DÖNEM: 23                                                                                                                YASAMA YILI: 5

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 93

65’inci Birleşim

12 Şubat 2011 Cumartesi

 

(Bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Pakistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1409)

2.- Vietnam Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1410)

3.- Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1411)

 

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1030)

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 milletvekilinin, Tuzla’daki çevre kirliliğinin ve etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1031)

3.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1032)

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033)

 

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması

2.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

4.- İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol’un, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

5.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge nedeniyle açıklaması

6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önerge nedeniyle yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması

7.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

9.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

10.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

11.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

12.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 179’uncu maddesinin tekriri müzakeresi sırasında, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

13.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısı belgesinin hazırlanması safhasında diğer grup temsilcileriyle yapılan görüşmelere, toplantının Başkanlık makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin görüşünü tekrarlayan açıklaması

14.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

15.- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, tekriri müzakere yapılmasıyla ilgili Danışma Kurulu toplantısının Başkanlık Makamında yapılmadığına, BDP Grubu adına böyle bir toplantıya katılmadığına ve önerinin sahte olduğuna ilişkin konuşması üzerine açıklaması

16.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Parlamentoyu sahtekârlıkla suçlayanlara hak vermesinin talihsiz bir konuşma olduğuna ilişkin açıklaması

17.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a teşekkür ettiğine, kendisinin olmadığı, tasvip etmediği ve onay vermediği bir konuda bir gruba, bir dayatmaya teslimiyet olan belge altına imza vermediğine ve bunu sahtekârlık olarak ifadelendirmesinin bir isyanının belirtisi olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması

18.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, yükseköğrenimdeki öğrencilerin affı olarak tasarıda yerini bulan düzenlemelerin doğru olduğuna ve parti olarak arkasında olduklarına ilişkin açıklaması

19.- İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol’un, mesaiye başladığı gün içinde hiçbir partiyle sözü edilen konuda bir pazarlığının, bir sözünün, bir beyanının ve taahhüdünün olmadığına ilişkin açıklaması

 

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

 

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606)

 

B) Yeniden Görüşmeleri Yapılan Tasarılar/Teklifler (Tekriri müzakere)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddeleri)

 

VI.- ÖNERİLER

A) Danışma Kurulu Önerileri

1.- 606 sıra sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 17, 57, 76, 77, 78, 100, 122, 125 ve 179’uncu maddelerinin Genel Kurulda yeniden görüşülmesine ilişkin Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın talebinin uygun görüldüğüne ilişkin Danışma Kurulu önerisi

2.- 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerinin, 12 Şubat 2011 Cumartesi günkü birleşimde tamamlanması hâlinde başka işlerin görüşülmemesine; Genel Kurulun 13-14 Şubat 2011 Pazar ve Pazartesi günlerine ilişkin çalışma kararının kaldırılmasına ilişkin Danışma Kurulu önerisi

 

VII.- OYLAMALAR

1.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri’nin oylaması


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.04’te açılarak sekiz oturum yaptı.

Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, Erzincan ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 93’üncü yıl dönümüne,

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, Isparta ilinde yerel basının sorunlarına,

Van Milletvekili Fatma Kurtulan, Van ilinin ekonomik ve ticari sorunları ile Van-İran sınırında 2006-2010 yıllarında öldürülen vatandaşlara,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, MHP Grubu olarak Erzincan ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 93’üncü yıl dönümünü gönülden kutladıklarına,

Van Milletvekili İkram Dinçer, Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın konuşmasında geçen Van-İran sınırındaki ölümlerin hemen hemen tamamının İran tarafında olduğuna,

Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Erzincan ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 93’üncü yıl dönümüne,

Batman Milletvekili Ayla Akat Ata, Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın konuşmasında bahsettiği Van-İran sınırında yaşanan ölümlerin üçte 2’sinin Türkiye toprakları içerisinde gerçekleştiğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının (1/883) (S. Sayısı: 568),

3’üncü sırasında bulunan, Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının (1/991) (S. Sayısı: 609),

4’üncü sırasında bulunan, Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Bir Kısım Borç ve Alacaklarının Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/877) (S. Sayısı: 535),

5’inci sırasında bulunan, Avrupa Konseyi Terörizmin Önlenmesi Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/339) (S. Sayısı: 62),

6’ncı sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Arasında Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının Türkiye Cumhuriyetindeki İşbirliği ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/907) (S. Sayısı: 569),

Görüşmeleri;

2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletve-kilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606), dokuzuncu bölüme kadar kabul edildi; verilen aradan sonra;

Komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in, iki ayrı önerge üzerinde yaptığı konuşmada partilerine,

İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek, Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, şahsına,

Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi:

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın, grubuna,

Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu’nun, CHP Genel Başkanına,

Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, şahsına,

Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, şahsına,

Sataştığına ilişkin birer konuşma yaptılar.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in konuşmasında adı geçen Cumhurbaşkanlığı Basın Danışmanı Ahmet Sever’in, geçmişte TRT’ye program yaptığına, program başına kendisine ödeme yapıldığına, bunun toplamının 15 bin lira olabileceğine, Ahmet Sever’in TRT’nin kadrolu elemanı olmadığına ilişkin bir açıklamada bulundu.

Giresun Milletvekili H. Hasan Sönmez, Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, konuşmasında Hükûmetin Ordu ve Giresun illerinde yatırım yapmadığı sözlerine,

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, kömür işletmeciliği ve kömür yardımı üzerinde yaratılan sömürüye, bunun kamu yönetimini ne şekilde etkilediğine dair sözlerine,

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı resen soruşturma açabilirdi ancak hukuk dışı müdahalelere prim vererek dosyayı sümen altı etti” sözlerine,

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Konya Milletvekili Atilla Kart’ın konuşmasında adı geçen Kütahya Milletvekili Hüsnü Ordu’yla ilgili iddiaların doğru olmadığına, bu durumun Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığının yazısından anlaşılabileceğine, yerli kömür dağıtılarak fakir fukaranın ihtiyacının giderildiğine,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

Alınan karar gereğince, 12 Şubat 2011 Cumartesi günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşime 01.20’de son verildi.

                                                                    Sadık YAKUT

                                                                    Başkan Vekili

                   Murat ÖZKAN                         Fatih METİN                       Harun TÜFEKCİ

                         Giresun                                      Bolu                                       Konya

                       Kâtip Üye                                Kâtip Üye                                Kâtip Üye

                Bayram ÖZÇELİK                                                                    Yusuf COŞKUN

                          Burdur                                                                                     Bingöl

                       Kâtip Üye                                                                                Kâtip Üye

No.: 82

II.- GELEN KÂĞITLAR

12 Şubat 2011 Cumartesi

Raporlar

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Uyuşturucu Kaçakçılığı, Organize Suçlar ve Terörizmle Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/671) (S. Sayısı: 612)  (Dağıtma tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Cezai Konularda Adli İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/896) (S. Sayısı: 613)  (Dağıtma tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)

3.- Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansının Statüsünün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/915)  (S. Sayısı: 614)  (Dağıtma tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Çevre Alanında Mutabakat Zaptının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/983) (S. Sayısı: 615)  (Dağıtma tarihi: 12.2.2011) (GÜNDEME)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 Milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1030) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.12.2010)

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 Milletvekilinin, Tuzla’daki çevre kirliliğinin ve etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1031) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.12.2010)

3.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 Milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1032) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.12.2010)

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkanvekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033) (Başkanlığa geliş tarihi: 17.12.2010)


12 Şubat 2011 Cumartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının üç tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.

III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Pakistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1409)

                                                                                                               11/02/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011 tarih ve 87 sayılı Kararı ile Pakistan Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı Sayın Faisal Karim Kundi ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.

                                                                                                              Sadık Yakut

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                            Başkanı Vekili

2.- Vietnam Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1410)

                                                                                                               11/02/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011 tarih ve 87 sayılı Kararı ile Vietnam Ulusal Meclisi Başkan Vekili ve üyelerinden oluşan bir heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.

                                                                                                              Sadık Yakut

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                            Başkanı Vekili

3.- Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan heyetin ülkemizi ziyaretine ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1411)

                                                                                                               11/02/2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanı'nın 9 Şubat 2011 tarih ve 87 sayılı Kararı ile Almanya Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Meclis Başkanı ve üyelerinden oluşan bir heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.

Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun'un 7. Maddesi gereğince Genel Kurul'un bilgilerine sunulur.

                                                                                                              Sadık Yakut

                                                                                                Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                            Başkanı Vekili

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1030)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Dersim Katliamının yaşandığı 1937 ve 1938 yıllarında, ailesi katledilen ya da ailesinden zorla alınarak Türkleştirme politikaları çerçevesinde rütbeli askerlere verildiği veya Türklerin yoğun olarak yaşadığı illere götürüldüğü iddia edilen "Dersim'in kayıp kız çocukları" hakkında karanlıkta kalan bütün soruların cevap bulması ve sayılarının tespit edilmesi; resmî arşivlerin açılarak mağdur aileler ve kamuoyu ile paylaşılması ve sayılarının açıklanması; akıbetlerinin ne olduğunun bilinebilmesi ve hayatta olanların bulunması için TBMM İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğinde Mecliste bir araştırma komisyonu kurulmasını arz ve teklif ederiz.

1) Fatma Kurtulan                          (Van)

2) Selahattin Demirtaş                    (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                          (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                            (Batman)

5) Bengi Yıldız                               (Batman)

6) Akın Birdal                                (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                               (Mardin)

8) Hasip Kaplan                             (Şırnak)

9) Hamit Geylani                            (Hakkâri)

10) İbrahim Binici                          (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                        (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş            (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                  (İstanbul)

14) Osman Özçelik                         (Siirt)

15) Özdal Üçer                               (Van)

16) Pervin Buldan                          (Iğdır)

17) Sehabat Tuncel                         (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                      (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                           (Muş)

20) Şerafettin Halis                         (Tunceli)

Gerekçe:

Dersim Katliamı, üzerinden 73 yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ bir devlet sırrı olarak kalmıştır. Ancak katliamın boyutları, bölge halkının iddiaları ve o dönem devletin Dersim’e özgü çıkarmış olduğu kanunların içeriğinden anlaşılmaktadır. Katliamın tanıklarının ifadeleri ve ulaşılan belgeler yalnızca Türkiye Cumhuriyeti tarihinde değil, dünya tarihinde bile benzerine az rastlanır bir katliamın yapıldığını ortaya koymaktadır. Bütün iddialar karşısında ise devletin arşivleri hâlâ açmamış olması, katliamın gizlenen boyutunun daha da ürkütücü olduğunu düşündürmektedir.

O dönem, Dersim Bölgesi hakkında devlet yetkililerinin hazırladıkları raporlarda yer alan hususlar kapsamında, bölgeye yönelik bir katliam hazırlığı yapılmış; 25 Aralık 1935 tarihli 2884 sayılı Tunceli Vilayeti'nin İdaresi Hakkında Kanun kapsamında, yalnızca o vilayete özgü bir yönetim yapısı oluşturulmuştur.

Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte üzerinde özel bir politika ile durulan Dersim Bölgesi'nde 1937 ve 1938 yıllarında tedip ve tenkil gerçekleştirilmiştir. Düzenlenen askerî harekâtla, insanlar katliamdan geçirilmiş, cesetler yığılarak ateşe verilmiş; mağaralara saklanan kadın, çocuk ve yaşlılar kıyımdan geçirilmiştir. Dersim bu askerî harekât sonrası âdeta insansızlaştırılmıştır.

Yaşanan olaylarla ilgili diğer bir iddia ise ailelerini kaybeden ya da ailesinden zorla alınan kız çocuklarının zorla rütbeli askerlere ve kimi ailelere verilmek üzere Dersim'den götürüldüğüdür. Bu durum ise resmî politikalar çerçevesinde Dersim'de uygulanan baskı ve kırım politikalarının başka bir boyutunu ortaya çıkarmış ve günümüzde çözüm bekleyen bir sorun niteliğinde ortada durmaktadır.

“Çocukların zorla bir gruptan alınıp bir diğerine verilmesi” olarak özetlenebilecek bu uygulama Türkleştirme politikalarının en açık örneklerinden birini oluşturmaktadır. Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. Maddesinde söz konusu husus “soykırım” olarak tanımlanmıştır.

İsmet İnönü, Dersim hakkında açıkladığı Islahat Programı'nda, Dersim'in tamamen boşaltılması, Bakanlar Kurulunun izni olmadan yerleşim olmayacağı ve “Türklerin yoğun olduğu yerlerde kız ve erkek yatılı okulları açılarak Dersim'de beş yaşını doldurmuş kız ve erkek çocukların okutulup büyütülmesi, bunların kendi aralarında evlendirilerek, kendi ana ve babalarından kalan mallar ve mülklerin içinde birer Türk yuvası haline getirilmesi” gibi önlemler yer almaktaydı.

Bu öneriler birer birer hayata geçirilmiş, Dersimli kız çocukları, bu politikalar çerçevesinde ailelerinden alınmıştır. Sonradan bazıları bulunmuş olunsa da sayıları belli olmayan “kayıp kız çocuklarının akıbetlerinin” ne olduğu, şimdi nerede yaşadıkları ve kaçının hayatta olduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Konuya ilişkin o dönemdeki resmi veriler, devlet arşivlerinde hâlâ saklı tutulduğu için kamuoyu tarafından öğrenilememiştir.

 Bugün hâlâ “kayıp kız çocuklarını” arayan onlarca Dersimli aile vardır. Bazı ailelerin ya da Dersim’den o dönem götürülen kız çocuklarının kendi çabaları sonuç vermişse de çoğu aile ellerinde herhangi bir bilgi olmadığı için çocuklarını bir daha görememiştir.

Ailelerine kavuşmuş kız çocuklarının iddialarına göre, alınan kız çocukları genelde asker ailelerine verilmiş olduğu için, tanımadıkları bir ailenin nüfusuna kaydedilmiştir. Bazı iddialara göre ise söz konusu kız çocuklarının nüfus kaydı bile bulunmamaktadır.

Katliamın üzerinden neredeyse bir asır geçmiş ancak devlet o dönem mağdur edilmiş ve hâlâ hayatta olan vatandaşlarımız karşısındaki sorumluluğunu yerine getirmemiştir. Devletin söz konusu durum karşısındaki sorumluluğunu yerine getirmesi için yapılacakların tespiti; arşivlerin açılarak o dönem Dersim Bölgesi’nden kaç kız çocuğunun başka ailelere verildiği ve nerelere gönderildiği, kaçının hâlâ hayatta olduğu ve başkaca cevap bekleyen soruların yanıt bulması, o dönem yaşananların kamuoyu ve kayıp kız çocuklarının aileleri ya da yakınları ile paylaşılması için bir meclis araştırması açılmasını gerekli bulmaktayız.

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 22 milletvekilinin, Tuzla’daki çevre kirliliğinin ve etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1031)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sanayileşmeyle beraber dünyada çevre kirliliği önemli ölçüde artmıştır. Çevrede onarılması güç tahribatlara yol açan kirliliğin giderek artmasının önlenmesinde ve bunun yol açtığı sorunların giderilmesinde ülkeler çaresiz kalmaktadırlar. Kirlenmeye neden olan ve doğanın dengesini bozan atıkların etkisinin, hava ve su akışkan ortam olduğu için, çok geniş alanlarda hissedilebilmesi ve bir sanayi tesisinin bacasından çıkan asit gazlarının stratosferde hareketle yüzlerce kilometre uzaklarda bir tarımsal üretim alanını asit yağmuru altına alarak zarar verebilecek niteliğe sahip olması, ülkeleri bağlayıcı çözümler aramaya sevk etmiştir. Bu çerçevede, herhangi bir suistimale fırsat vermeyecek şekilde ve caydırıcılığı yüksek cezalarla, çevrenin korunmasına ilişkin tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Bu konudaki hassasiyet en üst noktaya taşınmıştır.

Ülkemizde sanayileşmenin en yoğun olarak gerçekleştiği kentlerin başında İstanbul gelmektedir. İstanbul'da 12 bin, kayıtsızlarla beraber 30 bin sanayi tesisi bulunduğu ve bunların 1-2 milyon ton tehlikeli atık ürettiği resmi makamlarca ortaya konulmaktadır. Harem'den başlayıp Sakarya iline kadar devam eden sanayi tesislerinin önemli bir kısmı, Tuzla ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır. Bu sebeple Tuzla, çevre kirliliğinden en çok etkilenen yerlerden biridir. Tuzla'da yıllardan beri görülen kirlilik, ilçede ikamet edenlerin ve İstanbulluların yıllardır tepkilerine neden olmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının ve Tuzla Belediyesi'nin bir danışmanlık firmasına hazırlattığı raporlarda da kirliliğin ulaştığı boyut göz önüne serilmesine rağmen, bugüne kadar yetkililer tarafından kirliliğin giderilmesi amacıyla herhangi bir ciddi adım atılmamıştır. Kirliliğin üst seviyede seyrettiği ilçede, kirliliğe neden olanlar ile önlemini almakla yükümlü olan makam ve merciler tarafından bu durum bilinmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınması aşamasında bir ihmal göze çarpmaktadır. İstanbulluları ve Tuzlalıları isyan noktasına getiren kirliliğin önlenmesi amacıyla, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bağlı kuruluşu olan İSKİ'nin evsel atıkların arıtılması amacıyla hizmete soktuğu arıtma tesislerine, sanayi atıkları da arıtılmak üzere gönderilmeye başlanmıştır. Evsel atıkların arıtılması için kurulan arıtma tesisi, sanayi atıklarının arıtılmasında yetersiz kalmış ve kurulma amacına hizmet edemez hale gelmiştir. Diğer taraftan, Tuzla'daki sanayi tesislerinin arıtma sistemlerini denetlemekle görevli kurum, eleman ve ekipman yetersizliği nedeniyle, denetim işlevini etkili olarak yerine getiremediği, bazı fabrikaların krom, sülfür, boya ve ağır metal içeren atık suları arıtmadan Umur Deresi'ne deşarj edildiğinin gözlemlendiği yönünde raporlar mevcuttur.

İhmallerin yol açtığı kirlilik ile Tuzla'da geniş alana yayılan sanayi atıklarının kokusu halkı tedirgin etmektedir. Tuzla halkı soluduğu zehirli hava nedeniyle kanser tehdidi ile karşı karşıya bulunmaktadır. Tuzla'da ikamet edenlerle beraber, Tuzla'daki sanayi tesislerinin sahiplerini ve çalışanlarını da tehdit eden durumun vahameti uzmanlar tarafından çeşitli platformlarda ifade edilmektedir. Özellikle arıtılmadan çevreye deşarj edilen sanayi atıklarının, yer altı sularına ve denizlere doğrudan karışması, sadece Tuzlalıların değil, İstanbul'un bütününün de bu tehlikeyle karşı karşıya olduğunun en belirgin kanıtıdır.

Tuzla'da kirlilik artarak devam etmekteyken, toprak altında zehirli variller bulunduğuna dair güçlü iddialar ve kanılarda mevcuttur. Bu iddiaların araştırılması gerekmektedir. Tuzla'da geniş çaplı bir araştırma yapılmalı, yer altında hâlâ durduğu iddia edilen variller ortaya çıkarılmalıdır. Zehirli varillerin sahipleri bulunarak, bu işte parmağı olan, görevini, sorumluluğunu yerine getirmeyen makam ve merciler ile bugüne kadar görevini yapmayan ilgili kamu kuruluşları yöneticileri en ağır cezalara çarptırılmalıdırlar.

Uzun yılardır devam eden, kronikleşen bir hâl alan Tuzla'daki kirliliğin ne zaman son bulacağına ve yer altında olduğu iddia edilen zehirli varillere ilişkin ilgili kamu kurum ve kuruluşları bugüne kadar Tuzla sakinlerini tatmin edecek yeterlilikte bir açıklama ve çalışma yapmamışlardır.

İstanbul İli Tuzla İlçesindeki kirliliğin sebepleri, yer altında zehirli varillerin bulunup bulunmadığı, halkın hastalıklarının bunlarla bir ilişkinin bulunup bulunmadığı, işletmelerin ve bu konuda görevli kamu kurumlarının sorumluluklarının gereğini yapıp yapmadıklarının tespit edilmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince bir Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Ayşe Jale Ağırbaş                      (İstanbul)

2) Süleyman Yağız                         (İstanbul)

3) Hasan Erçelebi                           (Denizli)

4) Osman Kaptan                           (Antalya)

5) Bayram Ali Meral                      (İstanbul)

6) Hasan Macit                               (İstanbul)

7) Ahmet Ersin                               (İzmir)

8) Hulusi Güvel                              (Adana)

9) Muhammet Rıza Yalçınkaya      (Bartın)

10) Atila Emek                               (Antalya)

11) Ergün Aydoğan                        (Balıkesir)

12) Abdurrezzak Erten                   (İzmir)

13) Ali Rıza Ertemür                      (Denizli)

14) Tekin Bingöl                            (Ankara)

15) Hüseyin Pazarcı                       (Balıkesir)

16) Ali Koçal                                 (Zonguldak)

17) Hüseyin Ünsal                         (Amasya)

18) Şevket Köse                             (Adıyaman)

19) Orhan Ziya Diren                     (Tokat)

20) Mehmet Fatih Atay                  (Aydın)

21) Tayfur Süner                            (Antalya)

22) Hüseyin Mert                           (İstanbul)

23) Mustafa Vural                          (Adana)

3.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, 1978’de Kahramanmaraş’ta meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1032)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

19-24 Aralık 1978 yılında yaşanan Maraş katliamını kimlerin planladığı ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak niye Alevi yurttaşlarımızın seçildiği, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar gördüğü ve sonrasında kaç kişinin Maraş'ı terk ettiğini araştırmak üzere Anayasanın 98'nci, İçtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını dilerim. 16.12.2010

1) Akın Birdal                                (Diyarbakır)

2) Selahattin Demirtaş                    (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                          (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                            (Batman)

5) Bengi Yıldız                               (Batman)

6) Emine Ayna                               (Mardin)

7) Fatma Kurtulan                          (Van)

8) Hasip Kaplan                             (Şırnak)

9) Hamit Geylani                            (Hakkâri)

10) İbrahim Binici                          (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                        (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş            (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                  (İstanbul)

14) Osman Özçelik                         (Siirt)

15) Özdal Üçer                               (Van)

16) Pervin Buldan                          (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                         (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                      (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                           (Muş)

20) Şerafettin Halis                         (Tunceli)

Gerekçe:

19-24 Aralık 1978 yılında gerçekleşen Maraş katliamı toplumsal tarihimizin aydınlatılamamış olaylarından biridir.

19 Aralık 1978'de Çiçek sinemasına bomba atılması ile başlayan saldırı 24 Aralık tarihine kadar sürmüştür. Daha sonra Çiçek sinemasına atılan bombanın provokasyon olduğu ortaya çıkmıştır.

"Kanımız aksa da zafer İslamın", "Müslüman Türkiye" sloganları ile Cumhuriyet Halk Partisi il merkezi, PTT ve Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği binaları saldırıya uğramış kullanılamayacak duruma gelmiştir.

Daha sonra Alevilerin yoğunlukla oturduğu Yörükselim Mahallesi'nde bir kıraathane bombalandı. Bombalama sonucu kahvehanede bulunan bir Alevi dedesi yaşamını yitirdi. 21 Aralık günü Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu adlı iki sol görüşlü öğretmen silahlı saldırı sonucu yaşamlarını yitirdi. Öğretmenlerin cenaze namazı engellendi. "Camilere komünistlerin saldırdığı" haberleri yayılmaya başlamasıyla saldırılar Alevilerin yoğun yaşadığı mahallelere yönelmiştir. Bu mahallelerde 2 gün boyunca evlere girildi, yaşlı, çocuk, hamile demeden 100 den fazla kişi hunharca katledildi. Mahallelere yapılan saldırılar sırasında polis ya da askeri güçler saldırganları önleme çabasında olmadılar.

Olaylar 24 Aralık günü Kayseri'den gelen askeri birliklerin müdahalesi ile ancak yatıştırılabildi.

26 Aralık 1978 tarihinde bu saldırılar konu edilerek İstanbul, Ankara, Kahramanmaraş, Adana, Elazığ, Bingöl, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Kars, Malatya, Sivas ve Şanlıurfa olmak üzere, toplam 13 ilde sıkıyönetim ilan edildi. Daha sonra bu illerin sayısı arttırıldı. Böylelikle 12 Eylül 1980 darbesinin ilk adımları da atılmış oldu.

Saldırılar sonucunda resmi verilere göre 105 kişi öldü, 176 kişi yaralandı, 210 ev, 70 işyeri tahrip edildi. Resmi olmayan beyanlara göre ise ölü sayısı 500'e yakındır.

Katliam sonrası Alevilerin büyük çoğunluğu işlerini, evlerini bırakarak, adeta kaçarak kentten göç etti.

Sıkıyönetim mahkemelerinde açılan davalar 1991 yılına kadar sürmüş, çoğunlukla sağ ve aşırı sağ görüşlü olarak nitelenen toplam 804 kişi hakkında dava açılmıştır. Sanıklardan 29 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi de 1-24 yıl arasında hapis cezaları ile cezalandırılmıştır. İdam ve müebbet hapis cezaları dışındakilere 1/6 oranında cezai indirim uygulanmış ve cezaları azaltılmıştır. Sıkı yönetim mahkemesinin kararı Yargıtay tarafından bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonucunda idam cezaları uygulanmamıştır.

Ceza alanların cezaları da 1991 yılında çıkarılan Terörle Mücadele Yasası nedeniyle ertelenmiş daha sonra da serbest bırakılmışlardır.

Ancak buna karşın katliamın perde arkası aydınlatılamamıştır. Örneğin şehirde birden bire sayıları artan milli piyango satıcılarının kim oldukları, bir ABD elçilik görevlisinin katliamın hemen öncesinde bölgede hangi amaçla bulunduğu gibi soruların yanıtı hâlâ verilmemiştir. Toplumsal vicdanda yaygın olan kanı katliamın asıl faillerinin ortaya çıkarılmak istenmediği, saklandığı ve korunduğu yönündedir. Bu katliamın gerçek faillerinin ortaya çıkarılmasının pek çok karanlık olayı çözeceği yönünde ise toplumda ortak bir kanı vardır.

Katliamı yaşamış, yakınları gözlerinin önünde katledilmiş Alevi yurttaşlar hâlâ bu travmayı yaşamaktadır. 32 yıldan beri ilk defa Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından katliamda yaşamını yitirenler için 19 Aralık 2010 tarihinde Maraş'ta düzenlenecek olan anma etkinliği toplumsal barışın sağlanması ve yaşanan travmanın azaltılması için büyük önem taşımaktadır. TBMM'nin de kardeşliğin, barışın sağlanması, acıların azaltılması için üstüne düşeni yapması gerekmektedir.

Bu nedenle 19-24 Aralık 1978 yılında yaşanan Maraş katliamını kimlerin planladığı ve hazırladığının ortaya çıkarılması, hedef olarak niye Alevi yurttaşlarımızın seçildiği, katliamda kaç Alevi yurttaşımızın zarar gördüğü ve sonrasında kaç kişinin Maraş'ı terk ettiğini araştırmak üzere bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.

4.- Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, baz istasyonlarının insan sağlığına ve çevreye etkilerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1033)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Baz istasyonlarının yaygınlığı, uzun vadede çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması ve bu sorunların çözümüne ilişkin yolların tespiti için Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

                                                                                                            Ayla Akat Ata

                                                                                                   BDP Grup Başkan Vekili

Gerekçe:

Teknoloji, eskiçağlardan başlayıp günümüze kadar gelen, insanların yaşam şartlarını kolaylaştırmayı amaçlayan her türlü araç ve gerecin yapımını kapsayan bilgi türü olarak nitelendirilmektedir. Teknoloji ürünlerinin neredeyse tamamı elektrikle çalışmakta, elektrikle çalışan her aletin bir elektromanyetik alan oluşturduğu da bilinmektedir. Elektromanyetik alanların insan sağlığı üzerindeki etkileri, yeni teknolojilerin günlük yaşamda daha yoğun biçimde kullanılması sonucunda giderek artmaktadır.

Bu zararların en somut ortaya çıktığı konulardan biri ise, cep telefonlarını konuşulabilir kılan baz istasyonlarıdır. Baz istasyonlarından kaynaklanan elektromanyetik dalgaların insan sağlığına olumsuz etki yapıp yapmadığı tartışmaları ise bilim dünyasında hâlen yoğun bir şekilde devam etmektedir. Resmi kurumlar tarafından yapılan, baz istasyonlarının insan sağlığına zararlı etkisinin kesin olarak kanıtlanmadığı yönündeki açıklamalara karşın, alanlarında uzman başta ilgili üniversitelerin araştırma bölümleri, çeşitli mesleki kuruluşlar ve çevre örgütleri, kurumun tersine baz istasyonlarının insan sağlığına yönelik ciddi tehlikeler oluşturacağına dikkat çekilmektedir.

Baz istasyonları tarafından yayılan mikrodalgaların dokulara yönelik iki temel etkisi bulunduğu belirtilmektedir. Mikrodalgaların dokuları ısıttığı, hücrelerin kimyasını bozduğu yönünde görüşler bulunmaktadır. Mikrodalgaların özellikle ikinci etkisinin yani hücrelerin kimyasını bozarak oluşturduğu etkinin ise insan sağlığı açısından daha önem taşıdığı ifade edilmektedir. Yapılan araştırmalarda hücrelerin kimyasal etkiye maruz kalması ile hücrelerde büyük moleküllerin deforme oluşu, hücre zarlarının birbirine yapışması, hücre zarlarında delikler açılması, sinir zarlarının bozuluşu, hücre enzimlerinde bozulmalar, DNA tahribi gibi sonuçların meydana gelebileceği saptanmıştır.

İnsan sağlığına zararlı olup olmadığı tartışılan baz istasyonlarının özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları etkilediği, yine son dönemde baz istasyonlarına hızla yenilerinin eklenmesi ve aynı yere birden fazla baz istasyonu anteni yerleştirilmesi de bu endişeleri daha da arttırmaktadır.

Bu kapsamda baz istasyonlarının yaygınlığı, uzun vadede çevre ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin araştırılması ve bu sorunların çözümüne ilişkin yolların tespiti için Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemde yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile…”

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bir açıklamam var yerimden, eğer müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Görmedim Sayın Şandır.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR

1.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce “Başkanlığın Sunuşları” kapsamında Barış ve Demokrasi Partisi milletvekillerinin verdiği bir araştırma komisyonu kurulması önergesinin gerekçesi asla kabul edilemez, bu Mecliste işleme alınması bütünüyle Türkiye Cumhuriyeti devletine ve Türk milletine hakaret anlamı taşıyacaktır. Verilen önergede, 1937 ve 1938 yıllarında, kendi ifadeleriyle “Dersim bölgesinde” özel bir politikayla yaşanan tedip ve tenkil işlemiyle insanların katliamdan geçirildiğini, cesetlerin yığılarak ateşe verildiğini, mağaralara saklanan kadın, çocuk ve yaşlıların kıyımdan geçirildiğini, Dersim’in bu askerî harekât sonrası âdeta boşaltıldığını iddia etmekteler ve ailesinden zorla alınan kız çocuklarının zorla rütbeli askerlere ve kimi ailelere verilmek üzere Dersim’den götürüldüğünü ifade ederek bunun bir resmî politika olduğunu, bu politikanın da Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Engellenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde söz konusu olan soykırım olarak tanımlandığını, dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin soykırım yaptığını iddia etmekteler. Böyle bir iddiayı bu millî Meclisin çatısı altında okumak, işleme almak asla mümkün değil, asla kabul edilemez. Bunu, Başkanlık Divanının bu duyarlılığını bekliyorum ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak böyle bir önergeyi asla kabul edemeyeceğimizi, böyle bir işlemi başlatmanızı da asla doğru bulmayacağımızı ifade ediyorum. Bu önerge geri çekilmeli ve tutanaklardan çıkartılmalıdır.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Başkan…

BAŞKAN – Buyurun Sayın Halis.

2.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; verilmiş olan önerge, her şeyden önce, 1935’te çıkarılan Dersim’e özgü, özel Tunceli Kanunu’na ve bunun ötesinde 4 Mayıs 1937 tarihinde alınmış Bakanlar Kurulu kararına binaen yapılmış, Dersim’deki faaliyetlerin sonucunda yaşanmış katliam üzerine verildi.

Şimdi, burada resmî kayıtlar var, resmî belgeler var, Bakanlar Kurulu kararı var. Eğer gerçekten bu konuda, yaşayan tanıkların yaşanmış olayı anlatmaları kabul edilmiyorsa -ki yaşanmış vahşet dünya kamuoyunun bilgisi dâhilindedir- burada biz, devlet arşivlerinin açılmasını isteyerek kaç insan öldürüldü, neden öldürüldü, ha, böyle bir şey yoksa devlet arşivlerinin mutlaka açılarak bu konunun mutlaka aydınlığa kavuşturulması gerektiğini söyledik ve ben ailesinden 24 kişiyi kaybetmiş bir mağdur olarak ve yine 70 binden fazla insanı katledilmiş bir coğrafyanın temsilcisi olarak bu önergeyi verdim ve gerçekten bu konuda bir itiraz varsa hemfikir olunarak bu Parlamentoda mutlaka döneme ait arşivlerin açılması gerekmektedir, çok önemlidir diye düşünüyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan…

3.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkanım, biliyorsunuz, İç Tüzük’e göre verilen araştırma önergelerinin amacı, sorunları tespit etmek, nedenlerini anlamak ve ona uygun çözüm yollarını bulmaktır. Bu açıdan baktığımız zaman cumhuriyet tarihinde maalesef örfi idarelerle, istiklal mahkemeleriyle yaşanan çok karanlık sayfalar vardır. Örneğin, 60 ihtilaliyle Menderes’in asılması, 12 Mart ihtilalinden günümüze kadar… Yani, Türkiye 74 milyon ve geldiğimiz 21’inci yüzyılda, kendi parlamentosunda yüzleşebilmeli tarihiyle, gerçekleri konuşabilmeli ve kamuoyuna aydınlık bir fotoğraf verebilmelidir.

Usulüne uygun olarak, araştırma önergesi bir grup önergesi olarak verildi. Meclis Başkanlık Divanı, Kanunlar Dairesinin denetiminden geçti. Kanunlar Dairesinin denetiminden geçtikten sonra da Meclis Başkanlığı sunuşu olarak geldi ve Sayın Divanınız da bunu Genel Kurula sunmuştur. Zamanı gelince tartışması ve gündemi yapılacaktır. Eğer farklı grupların farklı görüş ve itirazları varsa yeri ve zamanı geldiğinde bunu açıklamaları mümkündür ama külliyen bir şeyi yok saymak, inkâr etmek, yaşanmamış arz etmek ve resmî kayıtlardaki, belgelerdeki verilere rağmen bunu yok saymak, kabul edilebilir bir durum değildir. Demokratik ülkelerde, toplumlarda, parlamentolarda, böyle bir yaklaşım tarzını kabul edilemez buluyoruz. Türkiye kamuoyunda bu konu “Dersim katliamı” olarak son derece tartışılmaktadır. Eğer takriri sükûnlar, sürgünler utanç sayfasıysa bu utanç sayfalarıyla yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Bu, Türkiye halkına kaybettirmez, bilakis birliğini, demokrasisini daha da güçlendirecektir diye düşünüyoruz.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Anadol, buyurun.

4.- İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol’un, Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan (10/1030) esas numaralı “1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge”nin gerekçesinin asla kabul edilemeyeceği, bu nedenle işleme alınmaması, önergenin geri çekilmesi ve tutanaklardan çıkartılması gerektiğine ilişkin konuşmasına istinaden açıklaması

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Fazla uzatmaya niyetim yok, iş Parlamento kürsüsüne gelirse diyeceklerimizi orada söyleriz. Ancak, meydana geldiği iddia edilen olaylar… Tarih itibarıyla “soykırım” kavramı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Birleşmiş Milletler tarafından tarif edilmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya çıkan uluslararası soykırım kavramını çok daha öncelere döndürerek Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırımla suçlamak, iyi niyetli bir olay değildir ve hukuken yanlıştır. Özünü tartışmıyorum, gündeme gelirse söyleyeceklerimizi söyleriz. Ama Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırım suçunu işlemekle suçlamak, bu doğru bir olay değildir, hukuken yanlıştır, siyaseten de yanlıştır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Anadol, teşekkür ediyorum.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – İyi dinleseydiniz öyle bir kavram olmadığını anlardınız.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Neyi anlardık?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Keşke iyi dinleseydiniz.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ne yazıyor?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önerge Kanunlar tarafından ve Meclis Başkanlığı tarafından değerlendirilerek gündeme getirilmiştir. Kaldı ki önergedeki konular tamamen, sadece ve sadece iddiadan ibarettir. Tabii ki, sizin de açıklamalarınızda belirttiğiniz gibi, Türkiye Cumhuriyeti’nin soykırımı kabul etmesi ve bu iddialarla gündemini oluşturması söz konusu değildir ama iddiaların da açıklığa kavuşması için Meclis Başkanlığının gönderdiği konuların tartışılması gerektiği düşüncesindeyim.

Teşekkür ediyorum.

Alınan karar gereğince, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki 59 kanun teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Dünkü birleşimde tasarının sekizinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştı.

Şimdi dokuzuncu bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Dokuzuncu bölüm, geçici 1 ila 10’uncu maddeler dâhil olmak üzere, 208 ila 224’üncü maddeleri kapsamaktadır.

Dokuzuncu bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu.

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, bu yasanın son bölümüne geldik. Ben hepinizin vicdanlarına bir madde okuyacağım. Geçti, bu yasanın 74’üncü maddesiydi. 74’üncü madde Sosyal Güvenlik Kurumuyla ilgili bir madde ve bir iş yerinde son altı ay ortalamasından sonra işe her alınan kişinin sosyal güvenlik işveren primini İşsizlik Sigortası Fonu’ndan devlet ödeyecek.

Güzel, yani istihdamı teşvik etmek için, istihdamın artması için, ekmek vermek için, ben bunlara saygı duyuyorum…

RECAİ BERBER (Manisa) – Neresi yanlış bunun?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – …ama ben yıllardır işimi yapıyorum, hep direnmişim -krizlere karşı direnmişim- belli bir istikrarım var. Diyarbakır’ın Ergani’sinde bir un fabrikam var, 50 kişi çalıştırıyorum, hep direndim. Yanıma gelen bir un fabrikasının, yeni açılırsa, yeni alacağı 50 kişinin hepsinin primini devlet verecek, ben gariban, yıllarca orada çalışıp hizmet eden ben gariban -ilave işçi alamıyorum, kapasitem bu kadar- yıllarca 50 kişiye ekmek vermişim, bir kuruş para alamayacağım.

Arkadaşlar, bu, eşitlik ilkesine aykırı. Ben şunu söylüyorum: Kesinlikle, istihdam için her şeyi yapalım, buna karşı değilim ama eşit olun, adil olun, dürüst, namuslu…

RECAİ BERBER (Manisa) – Bundan yararlanmak için yeni yatırım yapacaksın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yok böyle bir şey Recai Bey, yok böyle bir şey! Ben eğer ilave işçi alamıyorsam…

RECAİ BERBER (Manisa) – Yeni yatırım yapacaksın.

                                     

(x) 606 S. Sayılı Basmayazı 26/01/2011 tarihli 53’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yeni yatırım yapamıyorum. Ben yıllarca oranın bekçiliğini yapıyorum, yıllarca oranın bekçiliğini yapmışım. Beni cezalandıramazsınız. 1 kilo unda 50 kişi… Yanlışınız burada, beni cezalandırıyorsunuz. Yıllarca orada üretim yapmışım, yıllarca oranın bekçiliğini yapıyorum, yıllarca orada 50 kişiye ekmek veriyorum, ben bir tek şeyden yararlanamıyorum ama yanıma gelen yeni bir un fabrikası 50 kişinin sigorta primini devletten alacak.

Arkadaşlar, burada haksızlık var. Ben vermeyelim demiyorum -altını bir daha çiziyorum- ama bana da verin. Ben de ekmek veriyorsam, yıllarca 50 kişiye ekmek vermişsem beni de bu haksızlığa uğratmayın.

Teşvikte geçtiğimiz dönem hep yanlış yaptınız, bu kürsülerden hep söyledim. Hâlâ, Türkiye'nin teşvik sistemi yanlıştır. Siz, Hakkâri ile Trabzon’u, Hakkâri ile Malatya’yı aynı kefeye dördüncü bölge olarak koyarsanız, haksızlık yapıyorsunuz. Böyle bir şey olmaz. Bir kere bunu hâlâ -dememize rağmen- gözden geçirmiyorsunuz. Siz Antalya ile Isparta’yı, Antalya ile Burdur’u aynı kefeye koyarsanız, Adıyaman’la Gaziantep’i aynı teşvik bölgesi ilan ederseniz haksızlık yapıyorsunuz.

Arkadaşlar, ben yıllarca krize göğüs gereceğim, yıllarca insan çalıştıracağım, yıllarca 100 tane adama ekmek vereceğim ama yanıma gelen yeni bir fabrika aynı işi yapıyorsa veya aynı işi yapmıyorsa da 100 tane adam ben çalıştırıyorum, 100 de o çalıştırıyor… Düşünün arkadaşlar ya, böyle bir haksız rekabet olmaz. Bu bir haksız rekabettir. Neden? Bana niye vermiyorsunuz? Beni de ödüllendirin, ben yıllarca çalıştırmışım, ben yıllarca ekmek vermişim bu insanlara. Hem de arkadaşlar, biliyor musunuz kaç ay? Bazıları için kırk sekiz aya kadar gidiyor, kırk sekiz aya kadar. Bazı işçiler için otuz altı ay, bazıları için eğer mesleki bir belgen varsa kırk sekiz ay.

Arkadaşlar, bunu değiştirin. Yeni istihdam yaratın, yeni istihdam yaratacak her türlü teşviki verelim ama yıllarca istihdam yaratan, yıllarca üreten insanlara haksızlık yapıyorsunuz. Bir kilo iplikte, bir kilo unda, lütfen hesaplayın arkadaşlar ya, lütfen hesaplar mısınız, hesaplar mısınız… Yani eskilere, ekmek verenlere ceza mı veriyorsunuz? Amacınız bu mu, amacınız bu mu?

RECAİ BERBER (Manisa) – Yenileri teşvik ediyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yenileri teşvik… Hayret bir şeysiniz ya, ben teşvik etmeyin demiyorum. Eskiler nerede? O benim vatandaşım değil mi? Ben, İşsizlik Sigorta Fonu’na eski bir işveren olarak katkı yapmıyor muyum? Benim hakkımı niye yiyorsunuz, benim hakkımı niye yiyorsunuz? Benim hakkımdan alıp hiç daha bir şey veremeyen insana niye veriyorsunuz? Önce bana vereceksiniz… Önce bana vereceksiniz…

RECAİ BERBER (Manisa) – Hepsine aynı verdiğiniz zaman nasıl teşvik olacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – O İşsizlik Sigorta Fonu’na ben destek vermişim.

RECAİ BERBER (Manisa) – Bir formül söyle!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Benim hakkımı, hiç daha destek vermeyen bir insana veremezsiniz.

RECAİ BERBER (Manisa) – Nasıl olacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, ben, hepinizin vicdanına sunuyorum…

RECAİ BERBER (Manisa) – Hayır, eskilere de aynısını verince bu sefer yenisi nasıl olacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hepinizin vicdanına sunuyorum. Kim üretiyorsa, kim istihdam yaratıyorsa teşvik etmeyin demiyorum.

RECAİ BERBER (Manisa) – Nasıl bir teşvik verelim?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Size göre teşvik politikası nasıl olmalı, bir söyle bakalım?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Halil Bey, Halil Bey, gelir konuşursun burada, tamam mı? Halil Bey, çok biliyorsan gelir burada konuşursun, gelir burada konuşursun! Teşvik politikası nasıl olmalı? Gel, o dersi de sana veririm, o dersi de sana veririm. Eğer öğrenmek istiyorsan o dersi veririm sana.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Ben, ders almam, ders veririm!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Soruyorsun bana: “Size göre nasıl olmalıdır?” Ben, o dersi size veririm. Ben, çok iyi biliyorum bu konuyu. Ben çünkü o esnafın içinden geliyorum, o esnafı çok iyi biliyorum.

ALİ GÜNER (Iğdır) – Şöyle olur, böyle olur derseniz daha iyi olur.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Kırıcı oluyorsunuz… 

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ama hayır, ben size söylüyorum, bana oradan laf atıyor. Diyorum ki arkadaşlar, yıllarca 100 kişi çalıştırıyor. Bak, yine söylüyorum, bir daha dikkatlerinize sunuyorum, ilave kapasitem yok, hep çalıştırıyorum, yanıma gelen birisi 100 kişi çalıştıracak, onun tüm işçilerinin işveren sigorta primini benim verdiğim, yıllarca verdiğim, İşsizlik Sigorta Fonu’na destek olduğum oradan vereceksiniz, bana hiçbir şey. Bu haksızlık diyorum arkadaşlar ya, haksızlık…

Evet, kim istihdam yaratıyorsa, kim istihdam yaratıyorsa, kim istihdam yaratıyorsa, herkese adil verin, destek olun; “Destek olmayın.” demiyorum.

RECAİ BERBER (Manisa) – Yeni kurulanı nasıl teşvik etmiş olacaksınız, onu söyler misiniz?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Arkadaşlar, haksızlık yapıyorsunuz eskilere, bu ülkeye yıllarca hizmet eden insanları bir anda yok sayıyorsunuz. Haksız rekabet yaratıyorsunuz.

Bir tekstil firması düşünün. Denizli’de yıllarca çalışıyor bu adam, ihracat yapıyor, üretiyor, 500 işçi çalıştırıyor. Yeni istihdam olanağı yok, kapasitesi dolu, 1 kişi alamıyor. Yıllarca 500 kişiye ekmek vermiş, Mehmet Bey. Yanına gelecek birisi, yeni yatırım yapmış, 500 kişi çalıştıracak, 500 tane işçinin tüm primini devlet ödeyecek. Eğer siz “Bu haksızlık değil.” diyorsanız hepinizin vicdanlarına sunuyorum.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – 5 puan düşürdük bakın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Hepinizin vicdanlarına sunuyorum.” diyorum.

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Sigorta primini 5 puan düşürdük.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben anlamam. Aynı şeyi yeni girene de yapıyorsunuz. Benim yıllarca verdiğim emeğime, yıllarca yaptığım üretimime, bu ülkenin istihdamına yıllarca verdiğim emeğe saygısızlık yapıyorsunuz. Ben bu ülkede yıllarca üretim yapan bir işveren olsam isyan ederim: “Neden ben değil? Yıllarca hizmet etmişim, yıllarca istihdam yaratmışım.”

Alacak bu teşvikleri birileri, yarın… O zaman siz insanları sahtekârlığa davet ediyorsunuz. Birilerine diyorsunuz ki siz: “Sen bu iş yerini kapat, bu adla kapat, git, başka bir adla yeni bir firma kur, bir başkasının adıyla.” İnsanları başka yollara itiyorsunuz. Dürüstçe, mertçe, “Arkadaş, sen istihdam yarattın, ürettin, sana da biz destek olmalıyız.” demiyorsunuz, insanları yapay yollara saptırıyorsunuz.

Bunu yaşadık. Otuz altı ile, sonra kırk dokuz ile teşvik geldiği zaman burada bayram ettiniz. “Bu işe yaramayacak.” dedim size, “Sevinmeyin.” dedim, hepiniz sevindiniz. Sonuç da birkaç il dışında bir hiç. Burada da eski insanlara, üretenlere büyük bir haksızlık yapıyorsunuz. Onların hakkını size helal etmiyorum.

Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bozdağ, bir söz talebiniz var.

Buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge nedeniyle açıklaması

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; gelen kâğıtlar listesinde okunan, Barış ve Demokrasi Partisinin, bir Meclis araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin önergesinin okunması sırasında, ben önergeye dikkat etmediğim için bir açıklama yapma ve talepte bulunma gereği duydum.

Önergeyi okuduğunuz zaman, Dersim’de yaşanan olaylarla ilgili bir değerlendirme yapılıyor ve bunlarla ilgili bir araştırma komisyonu kurulması isteniyor. Bizim, tabii, böyle bir şeye itirazımız olmaz çünkü yaşanan olayları kimse tasvip etmez ama bunu yapmak isterken Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti devletine iftira etme hakkı hiç kimsede olamaz. Çünkü burada yaşanan olayları “soykırım” olarak nitelemek ve buna uluslararası sözleşmelerden birtakım isnatlar koyarak onu da bu büyük milletin Meclisinde dile getirmek ve bunu dile getiren bir araştırma önergesini Başkanlık Divanının işleme koyması kabul edilemez. Bu iddialar iddia değil, bize göre, AK PARTİ Grubuna göre bu millete yapılmış büyük iftiralardan birisidir.

İç Tüzük’ümüzün 67’nci maddesinin ikinci fıkrası gayet açık: “Başkanlığa gelen yazı ve önergelerde kaba ve yaralayıcı sözler varsa, Başkan, gereken düzeltmelerin yapılması için, o yazı veya önergeyi sahibine geri verir.” Bu hüküm karşısında, bütün Türk milletini yaralayan ve inciten bu önergenin işleme alınmaması, düzeltilmek üzere sahibine iade edilmesi, düzeltilmediği takdirde de böyle bir önergenin daha başlangıçta Başkanlık tarafından işleme konulmaması icap ederdi. İşleme konulmuş ama bu aşamadan sonra Başkanlık Divanının, düzeltmek üzere bu önergeyi sahiplerine iade etmesi, düzeltilmediği takdirde de iftiralarla dolu, bu milletin tarihine ve manevi şahsiyetine küfür içeren bu önergeyi işleme koymaması gerektiğini ifade ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Nevzat Korkmaz, Isparta Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, söz talebimiz vardı.

BAŞKAN – Görüşlerinizi belirttiniz Sayın Halis, hayır.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Bakın, burada “iftira” diyor.

BAŞKAN – Hayır, bu konuyla ilgili…

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – İktidar Partisinin Grup Başkan Vekili çok farklı şeyler söylüyor, cevap verilmesi gerekir.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Farklı şeyler söylemedim.

BAŞKAN – Sayın Korkmaz’a söz verdim, görüşlerini açıklasın, ondan sonra değerlendiririz.

Buyurun.

MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AKP’nin sekiz yıldır yönettiği ülke ekonomisi, tüm sosyal kesimlerin içine düştüğü girdap ile birlikte bir çıkmaza sürüklenmiştir. Güneş balçakla sıvanamayacağı gibi, AKP ne derse desin ortada ekonomik ve sosyal kesimlerin mağdur olduğu bir enkaz vardır. “Torba yasa” diye adlandırılan taslak, AKP ekonomi anlayışının ve politikalarının sebep olduğu bu enkazın topluma ilanıdır.

Yangın bacayı sarmıştır, AKP sekiz yıldır üreten ekonomi yerine sanal ekonomi politikalarıyla bu yangının birinci derecede sorumlusudur. Torba yasayla günü kurtarmaya, sandıklarda karşılaşacağı faturanın yükünü hafifletmeye çalışmaktadır. Ayrıca, seçmene selam göndermek ve senelerce AKP’ye verdiği körü körüne desteğin karşılığında, yandaş bildiği çevrelerin devlet ile olan problemlerini giderayak çözüvermek yarışı içine girmiştir. Bunu yaparken de bir filin porselenci dükkânına verdiği zarar ve tahribatı yarattığından bihaberdir ya da devletin teşkilatını ve geleneklerini, devlet umurunu gözetmeksizin çökertmekte bir beis görmemektedir.

Değerli milletvekilleri, taslağın 208’inci maddesi yapımı devam eden ya da yapılacak olan hidroelektrik enerji santralleri ve yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi ve su kullanımı yatırımlarında, şayet demir yolu güzergâhı değiştirilecekse, su altında kalan demir yollarının sadece kamulaştırma bedeli alınarak Devlet Demiryollarınca inşa edilmesi hususunu düzenlemektedir. Düşünün ki bir iş ihale edilmiş, ki bu ihale içerisinde bu demir yolunun rölekasyonu meselesi de elbette düşünülerek ona göre ödenek konmuş. Şimdi, Devlet Demiryollarına bu demir yollarının yapılması görevi verilmektedir. Bu açıkça, maç başladıktan sonra maçın kurallarının değiştirilmesi değil de nedir? Bu maddeyle bazı firmalar büyük bir yükün altından kurtarılmaktadır. Kanunun ilgili maddesini yazanlar dışında, muhtemel neticeleri kimse bilmiyor, hatta aynı sektörde çalışan ancak böyle bir problemi olmayan diğer yatırımcıların da bilgisi olduğunu sanmıyorum. Sen, ben, bizim oğlan... Bazı firmaların işi, kapalı toplantılarda, bürokratların da içinde olduğu küçük bir grup tarafından yasanın lafzı ile oynayarak çözülüveriyor, taslak Meclise getiriliyor, millî iradenin tecelligâhı yüce Meclis de bireysel çıkarlara hizmet yönünde kullanılıyor.

Devletin bundan kaybı nedir? Bu düzenlemelerden hangi firmalar yararlanacaktır? Maliyet-kâr analizleri yapıldığında hangi şirketler bir gecede milyonlarca dolar fazladan para kazanacaklardır? Şu an için bu detayları bizim bilmemiz mümkün değil ancak Hükûmet, milletin ve vekillerinin bilgilenmesini önemsemiş olsaydı herhâlde böyle bir taslağı bir torba içinde âdeta gizleyerek değil de örneğin yenilenebilir enerji konusunu bir müddet önce görüşmüştük, o kanunda gündeme getirebilirdi. Demek ki böyle bir hassasiyeti, böyle bir kaygısı yok.

Sayın Başbakan, zaten meşveret etme, karşı görüşe hürmet ve birlikte karar alma gibi düşüncelerden maalesef yoksun. Sekiz yıldır bu böyle. AKP eşittir tek adam ve bu tek adama şartsız şüphesiz biat eden bir kalabalık görüntüsü çizmektedir, muhalefetten de çoğunluğa biat etmesini beklemektedir.

209’uncu madde ham madde sıkıntısı çeken şeker şirketlerinin sözleşme yapmadığı alanlardan da pancar alabileceği hükmünü getirmekte. Bu, üretici lehine bir düzenlemedir. Komisyonda bu önergeyi ilk dillendiren de Sakarya Milletvekilimiz Sayın Münir Kutluata’dır. Teşekkür ediyoruz, diğer parti grupları da bu teklife destek verince Genel Kurula kadar inme imkânı bulmuştur. Bu teşekkürü yaparken de şu hususu özellikle belirtmek istiyorum: AKP, 2007 genel seçimlerinde pancar kotalarını kaldıracağını üreticiye ilan etmiş olmasına rağmen bu sözünü maalesef seçimler sonrasında unutmuştur. 2002’de açıkladığı Acil Eylem Planı’na baktığımızda, AKP millete verdiği hangi sözleri unutmamıştır ki değerli milletvekilleri?

Nasıl bir insanın her dediğinin doğru ya da yanlış olması mümkün değilse bu taslak da bazı mağduriyetleri ortadan kaldırırken, bazı kesimlere de birtakım yükler ve yükümlülükler getirmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak dürüst siyaset açısından bunu sadece dillendirmekle yetinmiyoruz, doğru bulduğumuz hususlarda destek oluyor, yapıcı tekliflerimizi yapıp Genel Kurulda memleketin yararına olduğunu düşündüğümüz maddelere de parmak kaldırıyoruz. Ancak kıymetli arkadaşlar, biz meselelere bu kadar yapıcı yaklaşırken, Milliyetçi Hareket Partisinin, eşitsizlikleri, adaletsizlikleri ortadan kaldırmak ve milletiyle uyumlu, devletin teşkilat ve işleyişini korumak adına verdiği çabaların AKP tarafından kale alınmamasını da üzüntüyle karşılıyoruz. İşte, 211’inci madde. Bu madde memurlara tanınan ücretsiz izin hakkının kamudaki işçilere tanınması imkânını da getirmekte. İş hayatı açısından bir haksızlığı gideriyor. Bu Mecliste bu düzenlemeye karşı çıkacak olanı da tahayyül edemiyorum.

Değerli arkadaşlar, eski bir kamu yöneticisi olarak söylüyorum: Kamu görevlilerini önceden tasnif etmek, aralarındaki sınırları belirginleştirmek ve hizmet gereklerine göre her kesimin sorunlarını ayrı ayrı ele almak daha kolaydı. Ancak bugün kamuda onlarca çeşit istihdam usulleri yaratıldı ve her şey karmakarışık oldu, birbirine girdi; denge ve düzeni ortadan kaldırma, haksızlık ve eşitsizliklere yol açtı. Kamuda objektif temellerden yoksun kamu istihdam usullerindeki artış bugün çalışma hayatımızın en önemli sorunu olarak karşımızda durmaktadır.

Sayın AKP milletvekilleri, 2007 seçimlerinden hemen önce 5620 sayılı bir Kanun çıkarıp geçici işçilerin sürekli işçi ve sözleşmeli personel kadrolarına atanması yolunu açtınız. Tabii, niyetiniz işçileri abat etmek falan değil, bunu herkes biliyor. Bunu yaparken on bir ay olan yılda en fazla çalışma süresini geçici işçilik açısından altı aya düşürdünüz. Ne kadar kolay değil mi? Kâğıt üzerinden, bir insanın yuvasına giren beş aylık nafakayı da kesiverdiniz.

Değerli milletvekilleri, bu kardeşlerimiz haklı olarak soruyor: “Bizim beş aylık nafakamızı bir düzenlemeyle kesen milletvekillerimiz acaba bir aylık maaşlarından feragat ederler mi?” Ne kadar haklı ve dikkate alınması gereken bir sitem değil mi? Bir yılda en az altı ay çalışmış olma şartı getirerek bu şartı sağlayan işçilere kadro verdiniz. Ancak, sektör itibarıyla altı aydan daha az çalışmak zorunda olan, hatta beş ay yirmi dokuz gün çalışmış 35-40 bin geçici işçi bu haktan yararlanamadı. Muadilleriyle aralarında büyük bir uçuruma sebep olundu ve memleket evlatları devletine küstürüldü. AKP şikâyet ediyor “Muhalefet direniyor.” diye.

Değerli arkadaşlar, biz bu eksiklikleri dile getirmeyecek miyiz? “Devlet, evlatları arasında ayrım yapamaz. Bu haksızlığı acilen giderin.” demeyecek miyiz? İşte, buradan Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimize ve özellikle mağdur durumda olan geçici işçi kardeşlerimize taahhütte bulunuyoruz ve diyoruz ki: Kamuda âdeta karmakarışık olmuş istihdam usullerini gözden geçireceğiz ve sadeleştireceğiz. Aynı ya da benzer işi yapmakla birlikte sözleşmeli, geçici, taşeron eleman, 4/B, 4/C’li, vekil ve benzeri adlarla istihdam edilenlerin tamamının kadrolu eleman olması için düzenlemeler yapacağız. Adil, eşitlikçi bir istihdam düzeni kuracağız. Evlatlar arasında öz-üvey ayrımını kaldıracağız.

Kamu çalışanlarının ek gösterge, hizmet tazminatı, fazla çalışma tazminatı, diğer zam ve ödemeler ile yan ödeme gibi kurumlar ve statüler arasında farklılıklara yol açan istihdam usullerini gözden geçirip hakkaniyete uygun şekilde yeniden düzenleyeceğiz.

Kamuda çalışanlara ödenen denge tazminatını artıracağız.

Güvenceli, esnek istihdam şekillerini yaygınlaştıracak, bu amaçla başta sosyal güvenlik mevzuatı olmak üzere ilgili yasalarda gerekli düzenlemeleri mutlaka yapacağız.

Sırası gelmişken bu vesileyle sözleşmeli ve ücretli statüde çalışan öğretmenlerimize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisinin iktidarında öğretmenler arasındaki bu adaletsiz istihdam şekli ortadan kaldırılacak ve tüm öğretmenlerimiz kadrolu yapılacaktır.

Yine sağlık sektöründe karşılaşılan ve ailelerin birbirinden ayrılmasına, yuvaların dağılmasına ve türlü haksızlıklara yol açan 4/B, 4/C uygulamasına son verilecek ve bu kadrolarda çalışan sağlık personeli de herkesin tabi olduğu haklardan faydalanması için kadrolara geçirilecek, aileler birleştirilecek ve haksızlıklar giderilecektir. Hem devletin hem de bireyin ihtiyaçları gereği daha uygun sektörlerde çalışması zorunlu olan kamu işçilerinin sektörler arasında geçişlerinin önü açılacak ve onlara tayin olma hakkı getirilecektir.

Milliyetçi Hareket Partisi kamuda çalışan işçilerin durumlarını iyileştirmek ve bazı özlük haklarını sağlamak üzere hazırlıklarını tamamlamıştır, Seçim Beyannamesi’yle milletine deklare etmiştir ve 12 Haziranda da aziz milletinin kendisine görev vermesini beklemektedir.

Değerli milletvekilleri, torba tasarının görüşülmesinin sonuna geldik, olumlu maddelerinde destek olduk, diğerlerini eleştirdik, değiştirilmesini istedik, ancak maalesef birlikte çalışma kültüründen yoksun AKP anlayışı dolayısıyla eşitlik ve adalet adına taleplerimiz karşılanmadı, hatta anlama çabası içinde bile olunmadı. Eleştirilere Meclis çoğunluğuna güvenilerek restleşmeyle karşılık verildi.

Bu vebalin Meclis çoğunluğuna sahip AKP’de olduğunu söylüyor, bunun muhasebesinin milletin insaf ve vicdanında olduğunu söylüyor, yine yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Korkmaz.

Sayın Halis, buyurun.

IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına dair önerge nedeniyle yaptığı konuşmaya ilişkin açıklaması

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Değerli milletvekilleri, tabii, hiçbir devlet yoktur ki “Benim tarihimle yüzleşecek, geçmişimde şaibeli bir sayfa vardır.” diyebilsin.

Şimdi, biz bir araştırma önergesi verdik Dersim katliamına ilişkin, bu ülkenin Başbakanı “Dersim’de yaşanan katliamdır.” diyor, ama aynı partinin Grup Başkan Vekili “Bu bir iftiradır.” diyor ve “Türk milletini zan altında tutmaktır.” diyor.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Ben soykırımın iftira olduğunu söylüyorum!

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Şimdi, iftiraysa, kendi Sayın Genel Başkanlarına, bu iftiranın yapıldığını söylesin.

Her şeyden önce biz, yaşanan katliamı sözlü tarihten yola çıkarak söylemiyoruz, katliam yıllarından daha on-on iki yıl önceden başlayıp, sayısı 20’yi aşan bölgede görev yapan askerlerin, valilerin, müfettişlerin raporları var.

Yine, dediğim gibi, 1935 yılında çıkarılan Dersim’e özel Tunceli Kanunu var. Yine, 1937 4 Mayısında alınmış Bakanlar Kurulu kararı var.

Eğer gerçekten burada bir iftira varsa, bir iddia varsa iftiraya yönelik, yapılması gereken tek şey vardır, arşivlerin açılması, bu araştırma önergesiyle talep edilen komisyonun kurularak araştırmalara gidilmesidir.

Bakın, biz bugüne kadar ne talep ettik? Dersim adını niye aldınız? Dersim adını almayı gerektiren bir neden mi vardı? Hayır.

BAŞKAN – Sayın Halis, teşekkür ediyorum, iftirayla ilgili konuyu açıkladınız…

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Arşivlerin açılmasını istedik, yok, araştırma önergesini veriyoruz, yok. Burada sorun, Başbakan söylediği zaman iyi, güzel de…

HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Başbakan öyle söylemedi.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – …biz söylediğimiz zaman iftira ve Türk milletini zan altında bırakmak oluyor ki, bizim Türk milletini zan altında bırakmaya yönelik bir hedefimiz de anlayışımız da mantığımız da olamaz. Bunun böyle bilinmesini istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, 60’a göre bir söz talebim var.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Bozdağ.

7.- Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, ben açıklamamda Dersim’de yaşanan acıları, olayları, haksızlıkları yok saymadım; tersine, Dersim’de yaşanan acıları, haksızlıkları, olayları Türkiye Büyük Millet Meclisinin el atıp incelemesi gerektiğini, bu gibi konuların üzerine herkesin gitmesi gerektiğini, biz, Sayın Başbakanımız dâhil, her açıdan ifade etmişizdir. Sayın Başbakanımızın ifadesi de bu acıları paylaşmak yönündedir, o yüzdendir ama bizim itiraz ettiğimiz şey Dersim’de yaşanan olayların soykırım olarak nitelendirilmesi ve Türkiye Büyük Millet Meclisine “Soykırım olarak bu tanımlanıyor.” diyerek bir araştırma önergesi getirilmesidir. Bizim iftira dediğimiz olay, Dersim’de, Tunceli’de yaşanan bu hadiselere soykırım nitelemesinin yapılmasıdır, yoksa bu konuların araştırılması, incelenmesi değildir.

Bunun bir kez daha altını çizmek istiyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, burada soykırım kavramı yok, hatırlatmak istiyorum.

BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Var, var.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Metinde var, metinde “Soykırım” yazıyor. Allah, Allah!

BAŞKAN – Lütfen… Karşılıklı şey yapacak değiliz.

Buyurun Sayın Kaplan.

8.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa, Meclisin denetim usullerini belirlemiş durumdadır. Bu denetim usulleri içinde araştırma önergeleri gruplar adına verilebilen ve Mecliste bazı konular üzerine tartışma açan bir konu. Bir usul olarak Meclis Başkanlığına bu önergeler verildiği zaman grup tarafından, anlattık, Kanunlar Dairesine gidiyor ve bu Kanunlar Dairesinde bunun üzerinde gerekli tetkik ve inceleme yapıldıktan sonra Meclis Başkanlığına sunuluyor ve Sayın Başkanlık Divanı da bu sunuşları yine İç Tüzük’e göre Genel Kurula sunmakla görevlidir. Yani Meclis Başkanlığının sunuşları konusunda burada “Geriye alın, yok düzeltin, yok şunu yapın.” demek gibi bir durum, bir hak söz konusu değildir. Yani burada siyaseten de şuna gerçekten şaşıyoruz: Başbakan, CHP Liderine Dersimli olduğu için “Dersim katliamını savunamıyor.” diyor. Dersimli olan Ana Muhalefet Lideri, Başbakana dönüyor diyor ki: “Siz incelemiyorsunuz.” Ee, biz de grup olarak bunu incelemeye getiriyoruz, takoz koyuyorsunuz. Takoz koymanın bir gereği yok arkadaşlar.

Demokrasi; susturmak, sansür koymak, yani bir şeyleri örtmek, bir şeyleri gizlemek değildir. Demokrasi; gerçekle yüzleşmek, konuşmaktır. O gün gelir ve o gün gruplar olarak çıkar düşüncelerinizi açıklarsınız, oylanır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kaplan; herkese iki dakika süre verdim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Bu böyle olacak. Bunun için yapacak başka bir işlem yok. Başkanım, siz gereğini yapmışsınız zaten.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Şandır, buyurun.

İki dakika süre veriyorum.

9.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, BDP Grubunca verilmiş olan ve bugünkü birleşimin sunuşlar kısmında okunmuş bulunan (10/1030) esas numaralı, 1937 ve 1938 yıllarında Tunceli’de meydana gelen olayların araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önerge konusunda tekrar açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, bu husus İç Tüzük 67’de çok açık, net. “Kaba ve yaralayıcı söz…”

Şimdi, burada Türkiye Cumhuriyeti devletinin Birleşmiş Milletler Sözleşmesiyle de ilişkilendirilerek soykırım yaptığı ifade ediliyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında başka ülkelerin, başka devletlerin Türkiye’yi soykırımla suçlamasına karşı ortak bir duruş ortaya koyarken, burada böyle bir talihsizliğin yaşanmasına Meclis Başkanlığının, Divanın müsaade etmesi ve bunun tutanaklara geçirilmesi gerçekten talihsizlik olmuştur.

Bu oturum içerisinde gerekiyorsa bir genel görüşme de açarak, bu oturum içerisinde bu gerekçenin tutanaklardan çıkartılması gerekmektedir; yoksa Türk milletine, Türk devletine soykırım iddiasıyla hakaret etmek asla kabul edilemez.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Hakaret yok Sayın Şandır.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Asla kabul edilemez. Yoksa acıları araştırmak ayrı bir hadise.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dersim’de katliam var mı yok mu? Katliam yaralayıcı değil mi?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Başkalarının iddialarına hukuki gerekçe geliştirecek böyle bir iddianın, böyle bir gerekçenin Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında konuşulması ve tutanaklara geçirilmesi, Türkiye açısından, Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti devleti açısından asla kabul edilemez. Bu, hepimizin meselesidir. Burada bulanan herkesin ortak sorumluluğu, bu gerekçenin bu tutanaklardan çıkarılmasını sağlamaktır. Sağlamadığımız takdirde, burada atalarımıza “katil” denilmesini ve bunun devlet olarak, resmî bir politika olarak yapıldığının kabul edilmesini, özgürlük, demokrasi olarak kabul edemeyiz. Arkadaşlarımız, bunu böyle anlamalılar.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şandır. Başkanlıkça değerlendirilecektir, teşekkür ediyorum.

V.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Bölüm üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz isteyen Mehmet Nezir Karabaş, Bitlis Milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın dokuzuncu ve son bölümü üzerine Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, bugün açılan tartışmayı çok değerlendirmeyeceğim, zamanım kısıtlı, bunu tartışırız ileride. Bugün dokuzuncu bölümünü tartışıyoruz, görüşüyoruz tasarının ve son bölüm. Son bölüm olduğu için de genelle ilgili biraz genel bir değerlendirme de yapmak istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz bu tasarının gündeme getirilmesi, aslında, daha yazın başlarında, ilkbaharda, AKP’nin krizden kaynaklı… Her ne kadar Sayın Başbakan “Teğet geçti.” diyorsa bile, muhalefet partileri, bizler, daha iki yıldır “Bu konuda tedbir alınsın.”, son bir yıldır sürekli “Vergi, sigorta primi, diğer idari alacaklarla ilgili bir düzenleme yapılsın, esnafın, sigorta primi borçlusunun, idari para cezasına çarptırılmış kesimlerin beklentileri yerine gelsin.” dedik. Bu konuda devlet, bu konuda Hükûmet, bu AKP Hükûmeti aslında bu çeşitli kesimlerin beklentisi olan tasarıdaki maddeleri ikili kullandı:

Bir: Referandum yaklaşıyordu, yaz aylarında “Biz vergi ve sigorta prim borçlarını getireceğiz.” dedi, bunu o dönem kullandı. Referandum süresince bu kullanıldı ve muhalefet partileri, bizler, daha bir şey görüşülmeden “Bu konudaki tasarıyı, vergi borçları ve prim borçlarıyla ilgili düzenlemeleri getirin, bir an da çıkaralım.” dedik, AKP bunu…

Şimdi, şubatın sonlarına geliyoruz, bunun yasalaşması, çıkması, Cumhurbaşkanı tarafından-onaylanıp Resmî Gazete’de sonuçlanması seçim üzeri olacak. İkili; bir yasa, bir tasarı, iki seçimde -bir referandumda, bir de 2011 seçimlerinde- kullanmak üzerine yapılıyor. Tabii, bu düzenlemeleri yaparken, aslında çok kolay Meclise gelmeyecek, Meclise geldiği zaman çeşitli kesimlerin ciddi şekilde tepkisini çekecek tüm yasaları içine koyup iki yüz otuz, iki yüz kırk maddeyi bulan bir yasa getiriyor önümüze.

Şimdi, bu konuda, biraz, AKP’nin sermayeye, emeğe yaklaşımında temel mantığına bakmamız gerekiyor. Temel mantık şudur: Ekonomik yaklaşımını sermayenin rekabet edebilirliği üzerine kuruyor AKP. Sermaye rekabet edebilirse, sermaye güçlü olursa işsize de iş bulunur, işçi de bir ekmek yer, yoksa işçi acından ölür; bunun üzerine kurulmuştur. Bunun üzerine kurulduğu zaman da sermayenin rahat kazanabilmesi, çok daha fazla kazanabilmesi için -uluslararası ve yerli sermayenin- önündeki tüm engelleri kaldıracaksınız. Nedir? Çevreyle ilgili, doğayla ilgili tüm engelleri kaldıracaksınız. İşveren, sermayedar istediği yerde, istediği yatırımı yapacak, bu, su kaynakları da olsa; bu, tarihî, korunması gereken yerler de olsa; bu, su havzaları da olsa, deniz kıyıları da olsa.

İki: Daha fazla kazanabilmesi için az harcaması gerekir. Bunun yolu da ham madde üretiminden, diğer ithalattan bunu sağlamak mümkün değil, en kolayı işçidir. İşçinin örgütlülüğünü, işçinin hakkını azaltacaksın, ücretini azaltacaksın. Haa, hesabına gelirse… Eğer gelmezse bir yasal düzenleme yaparsın, bugüne kadar iş kanunlarıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’yla, Anayasa’yla tanınmış haklar varsa bile, çoğunluk vardır, bu Mecliste tartışılır, o kanun değiştirilir. Hesabına gelirse işçi, hesabına gelirse kamu emekçisi bunları kabul ederler, kabul etmezse evine gider. Böyle bir düzenleme yapılıyor.

Nitekim, sayın milletvekilleri, 2009 yılında işveren çevreleri ve Hükûmet tarafından Ulusal İstihdam Stratejisi çıkarıldı. Buna da sözde işçi çevreleri de ortak edildi. Aslında bu Ulusal İstihdam Stratejisi, Türkiye’de bugün gerçekten emek için, emekçi cephe için Millî Güvenlik Siyaset Belgesi kadar tehlikeli bir belgedir. Tümüyle esnekleşmiş bir çalışma ortamı, tümüyle örgütsüz bir çalışma ortamı, tümüyle işverenin taleplerine göre düzenlenmiş bir çalışma ortamı… Haa, bu konuda işçi sendikalarının etkinliği olmayacak. Hatta işçinin önemli bir kesimi, hele özellikle özel sektörde güvencesiz olacak, sendikasız olacak ve işveren, bu işçiyi istediği gibi çalıştıracak, istediği zaman işten atacak, istediği ücreti verecek. Hatta yapılan bazı düzenlemelerle böyle gerekçeler konularak, bölgelere ayrılarak, bilmem neler yapılarak, açlık sınırının altında olan, ölüm sınırında olan asgari ücretin bile yeri geldiği zaman düşürülmesi… Nitekim, bu tasarıda, bu torba tasarısında bununla ilgili birçok düzenleme var. Nitekim, esnek çalışmayla da, asgari ücretin farklı bölgelerde farklı uygulanmasıyla ilgili de İktidarın, AKP’nin bu konuda hem söylemleri var hem de çalışmaları var; bunları biliyoruz. Tüm bunlar olduğu zaman Türkiye gerçekten bir sermaye cenneti olacak, Türkiye çok üretecek, Türkiye çok satacak. İhracattan sorumlu Bakanımızın dediği gibi her sene ikiye üçe katlayacağız ama açlık, sefalet artacak; kömüre muhtaç, makarnaya muhtaç sayısı artacak; ölümler, iş kazaları artacak; her gün bir iş yerinde her gün onlarca işçimiz yaşamını yitirecek veya iş kazasında ölecek değerli milletvekilleri.

Esnek çalışma biçimini oturttuktan sonra örgütlenmeyi de zihinde bitirip yarın öbür gün de pratik olarak tümüyle bitirdiğimiz zaman sorunlar çözümlenir. Çünkü hedef konulan şudur: Herkes arı gibi çalışacak; herkes, eğer işte kalmak istiyorsa güvencesi, örgütü, sendikası olmasını aramayacak; diğerinden daha fazla üretmeyi, diğerinden daha fazla çalışmayı önüne koyacak. Bu rekabet olursa kesinlikle sorunlar çözümlenecek.

Değerli milletvekilleri, bu mantık, kayıt dışılığı artırıyor, bu mantık ölümleri artırıyor, her gün Türkiye'de iş kazalarında ölüm oranları ve yaralanma oranları artıyor.

Değerli milletvekilleri, 2010 yılının son ayında meydana gelen iş kazalarında 47 kişi yaşamını yitirmiş, 253 kişi de yaralanmış. 2010’un Aralık ayında 16 inşaat işçisi ölmüş, 56 inşaat işçisi yaralanmış, ki inşaatların yüzde 80’i Türkiye'de aralık ayında, 12’nci ayda duruyor, buna rağmen bu kadar ölüm var. Hepiniz biliyorsunuz, onu söylemeye gerek yok, Tuzla’da bugüne kadar 131 tersane işçisi yaşamını yitirdi. Yine Zonguldak Karadon Kömür İşletmesinde 30 işçimiz öldü, 2’sinin cesedi sekiz ay sonra çıkarıldı. En son örnek, OSTİM önümüzde, Ankara’nın göbeğinde, Türkiye'nin sanayi politikası, işçi politikası, işçi-iş denetimi politikası patladı; 20 tane insan öldü. Nitekim, üç gün sonra, kaç kişinin orada olduğu, kaç kişinin çalıştığı, kaç kişinin göçük altında kaldığı, kaç kişinin öldüğü tespit edilebildi ve en son da, değerli milletvekilleri, Afşin-Elbistan’da yaşanan olay. Bir göçük yaşanıyor, 1 işçi yaşamını yitiriyor ve ardından o işyerinde, büyük göçüğün olduğu alanda çalışma sürdürülüyor ve ardından 10 işçi göçüğün altında kalıyor, birinin cesedi çıkarıldı, diğerlerine hâlâ ulaşılamamış. Şimdi bu zihniyet, bu mantık ölümleri getiriyor.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıda en önemli madde de şudur: İktidar ve muhalefetin ortaklaştığı bir madde. Uluslararası yasalara, Türkiye Anayasası’na, mevcut yasalarına uygun olmayan bir af yasası getirildi öğrencilerle ilgili. Tüm öğrencileri kapsayan, herkesi kapsayan bir af yasası. Buraya bir istisna konuldu, üç parti tarafından ortak getirildi; Kürt olanlara af yok, terörle mücadeleden hüküm giymişlere af yok.

Değerli milletvekilleri, biz iddia ediyoruz; bunu kabul etmeyeceğiz bugünden seçimlere kadar, bu yasa değiştirilinceye kadar, yeniden Kürt öğrencilere af getirilinceye kadar. Her alanda, iktidar başta olmak üzere muhalefet dâhil, halkımıza şikâyet edeceğiz bunu, her alana taşıyacağız, gündemimiz bu olacak. Biz, bu yasa Kürt öğrenciler için de değiştirilmediği sürece gündemimizde olacak, sizi de halkımıza şikâyet edeceğiz.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Bölüm üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz isteyen Lokman Ayva, İstanbul Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA LOKMAN AYVA (İstanbul) – Efendim, alkışlar biraz geç geldi ama kusura bakmayın.

Aziz Başkanım, aziz milletimin kıymetli vekilleri; sizleri ve bizleri izleyen vatandaşlarımızı yüreğimden gelerek şükran ve minnetle selamlıyorum, çalışmalarımızın hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sağ olun.

Şimdi efendim, ben, özellikle minnet ve şükran ifadesini niçin kullandım? Onu şöyle arz etmeden önce, bu torba kanunun “torba” ismiyle ilgili birkaç paylaşımda bulunmak istiyorum. Malumunuz, ben geçen dönemden bu tarafa… Torba kanunlar görüşülürken ilginç isimler bulunmaya çalışılır ama çok orijinal şeyler bu dönem çıkmadı. Torba, çuval, denk, çorba… O tür şeyler çıktı ama daha ilginç şeyler çıkar diye bekledik, inşallah bundan sonra çıkacaktır. Hatta bunun İngilizcesine de baktım, “cep kanunu” diyorlar, onlar da cebe benzetiyorlar torbayı, “…”(x) filan diye. Fakat benim gözlemlediğim, bu torba kanun, sosyal kesimler açısından, tabiri caizse, bir bayram alışverişinden dönen çanta kanuna benzedi. Çünkü güzel şeyler var içinde. Müjde kanunu diye düşünüyorum ben de. İnşallah milletimizin güzelliklere, daha iyi şartlara ulaşması noktasında, daha iyi noktalara gelmesi için çok güzel bir müjde, çok güzel paketler olan bir kanun olarak yürürlüğe girecek ve onunla ilgili sonuçlar olacak diye ümit ediyorum.

Efendim, ben, malumunuz, bazı nedenlerden dolayı hem alt komisyon çalışmalarına hem de Plan ve Bütçe Komisyonunun çalışmalarına iştirak ettim. İşin doğrusunu söylemek gerekirse, hani burada bir iktidar, muhalefet veya bir ideolojik şeyini bir tarafa bırakacak olursak, ortam çok çok güzeldi. Son derece… Hem Mustafa Özyürek Beylerin hem Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Mustafa Kalaycı Beyler hep beraber, AK PARTİ’lilerle beraber kafa kafaya vermiş, milletimiz için daha iyi ne olabilir diye kaygılanıyorlar. Dolayısıyla bu ihtisas komisyonları bence çok iyi düşünülmüş, çok iyi bir icat. İnsanların daha az ideolojik, daha çok hizmet, daha çok vatandaş merkezli olduğu bir ortam oluyor. Ben bu anlamda bütün Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerimize minnetlerimi en azından bir vatandaş olarak sunmak istiyorum. Benim de hayatımı olumlu etkileyecek bir sürü kararlar aldılar.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Komisyonda çok eziyet çektin yalnız.

LOKMAN AYVA (Devamla) – Estağfurullah efendim. Ferit Mevlüt Aslanoğlu Bey’in Malatyasporun galibiyetinden sonra ikramları o eziyetleri unutturdu bize. Her ne kadar Fenerbahçeli olarak yediysek de en azından acımızı, zararımızı azaltmış olduk kendileri sayesinde, dondurmalı kadayıfla.

Şimdi burada gelmek istediğimiz nokta şu: Milletimiz, hakikaten, bu kanunla çok güzel şeylere geliyor. Çeşitli sosyal kesimlerle ilgili çok güzel hükümler var. Şu veya bu şekilde borçlarını ödeyememiş, vergilerini ödeyememiş, sigorta primleriyle ilgili sorun yaşamış vatandaşlarımız var. Tabii ki bu vatandaşlar kimin vatandaşı? Bizim vatandaşımız, bir başka ifadeyle bizim patronumuz da aynı zamanda, bizim hizmet ettiğimiz kişiler, bize vekâlet veren insanlar. Şu devirde, inanın, güven unsurunun, kişiler arası, bireyler arası güven unsurunun az olduğu dönemde, kardeş kardeşe bile vekâlet vermekte zorlanırken, umumi vekâlet, vatandaşlarımız bize vekâlet vermişler. Benim de iç rahatlığıyla gözlemlediğim odur ki hem Komisyondaki hem de Parlamentodaki çalışmalardan, gece yarılarına kadar AK PARTİ’li milletvekilleri dimdik ayakta, muhalefetimiz dimdik ayakta ama gece saat 12’den sonra 20’nin altına düşmesini özellikle arzu ediyoruz ki yoklama istemesinler diye. Ama böylelikle ne oluyor? Bize verilen vekâletleri hak ederek, vatandaşımıza bir hizmet götürüyoruz; insanımızın hayatını iyileştirme noktasında, şu veya bu nedenle oluşmuş problemleri çözmeye çalışıyoruz. Tabii ki farklılıklarımız olacak. Keşke daha çok alternatifler, farklı çözümler üreterek bu farklılıklarımızı ortaya koysak ama daha çok eleştirerek, haklı veya haksız eleştireler yaparak bu ortaya konmaya çalışılıyor. Ben, daha çok alternatif üreterek eleştirilerin veya çözümlerin ortaya konmasını bekliyorum.

                                

(x) Bu bölümde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

Ben, özürlülerle ilgili olarak da tekrar minnet ve şükranlarımı ifade etme nedenimi açıklamak istiyorum. Burada 657’yle ilgili değişiklikler yapıldı. Burada, çok önemli bir şey, Borçlar Kanunu’yla ilgili değişiklikler yapıldı, sosyal güvenlikle ilgili değişiklikler yapıldı. Bunlar önemli ölçüde halkın günlük hayatına yansıyacak. Çok önemli değişikliklerden birisi de şu: Malumunuz, özürlülerin kamu personeli olmasıyla ilgili, memur olmasıyla ilgili sınavları kurumların kendisi yapmak zorundaydı, hâlbuki bu sınavı yapmak bir uzmanlık gerektiriyor çünkü görme özürlüsü var buna okuyucu vereceksiniz, işitme engellisi var tercüman vereceksiniz, ortopedik özürlü arkadaşımız için şartlara uygun bina bulacaksınız, zihinsel engellilerin sınavları farklı bir şekilde. Dolayısıyla, bunu her kurumun başarması çok kolay olmuyordu ve memurların kotasının doldurulamamasının aslında arka planında yatan nedenlerden önemli birisi de buydu. Bu gelen değişikliklerle bu da değişmiş oldu. Yani, artık, merkezî bir sınav yapıp, özürlü kardeşlerimiz, vatandaşlarımız kapı kapı gezmek, il il, ilçe ilçe gezmek zorunda kalmayacaklar, bu da çok güzel bir şey. Yani, düşünebiliyor musunuz, şu anda 26 bin civarında memur açığımız kaldı 657’de, onu da çok rahat bir şekilde bir hamlede doldurma imkânımız olacak. Bunlar tabii çok güzel gelişmeler. O anlamda, minnet ve şükranlarımı, hakikaten, samimiyetle, bütün samimiyetimle ifade etmek istiyorum.

Burada bir yeni gelişmeyi de paylaşmak istiyorum, arz etmek istiyorum. Çok önemli bir öneri. Bizden gelmedi fakat Bekir Bozdağ Bey’den geldi. Şöyle bir önerisi oldu. Dünyada -eğer becerebilirsek veya henüz olgunlaştıramadık, olgunlaştırabilirsek- ilk defa bizim bir uygulama yapma şansımız olacak. O da şu: Sözleşmeleri yaparken görme özürlülerinin de hâkim olabilecekleri şekilde metnin ek olarak asıl sözleşmeye konulmasıyla ilgili bir durum. O nasıl yapılabilir? Teknoloji, teknik imkânlar… Şu an için gerçekleştirebilir miyiz, henüz formülize edemedik ama onu edebilirsek, düşünebiliyor musunuz, artık, Türkiye’de sözleşme yapan körler de, kendi hâkim olabildikleri yani aracısız hâkim olabildikleri metinler sayesinde sözleşmelerini yapabilecek. Bu tabii, Türkiye için -hele hele bir de bu konunun yani özürlü olmayan ve bunlarla doğrudan aktif olarak ilgilenmeyen birisinin önermesi- önemli bir gelişme, şans diye düşünüyorum. Bu düzeyde yetkili insanların bunları önermesi çok önemli diye düşünüyorum. Formülize edebilirsek iyi olacak ama olmazsa bile en azından başlatmış olduk, bundan sonrasını getireceğiz.

Efendim, bundan sonra, ben, şu veya bu şekilde, şöyle bir önerimi de arz etmek istiyorum: Torba kanunu yönteminin aslında faydalı bir yöntem olduğunu ben anlıyorum çünkü birçok milletvekillerimizin çok güzel fikirleri var, çok güzel düşünceleri var. Onların Meclis çalışmasının birinci ve üçüncü yılında toplanarak, sistematize edilerek bütün Parlamentonun, iktidar, muhalefet, yürütme ayırmaksızın bir araya getirilmesi ve yasalaştırılması demek ki insanımız için çok faydalı oluyor, çünkü burada maddelerin birçoğu bu şekilde oluştu. Bu anlamda bunun daha sistematik bir şekilde, bütün Parlamentoyu ve yürütmeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi hayırlı olur diye âcizane bir önerim oldu.

Ben, yüce heyetinizi ve bizi izleyen vatandaşlarımızı içimden gelerek tekrar yine minnet ve şükranla selamlıyorum ve diyorum ki: Allah gönlünüzün ne muradı varsa versin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayva.

Bölüm üzerinde şahsı adına söz isteyen Mustafa Enöz, Manisa Milletvekili.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Yok efendim.

BAŞKAN – Yok.

Emin Nedim Öztürk, Eskişehir Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın dokuzuncu bölümü üzerindeki görüşmeler için şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bu bölümde Eskişehir’imizi ilgilendiren ama aslında bütün çiftçilerimizi ilgilendiren çok önemli bir kanun maddesi var, o yüzden söz almış bulunmaktayım. Bu, hakikaten uzunca bir zamandır sıkıntısını çektiğimiz ama bir türlü kanunla düzenleme yapmakta başarılı olamadığımız bir düzenlemeydi. Biliyorsunuz, 1953 yılında Adapazarı Şeker Fabrikası kurulmuş ve Eskişehir, Kütahya, Bilecik buranın ekim alanları olarak gösterilmişti. Depremden sonra Eskişehir bölgesi ekim yapmayı durdurmuştu ve ondan sonra da özelleştirilince fabrika, Eskişehir bölgesinde ekim alanı olarak Kurul haklı olarak belli bir yasak getirmişti. Şimdi, biz, yaptığımız bu düzenlemeyle bunun önünü açıyoruz, sadece Eskişehir bölgesinin değil, aynı zamanda Susurluk’un veya diğer başka bölgelerin de önünü açmış oluyoruz. Yaptığımız düzenleme, tamamen, çok basit ama Kurumu da hiçbir şekilde sıkıntıya sokmayacak olan bir düzenleme. Bu Şeker Kanunu’nun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasına, şirketlerin kendi ekim alanlarında yeterli ham madde bulunamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebileceğine ilişkin bir cümle ilave ediyoruz. Bununla, aşağı yukarı, benim bölgemde 300 bin ton şeker pancarı ekimi gerçekleşecektir. Hakikaten, bu, çiftçimizin önemli bir sorununa çözüm bulduğumuzu gösteriyor.

Ben tabii, özellikle bana burada yardım eden değerli arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum başta Plan Bütçe Komisyonu Başkanı olmak üzere oradaki üyelerine, bu maddenin hazırlanmasında çok emeği geçen ve yardımcı olan Konya Milletvekili Hasan Angı Kardeşimize, yine bu maddede hakikaten inanarak destek veren diğer bütün milletvekili arkadaşlarıma, özellikle Bursa Milletvekili Ali Koyuncu Arkadaşıma ve Adapazarı; hakikaten, Adapazarı’ndaki milletvekili arkadaşlarımız bu maddenin çıkarılması için çok uğraştılar.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Söyle, söyle, onların da isimlerini söyle.

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – Adapazarı’ndaki arkadaşlarıma, hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Münir Kutluata…

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – Tabii, grup başkan vekillerim… Bu haklı maddenin yazılmasında, haklı olan, bizim istediğimiz…

ALİM IŞIK (Kütahya) – “Münir Kutluata” ismini de söyle.

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – …çiftçilerin özellikle istediği bu maddeyi ilave etmek konusunda grup başkan vekillerimiz de çok gayret gösterdiler, onlara da çok teşekkür ediyorum.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Münir Kutluata’yı söyle, madem diğerlerini söyledin.

EMİN NEDİM ÖZTÜRK (Devamla) – Hayırlı, uğurlu olsun diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ayıp! Ne olur sanki söylesen adını.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Ayıp, ayıp! Size yakışmıyor.

BAŞKAN – Bölüm üzerinde konuşmalar tamamlanmıştır.

On beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.

Sayın Özdemir, buyurun.

HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakana soruyorum: AKP hükûmetleri döneminde uygulanan kötü ekonomi ve tarım politikaları sonucunda çiftçilerimizin ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın durumu perişan hâle gelmiştir. Bu torba yasaya çiftçilerimizin ve hayvancılıkla uğraşan köylülerimizin tarım kredi borçları ve Ziraat Bankasına olan kredi borçlarının yapılandırılmasına yönelik bir düzenleme eklemeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Asil…

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, bu kanunun 222’nci maddesinin geçici birinci maddesinde “Söz konusu sağlık hizmetleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer.” diyor.

Şimdi, bu fıkradan da anlaşılacağı gibi, sigorta şirketlerinin kusursuz kişilerin tedavi giderlerini ödemekten kaçınması zaten mümkün değil iken, böyle âdeta bir salma niteliğinde -hem de geriye dönük olarak bir salma niteliğinde- böyle bir bedelin sigorta şirketlerine yüklenmesini ve bu sigorta primini ödeyen vatandaşların kusursuz olarak bu hesaba para aktarmalarını adaletsiz bulmuyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, bilindiği gibi bu torba yasa içerisine daha önceki dönemlerde emeklilik hakkını kazanmaları açısından SSK ve BAĞ-KUR prim borçları olan vatandaşlara bir yapılandırma getirilmişti. O yapılandırmalardan yararlanamayanlara tekrar bir imkân sunuluyor. Ancak, burada belli şartlar var: Örneğin, yapılmış olan taksitlendirmenin üçte 2’sini ödemiş olacak, kalanını şimdi getiriyor. Bu düzenlemeyle, bu durumda birçok vatandaşımızın emekli hakkını kazanamayacağı, daha doğrusu yapılandırmadan yararlandırılamayacağı açıktır. Bu son getirilen düzenlemeyi bir açıklar mısınız. Bunda yeniden bir düzeltme yapılabilir mi, bu sınırlar kaldırılabilir mi?

İkincisi de hâlen kamu kurumlarında kaç adet özürlü kadrosu boş bulunmaktadır? Sekiz buçuk yıllık AKP döneminde neden bu kadrolara atama yapılmamıştır? Açıklarsanız sevinirim.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Öztürk…

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, dün tasarıya eklenen 183’üncü maddeyle TOKİ’nin toplu konut projeleri dışında yaptığı kamu yatırımlarına da Kamu İhale Kanunu’nun bazı hükümlerinden muafiyet getirilmiştir. Bu muafiyet arasında, kamu yatırımı için ihaleye çıkmadan önce ödeneğinin bulunması koşulunun aranmaması da vardır. Bu değişiklikten önce de TOKİ okul gibi kamu yatırımları yaptığına göre, bugüne kadar yapılan bu yatırımlar Kamu İhale Kanunu’na aykırı bir şekilde mi yapılmıştır? Öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Çalış…

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, teşekkürler.

Sayın Bakan, görüşmekte olduğumuz tasarı kamuoyuna yansıdıktan sonra 4/B, 4/C ve geçici işçi statüsünde çalışanlar da bir beklenti içine girdi. Bu arkadaşlarla ilgili de bir düzenleme getirecek misiniz?

Bir diğer sorum: Elmalı Düden köyünde yaşanan facia televizyon haberlerine yansıdı. Kredi batağına düşen Türkiye’nin pek çok tarafında, Düden köyü gibi tarlaları, varlıkları haczedilmiş insanlar vardır. Bu bankalarla başı derde giren köylerle ilgili bir çalışmanız olacak mı?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Karabaş…

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Teşekkür ederim Başkan.

Aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum. Bu torba tasarısı görüşüldü. Burada 234 tane madde var ancak bunun içinde, 177’nci maddede, geçici 58’inci maddede, “Terörle Mücadele Yasası’ndan mahkûm olanların dışında” denmesi uluslararası yasalara, Türkiye’nin mevcut Anayasası’na, eşitlik ilkesine uyuyor mu? Bunu siz, bir Bakan olarak ve Hükûmetin bir üyesi olarak içinize sindirebiliyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, bugün torba yasanın son günü. Gelin, muhtarlarla ilgili, Köy Kanunu’nda getirilecek maddeyi buraya koyalım. Bu muhtarlarımızın özlük haklarını lütfen, rica ediyorum, beklemeyelim, bugün, burada bitirelim. Ben bir kez daha, son kez sizden rica ediyorum.

Yine, geçici işçilerimiz, 28 bin kişi kalmıştı. Bunların çoğu emekli oldu, 20 bin tane geçici işçimiz kaldı. Beş ay yirmi dokuz gün prim ödeyen işçilerin… Onlara bir şekilde, bu torba yasanın son gününde, o geçici işçilerimizin sorunlarına çözüm bulalım Sayın Bakanım. Hassaten rica ediyorum.

Bir son sorum: Mahalle ve köy bekçilerine elbiselerini verecek misiniz, vermeyecek misiniz?

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakana şunu sormak istiyorum: Bu yap-işlet-devret modeli çerçevesinde HES’lere yönelik, barajlarla ilgili bir hüküm var bu bölümde. Kaç tane köprü yapılacak barajlar üzerinde, yani Devlet Demiryolları veya Karayolları tarafından? Bu HES’ler nedeniyle, yap-işlet-devret modeli içindeki şirketlere yapılması düşünülen kaç tane köprü var? Bunu merak ediyorum. Örneğin Keban Barajı üzerinde bir tane var. Bunun dışında hangi bölgelerde; Karadeniz’de mi, Munzur’da mı, başka yerlerde mi yapılmak isteniyor? Bu konuda bir bilgi verirseniz teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Şandır…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Çok teşekkür ederim.

Sayın Bakan, Sayın Mevlüt Aslanoğlu’nun sorusunu ben de yeniliyorum. Lütfen… Gerçekten, bir torba yasa çıkartıyorsunuz, toplumun birtakım mağduriyetlerini aşmaya çalışıyorsunuz. Bu mağduriyetler kapsamında muhtarlar, gece bekçileri ve özellikle de 4/C, 4/B gibi farklı statüdeki kamu çalışanlarının durumlarını düzeltmek noktasında, fırsat geçmeden burada bir değişiklik yapmayı düşünür müsünüz?

Ayrıca, bir kısmına, büyük kısmına kadro verdiğiniz geçici işçiler, beş ay yirmi dokuz gün çalıştın gerekçesiyle, aynı işi yapan 2 görevli, özellikle de orman işletmelerinde çalışan yangın işçileri, yangının karşısında aynı işi yapıyor, biri geçici görevli, biri kadrolu. Bu yanlışlığı, bu haksızlığı düzeltmeyi düşünür müsünüz?

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Bakan, buyurun.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Özdemir, “Çiftçilerin, tarım kredi kooperatifleri ve Ziraat Bankasına olan borçları kapsama alınacak mı?” diye sormuşlardı. Yapılandırma hükümleri vatandaşlarımızın kamuyla olan borç-alacak ilişkilerini düzenlemek üzere hazırlanmıştır. Bunun dışında, alacaklarını bu kapsamda yapılandırmak isteyen odalar gibi kuruluşların da alacakları kapsama alınmıştır. Çiftçilerin tarım kredi kooperatifleri ve bankalara olan borçları ise özel hukuk hükümlerine tabi olduğu için bu kapsama alınmamıştır. Ancak, bu, ilgili kuruluşların gönüllü olarak böyle bir çalışmayı yapmalarına engel herhangi bir durum yok. Bu, bankaların kendilerinin kanun olmadan da yapabilecekleri, ihtiyaca göre yapabilecekleri bir husustur.

Geçici 1’inci maddeyle ilgili Beytullah Bey’in sorduğu bir soru vardı. Trafik kazaları sonucu yaralanan ve vefat eden vatandaşlar sağlık giderlerinin karşılanmaması nedeniyle mağdur oluyorlardı. Yapılan düzenleme ile kaza geçiren tüm vatandaşların sağlık giderleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacaktır. Aslında yıllardır bu, özellikle hükûmetlerimiz döneminde sağlık alanında yapılan hizmet genişlemesiyle zaten bu hizmetleri devlet olarak biz sunuyorduk ama sosyal sigortalarla ilgili firmalar bu yönde de kesinti yapıyorlardı vatandaşlardan. Şimdi onun bir kısmını, adalete de çok uygun bir şekilde devlete, kamuya aktarmış olacaklar çünkü bu hizmeti sunan kamu, o şirketler değil.

Sayın Işık’ın sorusu var. Prim borcu bulunan vatandaşlarımız primlerini ödemeleri durumunda prim borcuna karşılık gelen sürelerini hizmet olarak kazanma imkânı sağlanacaktır. Ancak emekli olmak için diğer şartları da -yaş artı hizmet yılı- yerine getirmeleri gerekmektedir. Özellikle bu konuda artık sosyal güvenlik sistemimizde önemli köklü değişiklikler yapıldı. Yaşa bağlı olarak, zaten geçmişe yönelik borçlansa bile yaşı gelmeden emekli olması mümkün değil biliyorsunuz. Dolayısıyla yaşı gelinceye kadar primini yatırması ve daha yüksek maaşlarla...

ALİM IŞIK (Kütahya) – O tamam da...

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Diğer taraftan, baktığımız zaman, tabii, özürlülerle ilgili sorular vardı. Özürlülerle ilgili, bu dönemde, gerçekten çok önemli, devrim niteliğinde düzenlemeler yapıldı. Gerek özürlülerin eğitimi gerek istihdamı açısından, hem kamu olarak biz ciddi anlamda maaşlarla destekliyoruz, eğitim imkânlarıyla hem de özel sektörün özürlülerimizi istihdam etmesi için kolaylaştırıcı, teşvik edici düzenlemeler yaptık bu dönemde, Sayın Lokman Ayva’nın da çok yakın takibiyle. Bunları tabii ne kadar yapsak azdır ama imkânlarımız geçmişle...

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, sorum o değil. Kamuda kaç tane boş kadro var?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Onu, tabii, şu anda net bir rakam söylemem mümkün değil. Müsaade ederseniz, yazılı bir şekilde ona cevap verelim. Fakat özürlülerimizin geçmişten çok daha fazla iş hayatı içinde olduğunu da bu vesileyle vurgulamak isterim.

TOKİ’yle ilgili sağlanan düzenleme kolaylaştırmaya dönük bir düzenleme. Burada, tabii ki TOKİ, kamu kurumlarının doğrudan iş yaptığı gibi kamu kurumlarına da yardımcı oluyor, çeşitli yatırımların daha hızlı gerçekleştirilmesi yönünde destek oluyor. Onu kolaylaştırmaya dönük bir düzenleme.

Geçici işçilerle ilgili burada herhangi bir düzenlememiz yok. 4/B, 4/C’yle ilgili şu anda böyle bir çalışmamız yok. Yalnız personele ilişkin olarak bu vesileyle şunu söylemek isterim: Keşke bütün gruplar anlaşsalar…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Anlaştık…

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – …devlet personel sistemimizde daha köklü, daha fazla, bütün sıkıntıları giderecek bir personel rejimi reformunu hep birlikte gerçekleştirebilirsek, bu çok çok faydalı olur elbette.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Bakanım, gece gündüz çalışmaya hazırız.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Mevcut sistemi bir bütün hâlinde… Böyle noktasal düzenlemeler ister istemez yapıyı da bozabiliyor. Bir bütün olarak devlet personel sistemimiz konusunda bir reform yapma ihtiyacı elbette ki var. Bunu da, bütün partilerimiz keşke uzlaşmayla getirip yapabilsek. Bu son derece faydalı olur.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Biz hazırız efendim Milliyetçi Hareket Partisi olarak.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sekiz senedir “yapacağız” dediniz.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Bazı istisnalar, tabii, terör suçlarından dolayı öğrencilere ilişkin. Bunların yeniden -tabii, mahkûm olmuş olanlara ilişkin, yargılananlara ilişkin değil- bir sınava girmeleri önünde tabii bir engel yok ama bu kanunda Meclisimizin iradesi o şekilde tecelli etti. Bir istisna getirildi.

Sayın Aslanoğlu, muhtarlarla ilgili ve geçici işçilerle, bekçilerle ilgili yine düzenlemelerden bahsetti.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Koyalım Sayın Bakan.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Muhtarlarla ilgili -daha önce de belirtmiştim bir sorunuz vesilesiyle- bizim dönemimizde gerçekten çok ciddi bir artış oldu maaşlarında.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakanım, hiç artış olmadı. 30 liraydı 100 lira oldu.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – 98 liraydı 2002 yılında, fakat, tabii ki, daha fazla yapma ihtiyacı olabilir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hiç artış olmadı.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Önümüzdeki dönemlerde Köy Kanunu çerçevesinde özellikle, Köy Kanunu’nun Meclisimize gelmesiyle birlikte bu çalışmalar yeniden ele alınabilir.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Buraya koyalım Sayın Bakanım.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Tabii, bu, muhtemelen önümüzdeki döneme kalacak bir düzenleme. Öyle görünüyor.

YİD modeliyle ilgili, Sayın Kaplan köprülerle ilgili bir soru sordu. Doğrusu şu anda kaç tane köprü yapılacağına ilişkin hafızamda bir bilgi yok. Onu da, müsaade ederseniz, yazılı bir şekilde arkadaşlarımız, bürokratlarımız, tabii daha sonra…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, bürokratlar buraya bizi seyretmeye gelmiyorlar!

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Ama yanıltıcı, yanlış bir bilgi vermeyelim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Bakan, bürokratlar biliyorlardır, bilgi versinler.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Varsa bilgisi bürokratlarımızın hemen verebiliriz ama burada olanların da olmayabilir. Bu insani bir durum. Burada size gerekirse sonra yazılı bir şekilde…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – O zaman öbür seçim dönemine gelir bunun cevabı.

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Bu teknik bir konu. Yani tartışmaya açık bir konu değil. Buna cevap verilebilir.

Yalnız orada şunu söyleyeyim: Bu barajlar yapılmadan, su tutmadan önce bu köprülerin yapılması maliyeti çok daha düşüren bir unsur. Buna daha fazla dikkat etmemiz lazım. Barajlar su tuttuktan sonra değil de su tutmadan önce bu köprüleri gerçekleştirmemiz lazım. Son dönemlerde de özellikle buna dikkat etmeye çalışıyoruz.

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakan.

Dokuzuncu bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi dokuzuncu bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

Ancak birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.43

 


İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.55

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

208’inci madde üzerinde dört adet önerge vardır.

Son iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım, istemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Önergeleri sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı"nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                         Ali Koyuncu                            Yılmaz Tunç

                         Giresun                                     Bursa                                       Bartın

                   Kürşad Tüzmen                        Nedim Öztürk                     Abdurrahman Arıcı

                          Mersin                                   Eskişehir                                   Antalya

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiştir.

"d) 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, demiryolu ulaşım güzergahının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır."

"(f) 20/02/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililerine ait olmak üzere DSİ tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak kaydıyla DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                R. Kerim Özkan                        Selçuk Ayhan

                         Malatya                                    Burdur                                      İzmir

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“d) Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 208. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Günal                        Mehmet Şandır

                          Manisa                                    Antalya                                    Mersin

                    Beytullah Asil                         Yılmaz Tankut                             Alim Işık

                        Eskişehir                                    Adana                                    Kütahya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 S. Sayılı yasa tasarısının 208 nci maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Hasip Kaplan                     M. Nezir Karabaş                        Şerafettin Halis

                          Şırnak                                       Bitlis                                      Tunceli

                      Nuri Yaman                                                                            Bengi Yıldız

                            Muş                                                                                      Batman

BAŞKAN – İki önergeyi birlikte işleme alıyorum.

Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Kütahya Milletvekili Alim Işık, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan tasarının 208’inci maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu önergenin ne kadar tehlikeli ve yandaşlar için çıkarılmış bir önerge olduğunu sizlere hatırlatarak sözlerime başlamak istiyorum. Bunun mutlaka madde metninden çıkarılması lazım.

Değerli milletvekilleri, bu konular Komisyon çalışmaları sırasında Komisyonun gündemine geldi, AKP, CHP, MHP ve diğer gruba ait milletvekillerinin hiçbiri tarafından onaylanmadığı için çekildi. Şimdi, bu, Komisyondan geçmemiş, bir önergeyle buraya getirilmiş ve konu hakkında bilgisi olmayan Türkiye Büyük Millet Meclisindeki diğer milletvekillerinin böyle bir zaman darlığı altında iradesine sunularak geçirtilmek istenen çok tehlikeli bir konudur.

Neden tehlikeli olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu maddede, 208’inci maddede yer alan konunun eski halini ve şimdi getirilen düzenlemeyi, ayrıca şimdi sunulan önergede eklenen başka bir konuyu da sizlerle paylaşıp neyi yapmak istediklerini anlamanızda yarar var diyorum. Söz konusu maddedeki, mevcut 4628 sayılı Kanun’un ilgili maddesindeki şu anda yürürlükte olan kısmı okuyorum sizlere: “Yerli kaynaklara dayalı elektrik üretim amacıyla yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünce demiryolu ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesi işi enerji yatırımını gerçekleştirecek firmaya, ilgili idareye ait birim fiyatlarla hesaplanacak yer değiştirmeye ilişkin yatırım bedelinin yüzde 25 oranında indirim yapılarak belirlenen ve ilgili bakan tarafından onaylanan bedelle yaptırılır.” Yani firma bu işi yapacak, güzergâh değişiminden kaynaklanan maliyeti firma karşılayacak. “Ödenek karşılığı kaynağın aktarılmış olması koşuluyla söz konusu bedelin yarısı işin yüzde 50’sinin bitimini müteakip, kalan kısmı ise işin bitimini takip eden altı ay içerisinde ve her hâlükârda 31/12/2012 tarihine kadar yapılır.” Ayrıca diğer fıkrada da bununla ilgili diğer düzenleme var.

Şimdi, burada “Eğer, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili yatırım yapılması sırasında buradan geçen bir demir yolu sıkıntısı varsa, bu güzergâh değiştirilecekse bunu firma yapar ve şu tarihe kadar bunun bedelini öder.” diyor. Getirilen düzenleme ne getiriyor? “Yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda…” cümle aynı “…bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan, ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dâhil olmak üzere, demir yolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hâllerde rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demir yolunun kamulaştırma bedeli alınarak demir yolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır." Yani Devlet Demiryolları tarafından yapılır, dolayısıyla o süre kısıtlamasıyla ilgili herhangi bir hüküm kalmamış, hayırlı olsun! Yani bu işi almış ve şimdiye kadar taahhüdünü yerine getirememiş firmaların devlete olan borcu silinecek, taahhütleri yok sayılacak, bu işin maliyetinin firmaya yüklenmesi de kaldırılacak. Devlet Demiryollarının bağlı olduğu idare tarafından bu işin yapılması öngörülüyor. Değerli milletvekilleri, buna hiçbirimizin vicdanı razı olamaz. Bu, kanun değildir. Bu, kanun çıkarma da değildir. Lütfen bunu buradan çıkaralım.

Ayrıca bununla yetinilmiyor, şimdi AKP Grubunun getirdiği yeni bir önerge var, yeni bir fıkra eklenmiş. Deniyor ki bu fıkrada da: “Söz konusu yatırımlarla ilgili, masrafları ilgililere ait olmak üzere DSİ tarafından bunların denetimi, kontrolleri yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır.” Değerli milletvekilleri, devletin kurumlarının hakkı ve yetkileri burada bir önergeye bir ibare eklenmekle başka denetim kurullarına aktarılamaz. Yapmayın bunu, Allah aşkına yapmayın bunu. Böyle bir önerge asla ve asla kabul edilemez. Devlet Su İşlerinin su kaynaklarıyla ilgili denetim yetkisini bir firmaya siz aktarırsanız, bunu da bir önergeyle yaparsanız, bu milletin eli yakanızdan inmez! Gözünüzü seveyim, böyle bir önergeyi kabul etmek doğru değildir. Bu madde metninin kesinlikle önergemiz doğrultusunda çıkarılması, bu milletin ve devletin hayrına olacaktır. İyi bir iş yapmış olacaksınız. Şimdiye kadar değişik zeminlerde geçirtilemeyen maddeler, buraya sıkıştırılarak size geçiştirilmek isteniyor. Biz uyarımızı yapıyoruz.

Önergemize desteğinizi bekliyor, tekrar saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge üzerinde…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Bakan, buna müsaade etmeyin, millet bunu affetmez!

BAŞKAN – …söz isteyen Nezir Karabaş, Bitlis milletvekili. (BDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 208’inci madde üzerinde verdiğim önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla ilgili yaptığımız değerlendirmelerde de belirttik, AKP hem geçmiş politikalarında hem de özellikle bu torba tasarısında getirdiği maddelerle emeği, emekçiyi, doğayı, doğal kaynakları tümüyle hiçe sayan veya isteyenin istediği gibi kullanabileceği yasalar yaptı bugüne kadar. Bu torbayla da bunu pekiştirmeye çalışıyor.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, yenilenebilir enerjiyle ilgili birkaç şey söylemek gerekiyor: Şimdi, yenilenebilir enerji kapsamında çıkan kanunda 50 megavata kadar olan HES’leri bizler burada çıkardığımız kanunlarla yenilenebilir enerji kapsamına aldık. Bugün girmeye çalıştığımız Avrupa Birliğinde hiçbir ülkede bu, 10 megavatın üzerinde değil. Şimdi, eğer “yenilenebilir enerji” diyorsak ve “HES” de diyorsak, nasıl oluyor da bir HES hem yenilenebilir enerji olacak, üretimiyle, doğaya ve çevreye sağladığı katkılarla hem yenilenebilir olacak hem de bir demir yolu güzergâhının değiştirilmesini sağlayacak! Yani, siz, bir demir yolunun güzergâhının değiştirilmesini gerektirecek bir projeyi “yenilenebilir enerji” adı altında getiriyorsunuz ve bunu da burada oylatacaksınız, herkes de oylayacak yenilenebilir enerjiyi. Yani bir demir yolunun güzergâhının değiştirilmesini gerektirecek bir yatırım nasıl yenilenebilir HES oluyor? Tamam “hidroelektrik santral” olur “baraj” olur adı ama bunun adına “yenilenebilir” demeyin. Bu, sivil toplum örgütlerinin, çevrecilerin, Karadeniz’den Ege’ye, İç Anadolu’dan Doğu Anadolu’ya kadar tüm alanlarda, birçoğu AKP’ye yakın çevreler, birçoğu AKP’li milletvekilleri tarafından “yenilenebilir enerji” adı altında metre metre satılmış alanları, şimdiden, çıkardığınız, bugüne kadarki yasalarla, torbaya koyduğunuz maddelerle, eklerle ve bundan sonra çıkaracağınız maddelerle halka yedirmeye çalışıyorsunuz, adına da “yenilenebilir enerji” diyorsunuz. Tabii bu da yetmiyor, getirdiğiniz önergelerle, bunu, bu yapımı üstlenmiş, bu yerleri almış kişilerin yapması gereken işleri de kamu kurumlarının sırtına yüklemeyi, onu da devletten çıkarmayı düşünüyorsunuz.

Birincisi, bu maddedeki değişiklikle, AKP’nin burada geçirdiği yasalarla “HES” dediği “yenilenebilir HES” dediği anlayışı biz kabul etmiyoruz. Biz, Mecliste bugüne kadar çıkarılan yasalara da karşı çıktık, düşüncemizi belirttik. Bundan sonra da Rize’deki, bundan sonra Dersim’deki, bundan sonra Batman’daki, bundan sonra Ege’deki, Akdeniz’deki, kendi doğal yapısının, köyünün yapısının bozulmasına karşı çıkan köylünün, o beldede yaşayan insanların yanında olacağız, onların mücadelesinin yanında olacağız, bir. İkincisi de birilerine peşkeş çekme ve devlet kurumlarının kasasından -ki bu işler özelleştirilirken, birilerine verilirken, “devletin kaynak aktarmaması, özel sektörün kendi imkânlarıyla yapması” deniliyor- getirdiğiniz her yasa teklifiyle, torbalara koyduğunuz her yeni öneriyle bu tür faaliyetleri yürüten, bu tür, topluma ait, vatandaşa ait, köylülere ait, toplumun ortak malı olan yerleri pazarladığınız insanlara da yaptıkları harcamaları devlet kasasından, kurumlar tarafından verilmesini gerektirecek, onaylayacak yasalar getiriyorsunuz.

Bu nedenle, biz, bu 208’inci madde üzerinde AKP’nin verdiği teklifin kabul edilmemesini ve burada peşkeş çeken birilerinin yapması gereken harcamaların kurum tarafından yapılmasının engellenmesi istiyoruz.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“d) Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Tayfun İçli, Eskişehir Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Çok değerli milletvekili arkadaşlarım, sizleri saygıyla selamlıyorum. Torba yasanın son gününe geldik. İnatla, bu kanunun yasalaşması için olağanüstü bir çaba sarf ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, benden önce söz alan değerli milletvekilleri de belirtti. Birazdan AKP’nin bir önergesi gelecek ve bu önergede (f) bendi ekleniyor ve (f) bendi enteresan düzenlemeler getiriyor, bu Plan ve Bütçe Komisyonunda konuşulmamış. Şimdi, bu Hükûmet döneminde olağanüstü kontrolsüz bir HES, hidroelektrik santraller var.

Şimdi, getirilen (d) bendinde -Bunu özellikle ifade etmek istiyorum- “… bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından…” demek suretiyle bir kere, devlete -büyük bir ihtimalle Devlet Demiryollarıdır- bir yük bindiriliyor fakat ilginçtir, (f) bendinde de denetim DSİ’nin dışında özel şirketlere verilmek isteniyor.

Değerli arkadaşlarım, böyle kanun yapılmaz, onu söyledik. İnatla böyle kanun çıkartmaya çalışıyorsunuz. Bu torba kanun içinde gerçekten yararlı maddeler var, hep söyledik ama böylesine önergeyle giren, milletin gözünden kaçırılan, kamunun menfaatini ortadan kaldıran maddeler de sokuluyor.

Değerli arkadaşlarım, Anayasa ve İç Tüzük’e aykırı olarak işlemler yapıyoruz, inatla yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde, Yargıtay ve Danıştayla ilgili kanunu da torba kanun olarak geçirdik. İşte, dün gece yaşanan birtakım olaylar bugün Türkiye’de gündemde var, onlar konuşuluyor. Eğer “Her tür güce sahibim.” derseniz, “Sınırsız güce sahibim.” derseniz, ciddi anlamda, değerli arkadaşlarım, toplum sıkıntıya girer. Toplum hak ister, toplum adalet ister. Bakın, yeri gelmişken bunu da belirtmek istiyorum. Merhum Ecevit -12 Eylül olmuş- 12 Eylülün baskı döneminde dahi hak ve adaletin ne derece önemli olduğunu vurgulamış. Bakın, Yankı dergisinde 30 Mayıs 1981 tarihinde yayımlanan yazısında hem de 12 Eylül cuntasının her türlü baskısına rağmen, şunu söylüyor: “Adalet dağıtanlara devlette ve toplumda üzerlerinde iktidar gölgesinin düşmeyeceği kadar yüksek ve onurlu bir yer sağlamalıdır.” Bu yazısında -hızla okuyacağım- merhum Ecevit diyor ki: “İnsanlar bir ölçüye kadar özgürlük kısıntılarına, baskıya, zulme katlanabilirler ama haksızlığa, adaletsizliğe katlanamazlar. En zayıf, en ürkek insanlar bile haksızlık, adaletsizlik karşısında tepki duyar ve tepkisini hiç beklenmedik biçimde ve ölçüde açığa vurabilirler. Toplumda huzur sağlamanın, insan ilişkilerini de yurttaş devlet ilişkilerini de sağlıklı ve düzgün yürütebilmenin başta gelen koşulu adalettir. Adaletin dayanağı ise yargı erkinin, yargı organlarının bağımsızlığıdır.” Uzun bu yazı ama şunu, son cümlesini bir kez daha sizlere hatırlatmak istiyorum “Onun için, yargı erkinin bağımsızlığı, adaletin dayanağı olduğu kadar, demokrasinin de gereğidir. Eğer Türkiye'de gerçek demokrasi amaçlanıyorsa yargı erkinin bağımsızlığını ve yargıç güvencesini zedelemekten kaçınılmalıdır.”

Değerli arkadaşlarım, şimdi, geçtiğimiz günlerde Yargıtay ve Danıştayla ilgili düzenleme yaptık. Önümüzdeki günlerde Anayasa Mahkemesinin görevleri ve kuruluşuyla ilgili bir kanun gelecek, şimdi Adalet Komisyonunda. Orada, yargı erkine, Anayasa Mahkemesi üyelerine biraz evvel ifade ettiğimin tersinde üzerlerinde iktidar gölgesinin düşmesini sağlayacak düzenlemeler getiriliyor. Onlara kırmızı plakalı Mercedes aracı, -lojmanlarını bir tarafa bıraktım- sağlık güvencesi -milletvekilleri- bir tarafa bıraktım ama değerli arkadaşlarım, onların çok daha ötesinde, onlara sanki siyasi rüşvet olarak algılanacak düzenlemeler getiriliyor.

Bakın dün, İstanbul Adliyesinde -kamuoyunda çok yakın takip ediliyor- birtakım enteresanlıklar olmaya başladı ki yeni atandığı söyleniyor yargıçların, son HSYK’nın kurulmasından sonra atandığı söyleniyor.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bir gün evvel…

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Şimdi, böylesine toplumda infiale yol açabilecek, adalet duygusunu sarsabilecek birtakım işlemler yapıldığı zaman, toplum büyük yara alır, toplumun ötesinde de bu yüce Parlamento büyük yara alır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Eğer uygulayıcılar bizim çıkarttığımız kanunları keyfî olarak yorumlamaya kalkarlarsa toplumda adalet duygusu sarsılır. Adalet duygusunun sarsılmasıyla da hukuk devleti ilkesinde zedelenme olur.

Tekrar hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın İçli.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağım.

Bir dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır ve önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı"nın 208 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

Madde 208- 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (f) bendi eklenmiştir.

"d) 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında gerçekleştirilecek hidroelektrik santral projeleri ile 4283 sayılı Yap-İşlet Modeli ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi ile Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dahil olmak üzere, demiryolu ulaşım güzergahının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır."

"(f) 20/02/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililerine ait olmak üzere DSİ tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak kaydıyla DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Efendim, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, müsaade ederseniz, bu konu tartışıldı, açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Tabii, buyurun.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Şimdi, değerli arkadaşlar, Devlet Demiryolları, biliyorsunuz… Diyelim ki bir baraj ihalesi yapılmış, orada Devlet Demiryollarının bir güzergâhı var ve baraj göleti altında kalacak.

Şimdi, mevcut sisteme göre, firma, doğrudan doğruya, ihalesiz olarak bunu yapabilecekti -mevcut düzenlemeye göre- ve burada parayı yine devlet ödeyecekti, yani devlet adına, devletin parasıyla, o baraj ihalesini almış olan müteahhit o demir yolunun deplasmanını yapacaktı ama devletin parasıyla yapacaktı, devlet adına yapacaktı. Şimdi, yeni getirilen düzenlemeyle yapılan şey şu: Devlet Demiryolları kendisi yapacak, kendi parasıyla yapacak, istimlak parasını da o ihaleyi kazanmış, baraj göletini yapan firmadan alacak. Yani dolayısıyla konuların iyi bilinmesinde ben yarar görüyorum.

Aslında, bu düzenlemeyle biz, devletin menfaatini çok açık bir şekilde korumuş oluyoruz. O firma ihalesiz bir şekilde bunu yapacaktı, devletin parasıyla yapacaktı. Biz şimdi diyoruz ki: “Devlet kendisi yapsın, ihaleyle yapsın, belki tasarruf da sağlar.” İstimlak parasını da ilgili firmadan alacağız. Dolayısıyla -lütfen- bu düzenleme gerçekten ülke menfaatinedir, burada yanlış yapılan bir şey yoktur.

Şu anda da bu türden bir ihale, bir baraj yapımı, hani, yarım bırakılmış da “Birilerini kurtaralım.” diye herhangi bir şey söz konusu değildir, yani şu anda yarım bırakılmış, birilerini kurtarmaya yönelik bir düzenleme de söz konusu değildir. Bu işlere henüz başlanılmamış, dolayısıyla burada hiçbir şekilde bir şirket de kayrılmamaktadır, hiçbir şekilde devlet zarara uğratılmamaktır.

Önergeye katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde söz isteyen?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçeyi okutun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

4628 sayılı Kanunun geçici 14 üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen (f) bendiyle, Elektrik Piyasası Kanunu kapsamında elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin suyla ilgili ve diğer su yapılarının, masrafı ilgililerine ait olmak üzere Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından denetlenmesi veya bunun özel sektör denetim şirketlerine yaptırılması ve bu şekilde su yapılarının denetlenmesi öngörülmüştür.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum, yalnız karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır ve önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

209’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 209 uncu maddesine “Kurumun” ibaresinden sonra “izin ve” ibaresinin, "temin edebilirler" ifadesinden sonra gelmek üzere de aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Münir Kutluata                         Erkan Akçay                          Mehmet Günal

                         Sakarya                                    Manisa                                    Antalya

                    Yılmaz Tankut                             Alim Işık                             Beytullah Asil

                          Adana                                    Kütahya                                  Eskişehir

                                                                   Mehmet Şandır

                                                                          Mersin

“Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin % 55’inin altında kota belirlenemez.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 209 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Harun Öztürk                     Ferit Mevlüt Aslanoğlu              R. Kerim Özkan

                           İzmir                                     Malatya                                    Burdur

                  Mustafa Özyürek                      Bülent Baratalı                         Hüseyin Ünsal

                         İstanbul                                      İzmir                                     Amasya

"Madde 209- 4.4.2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Madde 3- Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlenir. Kotalar, Şirket veya fabrika bazında şeker türlerine ve pazarlama yılı esasına göre ayrı ayrı belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplan A kotası, ülke toplam A kotasının % 10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü de alarak % 50'sine kadar arttırmaya, % 50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.

Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan diğer şekerler için B kotası belirlenmez.

Gıda dışı şeker ve C şekeri kota kapsamı dışındadır. Bu şekerler için kota tahsisi yapılmaz. Gıda dışı şeker üretimi Kuruldan izin alınmak suretiyle yapılır.

Şirketlerin veya fabrikaların A ve B kotaları her yıl en geç 31 Ekim tarihine kadar, yurt içi şeker talebi temel kriter olmak üzere, Kurul tarafından pazarlama yılı esasına göre tespit edilir.

Kotalar; öncelikle şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasitelerinin %45'i oranında belirlenir. Bu şekilde hesaplanan şirket veya fabrikaların A ve B kotaları toplamının ülke toplam A ve B kotalarını karşılamaması veya aşması halinde, eksik kalan veya fazlalık olarak ortaya çıkan şeker miktarı, şirketlerin veya fabrikaların son üç pazarlama yılı fiili A kotası şekeri üretim miktarlarının aritmetik ortalamaları esas alınarak son üç yıllık ortalama üretim içindeki payları oranında artırarak veya eksilterek ülke toplam A ve B kotaları toplamına eşitlenir. Şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasiteleri üzerinde kota belirlenemez. Bu kapsamda belirlenen kotalar konusunda tüm şirket veya fabrikalar bilgilendirilir. Şeker pancarı ekim alanlarının tespiti, şirketlerin kendilerine tahsis edilen kota miktarlarına ve/veya nominal üretim miktarlarına uygun olarak şirketlerin de görüşleri alınarak Kurul tarafından belirlenip, değişen şartlara göre 5 yılda bir güncellenir. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır.

Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için Kuruldan izin alınması zorunludur. Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.

Bu kanun maddesi değişikliği 2011/2012 ve daha sonraki Pazarlama yılı uygulamaları için geçerlidir."

"Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler."

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı tasarının 209’uncu maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Hasip Kaplan                         Şerafettin Halis                        Sebahat Tuncel

                          Şırnak                                     Tunceli                                    İstanbul

                 M. Nezir Karabaş                                                                        Bengi Yıldız

                           Bitlis                                                                                      Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şekerin ham maddesi olan pancar ürününe konulan kotalarla pancar üreticimizin ekonomik hayatı, üretimi felç edilirken bir yandan, diğer yandan şeker fabrikalarının özelleştirilerek satılması, gündemine alınması Hükûmetin, en son beş tanesinin, Karadeniz, Erzurum, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki şeker fabrikalarının daha öncekiler gibi özelleştirilerek satılması söz konusu.

Bir diğer yandan bakıyoruz ki şekerin ham maddesi şeker kamışı, şeker pancarı, işte Türkiye’deki daha çok şeker pancarı… Tabii, şeker kamışı daha çok Latin Amerika ülkelerinden veya Afrika ülkelerinden temin ediliyor -belki ürün üretim bazında daha ucuz diye ithalat yanı destekleniyor- yani kendi iç üreticini, kendi imkânlarını kısıp dışarıdan getiriliyor.

Salt bu değil, son zamanlarda Türkiye gıda sektöründe, çocuklarımızın, bebeklerimizin elindeki şekerde tehlike var, insanlarımızın hayatı, sağlığı olduğu gibi tehlikede; bir yandan sakarin kullanılıyor, bir yandan katkı maddeleri kullanılıyor, bir yandan tatlandırıcı kullanılıyor. Hâl böyleyken, şimdi, bu torba kanuna koymuşsunuz bir madde, şirketler… Hani satıyorsunuz, özelleştiriyorsunuz, e, şirketlere yol vermek için biraz kotayı artıralım diyorsunuz. 74 milyon insanla bu kadar açık dalga geçilmez arkadaşlar.

Bakın, piyasada bir “kaçak çay” esprisi var. Bu kaçak çay Seylan’dan gelirdi. Hâlâ, gidersiniz Diyarbakır’a, kahvelerde “kaçak çay” diye gelir önünüze. Ama bir de “kaçak şeker” modasını da İktidarınız sayesinde 74 milyon insan öğrendi. Bu yediğimiz şekerin, hakikaten, çay bardağına attığınız şekerin nereden geldiğini hiç düşündünüz mü? Piyasada Şeker Bayramı dâhil bayramlarda satılan şeker ürünlerinin nasıl hazırlandığının farkında mısınız?

Bakın, bu konuda iki tane kanun teklifiniz var, Mecliste bekliyor. Ya şeker politikanızı doğru dürüst belirlersiniz, bu ülkenin sağlığını düşünürsünüz, bu ülkenin pancar üreticisini düşünürsünüz…

Bir de şunu düşünün Allah aşkına: Hayatta, siz Doğu’da, Güneydoğu’da bir fabrika kurmadınız. Hep kurulan fabrikaları satıyorsunuz, hep kurulan fabrikaları sattınız. Bu yap-işlet-devret değil aslında; bu, yapılanı sat-işlet, şirketlere ver, başkalarına ver modeli.

İşte, bu tür hayati konularda esaslı bir şeker politikasını oluşturmadıktan sonra torba kanuna getirmişsiniz, ee üç beş şirketiniz darda veya Adapazarı Şeker Fabrikası sıkıntıda veya bir iki, örneğin gıda şekeri ve (C) şekeri kota kapsamları farklı. Şimdi, bunlar konusunda bir de yeni fabrika kurulması olayı var. Zaten devlet kurmuş bugüne kadar bütün fabrikaları. Sattığınız şirketler de kâr eden fabrikaları işleyecekler.

Arkadaşlar bu ülkede tarım bunun için çöker, bu ülkede çiftçi bunun için perişan olur, bu ülkede pancar üreticisi bunun için mazotunu karşılayamaz çünkü bu ülkenin pancar üreticisini, çiftçisini, Muş Ovası’nı veya Trakya’daki veya Ege’deki şekerpancarı üreticisini değerlendirip üretimini daha fazla şeker anlamında üretim ve ihracat konusunda değerlendirme konusunda maalesef birkaç şirketin çıkarlarına, faydalarına uygun kâr akıtma modeli ve ithalat üzerinden akıtma modeli, bu model de Türkiye’de sağlığı vuruyor; sağlığı, bebeklerimizi vuruyor. Gerçekten bu gıda sektöründeki şekerlemelerin hepsinin denetimi yapılmıyor, hepsinin hammaddesi dışarıdan getiriliyor, hepsinin hammaddesinde de sağlığa zararlı tespitler yapıldı, televizyonlarımız bu konuyu ele aldı. Biz bu nedenle böyle palyatif, böyle yüzeysel, böyle olsun da torbada olsun, torbada gözüksün türü tekliflere karşıyız, çıkarılmasını istiyoruz, oylarınıza sunuyoruz.

Sayın Başkan, oylamadan önce de karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Kâtip üyeler arasında anlaşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağız.

Bir dakika süre veriyorum ve oylamayı başlatıyorum:

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 209 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

"Madde 209- 4.4.2001 tarihli ve 4634 sayılı Şeker Kanununun 3 üncü maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

"Madde 3- Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker miktarı kotalar ile belirlenir. Kotalar, Şirket veya fabrika bazında şeker türlerine ve pazarlama yılı esasına göre ayrı ayrı belirlenir. Nişasta kökenli şekerler için belirlenecek toplan A kotası, ülke toplam A kotasının %10'unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü de alarak %50'sine kadar arttırmaya, %50'sine kadar eksiltmeye yetkilidir.

Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan diğer şekerler için B kotası belirlenmez.

Gıda dışı şeker ve C şekeri kota kapsamı dışındadır. Bu şekerler için kota tahsisi yapılmaz. Gıda dışı şeker üretimi Kuruldan izin alınmak suretiyle yapılır.

Şirketlerin veya fabrikaların A ve B kotaları her yıl en geç 31 Ekim tarihine kadar, yurt içi şeker talebi temel kriter olmak üzere, Kurul tarafından pazarlama yılı esasına göre tespit edilir.

Kotalar; öncelikle şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasitelerinin %45'i oranında belirlenir. Bu şekilde hesaplanan şirket veya fabrikaların A ve B kotaları toplamının ülke toplam A ve B kotalarını karşılamaması veya aşması halinde, eksik kalan veya fazlalık olarak ortaya çıkan şeker miktarı, şirketlerin veya fabrikaların son üç pazarlama yılı fiili A kotası şekeri üretim miktarlarının aritmetik ortalamaları esas alınarak son üç yıllık ortalama üretim içindeki payları oranında artırarak veya eksilterek ülke toplam A ve B kotaları toplamına eşitlenir. Şirketlerin veya fabrikaların nominal üretim kapasiteleri üzerinde kota belirlenemez. Bu kapsamda belirlenen kotalar konusunda tüm şirket veya fabrikalar bilgilendirilir. Şeker pancarı ekim alanlarının tespiti, şirketlerin kendilerine tahsis edilen kota miktarlarına ve/veya nominal üretim miktarlarına uygun olarak şirketlerin de görüşleri alınarak Kurul tarafından belirlenip, değişen şartlara göre 5 yılda bir güncellenir. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır.

Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini artırabilmeleri için Kuruldan izin alınması zorunludur. Şirketlere yeni kota tahsisine Kurul yetkilidir.

Bu kanun maddesi değişikliği 2011/2012 ve daha sonraki Pazarlama yılı uygulamaları için geçerlidir."

"Şirketler, kendi ekim alanlarından yeterli hammadde bulamadığı takdirde münavebe esasları dâhilinde kendi ekim alanları dışından da Kurumun denetiminde üreticilerle sözleşme yaparak pancar temin edebilirler."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu maddedeki amaç şu: Bir şeker fabrikasının yeterli arazisi yok o bölgede, başka bir bölgeden pancar alabilir, diyor. Bu fabrika da belli. Ama size şu öneriyi yapıyorum: Bizde arazi çok, bizim kotamızı artırın, Muş Ovası’nın, Malatya’nın… Bizde arazi çok, bizde arazi çok; biz kendi fabrikamızda, kendi arazimizde pancar üretimimize… Kotayı bırakın. Bizde arazi çok. Bir başka fabrikaya başka bir ilden arazi bulacağınıza, zannediyorum ki Eskişehir bölgesinde pancar ektireceksiniz, bir başka fabrikaya taşıyacaksınız ama bizde arazi çok, talibiz. Muş’ta, Malatya’da, Elâzığ’da bir kere bunlara talibiz biz, kotamızı bırakın yeter ki. Bir.

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Hayır, bütün Türkiye’yi kapsıyor, bütün Türkiye’yi, Eskişehir değil sadece.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Belli Ali Bey, belli. Nere olduğunu biliyorum.

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Türkiye’yi kapsıyor.

BAŞKAN – Lütfen Sayın Koyuncu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İki: Arkadaşlar, şeker fabrikalarını rahat bırakın. Şeker fabrikasını lütfen şu Özelleştirme İdaresi boyunduruğundan kurtarın. Şeker fabrikalarını kendi idaresine, kendi yönetimine terk edin artık. Burasını Özelleştirme İdaresine niye alıyorsunuz? Özelleştirme İdaresi üretme bilmez, Özelleştirme ancak satmayı bilir, üretmeyi bilmez. Özelleştirme İdaresine aldığınızdan bu yana şeker fabrikalarına tek bir çivi çaktırılmıyor. Bunları yok ediyorsunuz. Türkiye’de şeker fabrikalarını, Şeker Fabrikaları AŞ’nin onurlu, şerefli çalışanları son derece kurumlarına sahip ve bu işi çok iyi bilen insanlar, bırakın onlar yönetsin. Artık, Özelleştirmeden yakasını bırakın bu şeker fabrikalarının. Ne ilgisi var özelleştirmeyle? Bura özelleştirilmiyor artık, geri çektiniz. Geri çektiyseniz, lütfen şeker fabrikalarını Özelleştirmenin elinden kurtarın arkadaşlar ya! O satmasını bilir, üretmesini bilmez.

Fabrikalar yavaş yavaş yok oluyor, yedi sekiz senedir yenilenmeyen fabrikalar artık üretimde sorunlarla karşı karşıya geliyor, yeterince verimli olamıyor arkadaşlar. Ben, bunun altını bir kez daha çiziyorum.

Yine bir başka konu, burada arkadaşlar -hepiniz de biliyorsunuz- bir geçici işçi yarası var. Türkiye’de 200-220 bin kişi geçici işçiyi, 6 ay 1 gün olanları siz, işçi kadrosuna geçirdiniz ama 5 ay 29 gün olan, 5 ay 20 gün olan insanlar hasbelkader... Bazı fabrikalarda üretim süresi düşük. Burada, yani isteseniz de o fabrikada, o işçi 6 ay çalışamazdı, 6 ay 1 gün çalışamazdı çünkü mevsim kısa. Özellikle doğudaki fabrikalarda mevsim kısa olduğu için alım ve üretim süresi çok kısa olduğu için hasbelkader 6 ay çalışma olanakları yok bunların arkadaşlar, onların elinde değil. Ama batıdaki bir fabrikada sezon 6-6,5 ay devam ediyorsa, doğudaki bir fabrika da sezon nedeniyle 5,5 ay devam ediyorsa, o fabrikalardaki geçici işçi arkadaşlarımızın 6 ay çalışma olanakları yoktu arkadaşlar. Yani, bunlara haksızlık yaptınız. Gelin… Zaten bunların hepsi 28 bin kişiydi, 28 bin kişinin çoğu emekli oldu, zannediyorum ki 20 bin kişi civarında kaldı. Gelin, bu torba yasada bu 20 bin kişinin de lütfen hakkını verelim arkadaşlar. Adam yirmi beş senedir çalışıyor arkadaşlar, bu adamın emekli olması için yirmi beş yıl daha çalışması lazım arkadaşlar, altını çiziyorum, yirmi beş yıl daha çalışması lazım; takdir sizin.

Bir başka konu: Türkiye’de bazı şeker fabrikalarımızda bir biyoetanol tesisleri var arkadaşlar. Bu etanol dediğimiz ve biyodizel dediğimiz olgu, belli oranda akaryakıta katılıyor ve akaryakıt elde ediliyor. Türkiye’de üç fabrikada bu tesis var, kurulmuş. Fakat her nedense petrol baronları, altını çiziyorum, petrol baronları buna izin vermediği için bizim kendi öz ürünümüz olan… Örneğin Güney Amerika’da akaryakıta yüzde 20’ye kadar, Amerika’da yüzde 20’ye kadar katılabiliyor bu biyoetanol ama Türkiye’de petrol baronları buna izin vermediği için maalesef yapılan bu biyoetanol tesisleri yatıyor. Lütfen izin verin, akaryakıta yüzde 6’ya kadar katılabiliyor arkadaşlar, lütfen buna müsaade edin.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aslanoğlu.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısı'nın 209 uncu maddesine “Kurumun” ibaresinden sonra “izin ve” ibaresinin, "temin edebilirler" ifadesinden sonra gelmek üzere de aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

“Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin % 55’inin altında kota belirlenemez.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

Buyurun.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 209’uncu maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında konuşacağım. Bu vesileyle tekrar sizleri saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında bu bölümün konuşmaları sırasında AKP Grubu adına konuşan Değerli Milletvekili, Eskişehir Milletvekilimiz Nedim Öztürk, bu maddeyle ilgili değişikliklerin yapılmasında, gerçekleştirilmesinde adı geçen iktidar partisi milletvekillerinin isimlerini tek tek saydığı hâlde Adapazarı’na söz geldiğinde “Adapazarı milletvekilleri” olarak bunu değiştirmesini bir milletvekiline yakıştıramıyorum. Dürüst olmak zorundayız. Adapazarı Şeker Fabrikasıyla ilgili değişiklik Milliyetçi Hareket Partisi Adapazarı Milletvekili Sayın Münir Kutluata tarafından Komisyonda dile getirilmiştir, Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak bu konuyu dile getiren milletvekilimizin talebi doğrultusunda bu düzenleme yapılmıştır ancak düzenleme yarım yapılmıştır. Kotayla ilgili kısmına Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri uygun görüş vermediği için maalesef düzenleme getirilememiş. İşte, bu önergemiz hem “Şeker Kurumunun denetimi” ibaresinden önce izin ve denetimini sağlayalım, böylece Kurumun izni olmadan herhangi bir fabrika sahibi, şirket çiftçilerle yapacağı sözleşmeyi kurumun izninin dışında yapmasın. Örneğin Kütahya Şeker Fabrikası Kurumun izni olmadan böyle bir anlaşmayı yaparsa Kütahya’daki pancar üreticileri pancar ekemez hâle gelir. Yaşanan örnekler bunu göstermiştir. Dolayısıyla Kurumun iznine tabi olsun, ayrıca kota, herhangi bir fabrikanın kotası yüzde 55’in altına da inmesin. Aksi takdirde, inerse bugünkü Adapazarı Şeker Fabrikasının düştüğü duruma düşürülür. Bunu sağlayalım diyoruz.

O nedenle bu dürüstlüğü her yerde, her zaman, hepimiz göstermek zorundayız. AKP’li olursa milletvekilinin adını sayacaksınız ama başka bir partiden olursa milletvekilinin adını saymadan “milletvekilleri” deyip geçiştireceksiniz. Bu, bir milletvekiline yakışan dürüst bir davranış olmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, Adapazarı Şeker Fabrikasının yüzde 30 kapasiteyle çalışmak zorunda bırakılarak iflasa ve el değiştirmeye zorlanmasının önüne geçebilmek için yürütülen çabalar, bugüne kadar maalesef sonuç vermemiştir. Bu düzenlemeyle belki kısmen bu fabrikanın sıkıntısı çözülebilecek ama kotayla ilgili sınırlama kalkmadığı sürece, yine bu fabrikanın sorunu çözülmeyecektir.

Sayın Başbakan, daha önce Sakarya ziyareti sırasında bu sorunun çözülmesinin sözünü vermiştir. Tesadüftür, bugün Sayın Başbakan yine Sakarya’dadır. Hiç olmazsa bu sorunu çözünüz ve bir telefonla kendisine bilgi vererek, deyiniz ki: “Adapazarı Şeker Fabrikasının problemi tamamen çözülmüştür.” Ama böyle bir düzenlemeyle sadece ekim alanı sınırlamasının kaldırılması düzenlemesiyle bu sorunu çözemezsiniz. Kota sorununu çözmediğiniz sürece bu fabrikalar yine problem yaşamaya devam edecektir, çiftçiler yine problemli olmaya devam edecektir.

Görüşülmekte olan bu torba yasa Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülürken, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu tarafından verilen önergeyle bu hâle getirilmiştir ama eksik kabul edildiği için hâlâ sorun çözülemeyecek durumdadır.

Burada istenen, “Pancarı ham madde olarak kullanan şirket ve fabrikaların nominal kapasitelerinin yüzde 55’inin altında kota belirlenemez” ibaresinin eklenmesidir. Umarım yüce heyet bunu makul karşılayacak ve önergemizi bu anlamda destekleyecektir.

Değerli milletvekilleri, sizlere bu düzenlemeyle bir konunun daha çözülmesine katkı yaptığınızı ifade etmek istiyorum. Şimdiye kadar değişik şeker fabrikalarımıza, C şekeri ya da yanıltıcı beyanla veya ekim alanı sınırları dışından şeker pancarı satın almakla ceza kesiliyordu.

Örneğin, 2009 yılı Yüksek Denetleme Kurulunun Şeker Kurumu Raporu’na baktığınız zaman, raporun 31’inci sayfasında, 2008 ve 2009 yıllarına ait Adapazarı Şeker Fabrikası, Kütahya Şeker Fabrikası ve Keskinler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin toplam devlete ödemesi gereken 45 milyon 673 bin 831 TL’lik cezasının da belki bundan sonraki yıllarda artık ceza kesilmeden, bu şekilde önüne geçilmiş olacaktır. Ama şimdiye kadar bu fabrikalar, bu kota ve ekim alanı sınırından dolayı bu cezaları ödemek zorunda kaldılar. Hiç olmazsa bundan sonraki dönemde bunun önüne geçilmiş olacaktır.

Önergemize desteğinizi bekliyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

210’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 210’uncu Maddesiyle 4646 sayılı kanuna eklenen (3) numaralı alt bendinde yer alan “yönetmelikle” ibaresinin “kanunla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Sebahat Tuncel                          Nuri Yaman                           Hasip Kaplan

                         İstanbul                                      Muş                                       Şırnak

                 M. Nezir Karabaş                                                                      Ayla Akat Ata

                           Bitlis                                                                                      Batman

TBMM Başkanlığına

606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 210. maddesinde geçen “bu tüzel kişiler arasında” ibaresinden sonra gelmek üzere “tüzel kişiliğin teknik performansı ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                              Alim Işık                            Mehmet Şandır

                          Manisa                                   Kütahya                                    Mersin

                    Mehmet Günal                                                                           Hasan Çalış

                         Antalya                                                                                   Karaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 210 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                R. Kerim Özkan                       Bülent Baratalı

                         Malatya                                    Burdur                                      İzmir

                                                                    Selçuk Ayhan

                                                                           İzmir

Madde 210- 18/4/2001 tarihli ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin sonuna aşağıdaki (3) numaralı alt bent eklenmiştir.

"3) Yapılmış ve yapılacak depolama lisansı başvurularında; başvuruya konu yerin il, ilçe, köy, mahalle, ada, parsel bilgilerini de içeren bilgiler Kurum internet sayfasında duyurulur. Duyuruda belirlenecek sürede, duyuru konusu yerde faaliyet göstermek üzere başka doğal gaz depolama lisansı başvurusunun olması durumunda, başvuruda bulunan tüzel kişilerin depolama lisansı almak için aranılan şartları taşımaları kaydı ile; lisans başvurularının değerlendirilmesi Kurul tarafından belirlenecek kriterler esas alınarak yapılır. Bu değerlendirme sonucunda birden fazla başvurunun kalması durumunda bu tüzel kişiler arasında lisans bedelinin artırılması esasına göre yarışma yapılır. Ancak, başvurulardan birinde depolama faaliyetinin yapılacağı sahada yer alan taşınmazların mülkiyetinin lisans başvurusunda bulunan tüzel kişi ve/veya ortaklarına ait olması ve/veya depolama faaliyetinin yapılacağı sahada yer alan taşınmazların üzerinde lisans başvurusunda bulunan tüzel kişi ve/veya ortakları adına depolama faaliyetinde bulunma imkanı verecek kullanma ve/veya irtifak hakkı ve benzer izinlerin tesis edilmiş olması halinde bu başvuru kabul edilir; diğer başvurular reddedilir. Başvurunun duyurusu, değerlendirme kriterleri ve yarışmaya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Bülent Baratalı konuşacak.

BAŞKAN – Bülent Baratalı, İzmir Milletvekili.

Buyurun Sayın Baratalı. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı torba Yasa Tasarısı’nın 210’uncu maddesi üzerinde verilmiş bulunan Cumhuriyet Halk Partisi, partimiz önergesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Sizleri şahsım ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu torba yasa tasarısının tartışmaları bir şeyi ortaya çıkarmıştır; o da sekiz buçuk yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi, ülkemizin sorunlarını çözememiştir; bu sekiz buçuk yıl maalesef boşa gitmiştir.

Şimdi, seçime dört aya kala AKP, yeni bir mali af konusunu gündeme getirmiştir ama kısa bir süre sonra görülecektir ki, bundan önceki o af kanunlarında olduğu gibi bunlar da sorunu çözemeyecektir.

Bakınız, İzmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Sayın Zekeriya Mutlu bu konuda şunları söylüyor: “Hükûmetin borç yapılandırma girişimini olumlu karşılıyoruz. “Bu, güzel. Devam ediyor: “Ancak, son on yılda bu tip af ve yapılandırmalarda düzenlemelerin sık sık uygulamaya konulması, artık, vergi sisteminde köklü ve kalıcı düzenlemelerin yapılması gerektiğini göstermektedir. Bu anlamda, vergi sistemi sadeleştirilmeli, adaletsizlikler önlenerek mükellef tabanı genişletilmeli.” Yani, diyor ki: “Artık sivrisineklerle uğraşmayın, bataklığı kurutmaya çalışın.” Ama, bu sekiz buçuk yıllık döneminizde maalesef hep sivrisineklerle uğraşıldı, bataklık konuşulmadı. Bunlar doğru düşüncelerdir. Ben buradan Sayın Zekeriya Mutlu’yu da kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP’nin bu son sekiz buçuk yılı boşa geçirdiğinin diğer bir örneği de, bu kaynakları israf etmenin, ülkenin kaynaklarını israf etmenin diğer bir örneği de organize sanayi bölgeleridir. İzmir’de 5’i faal, 2’si inşaat, 4’ü proje ve 5’i de etüt aşamasında olmak üzere, toplam 16 organize sanayi bölgesi bulunmaktadır. Milyonlarca dolar altyapı yatırımı ile gerçekleştirilen çok sayıda organize sanayi bölgesi yatırımcıların ilgisini beklemektedir ama 2009’da yürürlüğe giren Yatırımlarda Devlet Yardımı Hakkındaki Karar doğrultusunda İzmir, artık, yeni yatırımlar için cazip bir yer olmaktan çıkmıştır. Çünkü İzmir, en az teşviklerin bulunduğu birinci bölgede yer alırken Manisa, Uşak ve Denizli üçüncü bölgede yer almıştır. Böylece, yapımı tamamlanan ve devam eden organize sanayi bölgeleri için harcanan kaynakların heba olma durumu doğmuştur. Örneğin, yüksek teşviklerin verildiği üçüncü bölgedeki Manisa iline hemen hemen bitişik bulunan ve Türkiye'nin en modern altyapısına sahip olan Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’ne teşvik dezavantajı nedeniyle yeni yatırımlar gelmemektedir.

M. FATİH ATAY (Aydın) – Aydın’a da gelmiyor.

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Sadece Aliağa değil, Aydın’a, Kemalpaşa’ya, Torbalı’ya, Tire’ye ve diğer sanayi bölgelerimize, kısaca İzmir’in geneline, teşvik uygulamasındaki partizanca tutum nedeniyle yeni yatırım gelmemektedir. Burada tabii, birinci bölgede yer alan İzmir’in hakkını fazla yememek lazım. Sanayi falan teşvik edilmiyor ama tek ve çok önemli bir konu teşvik ediliyor İzmir’de, Saanen keçisinin üretilmesi konusunda İzmir’e müthiş derecede teşvik veriliyor. Yani Plan Bütçede de bunları konuştuk, buradan da iddia ediyorum -Halil Bey dinlemiyorsunuz- İzmir’e yalnız Saanen keçisi için teşvik uygulanıyor. Bu, böyle olunca da değerli arkadaşlar, İzmirli şunu düşünüyor: “Ben İzmirliyim, demokratım, ilericiyim, çağdaşım, bu nedenlerle, AKP bizi burada cezalandırıyor.” diye İzmirliler, değerli arkadaşlar, düşünüyorlar. Çünkü bunun başka bir mantıklı açıklaması bulunmamaktadır.

Değerli milletvekilleri…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bir tek İzmir’dekiler mi çağdaş? Başka ildekiler çağdaş değil mi?

BÜLENT BARATALI (Devamla) – İzmir daha çağdaş yani sizin dikkatinizi çekerim. Yani siz de kalkın, ilinizin, İstanbul’un daha çağdaş olduğunu söyleyin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hepsi çağdaş!

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) – Türkiye çağdaş!

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Sayın Milletvekili yani kürsü size açık, bu serbest kürsü, bu halkın kürsüsü.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Çağ dışılıkla nasıl itham edebilirsiniz? Bütün vilayetler çağdaş. Çağ dışılıkla itham edemezsiniz!

BAŞKAN – Sayın Milletvekili, lütfen Sayın Hatibe söz atmayın.

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Teşekkür ederim.

Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz bu torba tasarının kalıcı ve köklü bir çözüm getirmeyeceği açıktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Bu düşüncelerle önergemizin kabulünü takdirlerinize sunar, yüce heyetinizi saygıyla selamlarken Sayın İstanbul Milletvekilimiz, siz de İstanbul’un daha çağdaş olduğunu burada söyleyebilirsiniz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Hepsi çağdaş, hepsi, hepsi!

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Baratalı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına,

606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 210. maddesinde geçen “bu tüzel kişiler arasında” ibaresinden sonra gelmek üzere “tüzel kişiliğin teknik performansı ve” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tasarı’nın 210’uncu maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesinin esası, özellikle doğal gazla ilgili olan söz konusu 4646 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasındaki (d) bendi doğal gazın depolanmasıyla ilgili. Eğer doğal gazın depolanmasıyla ilgili başvuruda bulunmuş şirketler şartlarını sağlıyorlar ise ve depolama lisansı almak için gerekli tüm şartları yerine getirmişler ise bunlar arasında da birden fazla başvuru olması hâlinde, acaba bu şirket nasıl belirlenecek? Onunla ilgili bir düzenlemeyi öngören ek bir alt bent bu söz konusu maddedeki değişiklik. Buna prensip olarak katıldığımızı ifade etmek istiyorum. Ancak, birden fazla şirket kaldıysa bunlar arasında sadece “lisans bedelinin artırılması esasıyla yarışma yapılır.” ibaresi var burada. Lisans bedelini fazla artırarak bu ihaleyi vermek, uygulamada sıkıntılara yol açabilir. İşte önergemiz, bununla birlikte tüzel kişiliğin teknik performansının da dikkate alınmasını öngören bir önerge. Yani daha önce bu şirket bu işte çalışmış mı, çalıştıysa başarısı nedir, sıkıntı var mı, yok mu? Aslında, bu ikisinin birlikte değerlendirilmesi hâlinde yapılacak bir yarışmanın daha mantıklı ve makul bir sonuca götüreceğini esas alan bir önerge. Niye “Hayır” dendiğini ya da Sayın Komisyonun ve Bakanın katılmadığını, tabii, anlamakta güçlük çektiğimi de ifade etmek istiyorum. Bu, yapıcı bir önergedir. Umarım yüce Kurul bunu dikkate alacaktır.

Şimdi, 2008’inci maddede tartışmaya konu olan ve Sayın Bakanın buna ek olarak yaptığı açıklamasına yeniden dönmek istiyorum. Sayın Bakan açıklamasında özetle “Daha önce bu demir yollarının değiştirilmesiyle ilgili bir projeyle ilgili değil bu, bundan sonra yapılacak işlerle ilgili. Dolayısıyla, bu işi yapan firmanın elinden alıyoruz, işin Devlet Demiryolları tarafından yapılmasını öngörüyoruz.” dedi.

Değerli milletvekilleri, şimdi, ben kabul edilen önergeyi -üst kısmını okumadan- size tekrar okuyorum: “…yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımlarda, bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan ancak yapımı henüz tamamlanmamış su kullanım anlaşmalarının ilişkin olduğu projeler de dâhil olmak üzere, demiryolu ulaşım güzergâhının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hallerde, rölekasyon işi su altında kalacak mevcut demiryolunun kamulaştırma bedeli alınarak demiryolunun bağlı olduğu idare tarafından yapılır.”

Değerli Bakanım, eğer daha önceden bu konuyla ilgili bir başvuru yapmış şirket yoksa niye “bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten önce başvurular” ibaresini buraya eklettiriyorsunuz? Sizi yanıltıyorlar. Siz Genel Kurulu bu size gelen bilgiler doğrultusunda doğru bilgilendirmemiş oluyorsunuz. Bunu açıklamanızda yarar var diyorum.

İkincisi, şimdi eklenen yeni bir bentle, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen bir bentle, (f) bendiyle, bu önergeyle “Su Kullanım Hakkı Anlaşması çerçevesinde elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililere ait olmak üzere Devlet Su İşleri tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır.” ibaresi ile Devlet Su İşlerinin şimdiye kadar yaptığı işin bir özel sektör tarafından yapılmasının önü açılmaktadır.

Bununla ilgili konular Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonunda çok tartışıldı. Oradan geçirilemedi, içinizdeki birçok değerli arkadaşım da buna karşı çıktı ama torba yasa içinde bir fıkrayla alelacele, yangından mal kaçırırcasına geçirilmek istenmektedir. Bırakınız bu teknik işleri ilgili komisyona havale edin, bir ay sonra geçsin ama bunu geçirmeniz hâlinde Devlete Su İşleri gibi bir kurumun görevini elinden alıyorsunuz, içini boşaltıyorsunuz ve fonksiyonunu maalesef azaltıyorsunuz. Tabii ki ilgili Bakanlık buna nasıl cevaz verdi, onu da anlayabilmiş değilim. Herhâlde, Çevre ve Orman Bakanlığının bu konudan bilgisi yoktur diye düşünüyorum.

Önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 210’uncu Maddesiyle 4646 sayılı kanuna eklenen (3) numaralı alt bendinde yer alan “yönetmelikle” ibaresinin “kanunla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

Yine, tabii ki Meclisi bizim hiçbir şekilde yanlış yönlendirmemiz söz konusu değil.

Değerli arkadaşlar, bu baraj havzası altında kalan demir yollarına ilişkin herhangi bir işlem yapılmamıştır. İhalesi yapılmış da o demir yollarının başka yere aktarılması projeleri vardır. O projeler vardır ama demir yollarıyla ilgili, bunların relokasyonuyla ilgili olarak herhangi bir tek kazma çakılmamıştır henüz ve burada bizim söylediğimiz şey şu…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Projeyi sunan şirketler var mı? Var.

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Devletin menfaatini koruyoruz. İhalesiz bir şekilde şirket bunu yapacaktı, parasını da devlet ödeyecekti; şimdi parasını yine devlet ödeyecek, Devlet Demiryolları yapacak, ihaleyle yapacak, belki yüzde 40, belki yüzde 35 indirimli yaptıracak. Hâlbuki firma bunu ihalesiz yapacaktı. Burada yapılan işlem doğrudur, devletin, hazinenin menfaati korunmuştur.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önerge üzerinde söz isteyen Hasip Kaplan, Şırnak Milletvekili; buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu madde doğal gazla ilgili, enerjiyle ilgili, Enerji Komisyonuna gitmedi, uzmanlık alanında görüşülmedi. Teknik yönü olan bir madde, bu da torbaya getirildi. Zaten bu torbanın bütün hedefi bu, komisyonundan geçemeyecek olan maddeleri getirip bu torbaya koymak. Sonra bu torbayı da, işte sizleri sabahlara kadar bekletip, ondan sonra da kabul ettirip, işte, enerji olayını çözdük demek.

Şimdi, bu maddeye baktığınız zaman, doğal gaz piyasası gibi Türkiye’nin enerjide dışarıya bağımlı olduğu, ithal enerjinin yüzde 85 oranlarında olduğu, İran’dan, Rusya’dan, diğer ülkelerden ithalata ayırdığımız paranın 30 milyar, 40 milyar dolar civarında olduğu ülkemizde doğru bir enerji politikası olmadığı için böyle özel sektöre alan açılarak önce elektrik şirketlerini, dağıtım ve üretim şirketleri üzerinden özelleştirme yapılarak elektrik alanı keşmekeş hâline getirildi. Bakın, şurası Ankara, başkent, Ankara, başkentte elektriklerin voltajı iniyor çıkıyor, bütün beyaz eşyalar, televizyonlar, radyolar, ütüler, bunların hepsi bozuluyor. Yani bir muhatap yok, vatandaş perişan durumda. Bir muhatap bulamıyor. Yani bir denetimi yok bunun. Yani doğru dürüst bir uygulaması olmadan özel sektörün eline verildi ve özel sektör sadece para toplamasını biliyor.

Şimdi, bu alanda doğal gaz… Doğal gazın -elektriğe çevrilip- santrallerde kullanıldığı Türkiye gibi başka bir ülke yok. Arkadaşlar, enerji üretilecek, doğal gazı pahalı alıyorsunuz, oradan elektrik santralleri kurulmuş öbek öbek, oradan da pahalı elektrik üretiyorsunuz, vatandaşa da pahalı… Bu da yetmiyor, bu kanun teklifinde bakıyorsunuz, stoklama… Kim stoklayacak? Özel sektör. Nasıl yapacak? Çok basit, İnternet’ten duyuru yapılacak. Eskiden devlet yapıyordu. Bu tür şeyler patlayıcı, bu şeyler teknik, bu şeyler can güvenliğini gerektiriyor, her yerde patlamalar oluyor, Davutpaşa’da havai fişek satan bir yerde koskoca bina, iş yeri patlama sonucu gitmedi mi bu denetimsizlik sonucu? Başkentin göbeğinde, OSTİM’de yaşadıklarınız, oksijen tüpü mü, bilmem neydi, onca insanımızın canına mal olan yine bu konudaki denetimsizlik sonucu değil miydi? Şimdi İnternet sayfasına koyacaksınız duyuruyu, ondan sonra kendi şirketlerinize duyuracaksınız, “İnternet’e koyduk, hemen gel başvurunu yap.” Başvurucular arasında bir sistem seçeceksiniz. Nasıl? Yine yürütmenin, idarenin keyfine kalmış. Ha, o da yetmiyor, “Bunu da yönetmelikle yapalım.” O zaman bu ülkeyi bu Meclis olmadan hükûmetler yönetsin. Gerek yok, çok önemli konularda, maddelerde -getirirsiniz torba kanunları- muhalefetin sözünü kısmak için, susturmak için, konuşma sürelerini azaltmak için torbaya koyarsanız; olmazsa bir yöntem daha, yönetmelik yaparsınız, yasama yetkisini kaldırırsınız. Bırakın da Meclis bu konuda doğru dürüst, esaslı bir yasa yapsın. Niye yasa yapmıyorsunuz? Kolay mı yani; onca doğal gazı getirip bir yerlerde depolayıp, ondan sonra kendi kaderine bırakıp, ondan sonra birilerinin keyfine, çıkarına bırakmak ne kadar akılcı?

Biz, burada, bu keyfîliği önlemek için, yönetmelik yerine kanunla bunun düzenlenmesini istiyoruz. Enerji piyasası deyip geçmeyin. Türkiye'nin birinci derece bütçe açığı enerjiden. Türkiye'nin üretiminin gerilemesinin, istihdamının düşmesinin nedeni enerji. Sanayi sitelerine gidin, tarıma gidin, balıkçının mazotuna gidin, nereye giderseniz gidin, enerji. İşte, bu torbanın içinde de enerjiyi komisyonculara, çantacılara havale eden bir anlayış var; yazık günahtır arkadaşlar. Bu ülkeye kıymayın diyorum. Oylarınızı bekliyorum.

Sayın Başkan, bir de karar yeter sayısı bekliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Sayın milletvekilleri, karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.12

 

 


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.26

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi, oylamayı tekrarlayacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır ve önerge kabul edilmemiştir.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

211’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 211'inci maddesinde yer alan Ek Madde 1'in birinci fıkrasında yer alan "altı aya" ibaresinin “sekiz aya" şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan "10 gün" ibaresinin "15 gün" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Günal                        Mehmet Şandır

                          Manisa                                    Antalya                                    Mersin

                    Beytullah Asil                         Yılmaz Tankut                           Hasan Çalış

                        Eskişehir                                    Adana                                    Karaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 211 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Harun Öztürk                       Mustafa Özyürek                Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                           İzmir                                     İstanbul                                   Malatya

                  R. Kerim Özkan                        Selçuk Ayhan                         Osman Kaptan

                          Burdur                                      İzmir                                      Antalya

“İşçilere, 10 hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri halinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar ücretsiz izin verilebilir. İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca ücretsiz izne çıkarılamaz."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 211'inci maddesiyle düzenlenen 5620 sayılı kanuna eklenen Ek Madde 1’in birinci fıkrasında yer alan "Kamu kurum ve kuruluşlarında" ibaresinden sonra gelmek üzere "geçici ve" ibaresinin getirilmesini,

"en çok 6 aya kadar ücretsiz izin verilebilir" ibaresinin "6 aya kadar yarım mesai ve tam ücret ile çalıştırılır, eğer refakat edeceği hastasının tedavi edildiği/tedavisinin devam ettiği yer çalışanın işyerine 100 km'den uzakta ise uygun bir kadroya geçici olarak görevlendirilerek yarım mesai ve tam ücret ile çalışması sağlanır." şeklinde değiştirilmesi,

"Aynı şartlarla bu süre bir katına kadar uzatılabilir." ibaresinden sonra gelmek üzere "Bu sürenin de bitiminde aynı şartların devam etmesi durumunda çalışanın isteği üzerine, çalışma hakları saklı kalmak koşuluyla, en fazla bir yıla kadar ücretsiz izin verilebilir." ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Sebahat Tuncel                          Nuri Yaman                           Hasip Kaplan

                         İstanbul                                      Muş                                       Şırnak

                 M. Nezir Karabaş                                                                      Ayla Akat Ata    

                           Bitlis                                                                                      Batman

                       

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Madde değişikliğiyle; çalışanın anne, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır kaza geçirmesi veya önemli bir hastalığa tutulması halinde maddi desteğe her zamankinden daha çok ihtiyacı olacaktır. Bu süre içerisinde çalışan bir yandan kendisinin ve ailesinin yaşamını idame ettirirken diğer yandan hastasından kaynaklı ek maliyetleri de karşılamak zorundadır. Ücretsiz izne ayrılması durumunda bu ihtiyaçlarını karşılayamayacağından mevcut haliyle bu düzenleme gerçekçi değildir. İşveren çalışanına böylesi zor dönemlerinde gerekli imkânları sağlayıp destek olmak zorundadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 211 inci maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                             Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

“İşçilere, 10 hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri halinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar ücretsiz izin verilebilir. İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca ücretsiz izne çıkarılamaz."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Osman Kaptan, Antalya Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

OSMAN KAPTAN (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan 211’inci maddede değişiklik yapılması için verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sayın arkadaşlarım, 5620 sayılı Kanun’a eklenen ek madde 1’in ikinci fıkrasında, işçilere on hizmet yılını tamamlamış olmaları ve istekleri hâlinde işçilik süreleri boyunca ve bir defada kullanılmak üzere altı aya kadar ücretsiz izin verilebileceği hükme bağlanmıştır. Uygulamada bu hükmün, işverenlerin toplu ücretsiz izin kullandırmasına yol açmaması için, söz konusu fıkranın sonuna “İşçiler bu fıkra hükmüne dayanılarak topluca ücretsiz izne çıkarılamaz.” şeklinde bir hükmün eklenmesini talep ediyoruz.

Sayın milletvekilleri, beşinci bölüm üzerine yaptığım konuşmada “Bu torba yasada her şey var da çek mağdurları niye yok, kredi kartı mağdurları niye yok?” demiştim. Yine bu torba yasada “Özel bankalardan kredi alan, tarlası, evi ipotekli olan köylülerimizin durumu ne olacak?” demiştim ve Antalya Elmalı Düden köylülerini örnek göstermiştim. Bu konuşmamın üzerine aynı durumda olan, yurdumuzun değişik köşelerinden mektuplar geldi. Hepsini burada beş dakikada içinde okumak imkânsız ancak Erzurum Pasinler ilçesinin bir köyünden bir mektubu sizlere sunmak istiyorum:

“Ben, 2006 yılında krediyle traktör aldım. Ertesi yıl hasılatımız para etmedi. O yıl hiçbir şeyimiz olmadığı için traktörün taksitini yatıramadık. Ertesi yıl faiz aldı başını gitti. Böyle böyle derken, o bankadan aldık diğer bankayı kapatalım derken iyice battık. Şu an üç bankaya borcumuz var. 50 dönüm tarlamız var, 8 nüfuslu bir aileyiz Traktörü ve tarlayı ipotekten dolayı satamıyoruz. Tarlayı satsak da neyle geçineceğiz? Yaşlı babam borcundan dolayı hapse atıldı, yatıyor, yapacak hiçbir şey elimizden gelmiyor, elimiz kolumuz bağlandı kaldı. Torbayla yapılandırma yapılacakmış, bunun içinde özel bankalar var mı? Bizim derdimize bu torbada çare var mı?” diye soruyor vatandaşımız.

Yine, sayın arkadaşlarım, Antalya’da turizmde çalışan, kışın oteli kapandığı için mecburi ücretsiz izinli olan bir kişimiz, arkadaşımız soruyor: “Başbakanımız ‘3 çocuk yapın’ diye bas bas bağırıyor, yapalım da, hangi parayla? Benim üç gün önce eşim doğum yaptı, cebimde 20 lira var. Ben utanıyorum bu hâlimden ama devlet utanıyor mu, bilmiyorum.”

Sayın milletvekilleri, tarım destekleri son dört yıldır 5,5-6 milyar lira seviyesinde kalmıştır. Bazı temel desteklerde dört yıldır hiçbir artış yapılmamıştır. Tarım destekleri “arz, talep, üretim, ihracat, ithalat, maliyet” gibi temel kriterlere göre belirlenmez mi? Öyle yapılmıyor bizde, öyle olsaydı 1 milyon ton üretim açığı olan pamukta üç yıldır aynı destek verilmez, pamuk destek primi artırılırdı. Buğday destekleme primi üç yıldır 5 kuruş, arpa, yulaf, çavdar primi üç yıldır 4 kuruş, o da zamanında ödenmiyor. Geçen hafta Hatay Kumlu’da, bir çiftçimiz, “ödendi” denenlerin de ödenmediğini söylüyor. 2008’den bu yana sığır başına ödeme 225 lirada kalmıştır, artış olmadı. Hayvancılığın bu kadar dışa bağımlı hâle geldiği et, kasaplık besicilik, canlı hayvan, koyun, kuzu ithalatının yapıldığı bir dönemde hayvancılık destekleri üretimi artıracak şekilde niye artırılmıyor?

Hüsnü Mübarek’e “Mısır halkının sesini dinle.” diyen Sayın Başbakanın, kendi halkımızın sesine de kulak vermesini diler, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler..: Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 211'inci maddesinde yer alan Ek Madde 1'in birinci fıkrasında yer alan "altı aya" ibaresinin “sekiz aya" şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan "10 gün" ibaresinin "15 gün" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                  Hasan Çalış (Karaman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hasan Çalış, Karaman Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı Tasarı’nın çerçeve 211’inci maddesi, ek bir madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına vermiş olduğumuz önergemiz üzerinde görüşlerimizi açıklamak üzere söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Kıymetli arkadaşlar, 211’inci maddeyle 5620 sayılı Yasa’ya eklenen ek madde geçici işçi statüsünde çalışan işçilerimize ve sözleşmeli personel statüsünde çalışan personellere önemli bir ihtiyaçlarını karşılama imkânı veriyor ancak biraz önce konuşmacı arkadaşımızın belirttiği gibi de inşallah bu imkân ileride bu geçici işçilerin aleyhine bir duruma neden olmaz. Bu kanun görüşülürken, değerli arkadaşlar, bu konuda tedbir almanın faydalı olacağını biz de öneriyoruz.

Kıymetli arkadaşlar, önergemizle biz geçici statüde çalışan işçilerimizin haklarının iyileştirilmesini istiyoruz yani bu olumlu maddenin biraz daha olumlu hâle getirilmesini istiyoruz. Görüyorsunuz, diğer muhalefet partimiz de biraz daha olumlu hâle getirilmesini istiyor. İnşallah, biraz sonra oylanırken, bu olumlu yaklaşımı sayın iktidar partimizin kıymetli milletvekilleri empati yaparak, bu çalışan dostları, çalışan arkadaşları kendi ailelerinden birisi gibi görerek, kendi kardeşleri, kendi çocukları gibi görerek, kendileri gibi görerek yaklaşırlar diye umuyorum.

Kıymetli arkadaşlar, 4/B statüsünde çalışan insanlarımızın özellikle tayinlerinin yapılamaması, nakillerinin yapılamaması nedeniyle bölünmüş aile dramları zaman zaman basına yansıyor, zaman zaman sizlere başvuruyorlar, bizlere başvuruyorlar. Gerçekten, bu ortaya çıkan durum sosyal devlet ilkelerine uymaz, çağımızın vadedilen görüntülerine uymaz, bizce Anayasa’mızın “sosyal devlet” adı altında koyduğu kurallara da uymaz. Bu problemi gidermek gerekiyor.

Bu statüde çalışan dostlar diyorlar ki: “Aynı okulları bitirdik, aynı eğitimi aldık, aynı iş yerinde aynı hizmeti veriyoruz ama aynı haklardan yararlanamıyoruz. 657 sayılı Yasa’ya tabi olan arkadaşlarımızın yararlandığı imkânların bizlerden esirgenmiş olmasını bir haksızlık olarak görüyoruz.” diyorlar.

Kıymetli arkadaşlar, bir diğer husus: Bir kurum içerisinde 657 sayılı Yasa’ya tabi insanlar çalışıyor, 4/B’li çalışıyor, 4/C’li çalışıyor, taşeron firmada çalışıyor, dernek vasıtasıyla çalışıyor, hepsi aynı okulu bitirmiş, hepsi aynı hizmeti veriyor ama hepsinin sosyal haklar yönünden, özlük hakları yönünden ve ellerine geçen ücretler yönünden farklı farklı statüleri var.

Kıymetli arkadaşlar, bu torbanın içine aklınıza gelen her şeyi attınız. Niye; bu insanlarımız ızdıraplarını, acılarını dindirecek, problemlerini çözecek böyle bir hususa niye olumlu yaklaşmıyorsunuz?

Kıymetli arkadaşlar, bakın, ülkemizde yıllardır özelleştirme uygulamaları yapılıyor. Özellikle döneminizde yapılan uygulamalar âdeta 4/C adı altında bir mağdurlar ordusu yarattı. Bu insanlara diyorsunuz ki: “Maaşınızın yarısından vazgeçin, sosyal haklarınızdan vazgeçin, sendikal haklarınızdan vazgeçin. Ya ikramiyenizi alın evinize gidin ya da siz, senenin üç yüz altmış gününde çalışacaksınız, öbür sene canımız isterse sizi bir daha yenileyeceğiz. Böyle eğreti bir şekilde çalışacaksınız.” Bu bir dayatmadır arkadaşlar. Bu, bir sosyal devlette olabilecek durum değildir diyorum, saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çalış.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

212’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 212 nci maddesi ile 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine eklenen son fıkrada geçen “ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Günal                        Mehmet Şandır

                          Manisa                                    Antalya                                    Mersin

                    Beytullah Asil                         Yılmaz Tankut                             Alim Işık

                        Eskişehir                                    Adana                                    Kütahya

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 212 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                R. Kerim Özkan                        Selçuk Ayhan

                         Malatya                                    Burdur                                      İzmir

                                                                Mehmet Ali Susam

                                                                           İzmir

Madde 212 – 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı tasarının 212 nci maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Hasip Kaplan                       M. Nezir Karabaş                        Bengi Yıldız

                          Şırnak                                       Bitlis                                      Batman

                   Şerafettin Halis                                                                        Sebahat Tuncel

                          Tunceli                                                                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Uzman Komisyonunda görüşülmemiş, usule aykırı.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 212 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Selçuk Ayhan (İzmir) ve arkadaşları

Madde 212 – 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“İntifa haklarına ilişkin talepler galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle düşer.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Susam, İzmir Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba kanunun sonuna geldik ama torba kanununu burada konuştukça bu kanunla ilgili olarak, bu ülkenin sorunlarını çözmek yerine bazı komisyonlarda çözemediğimiz maddeleri burada -komisyonlarda tartışmadan- hayata geçirmenin fırsatını bulduğumuzu bir kez daha gördük. Az önce konuşan Sayın Alim Işık’ın dediği gibi, Devlet Su İşleriyle ilgili, Komisyonumuzda geçiremediğiniz şeyi burada bir maddeyle geçiriyorsunuz. Biraz sonraki maddede buna değineceğim ama önce bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bugün Milliyet gazetesinde bir haber var: “Kasapların et kavgası...” Kasaplar niye kavga ediyormuş? Tarım Bakanlığı dün Sincan’da açıklama yapmış, 100 tane kasap dükkânı açıyormuş arkadaşlar. 20 tanesini Ankara’ya açıyormuş, diğerlerini de Türkiye’nin diğer yerlerine. Franchising sistemiyle yapıyormuş ve 80 metrekarelik bu yerlerde şarküteri ve kasap ürünleri satacakmış. Tarım Bakanlığı bunu yapıyor.

Şimdi, gerçekten, bunun o kadar çok tartışılacak yanı var ki:

1) Hani serbest pazar ekonomisi her şeyi çözüyordu? Kamu kurumu olan Et Balık Kurumunun tekrar piyasada mağaza açarak et satışı yapmasının hangi ekonomik izahını bize yapacak bir Tarım Bakanını burada rica ediyorum.

2) Bu et ithalatını açarken kasaplara ne dediniz? “Biz et ithalatı yapacağız, fiyatlar yüksek, fiyatlara bir denge sağlayacağız, sizler aracılığıyla sattıracağız.” dediniz ama ithalat öyle bir noktaya geldi ki, başka kimseler de ithalat yaptı. İthalatı yapan Et Balık Kurumu hem canlı hayvanda hem karkas ette piyasanın üstünde kaldı. Hayvanlar öldü, karkas et depoda. Şimdi satamıyorsunuz, mağaza açarak bunları satmaya çalışıyorsunuz.

Sayın Bakan demiş ki: “100 kişiye de istihdam yaratacağım.” Kaç kasabı kapatarak 100 kişiye istihdam sağlayacaksın Sayın Bakan? Kaç tane insanı işsiz bırakarak istihdam yaratacaksın? Sonra, bu insanlara hayal verip, 100 tane dükkân açtırıp franchising verdiğin insanların lojistiğini nasıl yapacaksın? Bundan sonra artık Et Balık Kurumu şarküteri lojistiği yapan, et lojistiği yapan bir şirket hâline mi gelecek? Devlet artık peynir, et ve sütü mü satacak? Niye peki Et Balık Kurumunun mağazalarını bundan önce kapatıp, peşkeş çekip sattınız? Bunların izahını bu millete, bu vatana vermek durumunda değil misiniz?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – En son komünist ülkeydi Türkiye, öyle diyorlardı.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu çok ciddi bir yanlışlığın göstergesidir. Hangi yanlışlığın? Ekonomide bir plan, program çerçevesinde iş yapmayıp, nereye tıkanırsanız, tıkandığınız noktada yeni bir çözüm bulmak için başka bir yanlışı yapma noktasına gidiyorsunuz.

Kasaplar Federasyonu diyor ki: “Bu çözüm değil.” Çözüm ne? Çok net şekilde söylüyorum: Üretimi arttırmak. Bunu bugüne kadar bu Mecliste onlarca kez söyledik. Türkiye’de etin sorununu çözmek üretimi arttırmaktır. Türkiye’de ekonominin sorununu çözmek üretimi arttırıp teşvik etmektir. Bu kadar basit ama siz ne üretimi teşvik ettiniz ne et ithalatından vazgeçtiniz ve sonuçta, Türkiye, bu yıl 50 milyar cari açık verdi. “Cari açık çevrilebilir.” diye kendinizi kandırıyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bu aldığınız politikayla da üretici hayvan beslemekten vazgeçecek. Nasıl süt işlemekten vazgeçer hâle gelme noktasında olduğu gibi. Bu politikalarınızı, tarım politikalarınızı tümüyle gözden geçirin. Eğer geçirmezseniz gerçekten Türkiye’yi tarımda en büyük ithalatçı ülkelerden biri hâline getireceksiniz. Bu politikalar iflas etmiş politikalardır. Onun için, burada, önümüzdeki hafta Kasaplar Federasyonu toplantı yapıyor ve sizin bu yanlış politikanızı bir kez daha kamuoyuna söyleyecek. Ben de buradan söylüyorum Sayın Tarım Bakanına: Bırakın da yeni dükkân açmayı, hayvanlarını üretecek köylüye destek verin.

Saygılar sunuyorum. ((CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 212 nci maddesi ile 20/2/2008 tarihli ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 7 nci maddesine eklenen son fıkrada geçen “ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Alim Işık, Kütahya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir kez daha saygıyla hepinizi selamlıyorum.

Verdiğimiz 212’nci madde üzerindeki önerge… Söz konusu maddeyle 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen son fıkrada bir değişiklik amaçlanmaktadır, bu fıkrayı okuyarak önergenin ne kadar makul olduğunu ifade etmeye çalışacağım.

Son fıkra aynen şöyle: “Mazbut vakıflarda intifa hakları, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren, vakfın son beş yıl içindeki malvarlığı, gelirleri ve giderleri ile sınırlı olmak ve galle fazlasının mevcudiyeti şartıyla Genel Müdürlükçe belirlenir.”

Bu fıkrada son ibare olan “ve galle fazlasının mevcudiyeti” kısmının çıkarılmasını amaçlıyoruz. Çünkü, galle fazlası almaya hak kazanıldığını gösteren kesin mahkeme kararı olduğundan, galle fazlasının mevcudiyetini şart koşmanın uygun olmayacağını düşünüyoruz. Dolayısıyla, önergemizin makul bir önerge olduğunu düşünüyor, bu konuda desteğinizi bekliyorum.

Sayın Maliye Bakanı şu anda aramızda yok, ayrıldı. Ancak üç madde önde, 208’inci maddede kabul edilen önergede tartışmaya yol açan konuyla ilgili tutanaklara geçerek hem kamuoyunun hem de tarihin belgelenmesi açısından bu konuyu tekrar sizlerle paylaşmak istiyorum.

2008 yılında çıkarılan bir düzenlemeyle ilgili Radikal gazetesinde 5/11/2008 tarihli bir haber çıkmıştır. Ahmet Kıvanç’ın yaptığı bu haberde “TBMM Genel Kurulunda 9 Temmuz 2008 tarihinde kabul edilen 5784 Sayılı Kanunun 9. maddesine TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda AKP’li Mustafa Açıkalın’ın imzaladığı önergeyle geçici bir madde eklendi. Söz konusu düzenlemeye göre, ‘Yap-İşlet-Devret (YİD) Yasası çerçevesinde elektrik üretimi amacıyla yapılacak yatırımların gerçekleştirilmesi için demiryolu ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesinin zorunlu olduğu hâllerde, TCDD Genel Müdürlüğünce demiryolu ulaşım güzergâhlarının değiştirilmesi işi, enerji yatırımını gerçekleştirecek firmaya, ilgili idareye ait birim fiyatlarla hesaplanacak yer değiştirmeye ilişkin yatırım bedelinden yüzde 25 oranında indirim yapılarak, belirlenen ve ilgili Bakan tarafından onaylanan bedelle’ yaptırılacak. Demiryolu yapım ihalesinin yarısı işin yüzde 50’sinin bitimini takiben, kalan kısmıysa işin tamamının bitimini takip eden altı ay içerisinde ödenecek.” denmiştir.

Dolayısıyla bu konuyla ilgili “Açıkalın’dan Savunma” başlığı altında aynen şunlara yer verilmiştir: Önergeyi imzalayan AKP’li Mustafa Açıkalın, düzenlemeden hangi barajların ve hangi firmaların yararlandırılacağını bilmediğini, Devlet Su İşlerinden böyle bir talep geldiği için önergeyi verdiklerini, yaygın bir ihtiyaca yönelik olmadığını, sadece bir iki barajı ilgilendirdiğini söyledi. Yap-işlet-devret ile koskoca santral yapma hakkı verilen firmaya demir yolu yapımı işinin verilmesinin sözünün bile edilemeyeceğini belirterek “Koskoca barajın yanında demir yolu güzergâhının değiştirilmesi işi ne ki?” diyen Açıkalın, burada önemli olanın TCDD’nin belirleyeceği birim fiyat olduğunu, afaki bir fiyat söz konusu olursa asıl o zaman tartışılması gerektiğini savundu.

Dolayısıyla söz konusu haber uzun olduğu için sadece konuyla ilgili olan kısmını ifade ediyorum. Kaleköy ve Beyhanı barajlarını yapan konsorsiyumun ortaklarından Cengiz İnşaat’ın sahibi Mehmet Cengiz konuyla ilgili açıklamada bulunmuş ve “220 kilometrelik demir yolunun 160 kilometrelik bölümü bölgemizden geçtiği için bu konuya başvurduk ve bu işi almak istiyoruz.” beyanatı da yine aynı haberde yer almaktadır.

Değerli milletvekilleri, şimdi burada yaptığımız kanunların geleceğe matuf, herkesi ilgilendiren kanunlar olması gerekirken, geçmişe yönelik bir düzenlemeyle daha önce yine sizin iktidarınız döneminde, 2008 yılında çıkarılan kanunla verilen bir işin bugüne kadar yapılamamış olmasından dolayı ortaya çıkan mağduriyeti ya da eksikliği gidermek adına geriye yönelik bir kanuni düzenlemenin bugün buraya getirilmiş olmasından ben bu yüce çatının altında bir milletvekili olarak vicdan azabı duyuyorum. Sizlerin de en az benim kadar bu vicdan azabını duyduğunuzu biliyorum.

Bu vesileyle tekrar önergemize desteğinizi bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

213’üncü madde üzerinde aynı mahiyette üç adet önerge vardır. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım, önerge sahiplerinin talebi hâlinde ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 213 üncü maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                R. Kerim Özkan                        Selçuk Ayhan

                         Malatya                                    Burdur                                           İzmir

                                                                 Ali İhsan Köktürk

                                                                       Zonguldak

Diğer önergenin imza sahipleri:

                     Erkan Akçay                          Mehmet Günal                        Mehmet Şandır

                          Manisa                                    Antalya                                    Mersin

                    Beytullah Asil                                                                         Yılmaz Tankut

                        Eskişehir                                                                                    Adana

Diğer önergenin imza sahipleri:

                     Hasip Kaplan                       M. Nezir Karabaş                      Şerafettin Halis

                          Şırnak                                       Bitlis                                      Tunceli

                   Sebahat Tuncel                                                                          Bengi Yıldız

                         İstanbul                                                                                    Batman

BAŞKAN – Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Önerge üzerinde Manisa Milletvekili Erkan Akçay, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüştüğümüz kanun tasarısının 213’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Adalet ve Kalkınma Partisi Hükûmeti tarafından 2008 yılında çıkarılan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu ile cemaat vakıflarına Lozan Anlaşması’nın fevkinde ve Medeni Kanun’a aykırı olarak mülk edinme hakkı verilmiştir. Bu Kanun’un görüşmeleri sırasında Milliyetçi Hareket Partisi olarak tüm eleştirilerimiz ve samimi olarak yaptığımız uyarılar maalesef Hükûmet tarafından dikkate alınmamıştır. Vakıflar Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Hazine adına veya Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı malların, başvurmaları hâlinde cemaat vakıfları adına tescil imkânı getirilmiştir. Bu durum, mal ediniminin sınırı olmayan bir zaman dilimine yayılmasına ve tazminat hakkı doğmasına neden olmuştur. 3 Kasım 2010 tarihinde Büyükada Rum Yetimhanesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda Patrikhaneye devri ile ilgili İstanbul Adalar Adliyesinde bir dava görülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde, bu mülkün tapusunun Patrikhaneye verilmesi yönünde mahkûm olmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye aleyhindeki kararını açıklamasının ardından toplanan Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclisi devrin Patrikhaneye değil de Büyükada Rum Erkek Yetimhanesinin vakfına yapılması için direnmiş, daha sonra, kesinleşen kararın uygulanması ve devrin Fener Rum Patrikhanesine yapılması için oy birliğiyle karar almıştır. Adalet Bakanlığı, Adalar Cumhuriyet Başsavcılığına yazdığı yazıda Yetimhanenin Fener Rum Patrikhanesi adına yeniden tapu siciline kaydettirilmesi haricinde bir alternatif bulunmadığına vurgu yapmıştır. Adalar mahkemesi Adalet Bakanlığının bu müdahalesi doğrultusunda karar vermiş ve karar temyiz edilmemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden kazanılan davalarda böylece ilk kez vakıf yerine dinî bir cemaate tapu devri yapılması için karar alınmıştır. 29 Kasım 2010 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü Meclisi, Adalet ve Dışişleri tarafından verilen karara göre bina devredilmiştir. Ancak Tapu Kanunu’nda kimlerin gayrimenkul edinebileceği çok açıktır değerli milletvekilleri. Patrikhanenin tüzel kişiliği yoktur ve tüzel ya da gerçek kişi olmayanlar adına tapu tescili de yapılamaz. Türk hukuk sistemine göre tüzel kişiliği olmayan bir kurumun mülkiyet hakkı sahibi olması mümkün değildir.

Büyükada Yetimhanesi tapusunun Rum Patrikhanesine devredilmesinde Adalet Bakanlığı yargıya müdahale etmiş, bir dizi hukuk kavramının altüst olmasına sebep olmuştur. Rum Patrikhanesine tüzel kişilik sağlamanın ve Vatikan benzeri bir yapılanmanın yolu açılmak istenmektedir. Bu gelişmeler, Adalet ve Kalkınma Partisinin teslimiyetçi politikalarının bir sonucudur.

Sayın Başbakan Erdoğan, Yunanistan ziyaretinde Fener Rum Patriğine ekümenik sıfatı verilmesi konusunda “Bu tanım beni rahatsız etmiyor.” diyebilmiştir. Hâlbuki Yargıtay 27 Haziran 2007 tarihinde verdiği kararında “Patrikhane tamamen Türk hukukuna tabidir. Ayrıcalık tanımak, Anayasa’nın 10’uncu maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.” denmektedir. Ayrıca, Lozan görüşmelerinde ekümeniklik statüsünden vazgeçilmesi şartıyla Patrikhanenin İstanbul’da kalmasına razı olunduğu da maalesef göz ardı edilmektedir.

Bu sebeplerle, önergemizin kabulünü diliyor, muhterem heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ali İhsan Köktürk, Zonguldak milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 213’üncü maddesine yönelik önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün “Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı affı”, “Devlete borcu olanlara müjde” başlıklarıyla parlatılarak kamuoyu ve Parlamento gündemine taşınan aslında çok daha farklı amaçlar içeren tasarının dokuzuncu ve son bölümünü görüşüyoruz. İktidar grubunun isteği ve parmak çoğunluğuna dayalı demokrasi anlayışıyla, bu akşam itibarıyla bu tasarıyı Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçirmeye çalışıyoruz. Ancak, bizler, tıpkı referandum değişikliğinde, Sayıştay Yasası’nda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun, Danıştayın, Yargıtayın yapısını değiştiren yeniden biçimlendiren yasalarda ve benzeri yasalarda olduğu gibi, Makyavelist bir anlayışla yani amaca giden her yol meşrudur anlayışıyla ve samimiyetten uzak bir yaklaşımla hazırlanan tasarının bu hâliyle Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmesinden halkımız adına büyük bir üzüntü duyuyoruz. Değerli arkadaşlar, çünkü sizler de biliyorsunuz ki toplumdaki beklentilerin ve ihtiyaçların karşılanacağı vaadiyle kamuoyuna pazarlanan bu torba kanunla emek kesimine açıkça saldırılmaktadır; ILO Sözleşmesi’nin hükümleri atlanarak sosyal devlet ilkesinin temelleri açıkça tahrip edilmektedir. Memurların da tıpkı işçiler gibi ödünç verilmesinin önünün açılması, esnek çalışmanın yani kuralsızlığın kural hâline dönüştürülmesi, kabul edilmesi mümkün olmayan pek çok düzenlemenin tasarının içerisine yerleştirilmesi, kısmen olumlu düzenlemelerin içerisinde âdeta topluma yedirilmektedir.

Kısaca ifade etmek gerekirse, bu tasarıyla, değerli arkadaşlar, çalışma yaşamının köşe taşları, anayasal ve yasal temelleri, temel güvenceleri açıkça ortadan kaldırılmıştır.

Buna karşılık, kendi gözündeki çapağı görmeyen, bir başka ülkeye laf yetiştiren, kilometrelerce uzaktaki halkların seslerini duyan Sayın Başbakan, haklarına sahip çıkma kararlılığıyla Ankara’ya yürüyen on binlerin yani kendi halkının sesini duyamamıştır. Kilometrelerce uzaktaki bir başka halkın demokrasi taleplerine kulaklarını diken siyasal iktidar anlayışı, içerideki seslere sadece kulaklarını tıkamakla kalmayıp demokratik haklarını kullanmaya çalışan emekçilerimize, öğrencilerimize biber gazlarını, tazyikli suları ve polis coplarını reva görmüştür. Parasız üniversite isteyen ve gününü bir tek poğaçayla tamamlayan öğrencilerimiz, insanca yaşam talebinde bulunan emekçilerimiz, amirlerinden talimat alan polislerin ayakları altında âdeta yerlerde sürünmüştür. Ancak değerli arkadaşlar, aslında ayaklar altına alınan, yerlerde sürünen, yarı aç yarı tok eğitimini tamamlamaya çalışan üniversite öğrencilerimiz değildir. Aslında, yerlerde sürünen, ayaklar altına alınan insanca yaşam talebinde bulunan emekçilerimiz değildir.

Değerli arkadaşlar, aslında, bu tür eylemlerle ve bu tür tasarılarla ayaklar altına alınan, yerlerde sürünen ülke demokrasimizdir, sosyal devlet anlayışımızdır, hukuk devletimizdir. Bu nedenle, Sayın Başbakan, başkalarına öğüt vermeyi bırakıp kendi yönetim anlayışını sorgulamalı, gözden geçirmelidir.

Değerli arkadaşlar, tasarı maddesine gelince, tasarının 213’üncü maddesi ile 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’na eklenen hükmün bu maddeyle yargı kararlarını da etkileyecek bir biçimde hak sahiplerinin müktesep haklarını ortadan kaldıracak olması hukuki güvenilirlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, tasarının 213’üncü maddesinin tasarı metninden çıkartılmasını talep ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Kaplan, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım önerge üzerinde?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Konuşacağım.

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Tabii, torba kanunu okudukça ve her alanda çelişkileri, çarpıklıkları gördükçe insanın aslında isyan edesi geliyor. Yani bu Meclis, yasama meclisi, anayasal olarak bu yetkiyi ve sorumluluğu kullanıyor. Bir de demokrasilerde yargı var. Yargıya karşı yürütme zaten Hükûmet, çoğunluk Mecliste kendisinde, yasamayla yürütme gücünü birleştirmiş, kalıyor bir yargı; “Yargıyı nasıl baypas ederim? Yargıyı da bu torba kanunlarla nasıl istediğim gibi yaparım? Ondan sonra da istediğim gibi uygularım.” mantığı içinde.

Vakıflarla ilgili intifa haklarını geçen sene Vakıflar Yasası’nda burada tartıştık, kıyamet de koptu ama kıyametin koptuğu nokta bunlar değildi. Millî varlık, Türkiye'nin resmî söylemi, ideolojisi, farklı azınlıklar, farklı dinler, farklı diller, vakıflar, özellikle azınlık vakıfları, kendi vatandaşımızı, kendi çiçek tarlamızdaki nadide, az kalmış çiçeklerden farklı azınlık gruplarını, Süryanileri, Ermenileri, Rumları, Yahudileri tartıştık ve çok hoş olmayan tartışmalar da vardı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da bu topraklarda yaşayan vatandaşlarımızın neredeyse bir başka ülkenin, düşman ülkenin vatandaşı gibi sorgulandığı tartışmalar geçti. Bunca tartışmadan sonra, bugün geldik intifa hakkına. Ee, ne yapıyoruz? Bir geçici madde… Gayet rahat artık, “torba” ya bunun adı. “Açılmış davalarda, yürümekte olan davalarda da uygulanır.” Peki, Meclis, yasama üyesi olarak evrensel hukukun ölçütlerine aykırı bu yaklaşım karşısında Allah aşkına birinizin de “Burada yanlışlıklar var. Ne oluyor?” demesi gerekmiyor mu?

Bakın, burada bir tartışma yaşadık. O tartışma tutanaklarda duruyor, tutanaklarda olduğu gibi duruyor. Bize 40 defa sataşma oluyor burada, Meclis Başkanımız uyarmıyor. Bize 50 tane hakaret var, bir tek kişi özür dilemiyor ama o karmaşa, tartışma neyin üzerineydi? Üniversitelerdeki öğrencilerin bir af sorunu vardı. O af kapsamına alınırken bir hüküm konmuştu: “Terörden hüküm giyenler kapsama alınmaz…” Tartışma noktamız buydu. Peki, hepiniz birleştiniz, Komisyon, diğer iki parti CHP, MHP, terör suçları mahkûmu olanlar… Bu Terörle Mücadele Yasası’na göre eğer -bakarsanız, herkes bu kapsama giriyor, onu anlatmayacağım tekrar- burada siz samimiyseniz şu diğer konuda samimi değilsiniz demektir: Yine biz, dört tane parti Barış ve Demokrasi Partisi, MHP, CHP, 12 Eylül sıkıyönetiminde yatıp mağdur olan 12 Eylül mağdurları için Sosyal Güvenlik Yasası’nı buradan geçirmedik mi, geçti değil mi? Geçti, arkadaşlar, birlikte -önerge- kanun teklifimiz var. Peki, 12 Eylül mağduru olanların, sıkıyönetimlerde hüküm giyenlerin hepsi Terör Yasası’ndan hükümlü değil miydi, o darbe sonucu, o yasalar sonucu hükümlü değil miydi? Hükümlüydü. Peki, onlar sosyal güvenlik hakkından yararlanacak da niye üniversiteye gidemiyor, bana bunu anlatır mısınız?

Arkadaşlar, ben bunu anlatmaya devam edeceğim -tekriri müzakereye kadar- anlamınızı sağlamaya çalışacağım.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

Başkan, karar yeter sayısı bu arada…

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı efendim, yani sizin sesi iyi duyduğunuzu biliyorum.

BAŞKAN – Hayır, Sayın Kaplan, duymadım, doğrusunu söyleyeyim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Vallahi iyi duyuyorsunuz.

BAŞKAN – Lütfen, Sayın Kaplan, şimdiye kadar hiç olmadı.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Yani yanınızdaki kâtipler de mi uyuyor? Benim kulağımdaki kulaklıktan verebilirim, yani eğer gerekiyorsa vereyim.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, duyup duymamak gayet normal bir durumdur ve duymadığımı da söylüyorum bunu.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sesim burada duyulmuyorsa kimsenin sesi duyulmaz yani.

BAŞKAN – Yani burada kazanacağınız beş dakika veya on dakikayla bu yasanın çıkması engellenmeyecek ki…

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Arayın efendim, arayın.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Arayın tabii, geliyorlar. Getirin bakayım…

BAŞKAN – Madde kabul edilmiştir.

214’üncü maddede dört adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Tasarının 214’üncü Maddesinde yer alan “30.000.000” ibaresinin “40.000.000” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Şandır                        Beytullah Asil

                          Manisa                                    Mersin                                   Eskişehir

                  Cemaleddin Uslu                                                                       Yılmaz Tankut

                          Edirne                                                                                      Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 214 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

                    Selçuk Ayhan                        R. Kerim Özkan                 Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                           İzmir                                      Burdur                                    Malatya

Madde 214- 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "10.000.000 Yeni Türk Lirasını" ibaresi "40.000.000 Türk Lirasını" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 214'üncü Maddesinin kanun metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Sebahat Tuncel                          Nuri Yaman                           Hasip Kaplan

                         İstanbul                                      Muş                                       Şırnak

                    Ayla Akat Ata                                                                      M. Nezir Karabaş

                         Batman                                                                                      Bitlis

Diğer önergenin imza sahipleri:

                   Nurettin Canikli                         Yılmaz Tunç                           Ali Koyuncu

                         Giresun                                     Bartın                                      Bursa

                Abdurrahman Arıcı                     Şevket Gürsoy                          Ahmet Yeni

                         Antalya                                  Adıyaman                                 Samsun

                                                                  Orhan Karasayar

                                                                           Hatay

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, konuşacak mısınız?

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tekrar konuya döneceğim çünkü burada da zaten bilginin ticarileşmesi -teknik bilginin- vesair konular var.

Öğrenci olayına geleceğim. Şimdi bana şunu açıklamanızı istiyorum: 12 Eylül mağduru olanlara, terör suçlusu ve mahkûmu olanlara siz sosyal güvenlik hakkını teslim etmekle yanlış mı yaptınız? Soru bu. Kanımca, doğru yaptınız. 12 Eylül darbesinin mağdurlarıydı ve 12 Eylül darbesi mağdurlarına sizin, o haksız olarak cezaevinde yattıkları süreler, gördükleri işkenceler… Bir nevi dolaylı özür bu. Doğru bir karardı. Peki, aynı şahısların, aynı kişilerin devlet hazinesinden sosyal güvenlik primini ödemeyi dahi kabul ederken niye aynı kişilerin üniversiteye gitmesini engelliyorsunuz? Mesele bu. Ya orada da terörizmi destekliyorsunuz ya da burada şaşsınız. Yani böyle… Aynı torbanın içinde iki tane madde var.

Ben, “Onu bırakın.” diyorum, biraz vicdanınıza seslemek istiyorum. Benim üzerinde durduğum ve bu yüzden kırk yedi tane küfür yediğim, tutanaklarda geçen ve kimsenin benden özür dilemediği…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Özür diliyorum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sayın Aslanoğlu, sana kurban olayım, ben senden bir şey duymadım ki… Yani bize hep saygın davrandın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Kimden ne duydun, kırk yedi kere diyorsun?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Yani o tutanakları okuyun ve sizler kabul ediyorsanız, sizler sindirebiliyorsanız…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Küfürlere özür diliyorum.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama bunu ben niye hak ettim? Ben üniversite mağduru 100 bin öğrencinin, 100 bin öğrencinin…

Bakın arkadaşlar, bu 100 bin öğrenci… Terörle Mücadele Kanunu, rahmetli Özal döneminde, 91’de çıkarıldı. Hatırlayın o yılları, o dönemden milletvekilleri var. Sonra, 91’den sonra on değişiklik geçirdi 1999 koalisyon dönemine kadar. Yine o dönemden burada partiler var. 99 koalisyonu, 2001’de, Avrupa Birliği süreciyle yasalar değişti. Yani o tarihte terör suçu sayılan 8’inci madde: “Terör suçu propagandası” maddesi kaldırıldı. Hatta, 312’nci madde: “Halkı suç işlemeye tahrik” kaldırıldı, Sayın Başbakanın da mahkûm olduğu madde. Yine 169’uncu madde: “Terör örgütlerine yardım, yataklık” maddesi o tarihte kaldırıldı.

Şimdi, Allah aşkına o tarihte bu kaldırılan maddelerden hüküm giyenlerin üniversiteye gitmesini niye istemiyorsunuz? Bana bunu izah edin. Ben bunu anlamak istiyorum. Niye devlet, primini ödüyor da niye üniversiteye gitmesini istemiyor? Ben burada Meclise bir vicdan muhasebesi çağrısı yapıyorum. Yani burada, soyut kavramlar, şekil üzerinde kavga etmenin bize, hiçbirimize yararı yok. Benim hoşuma gitmiyor buradan yoklama istenirken… İstersem kötüye kullanabilirim İç Tüzük’ü ve isterseniz sizler de kullanabilirsiniz ama biraz vicdan…

Tekriri müzakere var. Arkadaşlar, bir ölçü getirin buna. Bakın hadım etmek istediğiniz tecavüzcülerin bile üniversiteye gitmesine izin veriyorsunuz ama “Bağımsız Türkiye” “…” (x) diyen bir öğrenci… Gençlik bu, delikanlı, ismi üstünde, hepimiz yaşadık.

Şimdi, bu gençlerden bir tanesi propagandadan hüküm giymiş, niye gitmesin üniversiteye arkadaşlar söyler misiniz? Veya “Nevroz”da halay çekmiş, Allah aşkına… Bir slogan atmış “HES’lere karşıyım.” İşte burada yasalar geçiyor “Barajlara karşıyım.” Niye üniversiteye gitmesin? Bunu bana anlatın. Siz anlatmazsanız bütün önergelerde çıkıp bunu anlatmaya devam edeceğim, bugünü böyle bitireceğim.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle maddenin tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeyle 214’üncü madde metinden çıkarılmıştır.

Diğer iki önergeyi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Konuşmacımız var Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Bizim önergemiz var…

BAŞKAN – Bir dinleyin lütfen Sayın Anadol...

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Düştü, düştü, tamam.

BAŞKAN – Diğer iki önergeyi işlemden kaldırıyorum. Gerekli teselsül daha sonra yapılacaktır.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Bari bir açıklama yapsaydı Sayın Bakan, neden ARGE’yi desteklemediğinizi açıklasaydı.

BAŞKAN – 215’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 215. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                    Mehmet Günal                          Erkan Akçay                         E. Haluk Ayhan

                         Antalya                                    Manisa                                    Denizli

                  Mustafa Kalaycı                       Yılmaz Tankut                           Hasan Çalış

                          Konya                                      Adana                                    Karaman

                  Metin Çobanoğlu                          Şenol Bal                            Mehmet Şandır

                         Kırşehir                                     İzmir                                      Mersin

                                    

(x) Bu bölümde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

“Madde 215- 1) 7/7/2010 ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinde yer alan “sondaki iki grupta" ibaresi "sondaki üç grupta" olarak değiştirilmiştir.

2) 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14. maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belediye Başkanlarına görevleri süresince ve üçüncü dereceden emekli olmaları halinde emekliliklerinde hususi damgalı pasaport verilir."

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, diğer iki önerge aynı mahiyette olup birlikte işleme alacağım. Önerge sahiplerine istedikleri takdirde ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 215 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu             Ramazan Kerim Özkan                 Selçuk Ayhan

                         Malatya                                    Burdur                                      İzmir

                                                               Mehmet Ali Susam

                                                                           İzmir

Diğer önergenin imza sahipleri:

                     Hasip Kaplan                       M. Nezir Karabaş                      Şerafettin Halis

                          Şırnak                                       Bitlis                                      Tunceli

                   Sebahat Tuncel                                                                          Bengi Yıldız

                         İstanbul                                                                                    Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Mehmet Ali Susam, İzmir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)

Buyurun.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; oylama için arkadaşlar geliyorlar, sonra çıkıyorlar. Aslında dinleseler çok güzel şeyler konuşuluyor ve ülke için de çok önemli konuları konuşuyoruz. (AK PARTİ sıralarından “Hep aynı şeyleri konuşuyorsunuz.” sesi)

Hep aynı şeyleri konuşuyor muyuz, konuşmuyor muyuz, az sonra, dinlersen anlarsın.

208’inci maddede bir önerge geçti. Enerji Bakanı biraz önce buradaydı, ayrıldı mı, bilmiyorum. Çok önemli bir kurumun, Türkiye'nin Devlet Su İşlerinin içini boşaltıp tüm yetkilerini elinden alıyorsunuz ve bunu özel bir şirkete devrediyorsunuz.

HASAN ANGI (Konya) – Geçmiş madde, geç kaldın.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Geçmiş madde üzerinde konuşuyorum, tarihe ve tutanaklara geçsin de… Türkiye’de enerji gibi çok önemli bir konuda, enerjinin de hidrolikten elde edilmesi konusunda Türkiye'nin bu kadar çok yapacak şeyi varken bunu bir kenara bırakıp Türkiye’de Devlet Su İşleri gibi çok köklü bir kurumu ortadan kaldırmaya yönelik bir çalışmayı burada hiç kimsenin ruhu duymadan geçirmeye çalışan, bir ara maddeyle burada tartıştırmadan geçirmeye çalışan bir anlayış, Türkiye'nin hem enerjisine hem Türkiye’deki devletin kurumlarına karşı yapmış olduğu haksızlığı içermektedir.

Bu anlamıyla, bu maddede -Türkiye’de çok önemli bir enerji ihtiyacı- özellikle hidroelektrik santraller ve HES’lerle ilgili konuda DSİ gibi kurum birikimi olan, bu konuda çok önemli barajlara imza atmış ve bundan sonra da Türkiye'nin enerjisinde ciddi ihtiyaçları karşılayacak, su işlerinde önemli bir kurumu ortadan kaldırıyorsunuz. Bunu tarihin önemli bir sayfasına burada bugün not etmek için tekrar geçmiş maddeye değindim.

Bugün konuştuğumuz maddeyle ilgili olarak da bir şey söylemek istiyorum. Dışişleriyle ilgili çok önemli konuları şu an Türkiye yaşamaktadır. Biraz sonra bu konuda uzman arkadaşlarımız konuşacaklar ama Kıbrıs’ta bir şeyler yaşanıyor. Kıbrıs’ta Sayın Başbakan’ın bir mitingde açılan pankartlara gösterdiği tepki sonucunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne atadığımız büyükelçi görevden alınıp yerine yeni biri, özellikle de Kıbrıs’taki ekonomik politikayı yürüten, kemer sıkma politikasının mimarı olduğu söylenen ve ondan dolayı da çok ciddi şekilde tepki alan bir kişi oraya temsilci olarak atanıyor. Bu konu Kıbrıs’la aramızdaki ilişkileri hızla düzeltmemiz gereken, yavru vatanla ana vatanın birbiriyle kaynaşmasını sağlaması gereken noktada Kıbrıs halkıyla kavga ederek, onunla büyük bir çekişme içinde olarak oraya “Benim dediğim olur.” diyerek dikte ettirilerek çözülecek konular değildir. Önemli olan buraya vermiş olduğumuz yavru vatan ana vatan ilişkisindeki emeği, katkıyı, karşılıklı güveni, dostluğu, dayanışmayı güçlendirecek bir dış politika izlemekten geçer. Bunu yapacak olanlar da Dışişleri bürokrasisinde deneyim sahibi olmuş, bu işleri iyi bilen, yıllardır Türkiye’nin Dışişleri politikasında yer almış, doğru, dürüst, nitelikli bürokrat atamalarından geçer. Bu anlamıyla bürokrat atamalarında bugün İktidar yeni bir çığır açarak, bir kalibrasyondan geçerek atama yapmak yerine, kendi istediği insanları atama yapmak için buraya bir yasa maddesi koymuş ve bu yasa maddesiyle de daha niteliği dolmamış, gelmesi gereken makama gelmesine daha zaman olan insanları atama fırsatını yakalamak için bu maddeyi koyuyorsunuz. Onun için, değerli arkadaşlar, bazı şeylerin temeliyle oynamayın. Ne Devlet Su İşleriyle oynayın ne Dışişleri bürokrasisiyle oynayın ne dış politikanın bunca yıldır gelenekselleşmiş ve bu anlamıyla Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi “Yurtta barış, dünyada barış.” politikasını değiştirin. Bunları yapmamanız bu ülkenin menfaatinedir, bu ulusun menfaatinedir. Bu konuya dikkatinizi çekmek istiyorum.

Bu duygularla hepinizi en içten saygılarla selamlıyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Siz önerge üzerinde konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Önergeyi oylatacaksınız.

BAŞKAN – İki önerge aynı önerge, aynı mahiyette iki önerge.

Sayın Kaplan, siz konuşacak mısınız? Sizin önergeniz de aynı mahiyette bu önergeyle.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Konuşacağım.

BAŞKAN – Karar yeter sayısını da sizin konuşmanızdan sonra arayacağım ben.

Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Mecliste kahramanca bir karar verdiniz: 100 bin genç üniversiteye girmesin. Ya bu doğrudur ya da 12 Eylül mağduru olan, sıkıyönetimlerde yatan onca insanımızın -ki 2 milyonun üstünde fişlendi- onların sosyal güvenlik primlerini ödeyeceksiniz.

Yakın zamanda -burada üniversite hocaları var, tanıyorum- üniversitelerde gençler bir ana dilde eğitim kampanyası açtılar, “Ana dilimi istiyorum.” diye ve Türkiye üniversitelerinden binlerce öğrenci disipline verildi, okuldan atıldı, yetmedi, sonradan bu öğrencilere davalar da açıldı. Şimdi, bu gençler haklarını aradılar. Mahkemeye gittiler, üniversiteden atılma kararlarını birçoğu iptal etti. Bir kısmı da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gitti, dava kazananlar var, davası sürenler var. Şimdi, bunlar, sizin çıkardığınız yasaya göre terör suçlusu. Ne istemiş? “Ana dilimde eğitim istiyorum.” demiş, dilekçe hakkını kullanmış Anayasa’dan.

Bakıyorum, demin buradaydı Sayın Arınç, TRT Şeş’ten sorumlu.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Yine burada.

HASİP KAPLAN (Devamla) – Burada…

Şimdi, TRT Şeş Kürtçe yayın yapıyor değil mi? Şimdi, bu üniversiteli öğrencinin günahı ne söyler misiniz? “Ana dilimde eğitim istiyorum.” dedi, hadi vermediniz ama TRT Şeş Kürtçe yayın yapıyor. Bu öğrenci üniversitesine dönse ve eğitimini sürdürse bunun ne zararı var?

Bakın, yine anayasal haklarını kullandığı için, bir yerde düşünceyi ifade hürriyetini, Avrupa Birliğinin ulusal programı gereği yasalarını çıkardık. Bir öğrenci düşünceleri nedeniyle mahkûm olmuş, hiçbir olaya katılmamış, bir basın açıklaması sadece veya sadece bir gösteride yer almış, bu gencimizi üniversiteye alsak Türkiye ne kaybedecek? Peki, bunu almıyoruz da bilmem kaç kişiyi öldüren katilleri, yolsuzluk yapanları, çeteleri, darbecileri üniversiteye alıyoruz. Peki, bu durumda vicdan muhasebesi yapmak gerekmiyor mu?

Şimdi, bunları biz gerçekten bu torba kanunda konuşmadığımız zaman, o zaman yaptığımız iki şeyden biri doğrudur. Bunu tekrar ediyorum, bakın, Türk Ceza Kanunu’nda “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt üyesi gibi davranmak” diye bir madde var, bu maddeden örgüt üyesi gibi ceza veriliyor arkadaşlar. Yani, dağda değil, elinde silah yok, silahlı eylemde değil, iki tane yürüyüşte polis kameraya alıyor, CD’sini çekiyor, dosyaya koyuyor, “Al sana on sene ceza.” diyor, üniversiteden atılıyor.

Şimdi, arkadaşlar, eğer ülkemiz demokrasi ise düşünceyi ifade hürriyeti de olacak, özgürlükler de olacak. Bunlara biz yasak koyarsak Hazreti Ali’nin dediği “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum.” sözü karşısında hepimizin vicdanı yaralı olmayacak mı? Yani “Faili meçhul işledim, 86 tane kellem var.” diyen üniversiteye gidebilecek.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Başörtülüler ne olacak, başörtülüler?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Başörtülüler... İktidarsınız. Bana verin o yetkiyi bir günde çözmezsem ben de Hasip Kaplan değilim, ben size... Çok basit, çok zor görüyorsunuz.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Onu da dile getirirseniz...

HASİP KAPLAN (Devamla) – Sekiz senedir, dokuz senedir baş örtüsünü çözmediniz, bu ayıp size yeter vallahi. Bu ayıpla yaşamınız bile size yeter.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Sen bu ayıbın neresindesin?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Ama en azından onlar şu veya bu şekilde üniversiteye gidiyor. Siz, “Külliyen üniversiteye gitmesin.” diye yasa çıkardınız.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Kim gidiyor ya?

HASİP KAPLAN (Devamla) – Solcu, Kürt veya Alevi veya farklı düşüncede veya sosyalist veya sağcı düşüncede olan birisini üniversiteye gitmesin diye engel koydunuz, engel. Şimdi, kalkıyorsunuz, dokuz yıldır iktidarsınız ama burada muhalefet gibi mızıkçılık yapıyorsunuz. Vallahi bu kabul edilemez.

Saygılarımla.

Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı var, önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 215. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

“Madde 215- 1) 7/72010 ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin son cümlesinde yer alan “sondaki iki grupta" ibaresi "sondaki üç grupta" olarak değiştirilmiştir.

2) 5682 sayılı Pasaport Kanununun 14. maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Belediye Başkanlarına görevleri süresince ve üçüncü dereceden emekli olmaları halinde emekliliklerinde hususi damgalı pasaport verilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Şenol Bal...

BAŞKAN – Şenol Bal, İzmir Milletvekili, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 215’inci maddede vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Evet, 215’ten 219’a kadar olan, bu torba yasada yer alan maddeler Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’da yapılacak değişiklikleri ihtiva ediyor. Tabii ki arzumuz, Dışişleri Bakanlığının uzman, liyakatli kadrolarla desteklenmesi ve diplomat olmayan kişilerin dışarıdan atamayla büyükelçi yapılmaması gibi temennilerimiz var. Tabii, önemli olan, dış politikamızda son yıllarda yaşanan zikzaklar ve belirsizlikler, konuşulması gereken konular.

Sayın milletvekilleri, daha önceki konuşmalarımın birinde, devletler varlıklarını ve devamlılıklarını kendi değerleri, kaynakları ve menfaatleri üzerine bina etmek durumundadırlar; bugün olduğu gibi dış mihrakların yönlendirmesiyle dış dengeleri birbirine karıştırarak, sonra da sonuçları çarpıtarak, iç siyaset malzemesi hâline getirerek dış politikamızın sürdürülemez olduğunu ve bölgesel güç olunamayacağını ifade etmiştim.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin hükûmetleri tarafından, AKP İktidarına kadar, dış siyaset politikası iç siyaset politikalarına alet edilmeden yürütüldü. Hangi parti iş başına gelirse gelsin Türk dış politikasının temel bir yönü vardı. Bazı yöntemsel değişiklikler olsa da bu temel politika doğrultusunda dış politikamız yürütüldü ama AKP İktidarıyla dış siyaset büyük oranda iç siyasete malzeme olarak kullanıldı ve hâlen kullanılmaya devam ediyor. Klişe sloganlara dayalı bir anlayışla karşılaştık bu dönemde. Söylemler ile eylemler, eylemler ve gerçekler arasında derin uçurumlar var.

AB maceramız ortada değerli milletvekilleri. AB’ye girme hayaliyle vatandaşlarımız göz göre göre kandırıldı. Kutlamalar yapıldı, ama artık AB, kapıları açmadan kapattı.

Başbakan ve AB’den sorumlu Bakan Bağış şimdi esiyor, gürlüyor. Bağış geçen şöyle demiş değerli milletvekilleri: “Fasılları açamadıysak da Avrupalıların zihinlerini açtık.” Vallahi, Bağış’a sormak gerekir: “Senin zihnini kim açacak Sayın Bağış?” demek lazım.

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Millet!

ŞENOL BAL (Devamla) – Evet, millet açacak, doğru! Millet sizin zihninizi açacak Sayın Milletvekili, göreceksiniz, neye uğradığınızı şaşıracaksınız!

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – İnşallah sizinkini de!

ŞENOL BAL (Devamla) – Davos’u hatırlayınız sayın milletvekilleri. Davos sonrası biliyorsunuz “…”(x) den sonra kahraman olarak karşılanan Başbakan, burada mayınlı arazilerin mayından arınması ve arkasından kırk dokuz yıllığına bir İsrailli şirkete vermek için ne kadar büyük bir mücadele verdiğini sizlere bir kere daha hatırlatmak istiyorum.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Şirketin adını ver!

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Şirketin adı ne?

ŞENOL BAL (Devamla) – Olur mu, o şirket belli, konuşmaları var. “Burada Fatma, Hasan çalışacak.” diyordu Sayın Başbakan, ama neticede muhalefetin yapmış olduğu mücadele ve kamuoyundan sonra…

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Adını vermiyorsan iftira! Söyle şimdi adını!

ŞENOL BAL (Devamla) – Efendim, açıkladınız, o firma belliydi, hem mayınları temizleyecek, arkasından da onu tarıma açacaktı.

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen konuyla ilgili konuşalım.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Atmasyon laflar bunlar!

                                    

(x) Bu bölümde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

ŞENOL BAL (Devamla) – Gazze olaylarını hatırlayalım sayın milletvekilleri. İç siyasette nasıl kullandığınızı, insani bir olayın ve ölen insanlarımızın, özel insanlarımızın şeyini alabildiniz mi?

ÖMER İNAN (Mersin) – Hiç mi projeniz yok?

BAŞKAN – Lütfen Sayın Milletvekili… Hatibe müdahale etmeyelim lütfen…

ŞENOL BAL (Devamla) – İsrail’in cevabı ne oldu? Bunları sormak istiyoruz tabii ki.

ÖMER İNAN (Mersin) – Bir tane projeniz yok!

ŞENOL BAL (Devamla) – Bizim her şeye projemiz var Sayın Milletvekili, sizin bir tane bile projeniz yok, ama bizim her konuda projemiz var, bunu biliniz.

ÖMER İNAN (Mersin) – Bir tanesini söyleyin canım!

BAŞKAN – Sayın İnan, lütfen…

ŞENOL BAL (Devamla) – Bu İktidarın AB ve Büyük Orta Doğu Projesi gibi öteki projelere iman derecesinde gösterdiği çabanın ve verilen tavizlerin neticelerinin ülkemize faturasını iyi değerlendirmeniz lazım, hiçbirinize baki değil bu koltuklar sayın milletvekilleri.

Yunus Emre’nin bir sözü var: “Cümleler doğrudur sen doğru isen, doğruluk bulunmaz sen eğri isen.” diyor. Sizlere ithaf ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Önce kendine ithaf et.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

216’ncı madde üzerinde dört adet önerge vardır, okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı tasarının 216 ncı maddesindeki “altıncı” ibaresinin “yedinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Hasip Kaplan                       M. Nezir Karabaş                      Şerafettin Halis

                          Şırnak                                       Bitlis                                      Tunceli

                   Sebahat Tuncel                                                                          Bengi Yıldız

                         İstanbul                                                                                    Batman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 216 ncı maddesinde yer alan "en az altıncı fiili hizmet yılı" ibaresinin "en az yedinci fiili hizmet yılı" ve "altıncı" ibaresinin "yedinci" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Şandır                        Beytullah Asil

                          Manisa                                    Mersin                                   Eskişehir

                    Yılmaz Tankut                           Akif Akkuş                               Şenol Bal

                          Adana                                     Mersin                                      İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 216 ncı maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                       Fatih Atay                             Harun Öztürk                           Tekin Bingöl

                          Aydın                                       İzmir                                      Ankara

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu             Malik Ecder Özdemir                  M. Ali Özpolat

                         Malatya                                     Sivas                                     İstanbul

                   Derviş Günday                                                                         Selçuk Ayhan

                          Çorum                                                                                      İzmir

Madde 216- 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "dördüncü fıkradaki düzenleme saklı kalmak üzere, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tabi bulundukları hükümler çerçevesinde, başkatiplik ve konsolosluk yeterlik sınavına girmeye devam eder." ibaresi "askerlik hizmeti dâhil olmak üzere en az altıncı fiili hizmet yılı içerisinde bulunmaları kaydıyla başkatiplik ve konsolosluk yeterlik sınavına girerler." şeklinde; dördüncü fıkrasının sonunda yer alan "dokuzuncu" ibaresi "altıncı" olarak değiştirilmiş; maddenin üçüncü ve beşinci fıkraları yürürlükten kaldırılmıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 216 ncı maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını ve takip eden madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                         Yılmaz Tunç                          Şevket Gürsoy

                         Giresun                                     Bartın                                   Adıyaman

                Abdurrahman Arıcı                      Ali Koyuncu                        Orhan Karasayar

                         Antalya                                     Bursa                                       Hatay

                                                                      Ahmet Yeni

                                                                         Samsun

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Önergeyle, maddenin Tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Böylece, kabul edilen önerge doğrultusunda tasarının 216’ncı maddesi metinden çıkarılmıştır. Gerekli teselsül daha sonra yapılacaktır.

Diğer üç önergeyi işlemden kaldırıyorum.

217’nci madde üzerinde dört adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 217 inci maddesinde yer alan " dokuzuncu" ibaresinin "yedinci" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Yılmaz Tankut                           Akif Akkuş

                          Manisa                                     Adana                                     Mersin

                   Mehmet Şandır                                                                        Beytullah Asil

                          Mersin                                                                                   Eskişehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 217 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Tekin Bingöl                           Harun Öztürk                             Fatih Atay

                          Ankara                                      İzmir                                       Aydın

                    Selçuk Ayhan                    Malik Ecder Özdemir                  M. Ali Özpolat

                           İzmir                                       Sivas                                     İstanbul

                   Derviş Günday                                                                 Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                          Çorum                                                                                    Malatya

Madde 217- 7/7/2010 tarihli ve 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun geçici 3 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "dokuzuncu" ibaresi "altıncı" şeklinde değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bundan sonraki iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işleme alacağım ve önerge sahipleri istedikleri takdirde, ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 217 nci maddesinin Tasarıdan çıkarılmasını ve takip eden madde numaralarının buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                         Yılmaz Tunç                      Abdurrahman Arıcı

                         Giresun                                     Bartın                                     Antalya

                    Şevket Gürsoy                          Ali Koyuncu                        Orhan Karasayar

                       Adıyaman                                   Bursa                                       Hatay

                                                                      Ahmet Yeni

                                                                         Samsun

Diğer önergenin imza sahipleri:

                     Hasip Kaplan                       M. Nezir Karabaş                      Şerafettin Halis

                          Şırnak                                       Bitlis                                      Tunceli

                     Bengi Yıldız                                                                          Sebahat Tuncel

                         Batman                                                                                    İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Her ikisinin de gerekçesini okutacağım.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergelerinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe: Uzmanlık Komisyonunda görüşülmemiştir.

BAŞKAN – Giresun Milletvekili Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergelerinin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe: Önergeyle, maddenin Tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler doğrultusunda 217’nci madde tasarı metninden çıkarılmıştır. Gerekli teselsül sonra yapılacaktır.

Diğer iki önergeyi işlemden kaldırıyorum

218’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, gelişlerine göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 218 inci maddesinde yer alan "hizmet yılı gözetilmeksizin" ibaresinin "Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapmış olanlar hariç, askerlik dahil en az yedi hizmet yılı görev yapmış olan danışmanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Şandır                        Beytullah Asil

                          Manisa                                    Mersin                                   Eskişehir

                    Yılmaz Tankut                           Akif Akkuş                               Şenol Bal

                          Adana                                     Mersin                                      İzmir

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bundan sonraki iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte işleme alacağım, önerge üzerinde söz sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 218. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                   Hüseyin Pazarcı                        Harun Öztürk                          Selçuk Ayhan

                        Balıkesir                                     İzmir                                        İzmir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Mustafa Özyürek                        Şevket Köse

                         Malatya                                   İstanbul                                  Adıyaman

Diğer önergenin imza sahipleri:

                     Hasip Kaplan                       M. Nezir Karabaş                      Şerafettin Halis

                          Şırnak                                       Bitlis                                      Tunceli

                   Fatma Kurtulan                                                                        Sebahat Tuncel

                            Van                                                                                      İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Son önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Uzmanlık Komisyonunda görüşülmemiştir.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hüseyin Pazarcı…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Hüseyin Pazarcı, Balıkesir Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN PAZARCI (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 218’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılması yönünde Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Anılan 218’inci madde ile kısa bir süre önce kabul edilen 6004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Kanunu’nun geçici 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasında iki önemli değişikliğe gidilmektedir:

Bu değişikliklerin birincisi: Merkez teşkilatında ikinci kâtip ve yurt dışı teşkilatında ikinci kâtip ya da muavin konsolos görevleri için geçici olarak yüz yirmi gün içinde başvurulması durumunda danışmanlar, idari memurlar, bölge uzmanları, yabancı dil uzmanları ve haberleşme teknik personeli bu görevlere kabul edilme durumunda bulunmaktadır. Başka bir deyişle, saydığımız daha ziyade teknik nitelikli personel diyeceğimiz personelin, belirli düzeye kadar meslek memurlarının veyahut da konsolosluk ve ihtisas memurları dediğimiz, eskiden idare memurları dediğimiz memurların yaptığı görevlere, bu kişilerin de bundan böyle kabul edilmesi şeklinde bir hüküm geçici maddeyle burada kabul edilmiştir. Ancak, bugünkü değişikliğin, söz konusu başvuruda bulunacak personelin dört yıllık eğitim görmesi koşulunu getiren 6004 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinin dördüncü fıkrasına getirdiği istisna şudur: Dört yıllık eğitim koşulu iki yıla indirilmektedir. Dolayısıyla, bundan önce ve bugüne kadar hep dört yıl eğitim görmüş kişilerin yaptığı görevler, ki çoğunlukla bugün de o görevleri dört yıl eğitim görmüş kişiler yapmaktadır, bu geçici hükümle iki yıla indirme yoluna gidilmektedir. Dolayısıyla, burada eşitliği bozucu bir yaklaşım vardır.

İkincisi, bundan da daha önemlisi; eğitim ve öğrenim bakımından Dışişleri mensupları arasında niteliklerde bir aşınmaya gitme yoluna girilmektedir. Dolayısıyla, bu değişikliğin kabul edilebilir bulunması bizim tarafımızdan söz konusu değildir.

Burada önerilen değişikliklerin ikincisi ise bu görevlere getirilecek danışmanlar için öteki memurlar için aranan belirli hizmet yılı koşulunun bile aranmamasıdır. Bu hüküm de Dışişleri memurları arasındaki eşitlik ilkesine aykırı düşmektedir. Böylece, danışman olarak alınan kişilerin hiç beklemeden, çok kısa süre içinde konsolosluk ve ihtisas memuru hâline dönüştürülmesi ve daha sonra da belirli birtakım sınavları verirse daha yüksek unvanlara, görevlere getirilmesi yolu açılmaktadır.

Şimdi, değerli milletvekilleri, bütün bu değişiklik önerileri görüldüğünde, son aylarda sözü edilen, Dışişlerini izleyen çevrelerde gözlenen ve ifade edilen bir durum söz konusu. O da şu: Hâlihazır iktidarın Dışişleri Bakanlığının alt kadrolarına iktidar tarafından yerleştirilen yandaşlarının giderek meslek memurlarının yaptığı görevlere yükseltilmesi ve Bakanlığın yapısının partizanca değiştirilmesi şeklinde bir söylentidir bu. Bu tür bir hüküm, değişiklik önerisi geçtiği takdirde bu endişelerin doğru çıkmasından korkuyoruz ve dolayısıyla, söz konusu hükmün yasa tasarısından çıkmasını öneriyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 218 inci maddesinde yer alan "hizmet yılı gözetilmeksizin" ibaresinin "Üniversitelerde öğretim görevlisi olarak görev yapmış olanlar hariç, askerlik dahil en az yedi hizmet yılı görev yapmış olan danışmanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) - Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şenol Bal, İzmir Milletvekili.

ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın milletvekilleri, biraz önce, yine Dışişleri Bakanlığıyla ilgili olarak ifade etmiş olduğum gibi, 218’inci maddede de, Dışişleri Bakanlığındaki bir kadrolaşma harekâtını görüyoruz. İşte bu yüzden, bunun doğru olmadığını ifade etmek için, gerekçe olarak bu düzenleme, Dışişleri Bakanlığına danışman olarak atanan bir memurun, yapılacak bir özel yeterlilik sınavında başarılı olması durumunda konsolos ve ihtisas memuru olarak atanmasını öngördüğünden, Dışişleri Bakanlığındaki konsolosluk makamı gibi mesleki tecrübe isteyen kritik bir görevin, verdiğimiz önergeyle, daha bu göreve atanacaklara mesleki tecrübe kazandırması açısından önemli olduğunu ifade ediyorum ve bu konuyu bir kere daha düşünmenizin önemini vurguluyorum.

Değerli milletvekilleri, kaldığımız yerden devam edelim, dış politikamızın iç politikaya alet edilmesi, söylemlerle eylemlerin birbirini tutmaması konusunda.

Biliyorsunuz, bir Medeniyetler İttifakı Projesi var ve Başbakanımız eş başkan bu projede. Ne oldu? Zarfı süslü, içi bomboş olan bu proje, sadece iç siyaset malzemesi olarak kullanıldı. Medeniyetler İttifakı Projesi, Batı’yı emperyal kararlılığından vazgeçirebildi mi sayın milletvekilleri veya öyle bir temayül ufukta gözüküyor mu? Yoksa, İslam âleminin ve Türkiye’nin bu süreçte rehavete kapılmasına mı neden oldu? Büyük Orta Doğu Projesi veya diğer adıyla Genişletilmiş Orta Doğu Projesi Kuzey Afrika Girişimi, yine bizim Başbakan eş başkan. Bu proje, ABD için yirmi iki İslam devletinin sınırlarının değiştirilmesi, peki bizim için ne anlam ifade ediyor, açıklamalarınızı bekliyoruz.

Tunus, Yemen derken Irak’ta yaşananlar; Tunus, Yemen derken Mısır ve Mısır’daki en son gelişmeler, yarın diğer İslam ülkelerinde yaşanması muhtemel olaylar gördüğümüz kadarıyla. ABD açısından baktığımızda, ABD politikalarına uygun ilerlediği, müdahale ve söylemleriyle ortada. Yani Büyük Orta Doğu Projesi’ne uygun devam ediyor. Yani reel politikalarına uygun ABD’nin. Peki, gelişen bu olaylar bizim açımızdan ne anlam taşıyor, lütfen çekinmeden açıklayınız. Başbakanın, o iki hafta sonra olaydan, Obama ile görüşüp aynı mahiyette yapmış olduğu, hatta kabadayılık yapıp “Tribünlerden seyretmeyeceğiz.” söyleminden bahsetmiyorum.

Sayın milletvekilleri, acaba Hükûmet bir hayalin peşinde mi? Orta Doğu’da Başbakana önderlik gibi bir rol biçildiğini mi zannediyor?

Bakınız, Suriye ile İsrail, Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü, Batı ile İran arasındaki, Rusya ve Gürcistan ara buluculuk girişimleriniz, Ermenistan’la açılım maceranız duvara toslamadı mı sayın milletvekilleri? Kuzey Irak’ta, Kerkük’te, Tuzhurmatu’da, Telafer’de, Felluce’de Türkmen kardeşlerimiz ve din kardeşlerimiz Büyük Orta Doğu Projesi’ne kurban edilirken…

MEHMET CEYLAN (Karabük) – Hiç de öyle değil!

ŞENOL BAL (Devamla) – …ABD’nin oyunlarına kurban edilirken, insanlar katledilirken, Büyük Orta Doğu Projesi’nin Eş Başkanı Sayın Başbakan ne yapmıştır sayın milletvekilleri? (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Tabii, ABD’nin değirmenine su taşımıştır.

Irak’ın bütünlüğünden yana mısınız sayın milletvekilleri? Söylemde öyle. Söylemde öyle sayın milletvekilleri.

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Senin öğrencilerin yok burada!

BAŞKAN – Sayın Bal, lütfen, soru-cevap şeklinde konuşmayalım Genel Kurula.

ŞENOL BAL (Devamla) – Türkmenler için ne yapıyorsunuz? Çok şey yapıyorsunuz değil mi sayın milletvekilleri?

MEHMET CEYLAN (Karabük) – Kıskanmayın!

ŞENOL BAL (Devamla) – Kandırmayınız kendinizi. Ekim ayının sonunda Irak’ın Kuzeyi’nden Barzani’nin Yardımcısı bile kırmızı halılardan geçerek Dışişleri Bakanımız tarafından karşılandı ve Davutoğlu tarafından yapılan açıklamalarda Sünni-Şii meseleleri, Kürtlerin meseleleri konuşuldu ama Türkmenlerin meselesi konuşulmadı sayın milletvekilleri. Sonra, o yardımcı Irak’a döndü, ne dedi biliyor musunuz? Peşmerge reisinin yardımcısı, “Türkiye bizim stratejik ortağımız.” dedi. Hayırlı olsun Türkiye’ye sayın milletvekilleri! Komşularla sıfır sorun öyle mi? İlk önce Azerbaycan’la, sonra da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile büyük sorun yaşatıyorsunuz. Demek ki siz, kardeşlikten öte yakın olduğumuz ülkelerle büyük sorunlar yaşamak için görev aldınız. Hayırlı ve uğurlu olsun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

219’uncu madde üzerinde üç adet önerge vardır; geliş sırasına göre okutup, aykırılıklarına göre işleme alacağım.

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219. maddesi ile değiştirilen 6004 sayılı Kanunun ikinci fıkrasına ekli (3) sayılı listede yer alan;

“GİH                İkinci kâtip, üçüncü kâtip,                              8                          290                   290”

                         Muavin Konsolos, Ataşe, Aday

                         Meslek Memuru, Aday Konsolosluk

                         ve ihtisas Memuru

ibarelerinin

“GİH                                                                                    8                          300                   300”

Şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                           Vahap Seçer

                         İstanbul                                      İzmir                                      Mersin

                Mehmet Ali Susam                 M. Rıza Yalçınkaya                        Tayfun İçli

                           İzmir                                       Bartın                                    Eskişehir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                                                           Şükrü Mustafa Elekdağ

                         Malatya                                                                                   İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 219 uncu maddesinde yer alan “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8, 9” ibaresinin “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Şandır                        Beytullah Asil

                          Manisa                                    Mersin                                   Eskişehir

                    Yılmaz Tankut                           Akif Akkuş                               Şenol Bal

                          Adana                                     Mersin                                      İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve metne aşağıdaki (4) sayılı listenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                   Nurettin Canikli                    Yılmaz Helvacıoğlu                 Abdurrahman Arıcı

                         Giresun                                      Siirt                                       Antalya

                   A. Sibel Gönül                          Ahmet Yeni                     Durdu Mehmet Katsal

                         Kocaeli                                    Samsun                                  Osmaniye

“(2) Ekli (2) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelin Dışişleri Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış, ekli (3) ve (4) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (1) sayılı cetvelin Dışişleri Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.”

(4 SAYILI LİSTE)

KURUMU    : ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI

TEŞKİLATI : MERKEZ

İHDAS EDİLEN KADROLAR

                                                                                                                                              SERBEST

                                                                                                                                               KADRO

SINIFI       UNVANI                                                                  DERECESİ                      ADEDİ

GİH            Çalışma Uzmanı                                                                 5                                    50

GİH            Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzmanı                                       5                                    50

GİH            İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı                                          5                                    50

GİH            Çalışma Uzman Yardımcısı                                                8                                   100

GİH            Yurt Dışı İşçi Hizmetleri Uzman Yardımcısı                      8                                   100

GİH            İş Sağlığı ve Güvenliği Uzman Yardımcısı                        8                                   100

GİH            İş Müfettişi                                                                         5                                   350

GİH            İş Müfettişi Yardımcısı                                                       8                                   650

                   TOPLAM                                                                                                              1450    

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI CEVDET YILMAZ (Bingöl) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Bilindiği üzere işyerlerinin iş mevzuatına uygun olarak faaliyet gösterip göstermedikleri ve iş sağlığı ve güvenliğine riayet edip etmedikleri Çalışma ve Sosyal Bakanlığı kadrolarında bulunan iş müfettişleri tarafından denetlenmektedir. Ancak şu andaki iş müfettişi mevcudu ile kurulu bulunan bütün işyerlerinin gerektiği gibi denetlenmesi imkan dahilinde görülmemektedir. Zira hali hazırda Bakanlıkta özellikle iş sağlığı ve güvenliği alanında denetim yetkisi bulunan sadece 206 İş müfettişi görev yapmaktadır. Ayrıca yetiştirilmek üzere alınan 297 müfettiş yardımcısı bulunmaktadır. Bu şekilde bütün kadrolar kullanılmış olup ilave müfettiş yardımcısı alınmasına imkan bulunmamaktadır.

Şu anda ülkemizde toplam 1.216.308 işyeri vardır. Her iş yerinin yılda bir kez denetlenmesi durumunda müfettiş başına düşen işyeri sayısı 5820'dir. Bir müfettiş tarafından bir yılda 5820 işyerinin denetlenebilmesinin mümkün olamayacağı da izahtan varestedir. Yıllık işyeri denetim sayısına bakıldığında (2010 yılında iş sağlığı ve güvenliği yönünden 17.284 işyeri denetlenebilmiştir.) bir işyerinin, gördüğü denetimden sonra ikinci defa denetlenebilmesine sıra 70 yıl sonra gelebilmektedir. Dolayısıyla mevcut iş müfettişi sayısı ile işyerlerinin gereği gibi denetlenmesinin mümkün olmadığı görülmektedir.

Öte yandan Bakanlığının işçiye ve işverene yönelik hizmetlerinin kalifiye elemanlar tarafından sunulması da gerekmektedir. Gelişen teknoloji ve iletişim olanakları nedeniyle iş yaşamı da gelişmekte, ihtisaslaşma ve dallara ayrılma artmakta buna dayalı olarak da işçi işveren ilişkilerini düzenlemek, çalışanların sağlığı ve güvenliği yanında haklarını korumak için spesifik düzenlemelerin yapılması ve bu düzenlemeler çerçevesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından sunulan hizmetlerin alanında uzmanlaşmış personel tarafından sunulması gerekmektedir.

Bu gerekçeler ışığında bu kanunda yapılan çalışma hayatına ilişkin düzenlemeler de dikkate alınarak gerek işyerlerinin denetimlerinin etkin ve verimli bir şekilde yapılabilmesi gerekse Bakanlık hizmetlerinin gereği gibi sunulabilmesi için ihtiyaç duyulan iş müfettişi ve uzman personel ihtiyacının giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 219 uncu maddesinde yer alan “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8, 9” ibaresinin “ÜÇÜNCÜ KATİP 5, 6, 7, 8” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Yılmaz Tankut, Adana Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 219’uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, şimdi bu tasarı çerçevesinde tam da seçim öncesine denk getirilen bazı af ve düzenlemelerin siyasi hesaplarla, siyasi menfaat beklentileriyle yapılmadığını söylemek elbette ki mümkün değildir. Bu yasa tasarısıyla AKP Hükûmetinin yine âdeta cambazlık yaptığını görmekteyiz. Şöyle ki: Önceki bölümlerde görüşülen ve kabul edilen kamunun alacağı olarak silinecek borcun üst limiti neydi? 120 lira. Yani bir vatandaşımızın en fazla 120 liraya kadar olan borcu bu tasarı kanunlaştığı zaman cezalarıyla birlikte silinecektir. Dolayısıyla, bu tasarıyla kamu kurumlarının, sosyal güvenlik kurumlarının takiple ilgili iş yükleri de azalabilecektir. Yani kamuoyuna en büyük af yasası olarak takdim edilen bu tasarıyla borcu olan vatandaşlarımıza aslında sembolik düzeyde bir fayda sağlanmış olacaktır. İşte, AKP İktidarı asıl büyük faydayı, insanlarımızın gözünü boyamak suretiyle, seçim öncesi siyasi rant hesaplarıyla toplam faydayı bu şekilde sağlamayı amaçlamaktadır. Yani AKP, bu küçücük affı bile büyüterek her zaman yaptığı gibi seçim malzemesi olarak kullanacak ve devamlı olarak çizdiği sahte ve pembe tablolarla içi boş, sloganvari sözlerle kendi siyasi saltanatını devam ettirebilmek için acımasızca istismar edecektir ancak biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, AKP bu ufacık aflardan kendisine bir istismar sahası elde edecek olsa da, vatandaşımızın lehine olacağı için, elbette hiçbir siyasi rant hesabı yapmadan, tasarının görüşmeleri tamamlanıncaya kadar söz ve önergelerimizle tasarının daha düzgün hâle gelmesi için çalışmalarımızı devam ettireceğiz.

Sayın milletvekilleri, burada önemli olan bir husus da şudur: Hep benzer şekilde aflar getirilmesine rağmen vatandaşlarımızın bu borçları neden ödeyemediği hep gözlerden uzak tutulmaktadır.

Şimdi, kim ister 20 liralık, 100 liralık borcunu sürekli ötelemeyi, ertelemeyi ve kim ister 50 liralık bir borç için davalık olmayı? Demek ki burada bir sıkıntı mevcuttur. Vatandaşımızın asgari ücretin altıda 1’i kadar olan bir miktarı dahi ödeyemez hâle gelmiş olmasının üzerinde hep birlikte ciddiyetle düşünmemiz icap etmektedir ama iktidar cephesinden bakıldığında olayın bu yönü gözükmemektedir.

AKP İktidarına bakacak olursak her şey yolunda gitmektedir. Öyle ya, kişi başına millî gelirimiz kâğıt üzerinde 15 bin dolara çıkmıştır.

Peki, gerçek bu mu? Hep birlikte şimdi çıkalım sokağa, çarşıyı, pazarı gezelim, esnafımıza, memurumuza, çiftçimize, emeklimize, bütün vatandaşlarımıza soralım. Alacağımız cevap “Her geçen gün cebimizdeki paranın azaldığı ve eridiği…” şeklinde olacaktır.

Dolayısıyla, asıl gerçek şudur: Vatandaşın satın alma gücü fazlalaşmıyor, artmıyor, aksine vatandaşın alım gücü azalıyor ama birilerinin cebi, özellikle de iktidara yakın olan yandaşların ve yabancıların cebi sürekli şişiyor.

Bu yüzden, vatandaşlarımızın küçük de olsa borçlarını yeniden yapılandıralım, tamam ama asıl sorunu kökten çözmek lazım geldiğini de unutmayalım. Yani işsizliği azaltacak üretime dönük politikaları bir an önce hayata geçirmemiz, çalışanların gelirlerini sözde değil özde artırmanın çarelerine bakmamız icap etmektedir.

Yine buradan önemli bir tezada da dikkatinizi çekmek istiyorum: Vatandaşlarımız açlıkla, yoklukla, yoksullukla mücadele ederken kâğıt üzerinde “Senin gelirin 15 bin dolar oldu.” denmektedir, sanal bir mutluluk havası estirilmektedir ve âdeta Pollyannacılık oynanmaktadır ama diğer yandan milyonluk -eski parayla trilyonluk- arabalarla, uçaklarla, yatlarla, konut restorasyonlarıyla vatandaşın cebinden şatafat, debdebe dolu bir hayat devam ettirilmektedir. Hele hele bunu dinî hassasiyetleri olduğu savunulan iktidarın temsilcilerinin yapması sorunu, meseleyi daha da vahim bir hâle getirmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarıyla aynı zamanda vergisini, borcunu düzenli ödeyen mükelleflere, vatandaşlara da negatif bir mesaj verilmektedir. Daha önce burada hem benim hem de diğer arkadaşlarımızın altını çizerek ifade ettikleri gibi, çoluk çocuğunun rızkını aksatma pahasına, nafakasını aksatma pahasına borcuna sadık olan insanlarımızı da incitmemeliyiz. İşte bunun için de borcuna sadık mükelleflerimizi, vatandaşlarımızı teşvik etmek, onların gönlünü almak için de bir düzenleme mutlaka bu tasarıda yapılmalıdır. Mesela, bu düzenlemeden elde edilecek gelirin bir kısmı kaynak olarak esas alınarak bu yasa tasarısının başladığı yıldan itibaren borcunu düzenli ödeyenlere sembolik de olsa, yüzde 5, yüzde 10 ya da oranı ne olursa olsun bir teşvik getirilmesi lazım idi. Yani borçlarını düzenli ödemiş vatandaşlara ya ödediği toplam miktar üzerinden geri iade sistemi olabilir ya da belirlenecek indirim oranı bundan sonra ödeyeceği vergiden düşülebilirdi.

Lütfen bu hususu yabana atmayalım diyor, sözlerimi tamamlıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 219. maddesi ile değiştirilen 6004 sayılı Kanunun ikinci fıkrasına ekli (3) sayılı listede yer alan;

“GİH                İkinci kâtip, üçüncü kâtip,                              8                          290                  290 “

                         Muavin Konsolos, Ataşe, Aday

                         Meslek Memuru, Aday Konsolosluk

                         ve ihtisas Memuru

ibarelerinin

“GİH                                                                                    8                          300                   300”

Şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Şükrü Elekdağ konuşacak.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen, Şükrü Elekdağ, İstanbul Milletvekili, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önümüzdeki yasanın 219’uncu maddesi hakkında görüş belirtmek amacıyla söz almış bulunuyorum. Değerli arkadaşlarım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

219’uncu madde Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu’nda yapılan değişikliklerle bazı kişilere avantaj sağlamak amacı güdüldüğü izlenimi ediniliyor ancak bazı değişikliklerin de uygulamaya elastikiyet vermek amacını güttüğü gibi bir yorum ortaya çıkıyor.

Değerli arkadaşlarım, uzun bir çalışma sonucunda hazırlanan 2004 sayılı Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu Temmuz 2010 tarihinde yasalaşmıştır. Kısa bir süre içinde Kanun’da hatalar ve eksiklikler yapıldığının anlaşılması, bunların düzeltilmesi ihtiyacının ortaya çıkması cidden üzüntü vericidir. Memurların kadrolarını ve terfilerini ilgilendiren bir konuda çok daha titiz ve dikkatli davranılması gerekirdi.

Değerli arkadaşlarım, bu fırsattan yararlanarak son günlerde Kuzey Kıbrıs’ı ve Türkiye’yi meşgul eden çok ciddi bir problemi dikkatinize getirmek isterim. Dışişleri Bakanlığında görev yapan memurların büyük bir bölümü ya Kuzey Kıbrıs’ta görev yapmışlardır yahut da Kıbrıs sorunuyla yakından ilgilenmişlerdir, meşgul olmuşlardır. Bu bakımdan KKTC’ye duygusal bir bağları olduğu gibi bir hayli Kıbrıslı dostları da vardır. Ben de bunlardan biriyim değerli arkadaşlarım ve son on gündür KKTC’den gayet kederli ve yeisli mesajlar alıyorum. Kıbrıslı soydaşlarımız kendilerine karşı Başbakan Erdoğan tarafından kullanılan “besleme” lafından son derece incinmişler ve üzülmüşler. Kendilerinin bu şekilde -tırnak içinde söylüyorum bunu- aşağılanmasına isyan ediyorlar. Bana bu mesajları gönderen kişiler, değerli arkadaşlarım, yaşlı başlı, kültürlü, KKTC için Türk askeriyle birlikte Türk Bayrağı altında savaşmış, kanlarını akıtmış, Türkiye sevdalısı kahramanlar. Bu kahramanlar “besleme” sözünü onur kırıcı, hazmedilmez bir hakaret olarak görüyorlar ve Sayın Başbakana yakıştıramıyorlar doğrusu. Olayları biliyorsunuz. 28 Ocakta, KKTC’de siyasi partiler ve 28 sendika, KKTC tarihinin en büyük -40 bin kişilik olduğu söyleniyor- bir mitingini düzenlediler. Bu mitingde sadece küçük bir grup, 50 kişilik, 100 kişilik bir grup, çok münasebetsiz, tahrik edici pankartlar açtı. Bunlara kızmamak mümkün değil değerli arkadaşlarım ancak KKTC’deki tüm liderler bu pankartları kınadılar ve asla onaylamadıklarını açıkladılar. Bunu yapanın küçük bir grup olduğunu ve provokasyon yaptığını söylediler ama Sayın Başbakanın marjinal bir grubun münasebetsizliği yüzünden tüm Kıbrıs halkına “besleme” dediği gibi bir algılama -algılama, altını çiziyorum bunun- ortaya çıktı. Başbakan Kıbrıs halkını karşısına alarak “Türkiye’den beslenenler Türkiye’yi eleştiremez. Sen kimsin be adam!” demiştir. Bana mesaj gönderenler “Başbakan bu münasebetsiz kişilerle bizi özdeşleştiriyor, bizi hırpalıyor, hoyratça sözler söylüyor.” diyorlar.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, Washington’daki görevimden dönüp emekli olduktan sonra, eski Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı memleketim olan Kastamonu’ya götürdüm. Bu 1990’lı yılların başındaydı. Tam Kastamonu sınırına girerken, 50 Kıbrıs gazisi bizi karşıladı. Orada çok duygusal anlar yaşandı. Kastamonulu gazilerimizin heyecandan gözlerinden yaşlar akıyordu, Denktaş’la kucaklaşmaları görülecek bir olaydı. Denktaş için Kastamonu’da yer yerinden oynadı. Seçim zamanı politikacıların kamyonlar göndererek dağ köylerinden şehre indirdikleri köylüler bu sefer kendileri geldiler, sırf Denktaş’a dokunmak için, onun elini sıkmak için. Yani Kıbrıslı soydaşlarımızın ceffelkalem “besleme” diye nitelenmesi sadece yavru vatandaki soydaşlarımızı değil, eminim, ana vatandaki kayda değer bir kitleyi de üzmüştür değerli arkadaşlarım.

Bildiğiniz gibi “Bıçak yarası kapanır, dil yarası kapanmaz.” diye bir halk sözü vardır. Benim naçizane, Sayın Başbakana tavsiyem, Kuzey Kıbrıs’taki ve Kastamonu ile onun dışındaki kahramanlarımızın gönlünü almasıdır.

MEHMET DOMAÇ (İstanbul) – Ne alakası var?

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Size yakışmıyor.

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (Devamla) – Ben, şimdi, burada sözlerime son veriyorum, tekrar huzurunuza gelip devam edeceğim.(CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.18

 


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Sadık YAKUT

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Fatih METİN (Bolu)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 65’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

220’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır. Geliş sıralarına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alacağım.

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 220’inci maddesinde yer alan “talepleri” ibaresinin “istemeleri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Şandır                          Akif Akkuş

                          Manisa                                    Mersin                                     Mersin

                    Beytullah Asil                                                                         Yılmaz Tankut

                        Eskişehir                                                                                    Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 220 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Harun Öztürk

                         İstanbul                                   Malatya                                      İzmir

                   Hüseyin Pazarcı                        Selçuk Ayhan                  Şükrü Mustafa Elekdağ

                        Balıkesir                                     İzmir                                     İstanbul

                                                                       Ahmet Tan

                                                                         İstanbul

Madde 220- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz. Talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir."

TBMM Başkanlığına

606 sıra sayılı yasa tasarısının 220 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                     Hasip Kaplan                         Şerafettin Halis                      M. Nezir Karabaş

                          Şırnak                                     Tunceli                                      Bitlis

                   Sebahat Tuncel                                                                          Bengi Yıldız

                         İstanbul                                                                                    Batman

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Borçlar Kanunu yeni yasalaştı.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 220 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

Madde 220- 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Borçlar Kanununun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

"Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz. Talepleri halinde imzalarında şahit aranır. Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısı ile atmaları yeterlidir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Şükrü Elekdağ, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, burada, Dışişleri Bakanlığı Teşkilat Kanunu’yla ilgili olarak defolu bazı noktaların düzeltilmesi söz konusu.

Tekrar edeceğim. Teşkilat Kanunu yeni çıktı. Bu kadar kısa bir zamanda bu kadar defonun ortaya çıkması cidden düşündürücü.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce Kıbrıs’taki durumdan size bahsettim, bıraktığım noktadan devam ediyorum.

Benim kanımca, Sayın Başbakana Kıbrıs konusunda akıl verenlerin çok büyük hatalar yaptıklarını düşünüyorum, bilgisizlikleri yüzünden millî çıkarlarına zarar verdikleri kanısındayım.

Nitekim, değerli arkadaşlarım, KKTC’ye yedi ay önce atanan ve gerek toplumun gerek siyasilerin sempatisini kazanmış bulunan Lefkoşa Büyükelçimiz Kaya Türkmen’in görevden alınarak yerine, Kıbrıslı Türkler gözünde hiç popüler olmayan, Yardım Heyeti Başkanı Halil İbrahim Akça’nın atanması son derece yanlış olmuştur.

Değerli arkadaşlarım, anlaşılan, Akça’nın, KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile de ciddi sorunları vardır. Nitekim, Sayın Eroğlu’nun, Halil İbrahim Akça hakkında Ankara’ya şikâyet mektupları göndermiş olduğuna ilişkin haberler gazetelerde yayınlandı ve bunlar yalanlanmadı. Sayın Akça hakkında hiçbir değerlendirme yapmıyorum. Kendisi iyi bir bürokrat olabilir. Mesele şudur değerli arkadaşlarım: Mesele, Akça’nın, şu sırada Kuzey Kıbrıs’ta halk indinde istenmeyen bir kişi olarak algılanması ve bu konumdaki bir kişinin popüler, saygı duyulan, sevilen ve meziyetleri hususunda herkesin söz birliği ettiği bir büyükelçinin yerine atanmasıdır. Bu konumdaki bir kişinin KKTC’ye büyükelçi olarak atanması ancak Kıbrıslı Türklere bir ders vermek, onları cezalandırmak ve KKTC yönetiminin itibar ve gururunu kırmak niyetiyle yapılabilir. Ankara bu tutumuyla, tepedeki Cumhurbaşkanından tarladaki Kıbrıs Türk’üne kadar şu mesajı vermiyor mu değerli arkadaşlarım? “Sizin hissiyatınız, talepleriniz, tepkileriniz bana vız gelir, ben bildiğimi okurum.”

Değerli arkadaşlarım, sömürgeci devletler dahi sömürgelerine karşı daha dikkatli hareket ederler, onları aşağılayıcı, horlayıcı, gururlarını incitici muamele yapmaktan kaçınırlar.

Bakınız değerli arkadaşlarım, Kıbrıs’ı çok iyi tanıyan değerli gazeteci ve Milliyet gazetesi yazarı Metin Münir bugünkü makalesinde ne diyor bu konuda? “Adalet ve Kalkınma Partisi gittikçe artan bir oranda Kıbrıs’a sömürge muamelesi yapıyor ve oranın yerli halkına saygısızlık yapıyor. Bu tutumu değiştirmesini öneririm. Çünkü halkın duyduğu infial Türkiye’de hissedilenden çok daha derindir ve sonuçları sanıldığından daha vahim olabilir.”

Yeni büyükelçi atanmasına dönersek, bu şekilde bir metazori atama ile ben, Halil İbrahim Akça’ya da, KKTC yönetimine de Türkiye’de kötülük yapıldığı kanısındayım. Ankara ile Kıbrıslı Türkler arasında tansiyonun artması değerli arkadaşlarım, yeni büyükelçinin işini yapmasını zorlaştıracaktır. KKTC’nin Ankara ile iletişimi aksayacaktır. Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin sürdürüldüğü şu sırada sağlıklı bir diyalog eksikliğinden Türkiye'nin çıkarları zarar görecektir.

Evet değerli milletvekilleri, söyleyin bana, Kıbrıs Rum yönetimini mutlu etmek ve ödüllendirmek için daha başka ne yapılabilirdi? Evet değerli arkadaşlarım, düşman sevindirmekte çok mahiriz.

Bu işte bir başka garabet daha var, onu da dikkatinize getireyim: Sayın Başbakan, Hüsnü Mübarek’e, sonunun bir kefen ile 2 metrelik bir çukur olduğunu hatırlattı, iyi de yaptı. Aynı zamanda Mübarek’i Mısır halkının taleplerini dikkate almaya çağırdı, “Halkın sesine kulak ver, duyarsız olma. Yoksa akıbetin iyi olmaz.” dedi. Ama Kuzey Kıbrıs Türklerine gelince, Sayın Başbakan onların sesine kulağını kapatıyor, onlara diyor ki: “Sizi gidi beslemeler. Yardım Kurulu Başkanına karşı olmak, onu beğenmemek sizin ne haddinize? Sizin tepkileriniz, talepleriniz, toplumsal iradeniz benim için sıfır yazar. İşte o istemediğiniz adamı büyükelçi yapayım da görün.” Bu acı bir durum değerli arkadaşlarım. Mısır halkı, hatta Kıbrıs Türkleri köle mi?

Teşekkür ediyorum değerli arkadaşlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 220’inci maddesinde yer alan “talepleri” ibaresinin “istemeleri” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Mehmet Şandır, Mersin Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Torba yasasının bu maddesi görme engelli vatandaşlarımızla ilgilidir. Dolayısıyla bu konuda bir açıklama yapmayı gerekli gördüğüm için böyle bir önerge verdik. Önerge vesilesiyle de söz alma imkânımız oldu.

Değerli milletvekilleri, birlikte çıkardığımız Borçlar Kanunu’nun 15’inci maddesinde grubumuza ait milletvekilleri bir önerge vermiş, Komisyon ve Hükûmet, Sayın Adalet Bakanı da bu önergeye katılmış ve tüm Genel Kurulun oylarıyla kabul edilmişti. Bu önergede Borçlar Kanunu’ndan doğan yükümlülükler karşısında görme engelli vatandaşlarımızı bazı ihtimallere karşı, bazı kötü niyetlere karşı korumak için bir tedbir geliştirilmişti. Bu niyetle bu önerge verilmiş, Genel Kurul, Komisyon ve Hükûmet de bu iyi niyetli önergeyi o zaman birlikte kabul etmişlerdi. Getirilen bu önergede şöyle bir husus getiriliyordu: “Usulüne göre onaylanmadıkça veya imza ettikleri sırada metnin içeriğini bildikleri ispat edilmedikçe, görme engellilerin imzaları onları bağlamaz.” Borçlar Kanunu’nun 15’inci maddesine getirilen hüküm buydu.

Bu çok iyi niyetli, özellikle de görme engelli vatandaşlarımızı bazı ihtimallere karşı korumak için verilmiş bir önergeydi ama daha sonra bu -bir yanlış anlama diye değerlendiriyorum- sanki Milliyetçi Hareket partililerin, Milliyetçi Hareket Partisinin görme engelli vatandaşlarımıza karşı bir hakareti olarak sunulmaya çalışıldı. Onların imzaları için kefil istediğimiz yönünde birtakım konuşmalar yapıldı. Bu tabii bizi çok rahatsız etti. Ne böyle bir niyetimiz var ne de bu metinden böyle bir anlam çıkar. Bütünüyle görme engelli vatandaşlarımızı muhtemel birtakım endişe, tehdit ve tehlikelere karşı korumaktı amaç. Bunun düzeltilmesi talep edildi. Bu torba yasa görüşülürken Borçlar Kanunu’nun bu 15’inci maddesini düzeltmek için tekrar bir önerge vererek yine görme engelli vatandaşlarımızın kurumsal kimlikleriyle, işte Körler Federasyonuyla, diğer dernekleriyle de görüşmeler yaparak bu yasanın, bu torba yasanın 220’nci maddesinde şöyle bir düzenleme getirildi: “Görme engellilerin talepleri hâlinde imzalarında şahit aranır. -onların talebi hâlinde- Aksi takdirde görme engellilerin imzalarını el yazısıyla atmaları yeterlidir.”

Ben bu maddenin görüşülmesi dolayısıyla Körler Federasyonu Başkanı Sayın Suha Sağlam’a sordum: “Bu metin sizin için yeterli mi? Sizin endişelerinizi karşılıyor mu? Bu, sizin bu konudaki ihtiyacınızı karşılar mı?” Karşılayacağını ifade ettiler. Sayın Lokman Ayva’ya da sordum “Bu şekil sizin talebinizi karşılar mı?” diye. Dolayısıyla torba yasanın 220’nci maddesinde görme engelli vatandaşlarımızın Borçlar Kanunu ile ilgili yapılan düzenlemeden duydukları endişeyi izale etmek için yapılan düzenleme bizce de yeterlidir, bizim de talebimizdir, kabul edilmesini biz de talep ediyoruz, biz de kabul ediyoruz.

Bu bilgileri sunmak üzere söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

221’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılıklarına göre işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 221’inci maddesine yer alan “Teşkilat Müdürü” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müdür Yardımcısı” ibaresinin getirilmesi, “yaşını dolduranların” ibaresinin “yaşından gün alanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                     Erkan Akçay                          Mehmet Günal                        Mehmet Şandır

                          Manisa                                    Antalya                                    Mersin

                    Beytullah Asil                                                                         Yılmaz Tankut

                        Eskişehir                                                                                    Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 221’inci Maddesiyle 7258 sayılı kanunun ikinci maddesine eklenen “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü görevlerine 65 yaşını dolduranların ataması yapılamaz.” fıkrasının “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü 65 yaşını doldurmamış yönetim kurulu üyeleri arasından 2 yıl görev yapmak üzere seçimle belirlenir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                   Sebahat Tuncel                          Nuri Yaman                           Hasip Kaplan

                         İstanbul                                      Muş                                       Şırnak

                 M. Nezir Karabaş                                                                      Ayla Akat Ata

                           Bitlis                                                                                      Batman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 221 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

                       Ahmet Tan                            Selçuk Ayhan                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Malatya Milletvekili.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Bu, Spor Toto Teşkilatıyla ilgili bir yasa. Tabii, Spor Toto genç olmalı, zinde olmalı, sportif olmalı, üretmeli. Ben Spor Toto Teşkilatının özellikle amatör sporlar ve tesisleşme konusundaki gayretine teşekkür ediyorum.

Yalnız, bu Spor Toto Teşkilatı Kanunu ile ilgili söyleyeceklerim: Bu teşkilat kanunu değişmediği sürece bazı sorunlar yaşayacağız. Nedir? Arkadaşlar, bir İddaa oyunu var. Bugüne kadar eski parayla yaklaşık 12 katrilyon veya 12 milyonluk İddaa oyunu oynanmış. Buradan kulüplerin aldığı para ise bunun yüzde 6’sı yani kulüplere yüzde 6 kalıyor. Arkadaşlar, bu oyunun oyuncuları kulüpler. Özellikle İkinci Lig, Üçüncü Lig’deki kulüplerimizin önemli bir gelir kaynağı olmalı. Özellikle İkinci, Üçüncü Ligdeki kulüplerimizin ekonomik özgürlüğü olmalı. Özellikle bu kulüplerimiz hiçbir yöneticinin iki dudağı arasında kalmamalı. Özellikle bu kulüplerimiz, yöneticilerinin temliki altında ezilmemeli. Bir yöneticisi geliyor hatasıyla, günahıyla koyuyor temliki, artık, kulüp bir daha belini düzeltemiyor. Bir kere, kulüplere temlik konulmamalı. Eğer hangi yönetici geliyor, kulübü idare etmeye çalışıyorsa, temlik koyarak değil, eğer varsa gücü buyursun yönetsin ama giderken de kulübü batırarak gitmesin. Maalesef kulüplerimizin yüzde 90’ı -altını çiziyorum- temlikli, hepsi temlikli. Spor Totodan verilen hiçbir para kulüplerin yönetimine gitmiyor, tamamen temliklere gidiyor. Kulüp yöneticilerinin yaptıkları hatalar nedeniyle kulüplerimiz cezalandırılıyor.

Değerli arkadaşlar, Spor Toto Kanunu’nu değiştirmek zorundayız. En büyük gelir kaynağını yüzde 25’le maliye alıyor. Yani İddaa oyunu ve Spor Totonun tüm gelirlerinin yüzde 25’ini Maliye Bakanlığı alıyor arkadaşlar, “Gel” diyor “buraya gel!”

Arkadaşlar, buradaki tüm oyuncular, tüm aktörler kulüpler. Gelin, ben bunu birkaç defa… Kulüplerimizin mali bağımsızlığı için ve kesinlikle temlik konulmamak üzere -bunun altını çiziyorum- biz kulüplerimizi ekonomik özerkliğe kavuşturmalıyız. Hiçbir yönetici kulübe temlik koymamalı, koyamamalı. Artı, maliye, yani vergi borcu ve sigorta borçlarını tıpkı federasyona yatan paralar gibi… Lisans çıkarmak için Federasyon diyor ki, “Borcunu yatırmadan lisans çıkaramazsın.” Tıpkı onun gibi vergi ve sigorta borcu olan kulüpleri de aynı şekilde otomatiğe bağlayıp İddaa gelirlerinden öncelikle sigorta ve vergi borçları ödenir, geri kalan, kulüplere ödenir. Aksi hâlde hiçbir kulübe yönetici bulamayız. Çünkü Dernekler Kanunu’na göre yönetilen bir kulüp, Amme Alacakları Kanunu’na göre, bu yöneticiler, imzası olmayan… Hasbelkader bir kulüpte yöneticilik yapmışsın bir yıl. Diyelim ki kulüp başkanı ve kulübü yönetenler, imza atanlar vergi ve sigorta borcunu ödememiş; müşterek borçlu, müteselsil kefilsin, ömrünün sonuna kadar oraya muhatap… Ya kardeşim, burası dernek, derneklerde müşterek borçlu, müteselsil kefalet olur mu? Benim imzam yok, kulüpte hiçbir karara katılmamışım, hiçbir şeye imza atmamışım ama maliye diyor ki: “Müşterek borçlu, kefilsin ver parayı.” Onun için, insanları rahatsız edeceğimize, özellikle İddaa gelirini artırarak, öncelikle Spor Totodan gelen paralarla vergi ve sigorta borçlarını ödeyip insanları güç durumda bırakmayalım, kulüplere temlik koydurmayalım. Bu nedenle, mutlaka, İddaa gelirinin kulüpler bazında yüzde 15’e çıkarılıp kulüplerin ekonomik özgürlüğü sağlanmadığı sürece hepinizin başı ağrıyacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Yarın, özellikle İkinci ve Üçüncü Lig kulüplerinde bir tane yöneticilik yapacak adam bulamayacaksınız.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının çerçeve 221’inci Maddesiyle 7258 sayılı kanunun ikinci maddesine eklenen “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü görevlerine 65 yaşını dolduranların ataması yapılamaz.” fıkrasının “Teşkilat Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Müdürü 65 yaşını doldurmamış yönetim kurulu üyeleri arasından 2 yıl görev yapmak üzere seçimle belirlenir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          M. Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Madde değişikliğiyle; Spor Toto teşkilatının, demokratik ve tüm teşkilatın güvenoyunu almış bir yönetim tarafından yönetilmesi amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 221’inci maddesine yer alan “Teşkilat Müdürü” ibaresinden sonra gelmek üzere “Müdür Yardımcısı” ibaresinin getirilmesi, “yaşını dolduranların” ibaresinin “yaşından gün alanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 221’inci maddede verdiğimiz değişiklik önergesi vesilesiyle iki konu üzerinde görüşlerimi yüce heyetinizle paylaşmak istiyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Anayasa’mızın 59’uncu maddesi, devleti, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh sağlığını geliştirecek tedbirleri almak, sporun kitlelere yayılmasını teşvik etmekle yükümlü saymaktadır. Spor faaliyetlerinin yönetimi Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne görev olarak verilmiştir. Belediye Kanunu’nda da halk için oyun ve spor yerleriyle yarış yerleri yapma ve işletmeyi belediyelerin görevleri arasında saymıştır. Ne yazık ki belediyelerimiz, mahallinde birkaç parka spor aleti koymak, birkaç semte oyun alanı yapmakla bu görevi yerine getirdiğini zannediyor. Siz hiç belediye oyun alanlarının layıkıyla işletildiğini gördünüz mü? Alanlar kaderlerine terk ediliyor, belediyeler de “Eleman kadrolarımız çok şişkin.” diye şikâyet ediyorlar.

500’den fazla işçi ve memur çalıştıran kamu ve özel kesim kuruluşlarının spor tesisleri kurup işletmesini ve antrenör çalıştırmasını öngörmektedir. Bu hükmü kaç işletme yerine getiriyor? Çoğu ise yasak savma düzeyinde.

Çalışma Bakanı ne iş yapıyor? Tersanelerde ölümlü iş kazaları, çöken maden ocakları, peş peşe aynı kömür sahasında meydana gelen iş kazaları… En son Elbistan’daki ocağa bakıyoruz, 500 milyon metreküp malzeme yaklaşık 2,5 kilometrekare alana yani beş stadyum büyüklüğündeki bir alana yayılmış. Bunlar oluncaya kadar ne tedbir alınmış? Alınan tedbir şu değerli arkadaşlarım, üzülerek ifade ediyorum: Çatlaklar hafriyatla doldurulup işleme devam edilmiş. Bugün de Hatay’da kum ocağı çökmüş. Bakanımız da gururla koltuğunda oturmaya devam ediyor, hayırlı olsun; az kaldı, inşallah millet kaldıracak.

Değerli arkadaşlarım, size 25 Şubat 1993 tarihli bir makaleden paragraf okumak istiyorum: Son olarak 3/7/92 tarih ve 3837 sayılı Kanun’la bir kısmı beden eğitimi ve spor bölümlerinin dönüştürülmesiyle spor akademilerinin ve spor meslek yüksekokullarının açılması karşısında duyulan sevinç ifade ediliyor. “Antalya, Hatay ve Sarıkamış’ta birer yüksekokul faaliyete geçmiş veya geçmek üzeredir. Hâlen bölüm olarak faaliyet gösterenlerle birlikte bu alandaki yükseköğretim kurumlarımızın sayısı yirmiyi aşmıştır. Bu gelişmenin genel olarak ülkemizde spor bilimleri ve spor alanında önemli ilerlemeler sağlayacağını düşünüyoruz. Sporda başarılı olan ve başarılarını sürdüren ülkelerin bu özelliği, hemen tamamen spor alanında 1930’lardan bu yana yaygın lisans ve lisansüstü eğitim yapılmasından kaynaklanmaktadır.” diyor. 1993 tarihli bir makale. Yine 1993 tarihli başka bir makalede “Spor yöneticisi ve antrenör ihtiyacı fikrimizce gereği gibi karşılanmamakta.” deniliyor.

Bugün, yukarıda saydığım kurumların yeteri kadar çalışmaması, Anayasa’mızın konuşmamın başında ifade ettiğim 59’uncu maddesine rağmen okullarda beden eğitimi ders saatleri sayısının azaltılması gibi nedenlerle, 1993’te mezunlarının çoğalmasından duyulan memnuniyetin ifade edildiği bu okullardan mezun olan öğrencilerimiz maalesef elektronik postalarınızda da gördüğünüz gibi büyük bir işsizlik bunalımı içerisindeler. Yükseköğretim, yetiştirme kurumunu yapmış, görevini yapmış, yeteri kadar bu alanda ihtisas sahibi insan yetiştirmiş olmasına rağmen, devlet olarak gerekli tedbirleri almamakta direniyoruz.

Yüce heyetin bilgilerine arz ediyorum. Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, 222’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, aynı mahiyette olup, birlikte okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 222 nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                     Ahmet Tan                            Selçuk Ayhan

                         Malatya                                   İstanbul                                      İzmir

Diğer önergenin imza sahipleri:

                   Nurettin Canikli                    Yılmaz Helvacıoğlu                 Abdurrahman Arıcı

                         Giresun                                      Siirt                                       Antalya

                      Ahmet Yeni                      Durdu Mehmet Kastal                 A. Sibel Gönül

                         Samsun                                  Osmaniye                                  Kocaeli

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Selçuk Ayhan, İzmir Milletvekili.

Buyurun.

SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; şimdi, 220’nci maddede sunulan, bir ay önce Borçlar Kanunu’nda geçmişti, bir hafta sonra da burada değişiklik için gündeme geldi. Şimdi de 222’nci maddenin çekilmesiyle ilgili bir ortak önerge var. O nedenle, ben biraz genel konuşmak istiyorum.

Şimdi, hepinizin bildiği gibi, “torba” dediğimizde aklımıza içine öteberi koyup taşıdığımız saplı bir gereç geliyor. Fatih Sultan Mehmet döneminde Kastamonu bölgesine atanan Öküz Mehmet Paşa’nın despotizmine karşı “manda yuva yapmış söğüt dalına” türküsüne de girerek türkülerde de yer almıştır. Halk arasında da “Evladım, donunu topla, torbaların görünmesin.” gibi deyişlerle başka anlamlarda da kullanılır. Son yıllarda hukuk sistemimize de girdi “torba kanun” adıyla. Tabii, herhangi bir sistematiği olmadığı için “çorba yasa” olarak da literatüre eklendi.

Şimdi, bunun küçüğüne “kese”, büyüğüne de “çuval” deniyor değerli arkadaşlarım. Çuvalı da bilmeyenler Amerikan askerleri Irak’ta Türk askerlerinin başına çuval geçirdiği zaman öğrendiler ve bugüne değin “…”(x), “şerefsiz”, “cibilliyetsiz”, “besleme”, “Ananı al da git.” gibi sözlerle kahramanlığını kanıtlamış olan Başbakanımızın bu kahramanlığın aklına gelmediği en önemli olay da buydu.

Şimdi, bugüne değin görüştüğümüz maddelerde, her zaman olduğu gibi, işsizlikle ilgili bir şey yok, emeklilerle ilgili bir şey yok; kayıt dışı çalıştırmayla ilgili, asgari ücreti düşürmeyle ilgili, memurlara disiplin cezası vermeyle ilgili birçok madde var.

Şimdi, Anayasa referandumunda -broşürlerinizi okumuştum- emeklilere dediniz ki: “Memurlara verilen haklardan yararlanmak için ‘evet’ deyiniz.” Ondan sonra bunu unuttunuz. Haziran 2010’da Sayın Çalışma Bakanı emeklilere söz verdi ancak banka promosyonlarının ödenmesi için bile bugüne değin en küçük bir gayret sarf etmediniz.

Sorduğumuz bir soru önergesinde Sayın Çalışma Bakanımızın verdiği bilgiye göre, Türkiye’de hâlen sosyal güvenceye sahip olmayan altmış beş yaş üstü yurttaş sayısı 909.293, altmış beş yaş üstünde Hükûmetiniz döneminde iş arayan yurttaş sayısı da 22.275 kişi. Bu da Türkiye'nin başka bir gerçeği değerli arkadaşlarım.

Şimdi, emekli yurttaşlarımız sürekli bizi arıyorlar tabii, sıkıntılarını, sorunlarını anlatıyorlar, biz de elimizden geldiğince burada dile getirmeye çalışıyoruz. En son İzmir’den emekli bir yurttaşımızın gönderdiği, İsmail Gül isimli bir şairin şiirinden birkaç dörtlüğü okumak istiyorum size:

 

“Geçim darlığına çare bulmuşlar,

Toplamış çıkarmış sonra bölmüşler,

On iki lirada karar kılmışlar,

Kıyaktır’ yabana atmayın Beyler.

 

Para var, huzur var denilse bile,

Can boğazdan gelir sanılsa bile,

Hafif ala çiğli yenilse bile,

İyi çiğnemeden yutmayın Beyler.

 

Ne kadar harcasan yeter kalanı,

İhya eder düşürürsen bulanı,

Azdırır bu para adam olanı,

N'olur eylemeyin etmeyin Beyler.

 

Monoton hayattan artık bıkıp da,

Töreyi tabuyu yere yıkıp da,

Parayı görünce yoldan çıkıp da,

Sakın metres falan tutmayın Beyler.”

                                

(x) Bu bölümde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

Şimdi bizi arayan emeklilere bunu diyoruz: Aldığınız para o kadar çok ki, bazı zenginlerimizi görüyorsunuz yetmiş yaşından sonra on dokuz yaşında kız alıyorlar, para sizi delirtir; Hükûmetimiz sizi düşünüyor değerli arkadaşlar, yapmayın bununla yetinmeye çalışın.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşlarının önergesinin gerekçesi:

Gerekçe:

Önergeyle maddenin tasarıdan çıkarılması amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Her iki önergeyi de birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Böylece, madde 222 metinden çıkarılmıştır.

Geçici madde 1 üzerinde iki adet önerge vardır, okutup işleme alıyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici Madde 1’in birinci fıkrasının ikinci cümlesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Beytullah Asil                          Erkan Akçay                          Mehmet Şandır

                        Eskişehir                                   Manisa                                    Mersin          

                    Kürşat Atılgan                                                                           Hasan Çalış

                          Adana                                                                                    Karaman

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın geçici 1 inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                        Hüseyin Pazarcı

                         İstanbul                                      İzmir                                     Balıkesir

                    Selçuk Ayhan                            Ahmet Tan                     Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                           İzmir                                     İstanbul                                   Malatya

"Geçici Madde 1- (1) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hikmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer. Aktarılan bu tutarlar yıl sonlarında Sosyal Güvenlik Kurumunun o yıl için yaptığı fiili harcamalarla karşılaştırılarak fazlası iade, noksanı ayrıca tahsil olunur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir.

(2) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl içinde Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün trafik kazalarından kaynaklanan tedavi giderlerinin tahsili için kurduğu sistem mevcut haliyle Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilir. Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün tasfiyesine ilişkin iş ve işlemler aynı tarih itibarıyla Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz efendim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Ahmet Tan…

BAŞKAN – Önerge üzerinde söz isteyen Ahmet Tan, İstanbul Milletvekili.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET TAN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili önerge üzerinde görüşlerimi açıklamak için söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kalıcılar bitti, geçicilere geldik. Geçiciler içindeki en önemli madde belki de budur çünkü bu, Türkiye'nin en önemli sorununa, can güvenliği anlamında en önemli sorununa parmak basan bir madde. Geçici olması, tabii, kanunun tekniği açısından. Aslında, bu sorun, kalıcı bir sorun, ne yazık ki kalıcı bir sorun. Bu kalıcılığı engelleyecek ne yazık ki ne Hükûmette ne de Büyük Millet Meclisinde en ufak bir adım atılamadı.

10 bin dolayında her yıl vatandaşımız ölmekte. Daha önceki gün bir uçak kazasına benzer şekilde 10’un üzerinde vatandaş tek bir kazada öldü. Bu ilgili madde, tabii ki tedaviyle ilgili bir düzenleme ama hastalık ve tedavinin ötesinde hastalığı sürekli hâle getiren, engelli üreten, sakat üreten bir trafik ortamımız var ne yazık ki. Buna en ufak bir çare -bu Mecliste dokuz yıldan beri görev yapıyor Adalet ve Kalkınma Partisi- adaletli ve kalkınmaya uygun en ufak bir çözüm üretilemedi çünkü trafik sahipsiz. Bu sahipsizliği gidermek üzere kanunun görev yüklediği en yüksek makam Başbakanlık. Başbakanlık ne yazık ki kanunun öngördüğü görevi yerine getirmiyor. Kanunun öngördüğü görev, hatırlatmak gerekir ki Trafik Kanunu’na göre Sayın Başbakanın. Sayın Başbakan, Trafik Güvenliği Yüksek Kurulunun Başkanıdır, Başkan olarak bu Kurulu altı ayda bir toplamak zorundadır. Ne yazık ki sekiz yıldan beri bu toplantı, bu toplama görevi yerine getirilmemiştir. Bu konuda sayısız önerge verdim ve bu önergelerin hiçbirisi cevaplandırılmadı. Ne yazık ki kurullar kuruluyor, kurullar kuruldu diye kurum kurum kuruluyor bu iktidar.

Aynısı, Ekonomik ve Sosyal Kurul da yeni değişikliğe uğrayan Anayasa’yla kuruldu fakat bu kanunun yani torba kanunun içindeki maddelerin büyük bir kısmının Ekonomik ve Sosyal Kuruldan geçmesi gerekiyorken buradan da geçirilmedi. Yani kurullar kurulduğuyla kalıyor ve hiçbir şey yapılmıyor. Yapılmayınca da sonuçta, şimdi önümüze gelen kanun maddesi gibi, hastalananların, daha doğrusu kaza dolayısıyla sakatlananların, yaralananların tedavileriyle ilgili bir işlem yapılıyor.

Meselenin kökünü kurutmak, köküne inmek gibi bir ihtiyaç nedense Büyük Millet Meclisi de hissetmedi, bakanlıklar da hissetmiyor çünkü trafik, çok sorumlusu olan bir alana yayılmış durumda. Meteorolojiden -sanki havaların düzeltilmesi gibi- sorumlu bir Sayın Bakanımız var -daha önce de ifade etmiştim- ancak trafikten sorumlu herhangi bir sayın bakan yok. İçişleri Bakanlığı sürücü belgesi ve denetleme yapıyor, Ulaştırma Bakanlığı ruhsata bağlıyor, kara yollarının bağlı olduğu Bayındırlık Bakanlığı yolları yapıyor ama tümden sorumlu kim, o bilinmiyor. O, bilinmiyor dediğimiz makam Başbakanlık. Başbakanlık da “Bunca işin arasında ben mi uğraşacağım?” diye bir anlayış içinde sanıyorum ve Sayın Başbakan o Kurulu toplamıyor, tıpkı Ekonomik ve Sosyal Kurul gibi. Bu anlamda büyük bir vebal altında Büyük Millet Meclisi.

Bundan önceki dönemlerde kurulan araştırma komisyonu raporu ortada. Bu raporu bundan evvel bir başka vesileyle Sayın Ulaştırma Bakanına burada huzurunuzda takdim etmiştim, iktidar partisi grup başkan vekillerine takdim etmiştik, hiçbir ses çıkmadı.

Her gün, elimiz kolumuz bağlı vaziyette trafik kazalarındaki ölümlerin gazetelere yansımasını beklemekten ibaret bir âtıl atalet içindeyiz, âtıl durum içindeyiz. Bunu gidermenin yoluna bakmamız lazım çünkü trafik güvenliği bir insan hakkı konusudur. Trafikte sabahleyin evinden çıkıp akşam evine esenlik ve selamet içinde gelmek bir insan hakkıdır. Eğer Hükûmet el atamıyorsa bu işe İnsan Hakları Komisyonunun altında bir daimi komite oluşturulabilir yahut da insan haklarından sorumlu Sayın Başkanın önerisiyle bir başka formül geliştirilebilir ve devlet bakanlıklarından birisi münhasıran yahut da başbakan yardımcılıklarından birisi münhasıran trafikten sorumlu hâle getirilebilir. O yüzden trafiğin sahipsizlikten kurtulması gerekir.

Bu geçici maddenin ele alınması sadece hastaların tedavileriyle ilgili bir önlem. Trafiğin, hastalığı önleyecek bir hâle getirilmesi bu Meclisin sorumluluğundadır.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Tan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının Geçici Madde 1’in birinci fıkrasının ikinci cümlesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Beytullah Asil (Eskişehir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

DEVLET BAKANI MEHMET AYDIN (İzmir) – Katılmıyoruz.

Önerge üzerinde söz isteyen Beytullah Asil, Eskişehir Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama yüce heyetinizi saygıyla selamlayarak başlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, pek çok yurttaşımızın arabası var. Her otomobili olan, “Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası”, kısa adı “trafik sigortası”nı yaptırıyor. Trafik sigortasını yapan sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre, işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder. Olması gereken, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın kurumları tarafından karşılanır. Kurum, dosyasını tanzim eder, ilgili sigorta şirketinden sigortalının kusuru oranında tedavi masraflarını tahsil eder, olması gereken bu. Kamu, bu işlemi bugüne kadar bir türlü becerememiş. Şimdi, kendi hatasını, başarısızlığını, sigorta sektörü ve sigortalılar üzerinden adil olmayan bir şekilde çözmeye çalışıyor. Anayasa’ya aykırı olarak kanun çıkarmakla meşgulüz şu anda değerli arkadaşlarım.

Trafik kazalarında sağlık teminatı sağlayan sigortalar da sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı paylarının yüzde 15’ini aşmamak üzere Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarıyor. Bununla da yetinilmiyor, bu geçici maddeyle, yukarıda izah ettiğim tutarın yüzde 20’sini üç yıl süreyle Sosyal Güvenlik Kurumuna aktaracak. Bunun neresi adalet? Sigorta şirketleri bu bedeli sigorta poliçe prim bedellerini artırarak ödeyecek. Hiç kaza yapmayan Ali Rıza Amca da bu bedeli ödeyecek, her yıl birkaç kazası olan bir başka poliçe sahibi de bu bedeli ödeyecek, kaza yapmasına rağmen kusuru bulunmayan Leman Teyze de bu primi ödeyecek. Bunun adı, trafik sigortası yaptıran her vatandaşımıza salma salmaktır. Bunun adı, Sosyal Güvenlik Kurumuna fon sağlamaktır. Bunun adı adaletsizliktir. Bunun adı Sosyal Güvenlik Kurumu açıklarını vatandaşa ödetme çabasıdır. Bunun adı vergidir.

Değerli milletvekilleri, bu maddeler ile getirilen hükümlerin bir yanlışlığı da şudur: Plan Bütçe görüşmelerinde Kurum Başkanı, trafik kazalarından kaynaklanan yaralanmaların tedavisinde acil müdahale dışında anlaşmalı sağlık kurum ve kuruluşlarının kullanılacağını belirtti. Peki, kusuru olmadan yaralananları böyle bir kısıtlamaya nasıl tabi tutacaksınız? Adam trafik kazasında kusursuz olarak yaralandı, tedavisini de Sosyal Güvenlik Kurumunun anlaşması olmayan bir sağlık kurumunda tamamladı. Sosyal Güvenlik Kurumu ödemeyecek, anlaşmalı olmadığı için sigorta şirketi ödemeyecek çünkü yasa gereği yapması gereken ödemeleri yaptığından bu yasayla yükümlülüğünü sona erdiriyoruz sigorta şirketlerinin. Zarar veren, yani trafik kazasında kusurlu olanın sorumluluğu ise devam ediyor, vatandaşın sorumluluğu devam ediyor. Dava açıldığında, yasalara uygun sigortasını yaptırdığı