DÖNEM: 23                            CİLT: 91                    YASAMA YILI: 5

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

58’inci Birleşim

3 Şubat 2011 Perşembe

 

(Bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

 III. - YOKLAMALAR

 

 

 IV. - KAPALI OTURUMLAR

   V. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Sivas ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Bodrum’da meydana gelen sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, Tunus ve Mısır’daki son siyasi gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

 

VI.- AÇIKLAMALAR

 

1.- Sivas Milletvekili Selami Uzun’un, Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, konuşmasında, Başbakanın Sivas’ta kırk bir fabrika temeli attığını söylediğini, oysa bunun doğruları yansıtmadığı şeklindeki beyanlarına ilişkin açıklaması

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

5.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

6.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, bu milletin bölünmez bütünlüğüne kurşun sıkanları özgürlük hareketi temsilcisi olarak nitelemesini milletvekili sıfatına yakıştırmadığına ilişkin açıklaması

7.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığıyla ve buradaki kardeşlik bağlarıyla bağdaşmayan cümleler sarf etmesine ilişkin açıklaması

8.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Türkiye Cumhuriyetine “TC”; PKK’nın terör örgütü liderine “Kürt özgürlük hareketi lideri Sayın Öcalan” demesine ilişkin açıklaması

9.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, bu Parlamentodaki varlık nedenlerinden birinin Parlamentoda bulunan diğer siyasi partilerden farklı düşünmeleri olduğuna ve ülkede yaşanan sorunu Kürt sorunu olarak nitelediklerine ilişkin açıklaması

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’de 2007 yılında siyasi partilere ne kadar yer verildiği sorularına TRT’nin verdiği cevaba ilişkin açıklaması

11.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, ORGİ Havaalanı ile ilgili sözlerine ilişkin açıklaması

12.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, konuşmasındaki sorularına ilişkin açıklaması

 

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Spor Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun İngiltere ve İspanya’da inceleme ve araştırmalarda bulunacak milletvekillerinin isimlerine ve yurt dışında bulunacakları sürelere ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1406)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, Yeşilırmak Nehri’ndeki kirlilik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1015)

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, madde bağımlılığı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1016)

 

C) Genel Görüşme Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Sayıştay’ın “e-Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı performans denetim raporu üzerinde genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/18)

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, vakıf eserlerinin korunması konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/19)

 

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

 

1.- (10/653) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

2.- (10/488) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

3.- (10/606), (10/515), (10/537) ile (10/689) esas numaralı Meclis Araş-tırması Önergelerinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde birleştirilerek yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Bursa Milletvekili Ali Koyuncu’nun, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, konuşmasında Hükûmete sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletve-kilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606)

 

 

 


XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, yoksul vatandaşlara yardım yapan belediye, vakıf, dernek ve sivil toplum kuruluşlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17542)

2.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2000-2010 yılları arası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17552)

3.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından yapılan sağlık, eğitim ve gıda yardımlarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17553)

4.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen kırsal alanlarla ilgili projelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17554)

5.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünce desteklenen özürlülere, kadınlara ve gençlere yönelik sosyal projelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17555)

6.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Balıkesir’de yaşanan doğal afetlere ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/17656)

7.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Başbakanlığa tahsis edilen makam araçlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/17793)

8.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, mobbingle mücadeleye ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/17933)

9.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, WikiLeaks’in yayınladığı belgelerdeki bazı iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/17941)

10.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, makam araçlarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/18016)

11.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, intranet üzerinden yapılan TBMM TV yayınındaki bir aksaklığa ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/18073)

12.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, TBMM Uzman Yardımcılığı aday başvuru formuna ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/18074)

 


I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.03’te  açılarak yedi oturum yaptı.

 

Birinci, İkinci ve Üçüncü Oturum

 

Artvin Milletvekili Ertekin Çolak, Artvin iline yapılan yatırımlara,

Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Türk tekstil sektörü ve ithal kumaşa,

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, Isparta Eğirdir Gölü Havza Koruma Planı’na,

İlişkin gündem dışı birer konuşma yaptılar.

 

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, gıda denetiminde yaşanan sorunların (10/1012),

Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ve 19 milletvekilinin, çocuk evlilikleri sorununun (10/1013),

Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, F tipi cezaevi uygulaması ve tecrit politikası nedeniyle yaşanan sorunların (10/1014),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi;

İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız ve 23 milletvekilinin, Haydarpaşa Tren Garı’nın çatısında çıkan yangın ile ilgili iddiaların araştırılması (10/1011),

Amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/2295) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

 

Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, bugünkü birleşimde Eğirdir Gölü’yle ilgili yaptığı gündem dışı konuşmasına Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, bu konudaki çalışmaların son noktasına gelindiğini bildirdiğine ilişkin bir açıklamada bulundu.

 

Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan:

(10/524) esas numaralı, Hakkâri’nin Ormancık köyünde 12 kişinin öldürülmesi olayıyla ilgili iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına dair önergenin görüşmelerinin Genel Kurulun 02/02/2011 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP,

(10/769) esas numaralı, su ürünleri sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına dair önergenin görüşmelerinin Genel Kurulun 02/02/2011 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP,

(10/339), (10/375), (10/537) ile (10/763) esas numaralı, engellilerin sorunlarıyla ilgili Meclis araştırması açılmasına dair önergelerin görüşmelerinin Genel Kurulun 02/02/2011 Çarşamba günkü birleşiminde birleştirilerek yapılmasına ilişkin CHP,

Grubu önerileri yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

 

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının (1/883) (S. Sayısı: 568) görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) üçüncü bölüm madde 52’ye bağlı geçici 34’üncü maddesine kadar kabul edildi; geçici 34’üncü maddesinin  görüşmelerinin İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre kapalı oturumda yapılmasına ilişkin önerge üzerine, kapalı oturuma geçildi.

 

Birleşime saat 20.26’da ara verildi.

 

Dördüncü Oturum

(Kapalıdır)

 

Beşinci, Altıncı ve Yedinci Oturum

2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Tekliflerinin (S. Sayısı: 606) üçüncü bölümünün 68’inci maddesine kadar kabul edildi, verilen aradan sonra komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi. 

 

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, İstanbul’da DİSK’in dört otobüsüne el konulduğuna,

Yalova Milletvekili Muharrem İnce, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin özelleştirmeyle ilgili sözlerine,

Mersin Milletvekili Behiç Çelik, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, konuşmasında olayları çarpıttığına,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

3 Şubat 2011 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 02.03’te son verildi.

                    

 

 

Nevzat PAKDİL

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

 

 

 

 

Harun TÜFEKCİ

Fatih METİN

Yaşar TÜZÜN

 

Konya

Bolu

Bilecik

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 

 

 

 

Bayram ÖZÇELİK

Yusuf COŞKUN

 

 

Burdur

Bingöl

 

 

Kâtip Üye

Kâtip Üye

 

 


No.: 75

II. - GELEN KÂĞITLAR

3 Şubat 2011 Perşembe

Teklifler

1.- Adana Milletvekili Mustafa Vural’ın; Kozan Adıyla Yeni Bir İl Kurulmasına ve Kozan İline Beş İlçe Bağlanmasına Dair Kanun Teklifi (2/855) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.1.2011)

2.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin; Türk Medeni Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/856) ( Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile Adalet Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.1.2011)

Tezkereler

1.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1396) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

2.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1397) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

3.- Van  Milletvekili Özdal Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1398) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

4.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1399) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

5.- Diyarbakır Milletvekili Gültan Kışanak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1400) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

6.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1401) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

7.- Aydın  Milletvekili Ali Uzunırmak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1402) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

8.- Diyarbakır  Milletvekili Selahattin Demirtaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1403) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

9.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1404) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

10.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1405) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)

Raporlar

1.- Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/991) (S. Sayısı: 609) (Dağıtma tarihi: 3.2.2011) (GÜNDEME)

2.- Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/994) (S. Sayısı: 610) (Dağıtma tarihi: 3.2.2011) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Kilis-Elbeyli Ovası ana sulama kanalı projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/2328) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köydeki orman deposunun başka bir köye taşınacağı iddiasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/2329) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, makam araçlarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/18016) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/01/2011)

2.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Anayasa Mahkemesi üyelerinin ant içme metninde yapılacak değişikliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18017) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

3.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, bir valinin kurtuluş günü törenlerinin kaldırılması yönünde teklif yaptığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18018) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

4.- Samsun Milletvekili Suat Binici’nin, Samsun’da bir bebeğin ölümüne ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18019) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

5.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Lübnan’da yaşanan hükümet krizine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18020) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

6.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, yabancı bir haber sitesinde yayınlanan bir iddiaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18021) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

7.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, İstanbul Gümrük Muhafaza Başmüdürüyle ilgili bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18022) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

8.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, alınan hediyelerin envanterine ve bir belediye şirketinin hesaplarındaki hediye alındığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18023) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

9.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Muş’ta hava kirliliği oranındaki artışa ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18024) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/01/2011)

10.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, Başbakanlık özel uçağı ile yapılan seyahatlere, uçuş masraflarına ve personel giderlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18025) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/01/2011)

11.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, ülkemizdeki kanser hastalığının artışı ve kanserle mücadeleye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18026) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

12.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Üsküdar Belediyesi tarafından bir parkın girişine yaptırılan anıta ve üzerindeki yazıya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18027) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

13.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, Tanıtma Fonuna, Fonun desteklediği projelere ve denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18028) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

14.- Gaziantep Milletvekili Akif  Ekici’nin, 2003-2010 yılları arasında açılan maddi ve manevi tazminat davaları ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18029) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

15.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, Datça Hükümet Konağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18030) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

16.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, bir hükümlünün avukatlarıyla görüşmelerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18031) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

17.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, cezaevlerindeki tutuklulara internet olanağı sağlandığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18032) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

18.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, CMK’nın 102. maddesi kapsamında serbest bırakılan sanıklara ve kaçan sanıkların yakalanması için alınan tedbirlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18033) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

19.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, HSYK’nın bazı atama kararlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18034) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

20.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Polis Meslek Yüksek Okulu sınav sorularının çalınması hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18035) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

21.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, kamu kurumlarınca dışarıdan hizmet satın alımına yönelik uygulamalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18036) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

22.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki işsizlerin istihdamına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18037) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

23.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, diyabet hastalarının şeker ölçüm çubuğu ihtiyacına ve SGK’nın konuya ilişkin genelgesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18038) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

24.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Muş’da çocuk işçiliğinin önlenmesiyle ilgili çalışmalara ve sigortalı çocuk sayısına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18039) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/01/2011)

25.- İstanbul Milletvekili Necla Arat’ın, TRT 2’de yayınlanan bir haber programına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18040) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

26.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, TRT radyolarındaki atama ve görevden almalara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/18041) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

27.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif  Paksoy’un, tarımsal amaçlı kredilere ve çiftçi borçlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/18042) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

28.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, tasfiye halindeki bir finans kurumunun borçlarının ödenmesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/18043) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

29.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, engelli sayısına, engellilerin istihdamına ve engellilere yönelik faaliyetlere ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/18044) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

30.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı’nın, Tekirdağ İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüyle ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/18045) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

31.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, akaryakıt fiyatlarındaki artışa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18046) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

32.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, EPDK’nın aldığı kararlar çerçevesinde bazı elektrikle ilgili ücretlerdeki artışa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18047) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

33.- Adana Milletvekili Tacidar Seyhan’ın, BOTAŞ’ın doğal gaz alımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18048) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

34.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, yanlış düzenlenmiş elektrik faturalarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18049) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

35.- Kırşehir Milletvekili Metin Çobanoğlu’nun, Kırşehir-Mucur’a doğal gaz getirilmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18050) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

36.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, bir yurt dışı seyahatiyle ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18051) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

37.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Türkiye dışında bulunan PKK terör örgütü mensuplarının iadelerine ve Emniyet Genel Müdürlüğünce yayınlanan suç istatistiklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18052) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

38.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, bir köydeki köprünün tamamlanmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18053) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

39.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsünde yapılan bir aramaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18054) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

40.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, valiler toplantısına ve Türk Telekom Arena Stadı’nın açılışında yaşanan protestolara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18055) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

41.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, yüksek öğrenimde okuyan Kürt kökenli öğrencilere ve ailelerine Emniyet güçleri tarafından baskı yapıldığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18056) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/01/2011)

42.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, köy ve mahalle muhtarlarının özlük hakları ile görev ve yetkilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18057) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

43.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bir davada yer alan delillerle ilgili iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18058) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

44.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, belediyelerce tahsil edilen harcamalara katılım payına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18059) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

45.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, bir valinin kurtuluş günü törenlerinin kaldırılması yönünde teklif yaptığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18060) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

46.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, valilik ve kaymakamlıklarca düzenlenen SBS hazırlık kurslarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18061) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

47.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Mersin’de bir lisede yapıldığı iddia edilen uygulamaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18062) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

48.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, bir köyde okula ulaşımı sağlayan köprünün tamamlanmasına ve öğrencilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18063) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

49.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, bir öğretmene verilen cezaya ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18064) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

50.- Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, sel ve dondan zarar gören çiftçilerin desteklenmesine, borç ertelemelerine ve meydana gelen zararlara ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18065) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

51.- Erzurum Milletvekili Zeki Ertugay’ın, et teşvik primi uygulamasına ve diğer hayvancılık desteklerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18066) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

52.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Milli Güvenlik Akademisinde sivil üst düzey personel görevlendirilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18067) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)

53.-  Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya Sarısu mesire alanında yapılacak tesislere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/18068) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

54.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesine ait müze ve laboratuvarının kapatıldığı iddiasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/18069) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

55.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, AB Genel Sekreterliğine yapılan bir atamaya ilişkin Devlet Bakanından (Egemen Bağış) yazılı soru önergesi (7/18070) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

56.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, 2002-2010 yıllarında yerel yönetimler tarafından kurulan ve ortak olunan şirketlere ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/18071) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

57.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, mahkemelerde Kürtçe savunma yapılabilmesine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18072) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)

58.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, intranet üzerinden yapılan TBMM TV yayınındaki bir aksaklığa ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/18073) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/01/2011)

59.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, TBMM Uzman Yardımcılığı aday başvuru formuna ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/18074) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

Genel Görüşme Önergeleri

1.-  Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Sayıştay’ın “e-Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı performans denetim raporu üzerinde bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/18) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/12/2010)

2.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz ve 20 Milletvekilinin, vakıf eserlerinin korunması konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/19) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/12/2010)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 Milletvekilinin, Yeşilırmak Nehrindeki kirlilik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1015) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/12/2010)

2.- Isparta Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz ve 20 Milletvekilinin, madde bağımlılığı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1016) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/12/2010)

Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi

1.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut, bir derenin ıslahına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesini 31/01/2011 tarihinde geri almıştır. (7/17684)

 

 


3 Şubat 2011 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.04

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Harun TÜFEKCİ (Konya)

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Saygıdeğer milletvekilleri, görüşmelere başlamadan önce, 2 Şubat 2011 tarihli 57'nci Birleşimde yapılan kapalı oturuma ait tutanak özetinin İç Tüzük'ün 71'inci maddesine göre okunabilmesi için kapalı oturuma geçmemiz gerekmektedir.

Bu nedenle, sayın milletvekilleriyle Genel Kurul salonunda bulunabilecek yeminli stenograflar ve yeminli görevliler dışındakilerin salonu boşaltmalarını rica ediyorum.

Tutanak özeti okunduktan sonra açık oturuma geçilecek ve görüşmelere devam edilecektir.

Sayın idare amirlerinin bu konuda yardımcı olmalarını ve salon boşaltıldıktan sonra Başkanlığa haber vermelerini rica ediyorum.

Kapanma Saati: 14.05


IV.- KAPALI OTURUMLAR

 

İkinci Oturum

 

(Kapalıdır)


ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin kapalı oturumdan sonraki Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Sivas ilinin sorunları hakkında söz isteyen Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’e aittir.

Sayın Özdemir, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Sivas ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem olan Sivas’ın bazı sorunlarını dile getirmek için gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sivas, Orta Anadolu’daki birçok il gibi 2002’den bu tarafa AKP İktidarına en çok oy veren, en çok destek veren illerin başında gelmektedir ama ne yazık ki bu desteğine rağmen AKP İktidarı tarafından unutulan, geri bıraktırılan ve âdeta cezalandırılan illerin de başında yine Sivas gelmektedir. Bu nedenle, Sivas, uzunca bir süreden bu tarafa göç vermeye, her geçen gün küçülmeye devam etmektedir.

1950’li, 1960’lı yıllarda iller arasındaki kalkınmışlık sıralamasında 9’uncu sırada olan Sivas, bugün, üzülerek söylüyorum, 54’üncü sırada ancak yer almaktadır.

Yine, geçmişte 14 milletvekili çıkaran Sivas, bugün gide gide ancak 5 milletvekili çıkarabilecek düzeye gelmiştir.

Çok değil değerli arkadaşlarım, bundan yirmi yıl önce çevredeki illerle kıyasladığımızda Tokat’ın, Çorum’un, Yozgat’ın hatta Kayseri’nin bile önünde olan Sivas, bugün, üzülerek söylüyorum, bu illerin hepsinin gerisindedir.

Değerli arkadaşlarım, Sivas İl Özel İdaresinin verdiği rakamlarla söylüyorum, Sivas’ın ilçelerinden Zara’nın, Divriği’nin, İmranlı’nın köylerinde asfalt yol oranı yüzde 8 ile yüzde 12 arasındadır. Bu köylerimizin büyük çoğunluğunda hâlâ yeterince kapalı su şebekesi yoktur, kanalizasyon yoktur. Bırakın bu kış aylarında, ilkbahar ve sonbahar aylarında bu ilçelerin köylerine traktörle gitme şansımız bile maalesef yoktur. Bu köylerin muhtarları, her ilkbaharda, sonbaharda bozulan stabilize yollarına 3 kamyon, 5 kamyon kum döktürebilmek için kaymakamlıkların ve özel idarelerin kapısında beklemektedir.

Yine, Divriği ilçemizin 100’ün üzerinde köyü var değerli arkadaşlarım. Uzunca bir süredir bu 100 köyün yarısından çoğunda on gün, on beş gün süreyle elektrikler kesilmekte, her ne hikmetse, daha sonra elektrikler geldiğinde de ya yüksek faz ya da düşük fazdan dolayı bu köydeki insanlarımızın buzdolapları, televizyonları, çamaşır makineleri çalışmamaktadır.

Sayın milletvekilleri, 2002’den bu tarafa Sivas’ta işsizliği önleyecek, istihdamı artıracak tek bir yatırım yapılmamış, tam tersine, geçmiş dönemlerde yapılmış olan işletmeler birer, ikişer Sivas’tan sökülerek başka illere götürülmüştür. Bunun en yakıcı örneklerinden bir tanesi 1948 yılında kurulan ve 300 hemşehrimizin çalıştığı 4 No.lu Askerî Dikimevi her türlü itirazımıza rağmen bağıra bağıra Sivas’tan sökülerek İstanbul’a taşınmıştır. Devlet Malzeme Ofisinin Bölge Müdürlüğü Sivas’tan götürülmüştür. Bu tabloya rağmen bundan yaklaşık iki yıl önce Sivas’a gelen Sayın Başbakan “Kırk bir kere maşallah.” diyerek kırk bir tesisin temelini attığını söyledi. O tarihlerde de söyledik bunun bir şov olduğunu; Sivas’ta televizyonlarla, gazetelerle gezdik, Sivas’ı adım adım dolaştık temeli atılan bir tesis yoktu. Aradan geçen iki yıla rağmen Sivas’ta hâlâ o günden bu tarafa açılmış, bırakın fabrikayı 40-50 tane işçi çalıştıracak atölye düzeyinde bile bir tesis söz konusu değil.

Sayın Başbakan yine bundan bir ay önce Sivas’a geldi değerli arkadaşlarım, yine büyük bir âlâyıvalayla, şovla on altı tesisin açılışını yaptığını söyledi Sayın Başbakan. Sivas’ta bütün televizyonları alarak Sayın Başbakanın açılış yaptığı on altı tesis neydi, merak ettik… On beş gün boyunca AKP’nin il yöneticileri, milletvekili arkadaşlarımız suskunluğunu bozmadılar, daha sonra, aradan geçen on beş gün sonra mahcup bir ifadeyle on beş-on altı tane bir liste açıkladılar.

Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakanın tesis diye açtığı 16 tesisin 13’ü Sivas’ın ilçelerinde, merkezinde kimi hayır sahipleri tarafından, kimisi başkaca vakıflar tarafından yapılmış iki derslikli, üç derslikli okuldan ibaretti. Bir tek, on altı tesis içerisinde Sivas’ta yapılan Devlet Hava Meydanları İşletmeleri var. Başbakana teşekkür ediyoruz; kaça mal olmuştur, neye mal olmuştur, kullanılan malzeme kaçıncı sınıftır, ayrı bir tartışma konusu ama geri kalan tesislerin içerisinde ele alınır bir tesis yok.

Sürem yoktur.

Yıldızeli’nin Karakoç köyünde Sayın Başbakanın “Açtım.” dediği barakadan ibaret bir okul hâlâ açılamamış ve kaba inşaatı devam ediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sürenizin dolu olduğunu biliyorum. Ama bir il bir başbakana, bir iktidara bu kadar destek veriyor olmasına rağmen o ilin insanlarının bu kadar kaba bir aldatmaya tahammülleri yoktur, doğru olduğuna inanmıyorum.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özdemir.

HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar) – “Baraka” denilir mi oraya? Orada baraka var mı? Baraka mı o?

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Evet, baraka! Tek katlı, 100 metrekarelik bir baraka!

BAŞKAN – Gündem dışı ikinci söz, Bodrum’da meydana gelen sel felaketi hakkında söz isteyen Muğla Milletvekili Metin Ergun’a aittir.

Sayın Ergun, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

2.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Bodrum’da meydana gelen sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması

METİN ERGUN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizm bölgemiz olan Bodrum Yarımadası’nda 28 Ocak tarihinde meydana gelen sel felaketiyle ilgili olarak söz almış bulunuyorum. Her şeyden önce bütün Bodrumlu hemşehrilerime geçmiş olsun der, bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Sayın milletvekilleri, turizm cennetimiz olan Bodrum geçen hafta sonu kelimenin tam anlamıyla bir felaket yaşamıştır. Felaketin boyutu o kadar büyüktür ki selin verdiği hasarın altından yerel imkânlarla kalkmak mümkün değildir. Cuma günü öğleden sonra başlayan ve yedi saat süren yağışın ardından büyük bir sel felaketi yaşanmıştır. Yağış ve sel Bodrum’a bağlı Ortakent Yahşi, Gündoğan, Turgutreis, Bitez ve Yalı beldelerinde etkili olmuştur. Bu beş beldeden özellikle Ortakent Yahşi’de selin açtığı zarar çok büyüktür. Bu beldede dört yüz civarında ev ve iş yeri ile kırk oteli su basmıştır. Oteller, restoranlar, kafeler, eczaneler, tekneler, tersaneler, evler ve benzeri yaşam ve iş yeri alanları selden etkilenmiş, içlerindeki eşya ve aletler kullanılamaz hâle gelmiştir. Köprüler yıkılmış, yollar bozulmuş, kanallar parçalanmış, istinat duvarları çökmüştür. Hasarın boyutu sadece Ortakent Yahşi beldesinde 10-15 milyon civarındadır.

Yaşanan sel felaketinden sonra bölgeye gelerek incelemelerde bulunan Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay ile Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Sayın Metin Çobanoğlu’na ve hemen hasar tespit çalışmalarını başlatarak duyarlılık gösteren Muğla Valisi ile Bodrum Kaymakamına, buradan bütün hemşehrilerim adına teşekkür ederim.

Sayın milletvekilleri, Ortakent Yahşi, Bodrum’un en uzun sahiline sahip bir beldedir; plajı mavi bayraklıdır. Mavi bayraklı plaja ve çok sayıda otele sahip olan bu beldenin altyapısı selden yüzde 80 oranında zarar görmüş ve tahrip olmuştur. Yaşanan bu felaketin yaralarını belde belediyesinin imkânlarıyla sarmak mümkün değildir. Bodrum’da turizm sezonunun mayıs ayında başladığını göz önünde bulundurursak Ortakent Yahşi ile Bitez’deki tesislerin ve altyapının üç ay gibi kısa sürede sezona hazır hâle getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde turizmimiz bundan olumsuz olarak etkilenecektir. Turizmimiz etkilenirse de hasarın mali boyutu katlanarak artacaktır. Dolayısıyla mesele, günlük siyasetin üzerinde bir hadisedir.

Tekraren ifade ediyorum: Yaşanan felaketin boyutu gerçekten çok büyüktür. Vatandaşların, esnafların ve belediyenin kendi imkânları ile bu felaketin altından kalkması mümkün değildir. Üç ay gibi kısa süre içinde belde belediyesi imkânlarıyla bu hasarın yaralarını sarmak ve bölgeyi turizm sezonuna hazır hâle getirmek imkânsız gibidir. Bölgede devlet gücüne ihtiyaç vardır. Devletin tüm gücü buraya sevk edilerek bölge turizme hazır hâle getirilmelidir. Hasar tespit işlemleri hemen bitirilmeli ve bölge afet kapsamına alınmalıdır.

Bu işlemler devam ederken hayatı normale çevirmeleri ve yol, köprü gibi altyapı ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri için belediyelere acilen maddi imkân sağlanmalıdır. En büyük hasarı gören Ortakent Yahşi beldesinin bu tarz ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için dahi 3 milyon liraya ihtiyacı vardır. Bunu belediyenin karşılaması mümkün değildir. Bu bölgede zarar gören vatandaşların, özellikle otel, restoran ve benzeri işletme sahiplerinin vergilerini erteleme imkânı araştırılmalıdır. Hazır, torba yasa görüşülürken böyle bir fırsatı bu işletme sahiplerine tanıyalım. Böyle bir düzenleme zor durumda olan esnafımıza rahat bir nefes aldıracaktır.

Bir daha böyle felaketlerin yaşanmaması veya hafif atlatılması için bölgedeki dere ıslahlarının yapılması, kanal, köprü ve yol gibi altyapı unsurlarının standartlara uygun olarak inşa edilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki arazi çok kıymetli olduğu için dere yataklarının kenarları istimlak edilmediği gibi zamanında yerleşime de izin verilmiştir hatta dere doldurularak yol hâline getirilmiştir. Bu yüzden dere ıslahlarının yapılması oldukça pahalıya mal olacaktır. Açıkçası, yaşanan bu sel felaketi daha büyük felaketlerin habercisi olarak algılanmalı ve tedbir alınmalıdır. Burası turizm beldemiz olduğuna ve hepimizi ilgilendirdiğine göre, bölgedeki bütün dereler DSİ tarafından incelenip projeleri yapılmalı ve belediye-DSİ iş birliğiyle ıslahları acilen yapılmalıdır.

Bütün Bodrumlu hemşehrilerime geçmiş olsun diyor, Allah bir daha böyle felaket vermesin dileğiyle saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ergun.

Sayın Uzun, buyurun efendim.

VI.- AÇIKLAMALAR

1.- Sivas Milletvekili Selami Uzun’un, Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, konuşmasında, Başbakanın Sivas’ta kırk bir fabrika temeli attığını söylediğini, oysa bunun doğruları yansıtmadığı şeklindeki beyanlarına ilişkin açıklaması

SELAMİ UZUN (Sivas) – Sayın Başkan, az önce Sivas Milletvekili Arkadaşımız burada konuştu, Başbakanın kırk bir fabrika temeli attığından bahsetti. Böyle bir şeyin olmadığından, on altı tesisin açılışını yaptığından ve böyle bir tesisin olmadığından… Geçen hafta Sivas’ta televizyonda tek tek bu tesisleri saydım, kendisi de telefona bağlandı. “Sivas halkından özür dile.” dedim ama hâlâ aynı şeyleri söylüyor, bence çok ayıp ediyor. Başbakan sanki havaalanı yapmakla, açmakla suç işlemiş gibi gelip kürsüden konuşuyorlar.

VAHAP SEÇER (Mersin) – Adam teşekkür etti, çarpıtıyorsun.

SELAMİ UZUN (Sivas) – Hâlbuki, kırk bir temeli  Başbakan atmamıştır, o dönemin bakanı atmıştır temelini ve hepsi de faaliyete başlamıştır. Biz geldiğimizde 36 fabrika, 1.200 çalışanı organize sanayide vardı, şimdi 4.500 çalışan ve 100 tane fabrika çalışmaktadır. Aynı zamanda “Sivas’a bir çivi çakılmamıştır.” diyor. Sanki, havaalanını yapmak, yolları yapmak, 4 milyar dolara mal olan hızlı treni yapmak suçmuş gibi burada kürsüden konuşuluyor ve Sivas’ta yatırımlar devam etmektedir. Beton travers fabrikasını yenileyeceğiz ve büyüteceğiz. En az 200 işçi çalışacak orada yeni fabrikada.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Özdemir, efendim, burası milletvekillerinin karşılıklı olarak sorunları tartıştığı bir yer olmaktan çıkmalıdır.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkanım, izin verirseniz…

BAŞKAN – Efendim, siz söylediniz, o da kısa bir açıklama yaptı.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Ama çarpıtma değil…

BAŞKAN – Malik Bey, bence tekrarına gerek yok karşılıklı çünkü bu işin içinden çıkamayız.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Cevap versin.

BAŞKAN – Hayır efendim, hayır, beş dakika konuştu. O arkadaş da bir dakika konuştu, bunda bir şey yok.

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başbakana havaalanı için teşekkür ettim ama 16 tesisin 13 tanesi ilkokul. Durum bu, böyle hizmet olmaz.

SELAMİ UZUN (Sivas) – Sivas’a havaalanı yapmak suç mu, hızlı tren yapmak suç mu? Ayıp diye bir şey var. Özür dilemeniz lazım.

BAŞKAN – Selami Bey... Malik Bey…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Havaalanı için teşekkür ettim Sayın Başbakana ama bunun için de sizin Sivas’tan özür dilemeniz lazım.

SELAMİ UZUN (Sivas) – Sizin özür dilemeniz gerekirken konuşuyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın Uzun… Sayın Özdemir…

MALİK ECDER ÖZDEMİR (Sivas) – Tesis dediğiniz bu, çoğu üç derslikli, iki derslikli ilkokul. Bir Başbakana yakışıyor mu bu?

SELAMİ UZUN (Sivas) – Gel, ben sana hepsini gezdireyim.

BAŞKAN – Arkadaşlar, özel bir mekânda tartışabilirsiniz. Selami Bey, Malik Bey, lütfen… Arkadaşlar, lütfen… Sonra konuşursunuz.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, şimdiye kadar konuşup bitmişti, o zaman hiç konuşmayalım!

BAŞKAN – Hayır efendim, arkası gelecek, bu defa da başka bir Sivas milletvekili başka bir şey söyleyecek. O zaman biz burayı milletvekillerinin tartışma yeri hâline getirelim sadece kendi aralarında!

Gündem dışı üçüncü söz Tunus ve Mısır’daki son siyasi gelişmeler hakkında söz isteyen İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’a aittir.

Sayın Uras, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, Tunus ve Mısır’daki son siyasi gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET UFUK URAS (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; öncelikle OSTİM’de kaybettiğimiz yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum.

Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri içinde bulunduğumuz günlerde bütün dünyaya bir mesaj veriyor. Hürriyet, ekmek ve haysiyet sloganlarıyla isyan eden, sokakları dolduran insanlar daha özgür, daha eşitlikçi, daha adil bir düzende yaşama taleplerini yükseltiyor. Artık geçtiğimiz yüzyılın anlayışıyla toplumu, halkı yok sayan otoriter devlet anlayışına karşı bir isyan başlatıyorlar. Onlarca yıldır süren diktatörlüklere karşı ayaklanıyorlar. Siyasi baskılara, örgütlü yolsuzluklara, yoksulluklara karşı başkaldırıyorlar. Mısır'da 1952'den beri süren bir askerî diktatörlük var. Sadece Mübarek değil, onun öncesi de var. Mısır'da birçok kuşak bu baskı rejimleri altında büyüdü ve yaşadı. İş dünyasında, bürokraside, yasama ve yürütmede her yerde askerler oldu. Mısır tek örnek de değil.

Bugün Tunus'ta, Ürdün'de ve diğerlerinde olan bitenler gösteriyor ki, şeffaf ve demokratik olmayan devletler, otoriter yönetim anlayışları er ya da geç toplumun yükselen öfkesiyle karşı karşıya kalırlar.

Şimdi Mısır'da, Tunus'ta, Yemen'de, Ürdün'de, yarın Suriye'de ve diğer Orta Doğu ülkelerinde toplumların kaderleri kendi elleriyle ve yeniden çiziliyor. Sistemin mağduru olan farklı görüşlerden ve sınıflardan insanlar birlikte isyan ediyorlar. Milyonlarca insan sokaklara çıkıyor, yoksulluğu ve baskıyı alabildiğine yaşayan insanlar başkaldırıya destek veriyor.

İnsanlar kendi güçlerini görüyorlar. Sokağa çıkıp, neler yapabileceklerini fark ediyorlar. Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın otoriter rejimlerine, diktatörlüklerine ve krallıklarına karşı demokrasi, adalet ve haysiyet talebini yükseltiyorlar. Tarihi bizzat yapmaya başlıyorlar. İnanıyoruz ki, köklü bir geçmişe, zengin bir kültüre sahip olan bu toplumlar, kendi demokrasilerini kendi çoğulculukları içinde gerçekleştirecektir.

O nedenle de Orta Doğu ve Kuzey Afrika halklarına destek vermek, değişime direnen diktatörlerin arkasında veya yanında durmamak; demokrasiden, değişimden ve insan haklarından yana olmanın asgari gereğidir.

Elbette benzetmek istemeyiz ama Türkiye'de de demokratik taleplerini haykıran, bu talepleri Meclise, Hükûmete iletmek isteyen, demokratik tepkilerini gösteren insanlar var. Bugün ülkenin dört bir yanından Ankara'ya gelmiş olan sendikalar, meslek örgütü üyeleri, ücretli çalışanlar, işsizler, yurttaşlar torba yasaya karşı taleplerini ifade etmek istediler.

Daha bu haftaki grup konuşmasında AK PARTİ'nin her zaman hak ve özgürlüklerden yana olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan değil miydi? Sadece Türkiye'de değil, dünyanın neresinde olursa olsun hiçbir zulme sessiz kalmadığını söylememiş miydi? “Halkın tercihlerinin ve taleplerinin her şeyin üzerinde olduğuna inanırız.” demedi mi? Dedi de, yalan mıydı bunlar? Sendikalar, meslek örgütleri Meclise seslerini duyurmak istiyorlar. Yasak... Eylem Ankara Valisi tarafından yasa dışı ilan ediliyor. Bu mudur özgürlük anlayışı?

Biraz evvel ben de oradaydım. Göstericilere gaz sıkıldı, coplar havalardan indi. Bu mudur özgürlük anlayışınız, bu mu sizin demokrasi anlayışınız? O edilen tumturaklı laflar, o hamaset dolu konuşmalar... Bunların hepsi suya yazılmış. Hiçbiri gerçek değil. Çünkü  demokratik bir kültüre sahip değilsiniz ve bu gidişle de olamayacaksınız.

Peki, Hükûmete soruyorum: Mutki'yi duydunuz mu? Mutki Mısır'da değil, Bitlis'te. Bitlis Mutki'de toplu mezarlar bulunuyor. İnsanların topluca öldürülüp gömüldüğü mezarlar. Peki Hükûmet ne yapıyor? Görmüyor ve duymuyor.

Kürt toplumu “yeter artık” diyor, daha fazla baskı, yasak istemiyor, ana dilini öğrenmek, geliştirmek, kullanmak, mahkemede kendi ana diliyle savunma yapmak istiyor. “Hayır, yapamazsınız.” deniyor. “Köy, mahalle, cadde isimleri eskisi gibi olsun.” deniyor. “Hayır, yapamazsınız.” deniyor. “Yerinden yönetim geliştirilsin, yerel yönetimler demokratikleştirilsin.” diyorlar. “Hayır, o da olmaz.” deniyor. Peki, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur?

Mısır'da firavuna karşı “haysiyet” diye ayağa kalkanlarla, Diyarbakır'da sokağa çıkan ve haysiyet için, adalet için, eşit yurttaş olabilmek için taleplerini dile getirenler arasında ne fark vardır? Yoksul, yoksun, çaresiz, adalet ve özgürlüğe susamış milyonlar değil midir? Ama Hükûmet bunu anlamak istemiyor. Duymuyor, görmek istemiyor.

Halka gözünü, gönlünü, kulağını kapatanlar, unutmayınız ki halkın hiçbir özlemi, haykırışı, çağrısı karşılıksız kalmaz, kalmayacaktır. İnanıyoruz ki sıradan insanlar dünyayı değiştirebilirler ve değiştirecektirler de. Türkiye’nin de geleceğini bu mağdurlar ve mazlumlar belirleyecektir diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uras.

Sayın Vural, buyurun efendim.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, özellikle, OSTİM’de vuku bulan kazada hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. Bütün Ankaralılara, çalışanlara, oradaki esnafa geçmiş olsun dileklerimizi paylaşmak için söz aldım.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural nezaketinize.

Biz de vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da başsağlığı diliyoruz.

Sayın Canikli, buyurun.

3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de AK PARTİ Grubu olarak Ostim’deki kazada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz, onların ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz; yaralı vatandaşlarımıza da Allah’tan acil şifa diliyoruz. İnşallah, kısa sürede nedeni ve varsa sorumluları tespit edilir ve ona göre gereği yapılır.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Canikli.

Sayın İnce, buyurun.

4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biz de Cumhuriyet Halk  Partisi Grubu olarak OSTİM’deki patlamadaki yaralılarımıza Allah’tan şifa diliyoruz; yaşamını yitirenlere rahmet diliyoruz. Genel Başkanımızın talimatıyla Grup Başkan Vekilimiz ve Ankara milletvekillerimiz de şu anda oraya gitmişlerdir.

Teşekkür ederim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Allah milletimizi böyle kazalardan, belalardan, musibetlerden korusun. Tekrar biz de vefat edenlere rahmet dileklerimizi iletiyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım:

VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Tezkereler

1.- Spor Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun İngiltere ve İspanya’da inceleme ve araştırmalarda bulunacak milletvekillerinin isimlerine ve yurt dışında bulunacakları sürelere ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1406)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Spor Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun yurt dışında inceleme çalışması yapabilmesi, gidecek Komisyon üyelerinin sayıları ve inceleme süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca tespit edilmesi kaydıyla Genel Kurulun 13.01.2011 tarihli 51 inci Birleşiminde kararlaştırılmıştı.

Adı geçen Komisyonun aşağıda adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerinin, 21-27 Ocak 2011 tarihlerinde İngiltere'de ve 24-30 Ocak 2011 tarihlerinde İspanya'da inceleme ve araştırmalarda bulunma talebi Başkanlığımızca uygun bulunmuştur.

Genel Kurulun bilgilerine sunulur.

                                                                                                     Mehmet Ali Şahin

                                                                                            Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                                             Başkanı

İngiltere:

Adı - Soyadı                                       Seçim Bölgesi

Mehmet Fatih Atay                            Aydın

Mehmet Emin Tutan                           Bursa

Ali İhsan Merdanoğlu                        Diyarbakır

Tuğrul Yemişci                                  İzmir

Azize Sibel Gönül                              Kocaeli

Halil Mazıcıoğlu                                 Gaziantep

İspanya:

Adı - Soyadı                                       Seçim Bölgesi

Abdurrahman Arıcı                            Antalya

Ali Uzunırmak                                   Aydın

Fahrettin Poyraz                                 Bilecik

Mehmet Sevigen                                İstanbul

Fatih Öztürk                                       Samsun

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin iki önere vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, Yeşilırmak Nehri’ndeki kirlilik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1015)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yeşilırmak nehrinin kirlenmesi ve balık ölümlerinin nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken tedbirler konusunda, Anayasanın 98. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.

1) Reşat Doğru                    (Tokat)

2) Oktay Vural                    (İzmir)

3) Hüseyin Yıldız                (Antalya)

4) Hasan Çalış                     (Karaman)

5) Necati Özensoy               (Bursa)

6) Osman Durmuş               (Kırıkkale)

7) Alim Işık                         (Kütahya)

8) Hasan Özdemir                   (Gaziantep)

9) Murat Özkan                       (Giresun)

10) Mustafa Kalaycı                (Konya)

11) Erkan Akçay                     (Manisa)

12) Behiç Çelik                        (Mersin)

13) Ahmet Orhan                    (Manisa)

14) Emin Haluk Ayhan           (Denizli)

15) Ali Uzunırmak                  (Aydın)

16) Kamil Erdal Sipahi            (İzmir)

17) H. Hamit Homriş              (Bursa)

18) Mustafa Enöz                    (Manisa)

19) Mehmet Zekai Özcan        (Ankara)

20) Mustafa Kemal Cengiz      (Çanakkale)

Gerekçe:

Yeryüzündeki içme ve kullanma suyunun miktarı sınırlıdır. Zamanla su kaynaklarının azalması, insan nüfusunun artması ve daha önemlisi suların giderek kirlenmesi yaşamı giderek zorlaştırmaktadır.

Deniz ve nehirlerde kirliliğini oluşturan faktörlerin başında lağım suları ile sanayi atıkları gelmektedir. Bunun yanında petrol atıkları, katı sanayi atıkları ve ev atıkları da önemli yer tutmaktadır. Bunlar su kenarlarındaki bitki ve alg gibi kaynakları yok etmektedir. Su kaynaklarında başlayan bu kirlilik denizlerde sona ermektedir. Bu yüzden nehir, göl ve denizlerimizde canlı nesli giderek azalmaktadır.

Su kirliliğine bir etmen de hava şartlarıdır.

Evler, işyerleri, sanayi bacaları ile motorlu kara, deniz ve hava araçlarından çıkan gaz atıkları havanın bileşimini değiştirmektedir. Bu yollarla havaya karışan gazların yağmur, bulut, kar gibi ıslak ya da yarı ıslak maddelerle karışmaları sonucunda asit yağmurları oluşmaktadır. Asit yağmurları ise orman alanları vb. gibi yeşil alanları yok etmekte, diğer taraftan da suları kirletmektedir.

Karadeniz'de doğan ve İç Anadolu bölgesini de dolaşarak Karadeniz'e dökülen Yeşilırmak nehri, çeşitli etmenlere kirlenmekte, buna bağlı olarak başta balık ölümleri olmak üzere ekolojik felaketler yaşanmaktadır.

Nehirden alınan sulama suyunun kullanıldığı yerlerde ayrıca bitki örtüsü de bozulmaktadır.

Tarımsal alanda özellikle sebze ve pirinç tarımı başta olmak üzere ürünlerin gelişimi bozulmakta, çiftçilerimiz büyük zarar görmektedir.

Son olarak geçen hafta Sakarya Nehrinde de aynı yönde balık ölümleri ile karşılaşılmıştır. Binlerce balık oksijensiz kalmış, ağır maden artıkları etkisiyle zehirlenerek ölmüştür.

Konunun bir kez de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması Yeşilırmak nehrinin daha temiz olmasına, haliyle temiz bir çevre ve canlılara yaşanabilir bir ortam sağlanması için katkı sağlayacaktır.

Araştırma önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, madde bağımlılığı sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1016)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz, özellikle turizm bölgelerinde madde bağımlılarının cadde, sokak ve eğlence merkezlerinde vatandaşlarımızın ve turistlerin can ve mal güvenliğini tehdit ettiği, turizm bölgelerinde en çok ihtiyaç duyulan güven ve huzur ortamının giderek ortadan kalktığı, madde bağımlılarının suç işleme oranının korkutucu boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Madde bağımlılarının sayısındaki artışın sebepleri ve madde bağımlılarının rehabilite edilerek tekrar normal hayata nasıl kazandırılacaklarının araştırılması ve bunun için yapılacak yasal düzenlemelere de dâhil olmak üzere alınacak tedbirlerin tespiti için Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 104-105'inci  maddeleri  gereğince  Meclis Araştırması  açılmasını  arz ederim.

1)     Süleyman Nevzat Korkmaz            (Isparta)

2)     Kamil Erdal Sipahi                          (İzmir)

3)     Mehmet Günal                                (Antalya)

4)     Oktay Vural                                    (İzmir)

5)     Mehmet Akif Paksoy                      (Kahramanmaraş)

6)     Alim Işık                                         (Kütahya)

7)     Mustafa Kemal Cengiz                   (Çanakkale)

8)     Ertuğrul Kumcuoğlu                       (Aydın)

9)     Mustafa Kalaycı                              (Konya)

10)   Ahmet Bukan                                  (Çankırı)

11)   Mehmet Serdaroğlu                        (Kastamonu)

12)   Erkan Akçay                                   (Manisa)

13)   Metin Ergun                                    (Muğla)

14)   Kemalettin Nalcı                             (Tekirdağ)

15)   Hüseyin Yıldız                                (Antalya)

16)   Behiç Çelik                                     (Mersin)

17)   Durmuşali Torlak                            (İstanbul)

18)   Mümin İnan                                    (Niğde)

19)   İzzettin Yılmaz                                (Hatay)

20)   Recep Taner                                    (Aydın)

21)   Reşat Doğru                                    (Tokat)

Genel Gerekçe

İç göç, sağlıksız kentleşme, plansız sanayileşme, gecekondu olgusu ve ekonomik dengesizlikler sonucu ortaya çıkan hızlı değişim sosyal çelişkilere yol açmıştır. Ekonomik yetersizlikten dolayı turizm merkezlerine göç eden ailelerde maalesef çözülmeler olmakta ve bu ailelerin çocukları ekonomik, sosyal ve aileden gördüğü baskı yüzünden aile ortamından uzaklaşmaktadır. Ailelerinden ayrılan bu gençler, göç ettikleri şehrin sosyal ortamına alışamadan, okuldan da koparak kendisini yalnızlığa atmaktadır. Bunun sonucunda, gençler, içinde bulundukları bu stresi giderebilmek için uyuşturucu maddelere yönelmektedir. Uyuşturucu madde günümüz toplumlarında en önemli sorunlardan biri olarak görülmektedir. Bilim adamlarının yaptığı açıklamalara göre gün geçtikçe madde bağımlılarının sayılarında artış vardır ve başlama yaşı 13'lere kadar düşmüştür.

Madde bağımlısı olan gençler arasında suçluluk oranları gittikçe artmaktadır. Tüm kentlerimizde gözlenen madde bağımlıların sayısındaki artış turizm bölgelerinde daha da fazla olmaktadır. Turizm bölgelerinde, turizm gelirlerinin artırılması için güvenlik ve huzur ortamının muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır.

Madde bağımlısı gençlerin, suç işleme oranlarının giderek arttığı, şehirlerde cadde ve sokakların, vatandaşlarımızı ve turistleri tedirgin eden yerler haline geldiği medya aracılığı ile yoğun şekilde gündeme getirilmektedir.

Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı, madde bağımlılarının sayısındaki artışın sebepleri ve madde bağımlılarının rehabilite edilerek tekrar normal hayata nasıl kazandırılacakları amacı ile bir Meclis Araştırması açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

İki genel görüşme önergesi vardır, ayrı ayrı okutuyorum:

C) Genel Görüşme Önergeleri

1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Sayıştayın “e-Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı performans denetim raporu üzerinde genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/18)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) alanında dünyadaki gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de birçok kamu kurumunda bilgi işlem merkezleri ve İnternet siteleri oluşturulmuş ve bilgisayar ortamında bilgi saklanmaya başlanmıştır. AB'nin bilgi toplumu olma yolunda belirlediği hedeflere uygun olarak, 2003 yılında e-Dönüşüm Türkiye Projesi (eDTr) başlatılmış, bu çerçevede birçok kamu hizmetinin elektronik ortamda sunumu öngörülmüştür. Bu bağlamda kamu İnternet sitelerinin devlet ile vatandaş arasındaki dolaysız iletişim ve etkileşimini sağlayan pencereler olarak önemi artmıştır.

Ancak ülkemizde kamu kurumlarının İnternet siteleri, ağırlıklı olarak bilgi ve doküman sunulan birinci düzey ve/veya elektronik yayıncılık yapılan ikinci düzey sitelerdir. İnternet sitelerinden bu düzeyde hizmet sunulması, etkileşimli ve katılımcı kamusal hizmet sunumunu hedefleyen e-Devlet için yeterli değildir.

Bu durum Sayıştay Başkanlığının "e- Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri" adlı Performans Denetim raporuyla da ayrıntılarıyla ortaya konulmuştur. Sayıştay’ın söz konusu raporu Sayıştay Genel Kurulunun 24.07.2006 tarihli ve 5166/1 sayılı kararıyla 832 sayılı Sayıştay Kanununun ek 10'uncu maddesine istinaden Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş, ancak söz konusu rapor bir türlü Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmemiştir.

Yukarıdaki hususlar çerçevesinde Yüce Meclisimizin, Sayıştay'ın "e- Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri" ile ilgili Performans Denetim Raporunu görüşmesini talep etmekteyiz. Bu itibarla Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 101, 102 ve 103'üncü maddeleri uyarınca, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, TBMM'de söz konusu raporun tüm yönleriyle ele alınmasını amaçlayan bir genel görüşme açılması hususunda gereğini arz ederiz.

                Mehmet Şandır                                                        Oktay Vural

                      Mersin                                                                    İzmir

            Grup Başkan Vekili                                              Grup Başkan Vekili

Genel Gerekçe:

Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) alanında dünyadaki gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de birçok kamu kurumunda bilgi işlem merkezleri ve İnternet siteleri oluşturulmuş ve bilgisayar ortamında bilgi saklanmaya başlanmıştır. AB'nin bilgi toplumu olma yolunda belirlediği hedeflere uygun olarak, 2003 yılında e-Dönüşüm Türkiye Projesi (eDTr) başlatılmış, bu çerçevede birçok kamu hizmetinin elektronik ortamda sunumu öngörülmüştür. Bu bağlamda kamu internet sitelerinin devlet ile vatandaş arasındaki dolaysız iletişim ve etkileşimini sağlayan pencereler olarak önemi artmıştır.

Kamu kurumlarının internet siteleri, e-Devlet hizmetlerinin vatandaşların kullanımına uygun olup olmadığı ve kurumların e-ortamda hizmet sunma beceri ve deneyimleri için bir göstergedir. Hizmetlerin kamu internet sitelerinden hızlı, etkileşimli, kolay kullanılabilir ve erişilebilir bir şekilde sunulması; sitelerin tasarım, dolaşım, içerik ve erişilebilirlik açısından standartlara uygun kurulmasına bağlıdır. Kamu kurum internet sitelerinin en zayıf olduğu alan, hizmetlerin sunumu, kullanıcı beklentilerinin karşılanması ve işlevselliği açısından önem taşıyan içeriktir. Sitelerin kolay kullanımı ve gezinebilirlik konusunda önem taşıyan ve daha çok teknik beceriye dayanan tasarım ve dolaşım bakımından görece daha iyi sonuçlar alınmıştır.

Kamu kurumlarının internet sayfalarının, her türlü tarayıcıyla; hızlı, etkileşimli, güvenli, düzgün ve kolay kullanılabilir nitelikte hizmet sunabilmesi için, başta içerik olmak üzere, tasarım, dolaşım ve erişilebilirlik standartlarına uygunluğu sağlanmalıdır.

Ancak ülkemizde kamu kurumlarının internet siteleri, ağırlıklı olarak bilgi ve doküman sunulan birinci düzey ve/veya elektronik yayıncılık yapılan ikinci düzey sitelerdir. İnternet sitelerinden bu düzeyde hizmet sunulması, etkileşimli ve katılımcı kamusal hizmet sunumunu hedefleyen e-Devlet için yeterli değildir.

Bu durum Sayıştay Başkanlığının ”e- Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı Performans Denetim raporuyla da ayrıntılarıyla ortaya konulmuştur. Sayıştay'ın söz konusu raporu Sayıştay Genel Kurulunun 24.07.2006 tarihli ve 5166/1 sayılı kararıyla 832 sayılı Sayıştay Kanununun ek 10'uncu maddesine istinaden Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş, ancak söz konusu rapor bir türlü Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmemiştir.

Yukarıdaki hususlar çerçevesinde Yüce Meclisimizin, Sayıştay'ın “e- Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” ile ilgili Performans Denetim Raporunu görüşmesini talep etmekteyiz.

2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, vakıf eserlerinin korunması konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/19)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gerekçesini ekte sunduğumuz, kültürel mirasımız olan vakıf eserlerinin korunması, daha fonksiyonel kullanılması ve bizden sonraki kuşaklara bırakılması çabalarını olumsuz yönde etkileyen unsurların belirlenerek, kaynakların belli bir öncelikler plânlaması içinde, verimli ve etkin olarak kullanılmasının sağlanmasına yönelik, ilgili kurumların çalışmaları TBMM'de tüm boyutlarıyla değerlendirilmelidir. Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 101-102-103'üncü maddeleri gereğince; “Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Sorumluluğundaki Tarihi Eserlerin Korunması” hakkında Genel Görüşme açılmasını arz ederim. 06.12.2010

1) Süleyman Nevzat Korkmaz           (Isparta)

2) Kamil Erdal Sipahi                        (İzmir)

3) Erkan Akçay                                  (Manisa)

4) Oktay Vural                                   (İzmir)

5) Mehmet Akif Paksoy                    (Kahramanmaraş)

6) Alim Işık                                       (Kütahya)

7) Mustafa Kemal Cengiz                  (Çanakkale)

8) Ertuğrul Kumcuoğlu                      (Aydın)

9) Mustafa Kalaycı                            (Konya)

10) Ahmet Bukan                              (Çankırı)

11) Mehmet Serdaroğlu                     (Kastamonu)

12) Metin Ergun                                (Muğla)

13) Kemalettin Nalcı                          (Tekirdağ)

14) Hüseyin Yıldız                            (Antalya)

15) Behiç Çelik                                  (Mersin)

16) Durmuşali Torlak                        (İstanbul)

17) Mümin İnan                                 (Niğde)

18) İzzettin Yılmaz                             (Hatay)

19) Recep Taner                                 (Aydın)

20) Reşat Doğru                                (Tokat)

21) Mehmet Günal                             (Antalya)

Genel Gerekçe

Yurdumuzun her köşesinde bulunan ve sayıları on bini aşan, bütün dünyanın hayranlığını kazanan vakıf eserleri Türk ve Dünya kültürünün eşsiz örneklerini oluşturmaktadır. Tarihî ve mimarî değeri olan eserlerin korunması, fonksiyon verilerek kullanılması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması özel uzmanlık, malî kaynaklar, iyi bir planlama isteyen zor ve önemli bir görevdir. Türkiye'miz tarihî ve kültürel mirası ile çevre değerleri bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden birisidir. Buna karşın, aynı zenginliğin korunması, yaşatılması ve geleceğe aktarılması yönünde çalışmalar yeterli değildir. Akademisyenler, uzmanlar, kıymet biçilemez bu eserleri koruyamadığımız yönünde eleştiriler dile getirmekte, görsel ve yazılı medya bu konuyu yoğun bir şekilde gündeme taşımaktadır. Bu eserlerin korunması için ayrılan kaynakları kullanmakla yetkili kurumların kaynakları amacına uygun ve kanunların belirlediği şekilde kullanıp kullanmadığı, bu kurumlar arasındaki eşgüdüm eksikliği 2004 yılında Sayıştay Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda belirtilmiştir. Ayrıca Vakıflar bünyesinde bulunan bazı tarihî yapıların tapularının belirli kişilere iadesi yapılmaktadır. Türk ve Dünya kültürünün eşsiz örneklerinin mevcut durumu ve yetkili kurumların faaliyetleri bu raporda belirtilmiştir. Bu rapor çok ciddi sorunları gün yüzüne çıkarmıştır. Bu konuya ait tüm uygulamalar, yasal ve idarî düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.

Yukarıda belirtilen sebeplerden dolayı, bu hususların kapsamlı bir şekilde görüşülmesi, incelenmesi ve çözüm yollarının bulunması amacı ile bir Genel Görüşme açılması gerekmektedir.

BAŞKAN – Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması konusundaki ön görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım.

VIII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- (10/653) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 03.02.2011 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                          Bengi Yıldız

                                                                                                              Batman

                                                                                                    Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 536 ncı sırasında yer alan 10/653 Hayvancılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşmesinin Genel Kurulun 03.02.2011 Perşembe günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir. 

BAŞKAN – Grup önerisinin lehinde Batman Milletvekili Sayın Bengi Yıldız.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli vekiller; Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun önerisi üzerine söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Tabii, bugün Ankara’da ülkemizin en temel problemlerine ilişkin seslerini Parlamentoya duyurmak isteyen kamu emekçileri gelmişlerdi. Sayın Başbakan buradan Tunus’a, Mısır’a demokrasi dersi veriyor ama ülkemizin başkentinde ne yazık ki Mısır görüntülerini aşan bir görüntüyle karşı karşıyayız. Emekçilerin üzerine gaz bombaları atılıyor, su sıkılıyor, polis müdahale ediyor. Mısır’da güvenlik güçleri halka saldırmıyor ama ülkemizde en demokratik gösteri gazla, copla, kaba güçle bastırılıyor. Tam bir AKP klasiğiyle karşı karşıyayız, kendi yönetimini sorgulamıyor ama dünyaya barış ve demokrasi dersi verme gibi bir çaba içerisine giriyor.

Şimdi, bu araştırma önergemize karşın AKP’li sayın hatipler birkaç gündür çıkıp aynı şeyi söylüyorlar, “Bu önerge önemli ama Mecliste süre itibarıyla araştırma komisyonları kurulamaz.” diyorlar sanki daha önceki onlarca araştırma önergemizi burada kendileri reddetmemiş gibi. Bunu da bu gerekçeyle reddedeceklerini biliyoruz ama Anadolu’da malum bir deyiş vardır: Kekliğe kış ayında sormuşlar “Neden ayakların kırmızı?” diye, o da “Kardandır, kıştandır, soğuktandır.” demiş. Buna cevaben demişler ki: “Biz seni yazın ortasında da gördük, yine ayakların kırmızıydı.” Dolayısıyla, demokratik hak ve özgürlüklere ilişkin bütün araştırma talepleri, muhalefetten gelen önergeler, AKP’nin sayın milletvekilleri tarafından el birliğiyle reddediliyor ne yazık ki.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bu yıl kurbanlık hayvan ithalatı yapıldı. Sayın Tarım Bakanımız kurbanlık fiyatlarında problem yaşanmasın diye bu ithalatı yaptığını söyledi ama ithalat hacminin 80 bin büyükbaş, 10-15 bin küçükbaş hayvan düzeyinde gerçekleştirileceğini de söylemişti.

Bilindiği gibi Anadolu’dan Trakya’ya hayvan girişi yasak. Neden olarak da Anadolu’da şap hastalığı yaygın. Avrupa Birliği, kendini şap hastalığından korumak için Trakya bölgesinin hastalıktan ari bir bölge olmasını istiyor. 2008-2010 dönemi için AB destekli şap hastalığı projesi devreye sokulmuş, Anadolu’da ise anılan hastalıkla sonuç alıcı bir mücadele ne yazık ki, gerçekleştirilmiyor. Dolayısıyla, Anadolu’dan hayvan gelmeyeceği için Trakya bölgesindeki kurbanlık hayvan alımı ithalata dayalı, daha çok da Balkan ülkelerinden ithal edilerek sağlanmaya çalışılıyor.

Ülkemizin temel geçim alanlarından biri hayvancılık, özellikle 1980 sonrası dönemde sistematik bir gerileme yaşamış ve geldiğimiz dönem itibarıyla bir çöküşle karşı karşıyadır. Resmî verilere göre ülkemizdeki büyük ve küçükbaş hayvan sayısında yıldan yıla azalmış, 2008’de bir önceki yıla göre büyükbaş hayvan sayısında yüzde 2, küçükbaş hayvan sayısında ise 6,87 oranında gerileme meydana gelmiştir. Özellikle 1980’lerin başından günümüze değin hayvan sayısı, yaklaşık 60 milyon dolayında iken şimdi bu rakamın yarıya indiğini görmekteyiz.

Ülkemizde hayvancılığın kötü gidişatının en önemli nedeni, kuşkusuz, yıllardır sürdürülen yanlış hükûmet politikaları, yetersiz desteklemeler ve mera yasaklarıdır. Hayvan besiciliğinde yükselen girdi fiyatları, hayvan sağlığı açısından yeterli eğitim ve desteklemenin yapılmaması ve özellikle de geniş yayla ve meralara sahip olan ve hayvancılık açısından vazgeçilmez bölgelerden biri olan Doğu ve Güneydoğu illerinde çatışmalı ortamın ve operasyonların bahane edilerek buradaki yaylaların ve meraların yasaklanması, zorunlu göç uygulamalarından kaynaklı, bölge illerinin kırsal alanlarının insansızlaştırılması, bu yıkımı daha da derinleştirmiştir. Özellikle son yıllarda, hayvan sayısındaki düşmeye paralel olarak et ithalatında 5 kattan fazla artış meydana gelmiştir ve bu durumla birlikte, et ithalatımızın olumsuz sonuçları tüm yıkıcılığıyla bu sektörde hissedilmiştir. Hayvancılığın daha da gerilemesi sonucu günümüzde kırmız et fiyatları 30 TL üzerine çıkmış ve halkımızın zayıf olan alım gücü bir darbe daha yiyerek et yiyemez hâle gelmiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizdeki kıl keçisi sayısı Doğu Anadolu’da 1991 yılında 1 milyon 880 bin iken 2009 yılında 900 bine inmiştir, tam yüzde 100 bir gerileme söz konusudur. Güneydoğu Anadolu’da 1991’de 1 milyon 950 bin baş kıl keçisi varken, şu an, 2009 verilerine göre 1 milyon 102 bindir. Koyun sayısında, 1991 yılında Türkiye genelinde 39 milyon baş hayvan varken şimdi bunun sayısı 20 milyondur; Doğu Anadolu’da 1991 verileri 7 milyon, 2009 verileri 6 milyondur; Güneydoğu’da 91 verileri 5 milyon, 2009 verileri 4 milyondur. Türkiye’nin toplam keçi ve koyun üretiminin yarısı aslında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeydi.

Ülkemiz hayvancılığının giderek gerilediğini -TÜİK verilerinden de anlaşılacağı gibi- son aylarda hızla artan et fiyatları da kanıtlamaktadır. Kırmızı etin kilogramı Avrupa Birliği ülkelerinin tüketicisinde 4-5 dolar düzeyindedir, Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 3 dolarken ülkemizde ne yazık ki 15 dolarlar civarındadır. 2009 Haziran ayında 18 TL olan dana kıymasının fiyatı, 2009’da, 2010’da 24 TL’ye kadar çıkmıştır. Mevcut ve önceki iktidarların öngörüsü ve sığ tarım ve hayvancılık politikaları, ülkemizde et tüketimini, fiyatlarının yüksekliği nedeniyle neredeyse lüks tüketime dönüştürmüştür.

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren hayvancılığımızda sürekli denilebilecek bir gelişme sağlanmışken 24 Ocak 1980 kararlarıyla, hayvan üretimi ve hayvansal üretime verilen teşviklerin kaldırılmasıyla hayvancılığımız büyük bir darbe yemiştir. Hayvancılığımıza indirilen ikinci büyük darbe Et ve Balık Kurumu, SEK ve Yem Sanayii gibi tarımsal kuruluşların özelleştirilmesiyle gerçekleşmiştir. 1952 yılında kurulan Et ve Balık Kurumunun, özelleştirilmeye çalışıldığı 1994 yılına gelindiğinde, yirmi dokuz olan kombina mevcudu günümüzde sekize düşürülmüştür. Üreticinin yetiştirdiği hayvanların değerlendirilmesi ve hayvan hastalıklarının önlenmesinde önemli yeri olan Et ve Balık Kurumunun işlevsizleştirilmesiyle, hayvan üreticisi, tüccarın ve vurguncuların oyuncağı hâline getirilmiştir.

Hayvancılığın gerilemesinde rol oynayan bir diğer önemli faktör de meraların hızla yok edilmesidir. 1940 yılında 44 milyon hektar olan çayır ve mera alanları, günümüzde 12 milyon hektara kadar gerilemiştir. Mevcut mera alanlarının yarıya yakını Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde olmasına karşın, güvenlik gerekçesiyle bu alanlara çıkılamamaktadır dolayısıyla ülkemiz, ciddi bir şekilde, hayvan sektöründeki bir problemle karşı karşıyadır. Bu araştırma önergesi, ülkemizdeki bu temel sorunların araştırılması ve hayvancılığın teşvikinde neler yapılabileceğinin tespiti konusunda bir komisyon kurulması talebine ilişkindir. Bu talebimizin kabulüyle hayvan üreticilerine bu alanda bir umut yaratılmasını diliyor, yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yıldız.

Grup önerisinin aleyhinde Antalya Milletvekili Sayın Abdurrahman Arıcı, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ABDURRAHMAN ARICI (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün OSTİM’de vuku bulan kazada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Barış ve Demokrasi Partisinin vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Biraz önce Sayın Hatip söyledi, aynı şeyleri tabii.

Sporda şiddet ve spor kulüplerinin hukuki ve mali sorunlarını incelemek üzere kurulan komisyonumuz iki aydır görev yapıyor. Buna rağmen, komisyonlarımızı zor topluyoruz ve sonlandırmak için de hızlı bir çalışma içerisindeyiz çünkü süremiz çok az kaldı. Bugün kurulabilecek bir komisyonun da pratik olarak nasıl çalışacağını sizin takdirlerinize sunuyorum.

Buna rağmen, Meclislerimizde, 19’uncu Dönemde 67, 20’nci Dönemde 69, 21’inci Dönemde 44, 22’nci dönemde 89, bu son dönemde, bugüne kadar, 23’üncü Dönemde 135 önerge kabul edilerek görüşülmüştür. Bu da gösteriyor ki bu son, 23’üncü Dönemde diğer dönemlere nazaran hemen hemen 1,5-2 misli daha fazla önerge kabul edilerek Meclisimizde görüşülmüş ve komisyonlar kurulmuştur. Bu yüzden, pratik olarak, kurulacak komisyonların çalışma süreleri olamayacağı düşüncesiyle grup olarak bu araştırma önergesinin aleyhinde olduğumuzu bildirir, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Grup önerisinin lehinde Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Ben de bugün OSTİM’de meydana gelen patlamada hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Verilen önergenin lehinde söz aldım.

Değerli arkadaşlarım, sorunlar çok vahim. Hayvancının sorunları acil çözüm istiyor. Geçtiğimiz dokuz yılda bir fabrika açamadınız ama bu bacasız fabrika olan ineğe, koyuna, keçiye, deveye, kanatlılarımıza sahip de çıkamadınız, onları ihmal ettiniz. Nasıl ihmal ettiniz? “Destekler verdik.” diyeceksiniz, biraz sonra çıkacak arkadaşlarımız “Şu kadar destek verdik, bunu yaptık, şunu yaptık.” anlatacaklar. Gerçekten yapıldı, üreticimiz modernlikle buluştu, sağım üniteleri oluşturuldu, ahırlar kuruldu, kovalar değiştirildi, otomatik sağımlar oluşturuldu ama ne yazık ki bu insanlarımızın ürettikleri ürüne sahip çıkmadık, ete sahip çıkmadık, süte sahip çıkmadık, yumurtaya sahip çıkmadık. Ürüne ve üretime destek vermediniz. Hele hele son günlerde rakamlar çok güzel!

Değerli arkadaşlarım, koyun popülasyonunda kaybettiğimiz, sadece koyun popülasyonunda kaybettiğimiz değer 5 milyar lira. Yani bir yılda destek veriliyor 5 milyar, sadece koyundan kaybettiğimiz bu. Sıfır faizli kredi verdiniz geçtiğimiz günlerde ama şu anda o sıfır faizli krediyi alan üreticilerimiz tir tir titriyor.

Değerli arkadaşlarım, dün Ziraat Bankası yetkilileri not verdiler, yaklaşık 432 bin kişi kredi almış, koyunculuk kredisi almış, besi kredisi almış ama bu insanlar “Şimdi bu borcu nasıl ödeyeceğiz?” diye merak içinde, kefiller merak içinde. Süt para etmiyor, et para etmiyor. Daha dün, Et Balık Kurumu -6 bin ton karkas et, 2 bin ton canlı hayvan ihalesi yarın yapacak- ihale yaptı. Bunlara kulak vermeniz gerekiyor. Ben buradan, Sayın Başbakandan, Sayın Tarım Bakanından, sayın Bakanlar Kurulu üyelerinden, sayın milletvekillerinden, ellerini vicdanlarına koyup bugün, geç olmadan, et, süt, canlı hayvan, süt tozu, tereyağı yurt dışı alımını bir an önce bırakmalarını talep ediyorum.

Tekrar ediyorum değerli arkadaşlarım: Bakın, duyduk duymadık demeyin, vatandaş da duysun.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Tutanaklara geçti, merak etme!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Sayın Tarım Bakanına sesleniyoruz, Sayın Başbakana sesleniyoruz, sayın Bakanlar Kurulu üyelerine sesleniyoruz: Türkiye’de hayvancılığa sahip çıkma adına, yurt dışından alınan süt, süt tozu, tereyağı, canlı hayvan, canlı düve, karkas et alımını bir an önce durdurunuz.

Tekrar ediyorum değerli arkadaşlarım, duyup duymayan kalmasın, vatandaş soruyor bunu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bir daha söyle.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Sayın Başbakan, Sayın Tarım Bakanı, sayın Bakanlar Kurulu üyeleri; elinizi vicdanınıza koyunuz, bir an önce, Türkiye'nin değeri olan bacasız fabrikalara sahip çıkınız. Et, süt, süt tozu, tereyağı, canlı hayvan, canlı düve, karkas et alımını bir an önce durdurunuz. Duymayan kaldı mı değerli arkadaşlarım? Sayın Bakanım, duydunuz değil mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayvancılığın feryadına kulak versinler.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Sayın Bakanım, meşgulsünüz, tekrar ediyorum.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Dinliyoruz, duyduk.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Tekrar ediyorum: Sayın Başbakan, Sayın Tarım Bakanı, sayın Bakanlar Kurulu üyeleri, sayın milletvekilleri; vatandaşlar adına sizlere sesleniyorum:

ÜNAL KACIR (İstanbul) – 5 oldu!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Bir an önce, bugünden tezi yok, canlı hayvan, et, süt, tereyağı yurt dışı alımlarını bir an önce durdurunuz.

Ziraat Bankası çalışanlarının emeklerini heba ediyorsunuz. Türk çiftçisinin emeklerini heba ediyorsunuz. Size sesleniyorum: Ahırlar yapıldı. O vatandaşlarımız bir ahır yapmak için köyünde, sadece imar izni almak için 5 milyar lira para verdi. Köyde bir göz ahır yapmak için 5 milyar para verdi, inek aldı, düve aldı, süt yaptı, et yaptı ama lütfen, bunlara sahip çıkınız.

Bakın, “Toprakla koyun…” dedik anlamadınız, “Toprakla koyun, gerisi oyun.” dedik. Para para diye direniyorsunuz. Türkiye’de bir süt izleme komitesi yapamadınız. Geçenlerde söyledim, şu anda süt alıcıları, (A) köyünü biri bırakıyor, (B) köyünü biri bırakıyor, yer değiştiriyorlar. Kooperatif başkanları gidiyor: “Sütümüzü (A) şirketi bıraktı, siz alır mısınız?” “Alırız ama 65 kuruşa verirsen, 60 kuruşa verirsen.” Geçen hafta söyledim, “Süt 70, yem 70, bu iş bitmiş, bu iş bitmiş.” dedik değerli arkadaşlarım. Hemen bunun üzerine, Tarım Bakanlığı 4 kuruş destek veriyordu süte 2 kuruş daha ilave yaptı. Yetmez değerli arkadaşlarım, yaptığınız işler boşa gidiyor. Onun için, bir an önce bu kriz ortamında süt üreticilerine, hayvan üreticilerine en az 20 kuruş destek vermeniz gerekiyor, en az. “Hazine dolu.” diyorsunuz; hazine var, o komisyonda da, süt izleme komisyonunda da para var, bunu ne gün için bekletiyorsunuz? İşte, o kara gün bugün.

Değerli arkadaşlarım, keçiyi ihmal ettiniz, keçiyi dağlara hasret ettiniz. Şu anda dağlar domuzlara teslim oldu değerli arkadaşlarım. Dağlardan domuzlar köylere iniyor, yollarda arabalar çarpıyor. Onun için, bu kıl keçisine sahip çıkın, saanen keçisine sahip çıkın. Buna sahip çıkmadığınız zaman -bu doğal gıda- işte, bunun sonucu, Ukrayna’nın, Letonya’nın, Almanya’nın, Danimarka’nın, Kaliforniya’nın, Avustralya’nın angusuna muhtaç hâle geliriz, kurbanlığına muhtaç hâle geliriz.

Yapılan çalışmaları, bakın, yapılan çalışmaları… Emek emek bu inekler yetiştirildi, alındı. Ahırlar şu anda düvelerle dolu, doğumlar başladı, süt üretimi artacak. Ne yapıyoruz? Düşünen, üreten beyinleri yaratan süte sahip çıkın. Okul sütünü oluşturun. Ali Bey çıkacak şimdi, yine okul sütünü konuşacak. Okul sütü yetmiyor, asker sütü yetmiyor, memur sütü yetmiyor. Boyalı içeceklere trilyonlar veriliyor, boyalı içeceklere. Gidiyoruz… O köylü vatandaşlarımızı uyarın, şehirdeki vatandaşlarımızı uyarın. Buzdolabını açtığınız zaman sütü göremiyorsunuz ama boyalı içecekleri görüyorsunuz. Süt en doğal gıda, süt en doğal gıda… Onun için, bu hayvancılığa sahip çıkma adına bu önergeye destek vermenizi bekliyorum.

Araştıralım değerli arkadaşlarım, araştırmaktan niye korkuyorsunuz? Bakın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da meralar boş, meralar… Onlar ekstansif, yani emek yoğun değil, para yok. Tarlada, dağda, bayırda bizden bir şey beklemiyordu, o koyun, o sığır, o inek bir şey beklemiyordu, sadece, tarlanın, o dağın, meranın otunu yiyordu, otu ete dönüştürüyordu, süte dönüştürüyordu, ciğere dönüştürüyordu, işkembeye dönüştürüyordu, deriye dönüştürüyordu. Bunlar bizim millî gelirlerimiz.

Şu anda Türkiye’de kokoreç yapmak için bağırsak bulunmuyor değerli arkadaşlarım, bağırsak yok şu anda kokoreç yapmak için. Neden? Çünkü yurt dışından karkas getiriyorsunuz, getirdiğiniz karkasın ciğeri, dalağı, böbreği, işkembesi, bağırsağı, kellesi, beyni o ülkede kalıyor, sadece karkas geliyor. Bunu bilin arkadaşlarım.

Yine tekrar ediyorum, duyduk duymadık demeyin değerli arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım: Sayın Başbakan, öyle, temel atmak, açılış yapmakla vakit geçirmeyin. Sayın Tarım Bakanı da yalancı pehlivan gibi dolaşmasın, şap hastalığına sahip çıksın, kuduza sahip çıksın. Bakın, pazarlarınız kapalı şap hastalığından.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Burdur çok iyiydi ama.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Burdur çok güzel olabilir.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Burdur çok iyiydi.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Çok güzel olacak. Biz misafirperveriz. Bizim maliyemiz geldi, öğretmenlerimiz geldi, doktorlarımız geldi o toplantıya, ben geldim. O toplantıda o kalabalık sizi şaşırtmasın.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ama çok iyiydi, çok teşekkür ediyoruz.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Açılışta Sayın Başbakana “Altmış altı tesis açacağız.” dediniz -Başbakanı da yanılttınız değerli arkadaşlarım- kırk dokuzda kaldı. “Altmış altı” tesis dendi, afişler yapıldı, o kırk dokuzda kaldı. Başbakanı yanıltmayın.

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) – Bir dahaki sefere. Kırk dokuz da az değil.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Sayın Başbakan Burdur’a geldi, çok güzel sözler söyledi. “Üç keçi güdemez, sesleri dağları deler.” dedi.

Değerli arkadaşlarım, bakın bunu da bilin: Üç keçi güdülmez, üç teke de güdülmez, üç koyun da güdülmez. Atasözü, “Üç koyun güdülmez.” denir. Onlar güdülmez ancak yedekte gezdirilir ama bir değnek, bir kepenek, bir de köpek verirseniz 300-350 koyun da güderiz, 300 keçiyi de güderiz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Bize bir kepenek, bir köpek, bir de değnek yeter. Bunu verdiğiniz zaman biz o koyunu da güderiz.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Onlar üç keçiyi gütmeyi bile bilmiyorlar.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Ama şu anda koyun güdecek çoban da kalmadı memlekette. Koyun güdecek çoban da kalmadı. Çobanları hakir görmeyin. O çobanlar isimsiz kahramanlardı. O kepenekleriyle…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkanım, bir dakika süreyi hak etti. 

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – …köpekleriyle değnekleriyle o dağların otunu, ete, süte yumurtaya çevirdiler.

Hepinize saygılar  sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Evet, grup önerisinin aleyhinde son konuşmacı Sayın Ali Koyuncu, Bursa Milletvekili, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisi aleyhine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.

Tabii, değerli arkadaşlar, yine aynı senaryo, aynı konuşmacılar. Maalesef, muhalefetin sözcüleri de yine aynı sazı çalıyorlar, aynı türküyü okuyorlar. Biz bu arkadaşlarımıza daha önce de dedik ki: “Arkadaşlar, bu ülkenin yeterince sütü var, bu ülkenin yeterince hayvanı var.” (CHP sıralarından gürültüler) Bunları anlatmaya çalıştık. Yine arkadaşlar çıktılar, yine arkadaşlar maalesef çıktılar, buradan “yandım anam Allah” türküsünü söylediler. Kardeşim, burada çıkacaksınız doğruları söyleyeceksiniz. Biz o gün dedik ki: “Yahu! Yapmayın, etmeyin, birilerinin değirmenine su taşımayın.” diye feryat ettik, bağırdık.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Soyadına sahip çık!

ALİ KOYUNCU (Devamla) – “Eli nasırlı insanların geleceğiyle oynuyorsunuz, eli nasırlı insanların sofrasına giden ekmeğiyle oynuyorsunuz.” dedik, bunları anlattık.

AHMET BUKAN (Çankırı) – Tarım Bakanına mı söyledin bunları Ali?

ALİ KOYUNCU (Devamla) –  Maalesef aynı şekilde çıktılar dediler ki: “Efendim eski parayla 30 milyon oldu et.”

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Ali, bunları Tarım Bakanına söyledin, değil mi?

ALİ KOYUNCU (Devamla) –  “Arkadaşlar, bırakın köylümüz para kazansın, bırakın besiciler para kazansın, bırakın süt üreticileri para kazansın.” dedik. Kim dedi? Ben dedim. Kim adına dedim? İşte net, mert AK PARTİ’liler adına burada konuştum, dedim, bunları söyledim ama siz bunları anlamadınız.

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Angusları kim getirdi?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Ali’ciğim, angusları kim getirdi?

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Çıktınız, yine birtakım konuşmalarla bu ülkenin hayvancılığının kötü gittiğini söylediniz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, bir dakika bakalım, tarımsal büyüklüğe bir bakın. Yani bizden önce, AK PARTİ İktidarından önce dünyada tarımsal büyüklük açısından kaçıncı sıradaydık Ramazan Bey? Bilmiyorsun…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sen söyle, sen söyle… Hep birinci sıradaydık(!)

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Ama şimdi sana öğreteceğim.

Bak, on birinci sıradaydık, on birinci, on birinci sıradaydık, şimdi sekizinci sıraya geldik.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Yoo, hep birinciydik(!) 

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Şimdi, burada hayvan sayılarından bahsedildi. Tabii, bu hayvan sayıları yanlış, yanlış arkadaşlar. Bu verileri siz nereden alıyorsunuz bilmiyorum.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Hayvan sayısından bahsetmedik ki…

BENGİ YILDIZ (Batman) – TÜİK’ten alıyoruz Ali Bey…

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Bir de sayıyla doğru orantılı değildir hayvancılık, sayıyla doğru orantılı değildir, verimlilikle doğru orantılıdır. Yani sayı düşebilir… Sayılar da düşmedi, küçükbaş hayvanda düştü ama büyükbaş hayvanda sayıların da düşmediğini burada rakamlarla söyleyebiliriz. Mesela 2002 yılında, biz iktidara gelmeden önce 1 milyon 859 bin kültür ırkı vardı -biliyorsunuz, kültür ırkı, sığırda- ama 2009 yılına geldiğimizde 3 milyon 622 bin olmadı mı? Evet, 3 milyon 622 bin oldu. Onun içindir ki Türkiye’de 8,4 milyon ton süt üretimi varken bugün 13,5 milyon tonlara çıkmadı mı? İşte görüyorsunuz…

Yani arkadaşlar, sayıyla mayıyla bu işler olmuyor, verimlilikle oluyor. Verimliliği artırırsanız bu işi yaparsanız.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Verimlilik arttı… Süt kaç para şimdi?

ALİ KOYUNCU (Devamla) - Biz, bu anlamda, verimliliği ciddi anlamda artırıyoruz. Ayrıca, siz, daha önce bir laktasyon döneminde… Yani nedir laktasyon arkadaşlar?

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Süt verme dönemi demek.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Bir inek doğum yapar, ikinci doğum yapması süresi içerisinde verdiği süt verimi, Değerli Başkanım, süt verimi. Ne kadardır süt verimi Türkiye’de, inekler ne kadar süt veriyordu, ne kadar veriyordu inekler süt? 1.705 kilogram süt verirken bugün inekler ne kadar süt veriyor Türkiye’deki? 2.803 kilogram süt veriyor arkadaşlar.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kampa mı aldın inekleri?

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Verim artışı ne kadar? Yüzde 64 oranında Türkiye’deki ineklerde süt verimini artırmışız.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Süt tozunu niye alıyorsunuz?

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Yani ben AK PARTİ İktidarı döneminde ineklerin süt veriminin artışını söylediğimde bazıları bunu anlayamıyor ama göstergeler burada değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sütçü Ali!

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Şimdi, et, karkas ağırlığına bakalım. Bizden önce ne kadarmış değerli arkadaşlar? Bizden önce 110 kilogram. Şimdi kaça çıkmış? 250 kilograma çıkmış. Yani kayıt olanına bakalım. Biz bu ülkede kayıt sistemini geliştirmedik mi arkadaşlar? Bizden önce, cumhuriyet hükûmetleri döneminde Ulusal Süt Kayıt Sistemini kurdunuz mu Ramazan Bey? Kurdunuz mu?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Kurduk, kurduk.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Kurmadınız. Ulusal Süt Kayıt Sistemini…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Kuracaksın tabii ya. Sayenizde kurduk.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Tamam, bizlerle beraber. Hah şöyle, tamam, bak, bunu biliyorsun işte.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Ama süt para etmiyor Ali’ciğim, şimdi süt para etmiyor.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Ulusal Süt Kayıt Sistemini biz kurduk. Neden? Bir kayıt sistemi yok. Türkiye'nin batısında, doğusunda, kuzeyinde, güneyinde ne kadar süt üretiliyor, bunu bilmiyorduk değerli arkadaşlar. Ama AK PARTİ İktidarı döneminde bizler Ulusal Kayıt Sistemini kurduk.

Ayrıca, burada Ramazan Bey dedi ki: “İşte, dam ruhsatlarıyla alakalı sıkıntılar var.” Doğru, sıkıntılar vardı.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – 3 kere sataştı Ramazan Bey’e, 3 kez ismini söyledi…

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Hayvancılıkla ilgili bir işletme kurmaya çalıştığınızda öncelikle yer seçim raporu isteniyordu sizden. Dokuz tane kurum-kuruluşa gidiyordunuz, yer seçim raporuyla alakalı görüş alıyordunuz. Sonra, yer seçim raporunu aldıktan sonra yedi tane kurum-kuruluşa gidiyordunuz, inşaat ruhsatı alıyordunuz.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Para yoktu ama, para yoktu.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Onun akabinde dört tane kurum-kuruluşa gidip işletme ruhsatı alıyordunuz.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – 5 milyar yoktu.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Değerli kardeşlerim, takip etmiyorsunuz, bilmiyorsunuz. Biz bu hayvancılık işletmelerinin kurulmasıyla, işletilmesiyle ilgili yönetmeliği 14 Aralıkta kaldırdık be kardeşim!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Çok güzel oldu.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Kaldırdık bunu. Şu anda diyoruz ki: Gidecek kaymakamlıklara, kaymakam işletme ruhsatını verecek, olacak, bitecek. Biz bunları biliyoruz. Sorunları tartışıyoruz, konuşuyoruz, sonra da çözüyoruz.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – 5 milyar…

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, onun akabinde, OHAL nedeniyle tabii ki meralarda, yaylalarda, o dönemde Güneydoğu’da, Doğu’da vatandaşlarımız bu anlamda küçükbaş hayvancılıkla ilgili sıkıntılar yaşadılar ama OHAL’i biz kaldırmadık mı değerli arkadaşlar? AK PARTİ İktidarı döneminde OHAL kalktı.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Hayır, hayır, siz kaldırmadınız, OHAL’i biz kaldırdık, Çekiç Güç’ü biz gönderdik.

ALİ KOYUNCU (Devamla) - Artık insanlar yaylalara çıkıyorlar. Küçükbaş hayvan sayısı da 13 milyondan 26 milyonlara çıktı. Onun akabinde ilk defa cumhuriyet hükûmetleri döneminde Güneydoğu’ya, Güneydoğu Anadolu Projesi çerçevesinde, DAP projesi çerçevesinde yüzde 40, yüzde 30 hibe vermiyor muyuz? Yani Güneydoğu’daki ve Doğu’daki vatandaşlarımıza…

ALGAN HACALOĞLU (İstanbul) – Bütün meralar kapalıdır, dediğiniz doğru değildir, meralar kapalıdır.

ALİ KOYUNCU (Devamla) - Sayın Algan Bey, şimdi yüzde 30, yüzde 40 destek veriyoruz. Vermiyor muyuz?

BAŞKAN – Sayın Koyuncu, Genel Kurula hitap edin, Genel Kurula.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Güneydoğu’daki insanlarımız, Doğu’daki insanlarımız bu destekleri alıyorlar, bundan da yararlanıyorlar. Makine ekipman desteği yüzde 40, inşaat desteği yüzde 30. Hayvan aldığında sana da veriyoruz kardeşim, sana da veriyoruz; bilmiyorsunuz bunları, araştırın da gelin, tamam mı! Hayvancılık yapacaksan sana da veriyoruz, herkese veriyoruz.

BENGİ YILDIZ (Batman) – Yayla yasağına devam.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Ayrıca, koyunculukla ilgili ilk defa… “Koyun, keçiye sahip çıkmıyorlar.” dedi. Koyun ve keçiciler birliklerini bizler kurduk, bunlara kulak küpesini biz taktık. Koyun ve keçi sütüne litre başına desteği de yine AK PARTİ hükûmetleri verdi.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Keçiyi bile vergi mükellefi yaptın. Küpe taktın, para aldın.

ALİ  KOYUNCU (Devamla) – Evet, evet!

Değerli kardeşlerim, ayrıca faiz oranlarına bir bakın; bizden önce yüzde 59’la, bu insanlar, hayvancılık yapan, tarımla iştigal eden insanlar yüzde 59’la kredi almıyorlar mıydı? Alıyorlardı. Şimdi sıfır faiz, rüyanızda bile göremezdiniz bunu.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Çiftçinin şehirde dairesi var mı?

ALİ KOYUNCU (Devamla) - Biz deseydik ki 2007 seçimlerinde: “Arkadaşlar, ey çiftçi kardeşlerimiz, ey hayvancılıkla iştigal eden kardeşlerimiz, 2007 seçimlerinde sizler bize oyunuzu verirseniz, desteğinizi verirseniz sıfır faizli kredi vereceğim.” Sizler derdiniz ki: “Ya, bunlar hayal âleminden de öteye gitmiş.” O tabii ki sizin hayal aleminizde ama bunlar da bizim gerçekleştirdiğimiz işler olarak tarihe geçti değerli arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü neden? Daha önce bu ülkede hayvancılık politikalarını IMF belirlemiyor muydu değerli arkadaşlar? IMF’e biz iyi niyet mektupları vermiyor muyduk? Veriyorduk. Şimdi kim belirliyor?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Şapa gel, şapa!

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Şimdi, bu memleketin evlatları ve aziz Türk milleti politikalarını belirliyor değerli kardeşlerim, aradaki fark bu. (AK PARTİ sıralarından ”Bravo” sesleri, alkışlar)

Şimdi, 2001 yılında hayvancılığa ne kadar destek verilmiş değerli arkadaşlar?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Şap hastalığı var mıydı 2001’de?

ALİ KOYUNCU (Devamla) - 44 milyon, 44 trilyon. 2010 yılında ne kadar verildi? 1,3 milyar, yani eski parayla 1 katrilyon 300 trilyon lira. Şimdi, verilen rakam, bunların hepsi açık ve seçik bir şekilde kayıtlarda gözüküyor.

Ayrıca, ilk defa süt tozu teşvikini biz veriyoruz. Hiç kimse buradan… Bütün vatandaşlarımıza sesleniyorum, merak etmesin. Süt tozu teşvikiyle diyoruz ki: 73 kuruşun altında fiyatla sütünü almamak kaydı ve şartıyla bütün süt fabrikalarına, üretim yapanlara, dâhilde işleme rejimi çerçevesinde, dışarıdan almış olduğu süt tozunu içeride üretmek üzere dün kotalar dağıtıldı değerli arkadaşlar. Hiç merak etmeyin, zamanında, zemininde gerekli tedbirleri biz alıyoruz…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Araştıralım o zaman.

ALİ KOYUNCU (Devamla) - …ve diyoruz ki örgütlü üreticiden alacaksın, ayrıca da 73 kuruşun altında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Koyuncu, teşekkür ederim.

ALİ KOYUNCU (Devamla) – Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Buyurun Sayın Özkan.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, bu konuda benim bilgisiz olduğumu söyledi Sayın Ali Koyuncu. Ben Ali Koyuncu gibi onlarcasını okuturum bu konuda. (Gülüşmeler) Bu konuda söz istiyorum.

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Okumakla olmuyor, yaşamakla oluyor, yaşamakla… (AK PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN –  Sayın Koyuncu… Lütfen arkadaşlar, lütfen…

Saygıdeğer milletvekilleri… Lütfen arkadaşlar, alkışlayabilirsiniz ama Meclisin bir mehabeti vardır. Lütfen, istirham ediyorum, bozmayalım.

Şimdi, milletvekillerinin birbirine, sen bu işi bilmiyorsun… Ramazan Bey, beni bağışlayın, siz de ona “Okuturum.” falan… Vallahi, kim kimi okutur, kim kimi bildirir onu bilmiyorum ama, arkadaşlar, nezaket kurallarını aşmayalım. Bir şeyin içerisinden…

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – İki dakika cevap vereceğim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Yani, siz şimdi sataşma gerekçesiyle mi söz alacaksınız, okutma gerekçesiyle mi söz alacaksınız? Ne gerekçeyle söz alacaksınız?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sataşmadan dolayı Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sataşmadan dolayı söz alacaksınız.

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Evet.

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Çok ağır sataşma var.

BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen, bir arkadaşımız konuşurken kendi meramını ifade ediyor. Avukata ihtiyacı varsa söylesin Sayın Özkan, lütfen…

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Özkan, kimseye sataşmayalım lütfen.

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Bursa Milletvekili Ali Koyuncu’nun, şahsına sataşması nedeniyle konuşması

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biz yapılan hizmetlerin hiçbirine haset değiliz. Yapılan hizmetlerden dolayı teşekkürlerimizi sunuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ancak, bakın, değerli arkadaşlarım, bu hizmetler yapıldı, vatandaşlarımız borçlandı. Biz ne diyoruz? Bir araştırma yapalım diyoruz. Şu anda süt yerlerde sürünüyor. Süt izleme komitesi oluşturalım, bir araştırma grubu oluşturalım.

Süt popülasyonumuz arttı, hayvan sayımız arttı, verim arttı, çünkü… (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

Bütün dünyada arttı değerli arkadaşlarım, bütün dünyada.

KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Yani paralel mi arttı diyorsunuz?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Bunlar yapıldı. Adam yemedi, içmedi hayvancılığa yatırım yaptı. Hayvancılığa yatırım yapan iş adamlarımız var, tekstilcilerimiz var, doktorlarımız var, eczacılarımız var ama şu anda yurt dışından et aldığınız için, yurt dışından canlı hayvan aldığınız için, yurt dışından süt, süt tozu getirdiğiniz için bu sektör batıyor. Bu sektörün batmaması için bir araştırma grubu oluşturalım, bu işe çözüm bulalım istiyoruz.

Bakın, arkadaşım “Süt 73 kuruş.” dedi. Nerede bu 73 kuruş? Arkadaşlarım, sütü alan yok şu anda.

ALİ KOYUNCU (Bursa) – Ya, nereden çıkardın!

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Alan varsa Ali Bey, ben süt göndereceğim.

Onun için, değerli arkadaşlarım, oylamadan önce sizlerin vicdanına sesleniyorum. Sayın Tarım Bakanımız geldi, Sayın Tarım Bakanımıza, diğer bakanlarımıza, Sayın Başbakana buradan tekrar sesleniyorum: Elinizi vicdanınıza koyun, bir an önce, bugün, yurt dışından canlı hayvan, süt, tereyağı, süt tozu, karkas et alımını bırakın. Dileğim ve temennim budur.

Desteklerinizi bekliyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.

Buyurun Sayın Susam.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

5.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkanım, biraz önce OSTİM Sanayi Sitesinde patlama neticesinde 4 çalışan arkadaşımızı kaybettik. 28 tane işçimiz de yaralıydı. Biraz önce OSTİM Sanayi Sitesindeydim. Hasan Özkan arkadaşımızın iş yerinde meydana gelen kazadan dolayı yaşamlarını kaybeden işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyoruz, 28 tane yaralıya acil şifalar diliyoruz ve sanayimizde bu tür olayların bir daha tekrar edilmemesi dileğiyle şahsım ve grubum adına bir geçmiş olsun dileklerimi, başsağlığı dileklerimi iletmek için söz aldım.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Susam.

Biraz önce de grup başkan vekili arkadaşlarımız önce Oktay Bey olmak üzere bu hususta bir başsağlığı dileklerinde bulunmuşlardı, geçmiş olsun dileklerinde bulunmuşlardı. Evet, sizin temennilerinize biz de katılıyoruz. Bütün grup başkan vekili arkadaşlarımıza da tekrar hassasiyetleri için teşekkür ediyorum.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

1.- (10/653) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…

MUHARREM İNCE (Yalova) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Karar yeter sayısını ararım, problem değil.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

2.- (10/488) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulunun 03.02.2011 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti Grupları arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.

Saygılarımla.

                                                                                                       Oktay Vural

                                                                                                             İzmir

                                                                                             MHP Grup Başkanvekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/488 esas numaralı, "Geçici köy korucularının sorunlarının araştırılarak daha sağlıklı çalışabilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince Meclis Araştırması önergemizin görüşmelerinin Genel Kurulun 03.02.2011 Perşembe tarihli bugünkü 58. Birleşimde yapılmasını Genel Kurulun görüşlerine arz ederim.

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde Kamil Erdal Sipahi, İzmir Milletvekili.

Sayın Sipahi, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Geçici köy korucularımız hakkında vermiş olduğumuz Meclis araştırması hakkında Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak, korucularımızın sorunlarıyla ilgili Meclis araştırmasının yüce Meclis gündemine gelmiş olmasından da ayrı bir mutluluk duymaktayız.

Yıllarca birlikte görev yaptığım, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için 1985 yılından bu yana görev yapan, yani geçici değil daimî hâle gelen korucularımıza buradan en iyi dileklerimi, selamlarımı iletiyorum, şehitlerini rahmetle anıyorum.

Onları ve bizi en çok rahatsız eden konuların başında, yirmi beş yıldır canı pahasına görev yapan bu kardeşlerimizin hâlâ “geçici” kelimesiyle adlandırılmasıdır. Onlar geçici değil, daimî hâle gelmişlerdir.

Önce konuyla ilgili yasal mevzuata değinmek istiyorum. 1924 tarihinde 442 sayılı Köy Kanunu’nda, köy sınırları içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak için, muhtarın emrinde silahlı ve jandarma gibi görev yapacak köy korucularının görevlendirilmesi öngörülmüştür.

Bölücü terörün giderek artması üzerine, 1985 yılında bu Kanun’dan da istifadeyle yapılan bir değişiklikle, 442 sayılı Köy Kanunu’na 3175 sayılı Yasa’yla bir madde eklenmiştir.

Bu madde gereğince, şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya herhangi bir sebeple köylünün canına ve malına tecavüz olaylarının artması hâlinde, valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayıyla yeteri kadar geçici köy korucusu görevlendirilebileceği esas alınmıştır.

2005 yılında korucu ve ailelerine yeşil kart verilmesi kararlaştırılmıştır. 2007 yılında, 5673 sayılı Kanun’la kadro ve maaşlarında düzenlemeler yapılmıştır.

2007 yılında yapılan düzenlemeyle, geçici köy korucu sayısının 40 bin kişiyi geçemeyeceği, Bakanlar Kurulu kararıyla bu sayının yüzde 50 oranında artırılabileceği belirlenmiştir. Hâlen 59 bin civarında geçici köy korucusu bulunmaktadır. Ayrıca, 23 binden fazla da hemen hiçbir ayrıcalığı olmayan, sadece kendi köyünün canını ve malını korumaktan ibaret olarak kayıt altına alınmış, hiçbir sosyal güvencesi veya ekonomik katkı bulunmayan gönüllü köy korucumuz mevcuttur.

1985 yılından bu yana, resmî kayıtlara göre 1.356 geçici köy korucusu şehit olmuştur, 900’den fazlası sakat kalmıştır, aile fertleri ve yakınlarından 6 bin kadarı bölücü terör tarafından katledilmiştir.

Benim defalarca aynı mevzide sabahladığım, benim kumanyamla onların yufka ve otlu peynirini paylaştığım kahraman korucularımızdan bir şehidi burada anmadan geçmek istemiyorum. 1994 yılında Kuzey Irak sınırında Altınyayla’da çatışmaya giden askerlerimize destek için giden ak sakallı Hurşit Babat, kendisine “Bu yaşta neden oraya gidiyorsun?” diye sorduğumda “Mehmetçik evlatlarım zor durumdayken durmak olmaz.” demişti. Birkaç metre önümde, birkaç saat sonra şehit düştü. Onu saygıyla ve rahmetle anmayı, burada Hurşit Babat’ı saygıyla anmayı bir vazife saymaktayım.

Güneydoğu’daki sorunun terör sorunu olduğu konusundaki en önemli ve uygulamalı kanıt olmuştur korucularımız. Aile fertleriyle birlikte yaklaşık yarım milyona varan önemli bir kitledirler. Zaman zaman aralarındaki birkaç kişinin işlediği suçlar nedeniyle haksız olarak tamamına yönelik maksatlı suçlamalar yapılmakta, iftiralara maruz kalmaktadırlar. Elbette, aralarında suçlular varsa yargılanmak zorundadır ancak bu yiğit insanların tamamına yönelik iftira ve suçlamalara karşı biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak onlara sahip çıkmaya, onları savunmaya devam edeceğiz.

Kahraman korucularımız aile fertleriyle birlikte terörün en önemli mağdurlarındandır. Bir yandan, canları pahasına bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne, bayrağına en zor şartlarda aile fertleri ve yakınlarıyla birlikte sahip çıkmışlardır ve Mehmetçik’le omuz omuza yıllardır görev yapmışlardır ama öte yandan da aralarında birkaç kişinin işlediği suç bu insanların tamamına teşmil edilmeye çalışılmış, hak etmedikleri iftira ve suçlamalara maruz kalmışlardır. Terör mağduriyeti devam ederken birkaç yıldır da yanlış açılım politikalarının mağdurları arasında, hatta açılım politikalarının hedefinde yer almaya başlamışlardır. AKP’nin açılım politikası ve giderek etki derecesi ve alanı genişleyen siyasal bölücülük, bölgede, kahraman korucularımızı “istenmeyen adam”, “hain adam”, “devlet işbirlikçisi” gibi, maksatlı ve terör yandaşı söylemlerle yalnızlığa ve sahipsizliğe maruz bırakmıştır.

Geçici köy korucularının bölgede sürüklendiği durumu anlatmak için, isim özürlü açılım konusuna da kısaca değinmek gerekiyor. Bu konuda, Sayın Genel Başkanımız ve bizler açılımın getireceği ayrışma ve çatışma tehlikesini defalarca ifade ettik ancak, kısa zaman önce Milliyetçi Hareket Partisi saflarına katılan bir milletvekilimizin ifadesiyle “Takip edilen politikalarla ülkemin ve milletimin sosyolojik, psikolojik ve coğrafi yönden bölünme sürecine sürüklendiğini üzüntü içinde görmekteyim. Bu tür söylemler, milletimize verdiği zararlar, hesap etmeden, alışkanlık hâline getirilmiştir.” şeklinde bir konuşma var.

Şimdi korucularımızla ilgili konuya dönersek, bazı mülki amirler tarafından tehdit ve baskı ile AKP yandaşı olmaya zorlanırlarken diğer yandan yine tehdit ve baskıyla siyasal bölücünün hedefi veya yandaşlığa teşvik edilmektedirler. Bir kısmı köylerini terk ederek il veya ilçe merkezlerinde oturmaya, kontrolsüz bir kitle hâline gelmeye başlamışlardır. Aylık 650-750 lira arasındaki maaşları, kalabalık aile nüfusları itibarıyla yetersiz kalmaktadır. En az on beş yıl hizmeti olan ve elli beş yaşına gelen geçici köy korucuları emekliye ayrılmaktadır. Emekli aylıkları 235-375 lira arasında değişmekte olup yaşlılık aylığından dahi azdır. Elli beş yaşına girip başka bir iş görme imkânı kalmayan korucularımızın, kalabalık aile fertleriyle birlikte, bu kadar az bir emekli aylığıyla düştükleri durumu yüce Meclisin takdirlerine sunarım.

Sağlık sorunları yeşil kartla çözülmeye çalışılmıştır ancak bölgede yeşil kart uygulaması o kadar çok istismar edilmiş ve kapsamı o kadar genişletilmiştir ki bu işin mağdurları olarak korucularımız kalmıştır. Bazı yerlerde ise, yanlış uygulamalarla, aylık aldıkları gerekçeleriyle yeşil kartların keyfî olarak geri alınması söz konusudur. 28/9/2008 tarihli Resmî Gazete’de yayınlanan genel sağlık sigortalı konulu tebliğ gereği üç yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumunca genel sağlık sigortası kapsamına girmeleri gerekirken uygulamada bu kapsam dışında tutulmuşlardır, bu husus öncelikle çözülmesi gereken bir konudur. Operasyon tazminatı olarak aylık 20 liralık bir tazminat almaları öngörülmüştür, ancak ayda kaç gün operasyona giderlerse gitsinler bu miktar değişmediği gibi birçok yerde de ödenmemektedir. Daha önce de ifade ettiğim gibi maalesef yasal birçok hak, keyfî uygulamalara tabi tutulmaktadır. Bağımsız görev yaptıklarında yol emniyeti gibi yol ücreti veya yiyecek ücreti, kumanya ücreti ödemesinden faydalanamamaktadırlar, ancak Mehmetçik ile ortak operasyonlarda onların imkânlarından yararlanma şansları vardır. Korucu şehit ve gazilerine yapılan yardımlar aynı konuda diğer güvenlik birimlerine yapılan yardımların çok altındadır. İfade ettiğim hususlar korucularımızın karşılaştığı sorunların bazıları olmaktadır, gerçekte sorunlar çok daha geniştir. Birçok yeni düzenlemeye ve reorganizasyona ihtiyaç vardır ama en önemlisi ve önceliklisi devletin korucularımıza sahip çıkması ve onun arkasında yer alması hususudur.

Milliyetçi Hareket Partisi tarafından korucularımız hakkında Meclis araştırması ve birçok soru önergesi verilmiştir, ayrıca Genel Kurul konuşmalarında korucularımızın sorunları muhtelif vesilelerle defalarca gündeme getirilmiştir. Diğer yandan, Milliyetçi Hareket Partisi İktidarında korucularımız için neler yapacağımız belirlenmiştir, detayları ileride seçim kampanyamızda açıklanacaktır, bir kısmı da açıklanmıştır.

Bu vesileyle, ben, kahraman korucularımıza en iyi dileklerimi iletiyorum, şehitlerini rahmetle anıyorum. Ancak sözlerime son vermeden önce, bir vefa borcu olarak yirmi beş yıldır canı pahasına görev yapan benim kendileriyle bir süre birlikte görev yaptığım için eski silah arkadaşlarım olarak Şırnak’taki bazı korucu ailelerini anmadan geçemeyeceğim. Şenoba’da Babatlara, Şırnak’ta Tatarlara, Cizre ve Silopi’de Tayanlara, Uludere’de Guyanlara, Bulakbaşı’nda Tong ve Tanıklara, Uzungeçitlilere, Ortaköy’de Berklere, Beytüşşebap’ta Gökçelere, Jirkilere ve Mamkuranlara en iyi dileklerimi, selamlarımı iletiyorum.

Bu vesileyle sözlerime son veriyorum. Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin aleyhinde Muş Milletvekili Sayın Nuri Yaman.

Buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

M. NURİ YAMAN (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin köy korucularının durumunun araştırılmasıyla ilgili vermiş olduğu önergenin aleyhinde, Barış ve Demokrasi Partisi adına, söz almış bulunuyorum. Bu nedenle, yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Ben de sözlerime başlamadan önce, bugün OSTİM’de meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybeden değerli vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına başsağlığı ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.

Evet, hemen hemen yirmi beş yıldır ülkemizin önemli bir konusunda, bilhassa sadece Kürt coğrafyasında görev yapan geçici köy korucuları ve gönüllü köy korucuları konusunda verilmiş olan bir araştırma önergesiyle ilgili partimizin görüşlerini ve kendi kişisel görüşlerimi yüce Meclise sunmak ve onlarla paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi, bu geçici köy koruculuğu ve 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesinin bir fıkrasına dayalı olarak, ta cumhuriyet döneminden önce Osmanlı döneminde de uygulanan gönüllü köy korucuları sorunu, ülkemizin önemli bir sorunu olarak hâlen güncelliğini koruyor. Sözümün başında da belirttiğim gibi, ne Karadeniz’de ne Trakya’da ne Ege’de ne İç Anadolu’da ne de başka bir bölgede olan bu Kürdü Kürde kırdırma amacıyla oluşturulan sistem ne yazık ki hâlâ bir dayatma biçiminde bu ülkede sürdürülmeye çalışılıyor. Ve bu nedenle de verilen bu önergeyle, bunun ne artık geçici olması ne de gönüllü olması değil, burada sistematik birbirini kırdırmaya, insanları birbirlerinin aleyhinde kışkırtmaya yönelik sistemin devamı isteniyor. Bu konuda da sağduyu sahibi, o bölgede yıllardır köy koruculuğu sistemi içinde korucubaşılığını da yapacak düzeyde olan insanların, değerli birtakım kişilerin de sözleri artık her nedense bir gerçek olarak görmemezlikten geliniyor.

Bakın, çok yakın bir tarihte, biraz önce, benden önce bu kürsüden methiyeler düzdükleri o Kürt coğrafyasındaki Kürt aşiretlerinin yirmi beş yıldır sürdürdükleri Kürdü Kürde kırdırma politikasının içinde yer alan büyük bir aşiretin reisi, bilge bir insan televizyonlarda neler söylüyor? Jirki Aşireti’nin önemli bir ferdi olan Mehmet Adıyaman gayet net ve açık bir şekilde, kendi ana dilinde, Kürtçe olarak “Evet, biz yirmi beş yıldır burada kardeş kanı döktük, çok kayıplar verdik. Aynı şekilde karşı taraftan da çok kardeşimizin bu şekilde hayatını kaybetmesine neden olduk. Artık, Osmanlıdan bu yana sürdürülen bu kirli oyunların sonunun geldiğine inanıyoruz.” diyor. Bu koruculuk sisteminin ta Osmanlıda, sizlerin hepinizin yakından bildiği Hamidiye Alayları döneminde, orada yaşayan aşiretler arasındaki çelişkilerde, kan davalarında ve ne yazık ki, net ve açık söylüyorum, oradaki, Anadolu’da diğer etnik kimlikte, dinsel kimlikte bulunan başka halklara karşı yine bir Osmanlı oyunu olarak, TC’nin de devamı şeklinde şu anda devam ettirdiği bir şekilde binlerce insanın öldüğü bir gerçek. Artık, halkımız bu gerçekleri görmeye başladı.

Bu nedenle, başlangıçta belki can ve mal güvenliği ve bir bakıma da orada Kürt özgürlük hareketini bastırmak amacıyla böyle bir oluşuma gidildi ve yirmi beş yıldır bu uygulama süregeliyor.

OKTAY VURAL (İzmir) – Terör hareketi, terör!

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Ancak barışın, huzurun ve kardeşliğin arandığı bir dönemde ülkemizde herkes artık bu olayın son olmasını, sona erdirilmesini istiyor. Bu konuyla ilgili gerek bilim adamları gerekse siyasetçiler her alanda terörün sonlandırılmasında bu sistemin çok önemli bir engel olduğunu da dile getiriyor ve bakın bu konuyla ilgili devletle yapılan görüşmelerde şu anda Kürt özgürlük hareketinin lideri bulunan Sayın Öcalan dahi bu örgütün bir an önce kaldırılmasını istiyor. (AK PARTİ; CHP ve MHP sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın Yaman, Sayın Yaman, Sayın Yaman, lütfen… Konuşmalarımıza dikkat edelim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Ne özgürlük hareketi!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Olmadı bu! Olmadı bu!

AHMET YENİ (Samsun) – Özgürlük hareketi değil, terör hareketi, terör!

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Ne biçim konuşuyorsun!

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan…

OKTAY VURAL (İzmir) – Doğu’da ve Güneydoğu’da insanlar öldürüldü, katledildi!

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Bu, Türkiye'nin gerçekleri.

BAŞKAN – Sayın Yaman… Sayın Yaman…

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Benim kime “sayın” diyeceğimi, kime “sayın” diyemeyeceğimi siz tespit edemezsiniz. Ben mülkiyede okurken benim sevgili arkadaşım Mahir Çayan da bir özgürlük hareketinin içinde bulunduğunda ben bu kardeşime “sayın” deyip dememeyi size sormayacağım.

AHMET YENİ (Samsun) – Bir de devlet adamlığı yaptın!

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Ben devlet adamlığı yaptım, devlet adamlığını halkım için yaptım.

AHMET YENİ (Samsun) – Hadi oradan be!

M. NURİ YAMAN (Devamla) – İlgili yasalara uyarak yaptım, sizler gibi birilerinin ağzına bakarak yapmadım.

OKTAY VURAL (İzmir) – Bölücülük, terör hareketi…

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Evet, Sayın Öcalan’ın da yol haritasında bu sistemin kaldırılması isteniyor. Bunu görmeniz lazım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkan, müdahale edin. Bize müdahale ediyorsunuz!

M. NURİ YAMAN (Devamla) – Türkiye'nin gerçeklerine kulak tıkayamazsınız. Türkiye'nin gerçeği neyi gerektiriyorsa… Bakın, bu sistemin içine gönüllü olarak veya maaş bağlayarak koyduğunuz Jirki Aşireti de diğer aşiretler de artık bu kardeş kanının dökülmemesini istiyor. Ben hiçbir zaman için bir gerginliğin yaratılması için bu sözcükleri kullanmıyorum. Barışın sağlanması için…

OKTAY VURAL (İzmir) – Adam öldürerek!

M. NURİ YAMAN (Devamla) – …ülkemizde huzurun gelmesi için, kardeşliğin oluşması için Türkiye'nin gerçekleriyle gelin yüzleşelim. Gelin, bu konuda yıllardır, yirmi beş yıldır birtakım imkânları sağladığınız o geçici köy korucuları, o gönüllü köy korucularının devletin, bilhassa militarizmin içinde bulunan asker ve jandarmayla yaptığı iş birliği sonucunda bu ülkede neler yaptıklarını, bu ülkede kendi özel çıkarları için nasıl kaçakçılık işlemlerini, uyuşturucuyu bunlarla beraber nasıl kazanç yolu hâline getirdiklerini gelin birlikte yüzleşerek, kuracağımız gerçekleri araştırma komisyonlarıyla bunları da araştıralım. Bunlar, ülkemizin önemli yaralarıdır. Bu konuda bu sistemin artık sürecini doldurduğunu, buradaki insanları mağdur etmeyecek şekilde, yirmi beş yıldır… Şu veya bu şekilde, yanlışın şu anda farkına varan bu insanların seslerine kulak verelim. Bir an önce, bu 90 binlere varan ve bunun neredeyse 58 bini geçici ve 23 bini, 26 bini de gönüllü köy korucusu olan bu insanları, içinde bulundukları bu ıstıraplı durumdan gelin birlikte kurtaralım.

Ben, geçen yıl, eski partimizin Sayın Genel Başkanı Ahmet Türk ile beraber Ağrı’dan Tutak’a dönerken yol üzerinde, Dambat köyünde karşılaştığım bir olayı ve o manzarayı gözlerinizin önüne sermek istiyorum. O tarihte barış mitinglerinden dönerken, Ağrı’nın hemen çıkışında, havaalanının karşısındaki Dambat köyünün tam girişinde 3-4 tane asker kıyafetli insan görünce, herhâlde bunlar bizim yol güvenliğimizi almakla ilgili jandarma birimleridir diye yanlarından geçerken yavaşladık. Yaklaştığımızda bu insanların jandarma değil, o köydeki köy korucuları olduklarını silahlarından, şapkalarından ve üzerlerindeki işaretler ile sakal ve bıyıklarından anlayınca Ahmet Bey’den rica ettim, “Bunlarla bir konuşalım, bir görüşelim.” dedim ve indik. Tanrı adına yeminle söylüyorum, bu 3 kişi Ahmet Bey’i ve beni tanıdıkları zaman ellerindeki silahlarla bize sarıldılar ve bize sarılırken hüngür hüngür ağlamalarını gördüm. İşte bu halkı bu noktaya getirdiniz. “Bakın, bizi bu kıyafetle gördünüz, üzüntülüyüz ama bu devlet bizi nâna muhtaç etti ve şimdi bu kıyafetle sizi karşılıyoruz. Biz göreve gitmek üzereyken siz durdunuz, sizi görünce bizim bir parçamız olarak, bizim hakkımızdaki düşüncelerinizi bildiğimiz için size sarılıyoruz. Ne olur bizi affedin.” dediler. Bunlar Türkiye'nin gerçekleri.

Gelin bu gerçeklerle karşılaşalım ve bu halkı birbirine kırdırmayalım diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Yaman, konuşmalarınız sırasındaki bir kısım ifadelere…

M. NURİ YAMAN (Muş) – Hangi ifade Sayın Başkanım?

BAŞKAN – Siz biliyorsunuz efendim.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Bu Meclis, bu milletin hür iradesinin dile getirildiği bir Meclistir. Burada, ben, düşüncelerimi… Kime saygı duyacağıma, kime saygı duymayacağıma ben karar veririm.

BAŞKAN – Öyle mi…

M. NURİ YAMAN (Muş) – Evet.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Teröre saygı duyamazsın!

AHMET YENİ (Samsun) – Teröre saygı duyamazsınız, teröre! Teröre, teröristlere, katillere saygı duyamazsın!

BAŞKAN – Sayın Yaman, buyurun efendim, yerinize geçin de ben ondan sonra… Lütfen…

AHMET YENİ (Samsun) – Katillere saygı duyamazsın.

BAŞKAN – Ahmet Bey, lütfen…

Sayın Yaman, buyurun efendim.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Benim kime “sayın” diyeceğime ne cumhuriyet savcılarınız ne de siz karar verecek durumda değilsiniz.

BAŞKAN – Sayın Yaman…

AHMET YENİ (Samsun) – Katillere, çocuk katillerine…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Gördüm Sayın Kılıç.

Konuşmanız sırasında -şu hususu da ifade edeyim- belirtmediniz ama o etnik kimliklerle kimleri kastettiğiniz herhâlde bellidir. Onlara sevgi, saygı duyabilirsiniz, o farklı bir şeydir ama Osmanlı dönemini itham ederken, yani “Osmanlı döneminden itibaren sanki halkların birbirine düşman edilmesi” gibi bir ifadenizi şahsen kabul etmiyorum. Tarihte de böyle bir hakikat yoktur.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Hamidiye alayları bunun örneği Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hamidiye alayları olayı çok farklı bir olaydır, sizin zihninizde farklı bir yere oturmuş olabilir ama Hamidiye alayları o dediğiniz anlamda kurulmuş değildir.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Başkanım, Hamidiye alaylarından daha önemli sözler söyledi.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Bilim adamlarının ortaya çıkardığı gerçekler vardır.

BAŞKAN - Memlekete karşı isyan etmiş, ülkeyi bölmek isteyen unsurlar vardır, onlara karşı kurulmuştur Hamidiye alayları. Lütfen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Sayın Başkanım, siz bizi uyarıyorsunuz en ufak bir şeyde. Hamidiye alayının ne alakası var?

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkanım, Sayın Hatip burada görüşlerini ve partimizin görüşlerini ifade etti.

BAŞKAN – Anladım, bir şey demedim de...

BENGİ YILDIZ (Batman) – Buna AKP’li, CHP’li ve MHP’li arkadaşlarımız katılmayabilir çünkü biz de onların görüşlerine katılmıyoruz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Burada çıkıp terörü savunamazsınız!

AHMET YENİ (Samsun) – Katilleri savunamazsın, katilleri!

BAŞKAN – Ahmet Bey, lütfen…

M. NURİ YAMAN (Muş) – Katillerin kimin saflarında oturduğu belli.

AHMET YENİ (Samsun) – Katilleri savunamazsın!

M. NURİ YAMAN (Muş) – Katillerin kimin saflarında siyaset yaptığı bellidir.

BENGİ YILDIZ (Batman) – Katillik meselesini şey yapmayalım…

AHMET YENİ (Samsun) – Ayırın onları o zaman.

BENGİ YILDIZ (Batman) – Birbirimize tahammül edeceğiz.

BAŞKAN – Sayın Vural, buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, bu milletin bölünmez bütünlüğüne kurşun sıkanları özgürlük hareketi temsilcisi olarak nitelemesini milletvekili sıfatına yakıştırmadığına ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Tabii, buraya çıkan milletvekilleri… Aslında milletvekilliğine başladığımız zaman ettiğimiz yemini hatırlamamız lazım. PKK bir terör örgütüdür. Bu milleti bölmek isteyen bir terör örgütüdür ve başta doğu ve güneydoğuda Kürt kökenli kardeşlerimizi öldürmüş bir terör örgütüdür, katletmiş bir terör örgütüdür. Dolayısıyla Kürt kökenli vatandaşlarımızın hiçbir zaman temsilcisi olmamıştır, aksine onlara ihanet etmiş bir terör örgütüdür. Bir terör örgütünün burada birtakım sıfatlarla anılmasını doğrusu bu millete, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan vatandaşlarımıza hakaret kabul ediyorum. Bu ülkenin vatandaşlarını, açıkçası bir terör örgütünü bir özgürlük hareketi olarak nitelendirmek terör sorununu görmemek demektir. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu ülkenin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle bir ve bütün yaşayan bu milletin bölünmez bütünlüğüne kurşun sıkanları özgürlük hareketi temsilcisi olarak nitelendirmenin, bu milletin, bu Meclisin mehabetine uygun olmadığını, bir milletvekilin de sıfatına yakıştırmadığımı ifade etmek istiyorum.

Saygılarımla.

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkanım, Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Grup Başkan Vekili…

BAŞKAN – Bir dakika.

Sayın Kılıç…

7.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığıyla ve buradaki kardeşlik bağlarıyla bağdaşmayan cümleler sarf etmesine ilişkin açıklaması

SUAT KILIÇ (Samsun) – Sayın Başkanım, az önce kürsüde konuşan Hatip, maalesef, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığıyla ve buradaki kardeşlik bağlarıyla bağdaşmayan cümleler sarf etmiştir. Türkler ve Kürtler, Aleviler ve Sünniler bu coğrafyada hepimiz bir milletiz ve “PKK” adındaki örgüt, milletimizin millî birliğine, maneviyatına, kardeşlik bağlarına bölücülük hissiyatıyla saldıran bir terör örgütüdür. Burada kardeşlik bağlarından söz etmek isteyenlerin her şeyden evvel teröre “terör” demeleri, teröriste  “terörist” demeleri, terörizmi de “terörizm” olarak adlandırmaları kaçınılmazdır. Terörü överek, teröristi överek, meşru göstermeye gayret ederek kardeşlik türkülerinin bestelenebilmesi hiçbir şekilde bu çatı altında mümkün olamayacaktır. Milletimizin hassas duygularını istismar ederek, milletimizin can damarına basarak, bam teline dokunarak terörü, terörizmi, teröristi bu kürsüden meşrulaştırmaya çalışmanın ve sözlerine aracılık etme çabalarının millî birliğimizle, milletimizin manevi bağlarıyla ve kardeşlik hissiyatımızla hiçbir zaman alakası olmamıştır, olamayacaktır.

İyi niyetli bütün hatiplerin, iyi niyetli bütün parti sözcülerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde göreve başlarken ettiğimiz yemin paralelinde millî birliğimize sadakat noktasında ettiğimiz yeminin haysiyetine sahip çıkmak hepimizin temel görevidir. Burada birbirimize bizi düşürecek, kardeşlik bağlarını tarumar edecek ve insanlarımızı incitecek söylemlerden kaçınılırsa şayet, bu hepimizin esenliği için, hepimizin huzuru ve hepimizin güvenliği için en önemli tercih olacaktır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, ben de Grup Başkan Vekili olarak söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın İnce.

8.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Türkiye Cumhuriyetine “TC”; PKK’nın terör örgütü liderine “Kürt özgürlük hareketi lideri Sayın Öcalan” demesine ilişkin açıklaması

MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Az önce yaşadıklarımız dokuz yıllık milletvekilliğimde hayatımın en üzüntülü günüdür diye düşünüyorum. Hiçbir siyaset, hiçbir politika, hiçbir oy hesabı bu yaşadığımıza susmamızı gerektirmez. Bu ülkede kaymakamlık yapmış, vali yardımcılığı yapmış, devleti temsil etmiş birisinin daha sonra milletvekili olduğunda o kürsüden, milletin kürsüsünden, Atatürk’ün Meclisinden, Türkiye Büyük Millet Meclisinden Türkiye Cumhuriyeti’ne “TC” deyip bir terör örgütü liderine, bir katile, PKK’nın terör örgütü liderine “Kürt özgürlük hareketi lideri Sayın Öcalan” demesini şiddetle kınıyorum, nefretle kınıyorum, çıldırıyorum, kendimi zor tutuyorum.

Bu Mecliste bunlar olmamalıdır. Yani bu Mecliste bir milletvekili Türkiye Cumhuriyeti’ne “TC”, PKK’ya “Kürt özgürlük hareketi”, Abdullah Öcalan’a “Kürt özgürlük hareketi lideri” diyemez, dememelidir, haddi de değildir, hakkı da değildir. (CHP, AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, girmediniz sisteme.

BENGİ YILDIZ (Batman) – İki seferdir giriyorum Sayın Başkan.

NURETTİN AKMAN (Çankırı) – Neyi konuşacaksın?

YAHYA DOĞAN (Gümüşhane) – Özür dilemeniz gerekir.

BAŞKAN – Buyurun.

9.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, bu Parlamentodaki varlık nedenlerinden birinin Parlamentoda bulunan diğer siyasi partilerden farklı düşünmeleri olduğuna ve ülkede yaşanan sorunu Kürt sorunu olarak nitelediklerine ilişkin açıklaması

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim bu Parlamentodaki varlık nedenlerimizden birisi bu Parlamentoda bulunan siyasi partilerden farklı düşünmemizdir. Biz bu ülkede farklı bir düşünceyi, farklı bir ideolojiyi savunduğumuz için buradayız…

SONER AKSOY (Kütahya) – Eylem var…

BENGİ YILDIZ (Batman) - …ve dinleyeceksin, o arkadan dinleyeceksin.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Dinle, dinle! Dinlemesini öğren.

BENGİ YILDIZ (Batman) - Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; bu ülkede yaşadığımız çatışmaları…

SONER AKSOY (Kütahya) – Eylem var, eylem!

BAŞKAN – Sayın Aksoy, lütfen…

BENGİ YILDIZ (Batman) - …“terör” olarak niteleyen parlamenterler var, gruplar var; PKK’yi bir “terör örgütü” olarak niteleyenler var. Biz Barış ve Demokrasi Partisi olarak ülkemizde yaşanan sorunu…

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Terör örgütü değil mi? Değil mi terör örgütü?

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Değil…

AHMET YENİ (Samsun) – Yazıklar olsun!

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Terör örgütünü savunamazsınız.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri… Arkadaşlar, lütfen…

BENGİ YILDIZ (Batman) -  …Kürt sorunu olarak niteliyoruz…

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Kim oluyorsunuz siz? (BDP sıralarından gürültüler)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Siz kim oluyorsunuz?

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Siz…

BAŞKAN – Sayın Geylani, Sebahat Hanım; Bengi Bey konuşuyor, lütfen…

BENGİ YILDIZ (Batman) - …Kürt sorunu olarak niteliyoruz, mevcut sorunu Kürt sorunu olarak niteliyoruz; mevcut sorunu, seksen-doksan yıllık bu ülkeyi yönetenlerin inkâr, imha ve baskı sorunu olarak niteliyoruz, PKK’nin de bunun bir sonucu olduğunu söylüyoruz. Dolayısıyla…

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Yemininiz ne anlam ifade ediyor, yemininiz? Burada, kürsüde yemin ediyorsunuz.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

BENGİ YILDIZ (Batman) – Siz de demokrasi, insan hakları, özgürlükler, başkalarına saygı üzerine yemin ettiniz ama hiçbirisini tutmuyorsunuz.

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Yalancısınız hepiniz!

BENGİ YILDIZ (Batman) - Anayasa’yı siz bize hatırlatamazsınız.

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Kandıramazsınız bu milleti. Kandıramazsınız bu milleti.

BENGİ YILDIZ (Batman) - Biz Anayasa’nın bütününün gereğini yapıyoruz.

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Bölmeye çalışıyorsunuz, başaramazsınız.

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Otuz yıldır siz neyi başardınız ülkede?

BENGİ YILDIZ (Batman) - O Anayasa’da özgürlük var, demokrasi var, temel haklar var, başka kimliklere saygı var.

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Boş ver palavraları, boş ver yalanınıza karnımız tok.

BENGİ YILDIZ (Batman) - Sizin tekliğiniz değildir. Bu ülkede, bu doğrultuda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yıldız, teşekkür ederim.

KÜRŞAD TÜZMEN (Mersin) – Oy propagandası yapıyorsunuz, popülizm yapıyorsunuz. Kürt halkının sana ihtiyacı yok, bize ihtiyacı var, bize.

BAŞKAN – Sayın Tüzmen, lütfen…

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Başınızı kuma gömmeyin, devlet görüşüyor…

BAŞKAN - Sayın Geylani, lütfen…

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- (10/488) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN - Grup önerisinin lehinde Sayın Yaşar Ağyüz, Gaziantep Milletvekili.

Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde 1924 yılında 442 sayılı Köy Kanunu ile çok iyimser unsurları barındırmak üzere Köy Korucularının Görevlendirilmesi Kanunu çıkarılmış; ayrıca, 1985 yılından sonra bu Kanun’a ek yapılarak köy koruculuğu kurumsallaştırılmış. Şimdi, hepimiz, ülkemizde barış ve huzurun sağlanmasını isteyen, bu düşüncede olan, ortak paydası barış olan insanlarız. Bu barış ve kardeşliği sağlamak öncelikle gelmiş geçmiş iktidarların görevidir. İktidarlar barışı temin ederken, terörü önlemeye çalışırken kendisini soyutlayarak değil, terörün ve o bölgedeki sorunları  güvenlik güçlerinin çabasıyla önleme yoluna gideceğine, sosyoekonomik sorunları, siyasal sorunları, eğitim sorunlarını, sağlık sorunlarını, altyapı sorunlarını, yıllardır ihmal edilmiş, kangren edilmiş, ikinci sınıf vatandaş hüviyetine düşürülmüş insanların sorunlarını bu tür yaklaşımlarla çözmesi gerekirken, maalesef, bu sorunu güvenlik güçlerine havale etmiş ve terörle sade vatandaşı ayırma başarısı da gösteremediği için sade vatandaş bile “terörist” damgası adı altında o bölgede suçlanmıştır. İki güç arasında kalan sade vatandaş ne yapacağını şaşırmış vaziyettedir.

Siz, bu terörle mücadeleyi güvenlik güçlerine havale ettiğiniz gibi 1985 yılında da köy korucularına -geçici, kalıcı, neyse adı- ek görev vermişsiniz, ek görevle de terörün yanında mücadele etme görevini yüklemişsiniz.

Cumhuriyet Halk Partisine göre bu köy korucuları kayıt dışı işsiz hüviyetindedir. Kayıt dışı işsiz hüviyetinde gelmiş geçmiş iktidarlar bunları kullanmaya çalışmış ve günü geldiğinde sayısını artırarak köy koruculuğunu -bunun adına köy koruculuğu, geçici, kalıcı neyse- siyasi kadrolaşma aracı olarak kullanmaya bile çalışan siyasi iktidarlar olmuştur.

Bugün sayısı kimilerine göre 59 bin, kimilerine göre 90 bin olan bu sayıda bu görevi istismar eden insanlar da vardır, olmuştur; bireysel çıkarları için kullanan insanlar da olmuştur, ama büyük çoğunluğu bugüne kadar sosyal güvencesiz yaşayan, hatta hatta maaşını İçişleri Bakanlığından almasına rağmen yeşil kart hüviyetiyle çoluk çocuğunu tedavi ettirmeye çalışan bir kimliktedir. Bu kayıt dışı işsizi çalıştırmak İçişleri Bakanlığına yakışmaz. Bunlara bir kimlik vermek, bir kayıt dışı özelliğinden çıkarmak zorundayız.

Onun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki: “Köy koruculuğunun 442 sayılı Yasa’dan sonra değiştirilerek bu tür bir görevle görevlendirilmesi ne kadar yanlış ise, sayılarının artırılması, siyasi amaçla kullanılması ne kadar yanlış ise koruculuk görevi yapanlar sosyal güvenlik haklarından yararlandırılmalıdır; bu, hükûmetlerin görevidir.”

Bakın, şimdi görüştüğümüz torba yasada belediye işçilerini istediğiniz gibi sağa sola gönderip millî eğitimde, emniyette değerlendirmek için yetki istiyorsunuz. İşçilerin görüşünü de sormadan, onların görüşüne başvurmadan bunu söylüyorsunuz ama bugün sosyal güvencesiz, sigortasız, maaşını bankadan, İçişleri Bakanlığından alan, Primsiz Ödeme Dairesi Başkanlığınca hangi yasal dayanağa dayandığı belli olmadan emekli olan yeşil kartlı bir kayıt dışı işsiz görevlendirmesiyle karşı karşıyayız. Bu kayıt dışı işsiz görevlendirmesine verdiğiniz yük de anlamsız bir yüktür. O bölgede karışıklığı yaratan bir görev anlayışı içinde verilen bir kimlik vermişsiniz bu arkadaşlara. Şu anda kayıtsız işçi konumunda ve devlet kayıtsız işçi çalıştırıyor konumunda olması bir devletin ayıbıdır ve bir suçtur. Bunların acilen sosyal güvence taleplerine cevap vermek lazım ve sosyal güvenliğe kavuşturduktan sonra da tez elden koruculuk sistemini lağvetmek lazım, o kişilerin hak ve çıkarlarını da çalışma koşullarını da başka birimlerde değerlendirmek lazım.

Bakın, bunların kurduğu birlikler, dernekler gelmişler geçenlerde, 5 Ocakta gelmişler ama ne hikmetse, iktidardan muhatap bulamamışlar. Denmiş ki onlara: “Başbakanın talimatı olmadan sosyal güvence taleplerinizle ilgili herhangi bir adım atamayız.” Biz ne demişiz: “Kayıtsız işçi konumundasınız, sosyal güvenliğiniz sağlanması lazım.” Onlar ne diyorlar, bakın: “Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak amacıyla, altı ay geçici görevlendirmeyle geçici köy koruculuğu sistemini getirdi. Biz bu yıllarda kabul ettiğimiz bu görevi, yirmi beş yıldır hiçbir sosyal güvencesi olmadan sürdürdük. Görev tanımlamamız ilk başta, karakolların inşa edilmediği yerlerde vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak şeklindeydi ama bugün bize biçilen misyon, bize biçilen görev farklı.” diyorlar ve “Bu görevi yaparken de biz insan yerine konmuyoruz, devlet tarafından tanınmıyoruz.” diyorlar.

Biz bu açıdan bakıyoruz bu soruna ve bu önergenin de desteklenerek, gerek sosyal güvencesizlik konumu gerek bugüne kadar yanlış yorumlara yol açan tavırlarının incelenmesi gerektiğine inanıyoruz biz.

Genel Kurulun takdiri bu noktada olursa, o sistemin yararları, zararları enine boyuna tartışılarak gerekli tedbirlerin alınması ve bu insanların da devlete olan güveni, devlete olan umudu nedeniyle sosyal güvencesine kavuşturulması konusunda gerekli çabaların gösterilmesinden yanayız.

Tabii, bu demokratik bir bakış açısı içerisinde olur. Terörü yorumlamanıza, o bölgeye bakış açınıza bağlı olarak olur. Sayıyı artırmaya da çalışabilirsiniz ama bilin ki, bu sistemle, bu sistemin katkılarıyla o bölgede barışı, huzuru sağlamak tek başına mümkün değildir.

Bugün Ankara’da çok geniş katılımlı, sivil toplum örgütlerinin demokratik bir tepkisi oldu. Çalışma yaşamını kısıtlayan torba yasadaki hükümlere karşı çıkmak için gelen KESK üyeleri, DİSK üyeleri, diğer işçi sendikalarının üyeleri, TMMOB üyeleri ve Türk Tabipleri Birliğinin üyeleri maalesef Ziya Gökalp Caddesi’nden öteye konulamadı.

Peki, değerli arkadaşlarım, “Bu gösteri yasal değil.” diyorsunuz. Neye göre yasal değil? Anayasa açık. Bu insanlar yıkmaya gelmiyor, bu insanlar demokratik  davranışlarının dışında tavır koymak için gelmiyor; düşünceleri suç değil, eylemleri suç değil. Diyorlar ki: “Benim çalışma yaşamımı kısıtlayan bu maddelere ben demokratik tavrımı koyuyorum. Çok sesli olarak Meclise gelip önerilerimi sunmak istiyorum.” Şimdi, ileri demokrasi anlayışını savunan AKP İktidarı bu insanlara neden bu imkânı vermiyor? Neden bir Sayın Vali: “Ben Ankara’nın huzurunu her şeyin üstünde tutarım…” Bunlar huzur bozmaya mı geliyor, bunlar kırmaya mı geliyor, bunlar yıkmaya mı geliyor? Zaten Ankara halkı AKP İktidarının ve AKP’li Büyükşehir Belediye Başkanının yaptığı uygulamalardan dolayı huzursuz, zaten onlar diken üstünde. Onların, bu konuda, gelenlere karşı misafirperverlik göstermekten başka bir özellikleri yok ki. Onlar da bu tür yaşadıklarına tepki göstermek için belki onların arasına katılacaklardı ki ben gördüm, kaldırımlarda, binalarda Ankaralıların o coşkulu, heyecanlı topluluğu alkışladıklarını gördüm. Ama onların üzerine panzerlerle yürümek için… Onlar, tabii, emir kulu, onlara bir şey demiyoruz. Bu işin sorumlusu İçişleri Bakanıdır, bu işin sorumlusu Ankara Valisidir, bu işin sorumlusu Emniyet Genel Müdürüdür. Bu yürüyüşü, anlamsız bir şekilde, orada kesmek size ne kazandıracak? Mısır’a güvence vereceksin, Mübarek’e diyeceksin ki: “Halkın sesini dinle.” Burada sen, binlerce, on binlerce gelen üyelerin sesini dinlemeyeceksin ve kısmaya çalışacaksın. İşte, sizin demokrasi anlayışınız bu.

O nedenle, Türkiye’de bu “demokratik” laf, demokrasi anlayışı size, elbise olarak oturmuyor, bol geliyor, çünkü siz kendinize demokratsınız, başkalarına demokrat değilsiniz ve “demokrasi” sözcüğü de “adalet” sözcüğü de sizin partinizde laf olarak var. Siz Adalet ve Kalkınma Partisi değilsiniz, afla kurtulma partisisiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Grup önerisinin aleyhinde Ali Öztürk, Konya Milletvekili.

Buyurun Sayın Öztürk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ ÖZTÜRK (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket Partisinin geçici köy korucularının sorunlarının araştırılması amacıyla verdikleri önergenin aleyhinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, BDP Grup Sözcüsü konuşmasında “halk hareketinin lideri Sayın Öcalan” dediği gibi, geçici köy koruculuğunu “Kürt’ü Kürt’e kırdırma sistemi” olarak nitelendirmiştir. Bir kere, mahkeme kararıyla terörist olduğu sabit olan birisinin halk lideri olarak gösterilmesi, Türk milleti adına karar veren mahkeme kararına, Türk halkına, şehit ve gazilerimize karşı yapılabilecek en büyük saygısızlıktır. Terör ve terörist insanlık düşmanıdır. Hakkâri’de, Batman’da, Kürt halkını öldüren teröristin caniliğinden diğer insanlarımızı korumak için kurulan köy koruculuğu sistemine “Kürt’ü Kürt’e kırdırma sistemi” olarak göstermesi de ayrı bir saygısızlıktır. Derhâl, bu kürsüden, bütün Türkiye’den özür dilemeleri gerekir.

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sizin çok özür borcunuz var, çok, herkesten...

ALİ ÖZTÜRK (Devamla) – Geçici köy koruculuğu sistemi 1985 yılında 3175 sayılı Kanun’la 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesindeki bir düzenlemeyle uygulamaya konulmuştur. Bu sistemin amacı olağanüstü hâl ilanını gerektiren sebeplere ve şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması veya ne sebeple olursa olsun, köylünün canına veya malına tecavüz hareketlerinin artması hâllerinde de valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayı ile yeteri kadar geçici köy korucusu görevlendirilebilmektedir. Hâlen 22 ilde Ocak 2011 tarihi itibarıyla toplam 45.536 geçici köy korucusu görev yapmaktadır.

Bilindiği gibi, 1984 yılından itibaren bölücü terör örgütünün bölge halkına yönelik katliamlara girişmesi üzerine, özellikle güvenlik güçlerinin kısa sürede ulaşmakta güçlük çektiği küçük yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlarımızın mal ve can güvenliğini sağlamak açısından, bölgeyi, araziyi ve bölge insanını iyi tanıyan kişilerden faydalanma düşüncesi gündeme gelmiştir. Gerçekten de geçici köy korucuları güvenlik açısından çok önemli görevler yapmışlardır. Yeri gelmiş köyünü cansiparane savunmuş, yeri gelmiş güvenlik güçlerine bölgede yol göstermiş ve operasyonlarda görev almışlardır. Bu görevlerinden dolayı şehit vermişler, gazi olmuşlardır. Onların bu hakları elbette verilmelidir.

Bu bağlamda, geçici köy korucularına 1 Temmuz-31 Aralık 2010 tarihi itibarıyla hizmetin devamı süresince her ay yaklaşık 712.047 TL aylık ücret ödenmektedir. 442 sayılı Köy Kanunu’nun ek 16’ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, elli beş yaşını dolduran geçici köy korucularının görevleriyle ilişikleri kesilmektedir. Elli beş yaşını doldurmuş ve on beş yıl hizmeti olanlara 309,77 TL, elli beş yaşını doldurmuş ve on beş yıldan fazla hizmeti olanlara 495 TL, kanun yürürlüğe girdiği zaman on yıl ve daha fazla hizmeti olanlara da 309 TL aylık bağlanmaktadır. Sürelerini tamamlamadan görevlerinden ayrılanlara ise sadece tazminatları ödenmektedir. Sağlık ve idari nedenlerle görevlerine son verilenler ile ölenlere her hizmet yılı için 1.239 TL tazminat ödenmektedir. Aynı şekilde, görevlerinden kendi isteğiyle ayrılanlara da hizmet süresine bakılmaksızın, her hizmet yılı için 1.239 TL miktarda tazminat ödenmektedir.

Köy korucularından operasyonlara katılanlara ayrıca ek tazminat ödenmektedir.

Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği’nin 22’nci maddesine göre giyim yardımı da yapılmaktadır.

Geçici köy korucularının sağlık ve tedavi giderlerinin karşılanması amacıyla, hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında bulunmayan geçici köy korucuları ile bunların eşleri, bakmakla yükümlü oldukları anne, baba ve çocuklarının muayene, tetkik ve tedavileri, 3816 Sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun’da öngörülen şartlara bakılmaksızın, anılan kanun hükümlerine göre yeşil kart verilmesi, 442 Sayılı Köy Kanunu’nun 74/4 maddesine göre düzenlenmiştir.

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 60’a göre, geçici köy korucuları, genel sağlık sigortasız sayılanlar kapsamına alınmıştır.

Görev süresi içerisinde vefat eden geçici köy korucularının eş ve çocuklarına, yoksa anne ve babasına, bunlar da yoksa kardeşlerine, 929 TL hiçbir kesinti yapılmadan ödenmektedir. Görevde bulundukları süre içerisinde yaralanmaları, sakatlanmaları veya ölümleri hâllerinde nakdi tazminat ve aylık bağlanması hakkındaki 2330 sayılı Kanun’a göre tazminat ödenmektedir.

3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu ek madde 1’e göre, şehit veya çalışamayacak derecede malul olan kamu görevlisi, varsa eşleri, yoksa çocuklarından birisi, yoksa kardeşlerinden birisi işe alınmaktadır.

Görülüyor ki geçici köy korucuları sahipsiz değildir. Belli bir idari ve mali sisteme dahil edilmiş ve hakları genel idari yapı içerisinde korunmaktadır.

Tabii ki can güvenliği her zaman tehlike altında olan görevlerde çalışanlara canıgönülden teşekkür ediyoruz. Devletimiz elbette imkânlar ölçüsünde en iyi imkânları onlar için de sağlamaya çalışmaktadır. Tüm ücretliler için devletin imkânlarını en iyi şekilde Hükûmetimiz değerlendirmektedir. Geçici köy korucularımızın çok daha iyi imkânlara kavuşturulmaları bizim de arzumuzdur.

Ancak, seçim sürecine girilmişken, Meclis araştırması komisyonlarının çalışma ve işlemlerini sonuçlandırma süreci göz önüne alındığında, bugüne kadar gündeme getirilmeyen fakat seçime gidilen bu süreçte bu tür önemli konuların gündeme getirilmesinin doğru olmadığı kanaatindeyim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemini belirlemiştir. Gece geç saatlere kadar, her kesimin merakla ve heyecanla beklediği, kamu alacaklarının yapılandırılması hakkındaki kanun tasarısının çıkarılması için bu beklentiler doğrultusunda çaba sarf eden yüce Meclisin gündemini değiştirmenin doğru olmayacağı düşüncesiyle, önergenin aleyhinde olduğumu bildirir, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama talep ediyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın İnce, Sayın Aslanoğlu, Sayın Koçal, Sayın Keleş, Sayın Köse, Sayın Ünlütepe, Sayın Emek, Sayın Özdemir, Sayın Pazarcı, Sayın Öztürk, Sayın Dibek, Sayın Ünsal, Sayın Köktürk, Sayın Tütüncü, Sayın Özbolat, Sayın Çöllü, Sayın Ağyüz, Sayın Ali Rıza Öztürk, Sayın Kaptan, Sayın Hacaloğlu.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

2.- (10/488) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

 Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.23


DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülşen ORHAN (Van)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.

3.- (10/606), (10/515), (10/537) ile (10/689) esas numaralı Meclis Araştırması Önergelerinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde birleştirilerek yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun, 03.02.2011 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                         Muharrem İnce

                                                                                                               Yalova

                                                                                                     Grup Başkan Vekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmının (TRT hakkında); (10/606), (10/515) ile (10/689) esas numaralı Meclis Araştırma Önergelerinin görüşmesinin, Genel Kurul’un, 03.02.2011 Perşembe günlü birleşiminde birleştirilerek birlikte yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Grup önerisinin lehinde Ali İhsan Köktürk, Zonguldak Milletvekili.

Sayın Köktürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TRT araştırma önergemizin gündeme alınmasına yönelik Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde söz almış bulunuyorum. Öncelikle, bugün OSTİM’de meydana gelen iş kazasında ve dün Zonguldak Devrek’te meydana gelen otobüs kazasında yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, TRT, Anayasa’mızın 133’üncü maddesine göre kamu tüzel kişiliği olarak kurulan, özerk, tarafsız bir yayın kuruluşudur. Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk ilkelerine göre hareket etmesi, tek yönlü yayın yapmaması, bir siyasi partinin, grubun, çıkar çevrelerinin, herhangi bir inanç veya düşüncenin menfaatlerine alet olmaması zorunluluğundadır. 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu’na göre de TRT, gelirlerinin yaklaşık yüzde 80’ini denetim pulu ve elektrik faturaları aracılığıyla halktan toplanan paralar oluşturmaktadır.

Bu nedenlerden ötürü TRT, kamu hizmeti yapmakla yükümlüdür ve bu hizmetini Anayasa ve yasaların belirlediği çerçevede yerine getirmek zorundadır. Ancak özellikle 2004 yılından itibaren TRT Anayasa ve yasalarla belirlenen görev tanımından oldukça uzaklaşmıştır. Haber bültenlerinde ve programlarında toplumun farklı kesimlerinin görüş ve anlayışlarına yer vermediği gibi iktidara muhalif tüm kesimlere âdeta sansür uygulamaktadır. Yasa ve yönetmelik değişiklikleriyle de TRT’de büyük bir kadrolaşma yaşanmıştır. Liyakatsiz kişiler göreve getirilmiş, mevzuata aykırı atamalar yapılmıştır. Sözleşmeli personel olarak transfer edilenlere verilen yüksek ücretler nedeniyle Kurumun eski personeliyle yeni personeli arasında büyük ücret adaletsizlikleri yaşanır hâle gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, bunların yanı sıra tüm devlet kurumlarında kadrolaşan Adalet ve Kalkınma Partisinin 2008 yılında gerçekleştirdiği yasa değişikliği sonucu TRT’nin Genel Müdürü dâhil, Yönetim Kurulunun 7 üyesi bugün Bakanlar Kurulu tarafından atanmaktadır. Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı danışmanları sanki kadrolu personeli gibi TRT’de program yapmaktadır. Özerk ve tarafsız olması gereken TRT siyasal iktidar yanlılarınca parsellenmiş, son altı yedi yıldır âdeta Adalet ve Kalkınma Partisinin kadrolu ideolojik bir propaganda aracına dönüşmüştür ve bugün TRT’nin özerkliği ve tarafsızlığı sadece kâğıt üzerinde kalmıştır.

Değerli milletvekilleri, iktidar yarattığı yandaş medyayla da yetinmeyerek yandaş medyanın yöneticilerine, yazarlarına, çizerlerine, TRT’nin kurumsal olanaklarını âdeta peşkeş çekmektedir. TRT bu gazeteci ve yazarların finanse edildiği bir çiftlik konumuna dönüştürülmüştür. TRT’nin radyo ve televizyon kanalları yandaş gazeteci ve yazarların ikinci gelir kapısı hâline gelmiştir. Bu yazarlara, gazetecilere ödendiği belirtilen rakamlar âdeta dudak uçuklatmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu kişilere ödenen uçuk, ölçüsüz rakamlar, asgari ücretli çalışanımızın, yüzde 90’ı asgari ücretin altında gelir sahibi olan emeklimizin, BAĞ-KUR prim borçlarını ödeyemeyen, kepenk kapatmak zorunda kalan esnafımızın cebinden çıkıyor. Milyonlarca insanımızın elektrik faturalarından tahsil ve tahsis edilen paralarla oluşan TRT bütçesinden yapılan ödemelerle bu yazarlar, gazeteciler yalılarda, köşklerde yaşıyor, Sayın Cumhurbaşkanının katıldığı fasıllar düzenliyor, âdeta Lale Devri yaşanıyor.

Değerli milletvekilleri, halkımızın temsilcileri olarak bu yağma düzenine göz yumabilir miyiz? Çocuğunun cebine 1,5 milyon lira harçlık koyamayan insanlarımızın cebinden tahsil edilen paraların, tek meziyetleri iktidarın gözüne girmek olan bir avuç insana oluk oluk akıtılmasına seyirci kalabilir miyiz? İşçi, memur, emekli, zengin, fakir ayrımı yapmadan her ay TRT’ye para veren yurttaşlarımızın her kuruşunun hesabını sormak, yasama görevinin yanında denetim görevini de yapmak zorunda olan Parlamentonun, yani biz milletvekillerinin görevi değil midir? Hiç kuşkunuz olmasın, iktidar sahipleri gözlerini kapatsa da, Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz hesap sormak kararından hiçbir şart ve koşulda vazgeçmeyeceğiz.

Değerli milletvekilleri, TRT Yasası’nın 5’inci maddesindeki yayın esaslarına göre, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, millî egemenliği, cumhuriyeti korumak ve kollamak zorunda olan TRT’nin televizyonlarında, radyolarında, geride bıraktığımız dönemde, artık, 23 Nisanda, 29 Ekimde, 19 Mayısta özel yayın yapılmadığına tanık olduk. Maalesef geçmiş yıllarda uygulanan prototipler kaldırılarak, özel, ulusal günlerde yapılacak yayınlar yapımcıların inisiyatifine bırakılmış durumda.

Yine, bunların yanı sıra, özellikle son iki yıldır TRT’nin bir kısım özel operasyonların aracısı hâline dönüştürüldüğünü görüyoruz, izliyoruz. İnsanlar artık evinin aranacağını, gözaltına alınacağını ya da tutuklanacağını TRT haberlerinden öğreniyor.

Terör örgütünün üstlendiği bir saldırı, TRT’nin haber bültenlerinde, doğum yerleri nedeniyle bağ kurulmak suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensuplarıyla irtibatlandırılmaya çalışılıyor.

Ne olduğu belirsiz bir meczubun canlı yayında ana muhalefet partisinin Genel Başkanına saldırısına çanak tutuluyor.

Saygın bir gazetecinin katili konuk edilerek, örtülü amaçlara devletin televizyonu alet edilebiliyor.

Yine, bunların yanı sıra, daha geçtiğimiz hafta, Adalet Komisyonunda söz ve önerge süresi kısıtlanan yani söz süresi beş dakikayla, önerge hakkı bir önergeyle sınırlanan Cumhuriyet Halk Partili üyelerin istifası TRT’de, devletin televizyonunda, utanmaksızın ve yüzleri kızarmaksızın “Hafta sonu çalışma programına tepki gösterdikleri gerekçesiyle Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri Adalet Komisyonundan istifa etti.” şeklinde verilebiliyor.

Değerli arkadaşlar, bütün bunlar ulusumuzun gözleri önünde cereyan ediyor.

Değerli milletvekilleri, TRT’nin tek taraflı, yandaş yayıncılık anlayışının en bariz örneklerini en son referandum sürecinde de yaşadık. Biliyorsunuz, Yüksek Seçim Kurulunca referandum sürecinde seçim yasakları konuldu ancak Yüksek Seçim Kurulunun almış olduğu 31 Mayıs tarihli seçim yasaklarını ilk önce devletin televizyonu olan TRT ihlal etti. Suç duyurumuz üzerine cumhuriyet savcılığı bir iddianame düzenleyerek, TRT 1’in, TRT 6’nın ve TRT Haber’in yayın koordinatörleri, yöneticileri hakkında, halk oylaması sürecindeki yayınlarda ağırlıklı olarak Anayasa değişikliğinin lehindeki görüşlere yer vererek görevlerini kötüye kullandıkları gerekçesiyle dava açtı. TRT yöneticileri hakkında hazırlanan iddianame ile açılan kamu davası, özerk ve tarafsız bir kurum olması gereken TRT’nin nasıl yandaş bir kuruma dönüştürüldüğünün açık ispatıdır, açık kanıtıdır.

Değerli milletvekilleri, dünkü Sözcü gazetesinde, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in İçişleri ve Adalet Bakanının önünde diz çöktüğü fotoğraf, TRT’nin içine düştüğü durumun utanç fotoğrafıdır. Halkın parasıyla finanse edilen TRT’yi bu duruma düşürmeye Genel Müdür dâhil hiç kimsenin hakkı yoktur. Tüm bu nedenlerle, TRT Yasası’nın 13’üncü maddesinde düzenlenen Genel Müdürün görevden alınma koşulları oluşmuştur, TRT Genel Müdürü derhâl görevinden alınmalıdır.

Bu duygu ve düşüncelerle önerimizin kabulünü diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin aleyhinde Ayhan Yılmaz, Ordu Milletvekili.

Sayın Yılmaz… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AYHAN YILMAZ (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından TRT hakkında verilen Meclis araştırma önergesinin aleyhinde şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilim ve teknolojinin bu kadar geliştiği ve yaygınlaştığı bir çağda değişim olgusu hayatın önemli bir gerçeğidir. TRT’nin, televizyonun algısını, imajını, fonksiyonunu değiştiren, televizyonda yeni bir anlayışı hâkim kılan ve hatta tüm dünyaya örnek teşkil eden bir sorumlulukla, çok önemli, büyük yatırımlar gerçekleştirdiğini müşahede ediyoruz. TRT’nin farkı her alanda çok bariz, çok net olarak görülmektedir. TRT milletimizin, ülkemizin ekranıdır, fazla da yıpratmaya çalışmak doğru değildir. TRT bizim vizyonumuzu dünyaya gösterecek, taşıyacak en önemli araçlardan biridir. Güçlü ekonomiyi, itibarlı Türkiye’yi, bizim barış mesajlarımızı “Büyük Türkiye” imajını dünyaya bugün TRT’yle ulaştırıyoruz.

Son dönemde kurduğumuz on yeni kanal ile toplumun her kesimine ulaştığımız gibi, artık dünyaya da ulaşabiliyoruz. Çocuk kanalı ile çocuklara, müzik kanalı ile gençlere, Anadolu kanalı ile yerele, TRT Şeş kanalı ile ülkemizin farklı bir zenginliğine hitap ediyoruz. Unutmamalıyız daha düne kadar Kürtçe şarkı söylemenin, Kürtçe CD taşımanın yasak olduğunu ama bugün, TRT yirmi dört saat Kürtçe yayın yapan bir kurum oldu; TRT Arap dünyasına Arapça yayın yapar oldu; TRT Avaz ile bütün dünya Türklerine yayın yapar oldu. Bugün, arkadaşlar, Azerbaycan’da en çok izlenen kanal TRT kanalıdır. İnsanlar, gerçekten söylüyorum, TRT kanalını izlemekten zevk alıyorlar. Ben de bir vatandaş olarak evimde TRT’yi izlemekten zevk alıyorum.

Gerek dizileriyle gerek haber yorumlarıyla gerek siyasi tartışmalarla taraflı olduğu iddia ediliyor. Hem alt komisyonda hem üst komisyonda birlikte tartışıyoruz biz bunları. TRT Genel Müdürümüze bu sorular hep yöneltildi ve çok iyi niyetle, TRT Genel Müdürümüz bütün toplantılarda bunları üstüne basa basa, açık ve seçik anlattı, hepimiz de anladık, hepimiz de ikna olduk ama bugün, nedense burada, TRT’yle alakalı bir araştırma önergesi veriliyor. Tabii ki bir siyasi parti araştırma önergesi verecek ama biz biliyoruz ki, herkes biliyor ki bu Parlamentonun çalışmasını bir nebze olsun engelleyebilmek adına bu araştırma önergeleri veriliyor. Biz bunu anlıyoruz ve burada da TRT, günah keçisi olarak seçilmiş diye düşünüyorum ben.

Arkadaşlar, farklı dilde yayın yapan İnternet sayfaları var, dünyaya hitap ediyor. TRT Genel Müdürlüğünde 1984 ile 2003 yılları arasında yapılan atama sayısı –bir değerli milletvekili arkadaşımız “Kadrolaşıyorlar, çok yüksek personel aldılar.” dediler de onun için bunu söylemek istiyorum- 4.665. İktidara geldiğimizden bugüne kadar yapılan atama sayısı ne kadar biliyor musunuz arkadaşlar? 1.264 kişi.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Taşeronlarda ne kadar adam çalışıyor?

AYHAN YILMAZ (Devamla) – Tabii, muhalefet her zaman yaptığı gibi, bakmadan, okumadan, anlamadan, dinlemeden aka “kara” demeyi hüner sayarak haksız eleştiriler yapıyorlar, elbette ki yapabilirler. Biz bu haksız eleştiriler karşısında da elimizdeki belgelere, bilgilere, verilere, rakamlara dayanarak arkadaşlar, kendimizi savunmak durumundayız, hakkımızı savunmak durumundayız, bundan da kimsenin gocunmaması, alınmaması lazım gelir diye düşünüyorum. İşte size bir örnek: TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin döneminde 1.348 kişinin işe alındığı iddia ediliyor. Bu, gerçeği yansıtmıyor arkadaşlar. Bakın -hızlı geçiyorum- KPSS sonucuna göre 631 memur alınıyor -bunlar herkesin gözü önünde açık ve seçik yapılıyor- 34 kişi de mahkeme kararı ve şehit yakını ile Kurum eski elemanı ataması yapılıyor, 107 kişinin de mütercim tercüman olarak ataması yapılıyor. Şimdi bunun neresi kadrolaşma Allah aşkına? TRT’den emekli olan yüzlerce insan var arkadaşlar.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Taşeron firmalarda çalışan insanların sayısını söyler misiniz? Taşeron firmalara bırakılmış yayınlar.

AYHAN YILMAZ (Devamla) – Arkadaşlar, TRT görevini hakkıyla yapıyor. TRT bütün dünyada sevenleri tarafından izleniyor. TRT, Türkiye Cumhuriyeti’nin medarıiftiharıdır, hepimizindir. Bugün iktidar olarak biz varız, dün başkaları vardı ama bazı kurumlar vardır ki politika yapmak için, siyaset yapmak için, muhalefet yapmak için yıpratılmamalıdır, bunlar bizim önemli kurumlarımızdır.

Değerli arkadaşlarım, Kurum, yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu bağlamda, bakın neler yapmış: Kadrolaşmadan bahsediyoruz ya, 23 tane başkanlık sayısı var olan Kurumda, şu anda başkanlık sayısı 19’a inmiş arkadaşlar, 23 sayısı 19’a inmiş. 52 olan başkan yardımcısı sayısı yarı yarıya inmiş neredeyse, 32’ye inmiş. 258 olan müdürlük sayısı 172’ye inmiş arkadaşlar. 135 olan müdür yardımcısı sayısı da 35’e inmiş. Elimizi vicdanımıza koyalım.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Hepsi araştırmacı yapıldı.

AYHAN YILMAZ (Devamla) – Elimizi vicdanımıza koyalım.

Değerli arkadaşlar, kadrolaşmadan bahsediyoruz ama kadrolaşma falan yok. Tabii, insanlar, geçmiş dönemlerinde kendi yaptıkları gibi, bıraktıkları yerde zannediyorlar bu ülkeyi. Bu ülke değişti. Evet, sokakta yürüyen arkadaşlarımızı, insanlarımızı Mısır’da yürüyene benzetmeye çalışıyorlar. O devirler geçti. Türkiye’de hak istenecek, hukuk istenecek, o ayrı bir şeydir. Mezalimle sevgiyi karıştırmayacaksın. Hüsnü Mübarek’le Tayyip Erdoğan’ı karıştırırsan yanlış edersin, sandığın dibinde kalırsın. Bunu yapmayacaksın.

CANAN ARITMAN (İzmir) – Hiçbir fark yok aralarında!

AYHAN YILMAZ (Devamla) – Bunu yapmaya kalktığında, vatandaş dersini verir diye düşünüyorum değerli arkadaşlar.

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Ne fark var? Buradaki daha kötü.

AYHAN YILMAZ (Devamla) – Arkadaşlarım, bakın, biz Orduluyuz. 720 bin insan yaşar güzel Ordu’muzda, bir o kadarı da Ordu dışında yaşar. Ordu’ya şu İktidarın yapmış olduğu hizmetleri saatlerce anlatamayız. O yapılan sahil yolu ama görmez gözler. Görmek istemeyen gözden daha kör, duymak istemeyen kulaktan daha sağır kulak olabilir mi? Türkiye'nin en büyük tünelinden geçeceksin ve görmeyeceksin, ondan sonra da “Bu AK PARTİ İktidarı Ordu’ya ne yaptı?” diyeceksin. Bu doğru değil arkadaşlar.

Bakın, biz iktidara geldiğimizde Ordu’nun onlarca, yüzlerce okulunda öğretmensizlikten dolayı öğrenciler okula gidemiyordu ama şimdi on-line sistemi var bütün okullarımızda. Ordu sahil yolunu görürüz de Ordu-Fatsa-Kumru yolunu görmez miyiz? Fatsa-Aybastı yolunu görmez miyiz? Ordu-Mesudiye-Dereyolu’nu görmez miyiz? Ordu’nun her tarafı hizmetle doldu.

Ordu deyince fındığı nasıl es geçeriz? Evet, bu Hükûmet, AK PARTİ Hükûmeti iktidara geldiğinde fındığı kucağında buldu. 800 liraya fındık satamayan üreticiler vardı, benim anam babam da onlardan bir tanesiydi. Hamdolsun, bakın, bu ülke değişiyor ve gelişiyor. Bugün fındık 5-6 bin liraya çıktı arkadaşlar ve fındıkçının yüzü gülüyor. Hâlâ fındıkla alakalı, aleyhinde konuşma yapılıyor ise ben onu izanlarına bırakıyorum. Onun için zaten vatandaş AK PARTİ’ye oy veriyor, onun için vatandaş AK PARTİ’yi baş tacı ediyor. Yoksa ne boyumuza bosumuza ne de ala kaşımıza hasret falan değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ bu milletin hizmetkârlığına soyunmuş. AK PARTİ bu millete hizmet etmeyi bir ibadet olarak görüyor. AK PARTİ sırtını dönmedi bu millete, bu millete hizmetleriyle önayak oluyor değerli arkadaşlar.

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Yandaşlara hizmet ediyorsunuz Ayhan Bey!

AYHAN YILMAZ (Devamla) – Sevgili dostlarım, AK PARTİ’nin hizmetlerini… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Efendim?

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Konuşmacı, tarafsızlık konusunda bizim kişisel görüşlerimizi yanıltıcı bir şekilde ifade ettiğimiz şeklinde bir açıklamada bulundu. O konuda iki dakikalık bir açıklama yapmak istiyorum.

BAŞKAN – Ali İhsan Bey, siyasette bu tip şeyler hep olur.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – Şimdi, bakın, o zaman, Konuşmacıyı bilgilendirmek istiyorum.

BAŞKAN – Sayın Köktürk, bilgilendirirsiniz. Bakınız…

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) – O konuda cumhuriyet savcılığı tarafından düzenlenen iddianame var. Üç tane haber kanalının genel koordinatörü hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, görevini kötüye kullandıkları ve taraflı yayın yaptıkları gerekçesiyle kamu davası açtı. Bunun bir örneğini arkadaşıma göndereceğim.

BAŞKAN – Tutanaklara geçti Sayın Köktürk, teşekkür ederim.

ALİ İHSAN KÖKTÜRK (Zonguldak) –  Ayrıca şunu da ifade etmek istiyorum: Taşeron firmalarda çalışan ne kadar işçi olduğunu, TRT’de ne kadar kişinin istihdam edildiğini de eğer bilgi olarak verebilirse Genel Kurulumuz da bilgilenmiş olur.

İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) – Çok güzel bilgiler verdi sağ olsun!

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Evet, grup önerisinin lehinde Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.

Sayın Günal, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, sizleri ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, OSTİM’deki kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Üzüntümüz büyüktür.

Diğer bir üzüntüm de az önce bu kürsüde, milletin kürsüsünde yaşanmış olan vahim hadisedir. Ama onun ayrıntısına geçmeden, üzüldüğüm diğer bir hususu da belirteceğim.

Sayın Başkan, bizim burada en ufak bir şeyimizde “Sayın Günal, Sayın Günal…” diye -tutanaklardan çıkarırım- sürekli olarak bizi uyarıyordunuz.

Değerli Başkanım, en ufak bir şeyde, arkadaşlarımızı sataşmalarında sürekli olarak uyarıyordunuz. Biz size beş defa “Sayın Başkan” dedik burada suç unsuru teşkil eden şeyler söylenirken, siz, maalesef, izlemekle yetindiniz. Teessüflerimi sunuyorum!

BENGİ YILDIZ (Batman) – Cumhuriyet savcısısınız siz!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Çünkü, ben aynen…

BENGİ YILDIZ (Batman) – Cumhuriyet savcısı sizsiniz!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Başkan cevabını verir. Beni de uyarır gerekirse, beni uyarıyor çünkü. Burada yapılan yemine sadık kalmadan…

Ama ben, ne onu söyleyenleri ne de sizi suçlamıyorum, çünkü burada yapılan şeyler… Biz, size, yine, TRT’yle ilgili kanun görüşülürken, TRT Şeş’i son anda korsan olarak buraya eklediğiniz zaman ve burada yayın yapılmasının yolunu açtığınız zaman bunun böyle olacağını söylemiştik.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bununla ne alakası var?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ben sizin vicdanlarınıza hitap etmiştim, “İki dilliliği siz resmî olarak yazıyorsunuz kanunlara, yarın sonra önünü alamazsınız.” demiştim, bugün iki dillilik tartışılıyor.

Bugün, bir hatip, kürsüye gelip, teröristbaşını, Sayın Başbakana söylediği hitap tarzıyla burada söyleyebiliyor ve ben, gerçekten, ettiğim yeminden ve burada olanlardan dolayı hicap duyuyorum.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Kürt halkı da bunu söyleyenlerden hicap duyuyor.

MEHMET GÜNAL (Devamla)  – Onun gereğinin yapılamamasından dolayı büyük üzüntü duyuyorum ama ben onları suçlamıyorum, suç bu milletvekilimizde değil.

M. NURİ YAMAN (Muş) – 3,5 milyon insan söylüyor bunu, 3,5 milyon.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Suç, onlara bu cesareti veren Sayın Başbakanda ve sizlerde.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ayıptır ya, ayıp ya! Bırakın bunları ya, bırakın bunları!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Suç, onlara özel olarak Habur’da mahkeme kuran, “Biz pişman değiliz.” demesine rağmen gidip ondan sonra bu hâle getirenlerde.

HALİDE İNCEKARA (İstanbul) – Tekrarlayarak alet oluyorsunuz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Suç, hiçbir şekilde onlara bu cesareti verenlerin dışında başka kimsede değildir.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Mahkeme kararlarını yerine getirmeyenlerde olabilir mi?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bugün öyle bir noktaya gelmiş ki, özel olarak oradan örgütünü yönetebiliyor, talimatlarını verebiliyor, size “Şunu yapmazsanız ben de şunu yaparım.” diye ültimatom gönderebiliyor.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Az geriye bak, geriye! Az geriye bak!

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ondan sonra “Beni ev hapsine çıkarmazsanız şunu yaparım.” diyebiliyor. Bu hâle geldi. Onun için suç orada değil, Nasrettin Hoca’nın dediği gibi “Suç, onlara yüz verendedir.”

Evet, şimdi değerli…

CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Üç imzalı belgeyi görmek ister misiniz?

HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Hâlâ anlayamadın mı? Bir de profesör olmuşsun okuduğunu anlayamıyorsun.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – O belgeyi birazdan ben size anlatırım Hocam, var yanımda, gösterebilirim.

Burada gerçekten bu söylediklerimizin gerçekleşmesinden dolayı ben üzüntü duyuyorum değerli arkadaşlarım.

TRT, Türkiye'nin önemli sorunlarından  biri hâline geldi değerli arkadaşlar. Burada konuştu hatiplerimiz ama  maalesef bazı şeyler gözümüzden kaçıyor. TRT bizim ilk göz ağrımızdı. TRT’nin haberleri, müzikleri, filmleri çocukluğumuzda bizim dikkatle izlediğimiz, beslendiğimiz temel kültür kaynaklarımızdı ama bugün… Ben merak ediyorum, az önce, Ayhan kardeşim “Ben çok izliyorum.” dedi. Ayhan Bey -nereye gitti göremiyorum ama- ben size iki tane rating sonucu söyleyeyim yani son kasım, aralık, ocak aylarının ratinglerine şimdi otururken  baktım, hiçbirisinde TRT yok, prime time’da yok, sonrakinde yok, tüm günde yok, ses izlemede yok. TRT’nin hiçbir kanalı yok. Nerede bu kadar başarılı TRT? Öteki televizyonlar onların babasının oğlu mu? Rating sistemini değiştirdik; o ayrı bir vakıa, yeniden tartışılması gereken. Bir sürü televizyon var. En düşük olanını söylüyorum, bakın nereye girememiş? 1,7; 1,4 tüm günde, prime time’da ve sonraki izlemelerde. En düşük olan 1,7 izleme payının dahi içinde TRT yok. Yani “Herkes izliyor.” dediğiniz TRT’nin son üç ay rakamlarına baktım maalesef yukarıdan aşağı dikkatlice bir daha baktım, hiçbir TRT kanalının adı geçmiyor. “Efendim 14 tane TRT kanalı kurduk.” Hani, kim izliyor?

Şimdi, “Kadrolaşma yok.” diye arkadaşlarımız sayı veriyor. Kim alındı, o 1.262 kadroya kimler alındı, şimdiye kadar herhangi bir deneyimi var mı, hangi gazeteden, hangi televizyonlardan aktardınız, hangisine ne kadar para verdiniz? Yani ben şunu merak ediyorum: Sayın Genel Müdür bize gönderebilirse… Onun çalıştığı dönemde dışarıya ne kadar yapım verilmiştir, ondan önceki dönemlerde dışarıya ne kadar iş yaptırılmıştır? Şunu bir anlatın. O işlerde kaç kişi çalışmıştır? TRT kendi işlerini yapamaz hâle gelmiş, her şeyini dışarıdan yaptırıyor. Bütün oradaki işe yarayan adamları da, demin arkadaşlarımız söyledi, araştırmacı yapıp kadroya geçirdi.

Şimdi, elimizi vicdanımıza koymamız lazım, bunları konuşurken, değerli arkadaşlarım, elimizi vicdanımıza koymamız lazım. TRT hiçbir zaman bu kadar kötü yönetilmedi, TRT hiçbir zaman bu kadar taraflı yayın da yapmadı. Artık ben zap’larken bile hızlı geçiyorum. Çok değişik hükûmetler geldi, sadece sizin Hükûmetiniz döneminde değil ki her dönemde TRT orada vardı; iyiydi kötüydü, az başarılıydı çok başarılıydı ama hiçbir zaman bu kadar taraflı, iktidar yandaşı bir kurum hâline gelmedi değerli arkadaşlar.

Yani Suat Bey geçen sefer konuştuğunda söylemiştim, hâlâ gelmedi. Bize şöyle bir aylık dökümün içerisinde, haber bültenlerinde hangi partinin ne kadar yer aldığını, bir CHP, MHP ayrıştırması yapmıştınız…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Davet ediyorlar, gitmiyorsunuz ki.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Hayır, hayır…  Diyorum ki… Burada siz söylemiştiniz. Ben gayet iyi hatırlıyorum. Ben de size demiştim ki: “Sayın Kılıç, bize gelin o zaman deyin ki ‘TRT’nin bir aylık yayın çizelgesini çıkarttırdık.’ Genel Müdürümüzün elinde vardır, TRT 1’de şu kadar, haber kanalında bu kadar, şurada şu kadar, yaklaşık olarak çıkan haberlerde Adalet ve Kalkınma Partisi yetkililerinin, Başbakanın, diğer bakanların şu kadar, MHP’nin Genel Başkanının, ilgililerinin bu kadar, AKP’nin bu kadar,  CHP’nin bu kadar diye bir sonuç istiyorum. Bakalım o zaman, ben, eğer varsa özür dileyeceğim.” dedim. Hâlâ aynı şeyi söylüyorum.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Davet ediyorlarmış, yayınlara gitmiyormuşsunuz.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Dolayısıyla, şimdi, burada, biz “Efendim, TRT ne güzel, TRT ne güzel yayın yapıyor.” diyerek… Ama işte burada, şimdi açık, notebook önümde açık duruyordu, arkadaşlar, yeni baktım yani yok, hiçbirinin izlenme oranı yok, hiçbir TRT kanalının yok. Sadece ben değil, demek ki millet de izlemez olmuş çünkü izlenirliğinizi kaybeder hâle gelmişsiniz. O zaman bunu bir sorgulamak lazım. Nerede hata yapıyoruz? İsterseniz 24 tane kanal açın, kimse izlemiyorsa bir anlamı yok. O kadar para veriyorsunuz, ortalama vatandaş izlemiyor. Bunu sadece MHP, CHP Grubu burada, geldi, eleştiriyor değil; bakın, vatandaşın izlediği şeye bakın.

Dolayısıyla TRT hiçbir dönemde bu kadar iktidarın borazanlığını yapmadı. Daha açık tabirle söylüyorum. Ben size o zaman geldiğinde söylemiştim -kiminiz gülüştünüz, kiminiz kızdınız- “TRT Ak RT oldu.” diye. “AKRT” demiştim ama Sayın Başbakan da o zaman kızıyordu, onun için “Ak” diye düzeltmiştim. Valla, şimdi, yeniden siz TRT olma yolunda gidiyorsunuz ama o TRT’nin T’si, Türkiye'nin T’si değil.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Türkiye'nin T’si, Türkiye'nin T’si.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – O TRT’nin T’si Türkiye'nin T’si değil, Tayyip’in T’si hâline gelmiş, Sayın Başbakanın ismiyle anılır hâle gelmiş. Ben gerçekten gördüğüm zaman zap’layıp geçiyorum.

Değerli arkadaşlarım, burada gerçekten birçok şey tartışılıyor. Ben böyle polemik konusu… Girmiyorum.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Mehmet Bey, TRT AGB ölçüm sisteminden çıktı, ondan da bilgin olsun.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Çıktı, daha yeni çıktı. Eskilerine de bakıyorum.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Tarafsızlık tartışması oldu biliyorsun.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Baktım, baktım hepsine. Kime verdiğini de biliyorum da o ayrı bir tartışma konusu.

SUAT KILIÇ (Samsun) – AGB’den çıktı, yok orada.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Rating şirketini kimin kurduğuna, onun kimlerle bağlantılı olduğuna ilişkin de dosyada haberler var.

SUAT KILIÇ (Samsun) – Rating şirketi mi kurmuş ölçmek için?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Onları da istersen birazdan tekrar, kimin olduğunu, kimlerin kurduğunu…

SUAT KILIÇ (Samsun) – Kendi şirketi mi?

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Ayrı şeyler var yani ne çıktığını arkasından, kardeş şirkette kimlerin çalışmaya başladığını da siz bize gönderince biz de açıklayacağız.

Şimdi, arkadaşlar, burada ciddi bir şey var. Ben ilginç bir haber okudum geçenlerde bakarken. Efendim, Balyoz davasında TRT’nin 2 tane spikeri düzgün diksiyonu var diye iddianameyi okumuş. Ondan önce duyuyordum, falancanın düğününe sanatçı göndermiş diye. Şimdi işi gücü bırakmış TRT spikerleri, bütün mahkemede, bu kadar şeyin arasında…

İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) – Mahkeme istiyor, mahkeme istiyor.

MEHMET GÜNAL (Devamla) – Bir şey söylüyorum, durun, mahkeme istiyor da… TRT’nin işi artık düğünlere sanatçı göndermek, mahkemeye spiker göndermek hâline gelmiş.

Dolayısıyla, değerli arkadaşlar, burada bazı şeyleri az önce CHP sözcüsü arkadaşım söylerken, baktım, şimdi, dedi ki: “Efendim, törenleri de artık TRT vermez oldu.” Onu normal görüyorum ben çünkü siz Millî Eğitim Şûrasında kalkar, And’ımızı kaldırmaya kalkarsanız, yapılan bayrak törenini, İstiklal Marşı’nı kaldırmaya kalkarsanız TRT’nin de bunları yayınlamaması, böyle törenleri artık yapmaz olması çok normal bir sonuç hâline geliyor.

Değerli arkadaşlar, gerçekten burada yapmamız gereken çok şey var. TRT, TRT olarak o tarafgir yayınından dolayı artık kültür programları da izlenmiyor yani normalde müzik programları, diğer belgesellerin izlenmesi gerekir ama artık tarafgir yayın yapınca insanlar zap’laya zap’laya geçiyorlar. O  zaman çocuklarımıza eski fonksiyonunu üstlenerek yine Türk kültürünü, Türk müziğini tanıtan bir role gelmesi bizler açısından önemlidir. İnşallah -bunu kabul etmeyeceksiniz ama- TRT’nin araştırılması devam eder ve bize bilgi verirseniz seviniriz.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin aleyhinde İkram Dinçer, Van Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Dinçer, buyurun.

İKRAM DİNÇER (Van) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi tarafından TRT hakkında verilen Meclis araştırma önergesine ilişkin söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde ilginç bir anlayış var. Nerede önemli bir başarı ve hizmet varsa en çok o kurum ve o şahıslar eleştiriliyor. Bir atasözümüz var “Ağaç veren meyve taşlanır.” diye. TRT’deki arkadaşlarımız da çok kaliteli meyve verdikleri içindir ki hemen hemen her gün eleştiriliyor.

ALİM IŞIK (Kütahya) – Düzelt. Meyve veren ağaç taşlanır.

ASIM AYKAN (Trabzon) - Meyve veren ağaç taşlanır.

İKRAM DİNÇER (Devamla) – Meyve veren ağaç taşlanıyordu, pardon, doğru.

Değerli arkadaşlar, sizin de bildiğiniz gibi Anayasa’nın 133’üncü maddesiyle 2954 sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 1’inci maddesinde TRT Kurumunun özerkliği hükme bağlanmıştır. TRT Kurumu bugün itibarıyla 14 televizyon kanalı, 6 ulusal, 6 bölgesel, 1 yerel, 2 uluslararası radyo, otuz iki dilde web yayını, teleteks yayını ve dergisiyle Türkiye ve uluslararası yayın kuruluşları ile yarışırken, bünyesinde oluşturduğu yeni kanallarla da kendisi ile rekabet eden bir yapıya kavuşturulmuştur.

Çok önemli başarılara rağmen, TRT hakkında, ne yazık ki, değerli arkadaşlarım, asılsız ve gerçeği yansıtmayan iddialar gündeme gelmektedir. Kurum, yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu çerçevede bazı başkanlıklar kaldırılmış, bazı başkanlıkların da birleştirilmesi yoluna gidilmiştir.

2008, 2009, 2010 yıllarında, kamu personeli seçme sınavı çerçevesinde giriş sınavları sonucu açıktan ve/veya naklen 631 kişinin ataması yapılmıştır. Bu dönemde otuz dilde web yayınına başlanmış, TRT 6 (TRT Şeş), TRT Avaz, TRT Türk, TRT Çocuk, TRT Müzik, TRT Turizm ve Belgesel, TRT Arapça, TRT Okul, TRT Haber, TRT Anadolu gibi kanallar hizmete girmiştir.

Kurumsal hizmetlerde artış olurken 1.306 kişinin emeklilik, vefat, istifa ve benzeri nedenlerle Kurumdan ayrılması sonucu personel sayısı önemli ölçüde azaldığından, artan personel ihtiyacının giderilmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir.

Ayrıca, bu dönemde, götürü bedel hizmet alımı sözleşmesiyle çalıştırılmakta olan kişilerin sosyal güvenlik ve statüleri açısından ortaya çıkan sorunlar da giderilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, TRT Genel Müdürlüğüne 58, 59 ve 60’ıncı Hükûmet dönemlerinde -Genel Müdür Sayın Şenol Demiröz, Sayın Ali Güney, Sayın İbrahim Şahin’in görevde bulundukları dönem- mahkeme kararıyla, KPSS sonucuna göre giriş sınavı, şehit yakını ataması ve benzeri her türlü atama dâhil toplam 1.005 memur, 259 sözleşmeli personel ataması yapılmıştır.

Aşağıda, TRT Genel Müdürlüğüne muhtelif dönemlerde alınan personele ilişkin bilgiler yer almaktadır, çok kısa olarak geçeceğim değerli arkadaşlarım. Bakınız, Değerli Milletvekilimiz Sayın Tunca Toskay döneminde, yani 1984-1988 yılları arası, 2.303 personel ataması yapılmıştır, bu dört yıllık süreyi kapsamaktadır. Yine, Değerli Genel Müdürümüz Yücel Yener döneminde -ki, bu dönem de beş yılı kapsıyor- 2.362 personel ataması yapılmış iken, AK PARTİ’nin sekiz yıllık döneminde 3 sayın genel müdürün toplam atadığı eleman sayısı 1.264’tür.

Değerli arkadaşlarım, demin bir değerli milletvekilimizin TRT’nin yandaş kanal olduğu konusunda bazı sözleri oldu.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – Ben söyledim.

İKRAM DİNÇER (Devamla) – Bakınız, elimde dokümanlar var. Cumhuriyet Halk Partisine, 2010 yılının tamamında, TRT’nin verdiği süre 26 saat 58 dakika 47 saniyedir. İkinci sırada Milliyetçi Hareket Partisi var, Milliyetçi Hareket Partisine tanınan süre 14 saat 40 dakika 30 saniyedir. AK PARTİ’ye ise toplamda 12 saat 34 dakika 10 saniye gibi süre verilmiştir.

MEHMET GÜNAL (Antalya) – On saniye bile duramazdı İbrahim Şahin, öyle olsaydı.

BENGİ YILDIZ (Batman) – BDP var mı? Bu grup var mı, bu grup? Yok değil mi?

İKRAM DİNÇER (Devamla) – Burada görülüyor ki değerli arkadaşlarım, TRT yandaş bir medya kuruluşu değil, TRT milletimizin gönlünü fethetmiş bir yayın kuruluşumuzdur.

Değerli arkadaşlarım, TRT’ye sözleşmeli statüde alınanların önemli bölümünün de Samanyolu Televizyonu, Kanal 7, Kanal 24 ve Cihan Haber Ajansı gibi yayın kuruluşlarında çalıştığı iddiası da gerçek dışıdır. Bakınız, Ahmet Torun arkadaşımız Milliyet gazetesinde -TRT’ye alınanları anlatıyorum- Cavit Atasever TRT Ankara Radyosu ve Keçiören Belediye Halk Eğitim Merkezinde çalışan bir arkadaşımız, Meryem Özkurt BRT’de, Show TV’de, TGRT’de ve Star TV’de çalışan bir arkadaşımız, TRT’ye alınan isimlerden bir tanesi. Ayrıca aynı statüde kuruma alınan Ercan Baysal Flash TV’de, Kanal D ve ART’de çalışan bir arkadaşımız, Faruk Ayaz ATV ve Show TV’de çalışan bir arkadaşımız. İsimleri sayılan 5-6 kişi dışında Doğan ve Doğuş grupları ile Yeni Gün Haber Ajansı gibi yayın kuruluşlarından sözleşmeli olarak kadroya dâhil edilen isimlere önergede hiç değinilmemiş. Bu da dikkatimizi çekmektedir.

Değerli arkadaşlarım, görülüyor ki, AK PARTİ döneminde sanıldığı gibi ya da iddia edildiği gibi TRT yandaş kuruluş hâline getirilmemiştir. Demin birçok konuyu detayıyla Ordu Milletvekilimiz çok güzel ifade ettiler. Dolayısıyla sıralamaya çalıştığım sebeplerden dolayı bu önergeyi kabul etmemiz mümkün görünmüyor değerli arkadaşlarım. Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde milletimizi, esnafımızı, mükellefimizi ilgilendiren çok önemli konular var ve yine bugün görüşmesine başlayacağımız, devam etmekte olan torba yasa tasarısı var.

Değerli arkadaşlarım, muhalefetiyle, iktidarıyla milletimizin beklediği bu yasaları bu Meclisten çıkarmamız gerekiyor diye düşünüyorum, boşa vakit harcamayalım diye düşünüyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

III.- Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama…

BAŞKAN – Önergenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır.

Sayın İnce, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Ekici, Sayın Köse, Sayın Koçal, Sayın Ünsal, Sayın Güner, Sayın Oksal, Sayın Süner, Sayın Tütüncü, Sayın Paçarız, Sayın Emek, Sayın Küçük, Sayın Dibek, Sayın Erbatur, Sayın Ersin, Sayın Meral, Sayın Yazar, Sayın Ağyüz, Sayın Kaptan, Sayın Hacaloğlu.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, yoklamadan önce benim kısa bir söz talebim vardı.

BAŞKAN – Yoklamadan sonra olmasının bir mahzuru var mı? Sistemi kapatmışlar, yoklamadan sonra olabilir mi Sayın Vural?

OKTAY VURAL (İzmir) – Bu konuyla ilgili, yani ondan sonra…

BAŞKAN – Tamam, düzeltelim, mikrofonu açalım.

Buyurun.

VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)

10.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’de 2007 yılında siyasi partilere ne kadar yer verildiği sorularına TRT’nin verdiği cevaba ilişkin açıklaması

OKTAY VURAL (İzmir) – Evet, teşekkür ederim.

Sayın Başkanım, tabii, burada kürsüye çıkan hatipler… Biz soru önergesiyle, TRT’ye, 2008 yılının başında, 2007 yılında ne kadar, siyasi partilere, yer verildiğini istedik, bu da resmî cevap. “TRT yayınlarının hangilerinde siyasi partilere yer verildiğinin belirlenmesi tüm yayınların tek tek taranmasıyla mümkündür. Bu durumda, hangi kanalda kaç kez yayınlandığı bilinememektedir.” diye cevap vermektedir. Yani TRT, kanunu gereğince sağlaması gereken tarafsızlıkla ilgili bilgileri bile tutmadığını itiraf ediyor, Sayın Milletvekili de çıkıp “Şuna şu kadar saat verildi.” Bizim sorumuza verdiği cevap bu.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Vural.

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Ona kim verdi bir soralım!

III.-Y O K L A M A (Devam)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- ÖNERİLER (Devam)

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)

3.- (10/606), (10/515), (10/537) ile (10/689) esas numaralı Meclis Araştırması Önergelerinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde birleştirilerek yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi (Devam)

BAŞKAN - Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

 1’inci sırada yen alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

BAŞKAN - Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki 59 kanun teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Yerinde.

Hükûmet? Yerinde.

Geçen birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının üçüncü bölümünde yer alan 67’nci maddesi kabul edilmişti.

Şimdi üçüncü bölümde yer alan diğer maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

68’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır; önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

606 sıra sayılı kanun tasarısının 68'inci maddesinde yer alan "4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalıları" ibaresinin,

"5510 sayılı Kanunun; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmayan sigortalıları ve üçüncü fıkrası, 5 inci, 6 ncı ve geçici 13 üncü maddeleri kapsamında olan sigortalıları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur veya 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüde çalışan sigortalıları ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 233 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışan sigortalıları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel statüsünde çalıştırılan sigortalıları" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Bengi Yıldız

Sebahat Tuncel

Şerafettin Halis

 

Batman

İstanbul

Tunceli

 

Ufuk Uras

Akın Birdal

Hamit Geylani

 

İstanbul

Diyarbakır

Hakkâri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 68 inci maddesinde geçen "4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Kalaycı

Erkan Akçay

Oktay Vural

 

Konya

Manisa

İzmir

 

Mehmet Günal

Emin Haluk Ayhan

Kadir Ural

 

Antalya

Denizli

Mersin

 

 

Mehmet Ekici

 

 

 

Yozgat

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 68 inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını  arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

Harun Öztürk

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

 

İstanbul

İzmir

Malatya

 

Abdullah Özer

Mevlüt Coşkuner

 

 

Bursa

Isparta

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Oyan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli arkadaşlarım, bugün bu torba ya da çorba tasarının İşsizlik Sigortası Fonu’yla ilgili hükümlerine geldik. Şimdi, bu tasarıyla işçinin haklarına el atmak yetmedi, esnekleştirme, çalışma koşullarının eğretileştirilmesi, çalışma güvenliğinin geriletilmesi yeterli olmadı, 2008’den bu yana, üç yıldır İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerine el koymanız ve işsizlere ödenen miktarın 2 katından fazlasını bütçeye aktarmanız yetmedi. Şimdi, karşımıza, işçinin kara gün dostu olan bu İşsizlik Sigortası Fonu’nun kalıcı bir biçimde kaynaklarını kurutacak ve fonu tam anlamıyla iktidarın hizmetine sokacak bir düzenleme geliyor. Yani işçinin parasıyla, işçinin üzerinden ve aslında gerek bireysel gerekse toplu sözleşmelerde böyle bir fonun varlığı bir ücret çekişmesi içinde ücretlinin aleyhine çalışıyor iken, birçok ücretli bu nedenle asgari ücret düzeyine indiriliyor ve buradan da hak kayıplarına uğruyor iken şimdi işçinin işsiz günleri için bir güvence fonu olan, garanti fonu olan bir kaynağa da Hükûmetiniz, İktidarınız el atmak niyetinde yani elini bu torba yasayla torbanın içine sokmuş durumda. Kimin torbası? Aslında işçinin cebine sokmuş, İşsizlik Sigortası Fonu’na elini atmış durumda. Bu nasıl bir anlayıştır? Bu nasıl bir zihniyettir? Yani bu tam bir sınıf iktidarı anlayışıdır, bu bir emek düşmanı anlayışıdır aslında. Böyle bir anlayışla bir ülke nasıl yönetilir, bir fon nasıl yönetilir?

Değerli arkadaşlarım, bu, aslında tabii bir başka açıdan da bir sosyal hak toplumundan bir sosyal sadaka toplumuna geçişin bir başka işaretidir. Yani bunun size birazdan örneğini vereceğim. 2002’den 2010’a kadar 3,7 milyar lira işsizlere fondan ödeme yapacaksınız ama bunun üçte 1’inden fazlasını her yıl Sosyal Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’yla aktaracaksınız. Yani, hak olanı, işçinin ücretinden kesilerek onun adına biriktirilen kaynağı işçiye vermeyeceksiniz ve şimdi de fona el atacaksınız, daha büyük miktarları bütçeye aktarmak üzere el atacaksınız ama bunu yapmazken öbür taraftan çok görünür ve çok partizanca, keyfî olarak kullanılan mekanizmaları devreye sokacaksınız. Bunun adı değerli arkadaşlarım, sosyal devletin tahribidir. AKP İktidarı, sosyal devleti tahrip eden bir tasarıyla yeniden karşımıza gelmiştir.

Bakınız, İşsizlik Sigortası Fonu Haziran 2000’de oluşturuldu ve ilk biriktirim süresinden sonra bu fondan ilk ödemeler Mart 2002’den başladı. Ne zaman iktidar oldunuz? Kasım 2002’de iktidar oldunuz. Yani bu fonun bütün uygulama dönemi AKP İktidarının dönemiyle esas itibarıyla çakışmaktadır. Dolayısıyla bu fonla ilgili kötü işleyişten sorumlu olan, birinci derece sorumlu olan partinin adı Adalet ve Kalkınma Partisidir. Nasıl adaletse bu? Peki, diyeceksiniz ki: “Yasayı biz yapmadık.” Peki, çok güzel. Dokuz yıl yetmiyor mu bu yasayı değiştirmek için? Dokuz yıl boyunca ne yaptınız bu yasayı değiştirmek için? Dolayısıyla, değiştirmemenin sorumluluğu sizdedir. Ha, bir başka şey daha söyleyeyim: Şahsen benim iki yasama döneminde de, hem 22’nci hem 23’üncü Yasama Döneminde bu fonun iyileştirilmesi konusunda verdiğim yasa tekliflerini elleriniz havada reddettiniz. Dolayısıyla sadece değiştirmemekle kalmadınız, değiştirmeye dönük olumlu birtakım adımları da kaynağında kestiniz, burada bunlara izin vermediniz. Bu anlayış değerli arkadaşlarım, işçinin fonuna el koyma anlayışıdır, işçiden kestiklerinizle memur maaşı ödeme anlayışıdır, işçiden kestiklerinizle bütçenin faiz giderlerini ödeme anlayışıdır. Böyle bir anlayış ne sosyal devlete ne de aslında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Oyan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 68 inci maddesinde geçen "4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Sayın Ekici, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET EKİCİ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bugün Ostim’de hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyerek sözlerime başlıyorum.

Tasarının 68’inci maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 46’ncı maddesine bir cümle ekleniyor ve tasarıyla “5510 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılar işsizlik sigortası kapsamına alınmıştır.” deniyor. Ancak bu yapılırken İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanmak koşullarında iyileştirme anlamında da bir değişikliğin yapılmamış olduğunu görüyoruz.

Özellikle isteğe bağlı sigortalıların İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamına alınmasını bir çelişki olarak görüyoruz. Zira, isteğe bağlı sigortalıların işi ve işini kaybetme gibi bir durumları söz konusu değildir. Dolayısıyla, sistem dejenere edilmektedir ve fonun kötü niyetle kullanılabilmesinin önü açılmaktadır. Bu konuda amacın halis olduğunu düşünsek bile kanunun lafzı çok kötü hazırlanmıştır. Bu kanun çok kötü hazırlanmış, lafzı itibarıyla da, kastedilen ruhunu yansıtmayacak derecede kötü hazırlanmış olması münasebetiyle de gayeden uzaklaşıldığını söyleyebiliriz. Zaten söz konusu fonun, İşsizlik Fonu’nun bu zamana kadarki yapılan bütün uygulamalarda olabildiğince amacı dışında kullanıldığı da sabittir. Son üç yılda bu amaçla Mecliste çıkarılmış kanunlar durumun net göstergesidir.

Değerli arkadaşlar, işsizlik sigortası, işsizliğe başlı başına bir çare olarak öngörülmüş bir sigorta sistemi değildir. İşsizlik sigortası, işsizliğin sonuçlarının telafisine yönelik olarak çalışır. Bu nedenle işsizliğin önlenmesi ya da azaltılmasıyla işsizlik sigortası arasında mutlak bir bağ kurmak, birini diğerinin ön koşulu gibi kabul etmek sosyal güvenlik kavramına aykırıdır. İşsizlik riski var olduğu içindir ki sosyal güvenlik kapsamında zorunlu bir İşsizlik Sigortası Fonu’nun kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. İşsizliğin önlenmesi ya da azaltılması ekonomik politikaların, bireyler üzerindeki etkilerinin onarılması ise sosyal güvenlik politikalarının kapsamına girmektedir.

Değerli milletvekilleri, büyük bir telaş ve panik havası içerisinde bu kanun tasarısını görüşüyoruz. Kamuflaj malzemesi olarak elimize aldığımız şeffaflığı iktidar tarafından ortadan kaldırılmış olan bu torba yasanın -bizde buna torba da denmez, buna harar yasa demek daha doğrudur; çuvalın, torbanın büyüğüne harar derler bizde- içine doldurulmuş bazı gelişigüzel hazırlanmış kanunlarla seçim arifesi giderek bir kanunu çıkarma telaşındayız. Yaklaşık iki buçuk yıldır gündemde olan ve AKP İktidarının vatandaşımızı soktuğu ekonomik bunalımdan bir parça çıkarmasını bizim de ümit ettiğimiz ve bu sebeple desteklediğimiz bazı kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması konusu kalkan olarak kullanılmaktadır. Alelacele ne varsa ekleyerek maalesef adını bile ifade edemediğimiz bir ucubeyi hayata geçirmeye mecbur ediliyoruz. Dolayısıyla daha ciddi çalışmak zorundayız.

İşsizlik Sigortası Fonu’nda bulunan hazır parayı amacı dışında değerlendirmek için formüller bulmak yerine, AKP Hükûmeti bugüne kadar keşke işsizliği asgariye indirecek formülleri arayıp bulsaydı da bütün bunlara ihtiyaç olmasaydı diyor, bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ekici.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

606 sıra sayılı kanun tasarısının 68'inci maddesinde yer alan "4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalıları" ibaresinin,

"5510 sayılı Kanunun; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmayan sigortalıları ve üçüncü fıkrası, 5 inci, 6 ncı ve geçici 13 üncü maddeleri kapsamında olan sigortalıları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur veya 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüde çalışan sigortalıları ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 233 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışan sigortalıları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel statüsünde çalıştırılan sigortalıları" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Bengi Yıldız (Batman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Geylani, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik önergemiz üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Orta Doğu’da, Afrika’da değişim rüzgârlarının estiği, Türkiye’de de yoğun bir siyasi gündemin yaşandığı ve tarihî derslerin çıkarılmadığı günlerden geçiyoruz. Aynı zamanda, yaşanan ağır ekonomik krizin ardından, toplumun yoksul, emekçi ve ezilen kesimlerin sorunlarının en çok hissedildiği bir dönemi de yaşıyoruz ve bugün Ankara sokaklarında torba yasasının içine polis gazı dolmuş ve halkın, emekçilerin yaşamı zehirlenmiştir. Geçmişten günümüze emekçilerin yaşadığı sorunlar son yıllarda azalmak bir yana, katlanarak artmıştır ve hâlen demokratik hak aramalar polis copları ve biber gazlarıyla bastırılmaktadır.

Sekiz yıldır iktidarda olan AKP Hükûmeti ulusal ve uluslararası sermaye çevrelerinin beklentilerini bir bir yerine getirmekte, işçi ve emekçilerin, yoksul halk kesimlerinin taleplerini görmezden gelmektedir.

İşsizlik, yoksulluk ve bölgelerarası eşitsizlik her geçen gün daha da artmış, bir yandan toplumun barış ve demokrasi özlemleri ise her defasında hukuk dışı uygulamalarla bastırılmıştır.

Hükûmet, yıllardır uyguladığı ekonomik ve sosyal politikalarla emekçilerin, kadınların, gençlerin, kır ve kent yoksullarının yaşamlarını giderek daha çekilmez hâle getirmiş, bugünlerini ve geleceklerini karartacak politikaları devreye sokmaktan geri kalmamıştır.

Sağlık, eğitim ve ulaşım gibi temel kamu hizmetleri paralı hâle getirilmiştir.

Yine, özelleştirme ve taşeronlaştırma ile kamuda istihdam parçalı hâle getirilmiş, sözleşmeli, esnek ve kuralsız çalışma dayatılmıştır çünkü AKP Hükûmeti, demokratikleşme ve toplumsal barış alanında toplumsal kesimlerin beklentilerine yanıt olacak hiçbir pozitif adım atmamıştır ve bu iradeyi gösterememektedir. Aksine, halkın demokrasi ve özgürlük istemlerine inkâr, şiddet yöntemleriyle karşılık vermiştir.

Bakınız, KCK denilen davanın yandaş siyasi yargı sarmalında, yine seçilmiş Kürt siyasetçilerinin tutuklanma ve yargılanma sürecinde yaşananlar ibret vericidir. Kürt dilinin kabul edilmeyerek “tek dil, tek millet, tek kültür” söyleminden kurtulunamamış olması Türkiye’de aslında hiçbir şeyin değişmediğini, AKP’nin de statükocu bir parti olduğunu ortaya koymaktadır.

Değerli arkadaşlar, demin burada üç partinin benzeştikleri, tekleştikleri, tam da bu kültürde uzlaştıklarının tablosunu gördük. Bu tablo sergilendi ve onun içindir son otuz yıldır Türkiye tekliyor, tekliyor, teklemeye devam ediyor. Yine, hiçbir dönemde olmadığı kadar ifade özgürlüğü ve muhalif basın üzerinde yoğun bir baskı ve zorbalık uygulanmaktadır. Son dönemlerde kadın emekçilere yönelik çalışma yaşamında ayrımcı uygulamalar, genel olarak kadına yönelen şiddet, öldürme ve tecavüz vakalarının tam yüzde 1.400 artması karşısında Hükûmetin hiçbir koruma önlemi almaması da toplumda kaygıya neden olmuştur.

Değerli milletvekilleri, karşı karşıya bulunduğumuz acil sorunların çözümünün demokratik bir anayasadan geçtiğini her fırsatta altını çizerek ifade ediyoruz. Yeni Anayasa tartışılırken yıllardır ülkemizin demokratikleşmesinin önünde engel olan tüm yasak ve kısıtlamaları kaldıran bir anlayış benimsenmelidir. Bu nedenle demokrasi, barış ve emeğe saygı torba yasalarıyla değil, toplumun temel ihtiyacı olan demokratik yasa ve yeni bir anayasayla olabilir. Ayrıca, bu kürsüde en aykırı düşüncelerin ifade edilmesine saygımız var ama hiçbir ırkçı düşünceye de saygı duymak mümkün değildir.

Bu nedenle, hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

69’uncu madde üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 69 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

Harun Öztürk

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

 

İstanbul

İzmir

Malatya

 

Abdullah Özer

Nevingaye Erbatur

Oğuz Oyan

 

Bursa

Adana

İzmir

                       

“Madde 69- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Ayrıca, sigortalı işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda yapılacak giderler, İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona aktarılan prim gelirlerinin yüzde otuzunu geçemez. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 69 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Kalaycı

Erkan Akçay

Oktay Vural

 

Konya

Manisa

İzmir

 

Mehmet Günal

Emin Haluk Ayhan

Kadir Ural

 

Antalya

Denizli

Mersin

 

 

Mehmet Ekici

 

 

 

Yozgat

 

“Madde 69- 4447 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Ekici, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET EKİCİ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 69’uncu maddesiyle İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 48’inci maddesinin yedinci fıkrası değiştirilmiş ve İşsizlik Sigortası Fonu’nun bir önceki yıl prim gelirlerinin yüzde 30’unun istihdamı artırmaya yönelik politika ve tedbirleri uygulamak, iş gücünün istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak gibi birçok maddede özetlenebilecek amaçlarla kullanılmasına imkân sağlanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca, Bakanlar Kuruluna da bu oranı yüzde 50’ye kadar çıkarma yetkisi verilmiştir.

Değerli milletvekilleri, AKP İktidarı döneminde birçok fonun amacı dışında kullanıldığı bilinen bir gerçektir. Bu noktada bu fonun da aşamalı olarak kuruluş amacının dışına çekilmeye çalışıldığını söylemek mümkündür. Zira, İşsizlik Sigortası Fonu’nun oluşturulma amacı, fona prim ödeyenlerin kendi ihtiyaçları dışında işsiz kalmaları hâlinde fondan yararlandırılmaları gerçeğine dayanır ancak kanun tasarısında bu konuda bir düzenleme yapılmamakta, fondan yararlanma koşulları aynı bırakılmaktadır. Hâlbuki, önceliğin verilmesi gereken konu, fona erişim ve fondan yararlanma konularının iyileştirilmesi olmalıydı fakat bunu göremiyoruz. 2008 yılından bu yana İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının fonun kuruluş amacı dışında kullanıldığını da dikkate alırsak bu sürecin genişleyerek devam etmekte olduğunu görürüz.

Değerli milletvekilleri, bu değişiklikten sonra işçi ve işverenlerden tahsil edilen prim gelirlerinin yüzde 30’una da el konulabilecektir. Ayrıca, bu oran Bakanlar Kurulu tarafından yüzde 50’ye kadar da artırılabilecektir. Çok net olarak anlaşılmaktadır ki Hükûmet, öncelikle tepkiye yol açmasın diye devlet katkısının yüzde 30’una el koyma yetkisini almıştır. İstihdamı artırmak için bunu yaptığı yolundaki savunmasına fazla bir itiraz gelmeyince, bu defa işçi ve işverenlerin hisselerinin yüzde 30’una da el koymaya kalkışmakta ve yüzde 50’ye kadar varan artırma konusunda da yetki almaya çalışmaktadır.

Böyle gidecek olursa ve hak ettiği tepkiyi görmezse ve Hükûmet bu konuda daha bir ilkeli, daha duyarlı davranmaya kalkışmazsa kısa süre içerisinde fonun bütün kaynaklarının bitirilmiş olması kimseyi şaşırtmamalıdır. Maalesef, Hükûmetin uyguladığı günübirlik politikalar artık alışkanlık hâline gelmiş ve doğruluğu tartışılmadan birçok düzenleme olupbittiye getirilerek de Meclisten çıkarılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, AKP Hükûmetinin bizzat kendisince ve kendi mutfaklarında hazırladıkları kanunlar yine kendi dönemlerinde defalarca değişikliğe uğramıştır. Bu konuda Çalışma Bakanlığının da çok üstün bir başarısı vardır. Dolayısıyla, yeniden düzenleme ihtiyacı duyurmayacak bir düzenlemeyle bu konuların Meclis gündemine getirilmesi esas olmalıdır. Ama 68’inci madde üzerinde de ifade ettim ki maalesef bu konuda müthiş bir duyarsızlık vardır, olupbittiyle projeler gelmektedir. Yapboz mantığıyla kanun yapmak konusunda kimseyle yarışacak değiliz ama bu Meclisin mehabetine uygun bir usul benimsenmesi gerekir. Hâlbuki, muhtemelen, birtakım yerlerden servis edilen bu konular önce kamuoyunun gündemine sızdırılıyor, nabız yoklanıyor, sonra da gelen tepkilere, eleştirilere göre devam ediliyor veyahut dondurucuya atılıyor. Bu usulle, gerçek hayatı görmeyerek, ekonomik verileri çarpıtıp işimize geldiği gibi yorumlayarak, hayalî büyüme rakamlarını bir balon gibi uçurarak ülkeyi idare etmek mümkün değildir. Bunun artık herkes farkına varması gerekir. Oy telaşıyla ve ciddiyetten uzak çalışmamamız gerekir. Bu çatı altında hepimizin, içimize sinen ve toplumumuza fayda sağlayacak kanunlar üzerinde çalışmamız gerektiğini tekrar beyan ediyorum. Bu maddenin çekilmesinin ülke ve işçiler için ve bu fondan yararlanacaklar için hayırlı olacağını düşünüyor, bu konuda katkılarınızı bekliyor, saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 69 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                               Mustafa Özyürek (İstanbul) ve arkadaşları

“Madde 69- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Ayrıca, sigortalı işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda yapılacak giderler, İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona aktarılan prim gelirlerinin yüzde otuzunu geçemez. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Oyan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

OĞUZ OYAN (İzmir) – Efendim, şimdi bu önergeyle ilgili konuşacağım. Biraz önceki önerge geçti ama bu daha kritik bir önerge.

Bakın, ben size önce, nasıl bir fon yönetimi, onunla ilgili birkaç rakam vereyim. Fon 2002’den bu yana prim ödüyor. Biraz önce söyledim, işsizlik sigorta ödeneği veriyor; 3,7 milyar lira işsizlere toplam ödeme. Kaç yılda? 2002-2010 31 Aralığına kadar yani sekiz buçuk yılda. Peki kaç kişiye ödeme yapmış? 2 milyon 95 bin kişi işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanabilmiş. Peki, anlık işsiz sayısı ne kadar? Şu an 2 milyon 850 bin civarında. Sekiz buçuk yılda siz sadece iki milyon işsize ulaşıyorsunuz. Oysa şu an fotoğrafını çektiğiniz işsiz sayısı 3 milyona yakın. Bu nasıl bir fon o zaman, bu nasıl işçiye dönük bir fon? Bunu bize bir anlatın. Şimdi, bu yetmezmiş gibi bu fona elimizi sokuyoruz, oradan kaynakları alacağız ve böylece “Artık bu fon yetmiyor.” deme imkânını elde edeceksiniz. Şimdiye kadar fon bol. Vermiyorsunuz, şimdi “E ne yapalım, fonda para kalmadı.” deme imkânını herhâlde elde edeceksiniz.

Şimdi, bakın, kısa çalışma ödeneğini de katsanız, 369 milyon lira oradan da bir ödeme oldu kriz döneminde biraz, özellikle 2009’da, onu da katsanız 4 milyar 100 milyon gibi bir şeye ulaşırsınız. Toplam fona girişler nedir? Girişler, anapara artı faiz, 60 milyar 605 milyondan bahsediyoruz, 31 Aralık 2010. Yani yüzde kaçı işçiye gitmiş işsizlik sigortası ve kısa çalışma ödeneği olarak? Yüzde 7 bile değil. Yani nerede yüzde 93’ü, 93’ü nerede? Onun hesabını vereyim size: Bütçeye aktarılan kaynak 9-10 milyar düzeyinde, yani işçiye verilenin 2,5 katı bütçeye aktarılmış. GAP’a gittiği söyleniyor ve bakıyorsunuz, yarısı bile gitmemiş GAP’a. Yani öbür tarafı da bütçeye yama, demin dediğim gibi. İşçiden kes, memura maaş öde; işçiden kes, borç faizi öde.

Peki, kalanı ne oluyor? Yani yüzde 17’si de bütçeye kaynak. Yüzde 7’si işçiye, yüzde 17’si bütçeye. Peki devamı? Geriye hâlâ bir yüzde 75 var, o ne oluyor? Geriye kalan 46 milyar liralık kaynak hazinenin borçlanması için kullanılan bir kaynak. Hazine buradan vade uzatıyor. Ha, ayrıca tabii, başka bakımlardan da şeyi makyajlıyor, yani bütçede faiz dışı harcamalar rakamının millî gelire oranını, oradan yarım puan düzeyinde yükseltme imkânını elde ediyor. Yani IMF’ye falan, ele güne karşı da “Bak, biz o kadar da kötü değiliz.” imkânı veriyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Borç stokunu da etkiliyor bu.

OĞUZ OYAN (Devamla) - Şimdi, borç stoku ne oluyor? Yani uzun vadeli borçlanma imkânı… İşçinin sırtından kamu borç vadesi uzatıyor ve diyorsunuz ki: “Bak, biz ne kadar başardık. Yani uzun vadeli, beş yıllık tahvil…” Kime satıyorsunuz beş yıllık, on yıllık tahvili? Beş yıllık, on yıllık tahvili piyasa mı alıyor? Hayır. Gene kamu stokları, fonlarından gelen talep üzerine oluyor. Yani bu aslında işçiye hakkını vermeden elde edilen bir şey.

Bakın, şimdi burada, sizin yasa teklifinde, bu 69’uncu maddede, bu fonun bir önceki yılın prim gelirlerinin yüzde 30’unu aktaran bir düzenleme yapıyorsunuz ve üstelik de Bakanlar Kuruluna, bu yetmezmiş gibi yüzde 50’ye kadar da arttırma… Aslında şunu anlamalıyız: Gerçekte yüzde 50’yi uygulayacaksınız. Yani böylece fonu gerçekten çalışamaz hâle…

Peki, burada bunu niye yapıyorsunuz? Mesleki eğitim vesaire. O zaman ben size şimdi sorayım. Hem 2002 birinci yasama dönemi hem ikinci yasama döneminde ben kanun teklifi verdim ve bu teklifin bir maddesi de şuydu, bakınız: “Her yıl fon varlığının en az % 10’unun Meslek Geliştirme, Edindirme ve Yetiştirme Eğitimi Giderleri ile iş bulma danışmanlığı ve işe yerleştirme hizmetleri giderlerine ayrılması amaçlanmıştır.” maddesini koydum. Bunları kim reddetti? Hükûmetin ve grubun yol göstermesiyle AKP Grubu reddetti. Şimdi, bize bu mealde bir şey getiriyor. Üstelik bir kriz geçmiş.

Değerli arkadaşlarım, bu yazıktır. Yani böyle bir anlayış olmaz, böyle bir yönetim olmaz. Bu aslında fon kaynaklarına el koymaktan başka bir anlama gelmemektedir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

70’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır. Önergeler aynı mahiyettedir, okutup birlikte işleme alacağım.

Buyurun.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 70’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Bengi Yıldız

Sebahat Tuncel

Şerafettin Halis

 

Batman

İstanbul

Tunceli

 

Ufuk Uras

Akın Birdal

Hamit Geylani

 

İstanbul

Diyarbakır

Hakkâri

 

Diğer önergenin imza sahipleri:

 

Mustafa Kalaycı

Erkan Akçay

Oktay Vural

 

Konya

Manisa

İzmir

 

Mehmet Günal

Emin Haluk Ayhan

Kadir Ural

 

Antalya

Denizli

Mersin

 

 

Beytullah Asil

 

 

 

Eskişehir

 

Diğer önergenin imza sahipleri:

 

Mustafa Özyürek

Harun Öztürk

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

 

İstanbul

İzmir

Malatya

 

Abdullah Özer

Nevin Gaye Erbatur

Ergün Aydoğan

 

Bursa

Adana

Balıkesir

BAŞKAN – Sayın Komisyon, önergelere katılıyor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Bengi Bey, kim konuşacak?

BENGİ YILDIZ (Batman) – Sayın Birdal.

BAŞKAN – Akın Bey, buyurun.

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 70’inci maddesindeki değişiklik önerisi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Bu 70’inci maddede bizim gerekçemiz bu değişiklik ile isteğe bağlı olarak sigorta primlerini yatıran ve çalışmayan kişilerden işsizlik sigortası zorunlu tutularak prim alınmasının yasanın özüne aykırı olması gerekçesiyle önüne geçilmesi amaçlanmıştır. İşsizlik sigortası, çalışan ya da çalışmak isteyip de iş bulamayan kişilerin işsiz kalmaları durumunda ödenek sağlayan bir sigorta olmasından ötürü isteğe bağlı sigortalıları kapsamamaktadır. Bu nedenle, isteğe bağlı sigorta yaptıranlardan işsizlik sigortası kesintisi yapılması yasanın özüne uygun olmayacaktır.

Şimdi, birçok uygulamalardan görüldüğü gibi hukuk devleti niteliğinden uzaklaşılmaktadır. Şimdi, bu yasayla sosyal devlet niteliğinden de uzaklaşılıyor. İnsan hak ve özgürlüklerinin evrim sürecinde kabul edilen, “ikinci kuşak” diye adlandırılan haklar ve özgürlükler, ekonomik, sosyal ve kültürel haklardır ama tabii bu hakların ve özgürlüklerin evrenselliği kadar birinin yerine diğerinin konulmazlığı ilkesi de önemlidir.

Örneğin, biz, günlerdir burada, işte, yaşam hakkı, kişi güvenliği ve özgürlüğü, düşünce ve basın özgürlüğü, cezaevlerinde insan haklarına dayalı düzenlemeler getiriyoruz ve bunlar, gerçekten, insanın, insan olmaktan kaynaklanan devredilmez, vazgeçilmez hakları ve uluslararası hukukla da güvence altına alınmıştır. Ama şimdi başka bir şey var: Yine, Birleşmiş Milletler çerçevesinde çıkarılan, “ikizler” diye adlandırılan uluslararası sözleşmelerden bir tanesi de ekonomik, sosyal ve kültürel haklardır ve Türkiye sonunda bunu da imzalayıp taraf olmuştur.

Şimdi, ne yazık ki burada sosyal devlet niteliğinden uzaklaşıldığının ve hukuk devleti niteliğinden uzaklaşıldığının bugün fotoğrafını başkentte gördük. Örneğin günlerdir bu torba yasasının çalışanların yararına olmadığı, onları daha da yoksullaştıracağı bilinen bir olgu. Burada muhalefet bunu günlerdir dile getiriyor. Elbette ki demokrasilerde Parlamento dışındaki muhalefet de kendisini ifade edecektir, ifade edebilmesinin kanalları nedir? Demokratik barışçıl eylemlerdir, imza kampanyalarıdır, gösterilerdir, yürüyüşlerdir ve şimdi, Türkiye’nin dört bir yanından DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin üreticileri ve temsilcileri geldiler ve Parlamentodan da muhalefet milletvekilleri olarak Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ve bizler de oradaydık. Ee, şimdi, bize “Yürüyemezsiniz.” diyorlar. Muhatap neresi? Örneğin, emek güçleri, demokrasi güçleri sorunlarını, bu torba yasasına ilişkin kaygılarını dile getirecekler ve burada yasama olarak da elbette ki yüce Meclise dilek ve önerilerini sunacaklar.

Şimdi, neden Türkiye Büyük Millet Meclisine yürütmüyorsunuz? Gelecekler ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde sorunlarını bir heyet olarak, bir paket olarak dile getirecekler, isteklerini dile getirecekler. Bakın, bütün taraf olduğumuz ülkelerin parlamentolarının önünde, böyle iki kilometre önünde barikat kurulmuyor. Gidin parlamento kapılarının hepsinde bir gösteri vardır demokratik, insan hakları, kadın örgütleri, emek örgütleri, çevreciler ve farklı olanlar, ötekiler. Hiç kimse de polis zoruyla bunları uzaklaştırmıyor ve ne istediklerini soruyorlar ve metinlerini alıyorlar, genel kurullarına götürüyorlar ve gerçekten bütün iktidar ve muhalefetiyle yapılabilecek olanları yapmaya çalışıyorlar.

Şimdi, bu anlayış nedir? Örneğin, bakın, şimdi, 50 bin kişilik orada emekçilerin haklarını ve özgürlüklerini gasbederken burada başka bir şey var. Güvenlik güçlerine, savunma harcamalarına ayrılan para. Şimdi, 116 tane yeni savaş uçağı alınıyor, 50 bin kişilik özel ordu oluşturuluyor. 2008 ve 2009 yılında da AKP İktidarı döneminde de 2008’de 578 milyon dolar silahlanmaya para harcanıyor, 2009’da da 675 milyon dolar para harcanıyor silahlanmaya ve arkadaşlar, değerli milletvekilleri, 2009 yılında en fazla silahlanmaya para harcayan 10’uncu ülke Türkiye oluyor.

Teşekkürler Sayın Başkan.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Birdal. Sayın Asil, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 70’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

İşsizlik, geçmişte olduğu gibi, günümüzde de ülkemizin en önemli meselesi. İşsizlik, ülkemizin kalkınma ve gelişmesi önündeki en büyük engel. İşsizliği ortadan kaldıracak veya kabul edilebilir seviyelere çekecek plan, program ve yasalara ihtiyaç var. İşsizlikle mücadele kaçınılmaz. Mücadele ederken eğitim sisteminin yeniden organizasyonundan yeni istihdam alanlarının yaratılmasına kadar birçok alanda kökten değişimlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bunun için de işsizliğin nedenleri cesaretle, derinlemesine araştırılarak çözüm yollarının ortaya konması gerekiyor. O zaman niçin ortaya konulmuyor? İşte, bugün en az işsizlik kadar tehlikeli olan bu durumun üzerinde durmak istiyorum, konuya başka bir pencereden bakılmasına yardımcı olmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, ne yazık ki meslek kuruluşları, üniversiteler, ilgililer, bunlardan bazıları Hükûmeti gücendirmemek, bazıları politik davranma adına, bazıları da korktuklarından iç kullanım için dahi olsa objektif araştırma yapılmasını desteklemiyor, bildikleri doğruları söylemeye cesaret edemiyor, cesaret edenler de ya hapsediliyor ya da ekonomik anlamda vergi incelemeleri, vergi cezaları tehditleriyle susturuluyor. Sorunlar ortaya konamıyor. Sorun tespit edilemeyince de çözüm düşünülmüyor. Bu durum işsizliğin artmasına, meselenin kronikleşmesine neden oluyor. Böyle olunca da sorunun çözümü her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bundan belki Hükûmet incinmiyor, Başbakan mutlu ediliyor, ilgili kurumların başındakiler de koltuklarını koruyor, vergi cezalarından kurtuluyor, bertaraf edilmiyor ama rekabet gücü kısıtlanan ekonomi feci şekilde etkileniyor. İşsiz kalan aile reisleri, işsiz babanın çaresiz evlatları sosyal sorunları da derinleştiriyor. Önümüzde zorlu günler var. Olaylar daha da incitici hâle gelebilir. Şikâyet ve tespit yanında biraz cesaretle gerçekleri araştırmalıyız, öğrenmeliyiz ve uygulayıcıları uyarmalıyız. 2008 kriz döneminin birkaç çeyreği hariç kesintisiz süren bu büyümeye rağmen, işsizlik sorununa kalıcı çözümler bulunamaması bunun en büyük göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, aile reisinin işsiz kalması sadece o ailenin yoksullaşmasıyla kalmıyor, Anayasa’mızın işaret ettiği, Türk toplumunun temelini teşkil eden aile kurumunun giderek zayıflayarak dağılmasına da yol açıyor. İşsiz kalan aile bireylerinin, sahte vaatlerle terör örgütlerinin, kapkaççıların, uyuşturucu kaçakçılarının kucağına düşmesi kolaylaşıyor. Bu durum da genelde ülke güvenliğini ve huzurunu tehdit ediyor. İşsizlik sonucu ortaya çıkan yoksulluk ve açlık iç göçü de beraberinde getiriyor. Büyük kentlerde görülen ahlaki yozlaşma değerler sistemimizi altüst ediyor. Sonuçta kaybeden ülkemiz oluyor, kaybeden ülke insanımız oluyor. Tüm sektörlerde etkisini olumsuz hissettiren işsizlik, bizi gelişmiş Avrupa ülkelerine karşı zayıf ve çaresiz duruma düşüren genel bir ülke sorununa dönüşüyor.

O hâlde, zaman kaybetmeksizin, hepimizi ilgilendiren bu soruna milletçe sahip çıkmalıyız. Babaların işsiz kalmadığı, çocukların bundan etkilenmediği, doğru söyleyenlerin hapiste, dalkavukların işbaşında olmadığı, ülkenin bütünü için harcanması gereken kaynakların yandaşların zenginleşmesine harcanmadığı bir gelecek dileğiyle yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Aydoğan. (CHP sıralarından alkışlar)

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Tasarı’nın 70’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kendi iradesi dışında isteğe bağlı sigorta olmak zorunda olan sigortalıların yüzde 1 ve yüzde 2 pay ödemesini getiren bu düzenlemenin kaldırılmasını istiyoruz. Bu verdiğimiz önerge bununla ilgili.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak ülkemizdeki sorunları gündeme getirdiğimizde, dokuz yıldan beri ülkemizi yöneten siz değerli AKP milletvekilleri de ülkemizde var olan sorunların olmadığını ve sorunların bittiğini söylüyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım, döneminizde çıkarılan Sosyal Güvenlik Kanunu çalışanları ve emeklileri ciddi anlamda mağdur etmektedir. Dokuz yıla giren devri iktidarınızda var olan sorunları çözmek yerine, sorunlara yeni sorunlar eklediniz, çalışma şartlarını zorlaştırdınız, emekliliği zorlaştırdınız, emeklinin gelirine göz diktiniz, işsizliği kronik hâle getirdiniz, işsizliği artırırken işsizlik parası almayı imkânsız hâle getirdiniz. Devri iktidarınızda bunlarla sınırlı kalmadı, İşsizlik Fonu’nda biriken paraya göz diktiniz. İşsizlik nedeniyle evine ekmek götüremeyen, çocuğunun ihtiyacını karşılamakta zorlanan işsizlerin hakkına AKP İktidarı olarak el koydunuz.

Görüştüğümüz “torba”, “harar”, “çuval” veya  “çorba tasarı” da sorunları maalesef çözmüyor. Amacınız, sorunları çözmek olmadığı gibi, mağdur ettiğiniz kitlelere seçim mesajı vermektir.

İktidarınız ve Sayın Başbakan ülkemizin sorunlarını bıraktı başka ülkelerin sorunlarını çözmeye talip oldu, Başbakanlık yetmedi BOP Eş Başkanı olmanın gereğini yapmaya başladı, ülkemizdeki demokrasi ve hak taleplerini görmezden gelirken Mısır’daki olaylarda demokrasi kahramanı oldu. Mısır yönetimine diyor ki: “Halkın demokrasi taleplerine kulak ver. Halkı mağdur etme.” Dün akşam da AKP Grup Başkan Vekili Sayın Canikli “Orta Doğu Başbakanı izliyor.” dedi. Orta Doğu Başbakanı izliyor ama Türkiye’deki halk da izlemek istiyor, Türkiye’deki halk perişan ve mağdur.

Peki, Mısır halkının demokrasi talepleri önemli, saygıdeğer de ülkemiz halkının hak ve demokrasi taleplerini niye göz ardı ediyorsunuz? Mısır’daki halkınki hak talebi olurken Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hakkını aramaya başladığında niye üzerine copla, tankla, biber gazıyla gidiyorsunuz? Mısır’daki halkın demokrasi talebi hak da Türkiye Cumhuriyeti’ndeki vatandaşlarımızın demokrasi talebini niye hak olarak görmüyorsunuz? Bugün çıkarılmak istenen “Çorba tasarıda” hak mağduru olacaklarını bilen, kaybolacak haklarına sahip çıkmak isteyen halk kitlelerine uygulanan baskı, şiddet, insanlık dışı uygulama… Hedef koyduğunuz ileri demokrasi bu olmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerden anladığınız, hakkını arayanların hakkını gasbetmek olmamalıdır. Size biat edilmesi midir, buyruk ve emirlerinize uyulması mıdır ileri demokrasiden anladığınız? Sayın Başbakanın veya AKP İktidarının toplantılarında, o bölgede aldığınız bilgilere dayalı, hiçbir eyleme katılmayan insanları gözaltına almak mıdır ileri demokrasi? “İleri demokrasi” dediğiniz bu insanlık dışı uygulama hangi demokratik Batı ülkesinde vardır? Siz demokrasiyi amaç değil, araç görüyorsunuz ve maalesef halkın taleplerini de amacınıza araç ediyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, ileri demokrasi hedefinden anladığınız, hak talep eden, hakkını arayan insanların hakkını yok sayarak devri iktidarınızda baskı, zulüm, şiddet ve tehditle kitleleri susturmaktır bugün de Ankara’da olduğu gibi. Bu uygulamanın hangi ileri demokraside örneği var? Türkiye'nin değişik yerlerinden, kaybolan haklarını aramak için gelen insanların üzerine tankla, biber gazıyla gitmek hangi Batı demokrasisinde var? Ama AKP diyorsa ki “Benim ileri demokrasi anlayışım budur.”, bunu da halkımızın görmesini diliyorum.

Kendi iradesi dışında işsiz kalacakların primini artıran bu önerinin kabul edilmesini diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aydoğan.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.

BAŞKAN – Önergelerin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır.

Sayın İnce, Sayın Özyürek, Sayın Oksal, Sayın Öztürk, Sayın Baratalı, Sayın Koçal, Sayın Köse, Sayın Ekici, Sayın Okay, Sayın Süner, Sayın Özer, Sayın Keleş, Sayın Pazarcı, Sayın Emek, Sayın Özkan, Sayın Erbatur, Sayın Tütüncü, Sayın Soysal, Sayın Aydoğan, Sayın Sönmez, Sayın Öztürk, Sayın Seyhan, Sayın Hacaloğlu.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Birlikte işleme aldığım önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.18
BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.31

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, tasarının 71’inci maddesi üzerinde üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 71 inci maddesinde geçen “koşullarını” ibaresinin “şartlarını” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Kalaycı

Erkan Akçay

Oktay Vural

 

Konya

Manisa

İzmir

 

Nevzat Korkmaz

Alim Işık

Beytullah Asil

 

Isparta

Kütahya

Eskişehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 71’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Madde 71- 4447 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış” ibaresi “hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 200 gün sigortalı olarak çalışmış” şeklinde değiştirilmiştir.”

 

Bengi Yıldız

Sebahat Tuncel

Şerafettin Halis

 

Batman

İstanbul

Tunceli

 

Ufuk Uras

Akın Birdal

Hamit Geylani

 

İstanbul

Diyarbakır

Hakkâri

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 71’inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

 

Harun Öztürk

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

 

İstanbul

 

İzmir

 

Malatya

 

 

Abdullah Özer

 

Nevingaye Erbatur

 

 

 

Bursa

 

Adana

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Baratalı, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

BÜLENT BARATALI (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz torba tasarının 71’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz torba yasa tasarısına karşı tepkiler gün geçtikçe artıyor. Emek örgütlerinin, 3 Şubat, yani bugün, Meclisin etrafını çevreleyerek gerçekleştirecekleri torba yasa eylemi için süreç başlamış ve devam ediyor. Yalnızca DİSK, KESK, TMMOB değil, Hükûmete her koşulda destek olan Hak-İş bile bu tasarının karşısında ama son derece demokratik olan bu isteme karşın antidemokratik eylemler sıralanmaya başladı, bugün hep beraber gördük.

Ankara Valisi, kanunsuz olduğunu ileri sürdüğü bu gösteriye izin vermeyeceğini ve vermediğini söylemiş bulunmaktadır. Kendisini iyi tanıyorum, devletin valisi olduğunu biliyorum ama kendisine bir soru sormak istiyorum: Hak aramanın, sesini demokratik bir şeklide duyurmaya çalışmanın neresi kanunsuz?

Öte yandan, işçiler akın akın Ankara’ya yürüyor ama Hükûmetin ve AKP’nin bu yürüyüş umurunda bile değil çünkü irade tek ve belli, yasamada, yürütmede, yargıda da irade belli; bu irade sadece bir kişinin iradesi, Sayın Başbakanın iradesi. Oysa, daha önceki gün, Sayın Başbakan “Halkı dinle.” diyerek Mübarek’e öğütler sıralıyordu, Mısır için daha fazla özgürlük ve demokrasi tavsiyesinde bulunuyordu. Gerçi, bugün, Sayın Mübarek, bu işlere karışmamasını, burnunu sokmamasını söyledi ama değerli arkadaşlar, insan önce kendi ülkesine bakar. Sayın Başbakanının bu yaptığına  “Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.” derler sayın milletvekilleri.

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Ne alakası var?

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Onun için, bu ne demektir? Ben size izah etmeye çalışıyorum. Kendisinin inanmadığı ve yapmadığı bir şeyi başkasına söyletmesi şeklindedir.

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Hikâye mi anlatıyorsun?

BÜLENT BARATALI (Devamla) – Bence, Sayın Mübarek’e öğüt vereceğine, önce kendi halkının sesine kulak vermesi gerekiyor. İşçiden, emekliden, öğrenciden kaçmanın bir anlamı yok. Hukuktan, yargıdan ve demokrasiden de korkmanın bir anlamı yok çünkü korkunun ecele faydası olmaz Sayın Milletvekili. Amaç belli, AKP ve oligarşisi içinde yeni bir demokrasi oyunu oynamak ve yine de torba yasada, Anayasa Komisyonunda bu tür şeyleri yaşatarak rejimi belirli bir şekilde, parlamenter demokrasiden daha değişik bir demokrasi biçimine -eğer demokrasi denecekse- çevirmek yani başkanlık sisteminin, yani tiranlığın, yani faşizmin temellerini atmaktır ancak, baskı, gözaltı, yıldırma ve susturma had safhada olduğu için, bu tür yöntemleri deneyen liderler, bugüne kadar, her yerde olduğu gibi, tarihin karanlığına gömülmüşlerdir, isterseniz örnekleri var, ben size bu örnekleri de anlatabilirim. Allah Türkiye’yi korusun diyorum ama bütün bu tür hevesler hep tarihe gömülmüşlerdir.

Değerli milletvekilleri, bugün, eğer ülkemiz Tunus ve Mısır gibi kaynamıyorsa, İslam âlemi için bir örnek gösteriliyorsa bu, cumhuriyet, laik, demokrasi şeklinde yönetildiği içindir.

Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bugün, her şey büyük bir sarsıntı içinde ancak Anayasa Mahkemesi, YÖK, HSYK, üniversiteler gibi, buradan ifade ediyorum, devletin temel kurumları nabza göre şerbet verirse bir müddet sonra bu rüzgâr fırtınaya, sarsıntıya ve zelzeleye dönüşür, öncelikle bunu yapanlar bunun altında kalırlar.

Sayın Başbakana ve size sesleniyorum, özellikle zatıalinize

MEHMET CEMAL ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Yazılı ver.

BÜLENT BARATALI (Devamla) - Aynaya bakın, kendinize gelin, antidemokratik uygulamalarla halkın sabrını zorlamayın.

Bu düşüncelerle, hiçbir iyileştirme sonucu doğurmaması nedeniyle maddenin tasarı metninden çıkarılmasını takdirlerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Tasarının geri kalanına katılıyor musun?

BAŞKAN – Arkadaşlar, sakin olalım.

Sayın Kurt…

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Buyurun Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sakin olalım.

HAYDAR KEMAL KURT (Isparta) – Ben sakinim, merakımı gidermeye çalışıyorum.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama istiyorum.

BAŞKAN – Sayın İnce, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Baratalı, Sayın Koçal, Sayın Özer, Sayın Sönmez, Sayın Süner, Sayın Güner, Sayın Pazarcı, Sayın Emek, Sayın Özkan, Sayın Erbatur, Sayın Dibek, Sayın Aydoğan, Sayın Köse, Sayın Ünsal, Sayın Okay, Sayın Ekici, Sayın Kaptan.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 71’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

“Madde 71- 4447 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış” ibaresi “hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 200 gün sigortalı olarak çalışmış” şeklinde değiştirilmiştir.”

                                                                                        Bengi Yıldız (Batman) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Tuncel, buyurun efendim.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; madde üzerine verdiğimiz değişiklik önergesine ilişkin, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Doğrusu, bu torba yasa başladığı günden bugüne, burada demokratik bir ortamın olmadığını, eşitlikçi bir yaklaşımın olmadığını, bu yasanın çekilmesi gerektiğini ve yeniden düzenlenerek buraya gelmesi gerektiğini hep ifade ettik. Sanırız, iktidar partililer ve Sayın Bakan, burada sadece formaliteyi yerine getirmek üzere duruyor, dinliyor mu bilmiyoruz ve işçinin, emekçinin hakkını gasbeden bu yasa, bu eşitsizlik yasası devam ediyor.

Sayın milletvekilleri, demokratik ülkelerde, yasal düzenlemeler yapılırken üç temel şeye dikkat ediliyor: Eşitlik, özgürlük ve adalet. Bu üç temel nokta eğer aşınıyorsa buradan demokratik bir yönetim, demokratik bir anlayışın çıkması mümkün değildir. Bugün, bu torba yasada, en temel şeylerden birisi, eşitlik de özgürlük de adalet de ihlal edilmektedir. Gerçi, bu Meclis tablosuna baktığımızda Türkiye'nin ne kadar demokratik olduğunu görebiliyoruz, tartışma düzeylerinden, birbirine karşı tahammülden, bunu çok net olarak görüyoruz. Demokrasi, sadece birilerine göre değildir, bütün siyasi partilerin de demokrasiyi temel bir dayanak olarak ele alması gerekiyor, eşitlik ve özgürlük yaklaşımını kendi partilerinin temel politikası hâline getirdiğinde, o zaman bu ortamda demokratik tartışmalar olabilir.

Sayın milletvekilleri, demokrasinin altını oyan temel noktalar milliyetçilik, cinsiyetçilik, bilimcilik, dincilik; bunlar çok önemli noktalardır. Eğer bu konularda milliyetçilik yapılacaksa, cinsiyetçilik yapılacaksa, bilimcilik ya da dincilik yapılacaksa bu ortamda demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Her şeyi demokratik ve bilimsel olarak ele almak gerekir. Bu yasa tasarısı hazırlanırken de ne yazık ki buna dikkat edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, biz verdiğimiz bu önergeyle İşsizlik Fonu’nda biriken paraların gerçekten amacına uygun kullanılmasını öngörüyoruz. Bu fon toplanıyorsa, bu fonda biriken paralar da işsiz olanlara verilmelidir. Altı yüz gün çok uzun bir süredir, bunun iki yüz güne indirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bugüne kadar İşsizlik Fonu’ndan harcanan paralara bakalım: İşsizlere verilmemiş. İşsizlik Sigortası Fonu emekçilerden çok hazineyi fonlamak için görüldü ve Hükûmet için yeni bir rant alanı oluşturdu. 1 Ağustos 2009 tarihinde çıkarılan yasa ile AKP fonun hazine tarafından kullanılmasının önünü açmıştır. Çıkarılan yasada 2012’ye kadar kullanılması garantiye alınmıştır, yani 2012’ye kadar bu İşsizlik Fonu’ndaki paralar, işçilerin dışında başka alanlarda kullanılabilecek. İşsizlik Fonu’nda 2010 yılı sonunda toplam 60,6 milyar TL bütçe oluşturulurken, GAP’a kullanılan miktardan sonra 45,9 milyar TL kalmıştır. Yani fonun yüzde 25’i GAP için kullanılmıştır, AKP Hükûmeti en azından bunu iddia ediyor. Dolayısıyla, GAP’ın durumu ortadadır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının verilerine göre, 2010 yılının ilk on ayında İşsizlik Fonu’ndan 4 milyar 437 milyon 601 bin 774 TL kullanılmıştır. Aslında bu miktar amacı dışında kullanılmıştır. Çalışma Bakanlığı bu miktardan 3 milyar 172 milyon 996 bin 781 TL’sini GAP’a, 685 milyon 697 bin 11 TL’sini işsizlik ödeneğine, 41 milyon 172 bin 225 TL’sini kısa çalışma ödeneğine, 338 milyon 443 bin 445 TL’sini aktif iş gücü programlarına, 20 milyon 900 bin 132 TL’sini Ücret Garanti Fonu giderine, 178 milyon 392 bin 179 TL’sini diğer giderlere olmak üzere on ayda toplam 4 milyar 437 milyon 600 bin 770 TL gider gerçekleştirdiğini bildirmiştir.

Şimdi, bu tablo bile, bu rakamlar bile, aslında, bu İşsizlik Fonu’nun yeni bir rant alanına dönüştüğünü, AKP İktidarının tam da o başta söylediğimiz eşitlik ve adalet ilkesini kendi çıkarı için, kendi lehine kullandığını gösteriyor. O yüzden bugün emekçileri bu Meclise almadı. Biz daha önce sormuştuk, emekçiler gelmeden önce: “Sayın Bakan karşılayıp onları dinleyecek mi, yoksa polisle mi karşılayacak, gazla, copla mı?” İkincisi oldu. Biz bunu biliyorduk ama biz beklerdik ki Sayın Bakan karşılasın ve “Ne istiyorsunuz, talebiniz ne, bunu dinleyelim, düzeltelim.” desin ama ne yazık ki olmadı.

Teşekkür ederim. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 71 inci maddesinde geçen “koşullarını” ibaresinin “şartlarını” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Asil, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 71’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergede söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu vesileyle işsizlik sorununa başka bir pencere açmak, işsizlik meselesinin en önemli nedenlerinden biri olan ara malı ithalatındaki yüksek artışın üzerinde durmak ve dikkatlerinizi çekmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, ara malı, bir malın üretiminde ne ilk aşamada kullanılan ne de son ürün olan maldır. Ara mal, başka bir malın üretiminde girdi olarak kullanılmak üzere üretilir.

TÜİK ve Gümrük Müsteşarlığı iş birliğiyle oluşturulan 2010 yılına ilişkin dış ticaret verilerine göre ithalatın yüzde 70,8’ini oluşturan ara malı ithalatı 2010 yılı Ocak-Aralık döneminde yüzde 31,9 artışla 131 milyar 400 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemdeki ihracatımız ise sadece 113 milyar 900 milyon dolar. 2010 yılında gerçekleşen ihracat, ara malı ithalatını dahi karşılamaktan uzaktır.

Bugün “Montaj sanayisi kuruldu.” diye eleştirilen günlerden daha kötü durumdayız. Acı olan da ne biliyor musunuz? O gün sanayimiz gelişmemişti, mecburiyetten parçaları ithal edip, birleştirip satıyorduk. Bugün ise bu parçaların pek çoğunu yapabildiğimiz hâlde yapısal sorunlar, enerji maliyetlerinin yüksekliği, finansman ihtiyacının uygun şartlarda çözülememesi, yanlış uygulanan teşvik politikaları, istihdam üzerindeki yüksek vergiler, kur politikaları, navlun ücretlerinin yüksekliği gibi nedenlerle kurulu gücümüz çalışmıyor veya düşük kapasite ile çalışıyor.

Tesislerimizi bir bir kaybediyoruz. Önümüzdeki süreçte yatırım teşvik politikalarını oluştururken işsizlik meselesini çözmek, işsiz insanlara iş bulmak istiyorsak, refah düzeyini artırmak istiyorsak sanayide kullanılan ithalat ara malı artışını önleyecek, kendi tesislerini çalıştıracak formülü ortaya koymak zorundayız. Eğer bunu ortaya koyamazsak önümüzdeki dönemde işimiz daha da zorlaşacak.

Yapılan  bir araştırma sonucunda 131 milyar 400 milyon dolarlık ara malı ithalatının çok büyük bir bölümünü ülke sınırları içinde üretebilme kapasitesine sahibiz. Kurulu kapasitemiz buna yeterli, geri kalan kısmını da küçük desteklerle üretme potansiyeline sahip olan bir ülkeyiz. Rakamlar ortada. Kurulu gücümüzü kullanamıyorsak, yeni bir yatırım yapamıyorsak işsizliği nasıl çözeceğiz?

Değerli arkadaşlarım, elinizi vicdanınıza koyun ve bu soruları kendi vicdanınızda cevaplayın. Sekiz yılı aşkın iktidarınızda TÜPRAŞ’ı özelleştirdiniz, Erdemir’i özelleştirdiniz, bunun gibi istihdam sağlayan kurumların pek çoğunu özelleştirdiniz. Peki, TÜPRAŞ büyüklüğünde, Erdemir büyüklüğünde bir yatırım niçin yapmadınız? Patronların karşısında otomotiv sanayisi üzerinde şov yaptınız. Niçin sekiz yılı aşkın iktidarınızda yüzde 100 Türk malı olan bir otomobil fabrikası kurmadınız? Yoksa yandaşlarınıza aktardığınız kaynağı milletimize aktarırsanız desteği kaybetmekten mi korktunuz?

Değerli milletvekilleri, önceki konuşmamdaki temennileri tekrarlayarak konuşmamı bitirmek istiyorum: Babaların işsiz kalmadığı, çocukların bundan etkilenmediği, doğru söyleyenlerin hapiste, dalkavukların işbaşında olmadığı, ülkenin bütünü için harcanması gereken kaynakların yandaşların zenginleştirilmesine harcanmadığı bir gelecek dileğiyle yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Asil.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

72’nci madde üzerinde üç adet önerge vardır. Son iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 72’nci maddesinde geçen “ödeneğinden faydalanırken” ibaresinin, “ödeneğini almakta iken” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Kalaycı

Erkan Akçay

Nevzat Korkmaz

 

Konya

Manisa

Isparta

 

Alim Işık

Mehmet Akif Paksoy

Oktay Vural

 

Kütahya

Kahramanmaraş

İzmir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 72’nci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Bengi Yıldız

Sebahat Tuncel

Şerafettin Halis

 

Batman

İstanbul

Tunceli

 

Ufuk Uras

Akın Birdal

Hamit Geylani

 

İstanbul

Diyarbakır

Hakkâri

Diğer önerge sahipleri:

 

Mustafa Özyürek

Harun Öztürk

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

 

İstanbul

İzmir

Malatya

 

Abdullah Özer

Mevlüt Coşkuner

Fehmi Murat Sönmez

 

Bursa

Isparta

Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Sönmez, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

FEHMİ MURAT SÖNMEZ (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 72’nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ben, öncelikle, Başbakanın, bugün Kızılay’da sesini duyurmaya çalışan işçilerimize kulak vermesini dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.

AKP iktidara geldiği günden beri, vergi kayıplarını önleyeceğini, vergiyi tabana yayacağını, vergi affı uygulamasını gerektirmeyecek  bir ortam yaratacağını ve bu anlamda gerekli önlemleri aldığını, vatandaşlarımızın ekonomik durumunun düzeldiğini defalarca dile getirdi ama 2011 yılına geldiğimizde görüşmekte olduğumuz bugünkü yasa tasarısı, vatandaşlarımızın ekonomisinin düzelmediğinin ve kamuya karşı olan borçlarını ödeyemez durumda olduklarının ispatıdır.

Kriz sırasında defalarca “Vatandaşların borçlarını yapılandıralım.” dedik ama “Kriz bizde yok.” havası uyandırmak için kulak asmadınız. Keşke o zaman bu önlemleri alsaydık da esnaflarımız kepenk kapatmasaydı, çoğu iş yerlerini kapatmak zorunda kalmasaydı. Ama bugün, sonunda, hastalık grip hâlindeyken vermediğiniz ilacı, hastalık zatürre hâline gelince vermeye çalışıyorsunuz. Maalesef bu konuyu da istismar ediyorsunuz ve “Nasıl olsa böyle bir tasarıya muhalefet de destek verecektir.” diye düşünerek afla ilgili olan maddelerin yanına kendi düşüncenize uygun olan maddeleri de ilave ediyorsunuz. Fakat ilgili ilgisiz, haklı haksız her türlü maddeyi sığdırdığınız çuvala kredi kartı mağdurlarını, çekle ilgili sıkıntısı olan vatandaşlarımızın sorunlarını çözecek maddeleri, Ziraat Bankasına borçları olan çiftçinin sorunlarını çözecek maddeleri bu çuvala sığdıramıyorsunuz. Halbuki genelde tüm vatandaşlarımızın en çok ödemede sıkıntı çektiği ortak problemlerden biri kredi kartı ödemeleridir ama bu sizin için çok önemli değil, AKP bu konuya duyarsız kalmıştır çünkü ne Başbakanın ne de etrafındakilerin böyle bir problemi yoktur. O zaman bu  konunun da görüşülmesine gerek yoktur. Buna karşılık AKP yandaşlarının devlete borçları vardır, vatandaşın da devlete borcu olduğuna göre bunları harmanlayarak bir tasarı yapmayı uygun gördünüz.

Ayrıca Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun Kamu İhale Kanunu’ndan muaf tutulması haklı olarak soru işareti doğurmuştur ve bu işletmeyle ilgili olan ve bugüne kadar hiçbir işlem yapılmayan yolsuzluk dosyası da herkesin aklına gelmektedir. Verdiğimiz önergeyle ilgili olan madde çalışma hayatını ilgilendirmektedir ama maalesef Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuyla ilgili bu konunun komisyonda, uzmanların oluşturduğu komisyonda görüşülmeyip Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi de bir ciddiyetsizliktir.

Başka bir konu da ülkemizde insanların devlet tarafından dürüstlükten, devlete karşı olan disiplininden uzaklaştırılmasıdır çünkü ülkemizde borcunu zamanında ödeyen düzenli insanlar cezalandırılır bir hâle gelmekte, devlete karşı borçlarında da özensiz olan insanlar da bunu artık başka konularda da alışkanlık hâline getirmektedir. O kadar sık vergi affı olmaktadır ki artık normal ödeme zamanı gelen vatandaşlar “Nasıl olsa bir iki gün sonra vergi affı olacak, benim de bu vergiyi yatırmasam bir şey olmaz.” şeklinde tüm yurttaşlarımızda kanı uyanmaktadır. Tabii ki devlet, ödeme sıkıntısı çeken vatandaşını düşünecektir, bunlar için bir düzenleme yapacaktır, yapmalıdır da fakat bir vergi affı gibi bir düzenleme yaptığınızda, vergisini düzenli ödeyen, devlete karşı disiplinli davranan vatandaşlarını da düşünmesi ve onların da mükâfatlandırılması gerekmektedir. Örneğin bir vergi affı düzenlemesi yapıldığında da hiç olmazsa düzenli ödeyenlerden de öbür sene bir yüzde 5-10 indirim yapılması uygun olmalıdır.

Torbadaki önemli bir konu da İşsizlik Sigortası Fonu’dur. Hükûmet, işsizlik sigortasını, işsizliğe çare bulma olarak topluma algılatmak çabasındadır. Hâlbuki bu sigorta, işsiz kalan insanın imdadına nasıl yetişilir amacıyla ortaya çıkmıştır.

Bu tasarı, emekçi ve işçileri gözeten anlayıştan uzaktır diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim

Aynı mahiyetteki diğer önerge sahiplerinden Sayın Yaman, buyurun efendim.

M. NURİ YAMAN (Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 72’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği gibi, bu bölümde, genelde işsizlik sigortasıyla ilgili biriken fonun harcanması ve bundan sonra bu fonun daha sağlıklı bir şekilde nasıl yönetilmesi gerektiği şeklindeki düzenlemeler yapılmıştır.

Bu değişiklikle de bu İşsizlik Fonu’ndan yararlanan kişilerin gelir getirici başka bir işte çalışmalarının önüne geçmek üzere, sosyal güvenlik denetmenleri ile sosyal güvenlik kontrol memurlarının da görev alması istenmektedir.

Aslında bu fonun şu andaki konumuna baktığımız zaman, 2010 yılı sonu itibarıyla 60,6 milyar liralık bir işsizlik fonu oluşturulmuştur. Ancak bu fondan… Hükûmet, çeşitli maddelerde yapmış olduğu değişiklikle, bu fonu, İşsizlik Fonu olarak işçilerin biriken, yasal bir hakkının kullanılmasının önüne geçmek için her türlü önlemi aldığı gibi, doğrudan doğruya Bakanlar Kurulunun kararıyla, istihdam yaratacağı ve işsizliğin önüne geçileceği bahaneleriyle de bu fondaki miktarların yüzde 50’lere kadar işverene aktarılması da öngörülmektedir. Bu nedenle de işçi kesiminin temsilcisi olan sendikalar kesinlikle bu düzenlemelere karşı çıkmakta ve bu kaynakların işverene aktarılmasını adil bir yaklaşım olarak görmemektedir.

Yine “İstihdam artırıyorum.” düşüncesiyle -şimdiye kadar bu konuda sağladığı özel sektöre ilişkin avantajlarının yanında- 2015 yılına kadar işverenin işe aldığı yeni işçilerin işveren sigorta primlerinin İşsizlik Sigorta Fonu’ndan karşılanması da yine bu düzenlemeyle gündeme gelmektedir. Zaten işçilerin içinde bulunduğu konumlar ve… Bilhassa emekçi kesimin emekli olduktan sonra -gerek BAĞ-KUR gerekse SSK ve sosyal güvenlik birimlerinden emekli olan insanlar dahi- sağlık giderlerini karşılayamayacak bir konuma gelmişlerdir.

Dün bu kürsüden Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık’ın da dile getirdiği gibi, bana da, daha önce görev yaptığım Kütahya’nın Dumlupınar ilçesinin Ağaç köyünden Mustafa Köse isimli arkadaş, günlerdir, aylardır içine düştüğü bir BAĞ-KUR emeklisi olarak yaşadığı ızdırabı dile getirdi. Bu ızdırabın da… Sağlık Bakanlığının, sağlık hizmetlerinin en iyi şekilde yürütüldüğünü belirtmesine karşılık, şu anda şeker hastası olan Mustafa Köse, piyasadan, kendi parasıyla dahi olsa şeker ölçme çubuğu bulamamanın ızdırabıyla kıvrandığını belirtiyor ve şeker ölçme çubuğu temin edemediği için, kıt kanaat geçinen bu vatandaşımız ne yazık ki bu ölçümü yapmadan her gün insülin iğnesini yapmak zorunda kalıyor ve bu insülin iğnesini de bu ölçümü yapmadan yerine getirdiğinden dolayı da komaya girecek şekilde rahatsız oluyor. Bu arkadaşımız -nereye başvurduysa- Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonuna, Sağlık Bakanlığına defalarca müracaat etmesine rağmen, bu sorunun hâlen çözülmediğini görüyor.

Bakın, bir işçi emeklisi, bir BAĞ-KUR’lu, bir memur emeklisi, o yoksulluk sınırının altında aldığı ücretle kendi sağlık sorunlarını dahi bugün bulamayacak bir duruma geliyor. Bu nedenle, bu İşsizlik Fonu’nda biriken 60,6 milyar liralık bu paraların işçiye ve emeğiyle geçinenlere dağıtılması gerektiğini düşünüyor ve yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

III.-Y O K L A M A

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Yoklama yapılması istiyoruz.

BAŞKAN – Önergelerin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır, onu yerine getireceğim. (AK PARTİ sıralarından “Ayağa kalkın!” sesleri)

Arkadaşlar, lütfen…

MUHARREM İNCE (Yalova) –  Sayın Bahçekapılı, yoklama istediğimizde bir daha oradan laf atarlarsa her iki seferde bir kapalı oturum isteyeceğiz. Yoklama istemek bizim en doğal hakkımız. En doğal hakkımızı kullanıyoruz. Karar sizin, bir daha laf atılırsa görürsünüz. İç Tüzük’ten doğan haklarımızı kullanıyoruz. Bilgilerinize sunarım!

BAŞKAN - Sayın İnce, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Ekici, Sayın Koçal, Sayın Keleş, Sayın Tütüncü, Sayın Güner, Sayın Süner, Sayın Pazarcı, Sayın Özkan, Sayın Arıtman, Sayın Öztürk, Sayın Dibek, Sayın Ünsal, Sayın Sönmez, Sayın Okay, Sayın Kaptan, Sayın Erbatur, Sayın Aydoğan.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 72’nci maddesinde geçen “ödeneğinden faydalanırken” ibaresinin, “ödeneğini almakta iken” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Mustafa Kalaycı (Konya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Paksoy, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 72’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

AKP İktidarı kendince sihirbazlık yaparak gerçek gündemin üstünü örtmeye çalışıyor. Cambaza bak taktiğiyle halkın cebindeki kör kuruş yer değiştiriyor. Millî gelir artmasına rağmen vatandaş yoksullaşıyor, yandaşlar irileşiyor, Hükûmet de bu sefaleti iktidarın devamı için sömürmekten imtina etmiyor.

Bir ülke düşünün ki işsizlik artsın, küçük esnaf yok olsun, tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelsin, yandaşlar ihya, vatandaş garip gureba olsun, bunun adı da adalet ve kalkınma olsun! Buna kim inanır? Unutmayın ki yaptığınız bu sihirbazlık numaraları ayaklarınıza dolaşacak. Belki siz duymuyorsunuz ama millet “kral çıplak” diye feryat ediyor. Bunun için, biz, bu kürsüden ülkenin gerçek gündeminin dile getirilmesini, halkın beklenti ve sorunlarına çözüm bulunmasını istiyoruz. Bu konuda katkı sunmaya hazır olduğumuzu her zaman ifade ettik, etmeye de devam edeceğiz.

Siz unuttunuz mu bilmiyorum ama referandum sürecinde İçişleri Bakanı Şanlıurfa’da birkaç ilin büyükşehir yapılacağını ifade etmişti, Sayın Başbakan da Denizli’de bu sözü tekrarladı. Sayın Başbakanın Denizli için bu yönde konuşması seçim havuçlarının çantadan bir bir çıkarılacağını gösterdi. O zaman  bir  çağrımız var: Gelin, büyükşehir  konusunu tartışalım -bu konuda yüce Mecliste çok sayıda teklif var- millete somut öneriler sunalım.

Değerli arkadaşlar, 2004 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Yasa’nın bir 4’üncü maddesi var. Büyükşehir belediyelerinin kuruluşunu düzenleyen bu maddeye göre “Belediye sınırları içindeki ve bu sınırlara en fazla 10.000 metre uzaklıktaki yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusu 750.000'den fazla olan il  belediyeleri, fizikî yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate alınarak, kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.” diyor.

Yasanın birinci önceliği, büyükşehir belediyesi olacak iller için 750 bin nüfus şartı. Fiziki yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de nüfus kriteri karşılandıktan sonra dikkate alınmış. Her şeyi nicelikle değerlendiren, niteliği nazara almayan ucube bir anlayış. Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce büyükşehir olan Eskişehir, Samsun, Sakarya ve Erzurum bugün itibarıyla 750 bin nüfus şartını taşımıyorlar.

Sayın Başbakan devlet kesesinden parti propagandası yaptığı sözde toplu açılış törenlerinde Denizli için de büyükşehir müjdesi verdi. Dilin kemiği yok nasıl olsa, Batman’da başka söz, Denizli’de başka söz; Trakya’da başka, Karadeniz’de başka vaat, bir süre sonra da bunları unut gitsin. Sayın Başbakan, madem bu sözünde samimisin, o zaman, bizim Kahramanmaraş için, diğer milletvekili arkadaşlarımızın Denizli, Malatya ve Şanlıurfa için büyükşehir kurulması yönünde kanun teklifleri var, Hükûmetiniz veya torbacı milletvekilleriniz 5216 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesiyle ilgili tasarı ve teklif getirsin, hep birlikte değiştirelim. Ondan sonra da hangi iller büyükşehir kapsamına alınabilecekse yüce Meclis bu hususta karar versin. Kahramanmaraş’ın ve büyükşehir olmayı hak eden illerin hakkını verelim.

Büyükşehir sözünüz de referandumdan sonra 12 Eylül cuntacılarının yargılanacağı sözüne benzemesin. Millet yalandan, talandan, iftiradan bıktı. Millet, sizden, kameralar eşliğinde Ağrı’da ziyaret ettiğiniz bir odalı evde yaşayan 11 çocuklu ailenin kaç tanesinin 25-30 TL eğitim yardımı alıp almadığını sormanızı istemiyor, o ailenin televizyon kameralarına yansıyan yoksulluğuna çare bulmanızı istiyor. Bu millet adaleti, eşitliği, hakkı hukuku iyi biliyor. Onun için, sayısal çoğunluğunuzu haksız uygulamalarınıza gerekçe göstermeyin.

Gelin, vakit geçmiş değil, geleceğimize yönelik çözüm önerilerimizi bu Mecliste görüşelim diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Paksoy.

III.- YOKLAMA

 (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama talebi var.

Sayın İnce, Sayın Gök, Sayın Öztürk, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Aydoğan, Sayın Keleş, Sayın Koçal, Sayın Güner, Sayın Süner, Sayın Özer, Sayın Ekici, Sayın Tütüncü, Sayın Özkan, Sayın Pazarcı, Sayın Arıtman, Sayın Dibek, Sayın Baratalı, Sayın Ünsal, Sayın Erbatur, Sayın Okay, Sayın Kaptan.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Üçüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

Kapanma Saati: 19.13


ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 20.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi, dördüncü bölümün görüşmelerine başlıyoruz. Dördüncü bölüm 73 ila 100’üncü maddeleri kapsamaktadır.

Dördüncü bölüm üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Harun Öztürk’e aittir.

Sayın Öztürk, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dördüncü bölümle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP, kalkınma planı ve hükûmet programlarında “Kayıt dışı ekonomiyi ödüllendiren, kamuya olan güveni sarsan ve kayıt dışılığı özendiren her türlü af ve borç yapılandırması beklentisinin önüne geçilecektir.” demesine rağmen dokuz yıllık dönemde tam tersi uygulamalara defalarca imza atmıştır. Bu anlamda, görüşülen bu tasarı Hükûmetin beşinci af tasarısı olup AKP’nin hukuk tanımazlığının son örneğidir. Hükûmet bu tasarıyla yasa hazırlama mevzuatını hiçe saymıştır. Sayın Başbakan istediği tasarıyı istediği komisyona havale ettirerek sözde demokrasi adına yapılan ve toplumun değil kişilerin özel çıkarlarını gözeten bu tasarıların ihtisas komisyonlarında ve kamuoyunda tartışılmasını önlemeye çalışmaktadır. İç Tüzük hükümleri görmezden gelinmektedir. Temel kanun olarak görüşülmemesi gereken tasarı  temel kanun olarak görüşülmektedir. AKP’nin Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı seçimleri ile Anayasa değişikliğindeki uzlaşma aramayan dayatmacı tutumunun yeni bir örneği bu görüşmelerde yaşanmaktadır. AKP’nin dayatmasının ardı arkası gelmemektedir. Daha geçen hafta Adalet Komisyonunda yüksek yargıyı ele geçirmeye yönelik tasarının görüşmeleri sırasında olup bitenleri hep birlikte dehşet ve kaygıyla izledik. Getirdiğiniz tasarıların tartışılmasına bile tahammülünüz yoktur. Oysa sabredebilseniz zaten bildiğinizi yapacaksınız ancak zaman daralıyor. Ne olur ne olmaz; maazallah, yüksek yargıyı ele geçirme operasyonu seçime yetiştirilemezse, başladığınız devleti ele geçirme işi yarım kalabilir!

Değerli milletvekilleri, Hükûmet torba tasarıyla ilgili olarak muhalefetin itiraz etmediği yeniden yapılandırma, SSK ve BAĞ-KUR emekli maaş artışları, öğrenci affı gibi bazı konuların yanına birçok sakıncalı hükmü yerleştirerek hep birlikte yasalaştırmaya çalışmaktadır. Milletimize seslenmek ve uyarmak istiyoruz: Dokuz yıldır beceriksiz yönetimiyle sizi borç batağına iten bu AKP değil midir? Hem insanları borç batağına iteceksiniz hem de seçim öncesi onlara bir şey yapıyormuş gibi görünerek oylarını almaya çalışacaksınız. Milletimiz AKP’nin bu cinliklerini artık görmelidir.

SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine seslenmek istiyoruz: Size maaşlarınızın en az 60 lira arttığı müjdesi Sayın Başbakan tarafından Ekim 2010’da verilmemiş midir? Peki, zamlı maaşlarınızı Ocak 2011’de alabildiniz mi? Alamadınız. “Neden acaba?” diye kendi kendinize hiç sormuyor musunuz? Sizi torba tasarının lokomotifi yapmak istedikleri için zamlı maaşlarınızı bugüne kadar alamadınız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emekli maaş artışlarını Bütçe Kanununa ekleyerek 2011 yılı Ocak ayına yetiştirelim dedik ancak kabul etmediniz. Bir maddelik ayrı kanun teklifi verdik, gündeme aldırmadınız; çünkü siz, emekli maaş artışlarını bile torba tasarıya lokomotif yapmaktan çekinmediniz.

Ey emekliler, Hükûmet size kaşıkla vereceğini bazılarına kepçeyle vermek istiyor ve bunu sizi kullanarak yapmak istiyor. Lütfen, AKP’nin bu yeni cinliklerini görünüz, sandıkta dersini veriniz.

Seçimler nedeniyle yeşil kartlılar aleyhine yapılacak bazı düzenlemeler başta olmak üzere, birçok genel sağlık sigortası yükümlülüğü 1/1/2012 tarihine ertelenmektedir.

Değerli milletvekilleri, görüldüğü gibi Hükûmet, bu torba tasarıda da Anayasa değişikliğinde başarı ile uyguladığı taktiğe güvenmektedir. Bonbon şekerleriyle birlikte zehirli hapları millete yeniden yutturmak istemektedir.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet bu torba tasarı ile çalışma hayatında önemli düzenlemeler yapmak istemektedir. Yapmak istediği düzenlemeler çalışanlar lehine olan düzenlemeler değildir. Genç işsizlere ihbar ve kıdem tazminatı ödememek için deneme süresi iki aydan dört aya çıkarılmaktadır. Mevsimlik işçilere, özellikle turizm sektöründe çalışanlara fazla çalışma ücreti ödenmemesi için denkleştirme dönemi iki aydan dört aya çıkarılmaktadır. Hazineden karşılanması gereken istihdamın teşvikiyle ilgili giderler tümüyle işçi, işveren ve devlet katkısıyla oluşan işsizlik sigortasına yıkılmak istenmektedir. Subjektif değerlendirmelere açık olan sektörel ve bölgesel krizler bahane edilerek İşsizlik Sigortası Fonu “Kısa Çalışma Ödeneği” adı altında tümüyle işverenlerin hizmetine sunulmak istenmektedir. “Evden ve uzaktan çalışma” adı altında kısmi çalışma yöntemleri yaygınlaştırılarak çalışanların mali ve sosyal hakları ile iş güvenceleri ve örgütlenme hakları ellerinden alınmak istenmektedir. Kısmi çalışmanın yaygınlaştırılmasıyla birlikte emeklilik hayalleri suya düşen işçilere “Eksik çalıştığınız sürelerin primlerini kendiniz yatırırsanız emeklilik ve genel sağlık sigortasından yararlanabilirsiniz.” denilerek işçilerle âdeta alay edilmektedir. Stajyer öğrenci harçlıkları, 20’den fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde 239 liradan 189 liraya, 20’den az işçi çalıştıran iş yerlerinde 239 liradan 94,5 liraya düşürülmektedir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapatılarak il özel idarelerine sürülen işçilerle belediye işçileri yeni bir sürgüne tabi tutulmak, mali ve sosyal haklarıyla örgütlenme hakları ellerinden alınmak ve güvencesiz bırakılmak istenmektedir.

Değerli milletvekilleri, durum böyle olmakla birlikte Bakanlığın yaptığı basın açıklamasına bakarsak yapılan bu çalışmaların işçilerin lehine olduğu ifade edilmektedir. Değerli milletvekilleri, işçiler niçin sokakta? Kendi lehlerine bazı düzenlemeler yapılıyor da, deli mi bu işçiler? Yani kendi yapılan düzenlemelerin lehlerine olup olmadığının işçiler farkında değil de Sayın Bakan mı farkında?

Değerli milletvekilleri, memurların kadroları iptal edilerek ve keyfî geçici görevlendirmelerin önü açılarak memurların siyasi sürgüne tabi tutulmalarının hazırlıkları yapılmaktadır. Bir gün bile memuriyeti olmayanlar genel müdür ve müsteşar yapılmak istenmektedir. Memur ve işçilerin örgütlenme haklarını kullanmaları engellenmeye çalışılmaktadır. Olumlu sicil alan memurlara altı yıllık bir süreye karşılık verilen bir kademe ilerlemesi hakkı sekiz yıla çıkarılmaktadır. İdarenin yargıda kazandığı birçok davaya yasayla müdahale edilerek belli kesimlere çıkar sağlanmak istenmektedir.

Torba tasarıyla yapılan değişikliklerin yürürlüğü yer yer 2000’li yıllara kadar götürülerek kamunun zararına, belli çevrelerin lehine hareket edilmektedir. Kırk dokuz yıllığına ormandan tahsis alarak turistik tesis yapanların borçları affedilmektedir. Turizmde verilen izinlere aykırı olarak yapılan yapılaşmalarla ilgili cezalar, hem geçmişe hem de geleceğe yönelik olarak azaltılmakta ve azaltılan cezaların ödenmesi kaydıyla her türlü hukuksuzluk meşrulaştırılmak istenmektedir. 2004 yılından itibaren AKP tarafından teşvik amacıyla verilen arsa ve araziler teşvikin gereği yerine getirilmemiş olsa bile yandaşlarına yok pahasına satılmak istenmektedir.

Yap-işlet-devret modeliyle yapılan ihale sözleşmeleri Yüksek Planlama Kurulunun denetiminden kaçırılmak istenmektedir.

BDDK, SPK, Türkiye Kalkınma Bankası ve Vakıflar Bankasının merkezi İstanbul’a taşınarak Ankara’nın içi boşaltılmak istenmektedir.

Değerli milletvekilleri, zehri bol, bonbon şekeri az bir tasarıyı görüşmekte olduğumuzu ifade ediyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.

Buyurun Sayın Günal. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu görüştüğümüz aslında bir kanun tasarısı değil, Sayın Başbakanın tabiriyle –en son söyleyeceğimi baştan söylüyorum- bir “ucube” tasarıdır. Yani önce “torba” dedik, “çorba” dedik, çuvala döndü, en son Akdeniz tabiriyle “harar”a döndü, böyle pamuk bastığımız balyalar vardır, daha geniş, daha çok kilo tutsun diye. Maalesef cumhuriyet tarihinde yaşanmamış bir şekilde, kanun yapma tekniğine aykırı, mevzuata aykırı ve kamu yönetimini derinden sarsacak bazı düzenlemeler içeren, devletin temeliyle ilgili bazı düzenlemeler içeren bir tasarıyı böyle bir takvimde, gece yarısı, sabahlara kadar tartışıyoruz. Dün ikide bitti diye, arkadaşlarımız “erken oldu” diyorlar. Maalesef böyle bir garabetle karşı karşıyayız. Öncelikle onu belirtmem gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, kanun yapma tekniğinin ötesinde İç Tüzük de hiçe sayılarak böyle bir çalışma yapılıyor. Burada sekiz dokuz tane ayrı ihtisas komisyonunu ilgilendiren maddeler bu tasarının içerisinde var. Sizlerin hakkı gasbediliyor değerli milletvekilleri. Sizlerin o komisyonda bunları tartışmış olmanız gerekiyordu eksiğini fazlasını. Bu bütün milletvekillerimize ve ihtisas komisyonlarına saygısızlık içeriyor. Otuz tane ayrı bakanlık ve kuruluşu ilgilendiren maddeler var değerli arkadaşlarım. Ben merak ediyorum -şimdi yanıma birçok şeyi aldım ama bakın, tasarıyı alamadım, yani ağırlığından- kaç kişi bunu alıp da bakabildi, o maddelerin tamamına kaç kişi vakıf oldu, gerçekten merak ediyorum. Ben bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak hepsine bakmama rağmen hâlen daha dönüp dönüp tekrar incelemek durumunda kalıyorum.

Yani ön sıralarda var, görüyorum, bütün gruplarda ön sıralarda birer tane numune var, arkadaşlarımız koymuşlar, arka sıralarda göremiyorum ben. Açıkçası bu bir garabet. Belki gülüyoruz ama ağlanacak hâlimize. Gerçekten ansiklopedi gibi oldu. Allah’tan iki üç cilt olarak seri hâline getirmediniz. Elli altı tane içerisinde kanun teklifi eklensin diye koyduk. Yedi dakika sürdüğünü arkadaşlarımız söylemişti, geneli konuşulurken saymışlar yani içerisindeki kanun tekliflerini de saydığımız için. Bazılarını önergeyle içine dahil etmeye çalıştık ama ya Allah rızası için sizin de şu teklifiniz var diye onların da çoğunu dikkate almadan...

Daha önce söylemiştim, “Burada stok affı yapılıyor…” madde konuşulurken. Bu arada stoktaki bazı kanun tekliflerini de eritmiş olalım diye arkadaşlarımız elli altı tanesini içine koymuşlar. Böylece kanun teklifi stokunda da biz de af kanunuyla beraber biraz azaltma yapmış olduk. Bir o işe yaradı galiba. Önergelerin çoğu dikkate de alınmadı.

Şimdi, değerli arkadaşlar, İç Tüzük’le beraber burada başka bir garabet daha var. Bakın, şimdi Başbakanlık bir yönetmelik çıkarmış, -kanun, tüzük, mevzuat, yönetmelik hazırlamak- Mevzuat Hazırlama Yönetmeliği. Orada söylüyor, diyor ki 17’nci maddesinde; bir tanesini okuyayım, beraberce bakın bakalım, buna uyuyor musunuz, uymuyor musunuz: “Konu itibarıyla aralarında bağlantı bulunması sebebiyle birden fazla mevzuatta düzenleme yapılmasını gerektiren hâller dışında bir çerçeve taslak ile birden fazla düzenlemenin hükümlerinde değişiklik yapılamaz. Yapılacak değişiklikler her düzenleme için ayrı ayrı çerçeve taslaklarla yapılır.” Yani bir tanesini okudum size. Bakın, 4’üncü maddede yer alan ilkelere uyulmuyor bu yönetmelikle, hiçbir şekilde. 6’ncı maddesinde ilgili kuruluşlardan görüş alınmadığını da… Bazılarından alınmış kalmış. Çünkü ilgili kuruluştan görüş aldığınızda yirmi otuz maddeydi, siz getirdiniz yüz yirmi dokuza, ondan sonra geldi iki yüz küsura. Yani yönetmeliğin 4’üncü maddesi de, 3, 10, 24’üncü maddelerindeki düzenleyici etki analizi de, hiçbirisi yok.

Dolayısıyla, özet olarak, bu bir ucube torbadır, tasarıdır, kanun tasarısıdır. Ben Sayın Başbakandan heykel konusunda gösterdiği hassasiyeti bu konuda da göstermesini ve bu ucubeyi ortadan kaldırmasını öncelikle istirham ediyorum. O konularda onun sözünü dinliyorsunuz çünkü. Doğrudan kendisini onun için referans gösterdim.

Değerli arkadaşlarım, burada başka bir şey daha var. Bu kanun mevzuata aykırıdır dedik. Bu kanun ucubedir, bu kanun hararı da geçmiştir. Ama daha da önemlisi, bu kanun AKP’nin seçim kanunu. Her ne varsa içine, seçime kadar olması gereken, aman koşun yetiştirin… Geceleyin saat ikide bile arkadaşlarımız, bürokratlar oralarda koşuşturarak bize son anda “Aman bu da geldi, aman bu da geldi…” Biz aceleyle, ne geldi diye sırasını bile şaşırdık. Yani o süreci maalesef yaşadık. Gece yarısı ikide bunu gördük.

Peki, burada başka ne var daha önemli olan? İşçiler dışarıda -az önce Sayın Öztürk de söyledi- çalışanlar dışarıda, gösteri yapıyorlar. Kamu çalışanlarıyla, işçi temsilcileriyle, sendikalarla… Hani şu referandumda vadettiğiniz Ekonomik ve Sosyal Konseyi toplayarak örneğin, onlarla çalışmadan buraya getirirseniz doğal olarak tepkiler devam eder.

Başka? Bir gün bile memuriyeti olmayan birisini on iki yıl dışarıda çalıştı diye müsteşar yapamazsınız. Böyle bir şey olur mu? Bu, kamu personel rejimini kökünden sarsan bir düzenleme. Bunu getirip de böyle bir çorbanın içerisine koymanın bir âlemi var mı? Burada Devlet Memurları Kanunu’yla ilgili zaten bir tasarı vardı, gündemde bekleyen bir tasarı vardı, onu da bunun içine koydunuz. Bunun ne acelesi var, nedir, yani nereden mal kaçırıyorsunuz, anlamakta zorlanıyoruz. Bunun acelesi nedir? Bu kadar insan mağdur. Yeniden yapılandırmayı bekliyor, vergi yeniden yapılandırmasını, prim yeniden yapılandırmasını bekliyor. En baştan söyledik, bunları getirin çıkaralım diye değerli arkadaşlar. Yukarıda konuştuk, kanun ilk geldiğinde konuştuk. Bütün muhalefet milletvekilleri olarak geldik, dedik ki: “Gelin, şu acil olan kısmı çıkaralım, diğerlerine bakın sonra, bunlarda bir dayatma var.” Asıl olan, burada içeriğinden ziyade AKP Hükûmetinin dayatmacı tavrı önemli.

İşçiler niye isyan ediyor, niye dışarıda? Siz her şeyi dayatırsanız, “Biz yaptık, oldu.” derseniz olmaz ki, onlarla bir uzlaşma aramanız lazım. Yani ben merak ediyorum, bunun hangisi acil? İki yüz kırk küsur madde var, hangisi acil bana söyler misiniz? “Bu yeniden yapılandırmada olanları çıkaralım.” demiştik; geri kalanlara bakın, çalışma hayatıyla ilgili olan, Devlet Memurları Kanunu’yla ilgili olan… Hadi bunların hepsini geçtik, geldiniz… Finansal kuruluşların taşınmasının bu kanunun içerisinde ne işi var arkadaşlar? BDDK’nın taşınmasının, SPK’nın taşınmasının, bankaların taşınmasının bu kanunda ne işi var? Gerçekten anlamakta zorlanıyorum çünkü bunlar, dediğim gibi, uzun uzun tartışılarak dikkate alınması gereken, görüşlerin alınması gereken kanunlar. Merkez Bankasını sağ olsun Sayın Bakan şimdilik kaydıyla -Sayın Babacan’a sorduk- “Taşınmaktan vazgeçtik.” dediler ama 56’ncı sıradaki teklifde hâlâ duruyor -Sayın Veysi Kaynak’ın, arkadaşlarımızın teklifleri- “Merkezi İstanbul’dadır.” diye.

Ben size bir şey okumak istiyorum bu taşımayla ilgili: “Ey, kardeşim, Halk Bankasını satıyorsan niye taşıyorsun? Bırak, alan taşısın. Bu onun sorumluluğunda. Ankara’dan Şekerbank gitti, İş Bankası gitti, TMSF gitti, şimdi SPK gitsin, BDDK gitsin, Merkez Bankası gitsin, Ziraat niye gitsin? Özellikle Merkez Bankası gidince ne olacak? Ziraat İstanbul’a gidince tarım mı yapacak? İstanbul tarım kenti mi oldu? Döviz kurunu mu Merkez Bankası dengeye getirecek?” diye söylemiş 2006 yılında. Kim söylemiş? Kabinenin üyesi Zafer Çağlayan Ankara Sanayi Odası Başkanıyken söylemiş. Bir tane de sorusu var Ankara milletvekillerine. Sayın Babacan’a Komisyonda sordum, cevap vermedi. Bakıyorum, burada yokmuş, Sayın Maliye Bakanımız burada. Diyor ki: “Ben Ankara milletvekillerinden ‘Milletvekillikleri döneminde Ankara’dan kopartılan taşlar neler olmuştur? Arkadaş, sen neden İş Bankasının, Şekerbank’ın, Merkez Bankasının, SPK’nın ve diğerlerinin gidişini engellemedin? Bunların götürülmesi noktasında ne yaptın?’ diye soracağım.”

Ben Sayın Zafer Çağlayan’ın adına sizlere soruyorum, Ankara milletvekilleri başta olmak üzere ve ekonomiden sorumlu bakanlar başta olmak üzere: Başkent İstanbul’a taşınırken ne yaptınız, ne yapıyorsunuz?

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Allah kimseyi bu duruma düşürmesin!

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hiçbir yerde bir coğrafi finans kenti yok, finans bölgesi yok, tekstil kent gibi böyle bir şey yok.

S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Mehmet Bey, Sayın Çağlayan daha sonra bakan olacağını nereden bilsin?

MEHMET GÜNAL (Devamla) - Amerika’da bütün bu kuruluşlar Washington DC’de, onlar bilmiyor, AKP Hükûmeti her şeyi çok iyi biliyor, maşallah! Yani SPK’nın karşıtı Washington’da, Merkez Bankası karşıtı Washington’da, sizin çok sevdiğiniz IMF Washington’da, Dünya Bankası Washington’da, TMSF’nin benzeri FDIC Washington’da, onlar bilmiyor New York’a taşımayı, hepsini siz akıl ettiniz. Vallahi bu kadar! Yani pes!

Haydi oraya geldi, Ataşehir’de ne işiniz var? Bunları daha sonraki maddelerde konuşacağız. Bu bir siyasi proje, İstanbul’u başkent yapmanın… Biz de buna karşı durmaya devam edeceğiz.

Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Günal.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Hakkâri Milletvekili Sayın Hamit Geylani.

Buyurun Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)

BDP GRUBU ADINA HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa tasarısının dördüncü bölümü üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün Ankara’da emek kesimine yapılan haksız, hukuksuz saldırıyı geçiştirmek mümkün değildir. Görüştüğümüz torba yasa tasarısını protesto etmek ve eleştirmek herkesin en demokratik hakkıdır. Bu temelde yasanın geri çekilmesi için bugün Türkiye’nin dört bir yanından gelen DSİK, KESK, TMMOB, TTB ve diğer kuruluşlar, binlerce kişi Kızılay’da buluştular. Bundan doğal bir şey olabilir mi? Ama ne yazık ki Türkiye’de ve özellikle AKP Hükûmeti döneminde hak arama, protesto hakkı ve ifade özgürlüğü şiddet yöntemleriyle bastırılıyor, halkın ve emekçilerin sesi hep kısılmak isteniyor.

AKP Hükûmeti haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı çıkan ve seslerini duyurmak isteyen hiçbir muhalif kesime de tahammül edememektedir. Bugün Kızılay Meydanı’nda ortaya çıkan savaş görüntüleri Mısır’daki Tahrir Meydanı’nda günlerdir devam eden görüntülere benzememeliydi. İşçiye, emekçiye bu dondurucu kış gününde tazyikli su, gaz bombası ve coplarla saldıran, birçok kişiyi yaralayan ve gözaltına alan AKP Hükûmetini, İçişleri Bakanını, gösteriye izin vermeyen Ankara Valisini kınıyor ve yadırgıyoruz. Bu insanlar hangi gerekçeyle Meclise yürümek istediler? Herhâlde bunlar yakmaya yıkmaya gelmiyorlardı. Gasbedilmek istenen haklarını geri almak için anayasal ve demokratik haklarını kullanarak meşru bir eylem gerçekleştirmek istediler, hepsi bu kadar.

Değerli arkadaşlar, AKP Hükûmeti ne zaman istihdam yaratmaktan, işsizlik ile mücadeleden bahsetse mutlaka altından sermaye sahiplerine, patronlara teşvik çıkıyor; ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından yeni hak gaspları, işsizler için oluşan fonun yağmalanması gündeme geliyor. Değerli arkadaşlar, AKP Hükûmetinin işsizlikle mücadele etmek ve sosyal güvenlik sistemini geliştirmek diye bir derdi ve amacı hiç yoktur. Hükûmetin amacı sermayeye yeni kâr alanları açmak, onları daha da güçlü hâle getirmektir.

Eğer işsizlikle gerçekten mücadele etmek isteniyorsa çalışma sürelerinin kısıtlanmasını gündeme getirmeleri gerekiyor. Türkiye dünyanın en uzun çalışma sürelerine sahip ülkelerinin başında gelmektedir. Buna karşın, en az ücretli izin hakkı veren Türkiye’dir yine. Emekçilerimiz Avrupalı işçiye göre haftada ortalama on saat daha fazla çalışmaktadırlar. Çalışma sürelerinin kısıtlanması hâlinde patronlar istemese de yeni işçi almak  zorunda kalacaklardır ama çalışma sürelerini gündeme getiremiyorsunuz; varsa yoksa esneklik, varsa yoksa ucuz emek sömürüsü gündemdedir.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet işçilerin, emekçilerin haklarını kısmanın yolunu toplumun beklentileri ile işçi gasplarını aynı yasanın çuvalına koyarak arıyor. Bir yandan vergi affı, öğrenci affı, emekli maaşlarının iyileştirilmesi, diğer yandan ise daha fazla sömürü anlamına gelen esneklik, gençlere güvensizlik, stajyer ve çırakların ücretlerinde düşüş, taşeronlaşma, kadrolu çalışanlara sürgün dayatılmaktadır. Buna ilave olarak patronlara vergi indirimleri, teşvikler ve destekler de yasanın içinde yer alıyor, torba böylece büzülmek isteniyor.

Tasarıda, sözleşmeli çalışanların sendika üyeliklerinden bahsedilirken toplu eylem ve greve başvurmaları yasaklanıyor. İşte birbirleriyle çalışan iki istem, işte size bir çifte standart daha. 657 sayılı Yasa’daki yasaklar arasında sayılan “engelleme” ibaresi, “kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme” şeklinde değiştirilerek bununla kamu emekçilerinin sendikal hak arama yollarına getirilen sınırlandırma genişletiliyor.

Tasarının kabulü hâlinde, küçük sanayi sitelerini omuzlarına alan 360 bin resmî çırağın denetimsizlik nedeniyle hakları yeterince korunamayan 200 bin stajyerin ücretleri de düşecektir. Onların asgari ücretleri dikkate alınırken, kayıt dışı çalıştırılan yüz binlerce gencimizin, işçinin ücretleri de bu durumdan etkilenmeye mahkûmdur.

Yine, 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerle de sözleşmeli ve ücretli çalıştırma gibi, esnek ve güvencesiz istihdam tüm kamu alanlarında yaygınlaşacaktır. Kamu emekçileri de başka kurumlara ödünç verilebilecek. Norm kadro fazlası kamu emekçileri, ihtiyaç fazlası personel olarak da 4/C’ye geçirilmek istenmektedir. Kamu emekçisi esnek çalışacak, geçici görevlendirmelerle yasal olarak altı aya kadar sürgüne gönderilebilecek, hak arama şartları böylelikle oldukça zorlaştırılacaktır.

Değerli arkadaşlar, bilindiği gibi, 2008 yılında, istihdam maliyetlerini düşürmek üzere işverenlerin sosyal güvenlik prim katkıları düşürülmüştü. Bu prim hepimizin kasasından yani hazineden yani yoksul halkın vergilerinden alınmaktaydı. Her ay 9 milyon kişinin yaklaşık 50 TL’lik işveren sigorta payını devlet ödüyor. İşçiye, işsize gelince “Kaynak yok.” deniliyor çünkü artık yardım da parası olana yapılıyor, fakire yapılmıyor, daha büyük sermaye sahiplerine yapılıyor. Yine, bu yetmiyormuş gibi, torbaya yeni teşvikler de ilave edilmiş durumda. Bu teşvikten faydalanan sermayedar, aynı zamanda, İşsizlik Fonu’ndan da yeni aldığı işçi için teşvikler alacaktır, teşvik üstüne teşvik tabii. Patronlar sosyal güvenlik sistemine katkı vermekten de muaf tutulacaklardır. Kaynak ise, her zaman olduğu gibi, İşsizlik Fonu. Şirketlerden alınan vergilerde yapılan indirimlere de aynı hızla devam edecektir.

Tasarıyla birlikte on binlerce belediye ve il özel idaresi işçisi millî eğitim veya emniyet teşkilatının taşra teşkilatlarına sürgün olarak gönderileceklerdir. Atandığı yerde beş gün içinde işe başlamaması durumunda ise işini kaybedecek konuma gelecektir. İhtiyaç fazlası bildirilen belediye beş yıl boyunca yeni işçi alamayacak, taşeron ile anlaşacak, taşeronlaşma yaygınlaşacaktır; amaç bu. Şirketler, artık, daha az kadrolu istihdamı tercih edeceklerdir; sadece ihtiyacı kadar işçi çalıştıracak, esneklik artacak, uzaktan ve evden çağrı üzerine çalışma yaygınlaşacaktır. Turizm sektöründe denkleştirme süresi dört aya çıkacak, bu uygulamayla çalışma saatleri artacak, fazla mesaiden kaynaklı haklar gasbedilecektir.

Değerli arkadaşlar, torba yasanın çalışma hayatında yaptığı olumsuz değişikliklerin tasarıdan çıkarılması gerektiğini bir kez daha altını çizerek vurgulamak istiyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şahsı adına Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın dördüncü bölümü üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, bu torba kanun tasarısı, birçok kurumu, kuruluşu ve Türkiye'de yaşayan her kesimi ilgilendiren kanun tasarılarının getirilip dâhil edildiği ve alt komisyonlarda görüşülerek yaklaşık olarak üç dört hafta da burada, Genel Kurulda görüşeceğimiz bir kanun tasarısı. Lakin, burada sizin iddia ettiğiniz gibi, bu kanun tasarısı içinde -ki geçen maddelerde- insanları memnun eden, tatmin eden konuların bulunmadığı kamuoyunca bilinmektedir. Diyeceksiniz ki “Bunu nereden çıkartıyorsunuz?” Oradan sayın milletvekilim bakıyor. Kamu-Sen, bu torba kanunla ilgili, Tekirdağ’da gezdiğimiz zaman, bir şeyler verdi ve ben size bunu burada bildirmek istiyorum. Diyorlar ki: “Güzel ama bu kanun tasarısıyla bizim dokuz senedir masalarda konuştuğumuz konuların bazıları gündeme getirildi. Bizim görüşümüz alınmadan getirilen kanun tasarıları da bize verilenler kadar bizden alıp götürdü.”

Bakın, ben size burada bir şey okumak istiyorum, diyor ki: “Türkiye Kamu-Sen’in mücadele ederek torba kanun tasarısına dâhil etmeyi başardığı maddelerin yanında, Hükûmetin memurlarımızın taleplerini görmezden gelerek tek taraflı olarak hazırlayıp tasarıya eklediği konular da bulunmaktadır. Ne yazık ki bu konular torba kanunla getirilen olumlu düzenlemelerin kazançlarını ortadan kaldıracak düzeydedir. Öyle ki olumsuz bulduğumuz ve karşı çıktığımız maddelerin özünde kamunun işleyişi, yapısı ve düzenini bozma amacı yatmaktadır. Bu nedenle, tasarının götürdükleri getirdiklerinin çok üzerindedir.”

Sayın milletvekilleri, onun için, bakıldığı zaman, tabii ki bu tasarının iyi yönleri var. Burada yüz, iki yüz maddenin hepsinin de yanlış olduğunu hiç kimse savunmuyor ama burada, hazırlanan tasarının memurlardan, kamu çalışanlarından götürdüklerini şöyle bir sıralamak istiyoruz: Kamuya özel sektörden üst düzey yöneticiler atanması sağlanarak hükûmet memuru uygulamasından geçilmektedir. Aynı zamanda, kadrosu kaldırılan memurları sürgün edebilmenin önü açılmaktadır. Bu kanun tasarısıyla, torba kanun tasarısıyla kamuda kısmi zamanlı, çağrı usulüne göre, güvencesiz ve düşük ücretli eleman çalıştırmanın önü açılmaktadır. Bir başka deyişle, aynı bu tasarının içinde, kamu kurum ve kuruluşlarının devlet karşıtı görüşlerin yer aldığı yayınların barınağı hâline getirilmesi mümkün kılınmaktadır. Tasarı, eklenen ve çıkarılan maddeler nedeniyle yamalı bohçaya dönmüş, kamu çalışanları AKP’nin oyuncağı hâline getirilmiştir.

Bunları ben söylemiyorum Sayın Milletvekilim.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sen söylemiyorsun!

KEMALETTİN NALCI (Devamla) - Bunları Kamu-Sen, aynı şekilde Türkiye Kamu-Sen’in hazırlamış olduğu raporlardan sizlere ben buradan aktarıyorum. Lütfen dinleyin. Dinleyin, belki bunların içinden sizin de bir bakacağınız konular çıkabilir Sayın Milletvekilim.

Geçici görevlendirmelerin bir yılda altı ayı geçemeyeceği hükme bağlanarak sendikal baskılar ve yıldırma politikalarının yasal kılıfı hazırlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, burada beş dakikalık zamanda kamu çalışanlarının bu tasarıyla ne kadar zarara uğratıldığını ve haklarının gasbedildiğini burada inşallah bundan sonraki konuşmalarda yeniden dile getireceğimizi bildirir, hepinizi saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Nalcı.

Şahsı adına Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın dördüncü bölümü hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, kanun tasarısının bu bölümünde, istihdamın artırılmasına, çalışma hayatının iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler ağırlıklı olarak yer almaktadır. Ben, sürem yettiğince bu düzenlemelerden bazıları hakkındaki görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının 24’üncü maddesi ile 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na, kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını ve istihdamını artırmak, yeni istihdam yaratılmasını teşvik etmek ve çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik riskini azaltmak, mesleki ve teknik eğitimi özendirmek, kalite ve etkinliğini artırmak amacıyla yeni bir geçici madde ilave edilmektedir. Bu maddeyle, teşvik uygulamasının 31/12/2015 tarihine kadar sürdürülmesi öngörülmekte ve Bakanlar Kuruluna da bu süreyi beş yıl daha uzatma yetkisi verilmektedir.

Yapılan düzenlemeyle, maddede yazılı diğer şartları taşımaları kaydıyla, özel sektör işverenlerince işe alınan on sekiz yaşından büyük ve yirmi dokuz yaşından küçük erkekler ile on sekiz yaşından büyük kadınlardan mesleki yeterlilik belgesine sahip olanlar kırk sekiz ay süreyle, mesleki ve teknik eğitimi tamamlayanlar veya iş gücü yetiştirme kurslarını bitirenler otuz altı ay süreyle, hiçbir belge veya niteliğe sahip olmayanlar yirmi dört ay süreyle; yirmi dokuz yaşından büyük erkeklerden mesleki yeterlilik belgesine sahip olanlar, mesleki ve teknik eğitimi tamamlayanlar veya iş gücü yetiştirme kurslarını bitirenler yirmi dört ay süreyle; çalışmakta iken bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra mesleki yeterlilik belgesi alanlar, mesleki ve teknik eğitimi tamamlayanlar veya iş gücü yetiştirme kurslarını bitirenler on iki ay süreyle; bunların İŞKUR’a kayıtlı işsizler arasından alınmış olmaları hâlinde öngörülen sürelere ilave olarak altı ay süreyle; on sekiz yaşından büyüklerden hiçbir mesleki belge ve niteliğe sahip olmayanlar, İŞKUR’a kayıtlı işsizler arasından işe alınmaları hâlinde altı ay süreyle desteklenecekler ve prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, koşulların devamı süresince İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacaktır. Özetle, elli dört ay ile altı ay arasında, statülerine göre, işveren sigorta primleri İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacaktır. Bu şekilde, kadın ve genç istihdamının teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin her geçen gün cazibe merkezi hâline gelmesi nedeniyle çevre ülkelerden ülkemize doğru yoğun bir şekilde iş gücü göçü yaşanmaktadır. Tabiidir ki yasal olmayan yollardan genellikle ülkemize çalışmak için gelenlerle etkili bir şekilde mücadele edilmesi de gerekmektedir. 4817 sayılı Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’da yer alan bazı eksiklikler nedeniyle, izinsiz çalışan yabancıların denetiminde ve izinsiz çalışan yabancılarla bunları çalıştıranlara kanunda öngörülen yaptırımların uygulanmasında bazı aksaklıklar yaşanmaktadır. Tasarının 75’inci maddesiyle 4817 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinde değişikliğe gidilerek, kolluk güçleri tarafından yapılan denetimlerde izinsiz çalıştığı tespit edilen yabancılara ve bunları çalıştıranlara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlerince ikinci bir inceleme yapma ihtiyacı hissetmeden, doğrudan idari yaptırım uygulanmasına imkân getirecek denetimlerin etkinleştirilmesi amaçlanmıştır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere, 4857 sayılı Kanun’da kadın işçilerin doğum izni kullanmalarına yönelik kurallara yer verilmiştir. Mevcut düzenlemeye göre, kadın işçiler doğumdan önce sekiz hafta, doğumdan sonra da sekiz hafta olmak üzere toplam on altı hafta süreyle ücretli doğum izni kullanabilmekte, doğumdan önce, doğuma üç hafta kalana kadar çalışmaları durumunda, doğumdan önce kullanmadıkları izin sürelerini doğum izinlerine ekleyerek kullanabilmektedirler. Ancak, hepinizin bildiği gibi, erken doğum hâlinde kullanılmayan doğum öncesi izinlerin ne şekilde kullanılacağı belli değildir. Yapılan düzenlemeyle, erken doğum nedeniyle doğum öncesi kullanılamayan izinlerin de doğum sonrasında kullanılması öngörülmüştür.

Tasarının hayırlı olması temennisiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Sali.

Sayın milletvekilleri, dördüncü bölümün görüşmelerine devam olunmasına dair İç Tüzük’ün 72’nci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır, gerekçesiyle birlikte okutuyorum

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

TBMM İçtüzüğü'nün 72 nci maddesi uyarınca, görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 4 üncü Bölümünün görüşmelerinin devamına karar verilmesini arz ve teklif ederiz.

 

M. Akif Hamzaçebi

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Harun Öztürk

 

Trabzon

Malatya

İzmir

 

Sacid Yıldız

Hüseyin Pazarcı

Bülent Baratalı

 

İstanbul

Balıkesir

İzmir

Gerekçe:

Hükümet, kriz Türkiye'yi teğet geçecek demesine rağmen, gerekli tedbirler zamanında alınmadığı için, artan işsizlik ve iflaslar nedeniyle dünyada krizden en çok etkilenen ülke bizim ülkemiz olmuştur.

Hükümet programlarında; kayıtdışı ekonomiyi ödüllendiren, kamuya olan güveni sarsan ve kayıtdışılığı özendiren her türlü af ve borç yapılandırılması beklentisinin önüne geçilecektir, denilmesine rağmen, dokuz yıllık dönemde defalarca af tasarısı yasalaştırılmıştır.

Sayın Başbakan, dilediği tasarıyı dilediği komisyona havale ettirerek, toplumun değil kişilerin özel çıkarlarını kollayan tasarıları ihtisas komisyonlarından ve kamuoyundan kaçırmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı seçimleri ile Anayasa değişikliklerinde ortaya konulan dayatmacı tavır sürdürülmektedir.

Geçen hafta Adalet Komisyonunda yüksek yargıyı ele geçirmeye yönelik tasarının görüşmeleri sırasında yaşananlar hepimizi derin kaygılandırmıştır.

Hükümet, bu Torba Tasarı ile muhalefetin itiraz etmediği; yeniden yapılandırma, SSK ve Bağ-Kur emekli maaş artışları, öğrenci affı gibi konuları ile birlikte, adrese teslim bazı düzenlemeleri de yasalaştırmak istemektedir.

9 yıldır beceriksiz yönetimi ile milleti borç batağına saplayan AKP, şimdi seçim öncesi bir şey yapıyormuş gibi görünmeye çalışmaktadır.

Ekim 2010'da, SSK ve Bağ-Kur emekli maaşlarına en az 60 lira artış yaptığını müjdeleyen Sayın Başbakana, bu maaş artışını yapmak için niçin Torba Tasarıyı beklediğini sormak gerekir.

Maaş artışlarının 2011 bütçe kanununa eklenmesi önerimizi niçin reddettiklerini sormak gerekir.

Bu konudaki bir maddelik ayrı kanun teklifimizi niçin gündeme aldırmadıklarını sormak gerekir.

Bu soruların cevabı, yetersiz maaş artışlarının Hükümet tarafından Torba Tasarıya lokomotif olarak konulmasında aranmalıdır.

Bu Torba Tasarıda da, bonbon şekerlerinin yanında zehirlileri de vardır.

Gençlere ihbar ve kıdem tazminatı ödememek için deneme süresi iki aydan dört aya çıkarılmaktadır.

Mevsimlik işçilere, özellikle turizm sektöründe çalışanlara, fazla çalışma ücreti ödememek için denkleştirme dönemi 2 aydan 4 aya çıkarılmaktadır.

Hazineden karşılanması gereken istihdamın teşvikiyle ilgili giderler, tümüyle işsizlik sigortasına yıkılmaktadır.

Sektörel ve bölgesel krizler bahane edilerek, işsizlik sigortası fonu, kısa çalışma ödeneği adı altında tümüyle işverenlerin hizmetine sunulmaktadır.

Kısmi çalışma, evden ve uzaktan çalışma yöntemleri ile yaygınlaştırılarak çalışanların mali ve sosyal hakları, iş güvenceleri ve örgütlenme hakları ellerinden alınmaktadır.

Kısmi çalışmanın yaygınlaştırılmasıyla birlikte, emeklilik hayalleri suya düşen işçilere, eksik çalıştığınız sürelerin primlerini kendiniz yatırırsanız, emeklilik ve genel sağlık sigortasından yararlanabilirsiniz diyerek, işçilerle âdeta alay edilmektedir.

İl özel idarelerine sürülen işçiler, yeni bir sürgüne tabi tutulmak, mali ve sosyal hakları ile örgütlenme hakları ellerinden alınmak ve güvencesiz bırakılmak istenmektedir.

Kadroların iptali ve keyfî geçici görevlendirmeler yoluyla memurların siyasi sürgüne tabi tutulmalarının hazırlıkları yapılmaktadır.

Bir gün bile memuriyeti olmayanlar genel müdür ve müsteşar yapılmak istenmektedir.

Turizmde, verilen izinlere aykırı olarak yapılan yapılaşmalarla ilgili cezalar, hem geçmişe hem de geleceğe yönelik olarak azaltılmakta ve azaltılan cezaların ödenmesi kaydıyla her türlü hukuksuzluk meşrulaştırılmaktadır.

AKP tarafından 2004 yılından itibaren teşvik amacıyla verilen arsa ve araziler, teşvikin gereği yerine getirilmemiş olsa bile, yandaşlara yok pahasına satılmak istenmektedir.

Yap-İşlet-Devret modeliyle yapılan ihale sözleşmeleri YPK'nın denetiminden kaçırılmak istenmektedir.

BDDK, SPK, Türkiye Kalkınma Bankası ve Vakıflar Bankasının merkezleri İstanbul'a taşınarak Ankara'nın içi boşaltılmak istenmektedir.

Yükseköğrenimde okuldan atılma kaldırılıyor görüntüsü altında, paralı yükseköğrenime adım atılmak istenmektedir.

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama…

BAŞKAN – Evet, önergenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır, onu yerine getireceğim:

Sayın İnce, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Karaibrahim, Sayın Çöllü, Sayın Koçal, Sayın Erbatur, Sayın Tütüncü, Sayın Köktürk, Sayın Güner, Sayın Özkan, Sayın Kaptan, Sayın Süner, Sayın Aydoğan, Sayın Dibek, Sayın Topuz, Sayın Hamzaçebi, Sayın Soysal, Sayın Pazarcı, Sayın Ersin.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, ismini okuduğumuz arkadaşlarımız soru için sisteme girmişlerdi ama silindi. Ben, onların isimlerini tekrar okuyorum, sırasıyla kendilerine söz vereceğim: Sayın Ağyüz, Sayın Tankut, Sayın Paksoy, Sayın Asil, Sayın Akkuş, Sayın Işık ve Sayın Taner.

Evet, Genel Kuruldaysa bu arkadaşlarımız sisteme girerlerse soru-cevap işlemini başlatacağım.

Evet, saygıdeğer milletvekilleri, on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.

Sayın Ağyüz, buyurun efendim.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, emeklilerin zamlı maaşı aylar önce Sayın Tayyip Erdoğan, Başbakanımız tarafından açıklanmıştı. Bu ay emekli maaşları zamlı verilemedi. Emekliler zamlı maaşı ne zaman alacak, farklarla birlikte mi vereceksiniz, yoksa onu da bir süre sürüncemede mi bırakacaksınız?

Bu TMSF malları niye hep AKP’ye yakın sanayici, iş adamı geçinen insanlara haraç mezat satılıyor? Mesela CINE 5 yine satışa çıktı. Bir tek firma katılmış, aynen ATV, Sabah gibi ve bu şirket 26/1/2011’de kuruluyor, 1 Şubatta ihaleye giriyor. Bu dikkat çekici bir şey değil mi? 40 milyon dolarlık işe 21 milyon dolar veriyor. Yani gene bu işin de ona verileceği belli. Şirketin kuruluşuna bak, işe ihaleye girişine bak. İhaleye giren şirketin kuruluşunun nerede yapıldığını bir inceleyin bakalım. Kimin avukatı, hangi siyasinin avukatının bürosunda kuruldu bu?

Emlak vergisine bu yıl zam olmayacağını Sayın Bakan açıkladı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ağyüz.

Sayın Tankut…

YILMAZ TANKUT (Adana) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, bu tasarı çerçevesinde kamu alacaklarının yapılandırılması sonucu ceza ve faizlerden kaynaklanan toplam ne miktarda alacaktan vazgeçilecektir? Yine bu zamana kadar tahsil edilemeyen kamu alacaklarının tahsil edilmesi beklenen toplam tutarı ne olacaktır? Tahsil edilmesi beklenen tutarlar tahsil edildiğinde bu paraların öncelikle hangi alanlarda ve ne amaçla kullanılması öngörülmektedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Paksoy…

MEHMET AKİF PAKSOY (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, Hükûmet tasarısında yer alan ve kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan uzmanları aynı statüye getirerek ücretlerinde iyileştirme yapılmasını öngören düzenleme Hükûmet ve AKP Grubu tarafından önce değişiklik yapılmış, sonra tümüyle tasarıdan çıkarılmıştır. Sayın Bakan, şimdi bu düzenlemeyi yapmıyorsunuz, daha sonra yapmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız, bir takvim verir misiniz?

İkinci sorum da: Borcunu zamanında ödeyen vatandaşlarımıza telafi edici kolaylıklar sağlamayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Paksoy.

Sayın Taner…

RECEP TANER (Aydın) – Sayın Bakan, daha önceki yapılandırmalarda SGK’ya tabi sigortalıların çalışma boşluklarının borçlanılması maddesi vardı. Bu düzenlemede bunu göremedik. Geçici maddelerde hizmet borçlanmasıyla ilgili bir önerge versek nasıl değerlendirirsiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Asil…

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakan, konuşmamda da değindim, şimdi de soru hâlinde size tevdi ediyorum: Erkek, askerlik görevi sürelerini borçlanırken sigortalılığın başlangıç tarihi sorulmuyor. Sigortalı işe girdiği tarihten önce askerlik görevini yapmış ise askerlikte geçen süreleri borçlanabiliyor. Borçlandığı gün kadar sigortalılığın başlangıcı da geriye yürüyor. Kadın, doğumunu sigortalı işe girdiği tarihten önce yaptıysa doğum borçlanma isteği kabul edilmiyor. Sayın Bakan, Anayasa’nın 10’uncu maddesinde “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.” ibaresine rağmen, niçin kadınlara karşı ayrımcılık içindesiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Akkuş…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakan; işsizlik sigortasından istifade edenler aynı zamanda sağlık hizmetlerinden de faydalanıyor ancak emeklilik sigortasından faydalanamıyor. İşsizlik sigortasından istifade edenlerin emeklilik sigortasından da istifade ettiği birçok ülke bulunmaktadır. Bu hak sahiplerinin emeklilik sigortasından da faydalanmaları konusunda bir çalışma yapmayı düşünür müsünüz? Bu, verilmesi gereken gecikmiş bir hak değil midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, TEDAŞ’a bağlı işletmelerde “kapsam dışı personel” adıyla çalıştırılan üniversite mezunu çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda ne aşamaya gelinmiştir? Bunların mağduriyetinin bir an önce çözülmesi konusunda bir düşünceniz var mıdır?

İkincisi: Kamuda sosyolog, kütüphane arşivcisi ve benzeri unvanlarla çalışan personelin teknik hizmetler sınıfına taşınmasına rağmen, özlük haklarında herhangi bir değişme olmamıştır. Acaba, bu unvanla çalışan teknik hizmetler sınıfında görevlendirilen sosyologlar ve diğer personelin özlük haklarında iyileşme sağlanabilecek midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, buyurun efendim.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, öncelikle emeklilerimizin zamlı maaşlarıyla ilgili konuda kısa bir açıklama yapmak istiyorum:

Çok değerli arkadaşlar, biliyorsunuz, emeklilere yeni yılda maaşlarını zamlı olarak verebilmek için bu kanunun çıkması lazım. Maalesef, torba kanun, Komisyondaki gecikmeler sebebiyle Meclisin gündemine de gecikmeli olarak gelebildi. Şimdi, yine, Mecliste de kanun çıkarılma sürecinin çok uzun olması sebebiyle de kanun çıkana kadar beklemek durumunda kalacağız. Bu açıdan bakıldığında, eğer sizler anlayış gösterirseniz ve bu kanunun çıkmasını kolaylaştırır, çabuk çıkarabilirsek şubat ayında biz emeklilerimize -ocak ayındaki farklarla beraber olmak üzere- zamlı maaşlarını verme imkânına sahip olacağız. Dolayısıyla desteklerinizi ve anlayışlarınızı bekliyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Çekin, onu ayrı bir kanun olarak getirin, hemen yapalım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – TMSF’nin CINE5 satışıyla alakalı olarak… Sizler de biliyorsunuz aslında burada sürecin nasıl olduğunu. İki defa ihaleye çıkılmış, herhangi bir teklif alınamamış, üçüncü kez ihaleye çıkılıyor. Biliyorsunuz herkese açık bir ihale yapılıyor. Üçüncü kez yapılan ihaleyle ilgili siz bir durumdan bahsettiniz. Bu açıdan bakıldığında ihale normal mevzuat sistemine uygun bir şekilde yürütülüyor.

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – 26’sında kuruldu şirket.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Kamu alacaklarının yapılandırılmasıyla ilgili olarak; birçok kez sordunuz, tekrar ben söylemek de istiyorum, bununla ilgili ne kadar bir yapılandırma söz konusu olacak ve ne kadar bir gelir elde edilecek? Bununla ilgili biliyorsunuz şimdiye kadar bir açıklama yapmadık çünkü alacaklarla ilgili belirlenen evrenin tahminî olduğunu ve tahmine dayalı da sizlere bir rakam vererek yanıltmak istemediğimizi birçok kez ifade etmiştik, tekrar söylüyoruz.

Uzmanlar için yapılan düzenleme konusunda… Evet, çok haklısınız, uzmanlarla ilgili düzenlemeye bu kanunda yer verilmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse, Türkiye’deki bütün bakanlıkların her birisinin kariyer uzmanlığının birbirine eşit derecede algılanması, tanımlanması ve ücretlerinin de o şekilde tarif edilmesiyle ilgili bir çalışmayı biz de arzu ediyoruz ancak yapılan çalışmada bazı teknik hatalar görüldüğü için çıkarılmıştı, biz bu konunun takibini yapacağız. Doğrusu, mümkün olsa en kısa zamanda çıkarabilsek. Tabii, o konularda sizlerin de desteğine ihtiyacımız olur.

Borcunu ödeyen vatandaşlarla ilgili olarak… Tekrar bir şeyi ifade etmek istiyorum: Çok değerli arkadaşlar, az önce bir konuşma dinledik, çok saygıdeğer milletvekillerimizden bir tanesi, işverenlerin 5 puanlık indirimlerinin yapılması karşısında aslında işverenlere kamu kaynaklarının tahsis edildiğini ve dolayısıyla da işçiler yerine işverenlere birtakım kaynak aktarıldığını ifade ediyordu. Şimdi, biz bir tercih yapmalıyız, eğer bir teşvik varsa ve teşvik talep ediliyorsa teşviki mi istemeliyiz, yoksa buna karşı mı çıkmalıyız, bu tercih edilmeli. Biz, 5 puanlık indirimi yapıyoruz; 5 puanlık indirim, bu ülkede sosyal güvenlik açısından sorumluluklarını yerine getiren vatandaşlarımızın ve işverenlerimizin borçlarını sürekli ödemeleri karşılığında ve vaktinde ödemeleri karşılığında onlara yapılmış bir teşviktir. Bu, aynı zamanda kayıt dışılıkla da bir mücadeledir çünkü kayıt dışı olursa biz bu teşvikleri uygulamıyoruz o işletmelere. Bu sebeple bakıldığında, bu, hakikaten mükellefiyetlerini yerine getiren insanlarımıza yaptığımız bir geri ödemedir ve yeniden yapılandırmayla da yaptığımız uygulamayı belki destekleyecek türden bir muhteva taşımaktadır.

Kanunda -az önce sizler de ifade ettiniz- hizmet borçlanmasıyla ilgili herhangi bir düzenleme yok. Hizmet borçlanmasıyla ilgili bir düzenleme yapmayı da düşünmüyoruz. Bu açıdan bu konuya bir açıklık getirilmesinde yarar var.

Çok değerli arkadaşlar, bugüne kadar, daha doğrusu sosyal güvenlik reformu sürecine kadar sadece tek değişkenle emeklilik tanımlanıyordu yani belirli bir gün sayısında prim ödenerek emekli olmak mümkündü, hâlbuki sosyal güvenlik reformlarından sonra, sizler de biliyorsunuz, aslında 2005’ten önce sizin döneminizde de yapılan düzenlemelerde elli sekiz-altmış yaşına çıkan bir uygulama vardı, biz nihayet bunu altmış beşe çıkarmıştık ve kademeli olarak bir geçiş öngörülmüştü. Şimdi emeklilik için iki değişken var: Bir, prim ödeme gün sayısı. İki, yaş. Dolayısıyla yaş olmasaydı geriye dönük borçlanma belki insanların emekliliği için daha kolay veya daha çabuk bir sonuç doğurabilirdi ama şimdi yaş uzadıkça geriye dönük borçlanmanın çok pratik bir faydası ortaya çıkmayacak. Bu açıdan bakıldığında vatandaşlarımızın bu değişikliği fark etmelerinde bence yarar var. Geriye dönük borçlanacağına ileriye dönük, daha kısa kısa primlerle ve paylarla primini ödeyerek yaşını beklese veya çalışarak devam etse ve prim ödese, bence, emeklilik için çok daha olumlu sonuç elde edebilir, en azından maaşı da daha yüksek olur.

Askerlik sürelerinin borçlanması ve kadın doğumuyla ilgili yaptığınız eleştiriyi çok haklı buluyorum, bunu çok net söyleyeyim. Çünkü kadınların geriye dönük olarak, yani çalışmadan yaptığı doğumların borçlanmasına izin vermiyoruz. Ama yaptığımız bu şey, doğru olan şey budur. Yanlış olansa, çalışmadığı ve sosyal güvenlik sistemine dâhil olmadığı hâlde askerlik yaptığı dönemde prim ödemeden onun borçlanma imkânının olması ve emeklilik süresine dâhil edilmesidir. Bu sosyal güvenlik sistemi ve mantığı açısından doğru değildir. Eğer eleştireceksek lütfen doğru bir yerden eleştirelim ve kadınlara verilmeyen bir haktan değil, yanlış verilmiş ve sosyal güvenlik sistemimizi yanlış etkileyen bir durumdan bahsederek eleştirelim. Çünkü sosyal güvenlik bu toplumun, özellikle de çocuklarımızın geleceği demektir ve onların geleceği için de biz sosyal güvenlik sistemini reel olarak çalışma, reel olarak prim ödeme ve bunun karşılığında reel olarak maaş alma sistemine bağlamak durumundayız. Aksi takdirde kendimiz için olumsuz kararlar vermiş oluruz.

İşsizlik sigortasından yararlananların emeklilik sigortasından yararlanamamaları: Yine aynı şeyi söylemek gerekecek belki. İşsizlik sigortasından yararlanarak ücretini alan arkadaşlar normal şartlarda bize daha önceden ödedikleri primin bir karşılığını alıyorlar, haklarını alıyorlar. Ama emeklilik prim ödeme karşılığı elde edilen başka bir haktır. O açıdan, o dönemde prim ödememesi sebebiyle onun emekliliğine sayılacak bir primmiş gibi algılanması hiç doğru olmaz. O açıdan, ben o sistemin veya bu tavrın pek olumlu sonuç vermeyeceğini düşünüyorum.

TEDAŞ’la ilgili sorulan soru: Doğrusu, Sayın Işık, ben bu konuyu şimdi siz dile getirince fark ettim. Buna yazılı cevap verelim.

Yine, ayrıca “Sosyolog ve kütüphaneciler için özellikle Devlet Planlama Teşkilatında bir çalışma var mı yok mu?” Buna da izin verirseniz yazılı cevap verelim.

Çok teşekkür ediyorum, sağ olun.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Süremiz kaldı.

Sayın Vural, buyurun.

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim.

Efendim, biraz önce Sayın Bakan emeklilerin maaşıyla ilgili konuda “Bu kanun çıkarsa hiç olmazsa bir an önce o olur.” filan diyerek bir şey ifade etti.

Şunu söylemeliyim ki emeklilerle ilgili bir derdiniz varsa şimdi hodri meydan diyorum. Kanun teklifini getirin, ayırın, yarın kırk sekiz saati geçmeden Komisyonda, kırk sekiz saati geçmeden de hemen Genel Kurulda kanunlaştıralım. Bu konuda konuşma dahi yapmayacağız, yaptığınız zammı kâfi görmemekle birlikte, emeklilerin maaşının bir an önceye alınması için gerekli her türlü desteği burada vereceğiz ama asıl kendinize sormanız gerekir. Yüz on üç maddelik bir kanunun içerisine emekli maaşlarıyla ilgili hususu getirip bunu bir ucube kanuna dönüştüren bizatihi Hükûmetinizin kendisidir. İki yüz kırk yedi maddeye çıkmıştır. Dolayısıyla, asıl geciktiren, AKP’nin ve Hükûmetin tutumu olmuştur.

Ben burada hodri meydan diyorum iki hususta: Bir, emeklilerin maaşı; bir de, eğer bu yeniden yapılandırmayla ilgili hususlar varsa ayıklayın, hemen bitirelim, bunlarla ilgili -diğer konuları bırakın- hemen geçirelim, bitirelim. Bu yapılandırmayla ilgili her türlü hususta Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz yanınızdayız, destekleyeceğiz, yeter ki ayırın.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Buyurun Sayın Bakanım.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Çok değerli arkadaşlar, maalesef bir üzücü haber de vereceğim tekrar size, belki haberiniz oldu ama.

Bugün akşamüzeri OSTİM’de yeniden bir patlama daha oldu. O patlamada da ilk verilen bilgilerde herhangi bir yaralı yok gibi gözüküyordu ama şu anda gelen bilgiye göre maalesef 4 ölü, 8 yaralı ve 18 mahsur var.

Ben, ölülerimize Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum ve…

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Aynı iş yeri mi Sayın Bakan?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Hayır, aynı iş yeri değil, OSTİM’de iki sokak aşağıda bir başka yerde tüp patlaması olmuştu ama başlangıçta verilen bilgide herhangi bir can kaybı yok gibiydi ama maalesef böyle bir sorun var.

Ben tekrar, Ankaralılara, milletimize geçmiş olsun diliyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.

Biz de vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifa diliyoruz.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, dördüncü bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.

Şimdi dördüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

73’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 73. maddesinde yer alan "%60" ibaresinin "%75" olarak, "% 150" ibaresinin ise "%200" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mehmet Günal

Erkan Akçay

Yılmaz Tankut

 

Antalya

Manisa

Adana

 

E. Haluk Ayhan

Mustafa Kalaycı

Oktay Vural

 

Denizli

Konya

İzmir

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 73 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Harun Öztürk

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Mustafa Özyürek

 

İzmir

Malatya

İstanbul

 

Hulusi Güvel

Muharrem İnce

Bülent Baratalı

 

Adana

Yalova

İzmir

 

Enis Tütüncü

Şevket Köse

 

 

Tekirdağ

Adıyaman

 

"Madde 73- 4447 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60'ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150'sini geçemez. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 73. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Bengi Yıldız

Akın Birdal

Hamit Geylani

 

Batman

Diyarbakır

Hakkâri

 

Nuri Yaman

Sebahat Tuncel

 

 

Muş

İstanbul

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Karabaş, buyurun efendim.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 73’üncü maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuşmama başlarken OSTİM’de yaşanan kazada yaşamını yitirenlerin ailesine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii burada AKP sürekli mevcut politikasını ve anlayışını sürdürüyor. Özellikle biraz önce Bakanın dediği şuna benziyor: Ölmek üzere olan birine su vermekle idam edilme kararı alınan birini birlikte getirme. Eğer siz ölmek üzere olana su vermemizi ve onu kurtarmamızı istiyorsanız diğerinin idam kararını onaylayın gibi bir olay. İki yüz otuz yedi maddeden oluşan bir torba yasayı getiriyorsunuz. Bir taraftan işçinin, emekçinin, çalışanların, birçok kesimin zaten günlerdir ayakta olduğu, karşı çıktığı ve mevcut durumunu geriye götüren, haklarını tırpanlayan maddeleri getireceksiniz, diğer taraftan da halkın karşısına geçip daha aylarca öncesinden söz verdiğiniz afları, sigorta ve vergideki muaflıkları, emeklilerin ödemelerini işte “Getirin, destek verin, bu yasayı geçirelim, onlar da haklarını alsınlar.” diyeceksiniz. Bu etik değil, ahlaki değil. Bu yasanın böyle getirilmesi de ahlaki değil, bu söylem hiç etik değil. Yani bir partiye, demokrasiden yana olduğunu söyleyen, haklardan yana, adaletten yana olduğunu söyleyen, halkın yüzde 47 desteğini almış bir partiye, onun sözcülerine, onun bakanlarının kullanma hakkı olmayan bir söylemdir.

Değerli milletvekilleri, şimdi bu 73’üncü maddede kısa çalışma ödeneğiyle ilgili bir düzenleme yapılmaktadır. Daha önceki, şimdiye kadarki düzenlemede kısa çalışma ödeneğinin ödenebilmesi için, kapsama alınabilmesi için ekonomik kriz ve zorlayıcı nedenler gerekiyordu. Mevcut mevzuatta, mevcut düzenlemede genel ekonomik krizin bile çok belirleyici, kapsayıcı yanı yoktu, muğlak yanları vardı. Mevcut tasarıda ise sektörel ve bölgesel krizleri de bu kapsama almıştır. Yani bu tasarı çıktığı zaman çok muğlak gerekçelerle, çok sıradan gerekçelerle, fondan yararlanma ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanma talepleri gelecektir.

Şimdi, sektörel kriz ne demektir? Bölgesel krizi nasıl belirleyeceksiniz? Standardı ne olacaktır? Bugün Türkiye’de birçok alanda mevcut, tekstilden tutun inşaata, sanayinin diğer tüm kesimlerinde mevcut düzenleme geldiği zaman, istendiği zaman bu kapsama alınabilir, kısa çalışma ödeneği kapsamına alınabilir. Hangisini neye göre belirleyeceksiniz? Bu nedenle, bu muğlak olan, içeriği belli olmayan, her yana çekilebilecek anlayıştan vazgeçilmesi gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, bu maddede bir de Bakanlar Kuruluna, kısa çalışma ödeneğiyle ilgili gerekirse, ihtiyaç duyarsa, altı aya kadar uzatma yetkisi veriyor. Şimdi, zaten bu kısa çalışma ödeneğinin hak edilebilmesi için zorunlu bir durumun olması gerekiyor. Geçici bir durumdur bu zaten. Neye göre Bakanlar Kurulu altı ayda bir bunu uzatıyor? Bir deprem veya bir yangın, bir afet olmuş, bu yerine getiriliyor, ondan sonra yeni bir depremin veya selin, afetin olacağını mı öngörecek Bakanlar Kurulu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, bir hususu hatırlatmak istiyorum. Şimdi, bir kısım arkadaşlarımız konuşmak istediklerinde, önergeler üzerinde, gelip burada önergeleri imzalıyorlar. Tamam, bir problem yok. Bir kısım arkadaşlarımıza biz daha sonra imzalatıyoruz. Eğer arkadaşlarımız konuşacaklarsa yani önergesinde imzası olan arkadaşlarımızın konuşması lazım ama biz elini kaldıran arkadaşlara… Yani bazen biz de unutmuş oluyoruz, imzası var gibi kabul ediyoruz ama gelip konuşuyorlar. Yani önergede imzası olmayan her arkadaşımız elini kaldırdığı anda gelip burada konuşma hakkına sahip değildir. Lütfen, önergede imzası olmayan arkadaşlarımız önergedeki imzalarını tamamlasınlar ve onu takip etsinler. Çünkü bilirler kendileri önergede imzaları olup olmadığını. Onun için biz de bu hususu…

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Bizde yok öyle bir şey.

BAŞKAN – Hayır, ben genel itibarıyla konuştum, zaten söylemedim.

Yani bu hususta daha dikkatli davranılırsa -konuşma hakkı zaten bakidir, Ahmet ya da Mehmet konuşmuş fark etmez- iyi olur.

MUHARREM İNCE (Yalova) – Haklısınız Sayın Başkanım.

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – İlk kez oldu.

BAŞKAN – Efendim, ben genel itibarıyla konuşuyorum. Diğer gruplarda da oldu, sadece şeyi söylemiyorum. Yani o bakımdan iyi olur diye düşündüm.

Evet, diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 73 üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

"Madde 73- 4447 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60'ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının % 150'sini geçemez. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür."

BAŞKAN – Önerge üzerinde Sayın Muharrem İnce, Yalova Milletvekili.

Buyurun Sayın İnce. (CHP sıralarından alkışlar)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu yasaya kimisi “torba yasası” dedi, kimisi “çorba yasası” dedi. Bence hiçbiri doğru değil. Bu yasanın adı, Sayın Öztürk’ün dediği gibi “Bu bir lokomotif yasası.” Yani siz, emekli maaşını, öğrenci affını, borçların yeniden yapılandırılmasını bakın neyle birlikte taşıyorsunuz.

Şimdi, ben buradan size soruyorum: Siz, emekli maaşını, borçların yeniden yapılandırılmasını, öğrenci affını ayırın, hiç gece yarılarına kadar burada uğraşmaya gerek yok. Hemen, yarın sabah gelin, hiç konuşmadan, tek kelime etmeden, karar yeter sayısı, yoklama istemeden, hiç Meclisi meşgul etmeden bunları patır patır patır hemen bir saatte geçirelim. Bunu yapamazsınız. Niye yapamazsınız biliyor musunuz? Bakın, şundan yapamazsınız:

2003 yılındaki –belki siz de bilmiyorsunuz, oy veren milletvekillerine söylüyorum- vergi barışında, Vergi Barışı Kanunu’nda gümrük vergileri var mıydı? Yoktu. 2003 yılında da vergi barışı oldu, gümrük vergileri yoktu. Peki, bunda  gümrük vergileri niye var? Acaba diyorum, Tony Blair’in Sayın Başbakana yazdığı İngiliz viski şirketlerinin 500 milyon dolar borcunu affetmiş olabilir misiniz burada? Onu yeniden düzenlemiş olabilir misiniz?

ASIM AYKAN (Trabzon) – Bırak Allah aşkına! Ne alakası var?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Varsa söyle! Bildiğin bir şey varsa söyle!

MUHARREM İNCE (Devamla) - Ben bilmem. Bak, araştırın... Araştırın diyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sen araştır.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Ben diyorum ki 2003 yılındaki vergi barışında gümrük vergileri yoktu, bunda niye var?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) –  O zaman olmayan çok şey var, başka şeyler de var. Bu kanunda olmayan tonlarca şey var.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Acaba, bu Tony Blair’in mektubunun bunda etkisi var mı? Birincisi bu.

İkincisi, sayın milletvekilleri,  Sayın Başbakanın CHP milletvekillerine plaket vermesi lazım. Onun yapamadığını iki gündür biz yapıyoruz. Maşallah, takır takır çalışıyorsunuz, bir içeri, bir dışarı...

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – O, onların sorunu...

MUHARREM İNCE (Devamla) - Beş dakikada bir içeri “Arkadaşlar, CHP yoklama istedi...” Geliyor içeriye, parmağını kaldırıyor. Neye kaldırıyor? Okudu mu? Ne yapıyor, bilmiyor. Bakıyor partisinin grup başkan vekiline, oyunu kullanıyor, hemen dışarıya çıkıyor. Yirmi saniyede giriyor, yirmi saniyede çıkıyor. Gir çık, gir çık.

ASIM AYKAN (Trabzon) – Maşallah…

MUHARREM İNCE (Devamla) – Böyle bir yasama faaliyeti yok. Ama Sayın Başbakanın bulamadığı karar yeter sayısını, Sayın Başbakanın bulamadığı toplantı yeter sayısını Allah’a şükür biz buldurduk bu Meclise. Dün gece saat ikiye kadar buldurduk, bu gece de bulduracağız. Bundan hiç kuşkunuz olmasın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Beşe kadar, sabah beşe kadar…

FATOŞ GÜRKAN (Adana) – Siz kaç kişisiniz?

MUHARREM İNCE (Devamla) – Yani ben bunlara üzülüyorum. Bu ülkenin en büyük Meclisinin böyle bir çalışma temposu içerisinde olmasından üzüntülüyüm.

Bugün de insanlar Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya geldiler ama insanlar Meclise yaklaştırılmadı, Kızılay’a yaklaştırılmadı. Önünü polislerle kestiler, barikatlar kurdular.

ASIM AYKAN (Trabzon) – Siyaset yapmaya geliyorlar.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Mısır’dan daha mı kötü bu ülke? Mısır’dan daha mı az özgür bu ülke? Burada insanlar niye hak arayamıyor? Burada insanlar niye slogan atamıyor? Burada her şeyi çalmak serbest de ıslık çalmak niye yasak?

Ben, dün, size bir oturumda bazı şeyleri anlatmaya çalıştım. Toplumun gazını almazsanız, toplumu sürekli gererseniz, toplumu sürekli kamplaştırırsanız, bir gün bir yerden bu patlar.

Bakınız, insanların telefonlarını dinlerseniz, insanları fişlerseniz, insanları baskı altında, zulüm altında inim inim inletirseniz, insanlar sizden korkar ama 50 bin kişi bir araya geldi mi stadyumda sizi yuhalarlar, sizi ıslıklarlar. Buna engel olamazsınız. Bu bir toplum psikolojisi olur.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sandığa gel, sandığa.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Bu toplumu rahatlatmanın yolu, demokrasidir.

Eczacılarla anlaşma yapacaksınız, diyeceksiniz ki: “Eylem yapmazsanız sizle anlaşırız.” Öğrencileri İstanbul’a sokmayacaksınız, öğretmenleri Ankara’ya sokmayacaksınız, işçileri, memurları, emekçileri Kızılay’a sokmayacaksınız. “Meclise gitmek istemiyoruz. Akay Kavşağı’nın önünde basın açıklaması yapıp dağılacağız.” diyorlar, “Yok.” İçişleri Bakanını arıyorum. 50 CHP milletvekiliyle bugün oradaydık biz. Bakan toplantıda. Hâlâ geri dönecek.

Sizin demokrasiye saygınız bu. Ana muhalefet partisinin 50 milletvekili oraya gitmiş, ana muhalefet partisinin Grup Başkan Vekili...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUHARREM İNCE (Devamla) - ...İçişleri Bakanını arıyor, İçişleri Bakanı hâlâ bana geri dönecek.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakanın işi var ama.

MUHARREM İNCE (Devamla) – Sizin demokrasi anlayışınız bu. Sizin demokrasi anlayışınız takiye demokrasisi. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın İnce.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 73. maddesinde yer alan "%60" ibaresinin "%75" olarak, "% 150" ibaresinin ise "%200" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Yılmaz Tankut (Adana) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Tankut, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 73’üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bugün OSTİM’de meydana gelen elim kazalarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ben de buradan Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyorum.

Yine, az önce, Sayın Bakanın, emekli vatandaşlarımızla ilgili, burada, durumlarının düzeltilmesine yönelik birtakım ifadeleri oldu ve bunu da torba yasada muhalefetin engellediğine yönelik birtakım ifadeleri oldu. Ama burada, hem bizim Grup Başkan Vekilimiz Sayın Vural hem de diğer Grup Başkan Vekili Sayın İnce çok net bir şekilde ifade ettiler. Sayın Bakan, emeklilerle ilgili her türlü düzenlemeyi burada, en kısa zamanda getirdiğiniz takdirde, biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, hiçbir konuşma yapmadan sonuna kadar destekleyeceğimizi bu kürsüden bir kez daha ifade ediyorum ve sizi de bu konuda samimi bir şekilde cevap vermeye davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, adı kamuoyunda torba yasa olarak bilinen ancak konuşan arkadaşlarımız tarafından haklı olarak çeşitli isimler altında hicvedilen bu tasarı, elbette birtakım yenilikler ve düzenlemeler getirmektedir. Yine, elbette başta kamu alacakları olmak üzere vatandaşlarımızı doğrudan ilgilendiren bazı kolaylıklar da sağlamaktadır. Bunlardan birisi de, önceki maddelerde kabul edilen, 120 liraya kadar olan borçların gecikme faizlerinin, gecikme cezalarının silinmesi, bazılarından da vazgeçilmesidir.

Sayın milletvekilleri, vatandaşlarımızın lehine olacak hiçbir çalışmaya bugüne kadar biz karşı olmadık. Aksine, hiçbir komplekse kapılmadan, elimizden geldiği ölçüde destek olduk. Ancak Milliyetçi Hareket Partisi olarak, vatandaşlarımızın lehine olacak birçok konuda yaptığımız tekliflerin reddedildiğini de, bu manada uzattığımız elin havada kaldığını da buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu konuda bizler gerçekten hem dertliyiz ve çok sıkıntılıyız ve buradan da sizleri milletimize bir kez daha şikâyet ediyoruz. Böyle bir siyasi taassubun şekillendirdiği anlayıştan şikâyetçi olmak, AKP zihniyetini bu manada deşifre etmek hiç şüphesiz bizim en doğal hakkımızdır. Dolayısıyla, sayısal çoğunluğa güvenerek muhalefete “Senin dediğin yanlış benimki doğru, senin teklifin haksız benimki haklı.” şeklindeki peşin bir yargıyla bakan siyasi iktidarın temsilcilerini, AKP İktidarının yöneticilerini, bu çağdışı anlayışı terk etmeye ve halkın ihtiyaçlarının söz konusu olduğu yerde, teklif kimden gelirse gelsin destek olmaya bir kez daha buradan, yeniden davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, bazı kamu alacaklarıyla ilgili cüzi miktarlardaki borçları da düzenleyen bu tasarıyı biz küçümsemiyoruz. Zaten küçümsemediğimiz için de, ilgili komisyon çalışmalarındaki süreçlerde Milliyetçi Hareket Partisinin değerli milletvekilleri komisyon çalışmalarına çok büyük gayret ve fedakârlıkla destek vermişlerdir. Toplumumuzun değişik kesimlerinin arzu ve beklentileri doğrultusunda da önemli katkılar yapmışlardır. Bugün de aynı anlayışla, Genel Kurul görüşmelerinde de Milliyetçi Hareket Partisi olarak önergelerimizi, ikazlarımızı ve tepkilerimizi muhalefet sorumluluğu içinde yerine getirmeye devam ediyoruz.

Şimdi buradan önemli bir ikazı daha yapma gereğini hissediyorum. Şöyle bir geriye dönüp baktığımızda, bu zamana kadar pek çok konuda çok değişik aflar getirilmiştir. Özellikle AKP’nin iktidarda olduğu son dokuz yılda birçok kez af ve borçların yeniden yapılandırılmasına hep birlikte tanık olduk.

Değerli arkadaşlar, biz, af sisteminin ekonomik ve sosyal alandaki sorunları çözme amacının dışında kullanılmaması gerektiğine inanıyoruz. Fakat mevcut AKP İktidarının böyle bir amaçla yasa hazırladığını söylemek gerçekten de mümkün değildir. Durup dururken, tam da seçim öncesine denk getirilen bir affın siyasi hesaplarla, siyasi menfaat beklentileriyle yapılmadığını söylemek mümkün olmayacaktır.

Diğer taraftan, kamuoyunda “Çok büyük af yasası” olarak ifade edilen bu af ile esasında az önce de ifade ettiğim gibi vatandaşlarımızın en fazla 120 liraya kadar olan borçları affedilmekte ve bu tasarı kanunlaştığı zaman cezalarıyla birlikte silinmektedir.

İşte, AKP İktidarı insanlarımızın gözünü boyamak suretiyle, seçim öncesi siyasi rant hesaplarıyla önemli olanın kendi siyasi faydası olduğunu da bu şekilde esasında ele vermiş olmaktadır. Yani AKP bu küçücük affı bile büyük bir ihtimalle seçim malzemesi olarak kullanacak ve her zaman yaptığı gibi kendi siyasi saltanatını devam ettirebilmek için acımasızca bu konuyu istismar edecektir.

Ancak biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, AKP bu ufacık aflardan kendisine bir istismar sahası elde edecek olsa da, vatandaşımızın lehine olacağı için elbette hiçbir siyasi rant hesabı yapmadan tasarının bu ve benzeri ilgili bölümlerine önergelerimizle katkı sağlamaya devam edeceğimizi belirtiyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Tankut.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

74’üncü madde üzerinde dört adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 74 üncü maddesinde yer alan “ve Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” ibaresinin “ve aynı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Nurettin Canikli

Hayrettin Çakmak

Ahmet Aydın

 

Giresun

Bursa

Adıyaman

 

İbrahim Yiğit

Veysi Kaynak

 

 

İstanbul

Kahramanmaraş

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74. maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulanma süresini 2015 yılından itibaren beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Oktay Vural

Mehmet Günal

Erkan Akçay

 

İzmir

Antalya

Manisa

 

E. Haluk Ayhan

Mustafa Kalaycı

 

 

Denizli

Konya

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74 üncü maddesi ile eklenen Geçici Madde 10’un birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Harun Öztürk

Mustafa Özyürek

Bülent Baratalı

 

İzmir

İstanbul

İzmir

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Hulusi Güvel

Enis Tütüncü

 

Malatya

Adana

Tekirdağ

 

Ali Koçal

Şevket Köse

 

 

Zonguldak

Adıyaman

 

31/12/2015 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince işe alınan ve fiilen çalıştırılanların; işe alındıkları tarihten önceki altı aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları, aynı döneme ilişkin işe alındıkları işyerinden bildirilen prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları ve bu maddede belirtilen diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik Sigortası Fonundan ödenir. Bu suretle her yıl fondan ödenen tutarlar, izleyen yılın ilk üç ayında Hazinenin ortalama iç borçlanma faizi dikkate alınarak hesaplanacak faizi ile birlikte fona iade olunur.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı yasa tasarısının 74. maddesi ile 4447 sayılı kanuna eklenmek istenen geçici madde 10’un birinci fıkrasında geçen, “İşsizlik Sigortası Fonu’ndan” ibaresi yerine “genel bütçe gelirlerinden karşılanmak üzere devletçe” ibaresinin getirilmesini, ikinci fıkrasının a) bendinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini ve b) bendinin çıkarılmasını arz ve tekli ederiz.

“a) 18 yaşından büyük kadın ve erkeklerden eşit sayıda istihdam edilmek üzere (tek rakamlarda öncelik kadına, çift rakamlarda kadın-erkek eşitliği esas alınır);”

 

Bengi Yıldız

Akın Birdal

Hamit Geylani

 

Batman

Diyarbakır

Hakkâri

 

Nuri Yaman

Sebahat Tuncel

 

 

Muş

İstanbul

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Birdal, buyurun.

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili yasa tasarısının 74’üncü maddesiyle 4447 sayılı Yasa’ya eklenmek istenen geçici maddesinin birinci fıkrasında geçen, “İşsizlik sigortası Fonu’ndan” ibaresi yerine “genel bütçe gelirlerinden karşılanmak üzere devletçe” ibaresinin getirilmesini, ikinci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini ve (b) bendinin çıkarılmasını öneriyoruz.

18  yaşından büyük kadın ve erkeklerden eşit sayıda istihdam edilmek üzere (tek rakamlarda öncelik kadına, çift rakamlarda kadın-erkek eşitliği esas alınır);”

Gerekçemiz: “Tasarının 74’üncü maddesiyle 4447 sayılı Yasa’ya geçici 10’uncu madde eklenerek istihdam teşviklerinde kullanılacak kaynağın İşsizlik Sigortası Fonu olduğu belirtilmektedir. Sosyal devletin tam istihdam piyasasını düzenleme görevi olduğundan istihdam teşviklerinde genel bütçe gelirleri kaynak olarak kullanılmalıdır. Ayrıca istihdam teşvikinde kadın-erkek eşitliği sağlanmalı, belirli durumlarda kadına öncelik tanınmalıdır.” Ki bu, bizim de önerimizle aşağı yukarı kesişiyor ancak burada bizim bunları tartışırken meseleye ilkesel olarak ve felsefi olarak ve de ideolojik olarak baktığımız zaman gerçekten bu torba yasasının sınıfsal tercihinin kimden yana olup olmadığıyla doğrudan ilgili. Şimdi, bu, sermayeden yana ve patronların iki dudağının arasında, keyfî, onların kâr hırsına gerçekten karşılık verici bir düzenleme. Kendiliğinden gelmiş değil, yani bu torba yasasının arkasını iyi okumak gerekiyor.

Şimdi, şöyle, sıradan bir mantık yürütebiliriz, örneğin: Neden bugün emekçiler, gerçekten Türkiye'nin en büyük konfederasyonları, emek örgütlerinin ve meslek odalarının en büyük iki örgütü Türkiye Mühendis Mimar Odaları Birliği, Türkiye Tabipler Birliği… Şimdi, örneğin, sıradan şöyle düşünülebilir, bir demokrasi anlayışıyla kritik yapalım: Çağırır Hükûmet, Maliye Bakanlığı “Ne istiyorsunuz?” denilebilir, onlar da ne beklediklerini söylerler ve sorun kalmaz ama bu, bu kadar basit değil ki. Her yerde, yaratılan artı değere kimin el koyacağı meselesi var, AKP’nin zaten varlık nedeni bu.

O nedenle, biz buna çok fazla itiraz etmiyoruz ama elbette ki tarihe not düşmek için, tutanaklara muhalefet şerhimizi koyduruyoruz. Şimdi, neoliberal politikaların gereği olarak elbette ki burada bir özelleştirme, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma olacak ve bu kaçınılmaz, işte sonuçları burada ama gerçekten ve hemen yanı başımızda küresel dünyanın yaşadığı krizi ve bu dalgalanmayı dikkate alan bir yerde muhalefetin ve Parlamento dışındaki emek güçlerinin, demokrasi güçlerinin ne dediğine kulak verilebilir. Yoksa kör parmağım üstüne bakalım nereye kadar gider ve gidecek, ona hep birlikte tanık olacağız. Yoksa örneğin 12 Eylülde “Verin, ‘evet’ deyin, biz hesaplaşacağız.” Kiminle? “Asker, bürokratla.” Hayır, aslında 24 Ocak kararlarıyla hesaplaşmaktır 12 Eylülle hesaplaşmak. Bunu yapabilecek misiniz? Hayır.

O nedenle, Profesör Ziya Umur “Bazen tek bir sözcük, bazen yılların kültürünün mirasının taşıyıcısıdır.” diyor. Gerçekten bu sözcük sizce ne olmalıdır? Barış, demokrasi, emek, özgürlük, eşitlik, kardeşlik mi yoksa sömürü, baskı, yasak, tanklar, polis devleti mi? O nedenle, bu kültürü değiştirmek gerekiyor. Yoksa, gerçekten bu yasalara bakın bugün hep engellenen emek ve demokrasi güçleri bugün karar almışlardır, mücadelelerini daha da yükseltecekler. Bunu nasıl önleyeceksiniz? Yine tanklarınızla, toplarınızla, tüfeklerinizle. Dünya dönüyor. Gerçekten bu baskıcı yasaklara, diktatörlüklere, faşist, militarist egemen anlayışlara vura vura dönüyor, emekten yana, demokrasiden yana, barıştan yana. O nedenle, burada da elbette ki, bu süreci kısaltma konusunda emek ve demokrasi güçlerinin ortaklaşa bir iradesi, bu süreci kısaltacaktır. Biz buna inanıyoruz ama İktidar  da, gerçekten, hiç değilse, artık kapitalist düzenin belli kuralları var, liberalizmin değişimleri var, sizler de buna uyarsanız hayrınıza olur diye düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Birdal.

III.-YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHARREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama istiyorum.

BAŞKAN – Yoklama talebi var, yoklama talebini yerine getireceğim.

Sayın İnce, Sayın Hamzaçebi, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Erbatur, Sayın Koçal, Sayın Köse, Sayın Çöllü, Sayın Süner, Sayın Güner, Sayın Kaptan, Sayın Özkan, Sayın Köktürk, Sayın Tütüncü, Sayın Dibek, Sayın Topuz, Sayın Arıtman, Sayın Ağyüz, Sayın Aydoğan, Sayın Ersin, Sayın Hacaloğlu, Sayın Seçer, Sayın Karaibrahim.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74’üncü maddesi ile eklenen Geçici Madde 10’un birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

31/12/2015 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için geçerli olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren özel sektör işverenlerince işe alınan ve fiilen çalıştırılanların; işe alındıkları tarihten önceki altı aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları, aynı döneme ilişkin işe alındıkları işyerinden bildirilen prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave olmaları ve bu maddede belirtilen diğer koşulları da sağlamak kaydıyla, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik Sigortası Fonundan ödenir. Bu suretle her yıl fondan ödenen tutarlar, izleyen yılın ilk üç ayında Hazinenin ortalama iç borçlanma faizi dikkate alınarak hesaplanacak faizi ile birlikte fona iade olunur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Koçal, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 74’üncü maddesine yönelik, Cumhuriyet Halk Partisi olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bu torbanın içinde vergi affı, öğrenci affı, emekli maaşlarının iyileştirilmesi gibi AKP’nin daha önceden yapmak istemediği ancak şimdi yapmak zorunda kaldığı iyileştirmeler vardır kuşkusuz ancak aynı torbada çalışma yaşamını yakından ilgilendiren, çalışanları mağdur eden ve örgütlenmenin önünde engel olan birçok madde de vardır. Bu maddeleri önümüze getirenler demokrasiden nasibini almayanlardır. Emeğe ve emekçiye karşı olan, kin ve nefret içinde olanlardır.

Aslında, bu torba yasa, AKP’nin yanlış ekonomik politikalarının bir sonucudur. Bu yasa tasarısıyla AKP kendi başarısızlığını ortaya koymuştur. AKP önceki dönemlerde çıkardığı birtakım yasalarla esnafı zor durumda bırakmıştır. Bu dönemi icra dairelerinde geçirmiş olmasından dolayı birçok esnafın da iflas ettiğini hepimiz biliyoruz.

Yine, AKP’nin iktidarı süresince uyguladığı yanlış sosyal güvenlik politikaları nedeniyle açmaza giren Sosyal Güvenlik Kurumu mensuplarından çok ciddi şikâyetler gelmiştir.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarısının yasalaşması hâlinde çok büyük kayıplar ve mağduriyetler olacaktır. O nedenledir ki birçok sivil toplum örgütü, sendikalar tepkilerini ortaya koymaktadır bugün gördüğümüz gibi. Yollara düşen emekçilere kulak verilmelidir. Bugüne kadar emekçinin gücünü yok sayanlar hüsrana uğramıştır. Dolayısıyla aynı şeyin AKP’nin başına geleceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Tepkileri iyi okumak, fotoğrafa iyi bakmak gerekir. Zonguldak emekçilerinin 1992 yılındaki “Büyük Ankara Yürüyüşü” buna bir örnektir, hatırlatmak isterim.

Değerli milletvekilleri, bir başka çekincemiz de İşsizlik Sigortası Fonu’yla ilgilidir. İşçi ve işveren primleri ile devlet katkısından oluşan İşsizlik Sigortası Fonu’nun temel amacı, kendi istek ve iradesi dışında işini kaybedenlerin yeni bir iş ararken on aya kadar işsizlik ödeneğinden yararlanabilmelerini sağlamaktır. Durum böyle olmakla birlikte, 2008’de, İşsizlik Sigortası Fonu kurulmasına dair kanuna iki geçici madde eklenmiş ve fonda biriken kaynakların amacı dışında kullanılmasının yolu açılmıştır. Yine, bir geçici maddeyle 2008 yılına münhasır olmak üzere, fonun mevcut nema gelirlerinden 1,3 milyar TL’lik kısmının bütçeye gelir kaydedilmesi hükme bağlanmıştır. Hâlen fondan aktarılan kaynakların fona iade edileceğine dair hiçbir düzenleme yoktur. Esasen hazine tarafından karşılanması gereken giderler fondan gider olarak kaydedilmektedir. 

Özetle, İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerinin daha önceki yıllarda yüzde 25’i bütçeye gelir olarak aktarılmakta iken 2009 ve 2010 yıllarında bu miktar yüzde 75’lere yükseltilmiştir. Böylece, Hükûmet, işçi ve işverenlerin katkısıyla oluşturulan fonun gelirlerinin büyük bir kısmına el koymuştur. Örneğin, 2008-2010 döneminde fona devlet katkısı 3,4 milyar TL iken fon gelirlerinden bütçeye aktarılan kaynak 9,9 milyar TL’dir. Üstelik, anılan dönemde fonun esas işlevi olan işsiz kalanlara yapılan ödemeler toplamıysa 2,7 milyar TL’dir. Bir diğer ifadeyle, fondan bütçeye aktarılan kaynak, işsizlik ödeneklerinin 3,5 katından fazladır. 2009 yılında ortalama işsizlik oranı yüzde 14 ile tarihî zirvesine ulaşmıştır, biliyorsunuz. AKP, işsizliğin bu ölçüde yükseldiği bir dönemde fondan yararlanma koşullarının kolaylaştırılması yerine fon gelirlerinin önemli bir kısmını bütçe açığını kapatmak amacıyla kullanmayı tercih etmiştir.

Değerli milletvekilleri, Hükûmet, milletin hakkını, hukukunu değil kendi menfaatlerini düşünmektedir.

Bu duygularla yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.  (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Koçal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74. maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulanma süresini 2015 yılından itibaren beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Oktay Vural (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK  (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Ayhan, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 74’üncü maddesine ilişkin verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu hükmün tasarının çerçeve maddeleri arasında yer alması kanun tekniğine aykırı olduğu gibi, 2015 yılından itibaren beş yıl gibi spesifik bir şekilde belirlenmesi de doğru değildir. Eğer kalıcı bir düzenleme yapılacaksa açıkça belirtilmelidir ve süre şartı da konulmamalıdır. Bu nedenle önergeyi vermiş bulunuyoruz.

Burada ifade etmek istediğim bir husus var. Biraz önce, Hükûmeti temsilen Sayın Bakan, emeklilere seyyanen verilecek ödemeyle ilgili konuşma yaptı, bunun geciktiğini söyledi, üzüntülerini belirtti. Bunun bütçe görüşmeleri esnasında, hiç kimse, torba yasanın içinde geleceğini komisyonda söylemedi, Genel Kurulda bütçe görüşmeleri sırasında da bu beyan edilmedi. Şimdi, bunun engellenmesi, gecikmesi, torba yasanın görüşülmesi nedeniyle oluyorsa hiç kimse, torba yasayı 113 maddeden 224 maddeye, diğerleriyle beraber 250 maddeye varan bir şekle getirin demedi, biz bunu söylemedik.

Sayın Bakan, size ben, dininize, imanınıza demeyeceğim ama Allah rızası için, bu kanunun acele kısmının Türkiye Büyük Millet Meclisinden, komisyondan bir an önce çıkması için, size ve kamuoyuna, muhalefet olarak Milliyetçi Hareket Partisi açıklama yaptı mı, yapmadı mı?

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Hepimiz yaptık.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) - Bunu bir söyleyelim. Bunu hiç evirmenin, çevirmenin bir anlamı yok, başka türlü söylemenin bir anlamı yok.

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Kaç defa açıkladık, 50 defa açıkladık.

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Olmadık bir tomar mevzuyu bunun içine koyup temmuzdan beri vatandaşa söylenen şeyi getirmiyorsunuz, uzatıyorsunuz, vergi tahsilat tahakkuk oranları da düşüyor. Denizli sondan 10’uncu il oldu dedim. Kaçıncı kere bu kürsüden söylüyorum. İnsanlar bekliyor, ne olacağını söylüyor. İleriki konuşmalarda detayını söyleyeceğim, vatandaşların bize gönderdiklerini söyleyeceğim. Böyle olmuş olmasına rağmen, bizim Sayın Grup Başkan Vekilinin ifade ettiği gibi “Gelin de şunu, emeklilerin meselesini yarın bir saat içinde çıkaralım, herkes rahat etsin, millet rahat etsin.” Diyemiyorsunuz. Bunu söylemek bu kadar mı zor? Bunu söylemek AKP için, AKP Hükûmeti için, AKP’nin bakanları için çok mu zor? Bizim gelip Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir milletvekili olarak bunu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin bakanlarına bu kadar ağır bir şekilde söylememiz hoşumuza mı gidiyor sanıyorsunuz? Orada insanlar bekliyor, emeklisi de bekliyor, vergiden yapılandıracağı da bekliyor, sosyal güvenlikten de bekliyor, hepsi insanların bekliyor. Niye bunu çözmüyorsunuz? Sabahlara kadar insanları televizyon başında “Yarın ne olacak?” diye niye bekletiyorsunuz?

SONER AKSOY (Kütahya) – Ne bağırıyorsun!

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Daha ileri gitmeyeceğim. Şunun olmayacağını, onda 1’inin olmayacağını siz ilk bakan olduğunuzda söylediniz. Bize söz verdiniz böyle bir tasarı gelmeyecek diye. Yani şimdi bunu getirmenin anlamı ne?

Bakın, burada istihdamla ilgili meseleler var. Şimdi soruyorum: Türkiye Odalar Borsalar Birliği mensuplarına Sayın Başbakan tarafından teklif edilen, her işletmenin 1 kişi istihdam etmesi meselesinin iktisadi teoride, literatürde bir yeri var mıdır? Siz bunun tahsilini yapmadınız mı yurt dışında? Yeri gelip söylüyorsunuz. Bunun neresi gerçekçidir?

Şimdi, devam edin, çalışma saatlerinin azaltılmasıyla ilgili husus… Sayın Başbakan Yardımcısı ifade etti. Yani bir şeyi söylüyorsunuz, ortaya atıyorsunuz, ne olacak belli değil. Yarın bir başka sayın bakan –mali kuralda olduğu gibi- ya Sanayi Bakanı ya Ulaştırma Bakanı, tasarının altında imzası olmasına rağmen, ne yapacak? “Hayır.” Diyecek, vazgeçeceksiniz. Bir şeyi tartışın, olgunlaşsın, kamuoyu önüne sunulsun, ondan sonra bu hadise düzelsin.

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Ne bağırıyorsun ya!

EMİN HALUK AYHAN (Devamla) – Niye kandırıyorsunuz emeklileri canım? Niye aldatıyorsunuz?

Hepinize saygılar sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MUHAREM İNCE (Yalova) – Sayın Başkan, yoklama yapılmasını istiyoruz.

BAŞKAN – Önergenin oylamasından önce yoklama talebi vardır.

Sayın İnce, Sayın Hamzaçebi, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Erbatur, Sayın Koçal, Sayın Köse, Sayın Çöllü, Sayın Süner, Sayın Güner, Sayın Köktürk, Sayın Tütüncü, Sayın Özkan, Sayın Kaptan, Sayın Durgun, Sayın Dibek, Sayın Topuz, Sayın Arıtman, Sayın Ersin, Sayın Ağyüz, Sayın Aydoğan, Sayın Karaibrahim ve Sayın Hacaloğlu.

Sayın milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 74 üncü maddesinde yer alan “ve Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” ibaresinin “ve aynı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                     Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?