DÖNEM: 23 YASAMA
YILI: 5
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 93
65’inci Birleşim
12 Şubat 2011 Cumartesi
(Bu Tutanak
Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge
ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III.
- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Pakistan
Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin
ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1409)
2.- Vietnam
Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1410)
3.- Almanya Kuzey
Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi
ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1411)
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/1030)
2.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 milletvekilinin, Tuzla’daki çevre
kirliliğinin ve etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1031)
3.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta
meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/1032)
4.- Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve çevreye
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033)
IV.-
AÇIKLAMALAR
1.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas
numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların
araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin
gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin
geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması
2.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP
Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle
işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması
gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması
3.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP
Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle
işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması
gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması
4.- İzmir Milletvekili
K.Kemal Anadol’un, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş
olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen
olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması,
önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin
konuşmasına istinaden açıklaması
5.- Yozgat
Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin
sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938
yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önerge nedeniyle açıklaması
6.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP
Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan
(10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen
olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önerge
nedeniyle yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması
7.- Yozgat
Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin
sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938
yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması
8.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin
sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938
yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması
9.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin
sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938
yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması
10.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında,
tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık
Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve
önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması
11.- Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın,
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi
sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının
Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya
katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması
12.- Samsun
Milletvekili Suat Kılıç’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında,
tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık
Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve
önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması
13.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma
Kurulu toplantısı belgesinin hazırlanması safhasında diğer grup temsilcileriyle
yapılan görüşmelere, toplantının Başkanlık makamında yapılmadığına, BDP Grubu
adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin
görüşünü tekrarlayan açıklaması
14.- Yozgat
Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri
müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında
yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin
sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması
15.- Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının
Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya
katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması
16.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç’ın, Parlamentoyu sahtekârlıkla suçlayanlara hak vermesinin talihsiz bir
konuşma olduğuna ilişkin açıklaması
17.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent
Arınç’a teşekkür ettiğine, kendisinin olmadığı, tasvip etmediği ve onay
vermediği bir konuda bir gruba, bir dayatmaya teslimiyet olan belge altına imza
vermediğine ve bunu sahtekârlık olarak ifadelendirmesinin bir isyanının
belirtisi olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
18.- Samsun
Milletvekili Suat Kılıç’ın, yükseköğrenimdeki öğrencilerin affı olarak tasarıda
yerini bulan düzenlemelerin doğru olduğuna ve parti olarak arkasında
olduklarına ilişkin açıklaması
19.- İzmir
Milletvekili K.Kemal Anadol’un, mesaiye başladığı gün içinde hiçbir partiyle
sözü edilen konuda bir pazarlığının, bir sözünün, bir beyanının ve taahhüdünün
olmadığına ilişkin açıklaması
V.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)
2.- Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin;
Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın;
Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın;
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un;
Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili
Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6
Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik
Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref
Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman
Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin;
Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili
Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit
Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili
Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın;
Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1
Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2
Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S.
Sayısı: 606)
B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Tasarılar/Teklifler
(Tekriri müzakere)
2.- Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı:
606) (17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddeleri)
VI.-
ÖNERİLER
A) Danışma Kurulu Önerileri
1.- 606 sıra
sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122,
125 ve 179’uncu maddelerinin Genel Kurulda yeniden görüşülmesine ilişkin Devlet
Bakanı Cevdet Yılmaz’ın talebinin uygun görüldüğüne ilişkin Danışma Kurulu
önerisi
2.- 606 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin, 12 Şubat 2011 Cumartesi günkü
birleşimde tamamlanması hâlinde başka işlerin görüşülmemesine; Genel Kurulun
13-14 Şubat 2011 Pazar ve Pazartesi günlerine ilişkin çalışma kararının
kaldırılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VII.-
OYLAMALAR
1.- Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri’nin oylaması
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 14.04’te açılarak sekiz oturum yaptı.
Erzincan
Milletvekili Sebahattin Karakelle, Erzincan ilinin düşman işgalinden
kurtuluşunun 93’üncü yıl dönümüne,
Isparta
Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, Isparta ilinde yerel basının sorunlarına,
Van Milletvekili
Fatma Kurtulan, Van ilinin ekonomik ve ticari sorunları ile Van-İran sınırında
2006-2010 yıllarında öldürülen vatandaşlara,
İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar.
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır, MHP Grubu olarak Erzincan ilinin düşman işgalinden
kurtuluşunun 93’üncü yıl dönümünü gönülden kutladıklarına,
Van Milletvekili
İkram Dinçer, Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın konuşmasında geçen Van-İran
sınırındaki ölümlerin hemen hemen tamamının İran tarafında olduğuna,
Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Erzincan ilinin düşman işgalinden
kurtuluşunun 93’üncü yıl dönümüne,
Batman
Milletvekili Ayla Akat Ata, Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın konuşmasında
bahsettiği Van-İran sınırında yaşanan ölümlerin üçte 2’sinin Türkiye toprakları
içerisinde gerçekleştiğine,
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının
(1/883) (S. Sayısı: 568),
3’üncü sırasında
bulunan, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve
Anayasa Komisyonları Raporlarının (1/991) (S. Sayısı: 609),
4’üncü sırasında
bulunan, Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Bir Kısım Borç ve Alacaklarının
Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun
(1/877) (S. Sayısı: 535),
5’inci sırasında
bulunan, Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/339) (S.
Sayısı: 62),
6’ncı sırasında
bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası
Arasında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının Türkiye Cumhuriyetindeki İşbirliği
ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/907) (S. Sayısı: 569),
Görüşmeleri;
2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler
hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk ve 17 Milletve-kilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin;
Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin
İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın;
Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu
ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat
Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili
Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın;
Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2
Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı:
606), dokuzuncu bölüme kadar kabul edildi; verilen aradan sonra;
Komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.
Samsun
Milletvekili Suat Kılıç’ın, İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in, iki ayrı
önerge üzerinde yaptığı konuşmada partilerine,
İstanbul
Milletvekili Mustafa Özyürek, Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, şahsına,
Trabzon
Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi:
Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, grubuna,
Kütahya
Milletvekili Hüsnü Ordu’nun, CHP Genel Başkanına,
Kütahya
Milletvekili Hüsnü Ordu, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, şahsına,
Trabzon
Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın,
şahsına,
Sataştığına
ilişkin birer konuşma yaptılar.
Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in
konuşmasında adı geçen Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ahmet Sever’in,
geçmişte TRT’ye program yaptığına, program başına kendisine ödeme yapıldığına,
bunun toplamının 15 bin lira olabileceğine, Ahmet Sever’in TRT’nin kadrolu
elemanı olmadığına ilişkin bir açıklamada bulundu.
Giresun
Milletvekili H. Hasan Sönmez, Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, konuşmasında
Hükûmetin Ordu ve Giresun illerinde yatırım yapmadığı sözlerine,
Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, kömür
işletmeciliği ve kömür yardımı üzerinde yaratılan sömürüye, bunun kamu
yönetimini ne şekilde etkilediğine dair sözlerine,
Sağlık Bakanı
Recep Akdağ, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı
resen soruşturma açabilirdi ancak hukuk dışı müdahalelere prim vererek dosyayı
sümen altı etti” sözlerine,
Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın konuşmasında
adı geçen Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu’yla ilgili iddiaların doğru
olmadığına, bu durumun Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığının yazısından
anlaşılabileceğine, yerli kömür dağıtılarak fakir fukaranın ihtiyacının
giderildiğine,
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
Alınan karar gereğince, 12 Şubat 2011 Cumartesi günü saat 13.00’te
toplanmak üzere birleşime 01.20’de son verildi.
|
Sadık YAKUT |
|
Başkan
Vekili |
|
Murat ÖZKAN Fatih
METİN Harun
TÜFEKCİ |
|
Giresun Bolu Konya |
|
Kâtip Üye Kâtip Üye Kâtip Üye |
|
Bayram ÖZÇELİK Yusuf
COŞKUN |
|
Burdur Bingöl |
|
Kâtip
Üye Kâtip
Üye |
No.: 82
II.-
GELEN KÂĞITLAR
12
Şubat 2011 Cumartesi
Raporlar
1.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Uyuşturucu
Kaçakçılığı, Organize Suçlar ve Terörizmle Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/671) (S. Sayısı: 612) (Dağıtma
tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)
2.- Türkiye
Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli
İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (1/896) (S. Sayısı: 613) (Dağıtma tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)
3.- Uluslararası
Yenilenebilir Enerji Ajansının Statüsünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/915) (S. Sayısı: 614) (Dağıtma tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)
4.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre
Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/983) (S. Sayısı: 615) (Dağıtma tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)
Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 Milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1030) (Başkanlığa geliş tarihi:
15.12.2010)
2.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 Milletvekilinin, Tuzla’daki çevre
kirliliğinin ve etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1031) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.12.2010)
3.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal ve 19 Milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta
meydana gelen olayların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/1032) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.12.2010)
4.- Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve
çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033)
(Başkanlığa geliş tarihi: 17.12.2010)
12 Şubat 2011 Cumartesi
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.03
BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
65’inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının üç tezkeresi vardır, ayrı
ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.
III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI
A)
Tezkereler
1.- Pakistan Ulusal Meclisi Başkan
Yardımcısı Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretine
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1409)
11/02/2011
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011
tarih ve 87 sayılı Kararı ile Pakistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Sayın
Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun
bulunmuştur.
Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7.
Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.
Sadık
Yakut
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Vekili
2.- Vietnam Ulusal Meclisi Başkan
Vekili ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/1410)
11/02/2011
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011
tarih ve 87 sayılı Kararı ile Vietnam Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve
üyelerinden oluşan bir heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.
Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7.
Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.
Sadık
Yakut
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Vekili
3.- Almanya Kuzey Ren Vestfalya
Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/1411)
11/02/2011
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011
tarih ve 87 sayılı Kararı ile Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı
ve üyelerinden oluşan bir heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.
Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet
Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7.
Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.
Sadık
Yakut
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
Vekili
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı
ayrı okutuyorum:
B) Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Van Milletvekili Fatma
Kurtulan ve 19 milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana
gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/1030)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Dersim Katliamının yaşandığı 1937 ve 1938 yıllarında,
ailesi katledilen ya da ailesinden zorla alınarak Türkleştirme politikaları
çerçevesinde rütbeli askerlere verildiği veya Türklerin yoğun olarak yaşadığı
illere götürüldüğü iddia edilen "Dersim'in kayıp kız çocukları"
hakkında karanlıkta kalan bütün soruların cevap bulması ve sayılarının tespit
edilmesi; resmî arşivlerin açılarak mağdur aileler ve kamuoyu ile paylaşılması
ve sayılarının açıklanması; akıbetlerinin ne olduğunun bilinebilmesi ve hayatta
olanların bulunması için TBMM İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğinde
Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.
1) Fatma Kurtulan (Van)
2) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
3) Gültan Kışanak (Diyarbakır)
4) Ayla Akat Ata (Batman)
5) Bengi Yıldız (Batman)
6) Akın Birdal (Diyarbakır)
7) Emine Ayna (Mardin)
8) Hasip Kaplan (Şırnak)
9) Hamit Geylani (Hakkâri)
10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
11) M. Nuri Yaman (Muş)
12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)
14) Osman Özçelik (Siirt)
15) Özdal Üçer (Van)
16) Pervin Buldan (Iğdır)
17) Sehabat Tuncel (İstanbul)
18) Sevahir Bayındır (Şırnak)
19) Sırrı Sakık (Muş)
20) Şerafettin Halis (Tunceli)
Gerekçe:
Dersim Katliamı, üzerinden 73 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ bir
devlet sırrı olarak kalmıştır. Ancak katliamın boyutları, bölge halkının
iddiaları ve o dönem devletin Dersim’e özgü çıkarmış olduğu kanunların
içeriğinden anlaşılmaktadır. Katliamın tanıklarının ifadeleri ve ulaşılan
belgeler yalnızca Türkiye Cumhuriyeti tarihinde değil, dünya tarihinde bile
benzerine az rastlanır bir katliamın yapıldığını ortaya koymaktadır. Bütün
iddialar karşısında ise devletin arşivleri hâlâ açmamış olması, katliamın gizlenen
boyutunun daha da ürkütücü olduğunu düşündürmektedir.
O dönem, Dersim Bölgesi hakkında devlet yetkililerinin
hazırladıkları raporlarda yer alan hususlar kapsamında, bölgeye yönelik bir
katliam hazırlığı yapılmış; 25 Aralık 1935 tarihli 2884 sayılı Tunceli
Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun kapsamında, yalnızca o vilayete özgü bir
yönetim yapısı oluşturulmuştur.
Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte üzerinde özel bir politika ile
durulan Dersim Bölgesi'nde 1937 ve 1938 yıllarında tedip ve tenkil gerçekleştirilmiştir.
Düzenlenen askerî harekâtla, insanlar katliamdan geçirilmiş, cesetler yığılarak
ateşe verilmiş; mağaralara saklanan kadın, çocuk ve yaşlılar kıyımdan
geçirilmiştir. Dersim bu askerî harekât sonrası âdeta insansızlaştırılmıştır.
Yaşanan olaylarla ilgili diğer bir iddia ise ailelerini kaybeden
ya da ailesinden zorla alınan kız çocuklarının zorla rütbeli askerlere ve kimi
ailelere verilmek üzere Dersim'den götürüldüğüdür. Bu durum ise resmî
politikalar çerçevesinde Dersim'de uygulanan baskı ve kırım politikalarının
başka bir boyutunu ortaya çıkarmış ve günümüzde çözüm bekleyen bir sorun
niteliğinde ortada durmaktadır.
“Çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi”
olarak özetlenebilecek bu uygulama Türkleştirme politikalarının en açık
örneklerinden birini oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun
Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde söz konusu husus
“soykırım” olarak tanımlanmıştır.
İsmet İnönü, Dersim hakkında açıkladığı Islahat
Programı'nda, Dersim'in tamamen boşaltılması, Bakanlar Kurulunun izni olmadan
yerleşim olmayacağı ve “Türklerin yoğun olduğu yerlerde kız ve erkek yatılı
okulları açılarak Dersim'de beş yaşını doldurmuş kız ve erkek çocukların
okutulup büyütülmesi, bunların kendi aralarında evlendirilerek, kendi ana ve
babalarından kalan mallar ve mülklerin içinde birer Türk yuvası haline
getirilmesi” gibi önlemler yer almaktaydı.
Bu öneriler birer birer hayata geçirilmiş, Dersimli kız çocukları,
bu politikalar çerçevesinde ailelerinden alınmıştır. Sonradan bazıları bulunmuş
olunsa da sayıları belli olmayan “kayıp kız çocuklarının akıbetlerinin” ne
olduğu, şimdi nerede yaşadıkları ve kaçının hayatta olduğuna dair bilgi
bulunmamaktadır. Konuya ilişkin o dönemdeki resmi veriler, devlet arşivlerinde
hâlâ saklı tutulduğu için kamuoyu tarafından öğrenilememiştir.
Bugün hâlâ “kayıp kız
çocuklarını” arayan onlarca Dersimli aile vardır. Bazı ailelerin ya da
Dersim’den o dönem götürülen kız çocuklarının kendi çabaları sonuç vermişse de
çoğu aile ellerinde herhangi bir bilgi olmadığı için çocuklarını bir daha
görememiştir.
Ailelerine kavuşmuş kız çocuklarının iddialarına göre, alınan kız
çocukları genelde asker ailelerine verilmiş olduğu için, tanımadıkları bir
ailenin nüfusuna kaydedilmiştir. Bazı iddialara göre ise söz konusu kız
çocuklarının nüfus kaydı bile bulunmamaktadır.
Katliamın üzerinden neredeyse bir asır geçmiş ancak devlet o dönem
mağdur edilmiş ve hâlâ hayatta olan vatandaşlarımız karşısındaki sorumluluğunu
yerine getirmemiştir. Devletin söz konusu durum karşısındaki
sorumluluğunu yerine getirmesi için yapılacakların tespiti; arşivlerin açılarak
o dönem Dersim Bölgesi’nden kaç kız çocuğunun başka ailelere verildiği ve
nerelere gönderildiği, kaçının hâlâ hayatta olduğu ve başkaca cevap bekleyen
soruların yanıt bulması, o dönem yaşananların kamuoyu ve kayıp kız çocuklarının
aileleri ya da yakınları ile paylaşılması için bir meclis araştırması
açılmasını gerekli bulmaktayız.
2.- İstanbul Milletvekili Ayşe
Jale Ağırbaş ve 22 milletvekilinin, Tuzla’daki çevre kirliliğinin ve
etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1031)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sanayileşmeyle beraber dünyada çevre kirliliği önemli ölçüde
artmıştır. Çevrede onarılması güç tahribatlara yol açan kirliliğin giderek
artmasının önlenmesinde ve bunun yol açtığı sorunların giderilmesinde ülkeler çaresiz
kalmaktadırlar. Kirlenmeye neden olan ve doğanın dengesini
bozan atıkların etkisinin, hava ve su akışkan ortam olduğu için, çok geniş
alanlarda hissedilebilmesi ve bir sanayi tesisinin bacasından çıkan asit
gazlarının stratosferde hareketle yüzlerce kilometre uzaklarda bir tarımsal
üretim alanını asit yağmuru altına alarak zarar verebilecek niteliğe sahip
olması, ülkeleri bağlayıcı çözümler aramaya sevk etmiştir. Bu çerçevede,
herhangi bir suistimale fırsat vermeyecek şekilde ve caydırıcılığı yüksek
cezalarla, çevrenin korunmasına ilişkin tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Bu
konudaki hassasiyet en üst noktaya taşınmıştır.
Ülkemizde sanayileşmenin en yoğun olarak gerçekleştiği kentlerin
başında İstanbul gelmektedir. İstanbul'da 12 bin, kayıtsızlarla beraber 30 bin
sanayi tesisi bulunduğu ve bunların 1-2 milyon ton tehlikeli atık ürettiği
resmi makamlarca ortaya konulmaktadır. Harem'den başlayıp Sakarya iline kadar
devam eden sanayi tesislerinin önemli bir kısmı, Tuzla ilçe sınırları
içerisinde bulunmaktadır. Bu sebeple Tuzla, çevre kirliliğinden en çok
etkilenen yerlerden biridir. Tuzla'da yıllardan beri görülen kirlilik, ilçede
ikamet edenlerin ve İstanbulluların yıllardır tepkilerine neden olmaktadır.
Sivil toplum kuruluşlarının ve Tuzla Belediyesi'nin bir danışmanlık firmasına
hazırlattığı raporlarda da kirliliğin ulaştığı boyut göz önüne serilmesine
rağmen, bugüne kadar yetkililer tarafından kirliliğin giderilmesi amacıyla
herhangi bir ciddi adım atılmamıştır. Kirliliğin üst seviyede seyrettiği ilçede,
kirliliğe neden olanlar ile önlemini almakla yükümlü olan makam ve merciler
tarafından bu durum bilinmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınması aşamasında
bir ihmal göze çarpmaktadır. İstanbulluları ve Tuzlalıları isyan noktasına
getiren kirliliğin önlenmesi amacıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bağlı
kuruluşu olan İSKİ'nin evsel atıkların arıtılması amacıyla hizmete soktuğu
arıtma tesislerine, sanayi atıkları da arıtılmak üzere gönderilmeye
başlanmıştır. Evsel atıkların arıtılması için kurulan arıtma tesisi, sanayi
atıklarının arıtılmasında yetersiz kalmış ve kurulma amacına hizmet edemez hale
gelmiştir. Diğer taraftan, Tuzla'daki sanayi tesislerinin arıtma sistemlerini
denetlemekle görevli kurum, eleman ve ekipman
yetersizliği nedeniyle, denetim işlevini etkili olarak yerine getiremediği,
bazı fabrikaların krom, sülfür, boya ve ağır metal içeren atık suları arıtmadan
Umur Deresi'ne deşarj edildiğinin gözlemlendiği yönünde raporlar mevcuttur.
İhmallerin yol açtığı kirlilik ile Tuzla'da geniş alana yayılan
sanayi atıklarının kokusu halkı tedirgin etmektedir. Tuzla halkı soluduğu
zehirli hava nedeniyle kanser tehdidi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Tuzla'da
ikamet edenlerle beraber, Tuzla'daki sanayi tesislerinin sahiplerini ve
çalışanlarını da tehdit eden durumun vahameti uzmanlar tarafından çeşitli
platformlarda ifade edilmektedir. Özellikle arıtılmadan çevreye deşarj edilen
sanayi atıklarının, yer altı sularına ve denizlere doğrudan karışması, sadece
Tuzlalıların değil, İstanbul'un bütününün de bu tehlikeyle karşı karşıya
olduğunun en belirgin kanıtıdır.
Tuzla'da kirlilik artarak devam etmekteyken, toprak altında
zehirli variller bulunduğuna dair güçlü iddialar ve kanılarda mevcuttur. Bu
iddiaların araştırılması gerekmektedir. Tuzla'da geniş çaplı bir araştırma
yapılmalı, yer altında hâlâ durduğu iddia edilen variller ortaya
çıkarılmalıdır. Zehirli varillerin sahipleri bulunarak, bu işte parmağı olan,
görevini, sorumluluğunu yerine getirmeyen makam ve merciler ile bugüne kadar
görevini yapmayan ilgili kamu kuruluşları yöneticileri en ağır cezalara
çarptırılmalıdırlar.
Uzun yılardır devam eden, kronikleşen bir hâl alan Tuzla'daki
kirliliğin ne zaman son bulacağına ve yer altında olduğu iddia edilen zehirli
varillere ilişkin ilgili kamu kurum ve kuruluşları bugüne kadar Tuzla
sakinlerini tatmin edecek yeterlilikte bir açıklama ve çalışma yapmamışlardır.
İstanbul İli Tuzla İlçesindeki kirliliğin sebepleri, yer
altında zehirli varillerin bulunup bulunmadığı, halkın hastalıklarının bunlarla
bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, işletmelerin ve bu konuda görevli kamu
kurumlarının sorumluluklarının gereğini yapıp yapmadıklarının tespit edilmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü
ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif
ederiz.
1) Ayşe Jale Ağırbaş (İstanbul)
2) Süleyman Yağız (İstanbul)
3) Hasan Erçelebi (Denizli)
4) Osman Kaptan (Antalya)
5) Bayram Ali Meral (İstanbul)
6) Hasan Macit (İstanbul)
7) Ahmet Ersin (İzmir)
8) Hulusi Güvel (Adana)
9) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)
10) Atila Emek (Antalya)
11) Ergün Aydoğan (Balıkesir)
12) Abdurrezzak Erten (İzmir)
13) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
14) Tekin Bingöl (Ankara)
15) Hüseyin Pazarcı (Balıkesir)
16) Ali Koçal (Zonguldak)
17) Hüseyin Ünsal (Amasya)
18) Şevket Köse (Adıyaman)
19) Orhan Ziya Diren (Tokat)
20) Mehmet Fatih Atay (Aydın)
21) Tayfur Süner (Antalya)
22) Hüseyin Mert (İstanbul)
23) Mustafa Vural (Adana)
3.- Diyarbakır Milletvekili Akın
Birdal ve 19 milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların
araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1032)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na
19-24 Aralık 1978 yılında yaşanan Maraş katliamını kimlerin
planladığı ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak niye Alevi
yurttaşlarımızın seçildiği, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar gördüğü ve
sonrasında kaç kişinin Maraş'ı terk ettiğini araştırmak üzere Anayasanın
98'nci, İçtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması
açılmasını dilerim. 16.12.2010
1) Akın Birdal (Diyarbakır)
2) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
3) Gültan Kışanak (Diyarbakır)
4) Ayla Akat Ata (Batman)
5) Bengi Yıldız (Batman)
6) Emine Ayna (Mardin)
7) Fatma Kurtulan (Van)
8) Hasip Kaplan (Şırnak)
9) Hamit Geylani (Hakkâri)
10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
11) M. Nuri Yaman (Muş)
12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)
14) Osman Özçelik (Siirt)
15) Özdal Üçer (Van)
16) Pervin Buldan (Iğdır)
17) Sebahat Tuncel (İstanbul)
18) Sevahir Bayındır (Şırnak)
19) Sırrı Sakık (Muş)
20) Şerafettin Halis (Tunceli)
Gerekçe:
19-24 Aralık 1978 yılında gerçekleşen Maraş katliamı toplumsal
tarihimizin aydınlatılamamış olaylarından biridir.
19 Aralık 1978'de Çiçek sinemasına bomba atılması ile başlayan
saldırı 24 Aralık tarihine kadar sürmüştür. Daha sonra Çiçek sinemasına atılan bombanın
provokasyon olduğu ortaya çıkmıştır.
"Kanımız aksa da zafer İslamın", "Müslüman
Türkiye" sloganları ile Cumhuriyet Halk Partisi il merkezi, PTT ve Tüm
Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binaları saldırıya uğramış
kullanılamayacak duruma gelmiştir.
Daha sonra Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi'nde
bir kıraathane bombalandı. Bombalama sonucu kahvehanede bulunan bir Alevi
dedesi yaşamını yitirdi. 21 Aralık günü Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı
iki sol görüşlü öğretmen silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitirdi.
Öğretmenlerin cenaze namazı engellendi. "Camilere komünistlerin
saldırdığı" haberleri yayılmaya başlamasıyla saldırılar Alevilerin yoğun
yaşadığı mahallelere yönelmiştir. Bu mahallelerde 2 gün boyunca evlere girildi,
yaşlı, çocuk, hamile demeden 100 den fazla kişi hunharca katledildi.
Mahallelere yapılan saldırılar sırasında polis ya da askeri güçler
saldırganları önleme çabasında olmadılar.
Olaylar 24 Aralık günü Kayseri'den gelen askeri birliklerin
müdahalesi ile ancak yatıştırılabildi.
26 Aralık 1978 tarihinde bu saldırılar konu edilerek İstanbul,
Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep,
Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere, toplam 13 ilde sıkıyönetim ilan
edildi. Daha sonra bu illerin sayısı arttırıldı. Böylelikle 12 Eylül 1980
darbesinin ilk adımları da atılmış oldu.
Saldırılar sonucunda resmi verilere göre 105 kişi öldü, 176 kişi
yaralandı, 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi. Resmi olmayan beyanlara göre ise
ölü sayısı 500'e yakındır.
Katliam sonrası Alevilerin büyük çoğunluğu işlerini, evlerini
bırakarak, adeta kaçarak kentten göç etti.
Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar
sürmüş, çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında
dava açılmıştır. Sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de
1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. İdam ve müebbet hapis
cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim uygulanmış ve cezaları
azaltılmıştır. Sıkı yönetim mahkemesinin kararı
Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları
uygulanmamıştır.
Ceza alanların cezaları da 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele
Yasası nedeniyle ertelenmiş daha sonra da serbest bırakılmışlardır.
Ancak buna karşın katliamın perde arkası aydınlatılamamıştır.
Örneğin şehirde birden bire sayıları artan milli piyango satıcılarının kim
oldukları, bir ABD elçilik görevlisinin katliamın hemen öncesinde bölgede hangi
amaçla bulunduğu gibi soruların yanıtı hâlâ verilmemiştir. Toplumsal vicdanda
yaygın olan kanı katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılmak istenmediği,
saklandığı ve korunduğu yönündedir. Bu katliamın gerçek faillerinin ortaya
çıkarılmasının pek çok karanlık olayı çözeceği yönünde ise toplumda ortak bir
kanı vardır.
Katliamı yaşamış, yakınları gözlerinin önünde katledilmiş Alevi
yurttaşlar hâlâ bu travmayı yaşamaktadır. 32 yıldan
beri ilk defa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından katliamda yaşamını
yitirenler için 19 Aralık 2010 tarihinde Maraş'ta düzenlenecek olan anma
etkinliği toplumsal barışın sağlanması ve yaşanan travmanın
azaltılması için büyük önem taşımaktadır. TBMM'nin de kardeşliğin, barışın
sağlanması, acıların azaltılması için üstüne düşeni yapması gerekmektedir.
Bu nedenle 19-24 Aralık 1978 yılında yaşanan Maraş katliamını
kimlerin planladığı ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak niye
Alevi yurttaşlarımızın seçildiği, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar
gördüğü ve sonrasında kaç kişinin Maraş'ı terk ettiğini araştırmak üzere bir
Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.
4.- Barış ve Demokrasi Partisi
Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve çevreye etkilerinin
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Baz istasyonlarının yaygınlığı, uzun vadede çevre ve insan sağlığı
üzerindeki etkilerinin araştırılması ve bu sorunların çözümüne ilişkin yolların
tespiti için Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca
bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
Ayla
Akat Ata
BDP
Grup Başkan Vekili
Gerekçe:
Teknoloji, eskiçağlardan başlayıp günümüze kadar gelen, insanların
yaşam şartlarını kolaylaştırmayı amaçlayan her türlü araç ve gerecin yapımını
kapsayan bilgi türü olarak nitelendirilmektedir. Teknoloji ürünlerinin
neredeyse tamamı elektrikle çalışmakta, elektrikle çalışan her aletin bir
elektromanyetik alan oluşturduğu da bilinmektedir. Elektromanyetik alanların
insan sağlığı üzerindeki etkileri, yeni teknolojilerin günlük yaşamda daha
yoğun biçimde kullanılması sonucunda giderek artmaktadır.
Bu zararların en somut ortaya çıktığı konulardan biri ise, cep
telefonlarını konuşulabilir kılan baz istasyonlarıdır.
Baz istasyonlarından kaynaklanan elektromanyetik dalgaların insan sağlığına
olumsuz etki yapıp yapmadığı tartışmaları ise bilim dünyasında hâlen yoğun bir
şekilde devam etmektedir. Resmi kurumlar tarafından yapılan, baz
istasyonlarının insan sağlığına zararlı etkisinin kesin olarak kanıtlanmadığı
yönündeki açıklamalara karşın, alanlarında uzman başta ilgili üniversitelerin
araştırma bölümleri, çeşitli mesleki kuruluşlar ve çevre örgütleri, kurumun
tersine baz istasyonlarının insan sağlığına yönelik ciddi tehlikeler
oluşturacağına dikkat çekilmektedir.
Baz istasyonları tarafından yayılan mikrodalgaların dokulara
yönelik iki temel etkisi bulunduğu belirtilmektedir. Mikrodalgaların dokuları
ısıttığı, hücrelerin kimyasını bozduğu yönünde görüşler bulunmaktadır.
Mikrodalgaların özellikle ikinci etkisinin yani hücrelerin kimyasını bozarak
oluşturduğu etkinin ise insan sağlığı açısından daha önem taşıdığı ifade edilmektedir.
Yapılan araştırmalarda hücrelerin kimyasal etkiye maruz kalması ile hücrelerde
büyük moleküllerin deforme oluşu, hücre zarlarının birbirine yapışması, hücre
zarlarında delikler açılması, sinir zarlarının bozuluşu, hücre enzimlerinde
bozulmalar, DNA tahribi gibi sonuçların meydana gelebileceği saptanmıştır.
İnsan sağlığına zararlı olup olmadığı tartışılan baz istasyonlarının özellikle büyük şehirlerde yaşayan
insanları etkilediği, yine son dönemde baz istasyonlarına hızla yenilerinin
eklenmesi ve aynı yere birden fazla baz istasyonu anteni yerleştirilmesi de bu
endişeleri daha da arttırmaktadır.
Bu kapsamda baz istasyonlarının
yaygınlığı, uzun vadede çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin
araştırılması ve bu sorunların çözümüne ilişkin yolların tespiti için
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
Araştırması açılmasını arz ederiz.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler gündemde yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp
açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile…”
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bir açıklamam var
yerimden, eğer müsaade ederseniz.
BAŞKAN – Görmedim Sayın Şandır.
Buyurun.
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938
yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği,
bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan
çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
biraz önce “Başkanlığın Sunuşları” kapsamında Barış ve Demokrasi Partisi
milletvekillerinin verdiği bir araştırma komisyonu kurulması önergesinin
gerekçesi asla kabul edilemez, bu Mecliste işleme alınması bütünüyle Türkiye
Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine hakaret anlamı taşıyacaktır. Verilen önergede, 1937 ve 1938 yıllarında, kendi ifadeleriyle
“Dersim bölgesinde” özel bir politikayla yaşanan tedip ve tenkil işlemiyle
insanların katliamdan geçirildiğini, cesetlerin yığılarak ateşe verildiğini,
mağaralara saklanan kadın, çocuk ve yaşlıların kıyımdan geçirildiğini,
Dersim’in bu askerî harekât sonrası âdeta boşaltıldığını iddia etmekteler ve
ailesinden zorla alınan kız çocuklarının zorla rütbeli askerlere ve kimi
ailelere verilmek üzere Dersim’den götürüldüğünü ifade ederek bunun bir resmî
politika olduğunu, bu politikanın da Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun
Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde söz konusu olan
soykırım olarak tanımlandığını, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin
soykırım yaptığını iddia etmekteler. Böyle bir iddiayı bu millî Meclisin
çatısı altında okumak, işleme almak asla mümkün değil, asla kabul edilemez.
Bunu, Başkanlık Divanının bu duyarlılığını bekliyorum ve Milliyetçi Hareket
Partisi olarak böyle bir önergeyi asla kabul edemeyeceğimizi, böyle bir işlemi
başlatmanızı da asla doğru bulmayacağımızı ifade ediyorum. Bu önerge geri
çekilmeli ve tutanaklardan çıkartılmalıdır.
Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Başkan…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Halis.
2.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP
Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle
işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması
gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkanım, değerli
milletvekilleri; verilmiş olan önerge, her şeyden önce, 1935’te çıkarılan
Dersim’e özgü, özel Tunceli Kanunu’na ve bunun ötesinde 4 Mayıs 1937 tarihinde
alınmış Bakanlar Kurulu kararına binaen yapılmış, Dersim’deki faaliyetlerin
sonucunda yaşanmış katliam üzerine verildi.
Şimdi, burada resmî kayıtlar var, resmî belgeler var, Bakanlar
Kurulu kararı var. Eğer gerçekten bu konuda, yaşayan
tanıkların yaşanmış olayı anlatmaları kabul edilmiyorsa -ki yaşanmış vahşet
dünya kamuoyunun bilgisi dâhilindedir- burada biz, devlet arşivlerinin
açılmasını isteyerek kaç insan öldürüldü, neden öldürüldü, ha, böyle bir şey
yoksa devlet arşivlerinin mutlaka açılarak bu konunun mutlaka aydınlığa
kavuşturulması gerektiğini söyledik ve ben ailesinden 24 kişiyi kaybetmiş bir
mağdur olarak ve yine 70 binden fazla insanı katledilmiş bir coğrafyanın
temsilcisi olarak bu önergeyi verdim ve gerçekten bu konuda bir itiraz varsa
hemfikir olunarak bu Parlamentoda mutlaka döneme ait arşivlerin açılması
gerekmektedir, çok önemlidir diye düşünüyoruz.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Kaplan…
3.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP
Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle
işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması
gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, biliyorsunuz, İç Tüzük’e
göre verilen araştırma önergelerinin amacı, sorunları tespit etmek, nedenlerini
anlamak ve ona uygun çözüm yollarını bulmaktır. Bu açıdan baktığımız zaman
cumhuriyet tarihinde maalesef örfi idarelerle, istiklal mahkemeleriyle yaşanan
çok karanlık sayfalar vardır. Örneğin, 60 ihtilaliyle Menderes’in asılması, 12
Mart ihtilalinden günümüze kadar… Yani, Türkiye 74 milyon ve geldiğimiz 21’inci
yüzyılda, kendi parlamentosunda yüzleşebilmeli tarihiyle, gerçekleri
konuşabilmeli ve kamuoyuna aydınlık bir fotoğraf verebilmelidir.
Usulüne uygun olarak, araştırma önergesi bir grup önergesi olarak
verildi. Meclis Başkanlık Divanı, Kanunlar Dairesinin denetiminden geçti.
Kanunlar Dairesinin denetiminden geçtikten sonra da Meclis Başkanlığı sunuşu
olarak geldi ve Sayın Divanınız da bunu Genel Kurula sunmuştur. Zamanı gelince
tartışması ve gündemi yapılacaktır. Eğer farklı grupların farklı görüş ve
itirazları varsa yeri ve zamanı geldiğinde bunu açıklamaları mümkündür ama
külliyen bir şeyi yok saymak, inkâr etmek, yaşanmamış arz etmek ve resmî
kayıtlardaki, belgelerdeki verilere rağmen bunu yok saymak, kabul edilebilir
bir durum değildir. Demokratik ülkelerde, toplumlarda, parlamentolarda, böyle
bir yaklaşım tarzını kabul edilemez buluyoruz. Türkiye kamuoyunda bu konu
“Dersim katliamı” olarak son derece tartışılmaktadır. Eğer takriri sükûnlar,
sürgünler utanç sayfasıysa bu utanç sayfalarıyla yüzleşmemiz gerektiğini
düşünüyoruz. Bu, Türkiye halkına kaybettirmez, bilakis birliğini, demokrasisini
daha da güçlendirecektir diye düşünüyoruz.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Anadol, buyurun.
4.- İzmir
Milletvekili K.Kemal Anadol’un, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP
Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle
işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması
gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Fazla uzatmaya niyetim yok, iş Parlamento kürsüsüne gelirse
diyeceklerimizi orada söyleriz. Ancak, meydana geldiği iddia edilen olaylar…
Tarih itibarıyla “soykırım” kavramı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş
Milletler tarafından tarif edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya
çıkan uluslararası soykırım kavramını çok daha öncelere döndürerek Türkiye
Cumhuriyeti’ni soykırımla suçlamak, iyi niyetli bir olay değildir ve hukuken
yanlıştır. Özünü tartışmıyorum, gündeme gelirse söyleyeceklerimizi söyleriz.
Ama Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırım suçunu işlemekle suçlamak, bu doğru bir
olay değildir, hukuken yanlıştır, siyaseten de yanlıştır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Sayın Anadol, teşekkür ediyorum.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – İyi dinleseydiniz öyle bir kavram
olmadığını anlardınız.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Neyi anlardık?
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Keşke iyi dinleseydiniz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ne yazıyor?
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge Kanunlar tarafından ve
Meclis Başkanlığı tarafından değerlendirilerek gündeme getirilmiştir. Kaldı ki
önergedeki konular tamamen, sadece ve sadece iddiadan ibarettir. Tabii ki,
sizin de açıklamalarınızda belirttiğiniz gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin
soykırımı kabul etmesi ve bu iddialarla gündemini oluşturması söz konusu
değildir ama iddiaların da açıklığa kavuşması için Meclis Başkanlığının
gönderdiği konuların tartışılması gerektiği düşüncesindeyim.
Teşekkür ediyorum.
Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1’inci sırada yer alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın
Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm;
Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa komisyonları raporlarının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri
1.- Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları
(1/883) (S. Sayısı: 568)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
2’nci sırada yer alan, Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki 59 kanun teklifi ve Sanayi, Ticaret,
Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe komisyonları
raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit
Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17
Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili
Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili
Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin;
İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili
Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin;
Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin
ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili
Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin;
Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul
Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın;
Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili
Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi
Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın;
Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in;
Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman
Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili
Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin;
Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir
Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi
Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih
Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin;
Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki
Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Dünkü birleşimde tasarının sekizinci bölümünde yer alan maddelerin
oylamaları tamamlanmıştı.
Şimdi dokuzuncu bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Dokuzuncu bölüm, geçici 1 ila 10’uncu maddeler dâhil olmak üzere,
208 ila 224’üncü maddeleri kapsamaktadır.
Dokuzuncu bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu.
CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan,
çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, tabii, bu yasanın son bölümüne geldik.
Ben hepinizin vicdanlarına bir madde okuyacağım. Geçti, bu yasanın 74’üncü
maddesiydi. 74’üncü madde Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili bir madde ve bir iş
yerinde son altı ay ortalamasından sonra işe her alınan kişinin sosyal güvenlik
işveren primini İşsizlik Sigortası Fonu’ndan devlet ödeyecek.
Güzel, yani istihdamı teşvik etmek için, istihdamın artması için,
ekmek vermek için, ben bunlara saygı duyuyorum…
RECAİ BERBER (Manisa) – Neresi yanlış bunun?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – …ama ben yıllardır işimi
yapıyorum, hep direnmişim -krizlere karşı direnmişim- belli bir istikrarım var.
Diyarbakır’ın Ergani’sinde bir un fabrikam var, 50 kişi çalıştırıyorum, hep
direndim. Yanıma gelen bir un fabrikasının, yeni açılırsa, yeni alacağı 50
kişinin hepsinin primini devlet verecek, ben gariban, yıllarca orada çalışıp
hizmet eden ben gariban -ilave işçi alamıyorum, kapasitem bu kadar- yıllarca 50
kişiye ekmek vermişim, bir kuruş para alamayacağım.
Arkadaşlar, bu, eşitlik ilkesine aykırı. Ben şunu söylüyorum:
Kesinlikle, istihdam için her şeyi yapalım, buna karşı değilim ama eşit olun,
adil olun, dürüst, namuslu…
RECAİ BERBER (Manisa) – Bundan yararlanmak için yeni yatırım
yapacaksın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yok böyle bir şey Recai Bey,
yok böyle bir şey! Ben eğer ilave işçi alamıyorsam…
RECAİ BERBER (Manisa) – Yeni yatırım yapacaksın.
(x) 606 S. Sayılı Basmayazı 26/01/2011 tarihli 53’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yeni yatırım yapamıyorum. Ben
yıllarca oranın bekçiliğini yapıyorum, yıllarca oranın bekçiliğini yapmışım.
Beni cezalandıramazsınız. 1 kilo unda 50 kişi… Yanlışınız burada, beni
cezalandırıyorsunuz. Yıllarca orada üretim yapmışım, yıllarca oranın
bekçiliğini yapıyorum, yıllarca orada 50 kişiye ekmek veriyorum, ben bir tek
şeyden yararlanamıyorum ama yanıma gelen yeni bir un fabrikası 50 kişinin
sigorta primini devletten alacak.
Arkadaşlar, burada haksızlık var. Ben vermeyelim demiyorum -altını
bir daha çiziyorum- ama bana da verin. Ben de ekmek veriyorsam, yıllarca 50
kişiye ekmek vermişsem beni de bu haksızlığa uğratmayın.
Teşvikte geçtiğimiz dönem hep yanlış yaptınız, bu kürsülerden hep
söyledim. Hâlâ, Türkiye'nin teşvik sistemi yanlıştır. Siz, Hakkâri ile
Trabzon’u, Hakkâri ile Malatya’yı aynı kefeye dördüncü bölge olarak koyarsanız,
haksızlık yapıyorsunuz. Böyle bir şey olmaz. Bir kere bunu hâlâ -dememize
rağmen- gözden geçirmiyorsunuz. Siz Antalya ile Isparta’yı, Antalya ile
Burdur’u aynı kefeye koyarsanız, Adıyaman’la Gaziantep’i aynı teşvik bölgesi
ilan ederseniz haksızlık yapıyorsunuz.
Arkadaşlar, ben yıllarca krize göğüs gereceğim, yıllarca insan
çalıştıracağım, yıllarca 100 tane adama ekmek vereceğim ama yanıma gelen yeni
bir fabrika aynı işi yapıyorsa veya aynı işi yapmıyorsa da 100 tane adam ben
çalıştırıyorum, 100 de o çalıştırıyor… Düşünün arkadaşlar ya, böyle bir haksız
rekabet olmaz. Bu bir haksız rekabettir. Neden? Bana niye vermiyorsunuz? Beni
de ödüllendirin, ben yıllarca çalıştırmışım, ben yıllarca ekmek vermişim bu
insanlara. Hem de arkadaşlar, biliyor musunuz kaç ay? Bazıları için kırk sekiz
aya kadar gidiyor, kırk sekiz aya kadar. Bazı işçiler için otuz altı ay,
bazıları için eğer mesleki bir belgen varsa kırk sekiz ay.
Arkadaşlar, bunu değiştirin. Yeni istihdam yaratın, yeni istihdam
yaratacak her türlü teşviki verelim ama yıllarca istihdam yaratan, yıllarca
üreten insanlara haksızlık yapıyorsunuz. Bir kilo iplikte,
bir kilo unda, lütfen hesaplayın arkadaşlar ya, lütfen hesaplar mısınız,
hesaplar mısınız… Yani eskilere, ekmek verenlere ceza mı veriyorsunuz?
Amacınız bu mu, amacınız bu mu?
RECAİ BERBER (Manisa) – Yenileri teşvik ediyoruz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yenileri teşvik… Hayret bir şeysiniz
ya, ben teşvik etmeyin demiyorum. Eskiler nerede? O benim vatandaşım değil mi?
Ben, İşsizlik Sigorta Fonu’na eski bir işveren olarak katkı yapmıyor muyum?
Benim hakkımı niye yiyorsunuz, benim hakkımı niye yiyorsunuz? Benim hakkımdan
alıp hiç daha bir şey veremeyen insana niye veriyorsunuz? Önce bana
vereceksiniz… Önce bana vereceksiniz…
RECAİ BERBER (Manisa) – Hepsine aynı verdiğiniz zaman nasıl teşvik
olacak?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – O İşsizlik Sigorta Fonu’na ben
destek vermişim.
RECAİ BERBER (Manisa) – Bir formül söyle!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Benim hakkımı, hiç daha destek
vermeyen bir insana veremezsiniz.
RECAİ BERBER (Manisa) – Nasıl olacak?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, ben, hepinizin
vicdanına sunuyorum…
RECAİ BERBER (Manisa) – Hayır, eskilere de aynısını verince bu
sefer yenisi nasıl olacak?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hepinizin vicdanına sunuyorum.
Kim üretiyorsa, kim istihdam yaratıyorsa teşvik etmeyin demiyorum.
RECAİ BERBER (Manisa) – Nasıl bir teşvik verelim?
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Size göre teşvik politikası nasıl
olmalı, bir söyle bakalım?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Halil Bey, Halil Bey, gelir
konuşursun burada, tamam mı? Halil Bey, çok biliyorsan gelir burada konuşursun,
gelir burada konuşursun! Teşvik politikası nasıl olmalı? Gel, o dersi de sana
veririm, o dersi de sana veririm. Eğer öğrenmek istiyorsan o dersi veririm
sana.
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Ben, ders almam, ders veririm!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Soruyorsun bana: “Size göre
nasıl olmalıdır?” Ben, o dersi size veririm. Ben, çok iyi biliyorum bu konuyu.
Ben çünkü o esnafın içinden geliyorum, o esnafı çok iyi biliyorum.
ALİ GÜNER (Iğdır) – Şöyle olur, böyle olur derseniz daha iyi olur.
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Kırıcı oluyorsunuz…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ama hayır, ben size söylüyorum,
bana oradan laf atıyor. Diyorum ki arkadaşlar, yıllarca 100 kişi çalıştırıyor.
Bak, yine söylüyorum, bir daha dikkatlerinize sunuyorum, ilave kapasitem yok,
hep çalıştırıyorum, yanıma gelen birisi 100 kişi çalıştıracak, onun tüm
işçilerinin işveren sigorta primini benim verdiğim, yıllarca verdiğim, İşsizlik
Sigorta Fonu’na destek olduğum oradan vereceksiniz, bana hiçbir şey. Bu
haksızlık diyorum arkadaşlar ya, haksızlık…
Evet, kim istihdam yaratıyorsa, kim istihdam yaratıyorsa, kim
istihdam yaratıyorsa, herkese adil verin, destek olun; “Destek olmayın.”
demiyorum.
RECAİ BERBER (Manisa) – Yeni kurulanı nasıl teşvik etmiş
olacaksınız, onu söyler misiniz?
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, haksızlık
yapıyorsunuz eskilere, bu ülkeye yıllarca hizmet eden insanları bir anda yok
sayıyorsunuz. Haksız rekabet yaratıyorsunuz.
Bir tekstil firması düşünün. Denizli’de yıllarca çalışıyor bu adam,
ihracat yapıyor, üretiyor, 500 işçi çalıştırıyor. Yeni istihdam olanağı yok,
kapasitesi dolu, 1 kişi alamıyor. Yıllarca 500 kişiye ekmek vermiş, Mehmet Bey.
Yanına gelecek birisi, yeni yatırım yapmış, 500 kişi çalıştıracak, 500 tane
işçinin tüm primini devlet ödeyecek. Eğer siz “Bu haksızlık değil.” diyorsanız
hepinizin vicdanlarına sunuyorum.
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – 5 puan düşürdük bakın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Hepinizin vicdanlarına
sunuyorum.” diyorum.
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Sigorta primini 5 puan düşürdük.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben anlamam. Aynı şeyi yeni
girene de yapıyorsunuz. Benim yıllarca verdiğim emeğime, yıllarca yaptığım
üretimime, bu ülkenin istihdamına yıllarca verdiğim emeğe saygısızlık
yapıyorsunuz. Ben bu ülkede yıllarca üretim yapan bir işveren olsam isyan
ederim: “Neden ben değil? Yıllarca hizmet etmişim, yıllarca istihdam
yaratmışım.”
Alacak bu teşvikleri birileri, yarın… O zaman siz insanları
sahtekârlığa davet ediyorsunuz. Birilerine diyorsunuz ki siz: “Sen bu iş yerini
kapat, bu adla kapat, git, başka bir adla yeni bir firma kur, bir başkasının
adıyla.” İnsanları başka yollara itiyorsunuz. Dürüstçe, mertçe, “Arkadaş, sen
istihdam yarattın, ürettin, sana da biz destek olmalıyız.” demiyorsunuz,
insanları yapay yollara saptırıyorsunuz.
Bunu yaşadık. Otuz altı ile, sonra kırk
dokuz ile teşvik geldiği zaman burada bayram ettiniz. “Bu işe yaramayacak.”
dedim size, “Sevinmeyin.” dedim, hepiniz sevindiniz. Sonuç da birkaç il dışında
bir hiç. Burada da eski insanlara, üretenlere büyük bir haksızlık yapıyorsunuz.
Onların hakkını size helal etmiyorum.
Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Bozdağ, bir söz talebiniz var.
Buyurun.
IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)
5.- Yozgat Milletvekili Bekir
Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında
okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de
meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önerge nedeniyle açıklaması
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri;
gelen kâğıtlar listesinde okunan, Barış ve Demokrasi Partisinin, bir Meclis
araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergesinin okunması sırasında, ben
önergeye dikkat etmediğim için bir açıklama yapma ve talepte bulunma gereği
duydum.
Önergeyi okuduğunuz zaman, Dersim’de yaşanan olaylarla ilgili bir
değerlendirme yapılıyor ve bunlarla ilgili bir araştırma komisyonu kurulması
isteniyor. Bizim, tabii, böyle bir şeye itirazımız olmaz çünkü yaşanan olayları
kimse tasvip etmez ama bunu yapmak isterken Türk milletine ve Türkiye
Cumhuriyeti devletine iftira etme hakkı hiç kimsede olamaz. Çünkü burada
yaşanan olayları “soykırım” olarak nitelemek ve buna uluslararası
sözleşmelerden birtakım isnatlar koyarak onu da bu büyük milletin Meclisinde
dile getirmek ve bunu dile getiren bir araştırma önergesini Başkanlık Divanının
işleme koyması kabul edilemez. Bu iddialar iddia değil, bize göre, AK PARTİ
Grubuna göre bu millete yapılmış büyük iftiralardan birisidir.
İç Tüzük’ümüzün 67’nci maddesinin ikinci fıkrası gayet açık:
“Başkanlığa gelen yazı ve önergelerde kaba ve yaralayıcı sözler varsa, Başkan,
gereken düzeltmelerin yapılması için, o yazı veya önergeyi sahibine geri
verir.” Bu hüküm karşısında, bütün Türk milletini yaralayan ve inciten bu
önergenin işleme alınmaması, düzeltilmek üzere sahibine iade edilmesi,
düzeltilmediği takdirde de böyle bir önergenin daha başlangıçta Başkanlık
tarafından işleme konulmaması icap ederdi. İşleme konulmuş ama bu aşamadan
sonra Başkanlık Divanının, düzeltmek üzere bu önergeyi sahiplerine iade etmesi,
düzeltilmediği takdirde de iftiralarla dolu, bu milletin tarihine ve manevi
şahsiyetine küfür içeren bu önergeyi işleme koymaması gerektiğini ifade ediyor,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı:
606) (Devam)
BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Nevzat
Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, söz talebimiz vardı.
BAŞKAN – Görüşlerinizi belirttiniz Sayın Halis, hayır.
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Bakın, burada “iftira” diyor.
BAŞKAN – Hayır, bu konuyla ilgili…
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – İktidar Partisinin Grup Başkan
Vekili çok farklı şeyler söylüyor, cevap verilmesi gerekir.
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Farklı şeyler söylemedim.
BAŞKAN – Sayın Korkmaz’a söz verdim, görüşlerini açıklasın, ondan
sonra değerlendiririz.
Buyurun.
MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
AKP’nin sekiz yıldır yönettiği ülke ekonomisi, tüm sosyal
kesimlerin içine düştüğü girdap ile birlikte bir çıkmaza sürüklenmiştir. Güneş
balçakla sıvanamayacağı gibi, AKP ne derse desin ortada ekonomik ve sosyal
kesimlerin mağdur olduğu bir enkaz vardır. “Torba yasa” diye adlandırılan
taslak, AKP ekonomi anlayışının ve politikalarının sebep olduğu bu enkazın
topluma ilanıdır.
Yangın bacayı sarmıştır, AKP sekiz yıldır üreten ekonomi yerine
sanal ekonomi politikalarıyla bu yangının birinci derecede sorumlusudur. Torba
yasayla günü kurtarmaya, sandıklarda karşılaşacağı faturanın yükünü
hafifletmeye çalışmaktadır. Ayrıca, seçmene selam göndermek ve senelerce AKP’ye
verdiği körü körüne desteğin karşılığında, yandaş bildiği çevrelerin devlet ile
olan problemlerini giderayak çözüvermek yarışı içine girmiştir. Bunu yaparken
de bir filin porselenci dükkânına verdiği zarar ve tahribatı yarattığından
bihaberdir ya da devletin teşkilatını ve geleneklerini, devlet umurunu
gözetmeksizin çökertmekte bir beis görmemektedir.
Değerli milletvekilleri, taslağın 208’inci maddesi yapımı devam
eden ya da yapılacak olan hidroelektrik enerji santralleri ve yerli kaynaklara
dayalı elektrik üretimi ve su kullanımı yatırımlarında, şayet demir yolu
güzergâhı değiştirilecekse, su altında kalan demir yollarının sadece
kamulaştırma bedeli alınarak Devlet Demiryollarınca inşa edilmesi hususunu
düzenlemektedir. Düşünün ki bir iş ihale edilmiş, ki
bu ihale içerisinde bu demir yolunun rölekasyonu meselesi de elbette
düşünülerek ona göre ödenek konmuş. Şimdi, Devlet Demiryollarına bu demir
yollarının yapılması görevi verilmektedir. Bu açıkça, maç başladıktan sonra
maçın kurallarının değiştirilmesi değil de nedir? Bu maddeyle bazı firmalar
büyük bir yükün altından kurtarılmaktadır. Kanunun ilgili maddesini yazanlar
dışında, muhtemel neticeleri kimse bilmiyor, hatta aynı sektörde çalışan ancak
böyle bir problemi olmayan diğer yatırımcıların da bilgisi olduğunu sanmıyorum.
Sen, ben, bizim oğlan... Bazı firmaların işi, kapalı toplantılarda,
bürokratların da içinde olduğu küçük bir grup tarafından yasanın lafzı ile
oynayarak çözülüveriyor, taslak Meclise getiriliyor, millî iradenin tecelligâhı
yüce Meclis de bireysel çıkarlara hizmet yönünde kullanılıyor.
Devletin bundan kaybı nedir? Bu düzenlemelerden hangi firmalar
yararlanacaktır? Maliyet-kâr analizleri yapıldığında hangi şirketler bir gecede
milyonlarca dolar fazladan para kazanacaklardır? Şu an için bu detayları bizim
bilmemiz mümkün değil ancak Hükûmet, milletin ve vekillerinin bilgilenmesini
önemsemiş olsaydı herhâlde böyle bir taslağı bir torba içinde âdeta gizleyerek
değil de örneğin yenilenebilir enerji konusunu bir müddet önce görüşmüştük, o
kanunda gündeme getirebilirdi. Demek ki böyle bir hassasiyeti, böyle bir
kaygısı yok.
Sayın Başbakan, zaten meşveret etme, karşı görüşe hürmet ve
birlikte karar alma gibi düşüncelerden maalesef yoksun. Sekiz yıldır bu böyle.
AKP eşittir tek adam ve bu tek adama şartsız şüphesiz biat eden bir kalabalık
görüntüsü çizmektedir, muhalefetten de çoğunluğa biat etmesini beklemektedir.
209’uncu madde ham madde sıkıntısı çeken şeker şirketlerinin
sözleşme yapmadığı alanlardan da pancar alabileceği hükmünü getirmekte. Bu,
üretici lehine bir düzenlemedir. Komisyonda bu önergeyi ilk dillendiren de
Sakarya Milletvekilimiz Sayın Münir Kutluata’dır. Teşekkür ediyoruz, diğer
parti grupları da bu teklife destek verince Genel Kurula kadar inme imkânı bulmuştur.
Bu teşekkürü yaparken de şu hususu özellikle belirtmek istiyorum: AKP, 2007
genel seçimlerinde pancar kotalarını kaldıracağını üreticiye ilan etmiş
olmasına rağmen bu sözünü maalesef seçimler sonrasında unutmuştur. 2002’de
açıkladığı Acil Eylem Planı’na baktığımızda, AKP millete verdiği hangi sözleri
unutmamıştır ki değerli milletvekilleri?
Nasıl bir insanın her dediğinin doğru ya da yanlış olması mümkün
değilse bu taslak da bazı mağduriyetleri ortadan kaldırırken, bazı kesimlere de
birtakım yükler ve yükümlülükler getirmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi
olarak dürüst siyaset açısından bunu sadece dillendirmekle yetinmiyoruz, doğru
bulduğumuz hususlarda destek oluyor, yapıcı tekliflerimizi yapıp Genel Kurulda
memleketin yararına olduğunu düşündüğümüz maddelere de parmak kaldırıyoruz.
Ancak kıymetli arkadaşlar, biz meselelere bu kadar yapıcı yaklaşırken,
Milliyetçi Hareket Partisinin, eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ortadan
kaldırmak ve milletiyle uyumlu, devletin teşkilat ve işleyişini korumak adına verdiği
çabaların AKP tarafından kale alınmamasını da üzüntüyle karşılıyoruz. İşte, 211’inci madde. Bu madde memurlara tanınan ücretsiz izin
hakkının kamudaki işçilere tanınması imkânını da getirmekte. İş hayatı
açısından bir haksızlığı gideriyor. Bu Mecliste bu düzenlemeye karşı çıkacak
olanı da tahayyül edemiyorum.
Değerli arkadaşlar, eski bir kamu yöneticisi olarak söylüyorum:
Kamu görevlilerini önceden tasnif etmek, aralarındaki sınırları
belirginleştirmek ve hizmet gereklerine göre her kesimin sorunlarını ayrı ayrı
ele almak daha kolaydı. Ancak bugün kamuda onlarca çeşit istihdam usulleri
yaratıldı ve her şey karmakarışık oldu, birbirine girdi; denge ve düzeni
ortadan kaldırma, haksızlık ve eşitsizliklere yol açtı. Kamuda objektif
temellerden yoksun kamu istihdam usullerindeki artış bugün çalışma hayatımızın
en önemli sorunu olarak karşımızda durmaktadır.
Sayın AKP milletvekilleri, 2007 seçimlerinden hemen önce 5620
sayılı bir Kanun çıkarıp geçici işçilerin sürekli işçi ve sözleşmeli personel
kadrolarına atanması yolunu açtınız. Tabii, niyetiniz işçileri abat etmek falan
değil, bunu herkes biliyor. Bunu yaparken on bir ay olan yılda en fazla çalışma
süresini geçici işçilik açısından altı aya düşürdünüz. Ne kadar kolay değil mi?
Kâğıt üzerinden, bir insanın yuvasına giren beş aylık nafakayı da kesiverdiniz.
Değerli milletvekilleri, bu kardeşlerimiz haklı olarak soruyor:
“Bizim beş aylık nafakamızı bir düzenlemeyle kesen milletvekillerimiz acaba bir
aylık maaşlarından feragat ederler mi?” Ne kadar haklı ve dikkate alınması
gereken bir sitem değil mi? Bir yılda en az altı ay çalışmış olma şartı
getirerek bu şartı sağlayan işçilere kadro verdiniz. Ancak, sektör itibarıyla
altı aydan daha az çalışmak zorunda olan, hatta beş ay yirmi dokuz gün çalışmış
35-40 bin geçici işçi bu haktan yararlanamadı. Muadilleriyle aralarında büyük
bir uçuruma sebep olundu ve memleket evlatları devletine küstürüldü. AKP
şikâyet ediyor “Muhalefet direniyor.” diye.
Değerli arkadaşlar, biz bu eksiklikleri dile getirmeyecek miyiz?
“Devlet, evlatları arasında ayrım yapamaz. Bu haksızlığı acilen giderin.”
demeyecek miyiz? İşte, buradan Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimize ve
özellikle mağdur durumda olan geçici işçi kardeşlerimize taahhütte bulunuyoruz
ve diyoruz ki: Kamuda âdeta karmakarışık olmuş istihdam usullerini gözden
geçireceğiz ve sadeleştireceğiz. Aynı ya da benzer işi yapmakla birlikte
sözleşmeli, geçici, taşeron eleman, 4/B, 4/C’li, vekil ve benzeri adlarla
istihdam edilenlerin tamamının kadrolu eleman olması için düzenlemeler
yapacağız. Adil, eşitlikçi bir istihdam düzeni kuracağız. Evlatlar arasında
öz-üvey ayrımını kaldıracağız.
Kamu çalışanlarının ek gösterge, hizmet tazminatı, fazla çalışma
tazminatı, diğer zam ve ödemeler ile yan ödeme gibi kurumlar ve statüler arasında
farklılıklara yol açan istihdam usullerini gözden geçirip hakkaniyete uygun
şekilde yeniden düzenleyeceğiz.
Kamuda çalışanlara ödenen denge tazminatını artıracağız.
Güvenceli, esnek istihdam şekillerini yaygınlaştıracak, bu amaçla
başta sosyal güvenlik mevzuatı olmak üzere ilgili yasalarda gerekli
düzenlemeleri mutlaka yapacağız.
Sırası gelmişken bu vesileyle sözleşmeli ve ücretli statüde
çalışan öğretmenlerimize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Milliyetçi Hareket
Partisinin iktidarında öğretmenler arasındaki bu adaletsiz istihdam şekli
ortadan kaldırılacak ve tüm öğretmenlerimiz kadrolu yapılacaktır.
Yine sağlık sektöründe karşılaşılan ve ailelerin birbirinden
ayrılmasına, yuvaların dağılmasına ve türlü haksızlıklara yol açan 4/B, 4/C
uygulamasına son verilecek ve bu kadrolarda çalışan sağlık personeli de
herkesin tabi olduğu haklardan faydalanması için kadrolara geçirilecek, aileler
birleştirilecek ve haksızlıklar giderilecektir. Hem devletin hem de bireyin
ihtiyaçları gereği daha uygun sektörlerde çalışması zorunlu olan kamu
işçilerinin sektörler arasında geçişlerinin önü açılacak ve onlara tayin olma
hakkı getirilecektir.
Milliyetçi Hareket Partisi kamuda çalışan işçilerin durumlarını
iyileştirmek ve bazı özlük haklarını sağlamak üzere hazırlıklarını
tamamlamıştır, Seçim Beyannamesi’yle milletine deklare etmiştir ve 12 Haziranda
da aziz milletinin kendisine görev vermesini beklemektedir.
Değerli milletvekilleri, torba tasarının görüşülmesinin sonuna
geldik, olumlu maddelerinde destek olduk, diğerlerini eleştirdik,
değiştirilmesini istedik, ancak maalesef birlikte çalışma kültüründen yoksun
AKP anlayışı dolayısıyla eşitlik ve adalet adına taleplerimiz karşılanmadı,
hatta anlama çabası içinde bile olunmadı. Eleştirilere Meclis çoğunluğuna
güvenilerek restleşmeyle karşılık verildi.
Bu vebalin Meclis çoğunluğuna sahip AKP’de olduğunu söylüyor,
bunun muhasebesinin milletin insaf ve vicdanında olduğunu söylüyor, yine yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.
Sayın Halis, buyurun.
IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)
6.- Tunceli Milletvekili
Şerafettin Halis’in, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş
olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas
numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması
amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önerge nedeniyle yaptığı konuşmaya
ilişkin açıklaması
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Değerli milletvekilleri, tabii,
hiçbir devlet yoktur ki “Benim tarihimle yüzleşecek, geçmişimde şaibeli bir
sayfa vardır.” diyebilsin.
Şimdi, biz bir araştırma önergesi verdik Dersim katliamına
ilişkin, bu ülkenin Başbakanı “Dersim’de yaşanan katliamdır.” diyor, ama aynı
partinin Grup Başkan Vekili “Bu bir iftiradır.” diyor ve “Türk milletini zan
altında tutmaktır.” diyor.
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Ben soykırımın iftira olduğunu söylüyorum!
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Şimdi, iftiraysa, kendi Sayın Genel
Başkanlarına, bu iftiranın yapıldığını söylesin.
Her şeyden önce biz, yaşanan katliamı sözlü tarihten yola çıkarak
söylemiyoruz, katliam yıllarından daha on-on iki yıl önceden başlayıp, sayısı
20’yi aşan bölgede görev yapan askerlerin, valilerin, müfettişlerin raporları
var.
Yine, dediğim gibi, 1935 yılında çıkarılan Dersim’e özel Tunceli
Kanunu var. Yine, 1937 4 Mayısında alınmış Bakanlar Kurulu kararı var.
Eğer gerçekten burada bir iftira varsa, bir iddia varsa iftiraya
yönelik, yapılması gereken tek şey vardır, arşivlerin açılması, bu araştırma
önergesiyle talep edilen komisyonun kurularak araştırmalara gidilmesidir.
Bakın, biz bugüne kadar ne talep ettik? Dersim adını niye aldınız?
Dersim adını almayı gerektiren bir neden mi vardı? Hayır.
BAŞKAN – Sayın Halis, teşekkür ediyorum, iftirayla ilgili konuyu
açıkladınız…
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Arşivlerin açılmasını istedik, yok,
araştırma önergesini veriyoruz, yok. Burada sorun, Başbakan söylediği zaman
iyi, güzel de…
HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Başbakan öyle söylemedi.
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – …biz söylediğimiz zaman iftira ve
Türk milletini zan altında bırakmak oluyor ki, bizim Türk milletini zan altında
bırakmaya yönelik bir hedefimiz de anlayışımız da mantığımız da olamaz. Bunun
böyle bilinmesini istiyoruz.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, 60’a göre bir söz talebim
var.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bozdağ.
7.- Yozgat Milletvekili Bekir
Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında
okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de
meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, ben açıklamamda Dersim’de
yaşanan acıları, olayları, haksızlıkları yok saymadım; tersine, Dersim’de
yaşanan acıları, haksızlıkları, olayları Türkiye Büyük Millet Meclisinin el
atıp incelemesi gerektiğini, bu gibi konuların üzerine herkesin gitmesi
gerektiğini, biz, Sayın Başbakanımız dâhil, her açıdan ifade etmişizdir. Sayın
Başbakanımızın ifadesi de bu acıları paylaşmak yönündedir, o yüzdendir ama
bizim itiraz ettiğimiz şey Dersim’de yaşanan olayların soykırım olarak nitelendirilmesi
ve Türkiye Büyük Millet Meclisine “Soykırım olarak bu tanımlanıyor.” diyerek
bir araştırma önergesi getirilmesidir. Bizim iftira dediğimiz olay, Dersim’de,
Tunceli’de yaşanan bu hadiselere soykırım nitelemesinin yapılmasıdır, yoksa bu
konuların araştırılması, incelenmesi değildir.
Bunun bir kez daha altını çizmek istiyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, burada soykırım kavramı
yok, hatırlatmak istiyorum.
BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Var, var.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Metinde var, metinde “Soykırım” yazıyor.
Allah, Allah!
BAŞKAN – Lütfen… Karşılıklı şey yapacak değiliz.
Buyurun Sayın Kaplan.
8.- Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında
okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de
meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Anayasa, Meclisin denetim usullerini belirlemiş durumdadır. Bu denetim usulleri
içinde araştırma önergeleri gruplar adına verilebilen ve Mecliste bazı konular
üzerine tartışma açan bir konu. Bir usul olarak Meclis Başkanlığına bu
önergeler verildiği zaman grup tarafından, anlattık, Kanunlar Dairesine gidiyor
ve bu Kanunlar Dairesinde bunun üzerinde gerekli tetkik ve inceleme yapıldıktan
sonra Meclis Başkanlığına sunuluyor ve Sayın Başkanlık Divanı da bu sunuşları
yine İç Tüzük’e göre Genel Kurula sunmakla görevlidir. Yani Meclis
Başkanlığının sunuşları konusunda burada “Geriye alın, yok düzeltin, yok şunu
yapın.” demek gibi bir durum, bir hak söz konusu değildir. Yani burada
siyaseten de şuna gerçekten şaşıyoruz: Başbakan, CHP Liderine Dersimli olduğu
için “Dersim katliamını savunamıyor.” diyor. Dersimli olan Ana Muhalefet
Lideri, Başbakana dönüyor diyor ki: “Siz incelemiyorsunuz.” Ee, biz de grup
olarak bunu incelemeye getiriyoruz, takoz koyuyorsunuz. Takoz koymanın bir
gereği yok arkadaşlar.
Demokrasi; susturmak, sansür koymak, yani bir şeyleri örtmek, bir
şeyleri gizlemek değildir. Demokrasi; gerçekle yüzleşmek, konuşmaktır. O gün
gelir ve o gün gruplar olarak çıkar düşüncelerinizi açıklarsınız, oylanır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan; herkese iki dakika süre
verdim.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu böyle olacak. Bunun için yapacak başka
bir işlem yok. Başkanım, siz gereğini yapmışsınız zaten.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Şandır, buyurun.
İki dakika süre veriyorum.
9.- Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında
okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de
meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bu husus İç Tüzük 67’de
çok açık, net. “Kaba ve yaralayıcı söz…”
Şimdi, burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin Birleşmiş Milletler
Sözleşmesiyle de ilişkilendirilerek soykırım yaptığı ifade ediliyor. Türkiye
Büyük Millet Meclisi çatısı altında başka ülkelerin, başka devletlerin
Türkiye’yi soykırımla suçlamasına karşı ortak bir duruş ortaya koyarken, burada
böyle bir talihsizliğin yaşanmasına Meclis Başkanlığının, Divanın müsaade
etmesi ve bunun tutanaklara geçirilmesi gerçekten talihsizlik olmuştur.
Bu oturum içerisinde gerekiyorsa bir genel görüşme de açarak, bu
oturum içerisinde bu gerekçenin tutanaklardan çıkartılması gerekmektedir; yoksa
Türk milletine, Türk devletine soykırım iddiasıyla hakaret etmek asla kabul edilemez.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hakaret yok Sayın Şandır.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Asla kabul edilemez. Yoksa
acıları araştırmak ayrı bir hadise.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dersim’de katliam var mı yok mu? Katliam
yaralayıcı değil mi?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkalarının iddialarına hukuki gerekçe
geliştirecek böyle bir iddianın, böyle bir gerekçenin Türkiye Büyük Millet
Meclisi çatısı altında konuşulması ve tutanaklara geçirilmesi, Türkiye
açısından, Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından asla kabul
edilemez. Bu, hepimizin meselesidir. Burada bulanan herkesin ortak sorumluluğu,
bu gerekçenin bu tutanaklardan çıkarılmasını sağlamaktır. Sağlamadığımız
takdirde, burada atalarımıza “katil” denilmesini ve bunun devlet olarak, resmî
bir politika olarak yapıldığının kabul edilmesini, özgürlük, demokrasi olarak
kabul edemeyiz. Arkadaşlarımız, bunu böyle anlamalılar.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır. Başkanlıkça
değerlendirilecektir, teşekkür ediyorum.
V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri
(Devam)
2.- Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı:
606) (Devam)
BAŞKAN – Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz
isteyen Mehmet Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)
BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın dokuzuncu ve son bölümü
üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, tabii, bugün açılan tartışmayı çok
değerlendirmeyeceğim, zamanım kısıtlı, bunu tartışırız ileride. Bugün dokuzuncu
bölümünü tartışıyoruz, görüşüyoruz tasarının ve son bölüm. Son bölüm olduğu
için de genelle ilgili biraz genel bir değerlendirme de yapmak istiyoruz.
Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz bu tasarının gündeme
getirilmesi, aslında, daha yazın başlarında, ilkbaharda, AKP’nin krizden
kaynaklı… Her ne kadar Sayın Başbakan “Teğet geçti.” diyorsa bile, muhalefet
partileri, bizler, daha iki yıldır “Bu konuda tedbir alınsın.”, son bir yıldır
sürekli “Vergi, sigorta primi, diğer idari alacaklarla ilgili bir düzenleme
yapılsın, esnafın, sigorta primi borçlusunun, idari para cezasına çarptırılmış
kesimlerin beklentileri yerine gelsin.” dedik. Bu konuda devlet, bu konuda
Hükûmet, bu AKP Hükûmeti aslında bu çeşitli kesimlerin beklentisi olan
tasarıdaki maddeleri ikili kullandı:
Bir: Referandum yaklaşıyordu, yaz aylarında “Biz vergi ve sigorta
prim borçlarını getireceğiz.” dedi, bunu o dönem kullandı. Referandum süresince
bu kullanıldı ve muhalefet partileri, bizler, daha bir şey görüşülmeden “Bu
konudaki tasarıyı, vergi borçları ve prim borçlarıyla ilgili düzenlemeleri
getirin, bir an da çıkaralım.” dedik, AKP bunu…
Şimdi, şubatın sonlarına geliyoruz, bunun yasalaşması, çıkması,
Cumhurbaşkanı tarafından-onaylanıp Resmî Gazete’de sonuçlanması seçim üzeri olacak.
İkili; bir yasa, bir tasarı, iki seçimde -bir referandumda, bir de 2011
seçimlerinde- kullanmak üzerine yapılıyor. Tabii, bu düzenlemeleri yaparken,
aslında çok kolay Meclise gelmeyecek, Meclise geldiği zaman çeşitli kesimlerin
ciddi şekilde tepkisini çekecek tüm yasaları içine koyup iki yüz otuz, iki yüz
kırk maddeyi bulan bir yasa getiriyor önümüze.
Şimdi, bu konuda, biraz, AKP’nin sermayeye, emeğe yaklaşımında
temel mantığına bakmamız gerekiyor. Temel mantık şudur: Ekonomik yaklaşımını
sermayenin rekabet edebilirliği üzerine kuruyor AKP. Sermaye rekabet
edebilirse, sermaye güçlü olursa işsize de iş bulunur, işçi de bir ekmek yer,
yoksa işçi acından ölür; bunun üzerine kurulmuştur. Bunun üzerine kurulduğu
zaman da sermayenin rahat kazanabilmesi, çok daha fazla kazanabilmesi için
-uluslararası ve yerli sermayenin- önündeki tüm engelleri kaldıracaksınız.
Nedir? Çevreyle ilgili, doğayla ilgili tüm engelleri kaldıracaksınız. İşveren,
sermayedar istediği yerde, istediği yatırımı yapacak, bu, su kaynakları da
olsa; bu, tarihî, korunması gereken yerler de olsa; bu, su havzaları da olsa,
deniz kıyıları da olsa.
İki: Daha fazla kazanabilmesi için az harcaması gerekir. Bunun
yolu da ham madde üretiminden, diğer ithalattan bunu sağlamak mümkün değil, en
kolayı işçidir. İşçinin örgütlülüğünü, işçinin hakkını azaltacaksın, ücretini
azaltacaksın. Haa, hesabına gelirse… Eğer gelmezse bir yasal düzenleme
yaparsın, bugüne kadar iş kanunlarıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’yla,
Anayasa’yla tanınmış haklar varsa bile, çoğunluk vardır, bu Mecliste
tartışılır, o kanun değiştirilir. Hesabına gelirse işçi, hesabına gelirse kamu
emekçisi bunları kabul ederler, kabul etmezse evine gider. Böyle bir düzenleme
yapılıyor.
Nitekim, sayın
milletvekilleri, 2009 yılında işveren çevreleri ve Hükûmet tarafından Ulusal
İstihdam Stratejisi çıkarıldı. Buna da sözde işçi çevreleri de ortak edildi.
Aslında bu Ulusal İstihdam Stratejisi, Türkiye’de bugün gerçekten emek için,
emekçi cephe için Millî Güvenlik Siyaset Belgesi kadar tehlikeli bir belgedir.
Tümüyle esnekleşmiş bir çalışma ortamı, tümüyle örgütsüz bir çalışma ortamı,
tümüyle işverenin taleplerine göre düzenlenmiş bir çalışma ortamı… Haa, bu
konuda işçi sendikalarının etkinliği olmayacak. Hatta işçinin önemli bir
kesimi, hele özellikle özel sektörde güvencesiz olacak, sendikasız olacak ve
işveren, bu işçiyi istediği gibi çalıştıracak, istediği zaman işten atacak,
istediği ücreti verecek. Hatta yapılan bazı düzenlemelerle böyle gerekçeler
konularak, bölgelere ayrılarak, bilmem neler yapılarak, açlık sınırının altında
olan, ölüm sınırında olan asgari ücretin bile yeri geldiği zaman düşürülmesi… Nitekim, bu tasarıda, bu torba tasarısında bununla ilgili
birçok düzenleme var. Nitekim, esnek çalışmayla da,
asgari ücretin farklı bölgelerde farklı uygulanmasıyla ilgili de İktidarın,
AKP’nin bu konuda hem söylemleri var hem de çalışmaları var; bunları biliyoruz.
Tüm bunlar olduğu zaman Türkiye gerçekten bir sermaye cenneti olacak, Türkiye
çok üretecek, Türkiye çok satacak. İhracattan sorumlu Bakanımızın dediği gibi
her sene ikiye üçe katlayacağız ama açlık, sefalet artacak; kömüre muhtaç, makarnaya
muhtaç sayısı artacak; ölümler, iş kazaları artacak; her gün bir iş yerinde her
gün onlarca işçimiz yaşamını yitirecek veya iş kazasında ölecek değerli
milletvekilleri.
Esnek çalışma biçimini oturttuktan sonra örgütlenmeyi de zihinde
bitirip yarın öbür gün de pratik olarak tümüyle bitirdiğimiz zaman sorunlar
çözümlenir. Çünkü hedef konulan şudur: Herkes arı gibi çalışacak; herkes, eğer
işte kalmak istiyorsa güvencesi, örgütü, sendikası olmasını aramayacak;
diğerinden daha fazla üretmeyi, diğerinden daha fazla çalışmayı önüne koyacak.
Bu rekabet olursa kesinlikle sorunlar çözümlenecek.
Değerli milletvekilleri, bu mantık, kayıt dışılığı artırıyor, bu
mantık ölümleri artırıyor, her gün Türkiye'de iş kazalarında ölüm oranları ve
yaralanma oranları artıyor.
Değerli milletvekilleri, 2010 yılının son ayında meydana gelen iş
kazalarında 47 kişi yaşamını yitirmiş, 253 kişi de yaralanmış. 2010’un Aralık
ayında 16 inşaat işçisi ölmüş, 56 inşaat işçisi yaralanmış,
ki inşaatların yüzde 80’i Türkiye'de aralık ayında, 12’nci ayda duruyor, buna
rağmen bu kadar ölüm var. Hepiniz biliyorsunuz, onu söylemeye gerek yok,
Tuzla’da bugüne kadar 131 tersane işçisi yaşamını yitirdi. Yine Zonguldak
Karadon Kömür İşletmesinde 30 işçimiz öldü, 2’sinin cesedi sekiz ay sonra
çıkarıldı. En son örnek, OSTİM önümüzde, Ankara’nın göbeğinde, Türkiye'nin
sanayi politikası, işçi politikası, işçi-iş denetimi politikası patladı; 20
tane insan öldü. Nitekim, üç gün sonra, kaç kişinin
orada olduğu, kaç kişinin çalıştığı, kaç kişinin göçük altında kaldığı, kaç
kişinin öldüğü tespit edilebildi ve en son da, değerli milletvekilleri,
Afşin-Elbistan’da yaşanan olay. Bir göçük yaşanıyor, 1 işçi yaşamını yitiriyor
ve ardından o işyerinde, büyük göçüğün olduğu alanda çalışma sürdürülüyor ve
ardından 10 işçi göçüğün altında kalıyor, birinin cesedi çıkarıldı, diğerlerine
hâlâ ulaşılamamış. Şimdi bu zihniyet, bu mantık ölümleri getiriyor.
Değerli milletvekilleri, bu tasarıda en önemli madde de şudur:
İktidar ve muhalefetin ortaklaştığı bir madde. Uluslararası yasalara, Türkiye
Anayasası’na, mevcut yasalarına uygun olmayan bir af yasası getirildi
öğrencilerle ilgili. Tüm öğrencileri kapsayan, herkesi
kapsayan bir af yasası. Buraya bir istisna konuldu, üç parti tarafından
ortak getirildi; Kürt olanlara af yok, terörle mücadeleden hüküm giymişlere af
yok.
Değerli milletvekilleri, biz iddia ediyoruz; bunu kabul
etmeyeceğiz bugünden seçimlere kadar, bu yasa değiştirilinceye kadar, yeniden
Kürt öğrencilere af getirilinceye kadar. Her alanda, iktidar başta olmak üzere
muhalefet dâhil, halkımıza şikâyet edeceğiz bunu, her alana taşıyacağız,
gündemimiz bu olacak. Biz, bu yasa Kürt öğrenciler için de değiştirilmediği
sürece gündemimizde olacak, sizi de halkımıza şikâyet edeceğiz.
Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Bölüm üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Lokman Ayva,
İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA LOKMAN AYVA (İstanbul) – Efendim, alkışlar
biraz geç geldi ama kusura bakmayın.
Aziz Başkanım, aziz milletimin kıymetli vekilleri; sizleri ve
bizleri izleyen vatandaşlarımızı yüreğimden gelerek şükran ve minnetle
selamlıyorum, çalışmalarımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Sağ olun.
Şimdi efendim, ben, özellikle minnet ve şükran ifadesini niçin
kullandım? Onu şöyle arz etmeden önce, bu torba kanunun “torba” ismiyle ilgili
birkaç paylaşımda bulunmak istiyorum. Malumunuz, ben geçen dönemden bu tarafa…
Torba kanunlar görüşülürken ilginç isimler bulunmaya çalışılır ama çok orijinal
şeyler bu dönem çıkmadı. Torba, çuval, denk, çorba… O tür şeyler çıktı ama daha
ilginç şeyler çıkar diye bekledik, inşallah bundan sonra çıkacaktır. Hatta
bunun İngilizcesine de baktım, “cep kanunu” diyorlar, onlar da cebe
benzetiyorlar torbayı, “…”(x) filan diye. Fakat benim gözlemlediğim, bu torba
kanun, sosyal kesimler açısından, tabiri caizse, bir bayram alışverişinden
dönen çanta kanuna benzedi. Çünkü güzel şeyler var içinde. Müjde kanunu diye
düşünüyorum ben de. İnşallah milletimizin güzelliklere, daha iyi şartlara
ulaşması noktasında, daha iyi noktalara gelmesi için çok güzel bir müjde, çok
güzel paketler olan bir kanun olarak yürürlüğe girecek ve onunla ilgili
sonuçlar olacak diye ümit ediyorum.
Efendim, ben, malumunuz, bazı nedenlerden dolayı hem alt komisyon
çalışmalarına hem de Plan ve Bütçe Komisyonunun çalışmalarına iştirak ettim.
İşin doğrusunu söylemek gerekirse, hani burada bir iktidar, muhalefet veya bir
ideolojik şeyini bir tarafa bırakacak olursak, ortam çok çok güzeldi. Son
derece… Hem Mustafa Özyürek Beylerin hem Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Mustafa
Kalaycı Beyler hep beraber, AK PARTİ’lilerle beraber kafa kafaya vermiş,
milletimiz için daha iyi ne olabilir diye kaygılanıyorlar. Dolayısıyla bu
ihtisas komisyonları bence çok iyi düşünülmüş, çok iyi bir icat. İnsanların
daha az ideolojik, daha çok hizmet, daha çok vatandaş merkezli olduğu bir ortam
oluyor. Ben bu anlamda bütün Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize minnetlerimi
en azından bir vatandaş olarak sunmak istiyorum. Benim de hayatımı olumlu
etkileyecek bir sürü kararlar aldılar.
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Komisyonda çok eziyet çektin yalnız.
LOKMAN AYVA (Devamla) – Estağfurullah efendim. Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Bey’in Malatyasporun galibiyetinden sonra ikramları o eziyetleri
unutturdu bize. Her ne kadar Fenerbahçeli olarak yediysek de en azından
acımızı, zararımızı azaltmış olduk kendileri sayesinde, dondurmalı kadayıfla.
Şimdi burada gelmek istediğimiz nokta şu: Milletimiz, hakikaten,
bu kanunla çok güzel şeylere geliyor. Çeşitli sosyal kesimlerle ilgili çok
güzel hükümler var. Şu veya bu şekilde borçlarını ödeyememiş, vergilerini
ödeyememiş, sigorta primleriyle ilgili sorun yaşamış vatandaşlarımız var. Tabii
ki bu vatandaşlar kimin vatandaşı? Bizim vatandaşımız, bir başka ifadeyle bizim
patronumuz da aynı zamanda, bizim hizmet ettiğimiz kişiler, bize vekâlet veren
insanlar. Şu devirde, inanın, güven unsurunun, kişiler arası, bireyler arası
güven unsurunun az olduğu dönemde, kardeş kardeşe bile vekâlet vermekte
zorlanırken, umumi vekâlet, vatandaşlarımız bize vekâlet vermişler. Benim de iç
rahatlığıyla gözlemlediğim odur ki hem Komisyondaki hem de Parlamentodaki
çalışmalardan, gece yarılarına kadar AK PARTİ’li milletvekilleri dimdik ayakta,
muhalefetimiz dimdik ayakta ama gece saat 12’den sonra 20’nin altına düşmesini
özellikle arzu ediyoruz ki yoklama istemesinler diye. Ama böylelikle ne oluyor?
Bize verilen vekâletleri hak ederek, vatandaşımıza bir hizmet götürüyoruz;
insanımızın hayatını iyileştirme noktasında, şu veya bu nedenle oluşmuş
problemleri çözmeye çalışıyoruz. Tabii ki farklılıklarımız olacak. Keşke daha
çok alternatifler, farklı çözümler üreterek bu farklılıklarımızı ortaya koysak
ama daha çok eleştirerek, haklı veya haksız eleştireler yaparak bu ortaya
konmaya çalışılıyor. Ben, daha çok alternatif üreterek eleştirilerin veya
çözümlerin ortaya konmasını bekliyorum.
(x) Bu bölümde, Hatip tarafından
Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.
Ben, özürlülerle ilgili olarak da tekrar minnet ve şükranlarımı
ifade etme nedenimi açıklamak istiyorum. Burada 657’yle ilgili değişiklikler
yapıldı. Burada, çok önemli bir şey, Borçlar Kanunu’yla ilgili değişiklikler
yapıldı, sosyal güvenlikle ilgili değişiklikler yapıldı. Bunlar önemli ölçüde
halkın günlük hayatına yansıyacak. Çok önemli
değişikliklerden birisi de şu: Malumunuz, özürlülerin kamu personeli olmasıyla
ilgili, memur olmasıyla ilgili sınavları kurumların kendisi yapmak zorundaydı,
hâlbuki bu sınavı yapmak bir uzmanlık gerektiriyor çünkü görme özürlüsü var
buna okuyucu vereceksiniz, işitme engellisi var tercüman vereceksiniz,
ortopedik özürlü arkadaşımız için şartlara uygun bina bulacaksınız, zihinsel
engellilerin sınavları farklı bir şekilde. Dolayısıyla, bunu her kurumun
başarması çok kolay olmuyordu ve memurların kotasının doldurulamamasının
aslında arka planında yatan nedenlerden önemli birisi de buydu. Bu gelen
değişikliklerle bu da değişmiş oldu. Yani, artık, merkezî bir sınav yapıp, özürlü
kardeşlerimiz, vatandaşlarımız kapı kapı gezmek, il il, ilçe ilçe gezmek
zorunda kalmayacaklar, bu da çok güzel bir şey. Yani, düşünebiliyor musunuz, şu
anda 26 bin civarında memur açığımız kaldı 657’de, onu da çok rahat bir şekilde
bir hamlede doldurma imkânımız olacak. Bunlar tabii çok güzel gelişmeler. O
anlamda, minnet ve şükranlarımı, hakikaten, samimiyetle, bütün samimiyetimle
ifade etmek istiyorum.
Burada bir yeni gelişmeyi de paylaşmak istiyorum, arz etmek
istiyorum. Çok önemli bir öneri. Bizden gelmedi fakat
Bekir Bozdağ Bey’den geldi. Şöyle bir önerisi oldu. Dünyada -eğer
becerebilirsek veya henüz olgunlaştıramadık, olgunlaştırabilirsek- ilk defa
bizim bir uygulama yapma şansımız olacak. O da şu: Sözleşmeleri yaparken görme
özürlülerinin de hâkim olabilecekleri şekilde metnin ek olarak asıl sözleşmeye
konulmasıyla ilgili bir durum. O nasıl yapılabilir? Teknoloji, teknik imkânlar…
Şu an için gerçekleştirebilir miyiz, henüz formülize edemedik ama onu
edebilirsek, düşünebiliyor musunuz, artık, Türkiye’de sözleşme yapan körler de,
kendi hâkim olabildikleri yani aracısız hâkim olabildikleri metinler sayesinde
sözleşmelerini yapabilecek. Bu tabii, Türkiye için -hele hele bir de bu konunun
yani özürlü olmayan ve bunlarla doğrudan aktif olarak ilgilenmeyen birisinin
önermesi- önemli bir gelişme, şans diye düşünüyorum. Bu düzeyde yetkili
insanların bunları önermesi çok önemli diye düşünüyorum. Formülize edebilirsek
iyi olacak ama olmazsa bile en azından başlatmış olduk, bundan sonrasını
getireceğiz.
Efendim, bundan sonra, ben, şu veya bu şekilde, şöyle bir önerimi
de arz etmek istiyorum: Torba kanunu yönteminin aslında faydalı bir yöntem
olduğunu ben anlıyorum çünkü birçok milletvekillerimizin çok güzel fikirleri
var, çok güzel düşünceleri var. Onların Meclis çalışmasının birinci ve üçüncü
yılında toplanarak, sistematize edilerek bütün Parlamentonun, iktidar,
muhalefet, yürütme ayırmaksızın bir araya getirilmesi ve yasalaştırılması demek
ki insanımız için çok faydalı oluyor, çünkü burada maddelerin birçoğu bu şekilde
oluştu. Bu anlamda bunun daha sistematik bir şekilde, bütün Parlamentoyu ve
yürütmeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi hayırlı olur diye âcizane bir
önerim oldu.
Ben, yüce heyetinizi ve bizi izleyen vatandaşlarımızı içimden
gelerek tekrar yine minnet ve şükranla selamlıyorum ve diyorum ki: Allah
gönlünüzün ne muradı varsa versin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayva.
Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Mustafa Enöz, Manisa
Milletvekili.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yok efendim.
BAŞKAN – Yok.
Emin Nedim Öztürk, Eskişehir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
606 sıra sayılı Tasarı’nın dokuzuncu bölümü üzerindeki görüşmeler için şahsım
adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Bu bölümde Eskişehir’imizi ilgilendiren ama aslında bütün
çiftçilerimizi ilgilendiren çok önemli bir kanun maddesi var, o yüzden söz
almış bulunmaktayım. Bu, hakikaten uzunca bir zamandır sıkıntısını çektiğimiz
ama bir türlü kanunla düzenleme yapmakta başarılı olamadığımız bir
düzenlemeydi. Biliyorsunuz, 1953 yılında Adapazarı Şeker Fabrikası kurulmuş ve
Eskişehir, Kütahya, Bilecik buranın ekim alanları olarak gösterilmişti.
Depremden sonra Eskişehir bölgesi ekim yapmayı durdurmuştu ve ondan sonra da
özelleştirilince fabrika, Eskişehir bölgesinde ekim alanı olarak Kurul haklı
olarak belli bir yasak getirmişti. Şimdi, biz, yaptığımız bu düzenlemeyle bunun
önünü açıyoruz, sadece Eskişehir bölgesinin değil, aynı zamanda Susurluk’un
veya diğer başka bölgelerin de önünü açmış oluyoruz. Yaptığımız düzenleme,
tamamen, çok basit ama Kurumu da hiçbir şekilde sıkıntıya sokmayacak olan bir
düzenleme. Bu Şeker Kanunu’nun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasına, şirketlerin
kendi ekim alanlarında yeterli ham madde bulunamadığı takdirde münavebe
esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde
üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebileceğine ilişkin bir cümle
ilave ediyoruz. Bununla, aşağı yukarı, benim bölgemde 300 bin ton şeker pancarı
ekimi gerçekleşecektir. Hakikaten, bu, çiftçimizin önemli bir sorununa çözüm
bulduğumuzu gösteriyor.
Ben tabii, özellikle bana burada yardım eden değerli
arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum başta Plan Bütçe Komisyonu Başkanı olmak
üzere oradaki üyelerine, bu maddenin hazırlanmasında çok emeği geçen ve
yardımcı olan Konya Milletvekili Hasan Angı Kardeşimize, yine bu maddede
hakikaten inanarak destek veren diğer bütün milletvekili arkadaşlarıma,
özellikle Bursa Milletvekili Ali Koyuncu Arkadaşıma ve Adapazarı; hakikaten,
Adapazarı’ndaki milletvekili arkadaşlarımız bu maddenin çıkarılması için çok
uğraştılar.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Söyle, söyle, onların da isimlerini söyle.
EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – Adapazarı’ndaki arkadaşlarıma,
hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Münir Kutluata…
EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – Tabii, grup başkan vekillerim… Bu haklı
maddenin yazılmasında, haklı olan, bizim istediğimiz…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
“Münir Kutluata” ismini de söyle.
EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – …çiftçilerin özellikle istediği bu
maddeyi ilave etmek konusunda grup başkan vekillerimiz de çok gayret gösterdiler,
onlara da çok teşekkür ediyorum.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Münir Kutluata’yı söyle, madem diğerlerini söyledin.
EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – Hayırlı, uğurlu olsun diyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ayıp! Ne olur sanki söylesen adını.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Ayıp, ayıp! Size yakışmıyor.
BAŞKAN – Bölüm üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.
On beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Özdemir, buyurun.
HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakana soruyorum: AKP hükûmetleri döneminde uygulanan kötü
ekonomi ve tarım politikaları sonucunda çiftçilerimizin ve hayvancılıkla
uğraşan vatandaşlarımızın durumu perişan hâle gelmiştir. Bu torba yasaya
çiftçilerimizin ve hayvancılıkla uğraşan köylülerimizin tarım kredi borçları ve
Ziraat Bankasına olan kredi borçlarının yapılandırılmasına yönelik bir
düzenleme eklemeyi düşünüyor musunuz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Asil…
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakan, bu kanunun 222’nci maddesinin geçici birinci
maddesinde “Söz konusu sağlık hizmetleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre
belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl
süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve
Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer.” diyor.
Şimdi, bu fıkradan da anlaşılacağı gibi, sigorta
şirketlerinin kusursuz kişilerin tedavi giderlerini ödemekten kaçınması zaten
mümkün değil iken, böyle âdeta bir salma niteliğinde -hem de geriye dönük
olarak bir salma niteliğinde- böyle bir bedelin sigorta şirketlerine
yüklenmesini ve bu sigorta primini ödeyen vatandaşların kusursuz olarak bu
hesaba para aktarmalarını adaletsiz bulmuyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Işık…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, bilindiği gibi bu torba yasa içerisine daha önceki
dönemlerde emeklilik hakkını kazanmaları açısından SSK ve BAĞ-KUR prim borçları
olan vatandaşlara bir yapılandırma getirilmişti. O yapılandırmalardan
yararlanamayanlara tekrar bir imkân sunuluyor. Ancak, burada belli şartlar var:
Örneğin, yapılmış olan taksitlendirmenin üçte 2’sini ödemiş olacak, kalanını
şimdi getiriyor. Bu düzenlemeyle, bu durumda birçok vatandaşımızın emekli
hakkını kazanamayacağı, daha doğrusu yapılandırmadan yararlandırılamayacağı
açıktır. Bu son getirilen düzenlemeyi bir açıklar mısınız. Bunda
yeniden bir düzeltme yapılabilir mi, bu sınırlar kaldırılabilir mi?
İkincisi de hâlen kamu kurumlarında kaç adet özürlü kadrosu boş
bulunmaktadır? Sekiz buçuk yıllık AKP döneminde neden bu kadrolara atama
yapılmamıştır? Açıklarsanız sevinirim.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Öztürk…
HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, dün tasarıya eklenen 183’üncü maddeyle TOKİ’nin toplu
konut projeleri dışında yaptığı kamu yatırımlarına da Kamu İhale Kanunu’nun
bazı hükümlerinden muafiyet getirilmiştir. Bu muafiyet arasında, kamu yatırımı
için ihaleye çıkmadan önce ödeneğinin bulunması koşulunun aranmaması da vardır.
Bu değişiklikten önce de TOKİ okul gibi kamu yatırımları yaptığına göre, bugüne
kadar yapılan bu yatırımlar Kamu İhale Kanunu’na aykırı bir şekilde mi
yapılmıştır? Öğrenmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Çalış…
HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, teşekkürler.
Sayın Bakan, görüşmekte olduğumuz tasarı kamuoyuna yansıdıktan
sonra 4/B, 4/C ve geçici işçi statüsünde çalışanlar da bir beklenti içine
girdi. Bu arkadaşlarla ilgili de bir düzenleme getirecek misiniz?
Bir diğer sorum: Elmalı Düden köyünde yaşanan facia televizyon
haberlerine yansıdı. Kredi batağına düşen Türkiye’nin pek çok tarafında, Düden
köyü gibi tarlaları, varlıkları haczedilmiş insanlar vardır. Bu bankalarla başı
derde giren köylerle ilgili bir çalışmanız olacak mı?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Karabaş…
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Teşekkür ederim Başkan.
Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum. Bu torba tasarısı
görüşüldü. Burada 234 tane madde var ancak bunun içinde, 177’nci maddede,
geçici 58’inci maddede, “Terörle Mücadele Yasası’ndan mahkûm olanların dışında”
denmesi uluslararası yasalara, Türkiye’nin mevcut Anayasası’na, eşitlik
ilkesine uyuyor mu? Bunu siz, bir Bakan olarak ve Hükûmetin bir üyesi olarak
içinize sindirebiliyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, bugün torba
yasanın son günü. Gelin, muhtarlarla ilgili, Köy Kanunu’nda getirilecek maddeyi
buraya koyalım. Bu muhtarlarımızın özlük haklarını lütfen, rica ediyorum,
beklemeyelim, bugün, burada bitirelim. Ben bir kez daha, son kez sizden rica
ediyorum.
Yine, geçici işçilerimiz, 28 bin kişi kalmıştı. Bunların çoğu
emekli oldu, 20 bin tane geçici işçimiz kaldı. Beş ay yirmi dokuz gün prim
ödeyen işçilerin… Onlara bir şekilde, bu torba yasanın son gününde, o geçici
işçilerimizin sorunlarına çözüm bulalım Sayın Bakanım. Hassaten rica ediyorum.
Bir son sorum: Mahalle ve köy bekçilerine elbiselerini verecek
misiniz, vermeyecek misiniz?
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Kaplan…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Bu
yap-işlet-devret modeli çerçevesinde HES’lere yönelik, barajlarla ilgili bir
hüküm var bu bölümde. Kaç tane köprü yapılacak barajlar üzerinde, yani Devlet
Demiryolları veya Karayolları tarafından? Bu HES’ler nedeniyle,
yap-işlet-devret modeli içindeki şirketlere yapılması düşünülen kaç tane köprü
var? Bunu merak ediyorum. Örneğin Keban Barajı üzerinde bir tane var. Bunun
dışında hangi bölgelerde; Karadeniz’de mi, Munzur’da mı, başka yerlerde mi
yapılmak isteniyor? Bu konuda bir bilgi verirseniz teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Şandır…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim.
Sayın Bakan, Sayın Mevlüt Aslanoğlu’nun sorusunu ben de yeniliyorum.
Lütfen… Gerçekten, bir torba yasa çıkartıyorsunuz, toplumun birtakım
mağduriyetlerini aşmaya çalışıyorsunuz. Bu mağduriyetler kapsamında muhtarlar,
gece bekçileri ve özellikle de 4/C, 4/B gibi farklı statüdeki kamu
çalışanlarının durumlarını düzeltmek noktasında, fırsat geçmeden burada bir
değişiklik yapmayı düşünür müsünüz?
Ayrıca, bir kısmına, büyük kısmına kadro verdiğiniz geçici
işçiler, beş ay yirmi dokuz gün çalıştın gerekçesiyle, aynı işi yapan 2
görevli, özellikle de orman işletmelerinde çalışan yangın işçileri, yangının
karşısında aynı işi yapıyor, biri geçici görevli, biri kadrolu. Bu yanlışlığı,
bu haksızlığı düzeltmeyi düşünür müsünüz?
Çok teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Bakan, buyurun.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan.
Sayın Özdemir, “Çiftçilerin, tarım kredi kooperatifleri ve Ziraat
Bankasına olan borçları kapsama alınacak mı?” diye sormuşlardı. Yapılandırma
hükümleri vatandaşlarımızın kamuyla olan borç-alacak ilişkilerini düzenlemek
üzere hazırlanmıştır. Bunun dışında, alacaklarını bu kapsamda yapılandırmak
isteyen odalar gibi kuruluşların da alacakları kapsama alınmıştır. Çiftçilerin
tarım kredi kooperatifleri ve bankalara olan borçları ise özel hukuk
hükümlerine tabi olduğu için bu kapsama alınmamıştır. Ancak, bu, ilgili
kuruluşların gönüllü olarak böyle bir çalışmayı yapmalarına engel herhangi bir
durum yok. Bu, bankaların kendilerinin kanun olmadan da yapabilecekleri,
ihtiyaca göre yapabilecekleri bir husustur.
Geçici 1’inci maddeyle ilgili Beytullah Bey’in sorduğu bir soru
vardı. Trafik kazaları sonucu yaralanan ve vefat eden vatandaşlar sağlık
giderlerinin karşılanmaması nedeniyle mağdur oluyorlardı. Yapılan düzenleme ile
kaza geçiren tüm vatandaşların sağlık giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu
tarafından karşılanacaktır. Aslında yıllardır bu, özellikle hükûmetlerimiz
döneminde sağlık alanında yapılan hizmet genişlemesiyle zaten bu hizmetleri
devlet olarak biz sunuyorduk ama sosyal sigortalarla ilgili firmalar bu yönde
de kesinti yapıyorlardı vatandaşlardan. Şimdi onun bir kısmını, adalete de çok
uygun bir şekilde devlete, kamuya aktarmış olacaklar çünkü bu hizmeti sunan
kamu, o şirketler değil.
Sayın Işık’ın sorusu var. Prim borcu bulunan vatandaşlarımız
primlerini ödemeleri durumunda prim borcuna karşılık gelen sürelerini hizmet
olarak kazanma imkânı sağlanacaktır. Ancak emekli olmak için diğer şartları da
-yaş artı hizmet yılı- yerine getirmeleri gerekmektedir. Özellikle bu konuda
artık sosyal güvenlik sistemimizde önemli köklü değişiklikler yapıldı. Yaşa
bağlı olarak, zaten geçmişe yönelik borçlansa bile yaşı gelmeden emekli olması
mümkün değil biliyorsunuz. Dolayısıyla yaşı gelinceye kadar primini yatırması
ve daha yüksek maaşlarla...
ALİM IŞIK (Kütahya) –
O tamam da...
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Diğer taraftan, baktığımız
zaman, tabii, özürlülerle ilgili sorular vardı. Özürlülerle ilgili, bu dönemde,
gerçekten çok önemli, devrim niteliğinde düzenlemeler yapıldı. Gerek
özürlülerin eğitimi gerek istihdamı açısından, hem kamu olarak biz ciddi
anlamda maaşlarla destekliyoruz, eğitim imkânlarıyla hem de özel sektörün
özürlülerimizi istihdam etmesi için kolaylaştırıcı, teşvik edici düzenlemeler
yaptık bu dönemde, Sayın Lokman Ayva’nın da çok yakın takibiyle. Bunları tabii
ne kadar yapsak azdır ama imkânlarımız geçmişle...
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Bakan, sorum o değil. Kamuda kaç tane boş kadro var?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Onu, tabii, şu anda net bir
rakam söylemem mümkün değil. Müsaade ederseniz, yazılı bir şekilde ona cevap
verelim. Fakat özürlülerimizin geçmişten çok daha fazla iş hayatı içinde
olduğunu da bu vesileyle vurgulamak isterim.
TOKİ’yle ilgili sağlanan düzenleme kolaylaştırmaya dönük bir
düzenleme. Burada, tabii ki TOKİ, kamu kurumlarının doğrudan iş yaptığı gibi
kamu kurumlarına da yardımcı oluyor, çeşitli yatırımların daha hızlı
gerçekleştirilmesi yönünde destek oluyor. Onu kolaylaştırmaya dönük bir
düzenleme.
Geçici işçilerle ilgili burada herhangi bir düzenlememiz yok. 4/B,
4/C’yle ilgili şu anda böyle bir çalışmamız yok. Yalnız personele ilişkin
olarak bu vesileyle şunu söylemek isterim: Keşke bütün gruplar anlaşsalar…
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Anlaştık…
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – …devlet personel
sistemimizde daha köklü, daha fazla, bütün sıkıntıları giderecek bir personel
rejimi reformunu hep birlikte gerçekleştirebilirsek, bu çok çok faydalı olur
elbette.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakanım, gece gündüz çalışmaya
hazırız.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Mevcut sistemi bir bütün
hâlinde… Böyle noktasal düzenlemeler ister istemez yapıyı da bozabiliyor. Bir
bütün olarak devlet personel sistemimiz konusunda bir reform yapma ihtiyacı
elbette ki var. Bunu da, bütün partilerimiz keşke uzlaşmayla getirip
yapabilsek. Bu son derece faydalı olur.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Biz hazırız efendim Milliyetçi Hareket
Partisi olarak.
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sekiz senedir “yapacağız” dediniz.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Bazı istisnalar, tabii,
terör suçlarından dolayı öğrencilere ilişkin. Bunların yeniden -tabii, mahkûm
olmuş olanlara ilişkin, yargılananlara ilişkin değil- bir sınava girmeleri
önünde tabii bir engel yok ama bu kanunda Meclisimizin iradesi o şekilde
tecelli etti. Bir istisna getirildi.
Sayın Aslanoğlu, muhtarlarla ilgili ve geçici işçilerle,
bekçilerle ilgili yine düzenlemelerden bahsetti.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Koyalım Sayın Bakan.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Muhtarlarla ilgili -daha
önce de belirtmiştim bir sorunuz vesilesiyle- bizim dönemimizde gerçekten çok
ciddi bir artış oldu maaşlarında.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakanım, hiç artış
olmadı. 30 liraydı 100 lira oldu.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – 98 liraydı 2002 yılında, fakat, tabii ki, daha fazla yapma ihtiyacı olabilir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hiç artış olmadı.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Önümüzdeki dönemlerde Köy
Kanunu çerçevesinde özellikle, Köy Kanunu’nun Meclisimize gelmesiyle birlikte
bu çalışmalar yeniden ele alınabilir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Buraya koyalım Sayın Bakanım.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Tabii, bu, muhtemelen
önümüzdeki döneme kalacak bir düzenleme. Öyle görünüyor.
YİD modeliyle ilgili, Sayın Kaplan köprülerle ilgili bir soru
sordu. Doğrusu şu anda kaç tane köprü yapılacağına ilişkin hafızamda bir bilgi
yok. Onu da, müsaade ederseniz, yazılı bir şekilde arkadaşlarımız,
bürokratlarımız, tabii daha sonra…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, bürokratlar buraya bizi
seyretmeye gelmiyorlar!
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Ama yanıltıcı, yanlış bir
bilgi vermeyelim.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, bürokratlar biliyorlardır,
bilgi versinler.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Varsa bilgisi
bürokratlarımızın hemen verebiliriz ama burada olanların da olmayabilir. Bu insani bir durum. Burada size gerekirse sonra yazılı bir
şekilde…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – O zaman öbür seçim dönemine gelir bunun
cevabı.
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Bu teknik bir konu. Yani
tartışmaya açık bir konu değil. Buna cevap verilebilir.
Yalnız orada şunu söyleyeyim: Bu barajlar yapılmadan, su tutmadan
önce bu köprülerin yapılması maliyeti çok daha düşüren bir unsur. Buna daha
fazla dikkat etmemiz lazım. Barajlar su tuttuktan sonra değil de su tutmadan
önce bu köprüleri gerçekleştirmemiz lazım. Son dönemlerde de özellikle buna
dikkat etmeye çalışıyoruz.
Çok teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.
Dokuzuncu bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi dokuzuncu bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde
üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
Ancak birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 14.43
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.55
BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
65’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
208’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır.
Son iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım,
istemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.
Önergeleri sırasıyla okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı"nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
Nurettin
Canikli Ali
Koyuncu Yılmaz
Tunç |
|
Giresun Bursa Bartın |
|
Kürşad
Tüzmen Nedim
Öztürk Abdurrahman
Arıcı |
|
Mersin Eskişehir Antalya |
Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628
sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye (e) bendinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiştir.
"d) 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi
Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik
santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim
Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında
Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara
dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe
girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım
anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, demiryolu ulaşım
güzergahının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su
altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun
bağlı olduğu idare tarafından yapılır."
"(f) 20/02/2001 tarihli ve 4628
sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde
elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su
yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek
suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililerine
ait olmak üzere DSİ tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek
denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır. Denetim şirketleri ile ilgili
uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak
kaydıyla DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı” nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu R. Kerim Özkan Selçuk Ayhan |
|
Malatya Burdur İzmir |
Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628
sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“d) Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı
henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı
Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral
projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim
Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında
Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara
dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, demiryolu ulaşım
güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su
altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun
bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 208.
maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Günal Mehmet
Şandır |
|
Manisa
Antalya Mersin |
|
Beytullah
Asil Yılmaz
Tankut Alim Işık |
|
Eskişehir Adana Kütahya |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 S. Sayılı yasa tasarısının 208 nci maddesinin tasarıdan
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Hasip
Kaplan M. Nezir
Karabaş Şerafettin
Halis |
|
Şırnak Bitlis Tunceli |
|
Nuri
Yaman Bengi
Yıldız |
|
Muş Batman |
BAŞKAN – İki önergeyi birlikte işleme alıyorum.
Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kütahya Milletvekili Alim Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 208’inci
maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Öncelikle hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Bu önergenin ne kadar tehlikeli ve yandaşlar için çıkarılmış bir
önerge olduğunu sizlere hatırlatarak sözlerime başlamak istiyorum. Bunun
mutlaka madde metninden çıkarılması lazım.
Değerli milletvekilleri, bu konular Komisyon çalışmaları sırasında
Komisyonun gündemine geldi, AKP, CHP, MHP ve diğer gruba ait milletvekillerinin
hiçbiri tarafından onaylanmadığı için çekildi. Şimdi, bu, Komisyondan geçmemiş,
bir önergeyle buraya getirilmiş ve konu hakkında bilgisi olmayan Türkiye Büyük
Millet Meclisindeki diğer milletvekillerinin böyle bir zaman darlığı altında
iradesine sunularak geçirtilmek istenen çok tehlikeli bir konudur.
Neden tehlikeli olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu maddede,
208’inci maddede yer alan konunun eski halini ve şimdi getirilen düzenlemeyi,
ayrıca şimdi sunulan önergede eklenen başka bir konuyu da sizlerle paylaşıp
neyi yapmak istediklerini anlamanızda yarar var diyorum. Söz
konusu maddedeki, mevcut 4628 sayılı Kanun’un ilgili maddesindeki şu anda
yürürlükte olan kısmı okuyorum sizlere: “Yerli kaynaklara dayalı elektrik
üretim amacıyla yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için demiryolu ulaşım
güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde Türkiye Cumhuriyeti
Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünce demiryolu ulaşım
güzergâhlarının değiştirilmesi işi enerji yatırımını gerçekleştirecek firmaya,
ilgili idareye ait birim fiyatlarla hesaplanacak yer değiştirmeye ilişkin
yatırım bedelinin yüzde 25 oranında indirim yapılarak belirlenen ve ilgili
bakan tarafından onaylanan bedelle yaptırılır.” Yani firma bu işi
yapacak, güzergâh değişiminden kaynaklanan maliyeti firma karşılayacak. “Ödenek
karşılığı kaynağın aktarılmış olması koşuluyla söz konusu bedelin yarısı işin
yüzde 50’sinin bitimini müteakip, kalan kısmı ise işin bitimini takip eden altı
ay içerisinde ve her hâlükârda 31/12/2012 tarihine
kadar yapılır.” Ayrıca diğer fıkrada da bununla ilgili diğer düzenleme var.
Şimdi, burada “Eğer, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili
yatırım yapılması sırasında buradan geçen bir demir yolu sıkıntısı varsa, bu
güzergâh değiştirilecekse bunu firma yapar ve şu tarihe kadar bunun bedelini
öder.” diyor. Getirilen düzenleme ne getiriyor? “Yerli
kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda…” cümle aynı
“…bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan, ancak yapımı henüz
tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dâhil olmak
üzere, demir yolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hâllerde
rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demir yolunun kamulaştırma bedeli
alınarak demir yolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır." Yani
Devlet Demiryolları tarafından yapılır, dolayısıyla o süre kısıtlamasıyla
ilgili herhangi bir hüküm kalmamış, hayırlı olsun! Yani bu işi almış ve şimdiye
kadar taahhüdünü yerine getirememiş firmaların devlete olan borcu silinecek,
taahhütleri yok sayılacak, bu işin maliyetinin firmaya yüklenmesi de
kaldırılacak. Devlet Demiryollarının bağlı olduğu idare tarafından bu işin
yapılması öngörülüyor. Değerli milletvekilleri, buna hiçbirimizin vicdanı razı
olamaz. Bu, kanun değildir. Bu, kanun çıkarma da değildir. Lütfen bunu buradan
çıkaralım.
Ayrıca bununla yetinilmiyor, şimdi AKP Grubunun getirdiği yeni bir
önerge var, yeni bir fıkra eklenmiş. Deniyor ki bu fıkrada da: “Söz konusu
yatırımlarla ilgili, masrafları ilgililere ait olmak üzere DSİ tarafından
bunların denetimi, kontrolleri yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek
denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır.” Değerli milletvekilleri, devletin
kurumlarının hakkı ve yetkileri burada bir önergeye bir ibare eklenmekle başka
denetim kurullarına aktarılamaz. Yapmayın bunu, Allah aşkına yapmayın bunu.
Böyle bir önerge asla ve asla kabul edilemez. Devlet Su İşlerinin su
kaynaklarıyla ilgili denetim yetkisini bir firmaya siz aktarırsanız, bunu da
bir önergeyle yaparsanız, bu milletin eli yakanızdan inmez! Gözünüzü seveyim,
böyle bir önergeyi kabul etmek doğru değildir. Bu madde metninin kesinlikle
önergemiz doğrultusunda çıkarılması, bu milletin ve devletin hayrına olacaktır.
İyi bir iş yapmış olacaksınız. Şimdiye kadar değişik zeminlerde geçirtilemeyen
maddeler, buraya sıkıştırılarak size geçiştirilmek isteniyor. Biz uyarımızı
yapıyoruz.
Önergemize desteğinizi bekliyor, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Önerge üzerinde…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Bakan, buna müsaade etmeyin, millet bunu affetmez!
BAŞKAN – …söz isteyen Nezir Karabaş, Bitlis milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tasarının 208’inci madde üzerinde verdiğim önergeyle ilgili
söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla ilgili yaptığımız
değerlendirmelerde de belirttik, AKP hem geçmiş politikalarında hem de
özellikle bu torba tasarısında getirdiği maddelerle emeği, emekçiyi, doğayı,
doğal kaynakları tümüyle hiçe sayan veya isteyenin istediği gibi
kullanabileceği yasalar yaptı bugüne kadar. Bu torbayla da bunu pekiştirmeye
çalışıyor.
Değerli milletvekilleri, öncelikle, yenilenebilir enerjiyle ilgili
birkaç şey söylemek gerekiyor: Şimdi, yenilenebilir enerji kapsamında çıkan kanunda
50 megavata kadar olan HES’leri bizler burada çıkardığımız kanunlarla
yenilenebilir enerji kapsamına aldık. Bugün girmeye çalıştığımız Avrupa
Birliğinde hiçbir ülkede bu, 10 megavatın üzerinde değil. Şimdi, eğer
“yenilenebilir enerji” diyorsak ve “HES” de diyorsak, nasıl oluyor da bir HES
hem yenilenebilir enerji olacak, üretimiyle, doğaya ve çevreye sağladığı
katkılarla hem yenilenebilir olacak hem de bir demir yolu güzergâhının
değiştirilmesini sağlayacak! Yani, siz, bir demir yolunun güzergâhının değiştirilmesini
gerektirecek bir projeyi “yenilenebilir enerji” adı altında getiriyorsunuz ve
bunu da burada oylatacaksınız, herkes de oylayacak yenilenebilir enerjiyi. Yani
bir demir yolunun güzergâhının değiştirilmesini gerektirecek bir yatırım nasıl
yenilenebilir HES oluyor? Tamam “hidroelektrik
santral” olur “baraj” olur adı ama bunun adına “yenilenebilir” demeyin. Bu, sivil toplum örgütlerinin, çevrecilerin, Karadeniz’den Ege’ye,
İç Anadolu’dan Doğu Anadolu’ya kadar tüm alanlarda, birçoğu AKP’ye yakın çevreler,
birçoğu AKP’li milletvekilleri tarafından “yenilenebilir enerji” adı altında
metre metre satılmış alanları, şimdiden, çıkardığınız, bugüne kadarki
yasalarla, torbaya koyduğunuz maddelerle, eklerle ve bundan sonra çıkaracağınız
maddelerle halka yedirmeye çalışıyorsunuz, adına da “yenilenebilir enerji”
diyorsunuz. Tabii bu da yetmiyor, getirdiğiniz önergelerle, bunu, bu
yapımı üstlenmiş, bu yerleri almış kişilerin yapması gereken işleri de kamu
kurumlarının sırtına yüklemeyi, onu da devletten çıkarmayı düşünüyorsunuz.
Birincisi, bu maddedeki değişiklikle, AKP’nin burada geçirdiği
yasalarla “HES” dediği “yenilenebilir HES” dediği anlayışı biz kabul etmiyoruz.
Biz, Mecliste bugüne kadar çıkarılan yasalara da karşı çıktık, düşüncemizi
belirttik. Bundan sonra da Rize’deki, bundan sonra Dersim’deki, bundan sonra
Batman’daki, bundan sonra Ege’deki, Akdeniz’deki, kendi doğal yapısının,
köyünün yapısının bozulmasına karşı çıkan köylünün, o beldede yaşayan
insanların yanında olacağız, onların mücadelesinin yanında olacağız, bir. İkincisi de birilerine peşkeş çekme ve devlet kurumlarının
kasasından -ki bu işler özelleştirilirken, birilerine verilirken, “devletin
kaynak aktarmaması, özel sektörün kendi imkânlarıyla yapması” deniliyor-
getirdiğiniz her yasa teklifiyle, torbalara koyduğunuz her yeni öneriyle bu tür
faaliyetleri yürüten, bu tür, topluma ait, vatandaşa ait, köylülere ait,
toplumun ortak malı olan yerleri pazarladığınız insanlara da yaptıkları
harcamaları devlet kasasından, kurumlar tarafından verilmesini gerektirecek,
onaylayacak yasalar getiriyorsunuz.
Bu nedenle, biz, bu 208’inci madde üzerinde AKP’nin verdiği
teklifin kabul edilmemesini ve burada peşkeş çeken birilerinin yapması gereken
harcamaların kurum tarafından yapılmasının engellenmesi istiyoruz.
Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması
ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın
208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628
sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“d) Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı
henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı
Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral
projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim
Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi
Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli
kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, demiryolu
ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi
su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak
demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Tayfun İçli, Eskişehir
Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, sizleri saygıyla
selamlıyorum. Torba yasanın son gününe geldik. İnatla, bu kanunun yasalaşması
için olağanüstü bir çaba sarf ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, benden önce söz alan değerli milletvekilleri
de belirtti. Birazdan AKP’nin bir önergesi gelecek ve bu önergede (f) bendi
ekleniyor ve (f) bendi enteresan düzenlemeler getiriyor, bu Plan ve Bütçe
Komisyonunda konuşulmamış. Şimdi, bu Hükûmet döneminde olağanüstü kontrolsüz
bir HES, hidroelektrik santraller var.
Şimdi, getirilen (d) bendinde -Bunu özellikle ifade etmek
istiyorum- “… bedeli alınarak demiryolunun bağlı
olduğu idare tarafından…” demek suretiyle bir kere, devlete -büyük bir
ihtimalle Devlet Demiryollarıdır- bir yük bindiriliyor fakat ilginçtir, (f)
bendinde de denetim DSİ’nin dışında özel şirketlere verilmek isteniyor.
Değerli arkadaşlarım, böyle kanun yapılmaz, onu söyledik. İnatla
böyle kanun çıkartmaya çalışıyorsunuz. Bu torba kanun içinde gerçekten yararlı
maddeler var, hep söyledik ama böylesine önergeyle giren, milletin gözünden
kaçırılan, kamunun menfaatini ortadan kaldıran maddeler de sokuluyor.
Değerli arkadaşlarım, Anayasa ve İç Tüzük’e aykırı olarak işlemler
yapıyoruz, inatla yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde, Yargıtay ve Danıştayla ilgili
kanunu da torba kanun olarak geçirdik. İşte, dün gece yaşanan birtakım olaylar
bugün Türkiye’de gündemde var, onlar konuşuluyor. Eğer “Her tür güce sahibim.”
derseniz, “Sınırsız güce sahibim.” derseniz, ciddi anlamda, değerli
arkadaşlarım, toplum sıkıntıya girer. Toplum hak ister, toplum adalet ister.
Bakın, yeri gelmişken bunu da belirtmek istiyorum. Merhum Ecevit -12 Eylül
olmuş- 12 Eylülün baskı döneminde dahi hak ve adaletin ne derece önemli
olduğunu vurgulamış. Bakın, Yankı dergisinde 30 Mayıs 1981 tarihinde yayımlanan
yazısında hem de 12 Eylül cuntasının her türlü baskısına rağmen, şunu söylüyor:
“Adalet dağıtanlara devlette ve toplumda üzerlerinde iktidar gölgesinin
düşmeyeceği kadar yüksek ve onurlu bir yer sağlamalıdır.” Bu yazısında -hızla
okuyacağım- merhum Ecevit diyor ki: “İnsanlar bir ölçüye kadar özgürlük
kısıntılarına, baskıya, zulme katlanabilirler ama haksızlığa, adaletsizliğe
katlanamazlar. En zayıf, en ürkek insanlar bile haksızlık, adaletsizlik
karşısında tepki duyar ve tepkisini hiç beklenmedik biçimde ve ölçüde açığa
vurabilirler. Toplumda huzur sağlamanın, insan ilişkilerini de yurttaş devlet
ilişkilerini de sağlıklı ve düzgün yürütebilmenin başta gelen koşulu adalettir.
Adaletin dayanağı ise yargı erkinin, yargı organlarının bağımsızlığıdır.” Uzun
bu yazı ama şunu, son cümlesini bir kez daha sizlere hatırlatmak istiyorum
“Onun için, yargı erkinin bağımsızlığı, adaletin dayanağı olduğu kadar,
demokrasinin de gereğidir. Eğer Türkiye'de gerçek demokrasi amaçlanıyorsa yargı
erkinin bağımsızlığını ve yargıç güvencesini zedelemekten kaçınılmalıdır.”
Değerli arkadaşlarım, şimdi, geçtiğimiz günlerde Yargıtay ve
Danıştayla ilgili düzenleme yaptık. Önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesinin
görevleri ve kuruluşuyla ilgili bir kanun gelecek, şimdi Adalet Komisyonunda.
Orada, yargı erkine, Anayasa Mahkemesi üyelerine biraz evvel ifade ettiğimin
tersinde üzerlerinde iktidar gölgesinin düşmesini sağlayacak düzenlemeler
getiriliyor. Onlara kırmızı plakalı Mercedes aracı, -lojmanlarını bir tarafa
bıraktım- sağlık güvencesi -milletvekilleri- bir tarafa bıraktım ama değerli
arkadaşlarım, onların çok daha ötesinde, onlara sanki siyasi rüşvet olarak
algılanacak düzenlemeler getiriliyor.
Bakın dün, İstanbul Adliyesinde -kamuoyunda çok yakın takip
ediliyor- birtakım enteresanlıklar olmaya başladı ki yeni atandığı söyleniyor
yargıçların, son HSYK’nın kurulmasından sonra atandığı söyleniyor.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bir gün evvel…
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Şimdi, böylesine toplumda infiale yol
açabilecek, adalet duygusunu sarsabilecek birtakım işlemler yapıldığı zaman,
toplum büyük yara alır, toplumun ötesinde de bu yüce Parlamento büyük yara
alır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Eğer uygulayıcılar bizim çıkarttığımız
kanunları keyfî olarak yorumlamaya kalkarlarsa toplumda adalet duygusu
sarsılır. Adalet duygusunun sarsılmasıyla da hukuk devleti ilkesinde zedelenme
olur.
Tekrar hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İçli.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Arayacağım.
Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla
oylama yapacağım.
Bir dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır ve
önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı"nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Nurettin
Canikli (Giresun) ve arkadaşları
Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628
sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye (e) bendinden sonra gelmek
üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiştir.
"d) 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi
Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik
santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim
Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi
Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli
kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin
yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su
kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, demiryolu
ulaşım güzergahının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi
su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak
demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır."
"(f) 20/02/2001 tarihli ve 4628
sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde
elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su
yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek
suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililerine
ait olmak üzere DSİ tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek
denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır. Denetim şirketleri ile ilgili
uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak
kaydıyla DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Efendim, karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, müsaade
ederseniz, bu konu tartışıldı, açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN – Tabii, buyurun.
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Şimdi, değerli
arkadaşlar, Devlet Demiryolları, biliyorsunuz… Diyelim ki bir baraj ihalesi
yapılmış, orada Devlet Demiryollarının bir güzergâhı var ve baraj göleti
altında kalacak.
Şimdi, mevcut sisteme göre, firma, doğrudan doğruya, ihalesiz
olarak bunu yapabilecekti -mevcut düzenlemeye göre- ve burada parayı yine
devlet ödeyecekti, yani devlet adına, devletin parasıyla, o baraj ihalesini
almış olan müteahhit o demir yolunun deplasmanını
yapacaktı ama devletin parasıyla yapacaktı, devlet adına yapacaktı. Şimdi, yeni
getirilen düzenlemeyle yapılan şey şu: Devlet Demiryolları kendisi yapacak,
kendi parasıyla yapacak, istimlak parasını da o ihaleyi
kazanmış, baraj göletini yapan firmadan alacak. Yani dolayısıyla konuların iyi
bilinmesinde ben yarar görüyorum.
Aslında, bu düzenlemeyle biz, devletin menfaatini çok açık bir
şekilde korumuş oluyoruz. O firma ihalesiz bir şekilde bunu yapacaktı, devletin
parasıyla yapacaktı. Biz şimdi diyoruz ki: “Devlet kendisi yapsın, ihaleyle
yapsın, belki tasarruf da sağlar.” İstimlak parasını
da ilgili firmadan alacağız. Dolayısıyla -lütfen- bu düzenleme gerçekten ülke
menfaatinedir, burada yanlış yapılan bir şey yoktur.
Şu anda da bu türden bir ihale, bir baraj yapımı, hani, yarım
bırakılmış da “Birilerini kurtaralım.” diye herhangi bir şey söz konusu
değildir, yani şu anda yarım bırakılmış, birilerini kurtarmaya yönelik bir
düzenleme de söz konusu değildir. Bu işlere henüz başlanılmamış, dolayısıyla
burada hiçbir şekilde bir şirket de kayrılmamaktadır, hiçbir şekilde devlet
zarara uğratılmamaktır.
Önergeye katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önerge üzerinde söz isteyen?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
4628 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin birinci
fıkrasına eklenen (f) bendiyle, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında elektrik
enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin suyla ilgili ve
diğer su yapılarının, masrafı ilgililerine ait olmak üzere Devlet Su İşleri
Genel Müdürlüğü tarafından denetlenmesi veya bunun özel sektör denetim
şirketlerine yaptırılması ve bu şekilde su yapılarının denetlenmesi
öngörülmüştür.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum, yalnız karar yeter sayısı
arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır ve
önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
209’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre
okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 209 uncu
maddesine “Kurumun” ibaresinden sonra “izin ve” ibaresinin, "temin
edebilirler" ifadesinden sonra gelmek üzere de aşağıdaki cümlenin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
Münir
Kutluata Erkan
Akçay Mehmet
Günal |
|
Sakarya Manisa Antalya |
|
Yılmaz
Tankut Alim Işık Beytullah
Asil |
|
Adana Kütahya Eskişehir |
|
Mehmet
Şandır |
|
Mersin
|
“Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin % 55’inin altında kota
belirlenemez.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 209 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
Harun
Öztürk Ferit Mevlüt
Aslanoğlu R. Kerim Özkan |
|
İzmir Malatya Burdur |
|
Mustafa
Özyürek Bülent
Baratalı Hüseyin
Ünsal |
|
İstanbul İzmir Amasya |
"Madde 209- 4.4.2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 3
üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 5 inci maddesinin ikinci
fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Madde 3- Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak
amacıyla pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlenir. Kotalar, Şirket
veya fabrika bazında şeker türlerine ve pazarlama yılı esasına göre ayrı ayrı
belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplan A kotası, ülke
toplam A kotasının % 10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü
de alarak % 50'sine kadar arttırmaya, % 50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.
Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan
diğer şekerler için B kotası belirlenmez.
Gıda dışı şeker ve C şekeri kota kapsamı dışındadır. Bu şekerler
için kota tahsisi yapılmaz. Gıda dışı şeker üretimi Kuruldan izin alınmak
suretiyle yapılır.
Şirketlerin veya fabrikaların A ve B kotaları her yıl en geç 31
Ekim tarihine kadar, yurt içi şeker talebi temel kriter
olmak üzere, Kurul tarafından pazarlama yılı esasına göre tespit edilir.
Kotalar; öncelikle şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasitelerinin %45'i oranında belirlenir. Bu şekilde hesaplanan şirket veya fabrikaların A ve B kotaları
toplamının ülke toplam A ve B kotalarını karşılamaması veya aşması halinde,
eksik kalan veya fazlalık olarak ortaya çıkan şeker miktarı, şirketlerin veya
fabrikaların son üç pazarlama yılı fiili A kotası şekeri üretim miktarlarının
aritmetik ortalamaları esas alınarak son üç yıllık ortalama üretim içindeki
payları oranında artırarak veya eksilterek ülke toplam A ve B kotaları
toplamına eşitlenir. Şirketlerin veya fabrikaların nominal
üretim kapasiteleri üzerinde kota belirlenemez. Bu kapsamda belirlenen kotalar
konusunda tüm şirket veya fabrikalar bilgilendirilir. Şeker pancarı ekim
alanlarının tespiti, şirketlerin kendilerine tahsis edilen kota miktarlarına
ve/veya nominal üretim miktarlarına uygun olarak
şirketlerin de görüşleri alınarak Kurul tarafından belirlenip, değişen şartlara
göre 5 yılda bir güncellenir. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki
şeker fabrikaları ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni
almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal
üretim verileri esas alınır.
Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların
kapasitelerini artırabilmeleri için Kuruldan izin alınması zorunludur.
Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.
Bu kanun maddesi değişikliği 2011/2012 ve daha sonraki Pazarlama
yılı uygulamaları için geçerlidir."
"Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde
bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da
Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin
edebilirler."
TBMM Başkanlığına
606 sıra sayılı tasarının 209’uncu maddesinin tasarıdan
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Hasip
Kaplan Şerafettin
Halis Sebahat
Tuncel |
|
Şırnak
Tunceli
İstanbul
|
|
M. Nezir
Karabaş Bengi
Yıldız |
|
Bitlis Batman
|
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak
Milletvekili.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; şekerin ham maddesi olan pancar ürününe konulan kotalarla
pancar üreticimizin ekonomik hayatı, üretimi felç edilirken bir yandan, diğer
yandan şeker fabrikalarının özelleştirilerek satılması, gündemine alınması
Hükûmetin, en son beş tanesinin, Karadeniz, Erzurum, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki
şeker fabrikalarının daha öncekiler gibi özelleştirilerek satılması söz konusu.
Bir diğer yandan bakıyoruz ki şekerin ham maddesi şeker kamışı,
şeker pancarı, işte Türkiye’deki daha çok şeker pancarı… Tabii, şeker kamışı
daha çok Latin Amerika ülkelerinden veya Afrika ülkelerinden temin ediliyor
-belki ürün üretim bazında daha ucuz diye ithalat yanı destekleniyor- yani
kendi iç üreticini, kendi imkânlarını kısıp dışarıdan getiriliyor.
Salt bu değil, son zamanlarda Türkiye gıda sektöründe,
çocuklarımızın, bebeklerimizin elindeki şekerde tehlike var, insanlarımızın
hayatı, sağlığı olduğu gibi tehlikede; bir yandan sakarin kullanılıyor, bir
yandan katkı maddeleri kullanılıyor, bir yandan tatlandırıcı kullanılıyor. Hâl
böyleyken, şimdi, bu torba kanuna koymuşsunuz bir madde, şirketler… Hani
satıyorsunuz, özelleştiriyorsunuz, e, şirketlere yol vermek için biraz kotayı artıralım
diyorsunuz. 74 milyon insanla bu kadar açık dalga geçilmez arkadaşlar.
Bakın, piyasada bir “kaçak çay” esprisi var. Bu kaçak çay
Seylan’dan gelirdi. Hâlâ, gidersiniz Diyarbakır’a, kahvelerde “kaçak çay” diye
gelir önünüze. Ama bir de “kaçak şeker” modasını da İktidarınız sayesinde 74
milyon insan öğrendi. Bu yediğimiz şekerin, hakikaten, çay bardağına attığınız
şekerin nereden geldiğini hiç düşündünüz mü? Piyasada Şeker Bayramı dâhil
bayramlarda satılan şeker ürünlerinin nasıl hazırlandığının farkında mısınız?
Bakın, bu konuda iki tane kanun teklifiniz var, Mecliste bekliyor.
Ya şeker politikanızı doğru dürüst belirlersiniz, bu ülkenin sağlığını
düşünürsünüz, bu ülkenin pancar üreticisini düşünürsünüz…
Bir de şunu düşünün Allah aşkına: Hayatta, siz Doğu’da,
Güneydoğu’da bir fabrika kurmadınız. Hep kurulan fabrikaları satıyorsunuz, hep
kurulan fabrikaları sattınız. Bu yap-işlet-devret değil aslında; bu, yapılanı
sat-işlet, şirketlere ver, başkalarına ver modeli.
İşte, bu tür hayati konularda esaslı bir şeker politikasını
oluşturmadıktan sonra torba kanuna getirmişsiniz, ee üç beş şirketiniz darda
veya Adapazarı Şeker Fabrikası sıkıntıda veya bir iki, örneğin gıda şekeri ve
(C) şekeri kota kapsamları farklı. Şimdi, bunlar konusunda bir de yeni fabrika
kurulması olayı var. Zaten devlet kurmuş bugüne kadar bütün fabrikaları.
Sattığınız şirketler de kâr eden fabrikaları işleyecekler.
Arkadaşlar bu ülkede tarım bunun için çöker, bu ülkede
çiftçi bunun için perişan olur, bu ülkede pancar üreticisi bunun için mazotunu
karşılayamaz çünkü bu ülkenin pancar üreticisini, çiftçisini, Muş Ovası’nı veya
Trakya’daki veya Ege’deki şekerpancarı üreticisini değerlendirip üretimini daha
fazla şeker anlamında üretim ve ihracat konusunda değerlendirme konusunda
maalesef birkaç şirketin çıkarlarına, faydalarına uygun kâr akıtma modeli ve
ithalat üzerinden akıtma modeli, bu model de Türkiye’de sağlığı vuruyor;
sağlığı, bebeklerimizi vuruyor. Gerçekten bu gıda
sektöründeki şekerlemelerin hepsinin denetimi yapılmıyor, hepsinin hammaddesi
dışarıdan getiriliyor, hepsinin hammaddesinde de sağlığa zararlı tespitler
yapıldı, televizyonlarımız bu konuyu ele aldı. Biz bu nedenle böyle palyatif, böyle yüzeysel, böyle olsun da torbada olsun,
torbada gözüksün türü tekliflere karşıyız, çıkarılmasını istiyoruz, oylarınıza
sunuyoruz.
Sayın Başkan, oylamadan önce de karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Arayacağım.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla
oylama yapacağız.
Bir dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum:
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge
kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 209 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
"Madde 209- 4.4.2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 3
üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 5 inci maddesinin ikinci
fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.
"Madde 3- Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak
amacıyla pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlenir. Kotalar, Şirket
veya fabrika bazında şeker türlerine ve pazarlama yılı esasına göre ayrı ayrı
belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplan A kotası, ülke
toplam A kotasının %10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü
de alarak %50'sine kadar arttırmaya, %50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.
Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan
diğer şekerler için B kotası belirlenmez.
Gıda dışı şeker ve C şekeri kota kapsamı dışındadır. Bu şekerler
için kota tahsisi yapılmaz. Gıda dışı şeker üretimi Kuruldan izin alınmak
suretiyle yapılır.
Şirketlerin veya fabrikaların A ve B kotaları her yıl en geç 31
Ekim tarihine kadar, yurt içi şeker talebi temel kriter
olmak üzere, Kurul tarafından pazarlama yılı esasına göre tespit edilir.
Kotalar; öncelikle şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasitelerinin %45'i oranında belirlenir. Bu şekilde hesaplanan şirket veya fabrikaların A ve B kotaları
toplamının ülke toplam A ve B kotalarını karşılamaması veya aşması halinde,
eksik kalan veya fazlalık olarak ortaya çıkan şeker miktarı, şirketlerin veya
fabrikaların son üç pazarlama yılı fiili A kotası şekeri üretim miktarlarının
aritmetik ortalamaları esas alınarak son üç yıllık ortalama üretim içindeki
payları oranında artırarak veya eksilterek ülke toplam A ve B kotaları
toplamına eşitlenir. Şirketlerin veya fabrikaların nominal
üretim kapasiteleri üzerinde kota belirlenemez. Bu kapsamda belirlenen kotalar
konusunda tüm şirket veya fabrikalar bilgilendirilir. Şeker pancarı ekim
alanlarının tespiti, şirketlerin kendilerine tahsis edilen kota miktarlarına ve/veya
nominal üretim miktarlarına uygun olarak şirketlerin
de görüşleri alınarak Kurul tarafından belirlenip, değişen şartlara göre 5
yılda bir güncellenir. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker
fabrikaları ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni
almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal
üretim verileri esas alınır.
Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların
kapasitelerini artırabilmeleri için Kuruldan izin alınması zorunludur.
Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.
Bu kanun maddesi değişikliği 2011/2012 ve daha sonraki Pazarlama
yılı uygulamaları için geçerlidir."
"Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde
bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da
Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin
edebilirler."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Ferit Mevlüt Aslanoğlu,
Malatya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu maddedeki amaç şu: Bir şeker fabrikasının
yeterli arazisi yok o bölgede, başka bir bölgeden pancar alabilir, diyor. Bu fabrika da belli. Ama size şu öneriyi yapıyorum: Bizde
arazi çok, bizim kotamızı artırın, Muş Ovası’nın, Malatya’nın… Bizde arazi çok,
bizde arazi çok; biz kendi fabrikamızda, kendi arazimizde pancar üretimimize…
Kotayı bırakın. Bizde arazi çok. Bir başka fabrikaya
başka bir ilden arazi bulacağınıza, zannediyorum ki Eskişehir bölgesinde pancar
ektireceksiniz, bir başka fabrikaya taşıyacaksınız ama bizde arazi çok,
talibiz. Muş’ta, Malatya’da, Elâzığ’da bir kere bunlara talibiz biz, kotamızı
bırakın yeter ki. Bir.
ALİ KOYUNCU (Bursa) – Hayır, bütün Türkiye’yi kapsıyor, bütün
Türkiye’yi, Eskişehir değil sadece.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Belli Ali Bey, belli. Nere
olduğunu biliyorum.
ALİ KOYUNCU (Bursa) – Türkiye’yi kapsıyor.
BAŞKAN – Lütfen Sayın Koyuncu.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İki: Arkadaşlar, şeker
fabrikalarını rahat bırakın. Şeker fabrikasını lütfen şu Özelleştirme İdaresi
boyunduruğundan kurtarın. Şeker fabrikalarını kendi idaresine, kendi yönetimine
terk edin artık. Burasını Özelleştirme İdaresine niye alıyorsunuz? Özelleştirme
İdaresi üretme bilmez, Özelleştirme ancak satmayı bilir, üretmeyi bilmez.
Özelleştirme İdaresine aldığınızdan bu yana şeker fabrikalarına tek bir çivi
çaktırılmıyor. Bunları yok ediyorsunuz. Türkiye’de şeker fabrikalarını, Şeker
Fabrikaları AŞ’nin onurlu, şerefli çalışanları son derece kurumlarına sahip ve
bu işi çok iyi bilen insanlar, bırakın onlar yönetsin. Artık, Özelleştirmeden
yakasını bırakın bu şeker fabrikalarının. Ne ilgisi var özelleştirmeyle? Bura
özelleştirilmiyor artık, geri çektiniz. Geri çektiyseniz, lütfen şeker
fabrikalarını Özelleştirmenin elinden kurtarın arkadaşlar ya! O satmasını
bilir, üretmesini bilmez.
Fabrikalar yavaş yavaş yok oluyor, yedi sekiz senedir yenilenmeyen
fabrikalar artık üretimde sorunlarla karşı karşıya geliyor, yeterince verimli
olamıyor arkadaşlar. Ben, bunun altını bir kez daha çiziyorum.
Yine bir başka konu, burada arkadaşlar -hepiniz de biliyorsunuz-
bir geçici işçi yarası var. Türkiye’de 200-220 bin kişi geçici işçiyi, 6 ay 1
gün olanları siz, işçi kadrosuna geçirdiniz ama 5 ay 29 gün olan, 5 ay 20 gün
olan insanlar hasbelkader... Bazı fabrikalarda üretim süresi
düşük. Burada, yani isteseniz de o fabrikada, o işçi 6 ay çalışamazdı, 6
ay 1 gün çalışamazdı çünkü mevsim kısa. Özellikle doğudaki fabrikalarda mevsim
kısa olduğu için alım ve üretim süresi çok kısa olduğu için hasbelkader 6 ay
çalışma olanakları yok bunların arkadaşlar, onların elinde değil. Ama batıdaki
bir fabrikada sezon 6-6,5 ay devam ediyorsa, doğudaki bir fabrika da sezon
nedeniyle 5,5 ay devam ediyorsa, o fabrikalardaki geçici işçi arkadaşlarımızın
6 ay çalışma olanakları yoktu arkadaşlar. Yani, bunlara haksızlık yaptınız.
Gelin… Zaten bunların hepsi 28 bin kişiydi, 28 bin kişinin çoğu emekli oldu,
zannediyorum ki 20 bin kişi civarında kaldı. Gelin, bu torba yasada bu 20 bin
kişinin de lütfen hakkını verelim arkadaşlar. Adam yirmi beş senedir çalışıyor
arkadaşlar, bu adamın emekli olması için yirmi beş yıl daha çalışması lazım
arkadaşlar, altını çiziyorum, yirmi beş yıl daha çalışması lazım; takdir sizin.
Bir başka konu: Türkiye’de bazı şeker fabrikalarımızda bir
biyoetanol tesisleri var arkadaşlar. Bu etanol dediğimiz ve biyodizel dediğimiz
olgu, belli oranda akaryakıta katılıyor ve akaryakıt elde ediliyor. Türkiye’de
üç fabrikada bu tesis var, kurulmuş. Fakat her nedense petrol baronları, altını
çiziyorum, petrol baronları buna izin vermediği için bizim kendi öz ürünümüz
olan… Örneğin Güney Amerika’da akaryakıta yüzde 20’ye kadar, Amerika’da yüzde
20’ye kadar katılabiliyor bu biyoetanol ama Türkiye’de petrol baronları buna
izin vermediği için maalesef yapılan bu biyoetanol tesisleri yatıyor. Lütfen
izin verin, akaryakıta yüzde 6’ya kadar katılabiliyor arkadaşlar, lütfen buna
müsaade edin.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı
arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar
yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 209 uncu
maddesine “Kurumun” ibaresinden sonra “izin ve” ibaresinin, "temin
edebilirler" ifadesinden sonra gelmek üzere de aşağıdaki cümlenin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
“Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin % 55’inin altında kota
belirlenemez.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim
Işık, Kütahya Milletvekili.
Buyurun.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın 209’uncu maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında konuşacağım.
Bu vesileyle tekrar sizleri saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında bu bölümün konuşmaları sırasında AKP Grubu
adına konuşan Değerli Milletvekili, Eskişehir Milletvekilimiz Nedim Öztürk, bu
maddeyle ilgili değişikliklerin yapılmasında, gerçekleştirilmesinde adı geçen
iktidar partisi milletvekillerinin isimlerini tek tek saydığı hâlde
Adapazarı’na söz geldiğinde “Adapazarı milletvekilleri” olarak bunu
değiştirmesini bir milletvekiline yakıştıramıyorum. Dürüst olmak zorundayız.
Adapazarı Şeker Fabrikasıyla ilgili değişiklik Milliyetçi Hareket Partisi
Adapazarı Milletvekili Sayın Münir Kutluata tarafından Komisyonda dile
getirilmiştir, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak bu konuyu dile getiren
milletvekilimizin talebi doğrultusunda bu düzenleme yapılmıştır ancak düzenleme
yarım yapılmıştır. Kotayla ilgili kısmına Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri uygun
görüş vermediği için maalesef düzenleme getirilememiş. İşte, bu önergemiz hem
“Şeker Kurumunun denetimi” ibaresinden önce izin ve denetimini sağlayalım,
böylece Kurumun izni olmadan herhangi bir fabrika sahibi, şirket çiftçilerle
yapacağı sözleşmeyi kurumun izninin dışında yapmasın. Örneğin Kütahya Şeker
Fabrikası Kurumun izni olmadan böyle bir anlaşmayı yaparsa Kütahya’daki pancar
üreticileri pancar ekemez hâle gelir. Yaşanan örnekler bunu göstermiştir.
Dolayısıyla Kurumun iznine tabi olsun, ayrıca kota, herhangi bir fabrikanın
kotası yüzde 55’in altına da inmesin. Aksi takdirde, inerse bugünkü Adapazarı
Şeker Fabrikasının düştüğü duruma düşürülür. Bunu sağlayalım diyoruz.
O nedenle bu dürüstlüğü her yerde, her zaman, hepimiz göstermek zorundayız.
AKP’li olursa milletvekilinin adını sayacaksınız ama başka bir partiden olursa
milletvekilinin adını saymadan “milletvekilleri” deyip geçiştireceksiniz. Bu,
bir milletvekiline yakışan dürüst bir davranış olmamaktadır.
Değerli milletvekilleri, Adapazarı Şeker Fabrikasının yüzde 30
kapasiteyle çalışmak zorunda bırakılarak iflasa ve el değiştirmeye
zorlanmasının önüne geçebilmek için yürütülen çabalar, bugüne kadar maalesef
sonuç vermemiştir. Bu düzenlemeyle belki kısmen bu fabrikanın sıkıntısı çözülebilecek
ama kotayla ilgili sınırlama kalkmadığı sürece, yine bu fabrikanın sorunu
çözülmeyecektir.
Sayın Başbakan, daha önce Sakarya ziyareti sırasında bu sorunun
çözülmesinin sözünü vermiştir. Tesadüftür, bugün Sayın Başbakan yine
Sakarya’dadır. Hiç olmazsa bu sorunu çözünüz ve bir telefonla kendisine bilgi
vererek, deyiniz ki: “Adapazarı Şeker Fabrikasının problemi tamamen
çözülmüştür.” Ama böyle bir düzenlemeyle sadece ekim alanı sınırlamasının
kaldırılması düzenlemesiyle bu sorunu çözemezsiniz. Kota sorununu çözmediğiniz
sürece bu fabrikalar yine problem yaşamaya devam edecektir, çiftçiler yine problemli
olmaya devam edecektir.
Görüşülmekte olan bu torba yasa Plan ve Bütçe Komisyonunda
görüşülürken, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilen önergeyle bu
hâle getirilmiştir ama eksik kabul edildiği için hâlâ sorun çözülemeyecek
durumdadır.
Burada istenen, “Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve
fabrikaların nominal kapasitelerinin yüzde 55’inin
altında kota belirlenemez” ibaresinin eklenmesidir. Umarım yüce heyet bunu
makul karşılayacak ve önergemizi bu anlamda destekleyecektir.
Değerli milletvekilleri, sizlere bu düzenlemeyle bir konunun daha
çözülmesine katkı yaptığınızı ifade etmek istiyorum. Şimdiye kadar değişik
şeker fabrikalarımıza, C şekeri ya da yanıltıcı beyanla veya ekim alanı
sınırları dışından şeker pancarı satın almakla ceza kesiliyordu.
Örneğin, 2009 yılı Yüksek Denetleme Kurulunun Şeker Kurumu
Raporu’na baktığınız zaman, raporun 31’inci sayfasında, 2008 ve 2009 yıllarına
ait Adapazarı Şeker Fabrikası, Kütahya Şeker Fabrikası ve Keskinler Gıda Sanayi
ve Ticaret A.Ş.’nin toplam devlete ödemesi gereken 45 milyon 673 bin 831 TL’lik
cezasının da belki bundan sonraki yıllarda artık ceza kesilmeden, bu şekilde
önüne geçilmiş olacaktır. Ama şimdiye kadar
bu fabrikalar, bu kota ve ekim alanı sınırından dolayı bu cezaları ödemek
zorunda kaldılar. Hiç olmazsa bundan sonraki dönemde bunun önüne geçilmiş
olacaktır.
Önergemize desteğinizi bekliyor, teşekkür ediyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
210’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme
alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 210’uncu Maddesiyle 4646
sayılı kanuna eklenen (3) numaralı alt bendinde yer alan “yönetmelikle”
ibaresinin “kanunla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Sebahat
Tuncel Nuri
Yaman Hasip
Kaplan |
|
İstanbul Muş Şırnak |
|
M. Nezir
Karabaş Ayla
Akat Ata |
|
Bitlis Batman |
TBMM Başkanlığına
606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 210. maddesinde geçen “bu tüzel
kişiler arasında” ibaresinden sonra gelmek üzere “tüzel kişiliğin teknik
performansı ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Alim Işık Mehmet
Şandır |
|
Manisa Kütahya Mersin |
|
Mehmet
Günal Hasan
Çalış |
|
Antalya Karaman |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı"nın 210 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu R. Kerim Özkan Bülent Baratalı |
|
Malatya Burdur İzmir |
|
Selçuk
Ayhan |
|
İzmir |
Madde 210- 18/4/2001 tarihli ve 4646
sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d)
bendinin sonuna aşağıdaki (3) numaralı alt bent eklenmiştir.
"3) Yapılmış ve yapılacak depolama lisansı başvurularında;
başvuruya konu yerin il, ilçe, köy, mahalle, ada, parsel bilgilerini de içeren
bilgiler Kurum internet sayfasında duyurulur. Duyuruda belirlenecek sürede,
duyuru konusu yerde faaliyet göstermek üzere başka doğal gaz depolama lisansı
başvurusunun olması durumunda, başvuruda bulunan tüzel kişilerin depolama
lisansı almak için aranılan şartları taşımaları kaydı ile;
lisans başvurularının değerlendirilmesi Kurul tarafından belirlenecek kriterler
esas alınarak yapılır. Bu değerlendirme sonucunda birden fazla başvurunun kalması
durumunda bu tüzel kişiler arasında lisans bedelinin artırılması esasına göre
yarışma yapılır. Ancak, başvurulardan birinde depolama faaliyetinin yapılacağı
sahada yer alan taşınmazların mülkiyetinin lisans başvurusunda bulunan tüzel
kişi ve/veya ortaklarına ait olması ve/veya depolama faaliyetinin yapılacağı
sahada yer alan taşınmazların üzerinde lisans başvurusunda bulunan tüzel kişi
ve/veya ortakları adına depolama faaliyetinde bulunma imkanı
verecek kullanma ve/veya irtifak hakkı ve benzer izinlerin tesis edilmiş olması
halinde bu başvuru kabul edilir; diğer başvurular reddedilir. Başvurunun
duyurusu, değerlendirme kriterleri ve yarışmaya
ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Bülent Baratalı konuşacak.
BAŞKAN – Bülent Baratalı, İzmir Milletvekili.
Buyurun Sayın Baratalı. (CHP sıralarından alkışlar)
BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı torba Yasa Tasarısı’nın 210’uncu maddesi
üzerinde verilmiş bulunan Cumhuriyet Halk Partisi, partimiz önergesi üzerinde
söz almış bulunmaktayım. Sizleri şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu torba yasa tasarısının tartışmaları
bir şeyi ortaya çıkarmıştır; o da sekiz buçuk yıldır Adalet ve Kalkınma
Partisi, ülkemizin sorunlarını çözememiştir; bu sekiz buçuk yıl maalesef boşa
gitmiştir.
Şimdi, seçime dört aya kala AKP, yeni bir mali af konusunu gündeme
getirmiştir ama kısa bir süre sonra görülecektir ki, bundan önceki o af
kanunlarında olduğu gibi bunlar da sorunu çözemeyecektir.
Bakınız, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Sayın
Zekeriya Mutlu bu konuda şunları söylüyor: “Hükûmetin borç yapılandırma
girişimini olumlu karşılıyoruz. “Bu, güzel. Devam ediyor: “Ancak, son on yılda
bu tip af ve yapılandırmalarda düzenlemelerin sık sık uygulamaya konulması,
artık, vergi sisteminde köklü ve kalıcı düzenlemelerin yapılması gerektiğini
göstermektedir. Bu anlamda, vergi sistemi sadeleştirilmeli, adaletsizlikler
önlenerek mükellef tabanı genişletilmeli.” Yani, diyor ki: “Artık
sivrisineklerle uğraşmayın, bataklığı kurutmaya çalışın.” Ama,
bu sekiz buçuk yıllık döneminizde maalesef hep sivrisineklerle uğraşıldı,
bataklık konuşulmadı. Bunlar doğru düşüncelerdir. Ben buradan Sayın Zekeriya
Mutlu’yu da kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, AKP’nin bu son sekiz buçuk yılı boşa
geçirdiğinin diğer bir örneği de, bu kaynakları israf etmenin, ülkenin
kaynaklarını israf etmenin diğer bir örneği de organize sanayi bölgeleridir.
İzmir’de 5’i faal, 2’si inşaat, 4’ü proje ve 5’i de etüt aşamasında olmak
üzere, toplam 16 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Milyonlarca dolar
altyapı yatırımı ile gerçekleştirilen çok sayıda organize sanayi bölgesi
yatırımcıların ilgisini beklemektedir ama 2009’da yürürlüğe giren Yatırımlarda
Devlet Yardımı Hakkındaki Karar doğrultusunda İzmir, artık, yeni yatırımlar
için cazip bir yer olmaktan çıkmıştır. Çünkü İzmir, en az teşviklerin bulunduğu
birinci bölgede yer alırken Manisa, Uşak ve Denizli üçüncü bölgede yer
almıştır. Böylece, yapımı tamamlanan ve devam eden organize sanayi bölgeleri
için harcanan kaynakların heba olma durumu doğmuştur. Örneğin, yüksek teşviklerin
verildiği üçüncü bölgedeki Manisa iline hemen hemen bitişik bulunan ve
Türkiye'nin en modern altyapısına sahip olan Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’ne
teşvik dezavantajı nedeniyle yeni yatırımlar gelmemektedir.
M. FATİH ATAY (Aydın) – Aydın’a da gelmiyor.
BÜLENT BARATALI (Devamla) – Sadece Aliağa değil, Aydın’a,
Kemalpaşa’ya, Torbalı’ya, Tire’ye ve diğer sanayi bölgelerimize, kısaca
İzmir’in geneline, teşvik uygulamasındaki partizanca tutum nedeniyle yeni
yatırım gelmemektedir. Burada tabii, birinci bölgede yer alan İzmir’in hakkını
fazla yememek lazım. Sanayi falan teşvik edilmiyor ama tek ve çok önemli bir
konu teşvik ediliyor İzmir’de, Saanen keçisinin üretilmesi konusunda İzmir’e
müthiş derecede teşvik veriliyor. Yani Plan Bütçede de bunları konuştuk, buradan
da iddia ediyorum -Halil Bey dinlemiyorsunuz- İzmir’e yalnız Saanen keçisi için
teşvik uygulanıyor. Bu, böyle olunca da değerli arkadaşlar, İzmirli şunu
düşünüyor: “Ben İzmirliyim, demokratım, ilericiyim, çağdaşım, bu nedenlerle,
AKP bizi burada cezalandırıyor.” diye İzmirliler, değerli arkadaşlar,
düşünüyorlar. Çünkü bunun başka bir mantıklı açıklaması bulunmamaktadır.
Değerli milletvekilleri…
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bir tek İzmir’dekiler mi çağdaş? Başka
ildekiler çağdaş değil mi?
BÜLENT BARATALI (Devamla) – İzmir daha çağdaş yani sizin
dikkatinizi çekerim. Yani siz de kalkın, ilinizin, İstanbul’un daha çağdaş
olduğunu söyleyin.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hepsi çağdaş!
AHMET KOCA (Afyonkarahisar) – Türkiye çağdaş!
BÜLENT BARATALI (Devamla) – Sayın Milletvekili yani kürsü size
açık, bu serbest kürsü, bu halkın kürsüsü.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çağ dışılıkla nasıl itham edebilirsiniz?
Bütün vilayetler çağdaş. Çağ dışılıkla itham edemezsiniz!
BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen Sayın Hatibe söz atmayın.
BÜLENT BARATALI (Devamla) – Teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz bu torba tasarının kalıcı ve
köklü bir çözüm getirmeyeceği açıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT BARATALI (Devamla) – Bu düşüncelerle önergemizin kabulünü
takdirlerinize sunar, yüce heyetinizi saygıyla selamlarken Sayın İstanbul
Milletvekilimiz, siz de İstanbul’un daha çağdaş olduğunu burada
söyleyebilirsiniz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hepsi çağdaş, hepsi, hepsi!
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Baratalı.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
TBMM Başkanlığına,
606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 210. maddesinde geçen “bu tüzel
kişiler arasında” ibaresinden sonra gelmek üzere “tüzel kişiliğin teknik
performansı ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim
Işık, Kütahya Milletvekili.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tasarı’nın 210’uncu maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik
önergesinin esası, özellikle doğal gazla ilgili olan söz konusu 4646 sayılı
Kanun’un 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki (d) bendi doğal gazın
depolanmasıyla ilgili. Eğer doğal gazın depolanmasıyla ilgili başvuruda
bulunmuş şirketler şartlarını sağlıyorlar ise ve depolama lisansı almak için
gerekli tüm şartları yerine getirmişler ise bunlar arasında da birden fazla
başvuru olması hâlinde, acaba bu şirket nasıl belirlenecek? Onunla ilgili bir
düzenlemeyi öngören ek bir alt bent bu söz konusu maddedeki değişiklik. Buna
prensip olarak katıldığımızı ifade etmek istiyorum. Ancak, birden fazla şirket
kaldıysa bunlar arasında sadece “lisans bedelinin artırılması esasıyla yarışma
yapılır.” ibaresi var burada. Lisans bedelini fazla artırarak bu ihaleyi
vermek, uygulamada sıkıntılara yol açabilir. İşte önergemiz, bununla birlikte
tüzel kişiliğin teknik performansının da dikkate alınmasını öngören bir önerge.
Yani daha önce bu şirket bu işte çalışmış mı, çalıştıysa başarısı nedir,
sıkıntı var mı, yok mu? Aslında, bu ikisinin birlikte değerlendirilmesi hâlinde
yapılacak bir yarışmanın daha mantıklı ve makul bir sonuca götüreceğini esas
alan bir önerge. Niye “Hayır” dendiğini ya da Sayın Komisyonun ve Bakanın
katılmadığını, tabii, anlamakta güçlük çektiğimi de ifade etmek istiyorum. Bu,
yapıcı bir önergedir. Umarım yüce Kurul bunu dikkate alacaktır.
Şimdi, 2008’inci maddede tartışmaya konu olan ve Sayın Bakanın
buna ek olarak yaptığı açıklamasına yeniden dönmek istiyorum. Sayın Bakan
açıklamasında özetle “Daha önce bu demir yollarının değiştirilmesiyle ilgili
bir projeyle ilgili değil bu, bundan sonra yapılacak işlerle ilgili.
Dolayısıyla, bu işi yapan firmanın elinden alıyoruz, işin Devlet Demiryolları
tarafından yapılmasını öngörüyoruz.” dedi.
Değerli milletvekilleri, şimdi, ben kabul edilen önergeyi
-üst kısmını okumadan- size tekrar okuyorum: “…yerli kaynaklara dayalı elektrik
üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten
önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının
ilişkin olduğu projeler de dâhil olmak üzere, demiryolu ulaşım güzergâhının
değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak
mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu
idare tarafından yapılır.”
Değerli Bakanım, eğer daha önceden bu konuyla ilgili bir başvuru
yapmış şirket yoksa niye “bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvurular”
ibaresini buraya eklettiriyorsunuz? Sizi yanıltıyorlar. Siz Genel Kurulu bu
size gelen bilgiler doğrultusunda doğru bilgilendirmemiş oluyorsunuz. Bunu
açıklamanızda yarar var diyorum.
İkincisi, şimdi eklenen yeni bir bentle, 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen bir bentle, (f) bendiyle, bu önergeyle “Su
Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla
yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve
tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların inşasının
inceleme ve denetimi, masrafları ilgililere ait olmak üzere Devlet Su İşleri
tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine
yaptırılması sağlanır.” ibaresi ile Devlet Su İşlerinin şimdiye kadar yaptığı
işin bir özel sektör tarafından yapılmasının önü açılmaktadır.
Bununla ilgili konular Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonunda çok
tartışıldı. Oradan geçirilemedi, içinizdeki birçok değerli arkadaşım da buna
karşı çıktı ama torba yasa içinde bir fıkrayla alelacele, yangından mal
kaçırırcasına geçirilmek istenmektedir. Bırakınız bu teknik işleri ilgili
komisyona havale edin, bir ay sonra geçsin ama bunu geçirmeniz hâlinde Devlete
Su İşleri gibi bir kurumun görevini elinden alıyorsunuz, içini boşaltıyorsunuz
ve fonksiyonunu maalesef azaltıyorsunuz. Tabii ki ilgili Bakanlık buna nasıl
cevaz verdi, onu da anlayabilmiş değilim. Herhâlde, Çevre ve Orman Bakanlığının
bu konudan bilgisi yoktur diye düşünüyorum.
Önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 210’uncu Maddesiyle 4646
sayılı kanuna eklenen (3) numaralı alt bendinde yer alan “yönetmelikle”
ibaresinin “kanunla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hasip
Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
Yine, tabii ki Meclisi bizim hiçbir şekilde yanlış yönlendirmemiz
söz konusu değil.
Değerli arkadaşlar, bu baraj havzası altında kalan demir yollarına
ilişkin herhangi bir işlem yapılmamıştır. İhalesi yapılmış da o demir
yollarının başka yere aktarılması projeleri vardır. O projeler vardır ama demir
yollarıyla ilgili, bunların relokasyonuyla ilgili olarak herhangi bir tek kazma
çakılmamıştır henüz ve burada bizim söylediğimiz şey şu…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Projeyi sunan şirketler var mı? Var.
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Devletin menfaatini
koruyoruz. İhalesiz bir şekilde şirket bunu yapacaktı, parasını da devlet
ödeyecekti; şimdi parasını yine devlet ödeyecek, Devlet Demiryolları yapacak,
ihaleyle yapacak, belki yüzde 40, belki yüzde 35 indirimli yaptıracak. Hâlbuki
firma bunu ihalesiz yapacaktı. Burada yapılan işlem doğrudur, devletin,
hazinenin menfaati korunmuştur.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili;
buyurun.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
madde doğal gazla ilgili, enerjiyle ilgili, Enerji Komisyonuna gitmedi,
uzmanlık alanında görüşülmedi. Teknik yönü olan bir madde, bu da torbaya
getirildi. Zaten bu torbanın bütün hedefi bu, komisyonundan geçemeyecek olan
maddeleri getirip bu torbaya koymak. Sonra bu torbayı da, işte sizleri
sabahlara kadar bekletip, ondan sonra da kabul ettirip, işte, enerji olayını
çözdük demek.
Şimdi, bu maddeye baktığınız zaman, doğal gaz piyasası gibi
Türkiye’nin enerjide dışarıya bağımlı olduğu, ithal enerjinin yüzde 85
oranlarında olduğu, İran’dan, Rusya’dan, diğer ülkelerden ithalata ayırdığımız
paranın 30 milyar, 40 milyar dolar civarında olduğu ülkemizde doğru bir enerji
politikası olmadığı için böyle özel sektöre alan açılarak önce elektrik
şirketlerini, dağıtım ve üretim şirketleri üzerinden özelleştirme yapılarak
elektrik alanı keşmekeş hâline getirildi. Bakın, şurası Ankara, başkent, Ankara, başkentte elektriklerin
voltajı iniyor çıkıyor, bütün beyaz eşyalar, televizyonlar, radyolar, ütüler,
bunların hepsi bozuluyor. Yani bir muhatap yok, vatandaş perişan durumda. Bir
muhatap bulamıyor. Yani bir denetimi yok bunun. Yani doğru dürüst bir
uygulaması olmadan özel sektörün eline verildi ve özel sektör sadece para
toplamasını biliyor.
Şimdi, bu alanda doğal gaz… Doğal gazın -elektriğe çevrilip-
santrallerde kullanıldığı Türkiye gibi başka bir ülke yok. Arkadaşlar, enerji
üretilecek, doğal gazı pahalı alıyorsunuz, oradan elektrik santralleri kurulmuş
öbek öbek, oradan da pahalı elektrik üretiyorsunuz, vatandaşa da pahalı… Bu da
yetmiyor, bu kanun teklifinde bakıyorsunuz, stoklama… Kim stoklayacak? Özel
sektör. Nasıl yapacak? Çok basit, İnternet’ten duyuru yapılacak. Eskiden devlet
yapıyordu. Bu tür şeyler patlayıcı, bu şeyler teknik, bu şeyler can güvenliğini
gerektiriyor, her yerde patlamalar oluyor, Davutpaşa’da havai fişek satan bir
yerde koskoca bina, iş yeri patlama sonucu gitmedi mi bu denetimsizlik sonucu?
Başkentin göbeğinde, OSTİM’de yaşadıklarınız, oksijen tüpü mü, bilmem neydi,
onca insanımızın canına mal olan yine bu konudaki denetimsizlik sonucu değil
miydi? Şimdi İnternet sayfasına koyacaksınız duyuruyu, ondan sonra kendi
şirketlerinize duyuracaksınız, “İnternet’e koyduk, hemen gel başvurunu yap.”
Başvurucular arasında bir sistem seçeceksiniz. Nasıl? Yine yürütmenin, idarenin
keyfine kalmış. Ha, o da yetmiyor, “Bunu da yönetmelikle yapalım.” O zaman bu
ülkeyi bu Meclis olmadan hükûmetler yönetsin. Gerek yok, çok önemli konularda,
maddelerde -getirirsiniz torba kanunları- muhalefetin sözünü kısmak için,
susturmak için, konuşma sürelerini azaltmak için torbaya koyarsanız; olmazsa
bir yöntem daha, yönetmelik yaparsınız, yasama yetkisini kaldırırsınız. Bırakın
da Meclis bu konuda doğru dürüst, esaslı bir yasa yapsın. Niye yasa yapmıyorsunuz?
Kolay mı yani; onca doğal gazı getirip bir yerlerde depolayıp, ondan sonra
kendi kaderine bırakıp, ondan sonra birilerinin keyfine, çıkarına bırakmak ne
kadar akılcı?
Biz, burada, bu keyfîliği önlemek için, yönetmelik yerine kanunla
bunun düzenlenmesini istiyoruz. Enerji piyasası deyip geçmeyin. Türkiye'nin birinci derece bütçe açığı enerjiden. Türkiye'nin
üretiminin gerilemesinin, istihdamının düşmesinin nedeni enerji. Sanayi
sitelerine gidin, tarıma gidin, balıkçının mazotuna gidin, nereye giderseniz gidin,
enerji. İşte, bu torbanın içinde de enerjiyi komisyonculara, çantacılara havale
eden bir anlayış var; yazık günahtır arkadaşlar. Bu ülkeye kıymayın diyorum.
Oylarınızı bekliyorum.
Sayın Başkan, bir de karar yeter sayısı bekliyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.12
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.26
BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
65’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesinin
oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, oylamayı tekrarlayacağım
ve karar yeter sayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır ve
önerge kabul edilmemiştir.
606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
211’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
211'inci maddesinde yer alan Ek Madde 1'in birinci fıkrasında yer alan
"altı aya" ibaresinin “sekiz aya" şeklinde, üçüncü fıkrasında
yer alan "10 gün" ibaresinin "15 gün" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Günal Mehmet
Şandır |
|
Manisa Antalya Mersin |
|
Beytullah
Asil Yılmaz
Tankut Hasan
Çalış |
|
Eskişehir Adana Karaman |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 211 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Harun
Öztürk Mustafa
Özyürek Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
|
İzmir İstanbul Malatya |
|
R. Kerim
Özkan Selçuk
Ayhan Osman
Kaptan |
|
Burdur İzmir Antalya |
“İşçilere, 10 hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri
halinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar
ücretsiz izin verilebilir. İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca
ücretsiz izne çıkarılamaz."
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na
606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 211'inci maddesiyle
düzenlenen 5620 sayılı kanuna eklenen Ek Madde 1’in birinci fıkrasında yer alan
"Kamu kurum ve kuruluşlarında" ibaresinden sonra gelmek üzere "geçici
ve" ibaresinin getirilmesini,
"en çok 6 aya kadar ücretsiz izin verilebilir"
ibaresinin "6 aya kadar yarım mesai ve tam ücret ile çalıştırılır, eğer
refakat edeceği hastasının tedavi edildiği/tedavisinin devam ettiği yer
çalışanın işyerine 100 km'den uzakta ise uygun bir kadroya geçici olarak
görevlendirilerek yarım mesai ve tam ücret ile çalışması sağlanır."
şeklinde değiştirilmesi,
"Aynı şartlarla bu süre bir katına kadar uzatılabilir."
ibaresinden sonra gelmek üzere "Bu sürenin de bitiminde aynı şartların
devam etmesi durumunda çalışanın isteği üzerine, çalışma hakları saklı kalmak
koşuluyla, en fazla bir yıla kadar ücretsiz izin verilebilir." ibaresinin
getirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Sebahat
Tuncel Nuri
Yaman Hasip
Kaplan |
|
İstanbul Muş Şırnak |
|
M. Nezir
Karabaş Ayla
Akat Ata |
|
Bitlis Batman |
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Madde değişikliğiyle; çalışanın anne, baba, eş ve
çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır kaza geçirmesi veya önemli bir
hastalığa tutulması halinde maddi desteğe her zamankinden daha çok ihtiyacı
olacaktır. Bu süre içerisinde çalışan bir yandan kendisinin ve ailesinin
yaşamını idame ettirirken diğer yandan hastasından kaynaklı ek maliyetleri de
karşılamak zorundadır. Ücretsiz izne ayrılması durumunda bu ihtiyaçlarını
karşılayamayacağından mevcut haliyle bu düzenleme gerçekçi değildir. İşveren
çalışanına böylesi zor dönemlerinde gerekli imkânları sağlayıp destek olmak
zorundadır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 211 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
“İşçilere, 10 hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri
halinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar
ücretsiz izin verilebilir. İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca
ücretsiz izne çıkarılamaz."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Osman Kaptan, Antalya
Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; görüşülmekte olan 211’inci maddede değişiklik yapılması için
verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Sayın arkadaşlarım, 5620 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 1’in
ikinci fıkrasında, işçilere on hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri
hâlinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar
ücretsiz izin verilebileceği hükme bağlanmıştır. Uygulamada bu hükmün,
işverenlerin toplu ücretsiz izin kullandırmasına yol açmaması için, söz konusu
fıkranın sonuna “İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca ücretsiz izne
çıkarılamaz.” şeklinde bir hükmün eklenmesini talep ediyoruz.
Sayın milletvekilleri, beşinci bölüm üzerine yaptığım konuşmada
“Bu torba yasada her şey var da çek mağdurları niye yok, kredi kartı mağdurları
niye yok?” demiştim. Yine bu torba yasada “Özel bankalardan kredi alan,
tarlası, evi ipotekli olan köylülerimizin durumu ne olacak?” demiştim ve
Antalya Elmalı Düden köylülerini örnek göstermiştim. Bu konuşmamın üzerine aynı
durumda olan, yurdumuzun değişik köşelerinden mektuplar geldi. Hepsini burada
beş dakikada içinde okumak imkânsız ancak Erzurum Pasinler ilçesinin bir
köyünden bir mektubu sizlere sunmak istiyorum:
“Ben, 2006 yılında krediyle traktör aldım. Ertesi yıl hasılatımız para etmedi. O yıl hiçbir şeyimiz olmadığı için
traktörün taksitini yatıramadık. Ertesi yıl faiz aldı başını gitti. Böyle böyle
derken, o bankadan aldık diğer bankayı kapatalım derken iyice battık. Şu an üç
bankaya borcumuz var. 50 dönüm tarlamız var, 8 nüfuslu bir aileyiz Traktörü ve
tarlayı ipotekten dolayı satamıyoruz. Tarlayı satsak da neyle geçineceğiz?
Yaşlı babam borcundan dolayı hapse atıldı, yatıyor, yapacak hiçbir şey
elimizden gelmiyor, elimiz kolumuz bağlandı kaldı. Torbayla yapılandırma
yapılacakmış, bunun içinde özel bankalar var mı? Bizim derdimize bu torbada
çare var mı?” diye soruyor vatandaşımız.
Yine, sayın arkadaşlarım, Antalya’da turizmde çalışan, kışın oteli
kapandığı için mecburi ücretsiz izinli olan bir kişimiz, arkadaşımız soruyor:
“Başbakanımız ‘3 çocuk yapın’ diye bas bas bağırıyor, yapalım da, hangi
parayla? Benim üç gün önce eşim doğum yaptı, cebimde 20 lira var. Ben
utanıyorum bu hâlimden ama devlet utanıyor mu, bilmiyorum.”
Sayın milletvekilleri, tarım destekleri son dört yıldır 5,5-6
milyar lira seviyesinde kalmıştır. Bazı temel desteklerde dört yıldır hiçbir
artış yapılmamıştır. Tarım destekleri “arz, talep, üretim, ihracat, ithalat,
maliyet” gibi temel kriterlere göre belirlenmez mi?
Öyle yapılmıyor bizde, öyle olsaydı 1 milyon ton üretim açığı olan pamukta üç
yıldır aynı destek verilmez, pamuk destek primi artırılırdı. Buğday destekleme
primi üç yıldır 5 kuruş, arpa, yulaf, çavdar primi üç yıldır 4 kuruş, o da zamanında
ödenmiyor. Geçen hafta Hatay Kumlu’da, bir çiftçimiz, “ödendi” denenlerin de
ödenmediğini söylüyor. 2008’den bu yana sığır başına ödeme 225 lirada
kalmıştır, artış olmadı. Hayvancılığın bu kadar dışa bağımlı hâle geldiği et,
kasaplık besicilik, canlı hayvan, koyun, kuzu ithalatının yapıldığı bir dönemde
hayvancılık destekleri üretimi artıracak şekilde niye artırılmıyor?
Hüsnü Mübarek’e “Mısır halkının sesini dinle.” diyen Sayın
Başbakanın, kendi halkımızın sesine de kulak vermesini diler, hepinize saygılar
sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler..: Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
211'inci maddesinde yer alan Ek Madde 1'in birinci fıkrasında yer alan
"altı aya" ibaresinin “sekiz aya" şeklinde, üçüncü fıkrasında
yer alan "10 gün" ibaresinin "15 gün" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hasan Çalış (Karaman) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasan Çalış, Karaman
Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı Tasarı’nın çerçeve 211’inci maddesi, ek
bir madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz
önergemiz üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce
heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Kıymetli arkadaşlar, 211’inci maddeyle 5620 sayılı Yasa’ya eklenen
ek madde geçici işçi statüsünde çalışan işçilerimize ve sözleşmeli personel
statüsünde çalışan personellere önemli bir ihtiyaçlarını karşılama imkânı
veriyor ancak biraz önce konuşmacı arkadaşımızın belirttiği gibi de inşallah bu
imkân ileride bu geçici işçilerin aleyhine bir duruma neden olmaz. Bu kanun
görüşülürken, değerli arkadaşlar, bu konuda tedbir almanın faydalı olacağını
biz de öneriyoruz.
Kıymetli arkadaşlar, önergemizle biz geçici statüde çalışan işçilerimizin
haklarının iyileştirilmesini istiyoruz yani bu olumlu maddenin biraz daha
olumlu hâle getirilmesini istiyoruz. Görüyorsunuz, diğer muhalefet partimiz de
biraz daha olumlu hâle getirilmesini istiyor. İnşallah, biraz sonra oylanırken,
bu olumlu yaklaşımı sayın iktidar partimizin kıymetli milletvekilleri empati yaparak, bu çalışan dostları, çalışan arkadaşları
kendi ailelerinden birisi gibi görerek, kendi kardeşleri, kendi çocukları gibi
görerek, kendileri gibi görerek yaklaşırlar diye umuyorum.
Kıymetli arkadaşlar, 4/B statüsünde çalışan insanlarımızın
özellikle tayinlerinin yapılamaması, nakillerinin yapılamaması nedeniyle
bölünmüş aile dramları zaman zaman basına yansıyor, zaman zaman sizlere
başvuruyorlar, bizlere başvuruyorlar. Gerçekten, bu ortaya çıkan durum sosyal
devlet ilkelerine uymaz, çağımızın vadedilen görüntülerine uymaz, bizce
Anayasa’mızın “sosyal devlet” adı altında koyduğu kurallara da uymaz. Bu
problemi gidermek gerekiyor.
Bu statüde çalışan dostlar diyorlar ki: “Aynı okulları bitirdik,
aynı eğitimi aldık, aynı iş yerinde aynı hizmeti veriyoruz ama aynı haklardan
yararlanamıyoruz. 657 sayılı Yasa’ya tabi olan arkadaşlarımızın yararlandığı
imkânların bizlerden esirgenmiş olmasını bir haksızlık olarak görüyoruz.”
diyorlar.
Kıymetli arkadaşlar, bir diğer husus: Bir kurum içerisinde
657 sayılı Yasa’ya tabi insanlar çalışıyor, 4/B’li çalışıyor, 4/C’li çalışıyor,
taşeron firmada çalışıyor, dernek vasıtasıyla çalışıyor, hepsi aynı okulu
bitirmiş, hepsi aynı hizmeti veriyor ama hepsinin sosyal haklar yönünden, özlük
hakları yönünden ve ellerine geçen ücretler yönünden farklı farklı statüleri
var.
Kıymetli arkadaşlar, bu torbanın içine aklınıza gelen her şeyi
attınız. Niye; bu insanlarımız ızdıraplarını, acılarını dindirecek,
problemlerini çözecek böyle bir hususa niye olumlu yaklaşmıyorsunuz?
Kıymetli arkadaşlar, bakın, ülkemizde yıllardır özelleştirme
uygulamaları yapılıyor. Özellikle döneminizde yapılan uygulamalar âdeta 4/C adı
altında bir mağdurlar ordusu yarattı. Bu insanlara diyorsunuz ki: “Maaşınızın
yarısından vazgeçin, sosyal haklarınızdan vazgeçin, sendikal haklarınızdan
vazgeçin. Ya ikramiyenizi alın evinize gidin ya da siz, senenin üç yüz altmış
gününde çalışacaksınız, öbür sene canımız isterse sizi bir daha yenileyeceğiz.
Böyle eğreti bir şekilde çalışacaksınız.” Bu bir dayatmadır arkadaşlar. Bu, bir
sosyal devlette olabilecek durum değildir diyorum, saygılarımı arz ediyorum.
(MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çalış.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
212’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre
okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 212 nci
maddesi ile 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar
Kanununun 7 nci maddesine eklenen son fıkrada geçen “ve galle fazlasının
mevcudiyeti şartıyla” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Günal Mehmet
Şandır |
|
Manisa
Antalya Mersin |
|
Beytullah
Asil Yılmaz
Tankut Alim Işık |
|
Eskişehir Adana Kütahya |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 212 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu R. Kerim Özkan Selçuk Ayhan |
|
Malatya Burdur İzmir |
|
Mehmet
Ali Susam |
|
İzmir |
Madde 212 – 20/2/2008 tarihli ve 5737
sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak
kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl
geçmekle düşer.”
TBMM Başkanlığına
606 sıra sayılı tasarının 212 nci maddesinin tasarıdan
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Hasip
Kaplan M. Nezir
Karabaş Bengi
Yıldız |
|
Şırnak Bitlis Batman |
|
Şerafettin
Halis Sebahat
Tuncel |
|
Tunceli İstanbul |
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Uzman Komisyonunda görüşülmemiş, usule aykırı.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 212 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Selçuk
Ayhan (İzmir) ve arkadaşları
Madde 212 – 20/2/2008 tarihli ve 5737
sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
“İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak
kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl
geçmekle düşer.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Sayın Susam, İzmir Milletvekili.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
torba kanunun sonuna geldik ama torba kanununu burada konuştukça bu kanunla
ilgili olarak, bu ülkenin sorunlarını çözmek yerine bazı komisyonlarda
çözemediğimiz maddeleri burada -komisyonlarda tartışmadan- hayata geçirmenin
fırsatını bulduğumuzu bir kez daha gördük. Az önce konuşan Sayın Alim Işık’ın dediği gibi, Devlet Su İşleriyle ilgili,
Komisyonumuzda geçiremediğiniz şeyi burada bir maddeyle geçiriyorsunuz. Biraz
sonraki maddede buna değineceğim ama önce bir şeyi sizlerle paylaşmak
istiyorum.
Bugün Milliyet gazetesinde bir haber var: “Kasapların et kavgası...”
Kasaplar niye kavga ediyormuş? Tarım Bakanlığı dün Sincan’da açıklama yapmış,
100 tane kasap dükkânı açıyormuş arkadaşlar. 20 tanesini Ankara’ya açıyormuş,
diğerlerini de Türkiye’nin diğer yerlerine. Franchising sistemiyle yapıyormuş
ve 80 metrekarelik bu yerlerde şarküteri ve kasap ürünleri satacakmış. Tarım
Bakanlığı bunu yapıyor.
Şimdi, gerçekten, bunun o kadar çok tartışılacak yanı var ki:
1) Hani serbest pazar ekonomisi her şeyi çözüyordu? Kamu kurumu
olan Et Balık Kurumunun tekrar piyasada mağaza açarak et satışı yapmasının
hangi ekonomik izahını bize yapacak bir Tarım Bakanını burada rica ediyorum.
2) Bu et ithalatını açarken kasaplara ne dediniz? “Biz et ithalatı
yapacağız, fiyatlar yüksek, fiyatlara bir denge sağlayacağız, sizler
aracılığıyla sattıracağız.” dediniz ama ithalat öyle bir noktaya geldi ki,
başka kimseler de ithalat yaptı. İthalatı yapan Et Balık Kurumu hem canlı
hayvanda hem karkas ette piyasanın üstünde kaldı. Hayvanlar öldü, karkas et
depoda. Şimdi satamıyorsunuz, mağaza açarak bunları satmaya çalışıyorsunuz.
Sayın Bakan demiş ki: “100 kişiye de istihdam yaratacağım.” Kaç
kasabı kapatarak 100 kişiye istihdam sağlayacaksın Sayın Bakan? Kaç tane insanı
işsiz bırakarak istihdam yaratacaksın? Sonra, bu insanlara hayal verip, 100
tane dükkân açtırıp franchising verdiğin insanların lojistiğini nasıl
yapacaksın? Bundan sonra artık Et Balık Kurumu şarküteri lojistiği yapan, et
lojistiği yapan bir şirket hâline mi gelecek? Devlet artık peynir, et ve sütü
mü satacak? Niye peki Et Balık Kurumunun mağazalarını bundan önce kapatıp,
peşkeş çekip sattınız? Bunların izahını bu millete, bu vatana vermek durumunda
değil misiniz?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – En son komünist ülkeydi Türkiye, öyle
diyorlardı.
MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu çok ciddi bir
yanlışlığın göstergesidir. Hangi yanlışlığın? Ekonomide bir plan, program
çerçevesinde iş yapmayıp, nereye tıkanırsanız, tıkandığınız noktada yeni bir
çözüm bulmak için başka bir yanlışı yapma noktasına gidiyorsunuz.
Kasaplar Federasyonu diyor ki: “Bu çözüm değil.” Çözüm ne? Çok net
şekilde söylüyorum: Üretimi arttırmak. Bunu bugüne kadar bu Mecliste onlarca
kez söyledik. Türkiye’de etin sorununu çözmek üretimi arttırmaktır. Türkiye’de
ekonominin sorununu çözmek üretimi arttırıp teşvik etmektir. Bu kadar basit ama
siz ne üretimi teşvik ettiniz ne et ithalatından vazgeçtiniz ve sonuçta,
Türkiye, bu yıl 50 milyar cari açık verdi. “Cari açık çevrilebilir.” diye
kendinizi kandırıyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, bu aldığınız politikayla da üretici hayvan
beslemekten vazgeçecek. Nasıl süt işlemekten vazgeçer hâle gelme noktasında
olduğu gibi. Bu politikalarınızı, tarım politikalarınızı tümüyle gözden
geçirin. Eğer geçirmezseniz gerçekten Türkiye’yi tarımda en büyük ithalatçı
ülkelerden biri hâline getireceksiniz. Bu politikalar iflas etmiş
politikalardır. Onun için, burada, önümüzdeki hafta Kasaplar Federasyonu
toplantı yapıyor ve sizin bu yanlış politikanızı bir kez daha kamuoyuna
söyleyecek. Ben de buradan söylüyorum Sayın Tarım Bakanına: Bırakın da yeni
dükkân açmayı, hayvanlarını üretecek köylüye destek verin.
Saygılar sunuyorum. ((CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 212 nci
maddesi ile 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar
Kanununun 7 nci maddesine eklenen son fıkrada geçen “ve galle fazlasının
mevcudiyeti şartıyla” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Erkan
Akçay (Manisa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim
Işık, Kütahya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kez daha saygıyla hepinizi
selamlıyorum.
Verdiğimiz 212’nci madde üzerindeki önerge… Söz konusu maddeyle
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen son fıkrada bir değişiklik
amaçlanmaktadır, bu fıkrayı okuyarak önergenin ne kadar makul olduğunu ifade
etmeye çalışacağım.
Son fıkra aynen şöyle: “Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle
fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği
tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve
giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel
Müdürlükçe belirlenir.”
Bu fıkrada son ibare olan “ve galle fazlasının mevcudiyeti”
kısmının çıkarılmasını amaçlıyoruz. Çünkü, galle
fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren kesin mahkeme kararı olduğundan,
galle fazlasının mevcudiyetini şart koşmanın uygun olmayacağını düşünüyoruz.
Dolayısıyla, önergemizin makul bir önerge olduğunu düşünüyor, bu konuda
desteğinizi bekliyorum.
Sayın Maliye Bakanı şu anda aramızda yok, ayrıldı. Ancak üç madde
önde, 208’inci maddede kabul edilen önergede tartışmaya yol açan konuyla ilgili
tutanaklara geçerek hem kamuoyunun hem de tarihin belgelenmesi açısından bu
konuyu tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum.
2008 yılında çıkarılan bir düzenlemeyle ilgili Radikal gazetesinde
5/11/2008 tarihli bir haber çıkmıştır. Ahmet Kıvanç’ın
yaptığı bu haberde “TBMM Genel Kurulunda 9 Temmuz 2008 tarihinde kabul edilen
5784 Sayılı Kanunun 9. maddesine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda AKP’li Mustafa
Açıkalın’ın imzaladığı önergeyle geçici bir madde eklendi. Söz
konusu düzenlemeye göre, ‘Yap-İşlet-Devret (YİD) Yasası çerçevesinde elektrik
üretimi amacıyla yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için demiryolu
ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hâllerde, TCDD Genel
Müdürlüğünce demiryolu ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesi işi, enerji
yatırımını gerçekleştirecek firmaya, ilgili idareye ait birim fiyatlarla
hesaplanacak yer değiştirmeye ilişkin yatırım bedelinden yüzde 25 oranında
indirim yapılarak, belirlenen ve ilgili Bakan tarafından onaylanan bedelle’
yaptırılacak. Demiryolu yapım ihalesinin yarısı işin yüzde 50’sinin
bitimini takiben, kalan kısmıysa işin tamamının bitimini takip eden altı ay
içerisinde ödenecek.” denmiştir.
Dolayısıyla bu konuyla ilgili “Açıkalın’dan Savunma” başlığı
altında aynen şunlara yer verilmiştir: Önergeyi imzalayan AKP’li Mustafa
Açıkalın, düzenlemeden hangi barajların ve hangi firmaların
yararlandırılacağını bilmediğini, Devlet Su İşlerinden böyle bir talep geldiği
için önergeyi verdiklerini, yaygın bir ihtiyaca yönelik olmadığını, sadece bir
iki barajı ilgilendirdiğini söyledi. Yap-işlet-devret ile koskoca santral yapma
hakkı verilen firmaya demir yolu yapımı işinin verilmesinin sözünün bile
edilemeyeceğini belirterek “Koskoca barajın yanında demir yolu güzergâhının
değiştirilmesi işi ne ki?” diyen Açıkalın, burada önemli olanın TCDD’nin
belirleyeceği birim fiyat olduğunu, afaki bir fiyat
söz konusu olursa asıl o zaman tartışılması gerektiğini savundu.
Dolayısıyla söz konusu haber uzun olduğu için sadece konuyla
ilgili olan kısmını ifade ediyorum. Kaleköy ve Beyhanı barajlarını yapan konsorsiyumun ortaklarından Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet
Cengiz konuyla ilgili açıklamada bulunmuş ve “220 kilometrelik demir yolunun
160 kilometrelik bölümü bölgemizden geçtiği için bu konuya başvurduk ve bu işi
almak istiyoruz.” beyanatı da yine aynı haberde yer almaktadır.
Değerli milletvekilleri, şimdi burada yaptığımız kanunların
geleceğe matuf, herkesi ilgilendiren kanunlar olması gerekirken, geçmişe
yönelik bir düzenlemeyle daha önce yine sizin iktidarınız döneminde, 2008
yılında çıkarılan kanunla verilen bir işin bugüne kadar yapılamamış olmasından
dolayı ortaya çıkan mağduriyeti ya da eksikliği gidermek adına geriye yönelik
bir kanuni düzenlemenin bugün buraya getirilmiş olmasından ben bu yüce çatının
altında bir milletvekili olarak vicdan azabı duyuyorum. Sizlerin de en az benim kadar bu vicdan azabını duyduğunuzu
biliyorum.
Bu vesileyle tekrar önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
213’üncü madde üzerinde aynı mahiyette üç adet önerge vardır.
Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin talebi hâlinde
ayrı ayrı söz vereceğim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı”nın 213 üncü maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu R. Kerim Özkan Selçuk Ayhan |
|
Malatya Burdur İzmir |
|
Ali
İhsan Köktürk |
|
Zonguldak |
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
Erkan
Akçay Mehmet
Günal Mehmet
Şandır |
|
Manisa Antalya Mersin |
|
Beytullah
Asil Yılmaz
Tankut |
|
Eskişehir Adana |
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
Hasip
Kaplan M. Nezir
Karabaş Şerafettin
Halis |
|
Şırnak Bitlis Tunceli |
|
Sebahat
Tuncel Bengi
Yıldız |
|
İstanbul Batman |
BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) –
Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Önerge üzerinde Manisa Milletvekili Erkan Akçay, buyurun.
(MHP sıralarından alkışlar)
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüştüğümüz kanun tasarısının 213’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz önerge
hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti
tarafından 2008 yılında çıkarılan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile cemaat
vakıflarına Lozan Anlaşması’nın fevkinde ve Medeni Kanun’a aykırı olarak mülk
edinme hakkı verilmiştir. Bu Kanun’un görüşmeleri sırasında Milliyetçi Hareket
Partisi olarak tüm eleştirilerimiz ve samimi olarak yaptığımız uyarılar
maalesef Hükûmet tarafından dikkate alınmamıştır. Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe
girmesiyle Hazine adına veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı malların,
başvurmaları hâlinde cemaat vakıfları adına tescil imkânı getirilmiştir. Bu
durum, mal ediniminin sınırı olmayan bir zaman dilimine yayılmasına ve tazminat
hakkı doğmasına neden olmuştur. 3 Kasım 2010 tarihinde Büyükada Rum
Yetimhanesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda Patrikhaneye
devri ile ilgili İstanbul Adalar Adliyesinde bir dava görülmüştür. Türkiye
Cumhuriyeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, bu mülkün tapusunun
Patrikhaneye verilmesi yönünde mahkûm olmuştur. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin Türkiye aleyhindeki kararını açıklamasının ardından toplanan
Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclisi devrin Patrikhaneye değil de Büyükada Rum
Erkek Yetimhanesinin vakfına yapılması için direnmiş, daha sonra, kesinleşen
kararın uygulanması ve devrin Fener Rum Patrikhanesine yapılması için oy
birliğiyle karar almıştır. Adalet Bakanlığı, Adalar Cumhuriyet Başsavcılığına
yazdığı yazıda Yetimhanenin Fener Rum Patrikhanesi adına yeniden tapu siciline
kaydettirilmesi haricinde bir alternatif bulunmadığına vurgu yapmıştır. Adalar
mahkemesi Adalet Bakanlığının bu müdahalesi doğrultusunda karar vermiş ve karar
temyiz edilmemiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden kazanılan davalarda böylece ilk
kez vakıf yerine dinî bir cemaate tapu devri yapılması için karar alınmıştır.
29 Kasım 2010 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclisi, Adalet ve Dışişleri
tarafından verilen karara göre bina devredilmiştir. Ancak Tapu Kanunu’nda
kimlerin gayrimenkul edinebileceği çok açıktır değerli milletvekilleri. Patrikhanenin
tüzel kişiliği yoktur ve tüzel ya da gerçek kişi olmayanlar adına tapu tescili
de yapılamaz. Türk hukuk sistemine göre tüzel kişiliği olmayan bir kurumun
mülkiyet hakkı sahibi olması mümkün değildir.
Büyükada Yetimhanesi tapusunun Rum Patrikhanesine devredilmesinde
Adalet Bakanlığı yargıya müdahale etmiş, bir dizi hukuk kavramının altüst
olmasına sebep olmuştur. Rum Patrikhanesine tüzel kişilik sağlamanın ve Vatikan
benzeri bir yapılanmanın yolu açılmak istenmektedir. Bu gelişmeler, Adalet ve
Kalkınma Partisinin teslimiyetçi politikalarının bir sonucudur.
Sayın Başbakan Erdoğan, Yunanistan ziyaretinde Fener Rum Patriğine
ekümenik sıfatı verilmesi konusunda “Bu tanım beni rahatsız etmiyor.”
diyebilmiştir. Hâlbuki Yargıtay 27 Haziran 2007 tarihinde verdiği kararında
“Patrikhane tamamen Türk hukukuna tabidir. Ayrıcalık tanımak, Anayasa’nın
10’uncu maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık
oluşturacağından kabul edilemez. Patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının yasal
bir dayanağı bulunmamaktadır.” denmektedir. Ayrıca, Lozan görüşmelerinde
ekümeniklik statüsünden vazgeçilmesi şartıyla Patrikhanenin İstanbul’da
kalmasına razı olunduğu da maalesef göz ardı edilmektedir.
Bu sebeplerle, önergemizin kabulünü diliyor, muhterem heyetinize
saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali İhsan Köktürk,
Zonguldak milletvekili. (CHP sıralarından
alkışlar)
Buyurun.
ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 213’üncü maddesine yönelik
önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bugün “Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı
affı”, “Devlete borcu olanlara müjde” başlıklarıyla parlatılarak kamuoyu ve
Parlamento gündemine taşınan aslında çok daha farklı amaçlar içeren tasarının
dokuzuncu ve son bölümünü görüşüyoruz. İktidar grubunun isteği ve parmak çoğunluğuna
dayalı demokrasi anlayışıyla, bu akşam itibarıyla bu tasarıyı Türkiye Büyük
Millet Meclisinden geçirmeye çalışıyoruz. Ancak, bizler,
tıpkı referandum değişikliğinde, Sayıştay Yasası’nda Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulunun, Danıştayın, Yargıtayın yapısını değiştiren yeniden
biçimlendiren yasalarda ve benzeri yasalarda olduğu gibi, Makyavelist bir
anlayışla yani amaca giden her yol meşrudur anlayışıyla ve samimiyetten uzak
bir yaklaşımla hazırlanan tasarının bu hâliyle Türkiye Büyük Millet Meclisinden
geçmesinden halkımız adına büyük bir üzüntü duyuyoruz. Değerli
arkadaşlar, çünkü sizler de biliyorsunuz ki toplumdaki beklentilerin ve
ihtiyaçların karşılanacağı vaadiyle kamuoyuna pazarlanan bu torba kanunla emek
kesimine açıkça saldırılmaktadır; ILO Sözleşmesi’nin hükümleri atlanarak sosyal
devlet ilkesinin temelleri açıkça tahrip edilmektedir. Memurların da tıpkı
işçiler gibi ödünç verilmesinin önünün açılması, esnek çalışmanın yani
kuralsızlığın kural hâline dönüştürülmesi, kabul edilmesi mümkün olmayan pek
çok düzenlemenin tasarının içerisine yerleştirilmesi, kısmen olumlu
düzenlemelerin içerisinde âdeta topluma yedirilmektedir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, bu tasarıyla, değerli arkadaşlar,
çalışma yaşamının köşe taşları, anayasal ve yasal temelleri, temel güvenceleri
açıkça ortadan kaldırılmıştır.
Buna karşılık, kendi gözündeki çapağı görmeyen, bir başka ülkeye
laf yetiştiren, kilometrelerce uzaktaki halkların seslerini duyan Sayın
Başbakan, haklarına sahip çıkma kararlılığıyla Ankara’ya yürüyen on binlerin
yani kendi halkının sesini duyamamıştır. Kilometrelerce uzaktaki bir başka
halkın demokrasi taleplerine kulaklarını diken siyasal iktidar anlayışı,
içerideki seslere sadece kulaklarını tıkamakla kalmayıp demokratik haklarını
kullanmaya çalışan emekçilerimize, öğrencilerimize biber gazlarını, tazyikli
suları ve polis coplarını reva görmüştür. Parasız üniversite isteyen ve gününü
bir tek poğaçayla tamamlayan öğrencilerimiz, insanca yaşam talebinde bulunan
emekçilerimiz, amirlerinden talimat alan polislerin ayakları altında âdeta
yerlerde sürünmüştür. Ancak değerli arkadaşlar, aslında ayaklar altına alınan,
yerlerde sürünen, yarı aç yarı tok eğitimini tamamlamaya çalışan üniversite
öğrencilerimiz değildir. Aslında, yerlerde sürünen, ayaklar altına alınan
insanca yaşam talebinde bulunan emekçilerimiz değildir.
Değerli arkadaşlar, aslında, bu tür eylemlerle ve bu tür
tasarılarla ayaklar altına alınan, yerlerde sürünen ülke demokrasimizdir,
sosyal devlet anlayışımızdır, hukuk devletimizdir. Bu nedenle, Sayın Başbakan,
başkalarına öğüt vermeyi bırakıp kendi yönetim anlayışını sorgulamalı, gözden
geçirmelidir.
Değerli arkadaşlar, tasarı maddesine gelince, tasarının 213’üncü
maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen hükmün bu maddeyle yargı
kararlarını da etkileyecek bir biçimde hak sahiplerinin müktesep haklarını
ortadan kaldıracak olması hukuki güvenilirlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu
nedenle, tasarının 213’üncü maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını talep
ediyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Kaplan, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım önerge
üzerinde?
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Konuşacağım.
BAŞKAN – Buyurun.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tabii, torba kanunu okudukça ve her alanda
çelişkileri, çarpıklıkları gördükçe insanın aslında isyan edesi geliyor. Yani
bu Meclis, yasama meclisi, anayasal olarak bu yetkiyi ve sorumluluğu
kullanıyor. Bir de demokrasilerde yargı var. Yargıya karşı yürütme zaten Hükûmet,
çoğunluk Mecliste kendisinde, yasamayla yürütme gücünü birleştirmiş, kalıyor
bir yargı; “Yargıyı nasıl baypas ederim? Yargıyı da bu torba kanunlarla nasıl
istediğim gibi yaparım? Ondan sonra da istediğim gibi uygularım.” mantığı
içinde.
Vakıflarla ilgili intifa haklarını geçen sene Vakıflar Yasası’nda
burada tartıştık, kıyamet de koptu ama kıyametin koptuğu nokta bunlar değildi.
Millî varlık, Türkiye'nin resmî söylemi, ideolojisi, farklı azınlıklar, farklı
dinler, farklı diller, vakıflar, özellikle azınlık vakıfları, kendi
vatandaşımızı, kendi çiçek tarlamızdaki nadide, az kalmış çiçeklerden farklı
azınlık gruplarını, Süryanileri, Ermenileri, Rumları, Yahudileri tartıştık ve
çok hoş olmayan tartışmalar da vardı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da bu
topraklarda yaşayan vatandaşlarımızın neredeyse bir başka ülkenin, düşman
ülkenin vatandaşı gibi sorgulandığı tartışmalar geçti. Bunca tartışmadan sonra,
bugün geldik intifa hakkına. Ee, ne yapıyoruz? Bir geçici madde… Gayet rahat
artık, “torba” ya bunun adı. “Açılmış davalarda, yürümekte olan davalarda da
uygulanır.” Peki, Meclis, yasama üyesi olarak evrensel hukukun ölçütlerine
aykırı bu yaklaşım karşısında Allah aşkına birinizin de “Burada yanlışlıklar
var. Ne oluyor?” demesi gerekmiyor mu?
Bakın, burada bir tartışma yaşadık. O tartışma tutanaklarda
duruyor, tutanaklarda olduğu gibi duruyor. Bize 40 defa sataşma oluyor burada,
Meclis Başkanımız uyarmıyor. Bize 50 tane hakaret var, bir tek kişi özür
dilemiyor ama o karmaşa, tartışma neyin üzerineydi? Üniversitelerdeki
öğrencilerin bir af sorunu vardı. O af kapsamına alınırken bir hüküm konmuştu:
“Terörden hüküm giyenler kapsama alınmaz…” Tartışma noktamız buydu. Peki,
hepiniz birleştiniz, Komisyon, diğer iki parti CHP, MHP, terör suçları mahkûmu
olanlar… Bu Terörle Mücadele Yasası’na göre eğer -bakarsanız,
herkes bu kapsama giriyor, onu anlatmayacağım tekrar- burada siz samimiyseniz
şu diğer konuda samimi değilsiniz demektir: Yine biz, dört tane parti Barış ve
Demokrasi Partisi, MHP, CHP, 12 Eylül sıkıyönetiminde yatıp mağdur olan 12
Eylül mağdurları için Sosyal Güvenlik Yasası’nı buradan geçirmedik mi, geçti
değil mi? Geçti, arkadaşlar, birlikte -önerge- kanun teklifimiz var. Peki,
12 Eylül mağduru olanların, sıkıyönetimlerde hüküm giyenlerin hepsi Terör
Yasası’ndan hükümlü değil miydi, o darbe sonucu, o yasalar sonucu hükümlü değil
miydi? Hükümlüydü. Peki, onlar sosyal güvenlik hakkından yararlanacak da niye
üniversiteye gidemiyor, bana bunu anlatır mısınız?
Arkadaşlar, ben bunu anlatmaya devam edeceğim -tekriri müzakereye
kadar- anlamınızı sağlamaya çalışacağım.
Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)
Başkan, karar yeter sayısı bu arada…
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı efendim, yani sizin
sesi iyi duyduğunuzu biliyorum.
BAŞKAN – Hayır, Sayın Kaplan, duymadım, doğrusunu söyleyeyim.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Vallahi iyi duyuyorsunuz.
BAŞKAN – Lütfen, Sayın Kaplan, şimdiye kadar hiç olmadı.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani yanınızdaki kâtipler de mi uyuyor?
Benim kulağımdaki kulaklıktan verebilirim, yani eğer gerekiyorsa vereyim.
BAŞKAN – Sayın Kaplan, duyup duymamak gayet normal bir durumdur ve
duymadığımı da söylüyorum bunu.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sesim burada duyulmuyorsa kimsenin sesi
duyulmaz yani.
BAŞKAN – Yani burada kazanacağınız beş dakika veya on dakikayla bu
yasanın çıkması engellenmeyecek ki…
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Arayın efendim, arayın.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arayın tabii, geliyorlar. Getirin bakayım…
BAŞKAN – Madde kabul edilmiştir.
214’üncü maddede dört adet önerge vardır, okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Tasarının 214’üncü Maddesinde
yer alan “30.000.000” ibaresinin “40.000.000” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Şandır Beytullah
Asil |
|
Manisa Mersin Eskişehir |
|
Cemaleddin
Uslu Yılmaz
Tankut |
|
Edirne Adana |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı"nın 214 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir |
|
Selçuk
Ayhan R. Kerim
Özkan Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
|
İzmir Burdur Malatya |
Madde 214- 28/2/2008 tarihli ve 5746
sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3
üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "10.000.000 Yeni Türk
Lirasını" ibaresi "40.000.000 Türk Lirasını" şeklinde
değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı
mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının 214'üncü Maddesinin kanun
metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Sebahat
Tuncel Nuri
Yaman Hasip
Kaplan |
|
İstanbul Muş Şırnak |
|
Ayla
Akat Ata M.
Nezir Karabaş |
|
Batman Bitlis |
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
Nurettin
Canikli Yılmaz
Tunç Ali
Koyuncu |
|
Giresun Bartın Bursa |
|
Abdurrahman
Arıcı Şevket Gürsoy Ahmet Yeni |
|
Antalya Adıyaman Samsun |
|
Orhan
Karasayar |
|
Hatay |
BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) –
Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Kaplan, konuşacak mısınız?
Buyurun.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
tekrar konuya döneceğim çünkü burada da zaten bilginin ticarileşmesi -teknik
bilginin- vesair konular var.
Öğrenci olayına geleceğim. Şimdi bana şunu açıklamanızı istiyorum:
12 Eylül mağduru olanlara, terör suçlusu ve mahkûmu olanlara siz sosyal
güvenlik hakkını teslim etmekle yanlış mı yaptınız? Soru bu. Kanımca, doğru
yaptınız. 12 Eylül darbesinin mağdurlarıydı ve 12 Eylül darbesi mağdurlarına
sizin, o haksız olarak cezaevinde yattıkları süreler, gördükleri işkenceler… Bir nevi dolaylı özür bu. Doğru bir karardı. Peki, aynı
şahısların, aynı kişilerin devlet hazinesinden sosyal güvenlik primini ödemeyi
dahi kabul ederken niye aynı kişilerin üniversiteye gitmesini engelliyorsunuz?
Mesele bu. Ya orada da terörizmi destekliyorsunuz ya da burada şaşsınız. Yani
böyle… Aynı torbanın içinde iki tane madde var.
Ben, “Onu bırakın.” diyorum, biraz vicdanınıza seslemek istiyorum.
Benim üzerinde durduğum ve bu yüzden kırk yedi tane küfür yediğim, tutanaklarda
geçen ve kimsenin benden özür dilemediği…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Özür diliyorum.
HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Aslanoğlu, sana kurban olayım, ben
senden bir şey duymadım ki… Yani bize hep saygın davrandın.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kimden ne duydun, kırk yedi kere
diyorsun?
HASİP KAPLAN (Devamla) – Yani o tutanakları okuyun ve sizler kabul
ediyorsanız, sizler sindirebiliyorsanız…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Küfürlere özür diliyorum.
HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama bunu ben niye hak ettim? Ben
üniversite mağduru 100 bin öğrencinin, 100 bin öğrencinin…
Bakın arkadaşlar, bu 100 bin öğrenci… Terörle Mücadele Kanunu,
rahmetli Özal döneminde, 91’de çıkarıldı. Hatırlayın o yılları, o dönemden
milletvekilleri var. Sonra, 91’den sonra on değişiklik geçirdi 1999 koalisyon
dönemine kadar. Yine o dönemden burada partiler var. 99 koalisyonu, 2001’de,
Avrupa Birliği süreciyle yasalar değişti. Yani o tarihte terör suçu sayılan
8’inci madde: “Terör suçu propagandası” maddesi kaldırıldı. Hatta,
312’nci madde: “Halkı suç işlemeye tahrik” kaldırıldı, Sayın Başbakanın da
mahkûm olduğu madde. Yine 169’uncu madde: “Terör örgütlerine yardım, yataklık”
maddesi o tarihte kaldırıldı.
Şimdi, Allah aşkına o tarihte bu kaldırılan maddelerden hüküm
giyenlerin üniversiteye gitmesini niye istemiyorsunuz? Bana bunu izah edin. Ben
bunu anlamak istiyorum. Niye devlet, primini ödüyor da niye üniversiteye
gitmesini istemiyor? Ben burada Meclise bir vicdan muhasebesi çağrısı
yapıyorum. Yani burada, soyut kavramlar, şekil üzerinde kavga etmenin bize,
hiçbirimize yararı yok. Benim hoşuma gitmiyor buradan yoklama istenirken…
İstersem kötüye kullanabilirim İç Tüzük’ü ve isterseniz sizler de
kullanabilirsiniz ama biraz vicdan…
Tekriri müzakere var. Arkadaşlar, bir ölçü getirin buna. Bakın
hadım etmek istediğiniz tecavüzcülerin bile üniversiteye gitmesine izin
veriyorsunuz ama “Bağımsız Türkiye” “…” (x) diyen bir öğrenci… Gençlik bu,
delikanlı, ismi üstünde, hepimiz yaşadık.
Şimdi, bu gençlerden bir tanesi propagandadan hüküm giymiş, niye
gitmesin üniversiteye arkadaşlar söyler misiniz? Veya “Nevroz”da halay çekmiş,
Allah aşkına… Bir slogan atmış “HES’lere karşıyım.” İşte burada yasalar geçiyor
“Barajlara karşıyım.” Niye üniversiteye gitmesin? Bunu bana anlatın. Siz
anlatmazsanız bütün önergelerde çıkıp bunu anlatmaya devam edeceğim, bugünü
böyle bitireceğim.
Saygılarımla.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle maddenin tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.
BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeyle 214’üncü madde metinden çıkarılmıştır.
Diğer iki önergeyi…
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Konuşmacımız var Sayın Başkan.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bizim önergemiz var…
BAŞKAN – Bir dinleyin lütfen Sayın Anadol...
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Düştü, düştü, tamam.
BAŞKAN – Diğer iki önergeyi işlemden kaldırıyorum. Gerekli teselsül
daha sonra yapılacaktır.
MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bari bir açıklama yapsaydı Sayın Bakan,
neden ARGE’yi desteklemediğinizi açıklasaydı.
BAŞKAN – 215’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır,
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve
Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 215. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
|
Mehmet
Günal Erkan
Akçay E. Haluk
Ayhan |
|
Antalya
Manisa
Denizli |
|
Mustafa
Kalaycı Yılmaz
Tankut Hasan
Çalış |
|
Konya
Adana Karaman |
|
Metin
Çobanoğlu Şenol
Bal Mehmet
Şandır |
|
Kırşehir İzmir Mersin |
(x) Bu bölümde, Hatip tarafından
Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.
“Madde 215- 1) 7/7/2010 ve 6004 sayılı
Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin
ikinci fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinde yer alan “sondaki iki
grupta" ibaresi "sondaki üç grupta" olarak değiştirilmiştir.
2) 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14. maddesinin üçüncü fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Belediye Başkanlarına görevleri süresince ve üçüncü
dereceden emekli olmaları halinde emekliliklerinde hususi damgalı pasaport
verilir."
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, diğer iki önerge aynı mahiyette
olup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerine istedikleri takdirde ayrı
ayrı söz vereceğim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 215 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir
|
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Ramazan Kerim
Özkan Selçuk Ayhan |
|
Malatya Burdur İzmir |
|
Mehmet Ali
Susam |
|
İzmir
|
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
Hasip
Kaplan M. Nezir
Karabaş Şerafettin
Halis |
|
Şırnak
Bitlis
Tunceli |
|
Sebahat
Tuncel Bengi
Yıldız |
|
İstanbul
Batman
|
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Mehmet Ali Susam, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun.
MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
oylama için arkadaşlar geliyorlar, sonra çıkıyorlar. Aslında dinleseler çok
güzel şeyler konuşuluyor ve ülke için de çok önemli konuları konuşuyoruz. (AK
PARTİ sıralarından “Hep aynı şeyleri konuşuyorsunuz.” sesi)
Hep aynı şeyleri konuşuyor muyuz, konuşmuyor muyuz, az sonra,
dinlersen anlarsın.
208’inci maddede bir önerge geçti. Enerji Bakanı biraz önce
buradaydı, ayrıldı mı, bilmiyorum. Çok önemli bir kurumun, Türkiye'nin Devlet
Su İşlerinin içini boşaltıp tüm yetkilerini elinden alıyorsunuz ve bunu özel
bir şirkete devrediyorsunuz.
HASAN ANGI (Konya) – Geçmiş madde, geç kaldın.
MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Geçmiş madde üzerinde konuşuyorum,
tarihe ve tutanaklara geçsin de… Türkiye’de enerji gibi çok
önemli bir konuda, enerjinin de hidrolikten elde edilmesi konusunda Türkiye'nin
bu kadar çok yapacak şeyi varken bunu bir kenara bırakıp Türkiye’de Devlet Su
İşleri gibi çok köklü bir kurumu ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışmayı
burada hiç kimsenin ruhu duymadan geçirmeye çalışan, bir ara maddeyle burada
tartıştırmadan geçirmeye çalışan bir anlayış, Türkiye'nin hem enerjisine hem
Türkiye’deki devletin kurumlarına karşı yapmış olduğu haksızlığı içermektedir.
Bu anlamıyla, bu maddede -Türkiye’de çok önemli bir enerji
ihtiyacı- özellikle hidroelektrik santraller ve HES’lerle ilgili konuda DSİ
gibi kurum birikimi olan, bu konuda çok önemli barajlara imza atmış ve bundan
sonra da Türkiye'nin enerjisinde ciddi ihtiyaçları karşılayacak, su işlerinde önemli
bir kurumu ortadan kaldırıyorsunuz. Bunu tarihin önemli bir sayfasına burada
bugün not etmek için tekrar geçmiş maddeye değindim.
Bugün konuştuğumuz maddeyle ilgili olarak da bir şey söylemek
istiyorum. Dışişleriyle ilgili çok önemli konuları şu an Türkiye yaşamaktadır.
Biraz sonra bu konuda uzman arkadaşlarımız konuşacaklar ama Kıbrıs’ta bir
şeyler yaşanıyor. Kıbrıs’ta Sayın Başbakan’ın bir mitingde açılan pankartlara
gösterdiği tepki sonucunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne atadığımız
büyükelçi görevden alınıp yerine yeni biri, özellikle de Kıbrıs’taki ekonomik
politikayı yürüten, kemer sıkma politikasının mimarı olduğu söylenen ve ondan
dolayı da çok ciddi şekilde tepki alan bir kişi oraya temsilci olarak atanıyor.
Bu konu Kıbrıs’la aramızdaki ilişkileri hızla düzeltmemiz gereken, yavru
vatanla ana vatanın birbiriyle kaynaşmasını sağlaması gereken noktada Kıbrıs
halkıyla kavga ederek, onunla büyük bir çekişme içinde olarak oraya “Benim
dediğim olur.” diyerek dikte ettirilerek çözülecek konular değildir. Önemli
olan buraya vermiş olduğumuz yavru vatan ana vatan ilişkisindeki emeği,
katkıyı, karşılıklı güveni, dostluğu, dayanışmayı güçlendirecek bir dış
politika izlemekten geçer. Bunu yapacak olanlar da Dışişleri bürokrasisinde
deneyim sahibi olmuş, bu işleri iyi bilen, yıllardır Türkiye’nin Dışişleri
politikasında yer almış, doğru, dürüst, nitelikli bürokrat atamalarından geçer.
Bu anlamıyla bürokrat atamalarında bugün İktidar yeni bir çığır açarak, bir kalibrasyondan geçerek atama yapmak yerine, kendi istediği
insanları atama yapmak için buraya bir yasa maddesi koymuş ve bu yasa
maddesiyle de daha niteliği dolmamış, gelmesi gereken makama gelmesine daha
zaman olan insanları atama fırsatını yakalamak için bu maddeyi koyuyorsunuz.
Onun için, değerli arkadaşlar, bazı şeylerin temeliyle oynamayın. Ne Devlet Su
İşleriyle oynayın ne Dışişleri bürokrasisiyle oynayın ne dış politikanın bunca
yıldır gelenekselleşmiş ve bu anlamıyla Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi
“Yurtta barış, dünyada barış.” politikasını değiştirin. Bunları yapmamanız bu
ülkenin menfaatinedir, bu ulusun menfaatinedir. Bu konuya dikkatinizi çekmek
istiyorum.
Bu duygularla hepinizi en içten saygılarla selamlıyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Siz önerge üzerinde konuşacak mısınız, gerekçeyi mi
okutayım?
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önergeyi oylatacaksınız.
BAŞKAN – İki önerge aynı önerge, aynı mahiyette iki önerge.
Sayın Kaplan, siz konuşacak mısınız? Sizin önergeniz de aynı
mahiyette bu önergeyle.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Konuşacağım.
BAŞKAN – Karar yeter sayısını da sizin konuşmanızdan sonra
arayacağım ben.
Buyurun.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, şimdi kaldığımız yerden devam
ediyoruz.
Mecliste kahramanca bir karar verdiniz: 100 bin genç üniversiteye
girmesin. Ya bu doğrudur ya da 12 Eylül mağduru olan, sıkıyönetimlerde yatan
onca insanımızın -ki 2 milyonun üstünde fişlendi- onların sosyal güvenlik
primlerini ödeyeceksiniz.
Yakın zamanda -burada üniversite hocaları var, tanıyorum-
üniversitelerde gençler bir ana dilde eğitim kampanyası açtılar, “Ana dilimi
istiyorum.” diye ve Türkiye üniversitelerinden binlerce öğrenci disipline
verildi, okuldan atıldı, yetmedi, sonradan bu öğrencilere davalar da açıldı.
Şimdi, bu gençler haklarını aradılar. Mahkemeye gittiler, üniversiteden atılma
kararlarını birçoğu iptal etti. Bir kısmı da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine
gitti, dava kazananlar var, davası sürenler var. Şimdi, bunlar, sizin
çıkardığınız yasaya göre terör suçlusu. Ne istemiş? “Ana dilimde eğitim
istiyorum.” demiş, dilekçe hakkını kullanmış Anayasa’dan.
Bakıyorum, demin buradaydı Sayın Arınç, TRT Şeş’ten sorumlu.
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Yine burada.
HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada…
Şimdi, TRT Şeş Kürtçe yayın yapıyor değil mi? Şimdi, bu
üniversiteli öğrencinin günahı ne söyler misiniz? “Ana dilimde eğitim
istiyorum.” dedi, hadi vermediniz ama TRT Şeş Kürtçe yayın yapıyor. Bu öğrenci
üniversitesine dönse ve eğitimini sürdürse bunun ne zararı var?
Bakın, yine anayasal haklarını kullandığı için, bir yerde
düşünceyi ifade hürriyetini, Avrupa Birliğinin ulusal programı gereği
yasalarını çıkardık. Bir öğrenci düşünceleri nedeniyle mahkûm olmuş, hiçbir
olaya katılmamış, bir basın açıklaması sadece veya sadece bir gösteride yer
almış, bu gencimizi üniversiteye alsak Türkiye ne kaybedecek? Peki, bunu
almıyoruz da bilmem kaç kişiyi öldüren katilleri, yolsuzluk yapanları, çeteleri,
darbecileri üniversiteye alıyoruz. Peki, bu durumda vicdan muhasebesi yapmak
gerekmiyor mu?
Şimdi, bunları biz gerçekten bu torba kanunda konuşmadığımız
zaman, o zaman yaptığımız iki şeyden biri doğrudur. Bunu tekrar ediyorum,
bakın, Türk Ceza Kanunu’nda “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt üyesi gibi
davranmak” diye bir madde var, bu maddeden örgüt üyesi gibi ceza veriliyor
arkadaşlar. Yani, dağda değil, elinde silah yok, silahlı eylemde değil, iki
tane yürüyüşte polis kameraya alıyor, CD’sini çekiyor, dosyaya koyuyor, “Al
sana on sene ceza.” diyor, üniversiteden atılıyor.
Şimdi, arkadaşlar, eğer ülkemiz demokrasi ise düşünceyi ifade
hürriyeti de olacak, özgürlükler de olacak. Bunlara biz yasak koyarsak Hazreti
Ali’nin dediği “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” sözü karşısında
hepimizin vicdanı yaralı olmayacak mı? Yani “Faili meçhul işledim, 86 tane
kellem var.” diyen üniversiteye gidebilecek.
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Başörtülüler ne olacak,
başörtülüler?
HASİP KAPLAN (Devamla) – Başörtülüler... İktidarsınız. Bana verin
o yetkiyi bir günde çözmezsem ben de Hasip Kaplan değilim, ben size... Çok
basit, çok zor görüyorsunuz.
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Onu da dile getirirseniz...
HASİP KAPLAN (Devamla) – Sekiz senedir, dokuz senedir baş örtüsünü çözmediniz, bu ayıp size yeter vallahi. Bu
ayıpla yaşamınız bile size yeter.
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Sen bu ayıbın neresindesin?
HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama en azından onlar şu veya bu şekilde
üniversiteye gidiyor. Siz, “Külliyen üniversiteye gitmesin.” diye yasa
çıkardınız.
HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Kim gidiyor ya?
HASİP KAPLAN (Devamla) – Solcu, Kürt veya Alevi veya farklı
düşüncede veya sosyalist veya sağcı düşüncede olan birisini üniversiteye
gitmesin diye engel koydunuz, engel. Şimdi, kalkıyorsunuz, dokuz yıldır
iktidarsınız ama burada muhalefet gibi mızıkçılık yapıyorsunuz. Vallahi bu
kabul edilemez.
Saygılarımla.
Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı
arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı var,
önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve
Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 215. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Erkan
Akçay (Manisa) ve arkadaşları
“Madde 215- 1) 7/72010 ve 6004 sayılı
Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin
ikinci fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinde yer alan “sondaki iki
grupta" ibaresi "sondaki üç grupta" olarak değiştirilmiştir.
2) 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14. maddesinin üçüncü fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Belediye Başkanlarına görevleri süresince ve üçüncü
dereceden emekli olmaları halinde emekliliklerinde hususi damgalı pasaport
verilir."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şenol Bal...
BAŞKAN – Şenol Bal, İzmir Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından
alkışlar)
ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
215’inci maddede vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz almış
bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Evet, 215’ten 219’a kadar olan, bu torba yasada yer alan maddeler
Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılacak
değişiklikleri ihtiva ediyor. Tabii ki arzumuz, Dışişleri Bakanlığının uzman,
liyakatli kadrolarla desteklenmesi ve diplomat olmayan kişilerin dışarıdan
atamayla büyükelçi yapılmaması gibi temennilerimiz var. Tabii, önemli olan, dış
politikamızda son yıllarda yaşanan zikzaklar ve belirsizlikler, konuşulması
gereken konular.
Sayın milletvekilleri, daha önceki konuşmalarımın birinde,
devletler varlıklarını ve devamlılıklarını kendi değerleri, kaynakları ve
menfaatleri üzerine bina etmek durumundadırlar; bugün olduğu gibi dış
mihrakların yönlendirmesiyle dış dengeleri birbirine karıştırarak, sonra da
sonuçları çarpıtarak, iç siyaset malzemesi hâline getirerek dış politikamızın
sürdürülemez olduğunu ve bölgesel güç olunamayacağını ifade etmiştim.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükûmetleri tarafından, AKP
İktidarına kadar, dış siyaset politikası iç siyaset politikalarına alet edilmeden
yürütüldü. Hangi parti iş başına gelirse gelsin Türk dış politikasının temel
bir yönü vardı. Bazı yöntemsel değişiklikler olsa da bu temel politika
doğrultusunda dış politikamız yürütüldü ama AKP İktidarıyla dış siyaset büyük
oranda iç siyasete malzeme olarak kullanıldı ve hâlen kullanılmaya devam
ediyor. Klişe sloganlara dayalı bir anlayışla karşılaştık bu dönemde. Söylemler
ile eylemler, eylemler ve gerçekler arasında derin uçurumlar var.
AB maceramız ortada değerli milletvekilleri. AB’ye girme hayaliyle
vatandaşlarımız göz göre göre kandırıldı. Kutlamalar yapıldı, ama artık AB,
kapıları açmadan kapattı.
Başbakan ve AB’den sorumlu Bakan Bağış şimdi esiyor, gürlüyor.
Bağış geçen şöyle demiş değerli milletvekilleri: “Fasılları açamadıysak da Avrupalıların
zihinlerini açtık.” Vallahi, Bağış’a sormak gerekir: “Senin zihnini kim açacak
Sayın Bağış?” demek lazım.
METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Millet!
ŞENOL BAL (Devamla) – Evet, millet açacak, doğru! Millet sizin
zihninizi açacak Sayın Milletvekili, göreceksiniz, neye uğradığınızı
şaşıracaksınız!
METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – İnşallah sizinkini de!
ŞENOL BAL (Devamla) – Davos’u hatırlayınız sayın milletvekilleri.
Davos sonrası biliyorsunuz “…”(x) den sonra kahraman olarak karşılanan
Başbakan, burada mayınlı arazilerin mayından arınması ve arkasından kırk dokuz
yıllığına bir İsrailli şirkete vermek için ne kadar büyük bir mücadele
verdiğini sizlere bir kere daha hatırlatmak istiyorum.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Şirketin adını ver!
METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Şirketin adı ne?
ŞENOL BAL (Devamla) – Olur mu, o şirket belli, konuşmaları var.
“Burada Fatma, Hasan çalışacak.” diyordu Sayın Başbakan, ama neticede
muhalefetin yapmış olduğu mücadele ve kamuoyundan sonra…
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Adını vermiyorsan iftira! Söyle şimdi
adını!
ŞENOL BAL (Devamla) – Efendim, açıkladınız, o firma belliydi, hem
mayınları temizleyecek, arkasından da onu tarıma açacaktı.
BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen konuyla ilgili konuşalım.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Atmasyon laflar bunlar!
(x) Bu bölümde, Hatip tarafından
Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.
ŞENOL BAL (Devamla) – Gazze olaylarını hatırlayalım sayın
milletvekilleri. İç siyasette nasıl kullandığınızı, insani bir olayın ve ölen
insanlarımızın, özel insanlarımızın şeyini alabildiniz mi?
ÖMER İNAN (Mersin) – Hiç mi projeniz yok?
BAŞKAN – Lütfen Sayın Milletvekili… Hatibe müdahale etmeyelim
lütfen…
ŞENOL BAL (Devamla) – İsrail’in cevabı ne oldu? Bunları sormak
istiyoruz tabii ki.
ÖMER İNAN (Mersin) – Bir tane projeniz yok!
ŞENOL BAL (Devamla) – Bizim her şeye projemiz var Sayın
Milletvekili, sizin bir tane bile projeniz yok, ama bizim her konuda projemiz
var, bunu biliniz.
ÖMER İNAN (Mersin) – Bir tanesini söyleyin canım!
BAŞKAN – Sayın İnan, lütfen…
ŞENOL BAL (Devamla) – Bu İktidarın AB ve Büyük Orta Doğu Projesi
gibi öteki projelere iman derecesinde gösterdiği çabanın ve verilen tavizlerin
neticelerinin ülkemize faturasını iyi değerlendirmeniz lazım, hiçbirinize baki
değil bu koltuklar sayın milletvekilleri.
Yunus Emre’nin bir sözü var: “Cümleler doğrudur sen doğru isen,
doğruluk bulunmaz sen eğri isen.” diyor. Sizlere ithaf ediyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Önce kendine ithaf et.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
216’ncı madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
606 sıra sayılı tasarının 216 ncı maddesindeki “altıncı”
ibaresinin “yedinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Hasip
Kaplan M. Nezir
Karabaş Şerafettin
Halis |
|
Şırnak Bitlis Tunceli |
|
Sebahat
Tuncel Bengi
Yıldız |
|
İstanbul Batman |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması
ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın
216 ncı maddesinde yer alan "en az altıncı fiili hizmet yılı"
ibaresinin "en az yedinci fiili hizmet yılı" ve "altıncı"
ibaresinin "yedinci" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Şandır Beytullah
Asil |
|
Manisa Mersin Eskişehir |
|
Yılmaz
Tankut Akif
Akkuş Şenol
Bal |
|
Adana Mersin İzmir |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 216 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
Fatih
Atay Harun
Öztürk Tekin
Bingöl |
|
Aydın İzmir Ankara |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Malik Ecder
Özdemir M. Ali Özpolat |
|
Malatya Sivas İstanbul |
|
Derviş
Günday Selçuk
Ayhan |
|
Çorum İzmir |
Madde 216- 7/7/2010 tarihli ve 6004
sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 2
nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "dördüncü fıkradaki düzenleme
saklı kalmak üzere, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tabi
bulundukları hükümler çerçevesinde, başkatiplik ve konsolosluk yeterlik
sınavına girmeye devam eder." ibaresi "askerlik hizmeti dâhil olmak
üzere en az altıncı fiili hizmet yılı içerisinde bulunmaları kaydıyla
başkatiplik ve konsolosluk yeterlik sınavına girerler." şeklinde; dördüncü
fıkrasının sonunda yer alan "dokuzuncu" ibaresi "altıncı"
olarak değiştirilmiş; maddenin üçüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten
kaldırılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması
ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın
216 ncı maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını ve takip eden madde numaralarının
buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Nurettin
Canikli Yılmaz
Tunç Şevket
Gürsoy |
|
Giresun Bartın Adıyaman |
|
Abdurrahman
Arıcı Ali Koyuncu Orhan Karasayar |
|
Antalya Bursa Hatay |
|
Ahmet
Yeni |
|
Samsun |
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle, maddenin Tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Böylece, kabul edilen önerge doğrultusunda
tasarının 216’ncı maddesi metinden çıkarılmıştır. Gerekli teselsül daha sonra
yapılacaktır.
Diğer üç önergeyi işlemden kaldırıyorum.
217’nci madde üzerinde dört adet önerge vardır; geliş sırasına
göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 217 inci
maddesinde yer alan " dokuzuncu" ibaresinin "yedinci"
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Yılmaz
Tankut Akif
Akkuş |
|
Manisa Adana Mersin |
|
Mehmet
Şandır Beytullah
Asil |
|
Mersin Eskişehir
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 217 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
Tekin
Bingöl Harun
Öztürk Fatih
Atay |
|
Ankara İzmir Aydın |
|
Selçuk
Ayhan Malik Ecder
Özdemir M. Ali Özpolat |
|
İzmir Sivas İstanbul |
|
Derviş
Günday Ferit
Mevlüt Aslanoğlu |
|
Çorum Malatya |
Madde 217- 7/7/2010 tarihli ve 6004
sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 3
üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "dokuzuncu"
ibaresi "altıncı" şeklinde değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bundan sonraki iki önerge aynı
mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım ve önerge sahipleri istedikleri
takdirde, ayrı ayrı söz vereceğim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması
ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı"nın 217 nci maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını ve takip eden
madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Nurettin
Canikli Yılmaz
Tunç Abdurrahman
Arıcı |
|
Giresun Bartın Antalya |
|
Şevket
Gürsoy Ali
Koyuncu Orhan
Karasayar |
|
Adıyaman
Bursa Hatay |
|
Ahmet
Yeni |
|
Samsun
|
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
Hasip
Kaplan M. Nezir
Karabaş Şerafettin
Halis |
|
Şırnak
Bitlis
Tunceli |
|
Bengi
Yıldız Sebahat
Tuncel |
|
Batman
İstanbul |
BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Her ikisinin de gerekçesini okutacağım.
Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergelerinin gerekçesini
okutuyorum:
Gerekçe: Uzmanlık Komisyonunda görüşülmemiştir.
BAŞKAN – Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ve arkadaşlarının
önergelerinin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe: Önergeyle, maddenin Tasarıdan çıkarılması
amaçlanmaktadır.
BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeler doğrultusunda 217’nci madde tasarı
metninden çıkarılmıştır. Gerekli teselsül sonra yapılacaktır.
Diğer iki önergeyi işlemden kaldırıyorum
218’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, gelişlerine göre
okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 218 inci
maddesinde yer alan "hizmet yılı gözetilmeksizin" ibaresinin
"Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapmış olanlar hariç,
askerlik dahil en az yedi hizmet yılı görev yapmış
olan danışmanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Şandır Beytullah
Asil |
|
Manisa
Mersin
Eskişehir |
|
Yılmaz
Tankut Akif
Akkuş Şenol
Bal |
|
Adana
Mersin
İzmir |
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bundan sonraki iki önerge aynı
mahiyettedir, birlikte işleme alacağım, önerge üzerinde söz sahiplerine ayrı
ayrı söz vereceğim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 218. maddesinin
Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Hüseyin
Pazarcı Harun
Öztürk Selçuk
Ayhan |
|
Balıkesir İzmir İzmir |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Mustafa Özyürek Şevket Köse |
|
Malatya İstanbul Adıyaman |
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
Hasip
Kaplan M. Nezir
Karabaş Şerafettin
Halis |
|
Şırnak Bitlis Tunceli |
|
Fatma
Kurtulan Sebahat
Tuncel |
|
Van İstanbul |
BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Son önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Uzmanlık Komisyonunda görüşülmemiştir.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hüseyin Pazarcı…
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hüseyin Pazarcı,
Balıkesir Milletvekili.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 218’inci maddesinin tasarı
metninden çıkarılması yönünde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Anılan 218’inci madde ile kısa bir süre önce kabul edilen 6004
sayılı Dışişleri Bakanlığı Kanunu’nun geçici 4’üncü maddesinin dördüncü
fıkrasında iki önemli değişikliğe gidilmektedir:
Bu değişikliklerin birincisi: Merkez teşkilatında ikinci kâtip ve
yurt dışı teşkilatında ikinci kâtip ya da muavin konsolos görevleri için geçici
olarak yüz yirmi gün içinde başvurulması durumunda danışmanlar, idari memurlar,
bölge uzmanları, yabancı dil uzmanları ve haberleşme teknik personeli bu
görevlere kabul edilme durumunda bulunmaktadır. Başka bir deyişle, saydığımız
daha ziyade teknik nitelikli personel diyeceğimiz personelin, belirli düzeye
kadar meslek memurlarının veyahut da konsolosluk ve ihtisas memurları
dediğimiz, eskiden idare memurları dediğimiz memurların yaptığı görevlere, bu
kişilerin de bundan böyle kabul edilmesi şeklinde bir hüküm geçici maddeyle
burada kabul edilmiştir. Ancak, bugünkü değişikliğin, söz konusu başvuruda
bulunacak personelin dört yıllık eğitim görmesi koşulunu getiren 6004 sayılı
Kanun’un geçici 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasına getirdiği istisna şudur:
Dört yıllık eğitim koşulu iki yıla indirilmektedir. Dolayısıyla, bundan önce ve
bugüne kadar hep dört yıl eğitim görmüş kişilerin yaptığı görevler,
ki çoğunlukla bugün de o görevleri dört yıl eğitim görmüş kişiler yapmaktadır,
bu geçici hükümle iki yıla indirme yoluna gidilmektedir. Dolayısıyla, burada
eşitliği bozucu bir yaklaşım vardır.
İkincisi, bundan da daha önemlisi; eğitim ve öğrenim bakımından
Dışişleri mensupları arasında niteliklerde bir aşınmaya gitme yoluna
girilmektedir. Dolayısıyla, bu değişikliğin kabul edilebilir bulunması bizim
tarafımızdan söz konusu değildir.
Burada önerilen değişikliklerin ikincisi ise bu görevlere
getirilecek danışmanlar için öteki memurlar için aranan belirli hizmet yılı
koşulunun bile aranmamasıdır. Bu hüküm de Dışişleri memurları arasındaki
eşitlik ilkesine aykırı düşmektedir. Böylece, danışman olarak alınan kişilerin
hiç beklemeden, çok kısa süre içinde konsolosluk ve ihtisas memuru hâline
dönüştürülmesi ve daha sonra da belirli birtakım sınavları verirse daha yüksek
unvanlara, görevlere getirilmesi yolu açılmaktadır.
Şimdi, değerli milletvekilleri, bütün bu değişiklik
önerileri görüldüğünde, son aylarda sözü edilen, Dışişlerini izleyen çevrelerde
gözlenen ve ifade edilen bir durum söz konusu. O da şu: Hâlihazır iktidarın Dışişleri Bakanlığının alt
kadrolarına iktidar tarafından yerleştirilen yandaşlarının giderek meslek
memurlarının yaptığı görevlere yükseltilmesi ve Bakanlığın yapısının partizanca
değiştirilmesi şeklinde bir söylentidir bu. Bu tür bir hüküm, değişiklik
önerisi geçtiği takdirde bu endişelerin doğru çıkmasından korkuyoruz ve
dolayısıyla, söz konusu hükmün yasa tasarısından çıkmasını öneriyoruz. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 218 inci
maddesinde yer alan "hizmet yılı gözetilmeksizin" ibaresinin
"Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapmış olanlar hariç, askerlik
dahil en az yedi hizmet yılı görev yapmış olan
danışmanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) -
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şenol Bal, İzmir
Milletvekili.
ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın milletvekilleri, biraz önce, yine
Dışişleri Bakanlığıyla ilgili olarak ifade etmiş olduğum gibi, 218’inci maddede
de, Dışişleri Bakanlığındaki bir kadrolaşma harekâtını görüyoruz. İşte bu yüzden, bunun doğru olmadığını ifade etmek için, gerekçe
olarak bu düzenleme, Dışişleri Bakanlığına danışman olarak atanan bir memurun,
yapılacak bir özel yeterlilik sınavında başarılı olması durumunda konsolos ve
ihtisas memuru olarak atanmasını öngördüğünden, Dışişleri Bakanlığındaki
konsolosluk makamı gibi mesleki tecrübe isteyen kritik bir görevin, verdiğimiz
önergeyle, daha bu göreve atanacaklara mesleki tecrübe kazandırması açısından
önemli olduğunu ifade ediyorum ve bu konuyu bir kere daha düşünmenizin önemini
vurguluyorum.
Değerli milletvekilleri, kaldığımız yerden devam edelim, dış
politikamızın iç politikaya alet edilmesi, söylemlerle eylemlerin birbirini
tutmaması konusunda.
Biliyorsunuz, bir Medeniyetler İttifakı Projesi var ve
Başbakanımız eş başkan bu projede. Ne oldu? Zarfı süslü, içi bomboş olan bu
proje, sadece iç siyaset malzemesi olarak kullanıldı. Medeniyetler İttifakı
Projesi, Batı’yı emperyal kararlılığından vazgeçirebildi mi sayın
milletvekilleri veya öyle bir temayül ufukta gözüküyor mu? Yoksa,
İslam âleminin ve Türkiye’nin bu süreçte rehavete kapılmasına mı neden oldu?
Büyük Orta Doğu Projesi veya diğer adıyla Genişletilmiş Orta Doğu Projesi Kuzey
Afrika Girişimi, yine bizim Başbakan eş başkan. Bu proje, ABD için yirmi iki
İslam devletinin sınırlarının değiştirilmesi, peki bizim için ne anlam ifade
ediyor, açıklamalarınızı bekliyoruz.
Tunus, Yemen derken Irak’ta yaşananlar; Tunus, Yemen derken Mısır
ve Mısır’daki en son gelişmeler, yarın diğer İslam ülkelerinde yaşanması
muhtemel olaylar gördüğümüz kadarıyla. ABD açısından
baktığımızda, ABD politikalarına uygun ilerlediği, müdahale ve söylemleriyle
ortada. Yani Büyük Orta Doğu Projesi’ne uygun devam ediyor. Yani reel politikalarına uygun ABD’nin. Peki, gelişen bu
olaylar bizim açımızdan ne anlam taşıyor, lütfen çekinmeden açıklayınız.
Başbakanın, o iki hafta sonra olaydan, Obama ile görüşüp aynı mahiyette yapmış
olduğu, hatta kabadayılık yapıp “Tribünlerden seyretmeyeceğiz.” söyleminden
bahsetmiyorum.
Sayın milletvekilleri, acaba Hükûmet bir hayalin peşinde mi? Orta
Doğu’da Başbakana önderlik gibi bir rol biçildiğini mi zannediyor?
Bakınız, Suriye ile İsrail, Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü,
Batı ile İran arasındaki, Rusya ve Gürcistan ara buluculuk girişimleriniz,
Ermenistan’la açılım maceranız duvara toslamadı mı sayın milletvekilleri? Kuzey
Irak’ta, Kerkük’te, Tuzhurmatu’da, Telafer’de, Felluce’de Türkmen kardeşlerimiz
ve din kardeşlerimiz Büyük Orta Doğu Projesi’ne kurban edilirken…
MEHMET CEYLAN (Karabük) – Hiç de öyle değil!
ŞENOL BAL (Devamla) – …ABD’nin oyunlarına kurban edilirken,
insanlar katledilirken, Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanı Sayın Başbakan
ne yapmıştır sayın milletvekilleri? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tabii,
ABD’nin değirmenine su taşımıştır.
Irak’ın bütünlüğünden yana mısınız sayın milletvekilleri? Söylemde
öyle. Söylemde öyle sayın milletvekilleri.
MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Senin öğrencilerin yok burada!
BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen, soru-cevap şeklinde konuşmayalım Genel
Kurula.
ŞENOL BAL (Devamla) – Türkmenler için ne yapıyorsunuz? Çok şey
yapıyorsunuz değil mi sayın milletvekilleri?
MEHMET CEYLAN (Karabük) – Kıskanmayın!
ŞENOL BAL (Devamla) – Kandırmayınız kendinizi. Ekim ayının sonunda
Irak’ın Kuzeyi’nden Barzani’nin Yardımcısı bile kırmızı halılardan geçerek
Dışişleri Bakanımız tarafından karşılandı ve Davutoğlu tarafından yapılan açıklamalarda
Sünni-Şii meseleleri, Kürtlerin meseleleri konuşuldu ama Türkmenlerin meselesi
konuşulmadı sayın milletvekilleri. Sonra, o yardımcı Irak’a döndü, ne dedi
biliyor musunuz? Peşmerge reisinin yardımcısı, “Türkiye bizim stratejik
ortağımız.” dedi. Hayırlı olsun Türkiye’ye sayın milletvekilleri! Komşularla
sıfır sorun öyle mi? İlk önce Azerbaycan’la, sonra da Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti ile büyük sorun yaşatıyorsunuz. Demek ki siz, kardeşlikten öte
yakın olduğumuz ülkelerle büyük sorunlar yaşamak için görev aldınız. Hayırlı ve
uğurlu olsun. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde
kabul edilmiştir.
219’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır; geliş sırasına göre
okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım.
TBMM Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219. maddesi
ile değiştirilen 6004 sayılı Kanunun ikinci fıkrasına ekli (3) sayılı listede
yer alan;
“GİH İkinci
kâtip, üçüncü kâtip, 8 290 290”
Muavin
Konsolos, Ataşe, Aday
Meslek
Memuru, Aday Konsolosluk
ve ihtisas Memuru
ibarelerinin
“GİH “ “ 8 300 300”
Şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Vahap
Seçer |
|
İstanbul İzmir Mersin |
|
Mehmet Ali
Susam M. Rıza Yalçınkaya Tayfun İçli |
|
İzmir Bartın Eskişehir |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Şükrü
Mustafa Elekdağ |
|
Malatya İstanbul |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 219 uncu
maddesinde yer alan “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8, 9”
ibaresinin “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Şandır Beytullah
Asil |
|
Manisa Mersin Eskişehir |
|
Yılmaz
Tankut Akif
Akkuş Şenol
Bal |
|
Adana Mersin İzmir |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219 uncu
maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve metne
aşağıdaki (4) sayılı listenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
Nurettin
Canikli Yılmaz
Helvacıoğlu Abdurrahman
Arıcı |
|
Giresun Siirt Antalya |
|
A. Sibel
Gönül Ahmet
Yeni Durdu Mehmet
Katsal |
|
Kocaeli Samsun Osmaniye |
“(2) Ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelin Dışişleri
Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış, ekli (3) ve (4) sayılı listelerde yer
alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1)
sayılı cetvelin Dışişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına
ait bölümlerine eklenmiştir.”
(4 SAYILI LİSTE)
KURUMU : ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
TEŞKİLATI : MERKEZ
İHDAS EDİLEN KADROLAR
SERBEST
KADRO
SINIFI UNVANI
DERECESİ ADEDİ
GİH Çalışma Uzmanı 5 50
GİH Yurt Dışı İşçi
Hizmetleri Uzmanı 5 50
GİH İş Sağlığı ve
Güvenliği Uzmanı 5 50
GİH Çalışma Uzman
Yardımcısı 8 100
GİH Yurt Dışı İşçi
Hizmetleri Uzman Yardımcısı 8 100
GİH İş Sağlığı ve
Güvenliği Uzman Yardımcısı 8 100
GİH İş Müfettişi 5 350
GİH İş Müfettişi
Yardımcısı 8 650
TOPLAM
1450
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Bilindiği üzere işyerlerinin iş mevzuatına uygun olarak faaliyet
gösterip göstermedikleri ve iş sağlığı ve güvenliğine riayet edip etmedikleri
Çalışma ve Sosyal Bakanlığı kadrolarında bulunan iş müfettişleri tarafından
denetlenmektedir. Ancak şu andaki iş müfettişi mevcudu ile kurulu bulunan bütün
işyerlerinin gerektiği gibi denetlenmesi imkan dahilinde
görülmemektedir. Zira hali hazırda Bakanlıkta özellikle iş sağlığı ve güvenliği
alanında denetim yetkisi bulunan sadece 206 İş müfettişi görev yapmaktadır. Ayrıca
yetiştirilmek üzere alınan 297 müfettiş yardımcısı bulunmaktadır. Bu şekilde
bütün kadrolar kullanılmış olup ilave müfettiş yardımcısı alınmasına imkan bulunmamaktadır.
Şu anda ülkemizde toplam 1.216.308 işyeri vardır. Her iş yerinin
yılda bir kez denetlenmesi durumunda müfettiş başına düşen işyeri sayısı
5820'dir. Bir müfettiş tarafından bir yılda 5820 işyerinin denetlenebilmesinin
mümkün olamayacağı da izahtan varestedir. Yıllık işyeri denetim sayısına
bakıldığında (2010 yılında iş sağlığı ve güvenliği yönünden 17.284 işyeri
denetlenebilmiştir.) bir işyerinin, gördüğü denetimden sonra ikinci defa
denetlenebilmesine sıra 70 yıl sonra gelebilmektedir. Dolayısıyla mevcut iş
müfettişi sayısı ile işyerlerinin gereği gibi denetlenmesinin mümkün olmadığı görülmektedir.
Öte yandan Bakanlığının işçiye ve işverene yönelik hizmetlerinin
kalifiye elemanlar tarafından sunulması da gerekmektedir. Gelişen teknoloji ve
iletişim olanakları nedeniyle iş yaşamı da gelişmekte, ihtisaslaşma ve dallara
ayrılma artmakta buna dayalı olarak da işçi işveren ilişkilerini düzenlemek,
çalışanların sağlığı ve güvenliği yanında haklarını korumak için spesifik düzenlemelerin yapılması ve bu düzenlemeler
çerçevesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sunulan
hizmetlerin alanında uzmanlaşmış personel tarafından sunulması gerekmektedir.
Bu gerekçeler ışığında bu kanunda yapılan çalışma hayatına ilişkin
düzenlemeler de dikkate alınarak gerek işyerlerinin denetimlerinin etkin ve
verimli bir şekilde yapılabilmesi gerekse Bakanlık hizmetlerinin gereği gibi
sunulabilmesi için ihtiyaç duyulan iş müfettişi ve uzman personel ihtiyacının
giderilmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle
Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 219 uncu
maddesinde yer alan “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8, 9”
ibaresinin “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Yılmaz Tankut, Adana
Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606
sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 219’uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz
önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, şimdi bu tasarı çerçevesinde tam da seçim
öncesine denk getirilen bazı af ve düzenlemelerin siyasi hesaplarla, siyasi
menfaat beklentileriyle yapılmadığını söylemek elbette ki mümkün değildir. Bu
yasa tasarısıyla AKP Hükûmetinin yine âdeta cambazlık yaptığını görmekteyiz.
Şöyle ki: Önceki bölümlerde görüşülen ve kabul edilen kamunun alacağı olarak
silinecek borcun üst limiti neydi? 120 lira. Yani bir vatandaşımızın en fazla
120 liraya kadar olan borcu bu tasarı kanunlaştığı zaman cezalarıyla birlikte silinecektir.
Dolayısıyla, bu tasarıyla kamu kurumlarının, sosyal güvenlik kurumlarının
takiple ilgili iş yükleri de azalabilecektir. Yani kamuoyuna en büyük af yasası
olarak takdim edilen bu tasarıyla borcu olan vatandaşlarımıza aslında sembolik
düzeyde bir fayda sağlanmış olacaktır. İşte, AKP İktidarı asıl büyük faydayı,
insanlarımızın gözünü boyamak suretiyle, seçim öncesi siyasi rant
hesaplarıyla toplam faydayı bu şekilde sağlamayı amaçlamaktadır. Yani AKP, bu
küçücük affı bile büyüterek her zaman yaptığı gibi seçim malzemesi olarak
kullanacak ve devamlı olarak çizdiği sahte ve pembe tablolarla içi boş,
sloganvari sözlerle kendi siyasi saltanatını devam ettirebilmek için acımasızca
istismar edecektir ancak biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, AKP bu ufacık
aflardan kendisine bir istismar sahası elde edecek olsa da, vatandaşımızın
lehine olacağı için, elbette hiçbir siyasi rant hesabı
yapmadan, tasarının görüşmeleri tamamlanıncaya kadar söz ve önergelerimizle
tasarının daha düzgün hâle gelmesi için çalışmalarımızı devam ettireceğiz.
Sayın milletvekilleri, burada önemli olan bir husus da şudur: Hep
benzer şekilde aflar getirilmesine rağmen vatandaşlarımızın bu borçları neden
ödeyemediği hep gözlerden uzak tutulmaktadır.
Şimdi, kim ister 20 liralık, 100 liralık borcunu sürekli
ötelemeyi, ertelemeyi ve kim ister 50 liralık bir borç için davalık olmayı?
Demek ki burada bir sıkıntı mevcuttur. Vatandaşımızın asgari ücretin altıda 1’i
kadar olan bir miktarı dahi ödeyemez hâle gelmiş olmasının üzerinde hep birlikte
ciddiyetle düşünmemiz icap etmektedir ama iktidar cephesinden bakıldığında
olayın bu yönü gözükmemektedir.
AKP İktidarına bakacak olursak her şey yolunda gitmektedir. Öyle
ya, kişi başına millî gelirimiz kâğıt üzerinde 15 bin dolara çıkmıştır.
Peki, gerçek bu mu? Hep birlikte şimdi çıkalım sokağa, çarşıyı,
pazarı gezelim, esnafımıza, memurumuza, çiftçimize, emeklimize, bütün
vatandaşlarımıza soralım. Alacağımız cevap “Her geçen gün cebimizdeki paranın
azaldığı ve eridiği…” şeklinde olacaktır.
Dolayısıyla, asıl gerçek şudur: Vatandaşın satın alma gücü
fazlalaşmıyor, artmıyor, aksine vatandaşın alım gücü azalıyor ama birilerinin
cebi, özellikle de iktidara yakın olan yandaşların ve yabancıların cebi sürekli
şişiyor.
Bu yüzden, vatandaşlarımızın küçük de olsa borçlarını yeniden
yapılandıralım, tamam ama asıl sorunu kökten çözmek lazım geldiğini de
unutmayalım. Yani işsizliği azaltacak üretime dönük politikaları bir an önce
hayata geçirmemiz, çalışanların gelirlerini sözde değil özde artırmanın
çarelerine bakmamız icap etmektedir.
Yine buradan önemli bir tezada da dikkatinizi çekmek istiyorum:
Vatandaşlarımız açlıkla, yoklukla, yoksullukla mücadele ederken kâğıt üzerinde
“Senin gelirin 15 bin dolar oldu.” denmektedir, sanal bir mutluluk havası
estirilmektedir ve âdeta Pollyannacılık oynanmaktadır ama diğer yandan
milyonluk -eski parayla trilyonluk- arabalarla, uçaklarla, yatlarla, konut restorasyonlarıyla vatandaşın cebinden şatafat, debdebe dolu
bir hayat devam ettirilmektedir. Hele hele bunu dinî hassasiyetleri olduğu
savunulan iktidarın temsilcilerinin yapması sorunu, meseleyi daha da vahim bir
hâle getirmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarıyla aynı zamanda
vergisini, borcunu düzenli ödeyen mükelleflere, vatandaşlara da negatif bir mesaj
verilmektedir. Daha önce burada hem benim hem de diğer arkadaşlarımızın altını
çizerek ifade ettikleri gibi, çoluk çocuğunun rızkını aksatma pahasına,
nafakasını aksatma pahasına borcuna sadık olan insanlarımızı da incitmemeliyiz.
İşte bunun için de borcuna sadık mükelleflerimizi, vatandaşlarımızı teşvik
etmek, onların gönlünü almak için de bir düzenleme mutlaka bu tasarıda
yapılmalıdır. Mesela, bu düzenlemeden elde edilecek gelirin
bir kısmı kaynak olarak esas alınarak bu yasa tasarısının başladığı yıldan
itibaren borcunu düzenli ödeyenlere sembolik de olsa, yüzde 5, yüzde 10 ya da
oranı ne olursa olsun bir teşvik getirilmesi lazım idi. Yani borçlarını düzenli
ödemiş vatandaşlara ya ödediği toplam miktar üzerinden geri iade sistemi
olabilir ya da belirlenecek indirim oranı bundan sonra ödeyeceği vergiden
düşülebilirdi.
Lütfen bu hususu yabana atmayalım diyor, sözlerimi tamamlıyor,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219. maddesi
ile değiştirilen 6004 sayılı Kanunun ikinci fıkrasına ekli (3) sayılı listede
yer alan;
“GİH İkinci
kâtip, üçüncü kâtip, 8 290 290 “
Muavin
Konsolos, Ataşe, Aday
Meslek
Memuru, Aday Konsolosluk
ve ihtisas Memuru
ibarelerinin
“GİH “ “ 8 300 300”
Şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Şükrü Elekdağ konuşacak.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Şükrü Elekdağ, İstanbul
Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; önümüzdeki yasanın 219’uncu maddesi hakkında görüş belirtmek
amacıyla söz almış bulunuyorum. Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
219’uncu madde Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nda yapılan
değişikliklerle bazı kişilere avantaj sağlamak amacı güdüldüğü izlenimi
ediniliyor ancak bazı değişikliklerin de uygulamaya elastikiyet vermek amacını
güttüğü gibi bir yorum ortaya çıkıyor.
Değerli arkadaşlarım, uzun bir çalışma sonucunda hazırlanan 2004
sayılı Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu Temmuz 2010 tarihinde yasalaşmıştır.
Kısa bir süre içinde Kanun’da hatalar ve eksiklikler yapıldığının anlaşılması,
bunların düzeltilmesi ihtiyacının ortaya çıkması cidden üzüntü vericidir.
Memurların kadrolarını ve terfilerini ilgilendiren bir konuda çok daha titiz ve
dikkatli davranılması gerekirdi.
Değerli arkadaşlarım, bu fırsattan yararlanarak son günlerde Kuzey
Kıbrıs’ı ve Türkiye’yi meşgul eden çok ciddi bir problemi dikkatinize getirmek
isterim. Dışişleri Bakanlığında görev yapan memurların büyük bir bölümü ya
Kuzey Kıbrıs’ta görev yapmışlardır yahut da Kıbrıs sorunuyla yakından
ilgilenmişlerdir, meşgul olmuşlardır. Bu bakımdan KKTC’ye duygusal bir bağları
olduğu gibi bir hayli Kıbrıslı dostları da vardır. Ben de bunlardan biriyim
değerli arkadaşlarım ve son on gündür KKTC’den gayet kederli ve yeisli mesajlar
alıyorum. Kıbrıslı soydaşlarımız kendilerine karşı Başbakan Erdoğan tarafından
kullanılan “besleme” lafından son derece incinmişler ve üzülmüşler.
Kendilerinin bu şekilde -tırnak içinde söylüyorum bunu- aşağılanmasına isyan
ediyorlar. Bana bu mesajları gönderen kişiler, değerli arkadaşlarım, yaşlı
başlı, kültürlü, KKTC için Türk askeriyle birlikte Türk Bayrağı altında savaşmış,
kanlarını akıtmış, Türkiye sevdalısı kahramanlar. Bu kahramanlar “besleme”
sözünü onur kırıcı, hazmedilmez bir hakaret olarak görüyorlar ve Sayın
Başbakana yakıştıramıyorlar doğrusu. Olayları biliyorsunuz. 28 Ocakta, KKTC’de
siyasi partiler ve 28 sendika, KKTC tarihinin en büyük -40 bin kişilik olduğu
söyleniyor- bir mitingini düzenlediler. Bu mitingde sadece küçük bir grup, 50
kişilik, 100 kişilik bir grup, çok münasebetsiz, tahrik edici pankartlar açtı.
Bunlara kızmamak mümkün değil değerli arkadaşlarım ancak KKTC’deki tüm liderler
bu pankartları kınadılar ve asla onaylamadıklarını açıkladılar. Bunu yapanın
küçük bir grup olduğunu ve provokasyon yaptığını
söylediler ama Sayın Başbakanın marjinal bir grubun münasebetsizliği yüzünden
tüm Kıbrıs halkına “besleme” dediği gibi bir algılama -algılama, altını
çiziyorum bunun- ortaya çıktı. Başbakan Kıbrıs halkını karşısına alarak
“Türkiye’den beslenenler Türkiye’yi eleştiremez. Sen kimsin be adam!” demiştir.
Bana mesaj gönderenler “Başbakan bu münasebetsiz kişilerle bizi
özdeşleştiriyor, bizi hırpalıyor, hoyratça sözler söylüyor.” diyorlar.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, Washington’daki görevimden dönüp
emekli olduktan sonra, eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı memleketim olan
Kastamonu’ya götürdüm. Bu 1990’lı yılların başındaydı. Tam Kastamonu sınırına
girerken, 50 Kıbrıs gazisi bizi karşıladı. Orada çok duygusal anlar yaşandı.
Kastamonulu gazilerimizin heyecandan gözlerinden yaşlar akıyordu, Denktaş’la
kucaklaşmaları görülecek bir olaydı. Denktaş için Kastamonu’da yer yerinden
oynadı. Seçim zamanı politikacıların kamyonlar göndererek dağ köylerinden şehre
indirdikleri köylüler bu sefer kendileri geldiler, sırf Denktaş’a dokunmak
için, onun elini sıkmak için. Yani Kıbrıslı soydaşlarımızın ceffelkalem
“besleme” diye nitelenmesi sadece yavru vatandaki soydaşlarımızı değil, eminim,
ana vatandaki kayda değer bir kitleyi de üzmüştür değerli arkadaşlarım.
Bildiğiniz gibi “Bıçak yarası kapanır, dil yarası kapanmaz.” diye
bir halk sözü vardır. Benim naçizane, Sayın Başbakana tavsiyem, Kuzey
Kıbrıs’taki ve Kastamonu ile onun dışındaki kahramanlarımızın gönlünü
almasıdır.
MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Ne alakası var?
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Size yakışmıyor.
ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (Devamla) – Ben, şimdi, burada sözlerime son
veriyorum, tekrar huzurunuza gelip devam edeceğim.(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.18
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 18.31
BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK
(Burdur), Fatih METİN (Bolu)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
65’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
220’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır. Geliş sıralarına
göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.
TBMM Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 220’inci
maddesinde yer alan “talepleri” ibaresinin “istemeleri” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Şandır Akif
Akkuş |
|
Manisa Mersin Mersin |
|
Beytullah
Asil Yılmaz
Tankut |
|
Eskişehir Adana |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 220 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Harun Öztürk |
|
İstanbul Malatya İzmir |
|
Hüseyin
Pazarcı Selçuk
Ayhan Şükrü Mustafa
Elekdağ |
|
Balıkesir İzmir İstanbul |
|
Ahmet
Tan |
|
İstanbul |
Madde 220- 11/1/2011 tarihli ve 6098
sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada
metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları
onları bağlamaz. Talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde
görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir."
TBMM Başkanlığına
606 sıra sayılı yasa tasarısının 220 nci maddesinin tasarı
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
Hasip
Kaplan Şerafettin
Halis M. Nezir
Karabaş |
|
Şırnak
Tunceli
Bitlis |
|
Sebahat
Tuncel Bengi
Yıldız |
|
İstanbul
Batman |
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Borçlar Kanunu yeni yasalaştı.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 220 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
Madde 220- 11/1/2011 tarihli ve 6098
sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada
metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları
onları bağlamaz. Talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde
görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şükrü Elekdağ, İstanbul
Milletvekili.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yine, burada, Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu’yla ilgili
olarak defolu bazı noktaların düzeltilmesi söz konusu.
Tekrar edeceğim. Teşkilat Kanunu yeni çıktı. Bu kadar kısa bir
zamanda bu kadar defonun ortaya çıkması cidden düşündürücü.
Değerli arkadaşlarım, biraz önce Kıbrıs’taki durumdan size
bahsettim, bıraktığım noktadan devam ediyorum.
Benim kanımca, Sayın Başbakana Kıbrıs konusunda akıl verenlerin
çok büyük hatalar yaptıklarını düşünüyorum, bilgisizlikleri yüzünden millî
çıkarlarına zarar verdikleri kanısındayım.
Nitekim, değerli arkadaşlarım,
KKTC’ye yedi ay önce atanan ve gerek toplumun gerek siyasilerin sempatisini
kazanmış bulunan Lefkoşa Büyükelçimiz Kaya Türkmen’in görevden alınarak yerine,
Kıbrıslı Türkler gözünde hiç popüler olmayan, Yardım Heyeti Başkanı Halil
İbrahim Akça’nın atanması son derece yanlış olmuştur.
Değerli arkadaşlarım, anlaşılan, Akça’nın, KKTC Cumhurbaşkanı
Derviş Eroğlu ile de ciddi sorunları vardır. Nitekim,
Sayın Eroğlu’nun, Halil İbrahim Akça hakkında Ankara’ya şikâyet mektupları
göndermiş olduğuna ilişkin haberler gazetelerde yayınlandı ve bunlar
yalanlanmadı. Sayın Akça hakkında hiçbir değerlendirme yapmıyorum. Kendisi iyi
bir bürokrat olabilir. Mesele şudur değerli arkadaşlarım: Mesele, Akça’nın, şu
sırada Kuzey Kıbrıs’ta halk indinde istenmeyen bir kişi olarak algılanması ve
bu konumdaki bir kişinin popüler, saygı duyulan, sevilen ve meziyetleri
hususunda herkesin söz birliği ettiği bir büyükelçinin yerine atanmasıdır. Bu
konumdaki bir kişinin KKTC’ye büyükelçi olarak atanması ancak Kıbrıslı Türklere
bir ders vermek, onları cezalandırmak ve KKTC yönetiminin itibar ve gururunu
kırmak niyetiyle yapılabilir. Ankara bu tutumuyla, tepedeki Cumhurbaşkanından
tarladaki Kıbrıs Türk’üne kadar şu mesajı vermiyor mu değerli arkadaşlarım?
“Sizin hissiyatınız, talepleriniz, tepkileriniz bana vız gelir, ben bildiğimi
okurum.”
Değerli arkadaşlarım, sömürgeci devletler dahi sömürgelerine karşı
daha dikkatli hareket ederler, onları aşağılayıcı, horlayıcı, gururlarını
incitici muamele yapmaktan kaçınırlar.
Bakınız değerli arkadaşlarım, Kıbrıs’ı çok iyi tanıyan değerli
gazeteci ve Milliyet gazetesi yazarı Metin Münir bugünkü makalesinde ne diyor
bu konuda? “Adalet ve Kalkınma Partisi gittikçe artan bir oranda Kıbrıs’a
sömürge muamelesi yapıyor ve oranın yerli halkına saygısızlık yapıyor. Bu
tutumu değiştirmesini öneririm. Çünkü halkın duyduğu infial Türkiye’de
hissedilenden çok daha derindir ve sonuçları sanıldığından daha vahim
olabilir.”
Yeni büyükelçi atanmasına dönersek, bu şekilde bir metazori atama
ile ben, Halil İbrahim Akça’ya da, KKTC yönetimine de Türkiye’de kötülük
yapıldığı kanısındayım. Ankara ile Kıbrıslı Türkler arasında tansiyonun artması
değerli arkadaşlarım, yeni büyükelçinin işini yapmasını zorlaştıracaktır.
KKTC’nin Ankara ile iletişimi aksayacaktır. Kıbrıs sorununa ilişkin
müzakerelerin sürdürüldüğü şu sırada sağlıklı bir diyalog eksikliğinden
Türkiye'nin çıkarları zarar görecektir.
Evet değerli milletvekilleri, söyleyin bana, Kıbrıs Rum yönetimini
mutlu etmek ve ödüllendirmek için daha başka ne yapılabilirdi? Evet değerli
arkadaşlarım, düşman sevindirmekte çok mahiriz.
Bu işte bir başka garabet daha var, onu da dikkatinize getireyim:
Sayın Başbakan, Hüsnü Mübarek’e, sonunun bir kefen ile 2 metrelik bir çukur
olduğunu hatırlattı, iyi de yaptı. Aynı zamanda Mübarek’i Mısır halkının
taleplerini dikkate almaya çağırdı, “Halkın sesine kulak ver, duyarsız olma.
Yoksa akıbetin iyi olmaz.” dedi. Ama Kuzey Kıbrıs Türklerine gelince, Sayın
Başbakan onların sesine kulağını kapatıyor, onlara diyor ki: “Sizi gidi beslemeler.
Yardım Kurulu Başkanına karşı olmak, onu beğenmemek sizin ne haddinize? Sizin
tepkileriniz, talepleriniz, toplumsal iradeniz benim için sıfır yazar. İşte o
istemediğiniz adamı büyükelçi yapayım da görün.” Bu acı bir durum değerli
arkadaşlarım. Mısır halkı, hatta Kıbrıs Türkleri köle mi?
Teşekkür ediyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
TBMM Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 220’inci
maddesinde yer alan “talepleri” ibaresinin “istemeleri” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin
Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Torba yasasının bu maddesi görme engelli vatandaşlarımızla
ilgilidir. Dolayısıyla bu konuda bir açıklama yapmayı gerekli gördüğüm için
böyle bir önerge verdik. Önerge vesilesiyle de söz alma imkânımız oldu.
Değerli milletvekilleri, birlikte çıkardığımız Borçlar Kanunu’nun
15’inci maddesinde grubumuza ait milletvekilleri bir önerge vermiş, Komisyon ve
Hükûmet, Sayın Adalet Bakanı da bu önergeye katılmış ve tüm Genel Kurulun
oylarıyla kabul edilmişti. Bu önergede Borçlar Kanunu’ndan doğan yükümlülükler
karşısında görme engelli vatandaşlarımızı bazı ihtimallere karşı, bazı kötü
niyetlere karşı korumak için bir tedbir geliştirilmişti. Bu niyetle bu önerge
verilmiş, Genel Kurul, Komisyon ve Hükûmet de bu iyi niyetli önergeyi o zaman
birlikte kabul etmişlerdi. Getirilen bu önergede şöyle bir husus getiriliyordu:
“Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini
bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz.”
Borçlar Kanunu’nun 15’inci maddesine getirilen hüküm buydu.
Bu çok iyi niyetli, özellikle de görme engelli vatandaşlarımızı
bazı ihtimallere karşı korumak için verilmiş bir önergeydi ama daha sonra bu
-bir yanlış anlama diye değerlendiriyorum- sanki Milliyetçi Hareket
partililerin, Milliyetçi Hareket Partisinin görme engelli vatandaşlarımıza
karşı bir hakareti olarak sunulmaya çalışıldı. Onların imzaları için kefil istediğimiz
yönünde birtakım konuşmalar yapıldı. Bu tabii bizi çok rahatsız etti. Ne böyle
bir niyetimiz var ne de bu metinden böyle bir anlam çıkar. Bütünüyle görme
engelli vatandaşlarımızı muhtemel birtakım endişe, tehdit ve tehlikelere karşı
korumaktı amaç. Bunun düzeltilmesi talep edildi. Bu torba yasa görüşülürken
Borçlar Kanunu’nun bu 15’inci maddesini düzeltmek için tekrar bir önerge
vererek yine görme engelli vatandaşlarımızın kurumsal kimlikleriyle, işte
Körler Federasyonuyla, diğer dernekleriyle de görüşmeler yaparak bu yasanın, bu
torba yasanın 220’nci maddesinde şöyle bir düzenleme getirildi: “Görme
engellilerin talepleri hâlinde imzalarında şahit aranır. -onların talebi
hâlinde- Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısıyla atmaları yeterlidir.”
Ben bu maddenin görüşülmesi dolayısıyla Körler Federasyonu Başkanı
Sayın Suha Sağlam’a sordum: “Bu metin sizin için yeterli mi? Sizin
endişelerinizi karşılıyor mu? Bu, sizin bu konudaki ihtiyacınızı karşılar mı?”
Karşılayacağını ifade ettiler. Sayın Lokman Ayva’ya da sordum “Bu şekil sizin
talebinizi karşılar mı?” diye. Dolayısıyla torba yasanın 220’nci maddesinde
görme engelli vatandaşlarımızın Borçlar Kanunu ile ilgili yapılan düzenlemeden
duydukları endişeyi izale etmek için yapılan düzenleme bizce de yeterlidir,
bizim de talebimizdir, kabul edilmesini biz de talep ediyoruz, biz de kabul
ediyoruz.
Bu bilgileri sunmak üzere söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
221’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre
okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 221’inci
maddesine yer alan “Teşkilat Müdürü” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müdür
Yardımcısı” ibaresinin getirilmesi, “yaşını dolduranların” ibaresinin “yaşından
gün alanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
Erkan
Akçay Mehmet
Günal Mehmet
Şandır |
|
Manisa Antalya Mersin |
|
Beytullah
Asil Yılmaz
Tankut |
|
Eskişehir Adana |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 221’inci
Maddesiyle 7258 sayılı kanunun ikinci maddesine eklenen “Teşkilat Başkanı,
Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü görevlerine 65 yaşını dolduranların
ataması yapılamaz.” fıkrasının “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat
Müdürü 65 yaşını doldurmamış yönetim kurulu üyeleri arasından 2 yıl görev
yapmak üzere seçimle belirlenir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
Sebahat
Tuncel Nuri
Yaman Hasip
Kaplan |
|
İstanbul Muş Şırnak |
|
M. Nezir
Karabaş Ayla
Akat Ata |
|
Bitlis Batman |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı"nın 221 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir |
|
Ahmet
Tan Selçuk
Ayhan Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
|
İstanbul İzmir Malatya |
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu,
Malatya Milletvekili.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.
Bu, Spor Toto Teşkilatıyla ilgili bir yasa. Tabii, Spor Toto genç
olmalı, zinde olmalı, sportif olmalı, üretmeli. Ben Spor Toto Teşkilatının
özellikle amatör sporlar ve tesisleşme konusundaki gayretine teşekkür ediyorum.
Yalnız, bu Spor Toto Teşkilatı Kanunu ile ilgili söyleyeceklerim:
Bu teşkilat kanunu değişmediği sürece bazı sorunlar yaşayacağız. Nedir? Arkadaşlar,
bir İddaa oyunu var. Bugüne kadar eski parayla yaklaşık 12 katrilyon veya 12
milyonluk İddaa oyunu oynanmış. Buradan kulüplerin aldığı para ise bunun yüzde
6’sı yani kulüplere yüzde 6 kalıyor. Arkadaşlar, bu oyunun oyuncuları kulüpler.
Özellikle İkinci Lig, Üçüncü Lig’deki kulüplerimizin önemli bir gelir kaynağı
olmalı. Özellikle İkinci, Üçüncü Ligdeki kulüplerimizin ekonomik özgürlüğü
olmalı. Özellikle bu kulüplerimiz hiçbir yöneticinin iki dudağı arasında
kalmamalı. Özellikle bu kulüplerimiz, yöneticilerinin temliki altında
ezilmemeli. Bir yöneticisi geliyor hatasıyla, günahıyla koyuyor temliki, artık,
kulüp bir daha belini düzeltemiyor. Bir kere, kulüplere temlik konulmamalı.
Eğer hangi yönetici geliyor, kulübü idare etmeye çalışıyorsa, temlik koyarak
değil, eğer varsa gücü buyursun yönetsin ama giderken de kulübü batırarak
gitmesin. Maalesef kulüplerimizin yüzde 90’ı -altını çiziyorum- temlikli, hepsi
temlikli. Spor Totodan verilen hiçbir para kulüplerin yönetimine gitmiyor,
tamamen temliklere gidiyor. Kulüp yöneticilerinin yaptıkları hatalar nedeniyle
kulüplerimiz cezalandırılıyor.
Değerli arkadaşlar, Spor Toto Kanunu’nu değiştirmek zorundayız. En
büyük gelir kaynağını yüzde 25’le maliye alıyor. Yani İddaa oyunu ve Spor
Totonun tüm gelirlerinin yüzde 25’ini Maliye Bakanlığı alıyor arkadaşlar, “Gel”
diyor “buraya gel!”
Arkadaşlar, buradaki tüm oyuncular, tüm aktörler kulüpler. Gelin,
ben bunu birkaç defa… Kulüplerimizin mali bağımsızlığı için ve kesinlikle
temlik konulmamak üzere -bunun altını çiziyorum- biz kulüplerimizi ekonomik
özerkliğe kavuşturmalıyız. Hiçbir yönetici kulübe temlik koymamalı, koyamamalı.
Artı, maliye, yani vergi borcu ve sigorta borçlarını tıpkı federasyona yatan
paralar gibi… Lisans çıkarmak için Federasyon diyor ki, “Borcunu yatırmadan
lisans çıkaramazsın.” Tıpkı onun gibi vergi ve sigorta borcu olan kulüpleri de
aynı şekilde otomatiğe bağlayıp İddaa gelirlerinden öncelikle sigorta ve vergi
borçları ödenir, geri kalan, kulüplere ödenir. Aksi hâlde hiçbir kulübe
yönetici bulamayız. Çünkü Dernekler Kanunu’na göre yönetilen bir kulüp, Amme
Alacakları Kanunu’na göre, bu yöneticiler, imzası olmayan… Hasbelkader bir
kulüpte yöneticilik yapmışsın bir yıl. Diyelim ki kulüp başkanı ve kulübü
yönetenler, imza atanlar vergi ve sigorta borcunu ödememiş; müşterek borçlu,
müteselsil kefilsin, ömrünün sonuna kadar oraya muhatap… Ya kardeşim, burası
dernek, derneklerde müşterek borçlu, müteselsil kefalet olur mu? Benim imzam
yok, kulüpte hiçbir karara katılmamışım, hiçbir şeye imza atmamışım ama maliye
diyor ki: “Müşterek borçlu, kefilsin ver parayı.” Onun için, insanları rahatsız
edeceğimize, özellikle İddaa gelirini artırarak, öncelikle Spor Totodan gelen
paralarla vergi ve sigorta borçlarını ödeyip insanları güç durumda
bırakmayalım, kulüplere temlik koydurmayalım. Bu nedenle, mutlaka, İddaa
gelirinin kulüpler bazında yüzde 15’e çıkarılıp kulüplerin ekonomik özgürlüğü
sağlanmadığı sürece hepinizin başı ağrıyacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yarın, özellikle İkinci ve
Üçüncü Lig kulüplerinde bir tane yöneticilik yapacak adam bulamayacaksınız.
Hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 221’inci
Maddesiyle 7258 sayılı kanunun ikinci maddesine eklenen “Teşkilat Başkanı,
Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü görevlerine 65 yaşını dolduranların
ataması yapılamaz.” fıkrasının “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat
Müdürü 65 yaşını doldurmamış yönetim kurulu üyeleri arasından 2 yıl görev
yapmak üzere seçimle belirlenir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
M.
Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Gerekçe okunsun.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe:
Madde değişikliğiyle; Spor Toto teşkilatının, demokratik ve tüm
teşkilatın güvenoyunu almış bir yönetim tarafından yönetilmesi amaçlanmaktadır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 221’inci
maddesine yer alan “Teşkilat Müdürü” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müdür
Yardımcısı” ibaresinin getirilmesi, “yaşını dolduranların” ibaresinin “yaşından
gün alanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Erkan
Akçay (Manisa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir
Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 221’inci maddede verdiğimiz değişiklik önergesi vesilesiyle
iki konu üzerinde görüşlerimi yüce heyetinizle paylaşmak istiyorum. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 59’uncu maddesi, devleti,
her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri
almak, sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmekle yükümlü saymaktadır. Spor
faaliyetlerinin yönetimi Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne görev olarak
verilmiştir. Belediye Kanunu’nda da halk için oyun ve spor yerleriyle yarış
yerleri yapma ve işletmeyi belediyelerin görevleri arasında saymıştır. Ne yazık
ki belediyelerimiz, mahallinde birkaç parka spor aleti koymak, birkaç semte
oyun alanı yapmakla bu görevi yerine getirdiğini zannediyor. Siz hiç belediye
oyun alanlarının layıkıyla işletildiğini gördünüz mü? Alanlar kaderlerine terk
ediliyor, belediyeler de “Eleman kadrolarımız çok şişkin.” diye şikâyet
ediyorlar.
500’den fazla işçi ve memur çalıştıran kamu ve özel kesim
kuruluşlarının spor tesisleri kurup işletmesini ve antrenör
çalıştırmasını öngörmektedir. Bu hükmü kaç işletme yerine getiriyor? Çoğu ise
yasak savma düzeyinde.
Çalışma Bakanı ne iş yapıyor? Tersanelerde ölümlü iş kazaları,
çöken maden ocakları, peş peşe aynı kömür sahasında meydana gelen iş kazaları…
En son Elbistan’daki ocağa bakıyoruz, 500 milyon metreküp malzeme yaklaşık 2,5
kilometrekare alana yani beş stadyum büyüklüğündeki bir alana yayılmış. Bunlar
oluncaya kadar ne tedbir alınmış? Alınan tedbir şu değerli arkadaşlarım,
üzülerek ifade ediyorum: Çatlaklar hafriyatla doldurulup işleme devam edilmiş.
Bugün de Hatay’da kum ocağı çökmüş. Bakanımız da gururla koltuğunda oturmaya
devam ediyor, hayırlı olsun; az kaldı, inşallah millet kaldıracak.
Değerli arkadaşlarım, size 25 Şubat 1993 tarihli bir makaleden
paragraf okumak istiyorum: Son olarak 3/7/92 tarih ve
3837 sayılı Kanun’la bir kısmı beden eğitimi ve spor bölümlerinin
dönüştürülmesiyle spor akademilerinin ve spor meslek yüksekokullarının açılması
karşısında duyulan sevinç ifade ediliyor. “Antalya, Hatay ve Sarıkamış’ta birer
yüksekokul faaliyete geçmiş veya geçmek üzeredir. Hâlen bölüm olarak faaliyet
gösterenlerle birlikte bu alandaki yükseköğretim kurumlarımızın sayısı yirmiyi
aşmıştır. Bu gelişmenin genel olarak ülkemizde spor bilimleri ve spor alanında
önemli ilerlemeler sağlayacağını düşünüyoruz. Sporda başarılı olan ve
başarılarını sürdüren ülkelerin bu özelliği, hemen tamamen spor alanında
1930’lardan bu yana yaygın lisans ve lisansüstü eğitim yapılmasından
kaynaklanmaktadır.” diyor. 1993 tarihli bir makale. Yine 1993 tarihli başka bir
makalede “Spor yöneticisi ve antrenör ihtiyacı
fikrimizce gereği gibi karşılanmamakta.” deniliyor.
Bugün, yukarıda saydığım kurumların yeteri kadar çalışmaması,
Anayasa’mızın konuşmamın başında ifade ettiğim 59’uncu maddesine rağmen
okullarda beden eğitimi ders saatleri sayısının azaltılması gibi nedenlerle,
1993’te mezunlarının çoğalmasından duyulan memnuniyetin ifade edildiği bu
okullardan mezun olan öğrencilerimiz maalesef elektronik postalarınızda da
gördüğünüz gibi büyük bir işsizlik bunalımı içerisindeler. Yükseköğretim,
yetiştirme kurumunu yapmış, görevini yapmış, yeteri kadar bu alanda ihtisas
sahibi insan yetiştirmiş olmasına rağmen, devlet olarak gerekli tedbirleri
almamakta direniyoruz.
Yüce heyetin bilgilerine arz ediyorum. Saygılar sunuyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, 222’nci madde üzerinde iki adet önerge
vardır, aynı mahiyette olup, birlikte okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı”nın 222 nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul İzmir Balıkesir |
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu Ahmet Tan Selçuk Ayhan |
|
Malatya İstanbul İzmir |
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
Nurettin
Canikli Yılmaz
Helvacıoğlu Abdurrahman
Arıcı |
|
Giresun Siirt Antalya |
|
Ahmet
Yeni Durdu Mehmet
Kastal A. Sibel Gönül |
|
Samsun Osmaniye Kocaeli |
BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Takdire bırakıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Selçuk Ayhan, İzmir
Milletvekili.
Buyurun.
SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi,
220’nci maddede sunulan, bir ay önce Borçlar Kanunu’nda geçmişti, bir hafta
sonra da burada değişiklik için gündeme geldi. Şimdi de 222’nci maddenin
çekilmesiyle ilgili bir ortak önerge var. O nedenle, ben biraz genel konuşmak
istiyorum.
Şimdi, hepinizin bildiği gibi, “torba” dediğimizde aklımıza içine
öteberi koyup taşıdığımız saplı bir gereç geliyor. Fatih Sultan Mehmet
döneminde Kastamonu bölgesine atanan Öküz Mehmet Paşa’nın despotizmine karşı
“manda yuva yapmış söğüt dalına” türküsüne de girerek türkülerde de yer
almıştır. Halk arasında da “Evladım, donunu topla, torbaların görünmesin.” gibi
deyişlerle başka anlamlarda da kullanılır. Son yıllarda hukuk sistemimize de
girdi “torba kanun” adıyla. Tabii, herhangi bir sistematiği olmadığı için
“çorba yasa” olarak da literatüre eklendi.
Şimdi, bunun küçüğüne “kese”, büyüğüne de “çuval” deniyor değerli
arkadaşlarım. Çuvalı da bilmeyenler Amerikan askerleri Irak’ta Türk
askerlerinin başına çuval geçirdiği zaman öğrendiler ve bugüne değin “…”(x),
“şerefsiz”, “cibilliyetsiz”, “besleme”, “Ananı al da git.” gibi sözlerle
kahramanlığını kanıtlamış olan Başbakanımızın bu kahramanlığın aklına gelmediği
en önemli olay da buydu.
Şimdi, bugüne değin görüştüğümüz maddelerde, her zaman olduğu
gibi, işsizlikle ilgili bir şey yok, emeklilerle ilgili bir şey yok; kayıt dışı
çalıştırmayla ilgili, asgari ücreti düşürmeyle ilgili, memurlara disiplin
cezası vermeyle ilgili birçok madde var.
Şimdi, Anayasa referandumunda -broşürlerinizi okumuştum-
emeklilere dediniz ki: “Memurlara verilen haklardan yararlanmak için ‘evet’
deyiniz.” Ondan sonra bunu unuttunuz. Haziran 2010’da Sayın Çalışma Bakanı
emeklilere söz verdi ancak banka promosyonlarının
ödenmesi için bile bugüne değin en küçük bir gayret sarf etmediniz.
Sorduğumuz bir soru önergesinde Sayın Çalışma Bakanımızın verdiği
bilgiye göre, Türkiye’de hâlen sosyal güvenceye sahip olmayan altmış beş yaş
üstü yurttaş sayısı 909.293, altmış beş yaş üstünde Hükûmetiniz döneminde iş
arayan yurttaş sayısı da 22.275 kişi. Bu da Türkiye'nin başka bir gerçeği
değerli arkadaşlarım.
Şimdi, emekli yurttaşlarımız sürekli bizi arıyorlar tabii,
sıkıntılarını, sorunlarını anlatıyorlar, biz de elimizden geldiğince burada
dile getirmeye çalışıyoruz. En son İzmir’den emekli bir yurttaşımızın
gönderdiği, İsmail Gül isimli bir şairin şiirinden birkaç dörtlüğü okumak
istiyorum size:
“Geçim darlığına çare bulmuşlar,
Toplamış çıkarmış sonra bölmüşler,
On iki lirada karar kılmışlar,
‘Kıyaktır’ yabana atmayın Beyler.
Para var, huzur var denilse bile,
Can boğazdan gelir sanılsa bile,
Hafif ala çiğli yenilse bile,
İyi çiğnemeden yutmayın Beyler.
Ne kadar harcasan yeter kalanı,
İhya eder düşürürsen bulanı,
Azdırır bu para adam olanı,
N'olur eylemeyin etmeyin Beyler.
Monoton hayattan artık bıkıp da,
Töreyi tabuyu yere yıkıp da,
Parayı görünce yoldan çıkıp da,
Sakın metres falan tutmayın Beyler.”
(x) Bu bölümde, Hatip tarafından
Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.
Şimdi bizi arayan emeklilere bunu diyoruz: Aldığınız para o kadar
çok ki, bazı zenginlerimizi görüyorsunuz yetmiş yaşından sonra on dokuz yaşında
kız alıyorlar, para sizi delirtir; Hükûmetimiz sizi düşünüyor değerli
arkadaşlar, yapmayın bununla yetinmeye çalışın.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:
Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşlarının önergesinin
gerekçesi:
Gerekçe:
Önergeyle maddenin tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.
BAŞKAN – Her iki önergeyi de birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Böylece, madde 222 metinden çıkarılmıştır.
Geçici madde 1 üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme
alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici Madde
1’in birinci fıkrasının ikinci cümlesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
Beytullah
Asil Erkan
Akçay Mehmet
Şandır |
|
Eskişehir Manisa Mersin |
|
Kürşat
Atılgan Hasan
Çalış |
|
Adana Karaman |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı"nın geçici 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
Mustafa
Özyürek Harun
Öztürk Hüseyin
Pazarcı |
|
İstanbul
İzmir Balıkesir |
|
Selçuk
Ayhan Ahmet
Tan Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
|
İzmir İstanbul Malatya |
"Geçici Madde 1- (1) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce
meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hikmet bedelleri Sosyal
Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için
bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak
üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem
için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer.
Aktarılan bu tutarlar yıl sonlarında Sosyal Güvenlik
Kurumunun o yıl için yaptığı fiili harcamalarla karşılaştırılarak fazlası iade,
noksanı ayrıca tahsil olunur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar
Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine
Müsteşarlığınca belirlenir.
(2) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içinde
Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün trafik
kazalarından kaynaklanan tedavi giderlerinin tahsili için kurduğu sistem mevcut
haliyle Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilir. Trafik Hizmetleri Döner Sermaye
İşletme Müdürlüğünün tasfiyesine ilişkin iş ve işlemler aynı tarih itibarıyla
Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilir."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz efendim.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ahmet Tan…
BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Tan, İstanbul
Milletvekili.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
AHMET TAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ilgili önerge üzerinde görüşlerimi açıklamak için söz aldım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Kalıcılar bitti, geçicilere geldik. Geçiciler içindeki en önemli
madde belki de budur çünkü bu, Türkiye'nin en önemli sorununa, can güvenliği
anlamında en önemli sorununa parmak basan bir madde. Geçici
olması, tabii, kanunun tekniği açısından. Aslında, bu sorun, kalıcı bir
sorun, ne yazık ki kalıcı bir sorun. Bu kalıcılığı engelleyecek ne yazık ki ne
Hükûmette ne de Büyük Millet Meclisinde en ufak bir adım atılamadı.
10 bin dolayında her yıl vatandaşımız ölmekte. Daha önceki gün bir
uçak kazasına benzer şekilde 10’un üzerinde vatandaş tek bir kazada öldü. Bu
ilgili madde, tabii ki tedaviyle ilgili bir düzenleme ama hastalık ve tedavinin
ötesinde hastalığı sürekli hâle getiren, engelli üreten, sakat üreten bir
trafik ortamımız var ne yazık ki. Buna en ufak bir çare -bu Mecliste dokuz
yıldan beri görev yapıyor Adalet ve Kalkınma Partisi- adaletli ve kalkınmaya
uygun en ufak bir çözüm üretilemedi çünkü trafik sahipsiz. Bu
sahipsizliği gidermek üzere kanunun görev yüklediği en yüksek makam
Başbakanlık. Başbakanlık ne yazık ki kanunun öngördüğü görevi yerine
getirmiyor. Kanunun öngördüğü görev, hatırlatmak gerekir ki Trafik Kanunu’na
göre Sayın Başbakanın. Sayın Başbakan, Trafik Güvenliği Yüksek Kurulunun
Başkanıdır, Başkan olarak bu Kurulu altı ayda bir toplamak zorundadır. Ne yazık
ki sekiz yıldan beri bu toplantı, bu toplama görevi yerine getirilmemiştir. Bu konuda
sayısız önerge verdim ve bu önergelerin hiçbirisi cevaplandırılmadı. Ne yazık
ki kurullar kuruluyor, kurullar kuruldu diye kurum kurum kuruluyor bu iktidar.
Aynısı, Ekonomik ve Sosyal Kurul da yeni değişikliğe uğrayan
Anayasa’yla kuruldu fakat bu kanunun yani torba kanunun içindeki maddelerin
büyük bir kısmının Ekonomik ve Sosyal Kuruldan geçmesi gerekiyorken buradan da
geçirilmedi. Yani kurullar kurulduğuyla kalıyor ve hiçbir şey yapılmıyor.
Yapılmayınca da sonuçta, şimdi önümüze gelen kanun maddesi gibi,
hastalananların, daha doğrusu kaza dolayısıyla sakatlananların, yaralananların
tedavileriyle ilgili bir işlem yapılıyor.
Meselenin kökünü kurutmak, köküne inmek gibi bir ihtiyaç nedense
Büyük Millet Meclisi de hissetmedi, bakanlıklar da hissetmiyor çünkü trafik,
çok sorumlusu olan bir alana yayılmış durumda. Meteorolojiden -sanki havaların
düzeltilmesi gibi- sorumlu bir Sayın Bakanımız var -daha önce de ifade
etmiştim- ancak trafikten sorumlu herhangi bir sayın bakan yok. İçişleri
Bakanlığı sürücü belgesi ve denetleme yapıyor, Ulaştırma Bakanlığı ruhsata
bağlıyor, kara yollarının bağlı olduğu Bayındırlık Bakanlığı yolları yapıyor
ama tümden sorumlu kim, o bilinmiyor. O, bilinmiyor dediğimiz makam
Başbakanlık. Başbakanlık da “Bunca işin arasında ben mi uğraşacağım?” diye bir
anlayış içinde sanıyorum ve Sayın Başbakan o Kurulu toplamıyor, tıpkı Ekonomik
ve Sosyal Kurul gibi. Bu anlamda büyük bir vebal altında Büyük Millet Meclisi.
Bundan önceki dönemlerde kurulan araştırma komisyonu raporu
ortada. Bu raporu bundan evvel bir başka vesileyle Sayın Ulaştırma Bakanına
burada huzurunuzda takdim etmiştim, iktidar partisi grup başkan vekillerine
takdim etmiştik, hiçbir ses çıkmadı.
Her gün, elimiz kolumuz bağlı vaziyette trafik kazalarındaki
ölümlerin gazetelere yansımasını beklemekten ibaret bir âtıl atalet içindeyiz,
âtıl durum içindeyiz. Bunu gidermenin yoluna bakmamız lazım çünkü trafik
güvenliği bir insan hakkı konusudur. Trafikte sabahleyin evinden çıkıp akşam
evine esenlik ve selamet içinde gelmek bir insan hakkıdır. Eğer Hükûmet el
atamıyorsa bu işe İnsan Hakları Komisyonunun altında bir daimi komite
oluşturulabilir yahut da insan haklarından sorumlu Sayın Başkanın önerisiyle
bir başka formül geliştirilebilir ve devlet bakanlıklarından birisi münhasıran
yahut da başbakan yardımcılıklarından birisi münhasıran trafikten sorumlu hâle
getirilebilir. O yüzden trafiğin sahipsizlikten kurtulması gerekir.
Bu geçici maddenin ele alınması sadece hastaların tedavileriyle
ilgili bir önlem. Trafiğin, hastalığı önleyecek bir hâle getirilmesi bu
Meclisin sorumluluğundadır.
Hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tan.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici Madde
1’in birinci fıkrasının ikinci cümlesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Beytullah
Asil (Eskişehir) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) –
Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz.
Önerge üzerinde söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir
Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; konuşmama yüce heyetinizi saygıyla selamlayarak başlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, pek çok yurttaşımızın arabası var. Her
otomobili olan, “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk
Sigortası”, kısa adı “trafik sigortası”nı yaptırıyor. Trafik sigortasını yapan
sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir
kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş
olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre, işletene
düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Olması
gereken, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer
bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet
bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın kurumları
tarafından karşılanır. Kurum, dosyasını tanzim eder, ilgili sigorta şirketinden
sigortalının kusuru oranında tedavi masraflarını tahsil eder, olması gereken
bu. Kamu, bu işlemi bugüne kadar bir türlü becerememiş. Şimdi, kendi hatasını,
başarısızlığını, sigorta sektörü ve sigortalılar üzerinden adil olmayan bir
şekilde çözmeye çalışıyor. Anayasa’ya aykırı olarak kanun çıkarmakla meşgulüz
şu anda değerli arkadaşlarım.
Trafik kazalarında sağlık teminatı sağlayan sigortalar da sigorta
şirketlerince yazılan primlerin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı
paylarının yüzde 15’ini aşmamak üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarıyor. Bununla
da yetinilmiyor, bu geçici maddeyle, yukarıda izah ettiğim tutarın yüzde
20’sini üç yıl süreyle Sosyal Güvenlik Kurumuna aktaracak. Bunun neresi adalet?
Sigorta şirketleri bu bedeli sigorta poliçe prim bedellerini artırarak
ödeyecek. Hiç kaza yapmayan Ali Rıza Amca da bu bedeli ödeyecek, her yıl birkaç
kazası olan bir başka poliçe sahibi de bu bedeli ödeyecek, kaza yapmasına
rağmen kusuru bulunmayan Leman Teyze de bu primi ödeyecek. Bunun adı, trafik
sigortası yaptıran her vatandaşımıza salma salmaktır. Bunun adı, Sosyal
Güvenlik Kurumuna fon sağlamaktır. Bunun adı adaletsizliktir. Bunun adı Sosyal
Güvenlik Kurumu açıklarını vatandaşa ödetme çabasıdır. Bunun adı vergidir.
Değerli milletvekilleri, bu maddeler ile getirilen hükümlerin bir yanlışlığı da şudur: Plan Bütçe görüşmelerinde Kurum Başkanı, trafik kazalarından kaynaklanan yaralanmaların tedavisinde acil müdahale dışında anlaşmalı sağlık kurum ve kuruluşlarının kullanılacağını belirtti. Peki, kusuru olmadan yaralananları böyle bir kısıtlamaya nasıl tabi tutacaksınız? Adam trafik kazasında kusursuz olarak yaralandı, tedavisini de Sosyal Güvenlik Kurumunun anlaşması olmayan bir sağlık kurumunda tamamladı. Sosyal Güvenlik Kurumu ödemeyecek, anlaşmalı olmadığı için sigorta şirketi ödemeyecek çünkü yasa gereği yapması gereken ödemeleri yaptığından bu yasayla yükümlülüğünü sona erdiriyoruz sigorta şirketlerinin. Zarar veren, yani trafik kazasında kusurlu olanın sorumluluğu ise devam ediyor, vatandaşın sorumluluğu devam ediyor. Dava açıldığında, yasalara uygun sigortasını yaptırdığı