TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

                                                                                 TUTANAK DERGİSİ

 

                                                                                                65’inci Birleşim

                                                                                       12 Şubat 2011 Cumartesi

 

(Bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

                                                                                                 İÇİNDEKİLER

 

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II.- GELEN KÂĞITLAR

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Pakistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1409)

2.- Vietnam Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1410)

3.- Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1411)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1030)

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 milletvekilinin, Tuzla’daki çevre kirliliğinin ve etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1031)

3.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1032)

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033)

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

4.- İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol’un, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

5.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge nedeniyle açıklaması

6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önerge nedeniyle yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması

7.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

10.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

11.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

12.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

13.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısı belgesinin hazırlanması safhasında diğer grup temsilcileriyle yapılan görüşmelere,toplantının Başkanlık makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin görüşünü tekrarlayan açıklaması

14.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

15.- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

16.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Parlamentoyu sahtekârlıkla suçlayanlara hak vermesinin talihsiz bir konuşma olduğuna ilişkin açıklaması

17.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a teşekkür ettiğine, kendisinin olmadığı, tasvip etmediği ve onay vermediği bir konuda bir gruba, bir dayatmaya teslimiyet olan belge altına imza vermediğine ve bunu sahtekârlık olarak ifadelendirmesinin bir isyanının belirtisi olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, yükseköğrenimdeki öğrencilerin affı olarak tasarıda yerini bulan düzenlemelerin doğru olduğuna ve parti olarak arkasında olduklarına ilişkin açıklaması

19.- İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol’un, mesaiye başladığı gün içinde hiçbir partiyle sözü edilen konuda bir pazarlığının, bir sözünün, bir beyanının ve taahhüdünün olmadığına ilişkin açıklaması

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdoroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606)

 

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Tasarılar/Teklifler (Tekriri müzakere)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddeleri)

 

 

 

 

 

VI.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- 606 sıra sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı’nın 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddelerinin Genel Kurulda yeniden görüşülmesine ilişkin Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın talebinin uygun görüldüğüne ilişkin Danışma Kurulu önerisi

2.- 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin, 12 Şubat 2011 Cumartesi günkü birleşimde tamamlanması hâlinde başka işlerin görüşülmemesine; Genel Kurulun 13-14 Şubat 2011 Pazar ve Pazartesi günlerine ilişkin çalışma kararının kaldırılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

 

VII.- OYLAMALAR

1.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri’nin oylaması

12 Şubat 2011 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.03

BAŞKAN : Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının üç tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

 

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Pakistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1409)

 

                                                                                                                                    11/02/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011 tarih ve 87 sayılı Kararı ile Pakistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Sayın Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                    Sadık Yakut

                                                                                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                  Başkanı Vekili

 

 

 

2.- Vietnam Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1410)

 

                                                                                                                                    11/02/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011 tarih ve 87 sayılı Kararı ile Vietnam Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan bir heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                    Sadık Yakut

                                                                                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                  Başkanı Vekili

 

3.- Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1411)

 

 

                                                                                                                                    11/02/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011 tarih ve 87 sayılı Kararı ile Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan bir heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.

                                                                                                                                    Sadık Yakut

                                                                                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                                                  Başkanı Vekili

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1030)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dersim Katliamının yaşandığı 1937 ve 1938 yıllarında, ailesi katledilen ya da ailesinden zorla alınarak Türkleştirme politikaları çerçevesinde rütbeli askerlere verildiği veya Türklerin yoğun olarak yaşadığı illere götürüldüğü iddia edilen "Dersim'in kayıp kız çocukları" hakkında karanlıkta kalan bütün soruların cevap bulması ve sayılarının tespit edilmesi; resmî arşivlerin açılarak mağdur aileler ve kamuoyu ile paylaşılması ve sayılarının açıklanması; akıbetlerinin ne olduğunun bilinebilmesi ve hayatta olanların bulunması için TBMM İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğinde Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

1) Fatma Kurtulan                            (Van)

2) Selahattin Demirtaş                     (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                            (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                                (Batman)

5) Bengi Yıldız                                 (Batman)

6) Akın Birdal                                   (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                                  (Mardin)

8) Hasip Kaplan                               (Şırnak)

9) Hamit Geylani                              (Hakkâri)

10) İbrahim Binici                            (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                            (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş                (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                      (İstanbul)

14) Osman Özçelik                           (Siirt)

15) Özdal Üçer                                 (Van)

16) Pervin Buldan                             (Iğdır)

17) Sehabat Tuncel                          (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                         (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                  (Muş)

20) Şerafettin Halis                          (Tunceli)

Gerekçe:

Dersim Katliamı, üzerinden 73 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ bir devlet sırrı olarak kalmıştır. Ancak katliamın boyutları, bölge halkının iddiaları ve o dönem devletin Dersim’e özgü çıkarmış olduğu kanunların içeriğinden anlaşılmaktadır. Katliamın tanıklarının ifadeleri ve ulaşılan belgeler yalnızca Türkiye Cumhuriyeti tarihinde değil, dünya tarihinde bile benzerine az rastlanır bir katliamın yapıldığını ortaya koymaktadır. Bütün iddialar karşısında ise devletin arşivleri hâlâ açmamış olması, katliamın gizlenen boyutunun daha da ürkütücü olduğunu düşündürmektedir.

O dönem, Dersim Bölgesi hakkında devlet yetkililerinin hazırladıkları raporlarda yer alan hususlar kapsamında, bölgeye yönelik bir katliam hazırlığı yapılmış; 25 Aralık 1935 tarihli 2884 sayılı Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun kapsamında, yalnızca o vilayete özgü bir yönetim yapısı oluşturulmuştur.

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte üzerinde özel bir politika ile durulan Dersim Bölgesi'nde 1937 ve 1938 yıllarında tedip ve tenkil gerçekleştirilmiştir. Düzenlenen askerî harekâtla, insanlar katliamdan geçirilmiş, cesetler yığılarak ateşe verilmiş; mağaralara saklanan kadın, çocuk ve yaşlılar kıyımdan geçirilmiştir. Dersim bu askerî harekât sonrası âdeta insansızlaştırılmıştır.

Yaşanan olaylarla ilgili diğer bir iddia ise ailelerini kaybeden ya da ailesinden zorla alınan kız çocuklarının zorla rütbeli askerlere ve kimi ailelere verilmek üzere Dersim'den götürüldüğüdür. Bu durum ise resmî politikalar çerçevesinde Dersim'de uygulanan baskı ve kırım politikalarının başka bir boyutunu ortaya çıkarmış ve günümüzde çözüm bekleyen bir sorun niteliğinde ortada durmaktadır.

“Çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi” olarak özetlenebilecek bu uygulama Türkleştirme politikalarının en açık örneklerinden birini oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde söz konusu husus “soykırım” olarak tanımlanmıştır.

İsmet İnönü, Dersim hakkında açıkladığı Islahat Programı'nda, Dersim'in tamamen boşaltılması, Bakanlar Kurulunun izni olmadan yerleşim olmayacağı ve “Türklerin yoğun olduğu yerlerde kız ve erkek yatılı okulları açılarak Dersim'de beş yaşını doldurmuş kız ve erkek çocukların okutulup büyütülmesi, bunların kendi aralarında evlendirilerek, kendi ana ve babalarından kalan mallar ve mülklerin içinde birer Türk yuvası haline getirilmesi” gibi önlemler yer almaktaydı.

Bu öneriler birer birer hayata geçirilmiş, Dersimli kız çocukları, bu politikalar çerçevesinde ailelerinden alınmıştır. Sonradan bazıları bulunmuş olunsa da sayıları belli olmayan “kayıp kız çocuklarının akıbetlerinin” ne olduğu, şimdi nerede yaşadıkları ve kaçının hayatta olduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Konuya ilişkin o dönemdeki resmi veriler, devlet arşivlerinde hâlâ saklı tutulduğu için kamuoyu tarafından öğrenilememiştir.

 Bugün hâl⠓kayıp kız çocuklarını” arayan onlarca Dersimli aile vardır. Bazı ailelerin ya da Dersim’den o dönem götürülen kız çocuklarının kendi çabaları sonuç vermişse de çoğu aile ellerinde herhangi bir bilgi olmadığı için çocuklarını bir daha görememiştir.

Ailelerine kavuşmuş kız çocuklarının iddialarına göre, alınan kız çocukları genelde asker ailelerine verilmiş olduğu için, tanımadıkları bir ailenin nüfusuna kaydedilmiştir. Bazı iddialara göre ise söz konusu kız çocuklarının nüfus kaydı bile bulunmamaktadır.

Katliamın üzerinden neredeyse bir asır geçmiş ancak devlet o dönem mağdur edilmiş ve hâlâ hayatta olan vatandaşlarımız karşısındaki sorumluluğunu yerine getirmemiştir. Devletin söz konusu durum karşısındaki sorumluluğunu yerine getirmesi için yapılacakların tespiti; arşivlerin açılarak o dönem Dersim Bölgesi’nden kaç kız çocuğunun başka ailelere verildiği ve nerelere gönderildiği, kaçının hâlâ hayatta olduğu ve başkaca cevap bekleyen soruların yanıt bulması, o dönem yaşananların kamuoyu ve kayıp kız çocuklarının aileleri ya da yakınları ile paylaşılması için bir meclis araştırması açılmasını gerekli bulmaktayız.

 

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 milletvekilinin, Tuzla’daki çevre kirliliğinin ve etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1031)

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sanayileşmeyle beraber dünyada çevre kirliliği önemli ölçüde artmıştır. Çevrede onarılması güç tahribatlara yol açan kirliliğin giderek artmasının önlenmesinde ve bunun yol açtığı sorunların giderilmesinde ülkeler çaresiz kalmaktadırlar. Kirlenmeye neden olan ve doğanın dengesini bozan atıkların etkisinin, hava ve su akışkan ortam olduğu için, çok geniş alanlarda hissedilebilmesi ve bir sanayi tesisinin bacasından çıkan asit gazlarının stratosferde hareketle yüzlerce kilometre uzaklarda bir tarımsal üretim alanını asit yağmuru altına alarak zarar verebilecek niteliğe sahip olması, ülkeleri bağlayıcı çözümler aramaya sevk etmiştir. Bu çerçevede, herhangi bir suistimale fırsat vermeyecek şekilde ve caydırıcılığı yüksek cezalarla, çevrenin korunmasına ilişkin tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Bu konudaki hassasiyet en üst noktaya taşınmıştır.

Ülkemizde sanayileşmenin en yoğun olarak gerçekleştiği kentlerin başında İstanbul gelmektedir. İstanbul'da 12 bin, kayıtsızlarla beraber 30 bin sanayi tesisi bulunduğu ve bunların 1-2 milyon ton tehlikeli atık ürettiği resmi makamlarca ortaya konulmaktadır. Harem'den başlayıp Sakarya iline kadar devam eden sanayi tesislerinin önemli bir kısmı, Tuzla ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu sebeple Tuzla, çevre kirliliğinden en çok etkilenen yerlerden biridir. Tuzla'da yıllardan beri görülen kirlilik, ilçede ikamet edenlerin ve İstanbulluların yıllardır tepkilerine neden olmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının ve Tuzla Belediyesi'nin bir danışmanlık firmasına hazırlattığı raporlarda da kirliliğin ulaştığı boyut göz önüne serilmesine rağmen, bugüne kadar yetkililer tarafından kirliliğin giderilmesi amacıyla herhangi bir ciddi adım atılmamıştır. Kirliliğin üst seviyede seyrettiği ilçede, kirliliğe neden olanlar ile önlemini almakla yükümlü olan makam ve merciler tarafından bu durum bilinmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınması aşamasında bir ihmal göze çarpmaktadır. İstanbulluları ve Tuzlalıları isyan noktasına getiren kirliliğin önlenmesi amacıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bağlı kuruluşu olan İSKİ'nin evsel atıkların arıtılması amacıyla hizmete soktuğu arıtma tesislerine, sanayi atıkları da arıtılmak üzere gönderilmeye başlanmıştır. Evsel atıkların arıtılması için kurulan arıtma tesisi, sanayi atıklarının arıtılmasında yetersiz kalmış ve kurulma amacına hizmet edemez hale gelmiştir. Diğer taraftan, Tuzla'daki sanayi tesislerinin arıtma sistemlerini denetlemekle görevli kurum, eleman ve ekipman yetersizliği nedeniyle, denetim işlevini etkili olarak yerine getiremediği, bazı fabrikaların krom, sülfür, boya ve ağır metal içeren atık suları arıtmadan Umur Deresi'ne deşarj edildiğinin gözlemlendiği yönünde raporlar mevcuttur.

İhmallerin yol açtığı kirlilik ile Tuzla'da geniş alana yayılan sanayi atıklarının kokusu halkı tedirgin etmektedir. Tuzla halkı soluduğu zehirli hava nedeniyle kanser tehdidi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Tuzla'da ikamet edenlerle beraber, Tuzla'daki sanayi tesislerinin sahiplerini ve çalışanlarını da tehdit eden durumun vahameti uzmanlar tarafından çeşitli platformlarda ifade edilmektedir. Özellikle arıtılmadan çevreye deşarj edilen sanayi atıklarının, yer altı sularına ve denizlere doğrudan karışması, sadece Tuzlalıların değil, İstanbul'un bütününün de bu tehlikeyle karşı karşıya olduğunun en belirgin kanıtıdır.

Tuzla'da kirlilik artarak devam etmekteyken, toprak altında zehirli variller bulunduğuna dair güçlü iddialar ve kanılarda mevcuttur. Bu iddiaların araştırılması gerekmektedir. Tuzla'da geniş çaplı bir araştırma yapılmalı, yer altında hâlâ durduğu iddia edilen variller ortaya çıkarılmalıdır. Zehirli varillerin sahipleri bulunarak, bu işte parmağı olan, görevini, sorumluluğunu yerine getirmeyen makam ve merciler ile bugüne kadar görevini yapmayan ilgili kamu kuruluşları yöneticileri en ağır cezalara çarptırılmalıdırlar.

Uzun yılardır devam eden, kronikleşen bir hâl alan Tuzla'daki kirliliğin ne zaman son bulacağına ve yer altında olduğu iddia edilen zehirli varillere ilişkin ilgili kamu kurum ve kuruluşları bugüne kadar Tuzla sakinlerini tatmin edecek yeterlilikte bir açıklama ve çalışma yapmamışlardır.

İstanbul İli Tuzla İlçesindeki kirliliğin sebepleri, yer altında zehirli varillerin bulunup bulunmadığı, halkın hastalıklarının bunlarla bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, işletmelerin ve bu konuda görevli kamu kurumlarının sorumluluklarının gereğini yapıp yapmadıklarının tespit edilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1)  Ayşe Jale Ağırbaş                                (İstanbul)

2)  Süleyman Yağız                                    (İstanbul)

3)  Hasan Erçelebi                                    (Denizli)

4)  Osman Kaptan                                     (Antalya)

5)  Bayram Ali Meral                                  (İstanbul)

6)  Hasan Macit                                         (İstanbul)

7)  Ahmet Ersin                                         (İzmir)

8)  Hulusi Güvel                                        (Adana)

9)  Muhammet Rıza Yalçınkaya                   (Bartın)

10)  Atila Emek                                         (Antalya)

11)  Ergün Aydoğan                                   (Balıkesir)

12)  Abdurrezzak Erten                              (İzmir)

13)  Ali Rıza Ertemür                                 (Denizli)

14)  Tekin Bingöl                                      (Ankara)

15)  Hüseyin Pazarcı                                 (Balıkesir)

16)  Ali Koçal                                            (Zonguldak)

17)  Hüseyin Ünsal                                   (Amasya)

18)  Şevket Köse                                       (Adıyaman)

19)  Orhan Ziya Diren                                (Tokat)

20)  Mehmet Fatih Atay                              (Aydın)

21)  Tayfur Süner                                      (Antalya)

22)  Hüseyin Mert                                      (İstanbul)

23)  Mustafa Vural                                     (Adana)

 

3.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1032)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

19-24 Aralık 1978 yılında yaşanan Maraş katliamını kimlerin planladığı ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak niye Alevi yurttaşlarımızın seçildiği, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar gördüğü ve sonrasında kaç kişinin Maraş'ı terk ettiğini araştırmak üzere Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını dilerim. 16.12.2010

1) Akın Birdal                                                 (Diyarbakır)

2) Selahattin Demirtaş      (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                                          (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                                              (Batman)

5) Bengi Yıldız                                                (Batman)

6) Emine Ayna                                                (Mardin)

7) Fatma Kurtulan                                          (Van)

8) Hasip Kaplan                                             (Şırnak)

9) Hamit Geylani                                            (Hakkâri)

10) İbrahim Binici                                          (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                                         (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş                            (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras       (İstanbul)

14) Osman Özçelik                                        (Siirt)

15) Özdal Üçer                                               (Van)

16) Pervin Buldan                                          (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                                       (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır          (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                                (Muş)

20) Şerafettin Halis                                       (Tunceli)

Gerekçe:

19-24 Aralık 1978 yılında gerçekleşen Maraş katliamı toplumsal tarihimizin aydınlatılamamış olaylarından biridir.

19 Aralık 1978'de Çiçek sinemasına bomba atılması ile başlayan saldırı 24 Aralık tarihine kadar sürmüştür. Daha sonra Çiçek sinemasına atılan bombanın provokasyon olduğu ortaya çıkmıştır.

"Kanımız aksa da zafer İslamın", "Müslüman Türkiye" sloganları ile Cumhuriyet Halk Partisi il merkezi, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binaları saldırıya uğramış kullanılamayacak duruma gelmiştir.

Daha sonra Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi'nde bir kıraathane bombalandı. Bombalama sonucu kahvehanede bulunan bir Alevi dedesi yaşamını yitirdi. 21 Aralık günü Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı iki sol görüşlü öğretmen silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitirdi. Öğretmenlerin cenaze namazı engellendi. "Camilere komünistlerin saldırdığı" haberleri yayılmaya başlamasıyla saldırılar Alevilerin yoğun yaşadığı mahallelere yönelmiştir. Bu mahallelerde 2 gün boyunca evlere girildi, yaşlı, çocuk, hamile demeden 100 den fazla kişi hunharca katledildi. Mahallelere yapılan saldırılar sırasında polis ya da askeri güçler saldırganları önleme çabasında olmadılar.

Olaylar 24 Aralık günü Kayseri'den gelen askeri birliklerin müdahalesi ile ancak yatıştırılabildi.

26 Aralık 1978 tarihinde bu saldırılar konu edilerek İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere, toplam 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Daha sonra bu illerin sayısı arttırıldı. Böylelikle 12 Eylül 1980 darbesinin ilk adımları da atılmış oldu.

Saldırılar sonucunda resmi verilere göre 105 kişi öldü, 176 kişi yaralandı, 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi. Resmi olmayan beyanlara göre ise ölü sayısı 500'e yakındır.

Katliam sonrası Alevilerin büyük çoğunluğu işlerini, evlerini bırakarak, adeta kaçarak kentten göç etti.

Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürmüş, çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında dava açılmıştır. Sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Sıkı yönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır.

Ceza alanların cezaları da 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle ertelenmiş daha sonra da serbest bırakılmışlardır.

Ancak buna karşın katliamın perde arkası aydınlatılamamıştır. Örneğin şehirde birden bire sayıları artan milli piyango satıcılarının kim oldukları, bir ABD elçilik görevlisinin katliamın hemen öncesinde bölgede hangi amaçla bulunduğu gibi soruların yanıtı hâlâ verilmemiştir. Toplumsal vicdanda yaygın olan kanı katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılmak istenmediği, saklandığı ve korunduğu yönündedir. Bu katliamın gerçek faillerinin ortaya çıkarılmasının pek çok karanlık olayı çözeceği yönünde ise toplumda ortak bir kanı vardır.

Katliamı yaşamış, yakınları gözlerinin önünde katledilmiş Alevi yurttaşlar hâlâ bu travmayı yaşamaktadır. 32 yıldan beri ilk defa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından katliamda yaşamını yitirenler için 19 Aralık 2010 tarihinde Maraş'ta düzenlenecek olan anma etkinliği toplumsal barışın sağlanması ve yaşanan travmanın azaltılması için büyük önem taşımaktadır. TBMM'nin de kardeşliğin, barışın sağlanması, acıların azaltılması için üstüne düşeni yapması gerekmektedir.

Bu nedenle 19-24 Aralık 1978 yılında yaşanan Maraş katliamını kimlerin planladığı ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak niye Alevi yurttaşlarımızın seçildiği, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar gördüğü ve sonrasında kaç kişinin Maraş'ı terk ettiğini araştırmak üzere bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.

 

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033)

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Baz istasyonlarının yaygınlığı, uzun vadede çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması ve bu sorunların çözümüne ilişkin yolların tespiti için Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

                                                                                Ayla Akat Ata

                                                                       BDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Teknoloji, eskiçağlardan başlayıp günümüze kadar gelen, insanların yaşam şartlarını kolaylaştırmayı amaçlayan her türlü araç ve gerecin yapımını kapsayan bilgi türü olarak nitelendirilmektedir. Teknoloji ürünlerinin neredeyse tamamı elektrikle çalışmakta, elektrikle çalışan her aletin bir elektromanyetik alan oluşturduğu da bilinmektedir. Elektromanyetik alanların insan sağlığı üzerindeki etkileri, yeni teknolojilerin günlük yaşamda daha yoğun biçimde kullanılması sonucunda giderek artmaktadır.

Bu zararların en somut ortaya çıktığı konulardan biri ise, cep telefonlarını konuşulabilir kılan baz istasyonlarıdır. Baz istasyonlarından kaynaklanan elektromanyetik dalgaların insan sağlığına olumsuz etki yapıp yapmadığı tartışmaları ise bilim dünyasında hâlen yoğun bir şekilde devam etmektedir. Resmi kurumlar tarafından yapılan, baz istasyonlarının insan sağlığına zararlı etkisinin kesin olarak kanıtlanmadığı yönündeki açıklamalara karşın, alanlarında uzman başta ilgili üniversitelerin araştırma bölümleri, çeşitli mesleki kuruluşlar ve çevre örgütleri, kurumun tersine baz istasyonlarının insan sağlığına yönelik ciddi tehlikeler oluşturacağına dikkat çekilmektedir.

Baz istasyonları tarafından yayılan mikrodalgaların dokulara yönelik iki temel etkisi bulunduğu belirtilmektedir. Mikrodalgaların dokuları ısıttığı, hücrelerin kimyasını bozduğu yönünde görüşler bulunmaktadır. Mikrodalgaların özellikle ikinci etkisinin yani hücrelerin kimyasını bozarak oluşturduğu etkinin ise insan sağlığı açısından daha önem taşıdığı ifade edilmektedir. Yapılan araştırmalarda hücrelerin kimyasal etkiye maruz kalması ile hücrelerde büyük moleküllerin deforme oluşu, hücre zarlarının birbirine yapışması, hücre zarlarında delikler açılması, sinir zarlarının bozuluşu, hücre enzimlerinde bozulmalar, DNA tahribi gibi sonuçların meydana gelebileceği saptanmıştır.

İnsan sağlığına zararlı olup olmadığı tartışılan baz istasyonlarının özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları etkilediği, yine son dönemde baz istasyonlarına hızla yenilerinin eklenmesi ve aynı yere birden fazla baz istasyonu anteni yerleştirilmesi de bu endişeleri daha da arttırmaktadır.

Bu kapsamda baz istasyonlarının yaygınlığı, uzun vadede çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması ve bu sorunların çözümüne ilişkin yolların tespiti için Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemde yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Alınan karar gereğince gündemin ”Kanun Tasarı ve Teklifleri ile…”

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, bir açıklamam var yerimden, eğer müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Görmedim Sayın Şandır.

Buyurun.

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce “Başkanlığın Sunuşları” kapsamında Barış ve Demokrasi Partisi milletvekillerinin verdiği bir araştırma komisyonu kurulması önergesinin gerekçesi asla kabul edilemez, bu Mecliste işleme alınması bütünüyle Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine hakaret anlamı taşıyacaktır. Verilen önergede, 1937 ve 1938 yıllarında, kendi ifadeleriyle “Dersim bölgesinde” özel bir politikayla yaşanan tedip ve tenkil işlemiyle insanların katliamdan geçirildiğini, cesetlerin yığılarak ateşe verildiğini, mağaralara saklanan kadın, çocuk ve yaşlıların kıyımdan geçirildiğini, Dersim’in bu askerî harekât sonrası âdeta boşaltıldığını iddia etmekteler ve ailesinden zorla alınan kız çocuklarının zorla rütbeli askerlere ve kimi ailelere verilmek üzere Dersim’den götürüldüğünü ifade ederek bunun bir resmî politika olduğunu, bu politikanın da Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde söz konusu olan soykırım olarak tanımlandığını, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin soykırım yaptığını iddia etmekteler. Böyle bir iddiayı bu millî Meclisin çatısı altında okumak, işleme almak asla mümkün değil, asla kabul edilemez. Bunu, Başkanlık Divanının bu duyarlılığını bekliyorum ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak böyle bir önergeyi asla kabul edemeyeceğimizi, böyle bir işlemi başlatmanızı da asla doğru bulmayacağımızı ifade ediyorum. Bu önerge geri çekilmeli ve tutanaklardan çıkartılmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halis.

 

2.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

 

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; verilmiş olan önerge, her şeyden önce, 1935’te çıkarılan Dersim’e özgü, özel Tunceli Kanunu’na ve bunun ötesinde 4 Mayıs 1937 tarihinde alınmış Bakanlar Kurulu kararına binaen yapılmış, Dersim’deki faaliyetlerin sonucunda yaşanmış katliam üzerine verildi.

Şimdi, burada resmî kayıtlar var, resmî belgeler var, Bakanlar Kurulu kararı var. Eğer gerçekten bu konuda, yaşayan tanıkların yaşanmış olayı anlatmaları kabul edilmiyorsa -ki yaşanmış vahşet dünya kamuoyunun bilgisi dâhilindedir- burada biz, devlet arşivlerinin açılmasını isteyerek kaç insan öldürüldü, neden öldürüldü, ha, böyle bir şey yoksa devlet arşivlerinin mutlaka açılarak bu konunun mutlaka aydınlığa kavuşturulması gerektiğini söyledik ve ben ailesinden 24 kişiyi kaybetmiş bir mağdur olarak ve yine 70 binden fazla insanı katledilmiş bir coğrafyanın temsilcisi olarak bu önergeyi verdim ve gerçekten bu konuda bir itiraz varsa hemfikir olunarak bu Parlamentoda mutlaka döneme ait arşivlerin açılması gerekmektedir, çok önemlidir diye düşünüyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan…

 

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, biliyorsunuz, İç Tüzük’e göre verilen araştırma önergelerinin amacı, sorunları tespit etmek, nedenlerini anlamak ve ona uygun çözüm yollarını bulmaktır. Bu açıdan baktığımız zaman cumhuriyet tarihinde maalesef örfi idarelerle, istiklal mahkemeleriyle yaşanan çok karanlık sayfalar vardır. Örneğin, 60 ihtilaliyle Menderes’in asılması, 12 Mart ihtilalinden günümüze kadar… Yani, Türkiye 74 milyon ve geldiğimiz 21’inci yüzyılda, kendi parlamentosunda yüzleşebilmeli tarihiyle, gerçekleri konuşabilmeli ve kamuoyuna aydınlık bir fotoğraf verebilmelidir.

Usulüne uygun olarak, araştırma önergesi bir grup önergesi olarak verildi. Meclis Başkanlık Divanı, Kanunlar Dairesinin denetiminden geçti. Kanunlar Dairesinin denetiminden geçtikten sonra da Meclis Başkanlığı sunuşu olarak geldi ve Sayın Divanınız da bunu Genel Kurula sunmuştur. Zamanı gelince tartışması ve gündemi yapılacaktır. Eğer farklı grupların farklı görüş ve itirazları varsa yeri ve zamanı geldiğinde bunu açıklamaları mümkündür ama külliyen bir şeyi yok saymak, inkâr etmek, yaşanmamış arz etmek ve resmî kayıtlardaki, belgelerdeki verilere rağmen bunu yok saymak, kabul edilebilir bir durum değildir. Demokratik ülkelerde, toplumlarda, parlamentolarda, böyle bir yaklaşım tarzını kabul edilemez buluyoruz. Türkiye kamuoyunda bu konu “Dersim katliamı” olarak son derece tartışılmaktadır. Eğer takriri sükûnlar, sürgünler utanç sayfasıysa bu utanç sayfalarıyla yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu, Türkiye halkına kaybettirmez, bilakis birliğini, demokrasisini daha da güçlendirecektir diye düşünüyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Anadol, buyurun.

 

4.- İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol’un, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeceyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

 

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Fazla uzatmaya niyetim yok, iş Parlamento kürsüsüne gelirse diyeceklerimizi orada söyleriz. Ancak, meydana geldiği iddia edilen olaylar… Tarih itibarıyla “soykırım” kavramı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler tarafından tarif edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan uluslararası soykırım kavramını çok daha öncelere döndürerek Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırımla suçlamak, iyi niyetli bir olay değildir ve hukuken yanlıştır. Özünü tartışmıyorum, gündeme gelirse söyleyeceklerimizi söyleriz. Ama Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırım suçunu işlemekle suçlamak, bu doğru bir olay değildir, hukuken yanlıştır, siyaseten de yanlıştır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Anadol, teşekkür ediyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İyi dinleseydiniz öyle bir kavram olmadığını anlardınız.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Neyi anlardık?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Keşke iyi dinleseydiniz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ne yazıyor?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge Kanunlar tarafından ve Meclis Başkanlığı tarafından değerlendirilerek gündeme getirilmiştir. Kaldı ki önergedeki konular tamamen, sadece ve sadece iddiadan ibarettir. Tabii ki, sizin de açıklamalarınızda belirttiğiniz gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin soykırımı kabul etmesi ve bu iddialarla gündemini oluşturması söz konusu değildir ama iddiaların da açıklığa kavuşması için Meclis Başkanlığının gönderdiği konuların tartışılması gerektiği düşüncesindeyim.

Teşekkür ediyorum.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

 

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki 59 kanun teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

 

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdoroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (*)

 

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Dünkü birleşimde tasarının  sekizinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

Şimdi dokuzuncu bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Dokuzuncu  bölüm, geçici 1 ila 10’uncu maddeler dâhil olmak üzere, 208 ila 224’üncü maddeleri kapsamaktadır.

Dokuzuncu bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu.

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, bu yasanın son bölümüne geldik. Ben hepinizin vicdanlarına bir madde okuyacağım. Geçti, bu yasanın 74’üncü maddesiydi. 74’üncü madde Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili bir madde ve bir iş yerinde son altı ay ortalamasından sonra işe her alınan kişinin sosyal güvenlik işveren primini İşsizlik Sigortası Fonu’ndan devlet ödeyecek.

Güzel, yani istihdamı teşvik etmek için, istihdamın artması için, ekmek vermek için, ben bunlara saygı duyuyorum…

RECAİ BERBER (Manisa) – Neresi yanlış bunun?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – …ama ben yıllardır işimi yapıyorum, hep direnmişim -krizlere karşı direnmişim- belli bir istikrarım var. Diyarbakır’ın Ergani’sinde bir un fabrikam var, 50 kişi çalıştırıyorum, hep direndim. Yanıma gelen bir un fabrikasının, yeni açılırsa, yeni alacağı 50 kişinin hepsinin primini devlet verecek, ben gariban, yıllarca orada çalışıp hizmet eden ben gariban -ilave işçi alamıyorum, kapasitem bu kadar- yıllarca 50  kişiye ekmek vermişim, bir kuruş para alamayacağım.

Arkadaşlar, bu, eşitlik ilkesine aykırı. Ben şunu söylüyorum: Kesinlikle, istihdam için her şeyi yapalım, buna karşı değilim ama eşit olun, adil olun, dürüst, namuslu…

RECAİ BERBER (Manisa) – Bundan yararlanmak için yeni yatırım yapacaksın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yok böyle bir şey Recai Bey, yok böyle bir şey! Ben eğer ilave işçi alamıyorsam…

RECAİ BERBER (Manisa) – Yeni yatırım yapacaksın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yeni yatırım yapamıyorum. Ben yıllarca oranın bekçiliğini yapıyorum, yıllarca oranın bekçiliğini yapmışım. Beni cezalandıramazsınız. 1 kilo unda 50 kişi… Yanlışınız burada, beni cezalandırıyorsunuz. Yıllarca orada üretim yapmışım, yıllarca oranın bekçiliğini yapıyorum, yıllarca orada 50 kişiye ekmek veriyorum, ben bir tek şeyden yararlanamıyorum ama yanıma gelen yeni bir un fabrikası 50 kişinin sigorta primini devletten alacak.

Arkadaşlar, burada haksızlık var. Ben vermeyelim demiyorum -altını bir daha çiziyorum- ama bana da verin. Ben de ekmek veriyorsam, yıllarca 50 kişiye ekmek vermişsem beni de bu haksızlığa uğratmayın.

Teşvikte geçtiğimiz dönem hep yanlış yaptınız, bu kürsülerden hep söyledim. Hâlâ, Türkiye'nin teşvik sistemi yanlıştır. Siz, Hakkâri ile Trabzon’u, Hakkâri ile Malatya’yı aynı kefeye dördüncü bölge olarak koyarsanız, haksızlık yapıyorsunuz. Böyle bir şey olmaz. Bir kere bunu hâlâ -dememize rağmen- gözden geçirmiyorsunuz. Siz Antalya ile Isparta’yı, Antalya ile Burdur’u aynı kefeye koyarsanız, Adıyaman’la Gaziantep’i aynı teşvik bölgesi ilan ederseniz haksızlık yapıyorsunuz.

Arkadaşlar, ben yıllarca krize göğüs gereceğim, yıllarca insan çalıştıracağım, yıllarca 100 tane adama ekmek vereceğim ama yanıma gelen yeni bir fabrika aynı işi yapıyorsa veya aynı işi yapmıyorsa da 100 tane adam ben çalıştırıyorum, 100 de o çalıştırıyor… Düşünün arkadaşlar ya, böyle bir haksız rekabet olmaz. Bu bir haksız rekabettir. Neden? Bana niye vermiyorsunuz? Beni de ödüllendirin, ben yıllarca çalıştırmışım, ben yıllarca ekmek vermişim bu insanlara. Hem de arkadaşlar, biliyor musunuz kaç ay? Bazıları için kırk sekiz aya kadar gidiyor, kırk sekiz aya kadar. Bazı işçiler için otuz altı ay, bazıları için eğer mesleki bir belgen varsa kırk sekiz ay.

Arkadaşlar, bunu değiştirin. Yeni istihdam yaratın, yeni istihdam yaratacak her türlü teşviki verelim ama yıllarca istihdam yaratan, yıllarca üreten insanlara haksızlık yapıyorsunuz. Bir kilo iplikte, bir kilo unda, lütfen hesaplayın arkadaşlar ya, lütfen hesaplar mısınız, hesaplar mısınız… Yani eskilere, ekmek verenlere ceza mı veriyorsunuz? Amacınız bu mu, amacınız bu mu?

RECAİ BERBER (Manisa) – Yenileri teşvik ediyoruz. 

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yenileri teşvik… Hayret bir şeysiniz ya, ben teşvik etmeyin demiyorum. Eskiler nerede? O benim vatandaşım değil mi? Ben, İşsizlik Sigorta Fonu’na eski bir işveren olarak katkı yapmıyor muyum? Benim hakkımı niye yiyorsunuz, benim hakkımı niye yiyorsunuz? Benim hakkımdan alıp hiç daha bir şey veremeyen insana niye veriyorsunuz? Önce bana vereceksiniz… Önce bana vereceksiniz… 

RECAİ BERBER (Manisa) – Hepsine aynı verdiğiniz zaman nasıl teşvik olacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - O İşsizlik Sigorta Fonu’na ben destek vermişim.

RECAİ BERBER (Manisa) – Bir formül söyle!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Benim hakkımı, hiç daha destek vermeyen bir insana veremezsiniz.

RECAİ BERBER (Manisa) – Nasıl olacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, ben, hepinizin vicdanına sunuyorum…

RECAİ BERBER (Manisa) – Hayır, eskilere de aynısını verince bu sefer yenisi nasıl olacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Hepinizin vicdanına sunuyorum. Kim üretiyorsa, kim istihdam yaratıyorsa teşvik etmeyin demiyorum.

RECAİ BERBER (Manisa) – Nasıl bir teşvik verelim?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Size göre teşvik politikası nasıl olmalı, bir söyle bakalım?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Halil Bey, Halil Bey, gelir konuşursun burada, tamam mı? Halil Bey, çok biliyorsan gelir burada konuşursun, gelir burada konuşursun! Teşvik politikası nasıl olmalı? Gel, o dersi de sana veririm, o dersi de sana veririm. Eğer öğrenmek istiyorsan o dersi veririm sana.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Ben, ders almam, ders veririm!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Soruyorsun bana: “Size göre nasıl olmalıdır?” Ben, o dersi size veririm. Ben, çok iyi biliyorum bu konuyu. Ben çünkü o esnafın içinden geliyorum, o esnafı çok iyi biliyorum.

ALİ GÜNER (Iğdır) – Şöyle olur, böyle olur derseniz daha iyi olur.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Kırıcı oluyorsunuz…  

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ama hayır, ben size söylüyorum, bana oradan laf atıyor. Diyorum ki arkadaşlar, yıllarca 100 kişi çalıştırıyor. Bak, yine söylüyorum, bir daha dikkatlerinize sunuyorum, ilave kapasitem yok, hep çalıştırıyorum, yanıma gelen birisi 100 kişi çalıştıracak, onun tüm işçilerinin işveren sigorta primini benim verdiğim, yıllarca verdiğim, İşsizlik Sigorta Fonu’na destek olduğum oradan vereceksiniz, bana hiçbir şey. Bu haksızlık diyorum arkadaşlar ya, haksızlık…

Evet, kim istihdam yaratıyorsa, kim istihdam yaratıyorsa, kim istihdam yaratıyorsa, herkese adil verin, destek olun; “Destek olmayın.” demiyorum.

RECAİ BERBER (Manisa) – Yeni kurulanı nasıl teşvik etmiş olacaksınız, onu söyler misiniz?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, haksızlık yapıyorsunuz eskilere, bu ülkeye yıllarca hizmet eden insanları bir anda yok sayıyorsunuz. Haksız rekabet yaratıyorsunuz.

Bir tekstil firması düşünün. Denizli’de yıllarca çalışıyor bu adam, ihracat yapıyor, üretiyor, 500 işçi çalıştırıyor. Yeni istihdam olanağı yok, kapasitesi dolu, 1 kişi alamıyor. Yıllarca 500 kişiye ekmek vermiş, Mehmet Bey. Yanına gelecek birisi, yeni yatırım yapmış, 500 kişi çalıştıracak, 500 tane işçinin tüm primini devlet ödeyecek. Eğer siz “Bu haksızlık değil.” diyorsanız hepinizin vicdanlarına sunuyorum.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – 5 puan düşürdük bakın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Hepinizin vicdanlarına sunuyorum.” diyorum.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Sigorta primini 5 puan düşürdük.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben anlamam. Aynı şeyi yeni girene de yapıyorsunuz. Benim yıllarca verdiğim emeğime, yıllarca yaptığım üretimime, bu ülkenin istihdamına yıllarca verdiğim emeğe saygısızlık yapıyorsunuz. Ben bu ülkede yıllarca üretim yapan bir işveren olsam isyan ederim: “Neden ben değil? Yıllarca hizmet etmişim, yıllarca istihdam yaratmışım.”

Alacak bu teşvikleri birileri, yarın… O zaman siz insanları sahtekârlığa davet ediyorsunuz. Birilerine diyorsunuz ki siz: “Sen bu iş yerini kapat, bu adla kapat, git, başka bir adla yeni bir firma kur, bir başkasının adıyla.” İnsanları başka yollara itiyorsunuz. Dürüstçe, mertçe, “Arkadaş, sen istihdam yarattın, ürettin, sana da biz destek olmalıyız.” demiyorsunuz, insanları yapay yollara saptırıyorsunuz.

Bunu yaşadık. Otuz altı ile, sonra kırk dokuz ile teşvik geldiği zaman burada bayram ettiniz. “Bu işe yaramayacak.” dedim size, “Sevinmeyin.” dedim, hepiniz sevindiniz. Sonuç da birkaç il dışında bir hiç. Burada da eski insanlara, üretenlere büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Onların hakkını size helal etmiyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Bozdağ, bir söz talebiniz var.

Buyurun.

 

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge nedeniyle açıklaması

 

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; gelen kâğıtlar listesinde okunan, Barış ve Demokrasi Partisinin, bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergesinin okunması sırasında, ben önergeye dikkat etmediğim için bir açıklama yapma ve talepte bulunma gereği duydum.

Önergeyi okuduğunuz zaman, Dersim’de yaşanan olaylarla ilgili bir değerlendirme yapılıyor ve bunlarla ilgili bir araştırma komisyonu kurulması isteniyor. Bizim, tabii, böyle bir şeye itirazımız olmaz çünkü yaşanan olayları kimse tasvip etmez ama bunu yapmak isterken Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine iftira etme hakkı hiç kimsede olamaz. Çünkü burada yaşanan olayları “soykırım” olarak nitelemek ve buna uluslararası sözleşmelerden birtakım isnatlar koyarak onu da bu büyük milletin Meclisinde dile getirmek ve bunu dile getiren bir araştırma önergesini Başkanlık Divanının işleme koyması kabul edilemez. Bu iddialar iddia değil, bize göre, AK PARTİ Grubuna göre bu millete yapılmış büyük iftiralardan birisidir.

İç Tüzük’ümüzün 67’nci maddesinin ikinci fıkrası gayet açık: “Başkanlığa gelen yazı ve önergelerde kaba ve yaralayıcı sözler varsa, Başkan, gereken düzeltmelerin yapılması için, o yazı veya önergeyi sahibine geri verir.” Bu hüküm karşısında, bütün Türk milletini yaralayan ve inciten bu önergenin işleme alınmaması, düzeltilmek üzere sahibine iade edilmesi, düzeltilmediği takdirde de böyle bir önergenin daha başlangıçta Başkanlık tarafından işleme konulmaması icap ederdi. İşleme konulmuş ama bu aşamadan sonra Başkanlık Divanının, düzeltmek üzere bu önergeyi sahiplerine iade etmesi, düzeltilmediği takdirde de iftiralarla dolu, bu milletin tarihine ve manevi şahsiyetine küfür içeren bu önergeyi işleme koymaması gerektiğini ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

 

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, söz talebimiz vardı.

BAŞKAN – Görüşlerinizi belirttiniz Sayın Halis, hayır.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Bakın, burada “iftira” diyor.

BAŞKAN – Hayır, bu konuyla ilgili…

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – İktidar Partisinin Grup Başkan Vekili çok farklı şeyler söylüyor, cevap verilmesi gerekir.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Farklı şeyler söylemedim.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz’a söz verdim, görüşlerini açıklasın, ondan sonra değerlendiririz.

Buyurun.

MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AKP’nin sekiz yıldır yönettiği ülke ekonomisi, tüm sosyal kesimlerin içine düştüğü girdap ile birlikte bir çıkmaza sürüklenmiştir. Güneş balçakla sıvanamayacağı gibi, AKP ne derse desin ortada ekonomik ve sosyal kesimlerin mağdur olduğu bir enkaz vardır. “Torba yasa” diye adlandırılan taslak, AKP ekonomi anlayışının ve politikalarının sebep olduğu bu enkazın topluma ilanıdır.

Yangın bacayı sarmıştır, AKP sekiz yıldır üreten ekonomi yerine sanal ekonomi politikalarıyla bu yangının birinci derecede sorumlusudur. Torba yasayla günü kurtarmaya, sandıklarda karşılaşacağı faturanın yükünü hafifletmeye çalışmaktadır. Ayrıca, seçmene selam göndermek ve senelerce AKP’ye verdiği körü körüne desteğin karşılığında, yandaş bildiği çevrelerin devlet ile olan problemlerini giderayak çözüvermek yarışı içine girmiştir. Bunu yaparken de bir filin porselenci dükkânına verdiği zarar ve tahribatı yarattığından bihaberdir ya da devletin teşkilatını ve geleneklerini, devlet umurunu gözetmeksizin çökertmekte bir beis görmemektedir.

Değerli milletvekilleri, taslağın 208’inci maddesi yapımı devam eden ya da yapılacak olan hidroelektrik enerji santralleri ve yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi ve su kullanımı yatırımlarında, şayet demir yolu güzergâhı değiştirilecekse, su altında kalan demir yollarının sadece kamulaştırma bedeli alınarak Devlet Demiryollarınca inşa edilmesi hususunu düzenlemektedir. Düşünün ki bir iş ihale edilmiş, ki bu ihale içerisinde bu demir yolunun rölekasyonu meselesi de elbette düşünülerek ona göre ödenek konmuş. Şimdi, Devlet Demiryollarına bu demir yollarının yapılması görevi verilmektedir. Bu açıkça, maç başladıktan sonra maçın kurallarının değiştirilmesi değil de nedir? Bu maddeyle bazı firmalar büyük bir yükün altından kurtarılmaktadır. Kanunun ilgili maddesini yazanlar dışında, muhtemel neticeleri kimse bilmiyor, hatta aynı sektörde çalışan ancak böyle bir problemi olmayan diğer yatırımcıların da bilgisi olduğunu sanmıyorum. Sen, ben, bizim oğlan... Bazı firmaların işi, kapalı toplantılarda, bürokratların da içinde olduğu küçük bir grup tarafından yasanın lafzı ile oynayarak çözülüveriyor, taslak Meclise getiriliyor, millî iradenin tecelligâhı yüce Meclis de bireysel çıkarlara hizmet yönünde kullanılıyor.

Devletin bundan kaybı nedir? Bu düzenlemelerden hangi firmalar yararlanacaktır? Maliyet-kâr analizleri yapıldığında hangi şirketler bir gecede milyonlarca dolar fazladan para kazanacaklardır? Şu an için bu detayları bizim bilmemiz mümkün değil ancak Hükûmet, milletin ve vekillerinin bilgilenmesini önemsemiş olsaydı herhâlde böyle bir taslağı bir torba içinde âdeta gizleyerek değil de örneğin yenilenebilir enerji konusunu bir müddet önce görüşmüştük, o kanunda gündeme getirebilirdi. Demek ki böyle bir hassasiyeti, böyle bir kaygısı yok.

Sayın Başbakan, zaten meşveret etme, karşı görüşe hürmet ve birlikte karar alma gibi düşüncelerden maalesef yoksun. Sekiz yıldır bu böyle. AKP eşittir tek adam ve bu tek adama şartsız şüphesiz biat eden bir kalabalık görüntüsü çizmektedir, muhalefetten de çoğunluğa biat etmesini beklemektedir.

209’uncu madde ham madde sıkıntısı çeken şeker şirketlerinin sözleşme yapmadığı alanlardan da pancar alabileceği hükmünü getirmekte. Bu, üretici lehine bir düzenlemedir. Komisyonda bu önergeyi ilk dillendiren de Sakarya Milletvekilimiz Sayın Münir Kutluata’dır. Teşekkür ediyoruz, diğer parti grupları da bu teklife destek verince Genel Kurula kadar inme imkânı bulmuştur. Bu teşekkürü yaparken de şu hususu özellikle belirtmek istiyorum: AKP, 2007 genel seçimlerinde pancar kotalarını kaldıracağını üreticiye ilan etmiş olmasına rağmen bu sözünü maalesef seçimler sonrasında unutmuştur. 2002’de açıkladığı Acil Eylem Planı’na baktığımızda, AKP millete verdiği hangi sözleri unutmamıştır ki değerli milletvekilleri?

Nasıl bir insanın her dediğinin doğru ya da yanlış olması mümkün değilse bu taslak da bazı mağduriyetleri ortadan kaldırırken, bazı kesimlere de birtakım yükler ve yükümlülükler getirmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak dürüst siyaset açısından bunu sadece dillendirmekle yetinmiyoruz, doğru bulduğumuz hususlarda destek oluyor, yapıcı tekliflerimizi yapıp Genel Kurulda memleketin yararına olduğunu düşündüğümüz maddelere de parmak kaldırıyoruz. Ancak kıymetli arkadaşlar, biz meselelere bu kadar yapıcı yaklaşırken, Milliyetçi Hareket Partisinin, eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ortadan kaldırmak ve milletiyle uyumlu, devletin teşkilat ve işleyişini korumak adına verdiği çabaların AKP tarafından kale alınmamasını da üzüntüyle karşılıyoruz. İşte, 211’inci madde. Bu madde memurlara tanınan ücretsiz izin hakkının kamudaki işçilere tanınması imkânını da getirmekte. İş hayatı açısından bir haksızlığı gideriyor. Bu Mecliste bu düzenlemeye karşı çıkacak olanı da tahayyül edemiyorum.

Değerli arkadaşlar, eski bir kamu yöneticisi olarak söylüyorum: Kamu görevlilerini önceden tasnif etmek, aralarındaki sınırları belirginleştirmek ve hizmet gereklerine göre her kesimin sorunlarını ayrı ayrı ele almak daha kolaydı. Ancak bugün kamuda onlarca çeşit istihdam usulleri yaratıldı ve her şey karmakarışık oldu, birbirine girdi; denge ve düzeni ortadan kaldırma, haksızlık ve eşitsizliklere yol açtı. Kamuda objektif temellerden yoksun kamu istihdam usullerindeki artış bugün çalışma hayatımızın en önemli sorunu olarak karşımızda durmaktadır.

Sayın AKP milletvekilleri, 2007 seçimlerinden hemen önce 5620 sayılı bir Kanun çıkarıp geçici işçilerin sürekli işçi ve sözleşmeli personel kadrolarına atanması yolunu açtınız. Tabii, niyetiniz işçileri abat etmek falan değil, bunu herkes biliyor. Bunu yaparken on bir ay olan yılda en fazla çalışma süresini geçici işçilik açısından altı aya düşürdünüz. Ne kadar kolay değil mi? Kâğıt üzerinden, bir insanın yuvasına giren beş aylık nafakayı da kesiverdiniz.

Değerli milletvekilleri, bu kardeşlerimiz haklı olarak soruyor: “Bizim beş aylık nafakamızı bir düzenlemeyle kesen milletvekillerimiz acaba bir aylık maaşlarından feragat ederler mi?” Ne kadar haklı ve dikkate alınması gereken bir sitem değil mi? Bir yılda en az altı ay çalışmış olma şartı getirerek bu şartı sağlayan işçilere kadro verdiniz. Ancak, sektör itibarıyla altı aydan daha az çalışmak zorunda olan, hatta beş ay yirmi dokuz gün çalışmış 35-40 bin geçici işçi bu haktan yararlanamadı. Muadilleriyle aralarında büyük bir uçuruma sebep olundu ve memleket evlatları devletine küstürüldü. AKP şikâyet ediyor “Muhalefet direniyor.” diye.

Değerli arkadaşlar, biz bu eksiklikleri dile getirmeyecek miyiz? “Devlet, evlatları arasında ayrım yapamaz. Bu haksızlığı acilen giderin.” demeyecek miyiz? İşte, buradan Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimize ve özellikle mağdur durumda olan geçici işçi kardeşlerimize taahhütte bulunuyoruz ve diyoruz ki: Kamuda âdeta karmakarışık olmuş istihdam usullerini gözden geçireceğiz ve sadeleştireceğiz. Aynı ya da benzer işi yapmakla birlikte sözleşmeli, geçici, taşeron eleman, 4/B, 4/C’li, vekil ve benzeri adlarla istihdam edilenlerin tamamının kadrolu eleman olması için düzenlemeler yapacağız. Adil, eşitlikçi bir istihdam düzeni kuracağız. Evlatlar arasında öz-üvey ayrımını kaldıracağız.

Kamu çalışanlarının ek gösterge, hizmet tazminatı, fazla çalışma tazminatı, diğer zam ve ödemeler ile yan ödeme gibi kurumlar ve statüler arasında farklılıklara yol açan istihdam usullerini gözden geçirip hakkaniyete uygun şekilde yeniden düzenleyeceğiz.

Kamuda çalışanlara ödenen denge tazminatını artıracağız.

Güvenceli, esnek istihdam şekillerini yaygınlaştıracak, bu amaçla başta sosyal güvenlik mevzuatı olmak üzere ilgili yasalarda gerekli düzenlemeleri mutlaka yapacağız.

Sırası gelmişken bu vesileyle sözleşmeli ve ücretli statüde çalışan öğretmenlerimize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarında öğretmenler arasındaki bu adaletsiz istihdam şekli ortadan kaldırılacak ve tüm öğretmenlerimiz kadrolu yapılacaktır.

Yine sağlık sektöründe karşılaşılan ve ailelerin birbirinden ayrılmasına, yuvaların dağılmasına ve türlü haksızlıklara yol açan 4/B, 4/C uygulamasına son verilecek ve bu kadrolarda çalışan sağlık personeli de herkesin tabi olduğu haklardan faydalanması için kadrolara geçirilecek, aileler birleştirilecek ve haksızlıklar giderilecektir. Hem devletin hem de bireyin ihtiyaçları gereği daha uygun sektörlerde çalışması zorunlu olan kamu işçilerinin sektörler arasında geçişlerinin önü açılacak ve onlara tayin olma hakkı getirilecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi kamuda çalışan işçilerin durumlarını iyileştirmek ve bazı özlük haklarını sağlamak üzere hazırlıklarını tamamlamıştır, Seçim Beyannamesi’yle milletine deklare etmiştir ve 12 Haziranda da aziz milletinin kendisine görev vermesini beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, torba tasarının görüşülmesinin sonuna geldik, olumlu maddelerinde destek olduk, diğerlerini eleştirdik, değiştirilmesini istedik, ancak maalesef birlikte çalışma kültüründen yoksun AKP anlayışı dolayısıyla eşitlik ve adalet adına taleplerimiz karşılanmadı, hatta anlama çabası içinde bile olunmadı. Eleştirilere Meclis çoğunluğuna güvenilerek restleşmeyle karşılık verildi.

Bu vebalin Meclis çoğunluğuna sahip AKP’de olduğunu söylüyor, bunun muhasebesinin milletin insaf ve vicdanında olduğunu söylüyor, yine yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.

Sayın Halis, buyurun.

 

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önerge nedeniyle yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması

 

 

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Değerli milletvekilleri, tabii, hiçbir devlet yoktur ki “Benim tarihimle yüzleşecek, geçmişimde şaibeli bir sayfa vardır.” diyebilsin.

Şimdi, biz bir araştırma önergesi verdik Dersim katliamına ilişkin, bu ülkenin Başbakanı “Dersim’de yaşanan katliamdır.” diyor, ama aynı partinin Grup Başkan Vekili “Bu bir iftiradır.” diyor ve “Türk milletini zan altında tutmaktır.” diyor.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Ben soykırımın iftira olduğunu söylüyorum!

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Şimdi, iftiraysa, kendi Sayın Genel Başkanlarına, bu iftiranın yapıldığını söylesin.

Her şeyden önce biz, yaşanan katliamı sözlü tarihten yola çıkarak söylemiyoruz, katliam yıllarından daha on-on iki yıl önceden başlayıp, sayısı 20’yi aşan bölgede görev yapan askerlerin, valilerin, müfettişlerin raporları var.

Yine, dediğim gibi, 1935 yılında çıkarılan Dersim’e özel Tunceli Kanunu var. Yine, 1937 4 Mayısında alınmış Bakanlar Kurulu kararı var.

Eğer gerçekten burada bir iftira varsa, bir iddia varsa iftiraya yönelik, yapılması gereken tek şey vardır, arşivlerin açılması, bu araştırma önergesiyle talep edilen komisyonun kurularak araştırmalara gidilmesidir.

Bakın, biz bugüne kadar ne talep ettik? Dersim adını niye aldınız? Dersim adını almayı gerektiren bir neden mi vardı? Hayır.

BAŞKAN – Sayın Halis, teşekkür ediyorum, iftirayla ilgili konuyu açıkladınız…

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Arşivlerin açılmasını istedik, yok, araştırma önergesini veriyoruz, yok. Burada sorun, Başbakan söylediği zaman iyi, güzel de…

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Başbakan öyle söylemedi.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - …biz söylediğimiz zaman iftira ve Türk milletini zan altında bırakmak oluyor ki, bizim Türk milletini zan altında bırakmaya yönelik bir hedefimiz de anlayışımız da mantığımız da olamaz. Bunun böyle bilinmesini istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, 60’a göre bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bozdağ.

 

7.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

 

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, ben açıklamamda Dersim’de yaşanan acıları, olayları, haksızlıkları yok saymadım; tersine, Dersim’de yaşanan acıları, haksızlıkları, olayları Türkiye Büyük Millet Meclisinin el atıp incelemesi gerektiğini, bu gibi konuların üzerine herkesin gitmesi gerektiğini, biz, Sayın Başbakanımız dâhil, her açıdan ifade etmişizdir. Sayın Başbakanımızın ifadesi de bu acıları paylaşmak yönündedir, o yüzdendir ama bizim itiraz ettiğimiz şey Dersim’de yaşanan olayların soykırım olarak nitelendirilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisine “Soykırım olarak bu tanımlanıyor.” diyerek bir araştırma önergesi getirilmesidir. Bizim iftira dediğimiz olay, Dersim’de, Tunceli’de yaşanan bu hadiselere soykırım nitelemesinin yapılmasıdır, yoksa bu konuların araştırılması, incelenmesi değildir.

Bunun bir kez daha altını çizmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, burada soykırım kavramı yok, hatırlatmak istiyorum.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Var, var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Metinde var, metinde “Soykırım” yazıyor. Allah, Allah!

BAŞKAN – Lütfen… Karşılıklı şey yapacak  değiliz.

Buyurun Sayın Kaplan.

 

8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa, Meclisin denetim usullerini belirlemiş durumdadır. Bu denetim usulleri içinde araştırma önergeleri gruplar adına verilebilen ve Mecliste bazı konular üzerine tartışma açan bir konu. Bir usul olarak Meclis Başkanlığına bu önergeler verildiği zaman grup tarafından, anlattık, Kanunlar Dairesine gidiyor ve bu Kanunlar Dairesinde bunun üzerinde gerekli tetkik ve inceleme yapıldıktan sonra Meclis Başkanlığına sunuluyor ve Sayın Başkanlık Divanı da bu sunuşları yine İç Tüzük’e göre Genel Kurula sunmakla görevlidir. Yani Meclis Başkanlığının sunuşları konusunda burada “Geriye alın, yok düzeltin, yok şunu yapın.” demek gibi bir durum, bir hak söz konusu değildir. Yani burada siyaseten de şuna gerçekten şaşıyoruz: Başbakan, CHP Liderine Dersimli olduğu için “Dersim katliamını savunamıyor.” diyor. Dersimli olan Ana Muhalefet Lideri, Başbakana dönüyor diyor ki: “Siz incelemiyorsunuz.” Ee, biz de grup olarak bunu incelemeye getiriyoruz, takoz koyuyorsunuz. Takoz koymanın bir gereği yok arkadaşlar.

Demokrasi; susturmak, sansür koymak, yani bir şeyleri örtmek, bir şeyleri gizlemek değildir. Demokrasi; gerçekle yüzleşmek, konuşmaktır. O gün gelir ve o gün gruplar olarak çıkar düşüncelerinizi açıklarsınız, oylanır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan; herkese iki dakika süre verdim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu böyle olacak. Bunun için yapacak başka bir işlem yok. Başkanım, siz gereğini yapmışsınız zaten.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şandır, buyurun.

İki dakika süre veriyorum.

 

9.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bu husus İç Tüzük 67’de çok açık, net. “Kaba ve yaralayıcı söz…”

Şimdi, burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin Birleşmiş Milletler Sözleşmesiyle de ilişkilendirilerek soykırım yaptığı ifade ediliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında başka ülkelerin, başka devletlerin Türkiye’yi soykırımla suçlamasına karşı ortak bir duruş ortaya koyarken, burada böyle bir talihsizliğin yaşanmasına Meclis Başkanlığının, Divanın müsaade etmesi ve bunun tutanaklara geçirilmesi gerçekten talihsizlik olmuştur.

Bu oturum içerisinde gerekiyorsa bir genel görüşme de açarak, bu oturum içerisinde bu gerekçenin tutanaklardan çıkartılması gerekmektedir; yoksa Türk milletine, Türk devletine soykırım iddiasıyla hakaret etmek asla kabul edilemez.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hakaret yok Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Asla kabul edilemez. Yoksa acıları araştırmak ayrı bir hadise.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dersim’de katliam var mı yok mu? Katliam yaralayıcı değil mi?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Başkalarının iddialarına hukuki gerekçe geliştirecek böyle bir iddianın, böyle bir gerekçenin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında konuşulması ve tutanaklara geçirilmesi, Türkiye açısından, Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından asla kabul edilemez. Bu, hepimizin meselesidir. Burada bulanan herkesin ortak sorumluluğu, bu gerekçenin bu tutanaklardan çıkarılmasını sağlamaktır. Sağlamadığımız takdirde, burada atalarımıza “katil” denilmesini ve bunun devlet olarak, resmî bir politika olarak yapıldığının kabul edilmesini, özgürlük,  demokrasi olarak kabul edemeyiz. Arkadaşlarımız, bunu böyle anlamalılar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır. Başkanlıkça değerlendirilecektir, teşekkür ediyorum.

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

 

BAŞKAN – Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Mehmet Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın dokuzuncu ve son bölümü üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, bugün açılan tartışmayı çok değerlendirmeyeceğim,  zamanım kısıtlı, bunu tartışırız ileride. Bugün dokuzuncu bölümünü tartışıyoruz, görüşüyoruz tasarının ve son bölüm. Son bölüm olduğu için de genelle ilgili biraz genel bir değerlendirme de yapmak istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz bu tasarının gündeme getirilmesi, aslında, daha yazın başlarında, ilkbaharda, AKP’nin krizden kaynaklı… Her ne kadar Sayın Başbakan “Teğet geçti.” diyorsa bile, muhalefet partileri, bizler, daha iki yıldır “Bu konuda tedbir alınsın.”, son bir yıldır sürekli “Vergi, sigorta primi, diğer idari alacaklarla ilgili bir düzenleme yapılsın, esnafın, sigorta primi borçlusunun, idari para cezasına çarptırılmış kesimlerin beklentileri yerine gelsin.” dedik. Bu konuda devlet, bu konuda Hükûmet, bu AKP Hükûmeti aslında bu çeşitli kesimlerin beklentisi olan tasarıdaki maddeleri ikili kullandı:

Bir: Referandum yaklaşıyordu, yaz aylarında “Biz vergi ve sigorta prim borçlarını getireceğiz.” dedi, bunu o dönem kullandı. Referandum süresince bu kullanıldı ve muhalefet partileri, bizler, daha bir şey görüşülmeden “Bu konudaki tasarıyı, vergi borçları ve prim borçlarıyla ilgili düzenlemeleri getirin, bir an da çıkaralım.” dedik, AKP bunu…

Şimdi, şubatın sonlarına geliyoruz, bunun yasalaşması, çıkması, Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp Resmî Gazete’de sonuçlanması seçim üzeri olacak. İkili; bir yasa, bir tasarı, iki seçimde -bir referandumda, bir de 2011 seçimlerinde- kullanmak üzerine yapılıyor. Tabii, bu düzenlemeleri yaparken, aslında çok kolay Meclise gelmeyecek, Meclise geldiği zaman çeşitli kesimlerin ciddi şekilde tepkisini çekecek, tüm yasaları içine koyup iki yüz otuz, iki yüz kırk maddeyi bulan bir yasa getiriyor önümüze.

Şimdi, bu konuda, biraz, AKP’nin sermayeye, emeğe yaklaşımında temel mantığına bakmamız gerekiyor. Temel mantık şudur: Ekonomik yaklaşımını sermayenin rekabet edebilirliği üzerine kuruyor AKP. Sermaye rekabet edebilirse, sermaye güçlü olursa işsize de iş bulunur, işçi de bir ekmek yer, yoksa işçi acından ölür; bunun üzerine kurulmuştur. Bunun üzerine kurulduğu zaman da sermayenin rahat kazanabilmesi, çok daha fazla kazanabilmesi için -uluslararası ve yerli sermayenin- önündeki tüm engelleri kaldıracaksınız. Nedir? Çevreyle ilgili, doğayla ilgili tüm engelleri kaldıracaksınız. İşveren, sermayedar istediği yerde, istediği yatırımı yapacak, bu, su kaynakları da olsa; bu, tarihî, korunması gereken yerler de olsa; bu, su havzaları da olsa, deniz kıyıları da olsa.

İki: Daha fazla kazanabilmesi için az harcaması gerekir. Bunun yolu da ham madde üretiminden, diğer ithalattan bunu sağlamak mümkün değil, en kolayı işçidir. İşçinin örgütlülüğünü, işçinin hakkını azaltacaksın, ücretini azaltacaksın. Haa, hesabına gelirse… Eğer gelmezse bir yasal düzenleme yaparsın, bugüne kadar iş kanunlarıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’yla, Anayasa’yla tanınmış haklar varsa bile, çoğunluk vardır, bu Mecliste tartışılır, o kanun değiştirilir. Hesabına gelirse işçi, hesabına gelirse kamu emekçisi bunları kabul ederler, kabul etmezse evine gider. Böyle bir düzenleme yapılıyor.

Nitekim, sayın milletvekilleri, 2009 yılında işveren çevreleri ve Hükûmet tarafından Ulusal İstihdam Stratejisi çıkarıldı. Buna da sözde işçi çevreleri de ortak edildi. Aslında bu Ulusal İstihdam Stratejisi, Türkiye’de bugün gerçekten emek için, emekçi cephe için Millî Güvenlik Siyaset Belgesi kadar tehlikeli bir belgedir. Tümüyle esnekleşmiş bir çalışma ortamı, tümüyle örgütsüz bir çalışma ortamı, tümüyle işverenin taleplerine göre düzenlenmiş bir çalışma ortamı… Haa, bu konuda işçi sendikalarının etkinliği olmayacak. Hatta işçinin önemli bir kesimi, hele özellikle özel sektörde güvencesiz olacak, sendikasız olacak ve işveren, bu işçiyi istediği gibi çalıştıracak, istediği zaman işten atacak, istediği ücreti verecek. Hatta yapılan bazı düzenlemelerle böyle gerekçeler konularak, bölgelere ayrılarak, bilmem neler yapılarak, açlık sınırının altında olan, ölüm sınırında olan asgari ücretin bile yeri geldiği zaman düşürülmesi… Nitekim, bu tasarıda, bu torba tasarısında bununla ilgili birçok düzenleme var. Nitekim, esnek çalışmayla da, asgari ücretin farklı bölgelerde farklı uygulanmasıyla ilgili de İktidarın, AKP’nin bu konuda hem söylemleri var hem de çalışmaları var; bunları biliyoruz. Tüm bunlar olduğu zaman Türkiye gerçekten bir sermaye cenneti olacak, Türkiye çok üretecek, Türkiye çok satacak. İhracattan sorumlu Bakanımızın dediği gibi her sene ikiye üçe katlayacağız ama açlık, sefalet artacak; kömüre muhtaç, makarnaya muhtaç sayısı artacak; ölümler, iş kazaları artacak; her gün bir iş yerinde her gün onlarca işçimiz yaşamını yitirecek veya iş kazasında ölecek değerli milletvekilleri.

Esnek çalışma biçimini oturttuktan sonra örgütlenmeyi de zihinde bitirip yarın öbür gün de pratik olarak tümüyle bitirdiğimiz zaman sorunlar çözümlenir. Çünkü hedef konulan şudur: Herkes arı gibi çalışacak; herkes, eğer işte kalmak istiyorsa güvencesi, örgütü, sendikası olmasını aramayacak; diğerinden daha fazla üretmeyi, diğerinden daha fazla çalışmayı önüne koyacak. Bu rekabet olursa kesinlikle sorunlar çözümlenecek.

Değerli milletvekilleri, bu mantık, kayıt dışılığı artırıyor, bu mantık ölümleri artırıyor, her gün Türkiye'de iş kazalarında ölüm oranları ve yaralanma oranları artıyor.

Değerli milletvekilleri, 2010 yılının son ayında meydana gelen iş kazalarında 47 kişi yaşamını yitirmiş, 253 kişi de yaralanmış. 2010’un Aralık ayında 16 inşaat işçisi ölmüş, 56 inşaat işçisi yaralanmış, ki inşaatların yüzde 80’i Türkiye'de aralık ayında, 12’nci ayda duruyor, buna rağmen bu kadar ölüm var. Hepiniz biliyorsunuz, onu söylemeye gerek yok, Tuzla’da bugüne kadar 131 tersane işçisi yaşamını yitirdi. Yine Zonguldak Karadon Kömür İşletmesinde 30 işçimiz öldü, 2’sinin cesedi sekiz ay sonra çıkarıldı. En son örnek, OSTİM önümüzde, Ankara’nın göbeğinde, Türkiye'nin sanayi politikası, işçi politikası, işçi-iş denetimi politikası patladı; 20 tane insan öldü. Nitekim, üç gün sonra, kaç kişinin orada olduğu, kaç kişinin çalıştığı, kaç kişinin göçük altında kaldığı, kaç kişinin öldüğü tespit edilebildi ve en son da, değerli milletvekilleri, Afşin-Elbistan’da yaşanan olay. Bir göçük yaşanıyor, 1 işçi yaşamını yitiriyor ve ardından o işyerinde, büyük göçüğün olduğu alanda çalışma sürdürülüyor ve ardından 10 işçi göçüğün altında kalıyor, birinin cesedi çıkarıldı, diğerlerine hâlâ ulaşılamamış. Şimdi bu zihniyet, bu mantık ölümleri getiriyor.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıda en önemli madde de şudur: İktidar ve muhalefetin ortaklaştığı bir madde. Uluslararası yasalara, Türkiye Anayasası’na, mevcut yasalarına uygun olmayan bir af yasası getirildi öğrencilerle ilgili. Tüm öğrencileri kapsayan, herkesi kapsayan bir af yasası. Buraya bir istisna konuldu, üç parti tarafından ortak getirildi; Kürt olanlara af yok, terörle mücadeleden hüküm giymişlere af yok.

Değerli milletvekilleri, biz iddia ediyoruz; bunu kabul etmeyeceğiz bugünden seçimlere kadar, bu yasa değiştirilinceye kadar, yeniden Kürt öğrencilere af getirilinceye kadar. Her alanda, iktidar başta olmak üzere muhalefet dâhil, halkımıza şikâyet edeceğiz bunu, her alana taşıyacağız, gündemimiz bu olacak. Biz, bu yasa Kürt öğrenciler için de değiştirilmediği sürece gündemimizde olacak, sizi de halkımıza şikâyet edeceğiz.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Lokman Ayva, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA LOKMAN AYVA (İstanbul) – Efendim, alkışlar biraz geç geldi ama kusura bakmayın.

Aziz Başkanım, aziz milletimin kıymetli vekilleri; sizleri ve bizleri izleyen vatandaşlarımızı yüreğimden gelerek şükran ve minnetle selamlıyorum, çalışmalarımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sağ olun.

Şimdi efendim, ben, özellikle minnet ve şükran ifadesini niçin kullandım? Onu şöyle arz etmeden önce, bu torba kanunun “torba” ismiyle ilgili birkaç paylaşımda bulunmak istiyorum. Malumunuz, ben geçen dönemden bu tarafa… Torba kanunlar görüşülürken ilginç isimler bulunmaya çalışılır ama çok orijinal şeyler bu dönem çıkmadı. Torba, çuval, denk, çorba… O tür şeyler çıktı ama daha ilginç şeyler çıkar diye bekledik, inşallah bundan sonra çıkacaktır. Hatta bunun İngilizcesine de baktım, “cep kanunu” diyorlar, onlar da cebe benzetiyorlar torbayı, “…”(x) filan diye. Fakat benim gözlemlediğim, bu torba kanun, sosyal kesimler açısından, tabiri caizse, bir bayram alışverişinden dönen çanta kanuna benzedi. Çünkü güzel şeyler var içinde. Müjde kanunu diye düşünüyorum ben de. İnşallah milletimizin güzelliklere, daha iyi şartlara ulaşması noktasında, daha iyi noktalara gelmesi için çok güzel bir müjde, çok güzel paketler olan bir kanun olarak yürürlüğe girecek ve onunla ilgili sonuçlar olacak diye ümit ediyorum.

Efendim, ben, malumunuz, bazı nedenlerden dolayı hem alt komisyon çalışmalarına hem de Plan ve Bütçe Komisyonunun çalışmalarına iştirak ettim. İşin doğrusunu söylemek gerekirse, hani burada bir iktidar, muhalefet veya bir ideolojik şeyini bir tarafa bırakacak olursak, ortam çok çok güzeldi. Son derece… Hem Mustafa Özyürek Beylerin hem Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Mustafa Kalaycı Beyler hep beraber, AK PARTİ’lilerle beraber kafa kafaya vermiş, milletimiz için daha iyi ne olabilir diye kaygılanıyorlar. Dolayısıyla bu ihtisas komisyonları bence çok iyi düşünülmüş, çok iyi bir icat. İnsanların daha az ideolojik, daha çok hizmet, daha çok vatandaş merkezli olduğu bir ortam oluyor. Ben bu anlamda bütün Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize minnetlerimi en azından bir vatandaş olarak sunmak istiyorum. Benim de hayatımı olumlu etkileyecek bir sürü kararlar aldılar.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Komisyonda çok eziyet çektin yalnız.

LOKMAN AYVA (Devamla) – Estağfurullah efendim. Ferit Mevlüt Aslanoğlu Bey’in Malatyasporun galibiyetinden sonra ikramları o eziyetleri unutturdu bize. Her ne kadar Fenerbahçeli olarak yediysek de en azından acımızı, zararımızı azaltmış olduk kendileri sayesinde, dondurmalı kadayıfla.

Şimdi burada gelmek istediğimiz nokta şu: Milletimiz, hakikaten, bu kanunla çok güzel şeylere geliyor. Çeşitli sosyal kesimlerle ilgili çok güzel hükümler var. Şu veya bu şekilde borçlarını ödeyememiş, vergilerini ödeyememiş, sigorta primleriyle ilgili sorun yaşamış vatandaşlarımız var. Tabii ki bu vatandaşlar kimin vatandaşı? Bizim vatandaşımız, bir başka ifadeyle bizim patronumuz da aynı zamanda, bizim hizmet ettiğimiz kişiler, bize vekâlet veren insanlar. Şu devirde, inanın, güven unsurunun, kişiler arası, bireyler arası güven unsurunun az olduğu dönemde, kardeş kardeşe bile vekâlet vermekte zorlanırken, umumi vekâlet, vatandaşlarımız bize vekâlet vermişler. Benim de iç rahatlığıyla gözlemlediğim odur ki hem Komisyondaki hem de Parlamentodaki çalışmalardan, gece yarılarına kadar AK PARTİ’li milletvekilleri dimdik ayakta, muhalefetimiz dimdik ayakta ama gece saat 12’den sonra 20’nin altına düşmesini özellikle arzu ediyoruz ki yoklama istemesinler diye. Ama böylelikle ne oluyor? Bize verilen vekâletleri hak ederek, vatandaşımıza bir hizmet götürüyoruz; insanımızın hayatını iyileştirme noktasında, şu veya bu nedenle oluşmuş problemleri çözmeye çalışıyoruz. Tabii ki farklılıklarımız olacak. Keşke daha çok alternatifler, farklı çözümler üreterek bu farklılıklarımızı ortaya koysak ama daha çok eleştirerek, haklı veya haksız eleştireler yaparak bu ortaya konmaya çalışılıyor. Ben, daha çok alternatif üreterek eleştirilerin veya çözümlerin ortaya konmasını bekliyorum.

Ben, özürlülerle ilgili olarak da tekrar minnet ve şükranlarımı ifade etme nedenimi açıklamak istiyorum. Burada 657’yle ilgili değişiklikler yapıldı. Burada, çok önemli bir şey, Borçlar Kanunu’yla ilgili değişiklikler yapıldı, sosyal güvenlikle ilgili değişiklikler yapıldı. Bunlar önemli ölçüde halkın günlük hayatına yansıyacak. Çok önemli değişikliklerden birisi de şu: Malumunuz, özürlülerin kamu personeli olmasıyla ilgili, memur olmasıyla ilgili sınavları kurumların kendisi yapmak zorundaydı, hâlbuki bu sınavı yapmak bir uzmanlık gerektiriyor çünkü görme özürlüsü var buna okuyucu vereceksiniz, işitme engellisi var tercüman vereceksiniz, ortopedik özürlü arkadaşımız için şartlara uygun bina bulacaksınız, zihinsel engellilerin sınavları farklı bir şekilde. Dolayısıyla, bunu her kurumun başarması çok kolay olmuyordu ve memurların kotasının doldurulamamasının aslında arka planında yatan nedenlerden önemli birisi de buydu. Bu gelen değişikliklerle bu da değişmiş oldu. Yani, artık, merkezî bir sınav yapıp, özürlü kardeşlerimiz, vatandaşlarımız kapı kapı gezmek, il il, ilçe ilçe gezmek zorunda kalmayacaklar, bu da çok güzel bir şey. Yani, düşünebiliyor musunuz, şu anda 26 bin civarında memur açığımız kaldı 657’de, onu da çok rahat bir şekilde bir hamlede doldurma imkânımız olacak. Bunlar tabii çok güzel gelişmeler. O anlamda, minnet ve şükranlarımı, hakikaten, samimiyetle, bütün samimiyetimle ifade etmek istiyorum.

Burada bir yeni gelişmeyi de paylaşmak istiyorum, arz etmek istiyorum. Çok önemli bir öneri. Bizden gelmedi fakat Bekir Bozdağ Bey’den geldi. Şöyle bir önerisi oldu. Dünyada –eğer becerebilirsek veya henüz olgunlaştıramadık, olgunlaştırabilirsek- ilk defa bizim bir uygulama yapma şansımız olacak. O da şu: Sözleşmeleri yaparken görme özürlülerinin de hâkim olabilecekleri şekilde metnin ek olarak asıl sözleşmeye konulmasıyla ilgili bir durum. O nasıl yapılabilir? Teknoloji, teknik imkânlar… Şu an için gerçekleştirebilir miyiz, henüz formülize edemedik ama onu edebilirsek, düşünebiliyor musunuz, artık, Türkiye’de sözleşme yapan körler de, kendi hâkim olabildikleri yani aracısız hâkim olabildikleri metinler sayesinde sözleşmelerini yapabilecek. Bu tabii, Türkiye için -hele hele bir de bu konunun yani özürlü olmayan ve bunlarla doğrudan aktif olarak ilgilenmeyen birisinin önermesi- önemli bir gelişme, şans diye düşünüyorum. Bu düzeyde yetkili insanların bunları önermesi çok önemli diye düşünüyorum. Formülize edebilirsek iyi olacak ama olmazsa bile en azından başlatmış olduk, bundan sonrasını getireceğiz.

Efendim, bundan sonra, ben, şu veya bu şekilde, şöyle bir önerimi de arz etmek istiyorum: Torba kanunu yönteminin aslında faydalı bir yöntem olduğunu ben anlıyorum çünkü birçok milletvekillerimizin çok güzel fikirleri var, çok güzel düşünceleri var. Onların Meclis çalışmasının birinci ve üçüncü yılında toplanarak, sistematize edilerek bütün Parlamentonun, iktidar, muhalefet, yürütme ayırmaksızın bir araya getirilmesi ve yasalaştırılması demek ki insanımız için çok faydalı oluyor, çünkü burada maddelerin birçoğu bu şekilde oluştu. Bu anlamda bunun daha sistematik bir şekilde, bütün Parlamentoyu ve yürütmeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi hayırlı olur diye âcizane bir önerim oldu.

Ben, yüce heyetinizi ve bizi izleyen vatandaşlarımızı içimden gelerek tekrar yine minnet ve şükranla selamlıyorum ve diyorum ki: Allah gönlünüzün ne muradı varsa versin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayva.

Bölüm  üzerinde şahsı adına söz isteyen Mustafa Enöz, Manisa Milletvekili.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yok efendim.

BAŞKAN – Yok.

Emin Nedim Öztürk, Eskişehir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın dokuzuncu bölümü üzerindeki görüşmeler için şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu bölümde Eskişehir’imizi ilgilendiren ama aslında bütün çiftçilerimizi ilgilendiren çok önemli bir kanun maddesi var, o yüzden söz almış bulunmaktayım. Bu, hakikaten uzunca bir zamandır sıkıntısını çektiğimiz ama bir türlü kanunla düzenleme yapmakta başarılı olamadığımız bir düzenlemeydi. Biliyorsunuz, 1953 yılında Adapazarı Şeker Fabrikası kurulmuş ve Eskişehir, Kütahya, Bilecik buranın ekim alanları olarak gösterilmişti. Depremden sonra Eskişehir bölgesi ekim yapmayı durdurmuştu ve ondan sonra da özelleştirilince fabrika, Eskişehir bölgesinde ekim alanı olarak Kurul haklı olarak belli bir yasak getirmişti. Şimdi, biz, yaptığımız bu düzenlemeyle bunun önünü açıyoruz, sadece Eskişehir bölgesinin değil, aynı zamanda Susurluk’un veya diğer başka bölgelerin de önünü açmış oluyoruz. Yaptığımız düzenleme, tamamen, çok basit ama Kurumu da hiçbir şekilde sıkıntıya sokmayacak olan bir düzenleme. Bu Şeker Kanunu’nun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasına, şirketlerin kendi ekim alanlarında yeterli ham madde bulunamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebileceğine ilişkin bir cümle ilave ediyoruz. Bununla, aşağı yukarı, benim bölgemde 300 bin ton şeker pancarı ekimi gerçekleşecektir. Hakikaten, bu, çiftçimizin önemli bir sorununa çözüm bulduğumuzu gösteriyor.

Ben tabii, özellikle bana burada yardım eden değerli arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum başta Plan Bütçe Komisyonu Başkanı olmak üzere oradaki üyelerine, bu maddenin hazırlanmasında çok emeği geçen ve yardımcı olan Konya Milletvekili Hasan Angı Kardeşimize, yine bu maddede hakikaten inanarak destek veren diğer bütün milletvekili arkadaşlarıma, özellikle Bursa Milletvekili Ali Koyuncu Arkadaşıma ve Adapazarı; hakikaten, Adapazarı’ndaki milletvekili arkadaşlarımız bu maddenin çıkarılması için çok uğraştılar.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Söyle, söyle, onların da isimlerini söyle.

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) - Adapazarı’ndaki arkadaşlarıma, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Münir Kutluata…

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) - Tabii, grup başkan vekillerim… Bu haklı maddenin yazılmasında, haklı olan, bizim istediğimiz…

ALİM IŞIK (Kütahya) – “Münir Kutluata” ismini de söyle.

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) - …çiftçilerin özellikle istediği bu maddeyi ilave etmek konusunda grup başkan vekillerimiz de çok gayret gösterdiler, onlara da çok teşekkür ediyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Münir Kutluata’yı söyle, madem diğerlerini söyledin.

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) - Hayırlı, uğurlu olsun diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ayıp! Ne olur sanki söylesen adını.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ayıp, ayıp! Size yakışmıyor.

BAŞKAN – Bölüm üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.

On beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Özdemir, buyurun.

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakana soruyorum: AKP hükûmetleri döneminde uygulanan kötü ekonomi ve tarım politikaları sonucunda çiftçilerimizin ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın durumu perişan hâle gelmiştir. Bu torba yasaya  çiftçilerimizin ve hayvancılıkla uğraşan köylülerimizin tarım kredi borçları ve Ziraat Bankasına olan kredi borçlarının yapılandırılmasına yönelik bir düzenleme eklemeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Asil…

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, bu kanunun 222’nci maddesinin geçici birinci maddesinde “Söz konusu sağlık hizmetleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer.” diyor.

Şimdi, bu fıkradan da anlaşılacağı gibi, sigorta şirketlerinin kusursuz kişilerin tedavi giderlerini ödemekten kaçınması zaten mümkün değil iken, böyle âdeta bir salma niteliğinde -hem de geriye dönük olarak bir salma niteliğinde- böyle bir bedelin sigorta şirketlerine yüklenmesini ve bu sigorta primini ödeyen vatandaşların kusursuz olarak bu hesaba para aktarmalarını adaletsiz bulmuyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bilindiği gibi bu torba yasa içerisine daha önceki dönemlerde emeklilik hakkını kazanmaları açısından SSK ve BAĞ-KUR prim borçları olan vatandaşlara bir yapılandırma getirilmişti. O yapılandırmalardan yararlanamayanlara tekrar bir imkân sunuluyor. Ancak, burada belli şartlar var: Örneğin, yapılmış olan taksitlendirmenin üçte 2’sini ödemiş olacak, kalanını şimdi getiriyor. Bu düzenlemeyle, bu durumda birçok vatandaşımızın emekli hakkını kazanamayacağı, daha doğrusu yapılandırmadan yararlandırılamayacağı açıktır. Bu son getirilen düzenlemeyi bir açıklar mısınız. Bunda yeniden bir düzeltme yapılabilir mi, bu sınırlar kaldırılabilir mi?

İkincisi de hâlen kamu kurumlarında kaç adet özürlü kadrosu boş bulunmaktadır? Sekiz buçuk yıllık AKP döneminde neden bu kadrolara atama yapılmamıştır? Açıklarsanız sevinirim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Öztürk…

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, dün tasarıya eklenen 183’üncü maddeyle TOKİ’nin toplu konut projeleri dışında yaptığı kamu yatırımlarına da Kamu İhale Kanunu’nun bazı hükümlerinden muafiyet getirilmiştir. Bu muafiyet arasında, kamu yatırımı için ihaleye çıkmadan önce ödeneğinin bulunması koşulunun aranmaması da vardır. Bu değişiklikten önce de TOKİ okul gibi kamu yatırımları yaptığına göre, bugüne kadar yapılan bu yatırımlar Kamu İhale Kanunu’na aykırı bir şekilde mi yapılmıştır? Öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Çalış…

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Sayın Bakan, görüşmekte olduğumuz tasarı kamuoyuna yansıdıktan sonra 4/B, 4/C ve geçici işçi statüsünde çalışanlar da bir beklenti içine girdi. Bu arkadaşlarla ilgili de bir düzenleme getirecek misiniz?

Bir diğer sorum: Elmalı Düden köyünde yaşanan facia televizyon haberlerine yansıdı. Kredi batağına düşen Türkiye’nin pek çok tarafında, Düden köyü gibi tarlaları, varlıkları haczedilmiş insanlar vardır. Bu bankalarla başı derde giren köylerle ilgili bir çalışmanız olacak mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Sayın Karabaş…

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Teşekkür ederim Başkan.

Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum. Bu torba tasarısı görüşüldü. Burada 234 tane madde var ancak bunun içinde, 177’nci maddede, geçici 58’inci maddede, “Terörle Mücadele Yasası’ndan mahkûm olanların dışında” denmesi uluslararası yasalara, Türkiye’nin mevcut Anayasası’na, eşitlik ilkesine uyuyor mu? Bunu siz, bir Bakan olarak ve Hükûmetin bir üyesi olarak içinize sindirebiliyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, bugün torba yasanın son günü. Gelin, muhtarlarla ilgili, Köy Kanunu’nda getirilecek maddeyi buraya koyalım. Bu muhtarlarımızın özlük haklarını lütfen, rica ediyorum, beklemeyelim, bugün, burada bitirelim. Ben bir kez daha, son kez sizden rica ediyorum.

Yine, geçici işçilerimiz, 28 bin kişi kalmıştı. Bunların çoğu emekli oldu, 20 bin tane geçici işçimiz kaldı. Beş ay yirmi dokuz gün prim ödeyen işçilerin… Onlara bir şekilde, bu torba yasanın son gününde, o geçici işçilerimizin sorunlarına çözüm bulalım Sayın Bakanım. Hassaten rica ediyorum.

Bir son sorum: Mahalle ve köy bekçilerine elbiselerini verecek misiniz, vermeyecek misiniz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Bu yap-işlet-devret modeli çerçevesinde HES’lere yönelik, barajlarla ilgili bir hüküm var bu bölümde. Kaç tane köprü yapılacak barajlar üzerinde, yani Devlet Demiryolları veya Karayolları tarafından? Bu HES’ler nedeniyle, yap-işlet-devret modeli içindeki şirketlere yapılması düşünülen kaç tane köprü var? Bunu merak ediyorum. Örneğin Keban Barajı üzerinde bir tane var. Bunun dışında hangi bölgelerde; Karadeniz’de mi, Munzur’da mı, başka yerlerde mi yapılmak isteniyor? Bu konuda bir bilgi verirseniz teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim.

Sayın Bakan, Sayın Mevlüt Aslanoğlu’nun sorusunu ben de yeniliyorum. Lütfen… Gerçekten, bir torba yasa çıkartıyorsunuz, toplumun birtakım mağduriyetlerini aşmaya çalışıyorsunuz. Bu mağduriyetler kapsamında muhtarlar, gece bekçileri ve özellikle de 4/C, 4/B gibi farklı statüdeki kamu çalışanlarının durumlarını düzeltmek noktasında, fırsat geçmeden burada bir değişiklik yapmayı düşünür müsünüz?

Ayrıca, bir kısmına, büyük kısmına kadro verdiğiniz geçici işçiler, beş ay yirmi dokuz gün çalıştın gerekçesiyle, aynı işi yapan 2 görevli, özellikle de orman işletmelerinde çalışan yangın işçileri, yangının karşısında aynı işi yapıyor, biri geçici görevli, biri kadrolu. Bu yanlışlığı, bu haksızlığı düzeltmeyi düşünür müsünüz?

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, buyurun.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Özdemir, “Çiftçilerin, tarım kredi kooperatifleri ve Ziraat Bankasına olan borçları kapsama alınacak mı?” diye sormuşlardı. Yapılandırma hükümleri vatandaşlarımızın kamuyla olan borç-alacak ilişkilerini düzenlemek üzere hazırlanmıştır. Bunun dışında, alacaklarını bu kapsamda yapılandırmak isteyen odalar gibi kuruluşların da alacakları kapsama alınmıştır. Çiftçilerin tarım kredi kooperatifleri ve bankalara olan borçları ise özel hukuk hükümlerine tabi olduğu için bu kapsama alınmamıştır. Ancak, bu, ilgili kuruluşların gönüllü olarak böyle bir çalışmayı yapmalarına engel herhangi bir durum yok. Bu, bankaların kendilerinin kanun olmadan da yapabilecekleri, ihtiyaca göre yapabilecekleri bir husustur.

Geçici 1’inci maddeyle ilgili Beytullah Bey’in sorduğu bir soru vardı. Trafik kazaları sonucu yaralanan ve vefat eden vatandaşlar sağlık giderlerinin karşılanmaması nedeniyle mağdur oluyorlardı. Yapılan düzenleme ile kaza geçiren tüm vatandaşların sağlık giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacaktır. Aslında yıllardır bu, özellikle hükûmetlerimiz döneminde sağlık alanında yapılan hizmet genişlemesiyle zaten bu hizmetleri devlet olarak biz sunuyorduk ama sosyal sigortalarla ilgili firmalar bu yönde de kesinti yapıyorlardı vatandaşlardan. Şimdi onun bir kısmını, adalete de çok uygun bir şekilde devlete, kamuya aktarmış olacaklar çünkü bu hizmeti sunan kamu, o şirketler değil.

Sayın Işık’ın sorusu var. Prim borcu bulunan vatandaşlarımız primlerini ödemeleri durumunda prim borcuna karşılık gelen sürelerini hizmet olarak kazanma imkânı sağlanacaktır. Ancak emekli olmak için diğer şartları da -yaş artı hizmet yılı- yerine getirmeleri gerekmektedir. Özellikle bu konuda artık sosyal güvenlik sistemimizde önemli köklü değişiklikler yapıldı. Yaşa bağlı olarak, zaten geçmişe yönelik borçlansa bile yaşı gelmeden emekli olması mümkün değil biliyorsunuz. Dolayısıyla yaşı gelinceye kadar primini yatırması ve daha yüksek maaşlarla...

ALİM IŞIK (Kütahya) – O tamam da...

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Diğer taraftan, baktığımız zaman, tabii, özürlülerle ilgili sorular vardı. Özürlülerle ilgili, bu dönemde, gerçekten çok önemli, devrim niteliğinde düzenlemeler yapıldı. Gerek özürlülerin eğitimi gerek istihdamı açısından, hem kamu olarak biz ciddi anlamda maaşlarla destekliyoruz, eğitim imkânlarıyla hem de özel sektörün özürlülerimizi istihdam etmesi için kolaylaştırıcı, teşvik edici düzenlemeler yaptık bu dönemde, Sayın Lokman Ayva’nın da çok yakın takibiyle. Bunları tabii ne kadar yapsak azdır ama imkânlarımız geçmişle...

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, sorum o değil. Kamuda kaç tane boş kadro var?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Onu, tabii, şu anda net bir rakam söylemem mümkün değil. Müsaade ederseniz, yazılı bir şekilde ona  cevap verelim. Fakat özürlülerimizin geçmişten çok daha fazla iş hayatı içinde olduğunu da bu vesileyle vurgulamak isterim.

TOKİ’yle ilgili sağlanan düzenleme kolaylaştırmaya dönük bir düzenleme. Burada, tabii ki TOKİ, kamu kurumlarının doğrudan iş yaptığı gibi kamu kurumlarına da yardımcı oluyor, çeşitli yatırımların daha hızlı gerçekleştirilmesi yönünde destek oluyor. Onu kolaylaştırmaya dönük bir düzenleme.

Geçici işçilerle ilgili burada herhangi bir düzenlememiz yok. 4/B, 4/C’yle ilgili şu anda böyle bir çalışmamız yok.  Yalnız personele ilişkin olarak bu vesileyle şunu söylemek isterim: Keşke bütün gruplar anlaşsalar…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Anlaştık…

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - …devlet personel sistemimizde daha köklü, daha fazla, bütün sıkıntıları giderecek bir personel rejimi reformunu hep birlikte gerçekleştirebilirsek, bu çok çok faydalı olur elbette.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakanım, gece gündüz çalışmaya hazırız.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Mevcut sistemi bir bütün hâlinde… Böyle noktasal düzenlemeler ister istemez yapıyı da bozabiliyor. Bir bütün olarak devlet personel sistemimiz konusunda bir reform yapma ihtiyacı elbette ki var. Bunu da, bütün partilerimiz keşke uzlaşmayla getirip yapabilsek. Bu son derece faydalı olur.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Biz hazırız efendim Milliyetçi Hareket Partisi olarak.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sekiz senedir “yapacağız” dediniz.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Bazı istisnalar, tabii, terör suçlarından dolayı öğrencilere ilişkin. Bunların yeniden -tabii, mahkûm olmuş olanlara ilişkin, yargılananlara ilişkin değil- bir sınava girmeleri önünde tabii bir engel yok ama bu kanunda Meclisimizin iradesi o şekilde tecelli etti. Bir istisna getirildi.

Sayın Aslanoğlu, muhtarlarla ilgili ve geçici işçilerle, bekçilerle ilgili yine düzenlemelerden bahsetti.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Koyalım Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Muhtarlarla ilgili -daha önce de belirtmiştim bir sorunuz vesilesiyle- bizim dönemimizde gerçekten çok ciddi bir artış oldu maaşlarında.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakanım, hiç artış olmadı. 30 liraydı 100 lira oldu.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - 98 liraydı 2002 yılında, fakat, tabii ki, daha fazla yapma ihtiyacı olabilir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hiç artış olmadı.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Önümüzdeki dönemlerde Köy Kanunu çerçevesinde özellikle, Köy Kanunu’nun Meclisimize gelmesiyle birlikte bu çalışmalar yeniden ele alınabilir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Buraya koyalım Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Tabii, bu, muhtemelen önümüzdeki döneme kalacak bir düzenleme. Öyle görünüyor.

YİD modeliyle ilgili, Sayın Kaplan köprülerle ilgili bir soru sordu. Doğrusu şu anda kaç tane köprü yapılacağına ilişkin hafızamda bir bilgi yok. Onu da, müsaade ederseniz, yazılı bir şekilde arkadaşlarımız, bürokratlarımız, tabii daha sonra…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, bürokratlar buraya bizi seyretmeye gelmiyorlar!

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Ama yanıltıcı, yanlış bir bilgi vermeyelim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, bürokratlar biliyorlardır, bilgi versinler.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Varsa bilgisi bürokratlarımızın hemen verebiliriz ama burada olanların da olmayabilir. Bu insani bir durum. Burada size gerekirse sonra yazılı bir şekilde…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O zaman öbür seçim dönemine gelir bunun cevabı.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) - Bu teknik bir konu. Yani tartışmaya açık bir konu değil. Buna cevap verilebilir.

Yalnız orada şunu söyleyeyim: Bu barajlar yapılmadan, su tutmadan önce bu köprülerin yapılması maliyeti çok daha düşüren bir unsur. Buna daha fazla dikkat etmemiz lazım. Barajlar su tuttuktan sonra değil de su tutmadan önce bu köprüleri gerçekleştirmemiz lazım. Son dönemlerde de özellikle buna dikkat etmeye çalışıyoruz.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Dokuzuncu bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi dokuzuncu bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Ancak birleşime beş dakika ara veriyorum.

                                                                                                   Kapanma Saati: 14.43

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

208’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır.

Son iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım, istemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Önergeleri sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı"nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ali Koyuncu                                      Yılmaz Tunç

                     Giresun                                              Bursa                                                Bartın

               Kürşad Tüzmen                                  Nedim Öztürk                                Abdurrahman Arıcı

                      Mersin                                            Eskişehir                                            Antalya

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiştir.

"d) 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, demiryolu ulaşım güzergahının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır."

"(f) 20/02/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların İnşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililerine ait olmak üzere DSİ tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak kaydıyla DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

      Mustafa Özyürek                                          Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

         İstanbul  İzmir                                              Balıkesir

   Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                  R. Kerim Özkan                                  Selçuk Ayhan

          Malatya Burdur                                                İzmir

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“d) Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 208. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

  Erkan Akçay Mehmet Günal                            Mehmet Şandır

     Manisa                                                              Antalya                                              Mersin

  Beytullah Asil Yılmaz Tankut                                Alim Işık

    Eskişehir                                                            Adana                                              Kütahya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 S. Sayılı yasa tasarısının 208 nci maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 Hasip Kaplan M. Nezir Karabaş                      Şerafettin Halis

     Şırnak                                                                 Bitlis                                               Tunceli

                              Nuri Yaman                                            Bengi Yıldız

                            Muş                                                                  Batman

BAŞKAN – İki önergeyi birlikte işleme alıyorum.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kütahya Milletvekili Alim Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 208’inci maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önergenin ne kadar tehlikeli ve yandaşlar için çıkarılmış bir önerge olduğunu sizlere hatırlatarak sözlerime başlamak istiyorum. Bunun mutlaka madde metninden çıkarılması lazım.

Değerli milletvekilleri, bu konular Komisyon çalışmaları sırasında Komisyonun gündemine geldi, AKP, CHP, MHP ve diğer gruba ait milletvekillerinin hiçbiri tarafından onaylanmadığı için çekildi. Şimdi, bu, Komisyondan geçmemiş, bir önergeyle buraya getirilmiş ve konu hakkında bilgisi olmayan Türkiye Büyük Millet Meclisindeki diğer milletvekillerinin böyle bir zaman darlığı altında iradesine sunularak geçirtilmek istenen çok tehlikeli bir konudur.

Neden tehlikeli olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu maddede, 208’inci maddede yer alan konunun eski halini ve şimdi getirilen düzenlemeyi, ayrıca şimdi sunulan önergede eklenen başka bir konuyu da sizlerle paylaşıp neyi yapmak istediklerini anlamanızda yarar var diyorum. Söz konusu maddedeki, mevcut 4628 sayılı Kanun’un ilgili maddesindeki şu anda yürürlükte olan kısmı okuyorum sizlere: “Yerli kaynaklara dayalı elektrik üretim amacıyla yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünce demiryolu ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesi işi enerji yatırımını gerçekleştirecek firmaya, ilgili idareye ait birim fiyatlarla hesaplanacak yer değiştirmeye ilişkin yatırım bedelinin yüzde 25 oranında indirim yapılarak belirlenen ve ilgili bakan tarafından onaylanan bedelle yaptırılır.” Yani firma bu işi yapacak, güzergâh değişiminden kaynaklanan maliyeti firma karşılayacak. “Ödenek karşılığı kaynağın aktarılmış olması koşuluyla söz konusu bedelin yarısı işin yüzde 50’sinin bitimini müteakip, kalan kısmı ise işin bitimini takip eden altı ay içerisinde ve her hâlükârda 31/12/2012 tarihine kadar yapılır.” Ayrıca diğer fıkrada da bununla ilgili diğer düzenleme var.

Şimdi, burada “Eğer, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yatırım yapılması sırasında buradan geçen bir demir yolu sıkıntısı varsa, bu güzergâh değiştirilecekse bunu firma yapar ve şu tarihe kadar bunun bedelini öder.” diyor. Getirilen düzenleme ne getiriyor? “Yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda…” cümle aynı “…bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan, ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dâhil olmak üzere, demir yolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hâllerde rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demir yolunun kamulaştırma bedeli alınarak demir yolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır." Yani Devlet Demiryolları tarafından yapılır, dolayısıyla o süre kısıtlamasıyla ilgili herhangi bir hüküm kalmamış, hayırlı olsun! Yani bu işi almış ve şimdiye kadar taahhüdünü yerine getirememiş firmaların devlete olan borcu silinecek, taahhütleri yok sayılacak, bu işin maliyetinin firmaya yüklenmesi de kaldırılacak. Devlet Demiryollarının bağlı olduğu idare tarafından bu işin yapılması öngörülüyor. Değerli milletvekilleri, buna hiçbirimizin vicdanı razı olamaz. Bu, kanun değildir. Bu, kanun çıkarma da değildir. Lütfen bunu buradan çıkaralım.

Ayrıca bununla yetinilmiyor, şimdi AKP Grubunun getirdiği yeni bir önerge var, yeni bir fıkra eklenmiş. Deniyor ki bu fıkrada da: “Söz konusu yatırımlarla ilgili, masrafları ilgililere ait olmak üzere DSİ tarafından bunların denetimi, kontrolleri yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır.” Değerli milletvekilleri, devletin kurumlarının hakkı ve yetkileri burada bir önergeye bir ibare eklenmekle başka denetim kurullarına aktarılamaz. Yapmayın bunu, Allah aşkına yapmayın bunu. Böyle bir önerge asla ve asla kabul edilemez. Devlet Su İşlerinin su kaynaklarıyla ilgili denetim yetkisini bir firmaya siz aktarırsanız, bunu da bir önergeyle yaparsanız, bu milletin eli yakanızdan inmez! Gözünüzü seveyim, böyle bir önergeyi kabul etmek doğru değildir. Bu madde metninin kesinlikle önergemiz doğrultusunda çıkarılması, bu milletin ve devletin hayrına olacaktır. İyi bir iş yapmış olacaksınız. Şimdiye kadar değişik zeminlerde geçirtilemeyen maddeler, buraya sıkıştırılarak size geçiştirilmek isteniyor. Biz uyarımızı yapıyoruz.

Önergemize desteğinizi bekliyor, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Önerge üzerinde…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, buna müsaade etmeyin, millet bunu affetmez!

BAŞKAN - …söz isteyen Nezir Karabaş, Bitlis milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 208’inci madde üzerinde verdiğim önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla ilgili yaptığımız değerlendirmelerde de belirttik, AKP hem geçmiş politikalarında hem de özellikle bu torba tasarısında getirdiği maddelerle emeği, emekçiyi, doğayı, doğal kaynakları tümüyle hiçe sayan veya isteyenin istediği gibi kullanabileceği yasalar yaptı bugüne kadar. Bu torbayla da bunu pekiştirmeye çalışıyor.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, yenilenebilir enerjiyle ilgili birkaç şey söylemek gerekiyor: Şimdi, yenilenebilir enerji kapsamında çıkan kanunda 50 megavata kadar olan HES’leri bizler burada çıkardığımız kanunlarla yenilenebilir enerji kapsamına aldık. Bugün girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğinde hiçbir ülkede bu, 10 megavatın üzerinde değil. Şimdi, eğer “yenilenebilir enerji” diyorsak ve “HES” de diyorsak, nasıl oluyor da bir HES hem yenilenebilir enerji olacak, üretimiyle, doğaya ve çevreye sağladığı katkılarla hem yenilenebilir olacak hem de bir demir yolu güzergâhının değiştirilmesini sağlayacak! Yani, siz, bir demir yolunun güzergâhının değiştirilmesini gerektirecek bir projeyi “yenilenebilir enerji” adı altında getiriyorsunuz ve bunu da burada oylatacaksınız, herkes de oylayacak yenilenebilir enerjiyi. Yani bir demir yolunun güzergâhının değiştirilmesini gerektirecek bir yatırım nasıl yenilenebilir HES oluyor? Tamam “hidroelektrik santral” olur “baraj” olur adı ama bunun adına “yenilenebilir” demeyin. Bu, sivil toplum örgütlerinin, çevrecilerin, Karadeniz’den Ege’ye, İç Anadolu’dan Doğu Anadolu’ya kadar tüm alanlarda, birçoğu AKP’ye yakın çevreler, birçoğu AKP’li milletvekilleri tarafından “yenilenebilir enerji” adı altında metre metre satılmış alanları, şimdiden, çıkardığınız, bugüne kadarki yasalarla, torbaya koyduğunuz maddelerle, eklerle ve bundan sonra çıkaracağınız maddelerle halka yedirmeye çalışıyorsunuz, adına da “yenilenebilir enerji” diyorsunuz. Tabii bu da yetmiyor, getirdiğiniz önergelerle, bunu, bu yapımı üstlenmiş, bu yerleri almış kişilerin yapması gereken işleri de kamu kurumlarının sırtına yüklemeyi, onu da devletten çıkarmayı düşünüyorsunuz.

Birincisi, bu maddedeki değişiklikle, AKP’nin burada geçirdiği yasalarla “HES” dediği “yenilenebilir HES” dediği anlayışı biz kabul etmiyoruz. Biz, Mecliste bugüne kadar çıkarılan yasalara da karşı çıktık, düşüncemizi belirttik. Bundan sonra da Rize’deki, bundan sonra Dersim’deki, bundan sonra Batman’daki, bundan sonra Ege’deki, Akdeniz’deki, kendi doğal yapısının, köyünün yapısının bozulmasına karşı çıkan köylünün, o beldede yaşayan insanların yanında olacağız, onların mücadelesinin yanında olacağız, bir. İkincisi de birilerine peşkeş çekme ve devlet kurumlarının kasasından -ki bu işler özelleştirilirken, birilerine verilirken, “devletin kaynak aktarmaması, özel sektörün kendi imkânlarıyla yapması” deniliyor- getirdiğiniz her yasa teklifiyle, torbalara koyduğunuz her yeni öneriyle bu tür faaliyetleri yürüten, bu tür, topluma ait, vatandaşa ait, köylülere ait, toplumun ortak malı olan yerleri pazarladığınız insanlara da yaptıkları harcamaları devlet kasasından, kurumlar tarafından verilmesini gerektirecek, onaylayacak yasalar getiriyorsunuz.

Bu nedenle, biz, bu 208’inci madde üzerinde AKP’nin verdiği teklifin kabul edilmemesini ve burada peşkeş çeken birilerinin yapması gereken harcamaların kurum tarafından yapılmasının engellenmesi istiyoruz.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                       Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“d) Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Tayfun İçli, Eskişehir Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, sizleri saygıyla selamlıyorum. Torba yasanın son gününe geldik. İnatla, bu kanunun yasalaşması için olağanüstü bir çaba sarf ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, benden önce söz alan değerli milletvekilleri de belirtti. Birazdan AKP’nin bir önergesi gelecek ve bu önergede (f) bendi ekleniyor ve (f) bendi enteresan düzenlemeler getiriyor, bu Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşulmamış. Şimdi, bu Hükûmet döneminde olağanüstü kontrolsüz bir HES, hidroelektrik santraller var.

Şimdi, getirilen (d) bendinde -Bunu özellikle ifade etmek istiyorum- “… bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından…” demek suretiyle bir kere, devlete -büyük bir ihtimalle Devlet Demiryollarıdır- bir yük bindiriliyor fakat ilginçtir, (f) bendinde de denetim DSİ’nin dışında özel şirketlere verilmek isteniyor.

Değerli arkadaşlarım, böyle kanun yapılmaz, onu söyledik. İnatla böyle kanun çıkartmaya çalışıyorsunuz. Bu torba kanun içinde gerçekten yararlı maddeler var, hep söyledik ama böylesine önergeyle giren, milletin gözünden kaçırılan, kamunun menfaatini ortadan kaldıran maddeler de sokuluyor.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa ve İç Tüzük’e aykırı olarak işlemler yapıyoruz, inatla yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde, Yargıtay ve Danıştayla ilgili kanunu da torba kanun olarak geçirdik. İşte, dün gece yaşanan birtakım olaylar bugün Türkiye’de gündemde var, onlar konuşuluyor. Eğer “Her tür güce sahibim.” derseniz, “Sınırsız güce sahibim.” derseniz, ciddi anlamda, değerli arkadaşlarım, toplum sıkıntıya girer. Toplum hak ister, toplum adalet ister. Bakın, yeri gelmişken bunu da belirtmek istiyorum. Merhum Ecevit -12 Eylül olmuş- 12 Eylülün baskı döneminde dahi hak ve adaletin ne derece önemli olduğunu vurgulamış. Bakın, Yankı dergisinde 30 Mayıs 1981 tarihinde yayımlanan yazısında hem de 12 Eylül cuntasının her türlü baskısına rağmen, şunu söylüyor: “Adalet dağıtanlara devlette ve toplumda üzerlerinde iktidar gölgesinin düşmeyeceği kadar yüksek ve onurlu bir yer sağlamalıdır.” Bu yazısında -hızla okuyacağım- merhum Ecevit diyor ki: “İnsanlar bir ölçüye kadar özgürlük kısıntılarına, baskıya, zulme katlanabilirler ama haksızlığa, adaletsizliğe katlanamazlar. En zayıf, en ürkek insanlar bile haksızlık, adaletsizlik karşısında tepki duyar ve tepkisini hiç beklenmedik biçimde ve ölçüde açığa vurabilirler. Toplumda huzur sağlamanın, insan ilişkilerini de yurttaş devlet ilişkilerini de sağlıklı ve düzgün yürütebilmenin başta gelen koşulu adalettir. Adaletin dayanağı ise yargı erkinin, yargı organlarının bağımsızlığıdır.” Uzun bu yazı ama şunu, son cümlesini bir kez daha sizlere hatırlatmak istiyorum “Onun için, yargı erkinin bağımsızlığı, adaletin dayanağı olduğu kadar, demokrasinin de gereğidir. Eğer Türkiye'de gerçek demokrasi amaçlanıyorsa yargı erkinin bağımsızlığını ve yargıç güvencesini zedelemekten kaçınılmalıdır.”

Değerli arkadaşlarım, şimdi, geçtiğimiz günlerde Yargıtay ve Danıştayla ilgili düzenleme yaptık. Önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesinin görevleri ve kuruluşuyla ilgili bir kanun gelecek, şimdi Adalet Komisyonunda. Orada, yargı erkine, Anayasa Mahkemesi üyelerine biraz evvel ifade ettiğimin tersinde üzerlerinde iktidar gölgesinin düşmesini sağlayacak düzenlemeler getiriliyor. Onlara kırmızı plakalı Mercedes aracı,      -lojmanlarını bir tarafa bıraktım- sağlık güvencesi -milletvekilleri- bir tarafa bıraktım ama değerli arkadaşlarım, onların çok daha ötesinde, onlara sanki siyasi rüşvet olarak algılanacak düzenlemeler getiriliyor.

Bakın dün, İstanbul Adliyesinde -kamuoyunda çok yakın takip ediliyor- birtakım enteresanlıklar olmaya başladı ki yeni atandığı söyleniyor yargıçların, son HSYK’nın kurulmasından sonra atandığı söyleniyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bir gün evvel…

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Şimdi, böylesine toplumda infiale yol açabilecek, adalet duygusunu sarsabilecek birtakım işlemler yapıldığı zaman, toplum büyük yara alır, toplumun ötesinde de bu yüce Parlamento büyük yara alır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Eğer uygulayıcılar bizim çıkarttığımız kanunları keyfî olarak yorumlamaya kalkarlarsa toplumda adalet duygusu sarsılır. Adalet duygusunun sarsılmasıyla da hukuk devleti ilkesinde zedelenme olur.

Tekrar hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İçli.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağım.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır ve önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                                                        

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı"nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                             Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiştir.

"d) 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, demiryolu ulaşım güzergahının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır."

"(f) 20/02/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililerine ait olmak üzere DSİ tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak kaydıyla DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Efendim, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz, bu konu tartışıldı, açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Tabii, buyurun.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Şimdi, değerli arkadaşlar, Devlet Demiryolları, biliyorsunuz… Diyelim ki bir baraj ihalesi yapılmış, orada Devlet Demiryollarının bir güzergâhı var ve baraj göleti altında kalacak.

Şimdi, mevcut sisteme göre, firma, doğrudan doğruya, ihalesiz olarak bunu yapabilecekti -mevcut düzenlemeye göre- ve burada parayı yine devlet ödeyecekti, yani devlet adına, devletin parasıyla, o baraj ihalesini almış olan müteahhit o demir yolunun deplasmanını yapacaktı ama devletin parasıyla yapacaktı, devlet adına yapacaktı. Şimdi, yeni getirilen düzenlemeyle yapılan şey şu: Devlet Demiryolları kendisi yapacak, kendi parasıyla yapacak, istimlak parasını da o ihaleyi kazanmış, baraj göletini yapan firmadan alacak. Yani dolayısıyla konuların iyi bilinmesinde ben yarar görüyorum.

Aslında, bu düzenlemeyle biz, devletin menfaatini çok açık bir şekilde korumuş oluyoruz. O firma ihalesiz bir şekilde bunu yapacaktı, devletin parasıyla yapacaktı. Biz şimdi diyoruz ki: “Devlet kendisi yapsın, ihaleyle yapsın, belki tasarruf da sağlar.” İstimlak parasını da ilgili firmadan alacağız. Dolayısıyla -lütfen- bu düzenleme gerçekten ülke menfaatinedir, burada yanlış yapılan bir şey yoktur.

Şu anda da bu türden bir ihale, bir baraj yapımı, hani, yarım bırakılmış da “Birilerini kurtaralım.” diye herhangi bir şey söz konusu değildir, yani şu anda yarım bırakılmış, birilerini kurtarmaya yönelik bir düzenleme de söz konusu değildir. Bu işlere henüz başlanılmamış, dolayısıyla burada hiçbir şekilde bir şirket de kayrılmamaktadır, hiçbir şekilde devlet zarara uğratılmamaktır.

Önergeye katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde söz isteyen?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

4628 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (f) bendiyle, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin suyla ilgili ve diğer su yapılarının, masrafı ilgililerine ait olmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından denetlenmesi veya bunun özel sektör denetim şirketlerine yaptırılması ve bu şekilde su yapılarının denetlenmesi öngörülmüştür.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum, yalnız karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır ve önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

209’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 209 uncu maddesine “Kurumun” ibaresinden sonra “izin ve” ibaresinin, "temin edebilirler" ifadesinden sonra gelmek üzere de aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Münir Kutluata                                    Erkan Akçay                                    Mehmet Günal

                     Sakarya                                             Manisa                                              Antalya

                 Yılmaz Tankut                                       Alim Işık                                       Beytullah Asil

                       Adana                                              Kütahya                                           Eskişehir

                Mehmet Şandır

                      Mersin

 

“Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin % 55’inin altında kota belirlenemez.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 209 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Harun Öztürk                             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                           R. Kerim Özkan

                        İzmir                                               Malatya                                              Burdur

               Mustafa Özyürek                                Bülent Baratalı                                 Hüseyin Ünsal

                     İstanbul                                               İzmir                                               Amasya

 

"Madde 209- 4.4.2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Madde 3- Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlenir. Kotalar, Şirket veya fabrika bazında şeker türlerine ve pazarlama yılı esasına göre ayrı ayrı belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplan A kotası, ülke toplam A kotasının %10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü de alarak %50'sine kadar arttırmaya, %50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.

Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan diğer şekerler için B kotası belirlenmez.

Gıda dışı şeker ve C şekeri kota kapsamı dışındadır. Bu şekerler için kota tahsisi yapılmaz. Gıda dışı şeker üretimi Kuruldan izin alınmak suretiyle yapılır.

Şirketlerin veya fabrikaların A ve B kotaları her yıl en geç 31 Ekim tarihine kadar, yurt içi şeker talebi temel kriter olmak üzere, Kurul tarafından pazarlama yılı esasına göre tespit edilir.

Kotalar; öncelikle şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasitelerinin %45'i oranında belirlenir. Bu şekilde hesaplanan şirket veya fabrikaların A ve B kotaları toplamının ülke toplam A ve B kotalarını karşılamaması veya aşması halinde, eksik kalan veya fazlalık olarak ortaya çıkan şeker miktarı, şirketlerin veya fabrikaların son üç pazarlama yılı fiili A kotası şekeri üretim miktarlarının aritmetik ortalamaları esas alınarak son üç yıllık ortalama üretim içindeki payları oranında artırarak veya eksilterek ülke toplam A ve B kotaları toplamına eşitlenir. Şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasiteleri üzerinde kota belirlenemez. Bu kapsamda belirlenen kotalar konusunda tüm şirket veya fabrikalar bilgilendirilir. Şeker pancarı ekim alanlarının tespiti, şirketlerin kendilerine tahsis edilen kota miktarlarına ve/veya nominal üretim miktarlarına uygun olarak şirketlerin de görüşleri alınarak Kurul tarafından belirlenip, değişen şartlara göre 5 yılda bir güncellenir. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır.

Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için Kuruldan izin alınması zorunludur. Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.

Bu kanun maddesi değişikliği 2011/2012 ve daha sonraki Pazarlama yılı uygulamaları için geçerlidir."

"Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler."

 

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı tasarının 209’uncu maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                 Şerafettin Halis                                Sebahat Tuncel

                       Şırnak                                              Tunceli                                             İstanbul

              M. Nezir Karabaş                                  Bengi Yıldız

                        Bitlis                                               Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim. 

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şekerin ham maddesi olan pancar ürününe konulan kotalarla pancar üreticimizin ekonomik hayatı, üretimi felç edilirken bir yandan, diğer yandan şeker fabrikalarının özelleştirilerek satılması, gündemine alınması Hükûmetin, en son beş tanesinin, Karadeniz, Erzurum, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki şeker fabrikalarının daha öncekiler gibi özelleştirilerek satılması söz konusu.

Bir diğer yandan bakıyoruz ki şekerin ham maddesi şeker kamışı, şeker pancarı, işte Türkiye’deki daha çok şeker pancarı… Tabii, şeker kamışı daha çok Latin Amerika ülkelerinden veya Afrika ülkelerinden temin ediliyor -belki ürün üretim bazında daha ucuz diye ithalat yanı destekleniyor- yani kendi iç üreticini, kendi imkânlarını kısıp dışarıdan getiriliyor.

Salt bu değil, son zamanlarda Türkiye gıda sektöründe, çocuklarımızın, bebeklerimizin elindeki şekerde tehlike var, insanlarımızın hayatı, sağlığı olduğu gibi tehlikede; bir yandan sakarin kullanılıyor, bir yandan katkı maddeleri kullanılıyor, bir yandan tatlandırıcı kullanılıyor. Hâl böyleyken, şimdi, bu torba kanuna koymuşsunuz bir madde, şirketler… Hani satıyorsunuz, özelleştiriyorsunuz, e, şirketlere yol vermek için biraz kotayı artıralım diyorsunuz. 74 milyon insanla bu kadar açık dalga geçilmez arkadaşlar.

Bakın, piyasada bir “kaçak çay” esprisi var. Bu kaçak çay Seylan’dan gelirdi. Hâlâ, gidersiniz Diyarbakır’a, kahvelerde “kaçak çay” diye gelir önünüze. Ama bir de “kaçak şeker” modasını da İktidarınız sayesinde 74 milyon insan öğrendi. Bu yediğimiz şekerin, hakikaten, çay bardağına attığınız şekerin nereden geldiğini hiç düşündünüz mü? Piyasada Şeker Bayramı dâhil bayramlarda satılan şeker ürünlerinin nasıl hazırlandığının farkında mısınız?

Bakın, bu konuda iki tane kanun teklifiniz var, Mecliste bekliyor. Ya şeker politikanızı doğru dürüst belirlersiniz, bu ülkenin sağlığını düşünürsünüz, bu ülkenin pancar üreticisini düşünürsünüz…

Bir de şunu düşünün Allah aşkına: Hayatta, siz Doğu’da, Güneydoğu’da bir fabrika kurmadınız. Hep kurulan fabrikaları satıyorsunuz, hep kurulan fabrikaları sattınız. Bu yap-işlet-devret değil aslında; bu, yapılanı sat-işlet, şirketlere ver, başkalarına ver modeli.

İşte, bu tür hayati konularda esaslı bir şeker politikasını oluşturmadıktan sonra torba kanuna getirmişsiniz, ee üç beş şirketiniz darda veya Adapazarı Şeker Fabrikası sıkıntıda  veya bir iki, örneğin gıda şekeri ve (C) şekeri kota kapsamları farklı. Şimdi, bunlar konusunda bir de yeni fabrika kurulması olayı var. Zaten devlet kurmuş bugüne kadar bütün fabrikaları. Sattığınız şirketler de kâr eden fabrikaları işleyecekler.

Arkadaşlar bu ülkede tarım bunun için çöker, bu ülkede çiftçi bunun için perişan olur, bu ülkede pancar üreticisi bunun için mazotunu karşılayamaz çünkü bu ülkenin pancar üreticisini, çiftçisini, Muş Ovası’nı veya Trakya’daki veya Ege’deki şekerpancarı üreticisini değerlendirip üretimini daha fazla şeker anlamında üretim ve ihracat konusunda değerlendirme konusunda maalesef birkaç şirketin çıkarlarına, faydalarına uygun kâr akıtma modeli ve ithalat üzerinden akıtma modeli, bu model de Türkiye’de sağlığı vuruyor; sağlığı, bebeklerimizi vuruyor. Gerçekten bu gıda sektöründeki şekerlemelerin hepsinin denetimi yapılmıyor, hepsinin hammaddesi dışarıdan getiriliyor, hepsinin hammaddesinde de sağlığa zararlı tespitler yapıldı, televizyonlarımız bu konuyu ele aldı. Biz bu nedenle böyle palyatif, böyle yüzeysel, böyle olsun da torbada olsun, torbada gözüksün türü tekliflere karşıyız, çıkarılmasını istiyoruz, oylarınıza sunuyoruz.

Sayın Başkan, oylamadan önce de karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 209 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

"Madde 209- 4.4.2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Madde 3- Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlenir. Kotalar, Şirket veya fabrika bazında şeker türlerine ve pazarlama yılı esasına göre ayrı ayrı belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplan A kotası, ülke toplam A kotasının %10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü de alarak %50'sine kadar arttırmaya, %50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.

Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan diğer şekerler için B kotası belirlenmez.

Gıda dışı şeker ve C şekeri kota kapsamı dışındadır. Bu şekerler için kota tahsisi yapılmaz. Gıda dışı şeker üretimi Kuruldan izin alınmak suretiyle yapılır.

Şirketlerin veya fabrikaların A ve B kotaları her yıl en geç 31 Ekim tarihine kadar, yurt içi şeker talebi temel kriter olmak üzere, Kurul tarafından pazarlama yılı esasına göre tespit edilir.

Kotalar; öncelikle şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasitelerinin %45'i oranında belirlenir. Bu şekilde hesaplanan şirket veya fabrikaların A ve B kotaları toplamının ülke toplam A ve B kotalarını karşılamaması veya aşması halinde, eksik kalan veya fazlalık olarak ortaya çıkan şeker miktarı, şirketlerin veya fabrikaların son üç pazarlama yılı fiili A kotası şekeri üretim miktarlarının aritmetik ortalamaları esas alınarak son üç yıllık ortalama üretim içindeki payları oranında artırarak veya eksilterek ülke toplam A ve B kotaları toplamına eşitlenir. Şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasiteleri üzerinde kota belirlenemez. Bu kapsamda belirlenen kotalar konusunda tüm şirket veya fabrikalar bilgilendirilir. Şeker pancarı ekim alanlarının tespiti, şirketlerin kendilerine tahsis edilen kota miktarlarına ve/veya nominal üretim miktarlarına uygun olarak şirketlerin de görüşleri alınarak Kurul tarafından belirlenip, değişen şartlara göre 5 yılda bir güncellenir. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır.

Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için Kuruldan izin alınması zorunludur. Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.

Bu kanun maddesi değişikliği 2011/2012 ve daha sonraki Pazarlama yılı uygulamaları için geçerlidir."

"Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu maddedeki amaç şu: Bir şeker fabrikasının yeterli arazisi yok o bölgede, başka bir bölgeden pancar alabilir, diyor. Bu fabrika da belli. Ama size şu öneriyi yapıyorum: Bizde arazi çok, bizim kotamızı artırın, Muş Ovası’nın, Malatya’nın… Bizde arazi çok, bizde arazi çok; biz kendi fabrikamızda, kendi arazimizde pancar üretimimize… Kotayı bırakın. Bizde arazi çok. Bir başka fabrikaya başka bir ilden arazi bulacağınıza, zannediyorum ki Eskişehir bölgesinde pancar ektireceksiniz, bir başka fabrikaya taşıyacaksınız ama bizde arazi çok, talibiz. Muş’ta, Malatya’da, Elâzığ’da bir kere bunlara talibiz biz, kotamızı bırakın yeter ki. Bir.

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Hayır, bütün Türkiye’yi kapsıyor, bütün Türkiye’yi, Eskişehir değil sadece.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Belli Ali Bey, belli. Nere olduğunu biliyorum.

ALİ KOYUNCU (Bursa) - Türkiye’yi kapsıyor.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Koyuncu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İki: Arkadaşlar, şeker fabrikalarını rahat bırakın. Şeker fabrikasını lütfen şu Özelleştirme İdaresi boyunduruğundan kurtarın. Şeker fabrikalarını kendi idaresine, kendi yönetimine terk edin artık. Burasını Özelleştirme İdaresine niye alıyorsunuz? Özelleştirme İdaresi üretme bilmez, Özelleştirme ancak satmayı bilir, üretmeyi bilmez. Özelleştirme İdaresine aldığınızdan bu yana şeker fabrikalarına tek bir çivi çaktırılmıyor. Bunları yok ediyorsunuz. Türkiye’de şeker fabrikalarını, Şeker Fabrikaları AŞ’nin onurlu, şerefli çalışanları son derece kurumlarına sahip ve bu işi çok iyi bilen insanlar, bırakın onlar yönetsin. Artık, Özelleştirmeden yakasını bırakın bu şeker fabrikalarının. Ne ilgisi var özelleştirmeyle? Bura özelleştirilmiyor artık, geri çektiniz. Geri çektiyseniz, lütfen şeker fabrikalarını Özelleştirmenin elinden kurtarın arkadaşlar ya! O satmasını bilir, üretmesini bilmez.

Fabrikalar yavaş yavaş yok oluyor, yedi sekiz senedir yenilenmeyen fabrikalar artık üretimde sorunlarla karşı karşıya geliyor, yeterince verimli olamıyor arkadaşlar. Ben, bunun altını bir kez daha çiziyorum.

Yine bir başka konu, burada arkadaşlar –hepiniz de biliyorsunuz- bir geçici işçi yarası var. Türkiye’de 200-220 bin kişi geçici işçiyi, 6 ay 1 gün olanları siz, işçi kadrosuna geçirdiniz ama 5 ay 29 gün olan, 5 ay 20 gün olan insanlar hasbelkader... Bazı fabrikalarda üretim süresi düşük. Burada, yani isteseniz de o fabrikada, o işçi 6 ay çalışamazdı, 6 ay 1 gün çalışamazdı çünkü mevsim kısa. Özellikle doğudaki fabrikalarda mevsim kısa olduğu için alım ve üretim süresi çok kısa olduğu için hasbelkader 6 ay çalışma olanakları yok bunların arkadaşlar, onların elinde değil. Ama batıdaki bir fabrikada sezon 6-6,5 ay devam ediyorsa, doğudaki bir fabrika da sezon nedeniyle 5,5 ay devam ediyorsa, o fabrikalardaki geçici işçi arkadaşlarımızın 6 ay çalışma olanakları yoktu arkadaşlar. Yani, bunlara haksızlık yaptınız. Gelin… Zaten bunların hepsi 28 bin kişiydi, 28 bin kişinin çoğu emekli oldu, zannediyorum ki 20 bin kişi civarında kaldı. Gelin, bu torba yasada bu 20 bin kişinin de lütfen hakkını verelim arkadaşlar. Adam yirmi beş senedir çalışıyor arkadaşlar, bu adamın emekli olması için yirmi beş yıl daha çalışması lazım arkadaşlar, altını çiziyorum, yirmi beş yıl daha çalışması lazım; takdir sizin.

Bir başka konu: Türkiye’de bazı şeker fabrikalarımızda bir biyoetanol tesisleri var arkadaşlar. Bu etanol dediğimiz ve biyodizel dediğimiz olgu, belli oranda akaryakıta katılıyor ve akaryakıt elde ediliyor. Türkiye’de üç fabrikada bu tesis var, kurulmuş. Fakat her nedense petrol baronları, altını çiziyorum, petrol baronları buna izin vermediği için bizim kendi öz ürünümüz olan… Örneğin Güney Amerika’da akaryakıta yüzde 20’ye kadar, Amerika’da yüzde 20’ye kadar katılabiliyor bu biyoetanol ama Türkiye’de petrol baronları buna izin vermediği için maalesef yapılan bu biyoetanol tesisleri yatıyor. Lütfen izin verin, akaryakıta yüzde 6’ya kadar katılabiliyor arkadaşlar, lütfen buna müsaade edin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 209 uncu maddesine “Kurumun” ibaresinden sonra “izin ve” ibaresinin, "temin edebilirler" ifadesinden sonra gelmek üzere de aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                      Mehmet Şandır  (Mersin) ve arkadaşları

“Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin % 55’inin altında kota belirlenemez.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 209’uncu maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında konuşacağım. Bu vesileyle tekrar sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında bu bölümün konuşmaları sırasında AKP Grubu adına konuşan Değerli Milletvekili, Eskişehir Milletvekilimiz Nedim Öztürk, bu maddeyle ilgili değişikliklerin yapılmasında, gerçekleştirilmesinde adı geçen iktidar partisi milletvekillerinin isimlerini tek tek saydığı hâlde Adapazarı’na söz geldiğinde “Adapazarı milletvekilleri” olarak bunu değiştirmesini bir milletvekiline yakıştıramıyorum. Dürüst olmak zorundayız. Adapazarı Şeker Fabrikasıyla ilgili değişiklik Milliyetçi Hareket Partisi Adapazarı Milletvekili Sayın Münir Kutluata tarafından Komisyonda dile getirilmiştir, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak bu konuyu dile getiren milletvekilimizin talebi doğrultusunda bu düzenleme yapılmıştır ancak düzenleme yarım yapılmıştır. Kotayla ilgili kısmına Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri uygun görüş vermediği için maalesef düzenleme getirilememiş. İşte, bu önergemiz hem “Şeker Kurumunun denetimi” ibaresinden önce izin ve denetimini sağlayalım, böylece Kurumun izni olmadan herhangi bir fabrika sahibi, şirket çiftçilerle yapacağı sözleşmeyi kurumun izninin dışında yapmasın. Örneğin Kütahya Şeker Fabrikası Kurumun izni olmadan böyle bir anlaşmayı yaparsa Kütahya’daki pancar üreticileri pancar ekemez hâle gelir. Yaşanan örnekler bunu göstermiştir. Dolayısıyla Kurumun iznine tabi olsun, ayrıca kota, herhangi bir fabrikanın kotası yüzde 55’in altına da inmesin. Aksi takdirde, inerse bugünkü Adapazarı Şeker Fabrikasının düştüğü duruma düşürülür. Bunu sağlayalım diyoruz.

O nedenle bu dürüstlüğü her yerde, her zaman, hepimiz göstermek zorundayız. AKP’li olursa milletvekilinin adını sayacaksınız ama başka bir partiden olursa milletvekilinin adını saymadan “milletvekilleri” deyip geçiştireceksiniz. Bu, bir milletvekiline yakışan dürüst bir davranış olmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Adapazarı Şeker Fabrikasının yüzde 30 kapasiteyle çalışmak zorunda bırakılarak iflasa ve el değiştirmeye zorlanmasının önüne geçebilmek için yürütülen çabalar, bugüne kadar maalesef sonuç vermemiştir. Bu düzenlemeyle belki kısmen bu fabrikanın sıkıntısı çözülebilecek ama kotayla ilgili sınırlama kalkmadığı sürece, yine bu fabrikanın sorunu çözülmeyecektir.

Sayın Başbakan, daha önce Sakarya ziyareti sırasında bu sorunun çözülmesinin sözünü vermiştir. Tesadüftür, bugün Sayın Başbakan yine Sakarya’dadır. Hiç olmazsa bu sorunu çözünüz ve bir telefonla kendisine bilgi vererek, deyiniz ki: “Adapazarı Şeker Fabrikasının problemi tamamen çözülmüştür.” Ama böyle bir düzenlemeyle sadece ekim alanı sınırlamasının kaldırılması düzenlemesiyle bu sorunu çözemezsiniz. Kota sorununu çözmediğiniz sürece bu fabrikalar yine problem yaşamaya devam edecektir, çiftçiler yine problemli olmaya devam edecektir.

Görüşülmekte olan bu torba yasa Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilen önergeyle bu hâle getirilmiştir ama eksik kabul edildiği için hâlâ sorun çözülemeyecek durumdadır.

Burada istenen, “Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin yüzde 55’inin altında kota belirlenemez” ibaresinin eklenmesidir. Umarım yüce heyet bunu makul karşılayacak ve önergemizi bu anlamda destekleyecektir.

Değerli milletvekilleri, sizlere bu düzenlemeyle bir konunun daha çözülmesine katkı yaptığınızı ifade etmek istiyorum. Şimdiye kadar değişik şeker fabrikalarımıza, C şekeri ya da yanıltıcı beyanla veya ekim alanı sınırları dışından şeker pancarı satın almakla ceza kesiliyordu.

Örneğin, 2009 yılı Yüksek Denetleme Kurulunun Şeker Kurumu Raporu’na baktığınız zaman, raporun 31’inci sayfasında, 2008 ve 2009 yıllarına ait Adapazarı Şeker Fabrikası, Kütahya Şeker Fabrikası ve Keskinler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin toplam devlete ödemesi gereken 45 milyon 673 bin 831 TL’lik cezasının da belki bundan sonraki yıllarda artık ceza kesilmeden, bu şekilde önüne geçilmiş olacaktır. Ama şimdiye kadar bu fabrikalar, bu kota ve ekim alanı sınırından dolayı bu cezaları ödemek zorunda kaldılar. Hiç olmazsa bundan sonraki dönemde bunun önüne geçilmiş olacaktır.

Önergemize desteğinizi bekliyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

210’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 210’uncu Maddesiyle 4646 sayılı kanuna eklenen (3) numaralı alt bendinde yer alan “yönetmelikle” ibaresinin “kanunla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Sebahat Tuncel                                   Nuri Yaman                                     Hasip Kaplan

                     İstanbul                                               Muş                                                 Şırnak

              M. Nezir Karabaş                                 Ayla Akat Ata

                        Bitlis                                               Batman

TBMM Başkanlığına

606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 210. maddesinde geçen “bu tüzel kişiler arasında” ibaresinden sonra gelmek üzere “tüzel kişiliğin teknik performansı ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                        Alim Işık                                      Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Kütahya                                             Mersin

                Mehmet Günal                                   Hasan Çalış

                      Antalya                                            Karaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 210 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                           R. Kerim Özkan                                 Bülent Baratalı

                      Malatya                                              Burdur                                                İzmir

                                                                          Selçuk Ayhan

                                                                                 İzmir

Madde 210- 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin sonuna aşağıdaki (3) numaralı alt bent eklenmiştir.

"3) Yapılmış ve yapılacak depolama lisansı başvurularında; başvuruya konu yerin il, ilçe, köy, mahalle, ada, parsel bilgilerini de içeren bilgiler Kurum internet sayfasında duyurulur. Duyuruda belirlenecek sürede, duyuru konusu yerde faaliyet göstermek üzere başka doğal gaz depolama lisansı başvurusunun olması durumunda, başvuruda bulunan tüzel kişilerin depolama lisansı almak için aranılan şartları taşımaları kaydı ile; lisans başvurularının değerlendirilmesi Kurul tarafından belirlenecek kriterler esas alınarak yapılır. Bu değerlendirme sonucunda birden fazla başvurunun kalması durumunda bu tüzel kişiler arasında lisans bedelinin artırılması esasına göre yarışma yapılır. Ancak, başvurulardan birinde depolama faaliyetinin yapılacağı sahada yer alan taşınmazların mülkiyetinin lisans başvurusunda bulunan tüzel kişi ve/veya ortaklarına ait olması ve/veya depolama faaliyetinin yapılacağı sahada yer alan taşınmazların üzerinde lisans başvurusunda bulunan tüzel kişi ve/veya ortakları adına depolama faaliyetinde bulunma imkanı verecek kullanma ve/veya irtifak hakkı ve benzer izinlerin tesis edilmiş olması halinde bu başvuru kabul edilir; diğer başvurular reddedilir. Başvurunun duyurusu, değerlendirme kriterleri ve yarışmaya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Bülent Baratalı konuşacak.

BAŞKAN – Bülent Baratalı, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Baratalı. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı torba Yasa Tasarısı’nın 210’uncu maddesi üzerinde verilmiş bulunan Cumhuriyet Halk Partisi, partimiz önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Sizleri şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu torba yasa tasarısının tartışmaları bir şeyi ortaya çıkarmıştır; o da sekiz buçuk yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkemizin sorunlarını çözememiştir; bu sekiz buçuk yıl maalesef boşa gitmiştir.

Şimdi, seçime dört aya kala AKP, yeni bir mali af konusunu gündeme getirmiştir ama kısa bir süre sonra görülecektir ki, bundan önceki o af kanunlarında olduğu gibi bunlar da sorunu çözemeyecektir.

Bakınız, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Sayın Zekeriya Mutlu bu konuda şunları söylüyor: “Hükûmetin borç yapılandırma girişimini olumlu karşılıyoruz. “Bu, güzel. Devam ediyor:  “Ancak, son on yılda bu tip af ve yapılandırmalarda düzenlemelerin sık sık uygulamaya konulması, artık, vergi sisteminde köklü ve kalıcı düzenlemelerin yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu anlamda, vergi sistemi sadeleştirilmeli, adaletsizlikler önlenerek mükellef tabanı genişletilmeli.” Yani, diyor ki: “Artık sivrisineklerle uğraşmayın, bataklığı kurutmaya çalışın.” Ama, bu sekiz buçuk yıllık döneminizde maalesef hep sivrisineklerle uğraşıldı, bataklık konuşulmadı. Bunlar doğru düşüncelerdir. Ben buradan Sayın Zekeriya Mutlu’yu da kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP’nin bu son sekiz buçuk yılı boşa geçirdiğinin diğer bir örneği de, bu kaynakları israf etmenin, ülkenin kaynaklarını israf etmenin diğer bir örneği de organize sanayi bölgeleridir. İzmir’de 5’i faal, 2’si inşaat, 4’ü proje ve 5’i de etüt aşamasında olmak üzere, toplam 16 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Milyonlarca dolar altyapı yatırımı ile gerçekleştirilen çok sayıda organize sanayi bölgesi yatırımcıların ilgisini beklemektedir ama 2009’da yürürlüğe giren Yatırımlarda Devlet Yardımı Hakkındaki Karar doğrultusunda İzmir, artık, yeni yatırımlar için cazip bir yer olmaktan çıkmıştır. Çünkü İzmir, en az teşviklerin bulunduğu birinci bölgede yer alırken Manisa, Uşak ve Denizli üçüncü bölgede yer almıştır. Böylece, yapımı tamamlanan ve devam eden organize sanayi bölgeleri için harcanan kaynakların heba olma durumu doğmuştur. Örneğin, yüksek teşviklerin verildiği üçüncü bölgedeki Manisa iline hemen hemen bitişik bulunan ve Türkiye'nin en modern altyapısına sahip olan Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’ne teşvik dezavantajı nedeniyle yeni yatırımlar gelmemektedir.

M. FATİH ATAY (Aydın) – Aydın’a da gelmiyor.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Sadece Aliağa değil, Aydın’a, Kemalpaşa’ya, Torbalı’ya, Tire’ye ve diğer sanayi bölgelerimize, kısaca İzmir’in geneline, teşvik uygulamasındaki partizanca tutum nedeniyle yeni yatırım gelmemektedir. Burada tabii, birinci bölgede yer alan İzmir’in hakkını fazla yememek lazım. Sanayi falan teşvik edilmiyor ama tek ve çok önemli bir konu teşvik ediliyor İzmir’de, Saanen keçisinin üretilmesi konusunda İzmir’e müthiş derecede teşvik veriliyor. Yani Plan Bütçede de bunları konuştuk, buradan da iddia ediyorum –Halil Bey dinlemiyorsunuz- İzmir’e yalnız Saanen keçisi için teşvik uygulanıyor. Bu, böyle olunca da değerli arkadaşlar, İzmirli şunu düşünüyor: “Ben İzmirliyim, demokratım, ilericiyim, çağdaşım, bu nedenlerle, AKP bizi burada cezalandırıyor.” diye İzmirliler, değerli arkadaşlar, düşünüyorlar. Çünkü bunun başka bir mantıklı açıklaması bulunmamaktadır.

Değerli milletvekilleri…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bir tek İzmir’dekiler mi çağdaş? Başka ildekiler çağdaş değil mi?

BÜLENT BARATALI (Devamla) – İzmir daha çağdaş yani sizin dikkatinizi çekerim. Yani siz de kalkın, ilinizin, İstanbul’un daha çağdaş olduğunu söyleyin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hepsi çağdaş!

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) – Türkiye çağdaş!

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Sayın Milletvekili yani kürsü size açık, bu serbest kürsü, bu halkın kürsüsü.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çağ dışılıkla nasıl itham edebilirsiniz? Bütün vilayetler çağdaş. Çağ dışılıkla itham edemezsiniz!

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen Sayın Hatibe söz atmayın.

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz bu torba tasarının kalıcı ve köklü bir çözüm getirmeyeceği açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Bu düşüncelerle önergemizin kabulünü takdirlerinize sunar, yüce heyetinizi saygıyla selamlarken Sayın İstanbul Milletvekilimiz, siz de İstanbul’un daha çağdaş olduğunu burada söyleyebilirsiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hepsi çağdaş, hepsi, hepsi!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Baratalı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına,

606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 210. maddesinde geçen “bu tüzel kişiler arasında” ibaresinden sonra gelmek üzere “tüzel kişiliğin teknik performansı ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarı’nın 210’uncu maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesinin esası, özellikle doğal gazla ilgili olan söz konusu 4646 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki (d) bendi doğal gazın depolanmasıyla ilgili. Eğer doğal gazın depolanmasıyla ilgili başvuruda bulunmuş şirketler şartlarını sağlıyorlar ise ve depolama lisansı almak için gerekli tüm şartları yerine getirmişler ise bunlar arasında da birden fazla başvuru olması hâlinde, acaba bu şirket nasıl belirlenecek? Onunla ilgili bir düzenlemeyi öngören ek bir alt bent bu söz konusu maddedeki değişiklik. Buna prensip olarak katıldığımızı ifade etmek istiyorum. Ancak, birden fazla şirket kaldıysa bunlar arasında sadece “lisans bedelinin artırılması esasıyla yarışma yapılır.” ibaresi var burada. Lisans bedelini fazla artırarak bu ihaleyi vermek, uygulamada sıkıntılara yol açabilir. İşte önergemiz, bununla birlikte tüzel kişiliğin teknik performansının da dikkate alınmasını öngören bir önerge. Yani daha önce bu şirket bu işte çalışmış mı, çalıştıysa başarısı nedir, sıkıntı var mı, yok mu? Aslında, bu ikisinin birlikte değerlendirilmesi hâlinde yapılacak bir yarışmanın daha mantıklı ve makul bir sonuca götüreceğini esas alan bir önerge. Niye “Hayır” dendiğini ya da Sayın Komisyonun ve Bakanın katılmadığını, tabii, anlamakta güçlük çektiğimi de ifade etmek istiyorum. Bu, yapıcı bir önergedir. Umarım yüce Kurul bunu dikkate alacaktır.

Şimdi, 2008’inci maddede tartışmaya konu olan ve Sayın Bakanın buna ek olarak yaptığı açıklamasına yeniden dönmek istiyorum. Sayın Bakan açıklamasında özetle “Daha önce bu demir yollarının değiştirilmesiyle ilgili bir projeyle ilgili değil bu, bundan sonra yapılacak işlerle ilgili. Dolayısıyla, bu işi yapan firmanın elinden alıyoruz, işin Devlet Demiryolları tarafından yapılmasını öngörüyoruz.” dedi.

Değerli milletvekilleri, şimdi, ben kabul edilen önergeyi -üst kısmını okumadan- size tekrar okuyorum: “…yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dâhil olmak üzere, demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”

Değerli Bakanım, eğer daha önceden bu konuyla ilgili bir başvuru yapmış şirket yoksa niye “bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvurular” ibaresini buraya eklettiriyorsunuz? Sizi yanıltıyorlar. Siz Genel Kurulu bu size gelen bilgiler doğrultusunda doğru bilgilendirmemiş oluyorsunuz. Bunu açıklamanızda yarar var diyorum.

İkincisi, şimdi eklenen yeni bir bentle, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen bir bentle, (f) bendiyle, bu önergeyle “Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililere ait olmak üzere Devlet Su İşleri tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır.” ibaresi ile Devlet Su İşlerinin şimdiye kadar yaptığı işin bir özel sektör tarafından yapılmasının önü açılmaktadır.

Bununla ilgili konular Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonunda çok tartışıldı. Oradan geçirilemedi, içinizdeki birçok değerli arkadaşım da buna karşı çıktı ama torba yasa içinde bir fıkrayla alelacele, yangından mal kaçırırcasına geçirilmek istenmektedir. Bırakınız bu teknik işleri ilgili komisyona havale edin, bir ay sonra geçsin ama bunu geçirmeniz hâlinde Devlete Su İşleri gibi bir kurumun görevini elinden alıyorsunuz, içini boşaltıyorsunuz ve fonksiyonunu maalesef azaltıyorsunuz. Tabii ki ilgili Bakanlık buna nasıl cevaz verdi, onu da anlayabilmiş değilim. Herhâlde, Çevre ve Orman Bakanlığının bu konudan bilgisi yoktur diye düşünüyorum.

Önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 210’uncu Maddesiyle 4646 sayılı kanuna eklenen (3) numaralı alt bendinde yer alan “yönetmelikle” ibaresinin “kanunla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                     Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

Yine, tabii ki Meclisi bizim hiçbir şekilde yanlış yönlendirmemiz söz konusu değil.

Değerli arkadaşlar, bu baraj havzası altında kalan demir yollarına ilişkin herhangi bir işlem yapılmamıştır. İhalesi yapılmış da o demir yollarının başka yere aktarılması projeleri vardır. O projeler vardır ama demir yollarıyla ilgili, bunların relokasyonuyla ilgili olarak herhangi bir tek kazma çakılmamıştır henüz ve burada bizim söylediğimiz şey şu…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Projeyi sunan şirketler var mı? Var.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Devletin menfaatini koruyoruz. İhalesiz bir şekilde şirket bunu yapacaktı, parasını da devlet ödeyecekti; şimdi parasını yine devlet ödeyecek, Devlet Demiryolları yapacak, ihaleyle yapacak, belki yüzde 40, belki yüzde 35 indirimli yaptıracak. Hâlbuki firma bunu ihalesiz yapacaktı. Burada yapılan işlem doğrudur, devletin, hazinenin menfaati korunmuştur.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili; buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde doğal gazla ilgili, enerjiyle ilgili, Enerji Komisyonuna gitmedi, uzmanlık alanında görüşülmedi. Teknik yönü olan bir madde, bu da torbaya getirildi. Zaten bu torbanın bütün hedefi bu, komisyonundan geçemeyecek olan maddeleri getirip bu torbaya koymak. Sonra bu torbayı da, işte sizleri sabahlara kadar bekletip, ondan sonra da kabul ettirip, işte, enerji olayını çözdük demek.

Şimdi, bu maddeye baktığınız zaman, doğal gaz piyasası gibi Türkiye’nin enerjide dışarıya bağımlı olduğu, ithal enerjinin yüzde 85 oranlarında olduğu, İran’dan, Rusya’dan, diğer ülkelerden ithalata ayırdığımız paranın 30 milyar, 40 milyar dolar civarında olduğu ülkemizde doğru bir enerji politikası olmadığı için böyle özel sektöre alan açılarak önce elektrik şirketlerini, dağıtım ve üretim şirketleri üzerinden özelleştirme yapılarak elektrik alanı keşmekeş hâline getirildi. Bakın, şurası Ankara, başkent, Ankara, başkentte elektriklerin voltajı iniyor çıkıyor, bütün beyaz eşyalar, televizyonlar, radyolar, ütüler, bunların hepsi bozuluyor. Yani bir muhatap yok, vatandaş perişan durumda. Bir muhatap bulamıyor. Yani bir denetimi yok bunun. Yani doğru dürüst bir uygulaması olmadan özel sektörün eline verildi ve özel sektör sadece para toplamasını biliyor.

Şimdi, bu alanda doğal gaz… Doğal gazın -elektriğe çevrilip- santrallerde kullanıldığı Türkiye gibi başka bir ülke yok. Arkadaşlar, enerji üretilecek, doğal gazı pahalı alıyorsunuz, oradan elektrik santralleri kurulmuş öbek öbek, oradan da pahalı elektrik üretiyorsunuz, vatandaşa da pahalı… Bu da yetmiyor, bu kanun teklifinde bakıyorsunuz, stoklama… Kim stoklayacak? Özel sektör. Nasıl yapacak? Çok basit, İnternet’ten duyuru yapılacak. Eskiden devlet yapıyordu. Bu tür şeyler patlayıcı, bu şeyler teknik, bu şeyler can güvenliğini gerektiriyor, her yerde patlamalar oluyor, Davutpaşa’da havai fişek satan bir yerde koskoca bina, iş yeri patlama sonucu gitmedi mi bu denetimsizlik sonucu? Başkentin göbeğinde, OSTİM’de yaşadıklarınız, oksijen tüpü mü, bilmem neydi, onca insanımızın canına mal olan yine bu konudaki denetimsizlik sonucu değil miydi? Şimdi İnternet sayfasına koyacaksınız duyuruyu, ondan sonra kendi şirketlerinize duyuracaksınız, “İnternet’e koyduk, hemen gel başvurunu yap.” Başvurucular arasında bir sistem seçeceksiniz. Nasıl? Yine yürütmenin, idarenin keyfine kalmış. Ha, o da yetmiyor, “Bunu da yönetmelikle yapalım.” O zaman bu ülkeyi bu Meclis olmadan hükûmetler yönetsin. Gerek yok, çok önemli konularda, maddelerde -getirirsiniz torba kanunları- muhalefetin sözünü kısmak için, susturmak için, konuşma sürelerini azaltmak için torbaya koyarsanız; olmazsa bir yöntem daha, yönetmelik yaparsınız, yasama yetkisini kaldırırsınız. Bırakın da Meclis bu konuda doğru dürüst, esaslı bir yasa yapsın. Niye yasa yapmıyorsunuz? Kolay mı yani; onca doğal gazı getirip bir yerlerde depolayıp, ondan sonra kendi kaderine bırakıp, ondan sonra birilerinin keyfine, çıkarına bırakmak ne kadar akılcı?

Biz, burada, bu keyfîliği önlemek için, yönetmelik yerine kanunla bunun düzenlenmesini istiyoruz. Enerji piyasası deyip geçmeyin. Türkiye'nin birinci derece bütçe açığı enerjiden. Türkiye'nin üretiminin gerilemesinin, istihdamının düşmesinin nedeni enerji. Sanayi sitelerine gidin, tarıma gidin, balıkçının mazotuna gidin, nereye giderseniz gidin, enerji. İşte, bu torbanın içinde de enerjiyi komisyonculara, çantacılara havale eden bir anlayış var; yazık günahtır arkadaşlar. Bu ülkeye kıymayın diyorum. Oylarınızı bekliyorum.

Sayın Başkan, bir de karar yeter sayısı bekliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                                Kapanma Saati: 16.12

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, oylamayı tekrarlayacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır ve önerge kabul edilmemiştir.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

211’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 211'inci maddesinde yer alan Ek Madde 1'in birinci fıkrasında yer alan "altı aya" ibaresinin “sekiz aya" şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan "10 gün" ibaresinin "15 gün" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                  Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Antalya                                              Mersin

                 Beytullah Asil                                   Yılmaz Tankut                                    Hasan Çalış

                    Eskişehir                                            Adana                                             Karaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 211 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Harun Öztürk                                 Mustafa Özyürek                           Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                        İzmir                                              İstanbul                                             Malatya

               R. Kerim Özkan                                  Selçuk Ayhan                                   Osman Kaptan

                      Burdur                                                İzmir                                               Antalya

“İşçilere, 10 hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri halinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar ücretsiz izin verilebilir. İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca ücretsiz izne çıkarılamaz."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 211'inci maddesiyle düzenlenen 5620 sayılı kanuna eklenen Ek Madde 1’in birinci fıkrasında yer alan "Kamu kurum ve kuruluşlarında" ibaresinden sonra gelmek üzere "geçici ve" ibaresinin getirilmesini,

"en çok 6 aya kadar ücretsiz izin verilebilir" ibaresinin "6 aya kadar yarım mesai ve tam ücret ile çalıştırılır, eğer refakat edeceği hastasının tedavi edildiği/tedavisinin devam ettiği yer çalışanın işyerine 100 km'den uzakta ise uygun bir kadroya geçici olarak görevlendirilerek yarım mesai ve tam ücret ile çalışması sağlanır." şeklinde değiştirilmesi,

"Aynı şartlarla bu süre bir katına kadar uzatılabilir." ibaresinden sonra gelmek üzere "Bu sürenin de bitiminde aynı şartların devam etmesi durumunda çalışanın isteği üzerine, çalışma hakları saklı kalmak koşuluyla, en fazla bir yıla kadar ücretsiz izin verilebilir." ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Sebahat Tuncel                                   Nuri Yaman                                     Hasip Kaplan

                     İstanbul                                               Muş                                                 Şırnak

              M. Nezir Karabaş                                 Ayla Akat Ata                                                                          Bitlis                      Batman                                                  

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Madde değişikliğiyle; çalışanın anne, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulması halinde maddi desteğe her zamankinden daha çok ihtiyacı olacaktır. Bu süre içerisinde çalışan bir yandan kendisinin ve ailesinin yaşamını idame ettirirken diğer yandan hastasından kaynaklı ek maliyetleri de karşılamak zorundadır. Ücretsiz izne ayrılması durumunda bu ihtiyaçlarını karşılayamayacağından mevcut haliyle bu düzenleme gerçekçi değildir. İşveren çalışanına böylesi zor dönemlerinde gerekli imkânları sağlayıp destek olmak zorundadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 211 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                  Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

“İşçilere, 10 hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri halinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar ücretsiz izin verilebilir. İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca ücretsiz izne çıkarılamaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Osman Kaptan, Antalya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 211’inci maddede değişiklik yapılması için verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın arkadaşlarım, 5620 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 1’in ikinci fıkrasında, işçilere on hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri hâlinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar ücretsiz izin verilebileceği hükme bağlanmıştır. Uygulamada bu hükmün, işverenlerin toplu ücretsiz izin kullandırmasına yol açmaması için, söz konusu fıkranın sonuna “İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca ücretsiz izne çıkarılamaz.” şeklinde bir hükmün eklenmesini talep ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, beşinci bölüm üzerine yaptığım konuşmada “Bu torba yasada her şey var da çek mağdurları niye yok, kredi kartı mağdurları niye yok?” demiştim. Yine bu torba yasada “Özel bankalardan kredi alan, tarlası, evi ipotekli olan köylülerimizin durumu ne olacak?” demiştim ve Antalya Elmalı Düden köylülerini örnek göstermiştim. Bu konuşmamın üzerine aynı durumda olan, yurdumuzun değişik köşelerinden mektuplar geldi. Hepsini burada beş dakikada içinde okumak imkânsız ancak Erzurum Pasinler ilçesinin bir köyünden bir mektubu sizlere sunmak istiyorum:

“Ben, 2006 yılında krediyle traktör aldım. Ertesi yıl hasılatımız para etmedi. O yıl hiçbir şeyimiz olmadığı için traktörün taksitini yatıramadık. Ertesi yıl faiz aldı başını gitti. Böyle böyle derken, o bankadan aldık diğer bankayı kapatalım derken iyice battık. Şu an üç bankaya borcumuz var. 50 dönüm tarlamız var, 8 nüfuslu bir aileyiz Traktörü ve tarlayı ipotekten dolayı satamıyoruz. Tarlayı satsak da neyle geçineceğiz? Yaşlı babam borcundan dolayı hapse atıldı, yatıyor, yapacak hiçbir şey elimizden gelmiyor, elimiz kolumuz bağlandı kaldı. Torbayla yapılandırma yapılacakmış, bunun içinde özel bankalar var mı? Bizim derdimize bu torbada çare var mı?” diye soruyor vatandaşımız.

Yine, sayın arkadaşlarım, Antalya’da turizmde çalışan, kışın oteli kapandığı için mecburi ücretsiz izinli olan bir kişimiz, arkadaşımız soruyor: “Başbakanımız ‘3 çocuk yapın’ diye bas bas bağırıyor, yapalım da, hangi parayla? Benim üç gün önce eşim doğum yaptı, cebimde 20 lira var. Ben utanıyorum bu hâlimden ama devlet utanıyor mu, bilmiyorum.”

Sayın milletvekilleri, tarım destekleri son dört yıldır 5,5-6 milyar lira seviyesinde kalmıştır. Bazı temel desteklerde dört yıldır hiçbir artış yapılmamıştır. Tarım destekleri “arz, talep, üretim, ihracat, ithalat, maliyet” gibi temel kriterlere göre belirlenmez mi? Öyle yapılmıyor bizde, öyle olsaydı 1 milyon ton üretim açığı olan pamukta üç yıldır aynı destek verilmez, pamuk destek primi artırılırdı. Buğday destekleme primi üç yıldır 5 kuruş, arpa, yulaf, çavdar primi üç yıldır 4 kuruş, o da zamanında ödenmiyor. Geçen hafta Hatay Kumlu’da, bir çiftçimiz, “ödendi” denenlerin de ödenmediğini söylüyor. 2008’den bu yana sığır başına ödeme 225 lirada kalmıştır, artış olmadı. Hayvancılığın bu kadar dışa bağımlı hâle geldiği et, kasaplık besicilik, canlı hayvan, koyun, kuzu ithalatının yapıldığı bir dönemde hayvancılık destekleri üretimi artıracak şekilde niye artırılmıyor?

Hüsnü Mübarek’e “Mısır halkının sesini dinle.” diyen Sayın Başbakanın, kendi halkımızın sesine de kulak vermesini diler, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler..: Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 211'inci maddesinde yer alan Ek Madde 1'in birinci fıkrasında yer alan "altı aya" ibaresinin “sekiz aya" şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan "10 gün" ibaresinin "15 gün" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                               Hasan Çalış (Karaman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasan Çalış, Karaman Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı Tasarı’nın çerçeve 211’inci maddesi, ek bir madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz önergemiz üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Kıymetli arkadaşlar, 211’inci maddeyle 5620 sayılı Yasa’ya eklenen ek madde geçici işçi statüsünde çalışan işçilerimize ve sözleşmeli personel statüsünde çalışan personellere önemli bir ihtiyaçlarını karşılama imkânı veriyor ancak biraz önce konuşmacı arkadaşımızın belirttiği gibi de inşallah bu imkân ileride bu geçici işçilerin aleyhine bir duruma neden olmaz. Bu kanun görüşülürken, değerli arkadaşlar, bu konuda tedbir almanın faydalı olacağını biz de öneriyoruz.

Kıymetli arkadaşlar, önergemizle biz geçici statüde çalışan işçilerimizin haklarının iyileştirilmesini istiyoruz yani bu olumlu maddenin biraz daha olumlu hâle getirilmesini istiyoruz. Görüyorsunuz, diğer muhalefet partimiz de biraz daha olumlu hâle getirilmesini istiyor. İnşallah, biraz sonra oylanırken, bu olumlu yaklaşımı sayın iktidar partimizin kıymetli milletvekilleri empati yaparak, bu çalışan dostları, çalışan arkadaşları kendi ailelerinden birisi gibi görerek, kendi kardeşleri, kendi çocukları gibi görerek, kendileri gibi görerek yaklaşırlar diye umuyorum.

Kıymetli arkadaşlar, 4/B statüsünde çalışan insanlarımızın özellikle tayinlerinin yapılamaması, nakillerinin yapılamaması nedeniyle bölünmüş aile dramları zaman zaman basına yansıyor, zaman zaman sizlere başvuruyorlar, bizlere başvuruyorlar. Gerçekten, bu ortaya çıkan durum sosyal devlet ilkelerine uymaz, çağımızın vadedilen görüntülerine uymaz, bizce Anayasa’mızın “sosyal devlet” adı altında koyduğu kurallara da uymaz. Bu problemi gidermek gerekiyor.

Bu statüde çalışan dostlar diyorlar ki: “Aynı okulları bitirdik, aynı eğitimi aldık, aynı iş yerinde aynı hizmeti veriyoruz ama aynı haklardan yararlanamıyoruz. 657 sayılı Yasa’ya tabi olan arkadaşlarımızın yararlandığı imkânların bizlerden esirgenmiş olmasını bir haksızlık olarak görüyoruz.” diyorlar.

Kıymetli arkadaşlar, bir diğer husus: Bir kurum içerisinde 657 sayılı Yasa’ya tabi insanlar çalışıyor, 4/B’li çalışıyor, 4/C’li çalışıyor, taşeron firmada çalışıyor, dernek vasıtasıyla çalışıyor, hepsi aynı okulu bitirmiş, hepsi aynı hizmeti veriyor ama hepsinin sosyal haklar yönünden, özlük hakları yönünden ve ellerine geçen ücretler yönünden farklı farklı statüleri var.

Kıymetli arkadaşlar, bu torbanın içine aklınıza gelen her şeyi attınız. Niye; bu insanlarımız ızdıraplarını, acılarını dindirecek, problemlerini çözecek böyle bir hususa niye olumlu yaklaşmıyorsunuz?

Kıymetli arkadaşlar, bakın, ülkemizde yıllardır özelleştirme uygulamaları yapılıyor. Özellikle döneminizde yapılan uygulamalar âdeta 4/C adı altında bir mağdurlar ordusu yarattı. Bu insanlara diyorsunuz ki: “Maaşınızın yarısından vazgeçin, sosyal haklarınızdan vazgeçin, sendikal haklarınızdan vazgeçin. Ya ikramiyenizi alın evinize gidin ya da siz, senenin üç yüz altmış gününde çalışacaksınız, öbür sene canımız isterse sizi bir daha yenileyeceğiz. Böyle eğreti bir şekilde çalışacaksınız.” Bu bir dayatmadır arkadaşlar. Bu, bir sosyal devlette olabilecek durum değildir diyorum, saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çalış.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

212’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 212 nci maddesi ile 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine eklenen son fıkrada geçen “ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                  Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Antalya                                              Mersin

                 Beytullah Asil                                   Yılmaz Tankut                                       Alim Işık

                    Eskişehir                                            Adana                                              Kütahya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 212 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                           R. Kerim Özkan                                  Selçuk Ayhan

                      Malatya                                              Burdur                                                İzmir

             Mehmet Ali Susam

                        İzmir

Madde 212 – 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı tasarının 212 nci maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                M. Nezir Karabaş                                  Bengi Yıldız

                       Şırnak                                                Bitlis                                               Batman

               Şerafettin Halis                                Sebahat Tuncel

                      Tunceli                                            İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Uzman Komisyonunda görüşülmemiş, usule aykırı.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 212 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                               Selçuk Ayhan (İzmir) ve arkadaşları

Madde 212 – 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Susam, İzmir Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba kanunun sonuna geldik ama torba kanununu burada konuştukça bu kanunla ilgili olarak, bu ülkenin sorunlarını çözmek yerine bazı komisyonlarda çözemediğimiz maddeleri burada -komisyonlarda tartışmadan- hayata geçirmenin fırsatını bulduğumuzu bir kez daha gördük. Az önce konuşan Sayın Alim Işık’ın dediği gibi, Devlet Su İşleriyle ilgili, Komisyonumuzda geçiremediğiniz şeyi burada bir maddeyle geçiriyorsunuz. Biraz sonraki maddede buna değineceğim ama önce bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün Milliyet gazetesinde bir haber var: “Kasapların et kavgası...” Kasaplar niye kavga ediyormuş? Tarım Bakanlığı dün Sincan’da açıklama yapmış, 100 tane kasap dükkânı açıyormuş arkadaşlar. 20 tanesini Ankara’ya açıyormuş, diğerlerini de Türkiye’nin diğer yerlerine. Franchising sistemiyle yapıyormuş ve 80 metrekarelik bu yerlerde şarküteri ve kasap ürünleri satacakmış. Tarım Bakanlığı bunu yapıyor.

Şimdi, gerçekten, bunun o kadar çok tartışılacak yanı var ki:

1) Hani serbest pazar ekonomisi her şeyi çözüyordu? Kamu kurumu olan Et Balık Kurumunun tekrar piyasada mağaza açarak et satışı yapmasının hangi ekonomik izahını bize yapacak bir Tarım Bakanını burada rica ediyorum.

2) Bu et ithalatını açarken kasaplara ne dediniz? “Biz et ithalatı yapacağız, fiyatlar yüksek, fiyatlara bir denge sağlayacağız, sizler aracılığıyla sattıracağız.” dediniz ama ithalat öyle bir noktaya geldi ki, başka kimseler de ithalat yaptı. İthalatı yapan Et Balık Kurumu hem canlı hayvanda hem karkas ette piyasanın üstünde kaldı. Hayvanlar öldü, karkas et depoda. Şimdi satamıyorsunuz, mağaza açarak bunları satmaya çalışıyorsunuz.

Sayın Bakan demiş ki: “100 kişiye de istihdam yaratacağım.” Kaç kasabı kapatarak 100 kişiye istihdam sağlayacaksın Sayın Bakan? Kaç tane insanı işsiz bırakarak istihdam yaratacaksın? Sonra, bu insanlara hayal verip, 100 tane dükkân açtırıp franchising verdiğin insanların lojistiğini nasıl yapacaksın? Bundan sonra artık Et Balık Kurumu şarküteri lojistiği yapan, et lojistiği yapan bir şirket hâline mi gelecek? Devlet artık peynir, et ve sütü mü satacak? Niye peki Et Balık Kurumunun mağazalarını bundan önce kapatıp, peşkeş çekip sattınız? Bunların izahını bu millete, bu vatana vermek durumunda değil misiniz?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – En son komünist ülkeydi Türkiye, öyle diyorlardı.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu çok ciddi bir yanlışlığın göstergesidir. Hangi yanlışlığın? Ekonomide bir plan, program çerçevesinde iş yapmayıp, nereye tıkanırsanız, tıkandığınız noktada yeni bir çözüm bulmak için başka bir yanlışı yapma noktasına gidiyorsunuz.

Kasaplar Federasyonu diyor ki:  “Bu çözüm değil.” Çözüm ne? Çok net şekilde söylüyorum: Üretimi arttırmak. Bunu bugüne kadar bu Mecliste onlarca kez söyledik. Türkiye’de etin sorununu çözmek üretimi arttırmaktır. Türkiye’de ekonominin sorununu çözmek üretimi arttırıp teşvik etmektir. Bu kadar basit ama siz ne üretimi teşvik ettiniz ne et ithalatından vazgeçtiniz ve sonuçta, Türkiye, bu yıl 50 milyar cari açık verdi. “Cari açık çevrilebilir.” diye kendinizi kandırıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu aldığınız politikayla da üretici hayvan beslemekten vazgeçecek. Nasıl süt işlemekten vazgeçer hâle gelme noktasında olduğu gibi. Bu politikalarınızı, tarım politikalarınızı tümüyle gözden geçirin. Eğer geçirmezseniz gerçekten Türkiye’yi tarımda en büyük ithalatçı ülkelerden biri hâline getireceksiniz. Bu politikalar iflas etmiş politikalardır. Onun için, burada, önümüzdeki hafta Kasaplar Federasyonu toplantı yapıyor ve sizin bu yanlış politikanızı bir kez daha kamuoyuna söyleyecek. Ben de buradan söylüyorum Sayın Tarım Bakanına: Bırakın da yeni dükkân açmayı, hayvanlarını üretecek köylüye destek verin.

Saygılar sunuyorum. ((CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 212 nci maddesi ile 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine eklenen son fıkrada geçen “ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                       Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kez daha saygıyla hepinizi selamlıyorum.

Verdiğimiz 212’nci madde üzerindeki önerge… Söz konusu maddeyle 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen son fıkrada bir değişiklik amaçlanmaktadır, bu fıkrayı okuyarak önergenin ne kadar makul olduğunu ifade etmeye çalışacağım.

Son fıkra aynen şöyle: “Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.”

Bu fıkrada son ibare olan “ve galle fazlasının mevcudiyeti” kısmının çıkarılmasını amaçlıyoruz. Çünkü, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren kesin mahkeme kararı olduğundan, galle fazlasının mevcudiyetini şart koşmanın uygun olmayacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla, önergemizin makul bir önerge olduğunu düşünüyor, bu konuda desteğinizi bekliyorum.

Sayın Maliye Bakanı şu anda aramızda yok, ayrıldı. Ancak üç madde önde, 208’inci maddede kabul edilen önergede tartışmaya yol açan konuyla ilgili tutanaklara geçerek hem kamuoyunun hem de tarihin belgelenmesi açısından bu konuyu tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum.

2008 yılında çıkarılan bir düzenlemeyle ilgili Radikal gazetesinde 5/11/2008 tarihli bir haber çıkmıştır. Ahmet Kıvanç’ın yaptığı bu haberde “TBMM Genel Kurulunda 9 Temmuz 2008 tarihinde kabul edilen 5784 Sayılı Kanunun 9. maddesine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda AKP’li Mustafa Açıkalın’ın imzaladığı önergeyle geçici bir madde eklendi. Söz konusu düzenlemeye göre, ‘Yap-İşlet-Devret (YİD) Yasası çerçevesinde elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için demiryolu ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hâllerde, TCDD Genel Müdürlüğünce demiryolu ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesi işi, enerji yatırımını gerçekleştirecek firmaya, ilgili idareye ait birim fiyatlarla hesaplanacak yer değiştirmeye ilişkin yatırım bedelinden yüzde 25 oranında indirim yapılarak, belirlenen ve ilgili Bakan tarafından onaylanan bedelle’ yaptırılacak. Demiryolu yapım ihalesinin yarısı işin yüzde 50’sinin bitimini takiben, kalan kısmıysa işin tamamının bitimini takip eden altı ay içerisinde ödenecek.” denmiştir.

Dolayısıyla bu konuyla ilgili “Açıkalın’dan Savunma” başlığı altında aynen şunlara yer verilmiştir: Önergeyi imzalayan AKP’li Mustafa Açıkalın, düzenlemeden hangi barajların ve hangi firmaların yararlandırılacağını bilmediğini, Devlet Su İşlerinden böyle bir talep geldiği için önergeyi verdiklerini, yaygın bir ihtiyaca yönelik olmadığını, sadece bir iki barajı ilgilendirdiğini söyledi. Yap-işlet-devret ile koskoca santral yapma hakkı verilen firmaya demir yolu yapımı işinin verilmesinin sözünün bile edilemeyeceğini belirterek “Koskoca barajın yanında demir yolu güzergâhının değiştirilmesi işi ne ki?” diyen Açıkalın, burada önemli olanın TCDD’nin belirleyeceği birim fiyat olduğunu, afaki bir fiyat söz konusu olursa asıl o zaman tartışılması gerektiğini savundu.

Dolayısıyla söz konusu haber uzun olduğu için sadece konuyla ilgili olan kısmını ifade ediyorum. Kaleköy ve Beyhanı barajlarını yapan konsorsiyumun ortaklarından Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz konuyla ilgili açıklamada bulunmuş ve “220 kilometrelik demir yolunun 160 kilometrelik bölümü bölgemizden geçtiği için bu konuya başvurduk ve bu işi almak istiyoruz.” beyanatı da yine aynı haberde yer almaktadır.

Değerli milletvekilleri, şimdi burada yaptığımız kanunların geleceğe matuf, herkesi ilgilendiren kanunlar olması gerekirken, geçmişe yönelik bir düzenlemeyle daha önce yine sizin iktidarınız döneminde, 2008 yılında çıkarılan kanunla verilen bir işin bugüne kadar yapılamamış olmasından dolayı ortaya çıkan mağduriyeti ya da eksikliği gidermek adına geriye yönelik bir kanuni düzenlemenin bugün buraya getirilmiş olmasından ben bu yüce çatının altında bir milletvekili olarak vicdan azabı duyuyorum. Sizlerin de en az benim kadar bu vicdan azabını duyduğunuzu biliyorum.

Bu vesileyle tekrar önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

213’üncü madde üzerinde aynı mahiyette üç adet önerge vardır. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin talebi hâlinde ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 213 üncü maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                           R. Kerim Özkan                                  Selçuk Ayhan

Malatya                                                      Burdur                                                   İzmir

                                                         Ali İhsan Köktürk

                                                               Zonguldak

Diğer önergenin imza sahipleri:

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                  Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Antalya                                              Mersin

                                                  Beytullah Asil                                     Yılmaz Tankut

                                                     Eskişehir                                              Adana

Diğer önergenin imza sahipleri:

                 Hasip Kaplan                                M. Nezir Karabaş                               Şerafettin Halis

                       Şırnak                                                Bitlis                                               Tunceli

                                              Sebahat Tuncel                                          Bengi Yıldız

                                                    İstanbul                                                   Batman

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Manisa Milletvekili Erkan Akçay, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz kanun tasarısının 213’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti tarafından 2008 yılında çıkarılan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile cemaat vakıflarına Lozan Anlaşması’nın fevkinde ve Medeni Kanun’a aykırı olarak mülk edinme hakkı verilmiştir. Bu Kanun’un görüşmeleri sırasında Milliyetçi Hareket Partisi olarak tüm eleştirilerimiz ve samimi olarak yaptığımız uyarılar maalesef Hükûmet tarafından dikkate alınmamıştır. Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Hazine adına veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı malların, başvurmaları hâlinde cemaat vakıfları adına tescil imkânı getirilmiştir. Bu durum, mal ediniminin sınırı olmayan bir zaman dilimine yayılmasına ve tazminat hakkı doğmasına neden olmuştur. 3 Kasım 2010 tarihinde Büyükada Rum Yetimhanesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda Patrikhaneye devri ile ilgili İstanbul Adalar Adliyesinde bir dava görülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, bu mülkün tapusunun Patrikhaneye verilmesi yönünde mahkûm olmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye aleyhindeki kararını açıklamasının ardından toplanan Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclisi devrin Patrikhaneye değil de Büyükada Rum Erkek Yetimhanesinin vakfına yapılması için direnmiş, daha sonra, kesinleşen kararın uygulanması ve devrin Fener Rum Patrikhanesine yapılması için oy birliğiyle karar almıştır. Adalet Bakanlığı, Adalar Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı yazıda Yetimhanenin Fener Rum Patrikhanesi adına yeniden tapu siciline kaydettirilmesi haricinde bir alternatif bulunmadığına vurgu yapmıştır. Adalar mahkemesi Adalet Bakanlığının bu müdahalesi doğrultusunda karar vermiş ve karar temyiz edilmemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden kazanılan davalarda böylece ilk kez vakıf yerine dinî bir cemaate tapu devri yapılması için karar alınmıştır. 29 Kasım 2010 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclisi, Adalet ve Dışişleri tarafından verilen karara göre bina devredilmiştir. Ancak Tapu Kanunu’nda kimlerin gayrimenkul edinebileceği çok açıktır değerli milletvekilleri. Patrikhanenin tüzel kişiliği yoktur ve tüzel ya da gerçek kişi olmayanlar adına tapu tescili de yapılamaz. Türk hukuk sistemine göre tüzel kişiliği olmayan bir kurumun mülkiyet hakkı sahibi olması mümkün değildir.

Büyükada Yetimhanesi tapusunun Rum Patrikhanesine devredilmesinde Adalet Bakanlığı yargıya müdahale etmiş, bir dizi hukuk kavramının altüst olmasına sebep olmuştur. Rum Patrikhanesine tüzel kişilik sağlamanın ve Vatikan benzeri bir yapılanmanın yolu açılmak istenmektedir. Bu gelişmeler, Adalet ve Kalkınma Partisinin teslimiyetçi politikalarının bir sonucudur.

Sayın Başbakan Erdoğan, Yunanistan ziyaretinde Fener Rum Patriğine ekümenik sıfatı verilmesi konusunda “Bu tanım beni rahatsız etmiyor.” diyebilmiştir. Hâlbuki Yargıtay 27 Haziran 2007 tarihinde verdiği kararında “Patrikhane tamamen Türk hukukuna tabidir. Ayrıcalık tanımak, Anayasa’nın 10’uncu maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.” denmektedir. Ayrıca, Lozan görüşmelerinde ekümeniklik statüsünden vazgeçilmesi şartıyla Patrikhanenin İstanbul’da kalmasına razı olunduğu da maalesef göz ardı edilmektedir.

Bu sebeplerle, önergemizin kabulünü diliyor, muhterem heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali İhsan Köktürk, Zonguldak milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 213’üncü maddesine yönelik önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün “Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı affı”, “Devlete borcu olanlara müjde” başlıklarıyla parlatılarak kamuoyu ve Parlamento gündemine taşınan aslında çok daha farklı amaçlar içeren tasarının dokuzuncu ve son bölümünü görüşüyoruz. İktidar  grubunun isteği ve parmak çoğunluğuna dayalı demokrasi anlayışıyla, bu akşam itibarıyla bu tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirmeye çalışıyoruz. Ancak, bizler, tıpkı referandum değişikliğinde, Sayıştay Yasası’nda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, Danıştayın, Yargıtayın yapısını değiştiren yeniden biçimlendiren yasalarda ve benzeri yasalarda olduğu gibi, Makyavelist bir anlayışla yani amaca giden her yol meşrudur anlayışıyla ve samimiyetten uzak bir yaklaşımla hazırlanan tasarının bu hâliyle Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmesinden halkımız adına büyük bir üzüntü duyuyoruz. Değerli arkadaşlar, çünkü sizler de biliyorsunuz ki toplumdaki beklentilerin ve ihtiyaçların karşılanacağı vaadiyle kamuoyuna pazarlanan bu torba kanunla emek kesimine açıkça saldırılmaktadır; ILO Sözleşmesi’nin hükümleri atlanarak sosyal devlet ilkesinin temelleri açıkça tahrip edilmektedir. Memurların da tıpkı işçiler gibi ödünç verilmesinin önünün açılması, esnek çalışmanın yani kuralsızlığın kural hâline dönüştürülmesi, kabul edilmesi mümkün olmayan pek çok düzenlemenin tasarının içerisine yerleştirilmesi, kısmen olumlu düzenlemelerin içerisinde âdeta topluma yedirilmektedir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, bu tasarıyla, değerli arkadaşlar, çalışma yaşamının köşe taşları, anayasal ve yasal temelleri, temel güvenceleri açıkça ortadan kaldırılmıştır.

Buna karşılık, kendi gözündeki çapağı görmeyen, bir başka ülkeye laf yetiştiren, kilometrelerce uzaktaki halkların seslerini duyan Sayın Başbakan, haklarına sahip çıkma kararlılığıyla Ankara’ya yürüyen on binlerin yani kendi halkının sesini duyamamıştır. Kilometrelerce uzaktaki bir başka halkın demokrasi taleplerine kulaklarını diken siyasal iktidar anlayışı, içerideki seslere sadece kulaklarını tıkamakla kalmayıp demokratik haklarını kullanmaya çalışan emekçilerimize, öğrencilerimize biber gazlarını, tazyikli suları ve polis coplarını reva görmüştür. Parasız üniversite isteyen ve gününü bir tek poğaçayla tamamlayan öğrencilerimiz, insanca yaşam talebinde bulunan emekçilerimiz, amirlerinden talimat alan polislerin ayakları altında âdeta yerlerde sürünmüştür. Ancak değerli arkadaşlar, aslında ayaklar altına alınan, yerlerde sürünen, yarı aç yarı tok eğitimini tamamlamaya çalışan üniversite öğrencilerimiz değildir. Aslında, yerlerde sürünen, ayaklar altına alınan insanca yaşam talebinde bulunan emekçilerimiz değildir.

Değerli arkadaşlar, aslında, bu tür eylemlerle ve bu tür tasarılarla ayaklar altına alınan, yerlerde sürünen ülke demokrasimizdir, sosyal devlet anlayışımızdır, hukuk devletimizdir. Bu nedenle, Sayın Başbakan, başkalarına öğüt vermeyi bırakıp kendi yönetim anlayışını sorgulamalı, gözden geçirmelidir.

Değerli arkadaşlar, tasarı maddesine gelince, tasarının 213’üncü maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen hükmün bu maddeyle yargı kararlarını da etkileyecek bir biçimde hak sahiplerinin müktesep haklarını ortadan kaldıracak olması hukuki güvenilirlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, tasarının 213’üncü maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını talep ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım önerge üzerinde?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Konuşacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tabii, torba kanunu okudukça ve her alanda çelişkileri, çarpıklıkları gördükçe insanın aslında isyan edesi geliyor. Yani bu Meclis, yasama meclisi, anayasal olarak bu yetkiyi ve sorumluluğu kullanıyor. Bir de demokrasilerde yargı var. Yargıya karşı yürütme zaten Hükûmet, çoğunluk Mecliste kendisinde, yasamayla yürütme gücünü birleştirmiş, kalıyor bir yargı; “Yargıyı nasıl baypas ederim? Yargıyı da bu torba kanunlarla nasıl istediğim gibi yaparım? Ondan sonra da istediğim gibi uygularım.” mantığı içinde.

Vakıflarla ilgili intifa haklarını geçen sene Vakıflar Yasası’nda burada tartıştık, kıyamet de koptu ama kıyametin koptuğu nokta bunlar değildi. Millî varlık, Türkiye'nin resmî söylemi, ideolojisi, farklı azınlıklar, farklı dinler, farklı diller, vakıflar, özellikle azınlık vakıfları, kendi vatandaşımızı, kendi çiçek tarlamızdaki nadide, az kalmış çiçeklerden farklı azınlık gruplarını, Süryanileri, Ermenileri, Rumları, Yahudileri tartıştık ve çok hoş olmayan tartışmalar da vardı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da bu topraklarda yaşayan vatandaşlarımızın neredeyse bir başka ülkenin, düşman ülkenin vatandaşı gibi sorgulandığı tartışmalar geçti. Bunca tartışmadan sonra, bugün geldik intifa hakkına. Ee, ne yapıyoruz? Bir geçici madde… Gayet rahat artık, “torba” ya bunun adı. “Açılmış davalarda, yürümekte olan davalarda da uygulanır.” Peki, Meclis, yasama üyesi olarak evrensel hukukun ölçütlerine aykırı bu yaklaşım karşısında Allah aşkına birinizin de “Burada yanlışlıklar var. Ne oluyor?” demesi gerekmiyor mu?

Bakın, burada bir tartışma yaşadık. O tartışma tutanaklarda duruyor, tutanaklarda olduğu gibi duruyor. Bize 40 defa sataşma oluyor burada, Meclis Başkanımız uyarmıyor. Bize 50 tane hakaret var, bir tek kişi özür dilemiyor ama o karmaşa, tartışma neyin üzerineydi? Üniversitelerdeki öğrencilerin bir af sorunu vardı. O af kapsamına alınırken bir hüküm konmuştu: “Terörden hüküm giyenler kapsama alınmaz…” Tartışma noktamız buydu. Peki, hepiniz birleştiniz, Komisyon, diğer iki parti CHP, MHP, terör suçları mahkûmu olanlar… Bu Terörle Mücadele Yasası’na göre eğer -bakarsanız, herkes bu kapsama giriyor, onu anlatmayacağım tekrar- burada siz samimiyseniz şu diğer konuda samimi değilsiniz demektir: Yine biz, dört tane parti Barış ve Demokrasi Partisi, MHP, CHP, 12 Eylül sıkıyönetiminde yatıp mağdur olan 12 Eylül mağdurları için Sosyal Güvenlik Yasası’nı buradan geçirmedik mi, geçti değil mi? Geçti, arkadaşlar, birlikte –önerge- kanun teklifimiz var. Peki, 12 Eylül mağduru olanların, sıkıyönetimlerde hüküm giyenlerin hepsi Terör Yasası’ndan hükümlü değil miydi, o darbe sonucu, o yasalar sonucu hükümlü değil miydi? Hükümlüydü. Peki, onlar sosyal güvenlik hakkından yararlanacak da niye üniversiteye gidemiyor, bana bunu anlatır mısınız?

Arkadaşlar, ben bunu anlatmaya devam edeceğim -tekriri müzakereye kadar- anlamınızı sağlamaya çalışacağım.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

Başkan, karar yeter sayısı bu arada…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Önergeler kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı efendim, yani sizin sesi iyi duyduğunuzu biliyorum.

BAŞKAN – Hayır, Sayın Kaplan, duymadım, doğrusunu söyleyeyim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Vallahi iyi duyuyorsunuz.

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Kaplan, şimdiye kadar hiç olmadı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani yanınızdaki kâtipler de mi uyuyor? Benim kulağımdaki kulaklıktan verebilirim, yani eğer gerekiyorsa vereyim.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, duyup duymamak gayet normal bir durumdur ve duymadığımı da söylüyorum bunu.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sesim burada duyulmuyorsa kimsenin sesi duyulmaz yani.

BAŞKAN – Yani burada kazanacağınız beş dakika veya on dakikayla bu yasanın çıkması engellenmeyecek ki…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Arayın efendim, arayın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arayın tabii, geliyorlar. Getirin bakayım…

BAŞKAN – Madde kabul edilmiştir.

214’üncü maddede dört adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Tasarının 214’üncü Maddesinde yer alan “30.000.000” ibaresinin “40.000.000” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                   Mehmet Şandır                                  Beytullah Asil

                      Manisa                                              Mersin                                            Eskişehir

              Cemaleddin Uslu                                Yılmaz Tankut

                      Edirne                                               Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 214 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

                 Selçuk Ayhan                                  R. Kerim Özkan                           Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                        İzmir                                                Burdur                                              Malatya

Madde 214- 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "10.000.000 Yeni Türk Lirasını" ibaresi "40.000.000 Türk Lirasını" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 214'üncü Maddesinin kanun metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

               Sebahat Tuncel                                   Nuri Yaman                                     Hasip Kaplan

                     İstanbul                                               Muş                                                 Şırnak

                  Ayla Akat Ata                                 M. Nezir Karabaş

                      Batman                                               Bitlis

Diğer önergenin imza sahipleri:

               Nurettin Canikli                                   Yılmaz Tunç                                      Ali Koyuncu

                     Giresun                                              Bartın                                                Bursa

             Abdurrahman Arıcı                               Şevket Gürsoy                                     Ahmet Yeni

                      Antalya                                           Adıyaman                                           Samsun

                                                                       Orhan Karasayar

                                                                                Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, konuşacak mısınız?

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar konuya döneceğim çünkü burada da zaten bilginin ticarileşmesi -teknik bilginin- vesair konular var.

Öğrenci olayına geleceğim. Şimdi bana şunu açıklamanızı istiyorum: 12 Eylül mağduru olanlara, terör suçlusu ve mahkûmu olanlara siz sosyal güvenlik hakkını teslim etmekle yanlış mı yaptınız? Soru bu. Kanımca, doğru yaptınız. 12 Eylül darbesinin mağdurlarıydı ve 12 Eylül darbesi mağdurlarına sizin, o haksız olarak cezaevinde yattıkları süreler, gördükleri işkenceler… Bir nevi dolaylı özür bu. Doğru bir karardı. Peki, aynı şahısların, aynı kişilerin devlet hazinesinden sosyal güvenlik primini ödemeyi dahi kabul ederken niye aynı kişilerin üniversiteye gitmesini engelliyorsunuz? Mesele bu. Ya orada da terörizmi destekliyorsunuz ya da burada şaşsınız. Yani böyle… Aynı torbanın içinde iki tane madde var.

Ben, “Onu bırakın.” diyorum, biraz vicdanınıza seslemek istiyorum. Benim üzerinde durduğum ve bu yüzden kırk yedi tane küfür yediğim, tutanaklarda geçen ve kimsenin benden özür dilemediği…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Özür diliyorum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Aslanoğlu, sana kurban olayım, ben senden bir şey duymadım ki… Yani bize hep saygın davrandın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kimden ne duydun, kırk yedi kere diyorsun?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yani o tutanakları okuyun ve sizler kabul ediyorsanız, sizler sindirebiliyorsanız…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Küfürlere özür diliyorum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama bunu ben niye hak ettim? Ben üniversite mağduru 100 bin öğrencinin, 100 bin öğrencinin…

Bakın arkadaşlar, bu 100 bin öğrenci… Terörle Mücadele Kanunu, rahmetli Özal döneminde, 91’de çıkarıldı. Hatırlayın o yılları, o dönemden milletvekilleri var. Sonra, 91’den sonra on değişiklik geçirdi 1999 koalisyon dönemine kadar. Yine o dönemden burada partiler var. 99 koalisyonu, 2001’de, Avrupa Birliği süreciyle yasalar değişti. Yani o tarihte terör suçu sayılan 8’inci madde: “Terör suçu propagandası” maddesi kaldırıldı. Hatta, 312’nci madde: “Halkı suç işlemeye tahrik” kaldırıldı, Sayın Başbakanın da mahkûm olduğu madde. Yine 169’uncu madde: “Terör örgütlerine yardım, yataklık” maddesi o tarihte kaldırıldı.

Şimdi, Allah aşkına o tarihte bu kaldırılan maddelerden hüküm giyenlerin üniversiteye gitmesini niye istemiyorsunuz? Bana  bunu izah edin. Ben bunu anlamak istiyorum. Niye devlet, primini ödüyor da niye üniversiteye gitmesini istemiyor? Ben burada Meclise bir vicdan muhasebesi çağrısı yapıyorum. Yani burada, soyut kavramlar, şekil üzerinde kavga etmenin bize, hiçbirimize yararı yok. Benim hoşuma gitmiyor buradan yoklama istenirken… İstersem kötüye kullanabilirim  İç Tüzük’ü ve isterseniz sizler de kullanabilirsiniz ama biraz vicdan…

Tekriri müzakere var. Arkadaşlar, bir ölçü getirin buna. Bakın hadım etmek istediğiniz tecavüzcülerin bile üniversiteye gitmesine izin veriyorsunuz ama “Bağımsız Türkiye”  “…”  (x) diyen bir öğrenci… Gençlik bu, delikanlı, ismi üstünde, hepimiz yaşadık.

Şimdi, bu gençlerden bir tanesi propagandadan hüküm giymiş, niye gitmesin üniversiteye arkadaşlar söyler misiniz? Veya “Nevroz”da halay çekmiş, Allah aşkına… Bir slogan atmış “HES’lere karşıyım.” İşte burada yasalar geçiyor “Barajlara karşıyım.” Niye üniversiteye gitmesin? Bunu bana anlatın. Siz anlatmazsanız bütün önergelerde çıkıp bunu anlatmaya devam edeceğim, bugünü böyle bitireceğim.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle maddenin tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeyle 214’üncü madde metinden çıkarılmıştır.

Diğer iki önergeyi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Konuşmacımız var Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bizim önergemiz var…

BAŞKAN – Bir dinleyin lütfen Sayın Anadol...

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Düştü, düştü, tamam.

BAŞKAN - Diğer iki önergeyi işlemden kaldırıyorum. Gerekli teselsül daha sonra yapılacaktır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bari bir açıklama yapsaydı Sayın Bakan, neden ARGE’yi desteklemediğinizi açıklasaydı.

BAŞKAN – 215’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 215. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Mehmet Günal                                    Erkan Akçay                                   E. Haluk Ayhan

                      Antalya                                             Manisa                                              Denizli

               Mustafa Kalaycı                                 Yılmaz Tankut                                    Hasan Çalış

                       Konya                                               Adana                                             Karaman

              Metin Çobanoğlu                                    Şenol Bal                                     Mehmet Şandır

                     Kırşehir                                               İzmir                                                Mersin

 “Madde 215- 1) 7/7/2010 ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinde yer alan “sondaki iki grupta" ibaresi "sondaki üç grupta" olarak değiştirilmiştir.

2) 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14. maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belediye Başkanlarına görevleri süresince ve üçüncü dereceden emekli olmaları halinde emekliliklerinde hususi damgalı pasaport verilir."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, diğer iki önerge aynı mahiyette olup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerine  istedikleri takdirde ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 215 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                     Ramazan Kerim Özkan                            Selçuk Ayhan

                      Malatya                                              Burdur                                                İzmir

             Mehmet Ali Susam

                        İzmir

Diğer önergenin imza sahipleri:

                 Hasip Kaplan                                M. Nezir Karabaş                               Şerafettin Halis

                       Şırnak                                                Bitlis                                               Tunceli

               Sebahat Tuncel                                   Bengi Yıldız

                     İstanbul                                            Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Mehmet Ali Susam, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; oylama için arkadaşlar geliyorlar, sonra çıkıyorlar. Aslında dinleseler çok güzel şeyler konuşuluyor ve ülke için de çok önemli konuları konuşuyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Hep aynı şeyleri konuşuyorsunuz.” sesi)

Hep aynı şeyleri konuşuyor muyuz, konuşmuyor muyuz, az sonra, dinlersen anlarsın.

208’inci maddede bir önerge geçti. Enerji Bakanı biraz önce buradaydı, ayrıldı mı, bilmiyorum. Çok önemli bir kurumun, Türkiye'nin Devlet Su İşlerinin içini boşaltıp tüm yetkilerini elinden alıyorsunuz ve bunu özel bir şirkete devrediyorsunuz.

HASAN ANGI (Konya) – Geçmiş madde, geç kaldın.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Geçmiş madde üzerinde konuşuyorum, tarihe ve tutanaklara geçsin de… Türkiye’de enerji gibi çok önemli bir konuda, enerjinin de hidrolikten elde edilmesi konusunda Türkiye'nin bu kadar çok yapacak şeyi varken bunu bir kenara bırakıp Türkiye’de Devlet Su İşleri gibi çok köklü bir kurumu ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışmayı burada hiç kimsenin ruhu duymadan geçirmeye çalışan, bir ara maddeyle burada tartıştırmadan geçirmeye çalışan bir anlayış, Türkiye'nin hem enerjisine hem Türkiye’deki devletin kurumlarına karşı yapmış olduğu haksızlığı içermektedir.

Bu anlamıyla, bu maddede -Türkiye’de çok önemli bir enerji ihtiyacı- özellikle hidroelektrik santraller ve HES’lerle ilgili konuda DSİ gibi kurum birikimi olan, bu konuda çok önemli barajlara imza atmış ve bundan sonra da Türkiye'nin enerjisinde ciddi ihtiyaçları karşılayacak, su işlerinde önemli bir kurumu ortadan kaldırıyorsunuz. Bunu tarihin önemli bir sayfasına burada bugün not etmek için tekrar geçmiş maddeye değindim.

Bugün konuştuğumuz maddeyle ilgili olarak da bir şey söylemek istiyorum. Dışişleriyle ilgili çok önemli konuları şu an Türkiye yaşamaktadır. Biraz sonra bu konuda uzman arkadaşlarımız konuşacaklar ama Kıbrıs’ta bir şeyler yaşanıyor. Kıbrıs’ta Sayın Başbakan’ın bir mitingde açılan pankartlara gösterdiği tepki sonucunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne atadığımız büyükelçi görevden alınıp yerine yeni biri, özellikle de Kıbrıs’taki ekonomik politikayı yürüten, kemer sıkma politikasının mimarı olduğu söylenen ve ondan  dolayı da çok ciddi şekilde tepki alan bir kişi oraya temsilci olarak atanıyor. Bu konu Kıbrıs’la aramızdaki ilişkileri hızla düzeltmemiz gereken, yavru vatanla ana vatanın birbiriyle kaynaşmasını sağlaması gereken noktada Kıbrıs halkıyla kavga ederek, onunla büyük bir çekişme içinde olarak oraya “Benim dediğim olur.” diyerek dikte ettirilerek çözülecek konular değildir. Önemli olan buraya vermiş olduğumuz yavru vatan ana vatan ilişkisindeki emeği, katkıyı, karşılıklı güveni, dostluğu, dayanışmayı güçlendirecek bir dış politika izlemekten geçer. Bunu yapacak olanlar da Dışişleri bürokrasisinde deneyim sahibi olmuş, bu işleri iyi bilen, yıllardır Türkiye’nin Dışişleri politikasında yer almış, doğru, dürüst, nitelikli bürokrat atamalarından geçer. Bu anlamıyla bürokrat atamalarında bugün İktidar yeni bir çığır açarak, bir kalibrasyondan geçerek atama yapmak yerine, kendi istediği insanları atama yapmak için buraya bir yasa maddesi koymuş ve bu yasa maddesiyle de daha niteliği dolmamış, gelmesi gereken makama gelmesine daha zaman olan insanları atama fırsatını yakalamak için bu maddeyi koyuyorsunuz. Onun için, değerli arkadaşlar, bazı şeylerin temeliyle oynamayın. Ne Devlet Su İşleriyle oynayın ne Dışişleri bürokrasisiyle oynayın ne dış politikanın bunca yıldır gelenekselleşmiş ve bu anlamıyla Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi  “Yurtta barış, dünyada barış.” politikasını değiştirin. Bunları yapmamanız bu ülkenin menfaatinedir, bu ulusun menfaatinedir. Bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bu duygularla hepinizi en içten saygılarla selamlıyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Siz önerge üzerinde konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önergeyi oylatacaksınız.

BAŞKAN – İki önerge aynı önerge, aynı mahiyette iki önerge.

Sayın Kaplan, siz konuşacak mısınız? Sizin önergeniz de aynı mahiyette bu önergeyle.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Konuşacağım.

BAŞKAN – Karar yeter sayısını da sizin konuşmanızdan sonra arayacağım ben.

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Mecliste kahramanca bir karar verdiniz: 100 bin genç üniversiteye girmesin. Ya bu doğrudur ya da 12 Eylül mağduru olan, sıkıyönetimlerde yatan onca insanımızın -ki 2 milyonun üstünde fişlendi- onların sosyal güvenlik primlerini ödeyeceksiniz.

Yakın zamanda -burada üniversite hocaları var, tanıyorum- üniversitelerde gençler bir ana dilde eğitim kampanyası açtılar, “Ana dilimi istiyorum.” diye ve Türkiye üniversitelerinden binlerce öğrenci disipline verildi, okuldan atıldı, yetmedi, sonradan bu öğrencilere davalar da açıldı. Şimdi, bu gençler haklarını aradılar. Mahkemeye gittiler, üniversiteden atılma kararlarını birçoğu iptal etti. Bir kısmı da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitti, dava kazananlar var, davası sürenler var. Şimdi, bunlar, sizin çıkardığınız yasaya göre terör suçlusu. Ne istemiş? “Ana dilimde eğitim istiyorum.” demiş, dilekçe hakkını kullanmış Anayasa’dan.

Bakıyorum, demin buradaydı Sayın Arınç, TRT Şeş’ten sorumlu.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Yine burada.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada…

Şimdi, TRT Şeş Kürtçe yayın yapıyor değil mi? Şimdi, bu üniversiteli öğrencinin günahı ne söyler misiniz? “Ana dilimde eğitim istiyorum.” dedi, hadi vermediniz ama TRT Şeş Kürtçe yayın yapıyor. Bu öğrenci üniversitesine dönse ve eğitimini sürdürse bunun ne zararı var?

Bakın, yine anayasal haklarını kullandığı için, bir yerde düşünceyi ifade hürriyetini, Avrupa Birliğinin ulusal programı gereği yasalarını çıkardık. Bir öğrenci düşünceleri nedeniyle mahkûm olmuş, hiçbir olaya katılmamış, bir basın açıklaması sadece veya sadece bir gösteride yer almış, bu gencimizi üniversiteye alsak Türkiye ne kaybedecek? Peki, bunu almıyoruz da bilmem kaç kişiyi öldüren katilleri, yolsuzluk yapanları, çeteleri, darbecileri üniversiteye alıyoruz. Peki, bu durumda vicdan muhasebesi yapmak gerekmiyor mu?

Şimdi, bunları biz gerçekten bu torba kanunda konuşmadığımız zaman, o zaman yaptığımız iki şeyden biri doğrudur. Bunu tekrar ediyorum, bakın, Türk Ceza Kanunu’nda “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt üyesi gibi davranmak” diye bir madde var, bu maddeden örgüt üyesi gibi ceza veriliyor arkadaşlar. Yani, dağda değil, elinde silah yok, silahlı eylemde değil, iki tane yürüyüşte polis kameraya alıyor, CD’sini çekiyor, dosyaya koyuyor, “Al sana on sene ceza.” diyor, üniversiteden atılıyor.

Şimdi, arkadaşlar, eğer ülkemiz demokrasi ise düşünceyi ifade hürriyeti de olacak, özgürlükler de olacak. Bunlara biz yasak koyarsak Hazreti Ali’nin dediği “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” sözü karşısında hepimizin vicdanı yaralı olmayacak mı? Yani “Faili meçhul işledim, 86 tane kellem var.” diyen üniversiteye gidebilecek.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) - Başörtülüler ne olacak, başörtülüler?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Başörtülüler... İktidarsınız. Bana verin o yetkiyi bir günde çözmezsem ben de Hasip Kaplan değilim, ben size... Çok basit, çok zor görüyorsunuz.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Onu da dile getirirseniz...

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sekiz senedir, dokuz senedir baş örtüsünü çözmediniz, bu ayıp size yeter vallahi. Bu ayıpla yaşamınız bile size yeter.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Sen bu ayıbın neresindesin?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama en azından onlar şu veya bu şekilde üniversiteye gidiyor. Siz, “Külliyen üniversiteye gitmesin.” diye yasa çıkardınız.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Kim gidiyor ya?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Solcu, Kürt veya Alevi veya farklı düşüncede veya sosyalist veya sağcı düşüncede olan birisini üniversiteye gitmesin diye engel koydunuz, engel. Şimdi, kalkıyorsunuz, dokuz yıldır iktidarsınız ama burada muhalefet gibi mızıkçılık yapıyorsunuz. Vallahi bu kabul edilemez.

Saygılarımla.

Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı var, önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 215. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

“Madde 215- 1) 7/72010 ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinde yer alan “sondaki iki grupta" ibaresi "sondaki üç grupta" olarak değiştirilmiştir.

2) 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14. maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belediye Başkanlarına görevleri süresince ve üçüncü dereceden emekli olmaları halinde emekliliklerinde hususi damgalı pasaport verilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şenol Bal...

BAŞKAN – Şenol Bal, İzmir Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 215’inci maddede vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Evet, 215’ten 219’a kadar olan, bu torba yasada yer alan maddeler Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılacak değişiklikleri ihtiva ediyor. Tabii ki arzumuz, Dışişleri Bakanlığının uzman, liyakatli kadrolarla desteklenmesi ve diplomat olmayan kişilerin dışarıdan atamayla büyükelçi yapılmaması gibi temennilerimiz var. Tabii, önemli olan, dış politikamızda son yıllarda yaşanan zikzaklar ve belirsizlikler, konuşulması gereken konular.

Sayın milletvekilleri, daha önceki konuşmalarımın birinde, devletler varlıklarını ve devamlılıklarını kendi değerleri, kaynakları ve menfaatleri üzerine bina etmek durumundadırlar; bugün olduğu gibi dış mihrakların yönlendirmesiyle dış dengeleri birbirine karıştırarak, sonra da sonuçları çarpıtarak, iç siyaset malzemesi hâline getirerek dış politikamızın sürdürülemez olduğunu ve bölgesel güç olunamayacağını ifade etmiştim.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükûmetleri tarafından, AKP İktidarına kadar, dış siyaset politikası iç siyaset politikalarına alet edilmeden yürütüldü. Hangi parti iş başına gelirse gelsin Türk dış politikasının temel bir yönü vardı. Bazı yöntemsel değişiklikler olsa da bu temel politika doğrultusunda dış politikamız yürütüldü ama AKP İktidarıyla dış siyaset büyük oranda iç siyasete malzeme olarak kullanıldı ve hâlen kullanılmaya devam ediyor. Klişe sloganlara dayalı bir anlayışla karşılaştık bu dönemde. Söylemler ile eylemler, eylemler ve gerçekler arasında derin uçurumlar var.

AB maceramız ortada değerli milletvekilleri. AB’ye girme hayaliyle vatandaşlarımız göz göre göre kandırıldı. Kutlamalar yapıldı, ama artık AB, kapıları açmadan kapattı.

Başbakan ve AB’den sorumlu Bakan Bağış şimdi esiyor, gürlüyor. Bağış geçen şöyle demiş değerli milletvekilleri: “Fasılları açamadıysak da Avrupalıların zihinlerini açtık.” Vallahi, Bağış’a sormak gerekir: “Senin zihnini kim açacak Sayın Bağış?” demek lazım.

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Millet!

ŞENOL BAL (Devamla) – Evet, millet açacak, doğru! Millet sizin zihninizi açacak Sayın Milletvekili, göreceksiniz, neye uğradığınızı şaşıracaksınız!

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – İnşallah sizinkini de!

ŞENOL BAL (Devamla) – Davos’u hatırlayınız sayın milletvekilleri. Davos sonrası biliyorsunuz “…”(X) den sonra kahraman olarak karşılanan Başbakan, burada mayınlı arazilerin mayından arınması ve arkasından kırk dokuz yıllığına bir İsrailli şirkete vermek için ne kadar büyük bir mücadele verdiğini sizlere bir kere daha hatırlatmak istiyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Şirketin adını ver!

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Şirketin adı ne?

ŞENOL BAL (Devamla) – Olur mu, o şirket belli, konuşmaları var. “Burada Fatma, Hasan çalışacak.” diyordu Sayın Başbakan, ama neticede muhalefetin yapmış olduğu mücadele ve kamuoyundan sonra…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Adını vermiyorsan iftira! Söyle şimdi adını!

ŞENOL BAL (Devamla) – Efendim, açıkladınız, o firma belliydi, hem mayınları temizleyecek, arkasından da onu tarıma açacaktı.

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen konuyla ilgili konuşalım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Atmasyon laflar bunlar!

ŞENOL BAL (Devamla) – Gazze olaylarını hatırlayalım sayın milletvekilleri. İç siyasette nasıl kullandığınızı, insani bir olayın ve ölen insanlarımızın, özel insanlarımızın şeyini alabildiniz mi?

ÖMER İNAN (Mersin) – Hiç mi projeniz yok?

BAŞKAN – Lütfen Sayın Milletvekili… Hatibe müdahale etmeyelim lütfen…

ŞENOL BAL (Devamla) – İsrail’in cevabı ne oldu? Bunları sormak istiyoruz tabii ki.

ÖMER İNAN (Mersin) – Bir tane projeniz yok!

ŞENOL BAL (Devamla) – Bizim her şeye projemiz var Sayın Milletvekili, sizin bir tane bile projeniz yok, ama bizim her konuda projemiz var, bunu biliniz.

ÖMER İNAN (Mersin) – Bir tanesini söyleyin canım!

BAŞKAN – Sayın İnan, lütfen…

ŞENOL BAL (Devamla) – Bu İktidarın AB ve Büyük Orta Doğu Projesi gibi öteki projelere iman derecesinde gösterdiği çabanın ve verilen tavizlerin neticelerinin ülkemize faturasını iyi değerlendirmeniz lazım, hiçbirinize baki değil bu koltuklar sayın milletvekilleri.

Yunus Emre’nin bir sözü var: “Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen.” diyor. Sizlere ithaf ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Önce kendine ithaf et.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

216’ncı madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı tasarının 216 ncı maddesindeki “altıncı” ibaresinin “yedinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                M. Nezir Karabaş                               Şerafettin Halis

                       Şırnak                                                Bitlis                                               Tunceli

               Sebahat Tuncel                                   Bengi Yıldız

                     İstanbul                                            Batman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 216 ncı maddesinde yer alan "en az altıncı fiili hizmet yılı" ibaresinin "en az yedinci fiili hizmet yılı" ve "altıncı" ibaresinin "yedinci" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                   Mehmet Şandır                                  Beytullah Asil

                      Manisa                                              Mersin                                            Eskişehir

                 Yılmaz Tankut                                      Akif Akkuş                                         Şenol Bal

                       Adana                                               Mersin                                                İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 216 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Fatih Atay                                       Harun Öztürk                                     Tekin Bingöl

                       Aydın                                                 İzmir                                                Ankara

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                       Malik Ecder Özdemir                              M. Ali Özpolat

                      Malatya                                               Sivas                                              İstanbul

                Derviş Günday                                   Selçuk Ayhan

                      Çorum                                                İzmir

Madde 216- 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "dördüncü fıkradaki düzenleme saklı kalmak üzere, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tabi bulundukları hükümler çerçevesinde, başkatiplik ve konsolosluk yeterlik sınavına girmeye devam eder." ibaresi "askerlik hizmeti dâhil olmak üzere en az altıncı fiili hizmet yılı içerisinde bulunmaları kaydıyla başkatiplik ve konsolosluk yeterlik sınavına girerler." şeklinde; dördüncü fıkrasının sonunda yer alan "dokuzuncu" ibaresi "altıncı" olarak değiştirilmiş; maddenin üçüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 216 ncı maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını ve takip eden madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Yılmaz Tunç                                    Şevket Gürsoy

                     Giresun                                              Bartın                                             Adıyaman

 

             Abdurrahman Arıcı                                 Ali Koyuncu                                  Orhan Karasayar

                      Antalya                                              Bursa                                                Hatay

 

                   Ahmet Yeni

                     Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, maddenin Tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Böylece, kabul edilen önerge doğrultusunda tasarının 216’ncı maddesi metinden çıkarılmıştır. Gerekli teselsül daha sonra yapılacaktır.

Diğer üç önergeyi işlemden kaldırıyorum.

217’nci madde üzerinde dört adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 217 inci maddesinde yer alan " dokuzuncu" ibaresinin "yedinci" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Yılmaz Tankut                                      Akif Akkuş

                      Manisa                                              Adana                                               Mersin

                Mehmet Şandır                                  Beytullah Asil

                      Mersin                                            Eskişehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 217 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Tekin Bingöl                                     Harun Öztürk                                       Fatih Atay

                      Ankara                                                İzmir                                                 Aydın

 

                 Selçuk Ayhan                              Malik Ecder Özdemir                              M. Ali Özpolat

                        İzmir                                                 Sivas                                              İstanbul

 

                Derviş Günday                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                      Çorum                                             Malatya

 

 

 

Madde 217- 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "dokuzuncu" ibaresi "altıncı" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bundan sonraki iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım ve önerge sahipleri istedikleri takdirde, ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 217 nci maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını ve takip eden madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Yılmaz Tunç                                 Abdurrahman Arıcı

                     Giresun                                              Bartın                                               Antalya

                Şevket Gürsoy                                    Ali Koyuncu                                  Orhan Karasayar

                    Adıyaman                                            Bursa                                                Hatay

                   Ahmet Yeni

                     Samsun

Diğer önergenin imza sahipleri:

                 Hasip Kaplan                                M. Nezir Karabaş                               Şerafettin Halis

                       Şırnak                                                Bitlis                                               Tunceli

                  Bengi Yıldız                                   Sebahat Tuncel

                      Batman                                            İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Her ikisinin de gerekçesini okutacağım.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergelerinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe: Uzmanlık Komisyonunda görüşülmemiştir.

BAŞKAN - Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergelerinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe: Önergeyle, maddenin Tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda 217’nci madde tasarı metninden çıkarılmıştır. Gerekli teselsül sonra yapılacaktır.

Diğer iki önergeyi işlemden kaldırıyorum

218’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, gelişlerine göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 218 inci maddesinde yer alan "hizmet yılı gözetilmeksizin" ibaresinin "Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapmış olanlar hariç, askerlik dahil en az yedi hizmet yılı görev yapmış olan danışmanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                   Mehmet Şandır                                  Beytullah Asil

                      Manisa                                              Mersin                                            Eskişehir

                 Yılmaz Tankut                                      Akif Akkuş                                         Şenol Bal

                       Adana                                               Mersin                                                İzmir

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bundan sonraki iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım, önerge üzerinde söz sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 218. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Hüseyin Pazarcı                                  Harun Öztürk                                    Selçuk Ayhan

                     Balıkesir                                              İzmir                                                 İzmir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                          Mustafa Özyürek                                  Şevket Köse

                      Malatya                                            İstanbul                                           Adıyaman

Diğer önergenin imza sahipleri:

                 Hasip Kaplan                                M. Nezir Karabaş                               Şerafettin Halis

                       Şırnak                                                Bitlis                                               Tunceli

               Fatma Kurtulan                                Sebahat Tuncel

                         Van                                               İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Son önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Uzmanlık Komisyonunda görüşülmemiştir.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hüseyin Pazarcı…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hüseyin Pazarcı, Balıkesir Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 218’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılması yönünde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Anılan 218’inci madde ile kısa bir süre önce kabul edilen 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Kanunu’nun geçici 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında iki önemli değişikliğe gidilmektedir:

Bu değişikliklerin birincisi: Merkez teşkilatında ikinci kâtip ve yurt dışı teşkilatında ikinci kâtip ya da muavin konsolos görevleri için geçici olarak yüz yirmi gün içinde başvurulması durumunda danışmanlar, idari memurlar, bölge uzmanları, yabancı dil uzmanları ve haberleşme teknik personeli bu görevlere kabul edilme durumunda bulunmaktadır. Başka bir deyişle, saydığımız daha ziyade teknik nitelikli personel diyeceğimiz personelin, belirli düzeye kadar meslek memurlarının veyahut da konsolosluk ve ihtisas memurları dediğimiz, eskiden idare memurları dediğimiz memurların yaptığı görevlere, bu kişilerin de bundan böyle kabul edilmesi şeklinde bir hüküm geçici maddeyle burada kabul edilmiştir. Ancak, bugünkü değişikliğin, söz konusu başvuruda bulunacak personelin dört yıllık eğitim görmesi koşulunu getiren 6004 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasına getirdiği istisna şudur: Dört yıllık eğitim koşulu iki yıla indirilmektedir. Dolayısıyla, bundan önce ve bugüne kadar hep dört yıl eğitim görmüş kişilerin yaptığı görevler, ki çoğunlukla bugün de o görevleri dört yıl eğitim görmüş kişiler yapmaktadır, bu geçici hükümle iki yıla indirme yoluna gidilmektedir. Dolayısıyla, burada eşitliği bozucu bir yaklaşım vardır.

İkincisi, bundan da daha önemlisi; eğitim ve öğrenim bakımından Dışişleri mensupları arasında niteliklerde bir aşınmaya gitme yoluna girilmektedir. Dolayısıyla, bu değişikliğin kabul edilebilir bulunması bizim tarafımızdan söz konusu değildir.

Burada önerilen değişikliklerin ikincisi ise bu görevlere getirilecek danışmanlar için öteki memurlar için aranan belirli hizmet yılı koşulunun bile aranmamasıdır. Bu hüküm de Dışişleri memurları arasındaki eşitlik ilkesine aykırı düşmektedir. Böylece, danışman olarak alınan kişilerin hiç beklemeden, çok kısa süre içinde konsolosluk ve ihtisas memuru hâline dönüştürülmesi ve daha sonra da belirli birtakım sınavları verirse daha yüksek unvanlara, görevlere getirilmesi yolu açılmaktadır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bütün bu değişiklik önerileri görüldüğünde, son aylarda sözü edilen, Dışişlerini izleyen çevrelerde gözlenen ve ifade edilen bir durum söz konusu. O da şu: Hâlihazır iktidarın Dışişleri Bakanlığının alt kadrolarına iktidar tarafından yerleştirilen yandaşlarının giderek meslek memurlarının yaptığı görevlere yükseltilmesi ve Bakanlığın yapısının partizanca değiştirilmesi şeklinde bir söylentidir bu. Bu tür bir hüküm, değişiklik önerisi geçtiği takdirde bu endişelerin doğru çıkmasından korkuyoruz ve dolayısıyla, söz konusu hükmün yasa tasarısından çıkmasını öneriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 218 inci maddesinde yer alan "hizmet yılı gözetilmeksizin" ibaresinin "Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapmış olanlar hariç, askerlik dahil en az yedi hizmet yılı görev yapmış olan danışmanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)  - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Önerge üzerinde söz isteyen Şenol Bal, İzmir Milletvekili.

ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın milletvekilleri, biraz önce, yine Dışişleri Bakanlığıyla ilgili olarak ifade etmiş olduğum gibi, 218’inci maddede de, Dışişleri Bakanlığındaki bir kadrolaşma harekâtını görüyoruz. İşte bu yüzden, bunun doğru olmadığını ifade etmek için, gerekçe olarak bu düzenleme, Dışişleri Bakanlığına danışman olarak atanan bir memurun, yapılacak bir özel yeterlilik sınavında başarılı olması durumunda konsolos ve ihtisas memuru olarak atanmasını öngördüğünden, Dışişleri Bakanlığındaki konsolosluk makamı gibi mesleki tecrübe isteyen kritik bir görevin, verdiğimiz önergeyle, daha bu göreve atanacaklara mesleki tecrübe kazandırması açısından önemli olduğunu ifade ediyorum ve bu konuyu bir kere daha düşünmenizin önemini vurguluyorum.

Değerli milletvekilleri, kaldığımız yerden devam edelim, dış politikamızın iç politikaya alet edilmesi, söylemlerle eylemlerin birbirini tutmaması konusunda.

Biliyorsunuz, bir Medeniyetler İttifakı Projesi var ve Başbakanımız eş başkan bu projede. Ne oldu? Zarfı süslü, içi bomboş olan bu proje, sadece iç siyaset malzemesi olarak kullanıldı. Medeniyetler İttifakı Projesi, Batı’yı emperyal kararlılığından vazgeçirebildi mi sayın milletvekilleri veya öyle bir temayül ufukta gözüküyor mu? Yoksa, İslam âleminin ve Türkiye’nin bu süreçte rehavete kapılmasına mı neden oldu? Büyük Orta Doğu Projesi veya diğer adıyla Genişletilmiş Orta Doğu Projesi Kuzey Afrika Girişimi, yine bizim Başbakan eş başkan. Bu proje, ABD için yirmi iki İslam devletinin sınırlarının değiştirilmesi, peki bizim için ne anlam ifade ediyor, açıklamalarınızı bekliyoruz.

Tunus, Yemen derken Irak’ta yaşananlar; Tunus, Yemen derken Mısır ve Mısır’daki en son gelişmeler, yarın diğer İslam ülkelerinde yaşanması muhtemel olaylar gördüğümüz kadarıyla. ABD açısından baktığımızda, ABD politikalarına uygun ilerlediği, müdahale ve söylemleriyle ortada. Yani Büyük Orta Doğu Projesi’ne uygun devam ediyor. Yani reel politikalarına uygun ABD’nin. Peki, gelişen bu olaylar bizim açımızdan ne anlam taşıyor, lütfen çekinmeden açıklayınız. Başbakanın, o iki hafta sonra olaydan, Obama ile görüşüp aynı mahiyette yapmış olduğu, hatta kabadayılık yapıp “Tribünlerden seyretmeyeceğiz.” söyleminden bahsetmiyorum.

Sayın milletvekilleri, acaba Hükûmet bir hayalin peşinde mi? Orta Doğu’da Başbakana önderlik gibi bir rol biçildiğini mi zannediyor?

Bakınız, Suriye ile İsrail, Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü, Batı ile İran arasındaki, Rusya ve Gürcistan ara buluculuk girişimleriniz, Ermenistan’la açılım maceranız duvara toslamadı mı sayın milletvekilleri? Kuzey Irak’ta, Kerkük’te, Tuzhurmatu’da, Telafer’de, Felluce’de Türkmen kardeşlerimiz ve din kardeşlerimiz Büyük Orta Doğu Projesi’ne kurban edilirken…

MEHMET CEYLAN (Karabük) – Hiç de öyle değil!

ŞENOL BAL (Devamla) – …ABD’nin oyunlarına kurban edilirken, insanlar katledilirken, Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanı Sayın Başbakan ne yapmıştır sayın milletvekilleri? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tabii, ABD’nin değirmenine su taşımıştır.

Irak’ın bütünlüğünden yana mısınız sayın milletvekilleri? Söylemde öyle. Söylemde öyle sayın milletvekilleri.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Senin öğrencilerin yok burada!

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen, soru-cevap şeklinde konuşmayalım Genel Kurula.

ŞENOL BAL (Devamla) – Türkmenler için ne yapıyorsunuz? Çok şey yapıyorsunuz değil mi sayın milletvekilleri?

MEHMET CEYLAN (Karabük) – Kıskanmayın!

ŞENOL BAL (Devamla) – Kandırmayınız kendinizi. Ekim ayının sonunda Irak’ın Kuzeyi’nden Barzani’nin Yardımcısı bile kırmızı halılardan geçerek Dışişleri Bakanımız tarafından karşılandı ve Davutoğlu tarafından yapılan açıklamalarda Sünni-Şii meseleleri, Kürtlerin meseleleri konuşuldu ama Türkmenlerin meselesi konuşulmadı sayın milletvekilleri. Sonra, o yardımcı Irak’a döndü, ne dedi biliyor musunuz? Peşmerge reisinin yardımcısı, “Türkiye bizim stratejik ortağımız.” dedi. Hayırlı olsun Türkiye’ye sayın milletvekilleri! Komşularla sıfır sorun öyle mi? İlk önce Azerbaycan’la, sonra da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile büyük sorun yaşatıyorsunuz. Demek ki siz, kardeşlikten öte yakın olduğumuz ülkelerle büyük sorunlar yaşamak için görev aldınız. Hayırlı ve uğurlu olsun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

219’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219. maddesi ile değiştirilen 6004 sayılı Kanunun ikinci fıkrasına ekli (3) sayılı listede yer alan;

“GİH         İkinci kâtip, üçüncü kâtip,                                 8            290               290 “

               Muavin Konsolos, Ataşe, Aday

               Meslek Memuru, Aday Konsolosluk

               ve ihtisas Memuru

ibarelerinin

“ GİH                       “                “                                      8            300               300 “

Şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                     Vahap Seçer

                     İstanbul                                               İzmir                                                Mersin

             Mehmet Ali Susam                           M. Rıza Yalçınkaya                                  Tayfun İçli

                        İzmir                                                Bartın                                             Eskişehir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                     Şükrü Mustafa Elekdağ

                      Malatya                                            İstanbul

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 219 uncu maddesinde yer alan “ÜÇÜNCÜ KATİP 5,6,7,8,9” ibaresinin “ÜÇÜNCÜ KATİP 5,6,7,8” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                   Mehmet Şandır                                  Beytullah Asil

                      Manisa                                              Mersin                                            Eskişehir

                 Yılmaz Tankut                                      Akif Akkuş                                         Şenol Bal

                       Adana                                               Mersin                                                İzmir

 

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve metne aşağıdaki (4) sayılı listenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                             Yılmaz Helvacıoğlu                           Abdurrahman Arıcı

                     Giresun                                               Siirt                                                Antalya

                A. Sibel Gönül                                    Ahmet Yeni                               Durdu Mehmet Katsal

                      Kocaeli                                            Samsun                                          Osmaniye

“(2) Ekli (2) sayılı listede yer alan  kadrolar iptal edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelin Dışişleri Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış, ekli (3) ve (4) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelin Dışişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.”

 

 

 (4 SAYILI LİSTE)

KURUMU    : ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

TEŞKİLATI : MERKEZ

 

 

İHDAS EDİLEN KADROLAR

       SERBEST

 SINIFI               UNVANI                                                                                                                                                               KADRO

DERECESİ                   ADEDİ

GİH       Çalışma Uzmanı                                                                                                                         5                           50

GİH       Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanı                                                                                               5                           50

GİH       İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı                                                                                                 5                           50

GİH       Çalışma Uzman Yardımcısı                                                                                                      8                          100

GİH       Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzman Yardımcısı                                                                           8                          100

GİH       İş Sağlığı ve Güvenliği Uzman Yardımcısı                                                                             8                          100

GİH       İş Müfettişi                                                                                                                                    5                          350

GİH       İş Müfettişi Yardımcısı                                                                                                                8                          650

 

TOPLAM                                                                                                                     1450

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bilindiği üzere işyerlerinin iş mevzuatına uygun olarak faaliyet gösterip göstermedikleri ve iş sağlığı ve güvenliğine riayet edip etmedikleri Çalışma ve Sosyal Bakanlığı kadrolarında bulunan iş müfettişleri tarafından denetlenmektedir. Ancak şu andaki iş müfettişi mevcudu ile kurulu bulunan bütün işyerlerinin gerektiği gibi denetlenmesi imkan dahilinde görülmemektedir. Zira hali hazırda Bakanlıkta özellikle iş sağlığı ve güvenliği alanında denetim yetkisi bulunan sadece 206 İş müfettişi görev yapmaktadır. Ayrıca yetiştirilmek üzere alınan 297 müfettiş yardımcısı bulunmaktadır. Bu şekilde bütün kadrolar kullanılmış olup ilave müfettiş yardımcısı alınmasına imkan bulunmamaktadır.

Şu anda ülkemizde toplam 1.216.308 işyeri vardır. Her iş yerinin yılda bir kez denetlenmesi durumunda müfettiş başına düşen işyeri sayısı 5820'dir. Bir müfettiş tarafından bir yılda 5820 işyerinin denetlenebilmesinin mümkün olamayacağı da izahtan varestedir. Yıllık işyeri denetim sayısına bakıldığında (2010 yılında iş sağlığı ve güvenliği yönünden 17.284 işyeri denetlenebilmiştir.) bir işyerinin, gördüğü denetimden sonra ikinci defa denetlenebilmesine sıra 70 yıl sonra gelebilmektedir. Dolayısıyla mevcut iş müfettişi sayısı ile işyerlerinin gereği gibi denetlenmesinin mümkün olmadığı görülmektedir.

Öte yandan Bakanlığının işçiye ve işverene yönelik hizmetlerinin kalifiye elemanlar tarafından sunulması da gerekmektedir. Gelişen teknoloji ve iletişim olanakları nedeniyle iş yaşamı da gelişmekte, ihtisaslaşma ve dallara ayrılma artmakta buna dayalı olarak da işçi işveren ilişkilerini düzenlemek, çalışanların sağlığı ve güvenliği yanında haklarını korumak için spesifik düzenlemelerin yapılması ve bu düzenlemeler çerçevesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sunulan hizmetlerin alanında uzmanlaşmış personel tarafından sunulması gerekmektedir.

Bu gerekçeler ışığında bu kanunda yapılan çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak gerek işyerlerinin denetimlerinin etkin ve verimli bir şekilde yapılabilmesi gerekse Bakanlık hizmetlerinin gereği gibi sunulabilmesi için ihtiyaç duyulan iş müfettişi ve uzman personel ihtiyacının giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Milet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 219 uncu maddesinde yer alan “ÜÇÜNCÜ KATİP 5,6,7,8,9” ibaresinin “ÜÇÜNCÜ KATİP 5,6,7,8” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Yılmaz Tankut, Adana Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 219’uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi bu tasarı çerçevesinde tam da seçim öncesine denk getirilen bazı af ve düzenlemelerin siyasi hesaplarla, siyasi menfaat beklentileriyle yapılmadığını söylemek elbette ki mümkün değildir. Bu yasa tasarısıyla AKP Hükûmetinin yine âdeta cambazlık yaptığını görmekteyiz. Şöyle ki: Önceki bölümlerde görüşülen ve kabul edilen kamunun alacağı olarak silinecek borcun üst limiti neydi? 120 lira. Yani bir vatandaşımızın en fazla 120 liraya kadar olan borcu bu tasarı kanunlaştığı zaman cezalarıyla birlikte silinecektir. Dolayısıyla, bu tasarıyla kamu kurumlarının, sosyal güvenlik kurumlarının takiple ilgili iş yükleri de azalabilecektir. Yani kamuoyuna en büyük af yasası olarak takdim edilen bu tasarıyla borcu olan vatandaşlarımıza aslında sembolik düzeyde bir fayda sağlanmış olacaktır. İşte, AKP İktidarı asıl büyük faydayı, insanlarımızın gözünü boyamak suretiyle, seçim öncesi siyasi rant hesaplarıyla toplam faydayı bu şekilde sağlamayı amaçlamaktadır. Yani AKP, bu küçücük affı bile büyüterek her zaman yaptığı gibi seçim malzemesi olarak kullanacak ve devamlı olarak çizdiği sahte ve pembe tablolarla içi boş, sloganvari sözlerle kendi siyasi saltanatını devam ettirebilmek için acımasızca istismar edecektir ancak biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, AKP bu ufacık aflardan kendisine bir istismar sahası elde edecek olsa da, vatandaşımızın lehine olacağı için, elbette hiçbir siyasi rant hesabı yapmadan, tasarının görüşmeleri tamamlanıncaya kadar söz ve önergelerimizle tasarının daha düzgün hâle gelmesi için çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Sayın milletvekilleri, burada önemli olan bir husus da şudur: Hep benzer şekilde aflar getirilmesine rağmen vatandaşlarımızın bu borçları neden ödeyemediği hep gözlerden uzak tutulmaktadır.

Şimdi, kim ister 20 liralık, 100 liralık borcunu sürekli ötelemeyi, ertelemeyi ve kim ister 50 liralık bir borç için davalık olmayı? Demek ki burada bir sıkıntı mevcuttur. Vatandaşımızın asgari ücretin altıda 1’i kadar olan bir miktarı dahi ödeyemez hâle gelmiş olmasının üzerinde hep birlikte ciddiyetle düşünmemiz icap etmektedir ama iktidar cephesinden bakıldığında olayın bu yönü gözükmemektedir.

AKP İktidarına bakacak olursak her şey yolunda gitmektedir. Öyle ya, kişi başına millî gelirimiz kâğıt üzerinde 15 bin dolara çıkmıştır.

Peki, gerçek bu mu? Hep birlikte şimdi çıkalım sokağa, çarşıyı, pazarı gezelim, esnafımıza, memurumuza, çiftçimize, emeklimize, bütün vatandaşlarımıza soralım. Alacağımız cevap “Her geçen gün cebimizdeki paranın azaldığı ve eridiği…” şeklinde olacaktır.

Dolayısıyla, asıl gerçek şudur: Vatandaşın satın alma gücü fazlalaşmıyor, artmıyor, aksine vatandaşın alım gücü azalıyor ama birilerinin cebi, özellikle de iktidara yakın olan yandaşların ve yabancıların cebi sürekli şişiyor.

Bu yüzden, vatandaşlarımızın küçük de olsa borçlarını yeniden yapılandıralım, tamam ama asıl sorunu kökten çözmek lazım geldiğini de unutmayalım. Yani işsizliği azaltacak üretime dönük politikaları bir an önce hayata geçirmemiz, çalışanların gelirlerini sözde değil özde artırmanın çarelerine bakmamız icap etmektedir.

Yine buradan önemli bir tezada da dikkatinizi çekmek istiyorum: Vatandaşlarımız açlıkla, yoklukla, yoksullukla mücadele ederken kâğıt üzerinde “Senin gelirin 15 bin dolar oldu.” denmektedir, sanal bir mutluluk havası estirilmektedir ve âdeta Pollyannacılık oynanmaktadır ama diğer yandan milyonluk -eski parayla trilyonluk- arabalarla, uçaklarla, yatlarla, konut restorasyonlarıyla vatandaşın cebinden şatafat, debdebe dolu bir hayat devam ettirilmektedir. Hele hele bunu dinî hassasiyetleri olduğu savunulan iktidarın temsilcilerinin yapması sorunu, meseleyi daha da vahim bir hâle getirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarıyla aynı zamanda vergisini, borcunu düzenli ödeyen mükelleflere, vatandaşlara da negatif bir mesaj verilmektedir. Daha önce burada hem benim hem de diğer arkadaşlarımızın altını çizerek ifade ettikleri gibi, çoluk çocuğunun rızkını aksatma pahasına, nafakasını aksatma pahasına borcuna sadık olan insanlarımızı da incitmemeliyiz. İşte bunun için de borcuna sadık mükelleflerimizi, vatandaşlarımızı teşvik etmek, onların gönlünü almak için de bir düzenleme mutlaka bu tasarıda yapılmalıdır. Mesela, bu düzenlemeden elde edilecek gelirin bir kısmı kaynak olarak esas alınarak bu yasa tasarısının başladığı yıldan itibaren borcunu düzenli ödeyenlere sembolik de olsa, yüzde 5, yüzde 10 ya da oranı ne olursa olsun bir teşvik getirilmesi lazım idi. Yani borçlarını düzenli ödemiş vatandaşlara ya ödediği toplam miktar üzerinden geri iade sistemi olabilir ya da belirlenecek indirim oranı bundan sonra ödeyeceği vergiden düşülebilirdi.

Lütfen bu hususu yabana atmayalım diyor, sözlerimi tamamlıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219. maddesi ile değiştirilen 6004 sayılı Kanunun ikinci fıkrasına ekli (3) sayılı listede yer alan;

“GİH         İkinci kâtip, üçüncü kâtip,                                 8            290               290 “

               Muavin Konsolos, Ataşe, Aday

               Meslek Memuru, Aday Konsolosluk

               ve ihtisas Memuru

ibarelerinin

“ GİH                       “                “                                      8            300               300 “

Şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                  Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya)  - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Şükrü Elekdağ konuşacak.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Şükrü Elekdağ, İstanbul Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzdeki yasanın 219’uncu maddesi hakkında görüş belirtmek amacıyla söz almış bulunuyorum. Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

219’uncu madde Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nda yapılan değişikliklerle bazı kişilere avantaj sağlamak amacı güdüldüğü izlenimi ediniliyor ancak bazı değişikliklerin de uygulamaya elastikiyet vermek amacını güttüğü gibi bir yorum ortaya çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, uzun bir çalışma sonucunda hazırlanan 2004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu Temmuz 2010 tarihinde yasalaşmıştır. Kısa bir süre içinde Kanun’da hatalar ve eksiklikler yapıldığının anlaşılması, bunların düzeltilmesi ihtiyacının ortaya çıkması cidden üzüntü vericidir. Memurların kadrolarını ve terfilerini ilgilendiren bir konuda çok daha titiz ve dikkatli davranılması gerekirdi.

Değerli arkadaşlarım, bu fırsattan yararlanarak son günlerde Kuzey Kıbrıs’ı ve Türkiye’yi meşgul eden çok ciddi bir problemi dikkatinize getirmek isterim. Dışişleri Bakanlığında görev yapan memurların büyük bir bölümü ya Kuzey Kıbrıs’ta görev yapmışlardır yahut da Kıbrıs sorunuyla yakından ilgilenmişlerdir, meşgul olmuşlardır. Bu bakımdan KKTC’ye duygusal bir bağları olduğu gibi bir hayli Kıbrıslı dostları da vardır. Ben de bunlardan biriyim değerli arkadaşlarım ve son on gündür KKTC’den gayet kederli ve yeisli mesajlar alıyorum. Kıbrıslı soydaşlarımız kendilerine karşı Başbakan Erdoğan tarafından kullanılan “besleme” lafından son derece incinmişler ve üzülmüşler. Kendilerinin bu şekilde –tırnak içinde söylüyorum bunu- aşağılanmasına isyan ediyorlar. Bana bu mesajları gönderen kişiler, değerli arkadaşlarım, yaşlı başlı, kültürlü, KKTC için Türk askeriyle birlikte Türk Bayrağı altında savaşmış, kanlarını akıtmış, Türkiye sevdalısı kahramanlar. Bu kahramanlar “besleme” sözünü onur kırıcı, hazmedilmez bir hakaret olarak görüyorlar ve Sayın Başbakana yakıştıramıyorlar doğrusu. Olayları biliyorsunuz. 28 Ocakta, KKTC’de siyasi partiler ve 28 sendika, KKTC tarihinin en büyük -40 bin kişilik olduğu söyleniyor- bir mitingini düzenlediler. Bu mitingde sadece küçük bir grup, 50 kişilik, 100 kişilik bir grup, çok münasebetsiz, tahrik edici pankartlar açtı. Bunlara kızmamak mümkün değil değerli arkadaşlarım ancak KKTC’deki tüm liderler bu pankartları kınadılar ve asla onaylamadıklarını açıkladılar. Bunu yapanın küçük bir grup olduğunu ve provokasyon yaptığını söylediler ama Sayın Başbakanın marjinal bir grubun münasebetsizliği yüzünden tüm Kıbrıs halkına “besleme” dediği gibi bir algılama -algılama, altını çiziyorum bunun- ortaya çıktı. Başbakan Kıbrıs halkını karşısına alarak “Türkiye’den beslenenler Türkiye’yi eleştiremez. Sen kimsin be adam!” demiştir. Bana mesaj gönderenler “Başbakan bu münasebetsiz kişilerle bizi özdeşleştiriyor, bizi hırpalıyor, hoyratça sözler söylüyor.” diyorlar.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Washington’daki görevimden dönüp emekli olduktan sonra, eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı memleketim olan Kastamonu’ya götürdüm. Bu 1990’lı yılların başındaydı. Tam Kastamonu sınırına girerken, 50 Kıbrıs gazisi bizi karşıladı. Orada çok duygusal anlar yaşandı. Kastamonulu gazilerimizin heyecandan gözlerinden yaşlar akıyordu, Denktaş’la kucaklaşmaları görülecek bir olaydı. Denktaş için Kastamonu’da yer yerinden oynadı. Seçim zamanı politikacıların kamyonlar göndererek dağ köylerinden şehre indirdikleri köylüler bu sefer kendileri geldiler, sırf Denktaş’a dokunmak için, onun elini sıkmak için. Yani Kıbrıslı soydaşlarımızın ceffelkalem “besleme” diye nitelenmesi sadece yavru vatandaki soydaşlarımızı değil, eminim, ana vatandaki kayda değer bir kitleyi de üzmüştür değerli arkadaşlarım.

Bildiğiniz gibi “Bıçak yarası kapanır, dil yarası kapanmaz.” diye bir halk sözü vardır. Benim naçizane, Sayın Başbakana tavsiyem, Kuzey Kıbrıs’taki ve Kastamonu ile onun dışındaki kahramanlarımızın gönlünü almasıdır.

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Ne alakası var?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Size yakışmıyor.

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (Devamla) - Ben, şimdi, burada sözlerime son veriyorum, tekrar huzurunuza gelip devam edeceğim.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

                                                                               Kapanma Saati: 18.18

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih METİN (Bolu)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

220’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır. Geliş sıralarına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 220’inci maddesinde yer alan “talepleri” ibaresinin “istemeleri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                   Mehmet Şandır                                     Akif Akkuş

                      Manisa                                              Mersin                                              Mersin

                 Beytullah Asil                                   Yılmaz Tankut

                    Eskişehir                                            Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 220 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Harun Öztürk

                     İstanbul                                            Malatya                                               İzmir

               Hüseyin Pazarcı                                 Selçuk Ayhan                            Şükrü Mustafa Elekdağ

                     Balıkesir                                              İzmir                                               İstanbul

                   Ahmet Tan

                     İstanbul

Madde 220- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz. Talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir."

 

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı yasa tasarısının 220 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Hasip Kaplan                                 Şerafettin Halis                               M. Nezir Karabaş

                       Şırnak                                              Tunceli                                               Bitlis

               Sebahat Tuncel                                   Bengi Yıldız

                     İstanbul                                            Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Borçlar Kanunu yeni yasalaştı.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 220 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                       Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

Madde 220- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz. Talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şükrü Elekdağ, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, burada, Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu’yla ilgili olarak defolu bazı noktaların düzeltilmesi söz konusu.

Tekrar edeceğim. Teşkilat Kanunu yeni çıktı. Bu kadar kısa bir zamanda bu kadar defonun ortaya çıkması cidden düşündürücü.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce Kıbrıs’taki durumdan size bahsettim, bıraktığım noktadan devam ediyorum.

Benim kanımca, Sayın Başbakana Kıbrıs konusunda akıl verenlerin çok büyük hatalar yaptıklarını düşünüyorum, bilgisizlikleri yüzünden millî çıkarlarına zarar verdikleri kanısındayım.

Nitekim, değerli arkadaşlarım, KKTC’ye yedi ay önce atanan ve gerek toplumun gerek siyasilerin sempatisini kazanmış bulunan Lefkoşa Büyükelçimiz Kaya Türkmen’in görevden alınarak yerine, Kıbrıslı Türkler gözünde hiç popüler olmayan, Yardım Heyeti Başkanı Halil İbrahim Akça’nın atanması son derece yanlış olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, anlaşılan, Akça’nın, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile de ciddi sorunları vardır. Nitekim, Sayın Eroğlu’nun, Halil İbrahim Akça hakkında Ankara’ya şikâyet mektupları göndermiş olduğuna ilişkin haberler gazetelerde yayınlandı ve bunlar yalanlanmadı. Sayın Akça hakkında hiçbir değerlendirme yapmıyorum. Kendisi iyi bir bürokrat olabilir. Mesele şudur değerli arkadaşlarım: Mesele, Akça’nın, şu sırada Kuzey Kıbrıs’ta halk indinde istenmeyen bir kişi olarak algılanması ve bu konumdaki bir kişinin popüler, saygı duyulan, sevilen ve meziyetleri hususunda herkesin söz birliği ettiği bir büyükelçinin yerine atanmasıdır. Bu konumdaki bir kişinin KKTC’ye büyükelçi olarak atanması ancak Kıbrıslı Türklere bir ders vermek, onları cezalandırmak ve KKTC yönetiminin itibar ve gururunu kırmak niyetiyle yapılabilir. Ankara bu tutumuyla, tepedeki Cumhurbaşkanından tarladaki Kıbrıs Türk’üne kadar şu mesajı vermiyor mu değerli arkadaşlarım? “Sizin hissiyatınız, talepleriniz, tepkileriniz bana vız gelir, ben bildiğimi okurum.”

Değerli arkadaşlarım, sömürgeci devletler dahi sömürgelerine karşı daha dikkatli hareket ederler, onları aşağılayıcı, horlayıcı, gururlarını incitici muamele yapmaktan kaçınırlar.

Bakınız değerli arkadaşlarım, Kıbrıs’ı çok iyi tanıyan değerli gazeteci ve Milliyet gazetesi yazarı Metin Münir bugünkü makalesinde ne diyor bu konuda? “Adalet ve Kalkınma Partisi gittikçe artan bir oranda Kıbrıs’a sömürge muamelesi yapıyor ve oranın yerli halkına saygısızlık yapıyor. Bu tutumu değiştirmesini öneririm. Çünkü halkın duyduğu infial Türkiye’de hissedilenden çok daha derindir ve sonuçları sanıldığından daha vahim olabilir.”

Yeni büyükelçi atanmasına dönersek, bu şekilde bir metazori atama ile ben, Halil İbrahim Akça’ya da, KKTC yönetimine de Türkiye’de kötülük yapıldığı kanısındayım. Ankara ile Kıbrıslı Türkler arasında tansiyonun artması değerli arkadaşlarım, yeni büyükelçinin işini yapmasını zorlaştıracaktır. KKTC’nin Ankara ile iletişimi aksayacaktır. Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin sürdürüldüğü şu sırada sağlıklı bir diyalog eksikliğinden Türkiye'nin çıkarları zarar görecektir.

Evet değerli milletvekilleri, söyleyin bana, Kıbrıs Rum yönetimini mutlu etmek ve ödüllendirmek için daha başka ne yapılabilirdi? Evet değerli arkadaşlarım, düşman sevindirmekte çok mahiriz.

Bu işte bir başka garabet daha var, onu da dikkatinize getireyim: Sayın Başbakan, Hüsnü Mübarek’e, sonunun bir kefen ile 2 metrelik bir çukur olduğunu hatırlattı, iyi de yaptı. Aynı zamanda Mübarek’i Mısır halkının taleplerini dikkate almaya çağırdı, “Halkın sesine kulak ver, duyarsız olma. Yoksa akıbetin iyi olmaz.” dedi. Ama Kuzey Kıbrıs Türklerine gelince, Sayın Başbakan onların sesine kulağını kapatıyor, onlara diyor ki: “Sizi gidi beslemeler. Yardım Kurulu Başkanına karşı olmak, onu beğenmemek sizin ne haddinize? Sizin tepkileriniz, talepleriniz, toplumsal iradeniz benim için sıfır yazar. İşte o istemediğiniz adamı büyükelçi yapayım da görün.” Bu acı bir durum değerli arkadaşlarım. Mısır halkı, hatta Kıbrıs Türkleri köle mi?

Teşekkür ediyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 220’inci maddesinde yer alan “talepleri” ibaresinin “istemeleri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                  Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Torba yasasının bu maddesi görme engelli vatandaşlarımızla ilgilidir. Dolayısıyla bu konuda bir açıklama yapmayı gerekli gördüğüm için böyle bir önerge verdik. Önerge vesilesiyle de söz alma imkânımız oldu.

Değerli milletvekilleri, birlikte çıkardığımız Borçlar Kanunu’nun 15’inci maddesinde grubumuza ait milletvekilleri bir önerge vermiş, Komisyon ve Hükûmet, Sayın Adalet Bakanı da bu önergeye katılmış ve tüm Genel Kurulun oylarıyla kabul edilmişti. Bu önergede Borçlar Kanunu’ndan doğan yükümlülükler karşısında görme engelli vatandaşlarımızı bazı ihtimallere karşı, bazı kötü niyetlere karşı korumak için bir tedbir geliştirilmişti. Bu niyetle bu önerge verilmiş, Genel Kurul, Komisyon ve Hükûmet de bu iyi niyetli önergeyi o zaman birlikte kabul etmişlerdi. Getirilen bu önergede şöyle bir husus getiriliyordu: “Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz.” Borçlar Kanunu’nun 15’inci maddesine getirilen hüküm buydu.

Bu çok iyi niyetli, özellikle de görme engelli vatandaşlarımızı bazı ihtimallere karşı korumak için verilmiş bir önergeydi ama daha sonra bu -bir yanlış anlama diye değerlendiriyorum- sanki Milliyetçi Hareket partililerin, Milliyetçi Hareket Partisinin görme engelli vatandaşlarımıza karşı bir hakareti olarak sunulmaya çalışıldı. Onların imzaları için kefil istediğimiz yönünde birtakım konuşmalar yapıldı. Bu tabii bizi çok rahatsız etti. Ne böyle bir niyetimiz var ne de bu metinden böyle bir anlam çıkar. Bütünüyle görme engelli vatandaşlarımızı muhtemel birtakım endişe, tehdit ve tehlikelere karşı korumaktı amaç. Bunun düzeltilmesi talep edildi. Bu torba yasa görüşülürken Borçlar Kanunu’nun bu 15’inci maddesini düzeltmek için tekrar bir önerge vererek yine görme engelli vatandaşlarımızın kurumsal kimlikleriyle, işte Körler Federasyonuyla, diğer dernekleriyle de görüşmeler yaparak bu yasanın, bu torba yasanın 220’nci maddesinde şöyle bir düzenleme getirildi: “Görme engellilerin talepleri hâlinde imzalarında şahit aranır. -onların talebi hâlinde- Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısıyla atmaları yeterlidir.”

Ben bu maddenin görüşülmesi dolayısıyla Körler Federasyonu Başkanı Sayın Suha Sağlam’a sordum: “Bu metin sizin için yeterli mi? Sizin endişelerinizi karşılıyor mu? Bu, sizin bu konudaki ihtiyacınızı karşılar mı?” Karşılayacağını ifade ettiler. Sayın Lokman Ayva’ya da sordum “Bu şekil sizin talebinizi karşılar mı?” diye. Dolayısıyla torba yasanın 220’nci maddesinde görme engelli vatandaşlarımızın Borçlar Kanunu ile ilgili yapılan düzenlemeden duydukları endişeyi izale etmek için yapılan düzenleme bizce de yeterlidir, bizim de talebimizdir, kabul edilmesini biz de talep ediyoruz, biz de kabul ediyoruz.

Bu bilgileri sunmak üzere söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

221’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 221’inci maddesine yer alan “Teşkilat Müdürü” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müdür Yardımcısı” ibaresinin getirilmesi, “yaşını dolduranların” ibaresinin “yaşından gün alanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                  Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Antalya                                              Mersin

                                                Beytullah Asil                                     Yılmaz Tankut

                                                   Eskişehir                                               Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 221’inci Maddesiyle 7258 sayılı kanunun ikinci maddesine eklenen “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü görevlerine 65 yaşını dolduranların ataması yapılamaz.” fıkrasının “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü 65 yaşını doldurmamış yönetim kurulu üyeleri arasından 2 yıl görev yapmak üzere seçimle belirlenir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Sebahat Tuncel                                   Nuri Yaman                                     Hasip Kaplan

                     İstanbul                                               Muş                                                 Şırnak

                                           M. Nezir Karabaş                                      Ayla Akat Ata

                                                    Bitlis                                                   Batman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 221 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

                   Ahmet Tan                                      Selçuk Ayhan                             Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                     İstanbul                                               İzmir                                               Malatya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatya Milletvekili.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Bu, Spor Toto Teşkilatıyla ilgili bir yasa. Tabii, Spor Toto genç olmalı, zinde olmalı, sportif olmalı, üretmeli. Ben Spor Toto Teşkilatının özellikle amatör sporlar ve tesisleşme konusundaki gayretine teşekkür ediyorum.

Yalnız, bu Spor Toto Teşkilatı Kanunu ile ilgili söyleyeceklerim: Bu teşkilat kanunu değişmediği sürece bazı sorunlar yaşayacağız. Nedir? Arkadaşlar, bir İddaa oyunu var. Bugüne kadar eski parayla yaklaşık 12 katrilyon veya 12 milyonluk İddaa oyunu oynanmış. Buradan kulüplerin aldığı para ise bunun yüzde 6’sı yani kulüplere yüzde 6 kalıyor. Arkadaşlar, bu oyunun oyuncuları kulüpler. Özellikle İkinci Lig, Üçüncü Lig’deki kulüplerimizin önemli bir gelir kaynağı olmalı. Özellikle İkinci, Üçüncü Ligdeki kulüplerimizin ekonomik özgürlüğü olmalı. Özellikle bu kulüplerimiz hiçbir yöneticinin iki dudağı arasında kalmamalı. Özellikle bu kulüplerimiz, yöneticilerinin temliki altında ezilmemeli. Bir yöneticisi geliyor hatasıyla, günahıyla koyuyor temliki, artık, kulüp bir daha belini düzeltemiyor. Bir kere, kulüplere temlik konulmamalı. Eğer hangi yönetici geliyor, kulübü idare etmeye çalışıyorsa, temlik koyarak değil, eğer varsa gücü buyursun yönetsin ama giderken de kulübü batırarak gitmesin. Maalesef kulüplerimizin yüzde 90’ı –altını çiziyorum- temlikli, hepsi temlikli. Spor Totodan verilen hiçbir para kulüplerin yönetimine gitmiyor, tamamen temliklere gidiyor. Kulüp yöneticilerinin yaptıkları hatalar nedeniyle kulüplerimiz cezalandırılıyor.

Değerli arkadaşlar, Spor Toto Kanunu’nu değiştirmek zorundayız. En büyük gelir kaynağını yüzde 25’le maliye alıyor. Yani İddaa oyunu ve Spor Totonun tüm gelirlerinin yüzde 25’ini Maliye Bakanlığı alıyor arkadaşlar, “Gel” diyor “buraya gel!”

Arkadaşlar, buradaki tüm oyuncular, tüm aktörler kulüpler. Gelin, ben bunu birkaç defa… Kulüplerimizin mali bağımsızlığı için ve kesinlikle temlik konulmamak üzere –bunun altını çiziyorum- biz kulüplerimizi ekonomik özerkliğe kavuşturmalıyız. Hiçbir yönetici kulübe temlik koymamalı, koyamamalı. Artı, maliye, yani vergi borcu ve sigorta borçlarını tıpkı federasyona yatan paralar gibi… Lisans çıkarmak için Federasyon diyor ki, “Borcunu yatırmadan lisans çıkaramazsın.” Tıpkı onun gibi vergi ve sigorta borcu olan kulüpleri de aynı şekilde otomatiğe bağlayıp İddaa gelirlerinden öncelikle sigorta ve vergi borçları ödenir, geri kalan, kulüplere ödenir. Aksi hâlde hiçbir kulübe yönetici bulamayız. Çünkü Dernekler Kanunu’na göre yönetilen bir kulüp, Amme Alacakları Kanunu’na göre, bu yöneticiler, imzası olmayan… Hasbelkader bir kulüpte yöneticilik yapmışsın bir yıl. Diyelim ki kulüp başkanı ve kulübü yönetenler, imza atanlar vergi ve sigorta borcunu ödememiş; müşterek borçlu, müteselsil kefilsin, ömrünün sonuna kadar oraya muhatap… Ya kardeşim, burası dernek, derneklerde müşterek borçlu, müteselsil kefalet olur mu? Benim imzam yok, kulüpte hiçbir karara katılmamışım, hiçbir şeye imza atmamışım ama maliye diyor ki: “Müşterek borçlu, kefilsin ver parayı.” Onun için, insanları rahatsız edeceğimize, özellikle İddaa gelirini artırarak, öncelikle Spor Totodan gelen paralarla vergi ve sigorta borçlarını ödeyip insanları güç durumda bırakmayalım, kulüplere temlik koydurmayalım. Bu nedenle, mutlaka, İddaa gelirinin kulüpler bazında yüzde 15’e çıkarılıp kulüplerin ekonomik özgürlüğü sağlanmadığı sürece hepinizin başı ağrıyacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yarın, özellikle İkinci ve Üçüncü Lig kulüplerinde bir tane yöneticilik yapacak adam bulamayacaksınız.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 221’inci Maddesiyle 7258 sayılı kanunun ikinci maddesine eklenen “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü görevlerine 65 yaşını dolduranların ataması yapılamaz.” fıkrasının “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü 65 yaşını doldurmamış yönetim kurulu üyeleri arasından 2 yıl görev yapmak üzere seçimle belirlenir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                       M. Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

 

Gerekçe:

Madde değişikliğiyle; Spor Toto teşkilatının, demokratik ve tüm teşkilatın güvenoyunu almış bir yönetim tarafından yönetilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 221’inci maddesine yer alan “Teşkilat Müdürü” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müdür Yardımcısı” ibaresinin getirilmesi, “yaşını dolduranların” ibaresinin “yaşından gün alanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                     Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 221’inci maddede verdiğimiz değişiklik önergesi vesilesiyle iki konu üzerinde görüşlerimi yüce heyetinizle paylaşmak istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 59’uncu maddesi, devleti, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri almak, sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmekle yükümlü saymaktadır. Spor faaliyetlerinin yönetimi Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne görev olarak verilmiştir. Belediye Kanunu’nda da halk için oyun ve spor yerleriyle yarış yerleri yapma ve işletmeyi belediyelerin görevleri arasında saymıştır. Ne yazık ki belediyelerimiz, mahallinde birkaç parka spor aleti koymak, birkaç semte oyun alanı yapmakla bu görevi yerine getirdiğini zannediyor. Siz hiç belediye oyun alanlarının layıkıyla işletildiğini gördünüz mü? Alanlar kaderlerine terk ediliyor, belediyeler de “Eleman kadrolarımız çok şişkin.” diye şikâyet ediyorlar.

500’den fazla işçi ve memur çalıştıran kamu ve özel kesim kuruluşlarının spor tesisleri kurup işletmesini ve antrenör çalıştırmasını öngörmektedir. Bu hükmü kaç işletme yerine getiriyor? Çoğu ise yasak savma düzeyinde.

Çalışma Bakanı ne iş yapıyor? Tersanelerde ölümlü iş kazaları, çöken maden ocakları, peş peşe aynı kömür sahasında meydana gelen iş kazaları… En son Elbistan’daki ocağa bakıyoruz, 500 milyon metreküp malzeme yaklaşık 2,5 kilometrekare alana yani beş stadyum büyüklüğündeki bir alana yayılmış. Bunlar oluncaya kadar ne tedbir alınmış? Alınan tedbir şu değerli arkadaşlarım, üzülerek ifade ediyorum: Çatlaklar hafriyatla doldurulup işleme devam edilmiş. Bugün de Hatay’da kum ocağı çökmüş. Bakanımız da gururla koltuğunda oturmaya devam ediyor, hayırlı olsun; az kaldı, inşallah millet kaldıracak.

Değerli arkadaşlarım, size 25 Şubat 1993 tarihli bir makaleden paragraf okumak istiyorum: Son olarak 3/7/92 tarih ve 3837 sayılı Kanun’la bir kısmı beden eğitimi ve spor bölümlerinin dönüştürülmesiyle spor akademilerinin ve spor meslek yüksekokullarının açılması karşısında duyulan sevinç ifade ediliyor. “Antalya, Hatay ve Sarıkamış’ta birer yüksekokul faaliyete geçmiş veya geçmek üzeredir. Hâlen bölüm olarak faaliyet gösterenlerle birlikte bu alandaki yükseköğretim kurumlarımızın sayısı yirmiyi aşmıştır. Bu gelişmenin genel olarak ülkemizde spor bilimleri ve spor alanında önemli ilerlemeler sağlayacağını düşünüyoruz. Sporda başarılı olan ve başarılarını sürdüren ülkelerin bu özelliği, hemen tamamen spor alanında 1930’lardan bu yana yaygın lisans ve lisansüstü eğitim yapılmasından kaynaklanmaktadır.” diyor. 1993 tarihli bir makale. Yine 1993 tarihli başka bir makalede “Spor yöneticisi ve antrenör ihtiyacı fikrimizce gereği gibi karşılanmamakta.” deniliyor.

Bugün, yukarıda saydığım kurumların yeteri kadar çalışmaması, Anayasa’mızın konuşmamın başında ifade ettiğim 59’uncu maddesine rağmen okullarda beden eğitimi ders saatleri sayısının azaltılması gibi nedenlerle, 1993’te mezunlarının çoğalmasından duyulan memnuniyetin ifade edildiği bu okullardan mezun olan öğrencilerimiz maalesef elektronik postalarınızda da gördüğünüz gibi büyük bir işsizlik bunalımı içerisindeler. Yükseköğretim, yetiştirme kurumunu yapmış, görevini yapmış, yeteri kadar bu alanda ihtisas sahibi insan yetiştirmiş olmasına rağmen, devlet olarak gerekli tedbirleri almamakta direniyoruz.

Yüce heyetin bilgilerine arz ediyorum. Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 222’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, aynı mahiyette olup, birlikte okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 222 nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Ahmet Tan                                      Selçuk Ayhan

                      Malatya                                            İstanbul                                               İzmir

Diğer önergenin imza sahipleri:

               Nurettin Canikli                             Yılmaz Helvacıoğlu                           Abdurrahman Arıcı

                     Giresun                                               Siirt                                                Antalya

                   Ahmet Yeni                               Durdu Mehmet Kastal                             A. Sibel Gönül

                     Samsun                                          Osmaniye                                           Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Selçuk Ayhan, İzmir Milletvekili.

Buyurun.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, 220’nci maddede sunulan, bir ay önce Borçlar Kanunu’nda geçmişti, bir hafta sonra da burada değişiklik için gündeme geldi. Şimdi de 222’nci maddenin çekilmesiyle ilgili bir ortak önerge var. O nedenle, ben biraz genel konuşmak istiyorum.

Şimdi, hepinizin bildiği gibi, “torba” dediğimizde aklımıza içine öteberi koyup taşıdığımız saplı bir gereç geliyor. Fatih Sultan Mehmet döneminde Kastamonu bölgesine atanan Öküz Mehmet Paşa’nın despotizmine karşı “manda yuva yapmış söğüt dalına” türküsüne de girerek türkülerde de yer almıştır. Halk arasında da “Evladım, donunu topla, torbaların görünmesin.” gibi deyişlerle başka anlamlarda da kullanılır. Son yıllarda hukuk sistemimize de girdi “torba kanun” adıyla. Tabii, herhangi bir sistematiği olmadığı için “çorba yasa” olarak da literatüre eklendi.

Şimdi, bunun küçüğüne “kese”, büyüğüne de “çuval” deniyor değerli arkadaşlarım. Çuvalı da bilmeyenler Amerikan askerleri Irak’ta Türk askerlerinin başına çuval geçirdiği zaman öğrendiler ve bugüne değin ”…”(×), “şerefsiz”, “cibilliyetsiz”, “besleme”, “Ananı al da git.” gibi sözlerle kahramanlığını kanıtlamış olan Başbakanımızın bu kahramanlığın aklına gelmediği en önemli olay da buydu.

Şimdi, bugüne değin görüştüğümüz maddelerde, her zaman olduğu gibi, işsizlikle ilgili bir şey yok, emeklilerle ilgili bir şey yok; kayıt dışı çalıştırmayla ilgili, asgari ücreti düşürmeyle ilgili, memurlara disiplin cezası vermeyle ilgili birçok madde var.

Şimdi, Anayasa referandumunda -broşürlerinizi okumuştum- emeklilere dediniz ki: “Memurlara verilen haklardan yararlanmak için ‘evet’ deyiniz.” Ondan sonra bunu unuttunuz. Haziran 2010’da Sayın Çalışma Bakanı emeklilere söz verdi ancak banka promosyonlarının ödenmesi için bile bugüne değin en küçük bir gayret sarf etmediniz.

Sorduğumuz bir soru önergesinde Sayın Çalışma Bakanımızın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de hâlen sosyal güvenceye sahip olmayan altmış beş yaş üstü yurttaş sayısı 909.293, altmış beş yaş üstünde Hükûmetiniz döneminde iş arayan yurttaş sayısı da 22.275 kişi. Bu da Türkiye'nin başka bir gerçeği değerli arkadaşlarım.

Şimdi, emekli yurttaşlarımız sürekli bizi arıyorlar tabii, sıkıntılarını, sorunlarını anlatıyorlar, biz de elimizden geldiğince burada dile getirmeye çalışıyoruz. En son İzmir’den emekli bir yurttaşımızın gönderdiği, İsmail Gül isimli bir şairin şiirinden birkaç dörtlüğü okumak istiyorum size:

 

“Geçim darlığına çare bulmuşlar,

Toplamış çıkarmış sonra bölmüşler,

On iki lirada karar kılmışlar,

‘Kıyaktır’ yabana atmayın Beyler.

 

Para var, huzur var denilse bile,

Can boğazdan gelir sanılsa bile,

Hafif ala çiğli yenilse bile,

İyi çiğnemeden yutmayın Beyler.

 

Ne kadar harcasan yeter kalanı,

İhya eder düşürürsen bulanı,

Azdırır bu para adam olanı,

N'olur eylemeyin etmeyin Beyler.

 

Monoton hayattan artık bıkıp da,

Töreyi tabuyu yere yıkıp da,

Parayı görünce yoldan çıkıp da,

Sakın metres falan tutmayın Beyler.”

Şimdi bizi arayan emeklilere bunu diyoruz: Aldığınız para o kadar çok ki, bazı zenginlerimizi görüyorsunuz yetmiş yaşından sonra on dokuz yaşında kız alıyorlar, para sizi delirtir; Hükûmetimiz sizi düşünüyor değerli arkadaşlar, yapmayın bununla yetinmeye çalışın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşlarının önergesinin gerekçesi:

Gerekçe:

Önergeyle maddenin tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Her iki önergeyi de birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece, madde 222 metinden çıkarılmıştır.

Geçici madde 1 üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici Madde 1’in birinci fıkrasının ikinci cümlesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 Beytullah Asil                                    Erkan Akçay                                   Mehmet Şandır

                    Eskişehir                                           Manisa                                              Mersin                      Kürşat Atılgan       Hasan Çalış

                       Adana                                             Karaman

                           

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın geçici 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

                 Selçuk Ayhan                                      Ahmet Tan                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                        İzmir                                              İstanbul                                             Malatya

"Geçici Madde 1- (1) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hikmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer. Aktarılan bu tutarlar yıl sonlarında Sosyal Güvenlik Kurumunun o yıl için yaptığı fiili harcamalarla karşılaştırılarak fazlası iade, noksanı ayrıca tahsil olunur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

(2) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içinde Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün trafik kazalarından kaynaklanan tedavi giderlerinin tahsili için kurduğu sistem mevcut haliyle Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilir. Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün tasfiyesine ilişkin iş ve işlemler aynı tarih itibarıyla Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) - Katılmıyoruz efendim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ahmet Tan…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Tan, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET TAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili önerge üzerinde görüşlerimi açıklamak  için söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kalıcılar bitti, geçicilere geldik. Geçiciler içindeki en önemli madde belki de budur çünkü bu, Türkiye'nin en önemli sorununa, can güvenliği anlamında en önemli sorununa parmak basan bir madde. Geçici olması, tabii, kanunun tekniği açısından. Aslında, bu sorun, kalıcı bir sorun, ne yazık ki kalıcı bir sorun. Bu kalıcılığı engelleyecek ne yazık ki ne Hükûmette ne de Büyük Millet Meclisinde en ufak bir adım atılamadı.

10 bin dolayında her yıl vatandaşımız ölmekte. Daha önceki gün bir uçak kazasına benzer şekilde 10’un üzerinde vatandaş tek bir kazada öldü. Bu ilgili madde, tabii ki tedaviyle ilgili bir düzenleme ama hastalık ve tedavinin ötesinde hastalığı sürekli hâle getiren, engelli üreten, sakat üreten bir trafik ortamımız var ne yazık ki. Buna en ufak bir çare -bu Mecliste dokuz yıldan beri görev yapıyor Adalet ve Kalkınma Partisi- adaletli ve kalkınmaya uygun en ufak bir çözüm üretilemedi çünkü trafik sahipsiz. Bu sahipsizliği gidermek üzere kanunun görev yüklediği en yüksek makam Başbakanlık. Başbakanlık ne yazık ki kanunun öngördüğü görevi yerine getirmiyor. Kanunun öngördüğü görev, hatırlatmak gerekir ki Trafik Kanunu’na göre Sayın Başbakanın. Sayın Başbakan, Trafik Güvenliği Yüksek Kurulunun Başkanıdır, Başkan olarak bu Kurulu altı ayda bir toplamak zorundadır. Ne yazık ki sekiz yıldan beri bu toplantı, bu toplama görevi yerine getirilmemiştir. Bu konuda sayısız önerge verdim ve bu önergelerin hiçbirisi cevaplandırılmadı. Ne yazık ki kurullar kuruluyor, kurullar kuruldu diye kurum kurum kuruluyor bu iktidar.

Aynısı, Ekonomik ve Sosyal Kurul da yeni değişikliğe uğrayan Anayasa’yla kuruldu fakat bu kanunun yani torba kanunun içindeki maddelerin büyük bir kısmının Ekonomik ve Sosyal Kuruldan geçmesi gerekiyorken buradan da geçirilmedi. Yani kurullar kurulduğuyla kalıyor ve hiçbir şey yapılmıyor. Yapılmayınca da sonuçta, şimdi önümüze gelen kanun maddesi gibi, hastalananların, daha doğrusu kaza dolayısıyla sakatlananların, yaralananların tedavileriyle ilgili bir işlem yapılıyor.

Meselenin kökünü kurutmak, köküne inmek gibi bir ihtiyaç nedense Büyük Millet Meclisi de hissetmedi, bakanlıklar da hissetmiyor çünkü trafik, çok sorumlusu olan bir alana yayılmış durumda. Meteorolojiden -sanki havaların düzeltilmesi gibi- sorumlu bir Sayın Bakanımız var -daha önce de ifade etmiştim- ancak trafikten sorumlu herhangi bir sayın bakan yok. İçişleri Bakanlığı sürücü belgesi ve denetleme yapıyor, Ulaştırma Bakanlığı ruhsata bağlıyor, kara yollarının bağlı olduğu Bayındırlık Bakanlığı yolları yapıyor ama tümden sorumlu kim, o bilinmiyor. O, bilinmiyor dediğimiz makam Başbakanlık. Başbakanlık da “Bunca işin arasında ben mi uğraşacağım?” diye bir anlayış içinde sanıyorum ve Sayın Başbakan o Kurulu toplamıyor, tıpkı Ekonomik ve Sosyal Kurul gibi. Bu anlamda büyük bir vebal altında Büyük Millet Meclisi.

Bundan önceki dönemlerde kurulan araştırma komisyonu raporu ortada. Bu raporu bundan evvel bir başka vesileyle Sayın Ulaştırma Bakanına burada huzurunuzda takdim etmiştim, iktidar partisi grup başkan vekillerine takdim etmiştik, hiçbir ses çıkmadı.

Her gün, elimiz kolumuz bağlı vaziyette trafik kazalarındaki ölümlerin gazetelere yansımasını beklemekten ibaret bir âtıl atalet içindeyiz, âtıl durum içindeyiz. Bunu gidermenin yoluna bakmamız lazım çünkü trafik güvenliği bir insan hakkı konusudur. Trafikte sabahleyin evinden çıkıp akşam evine esenlik ve selamet içinde gelmek bir insan hakkıdır. Eğer Hükûmet el atamıyorsa bu işe İnsan Hakları Komisyonunun altında bir daimi komite oluşturulabilir yahut da insan haklarından sorumlu Sayın Başkanın önerisiyle bir başka formül geliştirilebilir ve devlet bakanlıklarından birisi münhasıran yahut da başbakan yardımcılıklarından birisi münhasıran trafikten sorumlu hâle getirilebilir. O yüzden trafiğin sahipsizlikten kurtulması gerekir.

Bu geçici maddenin ele alınması sadece hastaların tedavileriyle ilgili bir önlem. Trafiğin, hastalığı önleyecek bir hâle getirilmesi bu Meclisin sorumluluğundadır.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici Madde 1’in birinci fıkrasının ikinci cümlesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                         Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz.

Önerge üzerinde söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama yüce heyetinizi saygıyla selamlayarak başlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, pek çok yurttaşımızın arabası var. Her otomobili olan, “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası”, kısa adı “trafik sigortası”nı yaptırıyor. Trafik sigortasını yapan sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre, işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Olması gereken, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın kurumları tarafından karşılanır. Kurum, dosyasını tanzim eder, ilgili sigorta şirketinden sigortalının kusuru oranında tedavi masraflarını tahsil eder, olması gereken bu. Kamu, bu işlemi bugüne kadar bir türlü becerememiş. Şimdi, kendi hatasını, başarısızlığını, sigorta sektörü ve sigortalılar üzerinden adil olmayan bir şekilde çözmeye çalışıyor. Anayasa’ya aykırı olarak kanun çıkarmakla meşgulüz şu anda değerli arkadaşlarım.

Trafik kazalarında sağlık teminatı sağlayan sigortalar da sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı paylarının yüzde 15’ini aşmamak üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarıyor. Bununla da yetinilmiyor, bu geçici maddeyle, yukarıda izah ettiğim tutarın yüzde 20’sini üç yıl süreyle Sosyal Güvenlik Kurumuna aktaracak. Bunun neresi adalet? Sigorta şirketleri bu bedeli sigorta poliçe prim bedellerini artırarak ödeyecek. Hiç kaza yapmayan Ali Rıza amca da bu bedeli ödeyecek, her yıl birkaç kazası olan bir başka poliçe sahibi de bu bedeli ödeyecek, kaza yapmasına rağmen kusuru bulunmayan Leman teyze de bu primi ödeyecek. Bunun adı, trafik sigortası yaptıran her vatandaşımıza salma salmaktır. Bunun adı, Sosyal Güvenlik Kurumuna fon sağlamaktır. Bunun adı adaletsizliktir. Bunun adı Sosyal Güvenlik Kurumu açıklarını vatandaşa ödetme çabasıdır. Bunun adı vergidir.

Değerli milletvekilleri, bu maddeler ile getirilen hükümlerin bir yanlışlığı da şudur: Plan Bütçe görüşmelerinde Kurum Başkanı, trafik kazalarından kaynaklanan yaralanmaların tedavisinde acil müdahale dışında anlaşmalı sağlık kurum ve kuruluşlarının kullanılacağını belirtti. Peki, kusuru olmadan yaralananları böyle bir kısıtlamaya nasıl tabi tutacaksınız? Adam trafik kazasında kusursuz olarak yaralandı, tedavisini de Sosyal Güvenlik Kurumunun anlaşması olmayan bir sağlık kurumunda tamamladı. Sosyal Güvenlik Kurumu ödemeyecek, anlaşmalı olmadığı için sigorta şirketi ödemeyecek çünkü yasa gereği yapması gereken ödemeleri yaptığından bu yasayla yükümlülüğünü sona erdiriyoruz sigorta şirketlerinin. Zarar veren, yani trafik kazasında kusurlu olanın sorumluluğu ise devam ediyor, vatandaşın sorumluluğu devam ediyor. Dava açıldığında, yasalara uygun sigortasını yaptırdığı hâlde, kusurlu taraf ayrıca bu tedavi masraflarını ödeme durumuyla karşı karşıya kalacak. Bu durumda ne yapacağız? Tekrar bir yasal değişiklik için Meclisin huzuruna mı geleceksiniz yoksa bu insanları yüzüstü mü bırakacaksınız?

Değerli milletvekilleri, bu düzenlemeler 4477 sayılı Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun’a da aykırılık teşkil etmektedir. Anayasa’mızın “Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90’ıncı maddesi, usulüne uygun yapılan düzenlemelerin kanunlardan önde olduğu ifade etmektedir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere sigorta şirketlerinde kazaya kusurlu olarak karışanın da kusursuz kişilerin tedavi giderlerini ödemekten kaçınması mümkün değildir. Bu büyük bir hukuki karmaşa yaratacaktır.

Yol yakınken dönülmesini tavsiye ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Yeni bir geçici madde ilavesine dair bir adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının geçici 1 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici 2 nci maddenin eklenmesini ve müteakip maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederim.

                                                                                                                                  Cevdet Yılmaz

                                                                                                                                   Devlet Bakanı

                           

"Geçici Madde 2- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş yıl süreyle geçerli olmak üzere; 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesi hükmü, 4/11/1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanır. Ancak, bu tarihten sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemleri sebebiyle açılan tazminat davalarında verilen ve kesinleşen mahkeme kararlarına istinaden 2942 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinin yedinci fıkrası uyarınca ödemelerde kullanılmak üzere, ihtiyaç olması halinde, idarelerin yılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerden ayrıca yüzde beş pay ayrılır."

BAŞKAN – Komisyon önergeyi katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) - Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa eklenen geçici 6 ncı madde ile; 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazlarla ilgili düzenleme yapılmasına karşılık, 4/11/1983 tarihinden sonraki kamulaştırmasız el koyma işlemleri hakkında düzenleme yapılmamıştır. Bu sebeple, madde ile; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş yıl süreyle geçerli olmak üzere; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6 ncı maddesi hükmünün, 4/11/1983 tarihinden sonra ilgili idareler tarafından kamulaştırmasız el koyma işlemlerine de uygulanmasının sağlanması suretiyle, bu tarihten sonra taşınmazlarına kamulaştırmasız el konulan vatandaşlarımızın da bu madde hükümlerinden yararlanmalarının sağlanması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Böylece yeni Geçici Madde 2 eklenmesi kabul edilmiştir, teselsül daha sonra yapılacaktır.

Geçici Madde 2 üzerinde üç adet önerge  vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 2’nci Maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ve dördüncü fıkrasında yer alan “tevsik” ibaresinin “belgeleme” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Sebahat Tuncel                                   Nuri Yaman                                     Hasip Kaplan

                     İstanbul                                               Muş                                                 Şırnak

                  Ayla Akat Ata                                 M. Nezir Karabaş

                      Batman                                               Bitlis

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı kanun Tasarısının Çerçeve Geçici Madde 2’nin (1) inci fıkrasının son cümlesinde yer alan “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                           

                  Erkan Akçay                                   Mehmet Şandır                                  Beytullah Asil

                      Manisa                                              Mersin                                            Eskişehir

              Cemaleddin Uslu                                Yılmaz Tankut

                      Edirne                                               Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın geçici 2 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                             Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                     İstanbul                                               İzmir                                               Malatya                      Ahmet Tan         Hüseyin Pazarcı                                 Selçuk Ayhan

                     İstanbul                                           Balıkesir                                              İzmir

Geçici Madde 2- (1) 13/11/2008 tarihli ve 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin;

a) Birinci fıkrasına göre bildirim veya beyanda bulunanlardan yurt dışında bulunan varlıklarını süresi içinde Türkiye'ye getirmeyen veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer etmeyenler ile,

b)        İkinci fıkrasına göre beyanda bulunanlardan bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerce süresi içinde sermaye artırımında bulunmayanların,

ilgili sürenin bitim tarihinden itibaren bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen birinci ayın sonuna kadar, bildirim veya beyana konu yurt dışında bulunan varlıklardan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını Türkiye'ye getirmeleri veya Türkiye'deki banka ya da aracı kurumlarda açılacak bir hesaba transfer etmeleri, beyana konu yurt içinde bulunan varlıkları nedeniyle sermaye artırımında bulunmaları halinde, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri hakkında anılan Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanırlar.

(2) 5811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle tarh edilen vergileri vadesinde ödemeyenlerden; daha önce ödemede bulunanlar ile vergi aslı ve bu Kanunun ikinci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre hesaplanacak tutarı, bu Kanunun 18 inci maddesi hükümleri hariç olmak üzere, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen birinci ayın sonuna kadar ödeyenler, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri hakkında anılan Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanırlar.

(3) 5811 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin;

a) Birinci ve ikinci fıkralarına göre bildirim veya beyanda bulunan mükelleflerden, diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemelerine bağlı olarak vergi incelemesine yetkili olanların talebi üzerine matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilenler, takdir komisyonlarınca gelir, kurumlar ve katma değer vergisi (indirimi reddedilen katma değer vergisi dâhil) yönünden haklarında takdir edilen matrah farkları bakımından,

b) İkinci fıkrasına göre beyanda bulunanlardan, taşınmazlar dışındaki varlıklarını beyan tarihinden sonra sermaye artırımının gerçekleştirilmesi gereken tarihe kadar banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırmak suretiyle ilgili varlıkların belgelendirilme şartını sonradan gerçekleştirenler,

5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla anılan Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrası hükmünden yararlanırlar.

 (4) Bu maddenin yürürlük tarihinden önce haklarında yapılan vergi incelemelerine bağlı olarak vergi incelemesine yetkili olanların talebi üzerine matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilen ve takdir komisyonu kararlarına göre matrah takdir edilerek tarhiyat yapılan mükelleflerden, söz konusu matrah takdirine ilişkin tarhiyat yapılmadan önce 5811 sayılı Kanuna göre bildirim veya beyanda bulunanlar ile taşınmazlar dışındaki varlıklarını beyan tarihinden sonra banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara yatırmak suretiyle ilgili varlıkların belgelendirilme şartını sonradan gerçekleştirenler hakkında, diğer nedenlerle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin yapılan tarhiyatlar, 5811 sayılı Kanunda yer alan diğer şartları da taşımaları kaydıyla, bildirim veya beyan edilen tutarlar dikkate alınmak suretiyle, mükelleflerin bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar başvuruda bulunması üzerine 213 sayılı Kanunun düzeltme hükümlerine göre düzeltilir; tahakkuk eden vergiler, bu alacaklarla ilgili olarak açılmış bulunan tüm davalardan vazgeçilmesi şartıyla terkin edilir. Bu fıkrada belirtilen düzeltmelerin yapılabilmesi için 5811 sayılı Kanunda aranılan diğer şartların varlığına ilişkin hususların vergi incelemesine yetkili olanlarca tespit edilmesi şarttır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Ahmet Ersin, İzmir Milletvekili.

AHMET ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yüksek heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Sayın Meclis Başkanımız da aramızda. Sayın Meclis Başkanımıza da ayrıca saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, yaklaşık on-on beş gün oldu yanılmıyorsam, bir torba yasa tasarısını görüşüyoruz. Bu görüşmeler sırasında muhalefet tarafından verilen yüzlerce önerge ve yapılan yüzlerce konuşma nedense hiç dikkate alınmadı yani yapılan öneriler kesinlikle sizi ilgilendirmiyordu. Bugün de aynı şeyi yaşıyoruz; kiminiz uyuklayarak, kiminiz aranızda sohbet ederek bu tasarı görüşmelerini sürdürüyoruz birlikte.

Değerli arkadaşlarım, dolayısıyla bu kürsülerde yapılacak olan konuşmalar, bu yasa tasarısına katkı vermek için verilen önergeler hiçbir sonuç getirmediğine göre, o zaman demek ki, bu tasarı umuyorum hayırlı olur Türkiye için ve yine umuyorum kısa bir süre sonra eksikleri ortaya çıkmaz ve bizim yaptığımız bu öneriler doğrultusunda eksiklikleri ortaya çıkmaz ve yeniden değişiklik yapmak zorunda kalmazsınız.

Değerli arkadaşlarım, çarşamba günü Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde bir duruşmaya katıldım. Davanın konusu, Çankaya Cemevi Yaptırma Derneğinin kapatılmasına ilişkindi. Tüzüğünde faaliyetleri arasında cemevi yaptırma koşulu da olduğu nedeniyle bu Derneğin kapatılması isteniyor. Bu nedenle dava açılmış. Sebep de Diyanet İşleri Başkanlığının “İslam’ın tek ibadet yeri camiler ve mescitlerdir. Cemevleri ibadet yeri olarak kabul edilemez.” fetvası nedeniyle bu dava açılmış ve muhtemelen 14 Şubata ertelendi ama muhtemelen de kapatılacak.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de kimi hesaba göre 20 milyon, bazılarına göre de daha da fazla sayıda Alevi vatandaşlarımız var. Bu Alevi vatandaşlarımızın elbette herkes gibi, diğer Müslümanlar gibi, Hristiyanlar gibi, Sinagogda ibadet eden Yahudiler gibi, bütün insanlar gibi, Türkiye’de yaşayan bütün insanlar gibi, bütün vatandaşlarımız gibi onların da ibadet etme hakları var, inançlarını yaşama, yaşatma hakları var. Aleviler camiye gitmiyorlar ve gitmeyecekler.

SONER AKSOY (Kütahya) – Nereden biliyorsun camiye gitmediklerini?

AHMET ERSİN (Devamla) – Kiliseye gitmiyorlar, gitmeyecekler; Sinagoga gitmiyorlar, gitmeyecekler.

Peki, bu Alevi vatandaşlarımız ibadetlerini nerede yapacaklar? İnançlarını nasıl yaşayacaklar, nasıl yaşatacaklar? Yani Alevi vatandaşlarımız sokakta, caddelerde mi ibadet edecekler? Onu mu istiyorsunuz? Alevi vatandaşlarımız inançlarını sokaklarda ibadet ederek mi yaşasınlar?

SONER AKSOY (Kütahya) – Ayrımcılık yapma!

AHMET ERSİN (Devamla) – Ayrımcılık değil, gerçekleri söylüyorum. Türkiye'nin gerçeği bu. Maalesef ayrımcılığı siz yapıyorsunuz.

SONER AKSOY (Kütahya) - Ayıptır, ayıp!

AHMET ERSİN (Devamla) - Sayın Başbakan Alevi açılımından söz etti, hâlâ aynı argümanı kullanıyor ama Alevilerin en önemli sorunu olan cemevi sorununu gidermek için hiçbir adım atmıyor.

SONER AKSOY (Kütahya) – O sorunu sen çıkarıyorsun!

AHMET ERSİN (Devamla) – Dolayısıyla, Sayın Başbakan, insanların inançlarıyla oynamak, insanları inançları nedeniyle oyalamak kadar tehlikeli bir argüman yoktur. Madem ileri demokrasi var, ileri demokraside herkes inancını yaşamak zorunda değil mi? Herkes kendi inancını istediği gibi yaşama özgürlüğüne sahip değil mi? O zaman, Alevilerin niçin kendi ibadetlerini, kendi mekânlarında, kutsal mekânlarında, kendi inanç merkezlerinde bu ibadetlerini yaşamasına imkân tanınmıyor?

MUSA SIVACIOĞLU (Kastamonu) – Camiye gidiyorlar camiye…

AHMET ERSİN (Devamla) – Şimdi, camiye giden Alevi görmedim ben. (AK PARTİ sıralarından “Allah Allah!” sesleri) Gidebilir… Hayır, buna engel bir şey yok, isteyen gidebilir.

MURAT YILDIRIM (Çorum) – Yapmayın, etmeyin!

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

AHMET ERSİN (Devamla) – İsteyen gidebilir, buna bir engel yok. Zaten cemevleri camilerin alternatifi değil değerli arkadaşlarım, yanlış anlamayın. Ama Sayın Başbakan, maalesef “Alevi Açılımı” adıyla ortaya attığı argümanın, bu politikanın sonucunda şunu gördük: İkiyüzlü değil, bin bir surat politikası yapıyor. Alevilere karşı çok büyük haksızlık yapıyor. Alevi inancını herkes tanımak zorundadır. Cemevlerinin Alevilerin inanç merkezi olduğunu hepimiz tanımak durumundayız ve bunun için ne gerekiyorsa, bu devlet, bu Hükûmet mutlaka Alevilerin inanç merkezlerini yasallaştırmak zorundadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET ERSİN (Devamla) - Teşekkür ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ersin.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı kanun Tasarısının Çerçeve Geçici Madde 2’nin (1) inci fıkrasının son cümlesinde yer alan “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren” ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                              Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici 2’nci madde üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu iki yüz yirmi dört maddelik ve diğer alt maddeleriyle birlikte iki yüz elli maddeye yaklaşan torba tasarının görüşmelerinin sonuna yaklaştığımız bu dakikalarda, maalesef, iktidar partisi tarafından değişiklik önergeleri ve teklifleri yağmaya başladı. Bir buçuk aya yakın bir süre içerisinde bu yüzlerce maddede, bazı maddeler saatlerce, bazen bir madde bir gün almak suretiyle tartışma imkânı vardı ama Genel Kurulda bunu değerlendirme imkânı hemen hemen yoktur. Biz muhalefet partisi olarak, Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak bunları en azından birkaç dakika da olsa okuyup değerlendirme, tartışma imkânı buluyoruz. Ancak üzülerek ifade etmek istiyorum ki, iktidar partisi milletvekillerinin bundan haberi dahi yok yani ne getirdiğini… Zaten kâtip üye de hızlı bir şekilde okuyor ve duyulmuyor da. Bu konuda üzüntümü ve eleştirilerimi ifade etmek istiyorum ve bu şekilde getirilen değişikliklerin de birkaç ay sonra ülkemiz bakımından sıkıntılar yarattığını, daha sonra tekrar aynı şekilde bir başka torba tasarıyla değiştirilmeye çalışıldığını da görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, tasarının geçici 2’nci maddesiyle kamuoyunda “Varlık Barışı Kanunu” adıyla bilinen 5811 sayılı Bazı Varlıkların Millî Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Kanun’dan yararlanma süreleri ile bu Kanun’dan yararlanma hakkını kaybedenlere yönelik düzenleme yapılmaktadır.

5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu ile yurt dışında bulunan ve sahip olunan varlıklar ile yurt içinde işletmenin öz kaynakları içerisinde olmayan varlıkların bildirim veya beyana konu edilmesine imkân tanınmıştır. Ayrıca, 5811 sayılı Kanun’da, 5917 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikler sonucu bildirim ve beyan süreleri 30 Eylül 2009 tarihine kadar, bu tarih dâhil olmak üzere, uzatılmıştı. Anılan Kanun’un 3’üncü maddesinin beşinci fıkrasında bildirim veya beyandan hareketle vergi incelemesi yapılmaması yönünde düzenleme yapılmıştır. Yapılan düzenlemeyle, bildirim veya beyan dışındaki herhangi bir nedenle 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak vergi incelemesi yapılması hâlinde bu incelemeler sonucu, gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farklarından kanun kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarların mahsup edilebilmesi öngörülmektedir.

Değerli milletvekilleri, tasarının geçici 2’nci maddesiyle de daha önce varlık barışı affından yararlanmak üzere başvurduğu hâlde transfer ve sermaye artırımı şartını yerine getirmeyen mükellefler ile ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Bu nedenle, tasarının bu maddesini bir affın affı olarak değerlendirmek mümkündür. Zira, daha önce 5811 sayılı Kanun kapsamındaki aftan yararlanmak üzere başvuran ancak şartları yerine getirmeyenler, bu kanun maddesi kapsamında tekrar affedilmektedir. Bunun vergi adaleti ve vergi idaresinin istikrarı ilkeleri açısından uygun olmadığı görüşündeyiz.

Ayrıca, tasarının bu maddesi teknik açıdan da zaaflar içermektedir. Geçici 2’nci maddenin (1) numaralı fıkrasında 5811 sayılı Varlık Barışı Kanunu’ndan yararlanmak üzere başvurduğu hâlde şartları ihlal edenler ile ilgili olarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren diğer nedenlerle 1 Ocak 2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak yapılacak vergi incelemeleri hakkında anılan Kanun hükümlerinden yararlanılacağı belirtilmektedir. Başka bir ifadeyle, görüşmekte olduğumuz kanunun yürürlüğünden önce başlanılan incelemeler için 5811 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılamayacaktır. Bu da aynı durumda olan mükelleflerin farklı uygulamaya tabi tutulacağı anlamına gelmektedir. Bu nedenle, geçici 2’nci maddenin 1 numaralı fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten” ibarelerinin kaldırılması gerektiğini düşünüyorum.

Bu düşüncelerle muhtereme heyetinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN -  Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 2’nci Maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi ve dördüncü fıkrasında yer alan “tevsik” ibaresinin “belgeleme” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN -  Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arkadaşlar, bu torba kanunla ilgili son olarak birkaç kelime söylemek istiyorum; sonucuna doğru gidiyoruz. Bizim, aslında bir dönem yasama faaliyetinin de son, en büyük torba yasasıydı. Sanıyorum kamu denetçiliği var, insan hakları üst kurulu var, bunlar daha da çok ortaklaşmayı gerektiren yasalar. Ondan sonrası zaten normal olarak da seçim dönemine girilecek ve geleceğiz. Ama şunu gördüm: Diyalog kopukluğu olduğu zaman -Mecliste sadece çoğunluk kararıyla, oylarla yasa çıkmıyor- çok kalitesiz yasa çıkıyor.  Ortaklaşma olmadığı zaman hatalar düzeltilemiyor. Ortaklaşma olmadığı zaman yeni yasaları daha kaliteli çıkarma imkânı da olmuyor. En basit örneği, Türk Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’dur. Bunları birlikte uzmanlarla komisyonlarda çalıştık ve saniyeler hesabıyla, üç yılda çıkmayacak olan bu temel yasalar çıktı.

Şimdi, bu torba kanunda demin bir madde vardı, bundan önceki, Borçlar Kanunu’nda değişiklik öngörüyordu. Oysaki Borçlar Kanunu’nu daha değiştireli de on beş gün olmamıştı. Yani böyle hataların içinde siyaseten insanı pişman bırakacak veya vicdanen, yarın etrafınızda “Ben de bundan mağdur oldum, yararlanamadım.” diyen insanların çoğaldığını gördüğünüz zaman bir siyasetçi için en büyük azaphane odur. Sadece partisine, grubuna karşı değil, insani, vicdani sorumluluğu da bunu gerektiriyor.

Burada sanıyorum, yeterince alt komisyonda, üst komisyonda uyarılarımızı yaptık, birçok hatanın düzelmesinde katkılarımız oldu arkadaşlarla beraber. Genel Kurulda da bunun açıklamalarını yaptım. Bazen tartışmalar sertleşti de. Çünkü insan bazı konularda inandıkları için gerçekten hararetli bir mücadele verir veya vicdanen doğru olduğuna inandığı için.

Bu konuda, yine Genel Kurulun önünde, yapması gereken bazı sorumluluklar olduğunun bilinciyle hareket ederek söylüyorum, bir dönem sonra da belki burada oturan arkadaşların büyük çoğunluğu bir arada olacak: Eğer bu momenti, bu diyalogu, bu ahengi yakalarsak, Mecliste güçlü bir yasama rolünü üstlenebileceğimize inanıyoruz. Bu kaygılarla verilen önergelerimizin de uyarıcı olduğunu bazılarında gördük. Verdiğimiz önergelerin benzerlerini iktidar partisinin bu torba kanunda getirdiğini gördük, benzer önergeler verdiğimizi de gördük. Demek ki ortaklaşılabilecek konular da var ve bizim Mecliste demokrasinin muhalefetin de katılımıyla ortaklaştığı bir ortak kararlar sürecinin kendisi olduğunu artık kavramamız gerektiğini söylüyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime 20.30’a kadar ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.46

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.32

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarının geçici 3’üncü maddesi üzerinde dört adet önerge vardır, sırasıyla okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "yapılması gerekenlerin," ibaresinin "yapılması gerekenlerin ve 2547 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi uyarınca yurt dışında görevlendirilmiş olanlardan bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin" şeklinde değiştirilmesini, ikinci cümlesinde yer alan "2547 sayılı Kanunun" ibaresinden sonra gelmek üzere, "39 uncu maddesi uyarınca yurt dışında görevlendirilenler ile" ibaresinin eklenmesini, aynı maddenin son fıkrasında yer alan "Birinci fıkra" ibaresinin, "Bu madde" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                 A. Sibel Gönül                                    Yılmaz Tunç

                     Giresun                                            Kocaeli                                              Bartın

                  Ali Koyuncu                                 Abdurrahman Arıcı                                 Ahmet Yeni

                       Bursa                                              Antalya                                             Samsun

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olunan 1/971 esas numaralı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                  Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Antalya                                              Mersin

                                    Beytullah Asil                                        Yılmaz Tankut

                                       Eskişehir                                                 Adana

Geçici Madde 3- (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun geçici 34 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına girmesine rağmen anılan maddelerde belirtilen sürelerde borçlarının yeniden hesaplanması için müracaat etmeyenler ile söz konusu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde anılan düzenlemelerde belirtilen nedenlerle haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin, kendilerine Türk Lirası veya döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafa ilişkin borç tutarları, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üç ay içerisinde borçlu oldukları idarelere başvurmaları hâlinde, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucunu doğurmaksızın aşağıdaki şekilde yeniden hesaplanır ve başvuru süresi içerisinde tahsilat işlemi durdurulur. Ancak bu madde kapsamında borç hesabı yapılırken, 2547 sayılı Kanunun 35 inci maddesine göre yurt içinde başka bir üniversiteye lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla gönderilenlerden veya üniversitelerinde görev yapanlardan kadroları karşılığında aldıkları yurt içi maaşlar talep edilmez. Bu maaşlar haricinde eğitimleri için yapılan diğer ödemeler ise talep edilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın Geçici 3. Maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

                                                                                                                               Ayşe Jale Ağırbaş

                                                                                                                                       İstanbul

Geçici Madde 3- (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Madde 39 ile geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun geçici 34 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına girmesine rağmen anılan maddelerde belirtilen sürelerde borçlarının yeniden hesaplanması için müracaat etmeyenler ile söz konusu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde anılan düzenlemelerde belirtilen nedenlerle haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin, kendilerine döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafa ilişkin borç tutarları, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üç ay içerisinde borçlu oldukları idarelere başvurmaları halinde, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucunu doğurmaksızın aşağıdaki şekilde yeniden hesaplanır ve başvuru süresi içerisinde tahsilat işlemi durdurulur. Ancak bu hesaplama, 2547 sayılı Kanunun madde 39 ile geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen durumda bulunanlardan, aynı Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca yurtdışında görevlendirilenler bakımından yapılırken bu kişilerin hizmetleri karşılığında aldıkları yurtiçi maaşları ve buna yönelik cezai şart talep edilmez, bunlar haricinde Türk Lirası olarak yapılmış olan her türlü masraf tutarına, sarf tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere tespit ve ilan edilen kanuni faiz işletilerek hesaplama yapılır.

                          Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın geçici 3 üncü maddesinin birinci ve dördüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

   Mustafa Özyürek                    Harun Öztürk                              Hüseyin Pazarcı

         İstanbul                                İzmir                                         Balıkesir

Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Ahmet Tan                                  Selçuk Ayhan

          Malatya                              İstanbul                                         İzmir

Geçici Madde 3- (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun geçici 34 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına girmesine rağmen anılan maddelerde belirtilen sürelerde borçlarının yeniden hesaplanması için müracaat etmeyenler ile söz konusu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde anılan düzenlemelerde belirtilen nedenlerle haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin, kendilerine döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafa ilişkin borç tutarları, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dört ay içerisinde borçlu oldukları idarelere başvurmaları halinde, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucunu doğurmaksızın bu maddede öngörüldüğü şekilde yeniden hesaplanır ve başvuru süresi içerisinde tahsilat işlemi durdurulur. Ancak bu hesaplama, 2547 sayılı Kanunun geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındakilerden, aynı Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca yurtdışında görevlendirilenler bakımından yapılırken bu kişilerin hizmetleri karşılığında aldıkları yurtiçi maaşları ve buna yönelik cezai şart talep edilmez, bunlar haricinde Türk Lirası olarak yapılmış olan her türlü masraf tutarına, harcama tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere tespit ve ilan edilen kanuni faiz işletilerek hesaplama yapılır.

a) 5/8/1996 tarihinden sonra taahhüt senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınanlar hakkında, 657 sayılı Kanunun ek 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre bu Kanunun yayımlandığı tarihten önceki süreler için herhangi bir fer'i alacak hesaplanmaz.

b) 5/8/1996 tarihinden önce taahhüt senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi alınanlar hakkında, ilgili adına fiilen ödemenin yapıldığı tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca tespit ve ilân edilen efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek bulunacak tutar ile bu tutara harcama tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere tespit ve ilân edilen kanunî faiz işletilerek hesaplama yapılır. Ancak, bu hükümlere göre hesaplama yapılması sonucunda borçlunun aleyhine bir durum ortaya çıkması halinde (a) bendi hükümleri uygulanır.

(4) Birinci fıkra kapsamında bulunanlardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce borcunun tamamını ödemeden veya zorunlu hizmetini tamamlamadan vefat edenlerin borç yükümlülükleri ortadan kalkar. Buna bağlı olarak, borçlunun kendisi, mirasçıları ve kefilleri hakkında borç yükümlülükleri ortadan kaldırılarak her türlü borç takibi işlemlerine son verilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Tan, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET TAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kalıcı maddeler bitti demiştim daha önceki madde üzerinde görüşürken, geçicilere geldi fakat bu geçicilerin de geçiciliği o kadar geçmeyici bir vasıf taşıyor ki on beş yıllık bir geçici maddeden bahsediyoruz. On beş yıllık geçicilik hayatın fani olduğunu hatırlatan bir süre ama torba yasanın realitesi demek ki bunu öngörüyor. Arkadaşlarımız arasında uzun yıllar müsteşarlık, müfettişlik yapan arkadaşlar var fakat onlar bile ne olup bittiğini şu anda kavramaktan uzaklar çünkü kim, ne yapıldığını ne yazık ki bu torba yasa dolayısıyla bilmekten biraz yoksun. Bunu tekrar hatırlatmak için göstereyim. Yedi yüz küsur sayfalık bir metinden bahsediyoruz. Bu metin herhâlde, çok küçük punto basılmasa bin sayfayı, bin beş yüz sayfayı geçecek. Bu bin beş yüz sayfalık metnin içinde ne olup bittiğini anlama imkânı yok. Buna “torba” dendi ama kafiyesi Türkçeye borçlu “çorba” durumuna dönüştü. Burada son sözleri söylemek istiyorum.

Ne olup bittiğini gerçekten yani bir muhalefetin sözcüsü gibi konuşmak değil de içinizden bir arkadaşınızın hissiyatını ifade etmek bakımından söyleyecek olursak, kimse ne olup bittiğini bilmiyor. Sadece bu işi takip eden sayın grup başkan vekilleri tabii ki biliyorlar ama onlar da bazen ne olup bittiğinin farkında değiller, o kadar değiller ki sözcüleri falan dinleyen yok.

Dün akşam, uykuları açmak üzere, burada geçmişte olmuş, geçmiş derken bundan iki dönem önce cereyan etmiş bir acı olayı anlatırken uykuları açayım diye, bu çiçek öbeğini göstermiştim. “Bu çiçek öbeğinin altında kan izi var.” demiştim çünkü bir müteahhit adına bir taşeron şirketin işçisi şu avizelerin onarımını yaparken çakıldı yere bu Meclisin onarımı sırasında ve öldü, bir iş kazasıydı. Taşeronun güvencede olup olmadığı bilinmiyor, olay kapatıldı çünkü o zaman tamirat altındaydı. İş kazalarıyla ilgili Mecliste sürekli kanunlar çıkıyor, çıkartılmaya çalışılıyor, konuşmalar yapılıyor. “Bu işçinin kan izi burada ne yazık ki plastik çiçeklerle örtüldü.” dedim. Adını vermeyeceğim tabii, şu anda yok, Adalet ve Kalkınma Partili bir değerli arkadaşımız  “Sen ‘kan izi bulaştı’ dedin ama oraya kan falan bulaşmadı, Sayın Yeni’nin sadece kafası oraya değdi.” dedi çünkü iki gün evvel talihsiz bir olay yaşandı, bir itiş kakış oldu, orada bir düşme hadisesi oldu. Benim ondan bahsettiğimi sanmış, daha doğrusu, lafı, tabii, yarım dinlediği için “kan izi” diye, kırk sekiz saat evvel oradaki hadisenin ben sözünü ediyorum zannetmiş. Yani sözcü, kürsüdeki sözcü, mikrofondaki sözcü, muhalefet sözcüsü, iki adım ötedeki arkadaşlarına ne anlattığını anlatmaktan uzak bir durum içindeyiz.

O yüzden, İstiklal Marşı’mızın yazarı “Allah bir daha bu milleti İstiklal Marşı yazdırmak zorunda bırakmasın.” diye dua etmiş ya, ben de bu kürsüden belki son söz olarak, Allah bir daha bize torba yasa çıkartmayı zorunlu hâle getirmesin, torba yasalara muhtaç etmesin. Torba yasalar gerçekten çorba yasaya dönüşüyor. Dediğim gibi, konulan geçici maddeler o kadar kalıcı ki on beş yıl… On beş yıl bir insan hayatı.

O yüzden, ben, daha önceki maddede başladığım, bitiremediğim bir realiteyi tekrar seslendirmek istiyorum: Büyük Millet Meclisinin büyük sorumluluğu var. O realite kanlı bir realite ne yazık ki çünkü Büyük Millet Meclisi olarak hiçbir şey yapamıyoruz trafik kazalarına. Trafiklerde bugün dahi en az 20 kişi öldü. Trafik kazalarıyla ilgili sağlıklı istatistiklerimiz yok. İsterseniz, Büyük Millet Meclisi Başkanlığına soralım “Son on yılda kaç milletvekili trafikten öldü?” diye, cevap gelmeyecektir çünkü biz bunu, bu soruyu Trafik Güvenliği Araştırma Komisyonu Başkanıyken sorduk ve Büyük Millet Meclisi “Biz trafik kazasında kaç sayın milletvekilinin öldüğüne ilişkin bir rakam tutmuyoruz.” dedi, bu rakamı devlet de tutamıyor. Sağlık Bakanlığı, özellikle ölüm nedenlerine ilişkin, acile kaldırılan hastalar bakımından, trafik kazası mağdurları bakımından bir tutanak, herhangi bir işlem yapmadığı için ölülerimizi sayamıyoruz. O yüzden, trafikle ilgilenen bir Meclis inşallah nasip edecektir, Büyük Millet Meclisi nasip edecektir. Orada da Cumhuriyet Halk Partisinin ağırlığı olacaktır.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın Geçici 3. Maddesinin 1 fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.

                                                                                                                               Ayşe Jale Ağırbaş

                                                                                                                                       İstanbul

Geçici Madde 3- (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun Madde 39 ile geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun geçici 34 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına girmesine rağmen anılan maddelerde belirtilen sürelerde borçlarının yeniden hesaplanması için müracaat etmeyenler ile söz konusu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde anılan düzenlemelerde belirtilen nedenlerle haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin, kendilerine döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafa ilişkin borç tutarları, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üç ay içerisinde borçlu oldukları idarelere başvurmaları halinde, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucunu doğurmaksızın aşağıdaki şekilde yeniden hesaplanır ve başvuru süresi içerisinde tahsilat işlemi durdurulur. Ancak bu hesaplama, 2547 sayılı Kanunun madde 39 ile geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen durumda bulunanlardan, aynı Kanunun 33 üncü maddesi uyarınca yurtdışında görevlendirilenler bakımından yapılırken bu kişilerin hizmetleri karşılığında aldıkları yurtiçi maaşları ve buna yönelik cezai şart talep edilmez, bunlar haricinde Türk Lirası olarak yapılmış olan her türlü masraf tutarına, sarf tarihinden bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre için 1/1/2006 tarihinden geçerli olmak üzere tespit ve ilan edilen kanuni faiz işletilerek hesaplama yapılır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

2547 sayılı Kanunun 39. Maddesi ile yurtdışına gidenlerin de mağduriyetinin giderilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olunan 1/971 esas numaralı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                            Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

Geçici Madde 3- (1) 8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun geçici 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun geçici 34 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamına girmesine rağmen anılan maddelerde belirtilen sürelerde borçlarının yeniden hesaplanması için müracaat etmeyenler ile söz konusu maddelerin yürürlüğe girdiği tarihten bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süre içerisinde anılan düzenlemelerde belirtilen nedenlerle haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin, kendilerine Türk Lirası veya döviz olarak yapılmış olan her türlü masrafa ilişkin borç tutarları, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üç ay içerisinde borçlu oldukları idarelere başvurmaları hâlinde, imzaladıkları yüklenme senedi ile muteber imzalı müteselsil kefalet senedi hükümleri dikkate alınmaksızın ve ilgililere ödeme yapma sonucunu doğurmaksızın aşağıdaki şekilde yeniden hesaplanır ve başvuru süresi içerisinde tahsilat işlemi durdurulur. Ancak bu madde kapsamında borç hesabı yapılırken, 2547 sayılı Kanunun 35 inci maddesine göre yurt içinde başka bir üniversiteye lisansüstü eğitim-öğretim amacıyla gönderilenlerden veya üniversitelerinde görev yapanlardan kadroları karşılığında aldıkları yurt içi maaşlar talep edilmez. Bu maaşlar haricinde eğitimleri için yapılan diğer ödemeler ise talep edilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Mersin Milletvekili Sayın Akif Akkuş konuşacak efendim.

BAŞKAN – Akif Akkuş, Mersin Milletvekili.

Buyurun.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın 222’nci maddesine bağlı geçici 3’üncü maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde  söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, aşağı yukarı cumhuriyetin kurulmasından daha önceki dönemlerden beri ülkemiz adına, devletimiz tarafından, yetiştirilmek üzere, yetişmek üzere yurt dışına öğrenciler gönderilmiştir. Bunlar, uzun zaman, liseyi bitirdikten sonra giden öğrencilerdir ama daha sonraki dönemlerde yüksek lisans ve doktora eğitimi almak üzere gönderilmişlerdir. Tabii bu giden öğrencilerin hepsi zamanında çalışmalarını bitirip ülkemize geri dönemiyorlar. Bunun çeşitli, değişik sebepleri var tabii niye dönmeyişlerinin, niçin çalışmalarını tamamlayamamalarının. Bunun sonucunda bu durumda olanların  bir kısmı ya ülkemize dönmüyor, gittikleri ülkelerde kalıyorlar yahut ülkemize dönmelerine rağmen başarısız oldukları için kendilerine yapılan ödeme karşılığı döviz veya Türk lirasını da geri ödemekle karşı karşıya kalıyorlar. Dolayısıyla bu konuda zaman zaman ülkemiz, birtakım, bu durumda olan kişilere hükûmetler kolaylıklar olsun diye bazı yasa yenilemeleri yapmıştır. Bugün görüşmekte olduğumuz bu torba yasa içerisindeki 222’ye bağlı geçici 3’üncü madde de böyle bir maddedir.

Tabii şunu hemen belirteyim, bugün ülkemiz öğrencilerinden yaklaşık her yıl 25 bin kadar öğrencimiz yurt dışına gitmekte, bunların büyük bir kısmı lisans eğitimi almaya gidiyorlar. Bunun dışında kalan aşağı yukarı 500 ila bin kadar öğrencimiz de yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapmaya gidiyorlar. Tabii “Bir öğrenciye ne kadar para ödeniyor?” derseniz, aşağı yukarı 20 ila 25 bin euro para ödeniyor bir yılda bir öğrenciye. Tabii bunu aşağı yukarı 25 binle çarparsanız muazzam bir meblağın ortaya çıktığını görüyoruz. Bu yüzden de zaten gerek vakıf üniversitelerinin gerekse devlet üniversitelerinin ülkemizde çoğalması, yeni üniversitelerin açılmasına da bu yüzden daima katkı vermiş bulunuyoruz.

Devlet tarafından öğretim amacıyla yurt dışına gönderilenlerden süresi içinde çalışmalarını tamamlayamama, çeşitli sebeplerle geri çağrılma, başka bir üniversitede kalmaları gereken sürede öğrenimlerini tamamlayamama, eğitimlerinin herhangi bir kademesinde kadrolarıyla ilişkileri kesilme gibi durumlardan dolayı bu öğrencilerin büyük bir kısmı mağduriyet içerisine girmektedirler.

Tabii bu aşamada -yani çalışmalarını tamamlayamama- bunun ezikliği içerisinde olan, bu, ülkemize görevini yapmadan dönen kardeşlerimizin kendileri sıkıntı çektikleri gibi bir de yakınları, aile fertleri, bunlara kefil olan, müteselsil kefiller de çok büyük sıkıntı çekmektedirler ve bu sıkıntılar öyle bir sıkıntı hâline gelmekte ki ana baba, zaman zaman arabasını, zaman zaman evini, hatta zaman zaman da ahırdaki ineğini satarak çocuğunun bu borcunu ödemeye çalışmaktadır.

Biz, şimdi, bunun tamamen, ne verildiyse o zamandan beri faiz işletilerek geri ödenmesi taraftarı değiliz burada da belirtildiği gibi ancak “1/1/2006’dan itibaren yasal faizleri uygulanır.” diyor. Ben diyorum ki gelin, biz, bu mağdur olmuş kardeşlerimizin mağduriyetini daha fazla artırmamak için bu yasal faizlerini de almayalım. Bunlar sadece anaparayı ödesinler ve böylece bu yükümlülükten kurtulsunlar diyoruz.

Bir de bu geri ödeme aşamasında vefat edenlerden bunun alınmaması oldukça önemlidir diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Akkuş.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın Geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "yapılması gerekenlerin," ibaresinin "yapılması gerekenlerin ve 2547 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi uyarınca yurt dışında görevlendirilmiş olanlardan bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte haklarında borç takibi yapılanlar veya yapılması gerekenlerin" şeklinde değiştirilmesini, ikinci cümlesinde yer alan "2547 sayılı Kanunun" ibaresinden sonra gelmek üzere, "39 uncu maddesi uyarınca yurt dışında görevlendirilenler ile" ibaresinin eklenmesini, aynı maddenin son fıkrasında yer alan "Birinci fıkra" ibaresinin, "Bu madde" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                           Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Takdire bırakıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Madde kapsamının yeniden düzenlenmesine ve madde kapsamında bulunanlardan vefat edenlerin borç yükümlülüklerinin kaldırılmasına yönelik düzenleme yapılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Geçici madde 4’te bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın geçici 4 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

 

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Atila Emek                                        Ahmet Tan

                      Malatya                                             Antalya                                             İstanbul

  "Geçici Madde 4- (1) Bu Kanunla 5326 sayılı Kanunun 20 nci maddesine eklenen hüküm kapsamına giren ve bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce işlenmiş olan kabahatler hakkında önceki hükümler uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Atila Emek, Antalya Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ATİLA EMEK (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 222’nci maddesinin geçici 4’üncü maddesine ilişkin önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlarken yüce Meclisi saygılarımla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, torba kanun olarak nitelendirilen bu tasarıda kanunlar için aranan öngörülebilir, anlaşılabilir ve ulaşılabilir olma özellikleri tamamen ortadan kaldırılmıştır. Hukuki güvenlik ilkesi yürürlükte bulunan ve herkes için bağlayıcı olan kuralların açık, ulaşılabilir ve anlaşılabilir olmasını zorunlu kılar. AKP İktidarında yaygınlaşan bu şekildeki yasa yapım anlayışı hukukun genel ilkesini ve daha da kötüsü hukukun kendisini altüst etmektedir. Görüşmekte olduğumuz torba yasa tasarısında konuları itibarıyla aralarında hiçbir bağlantı bulunmayan, konu ve amaç bütünlüğü olmayan birçok yasada değişiklik yapan hükümler yer almaktadır.

Sayın milletvekilleri, torba yasa tasarısı içerdiği konular itibarıyla sekiz ayrı ihtisas komisyonunu ilgilendirmektedir. Tasarı ilgili komisyonlarda görüşülmeden İç Tüzük’e aykırı biçimde Genel Kurula gelmiştir. Bu konuda Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün 35’inci maddesinde de öngörülen hususlara uyulmamış ve böylece İç Tüzük ihlal edilmiştir. Torba yasa tasarısı hukuk kurallarına aykırı biçimde 120 madde hâlinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş, Komisyon görüşmelerinde yapılan eklemelerle madde sayısı 234’e çıkmıştır.

Değerli arkadaşlar, Komisyon kendisine havale edilen tasarıyı mevzuat ve İç Tüzük çerçevesinde olgunlaştırmak yerine, âdeta oturup yeni kanun teklifi hazırlamıştır. Komisyon görüşmelerinde, hukuk kurallarına aykırı bir şekilde yer alan maddelerin düzeltilerek hukuka uygun hâle getirilmesi zorunluluğuna uyulmamıştır. Komisyonda ana muhalefetin ve diğer muhalefetin uyarıları ve iyi niyetli önerileri AKP İktidar Grubu çoğunluğunca dikkate alınmamış ve yanlışta ısrar edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, geçici 4’üncü maddeyle düzenlenen ve 5326 sayılı Kanun’da değişiklik yapan düzenlemenin konusu ceza hukuku alanına girmektedir. Ceza hukukunu ilgilendiren bir düzenlemede ilgili komisyon Adalet Komisyonudur. Tasarıda bunlara uyulmadığı için, geçici 4’üncü madde metninin, anlaşılması zor, ifadelerin kendi içinde çelişkilerle dolu olduğu görülmektedir. Bu durum, kanun yapma tekniğine uygun olmadığı gibi, güdülen amaca da uygun değildir.

Bu tasarıda, birbirine karışmış, anlaşılması güç bir durum ortaya çıkmıştır. Bir halk deyişimizle “Şeytan detayda gizlidir.” ifadesi bu torba yasa için uygun düşmektedir. AKP olarak, toplumdan gizlemek istediğiniz hususları bu detaylar içine alarak karmaşık durumu ortaya çıkarmaktasınız. Bu sizin 2002 yılından bu yana devri iktidarınızda uygulayageldiğiniz, iyi niyetten uzak bir temel anlayışınız olarak ortaya çıkmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplum geçim derdinde, AKP ise seçim derdindedir. Toplumun büyük kesimi sıkıntı içinde kıvranırken, milyonlarca insan gece yatağa aç girerken AKP bu tür düzenlemelerle belli kesimlere, yakın ve yandaşlara avantajlar sağlayarak seçim yatırımı yapmaktadır. Seçim yatırımı olarak yapılan bu değişiklikler büyük halk kesimlerine bir katkı sağlamamakta, sıkıntı içinde kıvranan esnafı, çiftçiyi, işsizi, yoksulu rahatlatma yolunda bir çözüm üretmemektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak inancımız odur ki, AKP’nin dokuz yıllık iktidarında yoksulluğa ve çaresizliğe mahkûm ettiği büyük halk kesimleri seçimde AKP’ye sandıkta bunun hesabını soracak, yapılacak ilk seçimde AKP’ye “Yeter artık, dur.” diyecek ve iktidardan yolcu edecektir.

Bu duygu ve düşüncelerle önergemizin desteklenmesini diler, yüce Meclise saygılar sunarım.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Geçici 5’inci madde üzerinde bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın geçici 5 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Ahmet Tan                                      Selçuk Ayhan

                      Malatya                                            İstanbul                                               İzmir

                  Şevket Köse

                    Adıyaman

“Geçici Madde 5- (1) 13/6/2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki geçmiş beş yılık dönemdeki birikmiş zararın taşınması ile ilgili sınırlama Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası Anonim Şirketi yönünden tasfiye süresince uygulanmaz.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şevket Köse, Adıyaman Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici 5’inci madde üzerinde söz aldım. Sözlerime başlamadan önce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, bu çorba gibi torba yasayla bir kesim yine göz ardı edilmiştir. Biliyorsunuz, tek başına içim özelliğiyle dünyada eşi bulunmayan Adıyaman tütünü AKP İktidarıyla yok edilmiştir. Bakınız, Adıyaman merkez dağ köyleri, Çelikhan ilçemizin tamamı, Kömür beldesi, Pınarbaşı beldesi, Yaylakonak beldesi ve Adıyaman’ın çok sayıda yerinde yurttaşlarımız tütün üreticiliğiyle yaşamlarını sürdürmektedirler. Adıyaman’da alternatif ürün projesi uygulamasıyla tütünün yerine başka ürünler teşvik edildi ancak proje başarılı olmadı çünkü Adıyaman toprağı çoraktır, bu bölgede başka ürün yetişmesi çok zordur. Adıyaman’ın birçok yerinde tütün haricinde ürün yetişmeyeceğini defalarca bu kürsüde söyledim ama Hükûmet kulak asmadı.

Yıllar sonra Tütün Üst Kurulundan uzmanlar bölgeye gidip rapor hazırladı. Hemen belirteyim ki bu çalışma gizli kapaklı yapıldı. Hazırlanan raporda “Bu bölgede tütünden başka ürün yetişmez.” dediler. Peki, bunu yıllar önce dedim de AKP İktidarı niye inkâr etti? Bu anlamda İktidar bunca insanın, yetimin hakkını yerken niye sesimizi duymak istemedi?

Şimdi şunu da belirtmek istiyorum: Adıyaman’da arazilerin yapısı da tarıma çok uygun değildir. Şöyle ki: Parçalı ve küçük topraklarda üretim oldukça zordur. Ayrıca, tarım teknolojisi de ilerlemiş durumda değildir. Kazma kürek ile, el emeğiyle teraslama yapılarak oluşturulmuştur bu araziler. Kısacası, Adıyaman’ın büyük bir bölgesi, iklim özellikleri ve coğrafi yapısı tütün haricinde alternatif ürüne uygun değildir.

Değerli arkadaşlar, Adıyamanlı üreticilerimiz tütün üretmek istiyor çünkü üretim yapamadıkları için yerlerini yurtlarını ve topraklarını terk etmek zorunda kalıyorlar. Yani mevsimlik tarım işçisi olmak ve yollarda ölmek istemiyorlar.

Sayın milletvekilleri, şüphesiz, tütün ve tütün ürünlerinin zararlarını hepimiz bilmekteyiz. Gönül ister ki kimse sigara içmesin ama şimdi size soruyorum: Ülkemizde sigara içiliyor mu? Evet, içiliyor. O zaman neden yabancı tütüne para veriyoruz? Dünyanın en kaliteli tütününü ülkemizde yetiştirirken neden paramız yurt dışına gitsin? Onun için, AKP İktidarı, tütünü gözden çıkarmadan tütün üreticilerimizi mutlaka desteklemelidir.

Sayın milletvekilleri, kıyılmış tütün üreten hemşehrilerimizin kişisel amaçlı ürettikleri kıyılmış tütünün 50 kilogramdan fazlasını taşımamaktadırlar. Taşıma oranının Sayın Milletvekilimiz Mevlüt Aslanoğlu’yla birlikte 150 kilograma çıkması için yasa teklifi vermiş bulunmaktayım ancak Hükûmet bunu da görmezden gelmektedir.

MEHMET ERDOĞAN (Adıyaman) – İstismarını yapıyorsun, istismarını!

ŞEVKET KÖSE (Devamla) – Sayın milletvekilleri, üzerinde görüştüğümüz yasa tasarısında herkes affedilmiş ya da yeniden yapılandırma kapsamına alınmıştır ama tütün üreticileri unutulmuş ve es geçilmiştir. Bakınız, tasarıdaki cetvelde tütün mamullerine uygulanan vergi oranı yüzde 63 olarak belirlenmiştir yani küçük üreticiye dünya tekeli şirketlere uygulanan oran uygulanmaktadır. Başka bir ifadeyle bu, vergi oranı küçük üreticiye “Sen imalathane açma.” demektir.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Birliği ülkelerinde aynı oran yüzde 38’dir. Gördüğünüz gibi AKP kendi üreticisini, çiftçisini değil, yabancı sermayeyi korumaktadır. Diğer bir deyişle kendi üreticisinin yok olmasına izin vermektedir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, İktidara burada seslenmek istiyorum. Halkımız geçim sıkıntısı içinde. Üniversiteliler özerklik istiyor, yargı bağımsızlık istiyor, basın özgürlük istiyor. İşsizlik çığ gibi artmış. Yoksulluk had safhada. Partizanlık başını almış gidiyor. Kadrolaşma taşeron işçisinin alımına kadar inmiş. Açlık insanları süründürmektedir. Üreten köylü ve sanayici perişan. Fabrikalar kapanıyor. Esnaf çaresiz. Toplumun her kesimi sizin sayenizde birbirlerine güvenle bakmaz bir hâle geldi. Çalışanların ve emeklilerin geçim koşulları kötüdür.

Başbakan burada olsaydı da sorsaydım. Sayın Başbakana bu çorba gibi torba yasasında biraz önce saydığım sorunlara acaba ilaç olacak bir madde var mı, yok mu, sormak isterdim ama maalesef yoktur. Az kaldı. Beş ay sonra halkın iktidarında, bu saydığım bütün sıkıntılara çözüm bulmak için Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bunlara çözüm getireceğiz.

Yüce Meclisi tekrar en derin saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Geçici Madde 6’da iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına    

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının Geçici 6. Maddesine aşağıdaki cümlenin eklenmesini teklif ve arz ederiz.

İlgililer hakkında Kanun yayımlandığı tarihten sonra bir ay içerisinde Hazine Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakan tarafından soruşturma açılır.

 

                  Mithat Melen                                   Mehmet Şandır                                    Erkan Akçay

                     İstanbul                                             Mersin                                              Manisa

                 Yılmaz Tankut                                   Beytullah Asil

                       Adana                                            Eskişehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın geçici 6 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

                 Selçuk Ayhan                                      Ahmet Tan                               Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                        İzmir                                              İstanbul                                             Malatya

"Geçici Madde 6- (1) 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 14 üncü ve 16 ncı maddelerine istinaden, Merkezi Yönetim Bütçesine dahil kurumların 1/1/2003 ila 31/12/2009 tarihleri arasında yapmış oldukları doğrudan kullanımlardan, ödenek yokluğu nedeniyle muhasebeleştirilip bütçeleştirilemeyen Hazine Müsteşarlığı kayıtlarına göre teyitsiz kalan kullanımlar, ilgili yıllar bütçe ödeneği ile ilişkilendirilmeksizin, kullanıma ilişkin muhasebe kayıtlarının yapılarak Hazine Müsteşarlığına bildirilmesi şartıyla teyit edilmiş sayılır. Bu idarelere ilgili yıllara ilişkin olarak ilave ödenek tahsis edilmez. Bu madde kapsamında gerçekleştirilecek teyit işlemleri, ilgili kredi kullanımlarından doğan, muhasebeleştirme ve hesap verme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. "

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Harun Öztürk, İzmir Milletvekili.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın geçici 6’ncı maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu maddeyle ilgili olarak, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun 28/3/2002 tarihinde sizin döneminizde yasalaşmıştır.

Görüşülen maddeyle ilgili olarak, anılan Kanun’un 14’üncü maddesinde şu hükümler yer almaktadır: “Her ne suretle olursa olsun, türev ürünler de dâhil, yapılmış olan borçlardan doğan Devlet iç ve dış borç faizleri ile iskonto giderleri, genel giderler, teminatların faizleri ile Hazinenin kısa vadeli nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla para piyasalarından yapacağı borçlanma faizleri bu amaçla bütçeye yeterli miktarda konulacak ödeneklerle karşılanır... Türev ürünler de dâhil, yapılmış olan borçlardan doğan Devlet iç ve dış borç faizleri ile iskonto giderleri, teminatların faizleri ile Hazinenin kısa vadeli nakit ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla para piyasalarından yapacağı borçlanma faizlerine ilişkin tertiplere yılı bütçe kanunu ile konulan başlangıç ödeneklerine, Bakanın teklifi üzerine yüzde beş oranına kadar ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödeneklerden bütçenin diğer kalemlerine hiçbir şekilde aktarma yapılamaz.

Proje kredilerinden kullanılacak tutarlar için ilgili yıl bütçesinde kullanıcı kuruluşun talebine bağlı olarak kredi anlaşmalarında öngörülen kullanım dönemleri ve tutarlar göz önünde bulundurularak yeterli ödenek tahsis edilir.

İkraz ve tahsis edilen krediler ve sağlanan Hazine garantileri kapsamında genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile Yükseköğretim Kurulu, üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitülerince yapılacak her türlü yatırım harcaması, yılı bütçesinin ilgili tertipleriyle ilişkilendirilir. bu kuruluşlar tarafından proje kredisi olarak kullanılacak her türlü imkânın, kullanımdan önce bütçeleştirilmesi esastır. Ayrıca, bu kuruluşlar dışındaki kuruluşlar tarafından proje kredisi olarak kullanılacak her türlü imkânın kullanımdan önce kuruluşların kendi bütçeleri ve muhasebe sistemleri içinde ödenek ve gider kaydedilmesi esastır.”

Değerli milletvekilleri, AKP hükûmetleri 1/1/2003-31/12/2009 döneminde 4749 sayılı Kanun’un yukarıda ifade edilen amir hükümlerine uymamış ve bu maddeyle geriye yönelik kanunsuz işlemleri bütçeyle ve ödeneklerle ilişkilendirilmeksizin mahsuba tabi tutmaktadır.

Değerli milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunda gece yarısı yaşadığımız önerge bombardımanını bu saatlerde Genel Kurulda yeniden yaşamaktayız. Arada bir fark olduğunu ifade etmek istiyorum: Komisyonda son dakika önergeleri üzerinde görüşlerimizi ifade etme fırsatı bulabildik. Ancak Genel Kurulda Hükûmetin madde ilavesine ilişkin önergeleri ve gerekçesi okunup oylanmaktadır. Dolayısıyla muhalefet olarak bu önergelere herhangi bir şekilde katkı vermemiz mümkün olmamaktadır.

Şu ana kadar bize ulaşan önerge sayısının 8 adet olduğunu görüyoruz ve bu önergelere tek tek baktığımızda değerli milletvekilleri, aslında devamlı hüküm niteliğinde olan düzenlemelerin -çünkü yirmi yıla yaklaşan sürelerle ilgili olarak geçici yetki alınmaktadır bazı konularda- bunların, aslında asıl madde olarak ilgili yasalarında düzenlenmesi gereken konular olduğunu görüyoruz ama ancak son dakika önergeleriyle torba tasarıya torba geçici maddeler eklenmek suretiyle bunların yasalaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz.

Bunların içlerinden bir tanesi, kayıp trilyon davasıyla ilgili kamu alacağının yapılandırma kapsamına alındığını ilk kez sizlerin dikkatlerine sunuyor, yüce heyeti tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına    

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının Geçici 6. Maddesine aşağıdaki cümlenin eklenmesini teklif ve arz ederiz.

“İlgililer hakkında Kanun yayımlandığı tarihten sonra bir ay içerisinde Hazine Müsteşarlığı'nın bağlı olduğu Bakan tarafından soruşturma açılır.” 

Mithat Melen (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜRAYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mithat Melen, İstanbul Milletvekili.

Buyurun.

MİTHAT MELEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

606 sıra sayılı yasanın geçici 6’ncı maddesindeki değişiklik önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Bu geçici 6’ncı maddeye çok dikkatle bakarsak, burada dört ana unsur var: Bir tanesi, proje kredilerinin dış borç kaydı. İkincisi, ödenek yokluğu ve bütçeleştirilemediği ve muhasebeleştirilemediği için, Hazine Müsteşarlığı kayıtlarında teyitsiz kalması ile ilgili kullanımlar. Şimdi, bu çok önemli bir şey. Yani, aşağı yukarı 1/1/2003 ile 31/12/2009 tarihleri arasında dış borçlardan birçoğu kullanılmış veya dış kredilerden birçoğu kullanılmış fakat kayıtlara geçmemiş. Aslında, hem bütçe kanununun prensibine aykırı hem mevcut yasalara aykırı hem kamu finansmanıyla borç yönetiminin düzenlenmesi hakkındaki yönetmeliklere aykırı bir madde veya bir davranış bu. Şimdi, bunu düzeltmek, hem de geriye dönük düzeltmek hukuk ilkesiyle çok bağdaşmadığı gibi, sorumluluğu da ortadan kaldırmıyor. Zaten, kanunu yazanlar, o sorumluluğu da burada getirmişler yani “Bunlar yapılır ama sorumluluğu ortadan kaldırmaz.” diye.

Biz de onun için, önergemizde, bu sorumluluk ortadan kalkmadığına göre, ilgililer hakkında, kanunun yayınlandığı tarihten itibaren bir ay içerisinde Hazine Müsteşarının bağlı olduğu Bakan tarafından bir soruşturma açılması gerektiğini öngörüyoruz. Bu önemli. Bakın, niye önemli? Bu, hem o ilgilileri kurtaracak… Zaten, bütün burada kurtarılması gerekenler bürokrasi maalesef. Yani, bürokrasi bunu şey yapmış, yapmak zorunda kalmış. Niye yapmak zorunda kalmış? O alınan borçların vadeleri var, kullanım süreleri var ama bir türlü karşılığında ödenek yok onların. O ödenekler olmayınca da onlar kullanılmış yani kullanılma anlamında yanlışlık yok belki ama kanuna uydurulmamış. Şimdi, geriye dönük, kanuna uydurmaya çalışıyorsunuz. Onun için soruşturmaya açmak şart ve kanunun o eksikliğini de tamamlamak şart. Niye şart? Bakın, bütün o yıllar arasındaki bütçe açıkları rakamları doğru değil o zaman, o ilgili bütçe kullanımları doğru değil. Çünkü burada başka bir ek şey var, belki de ödemeler dengesindeki önemli işlemler bu konuda açıkta kalıyor yani biz bilinmeyen girdiler olduğunu görüyoruz ödemeler dengesinde. O girdilerin nereden geldiği de belki bu kanunla biraz açıklanıyor. Yani burada, son yedi sene içerisinde bir yerde şu maddeye yazarak Hükûmet veya işte bu kanunu çıkarmak isteyen yönetim “Ben bu işleri yanlış yaptım.” diyor ve kendini kurtarmak için bunu düzeltiyor. Şimdi, bunu düzelttiğimiz zaman bundan sonraki yıllar ne olacak? Yine bunları aynı şekilde mi düzelteceğiz, yoksa burada başka türlü bir altyapıyla ilgili bir kanun getirip veya yasa tasarısı sunup bunları başka türlü mü şey yapacağız? Şimdi, devletin dış ilişkilerde, özellikle proje kullanımında bütçeleştirmemek ileride sorunları beraberinde getiren bir sistem bozukluğudur demek yani takip edemiyorsunuz çünkü neyin ne olduğunu. Mesela Dünya Bankası kredilerinde bu çok olur. Şimdi, Avrupa Birliğiyle çok fazla ilişkimiz var, Avrupa Birliğinin projeye dönük kredilerinde bunlar çok olur ve bunları da doğru dürüst kullanıp takip edemememizi beraberinde getiriyor. Onun için bunu bir daha düşünmekte yarar vardır. Niye yarar var? Bu soruşturma sadece ve sadece ilgili bürokratları veya bakanı mahkûm etmek anlamında değil, sistemi temizlemek anlamında. Soruşturmayı açarsınız, soruşturma hakkında yetkililerin ne zorunluluk altında bunu yaptığını görürsünüz, gösterirsiniz, ondan sonra da sistem rahatlar. Yani bu kanunun bu bölümü eksik kaldığı için bu madde hakkında tekrar düşünmenizi ve bu değişikliği gerçekten onaylamanızı istiyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

Geçici 7’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın geçici 7 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Ahmet Tan                                      Selçuk Ayhan

                      Malatya                                            İstanbul                                               İzmir

Geçici Madde 7- (1) Bu Kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş bulunan ihaleler hakkında 4734 sayılı Kanunun önceki hükümleri uygulanır.

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısındaki “Geçici Madde 7” nin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

             Emin Haluk Ayhan                        Doç. Dr. Mehmet Günal                           Mehmet Şandır

                      Denizli                                              Antalya                                              Mersin

                  Erkan Akçay                                   Mustafa Kalaycı                                  Beytullah Asil

                      Manisa                                              Konya                                             Eskişehir

                                                                         Yılmaz Tankut

                                                                               Adana

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergenin veriliş nedeni bu kanun ile 4734 sayılı kanunda yapılan düzenlemelerden istifade etmesi amacı ile verilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler..: Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın geçici 7 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                          Mustafa Özyürek (İstanbul) ve arkadaşları

Geçici Madde 7- (1) Bu Kanunun yayımı tarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş bulunan ihaleler hakkında 4734 sayılı Kanunun önceki hükümleri uygulanır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Özyürek, İstanbul Milletvekili.

Buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; önergemiz hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu torba yasa neredeyse iki aydan beri Meclisin gündeminde, hem Komisyonda hem burada; geciktikçe ilaveler geliyor, geciktikçe ilaveler geliyor. Komisyonda ilaveler oldu. Hiç yoksa Komisyonda ucundan kıyısından yetişip bir görüş açıklama fırsatı buluyorduk. Şimdi sayın bakanların imzasıyla pek çok önerge geliyor. Bunları bizim değerlendirme, görüşlerimizi açıklama fırsatımız yok. Onun için, bu çok yanlış oluyor. Rica ediyorum bu önergelerin sayısını asgariye indirelim diyorum.

Bir diğer önemli nokta, değerli arkadaşlarım, bir farklı önergeyle karşı karşıyayız, Değerli Arkadaşım Harun Öztürk de bir ölçüde ifade etti. Bize göre kayıp trilyon davasıyla ilgili bir önerge ama AKP sözcüleri bunu kabul etmiyorlar. Kabul etseniz de etmeseniz de bu bir siyasi parti incelemesiyle ilgili bir önergedir ve diğer yeniden yapılandırmalardan çok farklı bir noktası var. Biliyorsunuz, diğer yeniden yapılandırmalarda vergi aslını veya sosyal güvenlik primi aslını ödüyoruz, gecikme faizlerini ise ÜFE, TEFE’ye göre yeniden yapılandırıyoruz, nereye giderse. Ama burada diyor ki: “Bu şekilde hesaplanan ferî tutar bu maddeye göre ödenmesi gereken asıl alacak tutarının yarısını geçemez.” diye diğer yeniden yapılandırmalarda da olmayan bir hüküm içermektedir. O bakımdan, biz yeniden yapılandırmayla da ilgisi olmayan, torba yasaya da girmemesi gereken bu önergenin mutlaka çekilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Umarım, gecenin bu saatinde gereksiz bir tartışmaya meydan vermez İktidar, bu önergeyi geri çeker.

Değerli arkadaşlarım, bahane olarak da “Siyasi partilerin hesaplarının denetimi konusunda yeni esaslar belirlendi.” diyorlar, evet burada yeni esaslar belirledik. Oradan hareketle “İşte bu kayıp trilyon davasını da yeniden yapılandıralım.” talebi var. Bunun onunla ilgisi yok. Bundan sonra yapılacak siyasi parti hesaplarıyla ilgili denetimler konusunda bir düzenleme yaptık biz, geriye dönük herhangi bir düzenlemeyi burada yapmadık. O nedenle bunun bu yasada yeri yok. Ben özellikle bunun geri çekilmesi gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, uzun bir maratonun sonuna geldik. Gerçekten bu torba yasanın toplumun bazı kesimlerine olumlu yansıyacak noktaları var, fakat çok yanlış, bizim dediğimiz gibi, bombon şekerlerinin yanında zehirli maddeler de ihtiva eden bir yasa. Şimdi, bu zehirli maddelerin bir bölümünü tekriri müzakere yoluyla geri çekiyor olmanızdan biz mutluluk duyuyoruz. Çünkü Ankara’da yürüyen, Türkiye'nin her tarafında sürekli yürüyüş yapan işçilerin protestoları bir ölçüde amacına ulaşmış görünüyor. Özellikle deneme süreleriyle ilgili, telafi süreleriyle ilgili bazı yanlış hükümlerin bu kanundan çıkarılacağı anlaşılıyor. Bundan biz mutluluk duyuyoruz. Keşke bunu komisyonda kabul etseydiniz. O zaman onun yerine çok daha olumlu, çok daha uygulanabilir önerilerimiz vardı, onları da yerleştirmiş olurduk. Ama zararın neresinden dönülse kârdır diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Geçici madde 8 üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

606 Sıra Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Geçici 8 inci Maddesinde yer alan “kadrolarının bulunduğu idarelere” ibaresinin çıkarılması arz ve teklif ederiz.

  Erkan Akçay Mehmet Günal                            Mehmet Şandır

      Manisa                                                             Antalya                                              Mersin

                             Beytullah Asil                                     Yılmaz Tankut

                            Eskişehir                                                       Adana                  

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bundan sonraki iki önerge aynı mahiyette olduğu için birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerine istedikleri takdirde söz vereceğim.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın geçici 8 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

     Mustafa Özyürek                                           Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

         İstanbul  İzmir                                              Balıkesir

   Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                      Ahmet Tan                                      Selçuk Ayhan

         Malatya İstanbul                                               İzmir

Diğer önergenin imza sahipleri:

    Nurettin Canikli                                            Şevket Gürsoy                                    Yılmaz Tunç

         Giresun Adıyaman                                          Bartın

   Abdurrahman Arıcı                                           Ali Koyuncu                                  Orhan Karasayar

         Antalya  Bursa                                                Hatay

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, maddenin Tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Bilindiği gibi 5018 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c), (d) ve (e) bentlerinde sayılan müfettişlere, yine bu bentlerde öngörülen koşulları yerine getirmeleri kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerin iç denetçiliklerine 31.12.2007 tarihine kadar geçme imkanı getirilmişti.

AKP hükümeti iç denetçilik müessesesini bakanlık teftiş kurullarını etkisiz kılmak üzere getirmek istemişti.

Geçiş döneminde mevcut denetim kadrolarından transfer yapmak istemesi de doğaldı.

1.1.2005 tarihinde söz konusu geçici madde yürürlüğe girdiğine göre, aradan geçen 3 yıl içinde iç denetçi olmak isteyenler bugüne kadar kararlarını vermiş olmalıydılar.

Bu geçiş hükmünden sonra hükümetin iç denetçiliği bir kariyer görev haline getirecek tedbirleri alması ve yeni eleman istihdamı yoluyla ihtiyacını karşılamaya başlaması gerekirdi.

Şimdi bu görevini yapmayıp, geçici maddeyi ihya ederek, yeniden teftiş kurullarına müracaat etmesi kabul edilemez.

Bu nedenle madde tasarı metninden çıkarılmalıdır.

BAŞKAN – Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece geçici madde 8 metinden çıkarılmıştır, teselsül daha sonra yapılacaktır.

Diğer önerge dolayısıyla işlemden kaldırılıyor.

Geçici madde 9 üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve Geçici Madde 9'da yer alan "bir yıl içinde açılacak özel sınava" ibaresinin "üç yıl içinde açılacak üç özel sınava" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                  Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Antalya                                              Mersin

                                                    Beytullah Asil                              Yılmaz Tankut

                                                        Eskişehir                                       Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 9'uncu Maddesinde yer alan "ve son üç yılda olumlu sicil almış olan personel" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Sebahat Tuncel                                   Nuri Yaman                                     Hasip Kaplan

                     İstanbul                                               Muş                                                 Şırnak

                                           M. Nezir Karabaş                                      Ayla Akat Ata

                                                    Bitlis                                                   Batman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının Geçici 9 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Algan Hacaloğlu                                 Harun Öztürk                                   Bülent Baratalı

                     İstanbul                                               İzmir                                                 İzmir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Ahmet Tan                                      Turgut Dibek

Malatya                                                    İstanbul                                         Kırklareli

"Geçici Madde 9-(l) Gelir İdaresi Başkanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında en az 3 yıl görev yapan (başka kurumlarda geçici görevli olanlar dahil) ve son üç yılda olumlu sicil almış olan personel, yaş ve öğrenim alanı şartları hariç Kamu Görevlerine İlk Defa Atananlar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik ile Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Uzmanlığı Yönetmeliği'ndeki şartları taşımaları kaydıyla, bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde açılacak özel sınava girme hakkına sahiptir. Bu sınavı kazananlar Gelir Uzmanı olarak atanırlar. Sınava ilişkin usul ve esaslar Gelir İdaresi Başkanlığı'nca belirlenir.

Mesleğe 2003, 2004 ve 2006 yıllarında ortak yapılan özel yarışma sınavı ile giren ve üç yıllık yardımcılık döneminin sonunda yapılan yeterlik sınavında başarılı olduktan sonra atanan Gelir Uzmanı kadrolarında görev yapmakta olanlar, Devlet Gelir Uzmanı kadrolarına; bu kanunun yayımı tarihinden itibaren 1 ay içinde yazılı talepte bulunmaları halinde başkaca bir işleme gerek kalmaksızın bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılırlar. Bu suretle atananların Gelir Uzmanı kadrosunda geçirdikleri süreler Devlet Gelir Uzmanı kadrosunda geçmiş sayılır"

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mustafa Özyürek, İstanbul Milletvekili.

Buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; geçici 9’uncu maddeyle ilgili olarak verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, bu madde ile yıllardır devam eden bir haksızlığı giderme fırsatı ortaya çıktı. Bu maddeyi kabul eden, Genel Kurula getiren Komisyon üyesi bütün arkadaşlarıma ben şükranlarımı sunuyorum. Gerçekten, kadrosu Maliye Bakanlığında olup Türkiye Büyük Millet Meclisinde veya bazı kurum ve kuruluşlarda çalışmakta olan kimselerin uzmanlık sınavına girme hakkını tanıyan bir düzenlemedir. Hiçbir özellik, hiçbir avantaj tanımadan diğer personel gibi, kadrosu Türkiye Büyük Millet Meclisinde veya başka kurumlarda olan memurların da sınava girmesine fırsat sağlayan bir düzenlemedir. Bu düzenlemenin kabul edilmesiyle yıllardır devam eden bir haksızlığı ortadan kaldırma fırsatı bulacağız.

Ben, özellikle Maliye Bakanlığındaki arkadaşlarımızın bu personelin haklarını korumakta titiz davranmalarını diliyorum. Bazı gazetelere, özellikle benim adımı da karıştırmak suretiyle bazı haberler yazdırıldı. Bundan gerçekten büyük üzüntü duydum. Biz bütün milletvekillerinin görevi, bir haksızlık varsa bu haksızlığın telafi edilmesi için öneri vermektir, çaba göstermektir. Bu sorunu yaşayan insanlar derdini bana anlattıkları için bunu Plan ve Bütçe Komisyonuna ben getirdim. Onun dışında, eğer burada diğer personelden farklı bir tek cümle varsa bu düzenlemeden vazgeçelim. Herkes nasıl, hangi şartlarda sınava giriyorsa, diyelim Maliye Bakanlığında kadrosu olup da burada görev yapan insanlar aynı şartlarla girecektir.

Bir de “Mustafa Özyürek bunu istedi…” Oysa AKP’li milletvekili arkadaşlarımızın çoğunun danışmanları, sekreterleri de bu haktan yararlanacaktır. Bir farklılık, bir özellik, bir ayrıcalık yoktur.

Ben bu vesileyle tekrar komisyona ve bunu kabul lütfunda bulunan değerli arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 9'uncu Maddesinde yer alan "ve son üç yılda olumlu sicil almış olan personel" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                                                   Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde değişikliğiyle; Gelir İdaresi Başkanlığının merkez ve taşra teşkilatında çalışanların görev yapmış olduğu süre içinde karşılaşmış oldukları haksızlıkların, gelecekteki kazanımlarına engel olmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve Geçici Madde 9'da yer alan "bir yıl içinde açılacak özel sınava" ibaresinin "üç yıl içinde açılacak üç özel sınava" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                       Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önerge üzerinde söz isteyen Erkan Akçay, Manisa milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçici 9’uncu madde üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu geçici 9’uncu madde, Gelir İdaresinde gelir uzmanlığı sınavına katılma şartlarını -bilmiyoruz kaçıncı defadır- düzenliyor. Bu, geçmiş torba tasarılarda da sürekli dile getirdik ve maalesef yeterli bir düzenleme yapılmadığı için de hemen hemen her torba tasarıda, Plan ve Bütçe Komisyonunda tartışma konusu oluyor. Şimdi, tabii, ana hatları itibarıyla bizim de katıldığımız bir düzenleme. Gerek alt komisyonda gerekse Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında bizim de bu konuda önergemiz oldu ve ortak bir teamülde anlaşıldığını ifade edebiliriz, yalnız, noksanlıkları vardır, önergemiz de bunu düzenleyecek.

Şimdi, bu mevcut geçici 9’uncu madde, gelir uzmanlığı sınavını, bir yıl içerisinde açılacak tek özel sınavı kastediyor. Oysa binlerce personel, öğrenimini bitirmek üzere veya henüz bitirmemiş personelden oluşuyor. O yüzden, bunun, en azından “üç yıl içerisinde açılacak üç özel sınavı” şeklinde yapılması personelin talebini de bir nebze olsun karşılayacaktır. O yüzden önergemiz makul, mantıklı ve kabul edilebilir özelliklere sahiptir. Bu maddenin diğer bir özelliği de özellikle bazı başka kurumlarda, Gelir İdaresi dışında başka kurumlarda geçici olarak görev yapan personelin de katılmasına imkân vermektedir, o bakımdan da anlamlıdır.

Değerli milletvekilleri, vergi gelirlerinin toplanmasında en büyük emeği ve payı olan Gelir İdaresi Başkanlığı, maalesef, 2005 yılında, 5345 sayılı Yasa’nın çıkmasıyla karmaşık bir yapıya sahip olmuştur. Bu Kanun’la 29 ilde vergi dairesi başkanlığı kurulmuş, 52 ilde ise hâlen bütün işler defterdarlık bünyesinde yapılmaktadır. Bu da beraberinde çift başlılığı getirmiştir ve var olan sorunlar azalmamış, artmıştır.

Gelir İdaresinin statüsündeki zafiyetin yanı sıra, personel arasındaki ücret adaletsizliği had safhaya çıkmış, çalışma barışı bozulmuş, huzursuzluklar alabildiğine büyümüştür. Müdür ve müdür yardımcıları memurlarından daha az maaş alır duruma gelmiş, devleti temsil konumunda olan bu ekip mağdur edilerek moral ve motivasyonu bozulmuştur. Ek ücretlerde yapılan son değişikliklerle birlikte, grup müdürleri başkandan, 2’nci derecedeki müdür yardımcısı 1’inci derecedeki müdür yardımcısından daha fazla ek ücret almaktadır. Bu nedenle, ek ücretlerde dengeli bir dağılımın sağlanması acil ve zaruri bir hâle gelmiştir. 1’inci derecedeki bir müdür veya müdür yardımcısının ek göstergesi 2.200 iken, yine 1’inci derecedeki bu amirin memurunun da ek göstergesinin 2.200 olması ne derece adaletlidir? Gerçi bu ek göstergeler sorunu maalesef tüm kamu personel rejimimizde bir sıkıntı olarak devam etmektedir. Yine, Gelir İdaresinde müdür ve grup müdürlerinin hâlen 3.000 olan ve vergi denetmenlerinin ise 2.200 olan ek göstergeleri de sorun olarak devam etmektedir ve bu konuda personelin beklentisi de ek göstergelerin her üç unvan için de 3.600’e çıkarılmasıdır.

Gelir İdaresi Başkanlığındaki sıkıntılar, taşradaki sorunların görmezden gelinmesi, var olan problemlerin çözümü konusunda hiçbir çalışmanın yapılmaması nedeniyle bu durum bütçe gelirlerine de yansımış ve maalesef istenilen ve beklenilen sonuç bir türlü alınamamıştır.

Gelir İdaresi Başkanlığı merkez ve taşra teşkilatında çalışan grup müdürü, müdür, vergi dairesi müdürleri fiilen vergi incelemesi yapmaktadır. Vergi dairesi müdür yardımcıları, Vergi Usul Kanunu’na göre kurulan takdir komisyonlarında görev yapmaları, inceleme ve tetkikte, denetimde bulunmaları ve görevli olmalarından dolayı fiilen denetim yapmakta ancak denetim tazminatından yararlanamamaktadırlar ve daha pek çok sorunları şu anda dile getirmek mümkün olmadığı için, inşallah diğer konuşmalarda dile getirmek üzere hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

10’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 10'uncu Maddesinde yer alan "toplam alacak tutarını geçmemek üzere" ibaresinin "toplam alacak tutarının iki katını geçmemek üzere" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Sebahat Tuncel                                   Nuri Yaman                                     Hasip Kaplan

                     İstanbul                                               Muş                                                 Şırnak

                  Ayla Akat Ata                                 M. Nezir Karabaş

                      Batman                                               Bitlis

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 10. madde metnine "2000/1043" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                   Mustafa Kalaycı                                 Mehmet Şandır

                      Manisa                                              Konya                                               Mersin              Abdülkadir Akcan                              H. Hamit Homriş                                Kürşat Atılgan

                Afyonkarahisar                                        Bursa                                               Adana

                 Beytullah Asil                                      Akif Akkuş

                    Eskişehir                                            Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın geçici 10 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                  Hüseyin Pazarcı

                     İstanbul                                               İzmir                                              Balıkesir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                               Ahmet Tan                                      Selçuk Ayhan

                      Malatya                                            İstanbul                                               İzmir

 

Geçici madde 10- (1) 31.12.2007 tarihinden önce alınmış Bakanlar Kurulu kararları gereğince tabii afet nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan belediyelerden İller Bankasınca yapılan hesaplama sonucunda alacaklı durumda olanların toplam alacak tutarını geçmemek üzere Maliye Bakanlığı bütçesinden ilgili belediyelere aktarılmak üzere İller Bankasına ödeme yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen var mı Sayın Anadol?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Gerekçe okunsun efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yasada Bakanlar Kurulu kararlarının sayısına atıfta bulunmanın doğru olmayacağı düşüncesi ile söz konusu kararları kavrayacak genel bir atfın yapılması önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 10. madde metnine "2000/1043" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Akif Akkuş, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 222’nci maddesine ekli geçici 10’uncu madde üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin bulunduğu coğrafi konum ve ülkemizin tektonik yapısından dolayı çeşitli bölge ve yörelerimizde zaman zaman yer hareketleri veya iklime bağlı afetler altyapı hasarları meydana getirmektedir. Böyle durumlarda gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan belediyelerin hasarları Bakanlar Kurulu kararı ile İller Bankasınca hesaplanarak ödenmektedir. Bu hesaplamalarda 25/7/1995 tarih ve 22354 sayılı Kanun esas alınmaktadır. Bu Kanun’a göre de değişik tarihlerde meydana gelen hasar ve zarar ödenmeye çalışılmaktadır. 2005 yılı ve öncesinde meydana gelmiş tabii afetler nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan belediyelerin bu kayıplarının karşılanması amacıyla 2005/9540, 2005/9539, 2005/9541, 2000/1043 ve 2007/12766 sayılı Bakanlar Kurulu kararları çıkarılmıştır ancak bu kararlarda gündeme gelen belediyelerden bir kısmı çeşitli nedenlerle bu kararnamelerden çıkarılmış, bunun yanında bir kısım belediyeler ilave edilmiştir. Yani bu belediyelerin ortaya koyduğu rapor ve evraklarda birtakım eksiklikler olduğu gibi, zaman zaman da keyfî davranıldığı dikkati çekmektedir. Böylece, bu Bakanlar Kurulu kararları ilgili mahkemelerce iptal edilmiş ve afete uğrayarak mağdur olan ve İller Bankasından alacaklı olan belediyeler bu alacaklarını tahsil edememişlerdir.

Bu yasa tasarısı ile belediyelerin bu mağduriyetleri ortadan kaldırılmak istenmektedir. Ancak madde metni içinde çeşitli tarihlerde alınan Bakanlar Kurulu kararları zikredildiği hâlde, 2010 yılında alınmış 1043 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın iptal edilmesi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından 2007’de 12761 sayılı Karar çıkarılmış fakat 2000/1043 sayılı Karar’da bulunan bir kısım belediyeler bu kararın içerisine alınmamıştır. Yani afete uğramış, hasar meydana gelmiş, hasardan dolayı bir maddi katkı yapılması gereken belediyeler bu 12761 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın içerisine konulmamış.

Biz işte bu yüzden bu önergemizle 2000/1043 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın da madde metnine eklenmesini arzu etmekte ve bir hatanın düzeltilmesini talep etmekteyiz. Bu yüzden bu önergeyi verdik.

Değerli milletvekilleri, burada bir konuyu da dile getirmenin faydalı olacağı kanaatindeyim. Kanunlar, Bakanlar Kurulu kararlarına göre daha üst hukuk metinleridir. Bir kanun hükmünün Bakanlar Kurulu hükmü gereğine göre düzenlenmesi doğru olmayıp, kanun tekniğine aykırıdır -torba kanun aceleciliği içinde bu dikkatten kaçmış olmalıdır- çünkü burada kanuna esas teşkil eden, mehaz teşkil eden konu Bakanlar Kurulu kararıdır, bunu belirtmek istiyorum.

Bu kanun bu şekilde çıktı diyelim, Bakanlar Kurulu yukarıda belirttiğim kararlarından herhangi birisinde değişiklik yapılmasına dair yeni bir karar aldı, ne olacak? Dolayısıyla, bu yanlış bir düzenlemedir.

Bu konuda Başkanlığı ve Kanunlar ve Kararlar Müdürlüğü uzmanlarını uyararak bilgilerinize sunuyorum. Önergemize destek istiyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici 10'uncu Maddesinde yer alan "toplam alacak tutarını geçmemek üzere" ibaresinin "toplam alacak tutarının iki katını geçmemek üzere" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                           Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde değişikliğiyle; tabii afet nedeniyle gelir kaybı ve altyapı hasarına uğrayan yerleşim yerleri yetersiz yardım ve ilgiden muztariptirler. Bu değişiklik ile bu bölgelerin mağduriyetinin daha fazla giderilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkan, bir düzeltme talebimiz var efendim.

Maddede “İller Bankası” ibaresi geçmektedir. Tasarı İller Bankası Kanunu’ndan önce hazırlandığı için bu şekilde. Bu “İller Bankası” ifadesinin “İller Bankası Anonim Şirketi” olarak değiştirilmesini talep ediyoruz.

BAŞKAN – Not alınmıştır Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, tasarıya yeni geçici maddeler eklenmesine dair dokuz adet önerge vardır, sırasıyla okutup işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.                                      

                 Bekir Bozdağ                                   Mustafa Elitaş                                    Hasan Kara

                      Yozgat                                              Kayseri                                                Kilis

                   Ahmet Yeni                                 Yılmaz Helvacıoğlu                             Kürşad Tüzmen

                     Samsun                                               Siirt                                                 Mersin

"Geçici Madde 11- (1) Tarım Kredi Kooperatiflerinden 30/1/2004 tarihinden önce üreticilerin kullandıkları tüm tarımsal kredilere 5661 sayılı Kanunun 1 inci maddesi hükmü uygulanır. Bu madde hükümlerinden faydalanmak isteyen üreticilerin 30/6/2011 tarihine kadar kendilerine ait borçları ödemeleri veya yeniden yapılandırmak için başvurmaları şarttır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ödemeler için bu madde hükümlerine dayanılarak iade yapılmaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

5661 sayılı Kanun; Tarım Kredi Kooperatiflerinden 30/1/2004 tarihinden önce birden çok üreticinin/kooperatif ortağının birbirlerine karşı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olarak grup kredisi şeklinde kullandıkları kredileri kapsamakta olup, bu tarihlerden önce münferit senetlerle kullandırılan kredileri kapsamamaktadır.

5661 sayılı Kanun kapsamına giren borç senetlerini kredi kullanmadığı halde müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalamış olanların kefalet sorumluluğu Kanun gereğince sona ermiştir.

Belirtilen tarihlerden önce üreticilerin sadece kendilerinin kredi kullandığı, kefillerin ise kredi kullanmayıp sadece müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıkları senetler 5661 sayılı Kanun kapsamına girmediğinden, anılan Kanun kapsamındaki senetleri sadece kefil olarak imzalamış olanlarla aynı konumda olmalarına rağmen, bu kefillerin kefillikleri sona ermemiştir.

Bu önerge ile bu durumdaki üreticilerin/ortakların mağduriyetlerinin giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                  Tekin Bingöl                                     Şevket Köse                                    Abdullah Özer

                      Ankara                                            Adıyaman                                             Bursa

                Hüseyin Ünsal                            Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Akif Ekici

                     Amasya                                             Malatya                                           Gaziantep

“Geçici Madde-12

Bursa ve Eskişehir illerindeki Organize Sanayi Bölgelerine, BOTAŞ tarafından Ekim 2004-Aralık 2006 dönemine ilişkin olarak tahakkuk ettirilmiş bulunan doğalgaz taşıma farkı bedelleri silinerek görev zararı kabul edilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bursa ve Eskişehir illerinde bulunan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), 4646 Sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 8. maddesine göre serbest tüketici statüsündedirler. Bursa'da BURSAGAZ'dan, Eskişehir'de ise ESGAZ'dan aldıkları doğalgazı, OSB'ler içinde kurdukları dağıtım altyapısı üzerinden satmakta ve taşıma bedeli dahil doğalgaz bedelini BOTAŞ'a ödemektedirler. BOTAŞ ise, taşıma bedelini BURSAGAZ ile ESGAZ'a aktarmaktadır.

Söz konusu OSB'ler aldıkları doğalgazı, OSB içinde bulunan KOBİ'ler ile enerji santrallerine satmışlar; santrallerde üretilen enerji de OSB içindeki KOBİ'lere satılmıştır. Doğalgaz taşıma bedelinin geçmişe dönük olarak değişmesi durumunda, OSB içinde bulunan enerji santralının ürettiği enerjinin bedelini geçmişe yönelik olarak değiştirmeleri mümkün olmadığı gibi, doğalgaz ile enerji fiyatını bir maliyet unsuru kabul ederek üretim fiyatlandırmasında bulunan KOBİ'lerin üreterek satmış oldukları ürünlerin fiyatlarını geçmişe yönelik olarak değiştirmeleri de mümkün olamamaktadır.

BOTAŞ'ın söz konusu OSB'lere geçmişe yönelik olarak tahakkuk ettirerek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre takibata geçtiği tutarları, OSB’lerin üyelerinden tahsil etmeleri fiilen imkansızdır; çünkü bir kısmı iflas ettiği için zaten tahsil edilemez durumdadır; bir kısmından da tahsilata girişilmesi iflaslarına yol açacaktır. İflaslara yeni iflasların eklenmesi işsizliği daha da arttıracaktır.

Teklif ile meydana gelmiş olan haksızlığın giderilmesi ve olası mağduriyetlerin önlenmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza…

OĞUZ OYAN (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Arada anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı”na aşağıdaki Geçici Maddenin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                                                               Cevdet Yılmaz

                                                                                Devlet Bakanı

"Geçici Madde 12 - (1) 1/1/2016 tarihine kadar, Hazinenin veya Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan deniz ve içsularda veya bu yerlerden su alınarak karada yapılacak su ürünleri üretim tesislerinde veya bu alanları ıslah etmek suretiyle projeye dayalı olarak yapılacak su ürünleri yetiştiriciliği yatırımlarında ihtiyaç duyulan su ve su alanları ile deniz ve içsulardaki su ürünleri istihsal hakkının kira teknik şartları, süreleri ve yıllık bedelleri, üretim yerlerinin özellikleri dikkate alınarak Tarım ve Köy işleri Bakanlığınca tespit edilir. Bu yerler, gerçek veya tüzel kişilere, gelirleri il özel idarelerine ait olmak üzere, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından kiraya yerilir. Projeli olarak yapılacak yatırımlarda ihtiyaç duyulacak karasal alanların kiralama işlemleri birinci fıkra hükümleri çerçevesinde taşınmazın maliki kuruluş tarafından yapılır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kiralama işlemleri sonuçlandırılan veya devam eden dosyalar, bu kanunun yürürlüğe girmesini müteakip, üç ay içerisinde kiralamanın yapıldığı kurum tarafından Tarım ve Köyişleri Bakanlığına teslim edilir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, bu yerlerin kira teknik şartlarını, sürelerini ve yıllık bedellerini, üretim yerlerinin özelliklerini ve kiracıların müktesep haklarını dikkate alınarak, yeniden belirler. Bu maddenin uygulanmasına ve kiralamalara ilişkin usul ve esaslar Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Mevcut uygulamada, kiralamalar il özel idareleri tarafından yapılmakta ve her 1000 (bin) m2 lik alan için 450-TL ile 5500-TL arasında yıllık kira bedeli alınmaktadır. Kiralanan yerlerden aynı niteliklere sahip olmalarına rağmen, farklı kira bedelinin alınması, haksız rekabete yol açtığı gibi, adaletsizliklere de sebebiyet vermektedir. Bu farklı uygulamalar, su ürünleri üretiminin geliştirilmesini özendirmeyip, aksine mevcut ve yeni yatırımlar için caydırıcı olmaktadır. Bu madde ile ülke genelinde adil ve eşit uygulamaların yapılması sağlanmış olacaktır. Ayrıca, mevcut uygulamada birçok bürokratik engellerle karşılaşılmakta ve bu durum yatırımların gerçekleşme sürelerini uzatmaktadır. Bu madde ile uygulamada karşılaşılan bu sakıncaların önlenmesi ve su ürünleri yetiştiriciliğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                                                                                                                  Cevdet Yılmaz

                                                                                                                                  Devlet Bakanı

"Geçici Madde 13 - 31/12/2020 tarihine kadar uygulanmak üzere, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halkoyuna sunulması, milletvekili genel ve ara seçimleri, mahalli idareler ile mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetleri genel ve ara seçimi dönemlerinde Yüksek Seçim Kurulu'nun ihtiyacı için yapılacak; filigranlı oy pusulası kağıdı ile filigranlı oy zarfı kağıdı alımı oy pusulası basımı, oy zarfı yapımı hizmetleri ile bu seçimlere yönelik her türlü seçim malzemelerinin alımı, il seçim kurulu başkanlıkları tarafından alınacak oy pusulası basım hizmet alımları 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa göre doğrudan temin usulü ile yapılabilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Tarih düzeltildi mi?

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz.

Yalnız, tarihte düzeltme yapma gereği var, “2011” şeklinde bir düzeltme yapma gereği var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Tamam.

BAŞKAN – Anlaşıldı.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Öngörülen düzenlemeyle, 31/12/2011 tarihine kadar uygulanmak üzere, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 22 nci maddesine göre seçim dönemi bitmeden önce seçimlerin yenilenmesine veya ara seçime ya da Anayasa değişikliğinin halkoyuna sunulmasına karar verilen hallerde; Yüksek Seçim Kurulu tarafından yapılacak filigranlı oy pusulası kağıdı ve filigranlı oy zarfı kağıdı alımı ile oy pusulası basım hizmeti alımı, mahalli seçimlerde ise İl Seçim Kurulu başkanlıkları tarafından alınacak oy pusulası basım hizmeti alımlarında ihtiyaçların ilân yapılmaksızın ve teminat alınmaksızın doğrudan temini usulüne başvurulabilmesine ilişkin düzenlemenin kapsamına Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi, milletvekili genel seçimleri, mahalli idareler ile mahalle muhtarlıkları ve ihtiyar heyetleri genel ve ara seçimleri de alınmaktadır.

BAŞKAN – Oylarınıza sunuyorum önergeyi: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkanım, önerge gelmedi bize.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Önerge yok.

Sayın Başkan, bize bu önerge, okuduğunuz önerge gelmedi.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Okuduğunuz önergelerin hiçbiri buraya dağıtılmadı.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Kanun Tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                                                                                                    Cevdet Yılmaz

                                                                                                                    Devlet Bakanı

Geçici Madde 14…”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Bir dakika Harun Bey, bir dakika ya! Takip edemiyoruz. Nerede önerge? Önerge yok ki bizde.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Nerede bu önerge?

“Geçici Madde 14- Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, ihtiyaç sahibi yüksek öğrenim…”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, hâlâ okuyor! Bizde önerge yok, hâlâ okuyor!

“…öğrencilerine burs verilmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilerden…”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Harun Bey, niye okuyorsun kardeşim? “Önerge yok” diyoruz ya!

BAŞKAN – Bir saniye…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – İşleme aldığınız önergeler bizlere dağıtılmadı.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Önerge yok bizde!

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma saati: 22.11

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 22.19

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya) , Yusuf COŞKUN (Bingöl)

-----0-----

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Tasarıya geçici madde eklenmesine dair önergelerin işlemlerine devam ediyoruz.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                                                                                                                  Cevdet Yılmaz

                                                                                                                                  Devlet Bakanı

                                                                                                                

Geçici Madde 14 - Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları, ihtiyaç

sahibi yüksek öğrenim öğrencilerine burs verilmesi amacıyla gerçek ve tüzel kişilerden 31/12/2015 tarihine kadar şartlı bağış kabul edebilir. Bu amaçla kabul edilen şartlı bağışların, 03/03/2004 tarihli ve 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanun hükümlerine tabi olmaksızın, Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarınca kullanılmasına ilişkin esas ve usuller Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun görüşü alınarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

3294 sayılı Kanunun 7 nci maddesi uyarınca bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının yüksek öğrenim öğrencilerine burs olarak verilmek üzere şartlı bağış kabul etmesi ve bu şartlı bağışların öğrencilere burs verilmesinde uyulacak esas ve usullere ilişkin hususlar belirlenmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Numaralı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"na aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                                                                                                                  Cevdet Yılmaz

                                                                                                                                  Devlet Bakanı

"Geçici Madde 15 - 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 58 inci maddesinin (a) fıkrasının altıncı paragrafının uygulanması nedeniyle Devlete ait üniversitelerin tıp ve diş hekimliği fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi döner sermaye işletme birimlerinde 2011 yılında ortaya çıkabilecek nakit ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla; söz konusu işletmelerin 2010 yılında elde ettiği mesai dışı gelirlerine 2011 yılı için öngörülen deflatör oranının uygulanması suretiyle bulunacak tutar ile bu işletme birimlerinin 2010 yılında gerçekleşen toplam gelirlerinin yüzde onuna tekabül eden tutardan fazla olanı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı tarafından 2011 yılı içinde her ayın en geç on beşine kadar eşit taksitler halinde bunlara ödenir. Döner sermaye işletmelerine ödenen bu tutarlar işletmeye ait muhasebe kayıtlarına hizmet geliri olarak kaydedilir. Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan ödemeler hazinece karşılanır. Bu Kanunun yayımı tarihinden önceki aylara ilişkin tutarlar, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin olarak gerekli görülmesi halinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının görüşlerini alarak usul ve esaslar belirlemeye ve ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Maliye Bakanlığı yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılmak istenen düzenleme ile, 21/1/2010 tarihli ve 5947 sayılı "Üniversite ve Sağlık Personelinin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" kapsamında üniversitelerde mesai içi çalışma süresinin uzatılması ve öğretim üyelerinin sundukları hizmetler karşılığında vatandaşlardan alınan fark ücretlerinin kaldırılması nedeniyle, Devlete ait üniversitelerin tıp ve diş hekimliği fakültelerine bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi döner sermaye işletme birimlerinde 2011 yılında ortaya çıkabilecek nakit ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak üzere söz konusu işletmelere Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme yapılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                                                                                                                  Cevdet Yılmaz

                                                                                                                                  Devlet Bakanı

"Geçici Madde 16- İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında, İstanbul İl Özel İdaresine bağlı olarak faaliyet gösteren İstanbul Proje Koordinasyon Birimine yapılacak teslim ve hizmetler, finansmanı yabancı devletler, uluslararası kurum ve kuruluşlarca karşılanmak şartıyla 31/12/2020 tarihine kadar katma değer vergisinden müstesnadır.

İstisna kapsamındaki teslim ve hizmetler dolayısıyla yüklenilen vergiler, vergiye tabi işlemler nedeniyle hesaplanan vergiden indirilir, indirim yoluyla giderilemeyen vergiler 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 32 nci maddesi hükmü uyarınca mükellefe iade edilir.

Maliye Bakanlığı, istisna kapsamına girecek teslim ve hizmetleri tanımlamaya, istisna ve iade uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP), başta kamu binaları olmak üzere İstanbul'daki yapıların depreme karşı güçlendirilmesi ve gerektiğinde yıkılarak yenilenmesi amacıyla oluşturulan bir projedir. Projenin yürütülmesi için yapılacak ve finansmanı yurtdışındaki kaynaklarca sağlanacak mal ve hizmet alımlarında katma değer vergisi yükü oluşmamasını teminen bu istisna düzenlemesine ihtiyaç duyulmuştur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederim.

                                                                               Cevdet Yılmaz

                                                                               Devlet Bakanı

"Geçici Madde 17 - (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce haklarında kapatma kararı verilen siyasi partilerden; kapatma kararının verildiği tarihten önceki döneme ilişkin olarak kesin hesabın verilmemiş olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından denetim yapılmadığı için hesapları hakkında karar verilmemiş olanların Hazineye intikal etmesi gereken mal varlığına ilişkin olarak sorumlular aleyhine açılmış ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kesin hükme bağlanmamış davalardan; davalıların davaya konu alacak aslının % 50'sini ve bu tutara alacağın Hazineye intikali gereken tarihten bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar geçen süreye TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarı, bu Kanunun 18 inci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen süre ve şekilde ödemeleri şartıyla, vazgeçilir ve kalan alacak aslı ile fer'i tutarlar tahsil edilmez. Bu şekilde hesaplanan fer'i tutar bu maddeye göre ödenmesi gereken asıl alacak tutarının yarısını geçemez. Bu hükümden yararlanmak isteyen davalıların Kanunun yayımını izleyen ikinci ayın sonuna kadar başvuruda bulunmaları şarttır. Bu madde hükmünden yararlanılması halinde yargılama masrafı ve vekalet ücretleri karşılıklı olarak talep edilmez. Madde hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunulduğu halde taksitlerden birinin ödenmemesi halinde madde hükmüne göre ödenmesi gereken alacağın tamamı muaccel olur ve muaccel hale geldiği tarihten itibaren 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında bir faiz ile birlikte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tahsil edilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yani, bunun kayıp trilyonla alakası var mı yok mu?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – El kaldırıp indirmekle kanun olmaz ki! Sayın Bakan bir açıklama yapsın.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun Tasarısının çerçeve 183'üncü maddesi ile 2820 sayılı Siyasal Partiler Kanununun 74'üncü maddesinde yapılan düzenlemeye paralel olarak; verilen önerge ile, Anayasanın ve Siyasal Partiler Kanununun hükümlerine rağmen Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan bir mali denetime ve karara dayanmaksızın; kapatılan bir siyasi partinin kapatılma tarihinden önceki bir dönemine ilişkin olarak sorumlular hakkında açılmış olan davalardan kaynaklanan ihtilafların, görüşülmekte olan yasa tasarısının kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasını öngören hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Efendim, bir açıklama yapılsın. Nedir bu? Bunun anlamı ne?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Nurettin Bey bir açıklama yapacak.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Önerge sahibi Sayın Bakan! Bir açıklama yapsın, nedir bu?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Bakanın imzası var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Önerge sahibi grup değil ki, Sayın Cevdet Yılmaz önerge sahibi. 

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – İsterseniz…

BAŞKAN – Sayın  Bakan açıklama yapsın.

Buyurun Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, aslında gerekçe kısmında açık bir şekilde yazıyoruz. Bu tasarının 183’üncü maddesinde geleceğe dönük bir düzenleme yapılmış durumda, siyasi partilere ilişkin olarak.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Geçici maddeyle geleceğe dönük düzenleme yapamazsınız.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Burada geleceğe dönük yapılmış bu düzenlemenin geçmişte de uygulanmasına yönelik, daha bir uyumlu hâle getirilmesine yönelik tamamlayıcı bir çerçeve var.

Daha ilave açıklamalar için Grup Başkan Vekilimiz de daha detaylı açıklama yapabilir müsaade ederseniz.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Geleceğe dönük geçici madde tanzim edemezsiniz. Geçici madde bu.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Geleceğe dönük olan 183’üncü madde, bu değil.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Kapatılan bir siyasi partinin kapatılma tarihinden önceki bir döneme ilişkin, geleceğe dönük bir şey.  Ne bu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Hayır efendim, 183’üncü maddeyi…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkanım, müsaade eder misiniz…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Bu kanun kamu alacaklarıyla ilgili bir yapılandırmayı öngörüyor, genel hatları itibarıyla. Burada temel sistematik şu: Hangi türden alacak olursa olsun, kanun kapsamındaki bir alacak yargıya intikali kesinleşmiş ise vergi alacağının tamamı devlet tarafından tahsil edilir ve TEFE-TÜFE ile güne endekslenir. Eğer henüz kesinleşmemiş, yargı aşamasındaysa anaparanın yarısı alınır ve anaparanın yarısı TEFE-TÜFE ile güncellenir. Dolayısıyla bu getirilen düzenleme şu andaki görüştüğümüz bu torba yasanın temel sistematiğine kesinlikle uygundur. En ufak bir aykırılık yoktur; bir.

İkincisi, bahsedilen, biraz önce sayın grupların bahsettiği, kamuoyunda “kayıp trilyon davası” olarak bilinen o davayı da kesinlikle kapsamamaktadır. Neden? Çünkü o dava kesinleşmiştir. Bu düzenleme kesinleşmeyen alacaklar için geçerlidir.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yerimden 60’a göre söz istiyorum.

BAŞKAN - Sayın Anadol…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Şimdi, bize dağıtılan metnin gerekçesinde -Sayın Bakana soruyorum- “…kapatılan bir siyasi partinin kapatılma tarihinden önceki bir dönemine ilişkin olarak sorumlular hakkında açılmış olan davalardan kaynaklanan ihtilafların, görüşülmekte olan yasa tasarısının kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasını öngören hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturulması amaçlanmaktadır.” Bunun üstünde Sayın Cevdet Yılmaz’ın imzası var. Soruyorum: Kapatılan parti hangi partidir? O zamanki döneme ait sorumlular kimlerdir ve kaç lira?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Onu bilemeyiz ki…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bilemezseniz bunu nasıl istersiniz?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Genel bir düzenleme.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – “Bilemeyiz” olur mu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Mükellefleri biz takip etmiyoruz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yani, Sayın Bakan imzalamış, önergeyi vermiş. Bu sorulara cevap istiyoruz.

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanım, hukukçu kimliğinizle hitap etmek istiyorum. Lütfen… Yani, “Bir farklı anlam çıkarsa anlayamıyoruz.” diyelim, siz bize anlatın. Çok açık. “…kapatılan bir siyasi partinin kapatılma tarihinden önceki bir dönemine ilişkin olarak sorumlular hakkında açılmış olan davalardan kaynaklanan ihtilafların…” Var mı bunun örneği? Var. Muhtemele binaen kanun çıkarılır mı?

Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: “Bundan sonra olacaklar için geçici madde ihdası.” Yani, buradan bir, çok açık yüreklilikle şunu diyebilirsiniz: “Evet, böyle bir dava var. Bu davadan dolayı kesinleşen kamu alacakları var. Bu kamu alacaklarını diğer kamu alacaklarından ayrı tutmuyoruz. Bunu da yapılandırıyoruz.” diyebilirsiniz. Bunu da milletin takdirine bırakırız. Ama, yani, gecenin bu saatinde, böyle bir önergeyle, gerekçesi anlaşılmıyor, içeriği anlaşılmıyor, kimi amaçladığı… Bu değişikliğin öznesi nedir? Kim bu parti? Bunun açıklanması lazım Sayın Bakanım. Yani, kamu adına hizmet ediyoruz, kamu alacaklarından vazgeçerken neden vazgeçtiğimiz ve ne için vazgeçtiğimizi de bilmemiz gerekiyor. Lütfen bu konuda…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bu kanun kapsamına giren yüz binlerce insan vardır, onların listesini mi alacağız? Yani öyle bir şey olamaz ki.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Kapatılan bir siyasi dava…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, “bir” derken…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Nurettin Bey, kaç tane siyasi parti var kapatılan?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, bakın, bir parti bir olaya bakıyor, genelleme yapıyor orada.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

Sayın Bakan, bir açıklamada bulunacak.

Buyurun Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, kendimi belki iyi anlatamadım. Sayın Şandır, geçmişe dönük değil, geleceğe dönük, 183’üncü maddede bu kanun tasarısı içinde yapılmış olan değişiklik. Siyasi Partiler Yasası’nda, orada, bakın isterseniz okuyayım yapılan değişikliği: “Siyasi parti hakkında kapatma kararı verilmiş olması hâlinde, kapatma kararının verildiği tarihe kadar olan döneme ilişkin hesaplar da Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenerek karara bağlanır. Bu takdirde denetime esas kesin hesabın verilmesi ve denetime ilişkin diğer esas ve usuller Anayasa Mahkemesi tarafından belirlenir.” şeklinde bu tasarının 183’üncü maddesinde –geçici değil- sürekli bir düzenleme yapmışız, geleceğe dönük. Burada yaptığımız düzenlemeyle onu bir anlamda geçici bir maddeyle tamamlamış oluyoruz.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Geçmişe yönelik yapıyorsunuz!

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Diğer taraftan -az önce Grup Başkan Vekilimizin ifade ettiği gibi- burada, birincisi bitmiş davalarla ilgili hiçbir şey söz konusu değil, zaten maddenin içeriğinde de bu çok açık ve net.

AKİF AKKUŞ (Mersin) - Oraya koyalım o zaman onu, oraya koyalım!

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Diğer taraftan, alacaklıların tahsili de yine diğer bütün alacaklar nasıl tahsil ediliyorsa aynı usullere bağlı, aynı kıstaslara bağlı.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Sayın Öztürk, buyurun.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Öncelikle, Sayın Canikli’nin ifade ettiği diğer bu yapılandırmayla ilgili tasarının esasına uygun bir düzenleme olduğu konusuna bir açıklık getirmek istiyorum. Yani bir ihtilaflı veya ihtilafsız, 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen bir alacak var ise zaten görüştüğümüz bu tasarıya bir yerden girecek bu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Girmiyor, hayır.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Yani dolayısıyla öylesine bir inceleme yapılmış ki o genel hükümlere girememiş bu düzenleme. Şimdi burada özel bir düzenleme yapıyoruz ve genel düzenlemeden de farklı bir faiz hesabı getiriyoruz. Bunun vergi mahremiyetiyle alakası yok. Yani bu önerge buraya getirilme ihtiyacı doğduğuna göre, birilerinin bir talebi oldu ve hazinenin de bir takibi var. Dolayısıyla, baş hukuk müşavirliğinin takip ettiği birtakım davalar var. Nedir, ne kadar alacak miktarı var, hangi mal varlığı için alacak miktarı var? Burada Genel Kurulun bilgilendirilmesi gerekiyor.

Öbür taraftan…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkanım, izin verirseniz bir noktaya daha işaret etmek istiyorum.

Sayın Bakanın temas ettiği kapatılan siyasi partilerin Anayasa Mahkemesince incelemesine yönelik düzenlemeyi yapabilirsiniz. Onun yürürlüğünü geriye doğru da yürürlük maddesinde koyabilirdiniz ve geriye doğru da kapatılan bir partinin hesaplarını Anayasa Mahkemesine inceletebilirdiniz. Ancak, buradaki dava konusu olan işlem, farklı bir inceleme konusu yapılmış ve mahkemeye intikal edilmiş. Yani bunun buraya hangi ihtiyaçtan ileri geldiği ve yaptığımız genel düzenlemelere niçin girmediği Genel Kurulun ve milletin bilgisine sunulmalıdır diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öztürk.

Sayın Aslanoğlu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, açılmış davalardan kaynaklı ihtilafların… “İhtilaf” derken ödenmemesi kesinleşmişse bile bir para ödenmemişse ihtilaf devam ediyor demektir. Bu dava kesinleşmişse bile tahsil edilmediği için ihtilaf devam etmektedir, onu da kapsamaktadır bu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Aslanoğlu, çok açık; yapmayın Allah aşkına! Karar verilmemiş, kesinleşmemiş; yapmayın. O kadar açık ki!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Böyle bir şey olamaz!

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun tasarısına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                         Cevdet Yılmaz

                                                                         Devlet Bakanı

Geçici Madde 18- 5/5/1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun 12 nci maddesi gereğince 30/6/2011 tarihine kadar yeni istatistik yayımlanmaz. Bu tarihten sonraki ilk istatistik yayımlama dönemine kadar Bakanlıkça yayımlanmış bulunan en son işçi ve üye istatistikleri geçerli sayılır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN -  Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Bir açıklasınlar.

BAŞKAN -  Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Sendikaların yetkilerinin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinin öngörülen tarihten  sonra yayınlanacak istatistiklerde dikkate alınması amaçlanmaktadır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Amaç nedir Sayın Başkanım, bir açıklasın Bakan.

BAŞKAN -  Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, bir açıklasınlar önergeyi.

BAŞKAN -  Kabul etmeyenler...

ALİM IŞIK (Kütahya) -  Sayın Başkan, bir açıklasın Sayın Bakan. Böyle kanun olur mu? Nedir bu iş, bir öğrenelim.

BAŞKAN -  Sayın Işık, ben önergenin İç Tüzük gereği gerekçesini okutuyorum. Yaptığım farklı bir şey yok ki, şimdiye kadar, kaç günden bu tarafa…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, hemen oylamaya geçmenize gerek yok..

BAŞKAN – Hayır, kasıtlı bir şeyimiz yok ki.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan bir açıklasın, ikna olalım, bu millet de ne oluyor, bir öğrensin. Yapmayın bunu.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sendikalar da istiyor bunu Sayın Başkan,  sendikaların talebi doğrultusunda…

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Hangi sendikalar, görebilir miyiz Sayın Başkan?

BAŞKAN -  Lütfen sayın milletvekilleri…

Sayın Bakan, buyurun.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Şimdi, temel… (MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN -  Sayın Bakan açıklamada bulunuyor.

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Geçmişe yönelik bir parti var: Refah Partisi. Recai Kutan mı, Necmettin Erbakan mı?

BAŞKAN -  Sayın Milletvekilim, lütfen…

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Müsaade ederseniz bir açıklama yapayım talep doğrultusunda.

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Başka bir şey yok. Hakkımız değil mi öğrenmek?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Sayın milletvekilleri, 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 12’nci maddesine göre sendikalar için öngörülen mevcut işçilerin yüzde 10’unu aşacak şekilde üyeye sahip olma zorunluluğunun tespitinde Bakanlığa yapılan bildirimler esas alınırken 19/2/2009 tarihinde yapılan değişiklikle Sosyal Güvenlik Kurumu verilerinin esas alınması öngörülmüştür. Ancak sendikalar bu süreç içinde üyeliklerini tam olarak güncelleyememişlerdir. Gerekçe tekniktir esas itibarıyla. Sendikalara biraz daha süre verip bu güncellemeyi daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmeleri amaçlanmaktadır. Esas itibarıyla sendikaların talepleriyle uyumlu bir önergedir.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Ne kadarını yaptılarsa o kadardan sorumlular.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Bize ulaşan sendika talepleri de var, onlar tersini söylüyor.

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Bu sendikalar sadece size mi ulaşıyor?

BAŞKAN -  Buyurun Sayın Akçay.

ERKAN AKÇAY (Manisa)  – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Öncelikle ifade etmek gerekir ki torba tasarının son dakikalarında, her zaman olduğu gibi yine sürpriz şekilde, Türk milletinden, kamuoyundan ve milletvekillerinden saklar bir şekilde -ki bunlar yarın, yarından sonra mutlaka ortaya çıkacak- bunları milletvekillerinin gözünden kaçırmaya çalışmanın hiçbir anlamı yoktur. Konu son derece açıktır. Bu toplu iş sözleşmesi yetkisi kazanması için bazı sendikaların, maalesef “naylon üye” diye tabir edebileceğimiz ve gerçek olmayan üyelere sahip oldukları için bu sendikalara zaman kazandırma maddesidir. Biraz önceki, kapatılan siyasi partilerle ilgili hadisede de, özellikle bildikleri hâlde hem Hükûmet hem de iktidar partisi sözcüleri bilgi vermekten özenle kaçınmaktadırlar, ama milletin gözünden hiçbir şey kaçmayacaktır ve bu mutlaka yarın ortaya çıkacaktır.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Tahrir Meydanı’nı unutmayın arkadaşlar!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Başardın Sayın Bakan, helal olsun, başardın!

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Bunun bir de sonrası var Sayın Bakan!

BAŞKAN – Madde 223’te üç adet önerge vardır, önergeleri okutup işleme alıyorum:

TBMM  Başkanlığına

Görüşülmekte olan yasa tasarısının 223. maddesinin (h) bendinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Harun Öztürk

                     İstanbul                                            Malatya                                               İzmir

                   Ahmet Tan                                      Tekin Bingöl                                     Şevket Köse

                     İstanbul                                             Ankara                                            Adıyaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın yürürlülük başlıklı 223. maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini ve (h) bendinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                   Yılmaz Tankut

                      Manisa                                             Antalya                                              Adana

                Mehmet Şandır                                  Beytullah Asil

                      Mersin                                            Eskişehir

j) 86 ıncı maddesi 01.01.2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının yürürlüğe ilişkin 223 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Suat Kılıç                                   Özlem P. Türköne                            Abdurrahman Arıcı

                     Samsun                                            İstanbul                                             Antalya

                   Ahmet Yeni                                       Asım Aykan                                     Bülent Gedikli

                     Samsun                                            Trabzon                                             Ankara

                                                                         Cüneyt Yüksel

                                                                               Mardin

Yürürlük

Madde 223- (1) Bu Kanunun;

a) Aşağıdaki alt bentlerde belirtilen hükümleri 1/10/2008 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde;

1) 24 üncü maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin sonuna eklenen cümle,

2) 25 inci maddesiyle değiştirilen 5510 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde "belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar," şeklindeki ibare değişikliği,

3) 36 ncı maddesiyle 5510 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinden çıkarılan ibare,

4) 27 nci, 28 inci, 37 nci, 43 üncü, 46 ncı ve 5510 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesinin sekizinci fıkrasına eklenen cümle hariç 49 uncu maddeleri,

5) 52 nci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 30 uncu maddesi,

b) 23 üncü maddesi, 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinin sonuna eklenen cümle hariç 24 üncü maddesi, 26 ncı, 31 inci, 33 üncü, 34 üncü, 35 inci, 38 inci, 39 uncu, 41 inci ve 42 nci maddeleri ile 52 nci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 32 nci maddesi yayımını takip eden ayın birinci gününde,

c) 52 nci maddesiyle 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 34 üncü maddesi, 95 inci maddesi, 120 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 121 inci ve 125 inci maddeleri 1/1/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

ç) 5510 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine eklenen "belgeleyenler ile 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar," ibaresi hariç 25 inci maddesi, 45 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesine eklenen (l) bendi, 51 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen ek 5 inci ve ek 6 ncı maddeleri, 52 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 29 uncu maddesi ile 74 üncü maddesiyle 4447 sayılı Kanuna eklenen geçici 10 uncu maddesi 1/3/2011 tarihinde,

d) 141 inci maddesi 8/2/2006 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

e) 89 uncu ve 206 ncı maddeleri 31/12/2010 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

f) 140 ıncı ve 158 inci maddeleri yayımını izleyen altıncı ayın sonunda,

g) 154 üncü maddesi yayımını izleyen üçüncü ayın sonunda,

ğ) 192 nci maddesi 13/1/2011 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde,

h) 60 ncı maddesi yayımını izleyen üçüncü ayın başında,

ı) 118 inci maddesiyle değiştirilen 657 sayılı Kanunun ek 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 165 inci maddesiyle 1211 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinin birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkra 1/1/2012 tarihinde,

i) 216 ncı maddesi 1/7/2012 tarihinde,

j) Diğer hükümleri yayımı tarihinde,

yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Maddelerin teselsül etmesi nedeniyle yürürlük maddesi yeniden düzenlenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge maddeyi bütünüyle değiştirdiğinden diğer iki önergeyi işlemden kaldıracaktım ancak önergenin biri çekildi, diğer önergeyi de işlemden kaldırıyorum.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

224’üncü maddede bir adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 224’üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Erkan Akçay                                    Mehmet Günal                                  Mehmet Şandır

                      Manisa                                             Antalya                                              Mersin

                                                    Beytullah Asil                              Yılmaz Tankut

                                                        Eskişehir                                       Adana

“Madde 224- (1) Bu kanun hükümlerini ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı, Maliye Bakanı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili.

Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yorucu bir çalışmanın sonunda artık karar noktasına gelmiş bulunuyoruz. Değerli arkadaşlar, bu torba yasa demokrasi tarihimizde bir ilktir. İnanıyorum ki gelecekte üniversitelerde doktora tezi olarak incelemeye tabi tutulacaktır.

Bakınız, muhalefet şerhlerini okursanız orada da göreceksiniz. Bu torba yasa usul olarak da yanlıştır, hem Başbakanlığın genelgelerine uygun değildir hem İç Tüzük’e uygun değildir. Muhalefet şerhinde bütün detayıyla bunu Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak anlattık. Kanun koyucu, kanun kurucu önce kendi koyduğu kanuna uymak mecburiyetindedir. Bu torba yasanın teşkili, mevcut, cari hukukumuza uygun şekilde tanzim edilmemiştir. Usulen, zaten şekil şartı yerine getirilmeden tanzim edilen bir kanun.

Burada birçok defa anlatıldı, halkımızın da anlaması için söylüyorum: Bu kanunun muhtevasında yetmiş dört konuda değişiklik var, ki şu son getirilenler hariç. Sekiz ayrı ihtisas komisyonunu ilgilendiren konular. Şimdi, burada Millî Eğitim Bakanlığıyla ilgili değişiklik yaptık, Sağlık Bakanlığıyla, Tarım Bakanlığıyla, Orman Bakanlığıyla, Enerji Bakanlığıyla… Bunların her biri kendine özel ihtisas alanları. Plan Bütçe Komisyonu ayrı bir ihtisas komisyonu. Bir hukuk kurarken bunun uygulamasında doğacak birtakım sakıncaları ortadan kaldırabilmek için Komisyonda ilgilileri tarafından tartışılması bir gerek, bir lüzumdur, bir ihtiyaçtır ama maalesef bu torba yasada ilk defa oluyor, zannediyorum 22’nci Dönemde de böyle bir şey yaşamadınız ama bu defa ne hikmetse iktidar partisi…

Değerli milletvekilleri, bakın, size geliyor mu bilmiyorum, ben size, isteyene klasör olarak gönderebilirim. İnanıyorum ki, işte şu saatlerde bu kanunun kanunlaşmasını bekleyen çok sayıda vatandaşımız, toplum kesimi var. Bekliyorlar ama inanın ki, birçok konuda sorun çözen bu kanun, birçok insanın, onlardan çok daha fazla insanın beklentilerini de sukutuhayale uğrattı. Yani, bu kanunda beklentisi gerçekleşenlerin 10 katı, 20 katı daha fazla toplum kesimi… Klasör dolusu benden talep var, “Bizim de şu sorunumuz çözülsün.”,  “Bize de şu haksızlık yapılıyor, şu da çözülsün.” diye. Değerli arkadaşlar…

NURETTİN AKMAN (Çankırı) – Bir torba daha getiririz!

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Evet, bir torba daha getirirsiniz.

Değerli arkadaşlar, nimet-külfet dengesini bozduğunuz takdirde barışı bozarsınız, adalete olan güveni bozarsınız, demokrasiye olan inancı bozarsınız, siyasetin sorun çözmek kabiliyetine olan inancı bozarsınız. Ben, tarihe not düşmek adına söylüyorum: Bu kanun Türkiye Büyük Millet Meclisinin kanunu, “hayır” da demiş olsak, bu kanun Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bizim de sorumluluğumuzda bir kanun ama muhalefet partisi olarak, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz bu kanunda yapılan adrese teslim düzenlemelere… Şimdi yaşıyoruz, bakın, bu kanun daha çıkmadan şimdi tekriri müzakereler gelecek, kaç maddeyi geri çıkarıyorsunuz. Hatta tekriri müzakere olmadan bile çıkardığınız madde var. Öyle bir düzenleme yaptınız ki, keşke zamanım olsa da okusam. Yani 199’uncu maddeyi tekrar kanun metninden çıkardınız, niye biliyor musunuz? Çünkü, idareyle yapılan sözleşmelere aykırı davrananların rüşvet vermesi karşılığında sözleşmenin devam etmesini hukukileştirmiştiniz. Mesele burada bizim tarafımızdan dile getirilince hızla iktidar partisi grubu olarak verdiğiniz önergeyle 199’uncu maddeyi kanun metninden çıkardınız. Buna benzer o kadar çok adrese teslim düzenleme yaptınız ki, bunun adı kanun değil. Değerli arkadaşlar, Bakanlar Kurulu çalışması gibi bir çalışma…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Devamla) - Doğru olmamıştır, parlamenter sistem bu değildir, eğer parlamenter sistemin içini boşaltıp başkanlık sistemini ikame etmek istiyorsanız, bu yollara tevessül etmenin de gereği yoktur arkadaşlar. Bu yapılan, meşru ve doğru olmamıştır.

Sayın Başkan, son söz olunca, bir cümlem daha var, söyleyeyim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – Değerli arkadaşlar, tabii ki bizler burada hep beraber bu toplumun beklentilerini, sorunlarını çözmekle görevliyiz iktidarıyla muhalefetiyle. Bunları birlikte yaptığımızda, bu çözümü birlikte oluşturduğumuzda, inanınız ki ortak aklı üretip çok doğru şeyler yaptığımızın örnekleri hemen önümüzde ama böyle, birtakım yerlerin hazırlayıp getirdiği, sizlerden saklayarak, gruplardan saklayarak, tartışılmasına müsaade etmeyerek, ihtisas komisyonlarında görüşülmesine müsaade etmeyerek çıkartılan bu kanunlar, bu ülkeye fayda getirmeyecektir. Bunun arkasında duran siyasi irade olarak sizler sorumlu olacaksınız. Tarih bunu gösterecektir. Tutanaklara geçmesi için arz ediyorum ve her şeye rağmen, bu kanunla sorunları çözülmüş insanlarımız var, bu kanunun hayırlı olmasını diliyorum ve gecenin bu saatinde hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, Hükûmetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddelerinin yeniden görüşülmesine ilişkin, İç Tüzük’ün 89’uncu maddesine göre bir talebi vardır.

Başkanlık bu talebi yerine getirecektir.

Danışma Kurulu’nun, Hükûmetin, görüşülmekte olan kanun tasarısının 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddelerinin yeniden görüşülmesine ilişkin talebi hakkındaki görüşünü okutuyorum:

 

VI.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- 606 sıra sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun  Tasarısı’nın 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddelerinin Genel Kurulda yeniden görüşülmesine ilişkin Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın talebinin uygun görüldüğüne ilişkin Danışma Kurulu önerisi

 

 

Danışma Kurulu Görüşü

No: 11                                                                         Tarihi: 11/02/2011

Danışma Kurulunun yaptığı toplantıda, ekteki önerinin Genel Kurula sunulması kararlaştırılmıştır.

                                                                               Mehmet Ali Şahin

                                                         Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                     Başkanı

 

Nurettin Canikli                                                        K. Kemal Anadol

    Adalet ve Kalkınma Partisi                                Cumhuriyet Halk Partisi

      Grubu Başkan Vekili                                         Grubu Başkan Vekili

 

         Mehmet Şandır                                                            Hasip Kaplan

   Milliyetçi Hareket Partisi                               Barış ve Demokrasi Partisi

      Grubu Başkan Vekili                                       Grubu Başkan Vekili

 

 

Öneri:

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179 uncu maddelerinin Hükümetin talebi doğrultusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 89. maddesine göre Genel Kurulda yeniden görüşülmesine ilişkin Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın talebi uygun görülmüştür.

BAŞKAN – Danışma Kurulunun Görüşü bilgilerinize sunulur.

Şimdi, Hükûmetin istemini okutup oylarınıza sunacağım:

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Tasarılar/Teklifler (Tekriri müzakere)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddeleri)

 

 

Türkiye Büyük Millet Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179 uncu maddelerinin TBMM İç Tüzüğünün 89 uncu maddesine göre yeniden görüşülmesi hususunda gereğini arz ederim.

                                                                                Cevdet Yılmaz

                                                                                Devlet Bakanı

BAŞKAN – Hükûmetin istemini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bu durumda tasarının 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddelerini yeniden müzakereye açıyorum.

17’nci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Madde üzerinde iki adet önerge vardır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, tekriri müzakerede her maddede müzakere açmayacak mısınız? Tekrar konuşulmaz mı?

BAŞKAN – Açıyoruz tabii.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Tekrar, her maddede onar dakika…

BAŞKAN - Sordum zaten 17’nci maddede.

Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin (25) numaralı fıkrasının (f) bendinin birinci cümlesindeki "kiralama işlemlerinden kaynaklanan" ibaresinden sonra gelmek üzere "(kaynak sularının kira bedeli dahil)" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ahmet Yeni                                              Kürşad Tüzmen     Giresun                     Samsun                                               Mersin                                      Cüneyt Yüksel                Mehmet Tunçak

                      Mardin                                               Bursa

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin (16) numaralı fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ahmet Yeni                                              Kürşad Tüzmen     Giresun                     Samsun                                                Mersin                                     Cüneyt Yüksel                Mehmet Tunçak

                      Mardin                                               Bursa

"(16) Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi ve/veya bağlı şirketi Sigara Pazarlama ve Dağıtım Anonim Şirketi ile toptan satıcılar arasında bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce düzenlenen tekel ürünleri toptan satıcılık sözleşmeleri ve bu sözleşmelere esas ihale kararları ile ilgili olarak Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi ve/veya bağlı şirketi Sigara Pazarlama ve Dağıtım Anonim Şirketi adına damga vergisi tarhiyatı yapılmaz, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir. Tahsil edilmiş tutarlar red ve iade olunmaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılması öngörülen değişiklikle bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce düzenlenen tekel ürünleri toptan satıcılık sözleşmeleri ve bu sözleşmelere esas ihale kararları ile ilgili olarak Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi ve/veya bağlı şirketi Sigara Pazarlama ve Dağıtım Anonim Şirketi adına damga vergisi tarhiyatı yapılmayacağı, Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Anonim Şirketi ve/veya bağlı şirketi Sigara Pazarlama ve Dağıtım Anonim Şirketi adına daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan, varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçileceği, tahakkuk eden tutarların terkin edileceği ile tahsil edilmiş tutarların ret ve iade olunmayacağı hususlarına açıklık kazandırılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin (25) numaralı fıkrasının (f) bendinin birinci cümlesindeki "kiralama işlemlerinden kaynaklanan" ibaresinden sonra gelmek üzere "(kaynak sularının kira bedeli dahil)" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                  Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Kaynak sularının kira bedellerinden doğan alacakların da kapsama alınması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

 Kabul edilen önergeler doğrultusunda 17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

57’nci madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 57 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ahmet Yeni                                    Kürşad Tüzmen

                     Giresun                                            Samsun                                             Mersin

                Cüneyt Yüksel                                 Mehmet Tunçak

                      Mardin                                               Bursa

"Yetkilendirilen bu gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri, yapacakları işlemleri aralarında düzenleyecekleri protokol çerçevesinde başka gerçek veya Özel hukuk tüzel kişilerine de yaptırabilirler."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İlk tescili yapılacak araçların tesciline esas teşkil edecek işlemleri elektronik ortamda bilgi paylaşımı yoluyla yapmak üzere, Emniyet Genel Müdürlüğünce elektronik ortamda oluşturulan bir ay süre ile geçerli tescile ilişkin geçici belgeyi basmak ve araç sahibine vermek üzere kamu kurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine yetki verilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

 Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir.

BAŞKAN – 76’ncı madde üzerinde söz isteyen? Yok.

Önergeyi okutuyorum:

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 76 ncı maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ahmet Yeni                                    Kürşad Tüzmen

                     Giresun                                            Samsun                                             Mersin

                Cüneyt Yüksel                                 Mehmet Tunçak

                      Mardin                                               Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet Katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Maddenin tasarı metninden çıkarılması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmiştir ve dolayısıyla madde tasarıdan çıkartılmıştır.

77’nci madde üzerinde söz talebi? Yok.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 77 nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ahmet Yeni                                    Kürşad Tüzmen

                     Giresun                                            Samsun                                             Mersin

                Cüneyt Yüksel                                 Mehmet Tunçak

                      Mardin                                               Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddenin tasarı metninden çıkarılması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul  edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Böylece 77’nci madde tasarıdan çıkarılmıştır.

78’inci madde üzerinde söz talebi? Yok.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 78 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ahmet Yeni                                    Kürşad Tüzmen

                     Giresun                                            Samsun                                             Mersin

                Cüneyt Yüksel                                 Mehmet Tunçak

                      Mardin                                               Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddenin tasarı metninden çıkarılması öngörülmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul  edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Böylece 78’inci madde tasarıdan çıkarılmıştır.

100’üncü madde üzerinde söz talebi? Yok.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 100 üncü maddesinin madde çerçevesinde yer alan "6219 sayılı Kanunun 8 inci maddesi" ibaresinden sonra gelmek üzere "ile 14 üncü maddesinin ikinci fıkrası" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                                   Ahmet Yeni                                    Kürşad Tüzmen

                     Giresun                                            Samsun                                             Mersin

                Cüneyt Yüksel                                 Mehmet Tunçak

                      Mardin                                               Bursa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

11/1/1954 tarihli ve 6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanununun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; "Bundan başka Bankanın senelik muamelat ve hesabatı ayrıca Umumi Murakabe Heyetince tetkik edilerek bir rapora bağlanır. Bu rapor Bankanın Umumi Heyetine, murakıpların raporlarıyla birlikte sunulur ve bir sureti de Vakıflar Umum Müdürlüğüne tevdi edilir." şeklinde bir hüküm yer almaktadır. Burada yer alan "Umumi Murakabe Heyeti", Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunu ifade etmektedir.

3/12/2010 tarihli ve 6085 sayılı Sayıştay Kanununun, 19/12/2010 tarih ve 27790 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun mevcudiyeti ortadan kaldırılmış bulunmaktadır. 6085 sayılı Sayıştay Kanununun "Kaldırılan hükümler" başlıklı 82 nci maddesinin (b) bendinde "24/6/1983 tarihli ve 72 sayılı Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmü bulunmaktadır. Bu nedenle mevcudiyeti ortadan kalkmış bulunan bir kurul ile ilgili olan 11/1/1954 tarihli ve 6219 sayılı Türkiye Vakıflar Bankası Türk Anonim Ortaklığı Kanununun 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının da yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 122 üzerinde söz talebi? Yok.

İki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 122. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yediyüzelli Türk Lirası" ibaresinin  "12105 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.   

  Nurettin Canikli                                 Cüneyt Yüksel                                 Mehmet Tunçak

        Giresun                                             Mardin                                               Bursa

     Erkan Akçay                                   Kürşad Tüzmen                                    Ahmet Yeni

        Manisa                                              Mersin                                             Samsun

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 122 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yediyüzelli Türk Lirası" ibaresinin "12.105 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak" şeklinde, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen ek madde 8'in ise aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

 

               Mustafa Özyürek                          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                             Harun Öztürk

                     İstanbul                                            Malatya                                               İzmir

                    Tayfun İçli                                Malik Ecder Özdemir

                    Eskişehir                                             Sivas

 

"Ek Madde 8- Ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışan sözleşmeli personel hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatları ile döner sermaye işletmelerinde sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilenlerden (657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (c) bendine göre istihdam edilenler dahil) aile yardımı ödeneğinden veya başka bir ad altında da olsa aynı amaçla yapılan herhangi bir ödemeden yararlanamayanlara, Devlet memurlarına verilen aile yardımı ödeneği, herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Harun Öztürk, İzmir Milletvekili.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hükûmetin, torba tasarının 122’nci maddesini tekriri müzakereye açması üzerine bu maddeyle ilgili vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Yani, ne okunan önergeyi duyduğunuzu zannediyorum ne de bizim önergede ne istediğimizi duyduğunuzu zannediyorum ve Sayın Başkan, tekriri müzakere açılan maddelerin  “Söz isteyen?” kısmını o kadar süratle geçiyor ki yetişme şansımız da olamadı, biraz önce izlediniz.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, bu ifadeleriniz doğru değil. Lüffen…

HARUN ÖZTÜRK (Devamla) – İzin verin Sayın Başkan. Teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bu 122’nci maddeyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önergede şunu söylüyoruz: Bilindiği gibi emeklilikte memur ve KİT personeline harcırah niteliğinde yapılacak yer değiştirme masrafının aynı olması için 122’nci maddede 126’ncı maddeye paralel bir düzenleme yapılması önerilmektedir. Dolayısıyla, tasarının bu maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen ek madde 8’de ayın veya haftanın bazı günleri ya da günün belirli saatleri gibi kısmi zamanlı çalışan sözleşmeli personel hariç olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının merkez ve taşra teşkilatları ile döner sermaye işletmelerinde sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilenlerden aile yardımı ödeneğinden veya başka bir ad altında da olsa aynı amaçla yapılan herhangi bir ödemeden yararlanmayanlara, devlet memurlarına verilen aile yardımı ödeneğinin herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın aynı usul ve esaslar çerçevesinde ödenmesi öngörülmektedir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu ödemeyi biz de destekliyoruz ancak her fırsatta 657 sayılı Kanun’un 4/C maddesine göre çalıştırılan geçici personele diğer sözleşmeli personele tanınan hakların tanındığını söyleyen Hükûmetin, 4/C kapsamındakilere de aile yardımı ödeneği verilmesini öngören bu değişiklik önergemize destek vermesini bir kez daha bekliyoruz.

Bu yönde bir önergeyi Cumhuriyet Halk Partisi olarak maddenin görüşmeleri sırasında da vermiştik ancak AKP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedilmişti. O zaman bu oylamanın AKP için bir samimiyet testi olacağını ifade etmiştik. Şimdi tekriri müzakere dolayısıyla bu teklifimizi yeniliyoruz ve AKP’ye samimiyetlerini ispatlamaları konusunda son bir fırsat daha tanıyoruz.

Değerli milletvekilleri, torba tasarıyla ilgili olarak aralık ayı başında başlayan müzakereleri Komisyonda, alt komisyonda, üst komisyonda ve Genel Kurulda bugün tamamlıyoruz. Alt komisyonda başlamak üzere üst komisyonda ve Genel Kurulda çalışma yaşamına ilişkin maddelerin bu torba tasarıdan ayrılması ve niçin ayrılması gerektiği konusundaki düşüncelerimizi sizlerle paylaştık. Dolayısıyla, sosyal taraflar arasında bir mutabakat sağlanmadan çalışma barışını bozacak bu düzenlemelerin doğru olmadığını ifade etmiştik. Ancak, ne yazık ki biz sözlerimizle meramımızı sizlere anlatamadık. Ne zaman ki çalışma yaşamının taraflarından sendikalar haklarını aramak üzere gösteri yapmaya başladılar ve seçim de kapıya geldi ve bu torba tasarıda istiyorsunuz ki -biz de onu istiyoruz- olumsuz bir şey olmasın, dolayısıyla -seçime gidiyoruz- herhangi bir şekilde bir yanlışlık olmasın şeklindeki düşünceyle bu maddeleri şimdilik bu tasarıdan çıkardığınızı… Ancak parti olarak bu fikirden vazgeçmediğiniz kanaatini muhafaza ediyoruz. Yani esnek çalışmaya ilişkin maddeyi bugün çıkarıyorsunuz, denkleştirmeye ilişkin maddeyi çıkarıyorsunuz, deneme süresine ilişkin maddeyi çıkarıyorsunuz ancak bu zihniyetinizden vazgeçmiş değilsiniz.

Milletimizi uyarıyoruz. Seçimden sonra bu maddeleri bize tekrar gündeme getireceksiniz.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 122. Maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yediyüzelli Türk Lirası" ibaresinin  "12105 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.   

                                                   Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, bu maddede söz istiyorum.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe…

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Ama biraz önce kızdınız bana Sayın Başkan.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, şöyle bir usulsüzlük yapılıyor…

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Yani bana biraz önce kızdınız kürsüde.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Şimdi, bu konuda bu bir madde şekline dönüşüyor. Bu maddeler herhangi bir kanun maddesi gibi müzakere edilecektir. Gruplar isterlerse on dakika söz alabilirler. Ben o çerçevede söz istiyorum.

BAŞKAN - Anladım da aynı maddedeyiz Sayın Özyürek. İkinci önergeyi görüşüyoruz. Madde üzerindeki görüşme üzerinde “Söz talebi olan var mı?” diye sordum. Hayır, olmadığı için önergelere geçtim.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Daha okuma bitti, ben söz istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hayır alamazsınız Sayın Özyürek İç Tüzük açık yani şimdi uygulamıyoruz ki bunu, ilk defa da yaptığımız yok.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Peki, söz istediğimizde o zaman verirsiniz.

BAŞKAN – Bundan sonraki maddede söz istersiniz, veririz yani.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Bundan sonraki değil ben 125’inci maddeyle ilgili söz istedim.

BAŞKAN – 125’e gelmedik ki Sayın Özyürek.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Ben de konuşacağım.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maktu olarak yapılan ödemenin katsayıya bağlanarak her yıl arttırılması öngörülmektedir.

 BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza  sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza  sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 125, söz talebi?

Sayın Özyürek, buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; tabii, herkesin sabrının sonuna gelindiğinin farkındayım ancak son derece önemli bir konuyu görüşüyoruz.

Şimdi bu 125’inci maddeyle KİT’lerde çalışanlar ve özellikle meteorolojide çalışanlarla ilgili bir düzenleme yapılıyor.

Şimdi, bizim bu konudaki önergemizde önerge üzerinde tekrar söz almamak için kısaca bilginize sunmak istiyorum. “Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görev yapan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi personelden (4/a, 4/b, 4/c maddesine tabi personel ile kadro karşılığı sözleşmeli personel dahil), Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilâtı prensipleri çerçevesinde personel maliyetleri tamamen veya kısmen karşılanan havaalanlarında çalışan personel için en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının % 300'ünü, bunların dışında kalan diğer personel için ise % 225'ini geçmemek üzere, Genel Müdürlük döner sermaye işletmesi yönetim kurulu kararı ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine, bağlı bulunulan Bakan onayı ile belirlenecek usûl, esas ve oranlarda her ay döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılır. Bu ödeme aylıklara ilişkin esaslar çerçevesinde, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmayacaktır.”

Bizim önerimiz budur değerli arkadaşlarım. 125’inci maddeyle ilgili bu önergemiz doğrultusunda, özellikle Meteorolojide çalışan insanlara belli bir desteğin verilmesi gerekiyor. Bu, hazineden çıkan, bütçeden çıkan bir para değil, Avrupa Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatından gelen bir paradır. Ne yazık ki belli tartışma konuları çözülemediği için, bu para alınmasına rağmen personele verilmiyor, yansıtılmıyor. Bunun, bu personele dağıtılmasını istiyoruz. Bundan daha doğal bir şey olamaz.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, burada, biz, özellikle torba yasa ilk geldiği andan itibaren dedik ki: “Bu yasanın bir vergi borçları ve sosyal güvenlik prim borçlarıyla ilgili bölümü var; gelin, onu ayıralım, bir an önce yasalaştıralım.” Bunu yapmadığınız için bugüne kadar beklediniz.

Onun dışında dedik ki: “Emeklilere belli bir -60 lira civarında- ödeme yapılacak. Bu ödemeyi de hemen bütçe kanununa koyalım ve çözelim.” Ama onun dışında, çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeleri Ekonomik Sosyal Konseyde, taraflarla yani sendikalarla müzakere etmek suretiyle belli bir olgunluğa getirelim, bir istihdam stratejisi şekline getirelim ve ondan sonra Meclisin ilgili komisyonlarında ayrıntılı bir şekilde bunu tartışalım istedik. Ne yazık ki bunu kabul etmediniz ama emek dünyası buna çok ciddi tepki gösterdi, bütün muhalefet partileri bunun yanlış olduğunu söyledi. Şimdi, gecenin bu saatinde bu maddeleri metinden, kanundan çıkarmak suretiyle bizim aylardır söylediğimiz noktaya gelmiş oldunuz. Yani, buna gerek yoktu, bu komisyon aşamasında kararlaştırılır ve o günden başarılmış olsaydı, emek dünyasıyla bu görüşmeler yapılmış olsaydı, belki bugün burada olgunlaşmış bir şekilde konuyu çözmüş olurduk ama bu kabul edilmediği için, bu konuda bir dayatmacı anlayış benimsendiği için, şimdi geri çekiliyor ama bir düzenleme fırsatı da kaçmış oluyor. Yani, keşke emek dünyasıyla, sendikalarla bunu ayrıntılı bir şekilde görüşerek olgunlaştırsaydık ve gecenin bu saatinde sadece geri çekilmek, vazgeçilmek suretiyle değil, konunun esasını çözmüş olsaydık. Ne yazık ki bunu yapmadık, yapamadık, yapmadınız. Çok yanlış oldu ama yanlıştan dönmek her zaman erdemdir, yanlıştan döndüğünüz için de sizi kutluyorum.

Sayın Gedikli burada oturuyor, bir televizyonda tartışmıştık. Kendisi bunların ne kadar önemli düzenlemeler olduğunu anlatmıştı, ben de bunun çok yanlış olduğunu söylemiştim. Yanlış hesap Bağdat’tan döndü, yanlış hesap Meclis Genel Kurulundan döndü.

Değerli arkadaşlarım, torba yasa uzun tartışmalarıyla, Bütçe Komisyonundaki tartışmalarıyla, buradaki tartışmalarıyla nihayet bugün kabul ediliyor. Bu yasayla belli hakları elde etmiş olan kesimlere bunların hayırlı olmasını diliyorum ama belli şekilde hakları elinden alınan, özellikle 170’inci maddeyle, şu anda belediyelerde çalışan, özel idarelerde çalışan ve sürgüne gönderilecek işçilerin de sorunlarını keşke çözmüş olsaydık veya burada vazgeçmiş olsaydık.

Ama ben şunu söylüyorum: “Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu yasanın yanlışları da düzeltilecektir.” diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.

125’inci madde üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekili.

Buyurun.

BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın 125’inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, uzun bir süredir önce Komisyonda, alt komisyonda ve Genel Kurulda bu tasarıyı görüştük. Hep dile getirdik, dedik ki: “Bu tasarıda işçinin, emekçinin, sendikaların, değişik toplum kesimlerinin karşı çıktığı maddeler var. Burada antidemokratik maddeler var. Bunlarla ilgili uzlaşalım.” Ama en önemlisi şunu belirttik, dedik ki: “Burada bir madde var, ayrımcı olan, ırkçı olan, bir halkı, bu toplumun önemli bir kesimini, Türkiye toplumunun, nüfusunun önemli bir kesimini oluşturan Kürtleri dışlayan, dışında tutan bir madde var. Gelin bu maddeyi değiştirin.” Günlerdir, ayaküzeri görüştüğümüz her milletvekili hem AKP’nin, iktidar partisinin hem CHP’nin hem MHP’nin milletvekilleri... Bu uygulamanın, orada getirilen o toplu düzenlemenin adaletli olmadığı söyleniyor ancak burada, verilen talimatla –ki sanırım en yüksek yerden verilmiş, Sayın Başbakan tarafından verilmiş- ısrarla bu madde korundu ve en son bugün Sayın Arınç, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı…

VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Başbakan Yardımcısı.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) – …Başbakan Yardımcısı, o da bunun adil olmadığını söyledi. Peki, kimin vicdanına bırakıyorsunuz? Bu Parlamento bu halka layık değil, bu Parlamento halkın beklentilerini yerine getirmiyor. Bu Parlamentoda bulunan milletvekilleri de katıldıkları şeye el kaldıramıyorlar burada, bu Parlamentoda bulunan milletvekilleri kendi iradelerinin sahibi değil. Bir yerlerden deniliyor ki: “Bunu şöyle yapacaksınız.”

Ben burada, “Kürt kökenliyim.” diyen milletvekillerine sesleniyorum. Sizler yarın Diyarbakır’a, Adıyaman’a, Bitlis’e, Van’a, Hakkâri’ye gidip ne söyleyeceksiniz? Ne söyleyeceksiniz; o bir mitinge katıldı diye, “nevroz”a katıldı diye, “Ana dilde eğitim istiyorum.” dedi diye, “Sayın Ahmet Türk’e saldırı oldu, onu protesto ediyorum.” dedi diye on ay, iki sene, altı sene Terörle Mücadele Yasası’nın çeşitli maddelerinden yargılanan ve ceza alan, ilişiği kesilen öğrencilere ne diyeceksiniz? Ne diyeceksiniz? Niye biz katilleri, niye katilleri affettik? “10 tane adamı öldüren, anasını öldüreni affettik, sınava girebilirler ama siz giremezsiniz.” diyeceksiniz. Ne diyeceksiniz? Onların anne, babalarına ne diyeceksiniz?

Peki, sormak istiyorum. Belki Samsun’un milletvekili bilmez, kendisine de sorulmaz ama Hakkâri’nin, Diyarbakır’ın milletvekillerine soruyorum, Adıyaman’ın, Bitlis’in milletvekillerine soruyorum: Gerçekten tanıdığınız, bildiğiniz, pratiğini de bildiğiniz ama bir şekilde belli bir dönemde polis tarafından bir Nevroz’da, resmî bir Nevroz’da, izin alınmış bir Nevroz’da, Nezir Karabaş’ın mitinginde, Ahmet Türk’ün katılıp konuştuğu mitingde, hiçbir davanın açılmadığı, hiçbir olayın yaşanmadığı bir mitingde ceza yiyen, bunun için ilişiği kesilen üniversite öğrencilerine ne diyeceksiniz?

ŞEVKET GÜRSOY (Adıyaman) – Heyecanlanma!

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) – Neyi heyecanlanacağım? Neyi heyecanlanacağım?

Siz ne diyeceksiniz, gerçekten sormak istiyorum ve artı, AKP Genel Başkan Yardımcısına…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Şevket, sana mı düştü! Konuşma, otur yerine biraz!

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen… Sayın Milletvekili, lütfen.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) – …Başbakan Yardımcısına, grup başkan vekillerine, günlerdir konuştuğumuz “Ben de katılıyorum.” diyen milletvekillerine soruyorum, ne diyeceksiniz?

Biz bunları anlatacağız, diyeceğiz ki: “Bunlar ‘Siz doğru söylüyorsunuz, bu haksızlıktır, bu ayrımcılıktır.’ dediler ama yine kalkıp ellerini kaldırdılar, oy verdiler sizin üniversite okumamanız için, sizin üniversitelerden atılmanız için, sizin bu ülkede eşit olmamanız için oy verdiler.”

Peki, siz ne diyeceksiniz? Bunları ret mi edeceksiniz? Bunlar yaşanmadı mı? Bunları söylemediniz mi? Sayın Arınç “Bu adil değil.” demediniz mi?

Peki, burada, bu tür, böyle düşünen, ama böyle düşünmesine rağmen tam tersi oy verilmeyi kim sağlıyor? Hangi güç bu Parlamentoda kendi düşünceleri dışında sizlere, bu Parlamentonun milletvekillerine el kaldırtıyor?

Ve değerli milletvekilleri, bizler daha önce de belirttik. Bu sorunun, gerçekten Türkiye'deki Kürt sorununun, Alevi sorununun, türban sorununun çözülmesi gerekir, ama mevcut anlayışla, mevcut zihniyetle, bakışımızla, bu tarzda yasalarda bu sorunları çözemeyiz; bu tarzda bakışla çıkardığımız bu yasalarla Kürt sorununu çözemeyiz, Alevi sorununu da çözemeyiz. Çalıştaylarla olmuyor bunlar, açılımlarla da olmuyor.

Peki, hani açılım yapıp dağdaki PKK’liyi indirecektiniz, hani kanı durduracaktınız? Siz, burada, üniversitede okuyan, sırf Terörle Mücadele Kanunu’nun, hiç kimsenin vicdanının kabul etmediği ve burada iktidar olan partinin de birçok milletvekilinin vicdanının kabul etmediği yasayla ceza alan ve eğitim almasının, üniversite okumasının, mühendis olmasının, doktor olmasının önü kesilen gençleri ne yapacaksınız?

Peki, bu gençler buradaki tartışmaları, burada Yükseköğretim Kanunu’nda yapılan değişiklikle çıkarılan bu maddeyi okuduktan sonra ne diyecekler? “Siz iyi ki bu yasayı çıkardınız.” mı diyecekler? “Biz Türkiye Cumhuriyeti devletinin Meclisine, onun yasalarına güveniyoruz, bu ülkede demokratikleşmeyi sağlayacaklar, bizi de eşit kılacaklar diğer halklarla, bize de eşit bakacaklar. Onun için, biz bekleyelim, demokratik bir şekilde Meclis bu yasaları çıkarsın.” mı diyecekler? Hayır, değerli milletvekilleri.

Bu tür bakış, bu anlayış, bu yasa yapma mantığı, bu dışında tutma, açık bir şekilde dışında tutma mantığı kesinlikle bu ülkede barışı sağlamaz, bu ülkede birliği sağlamaz. Birçok zaman, biz bazen değerlendirme yaptığımız zaman, bize yönelip “Siz birlikten yana değilsiniz, siz bozuyorsunuz.” diyorsunuz. Peki, böyle bir yasa dünyanın hangi demokratik ülkesinde çıkar?

Bu ülkede, her çeşit suçtan ceza almış, okulla ilişiği kesilmiş insanlara, ayrımsız bir genel af getiriyorsunuz, ayrımsız, sağcısının, solcusunun hiç ayrımı yok, türbanlısının, Alevi’sinin de ayrımı yok. Genel olarak, Kürt olanların dışında bir ayrım yapmıyorsunuz. Sadece tek bir ayrım koymuşsunuz, diyorsunuz ki: “Terörle Mücadele Kanunu’ndan hüküm giyenler bu yasadan yararlanmaz.” Bizim on üç yaşındaki çocuklarımız bu yasadan hüküm giydi. Bizim annelerimiz, bacılarımız, yengelerimiz, eşlerimiz, bizim yetmiş yaşındaki ninelerimiz bu yasalardan hüküm giydi ve bunlar bundan yararlanamayacaklar.

Değerli milletvekilleri “Kürt kökenliyim.” diyen, bölgeden olan milletvekilleri, sanırım bu sorunları artık biliyorlar “Bu bizim işimiz değildir.” diyorlar ama ben Samsun’dan, Rize’den, Bursa’dan, Trabzon’dan, Edirne’den milletvekillerini bölgeye davet ediyorum. Ben kendim karşılayacağım onları, kendim gezdireceğim. Gelsinler, Terörle Mücadele Yasası’nda, bu yasadan Bitlis’te, Hakkâri’de, Van’da elbette ki belli eylemlerin içinde olup, ceza alanlar var çünkü her gün eylem var, her gün çatışma var. Ama hiçbir şekilde şiddetin hiçbirine yaşamı boyunca bulaşmamış, yasa dışı hiçbir eylemi yapmamış ama Ahmet Türk’ün mitingine katılmış, Selahattin Demirtaş’ın yaptığı mitinge katılmış, yasal olarak izin alınıp 500 bin kişinin katıldığı “nevroz”a katılmış ama sonradan polisin yaptığı düzmece tutanaklarla hakkında dava açılmış, ceza yemiş insanları size göstereyim, onlarla konuşun. “Siz neden ceza yediniz, ne yaptınız?” deyin. Bunları, yani bunun için…

Bu anlayış, birliği getirmez. Bu anlayış, barışı getirmez. Bu anlayış, kardeşliği getirmez diyorum, saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkış)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Karabaş.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yeter; bir elin sesi yok, iki elin sesi var! (AK PARTİ sıralarından alkışlar[!])

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

Sayın Işık, sorunuz var; buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bu 125’inci maddedeki düzenlemeyle KİT’lerde çalışan, en azından bazı KİT’lerdeki yönetici konumunda çalışanların şimdiye kadarki birçok mağduriyeti gideriliyordu. Yeni düzenlemeyle bunun kaldırılmasıyla sorunu çözme yerine ötelemeyi tercih etmiş bulunuyorsunuz.

Ne zaman çözülmeyi beklemektedir veya bu sorunu ne zaman çözmeyi düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakan.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlar, buradaki iyileştirme duruyor. Sadece yüzde 100’ünü yani Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü için yüzde 100’ünü geçmemek üzere o yüzde 100’ünü kaldırıyoruz; hâlbuki yüzde 200’ünü tutuyoruz. Dolayısıyla buradaki tek değişiklik aleyhte, yani aşağıya doğru çekmeye ilişkin düzenlemeyi kaldırıyoruz, yukarı doğru artırmaya ilişkin düzenlemeyi koruyoruz. Dolayısıyla aslında burada yaptığımız düzenleme sizin ifade ettiğiniz şekilde değil, tamamen çalışanlarımız lehine olan bir düzenlemedir.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Parantez içerisindeki ifade mi kaldırılıyor?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Evet.

BAŞKAN – Başka soru yok.

Madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 125 inci maddesi ile değiştirilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 25 inci maddesinin b bendinde yer alan "(Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü için %100'ünü)" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

               Nurettin Canikli                           Durdu Mehmet Kastal                               Ahmet Yeni

                     Giresun                                          Osmaniye                                           Samsun

                Bülent Gedikli                                 Kürşad Tüzmen

                      Ankara                                              Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan, 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 125. Maddesinin (b) bendinden sonra gelmek üzere, aşağıdaki (c) bendinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

               Mustafa Özyürek                                  Harun Öztürk                                       Tayfun İçli

                     İstanbul                                               İzmir                                              Eskişehir

          Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                Ali Koçal

                      Malatya                                           Zonguldak

(c)   3254 Sayılı Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanunun 32/D maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Madde 32/D- Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görev yapan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tâbi personelden (4/a, 4/b, 4/c maddesine tabi personel ile kadro karşılığı sözleşmeli personel dahil), Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilâtı prensipleri çerçevesinde personel maliyetleri tamamen veya kısmen karşılanan havaalanlarında çalışan personel için en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarının %300'ünü, bunların dışında kalan diğer personel için ise %225'ini geçmemek üzere, Genel Müdürlük döner sermaye işletmesi yönetim kurulu kararı ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine, bağlı bulunulan Bakan onayı ile belirlenecek usûl, esas ve oranlarda her ay döner sermaye gelirlerinden ek ödeme yapılır. Bu ödeme aylıklara ilişkin esaslar çerçevesinde, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi tutulmaksızın yapılır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Bu ödemeden yararlanan personele, 27/6/1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 3 üncü maddesine göre Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, ülkemizin hâlihazırda askeri ve sivil olmak üzere toplam 61 hava alanında 24 saat esasına dayalı vardiya sistemi ile uçuculuğa yönelik meteorolojik hizmetler vermektedir. Bu hizmetlerin karşılığı olarak, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL)'ndan belli miktarda gelir elde etmektedir.

Söz konusu yurtdışı gelirden, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü ile Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü personeline, "Havacılık Tazminatı" adı altında ek ödeme yapılmaktadır. Söz konusu ödemeler, faturalandırılarak anılan kuruluştan aynen geri tahsil edilmekte olduğundan Hazineye herhangi bir külfet getirmemektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 125 inci maddesi ile değiştirilen 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 25 inci maddesinin b bendinde yer alan "(Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü için             % 100'ünü)" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

Bir önceki önergede aslında “Hazineye yük getirmemektedir.” deniliyor, getirmeseydi kabul ederdik. Ancak, benim bildiğim kadarıyla Eurocontrol’ün verdiği para yetmediği için, bir de Devlet Meteoroloji personelinin tamamına böyle bir talepte bulunulduğu için sadece havaalanlarında çalışanlarla sınırlı olsaydı kabul ederdik, onu ifade etmek istiyorum yani aslında hazineye bir yük geliyor.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Konunun personel rejimini düzenleyen çalışmalarda dikkate alınması uygun olacağından söz konusu değişiklik önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

179’uncu madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; bu madde tütün maddesi, tütün maddesi tütün.

Şimdi, bir daha söylüyorum, mademki tekriri müzakere getirdiniz… Bir ürünün ekimi serbest, satışı yasak olamaz, aynen böyle yapıyorsunuz. Düşürdünüz cezaları ama taşımadaki cezalar aynen duruyor o maddede. 50 kilograma kadar olanı 250 liraya düşürdünüz. Bizim için asla, bir köylü 50 kilogram tütün ekip, bunu götürüp satıyorsa bunun cezası olmaz arkadaşlar, olmaması lazım. Ama kendi tütününü Adıyaman’dan Diyarbakır’a götürüyorsa yolda yakalandığı zaman 50 bin lira ceza yine duruyor orada. Hiçbir işe yaramayacak. Bırakın satsınlar bu insanlar. Sadece bir yasak savıldı. Ben, bir kez daha bunu söylemek istiyorum. Yani o bölgede, Bitlis’ten, Muş’tan, Malatya’dan, Adıyaman’dan başka bir şehre 50 kilogram ürününü satmaya götürdüğünde yakalandığı zaman yine 50 bin lira ceza Tütün ve Alkol Piyasası Kanunu’nun ilgili maddesinde duruyor arkadaşlar. Tamamen subjektif; birisi uyguluyor, birisi uygulamıyor. Bunu kaldırmadığınız sürece hiçbir işe yaramaz bu yaptığınız, hiçbir işe yaramayacak. Ben, bunu söylüyorum.

İki: Dün yine 206’ncı maddede sigarayla ilgili, sigara yasağını mülki amire devrettiniz ama burada yine haksızlık… Onu da getirmediniz. Yine söylüyorum, yine söylüyorum: İstanbul’un Etiler’inde günde 10 bin lira ciro yapan bir adamla Malatya’nın bir ilçesinin bir köyünde günde 20 lira para kazanmayan adamı aynı kefeye koyarsanız burada haksızlık vardır, adaletsizlik vardır. Niye getirmiyorsunuz, madem bu maddeyi tekriri müzakere yapıyoruz? Subjektiftir; o mülki amir isterse 5 bin lira ceza da verir, isterse 250 lira da verir. Yani bir köyde kimi kahvehanede bir sigara içiliyorsa… Yani vicdanımız sızlamaz mı arkadaşlar? Yani bu toplumun içinden geliyorsunuz, bu toplumu görüyorsunuz birtakım gerçekleri niye kabul etmiyorsunuz? O insanları birilerinin iki dudağının arasında bırakıyorsunuz. Arkadaşlar, insanları birilerinin iki dudağının arasında… “Polis geldi.” diye korkarak kaçmasın bu insanlar bu ülkeden. Cezayı bana verin. Ben sigara içiyorsam polis gelsin, bana cezamı uygulasın ama gariban o kahvehaneye, gariban o köydeki lokantaya 5 bin lira subjektif cezayı uyguladığı zaman, yazıklar olsun bize! Böyle kanun yapılmaz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arkadaşlar, iyi geceler diyorum. Elimdeki iki tane kanun var, biri Anayasa, birisi torba kanun; laf atarken dikkatli olun, benden söylemesi.

Bu gecenin ilerleyen saatlerinde, bu gerilimde, benim size, hakikaten, bu kadar sabahladıktan sonra söyleyecek sözüm yok. Yani sizi takdir ediyorum, bütün parti milletvekillerinin bu şekilde disiplinli olmasını istiyorum. Demokrasimiz için gözlerimizi yaşartıyorsunuz. Şu torba kanunu geçireceksiniz ama geçirmeden önce ben sizin bir iki lafla huzurunuzu kaçıracağım için kusuruma bakmayın.

Yani şimdi, sahne: Gördüğünüz gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu. Tiyatro oyunun adı: Demokrasi oyunu, demokrasi oyunu oynuyoruz. Kaç perdelik? İki perdelik. Bugün şu an son perdeyi oynuyoruz. Bu son perdede neyi oynuyoruz? Tekriri müzakereyi oynuyoruz. Nerede toplandık? Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Mehmet Ali Şahin’in huzurunda toplandık. Kimler toplandı? Sayın Canikli, Sayın Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili, Sayın Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili Şandır ve bendeniz Sayın Hasip Kaplan.

Ben Sayın Şahin’le toplanmadım arkadaşlar. Siz toplandınız mı? Soruyorum: Canikli, CHP, MHP siz toplandınız mı Sayın Şahin’le? Sayın Şandır, burada cevabınızı namusluca vereceksiniz, toplandınız mı Şahin’le? Meclis Başkanlık Divanı tutanağını çağıracağım.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Gayet tabii.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Anadol, ana muhalefet…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Meclis Başkanı buraya geldi.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burası tiyatro salonu değil. Danışma Kurulu toplantıları İç Tüzük 19’a göre Meclis Başkanı odasında olur. Buraya geldiği zaman da benimle bu konuyu konuşmadı. İç Tüzük 19, Danışma Kurulu Meclis Başkanlığında toplanır, tutanak tutulur. O tutanaklarda her partinin grup başkan vekili var.

Ben Hasip Kaplan, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına ben katılmadım buraya. Bu Danışma Kurulu önerisi sahte, sahte, gerçek değil. Böyle bir toplantı yok.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sen imzalamadın mı?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Siz neyi tartışıyorsunuz burada? Siz neyi konuşuyorsunuz arkadaşlar? Siz şimdi… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bir dakika… Bir dakika… Türkiye Büyük Millet Meclisi burası, doksanıncı yaşını da kutladı. Yüz yıllık olacak yakında. Durun. Böyle sahte tiyatrolara zemin verecek bir ruh hâli var mı bizde?

Şimdi, bu yaptığınız bütün işlemlere Sayın Bakan da olur vermiş. Allah razı olsun, Sayın Bakanın imzası da var! Sayın Bakan da yoktu Danışma Kurulunda, ben de orada değildim. Şimdi, sahte demokrasinin sahte tiyatro oyununun, sahte imzalarının, sahte tutanaklarının, sahte torba kanununun nesini görüşüyorsunuz? Hangi hukukla, hangi anayasayla, hangi iç tüzükle, hangi kanunla görüşüyorsunuz? Sayın Meclis Başkanlık Divanı, soruyorum: Siz hangi yetkiyle, hangi yasayla, hangi imzayla görüşüyorsunuz burada? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Lütfen Sayın Kaplan… Sayın Kaplan, benim dışımdaki bir hadiseyi buraya dönüp söyleyemezsiniz. Lütfen…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bir dakika, sakin olun… Sakin olun… Öyle sahtecilik tiyatrosunun, sahte imzaların, sahte danışma kurullarının, sahte cukkalamanın, sahte götürmelerin, sahte oyunculuğun, öyle sahteciliğin karşısında bu Mecliste demokratik bir muhalefet var, o da Barış ve Demokrasi Partisi.

Maskeleri düşürürüz, maskeleri öyle düşürürüz ki hepiniz çıkar 74 milyon Türkiye vatandaşının önünde özür dilersiniz. Dilemezseniz, size meydanlarda özür dilettiririz, özür! Bu torba kanunu da böylesine cukkaya getiremezsiniz.

Ben size dostça, kardeşçe, bir arkadaşınız olarak söylüyorum: Sizin sahtecilik oyununuzun ne aktörü ne de vokalistiyim! Sizin sahtecilik oyununuzun başrolünü oynayan iktidar partisinin baş aktristi erkek oyuncu, ana muhalefet de erkek oyuncu, orta muhalefet… Sayın MHP, siz orta muhalefet, siz de erkek oyuncu! Vallahi biz küçük, şimdi 20 kişilik grubuz, küçük muhalefet grubu sayılırız.

Ben bu oyunda yokum arkadaşlar! Bu tiyatro sahnesini milletin iradesine saygısızlık sayıyorum, milletin iradesine hepinizi, üç partiyi cümleten, topyekûn, hep birlikte saygıya davet ediyorum. (Gürültüler)

Sayın Meclis Başkanı -isterseniz daha konuşayım, dört dakika on dört saniye vaktim var- burada kapatacak mısın Meclisi, devam mı edeyim?

BAŞKAN – Sayın Kaplan, onda sizin imzanız var mı, yok mu?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada kapatacak mısınız Meclisi…

BAŞKAN – Sayın Kaplan, imzanız var mı yok mu orada?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Benim imzam bu toplantıda yok, ben yokum, tutanağı yok. (Gürültüler)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – O imza senin değil mi?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, İç Tüzük 19…

SUAT KILIÇ (Samsun) – O imza senin mi, değil mi?

BAŞKAN – Tutanak değil, öneride imzanız var mı, yok mu Sayın Kaplan? Öneride imzanız var mı, yok mu, soruyorum!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Başkan, bütün Danışma Kurulu toplantıları sesli ve tutanaklı Meclis Başkanlık odasında tutulur. Şimdi soruyorum: Siz de bu suçun, sahtekârlık suçunun -Türk Ceza Kanunu’nda büyük bir suç- ortağı mısınız, değil misiniz Sayın Başkanlık Divanı? Siz bu sahtekârlığa ortak mısınız, değil misiniz? Yarın savcılığa gideceğim, iktidarı, ana muhalefeti ve orta muhalefeti şikâyet edeceğim.

YILMAZ TANKUT (Adana) – Bizim adımızı ağzına alma! Kendine bak!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Benim olmadığım bir toplantıda…

BAŞKAN – Sayın Kaplan… 

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, benim olmadığım bir toplantıda bu sahtekârlık suçunun cevabını 74 milyon insana vereceksiniz! Oyun yok. Oyun trajedi olabilir, drama çevirmeyin.

Şimdi, bakın, drama çevirmeyin… Drama çevirmeyin… (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Biz, bu halkın yiğit evlatları, size, gerçekleri “şak” diye suratlarına yapıştırır. Bakın, burada tiyatro oynamıyoruz, demokrasicilik tiyatrosunun, demokrasi oyununun sahte aktörleri ve kahramanlarının içinde asla bizi, halkın gerçek evlatlarını göremeyeceksiniz.

Sayın Başkan, kapatıyor musunuz, yoksa sizi de savcılığa şikâyet ediyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Kaplan, elinizi indirin.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Kapatıyor musun? Kapatıyor musun?

BAŞKAN – Önce benim sorduğum soruya cevap verin: Buradaki imza sizin mi değil mi?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Kapatıyor musun? Sayın Başkan, kapatıyor musun?

BAŞKAN - Sayın Kaplan, bu imza sizin mi değil mi? Ben soruyorum size.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Başkan, kapatıyor musun, savcılığa mı vereyim sizi? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – İstediğiniz yere şikâyet edin siz. Kimsiniz siz be?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Suça iştirakten, sahtecilikten, sahtekârlıktan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Burası Türkiye Büyük Millet Meclisinin Genel Kurulu.

HASİP KAPLAN (Devamla) - …Meclisi alet etmekten, Meclisin iradesine fesat karıştırmaktan… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Ayıp ya, ayıp!

HASİP KAPLAN (Devamla) - …Mecliste sahtekârlık yapmaktan üç partiyi şikâyet ediyorum bu torba kanunda.

Şimdi soruyorum…

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sen imza attın mı atmadın mı? Atmadın mı onu söyle?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bir dakika… Bir dakika… Soruyorum… Ben öyle bir toplantıya katılmadım.

Bir şartım var… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SUAT KILIÇ (Samsun) – İmza attın mı atmadın mı?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Bakın, öyle bir toplantıya katılmadım.

SUAT KILIÇ (Samsun) – İmza senin mi değil mi?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi dinleyin beni. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Peki, sakin dinleyin, sakin, sakin dinleyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bir dakika… Bir dakika…

Sayın Arınç, size sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum. Sayın Arınç’ın duyarlılığı önünde burada saygıyla eğiliyorum. AKP grup başkan vekillerine, samimi veya değilse bile üniversiteye kaydolacak 100 bin öğrenci konusunda “Ya bunu konuşmak lazım.” dedikleri için… Burada parantez açarak ifade ediyorum, CHP’ye de ifade ediyorum: Bir şartla size Danışma Kurulu imzası verdim, “100 bin öğrencinin affına siz yeşil ışık yakmadığınız sürece bu benim Danışma Kurulu imzam geçerli değildir.” dedim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Sonra Aslanoğlu beni aradı. Aslanoğlu “Pazar ve pazartesi günü tatil olacak Meclis, imzanız lazım.” dedi, “Üniversite öğrencileri ne oldu?” dedim, “Yok.” dedi; çıksın dürüst dürüst burada açıklasın. Yoksa, bizde imza yok; yoksa, oy yok; yoksa, vallahi selam da yok arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bakın, ben burada yetmiş tane küfür yedim, tutanaklarda var, yeterince yedim.

Şimdi, Sayın Meclis Başkanı, bunu hemen tespit et. Burada Meclis artık çalışamaz. Lütfen, ya kapatın ya savcılığa vereceğiz.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Sayın Şandır, buyurun.

 

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

 

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu İç Tüzük’ümüzün 19’uncu maddesine göre tanzim edilir ama teamüller de var. Evet, Başkanlık toplantı salonunda toplantı yapıldığı da olur, bazen mutabık kalındığı zamanlarda elden de Danışma Kurulu toplanır, dağıtılır, imzalanır. Bu, Genel Kurulda da olur bazen gruplar arasında odalarımızda da imzalarız, mutabakat sağlandığı takdirde. Bu her zaman böyle olur.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Mutabakat sağlanmadı Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Her defasında da Barış ve Demokrasi Partisi de buna katılırlar. Barış ve Demokrasi Partisinin sayın grup başkan vekilleri yarın, salı günü buraya geldiklerinde bunu onlar da ifade edeceklerdir.

Şimdi, burada Sayın Hasip Kaplan, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına imza attıktan sonra bizler de imza attık. Tabii ki bir Danışma Kurulunun mutabakatla buraya gelmesi hâlinde burada görüşme yapılabilirdi. İmza attı, mutabakatı temin etti. Bu şikâyet ettiği konuların tamamı Sayın Hasip Kaplan’ın imzasından sonra şekillendi. O imza atmamış olsaydı o Danışma Kurulu olmazdı ve biz çalışmayı yarına erteleyecektik. Bunun da hazırlığını yapmıştık ama Sayın Hasip Kaplan o imzayı attıktan sonra gruplar… Ha, şarta bağlı atmak olmaz imzayı yani Danışma Kurulunda mutabakat şarta bağlı olmaz. Dolayısıyla, Sayın Hasip Kaplan, yani bu konuşmasının gerekçesinde haklı olabilir belki kendince ama ortaya koyduğu tavır, kullandığı kelimeleri kabul etmiyoruz. Sahtekârlık bu Meclise ve bu gruba, bu grupların hiçbirisine yakışmaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Alkışlayın alkışlayın, imzalar burada, istediğiniz kadar alkışlayın!

MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Biz Sayın Hasip Kaplan’a da yakıştıramıyoruz ama gecenin bu saatinde… Dolayısıyla, yapılan işlem İç Tüzük’e uygundur ve dediğim gibi Sayın Hasip Kaplan’ın söylediklerinin hiçbirini kabul etmiyoruz.

Teşekkür ederim.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN -  Buyurun Sayın ASlanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Efendim, benim ismim geçtiği ve olayın içinde olduğum için bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Yerinizden sisteme girin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hayır efendim, oradan yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

 

11.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

 

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlar; ismim geçtiği için…

“Bugün bu çalışma bitsin, bu gece bitsin.” tüm arkadaşlarımın talebiydi, grup başkan vekillerine arz ettim. Tüm milletvekili arkadaşlarım, bunun bu gece bitip pazar ve pazartesi, artık insanların çok yorulduklarını, çalışmamaları yönünde… Bunun, bu yasanın bugün bitmesi gerekir ama bunun için bir Danışma Kurulu kararı olması gerekirdi. Niye? Daha önce okunmadığı için. Ben önce izinlerini istedim, önce Sayın Anadol’a gittim, “Nasıl, uygun görüyor musunuz?” Sayın Şandır’a gittim “Uygun görür müsünüz?” ve Sayın Kaplan’a gittim. Sayın Kaplan bana dedi ki önce: “Ben üniversite affıyla ilgili konu olmazsa imzalamam.” Ben “Takdir sizindir, benim yetkim yok, ben hiç bu konuda bir görüş beyan edemem, benim bu konuda tavrım olamaz.” dedim. Daha sonra Sayın Arınç’la beraber dışarı çıktılar, döndükten sonra ben içeri giriyordum, “Getir imzalayayım.” dedi bana. “Ama bak Sayın Kaplan, benim, böyle şunu getir, şu çıksın, şu, böyle bir yetkim yok, aman ha.” dedim kendisine ve kendisi imzaladı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – İmza kendisinin mi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Tabii, orada imzaladı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sahte imza değil, değil mi?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet efendim orada imzaladı.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kendi imzası?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Evet.

Daha sonra, birinci okunan Danışma Kurulu yani bu tekriri müzakereyle ilgili Danışma Kurulu imzaları tamamlandı ve Sayın Mehmet Ali Şahin Bey buraya geldi ve burada imzaladı. Ben de Grup Başkan Vekiline    -Sayın Canikli’ye veya Sayın Kılıç’a mı verdim- verdim, Başkanlık Divanına verdi.

İkinci olay: “Meclisin yarın tatile gitmesi için yeni bir Danışma Kurulu gerekiyor.” denildi Başkanlık Divanı tarafından. Nasıl olsa bu gece bitecek   -asıl amacımız, birinci Danışma Kurulu toplantısının amacı buydu- ben de tekrar grup başkan vekillerime “böyle, böyle” dedim. Sayın Şandır da Sayın Anadol da Sayın Kılıç da tabii… Ama ben etik olarak, Sayın Kaplan burada yoktu, telefon ettim: “Sayın Kaplan, yarın çalışmamamız, pazartesi çalışmamamız için bir Danışma Kurulu daha gerekiyor. Ne diyorsunuz?” dedim, “Ben imza vermem.” dedi. Ben de dedim ki “Saygı duyarım, imza vermiyorsan ben bu işte yokum.” Ama bilin ki o Danışma Kurulu kararı daha sonra yazıldı, Sayın Bengi Yıldız’ın evine gitti, imzalandı geldi, burada.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yok, benim imzamla. Bengi’yi ararsanız burada bulamazsınız.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Vallahi bana…

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, siz konuşmanıza devam edin.

Buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Bana söylenen bu.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bengi’yi ararsanız zor bulursunuz Ankara’da.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Vallahi bilmiyorum, kim imzalamış, bana söylenen bu. Onun için, ben, arkadaşlarımın yarın, öbür gün çalışmaması için gayret gösterdim ve Sayın Kaplan’ın imzasını orada aldım ve Başkanlık Divanına verdim.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kılıç.

 

12.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

 

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.

Az evvel bu kürsüden yapılan talihsiz konuşmalar nedeniyle çok saygıdeğer milletvekillerimizden ve milletvekillerimizi seçip buraya, bu çatı altına, milletin menfaatleri doğrultusunda çalışmak üzere gönderen aziz milletimizden gerçekten özür diliyorum. Sadece AK PARTİ milletvekillerinden değil, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinden de Milliyetçi Hareket Partisi milletvekillerinden de, kendileri burada olmayan ama olsalardı böyle bir birlikteliğe imza koyacak olan BDP milletvekillerinden de, yüce Meclise yapılan sahtekârlık ithamı nedeniyle gerçekten ve yürekten özür diliyorum. Böyle bir şeye bu çatı altında yaklaşık dokuz senedir hiçbir zaman dilimi içerisinde tanıklık etmedik.

AK PARTİ Grup Başkan Vekilinin Danışma Kurulu önerisinin altında imzası var. Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilinin Danışma Kurulu önerisinin altında imzası var. MHP Grup Başkan Vekilinin Danışma Kurulu önerisinin altında imzası var ve BDP grup başkan vekilleri burada olmadığı için İç Tüzük’ün 19’uncu maddesinin verdiği yetkiye dayalı olarak BDP grup başkan vekilleri adına Şırnak Milletvekili Sayın Kaplan’ın bu Danışma Kurulu önerisinin altında ıslak imzası var. Eğer bu kürsüde konuşan Hatip, ıslak imzasını inkâr ediyorsa açıkça çıkıp demelidir ki “O imza bana ait değildir, o imza taklit edilmiştir, o imza bir başkası tarafından atılmıştır.” Bu çatı altında milletvekillerine ve Parlamentoda İç Tüzük’e göre yapılan bir işleme sahtekârlık ithamında bulunmak gerçekten büyük bir ayıptır, büyük bir yanlıştır, büyük bir çirkinliktir.

Burada sormak lazım: Yapılan iş sahtekârlıksa ıslak imzasını inkâr etmek nedir? Bunu sormak lazım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET AYDOĞMUŞ (Çorum) – Sahtekârlığın âlâsıdır!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Durun, durun! Sakin olun!

SUAT KILIÇ (Devamla) – Ben burada Ferit Mevlüt Aslanoğlu’na da teşekkür ediyorum. Sayın Aslanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının imzasını tekemmül ettirmiştir, 3 Grup Başkan Vekilinin imzalarını almak suretiyle Danışma Kurulu önerisinin tekemmül etmesine katkı vermiştir ve yine, BDP adına temsil yetkisini haiz olduğu düşüncesiyle Sayın Kaplan’ın imzasını almıştır.

İç Tüzük’ün 19’uncu maddesi çok açık değerli arkadaşlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının Danışma Kurulunu herhangi bir özel mekânda toplantıya çağırmak gibi bir mesuliyeti de mecburiyeti de söz konusu değildir, önemli olan bir araya gelmektir. “Eğer bu imzalar Danışma Kurulu önerisinin imzalarıysa Danışma Kurulu toplantısının tutanağı nerede?” diyor. Böyle bir soru tümüyle abes. Böyle bir sorunun hukukta da çalışma düzenimizde de yeri yok. O Danışma Kurulu önerisinin bizatihi kendisi zaten tutanak hükmündedir.

Değerli milletvekilleri, gerçekten gecenin bu saatinde konunun buraya gelmesi hiç gerekli değildi ama büyük emekler verdiniz, AK PARTİ milletvekillerine de, CHP, MHP, BDP milletvekillerine de bu kanun tasarısının yasalaşması için verdikleri katkılardan dolayı teşekkür ediyorum, sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Sen sahtekârsın…

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Burada laf atmayın.

BAŞKAN – Bir saniye sayın milletvekilleri…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Özür dilesin.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Laf atmayın! Kesinlikle kimse laf atmasın. Gelin, burada konuşun.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – “Sahtekâr” diyeceksin, kimse laf atmayacak, var mı böyle bir şey!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sen oturduğun yerde otur!

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Siirt) – Çıksın burada konuşsun herkes.

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Böyle bir şey var mı!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Kaplan, söz vermedim henüz, benim de konuşmalarım var. Bir saniye durun yerinizde.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşma çok açık, herhâlde vermezlik etmezsiniz...

BAŞKAN – Vermedim henüz… Vermedim Beyefendi…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşma çok açık, itham var…

BAŞKAN – Benim takdirimde.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, izninizle.

BAŞKAN - Söyleyeceklerimiz var, siz sahtekârlıkla suçladınız tüm grup başkan vekillerini ve Başkanlık Divanını.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, izninizle…

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, hem sayın milletvekillerinin bilgilendirilmesi hem de kamuoyunun yanlış bilgiler karşısında aydınlatılması anlamında bugünkü Danışma Kurulu görüşü…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşma var…

BAŞKAN – Bir saniye…

“Danışma Kurulunun yaptığı toplantıda, ekteki önerinin Genel Kurula sunulması kararlaştırılmıştır.

Mehmet Ali Şahin

                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı

           Nurettin Canikli                     

Adalet ve Kalkınma Partisi                                Cumhuriyet Halk Partisi

     Grubu Başkan Vekili                                            Grubu Başkan Vekili

 

Milliyetçi Hareket Partisi                                  Barış ve Demokrasi Partisi

     Grubu Başkan Vekili                            Grubu Başkan Vekili Temsilcisi

                                                                       Hasip Kaplan”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Doğrudur, izin verin…

BAŞKAN – Bir saniye Sayın Kaplan…

FATMA ŞAHİN (Gaziantep) – Yazıklar olsun!

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bir kadına cevap vermek istemiyorum.

BAŞKAN – Danışma Kurulu İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre yapılmaktadır ama şimdiye kadar gelen uygulama içerisinde Sayın Başkanın odasında toplantılar yapıldığı gibi, zaman zaman da elden imzalar yapılarak…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, ben buna cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN - ….Danışma Kurulları bugüne kadar yapılmıştır, bundan sonra da yapılır.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sataşma var iki gruptan. İtham ve sataşma var. Cevap vereceğim.

BAŞKAN – Bir saniye, ithamınıza, sataşmanıza cevap vereceğim, söz vereceğim size.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sizin sorununuz değil efendim. Bizim imzamız var, bizim aramızda bir sorun.

BAŞKAN - Burada sarf ettiğiniz ve itham ettiğiniz “sahtekârlık” ve Genel Kurulun mehabetine, nezaketine, zarafetine yakışmayan sözlerle ilgili de, üslubu beyan aynıyla insandır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sahtekârlık da insana aittir.

BAŞKAN - Buyurun.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Özür dileyecekse söz ver Başkan.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Özür dile!

 

13.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısı belgesinin hazırlanması safhasında diğer grup temsilcileriyle yapılan görüşmelere, toplantının Başkanlık makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin görüşünü tekrarlayan açıklaması

 

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hiçbir şey gizlemeyeceğim, çok açık konuşacağım…

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Özür dile, özür!

HASİP KAPLAN (Devamla) – …ama laf atarken sonra utanç duyacağınız duruma düşmeyin.

ALAATTİN BÜYÜKKAYA (İstanbul) – İmza senin mi değil mi onu açıkla.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada bir sıkıntı vardı, üniversite gençleri -100 binin üstünde- aftan yararlanmıyordu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ALİ KOYUNCU (Bursa) – İmza senin mi değil mi?

AHMET YENİ (Samsun) – İmzadan bahset.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Şimdi, Sayın Başkan, Sayın Arınç’la biz kuliste görüştük, sonra –Suat Kılıç’ın bilgisi var- Sayın Bekir Bozdağ’la görüştük, Canikli’yle görüştük ve Elitaş’la, AKP’den; CHP’den Özyürek’le görüştüm, Kemal Anadol’la görüştüm, Aslanoğlu’yla görüştüm. “Bu afta bir düzenleme, bu mağduriyeti giderirseniz biz bu akşam bitiririz.” dedik. Şimdi, bu kadar açık.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Söz mü verdik?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Elimde kayıt var, basın gördü kuliste, yukarı çıktık, gördüler, arkadaşlarımız inkâr etmiyor. Bundan sonra, kalkıp bize “siz bunları yapmadınız…” Ama ben, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’le toplanmadım, ben bu şartla bunu konuştum arkadaşlar, siz bunu anlayın. Biraz, söz ağızdan çıkar, söz ağızdan çıkar, başka yerden çıkmıyor, bunu anlayın, bunu anlamanız lazım arkadaşlar, bunu anlamanız lazım. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan, bu üsluba izin vermeyin, bu üsluba izin vermeyin. Özür dileyecekse özür dilesin yoksa sözünü kesin, böyle olmaz.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Eğer burada MHP’nin direnişi karşısında iki büyük parti teslim bayrağını çekiyorsa sizi de alkışlarım, bir şey demem ama ben yokum böyle tezgâhta. Ben olmadığım sahte toplantılardaki imzalarım ıslak değil, ıslak olan sahtekârlıktır.

Şimdi, burada bunu böyle kabul edeceksiniz. Şimdi, gerçekçi olacaksınız, sakin olacaksınız. Bakın, konuşmak güzel şeydir, anlaşmak, diyalog… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Arkadaşlar, şimdi çok iyi anlayacaksınız, çok iyi. Ben üç gündür Mecliste… Üniversiteden mezun olan bir genç annesini öldürse okula gidemiyor… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaplan, konu anlaşılmıştır.

Teşekkür ediyorum.

Lütfen…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Efendim, üç dakika süre.

BAŞKAN – Verdim üç dakikayı.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sataşmanın bir süresi vardır, üç dakikadır efendim.

BAŞKAN – Üç dakikanızı verdim zaten.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ne üç dakikası!

BAŞKAN – Bir dakika daha veriyorum, bitirin lütfen.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Hakarete devam ediyor, hakarete!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada üç dakika vermediniz ki, yapmayın!

SUAT KILIÇ (Samsun) – Özür dileyeceksen özür dile!

BAŞKAN – Hayır, verdim.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Başkan, yapmayın yani bunu!

Sayın Başkan, yaptığınızı doğru bulmuyorum ama size şunu söylüyorum: Bu Meclise demokrasicilik oyunu yakışmıyor. Bu Meclisin, ne ayrımcılığın dayatmasına teslim olmaya ne eşitsizliği dayatanlara teslim olmaya ne özgürlüksüzlüğü dayatanlara teslim olmaya ne vesayeti dayatanlara teslim olmaya ne darbeciliği teslim edenlere teslim olmaya ne haksızlığı teslim edenlere teslim olmaya ne hukuksuzluğu dayatanlara teslim olmaya bu Meclisin onuru asla teslim olmayacaktır, size bunu anlatmak istiyorum ve sizi vicdanınızla davet ediyorum. Sizi bir gerçeğe davet ediyorum. Eğer anlamıyorsanız kulisteki bilgileri veririm size, anlamıyorsanız Bekir Bozdağ’ın odasındaki bilgileri veririm size, anlamıyorsanız Sayın Aslanoğlu’nu veririm size, anlamıyorsanız Kemal Anadol’u veririm size, anlamıyorsanız Mustafa Özyürek’i veririm size… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Kaplan, teşekkür ediyorum. Lütfen…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yapmayın! Ama ben Mehmet Ali Şahin’le toplanmadım. Ben onunla birlikte böyle karar almadım.

BAŞKAN –  Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan. Lütfen…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yapmayın, bu Meclisi alet etmeyin sahteciliğe, bu torba kanun buna değmez. Yüz bin tane torba kanun Meclisin saygınlığına değmez. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler) Buna saygılı olun, sizi buna davet ediyorum arkadaşlar.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, lütfen…

HASİP KAPLAN (Devamla) – Zor iştir, acı iştir, acılar gerçektir, kabul edin. (AK PARTİ sıralarından sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bozdağ.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Bir hususa açıklık getirmek için söz istiyorum. Sayın Hatip ismimi anarak bir konuyu ifade ettiler. Uygun görürseniz…

BAŞKAN – Sayın Bozdağ, lütfen, iki dakikada…

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Efendim, iki dakika değil, bir dakika yeter.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, yeter!

BAŞKAN  - İki dakika.

Buyurun.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, yeter ama!

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Açılımdan vazgeçin artık.

 

14.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

 

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar; Sayın Hasip Kaplan 177’nci maddeyle ilgili bir talebi grubumuza getirdi. Doğrudur, biz kendisiyle müzakere ettik, oturduk, konuştuk ve ben kendisine şunu söyledim afla ilgili maddede istisna edilen bir kısmın çıkarılmasıyla ilgili… Biz değerlendirdik, kendisiyle konuştuk ve daha sonra “Biz bunu bir müzakere edelim, bir bakalım, bunun tekriri müzakere yolu var mıdır yok mudur bunu bir değerlendirelim, ondan sonra biz size bilgi verelim.” dedik. Ben kendisini daha sonra bizzat telefonla aradım ve dedim ki… “Sayın Kaplan, bu konuyu yapma konusunda bir uzlaşma zemini gözükmüyor, biz bunu yapamayacağız. Siz eğer böyle bir beklentiyle Danışma Kuruluna imza atmış iseniz imzanızı da çekebilirsiniz. Biz grup olarak sizi sanki bir beklentiye sokup imza atmış duruma da doğrusu düşmek istemeyiz.” diye kendisini aradım telefonla, söyledim. Doğru mudur Sayın Kaplan?

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Efendim, bir dakika… Aslanoğlu’na da imza vermediğimi söyledim. Değil mi Aslanoğlu; söyledim, değil mi? Bu kadar.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Sayın Bülent Arınç’ın “Sayın Nezir Karabaş ve Sayın Hasip Kaplan