DÖNEM: 23 CİLT: 93 YASAMA YILI: 5
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
66’ncı
Birleşim
15 Şubat 2011 Salı
(Bu Tutanak
Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge
ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMA
IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl’ün, kara yollarında can güvenliğine
ilişkin gündem dışı konuşması
2.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, yurt dışında çalışan işçilerimizin tasarruflarıyla
Türkiye’de kurulmuş olan şirketlerin batması sonucu mağdur olan vatandaşlarımıza
ilişkin gündem dışı konuşması
3.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çiftçilerin sorunlarına
ilişkin gündem dışı konuşması
V.-
AÇIKLAMALAR
1.- Kütahya
Milletvekili İsmail Hakkı Biçer’in, Kütahya çevre
yolunda infilak eden LPG yüklü bir araca ve kara yolu güvenliği açısından LPG
taşıyan araçların şehir trafiğine sokulmamasına ilişkin açıklaması
2.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya çevre yolunda
infilak eden LPG yüklü araca ve bu tür kazaların tekrar yaşanmaması için Hükûmetin daha ciddi tedbirler almasına ilişkin açıklaması
3.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, Türk Patent Enstitüsünde işine son verilen 110
taşeron işçiye ilişkin açıklaması
4.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’daki çiftçilerin
sorunlarına ilişkin açıklaması
5.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, gensoru
görüşmelerinde bakandan sonra İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre yerinden söz
verilemeyeceğine ilişkin açıklaması
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Özyürek ve 24 milletvekilinin,
akaryakıt fiyatlarındaki artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1034)
2.- Adana
Milletvekili Kürşat Atılgan ve 20 milletvekilinin, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesinde kabul edilen Stratejik
Konsept Belgesi ve Füze Savunma Sisteminin etkilerinin araştırılması amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1035)
3.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 milletvekilinin, ceza infaz kurumları
personelinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1036)
4.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Van’daki hava kirliliğinin
nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1037)
B) Tezkereler
1.- Spor
kulüplerinin sorunları ile sporda şiddet sorununun araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/80, 91, 267, 674, 714, 737, 739,
876, 877, 878, 879, 880) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu
Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi
(3/1415)
2.- TBMM ile Mozambik
Parlamentosu arasında parlamentolararası dostluk
grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1412)
3.- Bazı
milletvekillerine, Başkanlık tezkeresinde belirtilen sebep ve sürelerle izin
verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1413)
4.- Şırnak
Milletvekili Sevahir Bayındır’a ödenek ve yolluğunun
verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1414)
C) Önergeler
1.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Kredi Kartları
Faizlerinin İndirilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/174) doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi (4/257)
VII.-
GENSORU
A) Ön Görüşmeler
1.- Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin,
uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri işsizliğe ve yoksulluğa ittiği,
kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu, tarımsal üretimi ve üreticileri
desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek görevinin gereklerine aykırı
davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/13)
VIII.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)
2.- Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/991) (S. Sayısı: 609)
3.- Bazı Kamu
Kurum ve Kuruluşlarının Bir Kısım Borç ve Alacaklarının Düzenlenmesine Dair
Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/877) (S. Sayısı: 535)
IX.-
OYLAMALAR
1.- Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin,
uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri işsizliğe ve yoksulluğa ittiği,
kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu, tarımsal üretimi ve üreticileri
desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek görevinin gereklerine aykırı
davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi’nin
oylaması
2.- Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın
oylaması
X.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, röntgen teknisyenlerinin özlük haklarına
ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı
(7/17249)
2.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, etik davranış
ilkelerini ihlal eden personele ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/17370)
3.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köyün sağlık ocağının ebe ihtiyacına ilişkin
sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı
(7/17505)
4.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Kahraman-maraş-Çağlayancerit’e adliye kurulmasına ilişkin sorusu ve
Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/17601)
5.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet
Vakfı işbirliğiyle şehit aileleri ve gaziler için toplanan yardımların
dağıtımına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik’in cevabı
(7/17673)
6.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köyün sulama ve içme suyu ihtiyacına ilişkin
sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun
cevabı (7/17751)
7.- Bursa
Milletvekili Onur Öymen’in, Türkiye-Avrupa Birliği
üyelik müzekelerinde fasılların açılmasında yaşanan
soruna ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Egemen Bağış’ın cevabı (7/17839)
8.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kamu yatırımlarına
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/17841)
9.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, deniz kirliliğinin önlenebilmesi için alınacak
tedbirlere ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun
cevabı (7/17867)
10.- Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur Onaç
Barajı ve kış aylarında yaşanan mağduriyete ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/17868)
11.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa-Keles Dağdibi
Köyü’nün göletine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/17870)
12.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, GAP kapsamında
Gaziantep’teki sulama kanalları inşaatına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/17966)
13.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik’in, Mersin-Bozyazı Sazlıyokuş
mevkisindeki Hazineye ait bir taşınmazla ilgili iddialara ilişkin sorusu ve
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı
(7/17968)
14.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, EPDK’nın
aldığı kararlar çerçevesinde bazı elektrikle ilgili ücretlerdeki artışa ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/18047)
15.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, yanlış düzenlenmiş elektrik faturalarına ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/18049)
16.- Kırşehir
Milletvekili Metin Çobanoğlu’nun, Kırşehir-Mucur’a doğal gaz getirilmesine
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı
(7/18050)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 13.03’te açılarak altı oturum yaptı.
Pakistan Ulusal
Meclisi Başkan Yardımcısı Faisal Karim Kundi ve beraberindeki,
Vietnam Ulusal
Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan,
Almanya Kuzey Ren
Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden
oluşan;
Birer heyetin
ülkemizi ziyaretlerine ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine
sunuldu.
Van Milletvekili
Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de
meydana gelen olayların (10/1030),
Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin,
1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların (10/1032),
Araştırılması
amacıyla;
İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 milletvekilinin,
Tuzla’daki çevre kirliliğinin ve etkilerinin (10/1031),
Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, baz istasyonlarının
insan sağlığına ve çevreye etkilerinin (10/1033),
Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla;
Bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu;
önergelerin gündemdeki yerini alacağı ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde
yapılacağı açıklandı.
Gündemin sunuşlar kısmında okunan Meclis Araştırması
önergelerinden, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) no.lu “1937 ve 1938
yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla bir Meclis
Araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul
edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve
tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın açıklaması üzerine;
Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis,
Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan,
İzmir
Milletvekili K.Kemal Anadol,
Birer açıklamada
bulundular.
Başkanlıkça,
konuya ilişkin bir açıklamada bulunuldu.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının
(1/883) (S. Sayısı: 568),
Görüşmeleri
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.
2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler
hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili
Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili
Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi
Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un;
Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin;
Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin
İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün;
Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in;
Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10
Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat
Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın
Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu
ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali
Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah
Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun;
İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli
Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir
Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2
Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin;
Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2
Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji,
Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının
(1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258,
2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425,
2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677,
2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753,
2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808,
2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) görüşmeleri tamamlandı.
Geçici maddeler
ilavesine ilişkin önergelerin görüşmelerine başlanıldı:
Geçici 17’nci
maddenin görüşmeleri sırasında okunmuş bulunan önergenin gerekçesine ilişkin
açıklama yapan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın konuşması üzerine:
İzmir
Milletvekili K. Kemal Anadol,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır,
İzmir
Milletvekili Harun Öztürk,
Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu,
Geçici 18’inci
maddenin görüşmeleri sırasında okunmuş bulunan önergenin gerekçesine ilişkin
açıklama yapan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın konuşması üzerine:
Manisa
Milletvekili Erkan Akçay,
Birer açıklamada
bulundular.
606 S. Sayılı
Kanun Tasarısının görüşmeleri sırasında:
Yozgat
Milletvekili Bekir Bozdağ, BDP Grubunca verilmiş olan
ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) no.lu “1937
ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla
bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önerge” nedeniyle bir açıklamada
bulundu;
Tunceli Milletvekili
Şerafettin Halis,
Yozgat
Milletvekili Bekir Bozdağ,
Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır,
Aynı konuya
ilişkin birer açıklamada bulundular.
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 17, 57, 76, 77, 78, 100,
122, 125 ve 179’uncu maddelerinin Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzük’ünün
89’uncu maddesine göre Genel Kurulda yeniden görüşülmesine ilişkin Devlet
Bakanı Cevdet Yılmaz’ın talebinin uygun görüldüğüne ilişkin Danışma Kurulu
önerisi bilgiye sunuldu; Hükûmetin önerisi kabul
edildi.
Kabul edilen
öneri doğrultusunda, görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17,
57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddeler üzerinde tekriri müzakere yapıldı.
179’uncu maddenin
tekriri müzakeresi sırasında, madde üzerinde söz alan Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili
Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına
böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin
açıklaması üzerine:
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır,
Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu,
Samsun
Milletvekili Suat Kılıç,
Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan,
Yozgat
Milletvekili Bekir Bozdağ,
Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır,
Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan,
Samsun
Milletvekili Suat Kılıç,
İzmir
Milletvekili K.Kemal Anadol,
Birer açıklamada
bulundular.
Tekriri
müzakerelerin tamamlanmasından sonra, 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı yapılan
açık oylaması sonucunda kabul edildi ve kanunlaştı.
Danışma
Kurulunun, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin 12 Şubat 2011
Cumartesi günkü (bugün) birleşiminde tamamlanması hâlinde başka işlerin
görüşülmemesi ve Genel Kurulun 13-14 Şubat 2011 Pazar ve Pazartesi günlerine
ilişkin çalışma kararının kaldırılması önerisi kabul edildi.
15 Şubat 2011
Salı günü, alınan karar gereğince saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime
00.51’de son verildi.
|
|
|
Sadık YAKUT |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
Yusuf COŞKUN |
|
Murat ÖZKAN |
|
|
Bingöl |
|
Giresun |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
|
|
Bayram ÖZÇELİK |
|
Fatih METİN |
|
|
Burdur |
|
Bolu |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.: 83
II.- GELEN KÂĞITLAR
14 Şubat 2011 Pazartesi
Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir
bakanla ilgili suikast iddiası ve Genelkurmay Karargahında
yapılan aramaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17142)
2.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, TCK’nın 220.
maddesinin 6. fıkrasından yargılananlara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17149)
3.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, yargılamalarda tıbbi tanı bilgilerinin gizliliğine ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17150)
4.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, HIV/AIDS taşıyıcılarının sivil toplum kuruluşlarınca temsiline
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17151)
5.- Hakkari
Milletvekili Hamit Geylani’nin, bir tutuklunun
tedavisiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17222)
6.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, bazı
avukatların ölümlü kazalarda tazminat pazarlığı yaptığı iddialarına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17224)
7.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, son
üç yılda hastanelere alınan sağlık malzemeleri ve ekipmanlara
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17248)
8.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün,
Zonguldak’taki esnaf ve sanatkârlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/17662)
9.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün,
Zonguldak ve diğer illerdeki KÖYDES ve BELDES Projelerine ayrılan ödenek
miktarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17663)
10.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, ahşap
sandık imalatçılarının mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/17664)
11.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün,
gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan vakıf ve derneklere ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/17665)
12.- Trabzon Milletvekili Süleyman Latif Yunusoğlu’nun, Rize’deki HES Projelerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17667)
13.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un,
Bülent Arınç’a suikast iddiasıyla açılan soruşturmaya
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17668)
14.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün,
kamu yararına çalışan derneklere yapılan yardıma ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/17669)
15.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
6. Türkiye Ticaret ve Sanayi Şûrasında İzmir’le ilgili gündeme getirilen
konulara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17670)
16.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
Wikileaks’in yayınladığı belgelerdeki Türkiye’de
nükleer silah bulunduğu iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/17671)
17.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın,
okullarda ücretsiz dağıtılan kitaplar için yapılan ödemeye ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/17672)
18.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17674)
19.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un,
üniversitelerden atılan ve kaydı silinen kişilerin af kapsamına alınmasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17675)
20.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Filyos Nehri Büyük Kanal Islah Projesine ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17683)
21.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
çocuklara yönelik şiddet ve istismara ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye
Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17686)
22.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele ilişkin
Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17687)
23.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
kaçırılan çocuklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17694)
24.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in,
Tunceli-Çemişgezek Belediye Başkanı ile ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17695)
25.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün,
yerleşim birimlerinin isimlerinin değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/17696)
26.- İstanbul Milletvekili Atila
Kaya’nın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bazı illerde belediye
hizmetlerinde Kürtçe kullanılacağı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/17697)
27.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Kütahya Jandarma Er Eğitim Tabur Komutanlığının taşınmasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17698)
28.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Emniyet Teşkilatında görev yapan GİH sınıfındaki personelin
sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanıdan yazılı soru
önergesi (7/17699)
29.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, garnizon
koşusuna ve seğmen alayı yürüyüşüne izin verilmemesine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17700)
30.- Bursa Milletvekili Hamza Hamit Homriş’in, garnizon koşusuna izin verilmemesine ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17701)
31.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Koruma
Hizmetleri Yönetmeliğinin uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17702)
32.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, korucu
sayısının artırılacağı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17703)
33.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın,
Muş-Malazgirt Tarım Makineleri İstihdam Sanayindeki bazı eksikliklere ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17704)
34.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, İstanbul Üniversitesinde güvenliği sağlamak
amacıyla düzenlendiği iddia edilen “Önleme Araması Kararı”na ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17705)
35.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın,
garnizon koşusunun yapılmasına izin verilmemesine ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/17706)
36.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
mülteci, sığınmacı ve göçmenlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17707)
37.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17708)
38.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Mehmet Akif Ersoy’un evinin müzeye
dönüştürülmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17709)
39.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Kahramanmaraş Havaalanı bağlantılı THY uçak
seferlerinin artırılmasına ve pervaneli uçak kullanılacağı iddiasına ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17711)
40.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, öğretmen
atamalarında hizmet puanı üstünlüğü uygulamasının ihlal edildiği iddiasına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17713)
41.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, Dicle
Üniversitesindeki bir öğretim üyesi ile ilgili bir iddiaya ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17714)
42.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
eğitim sistemine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17715)
43.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, öğretmenlik sertifikası alanların atanmasına ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17716)
44.- Eskişehir Milletvekili Beytullah
Asil’in, okul öncesi eğitim materyallerinin ücretsiz dağıtılmasına ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17717)
45.- Eskişehir Milletvekili Beytullah
Asil’in, kız meslek lisesi mezunlarının istihdam edilmelerine ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17718)
46.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Muş
Alparslan Üniversitesindeki araştırma görevlisi alımı sınavıyla ilgili bazı
iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17719)
47.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Muş İl
Milli Eğitim Müdürüyle ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/17720)
48.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın,
Burdur-Gölhisar’a Anadolu öğretmen lisesi yapılıp yapılmayacağına ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17721)
49.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
damızlık sığır işletme yatırımlarına hibe desteği uygulamasına ilişkin Tarım ve
Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17724)
50.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele
ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17725)
51.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Filyos Vadisi Projesi kapsamındaki Filyos
Limanına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17726)
52.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün,
Manisa-Salihli Garına asılan yeni tabelaya ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/17727)
53.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Türk Telekom A.Ş.’ye ait gayrimenkullere
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17728)
No.: 84
15 Şubat 2011 Salı
Rapor
1.- Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Yozgat
Milletvekili Bekir Bozdağ, Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş, Samsun Milletvekili Suat Kılıç ve
Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ile
Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Ölçme,
Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Teklifi ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile
Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve Samsun Milletvekili Suat Kılıç ile 6
Milletvekilinin; Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonu Raporu (2/849, 2/851) (S. Sayısı: 616) (Dağıtma Tarihi: 15.2.2011)
(GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın,
İran sınırında kaçakçılık yapanların infaz edildiği iddiasına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/2335) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/01/2011)
2.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın,
Sivas-Şarkışla Devlet Hastanesine tıbbi donanım ve teknik personel alımına
ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2336) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2011)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın,
yeni içki satışı yönetmeliğine ve Anayasa değişikliğinde konuyla ilgili
düzenlemelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18152) (Başkanlığa
geliş tarihi: 28/01/2011)
2.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin,
Düzce-Meteköy’deki TOKİ konutlarının eksikliklerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18153) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
3.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, İzmir
Bölge Hıfzıssıhha Enstitüsünün kapatılacağı iddiasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/18154) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
4.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Wikileaks’in
yayınladığı belgelerdeki bir iddiaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/18155) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
5.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, Lübnan’da yaşanan hükümet krizi nedeniyle
Dışişleri Bakanının yaptığı görüşmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/18156) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
6.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, iki
inşaat firması ile ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/18157) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/01/2011)
7.- Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, Batman’daki büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı ile mera yasağı
uygulamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18158) (Başkanlığa
geliş tarihi: 31/01/2011)
8.- Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, 2010 yılında Batman’da işsizlik oranı ve işsizlik sigortasından
yararlananlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18159) (Başkanlığa
geliş tarihi: 31/01/2011)
9.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın,
özelleştirme işlemlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18160)
(Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
10.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, ara malı
ithalatına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18161) (Başkanlığa geliş
tarihi: 01/02/2011)
11.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un,
Muğla-Bodrum’da yaşanan sel ve zararlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/18162) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
12.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir bakanla
ilgili suikast iddiası ve Genelkurmay Karargâhında yapılan aramaya ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18163) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
13.- Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, 2010 yılında kadına yönelik şiddet olayları sebebiyle ölümlere, açılan
soruşturmalar ile davalara ve AİHM’ye yapılan
başvurulara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18164)
(Başkanlığa geliş tarihi: 31/01/2011)
14.- Van Milletvekili Özdal
Üçer’in, tutuklu ve hükümlülerin ikametgahlarına yakın yerlerdeki cezaevlerine
yerleştirilmelerine ve bir hükümlü yakınının başvurusuna ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18165) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/01/2011)
15.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in,
Gaziantep’te depreme karşı alınacak önlemlere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18166) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
16.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın,
konut ihtiyacı ile yapı kooperatiflerine ilişkin Bayındırlık ve İskân
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18167) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın,
Bakanlıkça düzenlendiği iddia edilen bir film festivaline ilişkin Bayındırlık
ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/18168) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
18.- Çankırı Milletvekili Ahmet Bukan’ın,
Çankırı’da yabancılara satılan gayrimenkullere ilişkin Bayındırlık ve İskân
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18169) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
19.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, SGK Başkanlığı taşra teşkilatı üst düzey
kadrolara yapılan atamalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18170) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Emet Bor
İşletme Müdürlüğünde çalışan tiraj işi alt işveren
işçilerinin sorunlarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18171) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
21.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, katarakt
ameliyatı için hastanelere ödenen bedelin indirilmesine ilişkin Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18172) (Başkanlığa geliş
tarihi: 01/02/2011)
22.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, çocuk işçiliğinin önlenmesine ilişkin Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18173) (Başkanlığa geliş
tarihi: 01/02/2011)
23.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, Kocaeli-Dilovası Beldesindeki çevre
kirliliği ile ilgili kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun önerileri hakkında
yapılan çalışmalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18174) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
24.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin,
Zonguldak’taki hava ve çevre kirliliği ile doğalgaz projesine ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18175) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
25.- Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, Batman’da hava kirliliğine karşı yürütülen çalışmalara ve alınacak
önlemlere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18176)
(Başkanlığa geliş tarihi: 31/01/2011)
26.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, 2872
sayılı Çevre Kanununa muhalefet nedeniyle verilen cezalara ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18177) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
27.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, Kocaeli-Dilovası Beldesindeki çevre
kirliliği ile ilgili kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun önerileri hakkında
yapılan çalışmalara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18178) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
28.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin,
Düzce’nin kalkınması için alınacak tedbirlere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/18179) (Başkanlığa geliş
tarihi: 28/01/2011)
29.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Filyos Projesinin tamamlanamamasına ilişkin Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/18180)
(Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
30.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Yeni Türk Lirasının tedavülden kaldırılması
işlemine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı
soru önergesi (7/18181) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
31.- Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, Batman’da 2009-2010 yıllarında şiddete maruz kalan kadınlara ve alınan
önlemlere ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi
(7/18182) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/01/2011)
32.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Kahramanmaraş’taki özürlü vatandaşlara ve
sorunlarına ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi
(7/18183) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
33.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Afşin-Elbistan Termik Santraline personel
alımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18184) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
34.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin,
elektrik santrallerinin sigortalanmadığı iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18185) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
35.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Emet Bor
İşletme Müdürlüğünde çalışan tiraj işi alt işveren
işçilerinin sorunlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18186) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
36.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köyün
mahalle statüsüne geçmesiyle meydana gelen mağduriyetlere ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18187) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
37.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın,
Bursa-Yenişehir’deki mevsimlik tarım işçilerinin geçici yerleşim alanına
yönelik bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18188) (Başkanlığa geliş tarihi: 31/01/2011)
38.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un,
köy korucularının özlük haklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18189) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
39.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Kahramanmaraş’ta mikro kredi uygulamasına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18190) (Başkanlığa geliş
tarihi: 01/02/2011)
40.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün,
bir avukatla ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18191) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
41.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, köy ve mahalle muhtarlarının Bağ-Kur ve SGK
primlerinin ödenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18192) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
42.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, Kocaeli-Dilovası Beldesindeki çevre
kirliliği ile ilgili kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun önerileri hakkında
yapılan çalışmalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18193)
(Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
43.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, Gelir İdaresi Başkanlığınca uzmanlık sınavı açılıp açılmayacağına ve
ücret adaletsizliğine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18194)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
44.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, özel
tiyatrolara vergi indirimi uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18195) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
45.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in,
kamuya ait bazı taşınmazların rayiç yıllık kira bedeline ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18196) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
46.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in,
Gaziantep’te il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerine yapılan atamalara ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18197) (Başkanlığa geliş
tarihi: 28/01/2011)
47.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in,
Gaziantep’te okulların güvenliğinin sağlanmasına ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18198) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
48.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, İstanbul Beykoz Su Ürünleri Lisesinin bakım, onarım ve tadilatına
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18199) (Başkanlığa
geliş tarihi: 28/01/2011)
49.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Türkiye
Bilinçli Gençlik Projesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18200) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
50.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un,
öğretmen açığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18201)
(Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
51.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, bazı
kişilerin açıktan atama yoluyla öğretmen olarak atandığı iddiasına ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18202) (Başkanlığa geliş
tarihi: 01/02/2011)
52.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, katarakt
ameliyatlarında kullanılan bir malzemeye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18203) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
53.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, SGK’nın şeker ölçüm
çubuklarıyla ilgili genelgesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18204) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
54.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, Kocaeli-Dilovası Beldesindeki çevre
kirliliği ile ilgili kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun önerileri hakkında
yapılan çalışmalara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18205)
(Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
55.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, gıda
üreten iş yerlerinin sorumlu yönetici istihdamına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18206)
(Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
56.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, nişasta
bazlı şeker kota oranının düşürülmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18207) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
57.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in,
Gaziantep’te Ulaştırma Bölge Müdürlüğünün veya şubesinin açılmasına ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18208) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
58.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin,
Zonguldak’ın genel ulaşım sorununun çözümüne ilişkin Ulaştırma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18209) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
59.- İstanbul Milletvekili Mithat Melen’in, Avrupa Kongresinin Koordinasyonuna ilişkin Devlet
Bakanından (Egemen Bağış) yazılı soru önergesi (7/18210) (Başkanlığa geliş
tarihi: 28/01/2011)
60.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, özel
tiyatrolara yapılan maddi desteğe ve destek olunan projelere ilişkin Kültür ve
Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18211) (Başkanlığa geliş tarihi: 28/01/2011)
61.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin,
Suriye sınırındaki mayın temizleme ihalesine ilişkin Milli Savunma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18212) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
62.- Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan’ın, Şırnak merkez ilçe nüfusuna ilişkin Devlet Bakanından (Cevdet
Yılmaz) yazılı soru önergesi (7/18213) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
63.- İstanbul Milletvekili Sacid
Yıldız’ın, Kocaeli-Dilovası Beldesinde bulunan mevcut
tesislere ve kirliliğe karşı alınması gereken önlemlere ilişkin Sanayi ve
Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18214) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
64.- Bursa Milletvekili Onur Öymen’in,
Tunus ve Mısır’da meydana gelen halk ayaklanmalarına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/18215) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
65.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın,
açılış törenlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18216)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
66.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
Şırnak’taki bazı yol çalışmalarına ve havaalanı projesine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/18217) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
67.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, telefon dinlemelerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/18218) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
68.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, çocukların cinsel istismarının önlenmesine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18219) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
69.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un,
suikast girişimi iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18220)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
70.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın,
üremeye yardımcı tedaviler ile aile ve çocuk yardımlarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/18221) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
71.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün,
daha önce hizmete açılmış yerlerin tekrar açılışının yapıldığı iddialarına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18222) (Başkanlığa geliş tarihi:
04/02/2011)
72.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Edirne F Tipi Cezaevindeki bir tutukluya
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18223) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
73.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, suikast iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/18224) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
74.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, nişasta bazlı şeker üretimi ve kullanımına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18225) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
75.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un,
suikast iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18226)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
76.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın,
gözaltında kaybolan kişilere ve toplu mezarlara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/18227) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
77.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın,
İran sınırında öldürülen köylülere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/18228) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
78.- Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, Batman’da BDP il eş başkanları ile yöneticileri hakkında bilgi
istendiği iddialarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18229)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
79.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18230) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
80.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın,
2000-2010 yılları arasında SGK’dan maaş alan
emeklilere ve yapılan ödemelere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18231) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
81.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici’nin,
iş kollarındaki işçi sayısı ve sendikaların üye sayısı ile ilgili 2011 yılı
Ocak ayı istatistiğine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18232) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
82.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, işitme cihazlarının temininde yaşanan soruna ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18233) (Başkanlığa geliş tarihi:
03/02/2011)
83.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, kan şekeri ölçüm çubuğu tedariki ile ilgili bir mahkeme kararına
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18234) (Başkanlığa
geliş tarihi: 03/02/2011)
84.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın,
mevsimlik tarım işçilerine yönelik çalışmalara ve sorunlarına ilişkin Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18235) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2011)
85.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18236) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
86.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, HES
projelerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18237)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
87.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18238) (Başkanlığa
geliş tarihi: 02/02/2011)
88.- Aydın Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın,
ambalaj atıklarının bertarafına ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18239) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
89.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Doğu
Karadeniz’de hidroelektrik santrali kurmak amacıyla yapılan barajlara ilişkin
Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18240) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2011)
90.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, Konya Ovası
Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18241)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
91.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Emet Bor İşletme Müdürlüğünün maden ocaklarının çevreye etkilerine ve Hisarcık’ta yapılması planlanan orman kadastrosuna ilişkin
Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18242) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2011)
92.- Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın,
HES projelerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18243) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
93.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18244)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
94.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan)
yazılı soru önergesi (7/18245) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
95.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, TMSF’nin bir ihalesine
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru
önergesi (7/18246) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
96.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in,
TRT’de yayınlanan bir habere ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
(Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18247)
(Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
97.- Niğde Milletvekili Mümin İnan’ın, TRT
personeline ve programlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından
(Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18248)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
98.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18249) (Başkanlığa geliş
tarihi: 04/02/2011)
99.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Cemil Çiçek)
yazılı soru önergesi (7/18250) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
100.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, bir açıklamaya ilişkin Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından (Cemil Çiçek) yazılı soru önergesi (7/18251)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
101.- Bursa Milletvekili Hamza Hamit Homriş’in, İznik Ayasofya Camisinin kilise olarak tahsis
edildiği iddiasına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi
(7/18252) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
102.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve yatırımlara
ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak) yazılı soru önergesi (7/18253) (Başkanlığa geliş
tarihi: 04/02/2011)
103.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Aydın) yazılı soru önergesi
(7/18254) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
104.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi
(7/18255) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
105.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Mısır ve Tunus’ta meydana gelen olayların
ticarete etkisi ile ihracat ve ithalata ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Zafer
Çağlayan) yazılı soru önergesi (7/18256) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
106.- Bursa Milletvekili Onur Öymen’in, Mavi Marmara saldırısında Amerika’nın tutumuna
ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18257) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/02/2011)
107.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, EÜAŞ bünyesindeki enerji üretimi santrali
işletmelerinin özelleştirileceği iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18258) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
108.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Emet Bor İşletme Müdürlüğüne personel alımına
ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18259)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
109.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Afşin Elbistan Termik Santrali İşletme
Müdürlüğü fuel oil alım
ihalesinde usulsüzlük yapıldığı iddiası üzerine açılan davaya ilişkin Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18260) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2011)
110.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, EÜAŞ Genel Müdürlüğü ve bağlı işletmelerdeki
personel hareketlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18261) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
111.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18262) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
112.- Batman Milletvekili Bengi
Yıldız’ın, Elazığ-Alacakaya’da meydana gelen bir saldırı olayına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18263) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
113.- İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal’ın, İstanbul-Ulus’ta mezarlık olarak kullanılan yeşil alana ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18264) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
114.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, bazı valilerin yaptıkları konuşma ve davranışlara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18265) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/02/2011)
115.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, bir trompet sanatçısının gözaltına alınmasına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18266) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/02/2011)
116.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Kars’taki bir heykelin yıkılmasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18267) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
117.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18268)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
118.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, kırmızı bültenle aranan firari bir sanığın
yakalanması çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18269) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
119.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, çiftçilere Hazine arazilerinin satılmasına ve enerji kaynaklarında
vergi indirimine gidilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18270) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
120.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18271)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
121.- Samsun Milletvekili Suat Binici’nin, Samsun ve ilçelerinde bulunan eski yazılı basma
eserlerin değerlendirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18272) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
122.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18273)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
123.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18274)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
124.- Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin, Adıyaman Gölbaşı Anadolu Lisesinin yeni bina ihtiyacına ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18275) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
125.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele
ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18276) (Başkanlığa
geliş tarihi: 02/02/2011)
126.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Şırnak Devlet Hastanesinin ihtiyaçlarına
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18277) (Başkanlığa geliş
tarihi: 02/02/2011)
127.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, sağlık personelinin ihbar yükümlülüğüne ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18278) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
128.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, ameliyathane teknikerliği kadrolarına atama
yapılmamasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18279)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
129.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, Niğde’de kalp anjiyo ünitesi açılmasına ilişkin Sağlık Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18280) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
130.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18281)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
131.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, Uzakdoğu ülkelerinden ithal edilen taklit
cep telefonlarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18282) (Başkanlığa geliş tarihi: 01/02/2011)
132.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, KOSGEB kredilerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18283) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
133.- İzmir Milletvekili Kâmil Erdal
Sipahi’nin, Erdemir’in özelleştirilmesinden sonra
bölgede yaşanan istihdam sorununa ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18284) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
134.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, bilişim vadisi projesine ilişkin Sanayi ve
Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18285) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
135.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18286)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
136.- Kahramanmaraş Milletvekili
Mehmet Akif Paksoy’un, et ithalatına ve et
fiyatlarındaki artışa ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18287) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
137.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, GDO’lu ürünlerin etiketlerinde bir uyarının
bulunmamasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18288) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
138.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, kiraz üreticisine destek verilmesine ve bazı doğal bitki ve tohumların
korunmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18289) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
139.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18290) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
140.- İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal’ın, TCDD’deki geçici kamu işçilerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18291) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2011)
141.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Başbakanın açılışını yaptığı tesis ve
yatırımlara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18292)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
142.- Eskişehir Milletvekili Fehmi
Murat Sönmez’in, Eskişehir’deki bir mahallenin üst
geçit ihtiyacına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18293)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011)
143.- Bursa Milletvekili Kemal
Demirel’in, havaalanı inşaatlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18294) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2011)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- İstanbul
Milletvekili Mustafa Özyürek ve 24 Milletvekilinin,
akaryakıt fiyatlarındaki artışın nedenlerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/1034) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.12.2010)
2.- Adana
Milletvekili Kürşat Atılgan ve 20 Milletvekilinin, NATO Devlet ve Hükümet
Başkanları Zirvesinde kabul edilen Stratejik Konsept Belgesi ve Füze Savunma
Sisteminin etkilerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/1035) (Başkanlığa geliş tarihi: 22.12.2010)
3.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 Milletvekilinin, ceza infaz kurumları
personelinin sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1036)
(Başkanlığa geliş tarihi: 23.12.2010)
4.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 Milletvekilinin, Van’daki hava kirliliğinin
nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1037) (Başkanlığa geliş
tarihi: 29.12.2010)
15 Şubat 2011 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.04
BAŞKAN : Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU
KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Fatih METİN (Bolu)
BAŞKAN – Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşimini açıyorum.
III. YOKLAMA
BAŞKAN –
Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için üç
dakika süre veriyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN - Toplantı
yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk
söz, kara yollarında can güvenliği hakkında söz isteyen Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl’e aittir.
Buyurunuz Sayın Erdöl. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl’ün,
kara yollarında can güvenliğine ilişkin gündem dışı konuşması
CEVDET ERDÖL
(Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında, dün gece
idrak ettiğimiz mübarek Mevlit Kandili vesilesiyle hem sizin hem de tüm İslam
âleminin kandilini tebrik ederken tüm insanlığa barış, mutluluk ve huzur
getirmesini temenni ederim.
Bu arada,
Kahramanmaraş'ta oluşan felakette kaybettiğimiz canlar için Allah'tan rahmet,
yakınlarına başsağlığı dilerim. Milletimizin başı sağ olsun.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; günümüzde trafik kazaları ve onların neticesinde
oluşan binlerce can ve mal kayıpları, yaralanmalar ve sakatlıklar en önemli
halk sağlığı sorunlarından birisini oluşturmaktadır. Sadece ülkemizde değil,
tüm dünyada görülen bu problemi gündemine alan Dünya Sağlık Örgütü “kara
yollarında can güvenliği” konusunda aralarında Türkiye'nin de olduğu toplam on
ülkede iki yıl süreyle hayırlı bir pilot çalışma başlatmıştır. Ülkemizdeki
pilot çalışma Ankara ve Afyonkarahisar illerinde
gerçekleştirilecektir. Bu amaçla yapılan ilk toplantı 26 Ocak tarihinde Sağlık
Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü temsilcilerinin
katılımıyla Afyonkarahisar'da gerçekleştirildi. Dünya
Sağlık Örgütünün kara yollarında can güvenliğiyle ilgili tedbir öncelikleri
seçilen ülkeler arasında farklılıklar göstermekle beraber, ülkemizde seçilen
öncelikler hızlı araç kullanımı ve emniyet kemeri takılmaması olmuştur.
Kanaatimce, kara
yollarında can güvenliğiyle ilgili olarak belirlenen bu iki sorunun yanında,
yola bağlı mühendislik, yapım hataları ve hava şartlarına bağlı sorunlar, araca
bağlı fren, lastik gibi mekanik sorunlar ile far, stop lambası gibi elektrik
ile ilgili sorunlar da oldukça önemlidir.
Ancak her şeye
rağmen kazaların ekseriyeti sürücü hataları sonucunda ortaya çıkmaktadır. Hızlı
araç kullanmak, emniyet kemeri takmamak, alkollü araç kullanmak, yorgun veya
uykusuz araç kullanmak, uygunsuz şerit değiştirmek, hatalı sollamak,
küçük çocukları ön koltukta oturtmak, bisiklet ve motosikletleri kasksız
kullanmak gibi belli başlı sürücü hatalarını saymak mümkündür.
Ayrıca radyo veya
televizyon ile uğraşmanın, cep telefonu ile elimizi ve zihnimizi meşgul
etmenin, benzer şekilde elimizi ve zihnimizi meşgul eden sigara kullanmanın ne
kadar cana ve mala sebep olduğu kesin olarak belli değildir.
Alkollü olarak
araç kullanmak ile sarhoş olarak araç kullanmayı da birbirine karıştırmamak
gerekir çünkü, sarhoş olduğunu bilen kişi belki hiç
araç kullanmaya yeltenmezken, alkol almakla birlikte henüz tam sarhoş olmayan
ise, diğerlerinin aksine kendinde fazladan bir cesaret bulmakta ve çok daha
sıklıkla kazaya sebep olmaktadır. Bu nedenle özellikle kara yolları
güzergâhlarında alkol satılmaması oldukça önemlidir. Kara yollarında kazaları
engellemek için alınmış çok önemli olan bu tedbiri gerek araç kullananlar ve
gerekse muhtemel kazalarda zarar görebilecek insanlar ve çocuklar açısından
önemsediğimi ifade etmek isterim.
Kara yollarında
can güvenliği bakımından vurgulanması gereken en önemli bulgulardan birisi de,
bölünmüş yolların insan sağlığına olan olumlu etkisidir. Bölünmüş yolların
yapımından önceki ve sonraki kaza, yaralanma ve ölüm istatistiklerinden elde
edilen veriler, 2003 yılından bu yana trafiğe açılmış bölünmüş yollarda kaza
sayısında yüzde 64, yaralanmalarda yüzde 36, ölümlerde ise yüzde 58 oranında
azalma olduğunu göstermektedir.
Dikkati çeken
diğer bir bilgi de şudur ki, bölünmüş yol yapılmadan önce daha çok kafa kafaya
olan çarpışma şekilleri ve kazalar, bölünmüş yollarda şarampole yuvarlanma,
devrilme gibi hıza bağlı sebeplerle ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle,
insanlarımızın can güvenliğini dikkate alarak kaliteli bölünmüş yolların daha
yaygın hâle getirilmesi halk sağlığı bakımından oldukça önemlidir. Çünkü, net bir bilimsel veri olarak söylenebilir ki,
bölünmüş yollar konfor ve ulaşım kolaylığı yanında can güvenliğine de olumlu
katkı sağlamaktadır.
Yeri gelmişken,
geçen hafta Türkiye Büyük Millet Meclisinde yasalaşan ve halk arasında “torba
yasa” denilen kanunla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum: Bu kanunda yapılan
değişikliklerle, trafik kazası geçiren herkesin tedavi masrafları artık bundan
sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacaktır. Bundan önce kaza
geçirip özel hastane veya üniversite hastanelerine ödenmesi gereken ancak
ödenemeyen borçlar da aynı şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından
karşılanacaktır.
Tekrar edecek
olursak, yol ne kadar iyi olursa olsun trafik kazaları en çok sürücü hatalarına
bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütünün ısrarla önerdiği
şekilde, asla hızlı araç kullanmayınız, mutlaka emniyeti kemerinizi takınız,
yorgun, uykusuz ve alkollüyken asla araç kullanmayınız, küçük çocuklarınızı
asla ön koltukta oturtmayınız…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız.
Buyurunuz.
CEVDET ERDÖL
(Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.
Teşekkür ederim.
Çok önemli halk
sağlığı sorunlarından biri olan kara yollarında can güvenliği konusunu
gündemine alarak ülkemizde pilot bir çalışma başlatan Dünya Sağlık Örgütü
yetkililerine teşekkür ediyorum. Bu projede görev alan İçişleri Bakanlığı
personeline, Sağlık Bakanlığı personeline ve tüm yetkililere, tabii ki Dünya
Sağlık Örgütü personeline başarılar diliyorum. Ankara ve Afyonkarahisar'da
elde edilecek tecrübelerin, gerek ülkemize ve gerekse tüm dünyaya yol gösterici
olmasını temenni ediyorum. Bu vesileyle, projenin hayırlara vesile olmasını
diliyorum.
Araç kullanan
herkese sesleniyorum: Unutmayınız ki mutlaka sizi seven ve bekleyen birileri
vardır.
Saygılar
sunuyorum efendim, teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Erdöl.
Sayın Biçer,
sisteme girmişsiniz.
Buyurunuz.
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Kütahya Milletvekili İsmail Hakkı Biçer’in,
Kütahya çevre yolunda infilak eden LPG yüklü bir araca ve kara yolu güvenliği
açısından LPG taşıyan araçların şehir trafiğine sokulmamasına ilişkin
açıklaması
İSMAİL HAKKI
BİÇER (Kütahya) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Bu gece
yarısından sonra, saat yarım sularında, İzmit’ten LPG yükleyerek Antalya’ya
götürmekte olan bir araç Kütahya girişi, çevre yolunda, gaz sızıntısı sonucu
infilak etmiştir. Beş aracın -bunlardan bir tanesi itfaiye aracı olmak üzere-
yanmasına ve yedi aracın hasar görmesine ve maalesef 19 vatandaşımızın da
yararlanmasına sebebiyet vermiştir. Kütahyalı hemşehrilerimize
geçmiş olsun diyor, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Bu vesileyle,
kara yolu güvenliği açısından, LPG gibi tehlikeli madde taşıyan araçların şehir
trafiğine sokulmaması konusunun bir daha gündeme alınmasını saygılarımla arz
ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Biçer.
Gündem dışı
ikinci söz, yeşil sermaye mağdurları hakkında söz isteyen Giresun Milletvekili
Murat Özkan’a aittir.
Buyurunuz Sayın
Özkan. (MHP sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
2.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, yurt dışında
çalışan işçilerimizin tasarruflarıyla Türkiye’de kurulmuş olan şirketlerin
batması sonucu mağdur olan vatandaşlarımıza ilişkin gündem dışı konuşması
MURAT ÖZKAN
(Giresun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem dışı yapacağım
konuşmaya başlamadan önce hepinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bazı kesimlerce “yeşil sermaye” olarak tabir edilen,
özellikle, yurt dışında çalışan Türk işçilerinin biriktirmiş olduğu
tasarrufların yurda getirilmesi sonucunda kurulan birtakım şirketlerin batması
sonucunda mağdur olan çok sayıda insanımız bulunmaktadır.
Şimdi, yurt
dışına insan göndermeye 1960 sonrası başladık. 1960 sonrası başladığımız bu
süreçte, insanlarımızın biriktirmiş olduğu paraları bir şekilde Türkiye’ye
getirip Türkiye'nin hem sermaye hem de döviz açığını kapatmak istedik. Bunun
ilk örnekleri, dövize çevrilebilir DÇM hesaplarıydı. Türkiye, uzun süre bu
hesaplarla döviz ihtiyacını karşılamaya gitti, peşinden DESİYAB’la
birlikte organize edilen işçi yatırımları. Bunların bir kısmı başarılı oldu,
bir kısmı başarısız oldu. 1990’lı yıllara gelince de Türkiye’de yeniden sermaye
hareketlerini başlatmak ve yeni bir yatırım hamlesi yapmak üzere yurt dışından
paralar toplandı ve Türkiye’de birtakım yatırımlar yapılmaya başlandı.
Değerli
milletvekilleri, bu yatırımları değerlendirirken özellikle bu dönemin
şartlarını, yatırımların yapıldığı dönemin şartlarını göz önünde bulundurmak
zorundayız. Bana göre iki faktör çok önemli rol oynadı bu şirketlerle ilgili
olarak. Birisi, ponzi modeli. Ponzi
oyununa dayanan bir anlayışla bu şirketler yönetildi yani dışarıdan sermaye
getirildi, getirildikçe ilk katılımcılara yüksek primler ödendi fakat ekonomik
alanda meydana gelen sıkıntılar ya da başarısız yönetim bunların iflas
etmelerine, birçoğunun piyasadan çekilmesine sebep oldu. Diyebilirsiniz ki
piyasa ekonomisi de böyle bir şey; girişler ve çıkışlar serbesttir, iflaslar
olabilir. Doğrudur, iflaslar olabilir. Hepiniz, buna, risk faktörü olarak,
iflas edene “Kardeşim, bunun kârını alırken yapıyorsun da iflas ederken de bunun
zararına katılacaksın.” diyebilirsiniz ancak bu şirketler niye iflas etti, işte
bütün sorun burada yatıyor. Bu şirketlerin iflas etmesinin sebeplerinde acaba
28 Şubatın, rakip şirketlerin ve medyanın rolü olmadı mı? Bu şirketler tasnif
edilip bu şirketlerin mal ve ürünlerine ambargo konuldu mu, konulmadı mı? Bu
şirketler Türkiye’de serbest piyasa koşullarında çalıştırıldı mı? Bana göre, bu
şirketler, serbest piyasa koşullarında çalıştırılmalarını engelleyecek bir sürü
sıkıntıyla karşılaştılar. Bunlardan birincisi: O dönemin şartlarında “yeşil
sermaye” diye kenara atılan bu işletmeler birer birer
iflas ederken devlet denetlememekle, bu şirketlerin mali yapılarını
incelemeyerek de görevini yerine getirmemiştir.
Değerli
arkadaşlar, peki, bu kötü yönetim, artı devletin denetlememesi, artı 28 Şubatta
yaşanan piyasaya piyasa dışı müdahalelerle piyasanın dengesini bozanların hiç
mi günahı yok? Bütün günah, bu şirketlere para yatıran insanlarla, bu
şirketleri kuranların!
Değerli
arkadaşlar, Türkiye’de yeterli yatırımı yapamıyoruz. Niye yapamıyoruz? Çünkü
sermaye tasarruf oranımız yeterli değil. Tasarruf yapamıyoruz, yatırım
yapamıyoruz. Tasarruf açığı olan bir milletin mutlaka dışarıdan sermaye
gelişine ihtiyacı var. Hepimiz, affedersiniz, göbeğimizi çatlatıyoruz
Türkiye’ye yabancı sermaye doğrudan gelsin diye. İşte, yabancı sermaye bile
değil, o niteliğe bile girmeyen yurt dışındaki Türk işçilerinin alın teriyle
elde ettikleri birikimin Türkiye’ye getirilmesi sonucunda oluşan bu doğrudan
yatırımları bugün heba etmiş, bugün bu firmaların birçoğunu batırmışızdır. Bu batan firmaların belli bir oranda yönetim hatasından kaynaklanan
sonuçları, yanlışlıkları vardır ama bunun, bu şirketlerin, o dönemin iktisada
müdahale eden yönetim anlayışının da yani devletin de sorumluluğu olduğunu
unutmadan bu sorunun üzerine gitmemiz ve nasıl bir banker krizini, nasıl
bankacılık krizini önleyecek ve o banker mağdurlarını, bankacılık krizinde
mevduat sahiplerini devlet olarak korudu isek bizim üzerimize düşen görev, bu
“yeşil sermaye” olarak adlandırılan ki bana göre sermayenin rengi olmaz,
olmamalıdır, ticaret koşulları içerisinde insanlara, herkese eşit muamele
yapılarak, devlet de denetleme görevini yaparak bu insanları görünmez ele
bırakmamalıyız…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen,
sözlerinizi tamamlayınız.
MURAT ÖZKAN
(Devamla) – …sahip çıkmalıyız, Avrupa’daki insanlarımızın mağduriyetini
önlemeliyiz, bu da İktidara düşüyor. Bizim de İktidara bu konuda destek
olacağımızı ifade etmek istiyoruz ve hepinizi en kalbî duygularımla tekrar
selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Özkan.
Sayın Işık,
sisteme girmişsiniz.
Buyurunuz.
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
2.- Kütahya Milletvekili Alim
Işık’ın, Kütahya çevre yolunda infilak eden LPG yüklü araca ve bu tür kazaların
tekrar yaşanmaması için Hükûmetin daha ciddi
tedbirler almasına ilişkin açıklaması
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Bugün saat 00.30
sıralarında Kütahya’dan Antalya’ya geçerken Kütahya çevre yolu üzeninde meydana
gelen, bir LPG’li araçtaki gaz sızıntısı sonucundaki
patlama ve yangın olayında yaralanan 21 itfaiye çalışanına acil şifalar
diliyorum.
Bu tür kazaların
tekrar yaşanmaması adına Hükûmeti daha ciddi
tedbirler almaya davet ederek, söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Işık.
Gündem dışı
üçüncü söz, çiftçilerin sorunları hakkında söz isteyen Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’e aittir. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Öğüt.
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
3.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, çiftçilerin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
ENSAR ÖĞÜT
(Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; çiftçilerin sorunlarıyla ilgili
gündem dışı söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygılarımla selamlarım.
Değerli
arkadaşlar, üç konu üzerinde duracağım: Yem bitkileri parasının ödenmesi, tarım
ve hayvancılıkla ilgili verilen krediler, bir de Ziraat Bankası, tarım kredi
kooperatifiyle ilgili görüşümü belirteceğim.
Değerli
arkadaşlar, yem bitkileri parası şu ana kadar hâlen ödenmedi. Ben, Kars,
Ardahan, Erzurum üzerinden geldim iki gün önce, kar, kış, hakikaten tipi var,
çok soğuk, eksi 25 derece geceleri oluyor. Yem bitmiş, insan, hayvanını
besleyemiyor. Yani bunun parası şimdi verilmeyip de ne zaman verilecek? Bu yem
bitkileri parası otuz üç ile ödenmiş ama kışı ağır geçen, ağır koşulları olan
illere, başta Ardahan, Kars, o bölgeye ödenmemiş. Rica ediyorum, Tarım
Bakanımız ve Hükûmet bunu acilen doğu ve
güneydoğudaki illere de ödesin. Batıya ödemiş, doğuya ödememiş.
İkincisi, değerli
arkadaşlar, Hükûmet “Hayvancılıkla ilgili kredi
vereceğim.” dedi fakat maalesef, kimse kredi alamıyor. Şu anda, kim Ziraat
Bankasına giderse plasman yok, para yok. Evvelsi gün
de Erzurum’dan gelirken Erzurum’da, Ziraat Bankası Bölge Müdürüyle görüştüm “Hükûmet bize para gönderirse biz de vereceğiz.” diyor.
Şimdi, Hükûmet bas bas
bağırıyor, diyor ki: “Ben tarım kredisini veriyorum, gitsinler alsınlar.”
Değerli
arkadaşlar, hiç kimse kredi alamıyor çünkü… Teminatını veren de alamıyor. Zaten
köylüden teminat istiyorlar, şehir merkezinden bina istiyorlar, “Memur kefil
getir” diyorlar. Şehir merkezinde binası olursa zaten adamın köyde ne işi var.
Köydeyse köydeki tarlasını, ahırını, hayvanını teminat olarak alırsanız o zaman
köylü kredi alır, hayvancılık yapar ama maalesef, yine, zengin iş adamları
krediyi alıyor, köylüye hiçbir şey kalmıyor, buradan söylüyorum.
Bunları
söyleyenler kimler? Bizim köylümüz. Bakın, Asım Kılıç, ismini veriyorum,
Ardahan Merkez Kuşuçmaz köyünden. Göle’den, Çalıdere köyünden Nurettin Öngel.
Göle’nin Çalıdere köyüne gittim, menfezi ararken,
Sayın Başbakanın açtığı menfezi ararken, orada Nurettin Öngel
-ismini söylüyorum, şu anda beni izliyor- dedi ki: “Biz krediden
faydalanamıyoruz, hep kendi adamlarına veriyorlar, bize gelince vermiyorlar,
biz vatandaş değil miyiz?”
Değerli
arkadaşlar, yani, Çalık grubuna 750 milyon doları teminatsız, bir kalemde
veriyorsunuz da çiftçiye gelince niye vermiyorsunuz? Bunu, lütfen, rica
ediyorum.
NURETTİN AKMAN
(Çankırı) – Teminatsız olduğunu nereden biliyorsun? Teminatsız kredi verilir
mi?
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, bunu araştırdık, hatta,
krediler de ödenmemiş, onu da söyleyeyim, kredilerin bir bölümü de ödenmemiş.
Şimdi, bir
zamanlar, Kars, Ardahan, Iğdır, Erzurum, Ağrı, Van, bu bölgenin yaylalarından
yetişen hayvanların eti, sütü, batıyı besliyordu, Türkiye’yi besliyordu.
Hayvancılık bitti. İthal hayvan gelmesiyle, maalesef, gözünüz aydın,
hayvancılığı bitirdiniz. Sizin zamanınızda -ithal hayvan gelmiyordu, ithal et
gelmiyordu- şimdi 25 milyon çiftçi kan ağlıyor.
Şimdi, ben
buradan da çiftçiye sesleniyorum: “Değerli çiftiler, değerli kardeşlerim,
değerli köylülerim; dört ay sonra seçim geliyor, demokratik hakkını kullan,
oyunu Cumhuriyet Halk Partisine ver, bir de Cumhuriyet Halk Partisini dene, bak
bakalım köylünün hakkı veriliyor mu verilmiyor mu?
ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) – Daha çok beklersin!
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Hiç merak etmeyin!
Fındık üreticisi
perişan, narenciye üreticisi perişan, işte Adanalı arkadaşım söylüyor, Adana’da
çiftçi perişan, Ege’de öyle, İç Anadolu’da patatesçi, soğancı aynı durumda.
ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) – CHP’nin durumu perişan.
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Esnafın çeki dönüyor. Yani öyle bir duruma geldik ki, değerli
arkadaşlar, hakikaten, esnafı ele aldığımız zaman perişan durumda.
Bakın, Ardahan’da
bizim esnaf kefalet kooperatifi var, 500 küsur tane ortağı var, 300 milyara
ihtiyacı var, devletten alamıyor, 300 milyar, 300 bin lira ve buradan da
sesleniyorum işte. Yani burada hiç kimseye bir şey yapılmadı. Yapılmadı mı?
Yapıldı ama nasıl yapıldı? Bir yapılıyorsa bin gösteriliyor ama şunu söyleyeyim
değerli arkadaşlar: Eğer bizler, burada, tarım kredi kooperatifine borcu
olanlara, Ziraat Bankasına borcu olanlara bir kolaylık getirmediysek bunlar da
bizim ayıbımızdır. Bu Meclisten bir torba yasası çıktı. Üç yüze yakın madde,
gece gündüz çalıştık, kabul edildi. Allah aşkına, çiftçilerle ilgili, çiftçi
borçlarıyla ilgili, Ziraat Bankasıyla ilgili, tarım kredi kooperatifiyle ilgili
herhangi bir şey çıktı mı?
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Çiftçi borçlarıyla ilgili var tabii.
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Hayır efendim. Lütfen…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız Sayın Öğüt.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Yanlış biliyorsun. Elektrik, su
borçlarıyla ilgili yok mu? Var.
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Toparlıyorum.
Bakın, ben AK
PARTİ Grup Başkan Vekili Sayın Nurettin Canikli’yle
konuştum, gayret gösterdi ama koyamadı. Dedi ki: “Evet, Ziraat Bankası kendisi
bir yenileme yapabilir ama tarım kredi kooperatifi borçlarını koyamıyoruz.”
Dedim ki: “Kardeşim, niye koyamıyorsun?”
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Tarım krediyi koyduk, geçici maddeyle koyduk.
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Geçici maddeyle…
Şimdi, burada en
önemli, 25 milyon, nüfusun üçte 1’ini temsil eden çiftçilerimizin Ziraat
Bankasına olan borçlarını, tarım kredi kooperatifine olan borçlarının
ertelenmesi, faizlerinin silinmesi…
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Ziraat Bankası kendisi yapılandıracak.
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) – Siz zaten faize karşıydınız, en büyük faizci oldunuz. Onun için,
faizlerinin silinip… Bakın, özür diliyorum, faizleri silinip anaparada da
kolaylık yapılarak çiftçilerimizi yaşatalım ve tarım kredi kooperatifine,
Ziraat Bankasına olan borçların anaparalarını silelim. Bunun yanı sıra,
çiftçilere olan kredilerde kolaylık tanıyalım ve yem bitkileri parasını derhâl,
acilen ödeyelim. Yoksa çiftçimiz hakikaten çok perişan durumda oluyor.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Öğüt.
Sayın Vural…
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
3.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Türk Patent
Enstitüsünde işine son verilen 110 taşeron işçiye ilişkin açıklaması
OKTAY VURAL
(İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Efendim, Türk
Patent Enstitüsünde 110 taşeron işçinin işlerine son verilmesi münasebetiyle
Türkiye Büyük Millet Meclisine bir haykırışları var, o münasebetle söz aldım.
Bu 110 kişi 1995
yılından bu yana çalışıyorlar ve yeni alınan kararla, bu 110 kişinin iş akdi
feshediliyor, yerine 4/B’li alınıyor ve şu soruları
soruyorlar Türkiye Büyük Millet Meclisinde: “Birçoğumuz evli ve çocuk
sahibiyiz. Bizleri sokağa attığınız takdirde evimize ekmeği nasıl götüreceğiz?
Çocuklarımızı okula nasıl göndereceğiz? Kış mevsiminde evimize odun ve kömürü
nasıl alacağız? Karşılaştığımız bu durumun insan haklarına aykırı olduğu
kanaatindeyiz. Sizler Türkiye Büyük Millet Meclisinde bizlerin
temsilcilerisiniz, sizlerden yardım bekliyoruz.” diyorlar.
Bugün 110 aile
çöküyor ve 110 ailede ıztırap var. O bakımdan -ben bu
konuyu Sayın Sanayi ve Ticaret Bakanına da ilettim- ivedilikle bu 110 kişinin
kendileri için uygun olan bir yerde istihdam edilmesini ve sorunun çözülmesini
yüce Meclise arz ediyorum. İnşallah bu konuda Hükûmet
gerekli tedbirleri alır.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Vural.
Sayın Güvel…
4.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in,
Adana’daki çiftçilerin sorunlarına ilişkin açıklaması
HULUSİ GÜVEL
(Adana) – Teşekkür ediyorum Başkanım.
Değerli
arkadaşlar, tüm yurdumuzdaki çiftçiler gibi Adana çiftçisi de büyük sorunlarla
boğuşmaktadır. Çiftçilerimiz, gübre, mazot, işçilik gibi girdi fiyatlarının
aşırı yüksekliği nedeniyle, elde ettikleri ürünü maliyetinin altında satmak
zorunda bırakılmaktadırlar.
Bu yıl Adana’da
narenciye üreticisinin başına da bu gelmiştir. Bu sezon, narenciye, maliyetin
altında fiyata alıcı bulduğundan dalında kalmıştır.
Yalnızca bu
üreticilerimizin sorunu yoktur, mısır üreticisinden pamuk üreticisine, fıstık
üreticisinden buğday üreticisine kadar bütün çiftçilerimiz perişan hâldedir. Hükûmet çiftçinin durumuna kayıtsızdır.
AKP hükûmetleri döneminde çiftçilerin millî gelirden aldıkları
pay sürekli olarak gerilemiştir. Köylerimizde büyük bir yoksullaşma söz
konusudur. Bu Hükûmet, kendi çiftçisinden esirgediği
desteği, ithalat yoluyla başka ülkelerin çiftçilerine vermektedir.
Teşekkür ediyorum
Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Güvel.
Gündeme
geçiyoruz.
Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır.
Meclis araştırması
açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı
okutuyorum:
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek
ve 24 milletvekilinin, akaryakıt fiyatlarındaki artışın nedenlerinin araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/1034)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Son dönemde
dünyada petrol fiyatlarında önemli bir artış gerçekleşmezken, Türkiye'de dünya
ortalamasının çok üzerinde bir fiyat politikası uygulanmaktadır. Tarımdan
sanayiye tüm sektörlerde girdi olarak kullanılması nedeniyle, en önemli maliyet
unsuru olarak üreticiyi ve tüm ekonomiyi etkileyen yurtiçi akaryakıt
fiyatlarındaki artışın hangi politik tercihler sonucu oluştuğunun belirlenmesi
amacıyla anayasanın 98 inci, TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri uyarınca
Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
1) Mustafa Özyürek (İstanbul)
2) Hulusi Güvel (Adana)
3) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
4) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
5) Ahmet Küçük (Çanakkale)
6) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
7) Mevlüt
Çoşkuner (Isparta)
8) Hüsnü Çöllü (Antalya)
9) Mehmet Ali Susam (İzmir)
10) Atila
Emek (Antalya)
11) Suat Binici (Samsun)
12) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)
13) Tacidar
Seyhan (Adana)
14) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)
15) Harun Öztürk (İzmir)
16) Onur Başaran Öymen (Bursa)
17) Ahmet Ersin (İzmir)
18) Derviş Günday (Çorum)
19) Malik Ecder Özdemir (Sivas)
20) Algan
Hacaloğlu (İstanbul)
21) Ergün Aydoğan (Balıkesir)
22) Bilgin Paçarız (Edirne)
23) Ahmet Tan (İstanbul)
24) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
25) Vahap
Seçer (Mersin)
Gerekçe:
Son yıllarda
Türkiye'de petrol fiyatları dünya ortalamasının çok üzerinde seyretmektedir.
Benzinin rafineri çıkışı 0.990 TL, motorinin 1.03 TL, pompa satış fiyatı ise
benzin 3,85, motorin 3,24 TL’dir. Maliye Bakanlığının yaptığı hesaplamalara
göre bu fiyat farkının kaynağı ÖTV ve KDV'nin satış fiyatının yüzde 66,8'ini
oluşturmasıdır. Akaryakıt üzerindeki bu yüksek vergi yükü akaryakıt
fiyatlarının özellikle Avrupa Birliği ülkelerininkinin çok üzerinde
gerçekleşmesine neden olmaktadır. Hükümetin vergi gelirlerini artırma amacıyla
akaryakıt üzerindeki vergi yükünü yüksek tutması bir politika halini almıştır.
Türkiye'de
tüketilen enerjinin % 32'lik kısmı petrolle karşılanmaktadır. Akaryakıt
fiyatlarındaki en ufak bir oynama tüketiciye farklı sektörler üzerinden
birikimli olarak yansımaktadır.
Maliye
Bakanlığının akaryakıt istasyonlarını vergi dairesi gibi kullanma politikası
sonucu, dünyada petrol fiyatları düşerken de Türkiye'de akaryakıt fiyatları
yüksek seviyesini korumaktadır. Nitekim 2009'da EPDK, yurt içi akaryakıt
fiyatlarını % 10-15 aşağı çekmişti, ancak Maliye Bakanlığı ek vergi koyarak
indirimin halka yansımasını önledi.
Maliye Bakanlığı
şu anda da ÖTV ve KDV'de bir indirime gitmeyeceğini açıkladı. Bugün 3,850 TL'ye
satılan bir litre benzin fiyatının içinde 2,480 TL vergi, 0,184 TL dağıtımcı
karı, 0,184 bayi karı vardır.
Vergide indirimi
düşünmeyen Hükümet, rafinerinin, dağıtıcıların ve bayilerin kârlarında indirim
yapılmasını istiyor. TÜPRAŞ % 2 indirim yapacağını açıkladı.
Bu indirimler
akaryakıt fiyatlarındaki astronomik yüksekliğe çözüm olmaz. Çözüm Hükümetin
akaryakıttan aldığı ÖTV ve KDV'de indirime gitmesidir.
Tüketicilerin
dünyada en yüksek fiyattan benzin almasına neden olan hükümetin politikasının
TBMM tarafından araştırılarak yeni çözümler üretilmesine ihtiyaç vardır.
2.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan ve 20
milletvekilinin, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesinde
kabul edilen Stratejik Konsept Belgesi ve Füze Savunma Sisteminin etkilerinin
araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1035)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
19-20 Kasım 2010 tarihlerinde Lizbon'da gerçekleştirilen NATO
Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin ve bu
zirvede karara bağlanan Stratejik Konsept Belgesi ve Füze Savunma Sisteminin
ülkemiz üzerindeki etkilerinin araştırılması amacıyla, Anayasa'nın 98 ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzük'ünün 104 ve 105 maddeleri uyarınca Meclis
araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.
1) Kürşat Atılgan (Adana)
2) Murat Özkan (Giresun)
3) Necati Özensoy (Bursa)
4) Recep Taner (Aydın)
5) Mehmet Günal (Antalya)
6) Mustafa Kalaycı (Konya)
7) Behiç Çelik (Mersin)
8) Süleyman Lâtif Yunusoğlu (Trabzon)
9) Rıdvan Yalçın (Ordu)
10) Hamza Hamit Homriş (Bursa)
11) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)
12) Oktay Vural (İzmir)
13) Hüseyin Yıldız (Antalya)
14) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)
15) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
16) Yılmaz Tankut (Adana)
17) Hasan Özdemir (Gaziantep)
18) Mümin İnan (Niğde)
19) Ali Uzunırmak (Aydın)
20) Süleyman Nevzat Korkmaz (Isparta)
21) Metin Ergun (Muğla)
Gerekçe:
19-20 Kasım
tarihlerinde Lizbon'da gerçekleştirilen NATO Devlet Başkanları ve Hükümet
Başkanları zirvesinde NATO'nun yaklaşık 10-15 yıllık geleceğine yön verecek
Stratejik Konsept belgesi, füze savunma sistemi gibi ülkemiz açısından büyük
önem arz eden konular tartışılmıştır.
Zirvenin en
önemli sonuçlarından biri ittifakın önümüzdeki geleceğine yön verecek Stratejik
Konsept belgesinin kabulü olmuştur. Bu belge kamuoyuna açık bir tartışma süreci
çerçevesinde şekillenmiş ve müttefikler arasında yapılan yoğun müzakereler
sonucu nihai halini almıştır.
Yapılan
müzakereler sonucu Türkiye'nin beklentilerinin belgeye tam manasıyla
yansıdığını söylemek mümkün değildir. Türkiye gibi stratejik önemi büyük olan
bir ülkenin Savunma ve Güvenlik konusunda hassasiyetleri ne kadar dikkate
alınmıştır? Bu belgede ne kadar yer almıştır? Bu konuların dikkate alınması
gerekmektedir.
Zirvede gündeme
gelen ve ülkemiz için çok büyük önem arz eden diğer bir konu da Füze Savunma
Sistemi'nin kurulması kararıdır. Bu sistemin komuta yapısı ve füzelerin
önlenmesi esnasında serpinti etkisinin nasıl olacağı ülkemiz için önemlidir.
Bu konular
müzakere edilirken bu zirvede Türkiye'nin öne sürmüş olduğu şartların ne kadar
gündeme alındığı konusu da bir diğer tartışma konusudur. Füze Savunma
Sisteminin ülkemize kurulmasının yanında diğer komşu ülkelerimizle
ilişkilerimizi nasıl etkileyeceği konusu da dikkate alınarak tartışılmalıdır.
Kurulacak olan
araştırma komisyonuyla gündeme gelen ve milletimizin zihnini meşgul eden soru
işaretlerini ortadan kaldırmak ve kamuoyunu aydınlatmak mümkün olacaktır.
3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir ve 20
milletvekilinin, ceza infaz kurumları personelinin sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/1036)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Ceza İnfaz Kurumları
personelleri gerek çalışma koşulları, gerekse de özlük hakları itibariyle ciddi
sıkıntılar yaşamaktadır. Anayasal eşitlik ilkesine de aykırı olan bu sorunların
araştırılarak alınacak önemleri tespit etmek üzere Anayasanın 98. ve İçtüzüğün
104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif
ederiz.
Saygılarımızla.
1) Hasan Özdemir (Gaziantep)
2) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)
3) Necati Özensoy (Bursa)
4) Mustafa Enöz (Manisa)
5) Süleyman Nevzat Korkmaz (Isparta)
6) Ali Uzunırmak (Aydın)
7) Muharrem Varlı (Adana)
8) Yılmaz Tankut (Adana)
9) Ahmet Deniz Bölükbaşı (Ankara)
10) Recai Yıldırım (Adana)
11) Metin Çobanoğlu (Kırşehir)
12) Emin Haluk Ayhan (Denizli)
13) Kürşat Atılgan (Adana)
14) Mehmet Zekai Özcan (Ankara)
15) Hasan Çalış (Karaman)
16) Mehmet Şandır (Mersin)
17) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)
18) Ahmet Bukan (Çankırı)
19) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
20) Recep Taner (Aydın)
21) Durmuş Ali Torlak (İstanbul)
Gerekçe:
Ceza infaz
kurumları personelleri Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü'ne bağlı ceza infaz kurumlarında 657 sayılı Devlet Memurları
Kanunu'na tabi ve idari hizmetler sınıfına dâhil olarak çalışan kamu
personelleridir.
Ceza infaz
kurumları personelleri yapılan görev bakımından kolluk kuvvetleri gibi emniyet
ve güvenlik hizmetleri sınıfına dâhil olmalıyken kamu personel yönetimi
içerisinde idari hizmetler sınıfına dâhil olarak değerlendirilmiştir. Ancak
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nda yer alan düzenlemelerde
dahi ceza infaz kurumlarının statüsü göz önünde bulundurularak, ceza infaz
kurumları personelleri güvenlik ve asayiş hizmeti görenlerle birlikte ele
alınmış ve sendika kurma hakları sınırlanmıştır. Ceza infaz kurumları
personelleri sendikalaşma açısından bürokratik yapılanma içerisinde haksızlığa
maruz kalmaktadır. Halen TBMM gündeminde olan 1/897 esas numaralı Devlet
Memurları Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nda öngörülen düzenlemelerde sözleşmeli personelin
dahi sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilmesinin önü açılmaktadır. Bu
düzenlemeyle özlük hakları itibariyle tüm kamu çalışanlarından olumsuz bir
durumda olan ceza infaz kurumları personelini sendikalaşma hakkı bakımından da
bir başka haksızlığa ve eşitsizliğe maruz kalacaktır. Nitekim ceza infaz
personelinin bir kısmı 657 sayılı yasanın 4/b maddesi ile sözleşmeli personel
statüsünde istihdam edilmesine rağmen yine de bu haklardan istifade
edemeyecektir.
Ceza infaz
personeli bir taraftan emniyet hizmetlerinde sayılmayacak diğer taraftan ise
emniyet hizmetleri sınıfındaymış gibi değerlendirilerek sendikalaşma hakkı
tanınmamaktadır. Burada ceza infaz personelini mağdur eden hukuki mevzuatın
kendi içerisinde bir çelişkiler yumağı vardır.
Bilindiği üzere
ceza infaz kurumlarında toplum içerisinde kendilerine yer bulamayan, sosyal ve
maddi çıkarları için örgüt kuran ve yöneten suç örgütü mensupları; siyasi ve
politik suç işleyen, Devlete karşı gelen terör suçları ile adli ve yüz
kızartıcı suçlar işleyen kişiler vb. yer almaktadır.
Ceza infaz kurumu
çalışanları suçlularla cezaları süresince onların muhafazasını sağladığı gibi,
ıslahını, eğitimini ve iyileştirilmesinde de emek sarf eden, mesai süresi belli
olmayan, gerektiğinde 24 saat hizmet veren, resmi tatillerde de çalışan, görevi
esnasında yoğun strese maruz kalan personeldir. Nitekim 2009-2010 yılları
içerisinde 10 kişiden fazla ceza infaz kurumu personelinin intihar ettiği
bilinmektedir.
Ülkemizde ceza
infaz kurumu personelinin uluslararası sözleşmelerde gösterilen özlük haklarına
dahi sahip olamadığı görülmektedir. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Ceza İnfaz
Kurumları Asgari Standartları'nda öngörülen personele ilişkin düzenlemelerde
infaz kurumlarında verimliliğin arttırılması, nitelikli personel çalıştırılması
ve kalıcılığın özendirilmesi için çalışma koşullarının ve özlük haklarının
iyileştirilmiş olması gerektiğine dikkat çekilmiştir.
Netice
itibariyle, ceza infaz kurumu personelinin özlük hakları ve çalışma
koşullarında çok büyük adaletsizlikler ve yanlışlıklar vardır. Bu durum
yasalarımızdan, kanun hükmünde kararnamelerimizden vb. de kaynaklanmaktadır.
Söz konusu personelin mağduriyetinin giderilmesi için mevzuattan kaynaklanan
sorunlar ile çalışma şartlarındaki sorunlar araştırılarak sorunların çözümü için
yapılacak düzenlemelerin belirlenmesi gerekmektedir.
4.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin,
Van’daki hava kirliliğinin nedenlerinin araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1037)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Van'da özellikle
kış aylarında meydana gelen hava kirliliğinin sebeplerinin araştırılarak
alınması gereken önlemlerin tespit edilmesi için Anayasanın 98'inci, TBMM
İçtüzüğü’nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını arz
ve teklif ederiz.
1) Fatma Kurtulan (Van)
2) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
3) Gültan
Kışanak (Diyarbakır)
4) Ayla Akat
Ata (Batman)
5) Bengi Yıldız (Batman)
6) Sırrı Sakık (Muş)
7) Emine Ayna (Mardin)
8) Akın Birdal (Diyarbakır)
9) Hasip
Kaplan (Şırnak)
10) Hamit Geylani (Hakkâri)
11) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
12) M. Nuri Yaman (Muş)
13) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
14) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)
15) Osman Özçelik (Siirt)
16) Özdal Üçer (Van)
17) Pervin Buldan (Iğdır)
18) Sebahat Tuncel (İstanbul)
19) Sevahir Bayındır (Şırnak)
20) Şerafettin Halis (Tunceli)
Gerekçe:
Hava kirliliği
Türkiye genelinde insan sağlığı üzerinde olumsuz etkiye sahip en önemli çevre
sorunlarından birini oluştururken; bazı illerde çok yoğun olması ve önlenmesi
ya da azaltılması yönünde önlem alınmaması tedavisi mümkün olmayan çeşitli
hastalıklara da neden olmaktadır. İnsan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar vererek, yaşam kalitesini düşüren ve
solunum yolu hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa neden olan hava
kirliliği Van'da da artış göstermiştir.
Kışların uzun ve
sert geçtiği Van İlinde, ısınmak için kullanılan ucuz ve kalitesiz kömür
nerdeyse yılın sekiz ayı yakılmaktadır. Van'da zorunlu köy boşaltmaları,
hayvancılığın yok edilmesi, tarım alanlarının işletilmemesi şehir nüfusunu
çoğalttığından, en yoğun hava kirliliği il merkezinde görülmektedir. İşsizlik
ve yoksulluğun en çok yaşandığı illerden biri olan Van'da, merkez dahil olmak üzere ilçe ve köylerin hemen hemen
hepsinde vatandaşlar ısınmak için düşük kalorili kömür kullanmaktadırlar.
Vatandaş zorunlu olarak düşük kalorili kömüre yönelirken, Van Valiliğine bağlı
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu (SYDV) tarafından halka dağıtılan kömür de
vatandaşın sağlını ciddi boyutlarda olumsuz etkilemektedir.
Kente girişi
denetimsiz yapılan ve dağıtımının da aynı şekilde olduğu iddia edilen düşük
kalorili ve kalitesiz kömür, Van ilinde hava kirliliğinin en önemli sebebi
olmaktadır. Sağlığı açıkça tehdit eden ve geçen yıl dağıtımı yapılan kömürle
kıyaslandığında kalite bakımından büyük bir farkı olmayan kömürün dağıtımı
bütün uyarılara rağmen devam etmektedir. Van şu an hava kirliliğinin en yoğun
olduğu illerden biridir. Valilik her ne kadar bu yıl dağıtımını yaptıkları
kömürün, kalori ve kalite bakımından, geçen yıl dağıttıkları ve hava
kirliliğine sebep olduğu kabul edilen Şırnak kömüründen önde olduğunu ileri
sürse de oluşan hava kirliliği bunun aksini göstermektedir.
Özellikle akşam
saatlerinde belirgin şekilde artış gösteren hava kirliliğinin, düşük kalorili
kömürlerin kullanılmasından kaynaklı olduğunu söylemek mümkündür. Van İlinde
Valilik tarafından 5 Ekimde dağıtımına başlandığı söylenen kömürün kalitesine
dair kesin veriler bulunmamaktadır. Van Valiliği yaptığı bir açıklamada geçen
yıl dağıtımını yaptıkları Şırnak kömürünün hava kirliliğine sebep olduğunu bir
bakıma kabul etmiş sayılmaktadırlar. Bu yıl dağıtımını yaptıkları
Kütahya-Tavşanlı kömürünün daha kaliteli olduğunu öne sürseler de meydana gelen
hava kirliliği kullanılan kömürün geçen yıl dağıtılmış olunan kömürden farklı
olmadığını göstermektedir. Van ilinde merkez mahalleleri dahil
birçok yerinde gecekondu ve müstakil ev bulunmaktadır. Bu tür evlerde de filtre
kullanımının mümkün olmadığı düşünüldüğünde dağıtılmış kömürün kullanımına
devam edildiği sürece ilde hava kirliliğinin daha da artacağı söylenebilir.
Hava kirliliği
Van'da yaşlılar, çocuklar, solunum güçlüğü çeken insanlar başta olmak üzere
bütün vatandaşlar için açık bir tehdit haline gelmiştir. Bu nedenle Van ilinde
meydana gelen hava kirliliğinin nedenleri ortaya çıkarılarak kamuoyu ile
paylaşılmalıdır. İnsan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan
kaldırılması için araştırma yapılarak önlem alınmalı, bu güne kadar yaratmış
olduğu riskler tespit edilerek vatandaşlar uyarılmalı ve gerekli önlemler
alınmalıdır.
BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler
gündemdeki yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki
görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Spor kulüplerinin
sorunları ile sporda şiddet sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla kurulan (10/80, 91, 267, 674, 714, 737, 739, 876, 877,
878, 879, 880) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının Komisyonun
görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır, okutuyorum:
B) Tezkereler
1.- Spor kulüplerinin sorunları ile sporda şiddet sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan (10/80,
91, 267, 674, 714, 737, 739, 876, 877, 878, 879, 880) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin bir ay
uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1415)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Spor Kulüplerinin
Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin
Belirlenmesi Amacıyla Kurulan (10/80, 91, 267, 674, 714, 737, 739, 876, 877,
878, 879, 880) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu; 24.11.2010 tarihinde
göreve başlamıştır.
Komisyonumuz,
TBMM İçtüzüğünün 105 inci maddesi uyarınca kendisine verilen 3 aylık süre
içerisinde (3 günlük araverme süresi dahil) çalışmalarını tamamlayamadığından 28.02.2011
tarihinden itibaren Genel Kuruldan 1 aylık ek süre istenmesine karar vermiştir.
Gereğini
bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Nazım
Ekren
İstanbul
Komisyon
Başkanı
BAŞKAN – İç
Tüzük’ün 105’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Araştırmasını üç ay
içinde bitiremeyen komisyona bir aylık kesin süre verilir.” hükmü gereğince
Komisyona bir aylık ek süre verilmiştir.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.
2.- TBMM ile Mozambik Parlamentosu arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulmasına ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/1412)
09/02/2011
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük
Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 Sayılı Kanun'un
4. maddesi uyarınca, Mozambik Parlamentosu ile TBMM arasında parlamentolararası dostluk grubu kurulması hususu Genel
Kurul'un tasvibine sunulur.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Karar
yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
On dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 15.47
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.01
BAŞKAN : Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU
KÂTİP ÜYELER : Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Fatih METİN (Bolu)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi tezkereyi
yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım. Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının bazı sayın milletvekillerinin izinli sayılmasına
dair bir tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup
oylarınıza sunacağım.
3.- Bazı milletvekillerine, Başkanlık tezkeresinde
belirtilen sebep ve sürelerle izin verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi
(3/1413)
10.02.2011
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna
Aşağıda adları
yazılı sayın milletvekillerinin hizalarında gösterilen süre ve nedenlerle
izinli sayılmaları Başkanlık Divanının 31.01.2011 tarihli toplantısında uygun
görülmüştür.
Genel Kurulun
onayına sunulur.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
“Şırnak
Milletvekili Sevahir Bayındır, hastalığı nedeniyle 27/09/2010 tarihinden itibaren 116 gün,”
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Ankara
Milletvekili Faruk Koca, hastalığı nedeniyle 26/10/2010
tarihinden itibaren 15 gün,”
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş, hastalığı nedeniyle 08/12/2010 tarihinden itibaren 30 gün,”
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“İstanbul
Milletvekili Ali Topuz, hastalığı nedeniyle 15/12/2010
tarihinden itibaren 42 gün,”
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“İzmir
Milletvekili Şenol Bal, hastalığı nedeniyle 22/12/2010
tarihinden itibaren 21 gün,”
BAŞKAN - Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Erzurum
Milletvekili Zeki Ertugay, hastalığı nedeniyle 23/12/2010 tarihinden itibaren 15 gün,”
BAŞKAN - Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Çorum
Milletvekili Derviş Günday, hastalığı nedeniyle 22/12/2010 tarihinden itibaren 16 gün,”
BAŞKAN - Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“Bursa
Milletvekili Mehmet Tunçak, mazereti nedeniyle 5/11/2010 tarihinden itibaren 11 gün,”
BAŞKAN - Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
“İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel, mazereti nedeniyle 13/12/2010 tarihinden itibaren 14 gün,”
BAŞKAN - Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının bir milletvekiline ödenek ve yolluğunun
verilebilmesine ilişkin bir tezkeresi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.
4.- Şırnak Milletvekili Sevahir
Bayındır’a ödenek ve yolluğunun verilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1414)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna
Hastalığı
nedeniyle bir yasama yılında aralıksız 2 aydan fazla
izin alan Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’a
İçtüzüğün 154 üncü maddesi gereğince ödenek ve yolluğunun verilebilmesi,
Başkanlık Divanının 31/01/2011 tarihli toplantısında uygun görülmüştür.
Genel Kurulun
onayına sunulur.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN - Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir
Şimdi de İç
Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi
vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
C) Önergeler
1.- Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan’ın, Kredi Kartları Faizlerinin İndirilmesi Hakkında Kanun Teklifi’nin
(2/174) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/257)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
22.02.2008 Tarihinde “4822 Sayılı Kanunla değişik 4077
sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki Kanuna Geçici 2 nci
madde eklenmesine dair” ile ilgili vermiş olduğum Kanun Teklifimin İç Tüzüğün
37. maddesi gereğince 45 gün içinde Komisyonda görüşülmediği için, yine İç
Tüzüğün 37. maddesi gereğince doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasını arz
ederim. 17.02.2010 (2/174)
Hasip Kaplan
Şırnak
BAŞKAN – Önerge
sahibi olarak, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan.
Buyurunuz Sayın
Kaplan.
HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim kanun teklifimiz kredi
kartları faizlerinin belli bir seviyeye çekilmesi ve tüketici haklarının
korunmasıyla ilgilidir.
Bu faiz oranını
“Merkez Bankasının hazine borçlanma faizlerinin 2 katından fazla olamaz.”
şeklinde bir sınırlamayı öneriyoruz ve borçların da belli bir müddet
yapılandırılmasıyla ilgilidir. Çünkü kanun teklifini verdiğimiz tarihte hemen hemen yüzde 78 bileşik faiz kredi kartlarına uygulanıyordu;
oysaki hazine borçlanma faizlerinde yüzde 16 kanun teklifini verdiğimiz
zamanda. Enflasyonun da yüzde 8 olduğu düşünüldüğünde, gerçekten banka kredi
kartları faizlerine uygulanan faizin çok fahiş ve artık, bir bankacılık
işleminden çok tefecilik düzeyine çıktığını görüyoruz.
Şimdi, o
tarihlerde, 2008 Şubatında kredi kartı borç bakiyesi 27 milyar civarındaydı.
Bunların büyük bir çoğunluğu icraya verilmişti ve o tarihler de küresel krizin
başlangıç tarihleri. Bakıyoruz, en çok kredi kartı nerede kullanılmış? Yüzde
33,8 ile market ve gıda harcamalarında kullanıldığını görüyoruz ve kredi
kartlarının özellikle market ve gıdada kullanılması bile tüketicilerin çok
zorunlu hâllerde kullandığını gösteriyor.
Yine Sayın
Başbakanın bir sözü var; işte “Borç yiğidin kamçısıdır. Bizim borcumuz leblebi,
çekirdek, çerez.” Fakat bu tüketici kartlarında, kredi kartlarında bu, onların
alım gücüyle kıyaslandığı zaman gerçekten aileyi yıkar, icra iflas işine
getirir bir rakam.
Ankara Ticaret
Odası tespiti: 40 milyon insanın bu konuda borcu olduğu yönünde. 32 milyonunun
kredi kartı borçlusu olduğu yönünde ve bunların büyük bir çoğunluğunun da esnaf
ve çiftçi olduğu yönünde.
Yine Tüketiciler
Birliği Genel Başkanı Sayın Kaya’nın açıklamaları var. “Tüketicinin mağduriyetine
karşılık bankalar 2009 yılında kredi kartı faizinden 5,7 milyar lira kazanç
sağladı.” Yani, burada, oransız bir kâr sağladığını görüyoruz.
Yine, torba kanun
tasarısında bunun tartışmalarını yaşadık. Maalesef, bankaların alacaklarına
yönelik olarak kredi kartı borçlarının yapılandırılmadığını, kapsama
alınmadığını biliyorsunuz. Bunu da dikkate aldığımız zaman, gerçekten küresel
krizin etkileri ışığında bunun sınırlandırılması gerektiğini düşünüyoruz.
Yine, bankalar,
sorgulama yapmadan herkese kredi kartı veriyor, gelirinin çok üstünde limitler
veriyor; asgari ödeme tutarlarını yüzde 20’lerde tutarak yani kredi kartını,
ödeme aracı olmaktan çok, borçlanma aracı olarak düzenlemiş bulunmaktadırlar.
Bu yönüyle de baktığımız zaman, gerçekten, Türkiye’de küresel krizden
etkilenen, özellikle, işçi, ücretli, emekli kesimin çok büyük mağdur olduğunu
görürüz.
Yine, burada
kredi kartları borçlarına ilişkin Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu
verilerine bakmak istiyorum: 2 milyon kişinin icra takibinde olduğunu söylüyor.
Bunların aileleriyle beraber 10 milyon kişiyi buluyor. Yine, 2010 sonu
itibarıyla takipteki kredi kartı borçlarının 3 milyar 792 milyon olduğunu
görüyoruz. Toplam borcun da 43 milyar 629 milyon lira olduğunu görüyoruz.
Burada tabii ki bu
kanun teklifimizin gündeme alınıp alınmaması görüşülüyor yani bu, direkt, bir
kanun teklifinin görüşülmesi değil. Bugün bu kanun teklifimiz kabul edilse
dahi, muhtemelen seçim sonrası yasama dönemine intikal edecek bir durumdur. Bu
nedenle, ben, bütün milletvekillerinin…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız.
Buyurunuz.
HASİP KAPLAN
(Devamla) – Teşekkür ederim.
Bu dikkate
alındığı zaman, bizim Şubat 2008’de verdiğimiz kanun teklifi, maalesef iktidar
çoğunluğu komisyonlarda oluştuğu için Genel Kurula inememiş, biz de İç Tüzük
37’ye göre bunu indirmişiz. Kredi kartı faizleri gerçekten bileşik faizle yüzde
100’ü buluyor ve yüzde 100’ü bulan bu faizler karşısında tüketiciyi korumak
gibi Meclisin bir sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Bu sorumluluk bilinciyle,
özellikle bu teklifimizin gündeme alınması oylanacak, bunun oylanmasını… Çünkü
görüşülmesi ancak seçimlerden sonraki yasama Parlamentosuna kısmet olacaktır.
Bu duygularla
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Kaplan. (BDP sıralarından alkışlar)
Bir milletvekili
olarak önerge hakkında Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani
konuşacaktır.
Buyurunuz Sayın Geylani.
HAMİT GEYLANİ
(Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anılan yasa teklifinin
gündeme alınması hakkında söz aldım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, adına “torba” ve torba benzeri türevler denilen yasa tasarısı hafta
sonu AKP’li üyelerin oylarıyla kabul edildi. Başta çalışma yaşamını altüst eden
işsizliği ve sömürüyü dayatan, birçok olumsuz düzenlemeyle yasalaşan tasarı,
haksız ve eşit olmayan, toplum içinde ayrımcılık yapan hükümleriyle de tarihe
ucube bir not olarak düşecektir. Torbanın altında biriken çifte standartlı ve
ayrıştırıcı tortu ise 100 bini aşan gencin eğitimini yasaklayan şoven
prangasıdır, o da bir sonuçtur. Asıl neden, bu haktan alıkonan gençlerin
“Kahrolsun savaş, yaşasın barış ve demokrasi.” sloganının iki parmak arasına
sığmayan zafer işaretleridir. Onun için bu da böyle biline.
Sayın
milletvekilleri, tüm ısrarlarımıza ve kamuoyunda oluşan büyük beklentiye karşın
AKP Hükûmeti, her birinin sonu büyük trajedilere
dönüşen kredi kartı borçlularının yaşadığı sorunları torbaya dâhil etmemiştir.
Her konuda ve her yasada düzenlemeye gidilen bu tasarıda, ne yazık ki toplumun
kanayan yarası olan kredi kartı borçlarını görmezden gelinmiştir. Oysa büyük
şirketlerin, sermayedarların vergi borçlarına af getiren Hükûmet,
her zamanki gibi işçinin, emekçinin, yoksulun ve borç batağına saplanmış yurttaşın
sorunlarına uzak durmayı tercih etmiştir.
Günümüzde,
tüketiciler, yaşamlarını kredi kartı ve tüketici kredisiyle sürdürme noktasına
gelmişlerdir. Türkiye’de şu an yaklaşık 50 milyon kredi kartı mevcut olup,
bunun yüzde 50’sinden fazlası hâlâ aktif durumdadır. Ne yazık ki şu anda 1,5
milyon tüketici, kredi kartı borcu nedeniyle icralık olmuştur. Yine 2 milyona
yakın kişi kredi kartı borcunu ödeyemediği için kara listeye alınmıştır. Bu
sayı giderek de çoğalmaya devam ediyor. Özellikle enerji kaynaklarına ve gıdaya
yapılan zamlar, tüketiciyi yaşamını sürdüremez, borcunu ödeyemez hâle
getirmiştir. Kredi kartı borçlarının bu noktaya gelmesinde en büyük etken,
tüketicilerin gelirleri ile giderleri arasındaki oransızlıktır. Yurttaş,
ihtiyaçlarını mutlaka karşılamak istiyor, ancak gelirleri yetmediği için kredi
kartlarına sığınma durumunda kalıyor. Ancak bugün oluşan bu borç birikimi
sonucu, insanlar artık çalıştıkları ve elde ettikleri geliri ailelerine,
çocuklarına harcamaktan öte, öncelikle kredi kartı borçlarına, daha doğrusu
faizlerine kullanıyorlar. Çoğu tüketici, oluşan kredi kartı borçlarını ödemek
için yeni kredi kartları alıyor. Bunların da borçlarını ödemeyip faizler
katlanınca çeşitli aile dramlarının yaşanmasına neden olmaktadır. Haber
kanallarının ya da gazetelerin üçüncü sayfaları bu tür trajik haberlerle
doludur. Bu da vatandaşın yaşadığı ekonomik bunalımı gözler önüne sermektedir.
Değerli
milletvekilleri, Türkiye'de kredi kartı borçlarının ve borçlu sayısının fazla
olmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi de kuşkusuz kredi kartı faiz
oranlarının yüksekliğidir. Ülke şartlarında, yüksek enflasyon nedeniyle faiz
oranları çok yüksek seviyelerde seyretmektedir. Bu durum borçlanma
maliyetlerini de yükseltmektedir. Özellikle artan faiz yükü banka alacaklarının
tahsilini sınırlandırıcı bir etki yaratmakta, tüketiciyi de maddi- manevi
bunalıma sürüklemektedir. Dünyada başka ülkelerle karşılaştırılmayacak düzeyde
yüksek kredi kartı faizi uygulamasıyla Türkiye tüketicinin hiçbir şekilde
korunmadığı, ancak bankaların kârına kâr kattığı, bir avuç insanın
zenginleştiği bir ülke konumuna gelmiştir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız.
HAMİT GEYLANİ
(Devamla) – Teşekkür ederim Başkanım.
Toplumsal bir soruna
dönüşmesiyle boşanmalar ve intiharlar artmakta, yuvalar dağılmakta,
insanlarımızın ruh sağlığı, toplumumuzun huzuru bozulmaktadır. Hükûmet, bir an önce, görmezden geldiği bu konu hakkında
bir çalışma, bir proje başlatmalıdır. Öncelikle kredi kartı borçlarının yeniden
yapılandırılmasına olanak tanımalı ve çok yüksek düzeylerde seyreden kredi
kartı faizlerinin düşürülmesi gerekmektedir.
Bu duygu ve
düşüncelerle yasa teklifini desteklediğimizi ve gündeme alınması gerektiğini
söylüyor, Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederiz Sayın Geylani.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Şimdi gündemin
“Özel Gündemde Yer Alacak İşler” kısmına geçiyoruz.
Bu kısımda yer alan, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup
Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili Kemal Anadol,
Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi ve Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri
işsizliğe ve yoksulluğa ittiği, kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu,
tarımsal üretimi ve üreticileri desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek
görevinin gereklerine aykırı davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında Anayasa’nın 99’uncu ve İç Tüzük’ün 106’ncı
maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin (11/13) esas numaralı gensoru
önergesinin gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşmelere başlıyoruz.
VII.- GENSORU
A) Ön Görüşmeler
1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol,
Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri
işsizliğe ve yoksulluğa ittiği, kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu,
tarımsal üretimi ve üreticileri desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek
görevinin gereklerine aykırı davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/13)
BAŞKAN - Hükûmet? Hazır.
Önerge daha önce
bastırılıp dağıtıldığı ve Genel Kurulun 7/2/2011
tarihli 60’ıncı birleşiminde okunduğu için tekrar okutmuyorum.
Sayın
milletvekilleri, Anayasa’nın 99’uncu maddesine göre bu görüşmede önerge
sahiplerinden 1 üyeye, siyasi parti grupları adına 1’er milletvekiline ve
Bakanlar Kurulu adına Başbakan veya 1 bakana söz verilecektir.
Konuşma süreleri
önerge sahibi için on dakika, gruplar ve Hükûmet için
yirmişer dakikadır.
Şimdi söz alan
sayın üyelerin isimlerini okuyorum: Önerge sahibi olarak Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Gruplar olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Muğla Milletvekili Gürol Ergin, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekili Abdülkadir
Akcan, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Bengi Yıldız
konuşacaktır.
Şimdi ilk söz
önerge sahibi olarak Mersin Milletvekili Vahap Seçer’e aittir.
Buyurunuz Sayın
Seçer. (CHP sıralarından alkışlar)
VAHAP SEÇER
(Mersin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun
Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker
hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, son günlerde tarım sektöründe önemli sorunlar yaşanmaktadır.
İstikrarsız tarım politikaları, artan girdi fiyatları, düşük ürün fiyatları,
yetersiz tarım destekleri, Hükûmetin uygulamaya
koyduğu günübirlik yanlış kararlar, oluşan sorunlara çözüm üretmede aciz kalan
bir Hükûmet ve neticede, çaresiz ve sahipsiz kalan
çiftçimiz.
Değerli
arkadaşlarım, tarımsal üretimin bütün kalemlerinde, bütün sektörlerde sorunlar
yaşanıyor. Son günlerin en önemli konularından bir tanesi hayvancılık
sektöründe yaşanan sorunlar. Bildiğiniz üzere, 2010 yılının başından bu yana
özellikle kırmızı et fiyatlarında akıl almaz muazzam yükselişler oldu. Bu
arada, yerli üreticilerimizin de üretim yapamaz duruma geldiği, besi
çiftliklerini kapattığı hepinizce aşikâr bilinen gerçekler.
Değerli
arkadaşlarım, aslında, hayvancılık sektöründe yaşanan sorunların evveliyatı
var, ta 2008 yıllarına kadar gitmek lazım. O dönemde özellikle girdi
fiyatlarında önemli artışlar olmuştu. Süt fiyatları önemli ölçüde düşüş
göstermişti ve o süreç içerisinde Tarım Bakanlığından beklenen bu konularla
ilgili, bu sorunlarla ilgili ivedi tedbirler alması, çözümler üretmesiydi ancak
o süreç içerisinde Hükûmet bu konuda, tedbir alma
konusunda aciz kalmıştır. Aciz kalmıştır ki binlerce süt ineği kesime
gönderilmek zorunda kalmıştır ve üreticiler iflas etme noktasına gelmiştir,
hatta iflas etmişlerdir. İşte o günlerde yaşanan o sorunlara çözüm üretemeyen Hükûmet, 2010 yılında, özellikle besicilikte, yani kırmızı
et konusunda fiyatların yükselmesinin önünü alamamıştır.
Değerli
arkadaşlarım, hatırlayınız o günleri, kırmızı et fiyatlarında yükseliş
başladığında, Sayın Bakan, önce ret ve inkâr politikaları güttü, dedi ki:
“Hayır, böyle bir şey yok.” Peki, et fiyatları yükseliyor, nedir bunun nedeni?
“Bunun nedeni spekülatörler.” dedi. Zaman geçti, dedi
ki: “Bizim hayvan varlığımız yeterlidir. Hayvan sayımı yaptırdım, 2 milyon 200
bin büyükbaş hayvanımız var ve ithalata gerek yok.” Zaman geçti, et fiyatları
yükselmeye devam etti. Sonra, Sayın Başbakan, Tarım Bakanını uyardı: “Sayın
Mehdi Eker, yanlış yapıyorsun, et fiyatlarının yükselmesini durduramadın, bu
soruna bir çözüm bul.” dedi ve o zaman Tarım Bakanı çark etti. “İthalata gerek
yok.” diyen Sayın Bakan, ithalatın kapılarını ardına kadar açtı. Öncelikle Et
Balık Kurumuna canlı hayvan ve et ithalatını serbest bıraktık. O yetmedi, daha
sonra özel sektöre de “Hadi bakalım sizler de özel firmalar canlı hayvan ithal
edebilirsiniz, et ithal edebilirsiniz.” dedik. Bakın, o günden bu güne -Sayın
Tarım Bakanının bu kürsüden verdiği rakamlarla söylüyorum- 64 bin ton karkas
et, 69 bin baş besilik dana, 230 bin baş kasaplık sığır, 400 bin baş küçükbaş
hayvan ithal etmişiz. Sadece hayvan ithal etmemişiz, birçok hastalık etmenini
de, deli dana gibi, mavi dil gibi, şap gibi hastalık etmenlerini de bu yolla
ülkemize ithal etmiş durumdayız.
Değerli arkadaşlarım,
bu süreç içerisinde Türkiye Cumhuriyeti hükûmetleri
döneminde ilk defa Kurban Bayramı’nda kurbanlık hayvan ithal edilmiştir. Çok
enteresandır, daha önce yurt dışında çalışan vatandaşlarımız Türkiye’ye
gelirken yakınlarına elektronik eşya ya da parfüm ya da çikolata gibi hediyelik
eşyalar getirirdi. 2010 yılında yurt dışında çalışan vatandaşlarımız ülkeye
gelirken akrabalarına oradan hediye olarak et getirdiler değerli arkadaşlarım.
M. YILMAZ
HELVACIOĞLU (Siirt) – Bu kadar abartma ya!
VAHAP SEÇER (Devamla)
– Hayvancılık sektörü bu noktalara getirilmiştir. Değerli arkadaşlarım,
gerçekten hayvancılık sektörü elden gitmiştir. Hükûmet
kaş yapacağım derken göz çıkartmıştır. Et fiyatlarını düşürme amaçlı ithalatı
seçmiştir ama diğer taraftan da yerli üreticiyi perişan etmiştir. Bugün yerli
üretim yapan besici artık üretim yapamaz durumdadır. Siz de takdir edersiniz
ki, ülke şartlarındaki üretim maliyetleri, yurt dışındaki üreticilerin yaptığı
üretim maliyetinden katbekat fazladır. Yerli üretici ithal etle, ithal hayvanla
rekabet edemez durumdadır. İflas etme noktasına gelmiştir. Küçük yerli üretici
yerle yeksan olmuştur. Büyük üretici de üreticiliği bırakmış, artık, onlar da
tüccar olmuştur, ithalatçı olmuştur. Et fiyatlarını düşüreceğim diye ithalata
yönelen Sayın Bakan, maalesef, yerli üreticinin, çiftçinin katili olmuştur.
Değerli
arkadaşlarım, bu krizden çıkmak için biliyorsunuz son günlerde Ziraat Bankası
kanalıyla bu sektöre sıfır faizli kredi açıldı. Yaklaşık olarak 50 bin
üreticiye 3,5 milyar liradan fazla kredi dağıtıldı. Aslında bu para çarçur
edildi. Daha önceki, 2008 yılında süt sektöründe yaşanan krizde de aynı yol
seçilmiş ama bugün gelinen noktada o günkü sorunlar ortadan kaldırılmamıştır.
Sayın Başbakan
Sayın Bakana soruyor: “Sayın Eker, biz hayvancılığa oldukça fazla destek
veriyoruz, sen böyle söylüyorsun. Bakın, krediler de veriyoruz. Peki, üretimi
niye artıramıyoruz?” Ben, Sayın Başbakana cevabı vereyim: Tabii ki böyle önemli
bir Bakanlığın başında böyle bir Bakan olursa bu sorunları çözemezsiniz. (CHP
sıralarından alkışlar) Ülkenin milyarlarca lira parasını sağa sola çarçur
edersiniz. Bugün dağıttığınız krediden küçük üretici faydalanamıyor, büyük
üreticiler faydalanıyor. Hani Sayın Bakanın “spekülatörler”
diye itham ettiği, suçladığı büyük üreticiler bu kredilerden faydalanıyor.
Hatta daha ileri gideyim, hayvancılıkla alakası olmayan, farklı sektörlerde
faaliyet gösteren birçok firma şimdi bu bedava parayı bulunca bu parayı aldılar
ve hayvancılık sektörüne girme kararı aldılar. Bunlar palyatif
çözümlerdir, geçici çözümlerdir, istikrarlı politikalar değildir, geleceğe
dönük politikalar değildir; bir an önce Hükûmetin
bunlardan vazgeçmesi gerekiyor.
Değerli
arkadaşlarım, Sayın Bakan üretime bir çare bulamayınca tüccarlığa soyundu, Et
ve Balık Kurumu marifetiyle 100 tane mağaza açıyor, sanki ülkede kasaplar
konusunda bir sorun yaşanıyormuş gibi ya da büyük alışveriş merkezlerinde,
marketlerde et satış reyonları kapatılmış gibi. Bunlar çözüm değildir. Et
fiyatlarını düşüreceğiz diye yabancı ülke çiftçilerine para kazandırıyorsunuz,
kendi ülkenizin çiftçilerini bitiriyorsunuz.
Değerli
arkadaşlarım, son yıllarda Türkiye’de birçok üründe üretim kaybı olmuştur.
Sayın Bakan kürsüye çıktığında üretim artışı sağlanan birkaç üründen
bahsediyor. Hoş, onların da pazarlamasında sorun yaşanıyor sebze meyvede olduğu
gibi, narenciyede olduğu gibi.
Bakın son sekiz
yılda buğdayda üretim yerinde saymıştır. Hatta bazı yıllara göre üretimde ciddi
kayıplar söz konusu olmuştur bu yıl olduğu gibi. Biz daha önce Sayın Bakanı
uyarmıştık: “2010 yılı üretiminde ciddi kayıplar olacak, kalitede kayıp olacak,
üretim miktarında kayıp olacak.” demiştik, “Tedbirlerinizi alın.” demiştik.
“Hayır.” demişti, bize karşı görüş belirtmişti. “Üretim de artacak, kalite de
artacak.” demişti. Ama bugün Sayın Bakan aralık ayı içerisinde Bakanlar Kurulu
kararıyla TMO’ya tarife kontenjanı uygulamasından 1 milyon ton buğday ithalat
izni almıştı sıfır gümrükle. Ve bugün Türkiye buğday ithal etmek durumuyla
karşı karşıya kalmıştır. 300 bin ton buğdayı da şu anda Türkiye Cumhuriyeti
devleti ithal etmiş durumdadır.
Pamukta durum
aynıdır. Pamukta üretim geriye gitmiştir. Bir dönem pamuk üretiminde ihracatçı
konumda olan Türkiye bugün net ithalatçı konuma gelmiştir. 2002 yılında 1
milyon ton olan lif pamuk üretimimiz bugün 380 bin tonlara düşmüştür. Bunlar
yanlış tarım politikalarının ortaya koyduğu sonuçlardır.
Bakınız, bakliyat
üretiminde 2002 yılında 1,5 milyon tona yakın olan üretimimiz bugün 800 bin
tona düşmüştür. Bakliyatta net ihracatçı olan Türkiye bugün ithalatçı konuma
gelmiştir. 2002 yılında bakliyatta 420 bin ton ihracat yapan Türkiye bugün 250
bin ton ihracat yapar duruma düşmüştür. İthalatımız 2002 yılında 26 bin tonken
bugün 300 bin ton seviyelerinde ithalat yapar duruma gelmişiz.
Şeker pancarında aynı durum. 16,5 milyon ton üretimden 14 milyon tona düşmüştür.
Yağlı tohumlar,
soya, ayçiçeği, aspir, kanola…
Bu kadar destek ödediğimizi iddia ediyoruz yağlı tohumlar üretimini artırmak
için…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız.
VAHAP SEÇER
(Devamla) – Diğer üretim kalemlerine göre, diğer ürün çeşitlerine göre
üretimine daha fazla destek verdiğimizi iddia ediyoruz ama yaklaşık olarak
yılda yağlı tohumlara ithalat için ödediğimiz para 3 milyar dolar
seviyelerindedir değerli arkadaşlarım.
Diğer bütün
üretim kalemlerinde sorunlar devam etmekte. Son günlerin en önemli konularından
biri, özellikle Akdeniz ve Ege’de üretim yapan üreticileri ilgilendiren
narenciye konusudur. Gerçekten perişan olmuşlardır; Akdeniz’de narenciye
üretimi yapan çiftçilerimizin, Ege’de narenciye üretimi yapan çiftçilerimizin
ürünleri dallarında kalmıştır. Çok bağırdık, aylardır bağırıyoruz “İhracata
destek olalım, üretime destek olalım, destek miktarlarını arttıralım.” ama biz
söyledik, biz duyduk.
Bu bir fırsattır,
bu gensoru bir fırsattır. Eğer Sayın Tarım Bakanı değişmezse Türkiye’de tarım
sektöründe sorunlar bitmeyecektir.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Seçer.
Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Afyonkarahisar
Milletvekili Abdülkadir Akcan.
Buyurunuz Sayın
Akcan. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker hakkında
Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu gensoru önergesi üzerinde Milliyetçi
Hareket Partisi Meclis Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sizi ve yüce Türk
milletini saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime
başlarken dün gece idrak ettiğimiz Mevlit Kandili’nin tüm İslam âlemine hayırlı
olmasını da yürekten diliyorum.
Yine, Maraş’ta
hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına, toprak
altında kalanların yakınlarına olmak üzere sabırlar diliyorum.
Değerli
milletvekilleri, Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehdi Eker’in yönetimindeki Tarım Bakanlığıyla ilgili
olarak başlangıçta insanlar sabırla beklediler iyi şeyler olabilir mi diye ama
maalesef iyi şeyler olamadı. Her dakika, her saniye bir çiftçi, bir hayvan
yetiştiricisi bizleri arıyor ve diyor ki: ”Şu problemim var.” En son, kapıdan
içeri girerken Genel Kurul salonuna, Sayın Zeki Ertugay
Bey’e Nevşehir’den bir patates üreticisi telefon ediyor, telefonu kapatır
kapatmaz karşılaşıyoruz “Sayın Vekilim, ben patates ekmek istiyorum, tohumluk
patatese ihtiyacım var, şahıs olduğu için bu Tarım Bakanlığı bana vermiyor
şirketlere veriyor.” diyor. Biraz önce Sayın Seçer’in
söylemeye çalıştığı bu, tabana yayılmıyor.
Türkiye
Cumhuriyeti devletinde, ister doğru sayın ister yanlış sayın, 25 milyon insan
bu sektörden geçimini temin ediyor. Bu sektörden geçimini temin edenler,
özellikle tarım sektöründe… İşsizlik rakamları dünyanın her tarafında
açıklanırken “tarım sektörü hariç” diye açıklanır. Tarım sektöründe, sürekli,
bitkisel üretimin olmadığı dönemde bir gizli işsizlik mevcuttur. Bu işsizliği
hiç kimse katmak istemez. Bu nedenle bu sektörde geçimini temin eden,
yaşayanların sayısı 25 milyon insandır. Dolayısıyla, bunların her türlü
problemi burayla ilgilidir. Ama diğer boyutuyla da, dünyanın hangi ülkesi
olursa olsun devleti yönetenler, demokratik ülkelerde kendilerine anayasanın
verdiği görevle, yönettikleri ülkenin hükümranlık alanında yaşayan insanların
sağlıklı ve dengeli bir şekilde beslenmesinden ve sağlıklarının korunmasından
sorumludur.
Biraz önce, Sayın
Sağlık Bakanı buradaydı, inşallah, konuşmamın o bölümüne gelinceye kadar Sayın
Bakan buraya gelir ve bir Sağlık Bakanı olarak, Türkiye'nin, Sayın Mehdi Eker’in yönetimindeki Tarım Bakanlığında nasıl bir
tehlikenin içine atıldığını hep beraber, benimle beraber, ben söylerim sizlerle
beraber o da dinler. İnanın, bunları söylemek, hayvancılık sektörüne yıllarını
vermiş insan olarak bunları söylemek “Acaba, benim sorumlu olduğum sektörü, ‘Bu
ülkede hayvancılık gelişsin.’ diye ömrünü vakfetmiş insan olarak sekteye
uğratır mı, halel getirir mi, olumsuz etkiler mi?” diye bugüne kadar söylemem
gerekip de söyleyemediklerimi şimdi söyleyeceğim.
Değerli
milletvekilleri, şu anda, siz, burada temsil ettiğiniz insanlara karşı da
sorumlusunuz. Dolayısıyla, o insanların sağlıklarının korunmasından da,
otomatik olarak, muhalefetiyle iktidarıyla hep beraber sorumluyuz. Bu
sorumluluğun gereğini yapmak zorundayız.
Biraz sonra
Bakanlığın resmî evrakını okuyacağım size. O evrakı okuduktan sonra, Sayın
Bakanın hâlâ orada oturur durumda olmasını da hayretle izleyeceğiz çünkü eğer
bir gizli oylama olsun, isim konulmadan oylama olsun asla ve kata kendisinin
orada kalmasına Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerimiz de müsaade
etmeyeceklerdir, bunu biliyorum.
Değerli
milletvekilleri, her şeyden önce, bu alanda çalışan insanların bu alanda
çalışmaya ve yaşamaya devam etmelerini temin etmek gibi bir sorumluluğumuz var.
Bu sorumluluğu yerine getirirken insanlarımızın burada geçimini sağlıklı bir
şekilde temin etmesi lazım. Yatırıp, yatırıp, yatırıp, yatırırken kullanıp,
kullandığı krediye karşılık evini ipotek edip, daha sonra zarar edip, sonra da
evinden olan insanlar ayyuka çıkmıştır. Her vesileyle herkes söylüyor. Türkiye
Cumhuriyeti devletinde adalet sektöründe veya Adalet Bakanlığı bünyesinde en
fazla artan kurum ne diye baktığımızda, icra dairelerinin artışı vardır,
katlanarak devam ediyor.
Değerli
milletvekilleri, üretimi ve üreticiyi bu sektörde tutabilmek için sektörün
sürdürülebilir bir faaliyet olarak kalmasını temin etmemiz lazım, dedik. Bunun
için ne yapmamız lazım? Maliyet analizi yapmamız lazım. Bu yapılacak maliyet
analiziyle her şeyi ortaya koymak ve fiyatın buna göre ayarlanmasını temin
etmek zorundayız. Şimdi, bugünkü şartlarda 1 kilogram kemikli etin maliyetine
bir bakalım. Besiye alınan bir dana normal ve ekonomik besleme şartlarında
günde 6-7 kilogram sanayi yemi yer ve 8 kilogram civarında da silaj ağırlıklı
kaba yem yer. Dolayısıyla, bunların bugünkü parasal değerine baktığımızda yemin
çuvalı 35-38 lira arasında oynuyorsa, 50 kilogramlık çuvallar, 100 kilogram
dediğiniz zaman çıkacağı rakam 75 TL’dir, bunun 1 kilogramı 75 kuruş eder. Eğer
7 kilogram günlük tüketimle çarparsanız günde ne kadar sanayi yemi tükettiğini
bulursunuz ve bununla birlikte hükûmeti devraldığınız
dönemde çiftçiyi kollama adına yüksek fiyat şeklinde şekillenmiş silajlık
mısırın fiyatı o gün 12,5 kuruştu, bugün 10 kuruş, düşmüş durumda. Burada
çiftçi zarar ediyor ama üretim maliyeti besicinin düşüyor bir boyutuyla. Şimdi,
bunun 8 kilogramla çarpılması hâlinde çıkacak maliyet unsurunu da göz önüne
aldığımızda, etin maliyeti, işçilikle beraber 11,5 liraya geliyor. Eğer bu
besicinin kâr marjını yüzde 20 diye hesap eder, üstüne
koyarsanız, etin satılması gereken fiyat 13,8 eder yani 13 lira 80 kuruş eder.
Bu, besicinin, kesimciye, toptancı, et tüccarına satış rakamıdır.
Şimdi, bu rakamla
olayın üstüne gittiğiniz zaman, 2004 yılında 7 lira olan kemikli etin satış
fiyatı 2009’a kadar, beş yıl, altı yıl boyunca sadece 2 lira artmıştır. Bu
artışı çiftçi, besici sineye çekmiş, sineye çekmiş, sineye çekmiş, en son pes
etmiştir. Bu pes etmeden sonra üretimden vazgeçmiştir. Bu üretimden vazgeçilmiş
olmasına rağmen, Sayın Bakanın dün Adalet ve Kalkınma Partili milletvekillerine
dağıttığı tablo var elimde, tesadüfen elime geçti; orada ne diyor Sayın Bakan:
“421 bin ton 2002’de üretim vardı, 2010’da bu rakam 781 bin ton.”
Değerli
arkadaşlar, cumhuriyet tarihinde, 2002 yılına kadar fert başına kırmızı et
üretimi 19 kilogramın altına düşmemişti. Şimdi Sayın Bakanın verdiği rakamı
doğru kabul ederek 781 bin tonluk eti 73 milyona böldüğünüzde 10,5 kilogram et
eder. Sayın Bakan, fiilî olarak, aktif olarak siz, yönetiminizle, fert başına
19 kilogram olan kırmızı et üretimini 10,5 kilograma düşürmüş durumdasınız.
Sizin kendi teyidiniz bu. O verdiğiniz rakamlar doğru değil, 2002 dönemine ait
rakam doğru değil.
Burada, TÜİK’le ilgili bir kanun tasarısı görüşülürken şunu
söyledik: “Söylediğiniz rakamlar nereden elde ediliyor da böyle emin
konuşuyorsunuz?” dedim, TÜİK’in Başkanına. Dedi ki:
“Efendim, tarım sektörüyle ilgili olanlar bize Tarım Bakanlığı tarafından
-çoğu- verilir; biz bunları işler, ilan ederiz.” Yani sizin kendi verdiğiniz
rakamları TÜİK size, alın kullanın diye iade ediyor. Ne veriyorsanız onu
alıyorsunuz rakam olarak. 421 bin ton et fert başına 19 kilogramı karşılamadığı
için siz rakamlara takla attırıyorsunuz.
Şimdi, etin
ithaline bu noktadan bakarsak değerli milletvekilleri, 2002 yılından 2010
yılına kadar nüfus, 69 küsur milyondan 73 küsur milyona çıkmış yani 4 milyon
artmış. 4 milyon artış karşısında sizin söylediğiniz rakamlarla et artışı,
2002’den şimdiye tam yüzde 60. Yüzde 60’lık et artışına karşılık sadece yüzde
5,7’lik nüfus artışı var. Bu durumda, 5,7 nüfus artarken yüzde 60’a eti
artırıyorsunuz da nasıl oluyor da Hükûmeti veya 2002
yılında fert başına 19 kilogram olan kırmızı et devri iktidarınızda 10,5
kilograma -sizin verdiğiniz rakamlarla- düşüyor? Rakamları hoplatarak bir yere
varacağınızı zannediyorsunuz ama yanılıyorsunuz.
Değerli
milletvekilleri, bu ithalatın temelini ben size söyleyeyim. Değerli
milletvekilleri, 2009 İlerleme Raporu’na bir bakalım. 2009 yılındaki İlerleme
Raporu’nda ne diyor 11’inci faslın içerisinde: “Türkiye, Avrupa Birliğiyle
yapılmış olan anlaşmalara rağmen et ithalatını, canlı hayvan ithalatını ve gıda
ithalatını haksız yere engellemektedir. Bu engellemelerin kalkmaması hâlinde, veya başka bir ifadeyle bu fasılların açılıp
kapanabilmesi bu engellerin kalkmasına bağlıdır.” Şimdi, bu engelleri kaldırma
adına ne yaptınız? Sayın Başbakanın bildiği matematiği unutturdunuz, rakamlara
takla attırdınız. Sayın Seçer’in ifade ettiği gibi,
ithalata gerek yokken pat, ithalat gündeme geldi ve siz ithalatı yapmaya başladınız.
İthalatı yaparken ne yaptınız? Bir: Et ve Balık Kurumunu görevlendirdiniz. Et
ve Balık Kurumuna ithalatla ilgili olarak görevi verdiğiniz zaman bir idari,
bir teknik şartname hazırlandı. Şimdi, idari şartname ve teknik şartnameye
değerli milletvekilleri, bir bakalım.
Teknik şartnamede
“Seçimi yapılan hayvanlar ihracatçı ülkede yükleme yapılmadan önce ara denetim
komisyonu gözetiminde -yani bu Türkiye’den oraya giden komisyonun gözetiminde-
denetiminde tartımları yapılacak. Tartımları yapılan hayvanların kulak küpe
numaraları listelenecek ve buna ilişkin yüklenici firma yetkilileri ve ara
denetim komisyonu elemanlarının ortak imzasıyla bir tutanak düzenlenecek, daha
sonra faturalar kesilip Türkiye’ye bu hayvanlar gelmek üzere nakliye araçlarına
yüklenecek.” Teknik şartname bu.
Bir de idari
şartnameyi okuyayım size değerli milletvekilleri, idari şartnamede neler var?
İdari şartnamede 2’nci maddenin (d) bendi: “Alıma ait diğer bilgiler şu sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan şu sayılı Bakanlar Kurulu kararı kapsamında ABD -Teksas, Alabama ve Washington eyaletleri hariç- Brezilya
-Parama bölgesi hariç- Uruguay, Arjantin -Corrientes,
Misiones bölgeleri hariç- Şili ülkelerinden ithal
edilecektir. Ayrıca, bu ülkelerden –lütfen buraya dikkat edin- nakil vasıtaları
ile ticari amaçlı olarak yola çıkmış olan canlı kasaplık sığırlar da bu ihalede
teklif edilebilir.” Yani, siz bir teknik şartname ortaya koyuyorsunuz “Ben
heyet göndereceğim. Alacağım yerden seçim yapılacak. Bu yapılacak seçimlerden
sonra buraya hayvanları getirmek üzere ‘olur’ alan hayvanların kulak numaraları
tespit edilip öyle hayvanlar nakil vasıtalarına bindirilecek.” diye teknik
şartname düzenliyorsunuz ama dönüyorsunuz idari şartnamede “Efendim, bu amaçla
önceden yola çıkmış hayvanlar da ihalede teklif edilebilir.” diyorsunuz. Bunun
sonunda değerli milletvekilleri ne oluyor biliyor musunuz? Bunun sonunda,
bakın, ne oluyor: Bunun sonunda, tesadüfen, pazar günü... “Sakatat uçuşa
geçti.” Niye? Hayvanlar kesiliyor ama ortada sakatat yok. Niye? Çünkü söylediğimiz
konuyla ilgili olarak bir genelge var. Değerli milletvekilleri, bu genelgeye
göre, bu hayvanların kesilmesinden sonra ne yapılacak? Şimdi onu okuyorum.
Değerli
milletvekilleri, torunlarınıza karşı sorumlusunuz, bırakın sizi seçen insanlara
karşı sorumluluğunuzu. Şu okuyacağım, Tarım Bakanlığının, Sayın Bakanın genel
müdürlük yaptığı kurumun daha yenilerde gönderdiği, valiliklere gönderdiği
genelge:
“X Valiliğine,
Bilindiği üzere
ithal edilen kasaplık canlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanların mezbahalarda spesifik risk materyali olarak adlandırılan beyin, göz, spinal kord, tonsil
ve distal ileum’larının
imha edilmesi ve takibi hastalık riski taşıması nedeniyle büyük önem arzetmektedir.
Bu amaçla
ülkemize ithal edilecek olan her yaştaki sığır cinsi kasaplık hayvanların;
beyin, göz spinal kord, tonsil ve distal ileum’ları ile her yaştaki koyun cinsi hayvanların; dalak
ve ileumları ile 12 aylıktan büyük hayvanların beyin
ve gözleri dahil kafatası, tonsiller
ve spinal kord’larının en
kısa süre içerisinde uzaklaştırılarak imha edilmesi gerekmektedir.
Bu çerçevede
ülkemize ithal edilen her yaştaki sığır ve koyun cinsi hayvanların imha
edilmesi gereken spesifik risk materyallerinin insan
tüketimine sunulmaması için; mezbahalarda takiplerinin yapılması, gıda ve yem
zincirine girmeyecek şekilde (gömülerek ya da yakılarak) imha edilmesi ve
kayıtlarının tutulması hususlarında gereğini önemle rica ederim.”
Değerli
milletvekilleri, dünyanın neresine giderseniz gidin, dünyanın neresinde virolog
konu uzmanlarına şu tamimi götürürseniz götürün, “Niye bu tamim
yayımlanmıştır?” diye sorarsanız, size söyleyeceğinin “Orada deli dana riski
olduğu için bu tamim yayımlanmıştır.” olması gerekir, başka türlü olamaz.
OKTAY VURAL
(İzmir) – O eti yedirdiler şimdi millete.
ABDÜLKADİR AKCAN
(Devamla) – Yani biz bu ithalatlarla deli danayı Türkiye’ye ithal ettik ve
bunu, bakınız, yedik.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Bakanın kendisi de yedi mi acaba?
ABDÜLKADİR AKCAN
(Devamla) – Şimdi, Sayın Bakan çıkıyor… Bunu bilen, şuurlu, bilgili tüketici,
Et ve Balık Kurumunun mağazalarından veya kendi kasaplarından ithal etse
almamaya özen gösteriyor, elinde kalıyor Sayın Bakanın Et ve Balık Kurumunun
ithal ettiği hayvanlar. Bursa’da bu hayvanlar ölüyor, palas pandıras dışarıya
atılıyor ve köpekler bu hayvanların leşlerini yiyor. Şundan da veteriner hekim
olarak sorumlusunuz Sayın Bakan: Bir iktisatçı olsanız, bir tarlacı, ziraat
mühendisi olsanız, bir makineci olsanız belki çok fazla bir şey
söylenemeyebilir, uzman çalıştırmak zorundasınız ama siz bir veteriner
hekimsiniz. İnanın, oraya veteriner hekim olarak Bakan olduğunuzda, Bakan
oluşunuzdan sizin kadar mutluluk duymuştum. Şimdi o mutluluk duyma hadisesi bir
kâbusa dönüştü bende. Niye? Bu hayvanların etini yiyecek olan insanların
vebalini taşımış ve bunu ikaz etmemiş olmanın sıkıntısını yaşıyor.
Bunun siyasetle
falan alakası yok değerli milletvekilleri, bunun parayla pulla alakası yok.
Bakınız, bunun sıkıntılarını beş sene, on sene sonra Türkiye çekmeye
başlayacak. O nedenle, Sayın Bakan veya Hükûmeti
yönetenler -Sayın Mehdi Eker burada kalır veya gider, kim olursa olsun- ne olur
şu hayvan ithalatını durdurun. Hayvanları sağlıklı bir şekilde muayene etmeden
getiriyorsunuz. Delil mi istiyorsunuz? Bakınız, kurumları vermiyorum: Bir
şirket bu hayvanları getiriyor. Nereye biliyor musunuz? TİGEM’e.
Türkiye’de löykoz yoktu. Bundan on gün önce Sayın
Bakan löykoz genelgesi yayımladı, yönetmeliğini
bilahare hazırlamak üzere. Löykozis nedir biliyor
musunuz? Sayın Sağlık Bakanımız geldi mi? Löykozis
löseminin hayvanlardaki seyir şekli. Bu sütü içen buzağı bu hastalığa enfekte olur. Sivrisinekle hayvandan hayvana yayılır. TİGEM’e 3.701 baş hayvan getiriliyor, bu getirilen
hayvanların 50’sine yakınında paratüberküloz ve löykoz
çıkıyor. Eğer löykozlu hayvandan elde edilen sütü
içerseniz… Ki pazar günü Şemsi Bayraktar, Türkiye Ziraat Odaları Başkanı
“Hayvancılığa ikinci katliam geliyor.” şeklinde bir açıklama yaptı. Doğru, süt
fiyatları 60 kuruşa düştü, yemin fiyatı 75 kuruş olunca… Buraya her çıktığımda
“1 kilo sütü sattığınızda 2 kilo yem alamazsanız bu faaliyet sürdürülemez.”
diye söyledim.
Şimdi, bu
sürdürülemez faaliyet konusunda sizin vermiş olduğunuz krediler, sıfır faizli
krediler boşa gidecek. Sıfır faizli krediyi kimse babasının cebinden vermiyor.
Sıfır faizli kredinin faizini hazine sübvanse ediyor, hazine Ziraat Bankasına
ödüyor yani senin, benim, herkesin ödediği vergilerle biriken hazineyle
veriliyor. Sayın Başbakanın söylediği gibi öyle babamızın cebinden vermiyoruz,
hazine bunu karşılıyor ve herkesin hakkı var o sıfır faizli kredilerde.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen,
sözlerinizi tamamlayınız.
Buyurunuz.
ABDÜLKADİR AKCAN
(Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
Öldürüp sonra o
kredilerle ayağa kaldırmaya teşebbüs ettiğiniz hayvancılık, damızlıkla ilgili
olarak yeniden çökmeye başlıyor. İşte löykozlu
hayvanları, damızlığı, eksilen damızlığı telafi etmek için ithal ediyoruz,
ithal ettiğimiz hayvanlardan elde edilen sütlerin veya genel toplam sütün yüzde
25’i “sokak arası süt” dediğimiz, insanların kendi arasında tükettiği süt. Bu
sütü içenler doğrudan doğruya meme kanseri riski altındadır, ister erkek olun
ister bayan.
Şimdi, bu halkın
sağlığını, bu milletin sağlığını sırf orada oturma uğruna kimin ne sebeple gasbetmeye, riske atmaya veya tehlikeye sokmaya hakkı var
değerli milletvekilleri?
O nedenle Sayın
Bakanın kendine karşı saygılı olarak bu görevden çekilmesi gerekir diyor, yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Akcan.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Muğla Milletvekili Gürol
Ergin.
Buyurunuz Sayın
Ergin. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
GÜROL ERGİN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Tarım ve Köyişleri Bakanı
Sayın Mehdi Eker hakkında verdiğimiz gensoru önergesi üzerinde Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak için söz almış bulunuyorum. Sözlerime
başlarken Sayın Başkan sizi, değerli milletvekillerini ve yüce Türk ulusunu
saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, son yıllarda tarım ve gıda sektörü geçmişle kıyaslanmayacak
ölçüde stratejik bir önem kazanmıştır. Dünya Gıda Fiyatları Endeksi’nin tarihî
rekorlar kırdığı bu dönemde ülkemizde yetersiz destekleme, öngörüden uzak, istikrarsız
tarım politikaları, artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları nedeniyle
tarımda tarımsal üretim düşmüş, ithalat patlamış, çiftçi icra, haciz, borç
batağına sürüklenmiştir.
Sayın Mehdi Eker’in 2005 yılı Haziranında Bakanlık görevini devralmasından
sonra çiftçiye verilen sözler tutulmamış, gübre ve mazot fiyatları astronomik
olarak artmasını sürdürmüş, Türkiye, üretimine en fazla güvendiğimiz hububatta,
dünya lideri olduğumuz bakliyatta ve kırmızı ette bile ithalatçı bir ülke
durumuna düşürülmüştür.
2006 yılında
çıkarılan Tarım Kanunu’na göre bütçeden tarıma her yıl gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’i kadar destek ayrılması gerekiyordu.
Sayın Bakan kendi döneminde çıkan bu yasaya bile hiç uymamış, 2007-2010 yılları
arasındaki dört yıllık süreçte çiftçiye toplam olarak 16 milyar 988 milyon lira
eksik ödeme yapılmıştır yani çiftçinin yaklaşık 17 milyar lirası gasbedilmiştir.
Tarım destekleme
bütçesi her yıl 5 ila 6 milyar lira arasında değişirken çiftçinin aldığı kredi
miktarı 2010 yılı Mayısında 17,8 milyar liraya yükselmiştir. Çiftçinin, bir
yandan her yıl daha çok borçlanması diğer yandan borcunu ödeyemez hâle gelişi
sonucunda 2010 yılının dokuz aylık döneminde ödeyemediği borç miktarı 1 milyar
25 milyon liraya yükselmiştir.
2010 yılında çiftçiye
mazot desteği olarak verilen para 554 milyon liradır. Hükûmetin,
çiftçinin bir yılda kullandığı mazottan aldığı vergi ise yaklaşık 3,5 milyar
liradır. Hükûmet çiftçiye verdiği mazot desteğinin 7
katını çiftçiden vergi olarak almaktadır. 3 liralık mazotun 1 lira 70 kuruşu
vergidir. Çiftçi traktörüne binmekten korkar hâle gelmiştir.
Sayın Bakanın
döneminde gübre fiyatları mazottan daha da fazla yükseliş göstermiştir. Bu
dönemde gübre tam bir rant aracı olmuştur.
Çiftçinin
tarımsal sulamada kullandığı elektrik en pahalı elektriktir. 122 bin tarımsal
sulama abonesi borçlu duruma düşmüş, bunlardan yüzde 30’unun elektriği
kesilmiştir. Hükûmetin üst üste borç yapılandırmasına
gitmesi çiftçinin elektrik borcunu ödeyemeyişinden ötürüdür.
Sayın Bakanın
döneminde tarım katma değeri yılda yalnızca yüzde 0,22 oranında artmıştır. 2010
yılının büyüme hızı ise eksidir. Cumhuriyet kurulduğundan bu yana hiçbir
dönemde, AKP’nin iktidarda olduğu sekiz yıllık dönemdeki ve bu Bakanın
yönetimde olduğu beş yıllık dönemdeki kadar düşük tarımsal büyüme
görülmemiştir. Sayın Bakanın görev yaptığı dönemde bitkisel üretim de hayvansal
üretim de düşmüştür. 2005 ila 2010 yılı üretimleri karşılaştırıldığında bu
durum net olarak görülmektedir. Bu dönemde buğday üretimi
21,5 milyon tondan 19,5 milyon tona, arpa üretimi 9,5 milyon tondan 7,2 milyon
tona, kırmızı mercimek üretimi 520 bin tondan 422 bin tona, lif pamuk üretimi
863 bin tondan 795 bin tona, tütün üretimi ise 135 bin tondan 55 bin tona
düşmüştür; mısır üretimi sabit kalmış; çeltik, şeker pancarı ve ayçiçeğinde bir
miktar artış olmuştur. Bu rakamları söyleyiş nedenim Sayın Başbakanın bu
kürsüde Türkiye'nin kiraz üretimini ne kadar artırdığıyla övündüğü içindir.
Türkiye bugün,
önemli bitkisel ürünlerin hiçbirinde kendine yeterli değildir. Kendine yeterlik
oranı buğday, arpa ve pirinçte yüzde 90, kuru fasulye ve mısırda yüzde 80,
kırmızı mercimek ve ayçiçeğinde yüzde 45’ler düzeyindedir. Tarımsal hammadde
dış ticaretimiz Sayın Bakan Eker dönemindeki beş yıllık süreçte toplam olarak 18
milyar 334 milyon dolar açık vermiştir. 2006-2009 yılları arasında ithal edilen
9 milyon 725 bin ton buğdaya 3 milyar dolar, 2 milyon 794 bin ton mısıra 800
milyon dolar ödenmiş, oysa Sayın Bakan, Haziran 2006’da “Türkiye artık, buğday
ithal etmiyor.” diye övünmüş, bu övünç, Tarım-Kredi haber bülteninde de
manşetten yayınlanmıştır.
Aynı dönemde
yağlı tohum ham yağ ve küspe ithalatına toplam 8 milyar 900 milyon dolar
ödedik. Bakliyatta bu Bakan döneminde ithalatçı durumuna düştük ve yalnızca
2009 yılında 213 bin ton bakliyat ithalatı yaptık. Pamuk ithalatına son üç
yılın her birinde 1 milyar doların üzerinde para verdik. Tütünde dünyanın en
iyi tütün ülkesi olan Türkiye, 2009 yılında ithalata 388 milyon dolar ödedi.
Sayın Bakan
döneminde tarımda uygulanan politikalarla iç ticaret hadleri radikal biçimde
tarım aleyhine döndü, bu durum üreticinin tarımdan kopmasına ve köyünü terk
etmesine neden oldu. Bu dönemde 2 milyon 288 bin hektar olan tarım alanı 1
milyon 907 bin hektara indi. Çiftçinin bu dönemde ekmekten vazgeçtiği arazinin
büyüklüğü –lütfen, dikkat buyurun- Yalova, Kilis, Bartın, Düzce, Osmaniye,
Zonguldak, Iğdır ve Kocaeli illerinin toplam alanından daha büyüktür.
Tarımdan kopup
son bir umutla kentlerin varoşlarına savrulan yurttaşlarımız, işsiz kalıp gıda
yardımlarına muhtaç hâle gelmiştir. Bu süreç bir kentleşme süreci değil,
toplumsal anlamda bir altüst oluş sürecidir. Bütün bu gerçeklere karşılık Sayın
Bakan sürekli olarak sanal üretim rakamlarıyla karşımıza gelmiş, hem kendini
hem kamuoyunu sürekli yanıltmıştır; eminim, bugün de böyle yapacaktır. Bir
Tarım Bakanını düşününüz ki gübre, mazot fiyatı artarken suskun kalacak, pirinç
ve buğday fiyatı artarken, kendisinin ve TMO’nun sorumluluğunu hiç aklına
getirmeyecek, yalnızca “Spekülasyon yapıyorlar.” diye feryat edecek ve pirinç
bulamayanlara bulgur yemelerini önerecek. Neyse ki Sayın Bakan et
fiyatlarındaki ciddi tırmanışta “Et yemeyin, patates yiyin.” dememiştir.
Sayın Bakan 2
Şubat 2007 tarihli açıklamasında, kuraklık nedeniyle Türkiye’nin buğdaysız
kalıp ekmek sıkıntısı yaşayacağına ilişkin açıklama yapanları spekülasyon yapmakla suçlamış ve “Türkiye'de şu anda
kuraklık tehlikesi yok. Kuraklık Eylem Planı hazırlıyoruz ancak bugün için
değil, yirmi beş yıl sonrası için.” demiştir. Yirmi beş yıl sonrasını gören
ancak gözünün önünü göremeyen Sayın Bakan bu demecinden iki ay sonra, 4 Nisan
2007’de Şanlıurfa’da yaptığı açıklamada “Türkiye'de bu yıl bir tarımsal
kuraklık riski yok, bu nedenle hiç kimse spekülasyon
yapmasın. İnşallah, Türkiye'de tarımla ilgili hiçbir problem beklemiyoruz.”
ifadesini kullanmıştır. Bunları söyleyen Sayın Bakan, üç ay geçmeden, dört ürün
ve kırk il için kuraklık kararnamesi yayımlamak zorunda kalmıştır. Biz şimdi bu
Bakana nasıl inanacağız?
2007
sonbaharından itibaren piyasada buğday arz açığının hissedilmeye başlamasıyla
Bakanlık, Toprak Mahsullerine, geç alınmış bir kararla, sıfır gümrükle 800 bin
ton buğday ithal yetkisi verdi. Eğer bu ithalat vakit geçirilmeden zamanında
yapılmış olsaydı, ton başına 150 dolar daha düşük fiyat ödeyecek ve 300 milyon
dolar zarar etmeyecektik.
2007 yılında
yaşanan kuraklıktan 5 milyar liranın üzerinde zarar gören çiftçiye ödenen ise
yalnızca 514 milyon lira oldu. Bu süreçte, Denizli’de bir çiftçimiz, pembe
tablolar çizen Sayın Başbakana “Sen bunları külahıma anlat.” diye gerçekleri
hatırlatma gereğini duydu.
Doğu Karadeniz’de
5 Nisan 2004 gecesi yaşanan don felaketinde, 2090 sayılı Kanun’a göre, zararın
297 milyon liralık kısmının çiftçilere ödeneceği belirtildi. 2004-2009 yılları
arasında zararın yalnızca 128 milyon liralık kısmı ödendi. 2011 bütçesine de bu
miktarın ödenmesi için ödenek konmadı. Hükûmet, bu
tavrıyla Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki 135.236 ailenin 169 milyon lira
tutarındaki alacağını âdeta gasbetti.
Son yıllarda
sürekli küçültülen TMO, sanki üstlendiği görevi hakkıyla yapıyormuş gibi
trajikomik bir biçimde fındık işine girdi ve milyarlarca dolar görev zararı
yaptıktan sonra fındık işini bıraktı. Sayın Bakana “Ne işin vardı senin fındık
alımında? Sen kendi görevini hakkıyla yapsana.” diye sormazlar mı?
Narenciyeye
gelince: Bu yıl Hatay’da, Adana’da, Mersin’de, Antalya’da, Muğla’da narenciye
üreticileri büyük sıkıntı içinde. Hasat başladığında 83 kuruş olan limon, bugün
25-30 kuruş, mandalina 30-40, portakal 40 kuruş. Greyfurt 15 kuruşa düştü ama
alıcı yok. Bütün narenciye dallarda kaldı. Sıkıntı karşısında Bakanlığın kılı
bile kıpırdamadı.
Sayın Bakan,
zirai mücadelede de sınıfta kaldı. Gerekli karantina önlemleri zamanında
alınmadığı için domates güvesi önce Ege Bölgesi’ne, sonra Akdeniz’e yayıldı.
Türk halkı bu Bakan sayesinde tarihinde ilk kez 10 liradan domates yedi.
2008 yılında,
sanayici, süt fiyatlarını keyfî bir kararla 10-15 kuruş indirip 53 ila 57 kuruş
arasına çekti, Tarım Bakanının umurunda olmadı. Bugünlerde de sanayici, süt
fiyatlarını yine tüm Türkiye’de aşağı çekti. Çiftçi feryat ediyor, Tarım
Bakanının yine umurunda değil. Çiftçinin sorunlarına bu kadar duyarsız kalan
bir kişi Tarım Bakanlığı koltuğunda daha fazla oturabilir mi?
Zeytin ağacı
sayısını artırmaya çalışan Bakanlık, şimdi, Zeytincilik Yönetmeliği’nde
değişiklik yapma çabasında. Zeytincilik Yasası,
zeytinliklerde zeytinyağı tesisi kurma dışında hiçbir faaliyete kesinlikle izin
vermez iken, Bakanlığın yaptığı yönetmelik değişikliğinde, zeytinliklerde,
jeotermal kaynaklı sera yatırımları, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı
elektrik üretim tesisleri, madencilik, petrol ve doğal gaz arama ve işletme
faaliyetleri, savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar ve bakanlıklarca kamu
kararı alınmış plan ve yatırımlar yapılabilir hâle getirilmek isteniyor. Sayın
Bakana soruyorum: İlgili yasaya yüzde yüz aykırı böyle bir yönetmelik
düzenlemesini hangi hukuk, hangi mantık anlayışıyla yapıyorsunuz? Bu
değişikliği gerçekleştirseniz bile, yargıdan mutlaka döneceğini bilmiyor
musunuz? Öyleyse amacınız nedir, bu kürsüden açıklayın.
Sayın Bakan
sürekli olarak hayvancılığı desteklediklerini ve desteğin giderek artırıldığını
ifade ederken Bakanlar Kurulu 2008’de çıkardığı bir kararnameyle hayvancılık
desteklerini yarı yarıya azalttı. Sayın Bakan bugün de yine hayvancılığa ne
kadar büyük destekler verildiğinden söz ediyor. Bu nasıl destek ki destek
arttıkça hayvancılık darboğaza giriyor! Keşke bu destekler yapılmasaydı çünkü
destekler ya bir kısım haramzadelere yedirilip buharlaştırıldı ya da doğru
yönde, doğru amaçla kullanılamadı.
Türkiye’de bugün
inkâr edilmesi mümkün olmayan bir et sıkıntısı var. Kırmızı et üretimi 2006’da
439 bin ton iken, 2009’da 412 bin ton. Et üretimindeki düşüşün nedeni belli.
Sayın Bakanın ette yaşanan sıkıntıya gösterdiği gerekçe ise evlere şenlik;
şöyle diyor Sayın Bakan: “Efendim, AKP döneminde refah o derece ciddi arttı ki
insanımız çok daha fazla et yemeye başladı, onun için sıkıntı çekiyoruz.” Biraz
ciddiyet Sayın Bakan, biraz ciddiyet. Sayın Bakan basında bugün yer alan bir
habere göre “Ette 450 bin tonluk bir üretim var deniliyordu, oysa TÜİK
rakamlarına göre on bir ayda kırmızı ette toplam 750 bin tonluk üretim tespit
edildi.” diyor. Sayın Bakanın söyledikleri gerçek olsa dağ, taş, tüm memleket
hayvanla dolu olurdu. Sayın Bakan milleti çocuk yerine koyuyor. 750 bin tonluk
üretim TÜİK’in üretim miktarını belirleme yöntemini
değiştirmesinden doğdu. Tıpkı millî gelir hesaplamalarında olduğu gibi yöntem
değiştirildi, miktar artmış göründü. Eğer aynı yöntem geçmişe de uygulanırsa
geçmişteki rakamların 750 bin tonun üzerinde olduğu net olarak ortaya çıkar.
Adama sormazlar mı: Et üretimi 450 bin tonlardan 750 bin tonlara çıktıysa, yani
et üretimi arttıysa bu et ithalatı ne anlama geliyor? Milleti ne ayak oyunları
ile ne de hesap oyunları ile kandırmaya çalışmayın. Sayın Bakanın “Şu ana kadar
60 bin ton et, 130 bin ton canlı hayvan ithal ettik, fiyatları düşürdük.”
şeklindeki övünmesi ise akıl ve mantık dışı. Kendi çiftçine ürettirmeyeceksin,
çiftçini, milletini zora sokacaksın, sonra da “Et ithal ettim, fiyatlar düştü.”
diye övüneceksin, böyle bir bakanlık yönetim anlayışı olamaz. Kaldı ki geçtiğimiz aralık ayında Koruma ve Kontrol Genel
Müdürlüğünün, il tarım müdürlüklerine gönderdiği yazıyı biraz önce burada
Milliyetçi Hareket Partisinin sayın sözcüsü açıkladı, ben de tekrar etmek
istiyorum, şöyle diyor Koruma ve Kontrol: “Ülkemize ithal edilecek olan her
yaştaki sığır cinsi kasaplık hayvanların beyin, göz, spinal
kord, tonsil ve distal ileum’ları ile her yaştaki
koyun cinsi hayvanların dalak ve ileum’ları, on iki
aylıktan büyük hayvanların beyin ve gözleri dâhil kafatası tonsil’ler
ve spinal kord’larının en
kısa sürede uzaklaştırılarak imha edilmesi, sayılan risk materyallerinin insan
tüketimine sunulmaması için mezbahalarda takiplerinin yapılması, gıda ve yem
zincirine girmeyecek şekilde gömülerek ya da yakılarak imha edilmesi…”
talimatını veriyor.
Değerli
arkadaşlarım, biraz önce de söylendi, bunun bir tek anlamı var, bu hayvanlarda
deli dana hastalığı riski olduğunu bu Bakanlık biliyor, bu Bakan biliyor ama bu
hayvanların etlerini bu millete hiç tereddüt etmeden yediriyor.
TÜİK’in kullandığı
yöntemi değiştirerek üretilen et miktarını birdenbire yükseltmesi Sayın Bakanın
o kadar hoşuna gitmiş ve TÜİK’e öylesine güven duymuş
ki bu sefer de TÜİK’ten kırsal kesimdeki yoksulluk
oranını değiştirmesini istiyor. “2002 yılında yüzde 34,48 olan ve 2009’da yüzde
38,9’a yükselen kırsal kesimdeki yoksulluk oranı doğru değil, TÜİK bunu
düzeltecek.” diyor. Konuyu makalesine alan yazar da bugün “CHP gensorusuna
yanıt, sanırım, Tarım Bakanlığı yerine Türkiye İstatistik Kurumundan gelecek.”
şeklinde müstehzi bir ifade kullanıyor.
Sayın Bakan,
gerçekleri TÜİK’i yanlış rakam vermeye zorlayarak
değiştiremezsiniz. Bugün, Türk çiftçisinin yüzde 38’i yani 5 çiftçiden 2’si
yoksul. Yoksul köylü sayısı 6,5 milyon, aç yatağa giren köylü sayısı 250 bin.
Bunlar, TÜİK’in rakamları.
Hayvancılıkta başarısız olunan bir başka konu da hayvan
hastalıklarıyla mücadele. Tüberküloz ve brusella çok yaygın. Bakanlığın kooperatiflere hayvan alımı
için 2008 yılında açtığı on beş ihaleye, şartnamede hayvanların brusella ve tüberkülozlu olmaması şartı konulduğu için
hiçbir firma girmedi çünkü Türkiye’de, brusella ve
tüberküloz olmadığından emin olunan hayvan yoktu. Bakanlık çözümü, brusella ve tüberkülozu yok etmede değil de ihale
şartnamesinden bu iki hastalığın aranacağı şartını kaldırmakta buldu.
Şap, Türkiye’yi
kasıp kavuruyor. Şimdi öğreniyoruz ki Anadolu’da giderek yaygınlaşan şap,
şaptan ari ilan edilen Trakya’yı da tehdit ediyor.
Bulgaristan Tarım Bakanı, şap girmemesi için, Türkiye sınırına 142 kilometrelik
tel örgü çekileceğini bildiriyor. Bu arada, bizim Gümrük Müsteşarlığımız da
Tarım Bakanlığına yazdığı bir uyarı yazısı ile ithal hayvanların sağlık
kontrollerinin yetersizliğine dikkat çekiyor. Gümrük Müsteşarlığına göre,
Bulgaristan sınırından giren hayvanlar yeterince sağlık kontrolünden
geçirilmiyor. Bunu biz söylemiyoruz, Gümrük Müsteşarlığı söylüyor.
Gıda
denetimlerinde büyük sıkıntı var. Salmonella ve listeria’lı olduğu belirlenen 12 ton hamburger köftesi
tespit edildiği hâlde, bu köfteler imha edilmeyip halkımıza yedirildi. Bu
duruma neden göz yumduğunu Tarım Bakanının açıklaması gerekir.
Sayın Bakan, kene
ilacı ihalesi konusundaki sorularımıza doyurucu hiçbir cevap vermediniz. Memnun
olmadığınız ilk raporu veren müfettişleri niçin görevden aldığınızı, bu
müfettişler hakkında niçin uydurma gerekçelerle soruşturma açtığınızı
açıklayamadınız. Sayın Bakanın kendisini memnun eden ikinci raporu veren
müfettişleri ödüllendirişi de ayrı bir anlam taşımaktadır.
Sayın Bakanın
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda yaşanan özellikle ihale
oyunları konusundaki sorularımıza verdiği yanıtlar da gerçeğe hiçbir şekilde
uymamaktadır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız.
Buyurunuz.
GÜROL ERGİN
(Devamla) – Biliyorum, biraz sonra AKP sözcüleri ve Sayın Bakan bu kürsüye
gelerek, çiftçiye verilen desteklerin ne kadar artırıldığını söyleyecek,
çiftçinin durumunu ballandıra ballandıra anlatacak.
Anlatacak da bir anlam ifade etmeyecek.
Değerli
milletvekilleri, bakınız, bir çiftçimizin şu sözleri çiftçinin durumunu ne
kadar güzel açıklıyor: “Tarlamı ekemiyorum, bu sayede köyümde borçsuz tek çiftçi
benim.” Eskiden çiftçi “Toprağımı ekiyorum.” diye seviniyordu, şimdi ekemediği
için seviniyor çünkü ektikçe zarar ediyor.
Değerli
milletvekilleri, Türk tarımının bugünkü Sayın Bakanın başında bulunduğu
Bakanlıktan umudu kalmamıştır. Ülkemiz çiftçilerini işsizlik
ve yoksulluğa mahkûm eden, ithalat yoluyla yabancı ülke çiftçilerine yeni iş
olanakları yaratarak onları destekleyen, böylece görevinin gereklerine aykırı
hareket eden Tarım Bakanı Mehdi Eker hakkında gensoru açılması için
desteklerinizi bekliyor, sözlerime son verirken Sayın Başkana, siz değerli
milletvekillerine, yüce Türk ulusuna ve sevgili çiftçi kardeşlerime içten sevgi
ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Ergin.
Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu adına Batman Milletvekili Bengi Yıldız. (BDP
sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Yıldız.
BDP GRUBU ADINA
BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi
saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz
aldım.
Sayın Başkan,
sözlerime başlamadan önce iki önemli hususu dile getirmek istiyorum.
Bir: Sayın Ufuk
Uras’ın bir sorusuyla başlayalım. Sayın Uras bir iktisatçı, diyor ki:
“Türkiye'nin altı büyük ovası tarım dışı amaç için kullanıma açılmış, bunun bir
açıklaması var mı?” Ben de Sayın Bakanıma soruyorum. Kaldı ki aslında, birçok
şehirlerimizin, ilçelerimizin gittikçe tarımsal alanlarda kullanıldığını,
oraların imara açıldığını da biliyoruz.
Yine, bugün
Maraş’ın Pazarcık ilçesinin Hürriyet köyünden vatandaşlarımız aradı. Hürriyet
köyü Muhtarı diyor ki: “Atalarımızdan, dedelerimizden aldığımız topraklar,
tapulu topraklar, sınırları dere tepelerle belirli olan topraklar tapuya daha
az miktarda geçirildiği için… Şimdi kadastral
çalışmalar yapılmakta ve
bu sınırlar esas alınarak değil de tapudaki metrekareler esas
alınarak tapularımız verilmektedir, diğerleri de hazineye aktarılmaktadır.”
Gerçekten, bu çok
önemli bir sorun, kadastral çalışmaların yapıldığı
bütün bölgelerde, illerde ve ilçelerde yaşadığımız bir problem. Vatandaşın
parasıyla satın aldığı araziler bir ölçüde devletleştirilmektedir, zaten ülke
topraklarının yüzde 60’ına yakını hâlen hazinenin kontrolünde olmasına rağmen.
Bu uygulamaların vatandaşları ciddi bir zarara uğrattığı düşüncesindeyiz. Bu
konuyu da dile getirme gereğini duydum.
Adalet ve
Kalkınma Partisinin 2002 Seçim Bildirgesi’nde tarım politikalarına ilişkin önemli
tespitler var, bunu sürekli dile getirme gereğini duyuyorum. “Tarım ve
Hayvancılık” başlığı altında “Türkiye’de tarım sektörü yıllarca ihmal edilmiş,
özellikle son yıllarda yaşanan derin ekonomik krizden çiftçilerimiz,
köylülerimiz çok olumsuz etkilenmiştir. Uygulanmakta olan ekonomik program da
tarım sektörünün problemlerine çözüm getirmemiş, çiftçilerimiz daha da zor
duruma düşmüştür.
Son yıllarda
mazot, gübre, ilaç, tohumluk, makine gibi tarım girdilerinin fiyatlarında büyük
artışlar meydana gelirken, tarım ürünlerinin fiyatlarındaki artış sınırlı
kalmıştır. Örneğin, 1998 yılında 2 kilo buğday parasıyla 1 litre mazot alabilen
köylümüz, bugün ancak 6 kilo buğday parasıyla 1 litre mazot alabilmektedir.”
tespitini yapıyor.
“Türkiye’de tarım
sektörünün gayrisafi millî hasıla içerisindeki payı yüzde 14’e
gerilemiştir. Öte yandan toplam sivil istihdamın yaklaşık yüzde 40’ı tarım
sektöründe çalışmaktadır. Bu nedenle, tarım sektörü sadece ekonomik politikalar
kapsamında değil, öncelikli olarak sosyal politikalar kapsamında da ele
alınmalı.” Devletin tarım sektörüne destek vermek zorunda olduğu tespitini
yaparak yine hayvancılık kısmına geçiyor ve bizim aslında bugün iktidar
partisine yönelttiğimiz eleştirileri o da seçim programına koymuş ve bir önceki
hükûmetlere karşı bu eleştirileri yöneltmektedir.
Tabii, Sayın
Tarım Bakanımız hakkında bir gensoru açılmıştır. Biz bu gensorunun Bakanlık
hakkında değil, Hükûmet hakkında, Sayın Başbakan
hakkında verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Türkiye'nin tarım
politikalarını aslında tarım bakanları belirlemiyor, hatta hükûmetler
de belirlemiyor diyebiliriz. 1980’den beri Türkiye’ye dayatılan bir IMF
politikası vardır. Tarım ve hayvancılık gittikçe gerilemekte bütün hükûmetler döneminde ve bu süreç AKP iktidarları döneminde
de devam etmektedir. Dolayısıyla, aslında Sayın Tarım Bakanı hakkında verilen
bu gensorunun da çok anlam ifade etmediğini Barış ve Demokrasi Partisi
açısından belirtmek isteriz ama tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’nin çok
temel büyük sorunları vardır. Bu sorunlardan 1980’den bugüne kadarki bütün hükûmetler sorumludur. Bu sorumluluğu tekrar dile getirme
gereğini duyuyoruz.
Tutarlı bir tarım
politikası olmayan ülkelerin 21’inci yüzyılda insanlığı karşı karşıya
bıraktıkları zorluklarla mücadele etmesi beklenemez. Kapitalist barbarlığın
tarih sahnesinde kendisini daha da etkin biçimde göstermeye başladığı 16’ncı yüzyıldan
beri toplumlar arası süregelen ve ticaretin en katı kurallarına konu olan
tarımsal ürünler geldiğimiz yüzyıl itibarıyla da önemini arttırarak
sürdürmektedir. İnsanların yaşamak için ihtiyacı olan malların üretiminin tarım
üzerinden sağlandığı göz önüne alındığında ülkelerin tarım politikalarının
insanı esas almayan, insanları düşünmeyen, önemsemeyen siyasi yapılara terk
edilemeyeceği açıktır.
Değerli
milletvekilleri, dünyaya egemen olan siyasal sistemi ve bu sistemin işleyişini
algılamadan bugün ne AKP’nin ne de bakanlarının durumunu analiz etmek mümkün
olmaz. Bugün Türkiye’nin başta tarım olmak üzere birçok alandaki politikası
oldukça bilinçli tercih edilmiş ve belirli hedeflere kilitlenmiştir. Onun için,
dünya egemen sistemi ışığında AKP’yi ve politikalarını değerlendirmek hem daha
aydınlatıcı hem de tabloyu gözler önüne serici olacaktır.
Normal şartlarda
bilim ve teknolojinin almış olduğu boyut ve bununla beraber üretim araçlarının
gelmiş olduğu nokta gezegenimizde 12 milyar insanın karnını doyurabilecek bir
potansiyelin olduğunu göstermektedir. Gerçeklik böyle iken istatistiklere göre
dünyada 2,5 milyon insan yoksul ve 1 milyarın üzerinde insan açtır. Her gün 20
bin insan açlıktan ölüyor. Her beş saniyede 1 çocuk açlık nedeniyle ölüyor.
Yoksulluğun doğrudan ve dolaylı etkileri sonucu günde 300 bin çocuk ölüyor. Aç
kalanların yüzde 70’i kadın ve çocuklardır. Bir sermaye krizi olan 2008-2009
ekonomik krizi nedeniyle 100 milyon insan açlığın pençesine düşmüştür.
Dünyada
milyonlarca ton tahıl ve gıda maddesi, piyasa aktörlerinin elinde fiyat manipülasyonu için kullanılıyor, depolarda tutuluyor çünkü
kapitalizm ve muhtaç olduğu kudreti, pazar kuralları bunu dayatmaktadır. Çünkü
birilerinin zengin olması için başka birilerinin açlıktan ölmesi gerekiyor.
İşte, piyasanın kuralları bunu gerektiriyor. Peki, bu aç kalanların ülkesinde
kuraklık mı var? Hayır, sadece hegemonya var ve bu hegemonyanın adı da “neoliberalizm”, uygulayıcıları da hükûmetlerdir.
Kendilerine
“gelişmiş” adı veren ancak vicdanen yoksul olan ülkeler, bugün kendi tarımsal
politikalarını ülkesel çıkarları bağlamında ele alıyor ve buna göre politika
oluşturmaya devam ediyorlar. Ancak geri bırakılan ya da “gelişmekte olan ülke”
adıyla avutulmaya çalışılan Türkiye gibi ülkelerde ise hükûmetler
eliyle gelişmiş ülkelerin istediği rotada politikalar üretilmektedir. Gizli bir
el âdeta ülkeyi belli bir hedefe götürüyor. Bu hedef, her alanda yıkım ve
piyasanın kurallarına tam teslimiyettir. İşte, Türkiye’de bu elin adı AKP hükûmetleridir.
Türkiye’de 1980
darbesiyle birlikte başlayan neoliberal ekonomiyi
inşa etme çabaları, bugün AKP siyaseti döneminde zirve yapmıştır. Bunun en
önemli göstergelerinden biri tarımsal desteklemenin boyutlarıdır. 1970’li
yıllarda 30’un üzerinde tarımsal ürün desteklenirken 2004 yılında bu ürün
sayısı 5’e düşürülmüştür. Bakanlık şahsında Hükûmetin
sürekli övünerek bulduğu her meydanda dile getirdiği destekleme primleri, bugün
tarım sektörünün fişini çaktırmadan çekme girişiminden başka bir şey değildir.
Tarımı ve çiftçiyi geliştirmeyen, âdeta öldürmeyip süründüren destekleme
politikaları çiftçiye aba altından sopa göstererek “Tarımsal faaliyetleri
bırakmazsan daha çok sürünürsün.” demektedir. Kırsal kesimde yaşayan
insanlarımızı, çiftçiyi, köylüyü metropollerde ucuz iş
gücü hâline getirmek için oluşturulmuş bu politikalar tarımsal üretimi büyük
şirketlerin tekeline bırakma girişimidir. Aksi takdirde, bugün Ege’de,
Trakya’da ve daha birçok yerde çiftçilerin bankalardan almış oldukları krediler
karşılığında arazilerin yarısından fazlasının ipotekli olmasını açıklamak
mümkün değildir.
Bugün çiftçinin
kullandığı krediler, çiftçiyi yüksek faizlerle borç altına ve batağına
sürüklemişken çiftçinin son sekiz yılda kullandığı kredilerin ve faizlerin
enflasyona oranı yüzde 30 civarında artmıştır. Bu da çiftçiye daha fazla faiz
yüklemek anlamına gelmektedir. Bugün çiftçi maalesef yüksek kredi faizleri
altında inim inim inlemektedir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; yanlış ve yetersiz tarımsal desteklemeler borç
batağında bulunan çiftçi gerçeğini yarattı. Bankaların takipteki alacaklarında
patlamalar yaşanırken AKP’nin bunu gizleyecek gücü de kalmamıştır. Bugün
takipteki kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 2 dolayındadır. Bu tablo bir
ilerlemenin değil, tam tersine bir çöküşün ifadesidir.
Türkiye birçok
tarımsal üründe kendi kendine yeterliliğini oluşturacak bir ülke iken bugün
artık buğday başta olmak üzere arpa, mısır, pirinç, kuru fasulye ithalatçısı
konumuna düşmüştür. İthal edilen her ürün üreticiyi daha da yıkmıştır, yıkmaktadır.
Türkiye'nin tarımsal üretiminde kendi kendine yeterliliğinin yaklaşık ilk on
ülke arasında olduğu günler vardı, ancak bu tablo bugün çok gerilerde
kalmıştır.
Birçok politikayı
“AKP’den önce” ve “AKP’den sonra” diye ikiye ayırmak mümkün, ancak bu mümkünlük
AKP’den önceki hükûmetlerin de sorumluluğunu
görmediğimiz anlamına gelmemelidir. Özellikte tarım alanında “beterin beteri”
diyebileceğimiz AKP Hükûmetinin uygulamalarının
rakamsal karşılığı oldukça açıklayıcıdır. Örneğin, 2002 yılında bir çiftçinin 1
litre mazot almak için 3 kilogram buğday ve 1,5 kilogram pamuk satması
gerekirken, bugün bu rakamlar 5,5 kilogram buğday ve 3,5 kilogram pamuk
şeklinde karşılığını bulmaktadır.
Yine, ürede 2002
yılından bugüne kilogram başına fiyat artışı yüzde 250 dolayındayken, DAP’ta daha da yüksek fiyat artışları gerçekleşmiştir.
AKP’nin tüccar
siyasetinin başka bir sonucu da tarımsal ürünlere ulaşımda vatandaşın karşı
karşıya kaldığı sorunlardır. Bugün çiftçi, binbir
güçlükle ürettiği malını tüketiciye birkaç elden geçirdikten sonra
ulaştırabilmektedir. Üreticinin tüccarlara çok küçük rakamlarla sattığı mal,
vatandaşın eline geçene kadar fahiş fiyatlara yükseliyor ve bu durumda mağdur
olan üreticiler ve diğer vatandaşlar olurken, bu işten tek kazançlı çıkan AKP’nin
her fırsatta desteklediği tüccar kesimler olmaktadır.
Bugün üretici
fiyatlarıyla market fiyatları arasında fark, yüzde 400’lerin üzerinde
seyretmeye devam ediyor. Ürün grupları itibarıyla baktığımızda ise bu oranın
yaş sebzede ve meyvede yüzde 498, kurutulmuş ürünlerde yüzde 286, baklagillerde
yüzde 252, pirinçte yüzde 199’lara ve hayvansal ürünlerde yüzde 206’lara kadar
çıktığı görülmektedir.
Peki, kimin buna
hakkı vardır? Üreten, ter döken, üreticiden yok pahasına malını alan tüccar,
hiç zahmet etmeden, değer üretmeden tüketicinin yüzlerce kat fazlasını
kazanıyor. Bu, açıkça çiftçiye “Üretme, olabiliyorsan tüccar ol.” demektir.
İşte tüccar siyasetin halkın başına getirdiği şey bugün tam olarak budur ve bu
siyasal yaklaşım oldukça problemli ve ahlaki olarak da sorunludur.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; tarımda olduğu gibi hayvancılıkta da iç açıcı bir
tablodan söz etmek mümkün değil. Hayvancılığa oldukça elverişli bir ülke
olmamıza rağmen Türkiye, canlı hayvan üretiminde de “ihracatçı” konumundan
“ithalat eden ülke” konumuna düşmüştür. Hayvancılığa sadece Güneydoğu Anadolu
Bölgesi bazında baktığımızda dahi hayvancılığın artık sinyal verir düzeyde
olduğu apaçık ortaya çıkmaktadır. 1991 yılında büyükbaş ve küçükbaş hayvan
sayısı güneydoğu için 8 milyon 386 bin iken 2008 yılına geldiğimizde bu sayı 5
milyon 880 bine kadar gerilemiştir. Bu yaklaşık yüzde 30 oranında bir azalma
demektir. Yine bölgenin Türkiye nüfusuna göre kişi başına ürettiği süt miktarı
1991 yılında yıllık 12 kilogram iken 2008’de 8 kilograma kadar gerilemiştir. Bu
da yaklaşık yüzde 30’luk bir azalmaya denk gelmektedir.
Ülkemiz bir tarım
ve hayvancılık ülkesiyken şimdi dünyanın en pahalı etini yiyen bir ülke oldu.
Otuz yıllık hayvancılık politikasının geldiği nokta, koyun sayısı 40 milyondan
20 milyona, keçi sayısı 16 milyondan 5 milyona düşmüştür. Hayvancılık
politikası yanlış olan Hükûmet büyükbaş besiciliğine
de önem verirken hayvancılığın yeniden üretiminin önünü kestiği ve ithalata
doğru kayan bir sistem oluştu. Et ithalatının serbest bırakılmasına karşın
fiyatlar düşmedi. Şimdi Anadolu da tam olarak şap hastalığına teslim olmuş
durumda. Şapla mücadelede yol katetmeyen Hükûmet Anadolu’nun birçok yerinde hayvan pazarlarını tek tek kapatmaktadır. Bu şekilde hayvan ticaretinin tek elden
yürütülmesinin de yolu açılmış oldu.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; tarım ülkesi olan Türkiye, halkımızın et ihtiyacını
Amerika ve Avustralya kıtasından getirdiği hayvanlarla sağlamaya çalışıyorsa
başka bir şey anlatmaya gerek var mı? Bu tarım politikası halkın çıkarına mı yoksa büyük
sermaye gruplarının çıkarına mı gerçekleştiriliyor? Cevabı: “Ülke gelişiyor,
kalkınıyor.” verilerine rağmen, fakirin daha fakir, zenginin daha zengin olduğu
bir sömürge düzenidir. Yakında sadaka dağıttıklarınıza da “besleme”
diyeceksiniz, bu çok nettir. “Biz olmasak aç kalacaktınız, kömürsüz ve
makarnasız kalacaktınız.” da diyebilirsiniz.
Yoksul Türkiye
halklarının yaşadığı bu tablo, 2,5 milyar dünya yoksulunun başına gelenden
farklı değildir. Egemenler çok kazanmak için dünyanın neredeyse yarısını aç ve
perişan bırakırken, Türkiye'deki siyasal sistem de bu temelle ve bu anlayışla
örgütlenmiştir, aksi takdirde bir tarafta tıksırıncaya kadar yiyen kesimler
varken, diğer tarafta çöpte ekmek toplayan insan manzarasını görmek mümkün
olabilir miydi?
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, buradaki beş
üniversitenin, Atatürk, Fırat, Kafkas, Yüzüncü Yıl Üniversitesi gibi
üniversitelerin bu bölge için çözüm önerilerinden birkaç tanesini sıralamak
gerekiyor.
Birkaç il dışında
bölgenin tarım ağırlıklı bir ekonomiye sahip olduğu gerçekliği var. Bölgeyi kalkındırmanın yolunun öncelikle tarımdan geçtiği, bölgede
birkaç il dışında ham madde azlığı, kişisel gelirin düşüklüğü ve bölgesel pazarın
darlığı, ulaşımdaki güçlükler nedeniyle sanayinin gelişmediği, birçok ilin
ekonomisinin daha ziyade kamu görevlilerinin aldıkları maaş ve ücretlere
dayandığı, bölgedeki kamu harcamalarının azalmasının bölge ekonomisini daha da
daraltacağı gibi önemli saptamalar yapıyor. Buna karşılık Sayın
Başbakan, bölgeye kamu yatırımlarının yapılmasının önemli olmadığını, böyle bir
ihtiyaç duyulmadığını, serbest piyasa ekonomisinin geçerli olması gerektiğini
söylemektedir.
Sayın Başkan…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız.
Buyurunuz.
BENGİ YILDIZ
(Devamla) – Özetlersek, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 24 Ocak 1980’de
alınan kararlar ülkemizin geleceğini ipotek altına almıştır.
Türkiye’de tarım
ve hayvancılık politikaları stratejiktir, bakandan bakana hatta hükûmetten hükûmete değişiklik
arz etmemektedir. Dolayısıyla, Sayın Tarım Bakanı aleyhine verilen bu gensoruda
taraf olmayacağımızı, çekimser olacağımızı belirtiyor, bu duygu ve düşüncelerle
yüce heyetinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Yıldız.
Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına Adana Milletvekili Vahit Kirişci.
Buyurunuz Sayın Kirişci. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
VAHİT KİRİŞCİ (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Tarım
ve Köyişleri Bakanımız Sayın Doktor Mehmet Mehdi Eker
hakkında, Anayasa’nın 99’uncu, İç Tüzük’ün 106’ncı maddeleri gereğince,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu tarafından verilen gensoru üzerinde AK PARTİ
Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi, ekranların başında bizleri
izleyen aziz vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Geçmiş Mevlit Kandili’nizi de bu vesileyle tebrik ediyorum.
Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor,
toprak altında kalanlara da sabrı cemil, ihsan diliyorum.
Değerli
arkadaşlarım, bu gensoruya tarım sektörüne ve dolayısıyla eli nasırlı ve alın
teri döken çiftçilerimize AK PARTİ hükûmetlerimizin
sağladıklarını bir kez daha anlatma fırsatı vermiş olmasından dolayı tek olumlu
nokta olarak bakıyoruz.
Değerli
arkadaşlar, konuşmamda özellikle 3 Kasım öncesinde Türkiye’de neler yaşandı,
özellikle genel ekonomi ve tarım ekonomisi adına yaşanılanları özetlemeye
çalışacağım. Enkaz edebiyatı yapmadan, nasıl bir Türkiye’yi devraldığımızı
vurgulamaya, belirtmeye özen göstereceğim. Hükûmet
olarak yaptıklarımızı özetlerken, gensoruda yer alan iddialara da değineceğim.
Değerli
arkadaşlar, bizler 3 Kasım 2002’yi her açıdan bir milat olarak ilan ediyoruz. Zira, oy sandıkta slogan akılda kalır ilkesi çerçevesinde
geçmiş hükûmetlerin seçimlerdeki en önemli
vaatlerinin enflasyonu düşürmek olduğu, sloganlarına yansımamış mıydı? O
dönemde, enflasyon canavar olarak tarif edilmemiş miydi? Sloganlar arasında
canavarı beş yüz günde hatta hızını alamayıp yüz günde alt edeceğini ifade
edenlere bu ülke şahit olmamış mıydı?
Sonuçta; bırakın
alt etmeyi, canavarı daha da azdırmadılar mı? Seçimde vatandaşa iki anahtar
vaat edenler, devri iktidarlarında vatandaşın hazır elindekini de alıp
gitmediler mi? Canavar, yine o günkü siyasilerin söylemiyle işçiyi, memuru,
emekliyi, esnafı, çiftçiyi, köylüyü, dul ve yetimi yutmadı mı? Pek çok vaat
siyasi yalanlara bu süreçte dönüşmedi mi?
Cumhuriyet
tarihimize en ağır ekonomik ve sosyal krizler olarak geçen Kasım 2000 ve Şubat
2001 krizleri ülkemizin üzerinden silindir gibi ezip, geçmemiş miydi? Sürekli
kriz üreten Hükûmet, çareyi 1 Mart 2001’de Kemal
Derviş’i Türkiye’ye davet etmekte bulmamış mıydı? Böylelikle, ülkemiz, bakan
düzeyinde ithal ekonomi yöneticileriyle de ilk kez tanışmamış mıydı?
Fabrikası,
bankası ve pazarlama şirketleri olan ve bunları yabancı ortakları ve
profesyonel yöneticileriyle yönetirken, kriz sonrası, 23 Şubat 2001 günü
“Hepimiz üç dört gün içinde varlığımızın, gücümüzün yüzde 40’ını kaybettik.”
diyen iş dünyamızın duayeni rahmetli Sakıp Ağa değil
miydi?
Sakıp Ağa öyle
derken, Türkiye’nin direği olan ve ahilik kültürüne bağlı esnaf Ahmet Çakmak,
kriz sonucuna daha fazla dayanamayarak yazar kasasını 4 Nisan 2001 tarihinde
Başbakanlık Merkez Binası önünde fırlatmamış mıydı?
Değerli
arkadaşlar, özellikle çarpıcı olması bakımından şu elimdeki grafikleri
göstermek istiyorum. Size göre bu grafiklerin, baktığınızda, sol tarafı bizden
önceki hükûmetler dönemini, sağ tarafı ise bizim
iktidarımız olan dönemi yansıtmaktadır. Dolayısıyla değerli arkadaşlar,
2002-2009 döneminde yüzde 60’ın altına enflasyonu indirmeyi başarı olarak
addeden iktidarların yerine AK PARTİ iktidarları bunu ortalama 12,5 düzeyine
çekmiş, 2010’da ise bu rakam yüzde 6,4 mertebesine gerilemiştir.
Değerli
arkadaşlar, bir başka grafiğimiz daha var. Bu grafik de son derece çarpıcı.
Yine aynı şekilde Türkiye, maalesef o iktidarlar döneminde enflasyon
sıralamasında üst sıralarda yer alan ülkeydi. En iyi olduğumuz dönemde 13’üncü
sıradaydık. 2008 yılında, bu ülke, bunu 85’inci sıraya kadar düşürmüş oldu.
2009’da bir kriz yaşandı, 65’e belki gerilemiş oldu ama 2010 yılındaki
enflasyon rakamıyla, yeniden, daha iyi bir noktada olacağımızı buradan
rahatlıkla söyleyebiliriz. Dolayısıyla, enflasyon sıralamasında şampiyonlar
liginden ülkemizi “G-20 ligi” olarak tanımlanabilecek lige çıkarmış olduk.
Değerli arkadaşlarım, tabii ki yüksek enflasyon ve istikrarsız
süreçte, sürekli yaşanılan krizlerle birlikte, ortalama yüzde 4,5, yüzde 5
düzeyinde gerçekleşen büyüme rakamları, özellikle 1997-2001 döneminde yüzde 1,5
seviyesinde kalmıştır ama iktidarımız döneminde, 2009’da yaşanan krize rağmen,
bu, 3 katı mertebesinde gerçekleşmiş, inşallah 2010 yılı büyüme rakamlarıyla bu
rakamın daha da yükseleceğini düşünüyoruz.
EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Sen bütçede konuşsaydın ya!
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Tarıma gel, tarıma!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, bu gördüğünüz, Kandilli Rasathanesinden
alınmış bir deprem çıktısı değil. Bu gördüğünüz grafikler, bu ülkede, geçmiş hükûmetler döneminde genel ekonomide ve tarım ekonomisinde
yaşanılan sıkıntıları ortaya koymaktadır. Özellikle kahverengi renkte olanlar
genel ekonomideki, yeşil renkte olanlar ise tarım ekonomisindeki, büyüme değil,
daralmaları göstermektedir. Çiftçinin mutlu olduğu yıllar maalesef seçimlerin
öncesine denk gelmekte ama o büyümenin küçülmeye dönüştüğü yıllar ise hemen
seçimlerden sonraya denk gelmekte, kaşıkla verilen kepçeyle, çomçayla tekrar geri alınmaktadır.
Değerli
arkadaşlar, aslında, bu grafikte 3 Kasım 2002 sonrasında genel ekonomide ve
tarım ekonomisinde Türkiye’deki büyüme eğrilerini veyahut da büyüme
grafiklerini görüyoruz…
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Alttaki yeşil ne, alttaki? Onu da söyle.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – …ve sadece 2003 ve 2007 yıllarında -ki, bu, özellikle 2007 yılında
da biliyorsunuz kuraklık yaşandı- kuraklıktan kaynaklı olarak bir küçülme söz
konusu ama onların dışında, sürekli büyüyen bir Türkiye tarımı söz konusu.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – O yeşiller neden küçük sarıdan? Bir bak bakayım, yan yana,
söylesene onu, çabuk geçtin. Yeşiller çok daha küçük duruyor. Hızlı gitme,
anlat da görelim.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, özellikle bu grafiğe de bakmanızı istiyorum, bu
tabloya da bakmanızı istiyorum. Çünkü burada dile getirildi, denildi ki: “Kredi
geri dönüş oranları çok düşük.”
Değerli
arkadaşlar, yıl 2002, kredi geri dönüş oranı Ziraat Bankasında yüzde 38, tarım
kredi ortağı olduğu için yüzde 71; 2009 yılındaki rakam bile yüzde 97,5,
değerli arkadaşlar, Ziraat Bankasında. Dolayısıyla tarım kredi yüzde 95’lerde,
Ziraat Bankası da yüzde 98,4’lerde seyrediyor bugün geri dönüş oranında.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Ne kadar verdin, ne kadar?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Dolayısıyla, bu, ülke tarım ekonomisinin gelmiş olduğu noktayı
göstermekte.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Kendi çıkardığın kanuna uymuyorsun!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, yine çarpıcı olması bakımından, şu görmüş
olduğumuz grafik 2002 yılından itibaren artan bir seyirde Ziraat Bankası ve
tarım kredinin vermiş olduğu kredileri gösteriyor.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Çiftçinin fakirleştiğini gösteriyor! Cebinde para olan borç alır mı?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – 2002 yılında 529 milyon lirayı paylaşan 550 bin çiftçi var, 2010
yılında ise, değerli arkadaşlar, 15,7 milyar Türk lirasını paylaşan 1 milyon
200 bin üretici var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Ne kadar almış? Haczedilen çiftçilerin grafiğini de göster!
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – İcra dairelerinin sayısını göster! İcra dosyalarını göster!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, burada da faizi sıfırladık. Sayın Seçer,
burada, kürsüden şunu ifade etti, dedi ki: “Bunu yüksek gelir grubuna sahip
olan üreticiler veyahut da üretici olmayanlar alıyor.”
Değerli
arkadaşlar, bunlar hiç doğru değil. Bakın, 31/12/2010
tarihi itibarıyla sıfır faizli hayvancılık kredisinden, bu verilmiş olan
krediden 48.644 üretici yararlandı. Kullandırılan kredinin miktarı, değerli
arkadaşlar, 3,6 milyar Türk lirası, bunu da bilgilerinize sunuyorum.
4 bin yıl önce,
Kral Hammurabi, tarım sigortasını hayata geçirmişti.
Değerli
arkadaşlar, bu, AK PARTİ iktidarları döneminde Türk çiftçisiyle buluştu biliyor
musunuz? Bakın, bu, tarım sigortasıyla ilgili 1 Haziran 2006 tarihinde başlayıp
üç buçuk yıllık bir süreçte tarım sigortasında gelinen noktayı gösteriyor.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Sen onlara göster, onlara!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Bunu biraz daha yakından göstereceğim değerli arkadaşlar.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – İcra dosyalarının grafiği yok mu?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – İzniniz olursa biraz daha yakından göstereceğim.
Değerli
arkadaşlar, yine sizin gensoru önergenizde var, gensoru metninde var; Doğu
Karadeniz çiftçilerine, özellikle görmüş oldukları zarardan dolayı ödeme
yapılmadığını söylüyorsunuz. Bakın, şu tabloda üç buçuk yıllık sürede tarım
sigortası uygulaması kapsamında 312 milyon Türk lirası hasar ödemesi
yapılmıştır.
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – Çiftçi yatağından kalkamıyor, traktörüne mazot alamıyor!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Allah aşkına hanginizin haberi oldu bundan? Hiçbiriniz haberi
olmadı ama Türk çiftçisinin bunda haberi var.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Yatağından çıkamaz hâle geldi çiftçi!
AHMET KÜÇÜK (Çanakkale)
– Yatağına girdi, çıkamıyor!
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Sen, mangal tahtasıyla bayram haftasını karıştırıyorsun! Biz,
2004’deki olaydan ötürü verilmesi gereken parayı söylüyoruz.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu ülkenin ihtiyacı olan, arz açığı olan
ürünlerle ilgili sürekli desteklerimizi artırdık.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – O verdiğin para FİSKOBİRLİK’i batırdığınız için! Kimi kandırıyorsun?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Bakınız, 2002 yılında 186 milyon Türk lirası olan destek, 2010
yılında 2 milyar Türk lirasının üzerine çıktı.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – İcra dosyalarının grafiği yok mu?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Artık “Bu, bunun kaç katıdır?” demeye gerek bile yok. Dolayısıyla,
şurada çok çarpıcı olarak gözüküyor.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Angusların grafiği yok mu, angusların?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, şimdi sıkı durun, bir başka grafik daha
göstereceğim; özellikle muhalefete gösteriyorum.
Değerli
arkadaşlar, 2002 yılında, bakın orada bir ok var: “Dikkat seçim var!” 2000 yılında
344 trilyon vereceksiniz, 2001 yılında 593 trilyona çıkaracaksınız. Ama ne
olur, ne biter? 2002 yılında, hani seçim var ya, bunu 1,8 milyar Türk lirasına
çıkaracaksınız. Değerli arkadaşlar, işte popülizm
budur.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Senin Bakanın demedi mi “Hazirandan önce tarım desteklerinin hepsini
ödeyeceğiz.” diye? Hangi sene hepsini ödediniz tarım desteklerinin?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Tarım sektörünün, Türk çiftçisinin üzerinden siyaset yapmak budur.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Aynen senin dediğini, bugün senin Tarım Bakanın aynen söylüyor, aynen söylüyor, aynen.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Bir konuya daha açıklık getirmek istiyorum.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Allah aşkına doğru şeyler konuşun be!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakınız, burada dile getirildi, denildi ki,
değerli arkadaşlar, denildi ki…
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Yahu kardeşim, ne olur biraz doğruları söyleyin, ne olur!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – … “Tarım Kanunu’na göre, 21’inci maddeye göre verilen destekler
yüzde 1’den daha az olamaz. Ama verdiğiniz destekler yüzde 1’den daha azdır.”
dediniz. Doğru mu?
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – Anguslar ne olacak, anguslar?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – İşinize geldiği zaman OECD’nin raporlarını kapar buraya gelir,
konuşursunuz. Ben de size OECD’nin yapmış olduğu bir değerlendirmeyi sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, bakınız, OECD ülkeleri ortalaması yüzde 1’in altındayken
Türkiye'de yüzde 4’lere yaklaşmakta. Bu sizin nereden
baktığınıza bağlı. Siz, tarım kredileri için, bu tarımsal kredilerdeki
sübvansiyon için hazineden aktarılan kaynağın 532 trilyon olduğunu biliyor
musunuz?
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Millet televizyonda izliyor “Ananızı al git.” demiyor “Grafiğini al
git.” diyor. “Grafiğini al git.” diyor millet.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – 2011 yılında bunun 776 milyon Türk lirası olduğunu biliyor musunuz
değerli arkadaşlar?
Değerli
arkadaşlar, bizler AK PARTİ hükûmetleri olarak tarıma
bir tavla gibi bakmadık. Bu işi şansa bırakmadık. Biz buna satranç gibi baktık.
Satranç oynamak akıl ister, strateji ister, vizyon
ister. Satranç birikim ister değerli arkadaşlar, donanım ister.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Oyun oynuyordunuz ha!
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Oyun oynuyorlarmış, oyun! Tarımı oyun biliyorlarmış. Aferin!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Ocak 2011’de bu ülkede enflasyon rakamları TÜFE’de
yüzde 4,9’a geriledi mi? Geriledi. Peki, bu süre zarfında, 1962 yılından bugüne
kaç tane hükûmet geldi geçti? Yirmi dokuz hükûmet geldi geçti. Değerli arkadaşlar, 6 tane de
cumhurbaşkanı eskitti.
Şimdi ben size
soruyorum: Enflasyon canavarının ortadan kaldırılmasıyla bu ülkede repo, faiz,
stokçuluk, karaborsa tedavülden kalktı mı kalkmadı mı?
OKTAY VURAL
(İzmir) – Kalkmadı. Başbakan dedi ya “Ette spekülatörler
var.” diye.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Döviz büroları üreticilerimizin, vatandaşlarımızın uğrak yeri
olmaktan çıktı mı çıkmadı mı? On bir yıl aradan sonra yeniden iktidar olabilmek
için “Kim ne verirse ben beş fazlasını veririm.” diyen siyasilere bu ülke tanık
oldu mu olmadı mı? Oldu.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Ona da tanık oldu, size de tanık oluyor!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Tek başına bu söylemin kendisi bile 2002 öncesi Türkiye’de tarıma popülizmin hâkim olduğunu göstermeye yetmez mi değerli
arkadaşlar?
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Onları arattınız, arattınız!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Daha hafızalarımızda taze, 22 Temmuz seçimlerinde vatandaşın
karşısına çıkıp “1 litre mazot 1 YTL”, “ucuz mazot” sloganlarını gündeme
getirdiniz mi getirmediniz mi?
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – Getirdik, gene getiririz.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Ne dedi size, değerli Cumhuriyet Halk Partililer? “Siz yüzde 20’de
kalın.” dedi.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Olmadı, yakışmadı.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, şubat ve kasım krizleri…
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – Uçaklara verin, uçaklara. Gemilere verin!
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Yatlara verin, yatlara!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – …Sakıp Ağa’nın sözlerini, esnaf Ahmet Çakmak’ın sözlerini sizlerle
paylaştım ama inanın Türk çiftçisinin üzerinden bir silindir gibi geldi geçti…
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Ananı da al git!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – …ve bu çiftçinin, sayısı 1, bin, 10 bin, 100 bin değildi, biz
iktidara geldiğimizde ilk işimiz 765 bin çiftçinin 2,7 milyar Türk liralık
borcunun 1,5 milyar liralık faizini sildik, 1,2 milyar lirayı da üç yılda ödeme
imkânı getirdik.
Değerli
arkadaşlar, bu 765 bin çiftçi kimin döneminde bu almış olduğu o cüzi miktardaki
kredileri ödeyemez hâle gelmişti?
Bunları
bilgilerinize sunuyorum.
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – Limon gibi sıktınız, limon gibi!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, işte enflasyon yüzde 45, Ziraat Bankasının
verdiği kredinin faizi yüzde 59, tarım kredi yüzde 69.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Şu narenciyeyi bir topla şu daldan!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, bunları gerçekten çok önemsiyorum.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Niye tütün alıyoruz, onu söyle.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Bir başka konu, değerli arkadaşlar, bunlar bugün tarımdan müşteki
olanların dönüp bakması gereken ve kendilerinin de altında imzası olan
metinlerdir.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Vatandaşın kurbanlık koyun bulamadığını söyle be!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – 9 Aralık 1999 tarihli niyet mektubuna lütfen dönüp bir bakın.
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – Tarih boyuncu ilk defa kurbanlık koyun ithal ettiniz!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – 18 Aralık 2000 tarihli niyet mektuplarına dönüp bir bakın. Orada ne
taahhütler verildi? On beş günde on beş yasa bu Mecliste çıkmadı mı? Çıktı.
OKTAY VURAL
(İzmir) – 2005’tekine de baktın mı, imzaladığınız stand-by’a baktınız mı?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Peki, ben şimdi size soruyorum: O gün hububat fiyatlarını, şeker
pancarı fiyatlarını, tütün fiyatlarını o mektupta taahhüt edilen oranları
geçmeyecek şekilde ifade edenler ve bu fiyatları bu şekilde açıklayanlar
kimler?
“Tarımda reform”
adı altında bu ülkenin aziz çiftçilerine bir zehir içirildi değerli arkadaşlar
ama bu millet bunları unutmadı.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Zehir etkisini göstermeyince siz zehir verdiniz, öldürdünüz!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Kredi sübvansiyonlarının kaldırılacağı vaadi, yine aynı şekilde
tarım satış kooperatiflerinin ve birliklerinin yapılandırılması, bütün dolaylı
destekler yerine doğrudan gelir desteğinin ikame edilmesi taahhütleri, bunların
hepsi IMF’nin bu niyet mektuplarında yer aldı değerli arkadaşlar.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Uygulamadın mı sen onu? Uygulamadın mı doğrudan geliri? Yedi senedir
uyguladın. Kendinle çelişiyorsun!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Tütün Yasası, Şeker Yasası, bunlarla ilgili her türlü düzenlemeler
yine aynı şekilde bu iktidarlar döneminde gündeme geldi.
Değerli arkadaşlar,
bakınız, ben size bir şey daha söyleyeceğim: Cumhuriyetin yetmiş dokuz yılında,
bizim iktidarımıza kadar 57 hükûmetin gelip geçmiş
olması herhâlde bir istikrar olmasa gerek. Aynı şekilde, 1924’te çıkarılan
Ziraat Vekâletiyle ilgili kanun ve bunun devamında yaklaşık yetmiş sekiz yılda
44 Tarım Bakanının gelmiş geçmiş olması da bir başka istikrarsızlıktır.
AK PARTİ hükûmetleri Türk çiftçisine ne verdi? Bakın, ben bir meslek
adamı olarak…
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Zulüm, zulüm! Açlık, açlık!
VAHİT KİRİŞCİ (Devamla)
- Allah çarpar Hocam sizi!
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Seni çarpsın!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Allah çarpar!
GÜROL ERGİN
(Muğla) - Allah seni çarpsın!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Türk çiftçisine…
GÜROL ERGİN
(Muğla) - Senin gibi düşünenleri çarpsın! Seninle beraber olanların hepsini
çarpsın!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Yalan söyleyeni çarpsın!
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Evet, yalan söyleyeni çarpsın! Sizin içinizde çarpılmayacak bir tek
kişi yok!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Eğer enflasyon bir canavarsa bu canavarın alt edilmesi bile…
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Sizde çarpılmayacak adam kalmadı!
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Bu ülkede sağlanan istikrar, tek başına enflasyonun yenilmesi, bu
ülke çiftçisine yapılabilecek en büyük hizmettir.
Değerli
arkadaşlar, bir konuya da açıklık getirmek istiyorum: Sayın Kılıçdaroğlu,
“İşsizlik Mitingi” adı altında Adana’mızda bir miting düzenledi hafta sonu.
Tabii ki Adanalılar yürekleri geniş insanlardır, sıcak kalpli insanlardır,
bağırlarına bastılar.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Seni bile bağırlarına bastıklarına göre…
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Ama değerli arkadaşlar, Sayın Başbakanımıza Sayın Kılıçdaroğlu’nun orada bir hitabı var, diyor ki: “Yiğit
muhtaç olmuş kuru soğana.”
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Yalan mı?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Doğru, doğru.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Muhtaç ettiniz.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Sayın Genel Başkana, sokakta yaşayan oğlu Ferhat ile gündeme
gelmiş, 1990’da Murat Karayalçın’ın, Cumhuriyet Halk
Partili Murat Karayalçın’ın Büyükşehir Belediye
Başkanlığı döneminde danışman olmuş ama kendisine danışılmayınca, danışılmayan
danışman olunca buna çok içerlemiş, bozulmuş, istifa etmiş o aşık
Mahsuni’nin, aşık Mahsuni
Şerif’in yine dizeleriyle cevap vereceğim.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Şair oldun hemşehrim!
BAŞKAN – Lütfen
sözünüzü tamamlayınız.
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) – Diyor ki: “Danışman oldum.”
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Ya, sizin hepiniz mi şairsiniz?
VAHİT KİRİŞCİ (Devamla) - “Bakın şu başıma gelen işlere/Ben Karayalçın’a danışman oldum/Toplayıp getirdim çoluk
çocuğu/Ben Karayalçın’a danışman oldum/Sözler verdi gardaş gardaş konuştu/Berhan’ınan Talip’inen buluştu/Ne
yüzümü gördü, ne de tanıştı/Ben Karayalçın’a danışman
oldum/Birsen Hanım derler özel kalemi/Murat Bey’e yetiştirmez selamı/Geldim
Ankara’ya buldum belamı/Ben Karayalçın’a danışman
oldum/Murat gardaş, sen de yerli insansın/Niye
diyorsun ki kurban başkası yansın/Dönen dolaplara gardaş
düşen utansın/Ben Karayalçın’a danışman oldum/Mahsuni Şerif’im asırlar yaşar/Beş yıllık insanın aklına
şaşar/Demokrat adama saygınlık düşer/Ben Karayalçın’a
danışman oldum”
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Sen şimdi Tarım Bakanlığı konusunda mı konuşuyorsun?
VAHİT KİRİŞCİ
(Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu “danışman oldum” şiirlerinin, dizelerinin
sahibi ebediyete intikal etti ama bu garibana dahi sahip çıkmayan bir
Cumhuriyet Halk Partisinin Adana’ya gelip, Adana’da fakirlik edebiyatı yapması,
işsizlik üzerinden siyaset yapması haddi değildir.
Hepinize saygılar
sunuyorum.(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Hadi be sen de! Hadi oradan!
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Ne alakası var?
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Kirişçi.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan, birçok vatandaşımız bizi izliyor. Bakın, Nevşehir’in
Çardak köyünden Mehmet Bey kardeşim arıyor. “Gözümüze baka baka
bu yalanlar nasıl söyleniyor? Elektrik parasını bile ödeyemiyoruz,
elektriğimizi kestiler.” diye sesleniyor. Telefonda kendisi, buyurun Sayın
Bakan. Nevşehir Çardak’tan Mehmet Bey.
BAŞKAN – Sayın
Vural, lütfen yerinize oturunuz.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sayın Başkan, Genel Başkanımızı ismen telaffuz ederek sataşmada
bulundu.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Efendim, sataşma yok.
BAŞKAN – Kürsüye
buyurun o zaman.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Yerimden...
BAŞKAN – Yerinizden mi? Peki. Kürsüye de buyurabilirsiniz.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Açık bir sataşma var ama böyle saçma sapan iddiaları cevaba değer
bulmuyorum.
BAŞKAN – Peki.
Evet, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Eker.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan.
Sayın Başkan,
yüce Meclisin değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gensoru ciddi bir
müessesedir, dolayısıyla ciddiyete alınması gerekir diye düşünüyoruz.
BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – Bakanlık yapmak da ciddiyet ister.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Şimdi, gensoru metnine baktım,
önergeye, okudum, burada, bugüne kadar, 23’üncü Dönemde altmış dört tane
Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri tarafından gündem dışı konuşma
yapılmış, bunların büyük bir çoğunluğuna da ben cevap vermişim veya diğer bakan
arkadaşlarım cevap vermiş. Bunlar tarımla ilgili olanlar. Metne baktığımızda
bunların gündem dışı konuşmalarda dile getirilenler dışında hiçbir farklı bir
şey getirmediği görülüyor, net. Fakat
tabii bu ciddiyetsizlik sadece bununla bitmiyor, bakın, şöyle söylüyor
-metinden okuyorum- diyor ki: “3 milyon hububat üreticisi perişan olmuştur.”
Tabii, 3 milyon hububat üreticisi yok, o sayıda bir üretici yok.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Kaç tane var?
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2 milyon var, hepsini
katarsanız, hepsini katarsak. 1 milyonluk bir mübalağada bulunmuşsunuz sadece!
İki… Diyor ki:
“2002’de 375 milyon 605 bin dolar olan hububat ithalatı 2009’da 1 milyar 202
milyon dolara çıkmıştır.” Dikkat buyurun. Hemen altındaki
paragrafta, burada. Yine hububat ithalatı. Diyor ki: “Hububat ithalatı
2002 yılında 35 milyon ABD dolarından 2010 yılında 256 milyon dolara
çıkmıştır.” Şimdi bunların hangisi doğru? Bunu nasıl ciddiye alacağız?
Hangisini ne şekilde ciddiye alacağız? Burada bu kadar üstünkörü, bu kadar,
yani iki paragrafta aynı şeyi söyleyemeyen bir ifadeyle bu kadar gerçekte
üstünkörü, baştan savma, alelacele yazılmış bir gensoru metni.
Biraz önce önerge
sahipleri adına çıkan bir arkadaşımız geldi burada dedi ki… Tutanaklarda var.
Hatta çek ettim acaba bir yanlışlık mı var diye. Diyor ki mesela pamukla
ilgili: “Bugün pamuk 380 bin lif üretimine düştü.” diyor. Değerli arkadaşlar,
bugün lif pamuk üretimi 860 bin tondur, 2010 yılı.
Şimdi metinde
bunlar gibi bir sürü böyle maddi hatalar, fiziki yanlışlar vesaire var. Biz
tabii bunları milletimizin takdirine, yüce Meclisin dikkatine sunuyoruz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; benim elimde bazı kararlar var. Ben bunları sadece
size göstereceğim. Yani gerçekte AK PARTİ’yi çiftçiye
destek vermemekle, çiftçiyi perişan etmekle suçlayanlar kendileri iktidar
koltuğunda oturduklarında neler yapmışlar, onların size sadece kararnamelerini
göstereceğim.
BEHİÇ ÇELİK
(Mersin) – Hüsnü Yusuf Gökalp’i örnek al Sayın Bakan.
Mersin’e gidelim beraber, Mersin’e!
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bakın, 31/12/2001
tarihli Tohumculuğun Teşvikine İlişkin Kararname, Zirai Mücadele İlaçları ile
Hayvan Sağlığında Kullanılan İlaçlar İçin Çiftçilere Destekleme Ödemesi
Yapılmasına İlişkin Kararname, bu kararnamelerin yürürlükten kaldırılması,
burada.
Arka tarafta,
Tarım ve Hayvancılık Sektörüne Destekleme Ödemesi Yapılması Hakkındaki Bazı
Bakanlar Kurulu Kararlarının Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Karar, o da
burada.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Tarımda Kullanılan Kimyevi Gübrelerin Desteklenmesinin
Kaldırılması Hakkındaki Karar, burada. Bu da ne günü? 21 Eylül 2001, 24530
sayılı Resmî Gazete’de yayınlanmış. Burada Bakanlar Kurulu üyelerinin isimleri
var; bir kısmı şu anda aramızda oturuyor imzası bulunanların.
M. CEVDET SELVİ
(Kocaeli) – Sen yaptıklarını anlat Sayın Bakan.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Bir tane daha. Diyor ki -yine
Resmî Gazete- burada: 5254 sayılı Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi
Hakkında Kanunun Yürürlükten Kaldırılması.
Bu nedir biliyor
musunuz? Çiftçi tabii afetle karşı karşıya geliyor, bir sorun yaşıyor.
Sigortası yok, bir şeyi yok. Muhtaçsa, devlet kendisine tohumluk yardımında
bulunuyor. Bunu kaldırıyor, tohumluk desteği kaldırılıyor, faiz borçları
kaldırılıyor, diyor ki: “Bir daha böyle, borç falan bir şey olmayacak.” ve buna
ait birçok değişiklik.
Gübre desteğinin
kaldırılması, kredi faiz sübvansiyonunun kaldırılması, Toprak Mahsulleri
Ofisinin Fiyat Desteğinin Kaldırılacağına Dair Taahhüt, Çay Budama Ödemelerinin
2003’te Sona Erdirileceğine Dair Taahhüt. “Bunların bütün hepsinin yerine
doğrudan gelir desteği konacak.” diyor.
Burada, hep işte,
milliyetçi söylemler kullanılır. Bu, Dünya Bankasına yazılmış bir mektuptur;
Dünya Bankasına yazılmış, Dünya Bankası Başkanına. Bu,
mektubun Türkçesi, burası da İngilizcesi, orijinali.
Şimdi, bütün
bunlar çiftçilere dönük iyileştirmeler, çiftçilere dönük yardımlar, çiftçilere
dönük destekler… Bunlar kaldırılmıştır.
Şimdi, biz ne
yapmışız?
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; AK PARTİ iktidara gelmiş, önce 2003 tarihinde mazot
desteğini uygulamaya koymuş “Türk çiftçisine artık mazot desteği ödeyeceğiz.”
demiş, burada Bakanlar Kurulu kararı.
Arkasından, 2004
yılında, biraz önce söylediğim, kaldırılmış bulunan kredi faiz sübvansiyonunu
-yani çiftçilere özel faiz indirimi uygulayan kararname kaldırılmıştı- biz,
bunu, tekrar ihdas ediyoruz, diyoruz ki: “Türk çitçisine kredi verilecekse bu
normal piyasa faizlerinden değil, indirimli olarak ödenecektir.” Bu da bunun
kararnamesi 2004 yılında.
Sayın
milletvekilleri, bu, 2005 yılında, kaldırılmış bulunan 2001 yılında -biraz önce
söylediğim- gübre desteğinin tekrar ödenmeye başladığına dair Bakanlar Kurulu
kararı. Bunlar AK PARTİ’nin icraatları. AK PARTİ
Türkiye’de çiftçiye destek vermiş mi, vermemiş mi, bunlar bunun delilleri.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sadece gübre ve mazot için değil, çitçinin kullandığı
tohumluğa destek veren, sertifikalı tohum kullanımının destekleneceğine dair
2005 yılında yapılan Bakanlar Kurulu kararı uygulaması…
Sertifikalı tohum
üretim desteği, 2008 yılında Bakanlar Kurulu kararı, AK PARTİ’nin
icraatı. Aynı tarihte devlet destekli -biraz önce Sayın Kirişci
de söyledi- tarım sigortaları uygulamalarını biz başlattık, bu onun kanunu ve
uygulaması 1 Haziran 2006’da başladı. Şu ana kadar çiftçi 292 milyon lira prim
ödemiş, biz 320 milyon lira kendisine ilave prim desteği ödemişiz yani yüzde
50’sini o veriyor, yüzde 50’sini biz veriyoruz, çiftçiyi doğal afetlere karşı
koruyoruz.
Bu sene yeni bir
uygulama başlattık, neydi o? Çiçeklenme döneminde yüzde 67 destek veriyoruz
eğer sigorta yaptırırsa, özellikle meyvecilikte. Diğer hasarlarda da yüzde 50,
bu da yine bizim çiftçi için çıkardığımız bir uygulama. Bütün bunlara rağmen
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en şiddetli kuraklık dönemlerinden birini yaşadı
2007-2008’de. Onunla birlikte biz de kuraklık desteği verdik ve toplam 800
milyon liranın üzerinde, iki yılda, 815-820 milyon civarında kuraklık desteği
ödendi; bu da onun kararnamesi.
Şimdi bunlardan
sonra benim söyleyeceğim, sayın milletvekilleri, gensoruda şöyle bir husus var,
diyor ki: “3 milyon hububat üreticisi perişan olmuştur.” Değerli arkadaşlar,
biz bugün hububat üreticisine iyi bir toprak işlemesi için aldığı, alıp
kullandığı makineye ve ekipmana yüzde 50 hibe
veriyoruz. Toprağını analiz yaptırıyor, ona destek veriyoruz, dekar başına 2,5
lira. Tohum maliyetinin yüzde 30’unu ödüyoruz, mazot maliyetinin yüzde 17’sini
ödüyoruz, gübre maliyetinin yüzde 15’ini ödüyoruz. İyi bir sulama yapması için,
damla sulama yapması için ya faizsiz kredi veriyoruz veya alet ekipmanına yüzde 50 hibe veriyoruz. Tabii afetlerden
korunması gerektiğinde sigorta yapacaksa sigorta prim bedelinin yüzde 50’sini
ödüyoruz. Ayrıca prim desteği ödüyoruz, ayrıca Toprak Mahsulleri Ofisi
destekleme alımı da yapıyor.
Şimdi bunlarla
birlikte 2002-2010’u mukayese edeceğim. Bakalım hububat üreticisi perişan mı
olmuş, yoksa gerçekte alabileceği, alması gereken desteği almış mı? Şimdi, 2002
yılında buğdayın maliyeti 253 lira/ton, fiyatı 230 lira. Maliyete bakın, fiyata
bakın, 2002’den bahsediyorum. Verilen destek toplamda ton başına 45 lira. Doğrudan
gelir desteği koydulardı, halk ona “tarla parası” diyordu; tarlası olan, tapusu
olan alıyordu; ürünle, üretimle, verimlilikle hiçbir ilişkisi yoktu. Dünya
fiyatı 204 liraydı, kârlılığı sadece yüzde 8,7 idi. Desteğin maliyeti karşılama
oranı da yüzde 17, desteğin maliyetini karşılama oranı yüzde 17.
Şimdi geliyorum
2010 yılına. Buğdayın maliyeti 437 lira/ton, fiyatı 550 lira 2010 Haziranında. Toprak Mahsulleri Ofisinin verdiği fiyat bu. Verdiğimiz
destek 103 lira ton başına, çiftçinin eline geçen 653 lira, dünya fiyatı 308
lira/ton ve kârlılığı yüzde 49. Şimdi ben size soruyorum: Yüzde 8 mi, yüzde 49
mu; hangisi çiftçiyi perişan ediyor?
Değerli
milletvekilleri, hububatla ilgili olarak birkaç tane noktayı söylemem
gerekiyor. Bir tanesi şu: Biz kaliteyi artırdık. Süneyle etkin mücadele yaptık.
917 ton, süne mücadelesinde ilaç kullanılırken, biz bunu 163 tona düşürdük.
Havadan ilaçlamayı yasakladık, yer aletlerine geçtik. Buğdayda kalite arttı.
Onun için, Türkiye daha önceden, ürettiği, miktar olarak kendine yettiği hâlde,
kalite sebebiyle ithalat yapmak durumunda kalıyordu, yediği ekmeği ithal
ediyordu. Bugün böyle bir ihtiyaç yok, böyle bir durum yok. Biraz sonra
söyleyeceğim size, Türkiye artık ihtiyaçtan dolayı değil, kalite sorunundan
dolayı değil, ürettiğini işliyor; üstüne, dünya piyasalarından uygun fiyatla
alıp ihraç ediyor ve…
VAHAP SEÇER
(Mersin) – Yani 300 bin ton buğdayı kim ithal etti? Göstere göstere
yalan söylüyorsun.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - …2002 yılında Türkiye buğday unu
ihracatında dünyada sıralamada bile değilken -dünya sıralaması 11’di 2002’de-
bugün, 2009’da dünyada bir numara, 2010 yılında dünyada iki numaradır. Yani
buğday unu ihracatında Türkiye dünyada iki…
BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – Canlı hayvandan bahset biraz, canlı hayvan ithalatından bahset.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Oraya da geleceğim, oraya da…
Oraya da geleceğim.
Üretim…
VAHAP SEÇER
(Mersin) – 300 bin ton buğdayı kim ithal etti Sayın Bakan?
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Bakın, hububat ürünlerinden olan
mısır, Türkiye 2 milyon ton üretiyordu, bugün 4,2 milyon ton üretiyor.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Bildiğimiz matematiği unutturdun bize.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) –Çeltik 360 bin ton üretiyordu,
bugün 860 bin ton üretiyor, 860 bin ton…
Değerli
arkadaşlar, çavdar 255 bin üretiyordu, 353 bin ton üretiyor. Yani Türkiye’de
toplam hububatta artma var, azalma yok. Bir de ilave olarak, bu üretim kaliteli
bir üretimdir. Verimlilik arttı.
BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – Gübre fiyatlarına yaptığınız zamdan bahsedin, mazot fiyatlarına
yaptığınız zamdan bahsedin.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, buğdayda 210 kilogram
dekar başına alınıyordu, bugün 254 kilogram alınıyor, 254 kilogram 1 dekardan
alınıyor. Çeltikte 600 alınıyordu, 775 alınıyor şimdi. Dane mısırda 422
alınıyordu, şu anda 719 kilogram alınıyor dönüm başına. Bakın, ihracat arttı,
2002 de Türkiye, hububat ithalat-ihracatında net ithalatçıdır.1 milyon 400 bin
ton Türkiye’nin hububatta açığı vardı, 2010 yılında 1 milyon 700 bin ton
fazlası var. Yani ürettiğinin, içeride kullandığının üstüne 1 milyon 700 bin
ton da ihracat yapıyor. Onun için bunlar…
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Niye ithalat yapıyorsunuz?
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) –Evet, yani, bir gerçekte, bir
perişan durumlar var ama o perişan durum hububat üreticisinin perişan durumu
değil…
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Hükûmetin perişan durumu.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – …o perişanlık muhalefetin millet
nezdindeki itibarının perişanlığıdır. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; “Türkiye’de kırsal alanda yoksulluk arttı.” deniyor.
BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – Anadolu’da çiftçi tarlasını ekemiyor Sayın Bakanım.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) –Bakın, gıda yoksulluk oranını
size söyleyeceğim. 2002 yılında Türkiye’de yüzde 1,4’tür gıda yoksulluk oranı,
2009 yılında yüzde 0,5. Ne demektir bu? Yaklaşık üçte 1 oranında azalma var
veya 3 kat iyileşme var diyebiliriz. Tarımda kişi başına düşen gelir bin
dolardan 2.870 dolara çıktı bu süre zarfında. Eğer Türkiye’de tarım sektörü iyi
bir noktaya gelmeseydi bu olmazdı.
Bakın, cumhuriyet
tarihinde bizim başlattığımız, ilk defa bizimle başlayan kırsal kalkınma
hamlesinde… Bakın, şu kitapta 2010 yılındaki 2010 proje var, kırsal kalkınma
projesi. Sadece bunların fotoğrafı yer alıyor bu kitapta. Türkiye’de, seksen
bir vilayetinde…
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Bırak kitapları.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Gelin size de göstereyim
bunları.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Milletin karnı aç.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) –İlinize gidin. İlinizde kaç tane
olduğunu da size göstereyim, kendi ilinizde kaç tane yapıldığını göstereyim.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – O kitaplar karın doyurmuyor.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) –Bunlar kırsal kalkınma
yatırımları, kırsal kalkınma yatırımlarının tesisleri. Bunlarla Türkiye 30 bin
kişilik istihdam sağladı kırsal alanda. 500 bin liraya kadar, maliyetin yüzde
50’sini hibe olarak veriyoruz. Yetmiyor, çiftçi üretim yapabilsin, verimli
üretim yapsın diye kullandığı makine ekipmandan 78 bin
tane projeye 350 milyon lira da hibe destek verdik.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Sen köye gittin mi hayatında, köye?
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -
Dolayısıyla Türkiye’de kırsal kalkınmadan, kırsal alandaki vatandaşlarımızın
yoksulluğundan, kalkınmasından vesaire biz bahsederiz ve bakın, bunları da hem
stratejik planımız hem kırsal kalkınma planımız yani sadece bugüne kadar
yaptığımız değil, 2015’e kadar da hangi stratejiyle, hangi planı yaptığımız da
belli, bunlar da uygulamaya giriyor.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Bırak o kitapları, gösterme bize. Hayatın kendisine bak, icraata
bak!
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Burada 26 milyar liranın on beş
tane bakanlık ve kuruluş tarafından kırsal alanda nasıl kullanılacağına dair
ayrıntılı planlar var, 90’ın üzerinde tedbir var. Bunların hepsi ayrıntılı bir
şekilde burada yer alıyor.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – O kitaplara karnı tok milletin Sayın Bakan.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Şimdi, bir başka konu şu:
Hayvancılıktan bahsedildi. Değerli arkadaşlar, Türkiye’de -şunu söyleyeyim
size- büyükbaş hayvan varlığında artma vardır, azalma yoktur. Küçükbaş hayvan
varlığında bir miktar azalma var. Bunun sebebi, kentleşme başta olmak üzere,
kırsal alandan şehre olan göçtür. Bunun sebebi budur.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– O zaman fiyatlar niye yüksek?
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Ama buna karşı bir hayvandan
elde edilen verim artmıştır. Bakın, eskiden 1.705 litre süt alınabilirken bir
hayvandan şimdi 2.800 litre süt alınıyor.
RASİM ÇAKIR (Edirne)
– Hani ariydi Trakya? Trakya’da hastalık var.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Yüzde 64’lük artış var.
Türkiye’nin toplam süt üretimi 8 milyon tondan 12,5 milyon tona çıktı.
Türkiye’de bir hayvan başına et verimi 184 kilogramdan 217 kilograma çıktı.
Bütün bunlar, Türkiye’de, hayvan popülasyonu
içerisindeki kültür ırkı oranında yüzde 19’dan yüzde 35’e çıktı ki bu, çok çok büyük bir sayıdır.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Peki, bu etleri yandaşlar mı götürdü? Nerede bu etler?
TARIM VE KÖYİŞLERİ
BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Şimdi, deniyor ki: “Efendim, kurbanlık
koyun ithal ettiniz.” Şimdi, ben size söylüyorum...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Evet, “deli dana” var mı,
“deli dana”, onu söyle bakayım.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) - Türkiye Cumhuriyeti’nin hangi
yılında Türkiye’nin bir bölgesi şap hastalığından ari
hâle geldi? AK PARTİ döneminde ilk defa Türkiye’nin Trakya bölgesi şap
hastalığından ari hâle geldi...
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Kasaplar kapalı Trakya’da. Trakya’ya hastalık getirdin.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -...ve biz bu pozisyonu korumak
için de Kurban Bayramı’nda sadece Trakya için kurbanlık koyun ithal ettik.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sayın Bakan, doğruyu söyle. Trakya yıllardır şaptan ari.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Dolayısıyla burada kimsenin
yanlış bir şey söylemesine biz fırsat vermeyiz.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – İhaleleri niye yapamadın, onu söyle. Tüberkülozdan ihale yapamadın.
Mahvettin hayvancılığı!
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) -Şimdi, süt üretimiyle ilgili
olarak da süt üreticisinin, ilk defa Türkiye’de, biz, süt tozunun desteklenmesi
yoluyla...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Kendin “Deli dana var” dedin. Onu söyle.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Süt tozunun desteklenmesi
yoluyla, Türkiye’nin sanayinin ihtiyacı olan süt tozunu biz içeriden
karşılıyoruz.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Deli danalı etleri yedirdin millete; yediriyorsun.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bugün 380 bin ton taze sütü
alacak şekilde süt tozunu biz destekleme kapsamına aldık ve bunu yapıyoruz.
Bakın,
besicilerle ilgili olarak da 400 milyon liralık bir paket geliyor.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Bırak besiciyi! O deli danayı bir anlat bakayım! Hadi bakayım!
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Dolayısıyla, sonuç olarak, Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Şu deli danayı bir anlat!
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Öyle bir şey yok.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Deli danalı eti niye yediriyorsun?
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Doğru konuşmuyorsunuz. Doğru
konuşmuyorsunuz. Kesinlikle deli dana eti yedirilmedi. Kesinlikle yedirilmiyor.
Kesinlikle yedirilmiyor. Doğru değil.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Bu ne anlama geliyor? Bu senin yazın.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tarım sektörü son altı yılın...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Buraya bak! Burada kendin yazıyorsun, kendin. “Deli dana var”
diyorsun. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Ben sana anlatırım onu.
BAŞKAN – Sayın
Ergin... Sayın Ergin...
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Bu senin yazın, benim yazım değil.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Otur yerine! Otur yerine! Ben
sana anlatırım onu.
BAŞKAN - Sayın
Ergin, lütfen yerinize oturunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, lütfen...
BAŞKAN – Sayın
Ergin, lütfen yerinize oturunuz.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Kendi yazmış, kendi. “Deli dana var” diyor “Türkiye’de.”
TARIM VE KÖYİŞLERİ
BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Doğru değil...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız.
Buyurunuz.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Tarım sektörü son altı yılın
beşinde büyümüştür.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Trakya’nın bereketini kaçırdın, hastalık getirdin Trakya’ya. Uğursuz
Bakan!
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bir tane istisna yılı vardır, o
da aşırı kuraklıktır.
İki: Türkiye’nin
tarımsal üretim değeri 23 milyar dolardan 51 milyar dolara çıkmıştır.
Türkiye’nin dünya sıralaması 11’inci sırada idi. 11’inci sırada idi tarım
ekonomisi açısından, bugün 8’inci sıraya yükseldi. Türkiye’nin ihracatı, gıda
maddeleri ihracatı 3,6 milyar dolardı, bugün 11,9 milyar dolar. Türkiye asla,
kat’a net ithalatçı değil, net ihracatçıdır. Bunu herkes böyle bilsin. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Dünya...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Tarımsal ham maddeleri söyle! Tarımsal ham maddeleri söyle! Yüreğin
yetiyorsa söyle!
TARIM VE KÖYİŞLERİ
BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bunu, bizim, bütün bu gelişmelerle,
sağlanan gelişmelerle, gerek Dünya Bankası yaptığı sıralamada...
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Elin buğdayını alıyorsun, onunla övünüyorsun.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, bu TÜİK’ten
bahsetmiyorum, Dünya Bankasından bahsediyorum. Bilgisayara girerseniz
görürsünüz. Dünya Bankası orada Türkiye’nin sıralamasını yazıyor.
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Tabii, tabii! Tabii, biz bu ülkede yaşamıyoruz, onun için Dünya Bankasından
öğreniyoruz.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2002’de 11’inci sıradan 8’inci
sıraya çıktığını yazıyor ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO)
Türkiye’nin tarımdaki başarısını da başarı hikâyesi olarak kaydetmiş...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Eker, lütfen Genel Kurulu selamlayınız.
Buyurunuz, lütfen
selamlayınız.
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Bakın, Birleşmiş Milletler Gıda
ve Tarım Teşkilatı bütün bu anlattıklarımın hepsini başarı hikâyesi kabul etti
ve Türkiye'nin başarı hikâyesini dünyaya yayınladı. Bunu da ben milletimize ve
sizlerin takdirine sunuyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu gensorunun ciddi olmasını isterdim doğrusu, ama
belli ki seçime doğru, hani “Biraz tarım konuşalım.” diye yaptılar. Biz de
kendilerine ve milletimize tarımla ilgili gelişmeleri bir miktar anlatma imkânı
bulduk.
Hepinize saygılar
sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Bildiğimiz matematiği unutturdun bize, matematiği.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Eker.
Sayın Çelik,
sisteme girmişsiniz, ne için acaba?
BEHİÇ ÇELİK
(Mersin) – 60’ıncı maddeye göre bir açıklama getirmek istiyorum.
BAŞKAN –
Buyurunuz.
Bir dakika süre
veriyorum.
BEHİÇ ÇELİK
(Mersin) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Özellikle Sayın
Başbakan da buradayken, Kabinenin sanıyorum en zayıf halkası Tarım Bakanımız.
Tarım Bakanı icraatlarıyla, konuşmasıyla, burada renkli kitapları Genel Kurula
göstermesiyle zaten başarısızlığını da kanıtlamış oluyor.
Kaç kez söyledik,
afet oluyor “Köylüye bakın.” diyoruz, bakmıyorlar. “Narenciye 22 kuruşa düştü.”
diyoruz, bakmıyorlar. Bütün üretici perişan oldu. Türkiye’de sadece Sayın
Bakanın döneminde 2 milyon 800 bin kişi evlerini barklarını terk ederek büyük
şehirlere, üstelik işsiz olarak göçtü. Sayın Bakanın bu konuda çok ağır
sorumluluğu olduğunu arz etmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Çelik.
Sayın Ergin…
GÜROL ERGİN
(Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
kendisi hakkında verilen gensoruya kendi dönemini açıklayarak yanıt vermek gibi
bir gerçekçiliğe düşmedi, tamamen önceki dönemlerden söz etti.
Şimdi bakınız,
kendisine kene ilacı ihalesini sordum, kırsal kalkınma ihalelerini sordum,
güneydoğudaki hibe yardımlarında yapılanları sordum, hiçbirine yanıt yok. Deli
dana hastalığını kendi söylediği hâlde açıklayamadı. Şap, brusella,
tüberkülozdan neler yaşandığını anlattım, yanıt veremedi. “3 milyon hububat
üreticisi yok.” dedi çünkü O “hububat üreticisi” deyince bunu yalnız buğday
üreticisi olarak zannediyor, o bakımdan bu kadar olmadığını söylüyor. “Buğday
maliyeti 45 kuruş.” dedi. O kendi hesabıdır, 62 kuruştur buğday maliyeti.
“Yoksulluk oranı üçte 1 azaldı.” dedi, yanlış söyledi. Kendi ifadesi, bugünkü
ifadesi: “2002 yılında yüzde 34 olan yoksulluk, 2009’da 38,9’a yükseldi. TÜİK
bunu düzeltecek.” diyor. Emir verecek, TÜİK’e
düzelttirecek, diğer rakamlar gibi.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Ergin.
Sayın
milletvekilleri, burada bir soru-cevap işlemi yapmıyoruz. 60’a göre
milletvekillerimiz söz istediği için söz veriyorum.
Buyurunuz Sayın Aydoğan.
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
bakanlık ciddi bir iştir. Sayın Bakan Türkiye kamuoyuna ve çiftçilere yanlış
bilgi vermiş ve yanlış yönlendirmiştir.
Biraz önce
Sındırgı’dan bir çiftçimiz aradı, “Ben 50 dönüm tarlamı Sayın Bakana vereyim,
buğday eksin. Eğer masrafını karşılayabiliyorsa tarlayı ona hibe ediyorum.”
diyor ve Sayın Bakan yine kamuoyunu yanlış yönlendiriyor, diyor ki: “Türkiye
ithalatçı bir ülke değildir.” Türkiye temel tarım ürünleri ithal eden bir ülke
olmuştur. Tükettiği etin dörtte 1’ini ithal etmektedir. Eğer aldığınız
tedbirler doğru ise Türkiye niye temel tarım ürünleri ve et ithal ediyor?
Lütfen onun cevabını verin.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Aydoğan.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Sayın Başkanım, şimdi yaptığımız görüşme, gensorunun ön görüşmesi.
Gensoruya ilişkin
Anayasa özel bir düzenleme yapıyor. Tabii, Sayın Bakan da bir savunma
geliştirdi, kendine göre savunmasını yaptı burada. Herkes söyleyeceğini
söyledi.
Gensoruyla ilgili
görüşmeyi düzenleyen Anayasa’nın ilgili hükmü de çok açık. Bakanın
konuşmasından sonra İç Tüzük 60’ı işletmek suretiyle burada söz vermek,
gensorunun amacına da ruhuna da uygun değil ve Anayasa’nın…
BAŞKAN – İç
Tüzük’ün 60’ıncı maddesi, biliyorsunuz Sayın Bozdağ,
milletvekillerinin…
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Efendim, İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre söz verilemez.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, gensoru Anayasa’da düzenlenmiş.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Anayasa’nın 99’uncu maddesinde, Sayın Başkanım, burada kimlerin söz
hakkı olduğu tek tek sayılmış.
BAŞKAN – 60’ıncı
maddeye göre söz verdiğim zaman…
AYŞE NUR
BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Özel bir düzenleme var efendim.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Burada 60, uygulama bulmaz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Sayın Bozdağ, bu söz hakları milletvekillerinin var,
biliyorsunuz.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Efendim, savunmadan sonra…
BAŞKAN –
Gensoruda 60’ı yasaklamıyor efendim.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) - Son söz savunmanındır. “Savunmadan sonra bütün Parlamento
konuşabilir…” Bunun amacına uygun değil Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Bozdağ, “Gensoruda İç Tüzük’ün 60’ıncı…
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Efendim, bu ayrı bir konu, bu gensoru konusu.
BAŞKAN -
“…maddesi kullanılmaz.” diye bir madde yok.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Efendim, burada İç Tüzük 60’ı uygulayamazsınız, Anayasa 99’u
uygulamak zorundasınız.
RASİM ÇAKIR
(Edirne) – Bozdağ’a mı soracaksınız Sayın Başkan söz
vermek için!
BAŞKAN – Efendim,
“İç Tüzük 60’a göre söz verilmez.” diye bir şey yok, bu soru-cevap değil, 60’a
göre de söz hakkı vardır. Zaten bu konuşmamız sırasında arkadaşlar sözlerini
söyleyip sonuca ulaşacaktık.
Buyurunuz Sayın
Vural.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii, bu
görüşmeler sırasında vatandaşlarımız izledi. Gerçekten yörelerinden
vatandaşlarımız, çiftçilerimiz, köylülerimiz arıyor, “Sayın Bakan Türkiye
Cumhuriyeti’nin Tarım Bakanı mı yoksa Fransa’nın bakanı mı?” diye soruyor,
“perişan olduk.” diyor, “gerçekleri anlatmıyorlar, bittik.” diye feryat ediyor.
Diğer taraftan,
grup adına konuşma yapan Sayın Abdülkadir Akcan…
Özellikle deli dana hastalığıyla ilgili bir risk olduğuna ve risk
materyallerinin insanlara ulaştırılmaması gerektiğine, imha edilmesi
gerektiğine ilişkin Bakanlığın yazısı var.
Şimdi,
vatandaşlarımızın sağlığı tehlikede yani böyle bir konuda, vatandaşın
sağlığının tehlikede olduğu bir konuda Sayın Bakan “doğru değildir” deyip
sıradan geçiştiriyor.
Sağlık Bakanını
göreve çağırıyorum: Vatandaşın hayatını tehlikeye atan bu konu hakkında lütfen
vatandaşlarımızı bilgilendiriniz.
Bunu arz etmek
istedim, teşekkür ederim söz verdiğiniz için.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Vural.
Sayın Kaplan,
buyurun.
HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Ana muhalefet
partisinin verdiği bir gensoruyu görüştük demin, Sayın Bakan, iktidar partisi
cevap verdi fakat doğrusu çok üzüldük, hayvancılık, tarım konuşulurken GAP gibi
kırk yıllık bir proje, 1 milyon 862 bin hektar sulanacak araziden AKP öncesi
yüzde 14,201’i sulanmış, AKP döneminde 2 puan artarak yüzde 16 sulama olmuş.
Son olarak Sayın Bakan Yılmaz’ın açıklamalarına göre 7 milyar İşsizlik
Fonu’ndan, artı, bu yıl da 9 milyar ayrılmış. Sayın Başbakan ifadelerinde 16
milyar, GAP’a ayırdıklarını söylediler. Bu, Türkiye'de 5 milyon kişiye istihdam
demek. Bu 5 milyon kişiye istihdamın konuşulmaması…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Kaplan.
Sayın Öğüt,
buyurun.
ENSAR ÖĞÜT
(Ardahan) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başbakanım,
şu anda köylü kredi alamıyor, köylünün toprağını kimse teminat kabul etmiyor, 2
tane memur kefil isteniyor ve hakikaten köylü perişan durumda. Memur isteniyor
bir de şehir merkezinden bina isteniyor. E, köylünün zaten binası olsa şehir
merkezinde, köyde durmaz. Bunun için, bunu mutlak surette çözmemiz lazım.
Bir de şu anda
gelen ithal hayvanlarda mavidil hastalığı var. Bu mavidil hastalığından duran hayvanlar da Adapazarı’nda bir
karantina altında. Oradaki bir vatandaş da Tarım Bakanlığına dava açmış “Bana
hastalıklı hayvanları sattınız.” diye. Bu hastalıklı hayvanları şu anda
kestirerek millete yediriyorlar. Bunun üzerinde durarak bunun bir
araştırmasının yapılmasını arz ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Öğüt.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkan, kaç kişiye söz vereceksiniz?
BAŞKAN – Sayın
Hıdır…
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan,
tabii, Sayın Bakanımızın köylerdeki icraatını bilmeyen arkadaşlarımız Sayın
Bakanımıza muhalefet ediyor. Oysa zeytinyağında 40 bin tondan başlayan
ihracatımız 140 bin tona çıkmış, zeytin fidanlarımız Türkiye genelinde 2 milyon
ilave zeytin fidanıyla Akdeniz havzasında iddialı hâle gelmiş, tarımsal kredi
faizlerimizle, sıfır faizli kredilerle köylümüzün, çiftçimizin yüzü
güldürülmüş. Yine, yüzde 6,5 işletme faiziyle köylülerimiz yüzde 59, yüzde
60’lardan kullandıkları kredilerle bugün mukayese edildiği zaman ne kadar
memnun olduklarını ifade ediyorlar. Ama köylere çıkmayan muhalefet, köylünün
derdini anlamayan muhalefet burada tabii ki tarımı eleştiriyor ve milletin
derdine derman olmaktan ziyade sadece kuru kuruya muhalefet yapıyor. Sütte 4
milyon ton olan…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Hıdır.
Sayın
milletvekilleri, iki sayın milletvekiline daha 60’a göre söz vereceğim, bundan
sonra oylamaya geçeceğiz.
Buyurun Sayın
seçer.
VAHAP SEÇER
(Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakan kürsüde yapılan konuşmalarda sehven
yapılan hataları bulmakta mahir ama bakanlığı yönetmekte mahir değil. Sayın
Bakan gensorunun ciddi bir iş olduğundan bahsetti, ben de katılıyorum, ciddi
bir iştir. Bizim yaptığımız sehven rakamsal hatalardır ama kendisi, muhalefet
partilerinin sözcülerinin, hatiplerin kürsüde yaptığı değerlendirmelere,
yaptığı suçlamalara cevap vermemiştir. Türkiye’de bir et krizi yaşanmaktadır.
Bunu Sayın Başbakan da takdir etmiştir. “Bu kadar destek veriyoruz, bu kadar
hayvancılık konusunda para harcıyoruz ama niçin üretimi artıramıyoruz?”
demiştir Sayın Bakana. “Bana matematiği unutturdun.” demiştir Sayın Başbakan.
Bunları söyleyen Sayın Başbakandır ama bunlara yanıt vermemiştir. Türkiye’de
ithalattan kaynaklanan ciddi hastalık riskleri vardır. Deli dana gibi önemli
bir hastalık riskinden söz ediyoruz ama Sayın Bakan bunu kürsüde
yanıtlamamıştır. Gerçekten, duymamız gereken cevapları vermemiştir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Seçer.
Buyurunuz Sayın Elitaş, en son size söz vereceğim.
Buyurunuz.
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
5.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın,
gensoru görüşmelerinde bakandan sonra İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre
yerinden söz verilemeyeceğine ilişkin açıklaması
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkanım, ben, İç Tüzük 60’a göre söz istemiş değilim.
Anayasa’nın 99’uncu maddesi gensoruyu açık ve net düzenlemiş, gensoruda
kimlerin konuşacağını ifade etmiş: Önerge sahipleri adına bir kişi, siyasi
parti grupları adına bir kişi ve ilgili bakan veya Başbakan bu konuyla ilgili
görüşlerini açıklayabilir, demiş. Bakınız, bütün uygulamalarımızda bakandan
sonra herhangi bir milletvekili konuşabilir ama sadece gensoruda bakandan sonra
hiç kimse konuşamaz. İç Tüzük’ümüzün 60’ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre,
gündemde özel olarak düzenlenmiş konular varsa, bu konuyla ilgili kâtip üyeler
söz kaydı yapamazlar, diye açık ve net hüküm olmasına rağmen maalesef bu
konuyla ilgili İç Tüzük’ü ihlal ediyorsunuz.
Teşekkür
ediyorum, saygılar sunuyorum.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Efendim, işleminiz doğru.
BAŞKAN – İç
Tüzük’ü ihlal etmiyorum Sayın Elitaş.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Milletvekillerinin konuşmasından korkmayın.
VII.- GENSORU (Devam)
A) Ön Görüşmeler
(Devam)
1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Grup Başkan Vekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol,
Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri
işsizliğe ve yoksulluğa ittiği, kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu,
tarımsal üretimi ve üreticileri desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek
görevinin gereklerine aykırı davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/13)
(Devam)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker hakkındaki (11/13) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp
alınmayacağı hususundaki görüşmeler tamamlanmıştır.
Gensoru
önergesinin gündeme alınıp alınması konusunun oylamasının açık oylama şeklinde
yapılmasına dair önerge vardır.
Önergeyi okutup
imza sahiplerini arayacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Çiftçileri ve
köylüleri yoksulluğa ve işsizliğe mahkûm eden Tarım ve Köyişleri
Bakanı M. Mehdi Eker hakkındaki gensorunun gündeme alınmasının açık oylama
şeklinde yapılmasını arz ederiz.
BAŞKAN – Oktay
Vural? Burada.
Mehmet Günal? Burada.
Behiç Çelik?
Burada.
Sabahattin Çakmakoğlu? Burada.
Reşat Doğru?
Burada.
Recep Taner?
Burada.
Muharrem Varlı?
Burada.
H. Hamit Homriş? Burada.
Hasan Özdemir?
Burada.
Zeki Ertugay? Burada.
K. Erdal Sipahi?
Burada.
Mustafa Enöz? Burada.
Murat Özkan?
Burada.
Hasan Çalış?
Burada.
M. Akif Paksoy? Burada.
Emin Haluk Ayhan?
Burada.
Mehmet Serdaroğlu? Burada.
Mustafa Kalaycı?
Burada.
Mustafa Kemal
Cengiz? Burada.
Ertuğrul Kumcuoğlu? Burada.
Zekai Özcan? Burada.
Açık oylamanın
şekli hakkında Genel Kurulun kararını alacağım.
Elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
İki dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, (11/13) esas numaralı gensoru önergesinin gündeme alınıp
alınmaması hususunun yapılan açık oylama sonucu:
“Kullanılan oy sayısı : 374
Kabul : 83
Ret :
291 (x)
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Fatih
Metin Yusuf
Coşkun
Bolu Bingöl”
Böylece, gensoru
önergesinin gündeme alınması kabul edilmemiştir.
Sayın
milletvekilleri, on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.41
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.02
BAŞKAN : Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU
KÂTİP ÜYELER : Bayram ÖZÇELİK
(Burdur), Fatih METİN (Bolu)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 66’ncı Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
Alınan karar
gereğince sözlü soru önergeleriyle diğer denetim konularını görüşmüyor ve
gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler”
kısmına geçiyoruz.
1’inci sırada yer
alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun
Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve
Anayasa Komisyonları Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri
1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri
Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa
Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568) (x)
BAŞKAN – Komisyon
ve Hükûmet yerinde.
6/1/2011 tarihli 48’inci
Birleşimde, tasarının ikinci bölümünde yer alan 43’üncü maddesi kabul
edilmişti.
Şimdi, bu bölümde
yer alan diğer maddeleri, varsa önerge işlemlerini yaptıktan sonra oylarınıza
sunacağım.
44’üncü madde
üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Kanun Tasarısının 44. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “enterferanslar”
ibaresinin “elektromanyetik girişimler” 4. ve 5. fıkrasında yer alan “enterferansa” ibaresinin “elektromanyetik girişime” ve 5.
fıkrasında yer alan “enterferansın” ibaresinin
“elektromanyetik girişimin” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Behiç Çelik |
Faruk Bal |
M. Akif Paksoy |
|
|
Mersin |
Konya |
Kahramanmaraş |
|
|
Mümin İnan |
Hasan Özdemir |
|
|
|
Niğde |
Gaziantep |
|
T.B.M. Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 sıra sayılı yasa tasarısının 44. maddesinin 7. fıkrasının madde metninden
çıkarılmasını arz ederiz.
|
|
Kamer Genç |
Selçuk Ayhan |
Ali Rıza Öztürk |
|
|
Tunceli |
İzmir |
Mersin |
|
|
Şevket Köse |
Osman Kaptan |
|
|
|
Adıyaman |
Antalya |
|
BAŞKAN – Komisyon
son okuttuğum önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyor Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
K. Kemal ANADOL
(İzmir) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
5651 sayılı
kanuna yapılan atıf hatalı olduğu için çıkarılması gerekir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Kanun Tasarısının 44. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “enterferanslar”
ibaresinin “elektromanyetik girişimler” 4. ve 5. fıkrasında yer alan “enterferansa” ibaresinin “elektromanyetik girişime” ve 5.
fıkrasında yer alan “enterferansın” ibaresinin
“elektromanyetik girişimin” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Behiç
Çelik (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyor Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Madde içinde yer
alan terimin aynı anlama gelen ve daha kullanılır olan elektromanyetik girişim
ibaresi ile değiştirilerek kanun maddesinin anlaşılır hale getirilmesi
amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
44’üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
45’nci madde
üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
kanun tasarısının 45. Maddesinin, 2. fıkrasının son cümlesinde yer alan
“Bakanlığa” kelimesinin “Başbakanlığa” şeklinde değiştirilmesini, fıkraya son
cümle olarak “İhlalin devamı halinde ilgilisinin görevden alınmasını
Başbakanlığa teklif eder” cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Faruk Bal |
|
S. Nevzat
Korkmaz |
|
Behiç Çelik |
|
|
Konya |
|
Isparta |
|
Mersin |
|
|
|
Mümin İnan |
|
Akif Akkuş |
|
|
|
|
Niğde |
|
Mersin |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş
ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısının 45. maddesinin Tasarı metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
|
Onur Öymen |
|
Tayfun İçli |
|
|
Manisa |
|
Bursa |
|
Eskişehir |
|
|
Akif Ekici |
|
Abdullah Özer |
|
Rahmi Güner |
|
|
Gaziantep |
|
Bursa |
|
Ordu |
|
|
Atila Emek |
|
Ali İhsan
Köktürk |
|
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
Antalya |
|
Zonguldak |
|
Bartın |
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyor Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Mengü, buyurunuz efendim.
ŞAHİN MENGÜ
(Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu RTÜK, Radyo ve Televizyon
Üst Kurulu Yasası’nın 8’inci maddesindeki yayın ilkelerinde bir ihlal olduğu
takdirde, bunu da TRT televizyonları yaptığı takdirde Kurula bildirmek gibi bir
ikilem yaşanıyor, daha doğrusu bir çifte standart var. Bu yayın ilkelerini
herhangi bir özel televizyon kuruluşu veya radyo kuruluşu ihlal ederse ona
uygulanacak müeyyide farklı, TRT bu kuralları çiğnerse ona sadece yazıyla
bildiriyorsun. Peki, yapmazsa, yerine getirmezse ne yapacaksın? Yani, böyle bir
çifte standart var.
Şimdi, bu
“rekabet hukuku, liberalizm” dediğiniz zaman bunların hepsi çelişiyor. Bu,
onunla bir kere bağdaşmıyor, hani, ileri demokrasiyle hiç bağdaşmıyor. TRT
yaparsa dilediğini yapacak, siyasi iktidarın emrinde, ama özel televizyon
kuruluşları yaparsa ben ona müeyyide uygularım! Bu nasıl bir mantık, ben pek
anlamadım.
Şimdi, herhâlde
ilgili bakan arkadaşım veya Komisyon Başkanı bir müddet sonra izah eder. Ama
Türkiye’de çifte standart yeni uygulanmıyor. Yani hakikaten bir felaketin
içinde gidiyoruz.
Belki TRT
Kanunu’nun RTÜK Yasası’yla alakası yok ama arkadaşlar, bakın çok acı bir şey
yaşadık. Bugünkü gazetelerde var. Dün, Sayın Cemil Çiçek bir demeç veriyor,
“Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu yerine getirsin, açıklama yapsın.” diye.
Bugün devlet memuru Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Vekili açıklama
yapıyor. Bu kadar çifte standartla yaşanan bir ülke olur mu ya? Nasıl bir iştir
bu? “Açıklama yapsın.” diyor Bakan, açıklama yapıyor. Güya bağımsız.
Özel televizyona
müeyyide uygula, TRT’ye geldiği zaman yazıyla bildir. Yapmadığı zaman ne
yapacağını söylemiyorsun. Tabii, şimdi hemen cevap gelir, genel müdür görevden
alınır, şu, bu gibi ama yasada düpedüz bir çelişki ve bir çifte standart var.
Devleti
yönetirken çifte standartla yönetemezsiniz. Devleti herkese eşit mesafede, eşit
kurallarla yönetmek durumundasınız. TRT’nin olması demek özel televizyon
kuruluşlarına uyguladığın müeyyideyi ona uygulamama hakkını sana vermez. Bu
nedenle önergemizin kabulünü arz ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Mengü.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
kanun tasarısının 45. Maddesinin, 2. fıkrasının son cümlesinde yer alan
“Bakanlığa” kelimesinin “Başbakanlığa” şeklinde değiştirilmesini, fıkraya son
cümle olarak “İhlalin devamı halinde ilgilisinin görevden alınmasını
Başbakanlığa teklif eder” cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk Bal (Konya) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyor Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
TRT’nin bu kanuna
aykırı olarak yayın yapması halinde sorumluların cezalandırılması
mekanizmasının daha etkin hale gelmesini sağlamak için bu önerge verilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
45’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 45’inci madde kabul
edilmiştir.
46’ncı madde
üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının 46. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yer alan
"yüksek öğrenim" ibaresinin "fakülte" ibaresi ile
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
|
Akif Ekici |
|
Onur Öymen |
|
|
Manisa |
|
Gaziantep |
|
Bursa |
|
|
Abdullah Özer |
|
Tayfun İçli |
|
Atila Emek |
|
|
Bursa |
|
Eskişehir |
|
Antalya |
|
|
Rahmi Güner |
|
Algan Hacaloğlu |
|
Ali İhsan
Köktürk |
|
|
Ordu |
|
İstanbul |
|
Zonguldak |
|
|
|
|
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
|
|
|
|
Bartın |
|
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 46. Maddesinin 1. fıkrasının
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
(1) Yayından doğan sorumluluk, yayın kuruluşunun bu kanundan doğan
sorumluluğunu ortadan kaldırmayacak şekilde, yayını yöneten ve programı yapanla
birlikte sorumlu müdüre aittir.
|
|
Behiç Çelik |
|
Faruk Bal |
|
M. Akif Paksoy |
|
|
Mersin |
|
Konya |
|
Kahramanmaraş |
|
|
|
Mehmet Serdaroğlu |
|
Mümin İnan |
|
|
|
|
Kastamonu |
|
Niğde |
|
BAŞKAN – Komisyon
bu son okuttuğum önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyor Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Bu düzenleme ile
kanun maddesinin daha anlaşılır hale getirilmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının 46. maddesinin 3. fıkrasının b bendinde yer alan "yüksek
öğrenim" ibaresinin "fakülte" ibaresi ile değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Şahin
Mengü (Manisa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyor Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Sorumlu müdür
veya müdürlerin öğrenimleriyle ilgili düzenleme yapılmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
46’ncı maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 46’ncı madde kabul
edilmiştir.
47’nci madde
üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının 47’inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Elektronik tebligata
ilişkin hükümler hariç bu” ifadesinin fıkradan çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
|
|
Bekir Bozdağ |
|
Mehmet Erdoğan |
|
Mehmet Erdoğan |
|
|
Yozgat |
|
Gaziantep |
|
Adıyaman |
|
|
|
Asım Aykan |
|
Hamza Yanılmaz |
|
|
|
|
Trabzon |
|
Elâzığ |
|
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 sıra sayılı Tasarının 47 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki “Elektronik
tebligata ilişkin hükümler hariç” ibaresinin fıkra metninden çıkarılmasını arz
ederiz.
Faruk Bal Behiç Çelik Oktay Vural
Konya Mersin İzmir
Mümin
İnan M. Akif Paksoy
Niğde Kahramanmaraş
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının 47. maddesinin 2. fıkrasının son cümlesinin madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
|
Akif Ekici |
|
Onur Öymen |
|
|
Manisa |
|
Gaziantep |
|
Bursa |
|
|
Abdullah Özer |
|
Tayfun İçli |
|
Atila Emek |
|
|
Bursa |
|
Eskişehir |
|
Antalya |
|
|
Algan Hacaloğlu |
|
Ali İhsan
Köktürk |
|
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
İstanbul |
|
Zonguldak |
|
Bartın |
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Son önergeye katılmıyoruz Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sayın Aslanoğlu konuşacak efendim.
BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Aslanoğlu.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize
saygılar sunuyorum.
Değerli
milletvekilleri, karasal yayın yapan yerel televizyonlar ve yerel radyolar...
Karasal yayın yapan, altını çiziyorum, uydu değil ve ulusal değil. Bunlar her
ilimizde var ve çok zor koşullarda hizmet veriyorlar, gerek radyolar gerek
televizyonlar. Geçen de söyledim, siz ulusal yayın yapan televizyonlar ve
radyolar ile karasal yayın yapanları, -sadece kendi ilinde, bazılarının
ilçelerine dahi ulaşmadığını- aynı kefeye koyarsanız, aynı reklam pastasından,
aynı ücreti alırsanız büyük haksızlık yaparsınız. Aslında, RTÜK bütçesinden
bunlara yardım yapılması lazım. Karasal yayın yapan televizyonlar ve radyolar o
bölgenin sesi; bunların desteklenmesi lazım.
Bir kere, bunu
açıkça söylüyorum: Gelin, tekriri müzakere yapalım. Geçti o madde. Eğer siz
karasal yayın yapanlar ile ulusal yayın yapanlardan reklam payından aynı oranda
alırsanız büyük bir haksızlık yaparsınız. Bu haksızlığı gidermek zorundayız
arkadaşlar. Zaten çok zor koşullar altında geçiniyorlar. Zaten çok zor
koşullar… Eğer biz bir ilde objektif yayın yapan bir televizyon istiyorsak, bir
radyo istiyorsak ve net bir şekilde, birilerine çamur atmadan, sadece
yayıncılık ilkesiyle yayın yapmasını istiyorsak bunlar ekonomik olarak
desteklenmek zorunda çünkü o ilin her şeyi o televizyonlar. Çok izleniyor
bunlar illerinde. İlle ilgili haberleri, ille ilgili olup bitenleri oradan
izliyorlar. Bunlara destek olmamız lazım. Ancak hâlâ biz ulusal yayın yapan ile
çok az bütçesi olan karasal yayın yapanları aynı kefeye koyarsak yazıklar olsun
bize. Yazıklar olsun bize. Bir kere, bu bir.
İkincisi, bir
geçici 4’üncü madde var. Burada frekans ihalesi yapılacak ve frekans ihalesiyle
birileri daha yüksek fiyat vererek… Frekans ihalesi yapılmasın demiyorum ama
eğer bir ilde yeteri kadar yerel TV varsa, yeteri kadar yerel radyo varsa bu
ilde yeniden ihale yapmanın bir anlamı yok arkadaşlar. Birileri gelip
birilerini göndermeyin. Yıllarca emek verilmiş, yıllarca yayıncılık yapmışlar,
yıllarca dürüstçe, namusluca hizmet etmeye çalışmışlar. Siz, durup dururken
“Ben o ilde frekans ihalesi yapacağım.” derseniz, eğer o ilde yeterince hizmet
eden televizyonlar varsa neyin ihalesini yapıyorsunuz? Mutlaka, mutlaka bu
geçici 4’üncü maddedeki bu olayın en az iki yıl sonra yapılması lazım. Bir
kere, iki yıllık, insanların kendi kendine düzen verecek, bu yasaya uyum
sağlayacak iki yıllık bir geçiş süresi olması lazım. İki yıllık geçiş süresi
vermezseniz, insanlar damdan düşmüş gibi olur, ne yapacağını bilmezler. Eğer
Trabzon’da yıllardır yayın yapan bir televizyon varsa, Malatya’da varsa ve
yeterince varsa, daha bu ilde frekans ihalesi yapmanın bir anlamı yok. Siz
yeterli televizyonu olmayan illerimizde frekans ihalesini yapın, bir şey
demiyorum ama yeterince televizyon var, yeterince radyo varsa… 25 radyolu bir
Malatya’da neyin ihalesini yapacaksınız veya 5 tane, 6 tane televizyonu olan,
karasal yayın yapan bir ilde neyin frekans ihalesini yapacaksınız? Yıllarca
hizmet vermeye çalışmış bu insanlar; bunların bir özelliği olmalı. Bunların bir
özelliği olmalı. Bunlara bir geçiş süreci tanımalıyız. Ama yine söylüyorum, en
büyük olgu, ulusal yayın yapanlarla karasal yayın yapanları aynı kefeye koyarak
ve RTÜK, bunlardan minicik, ayda 5 bin lira reklam geliri olmayan insandan para
alıyorsa, hakikaten üzülüyorum. Bunların yıllık bütçeleri nedir? Bakın yıllık
bütçesine ve belli bir rakam koyalım, şu kadar bütçenin altında olan, şu kadar
reklam geliri olan…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Aslanoğlu.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Bir dakika verir misiniz?
BAŞKAN –
Vermiyorum efendim.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Peki efendim.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Şimdi okutacağım
iki önerge aynı mahiyette olup, birlikte işleme alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının 47’inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Elektronik tebligata
ilişkin hükümler hariç bu” ifadesinin fıkradan çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Bekir Bozdağ
(Yozgat) ve arkadaşları
Diğer önergenin
imza sahipleri:
Oktay Vural
(İzmir) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Behiç Çelik konuşacak.
BAŞKAN – Sayın
Çelik, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
BEHİÇ ÇELİK
(Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 568 sıra
sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun
Tasarısı’nın 47’nci maddesinin (1)’inci fıkrasındaki hükümle ilgili vermiş
olduğumuz önerge üzerinde söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla
selamlıyorum.
RTÜK Yasa
Tasarısı’yla ilgili, önceki aylarda görüşmelerimizde, aslında, gerek tasarının
bütünü üzerinde gerekse maddeleri üzerinde parti grubum olarak olumlu katkılar
yapmak için gayret gösterdik. Önceki safahatında da yine aynı şekilde, Anayasa
Komisyonunda ve alt komisyonda bu çalışmalarımız sürmüştü.
Değerli milletvekilleri, medya, toplumun gözü, kulağı, dili ve her
şeyi. Bizim, toplum olarak meseleleri
kavramamız, doğruyu ve güzeli anlamamız için medyanın yadsınamaz bir özelliği
vardır, gücü vardır. Ancak, bu gücü sürekli olarak kontrol etmek isteyen
antidemokratik güçler, gerek ulusal düzlemde gerekse uluslararası düzlemde, her
zaman olacaktır. Bizlere düşen, bu vatanı, bu milleti seven bizlere düşen
görev, böyle eğilim içerisinde olan birtakım odakların etkinliklerini kırmak
olmalıdır. Bu anlamda, özellikle siyasal iktidara, kanun koyucu rolünü
üstlenirken çok büyük görev düşmektedir. Daha önceki konuşmalarımızda da ifade
ettik, eğer bu olmazsa, yani doğru habercilik olmazsa, doğru bilgilendirme
olmazsa, manipülasyona açıklık âdeta teşvik edilirse,
tartışma ve diyaloglar dengeli olmazsa ve eğitim unsuru medya yayıncılığında ön
planda tutulmaz ve millî kültürün işlenmesi ve geliştirilmesi gözetilmezse,
bunun yanında uluslararası birtakım dalgalardan etkilenerek, ilham alınarak
toplumumuzda kültürsüzleştirme faaliyetine yol verilir ya da tam tersi çok
kültürlülük özendirilirse, eğlendirme genel ahlakın boyutlarını aşacak duruma
geçerse, toplumda birlik ve bütünlüğümüzü sağlayan temel, millî ve manevi
değerlerimiz göz ardı edilirse böyle bir medya yayıncılığından, maalesef,
ülkemiz çok büyük hasar alır, çok büyük zarar görür. O hâlde, burada, kitleleri
daima doğru bilgilendirecek, onlara doğruyu, güzeli, hakkı, adaleti öğütleyecek
bir yapının oluşturulması gerekir. Burada, tek parti
diktasını çağrıştıran bir medya yayıncılığı ve demokrasinin en önemli
kurumlarından olan medya sektörünün bütün faaliyetleri, eylem ve işlemlerinin
demokrasiye katkı vermek yerine, âdeta demokrasiyi parçalıyor konuma sokulmak
istenmesinin ya da sokulmasının ülkemizin geleceği açısından çok büyük bir
karanlık noktaya doğru bizi götüreceği açık ve inkâr edilemez bir gerçektir. Bu
itibarla, bir müstemleke medyası ya da yayıncılığını asla kabul etmememiz
gerekir ve medya üzerinde doğrudan ya da dolaylı bir sansürü de kabul etmememiz
gerekir.
Değerli
milletvekilleri, 7201 sayılı Tebligat Yasası çok eski bir yasadır. Bu itibarla,
bu Yasa’nın günümüz iletişim imkânlarının arttığı şartlara uygun hâle getirilmesi,
yeni bir tebligat yasasının çıkarılması gereği de ortadadır. Bu itibarla,
sanırım 24’üncü Dönemde, birlikte, böyle bir tebligat yasasının, günümüz
şartlarına uygun bir yasanın hazırlanmasını sağlayacağız.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Çelik.
BEHİÇ ÇELİK
(Devamla) – Ben önergemizin özellikle kabulünü diler, hepinize saygılar
sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Çelik.
Diğer önerge
üzerinde…
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Gerekçe Sayın Başkan…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
11/1/2011 tarih ve 6099
sayılı kanunla Tebligat Kanununda değişiklik yapılarak elektronik tebligata
ilişkin hükümler getirilmiştir. Bu bakımdan elektronik tebligat yönünden de
Tebligat Kanununa tabi olunması sağlanmaktadır.
BAŞKAN –
Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Komisyonun 47’nci
maddede bir redaksiyon talebi vardır.
Buyurunuz.
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Sayın Başkanım, bu maddenin 2’nci fıkrasında
geçen “duyumlar” ibaresi “duyurular” şeklinde olmalıdır.
BAŞKAN – Peki.
Bu redaksiyon ve
kabul edilen önergeler doğrultusunda 47’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
48’inci madde
üzerinde önerge yoktur.
Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 1
üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 1. maddesinin 7. fıkrasına aşağıdaki cümlenin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
Onur Öymen |
Tayfun İçli |
|
|
Manisa |
Bursa |
Eskişehir |
|
|
Akif Ekici |
Abdullah Özer |
Algan Hacaloğlu |
|
|
Gaziantep |
Bursa |
İstanbul |
|
|
Atila Emek |
Rahmi Güner |
Ali Rıza
Köktürk |
|
|
Antalya |
Ordu |
Zonguldak |
|
|
M. Rıza Yalçınkaya |
Turgut Dibek |
|
|
|
Bartın |
Kırklareli |
|
“Emeklilik
yönünden kadrosu kaldırılan Teftiş Kurulu Başkanı ve daire başkanı bakanlık
genel müdür yardımcısına denk sayılır.”
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 1’inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkranın aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Bekir Bozdağ |
Mehmet Erdoğan |
|
|
|
Yozgat |
Gaziantep |
|
|
|
Mehmet Erdoğan |
Bayram Özçelik |
Hamza Yanılmaz |
|
|
Adıyaman |
Burdur |
Elâzığ |
(3) Bu Kanunla
yapılan yeni düzenlemeler nedeniyle kadro ve görev unvanı değişmeyenlerden bu
Kanunda öngörülen eğitim şartlarını taşıyanlar başka bir işleme gerek
kalmaksızın durumlarına uygun aynı unvanlı kadrolara atanmış sayılır. Kadro ve görev unvanları değişen yahut kaldırılan veya anılan
kadrolar için aranan eğitim şartlarını taşımayan personelden; Teftiş Kurulu
Başkanı, Genel Sekreter, Daire Başkanı ve Bölge Müdürü kadrolarında bulunanlar
Üst Kurul Müşaviri kadrolarına, Başmüfettiş ve bölge müdür yardımcısı
kadrolarında bulunanlar uzman denetçi kadrolarına, başka bir işleme ve
tebligata gerek kalmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde atanmış sayılır;
diğerleri Başkan tarafından üç ay içinde Üst Kurulda durumlarına uygun
kadrolara atanırlar. Bunlar atama işlemi yapılıncaya kadar Başkan
tarafından ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebilirler. Bunlar, yeni bir kadroya
atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait ücret ve diğer mali haklarını almaya
devam ederler. Söz konusu personelin, atandıkları yeni
kadroların aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, bir aya isabet eden ikramiye,
her türlü zam ve tazminatlar (fazla çalışma ücreti hariç) diğer malî hakları
toplam net tutarının, atandıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin
olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, bir aya
isabet eden ikramiye, her türlü zam ve tazminatlar (fazla çalışma ücreti hariç)
diğer malî hakları toplam net tutarından az olması hâlinde, aradaki fark,
atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi
tutulmaksızın ve farklılık giderilinceye kadar kendilerine tazminat olarak
ödenir.
(5) Üst Kurul
Müşaviri ve Uzman Denetçi kadrosunda bulunanlar, Üst Kurulda Başkan tarafından
uygun görülen birim ve işlerde görevlendirilirler. Bu Kanunun yayımı tarihinden
itibaren Üst Kurulda yeni Üst Kurul Müşaviri ve Uzman Denetçi ataması yapılmaz
ve bu kadrolarda herhangi bir şekilde boşalma olması hâlinde, anılan kadrolar
herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
kanun tasarısının Geçici 1.Maddesinin 1.Fıkrasında yer alan "5510 sayılı
Kanunun kamu personeli için uygulanmaya başlandığı 15.10.2008 tarihinden daha
önceki bir tarihi geçmemek kaydıyla, Üst Kurul üyesi olarak göreve başladıkları
tarihi takip eden aybaşından itibaren geçen hizmet süreleri itibarıyla"
ibaresinin metinden çıkarılmasını. Ayrıca 5. Fıkrasının "Bu Kanunun
yürürlüğe girdiği tarihte Üst Kurulda, Üst Kurul müşaviri, uzman denetçi,
başmüfettiş, hukuk müşaviri, avukat, mühendis, sistem çözümleyici ve uzman
kadrolarında görev yapanlar dört yıllık fakülte mezunu olmaları şartıyla
kanunun yürürlüğünden itibaren Üst Kurul uzmanı kadrolarına atanırlar. Bunların
eski kadrolarında geçirdikleri süreler yeni kadrolarında geçirilmiş
sayılır." şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Faruk Bal |
Recep Taner |
Osman Durmuş |
|
|
Konya |
Aydın |
Kırıkkale |
|
|
D. Ali Torlak |
S. Nevzat
Korkmaz |
Behiç Çelik |
|
|
İstanbul |
Isparta |
Mersin |
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın
Taner, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
RECEP TANER
(Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 568 sıra
sayılı RTÜK Kanun Tasarısı’nın geçici 1’inci maddesiyle ilgili vermiş olduğumuz
önerge hakkında söz aldım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, vermiş olduğumuz değişiklik önergesiyle geçici 1’inci maddenin
birinci fıkrasının metinden çıkarılmasını ve beşinci fıkrasının da eski hâline
getirilmesini talep etmekteyiz. Bundan amacımız Üst Kurulda görev yapan üyeler
arasında oluşan adaletsizliği ortadan kaldırmaktır.
Görüşmekte
olduğumuz maddelerde RTÜK kanununun sonlarına geldiğimiz görülmektedir.
Temennimiz, bu kanunla birlikte radyo ve TV yayınlarının beklediğimiz seviyeye
ulaşması ve 8’inci maddede kabul edilen yayın ilkelerine uygun yayınların
olduğu bir dönemin başlamasıdır.
Değerli
milletvekilleri, bugünkü TV yayınlarıyla ilgili söyleyeceklerime geçmeden önce
bir örnek ile konuya girmek istiyorum. Hepimizin bildiği bir kurbağa haşlama
tekniği vardır. Hani anlatırlar ya kurbağayı haşlamak için kaynayan kazanın
içine atmışlar, refleksleri güçlü olan kurbağa anında sıçramış ama kurbağayı
haşlamak amacında olanlar bir teknik geliştirmişler, önce onları soğuk su
kazanlarının içine atmışlar, daha sonra da kısık ateşte altından haşlamaya
başlamışlar. Soğuk suda dolaşan kurbağa yavaş yavaş
ısınan sudaki reflekslerini kaybetmiş ve kazandaki su kaynamaya başladığında,
reflekslerini kaybeden kurbağa maalesef haşlanmaktan kurtulamamıştır.
Değerli
milletvekilleri, bu örneği neden anlattım? Bugünkü toplumsal olumsuzluklar
karşısında vermiş olduğumuz tepki de, daha doğrusu tepkisizlik, toplumsal
olarak reflekslerimizi kaybetmeye başladığımızın göstergesidir. Örneğin,
işçilerin maaşlarından kesilen işsizlik sigortası primlerinden oluşan fon Hükûmet tarafından farklı amaçlarla kullanılıyor, yüzde 30
oranı yüzde 50’ye çıkarılmaya çalışılıyor, maalesef işçilerden veya işçi
sendikalarından yeterli tepki yok.
Devletin seksen
yıllık birikimleri “özeleştirme” adı altında eşe dosta peşkeş çekiliyor; Ali Dibolar, rüşvetin belgeleri ortaya çıkıyor; yandaş
medyalar, yandaş sendikalar, yandaş zenginler türüyor, yeterli tepki yok.
Esnaf, sanatkâr
ve ticaret erbabı yeni yatırım için değil işini devam ettirebilmek için, çiftçi
tarlasını ekebilmek için, vatandaş gününü devam ettirebilmek için bankalara
borçlanıyor, geleceğimiz ipotek altına alınıyor; neticesinde, borçlar
ödenemezse tarlalarımız, bahçelerimiz gidiyor ama maalesef ne sivil toplum
örgütlerinden ne de vatandaşımızdan yeterince tepki yok.
Üreten ürettiğini
ederinde satamıyor, sattığının parasını alamıyor; tarım, hayvancılık bitme
noktasına gelmiş; köylü, doğduğu köyde, yıllarca yaşadığı köyde geçinemediği
için şehrin varoşlarına göç etmek zorunda kalıyor, yeterli tepki yok.
Yine, “açılım”
saçmalığı sonucu Habur rezaleti yaşanmış, Sayın
Başbakan umut tablosu olarak değerlendiriyor. Terörist başıyla görüşmeler
yapılabiliyor, yol haritaları, haftalık mülakatlar, TV programları vazgeçilmez
şekilde yayınlanıyor, yeterli tepki yok.
Kongreler
toplanıyor ve toplantılarda “iki dillilik”, ”özerklik” adı altında federasyon,
ayrı bayrak talepleri gündeme geliyor. Mecliste birileri Kürtçe konuştu diye
Sayın Bakan da Kürtçe bir şeyler söylüyor ama tepki vermesi gerekenlerden
gerekli tepki yok!
Yoksa biz de
reflekslerimizi mi kaybediyoruz değerli milletvekilleri? Bu millet nasıl bu
hâle geldi? Maalesef görsel ve yazılı medya AKP İktidarının yabancı fon ve
desteklerin ülkemize girişini 2004 yılında serbest bırakmasıyla AB fonlarından,
Soros Vakfı’ndan değişik destekler alınmaya
başlanmış, sonrasında ise bir kısım medya almış oldukları parasal desteklerin
karşılığını yayın politikalarıyla maalesef vermişlerdir. Yayınların en fazla
izlendiği saatlerde yapılan yayınlara baktığımızda bu gayet açık bir şekilde de
gözükmektedir. Ülkemin insanları yarışma, magazin veya evlenme programlarıyla, televole kültürüyle, dizilerle avutulmakta. Vatandaşın
televizyon izlediği saatlerde bir tane ülke gündemini veya vatandaşın gündemini
ilgilendiren konuların konuşulduğu programları maalesef televizyonlarda
izleyememekteyiz. İşte, neticesinde geldiğimiz nokta bugünkü durum,
malumlarınız.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle önerimizin kabulünü diliyor,
heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Taner.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 1’inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkranın aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Bekir Bozdağ (Yozgat) ve arkadaşları
(3) Bu Kanunla
yapılan yeni düzenlemeler nedeniyle kadro ve görev unvanı değişmeyenlerden bu
Kanunda öngörülen eğitim şartlarını taşıyanlar başka bir işleme gerek
kalmaksızın durumlarına uygun aynı unvanlı kadrolara atanmış sayılır. Kadro ve görev unvanları değişen yahut kaldırılan veya anılan
kadrolar için aranan eğitim şartlarını taşımayan personelden; Teftiş Kurulu
Başkanı, Genel Sekreter, Daire Başkanı ve Bölge Müdürü kadrolarında bulunanlar
Üst Kurul Müşaviri kadrolarına, Başmüfettiş ve bölge müdür yardımcısı
kadrolarında bulunanlar uzman denetçi kadrolarına, başka bir işleme ve
tebligata gerek kalmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinde atanmış sayılır;
diğerleri Başkan tarafından üç ay içinde Üst Kurulda durumlarına uygun
kadrolara atanırlar. Bunlar atama işlemi yapılıncaya kadar Başkan
tarafından ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebilirler. Bunlar, yeni bir
kadroya atanıncaya kadar, eski kadrolarına ait ücret ve diğer mali haklarını
almaya devam ederler. Söz konusu personelin, atandıkları yeni
kadroların aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, bir aya isabet eden ikramiye,
her türlü zam ve tazminatlar (fazla çalışma ücreti hariç) diğer malî hakları
toplam net tutarının, atandıkları tarih itibarıyla eski kadrolarına ilişkin
olarak en son ayda aldıkları aylık, ek gösterge, sözleşme ücreti, bir aya
isabet eden ikramiye, her türlü zam ve tazminatlar (fazla çalışma ücreti hariç)
diğer malî hakları toplam net tutarından az olması hâlinde, aradaki fark,
atandıkları kadrolarda kaldıkları sürece, herhangi bir vergi ve kesintiye tâbi
tutulmaksızın ve farklılık giderilinceye kadar kendilerine tazminat olarak
ödenir.
(5) Üst Kurul
Müşaviri ve Uzman Denetçi kadrosunda bulunanlar, Üst Kurulda Başkan tarafından
uygun görülen birim ve işlerde görevlendirilirler. Bu Kanunun yayımı tarihinden
itibaren Üst Kurulda yeni Üst Kurul Müşaviri ve Uzman Denetçi ataması yapılmaz
ve bu kadrolarda herhangi bir şekilde boşalma olması hâlinde, anılan kadrolar
herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılır.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Takdire bırakıyoruz Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılıyoruz Başkanım.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Fıkraların
uygulanmasında ortaya çıkacak sorunların önüne geçilmesi için açıklayıcı
hükümler eklenmiş ve ara kadro ihtiyacı dikkate alınarak uzman kadrosu şahsa
bağlı kadro olmaktan çıkarılmıştır. Zira tasarıda kadrosu kaldırılan ve
değiştirilen personelin ataması ile ilgili düzenleme yapılmışken kadrosu
kaldırılmayan personelin durumu ile ilgili düzenlemeye yer verilmemiş olması
uygulamada tereddütlere neden olacaktır. Ayrıca meslek personeli dışında idari
işlerde istihdam edilmek üzere ara kadroya ihtiyaç bulunması nedeniyle uzman
kadrolarının korunmasına ihtiyaç bulunduğundan bu kadrolar şahsa bağlı kadro
olmaktan çıkarılmaktadır.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun
Tasarısının Geçici 1. maddesinin 7. fıkrasına aşağıdaki cümlenin eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
“Emeklilik
yönünden kadrosu kaldırılan Teftiş Kurulu Başkanı ve daire başkanı bakanlık
genel müdür yardımcısına denk sayılır.”
Şahin Mengü
(Manisa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyoruz Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Dibek. (CHP sıralarından alkışlar)
TURGUT DİBEK
(Kırklareli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Geçici 1’inci
maddeyle ilgili olarak verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Öncelikle yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum değerli arkadaşlar.
Gerek Maliye
Bakanı gerekse RTÜK’ten sorumlu olan ilgili Bakan Sayın Arınç,
ikisi birden burada olunca ben bir konuya değinmek istiyorum. Daha önce bu
konuyu gündeme de getirmiştim aslında, bu RTÜK üyelerinin lojmanlarıyla ilgili,
lojman tahsisleriyle ilgili bir konu vardı. Aslında, sadece RTÜK’ü
ilgilendirmiyor değerli arkadaşlar, bütün yüksek kurullarla ilgili bir konu ama
bu konunun biraz daha anlaşılması gerektiğini ve bu konuya biraz daha dikkat
çekmek gerektiğini düşünüyorum.
Değerli
arkadaşlar, RTÜK üyeleri 4 bin lira kira yardımı alıyorlar. Daha doğrusu,
onlara 4 bin liralık -yani üst limit 4 bin lira, bilmiyorum belki son olarak
değişti mi, bildiğim kadarıyla bir yıl öncesi meblağ 4 bin liraydı- o meblağ
kadar kiralık konut tahsis ediliyor. Kimin tarafından? İlgili Bakanın
önerisiyle Maliye Bakanlığı da uygun görüyor. Ona Sayın Başbakan da bu konuda
izin verdikten sonra bir Kamu Konutları Yönetmeliği var, onun ilgili maddesine
göre kendilerine kiralık konut tahsis ediliyor RTÜK üyelerine; 4 bin lira!
Değerli
arkadaşlar, şimdi, tabii bunu değişik açılardan değerlendirmek lazım bana göre.
Biliyorsunuz, 2002’de işte iktidara geldikten sonra AKP, milletvekilleri lojman
tahsislerini kaldırmıştı. Lojmanlar işte satıldı, hatta oralara inşaatlar da
yapıldı, arsalara satıldı. Yani milletvekillerine lojmanla ilgili herhangi bir
tahsis yok. İşin bu tarafı var, bir.
İkincisi:
Milletvekili arkadaşlarımız sıralarda. Ankara’da oturanların birçoğu, sanıyorum
kiralık konutlarda oturuyorlardır. Belki gidip gelen var, belki burada
misafirhanelerde kalan var ama 4 bin liralık kiralık konutta oturan arkadaşımız
var mı merak ediyorum ben. Yani kendi adıma söyleyeyim, ben bin liraya
oturuyorum aylık, kiralık konutum var. Diğer arkadaşlarımız da, kiralık konut
eğer burada tuttularsa milletvekilleri, acaba 4 bin lira bir kira ödüyorlar mı?
İşin ilginç
tarafı, milletvekillerine, bildiğim kadarıyla, bir kira yardımı da ödenmiyor
maaş içerisinde.
Değerli
arkadaşlar, Türkiye’de kaç tane üst kurul var biliyor musunuz? Yani bununla
ilgili değişik rivayetler var. Yani, bilmiyorum, arkadaşlarımıza sorulsa,
birçok arkadaşımız belki farklı rakam söyleyecek ama ellinin altın da olabilir
üzeri de olabilir. Yani üst kurullardan bahsediyorum. Yani YÖK’ten başlarız,
işte Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu -buraya not aldım az önce,
aklımdan neler olabilir diye- Elektrik Piyasası Üst Kurulu, Şeker Piyasası Üst
Kurulu, Tütün Piyasası Üst Kurulu, HSYK -Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu var
biliyorsunuz- Sermaye Piyasası Kurulu -aklıma gelenler- Kamu İhale Kurulu…
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Anayasa Mahkemesi… Kırmızı plakalı hepsi…
TURGUT DİBEK
(Devamla) – Devlet Denetleme Kurulu, Para Politikası Kurulu… Yani say say bunlar bitmez aslında, elliden fazla bunlar. “Arpalık”
da denebiliyor bunlara, yani öyle şeyleri de var bunların, nitelemesi de var.
Düşünebiliyor musunuz, aynı yönetmeliğe tabi hepsi, yani Kamu Konutları
Yönetmeliği var, o Yönetmeliğin bir 4’üncü maddesi var, o maddeye göre ilgili
bakan -burada Sayın Arınç- talepte bulunacak, Maliye
Bakanı bunu uygun görecek, Başbakan izin verecek ve artık onların aldığı karara
göre… Buradaki karar 4 bin lira. Aslında, 3.500 liraydı, Başkanlar için 4 bin
liraydı. Sayın Zahid Akman Başkanken 4 bin liralık
konutta oturuyordu -yani ona o kadarlık yardım
yapılıyordu- üyeler için 3.500 liraydı. Sayın Zahid
Akman üye olduktan sonra aradaki farkı kaldırdılar alınan kararla, Başkan ve
üyeler için değerli arkadaşlar, aynı meblağ ödeniyor, 4 bin liralık konut
tutuluyor kendilerine. Bunun mutlaka değerlendirilmesi lazım değerli
arkadaşlar. Bakın, milletvekiliyiz, bizler buradayız, biz herhangi bir kira
yardımı almıyoruz, herhangi bir lojman tahsisi milletvekillerine yok. Hepimiz,
bize ödenen maaşın içinden burada konut tutuyorsak kiramızı oradan ödüyoruz değerli
arkadaşlar.
Ha, bunun
yanında, şimdi, RTÜK üyeleri -RTÜK konuşulduğu için burada konuşmak gerekir-
yurt dışına çıkıyorlar, işte harcırah alıyorlar, burada oturmayanların uçak
biletlerini kurum ödüyor, yine bildiğim kadarıyla hafta içerisinde Ankara dışında
olanlar yurt içi harcırahlarını alıyorlar. Ne kadar maaş aldıklarını da
biliyorum. Yani hayır görevlerini yapıyorlar, bir şey demiyorum. Ne kadar maaş
aldıklarını da biliyorum ama bunu da burada söylemeye gerek yok.
Ha, şimdi, bir
yanlışlık varsa, değerli arkadaşlar, ilgili bakanların bu konuyu oturup
düşünmesi lazım, 4 bin lira arkadaşlar, dikkatinizi çekiyorum.
Evet, önergemizin
kabulünü diliyor, saygılar sunuyorum değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Dibek.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Komisyon
Başkanının bir redaksiyon talebi vardır.
Buyurunuz
efendim.
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Sayın Başkanım, bu geçici maddenin sekizinci
fıkrasının (d) bendinde geçen ÜDS’nin açılımı
Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı biçiminde olacaktır, bunu düzeltmek
için söz talep etmiştim.
BAŞKAN – Kabul
edilen önerge ve bu redaksiyon talebi doğrultusunda geçici madde 1’i oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 2
üzerinde iki önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “altı” ibaresinin
“sekiz” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
Onur Öymen |
Abdullah Özer |
|
|
Manisa |
Bursa |
Bursa |
|
|
Akif Ekici |
Algan Hacaloğlu |
Atila Emek |
|
|
Gaziantep |
İstanbul |
Antalya |
|
|
Ali İhsan
Köktürk |
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
|
Zonguldak |
Bartın |
|
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 sıra sayılı…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Önergemizi geri çekiyoruz.
BAŞKAN – Peki.
Daha önce okutmuş
olduğum önergeye Komisyon katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın
Ali İhsan Köktürk, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; geçici 2’nci maddeye yönelik önerge üzerine söz almış
bulunuyorum. Yüce Meclisi öncelikle saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu tasarının genel gerekçesinde Avrupa Birliği mevzuatına uyum
çalışmaları kapsamında düzenlendiği ifade edilmektedir ancak tasarının
içeriğine bakıldığında Avrupa Birliği mevzuatına uyumundan söz etmek olanaklı
değildir. Avrupa Komisyonunun 2007 İlerleme Raporu’nun “İşitsel ve Görsel Medya
Politikası” başlıklı bölümüne baktığımızda aynen şu ifadeler yer almaktadır:
“İşitsel ve görsel medya alanında müktesebata uyuma ilişkin hiçbir ilerleme
kaydedilmemiştir. Bağımsızlık konusu, daha önceki ilerleme raporlarında olduğu
gibi, kamu hizmeti veren yayın organı TRT’nin ve RTÜK’ün yeterli miktarda
finansmanı hususu da dâhil olmak üzere, endişe konusu olmaya devam etmektedir.
Özellikle RTÜK’ün özel yayın organlarına uyguladığı bir dizi yaptırım da bu
kurumun bağımsızlığı konusunda soru işaretleri yaratmaktadır.”
Değerli
arkadaşlar, bu, Avrupa Birliğinin 2007 İlerleme Raporu’nun açık ifadesi. Yani
Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda kamu yayıncılığı yapan, tarafsız olması
gereken TRT’nin ve aynı zamanda özerk olması gereken TRT’nin ve RTÜK’ün
bağımsızlığının endişe konusu olmaya devam ettiği açıkça belirtilmektedir. Buna
rağmen, bu tasarıda bağımsızlığı sağlamaya yönelik herhangi bir düzenleme de
yer almamaktadır. Ayrıca, Üst Kurulun üyelerinin seçimi ve oluşumu da Avrupa
Birliğindeki benzer kurumlarla hiçbir şekilde bir benzerlik taşımamaktadır.
Değerli
milletvekilleri, yine bir yasa metnine idari ve malî açıdan özerk olduğunun
yazılması, o yasa metninde yer alan kurumların özerkliklerini sağlayamaz. Bu
bağlamda, Anayasa’da ve yasada özerk olarak tanımlanan TRT’nin özerkliği söz
konusu olmadığı, TRT’nin Adalet ve Kalkınma Partisinin yani siyasal iktidarın
ideolojik bir propaganda aracı hâline geldiği gibi, RTÜK’ün de işleyiş olarak
özerk bir anlayışa sahip olduğundan söz edilemez. Önemli olan, idari ve malî
anlamda gerçek bir özerkliği sağlayacak fiilî durumun da yaratılmasıdır ancak
bu tasarıyla gerek hukuki gerekse fiilî olarak özerkliğin yaratılması olgusu
kesinlikle söz konusu olmamaktadır.
Değerli
milletvekilleri, ayrıca RTÜK, düzenleyici ve denetleyici kuruluşlar arasında
yer almaktadır. Yaşananlara baktığımızda ise bizzat RTÜK’ün icraatlarının
denetlenmeye ihtiyaç hissettiğini görüyoruz. Bugün TRT nasıl Adalet ve Kalkınma
Partisinin, siyasal iktidarın tek yanlı ideolojik propaganda aracı hâline
dönüşmüşse, maalesef RTÜK de Adalet ve Kalkınma Partisinin muhalefetin sesini
kısmak için kullandığı önemli araçlardan birisi hâline gelmiştir. Yargıda özel
yetkili mahkemelerin yaptığını maalesef bugün medya alanında RTÜK yapmaktadır.
Bir yandan “Oda TV” örneğinde görüldüğü gibi muhalif sesler baskın ve gözaltılarla susturulmaya çalışılmakta, diğer taraftan RTÜK
kanalıyla Adalet ve Kalkınma Partisinin politikalarını eleştiren yayınlar yapan
medya kuruluşlarına ceza üstüne ceza yağdırılmaktadır. Ayrıca RTÜK Yasası’nda
açıkça belirtilmesine rağmen, yayın ilkelerini ihlal eden, tek taraflı
yayınlarla Adalet ve Kalkınma Partisine gözü kapalı destek veren radyo ve
televizyon kuruluşları ise açık açık görmezden
gelinmektedir.
Değerli
milletvekilleri, RTÜK bunu o kadar abartılı bir şekilde yapmaktadır ki
özellikle geride bıraktığımız 12 Eylül referandum sürecinde Yüksek Seçim
Kurulunun bile tahammül sınırları aşılmıştır. Yüksek Seçim Kurulu, RTÜK’ün,
TRT’nin özellikle, kamu yayıncılığı yapan TRT’nin tek taraflı yayınlarını
görmezden gelmesi karşısında âdeta isyan etmiş ve RTÜK’e bir uyarı yazısı
göndermek zorunda kalmıştır.
Sonuç olarak, bu
yasayla RTÜK ve medya alanı yeniden düzenlenmekte, sermaye paylarıyla ilgili
olarak yapılan değişikliklerle medya tam kontrol altına alınmaya
çalışılmaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tasarıyla gerçekleştirilmek
istenenleri görmezden gelmemiz ve bu tasarıya onay vermemiz mümkün değildir.
Bu duygu ve
düşüncelerle önergemizin kabulünü diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Köktürk.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Geçici madde 2’yi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 3
üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 3. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “altı” ibaresinin
“oniki” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
Onur Öymen |
Tayfun İçli |
|
|
Manisa |
Bursa |
Eskişehir |
|
|
Akif Ekici |
Abdullah Özer |
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
Gaziantep |
Bursa |
Bartın |
|
|
Atila Emek |
Rahmi Güner |
Ali İhsan
Köktürk |
|
|
Antalya |
Ordu |
Zonguldak |
|
|
|
Algan Hacaloğlu |
|
|
|
|
İstanbul |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKANI BURHAN KUZU (İstanbul) – Katılmıyor Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Sayın Atilla Kart…
BAŞKAN – Sayın
Kart, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
ATİLLA KART
(Konya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; geçici 3’üncü maddeyle ilgili
önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarıyla birlikte Türkiye’nin
ekonomik yönden, iletişim ve güvenlik bakımından, siyasi bakımdan ve nihayet
kültürel bakımdan sömürgeleştirildiği bir dönemin yaşandığını görüyoruz.
Bunları, hemen, çok ana başlıklarıyla sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu ana
başlıkları, alt başlıkları çoğaltmak mümkündür ama şu zaman dilimi içinde son
derece sınırlı değerlendirmeler yapacağız.
Ekonomide,
bakıyoruz, Türkiye’nin altı büyük ovasının tarım dışı bırakıldığını görüyoruz. Yine,
ekonomide, bakıyoruz –işte, bugün de arkadaşlarımız anlattılar- tarımda,
hayvancılıkta ve pancar üretiminde Türkiye’nin nasıl bağımlı hâle
getirildiğini, üretim gücünü kaybettiğini görüyoruz, yaşıyoruz.
İletişim ve
güvenlik olayında Türkiye’nin Telekom özelleştirilmesiyle nasıl kuşatıldığını
görüyoruz. Sermaye yapısı belli olmayan bir uluslararası sermaye grubuna
Türkiye’nin iletişim ve güvenliğinin nasıl teslim edildiğini görüyoruz.
Siyasi bakımdan
bakıyoruz, mayınlı araziler olayıyla ve Kamu Güvenliği Müsteşarlığındaki
yabancı uzman istihdamıyla Türkiye’nin siyasi bakımdan, güvenlik bakımından
yine nasıl kuşatıldığını görüyoruz. Öyle ki, Sayın İçişleri
Bakanı bu konudaki ısrarlı sorularımıza yani Kamu Düzeni ve Güvenliği
Müsteşarlığında yabancı uzman istihdam edilip edilmediği ya da 5 Kasım 2007
tarihinden sonra Türkiye’de 500 civarında yabancı uzmanın bulunduğu,
istihbaratçının bulunduğu ve bu istihbaratçıların Türkiye gündemini
yönlendirdiği yönündeki sorularımıza karşılık Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri
Bakanı “Ben de bilmiyorum.” diyebilmektedir. Bu, hiçbir şekilde kabul
edilemez bir tablodur ve elbette sizleri de rahatsız etmesi gereken bir
tablodur.
Böyle bir
yapılanma içinde değerli milletvekilleri, RTÜK tasarısının kültürel bakımdan,
Türkiye’nin, kuşatılması, Türkiye’nin sömürgeleştirilmesi, Türkiye’nin millî ve
manevi değerlerinin baskı altına alınması noktasında önemli bir rol
üstlendiğini görüyoruz.
Bakın değerli
milletvekilleri, daha evvelki maddelerde de konuşmalarımda ifade etmiştim. 22’nci Dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekilleri Ertuğrul Yalçınbayır ve Sayın Nevzat Yalçıntaş,
bugün görüşmekte olduğumuz tasarıdan daha hafif hükümler içeren RTÜK’le ilgili
değişiklikler konusunda aynen şu ifadeleri kullanmışlardı: Bu tasarının
şaşkınlıkla karşılandığını, yıkıcı unsurlar içerdiğini ve bunun, Adalet ve
Kalkınma Partisi İktidarı için çok ağır bir vebal olduğunu ifade etmişlerdi. Ve
yine, orada, 21’inci Dönem’de görev yapan, 22’nci Dönem’de ve 23’üncü Dönem’de
şu anda AKP kadrolarında, sıralarında görev yapan 53 milletvekilinin de aslında
21’inci Dönem’de bu görüşlerine katıldığını ifade etmişlerdi.
Peki değişen
nedir? Aradan bir dönem geçti, değişen nedir? Millî görüş gömleğini çıkardıklarını
ifade edenler bu kadar değişebilirler mi? Böyle bir değişim doğru ve hayırlı
bir değişim olabilir mi? Bakıyorsunuz, bu değişimi gerçekleştirdiklerini ifade
edenler, bir taraftan da hâlen, görünürde, millî ve manevi değerlere sahip
çıkmaktan söz ediyorlar. Hemen ifade ediyorum. Bakıyoruz, RTÜK Başkanı bir
beyanatında “Etiler’de oturanların değerleri ile toplumun millî ve manevi
değerleri aynı mı?” diyebilmiştir. Daha sonra bu açıklamasını “Şu toplumun”
diyerek kendince tevil etmeye çalışmıştır. RTÜK Başkanı bir başka beyanatında
ise “Bir kişinin kanaatini merak ediyorsam o kişiyi mutlaka izliyorum. Mesela Ruhat Mengi’nin programını hiç
izlemiyorum. Onun konukları ilgimi çekmiyor. Çünkü ne diyeceklerini tahmin
ediyorum. Mümtaz’er Türköne’nin
milliyetçilikle ilgili yorumunu ise merak ediyorum ve izliyorum.”
diyebilmiştir.
Değerli
milletvekilleri, RTÜK Başkanı bu açıklamalarıyla aslında önyargılı olduğunu,
tarafsız olmadığını ve daha da önemlisi, daha da ötesi bu göreve ehil
olmadığını aslında itiraf etmiştir. Bir program ve konuklarını tümden izlemeye
değer görmediğini ifade eden RTÜK Başkanı, aslında Hükûmetin
sözcüsü konumunda olduğu kamuoyu tarafından bilinen bir başka yazarın
milliyetçilikle ilgili yorumunu merak ettiğini ifade edebilmiştir. O kişiyi
elbette izleyebilir…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Kart.
ATİLLA KART
(Devamla) – Hemen ifade edip, teşekkür edeceğim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz.
ATİLLA KART
(Devamla) – Efendim, izin vermiyor musunuz?
BAŞKAN - Teşekkür
ederiz, vermiyorum efendim, bu yasalarla ilgili Genel Kurulun kararı var.
ATİLLA KART
(Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Geçici madde 3’ü
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici madde 4
üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş
ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısının Geçici 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve ikinci fıkradaki "en geç
bir yıl" ifadesinin "en geç iki yıl", "en fazla üç
yıl" ifadesinin "en fazla iki yıl", "üç yıllık"
ifadesinin "iki yıllık", "üç ay" ifadesinin "altı
ay" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Bekir Bozdağ |
|
Mehmet Erdoğan |
|
Mehmet Erdoğan |
|
|
Yozgat |
|
Gaziantep |
|
Adıyaman |
|
|
|
Hamza Yanılmaz |
|
Asım Aykan |
|
|
|
|
Elazığ |
|
Trabzon |
|
(1) Üst Kurulca sıralama ihalesi yapılıp, karasal yayın
lisansları verilene kadar geçecek süre içerisinde, sadece 3984 sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca karasal ortamda yayında olan radyo ve
televizyon kuruluşları, Üst Kurulca yayın yapmalarına müsaade edilmiş olan
yerleşim yerleri ile sınırlı olmak kaydıyla, yayınlarına devam ederler. Bu kuruluşlardan, 41 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde
belirtilen kanal ve frekans yıllık kullanım bedeli, bu Kanunun yayımı
tarihinden itibaren tahsil edilir. Kanal ve frekans kullanım bedelini 42 nci maddeye göre ödemeyen veya karasal yayın lisansları
için sıralama ihalesinin yapılmasının ardından tahsise hak kazanmayan
kuruluşların karasal yayınları bir ay içinde Üst Kurulca durdurulur. Sıralama
ihalesinde tahsise hak kazanan kuruluşların yayınları Üst Kurulca belirlenen
takvimde, daha önce yayın yaptıkları kanal ve frekanslardan, tahsis edilen
kanal, multipleks kapasitesi ve frekanslara taşınır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş
ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısının Geçici 4. maddesinin 5.
fıkrasında yer alan “bir yıl” ibaresinin “iki yıl” olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
|
Akif Ekici |
|
Onur Öymen |
|
|
|
Manisa |
|
Gaziantep |
|
Bursa |
|
|
|
Abdullah Özer |
|
Tayfun İçli |
|
Atila Emek |
|
|
|
Bursa |
|
Eskişehir |
|
Antalya |
|
|
|
Rahmi Güner |
|
Algan Hacaloğlu |
|
Ali İhsan
Köktürk |
|
|
|
Ordu |
|
İstanbul |
|
Zonguldak |
|
|
|
|
|
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
|
|
|
|
|
Bartın |
|
|
|
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
kanun tasarısının Geçici 4. Maddesinin 2. ve 5. Fıkralarında yer alan “bir yıl”
ibarelerinin “iki yıl” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Faruk Bal |
S. Nevzat
Korkmaz |
Behiç Çelik |
|
|
Konya |
Isparta |
Mersin |
|
|
Mümin İnan |
Mehmet Akif Paksoy |
Hasan Özdemir |
|
|
Niğde |
Kahramanmaraş |
Gaziantep |
|
|
|
Akif Akkuş |
|
|
|
|
Mersin |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın
Özdemir, buyurunuz.
HASAN ÖZDEMİR
(Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 568 sıra sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın geçici
4’üncü maddesi için vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış
bulunuyorum, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarının geçici
4’üncü maddesinde kanal ve frekanslarla ilgili geçiş hükümleri
düzenlenmektedir. Önergemizde konu ettiğimiz değişikliklerde ikinci ve beşinci
fıkralarda yer alan “bir yıl” ibarelerinin “iki yıl” olarak değiştirilmesini
öngörmekteyiz. Bu değişiklikle ulaşmak istediğimiz amaç ihale sürecinde piyasa
koşullarına uygun şartların oluşturulmasıdır.
Değerli
milletvekilleri, AKP’yle geçen sekiz yılda kamuoyunda en çok tartışılan
konulardan birisi medya hizmetlerinin bağımsızlığı, tarafsızlığı ve denetimi
olmuştur. AKP’li, sekiz yılda, bağımsız ve tarafsız medya tartışmalarının bu
kadar çok gündemde yer alması tesadüfi değildir.
Nitekim iktidara geldiği ilk günden itibaren AKP, medyayı kontrol etme gayreti
içerisinde olmuştur. Özellikle RTÜK AKP’nin medyayı kontrol etme gayretlerinin
bir aracı olmuştur.
Değerli
milletvekilleri, ülkemiz medya sektöründeki tartışmalar, RTÜK’ün kurumsal
yapısı ve denetim organları üzerine yoğunlaşmıştır.
Radyo ve
televizyon yayıncılığıyla ilgili olarak en çok eleştirilen konu, RTÜK’ün
oluşumunda siyasilerin etkisini en yüksek derecede hissettirilebilecek ve
kararlarında iktidar partisinin görüş ve düşüncelerini kaçınılmaz olarak
hissedebilecek bir kurum yapısına sahip olmasıdır. AKP’nin sekiz yıllık
iktidarları döneminde bu eleştirilerin haklılığı kanıtlanmıştır.
Şimdi, yeni bir
RTÜK yasa tasarısıyla karşı karşıyayız. Ancak yasayı yenilerken en çok ihtiyaç
duyulan konu olan, RTÜK’ü siyasal etkilerin dışına çıkarıp onu özerkleştirecek
bir kurumsallaşma sistemini burada göremiyoruz.
Görüşmekte
olduğumuz yeni tasarının diğer bir tehlikeli düzenlemesi, medya sektöründeki
yabancı sermaye oranıyla ilgili düzenlemelerde ortaya çıkmaktadır. Tasarıda
yabancı sermaye oranının artırılması hususu, basitçe küreselleşen dünyaya uyum
sağlama süreci olarak değerlendirilebilir ancak medya sektöründeki yabancı sermaye
oranının artırılması, belirli düşüncenin ve politikaların da yayılmasını
içermektedir. Medya alanındaki sermaye sahipliliğinin, aynı zamanda zihinsel
üretim aracı sahipliliği olduğu gerçeği hiçbir zaman gözden uzak
tutulmamalıdır. Daha açık bir ifadeyle, bu değişikliğin felsefi tabanlı siyasi,
ekonomik ve sosyal hayatı etkileyecek sonuçları olacaktır. Denetim sürecindeki
düzenlemeler bu gerçeği örtbas etmeye yetmemektedir. Yayıncılık alanının RTÜK
tarafından denetlendiği sürece medyaya ve medya/sermaye oranının
değiştirilmesinin önemli olamayacağına dair bir öngörü kabul edilemez.
Netice itibarıyla
RTÜK, yüklendiği misyonu ve görevi itibarıyla bağımsız
ve tarafsız bir özerk kuruluş olmak zorundadır, ancak görüşmekte olduğumuz
tasarı, RTÜK’ün bu niteliklerini sağlaması için herhangi bir hüküm
içermemektedir. Önergelerimizde bu yanlışlıkların düzeltilmesini
amaçlamaktayız. Ancak iktidar partisinin tutumu ortadadır. Tarih, bu tutum
sahiplerine hükmünü elbette verecektir.
Konuşmama burada
son verirken yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Özdemir.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 4. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “bir yıl”
ibaresinin “iki yıl” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Şahin
Mengü (Manisa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Frekans planları
ve uygulama takviminin hazırlanmasına ilişkin süreler yeniden belirlenmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş
ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısının Geçici 4 üncü maddesinin birinci
fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve ikinci fıkradaki “en geç bir
yıl” ifadesinin “en geç iki yıl”, “en fazla üç yıl” ifadesinin “en fazla iki
yıl”, “üç yıllık” ifadesinin “iki yıllık”, “üç ay” ifadesinin “altı ay”
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Bekir
Bozdağ (Yozgat) ve arkadaşları
(1) Üst Kurulca sıralama ihalesi yapılıp, karasal yayın lisansları
verilene kadar geçecek süre içerisinde, sadece 3984 sayılı Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun geçici 6 ncı maddesi uyarınca karasal ortamda yayında olan radyo ve
televizyon kuruluşları, Üst Kurulca yayın yapmalarına müsaade edilmiş olan
yerleşim yerleri ile sınırlı olmak kaydıyla, yayınlarına devam ederler. Bu kuruluşlardan, 41 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde
belirtilen kanal ve frekans yıllık kullanım bedeli, bu Kanunun yayımı
tarihinden itibaren tahsil edilir. Kanal ve frekans kullanım bedelini 42 nci maddeye göre ödemeyen veya karasal yayın lisansları
için sıralama ihalesinin yapılmasının ardından tahsise hak kazanmayan
kuruluşların karasal yayınları bir ay içinde Üst Kurulca durdurulur. Sıralama
ihalesinde tahsise hak kazanan kuruluşların yayınları Üst Kurulca belirlenen
takvimde, daha önce yayın yaptıkları kanal ve frekanslardan, tahsis edilen
kanal, multipleks kapasitesi ve frekanslara taşınır.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Olumlu görüşle takdire bırakıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılıyoruz Sayın Başkanım.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gerekçe…
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Hâlihazırda
karasal ortamdan radyo ve televizyon yayını yapan kuruluşların mevcut verici
tesisleri ile yayına devam etmelerinin sağlanması, yoğun kullanılan ve ciddi
oranda yurt içi ve dışı enterferansa neden olan
yayınlara sıralama ihalesi yapılıncaya kadar mevcut ile sınırlı olmak kaydıyla
sınırlama getirilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca tasarıda geçiş dönemi için
öngörülen sürelerin kısa olabileceği ihtimaline binaen bu sürelerin daha makul
süreler olarak belirlenmesine yönelik düzenleme öngörülmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmiştir.
Kabul edilen bu
önerge doğrultusunda geçici madde 4’ü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 5’in
üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 5. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
“Geçici madde 5 –
(1) 2020 yılına kadar Üst Kurul tarafından mükerrer yaptırım uygulanmaz.”
|
|
Şahin Mengü |
Abdullah Özer |
Tayfun İçli |
|
|
Manisa |
Bursa |
Eskişehir |
|
|
Atila Emek |
Onur Öymen |
Algan Hacaloğlu |
|
|
Antalya |
Bursa |
İstanbul |
|
|
Rahmi Güner |
M. Rıza Yalçınkaya |
Ali İhsan
Köktürk |
|
|
Ordu |
Bartın |
Zonguldak |
|
|
|
Fatih Altay |
|
|
|
|
Aydın |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) - Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Gerekçe...
BAŞKAN –
Gerekçe...
Gerekçe:
Maddenin
anlaşılır kılınması amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Geçici madde 5’i
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Geçici madde 6
üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 6. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
Akif Ekici |
Onur Öymen |
|
|
Manisa |
Gaziantep |
Bursa |
|
|
M. Rıza Yalçınkaya |
Ali İhsan
Köktürk |
Abdullah Özer |
|
|
Bartın |
Zonguldak |
Bursa |
|
|
Atila Emek |
Tayfun İçli |
Rahmi Güner |
|
|
Antalya |
Eskişehir |
Ordu |
|
|
|
Algan Hacaloğlu |
|
|
|
|
İstanbul |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) -
Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Gerekçe...
BAŞKAN –
Gerekçe...
Gerekçe:
Uygulamanın genel
kurallara göre yapılması yeterli olacağından, söz konusu maddenin teknik olarak
Tasarı metninde yer alması gereksiz olarak değerlendirilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Geçici madde 6’yı
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Geçici madde 6 kabul
edilmiştir.
Geçici madde 7
üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 7. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
|
Onur Öymen |
Akif Ekici |
Şahin Mengü |
|
|
Bursa |
Gaziantep |
Manisa |
|
|
Atila Emek |
Tayfun İçli |
Abdullah Özer |
|
|
Antalya |
Eskişehir |
Bursa |
|
|
Ali İhsan
Köktürk |
Rahmi Güner |
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
Zonguldak |
Ordu |
Bartın |
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Onur Öymen.
BAŞKAN – Sayın Öymen, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
ONUR ÖYMEN
(Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; geçici 7’nci maddeyle
Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olmasına bağlantılı olarak 15’inci ve 19’uncu
maddelerin yürürlüğe konulması önerilmektedir.
Değerli
arkadaşlarım, keşke Avrupa Birliğine tam üye olsaydık da buna benzer maddeleri
görüşseydik ama Sayın Başbakan bile söylüyor, “Türkiye’yi üye yapacak mısınız,
yapmayacak mısınız; artık, kararınızı verin.” diyor. Ne yazık ki şu anda
Türkiye'nin üyeliği yakın bir ihtimal olarak gözükmüyor. Onun için biz bu
maddenin geri çekilmesini öneriyoruz ama bir şey bizi memnun etti. Bu metnin
içinde Avrupa Birliğinden söz edildiğine göre demek ki Hükûmet
Avrupa Birliği ilkelerine ilgi duyuyor. Şimdi, metne bakıyoruz. Acaba metin
Avrupa Birliği ilkeleri doğrultusunda mı hazırlanmıştır? Size bir örnek
vereceğim. Mesela esas 7’nci maddeye bakıyoruz: 7’nci maddenin başında o kadar
özgürlükçü hükümler var ki “Savaş da olsa, terörist saldırı da olsa ifade
hürriyeti, basın hürriyeti kısıtlanamaz; haber alma hürriyeti, ifade hürriyeti
kısıtlanamaz.” diyor. Çok güzel. Altına bir madde koyuyor: “Ama kamu düzeninin
tehlikeye düşebileceği yolunda şüpheler olursa Başbakan veya tayin edeceği
bakan yayın yasağı koyabilir.” diyor.
Şimdi, değerli
arkadaşlarım, bu yöntem maalesef demokrasi adı altında yaşayan fakat
demokrasiden rahatsız olan hükûmetlerin başvurduğu
yöntemdir. Önce bir özgürlük vadedeceksiniz, arkadan
kısıtlama maddesi getireceksiniz. İşte, bu metinde yapılanlar bunlardır. Yani
siz takdir edeceksiniz, siz hüküm vereceksiniz, siz uygulayacaksınız. Metin
bunu söylüyor.
Şimdi, maalesef,
son yıllarda, son aylarda, son günlerde basın üzerinde, yayın organları
üzerinde büyük bir baskı olduğunu görüyoruz.
Değerli
arkadaşlarım, son zamanlarda 4 tane Hükûmete muhalif
yayın yapan televizyonun kurucusu veya yöneticisi, sahibi gözaltına alınmıştır;
üç tane televizyon kapanmak zorunda bırakılmıştır, üçü de muhalif, bir tanesi
satılmak zorunda bırakılmıştır. Son olarak, önümüzdeki günlerde yeni bir kanal
açmak üzere olan bir İnternet programı yöneticisi, İnternet gazetesi yöneticisi
olan değerli gazeteci Soner Yalçın ve arkadaşları dün gözaltına alınmıştır.
Değerli
arkadaşlarım, bütün bunlar tesadüf olabilir mi? Diyelim ki bunlar tesadüf,
peki, dünya nasıl görüyor bizim basın özgürlüğümüzü? Freedom
House, ünlü Freedom House Örgütü’ne göre, değerli arkadaşlarım, basın
özgürlüğünde dünyada 106’ncı sıradayız, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne
göre dünyada tam 122’nci sıradayız basın özgürlüğünde. Dünya bizi böyle
görüyor. Acaba, bu örgütlerin, bu uluslararası örgütlerin yöneticileri,
sahipleri, sakın onlar da Ergenekon örgütüne üye olmasınlar veya bir darbe
hazırlığı içinde olmasınlar? Nasıl oluyor Türkiye'yi bu kadar geride görüyor
bütün dünya basın özgürlüğünde? Biz basın özgürlüğüne saygılıyız ama kimse
farkında değil, böyle mi diyeceğiz?
Değerli
arkadaşlarım, başka ülkelerde de benzeri durumlar oldu, yargı hataları oldu, bu
yargı hatalarına karşı çıkanlar oldu. Ünlü Dreyfus
Davası’nı hatırlayınız. Hükûmetin, belli çevrelerin
baskısı altında mahkeme Dreyfus’u mahkûm ediyor, ama
orada cesaretli insanlar var. Emile Zola diye bir
insan çıkıyor ve yıllarca mücadele ediyor, sonunda bağımsız bir mahkeme bunun
hata olduğunu kabul ediyor, beraatına karar veriyor yıllarca hapis yatırdıktan
sonra.
Bugün Dreyfus’u mahkûm eden hâkimlerin ismini hatırlıyor musunuz?
Ama Dreyfus’un adı ve aynı zamanda Emile Zola’nın ismi unutulmazlar arasındadır.
Siz şu tesadüfe
bakın ki 6 Şubat günü Soner Yalçın’ın yazdığı yazının başlığı şöyle:
“Türkiye'de Bir Emile Zola Yok.” Düşünebiliyor
musunuz?
Değerli arkadaşlarım,
huzurunuzda ifade ediyorum, haksızlıklara karşı, baskılara karşı, özgürlükleri
sınırlayacak girişimlere karşı bütün Cumhuriyet Halk Partililer birer Emile Zola’dır. Herkesin bundan haberi olsun.
Değerli
arkadaşlarım, sizi uyarmak istiyoruz: Tuttuğunuz yol yanlıştır. Size muhalif
olanları ülke düşmanı gibi görmekten vazgeçiniz, demokrasiyi tahrip etme yoluna
gitmeyiniz ve şunu unutmayınız ki, karanlığın en yoğun olduğu an sabahın en
yakın olduğu andır.
Yüce Meclisi
saygılarla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Öymen.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…Önerge
kabul edilmemiştir.
Geçici madde 7’yi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 7 kabul
edilmiştir.
Geçici madde 8
üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
568 Sıra Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında
Kanun Tasarısının Geçici 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “kadro iptal ve
ihdasları, sayısı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
|
|
Şahin Mengü |
Onur Öymen |
Akif Ekici |
|
|
Manisa |
Bursa |
Gaziantep |
|
|
Abdullah Özer |
Atila Emek |
Tayfun İçli |
|
|
Bursa |
Antalya |
Eskişehir |
|
|
Ali İhsan
Köktürk |
Rahmi Güner |
Algan Hacaloğlu |
|
|
Zonguldak |
Ordu |
İstanbul |
|
|
|
M. Rıza Yalçınkaya |
|
|
|
|
Bartın |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Gerekçe…
BAŞKAN – Gerekçe…
Gerekçe:
Personel kadro
iptal ve ihdasları ile sayısı konuları Üst Kurulun görev ve yetkisinden
çıkarılmaktadır.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Geçici madde 8’i
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Geçici madde 8 kabul
edilmiştir.
Şimdi, tasarıya
yeni bir geçici madde eklenmesine dair bir önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Genel Kurulda
görüşülmekte olan 568 sıra sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın
Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarına aşağıdaki geçici maddenin eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Orhan Ziya
Diren |
Şevket Köse |
Necla Arat |
|
|
Tokat |
Adıyaman |
İstanbul |
|
|
Tayfur Süner |
Ali Oksal |
|
|
|
Antalya |
Mersin |
|
Geçici Madde 9- 2954 sayılı kanunun Geçici 11. maddesi gereğince,
5767 sayılı kanunda öngörülen yeni teşkilat düzenlemeleri nedeniyle kaldırılan,
birleştirilen, ismi veya yapısı değiştirilen birimlerde unvanlı/unvansız olmak
üzere, görevleri sonlandırılarak Araştırmacı kadrosuna atanan; Daire Başkanı,
Başkan, Üye, Başkan Yardımcısı, Bölge Müdürü, Bölge Müdür Yardımcısı, Müdür,
Şube Müdürü, Müdür Yardımcısı, Genel Sekreter, Genel Sekreter Yardımcısı,
Savunma Sekreteri, Başuzman, Uzman (Teknik Hizmetler Sınıfı Hariç) ve Kurum
Genel Müdür Uzmanları’ndan bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihe kadar başka bir
kadroya atanmayan; Başkan, Daire Başkanı, Başuzman kadrolarındaki personel Müşavir
kadrosuna, diğer personel ise Strateji Uzmanı kadrosuna atanır.”
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ANAYASA KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ AYHAN SEFER ÜSTÜN (Sakarya) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.