisin huzurunda görüşmeden önce, Sağlık Bakanlığındaki ve sağlık hizmetlerindeki skandallar hakkında önce yüce Meclisi bilgilendirmesi gerekmektedir. Buradan Sayın Akdağ’a soruyorum: Ne oldu şu domuz gribi aşıları, ne oldu kuş gribi aşıları? Kimler ne kazandı bu işlerden, kim ne kaybetti? Kuş gribi hastalığı korkusunun Türkiye’yi, hatta tüm dünyayı sardığı günlerde Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük aşı üretim merkezi olan, kuş gribi dâhil 250 milyon doz yedi çeşit kanatlı aşısı üreten, Türkiye’deki ilk ve tek aşı merkezi olan Manisa Tavuk Hastalıkları ve Aşı Üretim Enstitüsünü kapatan sizin Hükûmetiniz değil mi?

Her seçim döneminde AKP milletvekilleri tarafından dile getirilen dört yüz yataklı Manisa Bölge Hastanesine Manisa Belediyesi tarafından yer tahsis edilmesine rağmen, yıllardır hâlâ neden başlanmamıştır?

Afyon’da özel bir hastanede katarakt ameliyatı olan 7 kişi ameliyattan sonra kör olmuştur. Sayın Bakan inceleme başlatıldığını, hastanenin mühürlendiğini söylemişti ancak bu beyanattan bir iki gün sonra televizyonlar hastanenin çalışmalarına devam ettiğini gösteriyordu. Son durum nedir?

Bir hastanede 37 yeni doğan bebek ölmüştü. Merak ediyorum Sayın Bakan, ne işlem yaptınız ve bu işlemler nasıl sonuçlandı? Sayın Bakan bu ve benzeri pek çok konudaki sağlık skandallarını aydınlatmak ve sonuçları hakkında bilgi vermek durumundadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin genel gerekçesinde “Sağlıkta dönüşüm programı çerçevesinde daha iyi ve kaliteli hizmet sunumunun sağlanması, iş ve işlemlerin hızlandırılması ve ihtiyaç olduğu hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık mesleklerinin düzenlenmesi amacıyla…” bu teklifin hazırlandığı ifade edilmektedir. Ancak bu teklifle günün koşullarına göre tüzük ve yönetmelikle yapılması gereken bilimsel gelişmelere ilişkin birçok düzenleme kanunla yapılmaktadır. Örneğin, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü, uyumu kolaylaştırmak bakımından, Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği hâline gelmişken şimdi aksi bir hareketle kanuna dönüştürülmektedir.

Sağlık Bakanlığının “Avrupa Birliği normlarına uyum” adı altında yaptığını ifade ettiği uygulamaların aksine sonuçlanacak bu kanun teklifi, Avrupa Tıp Uzmanları Birliği ile iş birliğinde de ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilecektir.

Bu kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmiştir. Doğrudur, bu kanun teklifinde mali hükümler bulunmaktadır ancak tasarıdaki birçok madde Plan ve Bütçe Komisyonunun alanı dışındaki teknik düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerin Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesinin uygun olmadığı ve teamüllere aykırı olduğu Komisyonda defalarca dile getirilmiştir. Bu eleştirilerimiz karşısında Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu ilgili maddeleri tali komisyon olarak görüşmüştür.

Teknik konularda meslek mensuplarından Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine düzenlemelerde yeni değişiklikler yapılması konusunda yoğun bir talep gelmektedir. Bu durum meslek mensupları arasında büyük huzursuzluklar olduğunu ve meslek mensupları arasındaki rekabetin ötesinde uygulamada büyük anlaşmazlıklar bulunduğunu göstermektedir. Teklifteki mali konular dikkate alındığında iktidarın bütçe disiplininden tamamen ayrıldığı, yeni modeller icat etmeye çalıştığı görülmektedir. Hükûmet hem yerelleşmeyi savunmakta hem de onlara güvenmemektedir. Bir taraftan onlarca harcama yetkisi verirken diğer taraftan yerel idarelerin elindeki paya saldırmaktadır.

Teklifin 1’inci maddesiyle il özel idarelerince harcanamayan paralar Toplu Konut İdaresine aktarılmaya çalışılmaktadır. Bu hüküm mali disipline uymamaktadır. Hükûmetin yapmak istediği bu düzenleme yerine il özel idarelerine aktarılan fakat amacı doğrultusunda harcanmayan nakdin hazineye dönüşünün sağlanması ve bu iş için ayrılan ve kullanılmayan ödeneğin izleyen yıl bütçesine ödenek kaydedilmesine imkân veren bir düzenlemenin yapılması daha doğru olurdu.

Teklifin 2’nci maddesiyle 209 sayılı Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Rehabilitasyon Tesislerine Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesine eklenen bentler döner sermaye gelirlerini artırmaya yöneliktir. Bu düzenlemeler 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3’üncü, 5’inci, 6’ncı ve 13’üncü maddelerine aykırıdır.

Teklifin 3’üncü ve 4’üncü maddeleri Sağlık Bakanlığı döner sermayeli işletmelerin dava ve icra takibinin Kamu İhale Kanunu’nun 22’nci maddesindeki doğrudan temin usulüyle avukatlık hizmet alımı suretiyle yapılması ve dava ve icra takiplerinde 4353 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkılması uygun görülmektedir. Bu düzenleme soru işaretleriyle doludur. Bildiğimiz kadarıyla bu düzenleme kapsamına giren yaklaşık yüz bin dava bulunmaktadır.

Merak ediyorum, AKP hükûmetleri döneminde bu madde kapsamında kaç dava açılmıştır ve bunlardan kaçı idarenin aleyhine sonuçlanmıştır? AKP Hükûmeti döneminde neden bu kadar çok dava açılmıştır? Demek ki ortada büyük bir yanlışlık var. Bunun gerekçesi, acaba hükûmetlerinizin keyfî uygulamaları olabilir mi?

Yine merak ediyorum Sayın Bakan: Bu davaları konuları itibarıyla tasnif ettiniz mi? Bu davaların açılma tarihleri nedir? Kaçı sizin döneminizde açılmıştır? Döner sermayeli işletmelerin dava ve icra takibi işlerinde yaşanan tereddütlerin ve problemlerin giderilmesini teminen döner sermayeli işletmelerin dava ve icra işlerinin takibinin doğrudan temin usulüyle avukatlık hizmeti alımı suretiyle yapılması, AKP İktidarı döneminde devletin kendi hukukunu koruyamadığını ve devletin hukukunun kamudan özele doğru parça parça yönlendirilmeye başlandığını göstermektedir. Nitekim, daha önceki torba yasalarda da benzer düzenlemeler yapılmıştır. Bu uygulamalar ile yandaş avukatlara iş dağıtma imkânı da ortaya çıkacağı düşünülmesi gereken hususlardan birisidir.

Teklifin 6’ncı maddesiyle, Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarının kiralama işlemleri 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’ndan istisna edilmektedir.

Yine teklifin 7’nci maddesiyle Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri Kurumlar Vergisi Kanunu’ndan istisna edilmektedir. Bu uygulamalar vergide eşitlik ve genellilik ilkelerine aykırıdır.

“Ben yaptım oldu.” mantığına dayanan bu düzenlemelere Maliye Bakanlığının bakış tarzı, konuyu yakından bilen uzmanları hayrete düşürmektedir. Vergi istisna ve muafiyetleri dâhil, bir taraftan şeffaf bir mali yönetim arzu edilirken, diğer taraftan rekabeti bozan unsurları uygulamaya koymak kesinlikle doğru değildir.

Ayrıca, bu düzenlemelerden büyük kiralama işlemlerinin yapılacağı anlaşılmaktadır. Mevcut düzenlemeler bu kiralamalara asla mâni değildir, ancak bu kiralama gelirleri hastanenin, kamu sağlık birimlerinin kasasına girmeyecek, daha doğrusu giriyor gibi görünüp aslında özel firmaların kasasına girecektir.

Teklifin 9’uncu maddesiyle birçok yeni meslek ihdas edilmekte ve sağlık mensuplarının görevleri tanımlanmaktadır. 9’uncu maddede klinik psikoloğun tanımı yapılmaktadır. Psikoloji bölümü lisans mezunu dışında hiçbir lisans mezunu yasalara göre “psikolog” olarak adlandırılamaz, klinik psikoloji yüksek lisansı ve doktorası yapmış olsa bile psikolog unvanını alamaz. Ancak bu kanun teklifinin 9’uncu maddesinin (a) bendinde psikolog unvanı psikolojik danışma ve rehberlik mezunlarına da verilmektedir.

Kanun teklifinin 11’inci maddesinde psikologlardan söz edilmesine rağmen, psikologlar sağlık mensubu olarak sayılmamıştır. Yani psikologların Sağlık Bakanlığı birimlerinde çalışıp çalışamayacağı belirsizdir.

Hükûmet tarafından hazırlanan bu kanun teklifinin münhasıran 9 ve 11’inci maddeleri psikologları yakinen ilgilendirmektedir. Bu maddeler Danıştay 5. Dairesinin 239 no.lu Kararlarına aykırıdır. Danıştay 5. Dairesi vermiş olduğu kararda “Ülkemizde bir meslek ve bu mesleğin unvanını alabilmenin, ancak o meslekle ilgili lisans eğitimi yapmakla mümkün olacağında kuşkuya yer bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle, bir meslek veya meslek unvanını ancak lisans öğretimi sağlayabilmektedir.” ifadesine yer verilmiştir. Ayrıca, YÖK’ün psikolog tanımında “Üniversitelerin fen-edebiyat fakültesi psikoloji bölümü mezunları psikologdur.” ifadesi yer almaktadır. Fakat, Hükûmetin çıkarmak istediği bu yasada psikologluk unvanının tanımı boşlukta kalmakta ve rehber öğretmenlerle psikologlar aynı meslek mensuplarıymış gibi tanımlanmaktadır.

Ayrıca, psikolog unvanının tam anlamıyla kullanımı yüksek lisans eğitimi sonrasında alınacak “klinik psikolog” unvanına bağlanmaktadır. Diğer taraftan, klinik psikolog unvanını yüksek lisans şartına bağlamaktadır.

Yine, Danıştay 5. Dairesinin ilgili kararında, yüksek lisans öğrenimi, söz konusu bent hükmünde de belirtildiği gibi, “Belirli bir konuda uzmanlaşmanın ilk basamağını oluşturmakta ancak kişilere bu eğitime göre bir meslek veya meslek unvanı sağlamamaktadır.” denilmektedir.

Hükûmetin psikologlarla ilgili getirdiği bu düzenlemeler, Danıştay 5. Dairesinin vermiş olduğu kararla uyuşmamaktadır. Bu düzenleme, Sağlık Bakanlığında çalışan psikologlara yüksek lisans yapma şartı getirirken psikoloji mezunu olmayanlara “klinik psikolog” unvanı verilmesinin önünü açmaktadır. Bu tanıma göre, psikolog ve psikolojik danışman aynı statüde yer almaktadır ve aralarında bir fark görülmemektedir. Oysa rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü, üniversitelerin eğitim fakültesinde yer almaktadır. Bu fakültelerin amacı, öğretmen yetiştirmektir. Psikolog ve psikolojik danışman meslekleri farklı eğitimlere tabi ve ayrı mesleklerdir.

Yine, 9’uncu maddede fizyoterapist ve fizyoterapist teknikerinin tanımı yapılmaktadır. Bu tanımlamalarda bazı sakıncalar görüyoruz. Birey ve toplum sağlığını ilgilendiren son derece önemli bu maddelerdeki sakıncaların bilimsel normlar ışığında düzeltilmesi gerekmektedir.

Yine, bu maddeye göre, fizyoterapistlerin hastalık durumlarında fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekimleri veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında rotasyon yapmış diğer uzman hekimlerle birlikte çalışıp, uygulama yapacağı ifade edilmektedir. Fizyoterapistlerin diğer tıp branşlarıyla çalışabilmesi amacıyla konulduğu yetkililerce öne sürülen bu tanımlama, amacını bir ölçüde aşmaktadır.

Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekiminin uzmanlık eğitim süresi dört yıldır. Uzmanlık eğitimi sırasında fiziksel tıp ve rehabilitasyon branşında rotasyon yapan diğer branş hekimlerinin rotasyon süresi bir ila altı aydır.

Dört yıllık uzmanlık eğitiminde kazanılan fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında uygulama yapma yetki ve yeterliliği fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerinde bir ila altı ay rotasyon yapan diğer uzman hekimlere devredilmektedir. Oysa tıpta yan dal ve ana dal olmak üzere yetmiş üç uzmanlık alanı eğitim sırasında, bir ile on arasında değişen sayıda farklı branşlarda rotasyon yapmaktadır. Bu maddenin aynen yasalaşması hâlinde tıp alanında bir kaos doğacak ve uzmanlık eğitimi yapmadıkları hâlde hasta tedavi yetki ve yeterliliği elde edebilme durumu da doğabilecektir. Eğer bu madde yasalaşırsa başka uzmanlık alanında meslek uygulaması yalnızca fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanı ile sınırlı kalmayacaktır, yetmiş üç alanın rotasyon gördüğü yüzlerce alanda faaliyette bulunmasına kapı açılacaktır. Bu durum, bilimsel olarak mümkün olamayacağı gibi, bir alanda uzmanlık eğitimi almadan o alanın tedavi yetkilerinin insan üzerinde kullanılması hastalar açısından onarılmaz tehlike ve zararlara yol açabilecektir.

Yine, teknikerin tanımlamaları yapılırken hepsinde “…yapan meslek mensubu” olarak tanımlanmıştır. 9’uncu maddenin (o) bendine göre fizyoterapi teknikeri tanımlanırken “…yardımcı olan meslek mensubu” olarak tanımlanmıştır. Diğer tekniker tanımlamalarında “…yapan meslek mensubu” tanımlaması yapılırken fizyoterapi teknikerinin tanımında “…yardımcı olan” ibaresinin yer almasının gerekçesinin Sağlık Bakanı tarafından yüce Meclise anlatılması gerekmektedir.

Bu teklifin aynen yasalaşması hâlinde, diğer teknikerler grubu ile aynı süre eğitim alan bir yüksekokul mezunu gruba haksızlık yapılmış ve eş değer oldukları hâlde fizyoterapi teknikeri grubuna diğer tekniker grupları gibi uygulama yapma hakkı verilmemiştir.

Yine, teklifin 10’uncu maddesiyle, diş hekimliği mesleğindeki uzmanlık alanları sekiz dala çıkarılmakta ve eğitim süreleri düzenlenmektedir.

Teklifin gerekçesinde, tabiplikte ve diş hekimliğinde uzmanlık dalları ve eğitim ile ilgili uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi için tabiplikte ve diş hekimliğinde uzmanlık dalları ve yan dallarıyla eğitim sürelerinin belirlendiği yazmaktadır. Oysa teklifin bu şekilde gerçekleşmesi hâlinde mesleki ve toplumsal birçok sorunla karşılaşılacaktır. Diş hekimliğinin sekiz ana dalında uzmanlığa karar verilirken diş hekimliği mesleğinin bazı gerçekleri maalesef göz ardı edilmiştir. Genel sağlığı bir bütün olarak algıladığımızda diş hekimliği zaten bir uzmanlık alanıdır. Diş hekimleri, göz hastalıkları uzmanı veya kulak, burun, boğaz uzmanı gibi vücudun belirli bir bölümüyle ilgili eğitim almış uzmanlardır. Diş hekimleri uzmanlıklarının bu şekilde gerçekleşmesi durumunda bir dişin kanal tedavisini ayrı, üzerinin dolgusunu ayrı bir uzmanın yapması söz konusu olacaktır. Diş çekimine giderse üçüncü bir uzmanın devreye girmesi ve dördüncü bir uzmanın yapacağı protezle de tedavinin tamamlanması gerekecektir. Bunun karşıtı, uzmanlar uzmanlık alanları dışında da hasta tedavi etmek zorunda kalacaklardır ki bu da uzmanlaşmanın felsefesine tamamen aykırı bir durum meydana getirecektir.

Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlıkların saptanması dinamik bir sürecin sonucunda gerçekleşmektedir. Toplumun ve bilimin gelişim ve değişimine bağlı olarak ortaya çıkan gereksinimlerin karşılanması amacıyla uzmanlık alanları ile uzmanlık eğitim süreleri belirlenmektedir. Bu nedenle tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlıkların saptanması bugüne kadar yasayla değil alt düzenlemelerle belirlenmiştir. Uzmanlık alanlarının yasayla belirlenmesi uzmanlıklar ile eğitim sürelerinin durağanlaştırılmasına da neden olabilecektir.

Değerli milletvekilleri, kamu sağlık hizmetleri finansmanı maalesef sürekli açık vermektedir. Uzman tedavilerinin maliyetleri daha fazla olacağı için sağlık harcamaları artacak, böylece açık daha da artacaktır. Ayrıca rutin diş hekimliği hizmetlerinin de uzmanlar tarafından görülecek olması nedeniyle kaynak israfı ve verimsiz iş gücü kullanımı körüklenecektir. Toplumda var olan uzmana başvurma alışkanlıkları nedeniyle uzmanlık gerektirmeyen konularda bile uzmana başvurma sonucu uzmanlarda verimsiz çalışma sorunu yaşanırken diş hekimleri hasta kaybına uğrayacaktır.

Teklifin 19’uncu maddesiyle Gümrük Müsteşarlığına eleman alınmaktadır. Bu düzenleme bir seçim yatırımıdır. Bu teklifle hiç ilgisi olmayan, komisyonda bulunan gümrük teşkilatının yeniden yapılandırılmasına ilişkin tasarıdan bir kısmının çıkarılıp kaçırılarak Meclis Genel Kurulunda usule aykırı olarak verilen önergeyle reddedilen ve giderayak işe yandaş yerleştirme mantığına uygun olarak 2 bin kadronun usule uygun olmayan bir şekilde tahsis edilmesine imkân veren bir düzenlemeye yer verilmesini doğru bulmuyoruz.

Bu düşüncelerle muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.

AK PARTİ Grubu adına Adana Milletvekili Sayın Necdet Ünüvar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA NECDET ÜNÜVAR (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, hepimizin çok iyi bildiği gibi sağlık temel bir haktır ve ülkede yaşayan herkesi ilgilendirir. Dolayısıyla sağlık hizmetleriyle ilgili yaptığımız herhangi bir mevzuat çalışması, bu ülkede yaşayan herkesi çok yakından ilgilendiren mevzuatlardır. Sağlık hizmetlerinin etkin, kaliteli, verimli ve kolay ulaşılabilir olması hepimize düşen en önemli görevlerden birisidir. Çok şükür geriye baktığımız zaman sağlıkta bütün bu sayılan özellikler açısından çok önemli mesafeler aldığımızı bu ülkede yaşayan herkes kabul ediyor. Bunun içindir ki Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı anket çalışmasında, 2002 sonunda sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 39’lardayken, bugün itibarıyla yüzde 73’lere çıkmıştır. Yine de hayat sürekli devam etmektedir, insanların beklentileri, ihtiyaçları farklılaşmaktadır. Dolayısıyla, zaman içerisinde sağlık hizmetlerinin işleyişinde de gerek vatandaş nezdinde gerekse fedakârca sağlık hizmeti sunumu yapan sağlık personeli açısından bazı uygulamalar ve yeni ihtiyaç alanları söz konusu olmaktadır. İşte, bugün huzurlarınıza gelen kanun teklifimizle sağlık hizmetlerinin etkinliği, verimliliği, kalitesi ve sunum hızını artırmayı, sağlık meslek mensuplarının günün gelişen şartlarına uygun yeni tanımlamalarını, bazı yeni uzmanlık alanlarını ve yan dalları ve klinik araştırmalarda önemli bir mevzuat eksikliğini gidermeyi amaçlıyoruz.

Bu teklifte, benimle beraber Çok Değerli Sağlık Komisyonu Başkanımız Sayın Cevdet Erdöl’ün imzası var. Şüphesiz, bu teklifi hazırlarken Sağlık Bakanlığımızın ilgili birimleriyle sürekli irtibat hâlinde olduk ve o yasa teklifinde zikredilen hükümlerle ilgili Sağlık Bakanlığında bugüne kadar yapılan çalışmaları gözden geçirme fırsatımız da oldu.

Değerli arkadaşlar, bu yasa teklifi yasalaştığında gerek vatandaşlar nezdinde gerekse sağlık personelinin haklarıyla ilgili çok önemli kazanımlar söz konusu olacaktır. Esasında, bu teklif üç ana eksene dayalıdır. Sağlık hizmetlerinin işleyişiyle ilgili çok önemli hükümler söz konusu, vatandaşları bire bir ilgilendiren ve doğrudan birtakım kazanımları ve sosyal devlet olma özelliğimizi güçlendirici hükümler söz konusu, bir de özellikle klinik araştırmalar ve sağlık personeli uzmanlık alanlarıyla ve meslek tanımlarıyla ilgili önemli hükümler söz konusu.

Bu teklif önce Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi. Plan ve Bütçe Komisyonu ana komisyon olarak belirlenmişti, Sağlık Komisyonu tali komisyondu. Burada özellikle mali hükümlerin varlığı ve birtakım yeni kadro ihdasıyla ilgili hükümler olması hasebiyle Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi tabiidir ama Plan ve Bütçe Komisyonu, ben yaklaşık dört yıldır Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışıyorum, çok az rastlanan bir yöntemle, ilgili, özellikle sağlık personelini yakından ilgilendiren gerek meslek tanımı gerekse uzmanlık alanlarıyla ilgili konuları ve klinik araştırmalarla ilgili maddenin Sağlık Komisyonunda görüşülmesini istedi. Sağlık Komisyon Başkanımız hemen Sağlık Komisyonunu topladı ve orada da gerek Sağlık Komisyonunun çok değerli üyeleri gerekse meslek örgütleri ve uzmanlık dernekleri yani bu konuyla ilgili bütün tarafları çok yoğun ve dikkatli bir şekilde dinledi ve o ilgili maddeler Sağlık Komisyonunda ortaya konulan görüşler doğrultusunda âdeta yeniden yazıldı ve Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi. Plan ve Bütçe Komisyonu da Sağlık Komisyonunda kabul edilen metni baz olarak bu teklifi şu anda huzurlarınıza sunulduğu hâle getirdi.

Burada, değerli arkadaşlar, birtakım hükümler var. Benden sonra konuşacak arkadaşlar da var, şüphesiz onlar da detaylara girecektir ama bazı şeyleri mutlaka zikretmemiz gerekiyor.

Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Dolayısıyla, vatandaşının gelir düzeyine veya durumuna bakmaksızın, yaşadığı birtakım problemlere çözümler getirmek durumundadır ve çözümün adresi de Türkiye Büyük Millet Meclisidir.

Burada belki -benden önce konuşan değerli konuşmacılar bu konuya girmediler- iki tane önemli husus var ki bunlar, hakikaten, vatandaşın, en azından bu problemi yaşayan vatandaşlarımızın sıkıntısını ortadan kaldıracak çok önemli bir hükümdür.

Bizim teklifimizde, bilhassa tedavi görmekte iken ölen ve bir türlü sosyal güvencesi olmamış veya sosyal güvencesi olduğu hâlde birtakım ödeme zorlukları çekmiş vatandaşlarımızın öldükten sonra yakınlarına akseden borçları söz konusuydu o vatandaşlarımızın o borçlarının terkin edilmesiyle ilgili bir hükmümüz söz konusu.

Ayrıca, yıllardır Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir protokol gereğince, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları Türkiye’ye gelir, sağlık hizmeti alır ve onlardan da bir kısmı vefat eder. O vefat eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının da borçları söz konusudur. O borçların terkin edilmesiyle ilgili bir hüküm vardı. Daha sonra, Plan Bütçe Komisyonunda bir önergeyle, Sayın Süreyya Bilgiç’in önergesiyle, ayrıca şu anda yaşayan yani ölmemiş ama yaşayan vatandaşlarımızın borçlarının bir kısmının da terkin edilmesiyle ilgili bir hüküm verildi ki bunlar bence sosyal devlet olmanın gereği olan maddelerdi. Bu, vatandaşa hemen ve bire bir yansıyan hükümler olarak karşımıza çıkıyor.

Yine bazı hükümler söz konusu. Onları da kısaca ve hızlı bir şekilde geçmek istiyorum. İl özel idaresi bünyesinde bulunan bir takım atıl pozisyonda ödenekler söz konusu. O ödenekler, yıl sonu geldiği zaman, orada, atıl vaziyette beklemekte. Hâlbuki bizim, onları ekonomiye kazandırmamız gerekiyor. Burada, bizim teklifimizde, ilgili bakanın onayı olmak kaydıyla, yine o alanla ilgili bir başka projede kullanılmak şartıyla, aynı il içerisinde veya bir başka ilin il özel idaresine veyahut da Toplu Konut İdaresine aktarımıyla ilgili bir hüküm konuldu. Bununla biz, atıl vaziyette bekleyen ödeneklerin ekonomiye kazandırılması ve vatandaş hizmetine yönelik kullanılmasını amaçladık.

Kiralama gelirlerinin döner sermaye geliri olarak yazılması, döner sermaye işletmelerindeki dava ve icra işlemleri için avukatlık hizmeti satın alabilmesi, dava dosyalarının ilgili döner sermaye işletmeleri tarafından takip edilmesi… Bunlar hakikaten -sağlık sektörünün içinde olanlar için belki malumdur ama- sağlık hizmetlerinin işleyişini hızlandıracak, kolaylaştıracak hükümler olarak karşımıza çıkıyor.

Yine, Anayasa Mahkemesinin bir hükmü uyarınca, sözleşmeli sağlık personeli, 4924 sayılı Kanuna göre, eleman temininde güçlük çekilen yerlerde istihdam edilen sağlık personeli, başhekim, başhekim yardımcısı veya başhemşire olamıyordu. Bu teklifle bu arkadaşlarımızın da yönetici olabilmesinin önü açılmış oluyor.

Aşı teminiyle ilgili kolaylaştırıcı bir hüküm söz konusu. Orada ihale süresi üç yıldan yedi yıla çıkıyor.

Değerli arkadaşlar, klinik araştırmalarla ilgili bir hüküm var, 8’inci madde. 2 arkadaşımız bu konuyla ilgili bir görüş beyan etmedi ama bununla ilgili şöyle bir husus söz konusu: Klinik araştırmalar, tıpta gelişme, ilerleme, yeni üretilen, insanlık hizmetine sunulan bir ilacın veya ürünün sağlık hizmetlerine sunulabilmesi için çok önemli bir aşamadır. Yani klinik araştırma olmadan tıbbın gelişmesi ve insanlığa yararlı ürünlerin elde edilebilmesi mümkün değildir. Bununla ilgili öteden beri, 1993 yılında Resmî Gazete’de yayınlanan ilaç araştırmaları hakkındaki bir yönetmelik uyarınca klinik araştırmalar yapılabiliyordu. Sağlık Bakanlığı 2008 yılında bir Klinik Araştırmalar Yönetmeliği yayınladı. Ancak o Yönetmelik’le ilgili Klinik Araştırmalar Yönetmeliği yayınlandıktan sonra, 2009 yılı Haziran ayında sanırım, ilgili etik kurullar oluşturuldu fakat Danıştay tarafından Klinik Araştırmalar Yönetmeliği iptal edildi. Daha sonra, Sağlık Bakanlığı yeniden yeni bir Klinik Araştırmalar Yönetmeliği yayınladı. Ancak, Danıştay, burada oluşturulan iki tane kurul var, Etik Kurul ve Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu, bu kurullar süreklilik arz ettiği için onların ancak kanunla yapılabileceğini hükmetti ve o yüzden sizin huzurlarınızda şu anda kanun teklifinin içerisinde klinik araştırmalarla ilgili hüküm söz konusu. Ama şunu açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki: Kamuoyunda da zaman zaman işte “kobaylık” vesaire filan gibi birtakım bence aşağılayıcı ifadeler kullanılıyor. Doğrudur, kobaylar klinik araştırmalarda belli bir seviyede kullanılır ama o klinik araştırmalarda “gönüllü” dediğimiz kişilere asla “kobay” denmesi uygun değildir, tam tersi, bu maddeyle biz aslında klinik araştırmalarda gönüllü olarak o araştırmaya iştirak etmeyi düşünen vatandaşlarımızın gerek insani gerek etik gerekse hukuksal bir takım haklarını korumuş oluyoruz. Bu da son derece önemli bir madde gerçekten.

Değerli arkadaşlar, kamuoyunda çok fazla tartışılan bir başka husus mesleklerle ilgili hükümler. Bilindiği gibi, tıp hizmetleri, sağlık hizmetleri sağlık personeliyle veriliyor ve sağlık personeliyle ilgili de şu anda yürürlükte olan mevzuat, 14 Nisan 1928 yılında yayınlanmış olan Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun. Bunu “Tıp Meslekleri Uygulamalarına Dair Yasa” şeklinde günümüz Türkçesine çevirebiliriz. Bu Yasa’yla beş tane meslek tanımlanmış; hekim, diş hekimi, ebeler, sünnetçiler, hastabakıcı hemşireler şeklinde. Daha sonra eczacılıkla ilgili kanunda eczacılar ve sonra diş teknisyenleri vesaire gibi bazı meslek mensupları tanımlanmış. Ama günümüz şartlarında yeni meslekler söz konusu. Yani sağlık hizmetleri, sadece bilinen ölçüde tabip, diş tabibi veyahut da hemşirelerle yerine getirilmiyor. Günün ihtiyaçlarında yeni meslekler var ve onlara da tanım gerekiyor. İşte kanun teklifimizin 9’uncu maddesinde bu husus düzenlenmiş oluyor. Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde söz konusu olan meslek mensuplarının tanımı, sağlık meslek mensuplarının görev, yetki ve sorumluluklarıyla ilgili birçok çalışma yaptı. Ama bunlar, kanun şeklinde sizin huzurlarınıza bugünkü teklifle geliyor. Burada yeni birtakım meslekler var. Bir kısmı zaten o mesleği yapıyor ama tanımı söz konusu değil, bir kısmı da yepyeni bir tanımla… Bu tanımlar da gerek Çalışma Bakanlığının ki o da ILO’ya uygun görev tanımı, gerekse bizzat ILO tarafından “ISCO” dediğimiz, International Standard Classification of Occupations meslek sınıflandırma sistemleri göz önünde bulundurularak yapılmış oluyor.

Burada birtakım tartışmaların olması tabiidir. Ama bizim kanun yapıcılar olarak en azından şunu göz önünde bulundurmamız gerekiyor: Bu mesleklerin alanlarını, bir başka mesleğin alanını ihlal etmeden ve onlarla ilişkilerini çok iyi dizayn ederek ortaya koymamız gerekiyor. Bununla ilgili de Sağlık Bakanlığıyla çok yakın bir çalışma içerisinde tanımladık ve bu kanun teklifiyle, klinik psikolog, fizyoterapist, odyolog, diyetisyen, dil ve konuşma terapisti, podolog, sağlık fizikçisi, anestezi teknisyeni veya teknikeri, tıbbi laboratuvar ve patoloji teknikeri, tıbbi görüntüleme teknisyeni ve teknikeri, ağız ve diş sağlığı teknikeri, diş protez teknikeri, tıbbi protez ve ortez teknisyeni veya teknikeri, ameliyathane teknikeri, adli tıp teknikeri, odyometri teknikeri, diyaliz teknikeri, fizyoterapi teknikeri, perfüzyonist, radyoterapi teknikeri, eczane teknikeri, iş ve uğraşı terapisti, iş ve uğraşı teknikeri, elektronörofizyoloji teknikeri olmak üzere yirmi dört tane meslek tanımı yapıldı. Ama burada bir hüküm koyduk, o hüküm de şudur: Bu meslekler, hekimlerle beraber iş birliği içerisinde çalışmak durumundadır ama reçete yazma ve tedavinin karar vericisi hekimler ve diş hekimleridir. Bu meslekler de yine kendileriyle ilgili, ilgili hükümlerde tanımlanan doğrultuda hizmet yapacaklar. Bununla, aslında çok önemli bir eksiği giderdiğimizi çok rahatlıkla söyleyebilirim.

Tabii, değerli arkadaşlar, kanun teklifimizle gerek tabiplikte gerekse diş tabipliğinde birtakım uzmanlık alanları, yeni uzmanlık alanları da tanımlanıyor. Ama özellikle diş hekimliğiyle ilgili uzmanlık tanımlarında sekiz tane uzmanlık alanı var ve bunlar da yine Avrupa Birliğinin ölçütleri baz alınarak ortaya konulmuş uzmanlık alanlarıdır ve şu anda da zaten doktora şeklinde verilen ama uzmanlık eğitimi olması diş hekimlerinin  büyük çoğunluğu tarafından istenen hükümlerle yapılmaktadır. Bunun da aslında diş hekimliğini daha ileriye götüreceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Şu anda, doğrudur, bununla ilgili birtakım tartışmalar var. Yani uzmanlık alanlarının sekiz tane değil de daha az olmasıyla ilgili kanaatleri de var ama Avrupa Birliğinin standardı -ki, bizim artık, tam üyelik yolunda ilerlediğimiz standartları da baz almamız gerekiyor- burada sekiz tane uzmanlık alanı ortaya kondu. Bununla ilgili, tabii, tıpta uzmanlık kurulu dediğimiz, bu konularda en üst düzey yetkili merci, Sağlık Bakanlığındaki yetkili merci ve ilgili diş hekimliği fakültelerinin öğretim üyeleri ve yöneticileri tarafından, dekanları tarafından yapılan çalışma doğrultusunda ortaya konan uzmanlık alanları.

Hekimlerle ilgili de birtakım yeni yan dallar belirlendi. Yan dallarda da, değerli arkadaşlar, yine, keza Avrupa Birliğinin standartlarını baz aldık. Burada da, birtakım ilgili birimler arasında bazı tartışmaların olduğu vakidir ama o tartışmalarda da, kanun yapıcı olarak bizlerin bir taraf olması değil, ancak sağlık hizmetlerinin daha iyi, daha kaliteli, daha verimli, daha etkin bir şekilde sunulmasıyla ilgili davranabiliriz ve gerek Sağlık Bakanlığı gerekse teklif sahipleri olarak ben ve Sayın Erdöl bu yönde çalışmalar yaptık.

Sayın Başkan, değerli üyeler; burada, Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğümüzün talebi doğrultusunda, Plan ve Bütçe Komisyonunda iki tane hüküm söz konusu. Oraya eklenen hükümlerle, hakkında inceleme, soruşturma, teftiş işlemi devam edenler ile örnekleme için tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları tarafından teslim edilen fatura, reçete ve eki belgeler hariç tutulmak üzere… Yani, artık inceleme veya denetleme işlemi içerisinde olmayan birtakım ve beşinci yıldan sonra faturaların imha edilmesiyle ilgili bir hüküm söz konusu. Bunu da şöyle söyleyeyim: Özellikle SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devri esnasında birçok kez gördüğümüz bir hadise var; o da, birçok hastanenin, sadece arşiv için bir binayı –neredeyse- ve geniş bir mekânı kullandığını gördük. Bu hükümle, bu ve bundan sonra benzer hükümle esasında artık o evrakların bekletilmesi veya saklanması zaruri olmayan ve inceleme işlemleri bitmiş evrakların imha edilmesiyle çok geniş bir mekânın kazanılacağını rahatlıkla söyleyebilirim.

Neticede, Değerli Başkan ve değerli milletvekili arkadaşlarım, bu kanun teklifimizde gerek vatandaşın aldığı sağlık hizmetleri gerek vatandaşa fedakârca sağlık hizmeti sunan çok değerli hekimlerimizin, hemşirelerimizin, diğer meslek mensuplarımızın çok önemli kazanımlarının olacağını söyleyebilirim.

Kanun teklifimizin sağlıkta geldiğimiz noktayı daha ileriye taşımasını umut ediyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Ünüvar, teşekkür ediyorum.

Şahsı adına Hakkâri Milletvekili Sayın Rüstem Zeydan.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde daha iyi ve kaliteli hizmet sunumunun sağlanması, iş ve işlemlerin hızlandırılması ve ihtiyaç olduğu hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık mesleklerinin düzenlenmesi amacıyla bu kanun teklifi hazırlanmıştır.

Yapılan düzenlemelere kısaca değinecek olur isek, il özel idaresi bütçelerinde bekletilen ödeneklerin kullanımının sağlanabilmesi amacıyla bu ödeneklerin aktarılmasına ilişkin düzenleme yapılmaktadır. Bilindiği üzere 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6’ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki “Bakanlıklar ve diğer merkezî idare kuruluşları; yapım, bakım ve onarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu, sulama suyu, kanalizasyon, enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm, çevre, imar, bayındırlık, iskan, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkin yatırımlar ile bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşlarının görev alanına giren diğer yatırımları, kendi bütçelerinde bu hizmetler için ayrılan ödenekleri il özel idarelerine aktarmak suretiyle gerçekleştirebilir. Aktarma işlemi ilgili bakanın onayıyla yapılır ve bu ödenekler tahsis amacı dışında kullanılamaz. İş, il özel idaresinin tabi olduğu usul ve esaslara göre sonuçlandırılır. İl özel idareleri de bütçe imkânları ölçüsünde bu yatırımlara kendi bütçesinden ödenek aktarabilir.”

Yapılan değişiklikle “Bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşları tarafından aktarılacak ödenekler ile gerçekleştirilecek yatırımlar görev alanı sınırlamasına tabi olmaksızın bütün il sınırları içinde yapılabilir.” hükmü gereğince, Sağlık Bakanlığı genel bütçe ve döner sermaye kaynaklarından, sağlık tesislerinin yapımı, onarımı ve teçhizinde kullanılmak üzere il özel idare bütçelerine yatırım ödenekleri aktarılmaktadır. Bu amaçla, il özel idarelerine aktarılan ödeneklerin bir kısmı maksadına uygun olarak kullanılır iken bir kısmı ise mevzuat engeli sebebiyle -başka illerin acil ihtiyacı olmasına rağmen- yıllarca il özel idaresi bütçelerinde atıl olarak bekletilmektedir maalesef. Dolayısıyla, il özel idarelerine aktarılıp buralarda atıl durumda bekletilen ödeneklerin bir an önce yatırıma dönüştürülmesi büyük önem arz etmekte, bu ödeneklerin aktarımı öngörülmektedir.

Son birkaç yıldan beri uygulanan merkezî yönetim bütçe uygulama talimatları ile belirlenip sağlık hizmeti karşılığı olarak ödenen fiyatlarda herhangi bir artış yapılamamış ve hatta bazı hizmet ve ürün fiyatlarında indirim yapılmışken, diğer kalemlerinde büyük oranda artışlar gözlemlenmiştir.

Bu sebeple, döner sermayeli işletmelerin bünyesinde verilen hizmetin ve kullanılan araç ve gereçlerin kalitesinin arttırılması ve giderlerin karşılanabilmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet vermekte oldukları taşınmazların bünyesinde bulunan veya müştemilatı niteliğindeki kafeterya, büfe, otopark ve benzeri sosyal tesislerin kira gelirleri ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun kapsamında kiralanan sağlık merkezleri ile kullanmış oldukları demirbaşların kira gelirlerinin ve uzmanlık belgesi, sertifikasyon ve sınav hizmetlerinden elde edilecek gelirlerin döner sermaye işletmesinin gelirleri arasında sayılmak suretiyle ek kaynak sağlanması öngörülmektedir. Ayrıca, uygulamada yaşanan tereddütlerin giderilmesi ve döner sermayeli işletmelerin dava ve icra işlerinin takibinin daha etkili ve süratle yapılabilmesini teminen döner sermayeli işletmelerin dava ve icra işlerinin takibinin avukatlık hizmeti alımı suretiyle yapılması hükme bağlanmaktadır.

Diğer bir konu da: İnsanlar üzerinde gerçekleştirilecek klinik araştırmaların yapılmasına ilişkin usul ve esasların kanunla düzenlemesi ve bu araştırmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin korunmasını sağlamak ve klinik araştırmaları etik yönden değerlendirmek büyük önem arz etmektedir. Klinik araştırmaları etik yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar ve klinik araştırmalarla ilgili konularda Sağlık Bakanlığına görüş bildirmek üzere Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu oluşturulmaktadır. Etik kurulların ve Klinik Araştırmalar Danışma Kurulunun teşkili, görevleri ve çalışma usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelik ile tespit edileceği hükme bağlanmaktadır.

Bir diğeri: Yapılan bir diğer düzenlemeyle de ülkemizin klinik psikolog ihtiyacı dikkate alınarak sağlık kuruluşlarında ruh sağlığı hizmet ve uygulamalarında Bakanlıkça belirlenen sürelerde çalıştığını ve belli bir uygulamanın tecrübesini kazandığını belgeleyen psikologlara Bakanlıkça açılacak sınavlarda başarılı olmak kaydıyla çalıştığı ve tecrübe kazandığı alanda tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi verilmesi öngörülmektedir.

Bir diğeri ise: Odyoloji ile dil ve konuşma terapistliği alanlarında yüksek lisans veya doktora eğitimi yapmış bulunanlar ile bu alanlarda yüksek lisans ve doktora eğitimine devam etmekte olanlardan eğitimlerini tamamlayanlara yüksek lisans veya doktora eğitimi yaptığı alanda unvan kullanma hakkı verilmektedir. Ayrıca, hukuki bir boşluk doğmaması ve uygulamada tereddüt yaşanmaması için, Sağlık Bakanlığınca çıkarılması öngörülen yönetmelikler yürürlüğe konuluncaya kadar mevcut ikincil düzenlemelerin uygulamasına da devam edilecektir.

Bir diğer önemli konuda ise sağlık hizmeti ekibinde yer aldığı ve sağlık hizmetlerinde ihtiyaç duyulduğu hâlde birçok sağlık mesleğinin kanuni tanzimleri bulunmamaktadır. Bundan dolayı, kanuni tanzimleri bulunmayan sağlık mesleklerinin de düzenlenmesi, uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi, tabiplikte ve diş hekimliğinde uzmanlık dalları ve yan dalları ile eğitim sürelerinin kanunla belirlenmesi gerekliliğinden dolayı bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın yürütülmesinde ihtiyaç duyulan her türlü tesisin yapımı için arsa temininde büyük zorluklarla karşılaşılmaktadır. Zira, her arazi sağlık tesisleri yapımı için uygun olmamaktadır maalesef. İhtiyaç duyulan sağlık tesislerinin yapılması da uygun olup başka kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde olan veya onlara tahsisli olan taşınmazların Sağlık Bakanlığına tahsisinin veya devrinin sağlanması, bu arsalar üzerine Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca veya inşaat işleriyle ilgili araştırma, proje, taahhüt, finansman ve yapım işlemleri konusunda görevli ve yetkili kamu tüzel kişiliğine sahip diğer kurum ve kuruluşlarca inşaat yapılmasının temini amaçlanmaktadır. Ayrıca, sağlık hizmeti için kullanılmakta olan binalardan Bakanlıkça oluşturulacak komisyon marifetiyle fonksiyonellik veya onarım, tadilat maliyeti açısından yapılan değerlendirme sonucunda yıkımına karar verilen binaların yıkılabilmesini de sağlamaktadır.

Bir diğer önemli bir başlık da, aşı temininde yaşanan güçlüklerin aşılması da son derece ehemmiyet arz etmektedir. Türkiye’de aşı üretimine ilişkin yatırımların sağlanabilmesi için de alım süresi yedi yıla çıkarılmaktadır.

Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarımız; 23’üncü Dönemin sonuna gelmekteyiz. Artık bir yasama dönemini tamamlıyoruz. Hep birlikte el ele memleketimize güzel hizmetler vermenin gayretini gösterdik. Şahsen benim temennim odur ki inşallah 12 Hazirandan sonraki tarihte de oluşacak Mecliste, başta Başkanlık Divanı üyeleri olmak üzere bütün buradaki arkadaşları bir arada görme arzumu tekrar yenilemek istiyorum. Hepinize bundan sonraki yaşantınızda da başarılar diliyor, sevgi dolu saygılarımı sunuyorum. Eskimeyen bir Bakanımızın bir dörtlüğüyle sözlerimi sonlandırmak istiyorum. Sayın Ali Coşkun’un kulakları çınlasın, hiçbir yerde yayınlanmamış bir şiiridir ama basında yer aldığı için ben de burada ifade etmek istedim:

“Ne kaldı ki geride hatıralardan başka.

Ömür bitmez sanmıştım, aşkı tattığım yaşta.

Hazır mısın ey yolcu, ölüm gelir her yaşta.

Bir gün yazılır ismin mezarındaki taşta.”

Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum efendim. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zeydan.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Ali Bey’e telif hakkını ödememiz lazım.

RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) – Basında yayınlandı.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Telif hakkını ödeyelim biz yine de Meclis olarak.

BAŞKAN - Şahsı adına Trabzon Milletvekili Sayın Cevdet Erdöl, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Siz de hatıra falan okumayın Hocam ha. Sizi bekliyoruz burada, hatıra falan okumayın.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yok, yok, Karadeniz fıkrası, Temel fıkrası anlatır.

BAŞKAN – Ha, Karadeniz’den bir fıkra anlatabilir.

Buyurun.

CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Madem Temel fıkrası istediniz, ben size anlatabilirim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkan…

CEVDET ERDÖL (Devamla) – Sayın Bakanımıza bir gün “Sayın Bakanım, size Dursun Bey çok kızıyor.” dedim. “Niye kızıyor?” “Vallahi, kızıyor size Dursun Bey, çok alınmış size.” dedim. “Neden?” dedi. Dedim: “Temel’e genel müdürlük kurmuşsunuz Sağlık Bakanlığında, Dursun’a hiçbir şey yapmamışsınız.” (Gülüşmeler) Sayın Bakanımız buna o da…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bir Dursun bulmak lazım Bakanlıkta, Temel var da.

CEVDET ERDÖL (Devamla) – Evet.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

23’üncü Dönem Parlamentosu olarak sağlık için çok ama çok önemli kanunlara imza attınız. Bir önceki gündem dışı konuşmamda da arz etmiştim, “Bugün eğer gençliğimiz için, çocuklarımız için kanserden korunma yönüyle kalp-damar hastalıklarından korunma yönüyle en iyi yapılabilir?” denirse, onu işte bu Parlamento yaptı. Tütünden korunma kanununu, tütünün zararlarından gençlerimizi, çocuklarımızı korumak için önemli bir kanun çıkardı. Bunun gelecek yıllarda faydasını göreceğiz yani üç beş sene sonra kanser sayısındaki azalmayı gördüğümüzde yaptığımız işin ne kadar iyi bir iş olduğunu o zaman daha iyi fark edeceğiz. Bunun için katkılarınızdan dolayı hepinize çok ama çok teşekkür ediyorum.

Bugün Türkmenistan’daki bir işçiyi uçak göndererek alabiliyor isek, bugün Libya’dan gelen yüzlerce hastayı alıp biz tedavi edebilecek seviyeye ulaşmış isek, uluslararası alanda pek çok ülkede hastane yapıp işletebiliyor isek, Türkiye sağlıkta büyük bir ilerleme kaydetmiştir diye rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunda elbette ki siz grupların çok önemli katkıları var. Ben, Barış ve Demokrasi Partisinin grup başkan vekillerine ve parti üyelerine, Milliyetçi Hareket Partisinin değerli grup başkan vekili -Sayın Şandır burada- ve değerli üyelerine, Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkan vekillerine ve değerli üyelerine, AK PARTİ’nin grup başkan vekillerine ve değerli üyelerine çok teşekkür ediyorum, sağlığa olan katkılarınızdan dolayı.

Ayrıca, 22’nci Dönemdeki milletvekillerini de, o dönem arkadaşlarımı da burada hayırla yad etmek istiyorum. Gerçekten çok önemli kanunlara imza attılar, hep birlikte gayret ettik.

Sağlık Komisyonu olarak Komisyonumuzun bir Başkanı sıfatıyla da söylüyorum: Komisyonumuzun her üyesiyle ayrı ayrı iftihar ediyorum. Kendilerine çok teşekkür ediyorum verdikleri katkılardan dolayı.

Bugün, aile hekimliğine geçmiş isek, hastaneleri bir çatı altında birleştirerek kaliteli sağlık hizmeti verebiliyor isek, yine Sosyal Güvenlik Kurumunu, genel sağlık sigortasını biz hayata geçirebilmiş isek bu, sizlerin eseri, sizlerin gayretleriyle oldu.

On sekiz yaşın altındaki bütün çocuklarımızı sosyal güvence kapsamına alarak çok önemli bir işi, dünyanın pek çok ülkesinin başaramadığı bir işi başarmış olduk.

Kadınlara mahsus hâllerde sosyal güvencenin aranmaması, yine çocuklarımız için hiçbir güvenceye bakılmaksızın tedavinin yapılması pek çok ülkenin gıpta ettiği bir şey. Yani, “112 Ambulans”ı çağırdığımızda “Acaba şimdi altı dakikada mı yedi dakikada mı geldi?” diye hesap tutar, saat tutar olduk. Saatlerce ambulans bekleyen hastalarımız bunu çok iyi bilirler. Bu seviyeye Türkiye'nin sağlık gücünün yükseltilmesiyle hep birlikte ulaştık.  Bugün eğer ambulans uçaklarımızla, ambulans helikopterlerimizle ülkemizin tüm sathına hep birlikte, bütün insanlarımıza, fakir fukara kim olursa olsun bir kuruş para talep etmeksizin, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını göstermek suretiyle bütün hastalarımıza ilaç verebiliyor, hastane imkânı verebiliyor helikopter, ambulans uçak imkânı verebiliyorsak, bu, ülkemizin sağlık seviyesinin geldiği yeri gösterir.

Özürlüler Kanunu’nda çok önemli değişiklikler yaparak çok önemli bir adım attık. Özürlüler Kanunu sayesinde özürlü yavrularımıza eğitim imkânı getirdik. Evde bakım ücretlerini vererek onların birinci sınıf insan olduklarını onlara hatırlattık. İşte, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal devlet olduğunu bütün insanlara, bütün dünyaya göstermiş olduk. Nihayet, evde bakım hizmetleri bizim sağlık alanında önemli bir hizmetimizin tamamlayıcısı olacaktır. Bu evde bakım hizmetinin tüm Türkiye sathına yayılması, bizim yapmakta olduğumuz bu iş birçok ülkenin gıpta ettiği, beceremediği bir iştir.

Değerli arkadaşlar, gündemde olan 744 sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmeleriyle ilgili gruplar adına pek çok arkadaşımız çok değerli bilgiler verdi. Ben detayına girmek istemiyorum ama önemsediğim bir iki konuyu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bir insan düşünün ki hastanede ölmüş, fakir bir insan. Yakınlarını mahkemeye veriyorlar “Onun parasını öde.” diye. Böyle binlerce insanı biz bu yükten hep birlikte kurtaracağız. Bu Parlamento bu yükten bunları kurtarmış olacak.

Etik kurulla ilgili de bir şey söylemek istiyorum. Etik kurulla ilgili, insan üzerindeki bilimsel deney ve araştırmalarla ilgili 2005’te Ceza Yasamıza maddeler konulduğunda çocuklar üzerinde bilimsel araştırma yapmanın belli şartlara bağlanması gerektiğine dair kanun teklifini verdiğimizde bizi yani çocuklarla bu kadar ilgilenen bir kişi olarak beni kobaycı olmakla, kobaycılığı özendirmekle suçlayan yazılar aleyhimizde yazıldı. Fakat o yazarlar, o günden bugüne yaklaşık altı yıl geçti, yedi yıla yaklaşıyor, böyle bir işleme tabi tutulmuş bir tane çocuk olmadığı hâlde özür dilemek lütfunda da bulunmadılar. Onun için, etik kurulla ilgili işlem üzerinde, etik kurulla ilgili kanun maddesi üzerinde de, efendim, “Kobay kanunu geliyor.” gibi anlamsız şeyler söyleniyor. Bakınız, hiçbir uygulaması olmayan, kanuni düzenlemesi olmayan bir alan, başıboş bir alana âdeta, biz, bir hukuki düzenleme getiriyoruz. Bilimsel araştırmaların nasıl yapılacağına dair bir hukuki düzenleme getiriyoruz. Bu hukuki düzenleme önümüzdeki yıllar içerisinde Türkiye’deki sağlıktaki araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde önemli girdiler sağlayacak bir düzenlemedir. Ülkemizin kaynakları bakımından ülkemize girdi sağlayacak bir maddedir. Ülkemizde sağlıktaki ARGE faaliyetleri bakımından, dört büyük ilaç firmasının ARGE merkezi kurmak üzere izin aldığını biliyorum. Bunlara yenilerinin eklenmesi ve yapılacak olan aşı, biyolojik ürün ve ilaç geliştirmelerinde bu maddeye çok büyük ihtiyacımız olduğunu ben düşünüyorum ve inşallah bugün çıkaracağımız kanunla bu ihtiyaç da yerine getirilmiş olacak.

Tıp meslekleriyle ilgili, sağlık meslekleriyle ilgili pek çok meslektaşın birbirleriyle olan, âdeta yumağa dönmüş olan problemlerini çözmeye gayret ettik. Tamamen çözdük diyemiyorum çünkü meslektaşlarımızın kendilerinin, kendi aralarında çözmesi gereken sorunları maalesef tamamen çözebilme imkânını bulamadık ama mümkün olduğunca en iyi ve en kullanışlı orta yolu bulabilmeye gayret ettik.

Yine Sağlık Bakanlığımız bu kanunla birlikte 10.600 yeni kadro alıyor. Bunlardan 9 bin uzman hekim kadrosu, 1.250 pratisyen hekim kadrosu kullanacak ve ilk defa perfüzyonist, iş ve uğraşı terapisti, dil ve konuşma terapisti gibi branşlarda da kadrolar ihdas edilmiş oldu. Ben bu kadroların sağlık sistemimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; 23’üncü Dönem Parlamentosunda çok önemli işleri hep birlikte yaptık, yapmaya gayret ettik. Eğer ben de arkadaşlarım gibi sürçülisan ettiysem, hepinizden affola diyorum, özür diliyorum. 24’üncü Dönem milletvekillerinin de bu dönem Parlamentosu kadar sağlık için önemli adımlar atmasını temenni ediyorum. 24’üncü Dönemde milletvekili olacak arkadaşlarıma şimdiden başarılar diliyorum. 23’üncü Dönemdeki başarılarından dolayı da herkesi ayrı ayrı tebrik ediyorum.

Ben, hepinize, hepimize sağlıklı, mutlu yarınlar diliyorum. 12 Haziran seçimlerinin ülkemize, milletimize, memleketimize, tüm dünyaya hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinizi, saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum efendim.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

Sayın Yıldız, buyurun efendim.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Şimdi, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 2010 raporunda yolsuzluk sektörünü açıkladı. Buna göre sağlık sektörü birinciliği aldı ve geçtiğimiz yıllarda da Türkiye’de yolsuzluk -sadece sağlıkta değil, genelde- 2008, 2009, 2010 yıllarında artış gösteriyor. Bu rapora göre 155 yolsuzluk operasyonundan 54’ü sağlık sektörünü içermekte. Bu konuda ne gibi tedbirler alınıyor? Sağlık sektörünün hangi birimlerini içeriyor? Üniversiteler, kamu hastaneleri, ihaleler… Çünkü Sağlık Bakanının yaptığı ihalelerde de çok iptal vardı.

Bu konuda Bakan açıklama yaparsa sevinirim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldız.

Sayın Ayhan...

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Aracılığınızla Sayın Bakana ve Komisyon Başkanına bir soru tevdi etmek istiyorum:

Bu kanunda yaptığımız, il özel idarelerindeki, aslında bazı iktidara mensup milletvekillerinin “Kaydi olarak duruyor, gerçekte o para yok.” dedikleri hadiseyi değerlendirmeleri, mali kural ve mali disipline ne kadar uyduğunu sormak istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Sayın Yalçın...

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, özellikle mahalli televizyonlarda sıkça, bir reklamdan çok belgesel gibi birtakım alternatif tedavi ürünlerinin yayımlandığını görüyoruz ve bu yayımlar, akademik unvanı olan doktorların da içerisinde yer aldığı bir sunum içerisinde gerçekleştiriliyor.

Sayın Bakanım, kaç tane bu şekilde ruhsatlandırdığınız ilaç ya da alternatif tıp ürünü vardır. Bunların yan etkileri ya da tedavi edici özellikleri bakımından gerçekten bir incelemeye tabi tutulmuşlar mıdır? Böyle pervasızca yayın yapılmasına daha ne kadar müsaade edeceksiniz? Bu konudaki Bakanlığımız elindeki dokümanları bizimle paylaşırsanız memnun olurum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Rıdvan Bey.

Sayın Işık...

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kanun teklifinin 9’uncu maddesinde geçen “fizyoterapist” tanımında, fizik tedavi rehabilitasyon uzmanı tabiplerle bu alanda eğitim almış diğer tabipler arasında bir çatışmanın ya da çakışmanın olacağı endişesine katılıyor musunuz? Bu konuda bir açıklama yapabilir misiniz?

İkincisi: Kütahya İli Simav Devlet Hastanesinden son dönemde tayin ya da istifa yoluyla ayrılan çok sayıda doktorun yerine yenilerinin ataması ne zaman yapılacaktır? Bu konuda yardımcı olabilir misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Alim Bey.

Sayın İçli...

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, burada 200 kişilik bir avukatlık kadrosu alıyorsunuz. Avukat, düz memur alımına benzemez. Özellikle belli konularda, devlet konularında, idari yargıda her konuda ihtisası gerektirir. Bu avukatları nasıl alacaksınız? Bu birincisi.

209 sayılı Yasa’nın 6’ncı maddesinde tıp dışındaki personelin tayinleri başka usullere tabi olmuş. İstihdam ettiğiniz avukatları düz memur gibi bir işleme mi tabi tutacaksınız?

Üçüncüsü: Mevcut mevzuatta hem 209’un kendi içindeki hükümlerle çatışıyor hem de 4353 sayılı bu Muhakemat Kanunu’yla çatışıyor. Şimdi, devletin uzmanlaşmış, yıllara yayılmış o kadar avukatı varken bu avukatlardan neden vazgeçiyorsunuz da 6’ncı dereceden bir kadro ihdas etmeyi düşünüyorsunuz? Bundaki meramınız nedir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İçli.

Sayın Bakanım, buyurun efendim.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.

Sayın Yıldız’ın zannediyorum bir gazete haberine atfen… Bilgi gazete haberi olmalı.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Evet.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Gazete haberine atfen ifade ettiği bir husus oldu “Kaçakçılık Daire Başkanlığı yolsuzlukta sağlığı birinci sıraya koydu.” diye. Ben bu haber çıktıktan sonra ilgili daireyle görüştüm, öyle bir tasnif de yok, dairenin böyle bir haber falan, böyle bir bilgi verdiği de yok. Bunu gazeteciler nereden çıkarmışlar, nereden yazmışlar, onu bilmiyorum.

Yalnız şöyle bir durum var: Aslında bu soru önemli bir hususu yüce Meclisin önünde, değerli milletvekillerinin önünde vatandaşlarımıza izah etmem için de bir fırsat teşkil etmiş oldu. Onun için Değerli Milletvekilimize teşekkür ediyorum.

Sağlık alanı kamunun en çok ihale yaptığı alandır. Çünkü bine yakın döner sermaye işletmesi var ve bu döner sermaye işletmeleri merkezî alım yapmadığımız için kendi alımlarını kendileri yaparlar. Yani bu hususta bir ademimerkeziyetçilik söz konusu, yerinden yönetim söz konusu. Dolayısıyla, bu ihalelerle ilgili, ihale sayısı artıkça takdir edersiniz ki gerek Kamu İhale Kurumuna giden itirazlar gerekse zaman zaman bizim müfettişlerimizin yaptığı soruşturmalar ya da savcılıkların yaptığı soruşturmalarla birtakım işlemler yapılıyor, yapılması da lazım. Bunun için dikkatle gayret etmemiz gerekiyor.

Bir defa, yolsuzluğu önlemek için sistemi iyi kurmak lazım. “Ne gibi tedbirler alıyorsunuz bunun için?” dedi Sayın Milletvekilimiz. Sağlık Bakanlığımızda merkezî yazılımla bir sistem kurduk. Bütün hastanelerin alım satımlarını belli kalemlerde, hangi rakamlarla yaptığı belli. Dolayısıyla bir defa Bakanlığımızda da Strateji Geliştirme Başkanlığımız bu ihale rakamlarını takip ederek belli bir sistematik içerisinde bir yanlış yapılmasını engellemeye gayret ediyor. Ayrıca kurumlarımıza gönderdiğimiz yazılarda şunu da istiyoruz: “Bu merkezî yazılımdaki değerlere bakarak ve bunları değerlendirerek ihale yapın.” Bu açıdan kanaatimce çok önemli bir tedbir almış durumdayız ve Türkiye’de son yıllarda hem ilaç hem de tıbbi malzeme satın almaları açısından döner sermaye işletmelerinin her geçen yıl daha hesaplı alımlar yaptığı da bir gerçektir. Fakat bu yolsuzluk meselesinde benim dikkatimi çeken bir husus var ve bunu araştırıyorum. Çeşitli sebeplerle savcılıkların soruşturmaları var ve bundan dolayı zaman zaman bazı sağlık yöneticilerinin ya da bunlarla birlikte bazı müteahhitlerin gözaltına alındığını ve tutuklandığını hepimiz biliyoruz. Acaba bunun sonucunda Türkiye’de hüküm giyen kaç kişi var? Ben şimdi bunu araştırıyorum ve bunu çok da önemsiyorum. Bunu Türkiye'nin adli yapısının, adli hizmetlerinin yürüyüşü açısından da çok önemsiyorum. Ben hukukçu değilim ama gözaltına alınan ya da tutuklanan insanlardan yüzde kaçı hüküm giyerse acaba bir adalet sistemi açısından bu doğru bir iştir, beklenen bir şeydir? Bunu bir nazarıdikkate almak lazım. İşin bu kısmı önemli. Sağlık sektöründe şu veya bu sebeple gözaltına alınıp ya da tutuklanan yöneticiler ya da ihale komisyonu üyeleri ya da her neyse firmalar açısından, bunlardan hüküm giyen o kadar az insan var ki o zaman bu sistemi bu açıdan bir gözden geçirmek lazım.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Rektörler dâhil…

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bu son derece önemli bir husus yani. Ben kendi sektörüm açısından bunu önemsiyorum ve bu işi de şu anda araştırıyorum. Sorunuza da teşekkür ediyorum.

İkincisi, Sayın Ayhan’ın il özel idareleriyle ilgili olarak sorduğu soru.

Bu arada arkadaşlarım bir not ilettiler. 2010 yılı kurumlar ihale şikâyet oranları açısından Sağlık Bakanlığı yüzde 4,35 ile aşağı yukarı ortalarda bir yerde geliyor. Söylediğim gibi, en çok ihale yapan kurumlardan biridir.

Burada “Danıştaya en çok şikâyet edilmiş olan…” Neyse, sayısı az, oranı yüksek olmuş. Şöyle bir tablo var, Kamu İhale Kurumuna götürülen ihalelerle alakalı ki bu normal bir şey tabii.

Aslında Sayın Ayhan, biz, il özel idarelerine gönderdiğimiz her paranın orada Sağlık Bakanlığının projesi adına harcanmak üzere bekletildiğini biliyoruz. Bunun dışında bir işlem yapılması kanunen mümkün değildir. Eğer herhangi bir il özel idaresi böyle bir işlem yapmışsa yanlış yapmış olur. Bu yanlışın da sonucu neyse o sonucuna katlanır ama bizde böyle bir bilgi yok doğrusu. Yani biz paramızı kullanmak istediğimiz zaman “Bu para şu anda kaydi bir para, nakdî olarak elimizde yok.” diyen bir il özel idaresi bugüne kadar hiç çıkmadı.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – İktidara mensup arkadaşlar söylediler Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Ben, bendeki bilgiyi söylüyorum Değerli Milletvekilim.

Sayın Yalçın’ın alternatif tedavi yöntemleriyle ilgili gözlemi ve uyarısı son derece doğru bir gözlem ve son derece doğru bir uyarıdır. Doğrusu, Sağlık Bakanlığı olarak “alternatif tedavi” adı altında, kanıta dayandırılmayan, bilimsel temele dayandırılmayan birtakım uygulamaların yapılmasını önlemeye çok ciddi ölçüde çalışıyoruz. Bunlarla ilgili hususlarda yetki tamamen Sağlık Bakanlığında değil. Mesela reklam yapılıyorsa Reklam Kurulunun yetkisi var ya da bu bir anlamda rekabeti de engelleyen bir şeyse Rekabet Kurulunun yetkisi var ve biz, mutlaka bunlar için başvuruları yapıyoruz. Sağlık Bakanlığının bu anlamda verilmiş bir alternatif ürün izni falan da yok. Bu hususta kamuoyu önüne çıkan ürünlerin büyük kısmı Tarım Bakanlığımızdan “gıda desteği” adı altında ruhsat almış ürünler. Yani, bunların aslında ruhsatlarında “Falanca hastalık için kullanılır.” diye bir hüküm yok, pazarlamasında bunu yapıyorlar.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Reklamlarında öyle söylüyorlar.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Çok haklısınız efendim. Bu firmalar, bu ürünlerin pazarlamasını yapanlar pazarlanmasında yanlış bir iş yapıyorlar. Bununla ciddi ölçüde mücadele etmeliyiz ama biz şöyle bir şey de yaptık efendim, onu da arz edeyim…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Birileri müdahale etmeli ama Sayın Bakan.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Biz müdahale ediyoruz, savcılıklara veriyoruz. Şu anda bundan dolayı savcılıklarda yürüyen birçok dava var.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Onlar da kullanılıyor televizyonlarda.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Doğru.

Şimdi, aldığımız ilave tedbirleri de söyleyeyim efendim: Bitkisel ürünlerin kullanımıyla ilgili yeni bir yönetmelik yazdık. Bu konu Türkiye'de biraz boştaydı. Bu yönetmelik hükümlerine göre bundan böyle bitkisel ürünlere bir ruhsat alınabilecek.

İkinci husus da tanıtım yönetmeliğiyle ilgili bir yeni düzenleme getiriyoruz, bunu da hazırladık. Sağlık iddiası olan herhangi bir pazarlama için bu iddianın mutlaka Sağlık Bakanlığından izin alma şartını getiriyoruz, bu husustaki mevzuat boşluğunu da dolduruyoruz. Uyarınıza da teşekkür ediyorum. Bu bahsettiğiniz reklamların, pazarlama usullerinin çoğu da Avrupa’dan yapılıyor uydu üzerinden. Bununla da mücadele etmemiz lazım, haklısınız.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Mahallî televizyonlarda da…

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Doğru efendim.

Sayın Işık’ın fizik tedavi uzmanları ve fizyoterapistlerle ilgili bir sorusu vardı. Sayın Işık, bu konuyu çok uzun zaman çalıştık. Şimdi, Türkiye'de… Zaten bugün yapacağımız kanunun önemli bir maddesi bu, zannediyorum 9’uncu maddesi. Bu 9’uncu maddede, daha önce tanımlanmamış yirmi dört sağlık mesleğini tanımlayacağız ve Meclis olarak önemli bir iş yapacağız. Sürekli olarak bir çatışma alanı oldu bu. Tüzükle yapmaya çalıştık olmadı, yönetmeliklerle yapmaya çalıştık olmadı. Sürekli mahkemeleşmeler oluyor dernekler arasında ya da meslekler arasında ve bu gerçekten işi bir çıkmaza sürüklüyor.

Biz şunu yapmaya çalıştık genel anlamda fizyoterapistler için ya da diğer bütün meslekler için: Eğer bir hastalığa teşhis konacaksa ve bir tedavi programı yapılacaksa bunu yalnızca doktorlar yapabilir ama onun dışında fizyoterapistlerin ya da psikologların ya da diğer meslek erbabının da hareket edebileceği bir alan bulunmalıdır. Biz orta yolu bulduğumuza inanıyoruz. Yani bir çatışma alanı olan bu hususta psikologlarla psikiyatristler anlaşamıyorsa, fizyoterapistlerle fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanları anlaşamıyorsa Meclis olarak bize düşen, bir hakemlik yapmaktır. Bu gelen teklifle bu hakemlik yapılmaya çalışılıyor. Biz de Sağlık Bakanlığı olarak bunun doğru bir şekilde yerine getirildiğine inanıyoruz.

Simav için eksikler neyse bunları en kısa sürede tamamlayacak biçimde gerekenleri yaparız. Soruşturma sonucu bir KBB uzmanı ayrılmış, yerine geçici görevlendirme yaptık. 38’inci dönemde de devlet hizmeti yükümlülüğü kurasında planlama yapıyoruz.

Şimdi, avukatlar olarak efendim… Avukat kadroları sadece il müdürlüğünde var. Yeni alınacakları da buraya atayacağız. Alımı KPSS sınavıyla ÖSYM aracılığıyla yapacağız. Bu hususta hiçbir tereddüdünüz olmasın. 9’uncu derece kadro istedik, çünkü yeni memurlar gelecek KPSS yoluyla. 6-9’uncu derece arasına da atama yapabiliyoruz.

Bunun dışında 209 sayılı Kanun’un personelin statüsü ve atamalarıyla ilgili hükümleri burada uygulanmıyor. Ayrıca, döner sermayeli kuruluşların tüm memurları gibi avukatlar da biraz önce ifade ettiğim gibi 657 sayılı Kanun çerçevesinde Kamu Personeli Seçme Sınavı’yla alınacaktır. Burada şöyle bir şey var değerli milletvekilim: Böyle bir madde yapılmasını bizden daha ziyade maliye de istedi. Çünkü çok sayıda küçük dava var, basit işlerden oluşmuş on binleri bulan davalar var ve bunlarla gerçekten hazine avukatlarının uğraşması çok zor. Bir de hastanenin bildiği bir husus için, hastanenin takip ettiği bir husus için hazine avukatlarıyla yazışma yapılması, o yazışmaya göre hazine avukatlarının işlem yapması, ihtiyaç duyduklarında yeniden yazışma yapmaları gerekiyor ve bu pratik bir usul değil. Dolayısıyla bunun biz pratik biçimde bu hastanelerin, döner sermaye işletmelerinin işini daha iyi yapacağına inanıyoruz. Haklı bir soru sordunuz: Nasıl alınacak? Söylediğim gibi tamamen KPSS’yle, genel usullerle bu avukatlar alınarak hizmet verecektir.

Bir soru daha vardı zannediyorum. Evet, son soru buymuş.

Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Sayın Başkan, süre bitmedi, izin verirseniz…

BAŞKAN – Buyurun Sayın İçli.

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ederim.

Sayın Bakanım, şimdi, bu kanunla bir düzenleme getiriyorsunuz. Ben uygulamadan geldiğim için söylüyorum; sistemden ayrıldığınızda usul kuralları vardır, temsil kabiliyeti vardır, husumet vardır, bu konuda ciddi uyuşmazlıklar var Yargıtay’da da olan. Şimdi, siz ciddi bir sıkıntı yaratabilirsiniz, benim kaygım o. Sistemden çıkıyorsunuz, döner sermayeye avukat oluyorsunuz, pratik olma amacınız olabilir ama uygulamada ciddi anlamda, usul kurallarından dolayı sıkıntı olacaktır, bu bir.

Bir de şunu söylemek istedim: Avukat almak düz memur almaya benzemez yani avukatlıkta ihtisas vardır, icra iflas vardır, idari davalar vardır, başka davalar vardır. Şimdi, gencecik bir avukatı KPSS sınavıyla aldığınız zaman, döner sermaye kurumunun o avukatlardan hizmet almasını beklemeyin çünkü bu uzmanlık alanıdır. Nasıl tıpta profesörlük, bevliyeci, ürolog gibi… Yani tutup bir bevliyeciye herhâlde beyin ameliyatı yaptıramazsınız. Avukatlık da bir uzmanlıktır, avukatlık kendi içinde de uzmanlıktır. Sadece eleman istihdam etmekle problemi çözemezsiniz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Açıkalın.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Ayhan’ın, yıl içerisinde kullanılmayan, başka projelerde kullanılmak üzere aktarılan il özel idaresi ödenekleriyle alakalı sorduğu suale Sayın Bakan bir kısmı itibarıyla cevap verdi. Esasen, özel idarelerin toplam ödenekleri, toplam bütçe ödenekleri içerisinde kesinlikle mali disiplini bozacak bir büyüklüğe erişmemiştir, erişmemektedir. Kaldı ki sadece bu ödenekler değil başka ödenekler de, zaman zaman, yıl içerisinde kullanılmadığı takdirde Maliye Bakanının onayıyla başka sektörlere aktarılmaktadır, başka projelere aktarılmaktadır. Sual sahibinin mali kurala aykırı olduğu yönündeki açıklamasıyla, gayet tabii, teknik olarak mali disiplini kastettiğini zannediyorum çünkü mali kuralla alakalı tasarı zaten Komisyondan geçmiş ve Genel Kuruldan geçmemiştir, bilgilerine arz ederim.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Mali disiplini söyledim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                           Kapanma Saati: 16.33

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.51

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

---0---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Birinci bölüm 1 ila 11’inci maddeleri kapsamaktadır.

Birinci bölüm üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Harun Öztürk’e aittir.

Sayın Öztürk, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, sağlık mevzuatının yanı sıra il özel idareleri, Sosyal Güvenlik Kurumu ve gümrük mevzuatı ile Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de değişiklikler yapılmasını öngören bu mini torba tasarının Genel Kurulda temel yasa olarak görüşülmesinin İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğunu hatırlatarak sözlerime başlamak istiyorum. Konuşmamda, birinci bölümde ve izleyen bölümlerde yer alan ve mali mevzuatı ilgilendiren hükümler üzerinde durmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, on yedi maddeden oluşan kanun teklifine Komisyon aşamasında beş yeni madde eklenmiştir. Eklenen maddelerden 12, 15 ve 20’nci maddeler tekliflerle ilgili olup 17 ve 18’inci maddeler Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgilidir. Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgili maddelerin bu teklife eklenmesi İç Tüzük’ün 35’inci maddesinde yer alan “Komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı veya tekliflerini aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilirler; birbirleriyle ilgili gördüklerini birleştirerek görüşebilirler… Kendilerine havale edilenler dışında kalan işlerle uğraşamazlar…” hükümlerine aykırıdır. Burada sizlerle paylaşacağım görüş ve eleştiriler Plan ve Bütçe Komisyonunda da dile getirilmiş olmasına rağmen, sizlere dağıtılan raporda bu görüş ve eleştirilere hiç yer verilmemiş olmasını kınıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2008 yılında İl Özel İdaresi Kanunu’nda bir değişiklik yaparak merkezî yönetim bütçesinde yer alan Sağlık ve Millî Eğitim bakanlıklarının taşrada yapacakları yatırımların il özel idarelerince yapılmasına imkân sağladınız. Bunun için, ilgili bakanlıkların merkezî yönetim bütçesinde yer alan sermaye giderleri ödeneğinin bu bütçenin kapsamı dışındaki özel bütçeli kuruluş olan il özel idarelerine aktarılmasını öngördünüz. Bu öngörünüz, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na aykırıydı çünkü anılan Kanun, merkezî yönetim bütçesinde yer alan bir ödeneğin özel bütçeli bir kuruluşa aktarılmasına izin vermemekteydi. Mevzuatımız, merkezî yönetim bütçesinde yer alan ödeneklerin kamu adına bir mal ve hizmet satın alındıkça kullanılmasını, karşılığının nakden ödenmesini ve bütçeleştirilmesini öngörmektedir. İl özel idarelerine ödenek aktarılmasında ise aslında aktarılan, ödenek değil, karşılığı nakittir. Mal ve hizmet satın alımında söz konusu ödenekler kısmen veya tamamen ilgili bakanlık bütçelerine gider yazılmaktadır. Yani il özel idarelerince yıl içinde yatırım realize edilmeden realize edilmiş gibi ilgili bakanlığın bütçesine daha başlangıçta sermaye gideri olarak muhasebeleştirilmektedir. Bu düzenleme ile merkezî yönetim bütçesine gider yazılmış ancak kamu adına yatırım realize edilmediği için il özel idarelerinde bekleyen nakdin izleyen yıllarda aynı ya da başka il özel idareleri aracılığıyla kullanılması istenmektedir. Öngörülen sistem, 5018 sayılı Kanun’a aykırıdır. Merkezî yönetim bütçesinden aktarılan kaynağın nihai olarak nerelere harcandığı konusunda takip ve denetimi güçleştirecektir. Bu sistem, bakanlık ödeneklerinin il özel idarelerine avans olarak kullandırılmasını öngörecek, mal ve hizmet kamu adına teslim alındıkça bütçeleştirilecek bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bakanlıkların üçüncü kişilerden mal ve hizmet satın alırken uyguladıkları yöntemin il özel idarelerine de uygulanmasına imkân veren bir sisteme geçilmelidir.

Değerli milletvekilleri, Sağlık Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşların hizmet vermekte oldukları taşınmazların bünyesinde bulunan ve bunların müştemilatı niteliğinde olan sosyal tesislerin kira gelirleri ile Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun kapsamında kiralanan sağlık merkezleri ile kullanmış oldukları demirbaşların kira gelirlerinin ve uzmanlık belgesi, sertifikasyon ve sınav hizmetlerinden elde edilecek gelirlerin ilgili döner sermayeli işletme bütçesinin gelirleri arasına alınması yönünde düzenlemeler yapılmaktadır. Bu düzenlemeler, 5018 sayılı Kanun’un benimsediği bazı ilkelere aykırıdır çünkü:

1) 5018 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirlerin kamu gelirleri arasında sayıldığını görüyoruz.

2)  Anılan Kanun’un  5’inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Kamu mali yönetimi mali disiplini sağlar.” hükmüne aykırıdır.

3) Aynı Kanun’un 6’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu veznelerden ödenir.” hükmüne aykırıdır.

4) Anılan Kanun’un 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki “Tüm gelir ve giderler gayrisafi olarak bütçede gösterilir.”, (g) bendindeki “Belirli gelirlerin belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.”, (h) bendindeki “Bütçelerde gelir ve gider denkliğinin sağlanması esastır.”, (m) bendindeki “Kamu idarelerinin tüm gelir ve giderleri bütçelerinde gösterilir.” şeklindeki sıralanan bütçe ilkelerine aykırıdır.

Değerli milletvekilleri, Sağlık Bakanlığı döner sermayeli işletmelerin dava ve icra takibinin Kamu İhale Kanunu’nun 22’nci maddesindeki “doğrudan temin usulüyle avukatlık hizmeti satın alımı” suretiyle yapılması, dava ve icra takiplerinde 4353 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkılması yönündeki düzenlemeler uygun görülmemektedir. Avukatlık hizmeti satın almanın hiçbir kriter ortaya konulmadan yaygınlaştırılması idareleri karar vermede sıkıntıya sokabileceği gibi kayırmacılığa da açıktır. Karayolları Genel Müdürlüğü ve DSİ ile başlayan, dava ve icra takiplerinde 4353 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkma arzusu, bu alandaki tekliğe zarar verecek biçimde gelişmektedir. Hazine avukatlarının nicel ve nitelik olarak bir yetersizliği bu girişimlerde rol oynuyor ise sorunun çözümünü yanlış yerde arıyoruz diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarının kiralama işlemlerinin KDV Kanunu’ndan, Bakanlığa bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin de Kurumlar Vergisi Kanunu’ndan istisna edilmesi “eşitlik” ve “genellik” ilkesine aykırıdır.

Bakanlığın sağlık tesislerinin yanı sıra her türlü tesis ve sosyal donatılarının da TOKİ’ye yaptırılacak tesisler arasına alınması doğru bulunmamaktadır çünkü kamu yatırımlarının giderek tümüyle TOKİ’ye yaptırılması bu kuruluşun denetiminde yaşanan boşluklar nedeniyle yanlıştır. Ayrıca, tahsisli binalarla ilgili olarak gerektiğinde  Bakanlığa yıkım yetkisi verilmesi, başka kurum ve kuruluşlara tahsisli yerlerin talep edilmesi imkânı getirilmesi, hazine taşınmazlarının idaresiyle ilgili, görevli ve yetkili Maliye Bakanlığının görev alanına müdahale niteliği taşımaktadır. Bu durum yetki çatışmalarını beraberinde getirecektir.

Orman yangınlarıyla havadan mücadele hizmetlerinde kullanılmak maksadıyla Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından gerçek ve tüzel kişilerden her nevi hava aracı kiralanmasında, sağlık hizmetlerinde kullanılmak maksadıyla Sağlık Bakanlığı tarafından gerçek ve tüzel kişilerden her nevi hava ve deniz aracı kiralanmasında 5018 sayılı Kanun’un 28’inci maddesinde yer alan üç yıllık kiralama süresinin yedi yıla uzatılmasının kamu yararına uygun olmadığı düşünülmektedir. Kamu yararı için yedi yıllık kiralama yerine satın alma seçeneğinin değerlendirilmemesi önemli bir eksikliktir.

Gümrük Müsteşarlığının eleman ihtiyacını karşılamak üzere Bütçe Kanunu’ndaki atama sınırlamasının devre dışı bırakılması da seçim yatırımı izlenimi vermektedir diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Öztürk, teşekkür ediyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan.

Buyurun Sayın Ayhan.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Yüce heyetinizi şahsım ve grubum adına saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten, ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyleri arasında bir paralellik bulunmaktadır. Gelişmişlik düzeylerine uygun olarak ülkelerin sağlık problemleri, sağlık hizmetleri arzı, sağlık hizmetleri talebi de farklılıklar gösterebilmektedir. Ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre problemler farklılaşmakla birlikte  aynı kategorideki ülkeler arasında hatta aynı ülkelerin değişik bölgelerinde bile ülkelerin sağlık problemleri de farklılaşabilmektedir.

Ülkelerin sağlığa verdikleri önem ve sağlık düzeylerini gösteren önemli bir gösterge sağlık harcamaları için ayırdığı kaynaklardır. Gelişmiş ülkeler sağlık konusunda daha fazla kaynak ayırmaktadır. Yüksek gelirli ülkelerin bireylerinin eğitim düzeylerinin yüksek olması sağlık konusundaki bilinçlenmeyi de artırmaktadır. Bu ülkelerdeki sağlık düzeyi diğer ülkelere nazaran daha iyi durumda bulunurken gelir ve eğitim düzeyi sıralamasına göre sağlık düzeyleri de şekillenmektedir. Bu duruma göre zaman zaman sağlık hizmetlerinde de yeni düzenlemelere, teşkilatlanmalara gitmek, bazı değişiklikler yapmak mümkün gözükmektedir, mümkün olmaktadır, buna ihtiyaç da duyulmaktadır.

Şimdi bir teklif gelmiş, sağlıkta ne olacakmış? Sağlık Dönüşüm Programı çerçevesinde daha iyi, daha kaliteli hizmet sunumu sağlanacakmış. Bu nasıl olacak? İş ve işlemleri hızlandıracak, ihtiyaç olduğu hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık meslekleri düzenlenecek. Peki, bu nasıl olacak? Şimdi, teklif, Sağlık Komisyonunda teknik maddeler görüşülmeden nereye geliyor? Doğrudan Plan Bütçe Komisyonuna. Dün burada ilgili kanun hükmünde kararnameyle ilgili yetki tasarısı çıkarmayla ilgili tasarıyı görüşürken konuştuğumuz problemler burada da devam ediyor. Ne oluyor? Çok teknik maddeleri ilgili komisyonlar görüşmeden Plan Bütçe Komisyonu üyelerinin üzerine yıkılıyor, vebal altında kalınıyor. Burada hiç olmazsa Anayasa Komisyonundan daha iyi bir hadise oldu. İlgili Komisyon Başkanı ne yaptı? İlgili maddeleri çekerek komisyonunda görüştü. En azından, o komisyon üyelerine saygı gösterilmiş oldu.

Şimdi, komisyona teklifin geliş şekli üzerinde de durmak istiyorum ancak bazı maddelerin daha önce bazı üyelerce bazı tasarılara önergelerle monte edilmek için verilmek istendiğini de biliyoruz hepimiz. İl özel idarelerinde bekleyen ödenekleri kullanacaklar. Nasıl kullanacaklar? Bu kullanılmayan paraları Toplu Konut İdaresine aktaracaklar. Bu korkunç bir icat. Nasıl diyeceksiniz? Birincisi, böyle bir nakdin olmadığını iktidara mensup milletvekilleri komisyonda ifade ettiler. İkincisi, böyle bir nakit varsa aktarma için Toplu Konut İdaresini adres gösteriyorsunuz. Bunun da iki yönü var. İlki, kapatın Bayındırlık Bakanlığını, orada duruyor, her seferinde söylüyorum, yetkiyi de aldınız, hiç durmayın. Kamu kurumları bina yapıyor Eskişehir yolunda, bir tanesini Bayındırlık Bakanlığı yapıyor. Kapatın, kararnameyle yetki aldınız.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu sefer kapatacaklar…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Hayır, o da belli olmaz yani şimdi başka şeye geleceğim.

Şimdi, bakıyorsunuz, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na uymuyor bu. Bunu siz çıkardınız, bozmaktan da zevk alıyorsunuz. Buradan çıkan sonuç ne? İsteseniz maliye teorisine katkı yapacak bir uygulama biçimini bu kadar bulamazdınız yani bu ilk defa oluyor.

Şimdi, bir Sayın Bakana söyledik “Gelin yardımcı olalım, bir kereye mahsus problemi çözelim.” dedik. Yanlış da olsa doğru da olsa orada bekleyen bir kaynak var ise problemi çözelim. Hayır… Maliyeciler, Sayın Bakan kabul etmesine rağmen “Bu böyle olmaz.” diyorlar. Onlarla da tartıştığımız zaman diyorlar ki: “Prensipte siz haklı olabilirsiniz ama iş çıkmaz yola girmiş, burada bunu böyle yapalım.” Sayın Bakanın kabulüne rağmen komisyonda “Hayır” diyor maliyeciler. Nasıl bir şey, onu anlamakta sıkıntı çekiyorum.

Şimdi, o kadar önemli meseleler var ki. Bakın, şurada biraz önce sordum, Sayın Komisyon Başkanı cevap verdi: Mali Kural Kanunu Tasarısı. Ben Mali Kural Kanunu Tasarısı’nın kanunlaşmadığını biliyorum. Bizim Komisyonda Sayın Başkanın söylediği bir helalleşme meselesi var. Meclis tatile girmeden ensemizde boza pişirdiniz, iki ayağımızı bir pabuca soktunuz. Mali kural çıkacak da çıkacak. Burada Sayın Bakanın ifadeleri var. Ne diyor? “1 Ocak 2011’den önce bitirelim ve yürürlüğe koyalım.” diyor. Birbirimizde hakkımız kaldı, helalleşeceğiz de sizinle mi helalleşeceğiz Sayın Başkan, yoksa Sayın Başbakan Yardımcısıyla mı helalleşeceğiz? Şimdi, o mu önemli, bu mu önemli? İktidar ne yapacağını bilmiyor. Getirdiği yasanın arkasında durmuyor. Çekiliyor, ayrılıyor.

RECAİ BERBER (Manisa) – Ama uyuluyor zaten ona ya, mali kurala uyuluyor.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bir saniye, söyleyeceğim. Mali kuralın çıkmadığını biliyorum.

“Bakan dut yemiş bülbüle döndü.” dedim ben burada. Evet, diğer bakanların tasarının altında imzası vardı, çektiler altındaki imzayı, savunamadı Başbakan Yardımcısı. Siz de biliyorsunuz bunu. Şimdi, hadiseyi buraya getireceksiniz, yapacaksınız. Diyordu ki burada: Bundan OECD de istifade edecek, rica ediyorlar, bundan G 20’ler de istifade edecek, bundan AB de istifade edecek. Ya, hani nerede? Bırakın bizim ülkenin vatandaşlarını, -rezil oldu, kepaze oldu- öbür ülkeler istifade edemiyor mali kural yok diye.

Şimdi, döner sermayelerle ilgili hususlar… Şimdi, Sayın Bakan haklı olarak -orada birikmiş alacakların tahsilatına yönelik sistem çalışmıyor, tıkanmış- çözüm yolu arıyor. Başka kim arıyor? Daha önce Devlet Su İşleri de aradı. Sistem tıkanmış, herkes bir parçasından alıp götürmeye çalışıyor. Nitekim Maliyede şimdi hazırlık var galiba, bunu kökten çözmeye yönelik bir hazırlık. Şimdi, sistem tıkanmış, işler gecikmiş. Ben “Eğer siz bunu, bu işlemi, avukatları, yandaş avukat tutarak doldurmaya çalışırsanız ne derim? ‘Parasını döner sermayelere ödeyemeyen sağlık hizmetleri almış vatandaşların üzerine yandaş avukatlara iş verilerek gidiliyor.’ derim.” dedim, yapılmasın bu. Şimdi hakikaten Sayın Bakan sıkıntılı, problemleri çözmek istiyor ve bizim komisyonda en çok da yardım edilen Bakan ama bu işin tasarı değil de teklif olarak gelmesi bir başka şekilde enteresan. Şimdi bunları niye söylemiyoruz? “Biz bunları çözemiyoruz.” demiyoruz.

Şimdi katma değer vergisi, gelir vergisi muafiyetleri getiriyoruz. Bu şimdi de uygulanıyor olabilir. Başka şeylerde liberal sistemi kurduk, bu işlerde bir değişiklik olmasın, hiç kimseye muafiyet tanınmasın, hiç kimseye istisna tanınmasın, fevkalade iyi gitsin diyoruz. Burada istisna getiriyoruz.

Şimdi hakikaten Toplu Konut İdaresiyle ilgili hususlarda bu iş, -Bir kere siz bu batağa saplandınız Sayın Bakanım- aynı şekilde devam ediyor.

Bir başka husus: Gümrükle ilgili bir husus var burada. Sayın Bakanın teşkilat yasası orada duruyor. Sayın Bakan elinde bir önerge AKP grup başkan vekillerinin altında imzası, buraya usule uygun olan, olmayan bazı tasarıların altına eklenerek çıkarılmak istiyor. Usule aykırı diye Başkan Vekili reddetti onu. Ondan sonra götürüyorsunuz başka alakasız bir şeyle usule uyduracak şekilde ne yapıyorsunuz? Bunu birleştirip bu kanunun altına koyuyorsunuz. Daha dün yetki tasarısı aldınız, onunla çözün, illa yandaş doldurmaya, seçime iki ay kala mecbur musunuz?

Şimdi bunun bazı yönlerinin çözülmesi lazım, Sayın Bakana yardımcı oluyoruz ancak bu usul, bu yol yol değil.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Şahsı adına, Muğla Milletvekili Sayın Mehmet Nil Hıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET NİL HIDIR (Muğla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; sağlık sektörümüzün bir kısmının görev, yetki ve sorumluluklarını ilgilendiren 744 sayılı Yasa Teklifi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın önemli adımlarından birini daha gerçekleştiriyoruz. Bu konuda çok gayretli ve fedakârca çalışan Komisyon milletvekillerimize, Sağlık Bakanlığımızın değerli çalışanlarına, teklifi sunan değerli milletvekili arkadaşlarımıza da huzurlarınızda teşekkürü borç telakki ediyorum.

Bilindiği gibi Sağlıkta Dönüşüm Programı, sigorta kurumlarının tek çatı altında toplanması, devlet hastanelerimizin ve sigorta hastanelerinin Sağlık Bakanlığının çatısı altında birleştirilmesi, Genel Sağlık Sigorta Yasası ile sağlıkta güvencenin doğumla başlayıp yaşlılığa kadar devam ettirilmesi, ilaç satış ve sunumunun eczacılarımızın geniş bir kitlesine sözleşmeyle yaygınlaştırılması, ilaç fiyatlarının bu vesileyle düşürülmesi, Bakanlığın ilaç üretiminden çekilmesi, tam gün yasasıyla hekim meslektaşlarımızın daha kurumsal çalışma imkânlarına kavuşturulması, özel hastanelerimizin nüfusa ve ihtiyaçlara göre planlanması ve sigorta kurumlarıyla sözleşmeye açılması önemli basamakları teşkil etmişti.

Bugün yaptığımız yasal faaliyetin birinci bölümünü on bir ana başlık altında toplayabiliriz.

Öncelikle, hekim meslektaşlarımızın en değerli yardımcıları olan yardımcı sağlık personelinden yirmi dört branşta, görev ve sorumlulukları, yetkileri ve mesleki faaliyetlerindeki görev tanımlamalarına ilişkin madde gerçekleşmektedir.

Yine teklifte önem arz eden ikinci husus, diş hekimlerimizin ve tıpta uzman olacak hekim meslektaşlarımızın, dünya standartlarında ve ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda, diş hekimlerinin sekiz branşta ana dal ve yan dal uzmanlıklarının ihdas edilmesidir.

Yine, uzman hekimlerimizin ihtisas sonrası yan dallarında, yani üst ihtisaslarda, altmış üç branşa yaklaşık ihtisas dalında ve yan dalda görev, sorumluluk alanlarının ve sürelerinin yasal çerçeveye dâhil edilmesidir.

Bir başka husus da tıpta uzmanlık sınavlarında ana dal eğitim sürelerinin gelişen bilimsel gerçekler çerçevesinde yeniden ele alınması gerçekleştirilmektedir.

Değerli arkadaşlar, insanlar üzerinde yapılan klinik araştırmaların usul ve esaslarının da kanunla belirlenmesi bu yasa kapsamına alınmıştır. Özellikle araştırma gönüllülerinin sağlıkları hakkında güvenlik, esenlik ve etik haklarının yasal güvence altına alınması bu yasa kapsamına alınmıştır.

Toplum sağlığı hususunda atılan bir diğer adım ise aşı üretimi ve yatırımlarının artırılması ve yerli üretimin artırılmasına yönelik yasal tedbirlerdir.

Yine, yerel yönetimlerle iş birliği içerisinde, gönderilen ödeneklerin atıl hâlden kurtarılarak sağlık yatırımına dönüştürülmesi bu yasa kapsamında ele alınmaktadır.

Aile hekimlerimizi ilgilendiren bir başka husus ise pilot uygulamada hekimlerimizin döner sermaye gelirlerini artırıcı birtakım ek kaynakların ihdas edilmesidir.

Değerli arkadaşlar, sağlıkta yapılan reform niteliğindeki bütün bu çalışmalar 70 milyon insanımızın huzurlu, güvenli, geleceğini temin altına almak noktasında önemli adımlardır ve fedakârca çalışan gerek doktorlarımız gerek yardımcı sağlık personelimiz bu yasal düzenlemelerle mesleki kimliklerini, mesleki onurlarını bir kat daha artırmışlar, insanımız tarafından daha sevecen, daha saygıdeğer hâle gelmişlerdir.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hıdır.

Şahsı adına Denizli Milletvekili Sayın Mithat Ekici.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİTHAT EKİCİ (Denizli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle sekiz senedir sağlıkta dönüşümü yürüten Sağlık Bakanlığına, yasaların çıkmasında desteğini esirgemeyen siz değerli milletvekili arkadaşlarıma ve bu programı içselleştirerek dönüşümün gerçekleşmesini sağlayan doktorlarımıza, hemşirelerimize ve tüm değerli sağlık personelimize teşekkür ediyorum.

AK PARTİ İktidarından önce sağlıkla ilgili reform sürekli olarak dile getirilmiş olmasına rağmen bir ilerleme sağlanamamıştı. Biz, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile bu alanda bir reforma imza attık ve bununla iftihar ediyoruz. Daha yapılacak çok şeyler olduğunun farkındayız, inşallah zaman içerisinde bunlar da yapılacaktır.

Hastanelerin birleştirilmesi, ilaçların istenilen eczanelerden alınabilmesi, hekim seçme özgürlüğü, koğuş sisteminden özel oda istemine geçilmesi, hasta hakları, “Alo SABİM Hattı”, aile hekimliğine geçilmesi, koruyucu hekimliğe daha fazla önem verilmesi, acil ve 112 sisteminin daha da geliştirilerek deniz ve hava ulaşım araçlarının bu amaçla kullanılması, hastanelerde rehine devrinin kapanması, hastanelerin cihaz ve malzeme altyapısı yönüyle modern çağa uygun ve en ileri teknolojiyle donatılması, personelin eğitilerek personelin eğitiminin yükseltilmesi ve hastalarla daha iyi, sıcak diyalog kurulması, aylar ve günler sonrasına verilen randevuların kaldırılarak veya makul süreye indirilerek teşhis ve tedavinin hızlandırılması yaptıklarımızdan bazılarıdır.

Ayrıca, genel sağlık sigortası çıkarılarak on sekiz yaşından küçükler tamamıyla sağlık güvencesi kapsamına alınmıştır. Şu anda, vatandaşlarımız, özel hastaneler, üniversite devlet hastaneleri dâhil istediği hastaneye gidip tedavi olmaktadır.

Bizden önceki sekiz senede yapılmış 1 milyon 100 bin metrekarelik hastane ve diğer sağlık kuruluşlarını, iktidar olduğumuz sekiz senede, 4 milyon 400 bin metrekareye çıkardık. Bütün bunları insana ve halkımıza verdiğimiz değerden dolayı yaptık.

Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi ne gibi yenilikler getirmektedir, bir de onlara bakalım. 5302 sayılı Özel İdare Kanunu’nun 6’ncı maddesine göre, bakanlıklar illerdeki kendi alanlarıyla ilgili hizmetleri gerçekleştirebilmek için kendi bütçelerinden il özel idare bütçesine para aktarırlar. İl özel idarelerine aktarılan ödeneklerin bir kısmı maksadına uygun kullanılırken bir kısmı ise mevzuat engeli sebebiyle, illerin acil ihtiyacı olmasına rağmen harcanamamakta ve o paralar özel idare bütçelerinde atıl olarak beklemektedir. Bu yasayla hizmetlerin aksamaması ve ödeneklerin en iyi şekilde değerlendirebilmesi için atıl kalan ödeneklerin başka projelerde veya başka il özel idarelerinde kullanılmasına, hatta toplu konut idarelerine aktarılabilmesine imkân sağlanmaktadır.

2’nci maddede, sağlık tesisleri bünyesindeki kafeterya, büfe, otopark gibi sosyal tesisler Millî Emlak tarafından kiraya verilmektedir. Bu yerlerin denetim ve kontrolü Millî Emlak tarafından yeterince yapılamadığı için verimli olarak kullanılamamaktadır. Bu yasayla bu gibi sosyal tesisler hastaneler tarafından kiraya verilebilecek, gelirleri döner sermayeye kaydedilecek, kontrol ve denetimleri daha iyi bir şekilde yapılabilecektir.

Üniversite hastaneleri ile Sağlık Bakanlığı hastanelerinde vefat eden ve tedavi giderleri Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanamayanların yükümlü oldukları borçlar, eğer kişinin ödeme gücü yoksa, faizleriyle beraber ortadan kaldırılacaktır. Bu yasayla, 31/12/2010 tarihine kadar tahsil edilmemiş borçların yüzde 50’sinin kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ödeneceği taahhüt edilirse borcun geriye kalanı faiziyle beraber silinecektir, eğer borç 250 TL’nin altında ise tamamen silinecektir.

İnsanlar üzerinde gerçekleştirilecek klinik araştırmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğini teminat altına almak amacıyla insanlar üzerinde yapılacak bilimsel araştırmaların usul ve esasları belirlenmektedir. Herkes kendi keyfine göre insanlar üzerine araştırma yapamayacak, insanlar kobay olarak kullanılamayacaktır. Son günlerde, bir hastanedeki uygulamalardan kamuoyu son derece rahatsız olmuştur. Bu amaçla etik kurullar oluşturulmaktadır.

Sağlık tesisleri önemli binalardır. Onları rastgele her yere kuramayız. Eğer hastane yapımına uygun bir yer varsa ve bu yer başka kamu kurumlarının elindeyse Sağlık Bakanlığına tavsiye edilmesi kolaylaştırılmaktadır. Ayrıca hizmet dışı kalan binaların yıkımı da Sağlık Bakanlığı tarafından yapılabilecektir. Bu yıkımlar daha önce Millî Emlak tarafından yapılabiliyordu.

Bu yasanın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederken yasanın halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ekici.

Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

Sayın Yıldız, buyurun efendim.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz günlerde basında bir haber yer aldı, bu, “jet profesörler veya hülle profesörler” adı altında. Ankara Tabip Odası ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının bir çalışması sonucunda 50 kadar doçentin eğitim vermeyen üniversite tıp fakültelerinde, hastanesi çalışmayan tıp fakültelerinde profesör oldukları ve orada hiç görev yapmadan kendi kurumlarına döndükleri… Bunların bir kısmı Sağlık Bakanlığında üst düzey görevli, bir kısmı klinik şefi, bir kısmı başhekimlerdir.

Bunların sayısı nedir? Kimler -isimler olarak- hangi üniversitelerde görev yapmışlar, profesör olmuşlar ve şu anda nerededirler? Belki bir kısmına Sayın Bakan burada cevap veremeyebilir ama bunların gerçek sayısı nedir? Hatta bunların bir kısmının rektör olduklarını da biliyoruz, Ankara’da veya başka yerlerde rektörlük görevine geldiklerini de biliyoruz. Çünkü hastanesi yok, öğrencisi yok, profesör olmuşlar. Buna açıklık getirilirse sevinirim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Yalçın…

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, Bakanlığınız toplam personelinin 2002 ile kadrolu ve şirket elemanları bakımından bir mukayesesini yapmanız mümkün müdür? Aradaki oran ne şekilde değişmiştir bugün itibarıyla?

Bir de efendim, kendi tecrübelerime göre de özellikle özel hastanelerde gerekli olmadığı hâlde birtakım tahlillerin yapıldığını, yaptırıldığını ben kendim de gözlemliyorum. Elinizde böyle bir çalışma var mıdır? Sizin tahminlerinize göre, hastanelerimizde gerekli olmadığı hâlde sırf kamu kaynaklarından bir miktar koparmak adına yapılan tıbbi müdahalelerin ya da tahlillerin -sağlık dilindeki deyimlerini tam olarak bilemeyebilirim- rakamsal karşılığı hususunda bir tahmininiz bulunmakta mıdır? Bu konuda ne tür bir önlem düşünmektesiniz?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalçın.

Sayın Akçay…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, yaklaşık altı yıldır, bilhassa her seçim öncesi Manisa’ya 400 yataklı bölge hastanesi yapılacağı söylenmiştir. Hastane arsası Manisa Belediyesi tarafından teslim edileli bir yılı da geçmiştir, fakat hastane inşaatına daha henüz başlanmamıştır. Bu hastane Manisa’ya ne zaman yapılacak Sayın Bakanım?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Sayın İçli…

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, biliyorum, tabii, SGK’nın sorunu ama, bu şeker hastalarının hâlâ şeker ölçüm çubukları meselesi çözümlenmedi. Sağlık Bakanlığı olarak bu konunun çözümlenmesi için ne gibi girişimlerde bulunacaksınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İçli.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, Bakanlığınız bünyesinde özellikle kamu hastanelerinde taşeron şirketlerde çalışan personel sayısı nedir? Bunların sorunlarının çözümüne yönelik olarak bir çalışmanız var mıdır? Varsa çalışma ne aşamadadır? Ne düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.

Sayın Bakanım, buyurun efendim.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli Başkanım teşekkür ediyorum, soru soran bütün değerli arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum.

Sayın Yıldız’ın kendi ifadesiyle -tırnak içinde söylüyorum- bu “jet profesörler” konusunu, doğrudur…

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Haberlere göre. Ben de haberlerden aldım.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Doğru efendim, basında yer alan şekliyle ama bu arkadaşlarımız adına bu ifadeyi kullanmasak bence daha doğru olur efendim.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Benim ifadem değil, basında yer aldı.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Anladım. Yani basın da ifade etmiş olsa bu bir haksızlık.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Olayı bir anlayalım Sayın Bakan.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Doğru mu yanlış mı olay?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) - Şimdi ben anlatıyorum.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Ben “Basında bu şekilde yer aldı.” dedim.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Tamam efendim, müsaade ederseniz anlatacağım.

Basında da yer almış olsa burada bu arkadaşlarımızı bu şekilde tarif edersek Türk bilimine çok önemli katkılar yapmış olan, dosyaları son derecede kabarık olan yani “kabarık” derken bilimsel açıdan son derecede düzgün dosyaları olan arkadaşlara haksızlık yapmış oluruz.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Peki, bu yöntem doğru mu?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Şimdi profesörlüğün nasıl bir şey olduğunu bilen akademisyen arkadaşlarımız çok tabii burada. Profesörlük için aslolan şudur: Doçent olursunuz, doçentlik unvanı bir sınavla size verilir, yayınlarınız vardır, daha sonra bir sınava girersiniz doçent olursunuz. Elimizdeki kanunlar doçent olduktan sonra beş sene bekleme süresi gerektirmektedir. Beş sene bekledikten sonra da bu beş sene içerisindeki yayınlarınızı dosyaya koyarsınız bir profesörlük kadrosu ihdas edilmişse buraya, bu kadroya müracaat edersiniz. Yine buna ilgili yönetim tarafından bakılır, bu dosyanız eğer uygun bir dosyaysa size profesörlük unvanı verilir. Dolayısıyla, hiç kimse öyle jet profesör falan olamaz Türkiye’de. Basına akseden bu ifadeler hem Türk akademik camiasına hem de bu arkadaşlarımıza büyük haksızlıktır.

Şimdi, gelelim ondan sonraki kısma.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Eğitim vermeyen tıp fakülteleri, hastanesi olmayan tıp fakülteleri…

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Tabii, ondan sonraki kısma gelelim efendim.

Türkiye’de, öteden beri eğitime yeni başlayan tıp fakültelerinde benzeri uygulamalar olagelmiştir ve olması da gerekmektedir çünkü bu tıp fakültelerine öğretim üyesi gerekiyor, aksi takdirde bu tıp fakülteleri kurulamıyor. Bu tıp fakültelerinde eğitim bir kısmında başlamış durumda, bir kısmında başlayacak. Bu yetişmiş değerli öğretim üyelerini bu fakültelere öğretim üyesi yapmak Türkiye'nin geleceği açısından, Türkiye'nin akademik geleceği açısından, Türkiye’de yetişecek öğrenciler ve uzmanlık öğrencileri açısından çok doğru bir harekettir.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Peki, orada kalıyorlar mı Sayın Bakan?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Yüce Meclisimizde yapılmış olan önemli bir kanunla…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Orada kalmıyorlar, dönüyorlar.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Değerli milletvekilim, devamlı laf atarsanız nasıl cevap vereceğim yani? Müsaade edin, konuşayım. Soru soracaksanız yine soru sorarsınız. Bu mikrofonlar size de açık, bize de açık.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Ama işin esasını anlatmıyorsunuz.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Yani eğer anlatmama müsaade etmeyecekseniz ben anlatmam. İstemiyorsanız…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – O benim takdirimde değil.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – İyi de takdiriniz oradan buraya laf atmak da değil Sayın Milletvekili yani! Böyle bir usul var mı?

BAŞKAN – Sayın Özyürek…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Var, var…

BAŞKAN – Sayın Bakanım…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) –  Bunu ben zaman zaman yapıyorum.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Yanlış yapıyorsunuz. Lütfen, doğru yapın Sayın Özyürek. Siz, tecrübeli bir milletvekilisiniz, yanlış yapmayın lütfen.

BAŞKAN – Sayın Özyürek, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, buyurun; Sayın Yıldız dinliyor efendim sizi.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Sonra soruyu siz de sormadınız. Sayın Yıldız gayet güzel bir biçimde dinliyor yani.

Şimdi, bu değerli arkadaşların önünde hem kendileri açısından hem de yeni kurulan üniversiteler açısından büyük bir fırsat doğdu. Nedir bu fırsat? Yine yüce Mecliste birlikte yaptığımız bir kanunla, Tam Gün Kanunu’yla üniversitelerle Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim hastanelerinin birlikte çalışma fırsatı doğdu. Bu değerli arkadaşlarımız ilgili üniversitenin kadrosundayken eğitim hastaneleriyle birlikte çalışmak suretiyle hem buralarda eğitim verecekler hem de köklü, oturmuş olan bir eğitim hastanesi yeni kurulan tıp fakültesine destek vermiş olacak. Bu, Türkiye’nin geleceği açısından çok makul bir şeydir. Ama biz topluma böyle işte, bazı basın organlarının yaptığı gibi “Jet profesör” deyince, sanki bu işe hiç layık olmayan bir insan profesör yapılmış gibi lanse ediliyor. Bu, son derece yanlış bir tariftir, son derece yanlış bir kara çalmadır. Bu arkadaşlarım adına bir defa bunu -Ben de bir akademisyen olarak Meclise geldim- kesinlikle reddediyorum.

Yapılan yanlış bir iş değildir hem hukuk çerçevesinde hem de maslahat çerçevesinde Türkiye’nin gelişmesine yararı olacak bir iştir. Bu gözle bakmak gerektiğine inanıyorum.

SACİD YILDIZ (İstanbul) – Hastanesi yok. Bir kısmı da hemşirelik yüksekokullarında profesör.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – İkincisi efendim: “2002 ile mukayese edildiğinde hizmet alımıyla ne kadar kişi var, kadrolu ne kadar kişi var?” Sayın Yalçın’ın sorusu zannediyorum. 2002 yılına göre sayı olarak bizdeki personel sayısı son derece arttı. Şöyle ifade edeyim: -Sayın Yalçın’ın sorusu zannediyorum- Toplam personel açısından… Arkadaşlar, toplam personeli verseniz daha iyiydi.- Her neyse, tek tek söyleyeyim: Uzman tabip açısından, 20 binden 30 bine çıkmışız, Sağlık Bakanlığında. Pratisyen tabip açısından, 24 binden 30 bine çıkmışız çünkü maalesef Türkiye’de geçmiş yıllarda yeteri kadar öğrenci alınmadığı için, bu sayılarda fazla bir artış sağlanamadı. Hemşire, ebe açısından, 86 binden 118 bine çıkmışız; bu iyi bir sayıdır. Diğer sağlık çalışanları açısından da ciddi artışlar var. Bu arada, 2002 yılında şirket elemanı sayısı olarak da 11 bin  kişiden 118 bin kişiye çıkmışız. Toplamda, 2002’deki 256 binden 2010’da 450 bin kişiye çıkmışız. Aslında, Sağlık Bakanlığında çalışan personel sayısının ciddi ölçüde artırılmasıyla vatandaşa verdiğimiz hizmetlerde de ciddi bir artış kaydedildi.

Değerli milletvekilleri, burada da temel bir yaklaşıma işaret etmek isterim. Kamunun, hizmetlerini özel sektör eliyle gördürmesi son derece çağdaş bir yöntemdir. Yani kamuya alınacak herkesi, kamuda memur, kamuda işçi kadrosuna almak mıdır hakikaten bu işin doğrusu? Bunun üzerinde düşünmeliyiz. Ama, hizmet alımı yoluyla istihdam edilen değerli çalışanların hukukunu da tabii ki en iyi şekilde korumak lazım.

Haklı olarak sordunuz: “Bunlar için ne gibi tedbirler aldınız?” Şimdi, birincisi: Sağlık Bakanlığında bu çalışanların maaşlarının banka kanalıyla kendilerine ödenmesi mecburi hâle getirildi, çerçeve genelgelerimizle yani doğrudan doğruya işçilere ödenen paralar banka kanalıyla ödeniyor ve miktarlarında herhangi bir oynamanın olmaması sağlanıyor. Maaşlarının iki iş günü içerisinde, ayın bitiminde, kendilerine ödenmesi zorunlu tutuldu. Sigorta primlerinin kontrol edilmesi zorunluluğu getirildi. Sigorta primleri yatırılmadan firmalara hak ediş ödemiyor hastanelerimiz. Yol ve yemek yardımı gibi sosyal yardımlar ödenmeye başlandı. Şimdi, bütün bunlar, Türkiye’de 120 bin kişinin istihdamını sağladı ve bu değerli vatandaşlarımız aynı zamanda da insanımıza hizmet ediyorlar sağlık kuruluşlarında.

Bu arada şunu da yapıyoruz…

RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Biz daha uygun koşullarda çalışsınlar diye soruyoruz.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – E, tabii ki yani memleket geliştikçe, AK PARTİ hükûmetleri döneminde olduğu gibi böyle büyümeye devam ettikçe asgari ücret de artacak ki bu çalışanların büyük bir çoğunluğu asgari ücretle çalışmıyorlar, öğrenim durumlarına göre daha yüksek ücretlerle de çalışıyorlar.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – İnşallah, biz daha iyisini yapacağız.

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Yani burada bütün mesele hem birçok insanı istihdam ederek iş sahibi yapmak hem de sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak olmuştur, burada yanlış bir şey yok. Ama biz kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini, bu hizmet alımlarıyla gördürülen işlerde de kamunun patronajının devam etmesini çok önemsiyoruz. Kamuda sağlık hizmetleri güçlendirilmelidir ama hizmetlerimizin önemli bir kısmını özel sektöre de gördürebiliriz, bundan sonra da gördürmenin ben gerekli olduğuna inanıyorum.

Peki, özel hastanelerde gerekli olmadığı hâlde yapılan tahliller, tetkikler var mı, bununla alakalı bir veri tabanı var mı? Biz de böyle bir veri tabanı yok doğrusu. Sosyal güvenlik, buna ait bilgiler bizden ziyade şimdi Sosyal Güvenlikte, çünkü Sosyal Güvenlik hizmet alımı yapıyor. Ancak burada da şunu ifade edeyim: Değerli milletvekilleri, sistem, aslında fazla tahlil yapmayı genellikle o fazla tahlil yapan kurumun lehine daha fazla bir ödeme alabilir hâlinde sürdürmüyor. Sosyal Güvenlik Kurumunun paket sözleşmeleri var. Bu paket sözleşmenin içerisinde siz bir özel hastane olarak daha fazla tetkik yapmakla daha fazla kazanamazsınız. Yaptığınız tetkikler sizin kasanızdan gider, sizin kesenizden gider. Ha, bunların dışında istisnai bazı tetkikler, tetkik grupları var. Bu tetkik gruplarıyla ilgili acaba birtakım istismarlar olabiliyor mu? Bunu da değerlendirmek lazım.

Peki, zaman zaman kamuoyuna yansıyan doğrudan hastanın istismarıyla ilgili hususlar var. Ben bunların çok yaygın olmadığını düşünüyorum. Yani bunu yapanlar gerçekten çok yanlış işler yapıyorlar ve gerek Sosyal Güvenlik Kurumu gerek Sağlık Bakanlığımız bunları tespit ettiği anda da hem idari yönden gerekli işlemleri yapıyoruz ruhsat iptallerine varıncaya kadar, hizmet alım sözleşmelerinin fesihlerine varıncaya kadar ve bunları ayrıca savcılıklara da teslim ediyoruz. Kuşkusuz ki bu kadar büyük bir hizmet alanında yanlış yapanlar oluyor, yanlış yapanlara da gerekli olanlar yapılıyor.

Manisa’ya ne zaman bir hastane yapacağız? Bu doğru ve önemli bir soru. Manisa dört yüz yataklı merkez bölge hastanesi için YPK onaylarını aldık, kamu-özel ortaklığıyla yapacağız. Ön yeterlilik ihalesini tamamladık Değerli Milletvekilim Sayın Akçay, teklif sürecinde şu anda ihale. Mayısın sonu itibarıyla da teklifler alınacak. İhale bu şekilde değerlendirilerek inşallah sonuçlandırılıp bu sene buranın yapımına başlanacaktır.

Şeker hastalarının şeker ölçüm çubuklarıyla ilgili problem, aslında Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çözülmüş bir problemdir ama sahada hâlâ bazı problemler olabiliyor. Buradan, sizin sorunuzu da vesile bilerek, bütün vatandaşlarımıza şöyle seslenmek istiyorum: Sosyal Güvenlik Kurumu bir kural koydu. Bu kuralı koyarken de bizden yardım aldı. Biz, piyasadaki şeker ölçüm çubukları ve bunları ölçen cihazların hepsini Hıfzıssıhhada inceledik ve bunların ölçüm açısından rasyonel sınırlar içinde ölçüm yapanlarını bir piyasa gözetimiyle belirledik. Diğer cihazların da piyasadan çekilme şartını getirdik. Şu anda piyasada satılan çubuklar ve bunların cihazları, doğru ölçüm yapan çubuklar ve cihazlardır. Yine piyasa gözetimine devam edeceğiz. Vatandaşımız, kendisine bir eczaneden fazla fiyat talep edilirse kesinlikle o ölçüm çubuğunu ve o cihazı kullanmasın. Çünkü Sosyal Güvenlik Kurumu, yeni cihazlar için ilave bir para ödeyeceğini de tespit etti. Ama maalesef, bazen uygulayıcılar tarafından, kendilerinin firmalarla ya da şirketlerle yapmış oldukları ticari ilişkiler sebebiyle, vatandaşa “Şu cihazı ve bu çubuğu kullan.” dayatması getirilmektedir. Vatandaşımız buna lütfen dikkat etsin, herhangi bir para ödemeden bu çubukları alma imkânına şu anda kavuşmuştur.

Teşekkür ederim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Şu anda önergeleri okutacağım, önergeleri işleme alacağız. Dolayısıyla, bu aşamada bir oylama yok.

Sayın milletvekilleri, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

1’inci madde üzerinde iki adet önerge vardır.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1. maddesinin son cümlesindeki “Toplu Konut İdaresi’ne aktarılabilir.” İbaresinin “Sağlık Bakanlığı’na aktarılabilir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                   Harun Öztürk                                      Tekin Bingöl

                      İstanbul                                               İzmir                                                Ankara

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Sacid Yıldız                                        Şevket Köse

                      Malatya                                             İstanbul                                            Adıyaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Görüşülmekte olan kanun teklifinin 1’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Erkan Akçay                                     Mehmet Günal                                   Mustafa Kalaycı

                       Manisa                                              Antalya                                               Konya

                 Mehmet Şandır                                    Rıdvan Yalçın                                        Alim Işık

                       Mersin                                                Ordu                                                Kütahya

              Emin Haluk Ayhan

                       Denizli

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz Değerli Başkanım.

BAŞKAN -  Sayın Kalaycı, buyurun.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Görüştüğümüz maddede, il özel idarelerine aktarılıp buralarda bekleyen ödeneklerin aynı veya başka bir il özel idaresine ya da TOKİ’ye aktarılması öngörülmektedir. Böyle bir uygulama bütçe ilkelerine aykırı olduğundan maddenin tekliften çıkarılmasını öneriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu maddede de TOKİ karşımıza çıkmaktadır. TOKİ’ye imar mevzuatında, vergi mevzuatında, birçok mevzuatta ayrıcalıklar tanınarak özel imkânlar verilmiş, bedava arazi ve arsalar tahsis edilmiştir.

TOKİ ne yapmıştır, aslında bir masaya yatırmak gerekmektedir. Ben buradan şunu söyleyeceğim: TOKİ vatandaşa kazık atmaktadır; TOKİ, dolayısıyla AKP Hükûmeti fakir fukaraya, dar ve sabit gelirli insanımıza kazık atmaktadır.

AHMET YENİ (Samsun) – Ayıp ayıp! O ifadeler çok ayıp! Milletten özür dile.

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Bunu ben söylüyorum ama bu…

AHMET YENİ (Samsun) – Ağzından çıkanı dinle.

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Sen benim konuştuklarımı dinle, gelir burada cevap verirsin.

AHMET YENİ (Samsun) – Çok ayıp!

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Ben ayıp bir şey söylemedim; Yapılan bir işlemin, resmî rapora yansıyan bir hususu ben burada dile getirmekteyim.

AHMET YENİ (Samsun) – Kulağın duymuyor, kulağın.

MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu söylediğim konu, eski adıyla Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu, yeni adıyla Sayıştay Başkanlığımızın Toplu Konut İdaresi Başkanlığı 2009 yılı raporunda aynen yer almaktadır ki bu raporu değerli milletvekili arkadaşlarım KİT Komisyonundan da temin edebilirler. Bu rapor ne zaman yazılmış, ne zaman kabul edilmiş? 14 Aralık 2010 tarihi itibarıyla. Şimdi, raporun Romen rakamla XI’inci sayfasında yer alan 9 ve 10 numaralı önerileri okuyacağım.

9 numaralı öneride, “İdarenin, konut ve iş yerleri satışlarında peşinattan kalan bakiyeye memur maaş artışı oranı uygulanan projelerde taksitlere enflasyon oranı üzerinde bir artış yapılması nedeniyle alt ve orta gelir grubunda konut satın alanların ödeme güçlüğüne yol açtığı görüldüğünden, idare tarafından bakiye borç ve taksit tutarlarına memur maaş artış oranı TÜFE ve ÜFE oranlarını içeren endeksler arasından en düşük olanın uygulanması” diyor.

Yine, 10 numaralı öneride, TOKİ’nin taşınmaz satışlarında bankalarla yapılan protokollerin uygulanması sonucunda hem idarenin hem de taşınmaz satın alanların daha fazla maliyete katlandığı görüldüğünden, idarenin taşınmaz satışlarında aracı olarak çalışan bankalarla yaptığı protokol hükümlerinin konut satın alanlar ve idare lehine yeniden düzenlenmesini istiyor.

Şimdi, katlandığı maliyetin yüksek olması ne demektir arkadaşlarım? Yani, Anadolu tabiriyle buna kazık derler. Yani maliyetin üzerinde bir satış yapıyorsan, ki dar ve sabit gelirli insanımıza bunu yapıyorsan bunun başka adı yoktur.

TOKİ’den konut alan vatandaşın bir ödeme planı da yoktur. Yoktur çünkü TOKİ tefeci gibi faiz almaktadır. TOKİ’nin, konutun peşinat bedelinden sonra kalan bakiyeye uygulamış olduğu memur maaş endeksi, kim ne derse desin, etki ve sonuçları itibarıyla bileşik faizdir. Bir de bu uygulama en düşük devlet memuruna uygulanan artış oranını da içine alan memur maaş endeksidir. Örneğin, en son dönem olan 2010 ikinci altı aylık memur maaş endeksine bakmak gerekmektedir. Memura açıklanan ve uygulanan yüzde 2 artıştır ama TOKİ’nin memur maaş endeksine gelince 3,59’a yükselmektedir çünkü artış olarak alınan endekste her memur kesimine uygulanan artış oranı değil, belirli memur kesimine uygulanan memur zammı ve seyyanen yapılan zamlar da eklenerek endeksin içine girmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonuna bile bu konuda binlerce şikâyet dilekçesi gelmiştir. Artış oranı bileşik faiz olmayan, idareyi tefeci pozisyonuna düşürmeyecek, konut alıcılarını rahatlatacak ve aynı zamanda ne zaman ne ödeneceğinin bilindiği sabit oranlı bir artış oranı olmalıdır. Böylece konut alıcısı bir ödeme planı alabilecek ve konutunun gerçek bedelini görecektir.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kalaycı.

Önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1. maddesinin son cümlesindeki “Toplu Konut İdaresi’ne aktarılabilir.” İbaresinin “Sağlık Bakanlığı’na aktarılabilir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                    Mustafa Özyürek (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun efendim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; önergemiz üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce arkadaşımız Sacid Yıldız’ın somut, net bir sorusu oldu. Sayın Bakan bunu cevaplarken, bu somut soruya somut cevap vermek yerine “vay o arkadaşları rencide ediyorsunuz da, ne hakkınız var da” filan gibi topu taca atma yöntemine başvurdu. Bu doğru bir yöntem değil değerli arkadaşlarım. Biz, burada, muhalefet milletvekilleri olarak elbette denetim görevimizi yapacağız. Basında yer alan, çeşitli çevrelerde yer alan haberleri burada soracağız. Siz derseniz ki “Hayır, böyle bir şey yoktur.” veya “Böyle bir şey vardır, şu şekilde olmuştur…” Arkadaşımız da onu sordu.

Şimdi, Sayın Bakan öyle gerekçeler söyledi ki, işte, kadrosu olmayan üniversiteleri bu yolla takviye edecekmiş gibi bir izlenim vermeye çalıştı. Oysa, haber açık, arkadaşımızın sorusu açık. Bu kişiler, gidiyorlar, hastanesi olmayan bir üniversitede profesör olup hemen büyük şehirlere dönüyorlar. Bu yöntem doğru mu, değil mi? Önce, Sayın Bakanın buna cevap vermesi lazım. Bu yöntemi doğru kabul ettikleri anlaşılıyor ama peki, herkese bu olanak sağlanıyor mu? Her doçent gidip, hastanesi olmayan üniversitelerde profesör olup geri dönebiliyorlar mı? Yani bunlara, cevap vermek lazım; bu bir.

İki: Yani, burada, biz, muhalefet milletvekilleri olarak özgür bir şekilde soru sorma hakkına sahibiz. Sayın Bakanın, bize, burada, nasıl muhalefet yapılacağı dersini vermeye hakkı ve yetkisi yoktur; bunu açıkça ifade ediyorum. Biraz önce, sabah, Sayın Nimet Çubukçu’da da benzer olayı yaşadık. Türkiye’de şu anda 1 milyon 700 bin öğrenciyi ilgilendiren bir olay sürekli gündemde tutuluyor. Bunun yolu… Bu haberleri ortaya koyanlar AKP’ye karşı olanlardır, öyleyse biz bunu kabul etmiyoruz anlayışı doğru bir anlayış değil ki. Bu, gene, teknik bir olay. Dersiniz ki: “Kesinlikle şifreleme yoktur.” veya “Şu şöyle olmuştur.” Yoksa siz, burada gelip muhalefeti veya bu konuda haber yapan medyayı suçlayarak insanları inandıramazsınız ki. İşte, biraz önce değerli arkadaşımız söyledi, “Benim çocuğum da sınava giriyor, büyük bir huzursuzluk içindeyiz.” dedi. Bu huzursuzluğu nasıl gidereceğinizi düşüneceksiniz. Bu, 3-5 kişi değil ki, 1 milyon 700 bin kişi ve iyi niyetle biz gerçekten bu olayın olmamasını dileriz ama olmadığına herkesi inandırmanız lazım. Bu sürekli suçlayarak bir yere varamazsınız veya Sayın Cumhurbaşkanı gibi fevkalade yanlış bir şekilde, bilemediğiniz, ayrıntısına vâkıf olmanız mümkün olmayan bir konuda kefil olarak onu atlatamazsınız.

Şimdi, ben de bu konuyu bilmeden bir konuda kefil olsam ne olacak? Yani iki gün sonra herkes unutur gider. Bu, teknik bir olaydır, teknik bir şekilde incelenmelidir, toplumu tatmin edecek şekilde açıklamalar yapılmalıdır. Onun için bu 51 profesörle ilgili olay da somut bir olaydır, teknik bir olaydır, bunun ayrıntılarını anlatırsanız, bizi ikna ederseniz biz ikna olmaya hazırız. Bizim kimseyi suçlamak gibi bir niyetimiz yok. Yoksa o kişilerin kimler olduğuna dair elimizde bilgiler var, kimin yakını olduğuna dair bilgiler de var; bunları da burada açıklamak istemem.

Değerli arkadaşlarım, bu teklifle gerçekten sağlık sektörüne önemli imkânlar sağlanıyor. “Eksiğimiz var.” dediler, “Sorunlarımız var.” dediler, Meclisin bu sıkışık zamanında bile bunları Meclis olarak görüşüyoruz ve kabul ediyoruz ama artık sağlık sektörünün de halka hizmet açısından hiçbir bahanesi kalmamıştır.

Umarım bu kanunla verilen yetkiler en iyi şekilde, adil şekilde değerlendirilir diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifinin 2 nci maddesinin Tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                   Harun Öztürk                                       Sacid Yıldız

                      İstanbul                                               İzmir                                                İstanbul

                  Tekin Bingöl                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Şevket Köse

                       Ankara                                              Malatya                                            Adıyaman

                                                                            Kamer Genç

                                                                               Tunceli

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Genç, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2’nci maddeyle ilgili olarak verdiğimiz bir önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

Tabii, dört seneye yakın bir süredir bu salonda AKP’li bakanlar şu sıralarda oturuyorlar, biz de milletvekili olarak çıkıyoruz burada memleketin ciddi sorunlarını dile getiriyoruz. Maalesef, Hükûmet sıralarında oturan bakanlardan hiçbirisi milletvekillerinin sorduğu sorulara cevap vermiyor, doğru cevap vermiyor çünkü dürüst görev yapmadıkları için, daima hak ve hukuku köşeye ittikleri için, hak ve hukuka riayet etmedikleri için hep kendi hesaplarına göre yanlış cevap veriyorlar. Bu yanlış cevaplara da, tabii, çoğunluk da onlarda olduğu için, maalesef işte Meclis Başkanlığında oturan arkadaşlarımız da “Efendim, takdir onundur.” deyip geçiyorlar.

Değerli arkadaşlar, bakın, şimdi biraz önce Sayın Yıldız bir soru sordu. Bu jet profesörlerden bahsetti. Bunlardan bir tanesi Metin Doğan. Bu Metin Doğan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğüne atanıyor. Nerede şey ediyor? Sakarya Üniversitesinde Hemşirelik Yüksekokuluna gidiyor orada profesör oluyor ve iki ayını da doldurmadan Abdullah Gül bunu tutuyor Yıldırım Beyazıt Üniversitesine rektör atıyor. Bugüne kadar bu kadar keyfî, bu kadar hukuksuz bir atama, bir profesörlük var mı, çık burada konuş, varsa çık burada söyle. Hep yalan söylüyorsunuz, hep bu milleti kandırıyorsunuz.

AHMET YENİ (Samsun) – Yalan söyleyen sensin.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yahu, insanlarda bir sıkılma olur, bir utanma olur arkadaşlar yahu. Bu Meclisin bir saygınlığı var yahu. Olur mu böyle ya!

AHMET YENİ (Samsun) – Bilmeden konuşma. Sen yalan söylüyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, bakın hep burada suistimallerinizi…. Bakın, benim elimde, şurada bir çizelge var. Bu çizelge, İhracatçılar Birliğinin, devletin Dış Ticaret Müsteşarlığının geçen seneki harcamaları. Zafer Çağlayan’a bağlı olan yani İhracatçılar Birliğinin fon niteliğindeki bu parasının Zafer Çağlayan tarafından harcanan kısmı 507 milyar lira. Nereye gidiyor biliyor musunuz? Bunun 81 milyar lirası yiyeceğe gidiyor, 218 milyar lirası telefona, şoföre, Bakanın işte telefonuna, sekreterinin harcamalarına, telefon giderlerine, ondan sonra 184 milyar lirası… Hepsi burada var. Bunlar nedir? Fon harcamalarının keyfî harcanmasıdır. Kendi maaşından harcamıyor, kendi posta masrafları, tebrik masrafları buradan ödeniyor. Buyurun, listesi burada. Gidin…

Şimdi, dün ben burada bir ifade de tabii yanlış kullandım.

AHMET YENİ (Samsun) – Dünkü yalanını düzelt.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, bu İhracatçılar Birliği, AKP’nin eski genel merkezi kiralıkmış… Bana AKP’ye ait olduğunu bana söylemişlerdi, kiralıkmış.

AHMET YENİ (Samsun) – Yani akşamdan beri yalanın bitmiyor.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Her şeyin böyle.

KAMER GENÇ (Devamla) – Tamam canım, bir dakika, düzeltiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Her şeyin yalan.

KAMER GENÇ (Devamla) - Yok efendim, her şeyin doğrusunu söylüyoruz.

Bakın, kiralıkmış, sizin bir sonradan…

AHMET YENİ (Samsun) – Her şeyin böyle.

KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim bir konuş da…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

KAMER GENÇ (Devamla) - Kiralıkmış, sonradan İhracatçılar Birliği bu binayı 15 trilyon 200 milyar liraya alıyor.

Peki, niye bu kişinin…

AHMET YENİ (Samsun) – Ya bırak kişiyi, yalanı düzelt, yalanı.

KAMER GENÇ (Devamla) - …bu binasını 15 trilyon 200 milyar liraya alıyor. Yahu, İhracatçılar Birliğinin bu parasını siz hangi hakla buraya harcıyorsunuz?

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Gene yanlış söylüyorsun.

AHMET YENİ (Samsun) – Yalanı düzelt, yalanı.

KAMER GENÇ (Devamla) - Ve bu bina da sizin bir milletvekiline ait.

AHMET YENİ (Samsun) – Yalan mı değil mi? Yalanı düzelt.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yalan değil işte. Sen söyle.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

AHMET YENİ (Samsun) – Utanmadan, akşamdan sabaha yalan…

KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, bak sen, bir defa adabı öğren, adabı.

AHMET YENİ (Samsun) – Yalan… Yalan…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın AKP’nin eskiden çok düşük fiyatla kiraladığı bir binayı…

AHMET YENİ (Samsun) – Yalan… Yalan…

KAMER GENÇ (Devamla) - …İhracatçılar Birliğinin devletin ihracat politikasını düzeltmek üzere topladığı paralara, getiriyor, orada 15,5 trilyon liraya satın alıyor. Böyle bir şey olur mu?

AHMET YENİ (Samsun) – Akşamki yalanını düzelt.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Öyle bir şey yok yalan söylüyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben yalan söylüyorsam beni mahkemeye ver.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – 8,5’a aldı, 8,5’a aldı.

KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu, İhracatçılar Birliği almış mı bu binayı almamış mı?

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) –   Yalan söylüyorsun. Dün de yalan söyledin  bugün de yalan söylüyorsun.

BAŞKAN – Sayın Öksüz…

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu bina dört senedir burada, arkadaşlar, boş duruyor, dört senedir. Nedir? Devletin parasını yandaşlara götür şey et.

AHMET YENİ (Samsun) – Bırak, bırak,  önce yalanlarını düzelt, yalanlarını.

KAMER GENÇ (Devamla) – Dolayısıyla, yani, burada, çıkın…

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Özür dilesene, özür dile.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, bu YGS imtihanı, YGS’ye…

AHMET YENİ (Samsun) – Özür dile, özür.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, arkadaşlar, 1 milyon 700  bin aile ve çocuğu buna bir çözüm bekliyor.

AHMET YENİ (Samsun) – Önce özür dile, özür.

KAMER GENÇ (Devamla) – Niye buna çözüm getirmiyorsunuz? Millî Eğitim Bakanı Çubukçu’yla, Abdullah Gül “Ben tatmin oldum.” demekle olur mu?

AHMET YENİ (Samsun) – Özür dile, özür.

KAMER GENÇ (Devamla) – Getirdiniz özel aile ve öğrencilere göre üniversite imtihanını hazırladınız. Böyle bir şey olur mu? Arkadaşlar, kişiye özel soru kitapçığı da hazırladınız. Bu, tamamen yapılan bir zulümdür bu memlekete.

AHMET YENİ (Samsun) – Yalanlarını düzelt, yalanlarını.

KAMER GENÇ (Devamla) – Size bu zulümleriniz hakkında millet size iyi ders verecektir.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç.

AHMET YENİ (Samsun) – Özür dilesene milletten.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyorum.

AHMET YENİ (Samsun) – Dünkü yalanını düzelt.

BAŞKAN – Arkadaşlar, Sayın Yeni, lütfen.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Hangisini düzeltecek, her şey yalan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dün de bu konu meydana geldi. Arkadaşlar, tapunun kayıtları açık, gider herkes bakar, eder, öğrenirsiniz; bu mesele değil.

MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, 2’nci maddeyle ilgili bir hususta düzeltme yapmak istiyorum.

BAŞKAN –  Maddeyi oylamadan önce, şimdi önergeyi oyluyoruz biz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Buyurun Sayın Komisyon. 

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, maddede Gelir Vergisi Kanunu geçiyor, ilk defa geçiyor. Burada kanunun tarihi ve sayısını belirtmek gerekir. “31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı” diye ilave edilerek oylanmasında fayda var.

 BAŞKAN – Evet, gerekli notlar alınmıştır.

Komisyonun düzeltme talebiyle birlikte maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3. maddesi ile düzenlenen Ek Madde 4’ün tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                     Tayfun İçli                                 Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                      İstanbul                                             Eskişehir                                             Malatya

                  Harun Öztürk                                      Sacid Yıldız                                       Tekin Bingöl

                        İzmir                                               İstanbul                                              Ankara

                                                                            Şevket Köse

                                                                             Adıyaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın İçli, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, 3’üncü madde üzerinde önerge verdik, bu konuda söz aldım.

Sayın Bakanım, bu konuşmalarım inanın katkı vermek için, lütfen dinleyiniz. Bakın, döner sermaye işletmelerinin tüzel kişiliği yoktur. Döner sermaye kişilikleri kime bağlıysa onun tüzel kişiliği vardır. Bu, Sağlık Bakanlığına bağlıdır ve 209 sayılı Yasa’da değişiklik yapıyorsunuz. Bakın, 4353 sayılı Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi ve Usullerine ilişkin bir kanun vardır; bu, çok ayrıntılı bir kanundur, çok eski bir kanundur, yıllar itibarıyla ihtiyaca göre değişiklikler arz etmiştir. Şimdi 200 avukat kadrosu alıyorsunuz, bunu Sağlık Bakanlığının döner sermaye diye de bir yere ayırıyorsunuz. Şimdi, bu, kanuna aykırı. Bir kere, 4353 sayılı Kanun’a atıf yapmadan orada değişiklik yapmazsanız -bütün bakanlıkların ve taşra teşkilatının davalarına bakmakla görevli olan Muhakemat Müdürlüğüdür, hazine avukatlarıdır- ve sadece 209 sayılı Kanun’a bir ek fıkra eklemeye kalkarsanız devletin bütün işleriyle karşı karşıya kalırsınız.

Bakın, Çevre Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmeleri vardır. O döner sermaye işletmelerinin ve birçok döner sermaye işletmelerinin tüzel kişiliği olmaması sebebiyle, açtıkları davalar husumet nedeniyle büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Kimisi valiliğe bağlıdır alt teşkilat olarak, taşra teşkilatı, kimi bakanlıklara bağlıdır. Böyle bir düzenlemeyle devletin sistemini altüst edersiniz, yargıda hız sağlayalım derken, içinden çıkılmaz bir hâle getirirsiniz.

Bakın, yine öylesine alelacele yapılıyor ki… Ek fıkra istiyorsunuz. Bu 209 sayılı Yasa’nın 6’ncı maddesine göre “Tıp meslekleri mensubini ile eczacı, kimyager ve veterinerlerin tayini, müessese amirinin usul ve mevzuata uygun olarak yapılacak teklifi ve vilayetin inhası üzerine veya resen Bakanlıkça; muhasiplerin tayini ise Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının teklifi üzerine Maliye Bakanlığınca yapılır.” diyor. Şimdi, “Diğer personelin tayini ise müessese amirinin teklifi ve vilayet sağlık müdürünün inhası üzere vilayetçe yapılır.”

Şimdi, siz avukatları bu 209 sayılı Yasa’nın içine ekliyorsunuz, “diğer personel” kapsamına giriyor. Şimdi, siz avukatları, hukuk fakültesini bitirmiş, stajını bitirmiş… Yani bunları bile düşünmemişsiniz, aceleye almışsınız. Yani bütün personeli ayırmışsınız çünkü bu kanuna göre ama avukatları ayırmamışsınız. Bunu aceleye getirmişsiniz. Neden? Çünkü bu kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonuna gelirken böyle bir düşünce yok. Plan ve Bütçe Komisyonunda bir arkadaşımızın böyle zihni fikir projesiyle 200 kişilik kadroyu buraya ihdas etmişsiniz ama ihdas ettiğiniz bu fıkra 209 sayılı Kanun’u çökertiyor. Onu çökertmeyi bırakın, 4353 sayılı Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine ve Devlet Davalarının Takibi hakkında Kanun’u felç ediyor.

Şimdi, mahkemelerde, avukat gitti… Mesela temyiz müessesesini düzenlemişsiniz. Orada, bu 4353’te temyiz zaruridir. Burada bir fıkra eklemişsiniz, diyor ki: “Gerekli tedbirleri alır.” Ne demek tedbirleri alır? Temyiz mi edecek, etmeyecek mi? Temyiz etmek durumunda muhakematın avukatları. Devletin trilyonları gidecek, siz onun takdirine bırakıyorsunuz. Hem de takdiri kime bırakıyorsunuz. Yani şimdi fıkrasını bulamadım, çok geniş bir fıkra düzenlemişsiniz; yani diyorsunuz ki, buradaki, işte, şey yapılır, dava açılıp açılmayacağı…

Bu sistem, Sayın Bakanım, inanın başınıza çok büyük sıkıntılar açar. Sağlık Bakanlığının başına sıkıntılar açar, döner sermaye işletmelerinin başına çok büyük sıkıntılar açar. Rica ediyorum, daha sonra ciddi bir şekilde bu düzenlenir. Teklif sahibinin niyeti, bu yok. Bir de bu yetmiyor, 200 kişilik kadro. Kamu İhale Yasası’nın 22’nci maddesine göre, işte, sözleşmeli alacaksınız. Orada bile bir eksiklik var. Bütün kanunlarda, düzenlenirken “22’nci maddenin (h) bendi” diye açıkça belirtilir. Çünkü 22’nci maddede… Bu tür alımlarda doğrudan teminde kâğıt da alıyorsunuz, motor da alıyorsunuz, hepsi ayrı ayrı bentlerde ifade edilir. Avukatlık hizmeti 22’nci maddenin (h) bendinde. Öylesine aceleye getirilmiş ki… Rica ediyorum, yani bir kanun çıkartıyoruz, Meclis giderayak…. Bunu lütfen geri çekin çünkü devletin sistemini… En çok da sizin başınız ağrıyacak bu kanunda çünkü Bakan sıfatıyla oturuyorsunuz.

Saygılarımı sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum.

Buyurun:

 

 

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifinin 4 üncü maddesinin Tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

                   Sacid Yıldız                                      Harun Öztürk                                      Tekin Bingöl

                      İstanbul                                               İzmir                                                Ankara

 

 

               Mustafa Özyürek                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Şevket Köse

                      İstanbul                                              Malatya                                            Adıyaman

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bir dönemi tamamladık. Ülke için, ülkemiz için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalıştık. Doğruları söylemeye çalıştık ama bazen doğrularımızı doğru olarak kabul etmediniz ama biz sonuna kadar doğruları söyleyeceğiz. Ben bir kez daha burada bir doğruyu söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlar, konu Sağlık Bakanlığıyla ilgili değil.

Şimdi, seçimler geldi, bir sürü kamu görevlisi istifa etti -en tabii haklarıdır bunların yani seçme ve seçilme hakkıdır- süresinde istifa ettiler ve tüm partilerden ön seçime girdiler, temayül yoklamasına girdiler. Yaklaşık bin kişiye, 2 bin kişiye, 10 bin kişiye gitti, kendilerine destek istediler. En tabii haklarıydı. Yarın listeye giremediği zaman -benim sizden âcizane tavsiyem, tüm partiler için- hangi şehirden girdiyse o arkadaşımız, lütfen kamu olarak aynı şehirde görev vermeyin. Ben, burada isim “X” müdür, “Y” müdür, “Z” müdür... Yani Sağlık Bakanlığı olduğu için Sağlık Bakanlığına söylüyorum: Eğer sizin Türkiye’de sağlık müdürleriniz istifa ettiyse –lütfen, rica ediyorum- artık bunlar politize olmuştur, aynı şehirde insanlara bir sürü taviz vermiştir, aynı şehirde insanlarla artık  o bir taraf olmuştur. Yani eğer, biz, toplumun bir bütününü kucaklayacaksak arkadaşlar, toplumda böyle bir ayrımcılık yaratmayalım arkadaşlar, benim âcizane görüşüm.

Arkadaşlar, bu ülke hepimizin. Bu ülkede eğer ön seçime girmiş veya yoklamaya girmiş... Yani örneğin, bizim bazı illerimizde 15 bin kişiyle ön seçime girdiler. Bu arkadaşımız ön seçimi kaybettiyse, bir kamu görevlisiyse, yine kamu görevine iade etmek en tabii haklarıdır ama o şehirde artık bir taraf olmuştur o, artık siyasetin bir parçası hâline gelmiştir. Lütfen, bunu bir ilke edinelim eğer “temiz siyaset” diyorsak. Ülkede temiz siyasetin geleceğinde bunlar çok önemli. Bunun çok sakıncalarını hep gördük, yaşadık.

Sayın Bakanım, bunu, lütfen, bir ilke kararı alın. Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığında bu ilke kararı var. Diyanet İşleri Başkanlığında istifa eden kamu görevlisi, ister müftü olsun ister kim olursa olsun artık kendi kentine, yaşadığı kentine vermiyorlar ama kamunun diğer kurumlarında da mutlaka bunun böyle yapılması lazım. Eğer siyaseti etik yapacaksak, siyaseti kamu görevlisiyim deyip insanlara taraf olarak yaklaşmayacak durumdayız. Ülkenin buna ihtiyacı var. Ben bunu hepinizin dikkatine sunuyorum.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

6’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifinin 6 ncı maddesinin Tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

    Hulusi Güvel                             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Harun Öztürk

         Adana                                             Malatya                                               İzmir

     Sacid Yıldız                                     Birgen Keleş                                     Şevket Köse

        İstanbul                                            İstanbul                                           Adıyaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Köse.

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 5’inci maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın arkadaşlar, bu yasa teklifiyle AKP son dakika golü atmak istedi. Bakınız, AKP İktidarı, her maddesi sağlıkla ilgili olan bu yasa teklifini apar topar, Sağlık Komisyonunun görüşünü almadan Plan Bütçe Komisyonuna getirdi. Acaba bu derece önemli düzenlemeler içeren bir yasa teklifinin apar topar görüşülmesinin sebebi nedir? Merak edip soruyoruz ama tatmin edici bir yanıtı maalesef alamıyoruz. Bu derece önemli bir yasa teklifi tüm bilim çevrelerince tartışılmadan, hiçbir sivil toplum kuruluşu, meslek odası ve sendikanın görüşü alınmadan hazırlanamaz. Bu durum, bildiğiniz gibi, demokrasiyle bağdaşmamaktadır.

Sağlığı ilgilendiren bu düzenleme yalnızca bugünü değil, bir ülkenin geleceğini değiştirir ve kaderiyle oynar bir duruma gelinir. Bu yüzden, düzenlemeyi dikkatle ele aldığımız zaman, Hükûmetin halkı düşünmediği gibi, hiçbir zaman böyle bir derdinin de olmadığı ortaya çıkmaktadır.

Değerli arkadaşlar, yasa teklifiyle 1219 sayılı Yasa’da da çeşitli değişiklikler yapılmaktadır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak zaten doğru olanları hep destekledik ve desteklemeye de devam ediyoruz. Ancak, diş hekimleri ile ilgili yapılan düzenlemeler için olumlu düşünmek mümkün değildir. Diş hekimliğinde uzmanlık alanları 1219 sayılı Yasa’yla düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu yönetmelik 2009 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. Bu yönetmelikle, diş hekimliğinde uzmanlık ana dalları ve eğitim sürelerine dayalı çizelge kabul edilerek yürürlüğe de konulmuştur. Ama açılan davalar sonucunda Danıştay tarafından yürütmesi de durdurulmuştur. Danıştay kararıyla yürütmesi durdurulan bu çizelge, bazı eklemelerle yasa teklifinde de yer bulmaktadır. Bir başka ifadeyle, AKP hukukun arkasından dolanmaktadır. Diş hekimliği mesleğine uzun dönem içinde önemli etkileri olacak olan böylesi bir konunun bilimsel kriterlere dayanmadan, keyfî nedenlerle, yargı kararlarını hiçe sayarak düzenlenmek istenmesi hukuk devletinin ilkelerine uymamaktadır. Açıkçası Anayasa’ya aykırıdır ve Anayasa’yla bağdaşmaması da söz konusudur. Onun için, bu yanlışa bir an önce “dur” demeli ve vazgeçilmelidir.

Değerli arkadaşlar, Hükûmet bu ve buna benzer yasalarla sağlığa ilişkin çok sayıda düzenleme yaptı ama her ne hikmetse diş hekimliğinde hizmet alımını yaşama geçirmek için bir çaba göstermedi. Ülkemizin diş hekimliği sorunu uzmanlık değildir.

Ülkemizin diş hekimliği sorunu halkımızın diş hekimlerine ulaşamamasıdır. Uzmanlık toplumsal talebe ve ihtiyaca dayalı olmalıdır. Oysa vatandaş diş hekimine başvurabildiğinde, ortodonti bölümü hariç, ağız ve diş sağlığı rahatsızlıklarında çözüm bulamamaktadır. Zaten Dünya Diş Hekimleri Birliği de diş hekimini “ağız doktoru” olarak tanımlamaktadır. Bu yasayla hem meslek olarak diş hekimliği hem de ağız ve diş sağlığı açısından yurttaşlarımız zor bir durumda bırakılmaktadır. Hükûmet bu şekilde düzenlemelerle birlikte özel muayenehanelerden hizmet alımının önünü de açmalıdır. Bu konuda Maliye Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı derhâl birleşip, bir araya gelip düzenleme yapmalıdır.

Sayın arkadaşlar, peki, “sağlıkta torba yasası” diye adlandırılan bu yasa teklifinde Gümrük Müsteşarlığına 2 bin kadro tahsis edilmesinin nedeni nedir? AKP giderayak, seçime iki ay kala böyle bir düzenlemeyi kadrolaşmak için istemiyorsa ya niçin yapıyor? Bu 2 bin personel eksiğini daha önceden gelen yasa tekliflerinden birinde değerlendirmek neden aklınıza gelmedi? Maalesef bu sorularımın hiçbirinin yanıtı verilmemektedir. AKP her zaman yaptığı gibi yangından mal kaçırır bir biçimde düzenlemeye gitmektedir.

Sözlerime son verirken, verdiğim önergenin kabul edilmesini diler, yüce heyeti tekrar saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köse.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

7’nci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifinin 7 nci maddesinin tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 Sacid Yıldız                                                         Tekin Bingöl                                      Harun Öztürk

     İstanbul                                                               Ankara                                                İzmir

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                       Mustafa Özyürek                                    Şevket Köse

     Malatya                                                              İstanbul                                            Adıyaman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sağlık Bakanlığı döner sermayelerinin Gelir Vergisi Kanununun 70 inci maddesinde sayılan kira gelirlerinin Kurumlar Vergisinden muaf tutulması eşitlik ilkesine aykırı olduğundan işbu değişiklik önergesi verilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

             

8’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 8. Maddesinin son fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Tekin Bingöl                                       Sacid Yıldız                                      Canan Arıtman

                       Ankara                                              İstanbul                                                İzmir

                   Şevket Köse                                        Tayfun İçli                                         Ahmet Tan

                     Adıyaman                                           Eskişehir                                             İstanbul

“İnsanlar üzerinde ilmi araştırmalar yapılmasına dair usul ve esaslar, etik kurulların ve Klinik Araştırmalar Danışma Kurulunun teşkili, görevleri, çalışma usul ve esasları taraf olduğumuz ve üst hukukumuz olan Biyotıp Araştırmalarına İlişkin İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesine Ek Protokol hükümlerine uygun olarak Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit olunur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Arıtman, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CANAN ARITMAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; insanlar üzerinde yapılacak bilimsel araştırmalar, deneyler tıp biliminin en önemli, etik değerlere en çok önem verilmesi gereken alanlarından biridir. Bu konuda yasal düzenlemeler yapılırken insan hakları ve saygınlığı aleyhine asla biyotıbbı araştırma yapılmaması uluslararası şartı yerine getirilmelidir.

Biliyorsunuz, Türk Ceza Kanunu’nun “İnsan Üzerinde Deney” başlıklı 90’ıncı maddesi konuyla ilgili cezai yaptırımları düzenler. Ayrıca, bu konuda taraf olduğumuz bir uluslararası sözleşme var, Avrupa Konseyinin Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakamından İnsan Hakları ve İnsanlık Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek Protokol yani Biyotıp Araştırmalarına İlişkin İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi.

Biliyorsunuz, bu sözleşmeyi 10 Mart 2011 tarihinde Genel Kurulda onayladık yani daha bir ay bile olmadı ve 29 Mart 2011’de de Resmî Gazete’de yayınlanarak Anayasa’mızın 90’ıncı maddesine göre üst hukukumuz olmuştur. Dolayısıyla, konuyla yapılacak tüm yasal düzenlemeler bu uluslararası sözleşme hükümlerine göre uygun olmalıdır. Ayrıca, tasarının gerekçesinde, üst hukukumuz olan bu sözleşmeye atıf yapılması gerekliydi, olmamıştır. İşte verdiğimiz önerge bu eksikliği de giderecektir ve üzerinde deney yapılacak kişilerin insan haklarını ve saygınlığını garanti altına alacaktır.

Tıbbi araştırmalarda araştırmaya katılan kişinin menfaatleri ve refahı bilim ve toplumun menfaatlerinin üstünde tutulmalıdır ve bu durum yasal düzenlemelerle garanti altına alınmalıdır. Taraf olduğumuz bu uluslararası sözleşmenin, Ek Protokol’ün 9’uncu maddesi şöyle der: “Araştırma projelerinin etik kabul edilebilirliğinin bağımsız denetimi için oluşturulacak kurulların bağımsız kurullar olması gereklidir.” Amaç, araştırmaya katılanların haysiyetlerini, haklarını, güvenliklerini ve refahlarını korumaktır. Ek Protokol’ün 10’uncu maddesi ise “Protokolün tarafları etik komitenin bağımsızlığını temin edecek önlemler alır. Bu organ, istenmeyen haricî etkilere maruz bırakılamaz.” der. Oysaki bu tasarıda, görüşmekte olduğumuz tasarıda etik kurullar ve Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu’nun Sağlık Bakanlığınca teşkil olunacağı hükmü yer almaktadır. Danışma Kurulu’nda Sağlık Bakanlığı Müsteşarı veya Müsteşar Yardımcısı başkanlık yapacaktır. İlgili uzmanları ise yine Sağlık Bakanlığının seçeceği, görevlendireceği yazılıdır. Ayrıca, Bakanlık Hukuk Müşavirinin de Kurul’da yer alacağı düzenlenmiştir.

Değerli arkadaşlar, bu durum bağımsız kurullar oluşturma ilkesine aykırıdır. Nasıl ki Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nda Adalet Bakanı veya Müsteşarı olduğu sürece bu Kurul ve yargı bağımsız olamazsa ve bu şekilde AKP İktidarında yargı siyasallaştırıldıysa aynı şekilde tıbbi araştırmalar da insan hakları göz ardı edilerek siyasallaştırılır yani bu bağımsız kurul oluşturma kuralına uymadığımız takdirde ne yazık ki, siyasallaşma olguları tıbbi araştırmalara kadar uzanır ve insan hakları ihlallerine neden olur.

Biz size güvenmiyoruz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak AKP’ye güvenmiyoruz. Güvenmemekte son derece haklıyız. İşte, son üniversite seçme sınavındaki skandallara bir bakın, yani devri iktidarınızda bu bile siyasallaştırıldı, çok büyük haksızlıklara, mağduriyetlere neden oldu. Yani bir badem bıyıklı atıyorsunuz, bütün sistemler, kurallar altüst oluyor, içi boşaltılıyor ve çok büyük mağduriyetler oluşuyor ama 12 Hazirandan sonra halkımız tüm bu olumsuzluklardan, hak ihlallerinden ve mağduriyetlerden kurtulacaktır.

Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak öncelikle YÖK’ü kaldıracağız, üniversite sınavlarını da kaldıracağız. Yüksek yargıyı, hukuku bağımsız hâle getireceğiz ve çok önemli bir şey arkadaşlar, insanlarımızı yoksulluktan,  böbreklerini satmak durumunda kalmaktan kurtaracağız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CANAN ARITMAN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arıtman.

CANAN ARITMAN (Devamla) - Yani özetle, Türkiye’yi AKP’den kurtaracağız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

9’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi" nin çerçeve 9 uncu maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen ek 13 üncü maddesinin (e), (g), (ğ), (h), (ı), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p), (r), (ş), (t) bentlerinde geçen "sağlık hizmetleri" ibareleri ile (ş) bendindeki "rehabilitasyon alanında" ibaresinin çıkarılmasını, (b) bendinin ikinci paragrafındaki "fizyoterapi protokollerini" ibaresinin "protokolleri" olarak değiştirilmesini ve (t) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederim.

        Cevdet Erdöl                Abdurrahman Arıcı                Mehmet Müezzinoğlu

           Trabzon                            Antalya                                  İstanbul

              Mehmet Nil Hıdır                                    Muzaffer Gülyurt

                      Muğla                                                  Erzurum

"(u) Mamografi teknikeri; meslek  yüksekokullarının mamografi teknikerliği bölümünden mezun, mamogramların kanser açısından pozitif ve negatif yönden incelemesini yaparak radyoloji uzmanının karar vermesi için değerlendirmesine hazır hale getiren, gerektiğinde mamografi çekimlerini yapan sağlık teknikeridir."

 

 

 

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi ile 11.04.1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanuna eklenen Ek Madde 13’e aşağıdaki metnin t) bendi olarak eklenmesini arz ve teklif ederim.

t) Sağlık Eğitimcisi: Sağlık eğitimi alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun; örgün ve yaygın eğitim kapsamında hastalıklardan korunma ve sağlığı geliştirme konusunda toplumu bilgilendirerek, toplumda sağlıklı yaşam bilincinin yükselmesine katkıda bulunan meslek mensubudur.

            Erkan Akçay                Mehmet Günal                        Mehmet Şandır

                Manisa                         Antalya                                   Mersin

       Emin Haluk Ayhan                Alim Işık                             Rıdvan Yalçın

                Denizli                         Kütahya                                    Ordu

            Behiç Çelik

                Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Çelik. (MHP sıralarından alkışlar)

BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bizim önergemizde de ifade ettiğimiz gibi, söz konusu 9’uncu madde, 1219 sayılı, tıp ve tıbba ilişkin mesleklerin icrasını düzenleyen bir yasaya ek madde 13 olarak bazı sağlık mesleklerini, görevlilerini maddeler hâlinde ifade ediyor. Biz buna (t) şıkkı olarak sağlık eğitimcisinin de eklenmesini özellikle talep ettik çünkü aslında bu maddenin daha kapsamlı düşünülerek, tıp mesleğinin bütün branşlarını ayrıntılı olarak içermesinin lüzumunu özellikle yüksek heyetinize hatırlatmak istiyorum çünkü eğer böyle bir düzenleme yapmazsak söz konusu maddenin sonunda -Sayın Bakan da burada- “…bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden beş yüz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.” hükmü olduğu için burada bir karışıklığa asla meydan vermememiz gerekir çünkü sonucu cezalandırmayı içeriyor.

Bu itibarla, önergemizin dikkate alınmasını ve gerek Komisyonun gerekse Hükûmetin dikkate almasını ve sağlık eğitimcisinin de söz konusu maddeye konulmasını talep ediyoruz.

Diğer bir konu -burada hatırlatmak isterim- geçen yayımlanan bir yasa var. Bu yasa özellikle Adana’da bir üniversite kurulmasına ilişkin yasa. Ona da vurgu yaparak ben bunu heyetinize sunmak istiyorum. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 3’üncü maddesi üçüncü fıkrası dayanak gösterilerek, bu Kararname’nin kapsamına giren ve üniversitelerde görev yapan on binlerce sağlık personeline ek ödeme yapılmamakta idi ve daha sonra torba yasa çıktı,  6114 sayılı Yasa. Bunun 17’nci maddesi uyarınca “Üniversitelerde çalışan sağlık personeline 375 sayılı Kararname’nin ek 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmayacaktır.” hükmüne yer verdi ve üniversitelerde istihdam edilen sağlık çalışanlarına döner sermaye yanında ek ödeme de yapılmasının önü açıldı. Bunun üzerine Mersin Üniversite ile Konya Selçuk Üniversitesi kendi sağlık personeline döner sermayeden ek ödeme yaptı fakat Genel Kurulda 6218 sayılı Yükseköğrenim Kurumları Teşkilat Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 5’inci maddesiyle on binlerce sağlık personelini yakından ilgilendiren bir konuda aleyhte bir düzenlemeye yer verilerek söz konusu personel bakımından kazanılmış hak teşkil eden bir uygulamaya son verildi ve ek ödeme hakları gasbedilmiş oldu. Ayrıca, ilgili Kanun’un 6’ncı maddesinde, hukukun genel ilkelerine aykırı bir şekilde, geçmişe dönük uygulanmasını da hüküm altına aldı.

Bu itibarla, şunu ifade etmek gerekir ki: Üniversitelerde görev yapan on binlerce sağlık çalışanı, Adana ilinde kurulacak olan Bilim ve Teknoloji Üniversitesini kuran 6218 sayılı Kanun’a apar topar eklenen bu 5 ve 6’ncı maddeler dolayısıyla mağdur edilmiştir. Üniversitelerdeki on binlerce sağlık çalışanın durumunun özellikle düzeltilmesi hususunu Sayın Bakana da burada hatırlatmak istiyorum.

Önergemizin kabulünü diliyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi"nin çerçeve 9 uncu maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen ek 13 üncü maddesinin (e), (g), (ğ), (h), (ı), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p), (r), (ş), (t) bentlerinde geçen "sağlık hizmetleri" ibareleri ile (ş) bendindeki "rehabilitasyon alanında" ibaresinin çıkarılmasını, (b) bendinin ikinci paragrafındaki ""fizyoterapi protokollerini" ibaresinin "protokolleri" olarak değiştirilmesini ve (t) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                  Cevdet Erdöl (Trabzon) ve arkadaşları

"(u) Mamografi teknikeri; meslek yüksekokullarının mamografi   teknikerliği bölümünden mezun, mamogramların kanser açısından pozitif ve negatif yönden incelemesini yaparak radyoloji uzmanının karar vermesi için değerlendirmesine hazır hale getiren, gerektiğinde mamografi çekimlerini yapan sağlık teknikeridir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddede tanımlanan teknikerlik mesleklerine ait programlar, sağlık hizmetleri meslek yüksek okullarının dışında diğer meslek yüksek okullarında ve sağlık astsubayı yetiştiren meslek yüksekokullarında da mevcut olduğundan, bu programlardan mezun olanların mağduriyetini önlemek için maddede geçen "sağlık hizmetleri meslek yüksekokulları" ibarelerinin "meslek yüksekokulları" olarak değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca önemli bir sağlık sorunu olan meme kanserlerinin teşhis araçlarından biri olan ve kanser taramalarında kullanılan mamografinin radyoloji uzmanı tarafından daha hızlı ve etkili değerlendirilmesi amacıyla mamografi teknikerliğinin de tanımlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

 Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 10 uncu maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenen ek 3 sayılı çizelgenin 46 numaralı satırının çizelgeden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Cevdet Erdöl                                  Abdurrahman Arıcı                            Mehmet Müezzinoğlu

                      Trabzon                                              Antalya                                              İstanbul

 

               Mehmet Nil Hıdır                                Muzaffer Gülyurt

                       Muğla                                              Erzurum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10. maddesi ile düzenlenen Ek madde 14 de Ek- 1 sıra 13’te belirtilen “Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji” ifadesinin “Enfeksiyon hastalıkları” şeklinde değiştirilerek karşısında bulunan “eğitim süresi tıbbi mikrobiyoloji uzmanları için 3 yıl” ifadesinin çizelgeden kaldırılmasını, 41. sıradaki “Tıbbi mikrobiyoloji” ifadesinin karşısındaki tanımın “Enfeksiyon hastalıkları uzmanları için 3 yıl” olarak düzenlenmesini, çizelge Ek- 2’nin metinden tümüyle çıkarılmasını, ayrıca Ek- 1’de 26’ncı sıradaki Kardiyoloji ihtisas süresi ile yine aynı çizelgede 33. sıradaki Radyoloji ihtisas sürelerinin 4 yıldan 5 yıla yükseltilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Tekin Bingöl                                   Mustafa Özyürek                                    Sacid Yıldız

                       Ankara                                              İstanbul                                              İstanbul

                  Hulusi Güvel                                      Birgen Keleş                                               

                       Adana                                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Köse, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 10’uncu maddesi üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, biraz önceki konuşmamda “Ülkemizin diş hekimi sorunu gerçekten uzmanlık sorunu değildir, ülkemizin diş hekimi sorunu halkın diş hekimlerine ulaşamama sorunudur. Uzmanlık, toplumsal taleplere göre değerlendirilir, uygulanır.” diye söylemiştim. Aslında, Sağlık Bakanlığının uzmanlarla ilgili bir yasa teklifinin de kabul edilmemesi gerekir. Sağlık Bakanlığı, bir yasa maddesiyle, diş hekimlerini pratisyen konumuna getiremez. Diş hekimleri, diş hekimliği fakültelerinde beş yıl okuyarak diş hekimi olarak mezun olurlar. Diş hekimliğinin kendisi başlı başına bir uzmanlık alanıdır zaten. Diş hekimliğinde uzmanlık alanının sınırları belirlenemez. Çok sayıdaki uzmanlık dalı ile diş hekimleri ve uzman diş hekimlerinin çalışma alanları birbirinin içine girecektir. Bunun sonucunda, etik tartışmalar diş hekimliği mesleğinin ayrılmaz parçaları olacaktır. Kamu sağlık hizmetleri finansmanı zaten açık vermektedir. Uzmanlık ağız, diş sağlığı tedavilerinin maliyetlerini artıracağından, sağlık harcamalarını daha da artıracaktır.

Değerli arkadaşlar, bu yasayla, vatandaşların ağız, diş sağlığı hizmetlerinden yararlanması hem zorlaşacak hem de pahalılaşacaktır. Uzmanlık gerçekleşirse bir dişin kanalını ayrı, üzerinin dolgusunu ayrı bir uzmanın yapması, dişin çekimine giderse 3’üncü bir uzmanın devreye girmesi ve 4’üncü uzmanın yapacağı protezle de tedavinin tamamlanması gerekecektir. Buna karşı, uzmanlar, uzmanlık alanlarının dışında da hasta tedavi etmek zorunda kalacaklardır ki bu da uzmanlaşmanın felsefesine tamamen aykırı bir durum ortaya çıkaracaktır. Sağlık Bakanlığının bu öngörüsü eğer yasalaşırsa zaman içerisinde vatandaşın diş hekimine erişimi daha da güçleşecektir. Ben, yirmi sekiz yıl diş hekimliği yapan bir arkadaşınız olarak bunun gelecekteki sıkıntılarını en azından şimdi görmekteyim. Ayrıca, diş hekimliği eğitimi yüksek maliyeti olan bir eğitimdir. Buna bir de uzmanlık eğitimi eklenirse kamunun maliyetini de artık siz düşünün.

Türk Diş Hekimleri Birliği “Avrupa Birliği ülkelerinde serbest ulaşım hakkı verilen iki dal olan ortodonti ve cerrahi uzmanlığı ancak desteklenmelidir.” diyor. Türk Diş Hekimleri Birliği, diş hekimliği mesleğinin değişimi ve gelişimi için sürekli eğitim modelini şiddetle desteklemektedir. Ben de kişisel olarak bu kanıdayım. Bu model ülke diş hekimliği kaynağının en verimli kullanıldığı bir modeldir de aynı zamanda.

Tüm bu gerekçelerle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurul gündeminde bulunan 744 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nden diş hekimliğinde uzmanlık dallarını belirleyen 10’uncu maddenin çıkarılmasını rica ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Köse.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 10 uncu maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenen ek 3 sayılı çizelgenin 46 numaralı satırının çizelgeden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                 Cevdet Erdöl (Trabzon) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Kabul ediyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Uzmanlık olması gerekli ve uygun bulunmayan “Girişimsel Nöroradyoloji” yan dalının uzmanlık dalı olmaktan çıkarılması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

11’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 12 ila 22’nci maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Sacid Yıldız’a aittir.

Sayın Yıldız, buyurun efendim.

CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 744 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Başta ekranları başında bizleri dinleyen hekimlerimiz ve yurttaşlarımız olmak üzere, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu yasa teklifi -daha evvel de arkadaşlarımız değindiler ama yine vurgulamak istiyorum- Plan Bütçe Komisyonunda asıl komisyon olarak görüşülmeye başlandı fakat bu, sağlıkla ilgili birçok düzenleme getiriyordu, Plan Bütçe Komisyonundaki değerli üyeler ısrarla Sağlık Komisyonunda da görüşülmesini istedikleri için bizim Komisyona geldi. 24 Mart Perşembe günü saat 14.00’ü geçe bu yasa teklifi önümüze geldi, 25 Mart Cuma günü saat 10.00’da toplanmak üzere.

Biz, bu arada, tabii, bunu da değerlendiremedik, inceleyemedik, sivil toplum kuruluşlarıyla görüşemedik. Onlarla görüşmemiz lazımdı çünkü bir sürü düzenleme getiriyordu. Özellikle tıp fakültelerinde ve diğer eğitim hastanelerinde uzmanlık dallarının eğitim sürelerini, ana dalları, yan dalları belirliyordu ki biliyorsunuz -hekimlerin mağduriyetine de değineceğim biraz sonra- tıp fakültesi Türkiye’de eğitimi en uzun fakülte, altı yıl ve burada da görüyorsunuz ekli çizelgede -ek 1’de, ek 2’de, ek 3’te- en az dört ila beş yıl uzmanlık süreleri var. Bunun arkasından yan dal uzmanlığı yapılacaksa, en az iki veya üç yıl da yan dal uzmanlığı var.

Bu kadar uzun süreli eğitim alan bir mesleğin mensupları ne yazık ki son günlerde çok mağdurlar değerli arkadaşlar. Yani bu kadar önemli düzenlemeyi getiren bir teklif Sağlık Komisyonunda görüşülmeden geçecekti tali komisyon diye. Neyse, bu düzeltildi. Aceleye getirildi, tam şey yapamadık. Sivil toplum örgütleri geldiler, onlar da dileklerini iletemediler.

Her nedense, son zamanlarda bu usul çok yaygınlaştı ve temel yasa olarak getirildi; bu da malumunuz, iki bölüm hâlinde getirildi.

Değerli arkadaşlar, hayati önem taşıyan yasaların bu kadar aceleye getirilmesi etik de değildir, doğru da değildir. O zaman bu ihtisas komisyonlarını biz niye kuruyoruz? Niye ihtisas komisyonlarında çalışıyoruz değerli arkadaşlar? Hükûmet üyelerine sesleniyorum: Bu mudur istediğiniz? Yani Genel Kurulda da görüşülmeden çıksın. Zaten dün alındı bir altı aylık yetki yasası, hiçbir şey burada görüşülmeden istediğiniz gibi çıkaracaksınız. Herhâlde son, nihai amaç bu.

Hiç kimse kusura bakmasın, Cumhuriyet Halk Partisi geçmişte olduğu gibi bundan sonrada bu hukuksuzlukların karşısında olacak, takipçisi olacaktır değerli arkadaşlar.

Hükûmet, “sağlıkta dönüşüm” adı altında çok sayıda yasa çıkardı fakat uygulanan sağlık politikaları nedeniyle hekimler ve sağlık emekçileri her gün sokaklarda seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar. İşte, 9 Eylül’de asistanlar yürüdüler, 13 Martta bütün Türkiye’de 10 binlerce sağlık çalışanı hekim geldi -bunların sayısı en az 30 bindi- bunlar yürüdüler. Diğer sağlık emekçileri, Hacettepenin, Gazi Üniversitesinin, Ankara Tıbbın öğretim üyeleri, asistanları yürüdüler. Niye bunlar yürüyorlar herkes mutluysa? Sayın Bakan diyor ki: “Vatandaş mutlu.” Doğru, mutlu olabilir vatandaşların bir kısmı -ne kadar- ama hekimler ve sağlık çalışanları mutsuz. Ankara Tabip Odasının yaptırdığı bir araştırmada -Sayın Bakanımız da biliyordur herhâlde- hekimlerin yüzde 88’i geleceklerinden emin değiller, mutsuzlar. Gene diğer sağlık çalışanları da bu şekilde ve hekimlerin gene yüzde 83’ü, halkın yeterli, nitelikli sağlık hizmeti almadığını düşünüyor.

Şimdi, vatandaş, olabilir ama bunun ilk farkına varan hekimlerdir, sağlık ordusudur. Bu kadar mutsuz hekimle, bu kadar mutsuz, geleceklerinden güven duymayan sağlık personeliyle siz nasıl eğitim yapacaksınız sayın milletvekilleri? Bunlar şimdi iyi gibi görünüyor, “vatandaş memnuniyeti” deniliyor ama vatandaş belki farkında değil. Yani bir hikâye vardır, müzisyen, virtüöz, piyanist veya kemancı diyebilirsiniz “Bir hata yaptığım zaman önce ben ve müzikten anlayanlar bunu fark ediyor.” diyor. Ama daha sonra vatandaş, dinleyenler fark ediyor. Şimdi, bu Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndaki terslikleri öncelikle hekimler ve sağlık çalışanları fark ediyor ve vatandaş sonra fark ettiği zaman iş işten geçmiş olacak. Tıp fakültelerinde -79 tane tıp fakültesi var- niteliksiz eğitim devam ediyor. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar fazla tıp fakültesi yok. 1,5-2 milyona 1 tıp fakültesi olurken  bizde 1 milyonun altına düştü.

Değerli arkadaşlar, bunlar eğitim vermiyor. Başka yerlerde, Sayın Nimet Çubukçu Bakanımıza sormuştum, Türkiye’de şu anda sekiz tane tıp fakültesi kurulmuş -kendi söyledi bir konuşmada- bunlar kendi fakültelerinde eğitim yapmıyorlar, başka yerde taşımalı tıp fakültesi öğrencileri eğitiliyor. Sakarya’nınki Kocaeli’nde, bilmem Kars’ınki başka yerde, Giresun’unki başka yerde ve hastaneleri yok ve tıp fakültesi açılıyor, öğretim üyeleri yok, öğretim üyeleri yok. Buralara, biraz evvel de söyledi arkadaşlarımız, büyük şehirlerden, eğitim hastanelerinden öğretim üyeleri gönderiliyor ama onlar da çalışmıyorlar. Zaten o hastaneler yok. Çalışmadan tekrar büyük şehre geliyor, kendi kliniklerinde klinik şefi oluyorlar veya hastanelerinde başhekim oluyorlar veya yeni kurulan üniversitelerde rektör oluyorlar. Bunlar yanlış ve bu kötü gidişten sadece üniversite hocaları mutsuz değil, diğer herkes mutsuz.

Bakın, önümde bir gazete haberi var: “Ürolojinin prensi emekliliğini istedi.” diyor. Bu, çoğunuzun tanıdığı, özellikle AKP milletvekili arkadaşlarımın ve AKP’lilerin çoğunun gittiği bir hekim arkadaşımız. Ürolog olduğu için ben de biliyorum, meslektaşım.

AHMET YENİ (Samsun) – Ne biliyorsunuz gittiklerini?

SACİD YILDIZ (Devamla) – Biliyorum yani sadece, milletvekili dışında da…

Gerçekten iyi bir ürolog. Ne diyor, değerli arkadaşlar, bu arkadaşımız? Ayrılmak zorunda kalmış. Elli yaşında, nitelikli bir ürolog, burada Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde çalışıyor. Bu Derya Balbay arkadaşımız. Siz Balbay’ı başka türlü biliyorsunuz ama bu Derya Balbay, bu da “Balbay” soyadlı. Ne diyor arkadaşımız? “Bir ressama sürekli resim yap, hızlı üret dediğinizde nasıl resim yapmak zevkten çıkarsa; ben de mesleğime aynı müdahaleleri hissettiğim için ….

AHMET YENİ (Samsun) - Hocam, gazete haberlerini bırak, bir şeyler söyle, gazeteyi boşver!

SACİD YILDIZ (Devamla) – Hayır, benim arkadaşım, biliyorum.

Şunu diyor arkadaşımız: “Sadece üniversite değil, sürekli hasta gör, sürekli ameliyat yap. Bu nasıl… Ben hobi olarak yapıyordum mesleğimi, hobi olarak yapmaktan çıktı benim bu mesleğim. Sürekli yap, sürekli üret diyorsunuz, başka hiçbir şey… Benim yaşamım yok.” diyor. Yani bu şekilde. Sadece bu eğitim hastanesinde olan bir şey. Kan kaybediyoruz, nitelikli elemanlar gidiyor. Üniversitelerde performans uygulaması nedeniyle arkadaşlarımız yollara döküldüler. Performans uygulamasında deniliyor ki: “Altı dakikada veya dört dakikada bir hasta göreceksiniz.” Hastadan tetkik istediniz, radyoloji veya laboratuvar tetkiki, gene bu altı dakikanın içinde. Nasıl nitelikli hizmet verilecek? Hekim arkadaşlar mutlu değiller. “İyi hizmet veremiyoruz, iyi üretemiyoruz.” diyorlar ve aynı zamanda çok fazla hasta bakmak zorunda kaldıkları için daha basit müdahaleleri yapıyorlar; komplike, ağır gelecek ameliyatlara girmek istemiyorlar, değerli arkadaşlar. Bunları her zaman bu kürsüden bağırıyoruz ama nedense kale alınmıyor.

Bu üniversite hastanelerinde hastalar hekimlerini seçemiyorlar. Daha evvel hastalar hekimlerini seçebiliyorlardı, özel fark veriyorlardı, onların bir kısmı da hekimlere dönüyordu. Bu özel fark kalktı tabii, onun için hastalar seçemiyorlar hekimlerini. Bu şekilde Türkiye’deki üniversitelerin 430 milyon lira kaybı var. Sayın Bakanımız diyor ki: “Biz bunu telafi edeceğiz.” Gerçekten söyledi, bütçeye torba yasasında bir geçici madde eklendi, 2010 yılında bunu verecek ama bundan sonraki bu kayıplar nasıl karşılanacak, 2011’de, 2012’de nasıl karşılanacak değerli arkadaşlar? Yani bunların hepsi yanlış.

Gene bir değerli arkadaşımız, meslektaşımız -o da benim meslektaşım olduğu için biliyorum- “Performans uygulaması nedeniyle gelirim düşmesin diye, hastayken, kanser tedavisi görüyorum, kemoterapi görüyorum ve hasta bakıyorum.” diyor. Yani içleriniz, yürekleriniz acımıyor mu? Bu haberler çıktı Bakanım, yani bakın bunlarada. “Ben kemoterapi görüyorum… -bu kemoterapi gören hastaların ne kadar hassas olduğunu biliyorsunuz- ama performans nedeniyle hasta görmek zorunda kalıyorum.” diyor. Yani bu performans… Bir temel maaş, onların mutlu yaşayabilecekleri bir temel maaş olsun. “Temel” deyince Sayın Başkanımız da başka bir “Temel” anlayabilir, değil. Bir baz maaş olsun, bunlar alsınlar, bunlar emekliliklerine yansısın, performans da olsun, araştırma, öğretim hizmetleri de performansa girsin ama bunlar böyle değil. Bunu defalarca söyledik. “Emekliliklerine de yansıyacak.” dedi Sayın Bakanımız. Bunlar hallolmadı. Ve gene hekimlerimiz antidepresan ilaç kullandıklarını söylüyorlar bu çalışma sistemine tahammül etmek için.

Diyor ki Sayın Bakanımız: “Biz katkı paylarını… Ücretsiz yaptık sağlık hizmetini.” ama bir soruya cevap verildiğinde, Sosyal Güvenlik Bakanı diyor ki: “Katkı payı 466 milyondan -bir önceki seneye göre- 1 milyar 377 milyona çıkmış.” Nereden çıkıyor bu? Bütçeden çıkıyor yani vatandaşın cebinden çıkıyor ama onun dışında “Biz sağlık hizmetini ücretsiz yapıyoruz.” deniyor değerli arkadaşlar. Yani Hükûmet verdiği sözleri tutmamaktadır, kamuoyunda tam gün ardından hekimlerin on bin lira alacağı söylendi, bu da yanlıştır. Anayasa Mahkemesinin kararlarını uygulamamaktadır Sayın Bakan. Komisyonda da söylemiştim, üniversiteleri kamudan ayrı tuttuğu hâlde, Sayın Bakan oralara da baskı yapmaktadır. Üniversite öğretim üyelerine yazı göndermiştir, Anayasa Mahkemesinin kararı, hep ortadadır bu karar. Buna rağmen niçin bunlara uyulmuyor değerli arkadaşlar?

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldız.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan. Yüce Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu görüştüğümüz torbaya biz isim bulmakta zorlanmıştık, daha önce, biliyorsunuz büyük bir, “harar” dediğimiz bir çuval tartışması, sonra “mini torba” dedik, buna da “mini minnacık” diye, hatta bekleyen bir tane daha kanun teklifi var, onu da görüşmedik, gündemde erteledik.

Şimdi arkadaşlarımız gülüyor ama maalesef bu iş de birazcık acziyetin, iş bilmezliğin göstergesi. Bekliyor bekliyor, birinin aklına geliyor “A, biz şunu unutmuştuk.” diye getiriyor veya bitiriyoruz, gece yarısı saat birden sonra onlarca yeni teklif geliyor, önerge geliyor, birleştiriyoruz. Dolayısıyla, burada da az önce arkadaşlarım temas ettiler, ben fazla vaktinizi almak istemiyorum yani Plan ve Bütçe Komisyonunun yetkisinde olmayan hususlar da bunun içerisindeydi, sağ olsunlar eleştirilerimizi dikkate aldılar, Sağlık Komisyonu arada görüştü, sonra biz de Plan ve Bütçe Komisyonu olarak nihai aşamaya getirdik.

Değerli arkadaşlar, bunun içerisinde tabii ki tıpla ilgili hususlar, sağlıkla ilgili komisyonun değerlendirdiği hususlarda biz görüş serdedecek değiliz.

Sayın Başkanım, ben duyamıyorum ama arkadaşlar ne tartışıyor bilmiyorum. Az olmasına rağmen bir uğultu var.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Hatip rahatsız oluyormuş.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Buradaki sağlıkla ilgili konular, Sağlık Komisyonu, zaten görüştü. Ama asıl burada bizimle ilgili, muhalefet şerhimizde de yazdığımız, döner sermaye işletmelerine ilişkin, döner sermayelere ilişkin düzenlemeler.

Burada, özellikle icradaki işlemlerde yine bir avukat yoluyla takip etme sistemi. Diğer birtakım şeyler de olduğu gibi, bir kayırmacılık, yandaşlık algısı burada ortaya çıktı. Bunları eleştirmemize rağmen, böylece kamu kurumlarındaki avukatlık müessesesi gibi, sürekli olarak dışarıdan hizmet alımına yol açan bir şey var.

Ama daha garip olan neydi? Komisyonda da arkadaşlarım bana takıldılar. Sayın Arıcı yine burada. İkinci bir teklif geldi, daha biz birinciyi görüşmeden. Sadece bir tek maddesi farklı, gerekçe de aynen yani bir tek cümlesi... Doğal olarak dedik ki: “Artık literatüre yeni bir şey koyalım, İç Tüzük’ü yaparken bunu da getirelim.” Hükûmet tasarı olarak getirince -arkadaşlarım da söylediler- mecburen belli kurumlardan görüş almak… Almıyor gerçi de yani usule uymuyor ama uymak zorunda ve o süreç çabuklaşsın diye paldır küldür geliyor.

Geçen gün görüştük. Sayın Bakan defalarca söyledi, faksla tamamlanmış. Sonra teyidini istedik Sayın Çiçek’ten, sonradan geldi. Altı yedi tane imza yeri faks, “faks” yazıyor. Yani acele niye? Yani ne oluyor? Ne yapmaya çalışıyoruz? Bunlar önemliyse, bunların oturulup tartışılması gerekiyor.

Sayın Arıcı şimdi getirdi, doğru. Sağlık Komisyonuyla ilgili, o da doğru. Kendisi doktor, hemşehrim ama ilave edilen maddeye baktım, Gümrük Müsteşarlığıyla ilgili. Yani bari hiç olmazsa gümrükle ilgili bir arkadaşımız imza atsaydı diyoruz tamam, baş tarafı öyle ama… Bu sefer zaman şartı var, yetişmeyecek. Aynı teklifin benzeri olmazsa oraya da ekleme şansımız yok. Doğal olarak tabii ki kendisinin kabahati yok ama Bakanlar Kurulu alelacele bunu teklif diye imzalatıyor. Dolayısıyla, bu doğru bir yaklaşım değil ama biz artık oraları geçtik. Dün, siz, artık her şeyi yapacak şekilde bir kanun hükmünde kararname yetkisi aldınız. Bunlar artık devede kulak kaldı -vatandaşın tabiriyle- çok önemsiz şeyler gibi kaldı.

Bu çerçevede, ben kabaca… Sağlık meselesi önemli. O konuda işin ekonomik boyutu da olduğu için, o nedenle Plan ve Bütçe Komisyonuna zaten geldi.

Değerli arkadaşlarım, burada gördüğümüz önemli bir şey var, Sayın Bakan her zaman medyatik şovlarla yapıyor, Sağlıkta Dönüşüm Projesi. Bakıyoruz Türkiye'nin hâlâ en önemli sorunlarından birisi sağlık ve buna dayalı olarak sosyal güvenlik sisteminde, özellikle de sağlık harcamalarından kaynaklanan bir sıkıntı var. İşin ekonomik boyutuna baktığımız zaman gerçekten de burada vatandaşlarımıza, bu işin bedelini ödeyen vatandaşlarımıza tam olarak bilgi verilmediğini görüyoruz.

Kabaca iki noktada bu hususları özetlemek istiyorum: Birincisi, burada tam olarak bir iyileşme sağlanamadığı gibi, eğer bu şartlarda devam edilirse bu sağlık politikasının sürdürülmesi ekonomik açıdan mümkün değil. Sağlık harcamaları açısından bunun sürdürülebilir olmadığını görüyoruz. İkincisi ise sağlık hizmetlerinden yararlanmadaki eşitsizlikler artarak devam ediyor.

İki boyutu var, tekraren söylüyorum:

1) Ekonomik olarak bu sürdürülemez eğer böyle giderse.

2) Uygulamadaki eşitsizlikler devam ediyor.

Neden sürdürülemez ekonomik olarak dedim? Biz iki hususu dikkate alırız burada, iki faktör bu finansmanın sürdürülebilirliğini belirleyen; bunların birisi ekonomik, birisi demografiktir. Türkiye'nin şu anda “fırsat penceresi” dediğimiz, demografik olarak nüfus açısından genç bir nüfusu var. Bu konuda sorunumuz yok ama aynı tablo maalesef ekonomik durum için söz konusu değil.

Şimdi, burada vaktinizi almayacağım, çok da vaktim yok ama arkadaşlarımız hazırlamışlar. Yıllar içerisinde gayrisafi millî hasıladaki ve sağlık harcamalarındaki artışa baktığımız zaman tam bir tezat var, yani harcamalarımız daha hızlı artıyor. O zaman bunu nasıl sürdüreceğiz? Yani “sürdürülebilirlik” dediğimiz şey, bizim, zaman içerisinde, belli ölçüde aldığımız önlemlerle azalması, nüfus artışına paralel, o demografik pencere içerisinde sağlık ihtiyacından, hizmetinden faydalanacaklara bunu sunmamız gerekiyor. Peki, böyle giderse ne olacak? Kamunun bunun finansmanını sağlaması giderek zorlaşacak.

Ne yaptık 2003 yılında? Sayın Bakanım televizyonlarda da anlattı, bizlere de geldi söyledi ”Sağlıkta Dönüşüm Programı” dedik. Bu çerçevede, 2005 yılında SSK hastanelerinin devri, serbest eczanelere açılım, özel ve üniversite hastanelerine müracaatı biraz daha esnettik. Sağlık Bakanlığına bağlı tesislerde performansa dayalı ödeme şeklinde düzenlemeler yaptık. Birtakım çalışmalar yapınca tabii, sağlık harcamalarında ciddi bir artış ortaya çıktı.

2005 yılında ivme kazanmaya başlayan harcama artışına baktığımız zaman, 2002-2009 döneminde kümülatif olarak ilaçlar için yüzde 51 artmış- 2010’un tam rakamını alamadık, onu da yakında alırız herhâlde- tedavi harcamalarında yüzde 145 artmış, toplamda da yüzde 90’a yaklaşan bir artış var.

Dolayısıyla, burada da, özet itibarıyla, esas olan, birinci basamak sağlık tesislerinde biraz daha vatandaşın tedavi edilmelerine yönelik uygulamalara öncelik vermek gerekirken, burada tersine bir yaklaşım izlendiğini görüyoruz Sağlık Bakanlığı tarafından. Ne oluyor? Daha çok maliyetlere dayalı olan ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinin de yavaş yavaş hastanelere doğru kaydırıldığını görüyoruz. Öncelikle, oysa, Devlet Planlama Teşkilatının raporlarında, diğer sektörel raporlarda, sağlık politikalarında koruyucu hekimlik ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiği söyleniyor. Aile hekimliği ve koruyucu hekimliği uygulayalım diyor ama bakıyoruz ne oluyor? Buradaki politikalar öncelikle destekleyip büyüttüğümüz ama sonrasında büyük hastanelere öncelik verdiğimiz için kalan birsürü poliklinik ve  sağlık merkezleri sıkıntıya düşmeye başlıyor.

Şu anda tam rakamını bilmiyorum ama o zaman 250-270 civarında olan şeyler şimdi 500’leri geçti galiba, Komisyondaki arkadaşlar daha fazla biliyorlar. Yani bu yaklaşım çok doğru bir yaklaşım değil. Ekonomik olarak sürdürülebilir olmuyor dememin nedeni budur.

Özetle, birinci basamak sağlık tesisleri etkisizleştirilerek yavaş yavaş hastanelere ağırlık verilmiş. Önce SSK, ardından Sağlık Bakanlığı tesislerinin silinmesiyle bu süreçte etkinliği ve payı giderek azalan kamu sağlık tesislerinden boşaltılan alana özel hastanelerin, büyük hastanelerin doldurulması sağlanmıştır.

Değerli arkadaşlarım, geri kalan bir dakikalık zamanımı Milliyetçi Hareket Partisi olarak iktidara geldiğimizde yapacaklarımızı kısaca özetleyerek bitirmek istiyorum.

Öncelikle, hayatı anlamlı kılan bir sağlık sistemini tesis etmemiz gerekiyor. Bu çerçevede koruyucu ve temel sağlık hizmetlerini ücretsiz olarak sunacağız. Aile hekimliğinin etkin bir şekilde hizmet vermesini sağlayacağız ve kırsal kesimde de donanımlı birçok mobil sağlık ekibinin yaygınlaştırılmasını sağlayacağız.

Hastalıklarla ilgili koruyucu sağlık hizmetinin yaygınlaştırılmasını sağlayacağız. Özellikle de hastanelerin yönetim kapasitesini geliştirerek bazı hastanelerin imkânlarından ortak olarak yararlanmayı, ortak bir sistem oluşturmayı ortaya koyacağız.

Hastanelerde beklememek için tam gün, tam kapasite çalışmayı teşvik ederek bunu geliştireceğiz ve özellikle sağlık serbest bölgeleri oluşturularak daha etkin bir denetim ve etkin bir hizmet Milliyetçi Hareketin iktidarında sağlanacak.

Tüm vatandaşlarımızı sağlık sigortası kapsamına alacağız ve burada tıp eğitiminde de bugün tartıştığımız kanunun içerisinde kısmen yer alan, sağlıkla ilgili çağdaş standartları yakalayacağız diyor, 13 Haziranda Milliyetçi Hareketin iktidarında buluşmak üzere saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Şahsı adına Antalya Milletvekili Sayın Abdurrahman Arıcı.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin ikinci bölümünde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde daha iyi ve kaliteli hizmet sunumunun sağlanması, iş ve işlemlerin hızlandırılması ve ihtiyaç olduğu hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık mesleklerinin düzenlenmesi amacıyla getirmiş olduğumuz kanun teklifimizde il özel idaresi bütçelerinde bekletilen ödeneklerin kullanımının sağlanabilmesi amacıyla bu ödeneklerin aktarımına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.

Ayrıca döner sermayeli işletmelerin finans ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak üzere Sağlık Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşların hizmet vermekte oldukları taşınmazlardaki kafeterya, büfe, otopark vesair sosyal tesislerin kira gelirleri ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun kapsamında kiralanan sağlık merkezleri ile kullanmış oldukları demirbaşların kira gelirlerinin ve uzmanlık belgesi, sertifikasyon ve sınav hizmetlerinden elde edilecek gelirlerin döner sermaye işletmelerinin gelirleri arasında sayılmak suretiyle ek kaynak sağlanması ve döner sermayeli işletmelerin dava, icra işlerinin takibinin avukatlık hizmeti alımı suretiyle yapılması hükme bağlanmaktadır.

Görüşmekte olduğumuz kanunla insanlar üzerinde gerçekleştirilecek klinik araştırmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğini de teminat altına almak amacıyla, insanlar üzerindeki ilmî araştırmaların usul ve esasları belirlenmektedir.

Ayrıca, klinik araştırmaları etik yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar ve klinik araştırmalarla ilgili konularda Bakanlığa görüş bildirmek üzere klinik araştırmalar danışma kurulu oluşturulmaktadır. Etik kurulların ve klinik araştırmalar danışma kurulunun teşkili, görevleri ve çalışma usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği de hükme bağlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, sağlık sektöründeki bazı sağlık hizmetleri çalışanlarının meslek tanımları bulunmadığından, söz konusu mesleklerin tanımının yapılması ve sundukları hizmetlerin belirlenmesi, tabiplikte ve diş hekimliğinde uzmanlık dalları ve eğitim süreleriyle ilgili uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla, söz konusu uzmanlık dalları ve yan dalları ile eğitim sürelerinin belirlenmesi ve Tıpta Uzmanlık Kurulunun kararıyla sürelerin üçte 1 oranında artırılabileceği de öngörülmektedir.

Sağlık kuruluşlarında ruh sağlığı hizmet ve uygulamalarında Bakanlıkça belirlenen sürelerde çalıştığını ve belli bir uygulamanın tecrübesini kazandığını belgeleyen psikologlara, Sağlık Bakanlığınca açılacak sınavlarda başarılı olmaları kaydıyla çalıştığı ve tecrübe kazandığı alandaki tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi verilmesi, ayrıca odyoloji ve dil ve konuşma terapistliği alanlarında yüksek lisans ve doktora eğitimi yapmış bulunanlar ile yüksek lisans ve doktora eğitimine devam etmekte olanlardan eğitimlerini tamamlayanlara yüksek lisans ve doktora eğitimi yaptığı alanda unvan kullanımı hakkı verilmesinin, yine sağlık hizmetlerinde çalışan sözleşmeli personele 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde başhekim, başhekim yardımcısı veya başhemşire olarak görev verilmesi hâlinde görevleri süresince kendilerine başka ücret ödenmeyeceğinin, sağlık tesislerinin yapılmasına uygun olup başka kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde olan veya onlara tahsisli olan taşınmazların Sağlık Bakanlığına tahsisinin veya devrinin sağlanması; bu arsalar üzerinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve inşaat işleriyle ilgili araştırma, proje, taahhüt, finansman ve yapım işlemleri konusunda görevli ve yetkili kamu tüzel kişiliğine sahip diğer kurum ve kuruluşlarında inşaat yapılmasının temini getirilmektedir.

Bunların yanında, 9 bini uzman hekim olmak üzere 10.600 yeni kadro verilmekte ve bu, Sağlık Bakanlığının hekim ihtiyacını karşılamak için iyi bir fırsat oluşturmaktadır.

Yine, getirdiğimiz teklifte Gümrük Müsteşarlığı taşra teşkilatlarında kullanılmak üzere yeni 2 bin kadro alınmakta, bunun 400’ü muayene memuru, 900’ü muhafaza memuru, 700’ü de memur olacak şekilde sınavla memur alınacak ve bunlar Türkiye'nin çeşitli yerlerinde görevlendirilecektir.

Bu kanunun çıkmasında katkıları olan tüm gruplara, milletvekili arkadaşlarıma saygılar sunuyor, hepinize esenlikler diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederiz.

Şahsı adına Gümüşhane Milletvekili Sayın Kemalettin Aydın.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle 1928 yılından beri sağlık çalışanlarıyla ilgili yeni bir kanuni düzenleme olmayıp ta o tarihlerden kalan sağlık çalışanlarının çalışma ortamlarının bugün Türkiye Büyük Millet Meclisine gelmesi ve tartışılır duruma kavuşturulmasından dolayı bu kanunu hazırlayan, emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum.

Uzun yıllar bir sağlık çalışanı olarak değişen teknolojiyle ve gelişen tıp bilimiyle ilgili uyumsuzluk hâline kavuşmuş olan sağlık çalışanları yasasının… Hem ihtisas alanlarının hem daha sonraki üst ihtisas alanlarının çalışma şartlarının ve sağlık çalışanları arasındaki hiyerarşinin belirlenmesine katkı sağlayacağına inandığımız bu yasanın tüm sağlık camiasına ve sağlık camiasından hizmet alan Türkiye’deki Türk insanına, Türk milletine hayırlı olmasını diliyorum.

Özellikle son sekiz yılı aşan bir süredir Sayın Bakanımızın başkanlığındaki Bakanlığın ve Hükûmetimizin sağlıktaki dönüşümdeki çalışmalarının Anadolu’ya nasıl yansıdığını, bu çalışmalar içerisinde yer alan sağlık çalışanlarının emeklerinin ne anlama geldiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sağlık çalışanlarının, başta doktorlar olmak üzere tüm çalışanlarının, hayatlarımızın hiçbir zamanında gece çocuğumuzun ağlamasına dahi uyanmadığımız gecelerimizin sağlık çalışanlarının yirmi dört saat nöbet tutarak o mesleklerini icra ettiğinin, hastanelerin ve tüm sağlık kuruluşlarının yirmi dört saat Türk insanına hizmet etmek için açık olduğunun, insanların gece gündüz bu alanlarında hizmet etmek aşkıyla bulunduklarının altını çizmek istiyorum ki büyük, özverili, kutsal bir görev icra etmektedir sağlık çalışanları.

Sağlık çalışanlarının mesleki olarak 1980’deki ihtilalden sonra kötüleşen ve değişen özlük hakları ve maaşlarının son yıllarda özellikle performansa dayalı sistemle beraber önemli bir düzelmeye ulaştığını, sağlık çalışanlarının, daha önceleri meslekte olduğum zaman 1987’de 600 dolar dahi değilken maaşımın, bugün pratisyen hekimlerin aile hekimi olarak yaklaşık 4 bin dolar civarında maaş aldıklarının gerçeğinin altını çizmek gerekiyor.

Bu nedenle hem yeni yapılan hastaneler, yeni yapılan sağlık ocakları ve yeni onlara sağlanan altyapı hizmetleriyle ekonomik olarak da iyi bir ortama kavuşturulmalarından dolayı da Hükûmetimize ve başta Sayın Başbakanımıza teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.

Özellikle benden önceki konuşmacılar, muhalefet milletvekili arkadaşlarımız son bir buçuk dakikalarında kendileri iktidara geldiğinde ne yapmak istediklerini söylediler. Ben de onları kısaca not aldım. Demek ki sekiz yıldır sağlıkta ne olduğunu takip etmeyen, kendi grubunda üçten fazla sağlıkçı olmasına rağmen, bir ekonomist arkadaşın parayla sağlığı karıştırdığı bir konuşmayı dinledik ve bundan üzüldüm çünkü sağlık asla parayla ölçülebilir ve sağlık asla parayla değerlendirilebilir bir hadise değildir ve sağlığa herkes mutlaka ulaşmalı ve erişmelidir.

O nedenle de bugün Türkiye'nin, Anadolu’nun her yerinde, benim ilim olan kırsal Gümüşhane’de dahi herkesin yılda yaklaşık 6-7 kez hekime ulaşabildiğini, herhangi bir hastalık durumunda ambulansa mazot parası vermeden, helikopter ve uçakla hastasını istediği merkeze ulaştırabildiğini ve hekim başına düşen kişi sayısının 7 binlerden 2 binlere düştüğünü, bir yılda Anadolu illerinde yapılan ameliyat sayılarının 7-8 kat arttığını ve özellikle temel sağlık hizmetlerinde 2002 yılına göre yaklaşık 2 kat artış olduğunu, ekonomik anlamda arttığını ve 2011 yılında 6 milyarın üzerinde, bir ülkenin parasının temel sağlık hizmetlerine harcandığını, özellikle aşılama oranının koruyucu hekimlikte çok önemli olduğunu vurgulayarak 2000’li yıllarda, bu mesleğe başladığımız zamanlarda 5-6 antijenli aşılar yapılırken bugün 12 antijenli aşıların yapıldığını, ekonomik durumu iyi olan birçok insanın Avrupa’dan üçlü kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı getirerek çocuklarına yaptırdığı bir ülkeden, bugün, Sağlık Bakanlığı aracılığıyla ücretsiz bu aşıların yapıldığını ve hatta “zatürre aşısı” denilen aşının Sağlık Bakanlığımız tarafından yapıldığını ve aşılamaya ve koruyucu hekimliğe harcanan parayla beraber, birinci basamakta 2002 yılında 74 milyon muayene yapılırken bugün 200 milyon muayene yapıldığını ve sonuç olarak da sağlığın ekonomiyle ölçülmeyeceğini, sağlıkta ihtiyaç duyulan bütün paraların Hükûmetimiz tarafından verileceğini saygıyla sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Kutlarız sizi, kutlarız! Bir de Kütahya’da anlat bunları! Millet rapor alamıyor Kütahya’da, doktorlar istifa edip…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

Sayın Yalçın? Yok.

Sayın Emek? Yok.

Tamam, soru-cevap işlemi yok.

İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

12’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 12 nci maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci maddenin (e) bendinde geçen ‘Girişimsel Nöroradyoloji’ ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Cevdet Erdöl                                  Abdurrahman Arıcı                            Mehmet Müezzinoğlu

                      Trabzon                                              Antalya                                              İstanbul

               Mehmet Nil Hıdır                                Muzaffer Gülyurt

                       Muğla                                              Erzurum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12. maddesi ile düzenlenen geçici madde 8’in c bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Harun Öztürk

                      İstanbul                                              Malatya                                                İzmir

 

                  Tekin Bingöl                                       Şevket Köse                                        Sacid Yıldız

                       Ankara                                             Adıyaman                                            İstanbul

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Bingöl, siz mi konuşacaksınız?

Buyurun efendim.

TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Daha önceki maddelerde vermiş olduğumuz önergeler maalesef kabul görmedi. Bu önergelerin önemli bir kısmı, son derece iyi niyetle ve kanun teklifini zenginleştirecek, yanlış anlaşılmaları ve teknik birtakım sorunları ortadan kaldıracak amaçlarla verilen önergelerdi. Örneğin, mikrobiyologların burada çok ciddi sorunları var. Dört yıllık bir uzmanlıktan sonra elde ettikleri ve gerçekten çok nitelikli bir eğitim sonrasında klinik mikrobiyoloji alanında başarılı hizmetler veren bu meslek grubuna, şimdi enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının rotasyon dahi yapmadıkları hâlde dâhil edilmeleri son derece manidar. Oysa ülkemizde yan dal uzmanlıkları konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşanmakta. Örneğin, hematologlar Türkiye’de yeterli sayıda olmadığı için Anadolu’nun birçok kentinden hematoloji hastaları başka kentlere, metropollere taşınmak zorunda kalıyorlar. Yani, hematologların zaten işleri başından aşkın. Buna bir de mikrobiyoloji alanında bir geçit vermek, yol açmak çok sağlıklı olmasa gerek.

Ama maalesef, bu önergelerimiz iyi niyetle verilmiş olmasına rağmen dikkate alınmadı. Umarım, bundan sonra vereceğimiz önergeler dikkate alınarak kanun teklifine sunmak istediğimiz katkılar doğrultusunda değerlendirilir ve o önergeler kanun teklifinin iyileştirilmesi noktasında katkı koyar diyor, hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bingöl.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 12 nci maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci maddenin (e) bendinde geçen ‘Girişimsel Nöroradyoloji’ ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Abdurrahman Arıcı (Antalya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Girişimsel Nöroradyoloji uzmanlık dalı olmaktan çıkarılmış olduğundan, yeni kurulan dallarda uzmanlık belgesi verilmesini düzenleyen bu fıkradan da çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Maddeyi kabul edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

13’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14. maddesine bağlı iki fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                   Harun Öztürk                                      Tekin Bingöl

                      İstanbul                                               İzmir                                                Ankara

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Sacid Yıldız                                        Şevket Köse

                      Malatya                                             İstanbul                                            Adıyaman

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN -  Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Gerekçe…

BAŞKAN -  Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sağlık çalışanları ve sağlık uygulamaları ile ilgili düzenlenen bir kanun teklifinin içine son anda bu kanun teklifi ve içeriği ile ilgisi olmayan bir başka kanun teklifinin içerisinden ayıklanan, İçtüzük kurallarına ve parlamento çalışma usul ve esaslarına ve siyasi etiğe uygun olamayan bir anlayışla bu maddenin ilave edilmesi sadece önümüzde seçimlere yönelik bir siyasi rant amacı taşımaktadır. Parlamentonun ciddiyeti ile bağdaşmayan bu tutumun hayata geçirilmemesi için ve bu kanun teklifine gölge düşürülmemesi adına bu maddenin tekliften çıkarılması gerekmektedir.

BAŞKAN -  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Kabul edilmiştir.

15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...  Kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16. maddesi ile düzenlenen geçici madde 19'da yer alan "7 yıla" ibaresinin "4 yıla” olarak değiştirilmesini arz ve teklife ederiz.

               Mustafa Özyürek                                   Harun Öztürk                                      Tekin Bingöl

                      İstanbul                                               İzmir                                                Ankara

           Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Sacid Yıldız                                        Şevket Köse

                      Malatya                                             İstanbul                                            Adıyaman

 

 

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN -  Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz.

TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Gerekçe…

BAŞKAN -  Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Ulaşımda ve tıptaki teknolojik gelişmelere paralel olarak kullanılması zorunlu hava ve deniz araçları ile birlikte hava ve deniz araçlarının kiralanma sürelerinin 7 yıla çıkarılması kaynakların etkin ve verimliliği ile ters düşmektedir. 7 yıllık kiralama yapılacaksa bu bedelle gerekli görülen araç ya da cihazın satın alınması ülke sağlık hizmetlerine ve ülke ekonomisine daha yararlı katkı sunacaktır. Bu nedenle önergemiz doğrultusunda değişiklik yapılması gerekmektedir.

BAŞKAN -  Önergeyi oylarınıza…

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN -  Önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.20

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 19.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

---0---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Teklifin 16’ncı maddesi üzerine verilen Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, çok az bir zaman kaldı çalışmalarımıza ama şunu istirham ediyorum, eğer tekraren herhangi bir şekilde bir talep olduğunda bulunamamışsa dinlenme vaktini ona göre ayarlayacağım. Takdirinize, bilgilerinize arz ediyorum.

Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Şimdi bu önergeleri okutup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Önergeleri okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 19. maddesi ile düzenlenen geçici madde 12’nin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Harun Öztürk

                      İstanbul                                              Malatya                                                İzmir

                  Tekin Bingöl                                       Şevket Köse                                        Sacid Yıldız

                       Ankara                                             Adıyaman                                            İstanbul

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı kanun teklifinin 19’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Erkan Akçay                                  Emin Haluk Ayhan                                  Rıdvan Yalçın

                       Manisa                                               Denizli                                                Ordu

                     Alim Işık                                        Mehmet Günal                                   Mustafa Kalaycı

                      Kütahya                                              Antalya                                               Konya

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Ayhan mı konuşacak?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; önergeyle, görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ediyoruz.

Esasen ben bu hadisede bu metnin daha önce Komisyonda olan hususları dikkate alarak, oradaki teşkilat kanununu dikkate alarak orada var idi. Daha sonra -burada bir önergeyle yarısı şeklinde- burada 2 binini geçirmek istedi önergeyle, usule aykırı olduğu için Başkan Vekili tarafından reddedildi.

Artı, buna ilave olarak, ne oldu? Komisyonda bir başka şekilde bu tasarıya ilave edildi. Bunun için çıkarılmasını istiyoruz. Buna ilave olarak zaten dün kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi alındı, onunla düzenleyebilirsiniz.

Konuyu fazla uzatmayacağım, maruzatımı arz ettim. Yalnız bir hususu çok açık ve net bir şekilde söylemek istiyorum.

Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen arkadaşlar…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bir hususu çok açık ve net bir şekilde izah etmek istiyorum. Bizim bir milletvekili arkadaşımız, Sayın Günal buradan sağlık ekonomisiyle ilgili bir konuşma yaptı, bir görüşme yaptı. Maalesef, iktidara mensup bir milletvekili arkadaşımız geldi, burada şunu söyledi: “Sağlığın ekonomisi olmaz.” dedi. Sağlığın üniversitelerde kürsüleri var. Sağlığın ekonomisinin çok kuvvetli olduğu, üniversitelerin olduğu ülkeler var. Özel üniversiteler var bu konuda. İşletmesi de var. Siz birçok hususta, özellikle sağlıkta katılım payı alıyorsunuz, benzer işler yapıyorsunuz. Bu yaptığınız hadiselerin sağlık ekonomisiyle ilgisi ne kadar var yok, bunları hiç düşündünüz mü? Bunları ifade etmek istiyorum.

Tahsil görmüş bir insan, bir üniversite mensubu akademisyenin sağlık ekonomisiyle ilgili konuşmasını “Sağlığın ekonomiyle ilgisi mi olur?” diye ifade ederek burada gündeme getirip küçümsemesi son derece yakışık almayan bir tavır olmuştur. Özellikle bunu ifade etmek istiyorum, Genel Kurulun görüşlerine sunmak istiyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özyürek, önerge üzerinde konuşacak mısınız, yoksa gerekçesini mi okutalım?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Ben konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, 19’uncu maddeyle ilgili önergemiz hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu önergemizle ilgili olarak şunları söylemek istiyorum: Biliyorsunuz, bu tasarı, bu kanun teklifi esas itibarıyla tıp konularını, sağlık konularını düzenleyen bir teklif. Tıp konularının önemi nedeniyle Sayın Bakan ısrar etti, önerge sahibi arkadaşlarımız ısrar ettiler, biz de bunu Komisyondan geçirdik. Tam bu görüşmelerin sona ereceği aşamada, 19’uncu maddeyle ilgili, yani gümrük teşkilatına 2 bin kişinin alınması konusunda bir önerge geldi. Tabii bunun, bu önergenin, bu kanun teklifiyle bir ilgisi yok; çok farklı bir alan ama ne yazık ki uzun zamandır, biz, usulüne uygun, mevzuat hazırlama yönetmeliğine uygun kanun tasarıları, tekliflerini görüşemiyoruz. Bütün görüştüğümüz teklifler, kanunlar kırk ambar, içinde her şey var. Kendi içinde biraz tutarlılığı vardı bu teklifin, daha çok sağlık konularını içeriyordu ama sonunda bu gümrükle ilgili madde de buraya konulmak suretiyle çok farklı bir mahiyet aldı.

Şimdi, gümrüklerle ilgili sorunları, sıkıntıları biliyoruz. Sık sık gümrüklerle ilgili olarak büyük operasyonlar yapılıyor, oradaki müdürler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, Sayın Bakan Hayati Yazıcı, işte yeteri kadar personeli olmadığı için bu durumlara düşüldüğünü ifade ediyor. Şimdi, 2 bin kişilik bir kadro alınmış oluyor.

Değerli arkadaşlarım, tabii, Türkiye’de bir personel reformu yapmadan, bölük pörçük o bakanlığın, bu teşkilatın taleplerine göre kadro vermek, onların sorunlarıyla ilgili çözümler bulmak meseleyi daha da içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Bu Hükûmet işbaşına geldiğinde, 2002 yılında personel reformunu yapacağını vadetmişti ama geldiğimiz neredeyse dokuz yıllık bir dönemde bu konuda hiçbir adım atamadı, hiçbir düzenleme yapamadı. Biz bu tip kısmi öneriler geldikçe hep personel reformunu ne zaman yapacaklarını sorduk, bize verilen cevap artık çok klasikleşti, deniliyor ki: “Çalışmalar yürütülüyor.” Tabii, hangi çalışmalar yapılıyor, hangi aşamada, ne yapılmak isteniyor, bununla ilgili bir ayrıntıyı bugüne kadar ne bütçe müzakereleri sırasında ne diğer müzakereler sırasında hiç öğrenemedik. Tabii, bunu yapmadığınız zaman işte 2 bin kadro oraya verelim, 5 bin kadro oraya verelim ama bu kadrolar nasıl kullanılacak, bu kişilerin nitelikleri ne olacak konusunda büyük açmazları birlikte yaşıyoruz.

Tabii, gümrükte yaşanan olaylar, sürekli gözaltılar, sürekli görevden almalar sadece personel azlığından kaynaklanan olaylar değil. O görevlere getirilen insanların nitelikleriyle ilgili, ahlaki durumlarıyla ilgili bir temel sorun var. Bu son yapılan operasyonda gözaltına alınan, bir kısmı tutuklanan ve o nedenle de görevden uzaklaştırılan yöneticiler bu Hükûmet döneminde göreve getirilmiş insanlardı.

Şimdi, deniliyor ki…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun tamamlayın konuşmanızı efendim. 

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) – Şimdi bu kişileri getirirken tabii onların özlük dosyalarına bakmak lazım, durumlarını iyi araştırmak lazım. Bunları yapmayıp, sadece bizden olsun da ne olursa olsun anlayışıyla atama yaparsanız, gümrük teşkilatında yıllarını vermiş insanları yok sayarsanız işte böyle durmadan operasyon yapılan, görevden alınan yöneticileriyle karşı karşıya gelmiş olursunuz.

Şimdi, bu 2 bin personel, peki, alınsın ama nasıl kullanılacak? Gerçekten objektif kıstaslara uygun seçilecek mi bilemiyoruz. Bize hep denildi ki: “Bunlar KPS’yle alınacak.” KPS’nin nasıl olduğunu da günlerdir tartışıyoruz. Onun için Türkiye ne yazık ki tuzun koktuğu döneme girmiştir.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, teklife yeni geçici madde eklenmesine dair bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum.

Önerge yeni geldiği için gruplara dağıtamadık ama grup başkan vekili arkadaşlarımızın haberi var.

Buyurun.

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                 Mustafa Elitaş                                  Mustafa Özyürek                                    Birgen Keleş

                      Kayseri                                              İstanbul                                              İstanbul

                    Tayfun İçli                                       Hulusi Güvel                                       Sacid Yıldız

                     Eskişehir                                              Adana                                               İstanbul

Geçici Madde 1 - 16/8/1961 tarih ve 351 sayılı Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununun 28 inci Maddesinin mülga (ç) bendi kapsamında ve mülga 29 uncu maddesi uyarınca yapılması gereken ödemelerden Spor Toto Teşkilat Başkanlığının Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüne olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibariyle ödenmemiş bulunan asli ve fer’i tüm borçları terkin edilir.

Birinci fıkrada belirtilen alacaklara ilişkin olarak yargı mercilerinde bulunan davalardan feragat edilir ve feragat nedeniyle mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmez; verilmiş olan kararlar üzerine ayrıca herhangi bir işlem yapılmaz.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü arasındaki ihtilafların giderilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece, teklife geçici bir madde eklenmiştir.

21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, ikinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı'nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin açık oylama sonucu:

“Oy sayısı: 220

 Kabul     : 211

 Ret        :    9 (X)

  Kâtip Üye                                                                 Kâtip Üye

Harun Tüfekci                                                          Yusuf Coşkun

   Konya                                                                   Bingöl”

Evet, sağlık camiamıza ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın Bakanım, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; çok kısa bir teşekkür konuşması yapacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü Dönem Meclisi milletvekilleri olarak gerçekten sağlığa büyük hizmetler yaptınız. Büyük bir dönüşümü gerçekleştirmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinde çok önemli kanunlar yaptık. Halkımızın sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını sağladık. Ben bu sebeple Hükûmetim adına ve Türk milleti adına hepinize şükranlarımı sunuyor, saygılarımı takdim ediyorum efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Saygıdeğer milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisinin 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılması kararlaştırılan 24’üncü Dönem milletvekili genel seçimine ilişkin kesin sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca, Türkiye radyo ve televizyonlarından ilanını takip eden 5’inci gün saat 15.00’te toplanmak üzere, 12/4/2011 Salı gününden itibaren tatile girmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi

 

Danışma Kurulu Önerisi

                                                                                                         Tarihi: 06 / 04 / 2011

Danışma Kurulunun yaptığı toplantıda, ekteki önerinin Genel Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.

                                                                                                                  Mehmet Ali Şahin

                                                                                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                         Başkanı

                               Mustafa Elitaş                                                                Muharrem İnce

                       Adalet ve Kalkınma Partisi                                                 Cumhuriyet Halk Partisi

                           Grubu Başkan Vekili                                                       Grubu Başkan Vekili

 

                               Mehmet Şandır                                                                  Bengi Yıldız

                        Milliyetçi Hareket Partisi                                                Barış ve Demokrasi Partisi

                           Grubu Başkan Vekili                                                       Grubu Başkan Vekili

Öneri:

Bastırılarak dağıtılan 751, 749, 750 ve 748 sıra sayılı kanun tasarılarının 48 saat geçmeden Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 1, 4, 6 ve 7’nci sıralarına; 737, 742 ve 736 sıra sayılı kanun tasarılarının ise bu kısmın 2, 3 ve 5’inci sıralarına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi;

Türkiye Büyük Millet Meclisinin, 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılması kararlaştırılan 24. Dönem milletvekili genel seçimine ilişkin kesin sonuçlarının 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 37 nci ve Millet Meclisi İçtüzüğünün 3 üncü maddesine göre, Yüksek Seçim Kurulunca, Türkiye radyo ve televizyonlarından ilanını takip eden 5 inci gün saat 15.00’te toplanmak üzere, 12.4.2011 Salı gününden itibaren tatile girmesi;

Önerilmiştir.

BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 1’inci sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporunun görüşmelerine başlayacağız.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1018) (S. Sayısı: 751) (X)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 751 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SUUDİ ARABİSTAN KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK, VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA  DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 24 Mayıs 2010 tarihinde  Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2-  (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum.

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik, Ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan Oy Sayısı

:

225

 

Kabul

:

225

(x)

 

Kâtip Üye

Harun Tüfekci

Konya

Kâtip Üye

Yusuf Coşkun

Bingöl”

Anlaşmanın her iki ülkeye de hayır getirmesini diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, 2’nci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

 

3.- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/982) (S. Sayısı: 737) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 737 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

Türkiye Cumhuriyeti  Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında YAPILAN Mühimmat Dahil Leopard 2 ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı

MADDE 1- (1) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 13 Ekim 2009 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

 

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Oy sayısı:                         236

Kabul:                               235

Ret:                                       1

Çekimser, boş, geçersiz oy yoktur. (X)

 

      Kâtip Üye                                                          Kâtip Üye

   Harun Tüfekci                                                   Yusuf Coşkun

         Konya                                                               Bingöl”

 

Her iki ülkeye de hayırlar getirmesini diliyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, 3’üncü sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

 

 

 

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/895) (S. Sayısı: 742) (X)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Komisyon raporu 742 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE  CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE LÜBNAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 11 Ocak 2010 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti  Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN –  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN –  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN –  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

 

“Kullanılan Oy Sayısı

:

232

 

Kabul

:

232

(x)

 

Kâtip Üye

Harun Tüfekci

Konya

Kâtip Üye

Yusuf Coşkun

Bingöl”

                                         

Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlar getirmesini diliyorum.

4’üncü sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

5.- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/966) (S. Sayısı: 749) (xx)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 749  sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI İLE MISIR ARAP CUMHURİYETİ SAVUNMA BAKANLIĞI ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI                                                                  

MADDE 1- (1) 18 Kasım 2009 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum.

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum.

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 20.21

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 20.28

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

---0---

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

241

 

 

 Kabul

:

241

 

(x)

                     Kâtip Üye                                           Kâtip Üye

                 Harun Tüfekci                                    Yusuf Coşkun

                       Konya                                               Bingöl”

Her iki ülkeye de hayırlı olmasını diliyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam edeceğiz.

5’inci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/770) (S. Sayısı: 736) (x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 736 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE  CUMHURİYETİ  HÜKÜMETİ İLE LÜBNAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ EĞİTİM İŞ BİRLİĞİ MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR

KANUN TASARISI

 

MADDE 1- (1) 21 Nisan 2009 tarihinde Ankara’da imzalanan  “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

245

 

 

 Kabul

:

245

 

(x)

                     Kâtip Üye                                           Kâtip Üye

                 Harun Tüfekci                                    Yusuf Coşkun

                       Konya                                               Bingöl”

 

Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlar getirmesini diliyorum.

6’ncı sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

7.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/999) (S.Sayısı: 750) (x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 750 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE

MALDİVLER CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ

ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM,

TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ÇERÇEVE ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ

UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN

TASARISI

MADDE 1- (1) 15 Eylül 2010 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik Ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan oy sayısı

:

242

 

 

 

 Kabul

:

241

 

 

 

 Ret

:

1

(x)

 

 

 

 

                     Kâtip Üye                                           Kâtip Üye

                 Harun Tüfekci                                    Yusuf Coşkun

                       Konya                                               Bingöl”

Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlı olmasını diliyorum.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, 7’nci sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

8.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/737) (S. Sayısı: 748) (x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu 748 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’nci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE FEDERAL DEMOKRATİK ETİYOPYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN ÇERÇEVE ANLAŞMASI VE BU ANLAŞMADA YAPILAN 1 NUMARALI DEĞİŞİKLİĞİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA

DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 25/4/2006 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması” ile 16/5/2008 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşmasında Yapılan 1 Numaralı Değişiklik” in onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN- Sayın milletvekilleri, Türkiye  Cumhuriyeti Hükümeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu Anlaşmada Yapılan 1  Numaralı  Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair  Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

 

“Kullanılan Oy Sayısı

:

240

 

Kabul

:

239

 

Ret

:

1(x)

 

 

                                                            

Kâtip Üye

Harun Tüfekci

Konya

Kâtip Üye

Yusuf Coşkun

Bingöl ”

 

Anlaşmanın her iki ülke için de hayırlar getirmesini diliyorum.

Sayın milletvekilleri, 8’inci sırada yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna  Dair  Kanun  Tasarısı  ve Dışişleri  Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

 

 

9.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair  Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1009) (S. Sayısı: 713) (X)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon Raporu, 713 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Sayın Hüseyin Pazarcı.

Buyurun Sayın Pazarcı. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 713 olan, Suriye Arap Cumhuriyeti ile yapılan Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, son zamanlarda Kuzey Afrika’da, Tunus’ta başlayan ve giderek Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki diğer ülkelere de yayılan, bugün Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn gibi ülkelerde gerçekleştikten sonra Suriye’ye de sıçramış bulunan bu son gelişmelerin ilgili anlaşmaya bazı yansımaları olacağını düşünüyoruz ve dolayısıyla Yüce Meclisimizi ve ilgililerimizi bu konuda uyarmayı bir görev biliyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu ülkelerde meydana gelen gelişmeler, yoksulluk, yolsuzluk ve siyasi baskıların ürünü olarak ortaya çıkmış olup bu ülkelerle ülkemiz arasındaki tarihsel ve kültürel bağlar nedeniyle ve coğrafi nedenlerle buradaki olaylar Türkiye’yi doğrudan ilgilendirir bir nitelik taşımaktadır ve bu çerçevede, özellikle de bu ülkelerdeki istikrarsızlıkların Türkiye’ye yansıması söz konusu olmaktadır.

Suriye ile imzalanmış bulunan Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması da bu yeni gelişmeler ışığında değerlendirilmesi gereken birtakım noktalara sahiptir.

Şunu öncelikle söylemekte yarar var ki: Söz konusu elimizdeki anlaşma, PKK ve KONGRA-GEL’e karşı yapılacak ortak mücadeledeki iş birliğini düzenleyen, örgütleyen bir anlaşmadır. Bu anlamıyla da Türkiye bakımından aslında çok beklenen, arzu edilen niteliklere sahip bir iş birliği anlaşması şeklinde ortaya çıkmıştır. Ancak, bugün, Suriye’deki koşulların değişmesi çerçevesinde, olayın ve bu gelişmelerin ilgili anlaşmaya yansıması da söz konusu olmaktadır. Bu çerçevede, birinci olarak KONGRA-GEL’le ve PKK’yla mücadeleyi esas alan, başlıca sorunu bu olan bu söz konusu anlaşmayla ilgili olarak eskiden yerleşik rejimin, yönetimin sorumluluklarını daha kolay yerine getirebileceği bir dönemde bazı sorunlar çıkmaması beklenirken bugün kendi iç dünyasında birtakım ayaklanmalarla karşı karşıya kalan Suriye Hükûmetinin ister istemez yapacağı iş birliğinde daha az etkili olması söz konusudur. Yani bu anlaşmanın bundan daha önceki dönemde vereceği sonuç, bugün aynı beklenti içinde olmamızı sağlama durumunda olmayabilecektir. Bir kere, bu olasılığı göz önünde tutarak anlaşmayı ona göre değerlendirmemiz ve ona göre uygulamamız gerekmektedir.

İkinci olarak Suriye’nin kendi iç mücadelesinde Türkiye'nin hiçbir şekilde onun o iç mücadelesinin aleti olmaması gerekmektedir. Bizim onun iç sorunlarına bulaşmamamız Türkiye'nin menfaati ve istikrarı bakımından önemlidir. Bu çerçevede, en başta her ne kadar en temel başlıca mücadele unsurunun KONGRA-GEL/PKK’ya karşı yapılması öngörülmüşse de anlaşmanın örneğin 1/b maddesi, 3 numaralı maddesi Suriye’deki terör olaylarına karşı da iş birliği yapılması isteminde Suriye’nin bulunmasına olanak vereceği için bu konuda Türkiye'nin Suriye’nin iç işlerine olabildiğince bu mücadelede karışmaması önemli bir durum arz etmektedir. “Nasıl olabilir?” derseniz, örneğin, vize anlaşmasının da kaldırıldığı hesap edildiğinde Suriye vatandaşlarının vizesiz olarak Türkiye’ye girişleri çerçevesinde, ayaklanan konumunda bulunan, Suriye Hükûmetine karşı mücadele veren kişilerin Türkiye’ye gelmesi, kolayca girmesi söz konusu olabilecektir ve bu çerçevede o zaman Türkiye'nin dikkat etmesi gereken husus, Suriye’nin kendi vatandaşlarıyla olan mücadelesinde olabildiğince sorunun dışında kalması uygun olacaktır. Antlaşmanın değişik hükümlerinin tekrar gözden geçirilip yeniden değerlendirilmesi durumunda, özellikle terör olayının değerlendirilmesinde kendi ulusal hukukunuza göre hareket etmeniz yükümlülüğü çerçevesinde, Türkiye'nin bu tür olaylarda alet olmaması söz konusu olabilecektir, sağlanabilecektir. Uygulamacıların buna özellikle dikkat etmesinde yarar vardır.

Bunun dışında, yine Suriye vatandaşlarının Türkiye’ye geçmesi durumunda Suriye’nin bu vatandaşlarını terör grubu üyesi, vesaire gibi nitelendirmesi durumunda, Türkiye açısından uluslararası antlaşmalar bakımından da bazı sorunların çıkması söz konusudur. Şöyle ki: Çok fazla örneğe girmeyeceğim ama Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, insan hakları konusunda ülkesinde bulunulan devletin yetkisi çerçevesinde gerektiğinde onun sorumluluğunu da tanımaktadır ve Türkiye, Sözleşme’nin tarafı olarak insan haklarının uygulanması konusunda eğer Suriye vatandaşları ülkemize girer ve onlara karşı Sözleşme’ye aykırı birtakım hareketlerde bulunulursa, eylemlerde bulunursa Türk devleti, bu kez Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye'nin sorumlu tutulması söz konusu olabilecektir. Bunlar teorik sorunlar değildir, daha önce İran’daki olaylar dolayısıyla Türkiye’ye kaçan İranlılarla ilgili olarak Türkiye bu sorunları yaşamıştır ve dolayısıyla, aynı türden sorunların yaşanmamasına bu anlaşma çerçevesinde yine dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bu çerçevede, özellikle anlaşmanın 17’nci maddesinde, uluslararası anlaşmaların Suriye’yle yapılan terör anlaşmasını engellememesi gerektiği unsurunu dikkate alarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun da ayrıca hareket edilmesi gerekecektir, Suriye’den Türkiye'ye kaçan, başkaldıran veyahut da bu olaylara karışan kişiler bakımından.

Bunun dışında, bu anlaşmada bazı unsurlar vardır ki muhtemelen eskiden çok fazla düşünülmedi ama bundan sonra başka bir gözle değerlendirildiği takdirde lehimize de kullanılabilecek unsurlar içerebilecektir. Örneğin, anlaşmanın 7’nci maddesi, gerektiğinde tarafların ortak operasyonlar gerçekleştirme olanaklarını araştırması hakkı, yetkisi tanımaktadır taraflara. Dolayısıyla, Türkiye'yi, Suriye’de bu karışıklıklar döneminde rahatsız eden terör eylemleri söz konusu olursa Türkiye'nin bunu doğru değerlendirmesi, dolayısıyla, yerinde kullanma olanağından yararlanması düşünülebilecektir, araştırılabilecektir. Bu konuya da uygulamacıların dikkatini çekmek istiyorum.

Bunun dışında, KONGRA-GEL’le ve PKK’yla mücadele çerçevesinde bu anlaşma, yine Türkiye’nin lehine çalışabilecek birçok unsuru bu yeni koşullarda da içermektedir. Dolayısıyla, son gelişmeleri ciddi bir şekilde incelemek, dikkatle izlemek suretiyle Türkiye bu antlaşmadan yararlı sonuçlar elde edebilme olanağına sahip olacaktır.

Bu veriler çerçevesinde devletimizin bu verilere dikkat ederek anlaşmayı uygulaması yararımıza olacaktır.

Dolayısıyla, bu anlaşmayı destekliyoruz, hayırlı olmasını diliyoruz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın Hüseyin Pazarcı.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, Mersin Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sayın Mehmet Şandır.

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Suriye söz konusu olunca, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye’de tüm kesimlerin, iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin ortak paydasıdır. Ortak duygularımızı, düşüncelerimizi birbirimizle paylaşmamız gerekiyor. Çünkü Suriye Türkiye’nin diğer komşularından biri değildir; Suriye, Türkiye’nin diğer ilişkide bulunduğu ülkelerden de biri değildir; Suriye bizim kapı komşumuzdur ve Suriye’de yaşanan her hadise, eğer doğru tanımlanmaz, zamanında ve yeterince gerekli tedbirler alınmazsa, o hadiseler doğrudan bizim ülkemizi de etkileyecek mahiyettedir. Onun için, Suriye’de yaşanan hadiseleri, Sayın Pazarcı’nın da söylediği gibi, doğru incelemek lazım, dikkatlice izlemek lazım ve gerçekten bir iç siyaset malzemesi yapmadan Türkiye'nin devlet olarak, bir millî politikası olarak, bir gelecek öngörüsü olarak gerekeni yapmak gibi bir sorumluluğumuz var. Bu husustaki hassasiyeti dikkatinize sunmak üzere söz konusu uluslararası sözleşmenin kanunlaştırılmasıyla ilgili 713 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde grubum adına söz almış bulunmaktayım.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde, bölgemizde ve dünyada yaşanan olayları birbirinden soyutlayamayız. Mutlaka farklı boyutta da olsa, farklı anlamlarda da olsa birbirleriyle çok doğrudan ilişkileri olan olaylardır. Bugün bir anlamda tarihî ve coğrafi olarak bir sorumluluğumuzun olduğu, geçmişe dayalı bir müktesebimizin olduğu bölgemizde, Orta Doğu bölgesinde -bu bölge ki Türk coğrafyasıdır, bu coğrafyayı atalarımız bin yıl yönetmişlerdir- bu coğrafyada yaşayan insanlara karşı bizim tarihî bir sorumluluğumuz olduğu idrakiyle bölgemizde yaşanan bu olayları doğru tanımlamamız lazım.

Değerli milletvekilleri, Tunus’ta başlayıp Mısır, Libya, Yemen ve diğer bölge ülkelerinde yaşanan hadiseler televizyonlarda yansıtıldığı, gazetelerde yansıtıldığının ötesinde bir anlam taşır. Çok önceden ilan edilmiş, 1982 yıllarında bir devletin dışişleri bakanlığının uluslararası basına yansıttığı bir raporda ifadesini bulan Büyük Orta Doğu Projesi’nin uygulamasıdır. Bu, tabii ki bu ülkelerde yaşanan birtakım olumsuzlukların, birtakım adaletsizliklerin, birtakım ekonomik zorlukların karşısında vatandaşların, o bölge insanının, o ülke insanının taleplerinin eylemli ifadesi olmanın çok ötesinde olaylardır. Biz, bu bölge ülkelerinde yaşanan halk olaylarında, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir damla kanın akmasına bile razı değiliz. İnsanlar ölmemeli, hiçbir sebepten insanlar ölmemeli. Onun için, hak talebiyle sokaklara dökülüp eylem yapan insanların, kamu düzenini sağlamak adına aşırı güç kullanılarak öldürülmesini tasvip etmemiz mümkün değil, ne Libya’da ne Mısır’da ne Tunus’ta ne diğerlerinde, özellikle de Suriye’de.

O bölge insanlarının hak arayışlarına, ekmek arayışlarına, özgürlük arayışlarına karşı aşırı güç kullanılmasını tasvip etmemiz veya sözlerimizden böyle bir anlam çıkartılması doğru olmaz ama tekrar ediyorum, bu olaylar, hiç böyle kendiliğinden gelişen masum olaylar değildir. Bu olaylar, kurgulanmış, planlanmış, programlanmış, başladıktan sonra hangi aşaması hangi şekilde eyleme konulacak, işleme konulacak planlaması yapılmış, hazırlığı yapılmış olaylardır. Dolayısıyla, bu olayları eğer biz doğru tanımlamak ve gereken tedbirleri yeterince ve zamanında almak gibi bir sorumluluğu kendimizde görüyorsak, bir gereklilik görüyorsak gerçekten bölgemizde yaşanan bu olayları doğru tanımlamamız gerekir. Bu olaylar Büyük Orta Doğu Projesi’nin uygulamasıdır.

Yirmi iki ülkenin rejimlerinin, yönetimlerinin yeniden düzenlenmesini, sonra da hudutlarının yeniden çizilmesini planlayan ve ilan edilen, haritaları yayınlanan Büyük Orta Doğu Projesi’nin bölgemizde uygulanmasıdır.

Değerli milletvekilleri, yeni bir yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. Tarihî bir sorumluluk altında görüşlerimi ifade ediyorum. Yeni bir yüzyılın ilk çeyreğinde, küresel güçler, yeniden küresel projelerini uygulamak için bir masa etrafında toplanıp dünya dengelerini yeniden kurgulamak ve dünyayı yeniden paylaşmak için günümüzde bu seyrettiğimiz olayları insanlığa yaşatmaktalar. 20’inci yüzyılın sonu itibarıyla sona eren soğuk savaş sonrasında kurulan tek kutuplu dünya düzeni, şimdi, çok kutuplu bir dünyaya evrilmektedir. Artık, Amerika ve onun yandaşı, müttefiki Avrupa Birliğinin dışında dünyada yeni küresel güç merkezleri oluşmaktadır. BRIC ülkeleri dedikleri Brezilya, Rusya, İndia ve Çin yeni küresel güç adayları olarak, eski küresel güç adaylarına karşı bizim coğrafyamızda mevzi tutmaktalar. Eski küresel güç merkezleri, güçlerini kaybetmemek, dünya dengesindeki paylarını kaybetmemek için, şimdi, bizatihi, bu coğrafyaya kendileri gelerek ve de kan akıtarak “Özgürlük ve demokrasi getireceğim.” yalanı altında insanları katlederek… Bölgemizde, Irak’ta katledilen 1,5 milyon Müslüman’ın kanını nasıl soracağız? Gazze’de katledilen çocukların kanı nasıl sorulacak? Olayları doğru okumak lazım.

Bu mesele, siyasi partilerin kendi programları veya iktidarların kendi politikaları değil, devletimizin bir millî politikası, dış politikası olarak algılanmalı. Gözümüze baka baka, haritalar da yayınlayarak, bizim ülkemizin de 17 vilayetini içine alan, adına Kürdistan diye ifade ettikleri, devlet kurma projeleriyle ifade edilen Büyük Orta Doğu Projesi’nin temeli budur. Eski küresel güç merkezleriyle yeni oluşan küresel güçler arasında bizim coğrafyamızda mevziler kurulmakta ve bir güç paylaşımı kavgası yaşanmaktadır ama heyhat ki, ne yazık ki altta kalan, ayak altında kalan, kan akıtılan, canı alınan bizim insanlarımızdır, Müslümanlardır ve dün aynı devletin vatandaşları olarak bin yıldır birlikte yaşadığımız dindaşlarımızdır. İşin gerçeği budur. Bu meseleyi Batılıların gözüyle görmek ve öyle tanımlamak çok büyük bir yanılgı olur.

Değerli milletvekilleri, Suriye’de yaşanan olayları değerlendirirken bu bütünün gerçeğinden hareket etmek lazım. Bütünü görmeden parçanın gerçeğiyle meseleye hükmedebilmek mümkün değil. O sebeple, bugün hükûmetlerimiz arasında imzalanan Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması’nın kanunlaştırılması konusunda Suriye’de yaşanan hadiseleri Hükûmetimizin, devletimizin çok dikkatlice izlemesini, dikkatlice takip etmesini ve gereken tedbiri zamanında almasını önermekteyim.

Bir başka şey daha söylüyorum, Dışişleri Komisyonu Başkanımız ve Sayın Bakan burada: Bölgede gelişen olaylar karşısında, Mısır’da, Tunus’ta ve Libya’da yaşanan olaylar karşısında Hükûmetin ortaya koyduğu tavır bana göre doğru olmamıştır, Türkiye açısından da doğru olmamıştır, o bölge insanları açısından da doğru olmamıştır. Nedir doğruluğun ölçüsü? Kan akması önlenememiştir. Orada hukuka dayalı, milletin, halkın iradesine dayalı bir rejimin gelmesine yeterince katkı vermemiştir. Burada bir eksiklik, bir yanlışlık var. Devletimizin, milletimizin ve onu temsilen Hükûmetimizin çok yoğun gayretleri, hatta yaptığı harcamalar boşa gitmek veya amaca hizmet etmemek gibi bir kadere mahkûm olabilir. Libya’da ne yapıldıysa yapıldı ama Suriye öyle değil. Başta da söylediğim gibi değerli arkadaşlar, Suriye bizim kapı komşumuz. Komşumuz değil, kapı komşumuz. Orada çıkacak yangının en kısa sürede bizim evimizi de saracağını hiç unutmayınız. Ayrıca, ben Türkiye-Suriye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı olarak sizin adınıza, sizin temsil ettiğiniz milletimiz adına komşu ülkemiz Suriye’nin halkıyla dost olmayı, bu kardeşliği dostluğa, dostluğu da ortaklığa dönüştürmenin gayretiyle veya misyonuyla çok yoğun olarak bu meseleyle ilgiliyim. Gördüğüm hadiseler beni tedirgin etmektedir.

Değerli arkadaşlar, yetkililer burada olduğu için söylüyorum: Türkiye bu olaylar karşısında, Suriye’de yaşanan olaylar karşısında Libya’da, Mısır’da ve Tunus’ta gösterdiği tavrın dışında bir tavır ortaya koymalıdır. Her şeyden önce ayrı bir pozisyon ihdas edemeyeceğimiz müttefiklerimizle yani NATO’yla ve Birleşmiş Milletlerle önceden pozisyon belirlemeliyiz ve bizim belirlediğimiz bu pozisyona dayalı olarak bu müttefiklerimiz bizden bir beklenti içerisine girmeliler. Yoksa olaylar bacayı sardıktan sonra Türkiye’nin “Ne yapacağım?” tereddüdünü yaşayıp “NATO’nun orada ne işi varmış?” dedikten sonra NATO’nun içinde olmak için birçok gayret göstermek Türkiye’ye yakışmaz, yakışmamıştır da. Ama Suriye’de böyle bir ihtimalin yaşanması bize çok pahalıya mal olur çünkü Suriye’deki yangın aynıyla bizi sarar. Suriye’de yaşanan hadiseler bizim de canımızı acıtmaktadır ama bununla kalmaz, o olaylar Türkiye’ye yansıdığında canımız çok daha fazla acıyacaktır. Bunun için Türkiye, şimdiki Suriye’deki olaylarla ilgili pozisyonunu şimdiden ifade etmelidir. Bu pozisyona göre müttefiklerimiz Türkiye’den bir beklenti içine girmeliler yoksa emrivakilerle ne müttefiklerimizden vazgeçebiliriz ne bu bölgedeki tarihî sorumluluklarımızdan vazgeçebiliriz. İki arada bir derede bir politikayla Türkiye üzerine düşen görevi yapamaz bir duruma düşebilir.

Onun için, ben, Suriye’de yaşanan bu hadiselerin hemen şimdi… Okuduğumuza göre, Sayın Dışişleri Bakanı bugünlerde Şam’a gitti, Şam’da bulunuyor ama bunun daha ötesinde tavırlar ortaya koymamız lazım. Seyirci kalamayız.

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Ne yapacaksınız?

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Hükûmet olsak söylerdik, Hükûmet olduğumuzda söyleriz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Lütfen arkadaşlar…

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Demek ki ne yapılması gerektiğini düşünmeniz gerekiyor. Her şeyden önce, ne yapılması gerektiğini düşünmeniz gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, çelik çomak oyunu oynamıyorsunuz. Bakın, çıkarttığınız kanun tasarısı Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması. Şimdi size buradan soruyorum: Türkiye’deki terörün adı “PKK” Suriye’deki terörün adı ne? Devlete karşı işlenen ama adına “Halk isyanı, halk hareketi” diye tanımlanıp kabul gören bu olaylara karşı Türkiye ikircikli bir tavır mı ortaya koyacak? Türkiye de PKK’ya karşı silahlı, siyasi, her türlü mücadeleye “Evet” derken, Suriye’de işte, özgürlük adına, ekmek adına sokağa dökülüp devlete karşı isyana kalkan hadiseye nasıl bir tanım getireceksiniz, ne diyeceksiniz? Libya’daki, Mısır’daki gibi “Öyle de böyle de” mi diyeceğiz, yoksa Türkiye olarak hem o halkı koruyacağız hem de devletin, Suriye devletinin -bu küresel projenin- ayak altında kalmasına engel mi olacağız? Çok tarihî bir sorumluluk bizi bekliyor, gerçekten zor bir görev de bekliyor, kolay değil bu. Öyle “Ne yapacağız?” efelenmesiyle bu meseleye bakarsanız -ki bakmadığınızı biliyorum, yetkililer, ilgililer böyle bakmıyordur- endişem şudur: Geç kalınmamalıdır. Böyle, dışarıdan verilecek demeçlerle -Libya’da, Mısır’da- ortaya koyduğumuz tavırlarla Suriye’deki yangının söndürülmesine katkı vermiş olmayız endişesiyle söylüyorum.

Türkiye’de bir terör var, bu terör canımızı yakmakta. Milletimizi etnik temelde ayrıştırmayı, devletimizi parçalamayı -ki, o da bir küresel proje, o da Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir parçası- bunu engellemek için Suriye’yle yaptığımız bu terör ve terör örgütleriyle mücadele anlaşmasında Suriye’de yaşanan hadiseleri nasıl değerlendireceğiz? Nasıl tanımlayacağız? Terör örgütü müdür, yoksa meşru halk ayaklanması mıdır?

Değerli arkadaşlar, tekrar söylüyorum: Asla, bir damla kanın akmasını istemiyoruz. Asla, hiç adaletsizlik olmasın. İnsanlar ölmesin. İnsanlar, tok yatsın, güven içerisinde yaşasın. Ama, devletleri yıkarak bu coğrafyanın rejimlerini bunalım içerisine iterek bu bölgeyi kontrol etmek isteyen küresel güçlere fırsat vermemek gerekiyor. Tekrar ediyorum: Eski küresel güç merkezleriyle yeni küresel güç merkezleri arasındaki Avrasya coğrafyası bizim coğrafyamız, Türk coğrafyası. Bu coğrafyanın tüm jeopolitik değerini ve kaynaklarını kontrol altında tutmak isteyen küresel güçler, bu coğrafyaların yönetimlerini kriz içerisinde, halklarını yoksulluk içerisinde, güvensizlik içerisinde tutarak gerçekten acımasız, daha önceki yüz yıllarda yaşanmayan bir zulmü yaşatıyorlar. Bu sebeple -tekrar ifade ediyorum ki bundan sonraki şeyde de buna bir kısım daha konuşmak istiyorum- tekrar ediyorum: Suriye bizim kapı komşumuz, orada yaşayan insanlar bizim kardeşlerimiz, ailelerimizin bir kısmı orada yaşıyor, Suriye vatandaşlarının akrabalarının birçoğu Türkiye’de yaşıyor. Yani bu konuyu Mısır’da yaşanan hadiseler gibi seyredemeyiz, Libya’da yaşanan hadiseler gibi seyredemeyiz. Tarihe karşı ve milletimize karşı çok stratejik değerde bir sorumluluğumuz olduğunun idrakinde Sayın Hükûmeti bu konuda duyarlı olmaya, dikkatli olmaya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, gerçekten bu anlaşma önemli. Bu anlaşmanın onaylanmasına biz de destek veriyoruz ama bunu fırsat bilerek ifade ettiğim şu hususlardan, zannediyorum, ilgililer, ilgilenenler gereken sonuçları çıkarmışlardır. Ümit ediyorum ki bu sonuçlar doğrultusunda doğrular yapılır.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SURİYE ARAP CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TERÖR VE TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI ORTAK İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 21 Aralık 2010 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için iki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Terör Ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Kullanılan Oy Sayısı

:

230

 

Kabul

:

229

 

Çekimser

:

1

(x)

 

Kâtip Üye

Harun Tüfekci

Konya

Kâtip Üye

Yusuf Coşkun

Bingöl”

Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlı olmasını diliyorum.

Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım, buyurun:

VII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Danışma Kurulu Önerileri (Devam)

2.- 752 sıra sayılı Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 9’uncu sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

 

Danışma Kurulu Önerisi

                                                                                                         Tarihi: 06/04/2011

752 sıra sayılı Afgan  Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun 48 saat geçmeden Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 9’uncu sırasına alınması önerilmiştir.

 

 

                                                                                                                  Mehmet Ali Şahin

                                                                                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                         Başkanı

                               Mustafa Elitaş                                                                Muharrem İnce

                       Adalet ve Kalkınma Partisi                                                 Cumhuriyet Halk Partisi

                           Grubu Başkan Vekili                                                       Grubu Başkan Vekili

 

                               Mehmet Şandır                                                                  Bengi Yıldız

                        Milliyetçi Hareket Partisi                                                Barış ve Demokrasi Partisi

                           Grubu Başkan Vekili                                                       Grubu Başkan Vekili

BAŞKAN – Öneriyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 9’uncu sıraya alınan Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

10.- Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1019) (S. Sayısı: 752) (x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 752 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

AFGAN ULUSAL POLİSİNİN EĞİTİLMESİ VE KAPASİTESİNİN GELİŞTİRİLMESİ HUSUSUNDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE AFGANİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA İŞBİRLİĞİ YAPILMASINA DAİR MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 5 Mart 2011 tarihinde Kabil’de imzalanan “Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:

“Oy sayısı:                         221

Kabul:                               220

Ret:                                    1(X)

 

      Kâtip Üye                                                          Kâtip Üye

   Harun Tüfekci                                                   Yusuf Coşkun

         Konya                                                               Bingöl”

Her iki ülkeye de hayırlar getirmesini diliyorum.

Sayın milletvekilleri, 10’uncu sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.

11.- Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/957) (S. Sayısı: 682) (x)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Komisyon raporu 682 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Özyürek, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Özyürek, sana son söz, süre vermesin, istediğiniz kadar konuşun.

CHP GRUBU ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, çok alkışlarsanız kısa konuşabilirim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri...

MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti arasında denizcilik anlaşmasının onaylanmasıyla ilgili Dışişleri Komisyonu Raporu hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, Suriye ilişkileriyle ilgili arkadaşlarım anlattılar. Elbette Suriye ile Türkiye’nin ilişkileri son derece önemli ama bu ilişkileri hükûmet düzeyinde, devlet düzeyinde kurarken, orada olup bitenleri çok iyi değerlendirmek ve halkı, orada özgürlük isteyen, demokrasi isteyen kesimleri de darıltmayacak, dışlamayacak bir tavır sergilemekte yarar var.

Değerli arkadaşlarım, söz almamın esas nedeni, artık bugünkü toplantıyla, yarın komisyon raporlarını da görüştükten sonra Parlamentonun bu dönemi sona eriyor. 12 Haziranda bir önemli seçim olacak. Bu önemli seçim, tabii, Türkiye için gerçekten önemli. Halkımız dört yıllık olup biten olaylarla ilgili, AKP’nin icraatıyla ilgili, Türkiye'nin durumuyla ilgili, ekonomisiyle, sosyal hayatıyla, dış politikasıyla ilgili çok önemli bir karar verecek. Bu kararın özgür bir şekilde verilmesi, halkın gerçek düşüncesinin sandığa yansıması son derece önemli. Bunun olabilmesi için elbette sandık güvenliği olmalıdır, elbette sandıktan çıkan irade doğru şekilde değerlendirilip sayılmalıdır ve en önemlisi de sandığa gidecekler çeşitli şekillerde baskı altına alınmamalıdır. Ekonomik baskı uygulanmamalıdır, idari baskı uygulanmamalıdır, siyasi baskı uygulanmamalıdır. Öyle bir seçim yapmalıyız ki sonuçlarını herkes içine sindirebilmelidir. Bunu halkımızın başaracağına inanıyorum.

Tabii, bu, Türkiye’yle ilgili, halkımızla ilgili yönü yanında, burada, Mecliste görev yapan arkadaşlarımızla ilgili, sizlerle ilgili, bizlerle ilgili bir önemli yönü de var. Burada pek çok arkadaşlarımızla 2002 yılından beri birlikteyiz, bazı arkadaşlarımızla 2007 yılından beri beraberiz. Tabii, komisyonlarda tartışırken, burada tartışıp konuşurken bütün amacımız doğruların ortaya çıkmasıdır, halkımızın lehine olan çözümlerin hayata geçmesidir. Biz muhalefet milletvekilleri olarak bu doğrultuda çalıştık, bu amaçla çalıştık. Çoğu kez bize göre doğru olan görüşleri, önerileri kabul ettiremedik ama canınız sağ olsun. Ben, bundan sonra seçilecek bütün arkadaşlarıma tekrar yeni dönemde başarılar diliyorum, herhangi bir şekilde aday olmayan veya aday olduğu hâlde seçilecek yerde bulunamayan arkadaşlarıma da bundan sonraki yaşantılarında başarılar diliyorum.

Tabii, bu bir emanettir, bu emanet bize verildiği zaman bunun gereğini en iyi şekilde yerine getirmekle mükellefiz yoksa her görevin -dünya Sultan Süleyman’a da kalmamış derler ya- bir sonu vardır. Şimdi de Parlamento bir dönemi tamamlıyor yeni bir döneme başlayacak. Her yeni dönem taze bir başlangıçtır, her yeni dönem bir umuttur, biz de bu umutla bu seçimlere gidiyoruz. Halkımız için, milletimiz için, hepimiz için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. Sağ olun arkadaşlar (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Özyürek, çok teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Şandır konuşma yapacak mısınız efendim?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hayır, teşekkür ederim, arkadaşların meseleyi anladığını sanıyorum, onun için tekrarlamaya gerek duymuyorum.

BAŞKAN – Peki.

Teşekkür ederim.

Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

1’inci maddeyi okutuyorum:

 

TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SURİYE ARAP  CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA DENİZCİLİK ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI

MADDE 1- (1) 6 Eylül 2004 tarihinde Şam’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Denizcilik Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

 

MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.

Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, oylama için bir dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

 

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:

 

“Oy Sayısı

:

230

 

 

Kabul

:

230

 

(x)

 

Kâtip Üye

Harun Tüfekci

Konya

Kâtip Üye

Yusuf Coşkun

Bingöl”

 

Anlaşmanın Türkiye ve Suriye için hayırlar getirmesini diliyorum.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, alınan karar gereğince 700, 549, 589, 648, 352, 733 sıra sayılı Meclis araştırma komisyonları raporlarını görüşmek için, 7 Nisan 2011 Perşembe günü saat 12.00’de toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Bugün özverili ve hoşgörülü iş birliği çalışmalarından dolayı grup başkan vekili arkadaşlarımıza ve gruplarımıza özellikle teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum.

Hepinize ve bizleri izleyen vatandaşlarımıza hayırlı akşamlar diliyorum.

Kapanma Saati: 21.31

 

 



(*) 744 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) ) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(X) 751 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

) 737 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. (x

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(X) 742 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(xx) 749 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 736 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x)  750. S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 748 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x)     Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(X)  713 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 752 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.

(x) 682 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.

(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir. ,