DÖNEM: 23                                                                YASAMA YILI: 5

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 92

60’ıncı Birleşim

7 Şubat 2011 Pazartesi

 

(Bu Tutanak Dergisinde yer alan va kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

 IV. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ

1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 27 milletvekilinin, üniversite öğrencilerine yönelik orantısız güç kullanımının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1021)

2.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, 27 Mayıs 1960 darbesinden bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin uğradığı hak kayıplarının araştırılarak yapılması gereken düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1022)

3.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve 19 milletvekilinin, Hakkâri’deki hava kirliliği sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1023)

4.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 19 milletvekilinin, öğrencilere karşı orantısız güç kullanılmasının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1024)

B) Gensoru Önergeleri

1.- Cumhuriyet Halk Partisi adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri işsizliğe ve yoksulluğa ittiği, kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu, tarımsal üretimi ve üreticileri desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek görevinin gereklerine aykırı davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/13)

C) Tezkereler

1.- Türk Silahlı Kuvvetleri Deniz Unsurlarının; Korsanlık/Deniz Haydutluğu ve Silahlı Soygun Eylemleriyle Mücadele Amacıyla Yürütülen Uluslararası Çabalara Destek Vermek Üzere, Gereği, Kapsamı, Zamanı ve Süresi Hükûmetçe Belirlenecek Şekilde Aden Körfezi, Somali Karasuları ve Açıkları, Arap Denizi ve Mücavir Bölgelerde Görevlendirilmesi ve Bununla İlgili Gerekli Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 10/2/2009 Tarihli ve 934 Sayılı Kararıyla Hükûmete Verilen ve 2/2/2010 Tarihli ve 956 Sayılı Kararıyla, Bir Yıl Uzatılan İzin Süresinin Anayasanın 92’nci Maddesi Uyarınca 10/2/2011 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1407)

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, OSTİM ve İvedik’te meydana gelen müessif kazayla ilgili Hükûmet yetkililerinin beyanlarına ilişkin açıklaması

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, OSTİM ve İvedik’te meydana gelen kazaların herkese ders olmasına ilişkin açıklaması

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, iş kazalarına karşı iş yerlerinde alınacak tedbirlere ilişkin açıklaması

4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, 133 ve 134’üncü maddelerin gerekçelerinin yazılmamasında bir şeylerin saklandığı şeklindeki ifadesine ilişkin açıklaması

5.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, İstanbul Milletvekili Mustafa Özyürek’in konuşmasında geçen “Faili meçhul olaylara iktidar da muhalefet de seyirci kalıyor.” ifadeleriyle faili meçhul olayların araştırılması için iktidar ve muhalefeti göreve davet ettiğine ilişkin açıklaması

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve  Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606)

 

 

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş.’nin mülkiyetindeki bir taşınmazın tescil işlemine ilişkin sorusu ve  Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/17516)

2.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, TRT’nin programlarına ve dışarıda yaptırılan programlar için yapılan ödeme miktarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17517)

3.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, TRT 6’da yayınlanacağı iddia edilen Kürtçe türkü yarışmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/17522)

4.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir şirketle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve  Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/17530)

5.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliğine yapılan bir atamaya ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı  Ali Babacan’ın cevabı (7/17606)

6.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, alışveriş merkezleriyle ilgili yasal düzenlemeye ilişkin sorusu ve  Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/17640)

7.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Zonguldak’taki işsizlik rakamlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/17679)

8.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, EPDK üyeleri ve üst düzey yöneticilerine ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17824)

9.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, elektrik abonmanlığı bulunmayan kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17826)

10.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, mobbingle mücadeleye ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17882)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak dört oturum yaptı.

 

Erzurum Milletvekili Muzaffer Gülyurt, 2011 Universiade Erzurum Kış Oyunları’na,

Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, Ankara OSTİM’de meydana gelen patlamalara,

Tokat Milletvekili Reşat Doğru, üniversite ve yüksekokullarda okuyan ve mezun olan gençlerin sorunlarına,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

Erzurum Milletvekili İbrahim Kavaz,

Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay,

2011 Universiade Erzurum Kış Oyunları’na;

İzmir Milletvekili Oktay Vural, MHP olarak OSTİM’de meydana gelen kazanın sebeplerini araştırmak üzere bir araştırma komisyonu kurulması için önerge hazırladıklarına,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Hatay Milletvekili Fuat Çay’ın Dilekçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

 

Muş Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, yabancılara yönelik ayrımcı uygulamaların (10/1017),

Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 24 milletvekilinin, Niğde-Ulukışla’nın ekonomik ve sosyal sorunlarının (10/1018),

Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 23 milletvekilinin, tarımda ve teknolojide kullanılan kimyasalların doğal yaşam zinciri üzerine yaptığı etkilerin (10/1019),

Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 24 milletvekilinin, doğal tohumculuğun durumunun tespit edilmesi ve sorunların (10/1020),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

2/858 esas numaralı 31.02.2006 Tarihli ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin 04 Şubat 2011 tarihinde havale edildiği komisyonlarda 48 saat geçmeden görüşülebilmesi için tavsiyede bulunulmasına ilişkin MHP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

608, 569, 570, 572, 573, 592, 593, 594, 595, 591, 596, 597, 598, 600, 601, 602, 603, 604 ve 605 sıra sayılı kanun tasarılarının gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 3, 6, 7, 8, 9, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23 ve 24 üncü sıralarına alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine;

Genel Kurulun, haftalık çalışma günlerinin dışında 7 ve 14 Şubat 2011 Pazartesi günleri de toplanarak gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşülmesine; 4 Şubat 2011 Cuma günü 606 sıra sayılı Tasarı’nın 5’inci bölümünün tamamlanmasını müteakip 608 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalara devam olunmasına; çalışmaların tamamlanamaması hâlinde 5 Şubat 2011 Cumartesi günü saat 14.00'te toplanarak 608 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalara devam edilmesine; 7 Şubat 2011 Pazartesi saat 14.00'te; 9 ve 10 Şubat Çarşamba ve Perşembe günleri saat 13.00'te toplanmasına; 7 Şubat 2011 Pazartesi günü 606 sıra sayılı Tasarı’nın 6’ncı bölümünün, 8 Şubat 2011 Salı günü 606 sıra sayılı Tasarı’nın 7’nci bölümünün, 9 Şubat 2011 Çarşamba günü 606 sıra sayılı Tasarı’nın 8’inci bölümünün, 10 Şubat 2011 Perşembe günü 606 sıra sayılı Tasarı’nın 9’uncu bölümünün tamamlanmasına kadar çalışmasına; çalışmaların tamamlanmaması hâlinde 11 Şubat 2011 Cuma günü tasarının görüşmelerinin tamamlanmasından sonra gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmında yer alan işlerin görüşmelerine devam olunmasına ilişkin AK PARTİ Grubu önerisi kabul edildi.

 

Adalet Komisyonunda açık bulunan 5 üyeliğe, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunca aday gösterilen Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay, Aydın Milletvekili M. Fatih Atay, Eskişehir Milletvekili H. Tayfun İçli, Hatay Milletvekili Fuat Çay ve İzmir Milletvekili Ahmet Ersin seçildiler.

 

3 Şubat 2011 Perşembe günlü 58’inci Birleşimin 8 ve 9’uncu kapalı oturumlarında görüşmeleri yapılan 606 sıra sayılı Tasarı’nın 85’inci maddesinin kabul edildiği Başkanlıkça açıklandı.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının (1/883) (S. Sayısı: 568) görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) altıncı bölümüne kadar kabul edildi.

3’üncü sırasına alınan, Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Savunma Komisyonu Raporu (1/995) (S. Sayısı: 608) görüşmeleri tamamlanarak kabul edildi ve kanunlaştı.

 

Alınan karar gereğince, 7 Şubat 2011 Pazartesi günü saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 00.51’de son verildi.

 

                                                                Nevzat PAKDİL

                                                                  Başkan Vekili

 

                     Fatih METİN                     Harun TÜFEKCİ                       Yusuf  COŞKUN

                            Bolu                                    Konya                                        Bingöl

                       Kâtip Üye                             Kâtip Üye                                  Kâtip Üye

 

 

                                                                                                                                                 No.:  77

II.- GELEN KÂĞITLAR

7 Şubat 2011 Pazartesi

Teklif

1.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural'ın; 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/860) (Adalet ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.1.2011)

Rapor

1.- Türkiye İnsan Hakları Kurumu Kanunu Tasarısı ve Anayasa Komisyonu Raporu (1/804) (S. Sayısı: 611) (Dağıtma tarihi: 7.2.2011) (GÜNDEME)

Gensoru Önergesi

1- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Kemal Anadol, Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri işsizliğe ve yoksulluğa ittiği, kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu, tarımsal üretimi ve üreticileri desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek görevinin gereklerine aykırı davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/13) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2011) (Dağıtma tarihi: 07/02/2011)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’daki Kura nehri havzasına sulama kanalları yapılmasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/2330) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’ın ilçelerinin kapalı spor salonu ve futbol sahası ihtiyacına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak) sözlü soru önergesi (6/2331) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir sağlık ocağının personel ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/2332) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

4.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı köylerin su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/2333) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

5.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da okuma-yazma kursu açılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/2334) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18075) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

2.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, makam araçlarına ve yurt dışı seyahat harcırahlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18076) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

3.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, bir üniversite arazisinin TOKİ’ye devredilmesine ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18077) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

4.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Hac başvurularında ayrımcılık yapıldığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18078) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

5.-  Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Muş Alparslan Tarım İşletmesinin özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18079) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

6.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Ermenistan’daki Metsamor Nükleer Santralindeki sızıntı ile ilgili basında çıkan haberlere ve alınan önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18080) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

7.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün, bazı illerde toplu açılışı yapılan tesislere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18081) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

8.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, İstanbul’daki Kentsel Dönüşüm ve Gelişim projelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18082) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

9.- İstanbul Milletvekili Meral Akşener’in, İstanbul’da bazı köylerin nazım imar planlarından kaynaklanan mağduriyetleri ile tarım ve hayvancılıkla uğraşan köylülerin sorunlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18083) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

10.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Ankara’da devlet görevlilerinin konaklama giderlerine ve bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18084) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

11.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğündeki atama ve görevden almalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18085) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

12.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, yazılı ve görsel basına karşı açılan davalara ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18086) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

13.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, karşılıksız çek düzenleme suçu nedeniyle açılan davaların sayıları, verilen para cezaları ve cezalandırılan kişilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18087) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

14.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, karşılıksız çek düzenleme suçundan dolayı dava açılmış kişilere ve cezaevinden kurtulmaya yönelik kanuni düzenlemeye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18088) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

15.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, bir kitabın yasaklanmasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18089) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

16.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, diyabet hastalarının kan ölçüm çubuklarının SGK tarafından karşılanmasının iptaline ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18090) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

17.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, 5620 sayılı Kanuna bağlı çalışan geçici işçilere ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18091) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

18.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, 2002-2010 yılları arasında SGK’ya kayıtlı ücretli çalışanlara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18092) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

19.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18093) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

20.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Anamur Ormancık Köyü kamulaştırma çalışmalarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18094) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

21.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18095) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kuş türlerinin azalışına ve rafting sporuna ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18096) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

23.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından yazılı soru önergesi (7/18097) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

24.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, bazı TRT personelinin il dışına atanmasına ve açılan davalara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18098) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

25.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, RTÜK tarafından uygulanan idari para cezalarına, tahsiline ve muhataplarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18099) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

26.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’daki mazbut ve mülhak vakıflara ait taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile restorasyonlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18100) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

27.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Adana İncirlik Hava Üssü’nün ABD gizli servisi tarafından kullanıldığı iddialarına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18101) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

28.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Tacikistan’da gözaltına alınıp Çin’e iade edildiği iddia edilen üç vatandaşımıza ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18102) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

29.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18103) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

30.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Garp Linyitleri İşletmesi Müessesesine işçi alımı yapılması konusunda bir toplantı yapıldığı iddiasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18104) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

31.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Erzurum-Tekman Belediyesince yapılan ihalelere ve yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18105) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

32.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Erzurum-Tekman Kaymakamlığınca yapılan yardımlara, ihalelere ve yeşil kart iptalleri ile ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18106) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

33.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir sanıkla ilgili sahte delil üretildiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18107) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

34.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Ankara Büyükşehir Belediyesince bazı tüzel kişilere yapılan yardımlara ve denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18108) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

35.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, bir köyün su, yol ve elektrik sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18109) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

36.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, Van-Saray’ın kanalizasyon sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18110) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

37.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, köy korucularının özlük haklarına ve sosyal güvencelerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18111) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

38.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri-Van karayolu üzerinde yapılan kimlik kontrollerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18112) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

39.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Yalova Valisinin bir ifadesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18113) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

40.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, bir sanıkla ilgili sahte delil üretildiği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18114) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

41.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı hesabının kullanılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18115) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

42.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman İl Halk Kütüphanesi binasının yenilenmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18116) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

43.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da kültür ve tabiat varlıklarının korunması amacıyla gerçekleştirilen faaliyetlere ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18117) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

44.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Antalya’da turizme elverişli alanların geliştirilmesine yönelik teşvike ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18118) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

45.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18119) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

46.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, şeker pancarı üretimine, şeker ithalatına ve pancar üreticilerinin sorunlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18120) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

47.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, vergi incelemesi yapmaya yetkili denetim elemanlarının il bazında görevlendirilmesine ve yapılan denetimlere ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18121) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

48.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/18122) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

49.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa ve ilçelerinde taşımalı eğitime ve bu sebeple kapatılan okullara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18123) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

50.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18124) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

51.- Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu’nun, bir öğretmenin kadrolu öğretmenliğe müracaatının engellenmesine ve bu durumdaki diğer kişilerin mağduriyetine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18125) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

52.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa-Demirci ilçesinin orta öğretim yurt ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18126) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

53.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da 2009-2011 yılları arasında öğretmenlerin atama taleplerine ve sonuçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18127) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

54.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa-Dörtçelik Çocuk Hastalıkları Hastanesinin depreme karşı güçlendirme çalışmalarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18128) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

55.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18129) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

56.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani’nin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan illerde yaşanan sağlık sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18130) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

57.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, diyabet hastalarının tedavisine ve SGK’nın bir genelgesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18131) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

58.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde ortalama yaşam süresinin artırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18132) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

59.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikâyetlere ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18133) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

60.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin yeniden düzenlenmesine yönelik tasarı çalışmalarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18134) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

61.- İstanbul Milletvekili Durmuşali Torlak’ın, bazı şirketlerin merkezlerini Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki bazı illere naklettikleri iddialarına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18135) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

62.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18136) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

63.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, GDO’lu ürünlerin ithalatı ve denetimine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18137) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

64.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18138) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

65.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, tarım kredi borçları ertelenen çiftçilerin ürün desteklerinin ödenmediği iddiasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18139) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

66.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, süt teşvik priminin yükseltilmesine ve süt işleyen firmaların desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18140) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

67.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı şehirlerdeki hayvan pazarlarının yenilenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18141) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

68.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, sütteki üretim fazlasına ve süt tüketiminin arttırılmasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18142) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

69.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Mersin’in bazı ilçelerinde meydana gelen dolu yağışından dolayı üreticilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18143) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

70.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, 2009-2010 yıllarında meydana gelen tren kazaları ve sonuçlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18144) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

71.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, mahkeme kararıyla görevine dönen personele ve sendika seçimi konusunda personele baskı yapıldığı iddiasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18145) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

72.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, Manisa Organize Sanayi Bölgesindeki Mecidiye-Kayalıoğlu arasındaki kara yolunun yapılmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18146) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

73.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, İzmir-İstanbul yolu üzerinde yer alan Kapaklı-Mecidiye arasındaki kara yolunun yapılmasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18147) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

74.- Kırşehir Milletvekili Metin Çobanoğlu’nun, Kırşehir’e demir yolu yapımı için bir proje olup olmadığına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18148) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

75.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa Hızlı Tren Projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18149) (Başkanlığa geliş tarihi: 27/01/2011)

76.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu yurtlarından ilişiği kesilen öğrencilere ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak) yazılı soru önergesi (7/18150) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

77.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa-Nilüfer Spor Kompleksinin tamamlanmasına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak) yazılı soru önergesi (7/18151) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/01/2011)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, yüzde sıfır oranında gümrük vergisiyle ithal edilen bazı tarım ürünlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16758)

2.-  İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, bir bakanın Ergenekon davasıyla ilgili bir açıklamasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17057)

3.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, tutukluluk sürelerine ve AİHM’de açılan davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17058)

4.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17059)

5.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Van’da antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17243)

6.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Şanlıurfa’da antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17244)

7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Karaman’da antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17245)

8.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Niğde’de antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17246)

9.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Çankırı’da antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17247)

10.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Erzurum’da antidepresan ve antipsikotik ilaç tüketim miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17289)

11.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Trabzon’da antidepresan ve antipsikotik ilaç tüketim miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17290)

12.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Elazığ’da antidepresan ve antipsikotik ilaç tüketim miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17291)

13.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Kütahya’da antidepresan ve antipsikotik ilaç tüketim miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17292)

14.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Rize’de antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17364)

15.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa’da antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17365)

16.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Karabük’de antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17366)

17.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bitlis’de antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17367)

18.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Mardin’de antidepresan ve antipsikotik ilaç kullanım miktarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/17368)

19.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Yüksekova’da yeni yönetim modeli uygulandığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17477)

20.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17478)

21.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2010 ÖSYS Kılavuzundaki hatalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17479)

22.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikası arazisinin imar değişikliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17480)

23.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, özelleştirme gelirlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17481)

24.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin erişim şebekeleri yapım, bakım ve onarım ihalesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/17486)

25.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, kadına yönelik şiddete ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17489)

26.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, İzmir’deki yatırım ve projelere ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17490)

27.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Yüksekova-Van karayolu üzerinde yaşanan bir olayla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17493)

28.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, Kırklareli Valisinin merkeze alınmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17494)

29.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur-Yeşilova’da sosyal bilimler lisesi açılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17495)

30.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, eğitim planlamasına ve sözleşmeli öğretmenlere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17496)

31.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman-Çelikhan’da bir ilköğretim okulunun 6, 7 ve 8. sınıflarının taşınacağı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17497)

32.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köyün anaokulu ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17498)

33.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yurt dışı seyahatlere, bunlara katılanlara ve ödenen harcırahlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17499)

34.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, TUS’da hatalı soru sorulduğu iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17500)

35.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın, ALES’de dağıtılan kırtasiye malzemesinin teminine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17501)

36.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, kruvaziyer gemi ve yolcu sayısına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17508)

37.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur-Yeşilova’yı diğer ilçelere bağlayan yolların bölünmüş yol yapılıp yapılmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17509)

38.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17510)

39.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, dış ticarette denizyolu taşımacılığının kullanımına ve İzmir’in limanlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17511)

40.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, etik davranış ilkelerini ihlal eden personele ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17512)

41.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin erişim şebekeleri yapım bakım ve onarım ihalesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17513)

42.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yurt dışı seyahatlere, bunlara katılanlara ve ödenen harcırahlara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/17514)

43.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, etik davranış ilkelerini ihlal eden personele ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17518)

44.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Tasarrufu Teşvik Fonu ve Konut Edindirme Yardımı ödemelerini yapmayan işverenlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17521)

45.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, özelleştirme işlemlerindeki danışmanlık hizmetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17523)

46.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşların yönetim kurulu üyelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17524)

47.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, yargılanan, açığa alınan ve vekaleten görev yapan bürokratlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17525)

48.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Milli Emlak Genel Müdürlüğüne ait taşınmazlara ve bunlardan Özelleştirme İdaresi Başkanlığına devredilenlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17526)

49.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17527)

50.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’ye ait bir taşınmazın özelleştirilen Kütahya Şeker Fabrikası adına yolsuz tescil edildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17528)

51.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, İHH İnsani Yardım Vakfına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17529)

52.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, Devlet üniversitelerine bağlı bazı birimlere yapılacak yardımla ilgili Bakanlar Kurulu Kararına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17531)

53.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, belediyelerin sosyal amaçlı yardımlarına ve yeşil kartlı sayısına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17533)

54.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, Dünya Özürlüler Günü nedeniyle düzenlenen bir gezi programının iptal edilmesine ve engellilerin istihdamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17541)

55.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, öğrenci eylemlerine ve bir konuşmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17546)

56.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, sınır ihlali iddiasıyla İran sınırında öldürülen vatandaşlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17547)

57.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, bazı işçilerin sendikaya üye olduğu gerekçesiyle işten atıldığı iddialarına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17548)

58.- Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Akdeniz’de münhasır ekonomik bölge ilan etmiş devletlerle ilgili açıklamaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17556)

59.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, Hrant Dink davasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17557)

60.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde yapılan komiser yardımcılığı sınavıyla ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17561)

61.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, baş polislik ile komiser yardımcılığına yükselmede aranan sicil notu şartına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17562)

62.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları ve Köylere Hizmet Götürme Birliklerinin kaynakları ile alınan araçlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17563)

63.- Mersin Milletvekili Ali Oksal’ın, bir lokantada yapılan polis denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17564)

64.- Aydın Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın, bazı lokantalarda yapılan polis denetimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17565)

65.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, Güney Kıbrıs Rum Kesimindeki bir basketbol maçında yaşanan olaylara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17566)

66.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Kahramanmaraş olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17567)

67.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, AİHM’nin Hrank Dink davası kararı doğrultusunda sorumlular hakkında işlem yapılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17568)

68.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, gıda bankacılığı yapan sivil toplum kuruluşlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17569)

69.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya Şeker Fabrikasının özelleştirme sürecindeki bir işleme ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17570)

70.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya Büyükşehir Belediyesinin kullandığı bazı taşınmazların geri alındığı iddiasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17571)

71.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, Güzelyayla’daki hizmetiçi eğitim programının sonlandırıldığı iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17572)

72.- Yozgat Milletvekili Mehmet Ekici’nin, yürürlükten kaldırılan Yurt Dışında Sürekli Görevlendirilecek Personel Hakkındaki Yönetmeliğe ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17573)

73.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri’de okul servisi konusunda yaşanan sıkıntılara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17574)

74.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, Kürdistan Bölgesel Yönetimiyle yapıldığı iddia edilen anlaşmalara ve Irak’ın kuzeyinde yaşayan Türkmenlerin sorunlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17575)

75.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, sözleşmeli öğretmenlerin özlük haklarına ve eş durumu atamasında yaşanan sorunlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17576)

76.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Muğla-Dalaman-Tersakan Çayındaki balık ölümlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17580)

77.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, sulama alanlarına ve kullanılan sulama sistemlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17581)

78.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, Ankara-İzmir Hızlı Tren Projesine ve K-1 belgesi uygulamasına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17582)

79.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, çocukların internet bağımlılığı konusunda yapılan çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17583)

80.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Vakıflar Bankası Genel Müdür Yardımcılığına yapılan bir atamaya ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/17585)

81.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, engellilerin kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17588)

82.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Ankara-Kahramanmaraş uçak seferlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17589)

83.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, Diyanet Vakfı Kadın Merkezi Müdürlüğü Yönetim Kurulu Başkanının görevden alınmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17595)

84.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, işçilere yönelik vergi düzenlemelerine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17605)

85.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ekonomik krizin etkilerine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/17607)

86.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bolu’nun ilçe ve köylerinde yaşanan yol, su ve elektrik sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17608)

87.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bolu’nun ilçe ve köylerindeki karla mücadele çalışmalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17609)

88.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bolu’da yeni bir hal binası yapılıp yapılmayacağına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17610)

89.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesinin hizmet alımları tertibinin uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17611)

90.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Emniyet Genel Müdürlüğü bütçesindeki ödül ve ikramiye ödemeleri kaleminin kullanımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17612)

91.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Emniyet Genel Müdürlüğündeki sözleşmeli personel istihdamına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17613)

92.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, taşra emniyet teşkilatının bütçeden adil olarak yararlandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17614)

93.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Emniyet Genel Müdürlüğünde geçici görev yolluklarının kullanımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17615)

94.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, hakkında soruşturma açılan yerel yöneticilere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17616)

95.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, köy korucularının özlük haklarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17617)

96.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17618)

97.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Ankara’daki kent içi ulaşım projelerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17619)

98.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, DİSK’in gerçekleştirdiği bir gösteriye yapılan polis müdahalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17620)

99.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Seğmen alayı yürüyüşünün engellenmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17621)

100.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Konya’ya tahsis edilen KÖYDES ödeneklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17622)

101.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, indirimli kurumlar vergisi uygulamasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17625)

102.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, çalışma hayatındaki vergi oranlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17626)

103.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Simav Gölü arazisinin kullanımına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17627)

104.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, kaçak elektrik kullanımına ve çiftçilerin elektrik borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17628)

105.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, muhasebe uzmanlığı sınavına ve kariyer uzmanlıkları kadrolarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17629)

106.- İstanbul Milletvekili Ahmet Tan’ın, okulların emniyetinin sağlanmasına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17630)

107.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Abant İzzet Baysal Üniversitesinin öğretim görevlisi ve öğrenci yurdu ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17631)

108.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bolu’daki okulların kitap ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17632)

109.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, Celal Bayar Üniversitesi Rektörünün bir uygulamasına ve hakkında disiplin işlemi yapılan öğrencilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17633)

110.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, 2010 KPSS ile ilgili iddialara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17634)

111.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez’in, okul müdürlerine uygulanan rotasyona ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17635)

112.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Bolu ve ilçelerindeki karla mücadele için ödenek verilip verilmeyeceğine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17645)

113.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, sivil havacılık alanındaki çalışmalara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17646)

114.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, bilişim alanının Bakanlığın çalışma alanından çıkarılıp çıkarılmayacağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17647)

115.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Kahramanmaraş-Türkoğlu’da kurulması planlanan lojistik merkeze ve bir taş ocağına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17648)

116.- Adana Milletvekili Muharrem Varlı’nın, Adana-Karaisalı arasındaki yol yapımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/17649)

117.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, engellilere yönelik Gökkuşağı Projesine ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/17652)

118.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Devlet kurumlarındaki bakım ve onarım işlerinin gördürülme usulüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17653)

119.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, İsrail’in Mavi Marmara Gemisine yaptığı saldırıya ve takip edilen dış politikaya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17655)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 27 Milletvekilinin,  üniversite öğrencilerine yönelik orantısız güç kullanımının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1021) (Başkanlığa geliş tarihi: 09/12/2010)

2.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 Milletvekilinin,  27 Mayıs 1960 Darbesinden bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin uğradığı hak kayıplarının araştırılarak yapılması gereken düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1022) (Başkanlığa geliş tarihi: 09/12/2010)

3.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani ve 19 Milletvekilinin,  Hakkari’deki hava kirliliği sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1023) (Başkanlığa geliş tarihi: 09/12/2010)

4.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 19 Milletvekilinin,  öğrencilere karşı orantısız güç kullanılmasının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1024) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/12/2010)

7 Şubat 2011 Pazartesi

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 27 milletvekilinin, üniversite öğrencilerine yönelik orantısız güç kullanımının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1021)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

İleri demokrasinin en önemli göstergelerinden biri, çoğunluğun görüşlerinin iktidarda olması, geriye kalan kesimlerin temsil edilmesi ve taleplerini türlü yollardan dile getirebilmesidir. Taleplerin dile getirilmesinde sıkça başvurulan ve etkili bir yöntem olan şiddet içeriği olmayan protestolar, bu anlamda demokrasinin de bir parçasıdır.

Bilindiği gibi Sayın Başbakan Dolmabahçe'deki Çalışma Ofisinde rektörlere üniversiteleri nasıl özgürleştirdiklerinden bahsederken dışarıda öğrenciler yerlerde sürünmekte, öldüresiye dövülmekteydiler. Tek dertleri ellerindeki öğrenci taleplerini Başbakan'a iletmek olan öğrencilere polis her zaman olduğu gibi orantısız güç uygulamıştır. Halbuki bu öğrenciler ne devletin parasını hortumlamış ne babalarının siyasi güçleriyle orman arazisi, gemicik sahibi olmuş ne de yetim hakkına el uzatmışlardır. Sadece en temel hak olan protesto haklarını kullanmaya çalışmışlardır. Kaldı ki bu hak Anayasa ile güvence altına alınmıştır. Bu öğrenciler de bu haklarını kullanmak istemişlerdir. Yaptıkları eylemle yalnızca üniversitelerdeki sorunları dile getirmeye ve Sayın Başbakan'a taleplerini iletmeye çalışmışlardır.

Yaşanan olaylar da göstermiştir ki öğrenciler ne sorunlarını dile getirebilmiş ne de taleplerini iletebilmişlerdir. Hatta şehre girmelerine dahi izin verilmeyerek öldüresiye dövülmüşlerdir. Ertesi gün bütün öğrencilerimizin yüzlerinin, kollarının, gözlerinin polisin cop darbeleriyle hem de sözde demokrasinin gereği mosmor olduğunu, sapasağlam gözaltına alınan bir öğrencinin ne yazık ki tanınmaz halde serbest bırakıldığını hepimiz gördük. Ellerinde herhangi bir şiddete yol açacak bir araç olmayan insanlara karşı neden bu derece sert müdahale edildiğinin araştırılması hem bir insanlık hem de sorumluluk gereği şarttır. Şiddet içermeyen bir eylem karşısında bu denli vahşi bir müdahale, özellikle insan hakları ve demokrasi açısından oldukça düşündürücü bir tablo yaratmıştır. Çünkü; öldüresiye dövülen gençlerimiz ne silah taşımış ne de birine saldırmışlardır. O nedenle kendilerine uygulanan bu insanlık dışı saldırıyı kesinlikle hak etmemişlerdir. Bu koşullar altında, öğrencilere uygulanan şiddetin, güvenlik güçlerine bir yerden emredildiği konusunda kamuoyu görüş birliği içindedir.

Öğrenci eylemleri Avrupa'da en masum eylemler arasında yer almaktadır. Ülkemizde ise bu masum eylemler oldukça tahammülsüzce karşılanmaktadır. Eğer üniversite öğrencileri taleplerini dile getiremiyorlarsa, kendilerini hükûmet yetkililerine ifade etmek istediklerinde tekme tokat dövülüyorlarsa o ülkede özgür üniversitelerden, demokrasiden ve insan haklarından bahsetmek mümkün değildir.

Oysaki bu çocuklar bizim çocuklarımızdır. Üniversite öğrencileri bizim geleceğimiz, yarınımızdır. Onlara bu denli sert yaklaşırsak, onlara şiddeti ve kan dökmeyi öğretirsek, gençlerimizin o tertemiz yüreklerini kirletmekten başka hiçbir şey başaramamış oluruz. Çünkü insanlar bu yaşlarda neye maruz kalırlarsa ileride karşısındakine aynı şeyi uygularlar. O nedenle üniversite öğrencilerimizin daha sağlıklı bireyler olarak eğitimlerini sürdürmelerine yardımcı olmalıyız. Onlara burs vermeli, yurt yapmalı, iş olanakları sağlamalı ve yaşama hazırlayacak üniversal eğitim kurumları oluşturmalıyız. Taleplerini özgürce dile getiren, yanlışın karşısında dimdik durmayı bilen eğitimli gençler bir ülkenin gelişimindeki en önemli faktörlerden biridir.

Bu nedenlerden dolayı en ufak bir protestoda üniversite öğrencilerine orantısız güç kullanılmasının önüne geçmek ve uygulanan şiddetin altında yatan nedenlerin araştırılması, uygulanan orantısız gücün önüne geçebilmek için çözüm önerilerinin bulunması amacıyla Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Sacid Yıldız                                 (İstanbul)

2) Kemal Demirel                            (Bursa)

3) Erol Tınastepe                             (Erzincan)

4) Gürol Ergin                                 (Muğla)

5) Hulusi Güvel                               (Adana)

6) Tekin Bingöl                               (Ankara)

7) Rahmi Güner                               (Ordu)

8) Halil Ünlütepe                             (Afyonkarahisar)

9) Muhammet Rıza Yalçınkaya      (Bartın)

10) Bilgin Paçarız                            (Edirne)

11) Nevingaye Erbatur                    (Adana)

12) Ahmet Ersin                              (İzmir)

13) Mehmet Şevki Kulkuloğlu       (Kayseri)

14) Mevlüt Coşkuner                      (Isparta)

15) Ahmet Küçük                            (Çanakkale)

16) Tansel Barış                              (Kırklareli)

17) Ensar Öğüt                                (Ardahan)

18) Ali Rıza Öztürk                         (Mersin)

19) Rasim Çakır                              (Edirne)

20) Abdulaziz Yazar                        (Hatay)

21) Birgen Keleş                             (İstanbul)

22) Ali İhsan Köktürk                     (Zonguldak)

23) Osman Kaptan                          (Antalya)

24) Ramazan Kerim Özkan            (Burdur)

25) Mehmet Ali Özpolat                  (İstanbul)

26) Atila Emek                                (Antalya)

27) Hüsnü Çöllü                              (Antalya)

28) Tayfur Süner                             (Antalya)

2.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, 27 Mayıs 1960 darbesinden bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin uğradığı hak kayıplarının araştırılarak yapılması gereken düzenlemelerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1022)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

27 Mayıs 1960 darbesinden bu yana, kaç kişinin ordudan atıldığı, kaçının geri döndüğü, kaçının haklarını geri alabildiği ve kaç kişinin haklarını alamadığının saptanması, hangi düzenlemelerle hak kayıplarının giderileceğinin belirlenmesi konularında araştırma yapmak üzere Anayasanın 98'nci, Içtüzük'ün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını dileriz. 09.12.2010

1) Akın Birdal                                 (Diyarbakır)

2) Selahattin Demirtaş                     (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                           (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                             (Batman)

5) Bengi Yıldız                                (Batman)

6) Emine Ayna                                (Mardin)

7)Fatma Kurtulan                            (Van)

8) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

9) Hamit Geylani                             (Hakkâri)

10) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                         (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş            (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                   (İstanbul)

14) Osman Özçelik                          (Siirt)

15) Özdal Üçer                                (Van)

16) Pervin Buldan                           (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                       (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                 (Muş)

20) Şerafettin Halis                          (Tunceli)

Gerekçe:

Türkiye'de ordunun yönetime el koyması 1960 27 Mayıs darbesiyle başlamıştır. Aralardaki başarısız darbe girişimlerini saymazsak, ülkenin demokratik gelişimini engelleyen, duraklatan 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 darbeleri şekilleri değişik olsa da aynı sonucu doğurmuştur. Muhalifler sindirilmiş, sivil yönetim üstünde askeri vesayet oluşturulmuş, baskılar artmıştır. Bunların dışında kamu kurumlarından yüzlerce, binlerce kişi işten atılmış, hakları gasbedilmiştir. Bu kurumlardan birisi de Türk Silahlı Kuvvetleridir. Ordudaki bu tasfiyeler sonucu, binlerce kişi haklarında hiçbir mahkumiyet kararı olmadan ordudan çıkartılarak zulme ve haksızlığa uğratılmıştır. Salt “yasadışı görüş ve inanç” edinmekle suçlanıp açlığa ve işsizliğe mahkum edilmişlerdir. Kamu kurumlarında yeniden görev almaları engellenirken, ordudan atılmış olmaları özel sektörde işe girmelerinin önünde bile aşılmaz engel oluşturmuştur.

Adaleti Savunanlar Derneği ve Eylül Emeklileri Derneği'nin saptamalarına göre bu tasfiyelerin sayısal değerleri şöyledir:

27 Mayıs 1960 darbesinde 235 general ve 4.171 subay ordudan uzaklaştırıldı.

1963 yılında Talat Aydemir ve Fethi Gürcan önderliğindeki başarısız darbe girişimi gerekçe gösterilerek 200 dolayında subay, 1459 Harp Okulu öğrencisi atıldı. Mahkemenin akladığı 1293 kişinin okula dönmesine izin verilmedi.

12 Mart 1971 darbesinde 600 dolayında subay meslektaşlarınca işkenceli sorgudan geçirildi ve re'sen emekli edildi.

12 Eylül 1980 darbesinde 397 subay, 176 astsubay, 447 askeri öğrenci “yasadışı görüşe” sahip oldukları savıyla ordudan atıldı. Mahkeme yalnızca 3'ü hakkında mahkumiyet kararı verdi.

28 Şubat 1997 darbesinde, resmi inanç dışına çıktıkları gerekçesi ile 1996 ile 2003 yılı arasında 900'ün üzerinde subay ve astsubay ordudan atıldı.

Bu atılan binlerce kişi, mağdur olmuş, toplumsal yaşamdan dışlanmış, geçim sıkıntısı çekmiştir. Emeklilik haklarını yitirenler olduğu gibi iş bulmaları da güçleştirilmiştir.

Bu durum açıkça bir insan hakkı ihlalidir.

Bu noktada devlet, parlamento ve siyasi iktidarlar mağdurlar arasında ayrımcılık yapmıştır.

27 Mayıs 1960 darbesi ile ordudan atılanlar için daha sonraki dönemlerde 4 ayrı yasa çıkarılmış ve mağduriyetleri gecikmeli de olsa giderilmiştir. Askeri personel dışında kalan sivil kamu personeli için de çeşitli yasal düzenlemeler yapılmış ve bu durumda olanlar mahkeme kararları ile gasbedilen haklarına kavuşabilmişlerdir.

Ancak 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 darbesinin mağdurları için hiçbir yasal düzenleme yapılmamıştır. Verilen teklifler, değişiklik önerileri ise ya geri çekilmiş ya da reddedilmiştir. 27 Mayıs darbesi mağdurları için gösterilen duyarlılık daha sonraki darbelerin mağdurları için gösterilmemiştir. Böylelikle mağdur askeri personel arasında ayrımcılık yapılmış ve anayasanın eşitlik ilkesi ihlal edilerek hak ve adalet duygusu zedelenmiştir.

Bu nedenle 27 Mayıs 1960 darbesinden bu yana, kaç kişinin ordudan atıldığı, kaçının geri döndüğü, kaçının haklarını geri alabildiği ve kaç kişinin haklarını alamadığının saptanması ile hangi düzenlemelerle hak kayıplarının giderileceğinin belirlenmesi konularında araştırma yapmak üzere bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yerinde olacaktır.

3.-Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve 19 milletvekilinin, Hakkâri’deki hava kirliliği sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1023)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Hakkâri ve ilçelerinde kış aylarında meydana gelen ve insan sağlığını ciddi anlamda tehdit eden yoğun hava kirliliğinin araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Hamit Geylani                             (Hakkâri)

2) Selahattin Demirtaş                     (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                           (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                             (Batman)

5) Bengi Yıldız                                (Batman)

6) Akın Birdal                                 (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                                (Mardin)

8) Fatma Kurtulan                           (Van)

9) Hasip Kaplan                              (Şırnak)

10) İbrahim Binici                           (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                         (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş             (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                   (İstanbul)

14) Osman Özçelik                          (Siirt)

15) Özdal Üçer                                (Van)

16) Pervin Buldan                           (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                          (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                       (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                 (Muş)

20) Şerafettin Halis                          (Tunceli)

Gerekçe:

Hakkâri coğrafik konum ve iklim koşulları nedeniyle, kışın en çetin geçtiği yerleşim alanlarından bir tanesidir. Bu coğrafyada kış, hem çok sert hem de çok uzun sürmektedir. Köylerin de zorunlu boşaltılmasıyla, şehir merkezlerine yapılan göçün de etkisiyle yurttaş; kent merkezlerinde yoğun bir nüfus artış meydana getirmiş, bununla beraber, kış aylarında da yoksulluk nedeniyle ısınmak amacıyla ucuz ve kalitesiz kömür yakmaktadır.

Özellikle, Hakkâri Valiliği'ne bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu (SYDV) tarafından halka dağıtılan kömür, yöre halkının sağlığını ciddi bir şekilde olumsuz etkilemektedir. Çoğunluğu Şırnak'tan getirilen ve denetimlere tabi tutulmadan dağıtılan bu ucuz ve kalitesiz kömür, hava kirliliğine neden olmaktadır.

Özelikle akşam saatlerinde kentin üzerinde toz bulutları oluşarak, başta yaşlı ve çocuklar olmak üzere yurttaşlar evinden çıkamamaktadır. Hakkâri Çevre ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, oluşan hava kirliliğinin en büyük etkisinin kalitesiz kömürden kaynaklandığının altını çizerken, belediye yetkilileri ise, kirliğin önlenmesi için kente giren kömürün kalite açısında denetlenmesinin kaçınılmaz olduğuna dikkat çekmektedirler.

Türkiye istatistiklerine göre nüfus yoğunluğuna bakıldığında hava kirliğinin en yoğun olduğu yerlerden biri de Hakkâri ve ilçeleridir. Tek bir fabrikanın dahi olmadığı Hakkâri ve ilçelerinde, yüzlerce fabrika çalışıyormuş gibi bir görüntü oluşmaktadır.

Özellikle son yıllarda, Hakkâri ve ilçelerinde meydana gelen başta kanser olmak üzere diğer hastalıklarda yaşanan artışın, yaşanan hava kirliliği ile bağlantısı olduğu muhakkaktır.

Hakkâri'de kış aylarında meydana gelen hava kirliliğinin önlenmesi amacıyla mutlaka alternatif çözümler bulunmalıdır. Doğal gaz gibi çevreyi ve insan sağlığını fazla olumsuz etkilemeyen yakıtların bir an önce halkın hizmetine sokulması bir zorunluluk olmuştur.

Bu nedenle, Hakkâri ve ilçelerinde meydana gelen hava kirliliğinin nedenleri ve çözümleri mutlaka araştırılması gerekmekte, ayrıca yaşanan yoğun hava kirliğinin halkın sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılması gerekmektedir.

Bu amaçla bir an önce bir meclis araştırma komisyonunun kurulmasını saygılarımızla arz ederiz.

4.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ve 19 milletvekilinin, öğrencilere karşı orantısız güç kullanılmasının nedenlerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1024)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

Türkiye'nin temel sorunlarından olan toplu yürüyüş ve gösterilerle ilgili öğrencilere yapılan müdahalenin bütün boyutlarıyla araştırılarak gerekli çalışmaların yapılması için Anayasanın 98'inci, İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve talep ederiz. 13.12.2010

1) İbrahim Binici                            (Şanlıurfa)

2) Selahattin Demirtaş                    (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                          (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                            (Batman)

5) Bengi Yıldız                               (Batman)

6) Akın Birdal                                (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                               (Mardin)

8) Fatma Kurtulan                          (Van)

9) Hasip Kaplan                             (Şırnak)

10) Hamit Geylani                          (Hakkâri)

11) M. Nuri Yaman                        (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş            (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                  (İstanbul)

14) Osman Özçelik                         (Siirt)

15) Özdal Üçer                               (Van)

16) Pervin Buldan                          (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                         (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                      (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                (Muş)

20) Şerafettin Halis                         (Tunceli)

Gerekçe:

Öğrenci Kolektifleri'nin çağrısıyla düzenlenen Büyük Öğrenci Forumu'na katılmak üzere Türkiye'nin çeşitli illerinden İstanbul'a gelen öğrenciler sabah saat 7 sularında Çamlıca gişelerinde durduruldu. Öğrenciler engellemenin keyfî olduğunu belirterek duruma itiraz edince polisin saldırısına maruz kaldı.

Öğrencileri taşıyan 3 otobüs Kurtköy Mehmetçik Vakfı Tesisleri'nde verdikleri mola sırasında saldırıya uğradı. Öğrencilerin bekletildiği yere giden avukatlara da engellemeyle ilgili hiçbir gerekçe gösterilmedi.

Polis 7-8 saatlik yollardan gelen öğrencilerin ihtiyaçlarını gidermek için bile otobüsten inmelerine izin vermedi.

Daha sonra, keyfî engellemeye karşı çıkarak otobüsten inen öğrenciler çevik kuvvetin saldırısına maruz kaldı. Düşünce özgürlüklerinin yanında ulaşım özgürlüklerinin de engellenmeye çalışıldığını belirten öğrenciler, otobüslerden inerek forumun yapılacağı Beşiktaş'a kadar yürüyeceklerini açıkladılar. Yürüyüşe geçen öğrencilere çevik kuvvet polisleri cop ve biber gazıyla saldırdı. Saldırıda 30 öğrenci gazdan etkilendi.

9 öğrenci polis tarafından gözaltına alınırken, öğrencilerin büyük bölümü zorla Ankara'ya geri götürüldü.

Polisin orantısız güç kullandığı görüntülerle sabittir. Polisin bu keyfî tutumuna karşı TBMM kayıtsız kalmamalıdır.

Bu ve benzeri olayların faillerin bulunması için bir Meclis araştırması açılmasında yarar bulunmaktadır.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Buyurun Sayın Anadol.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol’un, OSTİM ve İvedik’te meydana gelen müessif kazayla ilgili Hükûmet yetkililerinin beyanlarına ilişkin açıklaması

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Geçtiğimiz günlerde OSTİM’de ve İvedik’te meydana gelen müessif iki kaza sonucunda, Ankara Valiliğinin resmî açıklamasına göre, can kaybı sayısı 20, yaralı sayısı da 53’e yükselmiştir. Ölen yurttaşlarımızın acısını Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak paylaşıyoruz, Allah’tan rahmet diliyoruz, yakınlarına başsağlığı diliyoruz. Ancak, bu münasebetle, Parlamento dışında meydana gelen üç olayı ve demeci Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak kısaca vurgulamak istiyoruz.

Bir sayın başbakan yardımcısı “Bu bize ders olsun.” dedi. Sekiz senedir iktidarda bulunan bir partinin başbakan yardımcısına bu yakışmıyor, ders olsun diye değil, önlem alsın diye yaklaşmaları lazım.

Sayın Çalışma Bakanı ise güzel bir demeç verdi, “Bundan sonra bütün iş yerlerinin ruhsat ve mevzuat durumunu inceleyeceğiz.” dedi. Acaba, 20 işçimizin aramızdan ayrılması mı gerekiyordu bunu yapmak için?

Bir diğer sayın bakan ise “Hırsızın hiç mi kabahati yok.” diyerek ölen işçilerin sigortaya ihbarda bulunmamasını kusur olarak gösterdi. Bunu da kınıyoruz ve Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu tür demeçler yerine, iş kazalarını bir kader olarak gören, görmek isteyen zihniyetin yerine ILO standartları içinde iş kazalarını önleyici, kalıcı önlemler beklediğimizi ifade ediyoruz; tekrar, aramızdan ayrılan, can kaybeden yurttaşlarımız için Allah’tan rahmet diliyoruz.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Şandır.

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, OSTİM ve İvedik’te meydana gelen kazaların herkese ders olmasına ilişkin açıklaması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz de geçen hafta sonu itibarıyla Ankara OSTİM ve İvedik Organize Sanayi bölgelerinde meydana gelen müessif olayda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ayrı ayrı Allah’tan rahmet diliyoruz ve yaralananlara acil şifalar, yakınlarına da başsağlığı ve sabırlar diliyoruz. Gerçekten, bu olaylar herkese ders olmalı, yetkililer, görevliler, sorumlular ne gerekiyorsa onu yapmalı -bir tek insanımızın bir tek damla kanı bile önemlidir- gereken tedbirler alınmalı. Allah bu ülkeyi bu türlü afetlerden, felaketlerden korusun diyor; tekrar, ölenlere rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim efendim.

Sayın Elitaş...

3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, iş kazalarına karşı iş yerlerinde alınacak tedbirlere ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Ben de aynı konuyla ilgili Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun duygularını paylaşmak istiyorum.

Geçen hafta OSTİM ve İvedik Organize Sanayi Bölgesi’nde birbirine yakın zamanda ortaya çıkan iş kazalarında, ilk etapta 17, daha sonra da hastanede gözetim altına alınan kardeşlerimizden 3’ünün ilavesiyle birlikte 20 kardeşimizin hayatını kaybettiğini görüyoruz. Bizim daha önceki süreçte çıkardığımız iş güvencesi yasasında yaptırımların fazlalaşmasına, yaptırımların ciddi bir şekilde devam etmesine rağmen, teftişlerin tam olarak yeterli olmadığı; bunun yanında da hem çalışanların hem de bu konuyla ilgili meslek odaları temsilcilerinin, iş güvencesiyle ilgili ortaya çıkan problemleri veya savsaklayan işletmeleri, derhâl, herhangi bir şekilde ispiyon olarak değerlendirmeyip ilgili kurumlara iletmesi; dolayısıyla, bu konunun üzerine hep birlikte gittiğimiz takdirde çözümlerin olması ve çözümlere daha yakın bir şekilde sonuçların alınması konusunda herkesin yardımcı olması gerektiği kanaatindeyim.

Hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı dilerken yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Bütün milletimize geçmiş olsun dileklerimi arz ediyorum.

Saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bizler de grup başkan vekili arkadaşlarımızın dileklerine katılıyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelerine başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.

Sayın milletvekilleri, bir gensoru önergesi vardır; önerge bastırılıp bugün sayın üyelere dağıtılmıştır.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)

B) Gensoru Önergeleri

1.- Cumhuriyet Halk Partisi adına Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili K. Kemal Anadol, Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, uyguladığı tarımsal politikalarla çiftçileri işsizliğe ve yoksulluğa ittiği, kırmızı et fiyatlarında yükselişe neden olduğu, tarımsal üretimi ve üreticileri desteklemek yerine ithalatı teşvik ederek görevinin gereklerine aykırı davrandığı iddiasıyla Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/13)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

AKP'nin 9 yıllık iktidar döneminde uyguladığı tarım politikaları artan girdi maliyetleri ve düşük ürün fiyatları ile sonuçlanmış; tarım sektörü ve üreticilerimiz büyük sorunlarla karşı karşıya kalmıştır.

AKP döneminde 3 milyon hububat üreticisi perişan olmuştur. 2002'de 375.605 bin dolar olan hububat ithalatı, 2009'da 1.202.124 bin dolara çıkmıştır.

2002'de 13.063.500 dekar olan kuru bakliyat üretim alanı 2009 yılı sonunda 8.009.592 dekara düşerken; 2002'de 1.510.100 ton olan kuru bakliyat üretimi de her geçen yıl azalarak 2009 yılında 1.101.348 tona gerilemiştir. Hububat ithalatı 2002 yılında 35 milyon ABD dolarından 2010 yılında % 632 artışla 256 milyon dolara çıkmıştır.

2002'de 2 milyon 542 bin ton olan kütlü pamuk üretimi 2009'da 1 milyon 725 bin tona düşmüştür.

Süt üretiminde yem fiyatları neredeyse süt fiyatlarıyla eşitlenmiş, üretici darboğaza girmiştir.

Son yıllarda zeytinyağı fiyatı hemen hiç artmamış; zeytinyağına yeterli prim verilmemiştir.

Doğu Karadeniz Bölgesinde 5 Nisan 2004 gecesi don afeti yaşanmıştır. Hükûmet fındıktaki zararın 2090 sayılı Kanuna göre 297.565.418 TL'lik kısmının karşılanabileceğinin tespitini yaptığı halde, zararın 169 milyon TL'lik kısmı hâlâ ödenmemiş, fındık üreticisi 135.236 ailenin 169 milyon TL alacağı âdeta gasp edilmiştir.

Türkiye'de yılda 3 milyon ton narenciye üretilmesine rağmen, girdi ve nakliye maliyetinin yüksekliği, TL'nin aşırı değerlenmesi nedenleriyle yeterli ihracat yapılamamakta, narenciye dalında kalmaktadır.

 2002-2009 yılları arasında büyükbaş hayvan varlığında nüfus artışı dikkate alındığında anlamlı bir iyileşme sağlanamazken; 2002'de 25.173.706 baş olan koyun varlığı 2009'da 21.749.508 başa; yine aynı dönemde 6.780.094 baş olan keçi varlığı da 5.128.285 başa gerilemiştir.

Kırmızı et üretimi 2002'de 434 bin tondan 2009'da 412 bin tona inmiştir.

AB ve ABD'de kırmızı et fiyatları, 4-6 dolar/kg seviyelerinde iken, ülkemizde 17 dolar/kg seviyelerinde seyretmektedir. Sorunu çözmek amacıyla AKP Hükûmeti 2010/623 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile EBK Genel Müdürlüğü'ne 31.12.2010 tarihine kadar geçerli olmak üzere “0” gümrük vergisi ile 100.000 ton canlı sığır ithali tarife kontenjanı tanımış; 2010/1157 sayılı BKK ile süreyi 31.12.2011 tarihine kadar uzatmıştır. Bu çerçevede canlı hayvan ve karkas et ithalinde % 135 ile % 225 arasındaki gümrük vergisi oranları, 2010/822 ve 2010/973 sayılı BK Kararıyla “0” ile % 40'a çekilerek ithalatta özel sektörün önü açılmıştır. Bunlara karşın, et fiyatlarında önemsenebilecek bir düşüş sağlanamazken, ithalat özendirilmiş bazı üretici firmalar besicilik faaliyetinden çekilip karkas et ithaline yönelmişlerdir.

2010 yılında Kurban Bayramında kesilecek kurbanlık hayvanlar da ancak ithalatla sağlanabilmiştir.

Hayvan hastalıklarıyla mücadele ve gıda denetimleri yetersiz kalmış, değişik bölgelerde kimi hayvan pazarları şap nedeniyle kapatılmış, Tüberküloz ve Brucella yaygınlaşmıştır.

AKP'nin üretici dostu olmayan politikaları sonucunda Türkiye temel tarımsal ürünlerde net ithalatçı durumuna gelmiştir. Öte yandan Tarım Kanununun tarımsal desteklemelere bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi yurtiçi hâsılanın yüzde birinden az olamayacağı hükmü hiç uygulanmamıştır. 2011 yılı Bütçesinde tarımsal destekleme ödeneği GSYH'nın % 0,50'lik oranıyla 2002 yılının gerisinde kalmıştır.

Türkiye'de kırsal alanda yoksulluk oranı 2002'de % 34,48 iken 2009'da % 38,69'a yükselmiştir.

Yanlış politikalarıyla ülkemiz çiftçilerini işsizliğe ve yoksulluğa iten, kırmızı et fiyatını pahalılaştıran, çözümü yerli üretim ve üreticiyi desteklemek yerine ithalatta bulan ve bu suretle yabancı ülkelerin çiftçilerinin desteklenmesine yol açarak görevinin gereklerine aykırı davranan Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker hakkında Anayasa'nın 99'uncu ve İçtüzüğün 106'ncı maddeleri uyarınca gensoru açılmasını .saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

                    Kemal Anadol                     M. Akif Hamzaçebi                    Muharrem İnce

                           İzmir                                     Trabzon                                    Yalova

            CHP Grup Başkanvekili         CHP Grup Başkanvekili         CHP Grup Başkanvekili

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Bilgilerinize sunulmuştur.

Gensorunun gündeme alınıp alınmayacağı hususundaki görüşme günü Danışma Kurulunca daha sonra belirlenerek oylarınıza sunulacaktır.

Sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 92’nci maddesine göre verilmiş Başbakanlığın bir tezkeresi vardır, okutuyorum:

C) Tezkereler

1.- Türk Silahlı Kuvvetleri Deniz Unsurlarının; Korsanlık/Deniz Haydutluğu ve Silahlı Soygun Eylemleriyle Mücadele Amacıyla Yürütülen Uluslararası Çabalara Destek Vermek Üzere, Gereği, Kapsamı, Zamanı ve Süresi Hükûmetçe Belirlenecek Şekilde Aden Körfezi, Somali Karasuları ve Açıkları, Arap Denizi ve Mücavir Bölgelerde Görevlendirilmesi ve Bununla İlgili Gerekli Düzenlemelerin Hükûmet Tarafından Belirlenecek Esaslara Göre Yapılması İçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 10/2/2009 Tarihli ve 934 Sayılı Kararıyla Hükûmete Verilen ve 2/2/2010 Tarihli ve 956 Sayılı Kararıyla, Bir Yıl Uzatılan İzin Süresinin Anayasanın 92’nci Maddesi Uyarınca 10/2/2011 Tarihinden İtibaren Bir Yıl Daha Uzatılmasına Dair Başbakanlık Tezkeresi (3/1407)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleri hakkında 2008 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 10/2/2009 tarihli ve 934 sayılı Kararıyla bir yıl için verdiği izin çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının söz konusu bölgelerde konuşlandırılması suretiyle, bölgede seyreden Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticarî gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafazası ve uluslararası toplumca yürütülen korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle müşterek mücadele harekatına aktif katılımda bulunulması sağlanarak, bu alanda Birleşmiş Milletler sistemi içinde ve bölgesel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğümüzün pekiştirilmesi temin edilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının bölgede görev icra etmesine izin veren 934 sayılı TBMM Kararının süresi, 2/2/2010 tarihli ve 956 sayılı Kararla bir yıl uzatılmış olup 10/2/2011 tarihinde sona erecektir. Diğer yandan, anılan bölgelerde ve Hint Okyanusu'nda meydana gelmeye devam eden deniz haydutluğu/korsanlık ve silahlı soygun eylemleriyle uluslararası toplumca mücadele edilebilmesine cevaz veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili Kararlarının süresi son olarak 23/11/2010 tarihli ve 1950 sayılı Kararla bir yıl daha uzatılmıştır.

Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için Hükûmete verilen bir yıllık izin süresinin, 10/2/2009 tarihli ve 934 sayılı TBMM Kararında belirlenen ilke ve esaslar dâhilinde, 10/2/2011 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını Anayasanın 92 nci maddesi uyarınca arz ederim.

                                                                                                      Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                                Başbakan

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Başbakanlık tezkeresi üzerinde İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre görüşme açacağım.

Gruplara, Hükûmete ve şahsı adına iki üyeye söz vereceğim.

Konuşma süreleri gruplar ve Hükûmet için yirmişer dakika, şahıslar için onar dakikadır.

Tezkere üzerinde ilk söz Hükûmet adına Millî Savunma Bakanı Mehmet Vecdi Gönül’e aittir.

Sayın Bakanım, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MİLLÎ SAVUNMA BAKANI MEHMET VECDİ GÖNÜL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; deniz haydutluğu ve korsanlık eylemleriyle mücadele kapsamında Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının yurt dışında görevlendirilmesine ilişkin yüce Meclisimizin 2 Şubat 2010 tarihli ve 956 sayılı Kararı’yla Hükûmete verilen bir yıllık izin süresinin uzatılması maksadıyla verilen tezkerenin gerekçelerini açıklamak üzere huzurunuzda bulunuyor ve hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime öncelikle deniz haydutluğu, korsanlık meselesiyle ilgili kısa bir değerlendirmeyle başlamak istiyorum. Dünya deniz ticareti için büyük bir öneme sahip olan Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nden yıllık ortalama 33 bin adet ticari gemi geçiş yapmaktadır. Söz konusu gemi geçişleriyle dünya ticaret hacminin yaklaşık yüzde 14’ü ve dünya petrol ihracatının ise yüzde 26’sı karşılanmaktadır.

Ülkemiz açısından istatistiklere bakıldığında ise Aden Körfezi’nden yıllık ortalama 360-380 adet Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı ticaret gemisi geçiş yapmakta ve toplam 33 ülkeyle ithalat ve ihracatımız bu ulaştırma güzergâhı üzerinden sağlanmaktadır.

Türkiye'nin 2009 yılı itibarıyla yıllık yaklaşık 243 milyar Amerikan doları olan dış ticaretinin 40 milyar Amerikan doları tutarının üzerindeki bölümü bu deniz ulaştırma yoluyla yapılmaktadır.

Aden Körfezi’nde, Somali kara sularında ve açıklarında seyreden ticari gemilere yönelik deniz haydutluğu, korsanlık ve silahlı soygun eylemleri bir uluslararası güvenlik meselesi olarak uluslararası gündemin ön sıralarında hâlen yer almaya devam etmektedir.

Fırkateynlerimizin bölgede görev yapmaya başladığı 2008 yılından bugüne kadar Türk personel tarafından icra edilen 15 ayrı operasyonda toplam 94 deniz haydudu ve 2 adet haydut teknesi etkisiz hâle getirilmiştir.

Ülkemiz 2 kere Birleşik Milletler Birleşik Görev Kuvveti Komutanlığını deruhte etmiştir. Birleşik Görev Kuvveti Komutasını 3 Mayıs 2009, 13 Ağustos 2009 tarihleri arasında üstlenen ve böylece NATO’daki görevleri dışında bir Birleşmiş Milletler görevi olarak ilk defa denizde çok uluslu bir koalisyon gücünün komutanlığını yürüten ülkemiz, 1 Eylül 2010 tarihinde söz konusu komuta görevini ikinci kere üstlenmiş ve bir tümamiralimiz tarafından deruhte edilen bu görevi 29 Kasım 2010 tarihinde Pakistan Deniz Kuvvetleri Komutanlığına devretmiştir. Birinci dönemde Tuğamiral Erdem Caner Bener komuta etmiş, ikinci dönemde de Tümamiral Sinan Ertuğrul bu görevi yerine getirmiştir.

Bölgede görev icra eden fırkateynlerimiz Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin emniyetli geçişlerinin sağlanması için her türlü tedbiri almakta ve gerekli koordinasyonu sağlamaktadır.

Deniz haydutları ve korsanlar tarafından bugüne kadar toplam 5 Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı gemi kaçırılmıştır. Son kaçırma eylemi 23 Mart 2010’da gerçekleşmiş olup, kaçırılan tüm gemilerimiz kurtarılmıştır.

Bölgede sürdürülen askerî faaliyetlerimiz neticesinde 24 Mart 2010 tarihinden bugüne kadar saldırıya uğrayan 158 adet yabancı bayraklı ticaret gemisinden 56 adedi deniz haydutları tarafından kaçırılmış olmasına rağmen, uygulanan tedbirler sayesinde aynı dönemde Türk ve Türkiye bağlantılı hiçbir ticaret gemisi kaçırılmamıştır.

Deniz kuvvetlerimizin bu alanda yürüttüğü başarılı faaliyetlere son örnek 27 Kasım 2010 tarihinde yaşanmıştır. “26 Ağustos” isimli Türk Bayraklı ticaret gemisi, deniz haydutlarının saldırısına uğradığını Deniz Kuvvetleri Harekât Merkezine bildirmiş, gemiyle kurulan telefon irtibatı neticesinde gemi personelinin kendilerini emniyetli bölümde emniyete aldıkları öğrenilmiştir. Olay derhâl o tarihte bir Türk amiralimiz tarafından komuta edilmekte olan Görev Kuvveti 151’e iletilmiş ve alınan tertip ve tedbir sonucu gemi 28 Kasım 2010 günü yani kaçırıldığının ertesi günü kurtarılmıştır. Benzer bir vaka Danimarka bayraklı “Leopard” isimli ticaret gemisinin 12 Ocak 2011 tarihinde deniz haydutlarının saldırısına uğramasıyla yaşanmış, bu defa anılan gemiye en yakın mevkide bulunan Görev Kuvveti 151 unsuru olan Türk fırkateyni Gaziantep, Türk deniz komandolarını gemiye çıkarmıştır. Adı geçen fırkateynimiz elli altı saat süresince refakat ederek geminin emniyetini sağlamıştır.

Arz ettiğim bu iki örnekten de yola çıkılarak bölgede seyreden bazı ticaret gemilerimizin benzer vakalarla karşılaşması riski hâlen devam etmektedir. İcra edilmekte olan bu güvenlik faaliyetlerinin uluslararası meşruiyeti Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2008 ve 2009 yıllarında aldığı kararla tesis edilmiştir. Bu mücadelenin temel hukuki dayanağını oluşturan ve 2 Aralık 2008 tarihinde kabul edilerek 2 Aralık 2009 tarihinde geçerliliği sona eren 1846 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı’nın süresi önce 30 Kasım 2009 tarihli ve 1897 sayılı Karar, son olarak da 23 Kasım 2010 tarihli ve 1950 sayılı Karar’la bir yıl daha uzatılmıştır.

Ülkemiz geçtiğimiz süre zarfında deniz haydutluğuyla mücadele görevi icra eden NATO Daimi Deniz Kuvvetlerine ve Meclisimizin Hükûmete verdiği izin çerçevesinde Görev Kuvveti 151’e dönüşümlü olarak toplam 10 fırkateynle aktif olarak katkı sağlamıştır. Hâlihazırda “Giresun” isimli firkateynimiz bölgede görev yapmaktadır.

Görev yapan fırkateynlere ilaveten Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından bölgeden geçiş yapan Türk/Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin faaliyetleri yakından takip edilmekte, geçiş yapan ticaret gemileri yürürlükteki koruyucu tedbirleri uygulayarak emniyetli seyir yapmaları konusunda bilinçlendirilmekte, bölgede harekât icra eden yabancı harp gemileriyle yakın iş birliği içerisinde bulunarak Türk/Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin korunması ve desteklenmesi için tavsiyelerde bulunulmakta ve bölgedeki askerî faaliyetler, deniz haydutluğu tehdit durumu, alınması gereken tedbirler ile güncel gelişmeler hakkında Denizcilik Müsteşarlığımız aracılığıyla denizcilik sektörümüz bilgilendirilmekte ve uyarılar yapılmaktadır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; geçtiğimiz süre zarfında Aden Körfezi’nde ve Somali açıklarında seyredecek ülkemizle bağlantılı ticaret gemilerinin emniyetinin sağlanması maksadıyla az önce sözünü ettiğim askerî önlemlerin yanı sıra sivil planda da müşahhas ve bütünleyici adımlar atılmıştır. Denizcilik Müsteşarlığımızca Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın katkılarıyla, bölgede seyredecek Türkiye Bayraklı veya bağlantılı ticari gemilerle ilgili bilgilerin bir veri tabanının toplanabileceği deniz haydutluğu bilgi sistemi kurulmuş, böylece, sahada konuşlu Deniz Kuvvetleri unsurlarımızla ticari gemilerimiz arasında bir elektronik eş güdüm ve bilgi paylaşımı platformu oluşturulmuştur.

Deniz haydutluğu/korsanlık ve silahlı soygun ile mücadelede uluslararası iş birliğinin geliştirilmesine özel bir önem atfeden ülkemiz, bu alandaki çabaları desteklemiş, Birleşmiş Milletler, NATO, Avrupa Birliği ve Uluslararası Denizcilik Örgütü bünyesinde yürütülen çalışmaları aktif olarak izlemiş ve katkıda bulunmuştur. Bu yaklaşımla ülkemiz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1851 sayılı Kararı çerçevesinde oluşturulan temas grubunda da kurucu üye olarak yer almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu gerekçelerle, Anayasa’nın 92’nci maddesi gereğince Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarını, 10 Şubat 2009 tarihli ve 934 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’yla belirlenen ilke ve esaslar dâhilinde başlatılan ve 2 Şubat 2010 tarihli ve 956 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’yla 10 Şubat 2011 tarihine kadar uzatılan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygunla mücadele görevinin Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları ve mücavir bölgelerde 10 Şubat 2011 tarihinden itibaren bir yıl süreyle bir kez daha uzatılması ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Hükûmet tarafından yapılması için hazırlanan Hükûmet Tezkeresi’ni yüce Meclisimizin takdirlerine saygılarla sunuyor ve teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Gruplar adına ilk konuşma Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın Şükrü Mustafa Elekdağ, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ŞÜKRÜ MUSTAFA ELEKDAĞ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle mücadele için Birleşmiş Milletler kararları uyarınca  Aden Körfezi, Somali kara suları ve mücavir bölgelere Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurları gönderilmesine dair Hükûmet tarafından onayınıza sunulan tezkere hakkında Cumhuriyet Halk Partisi adına görüşlerimi açıklamak amacıyla söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlarım, daha önceki iki tezkere uyarınca bu bölgelere gönderilen Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurları görevlerini Birleşmiş Milletler sistemi içinde başarıyla yerine getirmişlerdir. Şimdi yüce Meclise sunulan tezkereyle Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının görev süresi bir yıl daha uzatılmaktadır.

Değerli arkadaşlarım, dünyamız gerçekten küresel köy durumuna dönüşmüş durumda. Bu ortamda ülkeler arasında giderek genişleyen ortak çıkar alanları, artan bir iş birliğini gerektiriyor. Aynı şekilde ortak tehditlere karşı da uluslararası dayanışmanın ön plana çıktığını görüyoruz. Deniz haydutluğu ve korsanlık da bu alanlardan biri. Türkiye hem ulusal çıkarlarını ilgilendirmesi hem de uluslararası sorumluluklarını ciddiyetle yerine getiren bir devlet olarak bu iş birliği alanına bigâne kalamamakta ve Birleşmiş Milletler sistemi içinde aktif bir şekilde bu alandaki faaliyetlere katılmaktadır. Önümüzdeki tezkere de bu amaca yöneliktir.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye’yi bölge güvenliği açısından yakından ilgilendiren bir gelişme de Arap ülkelerini vuran isyan fırtınasıdır. “Yasemin Devrimi” olarak adlandırılan Tunus’taki halk isyanının etkisi bölge ülkelerine süratle yayılmış ve özellikle Mısır’ı, Cezayir’i, Yemen ve Ürdün’ü etkisine almıştır. Son gelen haberler Suudi Arabistan’ın da bu fırtınadan masun kalamayacağına işaret etmektedir.

İsyan fırtınasından en şiddetli şekilde etkilenen Mısır olmuştur. Mısır’ı otuz yıldır olağanüstü hâl ile yöneten Hüsnü Mübarek’e karşı ayaklanan halk iki haftadır kanlı bir özgürlük mücadelesi veriyor. İsyan hareketinin nedenlerinden başında işsizlik, hayat pahalılığı, yoksulluk, temel gıda maddelerinin fiyatlarının artması, aşırı sosyal adaletsizlik, özgürlüklere ve temel insan haklarına getirilen kısıtlamalar gelmektedir. Bu bağlamda, iletişim teknolojilerinin, ayaklanmayı hem tetikleyen hem de devamını kolaylaştıran bir unsur olduğunun da altı çizilmelidir. 

Belirttiğimiz tüm bu unsurlar, siyasi değişim, özgürlük ve demokratik yönetim taleplerine yol açmıştır. Ayaklanmanın ikinci haftasının sonunda, meydanları dolduran halk ile Mübarek arasında tam bir restleşmenin ortaya çıktığını, Mübarek’in eylüle kadar iktidarda kalarak bu tarihte düzenlenecek seçimlerin kendi kontrolünde yapılmasını istediği, buna mukabil direnişçilerin ise Mübarek çekilinceye kadar meydanları terk etmeyecekleri ve hükûmetle hiçbir diyaloğa girmeyeceklerini açıkladıkları bilinmektedir.      

Değerli arkadaşlarım, ben bu gelişmelerle ilgili detaylara girmeyeceğim. Ancak, direnişin başlamasından kısa süre sonra,  Mübarek’in, Sivil Havacılık Bakanı Ahmet Şefik’i Başbakanlığa atayarak yeni bir hükûmet oluşturduğunu, otuz yıl süreyle boş bırakılan Devlet Başkanlığı Yardımcılığına da Millî İstihbarat Başkanı Korgeneral Ömer Süleyman’ı atamış olduğuna dikkatinizi çekeceğim.

Mısır Anayasası’na göre, Devlet Başkanının herhangi bir şekilde yokluğu durumunda, bu makam Devlet Başkan Yardımcısı olan kişinin denetimine geçer. Yani direnişçilerin talepleri doğrultusunda Mübarek istifa ettiği takdirde, iktidar otomatik olarak Ömer Süleyman’a geçecektir. 

Burada altı çizilmesi gereken bir nokta, Ömer Süleyman’ın bu makama ne için atandığıdır. Ömer Süleyman, direnişçilerin gözünde pek öyle beğenilen bir şahsiyet değildir. Bu itibarla, yeni makamına direnişçilerin taleplerini karşılamak için getirilmemiştir.

Süleyman’ın atanmasının nedeni, Mübarek’in çok sadık ve güvenilir bir adamı olması ve Amerika ve İsrail’le gayet iyi ilişkileri bulunmasıdır. Ayrıca, uzun süre istihbarat başkanlığı görevini yapmış olması nedeniyle, Mısır siyasetindeki sivil ve asker herkesin cemaziyelevvelini de bilmektedir.

Obama yönetimi, Mübarek’in artık önlenemez görünen istifasıyla Orta Doğu’da yeri doldurulamayacak bir müttefikini kaybedeceğinin telaşı içinde, Mısır’daki olaylardan göreceği zararı asgariye indirmek amacıyla, gelişmeleri çıkarları doğrultusunda etkilemek istemektedir. 

Gerçekte, Amerika’yı derinden endişelendiren husus, Mısır’daki durumun bir kaos ortamına dönüşmesinden yararlanacak olan Müslüman Kardeşler örgütünün ülkenin siyasi denkleminde ağırlık kazanması ve gelişmeleri kontrol edecek bir duruma gelmesidir.

Böyle bir gelişmeyi önlemek amacıyla, Washington’un Kahire’de taraflarla temas hâlinde olduğu ve Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman’ın başkanlığında muhalif grupların da belirli şartlarla iş birliğini sağlayacak bir geçiş hükûmeti kurulması için girişimler sürdürdüğü biliniyor.

Ancak, geçiş hükûmetinin teşkili için Mübarek’in görevini terk etmesi veya yetkilerini devretmesi gerekmektedir ki, bu konuda Obama yönetiminin henüz bir karara varamadığını görüyoruz.

Nitekim Washington’un bu husustaki kafa karışıklığı, Münih Güvenlik Konferansı’na dahi yansımış ve Obama yönetimi için son derece rahatsız edici bir durum yaratmıştır.

Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Konferans’ta yaptığı konuşmada “Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman’ın bir an önce direniş liderleriyle müzakerelere başlayarak anayasal değişikliklerden özgür ve adil seçimlere kadar her şeyi görüşebilmesi gerekmektedir. Ancak, bunun için Mübarek’in istifa etmesi zorunludur.” demek suretiyle, Mübarek’e koltuğuna yapışmaktan vazgeçmesi hususunda sert bir mesaj göndermiştir.

Buna mukabil, aynı konferansta konuşan ve Başkan Obama tarafından Mısır’a özel temsilci olarak tayin olunan Amerika’nın eski Kahire Büyükelçisi Frank Wisner “Amerika, Mübarek’i kapı dışarı etmekte acele etmemeli, zira Mübarek’in eylülde başkanlık süresi doluncaya kadar oynayacağı çok kritik bir rol vardır.” diyerek aksi görüşü savunmuştur.

Her ne kadar, açıklama, bilahare, Dışişleri Bakanlığı tarafından tekzip edilmiş ve “Wisner’in ifadeleri kendi özel görüşleridir, Amerika’yı bağlamaz” denilmişse de, Münih Güvenlik Konferansı’nda Batılı liderlerin, Mısır’da sağlıklı siyasi parti sistemi kurulmadan acele şekilde seçime gidilmesinin hatalı olacağı yolunda görüşler ileri sürmeleri, Wisner’in yaklaşımının hiç de yabana atılır nitelikte olmadığını ortaya koymuştur.

Ancak, Mısır’daki olayların seyrinin, Mübarek’in kaderi hakkındaki bu kararsızlığın uzunca bir süre devam etmesine tahammülü yoktur. Bunun önde gelen bir nedeni de, Müslüman Kardeşler’in Mısır’daki direniş hareketini manipüle ederek iktidarı ele geçirip ülkeyi İran’a çevirecekleri hususunda Obama yönetiminin çok ciddi endişeleri olmasıdır.

Mısır’da değerli arkadaşlarım, bundan sonraki gelişmelerin seyri hakkında şu anda belirtilecek görüşlerin spekülasyon olmaktan ileri gitmeyeceği açıktır. Ancak Mısır’da çoğulcu demokrasi kurulması için atılacak adımların başarılı olması varsayımından hareketle, böyle bir gelişmenin Mısır’ın dış politikasını ve Orta Doğu’yu nasıl etkileyeceği hakkında bir değerlendirme yapabiliriz.

Mısır seçimlerinin,  Müslüman Kardeşler de dâhil olmak üzere, toplumdaki tüm siyasi akımları kapsayacak şekilde ve demokratik standartlara uygun bir şekilde yapıldığını ve bunun sonucunda hukuka, bağımsız yargıya ve özgür basına saygılı bir parlamento ve hükûmet ortaya çıktığını varsayalım. Bu durumda, yeni Hükûmetin İsrail’e ve Amerika’ya yönelik politikaları nasıl olacaktır? Bu soruyu şöyle yanıtlayabiliriz:

Yeni hükûmet Amerika’dan sağladığı bağış şeklindeki önemli mali yardımın ve Mısır ordusuna askeri yardımın devamını sağlamak için,  Amerika ve İsrail ile ilişkilerini aksatmadan yürütmeye çalışsa dahi,  bu ilişkiler Mübarek dönemindeki stratejik ortaklık niteliğini ve yakın dostluk ve sıcaklığını kaybedecektir.

Bu bağlamda, Mısır’daki değişimin bölge ve Türkiye üzerindeki etkileri hususunda şu öngörülerde bulunabiliriz:

1) Mübarek’in yönetimindeki Mısır, Amerika’nın Orta Doğu stratejisinin en önemli ayağıydı. Amerika’nın bölgede Mısır’ın yerine koyacağı bu önemde başka bir unsur yoktur. Bu itibarla, Amerika’nın bölgedeki eli zayıflayacak ve kendine yeni bir Orta Doğu stratejisi çizme ihtiyacını duyacaktır.

2) Yeni Mısır hükûmeti, büyük bir olasılıkla Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nı muhafaza edecektir.

3) Buna mukabil, yeni Mısır hükûmeti’nin Gazze’ye yönelik politikasının değişmesi ve İsrail’in Gazze’ye abluka ve ambargo uygulayan politikasına destek vermemesi beklenmelidir.

4) Hamas olmadan Filistin görüşmeleri yapılmasının anlamsızlığı Amerika tarafından anlaşılarak, Filistin sorunun hâlli için Hamas’ın devreye sokulmasının yolları aranacaktır.

5) Orta Doğu’da türbülans artacak, taşlar yerinden oynayacaktır.

6) Türkiye’nin Amerika’nın stratejik skalasındaki yeri güçlenecek, doğan jeopolitik boşluğun Türkiye tarafından doldurulması düşüncesi Washington’da filizlenmeye başlayacaktır ve nihayet, tüm çevresi düşmanları tarafından kuşatılmış konumdaki İsrail de Türkiye ile uzlaşma ihtiyacını giderek daha fazla ölçülerde duyacaktır.

Değerli arkadaşlarım, Orta Doğu’da demokrasi, insan hakları ve sosyal adalet arayışları yoğunlaştıkça Türkiye’ye ilginin arttığını ve Türkiye’nin profilinin yükseldiğini görüyoruz. Avrupa ve Amerikan gazetelerinde, hemen her gün, Arap ülkelerinin siyasi yapılanma çalışmalarında Türkiye’den ders alabilecekleri hususunda makaleler yayımlanıyor. Gerçekten de hem Batı’nın hem de Doğu’nun bir parçası olan Türkiye, sahibi olduğu tarihsel ve kültürel miras ve bugünkü “laik, demokratik, sosyal hukuk devleti” kimliğine ulaşmak için modernleşme ve demokratikleşme yolunda kazandığı deneyim nedeniyle İslam dünyası için bir referans noktası, bir ilham kaynağı olabilir çünkü Türkiye, bugünkü dünyada, İslami değerleri çok partili bir demokratik sistemle ve laik bir devlet yapısıyla uzlaştırıp yaşatan yegâne ülkedir ve bu niteliğiyle Müslümanlığın çoğulcu bir demokratik toplumla başarılı şekilde bağdaştığını çarpıcı biçimde kanıtlayan örnektir.

Vurgulanması gereken bir husus da Türkiye örneğinin, Max Weber ve Samuel Huntington gibi Batılı ünlü bilim adamlarının, İslami toplumların demokrasi idealini, modernizasyonu ve laikliği benimseme ve uygulama kabiliyetlerinin olmadığı yolundaki görüşlerini çürütmüş olduğudur. Diğer taraftan, dünyanın bugün içinde bulunduğu çatışma ortamı perspektifinden bakılırsa, Türkiye örneğinin, İslam ile Batı’nın ahenk ve barış içinde yaşamasının reçetesini içerdiği ve İslam radikalizmine dayanan ve dünyanın başına bela olan Bin Ladin’in siyaset anlayışına bir alternatif oluşturduğu da anlaşılır.

Ancak, değerli arkadaşlarım, Türkiye örneğinin şu andaki eksiklikleriyle sadece potansiyel bir niteliğe sahip olduğu unutulmamalıdır.

Fiilî ve etkin bir örnek haline gelebilmesi için Türkiye’nin, demokrasisini Avrupa Birliği standartlarına çıkartmakta göstereceği başarıya koşut olarak, ekonomik alanda da sıçrama yapması ve vatandaşlarının yaşam kalitesini çok daha yükseltmesi şarttır.

Bu hedeflere ulaşan bir Türkiye, Avrupa Birliği ve tüm Batı âlemi tarafından, Müslüman dünyasına, laikliğe dayanan demokratik bir devlet sisteminin İslam’la bağdaştırılabileceğinin ve vatandaşlarına adalet, güven, özgürlük ve refah sağlayabileceğinin somut ve yaşayan bir kanıtı olarak gösterilebilecektir.

Değerli arkadaşlarım, burada altı önemle çizilmesi gereken bir nokta var. Bu da, Türkiye’nin İslam âleminde tek demokratik ülke olmasının sırrının laiklik ilkesini benimsemiş olmasında yattığıdır. Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ve İslam dininin güçlü bir potansiyel siyasi faktör haline dönüşebildiği ülkelerde, laikliğe dayanmayan bir yönetim sistemi şu nedenlerle demokratik olamaz:

1) Evrensel nitelik kazanmış insan haklarını benimseyip koruyamaz.

2) Kadın-erkek eşitliğini uygulayamaz.

3) Çağdaş standartlara uygun bir hukuk sistemini kabul edip hayata geçiremez.

4) Pozitivist bir eğitim sistemini uygulamaya koyamaz.

Bu nedenlerle değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik yapısı zayıflarsa sadece demokrasisi tehlikeye düşmekle kalmaz, aynı zamanda, Türkiye, örnek olma vasfını da kaybeder.

Tabii bu noktada “ılımlı İslam” kavramı hakkında birkaç söz söylememiz gerekiyor.

“Ilımlı İslam” denilen kavram, Orta Doğu’daki enerji coğrafyasına göre politikasını belirleyen Amerika’nın, bu bölgedeki sömürüsünü meşrulaştırmak amacıyla üretmiş olduğu dinsel-siyasal bir araçtır. Ilımlı İslam, Müslüman toplumların siyasi elitine ve iktidarlarına yönelik siyasi bir projedir. Amerika’nın amacı, Amerika’nın Orta Doğu’daki çıkarlarına ters düşmeyen, Batı karşıtı olmayan, global kapitalizme karşı tutum almayan bir İslam yaratmaktır. Amerika, tüm Müslüman ülkeler için uygulanabilir bir modeli, bir ortak paydayı oluşturmak istiyor, tercih ediyor. Amerika’ya göre  yaratmak istediği modele radikal İslam’ın kaynağı olan katı sert şeriat anlayışı (Selefilik) ne kadar ters düşüyorsa, laiklik de o kadar ters düşüyor. Çünkü Türk laisizminin diğer Müslüman ülkeler tarafından uygulanmayacağını ve laikliğin bu ülkelerin sosyal dokusuyla bağdaşmayacağını düşünüyor Washington. Yani Türkiye’nin, standart ılımlı İslam modeline uyması için -Amerika’nın görüşünce- laiklik ilkesini esnetmesi budaması ve içini boşaltması gerekiyor.

Ilımlı İslam uygulaması bir başka deyimle şeriat temelli veya buna yakın bir sistemin devlet modeli olarak savunulmasıdır. Böyle olunca demokrasiyle yönetilen ılımlı İslam modelinden söz etmek büyük bir saçmalıktır değerli arkadaşlarım.

Sözlerime son verirken bir noktanın daha altını çizmek istiyorum. Bu da, Türkiye’nin yükselen bu profili,  Adalet ve Kalkınma Partisi İktidarına  tutarlı olmayı ve “Başkasına verir talkını, kendi yutar salkımı.” konumuna düşmeme yükümlülüğünü de getirmektedir. Yani Sayın Başbakan Mısır’da Tahrir Meydanı’nda toplanarak iktidara karşı direnç gösterenleri “Meşru direniş haklarını kullanıyorlar.” diyerek desteklerken, Ankara’da demokratik haklarını kullanan işçileri copla, gazla ve panzerle dağıttırırsa o zaman Hükûmet tutarlılığını yitirmiş olur ve o zaman Sayın Başbakana Kahire’de hak olanın, neden Ankara’da yasak olduğunun sorulması da meşruiyet kazanır.

Değerli arkadaşlarım, bu görüşlerle Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve Arap Denizi ile mücavir bölgelere gönderilmesine ilişkin tezkereye olumlu oy vereceğimizi belirtir, yüce Meclise saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Elekdağ.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Kamil Erdal Sipahi.

Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Sayın Başkan, sizi ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin 10 Şubat 2009 tarihindeki 55’inci Birleşiminde 934 sayılı Karar’la yürürlüğe giren Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Babülmendeb Denizi ve mücavir alanlardaki korsanlık, deniz haydutluğu ve de silahlı soyma eylemleri hakkında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarının görevlendirilmesi uygulamasının bir yıl daha uzatılması hususunda Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum.

Geçen yıl olduğu gibi, “Arap Denizi” tanımlaması ve “Hint Okyanusu” tabirindeki rahatsızlık ve endişelerimi burada tekrar dile getiriyorum. Anlaşıldığı kadarıyla arşiv bilgilerinin dışına çıkartılıp bazı doğru şeylerin yazılmasında hâlâ noksanlığımız var.

Sayın milletvekilleri, korsanlık ve deniz haydutluğu suçu işlendiği alana veya bu suçu işleyenlerin milliyetlerine bakılmadan herhangi bir devletin yargılama yetkisinin var olduğu kabul edilmiş uluslararası bir suçtur, dolayısıyla evrensel yargı kapsamına girmektedir. Bunun nedeni, uluslararası düzen için oluşturduğu tehdidin büyüklüğünden kaynaklanmaktadır. Belirtilen alan yıllık küresel ticaretin yaklaşık yüzde 20’sinin cereyan ettiği ve yılda yirmi beş bin civarında ticari geminin geçiş yaptığı, bu nedenle de uluslararası ticaret güvenliği için çok önemli ve öncelikli bir alandır. Bu alan Türk deniz ticaretini de ilgilendiren, yakın geçmişte Türk ticaret gemilerinin de doğrudan etkilendiği, son yıllarda beş yüzden fazla geminin korsanlık ve deniz haydutluğu eylemlerine maruz kaldığı bir bölgedir. Geçmişte bölgede bazı ülkelerin münferit operasyonları icra edilmiştir, sınırlı NATO operasyonları yapılmıştır. Bunlardan “SNMG-2” isimli NATO operasyonuna Türkiye daha önce Gökova Fırkateyni ile iştirak etmiştir ancak bu münferit operasyonlar 12 Aralık 2008’de sona ermiştir.

2008 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde bu konuyla ilgili olarak 1816, 1838, 1844 ve 1846 sayılı dört karar alınmıştır. Ocak 2009’da da 1851 sayılı Karar’la bu konuya uluslararası meşruiyet kazandırılmıştır. 1851 sayılı Karar’la CTF-151 isimli bir müşterek görev gücünün kurulmasına imkân sağlanmıştır. Bu Karar çerçevesinde Türkiye uluslararası bir temas grubunun üyesi olmuştur. Bu grupta yirmi dört ülke yer almaktadır. NATO, Avrupa Birliği, Afrika Birliği, Uluslararası Denizcilik Örgütü ve Birleşmiş Milletler Sekreteryası da gözlemci statüsü taşımaktadır. İşte, 10 Şubat 2009’da yüce Meclisimizin onayıyla yürürlüğe giren bu uygulamayla Türk Deniz Kuvvetlerinden bir fırkateyn bölgede sürekli olarak görev almaya başlamıştır. Yeni uygulamayla bölgedeki eylemler belki durmamıştır ancak çok azalmıştır.

Hukuki anlamdaki bir gelişme ise şudur: Dünyanın önemli güçlerinin deniz ticaretinin güvenliğini sağlamak için Hint Okyanusu’na savaş gemisi göndermesine rağmen, yakalanan korsanların nerede yargılanacağı geçmişte tartışma konusu olmuştur. Geçen yılın başlarında Kenya Hükûmeti saldırılardan etkilenen diğer devletlerin taşın altına ellerini koymaması durumunda korsan davalarına bakmayacağını açıklamıştı. Kenya’nın çağrısı üzerine Mombasa’nın Shimo La Tewa Hapishanesinde kurulan özel korsan mahkemesi Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, Avustralya ve Kanada’nın yardımlarıyla görev yapmaktadır.

Bu alanda dönüşümlü olarak görev yapan SAS ve SAT unsurlarıyla takviyeli fırkateynimiz yaklaşık iki yıldır cesur ve başarılı operasyonlarıyla her zamanki gibi yüz akımız ve gururumuz olmuştur. 26 Ocak 2011’den itibaren TCG Giresun Fırkateyni’miz görevi TCG Gaziantep’ten devralmıştır. Zaten barış zamanı eğitim ve tatbikatlarında sık sık icra ettiği kontrol, kontrobant ve müsadere uygulamalarıyla bu tip görevlerin altyapısına sahip olan şanlı donanmamızın Barbaros’un hafidi leventlerine Türkiye Büyük Millet Meclisi adına teşekkürlerimizi, başarı dileklerimizi tekrarlamayı bir borç biliyorum.

Ordumuz, gerek şanlı tarihimizde gerekse cumhuriyet döneminde dünya coğrafyasının birçok alanında bulunmuş, görev almış, sancak göstermiş bir ordudur. Ne Aden Körfezi ve Somali kıyıları ne bir zamanların Türk gölü olan Akdeniz’in her kıyısı ve ne de Türk Bayrağı’na bakıp da çırpınan Karadeniz’in her köşesi, Türk donanmasının ve gururla toka ettiği ay yıldızlı şanlı bayrağımızın yabancısı değildir.Hayasızca yürütülen bir asimetrik psikolojik harekâtın hedeflerinden birisi olan Türk donanmasının, asil Türk milletinin namus ve şerefini korumak için yalnız kendi denizlerimizde değil, dünyanın her yanındaki sularda yüce milletimizi onurla, gururla temsil ettiğinden ve edeceğinden, deniz alaka ve menfaatlerimizi koruyacağından eminiz.

Geçmişte Türk bahriyesi uluslararası alanda, Arnavutluk’ta, Adriyatik’te, Akdeniz Görev Grubu içinde görev almış ve her birinde üstün başarıların sahibi ve uygulayıcısı olmuştur. Ben bu vesileyle Türkiye’nin barışı destekleme faaliyetleri kapsamında görev alan Türk Silahlı Kuvvetlerinin geçmiş dönemlerde yapmış olduğu görevlerle hâlen devam eden uluslararası faaliyetleri sizlere kısaca hatırlatmakta fayda görmekteyim: Bu görevlerin bir kısmı Birleşmiş Milletler kapsamı, bir kısmı NATO görevi çerçevesinde veya Avrupa Birliği çerçevesinde icra edilmiştir ve edilmektedir. Türkiye’nin barışı destekleme harekâtlarına geçmişte yapmış olduğu katkıların sadece isimleri söz konusu edilirse Kore Savaşı, Birleşmiş Milletler Somali Ümit Operasyonu, Bosna-Hersek’te Birleşmiş Milletler Koruma Görevi, NATO Uygulaması İstikrar Kuvveti gene Bosna’da, Adriyatik’te 1993-1996 yılları arasında Scharp- Guard Deniz Harekâtı, Baltık ülkelerinde “Üç Kod” ismiyle daha önce icra edilmiş olan muhtelif harekât tipleri, Arnavutluk’ta Alba Operasyonu, Makedonya’da icra edilen Mecburi Hasat ve Kurnaz Tilki Operasyonları, Birleşmiş Milletler Kongo Demokratik Cumhuriyeti Misyonlarıdır.

Geçmiş dönemde Türk Silahlı Kuvvetlerinin personel gönderdiği askerî gözlemci görevleri ise, kısaca sadece isimleri zikredilmek suretiyle, Birleşmiş Milletler Irak-İran Askerî Gözlemci Grubu UNIMOG, Birleşmiş Milletler Irak- Kuveyt Askerî gözlemci Grubu UNIKOM, Birleşmiş Milletler Doğu Timor Destek Misyonu UNMISET, AGİT Kosova Doğrulama Misyonu, AGİT Gürcistan Sınır Gözlem Misyonu, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Avrupa Birliği Polis Misyonu, Birleşmiş Milletler Bosna-Hersek Misyonu ve Filistin El Halil’deki Uluslararası Geçici Mevcudiyet Misyonu olarak sıralanabilir.

Uluslararası güvenliğe hâlihazırda yaptığımız katkılara geçmeden önce, askerî alanda yaptığımız ikili ilişkilere de kısaca değinmek istiyorum: Bugüne kadar 58 ülke ile askerî alanda eğitim, teknik ve bilimsel iş birliği anlaşması yapılmış. 42 ülkeyle savunma sanayi iş birliği anlaşması, 46 ülkeyle de askerî eğitim iş birliği anlaşması imzalamış bulunmaktayız. Hâlen, bunların dışında, 12 ülkeyle savunma sanayisi iş birliği anlaşması, 35 ülkeyle de askerî anlamda eğitim, teknik ve bilimsel iş birliği anlaşması için çalışmalar devam etmektedir.

Kore Harekâtı’yla başlayan uluslararası operasyonlarda aktif rol alma geleneği hâlen Birleşmiş Milletler şemsiyesi altında Doğu Akdeniz’de, Lübnan ve Sudan’da; NATO kapsamında ise Kosova’da, Afganistan’da ve Akdeniz’de; Avrupa Birliği şemsiyesi altında ise Bosna-Hersek’te yürütülen barışı destekleme görevlerine katılım şeklinde devam etmektedir.

Konumuz olan Aden Körfezi ve Somali açıklarındaki deniz operasyonlarına katkımız da sürmektedir. Bu tezkere ile bir yıl daha, tasvipleriniz hâlinde devam edecektir.

Şimdi, kısaca, devam eden uluslararası güvenlik katkılarımıza bölüm bölüm değinmek istiyorum.

Lübnan: Türkiye, Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücünün Deniz Görev Birliğine yaklaşık 250 personeli olan bir helikopterli fırkateynle katılmaktadır. Diğer yandan, Sur şehrinin yakınındaki Eş Şatiye kasabasında 261 personeliyle bir İstihkâm İnşaat Birliğimiz konuşlandırılmıştır. Lübnan’daki UNIFIL Karargâhında 4 subayımız görev yapmaktadır. Ayrıca, Mersin Limanı, 1701 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararı’nda öngörülen amaçlar doğrultusunda, dost ve müttefik ülkelerin istifadesine açılmış, Birleşmiş Milletler tarafından da Lübnan Geçici Görev Gücüne katılan ülkelerin kullanımı için Mersin Limanımız tayin edilmiş liman olarak açıklanmıştır. Bunun yanı sıra, Lübnan Geçici Görev Gücü Harekâtı kapsamında İskenderun Limanımız da 2008 Ağustos ayı sonundan itibaren lojistik maksatla kullanılmaya başlanmıştır.

Sudan: Birleşmiş Milletler kapsamında Sudan’daki UNAMID Darfur Misyonunda 1, UNMIS Misyonunda ise 3 personelimiz görev yapmaktadır.

Afganistan: Türkiye, Afganistan’da görev yapan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti ISAF’ın komutasını 2002 ve 2005 yıllarında 2 kez deruhte etmiş, buna ilaveten aynı yıllarda Kâbil Uluslararası Havaalanı’nın askerî kısmının işletilmesiyle tüm havaalanının hava kontrol görevini üstlenmiştir.

Türkiye, Ağustos 2006’da, Fransa ve İtalya’nın da iştirakiyle teşkil edilen Kâbil Bölge Komutanlığının komutanlık görevini sekiz ay süreyle yürütmüştür. Liderlik döneminde toplam personel sayımız 1.150 seviyesine çıkarılmıştır. Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvvetine hâlihazırdaki toplam personel katkımız 1.828 kişidir. Türkiye, Kâbil Bölge Komutanlığı Liderliğini Fransa’dan sonra 1 Kasım 2009’dan itibaren üstlenmiş ve bir yıl süreli olan görevimiz 1 Kasım 2010 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmıştır.

Türkiye tarafından Afganistan’da teşkil edilen Vardak Bölgesel İmar Ekibi 20 Kasım 2006 tarihinde faaliyete başlamış olup 28 sivil ve 77 askerî personelden oluşmaktadır. Vardak Bölgesel İmar Ekibi bugüne kadar birçok eğitim tesisi ve sosyal tesis inşaatını yüz akıyla tamamlamıştır ve yeni projelerin inşasına başlamıştır.

Afganistan’ın Kuzey Bölge Komutanlığı sorumluluk sahasında bulunan Cevizcan ve Sari-Pul vilayetlerinde faaliyet göstermek üzere Shibirgan’da İkinci Bölgesel İmar Ekibimiz 21 Temmuz 2010 tarihinde çekirdek personelle faaliyetlerine başlamıştır. Bu, geçici olarak Mezarışerif’te bulunmaktadır.

Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti yani ISAF Harekâtı kapsamında toplam 63 personelden oluşan 5 harekât yönlendirme ve irtibat timimiz Afganistan’da ayrıca görev yapmaktadır. İki helikopterimiz de hâlen Kâbil Bölge Komutanlığı bünyesinde görev yapmaktadır.

Ayrıca, ISAF Karargâhında 14 personel, ISAF Müşterek Komutanlık Karargâhında 4 personel, Kâbil Uluslararası Havaalanı Karargâhında ise 7 personel görev yapmaktadır. Ekim 2010 ayı içinde ilave 1 generalimiz ISAF Karargâhında görevlendirilmiştir. Diğer yandan, Kâbil Bölge Komutanlığında bulunan Gazi Kışlasında, Afgan Ulusal Ordusu personelini eğitmek üzere           2 Şubat 2010 tarihinde faaliyetlerine başlayan Gazi Askerî Eğitim Merkezinde 27 eğitmenimiz görev yapmaktadır. Ayrıca, Afganistan’ın çeşitli eğitim kurumlarında ilave 16 eğitimci ve danışman personelimiz de görevlerine devam etmektedir. Bu suretle, Afganistan’daki toplam eğitmen sayımız 70’e yaklaşmıştır.

Şu ana kadar, askerî eğitim ve iş birliği kapsamında yaklaşık 10 bin Afgan personeline Afganistan’da, 1.543 personele ise Türkiye’de eğitim verilmiştir. Hâlihazırda 182 Afgan personelin Türkiye’deki eğitimi devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Afganistan’a yapılan yardımların Ekim 2010 ayı itibarıyla genel toplamı 75 milyon Amerikan dolarına ulaşmıştır.

Kosova: Benzer şekilde, Türkiye Kosova’da yürütülen ve KFOR olarak adlandırılan NATO Kosova Harekâtı’nda Almanya, Avusturya ve İsviçre’yle birlikte oluşturduğu Güney Bölge Çok Uluslu Görev Kuvvetine takviyeli bir manevra taburu ve destek birlikleriyle katkıda bulunmaktadır. Güney Görev Kuvvetinin Komutanlığı Mayıs 2007-Mayıs 2008 ayları arasında Türkiye tarafından bir yıl süreyle yürütülmüştür.

Ülkemiz, liderlik döneminde 723 personel ile Kosova Harekâtı’na katkı sağlayarak harekâta katılan NATO ülkeleri arasında beşinci sırada yer almıştır. Liderliğin devredilmesinin ardından, bu harekâta hâlihazırda 504 personelle katkı sağlamaya devam edilmektedir.

Bosna-Hersek: Türkiye, Avrupa Birliğinin Bosna-Hersek’te 2004 yılında NATO’dan devraldığı ve NATO imkân ve yeteneklerini kullanarak başlattığı EUROFOR ALTHEA Harekâtı’na 276 personel ile katkı sağlamaya devam etmektedir.

Bunların dışındaki diğer faaliyetlerimize de kısaca değinecek olursak: Irak’ta, NATO’nun Irak Eğitim Misyonunda Irak güvenlik güçlerine verilen eğitim desteğine ülkemiz de gereken yardım ve desteği sağlamaktadır. Hâlihazırda 2 subayımız bu maksatla Irak’tadır. Ayrıca, Irak’a yönelik eğitim desteği kapsamında Iraklı güvenlik güçlerine, özellikle lider personeline ülkemizde de eğitim verilmektedir. Bugüne kadar toplam 362 Iraklı personel ülkemizdeki askerî eğitim kurumlarında eğitim görmüştür. 2010 yılı içerisinde altı farklı alanda kurs ve eğitimlerine devam edilmiştir.

Transformasyon Komutanlığı ve mükemmeliyet merkezleriyle ilgili faaliyetlerimiz: 28 Haziran 2005 tarihinde açılan ve 14 Ağustos  2006 tarihinde NATO Konseyi tarafından akredite edilen Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezimizde –ki bu, Ankara’da görev yapmaktadır- bugüne kadar 71 faaliyet gerçekleştirilmiş olup söz konusu faaliyetlere 97 ülkeden 4.998 personel kursiyer olarak, 47 ülkeden 915 personel ise eğitmen amaçlı olarak iştirak etmişlerdir.

Barış İçin Ortaklık faaliyetleri: Yine Ankara’da bulunan Barış İçin Ortaklık Eğitim Merkezinde ise 1998 yılındaki açılışından bu yana 88 ülkeden toplam 10.321 personele eğitim verilmiştir, verilmeye devam etmektedir. Barış İçin Ortaklık ülkelerine ve NATO müttefiklerine açık olan bu merkez, ortak ülkeler ve NATO üyeleri arasında bir köprü görevi sürdürmektedir.

Karadeniz Deniz Gücü: Türkiye'nin liderliğinde 2 Nisan 2001 tarihinde Ukrayna, Rusya Federasyonu, Bulgaristan, Gürcistan ve Romanya deniz kuvvetlerinin katılımıyla oluşturulmuştur. Her yıl nisan ve ağustos aylarında her ülkeden bir savaş gemisinin katılımıyla faaliyetler sürdürülmektedir. Türkiye, Ağustos 2007-2008 arasında bu görev grubuna komuta etmiştir, hâlen emir komuta sırası Romanya’dadır.

Akdeniz’deki faaliyetler: Bilindiği üzere Bakû-Tiflis-Ceyhan Boru Hattının 2006 yılından itibaren resmen hizmete girmesiyle Mersin ve İskenderun bölgeleri bölgesel ve küresel enerji güvenliği açısından büyük bir önem kazanmıştır. Buna ilaveten gelecekte inşa edilecek yeni boru hatları da bu bölgenin güvenlik açısından daha büyük bir önem taşıyacağının göstergesidir. Bu nedenle, 2006 yılında başlatılan Akdeniz Kalkanı Harekâtı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımız tarafından bölgede bulunan diğer unsurlarla koordineli olarak başarıyla sürdürülmekte ve elde edilen deniz trafik bilgileri Karadeniz Uyumu Harekâtında olduğu gibi, NATO makamlarıyla düzenli olarak paylaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Akdeniz Kalkanı Planı dışında, NATO’nun Etkin Çaba Harekâtı, terörizme desteğin önlenmesi amacıyla Akdeniz’de ülkelerin yüzer, dalar, uçar unsurla katkıları ve NATO daimî deniz görev gruplarının akın harekâtları desteğiyle, 2001 yılından bu yana icra edilmeye devam edilmektedir.

Bütün bu anlattığım hususlar, tarihi şan ve şerefle dolu ordumuzun, aziz vatanımızı korumak yanında uluslararası güvenlik ortamında birçok coğrafyada ülkemizi, milletimizi ve bayrağımızı, hepimizin gurur duyacağı şekilde yıllardır temsil etmesinin örnekleridir.

Atatürk’ün tanımıyla “Türk ordusunun vazifesi, Türk vatanını ve Türklük camiasının şan ve şerefini, dâhilî ve haricî her türlü tehlikeye karşı korumaktır.” Türk ordusu, Türk tarihinin mirası ve Ata’sının bu vasiyetini yerine getirirken dışarıdan ve içeriden kendisine yöneltilen maksatlı bir iftira ve suçlama kampanyasının, ahlaksız ve hayâsız saldırılarının maalesef hedefi yapılmaktadır. Peygamber ocağı bu ordu bunu hak etmemektedir. Kafalarının arkasında alternatif ordu kurma gayretindekiler bunu bilmelidir.

Diğer yandan, kendi çapsızlıklarını, ordumuza yönelik “Kâğıttan kaplan” sözlerine yansıtanlar, kendilerinin hangi kâğıttan yapıldıklarını ve kendi içlerinin oyukluğunu ve tabii ki hadlerini bilmek zorundadır. Yüce Türk milleti de ordumuza yönelik bu kirli oyunları ve taraflarını tanımak ve anlamak zorundadır.

Donanmamızın toka ettiği şerefli bayrağımızla uluslararası sularda ülkemizi temsil etme konusundaki tezkereye, Milliyetçi Hareket Partisi olarak “Evet.” diyoruz ve leventlerimize en iyi dileklerimizi sunuyoruz.

Sözlerime son veriyorum, yüce Meclise saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sipahi.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan.

Buyurun.

BDP GRUBU ADINA HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bu üçüncü tezkere Somali’yle ilgili, önümüze gelen. Biz çekincelerimizi, itirazlarımızı, gerekçelerini daha önceki görüşmelerde ortaya koymuştuk. Evet, Mecliste bulunan üç parti grubunun görüşlerinin dışında, buna ret oyu veren, buna karşı çıkan, gerekçelerini açıklayan tek parti biziz.

Bunu bugünün gelişmeleriyle beraber değerlendirdiğimizde, niye bu kararımızın Türkiye halkının çıkarına olduğunu bazı veriler ortaya koyarak açıklamak istiyorum. Somali’deki korsan olayları nedeniyle, ticaret gemilerinin güvenliğini sağlamak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin Aden Körfezi’nde, özellikle de Somali kara suları ve açıklarında, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için verilen tezkereye baktığımız zaman, oraya bir Giresun gemisinin daha önce görevlendirildiğini biliyoruz. Ancak, oradaki stratejik coğrafi durum ve komşu ülkelerin güçlerinin dengelerini bir göz önüne almakta büyük yarar var.

Neden oraya gemimizi, askerimizi gönderiyoruz? Daha önce de onlarca ülkeye hep Türk Silahlı Kuvvetlerinin gönderilmesi için tezkereler çıktı. Burada Somali kaynak olarak gösteriliyor. Evet, Somali’de 1991 yılında Siad Barre dikta yönetimi devrildikten sonra ilginç bir durum oluştu. Onun yerine, tam on yedi yıl hükûmetsiz kalıyor Somali. On yedi yıl hükûmetsiz kalan Somali’de Birleşmiş Milletler ne yaptı, ne tür etkin bir önlem aldı da, nasıl oldu da orada, Somali devletinde asgari düzeyde bir istikrar ve yönetim sağlayabildi? Birleşmiş Milletler bir görev üstlendi de yapabildi mi? Maalesef, orada başarısızlıktır sonuç. Bütün, oraya gönderilen yabancı güçler dahi, Somali’de belli bir istikrarı sağlayamadı.

Yine, 3.700 kilometre uzunluktaki Somali sahilinin, kendi hükûmetini kuramayan Somali halkının, 10 milyon nüfusla, kalkıp güvenliğini korumasını beklemek Birleşmiş Milletlerin veya dünyanın sorunu olsa gerek, Somali halkının değil çünkü yüzde 70’i tarım ve hayvancılıkla zar zor geçinen, açlığın, yoksulluğun, sefaletin hüküm sürdüğü bir ülke. Bir yanda o ülkenin bulunduğu coğrafyada, Aden Körfezi’nden, Kızıldeniz’den, Süveyş Kanalı’ndan binlerce petrol tankerinin geçtiği, ticaret gemilerinin geçtiği, Çin’in, Hindistan’ın, Japonya’nın, başta ABD olmak üzere, Rusya’nın, Avrupa Birliği ülkelerinin dünya ticaretinin deniz üzerindeki nakliyesinin yüzde 90’ını yaptığı bir alan orası. Hani, bütün Amerika… Filmlerde gösteriyorlar, dizilerde de gösteriyorlar ve bu dizilerde, filmlerde, NATO’nun ne kadar güçlü olduğunu, işte, orduların ne kadar teknik geliştirdiğini, uzaydan, uydudan nasıl tespitler yapıldığını, o tespitler üzerinden nasıl nokta vuruşları yaptıklarını falan filan, hikâyelerini hep dinledik. Oysa Somali’de iki tane korsan gemisi var ve o korsan gemilerini kullananların da ellerinde gelişmiş lap-top’lar var, gelişmiş silahlar var ve bu gelişmiş silahların, telsizinden tutun saldırı silahlarına kadar, hepsini de bu gelişmiş ülkelerden almışlar, bu iki gemi üzerinde üs yapıyorlar. Yakın zamanda da Türkiye’den Horizon gemisi gibi bazı gemilerin bu saldırılara maruz kaldığını bizim basınımız kamuoyuna yansıttı.

Şimdi, burada Birleşmiş Milletler bir karar alıyor, devreye NATO giriyor, NATO kendine blok bir düşman bulamadığı için bula bula Somalili birkaç korsanı kendisine yeni düşman olarak ilan ediyor. Bu enteresan bir durum yani şunu ifade etmekte büyük yarar var: Şimdi, bir siber saldırı modasını çıkardılar. Siber saldırılarda -biliyorsunuz- Estonya’nın işte Rusya’ya karşı 2007’de “meçhul asker” anıtını kaldırması nedeniyle Rusya’nın siber saldırısı olmuştu. Arkasından, Çin Silahlı Kuvvetlerinin Almanya’ya özelikle yazılım alanında bilgisayar sisteminde siber saldırısı kamuoyunu meşgul etmişti.

Yine, 2007’de ABD Savunma Bakanlığında bilgisayar sistemlerinin hedef alındığı, yine bunun Çin Silahlı Kuvvetleri üzerinden yapıldığı yönünde, sızma bulunduğu yönünde, işte o dönemin Savunma Bakanı Robert Gates’in açıklamaları var.

Yine, “Siber soğuk savaş dönemine giriliyor mu?” denilirken gariptir küresel bir olay olarak en son NATO’nun, diplomatik kanalların WikiLeaks belgelerinde ortaya çıkan kirli çarşafların ortaya saçılması söz konusu oldu. Bunları bir bütün olarak görmedikten sonra sadece Somali’deki korsanların Burum Ocean ve Athena isimli iki gemi üzerinden -ki iki gemi de biliniyor- saldırılarını yönlendirerek, işte ticaret gemilerine, oradan geçen tüm gemilere saldırıp rehin ve milyonlarca dolar para aldıkları yönündeki iddialara gelince şunu söylemek gerekiyor: Bu tanımlamayı dahi “Korsan-terörist karışımı insanların yaptığı saldırı.” olarak niteliyorsa Birleşmiş Milletler yani bunun adını koyamıyorsa zaten o koskoca Birleşmiş Milletlerin bile bir şey ifade etmediği, NATO’nun bir şey ifade etmediği ortaya çıkıyor.

Düşünün ki Somali’de diktatörlük rejimi yıkılıyor, on yedi yıl hükûmet kurulamıyor. Hükûmet kurulamayan yerde siyasi parti yok, siyasi partinin olmadığı yerde yargı yok, hukuk yok, mahkeme yok ve orada yakalanan korsanı da uluslararası hukuka göre, aradan geçen bunca zamana rağmen, yargılayacak makam yok. Hadi buyurun, buyurun işte, Birleşmiş Milletler, NATO, bütün dünya…

Garip bir durumdur arkadaşlar bu, garip bir durum. Uluslararası hukukta korsanlarını bile yargılayamayan bir Birleşmiş Milletler ve NATO’nun küresel krizden sonra çöküşü başlamıştır. Bunu anlamak lazım. Bunu şöyle de anlamak, okumak lazım: Eğer sizler Somali’nin bire bir Mısır’ın güvenliğini ilgilendirdiğini düşünmezseniz, Süveyş Kanalı’nı anlamazsanız, oradan geçen ticareti anlamazsanız ve Mübarek’e karşı çıkan milyonların dikta rejimlerinin karşısında demokrasi ve hukuku istemesini anlayamazsınız, Somali’deki üç beş korsanın yol kesmesine, üç beş eşkıyanın yol kesmesine, isterseniz dünya kadar kahramanlık nutukları bu kürsüden atın, bizim kahraman askerlerimiz gidecek, gemilerimiz gidecek üç tane korsanı yakalayacak, dünya ticaretinin yolunu açacak…

Kardeşim, dünya ticaretinden sen ne kazanıyorsun o Körfez’den? Aden Körfezi’nden senin kaç gemin geçiyor? Kimin kaç gemisi geçiyor? Bu Mecliste kimin gemileri var, ticaret gemileri var? Denizcilik Müsteşarlığının bir verisi var mı bizim kaç tane gemimizin oradan geçtiğine dair? Bizim oradan petrol taşımacılığı yapan kaç tane gemimiz var? Söyler misiniz Allah aşkına, Uzak Doğu’dan ithalat, ihracat yapıp da Türkiye’ye gelen, oradaki deniz ulaşımının bütün navlununu üstlenen, Hindistan’ın, Malezya’nın, Endonezya’nın, Çin’in, Japonya’nın gemileri dışında size gelen ithal malları taşıyan gemi var mı? Siz denizcilik alanında, deniz ticareti alanında, deniz taşımacılığı alanında kaçıncı sıradasınız bir ülke olarak? Kendi gerçeğinizi bir ortaya koyabilir misiniz? Eğer sizin yüzde yüz ticareti yapılan Aden Körfezi’nde binde 1 kadar bir hisseniz varsa oraya niye asker ve gemi gönderiyorsunuz arkadaşlar, niye? Koskoca NATO’ya bu hazineden verilen bütçeler yetmiyor mu? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine ayrılan paralar nereye gidiyor? Bu vatandaşın verdiği vergilerle devletin yükümlü olduğu aidatların hesabını eğer bu ülke onurlu bir dış politika güderek soramıyorsa, 3 tane korsanın, iki tane geminin, dört tane filikanın enterne edilmesini sağlayamıyorsa başka bir hesap var ortada arkadaşlar. Bu hesap tehlikeli bir hesaptır. Bu hesap öyle bir hesap ki Amerika’yla NATO’nun karşıtı olan Rusya’yı birleştirmiştir. Ama Rusya’nın savunma bakanları, komutanları “Somali bahane.” diyor, “Somali’ye üs kurma girişimleri vardır.” diyor. ABD veya Rusya’nın oraya üs kurma, kalıcılaşma... Çin’in, düşünsenize, açık denizlerde donanması yok ama Çin, ticaretinde büyük payı olduğu için gemilerini gönderiyor buraya, Japonya gönderiyor buraya.

Şimdi sormak istiyorum: Tarihten hiç mi ders almayacaksınız arkadaşlar? Bu tezkerelere hiç düşünmeden, zerre kadar düşünmeden oy verirken tarihten size bir  sayfayla hatırlatma yapmak istiyorum.

Yemen’de yedinci kolordu. Yakında gittik ziyarete. Abdülhamit zamanında yapılan kışla orada duruyor. Yakında gittik oraya. Biliyor musunuz 1918 Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz’lerin Aden Körfezi’ne kurduğu bir üs üzerinden orada Zeydilerle anlaşarak, Zeydiler halifeliğe karşı olduğu için Zeydi kabilelerini örgütleyerek, arkasından imamları örgütleyerek Türkiye’deki o son noktanın olduğu yerde işte kutsal topraklar için o topraklarda bulunan orduya birlikte organizasyonu ve saldırıyı yapılıp 1918’de yedinci kolordunun oradan çıkıp da Diyarbakır’a kadar gelmesini sağlayan bir proje, plan değil miydi? Duruyor orada İngiliz üsleri. Şimdi de orada İngiliz üslerinin heyecanı sarmış durumda Rusları, Çinlileri, Japonları. Şimdi biz durmadan asker gönderiyoruz. “E, biz kahramanız.” Böyle değil arkadaşlar. Dünya bu kahraman nutukları üzerinde artık dönmeyecek.

Gerçeklerle hepimizin yüzleşmesi lazım. Küresel kriz dünyada siyasi krizi tetiklemiştir. Güvenlik denklemi ile yoksulluk denklemi karşı karşıya gelmiştir. Yoksul ülkelerin başkaldırısı şu veya bu şekilde her yerde böyle korsanvari değil, milyonlarla meydana dökülmeyle zincirleme gelişiyor. Bakın, Tunus’taki yaşanan olaylar. Evet, mağripte bunlar yaşandı, şarka yansıdı, Mısır’a yansıdı. Mısır’da milyonlar Tahrir meydanlarına yürüdü. Milyonlar Tahrir meydanlarına yürürken Yemen’in başkentinde otuz yıllık başkana karşı halk direnişleri, gösterileri başlıyor. Çok uzak değil bu coğrafya arkadaşlar. Kıbrıs hemen onun yanı başındadır. Siz Kıbrıs’ı, Mısır’ı, Suudi Arabistan’ı, Yemen’i, Somali’yi, Sudan’ı bir bütün olarak ele almadığınız zaman, oraya bir gemi göndererek zevahiri kurtaramazsınız. Kıbrıs’ta bile halk çıkıyorsa, meydanlarda protesto ediyorsa, o halk birtakım taleplerde bulunuyorsa düşüneceksiniz. Hemen, yekten, efendim “Siz, bunca yardım ediyoruz, beslemesiniz.” deyip aşağılama hakkı yoktur hiçbir hükûmetin, üstelik kendi insanlarını, kendi vatandaşlarını. Bakın arkadaşlar, gerçekler acıdır. Oraya giden bir bakanı bir gün protesto etmiş sendikalar: “Vay yavru vatandı, biz bilmiyorduk, gâvur vatan olmuş.” İzmir gâvur, Kıbrıs gâvur. Bu nasıl bir anlayış arkadaşlar? Kıbrıs halkı taleplerini dile getiriyor. Orada da yoksulluk var, işsizlik var. Kıbrıs’ta kumar var, kayıt dışılık var, fuhuş var. Şimdi, işsizlikle beraber, kayıtsızlıkla beraber oralarda Karpaz bölgesine TOKİ’nin projeleri konuşuluyor, yeni yollar yapılıyor buna. Şimdi, bunu alın, Mısır’a getirin. Mısır’daki yeni yönetim biçimi eğer demokratik bir düzeni ve asgari düzeyde hukuku sağlayamadığı zaman, sizin oraya gönderdiğiniz “Giresun” gemisindeki askerlerimizin hepsinin hayatı tehlikededir arkadaşlar. Bu kadar karmaşa içinde bir ortama, gemilerimizi ve askerlerimizi göndermenin rahatlığını nasıl gösterebiliyorsunuz? Bu ciddi bir sorumluluktur. Yemen kaynıyor, Sudan’ın güneyi plebisite gitti, Sudan’ın güneyinde petrol vardı, kopuyor. Somali, zaten yüzde 75’i göçebe aşiretlerden oluşan, hayvancılıkla geçinen ve kıyılarında da üç beş korsanı olan bir ülke. Mısır’sa karmakarışık. Alın size Aden Körfezi’nin etrafındaki ülkelerdeki istikrarsızlığı. Bu istikrarsızlık ortamına biz ne yapıyoruz? Asker göndermeye çalışıyoruz.

Kore’de, ilk asker gönderdiğimizde Amerika, “Bir Türk askerinin maliyeti 23 senttir.” demişti. Soruyorum Sayın Bakana: Oraya gönderdiğiniz, Sudan’a gönderdiğiniz bir askerin maliyeti kaç senttir, kaç dolardır?

Bu elbette ki bu Meclisin, bu halkın, bu vatandaşın verdiği vergi ve hazineden çıkan paralarla gidiyor ama kimin için gidiyor? Ne diyordu Nazım o dönem için? “Mister Dallas,/ sizden saklamak olmaz,/ hayat pahalı biraz bizim memlekette./ Mesela iki yüz gram et alabilirsiniz,/ koyun eti,/ Ankara’da 23 sente,” demişti.

Şimdi, bu kadar enteresan bir durumda yaşarken bu gönül rahatlığıyla, bu olayları sorgulamadan, Türkiye, Orta Doğu’da eğer büyük bir devlet olmanın, hukuk ve demokrasinin kalesi olmanın kaygısını yaşamıyorsa önce kendi içinden bir düzelmeye başlayacak arkadaşlar.

Bakın, bugün darbe tartışmaları vardı, Türk Silahlı Kuvvetleri de beyanat veriyor iki büyük partiye, ikinize. Birisi “Darbecilere karşıyım.” diyor, birisi farklı bir şekilde konuşuyor. Bakın, buna hiç gerek yok. İstikrar arıyorsanız, yarın 12 Eylül askeri darbesinin yapılma nedeni olan İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesiyle ilgili kanun teklifim görüşülecek. Buyurun, ana muhalefet, iktidar, göreceğiz. Samimiyet testleri… Öyle dışarıda yok kâğıttan kaplan, yok bu böyle, yok… Böyle olmuyor arkadaşlar, somut adım atmayı gerektiriyor ve böyle koşullarda benim ülkemin o istikrarsız bölgesine göndereceği ne bir tek kuruşu ne bir tek askeri ne bir tek gemisi vardır. Biz burada “ret” diyoruz, buna “ret” diyoruz, bütün halkımız adına “ret” diyoruz.

Bu kahramanlık nidalarıyla hiç kimse bizi kandırmasın. “Evet” diyor şair “Batmak üzere olan /bir gemide /panik içindeyken herkes /ne de çok sevinir /ipleri çözülen /filika.” demiş. Biz de bütün halka, halkımıza ve bütün bu ülkelere barış ve istikrar gelmesini temenni ediyoruz ve ret oyu kullanacağımızı ifade ediyoruz.

Saygılarımızla. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

AK PARTİ Grubu adına Sakarya Milletvekili Sayın Erol Aslan Cebeci, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EROL ASLAN CEBECİ (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmek için önce 10 Şubat 2009 tarih ve 934 sayılı, daha sonra 2 Şubat 2010 tarih ve 956 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’yla Hükûmetimize verilen bir yıllık izin süresinin anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar dâhilinde 10 Şubat 2011 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılması hususunda Hükûmet tezkeresi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, 2006 yılından bu yana dünya denizlerinde, özellikle Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi, Basra Körfezi ve Somali açıklarında ticaret gemilerine ve Dünya Gıda Programı gemilerine yönelik olarak haydutluk faaliyetlerinde bir artış görülmektedir. Hâlihazırda deniz haydutluğu faaliyetleri bölgesel bir boyutta gerçekleşiyor gibi gözükse de ticaret gemilerinin milliyet ve bayrağı aranmadan, ayırım yapılmadan uluslararası deniz ulaştırma yolları üzerinde gerçekleştirilmesi bu saldırıların, bu mesele küresel bir nitelik kazanmıştır. Dünya deniz ticareti için büyük önemi haiz olan Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nde yılda yaklaşık 30 binden fazla ticari gemi geçiş yapmaktadır. Söz konusu gemi geçişleriyle dünya ticaret hacminin yaklaşık yedide 1’i ve dünya petrol ticaretinin ise dörtte 1’i karşılanmaktadır. Aden Körfezi’nden yıllık 400’e yakın Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı ticaret gemisi geçiş yapmaktadır ve aslında toplam 33 ülkeyle ithalat, ihracatımız bizim bu deniz ticareti yoluyla gerçekleşmektedir. Ülkemizin yıllık yaklaşık 250 milyar doları bulan dış ticaretinin yüzde 17’si, 18’i hemen hemen bu bölgedeki deniz ulaştırma yolları kullanılarak yapılmaktadır.

Görüldüğü üzere söz konusu korsanlık eylemlerinin vuku bulduğu deniz alanları uluslararası deniz ticaretinin başlıca güzergâhlarından biri olup Türk ticaret gemileri ve Türk mürettebatlı yabancı uyruklu gemiler tarafından da yoğun bir şekilde kullanılmaktadır.

Aden Körfezi’nde, Somali kara sularında ve açıklarında, Hint Okyanusu’nda seyreden ticaret gemilerine yönelik deniz haydutluğu, korsanlık ve silahlı soygun eylemleri bir uluslararası güvenlik meselesi olarak uluslararası gündemin ön sıralarında yer almaya maalesef hâlâ devam etmektedir. Bu yasa dışı eylemler sadece can ve mal emniyetini tehdit etmekle kalmayıp seyahat özgürlüğünü kesintiye uğratmakta, uluslararası ticareti ve deniz taşımacılığını da olumsuz biçimde etkilemektedir. Bu eylemler ne yazık ki ayrıca Somali ile diğer Afrika ülkelerine yapılan insani yardımların deniz yoluyla ulaştırılmasını da engellemektedir.

Geçtiğimiz dönemde daha da artan bu eylemler tabiatıyla ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. Bölgede bugüne kadar 500’den fazla korsanlık, deniz haydutluğu ve silahlı soygun vakası yaşanmış ve 2008 yılı sonundan bu yana Türkiye bağlantılı 5 ticaret gemisi mürettebatıyla birlikte rehin alınmış, bunlar daha sonra serbest bırakılmıştır. Aslında en son “Frigia” isimli bir  Türk gemisi 29 Temmuz 2010 tarihinde serbest kalmıştır. Bununla birlikte 2008 yılından bu yana Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı 10 adet ticaret gemisi deniz haydutlarının saldırısından son anda kurtarılmıştır. Bunlardan ülkemizin bayrağı altındaki 3 gemi, 2010 yılı içerisinde bu saldırıların hedefi olmuştur. Söz konusu bölgede benzer vakalarla karşılaşılması riski hâlen devam etmektedir. Ayrıca, ticari gemilerimize ve bunlarda görev yapan vatandaşlarımıza yönelik tehdit, diğer yandan ülkemizin ticari ve ekonomik menfaatlerini olumsuz etkileyen bir boyut da taşımaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli üyeleri, Somali’de kamu düzeninin sağlanamamış olması, korsan deniz haydutlarının ve silahlı soygun icra eden kişilerin çok geniş bir deniz alanında faaliyet göstermeleri, bunların tutuklanıp yargılanmaları konusunda karşılaşılan problemler, bu meseleyle etkin bir mücadele yapılmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, ülkemiz sorunun vahameti ve karmaşıklığı karşısında, uluslararası toplumun kapsayıcı bir yaklaşımla müşterek hareket etmesini ve uluslararası etkin tedbirlerin alınmasını ve uygulanmasını savunmaktadır. Hepimizin takdir edeceği gibi, hiçbir ülke tek başına bu problemle baş edebilecek imkân ve yeteneğe sahip değildir. Deniz haydutluğu ve korsanlık meselesine kalıcı çözümün anahtarı, asıl olarak karadadır. Somali’nin içinde bulunduğu güç duruma uluslararası toplum olarak siyasi, ekonomik ve güvenlik alanlarını da içerecek kapsayıcı bir yaklaşım ve strateji geliştirilmesi ve bunların etkin bir şekilde hayata geçirilmesi gerekmektedir. İnancımız odur ki böyle geniş bir bakış açısıyla deniz haydutluğu, korsanlık problemine ancak makul bir çözüm bulunabilecektir.

Son dönemdeki saldırıların Aden Körfezi ve Somali açıklarıyla sınırlı kalmadığı, Hint Okyanusu’nun bir bölümünü de kapsayan daha geniş bir alana yayıldığı müşahede edilmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2008, 2009 ve 2010 yılında aldığı kararlarla, söz konusu eylemlerle ortak mücadeleye yönelik olarak uluslararası toplumun yakın iş birliği ve eş güdüm yapmasını kolaylaştıracak meşruiyet zemini güçlendirilmiştir.

Uluslararası toplumun Somali açıklarındaki korsanlık, deniz haydutluğuyla bu ülkenin kara sularını da kapsayacak şekilde yürüttüğü mücadelenin temel hukuki dayanağını oluşturan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin ilgili kararlarının süresi son olarak 23 Kasım 2010 tarihli ve 1950 sayılı Karar’la bir yıl daha uzatılmıştır.

Bu çerçevede, bölgede ülkemizin de bilfiil iştirak ettiği Müşterek Görev Gücü 151 ve NATO ile Avrupa Birliğinin Atalanta gibi koalisyon deniz güçleri münhasıran deniz haydutluğuyla mücadele etmektedir. Aslında Avrupa Birliği 8 Aralık 2008 tarihinde bölgede Avrupa Birliği “Now For Atalanta” adlı bir deniz operasyonu başlatmayı kararlaştırmış ve bu operasyona İngiltere, Fransa, Yunanistan, Hollanda, Almanya, İtalya, Belçika, İsveç ve İspanya iştirak etmektedir.

Bölgede ayrıca Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Japonya, Malezya, Güney Kore ve Avustralya’ya ait askerî gemiler bulunmakta, ticari gemilere refakat etmekte ve deniz alanı güvenliğinin tesisi operasyonlarını icra etmektedirler.

Bu derece geniş kapsamlı ve yoğun bir askerî konuşlandırmanın deniz haydutları üzerindeki caydırıcılığının devamının ve bunun güçlendirilmesinin ise tabiatıyla icra edilen operasyonlarda ele geçirilen zanlıların adalete teslim edilerek yargılanmalarının sağlanmasıyla mümkün olabileceği göz ardı edilmemelidir. Ülkemiz, bu maksatla, ele geçirilecek faillerin bölge ülkelerinde yargılanmalarını kolaylaştıracak bölgesel temelde bir iş birliği ve eş güdüm mekanizması kurulması yönünde Birleşmiş Milletler uhdesinde yürütülen bütün çalışmaları desteklemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, geçtiğimiz süre zarfında Dünya Gıda Programı tarafından kiralanmış ve Afrika’ya insani yardım taşıyan gemilere koruma sağlamayı amaçlayan NATO daimi deniz görev güçlerine yüce Meclisimizin Hükûmetimize verdiği izin çerçevesinde, Müşterek Görev Gücü 151’e dönüşümlü olarak toplam 10 fırkateynle aktif katkı sağlamıştır, bunlardan 5’i de 2010 yılı içinde görevlendirilmiştir.

Bölgedeki deniz kuvvetleri unsurlarımızca deniz haydutlarına karşı bugüne kadar 15 operasyon icra edilmiş olup bunlardan 10’u geçtiğimiz 2010 yılı içerisinde gerçekleşmiştir.

Bölgede görev icra eden fırkateynlerimiz, Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin emniyetli geçişlerinin sağlanması için her türlü tedbiri almakta ve gerekli koordinasyonu sağlamaktadır.

Bu çerçevede, bölgede görev yapan fırkateynlerimiz ile geçiş yapan ticaret gemilerimiz arasında koordinasyon amacıyla kesintisiz iletişim tesis edilmiştir. Bölgeden geçiş yapan ticaret gemileri yürürlükteki koruyucu tedbirleri uygulayarak emniyetli seyir yapmaları konusunda bilinçlendirilmekte ve diğer ülke deniz kuvvetlerine ait askeri konvoylara dâhil olmalarına yardımcı olunmaktadır.

Ayrıca, bölgede operasyona katılan diğer ülkelerin savaş gemileriyle yakın iş birliği yapılarak Türk Bayraklı, Türkiye bağlantılı ticaret gemilerinin korunması ve desteklenmesi maksadıyla yönlendirmelerde ve tavsiyelerde bulunulmaktadır.

Geçtiğimiz süre zarfında, Aden Körfezi’nde ve Somali açıklarında seyredecek ülkemizle bağlantılı ticari gemilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla askeri önlemlerin yanı sıra sivil planda da birtakım önlemler alınmıştır.

Denizcilik Müsteşarlığı tarafından mümkün olan korsanlık saldırılarından kaçınmak veya bunların olmaları hâlinde bunlardan imkânlar nispetinde kaçınmak maksadıyla Uluslararası Denizcilik Teşkilatı önderliğinde hazırlanan en iyi uygulama kuralları, Türk denizcilik sektörüne en geniş şekilde duyurulmaktadır.

Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1851 sayılı Kararı çerçevesinde oluşturulan Temas Grubu’na kurucu üye olarak katılmıştır. Korsanlık, deniz haydutluğu ve silahlı soygun ile mücadele kapsamında istihbarat paylaşımı ve bölgedeki askerî, sivil faaliyetlerin koordinasyonu konularında kapsamlı çalışmalar yürüten bu Temas Grubu, ilk toplantısını, Ocak 2009’da New York’ta yapmış ve bu toplantıda kabul edilen kararlar ve ilkeler doğrultusunda oluşturulan çalışma grupları da bugüne kadar aktif bir şekilde çalışmıştır ve ülkemiz de bu çalışma grupları içerisinde aktif olarak yer almıştır. Ülkemizin soruna yönelik olarak sergilediği kararlı ve aktif tutumu ve somut katkıları, hem Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticari gemilerin emniyetinin muhafazasını sağlamış hem de Birleşmiş Milletler sistemi içinde ve bölgesel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğün pekiştirilmesini temin etmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; izninizle, Türkiye'nin sınır ötesi uluslararası operasyonlara katılımıyla ilgili şunu da söylemek isterim: Konunun uzmanı olan hemen herkes hemfikir ki son yıllarda Türkiye'nin uluslararası alanda etkinliği gözle görülür bir biçimde arttı ve uluslararası danışma ve karar alma süreçlerindeki yeri de sağlamlaştı. Bu konuda birçok somut örnekler verebilirim. Bu artan etkinlik, aynı zamanda, Türkiye’ye, uluslararası problemlerin çözümünde katılımcı olma ve katkı sağlama sorumluluğu da getirmektedir. Şurası kesin ki Türkiye, deniz haydutluğu ve korsanlık nedeniyle kendi ekonomimize gelebilecek muhtemel zararları mutlaka engellemelidir. Ama en az bununki kadar önemli olan, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yıl dönümünde yani 2023’te dünyanın siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda en etkin ilk on ülkesi arasına girme iddiası olan bir ülkedir bizim ülkemiz ve bu iddia bize belli sorumluluklar yüklemektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerinde görevlendirilmesi için Hükûmetimize verilen bir yıllık izin süresinin 10 Şubat 2009 tarihli ve 934 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’nda belirlenen ilke ve esaslar dâhilinde 10 Şubat 2011 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılması talebini yukarıda açıkladığım gerekçelerle AK PARTİ Grubu olarak gerekli bulmaktayız ve destekleyeceğiz.

Yine AK PARTİ Grubu adına bu amaçla üstün bir başarıyla görev yapan tüm deniz kuvvetleri personelimize teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum. Yüce Meclisi bu vesileyle tekrar ve en derin saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şahsı adına Aksaray Milletvekili Sayın Ruhi Açıkgöz, buyurun.

RUHİ AÇIKGÖZ (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesine dair 2009 yılında alınan 934 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’nın bir yıl daha uzatılmasına ilişkin Başbakanlık tezkeresi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Türkiye, son yıllarda artan itibarı ve gücü paralelinde dünyada birçok uluslararası kurumun gerektirdiği görevleri ifa etmektedir. Türkiye, 1950’li yıllarda Kore’de başlayan uluslararası sorunlara asker katkısıyla çok önemli başarılar elde etmiş, bu başarıları çerçevesinde NATO üyeliği ve onun akabinde gelen uluslararası birçok kurumda temsil kabiliyeti kazanmıştır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, son yıllarda artan ticaret hacmiyle, 250 milyar doları aşan ticaret hacmiyle artık sınırlarının ötesinde ticari çıkarları olan, hem güvenliği hem ticari güvenliği sınırlarının ötesinde başlayan bir ülke hâline gelmiştir. Türkiye olarak bizim dışımızda meydana gelen olaylara duyarsız kalamayız. Eğer Türkiye olarak iddia içinde olacaksak, benden önce konuşan Sayın Cebeci’nin de belirttiği gibi ilk on ülke arasında yer alacaksak tabii ki dünya sorunlarına bigâne kalamayız. Türkiye'nin dünya sorunlarının çözümünde muhakkak hem eli olacaktır hem gözü olacaktır.

Değerli milletvekilleri, bu tür görevler, Türkiye'nin bu tür görevleri sadece uluslararası bir görevin yerine getirilmesi olarak da algılanmamalı. Özellikle Bosna’da ve Kosova’da Türkiye'nin sağlamış olduğu destek, bu tür uluslararası görevlerdeki katkısı nedeniyledir. Bunu da bir taraftan düşünmemiz lazım. Bundan sonra bu tür görevler tabii ki çıkacaktır. Bu tür görevleri şahsım adına destekliyorum. Silahlı kuvvetlerimiz, deniz kuvvetlerimiz verilen görevi hakkıyla ve başarıyla yerine getiriyor. Ben, kendilerini de tebrik ediyorum.

Tezkerenin lehinde olduğumu belirtir, hepinize saygılar sunarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Açıkgöz.

Şahsı adına Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı, buyurun. (AK PARTİ  sıralarından alkışlar)

ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görev süresinin Anayasa’nın 92 nci maddesi uyarınca 10/2/2011 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasına dair Başbakanlık tezkeresi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünya güvenlik yapısı çok  değişiklik göstermektedir. Küçük, belirsiz ve değişken tehditlerin giderek yoğunlaştığı bir yüzyılda bulunuyoruz. Zamanla küresel karakter kazanan bu tehditlere karşı mücadele de yeni savunma kavramının ve mücadele tarzının geliştirilmesini zorunlu bir hâle getirmiştir. Klasik alan savunması yanında alan dışı savunmalar gittikçe önem kazanmaya başlamıştır. Zira, çok uzakta denilen bir tehdit, şu veya bu şekilde, o tehdidi kendinden uzak gören herhangi bir ülkeyi de bir gün tehdit eder hâle gelmektedir.

Bugün üzerinde konuştuğumuz ve terörizmin bir başka şekli olan deniz korsanlığı da bu mahiyette ve pek çok ülkeyi ilgilendiren bir tehdit olarak yoğunluk kazanmıştır. Son yıllarda korsanlık ve deniz haydutluğu gittikçe büyüyen bölgesel ve küresel tehdit oluşturmaya başlamıştır. Tarih boyunca bilinen korsanlık olayı çağımızda daha teçhizatlı ve organize bir yapıyla, saldırılarla uluslararası deniz taşımacılığını ve ticaretini tehdit eder hâle gelmiştir.

2008’de meydana gelen iki yüz doksan korsan saldırısının çoğu Somali açıklarında gerçekleşmiştir. Bu saldırılar insani yardım malzemesi dâhil tüm gemi ve süper tankerlere yöneliktir. Başlangıçta bölgesel kabul edilen saldırılar gittikçe küresel bir mahiyet kazanmıştır.

Uluslararası Denizcilik Bürosunun verilerine göre korsanlık olayı 2006’dan itibaren her yıl artarak devam etmektedir. Korsanlık ve deniz haydutluğu olaylarının Aden Körfezi ve Somali açıklarında bu derece yoğunlaşması ve artmasının nedenlerinin başında Somali’nin devlet olarak çöküntüye uğraması gelmektedir. Emrivaki otonom bölge oluşumu, silahlı gruplar ve diğer grupların ortaya çıkması ülkede yönetim bütünlüğünü yok etmiştir. Bu durum, ülkede organize suç örgütlerinin artmasına ve korsanlık ağının oluşmasına yol açmıştır.

Ayrıca, Somali dâhil, bölge ülkelerinde fakirlik, açlık, sefalet, yolsuzluk bu suç örgütlerine zemin hazırlamaktadır.

Aden Körfezi’nin coğrafi konumu nedeniyle bu bölgedeki saldırılar, dünyanın diğer bölgelerine nazaran dünya ticaretine daha tahrip edici etki yapmaktadır. Yıllık küresel ticaretin yüzde 20’sinin cereyan ettiği ve yirmi beş bin civarında ticari geminin geçtiği bu alan, uluslararası ticaret güvenliğinin sağlanması açısından öncelikli bir durum arz etmektedir. Bu durum karşısında ulusal ve uluslararası deniz güvenliği güçlerinin bölgede güvenliği sağlayabilmeleri için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilave hukuki bir çerçeve oluşturmak üzere birtakım kararlar almıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin oluşturduğu bu hukuki çerçeveye dayanarak çeşitli ülkeler ve uluslararası kurumlar, bölgeye 2008’den itibaren müdahale etmeye başlamışlardır. Müdahale eden uluslararası kurumların başında Avrupa Birliği ve NATO gelmektedir. Bölgede askerî gemi bulunduran ülkeler ise Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkelerdir.

Bu gelişmeler çerçevesinde, devlet olarak uluslararası güvenliğe katkımızı sağlamak ve söz konusu bölgede Türk Bayraklı veya Türkiye’ye ait yük taşıyan gemileri korumak üzere Hükûmetimiz, bölgeye, Türk deniz unsurlarını sevk etmek amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinden 10 Şubat 2009 tarihinde izin almıştır. Bu iznin gereği olarak bölgeye fırkateyn göndererek bu alanda güvenliğe katkı sağlanmaktadır. Türk fırkateynleri verilen görevleri başarıyla yerine getirmektedirler. Bölgede deniz korsanlarının tehdidi devam etmektedir, dolayısıyla Türkiye’nin uluslararası kurum ve devletlerle birlikte tehdit alanında varlığını sürdürmesi tabii karşılanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye, otuz yıla yakın terörizmle mücadelenin içindedir ve yeteri kadar uluslararası iş birliğinin sağlanamamasının da acısını çekmektedir. Türkiye, bu yaşadığı tecrübeyle uluslararası iş birliğinin önemine en çok inanan ülkedir. Bu sebeple Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan bölgesel kriz ve çatışmalarda ve terörizmle mücadelede hep uluslararası camiayla birlikte hareket etmiştir. Balkanlardaki operasyonlarda, Afganistan operasyonunda ve Akdeniz’de devam eden NATO’nun aktif davranış operasyonunda Türkiye önemli katkılar sağlamış ve sağlamaya devam etmektedir. Türkiye'nin, Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları ile Arap Denizi bölgesindeki korsanlık ve deniz haydutluğu olaylarına karşı deniz unsurlarıyla katkılarının devamı bu anlayış çerçevesinde sürdürülecektir. Türkiye'nin, uluslararası bu operasyonlara katılması kendi güvenliği ve uluslararası saygınlığının da bir gereğidir.

Değerli milletvekilleri, sonuç olarak, Hükûmetimizin 10 Şubat 2009 tarihli ve 934 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı’nın bir yıl daha uzatılması talebini yukarıda açıkladığım gerekçelerle uygun bulduğumu belirtir, yüce heyeti saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Arıcı.

SIRRI SAKIK (Muş) – Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı istiyorsunuz. Yerine getireyim de… Önce bir tezkereyi okutacağım, ondan sonra…

Sayın milletvekilleri, Başbakanlık tezkeresi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Şimdi tezkereyi tekrar okutup oylarınıza sunacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde vuku bulan korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleri hakkında 2008 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 10/2/2009 tarihli ve 934 sayılı Kararıyla bir yıl için verdiği izin çerçevesinde, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının söz konusu bölgelerde konuşlandırılması suretiyle, bölgede seyreden Türk Bayraklı ve Türkiye bağlantılı ticarî gemilerin emniyetinin etkin şekilde muhafazası ve uluslararası toplumca yürütülen korsanlık/deniz haydutluğu ve silahlı soygun eylemleriyle müşterek mücadele harekatına aktif katılımda bulunulması sağlanarak, bu alanda Birleşmiş Milletler sistemi içinde ve bölgesel ölçekte oynadığımız rolün ve görünürlüğümüzün pekiştirilmesi temin edilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının bölgede görev icra etmesine izin veren 934 sayılı TBMM Kararının süresi, 2/2/2010 tarihli ve 956 sayılı Kararla bir yıl uzatılmış olup 10/2/2011 tarihinde sona erecektir. Diğer yandan, anılan bölgelerde ve Hint Okyanusu'nda meydana gelmeye devam eden deniz haydutluğu/korsanlık ve silahlı soygun eylemleriyle uluslararası toplumca mücadele edilebilmesine cevaz veren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ilgili Kararlarının süresi son olarak 23/11/2010 tarihli ve 1950 sayılı Kararla bir yıl daha uzatılmıştır.

Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetleri deniz unsurlarının Aden Körfezi, Somali kara suları ve açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için Hükûmete verilen bir yıllık izin süresinin, 10/2/2009 tarihli ve 934 sayılı TBMM Kararında belirlenen ilke ve esaslar dâhilinde, 10/2/2011 tarihinden itibaren bir yıl daha uzatılmasını Anayasanın 92 nci maddesi uyarınca arz ederim.

                                                                                                      Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                                Başbakan

BAŞKAN – Evet, tezkereyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.

Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tezkere kabul edilmiştir, karar yetersayısı vardır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.09

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Alınan karar gereğince gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki 59 kanun teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Geçen birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının beşinci bölümünde yer alan maddelerinin oylamaları tamamlanmıştı.

                                           

(x) 606 S. Sayılı Basmayazı 26/01/2011 tarihli 53’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Şimdi altıncı bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

Altıncı bölüm, 128’inci maddeye dâhil ek 2 ve geçici 7’nci maddeler ile 131’inci maddeye bağlı geçici 2 ve 3’üncü maddeler dâhil olmak üzere, 127 ila 152’nci maddeleri kapsamaktadır.

Altıncı bölüm üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’ya aittir.

Sayın Baratalı, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 127 ila 152’nci maddelerini içeren altıncı bölümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerini dile getirmek için söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi grubum ve şahsım adına saygıyla selamlarken, geçen hafta OSTİM ve İvedik sanayi sitelerindeki patlamalarda yaşamlarını yitiren işçi kardeşlerimize rahmet, yaralılara da sağlık ve şifa diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu tasarıyla ilgili olarak öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Bu tasarı bir dayatma tasarısıdır, “Ben yaptım, oldu bitti!” tasarısıdır. Sekiz yıl boyunca AKP’nin her sıkıştığında başvurduğu ve alışkanlık hâline getirdiği yöntemle Meclise dayatılan bu düzenleme torba veya çuval değil, âdeta bir harar düzenlemesi hâlini almıştır. Hararın içinde de torbacıklar ve yamalı bohçalar vardır. Aynı zamanda antidemokratik bir düzenlemedir; ne demokrasi ne milletin iradesi ne de kanun yapma tekniğiyle bağdaşmaktadır. Çünkü AKP bu düzenlemeyi yaparken toplumun ilgili kesimlerine kulaklarını tıkamış, taleplerini karşılamamış veya bunlardan işine geleni almış, gelmeyeni de duymazlıktan gelmiştir oysa tam tersi olabilirdi. Bunu komisyonlarda da -alt ve üst komisyonlarda- söyledik: “Bir uzlaşma içinde, bir uzlaşı içinde bir düzenleme yapalım.” dedik ama bu da olmadı. Oysa bir uzlaşı içinde yaptığımız düzenlemeler çok güzel sonuçlara varabiliyor. Ticaret ve Borçlar kanunlarında olduğu gibi, İller Bankası Kanunu’nda olduğu gibi, herkesin hoşlandığı, işine geldiği, desteklediği güzel düzenlemeler yaptık. Örneğin İller Bankasında yeni kanunla emekli olmak isteyenlere yüzde 30 gibi bir ek primin verilmesi Türkiye'nin her tarafında, doğusunda, batısında, kuzeyinde ve güneyinde çok güzel sonuçlar doğurdu, oradaki çalışanlar bizlere de ulaşarak teşekkürlerini ve minnet duygularını ifade ettiler ancak bu yasa, yukarıda saydığım yaklaşımları dile getirmemiştir; karda, kışta aylarca hak arayan Tekel işçilerinden, ücretsiz eğitim ve özerk üniversite isteyen öğrencilerden, iş güvencesi ve asgari ücret yaşı nedeniyle torba kanuna karşı çıkan çalışanlardan esirgenmiştir ve bir çifte standart yansımasıdır.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz torba yasa tasarısı genel anlamda bir mali af yasa tasarısıdır. Bunun içinde bizim katıldığımız -grup olarak- hususlar da vardır ama katılmadığımız konular daha da fazladır çünkü gerek alt komisyonda veya Komisyonda, üst komisyonda tasarı ekleme ve çıkarmalarla tamamen amacından uzaklaşmış ve 21 madde olarak hazırlanan, genellikle mali affı içeren bu tasarı eklemelerle önce 120 maddeye sonra da 234 maddeye çıkarılmıştır.

Altıncı bölümle ilgili 127 ile 152’nci maddelere baktığımızda da bunu açıkça görüyoruz. Devlet Su İşleri Kanunu’ndan Gümrük Kanunu’na, İçişleri Bakanlığını ilgilendiren düzenlemelerden kalkınma ajanslarına, Konut Edindirme Yardımından Bankacılık Kanuna ne ararsanız bu altıncı bölüm içinde görülebilir.

Bu çerçevede 135, 136, 137 ve 139’uncu maddeler yap-işlet-devret modeliyle, Kamu İhale Kurumu ve Yüksek Planlama Kuruluyla ilgili düzenlemeleri içermektedir. Bu düzenlemelerle, yap-işlet-devret modeliyle yapılan ihalelerde görevli şirketçe üretilen mal ve hizmetler için idare tarafından talep garantisi verilmekte, ön yapılabilirlilik etüdüyle de yapılan iş ve proje hem Yüksek Planlama Kurulundan hem de siyasi sorumluluktan kaçırılmaktadır, Yüksek Planlama Kurulunu uygulama sözleşmelerini değerlendirmeden alıkoyacak. Bu düzenlemeler tasarı metninden bu nedenle çıkarılmaktadır.

Ayrıca, yap-işlet-devret projelerini yürüten şirketlere kamu kaynaklarının tahsisi, KİT’lerin atıl kapasite ve varlıklarının bedelsiz ve rayiç bedel altında devri,  özelleştirme sürecindeki kamu kaynaklarının ve kamu bankalarının gayrimenkul yatırım ortakları ile, enerji, su, ulaştırma ve telekomünikasyon sektörlerinde faaliyet gösteren teşebbüs ve işletme şirketleri ile Türkiye Kömür İşletmelerinin özel sektöre devredilmiş kömür sahalarından yapacağı alımları Kamu İhale Yasası kapsamı dışında tutması kamu çıkarlarına aykırılık teşkil etmektedir.

145, 151, 154 ve 156’ncı maddelerde ise Vakıflar Bankası, Türkiye Kalkınma Bankası, BDDK ve SPK’nın İstanbul’a taşınması vardır, bunu içermektedir. İstanbul’un finans merkezi olduğu ve olacağı gerekçe gösterilerek yapılan bu taşınmaların inandırıcı yönü yoktur çünkü iletişim teknolojileri sayesinde bankaların Ankara’da veya İstanbul’da olmasının, burada kalmasının işlevleri yapılabilmeleri de mümkündür. Bu düzenleme Ankara’nın içinin boşaltılması düzenlemesidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı sekiz buçuk yıldır tek başına iktidarda olan AKP’nin hiçbir problemi çözemediğinin bir başka kanıtıdır. Sorunlar birike birike bir dağ yığını hâline gelmiştir ama Sayın Başbakan sözde açılışlar ve açılımlarla böbürlenmeye devam ediyor. En çok övündüğü konu da duble yollardır. Değerli arkadaşlar, ben geçen hafta Şırnak’taydım. Merak ettim, inceledim. Duble değil, tek yönlü yollar bile ortadan kalkmış durumda. Kasrik Boğazı’ndan geçerken kontrol noktasında durduğumuzda “Sayın Başbakan buralardan nasıl geçti?” diye sordum. İlginç cevaplar aldım. Sayın Başbakanın geçiş güzergâhını sizlerle paylaşmak istiyorum, şöyle: Ankara-Mardin özel uçak, Mardin-Şırnak helikopter, iniş yeri askerî birlik, askerî birlikten kongre salonuna geçiş. “Halkla neler konuştu?” dedim. Halkla hiç konuşmamış ve halka dokunmamış. O zaman anladım ki Sayın Başbakanın Şırnak-Van yolundan, Şırnak Havalimanından, taşımalı eğitimde yaşanan sorunlardan, Şırnak’ta kömürde oynanan oyunlardan, kömür diye halka dağıtılan taşlardan, Şırnak Devlet Hastanesinin neden yapılamadığından, Habur Gümrük Kapısındaki sorunlardan, orada 10 veya 15 lira para kazanabilmek için koşuşan çocuklardan, üniversite harcını yatırabilmek için orada çalışan üniversite öğrencilerinden, onların sorunlarından, özel idarenin işlettiği kır parkının perişan durumundan, kamyon başına alınan 10-15 veya 20 liralık kantar payıyla beraber alınan paraların nerede kullanıldığından pek haberi yok ama Sayın Başbakan bunları söylemeye devam ediyor.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı hiçbir soruna çare olmayacaktır; tersine, yeni sorunlar doğuracaktır, genç işçi ve çırak sömürüsünü yaygınlaştıracaktır.

İşsizlik Fonu’nda biriken paraları sermayeye peşkeş çeken bu düzenleme, fonla ilgili yasadaki tanım ve kapsamı ihlal edecek düzeydedir. İşverenlerin ödemediği primlerden, evde çalışma ve uzaktan çalışma biçimlerinden, süreli sözleşmelerden, sözleşmesiz çalışma ve yasallaştırılmasından, kuralsızlık ve örgütsüzlükten, yaygınlaştırılmasından sorumlu bir yasa hâline gelmiştir. Turizm sektöründeki denkleştirmeler, görev yerine bağlı olmaksızın çalıştırma, sürgüne gönderilen memurlar ve buna benzer değerlendirmelerden sorumlu bir yasa olarak önümüze gelecektir, yaşayıp göreceğiz.

Değerli milletvekilleri, bu tasarı uygulanan ekonomi politikalarının başarısızlığının açık bir itirafıdır. AKP tarafından daha önce çıkarılmış olan 4811, 5458, 5736 ve 5811 sayılı Kanun ve düzenlemelerin bir başka versiyonudur. Onlar çünkü pek işe yaramamıştır ki, bu da gelmektedir. Kayıt dışı ekonomiyi cesaretlendirmektedir. Af beklentilerini sürekli hâle getirmektedir. Vergi ve ödemelerini düzenli yapanları cezalandırmaktadır. Kuralsızlığı ve örgütsüzlüğü yaygınlaştırmaktadır. Sürgünlerin ve geçici görevlendirmelerle siyasi istismarın önünü açmaktadır. Tekel işçilerinin yaşadığı travmaların benzerini, önümüzde tekrar bu yasanın yürürlüğe girmesiyle görebiliriz.

CHP’li üyeler olarak bizlerin hem alt komisyonda hem üst komisyonda, tasarının eksiksiz ve hukuka uygun biçimde düzenlenmesi konusunda her türlü çabayı gösterdiğimiz inkâr edilemez ancak bütün bu itirazlarımız kabul edilmemiştir.

Değerli milletvekilleri, bu düşüncelerle tasarının yeniden yapılandırma ve mali af ile ilgili hükümleri dışındaki çoğu maddelerine katılmadığımızı belirtir, geri çekilmesi talebimizi takdirlerinize sunar, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Baratalı.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Denizli Milletvekili Sayın Emin Haluk Ayhan.

Buyurun Sayın Ayhan. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın altıncı bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Altıncı bölüme ilişkin maddelerdeki hususların muhtevası farklılık göstermiş olsa bile genel olarak, kadro, Devlet Su İşleri Umum Müdürlüğü Teşkilatı ve Vazifeleri Hakkında Kanun, 3996 sayılı bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeline ilişkin Kanun, hükûmet konağı yapımı, Emlak Gayrimenkul, gümrük, uzlaşma, banka merkezlerinin İstanbul’a taşınması, bağımsız denetim kurumları, BDDK’ya ilişkin hususlar… Sadece bu saydığım dokuz mevzu hatırladıklarım. En az bunun yarısı kadar daha mevzu çıkar bu bölümde.

Böyle bir yasa tasarısı hatırlıyor musunuz? Birbirine benzemez yüzlerce mevzu ve madde, vatandaşı umutlandıran, aylardır bekletilen demeçleriniz, onları her zaman istismara yönelik beyanlarınız… Vatandaş neler düşünüyor? Her şeyi “cumhuriyet dönemi” ve “bizim dönem” diye ifade ettiğiniz AKP dönemi. Cumhuriyet döneminde bu kadar problem yaratılmadı maalesef. Sizin dönemdeki kadar borçlanılmadı, sizin döneminizdeki kadar cari açık verilmedi, sizin dönemdeki kadar ithalat yapılmadı, sizin dönemdeki kadar dış ticaret açığı verilmedi, sizin dönemdeki kadar yatırım dışarı gitmedi, sizin dönemdeki kadar kâr transferi yurt dışına çıkmadı, sizin dönemdeki kadar devlet malı satılmadı, sizin dönemdeki kadar hane halkı gelirlerinin borçlarına oranı artmadı.

Gerçekten, bu tasarı, AKP’nin ülkeyi soktuğu girdabın bir ürünüdür. Bunun içinde AKP yönetiminin yarattığı problemlerin sözde çözüm önerileri de vardır. Daha, yakın geçmişte, Kanun Yapım Süreci Sempozyumu’nda konuştuk, problemleri konuştuk. Böyle bir tasarıyı yüce Meclisin huzuruna getirmekten AKP’nin hiç de mutlu olmadığını biliyorum. Bunu sayın bakanlardan bazıları ifade etmekten de kaçınmıyorlar ancak yarattıkları problemin altında da eziliyorlar. Kanun yapma tekniğiyle ilgili bir kısmı bir tarafa bırakalım çünkü ona hiç uymuyor. AKP İktidarının bu kadar problemi yaratmayı nasıl becerdiğini merak ediyorum. Plan ve Bütçe Komisyonunda bu tasarının Alt Komisyon Başkanı Sayın Recai Berber nasıl olup da bu kadar maddeyi iki yüz elli maddeye -yaklaşık- çıkardı? Bu, çok özel bir yetenek gerektirir. Kendisine de bunu nasıl becerdiğini, bunun özel bir yetenek gerektirdiğini söylediğimizde, bize, her yıl buna benzer bir tasarının mutlaka gelmesi gerektiğini ifade etti. Hâlbuki, Kanun Yapım Süreci Sempozyumu’nda AKP’yi temsilen Sayın Grup Başkan Vekili Bozdağ  böyle bir şeyin iyi olacağına dair en ufak bir şey söylemedi, söylememesi de doğaldı zaten. Sayın Grup Başkan Vekili de bu işin olmaması gerektiğini iyi biliyor.

Bakın, ben o sempozyumda konuşmacıydım. Ben “Olmasın.” demedim, “Minimum düzeye indirilsin, öyle kullanılsın.” dedim ama önümüzde görüşmekte olduğumuz facia gibi bir şeyden kaçınılması gerektiğini de ima ettik, aynı zamanda söyledik. Böyle bir şeyin her sene olması gerektiğini düşünebilmek bile akla ziyan. Nasıl teklif edilebiliyor? Anlamakta sıkıntı çektiğimi huzurlarınızda bir kere daha ifade etmek istiyorum. Bu kadar problemi yaratmak için nasıl bu kadar beceriksiz ve kabiliyetsiz bir Hükûmet olunur? Ülke nasıl bu kadar sıkıntının içine sokulabilir? Geçen bu kürsüde de söyledim, bugün de söylüyorum: Bu tasarıya göre esnaf dertli, işçi dertli, çiftçi dertli, köylü dertli, öğrenci dertli, memur dertli, emekli dertli, sanayici dertli, ihracatçı dertli, ithalatçı dertli, bakanlar dertli, Hükûmet dertli diyorum. Dertli olmayan toplum kesimi yok.

Kamu kurumlarında Devlet Su İşleri dertli, Maliye Bakanlığı dertli, İçişleri Bakanlığı dertli, Çalışma Bakanlığı dertli, Çevre Bakanlığı dertli, Ulaştırma, DPT, Hazine, hemen hemen derdi olmayan hiçbir kurum da kalmamış AKP sayesinde.

Şimdi, diyebilir misiniz esnaf dertsiz, işçi dertsiz, çiftçi dertsiz, köylü dertsiz, öğrenci dertsiz, memur dertsiz, emekli dertsiz, sanayici dertsiz, ihracatçı dertsiz, ithalatçı dertsiz, bakanlar dertsiz, Hükûmet dertsiz? Mümkün mü böyle bir şey söylemek? Öyle değil mi Sayın Bakan?

Dertli olmayan toplum kesimi yok. Bunu söylemediğimize göre bu kadar problemi siz yarattınız. Bu kadar toplum kesimi arasındakini bir tarafa bırakın aynı gruplar arasında da bu tasarıyla ayrımcılık yapıyorsunuz. Koridorlarda hayvancılıkla uğraşanlar da doluydu.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Denizli’de dert yok mu?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Çiftçilere de eşit davranmıyorsunuz. Haksızlık çok.

Denizli’yi biraz sonra gündeme getireceğiz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Dert yok galiba.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Bu tasarının hesabı yok. Bu tasarının kitabı da yok. Bu tasarının ne getireceği ne götüreceği belli değil. Tasarının ne hesabı var ne kitabı. Yani bu tasarı, hesabı ve kitabı yok, hesapsız ve kitapsız.

Bundan memnuniyet mi duyuyorsunuz? Bu tasarı hilkat garibesi gibi yapılandırıldı. Yaklaşık 25’ten fazla kurumun problemi, 50’den fazla kanun tasarısı ve teklifi bu tasarıda.

Bakın, bu tasarının genel gerekçesinin baştan ikinci paragrafı, işletmelerin nakit dengelerinin bozulduğunu, işletmelerin kamuya yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesinde gecikmeler olduğunu söylüyor. Yani vatandaşın sıkıntısını gerekçesi zaten söylüyor. Daha ne olmuş? Bu süreçten olumsuz etkilenen işletmelerin kamuya olan borçlarına uygulanan ek mali müeyyideler borçları ve yükümlülükleri artırmış, icra takibine uğrayanlara mevcut yasal düzenlemeler kâfi gelmemiş, onu söylüyor. Onun için bu geliyor. Sağlanmaya çalışılan ödeme imkânları da bu borçların tasfiyesinde yeterli olmamış. Bak, bak! daha önce kaç kere yaptınız bu tür tasarıları böyle? Onun için hâlâ bitmemiş. Demek ki sorunu çözememişsiniz, sorun çözülmüyor. Her benzeri tasarı yasalaştıkça arkadan daha büyüğü gelmeye başladı, şimdi de bakın bu büyüklükte… Millete derman olacak mı? Zor.

Genel gerekçenin dördüncü paragrafında ne söylüyorsunuz, bir bakalım: “Yatırım ortamının iyileştirilmesi” ha! Dokuz senedir yapamadınız. “Özel sektörün kamuya ilişkin borç yükünü azaltmak.” diyorsunuz. Onların borç yükü -hem dış borcu- 40 milyar dolardan 180 milyar dolara çıktı. Bunu dokuz senede yaptınız, becerdiniz, özel sektörün borcunu bu hâle getirdiniz. “Maliye ve para politikalarının daha etkin kullanımının sağlanması için tasarının hazırlanması.” Burası önemli. Siz hiç kamu maliyesine ilişkin tedbir almıyorsunuz, Merkez Bankasının üstüne işi yıktınız, onun takatini de yok etmeye çalışıyorsunuz.

Bakın, dış ticaret açığı 70 milyar dolar, cari işlemler açığı 50 milyar dolar, bütçe açığı 40 milyar TL. Bütçe açığı 2009 yılına göre yüzde 25 azalmış 2010 yılında, 2008’de sadece 17 milyar dolar, 2 katından fazla. 2010’da 40 milyar TL. Cari açık ile bütçe açığı toplamı, kabaca toplam tasarruf açığı yurt içi hasılanın yüzde 10’unu aşıyor. Bu ne zamankinin benzeri? 2001’dekinin benzeri. Bu ikisinin toplamının yurt içi hasılaya oranı 2001 yılı düzeyinde. Şimdi şunu söyleyelim: Bu tasarı AKP Hükûmetinin beceriksizliğidir.

Bakın, Denizlili bir vatandaş şunu söylüyor: “AKP Hükûmeti sosyal güvenlik ve vergi borçları için Temmuz 2010’dan beri mükellefleri, taksit yapılacak, gecikme zamları düşecek diye hâlâ oyalamakta olup, bir yandan Denizli SGK İl Müdürü ve Vergi Dairesi Başkanı çıkmayan yasanın reklamını yapmakta, toplantılar düzenlemektedirler. SGK İl Müdürü ve Denizli Vergi Dairesi Başkanı, yaptığı uygulamalar ile esnafın borçlarını kanun çıkmadan ödemesi için her türlü yolu denemektedirler. Denizli’de bu müdürlükler borçları bildirim yapmak yerine tüm borçlu mükellefleri icraya vermekte, araba ve gayrimenkullerine haciz konmakta, borcun üzerine bir de haciz masrafları eklenmektedir. Vatandaş malına ve arabasına konulan haciz yazısını kaldırmak istediğinde yeterli teminat göstermesine rağmen malındaki ve aracındaki haczi kaldırmamakta, borcun ödenmesi istenmektedir.” Şu hâlde bunlar milleti ne hâle düşürdüğünüzün Denizli’de bir kısım örneği. Bunu bize vatandaşlar gönderdi, ileriki konuşmalarda bunları anlatmaya devam edeceğiz.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Sayın Nezir Karabaş.

Buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Tasarı’nın altıncı bölümü üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, uzun bir süredir bu tasarıyı tartışıyoruz. Tabii bu tasarıda toplumun değişik kesimlerinin beklentisi olan maddelerin yanında, daha önce de belirttik, birçok kesimi olumsuz etkileyen, işçilerin, memurların, kamu çalışanlarının, toplumun önemli kesimlerinin karşı çıktığı maddeler de var.

Tabii burada en önemli şeylerden biri, Türkiye’de maalesef mesele Kürtler olunca sendikaların da, kamu emekçilerinin de, aydınların da dile getirmediği bir şey var.

Tabii bu bölümde şuna değinebiliriz kısaca: İşte, bununla aslında geçmiş dönemlerden daha yoğun bir şekilde AKP’nin her attığı adımda denetime, kendi, devletin kurumlarının denetimine tabi olmadan istediğine ihale verme, istediği gibi verme gibi bir tavrı var, bunda da bunu sürdürüyor. Daha rahat, denetimsiz belli işleri yapabilme, yaptırabilmeyle ilgili maddeler var ama bu yasada gerçekten birçok olumsuzluk yanında hiç kimsenin sesini çıkarmadığı bir madde var. Burada bir af var herkesin kabul ettiği, öğrenci affı ama bu afta bir madde var: “Terör suçlarından hüküm giyenler hariç.”

Üniversite öğrencisi olup terör suçundan hüküm giyenler kimlerdir: Bu ülkede anadilde eğitim isteyenler terör suçundan ceza alıyor, hüküm alıyor. Bu ülkede kan dursun, ölüm olmasın diyenler ceza alıyor. Bu ülkede Şerzan Kurt öldürülmesin diye bunu protesto edenler ceza alıyor. Aydın Erdem Diyarbakır’ın göbeğinde öldürüldü, bunu protesto edenler hüküm giyiyor. Sayın Ahmet Türk saldırıya uğramış, Sayın Ahmet Türk’ün saldırısını kınayanlar veya protesto edenler terör suçlarından ceza alıyor.

Hırsızlar, çapulcular, tecavüz edenler, katiller, herkes yararlanıyor, hiçbir istisnası yoktur, tek istisnası var, bu yasanın içinde Kürtler yoktur. Herkes affedilmiştir, herkes öğrenimini tekrar yapabilir, Kürtler yapamaz; bunun başka bir izahı yoktur.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Ne alakası var? Tam saptırıyorsun.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Bunun başka bir izahı yoktur.

İddia ediyorum, bu, Türkiye’de -hiç kabul edilmeyecek ama- herkesin kabul ettiği, tüm muhalefet partilerinin, iktidarın, sendikaların, odaların kabul ettiği bir olaydır. Bu değişmediği sürece, bu zihniyet değişmediği sürece sonuç alınabilir mi? Böyle bir afta Kürtler dışarıda tutulmasaydı kıyamet kopmazdı bu ülkede.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – Teröristlerin yararlanmaması doğal.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) - Evet, teröristler çünkü birilerine göre bizler de öyleyiz, yazıyorlar dergilerinde. Dava açıyoruz, mahkemeler “Hayır, siz zaten hak etmişsiniz.” diyorlar. Birilerine göre teröristler… Eğer birilerine göre olsaydı biz de burada olmayacaktık. Öğrenciler, üniversite öğrencileri, bugün ceza alanların, örgüt üyeliğinden ceza alanların, haklarında okuldan uzaklaştırma cezası alanların hepsi böyle almış. Al, burada gönderilen evraklar var Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinden, geçen sene öğrenciler eylem yapmış. Ne yapmış? Şerzan Kurt’un öldürülmesiyle ilgili açıklama ve eylem yapmışlar. Aydın Erdem’in öldürülmesiyle ilgili eylem yapmışlar. Sayın Ahmet Türk’ün Samsun’da saldırıya uğramasıyla ilgili eylem yapmışlar. Okul idaresi -çünkü her açıklama bir de izne bağlanmış, yasalarda o olmamasına rağmen- Şerzan Kurt’la ilgili açıklamaya izin veriyor ama Sayın Ahmet Türk’ün saldırıya uğraması ve Aydın Erdem’in öldürülmesiyle ilgili izinsiz eylem yapıldığı için 40 öğrenci hakkında bir dönemle iki dönem okuldan uzaklaştırma veriyor. Öğrenciler -daha önce de belirttik, bir defa dile getirdiğimizde Sayın Başkan da itiraz etmişti- binlerce, on binlerce öğrenci sıradan gerekçelerle bir basın açıklaması yaptığı için, bir eylem yaptığı için, birçok zaman hiçbir olay yaşanmamışken, birçok zaman üniversitenin dışında yapılmışken ve birçok zaman, hakkında dava açılmamışken okul idareleri okulun dışında yapılan eylemlerde bile bir gerekçeyle dava açıp, soruşturma açıp öğrencileri bir dönem, iki dönem okuldan uzaklaştırıyor.

Yani buradaki öğrenciyle ilgili affı biz kabul etmeyeceğiz, partimiz kabul etmeyecek, Kürtler kabul etmeyecek, vicdanı olan hiç kimse bunu kabul etmeyecek. Bu af değil ve buna sessiz kalan herkes de bir gün bu halka veya en azından kendi vicdanına bunun hesabını verecektir arkadaşlar.

Değerli arkadaşlar, bu yasayı tartışıldığı dönemden bu yana tartıştık. Bu ülkede birçok zaman, bugüne kadarki hükûmetler ve mevcut AKP nasıl bakıyor, işçiye, memura, emekçiye, Kürt’e, Alevi’ye nasıl bakıyor; bunları anlattık da. Şimdi, en son, Sayın Başbakanın Kıbrıs’la ilgili açıklamalarında bu gözüküyor: Farklı olana nasıl bakıyor? Bu “Onlar için biz ölüme gideriz, şehit veririz, gazi oluruz.” denilen kesimler olsa bile, bunlar Türk olsa bile, yeri geldiği zaman biat etmeyene nasıl bakıldığının göstergesidir. Sayın Başbakanın birkaç gün önce yaptığı açıklaması, Kıbrıs’ta infiale neden olan ama nedense Türkiye’de çok tartışılmayan, basının da Kıbrıs’tan geçtiği birkaç haber dışında vermediği, muhalefetin de, diğer siyasetçilerin de üzerinde durmadığı. Sayın Başbakan ne diyor: “Kuzey Kıbrıs’ta son günlerde provokatif eylemler var. Güneyle beraber yapıyorlar. Türkiye'ye karşı böyle bir eyleme hakları yoktur. En düşük memurları 10 bin liraya yakın para alıyor. Beyefendi 10 bin lira alıyor, bir de bu eylemi yapıyor utanmadan. Üstelik 13 maaş alıyorlar. 'Türkiye buradan çek git' diyor. Sen kimsin be adam! Şehidim var, gazim var, stratejik olarak oradayım.”

Şimdi, bu söylemlere tek tek bakalım. Birincisi, Türkiye yıllardır birçok şehit vererek, gazi vererek 1974 yılında Kıbrıs’a gitti ve oraya gitmesinin gerekçesi oradaki Kıbrıslı Türklerin Rumlar tarafından oluşturulan çeteler tarafından öldürülmesi, baskı görmesi ve işkence görmesiydi, onları kurtarmak adına gidildi ve yıllardır Türkiye’nin geçmiş hükûmetlerinin de, bugün AKP’nin de politikası “Onlar Kıbrıslı kardeşlerimizdir. Biz onlar için her türlü politikayı belirleriz.” adı altında aslında oradaki Hükûmet, oradaki yapı Türkiye’nin vesayeti altında tutuluyor. Fakat bu mantığa baktığımız zaman Kıbrıs Türkü’ne “Ben sana para veriyorum, sen sesini çıkaramazsın. Benim politikalarıma veya benim desteklediğim, orada ayakta tuttuğum hükûmetlerin politikasına karşı çıkmazsınız.” diyor ve kabul edilemeyecek, hiçbir insana yönelik kullanılamayacak sözcükler var: “Sen kimsin be adam!” Ha oradaki Türkler, Türkiye’ye yönelik, Hükûmete yönelik, Türkiye devletine yönelik farklı şeyler diyebilirler, bazen yanlış şeyler de söyleyebilirler fakat bir ülkenin Başbakanı, oradaki Kıbrıs halkına, oranın halkı olan insana “Sen kimsin?” diyor. Neye göre “Sen kimsin?” diyorsun? Yani “Kimsin?” Kıbrıslıdır, Kıbrıs halkıdır, ülkesinde yaşıyor. Sen, oraya, ona destek verme, onu koruma adına gitmişsin. “Sen stratejik çıkarım var.” demedin. Türk halkına dedin ki: “Biz yüksek değerler adına Kıbrıs’a gidiyoruz.” Dedin ki: “Biz oradaki insanlarımızı koruma adına gidiyoruz.” Ama şimdi diyorsun ki: “Benim stratejik çıkarlarım var.” Orada sesini çıkaran herkesi burada ya bölücü ya da -eğer diğer çevredense Ergenekoncu ilan ettiğin gibi- kim protestosunu veya karşı çıkışını dile getirirse, “Güneyden yana, Rum” ilan ediyorsun. Böyle bir mantık, böyle bir bakış olabilir mi? Bu mantık sakattır arkadaşlar. Bu mantık ne Türkiye’deki sorunları çözer ne Kıbrıs sorununu çözer…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Devamla) – …ne de Türkiye’yi dünyada kamuoyunun gözünde hak ettiği yere getirir.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şahsı adına Isparta Milletvekili Süreyya Sadi Bilgiç.

Buyurun Sayın Bilgiç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; altıncı bölüm üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, toplumumuzun bütün kesimlerini, milyonlarca insanımızı ilgilendiren torba yasa üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gençlerimize, kadınlarımıza, engellilerimize, emeklilerimize, memurlarımıza, esnafımıza, sanayicimize, tüccarımıza, çiftçimize, köylümüze, öğrencimize, taksicimize, tarım çalışanımıza, kooperatiflerimize, sulama birliklerimize      -bunu çoğaltabiliriz- yani toplumun bütün kesimlerine yönelik, burada, onlarla bir barış sürecini oluşturacak bir düzenleme zincirinin üzerinde çalışıyoruz. Tabii, bazı arkadaşlarımızın buraya çıkıp kendilerinin yahut da belli bir grubun, ülkemizde belli bir etnik grubun bu tasarının içerisinde yer almadığını ifade etmesini açıkçası ben bir talihsizlik olarak nitelendiriyorum.

Değerli arkadaşlarım, aslında bölüm üzerinde konuşacaktım ancak şu ana kadar geçen görüşmelerin hiçbir tanesi bölüm üzerinde olmadığı için ben de tasarının genel mantığı üzerine bazı şeyler söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, buradaki eleştirilere baktığımızda, eleştirilerin Türkiye’deki genel ekonomik konjonktür üzerinde yoğunlaştığını görüyoruz. Burada bir konuşmacı arkadaşımız çıkıyor, şunu söylüyor, diyor ki: “Tasarının gerekçesine bakıldığında, burada işte ifade edilen şey ülkede belli bir krizin olduğu.” Arkadaşlar, biz bunu söylüyoruz, diyoruz ki dünyadaki yaşanan global kriz Türkiye’de de belli manada daralmaya sebep olmuştur, biz bunu ifade ediyoruz, bundan daha net bir şey yoktur ve şu an yapılmak istenen de toplumun bütün kesimlerini rahatlatacak yeniden bir amme alacaklarının yapılandırılması, bunun yanında da çalışma hayatından ekonomiye, sosyal güvenliğe, genel sağlık sistemine kadar giden pek çok noktada vatandaşımızın lehine olacak düzenlemelerin burada hayata geçirilmesidir.

Burada işçiler sokağa dökülüyor, bazıları bunları teşvik ediyor, tahrik ediyor, sokağa çağırıyor, hatta hatta bir gaflet içerisinde Mısır, Tunus örneğiyle Türkiye’yi mukayese etme gafleti içerisine düşüyorlar ama arkadaşlar, hem alt komisyonda hem üst komisyonda komisyondaki arkadaşlarımız biliyorlar, bütün sendikalar, bütün sivil toplum kuruluşları oraya davet edilmişlerdir ama bu arkadaşlarımız gelip orada işçinin lehine düşüncelerini ortaya koymamış, hiçbir şekilde fikir ortaya koymamışlardır, bunu sokakta yapmayı kendilerine göre tercih etmişlerdir.

Değerli arkadaşlarım, bir başka arkadaşımız çıkıyor, Sayın Başbakanın Şırnak seyahatini dile getiriyor, işte “Başbakan neden haberdar?” Ya bırakın haberdar olmayı, biz halkın içerisinde halkla beraber yaşıyoruz. Biz seksen bir ilin seksen birinde de varız, Türkiye'nin her tarafında varız. Başkaları gibi biz “Orada bir köy var uzakta, o köy bizimdir görmesek de yaşamasak da ayak basamasak da.” demiyoruz. Biz Türkiye'nin seksen bir ilinde her bir karış toprağında o toprağa ayak basıyoruz, suyunu içiyoruz, ekmeğini yiyoruz ve o yörelere hizmet götürüyoruz. Şimdi, yani eleştirilerimizi belli insaf ölçüleri içerisinde mutlak surette yapmamız gerekiyor.

Türkiye’deki genel ekonomik durumu eleştirenler global krize baksınlar. Biz başkaları gibi kendi krizimizi yaratmadık. Yani bugün, bu ülkede yirmi bir bankayı hortumlatanların çıkıp ekonomik global bir buhran üzerinden burada politika yapmaya çalışmalarını da anlayabilmek gerçekten mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, burada kadınlarımızla ilgili çok ciddi düzenlemeler var, göz ardı ediliyor; öğrenci affımız var, bir şekilde bu sulandırılmaya çalışılıyor; bütün amme alacakları, sulama birlikleri, tarım kesimi, kooperatifler yani ne bileyim, toplumun bütün kesimlerine yönelik son derece ciddi düzenlemeler yapılıyor ama bunların hepsi göz ardı ediliyor, bunu anlamak mümkün değil. Burada, gümrük vergilerinde de bir uzlaşma getiriliyor, buna karşı çıkılıyor. Sanki belli şahıslar için, belli zümreler için, insanları ayırarak toplumun belli kesimlerini ayırarak, ayrıştırarak burada düzenleme yapılması gibi bir beklenti var. Böyle bir şey mümkün olabilir mi? Eğer siz, devlet olarak, Meclis olarak bir düzenleme yapıyorsanız, yapmış olduğunuz düzenlemenin toplumun bütün kesimlerini kapsamasından ve kucaklamasından daha tabii hiçbir şeyin olması mümkün değildir.

Değerli arkadaşlarım, bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisinizi tekrar selamlıyor, torba yasanın milletimize ve vatandaşımıza hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Saygılarımla. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bilgiç.

Şahsı adına Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, torbada Çevre Bakanıyla ilgili konular var.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Çorbada tuzu olsun!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Tabii torbanın içine o da girdi ama demin, kardeşim sulama birliklerinden bahsetti Sayın Bakan. Yani her şeyi bitmiş, şak şakı gitmiş sulama birliklerini affetsen ne olur, affetmesen ne olur Süreyya Bey! Sulama birlikleri mi kaldı? Sulama birliği kaldı mı artık bu ülkede? Sulama birliklerini dokuz yıldır bağırıyoruz. Hâlâ İçişleri Bakanlığına bağlı sulama birliklerinde trafik polisleri suya yön mü verecek acaba! Ben bunu anlıyorum. Acaba, İçişleri Bakanlığına bağlı bir sulama birliğinin bu ülkenin tarımına, bu ülkenin özellikle sebzesine, meyvesine faydası ne kadar olur? Zaten, sulama birliğinin şak şakı gitmiş, bir şeyi kalmamış. Kanalların bir başından suyu bıraktığın zaman artık öbür başına gitmiyor, hepsi mahvolmuş, çünkü bakımı yok, sahibi yok. Sayın Bakan geçen dönem yoktu, bu dönem diyor ki: “Getirdik, getireceğiz.”

Sayın Bakan, ya bir kanun gelir, ya görüşülür, buraya gelir, bir günde buradan çıkar. Artık lütfen “Meclise sevk ettik…”

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Komisyonda.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sayın Bakan, inanmıyorum, bir daha bunu ne olursunuz söylemeyin “Komisyonda.” demeyin. Eğer sulama birliği konusu Türkiye'nin önemli bir konusuysa, buna inanıyorsanız, getirirsiniz bir günde bu Mecliste burada görüşülür ve Türk tarımına, Türk ziraatına faydası olur.

Arkadaşlar, sulama birliğinin şak şakı gitmiş diyorum, bir şeyi kalmamış, suyu baştan bırakıyorsunuz, dibine gitmiyor artık, yok olmuş kanallar. Bunun DSİ’nin gözetiminde, DSİ’nin gözetimi altında olması lazım ama maşallah dokuz yıldır “Geldi, gelecek kanun.” Bana birisi söylesin, sulama birlikleriyle İçişleri Bakanlığının ne ilgisi var? Ya, bana Allah’ın bir kulu çıksın, desin ki: “Bunun İçişleri Bakanlığına bağlı olmasının sulama birliklerine şundan, şundan, şundan dolayı yararı var.” Arkadaşlar, yani hakikaten birbirimizi kandırmayalım.

Sayın Bakan, bu bahar da geçti, yine kanun gelmedi, dönemimiz bitti, inşallah başka bahara. Bir daha “Mecliste.” falan demeyin, ya çıkın deyin ki bana: “Arkadaş, yarın sabah getiriyoruz, torba yasa bittiği gün getiriyoruz.” Yok, bu da yok. Onun için, bir daha “Mecliste.” falan demeyin. O kanun kadük olacak. Gelecek dönem plak, tekrar sil baştan yeni bir plak. Artık şak şak olan, her şeyi çıkan sulama birlikleri artık ne olur bilmiyorum arkadaşlar. Lütfen, hepinizi ciddiyete davet ediyorum. Ya bu kanun gelir ya gelir arkadaşlar!

Sayın Komisyon Başkanım, yarın bir madde gelecek, 179’uncu madde, tütünle ilgili. Ben buradan Bitlis milletvekillerine, Adıyaman milletvekillerine, Malatya milletvekillerine sesleniyorum.

SIRRI SAKIK (Muş) – Muş’u da unutma!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Muş…

Bizim millî ürünümüz, bizim ekmeğimiz, altını çiziyorum, ekmeğimiz… Yaklaşık iki aydır, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu Başkanı bizimle dalga geçiyor; bağırıyorum, dalga geçiyor!..

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Bir kilo tütün için 5,5-6 milyar ceza ödüyorlar.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Hazırladım, hazırlayacağım ve yönetmelikle yapacağım...”

Arkadaş, daha gündeme getirdiğimden bu yana iki ay geçti. Eğer bir insan ekmeğimize bu kadar sahip çıkmayacaksa, Sayın Başkan, bugünden söylüyorum, yarın ben burada kıyameti koparırım ve ben, bu illerin milletvekillerini ekmek için, yarın hepinizi büyük bir sorumluluğa davet ediyorum.

Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

METİN KAŞIKOĞLU (Düzce) – Düzenlemeyi kim yapacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Oradan bağırma, buraya gel, burada bağır!

BAŞKAN - Soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

Sayın Ağyüz, buyurun efendim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Gel, buraya gel! Gel, buradan bağır!

BAŞKAN - Mevlüt Bey, Yaşar Bey soru soracak.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Gel, burada konuş, burada!

BAŞKAN - Sayın Aslanoğlu…

Buyurun Sayın Ağyüz.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, siz HES’lerle ilgili platformu ve mühendis odalarını, Çalışma Bakanı sendikaları ve emeklileri, Sağlık Bakanı eczacıları ve tabip odalarını, Başbakansa hiçbirini muhatap almıyor. İleri demokrasi bu mudur acaba?

Bu yasa hazırlanırken sendikaları ve emeklilerin örgütlerini neden çağırmadınız, neden muhatap almadınız?

Müşavirlik hizmet alımı neden KİK kapsamı dışına çıkarılıyor? Dilediğiniz firmalara vermek için önünüzde bir engel mi var?

Ayrıca, seçim bölgem Gaziantep’in –orada oturduğunuz için soruyorum- çevre koruma planı ne oldu? Siz “Bitti, bitecek.” diyordunuz. Doğanpınar Barajı var, Kilis’in Elbeyli ilçesinde yedi köyün sulama kanalları var. Bu konularda bilgi verirseniz seviniriz.

Ayrıca, bu torba yasaya her türlü şey girmiş de bu özelleştirilen TEDAŞ’ta çalışan işçilerin gelecek güvencesi niye girmemiş, onu da merak ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ağyüz.

Sayın Aslanoğlu…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Efendim, ben söyledim söyleyeceğimi.

BAŞKAN – Peki.

Sayın Bakanım, buyurun efendim.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, saygıdeğer milletvekilleri, önce Sayın Ferit Aslanoğlu’nun sulama birlikleriyle alakalı bir konuşması vardı. Şimdi, efendim, bu konuda sulama birlikleri kanunu hazırlandı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sevk edildi, oradan komisyona ve alt komisyona sevk edildi. Alt komisyondaki çalışmalar bitti, bu hafta içinde ana komisyona gelecek ve neticede Genel Kurula intikal edecektir. Tabii, Sayın Ferit Aslanoğlu Beyefendi aynı komisyonda olmadığı için belki fark etmemiş olabilir ama şu anda komisyonlarda görüşülüyor.

Sayın Ağyüz’ün sorusuyla alakalı olarak da efendim, tabii, Gaziantep’le ilgili çevre düzeni planları devam ediyor. Esasen, Gaziantep’e hakikaten biz tabiat parkları, ağaçlandırma konusunda büyük destek verdik. Hatta hangi belediye olursa olsun, ağaçlandırma veya fidan talebi olduğu zaman tamamını karşıladığımızı ifade ediyorum.

Ayrıca, Gaziantep’le ilgili, bu sene çok büyük yatırımlar başlayacak. Mesela şu anda Ardıl Barajı’yla ilgili çalışmalar devam ediyor, sulamalar devam ediyor. Kayacık Barajı sulaması hemen hemen bitti. Doğanpınar Barajı’nın da inşaatına başlayacağız. Yani Gaziantep’le ilgili çalışmalar devam ediyor. Herhangi bir talep olduğu zaman, vekillerimizin bir talebi olduğu zaman arkadaşlarımız anında cevap veriyor. Hatta bana talep geldiği zaman ben de bizzat kendim dönüyorum.

Bu konuları da özellikle bilgilerinize sunuyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

Evet, sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.

Altıncı bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi altıncı bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önerge işlemleri yapacağız efendim.

127’nci madde üzerinde iki adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 127 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                                            Zekeriya Akıncı                   R. Kerim Özkan

                                                   Ankara                                 Burdur

Madde 127- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Sosyal Güvenlik Kurumuna ait bölümüne eklenmiştir.

(1) SAYILI LİSTE

KURUMU   : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

TEŞKİLATI : TAŞRA

İHDAS EDİLEN KADROLAR

                                                                                                                                 SERBEST

                                                                                                                                  KADRO

SINIFI                UNVANI                                                     DERECESİ                ADEDİ

GİH                    Sosyal Güvenlik Denetmeni                                 1                            250

GİH                    Sosyal Güvenlik Denetmeni                                 2                            250

GİH                    Sosyal Güvenlik Denetmeni                                 3                            250

GİH                    Sosyal Güvenlik Denetmeni                                 4                            250

GİH                    Sosyal Güvenlik Denetmeni                                 5                            250

GİH                    Sosyal Güvenlik Denetmeni                                 6                            250

GİH                    Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı                7                           1250

                           TOPLAM                                                                                         2750

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 127. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Emin Haluk Ayhan             Doç. Dr. Mehmet Günal                 Mehmet Şandır

                          Denizli                                    Antalya                                    Mersin

                  Mustafa Kalaycı                         Erkan Akçay                        Metin Çobanoğlu

                          Konya                                     Manisa                                    Kırşehir

                    Ahmet Bukan                        M. Akif Paksoy                    Abdülkadir Akcan

                          Çankırı                             Kahramanmaraş                       Afyonkarahisar

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Paksoy konuşacak efendim.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Paksoy.

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, tasarının bu maddesiyle, Sosyal Güvenlik Kurumunda denetmen ve denetmen yardımcısı kadroları ihdas ediliyor.

İki ay önce bütçe kanunu kabul edildi. Bu düzenleme bütçe kanununda yer alabilirdi. Demek ki aklınız şimdi yerine geldi. Yarın aklınıza ne gibi garipliklerin geleceğini, bunları da hangi torbaya dolduracağınızı doğrusu merak ediyoruz.

Hâlbuki, milletin derdi, yolsuzluğun ve buna bağlı olarak yoksulluğun önlenmesidir. Yapılan araştırmalar, Türkiye'deki sosyal yardımların yoksulluk oranını düşürmede etkili olmadığını göstermektedir. Avrupa Birliğine üye yirmi yedi ülkenin sosyal koruma harcamalarının 2005'te gayrisafi millî hasılaya  oranı yüzde 25,2 iken aynı yıl Türkiye'nin sosyal koruma harcamasının gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 11'de kalmıştır. Bu da gösteriyor ki Türkiye'nin, yoksullukla mücadelede oy sömürüsüne dayalı mevcut yöntemler yerine yeni politikalara ihtiyacı var.

Bu politikaların esası, yardımların yeterli düzeyde ve sosyal bir hak düzleminde ele alınması olmalıdır. Diğer taraftan yardımlardan yararlanmak için kişilerin muhtaç olduklarını kanıtlamak zorunda bırakılması damgalanmalarına ve onurlarının kırılmasına neden olmaktadır. Bu durum insanlık onurunu kırıcı bir yöntem olup sonuç itibarıyla insanlık hakkı ihlalidir. İnsanların damgalanmadan, vatandaş olmaktan kaynaklı, düzenli temel gelir desteğinin geliştirilmesi, yoksulluk ve sosyal dışlanmayla mücadelede önem arz etmektedir.

Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi olarak hakça ve insan onuruna yakışır düzenlemeleri kısa sürede hayata geçirmeye söz veriyoruz. Genel Başkanımız, seçim beyannamemizi açıkladığı 28 Ocak tarihinde kamuoyuna önemli müjdeler vermiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak öncelikle temiz toplum, temiz siyaset anlayışını hâkim kılarak yolsuzluk ve yozlaşmanın kökü kurutulacaktır. Milliyetçe Hareket Partisi iktidarında vatandaşlarımızın kimseye muhtaç olmayacağı, insanca yaşayacağı sosyal bir refah düzeni kısa zamanda tesis edilecektir. Bu kapsamda gelir dağılımındaki adaletsizlik giderilerek sosyal güvenlik ve sosyal adalet sağlanacak, ekonominin yıllık ortalama yüzde 7 büyümesi sağlanarak yıllık 700 bin kişiye iş imkânı sağlanmak suretiyle işsizlik ve yoksulluk zaman içerisinde ortadan kaldırılacaktır.

Öncelikle muhtaç durumdaki ailelerin en az bir ferdine iş imkânı sağlanacak, iş sağlanana kadar asgari ücretin yarısı kadar -yaklaşık 320 TL- aile sigortası yardımı yapılacaktır. Bu ödemenin öncelikle ev hanımlarına yapılması esas alınacaktır.

Bizim iktidarımızda ilk olarak asgari ücret yükseltilecek, 2011 yılı itibarıyla net asgari ücret 825 lira olacaktır. 65 yaşını doldurmuş, muhtaç durumdaki kişilere ödenen aylık 105 liradan 250 liraya yükseltilecektir.

Yoksullara ve ihtiyaç sahiplerine devlet tarafından her ne ad altında olursa olsun yapılan yardımlar arttırılarak tek çatı altında sürdürülecektir. Bu kapsamda muhtaç ailelere aylık temel ihtiyaçlarını karşılayacakları “hilalkart” verilecek, yardım bedelleri bu kartlara yüklenerek küçük esnafın desteklenmesi amacıyla bu kartların ikamet edilen yerde geçerli olması sağlanacaktır.

Her yoksul vatandaşın genel sağlık sigortasına ait primleri devletçe ödenecek, kamuya ait atıl arazilerden kullanılabilir olanları tarımsal üretim ve istihdam amaçlı olarak işsiz ve yoksul vatandaşlara verilecektir.

Belli nüfusun üzerindeki yerleşim birimlerinde yaşlı  bakım evleri yapılması sağlanacaktır. Yaşlısına bakmakla yükümlü olan muhtaç durumdaki ailelere, yaşlısını koruyup kollaması ve onun her türlü fiziki, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılaması için “sosyal bakım yardımı” ödemesi yapılacaktır.

Bütün bunlar oy avcılığı için değil, sadece insan olmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak esasına binaen sosyal hak olarak gerçekleştirilecektir. Davul zurnayla yardım dağıtımı son bulacak, ihtiyacı olan devleti değil, devlet gerçek ihtiyaç sahibini bulacaktır.

Sözlerimi tamamlarken yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Buyurun efendim.

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz… Tamam.

Önergenin oylanmasından önce bir yoklama talebi vardır, onu yerine getireceğim.

Sayın Okay, Sayın Anadol, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Diren, Sayın Susam, Sayın Köse, Sayın Barış, Sayın Güner, Sayın Süner, Sayın Koçal, Sayın Karaibrahim, Sayın Tütüncü, Sayın Paçarız, Sayın Ünsal, Sayın Arslan, Sayın Ağyüz, Sayın Günday, Sayın Emek, Sayın Özkan, Sayın Aslanoğlu, Sayın Coşkuner, Sayın Seyhan.

Sayın milletvekilleri, yoklama için iki dakika süre veriyorum, yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 127 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        R. Kerim Özkan (Burdur) ve arkadaşları

Madde 127- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar ihdas edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usûlü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Sosyal Güvenlik Kurumuna ait bölümüne eklenmiştir.

(1) SAYILI LİSTE

KURUMU           : SOSYAL GÜVENLİK KURUMU

TEŞKİLATI         : TAŞRA

İHDAS EDİLEN KADROLAR

                                                                                                                                         SERBEST

                                                                                                                                          KADRO

SINIFI                      UNVANI                                                      DERECESİ                ADEDİ

GİH                           Sosyal Güvenlik Denetmeni                                  1                            250

GİH                           Sosyal Güvenlik Denetmeni                                  2                            250

GİH                           Sosyal Güvenlik Denetmeni                                  3                            250

GİH                           Sosyal Güvenlik Denetmeni                                  4                            250

GİH                           Sosyal Güvenlik Denetmeni                                  5                            250

GİH                           Sosyal Güvenlik Denetmeni                                  6                            250

GİH                           Sosyal Güvenlik Denetmen Yardımcısı                 7                           1250

                                  TOPLAM                                                                                          2750  

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım?

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İhdas edilen kadro sayısında değişiklik öngörülmezken dereceler itibariyle her dereceye yeniden dağılımı yapılmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 128’e bağlı ek madde 2 üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının 128. maddesindeki Ek Madde 2 nin sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“Ancak 1053 sayılı kanunun geri ödeme süresi ile ilgili 4 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında öngörülen 30 yıllık süre 50 yıl olarak uygulanır.”

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                          Manisa                                     Konya                                     Mersin

                                       Abdülkadir Akcan             Süleyman Nevzat Korkmaz

                                          Afyonkarahisar                                Isparta

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 128 inci maddesi ile 6200 sayılı Kanuna eklenen Ek Madde 2’nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                  R. Kerim Özkan                      Zekeriya Akıncı                    Mehmet Ali Susam

                          Burdur                                     Ankara                                      İzmir

“Ek Madde 2- Bu Kanuna göre inşa edilen baraj ve tesislerin içme suyuna isabet eden yatırım bedellerinin, kendilerine içme suyu tahsisi yapılanlarca geri ödenmesi ve ödeme süreleri için 3/7/1968 tarihli ve 1053 sayılı Belediye Teşkilatı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Susam, buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bazı alacakların yeniden yapılandırılmasıyla ilgili kanunun 128’inci maddesinin ikinci bendinde değişiklikle ilgili verdiğimiz önerge hakkında konuşmak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Burada, değişiklik önergemizde kastettiğimiz konu, bu borçlarla ilgili kurumlar arası ilişkide, eğer sunulan belgelerde eksiklikler varsa, bunun gecikme zammıyla birlikte alınması konusunda bir netlik sağlanması için bu önergeyi verdik. Bu verdiğimiz önerge kanunun değişikliğine katkı koymak için ve daha açık, net bir anlatımla konunun anlaşılmasına katkı koymak içindir. Bu vesileyle de bazı konularda da görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu kanunla ilgili, borçların yeniden yapılandırılması, başta vergi, sigorta borçları olmak üzere tarım kesiminde elektrik borçlarının, sulama birlikleri borçlarının yeniden yapılandırılması konusunda uzun dönemdir bir talebimiz var. Kriz döneminde yaşanan bu sıkıntıların Hükûmet tarafından hızla değerlendirilerek, vatandaşların içinde bulundukları durumların bir an önce önüne geçilip, içinde bulundukları koşulların faizsiz bir şekilde yeniden yapılandırılmasıyla vatandaşların işlerinin görülmesi gerekiyordu. Maalesef Hükûmet bu konudaki tüm bu önergelerimizi, tüm bu tekliflerimizi bir yılı aşkın süredir göz ardı edip, seçim süreci öncesinde buraya gündeme getirdi.

Bu iki yüz yirmi dört maddelik kanunda, tüm bu gecikmelere rağmen desteklediğimiz birçok madde var ama burada şunun altını çizmek istiyorum: Özellikle tarım kesiminde sulama birliklerinin borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili -başta elektrik borçları olmak üzere- çok ciddi gecikmeler yaşanmıştır. Şimdi bu borçlandırmada yaptığımız olay şudur: Gene borçlandırmanın faizlerinin TEFE, TÜFE oranıyla vatandaşın üzerine bindirilip ve borçlandırma süresinin de kısa tutulmasıdır.

Tarım kesiminde bu borçlandırmaları ödeyebilecek bir güç, bir takat maalesef yoktur. Tarımda köylünün durumu içler acısı bir noktadadır. Bu kanunda bazı yapılandırmaları, borçları ertelerken, seksen dört aya kadar varan borçlara erteleme yaparken, tarım kesiminde bu borçların ertelenmesini, esnaf kesiminde borçların yeniden yapılandırılmasını gerçekten çok ciddi bir şekilde on sekiz ay taksite düşürmek çok mantıklı ve akıllı değildir. Spor kulüplerini, belediyeleri uzun vadede taksitlendirdiğimiz bu kanunda, tarım kesimini de, esnaf kesimini de uzun vadeye yaymak gereken bir konum içerisindeyiz. Çünkü burada şunu bilmelisiniz ki, vatandaş bu borçları öderken, aynı zamanda mevcut kanunda üzerine düşen borçlanmaları da, önüne çıkan yeni ödemeleri de yerine getirecektir. Daha önceki konuşmamda da söyledim, bu borçların tutarı 100 milyar Türk lirasını geçen borçlardır. Bu borçları bir de önümüzdeki dönemde gelecek borçlanmalarla birlikte düşündüğünüz zaman, tarım kesiminin, esnafın, tüccarın bu borçları ödemede zorlanacağı açıktır. Bu vadelerin uzatılması, on sekiz taksit yerine otuz altı taksite ve spor kulüplerinde olduğu gibi daha uzun taksitlere yayılması, bu işten sonuç alma açısından önemlidir. Bu anlamıyla biz bu konuda tarım kesiminin borçlarının da daha uzun vadeye yayılarak, köylünün içinde bulunduğu sıkıntılarda, borç ödemede, onların örgütlü gücü olan sulama birliklerinin borçlarını ödemede daha uygun bir taksitlendirme yapılmasının gerekli olduğuna inanıyoruz.

Bu vesileyle de özellikle su olayının da ülkemiz açısından giderek en önemli maddelerden biri olduğunun altını çizmek istiyorum. Bir dahaki konuşmamda da bu madde çerçevesi içerisinde, özellikle DSİ ve sulama konusundaki görüşlerimizi belirteceğim.

Bu duygularla önergemizin kabul edilmesini diliyorum ve huzurlarınızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Susam.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının 128. maddesindeki Ek Madde 2 nin sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“Ancak 1053 sayılı kanunun geri ödeme süresi ile ilgili 4 üncü maddesinin 4 üncü fıkrasında öngörülen 30 yıllık süre 50 yıl olarak uygulanır.”

                                                                                          Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Akcan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 128’inci maddesinin Ek 2’nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, söz konusu Ek Madde 2 nüfusu belli bir sayının üstünde olan, özellikle büyükşehir niteliğinde olan illerin belediyelerinin temin etmesi ve insanlarımızın tüketimine sunması gereken suyu kısmen veya tamamen Devlet Su İşleri tarafından yapılmış barajlardan temin etmesi hâlinde o barajın yapımıyla ilgili olarak yapılmış yatırımın, o yatırımda kullanılan ödeneğin, harcamanın bir kısmına ortak edilmesi borca ve bundan dolayı şekillenen borcun geri ödenmesi söz konusu.

Belediyelerimiz bu borçları ödeyemiyor. Eğer ödeyebilmiş olsalardı şimdi “çuval yasa” dediğimiz bu yasanın içerisinde onlara ödeme kolaylığı olsun diye bir hüküm getirilmezdi. Madem cezalarından, gecikme zamlarından, faizlerinden vazgeçiyorsunuz, bu ödeme kolaylığı olsun diye vazgeçiyorsunuz, “Ana parayı ödeyelim, otuz yıla da yayarak ödeyelim.” diyorsunuz. Bize göre bu otuz yıl yetersiz bir süre. Bunu elli yıl yaparsak zaten milletin verdiği vergilerle yapılmış olan barajlardan temin edilen suyun bir kısmının o vergiyi verenler tarafından içme suyu veya kullanma suyu olarak kullanılması hâlinde, belediyenin tahakkuk ettireceği para geri ödemeyi sağlayabilecek miktarda, yani metreküpü aşırı fiyatlarla kullanıcıya sunmak üzere fiyatlandırılıyor. Eğer burada ödeme kolaylığı olursa, belediyelerimiz bunun geri ödenmesinde kullanacakları parayı kullanıcıdan, suyu kullanandan tahsil ederken, düşük miktarlarda tahsil eder ve böylece kullanıcı kolay öder, kullanıcıdan parayı alan belediye de bunu geri kolay ödeyebilir mantığını ön planda tutuyoruz.

Anayasa’mız bir yandan insanlarımızın sağlıklı yaşamından devleti sorumlu tutuyor, sağlıklı yaşamın bir parçası da düzenli kullanma ve içme suyu teminine bağlı. Dolayısıyla, bunu temin etmede zorlanırsa belediyelerimiz, kendinden yüksek miktarlarda geri tahsil bedeli istenirse, kullanıcıya sunulan rakamlar da büyür. Oysa devletin bu sorumluluğunu, anayasal sorumluğunu yerine getirmede belediyeyi aracı olarak kullanıyorsak, belediyelere de bunda kolaylık sağlamamız gerekir düşüncesiyle biz bu önergeyi verdik, ancak önerge okunurken Sayın Bakan arkada başkalarıyla konuşuyordu. Ben saygı duyarım. İktidar partisi milletvekillerimiz de dâhil bakanlarımızı yerinde bulup dertlerini anlatamıyor ki. Hiç kimse bakan görme meraklısı falan değil, iktidar milletvekillerimiz de dâhil, yakalarsa konuşuyor, o da burada yakalıyor, burada önerge dinlemek yerine Sayın Bakan, başkalarıyla konuşuyor, konuşurken önerge okunuyor, “Kabul ediyor musunuz?”, “Hayır, etmiyoruz.” diyor ondan sonra. Niye kabul etmediniz Sayın Bakan? Neyi kabul etmediğini bilmiyor Sayın Bakan, çünkü meşgul.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Biz daha önce okuduk önergenizi.

ABDÜLKADİR AKCAN (Devamla) – Dolayısıyla, neyi, niçin getirdiğimizi, burada neyi niçin tartıştığımızı bilerek bu işi yaparsak, çok mantıklı, çok anlamlı kanunlar çıkarırız ve hangi amaçla çıkarıldığı, boyutu, eni boyu belli olan kanunlar çıkarınca da değişen hükûmetlerle dahi değişmeyecek, değişen zaman dilimiyle değişmeyecek, değişen şartlarla değişmeyecek, uzun yıllar geçerliliği, hükmü olan kanunlar çıkarma şansına sahip oluruz böylece, ama neyin, niçin verildiği mantığını bilmek suretiyle. Biz bu mantıkla, bu düşünceyle önerge vermiş durumdayız. Bilmem meramımı anlatabildim mi?

Anlattığım kapsam çerçevesinde, bu önergeyle ilgili desteklerinizi bekler, yüce heyeti saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akcan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 128’e bağlı geçici madde 7 üzerinde bir adet önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 128 inci maddesi ile 6200 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 7'nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                  R. Kerim Özkan                      Zekeriya Akıncı                        Şahin Mengü

                          Burdur                                     Ankara                                    Manisa

“Geçici madde 7- Bu Kanun ile 1053 sayılı Kanun hükümlerine göre inşa edilen baraj ve tesislerden kendilerine içme suyu tahsisi yapılanların, bu yatırımda içme suyuna isabet eden yatırım bedellerinin, geri ödemeleri ile süreleri protokole bağlanmış olanlarından, 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geçtiği hâlde bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olanlar için, bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne başvuruda bulunulması ve bu başvurular üzerine bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen 'dokuzuncu ayın sonuna' kadar durumları Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce tespit edilen borçlulara yapılan bildirim üzerine alacak asıllarının, bildirimi takip eden aydan başlamak ve ikişer aylık dönemler hâlinde azami onsekiz taksitte ödenmesi şartıyla ödenen kısma ilişkin fer'i alacakların tamamının tahsilinden vazgeçilir. Protokole bağlanmış yatırım bedeli geri ödemesinden kalan alacaklar, toplam süre otuz yılı geçmemek üzere, 1053 sayılı Kanuna göre ek protokol yapılmak ve fer'i alacak hesaplanmamak suretiyle revize edilir.

Bu maddenin yayımlandığı tarihten önce dava konusu edilmiş ve/veya icra takibi başlatılmış alacaklar için, borçlunun bu madde hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunması halinde, davalar sonlandırılır ve icra takipleri durdurulur. Bu durumda, borçluların mahkeme ve icra masrafları ile vekalet ücretini ilk taksit tutarı ile birlikte ödemeleri gerekir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutalım?

K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Başvuru süresi ve vade konusunda iyileştirmeler yapılması ve maddenin daha iyi anlaşılabilmesi için işbu değişiklik önergesi verilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, çerçeve madde 128’i bağlı ek madde 2 ve bağlı geçici madde 7 ile birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 129 üzerinde üç adet önerge vardır; önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

606 sıra sayılı kanun tasarısının 129'uncu Maddesine bağlı Ek Maddenin  aşağıdaki  şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Ek Madde 1 - Barajlarda ve/veya tesislerde bu Kanunun 4 üncü maddesine göre veya diğer kanunlara istinaden belirlenen maksat oranı veya oranları Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”

                 M. Nezir Karabaş                        Nuri Yaman                              Sırrı Sakık

                           Bitlis                                        Muş                                         Muş

                                          Hasip Kaplan                           Fatma Kurtulan

                                                Şırnak                                          Van

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 129 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                   Zekeriya Akıncı                      R. Kerim Özkan                     Mevlüt Coşkuner

                          Ankara                                    Burdur                                     Isparta

Madde 129- 1053 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Ek Madde 1- Baraj ve tesislerde bu Kanunun 4 üncü maddesine veya diğer kanunlara göre belirlenen maksat oranı veya oranları Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayı ile değiştirilebilir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 129. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Emin Haluk Ayhan             Doç. Dr. Mehmet Günal                   Metin Ergun

                          Denizli                                    Antalya                                     Muğla

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                          Manisa                                     Konya                                     Mersin

                                          Ahmet Bukan                          Metin Çobanoğlu

                                               Çankırı                                      Kırşehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Cengiz. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KEMAL CENGİZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 129’uncu maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergemiz doğrultusunda söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bu önergemiz ile 129’uncu madde ve buna bağlı olarak ek  madde 1’in tasarıdan çıkarılmasını talep ettik. Özellikle bu tasarıda, belediyelerimizle ilgili, su taksimatıyla ilgili ve belediyelerimizin Devlet Su İşlerinden alacağı içme suyu, kullanma suyu ve/veya endüstriyel sularla ilgili çalışmalara baktığımızda, zaten bu düzenleme, 1053 sayılı Belediye Teşkilatı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanun’un 4’üncü maddesinde yer almıştır. Dolayısıyla Kanun’un 4’üncü maddesinde bu maksat oranları açıkça ifade edilmiştir. Bu maksat oranlarının ve ödemeyle ilgili, Devlet Su İşlerinin bu konudaki yapılanması ve oranların belirlenmesi hâlinde… Bu ek maddeyle, bu oranların tespiti, onayı, ilgili, Devlet Su İşlerinin bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayına sunulmaktadır ve buna bağlanmak istenmektedir. Dolayısıyla, hem belediyeler arasındaki adalet zeminini ortadan kaldıracak hem de siyasallaşacak hem de içme ve kullanma suyu gibi zaruri bu iş ve işlemlerin tamamen siyasallaşmasına vesile olacaktır. Biz, özellikle bunun bu maddeyle, bu torba kanun tasarısıyla daha dar bir alanda konuşulmasının doğru olmadığını, daha bir kanun düzenlemesiyle geniş bir tabanda mütalaa edilerek, Meclis çatısı altında değerlendirilerek bunun ayrı bir yasayla ve geniş çaplı bir müzakere noktasından sonra ele alınıp değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Zaten yasada mevcut olmasına rağmen bunun niçin, neden eklendiğini ve bunun bakanın teklifine ve Başbakanın onayına bırakıldığını ve Başbakanın bütün işini, gücünü bırakıp da bu su işlerini takip etmesi noktasında da bir zaman kaybını da bir Başbakana bağlamak ve bunu daha da siyasal bir zemine çekmek hiç doğru değildir, bu tamamen yanlıştır, bunun bu tasarıdan çekilmesi lazım ve bizim önergemiz de bu doğrultudadır.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, özellikle son zamanlarda yerel yönetimlere baktığımızda yerel yöntemlerde -eski bir belediye başkanı olarak da- haksız uygulamaları, iktidarın belediyeler üzerindeki tasarruflarını, baskılarını görmekteyiz. Özellikle son zamanlardaki belediyeler üzerindeki soruşturma, kovuşturma, açığa alma ve baskılar noktasındaki iktidar işlemleri tamamen siyasal, yanlı, baskıcı ve baskı altına alan, özellikle muhalefet belediye başkanlarını daha da zorlayıcı, onları etkileyici bir duruma gelmiştir. Gerçekten, belediye başkanlarımız, özellikle yapmış olduğu işlemlerde, ihalelerde muhalefet sıkı sıkıya denetim altına alınırken iktidar belediye başkanlarının yapmış olduğu ve bu kürsüden de dile getirmiş olduğumuz birçok belediyeyle ilgili, özellikle de benim önergelerim bulunduğu noktada, İçişleri Bakanlığınca işlem yapılmamış, İçişleri Bakanlığının uygulamaları Adana’da, Kayseri’de, Elâzığ’da ve başka ilçelerimizde farklı tezahür etmiştir. Özellikle bu uygulamaların İçişleri Bakanlığının belediye başkanları üzerindeki baskıcı ve belediye başkanlarımızın iş ve işlemlerini ürkek ve korkak bir zemine çekmesi, özellikle muhalefet belediye başkanlarımızın çalışmalarını da psikolojik olarak etkilemektedir.

Özellikle buna bağlı olan yerel yönetimlerde sulama birlikleriyle ilgili… Bu kanunda, sulama birliklerinin kadrolarında bulunan işçilerimizin ve memurlarımızın norm kadro fazlası olanlarının başka kurumlara geçirilip geçirilemeyeceği konusunda da bir fluluk vardır. Bunun da ortaya çıkarılması, bunun da buradan açıklanması gerekmektedir. Gerçekten bunun cevabı verilememektedir.

Özellikle muhtarlarımızın da beklentileri çok fazladır yerel yönetimlerde ve muhtarlarımızın özellikle özlük hakları konusunda da ciddi iyileştirmeler olması gerektiğine inanıyoruz.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Cengiz.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 129 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

Madde 129- 1053 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Ek Madde 1- Baraj ve tesislerde bu Kanunun 4 üncü maddesine veya diğer kanunlara göre belirlenen maksat oranı veya oranları Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanın teklifi ve Başbakanın onayı ile değiştirilebilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, buyurun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Bakan teşekkür ederim. Demin… Ben o komisyonda değilsem de o komisyonda saat saat, dakika dakika her şeyi biliyorum: Alt komisyona ne zaman gitti, ne zaman geldi… Ama dokuz seneden sonra Sayın Bakanım, dokuz senedir ben bunu söylüyorum. Siz bana… Daha komisyona bundan altı ay önce geldi, bekledi, sonra alt komisyona gitti; dakika dakika, saat saat biliyorum. Çünkü sulama birlikleri bu ülkenin her şeyidir, tarımın her şeyidir. Bu nedenle dakika dakika biliyorum Sayın Bakanım ama siz şunu yapın: Komisyondan çıktı, Genel Kurula gelsin, Genel Kurula. Bu kanun, Meclis bitmeden gelsin Sayın Bakan, gidin kalıbınızı koyun, kellenizi koyun “Bu kanunu getirin.” deyin.

Değerli arkadaşlarım, biraz önce bir telefon aldım. 2005 ve 2006 yılları arasında Türkiye'de acaba satılan minibüs sayısı kaç tane? Ne oluyormuş biliyor musunuz? “ABS freni yoktur” diye… Bunları sattılar. 2005-2006, satılan tüm minibüslerin hiçbiri ABS’li değilmiş! Haa, şimdi diyorlarmış ki: “Arkadaş, biz bunları muayene etmiyoruz, ABS’siz minibüsler muayene edilmeyecek.” Çöpe mi atalım arkadaşlar bunları? Başka bir formülü yok mu bunların? Özellikle illerden ilçelere giden bu minibüslerin şoförleri, sahipleri… 30 bin liraymış bunların tanesi, fiyat düşmüş 10 bin liraya. Birileri bir oyun oynuyor, birileri bir oyun oynuyor. Eğer bunun çözümü “Arkadaş, biz bu minibüsleri muayene etmiyoruz.” Ne yapacak, çöpe mi atacaklar? Daha beş yaşındalar. Efendim, müsaade etmiyormuş, yani “ABS takalım.” diyorlarmış, ona da müsaade etmiyorlarmış. Bir çözümsüzlük var, dikkatlerinize sunuyorum. Bu insanlar perişan, dikkatlerinize sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, bir başka konu, tabii, burada belediyelerle ilgili bir konu bu ama belediyelerin… Acaba, Sayın Bakan, her belediyeye eşit parayla mı bunu yapacaksınız? Çünkü sizin belediyeler arasında bir adaletiniz yok. Belediye payları ve özel idare payları Türkiye'de adaletsiz dağıtılıyor.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Nüfusa göre…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır efendim, nüfusa göre de değil. Büyükşehir olacaksın, malı götüreceksin. Bir dakika, ben size örnekler vereyim: Büyükşehir olursan 1 kişiden 5,5 lira alacaksın, hem belediye payı hem özel idare payı. Afyon’da kaymak vardı Sayın Bakan, ballı kaymak. Bir tane köyü yok, hem özel idare payı hem belediye payı; haksızlık. Bir kere, bu maddede şöyle bir şey koyun Sayın Bakan: Büyükşehirlere ayrı tarife uygulayın, çünkü parayı onlara veriyorsunuz. Hak eden 600 bin nüfuslu Şanlıurfa’ya yazık etmiyor musunuz? “Büyükşehir” dediğiniz –isim vermek istemiyorum, daha fazlasını verin, ama hakkaniyetle verin- bazı illerin iki kat nüfusuna sahip olan bir Şanlıurfa’nın hakkını acaba ne zaman daha yemeyeceksiniz. Geldi, gelecekti… Ama, bana öyle sesler geliyor ki, bu bahar da geçiyor. Bakın, buradan uyarıyorum -Denizli milletvekilim nerede?- bahar geçiyor, bu baharda da yine bir şarkı dinleyeceğiz; gelecek bahara. Hepinizi uyarıyorum.

Hepinize teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na

606 sıra sayılı kanun tasarısının 129'uncu Maddesine bağlı Ek Maddenin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Ek Madde 1 - Barajlarda ve/veya tesislerde bu Kanunun 4 üncü maddesine göre veya diğer kanunlara istinaden belirlenen maksat oranı veya oranları Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından belirlenir.”

                                                                                             Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Sakık buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de önergemiz üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi bu torba yasası görüşülmeye başlanırken herkes buna bir ad koydu. Ben de merak ettim, ya ne kadardır ağırlığı? Tarttım, 1 kilo 200 gram. Ama dönüp baktığımızda gerçekten içinde adalet yok, hakkaniyet yok.

Şimdi belediyelerle ilgili yasalar görüşülüyor. Peki, Sayın Bakanım, gerçekten siz bütün belediyelerde adil misiniz? Hakkaniyet duygunuz var mıdır? Bütün bakanlıklardan belediyelere nasıl kanallar açıldığını biliyoruz. Mesela Diyarbakır Belediyesiyle İzmir Belediyesi, Ankara Belediyesiyle, İstanbul Belediyesiyle eş değerde midir? Bunu söyleyemezsiniz veyahut da beldeler, Barış ve Demokrasi Partisine ait olan, Milliyetçi Hareket Partisine, Cumhuriyet Halk Partisine ait olan beldelerle size ait olan belde belediye başkanlıkları aynı oranda buradan pay alıyor mu? Almıyorlar. Siz bu konuda hakkaniyet duygusu içinde değilsiniz. Bu torba yasasında böyle.

Hele siz emek cephesine gerçekten düşmansınız. Bakın, Tekelde çalışan işçileri aldınız. Ne yaptınız? Perişan bir hâldeler şu an ve bu işçilerin büyük bir çoğunluğu değişik kurumlarda çalışıyorlar, kendi illerinden başka illere gidiyorlar. Bu işçilerin büyük bir çoğunluğu çoluk çocuğunu terk edip gitti. Şimdi bu torba yasasında yeniden belediyelerde çalışan işçileri başka alanlara göndereceksiniz.

Bakın, bunlardan biri 4/C’li. Tekelden 4/C’li olarak Danıştaya gönderdiniz. Danıştaya başvuruda bulunuyor ve bu arkadaşımızın adı Ferit Demir. Danıştaya başvuruyor. Danıştay toplanıyor. Özürlü bir kardeşimiz. Danıştay “Biz seni alamayız.” diyor. Çünkü Danıştaya manken lazım! “Özürlü olduğu için kabul edemeyiz.”

Bakın, hukukun ve adaletin olduğu alanlarda bile özürlüye uygulanan muameleyi hep birlikte gördük. Elimizde belgeler. Bu arkadaşımız Danıştaya başvuruyor, alınmıyor; yetkili kurumlara başvuruyor, bu yine gerçekleşmiyor. Kime başvurması gerekir? Siz bu torba yasasında yeni mağduriyetler yaratıyorsunuz. Peki, bu insanların sığınabileceği bir liman neresi olabilmeli? Limandan vazgeçtik, bir saçak arıyoruz, o bile yok. Yani bu ülkede adalet ve hukuk dağıtan kurum bile, özürlü olan Ferit Demir’i işe almıyor. Ferit Demir her gün bütün grupların kapısını çalıyor, “Elinde belgelerim var ve ben 4/C’li olarak bu noktada mağdurum.” diyor ama buna rağmen, işçiler bu noktada perişan.

Siz, bu torba yasasına 55 bin civarında köy muhtarını dâhil etmediniz, yine 3.200 dolayında il genel meclisi üyelerini dâhil etmediniz. Yani bunlar o kadar cüzi bir maaş alıyor ki yol paralarını karşılamıyor. “Halkın iradesi” diyorsunuz, halkın milletvekilleri hangi iradeyse il genel meclisi üyeleri de o irade olmalı ve bu yasadan pay almalıdırlar, muhtarlar aynı şekilde. Siz bunlara da bu uygulamayı yapmadınız.

Bakın, basın emekçileri cezaevinde. Kimi yüz altmış altı yıl ceza almış. Azadiya Velat gazetesi yazı işleri müdürü yaklaşık dört yüz yıl ceza aldılar. Buraya koyabilirdiniz. Yani düşüncesini ifade ettikleri için bunlara hayat hakkı tanımadınız ama diğer taraftan, holdingleri, şirketleri büyük bir oranda kollayan, koruyan bir anlayışınız var. Yani onun için diyoruz ki ülkenin her tarafında hakkaniyet ve adalet olmalıdır. Ama bir taraftan, düşüncelerini ifade eden gazeteciler, yüz elli altı yıla mahkûm olanlar cezaevinde, 56 gazeteci şu anda cezaevinde kalıyor ama kimsenin kılı kıpırdamıyor ve burada torba yasası… Aklınıza gelen her şeyi bu torba yasasına dâhil ettiniz ama bu torba yasası belki seçimlerde sizlere bir miktar katkıda bulunabilir ama iç barışımıza bu torba yasası gerçekten bir katkıda bulunmuyor çünkü torba yasasında adalet yok, hakkaniyet yok, eşitlik yok, kardeşlik yok.

Kardeşlik dolu yıllar diliyorum. Başka söyleyecek laf yok.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 130 üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 130. maddesi ile 16.12.1960 tarih ve 167 sayılı kanunun 10. maddesine eklenen fıkraya “Yönetmelik en geç bir ay içinde yürürlüğe konulur.” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                Emin Haluk Ayhan             Doç. Dr. Mehmet Günal                   Metin Ergun

                          Denizli                                    Antalya                                     Muğla

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                          Manisa                                     Konya                                     Mersin

                                          Ahmet Bukan                            Yılmaz Tankut

                                               Çankırı                                       Adana

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 130 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                  R. Kerim Özkan                     Mevlüt Coşkuner                        Rasim Çakır

                          Burdur                                     Isparta                                      Edirne

                                                                     Enis Tütüncü

                                                                        Tekirdağ

Madde 130- 16/12/1960 tarihli ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 10 uncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Kuyu, galeri, tünel ve benzerleri üzerine buralardan çekilecek yeraltı suyu miktarının tespitini sağlayacak ölçüm sistemleri kurulmadan, kullanma belgesi verilemez. Bu ölçüm sisteminin özellikleri Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Katılmıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Tütüncü, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 130’uncu maddesinin değiştirilmesi konusunda bir önerge vermiş bulunuyoruz. Önergemizin amacı maddenin daha iyi anlaşılmasına dönüktür ve önergemizin amacı maddede yazılı yönetmeliğin kimin tarafından çıkarılacağına açıklık getirilmesi açısından önemlidir. Öyle sanıyorum ki bu önergemize kabul oyu vereceksiniz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle ben, Sayın Bakanımızın bulunduğu bu oturumda Tekirdağ’ımızla ilgili düşünülenin ötesinde önemli bir sıkıntımızı dile getirmek istiyorum.

Konu şudur: Tekirdağ özeli, Trakya geneli, hepimizin bildiği gibi yer altı ve yer üstü su kaynakları açısından son derece fakir bir yöremizdir Türkiye’de. Yer altı su kaynakları hızla tükeniyor, yer üstü su kaynakları zaten kullanılabilecek durumda değil. Hepimiz biliyoruz ki Çorlu Deresi, Ergene Deresi zehir akıyor; ağır metallerle birlikte canlı yaşaması mümkün değil, kullanılması kesinlikle mümkün değil, yer altı su seviyesi de her geçen gün düşüyor.

On-on beş sene öncesine kadar değerli milletvekilleri, 50 metreden, 60 metreden son derece güçlü ve temiz artezyen suyu elde ediliyordu; şimdi 300 metre, 400 metre, 450 metreye düşmüştür yer altı su seviyesi ve son derece yetersiz, güçsüz çıkmaktadır, aynı zamanda temiz de değildir.

Şimdi, buradan şuraya gelmek istiyorum: Tekirdağ, özellikle son yıllarda, ekonomik krizin de etkisiyle, Türkiye coğrafyasının dört bir yanında işini yitirmiş olan insanların öbek öbek, akın akın gelmiş oldukları bir il. Zaten hızlı nüfus artışı ve iç göç baskısı açısından önde gelen illerden biriydi ama şimdi Türkiye ikincisi. Hızlı göç baskısı ve net nüfus artış hızı bakımından Türkiye ikinciliği konumu Tekirdağ’ın geleneksel sorunlarının ötesinde ve yanında su kıtlığı sorununun da eskisiyle kıyaslanamayacak şekilde önem kazanmasına neden olmuştur.

Değerli milletvekilleri, bakınız, Türkiye’de potansiyel kullanılabilir su miktarı kişi başına yıllık 1.600 metreküp/yıl bilebildiğimiz kadarıyla; Trakya’da 500 metreküp/yıl, Tekirdağ’da daha da düşük, ama Trakya geneli olarak söyleyeyim: Trakya’da Türkiye ortalamasından çok düşük seviyedeki bu potansiyel su kaynaklarının yüzde 60’ına yakını kullanılmış durumdadır. Türkiye ortalaması 1.600 metreküptür. Dikkatinizi çekiyorum, Tekirdağ, Trakya 500 metreküp. Türkiye ortalamasının üçte 1’inden daha az bir su potansiyeline sahibiz. Türkiye’de ortalama su potansiyelinin yüzde 25’i kullanılıyor, Tekirdağ yüzde 60’ını kullanmaya başlamış. Alarm zilleri çalmaktadır. Bir an önce bu yer altı su kaynaklarının takviye edilmesi açısından ne yapılması gerekmektedir: Bize göre, Trakya’da toprak göletler yapma seferberliğine bir an önce gidilmesi gerekiyor. Bir zamanlar Devlet Planlama Teşkilatındayken… Tekirdağ’da iki yüz dolayında toprak gölet yapılacak bir potansiyel olduğu ortaya çıkmıştır.

Sayın Bakan, lütfen, Tekirdağ’da ve Trakya’da hızla yaklaşan bu su kıtlığı sorununun bir an önce çözümüne yardımcı olunuz.

Teşekkür ederim.

M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Karar yeter sayısı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam Sayın Hamzaçebi.

Evet, önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım: Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.05

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 130’uncu maddesi üzerinde verilen Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 130. maddesi ile 16.12.1960 tarih ve 167 sayılı kanunun 10. maddesine eklenen fıkraya “Yönetmelik en geç bir ay içinde yürürlüğe konulur.” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) - Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Tankut, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TANKUT (Adana) - Sayın Başkan değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı kanun tasarısının 130’uncu maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bize göre Türkiye, başta terörle mücadele olmak üzere yargı, adalet, siyaset, eğitim, tarım, sağlık, sosyal,  ekonomi ve daha pek çok alanda, belki de siyasi tarihinin en kötü şekilde yönetildiği ibretlik bir dönemi yaşamaktadır. Ancak biz bunları söylerken, sözlerimiz siyasi taassupla değerlendirilip ikazlarımızın kulak arkası edildiğini, bazen de aşırı tepki ve alınganlıkla karşılandığını biliyoruz. Oysa bu tür bir anlayışın ne ülkeye ne de iktidara hiçbir faydası yoktur.  Hiç umudumuz olmasa da, muhalefet olarak yaptığımız uyarılara karşı AKP iktidarından daha hoşgörülü, daha anlayışlı olmalarını bekliyoruz ve haziran ayında yapılacak seçimlere kadar sabırla beklemeye de devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, yer altı sularıyla ilgili olan bu maddeyle doğrudan ilgili olan kurum, hiç şüphesiz ülkemizin en köklü kuruluşlarından birisi olan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve ona bağlı bölge ve şube müdürlükleridir.

167 sayılı Yer Altı Suları Hakkında Kanun gereğince 10 metreden daha derin açılacak her türlü su temin amaçlı sondaj kuyusu için Devlet Su İşlerinden yer altı suları kullanma belgesi almak gerekmektedir. Bu belgede, kuyudan çekilecek suyun hangi amaçla ve ne kadar kullanılabileceği özellikle yazılmaktadır. Belge sahibinin de kendisine tahsis edilen bu su miktarını kullanması esastır.

Bu madde bu gerekçe ile hazırlanmış olup, doğru olarak kabul edilebilir çünkü günümüzde Devlet Su İşleri, İller Bankası, il özel idareleri haricinde, çiftçiler tarafından açılmış çok sayıda belgeli-belgesiz sondaj kuyusu mevcuttur. Sadece Konya kapalı havzasında 2009 yılı sonu itibarıyla 100 bin adetten fazla kaçak kuyu açılmıştır. Bu kuyularla ne kadar su çekildiği bilinmemektedir, dolayısıyla rezervden ne kadar suyun eksildiği de belirlenememektedir. Sağlıklı bir su yönetimi için ise bu bilgiler elbette fevkalade önemlidir. Ancak bu maddeyle, yine Devlet Su İşlerine yurttaşlık görevi gereği başvuran ve başvurmuş olanlara saat sisteminin kurulmasının şart koşulması başvuru yapan çiftçilerimizi maddi yönden cezalandıracakken, kaçak açılan kuyulara hiçbir şey yapılmamış olacaktır. Saat sistemi faydalı olmakla beraber çiftçilerimize ek bir yük getirecektir. Zaten uygulanan beceriksiz tarım politikaları ile âdeta yok edilen çiftçilerimize ilave olarak böyle bir yükü yüklemek ise bize göre hiç doğru değildir ve bu yükü devletin karşılaması icap etmektedir.

Diğer taraftan, sondaj kuyularıyla çekilen yer altı suyu için şüphesiz enerji gerekmektedir. Enerji bedeli ise günümüzde fevkalade pahalıdır ve hiçbir çiftçi bu pahalılıktan dolayı kuyudan lüzumsuz suyu çekmeyecektir. Ancak günümüzde çiftçiler hâlen salma sulama yöntemlerini kullanmaktadır ki, bu da fazladan su sarfiyatı demektir. Amaç sudan tasarruf sağlamak ise devlet sübvanse etmek suretiyle özellikle damla sulama sistemlerini mutlaka teşvik etmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu sistemin tamamı devlet tarafından karşılanmış ve Güzelyurt akiferinde azami tasarruf bu sayede sağlanmıştır.

Sayın milletvekilleri, Devlet Su İşleri’nin görev ve sorumluluk alanlarından birisi de vatandaşımızın can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürecek taşkınlara karşı önlem almak ve bu noktada gereken çalışmaları yapmaktır. Ancak ne hazindir ki, ülkemizin birçok bölgesinde nice verimli tarımsal alanlar hatta yerleşim alanları ani su baskınlarına maruz kalmakta, ciddi zarar ve ziyana hatta can kayıplarına yol açmaktadır. Dolayısıyla Çevre ve Orman Bakanlığının bu alanlarda ifa etmesi gereken pek çok görevini de tam manasıyla yapmadığı gözükmektedir. Örneğin iki yıl önce Adana’da Seyhan ve Çatalan baraj kapaklarının çiftçilerimize, köylülerimize ikaz dahi yapılmadan açılması sonucu binlerce dönüm ekili alanda meydana gelen ziyanlar hâlen unutulmuş değildir ve hâlen o ziyanların mağduriyetini yaşayan çiftçilerimiz mevcuttur. Daha geçtiğimiz aylarda ekim mevsiminde suyun en çok lazım olduğu bir dönemde tarım alanlarının susuz bırakılması sonucu yine binlerce üretici mağdur olmuştur. Çevre ve Orman Bakanlığından bu konudaki soru önergemize verilen ibretlik cevapta ise Çukurova’da susuzluk çekilmediği ifade edilmiştir. Yani Adana ile Mersin’in Tarsus ilçesi sınırlarında üretim yapan çiftçilerimiz yalancıktan feryat etmişler, yine bu cevaba göre kaba bir tabirle numara yapmışlardır.

Dolayısıyla, AKP Hükûmetinin hiç olmazsa seçim atmosferine girdiğimiz bu zaman dilimi içerisinde her şeyi tozpembe göstermekten artık vazgeçerek vatandaşlarımızı daha fazla mağdur etmemesi gerektiğini hatırlatıyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 131’e bağlı geçici madde 2 üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 131. maddesinde yer alan “GEÇİCİ MADDE 2 deki “üç ay içinde” ibaresinin “bir ay içinde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Emin Haluk Ayhan             Doç. Dr. Mehmet Günal                   Metin Ergun

                          Denizli                                    Antalya                                     Muğla

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                          Manisa                                     Konya                                     Mersin

                  Metin Çobanoğlu                      Yılmaz Tankut                         Ahmet Bukan

                         Kırşehir                                    Adana                                     Çankırı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 131 inci maddesi ile 167 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 2’nin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                  R. Kerim Özkan                       Abdullah Özer                          Ahmet Ersin

                          Burdur                                      Bursa                                       İzmir

“Geçici Madde 2- 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında çıkarılması öngörülen yönetmelik, altı ay içinde hazırlanarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlık tarafından yürürlüğe konulur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)  - Katılıyorum.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Ahmet Ersin konuşacak.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Ersin. (CHP sıralarından alkışlar)

AHMET ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yüksek heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, daha önceki konuşmamda da söyledim, 1.666 gram ağırlığındaki ve yedi yüz altmış sekiz sahifeden ibaret bu kanun tasarısını, torba kanun tasarısını çok fazla incelediğinizi sanmıyorum çünkü zaman itibarıyla da belki buna fırsat bulamadınız ama verdiğimiz önergelere de hiç dikkat etmiyorsunuz, önergelerin ne içerdiğini bile araştırmadan reddediyorsunuz. Dolayısıyla, bunu da reddedeceksiniz, bundan çok eminim. Ancak Sayın Millî Savunma Bakanı buradayken bir sıkıntımı sizlerle paylaşmak isterim, Sayın Bakana da iletmek isterim.

Değerli arkadaşlarım,Türk Silahlı Kuvvetleri, ordumuz, Orta Doğu’nun ve Balkanların çok güçlü bir ordusudur.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Bakan dinlemiyor.

AHMET ERSİN (Devamla) – Sayın Bakanım, Sayın Millî Savunma Bakanı, size hitap ediyorum, dinler misiniz.

AHMET YENİ (Samsun) – Genel Kurula hitap edin, Genel Kurula…

AHMET ERSİN (Devamla) – Genel Kurula hitap ediyorum ama Sayın Bakanın da ilgisini çeker diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türk Silahlı Kuvvetleri, ordumuz, Orta Doğu ve Balkanların en güçlü ordusu, iftihar ediyoruz.

SIRRI SAKIK (Muş) – Dün de “kartondan kabadayı” dediniz.

AHMET ERSİN (Devamla) – …ve bu silahlı kuvvetlerde, bu orduda hepimiz şerefle askerlik yaptık. Bizden sonra gelen çocuklarımız da, aynı şekilde, şerefle bu orduda askerlik yapacaklar.

Cuma günü gece yarısı, on yıllık polislerin askerlikten muaf olmasına ilişkin bir kanun tasarısı görüşüldü ve kabul edildi ama ondan sonraki gelişmeler bana göre son derece can sıkıcı.

Değerli arkadaşlarım, askerlikten muaf olan polislerin eşleriyle çocuklarıyla birlikte İstanbul ve Ankara’da Sayın Başbakanı alkışlamaları, teşekkürlerini iletmeleri, abartılı bir şekilde memnuniyetlerini iletmeleri ve Sayın Başbakanın da aynı şekilde onlara “Askerlikten yırttınız.” diye cevap vermesi ve onları alkışlaması, üzülerek belirteyim ki, son derece can sıkıcıdır.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, askerlik, asker ocağı bir çilehane değil. Bütün çocuklarımız, gençlerimiz severek asker oluyorlar ve bu en kutsal vatan görevini coşku içinde tamamlıyorlar. Ancak gerek askerlikten muaf olan on yıllık polis memurlarının coşkulu bir şekilde askerlikten kurtulmuş olmalarını ifade etmeleri ve gerekse Sayın Başbakanın “Yırttınız askerlikten.” diye cevap vermesi, böyle bir söylemde bulunması, sanıyorum, şu an silah altında olan gençlerimizde ve bundan sonra askere gidecek olan gençlerimizde bir duygu kırılmasına sebep olabilir.

Değerli arkadaşlarım, bir Başbakanın, askerlik görevini, bu kutsal görevi yapmak isteyenlere ya da bu kutsal görevden bir şekilde kendisini kurtarmış olanlara “Hadi bakalım, askerlikten yırttınız.” diye cevap vermesi, bu şekilde karşılaması, böyle bir tanımlama yapması son derece de ayıptır. Bir Başbakana yakışan söylem değildir. Hem Türkiye Cumhuriyeti’nin Silahlı Kuvvetlerinin Orta Doğu’nun ve Balkanların en güçlü ordusu, hatta dünyanın sayılı ordularından olduğunu söyleyeceğiz… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

MEHMET EMİN TUTAN (Bursa) – Süheyl Batum “Kâğıttan kaplan” diyor!

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – “Kâğıttan kaplan” demediniz mi?

AHMET ERSİN (Devamla) – …hem orada askerlik görevini, vatan görevini yapmanın kutsal bir görev olduğunu söyleyeceğiz, diğer taraftan da Başbakan, bu ülkenin en güçlü insanı Başbakan askerden kurtulmanın yolu yöntemi olarak “Hadi bakalım, yırttınız.” diye bir söylemde bulunacak! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Sayın Vekilim, Süheyl Batum’a ne diyeceksin, Süheyl Batum’a?

AHMET ERSİN (Devamla) – Bu yakışmıyor, Başbakana yakışmıyor değerli arkadaşlarım.

AHMET YENİ (Samsun) – Sen Süheyl Batum’a ne dedin?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri…

AHMET ERSİN (Devamla) – Sanıyorum şu an askerde olan gençlerimizde ve askerlik için sıra bekleyen gençlerimizde bir duygu kırılmasına sebep olmuştur. Bir ayrıcalık yapıldığına ilişkin bir duygu kırılmasına sebep olabilir. O nedenle bunu belirtmek istedim.

Sayın Millî Savunma Bakanının bu söylemlere, bu davranışlara karşı, bu abartılı davranışlara karşı bir tavır göstermesini beklerdim ama maalesef seyretmekle yetindi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET YENİ (Samsun) – Süheyl Batum’a ne dedin, Süheyl Batum’a?

AHMET ERSİN (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, ordumuza kimse bir şey söyleyemez.

AHMET YENİ (Samsun) – Diyebildin mi, onu söyle, onu.

AHMET ERSİN (Devamla) – Söylediğim gibi, hepimizin iftihar ettiği ordumuza kimse yanlış bir yaklaşım içinde bulunamaz, kimse ordudan, vatani görevinden bir şekilde uzaklaşmış olanlara “yırttınız” diye cevap veremez.

Saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersin.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Karar yeter sayısı istiyoruz.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Yoklama talebi vardır önergenin oylamasından önce, onu yerine getireceğim.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Diren, Sayın Öztürk, Sayın Yazar, Sayın Susam, Sayın Tütüncü, Sayın Ersin, Sayın Köse, Sayın Süner, Sayın Güner, Sayın Dibek, Sayın Emek, Sayın Özer, Sayın Baratalı, Sayın Ünsal, Sayın Karaibrahim, Sayın Küçük, Sayın Koçal, Sayın Mengü, Sayın Seyhan, Sayın Özyürek.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Efendim, kabul edildi mi önerge, edilmedi mi?

BAŞKAN – Kabul edilmedi efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, kabulü için kaldırdık ama biz.

ORHAN ZİYA DİREN (Tokat) – Kabul için kaldırdılar efendim.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Siz ne diyorsanız odur ama kabul için kaldırdık Sayın Başkanım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hayır, hayır, reddettiniz, ret!

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Neyse, bir daha oylayalım!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hayır, reddettiler Sayın Başkanım, ret!

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Hükûmet kabul etti, Komisyon takdire bıraktı.

BAŞKAN – Hayır, Hükûmetin katıldığı doğru ama ben “Kabul edenler… Kabul etmeyenler…” dedim ve kabul edilmedi.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Her şey çorbaya döndü zaten, bu da karışsın!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Tamam Sayın Başkan tamam, reddettiler.

BAŞKAN – Bir yanlışlık oldu, yoklama istenince karıştı işler.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Muhalefet kendi önergesinde yoklama istediği için şaşırdık doğrusu.

BAŞKAN – Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 131. maddesinde yer alan “GEÇİCİ MADDE 2 deki “üç ay içinde” ibaresinin “bir ay içinde” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Tankut, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülen kanun tasarısının 131’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, yağışlardan dolayı oluşan taşkınların erkenden öğrenilmesi, gereken önlemlerin alınması ve oluşabilecek can ve mal kayıplarının en aza indirgenmesi için özellikle kamunun bu konuda gerekli yatırımları yapması artık kaçınılmaz bir hâl almıştır.

Suyun aktığı doğal yataklarında beklenmedik ve kontrol edilemeyen su akışlarına hepinizin bildiği gibi sel denilmektedir. Ülkemizde görülen doğal afetler içinde sel, depremden sonra en büyük can ve mal kayıplarının görüldüğü hadiselerdir. Her yıl, can kayıplarımız bir yana, bu afetlerden kaynaklanan ekonomik kaybın ortalama 160 milyon Türk lirası olduğu hesaplanmıştır.

Dünyada son yirmi yılda doğal afetler nedeniyle 1,5 milyon kişi hayatını kaybetmiştir. Dünyada afet riski altında bulunan nüfusun yüzde 15’i gelişmiş ülkelerde olmasına karşılık can kayıplarının sadece yüzde 1,8’i gelişmiş ülkelerde meydana gelmiştir. Kalkınmakta olan ülkelerin afetler sonucu ekonomik kayıpları ise gelişmiş ülkelerin 20 mislidir. Bu durum doğal afetlerin mücadele edilebilir olaylar olduğunu, gelişmiş ülkelerde başarılı müdahaleler nedeniyle ziyanın en az düzeyde yaşandığını göstermektedir. Devlet Su İşlerinin verilerine göre son yirmi yılda tüm Türkiye’de üç yüzü aşkın taşkın meydana gelmiş, bu taşkınlarda yaklaşık 500 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

Seller elbette ki doğal ve meteorolojik olaylardır ancak afete dönüşmesinin nedeni ise yönetememe durumudur ve bu durumdan da elbette hükûmetler ve yerel yönetimler sorumludur. 8-9 Eylül 2009 tarihinde İstanbul ve Trakya bölgesinde yaşanan sel felaketi yerel yönetimler ve kamu kurum ve kuruluşları açısından ders çıkarılması gereken vahim olaylardır. Bu felaketlerde 33 kişi ölmüş ve ciddi maddi ziyanlar meydana gelmiştir. Yerel yönetimler ve İktidar temsilcileri ise bu acı durumu maalesef o günlerde “Takdiriilahi” şeklindeki açıklamalarda geçiştirmişlerdir.

Bu son sel felaketi de göstermiştir ki Türkiye’de afet yönetimi gerçekleştirilememektedir. “Afet yönetimi” kavramı her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olma, olası zararları azaltma, imkânları optimum kullanma, planlama, karar alma ve değerlendirme çalışmalarının tümünü içine almaktadır. Başka bir ifadeyle afet yönetimi, afet öncesi ve sonrası yapılacak işleri kapsamaktadır. Afet sonrası müdahaleler genel olarak “kriz masası yönetimi” olarak adlandırılmaktadır. Ancak önemli olan, afet olmadan önce afetleri önlemeye yönelik tedbirleri alabilmektir. Afeti önlemeye yönelik olarak yapılan çalışmalar ise kabaca “risk yönetimi” olarak adlandırılmaktadır.

Yaşanan son sel felaketleri Türkiye'de risk yönetimi olgusunun olmadığını, bunun yerine felaket meydana geldikten sonra kriz masası yönetimi yapılmaya çalışıldığını, bunda da başarılı olunamadığını göstermiştir. Örneğin selin olduğu bölgeye girişler engellenememiş, arama ve kurtarma çalışmaları yetersiz kalmış, insanlar kendi imkânlarıyla bilinçsizce selle mücadele etmişlerdir.

Taşkın gibi doğal olaylara doğru zamanda ve olay gerçekleşmeden önce müdahale edilmelidir. Afet yönetimi bunu gerektirir ve öncelikle sellerin afete dönüşmesine engel olabilmek için erken uyarı sistemleri kurulmalıdır. Erken uyarı sistemleri birtakım olası senaryolarla birlikte çalıştırılmalı ve yerleşimlerin düzenlenmesi başta olmak üzere tüm tedbirler sel olmadan önce alınmalıdır. Sel taşkınlarının olduğu havzalarda sel taşkınları önceden tespit edilebilmektedir, önceden haber alınabilmektedir ve bu amaçla kurulması şart olan taşkın önleme sistemleri sayesinde şu söyleyeceğim işlemler gerçekleşmektedir: Havzada bilinmeyen bir zamanda taşkın meydana getirecek aşırı bir yağış olduğunda sistem ilgili yerlere otomatik olarak bilgi göndermektedir. Kar erimesinin ne zaman başladığı ve kar erimeye başladığında ne kadar su oluştuğu, aşırı kar erimesinden dolayı ne zaman ve nerede taşkın olacağı sistem ile anında bilinmektedir. Bu projeleri Türkiye'de yapan yerli firmalarımız da mevcuttur. Sel ve taşkınların Türkiye'de can ve mal kaybına sebep olmaması için “taşkın erken uyarı sistemi” olarak adlandırılan bu sistemlerin mutlaka bütün havzalarda kurulması gerekmektedir. Böylece taşkın erken uyarı merkezine gelecek olan alarm mesajlar ile olabilecek sel ve taşkın hadiseleri il valiliği, belediye başkanlığı ve sivil savunma müdürlükleri ile ilgili kamu kurumlarının Ankara’daki genel merkezleri tarafından anında takip edilerek gereken önlemler alınabilecektir.

Ancak değerli arkadaşlar, maalesef AKP’nin bu konularda ne kadar duyarsız ve vizyonsuz olduğunu dokuz yıllık icraatlarından anlamaktayız ve artık bu saatten sonra da bu anlayışlarının değişeceğine inanmıyoruz diyor ve Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ülkemizin yaşadığı bu sorunların çözümüne katkı sağlamaya devam edeceğimizi belirterek, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Geçici madde 2’yi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 131’e bağlı geçici madde 3 üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 131. maddesi ile 167 sayılı kanuna eklenen GEÇİCİ MADDE 3'de yer alan “kuramayanların” ibaresinin “kurmayanların” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Emin Haluk Ayhan                      Erkan Akçay                  Doç. Dr. Mehmet Günal

                          Denizli                                     Manisa                                    Antalya

                  Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır                          Metin Ergun

                          Konya                                     Mersin                                     Muğla

                  Metin Çobanoğlu                      Yılmaz Tankut                         Ahmet Bukan

                         Kırşehir                                    Adana                                     Çankırı

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 131 inci maddesi ile 167 sayılı Kanuna eklenen Geçici madde 3'ün aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                         Tacidar Seyhan

                         İstanbul                                      İzmir                                       Adana

                    Abdullah Özer                  Ferit Mevlüt Aslanoğlu           Ramazan Kerim Özkan

                           Bursa                                     Malatya                                    Burdur

“Geçici Madde 3- Bu maddenin Resmî Gazetede yayımı tarihinden önce yeraltı suyu temini maksadıyla kuyu, galeri, tünel ve benzerleri için kullanma belgesi almış olanlar, iki yıl içerisinde 10 uncu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen ölçüm sistemini kurarlar. Bu süre içerisinde ölçüm sistemi kurmayanların kullanma belgeleri Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü tarafından iptal edilir ve belgeye konu yer kapatma masrafları sahibinden alınarak kapatılır “

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN - Sayın Seyhan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında bu maddeyle bir tür denetim sağlanıyor. Yer altı sularının kuyu, galeri ve tünellere alınmasında bir ölçüm sağlanıyor. Bu gayet güzel bir uygulama. Eğer amacınız yer altı sularını kontrol altına almak ve planlamaksa amenna ama burada çok önemli bir nokta var. Peki, bunu kim denetliyor? Devlet Su işleri. Aynı Devlet Su İşlerinin yer altı sularını denetlerken bu tesisleri denetleme yetkisi var mı? Tesisi kim denetliyor? Yok, denetleme yetkisi yok çünkü denetleme kanunu yok. Peki, yer altı suları üzerinde böyle bir planlama girişimi var mı Devlet Su İşlerinin? Ruhsatlandırma, gerektiğinde kapatma yetkisi var mı? Çevreyi ilgilendiriyorsa Çevre Bakanlığının var ama Devlet Su İşleri kullanım iznini verdi mi iş bitiyor çünkü denetim yetkisi yok. Değerli arkadaşlarım, bu, çifte standart.

Bakın, Türkiye'de yıllardır doğru dürüst bir havza planlaması yapılmıyor. Yıllar önce yapılan havza planlamasına göre, yer altı sularında, dereler üzerine onlarca yenilenebilir enerji adı altında hidrolik santral ruhsatı verildi. Devlet Su İşleri bunun neresinde? “Bizim yetkimiz yok.” Bunu kim verir? EPDK verir. E, siz niye varsınız? Kim denetleyecek? O bölgedeki suyun yeterliliğini kim denetleyecek? Bir dere üzerine on üç tane, on beş tane santral ruhsatı verilecek ama Devlet Su İşleri bu işin içinde olmayacak.

Değerli arkadaşlar, bunun dışında ne yapıyor biliyor musunuz? O bölgede can suyu diye, oradaki tarımsal alanın, floranın, doğal dengenin yaşamasını sağlayan bir can suyu bırakılır. Bu can suyu tespiti bile Devlet Su İşlerinin yetkisinde değil, orada bir denetimle yapılmıyor, Ankara’dan belirleniyor, yıllar önce yapılmış ölçümlere göre belirleniyor. Türkiye'de eğer biz doğayı koruyacaksak ilk yapmanız gereken bir havza planlaması yapmaktır. Sayın Bakan Çevre Bakanı olunca, önceden de hazırlığı vardı, hemen Devlet Su İşleri onun bünyesine alındı, sanki, çevreyi, Devlet Su İşlerini oraya alarak korumaya yetecekmiş gibi.

Peki, değerli arkadaşlar, niye koruyamıyoruz? Çevre Bakanlığı bünyesine aldınız, planlama yaparken Tarım Bakanlığıyla ilgili, Enerji Bakanlığıyla ilgili yetkiyi niye siz EPDK’ya verdiniz? Sadece, DSİ şu anda, para alınacak noktada var arkadaşlar. Ölçümlerini yapar, eğer tahakkuk çıkarırsa su kullanım iznine para alır, şimdi de ölçüm koyuyor, ölçüme para alır. Peki, “genel denetleme” hayır, “tesis denetlemesi” hayır, “ruhsatlandırma” hayır. Oralarda yoksun, nerelerde varsın? Kullanım hakları çerçevesinde varsın. Oradaki yasa dışılık aletle ve suyun akışıyla ölçülüdür, onun dışında yok. Bakın arkadaşlar, bu mantık Türkiye’yi gecekondu barajlar çöplüğüne doğru götürür, götürüyor da.

Dikkat ederseniz, kısa bir süre önce, hatırlarsınız, Başbakan dedi ki “Bu koruma kurullarını merkeze bağlamak lazım çünkü her şeye durdurma kararı veriyorlar.” Nerede verdi? Karadeniz’de bir hidrolik santrale durdurma kararı verdi. Peki, size soruyorum: Sayın Başbakan, geçen günlerde bir anıt için şunu söyledi: “Koruma kurulu kararı var. Kimse bunun üzerine bir şey söyleyemez.” Aynı Başbakanın diğer tarafta söylediği nedir? “Koruma kurulları haksız yere bir hidrolik santrali kapattılar. Bunları derleyip toplayıp düzenlemek lazım.”

Arkadaşlar, siyasette çifte standart olmaz. Eğer düzenleyecekseniz yer altı sularını düzenleyin, destek verelim. Kontrol edin kullanılıp kullanılmadığını ve enjeksiyonu, yeniden verilmesi gerekenlerin verilip verilmediğini kontrol edin, su planlamanızı doğru yapın ama yer üstü sularında da havza planlamasını ve santrallerin planlamasını Enerji Bakanlığıyla birlikte yapın. Bunu yapmadığınız sürece bu çöplükleri yol üzerinde çok görürüz. Türkiye buna müsaade etmez.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Seyhan, önerge sahibi arkadaşlar, önerge üzerinde Komisyonun bir düzeltme talebi var, sizlerin de katıldığı söyleniyor, bir şey çıkacakmış. Doğru mu efendim?

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Bir açıklama yapabilir miyim?

BAŞKAN – Evet, buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Sayın Başkan, önergedeki “Resmî Gazetede” ibaresinin çıkarılması hâlinde, takdire bırakıyoruz Komisyon olarak. Çıkarılması kabul ediliyor herhâlde?

BAŞKAN – Dinlediniz. Komisyon “Resmî Gazetede” ibaresinin çıkarılmasıyla olumlu yaklaştığını ifade etti.

Önerge sahipleri de –benim anladığım- onayladılar.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Evet, önergeyi düzeltilen şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Önerge bu şekliyle kabul edilip metin değiştiği için diğer önergeyi işlemden kaldırma zarureti hasıl olmuştur, onu kaldırıyoruz.

Önergeyle değiştirilen metni oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Çerçeve madde 131’i bağlı geçici madde 2 ve geçici madde 3’le birlikte oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, bir önerge daha var.

BAŞKAN – Efendim, işte biraz önce onu izah ettim. Arkadaşlar bu önerge kabul edilince diğer önergenin değişikliğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını ifade ettiler, o bakımdan kaldırdık. Kemalettin Bey’e bir dahaki sefere sıra gelecek.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.47

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 18.59

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, biraz önce oylamasını yaptığım 131’inci madde üzerinde arkadaşlar tutanağı getirdi, oylamaya sunduktan sonra “Kabul edilmiştir.” ifadesi geçmemiş yani “Kabul edilmiştir.” ifadesini ekliyoruz oraya.

132’nci madde üzerinde dört adet önerge vardır. Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 132 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                 Mehmet Nil Hıdır                        Ahmet Yeni                         Nusret Bayraktar

                          Muğla                                    Samsun                                   İstanbul

                                            İsmail Bilen                            Ali Bayramoğlu

                                               Manisa                                         Rize

“Madde 132- 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.”

“4628 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş ve kurulacak olan hidroelektrik santrallar için imzalanan su kullanım hakkı anlaşması hükümleri çerçevesinde DSİ'ye ödenecek olan enerji hissesi katılım payının hesabında esas alınacak tesis bedeli, tek veya çok maksatlı tesislerde tesisin ihaleye esas ilk keşfi;

a) Enerji tesisini ihtiva ediyorsa tesisin DSİ tarafından yapılan kısmın ilk keşif bedeli,

b) Enerji tesisini ihtiva etmiyorsa ortak tesise ait ilk keşif bedeli,

TEFE/ÜFE ile su kullanım anlaşmasının yapıldığı tarihe getirilmiş olan bedelin % 30'undan fazlasını geçemez ve (b) bendi kapsamına giren tesislerde, DSİ tarafından enerji tesisine harcanan miktar var ise TEFE/ÜFE ile hesaplanarak ayrıca enerji hissesi katılım payına ilave edilir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 132 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                                         R.Kerim Özkan                          Abdullah Özer

                                               Burdur                                        Bursa

Madde 132- 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“4628 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş ve kurulacak olan hidroelektrik santrallar için imzalanan su kullanım hakkı anlaşması hükümleri çerçevesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ödenecek olan enerji hissesi katılım payının hesabında esas alınacak tesis bedeli, tek veya çok maksatlı tesislerde tesisin ihaleye esas ilk keşfi;

a) Enerji tesisini ihtiva ediyorsa, tesisin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan kısmın ilk keşif bedeli,

b) Enerji tesisini ihtiva etmiyorsa, ortak tesise ait ilk keşif bedeli,

TEFE/ÜFE ile su kullanım anlaşmasının yapıldığı tarihe getirilmiş olan bedelin % 30’undan fazlasını geçemez ve (b) bendi kapsamına giren tesislerde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından enerji tesisine harcanan miktar var ise TEFE/ÜFE ile hesaplanarak ayrıca enerji hissesi katılım payına ilave edilir.”

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bu okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir, okutup birlikte işleme alacağım, eğer talepler olursa kişilere, önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sayılı Kanun Tasarısının 132. maddesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                Emin Haluk Ayhan                      Erkan Akçay                  Doç. Dr. Mehmet Günal

                          Denizli                                     Manisa                                    Antalya

                  Mustafa Kalaycı                         Metin Ergun                          Mehmet Şandır

                          Konya                                      Muğla                                     Mersin

                   Necati Özensoy                        Ahmet Bukan                       Metin Çobanoğlu

                           Bursa                                      Çankırı                                    Kırşehir

Diğer önerge sahipleri:

                 M. Nezir Karabaş                        Nuri Yaman                              Sırrı Sakık

                           Bitlis                                        Muş                                         Muş

                                          Hasip Kaplan                           Fatma Kurtulan

                                                Şırnak                                          Van

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Son iki önergeye katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Son iki önergeye katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, siz mi konuşacaksınız?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu torbanın içine ha bire madde ve önerge atılınca şaşıyor insan, maddi hata yapıyor, maddeyi yanlış yazıyor, tekniği yanlış yazıyor, yasa kalitesini çürütüyor. Ondan sonra da önergelerle düzeltmeye çalışıyoruz.

Bakın, şimdi bu maddede deniliyor ki: “(b) bendi kapsamına giren…” (b) bendi yok bunun içinde, (b) bendi olmayan bir madde yazılmış. Şimdi, bu maddenin çıkarılmasını istiyoruz biz. Bu kadar teknik hata, bu kadar maddi hata, bu kadar yanlış, bu kadar özensizlik, bu kadar dikkatsizlik… Bu kadar aceleye getirmenin anlamı ne?

Allianoi’ya bakın. Mutlu musunuz Allianoi’nın sular altında kalmasından? Karadeniz’in derelerine bakın, yapılan HES’lere bakın. Oralarda her gün mahkemeler karar veriyor, çevre örgütleri Karadeniz’de ayakta. Onu bırakın, Hasankeyf’i sular altında bırakacaksınız. Hasankeyf’le ilgili bütün Türkiye, bütün dünya ayakta. Munzur Vadisi’ne HES’leri kurmaya çalışıyorsunuz. Munzur Vadisi’yle ilgili her gün Dersimliler yürüyor, bütün Dersim ayakta. Yani sizler ne yapmak istiyorsunuz gerçekten?

Hem bu maddeye son dakika önergeleri yetiştiriyorsunuz hem yanlışı düzelteceksiniz hem de bu şirketlere kıyak çekeceksiniz, onlara gayet güzel ödeme kolaylıkları getireceksiniz. Allah’tan korkun! Yani gerçekten bunun bir ölçüsü, bir izanı olması lazım.

DSİ’ye su kullanım bedeli veriliyor. DSİ hangi suların tapusunu üzerinde taşıyor, söyler misiniz? Malatya’nın, Adıyaman’ın, Şanlıurfa’nın, Diyarbakır’ın, Elâzığ’ın, Tunceli’nin toprakları üzerinde kurduğunuz barajlar, Keban, Atatürk Barajı ve diğer barajlar söz konusu olduğunda, bu topraklardan kaynağını alan bir baraj söz konusu olduğunda buradan kazanıyorsanız en az yüzde 15’ini o bölgeye vermeniz bütün dünyada adalet gereği uygulanır ama o bölgeye yüzde 15 verilmiyor, bir kuruş verilmiyor; yüzde 48 elektriği alınıyor, götürülüyor, başka yerde kullanılıyor. Bu adaletsizlik ayrı bir konu.

Rüzgârın sesini kesiyorsunuz. Güneşin ışınları eskisi gibi parlatmıyor. Buğularını, sularını, karlarını değiştirdiniz, iklimini değiştirdiniz ve bu ülkenin tabiatını, doğasını, çehresini değiştiriyorsunuz. Böylesi bir olayda çevreye sormuyorsunuz, yaşayan insana sormuyorsunuz, bir referandum yapmıyorsunuz, bir ÇED raporu yapmıyorsunuz, almıyorsunuz, sonra da buraya yalan yanlış kanun tekliflerini koyup, madde başlıklarını unutup, ondan sonra da burada uyarmasa muhalefet… Niye uyardınız kardeşim? Uyarmayın da kaldırsınlar ellerini, maddesi olmayan yasa nasıl geçmiş Türkiye de görsün.

Yapmayın arkadaşlar, suyun kullanım bedeli DSİ’nin olmaz, o su nereden çıkıyorsa -kaynak- oranın halkının, orada yaşayan insanların, oradaki şehrin hakkı olabilir. Burada birileri yiyor, birileri kazanıyor. Bir atasözümüz var, ne diyor? “Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar.” der. Evet, birileri bu enerji olayında fazla yemeye başladı, çok fazla kâr hırsıyla doğayı tahrip etmeye başladı ve doğayı tahrip ederken o bölgeyi ihmal etmeye başladı. O bölgedeki bütün kaynakları kuruturken, bütün halkın yararlanacağı yöntemler yerine 1-2 kişinin, bir şirketin, 5 kişilik ortaklıkların orayı sömürmesine izin veriliyor. Çevre kirletiliyor, hava kirletiliyor, doğa tahrip ediliyor, ekolojik denge bozuluyor, su kaynakları kurutuluyor.

Hiçbir yere bakmayın, Meke Gölü niye kuruyor, bir sorun kendi kendinize. En güzel doğal varlıkları Konya’nın, Karaman’ın, diğer yerlerin. Tek tek bir inceleyin bakın, su dengesi niye değişiyor bu ülkede. Ya, Karadeniz’in türkülerini de mi kurutacaksınız, Şevval Sam’ın türkülerini de mi ve Koyuncu’nun türkülerindeki dereleri de mi çıkaracaksınız? Arkadaşlar, yapmayın. Bu konuda biraz vicdan, biraz izan diyoruz. Bu yanlış maddenin çıkarılmasını istedik. Takdir sizindir.

Teşekkürler. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Şandır, sizin gruptan konuşacak var mı?

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Var efendim, Necati Özensoy.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Hayır, önergeler aynı mahiyette olduğu için onlar konuştu, Necati Bey de konuşsun.

Sayın Özensoy, buyurun efendim.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, aslında bu tanzim şekli yanlış. Gerekçeyle kanun metnine anlam kazandıramazsınız. Kanun yapma tekniği açısından bu düzenleme şekli yanlış. Bunun düzeltilmesi lazım, eğer burada ifade edilemeyen bir gerekçe varsa onun da anlatılması lazım. Böyle kanun olmaz. Kanunun metninden farklı bir anlam çıkıyor. Onu anlatabilmek için gerekçeye izahat konuluyor komisyon tarafından. Böyle bir şey olmaz. Bu usul tartışılmalıdır yani arkadaşımız konuşsun ama aslında bu maddenin oylamasından önce bir usul tartışması yapılması gerekir. Bu düzenleme yanlış bir düzenleme. Komisyonun ve Sayın Bakanın takdirine. Buradan çıkan uygulama uygulayıcıları çok zor durumda bırakır.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Çok net anlaşılıyor, öyle uygulanıyor zaten.

BAŞKAN – Sayın Özensoy, buyurun efendim.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı kanunun 132’nci maddesiyle ilgili verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım.

İşte, biraz önce Grup Başkan Vekilimizin de ifade ettiği gibi, maalesef bu maddedeki değişiklikten doğru bir murat algılanmayınca gerekçesinde sanki kanunu düzeltme yapılıyormuş gibi yani kanun tekniğine hiç de uygun olmayan bir değişikliği tartışıyoruz burada. Biz aslında sizi kurtarmak için bu maddenin metinden çıkarılmasını talep ettik. Yani bu maddenin metninden çıkarılmasını gerçekleştirirseniz belki siz de kurtulmuş olursunuz.

Tabii, bugüne kadar yapılan kanunlara baktığımızda, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla alakalı 2005’te bir kanun yapmışız, 2010’da yapmışız. İşte, onlar da yetmedi, burada yine yanlış üzerine bir yanlış daha yapıyoruz maalesef. Ama konu yenilenebilir enerji kaynakları olduğuna göre, ben biraz HES’lerden de ve HES’lerin elektrik projeksiyonuna nasıl yansıyacağından biraz bahsetmek istiyorum.

Mevcut EÜAŞ’a ait HES’lerin bu geçiş döneminde özelleştirilip özel sektörün eline geçmesiyle birlikte, önümüzdeki yıllarda ciddi anlamda sıkıntılar oluşacak elektrik fiyatları açısından. 2002’den 2007’ye kadar elektriğe zam yapılmamasıyla birlikte KİT’ler arasında oluşan o yaklaşık 12-13 milyarlık görev zararı hâlen katlanarak devam etmekte ve daha sonra, 2007’den sonra maliyet bazlı fiyatlandırmaya geçince de EÜAŞ’ın sattığı elektrikle, işte, TETAŞ’ın ikili anlaşmalarla aldığı elektrikler bir şekilde paçal yapılıp TEDAŞ’a veriliyor ve TEDAŞ da bu paçal fiyatla, işte kayıp, kaçakları vesaireyi koyup üzerinden, vatandaşa, son tüketiciye gönderiyor.

Bakın, bugüne kadar EÜAŞ’ın elinde bulunan hidroelektrik santrallerinden bu paçal maliyetin içerisine koyduğu fiyat ne kadar biliyor musunuz? Yani yaklaşık 12 bin megavatlık bir hidroelektrik santral yılda 5 milyar kilovatsaat elektrik üretir, bunun üzerine şu anda bu özelleştirmeden dolayı, özel sektöre geçtiğinden dolayı, EÜAŞ bugüne kadar o paçal maliyetlerin içerisine 1 kuruş maliyetle elektrik fiyatlarını koyuyordu, şimdi 10 kuruşluk bir fark gelecek, dolayısıyla, o toplam TEDAŞ’ın 2009 yılında aldığı yaklaşık 18 milyarlık elektrik fiyatlarının üzerine tam 5 milyar lira fark binerek, yani yüzde 20’den yüzde 30’a varan bir fiyat farkı oluşacak sadece hidroelektrik santrallerin özel sektöre devriyle. Yani özel sektörün, işte, yine 2005’te ve 2010’da yapılan kanunla ilgili, satış fiyatları da ortadadır. 1 kuruş nerede 10 kuruş nerede, 11 kuruş nerede? Bunun acısını önümüzdeki yıllarda zaten kaos içerisinde olan bu elektrik projeksiyonunda, elektrik üretimiyle alakalı konularda hep birlikte yaşayacağız.

Bakın, ben bütçe konuşmamda bir konuya temas etmiştim. “TEDAŞ’ın yaptığı bu fiyatlandırma, tarife bileşenlerinin içerisinde perakende satış fiyatının içerisine, 14,54 kuruş olan fiyatın içerisine kayıp kaçaklar konduktan sonra TRT payı niye kesiliyor, kayıp kaçaklardan da niye TRT payı alınıyor?” diye sormuştum. Sağ olsun, EPDK buna kulak vermiş. Şu anda, EPDK şu andaki fiyatlarda TRT payını kayıp, kaçaklardan almama kararı almış ama bunun için de aslında EPDK’nın bu kayıp, kaçaklarla yaklaşık yüzde 16 olan yani 23 milyar kilovatsaat, 25 milyar kilovatsaate tekabül eden bu kayıp kaçaklardan, faturalarını ödeyen vatandaşların ödediği bu kayıp kaçaklardan da maalesef ÖTV’si de KDV’si de vesaire… Yani yaklaşık yüzde 60’a varan vergisini de maalesef yine vatandaş bu kayıp kaçakların ödüyor. Böyle bir duyarlılık göstermiş EPDK, kayıp kaçakların dışına çıkarmış TRT payını. Doğru bir yaklaşım bu. Ben de bu ifadeyi kullanmıştım zaten ama EPDK bu konuşmama da kulak versin. Bu kayıp kaçaklarla ilgili… Gerçekten, zaten bu HES’lerin devriyle de yarınlarda ciddi anlamda fiyat farklılıkları oluşacak, zamlar oluşacak, bu elektrik fiyatlarının da önüne geçmek adına hiç olmazsa kayıp kaçakların da ayrı bir konuma getirilmesini ben burada talep ediyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özensoy.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Önergelerin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Ersin, Sayın Öztürk, Sayın Baratalı, Sayın Diren, Sayın Köse, Sayın Karaibrahim, Sayın Oksal, Sayın Güner, Sayın Süner, Sayın Özkan, Sayın Coşkunoğlu, Sayın Yazar, Sayın Günday, Sayın Çakır, Sayın Dibek, Sayın Küçük, Sayın Arifağaoğlu, Sayın Emek, Sayın Mengü, Sayın Ünsal, Sayın Meral.

Sayın milletvekilleri, yoklama talebini yerine getireceğim.

Yoklama için iki dakika süre veriyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Şimdi okutacağım iki önerge de aynı mahiyettedir, birisini okutup diğerlerinin imza sahiplerini okutacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 132 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                Mustafa Özyürek (İstanbul) ve arkadaşları

Madde 132- 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun geçici 4 üncü maddesinin ikinci fıkrasının ilk cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“4628 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş ve kurulacak olan hidroelektrik santrallar için imzalanan su kullanım hakkı anlaşması hükümleri çerçevesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne ödenecek olan enerji hissesi katılım payının hesabında esas alınacak tesis bedeli, tek veya çok maksatlı tesislerde tesisin ihaleye esas ilk keşfi;

a) Enerji tesisini ihtiva ediyorsa, tesisin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan kısmın ilk keşif bedeli,

b) Enerji tesisini ihtiva etmiyorsa, ortak tesise ait ilk keşif bedeli,

TEFE/ÜFE ile su kullanım anlaşmasının yapıldığı tarihe getirilmiş olan bedelin %30’undan fazlasını geçemez ve (b) bendi kapsamına giren tesislerde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından enerji tesisine harcanan miktar var ise TEFE/ÜFE ile hesaplanarak ayrıca enerji hissesi katılım payına ilave edilir.”

Diğer önerge sahipleri:

Mehmet Nil Hıdır (Muğla) ve arkadaşları

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Orada ilave edeceğiniz bir husus mu vardı? Maddelerde “b” falan diye bir şey söylediniz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET MUSTAFA AÇIKALIN (Sivas) – Sayın Başkan, izninizle, bu maddeyle ilgili olarak şu açıklamayı yapmak istiyorum.

 Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 132’nci maddesinde düzenlenen 5346 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinde (a) ve (b) bentlerini ifade eden harfler Komisyon metninde bulunmasına rağmen, sıra sayısı basımında sehven yer almamıştır ve bu bentler şu anda bu iki önergeyle yerine gelmektedir.

Anlam karışıklığına meydan vermemesi açısından şunu ifade etmek istiyorum: Burada ilk keşif bedelleri TEFE/TÜFE’yle su kullanım anlaşmasının yapıldığı tarihe getirilmekte ve bunun yüzde 30’undan fazlasını geçmemektedir. Bu madde, meri kanundaki maddeyle aynıdır. Gerekçede, bunun nasıl hesaplanacağına ilişkin açıklama getirilmiştir. Anlam karışıklığı bakımından şunu izah etmek isterim: Bu yüzde 30, “bedelin yüzde 30’unu geçmez.” denmemekte, “yüzde 30’undan fazlasını geçmez.” denmektedir.

Bu hususu da bilgilerinize arz ediyorum.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılıyorum efendim.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 132’nci maddeyle ilgili vermiş olduğumuz önerge üzerine söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, biraz önce de Sayın Komisyon Başkanının ifade ettiği gibi bu madde komisyondan Kanunlara gönderildiğinde (a) ve (b) bentleri olarak işaret edilmiş olmasına rağmen baskıda bu (a) ve (b) bentleri düşmüştü ve biz de bunu incelediğimiz sırada mevcut maddede (b) bendine bir atıf görünüyor, fakat yukarıya bakıyoruz (b) bendi diye bir bent yok, dolayısıyla baktığımızda böyle bir hata yapıldığını gördük. Tabii, bu Parlamentonun bu şekilde hızlandırılmış bir takvimle çalıştırılmasının da bu tür teknik hatalarda etkili olduğunu kabul etmek durumundayız.

Değerli milletvekilleri, bu 5346 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında bir değişiklik yapılıyor. İkinci fıkrası iki cümleden ibaret. Değişiklik yaptığımız bölüm birinci cümleyle ilgili. Bu nedenle, biraz önce ifade edilen “…yüzde 30’undan fazlasını geçemez.” de mevcut hükümde, Yasa’da yer alan bir hüküm, dolayısıyla bugüne kadar uygulamada da bir yanlış anlaşılmaya yok açmamış görünüyor. Ancak biz de tekrar, bunun nasıl anlaşıldığını bir kez daha bizim açımızdan tutanaklara geçirtmek istiyoruz. Yani ilk keşif bedeli, DSİ’nin bu enerji yatırımlarıyla ilgili olarak ilk keşif bedeli esas alınacak, o bedel Su Kullanım Anlaşması’nın yapıldığı tarihe kadar TEFE ve ÜFE endekslerine göre eskale edilecek ve yeni bir bedel bulunacak. Dolayısıyla, eskale edilmiş bedel üzerinden yapılan bu su anlaşmaları çerçevesinde vatandaşlardan yüzde 30’dan daha fazla bir katılım bedeli almamamız gerektiği şeklinde anlıyoruz. Bu anladığımızı da bu şekilde ifade etmek istiyorum.

Hükûmet grubu da bizim önergemizi gördükten sonra önergemizle aynı mahiyette bir önerge hazırladılar. Burada aramızdaki fark: Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü adını bizim açık olarak yazmamız, Hükûmet grubunun ise kısaltma olarak “DSİ” şeklinde yazması şeklinde bir farklılık var. Bu farklılık da… Tasarıdaki önceki maddelere baktığımızda, tamamında Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün adının açılmış hâliyle yer aldığını görüyoruz. Ancak bu 5346 sayılı yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilgili Kanun’un “Tanımlar” maddesine baktığımızda “DSİ”nin Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünü anlattığı yönünde bir tanım olduğu için, bu şekilde kısaltılmış bir hâlde de metinde yer alabileceği düşüncesindeyiz. Özetle önergeler aynı mahiyettedir. Takdirlerinize sunulacaktır.

Biraz önce görüşülen 131’inci maddenin ekindeki geçici madde 2’de bir yönetmelik çıkarılması öngörülüyor. Burada kuyu, galeri, tünel ve benzerlerinden çekilecek yer altı suyu miktarının tespitini sağlayacak ölçüm sisteminin kurulmasıyla ilgili bir yönetmelik düzenlenmesi öngörülüyordu ve maddede üç aylık süre verilmişti. Biz, bu bir önceki maddeyi de dikkate alarak, bugüne kadarki uygulamaların yaygınlığını da göz önünde bulundurarak, bu üç aylık sürenin yetmeyebileceğini, seçim nedeniyle de birtakım sıkıntılar yaşanabileceğini ve altı aylık olması gerektiğini söyledik ve bu yönde bir önerge verdik ancak önergemizle ilgili olarak yoklama talep etmiş olmamız… Bu, özüne katılmış olmakla birlikte önergemize iktidar grubu katılmadı. Dolayısıyla, bunu sizlerin ve milletimizin dikkatlerine sunmak istedim.

Hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ederim.

Diğer önergenin gerekçesini okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının 132 nci maddesiyle değiştirilen 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunun geçici 4 üncü maddesinin geçici ikinci fıkrasının ilk cümlesindeki değişiklik Plan ve Bütçe Komisyonunda (a) ve (b) harfli bendleriyle kabul edilmiş olup, cümlenin devamında da (b) bendine atıflı düzenleme yer almıştır. Ancak, Genel Kurul'da görüşülmekte olan metinde ise (a) ve (b) harfleri yer almamış olup, cümlenin devamındaki (b) bendine yapılan atıf bendi belli olmamaktadır.

Önerge ile; Komisyondan Genel Kurula gönderilme safhasında oluşan basım hatasının düzeltilmesi sağlanmaktadır.

Ayrıca (a) ve (b) bendlerindeki ilk keşif bedelinin TEFE/ÜFE ile artırılmış olan tutara % 30 ilave ile birlikte ulaşılan bedeli aşamayacağı hususuna açıklık getirilmiştir.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkanım, o anlamı vermiyor yalnız metin.

BAŞKAN -  Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – O anlamı vermiyor metin.

BAŞKAN -  Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Kabul edilen önergeler istikametinde maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Saat 20.00’de toplanmak üzere, birleşime ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 19.29

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.07

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

133’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 133. maddesi ile değiştirilmek istenen 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“j) Bakanlık hizmet binalarının yapımını programlamak, satın alma işlemlerini yürütmek ve İmar planı ve mimari projeye uygun olarak bunların onarımlarını yapmak,”

                 M. Nezir Karabaş                        Nuri Yaman                              Sırrı Sakık

                           Bitlis                                        Muş                                         Muş

                                              Hasip Kaplan                       Fatma Kurtulan

                                                    Şırnak                                      Van

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Şimdi bu önergeleri birlikte okutup işleme alacağım. Önerge sahiplerinin istemi hâlinde kendilerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Önergeleri okutuyorum, buyurun:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 133 üncü maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ramazan Kerim Özkan

                         İstanbul                                      İzmir                                      Burdur

                    Abdullah Özer                          Tayfur Süner                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                           Bursa                                     Antalya                                   Malatya

Diğer önergenin imza sahipleri:

                Emin Haluk Ayhan                      Erkan Akçay                  Doç. Dr. Mehmet Günal

                          Denizli                                     Manisa                                    Antalya

                  Mustafa Kalaycı                        Ahmet Bukan                           Metin Ergun

                          Konya                                     Çankırı                                     Muğla

                                         Mehmet Şandır                        Metin Çobanoğlu

                                               Mersin                                      Kırşehir

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) -  Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Süner, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TAYFUR SÜNER (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba yasasının 133’üncü maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge konusunda söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

133’üncü maddenin yasadan çıkarılmasını talep ediyoruz ama ondan önce birtakım söyleyeceğim sözler var.

Konyaaltı’nda, akaryakıt tankının üzerinde, gaz sıkışmasından dolayı 2 vatandaşımız hayatını kaybetti. Onlara Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı diliyorum. Aynı konuda, 2009 senesinde de yine gaz sıkışmasından dolayı 4 kişi hayatını kaybetmişti. Maalesef, akaryakıt tanklarıyla, yer üstü akaryakıt tanklarıyla ilgili, Türkiye'nin genelinde, halkın sağlığını düşünen politikaları üretemiyoruz.

On beş-yirmi gün önce bir basın açıklamam vardı. Bu da yine akaryakıt tanklarıyla ilgiliydi. Ayamama Deresi’nin kenarında, havaalanının dibinde yedi tane 5 bin tonluk tanklardan oluşan bir akaryakıt silsilesini oraya yerleştirdiniz, tam Ayamama Deresi’nin kenarı. Ayamama Deresi’nde ve İkitelli’de doğan sel felaketinden dolayı 31 kişi hayatını kaybedince Sayın Başbakan demişti ki: “Artık İkitelli’de, Ayamama Deresi’nin kenarında insanlar ölmeyecek. Orada yapılaşmaya müsaade etmeyeceğiz.” Ama bakıyorum, Konyaaltı’nda, Antalya’da akaryakıt tanklarını koyacağımız yeri tespit edemediğimiz gibi, maalesef havaalanının kenarında da vatandaşlarımızı düşünecek, hayatını tehlikeye sokacak yerlerin konumunu tayin etmekte güçlük çekiyoruz. Yapılaşma bir tarafa, akaryakıt tanklarını oraya yerleştirdiniz ve yapılaşma hâlâ devam ediyor, “Mevcutları da yıkacağız.” dediği hâlde Sayın Başbakan, hâlâ gereği yerine getirilmedi.

Aynı Ayamama Deresi’nin kenarında bir tabela gördüm bir ay önce, kadın sığınma evi. Ya Allah aşkına, kadınları koruyacaksanız… Anayasa oylamasında, Türkiye'nin her tarafında “Kadınlara ayrıcalık tanıyacağız, kadınları koruyacağız.” diye bas bas bağırdınız, hakikaten kadınları koruyorsunuz! Ayamama Deresi’nin kenarına, farelerin, sivrisineklerin, karasineklerin uçuştuğu, insanın bile geçmeyi arzu etmediği bir yere kadın sığınma evi yapıyorsunuz.

İnşallah torba yasasında söz verdikleriniz de yerine getirilir ama ben zannetmiyorum. Sabahleyin tv8’i açtığım zaman AKP Grup Başkan Vekili “Artık torba yasasında kıdem tazminatıyla ilgili bir sorun yaşamayacağız.” dedi. Demek ki yaşayacağız. “Kıdem tazminatının bir kısmını devlet ödeyecek, bir kısmını da işveren ödeyecek” diyor. Şimdiye kadar verilen sözlerin hiçbiri tutulmadığına göre, demek ki kıdem tazminatıyla ilgili işçilere yönelik bir tedbir alınacağını zannetmiyorum.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Devlet ödeyecekse İşsizlik Sigortası Fonu’na ödeteceklerdir.

TAYFUR SÜNER (Devamla) – Tabii ki, yani işverene yönelik alacaklar ama işçinin hakkını alıp almayacağı belli değil.

Şimdi bu madde niçin yasadan çıkarılsın diyoruz, 133’üncü madde. Daha önce Maliye Bakanlığının yapmış olduğu hükûmet konağı, akaryakıt giderleri, kiralama, kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı ve yurt içindeki kiralama olayları… “Efendim, Maliye Bakanlığı yapmasın, İçişleri Bakanlığı yapsın…” Şimdi ben düşünmeye başladım bu madde önüme gelince. Acaba, İçişleri Bakanlığının, bu kanun çıkmadan önce, akaryakıt giderleriyle ilgili, kiralamayla ilgili ve binaların yapımıyla ilgili usulsüz birtakım işlemleri var da onu yasal hâle mi getiriyoruz diye bir düşünceye sahip oldum. Çünkü bu yasayla artık Bayındırlık Bakanlığının işi yok, Hazine ve Millî Emlak Genel Müdürlüğü de devre dışı bırakılıyor, onun da işi yok. Demek ki bir art niyet var.

Önergemize destek vermenizi rica ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Konuşmaktan vaz mı geçtiniz Haluk Bey?

Diğer önerge sahipleri konuşmuyor.

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarı metninde yer alan metnin hangi ihtiyaçtan doğduğu anlaşılamamıştır. Mevcut yasal prosedürdeki aksamaların ne olduğu anlaşılamamıştır. Bakanlık hizmet binalarının yapımının programlanmasından sadece Maliye Bakanlığının mı binaları olduğunun da açıklanması gerekir.

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 20.16

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 60’ıncı Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 133’üncü maddesi üzerinde verilen aynı mahiyetteki iki önergenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeleri yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeleri kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Tasarının görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 133. maddesi ile değiştirilmek istenen 13/12/1983 tarihli ve 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“j) Bakanlık hizmet binalarının yapımını programlamak, satın alma işlemlerini yürütmek ve İmar planı ve mimari projeye uygun olarak bunların onarımlarını yapmak,”

                                                                                             Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yaman.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 133’üncü maddesiyle ilgili verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi en içten duygularla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, tabii, bir yasal çalışma kendi süreci içinde ve normal bir çalışma temposuyla yürütülmezse, biraz önce 132’nci maddesinde yaptığımız düzeltmede görüldüğü gibi, bir sürü yanlışlıklarla da karşı karşıya kalırız. Hani halk arasında çok güzel bir deyim vardır: “Şaşkın ördek göle tersten dalarmış.” Bugün bu maddeyi görüşürken gördük ki artık bu çalışmalarda gerekçelere dayalı olarak yasal eksiklikleri ve yasal birtakım yetmezlikleri dolduruyoruz. Bunlar aslında, böyle, yüce Meclisin aceleye getirmeden komisyonlarından geçirerek yapacağı düzenlemelerde rastlanılacak durumlar değil ama buna rağmen, AKP’nin mutlak çoğunluğuna dayalı olan yönetimi, aldığı talimat doğrultusunda, bütün bundan önceki değişikliklerle ilgili verdiğimiz önergelerde olduğu gibi bu verdiğimiz önergeleri de yine oy çokluğuyla reddedecek ama ben yine de dilimin döndüğü kadar, belki arkadaşlarımız bu sohbetlerinde zaman ayırırlarsa, değineceğim önemli bir konuyu da dile getirmek istiyorum.

Bu yasal düzenlemeyle bizim önergemizin değişikliğinin temel amacı… Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğünün görevleri arasında zaten 83’ten beri bulunan bu yasal düzenleme, bir sonraki maddesinde -134’üncü maddesinde- hükûmet konaklarının İçişleri Bakanlığının programı ve yönetimi dâhilinde yürütülmesinden kaynaklı olarak tekrar düzenlenme ihtiyacı duyuyor ancak bakanlıkların bu konudaki hizmet binalarının yapımı, bunların programlanması, satın alma işlemleri, yürütme ve imar planları ve mimari planlar çerçevesinde yapılmasını istememizin nedeni şudur: Bugün Anadolu’nun çok sayıdaki yerlerinde hepiniz gibi ben de kamuya ait, bakanlıklara ait binaları gezdim, gördüm ve bunların büyük bir çoğunluğunda ne kadar mimari ve estetik zevksizliklerin olduğunu, o binaların hem bulundukları yerlerin coğrafi ve iklim koşullarına hem de o coğrafi ve çevresindeki binalarla ne kadar uyumsuz, ne kadar uygunsuz düştüğünü hep beraber gördük.

Şimdi, bu nedenle bu değişiklik önerimizle diyoruz ki: “Lütfen bu kadar zevksiz binalar yapmayın.” Bakın, diğer yabancı ülkelerde biz kamuya ait, devlete ait binalara baktığımız zaman belki sizler de benim gibi saatlerce bu binaların mimari ve estetik güzelliklerini seyrediyorsunuz ve bizdeki binalarla hemen karşılaştırma gibi bir durumla karşılaşıyorsunuz. Yalnız Maliye Bakanlığı bu yetkisini kullanarak, öyle sanıyorum, süregelen bir TOKİ furyası içinde çok sayıda kamu hizmetlerine ait binaları yine TOKİ’ye yaptıracak gibi görünüyor. Zaten Anadolu’nun neresine giderseniz gidin TOKİ’nin konutlarla ilgili yaptığı binaları ve o bazılarına göre rant getiren ve şehrin önemli birtakım yerlerinde belli gelir düzeyindeki insanlara yapılan o villaların dışındaki binaların şekilsizliğini, fiziki yetmezliğini, bunların yapımındaki eksikliklerini, altyapı yetmezliklerini her gün gazetelerde ve o törenlerde dağıttığınız binalardaki insanların haykırışlarında görüyoruz. Biz şimdi bu önergemizi bakanlık hizmet binalarının bundan sonra en azından imar planlarını her ne kadar TOKİ’ye verirseniz, o yetkilerini kullanacaksa da yapılacak olan diğer birtakım şeylerin hem imar planlarına hem de mimari projelere uygun yapılmasını amaçladığımız için verdik.

Ben bundan sonraki maddeyle ilgili olarak da hükûmet konaklarımızın içinde bulunduğu konuya değineceğimiz için burada bu konuyu bitiriyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

134’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 134. maddesi ile değiştirilmek istenen 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“c) Hükûmet konaklarının yapımını programlamak, satın alma ile kiralanması işlemlerini yürütmek ve bunların imar planı ve mimari projeye uygun olarak onarımlarını yapmak,”

                 M. Nezir Karabaş                        Nuri Yaman                              Sırrı Sakık

                           Bitlis                                        Muş                                         Muş

                                         Fatma Kurtulan                           Hasip Kaplan

                                                  Van                                          Şırnak

BAŞKAN – Şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir; okutup, beraber işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 134 üncü maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                  R. Kerim Özkan                       Abdullah Özer                          Şahin Mengü

                          Burdur                                      Bursa                                      Manisa

Diğer önergenin imza sahipleri:

                Emin Haluk Ayhan             Doç.Dr. Mehmet Günal                   Metin Ergun

                          Denizli                                    Antalya                                     Muğla

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                          Manisa                                     Konya                                     Mersin

                                       Metin Çobanoğlu                         Ahmet Bukan

                                               Kırşehir                                      Çankırı

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Mengü, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 23’üncü maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmek isteniyor. Bu “Hükûmet konaklarının yapımını programlamak, satın alma ve kiralanması işlemlerini yürütmek ve bunların onarımlarını yapmak…” şeklinde bir madde. Bu “duyan gelmiş” denebilecek olan tasarıda gerekçesi yok.

Niye böyle bir işlem yapılıyor? Bunu anlamak mümkün değil. Efendim, Bütçe Plana gidecekmişiz, Bütçe Planda öneriyi veren arkadaşların gerekçesine bakacakmışız, çok enteresan bir kanun tekniği. Yani bir gerekçesi olmayan bir kanunu burada hep beraber tartışıyoruz. Gerekçesinin olmamasının sebebi bir mantığının da olmamasından kaynaklanıyor çünkü aynı işi 178 sayılı Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de Maliye Bakanlığının Millî Emlak Genel Müdürlüğüne verilen görevler var. Millî Emlak Genel Müdürlüğü bugüne kadar bunları hep yapagelmiş. Bugüne kadar Millî Emlak Genel Müdürlüğünün yaptığı işlemlerden ötürü de herhangi bir şikâyet de yok ve çok ihtisaslaşmış bir genel müdürlük. Maliye Bakanlığı, hakikaten, her şeye rağmen bu ülkenin, çok ciddi, ağırlıklı bakanlıklarından biridir. Biz onları zaman zaman eleştiririz, özellikle maliyecilerin tutumundan ötürü ama hakikaten ağırlığı olan bir teşkilattır ve onların davranışlarında da bugüne kadar hiç öyle, bu konuyla ilgili nedir sorunun gerekçesi anlayamadık ama benim bildiğim kadarıyla, burada hepimizin bildiği gibi aslında bu onarımlar, bakımlar, hepimiz biliyoruz ki bunlar, kaymakamlık, valilik, elindeki diğer fonlardan bu işleri yaparlar. Bu işleri bu fonlardan yaptıkları için bugüne kadar bir anlamda kanunsuz yapılmış işlemlerine hukuki bir kılıf hazırlamak mahiyetinde gözüküyor. Çünkü bakıyorum Maliye Bakanlığının yasasına: “Hazinenin özel mülkiyetinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmaz malların yönetimine ilişkin hizmetleri, gerektiğinde diğer kamu kurum ve kuruluşları ile işbirliği yaparak yürütmek, Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, kiralanması, trampası ve üzerinde sınırlı aynî hak tesisi, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiralanması ve bu yerler için gerekli görülen hallerde kullanma izni verilmesi işlemlerini yapmak…” ve sayıyor birçok maddeyi. Şimdi, bütün bu kadar teknik işi rahatlıkla yapabilen bir teşkilattan bir anda gelip neyi alıyorsunuz? Hükûmet konaklarının yapımını programlamak, satın alma ve kiralanması işlemlerini yürütmek. Bir şeyi saklıyoruz arkadaşlar. Gerekçeye de yazmadığımıza göre bir şey var. Şunu açıkça söyleyeyim: “Biz bunu bu gayeyle yapıyoruz…”

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Yapılan işi temizliyor.

ŞAHİN MENGÜ (Devamla) – “…bugüne kadar şöyle şöyle bir hukuksuzluklar oldu, kanunsuzluklar oldu, bunu örtmeye çalışıyoruz, bunu hep beraber düzeltelim.” denebilir ama böyle bir kanun…

Siz bir şey mi söylediniz Sayın Başkan?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – MHP sırasındaki arkadaşlar söyledi.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Beni gördü o. Beş dakika önceydi.

ŞAHİN MENGÜ (Devamla) – Olabilir.

Nedir gerekçe? Gerekçeyi bilmiyorum. Hakikaten bilenleriniz varsa… Bakın, iktidar sıralarında bir sürü milletvekili arkadaşım oturuyor. Ne olur, bunun gerekçesini bilen birisi varsa bir izah etsin. Bu, bir, izaha muhtaç bir şey. Neyi saklıyoruz arkadaşlar? Bir şeyin saklandığı açık. Gerekçesi olmayan kanun maddesi olmaz. Hiçbir mantığı olmayan, Millî Emlak gibi çok ihtisaslaşmış bir Genel Müdürlükten bir şeyi alıyorsun; kaymakamlığa, valiliğe veriyorsun. Niye? Millî Emlak bugüne kadar Türkiye’deki devletin ihtiyacı olan gayrimenkulleri kiralarken yanlış mı yapıyordu? Yoo...

Bir şey var, saklanan bir şey var, bunu öğrenmek istiyoruz. Bunu öğrenmek istemek de bizim milletvekili olarak hakkımız. Biz, burada görev yapıyoruz, hepiniz görev yapıyorsunuz. Bunu, sizin de bilmek hakkınız. Buradaki arkadaşların birçoğunun bunun gerekçesini bilmediğini biliyorum, yok çünkü gerekçesi. Hepiniz gerekçeye bakıyorsunuz. “Acaba ben mi yanılıyorum, gerekçeyi ben mi bulamadım?” dedim. Olabilir, kabiliyetimiz müsait değildir, gerekçeyi bulamayabiliriz. Gerekçe yok.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Gerekçeye gerek yok!

ŞAHİN MENGÜ (Devamla) – “Gerekçeye gerek yok.” diyor arkadaşım. Doğru çünkü yapılmak istenen eğer başka bir şey varsa, saklanmak istenen bir şey varsa  o zaman gerekçeye lüzum olmaz, hatta gerekçe yazılmaz. Hukuksuzluğu itiraf edecek hâliniz yok. O zaman sükûtla geçersiniz, bütün bu işler yürür.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Diğer önerge sahiplerinden Sayın Emin Haluk Ayhan, Denizli Milletvekili.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Denizli’de belediye konağı var mı?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 134’üncü maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ediyoruz bu önergeyle. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyoruz.

Gerekçemiz, tasarı metninde yer alan metnin hangi ihtiyaçtan doğduğunun bilinmemesi. Hükûmet öneriyi getiriyor veya milletvekilleri getiriyor; sebebi, sonucu belli değil. İçişleri Bakanlığının önünde koca bir terör hadisesi var. İçişleri Bakanlığının en önemli önceliği bu mu? Maliye Bakanlığının hiç beceremediği husus bu mu? Değil. Sizin verdiğiniz 60 lira emeklilere söz hâlâ bu yüzden bekliyor. Onun için kanun tasarısı verdik öncelikli olarak, onu da yapmadınız. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli meselesi hükûmet konağının kimin tarafından yapılacağı mı? Yüz binlerce emekli bekliyor. Onların işlerini geciktiriyorsunuz.

Bakın, Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bu madde bir önceki düzenlemeyle ilgili bir madde. Bir tarafta birini alıyorsunuz, diğer tarafta diğerine veriyorsunuz.

Hükûmet konaklarının yapımını programlamak. Hükûmet konağı ne olacak? Bunun demokratik bir şekilde yapılması hâlinde bile Hükûmet tarafları bu işe uymuyor. Denizli bunun en güzel örneği. Ne yaptık? Demokratik bir sempozyum yapılmış. Hükûmet konağının nereye yapılacağı söylenmiş. Herkes toplanmış. Bunun sonucunda bir yarışma açılmış. Bir önceki maddede yetişip konuşabilseydim biraz daha uzatacaktım ama şimdi uzatamıyorum. 2009 Haziran tarihinde Denizli Valiliği imzaya koyuyor bir protokol, yarışma açıyor, açılan yarışma tüm Türkiye’de ilgiyle karşılanıyor, yüksek bir katılım var. Konusunda değerli uzmanlar geliyor katılıyor. Mimar Yavuz Selim Sepin’in projesi birinci seçiliyor. Yarışma sonuçlanıyor. Projenin aynen uygulanacağına dair yetkililer açıklama yapıyor. Atılan imzalara rağmen Haziran 2010’da projede hiç yıkılmaması gereken Kız Meslek Lisesi binası yıkılıyor.

Şimdi, burada ne var? Arada birtakım problemler oluyor. Bu aşamada Mimarlar Odası yetkilileriyle Denizli Valisi görüşme yapıyor. Binanın yıkımının söz konusu olmadığını söylüyor. Sadece toplantı salonu olan kısım yıkılarak yolun genişletileceği, ana binada tamirat yapılacağı, bakım çalışmalarının yapıldığı ifade ediliyor, yıkım ve moloz atım işlemleri ise bir belediye tarafından üstleniliyor.

Şimdi, bütün bunlara bakıyoruz. Bunun belediyeye devrinden sonra öteden beri binanın yıkımını savunan yetkililer tavır sebebiyle şüphe uyandırmış, Valinin açıklamalarına rağmen yapı 19 Haziran 2010 günü tamamen yıkılmış. Bu süreçte, hukuki süreçler, odaların ve koruma kurulunun yıkan ve yıktıranlar hakkında suç duyurularıyla sürüyor. Ancak devlet kurumları-meslek odaları arasında ciddi bir güven problemi oluşmuş. Devlet kurumları atılan imza ve verilen sözlere, resmî ve ulusal ölçekli yarışma sonuçlarına aykırı bir işlem yürütüyor, tamir olunmaz bir yara açıyor. Hadise kurumlar arasında sadece bu konuda değil, başka alanlara da kayıyor. İçişleri Bakanlığıyla Maliye ve Bayındırlık Bakanlığı birlikte birer müfettiş göndersinler. Literatüre geçecek bir “…”(x) bu. Anlaşsınlar, bu bakanlıkların arşivlerine girsin. Girerken de bundan sonra herkes ne yapılacağını, neyi düzenleyeceğini ona göre yapsın.

                                  

(x) Bu bölümde Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade edildi.

Gerçekten, konuşmamın başında söylediğim bir şey var: Terör bir tarafta duruyor, memleketin problemleri bir tarafta duruyor. Emeklilere söz verdiğiniz 60 lira sözü sırf bunlar yüzünden duruyor. Temmuzda söz verdiğiniz hadise hâlen duruyor, yavaş yavaş ilerletiyorsunuz seçime yakın çıksın diye. Nedir o? Verginin yeniden yapılandırılması, sosyal güvenlikle ilgili hadiselerin yeniden yapılandırılması. Her şeyi ne yapıyorsunuz? Darmadağın ediyorsunuz, olmayacak işleri bunun içine koyuyorsunuz. Bunun ne anlamı var? Bu tasarıda yeri mi yurdu mu…

İçişleri Bakanlığı büyükşehir sözü verdi. Sayın Başbakan 2014’e attı. Yani bunun neresi güvenilir bir söz? Yaptığınız işin bir evini evceri var mı?

Saygılar sunuyorum Sayın Başkanım, teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Önergeleri oylarınıza…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapmama izin verir misiniz?

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Niye? Böyle bir usul var mı?

Yani önerge yok, bir şey yok Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, 133 ve 134’üncü maddelerin gerekçelerinin yazılmamasında bir şeylerin saklandığı şeklindeki ifadesine ilişkin açıklaması

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, biraz önce konuşan bir arkadaşımız bu maddelerle ilgili gerekçenin olmadığını ifade etti, 133’üncü madde ve 134’üncü maddeyle ilgili. Herhâlde biraz tasarının kapsamlı olmasından kaynaklanan bir durum.

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) – Dağınık, dağınık.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 133’üncü madde, tasarıda 95’inci madde olarak yer bulmuş. Onunla ilgili bir de 96’ncı madde var. Şu anda konuştuğumuz 134’üncü madde de tasarının 96’ncı maddesiyle ilgili. Her ikisinin de gerekçesi olduğunu ifade etmek istedim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Bunu söyleyen benim Sayın Başkan. Cevap hakkım doğdu müsaade ederseniz.

BAŞKAN – Aman efendim…

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Benim söylediğime cevap veriyor. Sataşma var.

BAŞKAN – Evet buyurun. Otuz saniyede bir açıklama yaptı, bir dakika da size vereyim, açıklayın.

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçesinde olmadığını söyledi.

BAŞKAN – Açıklasın bakalım, ne diyecek, Sayın Elitaş.

Buyurun efendim.

VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Bunun 54 ve 55’inci sayfalarına bakarsanız “Anayasa Mahkemesine uyduk.” diyor. Bu gerekçe mi? Buradaki arkadaşlarımın hangisi Anayasa’ya…

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Gerekçe…

ŞAHİN MENGÜ (Devamla) – Bir dakika müsaade buyur. Sen konuşurken ben müdahale etmedim Sayın Elitaş.

Gerekçe bu: “Anayasa Mahkemesinin kararına uyduk.” Hangi arkadaşım biliyor hangi Anayasa Mahkemesi kararı olduğunu? Bu gerekçe mi? Böyle bir gerekçe mi var dünyada?

MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – “Gerekçe yok”la “gerekçe” farklı. Şimdi siz önergenizdeki gerekçeye bakabilirsiniz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum. Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 134. maddesi ile değiştirilmek istenen 14/2/1985 tarihli ve 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere eklenen (c) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“c) Hükûmet konaklarının yapımını programlamak, satın alma ile kiralanması işlemlerini yürütmek ve bunların imar planı ve mimari projeye uygun olarak onarımlarını yapmak,”

                                                                                             Nuri Yaman (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yaman.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 134’üncü maddesiyle ilgili verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kürsüden bir sürü yapılan konuşmalarda değerli hatiplerin hepsi tuğla şeklindeki yasanın, torba yasanın gerekli nitelendirmelerini yaptılar. Ben yasanın maddelerinin tamamını şöyle bir hesapladım, iki yüz yirmi dört maddesi var. Bu iki yüz yirmi dört maddenin yaklaşık iki yüz maddesi bu düzenlemelerde beklenen ihtiyacı karşılamadığı ve kamuoyunun da karşı çıktığı bir sürü maddeyi içeriyor. Ancak yaklaşık yirmi iki-yirmi üç maddeden ibaret olan, dişe dokunur maddelerden biri de -bana göre- yapılan bu değişiklik maddesi.

Bu değişiklikle, hükûmet konaklarının, bundan önce, yıllardan beri Maliye Bakanlığı tarafından yürütülmesinde, inşallah, öngörülen eksiklikleri giderecek şekilde, doğrudan doğruya hizmetin sahibi olan İçişleri Bakanlığı tarafından tam ve isabetli olarak yerine getirileceğini umuyorum. Nedeni, Anadolu’nun hemen hemen her köşesindeki hükûmet konaklarında çeşitli görevlerde bulunan ve inceleyen bir kişi olarak, proje yarışmasıyla da kazanılan bir sürü binanın ne kadar çapraşık ne kadar ihtiyaçtan uzak olduğunu gören bir kişiyim. Yine bir sürü ilçede yapılan hükûmet konaklarının ne kadar anlamsız, ne kadar ihtiyacın çok çok üzerinde olduğunu da gördüm.

Ben, sayın Kütahya milletvekillerinin ve sayın Zonguldak milletvekillerinin, bir an için bu iki ilimizdeki hükûmet konaklarını gözlerinin önüne getirmesini rica ediyorum. Bu hükûmet konaklarında, yaklaşık her ikisinde de uzun süre görev yapan bir kişiyim ve üzülerek belirtiyorum, bu iki hükûmet konağı da yarışmayla, birincilikle, proje yarışmasıyla yapılan binalar. İnanının ki hiçbir şekilde ne hizmetin ne görev yapan kişilerin çalışma ortamı ve ne de oranın jeolojik ve jeoteknik şartlarına uygun olarak yapılmış, izbe bir sürü koridorlardan, bodrumlardan ve ihtiyacın üzerinde bırakılan boş alanlardan ibaret. Demek ki Maliye Bakanlığı döneminde, bu projelerin, işte birtakım kişilere -proje yarışması yaptırarak- birtakım ödüller, birtakım paralar verilirken, hizmete ve bu konudaki gereklere uygun olarak yapılmadığı anlaşılıyor. Umuyorum ve diliyorum ki bundan sonra, örneğin, Erzincan’ın Otlukbeli ilçesindeki hükûmet konağı gibi bütün Otlukbeli’ni içine alsa dahi boş kalacak bölümlerinin olmadığı ve ihtiyaca cevap verecek birtakım hükûmet konaklarının yapılması sağlanır.

Ben öyle umuyorum ki -bu değişikliğin amacı- hizmetin temel uygulayıcısı olan İçişleri Bakanlığı, hizmet gereklerine uygun bu binaların yapılmasını sağlamak amacıyla, Maliye Bakanlığı buna müdahale etmeden, kendi inisiyatifiyle böyle bir düzenleme yapmıştır. İşte o iki yüz yirmi dört madde içinde dişe dokunur maddelerden biri olarak da ben bunu görüyorum.

Yine, bu hükûmet konaklarının İçişleri Bakanlığına verilmesinin isabetli bir yanı da Millî Emlak Genel Müdürlüğü kanalıyla gelen ödenekler, yıllarca bu binaların onarımı ve diğer ihtiyaçlarının giderilmesi için yazışmalara rağmen gelemiyordu. Ancak, İçişleri Bakanlığı, öyle sanıyorum ki valilerin ve kaymakamların çeşitli olanaklarını da kullanarak belki ufak tefek ihtiyaçları bu şekilde kendi yaptığı binada yapacak. Ancak o yarışmayla kazanılan hükûmet konaklarındaki tadilatlarla ilgili imar planı ve kendi planlarına uygun olarak müelliflerine de bir ödeme yapmak koşuluyla, o “ucube” denen birtakım binalarda da düzenlemeler yapacağını umuyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

135’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır. Kâtip Üye arkadaşımızın sonradan okuyacağı iki önerge aynı mahiyette olduğu için onları birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 135. maddesi ile değiştirilmek istenen 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine eklenen fıkranın son cümlesinden “veya yabancı şirket” ibaresinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                 M. Nezir Karabaş                     Fatma Kurtulan                         Hasip Kaplan

                           Bitlis                                        Van                                        Şırnak

                                        M. Nuri Yaman                             Sırrı Sakık

                                                 Muş                                           Muş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 135 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu                Mustafa Özyürek

                           İzmir                                     Malatya                                   İstanbul

                    Hüseyin Ünsal                        Bülent Baratalı                          Tekin Bingöl

                         Amasya                                     İzmir                                      Ankara

Diğer önergenin imza sahipleri:                     

                Emin Haluk Ayhan             Doç. Dr. Mehmet Günal                  Erkan Akçay

                          Denizli                                    Antalya                                    Manisa

                  Mustafa Kalaycı                         Metin Ergun                          Mehmet Şandır

                          Konya                                      Muğla                                     Mersin

                                          Ahmet Bukan                          Metin Çobanoğlu

                                               Çankırı                                      Kırşehir

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ünsal, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HÜSEYİN ÜNSAL (Amasya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz yasanın 135’inci maddesi üzerinde verilen önergeyle ilgili konuşuyorum.

Değerli arkadaşlarım, 670 sayfa, sıra sayısı verilmiş bir kâğıt var elimizde. Kanun görüşüyoruz.

Ben de Sayın Elitaş için bir şey söyleyeyim: Uygunsa 135’inci maddenin de bir gerekçesini bulun bana. Ben o 676 sayfanın içerisinde bu gerekçeyi bulamadım ama bu gerekçeyi araştırmak için AKP’li arkadaşlara sordum. Zamandan tasarruf için böyle bir önerge verdiklerini söylediler. Böyle bir yasa olmaz. Dokuz tane bölüm var, 676 sayfa, gramlarını arkadaşlarımız söylediler. Burada olmayacak bir yasa görüşüyoruz. Şu anda belki bizi milletvekilleri fazla dinlemiyor ama halkımız bunu dinliyor. Halk yararına burada bir tane madde geçiremediniz ve burada Meclis meşgul ediliyor.

Değerli arkadaşlarım, 135’inci maddeyle ilgili olarak yapılmak istenen değişiklik, Yüksek Planlama Kuruluna müracaat edildikten sonra, bundan sonra yapılacak bütün işlemlerin ilgili bakan veya bürokrat tarafından yönetilmesiyle ilgili kanuna bir madde ekleniyor. Kanunun maddesini okuduğumuzda şunu görüyoruz: Madde esasında Yüksek Planlama Kurulunu amir kılıyor, bunun da çok mantıklı yanı var, çünkü Yüksek Planlama Kurulu Bakanlar Kurulundan teşkil ediyor, ama bir klasiktir bu, AKP klasiğidir, yine yap-işlet-devret modellerinde yüksek Planlama Kuruluna giren bakanlardan dahi bir şeyler kaçırılması anlamında artık YPK’ya uygulama projeleri gitmeyecek. Sebep: Zamandan tasarruf. Zamandan böyle bir tasarruf olmaz, çünkü yap-işlet-devret projeleri basit projeler değildir, çok boyutlu projelerdir. Bunun sosyal boyutu vardır, ekonomik boyutu vardır ve yap-işlet-devret projelerinin uluslararası boyutu vardır. Dolayısıyla, bu boyutları da göz ardı ederek bu kanun maddesini ekleyerek YPK’yı devre dışı bırakmak, birtakım işleri bakanlardan, bürokratlardan kaçırmak anlamına geliyor. Bu anlamda karşı olduğumuzu, o yüzden de bu önergeyi verdiğimizi sizlere belirtmek istiyorum, çünkü önümüzdeki dönemde yap-işlet-devret modeliyle muhtemelen üçüncü köprü gelecek, Galataport Projesi gelecek, Haydarpaşa Garı Projesi gelecek, Gebze-İzmir Otoyolu Projesi, daha doğrusu körfez geçişi gelecek ve bu geçişler geldiğinde de yap-işlet-devret projesi ihalesini alanlar artık Yüksek Planlama Kurulunda değil, o uygulamayı yapan bürokratlarla muhatap olma durumuna gelecek. Dolayısıyla, böyle büyük önemi olan projelerin Yüksek Planlama Kurulunda tekrardan gözden geçirilmesi ve oradaki bakanların da dikkatini çekmesinde fayda vardır, çünkü yine AKP İktidarında YPK içerisinde çekince koyduğu için Yüksek Planlama Kurulundan çekilen bakanlarımız olmuştur, bu yap-işlet-devret’lerde de aynı şeyler söz konusu olacaktır diye düşünüyoruz.

Üçüncü köprüyle alakalı diyorum, üçüncü köprüyle alakalı olarak yap-işlet-devrete getireceksiniz ama, çok önemli bir proje, İstanbul hepimiz için, dünya için önemli. İstanbul için de bu önemli olan proje hatlarında, şu anda, Poyrazköy-Garipçe hattında artık arsalar kapatılmış, paravan şirketler hazırlanmış, böyle önemli bir projede de Karayollarının bir tespiti var: 17’nci Bölge Müdürlüğü, güzergâhın uzunluğu, uzun bağlantı yollarının ihtiyacı, trafik yükünün azalmaması nedeniyle bu projenin verimli olmadığını söylüyor. Dolayısıyla, işletmeyi üstlenecek firmalara da bu geçiş ücretleri üzerinden devlet garantisi verilecek mi verilmeyecek mi? İstanbul için, üçüncü köprü için en büyük merakımız burada. İşte yap-işlet-devret’te bunlar kaçırılma noktasına geliyor. Hepimiz, bu konuda şüphe uyandırdığı için bunun tekrar ve tekrar Yüksek Planlama Kurulunda, yani o siyasilerin ortak olduğu kurulda bu sorumluluğun tekrar ve tekrar üstlenilmesini talep ediyoruz.

Haydarpaşa Limanı ve çevresinde de yapılmak istenen konular, zaten devri iktidarınızda hep torba yasalarla getirildi. 2004 yılında çıkardığınız yasayla ilk önce Haydarpaşa Limanı’nı Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına verdiniz, 21/4/2005’te 5335 sayılı Yasa’yla da Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarına bu limanları satma yetkisini verdiniz. Şimdi, bu torba yasayla da bu limanları yap-işlet-devret modeliyle satma noktasına geliyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSEYİN ÜNSAL (Devamla) - Dolayısıyla, yap-işlet-devret modeliyle yapılacak olan çalışmaların YPK tarafından tekrar gözden geçirilmesini talep ediyor, önergemize destek bekliyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Diğer önerge sahipleri adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Buyurun Mehmet Bey. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu maddede YPK’nın yetkisi elinden alınarak ilgili bakanın onayıyla sonra bir daha da karışmamak üzere kurum yetkilendiriliyor.

Bakın, arkadaşlarımız kanun maddesini aynen şöyle yazmışlar: “İkinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.” Yeni bir fıkra eklenmiş. Bakıyorsunuz, kaldırılan bir şey yok, eski şeyde sadece “YPK’ya yetki verilir.” deniliyormuş, şimdi sadece kaldırılmış, yeni bir fıkra eklenmiş gibi yaparak böylece yetkinin gizlenmesi söz konusu. Yüksek Planlama Kurulu önemli görevler ifa ediyor. Bir tanesinde diyor ki: “Ülkenin yurt içi ve yurt dışı ekonomik hayatıyla ilgili konularda yüksek düzeyde kararlar almak.” Şimdi, bunu kaldırınca yüksek düzeyden alt seviyelere doğru kararı indirmiş oluyoruz. Yani alçak düzeyde kararlar artık alacağız, yüksek düzeyde kararlar alamayacağız demektir.

Değerli arkadaşlar, bunların hepsi, yap-işlet-devret böyle küçük projeler değil biliyorsunuz. YPK’nın içinde de hem DPT’nin görüşü var.

Tabii, Sayın Bakanım gülüyor. Bir ara siz, DPT’yi de kapatmayı düşünmüştünüz “Bize engel oluyor. Bizim yatırımlara para vermiyor. Uzmanlar bizi engelliyor. Onlar da kim oluyor?” gibi. Ben bunu normal karşılıyorum.

Maliye baypas, ekonomi bakanlığı baypas, DPT Müsteşarı, DPT Müsteşarlığı baypas. Bakın, aynen ne diyorsunuz: “Yetkili idarelerin…” Bağlı yetkili idarelerin, ekonominin falan değil. Diyelim ki Ulaştırma Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı veya Enerji Bakanlığı. Onun dışında ne DPT’nin haberi olacak, ne Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısının haberi olacak, ne Maliye Bakanının haberi olacak. Böylece bunların gelmesi gerekir…

Peki neden? Neden? Ben yine sizden bir örnekle durumu açıklayayım. Daha önce bu tip konular olmuştu. Hani hatırlarsınız, ilk döneminizde Ekonomiden sorumlu Sayın Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener’in imzalamadığı Özelleştirme Yüksek Kurulu kararları vardı kendisinin Bakanlığına ve sonra milletvekilliğine mal olan.

Kısa bir şeyi oradan sizinle paylaşmak istiyorum değerli arkadaşlar. Diyorlar ki bununla ilgili, özelleştirmedeki sıkıntılarla ilgili söylüyor ve imzalamadığını da söylüyor. Bir ÖYK kararı geliyor. Öncelikle sayın sorumlu bakanın imzası olması gerekirken Sayın Başbakanın imza atıp gönderdiğini söylüyor. O da “imzalamadım.” diyor.

“Sadece bununla mı ilgili?” diyor. “Hayır” diyor. “O dosyaya imza atmadım; onu da Sayın Maliye Bakanına devrettiler.” “Başka özelleştirmeyle ilgili rahatsızlığınız neydi?” “Hayır… Galataport’ta da ‘imzala’ dedi imzalamadım. Avea ve Aycell birleşmesine itiraz ettim ve ‘Bu da benden geçmez.’ dedim. Onlar da kanun çıkardılar.” diyor.

Şimdi, yine yaptığımız, belli şeyleri baypas edebilmek üzere bir kanun tasarısını çıkarmak ve böylece bir değişiklik ortaya koymak. Yani ne oluyor? YPK’dan geçse ne olur? Niye bunu değiştiriyorsunuz? Neden kaçırıyorsunuz? Yani DPT’den geçsin, ilgili bakanımız baksın. Yani şimdi, sadece Sayın Eroğlu burada. DSİ’nin bir şeyi var, sadece o imzalayınca geçecek. Diğer arkadaşlarımız da Bakanlar Kurulunun üyesi, onlar da görsün. En azından, ekonomiyle ilgili yapılacak yatırımlarla ilgili koordinasyon sağlansın.

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – İşler uzuyormuş!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlarım, bu çok önemli bir şey. Neden? Neden bunu yapıyoruz? Yani, işlerlik açısından mı? Diğer arkadaşlarımız bunu anlamıyorlar mı? DPT’dekiler anlamıyor mu? Şimdiye kadar YPK’ya… Peki, sekiz yıldır aklınız neredeydi? İşler iyi mi gidiyordu? Neden bu torbaya bu kanun maddesi sokuldu, ben hâlâ anlayamıyorum.

Yine, geliyor ki arkadaşlarımız, aynı şeyde… Neden öyle söylüyorum? Çünkü, Sayın Abdüllatif Şener, DPT kendisine bağlı olduğu için, diyor ki: “Arkadaşlarımız bana getirdiler, bir hesap yapmışlar, hem taksitlendirme anlamında hem de risk anlamında, projenin gerçekleştirilmesi anlamında sıkıntı vardı.” Şimdi, bu tür mahzurları götürecek kimse kalmayacak. Bunun önüne taş koyacak kimse de kalmayacak. Maalesef böyle bir düzenlemeyle karşı karşıyayız.

Yine, o mülakatta Sayın Şener bir şey söylemiş, yani gazetede çıkan haberin altında. Kendisine de sormuşlar, doğrulamış. O günlerde, Sayın Şener, “Sürekli olarak İsra Suresi’nin 80’inci Ayeti’ni ben okuyup tekrarladım.” diyor, gazeteciler de onu yazmışlar.

Ben de size konuşmamın sonunda bununla veda etmek istiyorum. Allahuteala 80’inci Ayet’te şöyle buyuruyor: “Rabbim, girdiğim yere doğrulukla girmemi, çıktığım yerden doğrulukla çıkmamı nasip et. Bana, tarafından destekleyici bir kuvvet ver.” diye dua ediyormuş. Ben hepimiz için Allah’ın bu duayı kabul etmesini diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Karar yeter sayısı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı istiyorsunuz.

Evet, önergeleri oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeleri kabul edenler… Kabul etmeyenler…

Elektronik cihazla oylama yapacağım ve bir dakikalık süre vereceğim.

Oylama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla oylama yapıldı)

BAŞKAN – Karar yeter sayısı vardır, önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 135. maddesi ile değiştirilmek istenen 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesine eklenen fıkranın son cümlesinden “veya yabancı şirket” ibaresinin çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                              Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Sakık, buyurun.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; ben de önergemiz üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinize saygılar ve sevgiler.

Yap-işlet-devret, ne dersek bizim burada bu yasaları değiştirme ne şansımız var ne de böyle bir konsensüsümüz var.

İkincisi, çok da fazla bir derdimiz de yok. Yani bu ülkenin temel sorunlarıyla eğer bir Parlamento ilgilenmiyorsa burada büyük bir yanlışlık var. Bakın, Türkiye'nin dört bir tarafında… Ben yeni geliyorum, Bitlis’in Mutki ilçesinden geliyorum, orada insanlığa karşı suç işleniyor, iktidar partisi ve muhalefet partisinden çıt yok, ses yok. Ve bir alçak çıkıp “Ben JİTEM’i kurdum.” diyor, “Ben yüzlerce cinayet işledim.” diyor, “Ben o cinayetleri işlerken bir de mezar taşı mı yapsaydım?” diyor ve kanal kanal dolaşıyor. Ve bir ülkede, bir alçak eğer devlet adına burada cinayet işlediğini söylüyorsa ve elini kolunu sallayarak dolaşıyorsa, burada iktidardan ve muhalefetten ses çıkmıyorsa bu yasalar bizi çok ilgilendirmez. Ve bu adam çıkıp “Ben kurdum.” diyor, “Eğer ben görev başında olmuş olsaydım Habur’dan gelenler… O gün 20 bin insanı öldürürdüm.” diyor. İşte bunlar katil sürüsü, bunlar cinayet işliyor. Ve biz bunların araştırılması için sizleri göreve davet ediyoruz, sesiniz çıkmıyor. Ve biz feryat ettik, Cumhuriyet Halk Partisi de birkaç kez bu konuda Meclis araştırma önergeleri getirdi, yine sesiniz çıkmadı. Ama seçimler yaklaştı, iki gün önce, 305 kezdir Galatasaray Lisesi önünde eylem yapan anneleri Sayın Başbakan kabul ediyor ve diyor ki: “Acınızı anlıyorum ama bu Meclis araştırma önergelerini kabul etmeye bizim tek başımıza gücümüz yetmez.” Ee, peki, yetmiyorsa buyurun, ana muhalefet partisi destek veriyor, biz destek veriyoruz, siz veriyorsunuz; peki, diğer güç ne? Siz acaba bilinmeyen güçlerden mi talimat alıyorsunuz? Şimdi, bu konuda çok açık, net kamuoyunu  bilgilendirmelisiniz. Anneler feryat ediyor “Ben otuz bir yıldır kapıma kilit vurmadım. Bir gün geri dönebilir umudunu taşıyorum. Benim çocuklarım kayıp, onun için sizi göreve davet ediyorum.” diyor ama ne yazık ki hâlen bu konuda Parlamento görev başında değil.

Sevgili arkadaşlar, kendi iktidarınızı, kendi saadetinizi bizim sefaletimizde aramayın. Eğer sadece seçim için bu işlere yaklaşıyorsanız bunun vebali çok ağırdır, bunun vebali çok büyüktür. Onun için, bu yasalardan daha çok önemli olan bu vicdan yasasını geçirmektir. Bu gece, ne olur, gidin uyuyun ve başınıza yastığa koyduğunuzda o 305 haftadır Galatasaray Lisesi önünde her cumartesi günü bekleyen annelerin ruh hâlini düşünün, kendi annelerinizi onların yerine koyun. Eğer böyle düşünebilirsek bu sorunu çözebiliriz.

Adalet dolu bir dünya istiyoruz, merhamet dolu bir dünya değil. Yani bunlara karşı bir merhamet duygusuyla yaklaşmamalıyız. Adaletin ve hukukun, gerçekten, normlarını uygulayarak bu sorunlarımızı çözebiliriz. Burada hepimize görevler düşüyor, hepimize. Her seferinde söylüyoruz, ortak vatanımızda bir arada yaşamak zorundaysak, mecbursak, mahkûmsak, evet, adalet dolu bir dünya…

Bu noktada Cumhuriyet Halk Partisine, Milliyetçi Hareket Partisine ve başta Adalet ve Kalkınma Partisine önemli görevler düşüyor ve sizden, bu konuda, kardeşlik adına, barış adına, bu ülkenin geleceği adına birlik istiyoruz. Bu, ülkemizin üzerinden eksik olmayan savaş bulutlarının bir an önce barış meltemlerine dönüşmesi için bu konulara değinmeniz gerektiğini ve bunlarla ilgili daha hassas olmanız gerektiğini düşünüyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

136’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 136. maddesi ile değiştirilmek istenen 3996 sayılı Kanunun 8 inci maddesine eklenen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Görevli şirketçe üretilen mal ve hizmetler için idare tarafından hiçbir şekilde talep garantisi verilmez.”

                 M. Nezir Karabaş                        Nuri Yaman                              Sırrı Sakık

                           Bitlis                                        Muş                                         Muş

                                         Fatma Kurtulan                           Hasip Kaplan

                                                  Van                                          Şırnak

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, şimdi Sayın Özçelik’in okuyacağı iki önerge aynı mahiyettedir, okutup birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 136 ncı maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                    Harun Öztürk                       Mustafa Özyürek                      Bülent Baratalı

                           İzmir                                     İstanbul                                      İzmir

             Ferit Mevlüt Aslanoğlu                  Hüseyin Ünsal                          Tekin Bingöl

                         Malatya                                   Amasya                                    Ankara

                                                                   Tacidar Seyhan

                                                                          Adana

Diğer önergenin imza sahipleri:

                Emin Haluk Ayhan             Doç. Dr. Mehmet Günal                   Metin Ergun

                          Denizli                                    Antalya                                     Muğla

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                          Manisa                                     Konya                                     Mersin

                                       Metin Çobanoğlu                         Ahmet Bukan

                                               Kırşehir                                      Çankırı

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılmıyoruz Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Tacidar Seyhan konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Seyhan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde alım garantisiyle ilgili.

Değerli arkadaşlarım, her dönemde her hükûmetçe bu alım garantisini yaşıyoruz ve olumsuzluklarını da yaşıyoruz. Sadece şimdinin sorunu değil. 90’lı yıllarda Türkiye, çok yüksek “al ya da öde” kapsamında alım garantileri verdi. Hatta, öyle elektrik santralleri kuruldu ki yap-işlet-devret kapsamında, o kadar ciddi alım garantileri verildi ki, Türkiye’de bugün elektrik fiyatlarını yeterince düşüremiyorsak, o günlerde verilen yüksek alım garantilerinin büyük etkileri vardır.

İkinci büyük etki, bu Hükûmet döneminde de devam eden ve bir türlü düşürülemeyen “al ya da öde” sözleşmeleri ve alım garantileridir. Dikkatle bir göz atalım bunlara:

Değerli arkadaşlar, bakın, 2008 yılında İran’dan alamadığımız gazın parasını ödemişiz, 705 milyon dolar, İran’a. 2009 yılında İran’a alamadığımız gazın parasını ödemişiz, 650 milyon dolar. Yani 1 milyar 355 milyon dolar parayı götürdük biz İran’a ödedik “al ya da öde” kapsamında.

Bakın, biz bu gazı kullanamadık ama iyi sözleşmeler yapmış bu ülke, yeterli arz talep dengesi kuramadığı için iyi sözleşmeden doğan haklarını da kullanmıyor.

Bakın, şu da Azerbaycan’la yapılan sözleşmenin onaylı aslı. Diyor ki “6 milyar metreküp bizden gaz aldığınız zaman 120 dolara alacaksınız, bunun üzerinde 1,5 milyar metreküp gaz aldığınız zaman onu da 45 dolara alacaksınız.” Bu ülke, Rusya’dan 400 dolara 1.000 metreküpü gaz aldı ama altı yıldır 45 dolarlık 1,4 milyar metreküp alacağı gazı Azerbaycan’dan alamıyor. Yazık değil mi bu ülkeye!

Değerli arkadaşlar, böyle alım garantisi, böyle talep garantisi olur mu? Bunu yapan, planlayan insanlar Türkiye’de ne kadar doğal gaz kullanacağını hesap edemiyorlar mı? Mutlaka bunun bir ölçüsü olması lazım.

Yine bir alım garantisi rezaleti de Rusya’dan geliyor. 2008, 2009’u koydum sözleşmede, 2010 yılında Türkiye -2010, yeni bu- bu dönemki, bu yılki, ölçüyü de göreceksiniz, 2010 yılında Rusya’ya 4 milyar metreküp ödemek zorunda kaldı. Bu da yeni alım garantisinden çıkan başımıza bela!

Şimdi, bunlar ödenebilir mi? Alınabilir mi?

Değerli arkadaşlar, bunlar alınabilir. Ne zaman biliyor musunuz? Beş yıl sonra. Hangi fiyattan? O günkü fiyattan. O günkü fiyattan ödeyeceğimiz ceza nedir? Ödeyeceğiniz toplam paranın yüzde 25’ini ödersiniz. 2 milyar tutuyorsa, 500 milyon doları gitti bu milletin. Yazık değil mi! Yazık değil mi! Ben buradan bu hesapları yapan arkadaşlara sesleniyorum: Bu ülkeyi böyle bu hâle getirmeye hakkınız var mı?

Bakın, yine sözleşmenin aslı elimde, aslından onaylı fotokopisi. Aynı sözleşmede deniliyor ki Rusya için: “Alım garantisi 5-6 milyar metreküptür.” Türkiye, sürekli para öderken 5 milyar metreküpü değil de 6 milyar metreküpü baz almış. Sözleşme açık: “5-6 milyar metreküp” ve aynı sözleşmenin 2.4’üncü maddesinde diyor ki: “İstenildiğinde, o yıl içinde bildirilmek koşuluyla, buradaki miktar yüzde 25 oranında düşürülebilir.” Sözleşme elimde ama Türkiye bu düşürmeyi hiçbir zaman yapmamış ve yine diyor ki: “Türkiye, alması gereken gaz miktarının sadece “al ya da öde” garantisi çerçevesinde yüzde 75’ini öder.” Tamamını öder demiyor. Yani 6 milyar metreküp üzerinden hesaplarsanız bunu, Türkiye'nin ödeyeceği miktar 2,8 milyar metreküp.

Değerli arkadaşlar, bu sözleşmeden doğan haklarını Türkiye kullanmıyor. Birinin çıkıp bunun hesabını vermesi lazım. Hem neden yüksek fiyattan hesaplandığını…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TACİDAR SEYHAN (Devamla) - Çok teşekkür ediyorum. Bir sonraki maddede devam edeceğim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Ayhan, buyurun.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun tasarısının 136’ncı maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ediyoruz. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir önceki maddeyle tasarıda yapılmak istenen değişikliğe ilişkin verdiğimiz önergenin gerekçesinde, “Tek başına Türkiye Büyük Millet Meclisinde büyük bir çoğunlukla iktidar olan bir siyasi partinin Yüksek Planlama Kurulu onayından kaçınmaya çalışması maalesef anlaşılamamıştır. İktidarda bulunulan dokuz yıl boyunca böyle bir lüzum hissedilmemesi, ancak seçime çok az bir süre kalması, böyle bir düzenlemeye gidilmek istenmesi, seçim öncesi bazı işlerin diğer kurul üyelerinden de kaçırılarak yapılmak istenmesi düşüncesinin oluşmasına neden olmaktadır.” ifadesini kullanmıştık.

Tasarının bu maddesinde ise “Bu fıkrada belirtilen oranlar ile uygulanmasına ilişkin esas ve usuller yılı programının uygulanması, koordinasyonu ve izlenmesine dair kararda belirlenir.” ibaresi değiştirilmektedir. Değişiklik ile “bu fıkranın uygulamasına ilişkin usul ve esasların Bakanlar Kurulunca belirlenmesi” hükmü yer almaktadır. İkisi arasındaki farkı Hükûmet kamuoyuna açıklayamamaktadır.

Şimdi burada ifade etmek istediğim bir husus var. Bir önceki maddede “Yüksek Planlama Kurulu tarafından ilgili idarenin yetkilendirilebileceği” ifade ediliyor. Daha önce benzer maddelerde problemli maddeler geçirdik, burada da aynı. Peki, yetkilendirilmezse ne oluyor? Devam ediyor, yetkilendirilmezse “Bu kanun kapsamında ilgili bakan veya ilişkili olduğu bakanın onayı alınarak sermaye şirketi veya yabancı şirket ile imzalanır.” diyor. Şimdi bunun bir mantığının olması lazım. Yaptığınız işin evini evceri olması lazım. Ne yapmak istediğini Hükûmet kendi de bilmiyor. Kafasında yapmak istediği bir madde var, madde dizaynını ona göre şekillendirmekte zorluk çekiyorlar.

Elbette, ben de biliyorum, Yüksek Planlama Kurulu Hazineden görüş alırken, Planlamadan görüş alırken oradaki uzmanların direndiği, görüşlerinde Hükûmetle farklı olduğu hususların çıkması doğal ama netice itibarıyla bunu yapacak olan Hükûmet, dinlersiniz, dinlemezsiniz. “Oradaki bir uzmanın veya bir kurumun görüşü sonradan bize sıkıntı olur, bizim bunu aşmamız lazım.” diyorsanız, o zaman, bu sayıyla Hükûmet olan bir iktidarın hiç de görevini yerine getirebildiği kanaatimiz de yok. Kendisinden korkar bir hâlde.

Şimdi, bu maddeyle “Bu fıkrada belirtilen oranlar ile uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar, yılı programının uygulanması, koordinasyonu ve izlenmesine dair kararda belirlenir.” ibaresi yürürlükten kaldırılıyor. Daha doğrusu değiştiriliyor. Peki, bu karar kimin tarafından yayınlanır? Bakanlar Kurulu tarafından yayınlanmaz mı o kaldırdığınız karar? Evet, onun tarafından. Evet, o zaman bu ibarenin kalkmasıyla yerine kim geliyor? Bakanlar Kurulu geliyor. Nasıl geliyor? “Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlar Kurulunca belirlenir.” şeklini alıyor, ikisinde de Bakanlar Kurulu oluyor. “Ne var burada?” diyebilirsiniz, haklısınız da ama değiştirilmesine ne gerek var? Orada küçük bir nüans farkı var. “Nedir o nüans farkı?” diyeceksiniz, bu da normal, bu soru da normal. “İncelik nerede?” diyeceksiniz… Mevcut hâlinde esas ve usullerin, bizim planlamacıların deyimiyle, program kararnamesinde yer alması, genel esaslara tabi olmasına bile gerek yok. Bu hususu ayırıp yazabilirsiniz hatta program kararnamesinde de Bakanlar Kuruluna yetki verebilirsiniz. Ancak bu Hükûmetin ya acelesi var ya milletin bilmediği bir şeyi atlatmaya çalışıyor. Peki, aceleniz olsun, ya, şurada beş ay var, beş ay sonra yeni gelen hükûmet istediği şekilde düzenlesin. Bu acele niye, niye bunu yapmaya çalışıyorsunuz?

Bazen kamu kuruluşları görüş yazıyor, biraz önce ifade ettim, bu kamu kuruluşlarının görüş yazması ileride sizin yargılanmanızda baz teşkil edecek, delil teşkil edecek yazılar olduğu için, deliller olduğu için mi bundan kaçıyorsunuz? Bir de bunu düşünmek lazım.

İleriki maddelerde ben de devam edeceğim.

Saygılar sunuyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.- Y O K L A M A

 (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Yoklama istiyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Evet, önergenin oylamasından önce yoklama talebi vardır.

Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Baratalı, Sayın Yazar, Sayın Susam, Sayın Köse, Sayın Güner, Sayın Tütüncü, Sayın Ünsal, Sayın Ağyüz, Sayın Dibek, Sayın Emek, Sayın Ersin, Sayın Arifağaoğlu, Sayın Seyhan, Sayın Seçer, Sayın Bingöl, Sayın Mengü.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 136. maddesi ile değiştirilmek istenen 3996 sayılı Kanunun 8 inci maddesine eklenen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Görevli şirketçe üretilen mal ve hizmetler için idare tarafından hiçbir şekilde talep garantisi verilmez.”

                                                                                           Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, buyurun efendim.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sanıyorum torba kanunun en önemli üç dört maddesini şu an görüştüğümüzün farkında olmanız lazım. Bu konuda sorularımıza cevap veren Sayın Bakan Babacan sadece bu torba kanundaki “yap-işlet-devret”le ilgili en asgari 65 milyar dolar bir hedef olduğunu söyledi. Tabii Sayın Bakanın öngördüğü asgari had bu. 100 milyar doları da aşabilir, çünkü çok ciddi projeler var. Bu projelerin direkt Bakanlığın, üstelik de YPK’nın izni aranmadan ihale süreçleri atlanarak, mali denetim atlanarak, hatta onun ötesinde, daha hızlı, daha acil, daha acele kararlar alabilmek üzere ve de daha önemlisi -takip eden maddelerde var- “Hazine arazilerinin terkin ve tesciline kadar, limanlarına kadar, dağlarına kadar, ovalarına kadar, kara sularına kadar, kıyılarına kadar, denizlerindeki petrol aramalarına kadar her alanda nasılsa mali kural da yok, istediğimi yapayım.” maddeleri bunlar.

Şimdi, arkadaşlar, zaten anketlerde birinci parti çıkıyorsunuz, tek başınıza iktidarsınız, bu aceleniz ne? Gerçekten şaşırıyoruz. Bu aceleniz, bu koşturmacanın anlamı ne?

Şimdi düşünsenize, demin arkadaşlar açıkladı, neyin garantisini veriyorsunuz? Lütfen, kamuoyuna çıkın açıklayın, Sinop’taki nükleer santralin, Mersin Akkuyu’daki nükleer santralin kaç sent üzerinden, kaç yıllığına garantisini verdiniz? Lütfen, bu termik santrallerin, özelleştirmeyle sonradan yapılan santrallerin hepsinin kaç sent üzerinden elektriğinin garantisini, alım garantisini kaç yıllığına verdiniz? Bu ülkeyi zaten on yıllığına, on beş yıllığına ipoteklemişsiniz. Doğal gaz ithalatında yaptıklarınız, hatalar ayrı bir konu. Zaten doğal gaz konusunda İran’a verilen paralar, Rusya’yla olan bağlantılar ayrı bir sıkıntı. Yani burada sabahlıyoruz, konuşuyoruz; gelin, ülkenin gerçek sorunlarını konuşalım, enerjiyi konuşalım, sabahlara kadar tartışalım arkadaşlar. Gelin, işsizliği konuşalım, sabahlara kadar tartışalım; yoksulluğu konuşalım, sabahlara kadar tartışalım; Kürt sorununu konuşalım, demokrasiyi konuşalım, yeni Anayasa’yı konuşalım, yeni bir Siyasi Partiler Yasası’nı, yeni bir Seçim Yasası’nı, barajsız, sıkıntısız, özgür bir geleceğini konuşalım Türkiye’nin ama varsa yoksa bu torba kanuna doldurduğunuz, kendinizi, herkesi, kendince bütününüzün çıkarlarını karşılayacak şeyler koyuyorsunuz.

Bakın, öyle bir hata yapıyorsunuz ki, arada bazı güzel şeyler de yapmaya çalıştık. Alt komisyonda konuştuk, üst komisyonda konuştuk. Allah aşkına, 12 Eylül darbesi sonrası üniversite öğrencilerinin, geç de olsa, otuz yıl geçse de aradan, bir afla tekrar okula kazandırılması, okullarının devam ettirilmesini her dört grupla birlikte uzlaşmadık mı? Uzlaştık. Sonra bir günlüğüne bir yere gittik, geldik, baktık, komisyondaki, üniversite öğrencilerine af tasarısı aynen şöyle geçmiş: “Terör suçlarından mahkûm olanlar hariç.” 12 Eylül’de yargılanan, sağcısı da solcusu da terörist diye mahkûm olmadı mı? Sıkıyönetim askerî mahkemelerinde bunların kararları verilmedi mi? Kitap yazan, makale yazan gazeteci, düşünen bütün ülkenin insanları terörist diye yargılanmadı mı? Şu anda yargılanmıyor mu? Şu an 47 tane gazeteci içeride değil mi? İlla ki güzel bir şey yaparken bir güzel güvecin içine bir sinek atmanın ne âlemi var? Ne bu ayrımcılık, ne bu korku, ne bu mide bulandırma? Niye biraz adil olamıyoruz? Arkadaşlar, yanlış; bu yanlış ayağınıza dolanır, önünüze çıkar; bunu uyarmak bizden.

Saygılarımla.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

137’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 137. maddesi ile değiştirilmek istenen 3996  sayılı Kanunun 12 nci maddesine eklenen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Yap-işlet-devret modeli ile yapılacak projelerde ilgili idaresince 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olunmak suretiyle yapım ve işletme sürelerinde müşavirlik hizmet alımı yapılabilir. Söz konusu hizmet alımına ilişkin esas ve usuller ilgili bakanlıklar tarafından belirlenir.”

                 M. Nezir Karabaş                        Nuri Yaman                              Sırrı Sakık

                           Bitlis                                        Muş                                         Muş

                                         Fatma Kurtulan                           Hasip Kaplan

                                                  Van                                          Şırnak

BAŞKAN – Bu iki önerge aynı mahiyettedir; okutup, birlikte işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 137 nci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                  Mustafa Özyürek                       Harun Öztürk                   Ferit Mevlüt Aslanoğlu

                         İstanbul                                      İzmir                                     Malatya

                    Hüseyin Ünsal                          Tekin Bingöl                            Rasim Çakır

                         Amasya                                    Ankara                                     Edirne

                                         Tacidar Seyhan                          Bülent Baratalı

                                                Adana                                         İzmir

Diğer önergenin imza sahipleri:

                Emin Haluk Ayhan             Doç. Dr. Mehmet Günal                   Metin Ergun

                          Denizli                                    Antalya                                     Muğla

                     Erkan Akçay                         Mustafa Kalaycı                       Mehmet Şandır

                          Manisa                                     Konya                                     Mersin

                                       Metin Çobanoğlu                         Ahmet Bukan

                                               Kırşehir                                      Çankırı

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar) – Katılamıyoruz Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Seyhan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Değerli arkadaşlar, çok geç bir saat değil ama Türkiye Büyük Millet Meclisindeki, özellikle şu sıralardaki tabloyu izah etmenin hiçbir yolu yok. Çok ciddi bir kanun görüşüyoruz; bir, konuyla ilgili Bakan yok; iki, sıralara bir bakar mısınız, bir tane bürokrat yok değerli arkadaşlar, bir tane bürokrat yok! Bir şey sormak isteseniz, birlikte bir şey kararlaştırmaya çalışsanız bir tane bürokrat yok. Gören de Meclis Başkanlığının izniyle buraya bürokrat alınmıyor zanneder.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – O arkadaş Plan ve Bütçe Komisyonundan.

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Böyle…

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Vekiller var.

TACİDAR SEYHAN (Adana) – Değerli arkadaşlar, vekilin işi başkadır, bürokratın işi başkadır. O zaman buraya hiç bürokrat almayın. Yani bilerek konuşalım, söylediğimiz şeyin bir anlamı olsun. Devlet yönetimi ciddiyet ister değerli arkadaşlar. Bir gün öyle, bir gün böyle denilmez. Orada olmanın da, orada bulunmanın da bir ciddiyeti vardır, yasanın da bir ciddiyeti vardır. O çerçevede bir disiplin istiyoruz, bunu da istemek milletvekili olarak hakkımız bizim.

Değerli arkadaşlar, bu önerge konusunda da birkaç şey söyleyeceğim ama söylediklerim yarım kalmıştı. Değerli arkadaşlar, yine sözleşme elimde. Bu sözleşmeye göre “al ya da öde” kapsamı içerisinde dağıtamadığımız gazı bakın neler yapmışız: Bir gazı alıyorsunuz ve o gazı kullanamıyorsanız ne yaparsınız? Satarsınız. Azerbaycan’dan gazı 120 dolara alıyoruz, Rusya’dan bunun tam 2,5 katına alıyoruz. Hangi gazı satarsınız doğal olarak? Rusya’dan aldığınız gazı. Peki, ilgili bakanlık ve ilgili genel müdürlük hangisini satmayı tercih etmiş? 120 doları. Bir şirkete satıyor ve bu şirkete sattığı miktar 1,2 milyar metreküp. Bu 1,2 milyar TURCAS&SOCAR’a devretmiş, bunun niçin devredildiği açıklanmak zorundadır. Bu çok büyük vebal. İkincisi, yine aynı şirkete 2 milyar metreküplük kısmı yurt dışına satılmak üzere devredilmiş. Değerli arkadaşlar ve bunu yaparken ne yapmışız biliyor musunuz? Bir yandan 2,5 katı fiyata Rusya’dan gaz alırken, diğer yandan Azerbaycan’a 2 milyar metreküplük kısmını, 120 dolardan olan 2 milyar metreküplük kısmını “Almak istemiyorum.” diye başvurmuşuz ve o gazı almamışız.

Değerli arkadaşlar, bu yönetim zafiyeti değil de nedir? Yani üç yıl içerisinde siz 3 milyar dolar “al ya da öde”den ödeyeceksiniz bir yere, bir de 2,5 kat fiyatla aldığınız gazı satacağınız yere 120 dolarlık gazı satacaksınız, bir şirkete devredeceksiniz, şirketin cebini parayla dolduracaksınız. Faturasını kim ödeyecek? Vatandaş ödeyecek. Bunun adil yönetimle, adaletle, yönetim disipliniyle, iyi yönetimle bağdaşır bir yanı olabilir mi? Bir yıla sâri şey değil bu. 2008’den beri bu ödenme devam ediyor. Peki, hiç planlayamadınız mı? Bu planlayamama ülkenin başına daha çok işler getirecek. Önce “Kontrat devri yapalım şirketlere, bununla kurtulalım.” dediler. Üç dört tane şirket bulundu -yandaş olup olmadığını herkes biliyor, onu kamuoyu değerlendirsin- hâlâ o kontrat devirleri tamamlanmadı. 2011 anlaşmanın bittiği yıl. Peki, bu kontrat devirlerini o şirketler yapamazsa, 6 milyar metreküplük bölüm tehlikeye düşerse, Türkiye o zaman ne yapacak? Yoksa, bunu “al ya da öde” kapsamında alamadığınız gazın açığını kapatmak için mi kullanacaksınız?

Arkadaşlar, bunu yapacağınıza, siz Türkiye’yi doğru planlayın. Nabucco’nun daha nereden alınacağı belli değil. Önce, Nabucco’ya Türkiye’deki gazınızı kaynak hâline getirin, boşu boşuna para ödemeyin. Fazla gazınız varsa, dış satım anlaşmaları yaparak onu kaynak hâline getirin. Güçlü hükûmet budur.

Bu maddeyle ilgili de bir şey söylemek istiyorum değerli arkadaşlar: Bu maddede, maalesef, özellikle hizmet alımına ilişkin, müşavirlik hizmeti alımına ilişkin tüm işlemlerin ihalesiz yapılması öngörülüyor. Değerli arkadaşlar, bu, daha önce ihalesiz müşavirlik hizmeti alan ve şu anda yargılanan insanlara af anlamına gelir. O kadar fazla bu konuyla ilgili yargılanan belediye başkanı var ki, böyle bir şeyi yapamayız, böyle bir şeye hakkımız yok. Bunun bedeli ne kadardır? Biz, bir sürü aklama modelinin müşavirlik anlaşmalarının üstünden geçtiğini biliyoruz. Lütfen buna izin vermeyin.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Seyhan.

Sayın Ayhan, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; önergemizde görüşülmekte olan tasarının 137’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ediyoruz. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Önergemizdeki amaç, tasarının 135 ve 136’ncı maddelerinde yapılan düzenlemeler ile Hükûmetin giderayak neler yapmak istediğini açıkça göstermektedir. Tasarının bu maddesiyle yapılmak istenen düzenlemeyle tamamen kural tanımaz bir tutum takınmaya çalıştığını ortaya koymaktadır. Hükûmet bu düzenlemeyle yine Kamu İhale Yasası’ndan kaçmaktadır. Bu ilk değildir, defalarca yapmıştır, bir defa daha yapmaktadır. Ama yaptığının doğru olmadığını biz bir kere daha ifade etmek istiyoruz. Hükûmet ihalelerde zorlandığı her hususta ne yapmaya çalışıyor? İhale Yasası’ndan kaçmaya çalışıyor. Bu da Hükûmetin çalışma yöntemi. Buna da diyecek bir şeyimiz yok. Hukuken buraya getiriyorlar ama millet de bunu izliyor.

Şimdi, emeklinin söz verdiğiniz, daha önce de söyledim, 60 lirası bekliyor, kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, vergiyle, sosyal güvenlik primleriyle ilgili hususlar bekliyor, Hükûmet başka şeylerle uğraşıyor, başka konulara daha çok kendini adapte ediyor.

Şimdi, burada, 3996 sayılı bazı yatırım ve işletmelerin yap-işlet-devret modeline ilişkin Kanun’un 12’nci maddesine bir fıkra ekleniyor. Ne ekleniyor? Öncelikle 12’nci maddede ne var? 3996 sayılı bazı yatırım ve hizmetlerin yap-işlet-devret modeline ilişkin Kanun’un 12’nci maddesinde, “Yap-işlet-devret ile iş yapan yerli ve yabancı şirket damga vergisi ve harçlardan muaftır.” diyor. Şimdi de bu maddeyle alakası olmayan bir husus bu maddeye konulmaya çalışılıyor, diğer bir ifadeyle, ilave edilmeye çalışılıyor. Ne kadar birbiriyle ilgisi vardır, o da anlaşılamamıştır. Ancak hukuken buraya konulma hususu, şeklî olarak buraya konulma zarureti olduğu kanaati bizde hasıl olmuştur.

Peki, “Nedir buraya konulmak istenen husus, onu anlat.” diyeceksiniz. Yap-işlet modeliyle yapılacak işlerde Kamu İhale Kanunu dışında yani ona tabi olmadan yapım ve işletme sürelerinde müşavirlik hizmeti alınabilir. Usul ve esaslar da Bakanlar Kurulunca belirlenir. Şimdi o usul ve esasları koyun kanuna madem, ileride sık sık değiştirmek isteyeceksiniz. Size engel olan ne varsa tarumar etmeye çalışıyorsunuz.

Birincisi, ilgili hususun 12’nci maddesiyle alakası yok. Yeri burası değil. “Olursa ne olur?” diyeceksiniz. Daha iki hafta önce kanun yapma süreciyle ilgili sempozyum yapıldı. Bütün katılan siyasi partiler bu tür bir yaklaşımdan uzak durulmasına yakın görüş beyan ettiler. O zaman böyle bir husus teknik açıdan uygun değil.

İkincisi, AKP İktidarı bu Kamu İhale Kanunu’na düşman. Kaçıncı defadır değiştiriyor, artık unutuldu. Orasını oynadınız olmadı, burasını oynadınız olmadı, altını oynadınız olmadı, üstünü oynadınız olmadı. Şimdi de burada kanuna uymamak için yeni bir hukuki düzenlemeyle kanun yapmaya çalışıyorsunuz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Denizli de oynasın, Denizli…

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Denizli’yi unuttular zaten. Verdiği bütün sözler gitti.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hangi sözler?

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Büyükşehir belediyesi.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Olacaksınız, olacaksınız.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Malatya da aynı şekilde.

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Tekirdağ’ı unutma.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Doğru, tamam.

Şunu tamamen kaldırsanız, deseniz ki: “Bizim aklımızdan geçen her şey bu Kamu İhale Kanunu hükümleri dışındadır.” veya “Bizim yapacağımız işlerde bu kanun hükümleri uygulanmaz.” Siz de rahatlayın, Meclis de rahatlasın, millet de rahatlasın, yerli ve yabancı firmalar da rahatlasın.

Peki bu hüküm lüzumsuz bir şekilde, lüzumsuz bir zamanda niye Meclisin gündemine geliyor? Ne aceleniz var? Seçim öncesi hangi projeler için -bu hükümleri uygulamak için- uygulamayı düşünüyorsunuz? Bunu millete anlatın, açıklayın. Seçim öncesi çok mu acil?

Belki gelen hükûmet farklı bir yöntem uygulayacak. Bu iş demokratik temayüllere daha uygun. Yoksa siz imzaladığınız bir yap-işlet-devretle ilgili projenin uygulanmasında mı sıkıntı çekmeye başladınız veya başlarken problem çıkmasın diye mi uğraşıyorsunuz?

Bu maddeye ilişkin yaptığımız çalışmalara ilişkin DPT’nin, Hazinenin, Kamu İhale Kurumunun ve diğer kurumların görüşleri nerede? Onlar ne düşünüyor? Onların bağlı olduğu bakanları sormuyorum, sormak da istemiyorum çünkü onların bir şey deme şansı yok -onu tahmin edebiliyorum- olsa da onların görüşlerinin hükmü yok zaten.

Saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ayhan.

Önergeleri oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 137. maddesi ile değiştirilmek istenen 3996  sayılı Kanunun 12 nci maddesine eklenen fıkranın aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Yap-işlet-devret modeli ile yapılacak projelerde ilgili idaresince 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa tabi olunmak suretiyle yapım ve işletme sürelerinde müşavirlik hizmet alımı yapılabilir. Söz konusu hizmet alımına ilişkin esas ve usuller ilgili bakanlıklar tarafından belirlenir.”

                                                                                           Nezir Karabaş (Bitlis) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Katılamıyoruz Başkanım.