TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
87’nci
Birleşim
6
Nisan 2011 Çarşamba
(Bu Tutanak
Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge
ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün, Kanser Haftası’na ilişkin gündem dışı
konuşması
2.-
Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, yükseköğretime geçiş sınavına ilişkin
gündem dışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
3.-
Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’ün, Malatya iline yapılan yatırımlara
ilişkin gündem dışı konuşması
IV.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, yükseköğretime geçiş sınavıyla ilgili
soruşturmanın idari açıdan da tamamlanıp neticeye bağlanmasına ilişkin
açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
2.- Eskişehir
Milletvekili H. Tayfun İçli’nin, yükseköğretime geçiş sınavıyla ilgili idari
soruşturma yürütülmekteyken Cumhurbaşkanının, Millî Eğitim Bakanının telkin ve
tavsiyede bulunamayacağına ilişkin açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet
Çubukçu’nun cevabı
3.-
Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Polis ve Kanser Haftası’na ilişkin
açıklaması
4.-
Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, çiftçilerimizin, köylülerimizin
tarlasında, bahçesinde kullanacakları alt gübresinin bir an önce taksitle
satışının önünün açılmasına ilişkin açıklaması
5.-
Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, son zamanlarda ÖSYM’de özellikle, tüm
sınavlarda kopya ve şifreleme olmasının sorumlusunun Hükûmet olduğuna ilişkin
açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
6.-
İstanbul Milletvekili Ünal Kacır’ın, yükseköğretime geçiş sınavına ait basına
verilen kitapçığın şifreli olarak hazırlanmasının yönetime yönelik bir komplo
olabileceğine ve bu yönde araştırma yapılmasına ilişkin açıklaması ve Millî
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
7.-
Çorum Milletvekili Agâh Kafkas’ın, yükseköğretime geçiş sınavını tartışarak
çocuklar üzerinden siyaset yapmanın etik olmadığına ilişkin açıklaması ve Millî
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
8.-
İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, yükseköğretime geçiş sınavına dair
Cumhurbaşkanının, sayın bakanların ve sayın başbakan yardımcısının “Orada bir
şey olmamıştır.” demelerinin yargıya açıkça müdahale olduğuna ilişkin
açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL
KURULA SUNUŞLARI
A)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.-
Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 31 milletvekilinin, rüşvet sorununun bütün
yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1101)
VI.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A)
Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.-
Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili
Abdurrahman Arıcı’nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (2/889, 894) (S. Sayısı: 744)
2.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında
Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1018)
(S. Sayısı: 751)
3.-
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti
Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana
Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM)
Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/982) (S. Sayısı: 737)
4.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri
Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/895) (S. Sayısı: 742)
5.-
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma
Bakanlığı Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği
Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/966) (S. Sayısı: 749)
6.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî
Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/770) (S. Sayısı: 736)
7.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî
Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/999) (S.Sayısı: 750)
8.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti
Hükûmeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu
Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/737) (S. Sayısı: 748)
9.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1009) (S. Sayısı: 713)
10.-
Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1019) (S.
Sayısı: 752)
11.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Denizcilik
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (1/957) (S. Sayısı: 682)
VII.- ÖNERİLER
A) Danışma Kurulu Önerileri
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisinin
12 Haziran 2011 Pazar günü yapılması kararlaştırılan 24’üncü Dönem milletvekili
genel seçimine ilişkin kesin sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca, Türkiye radyo
ve televizyonlarından ilanını takip eden 5’inci gün saat 15.00’te toplanmak
üzere, 12/4/2011 Salı gününden itibaren tatile girmesine ilişkin Danışma Kurulu
önerisi
2.-
752 sıra sayılı Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin
Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam
Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın, gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 9’uncu
sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VIII.-
OYLAMALAR
1.-Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin oylaması
2.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında
Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması
3.-
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti
Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana
Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM)
Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı’nın oylaması
4.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri
Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması
5.-
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma
Bakanlığı Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği
Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın
oylaması
6.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî
Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı’nın oylaması
7.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî
Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması
8.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti
Hükûmeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu
Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı’nın oylaması
9.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı’nın oylaması
10.-
Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın oylaması
11.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı’nın oylaması
IX.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker
Fabrikasının özelleştirilmesi sürecindeki bir işleme ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Mehmet Şimşek’in cevabı (7/18618)
2.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
Kütahya-Simav’daki bazı köylerin orman emvali işine ilişkin sorusu ve Çevre ve
Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/18679)
3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
Gaziantep-Karkamış Sınır Kapısı’nın yenilenmesine ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/18685)
6 Nisan 2011 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya),
Yusuf COŞKUN (Bingöl)
---0---
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır,
görüşmelere başlıyoruz.
Sayın
milletvekilleri, gündeme geçmeden önce üç sayın
milletvekili arkadaşıma gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Kanser Haftası
münasebetiyle söz isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Cevdet Erdöl’e aittir.
Sayın Erdöl, buyurun efendim. (AK PARTİ
ve CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Erdöl, lütfen güzel haberler
verir bize!
III.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün, Kanser Haftası’na ilişkin gündem dışı
konuşması
CEVDET ERDÖL
(Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Bu fırsatı verdiğiniz için sizlere de teşekkür ediyorum Değerli
Başkanım.
Bu meyanda, 5
Nisan Avukatlar Günü’nü, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü’nü ve 12 Nisanda başlayacak
olan Kalp Haftası’nı kutluyor ve etkinliklere destek verenlere teşekkür ederek
konuşmama başlamak istiyorum ama asıl teşekkürümü ben buradaki, Meclisteki tüm
gruplara, tüm milletvekillerine yapmak istiyorum. Çünkü bu dönem içerisinde,
sağlık için çok önemli kanunlara imza attınız. Ben, hepinize takdirlerimi arz
ediyorum.
Bu meyanda, bugün
tekrar sağlıkla ilgili önemli bir kanun görüşmesi daha yapacağız. Vereceğiniz
desteğe de şimdiden teşekkür ediyorum.
Kanser, hücrelerin
sebepsiz, bazen de sebebi bilinmeyen şekilde kontrolsüz olarak çoğalması
anlamına geliyor. Bunu da demokrasi açısından siyaseten tanımlayacak olursak
antidemokratik hücrelerin kontrol dışı çoğalması ve işleyen sistemi bozmasıdır
diye tanımlayabiliriz. Kanser, gerçekten hem Türkiye’de hem dünyada gittikçe
artmaktadır. Bunda, ortalama yaşın yükselmesi, enfeksiyon hastalıkları gibi pek
çok hastalığın belki de elimine edilmesi, azaltılması sonucu göreceli olarak
kanser hastalığı ve kanserden ölenlerin sayısı da artmaktadır.
Ben, özellikle
obezite ve kilo artışına dikkatinizi çekmek istiyorum. Bunların kanserle direkt
ilişkisi olduğu bugün biliniyor. Okul kantinlerinin ve beslenmenin çok önemli
olduğuna, beslenme eğitimimizin mutlaka çok iyi bir şekilde okullarda
başlatılmasının gerekli olduğuna, fast food alışkanlığını gözden geçirmemiz
gerektiğine inanıyorum. İnternet başında saatlerini geçiren öğrencilerimizin
obezite ve beraberinde diğer hastalıklara aday olduklarını hepimizin bilmesini
istiyorum. Kanserden korkuyor isek obeziteden kaçınmamız lazım, alkolden
kaçınmamız lazım, bazı yörelerimizde özellikle güneş ışınlarından kaçınmamız
lazım. Elektromanyetik dalga yayan aletlerin, cep telefonları başta olmak
üzere, çok dikkatli kullanılması gerektiğine inanmaktayım.
Bu meyanda, Kanser
Araştırma Komisyonumuzun Çok Değerli Başkanı Kemalettin Aydın Bey’e ve
arkadaşlarına da çok teşekkür ediyorum. Yarın görüşülecek Türkiye Büyük Millet
Meclisinde, çok önemli bir konu. Ben, katkı veren herkese teşekkür ediyorum ve
hazırladıkları kitabın ve özetinin hepimize rehber olmasını temenni ediyorum.
Değerli
arkadaşlar, kanserle mücadele için, Türkiye Büyük Millet Meclisi 23’üncü Dönemi
çok önemli bir kanuna imza attı: Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine
Dair Kanun. Bundan dolayı da hepinize ayrı ayrı
teşekkür ediyorum. Ama gelinen noktada, Sağlık Bakanlığı her ne kadar kapalı
alan tanımını revize ettiyse de buna genelde bazı özel yerlerde, özellikle lüks
semtlerde uyulmadığını görmekteyiz, kapalı alanlarda sigara içildiğini
görmekteyiz. Bu kanser artışıyla sigara içiminin direkt ilişkisi olduğunu
herkes bildiği hâlde sigara içmeye maalesef devam ediliyor.
Ben “mini Çernobil” olarak tanımladığım
paketlerden sizleri, milletimizi uzak tutmak istiyorum. Bütün gayretimiz budur.
Bunun için hepimizin gayret etmesi gerekiyor.
Son yapılan değişikliklerle, sigarayla
ilgili kontrollerin, iş yerlerine ait ceza kesme yetkisinin belediyelerden
mahallî mülki amirlere alındığını, mahallî mülki amirlerimizin, valilerimizin
ve kaymakamlarımızın özellikle büyük şehirlerde bunu titizlikle uygulaması
gerektiğini açıkça ifade ediyorum. Çünkü bu, insanlığa, çocuklarımıza ve
geleceğimize olan bir borcumuzdur diye düşünüyorum.
İnternet’ten sigara satışlarının
engellenmesinin de büyük bir aşama olduğunu burada ifade etmek istiyorum.
İstanbul’da yapılan, 2009’un ilk beş
ayı ile 2010’un ilk beş ayını karşılaştıran 10 eğitim hastanesinin verilerini
incelediğimizde tehlikenin ne kadar büyük olduğunu görürüz. İlk beş ayların
incelenmesinde, İstanbul’daki 10 eğitim hastanesinde, bir önceki yıla göre
solunum hastalıklarında yüzde 20 oranında azalma olduğu, kalp krizi ve ona
bağlı hastalıklarda acillere müracaatlarda yüzde 33 oranında bir azalma olduğu…
Bu demek ki, sigaradan uzak durduğumuz müddetçe sağlığımızın ne kadar geri
gelebileceğini ifade ediyorum. Kanserlerde azalma için de bir beş yıl
beklememizin gerekli olduğunu düşünüyorum.
Ne olur, çocuklarımız yanmasın,
çocuklarımıza kıymayalım. Değerli büyüklerimiz, biz yandık, çocuklarımız
yanmasın diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Kimse sigara içmesin, sigarasız günler
hepimiz için daha uygundur diyorum.
Katkılarınız için de size teşekkür
ederiz Sayın Erdöl.
Gündem dışı ikinci söz, yükseköğretime
geçiş sınavı hakkında söz isteyen Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’ye
aittir.
Sayın Erçelebi buyurun efendim.
(Alkışlar)
2.-
Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, yükseköğretime geçiş sınavına ilişkin
gündem dışı konuşması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
HASAN ERÇELEBİ (Denizli) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, yüce heyetinizi,
Demokratik Sol Parti ve şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Lafı dolaştırmadan doğrudan konuya
girmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, son bir hafta, on gündür ülkemiz bir sınav
skandalıyla çalkalanmaktadır. Yakın zamana kadar en güvenilir kurum olan ÖSYM,
artık en güvenilmez kurum hâline geldi ve…
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Yok öyle bir
şey.
HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Niyetiniz
neydi belli değil, ama son olayda Allah ayağınıza öyle bir dolandırdı ki,
basına verdiğiniz kitapçık, şifreyi, halk deyimiyle kabak gibi ortaya koydu!
Değerli milletvekilleri, ÖSYM,
uzmanlaşmış insanların bulunduğu bir yerdir, ama siz, hiç ÖSYM’de çalışmamış
iplik uzmanı bir bilim insanını oraya getirirseniz, işte gördüğünüz gibi, her
sınavda ipliğiniz pazara çıkar! Daha önce polis koleji sınavlarında sorular
çalındı, iptal oldu; kamu personeli seçme sınavında sorular yine çalındı, yine
iptal oldu ve şimdi yargıda, şimdi de şifre iddiaları.
Sayın Cumhurbaşkanı herkesten önce
davrandı; “Tatmin oldum” dedi. Başbakan Yardımcımız; “Sayın Cumhurbaşkanı
tatmin olmuşsa biz de olduk” dedi. Millî Eğitim Bakanımız; “Ben de bu görüşlere
katılıyorum” dedi. Hani, şu matruşka bebekleri var ya, herkes birbirinin içine
girerek, saklanarak konuyu örtbas etmek istiyor. Hepsi tatmin olmuş, ama her şeyde
konuşan Sayın Başbakanımız ortada yok! Acaba domuz gribi olayında olduğu gibi
Sayın Başbakanımız bu şifre olayında farklı mı düşünüyor diye merak ediyoruz.
Evet, bir minare çalınmışa benziyor.
Şimdi de kılıf aranıyor. Bakalım bu kılıfı nasıl bulacaksınız. ÖSYM’de ölçme
değerlendirme uzmanları ya yok ya görüşlerine değer verilmiyor. 1 milyon 700
bin adet ayrı kitapçık basmak bir fantezidir. Bunun ölçme değerlendirmeyle bir
alakası yoktur. Şimdi konu hukukta. Yargı görevini yapıyor diyebilirsiniz ama yargı
gecikebilir. Şu anda öğrenciler, 1 milyon 700 bin öğrenci ve onların aileleri
kaygı içindeler, onların hepsi merak içindeler ve gerçekten hepsi de şu anda
bildikleri bütün güzel cümleleri ve dizeleri sizler için sıralıyorlar!
Değerli milletvekilleri, bu olay
pişkinlikle geçiştirilemez ama görüyoruz ki pişkinlikte ustasınız. O konudaki
ustalığınıza gerçekten denecek yok. Şimdi sizlere öneriyorum: Bu sınavı iptal
ediniz. Çünkü bu sınavdan sonra haziran ayında yapılacak bir sınav var. Bugüne
kadar üniversite seçme sınavları tek basamaklıydı. Onun için, bir kayıp olmaz.
Öğrencileri, aileleri stresten kurtarınız. Aksi hâlde bu insanlar gerçekten
stresten çok zor durumda olacaklar. Bu sınavlar, başarı sınavı değildir, eleme
sınavıdır. O yüzden tek sınavı haziranda doğru dürüst yapınız ve insanların
yüreğine su serpiniz diyorum. Bu suçu METEKSAN’ın üstüne yıkamazsınız. METEKSAN
yöneticisi Polatlı’dan geçen bir belayı üzerine satın almıştır. Çok yanlış
yapmıştır ve bundan sonra METEKSAN ile ÖSYM’nin ilişiği de her zaman kuşku
götürecektir. İşte o yüzden diyorum ki bir an önce bu sınavın iptal edildiğini,
sonuçlarının geçersiz olduğunu açıklayınız. Siyasi sorumluluk sizdedir. Sayın
Millî Eğitim Bakanı biraz sonra cevap verecek, görünen o. O cevapta bütün
milletimize bu sınavın iptal edildiğini söylemelidir çünkü şaibe bir kez
çıkmıştır, şüyuu vukuundan beterdir diyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın
Erçelebi.
HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Bağlamayayım
mı sözlerimi?
BAŞKAN – Usulümüz böyle.
HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Siz
bilirsiniz.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
HASAN ERÇELEBİ (Devamla) – Ben teşekkür
ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sağ olun efendim.
Gündem dışı konuşmaya Millî Eğitim
Bakanı Sayın Nimet Çubukçu cevap vereceklerdir.
Sayın Bakanım, buyurun efendim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yükseköğretime Geçiş
Sınavı’ndaki iddialarla ilgili gündem dışı söz alan Hasan Erçelebi
Milletvekilimize cevap vermek üzere söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, 1 Nisan Cuma günü
Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda en az 100 sorunun belli bir formülle
cevaplandığına ve formül sayesinde de soruların rahatlıkla çözülebildiğine
ilişkin bir iddia ortaya atıldı. Çeşitli basın yayın organları tarafından da
belirlenen bir formülle matematik testinde, “sadece matematik testinde”
soruların belli bir kısmını doğru çözmenin mümkün olduğu vurgulandı. Bu
iddianın ardından, yazılı ve görsel basında, Yükseköğretime Geçiş Sınavı’nda
şifre iddialarıyla ilgili, bir kez daha altını çizerek söylüyorum, çarpıtılmış,
ön yargılı ve yetkilileri suçlayıcı haberlere geniş manada yer verilmiştir.
Oysa, kopya iddialarıyla ilgili olarak Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
Başkanı Sayın Ali Demir, 3 Nisan Pazar günü ayrıntılı bir şekilde basın
toplantısı yaptı ve kendisine, bu konuyla ilgili ileri sürülen tüm iddialar
yaklaşık iki buçuk saat boyunca basın mensupları tarafından yönetildi ve
cevapları verildi. Daha sonraki açıklamalara da baktığımız zaman, bu konuda çok
net ve açık bir durum söz konusu. Bu açıklamalar, maksatlı çevreler dışında
herkesi tatmin etmiştir. Bilim alanında, bu alanda çalışma yapan yetkin ve
yeterli bilim adamları da bu açıklamalardan tatmin olmuştur. Doğrusu ben de
Millî Eğitim Bakanı olarak değil, her şeyden önce, bir anne, bir veli olarak bu
açıklamaları tatmin edici bulduğumu bir kez daha Genel Kurulda paylaşmak
istiyorum.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Somut
bilgiyle ancak tatmin olabiliriz.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU
(Devamla) - Ancak Sayın Demir’in açıklamalarına rağmen, şifre ve kopya
iddiaları basın tarafından haberleştirilmeye devam edildi ve ne yazık ki, bu
konuda, bir bilgi kirliliği oluşturuldu. Bilinmelidir ki, her şeyden önce,
Yükseköğretime Geçiş Sınavı’yla ilgili olarak ileri sürülen iddialar, Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığının devreye girmesiyle birlikte zaten soruşturmaya
dönüşmüş bir konudur. Kaldı ki, sınavda sistematik bir şekilde kopya çekme
olayının gerçekleştirilmediği de şu aşamada çok net olarak anlaşılıyor.
Dolayısıyla ortada somut bir kopya skandalı yokken, yaklaşık 1 milyon 700 bin
gencimizi ve onların ailelerinin kafasını karıştırmaya, bilgi kirliliği
yaratmaya ve mevcut kurumlara güveni sarsmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Dolayısıyla
ben başta basın yayın kuruluşlarının değerli temsilcileri olmak üzere, herkesi
bu konuda serinkanlı, sağduyulu ve bilgiye dayalı açıklamalar yapmaya davet
ediyorum. Zira, burada dile getirildiği gibi… Hem bu haberler yapılıyor, diğer
yandan da sürekli “”Gençlerimizin moralini bozmayalım ama sınav iptal edilsin.”
diyoruz veya sınavın iptal edilmesi yönünde bir karar ittihazı bekliyorsunuz.
Her şeyden önce, Sayın Milletvekili bu kararı kimden bekliyor? Benden böyle bir
açıklamayı nasıl bekliyor doğrusu şaşırıyorum? Zira, Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezi bağımsız, tarafsız bir kurum.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Buraya
ancak siz bilgi verebilirsiniz. Oradan bilgi alıp, burada anlatacaksınız.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU
(İstanbul) - Dolayısıyla benim talimat vermem, benim talimatımla sınavın
yapılması, benim talimatımla sınavın iptal edilmesi söz konusu olamayacağı
gibi, bu konuda yürütülecek bağımsız bir organ tarafından yürütülecek
soruşturma… Ki, yargı bu anlamda devreye girmiştir. Verilecek kararın neticesi
ne ise, biz, bunları, kurumsal olarak, Bakanlık olarak uygulamakla yükümlüyüz.
Her şeyden önce, Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezinin bir teşkilat yasası yoktu ve Yükseköğretime Geçiş
Sınavı’ndan çok kısa bir süre önce çıkardığımız bu kanunla birlikte, bu Kurumu
yeniden yapılandırmaya, daha önce de Kamu Personeli Seçme Sınavı’nda yaşanan ve
soruların önceden sızdırılmasına yönelik somut bilgilerin elde edildiği
skandaldan sonra yapmamız gereken yegâne şey bizim Hükûmet olarak, bu kurumun
toplum nezdinde elde etmiş olduğu güvenilir ve itibarlı konumu daha ileriye
taşımak, gençlerimizi fırsat eşitliği yaratacak veya yaratmasını umduğumuz bu
sınavla ilgili olarak eşit, objektif, adil bir ölçme ve değerlendirmeye tabi
tutup, yükseköğrenime geçişte en yoksulla en zengin arasında, en iyi
konumdakiyle en kötü konumdaki arasındaki farkı ortadan kaldıracak şekilde, en
güvenli şekilde yapılması için çaba gösterdik. Nitekim bu sınavda kullanılan
yöntemler o kadar yüksek düzeyde dikkat gerektiren ve güvenlik noktasında da
büyük önem atfettiğimiz konuydu ki hatta basında en çok eleştirildiğimiz konu
da sınavlar için sağlanan güvenlikti.
İşte, sınavda güvenliği sağlamanın,
kopya çekilmesinin önüne geçmenin ve toplu kopya çekmenin önüne geçmenin
yollarından birisi de yine bu alandaki yetkin bilim adamlarının ileri sürdüğü
gibi, sınavda kullanılan soru kitapçıklarının kişinin kimliğini tanımaya
elverişli bir şekilde kurgulanması yani fotoğraflı olması, bir sınav numarası
verilmesi ve her adayın soru kitapçığıyla cevap anahtarının farklı olması. Bu,
sınavın güvenliğini sağlamak üzere kurgulanmış bir şeydir. Söylendiği gibi bu
sistemde soruların önceden belli bir şekilde cevap anahtarlarının şifrelenmesi
ve belli adayların kayrılması diye bir şey söz konusu olamaz. Bu alanın
uzmanları da böyle bir şeyin mümkün dahi olmadığını ifade ediyorlar.
Şimdi, durum bu kadar açıkken bu
konunun bu denli uzun süre gündemde tutulmasıyla açıkçası yani buradan bir
siyasi rant umulduğunu da gözlemliyoruz. Zira, en fazla konu edilen
meselelerden bir tanesi Başkanın atanması. Başkan çok yeni atandı bu göreve.
Her şeyden önce dönüp baktığımız zaman -ki kamuoyuna da yansıdı- on yıllarca
Başkanlığını yaptığı Sayın Ünal Yarımağan açıklamalar yapıyor. Kendi çok yakın
bir tarihimizde bir kopya skandalı yaşandı, 2 milyon memur adayının girdiği
sınavda soruların önceden sızdırıldığı tespit edildi, cumhuriyet savcılığı da
devreye girdi. Biz bu sınavı, bu Teşkilat Yasası’nı, bu güvenliği eğer farklı
şekilde anlatıldığı gibi, muhalefetin veyahut da muhalif kesimin ileri sürdüğü
gibi bir kayırmacılık olarak düşünseydik başka türlü bir kanun, başka türlü bir
düzenleme çıkarırdık. Her şeyden önce AK PARTİ Hükûmeti olarak biz
çocuklarımızın, gençlerimizin hayalleri, idealleri üzerinden onlara adil
olmayan, hakkaniyetli olmayan bir yöntemle onları kayırmacı bir anlayışın
çerçevesinde siyaset yapmıyoruz. Artı onlarla ilgili bir sınav üzerinden
oluşturulan bu kaostan da beslenecek kadar doğrusu insafsız değiliz. Biz bu
anlamdaki siyasette gençlerimizin geleceğini, hayallerini en doğru, en adil, en
eşit şekilde sağlamaya yönelik tedbirleri alıyoruz. Her şeyden önce bu kurumun
güvenilirliğini, bu kurumun toplum nezdinde elde etmiş olduğu itibarı, geçen
yıl yaşadığımız olayla başlayan o sarsıntıyı telafi etmek, gidermek için
maksimum gayret gösteriyoruz.
Hükûmet olarak bizden beklenen şu
olmalı: Biz bu kurumun ihtiyaçlarını, gerekliliklerini, ölçme ve değerlendirme,
sınav güvenliğini, adil bir şekilde bu sınavı gerçekleştirme imkânımızı nasıl
sağlarız? Bu sorularla muhatabız. Dolayısıyla, şu günlerde de çokça dile
getirilen “Niye Millî Eğitim Bakanı çıkmıyor, konuşmuyor?..” Gerçekten de dün
itibarıyla bazı açıklamalar yaptım. Benim açıklamalarım Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezinin yürüttüğü soruşturmalara, savcılığın soruşturmalarına,
araştırmalarına, bu konudaki incelemelere yönelik olamaz, teknik açıklamalar da
olamaz. Bu açıklamaları zaten Sayın Başkan yapıyor. Ama ben bu çerçevede ileri
sürülen siyasi tartışmalara ilgili bakan olarak cevap vermek durumundayım.
Lütfen 2 milyona yakın gencimizin hayallerini ve psikolojilerini hiçe
saymayalım, kafa karıştırmayalım. Bu konuda cahillik diyebileceğim düzeyde
açıklamalardan kaçınalım. İşi biraz da uzmanlarına ve tarafsız yargıya
bırakalım.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Çocukları
tatmin etmek size düşüyor Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU
(Devamla) – Unutmayalım ki, sınav güvenliği herkes için geçerlidir ve
gereklidir. Sınava güvende şeffaflık çok önemlidir ve burada cevap kâğıtlarının
tamamının adaylara da gösterimi konusunda ÖSYM tüm sistemi yeniledi ve açtı. Bu
sistemin bileşenleri sınav güvenlik tedbirleri, az önce de söylediğim gibi,
adaya özgü soru kitapçığı, kitapçıkların poşet içerisinde iletilmesi ve sınav
görevlilerinin merkezden görevlendirilmesi gibi uygulamalar ilk kez bu dönemde
gerçekleştirilmiştir.
Adaya özgü soru kitapçığı da bu toplu kopya sıkıntılarının en önemli
çözümüdür. Başkasının yerine sınava girme de dâhil olmak üzere kopya çekme gibi
olayların 2 milyona yakın adayın sınava girdiği sınavdan sadece birkaç kişiyle,
3 kişiyle sınırlı olması da sağlanan sistemin güvenlik konusunda bugünkü
elimizdeki verilerle doğru olduğunu ortaya koyuyor.
Aynı zamanda, gerçekten, adaylara
verilen soru kitapçıklarındaki cevap seçeneklerinin dağıtımı konusunda oldukça
nitelikli bir algoritma kurgulandığı da yine bilim adamları tarafından ifade
ediliyor. Söz konusu olan şifreleme iddiaları, yine firma tarafından da
açıklandı, özellikle bu sınavda kullanılan soru kitapçıkları ve cevap anahtarları
adaylara, her birine ayrı ayrı verildiği için ve adaylara yönelik bilgi
güvenliğini sağlamak adına bu sistem açılmadığı için “master” dediğimiz bir
soru-cevap anahtarı kitapçığı üretilip sadece deneysel anlamda meseleyi
anlatmak için, ilk kez uygulanan bir sınav sistemi olduğu için kullanılmış bir
sınav soru-cevap örneğiydi.
Bu örnekten yola çıkarak genel manada
yapılan bu değerlendirmeler -ben en kısa sürede soruşturmanın da
sonuçlanacağına yürekten inanıyorum- ne Sayın Başkanın ne de bizlerin Hükûmet
olarak, ilgili Bakan olarak taraflı, yanlı, adil olmayan bir tutum içerisinde
olduğumuzu iddia etmek gerçekten insafsızlık. Biz böyle bir sınavın, her şeyden
önce -az önce ifade ettim- yasasını çıkarmak, ilgili tüm tedbirleri almakla
yükümlüyüz ve bunları aldık ve bu yönde gösterdiğimiz gayret ve çabanın toplum
tarafından, gençlerimiz tarafından doğru olarak anlaşıldığını ve anlaşılması
gerektiğini ümit ediyorum.
Ben buradan gençlerimize seslenmek
istiyorum. Sınavla ilgili soruşturmalar en kısa sürede sonuçlandırılacaktır. Bu
sınavın iptal edilmesine yönelik çağrıları… Ki hangi bilgiye, belgeye dayalı
olarak “İptal edin.” diyorsunuz Sayın Milletvekili, onu da hayretle
karşılıyorum. Bir sınavın iptal edilmesi için herhâlde bizim elimizde olmayan
veya ÖSYM’nin elinde olmayan bilgiye sahipsiniz. Konuşmalarınız tamamen
medyadan alınan bilgiler doğrultusunda. Bu konuda daha ayrıntılı bilgilenmeye
davet ediyorum. Biz hem ÖSYM’nin öğrenci, veli ve toplum nezdinde çok açık,
şeffaf bir şekilde soruları cevaplandırmaya çalıştığını biliyoruz. Biz Millî
Eğitim Bakanlığı olarak, üniversite sınavına giren gençlerimizin bu konuda
kafalarında oluşabilecek her türlü kuşkuyu, soruyu net olarak şeffaf bir
şekilde cevaplandırmaya çalışıyoruz.
Ben, bir kez daha bu sınava giren gençlerimize,
ailelerine ve bu sınavla ilgili bir şekilde endişe duyan toplumumuzun tüm
kesimlerine, bize bu konuda güvenmelerini tavsiye ediyorum. Güveni sarsacak
hiçbir tutum ve çaba içerisinde olmadık, olmayacağız. “Üniversite sınavı” gibi
gençlerimizin geleceğini, hayallerini ilgilendiren bir konuda siyaset yapmadık,
yapmayacağız. Dolayısıyla, bunun üzerinden siyaset yapmaya ve rant elde etmeye
çalışanlara da fırsat vermeyeceğiz. Dolayısıyla, gençlerimiz bize güvensinler,
aileleri güvensinler ve huzur içerisinde önümüzdeki dönemde, haziranda
yapılacak ikinci aşama sınavlara hazırlansınlar diyorum, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım,
dün de bu konuyla ilgili olarak bir grup önerisi burada kırk dakika süreyle
tartışıldı. Ben sizden şunu istirham edeyim, çok sayıda arkadaşımız girmiş:
Cumhuriyet Halk Partisi Grubundan ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubundan bu
konuyla ilgili olan hususlar varsa, sadece birer arkadaşıma söz hakkı
vereceğim.
Sayın Günal…
MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bu konuyla
ilgili değil efendim.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Ben bu
işin mağduruyum, benim oğlum imtihana girdi.
BAŞKAN – Tamam, 1 kişi...
Evet, ilk önce…
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – En önce…
BAŞKAN – Hayır efendim, bir dakika
müsaade ediniz.
Sayın Özkan, sizde mi bu konuyla ilgili
konuşacaksınız?
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın
Başkan, çok önemli bir konu. Sayın Bakan da somut cevaplar versin. (CHP ve MHP
sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Arkadaşlar, müsaade eder
misiniz.
Sayın Özkan…
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Benimki
başka konu.
BAŞKAN – Bu konuyla ilgili değil.
Evet, Sayın Haluk Ayhan Beye ve Sayın
Tayfun İçli’ye bu konuyla ilgili olarak söz vereceğim.
ZEKERİYA AKINCI(Ankara) – Sayın Başkan,
siz de tatmin oldunuz mu yoksa?
HÜSNÜ TUNA (Konya) – Ahlaksız!
BAŞKAN – Ben tatmin oldum efendim.
Sayın Ayhan, buyurun efendim.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Bu konuyu uzatmak istemiyorum. Ancak,
gerçekten, bu konuyla ilgili 1 milyon
700 bin gencin evinde çok büyük sıkıntılar olduğunu çok açık ve net bir şekilde
ifade etmek istiyorum.
GÜROL ERGİN (Muğla) – Siz kime “Ahlaksız”
diyorsunuz?
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Kime “Ahlaksız”
diyorsunuz?
HÜSNÜ TUNA (Konya) – Ahlaksız!
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Hepsini
görüp görmemek önemli değil…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Kime “Ahlaksız”
diyorsunuz?
GÜROL ERGİN (Muğla) – Kime diyorsunuz?
BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen… Lütfen…
HÜSNÜ TUNA (Konya) – “Sen de tatmin
oldun mu?” diyen çıksın, ona söylüyorum.
Edepli olun!
BAŞKAN – Emin Haluk Bey, buyurun
efendim siz.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Nasıl
söyleyeyim Sayın Başkan?
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Başkana
soruyor…
BAŞKAN – Arkadaşlar, bir arkadaşımızın
sözünü kesmeyelim lütfen. Arkadaşlar, lütfen…
GÜROL ERGİN (Muğla) – Ya, “Ahlaksız”
diye bağırıyor oradan Sayın Başkan.
HÜSNÜ ORDU (Konya) – Biraz edepli olun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) –
Sayın Başkan… Hüsnü Bey…
BAŞKAN – Hüsnü Bey… Lütfen arkadaşlar…
Lütfen… Ne oluyor arkadaşlar?
GÜROL ERGİN (Muğla) – Biz Sayın Bakanı
sessiz sessiz dinledik.
HÜSNÜ TUNA (Konya) – Edepli olun...
GÜROL ERGİN (Muğla) – Oradan “Ahlaksız”
diye bağırıyor. “Ahlaksız” diyen ahlaksızdır.
BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen…
Evet, hüsnüniyet içinde hareket edelim.
MUSTAFA KABAKCI (Konya) – Yaşına
yakışan şeyleri söyle.
GÜROL ERGİN (Muğla) – Kardeşim, oradan
“Ahlaksız” diye bağırıyor.
BAŞKAN – Sayın Kabakcı, arkadaşlar
lütfen… Sayın Ergin, saygıdeğer arkadaşlarım, lütfen…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın
Başkan aciz mi, cevap veremez mi yani? Buradan laf atılınca Sayın Başkan cevap
verir. Burada bir ahlak sorunu filan yok yani. Bu çok somut bir mesele, herkesi
ilgilendiren bir mesele, ciddiyetle açıklığa kavuşsun istiyoruz.
BAŞKAN – Arkadaşlar lütfen…
Sayın Ayhan, buyurun efendim.
IV.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan’ın, yükseköğretime geçiş sınavıyla ilgili
soruşturmanın idari açıdan da tamamlanıp neticeye bağlanmasına ilişkin
açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, gerçekten ben bu işin
mağduruyum. Benim oğlum bu sene sınava girdi. 1 milyon 700 bin çocuğun evinde,
ailesinde çok sıkıntılı, endişeli bir durum söz konusu. Bunun çok net bir
şekilde, kamuoyunu tatmin edecek bir şekilde, endişeleri giderecek bir şekilde
anlatılması lazım, problem varsa ortaya çıkarılması lazım. Sayın Bakanın
nezdinde kamu kurum ve kuruluşlarına olan saygımı kaybetmek istemiyorum ama
geçen yıl da benzer bir hadisenin olmuş olması ülkede bu tür güvenlikten
Hükûmetin sorumlu olmaması gibi bir durumu ortaya çıkarmaz. Bu nedenle bir an
önce bu soruşturmanın idari açıdan da tamamlanıp neticeye bağlanmasını talep
ediyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.
Buyurun Sayın İçli.
2.-
Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli’nin, yükseköğretime geçiş sınavıyla
ilgili idari soruşturma yürütülmekteyken Cumhurbaşkanının, Millî Eğitim
Bakanının telkin ve tavsiyede bulunamayacağına ilişkin açıklaması ve Millî
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere
Hükûmetin, Sayın Millî Eğitim Bakanının “Tatmin oldum.” açıklamaları gerçekten
çok vahim. Anayasa’mızın 138’inci maddesine göre, yürütülmekte olan adli
soruşturmalara telkin ve tavsiyede bulunulamaz.
“Tatmin oldum.” açıklaması, mevcut bir sorunun üstünün örtülmesidir. Bakın, bu
konu alay konusu olmuştur. Vatandaşların artık, Millî Piyango İdaresine olan
güvenleri Millî Eğitim Bakanlığına, ÖSYM’ye olan güvenden çok daha fazladır.
Hiç olmazsa toplardan gelen şansı denemektedir, şifrelerle birtakım neticelere
ulaşma imkânı ortadan kalkmaktadır.
Hükûmetin yapması gereken olay bu işin üstünü örtmesi
değildir. Siyasi kadrolaşmanın ÖSYM gibi olaylarda nasıl vahim sonuçlar
doğurduğunu bu somut olayda da görmekteyiz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Günal, siz başka bir konuyla ilgili olarak konuşacaksınız
galiba.
Buyurun.
3.- Antalya Milletvekili Mehmet Günal’ın, Polis ve
Kanser Haftası’na ilişkin açıklaması
MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
O konuyla ilgili değil.
Ben, öncelikle, bu hafta Polis Haftası olduğu için
polislerimizi kutluyorum yaptıkları mücadeleden dolayı. 10 Nisan 1845’te
kurulmuştur. Çok uzun yıllardır hizmet ediyorlar, çok özverili, fedakâr çalışma
yapıyorlar ama o karşılığını tam alamıyorlar. İnşallah bu düzenlemelerde onlara
da bir şeyler düşer. Dün Sayın Kuzu ve Sayın Bakan söyledi. Biz “Yok.” dedik
ama onlar “Var.” diyor.
Kendilerine tekrar, şehit, gazi olan güvenlik
görevlilerimize minnetlerimizi sunuyoruz, şehitlere Allah rahmet eylesin
diyoruz.
Kanser Haftası da önemli. Az önce Sayın Komisyon Başkanımız
da ifade etti ama ben hastalara şifalar diliyorum. Akdeniz Bölgesinde çok
yaygın olduğu için ve ailemde de bu vakalar yaşandığı için biliyorum. Bir an
önce de, Araştırma Komisyonumuzun sonuç bildirgesinde yer alan hususların
eyleme geçmesini ve kurumsal yapının da bir an önce tamamlanmasını temenni
ediyorum.
Son olarak: Fizyoterapistlerin de 8 Nisan günüydü. Onlar da
bu kanundan faydalanacakları için…
Bütün sağlık personeline başarılar diliyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Ben de katkınız için teşekkür ediyorum Sayın Günal.
Emniyet mensuplarımızın da böylece günlerini kutlamış
oluyoruz.
Sayın Özkan…
4.-
Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, çiftçilerimizin, köylülerimizin
tarlasında, bahçesinde kullanacakları alt gübresinin bir an önce taksitle
satışının önünün açılmasına ilişkin açıklaması
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, teşekkür
ederim.
Şu anda köylülerimiz, çiftçilerimiz tarlalarında,
bahçelerinde alt gübresine ihtiyaç duymaktadır. 50 kilogramlık 15-15 gübresinin
fiyatı 48, 50 kilogramlık potasyum fosfatın fiyatı 65 lira civarındadır. Çiftçinin dostu
olan tarım krediler bu gübreleri peşin fiyatla satmaktadır. Bu pahalılığa
rağmen, alım güçlüğü çeken köylülerimiz, çiftçilerimiz bir an önce taksitle
satışın önünün açılmasını istemektedirler.
Aracılığınızla Hükûmet yetkililerinin
bu soruna çözüm bulması yönünde önerimi yapıyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.
Sayın Aydoğan…
5.-
Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, son zamanlarda ÖSYM’de özellikle, tüm
sınavlarda kopya ve şifreleme olmasının sorumlusunun Hükûmet olduğuna ilişkin
açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, ÖSYM Başkanı “Soru kitapçığını hazırlarken
özensiz davranmışız.” diyor.
BAŞKAN – Sayın Aydoğan, bakınız…
ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Sayın Bakan da “Çocukları
istismar etmeyelim, siyaset yapmayalım.” diyor. Doğru söylüyor. Peki, 1,7
milyon gencimizin geleceğini ilgilendiren sınavda şifre uygulayanlar ve bu
şifreyi yapanlar… Bunun sorumlularını bulmayan Hükûmetin sorumluluğu yok mudur?
Ülkeyi yönetenlerin görevi halkın güvendiği, öğrencilerimizin güvenebileceği
bir sınav ortamı yaratmak değil midir? Son zamanlarda, ÖSYM’de özellikle, tüm
sınavlarda bu kopya ve şifreleme olmasının sorumlusu siz ve Hükûmetiniz değil
midir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım, bakınız, biraz önce
Sayın Bakan da izah etti, özerk bir kurum söz konusu. O kurumla ilgili olarak,
bir taraftan, adli yargı soruşturmayı başlatmış. Yargının, bu neticelerini hep
beraber beklememiz gerekir. Herhâlde bu konularla ilgili olan bilgiler yani
Sayın Bakana iletilen bilgiler bizdekilerden daha fazladır. Biz kanaatlerimizi
izhar edebiliriz ama kanaatlerimiz yüzde 100 doğru anlamında bir şey taşımaz.
Bunlar sadece arkadaşlarımızın kanaatleridir.
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Sayın Başkan, “Tatmin oldum”
açıklaması üstünü örtmedir onun. Açıklama olur mu tatmin oldum…
BAŞKAN – Efendim, şahsi kanaatleri bilgilerle
karıştırmayalım.
Evet, son olarak Sayın Kacır, buyurun.
6.-
İstanbul Milletvekili Ünal Kacır’ın, yükseköğretime geçiş sınavına ait basına
verilen kitapçığın şifreli olarak hazırlanmasının yönetime yönelik bir komplo
olabileceğine ve bu yönde araştırma yapılmasına ilişkin açıklaması ve Millî
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Bakanıma
bir ricamı söylemek istiyorum efendim.
Sayın Bakanım, öğrencilere sınavda
verilen kitapçıklarda şifre olmadığına göre, basına verilen kitapçığın şifreli
olarak hazırlanmasının yönetime yönelik komplo olabileceğini düşünüyorum. Bu
yönde araştırma yapılmasının doğru olacağını arz ediyorum efendim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Bakanım da işitti, herhâlde
tutanaklara da geçti. İnceleme yapan sayın yargı mensupları da işitmişlerdir.
Bu hususta yargımızın gereken incelemeyi, soruşturmayı yaparak gereken neticeye
ulaştıracağını, gönlümüzün bu hususta ferah olması gerektiğini söylüyorum.
Sayın Bakanım, gerekli açıklama, bir
ilave yapacak mısınız?
Sayın Kafkas, sizin konunuz ne? Siz de
mi bu konuyla ilgili?
AGÂH KAFKAS (Çorum) – Evet.
BAŞKAN - Efendim, hepimiz ÖSYM uzmanı
olduk maşallah, bu konularla ilgili olarak, yani böyle bir hakkımızın olmaması lazım.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) –
Sayın Başkan, bağrımız yandı, bağrımız!
BAŞKAN – Buyurun Sayın Kafkas.
7.-
Çorum Milletvekili Agâh Kafkas’ın, yükseköğretime geçiş sınavını tartışarak
çocuklar üzerinden siyaset yapmanın etik olmadığına ilişkin açıklaması ve Millî
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
AGÂH KAFKAS (Çorum) – Sayın Başkanım,
ben tartışmaları esefle izliyorum. 1 milyon 700 bin öğrencimizin sorununu
yaşıyoruz. Bir tanesinin de babası benim. Yani “Sorunu nasıl çözeriz?” yerine
“Bir şey yakaladık, bunu nasıl istismar ederiz?” mantığından birilerinin
kurtuluyor olması lazım. Bırakalım çocukların yakasını. Yargı ve devlet gereken
müdahaleleri yapıyor. Yapılan açıklamaları hiç kimse dinlemiyor. Bir soru
soruluyor, yapılan bir açıklama var ortada ve “Yapılan açıklama doğru mudur,
yanlış mıdır yani bizi tatmin ediyor mu, etmiyor mu?”yu sormuyoruz, hepimiz
aklımızdaki soruları tekrarlayarak yeniden çocukların dünyasını karartıyoruz.
Yani çocukların üzerinden siyaset yapmak gerçekten etik değil. Bırakalım
çocukları...
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın
Başkan, kim yaptıysa münhasıran söylesin.
AGÂH KAFKAS (Çorum) – Yani sistem
işlesin. Söylenen söylenmiştir. Söylenenlerin üzerinde yapılanlara bir zaman
tanıyalım. Eğer yapılmıyorsa, ondan sonra konuşalım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) –
Sayın Başkan, Sayın Tan da var.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın
Başkan, biz burada gayet normal bir şekilde izah ettik, söyledik.
BAŞKAN – Sayın Ayhan, ben size teşekkür
ediyorum. Evet, bir öğrenci velisi olarak...
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – İstismar
edecek en ufak bir şey de söylemedim ben.
AGÂH KAFKAS (Çorum) – Sana söylemedim
ki! Niye üstüne alınıyorsun?
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Kime
söylediysen ona söyle, ortaya konuşma.
BAŞKAN – Emin Bey... Agâh Bey lütfen...
Sayın Ayhan, evet, açıklamanız gayet
makuldü, dün de aynı şeyi söylediniz. Ben sizin nezaketinize teşekkür
ediyorum. Sayın Bakanım da bu hususta
açıklama yaptı. Son olarak, Sayın Bakanıma iki dakika...
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) –
Sayın Başkan, Sayın Tan bir kelime...
BAŞKAN – Efendim, bırakınız efendim...
Öyle durmadan... Sayın Aslanoğlu, lütfen efendim, yerinize oturunuz. Ben
yönetme üslubunu biliyorum efendim. Lütfen...
Saygıdeğer arkadaşlarım, böyle kısa
kısa kalkıp söz almaya falan başlarsanız...
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama
bizim gruptan bir kişiye söz verdiniz.
BAŞKAN – Efendim, anladım da yani şimdi ben görüyorum Sayın
Aslanoğlu. Başkan Vekilliğini ben yapıyorum. Ben Sayın Ahmet Tan’ın girdiğini
de görüyorum efendim, lütfen. “Ona söz
verin, buna söz verin.” ifadesi olmaz. İstirham ediyorum. Giren arkadaşlarımın
buradaki isimlerini görüyorum, veriyorum.
Ama yani bu konuyu bu şekilde bir neticeye vardırmanın
mümkünü yoktur ama tarihe not düşüyorsanız, tutanaklara geçiriyorsanız ona bir
diyeceğim yoktur. Ona da saygı duyarım bir siyasetçi olarak.
Sayın Tan, buyurun.
Ondan sonra Sayın Bakanımıza söz verip
bu ÖSYM konusunu ilgililerine bırakacağız.
Buyurun.
8.-
İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, yükseköğretime geçiş sınavına dair
Cumhurbaşkanının, sayın bakanların ve sayın başbakan yardımcısının “Orada bir
şey olmamıştır.” demelerinin yargıya açıkça müdahale olduğuna ilişkin
açıklaması ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
AHMET TAN (İstanbul) – Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Şimdi, efendim, tabii yürütülmekte olan
soruşturmaya müdahale, açık bir müdahale ve en üst düzeyde müdahale. O yüzden,
burada, işte, bize lütfen tabii söz vermeniz, bu müdahaleyi belki kamu
vicdanında rahatlatabilecek bir şey. Yani ilk defa böyle bir durum çıkıyor.
Yıllardır, elli yılı aşkın merkezi sistemle bu ülkede sınav yapılıyor. Ne yazık
ki sadece bu iktidar döneminde oldu. Bunun köklerinin araştırılması, herhâlde,
en azından söz hakkı verilmesi, burada milletvekillerine hakça davranmak
bakımından önemli.
Sayın Büyükanıt, Şemdinli’deki bir
olaya “Ben kefilim.” dediği zaman kıyamet kopmuştu, olay yargıya bile
taşınmıştı. Burada da Sayın Cumhurbaşkanının yaptığı, sayın bakanların, Sayın
Başbakan Yardımcısının yaptığı aynı şeydir. “Orada bir şey olmamıştır.” demek
açık müdahaledir. Bunun hesabının bu kadar kolay kapatılması...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Tan da
müdahale ediyor şimdi Sayın Başkan.
BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım,
siyasetçilerin bir kısmı konuştuğu zaman bir yere müdahale olmuyor, onlar
görüşlerini ifade ediyorlar ama başka siyasiler konuştuğu zaman müdahale
oluyor. Doğrusu bunu da anlamak zor Sayın Tan. İstirham ediyorum.
Evet, Sayın Bakanı, konuşturup ondan
sonra bu konuyu kapatıyorum. Başka söz hakkı yok.
Buyurun Sayın Bakanım. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU
(İstanbul) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sorular bölümünde ileri
sürülen bazı şeylere, şahsımla ilgili olduğu için açıklama yapmak üzere tekrar
söz almış bulunuyorum.
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
Başkanının pazar günkü yapmış olduğu açıklamalara ve şifreleme iddialarına
ilişkin vermiş olduğu cevaplara ilişkin tatmin edici bulduğumu ifade etmem,
asla ve kata yargıya müdahale anlamına gelemez, gelmez ve tavsiye ve telkin
niteliğinde de değildir. Yargıya talimat, telkin verilmesinin mümkün olmadığını
ve buna ilişkin her eylemin de bir suç oluşturabileceğini bilen, uzun yıllar
ceza avukatlığı yapmış birisi olarak söylüyorum, neyin yargıya müdahale olduğunu,
neyin olmadığını Sayın İçli en az sizin kadar biliyorum, Sayın Tan en az sizin
kadar biliyorum.
Dolayısıyla, burada bu kadar büyük bir
bilgi kirliliğinin, dezenformasyonun yapıldığı… Kaldı ki burada az önce de
ifade edildi, “şifreleme ortaya çıktığı hâlde” gibi kesin cümleler kullanıldığı
hâlde, ben ısrarla, soruşturmanın yargıya da intikal ettiğini, bağımsız
bilimsel kurumlar tarafından konunun ele alındığını ve ama şu an bütün soru
kitapçıklarının, cevap anahtarlarının sınava girenler ve velileri tarafından
paylaşılabilecek şekilde şeffaf ve paylaşılabilir bir şekilde açıldığını, asla
ve kata şifreleme yolunda veya şifreyle bazı adayların kayrılması, adaleti
zedeleyecek bir tutum içerisinde ne kurumun ne de bizlerin -kaldı ki bağımsız
bir kurum- olmayacağını ben herhâlde Millî Eğitim Bakanı olarak, bu anlamda
kendimden son derece eminim, çok rahatım. Bunları ifade etmemden doğal da
hiçbir şey olamaz.
Bakın, ne kadar büyük bir kafa
karışıklığına yol açılmaya çalışılırsa çalışılsın, bizim bu konuda, herhangi
bir şekilde, tek bir kişinin dahi kayrılması, özel muamele yapılması,
ayrıcalıklı davranılması konusunda tutumumuz çok nettir. Bir kez daha
söylüyorum, biz bu sınavları adil, objektif, eşit bir şekilde uygulamaya
çalışıyoruz, bunun gayreti içerisindeyiz. Daha önce de kamu personeli seçme
sınavında sorular önceden sızdırıldığı hâlde muhalefetin hiçbir şekilde
konuşmamış olduğunu da, bize şu anda kadrolaşma iddiasında bulunanların önceki
dönemdeki başkana yönelik olumlu kayırmacılık içinde olduklarını da burada
vurgulamak isterim. Bir olay yaşandı ÖSYM’de, Cumhuriyet Savcılığı buna el
koydu, bilirkişi raporları “Burada sorular önceden sızdırılmıştır.” dedi, sınav
iptal edildi ama burada biriniz dahi çıkıp eski ÖSYM başkanı hakkında söz söylemediniz.
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Söylenmez
mi? Kıyamet koptu. Gazete okumuyor musunuz, gazete?
MİLLÎ EĞİTİM BAKANI NİMET ÇUBUKÇU
(Devamla) – Bir buçuk iki ay önce göreve gelen bir başkan ki gösterdiği
titizlik… Büyük bir haksızlık, büyük bir insafsızlık olarak görüyorum.
Dolayısıyla, basına verilen kitapçık üzerindeki açıklamalar çok belli. Bu
anlamda çocukları istismar etmeyelim. Bir kez daha söylüyorum, herhangi bir
şifre uygulaması yoktur. Gençlerimiz bu anlamda bize güvensinler diyorum.
Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Bakanım,
demin “Bize bağlı değil.” diyordunuz, şimdi “Yoktur.” diyorsunuz. Yargıya niye
bırakmıyorsunuz? Bunun sonucunu yargıya bırakmak lazım.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, gündem
dışı üçüncü söz, Malatya
iline yapılan yatırımlar ve hizmetler hakkında söz isteyen Malatya Milletvekili
Ömer Faruk Öz’e aittir.
Sayın Öz,
buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
III.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR (Devam)
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
3.-
Malatya Milletvekili Ömer Faruk Öz’ün, Malatya iline yapılan yatırımlara
ilişkin gündem dışı konuşması
ÖMER FARUK
ÖZ (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Malatya ilimize yapılan
yatırımlarla ilgili konuşmak üzere gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu
vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, insan için en önemli şey, üzerine düşen, kendine tevdi edilen
emanete layık olmasıdır. 2002 yılından bugüne Sayın Başbakanımızın
Başkanlığında AK PARTİ kadrolarına verilen oylar neticesinde üzerine tevdi
edilen emanet çerçevesinde ülkemizin her tarafı şantiye hâline dönmüştür. Bu
şantiye hâline dönen ülkemizin bir parçası da Malatya’dır. Ben bu vesile ile
Malatya’mıza yapılan yatırımlarla ilgili sizleri biraz bilgilendirmek istiyorum
ana başlıkları itibarıyla.
Ulaşımda
Malatya’da, Elâzığ-Malatya arasındaki 100 kilometrelik duble yol
tamamlanmıştır. Darende-Malatya arasındaki 85 kilometrelik yolun, yaklaşık 200
trilyonluk bedelle, yapımı yüzde 80 civarında tamamlanmış, geri kalan kısmı da
gidiş gelişli tünel olmak üzere bu yıl sonu itibarıyla tamamlanacaktır. Yine
Malatya’yı güneye bağlayan Gölbaşı yolu üzerindeki Reşadiye Geçidi tamamlanmış,
inşallah ağustos veya eylül ayı içerisinde hizmete girecektir. Aynı şekilde
devamındaki Erkenek tünellerinin ihalesi yapılmış, inşallah yakın zamanda
firmayla sözleşme imzalanarak yapımına başlanacaktır. Yine Malatya
Yeşilyurt-Çelikhan ayrımı Adıyaman yolu, hızlı bir şekilde yapımına devam
edilmektedir. Yine Malatya-Sivas arasındaki 108 kilometrelik yolun proje
ihalesi yapılmış, proje ihalesi biten kısım ile ilgili yapım ihalelerine hemen
başlanacaktır.
Yine
şehrimizin merkezinde yaklaşık 40 trilyonluk bir maliyetle üç adet alt geçit
tamamlanmış ve halkımızın hizmetine sunulmuştur. İnşallah önümüzdeki günlerde,
bu yıl sonu itibarıyla, kuzeyden bir çevre yolu ile ilgili çalışmalar son
aşamaya gelmiş, inşallah 2011 yılı sonuna doğru yeni bir çevre yolumuzun yapım
ihalesi yapılmış olacaktır. Yine Beylerderesi Viyadüğü’müz tamamlanmıştır. Aynı
şekilde havaalanı terminalimiz yenilenmiştir. Yine, 1 olan pistimiz 2’ye çıkarılmıştır. Bunlar
duble yol kapsamında yaptığımız çalışmalardır.
Aynı şekilde, KÖYDES kapsamında, 2005
ile 2010 yılları arasında köylerimizin yol, su, sulama suyunda kullanılmak
üzere 112 trilyon lira para harcanmıştır. Bu çerçevede,
Yine aynı şekilde, sağlığa
baktığımızda, 90 trilyon civarında bir ihale yapılmış ve bölgeye hizmet verecek
bir eğitim hastanesinin yapımı hızlı bir şekilde devam etmektedir.
Yine aynı şekilde, eğitime
baktığımızda, 4.500 olan derslik sayısı 6.100’lere çıkmıştır. Üniversitemizde
çok sayıda yeni fakülteler açılmış, üniversitemizin kadro ihtiyacı
tamamlanmıştır.
Yine aynı şekilde, organize sanayi
bölgelerimiz, iki organize sanayi bölgemiz yatırımcılarla dolmuş, 1. ve 2.
Organize Sanayi Bölgemizin toplamı 8 milyon metrekare iken 12,5 milyon
metrekare yer tahsis edilmiş ve onun da altyapıları şu anda bitmek üzeredir.
İnşallah, orayla ilgili çalışmalar da tamamlandığında özellikle istihdam
konusunda çok önemli bir kapı açılmış olacaktır.
Yine, Malatya’mız, yatırım için, teşvik
amacıyla yatırıma en uygun iller arasına alınmış ve bu çerçevede de ülkemize
yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcıların yatırım yapma
noktasındaki tercih noktası olmuştur.
Yine aynı şekilde, sağlıkla ilgili,
doktor sayısı ülke ortalamasının üzerine çıkmıştır, ilimizde gerek uzman hekim
ortalaması gerek pratisyen hekim ortalaması ülke standartlarının üzerine
çıkmıştır.
Aynı şekilde, tarımla ilgili
baktığımızda, 418 milyon lira çiftçimize yardım yapılmıştır, mazot yardımı,
gübre yardımı, don yardımı gibi her konuda yapılan yardımlar 418 milyon TL ve
bir ilk yapılmıştır, bu ilk de şudur: Tarım sigortası uygulamasına dönemimizde
başlanmıştır. Tarım sigortası kapsamında sigorta bedellerinin yüzde 50’sini
devlet karşılamıştır. 2010 yılında don felaketine maruz kalan kayısı üreticimize
devletimiz, Hükûmetimiz 90 trilyon lira yardım yaparak kayısıda fiyat istikrarı
sağlanmıştır. Daha önceki yıllarda 3,5-4 liraya giden kayısı, Hükûmetimizin tam
zamanında yapmış olduğu don desteğiyle kayısı fiyatları 7-7,5 liraya çıkmıştır.
Ben buradan, bu yatırımların gelmesinde
emeği geçen başta Sayın Başbakanımıza, bakanlarımıza ve tüm milletvekillerimize
ve Malatya sivil toplum örgütlerimize ve bu yatırımları Malatya halkına doğru
yansıtan Malatya yerel basınına teşekkür ediyorum.
Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öz.
Sayın milletvekilleri, gündeme
geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları
vardır.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin
bir önerge vardır.
Önergeyi okutuyorum:
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL
KURULA SUNUŞLARI
A)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.-
Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 31 milletvekilinin, rüşvet sorununun bütün
yönleriyle araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1101)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Uluslararası Şeffaflık Örgütü 1993
yılında Berlin'de kurulmuş uluslararası bir sivil toplum örgütüdür. 70'ten
fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Berlin'deki küçük bir sekretarya
uluslararası şeffaflık hareketini koordine etmekte ve desteklemektedir. Ayrıca
Londra'da bir araştırma bölümü vardır.
Yaklaşık 60 ülkede Uluslararası
Şeffaflık Örgütünün temsilcileri konumunda olan ve temel amacı yolsuzluklarla
mücadele ve şeffaflığın geliştirilmesi olan sivil toplum kuruluşu, şeffaflık
hareketinin ana çatısını oluşturmaktadır. Bu örgütler ülkelerinin özelliklerini
de dikkate alarak yolsuzluklarla mücadelede yeni stratejiler geliştirmekte ve
ülkelerindeki gelişmeleri gözlem altında tutmaktadırlar.
Ülke bölümleri mali açıdan olsun,
kurumsal açıdan olsun Berlin'deki merkezden tamamıyla bağımsızdır; ancak,
merkezin temel ilkelerini faaliyetlerinde göz önünde bulundururlar. Ülke
bölümleri aynı şekilde hükümet ve iş çevrelerine karşı da bağımsızlıklarını
korurlar. Bu nedenle örgütün yaptığı çalışmalar, dünyada özel bir önem
taşımaktadır.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün en
son hazırladığı Küresel Yolsuzluk Raporu’nun ortaya koyduğu rakamlar özel bir
önemi hak etmektedir. Örgütün, 86 ülkede 90 bin kişiyle yaptığı araştırmaya
dayanarak hazırladığı rapor, insanların "dünyanın üç yıl önceye göre daha
rüşvetçi bir yer olduğunu düşündüğünü" ortaya koymaktadır. Rapora göre,
katılımcıların yüzde 56'sı ülkelerinde rüşvetin daha yaygın hale geldiğini
söylemiştir. Rapora katılanların yüzde 56'sı hükümetlerin rüşvet sorununun
üstesinden gelmede etkisiz kaldığına inandığını belirtmiştir. Yine aynı
raporda, katılımcıların dörtte birinin geçen yıl rüşvet verdiği ve en fazla rüşvet alanların ise polislerin
olduğu belirtildi.
Rapora göre, son 12 ayda en fazla rüşvetin
döndüğü ülkeler Sahra Altı Afrika'sında yer almaktadır. Sahra Altı Afrika'sı
ülkelerinde son bir yılda rüşvet verdiğini söyleyenlerin oranı yüzde 56 ile
başı çekerken, Türkiye ve Balkan ülkelerinde (Bosna Hersek, Makedonya,
Sırbistan, Kosova ve Hırvatistan) bu oran yüzde 19'a ulaşmaktadır.
Türkiye ve Balkan ülkelerinde yetkililerle
sorun yaşamak istemediği için rüşvet verenlerin oranı yüzde 6, sorunların
çözümünün hızlanması için yüzde 21, hakkı olan hizmeti almak için ise yüzde 15
olurken, niçin rüşvet verdiğini bilmeyenlerin oranı yüzde 53 ve niçin rüşvet
verdiğini hatırlamayanların oranı ise yüzde 5 olmuştur. Raporda, Türkiye ve
Balkan ülkelerinde hükûmetlerin rüşvetle mücadele çabalarının etkili olduğunu
düşünenlerin oranı 2007 yılında yüzde 38 iken, bu yıl bu oranın yüzde 35'e
indiği belirtilmiştir. Türkiye ve Balkan ülkelerinde, rüşvetle mücadelede
hükûmet liderlerine güven oranı yüzde 17, sivil toplum örgütlerine yüzde 14,
medyaya yüzde 11, uluslararası kurumlara yüzde 10 ve özel sektöre yüzde 2
olmuştur. Bu konuda hiç kimseye güvenmeyenlerin oranı ise yüzde 45 olarak
hesaplanmıştır.
Rapora göre, son üç yılda rüşvetin
seviyesinin nasıl değiştiğine ilişkin soruya, Türkiye'de aynı kaldığını
düşündüğünü söyleyenlerin oranı yüzde 17, düştüğünü söyleyenlerin oranı yüzde
26 ve yükseldiğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 57 olmuştur.
Ülkemizde yıllardan beridir en önemli
toplumsal sorunların başında gelen rüşvet konusunun çözülemediği bir gerçektir.
Ekonomik bozuklukların sonucunda ortaya çıktığı bilimsel kabul gören rüşvet ile
sistemli bir mücadele gerekliliği kesindir.
Bu bağlamda, ülkemizde yaşanan rüşvetin
araştırılması amacıyla Anayasamın 98. ve TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri
gereğince Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
1) Şevket Köse (Adıyaman)
2) Hulusi Güvel (Adana)
3) Birgen Keleş (İstanbul)
4) Mustafa Özyürek (İstanbul)
5) Nevingaye Erbatur (Adana)
6) Derviş Günday (Çorum)
7) Abdulaziz Yazar (Hatay)
8) Ali Oksal (Mersin)
9) Sacid Yıldız (İstanbul)
10) Atilla Kart (Konya)
11) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
12) Mehmet Ali Susam (İzmir)
13) İsa Gök (Mersin)
14) Necla Arat (İstanbul)
15) Hüseyin Tayfun İçli (Eskişehir)
16) Harun Öztürk (İzmir)
17) Ali Topuz (İstanbul)
18) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
19) Orhan Ziya Diren (Tokat)
20) Atila Emek (Antalya)
21) Abdullah Özer (Bursa)
22) Ergün Aydoğan (Balıkesir)
23) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)
24) Selçuk Ayhan (İzmir)
25) Mehmet Sevigen (İstanbul)
26) Ahmet Ersin (İzmir)
27) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
28) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
29) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
30) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
31) Ahmet Küçük (Çanakkale)
32) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemdeki yerini alacak ve
Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşme sırası geldiğinde
yapılacaktır.
Sayın milletvekilleri, alınan karar
gereğince sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1’inci sırada yer alan, Adana
Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili Abdurrahman
Arıcı’nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonları
raporlarının görüşmelerine başlayacağız.
VI.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A)
Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.-
Adana Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili
Abdurrahman Arıcı’nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (2/889, 894) (S. Sayısı: 744) (*)
BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Komisyon raporu 744 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri, alınan karar
gereğince, bu teklif İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında temel kanun olarak
görüşülecektir. Bu nedenle, teklif, tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanıp
maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra bölümler hâlinde görüşülecek ve
bölümler de yer alan maddeler ayrı ayrı oylanacaktır.
Teklif üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Tekin Bingöl’e aittir.
Sayın Bingöl, buyurun efendim. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA TEKİN BİNGÖL (Ankara) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin tümü
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygıyla selamlarım.
Bu kanun teklifi, alelacele Meclise
taşınan ve Komisyon görüşmeleri sırasında İç Tüzük ihlalleri yapılarak,
sürelerde ve kanun tekliflerinin birleştirilmesinde Meclisin çalışma usul ve
esaslarına uyulmadan Genel Kurula indirilen bir kanun teklifi durumuna
gelmiştir. Bu kanun teklifi, başlangıçtaki hâliyle tümüyle sağlığı ilgilendiren
bir kanun teklifi olmasına rağmen esas komisyon olarak Plan ve Bütçe Komisyonu
öngörülmüş ancak Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan görüşmeler sırasında
Komisyon üyesi arkadaşlarımızın dahi dikkatini çekerek, ihtisas isteyen,
özellikli bir konu olduğu için Sağlık Komisyonunda görüşülmesi uygun görülerek
Sağlık Komisyonuna iletilmiştir. Ancak şunu itiraf etmeliyiz ki Sağlık
Komisyonunda daha önce bu konuda ayrıntılı olarak bilgi sahibi olunmaması
nedeniyle görüşmeler çok sağlıklı bir şekilde yürütülememiştir. Keza, yeterli
kamuoyu desteği de alınmadan, kamuoyunda ciddi anlamda tartışılmadan
hazırlandığı için bu kanun teklifi gündeme geldiği andan itibaren hepinize,
parti gözetmeksizin bütün milletvekili arkadaşlarımıza farklı meslek
gruplarından, uzman derneklerinden, sağlık çalışanlarından sorunlarını iletmek
üzere çokça talepler gelmiş, ikili görüşmeler talep edilmiş, grup başkan
vekilleri bu konuda ziyaret edilmiştir. Bu da gösteriyor ki bu kanun teklifi
yeterince kamuoyuyla paylaşılarak ya da taraflarca çok iyi bir şekilde
irdelenerek hazırlanmadan Meclis gündemine taşınmıştır.
Değerli milletvekilleri, elbette bu
kanun teklifi içerisinde bizim de uygun gördüğümüz, destek verdiğimiz, katkı
koyduğumuz maddeler var. Örneğin, tıptaki olağanüstü gelişmelerle paralel
olarak, yeni oluşan yardımcı sağlık personelinin birçoğunun yasalarda tanımı
yapılmıyor idi ve görev tanımları maalesef resmî hâle dönüştürülmemişti. Bu bir
ihtiyaçtı ve bu çalışanların, ağırlıklı olarak teknisyen ve teknikerlerin bu
talepleri bu kanun teklifiyle büyük ölçüde giderilmiş olmaktadır. Artık, birçok
sağlık teknisyeni ve teknikerin görev tanımları bu kanun teklifi içerisinde
yapılmıştır ve bu, o çalışanlar için son derece önemli bir adımdır.
Keza, bu kanun teklifi içerisinde, yine
tıptaki önemli gelişmelere paralel olarak yapılan araştırmaların ileri safhası
olan insanlar üzerindeki bilimsel araştırmaların da bundan sonra yeni
yönetmelikler ve değerlendirmeler sonrasında Türkiye’de de yapılıyor olması çok
önemsenmesi gereken bir husustur ve umut ediyorum ki o bilimsel araştırmalar yapılırken
mutlaka etik kurallara riayet edilecektir, bunun mutlaka ciddi anlamda takibi
yapılacaktır ve özellikle, bu kanun teklifi kapsamında hayata geçirilecek olan
Danışma Kurulu ile Etik Kurulun nitelikli, mesleğinin uzmanı ve profesyonel
kişilerden oluşturularak insan üzerindeki bu bilimsel araştırmaların gerçekçi,
sağlıklı ve hiçbir şekilde rant peşinde koşanlara itibar etmeyecek,
kullanılmayacak bir düzenleme hâline dönüştürülmesi kesinlikle bir zorunluluk
olarak önümüzde durmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bu kanun
teklifinin en önemli maddelerinden bir tanesi tıpta ihtisas süreleri ile yan
dal ihtisaslarını ve sürelerini oluşturan maddedir. Bildiğiniz gibi, bu kanun
teklifinde en çok talebin geldiği madde de 10’uncu maddeye ek 14’üncü maddedir.
Gerçekten, o maddede çok sayıda uzmanın, çok sayıda sağlık çalışanın çok ciddi
talepleri vardır ve bu taleplerin önemli bir kısmı da haklı taleplerdir,
dikkate alınması gereken taleplerdir.
Bakınız değerli milletvekilleri,
örneğin radyolojide son yıllarda olağanüstü gelişmeler katedilmiştir. Hem
radyolojik işlemlerde hem de radyolojide kullanılan cihazlardaki müthiş
gelişmeler radyolojinin kullanım alanını olağanüstü genişletmiştir.
Dolayısıyla, radyoloji eğitiminin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Hatırlayınız,
bundan yirmi-yirmi beş yıl önce radyoloji ünitesinde sadece bir röntgen cihazı
varken bugün ultrason cihazından, MR’ından BT’sine varıncaya kadar çok çeşitli
cihazlar kullanılmaktadır. Dolayısıyla, bu hassas cihazların mutlaka eğitiminin
alınarak kullanılmasında büyük yarar vardır. Keza, yine radyolojide “girişimsel
radyoloji” diye nitelendirilen ve son yıllarda çok önemli gelişmeler kaydeden
bir dalın da bu kapsamda eğitiminin ciddi anlamda verilmesinin zorunluluğu
vardır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Örneğin, kardiyoloji eğitim süresinin -ki,
bildiğiniz gibi tüm dünyada ve ülkemizde, hastalıklar sıralamasında 1 ya da
2’nci sırayı işgal eden hastalık kalp ve damar hastalıklarıdır. Dolayısıyla, bu
kadar önemli bir bölümdeki eğitim süresinin de haklı olarak ki bu, kardiyologların
tamamının talebidir, dört yıldan beş yıla çıkarılması bir zorunluluk olarak
önümüzde durmaktadır.
Değerli milletvekilleri, aynı şekilde
bu kanun teklifinde yapılan düzenlemeler, maalesef branşlar arasında bir
kargaşayı, bir kaosu, bir yetki kargaşasını beraberinde getirmektedir ve
birbirini tamamlayan bölümlerin, çalışmaları sırasında uyum içinde çalışan bu
bölümlerin maalesef bu düzenlemeyle birbirleriyle ayrışacakları, kırılmaların
olacağı ve sürtüşmelerin hayata geçeceği kaçınılmaz bir gerçektir. O açıdan, bu
maddenin mutlaka yeniden irdelenmesi ve gözden geçirilmesi zorunluluğu vardır.
Aksi takdirde, örneğin, enfeksiyoncularla mikrobiyologların yaşadığı sorunu,
psikologlarla psikiyatristlerin yaşadıkları sorunu -bu örnekleri çoğaltmak
mümkün- kanunlaştıktan sonra da yaşamaya, onların sorunlarıyla sıkça
karşılaşmaya maruz kalacağız. Aslında, bu madde tümüyle kanun teklifinden
çıkarılmalıdır. Zira, bundan önce bu tür ihtisas sürelerinin ve yan dalların
oluşturulması Sağlık Bakanlığındaki Kurul tarafından oluşturuluyor idi ve o Kurul
yönetmeliklerle bunu ihdas ediyordu ama şimdi bu yapı, madde içerisine alınarak
yasalaştığında artık yönetmelikle düzenleme şansı kalmayacak ve yılda birkaç
yönetmelikle bunların sil baştan düzelme şansı var iken bu ortadan kalkacaktır.
Değerli milletvekilleri, bir başka
önemli husus, bir hak olan, yani bu uzman arkadaşlarımızın usulsüzlük ya da
haksızlığa maruz kalmaları hâlinde hukuki yollara başvurmalarının önü de
maalesef bu maddeyle tıkanmaktadır. O da bu arkadaşlarımızı, hekimlerimizi,
önümüzdeki süreçte ciddi anlamda zora sokacaktır. O açıdan bu madde çok
önemlidir ve o açıdan bu maddenin, tümüyle ama tümüyle, bu kanun teklifinden
çıkarılmasında son derece yarar vardır. Bir süre daha Sağlık Bakanlığındaki Kurul
tarafından bunun düzenlenmesi kesinlikle hiçbir sıkıntı getirmeyecek, aksine
yaşanan sorunları ortadan kaldıracaktır.
Bakınız değerli milletvekilleri,
radyolojide “girişimsel nöroradyoloji” diye bir kavram geliştiriliyor. Bugüne kadar
bu uygulamalar radyologlar eliyle yapılırken bu teklif yasalaştıktan sonra bu
uygulamayı aynı şekilde nörologlar ve beyin cerrahlarının yapması da söz konusu
olabilecektir ki bu, işin özüne aykırıdır. Zira, girişimsel radyoloji
uygulamalarının yapılacağı mekân radyoloji üniteleridir. Keza bu uygulamaların
yapıldığı cihazların tamamı radyoloji ünitelerinde vardır ve yine bu girişimler
yapılırken hekime yardımcı olan yardımcı sağlık personeli, radyoloji ünitesinde
çalışan teknisyenlerdir ve onlar bir ekip anlayışı içerisinde radyologlarla
birlikte çalıştıkları için daha uyumlu, daha olumlu sonuçlar alınabiliyorken
olayı genişleterek radyologların dışında beyin cerrahlarının ve nörologların da
bu işin içine dâhil edilmesi, inanın ki bu branşlar arasında birtakım
ihtilafların, birtakım sürtüşmelerin, birtakım kırılmaların olmasına yol
açacaktır. Keza bu ihtisas dallarından birçoğunun yan dallarının da
oluşturulması, ciddi sorunların yaşanmasına yol açacaktır. Örneğin, dört yıllık
eğitim alan mikrobiyologların görev alanlarına, rotasyonları dahi olmayan
enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının dâhil edilmesi, bir haksızlığı beraberinde
getirecektir. Mutlaka, çizelgedeki bu maddenin de düzeltilmesinde önemli
yararlar vardır.
Değerli milletvekilleri, bu kanun
teklifi içerisinde birkaç düzenleme daha yapılmaktadır. Bunlardan bir tanesi,
sağlık tesislerinin, hastanelerin Toplu Konut İdaresi eliyle yapılması uygun
görülmektedir. Oysa sağlık tesisleri özellikli, önemli birimleri olan, yoğun
bakım gibi, ameliyathane gibi değişik birimleri olan, detayların çok önemli
olduğu kuruluşlardır. Dolayısıyla, bu tür ünitelerin, bu tür tesislerin mutlaka
tek elden ve bu konuda deneyimli, birikim sahibi kadrolar tarafından
yapılmasında olağanüstü yarar vardır. Eğer biz bunu asli görevi konut yapmak
olan Toplu Konuta havale edersek, inanın, son günlerde Türkiye'nin muhtelif
yerlerinde yaşanan sorunları daha da büyüyerek yaşayacağız. Hatırlayınız,
hastanelerde gaz patlamaları, yangınlar ve benzerleri hepimizi üzen sonuçlara
yol açmaktadır. O açıdan, Sağlık Bakanlığı bünyesinde bir birimin -örneğin
İnşaat Dairesinin- tümüyle bu işle meşgul olarak hastanelerin yapımından
bakımına, tadiline kadar tümünü üstlenmesi en ufak bir şaibeye meydan
bırakmayacağı gibi daha nitelikli sağlık tesislerinin de oluşmasına yol
açacaktır.
Değerli
milletvekilleri, keza bu kanun teklifinde bir başka madde de özel idarelere
aktarılan Sağlık Bakanlığı bütçesinin ödenekleridir. Değişik gerekçelerle bu
ödenekler kullanılmamış ve o ödenekler atıl vaziyette durmaktadır. Şimdi, kanun
teklifinin 1’inci maddesiyle bu ödenekler Toplu Konut İdaresine
aktarılmaktadır.
Değerli
milletvekilleri, Türkiye'nin muhtelif yerlerinde sağlık tesisi inşaatları
sürmekte ve bunların bir an önce bitirilmesi zorunluluğu var iken Bakanlık bütçesinin
bir kısmının Toplu Konut İdaresine aktarılmasının hiç ama hiçbir anlamı yoktur.
Aktarılması gerekiyorsa -ki gereklidir- orada atıl vaziyette duran,
kullanılmayan ödeneklerin mutlaka Sağlık Bakanlığına aktarılmasında ve
dağıtımının Sağlık Bakanlığı eliyle yapılmasında önemli yararlar vardır. Bu,
kaynakların verimli ve yerinde kullanılması zorunluluğu gereğidir ama maalesef,
bu kanun teklifiyle bu ortadan kaldırılmakta, Sağlık Bakanlığı bütçesinin
içinde olan ödenekler Toplu Konut İdaresine verilmektedir.
Toplu Konutta
ödenek sıkıntısı mı vardır? Toplu Konutta yandaşlara ihale edilen inşaatların
ödeneklerini ödemek adına Sağlık Bakanlığının bütçesi mi ayrılmaktadır? Bütün
bunların, bu soru işaretlerinin ortadan kaldırılması için, Sağlık Bakanlığının
bütçesinden il özel idarelerine aktarılan bu payların tekrar Sağlık Bakanlığına
döndürülmesinde son derece yarar vardır.
Değerli milletvekilleri, bazı
hastanelerin yapımının Toplu Konut İdaresi tarafından gerçekleştirildiği ifade
edilmektedir. Bu olabilir ama o inşaatlar başlatılırken, Kamu İhale Kanunu
gereğince, zaten o ihalelerin, Toplu Konuta ihale edilen o inşaatların ödenek
sorununun olmaması gerekiyor ki ihale edilsin. Hâl böyleyken il özel
idarelerindeki atıl vaziyetteki ödeneklerin Toplu Konuta aktarılmasının hiç
pratik bir yararı yoktur.
Bir başka husus, yine bu kanun teklifi
çerçevesinde birtakım avukatlık hizmetlerinin takiplerinin doğrudan alım
yöntemiyle yapılmasıdır. Oysa Bakanlık bünyesinde hukuk işlerinin daha da etkin
hâle getirilerek avukatlık konusunda devletin hukukunun resmî kurumlarca,
onların eliyle takip edilmesinin ve sonuçlandırılmasının çok önemli yararları
vardır. Bu yapılmazsa, özel hukukçulara, özel hukuk bürolarına bu işler havale
edildiğinde inanınız ki yine kafalarda soru işaretleri yaratılacak, yine
birtakım şaibeli, problemli sonuçlarla karşı karşıya kalacağız. O açıdan,
yapılması gereken, hukuki sorunların, mutlaka, devletin hukukunu koruyan
Bakanlık bünyesindeki hukuk birimleri eliyle çözümlenmesine gidilmesidir.
Bu kanun teklifinin gerekçesindeki ilk
cümle “Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında düzenlemenin yapıldığı”dır. Dokuz
yıla yakın AKP İktidarı döneminde sağlıktaki uygulamaların ve çıkarılan
yasaların birçoğu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’ne atıf yapılarak çıkarılmıştır ve
Sağlıkta Dönüşüm Projesi yere göğe sığdırılmamaktadır. Bugün Türkiye’de ilk
defa üniversite öğretim üyesinden, pratisyen hekimine varıncaya kadar, diş
hekiminden eczacısına, ebesinden hemşiresine tüm sağlık çalışanlarını sokağa
döken anlayış bu Sağlıkta Dönüşüm Projesi’dir. Altı gündür İzmir’de bir
üniversitenin asistanları -ki o asistanlar zorlu bir tıp eğitiminden sonra TUS
sınavını da başararak asistan olma hakkını elde eden bu arkadaşlarımız- grev
yapmaktadırlar. İşte onları sokağa döken, idealist anlayışlarının önüne bir set
gibi orada çalışma ortamını zehir eden anlayış Sağlıkta Dönüşüm Programı’dır.
Sağlıkta Dönüşüm Programı, ülkemizde evine ekmek götüremeyecek kadar yoksul
insanlardan, yeşil kartlılardan dahi katkı payı aldıracak bir anlayışın
ürünüdür. Sağlıkta Dönüşüm Programı, son yıllarda binlerle ifade edilen
eczanelerin kapatılmasına yol açmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Projesi, sokağa çıkan,
hak arama mücadelesi veren hekimlerin elindeki bir postere kafayı takarak onun
üzerinden yorum yapan Sayın Bakanın başka posterleri, dövizleri görmeden
“Doktor Ç”nin posteriyle o sağlık emekçilerinin mücadelesine gölge düşüren
anlayış, şunu unutmamalıdır ki “Doktor Ç” doktorlar için özgürlüğün,
bağımsızlığın, insan haklarının simgesidir ve doktorlar özgürlüğü, bağımsızlığı
savunmaya devam edecektir.
Doktorların diğer elinde İbni Sina’nın
posteri vardır, o poster de bilimsel araştırmaları, bilim ışığında tıpta
ilerlemeyi, hekimlerin, ülkemizdeki sağlık çalışanlarının daha insanca
yaşamalarını, daha çağdaş hekimlik yapmalarını öngören bir anlayışla hak arama
mücadelesini sürdüreceklerdir ve bütün sağlık çalışanları halkımızla el ele
vererek Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın, yabancı bir reçete olarak dayatılan bu
programın ters yüz edilmesini sağlayacaktır.
Zor, mutlaka mücadeleyle başarılacak,
halledilecektir diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bingöl.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay.
Buyurun efendim. (MHP sıralarından
alkışlar)
MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sayılı Kanun Teklifi üzerine
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Muhterem heyetinizi partim ve
şahsım adına saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
12 Haziran tarihi için seçim kararı alındı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
23’üncü Dönem çalışmalarının son günlerini yaşıyoruz ancak Adalet ve Kalkınma
Partisi Hükûmetinde bir telaştır gidiyor, sürekli yeni teklifler getirerek
Meclisi Yüksek Seçim Kuruluna listelerin verileceği son güne kadar çalıştırmak
istiyor. Burada amaç nedir, doğrusu merak ediyorum. Eğer bu düzenlemeler
gerekli idiyse bu zamana kadar neden getirilmemiştir?
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bu kanun teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda İç Tüzük’e aykırı bir şekilde
görüşülmüştür ve bu kanun teklifi bütçe prensiplerine de aykırıdır. Ayrıca bu
kanun teklifi, vergileme ilkelerine de aykırıdır. Bu kanun teklifi, vergi
istisnalarını ve vergi yükünü kamunun üzerinden alıp vatandaşın üzerine
yıkmaktadır. Bu teklif, AKP Hükûmetinin seçim kokan bir düzenlemesidir.
Sağlık Bakanı Sayın Recep Akdağ, bu
kanun teklifini Meclisin huzurunda görüşmeden önce, Sağlık Bakanlığındaki ve
sağlık hizmetlerindeki skandallar hakkında önce yüce Meclisi bilgilendirmesi
gerekmektedir. Buradan Sayın Akdağ’a soruyorum: Ne oldu şu domuz gribi aşıları,
ne oldu kuş gribi aşıları? Kimler ne kazandı bu işlerden, kim ne kaybetti? Kuş
gribi hastalığı korkusunun Türkiye’yi, hatta tüm dünyayı sardığı günlerde
Avrupa ve Orta Doğu’nun en büyük aşı üretim merkezi olan, kuş gribi dâhil 250
milyon doz yedi çeşit kanatlı aşısı üreten, Türkiye’deki ilk ve tek aşı merkezi
olan Manisa Tavuk Hastalıkları ve Aşı Üretim Enstitüsünü kapatan sizin Hükûmetiniz
değil mi?
Her seçim döneminde AKP milletvekilleri
tarafından dile getirilen dört yüz yataklı Manisa Bölge Hastanesine Manisa
Belediyesi tarafından yer tahsis edilmesine rağmen, yıllardır hâlâ neden
başlanmamıştır?
Afyon’da özel bir hastanede katarakt
ameliyatı olan 7 kişi ameliyattan sonra kör olmuştur. Sayın Bakan inceleme
başlatıldığını, hastanenin mühürlendiğini söylemişti ancak bu beyanattan bir
iki gün sonra televizyonlar hastanenin çalışmalarına devam ettiğini
gösteriyordu. Son durum nedir?
Bir hastanede 37 yeni doğan bebek
ölmüştü. Merak ediyorum Sayın Bakan, ne işlem yaptınız ve bu işlemler nasıl
sonuçlandı? Sayın Bakan bu ve benzeri pek çok konudaki sağlık skandallarını
aydınlatmak ve sonuçları hakkında bilgi vermek durumundadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
kanun teklifinin genel gerekçesinde “Sağlıkta dönüşüm programı çerçevesinde
daha iyi ve kaliteli hizmet sunumunun sağlanması, iş ve işlemlerin
hızlandırılması ve ihtiyaç olduğu hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık
mesleklerinin düzenlenmesi amacıyla…” bu teklifin hazırlandığı ifade
edilmektedir. Ancak bu teklifle günün koşullarına göre tüzük ve yönetmelikle
yapılması gereken bilimsel gelişmelere ilişkin birçok düzenleme kanunla
yapılmaktadır. Örneğin, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü, uyumu kolaylaştırmak bakımından,
Tıpta Uzmanlık Yönetmeliği hâline gelmişken şimdi aksi bir hareketle kanuna
dönüştürülmektedir.
Sağlık Bakanlığının “Avrupa Birliği
normlarına uyum” adı altında yaptığını ifade ettiği uygulamaların aksine
sonuçlanacak bu kanun teklifi, Avrupa Tıp Uzmanları Birliği ile iş birliğinde
de ciddi sorunlar yaşanmasına neden olabilecektir.
Bu kanun teklifi Plan ve Bütçe
Komisyonuna havale edilmiştir. Doğrudur, bu kanun teklifinde mali hükümler
bulunmaktadır ancak tasarıdaki birçok madde Plan ve Bütçe Komisyonunun alanı
dışındaki teknik düzenlemelerdir. Bu düzenlemelerin Plan ve Bütçe Komisyonunda
görüşülmesinin uygun olmadığı ve teamüllere aykırı olduğu Komisyonda defalarca
dile getirilmiştir. Bu eleştirilerimiz karşısında Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler Komisyonu ilgili maddeleri tali komisyon olarak görüşmüştür.
Teknik konularda meslek mensuplarından
Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine düzenlemelerde yeni değişiklikler yapılması
konusunda yoğun bir talep gelmektedir. Bu durum meslek mensupları arasında
büyük huzursuzluklar olduğunu ve meslek mensupları arasındaki rekabetin
ötesinde uygulamada büyük anlaşmazlıklar bulunduğunu göstermektedir. Teklifteki
mali konular dikkate alındığında iktidarın bütçe disiplininden tamamen ayrıldığı,
yeni modeller icat etmeye çalıştığı görülmektedir. Hükûmet hem yerelleşmeyi
savunmakta hem de onlara güvenmemektedir. Bir taraftan onlarca harcama yetkisi
verirken diğer taraftan yerel idarelerin elindeki paya saldırmaktadır.
Teklifin 1’inci maddesiyle il özel
idarelerince harcanamayan paralar Toplu Konut İdaresine aktarılmaya
çalışılmaktadır. Bu hüküm mali disipline uymamaktadır. Hükûmetin yapmak
istediği bu düzenleme yerine il özel idarelerine aktarılan fakat amacı
doğrultusunda harcanmayan nakdin hazineye dönüşünün sağlanması ve bu iş için
ayrılan ve kullanılmayan ödeneğin izleyen yıl bütçesine ödenek kaydedilmesine
imkân veren bir düzenlemenin yapılması daha doğru olurdu.
Teklifin 2’nci maddesiyle 209 sayılı
Sağlık Bakanlığına Bağlı Sağlık Kurumları ile Rehabilitasyon Tesislerine
Verilecek Döner Sermaye Hakkında Kanun’un 3’üncü maddesine eklenen bentler
döner sermaye gelirlerini artırmaya yöneliktir. Bu düzenlemeler 5018 sayılı
Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 3’üncü, 5’inci, 6’ncı ve 13’üncü
maddelerine aykırıdır.
Teklifin 3’üncü ve 4’üncü maddeleri
Sağlık Bakanlığı döner sermayeli işletmelerin dava ve icra takibinin Kamu İhale
Kanunu’nun 22’nci maddesindeki doğrudan temin usulüyle avukatlık hizmet alımı
suretiyle yapılması ve dava ve icra takiplerinde 4353 sayılı Kanun kapsamı
dışına çıkılması uygun görülmektedir. Bu düzenleme soru işaretleriyle doludur.
Bildiğimiz kadarıyla bu düzenleme kapsamına giren yaklaşık yüz bin dava
bulunmaktadır.
Merak ediyorum, AKP
hükûmetleri döneminde bu madde kapsamında kaç dava açılmıştır ve bunlardan kaçı
idarenin aleyhine sonuçlanmıştır? AKP Hükûmeti döneminde neden bu kadar çok
dava açılmıştır? Demek ki ortada büyük bir yanlışlık var. Bunun gerekçesi,
acaba hükûmetlerinizin keyfî uygulamaları olabilir mi?
Yine
merak ediyorum Sayın Bakan: Bu davaları konuları itibarıyla tasnif ettiniz mi?
Bu davaların açılma tarihleri nedir? Kaçı sizin döneminizde açılmıştır? Döner
sermayeli işletmelerin dava ve icra takibi işlerinde yaşanan tereddütlerin ve
problemlerin giderilmesini teminen döner sermayeli işletmelerin dava ve icra
işlerinin takibinin doğrudan temin usulüyle avukatlık hizmeti alımı suretiyle
yapılması, AKP İktidarı döneminde devletin kendi hukukunu koruyamadığını ve
devletin hukukunun kamudan özele doğru parça parça yönlendirilmeye başlandığını
göstermektedir. Nitekim, daha önceki torba yasalarda da benzer düzenlemeler
yapılmıştır. Bu uygulamalar ile yandaş avukatlara iş dağıtma imkânı da ortaya
çıkacağı düşünülmesi gereken hususlardan birisidir.
Teklifin
6’ncı maddesiyle, Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarının kiralama işlemleri
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’ndan istisna edilmektedir.
Yine
teklifin 7’nci maddesiyle Sağlık Bakanlığına bağlı hastane, klinik, dispanser,
sanatoryum gibi kurum ve kuruluşların yapacağı, Gelir Vergisi Kanunu’nun
70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemleri Kurumlar
Vergisi Kanunu’ndan istisna edilmektedir. Bu uygulamalar vergide eşitlik ve
genellilik ilkelerine aykırıdır.
“Ben
yaptım oldu.” mantığına dayanan bu düzenlemelere Maliye Bakanlığının bakış
tarzı, konuyu yakından bilen uzmanları hayrete düşürmektedir. Vergi istisna ve
muafiyetleri dâhil, bir taraftan şeffaf bir mali yönetim arzu edilirken, diğer
taraftan rekabeti bozan unsurları uygulamaya koymak kesinlikle doğru değildir.
Ayrıca,
bu düzenlemelerden büyük kiralama işlemlerinin yapılacağı anlaşılmaktadır. Mevcut düzenlemeler bu kiralamalara
asla mâni değildir, ancak bu kiralama gelirleri hastanenin, kamu sağlık
birimlerinin kasasına girmeyecek, daha doğrusu giriyor gibi görünüp aslında
özel firmaların kasasına girecektir.
Teklifin 9’uncu maddesiyle birçok yeni
meslek ihdas edilmekte ve sağlık mensuplarının görevleri tanımlanmaktadır.
9’uncu maddede klinik psikoloğun tanımı yapılmaktadır. Psikoloji bölümü lisans
mezunu dışında hiçbir lisans mezunu yasalara göre “psikolog” olarak
adlandırılamaz, klinik psikoloji yüksek lisansı ve doktorası yapmış olsa bile
psikolog unvanını alamaz. Ancak bu kanun teklifinin 9’uncu maddesinin (a)
bendinde psikolog unvanı psikolojik danışma ve rehberlik mezunlarına da
verilmektedir.
Kanun teklifinin 11’inci maddesinde
psikologlardan söz edilmesine rağmen, psikologlar sağlık mensubu olarak
sayılmamıştır. Yani psikologların Sağlık Bakanlığı birimlerinde çalışıp çalışamayacağı
belirsizdir.
Hükûmet tarafından hazırlanan bu kanun
teklifinin münhasıran 9 ve 11’inci maddeleri psikologları yakinen
ilgilendirmektedir. Bu maddeler Danıştay 5. Dairesinin 239 no.lu Kararlarına
aykırıdır. Danıştay 5. Dairesi vermiş olduğu kararda “Ülkemizde bir meslek ve
bu mesleğin unvanını alabilmenin, ancak o meslekle ilgili lisans eğitimi
yapmakla mümkün olacağında kuşkuya yer bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle, bir
meslek veya meslek unvanını ancak lisans öğretimi sağlayabilmektedir.” ifadesine
yer verilmiştir. Ayrıca, YÖK’ün psikolog tanımında “Üniversitelerin
fen-edebiyat fakültesi psikoloji bölümü mezunları psikologdur.” ifadesi yer
almaktadır. Fakat, Hükûmetin çıkarmak istediği bu yasada psikologluk unvanının
tanımı boşlukta kalmakta ve rehber öğretmenlerle psikologlar aynı meslek
mensuplarıymış gibi tanımlanmaktadır.
Ayrıca, psikolog unvanının tam
anlamıyla kullanımı yüksek lisans eğitimi sonrasında alınacak “klinik psikolog”
unvanına bağlanmaktadır. Diğer taraftan, klinik psikolog unvanını yüksek lisans
şartına bağlamaktadır.
Yine, Danıştay 5. Dairesinin ilgili
kararında, yüksek lisans öğrenimi, söz konusu bent hükmünde de belirtildiği
gibi, “Belirli bir konuda uzmanlaşmanın ilk basamağını oluşturmakta ancak
kişilere bu eğitime göre bir meslek veya meslek unvanı sağlamamaktadır.”
denilmektedir.
Hükûmetin psikologlarla ilgili
getirdiği bu düzenlemeler, Danıştay 5. Dairesinin vermiş olduğu kararla
uyuşmamaktadır. Bu düzenleme, Sağlık Bakanlığında çalışan psikologlara yüksek
lisans yapma şartı getirirken psikoloji mezunu olmayanlara “klinik psikolog”
unvanı verilmesinin önünü açmaktadır. Bu tanıma göre, psikolog ve psikolojik
danışman aynı statüde yer almaktadır ve aralarında bir fark görülmemektedir.
Oysa rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü, üniversitelerin eğitim
fakültesinde yer almaktadır. Bu fakültelerin amacı, öğretmen yetiştirmektir.
Psikolog ve psikolojik danışman meslekleri farklı eğitimlere tabi ve ayrı
mesleklerdir.
Yine, 9’uncu maddede fizyoterapist ve
fizyoterapist teknikerinin tanımı yapılmaktadır. Bu tanımlamalarda bazı
sakıncalar görüyoruz. Birey ve toplum sağlığını ilgilendiren son derece önemli
bu maddelerdeki sakıncaların bilimsel normlar ışığında düzeltilmesi
gerekmektedir.
Yine, bu maddeye göre, fizyoterapistlerin
hastalık durumlarında fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman hekimleri veya
fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında rotasyon yapmış diğer uzman hekimlerle
birlikte çalışıp, uygulama yapacağı ifade edilmektedir. Fizyoterapistlerin
diğer tıp branşlarıyla çalışabilmesi amacıyla konulduğu yetkililerce öne
sürülen bu tanımlama, amacını bir ölçüde aşmaktadır.
Fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzman
hekiminin uzmanlık eğitim süresi dört yıldır. Uzmanlık eğitimi sırasında
fiziksel tıp ve rehabilitasyon branşında rotasyon yapan diğer branş
hekimlerinin rotasyon süresi bir ila altı aydır.
Dört yıllık uzmanlık eğitiminde
kazanılan fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanında uygulama yapma yetki ve
yeterliliği fiziksel tıp ve rehabilitasyon kliniklerinde bir ila altı ay rotasyon
yapan diğer uzman hekimlere devredilmektedir. Oysa tıpta yan dal ve ana dal
olmak üzere yetmiş üç uzmanlık alanı eğitim sırasında, bir ile on arasında
değişen sayıda farklı branşlarda rotasyon yapmaktadır. Bu maddenin aynen
yasalaşması hâlinde tıp alanında bir kaos doğacak ve uzmanlık eğitimi
yapmadıkları hâlde hasta tedavi yetki ve yeterliliği elde edebilme durumu da
doğabilecektir. Eğer bu madde yasalaşırsa başka uzmanlık alanında meslek
uygulaması yalnızca fiziksel tıp ve rehabilitasyon alanı ile sınırlı
kalmayacaktır, yetmiş üç alanın rotasyon gördüğü yüzlerce alanda faaliyette
bulunmasına kapı açılacaktır. Bu durum, bilimsel olarak mümkün olamayacağı
gibi, bir alanda uzmanlık eğitimi almadan o alanın tedavi yetkilerinin insan
üzerinde kullanılması hastalar açısından onarılmaz tehlike ve zararlara yol
açabilecektir.
Yine, teknikerin tanımlamaları
yapılırken hepsinde “…yapan meslek mensubu” olarak tanımlanmıştır. 9’uncu
maddenin (o) bendine göre fizyoterapi teknikeri tanımlanırken “…yardımcı olan
meslek mensubu” olarak tanımlanmıştır. Diğer tekniker tanımlamalarında “…yapan
meslek mensubu” tanımlaması yapılırken fizyoterapi teknikerinin tanımında
“…yardımcı olan” ibaresinin yer almasının gerekçesinin Sağlık Bakanı tarafından
yüce Meclise anlatılması gerekmektedir.
Bu teklifin aynen yasalaşması hâlinde,
diğer teknikerler grubu ile aynı süre eğitim alan bir yüksekokul mezunu gruba
haksızlık yapılmış ve eş değer oldukları hâlde fizyoterapi teknikeri grubuna
diğer tekniker grupları gibi uygulama yapma hakkı verilmemiştir.
Yine, teklifin 10’uncu maddesiyle, diş
hekimliği mesleğindeki uzmanlık alanları sekiz dala çıkarılmakta ve eğitim
süreleri düzenlenmektedir.
Teklifin gerekçesinde, tabiplikte ve
diş hekimliğinde uzmanlık dalları ve eğitim ile ilgili uygulamada yaşanan
sorunların giderilmesi için tabiplikte ve diş hekimliğinde uzmanlık dalları ve
yan dallarıyla eğitim sürelerinin belirlendiği yazmaktadır. Oysa teklifin bu
şekilde gerçekleşmesi hâlinde mesleki ve toplumsal birçok sorunla
karşılaşılacaktır. Diş hekimliğinin sekiz ana dalında uzmanlığa karar
verilirken diş hekimliği mesleğinin bazı gerçekleri maalesef göz ardı
edilmiştir. Genel sağlığı bir bütün olarak algıladığımızda diş hekimliği zaten
bir uzmanlık alanıdır. Diş hekimleri, göz hastalıkları uzmanı veya kulak,
burun, boğaz uzmanı gibi vücudun belirli bir bölümüyle ilgili eğitim almış
uzmanlardır. Diş hekimleri uzmanlıklarının bu şekilde gerçekleşmesi durumunda
bir dişin kanal tedavisini ayrı, üzerinin dolgusunu ayrı bir uzmanın yapması
söz konusu olacaktır. Diş çekimine giderse üçüncü bir uzmanın devreye girmesi
ve dördüncü bir uzmanın yapacağı protezle de tedavinin tamamlanması
gerekecektir. Bunun karşıtı, uzmanlar uzmanlık alanları dışında da hasta tedavi
etmek zorunda kalacaklardır ki bu da uzmanlaşmanın felsefesine tamamen aykırı
bir durum meydana getirecektir.
Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlıkların
saptanması dinamik bir sürecin sonucunda gerçekleşmektedir. Toplumun ve bilimin
gelişim ve değişimine bağlı olarak ortaya çıkan gereksinimlerin karşılanması
amacıyla uzmanlık alanları ile uzmanlık eğitim süreleri belirlenmektedir. Bu
nedenle tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlıkların saptanması bugüne kadar yasayla
değil alt düzenlemelerle belirlenmiştir. Uzmanlık alanlarının yasayla
belirlenmesi uzmanlıklar ile eğitim sürelerinin durağanlaştırılmasına da neden
olabilecektir.
Değerli milletvekilleri, kamu sağlık
hizmetleri finansmanı maalesef sürekli açık vermektedir. Uzman tedavilerinin
maliyetleri daha fazla olacağı için sağlık harcamaları artacak, böylece açık
daha da artacaktır. Ayrıca rutin diş hekimliği hizmetlerinin de uzmanlar
tarafından görülecek olması nedeniyle kaynak israfı ve verimsiz iş gücü
kullanımı körüklenecektir. Toplumda var olan uzmana başvurma alışkanlıkları
nedeniyle uzmanlık gerektirmeyen konularda bile uzmana başvurma sonucu
uzmanlarda verimsiz çalışma sorunu yaşanırken diş hekimleri hasta kaybına
uğrayacaktır.
Teklifin 19’uncu maddesiyle Gümrük
Müsteşarlığına eleman alınmaktadır. Bu düzenleme bir seçim yatırımıdır. Bu
teklifle hiç ilgisi olmayan, komisyonda bulunan gümrük teşkilatının yeniden
yapılandırılmasına ilişkin tasarıdan bir kısmının çıkarılıp kaçırılarak Meclis
Genel Kurulunda usule aykırı olarak verilen önergeyle reddedilen ve giderayak
işe yandaş yerleştirme mantığına uygun olarak 2 bin kadronun usule uygun
olmayan bir şekilde tahsis edilmesine imkân veren bir düzenlemeye yer verilmesini
doğru bulmuyoruz.
Bu düşüncelerle muhterem heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akçay.
AK PARTİ Grubu adına Adana Milletvekili
Sayın Necdet Ünüvar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA NECDET ÜNÜVAR
(Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında AK PARTİ Grubu
adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, hepimizin çok iyi
bildiği gibi sağlık temel bir haktır ve ülkede yaşayan herkesi ilgilendirir.
Dolayısıyla sağlık hizmetleriyle ilgili yaptığımız herhangi bir mevzuat
çalışması, bu ülkede yaşayan herkesi çok yakından ilgilendiren mevzuatlardır.
Sağlık hizmetlerinin etkin, kaliteli, verimli ve kolay ulaşılabilir olması
hepimize düşen en önemli görevlerden birisidir. Çok şükür geriye baktığımız
zaman sağlıkta bütün bu sayılan özellikler açısından çok önemli mesafeler
aldığımızı bu ülkede yaşayan herkes kabul ediyor. Bunun içindir ki Türkiye
İstatistik Kurumunun yaptığı anket çalışmasında, 2002 sonunda sağlık
hizmetlerinden memnuniyet oranı yüzde 39’lardayken, bugün itibarıyla yüzde
73’lere çıkmıştır. Yine de hayat sürekli devam etmektedir, insanların
beklentileri, ihtiyaçları farklılaşmaktadır. Dolayısıyla, zaman içerisinde
sağlık hizmetlerinin işleyişinde de gerek vatandaş nezdinde gerekse fedakârca
sağlık hizmeti sunumu yapan sağlık personeli açısından bazı uygulamalar ve yeni
ihtiyaç alanları söz konusu olmaktadır. İşte, bugün huzurlarınıza gelen kanun
teklifimizle sağlık hizmetlerinin etkinliği, verimliliği, kalitesi ve sunum
hızını artırmayı, sağlık meslek mensuplarının günün gelişen şartlarına uygun
yeni tanımlamalarını, bazı yeni uzmanlık alanlarını ve yan dalları ve klinik
araştırmalarda önemli bir mevzuat eksikliğini gidermeyi amaçlıyoruz.
Bu teklifte, benimle beraber Çok
Değerli Sağlık Komisyonu Başkanımız Sayın Cevdet Erdöl’ün imzası var. Şüphesiz,
bu teklifi hazırlarken Sağlık Bakanlığımızın ilgili birimleriyle sürekli
irtibat hâlinde olduk ve o yasa teklifinde zikredilen hükümlerle ilgili Sağlık
Bakanlığında bugüne kadar yapılan çalışmaları gözden geçirme fırsatımız da
oldu.
Değerli arkadaşlar, bu yasa teklifi
yasalaştığında gerek vatandaşlar nezdinde gerekse sağlık personelinin
haklarıyla ilgili çok önemli kazanımlar söz konusu olacaktır. Esasında, bu
teklif üç ana eksene dayalıdır. Sağlık hizmetlerinin işleyişiyle ilgili çok
önemli hükümler söz konusu, vatandaşları bire bir ilgilendiren ve doğrudan
birtakım kazanımları ve sosyal devlet olma özelliğimizi güçlendirici hükümler
söz konusu, bir de özellikle klinik araştırmalar ve sağlık personeli uzmanlık
alanlarıyla ve meslek tanımlarıyla ilgili önemli hükümler söz konusu.
Bu teklif önce Plan ve Bütçe
Komisyonuna geldi. Plan ve Bütçe Komisyonu ana komisyon olarak belirlenmişti,
Sağlık Komisyonu tali komisyondu. Burada özellikle mali hükümlerin varlığı ve
birtakım yeni kadro ihdasıyla ilgili hükümler olması hasebiyle Plan ve Bütçe
Komisyonunda görüşülmesi tabiidir ama Plan ve Bütçe Komisyonu, ben yaklaşık
dört yıldır Plan ve Bütçe Komisyonunda çalışıyorum, çok az rastlanan bir
yöntemle, ilgili, özellikle sağlık personelini yakından ilgilendiren gerek
meslek tanımı gerekse uzmanlık alanlarıyla ilgili konuları ve klinik
araştırmalarla ilgili maddenin Sağlık Komisyonunda görüşülmesini istedi. Sağlık
Komisyon Başkanımız hemen Sağlık Komisyonunu topladı ve orada da gerek Sağlık
Komisyonunun çok değerli üyeleri gerekse meslek örgütleri ve uzmanlık
dernekleri yani bu konuyla ilgili bütün tarafları çok yoğun ve dikkatli bir
şekilde dinledi ve o ilgili maddeler Sağlık Komisyonunda ortaya konulan görüşler
doğrultusunda âdeta yeniden yazıldı ve Plan ve Bütçe Komisyonuna geldi. Plan ve
Bütçe Komisyonu da Sağlık Komisyonunda kabul edilen metni baz olarak bu teklifi
şu anda huzurlarınıza sunulduğu hâle getirdi.
Burada, değerli arkadaşlar, birtakım
hükümler var. Benden sonra konuşacak arkadaşlar da var, şüphesiz onlar da
detaylara girecektir ama bazı şeyleri mutlaka zikretmemiz gerekiyor.
Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve
sosyal bir hukuk devletidir. Dolayısıyla, vatandaşının gelir düzeyine veya durumuna
bakmaksızın, yaşadığı birtakım problemlere çözümler getirmek durumundadır ve
çözümün adresi de Türkiye Büyük Millet Meclisidir.
Burada belki -benden önce konuşan
değerli konuşmacılar bu konuya girmediler- iki tane önemli husus var ki bunlar,
hakikaten, vatandaşın, en azından bu problemi yaşayan vatandaşlarımızın
sıkıntısını ortadan kaldıracak çok önemli bir hükümdür.
Bizim teklifimizde, bilhassa tedavi
görmekte iken ölen ve bir türlü sosyal güvencesi olmamış veya sosyal güvencesi
olduğu hâlde birtakım ödeme zorlukları çekmiş vatandaşlarımızın öldükten sonra
yakınlarına akseden borçları söz konusuydu o vatandaşlarımızın o borçlarının
terkin edilmesiyle ilgili bir hükmümüz söz konusu.
Ayrıca, yıllardır Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir protokol gereğince, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları Türkiye’ye gelir, sağlık hizmeti alır ve
onlardan da bir kısmı vefat eder. O vefat eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
vatandaşlarının da borçları söz konusudur. O borçların terkin edilmesiyle
ilgili bir hüküm vardı. Daha sonra, Plan Bütçe Komisyonunda bir önergeyle,
Sayın Süreyya Bilgiç’in önergesiyle, ayrıca şu anda yaşayan yani ölmemiş ama
yaşayan vatandaşlarımızın borçlarının bir kısmının da terkin edilmesiyle ilgili
bir hüküm verildi ki bunlar bence sosyal devlet olmanın gereği olan maddelerdi.
Bu, vatandaşa hemen ve bire bir yansıyan hükümler olarak karşımıza çıkıyor.
Yine bazı hükümler söz konusu. Onları
da kısaca ve hızlı bir şekilde geçmek istiyorum. İl özel idaresi bünyesinde
bulunan bir takım atıl pozisyonda ödenekler söz konusu. O ödenekler, yıl sonu
geldiği zaman, orada, atıl vaziyette beklemekte. Hâlbuki bizim, onları
ekonomiye kazandırmamız gerekiyor. Burada, bizim teklifimizde, ilgili bakanın
onayı olmak kaydıyla, yine o alanla ilgili bir başka projede kullanılmak
şartıyla, aynı il içerisinde veya bir başka ilin il özel idaresine veyahut da
Toplu Konut İdaresine aktarımıyla ilgili bir hüküm konuldu. Bununla biz, atıl
vaziyette bekleyen ödeneklerin ekonomiye kazandırılması ve vatandaş hizmetine
yönelik kullanılmasını amaçladık.
Kiralama gelirlerinin döner sermaye
geliri olarak yazılması, döner sermaye işletmelerindeki dava ve icra işlemleri
için avukatlık hizmeti satın alabilmesi, dava dosyalarının ilgili döner sermaye
işletmeleri tarafından takip edilmesi… Bunlar hakikaten -sağlık sektörünün
içinde olanlar için belki malumdur ama- sağlık hizmetlerinin işleyişini
hızlandıracak, kolaylaştıracak hükümler olarak karşımıza çıkıyor.
Yine, Anayasa Mahkemesinin bir hükmü
uyarınca, sözleşmeli sağlık personeli, 4924 sayılı Kanuna göre, eleman
temininde güçlük çekilen yerlerde istihdam edilen sağlık personeli, başhekim,
başhekim yardımcısı veya başhemşire olamıyordu. Bu teklifle bu
arkadaşlarımızın da yönetici olabilmesinin önü açılmış oluyor.
Aşı teminiyle ilgili kolaylaştırıcı bir hüküm söz konusu.
Orada ihale süresi üç yıldan yedi yıla çıkıyor.
Değerli arkadaşlar, klinik araştırmalarla ilgili bir
hüküm var, 8’inci madde. 2 arkadaşımız bu konuyla ilgili bir görüş beyan etmedi
ama bununla ilgili şöyle bir husus söz konusu: Klinik araştırmalar, tıpta
gelişme, ilerleme, yeni üretilen, insanlık hizmetine sunulan bir ilacın veya
ürünün sağlık hizmetlerine sunulabilmesi için çok önemli bir aşamadır. Yani
klinik araştırma olmadan tıbbın gelişmesi ve insanlığa yararlı ürünlerin elde
edilebilmesi mümkün değildir. Bununla ilgili öteden beri, 1993 yılında Resmî
Gazete’de yayınlanan ilaç araştırmaları hakkındaki bir yönetmelik uyarınca
klinik araştırmalar yapılabiliyordu. Sağlık Bakanlığı 2008 yılında bir Klinik
Araştırmalar Yönetmeliği yayınladı. Ancak o Yönetmelik’le ilgili Klinik
Araştırmalar Yönetmeliği yayınlandıktan sonra, 2009 yılı Haziran ayında
sanırım, ilgili etik kurullar oluşturuldu fakat Danıştay tarafından Klinik
Araştırmalar Yönetmeliği iptal edildi. Daha sonra, Sağlık Bakanlığı yeniden
yeni bir Klinik Araştırmalar Yönetmeliği yayınladı. Ancak, Danıştay, burada
oluşturulan iki tane kurul var, Etik Kurul ve Klinik Araştırmalar Danışma
Kurulu, bu kurullar süreklilik arz ettiği için onların ancak kanunla
yapılabileceğini hükmetti ve o yüzden sizin huzurlarınızda şu anda kanun
teklifinin içerisinde klinik araştırmalarla ilgili hüküm söz konusu. Ama şunu
açık yüreklilikle ifade etmeliyim ki: Kamuoyunda da zaman zaman işte “kobaylık”
vesaire filan gibi birtakım bence aşağılayıcı ifadeler kullanılıyor. Doğrudur,
kobaylar klinik araştırmalarda belli bir seviyede kullanılır ama o klinik
araştırmalarda “gönüllü” dediğimiz kişilere asla “kobay” denmesi uygun
değildir, tam tersi, bu maddeyle biz aslında klinik araştırmalarda gönüllü
olarak o araştırmaya iştirak etmeyi düşünen vatandaşlarımızın gerek insani
gerek etik gerekse hukuksal bir takım haklarını korumuş oluyoruz. Bu da son derece önemli bir madde
gerçekten.
Değerli
arkadaşlar, kamuoyunda çok fazla tartışılan bir başka husus mesleklerle ilgili
hükümler. Bilindiği gibi, tıp hizmetleri, sağlık hizmetleri sağlık personeliyle
veriliyor ve sağlık personeliyle ilgili de şu anda yürürlükte olan mevzuat, 14
Nisan 1928 yılında yayınlanmış olan Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı
İcrasına Dair Kanun. Bunu “Tıp Meslekleri Uygulamalarına Dair Yasa” şeklinde
günümüz Türkçesine çevirebiliriz. Bu Yasa’yla beş tane meslek tanımlanmış;
hekim, diş hekimi, ebeler, sünnetçiler, hastabakıcı hemşireler şeklinde. Daha
sonra eczacılıkla ilgili kanunda eczacılar ve sonra diş teknisyenleri vesaire
gibi bazı meslek mensupları tanımlanmış. Ama günümüz şartlarında yeni meslekler
söz konusu. Yani sağlık hizmetleri, sadece bilinen ölçüde tabip, diş tabibi
veyahut da hemşirelerle yerine getirilmiyor. Günün ihtiyaçlarında yeni
meslekler var ve onlara da tanım gerekiyor. İşte kanun teklifimizin 9’uncu
maddesinde bu husus düzenlenmiş oluyor. Sağlık Bakanlığı, sağlık hizmetlerinde
söz konusu olan meslek mensuplarının tanımı, sağlık meslek mensuplarının görev,
yetki ve sorumluluklarıyla ilgili birçok çalışma yaptı. Ama bunlar, kanun
şeklinde sizin huzurlarınıza bugünkü teklifle geliyor. Burada yeni birtakım
meslekler var. Bir kısmı zaten o mesleği yapıyor ama tanımı söz konusu değil,
bir kısmı da yepyeni bir tanımla… Bu tanımlar da gerek Çalışma Bakanlığının ki
o da ILO’ya uygun görev tanımı, gerekse bizzat ILO tarafından “ISCO” dediğimiz,
International Standard Classification of Occupations meslek sınıflandırma
sistemleri göz önünde bulundurularak yapılmış oluyor.
Burada birtakım tartışmaların olması
tabiidir. Ama bizim kanun yapıcılar olarak en azından şunu göz önünde
bulundurmamız gerekiyor: Bu mesleklerin alanlarını, bir başka mesleğin alanını
ihlal etmeden ve onlarla ilişkilerini çok iyi dizayn ederek ortaya koymamız
gerekiyor. Bununla ilgili de Sağlık Bakanlığıyla çok yakın bir çalışma
içerisinde tanımladık ve bu kanun teklifiyle, klinik psikolog, fizyoterapist,
odyolog, diyetisyen, dil ve konuşma terapisti, podolog, sağlık fizikçisi,
anestezi teknisyeni veya teknikeri, tıbbi laboratuvar ve patoloji teknikeri,
tıbbi görüntüleme teknisyeni ve teknikeri, ağız ve diş sağlığı teknikeri, diş
protez teknikeri, tıbbi protez ve ortez teknisyeni veya teknikeri, ameliyathane
teknikeri, adli tıp teknikeri, odyometri teknikeri, diyaliz teknikeri,
fizyoterapi teknikeri, perfüzyonist, radyoterapi teknikeri, eczane teknikeri,
iş ve uğraşı terapisti, iş ve uğraşı teknikeri, elektronörofizyoloji teknikeri
olmak üzere yirmi dört tane meslek tanımı yapıldı. Ama burada bir hüküm koyduk,
o hüküm de şudur: Bu meslekler, hekimlerle beraber iş birliği içerisinde
çalışmak durumundadır ama reçete yazma ve tedavinin karar vericisi hekimler ve
diş hekimleridir. Bu meslekler de yine kendileriyle ilgili, ilgili hükümlerde
tanımlanan doğrultuda hizmet yapacaklar. Bununla, aslında çok önemli bir eksiği
giderdiğimizi çok rahatlıkla söyleyebilirim.
Tabii, değerli arkadaşlar, kanun
teklifimizle gerek tabiplikte gerekse diş tabipliğinde birtakım uzmanlık alanları,
yeni uzmanlık alanları da tanımlanıyor. Ama özellikle diş hekimliğiyle ilgili
uzmanlık tanımlarında sekiz tane uzmanlık alanı var ve bunlar da yine Avrupa
Birliğinin ölçütleri baz alınarak ortaya konulmuş uzmanlık alanlarıdır ve şu
anda da zaten doktora şeklinde verilen ama uzmanlık eğitimi olması diş
hekimlerinin büyük çoğunluğu tarafından
istenen hükümlerle yapılmaktadır. Bunun da aslında diş hekimliğini daha ileriye
götüreceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Şu anda, doğrudur, bununla ilgili birtakım tartışmalar var. Yani uzmanlık
alanlarının sekiz tane değil de daha az olmasıyla ilgili kanaatleri de var ama
Avrupa Birliğinin standardı -ki, bizim artık, tam üyelik yolunda ilerlediğimiz
standartları da baz almamız gerekiyor- burada sekiz tane uzmanlık alanı ortaya
kondu. Bununla ilgili, tabii, tıpta uzmanlık kurulu dediğimiz, bu konularda en
üst düzey yetkili merci, Sağlık Bakanlığındaki yetkili merci ve ilgili diş
hekimliği fakültelerinin öğretim üyeleri ve yöneticileri tarafından, dekanları
tarafından yapılan çalışma doğrultusunda ortaya konan uzmanlık alanları.
Hekimlerle ilgili de birtakım yeni yan
dallar belirlendi. Yan dallarda da, değerli arkadaşlar, yine, keza Avrupa
Birliğinin standartlarını baz aldık. Burada da, birtakım ilgili birimler arasında
bazı tartışmaların olduğu vakidir ama o tartışmalarda da, kanun yapıcı olarak
bizlerin bir taraf olması değil, ancak sağlık hizmetlerinin daha iyi, daha
kaliteli, daha verimli, daha etkin bir şekilde sunulmasıyla ilgili
davranabiliriz ve gerek Sağlık Bakanlığı gerekse teklif sahipleri olarak ben ve
Sayın Erdöl bu yönde çalışmalar yaptık.
Sayın Başkan, değerli üyeler; burada, Sosyal
Güvenlik Kurumuna bağlı Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğümüzün talebi
doğrultusunda, Plan ve Bütçe Komisyonunda iki tane hüküm söz konusu. Oraya
eklenen hükümlerle, hakkında inceleme, soruşturma, teftiş işlemi devam edenler
ile örnekleme için tespit edilen sağlık hizmeti sunucuları tarafından teslim
edilen fatura, reçete ve eki belgeler hariç tutulmak üzere… Yani, artık inceleme
veya denetleme işlemi içerisinde olmayan birtakım ve beşinci yıldan sonra
faturaların imha edilmesiyle ilgili bir hüküm söz konusu. Bunu da şöyle
söyleyeyim: Özellikle SSK hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devri esnasında
birçok kez gördüğümüz bir hadise var; o da, birçok hastanenin, sadece arşiv
için bir binayı –neredeyse- ve geniş bir mekânı kullandığını gördük. Bu
hükümle, bu ve bundan sonra benzer hükümle esasında artık o evrakların
bekletilmesi veya saklanması zaruri olmayan ve inceleme işlemleri bitmiş
evrakların imha edilmesiyle çok geniş bir mekânın kazanılacağını rahatlıkla
söyleyebilirim.
Neticede, Değerli Başkan ve değerli
milletvekili arkadaşlarım, bu kanun teklifimizde gerek vatandaşın aldığı sağlık
hizmetleri gerek vatandaşa fedakârca sağlık hizmeti sunan çok değerli
hekimlerimizin, hemşirelerimizin, diğer meslek mensuplarımızın çok önemli
kazanımlarının olacağını söyleyebilirim.
Kanun teklifimizin sağlıkta geldiğimiz
noktayı daha ileriye taşımasını umut ediyor ve hepinize saygılar sunuyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Ünüvar, teşekkür
ediyorum.
Şahsı adına Hakkâri Milletvekili Sayın
Rüstem Zeydan.
Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) – Sayın
Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde
daha iyi ve kaliteli hizmet sunumunun sağlanması, iş ve işlemlerin
hızlandırılması ve ihtiyaç olduğu hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık
mesleklerinin düzenlenmesi amacıyla bu kanun teklifi hazırlanmıştır.
Yapılan düzenlemelere kısaca değinecek
olur isek, il özel idaresi bütçelerinde bekletilen ödeneklerin kullanımının
sağlanabilmesi amacıyla bu ödeneklerin aktarılmasına ilişkin düzenleme
yapılmaktadır. Bilindiği üzere 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu’nun 6’ncı
maddesinin ikinci fıkrasındaki “Bakanlıklar ve diğer merkezî idare kuruluşları;
yapım, bakım ve onarım işleri, devlet ve il yolları, içme suyu, sulama suyu,
kanalizasyon, enerji nakil hattı, sağlık, eğitim, kültür, turizm, çevre, imar,
bayındırlık, iskan, gençlik ve spor gibi hizmetlere ilişkin yatırımlar ile
bakanlıklar ve diğer merkezi idare kuruluşlarının görev alanına giren diğer
yatırımları, kendi bütçelerinde bu hizmetler için ayrılan ödenekleri il özel idarelerine
aktarmak suretiyle gerçekleştirebilir. Aktarma işlemi ilgili bakanın onayıyla
yapılır ve bu ödenekler tahsis amacı dışında kullanılamaz. İş, il özel
idaresinin tabi olduğu usul ve esaslara göre sonuçlandırılır. İl özel idareleri
de bütçe imkânları ölçüsünde bu yatırımlara kendi bütçesinden ödenek
aktarabilir.”
Yapılan değişiklikle “Bakanlıklar ve diğer
merkezi idare kuruluşları tarafından aktarılacak ödenekler ile
gerçekleştirilecek yatırımlar görev alanı sınırlamasına tabi olmaksızın bütün
il sınırları içinde yapılabilir.” hükmü gereğince, Sağlık Bakanlığı genel bütçe
ve döner sermaye kaynaklarından, sağlık tesislerinin yapımı, onarımı ve
teçhizinde kullanılmak üzere il özel idare bütçelerine yatırım ödenekleri
aktarılmaktadır. Bu amaçla, il özel idarelerine aktarılan ödeneklerin bir kısmı
maksadına uygun olarak kullanılır iken bir kısmı ise mevzuat engeli sebebiyle
-başka illerin acil ihtiyacı olmasına rağmen- yıllarca il özel idaresi
bütçelerinde atıl olarak bekletilmektedir maalesef. Dolayısıyla, il özel
idarelerine aktarılıp buralarda atıl durumda bekletilen ödeneklerin bir an önce
yatırıma dönüştürülmesi büyük önem arz etmekte, bu ödeneklerin aktarımı
öngörülmektedir.
Son birkaç yıldan beri uygulanan
merkezî yönetim bütçe uygulama talimatları ile belirlenip sağlık hizmeti
karşılığı olarak ödenen fiyatlarda herhangi bir artış yapılamamış ve hatta bazı
hizmet ve ürün fiyatlarında indirim yapılmışken, diğer kalemlerinde büyük
oranda artışlar gözlemlenmiştir.
Bu sebeple, döner sermayeli işletmelerin
bünyesinde verilen hizmetin ve kullanılan araç ve gereçlerin kalitesinin
arttırılması ve giderlerin karşılanabilmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığına bağlı
sağlık kurum ve kuruluşlarının hizmet vermekte oldukları taşınmazların
bünyesinde bulunan veya müştemilatı niteliğindeki kafeterya, büfe, otopark ve
benzeri sosyal tesislerin kira gelirleri ile 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot
Uygulaması Hakkında Kanun kapsamında kiralanan sağlık merkezleri ile kullanmış
oldukları demirbaşların kira gelirlerinin ve uzmanlık belgesi, sertifikasyon ve
sınav hizmetlerinden elde edilecek gelirlerin döner sermaye işletmesinin
gelirleri arasında sayılmak suretiyle ek kaynak sağlanması öngörülmektedir.
Ayrıca, uygulamada yaşanan tereddütlerin giderilmesi ve döner sermayeli işletmelerin
dava ve icra işlerinin takibinin daha etkili ve süratle yapılabilmesini teminen
döner sermayeli işletmelerin dava ve icra işlerinin takibinin avukatlık hizmeti
alımı suretiyle yapılması hükme bağlanmaktadır.
Diğer bir konu da: İnsanlar üzerinde gerçekleştirilecek
klinik araştırmaların yapılmasına ilişkin usul ve esasların kanunla düzenlemesi
ve bu araştırmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğinin
korunmasını sağlamak ve klinik araştırmaları etik yönden değerlendirmek büyük
önem arz etmektedir. Klinik araştırmaları etik yönden değerlendirmek amacıyla
etik kurullar ve klinik araştırmalarla ilgili konularda Sağlık Bakanlığına
görüş bildirmek üzere Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu oluşturulmaktadır.
Etik kurulların ve Klinik Araştırmalar Danışma Kurulunun teşkili, görevleri ve
çalışma usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelik ile
tespit edileceği hükme bağlanmaktadır.
Bir diğeri: Yapılan bir diğer
düzenlemeyle de ülkemizin klinik psikolog ihtiyacı dikkate alınarak sağlık
kuruluşlarında ruh sağlığı hizmet ve uygulamalarında Bakanlıkça belirlenen
sürelerde çalıştığını ve belli bir uygulamanın tecrübesini kazandığını
belgeleyen psikologlara Bakanlıkça açılacak sınavlarda başarılı olmak kaydıyla
çalıştığı ve tecrübe kazandığı alanda tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi
verilmesi öngörülmektedir.
Bir diğeri ise: Odyoloji ile dil ve
konuşma terapistliği alanlarında yüksek lisans veya doktora eğitimi yapmış
bulunanlar ile bu alanlarda yüksek lisans ve doktora eğitimine devam etmekte
olanlardan eğitimlerini tamamlayanlara yüksek lisans veya doktora eğitimi
yaptığı alanda unvan kullanma hakkı verilmektedir. Ayrıca, hukuki bir boşluk
doğmaması ve uygulamada tereddüt yaşanmaması için, Sağlık Bakanlığınca
çıkarılması öngörülen yönetmelikler yürürlüğe konuluncaya kadar mevcut ikincil
düzenlemelerin uygulamasına da devam edilecektir.
Bir diğer önemli konuda ise sağlık
hizmeti ekibinde yer aldığı ve sağlık hizmetlerinde ihtiyaç duyulduğu hâlde
birçok sağlık mesleğinin kanuni tanzimleri bulunmamaktadır. Bundan dolayı,
kanuni tanzimleri bulunmayan sağlık mesleklerinin de düzenlenmesi, uygulamada
yaşanan sorunların giderilmesi, tabiplikte ve diş hekimliğinde uzmanlık dalları
ve yan dalları ile eğitim sürelerinin kanunla belirlenmesi gerekliliğinden
dolayı bu düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.
Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın
yürütülmesinde ihtiyaç duyulan her türlü tesisin yapımı için arsa temininde
büyük zorluklarla karşılaşılmaktadır. Zira, her arazi sağlık tesisleri yapımı
için uygun olmamaktadır maalesef. İhtiyaç duyulan sağlık tesislerinin yapılması
da uygun olup başka kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde olan veya onlara
tahsisli olan taşınmazların Sağlık Bakanlığına tahsisinin veya devrinin
sağlanması, bu arsalar üzerine Toplu Konut İdaresi Başkanlığınca veya inşaat
işleriyle ilgili araştırma, proje, taahhüt, finansman ve yapım işlemleri
konusunda görevli ve yetkili kamu tüzel kişiliğine sahip diğer kurum ve
kuruluşlarca inşaat yapılmasının temini amaçlanmaktadır. Ayrıca, sağlık hizmeti
için kullanılmakta olan binalardan Bakanlıkça oluşturulacak komisyon
marifetiyle fonksiyonellik veya onarım, tadilat maliyeti açısından yapılan
değerlendirme sonucunda yıkımına karar verilen binaların yıkılabilmesini de
sağlamaktadır.
Bir diğer önemli bir başlık da, aşı
temininde yaşanan güçlüklerin aşılması da son derece ehemmiyet arz etmektedir.
Türkiye’de aşı üretimine ilişkin yatırımların sağlanabilmesi için de alım
süresi yedi yıla çıkarılmaktadır.
Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili
arkadaşlarımız; 23’üncü Dönemin sonuna gelmekteyiz. Artık bir yasama dönemini
tamamlıyoruz. Hep birlikte el ele memleketimize güzel hizmetler vermenin
gayretini gösterdik. Şahsen benim temennim odur ki inşallah 12 Hazirandan
sonraki tarihte de oluşacak Mecliste, başta Başkanlık Divanı üyeleri olmak
üzere bütün buradaki arkadaşları bir arada görme arzumu tekrar yenilemek
istiyorum. Hepinize bundan sonraki yaşantınızda da başarılar diliyor, sevgi
dolu saygılarımı sunuyorum. Eskimeyen bir Bakanımızın bir dörtlüğüyle sözlerimi
sonlandırmak istiyorum. Sayın Ali Coşkun’un kulakları çınlasın, hiçbir yerde
yayınlanmamış bir şiiridir ama basında yer aldığı için ben de burada ifade
etmek istedim:
“Ne kaldı ki geride hatıralardan başka.
Ömür bitmez sanmıştım, aşkı tattığım
yaşta.
Hazır mısın ey yolcu, ölüm gelir her
yaşta.
Bir gün yazılır ismin mezarındaki
taşta.”
Hepinizi sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum efendim. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Zeydan.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Ali Bey’e
telif hakkını ödememiz lazım.
RÜSTEM ZEYDAN (Hakkâri) – Basında
yayınlandı.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Telif
hakkını ödeyelim biz yine de Meclis olarak.
BAŞKAN - Şahsı adına Trabzon
Milletvekili Sayın Cevdet Erdöl, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Siz de hatıra falan okumayın Hocam ha.
Sizi bekliyoruz burada, hatıra falan okumayın.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yok, yok,
Karadeniz fıkrası, Temel fıkrası anlatır.
BAŞKAN – Ha, Karadeniz’den bir fıkra
anlatabilir.
Buyurun.
CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Madem Temel fıkrası istediniz, ben size
anlatabilirim.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkan…
CEVDET ERDÖL (Devamla) – Sayın
Bakanımıza bir gün “Sayın Bakanım, size Dursun Bey çok kızıyor.” dedim. “Niye
kızıyor?” “Vallahi, kızıyor size Dursun Bey, çok alınmış size.” dedim. “Neden?”
dedi. Dedim: “Temel’e genel müdürlük kurmuşsunuz Sağlık Bakanlığında, Dursun’a
hiçbir şey yapmamışsınız.” (Gülüşmeler) Sayın Bakanımız buna o da…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bir Dursun
bulmak lazım Bakanlıkta, Temel var da.
CEVDET ERDÖL (Devamla) – Evet.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.
23’üncü Dönem Parlamentosu olarak
sağlık için çok ama çok önemli kanunlara imza attınız. Bir önceki gündem dışı
konuşmamda da arz etmiştim, “Bugün eğer gençliğimiz için, çocuklarımız için
kanserden korunma yönüyle kalp-damar hastalıklarından korunma yönüyle en iyi
yapılabilir?” denirse, onu işte bu Parlamento yaptı. Tütünden korunma kanununu,
tütünün zararlarından gençlerimizi, çocuklarımızı korumak için önemli bir kanun
çıkardı. Bunun gelecek yıllarda faydasını göreceğiz yani üç beş sene sonra
kanser sayısındaki azalmayı gördüğümüzde yaptığımız işin ne kadar iyi bir iş
olduğunu o zaman daha iyi fark edeceğiz. Bunun için katkılarınızdan dolayı
hepinize çok ama çok teşekkür ediyorum.
Bugün Türkmenistan’daki bir işçiyi uçak
göndererek alabiliyor isek, bugün Libya’dan gelen yüzlerce hastayı alıp biz
tedavi edebilecek seviyeye ulaşmış isek, uluslararası alanda pek çok ülkede
hastane yapıp işletebiliyor isek, Türkiye sağlıkta büyük bir ilerleme
kaydetmiştir diye rahatlıkla söyleyebiliriz. Bunda elbette ki siz grupların çok
önemli katkıları var. Ben, Barış ve Demokrasi Partisinin grup başkan vekillerine
ve parti üyelerine, Milliyetçi Hareket Partisinin değerli grup başkan vekili -Sayın
Şandır burada- ve değerli üyelerine, Cumhuriyet Halk Partisinin grup başkan
vekillerine ve değerli üyelerine, AK PARTİ’nin grup başkan vekillerine ve
değerli üyelerine çok teşekkür ediyorum, sağlığa olan katkılarınızdan dolayı.
Ayrıca, 22’nci Dönemdeki
milletvekillerini de, o dönem arkadaşlarımı da burada hayırla yad etmek
istiyorum. Gerçekten çok önemli kanunlara imza attılar, hep birlikte gayret
ettik.
Sağlık Komisyonu olarak Komisyonumuzun
bir Başkanı sıfatıyla da söylüyorum: Komisyonumuzun her üyesiyle ayrı ayrı
iftihar ediyorum. Kendilerine çok teşekkür ediyorum verdikleri katkılardan
dolayı.
Bugün, aile hekimliğine geçmiş isek,
hastaneleri bir çatı altında birleştirerek kaliteli sağlık hizmeti verebiliyor
isek, yine Sosyal Güvenlik Kurumunu, genel sağlık sigortasını biz hayata
geçirebilmiş isek bu, sizlerin eseri, sizlerin gayretleriyle oldu.
On sekiz yaşın altındaki bütün
çocuklarımızı sosyal güvence kapsamına alarak çok önemli bir işi, dünyanın pek
çok ülkesinin başaramadığı bir işi başarmış olduk.
Kadınlara mahsus hâllerde sosyal
güvencenin aranmaması, yine çocuklarımız için hiçbir güvenceye bakılmaksızın
tedavinin yapılması pek çok ülkenin gıpta ettiği bir şey. Yani, “112 Ambulans”ı
çağırdığımızda “Acaba şimdi altı dakikada mı yedi dakikada mı geldi?” diye
hesap tutar, saat tutar olduk. Saatlerce ambulans bekleyen hastalarımız bunu
çok iyi bilirler. Bu seviyeye Türkiye'nin sağlık gücünün yükseltilmesiyle hep
birlikte ulaştık. Bugün eğer ambulans
uçaklarımızla, ambulans helikopterlerimizle ülkemizin tüm sathına hep birlikte,
bütün insanlarımıza, fakir fukara kim olursa olsun bir kuruş para talep
etmeksizin, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını göstermek suretiyle bütün
hastalarımıza ilaç verebiliyor, hastane imkânı verebiliyor helikopter, ambulans
uçak imkânı verebiliyorsak, bu, ülkemizin sağlık seviyesinin geldiği yeri
gösterir.
Özürlüler Kanunu’nda çok önemli
değişiklikler yaparak çok önemli bir adım attık. Özürlüler Kanunu sayesinde
özürlü yavrularımıza eğitim imkânı getirdik. Evde bakım ücretlerini vererek
onların birinci sınıf insan olduklarını onlara hatırlattık. İşte, demokratik,
laik, sosyal bir hukuk devleti dediğimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal devlet
olduğunu bütün insanlara, bütün dünyaya göstermiş olduk. Nihayet, evde bakım
hizmetleri bizim sağlık alanında önemli bir hizmetimizin tamamlayıcısı
olacaktır. Bu evde bakım hizmetinin tüm Türkiye sathına yayılması, bizim
yapmakta olduğumuz bu iş birçok ülkenin gıpta ettiği, beceremediği bir iştir.
Değerli arkadaşlar, gündemde olan 744
sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmeleriyle ilgili gruplar adına pek çok
arkadaşımız çok değerli bilgiler verdi. Ben detayına girmek istemiyorum ama
önemsediğim bir iki konuyu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bir insan düşünün ki hastanede
ölmüş, fakir bir insan. Yakınlarını mahkemeye veriyorlar “Onun parasını öde.”
diye. Böyle binlerce insanı biz bu yükten hep birlikte kurtaracağız. Bu
Parlamento bu yükten bunları kurtarmış olacak.
Etik kurulla ilgili de bir şey söylemek
istiyorum. Etik kurulla ilgili, insan üzerindeki bilimsel deney ve
araştırmalarla ilgili 2005’te Ceza Yasamıza maddeler konulduğunda çocuklar
üzerinde bilimsel araştırma yapmanın belli şartlara bağlanması gerektiğine dair
kanun teklifini verdiğimizde bizi yani çocuklarla bu kadar ilgilenen bir kişi
olarak beni kobaycı olmakla, kobaycılığı özendirmekle suçlayan yazılar
aleyhimizde yazıldı. Fakat o yazarlar, o günden bugüne yaklaşık altı yıl geçti,
yedi yıla yaklaşıyor, böyle bir işleme tabi tutulmuş bir tane çocuk olmadığı
hâlde özür dilemek lütfunda da bulunmadılar. Onun için, etik kurulla ilgili
işlem üzerinde, etik kurulla ilgili kanun maddesi üzerinde de, efendim, “Kobay
kanunu geliyor.” gibi anlamsız şeyler söyleniyor. Bakınız, hiçbir uygulaması
olmayan, kanuni düzenlemesi olmayan bir alan, başıboş bir alana âdeta, biz, bir
hukuki düzenleme getiriyoruz. Bilimsel araştırmaların nasıl yapılacağına dair
bir hukuki düzenleme getiriyoruz. Bu hukuki düzenleme önümüzdeki yıllar
içerisinde Türkiye’deki sağlıktaki araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde
önemli girdiler sağlayacak bir düzenlemedir. Ülkemizin kaynakları bakımından
ülkemize girdi sağlayacak bir maddedir. Ülkemizde sağlıktaki ARGE faaliyetleri
bakımından, dört büyük ilaç firmasının ARGE merkezi kurmak üzere izin aldığını
biliyorum. Bunlara yenilerinin eklenmesi ve yapılacak olan aşı, biyolojik ürün
ve ilaç geliştirmelerinde bu maddeye çok büyük ihtiyacımız olduğunu ben
düşünüyorum ve inşallah bugün çıkaracağımız kanunla bu ihtiyaç da yerine
getirilmiş olacak.
Tıp meslekleriyle ilgili, sağlık
meslekleriyle ilgili pek çok meslektaşın birbirleriyle olan, âdeta yumağa
dönmüş olan problemlerini çözmeye gayret ettik. Tamamen çözdük diyemiyorum
çünkü meslektaşlarımızın kendilerinin, kendi aralarında çözmesi gereken
sorunları maalesef tamamen çözebilme imkânını bulamadık ama mümkün olduğunca en
iyi ve en kullanışlı orta yolu bulabilmeye gayret ettik.
Yine Sağlık Bakanlığımız bu kanunla
birlikte 10.600 yeni kadro alıyor. Bunlardan 9 bin uzman hekim kadrosu, 1.250
pratisyen hekim kadrosu kullanacak ve ilk defa perfüzyonist, iş ve uğraşı
terapisti, dil ve konuşma terapisti gibi branşlarda da kadrolar ihdas edilmiş
oldu. Ben bu kadroların sağlık sistemimize hayırlar getirmesini temenni
ediyorum.
Değerli milletvekilleri, değerli
arkadaşlarım; 23’üncü Dönem Parlamentosunda çok önemli işleri hep birlikte
yaptık, yapmaya gayret ettik. Eğer ben de arkadaşlarım gibi sürçülisan
ettiysem, hepinizden affola diyorum, özür diliyorum. 24’üncü Dönem
milletvekillerinin de bu dönem Parlamentosu kadar sağlık için önemli adımlar
atmasını temenni ediyorum. 24’üncü Dönemde milletvekili olacak arkadaşlarıma
şimdiden başarılar diliyorum. 23’üncü Dönemdeki başarılarından dolayı da
herkesi ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Ben, hepinize, hepimize sağlıklı, mutlu
yarınlar diliyorum. 12 Haziran seçimlerinin ülkemize, milletimize,
memleketimize, tüm dünyaya hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinizi,
saygı, sevgi ve muhabbetlerimle selamlıyorum efendim.
Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, soru-cevap
işlemi gerçekleştireceğiz.
Sayın Yıldız, buyurun efendim.
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Şimdi, Emniyet Genel Müdürlüğü
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı 2010 raporunda
yolsuzluk sektörünü açıkladı. Buna göre sağlık sektörü birinciliği aldı ve
geçtiğimiz yıllarda da Türkiye’de yolsuzluk -sadece sağlıkta değil, genelde-
2008, 2009, 2010 yıllarında artış gösteriyor. Bu rapora göre 155 yolsuzluk
operasyonundan 54’ü sağlık sektörünü içermekte. Bu konuda ne gibi tedbirler
alınıyor? Sağlık sektörünün hangi birimlerini içeriyor? Üniversiteler, kamu
hastaneleri, ihaleler… Çünkü Sağlık Bakanının yaptığı ihalelerde de çok iptal
vardı.
Bu konuda Bakan açıklama yaparsa
sevinirim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldız.
Sayın Ayhan...
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan. Aracılığınızla Sayın Bakana ve Komisyon Başkanına bir
soru tevdi etmek istiyorum:
Bu kanunda yaptığımız, il özel
idarelerindeki, aslında bazı iktidara mensup milletvekillerinin “Kaydi olarak
duruyor, gerçekte o para yok.” dedikleri hadiseyi değerlendirmeleri, mali kural
ve mali disipline ne kadar uyduğunu sormak istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.
Sayın Yalçın...
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakanım, özellikle mahalli
televizyonlarda sıkça, bir reklamdan çok belgesel gibi birtakım alternatif
tedavi ürünlerinin yayımlandığını görüyoruz ve bu yayımlar, akademik unvanı
olan doktorların da içerisinde yer aldığı bir sunum içerisinde
gerçekleştiriliyor.
Sayın Bakanım, kaç tane bu şekilde
ruhsatlandırdığınız ilaç ya da alternatif tıp ürünü vardır. Bunların yan etkileri
ya da tedavi edici özellikleri bakımından gerçekten bir incelemeye tabi
tutulmuşlar mıdır? Böyle pervasızca yayın yapılmasına daha ne kadar müsaade
edeceksiniz? Bu konudaki Bakanlığımız elindeki dokümanları bizimle
paylaşırsanız memnun olurum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Rıdvan Bey.
Sayın Işık...
ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Sayın Bakan, kanun teklifinin 9’uncu
maddesinde geçen “fizyoterapist” tanımında, fizik tedavi rehabilitasyon uzmanı
tabiplerle bu alanda eğitim almış diğer tabipler arasında bir çatışmanın ya da
çakışmanın olacağı endişesine katılıyor musunuz? Bu konuda bir açıklama
yapabilir misiniz?
İkincisi: Kütahya İli Simav Devlet
Hastanesinden son dönemde tayin ya da istifa yoluyla ayrılan çok sayıda doktorun
yerine yenilerinin ataması ne zaman yapılacaktır? Bu konuda yardımcı olabilir
misiniz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Alim Bey.
Sayın İçli...
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Şimdi, burada 200 kişilik bir avukatlık
kadrosu alıyorsunuz. Avukat, düz memur alımına benzemez. Özellikle belli
konularda, devlet konularında, idari yargıda her konuda ihtisası gerektirir. Bu
avukatları nasıl alacaksınız? Bu birincisi.
209 sayılı Yasa’nın 6’ncı maddesinde
tıp dışındaki personelin tayinleri başka usullere tabi olmuş. İstihdam
ettiğiniz avukatları düz memur gibi bir işleme mi tabi tutacaksınız?
Üçüncüsü: Mevcut mevzuatta hem 209’un
kendi içindeki hükümlerle çatışıyor hem de 4353 sayılı bu Muhakemat Kanunu’yla
çatışıyor. Şimdi, devletin uzmanlaşmış, yıllara yayılmış o kadar avukatı varken
bu avukatlardan neden vazgeçiyorsunuz da 6’ncı dereceden bir kadro ihdas etmeyi
düşünüyorsunuz? Bundaki meramınız nedir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İçli.
Sayın Bakanım, buyurun efendim.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Değerli Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sayın Yıldız’ın zannediyorum bir gazete
haberine atfen… Bilgi gazete haberi olmalı.
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Evet.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Gazete haberine atfen ifade ettiği bir husus oldu “Kaçakçılık Daire Başkanlığı
yolsuzlukta sağlığı birinci sıraya koydu.” diye. Ben bu haber çıktıktan sonra
ilgili daireyle görüştüm, öyle bir tasnif de yok, dairenin böyle bir haber
falan, böyle bir bilgi verdiği de yok. Bunu gazeteciler nereden çıkarmışlar,
nereden yazmışlar, onu bilmiyorum.
Yalnız şöyle bir durum var: Aslında bu
soru önemli bir hususu yüce Meclisin önünde, değerli milletvekillerinin önünde
vatandaşlarımıza izah etmem için de bir fırsat teşkil etmiş oldu. Onun için
Değerli Milletvekilimize teşekkür ediyorum.
Sağlık alanı kamunun en çok ihale
yaptığı alandır. Çünkü bine yakın döner sermaye işletmesi var ve bu döner
sermaye işletmeleri merkezî alım yapmadığımız için kendi alımlarını kendileri
yaparlar. Yani bu hususta bir ademimerkeziyetçilik söz konusu, yerinden yönetim
söz konusu. Dolayısıyla, bu ihalelerle ilgili, ihale sayısı artıkça takdir
edersiniz ki gerek Kamu İhale Kurumuna giden itirazlar gerekse zaman zaman
bizim müfettişlerimizin yaptığı soruşturmalar ya da savcılıkların yaptığı
soruşturmalarla birtakım işlemler yapılıyor, yapılması da lazım. Bunun için
dikkatle gayret etmemiz gerekiyor.
Bir defa, yolsuzluğu önlemek için
sistemi iyi kurmak lazım. “Ne gibi tedbirler alıyorsunuz bunun için?” dedi
Sayın Milletvekilimiz. Sağlık Bakanlığımızda merkezî yazılımla bir sistem
kurduk. Bütün hastanelerin alım satımlarını belli kalemlerde, hangi rakamlarla yaptığı belli.
Dolayısıyla bir defa Bakanlığımızda da Strateji Geliştirme Başkanlığımız bu
ihale rakamlarını takip ederek belli bir sistematik içerisinde bir yanlış
yapılmasını engellemeye gayret ediyor. Ayrıca kurumlarımıza gönderdiğimiz
yazılarda şunu da istiyoruz: “Bu merkezî yazılımdaki değerlere bakarak ve
bunları değerlendirerek ihale yapın.” Bu açıdan kanaatimce çok önemli bir
tedbir almış durumdayız ve Türkiye’de son yıllarda hem ilaç hem de tıbbi
malzeme satın almaları açısından döner sermaye işletmelerinin her geçen yıl
daha hesaplı alımlar yaptığı da bir gerçektir. Fakat bu yolsuzluk meselesinde
benim dikkatimi çeken bir husus var ve bunu araştırıyorum. Çeşitli sebeplerle
savcılıkların soruşturmaları var ve bundan dolayı zaman zaman bazı sağlık
yöneticilerinin ya da bunlarla birlikte bazı müteahhitlerin gözaltına
alındığını ve tutuklandığını hepimiz biliyoruz. Acaba bunun sonucunda
Türkiye’de hüküm giyen kaç kişi var? Ben şimdi bunu araştırıyorum ve bunu çok
da önemsiyorum. Bunu Türkiye'nin adli yapısının, adli hizmetlerinin yürüyüşü
açısından da çok önemsiyorum. Ben hukukçu değilim ama gözaltına alınan ya da
tutuklanan insanlardan yüzde kaçı hüküm giyerse acaba bir adalet sistemi
açısından bu doğru bir iştir, beklenen bir şeydir? Bunu bir nazarıdikkate almak
lazım. İşin bu kısmı önemli. Sağlık sektöründe şu veya bu sebeple gözaltına
alınıp ya da tutuklanan yöneticiler ya da ihale komisyonu üyeleri ya da her
neyse firmalar açısından, bunlardan hüküm giyen o kadar az insan var ki o zaman
bu sistemi bu açıdan bir gözden geçirmek lazım.
SACİD
YILDIZ (İstanbul) – Rektörler dâhil…
SAĞLIK
BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Bu son derece önemli bir husus yani. Ben kendi
sektörüm açısından bunu önemsiyorum ve bu işi de şu anda araştırıyorum.
Sorunuza da teşekkür ediyorum.
İkincisi,
Sayın Ayhan’ın il özel idareleriyle ilgili olarak sorduğu soru.
Bu arada arkadaşlarım
bir not ilettiler. 2010 yılı kurumlar ihale şikâyet oranları açısından Sağlık Bakanlığı yüzde 4,35 ile aşağı
yukarı ortalarda bir yerde geliyor. Söylediğim gibi, en çok ihale yapan
kurumlardan biridir.
Burada “Danıştaya en çok şikâyet
edilmiş olan…” Neyse, sayısı az, oranı yüksek olmuş. Şöyle bir tablo var, Kamu
İhale Kurumuna götürülen ihalelerle alakalı ki bu normal bir şey tabii.
Aslında Sayın Ayhan, biz, il özel
idarelerine gönderdiğimiz her paranın orada Sağlık Bakanlığının projesi adına
harcanmak üzere bekletildiğini biliyoruz. Bunun dışında bir işlem yapılması
kanunen mümkün değildir. Eğer herhangi bir il özel idaresi böyle bir işlem
yapmışsa yanlış yapmış olur. Bu yanlışın da sonucu neyse o sonucuna katlanır
ama bizde böyle bir bilgi yok doğrusu. Yani biz paramızı kullanmak istediğimiz
zaman “Bu para şu anda kaydi bir para, nakdî olarak elimizde yok.” diyen bir il
özel idaresi bugüne kadar hiç çıkmadı.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – İktidara
mensup arkadaşlar söylediler Sayın Bakan.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Ben, bendeki bilgiyi söylüyorum Değerli Milletvekilim.
Sayın Yalçın’ın alternatif tedavi
yöntemleriyle ilgili gözlemi ve uyarısı son derece doğru bir gözlem ve son
derece doğru bir uyarıdır. Doğrusu, Sağlık Bakanlığı olarak “alternatif tedavi”
adı altında, kanıta dayandırılmayan, bilimsel temele dayandırılmayan birtakım
uygulamaların yapılmasını önlemeye çok ciddi ölçüde çalışıyoruz. Bunlarla
ilgili hususlarda yetki tamamen Sağlık Bakanlığında değil. Mesela reklam
yapılıyorsa Reklam Kurulunun yetkisi var ya da bu bir anlamda rekabeti de
engelleyen bir şeyse Rekabet Kurulunun yetkisi var ve biz, mutlaka bunlar için
başvuruları yapıyoruz. Sağlık Bakanlığının bu anlamda verilmiş bir alternatif
ürün izni falan da yok. Bu hususta kamuoyu önüne çıkan ürünlerin büyük kısmı
Tarım Bakanlığımızdan “gıda desteği” adı altında ruhsat almış ürünler. Yani,
bunların aslında ruhsatlarında “Falanca hastalık için kullanılır.” diye bir
hüküm yok, pazarlamasında bunu yapıyorlar.
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Reklamlarında
öyle söylüyorlar.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Çok haklısınız efendim. Bu firmalar, bu ürünlerin pazarlamasını yapanlar
pazarlanmasında yanlış bir iş yapıyorlar. Bununla ciddi ölçüde mücadele
etmeliyiz ama biz şöyle bir şey de yaptık efendim, onu da arz edeyim…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Birileri
müdahale etmeli ama Sayın Bakan.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Biz müdahale ediyoruz, savcılıklara veriyoruz. Şu anda bundan dolayı
savcılıklarda yürüyen birçok dava var.
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Onlar da
kullanılıyor televizyonlarda.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Doğru.
Şimdi, aldığımız ilave tedbirleri de
söyleyeyim efendim: Bitkisel ürünlerin kullanımıyla ilgili yeni bir yönetmelik
yazdık. Bu konu Türkiye'de biraz boştaydı. Bu yönetmelik hükümlerine göre
bundan böyle bitkisel ürünlere bir ruhsat alınabilecek.
İkinci husus da tanıtım yönetmeliğiyle
ilgili bir yeni düzenleme getiriyoruz, bunu da hazırladık. Sağlık iddiası olan
herhangi bir pazarlama için bu iddianın mutlaka Sağlık Bakanlığından izin alma
şartını getiriyoruz, bu husustaki mevzuat boşluğunu da dolduruyoruz. Uyarınıza
da teşekkür ediyorum. Bu bahsettiğiniz reklamların, pazarlama usullerinin çoğu
da Avrupa’dan yapılıyor uydu üzerinden. Bununla da mücadele etmemiz lazım,
haklısınız.
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Mahallî
televizyonlarda da…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Doğru efendim.
Sayın Işık’ın fizik tedavi uzmanları ve
fizyoterapistlerle ilgili bir sorusu vardı. Sayın Işık, bu konuyu çok uzun
zaman çalıştık. Şimdi, Türkiye'de… Zaten bugün yapacağımız kanunun önemli bir
maddesi bu, zannediyorum 9’uncu maddesi. Bu 9’uncu maddede, daha önce
tanımlanmamış yirmi dört sağlık mesleğini tanımlayacağız ve Meclis olarak
önemli bir iş yapacağız. Sürekli olarak bir çatışma alanı oldu bu. Tüzükle
yapmaya çalıştık olmadı, yönetmeliklerle yapmaya çalıştık olmadı. Sürekli
mahkemeleşmeler oluyor dernekler arasında ya da meslekler arasında ve bu
gerçekten işi bir çıkmaza sürüklüyor.
Biz şunu yapmaya çalıştık genel anlamda
fizyoterapistler için ya da diğer bütün meslekler için: Eğer bir hastalığa
teşhis konacaksa ve bir tedavi programı yapılacaksa bunu yalnızca doktorlar
yapabilir ama onun dışında fizyoterapistlerin ya da psikologların ya da diğer
meslek erbabının da hareket edebileceği bir alan bulunmalıdır. Biz orta yolu
bulduğumuza inanıyoruz. Yani bir çatışma alanı olan bu hususta psikologlarla
psikiyatristler anlaşamıyorsa, fizyoterapistlerle fiziksel tıp ve
rehabilitasyon uzmanları anlaşamıyorsa Meclis olarak bize düşen, bir hakemlik
yapmaktır. Bu gelen teklifle bu hakemlik yapılmaya çalışılıyor. Biz de Sağlık
Bakanlığı olarak bunun doğru bir şekilde yerine getirildiğine inanıyoruz.
Simav için eksikler neyse bunları en kısa
sürede tamamlayacak biçimde gerekenleri yaparız. Soruşturma sonucu bir KBB
uzmanı ayrılmış, yerine geçici görevlendirme yaptık. 38’inci dönemde de devlet
hizmeti yükümlülüğü kurasında planlama yapıyoruz.
Şimdi, avukatlar olarak efendim… Avukat
kadroları sadece il müdürlüğünde var. Yeni alınacakları da buraya atayacağız.
Alımı KPSS sınavıyla ÖSYM aracılığıyla yapacağız. Bu hususta hiçbir
tereddüdünüz olmasın. 9’uncu derece kadro istedik, çünkü yeni memurlar gelecek
KPSS yoluyla. 6-9’uncu derece arasına da atama yapabiliyoruz.
Bunun dışında 209 sayılı Kanun’un personelin
statüsü ve atamalarıyla ilgili hükümleri burada uygulanmıyor. Ayrıca, döner
sermayeli kuruluşların tüm memurları gibi avukatlar da biraz önce ifade ettiğim
gibi 657 sayılı Kanun çerçevesinde Kamu Personeli Seçme Sınavı’yla alınacaktır.
Burada şöyle bir şey var değerli milletvekilim: Böyle bir madde yapılmasını
bizden daha ziyade maliye de istedi. Çünkü çok sayıda küçük dava var, basit
işlerden oluşmuş on binleri bulan davalar var ve bunlarla gerçekten hazine
avukatlarının uğraşması çok zor. Bir de hastanenin bildiği bir husus için,
hastanenin takip ettiği bir husus için hazine avukatlarıyla yazışma yapılması,
o yazışmaya göre hazine avukatlarının işlem yapması, ihtiyaç duyduklarında
yeniden yazışma yapmaları gerekiyor ve bu pratik bir usul değil. Dolayısıyla
bunun biz pratik biçimde bu hastanelerin, döner sermaye işletmelerinin işini
daha iyi yapacağına inanıyoruz. Haklı bir soru sordunuz: Nasıl alınacak?
Söylediğim gibi tamamen KPSS’yle, genel usullerle bu avukatlar alınarak hizmet
verecektir.
Bir soru daha vardı zannediyorum. Evet, son
soru buymuş.
Teşekkür ediyorum Değerli Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Sayın
Başkan, süre bitmedi, izin verirseniz…
BAŞKAN – Buyurun Sayın İçli.
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür
ederim.
Sayın Bakanım, şimdi, bu kanunla bir
düzenleme getiriyorsunuz. Ben uygulamadan geldiğim için söylüyorum; sistemden
ayrıldığınızda usul kuralları vardır, temsil kabiliyeti vardır, husumet vardır,
bu konuda ciddi uyuşmazlıklar var Yargıtay’da da olan. Şimdi, siz ciddi bir
sıkıntı yaratabilirsiniz, benim kaygım o. Sistemden çıkıyorsunuz, döner
sermayeye avukat oluyorsunuz, pratik olma amacınız olabilir ama uygulamada
ciddi anlamda, usul kurallarından dolayı sıkıntı olacaktır, bu bir.
Bir de şunu söylemek istedim: Avukat
almak düz memur almaya benzemez yani avukatlıkta ihtisas vardır, icra iflas
vardır, idari davalar vardır, başka davalar vardır. Şimdi, gencecik bir avukatı
KPSS sınavıyla aldığınız zaman, döner sermaye kurumunun o avukatlardan hizmet
almasını beklemeyin çünkü bu uzmanlık alanıdır. Nasıl tıpta profesörlük,
bevliyeci, ürolog gibi… Yani tutup bir bevliyeciye herhâlde beyin ameliyatı
yaptıramazsınız. Avukatlık da bir uzmanlıktır, avukatlık kendi içinde de
uzmanlıktır. Sadece eleman istihdam etmekle problemi çözemezsiniz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, soru-cevap
işlemi tamamlanmıştır.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET
MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Açıkalın.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET
MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın
Ayhan’ın, yıl içerisinde kullanılmayan, başka projelerde kullanılmak üzere
aktarılan il özel idaresi ödenekleriyle alakalı sorduğu suale Sayın Bakan bir
kısmı itibarıyla cevap verdi. Esasen, özel idarelerin toplam ödenekleri, toplam
bütçe ödenekleri içerisinde kesinlikle mali disiplini bozacak bir büyüklüğe
erişmemiştir, erişmemektedir. Kaldı ki sadece bu ödenekler değil başka
ödenekler de, zaman zaman, yıl içerisinde kullanılmadığı takdirde Maliye
Bakanının onayıyla başka sektörlere aktarılmaktadır, başka projelere
aktarılmaktadır. Sual sahibinin mali kurala aykırı olduğu yönündeki
açıklamasıyla, gayet tabii, teknik olarak mali disiplini kastettiğini zannediyorum
çünkü mali kuralla alakalı tasarı zaten Komisyondan geçmiş ve Genel Kuruldan
geçmemiştir, bilgilerine arz ederim.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Mali
disiplini söyledim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler.. Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, birleşime on
dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.33
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.51
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya),
Yusuf COŞKUN (Bingöl)
---0---
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin görüşmelerine kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, birinci bölümün
görüşmelerine başlıyoruz.
Birinci bölüm 1 ila 11’inci maddeleri kapsamaktadır.
Birinci bölüm üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına İzmir Milletvekili Sayın Harun Öztürk’e aittir.
Sayın Öztürk, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin birinci
bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, sağlık mevzuatının yanı sıra il
özel idareleri, Sosyal Güvenlik Kurumu ve gümrük mevzuatı ile Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’de değişiklikler yapılmasını öngören bu mini torba tasarının Genel
Kurulda temel yasa olarak görüşülmesinin İç Tüzük hükümlerine aykırı olduğunu
hatırlatarak sözlerime başlamak istiyorum. Konuşmamda, birinci bölümde ve
izleyen bölümlerde yer alan ve mali mevzuatı ilgilendiren hükümler üzerinde durmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, on yedi
maddeden oluşan kanun teklifine Komisyon aşamasında beş yeni madde eklenmiştir.
Eklenen maddelerden 12, 15 ve 20’nci maddeler tekliflerle ilgili olup 17 ve
18’inci maddeler Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilgilidir. Sosyal Güvenlik Kurumu
ile ilgili maddelerin bu teklife eklenmesi İç Tüzük’ün 35’inci maddesinde yer
alan “Komisyonlar, kendilerine havale edilen kanun tasarı veya tekliflerini
aynen veya değiştirerek kabul veya reddedebilirler; birbirleriyle ilgili
gördüklerini birleştirerek görüşebilirler… Kendilerine havale edilenler dışında
kalan işlerle uğraşamazlar…” hükümlerine aykırıdır. Burada sizlerle
paylaşacağım görüş ve eleştiriler Plan ve Bütçe Komisyonunda da dile getirilmiş
olmasına rağmen, sizlere dağıtılan raporda bu görüş ve eleştirilere hiç yer
verilmemiş olmasını kınıyorum.
Değerli milletvekilleri, 2008 yılında
İl Özel İdaresi Kanunu’nda bir değişiklik yaparak merkezî yönetim bütçesinde
yer alan Sağlık ve Millî Eğitim bakanlıklarının taşrada yapacakları
yatırımların il özel idarelerince yapılmasına imkân sağladınız. Bunun için,
ilgili bakanlıkların merkezî yönetim bütçesinde yer alan sermaye giderleri
ödeneğinin bu bütçenin kapsamı dışındaki özel bütçeli kuruluş olan il özel
idarelerine aktarılmasını öngördünüz. Bu öngörünüz, 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na aykırıydı çünkü anılan Kanun, merkezî yönetim
bütçesinde yer alan bir ödeneğin özel bütçeli bir kuruluşa aktarılmasına izin
vermemekteydi. Mevzuatımız, merkezî yönetim bütçesinde yer alan ödeneklerin
kamu adına bir mal ve hizmet satın alındıkça kullanılmasını, karşılığının
nakden ödenmesini ve bütçeleştirilmesini öngörmektedir. İl özel idarelerine ödenek
aktarılmasında ise aslında aktarılan, ödenek değil, karşılığı nakittir. Mal ve
hizmet satın alımında söz konusu ödenekler kısmen veya tamamen ilgili bakanlık
bütçelerine gider yazılmaktadır. Yani il özel idarelerince yıl içinde yatırım
realize edilmeden realize edilmiş gibi ilgili bakanlığın bütçesine daha
başlangıçta sermaye gideri olarak muhasebeleştirilmektedir. Bu düzenleme ile
merkezî yönetim bütçesine gider yazılmış ancak kamu adına yatırım realize
edilmediği için il özel idarelerinde bekleyen nakdin izleyen yıllarda aynı ya
da başka il özel idareleri aracılığıyla kullanılması istenmektedir. Öngörülen
sistem, 5018 sayılı Kanun’a aykırıdır. Merkezî yönetim bütçesinden aktarılan
kaynağın nihai olarak nerelere harcandığı konusunda takip ve denetimi güçleştirecektir.
Bu sistem, bakanlık ödeneklerinin il özel idarelerine avans olarak
kullandırılmasını öngörecek, mal ve hizmet kamu adına teslim alındıkça
bütçeleştirilecek bir yapıya kavuşturulmalıdır. Bakanlıkların üçüncü kişilerden
mal ve hizmet satın alırken uyguladıkları yöntemin il özel idarelerine de
uygulanmasına imkân veren bir sisteme geçilmelidir.
Değerli milletvekilleri, Sağlık
Bakanlığına bağlı kurum ve kuruluşların hizmet vermekte oldukları taşınmazların
bünyesinde bulunan ve bunların müştemilatı niteliğinde olan sosyal tesislerin
kira gelirleri ile Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun kapsamında
kiralanan sağlık merkezleri ile kullanmış oldukları demirbaşların kira
gelirlerinin ve uzmanlık belgesi, sertifikasyon ve sınav hizmetlerinden elde
edilecek gelirlerin ilgili döner sermayeli işletme bütçesinin gelirleri arasına
alınması yönünde düzenlemeler yapılmaktadır. Bu düzenlemeler, 5018 sayılı
Kanun’un benimsediği bazı ilkelere aykırıdır çünkü:
1) 5018 sayılı Kanun’un 3’üncü
maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, kanunlarına dayanılarak toplanan
vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza
gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet
karşılığı elde edilen gelirlerin kamu gelirleri arasında sayıldığını görüyoruz.
2) Anılan Kanun’un 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (e)
bendinde yer alan “Kamu mali yönetimi mali disiplini sağlar.” hükmüne
aykırıdır.
3) Aynı Kanun’un
6’ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Bu Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde
yer alan kamu idarelerinin tüm gelirleri Hazine veznelerine girer, giderleri bu
veznelerden ödenir.” hükmüne aykırıdır.
4) Anılan Kanun’un
13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendindeki “Tüm gelir ve giderler
gayrisafi olarak bütçede gösterilir.”, (g) bendindeki “Belirli gelirlerin
belirli giderlere tahsis edilmemesi esastır.”, (h) bendindeki “Bütçelerde gelir
ve gider denkliğinin sağlanması esastır.”, (m) bendindeki “Kamu idarelerinin
tüm gelir ve giderleri bütçelerinde gösterilir.” şeklindeki sıralanan bütçe
ilkelerine aykırıdır.
Değerli
milletvekilleri, Sağlık Bakanlığı döner sermayeli işletmelerin dava ve icra
takibinin Kamu İhale Kanunu’nun 22’nci maddesindeki “doğrudan temin usulüyle
avukatlık hizmeti satın alımı” suretiyle yapılması, dava ve icra takiplerinde
4353 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkılması yönündeki düzenlemeler uygun
görülmemektedir. Avukatlık hizmeti satın almanın hiçbir kriter ortaya
konulmadan yaygınlaştırılması idareleri karar vermede sıkıntıya sokabileceği
gibi kayırmacılığa da açıktır. Karayolları Genel Müdürlüğü ve DSİ ile başlayan,
dava ve icra takiplerinde 4353 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkma arzusu, bu
alandaki tekliğe zarar verecek biçimde gelişmektedir. Hazine avukatlarının
nicel ve nitelik olarak bir yetersizliği bu girişimlerde rol oynuyor ise
sorunun çözümünü yanlış yerde arıyoruz diye düşünüyorum.
Değerli
milletvekilleri, Sağlık Bakanlığı kurum ve kuruluşlarının kiralama işlemlerinin
KDV Kanunu’ndan, Bakanlığa bağlı hastane, klinik, dispanser, sanatoryum gibi
kurum ve kuruluşların yapacağı, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde
belirtilen mal ve hakların kiralanması işlemlerinin de Kurumlar Vergisi
Kanunu’ndan istisna edilmesi “eşitlik” ve “genellik” ilkesine aykırıdır.
Bakanlığın sağlık tesislerinin yanı
sıra her türlü tesis ve sosyal donatılarının da TOKİ’ye yaptırılacak tesisler
arasına alınması doğru bulunmamaktadır çünkü kamu yatırımlarının giderek
tümüyle TOKİ’ye yaptırılması bu kuruluşun denetiminde yaşanan boşluklar nedeniyle
yanlıştır. Ayrıca, tahsisli binalarla ilgili olarak gerektiğinde Bakanlığa yıkım yetkisi verilmesi, başka
kurum ve kuruluşlara tahsisli yerlerin talep edilmesi imkânı getirilmesi,
hazine taşınmazlarının idaresiyle ilgili, görevli ve yetkili Maliye Bakanlığının
görev alanına müdahale niteliği taşımaktadır. Bu durum yetki çatışmalarını
beraberinde getirecektir.
Orman yangınlarıyla havadan mücadele
hizmetlerinde kullanılmak maksadıyla Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından gerçek
ve tüzel kişilerden her nevi hava aracı kiralanmasında, sağlık hizmetlerinde
kullanılmak maksadıyla Sağlık Bakanlığı tarafından gerçek ve tüzel kişilerden
her nevi hava ve deniz aracı kiralanmasında 5018 sayılı Kanun’un 28’inci
maddesinde yer alan üç yıllık kiralama süresinin yedi yıla uzatılmasının kamu
yararına uygun olmadığı düşünülmektedir. Kamu yararı için yedi yıllık kiralama
yerine satın alma seçeneğinin değerlendirilmemesi önemli bir eksikliktir.
Gümrük Müsteşarlığının eleman
ihtiyacını karşılamak üzere Bütçe Kanunu’ndaki atama sınırlamasının devre dışı
bırakılması da seçim yatırımı izlenimi vermektedir diyor, yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Öztürk, teşekkür
ediyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
Denizli Milletvekili Emin Haluk Ayhan.
Buyurun Sayın Ayhan.
MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket
Partisinin görüşlerini arz etmek üzere söz aldım. Yüce heyetinizi şahsım ve
grubum adına saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten, ülkelerin ekonomik ve sosyal
gelişmişlik düzeyleri arasında bir paralellik bulunmaktadır. Gelişmişlik
düzeylerine uygun olarak ülkelerin sağlık problemleri, sağlık hizmetleri arzı,
sağlık hizmetleri talebi de farklılıklar gösterebilmektedir. Ülkelerin
gelişmişlik düzeylerine göre problemler farklılaşmakla birlikte aynı kategorideki ülkeler arasında hatta aynı
ülkelerin değişik bölgelerinde bile ülkelerin sağlık problemleri de
farklılaşabilmektedir.
Ülkelerin sağlığa verdikleri önem ve
sağlık düzeylerini gösteren önemli bir gösterge sağlık harcamaları için
ayırdığı kaynaklardır. Gelişmiş ülkeler sağlık konusunda daha fazla kaynak
ayırmaktadır. Yüksek gelirli ülkelerin bireylerinin eğitim düzeylerinin yüksek
olması sağlık konusundaki bilinçlenmeyi de artırmaktadır. Bu ülkelerdeki sağlık
düzeyi diğer ülkelere nazaran daha iyi durumda bulunurken gelir ve eğitim
düzeyi sıralamasına göre sağlık düzeyleri de şekillenmektedir. Bu duruma göre
zaman zaman sağlık hizmetlerinde de yeni düzenlemelere, teşkilatlanmalara
gitmek, bazı değişiklikler yapmak mümkün gözükmektedir, mümkün olmaktadır, buna
ihtiyaç da duyulmaktadır.
Şimdi bir teklif gelmiş, sağlıkta ne olacakmış?
Sağlık Dönüşüm Programı çerçevesinde daha iyi, daha kaliteli hizmet sunumu
sağlanacakmış. Bu nasıl olacak? İş ve işlemleri hızlandıracak, ihtiyaç olduğu
hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık meslekleri düzenlenecek. Peki, bu nasıl
olacak? Şimdi, teklif, Sağlık Komisyonunda teknik maddeler görüşülmeden nereye
geliyor? Doğrudan Plan Bütçe Komisyonuna. Dün burada ilgili kanun hükmünde
kararnameyle ilgili yetki tasarısı çıkarmayla ilgili tasarıyı görüşürken
konuştuğumuz problemler burada da devam ediyor. Ne oluyor? Çok teknik maddeleri
ilgili komisyonlar görüşmeden Plan Bütçe Komisyonu üyelerinin üzerine
yıkılıyor, vebal altında kalınıyor. Burada hiç olmazsa Anayasa Komisyonundan
daha iyi bir hadise oldu. İlgili Komisyon Başkanı ne yaptı? İlgili maddeleri
çekerek komisyonunda görüştü. En azından, o komisyon üyelerine saygı
gösterilmiş oldu.
Şimdi, komisyona teklifin geliş şekli
üzerinde de durmak istiyorum ancak bazı maddelerin daha önce bazı üyelerce bazı
tasarılara önergelerle monte edilmek için verilmek istendiğini de biliyoruz
hepimiz. İl özel idarelerinde bekleyen ödenekleri kullanacaklar. Nasıl
kullanacaklar? Bu kullanılmayan paraları Toplu Konut İdaresine aktaracaklar. Bu
korkunç bir icat. Nasıl diyeceksiniz? Birincisi, böyle bir nakdin olmadığını
iktidara mensup milletvekilleri komisyonda ifade ettiler. İkincisi, böyle bir
nakit varsa aktarma için Toplu Konut İdaresini adres gösteriyorsunuz. Bunun da
iki yönü var. İlki, kapatın Bayındırlık Bakanlığını, orada duruyor, her
seferinde söylüyorum, yetkiyi de aldınız, hiç durmayın. Kamu kurumları bina
yapıyor Eskişehir yolunda, bir tanesini Bayındırlık Bakanlığı yapıyor. Kapatın,
kararnameyle yetki aldınız.
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Bu sefer
kapatacaklar…
EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Hayır, o
da belli olmaz yani şimdi başka şeye geleceğim.
Şimdi, bakıyorsunuz, 5018 sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na uymuyor bu. Bunu siz çıkardınız, bozmaktan
da zevk alıyorsunuz. Buradan çıkan sonuç ne? İsteseniz maliye teorisine katkı
yapacak bir uygulama biçimini bu kadar bulamazdınız yani bu ilk defa oluyor.
Şimdi, bir Sayın Bakana söyledik “Gelin
yardımcı olalım, bir kereye mahsus problemi çözelim.” dedik. Yanlış da olsa
doğru da olsa orada bekleyen bir kaynak var ise problemi çözelim. Hayır…
Maliyeciler, Sayın Bakan kabul etmesine rağmen “Bu böyle olmaz.” diyorlar.
Onlarla da tartıştığımız zaman diyorlar ki: “Prensipte siz haklı olabilirsiniz
ama iş çıkmaz yola girmiş, burada bunu böyle yapalım.” Sayın Bakanın kabulüne
rağmen komisyonda “Hayır” diyor maliyeciler. Nasıl bir şey, onu anlamakta
sıkıntı çekiyorum.
Şimdi, o kadar önemli meseleler var ki.
Bakın, şurada biraz önce sordum, Sayın Komisyon Başkanı cevap verdi: Mali Kural
Kanunu Tasarısı. Ben Mali Kural Kanunu Tasarısı’nın kanunlaşmadığını biliyorum.
Bizim Komisyonda Sayın Başkanın söylediği bir helalleşme meselesi var. Meclis
tatile girmeden ensemizde boza pişirdiniz, iki ayağımızı bir pabuca soktunuz.
Mali kural çıkacak da çıkacak. Burada Sayın Bakanın ifadeleri var. Ne diyor? “1
Ocak 2011’den önce bitirelim ve yürürlüğe koyalım.” diyor. Birbirimizde
hakkımız kaldı, helalleşeceğiz de sizinle mi helalleşeceğiz Sayın Başkan, yoksa
Sayın Başbakan Yardımcısıyla mı helalleşeceğiz? Şimdi, o mu önemli, bu mu
önemli? İktidar ne yapacağını bilmiyor. Getirdiği yasanın arkasında durmuyor.
Çekiliyor, ayrılıyor.
RECAİ BERBER (Manisa) – Ama uyuluyor
zaten ona ya, mali kurala uyuluyor.
EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bir
saniye, söyleyeceğim. Mali kuralın çıkmadığını biliyorum.
“Bakan dut yemiş bülbüle döndü.” dedim
ben burada. Evet, diğer bakanların tasarının altında imzası vardı, çektiler
altındaki imzayı, savunamadı Başbakan Yardımcısı. Siz de biliyorsunuz bunu.
Şimdi, hadiseyi buraya getireceksiniz, yapacaksınız. Diyordu ki burada: Bundan
OECD de istifade edecek, rica ediyorlar, bundan G 20’ler de istifade edecek,
bundan AB de istifade edecek. Ya, hani nerede? Bırakın bizim ülkenin
vatandaşlarını, -rezil oldu, kepaze oldu- öbür ülkeler istifade edemiyor mali
kural yok diye.
Şimdi, döner sermayelerle ilgili
hususlar… Şimdi, Sayın Bakan haklı olarak -orada birikmiş alacakların
tahsilatına yönelik sistem çalışmıyor, tıkanmış- çözüm yolu arıyor. Başka kim
arıyor? Daha önce Devlet Su İşleri de aradı. Sistem tıkanmış, herkes bir
parçasından alıp götürmeye çalışıyor. Nitekim Maliyede şimdi hazırlık var
galiba, bunu kökten çözmeye yönelik bir hazırlık. Şimdi, sistem tıkanmış, işler
gecikmiş. Ben “Eğer siz bunu, bu işlemi, avukatları, yandaş avukat tutarak
doldurmaya çalışırsanız ne derim? ‘Parasını döner sermayelere ödeyemeyen sağlık
hizmetleri almış vatandaşların üzerine yandaş avukatlara iş verilerek
gidiliyor.’ derim.” dedim, yapılmasın bu. Şimdi hakikaten Sayın Bakan
sıkıntılı, problemleri çözmek istiyor ve bizim komisyonda en çok da yardım
edilen Bakan ama bu işin tasarı değil de teklif olarak gelmesi bir başka
şekilde enteresan. Şimdi bunları niye söylemiyoruz? “Biz bunları çözemiyoruz.”
demiyoruz.
Şimdi katma değer vergisi, gelir
vergisi muafiyetleri getiriyoruz. Bu şimdi de uygulanıyor olabilir. Başka
şeylerde liberal sistemi kurduk, bu işlerde bir değişiklik olmasın, hiç kimseye
muafiyet tanınmasın, hiç kimseye istisna tanınmasın, fevkalade iyi gitsin
diyoruz. Burada istisna getiriyoruz.
Şimdi hakikaten Toplu Konut İdaresiyle
ilgili hususlarda bu iş, -Bir kere siz bu batağa saplandınız Sayın Bakanım-
aynı şekilde devam ediyor.
Bir başka husus: Gümrükle ilgili bir
husus var burada. Sayın Bakanın teşkilat yasası orada duruyor. Sayın Bakan
elinde bir önerge AKP grup başkan vekillerinin altında imzası, buraya usule
uygun olan, olmayan bazı tasarıların altına eklenerek çıkarılmak istiyor. Usule
aykırı diye Başkan Vekili reddetti onu. Ondan sonra götürüyorsunuz başka
alakasız bir şeyle usule uyduracak şekilde ne yapıyorsunuz? Bunu birleştirip bu
kanunun altına koyuyorsunuz. Daha dün yetki tasarısı aldınız, onunla çözün,
illa yandaş doldurmaya, seçime iki ay kala mecbur musunuz?
Şimdi bunun bazı yönlerinin çözülmesi
lazım, Sayın Bakana yardımcı oluyoruz ancak bu usul, bu yol yol değil.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.
Şahsı adına, Muğla Milletvekili Sayın
Mehmet Nil Hıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET
NİL HIDIR (Muğla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; sağlık
sektörümüzün bir kısmının görev, yetki ve sorumluluklarını ilgilendiren 744
sayılı Yasa Teklifi hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi sevgi
ve saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın önemli adımlarından birini daha
gerçekleştiriyoruz. Bu konuda çok gayretli ve fedakârca çalışan Komisyon
milletvekillerimize, Sağlık Bakanlığımızın değerli çalışanlarına, teklifi sunan
değerli milletvekili arkadaşlarımıza da huzurlarınızda teşekkürü borç telakki ediyorum.
Bilindiği
gibi Sağlıkta Dönüşüm Programı, sigorta kurumlarının tek çatı altında
toplanması, devlet hastanelerimizin ve sigorta hastanelerinin Sağlık
Bakanlığının çatısı altında birleştirilmesi, Genel Sağlık Sigorta Yasası ile
sağlıkta güvencenin doğumla başlayıp yaşlılığa kadar devam ettirilmesi, ilaç
satış ve sunumunun eczacılarımızın geniş bir kitlesine sözleşmeyle
yaygınlaştırılması, ilaç fiyatlarının bu vesileyle düşürülmesi, Bakanlığın ilaç
üretiminden çekilmesi, tam gün yasasıyla hekim meslektaşlarımızın daha kurumsal
çalışma imkânlarına kavuşturulması, özel hastanelerimizin nüfusa ve ihtiyaçlara
göre planlanması ve sigorta kurumlarıyla sözleşmeye açılması önemli basamakları
teşkil etmişti.
Bugün
yaptığımız yasal faaliyetin birinci bölümünü on bir ana başlık altında
toplayabiliriz.
Öncelikle,
hekim meslektaşlarımızın en değerli yardımcıları olan yardımcı sağlık
personelinden yirmi dört branşta, görev ve sorumlulukları, yetkileri ve mesleki
faaliyetlerindeki görev tanımlamalarına ilişkin madde gerçekleşmektedir.
Yine
teklifte önem arz eden ikinci husus, diş hekimlerimizin ve tıpta uzman olacak
hekim meslektaşlarımızın, dünya standartlarında ve ülkemizin ihtiyaçları
doğrultusunda, diş hekimlerinin sekiz branşta ana dal ve yan dal uzmanlıklarının ihdas
edilmesidir.
Yine, uzman hekimlerimizin ihtisas
sonrası yan dallarında, yani üst ihtisaslarda, altmış üç branşa yaklaşık
ihtisas dalında ve yan dalda görev, sorumluluk alanlarının ve sürelerinin yasal
çerçeveye dâhil edilmesidir.
Bir başka husus da tıpta uzmanlık
sınavlarında ana dal eğitim sürelerinin gelişen bilimsel gerçekler çerçevesinde
yeniden ele alınması gerçekleştirilmektedir.
Değerli arkadaşlar, insanlar üzerinde
yapılan klinik araştırmaların usul ve esaslarının da kanunla belirlenmesi bu
yasa kapsamına alınmıştır. Özellikle araştırma gönüllülerinin sağlıkları
hakkında güvenlik, esenlik ve etik haklarının yasal güvence altına alınması bu
yasa kapsamına alınmıştır.
Toplum sağlığı hususunda atılan bir
diğer adım ise aşı üretimi ve yatırımlarının artırılması ve yerli üretimin
artırılmasına yönelik yasal tedbirlerdir.
Yine, yerel yönetimlerle iş birliği
içerisinde, gönderilen ödeneklerin atıl hâlden kurtarılarak sağlık yatırımına
dönüştürülmesi bu yasa kapsamında ele alınmaktadır.
Aile hekimlerimizi ilgilendiren bir
başka husus ise pilot uygulamada hekimlerimizin döner sermaye gelirlerini
artırıcı birtakım ek kaynakların ihdas edilmesidir.
Değerli arkadaşlar, sağlıkta yapılan
reform niteliğindeki bütün bu çalışmalar 70 milyon insanımızın huzurlu,
güvenli, geleceğini temin altına almak noktasında önemli adımlardır ve
fedakârca çalışan gerek doktorlarımız gerek yardımcı sağlık personelimiz bu
yasal düzenlemelerle mesleki kimliklerini, mesleki onurlarını bir kat daha
artırmışlar, insanımız tarafından daha sevecen, daha saygıdeğer hâle
gelmişlerdir.
Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi
sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Hıdır.
Şahsı adına Denizli Milletvekili Sayın
Mithat Ekici.
Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
MİTHAT EKİCİ (Denizli) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, öncelikle sekiz
senedir sağlıkta dönüşümü yürüten Sağlık Bakanlığına, yasaların çıkmasında
desteğini esirgemeyen siz değerli milletvekili arkadaşlarıma ve bu programı
içselleştirerek dönüşümün gerçekleşmesini sağlayan doktorlarımıza,
hemşirelerimize ve tüm değerli sağlık personelimize teşekkür ediyorum.
AK PARTİ İktidarından önce sağlıkla
ilgili reform sürekli olarak dile getirilmiş olmasına rağmen bir ilerleme
sağlanamamıştı. Biz, Sağlıkta Dönüşüm Programı ile bu alanda bir reforma imza
attık ve bununla iftihar ediyoruz. Daha yapılacak çok şeyler olduğunun
farkındayız, inşallah zaman içerisinde bunlar da yapılacaktır.
Hastanelerin birleştirilmesi, ilaçların
istenilen eczanelerden alınabilmesi, hekim seçme özgürlüğü, koğuş sisteminden
özel oda istemine geçilmesi, hasta hakları, “Alo SABİM Hattı”, aile hekimliğine
geçilmesi, koruyucu hekimliğe daha fazla önem verilmesi, acil ve 112 sisteminin
daha da geliştirilerek deniz ve hava ulaşım araçlarının bu amaçla kullanılması,
hastanelerde rehine devrinin kapanması, hastanelerin cihaz ve malzeme altyapısı
yönüyle modern çağa uygun ve en ileri teknolojiyle donatılması, personelin
eğitilerek personelin eğitiminin yükseltilmesi ve hastalarla daha iyi, sıcak
diyalog kurulması, aylar ve günler sonrasına verilen randevuların kaldırılarak
veya makul süreye indirilerek teşhis ve tedavinin hızlandırılması
yaptıklarımızdan bazılarıdır.
Ayrıca, genel sağlık sigortası
çıkarılarak on sekiz yaşından küçükler tamamıyla sağlık güvencesi kapsamına alınmıştır.
Şu anda, vatandaşlarımız, özel hastaneler, üniversite devlet hastaneleri dâhil
istediği hastaneye gidip tedavi olmaktadır.
Bizden önceki sekiz senede yapılmış 1
milyon 100 bin metrekarelik hastane ve diğer sağlık kuruluşlarını, iktidar
olduğumuz sekiz senede, 4 milyon 400 bin metrekareye çıkardık. Bütün bunları
insana ve halkımıza verdiğimiz değerden dolayı yaptık.
Değerli arkadaşlar, bu kanun teklifi ne
gibi yenilikler getirmektedir, bir de onlara bakalım. 5302 sayılı Özel İdare
Kanunu’nun 6’ncı maddesine göre, bakanlıklar illerdeki kendi alanlarıyla ilgili
hizmetleri gerçekleştirebilmek için kendi bütçelerinden il özel idare bütçesine
para aktarırlar. İl özel idarelerine aktarılan ödeneklerin bir kısmı maksadına
uygun kullanılırken bir kısmı ise mevzuat engeli sebebiyle, illerin acil
ihtiyacı olmasına rağmen harcanamamakta ve o paralar özel idare bütçelerinde
atıl olarak beklemektedir. Bu yasayla hizmetlerin aksamaması ve ödeneklerin en
iyi şekilde değerlendirebilmesi için atıl kalan ödeneklerin başka projelerde
veya başka il özel idarelerinde kullanılmasına, hatta toplu konut idarelerine
aktarılabilmesine imkân sağlanmaktadır.
2’nci maddede, sağlık tesisleri
bünyesindeki kafeterya, büfe, otopark gibi sosyal tesisler Millî Emlak
tarafından kiraya verilmektedir. Bu yerlerin denetim ve kontrolü Millî Emlak
tarafından yeterince yapılamadığı için verimli olarak kullanılamamaktadır. Bu
yasayla bu gibi sosyal tesisler hastaneler tarafından kiraya verilebilecek,
gelirleri döner sermayeye kaydedilecek, kontrol ve denetimleri daha iyi bir
şekilde yapılabilecektir.
Üniversite hastaneleri ile Sağlık
Bakanlığı hastanelerinde vefat eden ve tedavi giderleri Sosyal Güvenlik
Kurumunca karşılanamayanların yükümlü oldukları borçlar, eğer kişinin ödeme
gücü yoksa, faizleriyle beraber ortadan kaldırılacaktır. Bu yasayla, 31/12/2010
tarihine kadar tahsil edilmemiş borçların yüzde 50’sinin kanunun yayımı
tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ödeneceği taahhüt edilirse borcun geriye
kalanı faiziyle beraber silinecektir, eğer borç 250 TL’nin altında ise tamamen
silinecektir.
İnsanlar üzerinde gerçekleştirilecek
klinik araştırmalara katılacak gönüllülerin hakları, güvenliği ve esenliğini
teminat altına almak amacıyla insanlar üzerinde yapılacak bilimsel
araştırmaların usul ve esasları belirlenmektedir. Herkes kendi keyfine göre
insanlar üzerine araştırma yapamayacak, insanlar kobay olarak
kullanılamayacaktır. Son günlerde, bir hastanedeki uygulamalardan kamuoyu son
derece rahatsız olmuştur. Bu amaçla etik kurullar oluşturulmaktadır.
Sağlık tesisleri önemli binalardır.
Onları rastgele her yere kuramayız. Eğer hastane yapımına uygun bir yer varsa
ve bu yer başka kamu kurumlarının elindeyse Sağlık Bakanlığına tavsiye edilmesi
kolaylaştırılmaktadır. Ayrıca hizmet dışı kalan binaların yıkımı da Sağlık
Bakanlığı tarafından yapılabilecektir. Bu yıkımlar daha önce Millî Emlak
tarafından yapılabiliyordu.
Bu yasanın hazırlanmasında emeği geçen
herkese teşekkür ederken yasanın halkımıza hayırlı olmasını temenni ediyor,
yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ekici.
Bölüm üzerinde soru-cevap işlemi
gerçekleştireceğiz.
Sayın Yıldız, buyurun efendim.
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Geçtiğimiz günlerde basında bir haber
yer aldı, bu, “jet profesörler veya hülle profesörler” adı altında. Ankara
Tabip Odası ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasının bir çalışması
sonucunda 50 kadar doçentin eğitim vermeyen üniversite tıp fakültelerinde,
hastanesi çalışmayan tıp fakültelerinde profesör oldukları ve orada hiç görev
yapmadan kendi kurumlarına döndükleri… Bunların bir kısmı Sağlık Bakanlığında
üst düzey görevli, bir kısmı klinik şefi, bir kısmı başhekimlerdir.
Bunların sayısı nedir? Kimler -isimler olarak-
hangi üniversitelerde görev yapmışlar, profesör olmuşlar ve şu anda
nerededirler? Belki bir kısmına Sayın Bakan burada cevap veremeyebilir ama
bunların gerçek sayısı nedir? Hatta bunların bir kısmının rektör olduklarını da
biliyoruz, Ankara’da veya başka yerlerde rektörlük görevine geldiklerini de
biliyoruz. Çünkü hastanesi yok, öğrencisi yok, profesör olmuşlar. Buna açıklık
getirilirse sevinirim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Sayın Yalçın…
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakan, Bakanlığınız toplam
personelinin 2002 ile kadrolu ve şirket elemanları bakımından bir mukayesesini
yapmanız mümkün müdür? Aradaki oran ne şekilde değişmiştir bugün itibarıyla?
Bir de efendim, kendi tecrübelerime
göre de özellikle özel hastanelerde gerekli olmadığı hâlde birtakım tahlillerin
yapıldığını, yaptırıldığını ben kendim de gözlemliyorum. Elinizde böyle bir
çalışma var mıdır? Sizin tahminlerinize göre, hastanelerimizde gerekli olmadığı
hâlde sırf kamu kaynaklarından bir miktar koparmak adına yapılan tıbbi
müdahalelerin ya da tahlillerin -sağlık dilindeki deyimlerini tam olarak
bilemeyebilirim- rakamsal karşılığı hususunda bir tahmininiz bulunmakta mıdır?
Bu konuda ne tür bir önlem düşünmektesiniz?
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalçın.
Sayın Akçay…
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Sayın Bakan, yaklaşık altı yıldır,
bilhassa her seçim öncesi Manisa’ya 400 yataklı bölge hastanesi yapılacağı
söylenmiştir. Hastane arsası Manisa Belediyesi tarafından teslim edileli bir
yılı da geçmiştir, fakat hastane inşaatına daha henüz başlanmamıştır. Bu
hastane Manisa’ya ne zaman yapılacak Sayın Bakanım?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.
Sayın İçli…
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, biliyorum, tabii,
SGK’nın sorunu ama, bu şeker hastalarının hâlâ şeker ölçüm çubukları meselesi
çözümlenmedi. Sağlık Bakanlığı olarak bu konunun çözümlenmesi için ne gibi
girişimlerde bulunacaksınız?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İçli.
Sayın Işık…
ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Sayın Bakan, Bakanlığınız bünyesinde
özellikle kamu hastanelerinde taşeron şirketlerde çalışan personel sayısı
nedir? Bunların sorunlarının çözümüne yönelik olarak bir çalışmanız var mıdır?
Varsa çalışma ne aşamadadır? Ne düşünüyorsunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Işık.
Sayın Bakanım, buyurun efendim.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Değerli Başkanım teşekkür ediyorum, soru soran bütün değerli arkadaşlarıma da
teşekkür ediyorum.
Sayın Yıldız’ın kendi ifadesiyle
-tırnak içinde söylüyorum- bu “jet profesörler” konusunu, doğrudur…
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Haberlere
göre. Ben de haberlerden aldım.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Doğru efendim, basında yer alan şekliyle ama bu arkadaşlarımız adına bu ifadeyi
kullanmasak bence daha doğru olur efendim.
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Benim ifadem
değil, basında yer aldı.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) -
Anladım. Yani basın da ifade etmiş olsa bu bir haksızlık.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Olayı bir
anlayalım Sayın Bakan.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Doğru mu yanlış
mı olay?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) -
Şimdi ben anlatıyorum.
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Ben “Basında
bu şekilde yer aldı.” dedim.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Tamam efendim, müsaade ederseniz anlatacağım.
Basında da yer almış olsa burada bu
arkadaşlarımızı bu şekilde tarif edersek Türk bilimine çok önemli katkılar
yapmış olan, dosyaları son derecede kabarık olan yani “kabarık” derken bilimsel
açıdan son derecede düzgün dosyaları olan arkadaşlara haksızlık yapmış oluruz.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Peki, bu
yöntem doğru mu?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Şimdi profesörlüğün nasıl bir şey olduğunu bilen akademisyen arkadaşlarımız çok
tabii burada. Profesörlük için aslolan şudur: Doçent olursunuz, doçentlik
unvanı bir sınavla size verilir, yayınlarınız vardır, daha sonra bir sınava
girersiniz doçent olursunuz. Elimizdeki kanunlar doçent olduktan sonra beş sene
bekleme süresi gerektirmektedir. Beş sene bekledikten sonra da bu beş sene
içerisindeki yayınlarınızı dosyaya koyarsınız bir profesörlük kadrosu ihdas
edilmişse buraya, bu kadroya müracaat edersiniz. Yine buna ilgili yönetim
tarafından bakılır, bu dosyanız eğer uygun bir dosyaysa size profesörlük unvanı
verilir. Dolayısıyla, hiç kimse öyle jet profesör falan olamaz Türkiye’de.
Basına akseden bu ifadeler hem Türk akademik camiasına hem de bu
arkadaşlarımıza büyük haksızlıktır.
Şimdi, gelelim ondan sonraki kısma.
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Eğitim
vermeyen tıp fakülteleri, hastanesi olmayan tıp fakülteleri…
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Tabii, ondan sonraki kısma gelelim efendim.
Türkiye’de, öteden beri eğitime yeni
başlayan tıp fakültelerinde benzeri uygulamalar olagelmiştir ve olması da
gerekmektedir çünkü bu tıp fakültelerine öğretim üyesi gerekiyor, aksi takdirde
bu tıp fakülteleri kurulamıyor. Bu tıp fakültelerinde eğitim bir kısmında
başlamış durumda, bir kısmında başlayacak. Bu yetişmiş değerli öğretim
üyelerini bu fakültelere öğretim üyesi yapmak Türkiye'nin geleceği açısından,
Türkiye'nin akademik geleceği açısından, Türkiye’de yetişecek öğrenciler ve
uzmanlık öğrencileri açısından çok doğru bir harekettir.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Peki,
orada kalıyorlar mı Sayın Bakan?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Yüce Meclisimizde yapılmış olan önemli bir kanunla…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Orada
kalmıyorlar, dönüyorlar.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Değerli milletvekilim, devamlı laf atarsanız nasıl cevap vereceğim yani?
Müsaade edin, konuşayım. Soru soracaksanız yine soru sorarsınız. Bu mikrofonlar
size de açık, bize de açık.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Ama işin
esasını anlatmıyorsunuz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Yani eğer anlatmama müsaade etmeyecekseniz ben anlatmam. İstemiyorsanız…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – O benim
takdirimde değil.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
İyi de takdiriniz oradan buraya laf atmak da değil Sayın Milletvekili yani!
Böyle bir usul var mı?
BAŞKAN – Sayın Özyürek…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Var, var…
BAŞKAN – Sayın Bakanım…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Bunu ben zaman zaman yapıyorum.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Yanlış yapıyorsunuz. Lütfen, doğru yapın Sayın Özyürek. Siz, tecrübeli bir
milletvekilisiniz, yanlış yapmayın lütfen.
BAŞKAN – Sayın Özyürek, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakanım, buyurun; Sayın Yıldız
dinliyor efendim sizi.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Sonra soruyu siz de sormadınız. Sayın Yıldız gayet güzel bir biçimde dinliyor
yani.
Şimdi, bu değerli arkadaşların önünde
hem kendileri açısından hem de yeni kurulan üniversiteler açısından büyük bir
fırsat doğdu. Nedir bu fırsat? Yine yüce Mecliste birlikte yaptığımız bir
kanunla, Tam Gün Kanunu’yla üniversitelerle Sağlık Bakanlığına bağlı eğitim
hastanelerinin birlikte çalışma fırsatı doğdu. Bu değerli arkadaşlarımız ilgili
üniversitenin kadrosundayken eğitim hastaneleriyle birlikte çalışmak suretiyle
hem buralarda eğitim verecekler hem de köklü, oturmuş olan bir eğitim hastanesi
yeni kurulan tıp fakültesine destek vermiş olacak. Bu, Türkiye’nin geleceği açısından
çok makul bir şeydir. Ama biz topluma böyle işte, bazı basın organlarının
yaptığı gibi “Jet profesör” deyince, sanki bu işe hiç layık olmayan bir insan
profesör yapılmış gibi lanse ediliyor. Bu, son derece yanlış bir tariftir, son
derece yanlış bir kara çalmadır. Bu arkadaşlarım adına bir defa bunu -Ben de
bir akademisyen olarak Meclise geldim- kesinlikle reddediyorum.
Yapılan yanlış bir iş değildir hem
hukuk çerçevesinde hem de maslahat çerçevesinde Türkiye’nin gelişmesine yararı
olacak bir iştir. Bu gözle bakmak gerektiğine inanıyorum.
SACİD YILDIZ (İstanbul) – Hastanesi
yok. Bir kısmı da hemşirelik yüksekokullarında profesör.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
İkincisi efendim: “2002 ile mukayese edildiğinde hizmet alımıyla ne kadar kişi
var, kadrolu ne kadar kişi var?” Sayın Yalçın’ın sorusu zannediyorum. 2002
yılına göre sayı olarak bizdeki personel sayısı son derece arttı. Şöyle ifade
edeyim: -Sayın Yalçın’ın sorusu zannediyorum- Toplam personel açısından…
Arkadaşlar, toplam personeli verseniz daha iyiydi.- Her neyse, tek tek
söyleyeyim: Uzman tabip açısından, 20 binden 30 bine çıkmışız, Sağlık
Bakanlığında. Pratisyen tabip açısından, 24 binden 30 bine çıkmışız çünkü
maalesef Türkiye’de geçmiş yıllarda yeteri kadar öğrenci alınmadığı için, bu
sayılarda fazla bir artış sağlanamadı. Hemşire, ebe açısından, 86 binden 118
bine çıkmışız; bu iyi bir sayıdır. Diğer sağlık çalışanları açısından da ciddi
artışlar var. Bu arada, 2002 yılında şirket elemanı sayısı olarak da 11 bin kişiden 118 bin kişiye çıkmışız. Toplamda,
2002’deki 256 binden 2010’da 450 bin kişiye çıkmışız. Aslında, Sağlık
Bakanlığında çalışan personel sayısının ciddi ölçüde artırılmasıyla vatandaşa
verdiğimiz hizmetlerde de ciddi bir artış kaydedildi.
Değerli milletvekilleri, burada da
temel bir yaklaşıma işaret etmek isterim. Kamunun, hizmetlerini özel sektör
eliyle gördürmesi son derece çağdaş bir yöntemdir. Yani kamuya alınacak
herkesi, kamuda memur, kamuda işçi kadrosuna almak mıdır hakikaten bu işin
doğrusu? Bunun üzerinde düşünmeliyiz. Ama, hizmet alımı yoluyla istihdam edilen
değerli çalışanların hukukunu da tabii ki en iyi şekilde korumak lazım.
Haklı olarak sordunuz: “Bunlar için ne
gibi tedbirler aldınız?” Şimdi, birincisi: Sağlık Bakanlığında bu çalışanların
maaşlarının banka kanalıyla kendilerine ödenmesi mecburi hâle getirildi,
çerçeve genelgelerimizle yani doğrudan doğruya işçilere ödenen paralar banka
kanalıyla ödeniyor ve miktarlarında herhangi bir oynamanın olmaması sağlanıyor.
Maaşlarının iki iş günü içerisinde, ayın bitiminde, kendilerine ödenmesi
zorunlu tutuldu. Sigorta primlerinin kontrol edilmesi zorunluluğu getirildi.
Sigorta primleri yatırılmadan firmalara hak ediş ödemiyor hastanelerimiz. Yol
ve yemek yardımı gibi sosyal yardımlar ödenmeye başlandı. Şimdi, bütün bunlar,
Türkiye’de 120 bin kişinin istihdamını sağladı ve bu değerli vatandaşlarımız
aynı zamanda da insanımıza hizmet ediyorlar sağlık kuruluşlarında.
Bu arada şunu da yapıyoruz…
RIDVAN YALÇIN (Ordu) - Biz daha uygun koşullarda
çalışsınlar diye soruyoruz.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – E, tabii ki yani
memleket geliştikçe, AK PARTİ hükûmetleri döneminde olduğu gibi böyle büyümeye
devam ettikçe asgari ücret de artacak ki bu çalışanların büyük bir çoğunluğu
asgari ücretle çalışmıyorlar, öğrenim durumlarına göre daha yüksek ücretlerle
de çalışıyorlar.
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – İnşallah, biz daha iyisini
yapacağız.
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Yani burada bütün
mesele hem birçok insanı istihdam ederek iş sahibi yapmak hem de sağlık
hizmetlerinin kalitesini artırmak olmuştur, burada yanlış bir şey yok. Ama biz
kamu hizmetlerinin güçlendirilmesini, bu hizmet alımlarıyla gördürülen işlerde
de kamunun patronajının devam etmesini çok önemsiyoruz. Kamuda sağlık
hizmetleri güçlendirilmelidir ama hizmetlerimizin önemli bir kısmını özel
sektöre de gördürebiliriz, bundan sonra da gördürmenin ben gerekli olduğuna
inanıyorum.
Peki, özel hastanelerde gerekli olmadığı hâlde yapılan
tahliller, tetkikler var mı, bununla alakalı bir veri tabanı var mı? Biz de
böyle bir veri tabanı yok doğrusu. Sosyal güvenlik, buna ait bilgiler bizden
ziyade şimdi Sosyal Güvenlikte, çünkü Sosyal Güvenlik hizmet alımı yapıyor.
Ancak burada da şunu ifade edeyim: Değerli milletvekilleri, sistem, aslında
fazla tahlil yapmayı genellikle o fazla tahlil yapan kurumun lehine daha fazla
bir ödeme alabilir hâlinde sürdürmüyor. Sosyal Güvenlik Kurumunun paket
sözleşmeleri var. Bu paket sözleşmenin içerisinde siz bir özel hastane olarak
daha fazla tetkik yapmakla daha fazla kazanamazsınız. Yaptığınız tetkikler
sizin kasanızdan gider, sizin kesenizden gider. Ha, bunların dışında istisnai
bazı tetkikler, tetkik grupları var. Bu tetkik gruplarıyla ilgili acaba
birtakım istismarlar olabiliyor mu? Bunu da değerlendirmek lazım.
Peki, zaman zaman kamuoyuna yansıyan doğrudan hastanın
istismarıyla ilgili hususlar var. Ben bunların çok yaygın olmadığını
düşünüyorum. Yani bunu yapanlar gerçekten çok yanlış işler yapıyorlar ve gerek
Sosyal Güvenlik Kurumu gerek Sağlık Bakanlığımız bunları tespit ettiği anda da
hem idari yönden gerekli işlemleri yapıyoruz ruhsat iptallerine varıncaya
kadar, hizmet alım sözleşmelerinin fesihlerine varıncaya kadar ve bunları
ayrıca savcılıklara da teslim ediyoruz. Kuşkusuz ki bu kadar büyük bir hizmet
alanında yanlış yapanlar oluyor, yanlış yapanlara da gerekli olanlar yapılıyor.
Manisa’ya ne zaman bir hastane yapacağız? Bu doğru ve
önemli bir soru. Manisa dört yüz
yataklı merkez bölge hastanesi için YPK onaylarını aldık, kamu-özel
ortaklığıyla yapacağız. Ön yeterlilik ihalesini tamamladık Değerli
Milletvekilim Sayın Akçay, teklif sürecinde şu anda ihale. Mayısın sonu
itibarıyla da teklifler alınacak. İhale bu şekilde değerlendirilerek inşallah
sonuçlandırılıp bu sene buranın yapımına başlanacaktır.
Şeker hastalarının
şeker ölçüm çubuklarıyla ilgili problem, aslında Sosyal Güvenlik Kurumu
tarafından çözülmüş bir problemdir ama sahada hâlâ bazı problemler olabiliyor.
Buradan, sizin sorunuzu da vesile bilerek, bütün vatandaşlarımıza şöyle
seslenmek istiyorum: Sosyal Güvenlik Kurumu bir kural koydu. Bu kuralı koyarken
de bizden yardım aldı. Biz, piyasadaki şeker ölçüm çubukları ve bunları ölçen
cihazların hepsini Hıfzıssıhhada inceledik ve bunların ölçüm açısından rasyonel
sınırlar içinde ölçüm yapanlarını bir piyasa gözetimiyle belirledik. Diğer
cihazların da piyasadan çekilme şartını getirdik. Şu anda piyasada satılan
çubuklar ve bunların cihazları, doğru ölçüm yapan çubuklar ve cihazlardır. Yine
piyasa gözetimine devam edeceğiz. Vatandaşımız, kendisine bir eczaneden fazla
fiyat talep edilirse kesinlikle o ölçüm çubuğunu ve o cihazı kullanmasın. Çünkü
Sosyal Güvenlik Kurumu, yeni cihazlar için ilave bir para ödeyeceğini de tespit
etti. Ama maalesef, bazen uygulayıcılar tarafından, kendilerinin firmalarla ya
da şirketlerle yapmış oldukları ticari ilişkiler sebebiyle, vatandaşa “Şu
cihazı ve bu çubuğu kullan.” dayatması getirilmektedir. Vatandaşımız buna
lütfen dikkat etsin, herhangi bir para ödemeden bu çubukları alma imkânına şu
anda kavuşmuştur.
Teşekkür ederim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul)
– Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyoruz.
BAŞKAN – Şu anda
önergeleri okutacağım, önergeleri işleme alacağız. Dolayısıyla, bu aşamada bir
oylama yok.
Sayın
milletvekilleri, birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, birinci bölümde
yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra
ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
1’inci madde
üzerinde iki adet önerge vardır.
Önergeleri
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1. maddesinin son
cümlesindeki “Toplu Konut İdaresi’ne aktarılabilir.” İbaresinin “Sağlık
Bakanlığı’na aktarılabilir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Tekin
Bingöl
İstanbul İzmir Ankara
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu Sacid
Yıldız Şevket
Köse
Malatya İstanbul Adıyaman
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan kanun teklifinin
1’inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Erkan
Akçay Mehmet
Günal Mustafa
Kalaycı
Manisa Antalya Konya
Mehmet
Şandır Rıdvan
Yalçın Alim
Işık
Mersin Ordu Kütahya
Emin
Haluk Ayhan
Denizli
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ
BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz Değerli Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Kalaycı, buyurun.
MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Görüştüğümüz maddede, il özel
idarelerine aktarılıp buralarda bekleyen ödeneklerin aynı veya başka bir il
özel idaresine ya da TOKİ’ye aktarılması öngörülmektedir. Böyle bir uygulama
bütçe ilkelerine aykırı olduğundan maddenin tekliften çıkarılmasını öneriyoruz.
Değerli arkadaşlarım, bu maddede de
TOKİ karşımıza çıkmaktadır. TOKİ’ye imar mevzuatında, vergi mevzuatında, birçok
mevzuatta ayrıcalıklar tanınarak özel imkânlar verilmiş, bedava arazi ve
arsalar tahsis edilmiştir.
TOKİ ne yapmıştır, aslında bir masaya
yatırmak gerekmektedir. Ben buradan şunu söyleyeceğim: TOKİ vatandaşa kazık
atmaktadır; TOKİ, dolayısıyla AKP Hükûmeti fakir fukaraya, dar ve sabit gelirli
insanımıza kazık atmaktadır.
AHMET YENİ (Samsun) – Ayıp ayıp! O
ifadeler çok ayıp! Milletten özür dile.
MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Bunu ben
söylüyorum ama bu…
AHMET YENİ (Samsun) – Ağzından çıkanı
dinle.
MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Sen benim
konuştuklarımı dinle, gelir burada cevap verirsin.
AHMET YENİ (Samsun) – Çok ayıp!
MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Ben ayıp bir şey söylemedim;
Yapılan bir işlemin, resmî rapora
yansıyan bir hususu ben burada dile getirmekteyim.
AHMET YENİ (Samsun) – Kulağın duymuyor,
kulağın.
MUSTAFA KALAYCI (Devamla) – Değerli
arkadaşlarım, bu söylediğim konu, eski adıyla Başbakanlık Yüksek Denetleme
Kurulu, yeni adıyla Sayıştay Başkanlığımızın Toplu Konut İdaresi Başkanlığı
2009 yılı raporunda aynen yer almaktadır ki bu raporu değerli milletvekili
arkadaşlarım KİT Komisyonundan da temin edebilirler. Bu rapor ne zaman
yazılmış, ne zaman kabul edilmiş? 14 Aralık 2010 tarihi itibarıyla. Şimdi,
raporun Romen rakamla XI’inci sayfasında yer alan 9 ve 10 numaralı önerileri
okuyacağım.
9 numaralı öneride, “İdarenin, konut ve
iş yerleri satışlarında peşinattan kalan bakiyeye memur maaş artışı oranı
uygulanan projelerde taksitlere enflasyon oranı üzerinde bir artış yapılması
nedeniyle alt ve orta gelir grubunda konut satın alanların ödeme güçlüğüne yol
açtığı görüldüğünden, idare tarafından bakiye borç ve taksit tutarlarına memur
maaş artış oranı TÜFE ve ÜFE oranlarını içeren endeksler arasından en düşük
olanın uygulanması” diyor.
Yine, 10 numaralı öneride, TOKİ’nin
taşınmaz satışlarında bankalarla yapılan protokollerin uygulanması sonucunda
hem idarenin hem de taşınmaz satın alanların daha fazla maliyete katlandığı
görüldüğünden, idarenin taşınmaz satışlarında aracı olarak çalışan bankalarla
yaptığı protokol hükümlerinin konut satın alanlar ve idare lehine yeniden
düzenlenmesini istiyor.
Şimdi, katlandığı maliyetin yüksek
olması ne demektir arkadaşlarım? Yani, Anadolu tabiriyle buna kazık derler.
Yani maliyetin üzerinde bir satış yapıyorsan, ki dar ve sabit gelirli
insanımıza bunu yapıyorsan bunun başka adı yoktur.
TOKİ’den konut alan vatandaşın bir ödeme
planı da yoktur. Yoktur çünkü TOKİ tefeci gibi faiz almaktadır. TOKİ’nin,
konutun peşinat bedelinden sonra kalan bakiyeye uygulamış olduğu memur maaş
endeksi, kim ne derse desin, etki ve sonuçları itibarıyla bileşik faizdir. Bir
de bu uygulama en düşük devlet memuruna uygulanan artış oranını da içine alan
memur maaş endeksidir. Örneğin, en son dönem olan 2010 ikinci altı aylık memur
maaş endeksine bakmak gerekmektedir. Memura açıklanan ve uygulanan yüzde 2
artıştır ama TOKİ’nin memur maaş endeksine gelince 3,59’a yükselmektedir çünkü
artış olarak alınan endekste her memur kesimine uygulanan artış oranı değil,
belirli memur kesimine uygulanan memur zammı ve seyyanen yapılan zamlar da
eklenerek endeksin içine girmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe
Komisyonuna bile bu konuda binlerce şikâyet dilekçesi gelmiştir. Artış oranı
bileşik faiz olmayan, idareyi tefeci pozisyonuna düşürmeyecek, konut
alıcılarını rahatlatacak ve aynı zamanda ne zaman ne ödeneceğinin bilindiği
sabit oranlı bir artış oranı olmalıdır. Böylece konut alıcısı bir ödeme planı
alabilecek ve konutunun gerçek bedelini görecektir.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Kalaycı.
Önergeyi oylarınıza sunup karar yeter
sayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge
kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 1. maddesinin son
cümlesindeki “Toplu Konut İdaresi’ne aktarılabilir.” İbaresinin “Sağlık
Bakanlığı’na aktarılabilir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Özyürek (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun
efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın
Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; önergemiz üzerinde söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce
arkadaşımız Sacid Yıldız’ın somut, net bir sorusu oldu. Sayın Bakan bunu
cevaplarken, bu somut soruya somut cevap vermek yerine “vay o arkadaşları
rencide ediyorsunuz da, ne hakkınız var da” filan gibi topu taca atma yöntemine
başvurdu. Bu doğru bir yöntem değil değerli arkadaşlarım. Biz, burada,
muhalefet milletvekilleri olarak elbette denetim görevimizi yapacağız. Basında
yer alan, çeşitli çevrelerde yer alan haberleri burada soracağız. Siz derseniz
ki “Hayır, böyle bir şey yoktur.” veya “Böyle bir şey vardır, şu şekilde
olmuştur…” Arkadaşımız da onu sordu.
Şimdi, Sayın Bakan öyle gerekçeler
söyledi ki, işte, kadrosu olmayan üniversiteleri bu yolla takviye edecekmiş
gibi bir izlenim vermeye çalıştı. Oysa, haber açık, arkadaşımızın sorusu açık.
Bu kişiler, gidiyorlar, hastanesi olmayan bir üniversitede profesör olup hemen
büyük şehirlere dönüyorlar. Bu yöntem doğru mu, değil mi? Önce, Sayın Bakanın
buna cevap vermesi lazım. Bu yöntemi doğru kabul ettikleri anlaşılıyor ama
peki, herkese bu olanak sağlanıyor mu? Her doçent gidip, hastanesi olmayan
üniversitelerde profesör olup geri dönebiliyorlar mı? Yani bunlara, cevap
vermek lazım; bu bir.
İki: Yani, burada, biz, muhalefet
milletvekilleri olarak özgür bir şekilde soru sorma hakkına sahibiz. Sayın
Bakanın, bize, burada, nasıl muhalefet yapılacağı dersini vermeye hakkı ve
yetkisi yoktur; bunu açıkça ifade ediyorum. Biraz önce, sabah, Sayın Nimet Çubukçu’da
da benzer olayı yaşadık. Türkiye’de şu anda 1 milyon 700 bin öğrenciyi
ilgilendiren bir olay sürekli gündemde tutuluyor. Bunun yolu… Bu haberleri
ortaya koyanlar AKP’ye karşı olanlardır, öyleyse biz bunu kabul etmiyoruz
anlayışı doğru bir anlayış değil ki. Bu, gene, teknik bir olay. Dersiniz ki:
“Kesinlikle şifreleme yoktur.” veya “Şu şöyle olmuştur.” Yoksa siz, burada
gelip muhalefeti veya bu konuda haber yapan medyayı suçlayarak insanları
inandıramazsınız ki. İşte, biraz önce değerli arkadaşımız söyledi, “Benim
çocuğum da sınava giriyor, büyük bir huzursuzluk içindeyiz.” dedi. Bu
huzursuzluğu nasıl gidereceğinizi düşüneceksiniz. Bu, 3-5 kişi değil ki, 1
milyon 700 bin kişi ve iyi niyetle biz gerçekten bu olayın olmamasını dileriz
ama olmadığına herkesi inandırmanız lazım. Bu sürekli suçlayarak bir yere
varamazsınız veya Sayın Cumhurbaşkanı gibi fevkalade yanlış bir şekilde,
bilemediğiniz, ayrıntısına vâkıf olmanız mümkün olmayan bir konuda kefil olarak
onu atlatamazsınız.
Şimdi, ben de bu konuyu bilmeden bir
konuda kefil olsam ne olacak? Yani iki gün sonra herkes unutur gider. Bu,
teknik bir olaydır, teknik bir şekilde incelenmelidir, toplumu tatmin edecek
şekilde açıklamalar yapılmalıdır. Onun için bu 51 profesörle ilgili olay da
somut bir olaydır, teknik bir olaydır, bunun ayrıntılarını anlatırsanız, bizi
ikna ederseniz biz ikna olmaya hazırız. Bizim kimseyi suçlamak gibi bir
niyetimiz yok. Yoksa o kişilerin kimler olduğuna dair elimizde bilgiler var,
kimin yakını olduğuna dair bilgiler de var; bunları da burada açıklamak
istemem.
Değerli arkadaşlarım, bu teklifle
gerçekten sağlık sektörüne önemli imkânlar sağlanıyor. “Eksiğimiz var.”
dediler, “Sorunlarımız var.” dediler, Meclisin bu sıkışık zamanında bile
bunları Meclis olarak görüşüyoruz ve kabul ediyoruz ama artık sağlık sektörünün
de halka hizmet açısından hiçbir bahanesi kalmamıştır.
Umarım bu kanunla verilen yetkiler en
iyi şekilde, adil şekilde değerlendirilir diyor, hepinize saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın
Özyürek.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci madde üzerinde bir adet önerge
vardır, okutuyorum:
TBMM Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun
Teklifinin 2 nci maddesinin Tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mustafa Özyürek Harun Öztürk Sacid
Yıldız
İstanbul İzmir İstanbul
Tekin Bingöl Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Şevket
Köse
Ankara Malatya Adıyaman
Kamer
Genç
Tunceli
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, katılamıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Genç, buyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2’nci maddeyle ilgili olarak verdiğimiz bir önerge
üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.
Tabii, dört seneye yakın bir süredir bu
salonda AKP’li bakanlar şu sıralarda oturuyorlar, biz de milletvekili olarak
çıkıyoruz burada memleketin ciddi sorunlarını dile getiriyoruz. Maalesef,
Hükûmet sıralarında oturan bakanlardan hiçbirisi milletvekillerinin sorduğu
sorulara cevap vermiyor, doğru cevap vermiyor çünkü dürüst görev yapmadıkları
için, daima hak ve hukuku köşeye ittikleri için, hak ve hukuka riayet
etmedikleri için hep kendi hesaplarına göre yanlış cevap veriyorlar. Bu yanlış
cevaplara da, tabii, çoğunluk da onlarda olduğu için, maalesef işte Meclis Başkanlığında
oturan arkadaşlarımız da “Efendim, takdir onundur.” deyip geçiyorlar.
Değerli arkadaşlar, bakın, şimdi biraz
önce Sayın Yıldız bir soru sordu. Bu jet profesörlerden bahsetti. Bunlardan bir
tanesi Metin Doğan. Bu Metin Doğan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörlüğüne
atanıyor. Nerede şey ediyor? Sakarya Üniversitesinde Hemşirelik Yüksekokuluna
gidiyor orada profesör oluyor ve iki ayını da doldurmadan Abdullah Gül bunu
tutuyor Yıldırım Beyazıt Üniversitesine rektör atıyor. Bugüne kadar bu kadar
keyfî, bu kadar hukuksuz bir atama, bir profesörlük var mı, çık burada konuş,
varsa çık burada söyle. Hep yalan söylüyorsunuz, hep bu milleti
kandırıyorsunuz.
AHMET YENİ (Samsun) – Yalan söyleyen
sensin.
KAMER
GENÇ (Devamla) - Yahu, insanlarda bir sıkılma olur, bir utanma olur arkadaşlar
yahu. Bu Meclisin bir saygınlığı var yahu. Olur mu böyle ya!
AHMET YENİ (Samsun) – Bilmeden konuşma.
Sen yalan söylüyorsun.
KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi,
arkadaşlar, bakın hep burada suistimallerinizi…. Bakın, benim elimde, şurada
bir çizelge var. Bu çizelge, İhracatçılar Birliğinin, devletin Dış Ticaret
Müsteşarlığının geçen seneki harcamaları. Zafer Çağlayan’a bağlı olan yani
İhracatçılar Birliğinin fon niteliğindeki bu parasının Zafer Çağlayan
tarafından harcanan kısmı 507 milyar lira. Nereye gidiyor biliyor musunuz?
Bunun 81 milyar lirası yiyeceğe gidiyor, 218 milyar lirası telefona, şoföre,
Bakanın işte telefonuna, sekreterinin harcamalarına, telefon giderlerine, ondan
sonra 184 milyar lirası… Hepsi burada var. Bunlar nedir? Fon harcamalarının
keyfî harcanmasıdır. Kendi maaşından harcamıyor, kendi posta masrafları, tebrik
masrafları buradan ödeniyor. Buyurun, listesi burada. Gidin…
Şimdi, dün ben burada bir ifade de
tabii yanlış kullandım.
AHMET YENİ (Samsun) – Dünkü yalanını
düzelt.
KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, bu
İhracatçılar Birliği, AKP’nin eski genel merkezi kiralıkmış… Bana AKP’ye ait
olduğunu bana söylemişlerdi, kiralıkmış.
AHMET YENİ (Samsun) – Yani akşamdan
beri yalanın bitmiyor.
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Her şeyin
böyle.
KAMER GENÇ (Devamla) – Tamam canım, bir
dakika, düzeltiyorum.
AHMET YENİ (Samsun) – Her şeyin yalan.
KAMER GENÇ (Devamla) - Yok efendim, her
şeyin doğrusunu söylüyoruz.
Bakın, kiralıkmış, sizin bir sonradan…
AHMET YENİ (Samsun) – Her şeyin böyle.
KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim bir
konuş da…
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…
KAMER GENÇ (Devamla) - Kiralıkmış,
sonradan İhracatçılar Birliği bu binayı 15 trilyon 200 milyar liraya alıyor.
Peki, niye bu kişinin…
AHMET YENİ (Samsun) – Ya bırak kişiyi,
yalanı düzelt, yalanı.
KAMER GENÇ (Devamla) - …bu binasını 15
trilyon 200 milyar liraya alıyor. Yahu, İhracatçılar Birliğinin bu parasını siz
hangi hakla buraya harcıyorsunuz?
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Gene yanlış
söylüyorsun.
AHMET YENİ (Samsun) – Yalanı düzelt,
yalanı.
KAMER GENÇ (Devamla) - Ve bu bina da
sizin bir milletvekiline ait.
AHMET YENİ (Samsun) – Yalan mı değil
mi? Yalanı düzelt.
KAMER GENÇ (Devamla) – Yalan değil
işte. Sen söyle.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…
AHMET YENİ (Samsun) – Utanmadan,
akşamdan sabaha yalan…
KAMER GENÇ (Devamla) - Ya, bak sen, bir
defa adabı öğren, adabı.
AHMET YENİ (Samsun) – Yalan… Yalan…
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…
KAMER GENÇ (Devamla) - Şimdi, bakın
AKP’nin eskiden çok düşük fiyatla kiraladığı bir binayı…
AHMET YENİ (Samsun) – Yalan… Yalan…
KAMER GENÇ (Devamla) - …İhracatçılar
Birliğinin devletin ihracat politikasını düzeltmek üzere topladığı paralara,
getiriyor, orada 15,5 trilyon liraya satın alıyor. Böyle bir şey olur mu?
AHMET YENİ (Samsun) – Akşamki yalanını
düzelt.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Öyle bir şey yok
yalan söylüyorsun.
KAMER GENÇ (Devamla) – Ben yalan
söylüyorsam beni mahkemeye ver.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – 8,5’a aldı, 8,5’a
aldı.
KAMER GENÇ (Devamla) – Yahu,
İhracatçılar Birliği almış mı bu binayı almamış mı?
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Yalan söylüyorsun. Dün de yalan
söyledin bugün de yalan söylüyorsun.
BAŞKAN – Sayın Öksüz…
KAMER GENÇ (Devamla) – Bu bina dört
senedir burada, arkadaşlar, boş duruyor, dört senedir. Nedir? Devletin parasını
yandaşlara götür şey et.
AHMET YENİ (Samsun) – Bırak,
bırak, önce yalanlarını düzelt,
yalanlarını.
KAMER GENÇ (Devamla) – Dolayısıyla,
yani, burada, çıkın…
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Özür
dilesene, özür dile.
KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, bu YGS
imtihanı, YGS’ye…
AHMET YENİ (Samsun) – Özür dile, özür.
KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın,
arkadaşlar, 1 milyon 700 bin aile ve
çocuğu buna bir çözüm bekliyor.
AHMET YENİ (Samsun) – Önce özür dile,
özür.
KAMER GENÇ (Devamla) – Niye buna çözüm
getirmiyorsunuz? Millî Eğitim Bakanı Çubukçu’yla, Abdullah Gül “Ben tatmin
oldum.” demekle olur mu?
AHMET YENİ (Samsun) – Özür dile, özür.
KAMER GENÇ (Devamla) – Getirdiniz özel
aile ve öğrencilere göre üniversite imtihanını hazırladınız. Böyle bir şey olur
mu? Arkadaşlar, kişiye özel soru kitapçığı da hazırladınız. Bu, tamamen yapılan
bir zulümdür bu memlekete.
AHMET YENİ (Samsun) – Yalanlarını
düzelt, yalanlarını.
KAMER GENÇ (Devamla) – Size bu
zulümleriniz hakkında millet size iyi ders verecektir.
Hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç.
AHMET YENİ (Samsun) – Özür dilesene
milletten.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Karar
yeter sayısı istiyorum.
AHMET YENİ (Samsun) – Dünkü yalanını
düzelt.
BAŞKAN – Arkadaşlar, Sayın Yeni,
lütfen.
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Hangisini
düzeltecek, her şey yalan.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, dün de
bu konu meydana geldi. Arkadaşlar, tapunun kayıtları açık, gider herkes bakar,
eder, öğrenirsiniz; bu mesele değil.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Karar yeter
sayısı…
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunacağım
ve karar yeter sayısını arayacağım.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, 2’nci maddeyle ilgili bir hususta
düzeltme yapmak istiyorum.
BAŞKAN – Maddeyi oylamadan önce, şimdi önergeyi
oyluyoruz biz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler…Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.
Buyurun Sayın Komisyon.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, maddede Gelir Vergisi Kanunu geçiyor, ilk
defa geçiyor. Burada kanunun tarihi ve sayısını belirtmek gerekir. “31/12/1960
tarihli ve 193 sayılı” diye ilave edilerek oylanmasında fayda var.
BAŞKAN – Evet, gerekli notlar alınmıştır.
Komisyonun düzeltme talebiyle birlikte
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
3’üncü madde üzerinde bir adet önerge
vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 3. maddesi ile
düzenlenen Ek Madde 4’ün tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mustafa Özyürek Tayfun İçli Ferit Mevlüt
Aslanoğlu
İstanbul Eskişehir Malatya
Harun Öztürk Sacid
Yıldız Tekin
Bingöl
İzmir İstanbul Ankara
Şevket
Köse
Adıyaman
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın İçli, buyurun efendim.
(CHP sıralarından alkışlar)
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli milletvekili arkadaşlarım,
3’üncü madde üzerinde önerge verdik, bu konuda söz aldım.
Sayın Bakanım, bu konuşmalarım inanın
katkı vermek için, lütfen dinleyiniz. Bakın, döner sermaye işletmelerinin tüzel
kişiliği yoktur. Döner sermaye kişilikleri kime bağlıysa onun tüzel kişiliği
vardır. Bu, Sağlık Bakanlığına bağlıdır ve 209 sayılı Yasa’da değişiklik
yapıyorsunuz. Bakın, 4353 sayılı Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine,
Devlet Davalarının Takibi ve Usullerine ilişkin bir kanun vardır; bu, çok
ayrıntılı bir kanundur, çok eski bir kanundur, yıllar itibarıyla ihtiyaca göre
değişiklikler arz etmiştir. Şimdi 200 avukat kadrosu alıyorsunuz, bunu Sağlık
Bakanlığının döner sermaye diye de bir yere ayırıyorsunuz. Şimdi, bu, kanuna
aykırı. Bir kere, 4353 sayılı Kanun’a atıf yapmadan orada değişiklik
yapmazsanız -bütün bakanlıkların ve taşra teşkilatının davalarına bakmakla
görevli olan Muhakemat Müdürlüğüdür, hazine avukatlarıdır- ve sadece 209 sayılı
Kanun’a bir ek fıkra eklemeye kalkarsanız devletin bütün işleriyle karşı
karşıya kalırsınız.
Bakın, Çevre Bakanlığına bağlı döner
sermaye işletmeleri vardır. O döner sermaye işletmelerinin ve birçok döner
sermaye işletmelerinin tüzel kişiliği olmaması sebebiyle, açtıkları davalar husumet nedeniyle büyük sıkıntılar
yaşamaktadır. Kimisi valiliğe bağlıdır alt teşkilat olarak, taşra teşkilatı,
kimi bakanlıklara bağlıdır. Böyle bir düzenlemeyle devletin sistemini altüst
edersiniz, yargıda hız sağlayalım derken, içinden çıkılmaz bir hâle
getirirsiniz.
Bakın, yine öylesine alelacele yapılıyor ki… Ek fıkra
istiyorsunuz. Bu 209 sayılı Yasa’nın 6’ncı maddesine göre “Tıp meslekleri
mensubini ile eczacı, kimyager ve veterinerlerin tayini, müessese amirinin usul
ve mevzuata uygun olarak yapılacak teklifi ve vilayetin inhası üzerine veya
resen Bakanlıkça; muhasiplerin tayini ise Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının
teklifi üzerine Maliye Bakanlığınca yapılır.” diyor. Şimdi, “Diğer personelin
tayini ise müessese amirinin teklifi ve vilayet sağlık müdürünün inhası üzere
vilayetçe yapılır.”
Şimdi, siz avukatları bu 209 sayılı Yasa’nın içine
ekliyorsunuz, “diğer personel” kapsamına giriyor. Şimdi, siz avukatları, hukuk
fakültesini bitirmiş, stajını bitirmiş… Yani bunları bile düşünmemişsiniz,
aceleye almışsınız. Yani bütün personeli ayırmışsınız çünkü bu kanuna göre ama
avukatları ayırmamışsınız. Bunu aceleye getirmişsiniz. Neden? Çünkü bu kanun
teklifi Plan ve Bütçe Komisyonuna gelirken böyle bir düşünce yok. Plan ve Bütçe
Komisyonunda bir arkadaşımızın böyle zihni fikir projesiyle 200 kişilik kadroyu
buraya ihdas etmişsiniz ama ihdas ettiğiniz bu fıkra 209 sayılı Kanun’u
çökertiyor. Onu çökertmeyi bırakın, 4353 sayılı Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine
ve Devlet Davalarının Takibi hakkında Kanun’u felç ediyor.
Şimdi, mahkemelerde, avukat gitti… Mesela temyiz
müessesesini düzenlemişsiniz. Orada, bu 4353’te temyiz zaruridir. Burada bir
fıkra eklemişsiniz, diyor ki: “Gerekli tedbirleri alır.” Ne demek tedbirleri
alır? Temyiz mi edecek, etmeyecek mi? Temyiz etmek durumunda muhakematın
avukatları. Devletin trilyonları gidecek, siz onun takdirine bırakıyorsunuz.
Hem de takdiri kime bırakıyorsunuz. Yani şimdi fıkrasını bulamadım, çok geniş
bir fıkra düzenlemişsiniz; yani diyorsunuz ki, buradaki, işte, şey yapılır,
dava açılıp açılmayacağı…
Bu sistem, Sayın Bakanım, inanın başınıza çok büyük
sıkıntılar açar. Sağlık
Bakanlığının başına sıkıntılar açar, döner sermaye işletmelerinin başına çok
büyük sıkıntılar açar. Rica ediyorum, daha sonra ciddi bir şekilde bu
düzenlenir. Teklif sahibinin niyeti, bu yok. Bir de bu yetmiyor, 200 kişilik
kadro. Kamu İhale Yasası’nın 22’nci maddesine göre, işte, sözleşmeli
alacaksınız. Orada bile bir eksiklik var. Bütün kanunlarda, düzenlenirken
“22’nci maddenin (h) bendi” diye açıkça belirtilir. Çünkü 22’nci maddede… Bu
tür alımlarda doğrudan teminde kâğıt da alıyorsunuz, motor da alıyorsunuz,
hepsi ayrı ayrı bentlerde ifade edilir. Avukatlık hizmeti 22’nci maddenin (h)
bendinde. Öylesine aceleye getirilmiş ki… Rica ediyorum, yani bir kanun
çıkartıyoruz, Meclis giderayak…. Bunu lütfen geri çekin çünkü devletin
sistemini… En çok da sizin başınız ağrıyacak bu kanunda çünkü Bakan sıfatıyla
oturuyorsunuz.
Saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler.. Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
4’üncü madde üzerinde bir adet önerge
vardır, okutuyorum.
Buyurun:
TBMM Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun
Teklifinin 4 üncü maddesinin Tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Sacid Yıldız Harun
Öztürk Tekin
Bingöl
İstanbul İzmir Ankara
Mustafa Özyürek Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Şevket
Köse
İstanbul Malatya Adıyaman
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Aslanoğlu.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) –
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bir dönemi
tamamladık. Ülke için, ülkemiz için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalıştık.
Doğruları söylemeye çalıştık ama bazen doğrularımızı doğru olarak kabul
etmediniz ama biz sonuna kadar doğruları söyleyeceğiz. Ben bir kez daha burada
bir doğruyu söylemek istiyorum: Değerli arkadaşlar, konu Sağlık Bakanlığıyla
ilgili değil.
Şimdi, seçimler geldi, bir sürü kamu
görevlisi istifa etti -en tabii haklarıdır bunların yani seçme ve seçilme
hakkıdır- süresinde istifa ettiler ve tüm partilerden ön seçime girdiler,
temayül yoklamasına girdiler. Yaklaşık bin kişiye, 2 bin kişiye, 10 bin kişiye
gitti, kendilerine destek istediler. En tabii haklarıydı. Yarın listeye
giremediği zaman -benim sizden âcizane tavsiyem, tüm partiler için- hangi
şehirden girdiyse o arkadaşımız, lütfen kamu olarak aynı şehirde görev vermeyin.
Ben, burada isim “X” müdür, “Y” müdür, “Z” müdür... Yani Sağlık Bakanlığı
olduğu için Sağlık Bakanlığına söylüyorum: Eğer sizin Türkiye’de sağlık
müdürleriniz istifa ettiyse –lütfen, rica ediyorum- artık bunlar politize olmuştur,
aynı şehirde insanlara bir sürü taviz vermiştir, aynı şehirde insanlarla
artık o bir taraf olmuştur. Yani eğer,
biz, toplumun bir bütününü kucaklayacaksak arkadaşlar, toplumda böyle bir
ayrımcılık yaratmayalım arkadaşlar, benim âcizane görüşüm.
Arkadaşlar, bu ülke hepimizin. Bu
ülkede eğer ön seçime girmiş veya yoklamaya girmiş... Yani örneğin, bizim bazı
illerimizde 15 bin kişiyle ön seçime girdiler. Bu arkadaşımız ön seçimi
kaybettiyse, bir kamu görevlisiyse, yine kamu görevine iade etmek en tabii
haklarıdır ama o şehirde artık bir taraf olmuştur o, artık siyasetin bir
parçası hâline gelmiştir. Lütfen, bunu bir ilke edinelim eğer “temiz siyaset”
diyorsak. Ülkede temiz siyasetin geleceğinde bunlar çok önemli. Bunun çok
sakıncalarını hep gördük, yaşadık.
Sayın Bakanım, bunu, lütfen, bir ilke
kararı alın. Örneğin Diyanet İşleri Başkanlığında bu ilke kararı var. Diyanet
İşleri Başkanlığında istifa eden kamu görevlisi, ister müftü olsun ister kim
olursa olsun artık kendi kentine, yaşadığı kentine vermiyorlar ama kamunun
diğer kurumlarında da mutlaka bunun böyle yapılması lazım. Eğer siyaseti etik
yapacaksak, siyaseti kamu görevlisiyim deyip insanlara taraf olarak
yaklaşmayacak durumdayız. Ülkenin buna ihtiyacı var. Ben bunu hepinizin
dikkatine sunuyorum.
Saygılar sunarım.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Aslanoğlu.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
5’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
6’ncı madde üzerinde bir adet önerge
vardır, önergeyi okutuyorum:
TBMM Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Kanun
Teklifinin 6 ncı maddesinin Tekliften çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Hulusi Güvel Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Harun
Öztürk
Adana Malatya
İzmir
Sacid Yıldız Birgen Keleş
Şevket
Köse
İstanbul İstanbul
Adıyaman
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa)
– Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Köse.
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 744 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 5’inci maddesiyle ilgili
verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce
heyetinizi saygıyla selamlarım.
Sayın arkadaşlar, bu yasa teklifiyle AKP son dakika golü
atmak istedi. Bakınız, AKP İktidarı, her maddesi sağlıkla ilgili olan bu yasa
teklifini apar topar, Sağlık Komisyonunun görüşünü almadan Plan Bütçe
Komisyonuna getirdi. Acaba bu derece önemli düzenlemeler içeren bir yasa
teklifinin apar topar görüşülmesinin sebebi nedir? Merak edip soruyoruz ama
tatmin edici bir yanıtı maalesef alamıyoruz. Bu derece önemli bir yasa teklifi
tüm bilim çevrelerince tartışılmadan, hiçbir sivil toplum kuruluşu, meslek
odası ve sendikanın görüşü alınmadan hazırlanamaz. Bu durum, bildiğiniz gibi,
demokrasiyle bağdaşmamaktadır.
Sağlığı ilgilendiren bu düzenleme yalnızca bugünü değil, bir
ülkenin geleceğini değiştirir ve kaderiyle oynar bir duruma gelinir. Bu yüzden,
düzenlemeyi dikkatle ele aldığımız zaman, Hükûmetin halkı düşünmediği gibi,
hiçbir zaman böyle bir derdinin de olmadığı ortaya çıkmaktadır.
Değerli arkadaşlar, yasa teklifiyle
1219 sayılı Yasa’da da çeşitli değişiklikler yapılmaktadır. Biz Cumhuriyet Halk
Partisi olarak zaten doğru olanları hep destekledik ve desteklemeye de devam
ediyoruz. Ancak, diş hekimleri ile ilgili yapılan düzenlemeler için olumlu
düşünmek mümkün değildir. Diş hekimliğinde uzmanlık alanları 1219 sayılı
Yasa’yla düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu yönetmelik 2009 tarihinde
yürürlüğe konulmuştur. Bu yönetmelikle, diş hekimliğinde uzmanlık ana dalları
ve eğitim sürelerine dayalı çizelge kabul edilerek yürürlüğe de konulmuştur.
Ama açılan davalar sonucunda Danıştay tarafından yürütmesi de durdurulmuştur.
Danıştay kararıyla yürütmesi durdurulan bu çizelge, bazı eklemelerle yasa
teklifinde de yer bulmaktadır. Bir başka ifadeyle, AKP hukukun arkasından
dolanmaktadır. Diş hekimliği mesleğine uzun dönem içinde önemli etkileri olacak
olan böylesi bir konunun bilimsel kriterlere dayanmadan, keyfî nedenlerle,
yargı kararlarını hiçe sayarak düzenlenmek istenmesi hukuk devletinin ilkelerine
uymamaktadır. Açıkçası Anayasa’ya aykırıdır ve Anayasa’yla bağdaşmaması da söz
konusudur. Onun için, bu yanlışa bir an önce “dur” demeli ve vazgeçilmelidir.
Değerli arkadaşlar, Hükûmet bu ve buna
benzer yasalarla sağlığa ilişkin çok sayıda düzenleme yaptı ama her ne hikmetse
diş hekimliğinde hizmet alımını yaşama geçirmek için bir çaba göstermedi.
Ülkemizin diş hekimliği sorunu uzmanlık değildir.
Ülkemizin diş
hekimliği sorunu halkımızın diş hekimlerine ulaşamamasıdır. Uzmanlık toplumsal
talebe ve ihtiyaca dayalı olmalıdır. Oysa vatandaş diş hekimine
başvurabildiğinde, ortodonti bölümü hariç, ağız ve diş sağlığı
rahatsızlıklarında çözüm bulamamaktadır. Zaten Dünya Diş Hekimleri Birliği de
diş hekimini “ağız doktoru” olarak tanımlamaktadır. Bu yasayla hem meslek
olarak diş hekimliği hem de ağız ve diş sağlığı açısından yurttaşlarımız zor
bir durumda bırakılmaktadır. Hükûmet bu şekilde düzenlemelerle birlikte özel
muayenehanelerden hizmet alımının önünü de açmalıdır. Bu konuda Maliye
Bakanlığı, Çalışma Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı derhâl birleşip, bir araya
gelip düzenleme yapmalıdır.
Sayın
arkadaşlar, peki, “sağlıkta torba yasası” diye adlandırılan bu yasa teklifinde
Gümrük Müsteşarlığına 2 bin kadro tahsis edilmesinin nedeni nedir? AKP
giderayak, seçime iki ay kala böyle bir düzenlemeyi kadrolaşmak için
istemiyorsa ya niçin yapıyor? Bu 2 bin personel eksiğini daha önceden gelen
yasa tekliflerinden birinde değerlendirmek neden aklınıza gelmedi? Maalesef bu
sorularımın hiçbirinin yanıtı verilmemektedir. AKP her zaman yaptığı gibi
yangından mal kaçırır bir biçimde düzenlemeye gitmektedir.
Sözlerime
son verirken, verdiğim önergenin kabul edilmesini diler, yüce heyeti tekrar
saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Teşekkür ederim Sayın Köse.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
7’nci
madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:
TBMM Başkanlığı’na
Görüşülmekte
olan 744 sıra sayılı Kanun Teklifinin 7 nci maddesinin tekliften çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Sacid Yıldız Tekin
Bingöl Harun
Öztürk
İstanbul Ankara İzmir
Ferit Mevlüt Aslanoğlu Mustafa
Özyürek Şevket
Köse
Malatya İstanbul Adıyaman
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN
(Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.
TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Gerekçe…
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Sağlık Bakanlığı döner sermayelerinin Gelir Vergisi
Kanununun 70 inci maddesinde sayılan kira gelirlerinin Kurumlar Vergisinden
muaf tutulması eşitlik ilkesine aykırı olduğundan işbu değişiklik önergesi
verilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
8’inci madde üzerinde bir adet önerge
vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 8. Maddesinin son
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Tekin Bingöl Sacid
Yıldız Canan
Arıtman
Ankara İstanbul İzmir
Şevket Köse Tayfun
İçli Ahmet
Tan
Adıyaman Eskişehir İstanbul
“İnsanlar üzerinde ilmi araştırmalar
yapılmasına dair usul ve esaslar, etik kurulların ve Klinik Araştırmalar
Danışma Kurulunun teşkili, görevleri, çalışma usul ve esasları taraf olduğumuz
ve üst hukukumuz olan Biyotıp Araştırmalarına İlişkin İnsan Hakları ve Biyotıp
Sözleşmesine Ek Protokol hükümlerine uygun olarak Sağlık Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikle tespit olunur.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL
AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Arıtman, buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CANAN ARITMAN (İzmir) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; insanlar üzerinde yapılacak bilimsel araştırmalar,
deneyler tıp biliminin en önemli, etik değerlere en çok önem verilmesi gereken
alanlarından biridir. Bu konuda yasal düzenlemeler yapılırken insan hakları ve
saygınlığı aleyhine asla biyotıbbı araştırma yapılmaması uluslararası şartı
yerine getirilmelidir.
Biliyorsunuz, Türk Ceza Kanunu’nun
“İnsan Üzerinde Deney” başlıklı 90’ıncı maddesi konuyla ilgili cezai
yaptırımları düzenler. Ayrıca, bu konuda taraf olduğumuz bir uluslararası
sözleşme var, Avrupa Konseyinin Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakamından İnsan
Hakları ve İnsanlık Haysiyetinin Korunması Sözleşmesine Ek Protokol yani Biyotıp
Araştırmalarına İlişkin İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi.
Biliyorsunuz, bu sözleşmeyi 10 Mart
2011 tarihinde Genel Kurulda onayladık yani daha bir ay bile olmadı ve 29 Mart
2011’de de Resmî Gazete’de yayınlanarak Anayasa’mızın 90’ıncı maddesine göre
üst hukukumuz olmuştur. Dolayısıyla, konuyla yapılacak tüm yasal düzenlemeler
bu uluslararası sözleşme hükümlerine göre uygun olmalıdır. Ayrıca, tasarının
gerekçesinde, üst hukukumuz olan bu sözleşmeye atıf yapılması gerekliydi,
olmamıştır. İşte verdiğimiz önerge bu eksikliği de giderecektir ve üzerinde
deney yapılacak kişilerin insan haklarını ve saygınlığını garanti altına
alacaktır.
Tıbbi araştırmalarda araştırmaya
katılan kişinin menfaatleri ve refahı bilim ve toplumun menfaatlerinin üstünde
tutulmalıdır ve bu durum yasal düzenlemelerle garanti altına alınmalıdır. Taraf
olduğumuz bu uluslararası sözleşmenin, Ek Protokol’ün 9’uncu maddesi şöyle der:
“Araştırma projelerinin etik kabul edilebilirliğinin bağımsız denetimi için
oluşturulacak kurulların bağımsız kurullar olması gereklidir.” Amaç,
araştırmaya katılanların haysiyetlerini, haklarını, güvenliklerini ve refahlarını
korumaktır. Ek Protokol’ün 10’uncu maddesi ise “Protokolün tarafları etik
komitenin bağımsızlığını temin edecek önlemler alır. Bu organ, istenmeyen
haricî etkilere maruz bırakılamaz.” der. Oysaki bu tasarıda, görüşmekte
olduğumuz tasarıda etik kurullar ve Klinik Araştırmalar Danışma Kurulu’nun
Sağlık Bakanlığınca teşkil olunacağı hükmü yer almaktadır. Danışma Kurulu’nda
Sağlık Bakanlığı Müsteşarı veya Müsteşar Yardımcısı başkanlık yapacaktır.
İlgili uzmanları ise yine Sağlık Bakanlığının seçeceği, görevlendireceği
yazılıdır. Ayrıca, Bakanlık Hukuk Müşavirinin de Kurul’da yer alacağı
düzenlenmiştir.
Değerli arkadaşlar, bu durum bağımsız
kurullar oluşturma ilkesine aykırıdır. Nasıl ki Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nda
Adalet Bakanı veya Müsteşarı olduğu sürece bu Kurul ve yargı bağımsız olamazsa
ve bu şekilde AKP İktidarında yargı siyasallaştırıldıysa aynı şekilde tıbbi
araştırmalar da insan hakları göz ardı edilerek siyasallaştırılır yani bu bağımsız kurul
oluşturma kuralına uymadığımız takdirde ne yazık ki, siyasallaşma olguları
tıbbi araştırmalara kadar uzanır ve insan hakları ihlallerine neden olur.
Biz size güvenmiyoruz, Cumhuriyet Halk
Partisi olarak AKP’ye güvenmiyoruz. Güvenmemekte son derece haklıyız. İşte, son
üniversite seçme sınavındaki skandallara bir bakın, yani devri iktidarınızda bu
bile siyasallaştırıldı, çok büyük haksızlıklara, mağduriyetlere neden oldu.
Yani bir badem bıyıklı atıyorsunuz, bütün sistemler, kurallar altüst oluyor,
içi boşaltılıyor ve çok büyük mağduriyetler oluşuyor ama 12 Hazirandan sonra
halkımız tüm bu olumsuzluklardan, hak ihlallerinden ve mağduriyetlerden
kurtulacaktır.
Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak öncelikle
YÖK’ü kaldıracağız, üniversite sınavlarını da kaldıracağız. Yüksek yargıyı,
hukuku bağımsız hâle getireceğiz ve çok önemli bir şey arkadaşlar,
insanlarımızı yoksulluktan, böbreklerini
satmak durumunda kalmaktan kurtaracağız…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
CANAN ARITMAN (Devamla) – Bitiriyorum Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Arıtman.
CANAN ARITMAN (Devamla) - Yani özetle,
Türkiye’yi AKP’den kurtaracağız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
9’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır,
okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı
"Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi" nin
çerçeve 9 uncu maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen ek 13 üncü
maddesinin (e), (g), (ğ), (h), (ı), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p),
(r), (ş), (t) bentlerinde geçen "sağlık hizmetleri" ibareleri ile (ş)
bendindeki "rehabilitasyon alanında" ibaresinin çıkarılmasını, (b)
bendinin ikinci paragrafındaki "fizyoterapi protokollerini"
ibaresinin "protokolleri" olarak değiştirilmesini ve (t) bendinden
sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederim.
Cevdet
Erdöl Abdurrahman Arıcı Mehmet Müezzinoğlu
Trabzon Antalya İstanbul
Mehmet
Nil Hıdır Muzaffer
Gülyurt
Muğla Erzurum
"(u) Mamografi teknikeri;
meslek yüksekokullarının mamografi
teknikerliği bölümünden mezun, mamogramların kanser açısından pozitif ve
negatif yönden incelemesini yaparak radyoloji uzmanının karar vermesi için
değerlendirmesine hazır hale getiren, gerektiğinde mamografi çekimlerini yapan
sağlık teknikeridir."
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısının 9 uncu maddesi ile 11.04.1928
tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair
Kanuna eklenen Ek Madde 13’e aşağıdaki metnin t) bendi olarak eklenmesini arz
ve teklif ederim.
t) Sağlık Eğitimcisi: Sağlık eğitimi
alanında lisans eğitimi veren fakülte veya yüksekokullardan mezun; örgün ve
yaygın eğitim kapsamında hastalıklardan korunma ve sağlığı geliştirme konusunda
toplumu bilgilendirerek, toplumda sağlıklı yaşam bilincinin yükselmesine
katkıda bulunan meslek mensubudur.
Erkan
Akçay Mehmet Günal Mehmet Şandır
Manisa Antalya Mersin
Emin
Haluk Ayhan Alim Işık Rıdvan Yalçın
Denizli Kütahya Ordu
Behiç
Çelik
Mersin
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL
AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Çelik. (MHP
sıralarından alkışlar)
BEHİÇ ÇELİK (Mersin) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin 9’uncu maddesi için
vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu vesileyle hepinizi
saygılarımla selamlıyorum.
Bizim önergemizde de ifade ettiğimiz
gibi, söz konusu 9’uncu madde, 1219 sayılı, tıp ve tıbba ilişkin mesleklerin
icrasını düzenleyen bir yasaya ek madde 13 olarak bazı sağlık mesleklerini,
görevlilerini maddeler hâlinde ifade ediyor. Biz buna (t) şıkkı olarak sağlık
eğitimcisinin de eklenmesini özellikle talep ettik çünkü aslında bu maddenin daha
kapsamlı düşünülerek, tıp mesleğinin bütün branşlarını ayrıntılı olarak
içermesinin lüzumunu özellikle yüksek heyetinize hatırlatmak istiyorum çünkü
eğer böyle bir düzenleme yapmazsak söz konusu maddenin sonunda -Sayın Bakan da
burada- “…bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden beş yüz güne kadar
adli para cezasıyla cezalandırılır.” hükmü olduğu için burada bir karışıklığa
asla meydan vermememiz gerekir çünkü sonucu cezalandırmayı içeriyor.
Bu itibarla, önergemizin dikkate
alınmasını ve gerek Komisyonun gerekse Hükûmetin dikkate almasını ve sağlık
eğitimcisinin de söz konusu maddeye konulmasını talep ediyoruz.
Diğer bir konu -burada hatırlatmak
isterim- geçen yayımlanan bir yasa var. Bu yasa özellikle Adana’da bir
üniversite kurulmasına ilişkin yasa. Ona da vurgu yaparak ben bunu heyetinize
sunmak istiyorum. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 3’üncü maddesi
üçüncü fıkrası dayanak gösterilerek, bu Kararname’nin kapsamına giren ve
üniversitelerde görev yapan on binlerce sağlık personeline ek ödeme
yapılmamakta idi ve daha sonra torba yasa çıktı, 6114 sayılı Yasa. Bunun 17’nci maddesi
uyarınca “Üniversitelerde çalışan sağlık personeline 375 sayılı Kararname’nin
ek 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmayacaktır.” hükmüne yer verdi ve
üniversitelerde istihdam edilen sağlık çalışanlarına döner sermaye yanında ek
ödeme de yapılmasının önü açıldı. Bunun üzerine Mersin Üniversite ile Konya
Selçuk Üniversitesi kendi sağlık personeline döner sermayeden ek ödeme yaptı
fakat Genel Kurulda 6218 sayılı Yükseköğrenim Kurumları Teşkilat Kanunu ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun’un 5’inci maddesiyle on binlerce sağlık personelini yakından ilgilendiren
bir konuda aleyhte bir düzenlemeye yer verilerek söz konusu personel bakımından
kazanılmış hak teşkil eden bir uygulamaya son verildi ve ek ödeme hakları
gasbedilmiş oldu. Ayrıca, ilgili Kanun’un 6’ncı maddesinde, hukukun genel
ilkelerine aykırı bir şekilde, geçmişe dönük uygulanmasını da hüküm altına
aldı.
Bu itibarla, şunu ifade etmek gerekir
ki: Üniversitelerde görev yapan on binlerce sağlık çalışanı, Adana ilinde
kurulacak olan Bilim ve Teknoloji Üniversitesini kuran 6218 sayılı Kanun’a apar
topar eklenen bu 5 ve 6’ncı maddeler dolayısıyla mağdur edilmiştir.
Üniversitelerdeki on binlerce sağlık çalışanın durumunun özellikle düzeltilmesi
hususunu Sayın Bakana da burada hatırlatmak istiyorum.
Önergemizin kabulünü diliyor, hepinize
saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı
"Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi"nin
çerçeve 9 uncu maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen ek 13 üncü
maddesinin (e), (g), (ğ), (h), (ı), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p),
(r), (ş), (t) bentlerinde geçen "sağlık hizmetleri" ibareleri ile (ş)
bendindeki "rehabilitasyon alanında" ibaresinin çıkarılmasını, (b)
bendinin ikinci paragrafındaki ""fizyoterapi protokollerini"
ibaresinin "protokolleri" olarak değiştirilmesini ve (t) bendinden
sonra gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederim.
Cevdet Erdöl
(Trabzon) ve arkadaşları
"(u) Mamografi teknikeri; meslek
yüksekokullarının mamografi
teknikerliği bölümünden mezun, mamogramların kanser açısından pozitif ve
negatif yönden incelemesini yaparak radyoloji uzmanının karar vermesi için
değerlendirmesine hazır hale getiren, gerektiğinde mamografi çekimlerini yapan
sağlık teknikeridir."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL
AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Maddede tanımlanan teknikerlik
mesleklerine ait programlar, sağlık hizmetleri meslek yüksek okullarının
dışında diğer meslek yüksek okullarında ve sağlık astsubayı yetiştiren meslek
yüksekokullarında da mevcut olduğundan, bu programlardan mezun olanların
mağduriyetini önlemek için maddede geçen "sağlık hizmetleri meslek
yüksekokulları" ibarelerinin "meslek yüksekokulları" olarak
değiştirilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca önemli bir sağlık sorunu olan meme
kanserlerinin teşhis araçlarından biri olan ve kanser taramalarında kullanılan
mamografinin radyoloji uzmanı tarafından daha hızlı ve etkili değerlendirilmesi
amacıyla mamografi teknikerliğinin de tanımlanmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge istikametinde
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
10’uncu madde üzerinde iki adet önerge
vardır, önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 10 uncu
maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenen ek 3 sayılı çizelgenin 46 numaralı
satırının çizelgeden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Cevdet Erdöl Abdurrahman
Arıcı Mehmet
Müezzinoğlu
Trabzon Antalya İstanbul
Mehmet Nil Hıdır Muzaffer Gülyurt
Muğla Erzurum
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 10. maddesi ile
düzenlenen Ek madde 14 de Ek- 1 sıra 13’te belirtilen “Enfeksiyon hastalıkları
ve klinik mikrobiyoloji” ifadesinin “Enfeksiyon hastalıkları” şeklinde
değiştirilerek karşısında bulunan “eğitim süresi tıbbi mikrobiyoloji uzmanları
için 3 yıl” ifadesinin çizelgeden kaldırılmasını, 41. sıradaki “Tıbbi
mikrobiyoloji” ifadesinin karşısındaki tanımın “Enfeksiyon hastalıkları
uzmanları için 3 yıl” olarak düzenlenmesini, çizelge Ek- 2’nin metinden tümüyle
çıkarılmasını, ayrıca Ek- 1’de 26’ncı sıradaki Kardiyoloji ihtisas süresi ile
yine aynı çizelgede 33. sıradaki Radyoloji ihtisas sürelerinin 4 yıldan 5 yıla
yükseltilmesini arz ve teklif ederiz.
Tekin Bingöl Mustafa
Özyürek Sacid
Yıldız
Ankara İstanbul İstanbul
Hulusi Güvel Birgen
Keleş
Adana İstanbul
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL
AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Köse, buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 744 sıra sayılı Yasa Teklifi’nin 10’uncu maddesi
üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlar, biraz önceki
konuşmamda “Ülkemizin diş hekimi sorunu gerçekten uzmanlık sorunu değildir,
ülkemizin diş hekimi sorunu halkın diş hekimlerine ulaşamama sorunudur.
Uzmanlık, toplumsal taleplere göre değerlendirilir, uygulanır.” diye
söylemiştim. Aslında, Sağlık Bakanlığının uzmanlarla ilgili bir yasa teklifinin
de kabul edilmemesi gerekir. Sağlık Bakanlığı, bir yasa maddesiyle, diş
hekimlerini pratisyen konumuna getiremez. Diş hekimleri, diş hekimliği
fakültelerinde beş yıl okuyarak diş hekimi olarak mezun olurlar. Diş
hekimliğinin kendisi başlı başına bir uzmanlık alanıdır zaten. Diş hekimliğinde
uzmanlık alanının sınırları belirlenemez. Çok sayıdaki uzmanlık dalı ile diş
hekimleri ve uzman diş hekimlerinin çalışma alanları birbirinin içine
girecektir. Bunun sonucunda, etik tartışmalar diş hekimliği mesleğinin ayrılmaz
parçaları olacaktır. Kamu sağlık hizmetleri finansmanı zaten açık vermektedir.
Uzmanlık ağız, diş sağlığı tedavilerinin maliyetlerini artıracağından, sağlık
harcamalarını daha da artıracaktır.
Değerli arkadaşlar, bu yasayla,
vatandaşların ağız, diş sağlığı hizmetlerinden yararlanması hem zorlaşacak hem
de pahalılaşacaktır. Uzmanlık gerçekleşirse bir dişin kanalını ayrı, üzerinin
dolgusunu ayrı bir uzmanın yapması, dişin çekimine giderse 3’üncü bir uzmanın
devreye girmesi ve 4’üncü uzmanın yapacağı protezle de tedavinin tamamlanması
gerekecektir. Buna karşı, uzmanlar, uzmanlık alanlarının dışında da hasta
tedavi etmek zorunda kalacaklardır ki bu da uzmanlaşmanın felsefesine tamamen
aykırı bir durum ortaya çıkaracaktır. Sağlık Bakanlığının bu öngörüsü eğer
yasalaşırsa zaman içerisinde vatandaşın diş hekimine erişimi daha da
güçleşecektir. Ben, yirmi sekiz yıl diş hekimliği yapan bir arkadaşınız olarak
bunun gelecekteki sıkıntılarını en azından şimdi görmekteyim. Ayrıca, diş
hekimliği eğitimi yüksek maliyeti olan bir eğitimdir. Buna bir de uzmanlık
eğitimi eklenirse kamunun maliyetini de artık siz düşünün.
Türk Diş Hekimleri
Birliği “Avrupa Birliği ülkelerinde serbest ulaşım hakkı verilen iki dal olan
ortodonti ve cerrahi uzmanlığı ancak desteklenmelidir.” diyor. Türk Diş
Hekimleri Birliği, diş hekimliği mesleğinin değişimi ve gelişimi için sürekli
eğitim modelini şiddetle desteklemektedir. Ben de kişisel olarak bu kanıdayım.
Bu model ülke diş hekimliği kaynağının en verimli kullanıldığı bir modeldir de
aynı zamanda.
Tüm bu
gerekçelerle, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurul gündeminde bulunan
744 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi’nden diş hekimliğinde uzmanlık dallarını belirleyen 10’uncu maddenin
çıkarılmasını rica ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Köse.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 10 uncu
maddesi ile 1219 sayılı Kanuna eklenen ek 3 sayılı çizelgenin 46 numaralı
satırının çizelgeden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Cevdet Erdöl (Trabzon)
ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI
RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Kabul ediyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Uzmanlık olması
gerekli ve uygun bulunmayan “Girişimsel Nöroradyoloji” yan dalının uzmanlık
dalı olmaktan çıkarılması öngörülmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Kabul edilen
önerge istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
11’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, birinci bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Şimdi ikinci
bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
İkinci bölüm 12 ila 22’nci maddeleri
kapsamaktadır.
İkinci bölüm üzerinde ilk söz
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Sacid Yıldız’a
aittir.
Sayın Yıldız, buyurun efendim.
CHP GRUBU ADINA SACİD YILDIZ (İstanbul)
– Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, 744 sıra
sayılı Yasa Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına söz aldım. Başta ekranları başında bizleri dinleyen hekimlerimiz ve
yurttaşlarımız olmak üzere, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu yasa
teklifi -daha evvel de arkadaşlarımız değindiler ama yine vurgulamak istiyorum-
Plan Bütçe Komisyonunda asıl komisyon olarak görüşülmeye başlandı fakat bu,
sağlıkla ilgili birçok düzenleme getiriyordu, Plan Bütçe Komisyonundaki değerli
üyeler ısrarla Sağlık Komisyonunda da görüşülmesini istedikleri için bizim Komisyona
geldi. 24 Mart Perşembe günü saat 14.00’ü geçe bu yasa teklifi önümüze geldi,
25 Mart Cuma günü saat 10.00’da toplanmak üzere.
Biz, bu arada, tabii, bunu da
değerlendiremedik, inceleyemedik, sivil toplum kuruluşlarıyla görüşemedik.
Onlarla görüşmemiz lazımdı çünkü bir sürü düzenleme getiriyordu. Özellikle tıp
fakültelerinde ve diğer eğitim hastanelerinde uzmanlık dallarının eğitim
sürelerini, ana dalları, yan dalları belirliyordu ki biliyorsunuz -hekimlerin
mağduriyetine de değineceğim biraz sonra- tıp fakültesi Türkiye’de eğitimi en
uzun fakülte, altı yıl ve burada da görüyorsunuz ekli çizelgede -ek 1’de, ek
2’de, ek 3’te- en az dört ila beş yıl uzmanlık süreleri var. Bunun arkasından
yan dal uzmanlığı yapılacaksa, en az iki veya üç yıl da yan dal uzmanlığı var.
Bu kadar uzun süreli eğitim alan bir
mesleğin mensupları ne yazık ki son günlerde çok mağdurlar değerli arkadaşlar.
Yani bu kadar önemli düzenlemeyi getiren bir teklif Sağlık Komisyonunda
görüşülmeden geçecekti tali komisyon diye. Neyse, bu düzeltildi. Aceleye
getirildi, tam şey yapamadık. Sivil toplum örgütleri geldiler, onlar da
dileklerini iletemediler.
Her nedense, son zamanlarda bu usul çok
yaygınlaştı ve temel yasa olarak getirildi; bu da malumunuz, iki bölüm hâlinde
getirildi.
Değerli arkadaşlar, hayati önem taşıyan
yasaların bu kadar aceleye getirilmesi etik de değildir, doğru da değildir. O
zaman bu ihtisas komisyonlarını biz niye kuruyoruz? Niye ihtisas
komisyonlarında çalışıyoruz değerli arkadaşlar? Hükûmet üyelerine sesleniyorum:
Bu mudur istediğiniz? Yani Genel Kurulda da görüşülmeden çıksın. Zaten dün
alındı bir altı aylık yetki yasası, hiçbir şey burada görüşülmeden istediğiniz
gibi çıkaracaksınız. Herhâlde son, nihai amaç bu.
Hiç kimse kusura bakmasın, Cumhuriyet
Halk Partisi geçmişte olduğu gibi bundan sonrada bu hukuksuzlukların karşısında
olacak, takipçisi olacaktır değerli arkadaşlar.
Hükûmet, “sağlıkta dönüşüm” adı altında
çok sayıda yasa çıkardı fakat uygulanan sağlık politikaları nedeniyle hekimler
ve sağlık emekçileri her gün sokaklarda seslerini duyurmaya çalışmaktadırlar.
İşte, 9 Eylül’de asistanlar yürüdüler, 13 Martta bütün Türkiye’de 10 binlerce
sağlık çalışanı hekim geldi -bunların sayısı en az 30 bindi- bunlar yürüdüler.
Diğer sağlık emekçileri, Hacettepenin, Gazi Üniversitesinin, Ankara Tıbbın
öğretim üyeleri, asistanları yürüdüler. Niye bunlar yürüyorlar herkes mutluysa?
Sayın Bakan diyor ki: “Vatandaş mutlu.” Doğru, mutlu olabilir vatandaşların bir
kısmı -ne kadar- ama hekimler ve sağlık çalışanları mutsuz. Ankara Tabip
Odasının yaptırdığı bir araştırmada -Sayın Bakanımız da biliyordur herhâlde-
hekimlerin yüzde 88’i geleceklerinden emin değiller, mutsuzlar. Gene diğer
sağlık çalışanları da bu şekilde ve hekimlerin gene yüzde 83’ü, halkın yeterli,
nitelikli sağlık hizmeti almadığını düşünüyor.
Şimdi, vatandaş, olabilir ama bunun ilk
farkına varan hekimlerdir, sağlık ordusudur. Bu kadar mutsuz hekimle, bu kadar
mutsuz, geleceklerinden güven duymayan sağlık personeliyle siz nasıl eğitim
yapacaksınız sayın milletvekilleri? Bunlar şimdi iyi gibi görünüyor, “vatandaş
memnuniyeti” deniliyor ama vatandaş belki farkında değil. Yani bir hikâye
vardır, müzisyen, virtüöz, piyanist veya kemancı diyebilirsiniz “Bir hata
yaptığım zaman önce ben ve müzikten anlayanlar bunu fark ediyor.” diyor. Ama
daha sonra vatandaş, dinleyenler fark ediyor. Şimdi, bu Sağlıkta Dönüşüm
Programı’ndaki terslikleri öncelikle hekimler ve sağlık çalışanları fark ediyor
ve vatandaş sonra fark ettiği zaman iş işten geçmiş olacak. Tıp fakültelerinde
-79 tane tıp fakültesi var- niteliksiz eğitim devam ediyor. Dünyanın hiçbir
yerinde bu kadar fazla tıp fakültesi yok. 1,5-2 milyona 1 tıp fakültesi
olurken bizde 1 milyonun altına düştü.
Değerli arkadaşlar, bunlar eğitim
vermiyor. Başka yerlerde, Sayın Nimet Çubukçu Bakanımıza sormuştum, Türkiye’de
şu anda sekiz tane tıp fakültesi kurulmuş -kendi söyledi bir konuşmada- bunlar
kendi fakültelerinde eğitim yapmıyorlar, başka yerde taşımalı tıp fakültesi
öğrencileri eğitiliyor. Sakarya’nınki Kocaeli’nde, bilmem Kars’ınki başka
yerde, Giresun’unki başka yerde ve hastaneleri yok ve tıp fakültesi açılıyor,
öğretim üyeleri yok, öğretim üyeleri yok. Buralara, biraz evvel de söyledi
arkadaşlarımız, büyük şehirlerden, eğitim hastanelerinden öğretim üyeleri
gönderiliyor ama onlar da çalışmıyorlar. Zaten o hastaneler yok. Çalışmadan
tekrar büyük şehre geliyor, kendi kliniklerinde klinik şefi oluyorlar veya
hastanelerinde başhekim oluyorlar veya yeni kurulan üniversitelerde rektör
oluyorlar. Bunlar yanlış ve bu kötü gidişten sadece üniversite hocaları mutsuz
değil, diğer herkes mutsuz.
Bakın, önümde bir gazete haberi var:
“Ürolojinin prensi emekliliğini istedi.” diyor. Bu, çoğunuzun tanıdığı,
özellikle AKP milletvekili arkadaşlarımın ve AKP’lilerin çoğunun gittiği bir
hekim arkadaşımız. Ürolog olduğu için ben de biliyorum, meslektaşım.
AHMET YENİ (Samsun) – Ne biliyorsunuz
gittiklerini?
SACİD YILDIZ (Devamla) – Biliyorum yani
sadece, milletvekili dışında da…
Gerçekten iyi bir ürolog. Ne diyor,
değerli arkadaşlar, bu arkadaşımız? Ayrılmak zorunda kalmış. Elli yaşında,
nitelikli bir ürolog, burada Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde
çalışıyor. Bu Derya Balbay arkadaşımız. Siz Balbay’ı başka türlü biliyorsunuz
ama bu Derya Balbay, bu da “Balbay” soyadlı. Ne diyor arkadaşımız? “Bir ressama
sürekli resim yap, hızlı üret dediğinizde nasıl resim yapmak zevkten çıkarsa;
ben de mesleğime aynı müdahaleleri hissettiğim için ….
AHMET YENİ (Samsun) - Hocam, gazete
haberlerini bırak, bir şeyler söyle, gazeteyi boşver!
SACİD YILDIZ (Devamla) – Hayır, benim
arkadaşım, biliyorum.
Şunu diyor arkadaşımız: “Sadece
üniversite değil, sürekli hasta gör, sürekli ameliyat yap. Bu nasıl… Ben hobi
olarak yapıyordum mesleğimi, hobi olarak yapmaktan çıktı benim bu mesleğim.
Sürekli yap, sürekli üret diyorsunuz, başka hiçbir şey… Benim yaşamım yok.”
diyor. Yani bu şekilde. Sadece bu eğitim hastanesinde olan bir şey. Kan
kaybediyoruz, nitelikli elemanlar gidiyor. Üniversitelerde performans
uygulaması nedeniyle arkadaşlarımız yollara döküldüler. Performans
uygulamasında deniliyor ki: “Altı dakikada veya dört dakikada bir hasta
göreceksiniz.” Hastadan tetkik istediniz, radyoloji veya laboratuvar tetkiki,
gene bu altı dakikanın içinde. Nasıl nitelikli hizmet verilecek? Hekim
arkadaşlar mutlu değiller. “İyi hizmet veremiyoruz, iyi üretemiyoruz.” diyorlar
ve aynı zamanda çok fazla hasta bakmak zorunda kaldıkları için daha basit
müdahaleleri yapıyorlar; komplike, ağır gelecek ameliyatlara girmek
istemiyorlar, değerli arkadaşlar. Bunları her zaman bu kürsüden bağırıyoruz ama
nedense kale alınmıyor.
Bu üniversite hastanelerinde hastalar
hekimlerini seçemiyorlar. Daha evvel hastalar hekimlerini seçebiliyorlardı,
özel fark veriyorlardı, onların bir kısmı da hekimlere dönüyordu. Bu özel fark
kalktı tabii, onun için hastalar seçemiyorlar hekimlerini. Bu şekilde
Türkiye’deki üniversitelerin 430 milyon lira kaybı var. Sayın Bakanımız diyor
ki: “Biz bunu telafi edeceğiz.” Gerçekten söyledi, bütçeye torba yasasında bir
geçici madde eklendi, 2010 yılında bunu verecek ama bundan sonraki bu kayıplar
nasıl karşılanacak, 2011’de, 2012’de nasıl karşılanacak değerli arkadaşlar?
Yani bunların hepsi yanlış.
Gene bir değerli arkadaşımız,
meslektaşımız -o da benim meslektaşım olduğu için biliyorum- “Performans
uygulaması nedeniyle gelirim düşmesin diye, hastayken, kanser tedavisi
görüyorum, kemoterapi görüyorum ve hasta bakıyorum.” diyor. Yani içleriniz,
yürekleriniz acımıyor mu? Bu haberler çıktı Bakanım, yani bakın bunlarada. “Ben
kemoterapi görüyorum… -bu kemoterapi gören hastaların ne kadar hassas olduğunu
biliyorsunuz- ama performans nedeniyle hasta görmek zorunda kalıyorum.” diyor.
Yani bu performans… Bir temel maaş, onların mutlu yaşayabilecekleri bir temel
maaş olsun. “Temel” deyince Sayın Başkanımız da başka bir “Temel” anlayabilir,
değil. Bir baz maaş olsun, bunlar alsınlar, bunlar emekliliklerine yansısın,
performans da olsun, araştırma, öğretim hizmetleri de performansa girsin ama
bunlar böyle değil. Bunu defalarca söyledik. “Emekliliklerine de yansıyacak.”
dedi Sayın Bakanımız. Bunlar hallolmadı. Ve gene hekimlerimiz antidepresan ilaç
kullandıklarını söylüyorlar bu çalışma sistemine tahammül etmek için.
Diyor ki Sayın Bakanımız: “Biz katkı
paylarını… Ücretsiz yaptık sağlık hizmetini.” ama bir soruya cevap verildiğinde,
Sosyal Güvenlik Bakanı diyor ki: “Katkı payı 466 milyondan -bir önceki seneye
göre- 1 milyar 377 milyona çıkmış.” Nereden çıkıyor bu? Bütçeden çıkıyor yani
vatandaşın cebinden çıkıyor ama onun dışında “Biz sağlık hizmetini ücretsiz
yapıyoruz.” deniyor değerli arkadaşlar. Yani Hükûmet verdiği sözleri
tutmamaktadır, kamuoyunda tam gün ardından hekimlerin on bin lira alacağı
söylendi, bu da yanlıştır. Anayasa Mahkemesinin kararlarını uygulamamaktadır
Sayın Bakan. Komisyonda da söylemiştim, üniversiteleri kamudan ayrı tuttuğu
hâlde, Sayın Bakan oralara da baskı yapmaktadır. Üniversite öğretim üyelerine
yazı göndermiştir, Anayasa Mahkemesinin kararı, hep ortadadır bu karar. Buna
rağmen niçin bunlara uyulmuyor değerli arkadaşlar?
Hepinize saygılar sunarım. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldız.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.
Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya)
– Teşekkürler Sayın Başkan. Yüce Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu görüştüğümüz
torbaya biz isim bulmakta zorlanmıştık, daha önce, biliyorsunuz büyük bir, “harar”
dediğimiz bir çuval tartışması, sonra “mini torba” dedik, buna da “mini
minnacık” diye, hatta bekleyen bir tane daha kanun teklifi var, onu da
görüşmedik, gündemde erteledik.
Şimdi arkadaşlarımız gülüyor ama
maalesef bu iş de birazcık acziyetin, iş bilmezliğin göstergesi. Bekliyor
bekliyor, birinin aklına geliyor “A, biz şunu unutmuştuk.” diye getiriyor veya
bitiriyoruz, gece yarısı saat birden sonra onlarca yeni teklif geliyor, önerge
geliyor, birleştiriyoruz. Dolayısıyla, burada da az önce arkadaşlarım temas
ettiler, ben fazla vaktinizi almak istemiyorum yani Plan ve Bütçe Komisyonunun
yetkisinde olmayan hususlar da bunun içerisindeydi, sağ olsunlar
eleştirilerimizi dikkate aldılar, Sağlık Komisyonu arada görüştü, sonra biz de
Plan ve Bütçe Komisyonu olarak nihai aşamaya getirdik.
Değerli arkadaşlar, bunun içerisinde
tabii ki tıpla ilgili hususlar, sağlıkla ilgili komisyonun değerlendirdiği
hususlarda biz görüş serdedecek değiliz.
Sayın
Başkanım, ben duyamıyorum ama arkadaşlar ne tartışıyor bilmiyorum. Az olmasına
rağmen bir uğultu var.
BAŞKAN
– Sayın milletvekilleri, Sayın Hatip rahatsız oluyormuş.
MEHMET
GÜNAL (Devamla) – Buradaki sağlıkla ilgili konular, Sağlık Komisyonu, zaten
görüştü. Ama asıl burada bizimle ilgili, muhalefet şerhimizde de yazdığımız,
döner sermaye işletmelerine ilişkin, döner sermayelere ilişkin düzenlemeler.
Burada,
özellikle icradaki işlemlerde yine bir avukat yoluyla takip etme sistemi. Diğer
birtakım şeyler de olduğu gibi, bir kayırmacılık, yandaşlık algısı burada
ortaya çıktı. Bunları eleştirmemize rağmen, böylece kamu kurumlarındaki
avukatlık müessesesi gibi, sürekli olarak dışarıdan hizmet alımına yol açan bir
şey var.
Ama
daha garip olan neydi? Komisyonda da arkadaşlarım bana takıldılar. Sayın Arıcı
yine burada. İkinci bir teklif geldi, daha biz birinciyi görüşmeden. Sadece bir
tek maddesi farklı, gerekçe de aynen yani bir tek cümlesi... Doğal olarak dedik
ki: “Artık literatüre yeni bir şey koyalım, İç Tüzük’ü yaparken bunu da
getirelim.” Hükûmet tasarı olarak getirince -arkadaşlarım da söylediler-
mecburen belli kurumlardan görüş almak… Almıyor gerçi de yani usule uymuyor ama
uymak zorunda ve o süreç çabuklaşsın diye paldır küldür geliyor.
Geçen
gün görüştük. Sayın Bakan defalarca söyledi, faksla tamamlanmış. Sonra teyidini
istedik Sayın Çiçek’ten, sonradan geldi. Altı yedi tane imza yeri faks, “faks”
yazıyor. Yani acele niye? Yani ne oluyor? Ne yapmaya çalışıyoruz? Bunlar
önemliyse, bunların oturulup tartışılması gerekiyor.
Sayın
Arıcı şimdi getirdi, doğru. Sağlık Komisyonuyla ilgili, o da doğru. Kendisi
doktor, hemşehrim ama ilave edilen maddeye baktım, Gümrük Müsteşarlığıyla
ilgili. Yani bari hiç olmazsa gümrükle ilgili bir arkadaşımız imza atsaydı
diyoruz tamam, baş tarafı öyle ama… Bu sefer zaman şartı var, yetişmeyecek.
Aynı teklifin benzeri olmazsa oraya da ekleme şansımız yok. Doğal olarak tabii
ki kendisinin kabahati yok ama Bakanlar Kurulu alelacele bunu teklif diye
imzalatıyor. Dolayısıyla, bu doğru bir yaklaşım değil ama biz artık oraları
geçtik. Dün, siz, artık her şeyi yapacak şekilde bir kanun hükmünde kararname
yetkisi aldınız. Bunlar artık devede kulak kaldı -vatandaşın tabiriyle- çok
önemsiz şeyler gibi kaldı.
Bu
çerçevede, ben kabaca… Sağlık meselesi önemli. O konuda işin ekonomik boyutu da olduğu için, o nedenle
Plan ve Bütçe Komisyonuna zaten geldi.
Değerli arkadaşlarım, burada gördüğümüz
önemli bir şey var, Sayın Bakan her zaman medyatik şovlarla yapıyor, Sağlıkta
Dönüşüm Projesi. Bakıyoruz Türkiye'nin hâlâ en önemli sorunlarından birisi
sağlık ve buna dayalı olarak sosyal güvenlik sisteminde, özellikle de sağlık
harcamalarından kaynaklanan bir sıkıntı var. İşin ekonomik boyutuna baktığımız
zaman gerçekten de burada vatandaşlarımıza, bu işin bedelini ödeyen
vatandaşlarımıza tam olarak bilgi verilmediğini görüyoruz.
Kabaca iki noktada bu hususları
özetlemek istiyorum: Birincisi, burada tam olarak bir iyileşme sağlanamadığı
gibi, eğer bu şartlarda devam edilirse bu sağlık politikasının sürdürülmesi
ekonomik açıdan mümkün değil. Sağlık harcamaları açısından bunun sürdürülebilir
olmadığını görüyoruz. İkincisi ise sağlık hizmetlerinden yararlanmadaki
eşitsizlikler artarak devam ediyor.
İki boyutu var, tekraren söylüyorum:
1) Ekonomik olarak bu sürdürülemez eğer
böyle giderse.
2) Uygulamadaki eşitsizlikler devam
ediyor.
Neden sürdürülemez ekonomik olarak
dedim? Biz iki hususu dikkate alırız burada, iki faktör bu finansmanın sürdürülebilirliğini
belirleyen; bunların birisi ekonomik, birisi demografiktir. Türkiye'nin şu anda
“fırsat penceresi” dediğimiz, demografik olarak nüfus açısından genç bir nüfusu
var. Bu konuda sorunumuz yok ama aynı tablo maalesef ekonomik durum için söz
konusu değil.
Şimdi, burada vaktinizi almayacağım,
çok da vaktim yok ama arkadaşlarımız hazırlamışlar. Yıllar içerisinde gayrisafi
millî hasıladaki ve sağlık harcamalarındaki artışa baktığımız zaman tam bir
tezat var, yani harcamalarımız daha hızlı artıyor. O zaman bunu nasıl
sürdüreceğiz? Yani “sürdürülebilirlik” dediğimiz şey, bizim, zaman içerisinde,
belli ölçüde aldığımız önlemlerle azalması, nüfus artışına paralel, o
demografik pencere içerisinde sağlık ihtiyacından, hizmetinden faydalanacaklara
bunu sunmamız gerekiyor. Peki, böyle giderse ne olacak? Kamunun bunun
finansmanını sağlaması giderek zorlaşacak.
Ne yaptık 2003 yılında? Sayın Bakanım
televizyonlarda da anlattı, bizlere de geldi söyledi ”Sağlıkta Dönüşüm Programı”
dedik. Bu çerçevede, 2005 yılında SSK hastanelerinin devri, serbest eczanelere
açılım, özel ve üniversite hastanelerine müracaatı biraz daha esnettik. Sağlık
Bakanlığına bağlı tesislerde performansa dayalı ödeme şeklinde düzenlemeler
yaptık. Birtakım çalışmalar yapınca tabii, sağlık harcamalarında ciddi bir
artış ortaya çıktı.
2005 yılında ivme kazanmaya başlayan
harcama artışına baktığımız zaman, 2002-2009 döneminde kümülatif olarak ilaçlar
için yüzde 51 artmış- 2010’un tam rakamını alamadık, onu da yakında alırız
herhâlde- tedavi harcamalarında yüzde 145 artmış, toplamda da yüzde 90’a
yaklaşan bir artış var.
Dolayısıyla, burada da, özet itibarıyla,
esas olan, birinci basamak sağlık tesislerinde biraz daha vatandaşın tedavi
edilmelerine yönelik uygulamalara öncelik vermek gerekirken, burada tersine bir
yaklaşım izlendiğini görüyoruz Sağlık Bakanlığı tarafından. Ne oluyor? Daha çok
maliyetlere dayalı olan ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinin de yavaş
yavaş hastanelere doğru kaydırıldığını görüyoruz. Öncelikle, oysa, Devlet
Planlama Teşkilatının raporlarında, diğer sektörel raporlarda, sağlık
politikalarında koruyucu hekimlik ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin
güçlendirilmesi gerektiği söyleniyor. Aile hekimliği ve koruyucu hekimliği uygulayalım
diyor ama bakıyoruz ne oluyor? Buradaki politikalar öncelikle destekleyip
büyüttüğümüz ama sonrasında büyük hastanelere öncelik verdiğimiz için kalan
birsürü poliklinik ve sağlık merkezleri
sıkıntıya düşmeye başlıyor.
Şu anda tam rakamını bilmiyorum ama o
zaman 250-270 civarında olan şeyler şimdi 500’leri geçti galiba, Komisyondaki
arkadaşlar daha fazla biliyorlar. Yani bu yaklaşım çok doğru bir yaklaşım
değil. Ekonomik olarak sürdürülebilir olmuyor dememin nedeni budur.
Özetle, birinci basamak sağlık
tesisleri etkisizleştirilerek yavaş yavaş hastanelere ağırlık verilmiş. Önce
SSK, ardından Sağlık Bakanlığı tesislerinin silinmesiyle bu süreçte etkinliği
ve payı giderek azalan kamu sağlık tesislerinden boşaltılan alana özel
hastanelerin, büyük hastanelerin doldurulması sağlanmıştır.
Değerli arkadaşlarım, geri kalan bir
dakikalık zamanımı Milliyetçi Hareket Partisi olarak iktidara geldiğimizde
yapacaklarımızı kısaca özetleyerek bitirmek istiyorum.
Öncelikle, hayatı anlamlı kılan bir
sağlık sistemini tesis etmemiz gerekiyor. Bu çerçevede koruyucu ve temel sağlık
hizmetlerini ücretsiz olarak sunacağız. Aile hekimliğinin etkin bir şekilde
hizmet vermesini sağlayacağız ve kırsal kesimde de donanımlı birçok mobil
sağlık ekibinin yaygınlaştırılmasını sağlayacağız.
Hastalıklarla ilgili koruyucu sağlık
hizmetinin yaygınlaştırılmasını sağlayacağız. Özellikle de hastanelerin yönetim
kapasitesini geliştirerek bazı hastanelerin imkânlarından ortak olarak
yararlanmayı, ortak bir sistem oluşturmayı ortaya koyacağız.
Hastanelerde beklememek için tam gün,
tam kapasite çalışmayı teşvik ederek bunu geliştireceğiz ve özellikle sağlık
serbest bölgeleri oluşturularak daha etkin bir denetim ve etkin bir hizmet
Milliyetçi Hareketin iktidarında sağlanacak.
Tüm vatandaşlarımızı sağlık sigortası
kapsamına alacağız ve burada tıp eğitiminde de bugün tartıştığımız kanunun
içerisinde kısmen yer alan, sağlıkla ilgili çağdaş standartları yakalayacağız
diyor, 13 Haziranda Milliyetçi Hareketin iktidarında buluşmak üzere saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.
Şahsı adına Antalya Milletvekili Sayın
Abdurrahman Arıcı.
Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 744 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin ikinci bölümünde şahsım adına söz almış
bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sağlıkta Dönüşüm Programı çerçevesinde
daha iyi ve kaliteli hizmet sunumunun sağlanması, iş ve işlemlerin
hızlandırılması ve ihtiyaç olduğu hâlde kanuni tanzimi bulunmayan sağlık
mesleklerinin düzenlenmesi amacıyla getirmiş olduğumuz kanun teklifimizde il
özel idaresi bütçelerinde bekletilen ödeneklerin kullanımının sağlanabilmesi
amacıyla bu ödeneklerin aktarımına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.
Ayrıca döner sermayeli işletmelerin
finans ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak üzere Sağlık Bakanlığına bağlı
kurum ve kuruluşların hizmet vermekte oldukları taşınmazlardaki kafeterya,
büfe, otopark vesair sosyal tesislerin kira gelirleri ile 5258 sayılı Aile
Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanun kapsamında kiralanan sağlık
merkezleri ile kullanmış oldukları demirbaşların kira gelirlerinin ve uzmanlık
belgesi, sertifikasyon ve sınav hizmetlerinden elde edilecek gelirlerin döner
sermaye işletmelerinin gelirleri arasında sayılmak suretiyle ek kaynak
sağlanması ve döner sermayeli işletmelerin dava, icra işlerinin takibinin
avukatlık hizmeti alımı suretiyle yapılması hükme bağlanmaktadır.
Görüşmekte olduğumuz kanunla insanlar
üzerinde gerçekleştirilecek klinik araştırmalara katılacak gönüllülerin
hakları, güvenliği ve esenliğini de teminat altına almak amacıyla, insanlar
üzerindeki ilmî araştırmaların usul ve esasları belirlenmektedir.
Ayrıca, klinik araştırmaları etik
yönden değerlendirmek amacıyla etik kurullar ve klinik araştırmalarla ilgili
konularda Bakanlığa görüş bildirmek üzere klinik araştırmalar danışma kurulu
oluşturulmaktadır. Etik kurulların ve klinik araştırmalar danışma kurulunun
teşkili, görevleri ve çalışma usul ve esaslarının Sağlık Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikle tespit edileceği de hükme bağlanmaktadır.
Değerli milletvekilleri, sağlık
sektöründeki bazı sağlık hizmetleri çalışanlarının meslek tanımları
bulunmadığından, söz konusu mesleklerin tanımının yapılması ve sundukları
hizmetlerin belirlenmesi, tabiplikte ve diş hekimliğinde uzmanlık dalları ve
eğitim süreleriyle ilgili uygulamada yaşanan sorunların giderilmesi amacıyla,
söz konusu uzmanlık dalları ve yan dalları ile eğitim sürelerinin belirlenmesi
ve Tıpta Uzmanlık Kurulunun kararıyla sürelerin üçte 1 oranında
artırılabileceği de öngörülmektedir.
Sağlık kuruluşlarında ruh sağlığı
hizmet ve uygulamalarında Bakanlıkça belirlenen sürelerde çalıştığını ve belli
bir uygulamanın tecrübesini kazandığını belgeleyen psikologlara, Sağlık
Bakanlığınca açılacak sınavlarda başarılı olmaları kaydıyla çalıştığı ve
tecrübe kazandığı alandaki tıbbi uygulamalarda görev alma yetkisi verilmesi,
ayrıca odyoloji ve dil ve konuşma terapistliği alanlarında yüksek lisans ve
doktora eğitimi yapmış bulunanlar ile yüksek lisans ve doktora eğitimine devam
etmekte olanlardan eğitimlerini tamamlayanlara yüksek lisans ve doktora eğitimi
yaptığı alanda unvan kullanımı hakkı verilmesinin, yine sağlık hizmetlerinde
çalışan sözleşmeli personele 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde
başhekim, başhekim yardımcısı veya başhemşire olarak görev verilmesi hâlinde
görevleri süresince kendilerine başka ücret ödenmeyeceğinin, sağlık
tesislerinin yapılmasına uygun olup başka kamu kurum ve kuruluşlarının
mülkiyetinde olan veya onlara tahsisli olan taşınmazların Sağlık Bakanlığına
tahsisinin veya devrinin sağlanması; bu arsalar üzerinde Toplu Konut İdaresi
Başkanlığı ve inşaat işleriyle ilgili araştırma, proje, taahhüt, finansman ve
yapım işlemleri konusunda görevli ve yetkili kamu tüzel kişiliğine sahip diğer
kurum ve kuruluşlarında inşaat yapılmasının temini getirilmektedir.
Bunların yanında, 9 bini uzman hekim
olmak üzere 10.600 yeni kadro verilmekte ve bu, Sağlık Bakanlığının hekim
ihtiyacını karşılamak için iyi bir fırsat oluşturmaktadır.
Yine, getirdiğimiz teklifte Gümrük
Müsteşarlığı taşra teşkilatlarında kullanılmak üzere yeni 2 bin kadro
alınmakta, bunun 400’ü muayene memuru, 900’ü muhafaza memuru, 700’ü de memur
olacak şekilde sınavla memur alınacak ve bunlar Türkiye'nin çeşitli yerlerinde
görevlendirilecektir.
Bu kanunun çıkmasında katkıları olan
tüm gruplara, milletvekili arkadaşlarıma saygılar sunuyor, hepinize esenlikler
diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz.
Şahsı adına Gümüşhane Milletvekili
Sayın Kemalettin Aydın.
Buyurun. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle 1928 yılından beri sağlık çalışanlarıyla
ilgili yeni bir kanuni düzenleme olmayıp ta o tarihlerden kalan sağlık
çalışanlarının çalışma ortamlarının bugün Türkiye Büyük Millet Meclisine
gelmesi ve tartışılır duruma kavuşturulmasından dolayı bu kanunu hazırlayan,
emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür etmek istiyorum.
Uzun yıllar bir sağlık çalışanı olarak
değişen teknolojiyle ve gelişen tıp bilimiyle ilgili uyumsuzluk hâline kavuşmuş
olan sağlık çalışanları yasasının… Hem ihtisas alanlarının hem daha sonraki üst
ihtisas alanlarının çalışma şartlarının ve sağlık çalışanları arasındaki
hiyerarşinin belirlenmesine katkı sağlayacağına inandığımız bu yasanın tüm
sağlık camiasına ve sağlık camiasından hizmet alan Türkiye’deki Türk insanına,
Türk milletine hayırlı olmasını diliyorum.
Özellikle son sekiz yılı aşan bir
süredir Sayın Bakanımızın başkanlığındaki Bakanlığın ve Hükûmetimizin
sağlıktaki dönüşümdeki çalışmalarının Anadolu’ya nasıl yansıdığını, bu
çalışmalar içerisinde yer alan sağlık çalışanlarının emeklerinin ne anlama
geldiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sağlık çalışanlarının, başta doktorlar
olmak üzere tüm çalışanlarının, hayatlarımızın hiçbir zamanında gece
çocuğumuzun ağlamasına dahi uyanmadığımız gecelerimizin sağlık çalışanlarının
yirmi dört saat nöbet tutarak o mesleklerini icra ettiğinin, hastanelerin ve
tüm sağlık kuruluşlarının yirmi dört saat Türk insanına hizmet etmek için açık
olduğunun, insanların gece gündüz bu alanlarında hizmet etmek aşkıyla
bulunduklarının altını çizmek istiyorum ki büyük, özverili, kutsal bir görev
icra etmektedir sağlık çalışanları.
Sağlık çalışanlarının mesleki olarak
1980’deki ihtilalden sonra kötüleşen ve değişen özlük hakları ve maaşlarının
son yıllarda özellikle performansa dayalı sistemle beraber önemli bir düzelmeye
ulaştığını, sağlık çalışanlarının, daha önceleri meslekte olduğum zaman 1987’de
600 dolar dahi değilken maaşımın, bugün pratisyen hekimlerin aile hekimi olarak
yaklaşık 4 bin dolar civarında maaş aldıklarının gerçeğinin altını çizmek
gerekiyor.
Bu nedenle hem yeni yapılan hastaneler,
yeni yapılan sağlık ocakları ve yeni onlara sağlanan altyapı hizmetleriyle
ekonomik olarak da iyi bir ortama kavuşturulmalarından dolayı da Hükûmetimize
ve başta Sayın Başbakanımıza teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.
Özellikle benden önceki konuşmacılar,
muhalefet milletvekili arkadaşlarımız son bir buçuk dakikalarında kendileri
iktidara geldiğinde ne yapmak istediklerini söylediler. Ben de onları kısaca
not aldım. Demek ki sekiz yıldır sağlıkta ne olduğunu takip etmeyen, kendi
grubunda üçten fazla sağlıkçı olmasına rağmen, bir ekonomist arkadaşın parayla
sağlığı karıştırdığı bir konuşmayı dinledik ve bundan üzüldüm çünkü sağlık asla
parayla ölçülebilir ve sağlık asla parayla değerlendirilebilir bir hadise
değildir ve sağlığa herkes mutlaka ulaşmalı ve erişmelidir.
O nedenle de bugün Türkiye'nin,
Anadolu’nun her yerinde, benim ilim olan kırsal Gümüşhane’de dahi herkesin
yılda yaklaşık 6-7 kez hekime ulaşabildiğini, herhangi bir hastalık durumunda
ambulansa mazot parası vermeden, helikopter ve uçakla hastasını istediği
merkeze ulaştırabildiğini ve hekim başına düşen kişi sayısının 7 binlerden 2
binlere düştüğünü, bir yılda Anadolu illerinde yapılan ameliyat sayılarının 7-8
kat arttığını ve özellikle temel sağlık hizmetlerinde 2002 yılına göre yaklaşık
2 kat artış olduğunu, ekonomik anlamda arttığını ve 2011 yılında 6 milyarın
üzerinde, bir ülkenin parasının temel sağlık hizmetlerine harcandığını,
özellikle aşılama oranının koruyucu hekimlikte çok önemli olduğunu vurgulayarak
2000’li yıllarda, bu mesleğe başladığımız zamanlarda 5-6 antijenli aşılar
yapılırken bugün 12 antijenli aşıların yapıldığını, ekonomik durumu iyi olan
birçok insanın Avrupa’dan üçlü kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı getirerek
çocuklarına yaptırdığı bir ülkeden, bugün, Sağlık Bakanlığı aracılığıyla
ücretsiz bu aşıların yapıldığını ve hatta “zatürre aşısı” denilen aşının Sağlık
Bakanlığımız tarafından yapıldığını ve aşılamaya ve koruyucu hekimliğe harcanan
parayla beraber, birinci basamakta 2002 yılında 74 milyon muayene yapılırken
bugün 200 milyon muayene yapıldığını ve sonuç olarak da sağlığın ekonomiyle
ölçülmeyeceğini, sağlıkta ihtiyaç duyulan bütün paraların Hükûmetimiz
tarafından verileceğini saygıyla sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.
ALİM IŞIK (Kütahya) – Kutlarız sizi,
kutlarız! Bir de Kütahya’da anlat bunları! Millet rapor alamıyor Kütahya’da,
doktorlar istifa edip…
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.
Sayın Yalçın? Yok.
Sayın Emek? Yok.
Tamam, soru-cevap işlemi yok.
İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde
üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
12’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır. Önergeleri
okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 12 nci maddesi ile 1219
sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci maddenin (e) bendinde geçen ‘Girişimsel
Nöroradyoloji’ ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Cevdet Erdöl Abdurrahman
Arıcı Mehmet
Müezzinoğlu
Trabzon Antalya İstanbul
Mehmet Nil Hıdır Muzaffer Gülyurt
Muğla Erzurum
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 12. maddesi ile düzenlenen geçici
madde 8’in c bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mustafa Özyürek Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Harun
Öztürk
İstanbul Malatya İzmir
Tekin Bingöl Şevket
Köse Sacid
Yıldız
Ankara Adıyaman İstanbul
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) -
Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Bingöl, siz mi konuşacaksınız?
Buyurun efendim.
TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önerge
üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Daha önceki maddelerde vermiş olduğumuz önergeler maalesef kabul
görmedi. Bu önergelerin önemli bir kısmı, son derece iyi niyetle ve kanun
teklifini zenginleştirecek, yanlış anlaşılmaları ve teknik birtakım sorunları
ortadan kaldıracak amaçlarla verilen önergelerdi. Örneğin, mikrobiyologların
burada çok ciddi sorunları var. Dört yıllık bir uzmanlıktan sonra elde
ettikleri ve gerçekten çok nitelikli bir eğitim sonrasında klinik mikrobiyoloji alanında başarılı
hizmetler veren bu meslek grubuna, şimdi enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının
rotasyon dahi yapmadıkları hâlde dâhil edilmeleri son derece manidar. Oysa
ülkemizde yan dal uzmanlıkları konusunda çok ciddi sıkıntılar yaşanmakta.
Örneğin, hematologlar Türkiye’de yeterli sayıda olmadığı için Anadolu’nun
birçok kentinden hematoloji hastaları başka kentlere, metropollere taşınmak
zorunda kalıyorlar. Yani, hematologların zaten işleri başından aşkın. Buna bir
de mikrobiyoloji alanında bir geçit vermek, yol açmak çok sağlıklı olmasa
gerek.
Ama maalesef, bu
önergelerimiz iyi niyetle verilmiş olmasına rağmen dikkate alınmadı. Umarım,
bundan sonra vereceğimiz önergeler dikkate alınarak kanun teklifine sunmak
istediğimiz katkılar doğrultusunda değerlendirilir ve o önergeler kanun
teklifinin iyileştirilmesi noktasında katkı koyar diyor, hepinize saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bingöl.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı “Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin çerçeve 12 nci maddesi ile 1219
sayılı Kanuna eklenen geçici 8 inci maddenin (e) bendinde geçen ‘Girişimsel
Nöroradyoloji’ ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Abdurrahman Arıcı
(Antalya) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI
RECEP AKDAĞ (Erzurum) – Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Girişimsel
Nöroradyoloji uzmanlık dalı olmaktan çıkarılmış olduğundan, yeni kurulan
dallarda uzmanlık belgesi verilmesini düzenleyen bu fıkradan da çıkarılması
gerekmektedir.
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Maddeyi kabul
edilen önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
13’üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
14’üncü madde
üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 14. maddesine bağlı
iki fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Tekin
Bingöl
İstanbul İzmir Ankara
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu Sacid
Yıldız Şevket
Köse
Malatya İstanbul Adıyaman
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) –
Gerekçe…
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Sağlık çalışanları ve sağlık uygulamaları ile ilgili
düzenlenen bir kanun teklifinin içine son anda bu kanun teklifi ve içeriği ile
ilgisi olmayan bir başka kanun teklifinin içerisinden ayıklanan, İçtüzük
kurallarına ve parlamento çalışma usul ve esaslarına ve siyasi etiğe uygun
olamayan bir anlayışla bu maddenin ilave edilmesi sadece önümüzde seçimlere
yönelik bir siyasi rant amacı taşımaktadır. Parlamentonun ciddiyeti ile
bağdaşmayan bu tutumun hayata geçirilmemesi için ve bu kanun teklifine gölge
düşürülmemesi adına bu maddenin tekliften çıkarılması gerekmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
15’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
16’ncı madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığı’na
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 16. maddesi ile
düzenlenen geçici madde 19'da yer alan "7 yıla" ibaresinin "4
yıla” olarak değiştirilmesini arz ve teklife ederiz.
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Tekin
Bingöl
İstanbul İzmir Ankara
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu Sacid
Yıldız Şevket
Köse
Malatya İstanbul Adıyaman
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz.
TEKİN BİNGÖL (Ankara) – Gerekçe…
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Ulaşımda ve tıptaki teknolojik gelişmelere paralel olarak
kullanılması zorunlu hava ve deniz araçları ile birlikte hava ve deniz
araçlarının kiralanma sürelerinin 7 yıla çıkarılması kaynakların etkin ve
verimliliği ile ters düşmektedir. 7 yıllık kiralama yapılacaksa bu bedelle
gerekli görülen araç ya da cihazın satın alınması ülke sağlık hizmetlerine ve
ülke ekonomisine daha yararlı katkı sunacaktır. Bu nedenle önergemiz
doğrultusunda değişiklik yapılması gerekmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
19.20
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.42
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya),
Yusuf COŞKUN (Bingöl)
---0---
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Teklifin 16’ncı maddesi üzerine verilen
Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında
karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza
sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge
kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.
744 sıra sayılı Kanun Teklifi’nin
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
16’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
18’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım,
çok az bir zaman kaldı çalışmalarımıza ama şunu istirham ediyorum, eğer
tekraren herhangi bir şekilde bir talep olduğunda bulunamamışsa dinlenme
vaktini ona göre ayarlayacağım. Takdirinize, bilgilerinize arz ediyorum.
Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım
iki önerge aynı mahiyettedir. Şimdi bu önergeleri okutup birlikte işleme
alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz
vereceğim.
Önergeleri okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 Sıra Sayılı Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 19. maddesi ile
düzenlenen geçici madde 12’nin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Mustafa Özyürek Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Harun
Öztürk
İstanbul Malatya İzmir
Tekin Bingöl Şevket
Köse Sacid
Yıldız
Ankara Adıyaman İstanbul
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı kanun
teklifinin 19’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Erkan Akçay Emin Haluk
Ayhan Rıdvan
Yalçın
Manisa Denizli Ordu
Alim Işık Mehmet
Günal Mustafa
Kalaycı
Kütahya Antalya Konya
BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Ayhan mı konuşacak?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Evet efendim.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Ayhan.
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın
Başkan, sayın milletvekilleri; önergeyle, görüşülmekte olan 744 sıra sayılı
Kanun Teklifi’nin 19’uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ediyoruz.
Esasen ben bu hadisede bu metnin daha
önce Komisyonda olan hususları dikkate alarak, oradaki teşkilat kanununu
dikkate alarak orada var idi. Daha sonra -burada bir önergeyle yarısı şeklinde-
burada 2 binini geçirmek istedi önergeyle, usule aykırı olduğu için Başkan
Vekili tarafından reddedildi.
Artı, buna ilave olarak, ne oldu?
Komisyonda bir başka şekilde bu tasarıya ilave edildi. Bunun için çıkarılmasını
istiyoruz. Buna ilave olarak zaten dün kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi
alındı, onunla düzenleyebilirsiniz.
Konuyu fazla uzatmayacağım, maruzatımı
arz ettim. Yalnız bir hususu çok açık ve net bir şekilde söylemek istiyorum.
Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen
arkadaşlar…
EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bir hususu
çok açık ve net bir şekilde izah etmek istiyorum. Bizim bir milletvekili
arkadaşımız, Sayın Günal buradan sağlık ekonomisiyle ilgili bir konuşma yaptı,
bir görüşme yaptı. Maalesef, iktidara mensup bir milletvekili arkadaşımız geldi,
burada şunu söyledi: “Sağlığın ekonomisi olmaz.” dedi. Sağlığın üniversitelerde
kürsüleri var. Sağlığın ekonomisinin çok kuvvetli olduğu, üniversitelerin
olduğu ülkeler var. Özel üniversiteler var bu konuda. İşletmesi de var. Siz
birçok hususta, özellikle sağlıkta katılım payı alıyorsunuz, benzer işler
yapıyorsunuz. Bu yaptığınız hadiselerin sağlık ekonomisiyle ilgisi ne kadar var
yok, bunları hiç düşündünüz mü? Bunları ifade etmek istiyorum.
Tahsil görmüş bir insan, bir üniversite
mensubu akademisyenin sağlık ekonomisiyle ilgili konuşmasını “Sağlığın
ekonomiyle ilgisi mi olur?” diye ifade ederek burada gündeme getirip
küçümsemesi son derece yakışık almayan bir tavır olmuştur. Özellikle bunu ifade
etmek istiyorum, Genel Kurulun görüşlerine sunmak istiyorum.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
(MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Özyürek, önerge üzerinde
konuşacak mısınız, yoksa gerekçesini mi okutalım?
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Ben
konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Değerli
arkadaşlarım, 19’uncu maddeyle ilgili önergemiz hakkında söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu önergemizle
ilgili olarak şunları söylemek istiyorum: Biliyorsunuz, bu tasarı, bu kanun
teklifi esas itibarıyla tıp konularını, sağlık konularını düzenleyen bir
teklif. Tıp konularının önemi nedeniyle Sayın Bakan ısrar etti, önerge sahibi
arkadaşlarımız ısrar ettiler, biz de bunu Komisyondan geçirdik. Tam bu
görüşmelerin sona ereceği aşamada, 19’uncu maddeyle ilgili, yani gümrük
teşkilatına 2 bin kişinin alınması konusunda bir önerge geldi. Tabii bunun, bu
önergenin, bu kanun teklifiyle bir ilgisi yok; çok farklı bir alan ama ne yazık
ki uzun zamandır, biz, usulüne uygun, mevzuat hazırlama yönetmeliğine uygun
kanun tasarıları, tekliflerini görüşemiyoruz. Bütün görüştüğümüz teklifler,
kanunlar kırk ambar, içinde her şey var. Kendi içinde biraz tutarlılığı vardı
bu teklifin, daha çok sağlık konularını içeriyordu ama sonunda bu gümrükle ilgili
madde de buraya konulmak suretiyle çok farklı bir mahiyet aldı.
Şimdi, gümrüklerle ilgili sorunları,
sıkıntıları biliyoruz. Sık sık gümrüklerle ilgili olarak büyük operasyonlar
yapılıyor, oradaki müdürler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, Sayın Bakan Hayati
Yazıcı, işte yeteri kadar personeli olmadığı için bu durumlara düşüldüğünü
ifade ediyor. Şimdi, 2 bin kişilik bir kadro alınmış oluyor.
Değerli arkadaşlarım, tabii, Türkiye’de
bir personel reformu yapmadan, bölük pörçük o bakanlığın, bu teşkilatın taleplerine
göre kadro vermek, onların sorunlarıyla ilgili çözümler bulmak meseleyi daha da
içinden çıkılmaz hâle getiriyor. Bu Hükûmet işbaşına geldiğinde, 2002 yılında
personel reformunu yapacağını vadetmişti ama geldiğimiz neredeyse dokuz yıllık
bir dönemde bu konuda hiçbir adım atamadı, hiçbir düzenleme yapamadı. Biz bu
tip kısmi öneriler geldikçe hep personel reformunu ne zaman yapacaklarını
sorduk, bize verilen cevap artık çok klasikleşti, deniliyor ki: “Çalışmalar
yürütülüyor.” Tabii, hangi çalışmalar yapılıyor, hangi aşamada, ne yapılmak
isteniyor, bununla ilgili bir ayrıntıyı bugüne kadar ne bütçe müzakereleri
sırasında ne diğer müzakereler sırasında hiç öğrenemedik. Tabii, bunu
yapmadığınız zaman işte 2 bin kadro oraya verelim, 5 bin kadro oraya verelim
ama bu kadrolar nasıl kullanılacak, bu kişilerin nitelikleri ne olacak
konusunda büyük açmazları birlikte yaşıyoruz.
Tabii, gümrükte yaşanan olaylar,
sürekli gözaltılar, sürekli görevden almalar sadece personel azlığından
kaynaklanan olaylar değil. O görevlere getirilen insanların nitelikleriyle
ilgili, ahlaki durumlarıyla ilgili bir temel sorun var. Bu son yapılan
operasyonda gözaltına alınan, bir kısmı tutuklanan ve o nedenle de görevden
uzaklaştırılan yöneticiler bu Hükûmet döneminde göreve getirilmiş insanlardı.
Şimdi, deniliyor ki…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun
tamamlayın konuşmanızı efendim.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) – Şimdi bu
kişileri getirirken tabii onların özlük dosyalarına bakmak lazım, durumlarını
iyi araştırmak lazım. Bunları yapmayıp, sadece bizden olsun da ne olursa olsun
anlayışıyla atama yaparsanız, gümrük teşkilatında yıllarını vermiş insanları
yok sayarsanız işte böyle durmadan operasyon yapılan, görevden alınan
yöneticileriyle karşı karşıya gelmiş olursunuz.
Şimdi, bu 2 bin personel, peki, alınsın
ama nasıl kullanılacak? Gerçekten objektif kıstaslara uygun seçilecek mi
bilemiyoruz. Bize hep denildi ki: “Bunlar KPS’yle alınacak.” KPS’nin nasıl
olduğunu da günlerdir tartışıyoruz. Onun için Türkiye ne yazık ki tuzun koktuğu
döneme girmiştir.
Hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım,
teklife yeni geçici madde eklenmesine dair bir önerge vardır, önergeyi
okutuyorum.
Önerge yeni geldiği için gruplara
dağıtamadık ama grup başkan vekili arkadaşlarımızın haberi var.
Buyurun.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 744 sıra sayılı Bazı
Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifine aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa Elitaş Mustafa
Özyürek Birgen
Keleş
Kayseri İstanbul İstanbul
Tayfun İçli Hulusi
Güvel Sacid
Yıldız
Eskişehir Adana İstanbul
Geçici Madde 1 - 16/8/1961 tarih ve 351
sayılı Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanununun 28 inci Maddesinin mülga
(ç) bendi kapsamında ve mülga 29 uncu maddesi uyarınca yapılması gereken
ödemelerden Spor Toto Teşkilat Başkanlığının Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel
Müdürlüğüne olan ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibariyle ödenmemiş bulunan
asli ve fer’i tüm borçları terkin edilir.
Birinci fıkrada belirtilen alacaklara
ilişkin olarak yargı mercilerinde bulunan davalardan feragat edilir ve feragat
nedeniyle mahkemece yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmez;
verilmiş olan kararlar üzerine ayrıca herhangi bir işlem yapılmaz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor
mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Katılıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Spor Toto Teşkilat Başkanlığı ile Kredi
ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü arasındaki ihtilafların giderilmesi
amaçlanmaktadır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Böylece, teklife geçici bir madde
eklenmiştir.
21’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
22’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, ikinci bölümde
yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için iki dakika süre veriyorum ve
oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Adana
Milletvekili Necdet Ünüvar ve 1 Milletvekilinin; Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Antalya Milletvekili Abdurrahman
Arıcı'nın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin açık
oylama sonucu:
“Oy sayısı: 220
Kabul
: 211
Ret
: 9 (X)
Kâtip Üye Kâtip Üye
Harun Tüfekci Yusuf
Coşkun
Konya Bingöl”
Evet, sağlık camiamıza ve aziz
milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Sayın Bakanım, buyurun efendim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum) –
Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekilleri; çok kısa bir teşekkür konuşması
yapacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23’üncü
Dönem Meclisi milletvekilleri olarak gerçekten sağlığa büyük hizmetler
yaptınız. Büyük bir dönüşümü gerçekleştirmek üzere Türkiye Büyük Millet
Meclisinde çok önemli kanunlar yaptık. Halkımızın sağlık hizmetlerine daha
kolay ulaşmasını sağladık. Ben bu sebeple Hükûmetim adına ve Türk milleti adına
hepinize şükranlarımı sunuyor, saygılarımı takdim ediyorum efendim. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın
Bakanım.
Saygıdeğer milletvekilleri, Danışma
Kurulunun bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:
VII.- ÖNERİLER
A) Danışma Kurulu Önerileri
1.-
Gündemdeki sıralamanın yeniden düzenlenmesine; Türkiye Büyük Millet Meclisinin
12 Haziran 2011 Pazar günü yapılması kararlaştırılan 24’üncü Dönem milletvekili
genel seçimine ilişkin kesin sonuçlarının Yüksek Seçim Kurulunca, Türkiye radyo
ve televizyonlarından ilanını takip eden 5’inci gün saat 15.00’te toplanmak
üzere, 12/4/2011 Salı gününden itibaren tatile girmesine ilişkin Danışma Kurulu
önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
Tarihi: 06 / 04 / 2011
Danışma Kurulunun yaptığı toplantıda, ekteki önerinin Genel
Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Mustafa Elitaş Muharrem
İnce
Adalet ve Kalkınma
Partisi Cumhuriyet
Halk Partisi
Grubu Başkan Vekili Grubu
Başkan Vekili
Mehmet Şandır Bengi
Yıldız
Milliyetçi Hareket
Partisi Barış
ve Demokrasi Partisi
Grubu Başkan Vekili Grubu
Başkan Vekili
Öneri:
Bastırılarak dağıtılan 751, 749, 750 ve 748 sıra sayılı
kanun tasarılarının 48 saat geçmeden Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 1, 4, 6 ve 7’nci sıralarına; 737, 742
ve 736 sıra sayılı kanun tasarılarının ise bu kısmın 2, 3 ve 5’inci sıralarına
alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi;
Türkiye Büyük Millet Meclisinin, 12 Haziran 2011 Pazar günü
yapılması kararlaştırılan 24. Dönem milletvekili genel seçimine ilişkin kesin
sonuçlarının 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 37 nci ve Millet Meclisi
İçtüzüğünün 3 üncü maddesine göre, Yüksek Seçim Kurulunca, Türkiye radyo ve
televizyonlarından ilanını takip eden 5 inci gün saat 15.00’te toplanmak üzere,
12.4.2011 Salı gününden itibaren tatile girmesi;
Önerilmiştir.
BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, 1’inci sıraya alınan Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Askeri
Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporunun görüşmelerine
başlayacağız.
VI.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A)
Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükûmeti Arasında
Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1018)
(S. Sayısı: 751) (X)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 751 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
HÜKÜMETİ İLE SUUDİ ARABİSTAN KRALLIĞI HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM,
TEKNİK, VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- (1) 24 Mayıs 2010 tarihinde
Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan
Krallığı Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği
Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu
Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum.
MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu
yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümü
açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için bir dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında
Askeri Alanda Eğitim, Teknik, Ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:
|
“Kullanılan Oy Sayısı |
: |
225 |
|
|
Kabul |
: |
225 |
|
Kâtip Üye Harun Tüfekci Konya |
Kâtip Üye Yusuf Coşkun Bingöl” |
Anlaşmanın her iki ülkeye de hayır
getirmesini diliyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, 2’nci
sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal
Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2
Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi
(JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
3.-
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal
Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı
Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu
Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/982) (S.
Sayısı: 737) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 737 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi
yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
Türkiye Cumhuriyeti
Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma
Bakanlığı Arasında YAPILAN Mühimmat Dahil Leopard 2 ana Muharebe Tankı Silah
Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat
Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
MADDE 1- (1) Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti adına 13
Ekim 2009 tarihinde imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve
Almanya Federal Cumhuriyeti Federal Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat
Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon
Kontrol Yönetimi (JCCM) Konulu Mutabakat Muhtırasının onaylanması uygun
bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu
yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için bir dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ve Almanya Federal Cumhuriyeti Federal
Savunma Bakanlığı Arasında Yapılan Mühimmat Dahil Leopard 2 Ana Muharebe Tankı
Silah Sisteminin Müşterek Konfigürasyon Kontrol Yönetimi Konulu Mutabakat
Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama
sonucu:
“Oy
sayısı: 236
Kabul: 235
Ret: 1
Çekimser,
boş, geçersiz oy yoktur. (X)
Kâtip Üye Kâtip
Üye
Harun Tüfekci Yusuf Coşkun
Konya Bingöl”
Her
iki ülkeye de hayırlar getirmesini diliyorum.
Saygıdeğer
milletvekilleri, 3’üncü sıraya alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş
Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile
Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
4.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri
Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/895) (S. Sayısı: 742) (X)
BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Komisyon raporu 742 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi
yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE LÜBNAN CUMHURİYETİ
HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ
ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- (1) 11 Ocak 2010 tarihinde
Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim,
Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Tasarının tümü
açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın
elektronik oylama cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Oylama için bir
dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda
Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:
|
“Kullanılan Oy Sayısı |
: |
232 |
|
|
Kabul |
: |
232 |
|
Kâtip Üye Harun Tüfekci Konya |
Kâtip Üye Yusuf Coşkun Bingöl” |
Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlar
getirmesini diliyorum.
4’üncü sıraya alınan Türkiye
Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı
Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat
Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri
Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
5.- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile
Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askerî Alanda Eğitim, Teknik
ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/966) (S. Sayısı: 749) (xx)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 749 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi
yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ GENELKURMAY BAŞKANLIĞI İLE MISIR ARAP
CUMHURİYETİ SAVUNMA BAKANLIĞI ARASINDA ASKERİ ALANDA EĞİTİM, TEKNİK VE BİLİMSEL
İŞ BİRLİĞİ MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
TASARISI
MADDE 1- (1) 18 Kasım 2009 tarihinde
Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Başkanlığı ile Mısır Arap
Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel
İş Birliği Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum.
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum.
MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için bir dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 20.21
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 20.28
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya),
Yusuf COŞKUN (Bingöl)
---0---
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 87’nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay
Başkanlığı ile Mısır Arap Cumhuriyeti Savunma Bakanlığı Arasında Askeri Alanda
Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu açık oylama
sonucu:
|
“Kullanılan oy sayısı |
: |
241 |
|
|
Kabul |
: |
241 |
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Harun
Tüfekci Yusuf
Coşkun
Konya Bingöl”
Her iki ülkeye de hayırlı olmasını
diliyorum.
Görüşmelere kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
5’inci sıraya alınan, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Eğitim İş
Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
6.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî
Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ile Dışişleri Komisyonu Raporu (1/770) (S. Sayısı: 736) (x)
BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 736 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi
yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
HÜKÜMETİ İLE LÜBNAN CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ EĞİTİM İŞ
BİRLİĞİ MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
KANUN TASARISI
MADDE 1-
(1) 21 Nisan 2009 tarihinde Ankara’da imzalanan
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında
Askeri Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe
girer.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- (1)
Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için bir dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Lübnan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri
Eğitim İş Birliği Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:
|
“Kullanılan oy sayısı |
: |
245 |
|
|
Kabul |
: |
245 |
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Harun
Tüfekci Yusuf
Coşkun
Konya Bingöl”
Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlar
getirmesini diliyorum.
6’ncı sıraya alınan Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim,
Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
başlayacağız.
7.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Maldivler Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askerî
Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/999) (S.Sayısı: 750) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon Raporu 750 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi
yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE
CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE
MALDİVLER
CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ
ARASINDA
ASKERİ ALANDA EĞİTİM,
TEKNİK
VE BİLİMSEL İŞ BİRLİĞİ ÇERÇEVE ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ
UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN
TASARISI
MADDE 1- (1) 15 Eylül 2010
tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Maldivler
Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İş
Birliği Çerçeve Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE
2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE
3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için bir dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti
İle Maldivler Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda Eğitim, Teknik Ve
Bilimsel İş Birliği Çerçeve Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:
|
“Kullanılan oy sayısı |
: |
242 |
|
|
||
|
Kabul |
: |
241 |
|
|
||
|
Ret |
: |
1 |
|
|||
|
|
|
||||
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Harun
Tüfekci Yusuf
Coşkun
Konya Bingöl”
Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlı
olmasını diliyorum.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, 7’nci sıraya alınan,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu Anlaşmada
Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
8.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti
Hükûmeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu
Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/737) (S. Sayısı: 748) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon Raporu 748 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi
yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’nci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE FEDERAL
DEMOKRATİK ETİYOPYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ASKERİ ALANDA İŞBİRLİĞİNE
İLİŞKİN ÇERÇEVE ANLAŞMASI VE BU ANLAŞMADA YAPILAN 1 NUMARALI DEĞİŞİKLİĞİN
ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA
DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- (1)
25/4/2006 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile
Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine İlişkin
Çerçeve Anlaşması” ile 16/5/2008 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti
Hükümeti ile Federal Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri
Alanda İşbirliğine İlişkin Çerçeve Anlaşmasında Yapılan 1 Numaralı Değişiklik”
in onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1)
Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3-
(1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için bir dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN- Sayın milletvekilleri,
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Federal
Demokratik Etiyopya Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Askeri Alanda İşbirliğine
İlişkin Çerçeve Anlaşması ve Bu Anlaşmada Yapılan 1 Numaralı
Değişikliğin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:
|
“Kullanılan Oy Sayısı |
: |
240 |
|
Kabul |
: |
239 |
|
Ret |
: |
1(x) |
|
Kâtip Üye Harun Tüfekci Konya |
Kâtip Üye Yusuf Coşkun Bingöl ” |
Anlaşmanın her iki ülke için de
hayırlar getirmesini diliyorum.
Sayın milletvekilleri, 8’inci sırada
yer alan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı
ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun
görüşmelerine başlayacağız.
9.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1009) (S. Sayısı: 713) (X)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon Raporu, 713 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Balıkesir Milletvekili Sayın Hüseyin Pazarcı.
Buyurun Sayın Pazarcı. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA HÜSEYİN PAZARCI
(Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sıra sayısı 713 olan,
Suriye Arap Cumhuriyeti ile yapılan Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak
İşbirliği Anlaşması konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, son zamanlarda
Kuzey Afrika’da, Tunus’ta başlayan ve giderek Kuzey Afrika ve Orta Doğu’daki
diğer ülkelere de yayılan, bugün Mısır, Libya, Yemen, Bahreyn gibi ülkelerde
gerçekleştikten sonra Suriye’ye de sıçramış bulunan bu son gelişmelerin ilgili
anlaşmaya bazı yansımaları olacağını düşünüyoruz ve dolayısıyla Yüce
Meclisimizi ve ilgililerimizi bu konuda uyarmayı bir görev biliyoruz.
Değerli arkadaşlar, bu ülkelerde
meydana gelen gelişmeler, yoksulluk, yolsuzluk ve siyasi baskıların ürünü
olarak ortaya çıkmış olup bu ülkelerle ülkemiz arasındaki tarihsel ve kültürel
bağlar nedeniyle ve coğrafi nedenlerle buradaki olaylar Türkiye’yi doğrudan
ilgilendirir bir nitelik taşımaktadır ve bu çerçevede, özellikle de bu
ülkelerdeki istikrarsızlıkların Türkiye’ye yansıması söz konusu olmaktadır.
Suriye ile imzalanmış bulunan Terör ve
Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması da bu yeni gelişmeler
ışığında değerlendirilmesi gereken birtakım noktalara sahiptir.
Şunu öncelikle söylemekte yarar var ki:
Söz konusu elimizdeki anlaşma, PKK ve KONGRA-GEL’e karşı yapılacak ortak
mücadeledeki iş birliğini düzenleyen, örgütleyen bir anlaşmadır. Bu anlamıyla
da Türkiye bakımından aslında çok beklenen, arzu edilen niteliklere sahip bir
iş birliği anlaşması şeklinde ortaya çıkmıştır. Ancak, bugün, Suriye’deki
koşulların değişmesi çerçevesinde, olayın ve bu gelişmelerin ilgili anlaşmaya
yansıması da söz konusu olmaktadır. Bu çerçevede, birinci olarak KONGRA-GEL’le
ve PKK’yla mücadeleyi esas alan, başlıca sorunu bu olan bu söz konusu
anlaşmayla ilgili olarak eskiden yerleşik rejimin, yönetimin sorumluluklarını
daha kolay yerine getirebileceği bir dönemde bazı sorunlar çıkmaması
beklenirken bugün kendi iç dünyasında birtakım ayaklanmalarla karşı karşıya
kalan Suriye Hükûmetinin ister istemez yapacağı iş birliğinde daha az etkili
olması söz konusudur. Yani bu anlaşmanın bundan daha önceki dönemde vereceği
sonuç, bugün aynı beklenti içinde olmamızı sağlama durumunda olmayabilecektir.
Bir kere, bu olasılığı göz önünde tutarak anlaşmayı ona göre değerlendirmemiz
ve ona göre uygulamamız gerekmektedir.
İkinci olarak Suriye’nin kendi iç
mücadelesinde Türkiye'nin hiçbir şekilde onun o iç mücadelesinin aleti olmaması
gerekmektedir. Bizim onun iç sorunlarına bulaşmamamız Türkiye'nin menfaati ve
istikrarı bakımından önemlidir. Bu çerçevede, en başta her ne kadar en temel başlıca
mücadele unsurunun KONGRA-GEL/PKK’ya karşı yapılması öngörülmüşse de anlaşmanın
örneğin 1/b maddesi, 3 numaralı maddesi Suriye’deki terör olaylarına karşı da
iş birliği yapılması isteminde Suriye’nin bulunmasına olanak vereceği için bu
konuda Türkiye'nin Suriye’nin iç işlerine olabildiğince bu mücadelede
karışmaması önemli bir durum arz etmektedir. “Nasıl olabilir?” derseniz,
örneğin, vize anlaşmasının da kaldırıldığı hesap edildiğinde Suriye
vatandaşlarının vizesiz olarak Türkiye’ye girişleri çerçevesinde, ayaklanan
konumunda bulunan, Suriye Hükûmetine karşı mücadele veren kişilerin Türkiye’ye
gelmesi, kolayca girmesi söz konusu olabilecektir ve bu çerçevede o zaman
Türkiye'nin dikkat etmesi gereken husus, Suriye’nin kendi vatandaşlarıyla olan
mücadelesinde olabildiğince sorunun dışında kalması uygun olacaktır.
Antlaşmanın değişik hükümlerinin tekrar gözden geçirilip yeniden
değerlendirilmesi durumunda, özellikle terör olayının değerlendirilmesinde
kendi ulusal hukukunuza göre hareket etmeniz yükümlülüğü çerçevesinde,
Türkiye'nin bu tür olaylarda alet olmaması söz konusu olabilecektir,
sağlanabilecektir. Uygulamacıların buna özellikle dikkat etmesinde yarar
vardır.
Bunun dışında,
yine Suriye vatandaşlarının Türkiye’ye geçmesi durumunda Suriye’nin bu vatandaşlarını
terör grubu üyesi, vesaire gibi nitelendirmesi durumunda, Türkiye açısından
uluslararası antlaşmalar bakımından da bazı sorunların çıkması söz konusudur.
Şöyle ki: Çok fazla örneğe girmeyeceğim ama Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,
insan hakları konusunda ülkesinde bulunulan devletin yetkisi çerçevesinde
gerektiğinde onun sorumluluğunu da tanımaktadır ve Türkiye, Sözleşme’nin tarafı
olarak insan haklarının uygulanması konusunda eğer Suriye vatandaşları ülkemize
girer ve onlara karşı Sözleşme’ye aykırı birtakım hareketlerde bulunulursa, eylemlerde bulunursa Türk devleti, bu kez Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi çerçevesinde Türkiye'nin sorumlu tutulması söz konusu
olabilecektir. Bunlar teorik sorunlar değildir, daha önce İran’daki olaylar
dolayısıyla Türkiye’ye kaçan İranlılarla ilgili olarak Türkiye bu sorunları
yaşamıştır ve dolayısıyla, aynı türden sorunların yaşanmamasına bu anlaşma
çerçevesinde yine dikkat edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede, özellikle anlaşmanın
17’nci maddesinde, uluslararası anlaşmaların Suriye’yle yapılan terör
anlaşmasını engellememesi gerektiği unsurunu dikkate alarak Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi’ne uygun da ayrıca hareket edilmesi gerekecektir, Suriye’den
Türkiye'ye kaçan, başkaldıran veyahut da bu olaylara karışan kişiler
bakımından.
Bunun dışında, bu anlaşmada bazı
unsurlar vardır ki muhtemelen eskiden çok fazla düşünülmedi ama bundan sonra
başka bir gözle değerlendirildiği takdirde lehimize de kullanılabilecek
unsurlar içerebilecektir. Örneğin, anlaşmanın 7’nci maddesi, gerektiğinde
tarafların ortak operasyonlar gerçekleştirme olanaklarını araştırması hakkı,
yetkisi tanımaktadır taraflara. Dolayısıyla, Türkiye'yi, Suriye’de bu
karışıklıklar döneminde rahatsız eden terör eylemleri söz konusu olursa
Türkiye'nin bunu doğru değerlendirmesi, dolayısıyla, yerinde kullanma
olanağından yararlanması düşünülebilecektir, araştırılabilecektir. Bu konuya da
uygulamacıların dikkatini çekmek istiyorum.
Bunun dışında, KONGRA-GEL’le ve PKK’yla mücadele çerçevesinde bu
anlaşma, yine Türkiye’nin lehine çalışabilecek birçok unsuru bu yeni koşullarda
da içermektedir. Dolayısıyla, son gelişmeleri ciddi bir şekilde incelemek,
dikkatle izlemek suretiyle Türkiye bu antlaşmadan yararlı sonuçlar elde
edebilme olanağına sahip olacaktır.
Bu veriler çerçevesinde devletimizin bu
verilere dikkat ederek anlaşmayı uygulaması yararımıza olacaktır.
Dolayısıyla, bu anlaşmayı
destekliyoruz, hayırlı olmasını diliyoruz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Çok teşekkür ederim Sayın
Hüseyin Pazarcı.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına,
Mersin Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Sayın Mehmet Şandır.
Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından
alkışlar)
MHP GRUBU ADINA MEHMET ŞANDIR (Mersin)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Suriye söz konusu olunca, Türkiye Büyük
Millet Meclisi ve Türkiye’de tüm kesimlerin, iktidarıyla muhalefetiyle
hepimizin ortak paydasıdır. Ortak duygularımızı, düşüncelerimizi birbirimizle
paylaşmamız gerekiyor. Çünkü Suriye Türkiye’nin diğer komşularından biri
değildir; Suriye, Türkiye’nin diğer ilişkide bulunduğu ülkelerden de biri
değildir; Suriye bizim kapı komşumuzdur ve Suriye’de yaşanan her hadise, eğer
doğru tanımlanmaz, zamanında ve yeterince gerekli tedbirler alınmazsa, o
hadiseler doğrudan bizim ülkemizi de etkileyecek mahiyettedir. Onun için,
Suriye’de yaşanan hadiseleri, Sayın Pazarcı’nın da söylediği gibi, doğru
incelemek lazım, dikkatlice izlemek lazım ve gerçekten bir iç siyaset malzemesi
yapmadan Türkiye'nin devlet olarak, bir millî politikası olarak, bir gelecek
öngörüsü olarak gerekeni yapmak gibi bir sorumluluğumuz var. Bu husustaki
hassasiyeti dikkatinize sunmak üzere söz konusu uluslararası sözleşmenin
kanunlaştırılmasıyla ilgili 713 sıra sayılı Kanun Tasarısı üzerinde grubum
adına söz almış bulunmaktayım.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde,
bölgemizde ve dünyada yaşanan olayları birbirinden soyutlayamayız. Mutlaka
farklı boyutta da olsa, farklı anlamlarda da olsa birbirleriyle çok doğrudan
ilişkileri olan olaylardır. Bugün bir anlamda tarihî ve coğrafi olarak bir
sorumluluğumuzun olduğu, geçmişe dayalı bir müktesebimizin olduğu bölgemizde,
Orta Doğu bölgesinde -bu bölge ki Türk coğrafyasıdır, bu coğrafyayı atalarımız
bin yıl yönetmişlerdir- bu coğrafyada yaşayan insanlara karşı bizim tarihî bir
sorumluluğumuz olduğu idrakiyle bölgemizde yaşanan bu olayları doğru
tanımlamamız lazım.
Değerli milletvekilleri, Tunus’ta
başlayıp Mısır, Libya, Yemen ve diğer bölge ülkelerinde yaşanan hadiseler televizyonlarda
yansıtıldığı, gazetelerde yansıtıldığının ötesinde bir anlam taşır. Çok önceden
ilan edilmiş, 1982 yıllarında bir devletin dışişleri bakanlığının uluslararası
basına yansıttığı bir raporda ifadesini bulan Büyük Orta Doğu Projesi’nin
uygulamasıdır. Bu, tabii ki bu ülkelerde yaşanan birtakım olumsuzlukların,
birtakım adaletsizliklerin, birtakım ekonomik zorlukların karşısında
vatandaşların, o bölge insanının, o ülke insanının taleplerinin eylemli ifadesi
olmanın çok ötesinde olaylardır. Biz, bu bölge ülkelerinde yaşanan halk
olaylarında, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir damla kanın akmasına bile
razı değiliz. İnsanlar ölmemeli, hiçbir sebepten insanlar ölmemeli. Onun için,
hak talebiyle sokaklara dökülüp eylem yapan insanların, kamu düzenini sağlamak
adına aşırı güç kullanılarak öldürülmesini tasvip etmemiz mümkün değil, ne
Libya’da ne Mısır’da ne Tunus’ta ne diğerlerinde, özellikle de Suriye’de.
O bölge insanlarının hak arayışlarına,
ekmek arayışlarına, özgürlük arayışlarına karşı aşırı güç kullanılmasını tasvip
etmemiz veya sözlerimizden böyle bir anlam çıkartılması doğru olmaz ama tekrar
ediyorum, bu olaylar, hiç böyle kendiliğinden gelişen masum olaylar değildir.
Bu olaylar, kurgulanmış, planlanmış, programlanmış, başladıktan sonra hangi aşaması
hangi şekilde eyleme konulacak, işleme konulacak planlaması yapılmış, hazırlığı
yapılmış olaylardır. Dolayısıyla, bu olayları eğer biz doğru tanımlamak ve
gereken tedbirleri yeterince ve zamanında almak gibi bir sorumluluğu kendimizde
görüyorsak, bir gereklilik görüyorsak gerçekten bölgemizde yaşanan bu olayları
doğru tanımlamamız gerekir. Bu olaylar Büyük Orta Doğu Projesi’nin
uygulamasıdır.
Yirmi iki ülkenin rejimlerinin,
yönetimlerinin yeniden düzenlenmesini, sonra da hudutlarının yeniden çizilmesini
planlayan ve ilan edilen, haritaları yayınlanan Büyük Orta Doğu Projesi’nin
bölgemizde uygulanmasıdır.
Değerli milletvekilleri, yeni bir
yüzyılın ilk çeyreğindeyiz. Tarihî bir sorumluluk altında görüşlerimi ifade
ediyorum. Yeni bir yüzyılın ilk çeyreğinde, küresel güçler, yeniden küresel
projelerini uygulamak için bir masa etrafında toplanıp dünya dengelerini
yeniden kurgulamak ve dünyayı yeniden paylaşmak için günümüzde bu seyrettiğimiz
olayları insanlığa yaşatmaktalar. 20’inci yüzyılın sonu itibarıyla sona eren
soğuk savaş sonrasında kurulan tek kutuplu dünya düzeni, şimdi, çok kutuplu bir
dünyaya evrilmektedir. Artık, Amerika ve onun yandaşı, müttefiki Avrupa
Birliğinin dışında dünyada yeni küresel güç merkezleri oluşmaktadır. BRIC
ülkeleri dedikleri Brezilya, Rusya, İndia ve Çin yeni küresel güç adayları
olarak, eski küresel güç adaylarına karşı bizim coğrafyamızda mevzi
tutmaktalar. Eski küresel güç merkezleri, güçlerini kaybetmemek, dünya
dengesindeki paylarını kaybetmemek için, şimdi, bizatihi, bu coğrafyaya
kendileri gelerek ve de kan akıtarak “Özgürlük ve demokrasi getireceğim.”
yalanı altında insanları katlederek… Bölgemizde, Irak’ta katledilen 1,5 milyon
Müslüman’ın kanını nasıl soracağız? Gazze’de katledilen çocukların kanı nasıl
sorulacak? Olayları doğru okumak lazım.
Bu mesele, siyasi partilerin kendi
programları veya iktidarların kendi politikaları değil, devletimizin bir millî
politikası, dış politikası olarak algılanmalı. Gözümüze baka baka, haritalar da
yayınlayarak, bizim ülkemizin de 17 vilayetini içine alan, adına Kürdistan diye
ifade ettikleri, devlet kurma projeleriyle ifade edilen Büyük Orta Doğu
Projesi’nin temeli budur. Eski küresel güç merkezleriyle yeni oluşan küresel
güçler arasında bizim coğrafyamızda mevziler kurulmakta ve bir güç paylaşımı
kavgası yaşanmaktadır ama heyhat ki, ne yazık ki altta kalan, ayak altında
kalan, kan akıtılan, canı alınan bizim insanlarımızdır, Müslümanlardır ve dün
aynı devletin vatandaşları olarak bin yıldır birlikte yaşadığımız
dindaşlarımızdır. İşin gerçeği budur. Bu meseleyi Batılıların gözüyle görmek ve
öyle tanımlamak çok büyük bir yanılgı olur.
Değerli milletvekilleri, Suriye’de
yaşanan olayları değerlendirirken bu bütünün gerçeğinden hareket etmek lazım.
Bütünü görmeden parçanın gerçeğiyle meseleye hükmedebilmek mümkün değil. O
sebeple, bugün hükûmetlerimiz arasında imzalanan Terör ve Terör Örgütlerine
Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması’nın kanunlaştırılması konusunda Suriye’de
yaşanan hadiseleri Hükûmetimizin, devletimizin çok dikkatlice izlemesini,
dikkatlice takip etmesini ve gereken tedbiri zamanında almasını önermekteyim.
Bir başka şey daha söylüyorum,
Dışişleri Komisyonu Başkanımız ve Sayın Bakan burada: Bölgede gelişen olaylar
karşısında, Mısır’da, Tunus’ta ve Libya’da yaşanan olaylar karşısında Hükûmetin
ortaya koyduğu tavır bana göre doğru olmamıştır, Türkiye açısından da doğru
olmamıştır, o bölge insanları açısından da doğru olmamıştır. Nedir doğruluğun
ölçüsü? Kan akması önlenememiştir. Orada hukuka dayalı, milletin, halkın
iradesine dayalı bir rejimin gelmesine yeterince katkı vermemiştir. Burada bir
eksiklik, bir yanlışlık var. Devletimizin, milletimizin ve onu temsilen
Hükûmetimizin çok yoğun gayretleri, hatta yaptığı harcamalar boşa gitmek veya
amaca hizmet etmemek gibi bir kadere mahkûm olabilir. Libya’da ne yapıldıysa
yapıldı ama Suriye öyle değil. Başta da söylediğim gibi değerli arkadaşlar,
Suriye bizim kapı komşumuz. Komşumuz değil, kapı komşumuz. Orada çıkacak
yangının en kısa sürede bizim evimizi de saracağını hiç unutmayınız. Ayrıca,
ben Türkiye-Suriye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı olarak sizin
adınıza, sizin temsil ettiğiniz milletimiz adına komşu ülkemiz Suriye’nin
halkıyla dost olmayı, bu kardeşliği dostluğa, dostluğu da ortaklığa
dönüştürmenin gayretiyle veya misyonuyla çok yoğun olarak bu meseleyle
ilgiliyim. Gördüğüm hadiseler beni tedirgin etmektedir.
Değerli arkadaşlar, yetkililer burada
olduğu için söylüyorum: Türkiye bu olaylar karşısında, Suriye’de yaşanan
olaylar karşısında Libya’da, Mısır’da ve Tunus’ta gösterdiği tavrın dışında bir
tavır ortaya koymalıdır. Her şeyden önce ayrı
bir pozisyon ihdas edemeyeceğimiz müttefiklerimizle yani NATO’yla ve Birleşmiş
Milletlerle önceden pozisyon belirlemeliyiz ve bizim belirlediğimiz bu
pozisyona dayalı olarak bu müttefiklerimiz bizden bir beklenti içerisine
girmeliler. Yoksa olaylar
bacayı sardıktan sonra Türkiye’nin “Ne yapacağım?” tereddüdünü yaşayıp
“NATO’nun orada ne işi varmış?” dedikten sonra NATO’nun içinde olmak için
birçok gayret göstermek Türkiye’ye yakışmaz, yakışmamıştır da. Ama Suriye’de
böyle bir ihtimalin yaşanması bize çok pahalıya mal olur çünkü Suriye’deki
yangın aynıyla bizi sarar. Suriye’de yaşanan hadiseler bizim de canımızı
acıtmaktadır ama bununla kalmaz, o olaylar Türkiye’ye yansıdığında canımız çok
daha fazla acıyacaktır. Bunun için Türkiye, şimdiki Suriye’deki olaylarla
ilgili pozisyonunu şimdiden ifade etmelidir. Bu pozisyona göre müttefiklerimiz
Türkiye’den bir beklenti içine girmeliler yoksa emrivakilerle ne
müttefiklerimizden vazgeçebiliriz ne bu bölgedeki tarihî sorumluluklarımızdan
vazgeçebiliriz. İki arada bir derede bir politikayla Türkiye üzerine düşen
görevi yapamaz bir duruma düşebilir.
Onun için, ben, Suriye’de yaşanan bu
hadiselerin hemen şimdi… Okuduğumuza göre, Sayın Dışişleri Bakanı bugünlerde
Şam’a gitti, Şam’da bulunuyor ama bunun daha ötesinde tavırlar ortaya koymamız
lazım. Seyirci kalamayız.
MURAT YILDIRIM (Çorum) – Ne
yapacaksınız?
MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Hükûmet olsak
söylerdik, Hükûmet olduğumuzda söyleriz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Lütfen
arkadaşlar…
MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Demek ki ne
yapılması gerektiğini düşünmeniz gerekiyor. Her şeyden önce, ne yapılması
gerektiğini düşünmeniz gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, çelik çomak
oyunu oynamıyorsunuz. Bakın, çıkarttığınız kanun tasarısı Terör ve Terör
Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması. Şimdi size buradan soruyorum:
Türkiye’deki terörün adı “PKK” Suriye’deki terörün adı ne? Devlete karşı
işlenen ama adına “Halk isyanı, halk hareketi” diye tanımlanıp kabul gören bu
olaylara karşı Türkiye ikircikli bir tavır mı ortaya koyacak? Türkiye de PKK’ya
karşı silahlı, siyasi, her türlü mücadeleye “Evet” derken, Suriye’de işte,
özgürlük adına, ekmek adına sokağa dökülüp devlete karşı isyana kalkan hadiseye
nasıl bir tanım getireceksiniz, ne diyeceksiniz? Libya’daki, Mısır’daki gibi
“Öyle de böyle de” mi diyeceğiz, yoksa Türkiye olarak hem o halkı koruyacağız
hem de devletin, Suriye devletinin -bu küresel projenin- ayak altında kalmasına
engel mi olacağız? Çok tarihî bir sorumluluk bizi bekliyor, gerçekten zor bir
görev de bekliyor, kolay değil bu. Öyle “Ne yapacağız?” efelenmesiyle bu
meseleye bakarsanız -ki bakmadığınızı biliyorum, yetkililer, ilgililer böyle
bakmıyordur- endişem şudur: Geç kalınmamalıdır. Böyle, dışarıdan verilecek
demeçlerle -Libya’da, Mısır’da- ortaya koyduğumuz tavırlarla Suriye’deki
yangının söndürülmesine katkı vermiş olmayız endişesiyle söylüyorum.
Türkiye’de bir terör var, bu terör
canımızı yakmakta. Milletimizi etnik temelde ayrıştırmayı, devletimizi
parçalamayı -ki, o da bir küresel proje, o da Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir
parçası- bunu engellemek için Suriye’yle yaptığımız bu terör ve terör
örgütleriyle mücadele anlaşmasında Suriye’de yaşanan hadiseleri nasıl
değerlendireceğiz? Nasıl tanımlayacağız? Terör örgütü müdür, yoksa meşru halk
ayaklanması mıdır?
Değerli arkadaşlar, tekrar söylüyorum:
Asla, bir damla kanın akmasını istemiyoruz. Asla, hiç adaletsizlik olmasın.
İnsanlar ölmesin. İnsanlar, tok yatsın, güven içerisinde yaşasın. Ama,
devletleri yıkarak bu coğrafyanın rejimlerini bunalım içerisine iterek bu
bölgeyi kontrol etmek isteyen küresel güçlere fırsat vermemek gerekiyor. Tekrar
ediyorum: Eski küresel güç merkezleriyle yeni küresel güç merkezleri arasındaki
Avrasya coğrafyası bizim coğrafyamız, Türk coğrafyası. Bu coğrafyanın tüm
jeopolitik değerini ve kaynaklarını kontrol altında tutmak isteyen küresel
güçler, bu coğrafyaların yönetimlerini kriz içerisinde, halklarını yoksulluk
içerisinde, güvensizlik içerisinde tutarak gerçekten acımasız, daha önceki yüz
yıllarda yaşanmayan bir zulmü yaşatıyorlar. Bu sebeple -tekrar ifade ediyorum
ki bundan sonraki şeyde de buna bir kısım daha konuşmak istiyorum- tekrar
ediyorum: Suriye bizim kapı komşumuz, orada yaşayan insanlar bizim
kardeşlerimiz, ailelerimizin bir kısmı orada yaşıyor, Suriye vatandaşlarının
akrabalarının birçoğu Türkiye’de yaşıyor. Yani bu konuyu Mısır’da yaşanan
hadiseler gibi seyredemeyiz, Libya’da yaşanan hadiseler gibi seyredemeyiz.
Tarihe karşı ve milletimize karşı çok stratejik değerde bir sorumluluğumuz
olduğunun idrakinde Sayın Hükûmeti bu konuda duyarlı olmaya, dikkatli olmaya
davet ediyorum.
Değerli milletvekilleri, gerçekten bu
anlaşma önemli. Bu anlaşmanın onaylanmasına biz de destek veriyoruz ama bunu
fırsat bilerek ifade ettiğim şu hususlardan, zannediyorum, ilgililer,
ilgilenenler gereken sonuçları çıkarmışlardır. Ümit ediyorum ki bu sonuçlar
doğrultusunda doğrular yapılır.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.
Tasarının maddelerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SURİYE
ARAP CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA TERÖR VE TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI ORTAK
İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- (1) 21 Aralık 2010 tarihinde
Ankara’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği
Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde
yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, tasarının tümü
açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla
yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Oylama için iki dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İle Suriye Arap Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında Terör Ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama sonucu:
|
“Kullanılan Oy Sayısı |
: |
230 |
|
|
Kabul |
: |
229 |
|
|
Çekimser |
: |
1 |
|
Kâtip Üye Harun Tüfekci Konya |
Kâtip Üye Yusuf Coşkun Bingöl” |
Anlaşmanın her iki ülkeye de hayırlı
olmasını diliyorum.
Sayın milletvekilleri, Danışma
Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım, buyurun:
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Danışma Kurulu Önerileri (Devam)
2.-
752 sıra sayılı Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin
Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam
Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı’nın, gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 9’uncu
sırasına alınmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
Tarihi: 06/04/2011
752 sıra sayılı Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin
Geliştirilmesi Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam
Cumhuriyeti Hükümeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu’nun 48 saat geçmeden Gündemin Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler Kısmının 9’uncu sırasına
alınması önerilmiştir.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Mustafa Elitaş Muharrem
İnce
Adalet ve Kalkınma
Partisi Cumhuriyet
Halk Partisi
Grubu Başkan Vekili Grubu
Başkan Vekili
Mehmet Şandır Bengi
Yıldız
Milliyetçi Hareket
Partisi Barış
ve Demokrasi Partisi
Grubu Başkan Vekili Grubu
Başkan Vekili
BAŞKAN – Öneriyi kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, 9’uncu sıraya
alınan Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi
Hususunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti
Hükümeti Arasında İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
VI.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A)
Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
10.-
Afgan Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu
Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/1019) (S. Sayısı: 752) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon raporu 752 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde söz talebi
yoktur.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
AFGAN ULUSAL POLİSİNİN EĞİTİLMESİ VE
KAPASİTESİNİN GELİŞTİRİLMESİ HUSUSUNDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE
AFGANİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA İŞBİRLİĞİ YAPILMASINA DAİR
MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN TASARISI
MADDE 1- (1) 5 Mart 2011 tarihinde Kabil’de imzalanan “Afgan Ulusal
Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında
İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırası”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Oylama için bir dakika süre veriyorum
ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Afgan
Ulusal Polisinin Eğitilmesi ve Kapasitesinin Geliştirilmesi Hususunda Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Afganistan İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında
İşbirliği Yapılmasına Dair Mutabakat Muhtırasının Onaylanmasının Uygun
Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı açık oylama sonucunu arz ediyorum:
“Oy sayısı: 221
Kabul: 220
Ret: 1(X)
Kâtip Üye Kâtip
Üye
Harun Tüfekci Yusuf Coşkun
Konya Bingöl”
Her iki ülkeye de hayırlar getirmesini
diliyorum.
Sayın milletvekilleri, 10’uncu sıraya
alınan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti
Arasında Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
11.-
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti Arasında
Denizcilik Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/957) (S. Sayısı: 682) (x)
BAŞKAN –
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Komisyon
raporu 682 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının
tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın
Mustafa Özyürek, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA
ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Özyürek, sana son söz, süre vermesin, istediğiniz
kadar konuşun.
CHP GRUBU
ADINA MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Değerli arkadaşlarım, çok alkışlarsanız kısa
konuşabilirim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN –
Sayın milletvekilleri...
MUSTAFA
ÖZYÜREK (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile
Suriye Arap Cumhuriyeti Hükûmeti arasında denizcilik anlaşmasının onaylanmasıyla ilgili Dışişleri
Komisyonu Raporu hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli arkadaşlarım, Suriye
ilişkileriyle ilgili arkadaşlarım anlattılar. Elbette Suriye ile Türkiye’nin
ilişkileri son derece önemli ama bu ilişkileri hükûmet düzeyinde, devlet
düzeyinde kurarken, orada olup bitenleri çok iyi değerlendirmek ve halkı, orada
özgürlük isteyen, demokrasi isteyen kesimleri de darıltmayacak, dışlamayacak
bir tavır sergilemekte yarar var.
Değerli arkadaşlarım, söz almamın esas
nedeni, artık bugünkü toplantıyla, yarın komisyon raporlarını da görüştükten
sonra Parlamentonun bu dönemi sona eriyor. 12 Haziranda bir önemli seçim
olacak. Bu önemli seçim, tabii, Türkiye için gerçekten önemli. Halkımız dört
yıllık olup biten olaylarla ilgili, AKP’nin icraatıyla ilgili, Türkiye'nin
durumuyla ilgili, ekonomisiyle, sosyal hayatıyla, dış politikasıyla ilgili çok
önemli bir karar verecek. Bu kararın özgür bir şekilde verilmesi, halkın gerçek
düşüncesinin sandığa yansıması son derece önemli. Bunun olabilmesi için elbette
sandık güvenliği olmalıdır, elbette sandıktan çıkan irade doğru şekilde
değerlendirilip sayılmalıdır ve en önemlisi de sandığa gidecekler çeşitli
şekillerde baskı altına alınmamalıdır. Ekonomik baskı uygulanmamalıdır, idari
baskı uygulanmamalıdır, siyasi baskı uygulanmamalıdır. Öyle bir seçim
yapmalıyız ki sonuçlarını herkes içine sindirebilmelidir. Bunu halkımızın
başaracağına inanıyorum.
Tabii, bu, Türkiye’yle ilgili,
halkımızla ilgili yönü yanında, burada, Mecliste görev yapan arkadaşlarımızla
ilgili, sizlerle ilgili, bizlerle ilgili bir önemli yönü de var. Burada pek çok
arkadaşlarımızla 2002 yılından beri birlikteyiz, bazı arkadaşlarımızla 2007
yılından beri beraberiz. Tabii, komisyonlarda tartışırken, burada tartışıp
konuşurken bütün amacımız doğruların ortaya çıkmasıdır, halkımızın lehine olan
çözümlerin hayata geçmesidir. Biz muhalefet milletvekilleri olarak bu
doğrultuda çalıştık, bu amaçla çalıştık. Çoğu kez bize göre doğru olan
görüşleri, önerileri kabul ettiremedik ama canınız sağ olsun. Ben, bundan sonra
seçilecek bütün arkadaşlarıma tekrar yeni dönemde başarılar diliyorum, herhangi
bir şekilde aday olmayan veya aday olduğu hâlde seçilecek yerde bulunamayan
arkadaşlarıma da bundan sonraki yaşantılarında başarılar diliyorum.
Tabii, bu bir emanettir, bu emanet bize
verildiği zaman bunun gereğini en iyi şekilde yerine getirmekle mükellefiz
yoksa her görevin -dünya Sultan Süleyman’a da kalmamış derler ya- bir sonu
vardır. Şimdi de Parlamento bir dönemi tamamlıyor yeni bir döneme başlayacak.
Her yeni dönem taze bir başlangıçtır, her yeni dönem bir umuttur, biz de bu
umutla bu seçimlere gidiyoruz. Halkımız için, milletimiz için, hepimiz için hayırlı
uğurlu olmasını diliyorum. Hepinize saygılar, sevgiler sunuyorum. Sağ olun
arkadaşlar (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Özyürek, çok teşekkür
ederim.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
Sayın Şandır konuşma yapacak mısınız efendim?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Hayır,
teşekkür ederim, arkadaşların meseleyi anladığını sanıyorum, onun için
tekrarlamaya gerek duymuyorum.
BAŞKAN – Peki.
Teşekkür ederim.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE
CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE SURİYE ARAP
CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA DENİZCİLİK ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ
UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- (1) 6 Eylül 2004 tarihinde Şam’da imzalanan
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında
Denizcilik Anlaşması”nın onaylanması uygun bulunmuştur.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN
– Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
3’üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- (1) Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN
– Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Tasarının tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, oylama için bir
dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Suriye Arap Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Denizcilik
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı açık oylama
sonucu:
|
“Oy Sayısı |
: |
230 |
|
|
Kabul |
: |
230 |
|
Kâtip Üye Harun Tüfekci Konya |
Kâtip Üye Yusuf Coşkun Bingöl” |
Anlaşmanın Türkiye ve Suriye için
hayırlar getirmesini diliyorum.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım,
alınan karar gereğince 700, 549, 589, 648, 352, 733 sıra sayılı Meclis
araştırma komisyonları raporlarını görüşmek için, 7 Nisan 2011 Perşembe günü
saat 12.00’de toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Bugün özverili ve hoşgörülü iş birliği
çalışmalarından dolayı grup başkan vekili arkadaşlarımıza ve gruplarımıza
özellikle teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum.
Hepinize ve bizleri izleyen
vatandaşlarımıza hayırlı akşamlar diliyorum.
Kapanma Saati: 21.31
(*) 744 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(X) ) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(X) 751 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
) 737 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir. (x
(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(X) 742 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(xx) 749 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(x) 736 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(x) 750. S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(x) 748 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(X) 713 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(x) 752 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(x) 682 S. Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir. ,