DÖNEM: 23 CİLT: 91 YASAMA YILI: 5
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
58’inci
Birleşim
3 Şubat 2011 Perşembe
(Bu Tutanak
Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge
ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMALAR
IV. - KAPALI OTURUMLAR
V. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Sivas
Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Sivas ilinin sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşması
2.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, Bodrum’da meydana gelen sel felaketine ilişkin
gündem dışı konuşması
3.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, Tunus ve Mısır’daki son siyasi gelişmelere
ilişkin gündem dışı konuşması
VI.-
AÇIKLAMALAR
1.- Sivas
Milletvekili Selami Uzun’un, Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in,
konuşmasında, Başbakanın Sivas’ta kırk bir fabrika temeli attığını söylediğini,
oysa bunun doğruları yansıtmadığı şeklindeki beyanlarına ilişkin açıklaması
2.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin
açıklaması
3.- Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin
açıklaması
4.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin
açıklaması
5.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, Ankara OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin
açıklaması
6.- İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, bu milletin bölünmez
bütünlüğüne kurşun sıkanları özgürlük hareketi temsilcisi olarak nitelemesini
milletvekili sıfatına yakıştırmadığına ilişkin açıklaması
7.- Samsun
Milletvekili Suat Kılıç’ın, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin saygınlığıyla ve buradaki kardeşlik bağlarıyla bağdaşmayan
cümleler sarf etmesine ilişkin açıklaması
8.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Türkiye Cumhuriyetine
“TC”; PKK’nın terör örgütü liderine “Kürt özgürlük hareketi lideri Sayın
Öcalan” demesine ilişkin açıklaması
9.- Batman
Milletvekili Bengi Yıldız’ın, bu Parlamentodaki varlık nedenlerinden birinin
Parlamentoda bulunan diğer siyasi partilerden farklı düşünmeleri olduğuna ve
ülkede yaşanan sorunu Kürt sorunu olarak nitelediklerine ilişkin açıklaması
10.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’de 2007 yılında siyasi partilere ne kadar yer
verildiği sorularına TRT’nin verdiği cevaba ilişkin açıklaması
11.- Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, ORGİ
Havaalanı ile ilgili sözlerine ilişkin açıklaması
12.- Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin,
konuşmasındaki sorularına ilişkin açıklaması
VII.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Spor
Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması
Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması
Komisyonunun İngiltere ve İspanya’da inceleme ve araştırmalarda bulunacak
milletvekillerinin isimlerine ve yurt dışında bulunacakları sürelere ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/1406)
B) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin, Yeşilırmak Nehri’ndeki kirlilik
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1015)
2.- Isparta
Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, madde bağımlılığı
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1016)
C) Genel Görüşme Önergeleri
1.- Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilleri Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Sayıştay’ın “e-Devlete Geçişte
Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı performans denetim raporu üzerinde genel
görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/18)
2.- Isparta
Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20 milletvekilinin, vakıf eserlerinin korunması
konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/19)
VIII.-
ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- (10/653) esas
numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP
Grubu önerisi
2.- (10/488) esas
numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP
Grubu önerisi
3.- (10/606),
(10/515), (10/537) ile (10/689) esas numaralı Meclis Araş-tırması Önergelerinin
ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe
günkü birleşiminde birleştirilerek yapılmasına ilişkin CHP Grubu önerisi
IX.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Bursa Milletvekili Ali Koyuncu’nun,
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2.- Maliye Bakanı
Mehmet Şimşek’in, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, konuşmasında Hükûmete
sataşması nedeniyle konuşması
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYON-LARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)
2.- Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit
Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17
Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili
Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili
Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin;
İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili
Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6
Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili
Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın;
Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve
10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak
Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat
Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili
Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın;
Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2
Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletve-kilinin Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S.
Sayısı: 606)
XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, yoksul vatandaşlara yardım yapan belediye, vakıf,
dernek ve sivil toplum kuruluşlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17542)
2.- İzmir Milletvekili
Bülent Baratalı’nın, 2000-2010 yılları arası Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17552)
3.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel
Müdürlüğü tarafından yapılan sağlık, eğitim ve gıda yardımlarına ilişkin sorusu
ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17553)
4.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel
Müdürlüğü tarafından desteklenen kırsal alanlarla ilgili projelere ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17554)
5.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel
Müdürlüğünce desteklenen özürlülere, kadınlara ve gençlere yönelik sosyal
projelere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17555)
6.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Balıkesir’de yaşanan doğal afetlere ilişkin
Bayındırlık ve İskân Bakanından sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek’in cevabı (7/17656)
7.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, Başbakanlığa tahsis edilen makam araçlarına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek’in cevabı (7/17793)
8.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, mobbingle mücadeleye ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/17933)
9.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, WikiLeaks’in yayınladığı belgelerdeki bazı
iddialara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek’in cevabı (7/17941)
10.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, makam araçlarına ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/18016)
11.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, intranet üzerinden yapılan TBMM TV yayınındaki
bir aksaklığa ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili
Nevzat Pakdil’in cevabı (7/18073)
12.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, TBMM Uzman Yardımcılığı aday başvuru formuna
ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in
cevabı (7/18074)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 14.03’te açılarak
yedi oturum yaptı.
Birinci, İkinci ve Üçüncü Oturum
Artvin
Milletvekili Ertekin Çolak, Artvin iline yapılan yatırımlara,
Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Türk tekstil sektörü ve ithal kumaşa,
Isparta
Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, Isparta Eğirdir Gölü Havza Koruma Planı’na,
İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar.
Barış ve Demokrasi
Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın,
gıda denetiminde yaşanan sorunların (10/1012),
Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan ve 19 milletvekilinin, çocuk evlilikleri sorununun
(10/1013),
Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal ve 19 milletvekilinin, F tipi cezaevi uygulaması ve
tecrit politikası nedeniyle yaşanan sorunların (10/1014),
Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi;
İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız ve 23 milletvekilinin, Haydarpaşa Tren Garı’nın çatısında
çıkan yangın ile ilgili iddiaların araştırılması (10/1011),
Amacıyla bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı.
Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un (6/2295) esas numaralı sözlü sorusunu geri
aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.
Isparta
Milletvekili S. Nevzat Korkmaz, bugünkü birleşimde Eğirdir Gölü’yle ilgili
yaptığı gündem dışı konuşmasına Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun, bu
konudaki çalışmaların son noktasına gelindiğini bildirdiğine ilişkin bir
açıklamada bulundu.
Gündemin “Genel
Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan:
(10/524) esas
numaralı, Hakkâri’nin Ormancık köyünde 12 kişinin öldürülmesi olayıyla ilgili
iddiaların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir
Meclis araştırması açılmasına dair önergenin görüşmelerinin Genel Kurulun 02/02/2011 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
BDP,
(10/769) esas
numaralı, su ürünleri sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına dair
önergenin görüşmelerinin Genel Kurulun 02/02/2011
Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP,
(10/339),
(10/375), (10/537) ile (10/763) esas numaralı, engellilerin sorunlarıyla ilgili
Meclis araştırması açılmasına dair önergelerin görüşmelerinin Genel Kurulun 02/02/2011 Çarşamba günkü birleşiminde birleştirilerek
yapılmasına ilişkin CHP,
Grubu önerileri
yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında
değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen,
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı
ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporlarının (1/883) (S. Sayısı: 568) görüşmeleri komisyon
yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.
2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler
hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin;
Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin
İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın;
Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu
ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat
Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili
Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2
Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis
Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu
Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif
Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin
Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının
(1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258,
2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425,
2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677,
2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753,
2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808,
2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) üçüncü bölüm madde 52’ye
bağlı geçici 34’üncü maddesine kadar kabul edildi; geçici 34’üncü maddesinin görüşmelerinin
İç Tüzük’ün 70’inci maddesine göre kapalı oturumda yapılmasına ilişkin önerge
üzerine, kapalı oturuma geçildi.
Birleşime saat
20.26’da ara verildi.
Dördüncü Oturum
(Kapalıdır)
Beşinci, Altıncı ve Yedinci Oturum
2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler
hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve
Tekliflerinin (S. Sayısı: 606) üçüncü bölümünün 68’inci maddesine kadar kabul
edildi, verilen aradan sonra komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından ertelendi.
Yalova
Milletvekili Muharrem İnce, İstanbul’da DİSK’in dört otobüsüne el konulduğuna,
Yalova
Milletvekili Muharrem İnce, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin
özelleştirmeyle ilgili sözlerine,
Mersin
Milletvekili Behiç Çelik, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin,
konuşmasında olayları çarpıttığına,
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
3 Şubat 2011
Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime
02.03’te son verildi.
|
|
|
Nevzat PAKDİL |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
|
|
|
|
|
Harun TÜFEKCİ |
Fatih METİN |
Yaşar TÜZÜN |
|
|
Konya |
Bolu |
Bilecik |
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Bayram ÖZÇELİK |
Yusuf COŞKUN |
|
|
|
Burdur |
Bingöl |
|
|
|
Kâtip Üye |
Kâtip Üye |
|
No.: 75
II. - GELEN KÂĞITLAR
3 Şubat 2011 Perşembe
Teklifler
1.- Adana
Milletvekili Mustafa Vural’ın; Kozan Adıyla Yeni Bir İl Kurulmasına ve Kozan
İline Beş İlçe Bağlanmasına Dair Kanun Teklifi (2/855) (İçişleri ile Plan ve
Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.1.2011)
2.- Gaziantep
Milletvekili Akif Ekici’nin; Türk Medeni Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/856) ( Kadın Erkek Fırsat Eşitliği ile Adalet
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.1.2011)
Tezkereler
1.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1396) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
2.- Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1397) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
3.- Van Milletvekili
Özdal Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1398) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
4.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1399) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
5.- Diyarbakır Milletvekili
Gültan Kışanak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1400) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
6.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1401) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
7.- Aydın Milletvekili
Ali Uzunırmak’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1402) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
8.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1403) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
9.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1404) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
10.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1405) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 31.1.2011)
Raporlar
1.- Kamu
Denetçiliği Kurumu Kanunu Tasarısı ile Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/991) (S. Sayısı: 609) (Dağıtma tarihi: 3.2.2011)
(GÜNDEME)
2.- Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Adalet Komisyonu
Raporu (1/994) (S. Sayısı: 610) (Dağıtma tarihi: 3.2.2011) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Kilis-Elbeyli Ovası ana sulama kanalı projesine
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/2328) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25/01/2011)
2.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köydeki orman deposunun başka bir köye
taşınacağı iddiasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi
(6/2329) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, makam araçlarına ilişkin Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/18016) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/01/2011)
2.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Anayasa Mahkemesi üyelerinin ant içme metninde
yapılacak değişikliğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18017)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
3.- İzmir
Milletvekili Canan Arıtman’ın, bir valinin kurtuluş günü törenlerinin
kaldırılması yönünde teklif yaptığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/18018) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
4.- Samsun
Milletvekili Suat Binici’nin, Samsun’da bir bebeğin ölümüne ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/18019) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
5.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Lübnan’da yaşanan hükümet krizine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18020) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
6.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, yabancı bir haber sitesinde yayınlanan bir
iddiaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18021) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/01/2011)
7.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, İstanbul Gümrük Muhafaza Başmüdürüyle ilgili
bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18022) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21/01/2011)
8.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, alınan hediyelerin envanterine ve bir belediye
şirketinin hesaplarındaki hediye alındığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/18023) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
9.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Muş’ta hava kirliliği oranındaki artışa ve
sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18024) (Başkanlığa
geliş tarihi: 24/01/2011)
10.- Batman
Milletvekili Bengi Yıldız’ın, Başbakanlık özel uçağı ile yapılan seyahatlere,
uçuş masraflarına ve personel giderlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/18025) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/01/2011)
11.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, ülkemizdeki kanser hastalığının artışı ve
kanserle mücadeleye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18026)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
12.- Manisa
Milletvekili Şahin Mengü’nün, Üsküdar Belediyesi tarafından bir parkın girişine
yaptırılan anıta ve üzerindeki yazıya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/18027) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
13.- Antalya
Milletvekili Osman Kaptan’ın, Tanıtma Fonuna, Fonun desteklediği projelere ve
denetimine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/18028) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25/01/2011)
14.- Gaziantep
Milletvekili Akif
Ekici’nin, 2003-2010 yılları arasında açılan maddi ve manevi
tazminat davaları ve sonuçlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/18029) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
15.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, Datça Hükümet Konağına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/18030) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
16.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, bir hükümlünün avukatlarıyla görüşmelerine ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18031) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
17.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, cezaevlerindeki tutuklulara internet olanağı
sağlandığı iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18032)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
18.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, CMK’nın 102. maddesi kapsamında serbest
bırakılan sanıklara ve kaçan sanıkların yakalanması için alınan tedbirlere
ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18033) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/01/2011)
19.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, HSYK’nın bazı atama kararlarına ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/18034) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
20.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Polis Meslek Yüksek Okulu sınav sorularının
çalınması hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18035) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
21.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, kamu kurumlarınca dışarıdan hizmet satın alımına
yönelik uygulamalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18036) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
22.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki
işsizlerin istihdamına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18037) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
23.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, diyabet hastalarının şeker ölçüm çubuğu
ihtiyacına ve SGK’nın konuya ilişkin genelgesine ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/18038) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
24.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Muş’da çocuk işçiliğinin önlenmesiyle ilgili
çalışmalara ve sigortalı çocuk sayısına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18039) (Başkanlığa geliş tarihi: 24/01/2011)
25.- İstanbul
Milletvekili Necla Arat’ın, TRT 2’de yayınlanan bir haber programına ilişkin
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi
(7/18040) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
26.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, TRT radyolarındaki atama ve görevden almalara
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru
önergesi (7/18041) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
27.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, tarımsal amaçlı kredilere
ve çiftçi borçlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali
Babacan) yazılı soru önergesi (7/18042) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
28.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, tasfiye halindeki bir finans kurumunun
borçlarının ödenmesine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali
Babacan) yazılı soru önergesi (7/18043) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
29.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, engelli sayısına, engellilerin istihdamına ve engellilere
yönelik faaliyetlere ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru
önergesi (7/18044) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
30.- Tekirdağ
Milletvekili Kemalettin Nalcı’nın, Tekirdağ İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüyle
ilgili bazı iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru
önergesi (7/18045) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
31.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, akaryakıt fiyatlarındaki artışa ilişkin Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18046) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/01/2011)
32.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, EPDK’nın aldığı kararlar çerçevesinde bazı
elektrikle ilgili ücretlerdeki artışa ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18047) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
33.- Adana
Milletvekili Tacidar Seyhan’ın, BOTAŞ’ın doğal gaz alımına ilişkin Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18048) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/01/2011)
34.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, yanlış düzenlenmiş elektrik faturalarına ilişkin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18049) (Başkanlığa
geliş tarihi: 25/01/2011)
35.- Kırşehir
Milletvekili Metin Çobanoğlu’nun, Kırşehir-Mucur’a doğal gaz getirilmesine
ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/18050)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
36.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, bir yurt dışı seyahatiyle ilgili bazı iddialara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18051) (Başkanlığa geliş
tarihi: 21/01/2011)
37.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, Türkiye dışında bulunan PKK terör örgütü
mensuplarının iadelerine ve Emniyet Genel Müdürlüğünce yayınlanan suç
istatistiklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18052)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
38.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, bir köydeki köprünün tamamlanmasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18053) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
39.- İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un, İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsünde
yapılan bir aramaya ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18054)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
40.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, valiler toplantısına ve Türk Telekom Arena
Stadı’nın açılışında yaşanan protestolara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18055) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
41.- Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin, yüksek öğrenimde okuyan Kürt kökenli
öğrencilere ve ailelerine Emniyet güçleri tarafından baskı yapıldığı iddiasına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18056) (Başkanlığa geliş
tarihi: 24/01/2011)
42.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, köy ve mahalle muhtarlarının özlük hakları ile
görev ve yetkilerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18057)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
43.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bir davada yer alan delillerle ilgili
iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18058)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
44.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, belediyelerce tahsil edilen
harcamalara katılım payına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18059) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
45.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik’in, bir valinin kurtuluş günü törenlerinin
kaldırılması yönünde teklif yaptığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18060) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
46.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, valilik ve kaymakamlıklarca düzenlenen SBS
hazırlık kurslarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18061)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
47.- Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın, Mersin’de bir lisede yapıldığı iddia edilen uygulamaya
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18062) (Başkanlığa
geliş tarihi: 21/01/2011)
48.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, bir köyde okula ulaşımı sağlayan köprünün
tamamlanmasına ve öğrencilerin yaşadığı mağduriyete ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18063) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
49.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, bir öğretmene verilen cezaya ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/18064) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
50.- Erzurum
Milletvekili Zeki Ertugay’ın, sel ve dondan zarar gören çiftçilerin
desteklenmesine, borç ertelemelerine ve meydana gelen zararlara ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18065) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25/01/2011)
51.- Erzurum
Milletvekili Zeki Ertugay’ın, et teşvik primi uygulamasına ve diğer hayvancılık
desteklerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18066)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
52.- İzmir
Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Milli Güvenlik Akademisinde sivil üst
düzey personel görevlendirilmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/18067) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/01/2011)
53.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya
Sarısu mesire alanında yapılacak tesislere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18068) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
54.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesine ait
müze ve laboratuvarının kapatıldığı iddiasına ilişkin Kültür ve Turizm
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18069) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
55.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, AB Genel Sekreterliğine yapılan bir atamaya
ilişkin Devlet Bakanından (Egemen Bağış) yazılı soru önergesi (7/18070)
(Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
56.- Trabzon
Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, 2002-2010 yıllarında yerel yönetimler
tarafından kurulan ve ortak olunan şirketlere ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18071) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/01/2011)
57.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, mahkemelerde Kürtçe savunma yapılabilmesine
ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18072) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25/01/2011)
58.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, intranet üzerinden yapılan TBMM TV yayınındaki
bir aksaklığa ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru
önergesi (7/18073) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/01/2011)
59.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, TBMM Uzman Yardımcılığı aday başvuru formuna
ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru önergesi (7/18074)
(Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
Genel Görüşme Önergeleri
1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup
Başkanvekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay
Vural’ın, Sayıştay’ın “e-Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı
performans denetim raporu üzerinde bir genel görüşme açılmasına ilişkin
önergesi (8/18) (Başkanlığa geliş tarihi: 06/12/2010)
2.- Isparta
Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz ve 20 Milletvekilinin, vakıf eserlerinin
korunması konusunda bir genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi (8/19)
(Başkanlığa geliş tarihi: 07/12/2010)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru ve 19 Milletvekilinin, Yeşilırmak Nehrindeki kirlilik
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1015) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/12/2010)
2.- Isparta
Milletvekili Süleyman Nevzat Korkmaz ve 20 Milletvekilinin, madde bağımlılığı
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1016) (Başkanlığa geliş
tarihi: 07/12/2010)
Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi
1.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut, bir derenin ıslahına ilişkin Çevre ve Orman
Bakanından yazılı soru önergesini 31/01/2011 tarihinde
geri almıştır. (7/17684)
3 Şubat 2011 Perşembe
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.04
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Saygıdeğer
milletvekilleri, görüşmelere başlamadan önce, 2 Şubat 2011 tarihli 57'nci
Birleşimde yapılan kapalı oturuma ait tutanak özetinin İç Tüzük'ün 71'inci
maddesine göre okunabilmesi için kapalı oturuma geçmemiz gerekmektedir.
Bu nedenle, sayın
milletvekilleriyle Genel Kurul salonunda bulunabilecek yeminli stenograflar ve
yeminli görevliler dışındakilerin salonu boşaltmalarını rica ediyorum.
Tutanak özeti
okunduktan sonra açık oturuma geçilecek ve görüşmelere devam edilecektir.
Sayın idare
amirlerinin bu konuda yardımcı olmalarını ve salon boşaltıldıktan sonra
Başkanlığa haber vermelerini rica ediyorum.
Kapanma
Saati: 14.05
IV.- KAPALI OTURUMLAR
İkinci
Oturum
(Kapalıdır)
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 14.17
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin kapalı
oturumdan sonraki Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk
söz, Sivas ilinin sorunları hakkında söz isteyen Sivas Milletvekili Malik Ecder
Özdemir’e aittir.
Sayın Özdemir,
buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, Sivas ilinin
sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem olan
Sivas’ın bazı sorunlarını dile getirmek için gündem dışı söz almış bulunuyorum.
Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, Sivas, Orta Anadolu’daki birçok il gibi 2002’den bu tarafa AKP
İktidarına en çok oy veren, en çok destek veren illerin başında gelmektedir ama
ne yazık ki bu desteğine rağmen AKP İktidarı tarafından unutulan, geri
bıraktırılan ve âdeta cezalandırılan illerin de başında yine Sivas gelmektedir.
Bu nedenle, Sivas, uzunca bir süreden bu tarafa göç vermeye, her geçen gün
küçülmeye devam etmektedir.
1950’li, 1960’lı
yıllarda iller arasındaki kalkınmışlık sıralamasında 9’uncu sırada olan Sivas,
bugün, üzülerek söylüyorum, 54’üncü sırada ancak yer almaktadır.
Yine, geçmişte 14
milletvekili çıkaran Sivas, bugün gide gide ancak 5 milletvekili çıkarabilecek
düzeye gelmiştir.
Çok değil değerli
arkadaşlarım, bundan yirmi yıl önce çevredeki illerle kıyasladığımızda
Tokat’ın, Çorum’un, Yozgat’ın hatta Kayseri’nin bile önünde olan Sivas, bugün,
üzülerek söylüyorum, bu illerin hepsinin gerisindedir.
Değerli
arkadaşlarım, Sivas İl Özel İdaresinin verdiği rakamlarla söylüyorum, Sivas’ın
ilçelerinden Zara’nın, Divriği’nin, İmranlı’nın köylerinde asfalt yol oranı
yüzde 8 ile yüzde 12 arasındadır. Bu köylerimizin büyük çoğunluğunda hâlâ
yeterince kapalı su şebekesi yoktur, kanalizasyon yoktur. Bırakın bu kış
aylarında, ilkbahar ve sonbahar aylarında bu ilçelerin köylerine traktörle
gitme şansımız bile maalesef yoktur. Bu köylerin muhtarları, her ilkbaharda,
sonbaharda bozulan stabilize yollarına 3 kamyon, 5
kamyon kum döktürebilmek için kaymakamlıkların ve özel idarelerin kapısında
beklemektedir.
Yine, Divriği
ilçemizin 100’ün üzerinde köyü var değerli arkadaşlarım. Uzunca bir süredir bu
100 köyün yarısından çoğunda on gün, on beş gün süreyle elektrikler kesilmekte,
her ne hikmetse, daha sonra elektrikler geldiğinde de ya yüksek faz ya da düşük
fazdan dolayı bu köydeki insanlarımızın buzdolapları, televizyonları, çamaşır
makineleri çalışmamaktadır.
Sayın
milletvekilleri, 2002’den bu tarafa Sivas’ta işsizliği önleyecek, istihdamı
artıracak tek bir yatırım yapılmamış, tam tersine, geçmiş dönemlerde yapılmış
olan işletmeler birer, ikişer Sivas’tan sökülerek başka illere götürülmüştür.
Bunun en yakıcı örneklerinden bir tanesi 1948 yılında kurulan ve 300 hemşehrimizin
çalıştığı 4 No.lu Askerî Dikimevi her türlü itirazımıza rağmen bağıra bağıra
Sivas’tan sökülerek İstanbul’a taşınmıştır. Devlet Malzeme Ofisinin Bölge
Müdürlüğü Sivas’tan götürülmüştür. Bu tabloya rağmen bundan yaklaşık iki yıl
önce Sivas’a gelen Sayın Başbakan “Kırk bir kere maşallah.” diyerek kırk bir
tesisin temelini attığını söyledi. O tarihlerde de söyledik bunun bir şov
olduğunu; Sivas’ta televizyonlarla, gazetelerle gezdik, Sivas’ı adım adım
dolaştık temeli atılan bir tesis yoktu. Aradan geçen iki yıla rağmen Sivas’ta
hâlâ o günden bu tarafa açılmış, bırakın fabrikayı 40-50 tane işçi çalıştıracak
atölye düzeyinde bile bir tesis söz konusu değil.
Sayın Başbakan
yine bundan bir ay önce Sivas’a geldi değerli arkadaşlarım, yine büyük bir
âlâyıvalayla, şovla on altı tesisin açılışını yaptığını söyledi Sayın Başbakan.
Sivas’ta bütün televizyonları alarak Sayın Başbakanın açılış yaptığı on altı
tesis neydi, merak ettik… On beş gün boyunca AKP’nin il yöneticileri,
milletvekili arkadaşlarımız suskunluğunu bozmadılar, daha sonra, aradan geçen
on beş gün sonra mahcup bir ifadeyle on beş-on altı tane bir liste açıkladılar.
Değerli
arkadaşlarım, Sayın Başbakanın tesis diye açtığı 16 tesisin 13’ü Sivas’ın
ilçelerinde, merkezinde kimi hayır sahipleri tarafından, kimisi başkaca
vakıflar tarafından yapılmış iki derslikli, üç derslikli okuldan ibaretti. Bir
tek, on altı tesis içerisinde Sivas’ta yapılan Devlet Hava Meydanları
İşletmeleri var. Başbakana teşekkür ediyoruz; kaça mal olmuştur, neye mal
olmuştur, kullanılan malzeme kaçıncı sınıftır, ayrı bir tartışma konusu ama
geri kalan tesislerin içerisinde ele alınır bir tesis yok.
Sürem yoktur.
Yıldızeli’nin
Karakoç köyünde Sayın Başbakanın “Açtım.” dediği barakadan ibaret bir okul hâlâ
açılamamış ve kaba inşaatı devam ediyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, sürenizin dolu olduğunu biliyorum.
Ama bir il bir başbakana, bir iktidara bu kadar destek veriyor olmasına rağmen
o ilin insanlarının bu kadar kaba bir aldatmaya tahammülleri yoktur, doğru
olduğuna inanmıyorum.
Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Özdemir.
HALİL AYDOĞAN
(Afyonkarahisar) – “Baraka” denilir mi oraya? Orada baraka var mı? Baraka mı o?
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Evet, baraka! Tek katlı, 100 metrekarelik bir baraka!
BAŞKAN – Gündem
dışı ikinci söz, Bodrum’da meydana gelen sel felaketi hakkında söz isteyen
Muğla Milletvekili Metin Ergun’a aittir.
Sayın Ergun, buyurun
efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
2.- Muğla Milletvekili Metin Ergun’un, Bodrum’da meydana
gelen sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması
METİN ERGUN
(Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; turizm bölgemiz olan Bodrum
Yarımadası’nda 28 Ocak tarihinde meydana gelen sel felaketiyle ilgili olarak
söz almış bulunuyorum. Her şeyden önce bütün Bodrumlu hemşehrilerime geçmiş
olsun der, bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Sayın
milletvekilleri, turizm cennetimiz olan Bodrum geçen hafta sonu kelimenin tam
anlamıyla bir felaket yaşamıştır. Felaketin boyutu o kadar büyüktür ki selin
verdiği hasarın altından yerel imkânlarla kalkmak mümkün değildir. Cuma günü
öğleden sonra başlayan ve yedi saat süren yağışın ardından büyük bir sel felaketi
yaşanmıştır. Yağış ve sel Bodrum’a bağlı Ortakent Yahşi, Gündoğan, Turgutreis,
Bitez ve Yalı beldelerinde etkili olmuştur. Bu beş beldeden özellikle Ortakent
Yahşi’de selin açtığı zarar çok büyüktür. Bu beldede dört yüz civarında ev ve
iş yeri ile kırk oteli su basmıştır. Oteller, restoranlar, kafeler, eczaneler,
tekneler, tersaneler, evler ve benzeri yaşam ve iş yeri alanları selden
etkilenmiş, içlerindeki eşya ve aletler kullanılamaz hâle gelmiştir. Köprüler
yıkılmış, yollar bozulmuş, kanallar parçalanmış, istinat duvarları çökmüştür.
Hasarın boyutu sadece Ortakent Yahşi beldesinde 10-15 milyon civarındadır.
Yaşanan sel
felaketinden sonra bölgeye gelerek incelemelerde bulunan Kültür ve Turizm
Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay ile Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan
Yardımcısı Sayın Metin Çobanoğlu’na ve hemen hasar tespit çalışmalarını
başlatarak duyarlılık gösteren Muğla Valisi ile Bodrum Kaymakamına, buradan
bütün hemşehrilerim adına teşekkür ederim.
Sayın
milletvekilleri, Ortakent Yahşi, Bodrum’un en uzun sahiline sahip bir beldedir;
plajı mavi bayraklıdır. Mavi bayraklı plaja ve çok sayıda otele sahip olan bu
beldenin altyapısı selden yüzde 80 oranında zarar görmüş ve tahrip olmuştur.
Yaşanan bu felaketin yaralarını belde belediyesinin imkânlarıyla sarmak mümkün
değildir. Bodrum’da turizm sezonunun mayıs ayında başladığını göz önünde
bulundurursak Ortakent Yahşi ile Bitez’deki tesislerin ve altyapının üç ay gibi
kısa sürede sezona hazır hâle getirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde
turizmimiz bundan olumsuz olarak etkilenecektir. Turizmimiz etkilenirse de
hasarın mali boyutu katlanarak artacaktır. Dolayısıyla mesele, günlük siyasetin
üzerinde bir hadisedir.
Tekraren ifade
ediyorum: Yaşanan felaketin boyutu gerçekten çok büyüktür. Vatandaşların, esnafların
ve belediyenin kendi imkânları ile bu felaketin altından kalkması mümkün
değildir. Üç ay gibi kısa süre içinde belde belediyesi imkânlarıyla bu hasarın
yaralarını sarmak ve bölgeyi turizm sezonuna hazır hâle getirmek imkânsız
gibidir. Bölgede devlet gücüne ihtiyaç vardır. Devletin tüm gücü buraya sevk
edilerek bölge turizme hazır hâle getirilmelidir. Hasar tespit işlemleri hemen
bitirilmeli ve bölge afet kapsamına alınmalıdır.
Bu işlemler devam
ederken hayatı normale çevirmeleri ve yol, köprü gibi altyapı ihtiyaçlarını
karşılayabilmeleri için belediyelere acilen maddi imkân sağlanmalıdır. En büyük
hasarı gören Ortakent Yahşi beldesinin bu tarz ihtiyaçlarını karşılayabilmesi
için dahi 3 milyon liraya ihtiyacı vardır. Bunu belediyenin karşılaması mümkün
değildir. Bu bölgede zarar gören vatandaşların, özellikle otel, restoran ve
benzeri işletme sahiplerinin vergilerini erteleme imkânı araştırılmalıdır.
Hazır, torba yasa görüşülürken böyle bir fırsatı bu işletme sahiplerine
tanıyalım. Böyle bir düzenleme zor durumda olan esnafımıza rahat bir nefes
aldıracaktır.
Bir daha böyle
felaketlerin yaşanmaması veya hafif atlatılması için bölgedeki dere
ıslahlarının yapılması, kanal, köprü ve yol gibi altyapı unsurlarının
standartlara uygun olarak inşa edilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki arazi çok
kıymetli olduğu için dere yataklarının kenarları istimlak
edilmediği gibi zamanında yerleşime de izin verilmiştir hatta dere doldurularak
yol hâline getirilmiştir. Bu yüzden dere ıslahlarının yapılması oldukça
pahalıya mal olacaktır. Açıkçası, yaşanan bu sel felaketi daha büyük
felaketlerin habercisi olarak algılanmalı ve tedbir alınmalıdır. Burası turizm
beldemiz olduğuna ve hepimizi ilgilendirdiğine göre, bölgedeki bütün dereler
DSİ tarafından incelenip projeleri yapılmalı ve belediye-DSİ iş birliğiyle
ıslahları acilen yapılmalıdır.
Bütün Bodrumlu
hemşehrilerime geçmiş olsun diyor, Allah bir daha böyle felaket vermesin
dileğiyle saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Ergun.
Sayın Uzun,
buyurun efendim.
VI.- AÇIKLAMALAR
1.- Sivas Milletvekili Selami Uzun’un, Sivas Milletvekili
Malik Ecder Özdemir’in, konuşmasında, Başbakanın Sivas’ta kırk bir fabrika
temeli attığını söylediğini, oysa bunun doğruları yansıtmadığı şeklindeki
beyanlarına ilişkin açıklaması
SELAMİ UZUN
(Sivas) – Sayın Başkan, az önce Sivas Milletvekili Arkadaşımız burada konuştu,
Başbakanın kırk bir fabrika temeli attığından bahsetti. Böyle bir şeyin
olmadığından, on altı tesisin açılışını yaptığından ve böyle bir tesisin
olmadığından… Geçen hafta Sivas’ta televizyonda tek tek bu tesisleri saydım,
kendisi de telefona bağlandı. “Sivas halkından özür dile.” dedim ama hâlâ aynı
şeyleri söylüyor, bence çok ayıp ediyor. Başbakan sanki havaalanı yapmakla,
açmakla suç işlemiş gibi gelip kürsüden konuşuyorlar.
VAHAP SEÇER
(Mersin) – Adam teşekkür etti, çarpıtıyorsun.
SELAMİ UZUN
(Sivas) – Hâlbuki, kırk bir temeli Başbakan atmamıştır, o dönemin bakanı
atmıştır temelini ve hepsi de faaliyete başlamıştır. Biz geldiğimizde 36
fabrika, 1.200 çalışanı organize sanayide vardı, şimdi 4.500 çalışan ve 100
tane fabrika çalışmaktadır. Aynı zamanda “Sivas’a bir çivi çakılmamıştır.”
diyor. Sanki, havaalanını yapmak, yolları yapmak, 4
milyar dolara mal olan hızlı treni yapmak suçmuş gibi burada kürsüden
konuşuluyor ve Sivas’ta yatırımlar devam etmektedir. Beton travers fabrikasını
yenileyeceğiz ve büyüteceğiz. En az 200 işçi çalışacak orada yeni fabrikada.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın
Özdemir, efendim, burası milletvekillerinin karşılıklı olarak sorunları
tartıştığı bir yer olmaktan çıkmalıdır.
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başkanım, izin verirseniz…
BAŞKAN – Efendim,
siz söylediniz, o da kısa bir açıklama yaptı.
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Ama çarpıtma değil…
BAŞKAN – Malik
Bey, bence tekrarına gerek yok karşılıklı çünkü bu işin içinden çıkamayız.
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) – Cevap versin.
BAŞKAN – Hayır
efendim, hayır, beş dakika konuştu. O arkadaş da bir dakika konuştu, bunda bir
şey yok.
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Sayın Başbakana havaalanı için teşekkür ettim ama 16 tesisin
13 tanesi ilkokul. Durum bu, böyle hizmet olmaz.
SELAMİ UZUN
(Sivas) – Sivas’a havaalanı yapmak suç mu, hızlı tren yapmak suç mu? Ayıp diye
bir şey var. Özür dilemeniz lazım.
BAŞKAN – Selami
Bey... Malik Bey…
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Havaalanı için teşekkür ettim Sayın Başbakana ama bunun için
de sizin Sivas’tan özür dilemeniz lazım.
SELAMİ UZUN
(Sivas) – Sizin özür dilemeniz gerekirken konuşuyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın
Uzun… Sayın Özdemir…
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Tesis dediğiniz bu, çoğu üç derslikli, iki derslikli ilkokul.
Bir Başbakana yakışıyor mu bu?
SELAMİ UZUN
(Sivas) – Gel, ben sana hepsini gezdireyim.
BAŞKAN – Arkadaşlar,
özel bir mekânda tartışabilirsiniz. Selami Bey, Malik Bey, lütfen… Arkadaşlar,
lütfen… Sonra konuşursunuz.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Sayın Başkanım, şimdiye kadar konuşup bitmişti, o zaman hiç
konuşmayalım!
BAŞKAN – Hayır
efendim, arkası gelecek, bu defa da başka bir Sivas milletvekili başka bir şey
söyleyecek. O zaman biz burayı milletvekillerinin tartışma yeri hâline
getirelim sadece kendi aralarında!
Gündem dışı
üçüncü söz Tunus ve Mısır’daki son siyasi gelişmeler hakkında söz isteyen
İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’a aittir.
Sayın Uras,
buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)
V.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
3.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, Tunus ve
Mısır’daki son siyasi gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması
MEHMET UFUK URAS
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli vekiller; öncelikle OSTİM’de kaybettiğimiz
yurttaşlarımızın yakınlarına başsağlığı diliyorum, yaralılara acil şifalar
temenni ediyorum.
Orta Doğu ve
Kuzey Afrika ülkeleri içinde bulunduğumuz günlerde bütün dünyaya bir mesaj
veriyor. Hürriyet, ekmek ve haysiyet sloganlarıyla isyan eden, sokakları
dolduran insanlar daha özgür, daha eşitlikçi, daha adil bir düzende yaşama
taleplerini yükseltiyor. Artık geçtiğimiz yüzyılın anlayışıyla toplumu, halkı
yok sayan otoriter devlet anlayışına karşı bir isyan başlatıyorlar. Onlarca
yıldır süren diktatörlüklere karşı ayaklanıyorlar. Siyasi baskılara, örgütlü
yolsuzluklara, yoksulluklara karşı başkaldırıyorlar. Mısır'da 1952'den beri
süren bir askerî diktatörlük var. Sadece Mübarek değil, onun öncesi de var.
Mısır'da birçok kuşak bu baskı rejimleri altında büyüdü ve yaşadı. İş
dünyasında, bürokraside, yasama ve yürütmede her yerde askerler oldu. Mısır tek
örnek de değil.
Bugün Tunus'ta,
Ürdün'de ve diğerlerinde olan bitenler gösteriyor ki, şeffaf ve demokratik
olmayan devletler, otoriter yönetim anlayışları er ya da geç toplumun yükselen
öfkesiyle karşı karşıya kalırlar.
Şimdi Mısır'da,
Tunus'ta, Yemen'de, Ürdün'de, yarın Suriye'de ve diğer Orta Doğu ülkelerinde
toplumların kaderleri kendi elleriyle ve yeniden çiziliyor. Sistemin mağduru
olan farklı görüşlerden ve sınıflardan insanlar birlikte isyan ediyorlar.
Milyonlarca insan sokaklara çıkıyor, yoksulluğu ve baskıyı alabildiğine yaşayan
insanlar başkaldırıya destek veriyor.
İnsanlar kendi
güçlerini görüyorlar. Sokağa çıkıp, neler yapabileceklerini fark ediyorlar.
Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın otoriter rejimlerine, diktatörlüklerine ve
krallıklarına karşı demokrasi, adalet ve haysiyet talebini yükseltiyorlar.
Tarihi bizzat yapmaya başlıyorlar. İnanıyoruz ki, köklü bir geçmişe, zengin bir
kültüre sahip olan bu toplumlar, kendi demokrasilerini kendi çoğulculukları
içinde gerçekleştirecektir.
O nedenle de Orta
Doğu ve Kuzey Afrika halklarına destek vermek, değişime direnen diktatörlerin
arkasında veya yanında durmamak; demokrasiden, değişimden ve insan haklarından
yana olmanın asgari gereğidir.
Elbette benzetmek
istemeyiz ama Türkiye'de de demokratik taleplerini haykıran, bu talepleri
Meclise, Hükûmete iletmek isteyen, demokratik tepkilerini gösteren insanlar
var. Bugün ülkenin dört bir yanından Ankara'ya gelmiş olan sendikalar, meslek
örgütü üyeleri, ücretli çalışanlar, işsizler, yurttaşlar torba yasaya karşı
taleplerini ifade etmek istediler.
Daha bu haftaki
grup konuşmasında AK PARTİ'nin her zaman hak ve özgürlüklerden yana olduğunu
ifade eden Başbakan Erdoğan değil miydi? Sadece Türkiye'de değil, dünyanın
neresinde olursa olsun hiçbir zulme sessiz kalmadığını söylememiş miydi? “Halkın
tercihlerinin ve taleplerinin her şeyin üzerinde olduğuna inanırız.” demedi mi?
Dedi de, yalan mıydı bunlar? Sendikalar, meslek örgütleri Meclise seslerini
duyurmak istiyorlar. Yasak... Eylem Ankara Valisi tarafından yasa dışı ilan
ediliyor. Bu mudur özgürlük anlayışı?
Biraz evvel ben
de oradaydım. Göstericilere gaz sıkıldı, coplar havalardan indi. Bu mudur
özgürlük anlayışınız, bu mu sizin demokrasi anlayışınız? O edilen tumturaklı
laflar, o hamaset dolu konuşmalar... Bunların hepsi suya yazılmış. Hiçbiri
gerçek değil. Çünkü
demokratik bir kültüre sahip değilsiniz ve bu gidişle de
olamayacaksınız.
Peki, Hükûmete
soruyorum: Mutki'yi duydunuz mu? Mutki Mısır'da değil, Bitlis'te. Bitlis
Mutki'de toplu mezarlar bulunuyor. İnsanların topluca öldürülüp gömüldüğü
mezarlar. Peki Hükûmet ne yapıyor? Görmüyor ve
duymuyor.
Kürt toplumu
“yeter artık” diyor, daha fazla baskı, yasak istemiyor, ana dilini öğrenmek,
geliştirmek, kullanmak, mahkemede kendi ana diliyle savunma yapmak istiyor.
“Hayır, yapamazsınız.” deniyor. “Köy, mahalle, cadde isimleri eskisi gibi
olsun.” deniyor. “Hayır, yapamazsınız.” deniyor. “Yerinden yönetim
geliştirilsin, yerel yönetimler demokratikleştirilsin.” diyorlar. “Hayır, o da
olmaz.” deniyor. Peki, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur?
Mısır'da firavuna
karşı “haysiyet” diye ayağa kalkanlarla, Diyarbakır'da sokağa çıkan ve haysiyet
için, adalet için, eşit yurttaş olabilmek için taleplerini dile getirenler
arasında ne fark vardır? Yoksul, yoksun, çaresiz, adalet ve özgürlüğe susamış
milyonlar değil midir? Ama Hükûmet bunu anlamak istemiyor. Duymuyor, görmek
istemiyor.
Halka gözünü,
gönlünü, kulağını kapatanlar, unutmayınız ki halkın hiçbir özlemi, haykırışı,
çağrısı karşılıksız kalmaz, kalmayacaktır. İnanıyoruz ki sıradan insanlar
dünyayı değiştirebilirler ve değiştirecektirler de. Türkiye’nin de geleceğini
bu mağdurlar ve mazlumlar belirleyecektir diye düşünüyorum.
Teşekkür
ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Uras.
Sayın Vural,
buyurun efendim.
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
2.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Ankara OSTİM’de vuku
bulan patlamaya ilişkin açıklaması
OKTAY VURAL
(İzmir) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, özellikle, OSTİM’de vuku bulan kazada
hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Yaralılara acil şifalar
diliyoruz. Bütün Ankaralılara, çalışanlara, oradaki esnafa geçmiş olsun
dileklerimizi paylaşmak için söz aldım.
Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Vural nezaketinize.
Biz de vefat
edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da başsağlığı diliyoruz.
Sayın Canikli,
buyurun.
3.- Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin, Ankara
OSTİM’de vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Biz de AK PARTİ
Grubu olarak Ostim’deki kazada
hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz, onların
ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz; yaralı vatandaşlarımıza da Allah’tan
acil şifa diliyoruz. İnşallah, kısa sürede nedeni ve varsa sorumluları tespit
edilir ve ona göre gereği yapılır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Canikli.
Sayın İnce,
buyurun.
4.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Ankara OSTİM’de
vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Biz de Cumhuriyet
Halk Partisi
Grubu olarak OSTİM’deki patlamadaki yaralılarımıza Allah’tan şifa diliyoruz;
yaşamını yitirenlere rahmet diliyoruz. Genel Başkanımızın talimatıyla Grup
Başkan Vekilimiz ve Ankara milletvekillerimiz de şu anda oraya gitmişlerdir.
Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Allah milletimizi
böyle kazalardan, belalardan, musibetlerden korusun. Tekrar biz de vefat
edenlere rahmet dileklerimizi iletiyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel
Kurula sunuşları vardır.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize
sunacağım:
VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Spor Kulüplerinin Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun
Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis
Araştırması Komisyonunun İngiltere ve İspanya’da inceleme ve araştırmalarda
bulunacak milletvekillerinin isimlerine ve yurt dışında bulunacakları sürelere
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1406)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna
Spor Kulüplerinin
Sorunları ile Sporda Şiddet Sorununun Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin
Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonunun yurt dışında
inceleme çalışması yapabilmesi, gidecek Komisyon üyelerinin sayıları ve
inceleme süresinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığınca tespit edilmesi
kaydıyla Genel Kurulun 13.01.2011 tarihli 51 inci Birleşiminde
kararlaştırılmıştı.
Adı geçen
Komisyonun aşağıda adı, soyadı ve seçim bölgesi yazılı üyelerinin, 21-27 Ocak
2011 tarihlerinde İngiltere'de ve 24-30 Ocak 2011 tarihlerinde İspanya'da
inceleme ve araştırmalarda bulunma talebi Başkanlığımızca uygun bulunmuştur.
Genel Kurulun
bilgilerine sunulur.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
İngiltere:
Adı - Soyadı Seçim
Bölgesi
Mehmet Fatih Atay Aydın
Mehmet Emin Tutan Bursa
Ali İhsan Merdanoğlu Diyarbakır
Tuğrul Yemişci İzmir
Azize Sibel Gönül Kocaeli
Halil Mazıcıoğlu Gaziantep
İspanya:
Adı - Soyadı Seçim
Bölgesi
Abdurrahman Arıcı Antalya
Ali Uzunırmak Aydın
Fahrettin Poyraz Bilecik
Mehmet Sevigen İstanbul
Fatih Öztürk Samsun
BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur.
Meclis
araştırması açılmasına ilişkin iki önere vardır, ayrı ayrı okutuyorum:
B) Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 19 milletvekilinin,
Yeşilırmak Nehri’ndeki kirlilik sorununun araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1015)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Yeşilırmak
nehrinin kirlenmesi ve balık ölümlerinin nedenlerinin araştırılarak, alınması
gereken tedbirler konusunda, Anayasanın 98. Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz
ve teklif ederiz.
1) Reşat Doğru (Tokat)
2) Oktay Vural (İzmir)
3) Hüseyin Yıldız (Antalya)
4) Hasan Çalış (Karaman)
5) Necati Özensoy (Bursa)
6) Osman Durmuş (Kırıkkale)
7) Alim Işık (Kütahya)
8) Hasan Özdemir (Gaziantep)
9) Murat Özkan (Giresun)
10) Mustafa Kalaycı (Konya)
11) Erkan Akçay (Manisa)
12) Behiç Çelik (Mersin)
13) Ahmet Orhan (Manisa)
14) Emin Haluk Ayhan (Denizli)
15) Ali Uzunırmak (Aydın)
16) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)
17) H. Hamit Homriş (Bursa)
18) Mustafa Enöz (Manisa)
19) Mehmet Zekai Özcan (Ankara)
20) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)
Gerekçe:
Yeryüzündeki içme
ve kullanma suyunun miktarı sınırlıdır. Zamanla su kaynaklarının azalması,
insan nüfusunun artması ve daha önemlisi suların giderek kirlenmesi yaşamı
giderek zorlaştırmaktadır.
Deniz ve
nehirlerde kirliliğini oluşturan faktörlerin başında lağım suları ile sanayi
atıkları gelmektedir. Bunun yanında petrol atıkları, katı sanayi atıkları ve ev
atıkları da önemli yer tutmaktadır. Bunlar su kenarlarındaki bitki ve alg gibi
kaynakları yok etmektedir. Su kaynaklarında başlayan bu kirlilik denizlerde
sona ermektedir. Bu yüzden nehir, göl ve denizlerimizde canlı nesli giderek
azalmaktadır.
Su kirliliğine
bir etmen de hava şartlarıdır.
Evler, işyerleri,
sanayi bacaları ile motorlu kara, deniz ve hava araçlarından çıkan gaz atıkları
havanın bileşimini değiştirmektedir. Bu yollarla havaya karışan gazların
yağmur, bulut, kar gibi ıslak ya da yarı ıslak maddelerle karışmaları sonucunda
asit yağmurları oluşmaktadır. Asit yağmurları ise orman alanları vb. gibi yeşil
alanları yok etmekte, diğer taraftan da suları kirletmektedir.
Karadeniz'de
doğan ve İç Anadolu bölgesini de dolaşarak Karadeniz'e dökülen Yeşilırmak
nehri, çeşitli etmenlere kirlenmekte, buna bağlı olarak başta balık ölümleri
olmak üzere ekolojik felaketler yaşanmaktadır.
Nehirden alınan
sulama suyunun kullanıldığı yerlerde ayrıca bitki örtüsü de bozulmaktadır.
Tarımsal alanda
özellikle sebze ve pirinç tarımı başta olmak üzere ürünlerin gelişimi
bozulmakta, çiftçilerimiz büyük zarar görmektedir.
Son olarak geçen
hafta Sakarya Nehrinde de aynı yönde balık ölümleri ile karşılaşılmıştır.
Binlerce balık oksijensiz kalmış, ağır maden artıkları etkisiyle zehirlenerek
ölmüştür.
Konunun bir kez
de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından araştırılması Yeşilırmak nehrinin
daha temiz olmasına, haliyle temiz bir çevre ve canlılara yaşanabilir bir ortam
sağlanması için katkı sağlayacaktır.
Araştırma
önergemiz bu amaçla hazırlanmıştır.
2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20
milletvekilinin, madde bağımlılığı sorununun araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1016)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Gerekçesini ekte
sunduğumuz, özellikle turizm bölgelerinde madde bağımlılarının cadde, sokak ve
eğlence merkezlerinde vatandaşlarımızın ve turistlerin can ve mal güvenliğini
tehdit ettiği, turizm bölgelerinde en çok ihtiyaç duyulan güven ve huzur
ortamının giderek ortadan kalktığı, madde bağımlılarının suç işleme oranının
korkutucu boyutlara ulaştığı bilinmektedir. Madde bağımlılarının sayısındaki
artışın sebepleri ve madde bağımlılarının rehabilite edilerek tekrar normal
hayata nasıl kazandırılacaklarının araştırılması ve bunun için yapılacak yasal
düzenlemelere de dâhil olmak üzere alınacak tedbirlerin tespiti için
Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 104-105'inci maddeleri gereğince
Meclis Araştırması
açılmasını arz ederim.
1) Süleyman Nevzat
Korkmaz (Isparta)
2) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)
3) Mehmet Günal (Antalya)
4) Oktay Vural (İzmir)
5) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)
6) Alim
Işık (Kütahya)
7) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)
8) Ertuğrul Kumcuoğlu (Aydın)
9) Mustafa Kalaycı (Konya)
10) Ahmet Bukan (Çankırı)
11) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)
12) Erkan Akçay (Manisa)
13) Metin Ergun (Muğla)
14) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
15) Hüseyin Yıldız (Antalya)
16) Behiç Çelik (Mersin)
17) Durmuşali Torlak (İstanbul)
18) Mümin İnan (Niğde)
19) İzzettin Yılmaz (Hatay)
20) Recep Taner (Aydın)
21) Reşat Doğru (Tokat)
Genel Gerekçe
İç göç, sağlıksız
kentleşme, plansız sanayileşme, gecekondu olgusu ve ekonomik dengesizlikler
sonucu ortaya çıkan hızlı değişim sosyal çelişkilere yol açmıştır. Ekonomik
yetersizlikten dolayı turizm merkezlerine göç eden ailelerde maalesef
çözülmeler olmakta ve bu ailelerin çocukları ekonomik, sosyal ve aileden
gördüğü baskı yüzünden aile ortamından uzaklaşmaktadır. Ailelerinden ayrılan bu
gençler, göç ettikleri şehrin sosyal ortamına alışamadan, okuldan da koparak
kendisini yalnızlığa atmaktadır. Bunun sonucunda, gençler, içinde bulundukları
bu stresi giderebilmek için uyuşturucu maddelere yönelmektedir. Uyuşturucu
madde günümüz toplumlarında en önemli sorunlardan biri olarak görülmektedir.
Bilim adamlarının yaptığı açıklamalara göre gün geçtikçe madde bağımlılarının
sayılarında artış vardır ve başlama yaşı 13'lere kadar düşmüştür.
Madde bağımlısı
olan gençler arasında suçluluk oranları gittikçe artmaktadır. Tüm kentlerimizde
gözlenen madde bağımlıların sayısındaki artış turizm bölgelerinde daha da fazla
olmaktadır. Turizm bölgelerinde, turizm gelirlerinin artırılması için güvenlik
ve huzur ortamının muhafaza edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Madde bağımlısı
gençlerin, suç işleme oranlarının giderek arttığı, şehirlerde cadde ve
sokakların, vatandaşlarımızı ve turistleri tedirgin eden yerler haline geldiği
medya aracılığı ile yoğun şekilde gündeme getirilmektedir.
Yukarıda
belirtilen sebeplerden dolayı, madde bağımlılarının sayısındaki artışın
sebepleri ve madde bağımlılarının rehabilite edilerek tekrar normal hayata
nasıl kazandırılacakları amacı ile bir Meclis Araştırması açılması
gerekmektedir.
BAŞKAN –
Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler
gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki
görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
İki genel görüşme
önergesi vardır, ayrı ayrı okutuyorum:
C) Genel Görüşme
Önergeleri
1.- Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan
Vekilleri Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve İzmir Milletvekili Oktay
Vural’ın, Sayıştayın “e-Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı
performans denetim raporu üzerinde genel görüşme açılmasına ilişkin önergesi
(8/18)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Bilgi ve iletişim
teknolojileri (BİT) alanında dünyadaki gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de
birçok kamu kurumunda bilgi işlem merkezleri ve İnternet siteleri oluşturulmuş
ve bilgisayar ortamında bilgi saklanmaya başlanmıştır. AB'nin bilgi toplumu
olma yolunda belirlediği hedeflere uygun olarak, 2003 yılında e-Dönüşüm Türkiye
Projesi (eDTr) başlatılmış, bu çerçevede birçok kamu hizmetinin elektronik
ortamda sunumu öngörülmüştür. Bu bağlamda kamu İnternet sitelerinin devlet ile
vatandaş arasındaki dolaysız iletişim ve etkileşimini sağlayan pencereler
olarak önemi artmıştır.
Ancak ülkemizde
kamu kurumlarının İnternet siteleri, ağırlıklı olarak bilgi ve doküman sunulan
birinci düzey ve/veya elektronik yayıncılık yapılan ikinci düzey sitelerdir.
İnternet sitelerinden bu düzeyde hizmet sunulması, etkileşimli ve katılımcı
kamusal hizmet sunumunu hedefleyen e-Devlet için yeterli değildir.
Bu durum Sayıştay
Başkanlığının "e- Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri"
adlı Performans Denetim raporuyla da ayrıntılarıyla ortaya konulmuştur.
Sayıştay’ın söz konusu raporu Sayıştay Genel Kurulunun 24.07.2006 tarihli ve
5166/1 sayılı kararıyla 832 sayılı Sayıştay Kanununun ek 10'uncu maddesine
istinaden Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuş, ancak söz konusu rapor bir
türlü Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmemiştir.
Yukarıdaki
hususlar çerçevesinde Yüce Meclisimizin, Sayıştay'ın "e- Devlete Geçişte
Kamu Kurumları İnternet Siteleri" ile ilgili Performans Denetim Raporunu
görüşmesini talep etmekteyiz. Bu itibarla Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 101, 102
ve 103'üncü maddeleri uyarınca, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, TBMM'de
söz konusu raporun tüm yönleriyle ele alınmasını amaçlayan bir genel görüşme
açılması hususunda gereğini arz ederiz.
Mehmet Şandır Oktay
Vural
Mersin İzmir
Grup Başkan
Vekili Grup
Başkan Vekili
Genel Gerekçe:
Bilgi ve iletişim
teknolojileri (BİT) alanında dünyadaki gelişmelere paralel olarak, ülkemizde de
birçok kamu kurumunda bilgi işlem merkezleri ve İnternet siteleri oluşturulmuş
ve bilgisayar ortamında bilgi saklanmaya başlanmıştır. AB'nin bilgi toplumu
olma yolunda belirlediği hedeflere uygun olarak, 2003 yılında e-Dönüşüm Türkiye
Projesi (eDTr) başlatılmış, bu çerçevede birçok kamu hizmetinin elektronik
ortamda sunumu öngörülmüştür. Bu bağlamda kamu internet sitelerinin devlet ile
vatandaş arasındaki dolaysız iletişim ve etkileşimini sağlayan pencereler
olarak önemi artmıştır.
Kamu kurumlarının
internet siteleri, e-Devlet hizmetlerinin vatandaşların kullanımına uygun olup
olmadığı ve kurumların e-ortamda hizmet sunma beceri ve deneyimleri için bir
göstergedir. Hizmetlerin kamu internet sitelerinden hızlı, etkileşimli, kolay
kullanılabilir ve erişilebilir bir şekilde sunulması; sitelerin tasarım,
dolaşım, içerik ve erişilebilirlik açısından standartlara uygun kurulmasına
bağlıdır. Kamu kurum internet sitelerinin en zayıf olduğu alan, hizmetlerin
sunumu, kullanıcı beklentilerinin karşılanması ve işlevselliği açısından önem
taşıyan içeriktir. Sitelerin kolay kullanımı ve gezinebilirlik konusunda önem
taşıyan ve daha çok teknik beceriye dayanan tasarım ve dolaşım bakımından
görece daha iyi sonuçlar alınmıştır.
Kamu kurumlarının
internet sayfalarının, her türlü tarayıcıyla; hızlı, etkileşimli, güvenli,
düzgün ve kolay kullanılabilir nitelikte hizmet sunabilmesi için, başta içerik
olmak üzere, tasarım, dolaşım ve erişilebilirlik standartlarına uygunluğu
sağlanmalıdır.
Ancak ülkemizde
kamu kurumlarının internet siteleri, ağırlıklı olarak bilgi ve doküman sunulan
birinci düzey ve/veya elektronik yayıncılık yapılan ikinci düzey sitelerdir.
İnternet sitelerinden bu düzeyde hizmet sunulması, etkileşimli ve katılımcı
kamusal hizmet sunumunu hedefleyen e-Devlet için yeterli değildir.
Bu durum Sayıştay
Başkanlığının ”e- Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” adlı
Performans Denetim raporuyla da ayrıntılarıyla ortaya konulmuştur. Sayıştay'ın
söz konusu raporu Sayıştay Genel Kurulunun 24.07.2006 tarihli ve 5166/1 sayılı
kararıyla 832 sayılı Sayıştay Kanununun ek 10'uncu maddesine istinaden Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunulmuş, ancak söz konusu rapor bir türlü Türkiye Büyük
Millet Meclisi gündemine getirilmemiştir.
Yukarıdaki
hususlar çerçevesinde Yüce Meclisimizin, Sayıştay'ın “e- Devlete Geçişte Kamu
Kurumları İnternet Siteleri” ile ilgili Performans Denetim Raporunu görüşmesini
talep etmekteyiz.
2.- Isparta Milletvekili S. Nevzat Korkmaz ve 20
milletvekilinin, vakıf eserlerinin korunması konusunda genel görüşme açılmasına
ilişkin önergesi (8/19)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Gerekçesini ekte
sunduğumuz, kültürel mirasımız olan vakıf eserlerinin korunması, daha
fonksiyonel kullanılması ve bizden sonraki kuşaklara bırakılması çabalarını
olumsuz yönde etkileyen unsurların belirlenerek, kaynakların belli bir
öncelikler plânlaması içinde, verimli ve etkin olarak kullanılmasının
sağlanmasına yönelik, ilgili kurumların çalışmaları TBMM'de tüm boyutlarıyla
değerlendirilmelidir. Anayasa'nın 98'inci, İçtüzüğün 101-102-103'üncü maddeleri
gereğince; “Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Sorumluluğundaki Tarihi Eserlerin
Korunması” hakkında Genel Görüşme açılmasını arz ederim. 06.12.2010
1) Süleyman Nevzat Korkmaz (Isparta)
2) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)
3) Erkan Akçay (Manisa)
4) Oktay Vural (İzmir)
5) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)
6) Alim Işık (Kütahya)
7) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)
8) Ertuğrul Kumcuoğlu (Aydın)
9) Mustafa Kalaycı (Konya)
10) Ahmet Bukan (Çankırı)
11) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)
12) Metin Ergun (Muğla)
13) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
14) Hüseyin Yıldız (Antalya)
15) Behiç Çelik (Mersin)
16) Durmuşali Torlak (İstanbul)
17) Mümin İnan (Niğde)
18) İzzettin Yılmaz (Hatay)
19) Recep Taner (Aydın)
20) Reşat Doğru (Tokat)
21) Mehmet Günal (Antalya)
Genel Gerekçe
Yurdumuzun her
köşesinde bulunan ve sayıları on bini aşan, bütün dünyanın hayranlığını kazanan
vakıf eserleri Türk ve Dünya kültürünün eşsiz örneklerini oluşturmaktadır.
Tarihî ve mimarî değeri olan eserlerin korunması, fonksiyon verilerek
kullanılması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması özel uzmanlık, malî
kaynaklar, iyi bir planlama isteyen zor ve önemli bir görevdir. Türkiye'miz
tarihî ve kültürel mirası ile çevre değerleri bakımından dünyanın en zengin
ülkelerinden birisidir. Buna karşın, aynı zenginliğin korunması, yaşatılması ve
geleceğe aktarılması yönünde çalışmalar yeterli değildir. Akademisyenler,
uzmanlar, kıymet biçilemez bu eserleri koruyamadığımız yönünde eleştiriler dile
getirmekte, görsel ve yazılı medya bu konuyu yoğun bir şekilde gündeme
taşımaktadır. Bu eserlerin korunması için ayrılan kaynakları kullanmakla
yetkili kurumların kaynakları amacına uygun ve kanunların belirlediği şekilde
kullanıp kullanmadığı, bu kurumlar arasındaki eşgüdüm eksikliği 2004 yılında
Sayıştay Başkanlığı tarafından hazırlanan raporda belirtilmiştir. Ayrıca
Vakıflar bünyesinde bulunan bazı tarihî yapıların tapularının belirli kişilere
iadesi yapılmaktadır. Türk ve Dünya kültürünün eşsiz örneklerinin mevcut durumu
ve yetkili kurumların faaliyetleri bu raporda belirtilmiştir. Bu rapor çok
ciddi sorunları gün yüzüne çıkarmıştır. Bu konuya ait tüm uygulamalar, yasal ve
idarî düzenlemelerin irdelenmesi gerekmektedir.
Yukarıda
belirtilen sebeplerden dolayı, bu hususların kapsamlı bir şekilde görüşülmesi,
incelenmesi ve çözüm yollarının bulunması amacı ile bir Genel Görüşme açılması
gerekmektedir.
BAŞKAN –
Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve genel görüşme açılıp açılmaması
konusundaki ön görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.
Barış ve
Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım.
VIII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti
Grubu Önerileri
1.- (10/653) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin
ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe
günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma
Kurulu’nun 03.02.2011 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti
grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisini,
İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Bengi
Yıldız
Batman
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair
Ön Görüşmeler Kısmının 536 ncı sırasında yer alan 10/653 Hayvancılık sektörünün
sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
bir Meclis Araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşmesinin Genel
Kurulun 03.02.2011 Perşembe günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN – Grup
önerisinin lehinde Batman Milletvekili Sayın Bengi Yıldız.
Buyurun. (BDP
sıralarından alkışlar)
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Sayın Başkan, değerli vekiller; Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun
önerisi üzerine söz aldım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Tabii, bugün Ankara’da
ülkemizin en temel problemlerine ilişkin seslerini Parlamentoya duyurmak
isteyen kamu emekçileri gelmişlerdi. Sayın Başbakan buradan Tunus’a, Mısır’a
demokrasi dersi veriyor ama ülkemizin başkentinde ne yazık ki Mısır
görüntülerini aşan bir görüntüyle karşı karşıyayız. Emekçilerin üzerine gaz
bombaları atılıyor, su sıkılıyor, polis müdahale ediyor. Mısır’da güvenlik
güçleri halka saldırmıyor ama ülkemizde en demokratik gösteri gazla, copla,
kaba güçle bastırılıyor. Tam bir AKP klasiğiyle karşı karşıyayız, kendi
yönetimini sorgulamıyor ama dünyaya barış ve demokrasi dersi verme gibi bir
çaba içerisine giriyor.
Şimdi, bu
araştırma önergemize karşın AKP’li sayın hatipler birkaç gündür çıkıp aynı şeyi
söylüyorlar, “Bu önerge önemli ama Mecliste süre itibarıyla araştırma
komisyonları kurulamaz.” diyorlar sanki daha önceki onlarca araştırma
önergemizi burada kendileri reddetmemiş gibi. Bunu da bu gerekçeyle
reddedeceklerini biliyoruz ama Anadolu’da malum bir deyiş vardır: Kekliğe kış
ayında sormuşlar “Neden ayakların kırmızı?” diye, o da “Kardandır, kıştandır,
soğuktandır.” demiş. Buna cevaben demişler ki: “Biz seni yazın ortasında da
gördük, yine ayakların kırmızıydı.” Dolayısıyla, demokratik hak ve özgürlüklere
ilişkin bütün araştırma talepleri, muhalefetten gelen önergeler, AKP’nin sayın
milletvekilleri tarafından el birliğiyle reddediliyor ne yazık ki.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bu yıl kurbanlık
hayvan ithalatı yapıldı. Sayın Tarım Bakanımız kurbanlık fiyatlarında problem
yaşanmasın diye bu ithalatı yaptığını söyledi ama ithalat hacminin 80 bin
büyükbaş, 10-15 bin küçükbaş hayvan düzeyinde gerçekleştirileceğini de
söylemişti.
Bilindiği gibi Anadolu’dan Trakya’ya hayvan girişi yasak. Neden
olarak da Anadolu’da şap hastalığı yaygın. Avrupa Birliği, kendini şap hastalığından korumak için Trakya
bölgesinin hastalıktan ari bir bölge olmasını istiyor.
2008-2010 dönemi için AB destekli şap hastalığı projesi devreye sokulmuş,
Anadolu’da ise anılan hastalıkla sonuç alıcı bir mücadele ne yazık ki,
gerçekleştirilmiyor. Dolayısıyla, Anadolu’dan hayvan gelmeyeceği için Trakya
bölgesindeki kurbanlık hayvan alımı ithalata dayalı, daha çok da Balkan
ülkelerinden ithal edilerek sağlanmaya çalışılıyor.
Ülkemizin temel
geçim alanlarından biri hayvancılık, özellikle 1980 sonrası dönemde sistematik
bir gerileme yaşamış ve geldiğimiz dönem itibarıyla bir çöküşle karşı
karşıyadır. Resmî verilere göre ülkemizdeki büyük ve küçükbaş hayvan sayısında
yıldan yıla azalmış, 2008’de bir önceki yıla göre büyükbaş hayvan sayısında
yüzde 2, küçükbaş hayvan sayısında ise 6,87 oranında gerileme meydana
gelmiştir. Özellikle 1980’lerin başından günümüze değin hayvan sayısı, yaklaşık
60 milyon dolayında iken şimdi bu rakamın yarıya indiğini görmekteyiz.
Ülkemizde
hayvancılığın kötü gidişatının en önemli nedeni, kuşkusuz, yıllardır sürdürülen
yanlış hükûmet politikaları, yetersiz desteklemeler ve mera yasaklarıdır. Hayvan besiciliğinde yükselen girdi fiyatları, hayvan sağlığı
açısından yeterli eğitim ve desteklemenin yapılmaması ve özellikle de geniş
yayla ve meralara sahip olan ve hayvancılık açısından vazgeçilmez bölgelerden
biri olan Doğu ve Güneydoğu illerinde çatışmalı ortamın ve operasyonların
bahane edilerek buradaki yaylaların ve meraların yasaklanması, zorunlu göç
uygulamalarından kaynaklı, bölge illerinin kırsal alanlarının
insansızlaştırılması, bu yıkımı daha da derinleştirmiştir. Özellikle son
yıllarda, hayvan sayısındaki düşmeye paralel olarak et ithalatında 5 kattan
fazla artış meydana gelmiştir ve bu durumla birlikte, et ithalatımızın olumsuz
sonuçları tüm yıkıcılığıyla bu sektörde hissedilmiştir. Hayvancılığın daha da
gerilemesi sonucu günümüzde kırmız et fiyatları 30 TL üzerine çıkmış ve
halkımızın zayıf olan alım gücü bir darbe daha yiyerek et yiyemez hâle
gelmiştir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ülkemizdeki kıl keçisi sayısı Doğu Anadolu’da 1991
yılında 1 milyon 880 bin iken 2009 yılında 900 bine inmiştir, tam yüzde 100 bir
gerileme söz konusudur. Güneydoğu Anadolu’da 1991’de 1 milyon 950 bin baş kıl
keçisi varken, şu an, 2009 verilerine göre 1 milyon 102 bindir. Koyun
sayısında, 1991 yılında Türkiye genelinde 39 milyon baş hayvan varken şimdi
bunun sayısı 20 milyondur; Doğu Anadolu’da 1991 verileri 7 milyon, 2009
verileri 6 milyondur; Güneydoğu’da 91 verileri 5 milyon, 2009 verileri 4
milyondur. Türkiye’nin toplam keçi ve koyun üretiminin yarısı aslında Doğu ve
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeydi.
Ülkemiz
hayvancılığının giderek gerilediğini -TÜİK verilerinden de anlaşılacağı gibi-
son aylarda hızla artan et fiyatları da kanıtlamaktadır. Kırmızı etin kilogramı
Avrupa Birliği ülkelerinin tüketicisinde 4-5 dolar düzeyindedir, Amerika
Birleşik Devletleri’nde ise 3 dolarken ülkemizde ne yazık ki 15 dolarlar
civarındadır. 2009 Haziran ayında 18 TL olan dana kıymasının fiyatı, 2009’da,
2010’da 24 TL’ye kadar çıkmıştır. Mevcut ve önceki iktidarların öngörüsü ve sığ
tarım ve hayvancılık politikaları, ülkemizde et tüketimini, fiyatlarının
yüksekliği nedeniyle neredeyse lüks tüketime dönüştürmüştür.
Cumhuriyetin
kuruluşundan itibaren hayvancılığımızda sürekli denilebilecek bir gelişme
sağlanmışken 24 Ocak 1980 kararlarıyla, hayvan üretimi ve hayvansal üretime
verilen teşviklerin kaldırılmasıyla hayvancılığımız büyük bir darbe yemiştir.
Hayvancılığımıza indirilen ikinci büyük darbe Et ve Balık Kurumu, SEK ve Yem
Sanayii gibi tarımsal kuruluşların özelleştirilmesiyle gerçekleşmiştir. 1952
yılında kurulan Et ve Balık Kurumunun, özelleştirilmeye çalışıldığı 1994 yılına
gelindiğinde, yirmi dokuz olan kombina mevcudu günümüzde sekize düşürülmüştür.
Üreticinin yetiştirdiği hayvanların değerlendirilmesi ve hayvan hastalıklarının
önlenmesinde önemli yeri olan Et ve Balık Kurumunun işlevsizleştirilmesiyle,
hayvan üreticisi, tüccarın ve vurguncuların oyuncağı hâline getirilmiştir.
Hayvancılığın
gerilemesinde rol oynayan bir diğer önemli faktör de meraların hızla yok
edilmesidir. 1940 yılında 44 milyon hektar olan çayır ve mera alanları,
günümüzde 12 milyon hektara kadar gerilemiştir. Mevcut mera alanlarının yarıya
yakını Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde olmasına karşın, güvenlik
gerekçesiyle bu alanlara çıkılamamaktadır dolayısıyla ülkemiz, ciddi bir
şekilde, hayvan sektöründeki bir problemle karşı karşıyadır. Bu araştırma
önergesi, ülkemizdeki bu temel sorunların araştırılması ve hayvancılığın
teşvikinde neler yapılabileceğinin tespiti konusunda bir komisyon kurulması
talebine ilişkindir. Bu talebimizin kabulüyle hayvan üreticilerine bu alanda
bir umut yaratılmasını diliyor, yüce Meclisi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
(BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Yıldız.
Grup önerisinin
aleyhinde Antalya Milletvekili Sayın Abdurrahman Arıcı, buyurun efendim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
ABDURRAHMAN ARICI
(Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün OSTİM’de
vuku bulan kazada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet
diliyor, yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Barış ve
Demokrasi Partisinin vermiş olduğu Meclis araştırması önergesinin aleyhinde söz
almış bulunuyorum. Biraz önce Sayın Hatip söyledi, aynı şeyleri tabii.
Sporda şiddet ve
spor kulüplerinin hukuki ve mali sorunlarını incelemek üzere kurulan
komisyonumuz iki aydır görev yapıyor. Buna rağmen, komisyonlarımızı zor
topluyoruz ve sonlandırmak için de hızlı bir çalışma içerisindeyiz çünkü
süremiz çok az kaldı. Bugün kurulabilecek bir komisyonun da pratik olarak nasıl
çalışacağını sizin takdirlerinize sunuyorum.
Buna rağmen,
Meclislerimizde, 19’uncu Dönemde 67, 20’nci Dönemde 69, 21’inci Dönemde 44,
22’nci dönemde 89, bu son dönemde, bugüne kadar, 23’üncü Dönemde 135 önerge
kabul edilerek görüşülmüştür. Bu da gösteriyor ki bu son, 23’üncü Dönemde diğer
dönemlere nazaran hemen hemen 1,5-2 misli daha fazla önerge kabul edilerek
Meclisimizde görüşülmüş ve komisyonlar kurulmuştur. Bu yüzden, pratik olarak,
kurulacak komisyonların çalışma süreleri olamayacağı düşüncesiyle grup olarak
bu araştırma önergesinin aleyhinde olduğumuzu bildirir, yüce Meclisi saygıyla
selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Grup önerisinin
lehinde Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Ben de bugün
OSTİM’de meydana gelen patlamada hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan
rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.
Verilen önergenin
lehinde söz aldım.
Değerli
arkadaşlarım, sorunlar çok vahim. Hayvancının sorunları acil çözüm istiyor.
Geçtiğimiz dokuz yılda bir fabrika açamadınız ama bu bacasız fabrika olan
ineğe, koyuna, keçiye, deveye, kanatlılarımıza sahip de çıkamadınız, onları
ihmal ettiniz. Nasıl ihmal ettiniz? “Destekler verdik.” diyeceksiniz, biraz
sonra çıkacak arkadaşlarımız “Şu kadar destek verdik, bunu yaptık, şunu
yaptık.” anlatacaklar. Gerçekten yapıldı, üreticimiz modernlikle buluştu, sağım
üniteleri oluşturuldu, ahırlar kuruldu, kovalar değiştirildi, otomatik sağımlar
oluşturuldu ama ne yazık ki bu insanlarımızın ürettikleri ürüne sahip çıkmadık,
ete sahip çıkmadık, süte sahip çıkmadık, yumurtaya sahip çıkmadık. Ürüne ve
üretime destek vermediniz. Hele hele son günlerde rakamlar çok güzel!
Değerli
arkadaşlarım, koyun popülasyonunda kaybettiğimiz,
sadece koyun popülasyonunda kaybettiğimiz değer 5 milyar lira. Yani bir yılda
destek veriliyor 5 milyar, sadece koyundan kaybettiğimiz bu. Sıfır faizli kredi
verdiniz geçtiğimiz günlerde ama şu anda o sıfır faizli krediyi alan
üreticilerimiz tir tir titriyor.
Değerli arkadaşlarım,
dün Ziraat Bankası yetkilileri not verdiler, yaklaşık 432 bin kişi kredi almış,
koyunculuk kredisi almış, besi kredisi almış ama bu insanlar “Şimdi bu borcu
nasıl ödeyeceğiz?” diye merak içinde, kefiller merak içinde. Süt para etmiyor,
et para etmiyor. Daha dün, Et Balık Kurumu -6 bin ton karkas et, 2 bin ton
canlı hayvan ihalesi yarın yapacak- ihale yaptı. Bunlara kulak vermeniz
gerekiyor. Ben buradan, Sayın Başbakandan, Sayın Tarım Bakanından, sayın Bakanlar Kurulu üyelerinden, sayın milletvekillerinden,
ellerini vicdanlarına koyup bugün, geç olmadan, et, süt, canlı hayvan, süt
tozu, tereyağı yurt dışı alımını bir an önce bırakmalarını talep ediyorum.
Tekrar ediyorum
değerli arkadaşlarım: Bakın, duyduk duymadık demeyin, vatandaş da duysun.
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – Tutanaklara geçti, merak etme!
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Sayın Tarım Bakanına sesleniyoruz, Sayın Başbakana
sesleniyoruz, sayın Bakanlar Kurulu üyelerine
sesleniyoruz: Türkiye’de hayvancılığa sahip çıkma adına, yurt dışından alınan
süt, süt tozu, tereyağı, canlı hayvan, canlı düve, karkas et alımını bir an
önce durdurunuz.
Tekrar ediyorum
değerli arkadaşlarım, duyup duymayan kalmasın, vatandaş soruyor bunu.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Bir daha söyle.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Sayın Başbakan, Sayın Tarım Bakanı, sayın
Bakanlar Kurulu üyeleri; elinizi vicdanınıza koyunuz, bir an önce, Türkiye'nin
değeri olan bacasız fabrikalara sahip çıkınız. Et, süt, süt tozu, tereyağı,
canlı hayvan, canlı düve, karkas et alımını bir an önce durdurunuz. Duymayan
kaldı mı değerli arkadaşlarım? Sayın Bakanım, duydunuz değil mi?
OKTAY VURAL
(İzmir) – Hayvancılığın feryadına kulak versinler.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Sayın Bakanım, meşgulsünüz, tekrar ediyorum.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Dinliyoruz, duyduk.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Tekrar ediyorum: Sayın Başbakan, Sayın Tarım Bakanı, sayın Bakanlar Kurulu üyeleri, sayın milletvekilleri;
vatandaşlar adına sizlere sesleniyorum:
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – 5 oldu!
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Bir an önce, bugünden tezi yok, canlı hayvan, et, süt,
tereyağı yurt dışı alımlarını bir an önce durdurunuz.
Ziraat Bankası
çalışanlarının emeklerini heba ediyorsunuz. Türk çiftçisinin emeklerini heba
ediyorsunuz. Size sesleniyorum: Ahırlar yapıldı. O vatandaşlarımız bir ahır
yapmak için köyünde, sadece imar izni almak için 5 milyar lira para verdi.
Köyde bir göz ahır yapmak için 5 milyar para verdi, inek aldı, düve aldı, süt
yaptı, et yaptı ama lütfen, bunlara sahip çıkınız.
Bakın, “Toprakla
koyun…” dedik anlamadınız, “Toprakla koyun, gerisi oyun.” dedik. Para para diye
direniyorsunuz. Türkiye’de bir süt izleme komitesi yapamadınız. Geçenlerde
söyledim, şu anda süt alıcıları, (A) köyünü biri bırakıyor, (B) köyünü biri
bırakıyor, yer değiştiriyorlar. Kooperatif başkanları gidiyor: “Sütümüzü (A)
şirketi bıraktı, siz alır mısınız?” “Alırız ama 65 kuruşa verirsen, 60 kuruşa
verirsen.” Geçen hafta söyledim, “Süt 70, yem 70, bu iş bitmiş, bu iş bitmiş.”
dedik değerli arkadaşlarım. Hemen bunun üzerine, Tarım Bakanlığı 4 kuruş destek
veriyordu süte 2 kuruş daha ilave yaptı. Yetmez değerli arkadaşlarım,
yaptığınız işler boşa gidiyor. Onun için, bir an önce bu kriz ortamında süt
üreticilerine, hayvan üreticilerine en az 20 kuruş destek vermeniz gerekiyor,
en az. “Hazine dolu.” diyorsunuz; hazine var, o komisyonda da, süt izleme
komisyonunda da para var, bunu ne gün için bekletiyorsunuz? İşte, o kara gün
bugün.
Değerli
arkadaşlarım, keçiyi ihmal ettiniz, keçiyi dağlara hasret ettiniz. Şu anda
dağlar domuzlara teslim oldu değerli arkadaşlarım. Dağlardan domuzlar köylere
iniyor, yollarda arabalar çarpıyor. Onun için, bu kıl keçisine sahip çıkın,
saanen keçisine sahip çıkın. Buna sahip çıkmadığınız zaman -bu doğal gıda-
işte, bunun sonucu, Ukrayna’nın, Letonya’nın, Almanya’nın, Danimarka’nın,
Kaliforniya’nın, Avustralya’nın angusuna muhtaç hâle geliriz, kurbanlığına
muhtaç hâle geliriz.
Yapılan
çalışmaları, bakın, yapılan çalışmaları… Emek emek bu inekler yetiştirildi,
alındı. Ahırlar şu anda düvelerle dolu, doğumlar başladı, süt üretimi artacak.
Ne yapıyoruz? Düşünen, üreten beyinleri yaratan süte sahip çıkın. Okul sütünü
oluşturun. Ali Bey çıkacak şimdi, yine okul sütünü konuşacak. Okul sütü
yetmiyor, asker sütü yetmiyor, memur sütü yetmiyor. Boyalı içeceklere
trilyonlar veriliyor, boyalı içeceklere. Gidiyoruz… O köylü vatandaşlarımızı
uyarın, şehirdeki vatandaşlarımızı uyarın. Buzdolabını açtığınız zaman sütü
göremiyorsunuz ama boyalı içecekleri görüyorsunuz. Süt en doğal gıda, süt en
doğal gıda… Onun için, bu hayvancılığa sahip çıkma adına bu önergeye destek
vermenizi bekliyorum.
Araştıralım
değerli arkadaşlarım, araştırmaktan niye korkuyorsunuz? Bakın, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’da meralar boş, meralar… Onlar ekstansif, yani emek yoğun
değil, para yok. Tarlada, dağda, bayırda bizden bir şey beklemiyordu, o koyun,
o sığır, o inek bir şey beklemiyordu, sadece, tarlanın, o dağın, meranın otunu
yiyordu, otu ete dönüştürüyordu, süte dönüştürüyordu, ciğere dönüştürüyordu,
işkembeye dönüştürüyordu, deriye dönüştürüyordu. Bunlar bizim millî
gelirlerimiz.
Şu anda
Türkiye’de kokoreç yapmak için bağırsak bulunmuyor değerli arkadaşlarım,
bağırsak yok şu anda kokoreç yapmak için. Neden? Çünkü yurt dışından karkas
getiriyorsunuz, getirdiğiniz karkasın ciğeri, dalağı, böbreği, işkembesi,
bağırsağı, kellesi, beyni o ülkede kalıyor, sadece karkas geliyor. Bunu bilin
arkadaşlarım.
Yine tekrar
ediyorum, duyduk duymadık demeyin değerli arkadaşlarım, değerli vatandaşlarım:
Sayın Başbakan, öyle, temel atmak, açılış yapmakla vakit geçirmeyin. Sayın
Tarım Bakanı da yalancı pehlivan gibi dolaşmasın, şap hastalığına sahip çıksın,
kuduza sahip çıksın. Bakın, pazarlarınız kapalı şap hastalığından.
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – Burdur çok iyiydi ama.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Burdur çok güzel olabilir.
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – Burdur çok iyiydi.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Çok güzel olacak. Biz misafirperveriz. Bizim maliyemiz geldi,
öğretmenlerimiz geldi, doktorlarımız geldi o toplantıya, ben geldim. O
toplantıda o kalabalık sizi şaşırtmasın.
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – Ama çok iyiydi, çok teşekkür ediyoruz.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Açılışta Sayın Başbakana “Altmış altı tesis açacağız.”
dediniz -Başbakanı da yanılttınız değerli arkadaşlarım- kırk dokuzda kaldı.
“Altmış altı” tesis dendi, afişler yapıldı, o kırk dokuzda kaldı. Başbakanı
yanıltmayın.
AHMET KOCA
(Afyonkarahisar) – Bir dahaki sefere. Kırk dokuz da az değil.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Sayın Başbakan Burdur’a geldi, çok güzel sözler söyledi. “Üç
keçi güdemez, sesleri dağları deler.” dedi.
Değerli
arkadaşlarım, bakın bunu da bilin: Üç keçi güdülmez, üç teke de güdülmez, üç
koyun da güdülmez. Atasözü, “Üç koyun güdülmez.” denir. Onlar güdülmez ancak
yedekte gezdirilir ama bir değnek, bir kepenek, bir de köpek verirseniz 300-350
koyun da güderiz, 300 keçiyi de güderiz. (CHP sıralarından “Bravo” sesleri,
alkışlar) Bize bir kepenek, bir köpek, bir de değnek yeter. Bunu verdiğiniz
zaman biz o koyunu da güderiz.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Onlar üç keçiyi gütmeyi bile bilmiyorlar.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Ama şu anda koyun güdecek çoban da kalmadı memlekette. Koyun
güdecek çoban da kalmadı. Çobanları hakir görmeyin. O çobanlar isimsiz
kahramanlardı. O kepenekleriyle…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Başkanım, bir dakika süreyi hak etti.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – …köpekleriyle değnekleriyle o dağların otunu, ete, süte
yumurtaya çevirdiler.
Hepinize saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Evet, grup
önerisinin aleyhinde son konuşmacı Sayın Ali Koyuncu, Bursa Milletvekili,
buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ KOYUNCU
(Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; BDP grup önerisi aleyhine söz
almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
Tabii, değerli
arkadaşlar, yine aynı senaryo, aynı konuşmacılar. Maalesef, muhalefetin
sözcüleri de yine aynı sazı çalıyorlar, aynı türküyü okuyorlar. Biz bu
arkadaşlarımıza daha önce de dedik ki: “Arkadaşlar, bu ülkenin yeterince sütü
var, bu ülkenin yeterince hayvanı var.” (CHP sıralarından gürültüler) Bunları
anlatmaya çalıştık. Yine arkadaşlar çıktılar, yine arkadaşlar maalesef
çıktılar, buradan “yandım anam Allah” türküsünü söylediler. Kardeşim, burada
çıkacaksınız doğruları söyleyeceksiniz. Biz o gün dedik ki: “Yahu! Yapmayın,
etmeyin, birilerinin değirmenine su taşımayın.” diye feryat ettik, bağırdık.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Soyadına sahip çık!
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – “Eli nasırlı insanların geleceğiyle oynuyorsunuz, eli nasırlı
insanların sofrasına giden ekmeğiyle oynuyorsunuz.” dedik, bunları anlattık.
AHMET BUKAN
(Çankırı) – Tarım Bakanına mı söyledin bunları Ali?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Maalesef aynı şekilde
çıktılar dediler ki: “Efendim eski parayla 30 milyon oldu et.”
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Ali, bunları Tarım Bakanına söyledin, değil mi?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – “Arkadaşlar, bırakın
köylümüz para kazansın, bırakın besiciler para kazansın, bırakın süt
üreticileri para kazansın.” dedik. Kim dedi? Ben dedim. Kim adına dedim? İşte
net, mert AK PARTİ’liler adına burada konuştum, dedim, bunları söyledim ama siz
bunları anlamadınız.
ENİS TÜTÜNCÜ
(Tekirdağ) – Angusları kim getirdi?
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Ali’ciğim, angusları kim getirdi?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Çıktınız, yine birtakım konuşmalarla bu ülkenin hayvancılığının
kötü gittiğini söylediniz.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, bir dakika bakalım, tarımsal büyüklüğe bir bakın. Yani bizden önce,
AK PARTİ İktidarından önce dünyada tarımsal büyüklük açısından kaçıncı
sıradaydık Ramazan Bey? Bilmiyorsun…
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sen söyle, sen söyle… Hep birinci sıradaydık(!)
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Ama şimdi sana öğreteceğim.
Bak, on birinci
sıradaydık, on birinci, on birinci sıradaydık, şimdi sekizinci sıraya geldik.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Yoo, hep birinciydik(!)
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Şimdi, burada hayvan sayılarından bahsedildi. Tabii, bu hayvan
sayıları yanlış, yanlış arkadaşlar. Bu verileri siz nereden alıyorsunuz
bilmiyorum.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Hayvan sayısından bahsetmedik ki…
BENGİ YILDIZ
(Batman) – TÜİK’ten alıyoruz Ali Bey…
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Bir de sayıyla doğru orantılı değildir hayvancılık, sayıyla doğru
orantılı değildir, verimlilikle doğru orantılıdır. Yani sayı düşebilir… Sayılar
da düşmedi, küçükbaş hayvanda düştü ama büyükbaş hayvanda sayıların da
düşmediğini burada rakamlarla söyleyebiliriz. Mesela 2002 yılında, biz iktidara
gelmeden önce 1 milyon 859 bin kültür ırkı vardı -biliyorsunuz, kültür ırkı,
sığırda- ama 2009 yılına geldiğimizde 3 milyon 622 bin olmadı mı? Evet, 3
milyon 622 bin oldu. Onun içindir ki Türkiye’de 8,4 milyon ton süt üretimi
varken bugün 13,5 milyon tonlara çıkmadı mı? İşte görüyorsunuz…
Yani arkadaşlar,
sayıyla mayıyla bu işler olmuyor, verimlilikle oluyor. Verimliliği
artırırsanız bu işi yaparsanız.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Verimlilik arttı… Süt kaç para şimdi?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) - Biz, bu anlamda, verimliliği ciddi anlamda artırıyoruz. Ayrıca,
siz, daha önce bir laktasyon döneminde… Yani nedir laktasyon arkadaşlar?
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Süt verme dönemi demek.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Bir inek doğum yapar, ikinci doğum yapması süresi içerisinde
verdiği süt verimi, Değerli Başkanım, süt verimi. Ne kadardır süt verimi
Türkiye’de, inekler ne kadar süt veriyordu, ne kadar veriyordu inekler süt?
1.705 kilogram süt verirken bugün inekler ne kadar süt veriyor Türkiye’deki?
2.803 kilogram süt veriyor arkadaşlar.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Kampa mı aldın inekleri?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Verim artışı ne kadar? Yüzde 64 oranında Türkiye’deki ineklerde süt
verimini artırmışız.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Süt tozunu niye alıyorsunuz?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Yani ben AK PARTİ İktidarı döneminde ineklerin süt veriminin artışını
söylediğimde bazıları bunu anlayamıyor ama göstergeler burada değerli
arkadaşlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Sütçü Ali!
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Şimdi, et, karkas ağırlığına bakalım. Bizden önce ne kadarmış
değerli arkadaşlar? Bizden önce 110 kilogram. Şimdi kaça çıkmış? 250 kilograma
çıkmış. Yani kayıt olanına bakalım. Biz bu ülkede kayıt sistemini geliştirmedik
mi arkadaşlar? Bizden önce, cumhuriyet hükûmetleri döneminde Ulusal Süt Kayıt
Sistemini kurdunuz mu Ramazan Bey? Kurdunuz mu?
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Kurduk, kurduk.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Kurmadınız. Ulusal Süt Kayıt Sistemini…
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Kuracaksın tabii ya. Sayenizde kurduk.
ALİ KOYUNCU (Devamla) – Tamam, bizlerle beraber. Hah şöyle, tamam, bak, bunu biliyorsun işte.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Ama süt para etmiyor Ali’ciğim, şimdi
süt para etmiyor.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Ulusal Süt Kayıt Sistemini biz kurduk. Neden? Bir kayıt sistemi
yok. Türkiye'nin batısında, doğusunda, kuzeyinde, güneyinde ne kadar süt
üretiliyor, bunu bilmiyorduk değerli arkadaşlar. Ama AK PARTİ İktidarı
döneminde bizler Ulusal Kayıt Sistemini kurduk.
Ayrıca, burada
Ramazan Bey dedi ki: “İşte, dam ruhsatlarıyla alakalı sıkıntılar var.” Doğru,
sıkıntılar vardı.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – 3 kere sataştı Ramazan Bey’e, 3 kez ismini söyledi…
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Hayvancılıkla ilgili bir işletme kurmaya çalıştığınızda öncelikle
yer seçim raporu isteniyordu sizden. Dokuz tane kurum-kuruluşa gidiyordunuz,
yer seçim raporuyla alakalı görüş alıyordunuz. Sonra, yer seçim raporunu
aldıktan sonra yedi tane kurum-kuruluşa gidiyordunuz, inşaat ruhsatı
alıyordunuz.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Para yoktu ama, para yoktu.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Onun akabinde dört tane kurum-kuruluşa gidip işletme ruhsatı
alıyordunuz.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – 5 milyar yoktu.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Değerli kardeşlerim, takip etmiyorsunuz, bilmiyorsunuz. Biz bu
hayvancılık işletmelerinin kurulmasıyla, işletilmesiyle ilgili yönetmeliği 14
Aralıkta kaldırdık be kardeşim!
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Çok güzel oldu.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Kaldırdık bunu. Şu anda diyoruz ki: Gidecek kaymakamlıklara,
kaymakam işletme ruhsatını verecek, olacak, bitecek. Biz bunları biliyoruz.
Sorunları tartışıyoruz, konuşuyoruz, sonra da çözüyoruz.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – 5 milyar…
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, onun akabinde, OHAL nedeniyle tabii ki
meralarda, yaylalarda, o dönemde Güneydoğu’da, Doğu’da vatandaşlarımız bu
anlamda küçükbaş hayvancılıkla ilgili sıkıntılar yaşadılar ama OHAL’i biz
kaldırmadık mı değerli arkadaşlar? AK PARTİ İktidarı döneminde OHAL kalktı.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Hayır, hayır, siz kaldırmadınız, OHAL’i biz kaldırdık, Çekiç
Güç’ü biz gönderdik.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) - Artık insanlar yaylalara çıkıyorlar. Küçükbaş hayvan sayısı da 13
milyondan 26 milyonlara çıktı. Onun akabinde ilk defa cumhuriyet hükûmetleri
döneminde Güneydoğu’ya, Güneydoğu Anadolu Projesi çerçevesinde, DAP projesi
çerçevesinde yüzde 40, yüzde 30 hibe vermiyor muyuz? Yani Güneydoğu’daki ve
Doğu’daki vatandaşlarımıza…
ALGAN HACALOĞLU
(İstanbul) – Bütün meralar kapalıdır, dediğiniz doğru değildir, meralar
kapalıdır.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) - Sayın Algan Bey, şimdi yüzde 30, yüzde 40 destek veriyoruz.
Vermiyor muyuz?
BAŞKAN – Sayın
Koyuncu, Genel Kurula hitap edin, Genel Kurula.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Güneydoğu’daki insanlarımız, Doğu’daki insanlarımız bu destekleri
alıyorlar, bundan da yararlanıyorlar. Makine ekipman desteği
yüzde 40, inşaat desteği yüzde 30. Hayvan aldığında sana da veriyoruz kardeşim,
sana da veriyoruz; bilmiyorsunuz bunları, araştırın da gelin, tamam mı! Hayvancılık
yapacaksan sana da veriyoruz, herkese veriyoruz.
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Yayla yasağına devam.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Ayrıca, koyunculukla ilgili ilk defa… “Koyun, keçiye sahip
çıkmıyorlar.” dedi. Koyun ve keçiciler birliklerini bizler kurduk, bunlara
kulak küpesini biz taktık. Koyun ve keçi sütüne litre başına desteği de yine AK
PARTİ hükûmetleri verdi.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) - Keçiyi bile vergi mükellefi yaptın. Küpe taktın, para aldın.
ALİ KOYUNCU (Devamla) – Evet, evet!
Değerli
kardeşlerim, ayrıca faiz oranlarına bir bakın; bizden önce yüzde 59’la, bu
insanlar, hayvancılık yapan, tarımla iştigal eden insanlar yüzde 59’la kredi
almıyorlar mıydı? Alıyorlardı. Şimdi sıfır faiz, rüyanızda bile göremezdiniz
bunu.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) - Çiftçinin şehirde dairesi var mı?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) - Biz deseydik ki 2007 seçimlerinde: “Arkadaşlar, ey çiftçi
kardeşlerimiz, ey hayvancılıkla iştigal eden kardeşlerimiz, 2007 seçimlerinde
sizler bize oyunuzu verirseniz, desteğinizi verirseniz sıfır faizli kredi
vereceğim.” Sizler derdiniz ki: “Ya, bunlar hayal âleminden de öteye gitmiş.” O
tabii ki sizin hayal aleminizde ama bunlar da bizim
gerçekleştirdiğimiz işler olarak tarihe geçti değerli arkadaşlar. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Çünkü neden? Daha önce bu ülkede hayvancılık
politikalarını IMF belirlemiyor muydu değerli arkadaşlar? IMF’e biz iyi niyet
mektupları vermiyor muyduk? Veriyorduk. Şimdi kim belirliyor?
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Şapa gel, şapa!
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Şimdi, bu memleketin evlatları ve aziz Türk milleti politikalarını
belirliyor değerli kardeşlerim, aradaki fark bu. (AK PARTİ sıralarından ”Bravo”
sesleri, alkışlar)
Şimdi, 2001
yılında hayvancılığa ne kadar destek verilmiş değerli arkadaşlar?
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Şap hastalığı var mıydı 2001’de?
ALİ KOYUNCU
(Devamla) - 44 milyon, 44 trilyon. 2010 yılında ne kadar verildi? 1,3 milyar,
yani eski parayla 1 katrilyon 300 trilyon lira. Şimdi, verilen rakam, bunların
hepsi açık ve seçik bir şekilde kayıtlarda gözüküyor.
Ayrıca, ilk defa
süt tozu teşvikini biz veriyoruz. Hiç kimse buradan… Bütün vatandaşlarımıza
sesleniyorum, merak etmesin. Süt tozu teşvikiyle diyoruz ki: 73 kuruşun altında
fiyatla sütünü almamak kaydı ve şartıyla bütün süt fabrikalarına, üretim
yapanlara, dâhilde işleme rejimi çerçevesinde, dışarıdan almış olduğu süt
tozunu içeride üretmek üzere dün kotalar dağıtıldı değerli arkadaşlar. Hiç
merak etmeyin, zamanında, zemininde gerekli tedbirleri biz alıyoruz…
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Araştıralım o zaman.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) - …ve diyoruz ki örgütlü üreticiden alacaksın, ayrıca da 73 kuruşun
altında…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Koyuncu, teşekkür ederim.
ALİ KOYUNCU
(Devamla) – Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Özkan.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, bu konuda benim bilgisiz olduğumu söyledi Sayın
Ali Koyuncu. Ben Ali Koyuncu gibi onlarcasını okuturum bu konuda. (Gülüşmeler)
Bu konuda söz istiyorum.
ALİ KOYUNCU
(Bursa) – Okumakla olmuyor, yaşamakla oluyor, yaşamakla… (AK PARTİ ve CHP
sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın Koyuncu… Lütfen arkadaşlar, lütfen…
Saygıdeğer
milletvekilleri… Lütfen arkadaşlar, alkışlayabilirsiniz ama Meclisin bir
mehabeti vardır. Lütfen, istirham ediyorum, bozmayalım.
Şimdi,
milletvekillerinin birbirine, sen bu işi bilmiyorsun… Ramazan Bey, beni
bağışlayın, siz de ona “Okuturum.” falan… Vallahi, kim kimi okutur, kim kimi
bildirir onu bilmiyorum ama, arkadaşlar, nezaket
kurallarını aşmayalım. Bir şeyin içerisinden…
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – İki dakika cevap vereceğim Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Yani,
siz şimdi sataşma gerekçesiyle mi söz alacaksınız, okutma gerekçesiyle mi söz
alacaksınız? Ne gerekçeyle söz alacaksınız?
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sataşmadan dolayı Sayın Başkan.
BAŞKAN –
Sataşmadan dolayı söz alacaksınız.
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Evet.
BİLGİN PAÇARIZ
(Edirne) – Çok ağır sataşma var.
BAŞKAN –
Arkadaşlar, lütfen, bir arkadaşımız konuşurken kendi meramını ifade ediyor.
Avukata ihtiyacı varsa söylesin Sayın Özkan, lütfen…
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
Sayın Özkan,
kimseye sataşmayalım lütfen.
IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Bursa
Milletvekili Ali Koyuncu’nun, şahsına sataşması nedeniyle konuşması
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; biz yapılan hizmetlerin
hiçbirine haset değiliz. Yapılan hizmetlerden dolayı teşekkürlerimizi
sunuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ancak, bakın, değerli arkadaşlarım,
bu hizmetler yapıldı, vatandaşlarımız borçlandı. Biz ne diyoruz? Bir araştırma
yapalım diyoruz. Şu anda süt yerlerde sürünüyor. Süt izleme komitesi
oluşturalım, bir araştırma grubu oluşturalım.
Süt popülasyonumuz arttı, hayvan sayımız arttı, verim arttı,
çünkü… (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Bütün dünyada
arttı değerli arkadaşlarım, bütün dünyada.
KEMALETTİN AYDIN
(Gümüşhane) – Yani paralel mi arttı diyorsunuz?
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Bunlar yapıldı. Adam yemedi, içmedi hayvancılığa yatırım
yaptı. Hayvancılığa yatırım yapan iş adamlarımız var, tekstilcilerimiz var,
doktorlarımız var, eczacılarımız var ama şu anda yurt dışından et aldığınız
için, yurt dışından canlı hayvan aldığınız için, yurt dışından süt, süt tozu
getirdiğiniz için bu sektör batıyor. Bu sektörün batmaması için bir araştırma
grubu oluşturalım, bu işe çözüm bulalım istiyoruz.
Bakın, arkadaşım
“Süt 73 kuruş.” dedi. Nerede bu 73 kuruş? Arkadaşlarım, sütü alan yok şu anda.
ALİ KOYUNCU
(Bursa) – Ya, nereden çıkardın!
RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Devamla) – Alan varsa Ali Bey, ben süt göndereceğim.
Onun için,
değerli arkadaşlarım, oylamadan önce sizlerin vicdanına sesleniyorum. Sayın
Tarım Bakanımız geldi, Sayın Tarım Bakanımıza, diğer bakanlarımıza, Sayın
Başbakana buradan tekrar sesleniyorum: Elinizi vicdanınıza koyun, bir an önce,
bugün, yurt dışından canlı hayvan, süt, tereyağı, süt tozu, karkas et alımını
bırakın. Dileğim ve temennim budur.
Desteklerinizi
bekliyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Özkan.
Buyurun Sayın
Susam.
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
5.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, Ankara OSTİM’de
vuku bulan patlamaya ilişkin açıklaması
MEHMET ALİ SUSAM
(İzmir) – Sayın Başkanım, biraz önce OSTİM Sanayi Sitesinde patlama neticesinde
4 çalışan arkadaşımızı kaybettik. 28 tane işçimiz de yaralıydı. Biraz önce
OSTİM Sanayi Sitesindeydim. Hasan Özkan arkadaşımızın iş yerinde meydana gelen
kazadan dolayı yaşamlarını kaybeden işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet
diliyoruz, 28 tane yaralıya acil şifalar diliyoruz ve sanayimizde bu tür
olayların bir daha tekrar edilmemesi dileğiyle şahsım ve grubum adına bir
geçmiş olsun dileklerimi, başsağlığı dileklerimi iletmek için söz aldım.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Susam.
Biraz önce de
grup başkan vekili arkadaşlarımız önce Oktay Bey olmak üzere bu hususta bir
başsağlığı dileklerinde bulunmuşlardı, geçmiş olsun dileklerinde bulunmuşlardı.
Evet, sizin temennilerinize biz de katılıyoruz. Bütün grup başkan vekili
arkadaşlarımıza da tekrar hassasiyetleri için teşekkür ediyorum.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti
Grubu Önerileri (Devam)
1.- (10/653) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin
ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe
günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Karar
yeter sayısını ararım, problem değil.
Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.
Milliyetçi
Hareket Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım.
2.- (10/488) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin
ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe
günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulunun
03.02.2011 Perşembe günü (bugün) yaptığı toplantısında, Siyasi Parti Grupları
arasında oybirliği sağlanamadığından Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün
19 uncu Maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Oktay
Vural
İzmir
MHP
Grup Başkanvekili
Öneri:
Türkiye Büyük Millet Meclisinin Gündeminin, Genel Görüşme ve
Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler Kısmında yer alan 10/488 esas
numaralı, "Geçici köy korucularının sorunlarının araştırılarak daha
sağlıklı çalışabilmesi için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla" Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104 ve 105. Maddeleri Gereğince
Meclis Araştırması önergemizin görüşmelerinin Genel Kurulun 03.02.2011 Perşembe
tarihli bugünkü 58. Birleşimde yapılmasını Genel Kurulun görüşlerine arz
ederim.
BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi grup önerisinin lehinde Kamil
Erdal Sipahi, İzmir Milletvekili.
Sayın Sipahi,
buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
KAMİL ERDAL
SİPAHİ (İzmir) – Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunuyorum.
Geçici köy
korucularımız hakkında vermiş olduğumuz Meclis araştırması hakkında Milliyetçi
Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum.
Milliyetçi
Hareket Partisi olarak, korucularımızın sorunlarıyla ilgili Meclis
araştırmasının yüce Meclis gündemine gelmiş olmasından da ayrı bir mutluluk
duymaktayız.
Yıllarca birlikte
görev yaptığım, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğü için 1985 yılından bu
yana görev yapan, yani geçici değil daimî hâle gelen korucularımıza buradan en
iyi dileklerimi, selamlarımı iletiyorum, şehitlerini rahmetle anıyorum.
Onları ve bizi en
çok rahatsız eden konuların başında, yirmi beş yıldır canı pahasına görev yapan
bu kardeşlerimizin hâlâ “geçici” kelimesiyle adlandırılmasıdır. Onlar geçici
değil, daimî hâle gelmişlerdir.
Önce konuyla
ilgili yasal mevzuata değinmek istiyorum. 1924 tarihinde 442 sayılı Köy
Kanunu’nda, köy sınırları içinde herkesin ırzını, canını ve malını korumak
için, muhtarın emrinde silahlı ve jandarma gibi görev yapacak köy korucularının
görevlendirilmesi öngörülmüştür.
Bölücü terörün
giderek artması üzerine, 1985 yılında bu Kanun’dan da istifadeyle yapılan bir
değişiklikle, 442 sayılı Köy Kanunu’na 3175 sayılı Yasa’yla bir madde
eklenmiştir.
Bu madde
gereğince, şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede
ortaya çıkması veya herhangi bir sebeple köylünün canına ve malına tecavüz
olaylarının artması hâlinde, valinin teklifi ve İçişleri Bakanının onayıyla
yeteri kadar geçici köy korucusu görevlendirilebileceği esas alınmıştır.
2005 yılında
korucu ve ailelerine yeşil kart verilmesi kararlaştırılmıştır. 2007 yılında,
5673 sayılı Kanun’la kadro ve maaşlarında düzenlemeler yapılmıştır.
2007 yılında
yapılan düzenlemeyle, geçici köy korucu sayısının 40 bin kişiyi geçemeyeceği,
Bakanlar Kurulu kararıyla bu sayının yüzde 50 oranında artırılabileceği
belirlenmiştir. Hâlen 59 bin civarında geçici köy korucusu bulunmaktadır.
Ayrıca, 23 binden fazla da hemen hiçbir ayrıcalığı olmayan, sadece kendi
köyünün canını ve malını korumaktan ibaret olarak kayıt altına alınmış, hiçbir
sosyal güvencesi veya ekonomik katkı bulunmayan gönüllü köy korucumuz
mevcuttur.
1985 yılından bu
yana, resmî kayıtlara göre 1.356 geçici köy korucusu şehit olmuştur, 900’den
fazlası sakat kalmıştır, aile fertleri ve yakınlarından 6 bin kadarı bölücü
terör tarafından katledilmiştir.
Benim defalarca
aynı mevzide sabahladığım, benim kumanyamla onların yufka ve otlu peynirini
paylaştığım kahraman korucularımızdan bir şehidi burada anmadan geçmek
istemiyorum. 1994 yılında Kuzey Irak sınırında Altınyayla’da çatışmaya giden
askerlerimize destek için giden ak sakallı Hurşit
Babat, kendisine “Bu yaşta neden oraya gidiyorsun?” diye sorduğumda “Mehmetçik
evlatlarım zor durumdayken durmak olmaz.” demişti. Birkaç metre önümde, birkaç
saat sonra şehit düştü. Onu saygıyla ve rahmetle anmayı, burada Hurşit Babat’ı
saygıyla anmayı bir vazife saymaktayım.
Güneydoğu’daki
sorunun terör sorunu olduğu konusundaki en önemli ve uygulamalı kanıt olmuştur
korucularımız. Aile fertleriyle birlikte yaklaşık yarım milyona varan önemli
bir kitledirler. Zaman zaman aralarındaki birkaç kişinin işlediği suçlar
nedeniyle haksız olarak tamamına yönelik maksatlı suçlamalar yapılmakta,
iftiralara maruz kalmaktadırlar. Elbette, aralarında suçlular varsa yargılanmak
zorundadır ancak bu yiğit insanların tamamına yönelik iftira ve suçlamalara
karşı biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak onlara sahip çıkmaya, onları
savunmaya devam edeceğiz.
Kahraman
korucularımız aile fertleriyle birlikte terörün en önemli mağdurlarındandır.
Bir yandan, canları pahasına bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne, bayrağına en zor
şartlarda aile fertleri ve yakınlarıyla birlikte sahip çıkmışlardır ve
Mehmetçik’le omuz omuza yıllardır görev yapmışlardır ama öte yandan da
aralarında birkaç kişinin işlediği suç bu insanların tamamına teşmil edilmeye
çalışılmış, hak etmedikleri iftira ve suçlamalara maruz kalmışlardır. Terör
mağduriyeti devam ederken birkaç yıldır da yanlış açılım politikalarının
mağdurları arasında, hatta açılım politikalarının hedefinde yer almaya
başlamışlardır. AKP’nin açılım politikası ve giderek etki derecesi ve alanı
genişleyen siyasal bölücülük, bölgede, kahraman korucularımızı “istenmeyen
adam”, “hain adam”, “devlet işbirlikçisi” gibi, maksatlı ve terör yandaşı
söylemlerle yalnızlığa ve sahipsizliğe maruz bırakmıştır.
Geçici köy
korucularının bölgede sürüklendiği durumu anlatmak için, isim özürlü açılım
konusuna da kısaca değinmek gerekiyor. Bu konuda, Sayın Genel Başkanımız ve
bizler açılımın getireceği ayrışma ve çatışma tehlikesini defalarca ifade ettik
ancak, kısa zaman önce Milliyetçi Hareket Partisi saflarına katılan bir
milletvekilimizin ifadesiyle “Takip edilen politikalarla ülkemin ve milletimin
sosyolojik, psikolojik ve coğrafi yönden bölünme sürecine sürüklendiğini üzüntü
içinde görmekteyim. Bu tür söylemler, milletimize verdiği zararlar, hesap
etmeden, alışkanlık hâline getirilmiştir.” şeklinde bir konuşma var.
Şimdi
korucularımızla ilgili konuya dönersek, bazı mülki amirler tarafından tehdit ve
baskı ile AKP yandaşı olmaya zorlanırlarken diğer yandan yine tehdit ve
baskıyla siyasal bölücünün hedefi veya yandaşlığa teşvik edilmektedirler. Bir
kısmı köylerini terk ederek il veya ilçe merkezlerinde oturmaya, kontrolsüz bir
kitle hâline gelmeye başlamışlardır. Aylık 650-750 lira arasındaki maaşları,
kalabalık aile nüfusları itibarıyla yetersiz kalmaktadır. En az on beş yıl
hizmeti olan ve elli beş yaşına gelen geçici köy korucuları emekliye
ayrılmaktadır. Emekli aylıkları 235-375 lira arasında değişmekte olup yaşlılık
aylığından dahi azdır. Elli beş yaşına girip başka bir iş görme imkânı kalmayan
korucularımızın, kalabalık aile fertleriyle birlikte, bu kadar az bir emekli
aylığıyla düştükleri durumu yüce Meclisin takdirlerine sunarım.
Sağlık sorunları
yeşil kartla çözülmeye çalışılmıştır ancak bölgede yeşil kart uygulaması o
kadar çok istismar edilmiş ve kapsamı o kadar genişletilmiştir ki bu işin
mağdurları olarak korucularımız kalmıştır. Bazı yerlerde ise, yanlış
uygulamalarla, aylık aldıkları gerekçeleriyle yeşil kartların keyfî olarak geri
alınması söz konusudur. 28/9/2008 tarihli Resmî
Gazete’de yayınlanan genel sağlık sigortalı konulu tebliğ gereği üç yıl içinde
Sosyal Güvenlik Kurumunca genel sağlık sigortası kapsamına girmeleri gerekirken
uygulamada bu kapsam dışında tutulmuşlardır, bu husus öncelikle çözülmesi
gereken bir konudur. Operasyon tazminatı olarak aylık 20 liralık bir tazminat almaları
öngörülmüştür, ancak ayda kaç gün operasyona giderlerse gitsinler bu miktar
değişmediği gibi birçok yerde de ödenmemektedir. Daha önce de ifade ettiğim
gibi maalesef yasal birçok hak, keyfî uygulamalara tabi tutulmaktadır. Bağımsız
görev yaptıklarında yol emniyeti gibi yol ücreti veya yiyecek ücreti, kumanya
ücreti ödemesinden faydalanamamaktadırlar, ancak Mehmetçik ile ortak
operasyonlarda onların imkânlarından yararlanma şansları vardır. Korucu şehit
ve gazilerine yapılan yardımlar aynı konuda diğer güvenlik birimlerine yapılan
yardımların çok altındadır. İfade ettiğim hususlar korucularımızın karşılaştığı
sorunların bazıları olmaktadır, gerçekte sorunlar çok daha geniştir. Birçok
yeni düzenlemeye ve reorganizasyona ihtiyaç vardır ama en önemlisi ve
önceliklisi devletin korucularımıza sahip çıkması ve onun arkasında yer alması
hususudur.
Milliyetçi
Hareket Partisi tarafından korucularımız hakkında Meclis araştırması ve birçok
soru önergesi verilmiştir, ayrıca Genel Kurul konuşmalarında korucularımızın
sorunları muhtelif vesilelerle defalarca gündeme getirilmiştir. Diğer yandan,
Milliyetçi Hareket Partisi İktidarında korucularımız için neler yapacağımız
belirlenmiştir, detayları ileride seçim kampanyamızda açıklanacaktır, bir kısmı
da açıklanmıştır.
Bu vesileyle,
ben, kahraman korucularımıza en iyi dileklerimi iletiyorum, şehitlerini
rahmetle anıyorum. Ancak sözlerime son vermeden önce, bir vefa borcu olarak
yirmi beş yıldır canı pahasına görev yapan benim kendileriyle bir süre birlikte
görev yaptığım için eski silah arkadaşlarım olarak Şırnak’taki bazı korucu
ailelerini anmadan geçemeyeceğim. Şenoba’da Babatlara, Şırnak’ta Tatarlara,
Cizre ve Silopi’de Tayanlara, Uludere’de Guyanlara, Bulakbaşı’nda Tong ve
Tanıklara, Uzungeçitlilere, Ortaköy’de Berklere, Beytüşşebap’ta Gökçelere,
Jirkilere ve Mamkuranlara en iyi dileklerimi, selamlarımı iletiyorum.
Bu vesileyle
sözlerime son veriyorum. Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Grup önerisinin
aleyhinde Muş Milletvekili Sayın Nuri Yaman.
Buyurun efendim.
(BDP sıralarından alkışlar)
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi Hareket Partisinin
köy korucularının durumunun araştırılmasıyla ilgili vermiş olduğu önergenin
aleyhinde, Barış ve Demokrasi Partisi adına, söz almış bulunuyorum. Bu nedenle,
yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Ben de sözlerime
başlamadan önce, bugün OSTİM’de meydana gelen kaza sonucu hayatını kaybeden
değerli vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına başsağlığı
ve yaralılara da acil şifalar diliyorum.
Evet, hemen hemen
yirmi beş yıldır ülkemizin önemli bir konusunda, bilhassa sadece Kürt
coğrafyasında görev yapan geçici köy korucuları ve gönüllü köy korucuları
konusunda verilmiş olan bir araştırma önergesiyle ilgili partimizin görüşlerini
ve kendi kişisel görüşlerimi yüce Meclise sunmak ve onlarla paylaşmak
istiyorum.
Bilindiği gibi,
bu geçici köy koruculuğu ve 442 sayılı Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesinin bir
fıkrasına dayalı olarak, ta cumhuriyet döneminden önce Osmanlı döneminde de
uygulanan gönüllü köy korucuları sorunu, ülkemizin önemli bir sorunu olarak
hâlen güncelliğini koruyor. Sözümün başında da belirttiğim gibi, ne
Karadeniz’de ne Trakya’da ne Ege’de ne İç Anadolu’da ne de başka bir bölgede
olan bu Kürdü Kürde kırdırma amacıyla oluşturulan sistem ne yazık ki hâlâ bir
dayatma biçiminde bu ülkede sürdürülmeye çalışılıyor. Ve bu nedenle de verilen
bu önergeyle, bunun ne artık geçici olması ne de gönüllü olması değil, burada
sistematik birbirini kırdırmaya, insanları birbirlerinin aleyhinde kışkırtmaya
yönelik sistemin devamı isteniyor. Bu konuda da sağduyu sahibi, o bölgede
yıllardır köy koruculuğu sistemi içinde korucubaşılığını da yapacak düzeyde
olan insanların, değerli birtakım kişilerin de sözleri artık her nedense bir
gerçek olarak görmemezlikten geliniyor.
Bakın, çok yakın
bir tarihte, biraz önce, benden önce bu kürsüden methiyeler düzdükleri o Kürt
coğrafyasındaki Kürt aşiretlerinin yirmi beş yıldır sürdürdükleri Kürdü Kürde
kırdırma politikasının içinde yer alan büyük bir aşiretin reisi, bilge bir
insan televizyonlarda neler söylüyor? Jirki Aşireti’nin önemli bir ferdi olan
Mehmet Adıyaman gayet net ve açık bir şekilde, kendi ana dilinde, Kürtçe olarak
“Evet, biz yirmi beş yıldır burada kardeş kanı döktük,
çok kayıplar verdik. Aynı şekilde karşı taraftan da çok kardeşimizin bu şekilde
hayatını kaybetmesine neden olduk. Artık, Osmanlıdan bu yana sürdürülen bu
kirli oyunların sonunun geldiğine inanıyoruz.” diyor. Bu
koruculuk sisteminin ta Osmanlıda, sizlerin hepinizin yakından bildiği Hamidiye
Alayları döneminde, orada yaşayan aşiretler arasındaki çelişkilerde, kan
davalarında ve ne yazık ki, net ve açık söylüyorum, oradaki, Anadolu’da diğer
etnik kimlikte, dinsel kimlikte bulunan başka halklara karşı yine bir Osmanlı
oyunu olarak, TC’nin de devamı şeklinde şu anda devam ettirdiği bir şekilde
binlerce insanın öldüğü bir gerçek. Artık, halkımız bu gerçekleri
görmeye başladı.
Bu nedenle,
başlangıçta belki can ve mal güvenliği ve bir bakıma da orada Kürt özgürlük
hareketini bastırmak amacıyla böyle bir oluşuma gidildi ve yirmi beş yıldır bu
uygulama süregeliyor.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Terör hareketi, terör!
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – Ancak barışın, huzurun ve kardeşliğin arandığı bir dönemde
ülkemizde herkes artık bu olayın son olmasını, sona erdirilmesini istiyor. Bu
konuyla ilgili gerek bilim adamları gerekse siyasetçiler her alanda terörün
sonlandırılmasında bu sistemin çok önemli bir engel olduğunu da dile getiriyor
ve bakın bu konuyla ilgili devletle yapılan görüşmelerde şu anda Kürt özgürlük
hareketinin lideri bulunan Sayın Öcalan dahi bu örgütün bir an önce
kaldırılmasını istiyor. (AK PARTİ; CHP ve MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın
Yaman, Sayın Yaman, Sayın Yaman, lütfen… Konuşmalarımıza dikkat edelim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Ne özgürlük hareketi!
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Olmadı bu! Olmadı bu!
AHMET YENİ
(Samsun) – Özgürlük hareketi değil, terör hareketi, terör!
ERKAN AKÇAY
(Manisa) – Ne biçim konuşuyorsun!
MUHARREM İNCE (Yalova)
– Sayın Başkan…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Doğu’da ve Güneydoğu’da insanlar öldürüldü, katledildi!
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – Bu, Türkiye'nin gerçekleri.
BAŞKAN – Sayın
Yaman… Sayın Yaman…
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – Benim kime “sayın” diyeceğimi, kime “sayın” diyemeyeceğimi siz
tespit edemezsiniz. Ben mülkiyede okurken benim sevgili arkadaşım Mahir Çayan
da bir özgürlük hareketinin içinde bulunduğunda ben bu kardeşime “sayın” deyip
dememeyi size sormayacağım.
AHMET YENİ
(Samsun) – Bir de devlet adamlığı yaptın!
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – Ben devlet adamlığı yaptım, devlet adamlığını halkım için yaptım.
AHMET YENİ
(Samsun) – Hadi oradan be!
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – İlgili yasalara uyarak yaptım, sizler gibi birilerinin ağzına
bakarak yapmadım.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Bölücülük, terör hareketi…
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – Evet, Sayın Öcalan’ın da yol haritasında bu sistemin kaldırılması
isteniyor. Bunu görmeniz lazım.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Sayın Başkan, müdahale edin. Bize müdahale ediyorsunuz!
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – Türkiye'nin gerçeklerine kulak tıkayamazsınız. Türkiye'nin gerçeği
neyi gerektiriyorsa… Bakın, bu sistemin içine gönüllü olarak veya maaş
bağlayarak koyduğunuz Jirki Aşireti de diğer aşiretler de artık bu kardeş kanının dökülmemesini istiyor. Ben hiçbir zaman için
bir gerginliğin yaratılması için bu sözcükleri kullanmıyorum. Barışın
sağlanması için…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Adam öldürerek!
M. NURİ YAMAN
(Devamla) – …ülkemizde huzurun gelmesi için, kardeşliğin oluşması için
Türkiye'nin gerçekleriyle gelin yüzleşelim. Gelin, bu konuda
yıllardır, yirmi beş yıldır birtakım imkânları sağladığınız o geçici köy
korucuları, o gönüllü köy korucularının devletin, bilhassa militarizmin içinde
bulunan asker ve jandarmayla yaptığı iş birliği sonucunda bu ülkede neler
yaptıklarını, bu ülkede kendi özel çıkarları için nasıl kaçakçılık işlemlerini,
uyuşturucuyu bunlarla beraber nasıl kazanç yolu hâline getirdiklerini gelin
birlikte yüzleşerek, kuracağımız gerçekleri araştırma komisyonlarıyla bunları
da araştıralım. Bunlar, ülkemizin önemli yaralarıdır. Bu konuda bu
sistemin artık sürecini doldurduğunu, buradaki insanları mağdur etmeyecek
şekilde, yirmi beş yıldır… Şu veya bu şekilde, yanlışın şu anda farkına varan
bu insanların seslerine kulak verelim. Bir an önce, bu 90 binlere varan ve
bunun neredeyse 58 bini geçici ve 23 bini, 26 bini de gönüllü köy korucusu olan
bu insanları, içinde bulundukları bu ıstıraplı durumdan gelin birlikte
kurtaralım.
Ben, geçen yıl,
eski partimizin Sayın Genel Başkanı Ahmet Türk ile beraber Ağrı’dan Tutak’a
dönerken yol üzerinde, Dambat köyünde karşılaştığım bir olayı ve o manzarayı
gözlerinizin önüne sermek istiyorum. O tarihte barış mitinglerinden dönerken,
Ağrı’nın hemen çıkışında, havaalanının karşısındaki Dambat köyünün tam girişinde
3-4 tane asker kıyafetli insan görünce, herhâlde bunlar bizim yol güvenliğimizi
almakla ilgili jandarma birimleridir diye yanlarından geçerken yavaşladık.
Yaklaştığımızda bu insanların jandarma değil, o köydeki köy korucuları
olduklarını silahlarından, şapkalarından ve üzerlerindeki işaretler ile sakal
ve bıyıklarından anlayınca Ahmet Bey’den rica ettim, “Bunlarla bir konuşalım,
bir görüşelim.” dedim ve indik. Tanrı adına yeminle söylüyorum, bu 3 kişi Ahmet
Bey’i ve beni tanıdıkları zaman ellerindeki silahlarla bize sarıldılar ve bize
sarılırken hüngür hüngür ağlamalarını gördüm. İşte bu halkı bu noktaya
getirdiniz. “Bakın, bizi bu kıyafetle gördünüz, üzüntülüyüz ama bu devlet bizi
nâna muhtaç etti ve şimdi bu kıyafetle sizi karşılıyoruz. Biz göreve gitmek
üzereyken siz durdunuz, sizi görünce bizim bir parçamız olarak, bizim
hakkımızdaki düşüncelerinizi bildiğimiz için size sarılıyoruz. Ne olur bizi
affedin.” dediler. Bunlar Türkiye'nin gerçekleri.
Gelin bu
gerçeklerle karşılaşalım ve bu halkı birbirine kırdırmayalım diyor, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Sayın
Yaman, konuşmalarınız sırasındaki bir kısım ifadelere…
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Hangi ifade Sayın Başkanım?
BAŞKAN – Siz
biliyorsunuz efendim.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Bu Meclis, bu milletin hür iradesinin dile getirildiği bir Meclistir.
Burada, ben, düşüncelerimi… Kime saygı duyacağıma, kime saygı duymayacağıma ben
karar veririm.
BAŞKAN – Öyle mi…
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Evet.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Teröre saygı duyamazsın!
AHMET YENİ
(Samsun) – Teröre saygı duyamazsınız, teröre! Teröre, teröristlere, katillere
saygı duyamazsın!
BAŞKAN – Sayın
Yaman, buyurun efendim, yerinize geçin de ben ondan sonra… Lütfen…
AHMET YENİ
(Samsun) – Katillere saygı duyamazsın.
BAŞKAN – Ahmet
Bey, lütfen…
Sayın Yaman,
buyurun efendim.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Benim kime “sayın” diyeceğime ne cumhuriyet savcılarınız ne de siz
karar verecek durumda değilsiniz.
BAŞKAN – Sayın
Yaman…
AHMET YENİ
(Samsun) – Katillere, çocuk katillerine…
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Gördüm
Sayın Kılıç.
Konuşmanız
sırasında -şu hususu da ifade edeyim- belirtmediniz ama o etnik kimliklerle
kimleri kastettiğiniz herhâlde bellidir. Onlara sevgi, saygı duyabilirsiniz, o
farklı bir şeydir ama Osmanlı dönemini itham ederken, yani “Osmanlı döneminden
itibaren sanki halkların birbirine düşman edilmesi” gibi bir ifadenizi şahsen
kabul etmiyorum. Tarihte de böyle bir hakikat yoktur.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Hamidiye alayları bunun örneği Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hamidiye
alayları olayı çok farklı bir olaydır, sizin zihninizde farklı bir yere oturmuş
olabilir ama Hamidiye alayları o dediğiniz anlamda kurulmuş değildir.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Başkanım, Hamidiye alaylarından daha önemli sözler söyledi.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Bilim adamlarının ortaya çıkardığı gerçekler vardır.
BAŞKAN -
Memlekete karşı isyan etmiş, ülkeyi bölmek isteyen unsurlar vardır, onlara
karşı kurulmuştur Hamidiye alayları. Lütfen… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Sayın Başkanım, siz bizi uyarıyorsunuz en ufak bir şeyde. Hamidiye
alayının ne alakası var?
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Sayın Başkanım, Sayın Hatip burada görüşlerini ve partimizin
görüşlerini ifade etti.
BAŞKAN – Anladım,
bir şey demedim de...
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Buna AKP’li, CHP’li ve MHP’li arkadaşlarımız katılmayabilir çünkü
biz de onların görüşlerine katılmıyoruz.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Burada çıkıp terörü savunamazsınız!
AHMET YENİ
(Samsun) – Katilleri savunamazsın, katilleri!
BAŞKAN – Ahmet
Bey, lütfen…
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Katillerin kimin saflarında oturduğu belli.
AHMET YENİ
(Samsun) – Katilleri savunamazsın!
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Katillerin kimin saflarında siyaset yaptığı bellidir.
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Katillik meselesini şey yapmayalım…
AHMET YENİ
(Samsun) – Ayırın onları o zaman.
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Birbirimize tahammül edeceğiz.
BAŞKAN – Sayın
Vural, buyurun.
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
6.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Muş Milletvekili M.
Nuri Yaman’ın, bu milletin bölünmez bütünlüğüne kurşun sıkanları özgürlük
hareketi temsilcisi olarak nitelemesini milletvekili sıfatına yakıştırmadığına
ilişkin açıklaması
OKTAY VURAL
(İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Tabii, buraya
çıkan milletvekilleri… Aslında milletvekilliğine başladığımız zaman ettiğimiz
yemini hatırlamamız lazım. PKK bir terör örgütüdür. Bu milleti bölmek isteyen
bir terör örgütüdür ve başta doğu ve güneydoğuda Kürt kökenli kardeşlerimizi
öldürmüş bir terör örgütüdür, katletmiş bir terör örgütüdür. Dolayısıyla Kürt
kökenli vatandaşlarımızın hiçbir zaman temsilcisi olmamıştır, aksine onlara
ihanet etmiş bir terör örgütüdür. Bir terör örgütünün burada birtakım
sıfatlarla anılmasını doğrusu bu millete, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da
yaşayan vatandaşlarımıza hakaret kabul ediyorum. Bu ülkenin vatandaşlarını,
açıkçası bir terör örgütünü bir özgürlük hareketi olarak nitelendirmek terör
sorununu görmemek demektir. Dolayısıyla Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu
ülkenin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle bir ve bütün yaşayan bu
milletin bölünmez bütünlüğüne kurşun sıkanları özgürlük hareketi temsilcisi
olarak nitelendirmenin, bu milletin, bu Meclisin mehabetine uygun olmadığını,
bir milletvekilin de sıfatına yakıştırmadığımı ifade etmek istiyorum.
Saygılarımla.
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Sayın Başkanım, Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Grup Başkan
Vekili…
BAŞKAN – Bir dakika.
Sayın Kılıç…
7.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, Muş Milletvekili M.
Nuri Yaman’ın, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığıyla ve buradaki
kardeşlik bağlarıyla bağdaşmayan cümleler sarf etmesine ilişkin açıklaması
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkanım, az önce kürsüde konuşan Hatip, maalesef, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin saygınlığıyla ve buradaki kardeşlik bağlarıyla
bağdaşmayan cümleler sarf etmiştir. Türkler ve Kürtler, Aleviler ve Sünniler bu
coğrafyada hepimiz bir milletiz ve “PKK” adındaki örgüt, milletimizin millî
birliğine, maneviyatına, kardeşlik bağlarına bölücülük hissiyatıyla saldıran bir
terör örgütüdür. Burada kardeşlik bağlarından söz etmek isteyenlerin her şeyden
evvel teröre “terör” demeleri, teröriste
“terörist” demeleri, terörizmi de “terörizm” olarak adlandırmaları
kaçınılmazdır. Terörü överek, teröristi överek, meşru göstermeye gayret ederek
kardeşlik türkülerinin bestelenebilmesi hiçbir şekilde bu çatı altında mümkün
olamayacaktır. Milletimizin hassas duygularını istismar ederek, milletimizin
can damarına basarak, bam teline dokunarak terörü, terörizmi, teröristi bu
kürsüden meşrulaştırmaya çalışmanın ve sözlerine aracılık etme çabalarının
millî birliğimizle, milletimizin manevi bağlarıyla ve kardeşlik hissiyatımızla
hiçbir zaman alakası olmamıştır, olamayacaktır.
İyi niyetli bütün
hatiplerin, iyi niyetli bütün parti sözcülerinin Türkiye Büyük Millet
Meclisinde göreve başlarken ettiğimiz yemin paralelinde millî birliğimize
sadakat noktasında ettiğimiz yeminin haysiyetine sahip çıkmak hepimizin temel
görevidir. Burada birbirimize bizi düşürecek, kardeşlik bağlarını tarumar edecek
ve insanlarımızı incitecek söylemlerden kaçınılırsa şayet, bu hepimizin
esenliği için, hepimizin huzuru ve hepimizin güvenliği için en önemli tercih
olacaktır.
Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, ben de Grup Başkan Vekili olarak söz istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun
Sayın İnce.
8.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Muş Milletvekili
M. Nuri Yaman’ın, Türkiye Cumhuriyetine “TC”; PKK’nın terör örgütü liderine
“Kürt özgürlük hareketi lideri Sayın Öcalan” demesine ilişkin açıklaması
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Az önce
yaşadıklarımız dokuz yıllık milletvekilliğimde hayatımın en üzüntülü günüdür
diye düşünüyorum. Hiçbir siyaset, hiçbir politika, hiçbir oy hesabı bu
yaşadığımıza susmamızı gerektirmez. Bu ülkede kaymakamlık
yapmış, vali yardımcılığı yapmış, devleti temsil etmiş birisinin daha sonra
milletvekili olduğunda o kürsüden, milletin kürsüsünden, Atatürk’ün
Meclisinden, Türkiye Büyük Millet Meclisinden Türkiye Cumhuriyeti’ne “TC” deyip
bir terör örgütü liderine, bir katile, PKK’nın terör örgütü liderine “Kürt
özgürlük hareketi lideri Sayın Öcalan” demesini şiddetle kınıyorum, nefretle
kınıyorum, çıldırıyorum, kendimi zor tutuyorum.
Bu Mecliste
bunlar olmamalıdır. Yani bu Mecliste bir milletvekili Türkiye Cumhuriyeti’ne
“TC”, PKK’ya “Kürt özgürlük hareketi”, Abdullah Öcalan’a “Kürt özgürlük
hareketi lideri” diyemez, dememelidir, haddi de değildir, hakkı da değildir.
(CHP, AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın
Yıldız, girmediniz sisteme.
BENGİ YILDIZ
(Batman) – İki seferdir giriyorum Sayın Başkan.
NURETTİN AKMAN
(Çankırı) – Neyi konuşacaksın?
YAHYA DOĞAN
(Gümüşhane) – Özür dilemeniz gerekir.
BAŞKAN – Buyurun.
9.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, bu Parlamentodaki
varlık nedenlerinden birinin Parlamentoda bulunan diğer siyasi partilerden
farklı düşünmeleri olduğuna ve ülkede yaşanan sorunu Kürt sorunu olarak
nitelediklerine ilişkin açıklaması
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizim bu Parlamentodaki
varlık nedenlerimizden birisi bu Parlamentoda bulunan siyasi partilerden farklı
düşünmemizdir. Biz bu ülkede farklı bir düşünceyi, farklı bir ideolojiyi
savunduğumuz için buradayız…
SONER AKSOY
(Kütahya) – Eylem var…
BENGİ YILDIZ
(Batman) - …ve dinleyeceksin, o arkadan dinleyeceksin.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Dinle, dinle! Dinlemesini öğren.
BENGİ YILDIZ
(Batman) - Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayın Başkan; bu ülkede yaşadığımız
çatışmaları…
SONER AKSOY
(Kütahya) – Eylem var, eylem!
BAŞKAN – Sayın
Aksoy, lütfen…
BENGİ YILDIZ
(Batman) - …“terör” olarak niteleyen parlamenterler var, gruplar var; PKK’yi
bir “terör örgütü” olarak niteleyenler var. Biz Barış ve Demokrasi Partisi
olarak ülkemizde yaşanan sorunu…
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Terör örgütü değil mi? Değil mi terör örgütü?
SEBAHAT TUNCEL
(İstanbul) – Değil…
AHMET YENİ
(Samsun) – Yazıklar olsun!
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Terör örgütünü savunamazsınız.
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri… Arkadaşlar, lütfen…
BENGİ YILDIZ
(Batman) - …Kürt sorunu olarak
niteliyoruz…
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Kim oluyorsunuz siz? (BDP sıralarından gürültüler)
SEBAHAT TUNCEL
(İstanbul) – Siz kim oluyorsunuz?
HAMİT GEYLANİ
(Hakkâri) – Siz…
BAŞKAN – Sayın
Geylani, Sebahat Hanım; Bengi Bey konuşuyor, lütfen…
BENGİ YILDIZ
(Batman) - …Kürt sorunu olarak niteliyoruz, mevcut sorunu Kürt sorunu olarak
niteliyoruz; mevcut sorunu, seksen-doksan yıllık bu ülkeyi yönetenlerin inkâr,
imha ve baskı sorunu olarak niteliyoruz, PKK’nin de bunun bir sonucu olduğunu
söylüyoruz. Dolayısıyla…
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Yemininiz ne anlam ifade ediyor, yemininiz? Burada, kürsüde yemin
ediyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Siz de demokrasi, insan hakları, özgürlükler, başkalarına saygı
üzerine yemin ettiniz ama hiçbirisini tutmuyorsunuz.
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Yalancısınız hepiniz!
BENGİ YILDIZ
(Batman) - Anayasa’yı siz bize hatırlatamazsınız.
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Kandıramazsınız bu milleti. Kandıramazsınız bu milleti.
BENGİ YILDIZ
(Batman) - Biz Anayasa’nın bütününün gereğini yapıyoruz.
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Bölmeye çalışıyorsunuz, başaramazsınız.
HAMİT GEYLANİ
(Hakkâri) – Otuz yıldır siz neyi başardınız ülkede?
BENGİ YILDIZ
(Batman) - O Anayasa’da özgürlük var, demokrasi var, temel haklar var, başka
kimliklere saygı var.
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Boş ver palavraları, boş ver yalanınıza karnımız tok.
BENGİ YILDIZ
(Batman) - Sizin tekliğiniz değildir. Bu ülkede, bu doğrultuda…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Yıldız, teşekkür ederim.
KÜRŞAD TÜZMEN
(Mersin) – Oy propagandası yapıyorsunuz, popülizm
yapıyorsunuz. Kürt halkının sana ihtiyacı yok, bize ihtiyacı var, bize.
BAŞKAN – Sayın
Tüzmen, lütfen…
HAMİT GEYLANİ
(Hakkâri) – Başınızı kuma gömmeyin, devlet görüşüyor…
BAŞKAN - Sayın
Geylani, lütfen…
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti
Grubu Önerileri (Devam)
2.- (10/488) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin
ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe
günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN - Grup
önerisinin lehinde Sayın Yaşar Ağyüz, Gaziantep Milletvekili.
Buyurun efendim.
(CHP sıralarından alkışlar)
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde 1924 yılında 442
sayılı Köy Kanunu ile çok iyimser unsurları barındırmak üzere Köy Korucularının
Görevlendirilmesi Kanunu çıkarılmış; ayrıca, 1985 yılından sonra bu Kanun’a ek
yapılarak köy koruculuğu kurumsallaştırılmış. Şimdi, hepimiz, ülkemizde barış
ve huzurun sağlanmasını isteyen, bu düşüncede olan, ortak paydası barış olan
insanlarız. Bu barış ve kardeşliği sağlamak öncelikle gelmiş geçmiş
iktidarların görevidir. İktidarlar barışı temin ederken, terörü önlemeye
çalışırken kendisini soyutlayarak değil, terörün ve o bölgedeki sorunları güvenlik
güçlerinin çabasıyla önleme yoluna gideceğine, sosyoekonomik sorunları, siyasal
sorunları, eğitim sorunlarını, sağlık sorunlarını, altyapı sorunlarını,
yıllardır ihmal edilmiş, kangren edilmiş, ikinci sınıf vatandaş hüviyetine
düşürülmüş insanların sorunlarını bu tür yaklaşımlarla çözmesi gerekirken,
maalesef, bu sorunu güvenlik güçlerine havale etmiş ve terörle sade vatandaşı
ayırma başarısı da gösteremediği için sade vatandaş bile “terörist” damgası adı
altında o bölgede suçlanmıştır. İki güç arasında kalan sade vatandaş ne
yapacağını şaşırmış vaziyettedir.
Siz, bu terörle
mücadeleyi güvenlik güçlerine havale ettiğiniz gibi 1985 yılında da köy
korucularına -geçici, kalıcı, neyse adı- ek görev vermişsiniz, ek görevle de
terörün yanında mücadele etme görevini yüklemişsiniz.
Cumhuriyet Halk
Partisine göre bu köy korucuları kayıt dışı işsiz hüviyetindedir. Kayıt dışı
işsiz hüviyetinde gelmiş geçmiş iktidarlar bunları kullanmaya çalışmış ve günü
geldiğinde sayısını artırarak köy koruculuğunu -bunun adına köy koruculuğu,
geçici, kalıcı neyse- siyasi kadrolaşma aracı olarak kullanmaya bile çalışan
siyasi iktidarlar olmuştur.
Bugün sayısı kimilerine göre 59 bin, kimilerine göre 90 bin olan
bu sayıda bu görevi istismar eden insanlar da vardır, olmuştur; bireysel
çıkarları için kullanan insanlar da olmuştur, ama büyük çoğunluğu bugüne kadar
sosyal güvencesiz yaşayan, hatta hatta maaşını İçişleri Bakanlığından almasına
rağmen yeşil kart hüviyetiyle çoluk çocuğunu tedavi ettirmeye çalışan bir kimliktedir.
Bu kayıt dışı işsizi çalıştırmak
İçişleri Bakanlığına yakışmaz. Bunlara bir kimlik vermek, bir kayıt dışı
özelliğinden çıkarmak zorundayız.
Onun için biz
Cumhuriyet Halk Partisi olarak diyoruz ki: “Köy koruculuğunun 442 sayılı
Yasa’dan sonra değiştirilerek bu tür bir görevle görevlendirilmesi ne kadar
yanlış ise, sayılarının artırılması, siyasi amaçla kullanılması ne kadar yanlış
ise koruculuk görevi yapanlar sosyal güvenlik haklarından yararlandırılmalıdır;
bu, hükûmetlerin görevidir.”
Bakın, şimdi
görüştüğümüz torba yasada belediye işçilerini istediğiniz gibi sağa sola
gönderip millî eğitimde, emniyette değerlendirmek için yetki istiyorsunuz.
İşçilerin görüşünü de sormadan, onların görüşüne başvurmadan bunu söylüyorsunuz
ama bugün sosyal güvencesiz, sigortasız, maaşını bankadan, İçişleri
Bakanlığından alan, Primsiz Ödeme Dairesi Başkanlığınca hangi yasal dayanağa
dayandığı belli olmadan emekli olan yeşil kartlı bir kayıt dışı işsiz
görevlendirmesiyle karşı karşıyayız. Bu kayıt dışı işsiz görevlendirmesine
verdiğiniz yük de anlamsız bir yüktür. O bölgede karışıklığı yaratan bir görev
anlayışı içinde verilen bir kimlik vermişsiniz bu arkadaşlara. Şu anda kayıtsız
işçi konumunda ve devlet kayıtsız işçi çalıştırıyor konumunda olması bir
devletin ayıbıdır ve bir suçtur. Bunların acilen sosyal güvence taleplerine
cevap vermek lazım ve sosyal güvenliğe kavuşturduktan sonra da tez elden
koruculuk sistemini lağvetmek lazım, o kişilerin hak ve çıkarlarını da çalışma
koşullarını da başka birimlerde değerlendirmek lazım.
Bakın, bunların
kurduğu birlikler, dernekler gelmişler geçenlerde, 5 Ocakta gelmişler ama ne
hikmetse, iktidardan muhatap bulamamışlar. Denmiş ki onlara: “Başbakanın
talimatı olmadan sosyal güvence taleplerinizle ilgili herhangi bir adım atamayız.”
Biz ne demişiz: “Kayıtsız işçi konumundasınız, sosyal güvenliğiniz sağlanması
lazım.” Onlar ne diyorlar, bakın: “Vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak
amacıyla, altı ay geçici görevlendirmeyle geçici köy koruculuğu sistemini
getirdi. Biz bu yıllarda kabul ettiğimiz bu görevi, yirmi beş yıldır hiçbir
sosyal güvencesi olmadan sürdürdük. Görev tanımlamamız ilk başta, karakolların
inşa edilmediği yerlerde vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamak şeklindeydi
ama bugün bize biçilen misyon, bize biçilen görev
farklı.” diyorlar ve “Bu görevi yaparken de biz insan yerine konmuyoruz, devlet
tarafından tanınmıyoruz.” diyorlar.
Biz bu açıdan
bakıyoruz bu soruna ve bu önergenin de desteklenerek, gerek sosyal
güvencesizlik konumu gerek bugüne kadar yanlış yorumlara yol açan tavırlarının
incelenmesi gerektiğine inanıyoruz biz.
Genel Kurulun
takdiri bu noktada olursa, o sistemin yararları, zararları enine boyuna
tartışılarak gerekli tedbirlerin alınması ve bu insanların da devlete olan
güveni, devlete olan umudu nedeniyle sosyal güvencesine kavuşturulması
konusunda gerekli çabaların gösterilmesinden yanayız.
Tabii, bu
demokratik bir bakış açısı içerisinde olur. Terörü yorumlamanıza, o bölgeye
bakış açınıza bağlı olarak olur. Sayıyı artırmaya da çalışabilirsiniz ama bilin
ki, bu sistemle, bu sistemin katkılarıyla o bölgede barışı, huzuru sağlamak tek
başına mümkün değildir.
Bugün Ankara’da
çok geniş katılımlı, sivil toplum örgütlerinin demokratik bir tepkisi oldu.
Çalışma yaşamını kısıtlayan torba yasadaki hükümlere karşı çıkmak için gelen
KESK üyeleri, DİSK üyeleri, diğer işçi sendikalarının üyeleri, TMMOB üyeleri ve
Türk Tabipleri Birliğinin üyeleri maalesef Ziya Gökalp Caddesi’nden öteye
konulamadı.
Peki, değerli
arkadaşlarım, “Bu gösteri yasal değil.” diyorsunuz. Neye göre yasal değil?
Anayasa açık. Bu insanlar yıkmaya gelmiyor, bu insanlar demokratik davranışlarının dışında tavır koymak
için gelmiyor; düşünceleri suç değil, eylemleri suç değil. Diyorlar ki: “Benim
çalışma yaşamımı kısıtlayan bu maddelere ben demokratik tavrımı koyuyorum. Çok
sesli olarak Meclise gelip önerilerimi sunmak istiyorum.” Şimdi, ileri
demokrasi anlayışını savunan AKP İktidarı bu insanlara neden bu imkânı
vermiyor? Neden bir Sayın Vali: “Ben Ankara’nın huzurunu her şeyin üstünde tutarım…”
Bunlar huzur bozmaya mı geliyor, bunlar kırmaya mı geliyor, bunlar yıkmaya mı
geliyor? Zaten Ankara halkı AKP İktidarının ve AKP’li Büyükşehir Belediye
Başkanının yaptığı uygulamalardan dolayı huzursuz, zaten onlar diken üstünde.
Onların, bu konuda, gelenlere karşı misafirperverlik göstermekten başka bir
özellikleri yok ki. Onlar da bu tür yaşadıklarına tepki göstermek için belki
onların arasına katılacaklardı ki ben gördüm, kaldırımlarda, binalarda
Ankaralıların o coşkulu, heyecanlı topluluğu alkışladıklarını gördüm. Ama
onların üzerine panzerlerle yürümek için… Onlar, tabii, emir kulu, onlara bir
şey demiyoruz. Bu işin sorumlusu İçişleri Bakanıdır, bu işin sorumlusu Ankara
Valisidir, bu işin sorumlusu Emniyet Genel Müdürüdür. Bu yürüyüşü, anlamsız bir
şekilde, orada kesmek size ne kazandıracak? Mısır’a güvence vereceksin,
Mübarek’e diyeceksin ki: “Halkın sesini dinle.” Burada sen, binlerce, on
binlerce gelen üyelerin sesini dinlemeyeceksin ve kısmaya çalışacaksın. İşte,
sizin demokrasi anlayışınız bu.
O nedenle,
Türkiye’de bu “demokratik” laf, demokrasi anlayışı size, elbise olarak
oturmuyor, bol geliyor, çünkü siz kendinize demokratsınız, başkalarına demokrat
değilsiniz ve “demokrasi” sözcüğü de “adalet” sözcüğü de sizin partinizde laf
olarak var. Siz Adalet ve Kalkınma Partisi değilsiniz, afla kurtulma
partisisiniz.
Hepinize saygılar
sunuyorum. Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Grup
önerisinin aleyhinde Ali Öztürk, Konya Milletvekili.
Buyurun Sayın
Öztürk. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZTÜRK
(Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Milliyetçi Hareket
Partisinin geçici köy korucularının sorunlarının araştırılması amacıyla
verdikleri önergenin aleyhinde söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, BDP Grup Sözcüsü konuşmasında “halk hareketinin lideri Sayın
Öcalan” dediği gibi, geçici köy koruculuğunu “Kürt’ü Kürt’e kırdırma sistemi”
olarak nitelendirmiştir. Bir kere, mahkeme kararıyla terörist olduğu sabit olan
birisinin halk lideri olarak gösterilmesi, Türk milleti adına karar veren
mahkeme kararına, Türk halkına, şehit ve gazilerimize karşı yapılabilecek en
büyük saygısızlıktır. Terör ve terörist insanlık düşmanıdır. Hakkâri’de,
Batman’da, Kürt halkını öldüren teröristin caniliğinden diğer insanlarımızı
korumak için kurulan köy koruculuğu sistemine “Kürt’ü Kürt’e kırdırma sistemi”
olarak göstermesi de ayrı bir saygısızlıktır. Derhâl, bu kürsüden, bütün
Türkiye’den özür dilemeleri gerekir.
HAMİT GEYLANİ
(Hakkâri) – Sizin çok özür borcunuz var, çok, herkesten...
ALİ ÖZTÜRK
(Devamla) – Geçici köy koruculuğu sistemi 1985 yılında 3175 sayılı Kanun’la 442
sayılı Köy Kanunu’nun 74’üncü maddesindeki bir düzenlemeyle uygulamaya
konulmuştur. Bu sistemin amacı olağanüstü hâl ilanını gerektiren sebeplere ve
şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin köyde veya çevrede ortaya çıkması
veya ne sebeple olursa olsun, köylünün canına veya malına tecavüz
hareketlerinin artması hâllerinde de valinin teklifi ve İçişleri Bakanının
onayı ile yeteri kadar geçici köy korucusu görevlendirilebilmektedir. Hâlen 22
ilde Ocak 2011 tarihi itibarıyla toplam 45.536 geçici köy korucusu görev
yapmaktadır.
Bilindiği gibi,
1984 yılından itibaren bölücü terör örgütünün bölge halkına yönelik katliamlara
girişmesi üzerine, özellikle güvenlik güçlerinin kısa sürede ulaşmakta güçlük
çektiği küçük yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşlarımızın mal ve can
güvenliğini sağlamak açısından, bölgeyi, araziyi ve bölge insanını iyi tanıyan
kişilerden faydalanma düşüncesi gündeme gelmiştir. Gerçekten de geçici köy
korucuları güvenlik açısından çok önemli görevler yapmışlardır. Yeri gelmiş
köyünü cansiparane savunmuş, yeri gelmiş güvenlik güçlerine bölgede yol
göstermiş ve operasyonlarda görev almışlardır. Bu görevlerinden dolayı şehit vermişler,
gazi olmuşlardır. Onların bu hakları elbette verilmelidir.
Bu bağlamda,
geçici köy korucularına 1 Temmuz-31 Aralık 2010 tarihi itibarıyla hizmetin
devamı süresince her ay yaklaşık 712.047 TL aylık ücret ödenmektedir. 442
sayılı Köy Kanunu’nun ek 16’ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, elli beş
yaşını dolduran geçici köy korucularının görevleriyle ilişikleri kesilmektedir.
Elli beş yaşını doldurmuş ve on beş yıl hizmeti olanlara 309,77 TL, elli beş
yaşını doldurmuş ve on beş yıldan fazla hizmeti olanlara 495 TL, kanun
yürürlüğe girdiği zaman on yıl ve daha fazla hizmeti olanlara da 309 TL aylık
bağlanmaktadır. Sürelerini tamamlamadan görevlerinden ayrılanlara ise sadece
tazminatları ödenmektedir. Sağlık ve idari nedenlerle görevlerine son verilenler
ile ölenlere her hizmet yılı için 1.239 TL tazminat ödenmektedir. Aynı şekilde,
görevlerinden kendi isteğiyle ayrılanlara da hizmet süresine bakılmaksızın, her
hizmet yılı için 1.239 TL miktarda tazminat ödenmektedir.
Köy
korucularından operasyonlara katılanlara ayrıca ek tazminat ödenmektedir.
Geçici Köy
Korucuları Yönetmeliği’nin 22’nci maddesine göre giyim yardımı da
yapılmaktadır.
Geçici köy korucularının sağlık ve tedavi giderlerinin
karşılanması amacıyla, hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında
bulunmayan geçici köy korucuları ile bunların eşleri, bakmakla yükümlü
oldukları anne, baba ve çocuklarının muayene, tetkik ve tedavileri, 3816 Sayılı
Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek
Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun’da öngörülen şartlara
bakılmaksızın, anılan kanun hükümlerine göre yeşil kart verilmesi, 442 Sayılı
Köy Kanunu’nun 74/4 maddesine göre düzenlenmiştir.
5510 Sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 60’a göre, geçici köy
korucuları, genel sağlık sigortasız sayılanlar kapsamına alınmıştır.
Görev süresi
içerisinde vefat eden geçici köy korucularının eş ve çocuklarına, yoksa anne ve
babasına, bunlar da yoksa kardeşlerine, 929 TL hiçbir kesinti yapılmadan
ödenmektedir. Görevde bulundukları süre içerisinde yaralanmaları,
sakatlanmaları veya ölümleri hâllerinde nakdi tazminat ve aylık bağlanması
hakkındaki 2330 sayılı Kanun’a göre tazminat ödenmektedir.
3713 Sayılı
Terörle Mücadele Kanunu ek madde 1’e göre, şehit veya çalışamayacak derecede
malul olan kamu görevlisi, varsa eşleri, yoksa çocuklarından birisi, yoksa
kardeşlerinden birisi işe alınmaktadır.
Görülüyor ki
geçici köy korucuları sahipsiz değildir. Belli bir idari ve mali sisteme dahil edilmiş ve hakları genel idari yapı içerisinde
korunmaktadır.
Tabii ki can
güvenliği her zaman tehlike altında olan görevlerde çalışanlara canıgönülden
teşekkür ediyoruz. Devletimiz elbette imkânlar ölçüsünde en iyi imkânları onlar
için de sağlamaya çalışmaktadır. Tüm ücretliler için devletin imkânlarını en
iyi şekilde Hükûmetimiz değerlendirmektedir. Geçici köy korucularımızın çok
daha iyi imkânlara kavuşturulmaları bizim de arzumuzdur.
Ancak, seçim
sürecine girilmişken, Meclis araştırması komisyonlarının çalışma ve işlemlerini
sonuçlandırma süreci göz önüne alındığında, bugüne kadar gündeme getirilmeyen
fakat seçime gidilen bu süreçte bu tür önemli konuların gündeme getirilmesinin
doğru olmadığı kanaatindeyim.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi gündemini belirlemiştir. Gece geç saatlere kadar, her kesimin
merakla ve heyecanla beklediği, kamu alacaklarının yapılandırılması hakkındaki
kanun tasarısının çıkarılması için bu beklentiler doğrultusunda çaba sarf eden
yüce Meclisin gündemini değiştirmenin doğru olmayacağı düşüncesiyle, önergenin
aleyhinde olduğumu bildirir, yüce Meclisi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
III.-YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Yoklama talep ediyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
İnce, Sayın Aslanoğlu, Sayın Koçal, Sayın Keleş, Sayın Köse, Sayın Ünlütepe,
Sayın Emek, Sayın Özdemir, Sayın Pazarcı, Sayın Öztürk, Sayın Dibek, Sayın
Ünsal, Sayın Köktürk, Sayın Tütüncü, Sayın Özbolat, Sayın Çöllü, Sayın Ağyüz,
Sayın Ali Rıza Öztürk, Sayın Kaptan, Sayın Hacaloğlu.
Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı vardır.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti
Grubu Önerileri (Devam)
2.- (10/488) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin
ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011 Perşembe
günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin MHP Grubu önerisi (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.23
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 16.38
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Gülşen ORHAN (Van)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi
vardır, okutup oylarınıza sunacağım.
3.-
(10/606), (10/515), (10/537) ile (10/689) esas numaralı Meclis Araştırması
Önergelerinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011
Perşembe günkü birleşiminde birleştirilerek yapılmasına ilişkin CHP Grubu
önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma
Kurulu’nun, 03.02.2011 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi
parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki
önerisinin, İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına
sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Muharrem
İnce
Yalova
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair
Öngörüşmeler Kısmının (TRT hakkında); (10/606), (10/515) ile (10/689) esas
numaralı Meclis Araştırma Önergelerinin görüşmesinin, Genel Kurul’un,
03.02.2011 Perşembe günlü birleşiminde birleştirilerek birlikte yapılması
önerilmiştir.
BAŞKAN – Grup
önerisinin lehinde Ali İhsan Köktürk, Zonguldak Milletvekili.
Sayın Köktürk,
buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; TRT araştırma önergemizin
gündeme alınmasına yönelik Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde söz
almış bulunuyorum. Öncelikle, bugün OSTİM’de meydana gelen iş kazasında ve dün
Zonguldak Devrek’te meydana gelen otobüs kazasında yaşamını yitirenlerin
ailelerine başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, hepimizin bildiği gibi, TRT, Anayasa’mızın 133’üncü maddesine
göre kamu tüzel kişiliği olarak kurulan, özerk, tarafsız bir yayın kuruluşudur.
Haberlerin toplanması, seçilmesi ve yayınlanmasında tarafsızlık, doğruluk
ilkelerine göre hareket etmesi, tek yönlü yayın yapmaması, bir siyasi partinin,
grubun, çıkar çevrelerinin, herhangi bir inanç veya düşüncenin menfaatlerine
alet olmaması zorunluluğundadır. 3093 sayılı TRT Gelirleri Kanunu’na göre de
TRT, gelirlerinin yaklaşık yüzde 80’ini denetim pulu ve elektrik faturaları
aracılığıyla halktan toplanan paralar oluşturmaktadır.
Bu nedenlerden
ötürü TRT, kamu hizmeti yapmakla yükümlüdür ve bu hizmetini Anayasa ve
yasaların belirlediği çerçevede yerine getirmek zorundadır. Ancak özellikle
2004 yılından itibaren TRT Anayasa ve yasalarla belirlenen görev tanımından
oldukça uzaklaşmıştır. Haber bültenlerinde ve programlarında toplumun farklı
kesimlerinin görüş ve anlayışlarına yer vermediği gibi iktidara muhalif tüm
kesimlere âdeta sansür uygulamaktadır. Yasa ve yönetmelik değişiklikleriyle de
TRT’de büyük bir kadrolaşma yaşanmıştır. Liyakatsiz kişiler göreve getirilmiş,
mevzuata aykırı atamalar yapılmıştır. Sözleşmeli personel olarak transfer
edilenlere verilen yüksek ücretler nedeniyle Kurumun eski personeliyle yeni
personeli arasında büyük ücret adaletsizlikleri yaşanır hâle gelmiştir.
Değerli
milletvekilleri, bunların yanı sıra tüm devlet kurumlarında kadrolaşan Adalet
ve Kalkınma Partisinin 2008 yılında gerçekleştirdiği yasa değişikliği sonucu
TRT’nin Genel Müdürü dâhil, Yönetim Kurulunun 7 üyesi bugün Bakanlar Kurulu
tarafından atanmaktadır. Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı danışmanları sanki
kadrolu personeli gibi TRT’de program yapmaktadır. Özerk ve tarafsız olması
gereken TRT siyasal iktidar yanlılarınca parsellenmiş, son altı yedi yıldır
âdeta Adalet ve Kalkınma Partisinin kadrolu ideolojik bir propaganda aracına
dönüşmüştür ve bugün TRT’nin özerkliği ve tarafsızlığı sadece kâğıt üzerinde
kalmıştır.
Değerli
milletvekilleri, iktidar yarattığı yandaş medyayla da yetinmeyerek yandaş
medyanın yöneticilerine, yazarlarına, çizerlerine, TRT’nin kurumsal
olanaklarını âdeta peşkeş çekmektedir. TRT bu gazeteci ve yazarların finanse
edildiği bir çiftlik konumuna dönüştürülmüştür. TRT’nin radyo ve televizyon
kanalları yandaş gazeteci ve yazarların ikinci gelir kapısı hâline gelmiştir.
Bu yazarlara, gazetecilere ödendiği belirtilen rakamlar âdeta dudak
uçuklatmaktadır.
Değerli
milletvekilleri, bu kişilere ödenen uçuk, ölçüsüz rakamlar, asgari ücretli
çalışanımızın, yüzde 90’ı asgari ücretin altında gelir sahibi olan emeklimizin,
BAĞ-KUR prim borçlarını ödeyemeyen, kepenk kapatmak zorunda kalan esnafımızın
cebinden çıkıyor. Milyonlarca insanımızın elektrik faturalarından tahsil ve
tahsis edilen paralarla oluşan TRT bütçesinden yapılan ödemelerle bu yazarlar,
gazeteciler yalılarda, köşklerde yaşıyor, Sayın Cumhurbaşkanının katıldığı
fasıllar düzenliyor, âdeta Lale Devri yaşanıyor.
Değerli
milletvekilleri, halkımızın temsilcileri olarak bu yağma düzenine göz yumabilir
miyiz? Çocuğunun cebine 1,5 milyon lira harçlık koyamayan insanlarımızın
cebinden tahsil edilen paraların, tek meziyetleri iktidarın gözüne girmek olan
bir avuç insana oluk oluk akıtılmasına seyirci kalabilir miyiz? İşçi, memur,
emekli, zengin, fakir ayrımı yapmadan her ay TRT’ye para veren yurttaşlarımızın
her kuruşunun hesabını sormak, yasama görevinin yanında denetim görevini de
yapmak zorunda olan Parlamentonun, yani biz milletvekillerinin görevi değil
midir? Hiç kuşkunuz olmasın, iktidar sahipleri gözlerini kapatsa da, Cumhuriyet
Halk Partisi olarak biz hesap sormak kararından hiçbir şart ve koşulda
vazgeçmeyeceğiz.
Değerli
milletvekilleri, TRT Yasası’nın 5’inci maddesindeki yayın esaslarına göre,
devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, millî egemenliği,
cumhuriyeti korumak ve kollamak zorunda olan TRT’nin televizyonlarında,
radyolarında, geride bıraktığımız dönemde, artık, 23 Nisanda, 29 Ekimde, 19
Mayısta özel yayın yapılmadığına tanık olduk. Maalesef geçmiş yıllarda
uygulanan prototipler kaldırılarak, özel, ulusal
günlerde yapılacak yayınlar yapımcıların inisiyatifine bırakılmış durumda.
Yine, bunların
yanı sıra, özellikle son iki yıldır TRT’nin bir kısım özel operasyonların
aracısı hâline dönüştürüldüğünü görüyoruz, izliyoruz. İnsanlar artık evinin
aranacağını, gözaltına alınacağını ya da tutuklanacağını TRT haberlerinden
öğreniyor.
Terör örgütünün
üstlendiği bir saldırı, TRT’nin haber bültenlerinde, doğum yerleri nedeniyle
bağ kurulmak suretiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinin mensuplarıyla
irtibatlandırılmaya çalışılıyor.
Ne olduğu
belirsiz bir meczubun canlı yayında ana muhalefet partisinin Genel Başkanına
saldırısına çanak tutuluyor.
Saygın bir
gazetecinin katili konuk edilerek, örtülü amaçlara devletin televizyonu alet
edilebiliyor.
Yine, bunların
yanı sıra, daha geçtiğimiz hafta, Adalet Komisyonunda söz ve önerge süresi
kısıtlanan yani söz süresi beş dakikayla, önerge hakkı bir önergeyle sınırlanan
Cumhuriyet Halk Partili üyelerin istifası TRT’de, devletin televizyonunda,
utanmaksızın ve yüzleri kızarmaksızın “Hafta sonu çalışma programına tepki
gösterdikleri gerekçesiyle Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri Adalet
Komisyonundan istifa etti.” şeklinde verilebiliyor.
Değerli
arkadaşlar, bütün bunlar ulusumuzun gözleri önünde cereyan ediyor.
Değerli
milletvekilleri, TRT’nin tek taraflı, yandaş yayıncılık anlayışının en bariz
örneklerini en son referandum sürecinde de yaşadık. Biliyorsunuz, Yüksek Seçim
Kurulunca referandum sürecinde seçim yasakları konuldu ancak Yüksek Seçim
Kurulunun almış olduğu 31 Mayıs tarihli seçim yasaklarını ilk önce devletin
televizyonu olan TRT ihlal etti. Suç duyurumuz üzerine cumhuriyet savcılığı bir
iddianame düzenleyerek, TRT 1’in, TRT 6’nın ve TRT Haber’in yayın
koordinatörleri, yöneticileri hakkında, halk oylaması sürecindeki yayınlarda
ağırlıklı olarak Anayasa değişikliğinin lehindeki görüşlere yer vererek görevlerini
kötüye kullandıkları gerekçesiyle dava açtı. TRT yöneticileri hakkında
hazırlanan iddianame ile açılan kamu davası, özerk ve tarafsız bir kurum olması
gereken TRT’nin nasıl yandaş bir kuruma dönüştürüldüğünün açık ispatıdır, açık
kanıtıdır.
Değerli milletvekilleri,
dünkü Sözcü gazetesinde, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin’in İçişleri ve Adalet
Bakanının önünde diz çöktüğü fotoğraf, TRT’nin içine düştüğü durumun utanç
fotoğrafıdır. Halkın parasıyla finanse edilen TRT’yi bu duruma düşürmeye Genel
Müdür dâhil hiç kimsenin hakkı yoktur. Tüm bu nedenlerle, TRT Yasası’nın
13’üncü maddesinde düzenlenen Genel Müdürün görevden alınma koşulları
oluşmuştur, TRT Genel Müdürü derhâl görevinden alınmalıdır.
Bu duygu ve
düşüncelerle önerimizin kabulünü diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Grup önerisinin
aleyhinde Ayhan Yılmaz, Ordu Milletvekili.
Sayın Yılmaz… (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
AYHAN YILMAZ
(Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; Cumhuriyet Halk
Partisi tarafından TRT hakkında verilen Meclis araştırma önergesinin aleyhinde
şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilim ve
teknolojinin bu kadar geliştiği ve yaygınlaştığı bir çağda değişim olgusu
hayatın önemli bir gerçeğidir. TRT’nin, televizyonun algısını, imajını,
fonksiyonunu değiştiren, televizyonda yeni bir anlayışı hâkim kılan ve hatta
tüm dünyaya örnek teşkil eden bir sorumlulukla, çok önemli, büyük yatırımlar
gerçekleştirdiğini müşahede ediyoruz. TRT’nin farkı her alanda çok bariz, çok
net olarak görülmektedir. TRT milletimizin, ülkemizin ekranıdır, fazla da
yıpratmaya çalışmak doğru değildir. TRT bizim vizyonumuzu
dünyaya gösterecek, taşıyacak en önemli araçlardan biridir. Güçlü ekonomiyi,
itibarlı Türkiye’yi, bizim barış mesajlarımızı “Büyük Türkiye” imajını dünyaya
bugün TRT’yle ulaştırıyoruz.
Son dönemde
kurduğumuz on yeni kanal ile toplumun her kesimine ulaştığımız gibi, artık
dünyaya da ulaşabiliyoruz. Çocuk kanalı ile çocuklara, müzik kanalı ile gençlere,
Anadolu kanalı ile yerele, TRT Şeş kanalı ile ülkemizin farklı bir zenginliğine
hitap ediyoruz. Unutmamalıyız daha düne kadar Kürtçe şarkı söylemenin, Kürtçe
CD taşımanın yasak olduğunu ama bugün, TRT yirmi dört saat Kürtçe yayın yapan
bir kurum oldu; TRT Arap dünyasına Arapça yayın yapar oldu; TRT Avaz ile bütün
dünya Türklerine yayın yapar oldu. Bugün, arkadaşlar, Azerbaycan’da en çok
izlenen kanal TRT kanalıdır. İnsanlar, gerçekten söylüyorum, TRT kanalını
izlemekten zevk alıyorlar. Ben de bir vatandaş olarak evimde TRT’yi izlemekten
zevk alıyorum.
Gerek dizileriyle
gerek haber yorumlarıyla gerek siyasi tartışmalarla taraflı olduğu iddia
ediliyor. Hem alt komisyonda hem üst komisyonda birlikte tartışıyoruz biz
bunları. TRT Genel Müdürümüze bu sorular hep yöneltildi ve çok iyi niyetle, TRT
Genel Müdürümüz bütün toplantılarda bunları üstüne basa basa, açık ve seçik
anlattı, hepimiz de anladık, hepimiz de ikna olduk ama bugün, nedense burada,
TRT’yle alakalı bir araştırma önergesi veriliyor. Tabii ki bir siyasi parti
araştırma önergesi verecek ama biz biliyoruz ki, herkes biliyor ki bu
Parlamentonun çalışmasını bir nebze olsun engelleyebilmek adına bu araştırma
önergeleri veriliyor. Biz bunu anlıyoruz ve burada da TRT, günah keçisi olarak
seçilmiş diye düşünüyorum ben.
Arkadaşlar,
farklı dilde yayın yapan İnternet sayfaları var, dünyaya hitap ediyor. TRT
Genel Müdürlüğünde 1984 ile 2003 yılları arasında yapılan atama sayısı –bir
değerli milletvekili arkadaşımız “Kadrolaşıyorlar, çok yüksek personel aldılar.”
dediler de onun için bunu söylemek istiyorum- 4.665. İktidara geldiğimizden
bugüne kadar yapılan atama sayısı ne kadar biliyor musunuz arkadaşlar? 1.264
kişi.
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Taşeronlarda ne kadar adam çalışıyor?
AYHAN YILMAZ (Devamla)
– Tabii, muhalefet her zaman yaptığı gibi, bakmadan, okumadan, anlamadan,
dinlemeden aka “kara” demeyi hüner sayarak haksız eleştiriler yapıyorlar,
elbette ki yapabilirler. Biz bu haksız eleştiriler karşısında da elimizdeki
belgelere, bilgilere, verilere, rakamlara dayanarak arkadaşlar, kendimizi
savunmak durumundayız, hakkımızı savunmak durumundayız, bundan da kimsenin
gocunmaması, alınmaması lazım gelir diye düşünüyorum. İşte size bir örnek: TRT
Genel Müdürü İbrahim Şahin döneminde 1.348 kişinin işe alındığı iddia ediliyor.
Bu, gerçeği yansıtmıyor arkadaşlar. Bakın -hızlı geçiyorum- KPSS sonucuna göre
631 memur alınıyor -bunlar herkesin gözü önünde açık ve seçik yapılıyor- 34
kişi de mahkeme kararı ve şehit yakını ile Kurum eski elemanı ataması yapılıyor,
107 kişinin de mütercim tercüman olarak ataması yapılıyor. Şimdi bunun neresi
kadrolaşma Allah aşkına? TRT’den emekli olan yüzlerce insan var arkadaşlar.
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Taşeron firmalarda çalışan insanların sayısını söyler misiniz? Taşeron
firmalara bırakılmış yayınlar.
AYHAN YILMAZ
(Devamla) – Arkadaşlar, TRT görevini hakkıyla yapıyor. TRT bütün dünyada
sevenleri tarafından izleniyor. TRT, Türkiye Cumhuriyeti’nin medarıiftiharıdır,
hepimizindir. Bugün iktidar olarak biz varız, dün başkaları vardı ama bazı
kurumlar vardır ki politika yapmak için, siyaset yapmak için, muhalefet yapmak
için yıpratılmamalıdır, bunlar bizim önemli kurumlarımızdır.
Değerli
arkadaşlarım, Kurum, yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu bağlamda, bakın
neler yapmış: Kadrolaşmadan bahsediyoruz ya, 23 tane başkanlık sayısı var olan
Kurumda, şu anda başkanlık sayısı 19’a inmiş arkadaşlar, 23 sayısı 19’a inmiş.
52 olan başkan yardımcısı sayısı yarı yarıya inmiş neredeyse, 32’ye inmiş. 258
olan müdürlük sayısı 172’ye inmiş arkadaşlar. 135 olan müdür yardımcısı sayısı
da 35’e inmiş. Elimizi vicdanımıza koyalım.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Hepsi araştırmacı yapıldı.
AYHAN YILMAZ
(Devamla) – Elimizi vicdanımıza koyalım.
Değerli
arkadaşlar, kadrolaşmadan bahsediyoruz ama kadrolaşma falan yok. Tabii,
insanlar, geçmiş dönemlerinde kendi yaptıkları gibi, bıraktıkları yerde
zannediyorlar bu ülkeyi. Bu ülke değişti. Evet, sokakta yürüyen
arkadaşlarımızı, insanlarımızı Mısır’da yürüyene benzetmeye çalışıyorlar. O
devirler geçti. Türkiye’de hak istenecek, hukuk istenecek, o ayrı bir şeydir.
Mezalimle sevgiyi karıştırmayacaksın. Hüsnü Mübarek’le Tayyip Erdoğan’ı
karıştırırsan yanlış edersin, sandığın dibinde kalırsın. Bunu yapmayacaksın.
CANAN ARITMAN
(İzmir) – Hiçbir fark yok aralarında!
AYHAN YILMAZ
(Devamla) – Bunu yapmaya kalktığında, vatandaş dersini verir diye düşünüyorum
değerli arkadaşlar.
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Ne fark var? Buradaki daha kötü.
AYHAN YILMAZ
(Devamla) – Arkadaşlarım, bakın, biz Orduluyuz. 720 bin insan yaşar güzel
Ordu’muzda, bir o kadarı da Ordu dışında yaşar. Ordu’ya şu İktidarın yapmış
olduğu hizmetleri saatlerce anlatamayız. O yapılan sahil yolu ama görmez
gözler. Görmek istemeyen gözden daha kör, duymak istemeyen kulaktan daha sağır
kulak olabilir mi? Türkiye'nin en büyük tünelinden geçeceksin ve görmeyeceksin,
ondan sonra da “Bu AK PARTİ İktidarı Ordu’ya ne yaptı?” diyeceksin. Bu doğru
değil arkadaşlar.
Bakın, biz
iktidara geldiğimizde Ordu’nun onlarca, yüzlerce okulunda öğretmensizlikten
dolayı öğrenciler okula gidemiyordu ama şimdi on-line sistemi var bütün
okullarımızda. Ordu sahil yolunu görürüz de Ordu-Fatsa-Kumru yolunu görmez
miyiz? Fatsa-Aybastı yolunu görmez miyiz? Ordu-Mesudiye-Dereyolu’nu görmez
miyiz? Ordu’nun her tarafı hizmetle doldu.
Ordu deyince
fındığı nasıl es geçeriz? Evet, bu Hükûmet, AK PARTİ Hükûmeti iktidara
geldiğinde fındığı kucağında buldu. 800 liraya fındık satamayan üreticiler
vardı, benim anam babam da onlardan bir tanesiydi. Hamdolsun, bakın, bu ülke
değişiyor ve gelişiyor. Bugün fındık 5-6 bin liraya çıktı arkadaşlar ve
fındıkçının yüzü gülüyor. Hâlâ fındıkla alakalı, aleyhinde konuşma yapılıyor
ise ben onu izanlarına bırakıyorum. Onun için zaten vatandaş AK PARTİ’ye oy
veriyor, onun için vatandaş AK PARTİ’yi baş tacı ediyor. Yoksa ne boyumuza
bosumuza ne de ala kaşımıza hasret falan değil. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ bu
milletin hizmetkârlığına soyunmuş. AK PARTİ bu millete hizmet etmeyi bir ibadet
olarak görüyor. AK PARTİ sırtını dönmedi bu millete, bu millete hizmetleriyle
önayak oluyor değerli arkadaşlar.
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Yandaşlara hizmet ediyorsunuz Ayhan Bey!
AYHAN YILMAZ
(Devamla) – Sevgili dostlarım, AK PARTİ’nin hizmetlerini… (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Efendim?
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Konuşmacı, tarafsızlık konusunda bizim kişisel görüşlerimizi
yanıltıcı bir şekilde ifade ettiğimiz şeklinde bir açıklamada bulundu. O konuda
iki dakikalık bir açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN – Ali
İhsan Bey, siyasette bu tip şeyler hep olur.
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Şimdi, bakın, o zaman, Konuşmacıyı bilgilendirmek istiyorum.
BAŞKAN – Sayın
Köktürk, bilgilendirirsiniz. Bakınız…
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – O konuda cumhuriyet savcılığı tarafından düzenlenen iddianame
var. Üç tane haber kanalının genel koordinatörü hakkında, Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığı, görevini kötüye kullandıkları ve taraflı yayın yaptıkları
gerekçesiyle kamu davası açtı. Bunun bir örneğini arkadaşıma göndereceğim.
BAŞKAN –
Tutanaklara geçti Sayın Köktürk, teşekkür ederim.
ALİ İHSAN KÖKTÜRK
(Zonguldak) – Ayrıca şunu da ifade etmek
istiyorum: Taşeron firmalarda çalışan ne kadar işçi olduğunu, TRT’de ne kadar
kişinin istihdam edildiğini de eğer bilgi olarak verebilirse Genel Kurulumuz da
bilgilenmiş olur.
İRFAN GÜNDÜZ
(İstanbul) – Çok güzel bilgiler verdi sağ olsun!
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Evet, grup
önerisinin lehinde Mehmet Günal, Antalya Milletvekili.
Sayın Günal,
buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, sizleri ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle,
OSTİM’deki kazada hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet,
yakınlarına başsağlığı, yaralılara da acil şifalar diliyorum. Üzüntümüz
büyüktür.
Diğer bir üzüntüm
de az önce bu kürsüde, milletin kürsüsünde yaşanmış olan vahim hadisedir. Ama
onun ayrıntısına geçmeden, üzüldüğüm diğer bir hususu da belirteceğim.
Sayın Başkan,
bizim burada en ufak bir şeyimizde “Sayın Günal, Sayın Günal…” diye
-tutanaklardan çıkarırım- sürekli olarak bizi uyarıyordunuz.
Değerli Başkanım,
en ufak bir şeyde, arkadaşlarımızı sataşmalarında sürekli olarak uyarıyordunuz.
Biz size beş defa “Sayın Başkan” dedik burada suç unsuru teşkil eden şeyler
söylenirken, siz, maalesef, izlemekle yetindiniz. Teessüflerimi sunuyorum!
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Cumhuriyet savcısısınız siz!
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Çünkü, ben aynen…
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Cumhuriyet savcısı sizsiniz!
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Başkan cevabını verir. Beni de uyarır gerekirse, beni uyarıyor
çünkü. Burada yapılan yemine sadık kalmadan…
Ama ben, ne onu
söyleyenleri ne de sizi suçlamıyorum, çünkü burada yapılan şeyler… Biz, size,
yine, TRT’yle ilgili kanun görüşülürken, TRT Şeş’i son anda korsan olarak
buraya eklediğiniz zaman ve burada yayın yapılmasının yolunu açtığınız zaman
bunun böyle olacağını söylemiştik.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Bununla ne alakası var?
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Ben sizin vicdanlarınıza hitap etmiştim, “İki dilliliği siz resmî
olarak yazıyorsunuz kanunlara, yarın sonra önünü alamazsınız.” demiştim, bugün
iki dillilik tartışılıyor.
Bugün, bir hatip,
kürsüye gelip, teröristbaşını, Sayın Başbakana söylediği hitap tarzıyla burada
söyleyebiliyor ve ben, gerçekten, ettiğim yeminden ve burada olanlardan dolayı
hicap duyuyorum.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Kürt halkı da bunu söyleyenlerden hicap duyuyor.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Onun gereğinin
yapılamamasından dolayı büyük üzüntü duyuyorum ama ben onları suçlamıyorum, suç
bu milletvekilimizde değil.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – 3,5 milyon insan söylüyor bunu, 3,5 milyon.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Suç, onlara bu cesareti veren Sayın Başbakanda ve sizlerde.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Ayıptır ya, ayıp ya! Bırakın bunları ya, bırakın bunları!
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Suç, onlara özel olarak Habur’da mahkeme kuran, “Biz pişman
değiliz.” demesine rağmen gidip ondan sonra bu hâle getirenlerde.
HALİDE İNCEKARA
(İstanbul) – Tekrarlayarak alet oluyorsunuz.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Suç, hiçbir şekilde onlara bu cesareti verenlerin dışında başka
kimsede değildir.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Mahkeme kararlarını yerine getirmeyenlerde olabilir mi?
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Bugün öyle bir noktaya gelmiş ki, özel olarak oradan örgütünü
yönetebiliyor, talimatlarını verebiliyor, size “Şunu yapmazsanız ben de şunu
yaparım.” diye ültimatom gönderebiliyor.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Az geriye bak, geriye! Az geriye bak!
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Ondan sonra “Beni ev hapsine çıkarmazsanız şunu yaparım.”
diyebiliyor. Bu hâle geldi. Onun için suç orada değil, Nasrettin Hoca’nın
dediği gibi “Suç, onlara yüz verendedir.”
Evet, şimdi
değerli…
CEVDET ERDÖL
(Trabzon) – Üç imzalı belgeyi görmek ister misiniz?
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Hâlâ anlayamadın mı? Bir de profesör olmuşsun okuduğunu
anlayamıyorsun.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – O belgeyi birazdan ben size anlatırım Hocam, var yanımda,
gösterebilirim.
Burada gerçekten
bu söylediklerimizin gerçekleşmesinden dolayı ben üzüntü duyuyorum değerli
arkadaşlarım.
TRT, Türkiye'nin
önemli sorunlarından
biri hâline geldi değerli arkadaşlar. Burada konuştu hatiplerimiz
ama maalesef
bazı şeyler gözümüzden kaçıyor. TRT bizim ilk göz ağrımızdı. TRT’nin haberleri,
müzikleri, filmleri çocukluğumuzda bizim dikkatle izlediğimiz, beslendiğimiz
temel kültür kaynaklarımızdı ama bugün… Ben merak ediyorum, az önce, Ayhan
kardeşim “Ben çok izliyorum.” dedi. Ayhan Bey -nereye gitti göremiyorum ama-
ben size iki tane rating sonucu söyleyeyim yani son kasım, aralık, ocak
aylarının ratinglerine şimdi otururken baktım, hiçbirisinde TRT yok, prime
time’da yok, sonrakinde yok, tüm günde yok, ses izlemede yok. TRT’nin hiçbir
kanalı yok. Nerede bu kadar başarılı TRT? Öteki televizyonlar onların babasının
oğlu mu? Rating sistemini değiştirdik; o ayrı bir vakıa, yeniden tartışılması
gereken. Bir sürü televizyon var. En düşük olanını söylüyorum, bakın nereye
girememiş? 1,7; 1,4 tüm günde, prime time’da ve sonraki izlemelerde. En düşük
olan 1,7 izleme payının dahi içinde TRT yok. Yani “Herkes izliyor.” dediğiniz
TRT’nin son üç ay rakamlarına baktım maalesef yukarıdan aşağı dikkatlice bir
daha baktım, hiçbir TRT kanalının adı geçmiyor. “Efendim 14 tane TRT kanalı
kurduk.” Hani, kim izliyor?
Şimdi,
“Kadrolaşma yok.” diye arkadaşlarımız sayı veriyor. Kim alındı, o 1.262 kadroya
kimler alındı, şimdiye kadar herhangi bir deneyimi var mı, hangi gazeteden,
hangi televizyonlardan aktardınız, hangisine ne kadar para verdiniz? Yani ben
şunu merak ediyorum: Sayın Genel Müdür bize gönderebilirse… Onun çalıştığı
dönemde dışarıya ne kadar yapım verilmiştir, ondan önceki dönemlerde dışarıya
ne kadar iş yaptırılmıştır? Şunu bir anlatın. O işlerde kaç kişi çalışmıştır?
TRT kendi işlerini yapamaz hâle gelmiş, her şeyini
dışarıdan yaptırıyor. Bütün oradaki işe yarayan adamları da, demin
arkadaşlarımız söyledi, araştırmacı yapıp kadroya geçirdi.
Şimdi, elimizi
vicdanımıza koymamız lazım, bunları konuşurken, değerli arkadaşlarım, elimizi
vicdanımıza koymamız lazım. TRT hiçbir zaman bu kadar kötü yönetilmedi, TRT
hiçbir zaman bu kadar taraflı yayın da yapmadı. Artık ben zap’larken bile hızlı
geçiyorum. Çok değişik hükûmetler geldi, sadece sizin Hükûmetiniz döneminde
değil ki her dönemde TRT orada vardı; iyiydi kötüydü, az başarılıydı çok
başarılıydı ama hiçbir zaman bu kadar taraflı, iktidar yandaşı bir kurum hâline
gelmedi değerli arkadaşlar.
Yani Suat Bey
geçen sefer konuştuğunda söylemiştim, hâlâ gelmedi. Bize şöyle bir aylık
dökümün içerisinde, haber bültenlerinde hangi partinin ne kadar yer aldığını,
bir CHP, MHP ayrıştırması yapmıştınız…
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Davet ediyorlar, gitmiyorsunuz ki.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Hayır, hayır… Diyorum ki…
Burada siz söylemiştiniz. Ben gayet iyi hatırlıyorum. Ben de size demiştim ki:
“Sayın Kılıç, bize gelin o zaman deyin ki ‘TRT’nin bir aylık yayın çizelgesini
çıkarttırdık.’ Genel Müdürümüzün elinde vardır, TRT 1’de şu kadar, haber
kanalında bu kadar, şurada şu kadar, yaklaşık olarak çıkan haberlerde Adalet ve
Kalkınma Partisi yetkililerinin, Başbakanın, diğer bakanların şu kadar, MHP’nin
Genel Başkanının, ilgililerinin bu kadar, AKP’nin bu kadar, CHP’nin bu kadar diye bir sonuç istiyorum.
Bakalım o zaman, ben, eğer varsa özür dileyeceğim.” dedim. Hâlâ aynı şeyi
söylüyorum.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Davet ediyorlarmış, yayınlara gitmiyormuşsunuz.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Dolayısıyla, şimdi, burada, biz “Efendim, TRT ne güzel, TRT ne
güzel yayın yapıyor.” diyerek… Ama işte burada, şimdi açık, notebook
önümde açık duruyordu, arkadaşlar, yeni baktım yani yok, hiçbirinin izlenme
oranı yok, hiçbir TRT kanalının yok. Sadece ben değil, demek ki millet de
izlemez olmuş çünkü izlenirliğinizi kaybeder hâle gelmişsiniz. O zaman bunu bir
sorgulamak lazım. Nerede hata yapıyoruz? İsterseniz 24 tane kanal açın, kimse
izlemiyorsa bir anlamı yok. O kadar para veriyorsunuz, ortalama vatandaş
izlemiyor. Bunu sadece MHP, CHP Grubu burada, geldi, eleştiriyor değil; bakın,
vatandaşın izlediği şeye bakın.
Dolayısıyla TRT
hiçbir dönemde bu kadar iktidarın borazanlığını yapmadı. Daha açık tabirle
söylüyorum. Ben size o zaman geldiğinde söylemiştim -kiminiz gülüştünüz,
kiminiz kızdınız- “TRT Ak RT oldu.” diye. “AKRT” demiştim ama Sayın Başbakan da
o zaman kızıyordu, onun için “Ak” diye düzeltmiştim. Valla, şimdi, yeniden siz
TRT olma yolunda gidiyorsunuz ama o TRT’nin T’si, Türkiye'nin T’si değil.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Türkiye'nin T’si, Türkiye'nin T’si.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – O TRT’nin T’si Türkiye'nin T’si değil, Tayyip’in T’si hâline
gelmiş, Sayın Başbakanın ismiyle anılır hâle gelmiş. Ben gerçekten gördüğüm
zaman zap’layıp geçiyorum.
Değerli
arkadaşlarım, burada gerçekten birçok şey tartışılıyor. Ben böyle polemik konusu… Girmiyorum.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Mehmet Bey, TRT AGB ölçüm sisteminden çıktı, ondan da bilgin olsun.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Çıktı, daha yeni çıktı. Eskilerine de bakıyorum.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Tarafsızlık tartışması oldu biliyorsun.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Baktım, baktım hepsine. Kime verdiğini de biliyorum da o ayrı bir
tartışma konusu.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – AGB’den çıktı, yok orada.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Rating şirketini kimin kurduğuna, onun kimlerle bağlantılı olduğuna
ilişkin de dosyada haberler var.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Rating şirketi mi kurmuş ölçmek için?
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Onları da istersen birazdan tekrar, kimin olduğunu, kimlerin
kurduğunu…
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Kendi şirketi mi?
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Ayrı şeyler var yani ne çıktığını arkasından, kardeş şirkette
kimlerin çalışmaya başladığını da siz bize gönderince biz de açıklayacağız.
Şimdi,
arkadaşlar, burada ciddi bir şey var. Ben ilginç bir haber okudum geçenlerde
bakarken. Efendim, Balyoz davasında TRT’nin 2 tane spikeri düzgün diksiyonu var
diye iddianameyi okumuş. Ondan önce duyuyordum, falancanın düğününe sanatçı
göndermiş diye. Şimdi işi gücü bırakmış TRT spikerleri, bütün mahkemede, bu
kadar şeyin arasında…
İRFAN GÜNDÜZ
(İstanbul) – Mahkeme istiyor, mahkeme istiyor.
MEHMET GÜNAL
(Devamla) – Bir şey söylüyorum, durun, mahkeme istiyor da… TRT’nin işi artık
düğünlere sanatçı göndermek, mahkemeye spiker göndermek hâline gelmiş.
Dolayısıyla,
değerli arkadaşlar, burada bazı şeyleri az önce CHP sözcüsü arkadaşım
söylerken, baktım, şimdi, dedi ki: “Efendim, törenleri de artık TRT vermez
oldu.” Onu normal görüyorum ben çünkü siz Millî Eğitim Şûrasında kalkar,
And’ımızı kaldırmaya kalkarsanız, yapılan bayrak törenini, İstiklal Marşı’nı
kaldırmaya kalkarsanız TRT’nin de bunları yayınlamaması, böyle törenleri artık
yapmaz olması çok normal bir sonuç hâline geliyor.
Değerli
arkadaşlar, gerçekten burada yapmamız gereken çok şey var. TRT, TRT olarak o
tarafgir yayınından dolayı artık kültür programları da izlenmiyor yani normalde
müzik programları, diğer belgesellerin izlenmesi gerekir ama artık tarafgir
yayın yapınca insanlar zap’laya zap’laya geçiyorlar. O zaman çocuklarımıza eski fonksiyonunu
üstlenerek yine Türk kültürünü, Türk müziğini tanıtan bir role gelmesi bizler
açısından önemlidir. İnşallah -bunu kabul etmeyeceksiniz ama- TRT’nin
araştırılması devam eder ve bize bilgi verirseniz seviniriz.
Saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Grup önerisinin
aleyhinde İkram Dinçer, Van Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Dinçer,
buyurun.
İKRAM DİNÇER
(Van) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi
tarafından TRT hakkında verilen Meclis araştırma önergesine ilişkin söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, ülkemizde ilginç bir anlayış var. Nerede önemli bir başarı ve
hizmet varsa en çok o kurum ve o şahıslar eleştiriliyor. Bir atasözümüz var
“Ağaç veren meyve taşlanır.” diye. TRT’deki arkadaşlarımız da çok kaliteli
meyve verdikleri içindir ki hemen hemen her gün eleştiriliyor.
ALİM IŞIK (Kütahya) – Düzelt. Meyve veren ağaç taşlanır.
ASIM AYKAN
(Trabzon) - Meyve veren ağaç taşlanır.
İKRAM DİNÇER
(Devamla) – Meyve veren ağaç taşlanıyordu, pardon, doğru.
Değerli
arkadaşlar, sizin de bildiğiniz gibi Anayasa’nın 133’üncü maddesiyle 2954
sayılı Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu’nun 1’inci maddesinde TRT Kurumunun
özerkliği hükme bağlanmıştır. TRT Kurumu bugün itibarıyla 14 televizyon kanalı,
6 ulusal, 6 bölgesel, 1 yerel, 2 uluslararası radyo, otuz iki dilde web yayını,
teleteks yayını ve dergisiyle Türkiye ve uluslararası yayın kuruluşları ile
yarışırken, bünyesinde oluşturduğu yeni kanallarla da kendisi ile rekabet eden
bir yapıya kavuşturulmuştur.
Çok önemli
başarılara rağmen, TRT hakkında, ne yazık ki, değerli arkadaşlarım, asılsız ve
gerçeği yansıtmayan iddialar gündeme gelmektedir. Kurum, yeniden yapılanma
sürecine girmiştir. Bu çerçevede bazı başkanlıklar kaldırılmış, bazı
başkanlıkların da birleştirilmesi yoluna gidilmiştir.
2008, 2009, 2010
yıllarında, kamu personeli seçme sınavı çerçevesinde giriş sınavları sonucu
açıktan ve/veya naklen 631 kişinin ataması yapılmıştır. Bu dönemde otuz dilde
web yayınına başlanmış, TRT 6 (TRT Şeş), TRT Avaz, TRT Türk, TRT Çocuk, TRT
Müzik, TRT Turizm ve Belgesel, TRT Arapça, TRT Okul, TRT Haber, TRT Anadolu
gibi kanallar hizmete girmiştir.
Kurumsal
hizmetlerde artış olurken 1.306 kişinin emeklilik, vefat, istifa ve benzeri
nedenlerle Kurumdan ayrılması sonucu personel sayısı önemli ölçüde
azaldığından, artan personel ihtiyacının giderilmesi kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Ayrıca, bu
dönemde, götürü bedel hizmet alımı sözleşmesiyle çalıştırılmakta olan kişilerin
sosyal güvenlik ve statüleri açısından ortaya çıkan sorunlar da giderilmiştir.
Değerli
arkadaşlarım, TRT Genel Müdürlüğüne 58, 59 ve 60’ıncı Hükûmet dönemlerinde
-Genel Müdür Sayın Şenol Demiröz, Sayın Ali Güney, Sayın İbrahim Şahin’in
görevde bulundukları dönem- mahkeme kararıyla, KPSS sonucuna göre giriş sınavı,
şehit yakını ataması ve benzeri her türlü atama dâhil toplam 1.005 memur, 259
sözleşmeli personel ataması yapılmıştır.
Aşağıda, TRT
Genel Müdürlüğüne muhtelif dönemlerde alınan personele ilişkin bilgiler yer
almaktadır, çok kısa olarak geçeceğim değerli arkadaşlarım. Bakınız, Değerli
Milletvekilimiz Sayın Tunca Toskay döneminde, yani 1984-1988 yılları arası,
2.303 personel ataması yapılmıştır, bu dört yıllık süreyi kapsamaktadır. Yine,
Değerli Genel Müdürümüz Yücel Yener döneminde -ki, bu dönem de beş yılı
kapsıyor- 2.362 personel ataması yapılmış iken, AK PARTİ’nin sekiz yıllık
döneminde 3 sayın genel müdürün toplam atadığı eleman sayısı 1.264’tür.
Değerli
arkadaşlarım, demin bir değerli milletvekilimizin TRT’nin yandaş kanal olduğu
konusunda bazı sözleri oldu.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – Ben söyledim.
İKRAM DİNÇER
(Devamla) – Bakınız, elimde dokümanlar var. Cumhuriyet Halk Partisine, 2010
yılının tamamında, TRT’nin verdiği süre 26 saat 58 dakika 47 saniyedir. İkinci
sırada Milliyetçi Hareket Partisi var, Milliyetçi Hareket Partisine tanınan
süre 14 saat 40 dakika 30 saniyedir. AK PARTİ’ye ise toplamda 12 saat 34 dakika
10 saniye gibi süre verilmiştir.
MEHMET GÜNAL
(Antalya) – On saniye bile duramazdı İbrahim Şahin, öyle olsaydı.
BENGİ YILDIZ
(Batman) – BDP var mı? Bu grup var mı, bu grup? Yok değil mi?
İKRAM DİNÇER
(Devamla) – Burada görülüyor ki değerli arkadaşlarım, TRT yandaş bir medya
kuruluşu değil, TRT milletimizin gönlünü fethetmiş bir yayın kuruluşumuzdur.
Değerli
arkadaşlarım, TRT’ye sözleşmeli statüde alınanların önemli bölümünün de
Samanyolu Televizyonu, Kanal 7, Kanal 24 ve Cihan Haber Ajansı gibi yayın kuruluşlarında
çalıştığı iddiası da gerçek dışıdır. Bakınız, Ahmet Torun arkadaşımız Milliyet
gazetesinde -TRT’ye alınanları anlatıyorum- Cavit Atasever TRT Ankara Radyosu
ve Keçiören Belediye Halk Eğitim Merkezinde çalışan bir arkadaşımız, Meryem
Özkurt BRT’de, Show TV’de, TGRT’de ve Star TV’de çalışan bir arkadaşımız,
TRT’ye alınan isimlerden bir tanesi. Ayrıca aynı statüde kuruma alınan Ercan
Baysal Flash TV’de, Kanal D ve ART’de çalışan bir arkadaşımız, Faruk Ayaz ATV
ve Show TV’de çalışan bir arkadaşımız. İsimleri sayılan 5-6 kişi dışında Doğan
ve Doğuş grupları ile Yeni Gün Haber Ajansı gibi yayın kuruluşlarından
sözleşmeli olarak kadroya dâhil edilen isimlere önergede hiç değinilmemiş. Bu
da dikkatimizi çekmektedir.
Değerli
arkadaşlarım, görülüyor ki, AK PARTİ döneminde sanıldığı gibi ya da iddia
edildiği gibi TRT yandaş kuruluş hâline getirilmemiştir. Demin birçok konuyu
detayıyla Ordu Milletvekilimiz çok güzel ifade ettiler. Dolayısıyla sıralamaya
çalıştığım sebeplerden dolayı bu önergeyi kabul etmemiz mümkün görünmüyor
değerli arkadaşlarım. Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde milletimizi,
esnafımızı, mükellefimizi ilgilendiren çok önemli konular var ve yine bugün
görüşmesine başlayacağımız, devam etmekte olan torba yasa tasarısı var.
Değerli arkadaşlarım,
muhalefetiyle, iktidarıyla milletimizin beklediği bu yasaları bu Meclisten
çıkarmamız gerekiyor diye düşünüyorum, boşa vakit harcamayalım diye
düşünüyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
III.-
Y O K L A M A
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Yoklama…
BAŞKAN –
Önergenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır.
Sayın İnce, Sayın
Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Ekici, Sayın Köse, Sayın Koçal, Sayın Ünsal, Sayın
Güner, Sayın Oksal, Sayın Süner, Sayın Tütüncü, Sayın Paçarız, Sayın Emek,
Sayın Küçük, Sayın Dibek, Sayın Erbatur, Sayın Ersin, Sayın Meral, Sayın Yazar,
Sayın Ağyüz, Sayın Kaptan, Sayın Hacaloğlu.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan, yoklamadan önce benim kısa bir söz talebim vardı.
BAŞKAN –
Yoklamadan sonra olmasının bir mahzuru var mı? Sistemi kapatmışlar, yoklamadan
sonra olabilir mi Sayın Vural?
OKTAY VURAL
(İzmir) – Bu konuyla ilgili, yani ondan sonra…
BAŞKAN – Tamam,
düzeltelim, mikrofonu açalım.
Buyurun.
VI.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
10.-
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, TRT’de 2007 yılında siyasi partilere ne
kadar yer verildiği sorularına TRT’nin verdiği cevaba ilişkin açıklaması
OKTAY VURAL
(İzmir) – Evet, teşekkür ederim.
Sayın Başkanım,
tabii, burada kürsüye çıkan hatipler… Biz soru önergesiyle, TRT’ye, 2008
yılının başında, 2007 yılında ne kadar, siyasi partilere, yer verildiğini
istedik, bu da resmî cevap. “TRT yayınlarının hangilerinde siyasi partilere yer
verildiğinin belirlenmesi tüm yayınların tek tek taranmasıyla mümkündür. Bu
durumda, hangi kanalda kaç kez yayınlandığı bilinememektedir.” diye cevap
vermektedir. Yani TRT, kanunu gereğince sağlaması gereken tarafsızlıkla ilgili
bilgileri bile tutmadığını itiraf ediyor, Sayın Milletvekili de çıkıp “Şuna şu
kadar saat verildi.” Bizim sorumuza verdiği cevap bu.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Vural.
EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Ona kim verdi bir soralım!
III.-Y
O K L A M A (Devam)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı vardır.
VIII.-
ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
(10/606), (10/515), (10/537) ile (10/689) esas numaralı Meclis Araştırması
Önergelerinin ön görüşmelerinin Genel Kurulun 3/2/2011
Perşembe günkü birleşiminde birleştirilerek yapılmasına ilişkin CHP Grubu
önerisi (Devam)
BAŞKAN - Öneriyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.
Sayın
milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1’inci sırada yen alan, Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.-
Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı
ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)
BAŞKAN -
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
2’nci sırada yer
alan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzer mahiyetteki 59 kanun
teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin;
Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin
İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın;
Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu
ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat
Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili
Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın;
Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2
Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S.
Sayısı: 606) (x)
BAŞKAN –
Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Geçen birleşimde
İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının
üçüncü bölümünde yer alan 67’nci maddesi kabul edilmişti.
Şimdi üçüncü
bölümde yer alan diğer maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini
yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
68’inci madde
üzerinde üç adet önerge vardır; önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na
606 sıra sayılı
kanun tasarısının 68'inci maddesinde yer alan "4857 sayılı Kanuna göre
kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci
maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe
bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki
sigortalıları" ibaresinin,
"5510 sayılı
Kanunun; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, ikinci
fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmayan
sigortalıları ve üçüncü fıkrası, 5 inci, 6 ncı ve geçici 13 üncü maddeleri
kapsamında olan sigortalıları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici
20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur veya 22/1/1990 tarihli ve 399
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüde çalışan sigortalıları
ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2802 sayılı Hakimler
ve Savcılar Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim
Personel Kanunu, 233 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile 190 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat
kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışan
sigortalıları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel
statüsünde çalıştırılan sigortalıları" şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Bengi Yıldız |
Sebahat Tuncel |
Şerafettin Halis |
|
|
Batman |
İstanbul |
Tunceli |
|
|
Ufuk Uras |
Akın Birdal |
Hamit Geylani |
|
|
İstanbul |
Diyarbakır |
Hakkâri |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 68 inci maddesinde geçen "4857 sayılı
Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52
nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen
isteğe bağlı sigortalılar" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı |
Erkan Akçay |
Oktay Vural |
|
|
Konya |
Manisa |
İzmir |
|
|
Mehmet Günal |
Emin Haluk Ayhan |
Kadir Ural |
|
|
Antalya |
Denizli |
Mersin |
|
|
|
Mehmet Ekici |
|
|
|
|
Yozgat |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 Sıra Sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 68
inci maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Özyürek |
Harun Öztürk |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
İstanbul |
İzmir |
Malatya |
|
|
Abdullah Özer |
Mevlüt Coşkuner |
|
|
|
Bursa |
Isparta |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Oyan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
OĞUZ OYAN (İzmir)
– Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli arkadaşlarım, bugün bu torba
ya da çorba tasarının İşsizlik Sigortası Fonu’yla ilgili hükümlerine geldik.
Şimdi, bu tasarıyla işçinin haklarına el atmak yetmedi, esnekleştirme, çalışma
koşullarının eğretileştirilmesi, çalışma güvenliğinin geriletilmesi yeterli
olmadı, 2008’den bu yana, üç yıldır İşsizlik Sigortası Fonu gelirlerine el
koymanız ve işsizlere ödenen miktarın 2 katından fazlasını bütçeye aktarmanız
yetmedi. Şimdi, karşımıza, işçinin kara gün dostu olan bu İşsizlik Sigortası
Fonu’nun kalıcı bir biçimde kaynaklarını kurutacak ve fonu tam anlamıyla
iktidarın hizmetine sokacak bir düzenleme geliyor. Yani
işçinin parasıyla, işçinin üzerinden ve aslında gerek bireysel gerekse toplu
sözleşmelerde böyle bir fonun varlığı bir ücret çekişmesi içinde ücretlinin
aleyhine çalışıyor iken, birçok ücretli bu nedenle asgari ücret düzeyine
indiriliyor ve buradan da hak kayıplarına uğruyor iken şimdi işçinin işsiz
günleri için bir güvence fonu olan, garanti fonu olan bir kaynağa da
Hükûmetiniz, İktidarınız el atmak niyetinde yani elini bu torba yasayla
torbanın içine sokmuş durumda. Kimin torbası? Aslında işçinin cebine
sokmuş, İşsizlik Sigortası Fonu’na elini atmış durumda. Bu nasıl bir
anlayıştır? Bu nasıl bir zihniyettir? Yani bu tam bir sınıf iktidarı
anlayışıdır, bu bir emek düşmanı anlayışıdır aslında. Böyle bir anlayışla bir
ülke nasıl yönetilir, bir fon nasıl yönetilir?
Değerli
arkadaşlarım, bu, aslında tabii bir başka açıdan da bir sosyal hak toplumundan
bir sosyal sadaka toplumuna geçişin bir başka işaretidir. Yani bunun size
birazdan örneğini vereceğim. 2002’den 2010’a kadar 3,7 milyar lira işsizlere
fondan ödeme yapacaksınız ama bunun üçte 1’inden fazlasını her yıl Sosyal
Yardımlaşmayı ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’yla aktaracaksınız. Yani, hak olanı,
işçinin ücretinden kesilerek onun adına biriktirilen kaynağı işçiye
vermeyeceksiniz ve şimdi de fona el atacaksınız, daha büyük miktarları bütçeye
aktarmak üzere el atacaksınız ama bunu yapmazken öbür taraftan çok görünür ve
çok partizanca, keyfî olarak kullanılan mekanizmaları devreye sokacaksınız.
Bunun adı değerli arkadaşlarım, sosyal devletin tahribidir. AKP İktidarı,
sosyal devleti tahrip eden bir tasarıyla yeniden karşımıza gelmiştir.
Bakınız, İşsizlik
Sigortası Fonu Haziran 2000’de oluşturuldu ve ilk biriktirim süresinden sonra
bu fondan ilk ödemeler Mart 2002’den başladı. Ne zaman iktidar oldunuz? Kasım
2002’de iktidar oldunuz. Yani bu fonun bütün uygulama dönemi AKP İktidarının
dönemiyle esas itibarıyla çakışmaktadır. Dolayısıyla bu fonla ilgili kötü
işleyişten sorumlu olan, birinci derece sorumlu olan partinin adı Adalet ve
Kalkınma Partisidir. Nasıl adaletse bu? Peki, diyeceksiniz ki: “Yasayı biz
yapmadık.” Peki, çok güzel. Dokuz yıl yetmiyor mu bu
yasayı değiştirmek için? Dokuz yıl boyunca ne yaptınız bu yasayı değiştirmek
için? Dolayısıyla, değiştirmemenin sorumluluğu sizdedir. Ha, bir başka şey daha
söyleyeyim: Şahsen benim iki yasama döneminde de, hem 22’nci hem 23’üncü Yasama
Döneminde bu fonun iyileştirilmesi konusunda verdiğim yasa tekliflerini
elleriniz havada reddettiniz. Dolayısıyla sadece değiştirmemekle kalmadınız,
değiştirmeye dönük olumlu birtakım adımları da kaynağında kestiniz, burada
bunlara izin vermediniz. Bu anlayış değerli arkadaşlarım, işçinin fonuna el
koyma anlayışıdır, işçiden kestiklerinizle memur maaşı ödeme anlayışıdır,
işçiden kestiklerinizle bütçenin faiz giderlerini ödeme anlayışıdır. Böyle bir
anlayış ne sosyal devlete ne de aslında…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Oyan.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 68 inci maddesinde geçen "4857 sayılı
Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52
nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen
isteğe bağlı sigortalılar" ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Mustafa
Kalaycı (Konya) ve arkadaşları
BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Sayın Ekici, buyurun. (MHP sıralarından
alkışlar)
MEHMET EKİCİ
(Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, bugün Ostim’de
hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar
dileyerek sözlerime başlıyorum.
Tasarının 68’inci
maddesi ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 46’ncı maddesine bir
cümle ekleniyor ve tasarıyla “5510 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin birinci
fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar
ile ek 6 ncı madde kapsamındaki sigortalılar işsizlik sigortası kapsamına
alınmıştır.” deniyor. Ancak bu yapılırken İşsizlik Sigortası Fonu’ndan
yararlanmak koşullarında iyileştirme anlamında da bir değişikliğin yapılmamış
olduğunu görüyoruz.
Özellikle isteğe
bağlı sigortalıların İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamına alınmasını bir çelişki
olarak görüyoruz. Zira, isteğe bağlı sigortalıların işi
ve işini kaybetme gibi bir durumları söz konusu değildir. Dolayısıyla, sistem dejenere edilmektedir ve fonun kötü niyetle
kullanılabilmesinin önü açılmaktadır. Bu konuda amacın halis olduğunu düşünsek
bile kanunun lafzı çok kötü hazırlanmıştır. Bu kanun çok kötü hazırlanmış,
lafzı itibarıyla da, kastedilen ruhunu yansıtmayacak derecede kötü hazırlanmış
olması münasebetiyle de gayeden uzaklaşıldığını söyleyebiliriz. Zaten söz
konusu fonun, İşsizlik Fonu’nun bu zamana kadarki yapılan bütün uygulamalarda olabildiğince
amacı dışında kullanıldığı da sabittir. Son üç yılda bu amaçla Mecliste
çıkarılmış kanunlar durumun net göstergesidir.
Değerli
arkadaşlar, işsizlik sigortası, işsizliğe başlı başına bir çare olarak
öngörülmüş bir sigorta sistemi değildir. İşsizlik sigortası, işsizliğin
sonuçlarının telafisine yönelik olarak çalışır. Bu nedenle işsizliğin önlenmesi
ya da azaltılmasıyla işsizlik sigortası arasında mutlak bir bağ kurmak, birini
diğerinin ön koşulu gibi kabul etmek sosyal güvenlik kavramına aykırıdır.
İşsizlik riski var olduğu içindir ki sosyal güvenlik kapsamında zorunlu bir
İşsizlik Sigortası Fonu’nun kurulmasına ihtiyaç duyulmuştur. İşsizliğin
önlenmesi ya da azaltılması ekonomik politikaların, bireyler üzerindeki
etkilerinin onarılması ise sosyal güvenlik politikalarının kapsamına
girmektedir.
Değerli
milletvekilleri, büyük bir telaş ve panik havası içerisinde bu kanun tasarısını
görüşüyoruz. Kamuflaj malzemesi olarak elimize aldığımız şeffaflığı iktidar
tarafından ortadan kaldırılmış olan bu torba yasanın -bizde buna torba da
denmez, buna harar yasa demek daha doğrudur; çuvalın, torbanın büyüğüne harar
derler bizde- içine doldurulmuş bazı gelişigüzel hazırlanmış kanunlarla seçim
arifesi giderek bir kanunu çıkarma telaşındayız. Yaklaşık iki buçuk yıldır
gündemde olan ve AKP İktidarının vatandaşımızı soktuğu ekonomik bunalımdan bir
parça çıkarmasını bizim de ümit ettiğimiz ve bu sebeple desteklediğimiz bazı
kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması konusu kalkan olarak
kullanılmaktadır. Alelacele ne varsa ekleyerek maalesef adını bile ifade
edemediğimiz bir ucubeyi hayata geçirmeye mecbur ediliyoruz. Dolayısıyla daha
ciddi çalışmak zorundayız.
İşsizlik
Sigortası Fonu’nda bulunan hazır parayı amacı dışında değerlendirmek için
formüller bulmak yerine, AKP Hükûmeti bugüne kadar keşke işsizliği asgariye
indirecek formülleri arayıp bulsaydı da bütün bunlara ihtiyaç olmasaydı diyor,
bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Ekici.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı’na
606 sıra sayılı
kanun tasarısının 68'inci maddesinde yer alan "4857 sayılı Kanuna göre
kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci
maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe
bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki
sigortalıları" ibaresinin,
"5510 sayılı
Kanunun; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, ikinci
fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmayan
sigortalıları ve üçüncü fıkrası, 5 inci, 6 ncı ve geçici 13 üncü maddeleri
kapsamında olan sigortalıları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici
20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur veya 22/1/1990 tarihli ve 399
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüde çalışan sigortalıları
ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 2802 sayılı Hakimler
ve Savcılar Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, 2914 sayılı Yüksek
Öğretim Personel Kanunu, 233 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile 190
sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat
kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışan
sigortalıları ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel
statüsünde çalıştırılan sigortalıları" şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Bengi
Yıldız (Batman) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Geylani, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)
HAMİT GEYLANİ
(Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değişiklik önergemiz üzerine
söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, Orta Doğu’da, Afrika’da değişim rüzgârlarının estiği, Türkiye’de de
yoğun bir siyasi gündemin yaşandığı ve tarihî derslerin çıkarılmadığı günlerden
geçiyoruz. Aynı zamanda, yaşanan ağır ekonomik krizin ardından, toplumun
yoksul, emekçi ve ezilen kesimlerin sorunlarının en çok hissedildiği bir dönemi
de yaşıyoruz ve bugün Ankara sokaklarında torba yasasının içine polis gazı
dolmuş ve halkın, emekçilerin yaşamı zehirlenmiştir. Geçmişten günümüze
emekçilerin yaşadığı sorunlar son yıllarda azalmak bir yana, katlanarak
artmıştır ve hâlen demokratik hak aramalar polis copları ve biber gazlarıyla
bastırılmaktadır.
Sekiz yıldır
iktidarda olan AKP Hükûmeti ulusal ve uluslararası sermaye çevrelerinin
beklentilerini bir bir yerine getirmekte, işçi ve emekçilerin, yoksul halk
kesimlerinin taleplerini görmezden gelmektedir.
İşsizlik,
yoksulluk ve bölgelerarası eşitsizlik her geçen gün daha da artmış, bir yandan
toplumun barış ve demokrasi özlemleri ise her defasında hukuk dışı
uygulamalarla bastırılmıştır.
Hükûmet,
yıllardır uyguladığı ekonomik ve sosyal politikalarla emekçilerin, kadınların,
gençlerin, kır ve kent yoksullarının yaşamlarını giderek daha çekilmez hâle
getirmiş, bugünlerini ve geleceklerini karartacak politikaları devreye
sokmaktan geri kalmamıştır.
Sağlık, eğitim ve
ulaşım gibi temel kamu hizmetleri paralı hâle getirilmiştir.
Yine,
özelleştirme ve taşeronlaştırma ile kamuda istihdam parçalı hâle getirilmiş,
sözleşmeli, esnek ve kuralsız çalışma dayatılmıştır çünkü AKP Hükûmeti,
demokratikleşme ve toplumsal barış alanında toplumsal kesimlerin beklentilerine
yanıt olacak hiçbir pozitif adım atmamıştır ve bu iradeyi gösterememektedir.
Aksine, halkın demokrasi ve özgürlük istemlerine inkâr, şiddet yöntemleriyle
karşılık vermiştir.
Bakınız, KCK
denilen davanın yandaş siyasi yargı sarmalında, yine seçilmiş Kürt siyasetçilerinin
tutuklanma ve yargılanma sürecinde yaşananlar ibret vericidir. Kürt dilinin
kabul edilmeyerek “tek dil, tek millet, tek kültür” söyleminden kurtulunamamış
olması Türkiye’de aslında hiçbir şeyin değişmediğini, AKP’nin de statükocu bir parti olduğunu ortaya koymaktadır.
Değerli
arkadaşlar, demin burada üç partinin benzeştikleri, tekleştikleri, tam da bu
kültürde uzlaştıklarının tablosunu gördük. Bu tablo sergilendi ve onun içindir
son otuz yıldır Türkiye tekliyor, tekliyor, teklemeye devam ediyor. Yine,
hiçbir dönemde olmadığı kadar ifade özgürlüğü ve muhalif basın üzerinde yoğun
bir baskı ve zorbalık uygulanmaktadır. Son dönemlerde kadın emekçilere yönelik
çalışma yaşamında ayrımcı uygulamalar, genel olarak kadına yönelen şiddet,
öldürme ve tecavüz vakalarının tam yüzde 1.400 artması karşısında Hükûmetin
hiçbir koruma önlemi almaması da toplumda kaygıya neden olmuştur.
Değerli
milletvekilleri, karşı karşıya bulunduğumuz acil sorunların çözümünün
demokratik bir anayasadan geçtiğini her fırsatta altını çizerek ifade ediyoruz.
Yeni Anayasa tartışılırken yıllardır ülkemizin demokratikleşmesinin önünde
engel olan tüm yasak ve kısıtlamaları kaldıran bir anlayış benimsenmelidir. Bu
nedenle demokrasi, barış ve emeğe saygı torba yasalarıyla değil, toplumun temel
ihtiyacı olan demokratik yasa ve yeni bir anayasayla olabilir. Ayrıca, bu
kürsüde en aykırı düşüncelerin ifade edilmesine saygımız var ama hiçbir ırkçı
düşünceye de saygı duymak mümkün değildir.
Bu nedenle,
hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
69’uncu madde
üzerinde iki adet önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 69 uncu
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Özyürek |
Harun Öztürk |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
İstanbul |
İzmir |
Malatya |
|
|
Abdullah Özer |
Nevingaye Erbatur |
Oğuz Oyan |
|
|
Bursa |
Adana |
İzmir |
“Madde 69- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası
Kanununun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Ayrıca, sigortalı
işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri,
mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve
işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda
yapılacak giderler, İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin
yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona
aktarılan prim gelirlerinin yüzde otuzunu geçemez. Ancak, işsizlik ödeneğinden
yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu
fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 69 uncu maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı |
Erkan Akçay |
Oktay Vural |
|
|
Konya |
Manisa |
İzmir |
|
|
Mehmet Günal |
Emin Haluk Ayhan |
Kadir Ural |
|
|
Antalya |
Denizli |
Mersin |
|
|
|
Mehmet Ekici |
|
|
|
|
Yozgat |
|
“Madde 69- 4447
sayılı Kanunun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Ekici, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET EKİCİ
(Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 69’uncu maddesiyle
İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 48’inci maddesinin yedinci fıkrası değiştirilmiş
ve İşsizlik Sigortası Fonu’nun bir önceki yıl prim gelirlerinin yüzde 30’unun
istihdamı artırmaya yönelik politika ve tedbirleri uygulamak, iş gücünün
istihdam edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek
işsizlik riskini azaltmak gibi birçok maddede özetlenebilecek amaçlarla
kullanılmasına imkân sağlanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca, Bakanlar Kuruluna da bu oranı yüzde 50’ye kadar çıkarma
yetkisi verilmiştir.
Değerli
milletvekilleri, AKP İktidarı döneminde birçok fonun amacı dışında kullanıldığı
bilinen bir gerçektir. Bu noktada bu fonun da aşamalı olarak kuruluş amacının
dışına çekilmeye çalışıldığını söylemek mümkündür. Zira,
İşsizlik Sigortası Fonu’nun oluşturulma amacı, fona prim ödeyenlerin kendi
ihtiyaçları dışında işsiz kalmaları hâlinde fondan yararlandırılmaları
gerçeğine dayanır ancak kanun tasarısında bu konuda bir düzenleme yapılmamakta,
fondan yararlanma koşulları aynı bırakılmaktadır. Hâlbuki,
önceliğin verilmesi gereken konu, fona erişim ve fondan yararlanma konularının
iyileştirilmesi olmalıydı fakat bunu göremiyoruz. 2008 yılından bu yana
İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının fonun kuruluş amacı dışında kullanıldığını
da dikkate alırsak bu sürecin genişleyerek devam etmekte olduğunu görürüz.
Değerli
milletvekilleri, bu değişiklikten sonra işçi ve işverenlerden tahsil edilen
prim gelirlerinin yüzde 30’una da el konulabilecektir. Ayrıca, bu oran Bakanlar
Kurulu tarafından yüzde 50’ye kadar da artırılabilecektir. Çok net olarak
anlaşılmaktadır ki Hükûmet, öncelikle tepkiye yol açmasın diye devlet
katkısının yüzde 30’una el koyma yetkisini almıştır. İstihdamı artırmak için
bunu yaptığı yolundaki savunmasına fazla bir itiraz gelmeyince, bu defa işçi ve
işverenlerin hisselerinin yüzde 30’una da el koymaya kalkışmakta ve yüzde 50’ye
kadar varan artırma konusunda da yetki almaya çalışmaktadır.
Böyle gidecek
olursa ve hak ettiği tepkiyi görmezse ve Hükûmet bu konuda daha bir ilkeli,
daha duyarlı davranmaya kalkışmazsa kısa süre içerisinde fonun bütün
kaynaklarının bitirilmiş olması kimseyi şaşırtmamalıdır. Maalesef, Hükûmetin
uyguladığı günübirlik politikalar artık alışkanlık hâline gelmiş ve doğruluğu
tartışılmadan birçok düzenleme olupbittiye getirilerek de Meclisten
çıkarılmaktadır.
Değerli
milletvekilleri, AKP Hükûmetinin bizzat kendisince ve kendi mutfaklarında
hazırladıkları kanunlar yine kendi dönemlerinde defalarca değişikliğe
uğramıştır. Bu konuda Çalışma Bakanlığının da çok üstün bir başarısı vardır.
Dolayısıyla, yeniden düzenleme ihtiyacı duyurmayacak bir düzenlemeyle bu
konuların Meclis gündemine getirilmesi esas olmalıdır. Ama 68’inci madde
üzerinde de ifade ettim ki maalesef bu konuda müthiş bir duyarsızlık vardır,
olupbittiyle projeler gelmektedir. Yapboz mantığıyla kanun yapmak konusunda
kimseyle yarışacak değiliz ama bu Meclisin mehabetine uygun bir usul
benimsenmesi gerekir. Hâlbuki, muhtemelen, birtakım
yerlerden servis edilen bu konular önce kamuoyunun gündemine sızdırılıyor,
nabız yoklanıyor, sonra da gelen tepkilere, eleştirilere göre devam ediliyor
veyahut dondurucuya atılıyor. Bu usulle, gerçek hayatı görmeyerek, ekonomik
verileri çarpıtıp işimize geldiği gibi yorumlayarak, hayalî büyüme rakamlarını
bir balon gibi uçurarak ülkeyi idare etmek mümkün değildir. Bunun artık herkes
farkına varması gerekir. Oy telaşıyla ve ciddiyetten uzak çalışmamamız gerekir.
Bu çatı altında hepimizin, içimize sinen ve toplumumuza fayda sağlayacak
kanunlar üzerinde çalışmamız gerektiğini tekrar beyan ediyorum. Bu maddenin
çekilmesinin ülke ve işçiler için ve bu fondan yararlanacaklar için hayırlı
olacağını düşünüyor, bu konuda katkılarınızı bekliyor, saygılarımı sunuyorum.
(MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 69 uncu
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa Özyürek (İstanbul) ve
arkadaşları
“Madde 69- 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası
Kanununun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Ayrıca, sigortalı
işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri,
mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve
işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda
yapılacak giderler, İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin
yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona
aktarılan prim gelirlerinin yüzde otuzunu geçemez. Ancak, işsizlik ödeneğinden
yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu
fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.”
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Oyan, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
OĞUZ OYAN (İzmir)
– Efendim, şimdi bu önergeyle ilgili konuşacağım. Biraz önceki önerge geçti ama
bu daha kritik bir önerge.
Bakın, ben size
önce, nasıl bir fon yönetimi, onunla ilgili birkaç rakam vereyim. Fon 2002’den
bu yana prim ödüyor. Biraz önce söyledim, işsizlik sigorta ödeneği veriyor; 3,7
milyar lira işsizlere toplam ödeme. Kaç yılda? 2002-2010 31 Aralığına kadar
yani sekiz buçuk yılda. Peki kaç kişiye ödeme yapmış?
2 milyon 95 bin kişi işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanabilmiş. Peki,
anlık işsiz sayısı ne kadar? Şu an 2 milyon 850 bin civarında. Sekiz buçuk
yılda siz sadece iki milyon işsize ulaşıyorsunuz. Oysa şu an fotoğrafını
çektiğiniz işsiz sayısı 3 milyona yakın. Bu nasıl bir fon o zaman, bu nasıl
işçiye dönük bir fon? Bunu bize bir anlatın. Şimdi, bu yetmezmiş gibi bu fona
elimizi sokuyoruz, oradan kaynakları alacağız ve böylece “Artık bu fon
yetmiyor.” deme imkânını elde edeceksiniz. Şimdiye kadar fon
bol. Vermiyorsunuz, şimdi “E ne yapalım, fonda para kalmadı.” deme
imkânını herhâlde elde edeceksiniz.
Şimdi, bakın,
kısa çalışma ödeneğini de katsanız, 369 milyon lira oradan da bir ödeme oldu
kriz döneminde biraz, özellikle 2009’da, onu da katsanız 4 milyar 100 milyon
gibi bir şeye ulaşırsınız. Toplam fona girişler nedir? Girişler, anapara artı
faiz, 60 milyar 605 milyondan bahsediyoruz, 31 Aralık 2010. Yani yüzde kaçı
işçiye gitmiş işsizlik sigortası ve kısa çalışma ödeneği olarak? Yüzde 7 bile
değil. Yani nerede yüzde 93’ü, 93’ü nerede? Onun hesabını vereyim size: Bütçeye
aktarılan kaynak 9-10 milyar düzeyinde, yani işçiye verilenin 2,5 katı bütçeye
aktarılmış. GAP’a gittiği söyleniyor ve bakıyorsunuz, yarısı bile gitmemiş
GAP’a. Yani öbür tarafı da bütçeye yama, demin dediğim gibi. İşçiden kes,
memura maaş öde; işçiden kes, borç faizi öde.
Peki, kalanı ne
oluyor? Yani yüzde 17’si de bütçeye kaynak. Yüzde 7’si
işçiye, yüzde 17’si bütçeye. Peki devamı? Geriye hâlâ bir yüzde 75 var,
o ne oluyor? Geriye kalan 46 milyar liralık kaynak hazinenin borçlanması için
kullanılan bir kaynak. Hazine buradan vade uzatıyor. Ha, ayrıca tabii, başka
bakımlardan da şeyi makyajlıyor, yani bütçede faiz dışı harcamalar rakamının
millî gelire oranını, oradan yarım puan düzeyinde yükseltme imkânını elde
ediyor. Yani IMF’ye falan, ele güne karşı da “Bak, biz o kadar da kötü
değiliz.” imkânı veriyor.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Borç stokunu da etkiliyor bu.
OĞUZ OYAN
(Devamla) - Şimdi, borç stoku ne oluyor? Yani uzun vadeli borçlanma imkânı…
İşçinin sırtından kamu borç vadesi uzatıyor ve diyorsunuz ki: “Bak, biz ne
kadar başardık. Yani uzun vadeli, beş yıllık tahvil…” Kime satıyorsunuz beş
yıllık, on yıllık tahvili? Beş yıllık, on yıllık tahvili piyasa mı alıyor?
Hayır. Gene kamu stokları, fonlarından gelen talep üzerine oluyor. Yani bu aslında işçiye hakkını vermeden elde edilen bir şey.
Bakın, şimdi
burada, sizin yasa teklifinde, bu 69’uncu maddede, bu fonun bir önceki yılın
prim gelirlerinin yüzde 30’unu aktaran bir düzenleme yapıyorsunuz ve üstelik de
Bakanlar Kuruluna, bu yetmezmiş gibi yüzde 50’ye kadar da arttırma… Aslında
şunu anlamalıyız: Gerçekte yüzde 50’yi uygulayacaksınız. Yani böylece fonu
gerçekten çalışamaz hâle…
Peki, burada bunu
niye yapıyorsunuz? Mesleki eğitim vesaire. O zaman ben size şimdi sorayım. Hem
2002 birinci yasama dönemi hem ikinci yasama döneminde ben kanun teklifi verdim
ve bu teklifin bir maddesi de şuydu, bakınız: “Her yıl fon varlığının en az %
10’unun Meslek Geliştirme, Edindirme ve Yetiştirme Eğitimi Giderleri ile iş
bulma danışmanlığı ve işe yerleştirme hizmetleri giderlerine ayrılması
amaçlanmıştır.” maddesini koydum. Bunları kim reddetti? Hükûmetin ve grubun yol
göstermesiyle AKP Grubu reddetti. Şimdi, bize bu mealde bir şey getiriyor.
Üstelik bir kriz geçmiş.
Değerli
arkadaşlarım, bu yazıktır. Yani böyle bir anlayış olmaz, böyle bir yönetim
olmaz. Bu aslında fon kaynaklarına el koymaktan başka bir anlama gelmemektedir.
Teşekkür ederim.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
70’inci madde
üzerinde üç adet önerge vardır. Önergeler aynı mahiyettedir, okutup birlikte
işleme alacağım.
Buyurun.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
606 sıra sayılı
kanun tasarısının 70’inci maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
|
|
Bengi Yıldız |
Sebahat Tuncel |
Şerafettin Halis |
|
|
Batman |
İstanbul |
Tunceli |
|
|
Ufuk Uras |
Akın Birdal |
Hamit Geylani |
|
|
İstanbul |
Diyarbakır |
Hakkâri |
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
|
Mustafa Kalaycı |
Erkan Akçay |
Oktay Vural |
|
|
Konya |
Manisa |
İzmir |
|
|
Mehmet Günal |
Emin Haluk Ayhan |
Kadir Ural |
|
|
Antalya |
Denizli |
Mersin |
|
|
|
Beytullah Asil |
|
|
|
|
Eskişehir |
|
Diğer önergenin imza sahipleri:
|
|
Mustafa Özyürek |
Harun Öztürk |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
İstanbul |
İzmir |
Malatya |
|
|
Abdullah Özer |
Nevin Gaye Erbatur |
Ergün Aydoğan |
|
|
Bursa |
Adana |
Balıkesir |
BAŞKAN – Sayın
Komisyon, önergelere katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Bengi
Bey, kim konuşacak?
BENGİ YILDIZ
(Batman) – Sayın Birdal.
BAŞKAN – Akın
Bey, buyurun.
AKIN BİRDAL
(Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Yasa
Tasarısı’nın 70’inci maddesindeki değişiklik önerisi üzerine söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Bu 70’inci
maddede bizim gerekçemiz bu değişiklik ile isteğe bağlı olarak sigorta
primlerini yatıran ve çalışmayan kişilerden işsizlik sigortası zorunlu
tutularak prim alınmasının yasanın özüne aykırı olması gerekçesiyle önüne
geçilmesi amaçlanmıştır. İşsizlik sigortası, çalışan ya da çalışmak isteyip de
iş bulamayan kişilerin işsiz kalmaları durumunda ödenek sağlayan bir sigorta
olmasından ötürü isteğe bağlı sigortalıları kapsamamaktadır. Bu nedenle, isteğe
bağlı sigorta yaptıranlardan işsizlik sigortası kesintisi yapılması yasanın
özüne uygun olmayacaktır.
Şimdi, birçok
uygulamalardan görüldüğü gibi hukuk devleti niteliğinden uzaklaşılmaktadır.
Şimdi, bu yasayla sosyal devlet niteliğinden de uzaklaşılıyor. İnsan hak ve
özgürlüklerinin evrim sürecinde kabul edilen, “ikinci kuşak” diye adlandırılan
haklar ve özgürlükler, ekonomik, sosyal ve kültürel haklardır ama tabii bu
hakların ve özgürlüklerin evrenselliği kadar birinin yerine diğerinin
konulmazlığı ilkesi de önemlidir.
Örneğin, biz,
günlerdir burada, işte, yaşam hakkı, kişi güvenliği ve özgürlüğü, düşünce ve
basın özgürlüğü, cezaevlerinde insan haklarına dayalı düzenlemeler getiriyoruz
ve bunlar, gerçekten, insanın, insan olmaktan kaynaklanan devredilmez,
vazgeçilmez hakları ve uluslararası hukukla da güvence altına alınmıştır. Ama
şimdi başka bir şey var: Yine, Birleşmiş Milletler çerçevesinde çıkarılan,
“ikizler” diye adlandırılan uluslararası sözleşmelerden bir tanesi de ekonomik,
sosyal ve kültürel haklardır ve Türkiye sonunda bunu da imzalayıp taraf olmuştur.
Şimdi, ne yazık
ki burada sosyal devlet niteliğinden uzaklaşıldığının ve hukuk devleti
niteliğinden uzaklaşıldığının bugün fotoğrafını başkentte gördük. Örneğin
günlerdir bu torba yasasının çalışanların yararına olmadığı, onları daha da
yoksullaştıracağı bilinen bir olgu. Burada muhalefet bunu günlerdir dile
getiriyor. Elbette ki demokrasilerde Parlamento dışındaki muhalefet de
kendisini ifade edecektir, ifade edebilmesinin kanalları nedir? Demokratik
barışçıl eylemlerdir, imza kampanyalarıdır, gösterilerdir, yürüyüşlerdir ve
şimdi, Türkiye’nin dört bir yanından DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin üreticileri
ve temsilcileri geldiler ve Parlamentodan da muhalefet milletvekilleri olarak
Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri ve bizler de oradaydık. Ee, şimdi, bize
“Yürüyemezsiniz.” diyorlar. Muhatap neresi? Örneğin, emek güçleri, demokrasi
güçleri sorunlarını, bu torba yasasına ilişkin kaygılarını dile getirecekler ve
burada yasama olarak da elbette ki yüce Meclise dilek ve önerilerini
sunacaklar.
Şimdi, neden
Türkiye Büyük Millet Meclisine yürütmüyorsunuz? Gelecekler ve Türkiye Büyük
Millet Meclisinde sorunlarını bir heyet olarak, bir paket olarak dile
getirecekler, isteklerini dile getirecekler. Bakın, bütün taraf olduğumuz
ülkelerin parlamentolarının önünde, böyle iki kilometre önünde barikat
kurulmuyor. Gidin parlamento kapılarının hepsinde bir gösteri vardır
demokratik, insan hakları, kadın örgütleri, emek örgütleri, çevreciler ve
farklı olanlar, ötekiler. Hiç kimse de polis zoruyla bunları uzaklaştırmıyor ve
ne istediklerini soruyorlar ve metinlerini alıyorlar, genel kurullarına
götürüyorlar ve gerçekten bütün iktidar ve muhalefetiyle yapılabilecek olanları
yapmaya çalışıyorlar.
Şimdi, bu anlayış
nedir? Örneğin, bakın, şimdi, 50 bin kişilik orada emekçilerin haklarını ve
özgürlüklerini gasbederken burada başka bir şey var. Güvenlik güçlerine,
savunma harcamalarına ayrılan para. Şimdi, 116 tane yeni savaş uçağı alınıyor,
50 bin kişilik özel ordu oluşturuluyor. 2008 ve 2009 yılında da AKP İktidarı
döneminde de 2008’de 578 milyon dolar silahlanmaya para harcanıyor, 2009’da da
675 milyon dolar para harcanıyor silahlanmaya ve arkadaşlar, değerli
milletvekilleri, 2009 yılında en fazla silahlanmaya para harcayan 10’uncu ülke
Türkiye oluyor.
Teşekkürler Sayın
Başkan.
Saygılar
sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Birdal. Sayın Asil, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra
sayılı Yasa Tasarısı’nın 70’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önerge
hakkında söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İşsizlik,
geçmişte olduğu gibi, günümüzde de ülkemizin en önemli meselesi. İşsizlik,
ülkemizin kalkınma ve gelişmesi önündeki en büyük engel. İşsizliği ortadan
kaldıracak veya kabul edilebilir seviyelere çekecek plan, program ve yasalara
ihtiyaç var. İşsizlikle mücadele kaçınılmaz. Mücadele ederken eğitim sisteminin
yeniden organizasyonundan yeni istihdam alanlarının yaratılmasına kadar birçok
alanda kökten değişimlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. Bunun için de
işsizliğin nedenleri cesaretle, derinlemesine araştırılarak çözüm yollarının
ortaya konması gerekiyor. O zaman niçin ortaya konulmuyor? İşte, bugün en az
işsizlik kadar tehlikeli olan bu durumun üzerinde durmak istiyorum, konuya
başka bir pencereden bakılmasına yardımcı olmak istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, ne yazık ki meslek kuruluşları, üniversiteler, ilgililer,
bunlardan bazıları Hükûmeti gücendirmemek, bazıları politik davranma adına,
bazıları da korktuklarından iç kullanım için dahi olsa objektif araştırma
yapılmasını desteklemiyor, bildikleri doğruları söylemeye cesaret edemiyor,
cesaret edenler de ya hapsediliyor ya da ekonomik anlamda vergi incelemeleri,
vergi cezaları tehditleriyle susturuluyor. Sorunlar ortaya konamıyor. Sorun
tespit edilemeyince de çözüm düşünülmüyor. Bu durum işsizliğin artmasına,
meselenin kronikleşmesine neden oluyor. Böyle olunca da sorunun çözümü her
geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bundan belki Hükûmet incinmiyor, Başbakan
mutlu ediliyor, ilgili kurumların başındakiler de koltuklarını koruyor, vergi
cezalarından kurtuluyor, bertaraf edilmiyor ama rekabet gücü kısıtlanan ekonomi
feci şekilde etkileniyor. İşsiz kalan aile reisleri, işsiz babanın çaresiz
evlatları sosyal sorunları da derinleştiriyor. Önümüzde zorlu günler var.
Olaylar daha da incitici hâle gelebilir. Şikâyet ve tespit yanında biraz
cesaretle gerçekleri araştırmalıyız, öğrenmeliyiz ve uygulayıcıları
uyarmalıyız. 2008 kriz döneminin birkaç çeyreği hariç kesintisiz süren bu
büyümeye rağmen, işsizlik sorununa kalıcı çözümler bulunamaması bunun en büyük
göstergesidir.
Değerli
milletvekilleri, aile reisinin işsiz kalması sadece o ailenin yoksullaşmasıyla
kalmıyor, Anayasa’mızın işaret ettiği, Türk toplumunun temelini teşkil eden
aile kurumunun giderek zayıflayarak dağılmasına da yol açıyor. İşsiz kalan aile
bireylerinin, sahte vaatlerle terör örgütlerinin, kapkaççıların, uyuşturucu
kaçakçılarının kucağına düşmesi kolaylaşıyor. Bu durum da genelde ülke güvenliğini
ve huzurunu tehdit ediyor. İşsizlik sonucu ortaya çıkan yoksulluk ve açlık iç
göçü de beraberinde getiriyor. Büyük kentlerde görülen ahlaki yozlaşma değerler
sistemimizi altüst ediyor. Sonuçta kaybeden ülkemiz oluyor, kaybeden ülke
insanımız oluyor. Tüm sektörlerde etkisini olumsuz hissettiren işsizlik, bizi
gelişmiş Avrupa ülkelerine karşı zayıf ve çaresiz duruma düşüren genel bir ülke
sorununa dönüşüyor.
O hâlde, zaman
kaybetmeksizin, hepimizi ilgilendiren bu soruna milletçe sahip çıkmalıyız.
Babaların işsiz kalmadığı, çocukların bundan etkilenmediği, doğru söyleyenlerin
hapiste, dalkavukların işbaşında olmadığı, ülkenin bütünü için harcanması
gereken kaynakların yandaşların zenginleşmesine harcanmadığı bir gelecek
dileğiyle yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Buyurun Sayın
Aydoğan. (CHP sıralarından alkışlar)
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Tasarı’nın 70’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle
ilgili söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; kendi iradesi dışında isteğe bağlı sigorta olmak
zorunda olan sigortalıların yüzde 1 ve yüzde 2 pay ödemesini getiren bu
düzenlemenin kaldırılmasını istiyoruz. Bu verdiğimiz önerge bununla ilgili.
Değerli
milletvekilleri, değerli arkadaşlarım; biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak
ülkemizdeki sorunları gündeme getirdiğimizde, dokuz yıldan beri ülkemizi
yöneten siz değerli AKP milletvekilleri de ülkemizde var olan sorunların
olmadığını ve sorunların bittiğini söylüyorsunuz.
Değerli
arkadaşlarım, döneminizde çıkarılan Sosyal Güvenlik Kanunu çalışanları ve
emeklileri ciddi anlamda mağdur etmektedir. Dokuz yıla giren devri iktidarınızda
var olan sorunları çözmek yerine, sorunlara yeni sorunlar eklediniz, çalışma
şartlarını zorlaştırdınız, emekliliği zorlaştırdınız, emeklinin gelirine göz
diktiniz, işsizliği kronik hâle getirdiniz, işsizliği artırırken işsizlik
parası almayı imkânsız hâle getirdiniz. Devri iktidarınızda bunlarla sınırlı
kalmadı, İşsizlik Fonu’nda biriken paraya göz diktiniz. İşsizlik nedeniyle
evine ekmek götüremeyen, çocuğunun ihtiyacını karşılamakta zorlanan işsizlerin
hakkına AKP İktidarı olarak el koydunuz.
Görüştüğümüz
“torba”, “harar”, “çuval” veya “çorba
tasarı” da sorunları maalesef çözmüyor. Amacınız, sorunları çözmek olmadığı
gibi, mağdur ettiğiniz kitlelere seçim mesajı vermektir.
İktidarınız ve
Sayın Başbakan ülkemizin sorunlarını bıraktı başka ülkelerin sorunlarını
çözmeye talip oldu, Başbakanlık yetmedi BOP Eş Başkanı olmanın gereğini yapmaya
başladı, ülkemizdeki demokrasi ve hak taleplerini görmezden gelirken Mısır’daki
olaylarda demokrasi kahramanı oldu. Mısır yönetimine diyor ki: “Halkın demokrasi
taleplerine kulak ver. Halkı mağdur etme.” Dün akşam da AKP Grup Başkan Vekili
Sayın Canikli “Orta Doğu Başbakanı izliyor.” dedi. Orta Doğu Başbakanı izliyor
ama Türkiye’deki halk da izlemek istiyor, Türkiye’deki halk perişan ve mağdur.
Peki, Mısır halkının
demokrasi talepleri önemli, saygıdeğer de ülkemiz halkının hak ve demokrasi
taleplerini niye göz ardı ediyorsunuz? Mısır’daki halkınki hak talebi olurken
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hakkını aramaya başladığında niye üzerine
copla, tankla, biber gazıyla gidiyorsunuz? Mısır’daki halkın demokrasi talebi
hak da Türkiye Cumhuriyeti’ndeki vatandaşlarımızın demokrasi talebini niye hak
olarak görmüyorsunuz? Bugün çıkarılmak istenen “Çorba tasarıda” hak mağduru
olacaklarını bilen, kaybolacak haklarına sahip çıkmak isteyen halk kitlelerine
uygulanan baskı, şiddet, insanlık dışı uygulama… Hedef koyduğunuz ileri
demokrasi bu olmamalıdır. Temel hak ve özgürlüklerden anladığınız, hakkını
arayanların hakkını gasbetmek olmamalıdır. Size biat edilmesi midir, buyruk ve
emirlerinize uyulması mıdır ileri demokrasiden anladığınız? Sayın Başbakanın
veya AKP İktidarının toplantılarında, o bölgede aldığınız bilgilere dayalı,
hiçbir eyleme katılmayan insanları gözaltına almak mıdır ileri demokrasi?
“İleri demokrasi” dediğiniz bu insanlık dışı uygulama hangi demokratik Batı
ülkesinde vardır? Siz demokrasiyi amaç değil, araç görüyorsunuz ve maalesef
halkın taleplerini de amacınıza araç ediyorsunuz. Değerli arkadaşlarım, ileri
demokrasi hedefinden anladığınız, hak talep eden, hakkını arayan insanların
hakkını yok sayarak devri iktidarınızda baskı, zulüm, şiddet ve tehditle
kitleleri susturmaktır bugün de Ankara’da olduğu gibi. Bu uygulamanın hangi
ileri demokraside örneği var? Türkiye'nin değişik yerlerinden, kaybolan
haklarını aramak için gelen insanların üzerine tankla, biber gazıyla gitmek
hangi Batı demokrasisinde var? Ama AKP diyorsa ki “Benim ileri demokrasi
anlayışım budur.”, bunu da halkımızın görmesini diliyorum.
Kendi iradesi
dışında işsiz kalacakların primini artıran bu önerinin kabul edilmesini
diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Aydoğan.
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.
BAŞKAN –
Önergelerin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır.
Sayın İnce, Sayın
Özyürek, Sayın Oksal, Sayın Öztürk, Sayın Baratalı, Sayın Koçal, Sayın Köse,
Sayın Ekici, Sayın Okay, Sayın Süner, Sayın Özer, Sayın Keleş, Sayın Pazarcı,
Sayın Emek, Sayın Özkan, Sayın Erbatur, Sayın Tütüncü, Sayın Soysal, Sayın
Aydoğan, Sayın Sönmez, Sayın Öztürk, Sayın Seyhan, Sayın Hacaloğlu.
Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN – Birlikte
işleme aldığım önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Birleşime on
dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 18.18
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma
Saati: 18.31
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci
Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı
Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon ve
Hükûmet yerinde.
Şimdi, tasarının
71’inci maddesi üzerinde üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 71 inci maddesinde geçen “koşullarını”
ibaresinin “şartlarını” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı |
Erkan Akçay |
Oktay Vural |
|
|
Konya |
Manisa |
İzmir |
|
|
Nevzat Korkmaz |
Alim Işık |
Beytullah Asil |
|
|
Isparta |
Kütahya |
Eskişehir |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
606 sıra sayılı
kanun tasarısının 71’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
“Madde 71- 4447
sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, hizmet
akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı
olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son
120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış” ibaresi “hizmet akitlerinin sona
ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 200 gün sigortalı olarak çalışmış”
şeklinde değiştirilmiştir.”
|
|
Bengi Yıldız |
Sebahat Tuncel |
Şerafettin Halis |
|
|
Batman |
İstanbul |
Tunceli |
|
|
Ufuk Uras |
Akın Birdal |
Hamit Geylani |
|
|
İstanbul |
Diyarbakır |
Hakkâri |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 71’inci
maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Özyürek |
|
Harun Öztürk |
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
İstanbul |
|
İzmir |
|
Malatya |
|
|
|
Abdullah Özer |
|
Nevingaye Erbatur |
|
|
|
|
Bursa |
|
Adana |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu efendim?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Baratalı, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
BÜLENT BARATALI
(İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz torba
tasarının 71’inci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi önergesi üzerine söz
almış bulunmaktayım. Öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, görüşmekte olduğumuz torba yasa tasarısına karşı tepkiler gün
geçtikçe artıyor. Emek örgütlerinin, 3 Şubat, yani bugün, Meclisin etrafını
çevreleyerek gerçekleştirecekleri torba yasa eylemi için süreç başlamış ve
devam ediyor. Yalnızca DİSK, KESK, TMMOB değil, Hükûmete her koşulda destek
olan Hak-İş bile bu tasarının karşısında ama son derece demokratik olan bu
isteme karşın antidemokratik eylemler sıralanmaya başladı, bugün hep beraber
gördük.
Ankara Valisi,
kanunsuz olduğunu ileri sürdüğü bu gösteriye izin vermeyeceğini ve vermediğini
söylemiş bulunmaktadır. Kendisini iyi tanıyorum, devletin valisi olduğunu
biliyorum ama kendisine bir soru sormak istiyorum: Hak aramanın, sesini
demokratik bir şeklide duyurmaya çalışmanın neresi kanunsuz?
Öte yandan,
işçiler akın akın Ankara’ya yürüyor ama Hükûmetin ve AKP’nin bu yürüyüş
umurunda bile değil çünkü irade tek ve belli, yasamada, yürütmede, yargıda da
irade belli; bu irade sadece bir kişinin iradesi, Sayın Başbakanın iradesi. Oysa, daha önceki gün, Sayın Başbakan “Halkı dinle.” diyerek
Mübarek’e öğütler sıralıyordu, Mısır için daha fazla özgürlük ve demokrasi
tavsiyesinde bulunuyordu. Gerçi, bugün, Sayın Mübarek, bu işlere karışmamasını,
burnunu sokmamasını söyledi ama değerli arkadaşlar, insan önce kendi ülkesine
bakar. Sayın Başbakanının bu yaptığına
“Ele verir talkını, kendi yutar salkımı.” derler sayın milletvekilleri.
MEHMET CEMAL
ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Ne alakası var?
BÜLENT BARATALI
(Devamla) – Onun için, bu ne demektir? Ben size izah etmeye çalışıyorum.
Kendisinin inanmadığı ve yapmadığı bir şeyi başkasına söyletmesi şeklindedir.
MEHMET CEMAL
ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Hikâye mi anlatıyorsun?
BÜLENT BARATALI
(Devamla) – Bence, Sayın Mübarek’e öğüt vereceğine, önce kendi halkının sesine
kulak vermesi gerekiyor. İşçiden, emekliden, öğrenciden kaçmanın bir anlamı yok.
Hukuktan, yargıdan ve demokrasiden de korkmanın bir anlamı yok çünkü korkunun
ecele faydası olmaz Sayın Milletvekili. Amaç belli, AKP ve
oligarşisi içinde yeni bir demokrasi oyunu oynamak ve yine de torba yasada,
Anayasa Komisyonunda bu tür şeyleri yaşatarak rejimi belirli bir şekilde,
parlamenter demokrasiden daha değişik bir demokrasi biçimine -eğer demokrasi
denecekse- çevirmek yani başkanlık sisteminin, yani tiranlığın, yani faşizmin
temellerini atmaktır ancak, baskı, gözaltı, yıldırma ve susturma had safhada
olduğu için, bu tür yöntemleri deneyen liderler, bugüne kadar, her yerde olduğu
gibi, tarihin karanlığına gömülmüşlerdir, isterseniz örnekleri var, ben size bu
örnekleri de anlatabilirim. Allah Türkiye’yi korusun diyorum ama bütün
bu tür hevesler hep tarihe gömülmüşlerdir.
Değerli
milletvekilleri, bugün, eğer ülkemiz Tunus ve Mısır gibi kaynamıyorsa, İslam
âlemi için bir örnek gösteriliyorsa bu, cumhuriyet, laik, demokrasi şeklinde
yönetildiği içindir.
Değerli
arkadaşlar, değerli milletvekilleri; bugün, her şey büyük bir sarsıntı içinde
ancak Anayasa Mahkemesi, YÖK, HSYK, üniversiteler gibi, buradan ifade ediyorum,
devletin temel kurumları nabza göre şerbet verirse bir müddet sonra bu rüzgâr
fırtınaya, sarsıntıya ve zelzeleye dönüşür, öncelikle bunu yapanlar bunun
altında kalırlar.
Sayın Başbakana
ve size sesleniyorum, özellikle zatıalinize…
MEHMET CEMAL
ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Yazılı ver.
BÜLENT BARATALI
(Devamla) - Aynaya bakın, kendinize gelin, antidemokratik uygulamalarla halkın
sabrını zorlamayın.
Bu düşüncelerle,
hiçbir iyileştirme sonucu doğurmaması nedeniyle maddenin tasarı metninden
çıkarılmasını takdirlerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çok teşekkür
ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
HAYDAR KEMAL KURT
(Isparta) – Tasarının geri kalanına katılıyor musun?
BAŞKAN –
Arkadaşlar, sakin olalım.
Sayın Kurt…
HAYDAR KEMAL KURT
(Isparta) – Buyurun Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Sakin
olalım.
HAYDAR KEMAL KURT
(Isparta) – Ben sakinim, merakımı gidermeye çalışıyorum.
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, yoklama istiyorum.
BAŞKAN – Sayın
İnce, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Baratalı, Sayın Koçal, Sayın Özer,
Sayın Sönmez, Sayın Süner, Sayın Güner, Sayın Pazarcı, Sayın Emek, Sayın Özkan,
Sayın Erbatur, Sayın Dibek, Sayın Aydoğan, Sayın Köse, Sayın Ünsal, Sayın Okay,
Sayın Ekici, Sayın Kaptan.
Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
606 sıra sayılı
kanun tasarısının 71’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
“Madde 71- 4447
sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “, hizmet
akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı
olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten ayrılmadan önceki son
120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış” ibaresi “hizmet akitlerinin sona
ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 200 gün sigortalı olarak çalışmış”
şeklinde değiştirilmiştir.”
Bengi
Yıldız (Batman) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Tuncel, buyurun efendim.
SEBAHAT TUNCEL
(İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; madde üzerine verdiğimiz
değişiklik önergesine ilişkin, Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Doğrusu, bu torba
yasa başladığı günden bugüne, burada demokratik bir ortamın olmadığını,
eşitlikçi bir yaklaşımın olmadığını, bu yasanın çekilmesi gerektiğini ve
yeniden düzenlenerek buraya gelmesi gerektiğini hep ifade ettik. Sanırız,
iktidar partililer ve Sayın Bakan, burada sadece formaliteyi yerine getirmek
üzere duruyor, dinliyor mu bilmiyoruz ve işçinin, emekçinin hakkını gasbeden bu
yasa, bu eşitsizlik yasası devam ediyor.
Sayın
milletvekilleri, demokratik ülkelerde, yasal düzenlemeler yapılırken üç temel
şeye dikkat ediliyor: Eşitlik, özgürlük ve adalet. Bu üç temel nokta eğer
aşınıyorsa buradan demokratik bir yönetim, demokratik bir anlayışın çıkması
mümkün değildir. Bugün, bu torba yasada, en temel şeylerden birisi, eşitlik de
özgürlük de adalet de ihlal edilmektedir. Gerçi, bu Meclis tablosuna
baktığımızda Türkiye'nin ne kadar demokratik olduğunu görebiliyoruz, tartışma
düzeylerinden, birbirine karşı tahammülden, bunu çok net olarak görüyoruz.
Demokrasi, sadece birilerine göre değildir, bütün siyasi partilerin de
demokrasiyi temel bir dayanak olarak ele alması gerekiyor, eşitlik ve özgürlük
yaklaşımını kendi partilerinin temel politikası hâline getirdiğinde, o zaman bu
ortamda demokratik tartışmalar olabilir.
Sayın
milletvekilleri, demokrasinin altını oyan temel noktalar milliyetçilik,
cinsiyetçilik, bilimcilik, dincilik; bunlar çok önemli noktalardır. Eğer bu
konularda milliyetçilik yapılacaksa, cinsiyetçilik yapılacaksa, bilimcilik ya
da dincilik yapılacaksa bu ortamda demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Her
şeyi demokratik ve bilimsel olarak ele almak gerekir. Bu yasa tasarısı
hazırlanırken de ne yazık ki buna dikkat edilmemiştir.
Sayın
milletvekilleri, biz verdiğimiz bu önergeyle İşsizlik Fonu’nda biriken
paraların gerçekten amacına uygun kullanılmasını öngörüyoruz. Bu fon
toplanıyorsa, bu fonda biriken paralar da işsiz olanlara verilmelidir. Altı yüz
gün çok uzun bir süredir, bunun iki yüz güne indirilmesi gerektiğini
düşünüyoruz.
Bugüne kadar
İşsizlik Fonu’ndan harcanan paralara bakalım: İşsizlere verilmemiş. İşsizlik
Sigortası Fonu emekçilerden çok hazineyi fonlamak için görüldü ve Hükûmet için
yeni bir rant alanı oluşturdu. 1 Ağustos 2009
tarihinde çıkarılan yasa ile AKP fonun hazine tarafından kullanılmasının önünü
açmıştır. Çıkarılan yasada 2012’ye kadar kullanılması garantiye alınmıştır,
yani 2012’ye kadar bu İşsizlik Fonu’ndaki paralar, işçilerin dışında başka
alanlarda kullanılabilecek. İşsizlik Fonu’nda 2010 yılı sonunda toplam 60,6
milyar TL bütçe oluşturulurken, GAP’a kullanılan miktardan sonra 45,9 milyar TL
kalmıştır. Yani fonun yüzde 25’i GAP için kullanılmıştır, AKP Hükûmeti en
azından bunu iddia ediyor. Dolayısıyla, GAP’ın durumu ortadadır.
Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının verilerine göre, 2010 yılının ilk on ayında İşsizlik
Fonu’ndan 4 milyar 437 milyon 601 bin 774 TL kullanılmıştır. Aslında bu miktar
amacı dışında kullanılmıştır. Çalışma Bakanlığı bu miktardan
3 milyar 172 milyon 996 bin 781 TL’sini GAP’a, 685 milyon 697 bin 11 TL’sini
işsizlik ödeneğine, 41 milyon 172 bin 225 TL’sini kısa çalışma ödeneğine, 338
milyon 443 bin 445 TL’sini aktif iş gücü programlarına, 20 milyon 900 bin 132
TL’sini Ücret Garanti Fonu giderine, 178 milyon 392 bin 179 TL’sini diğer
giderlere olmak üzere on ayda toplam 4 milyar 437 milyon 600 bin 770 TL gider
gerçekleştirdiğini bildirmiştir.
Şimdi, bu tablo
bile, bu rakamlar bile, aslında, bu İşsizlik Fonu’nun yeni bir rant alanına dönüştüğünü, AKP İktidarının tam da o başta
söylediğimiz eşitlik ve adalet ilkesini kendi çıkarı için, kendi lehine
kullandığını gösteriyor. O yüzden bugün emekçileri bu Meclise almadı. Biz daha
önce sormuştuk, emekçiler gelmeden önce: “Sayın Bakan karşılayıp onları
dinleyecek mi, yoksa polisle mi karşılayacak, gazla, copla mı?” İkincisi oldu.
Biz bunu biliyorduk ama biz beklerdik ki Sayın Bakan karşılasın ve “Ne
istiyorsunuz, talebiniz ne, bunu dinleyelim, düzeltelim.” desin ama ne yazık ki
olmadı.
Teşekkür ederim.
(BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 71 inci maddesinde geçen “koşullarını”
ibaresinin “şartlarını” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Kalaycı (Konya) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Sayın
Asil, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra
sayılı Yasa Tasarısı’nın 71’inci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz önergede söz
aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu vesileyle işsizlik sorununa başka bir pencere açmak,
işsizlik meselesinin en önemli nedenlerinden biri olan ara malı ithalatındaki
yüksek artışın üzerinde durmak ve dikkatlerinizi çekmek istiyorum.
Değerli
arkadaşlarım, ara malı, bir malın üretiminde ne ilk aşamada kullanılan ne de
son ürün olan maldır. Ara mal, başka bir malın üretiminde girdi olarak
kullanılmak üzere üretilir.
TÜİK ve Gümrük
Müsteşarlığı iş birliğiyle oluşturulan 2010 yılına ilişkin dış ticaret
verilerine göre ithalatın yüzde 70,8’ini oluşturan ara malı ithalatı 2010 yılı
Ocak-Aralık döneminde yüzde 31,9 artışla 131 milyar 400 milyon dolara yükseldi.
Aynı dönemdeki ihracatımız ise sadece 113 milyar 900 milyon dolar. 2010 yılında
gerçekleşen ihracat, ara malı ithalatını dahi karşılamaktan uzaktır.
Bugün “Montaj
sanayisi kuruldu.” diye eleştirilen günlerden daha kötü durumdayız. Acı olan da
ne biliyor musunuz? O gün sanayimiz gelişmemişti, mecburiyetten parçaları ithal
edip, birleştirip satıyorduk. Bugün ise bu parçaların pek çoğunu yapabildiğimiz
hâlde yapısal sorunlar, enerji maliyetlerinin yüksekliği, finansman ihtiyacının
uygun şartlarda çözülememesi, yanlış uygulanan teşvik politikaları, istihdam
üzerindeki yüksek vergiler, kur politikaları, navlun ücretlerinin yüksekliği
gibi nedenlerle kurulu gücümüz çalışmıyor veya düşük kapasite ile çalışıyor.
Tesislerimizi bir
bir kaybediyoruz. Önümüzdeki süreçte yatırım teşvik politikalarını oluştururken
işsizlik meselesini çözmek, işsiz insanlara iş bulmak istiyorsak, refah
düzeyini artırmak istiyorsak sanayide kullanılan ithalat ara malı artışını
önleyecek, kendi tesislerini çalıştıracak formülü ortaya koymak zorundayız.
Eğer bunu ortaya koyamazsak önümüzdeki dönemde işimiz daha da zorlaşacak.
Yapılan bir araştırma sonucunda
131 milyar 400 milyon dolarlık ara malı ithalatının çok büyük bir bölümünü ülke
sınırları içinde üretebilme kapasitesine sahibiz. Kurulu kapasitemiz buna
yeterli, geri kalan kısmını da küçük desteklerle üretme potansiyeline sahip
olan bir ülkeyiz. Rakamlar ortada. Kurulu gücümüzü kullanamıyorsak, yeni bir
yatırım yapamıyorsak işsizliği nasıl çözeceğiz?
Değerli
arkadaşlarım, elinizi vicdanınıza koyun ve bu soruları kendi vicdanınızda
cevaplayın. Sekiz yılı aşkın iktidarınızda TÜPRAŞ’ı özelleştirdiniz, Erdemir’i
özelleştirdiniz, bunun gibi istihdam sağlayan kurumların pek çoğunu
özelleştirdiniz. Peki, TÜPRAŞ büyüklüğünde, Erdemir büyüklüğünde bir yatırım
niçin yapmadınız? Patronların karşısında otomotiv sanayisi üzerinde şov
yaptınız. Niçin sekiz yılı aşkın iktidarınızda yüzde 100 Türk malı olan bir
otomobil fabrikası kurmadınız? Yoksa yandaşlarınıza aktardığınız kaynağı
milletimize aktarırsanız desteği kaybetmekten mi korktunuz?
Değerli
milletvekilleri, önceki konuşmamdaki temennileri tekrarlayarak konuşmamı
bitirmek istiyorum: Babaların işsiz kalmadığı, çocukların bundan etkilenmediği,
doğru söyleyenlerin hapiste, dalkavukların işbaşında olmadığı, ülkenin bütünü
için harcanması gereken kaynakların yandaşların zenginleştirilmesine
harcanmadığı bir gelecek dileğiyle yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Asil.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
72’nci madde
üzerinde üç adet önerge vardır. Son iki önerge aynı mahiyettedir, birlikte
okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 72’nci maddesinde geçen “ödeneğinden
faydalanırken” ibaresinin, “ödeneğini almakta iken” şeklinde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı |
Erkan Akçay |
Nevzat Korkmaz |
|
|
Konya |
Manisa |
Isparta |
|
|
Alim Işık |
Mehmet Akif Paksoy |
Oktay Vural |
|
|
Kütahya |
Kahramanmaraş |
İzmir |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının 72’nci maddesinin tasarı
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Bengi Yıldız |
Sebahat Tuncel |
Şerafettin Halis |
|
|
Batman |
İstanbul |
Tunceli |
|
|
Ufuk Uras |
Akın Birdal |
Hamit Geylani |
|
|
İstanbul |
Diyarbakır |
Hakkâri |
Diğer önerge sahipleri:
|
|
Mustafa Özyürek |
Harun Öztürk |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
İstanbul |
İzmir |
Malatya |
|
|
Abdullah Özer |
Mevlüt Coşkuner |
Fehmi Murat Sönmez |
|
|
Bursa |
Isparta |
Eskişehir |
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Sönmez, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
FEHMİ MURAT
SÖNMEZ (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı
Yasa Tasarısı’nın 72’nci maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi
üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Ben, öncelikle,
Başbakanın, bugün Kızılay’da sesini duyurmaya çalışan işçilerimize kulak
vermesini dileyerek sözlerime başlamak istiyorum.
AKP iktidara
geldiği günden beri, vergi kayıplarını önleyeceğini, vergiyi tabana yayacağını,
vergi affı uygulamasını gerektirmeyecek bir ortam yaratacağını ve bu anlamda
gerekli önlemleri aldığını, vatandaşlarımızın ekonomik durumunun düzeldiğini
defalarca dile getirdi ama 2011 yılına geldiğimizde görüşmekte olduğumuz
bugünkü yasa tasarısı, vatandaşlarımızın ekonomisinin düzelmediğinin ve kamuya
karşı olan borçlarını ödeyemez durumda olduklarının ispatıdır.
Kriz sırasında
defalarca “Vatandaşların borçlarını yapılandıralım.” dedik ama “Kriz bizde
yok.” havası uyandırmak için kulak asmadınız. Keşke o zaman bu önlemleri
alsaydık da esnaflarımız kepenk kapatmasaydı, çoğu iş yerlerini kapatmak
zorunda kalmasaydı. Ama bugün, sonunda, hastalık grip hâlindeyken vermediğiniz
ilacı, hastalık zatürre hâline gelince vermeye çalışıyorsunuz. Maalesef bu
konuyu da istismar ediyorsunuz ve “Nasıl olsa böyle bir tasarıya muhalefet de
destek verecektir.” diye düşünerek afla ilgili olan maddelerin yanına kendi
düşüncenize uygun olan maddeleri de ilave ediyorsunuz. Fakat ilgili ilgisiz,
haklı haksız her türlü maddeyi sığdırdığınız çuvala kredi kartı mağdurlarını,
çekle ilgili sıkıntısı olan vatandaşlarımızın sorunlarını çözecek maddeleri,
Ziraat Bankasına borçları olan çiftçinin sorunlarını çözecek maddeleri bu
çuvala sığdıramıyorsunuz. Halbuki genelde tüm
vatandaşlarımızın en çok ödemede sıkıntı çektiği ortak problemlerden biri kredi
kartı ödemeleridir ama bu sizin için çok önemli değil, AKP bu konuya duyarsız
kalmıştır çünkü ne Başbakanın ne de etrafındakilerin böyle bir problemi yoktur.
O zaman bu konunun
da görüşülmesine gerek yoktur. Buna karşılık AKP yandaşlarının devlete borçları
vardır, vatandaşın da devlete borcu olduğuna göre bunları harmanlayarak bir
tasarı yapmayı uygun gördünüz.
Ayrıca Türkiye
Kömür İşletmeleri Kurumunun Kamu İhale Kanunu’ndan muaf tutulması haklı olarak
soru işareti doğurmuştur ve bu işletmeyle ilgili olan ve bugüne kadar hiçbir
işlem yapılmayan yolsuzluk dosyası da herkesin aklına gelmektedir. Verdiğimiz
önergeyle ilgili olan madde çalışma hayatını ilgilendirmektedir ama maalesef
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuyla ilgili bu konunun
komisyonda, uzmanların oluşturduğu komisyonda görüşülmeyip Plan ve Bütçe
Komisyonunda görüşülmesi de bir ciddiyetsizliktir.
Başka bir konu da
ülkemizde insanların devlet tarafından dürüstlükten, devlete karşı olan
disiplininden uzaklaştırılmasıdır çünkü ülkemizde borcunu zamanında ödeyen
düzenli insanlar cezalandırılır bir hâle gelmekte, devlete karşı borçlarında da
özensiz olan insanlar da bunu artık başka konularda da alışkanlık hâline
getirmektedir. O kadar sık vergi affı olmaktadır ki artık normal ödeme zamanı
gelen vatandaşlar “Nasıl olsa bir iki gün sonra vergi affı olacak, benim de bu
vergiyi yatırmasam bir şey olmaz.” şeklinde tüm yurttaşlarımızda kanı
uyanmaktadır. Tabii ki devlet, ödeme sıkıntısı çeken vatandaşını düşünecektir,
bunlar için bir düzenleme yapacaktır, yapmalıdır da fakat bir vergi affı gibi
bir düzenleme yaptığınızda, vergisini düzenli ödeyen, devlete karşı disiplinli
davranan vatandaşlarını da düşünmesi ve onların da mükâfatlandırılması
gerekmektedir. Örneğin bir vergi affı düzenlemesi yapıldığında da hiç olmazsa
düzenli ödeyenlerden de öbür sene bir yüzde 5-10 indirim yapılması uygun
olmalıdır.
Torbadaki önemli
bir konu da İşsizlik Sigortası Fonu’dur. Hükûmet, işsizlik sigortasını,
işsizliğe çare bulma olarak topluma algılatmak çabasındadır. Hâlbuki bu
sigorta, işsiz kalan insanın imdadına nasıl yetişilir amacıyla ortaya
çıkmıştır.
Bu tasarı, emekçi
ve işçileri gözeten anlayıştan uzaktır diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim
Aynı mahiyetteki
diğer önerge sahiplerinden Sayın Yaman, buyurun efendim.
M. NURİ YAMAN
(Muş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın 72’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi,
bu bölümde, genelde işsizlik sigortasıyla ilgili biriken fonun harcanması ve
bundan sonra bu fonun daha sağlıklı bir şekilde nasıl yönetilmesi gerektiği
şeklindeki düzenlemeler yapılmıştır.
Bu değişiklikle
de bu İşsizlik Fonu’ndan yararlanan kişilerin gelir getirici başka bir işte
çalışmalarının önüne geçmek üzere, sosyal güvenlik denetmenleri ile sosyal
güvenlik kontrol memurlarının da görev alması istenmektedir.
Aslında bu fonun
şu andaki konumuna baktığımız zaman, 2010 yılı sonu itibarıyla 60,6 milyar
liralık bir işsizlik fonu oluşturulmuştur. Ancak bu fondan… Hükûmet, çeşitli
maddelerde yapmış olduğu değişiklikle, bu fonu, İşsizlik Fonu olarak işçilerin
biriken, yasal bir hakkının kullanılmasının önüne geçmek için her türlü önlemi
aldığı gibi, doğrudan doğruya Bakanlar Kurulunun kararıyla, istihdam yaratacağı
ve işsizliğin önüne geçileceği bahaneleriyle de bu fondaki miktarların yüzde
50’lere kadar işverene aktarılması da öngörülmektedir. Bu nedenle de işçi
kesiminin temsilcisi olan sendikalar kesinlikle bu düzenlemelere karşı çıkmakta
ve bu kaynakların işverene aktarılmasını adil bir yaklaşım olarak
görmemektedir.
Yine “İstihdam
artırıyorum.” düşüncesiyle -şimdiye kadar bu konuda sağladığı özel sektöre
ilişkin avantajlarının yanında- 2015 yılına kadar işverenin işe aldığı yeni
işçilerin işveren sigorta primlerinin İşsizlik Sigorta Fonu’ndan karşılanması
da yine bu düzenlemeyle gündeme gelmektedir. Zaten işçilerin içinde bulunduğu
konumlar ve… Bilhassa emekçi kesimin emekli olduktan sonra -gerek BAĞ-KUR
gerekse SSK ve sosyal güvenlik birimlerinden emekli olan insanlar dahi- sağlık
giderlerini karşılayamayacak bir konuma gelmişlerdir.
Dün bu kürsüden
Kütahya Milletvekili Sayın Alim Işık’ın da dile getirdiği
gibi, bana da, daha önce görev yaptığım Kütahya’nın Dumlupınar ilçesinin Ağaç
köyünden Mustafa Köse isimli arkadaş, günlerdir, aylardır içine düştüğü bir
BAĞ-KUR emeklisi olarak yaşadığı ızdırabı dile getirdi. Bu ızdırabın da… Sağlık Bakanlığının, sağlık hizmetlerinin en iyi şekilde
yürütüldüğünü belirtmesine karşılık, şu anda şeker hastası olan Mustafa Köse,
piyasadan, kendi parasıyla dahi olsa şeker ölçme çubuğu bulamamanın ızdırabıyla
kıvrandığını belirtiyor ve şeker ölçme çubuğu temin edemediği için, kıt kanaat
geçinen bu vatandaşımız ne yazık ki bu ölçümü yapmadan her gün insülin iğnesini
yapmak zorunda kalıyor ve bu insülin iğnesini de bu ölçümü yapmadan yerine
getirdiğinden dolayı da komaya girecek şekilde rahatsız oluyor. Bu
arkadaşımız -nereye başvurduysa- Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe
Komisyonuna, Sağlık Bakanlığına defalarca müracaat etmesine rağmen, bu sorunun
hâlen çözülmediğini görüyor.
Bakın, bir işçi
emeklisi, bir BAĞ-KUR’lu, bir memur emeklisi, o yoksulluk sınırının altında aldığı
ücretle kendi sağlık sorunlarını dahi bugün bulamayacak bir duruma geliyor. Bu
nedenle, bu İşsizlik Fonu’nda biriken 60,6 milyar liralık bu paraların işçiye
ve emeğiyle geçinenlere dağıtılması gerektiğini düşünüyor ve yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
III.-Y
O K L A M A
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Yoklama yapılması istiyoruz.
BAŞKAN –
Önergelerin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır, onu yerine
getireceğim. (AK PARTİ sıralarından “Ayağa kalkın!” sesleri)
Arkadaşlar,
lütfen…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Bahçekapılı, yoklama
istediğimizde bir daha oradan laf atarlarsa her iki seferde bir kapalı oturum
isteyeceğiz. Yoklama istemek bizim en doğal hakkımız. En doğal hakkımızı
kullanıyoruz. Karar sizin, bir daha laf atılırsa görürsünüz. İç Tüzük’ten doğan
haklarımızı kullanıyoruz. Bilgilerinize sunarım!
BAŞKAN - Sayın
İnce, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Ekici, Sayın Koçal, Sayın Keleş, Sayın
Tütüncü, Sayın Güner, Sayın Süner, Sayın Pazarcı, Sayın Özkan, Sayın Arıtman,
Sayın Öztürk, Sayın Dibek, Sayın Ünsal, Sayın Sönmez, Sayın Okay, Sayın Kaptan,
Sayın Erbatur, Sayın Aydoğan.
Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN –
Önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler
kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 72’nci maddesinde geçen “ödeneğinden
faydalanırken” ibaresinin, “ödeneğini almakta iken” şeklinde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Kalaycı (Konya) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ RECAİ BERBER (Manisa) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Paksoy, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET AKİF
PAKSOY (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 72’nci maddesi üzerinde söz almış
bulunuyorum. Sözlerime başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
AKP İktidarı
kendince sihirbazlık yaparak gerçek gündemin üstünü örtmeye çalışıyor. Cambaza
bak taktiğiyle halkın cebindeki kör kuruş yer değiştiriyor. Millî gelir
artmasına rağmen vatandaş yoksullaşıyor, yandaşlar irileşiyor, Hükûmet de bu
sefaleti iktidarın devamı için sömürmekten imtina etmiyor.
Bir ülke düşünün
ki işsizlik artsın, küçük esnaf yok olsun, tarım ve hayvancılık bitme noktasına
gelsin, yandaşlar ihya, vatandaş garip gureba olsun, bunun adı da adalet ve
kalkınma olsun! Buna kim inanır? Unutmayın ki yaptığınız bu sihirbazlık
numaraları ayaklarınıza dolaşacak. Belki siz duymuyorsunuz ama millet “kral
çıplak” diye feryat ediyor. Bunun için, biz, bu kürsüden ülkenin gerçek
gündeminin dile getirilmesini, halkın beklenti ve sorunlarına çözüm bulunmasını
istiyoruz. Bu konuda katkı sunmaya hazır olduğumuzu her zaman ifade ettik,
etmeye de devam edeceğiz.
Siz unuttunuz mu
bilmiyorum ama referandum sürecinde İçişleri Bakanı Şanlıurfa’da birkaç ilin
büyükşehir yapılacağını ifade etmişti, Sayın Başbakan da Denizli’de bu sözü
tekrarladı. Sayın Başbakanın Denizli için bu yönde konuşması seçim havuçlarının
çantadan bir bir çıkarılacağını gösterdi. O zaman bir
çağrımız var: Gelin, büyükşehir
konusunu tartışalım -bu konuda yüce Mecliste çok sayıda teklif var-
millete somut öneriler sunalım.
Değerli
arkadaşlar, 2004 yılında yürürlüğe giren 5216 sayılı Yasa’nın bir 4’üncü
maddesi var. Büyükşehir belediyelerinin kuruluşunu düzenleyen bu maddeye göre
“Belediye sınırları içindeki ve bu sınırlara en fazla 10.000 metre uzaklıktaki
yerleşim birimlerinin son nüfus sayımına göre toplam nüfusu 750.000'den fazla
olan il belediyeleri,
fizikî yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de dikkate
alınarak, kanunla büyükşehir belediyesine dönüştürülebilir.” diyor.
Yasanın birinci
önceliği, büyükşehir belediyesi olacak iller için 750 bin nüfus şartı. Fiziki
yerleşim durumları ve ekonomik gelişmişlik düzeyleri de nüfus kriteri karşılandıktan sonra dikkate alınmış. Her şeyi nicelikle değerlendiren, niteliği nazara almayan ucube bir
anlayış. Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce büyükşehir olan
Eskişehir, Samsun, Sakarya ve Erzurum bugün itibarıyla 750 bin nüfus şartını
taşımıyorlar.
Sayın Başbakan
devlet kesesinden parti propagandası yaptığı sözde toplu açılış törenlerinde
Denizli için de büyükşehir müjdesi verdi. Dilin kemiği yok nasıl olsa,
Batman’da başka söz, Denizli’de başka söz; Trakya’da başka, Karadeniz’de başka
vaat, bir süre sonra da bunları unut gitsin. Sayın Başbakan, madem bu sözünde
samimisin, o zaman, bizim Kahramanmaraş için, diğer milletvekili arkadaşlarımızın
Denizli, Malatya ve Şanlıurfa için büyükşehir kurulması yönünde kanun
teklifleri var, Hükûmetiniz veya torbacı milletvekilleriniz 5216 sayılı
Kanun’un 4’üncü maddesiyle ilgili tasarı ve teklif getirsin, hep birlikte
değiştirelim. Ondan sonra da hangi iller büyükşehir kapsamına alınabilecekse
yüce Meclis bu hususta karar versin. Kahramanmaraş’ın ve büyükşehir olmayı hak
eden illerin hakkını verelim.
Büyükşehir
sözünüz de referandumdan sonra 12 Eylül cuntacılarının yargılanacağı sözüne
benzemesin. Millet yalandan, talandan, iftiradan bıktı. Millet, sizden,
kameralar eşliğinde Ağrı’da ziyaret ettiğiniz bir odalı evde yaşayan 11 çocuklu
ailenin kaç tanesinin 25-30 TL eğitim yardımı alıp almadığını sormanızı
istemiyor, o ailenin televizyon kameralarına yansıyan yoksulluğuna çare
bulmanızı istiyor. Bu millet adaleti, eşitliği, hakkı hukuku iyi biliyor. Onun
için, sayısal çoğunluğunuzu haksız uygulamalarınıza gerekçe göstermeyin.
Gelin, vakit
geçmiş değil, geleceğimize yönelik çözüm önerilerimizi bu Mecliste görüşelim
diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Paksoy.
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa
kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.
BAŞKAN – Yoklama
talebi var.
Sayın İnce, Sayın
Gök, Sayın Öztürk, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Aydoğan, Sayın Keleş,
Sayın Koçal, Sayın Güner, Sayın Süner, Sayın Özer, Sayın Ekici, Sayın Tütüncü,
Sayın Özkan, Sayın Pazarcı, Sayın Arıtman, Sayın Dibek, Sayın Baratalı, Sayın
Ünsal, Sayın Erbatur, Sayın Okay, Sayın Kaptan.
Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Üçüncü bölümde
yer alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Birleşime bir
saat ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 19.13
ALTINCI OTURUM
Açılma
Saati: 20.17
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP
ÜYELER: Fatih METİN (Bolu), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 58’inci
Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı
Tasarı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet
yerinde.
Şimdi, dördüncü
bölümün görüşmelerine başlıyoruz. Dördüncü bölüm 73 ila 100’üncü maddeleri
kapsamaktadır.
Dördüncü bölüm
üzerinde ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Harun
Öztürk’e aittir.
Sayın Öztürk,
buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dördüncü bölümle
ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi adına söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, AKP, kalkınma planı ve hükûmet programlarında “Kayıt dışı
ekonomiyi ödüllendiren, kamuya olan güveni sarsan ve kayıt dışılığı özendiren
her türlü af ve borç yapılandırması beklentisinin önüne geçilecektir.” demesine
rağmen dokuz yıllık dönemde tam tersi uygulamalara defalarca imza atmıştır. Bu
anlamda, görüşülen bu tasarı Hükûmetin beşinci af tasarısı olup AKP’nin hukuk
tanımazlığının son örneğidir. Hükûmet bu tasarıyla yasa hazırlama mevzuatını
hiçe saymıştır. Sayın Başbakan istediği tasarıyı istediği komisyona havale
ettirerek sözde demokrasi adına yapılan ve toplumun değil kişilerin özel
çıkarlarını gözeten bu tasarıların ihtisas komisyonlarında ve kamuoyunda
tartışılmasını önlemeye çalışmaktadır. İç Tüzük hükümleri görmezden
gelinmektedir. Temel kanun olarak görüşülmemesi gereken tasarı temel kanun olarak görüşülmektedir.
AKP’nin Cumhurbaşkanlığı ve Meclis Başkanlığı seçimleri ile Anayasa
değişikliğindeki uzlaşma aramayan dayatmacı tutumunun yeni bir örneği bu
görüşmelerde yaşanmaktadır. AKP’nin dayatmasının ardı arkası gelmemektedir.
Daha geçen hafta Adalet Komisyonunda yüksek yargıyı ele geçirmeye yönelik
tasarının görüşmeleri sırasında olup bitenleri hep birlikte dehşet ve kaygıyla
izledik. Getirdiğiniz tasarıların tartışılmasına bile tahammülünüz yoktur. Oysa
sabredebilseniz zaten bildiğinizi yapacaksınız ancak zaman daralıyor. Ne olur
ne olmaz; maazallah, yüksek yargıyı ele geçirme operasyonu seçime
yetiştirilemezse, başladığınız devleti ele geçirme işi yarım kalabilir!
Değerli
milletvekilleri, Hükûmet torba tasarıyla ilgili olarak muhalefetin itiraz
etmediği yeniden yapılandırma, SSK ve BAĞ-KUR emekli maaş artışları, öğrenci
affı gibi bazı konuların yanına birçok sakıncalı hükmü yerleştirerek hep
birlikte yasalaştırmaya çalışmaktadır. Milletimize seslenmek ve uyarmak
istiyoruz: Dokuz yıldır beceriksiz yönetimiyle sizi borç batağına iten bu AKP
değil midir? Hem insanları borç batağına iteceksiniz hem de seçim öncesi onlara
bir şey yapıyormuş gibi görünerek oylarını almaya çalışacaksınız. Milletimiz
AKP’nin bu cinliklerini artık görmelidir.
SSK ve BAĞ-KUR
emeklilerine seslenmek istiyoruz: Size maaşlarınızın en az 60 lira arttığı
müjdesi Sayın Başbakan tarafından Ekim 2010’da verilmemiş midir? Peki, zamlı
maaşlarınızı Ocak 2011’de alabildiniz mi? Alamadınız. “Neden acaba?” diye kendi
kendinize hiç sormuyor musunuz? Sizi torba tasarının lokomotifi yapmak
istedikleri için zamlı maaşlarınızı bugüne kadar alamadınız. Biz Cumhuriyet
Halk Partisi olarak, emekli maaş artışlarını Bütçe Kanununa ekleyerek 2011 yılı
Ocak ayına yetiştirelim dedik ancak kabul etmediniz. Bir maddelik ayrı kanun
teklifi verdik, gündeme aldırmadınız; çünkü siz, emekli maaş artışlarını bile
torba tasarıya lokomotif yapmaktan çekinmediniz.
Ey emekliler,
Hükûmet size kaşıkla vereceğini bazılarına kepçeyle vermek istiyor ve bunu sizi
kullanarak yapmak istiyor. Lütfen, AKP’nin bu yeni cinliklerini görünüz,
sandıkta dersini veriniz.
Seçimler
nedeniyle yeşil kartlılar aleyhine yapılacak bazı düzenlemeler başta olmak
üzere, birçok genel sağlık sigortası yükümlülüğü 1/1/2012
tarihine ertelenmektedir.
Değerli
milletvekilleri, görüldüğü gibi Hükûmet, bu torba tasarıda da Anayasa
değişikliğinde başarı ile uyguladığı taktiğe güvenmektedir. Bonbon şekerleriyle
birlikte zehirli hapları millete yeniden yutturmak istemektedir.
Değerli
milletvekilleri, Hükûmet bu torba tasarı ile çalışma hayatında önemli
düzenlemeler yapmak istemektedir. Yapmak istediği düzenlemeler çalışanlar
lehine olan düzenlemeler değildir. Genç işsizlere ihbar ve kıdem tazminatı
ödememek için deneme süresi iki aydan dört aya çıkarılmaktadır. Mevsimlik
işçilere, özellikle turizm sektöründe çalışanlara fazla çalışma ücreti
ödenmemesi için denkleştirme dönemi iki aydan dört aya çıkarılmaktadır.
Hazineden karşılanması gereken istihdamın teşvikiyle ilgili giderler tümüyle
işçi, işveren ve devlet katkısıyla oluşan işsizlik sigortasına yıkılmak
istenmektedir. Subjektif değerlendirmelere açık olan sektörel ve bölgesel
krizler bahane edilerek İşsizlik Sigortası Fonu “Kısa Çalışma Ödeneği” adı
altında tümüyle işverenlerin hizmetine sunulmak istenmektedir. “Evden ve
uzaktan çalışma” adı altında kısmi çalışma yöntemleri yaygınlaştırılarak
çalışanların mali ve sosyal hakları ile iş güvenceleri ve örgütlenme hakları
ellerinden alınmak istenmektedir. Kısmi çalışmanın yaygınlaştırılmasıyla
birlikte emeklilik hayalleri suya düşen işçilere “Eksik çalıştığınız sürelerin
primlerini kendiniz yatırırsanız emeklilik ve genel sağlık sigortasından
yararlanabilirsiniz.” denilerek işçilerle âdeta alay edilmektedir. Stajyer öğrenci
harçlıkları, 20’den fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde 239 liradan 189 liraya,
20’den az işçi çalıştıran iş yerlerinde 239 liradan 94,5 liraya
düşürülmektedir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü kapatılarak il özel idarelerine
sürülen işçilerle belediye işçileri yeni bir sürgüne tabi tutulmak, mali ve
sosyal haklarıyla örgütlenme hakları ellerinden alınmak ve güvencesiz
bırakılmak istenmektedir.
Değerli
milletvekilleri, durum böyle olmakla birlikte Bakanlığın yaptığı basın
açıklamasına bakarsak yapılan bu çalışmaların işçilerin lehine olduğu ifade
edilmektedir. Değerli milletvekilleri, işçiler niçin sokakta? Kendi lehlerine
bazı düzenlemeler yapılıyor da, deli mi bu işçiler? Yani kendi yapılan
düzenlemelerin lehlerine olup olmadığının işçiler farkında değil de Sayın Bakan
mı farkında?
Değerli
milletvekilleri, memurların kadroları iptal edilerek ve keyfî geçici
görevlendirmelerin önü açılarak memurların siyasi sürgüne tabi tutulmalarının
hazırlıkları yapılmaktadır. Bir gün bile memuriyeti olmayanlar genel müdür ve
müsteşar yapılmak istenmektedir. Memur ve işçilerin örgütlenme haklarını
kullanmaları engellenmeye çalışılmaktadır. Olumlu sicil alan memurlara altı
yıllık bir süreye karşılık verilen bir kademe ilerlemesi hakkı sekiz yıla
çıkarılmaktadır. İdarenin yargıda kazandığı birçok davaya yasayla müdahale
edilerek belli kesimlere çıkar sağlanmak istenmektedir.
Torba tasarıyla
yapılan değişikliklerin yürürlüğü yer yer 2000’li yıllara kadar götürülerek
kamunun zararına, belli çevrelerin lehine hareket edilmektedir. Kırk dokuz
yıllığına ormandan tahsis alarak turistik tesis yapanların borçları
affedilmektedir. Turizmde verilen izinlere aykırı olarak yapılan yapılaşmalarla
ilgili cezalar, hem geçmişe hem de geleceğe yönelik olarak azaltılmakta ve
azaltılan cezaların ödenmesi kaydıyla her türlü hukuksuzluk meşrulaştırılmak
istenmektedir. 2004 yılından itibaren AKP tarafından teşvik amacıyla verilen
arsa ve araziler teşvikin gereği yerine getirilmemiş olsa bile yandaşlarına yok
pahasına satılmak istenmektedir.
Yap-işlet-devret
modeliyle yapılan ihale sözleşmeleri Yüksek Planlama Kurulunun denetiminden
kaçırılmak istenmektedir.
BDDK, SPK,
Türkiye Kalkınma Bankası ve Vakıflar Bankasının merkezi İstanbul’a taşınarak
Ankara’nın içi boşaltılmak istenmektedir.
Değerli
milletvekilleri, zehri bol, bonbon şekeri az bir tasarıyı görüşmekte olduğumuzu
ifade ediyor, yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Öztürk.
Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili Sayın Mehmet Günal.
Buyurun Sayın
Günal. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
MEHMET GÜNAL (Antalya) – Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, bu görüştüğümüz aslında bir kanun tasarısı değil, Sayın
Başbakanın tabiriyle –en son söyleyeceğimi baştan söylüyorum- bir “ucube”
tasarıdır. Yani önce “torba” dedik, “çorba” dedik, çuvala döndü, en son Akdeniz
tabiriyle “harar”a döndü, böyle pamuk bastığımız balyalar vardır, daha geniş,
daha çok kilo tutsun diye. Maalesef cumhuriyet tarihinde yaşanmamış bir
şekilde, kanun yapma tekniğine aykırı, mevzuata aykırı ve kamu yönetimini
derinden sarsacak bazı düzenlemeler içeren, devletin temeliyle ilgili bazı
düzenlemeler içeren bir tasarıyı böyle bir takvimde, gece yarısı, sabahlara
kadar tartışıyoruz. Dün ikide bitti diye, arkadaşlarımız “erken oldu” diyorlar.
Maalesef böyle bir garabetle karşı karşıyayız. Öncelikle onu belirtmem
gerekiyor.
Değerli
arkadaşlarım, kanun yapma tekniğinin ötesinde İç Tüzük de hiçe sayılarak böyle
bir çalışma yapılıyor. Burada sekiz dokuz tane ayrı ihtisas komisyonunu
ilgilendiren maddeler bu tasarının içerisinde var. Sizlerin hakkı gasbediliyor
değerli milletvekilleri. Sizlerin o komisyonda bunları tartışmış olmanız
gerekiyordu eksiğini fazlasını. Bu bütün milletvekillerimize ve ihtisas
komisyonlarına saygısızlık içeriyor. Otuz tane ayrı bakanlık ve kuruluşu
ilgilendiren maddeler var değerli arkadaşlarım. Ben merak ediyorum -şimdi
yanıma birçok şeyi aldım ama bakın, tasarıyı alamadım, yani ağırlığından- kaç
kişi bunu alıp da bakabildi, o maddelerin tamamına kaç kişi vakıf oldu,
gerçekten merak ediyorum. Ben bir Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak hepsine
bakmama rağmen hâlen daha dönüp dönüp tekrar incelemek durumunda kalıyorum.
Yani ön sıralarda
var, görüyorum, bütün gruplarda ön sıralarda birer tane numune var,
arkadaşlarımız koymuşlar, arka sıralarda göremiyorum ben. Açıkçası
bu bir garabet. Belki gülüyoruz ama ağlanacak hâlimize. Gerçekten
ansiklopedi gibi oldu. Allah’tan iki üç cilt olarak seri hâline getirmediniz.
Elli altı tane içerisinde kanun teklifi eklensin diye koyduk. Yedi dakika
sürdüğünü arkadaşlarımız söylemişti, geneli konuşulurken saymışlar yani
içerisindeki kanun tekliflerini de saydığımız için. Bazılarını önergeyle içine dahil etmeye çalıştık ama ya Allah rızası için sizin de şu
teklifiniz var diye onların da çoğunu dikkate almadan...
Daha önce
söylemiştim, “Burada stok affı yapılıyor…” madde konuşulurken. Bu arada
stoktaki bazı kanun tekliflerini de eritmiş olalım diye arkadaşlarımız elli
altı tanesini içine koymuşlar. Böylece kanun teklifi stokunda da biz de af
kanunuyla beraber biraz azaltma yapmış olduk. Bir o işe yaradı galiba.
Önergelerin çoğu dikkate de alınmadı.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, İç Tüzük’le beraber burada başka bir garabet daha var. Bakın, şimdi
Başbakanlık bir yönetmelik çıkarmış, -kanun, tüzük, mevzuat, yönetmelik
hazırlamak- Mevzuat Hazırlama Yönetmeliği. Orada söylüyor, diyor ki 17’nci
maddesinde; bir tanesini okuyayım, beraberce bakın bakalım, buna uyuyor
musunuz, uymuyor musunuz: “Konu itibarıyla aralarında bağlantı bulunması
sebebiyle birden fazla mevzuatta düzenleme yapılmasını gerektiren hâller
dışında bir çerçeve taslak ile birden fazla düzenlemenin hükümlerinde değişiklik
yapılamaz. Yapılacak değişiklikler her düzenleme için ayrı ayrı çerçeve
taslaklarla yapılır.” Yani bir tanesini okudum size. Bakın, 4’üncü maddede yer
alan ilkelere uyulmuyor bu yönetmelikle, hiçbir şekilde. 6’ncı maddesinde
ilgili kuruluşlardan görüş alınmadığını da… Bazılarından alınmış kalmış. Çünkü
ilgili kuruluştan görüş aldığınızda yirmi otuz maddeydi, siz getirdiniz yüz
yirmi dokuza, ondan sonra geldi iki yüz küsura. Yani yönetmeliğin 4’üncü
maddesi de, 3, 10, 24’üncü maddelerindeki düzenleyici etki analizi de,
hiçbirisi yok.
Dolayısıyla, özet
olarak, bu bir ucube torbadır, tasarıdır, kanun tasarısıdır. Ben Sayın
Başbakandan heykel konusunda gösterdiği hassasiyeti bu konuda da göstermesini
ve bu ucubeyi ortadan kaldırmasını öncelikle istirham ediyorum. O konularda
onun sözünü dinliyorsunuz çünkü. Doğrudan kendisini onun için referans
gösterdim.
Değerli
arkadaşlarım, burada başka bir şey daha var. Bu kanun mevzuata aykırıdır dedik.
Bu kanun ucubedir, bu kanun hararı da geçmiştir. Ama daha da
önemlisi, bu kanun AKP’nin seçim kanunu. Her ne varsa içine, seçime
kadar olması gereken, aman koşun yetiştirin… Geceleyin saat ikide bile
arkadaşlarımız, bürokratlar oralarda koşuşturarak bize son anda “Aman bu da
geldi, aman bu da geldi…” Biz aceleyle, ne geldi diye sırasını bile şaşırdık.
Yani o süreci maalesef yaşadık. Gece yarısı ikide bunu gördük.
Peki, burada
başka ne var daha önemli olan? İşçiler dışarıda -az önce Sayın Öztürk de
söyledi- çalışanlar dışarıda, gösteri yapıyorlar. Kamu çalışanlarıyla, işçi
temsilcileriyle, sendikalarla… Hani şu referandumda vadettiğiniz Ekonomik ve
Sosyal Konseyi toplayarak örneğin, onlarla çalışmadan buraya getirirseniz doğal
olarak tepkiler devam eder.
Başka? Bir gün
bile memuriyeti olmayan birisini on iki yıl dışarıda çalıştı diye müsteşar
yapamazsınız. Böyle bir şey olur mu? Bu, kamu personel rejimini kökünden sarsan
bir düzenleme. Bunu getirip de böyle bir çorbanın içerisine koymanın bir âlemi
var mı? Burada Devlet Memurları Kanunu’yla ilgili zaten bir tasarı vardı, gündemde
bekleyen bir tasarı vardı, onu da bunun içine koydunuz. Bunun ne acelesi var,
nedir, yani nereden mal kaçırıyorsunuz, anlamakta zorlanıyoruz. Bunun acelesi
nedir? Bu kadar insan mağdur. Yeniden yapılandırmayı
bekliyor, vergi yeniden yapılandırmasını, prim yeniden yapılandırmasını
bekliyor. En baştan söyledik, bunları getirin çıkaralım diye değerli
arkadaşlar. Yukarıda konuştuk, kanun ilk geldiğinde konuştuk. Bütün muhalefet
milletvekilleri olarak geldik, dedik ki: “Gelin, şu acil olan kısmı çıkaralım,
diğerlerine bakın sonra, bunlarda bir dayatma var.” Asıl olan, burada
içeriğinden ziyade AKP Hükûmetinin dayatmacı tavrı önemli.
İşçiler niye
isyan ediyor, niye dışarıda? Siz her şeyi dayatırsanız, “Biz yaptık, oldu.”
derseniz olmaz ki, onlarla bir uzlaşma aramanız lazım. Yani ben merak ediyorum,
bunun hangisi acil? İki yüz kırk küsur madde var, hangisi acil bana söyler
misiniz? “Bu yeniden yapılandırmada olanları çıkaralım.” demiştik; geri
kalanlara bakın, çalışma hayatıyla ilgili olan, Devlet Memurları Kanunu’yla
ilgili olan… Hadi bunların hepsini geçtik, geldiniz… Finansal kuruluşların
taşınmasının bu kanunun içerisinde ne işi var arkadaşlar? BDDK’nın
taşınmasının, SPK’nın taşınmasının, bankaların taşınmasının bu kanunda ne işi
var? Gerçekten anlamakta zorlanıyorum çünkü bunlar, dediğim gibi, uzun uzun
tartışılarak dikkate alınması gereken, görüşlerin alınması gereken kanunlar.
Merkez Bankasını sağ olsun Sayın Bakan şimdilik kaydıyla -Sayın Babacan’a
sorduk- “Taşınmaktan vazgeçtik.” dediler ama 56’ncı sıradaki teklifde hâlâ
duruyor -Sayın Veysi Kaynak’ın, arkadaşlarımızın teklifleri- “Merkezi
İstanbul’dadır.” diye.
Ben size bir şey
okumak istiyorum bu taşımayla ilgili: “Ey, kardeşim, Halk Bankasını satıyorsan
niye taşıyorsun? Bırak, alan taşısın. Bu onun sorumluluğunda. Ankara’dan
Şekerbank gitti, İş Bankası gitti, TMSF gitti, şimdi SPK gitsin, BDDK gitsin,
Merkez Bankası gitsin, Ziraat niye gitsin? Özellikle Merkez Bankası gidince ne
olacak? Ziraat İstanbul’a gidince tarım mı yapacak? İstanbul tarım kenti mi
oldu? Döviz kurunu mu Merkez Bankası dengeye getirecek?” diye söylemiş 2006
yılında. Kim söylemiş? Kabinenin üyesi Zafer Çağlayan Ankara Sanayi Odası
Başkanıyken söylemiş. Bir tane de sorusu var Ankara milletvekillerine. Sayın
Babacan’a Komisyonda sordum, cevap vermedi. Bakıyorum, burada yokmuş, Sayın
Maliye Bakanımız burada. Diyor ki: “Ben Ankara milletvekillerinden
‘Milletvekillikleri döneminde Ankara’dan kopartılan taşlar neler olmuştur?
Arkadaş, sen neden İş Bankasının, Şekerbank’ın, Merkez Bankasının, SPK’nın ve
diğerlerinin gidişini engellemedin? Bunların götürülmesi noktasında ne yaptın?’
diye soracağım.”
Ben Sayın Zafer
Çağlayan’ın adına sizlere soruyorum, Ankara milletvekilleri başta olmak üzere
ve ekonomiden sorumlu bakanlar başta olmak üzere: Başkent İstanbul’a taşınırken
ne yaptınız, ne yapıyorsunuz?
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Allah kimseyi bu duruma düşürmesin!
MEHMET GÜNAL
(Devamla) - Değerli arkadaşlarım, hiçbir yerde bir coğrafi finans kenti yok,
finans bölgesi yok, tekstil kent gibi böyle bir şey yok.
S. NEVZAT KORKMAZ
(Isparta) – Mehmet Bey, Sayın Çağlayan daha sonra bakan olacağını nereden
bilsin?
MEHMET GÜNAL
(Devamla) - Amerika’da bütün bu kuruluşlar Washington DC’de, onlar bilmiyor,
AKP Hükûmeti her şeyi çok iyi biliyor, maşallah! Yani SPK’nın karşıtı
Washington’da, Merkez Bankası karşıtı Washington’da, sizin çok sevdiğiniz IMF
Washington’da, Dünya Bankası Washington’da, TMSF’nin benzeri FDIC
Washington’da, onlar bilmiyor New York’a taşımayı, hepsini siz akıl ettiniz.
Vallahi bu kadar! Yani pes!
Haydi oraya geldi, Ataşehir’de ne işiniz var? Bunları daha sonraki
maddelerde konuşacağız. Bu bir siyasi proje, İstanbul’u başkent yapmanın… Biz
de buna karşı durmaya devam edeceğiz.
Saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Günal.
Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu adına Hakkâri Milletvekili Sayın Hamit Geylani.
Buyurun Sayın
Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)
BDP GRUBU ADINA
HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasa
tasarısının dördüncü bölümü üzerinde Barış ve Demokrasi Partisi adına söz
aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, bugün Ankara’da emek kesimine yapılan haksız, hukuksuz saldırıyı
geçiştirmek mümkün değildir. Görüştüğümüz torba yasa tasarısını protesto etmek
ve eleştirmek herkesin en demokratik hakkıdır. Bu temelde yasanın geri
çekilmesi için bugün Türkiye’nin dört bir yanından gelen DSİK, KESK, TMMOB, TTB
ve diğer kuruluşlar, binlerce kişi Kızılay’da buluştular. Bundan doğal bir şey
olabilir mi? Ama ne yazık ki Türkiye’de ve özellikle AKP Hükûmeti döneminde hak
arama, protesto hakkı ve ifade özgürlüğü şiddet yöntemleriyle bastırılıyor,
halkın ve emekçilerin sesi hep kısılmak isteniyor.
AKP Hükûmeti
haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı çıkan ve seslerini duyurmak isteyen hiçbir
muhalif kesime de tahammül edememektedir. Bugün Kızılay Meydanı’nda ortaya
çıkan savaş görüntüleri Mısır’daki Tahrir Meydanı’nda günlerdir devam eden
görüntülere benzememeliydi. İşçiye, emekçiye bu dondurucu kış gününde tazyikli
su, gaz bombası ve coplarla saldıran, birçok kişiyi yaralayan ve gözaltına alan
AKP Hükûmetini, İçişleri Bakanını, gösteriye izin vermeyen Ankara Valisini
kınıyor ve yadırgıyoruz. Bu insanlar hangi gerekçeyle Meclise yürümek
istediler? Herhâlde bunlar yakmaya yıkmaya gelmiyorlardı. Gasbedilmek istenen
haklarını geri almak için anayasal ve demokratik haklarını kullanarak meşru bir
eylem gerçekleştirmek istediler, hepsi bu kadar.
Değerli
arkadaşlar, AKP Hükûmeti ne zaman istihdam yaratmaktan, işsizlik ile
mücadeleden bahsetse mutlaka altından sermaye sahiplerine, patronlara teşvik
çıkıyor; ne zaman işsizlikle mücadeleden bahsetse altından yeni hak gaspları,
işsizler için oluşan fonun yağmalanması gündeme geliyor. Değerli arkadaşlar,
AKP Hükûmetinin işsizlikle mücadele etmek ve sosyal güvenlik sistemini
geliştirmek diye bir derdi ve amacı hiç yoktur. Hükûmetin amacı sermayeye yeni
kâr alanları açmak, onları daha da güçlü hâle getirmektir.
Eğer işsizlikle
gerçekten mücadele etmek isteniyorsa çalışma sürelerinin kısıtlanmasını gündeme
getirmeleri gerekiyor. Türkiye dünyanın en uzun çalışma sürelerine sahip
ülkelerinin başında gelmektedir. Buna karşın, en az ücretli izin hakkı veren
Türkiye’dir yine. Emekçilerimiz Avrupalı işçiye göre haftada ortalama on saat daha
fazla çalışmaktadırlar. Çalışma sürelerinin kısıtlanması hâlinde patronlar
istemese de yeni işçi almak
zorunda kalacaklardır ama çalışma sürelerini gündeme
getiremiyorsunuz; varsa yoksa esneklik, varsa yoksa ucuz emek sömürüsü
gündemdedir.
Değerli milletvekilleri,
Hükûmet işçilerin, emekçilerin haklarını kısmanın yolunu toplumun beklentileri
ile işçi gasplarını aynı yasanın çuvalına koyarak arıyor. Bir yandan vergi
affı, öğrenci affı, emekli maaşlarının iyileştirilmesi, diğer yandan ise daha
fazla sömürü anlamına gelen esneklik, gençlere güvensizlik, stajyer ve
çırakların ücretlerinde düşüş, taşeronlaşma, kadrolu çalışanlara sürgün
dayatılmaktadır. Buna ilave olarak patronlara vergi indirimleri, teşvikler ve
destekler de yasanın içinde yer alıyor, torba böylece büzülmek isteniyor.
Tasarıda,
sözleşmeli çalışanların sendika üyeliklerinden bahsedilirken toplu eylem ve
greve başvurmaları yasaklanıyor. İşte birbirleriyle çalışan
iki istem, işte size bir çifte standart daha. 657 sayılı Yasa’daki
yasaklar arasında sayılan “engelleme” ibaresi, “kamu hizmetlerinin
yürütülmesini engelleme” şeklinde değiştirilerek bununla kamu emekçilerinin
sendikal hak arama yollarına getirilen sınırlandırma genişletiliyor.
Tasarının kabulü
hâlinde, küçük sanayi sitelerini omuzlarına alan 360 bin resmî çırağın
denetimsizlik nedeniyle hakları yeterince korunamayan 200 bin stajyerin
ücretleri de düşecektir. Onların asgari ücretleri dikkate alınırken, kayıt dışı
çalıştırılan yüz binlerce gencimizin, işçinin ücretleri de bu durumdan etkilenmeye
mahkûmdur.
Yine, 657 sayılı
Devlet Memurları Yasası’nda yapılmak istenen değişikliklerle de sözleşmeli ve
ücretli çalıştırma gibi, esnek ve güvencesiz istihdam tüm kamu alanlarında
yaygınlaşacaktır. Kamu emekçileri de başka kurumlara ödünç verilebilecek. Norm
kadro fazlası kamu emekçileri, ihtiyaç fazlası personel olarak da 4/C’ye
geçirilmek istenmektedir. Kamu emekçisi esnek çalışacak, geçici
görevlendirmelerle yasal olarak altı aya kadar sürgüne gönderilebilecek, hak
arama şartları böylelikle oldukça zorlaştırılacaktır.
Değerli
arkadaşlar, bilindiği gibi, 2008 yılında, istihdam maliyetlerini düşürmek üzere
işverenlerin sosyal güvenlik prim katkıları düşürülmüştü. Bu prim hepimizin
kasasından yani hazineden yani yoksul halkın vergilerinden alınmaktaydı. Her ay
9 milyon kişinin yaklaşık 50 TL’lik işveren sigorta payını devlet ödüyor.
İşçiye, işsize gelince “Kaynak yok.” deniliyor çünkü artık yardım da parası
olana yapılıyor, fakire yapılmıyor, daha büyük sermaye sahiplerine yapılıyor.
Yine, bu yetmiyormuş gibi, torbaya yeni teşvikler de ilave edilmiş durumda. Bu
teşvikten faydalanan sermayedar, aynı zamanda, İşsizlik Fonu’ndan da yeni
aldığı işçi için teşvikler alacaktır, teşvik üstüne teşvik tabii. Patronlar
sosyal güvenlik sistemine katkı vermekten de muaf tutulacaklardır. Kaynak ise, her zaman olduğu gibi, İşsizlik Fonu. Şirketlerden
alınan vergilerde yapılan indirimlere de aynı hızla devam edecektir.
Tasarıyla
birlikte on binlerce belediye ve il özel idaresi işçisi millî eğitim veya
emniyet teşkilatının taşra teşkilatlarına sürgün olarak gönderileceklerdir.
Atandığı yerde beş gün içinde işe başlamaması durumunda ise işini kaybedecek
konuma gelecektir. İhtiyaç fazlası bildirilen belediye beş yıl boyunca yeni
işçi alamayacak, taşeron ile anlaşacak, taşeronlaşma yaygınlaşacaktır; amaç bu.
Şirketler, artık, daha az kadrolu istihdamı tercih edeceklerdir; sadece
ihtiyacı kadar işçi çalıştıracak, esneklik artacak, uzaktan ve evden çağrı
üzerine çalışma yaygınlaşacaktır. Turizm sektöründe denkleştirme süresi dört
aya çıkacak, bu uygulamayla çalışma saatleri artacak, fazla mesaiden kaynaklı
haklar gasbedilecektir.
Değerli
arkadaşlar, torba yasanın çalışma hayatında yaptığı olumsuz değişikliklerin
tasarıdan çıkarılması gerektiğini bir kez daha altını çizerek vurgulamak
istiyorum.
Bu duygu ve
düşüncelerle Genel Kurulu bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Şahsı adına
Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı.
Buyurun. (MHP
sıralarından alkışlar)
KEMALETTİN NALCI
(Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın dördüncü bölümü üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Bu
vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bilindiği gibi, bu torba kanun tasarısı, birçok kurumu,
kuruluşu ve Türkiye'de yaşayan her kesimi ilgilendiren kanun tasarılarının
getirilip dâhil edildiği ve alt komisyonlarda görüşülerek yaklaşık olarak üç
dört hafta da burada, Genel Kurulda görüşeceğimiz bir kanun tasarısı. Lakin, burada sizin iddia ettiğiniz gibi, bu kanun tasarısı
içinde -ki geçen maddelerde- insanları memnun eden, tatmin eden konuların
bulunmadığı kamuoyunca bilinmektedir. Diyeceksiniz ki “Bunu nereden
çıkartıyorsunuz?” Oradan sayın milletvekilim bakıyor. Kamu-Sen, bu torba
kanunla ilgili, Tekirdağ’da gezdiğimiz zaman, bir şeyler verdi ve ben size bunu
burada bildirmek istiyorum. Diyorlar ki: “Güzel ama bu kanun tasarısıyla bizim
dokuz senedir masalarda konuştuğumuz konuların bazıları gündeme getirildi.
Bizim görüşümüz alınmadan getirilen kanun tasarıları da bize verilenler kadar
bizden alıp götürdü.”
Bakın, ben size
burada bir şey okumak istiyorum, diyor ki: “Türkiye Kamu-Sen’in mücadele ederek
torba kanun tasarısına dâhil etmeyi başardığı maddelerin yanında, Hükûmetin
memurlarımızın taleplerini görmezden gelerek tek taraflı olarak hazırlayıp
tasarıya eklediği konular da bulunmaktadır. Ne yazık ki bu konular torba
kanunla getirilen olumlu düzenlemelerin kazançlarını ortadan kaldıracak
düzeydedir. Öyle ki olumsuz bulduğumuz ve karşı çıktığımız maddelerin özünde
kamunun işleyişi, yapısı ve düzenini bozma amacı yatmaktadır. Bu nedenle,
tasarının götürdükleri getirdiklerinin çok üzerindedir.”
Sayın
milletvekilleri, onun için, bakıldığı zaman, tabii ki bu tasarının iyi yönleri
var. Burada yüz, iki yüz maddenin hepsinin de yanlış olduğunu hiç kimse
savunmuyor ama burada, hazırlanan tasarının memurlardan, kamu çalışanlarından
götürdüklerini şöyle bir sıralamak istiyoruz: Kamuya özel sektörden üst düzey
yöneticiler atanması sağlanarak hükûmet memuru uygulamasından geçilmektedir.
Aynı zamanda, kadrosu kaldırılan memurları sürgün edebilmenin önü açılmaktadır.
Bu kanun tasarısıyla, torba kanun tasarısıyla kamuda kısmi zamanlı, çağrı
usulüne göre, güvencesiz ve düşük ücretli eleman çalıştırmanın önü
açılmaktadır. Bir başka deyişle, aynı bu tasarının içinde, kamu kurum ve
kuruluşlarının devlet karşıtı görüşlerin yer aldığı yayınların barınağı hâline
getirilmesi mümkün kılınmaktadır. Tasarı, eklenen ve çıkarılan maddeler
nedeniyle yamalı bohçaya dönmüş, kamu çalışanları AKP’nin oyuncağı hâline
getirilmiştir.
Bunları ben
söylemiyorum Sayın Milletvekilim.
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – Sen söylemiyorsun!
KEMALETTİN NALCI
(Devamla) - Bunları Kamu-Sen, aynı şekilde Türkiye Kamu-Sen’in hazırlamış
olduğu raporlardan sizlere ben buradan aktarıyorum. Lütfen dinleyin. Dinleyin,
belki bunların içinden sizin de bir bakacağınız konular çıkabilir Sayın
Milletvekilim.
Geçici
görevlendirmelerin bir yılda altı ayı geçemeyeceği hükme bağlanarak sendikal
baskılar ve yıldırma politikalarının yasal kılıfı hazırlanmıştır.
Değerli
milletvekilleri, burada beş dakikalık zamanda kamu çalışanlarının bu tasarıyla
ne kadar zarara uğratıldığını ve haklarının gasbedildiğini burada inşallah
bundan sonraki konuşmalarda yeniden dile getireceğimizi bildirir, hepinizi
saygıyla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Nalcı.
Şahsı adına
Balıkesir Milletvekili Ali Osman Sali.
Buyurun efendim.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ OSMAN SALİ
(Balıkesir) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın dördüncü bölümü hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, kanun tasarısının bu bölümünde, istihdamın artırılmasına, çalışma
hayatının iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler ağırlıklı olarak yer
almaktadır. Ben, sürem yettiğince bu düzenlemelerden bazıları hakkındaki
görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, tasarının 24’üncü maddesi ile 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası
Kanunu’na, kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını ve istihdamını
artırmak, yeni istihdam yaratılmasını teşvik etmek ve çalışanların vasıflarını
yükselterek işsizlik riskini azaltmak, mesleki ve teknik eğitimi özendirmek,
kalite ve etkinliğini artırmak amacıyla yeni bir geçici madde ilave
edilmektedir. Bu maddeyle, teşvik uygulamasının 31/12/2015
tarihine kadar sürdürülmesi öngörülmekte ve Bakanlar Kuruluna da bu süreyi beş
yıl daha uzatma yetkisi verilmektedir.
Yapılan
düzenlemeyle, maddede yazılı diğer şartları taşımaları kaydıyla, özel sektör
işverenlerince işe alınan on sekiz yaşından büyük ve yirmi dokuz yaşından küçük
erkekler ile on sekiz yaşından büyük kadınlardan mesleki yeterlilik belgesine
sahip olanlar kırk sekiz ay süreyle, mesleki ve teknik eğitimi tamamlayanlar
veya iş gücü yetiştirme kurslarını bitirenler otuz altı ay süreyle, hiçbir
belge veya niteliğe sahip olmayanlar yirmi dört ay süreyle; yirmi dokuz
yaşından büyük erkeklerden mesleki yeterlilik belgesine sahip olanlar, mesleki
ve teknik eğitimi tamamlayanlar veya iş gücü yetiştirme kurslarını bitirenler
yirmi dört ay süreyle; çalışmakta iken bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten
sonra mesleki yeterlilik belgesi alanlar, mesleki ve teknik eğitimi
tamamlayanlar veya iş gücü yetiştirme kurslarını bitirenler on iki ay süreyle;
bunların İŞKUR’a kayıtlı işsizler arasından alınmış olmaları hâlinde öngörülen
sürelere ilave olarak altı ay süreyle; on sekiz yaşından büyüklerden hiçbir
mesleki belge ve niteliğe sahip olmayanlar, İŞKUR’a kayıtlı işsizler arasından
işe alınmaları hâlinde altı ay süreyle desteklenecekler ve prime esas
kazançları üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait
tutarı, koşulların devamı süresince İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacaktır.
Özetle, elli dört ay ile altı ay
arasında, statülerine göre, işveren sigorta primleri İşsizlik Sigortası
Fonu’ndan karşılanacaktır. Bu şekilde, kadın ve genç istihdamının teşvik
edilmesi amaçlanmaktadır.
Değerli
arkadaşlar, ülkemizin her geçen gün cazibe merkezi hâline gelmesi nedeniyle
çevre ülkelerden ülkemize doğru yoğun bir şekilde iş gücü göçü yaşanmaktadır.
Tabiidir ki yasal olmayan yollardan genellikle ülkemize çalışmak için
gelenlerle etkili bir şekilde mücadele edilmesi de gerekmektedir. 4817 sayılı
Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun’da yer alan bazı eksiklikler
nedeniyle, izinsiz çalışan yabancıların denetiminde ve izinsiz çalışan
yabancılarla bunları çalıştıranlara kanunda öngörülen yaptırımların
uygulanmasında bazı aksaklıklar yaşanmaktadır. Tasarının 75’inci maddesiyle
4817 sayılı Kanun’un 20’nci maddesinde değişikliğe gidilerek, kolluk güçleri
tarafından yapılan denetimlerde izinsiz çalıştığı tespit edilen yabancılara ve
bunları çalıştıranlara, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bölge müdürlerince
ikinci bir inceleme yapma ihtiyacı hissetmeden, doğrudan idari yaptırım
uygulanmasına imkân getirecek denetimlerin etkinleştirilmesi amaçlanmıştır.
Değerli
milletvekilleri, bilindiği üzere, 4857 sayılı Kanun’da kadın işçilerin doğum
izni kullanmalarına yönelik kurallara yer verilmiştir. Mevcut düzenlemeye göre,
kadın işçiler doğumdan önce sekiz hafta, doğumdan sonra da sekiz hafta olmak
üzere toplam on altı hafta süreyle ücretli doğum izni kullanabilmekte, doğumdan
önce, doğuma üç hafta kalana kadar çalışmaları durumunda, doğumdan önce
kullanmadıkları izin sürelerini doğum izinlerine ekleyerek
kullanabilmektedirler. Ancak, hepinizin bildiği gibi, erken doğum hâlinde
kullanılmayan doğum öncesi izinlerin ne şekilde kullanılacağı belli değildir.
Yapılan düzenlemeyle, erken doğum nedeniyle doğum öncesi kullanılamayan
izinlerin de doğum sonrasında kullanılması öngörülmüştür.
Tasarının hayırlı
olması temennisiyle, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Sali.
Sayın
milletvekilleri, dördüncü bölümün görüşmelerine devam olunmasına dair İç
Tüzük’ün 72’nci maddesine göre verilmiş bir önerge vardır, gerekçesiyle
birlikte okutuyorum
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
TBMM İçtüzüğü'nün
72 nci maddesi uyarınca, görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 4
üncü Bölümünün görüşmelerinin devamına karar verilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
M. Akif Hamzaçebi |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Harun Öztürk |
|
|
Trabzon |
Malatya |
İzmir |
|
|
Sacid Yıldız |
Hüseyin Pazarcı |
Bülent Baratalı |
|
|
İstanbul |
Balıkesir |
İzmir |
Gerekçe:
Hükümet, kriz
Türkiye'yi teğet geçecek demesine rağmen, gerekli tedbirler zamanında
alınmadığı için, artan işsizlik ve iflaslar nedeniyle dünyada krizden en çok
etkilenen ülke bizim ülkemiz olmuştur.
Hükümet
programlarında; kayıtdışı ekonomiyi ödüllendiren, kamuya olan güveni sarsan ve
kayıtdışılığı özendiren her türlü af ve borç yapılandırılması beklentisinin
önüne geçilecektir, denilmesine rağmen, dokuz yıllık dönemde defalarca af
tasarısı yasalaştırılmıştır.
Sayın Başbakan,
dilediği tasarıyı dilediği komisyona havale ettirerek, toplumun değil kişilerin
özel çıkarlarını kollayan tasarıları ihtisas komisyonlarından ve kamuoyundan
kaçırmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı
ve Meclis Başkanlığı seçimleri ile Anayasa değişikliklerinde ortaya konulan
dayatmacı tavır sürdürülmektedir.
Geçen hafta
Adalet Komisyonunda yüksek yargıyı ele geçirmeye yönelik tasarının görüşmeleri
sırasında yaşananlar hepimizi derin kaygılandırmıştır.
Hükümet, bu Torba
Tasarı ile muhalefetin itiraz etmediği; yeniden yapılandırma, SSK ve Bağ-Kur
emekli maaş artışları, öğrenci affı gibi konuları ile birlikte, adrese teslim
bazı düzenlemeleri de yasalaştırmak istemektedir.
9 yıldır
beceriksiz yönetimi ile milleti borç batağına saplayan AKP, şimdi seçim öncesi
bir şey yapıyormuş gibi görünmeye çalışmaktadır.
Ekim 2010'da, SSK
ve Bağ-Kur emekli maaşlarına en az 60 lira artış yaptığını müjdeleyen Sayın
Başbakana, bu maaş artışını yapmak için niçin Torba Tasarıyı beklediğini sormak
gerekir.
Maaş artışlarının
2011 bütçe kanununa eklenmesi önerimizi niçin reddettiklerini sormak gerekir.
Bu konudaki bir
maddelik ayrı kanun teklifimizi niçin gündeme aldırmadıklarını sormak gerekir.
Bu soruların
cevabı, yetersiz maaş artışlarının Hükümet tarafından Torba Tasarıya lokomotif
olarak konulmasında aranmalıdır.
Bu Torba Tasarıda
da, bonbon şekerlerinin yanında zehirlileri de vardır.
Gençlere ihbar ve
kıdem tazminatı ödememek için deneme süresi iki aydan dört aya çıkarılmaktadır.
Mevsimlik
işçilere, özellikle turizm sektöründe çalışanlara, fazla çalışma ücreti
ödememek için denkleştirme dönemi 2 aydan 4 aya çıkarılmaktadır.
Hazineden
karşılanması gereken istihdamın teşvikiyle ilgili giderler, tümüyle işsizlik
sigortasına yıkılmaktadır.
Sektörel ve
bölgesel krizler bahane edilerek, işsizlik sigortası fonu, kısa çalışma ödeneği
adı altında tümüyle işverenlerin hizmetine sunulmaktadır.
Kısmi çalışma,
evden ve uzaktan çalışma yöntemleri ile yaygınlaştırılarak çalışanların mali ve
sosyal hakları, iş güvenceleri ve örgütlenme hakları ellerinden alınmaktadır.
Kısmi çalışmanın
yaygınlaştırılmasıyla birlikte, emeklilik hayalleri suya düşen işçilere, eksik
çalıştığınız sürelerin primlerini kendiniz yatırırsanız, emeklilik ve genel
sağlık sigortasından yararlanabilirsiniz diyerek, işçilerle âdeta alay
edilmektedir.
İl özel
idarelerine sürülen işçiler, yeni bir sürgüne tabi tutulmak, mali ve sosyal
hakları ile örgütlenme hakları ellerinden alınmak ve güvencesiz bırakılmak
istenmektedir.
Kadroların iptali
ve keyfî geçici görevlendirmeler yoluyla memurların siyasi sürgüne tabi
tutulmalarının hazırlıkları yapılmaktadır.
Bir gün bile
memuriyeti olmayanlar genel müdür ve müsteşar yapılmak istenmektedir.
Turizmde, verilen
izinlere aykırı olarak yapılan yapılaşmalarla ilgili cezalar, hem geçmişe hem
de geleceğe yönelik olarak azaltılmakta ve azaltılan cezaların ödenmesi
kaydıyla her türlü hukuksuzluk meşrulaştırılmaktadır.
AKP tarafından
2004 yılından itibaren teşvik amacıyla verilen arsa ve araziler, teşvikin
gereği yerine getirilmemiş olsa bile, yandaşlara yok pahasına satılmak
istenmektedir.
Yap-İşlet-Devret
modeliyle yapılan ihale sözleşmeleri YPK'nın denetiminden kaçırılmak
istenmektedir.
BDDK, SPK,
Türkiye Kalkınma Bankası ve Vakıflar Bankasının merkezleri İstanbul'a taşınarak
Ankara'nın içi boşaltılmak istenmektedir.
Yükseköğrenimde
okuldan atılma kaldırılıyor görüntüsü altında, paralı yükseköğrenime adım
atılmak istenmektedir.
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, yoklama…
BAŞKAN – Evet,
önergenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır, onu yerine getireceğim:
Sayın İnce, Sayın
Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Karaibrahim, Sayın Çöllü, Sayın Koçal, Sayın
Erbatur, Sayın Tütüncü, Sayın Köktürk, Sayın Güner, Sayın Özkan, Sayın Kaptan,
Sayın Süner, Sayın Aydoğan, Sayın Dibek, Sayın Topuz, Sayın Hamzaçebi, Sayın
Soysal, Sayın Pazarcı, Sayın Ersin.
Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar
ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, ismini okuduğumuz arkadaşlarımız soru için sisteme
girmişlerdi ama silindi. Ben, onların isimlerini tekrar okuyorum, sırasıyla
kendilerine söz vereceğim: Sayın Ağyüz, Sayın Tankut, Sayın Paksoy, Sayın Asil,
Sayın Akkuş, Sayın Işık ve Sayın Taner.
Evet, Genel
Kuruldaysa bu arkadaşlarımız sisteme girerlerse soru-cevap işlemini
başlatacağım.
Evet, saygıdeğer
milletvekilleri, on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.
Sayın Ağyüz,
buyurun efendim.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakanım,
emeklilerin zamlı maaşı aylar önce Sayın Tayyip Erdoğan, Başbakanımız
tarafından açıklanmıştı. Bu ay emekli maaşları zamlı verilemedi. Emekliler
zamlı maaşı ne zaman alacak, farklarla birlikte mi vereceksiniz, yoksa onu da
bir süre sürüncemede mi bırakacaksınız?
Bu TMSF malları
niye hep AKP’ye yakın sanayici, iş adamı geçinen insanlara haraç mezat
satılıyor? Mesela CINE 5 yine satışa çıktı. Bir tek firma katılmış, aynen ATV,
Sabah gibi ve bu şirket 26/1/2011’de kuruluyor, 1
Şubatta ihaleye giriyor. Bu dikkat çekici bir şey değil mi? 40 milyon dolarlık
işe 21 milyon dolar veriyor. Yani gene bu işin de ona verileceği belli.
Şirketin kuruluşuna bak, işe ihaleye girişine bak. İhaleye giren şirketin
kuruluşunun nerede yapıldığını bir inceleyin bakalım. Kimin avukatı, hangi
siyasinin avukatının bürosunda kuruldu bu?
Emlak vergisine
bu yıl zam olmayacağını Sayın Bakan açıkladı.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Ağyüz.
Sayın Tankut…
YILMAZ TANKUT
(Adana) – Teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan, bu
tasarı çerçevesinde kamu alacaklarının yapılandırılması sonucu ceza ve
faizlerden kaynaklanan toplam ne miktarda alacaktan vazgeçilecektir? Yine bu
zamana kadar tahsil edilemeyen kamu alacaklarının tahsil edilmesi beklenen
toplam tutarı ne olacaktır? Tahsil edilmesi beklenen tutarlar tahsil
edildiğinde bu paraların öncelikle hangi alanlarda ve ne amaçla kullanılması
öngörülmektedir?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Sayın Paksoy…
MEHMET AKİF
PAKSOY (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
Hükûmet tasarısında yer alan ve kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan uzmanları
aynı statüye getirerek ücretlerinde iyileştirme yapılmasını öngören düzenleme
Hükûmet ve AKP Grubu tarafından önce değişiklik yapılmış, sonra tümüyle
tasarıdan çıkarılmıştır. Sayın Bakan, şimdi bu düzenlemeyi yapmıyorsunuz, daha
sonra yapmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız, bir takvim verir misiniz?
İkinci sorum da:
Borcunu zamanında ödeyen vatandaşlarımıza telafi edici kolaylıklar sağlamayı
düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Paksoy.
Sayın Taner…
RECEP TANER
(Aydın) – Sayın Bakan, daha önceki yapılandırmalarda SGK’ya tabi sigortalıların
çalışma boşluklarının borçlanılması maddesi vardı. Bu düzenlemede bunu
göremedik. Geçici maddelerde hizmet borçlanmasıyla ilgili bir önerge versek
nasıl değerlendirirsiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Asil…
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakan,
konuşmamda da değindim, şimdi de soru hâlinde size tevdi ediyorum: Erkek,
askerlik görevi sürelerini borçlanırken sigortalılığın başlangıç tarihi sorulmuyor.
Sigortalı işe girdiği tarihten önce askerlik görevini yapmış ise askerlikte
geçen süreleri borçlanabiliyor. Borçlandığı gün kadar sigortalılığın başlangıcı
da geriye yürüyor. Kadın, doğumunu sigortalı işe girdiği tarihten önce yaptıysa
doğum borçlanma isteği kabul edilmiyor. Sayın Bakan, Anayasa’nın 10’uncu
maddesinde “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir.” ibaresine rağmen,
niçin kadınlara karşı ayrımcılık içindesiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Sayın Akkuş…
AKİF AKKUŞ (Mersin)
– Sayın Başkan, Sayın Bakan; işsizlik sigortasından istifade edenler aynı
zamanda sağlık hizmetlerinden de faydalanıyor ancak emeklilik sigortasından
faydalanamıyor. İşsizlik sigortasından istifade edenlerin emeklilik
sigortasından da istifade ettiği birçok ülke bulunmaktadır. Bu hak sahiplerinin
emeklilik sigortasından da faydalanmaları konusunda bir çalışma yapmayı düşünür
müsünüz? Bu, verilmesi gereken gecikmiş bir hak değil midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Sayın
Işık…
ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
TEDAŞ’a bağlı işletmelerde “kapsam dışı personel” adıyla çalıştırılan
üniversite mezunu çalışanların mağduriyetlerinin giderilmesi konusunda ne
aşamaya gelinmiştir? Bunların mağduriyetinin bir an önce çözülmesi konusunda
bir düşünceniz var mıdır?
İkincisi: Kamuda
sosyolog, kütüphane arşivcisi ve benzeri unvanlarla çalışan personelin teknik
hizmetler sınıfına taşınmasına rağmen, özlük haklarında herhangi bir değişme
olmamıştır. Acaba, bu unvanla çalışan teknik hizmetler sınıfında
görevlendirilen sosyologlar ve diğer personelin özlük haklarında iyileşme
sağlanabilecek midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakanım,
buyurun efendim.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Çok değerli
milletvekilleri, öncelikle emeklilerimizin zamlı maaşlarıyla ilgili konuda kısa
bir açıklama yapmak istiyorum:
Çok değerli
arkadaşlar, biliyorsunuz, emeklilere yeni yılda maaşlarını zamlı olarak
verebilmek için bu kanunun çıkması lazım. Maalesef, torba kanun, Komisyondaki
gecikmeler sebebiyle Meclisin gündemine de gecikmeli olarak gelebildi. Şimdi,
yine, Mecliste de kanun çıkarılma sürecinin çok uzun olması sebebiyle de kanun
çıkana kadar beklemek durumunda kalacağız. Bu açıdan bakıldığında, eğer sizler
anlayış gösterirseniz ve bu kanunun çıkmasını kolaylaştırır, çabuk
çıkarabilirsek şubat ayında biz emeklilerimize -ocak ayındaki farklarla beraber
olmak üzere- zamlı maaşlarını verme imkânına sahip olacağız. Dolayısıyla desteklerinizi
ve anlayışlarınızı bekliyoruz.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Çekin, onu ayrı bir kanun olarak getirin, hemen yapalım.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – TMSF’nin CINE5 satışıyla alakalı
olarak… Sizler de biliyorsunuz aslında burada sürecin nasıl olduğunu. İki defa
ihaleye çıkılmış, herhangi bir teklif alınamamış, üçüncü kez ihaleye çıkılıyor.
Biliyorsunuz herkese açık bir ihale yapılıyor. Üçüncü kez yapılan ihaleyle
ilgili siz bir durumdan bahsettiniz. Bu açıdan bakıldığında ihale normal
mevzuat sistemine uygun bir şekilde yürütülüyor.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – 26’sında kuruldu şirket.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Kamu alacaklarının yapılandırılmasıyla
ilgili olarak; birçok kez sordunuz, tekrar ben söylemek de istiyorum, bununla
ilgili ne kadar bir yapılandırma söz konusu olacak ve ne kadar bir gelir elde
edilecek? Bununla ilgili biliyorsunuz şimdiye kadar bir açıklama yapmadık çünkü
alacaklarla ilgili belirlenen evrenin tahminî olduğunu ve tahmine dayalı da
sizlere bir rakam vererek yanıltmak istemediğimizi birçok kez ifade etmiştik,
tekrar söylüyoruz.
Uzmanlar için
yapılan düzenleme konusunda… Evet, çok haklısınız, uzmanlarla ilgili
düzenlemeye bu kanunda yer verilmişti. Doğrusunu söylemek gerekirse, Türkiye’deki
bütün bakanlıkların her birisinin kariyer uzmanlığının birbirine eşit derecede
algılanması, tanımlanması ve ücretlerinin de o şekilde tarif edilmesiyle ilgili
bir çalışmayı biz de arzu ediyoruz ancak yapılan çalışmada bazı teknik hatalar
görüldüğü için çıkarılmıştı, biz bu konunun takibini yapacağız. Doğrusu, mümkün
olsa en kısa zamanda çıkarabilsek. Tabii, o konularda sizlerin de desteğine
ihtiyacımız olur.
Borcunu ödeyen
vatandaşlarla ilgili olarak… Tekrar bir şeyi ifade etmek istiyorum: Çok değerli
arkadaşlar, az önce bir konuşma dinledik, çok saygıdeğer milletvekillerimizden
bir tanesi, işverenlerin 5 puanlık indirimlerinin yapılması karşısında aslında
işverenlere kamu kaynaklarının tahsis edildiğini ve dolayısıyla da işçiler
yerine işverenlere birtakım kaynak aktarıldığını ifade ediyordu. Şimdi, biz bir
tercih yapmalıyız, eğer bir teşvik varsa ve teşvik talep ediliyorsa teşviki mi
istemeliyiz, yoksa buna karşı mı çıkmalıyız, bu tercih edilmeli. Biz, 5 puanlık
indirimi yapıyoruz; 5 puanlık indirim, bu ülkede sosyal güvenlik açısından
sorumluluklarını yerine getiren vatandaşlarımızın ve işverenlerimizin
borçlarını sürekli ödemeleri karşılığında ve vaktinde ödemeleri karşılığında
onlara yapılmış bir teşviktir. Bu, aynı zamanda kayıt dışılıkla da bir
mücadeledir çünkü kayıt dışı olursa biz bu teşvikleri uygulamıyoruz o
işletmelere. Bu sebeple bakıldığında, bu, hakikaten mükellefiyetlerini yerine
getiren insanlarımıza yaptığımız bir geri ödemedir ve yeniden yapılandırmayla
da yaptığımız uygulamayı belki destekleyecek türden bir muhteva taşımaktadır.
Kanunda -az önce
sizler de ifade ettiniz- hizmet borçlanmasıyla ilgili herhangi bir düzenleme
yok. Hizmet borçlanmasıyla ilgili bir düzenleme yapmayı da düşünmüyoruz. Bu
açıdan bu konuya bir açıklık getirilmesinde yarar var.
Çok değerli
arkadaşlar, bugüne kadar, daha doğrusu sosyal güvenlik reformu sürecine kadar
sadece tek değişkenle emeklilik tanımlanıyordu yani belirli bir gün sayısında
prim ödenerek emekli olmak mümkündü, hâlbuki sosyal güvenlik reformlarından
sonra, sizler de biliyorsunuz, aslında 2005’ten önce sizin döneminizde de
yapılan düzenlemelerde elli sekiz-altmış yaşına çıkan bir uygulama vardı, biz
nihayet bunu altmış beşe çıkarmıştık ve kademeli olarak bir geçiş öngörülmüştü.
Şimdi emeklilik için iki değişken var:
Bir, prim ödeme gün sayısı. İki, yaş. Dolayısıyla yaş olmasaydı geriye dönük
borçlanma belki insanların emekliliği için daha kolay veya daha çabuk bir sonuç
doğurabilirdi ama şimdi yaş uzadıkça geriye dönük borçlanmanın çok pratik bir
faydası ortaya çıkmayacak. Bu açıdan bakıldığında vatandaşlarımızın bu
değişikliği fark etmelerinde bence yarar var. Geriye dönük borçlanacağına
ileriye dönük, daha kısa kısa primlerle ve paylarla primini ödeyerek yaşını
beklese veya çalışarak devam etse ve prim ödese, bence, emeklilik için çok daha
olumlu sonuç elde edebilir, en azından maaşı da daha yüksek olur.
Askerlik
sürelerinin borçlanması ve kadın doğumuyla ilgili yaptığınız eleştiriyi çok
haklı buluyorum, bunu çok net söyleyeyim. Çünkü kadınların geriye dönük olarak,
yani çalışmadan yaptığı doğumların borçlanmasına izin vermiyoruz. Ama
yaptığımız bu şey, doğru olan şey budur. Yanlış olansa, çalışmadığı ve sosyal
güvenlik sistemine dâhil olmadığı hâlde askerlik yaptığı dönemde prim ödemeden
onun borçlanma imkânının olması ve emeklilik süresine dâhil edilmesidir. Bu
sosyal güvenlik sistemi ve mantığı açısından doğru değildir. Eğer
eleştireceksek lütfen doğru bir yerden eleştirelim ve kadınlara verilmeyen bir
haktan değil, yanlış verilmiş ve sosyal güvenlik sistemimizi yanlış etkileyen
bir durumdan bahsederek eleştirelim. Çünkü sosyal güvenlik bu toplumun,
özellikle de çocuklarımızın geleceği demektir ve onların geleceği için de biz
sosyal güvenlik sistemini reel olarak çalışma, reel olarak prim ödeme ve bunun
karşılığında reel olarak maaş alma sistemine bağlamak durumundayız. Aksi
takdirde kendimiz için olumsuz kararlar vermiş oluruz.
İşsizlik
sigortasından yararlananların emeklilik sigortasından yararlanamamaları: Yine
aynı şeyi söylemek gerekecek belki. İşsizlik sigortasından yararlanarak
ücretini alan arkadaşlar normal şartlarda bize daha önceden ödedikleri primin
bir karşılığını alıyorlar, haklarını alıyorlar. Ama emeklilik prim ödeme
karşılığı elde edilen başka bir haktır. O açıdan, o dönemde prim ödememesi
sebebiyle onun emekliliğine sayılacak bir primmiş gibi algılanması hiç doğru
olmaz. O açıdan, ben o sistemin veya bu tavrın pek olumlu sonuç vermeyeceğini
düşünüyorum.
TEDAŞ’la ilgili
sorulan soru: Doğrusu, Sayın Işık, ben bu konuyu şimdi siz dile getirince fark
ettim. Buna yazılı cevap verelim.
Yine, ayrıca
“Sosyolog ve kütüphaneciler için özellikle Devlet Planlama Teşkilatında bir
çalışma var mı yok mu?” Buna da izin verirseniz yazılı cevap verelim.
Çok teşekkür
ediyorum, sağ olun.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bakanım.
Süremiz kaldı.
Sayın Vural,
buyurun.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Teşekkür ederim.
Efendim, biraz
önce Sayın Bakan emeklilerin maaşıyla ilgili konuda “Bu kanun çıkarsa hiç
olmazsa bir an önce o olur.” filan diyerek bir şey ifade etti.
Şunu söylemeliyim
ki emeklilerle ilgili bir derdiniz varsa şimdi hodri meydan diyorum. Kanun
teklifini getirin, ayırın, yarın kırk sekiz saati geçmeden Komisyonda, kırk
sekiz saati geçmeden de hemen Genel Kurulda kanunlaştıralım. Bu konuda konuşma
dahi yapmayacağız, yaptığınız zammı kâfi görmemekle birlikte, emeklilerin
maaşının bir an önceye alınması için gerekli her türlü desteği burada vereceğiz
ama asıl kendinize sormanız gerekir. Yüz on üç maddelik bir kanunun içerisine
emekli maaşlarıyla ilgili hususu getirip bunu bir ucube kanuna dönüştüren
bizatihi Hükûmetinizin kendisidir. İki yüz kırk yedi maddeye çıkmıştır.
Dolayısıyla, asıl geciktiren, AKP’nin ve Hükûmetin tutumu olmuştur.
Ben burada hodri
meydan diyorum iki hususta: Bir, emeklilerin maaşı; bir de, eğer bu yeniden
yapılandırmayla ilgili hususlar varsa ayıklayın, hemen bitirelim, bunlarla
ilgili -diğer konuları bırakın- hemen geçirelim, bitirelim. Bu yapılandırmayla
ilgili her türlü hususta Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz yanınızdayız,
destekleyeceğiz, yeter ki ayırın.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Buyurun Sayın
Bakanım.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Çok değerli arkadaşlar, maalesef bir
üzücü haber de vereceğim tekrar size, belki haberiniz oldu ama.
Bugün akşamüzeri
OSTİM’de yeniden bir patlama daha oldu. O patlamada da ilk verilen bilgilerde
herhangi bir yaralı yok gibi gözüküyordu ama şu anda gelen bilgiye göre
maalesef 4 ölü, 8 yaralı ve 18 mahsur var.
Ben, ölülerimize
Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum ve…
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Aynı iş yeri mi Sayın Bakan?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Hayır, aynı iş yeri değil, OSTİM’de
iki sokak aşağıda bir başka yerde tüp patlaması olmuştu ama başlangıçta verilen
bilgide herhangi bir can kaybı yok gibiydi ama maalesef böyle bir sorun var.
Ben tekrar,
Ankaralılara, milletimize geçmiş olsun diliyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Bakanım.
Biz de vefat
edenlere Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifa diliyoruz.
Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, dördüncü bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi dördüncü
bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini
yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
73’üncü madde
üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal
Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 73. maddesinde
yer alan "%60" ibaresinin "%75" olarak, "% 150"
ibaresinin ise "%200" olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mehmet Günal |
Erkan Akçay |
Yılmaz Tankut |
|
|
Antalya |
Manisa |
Adana |
|
|
E. Haluk Ayhan |
Mustafa Kalaycı |
Oktay Vural |
|
|
Denizli |
Konya |
İzmir |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 73
üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Mustafa Özyürek |
|
|
İzmir |
Malatya |
İstanbul |
|
|
Hulusi Güvel |
Muharrem İnce |
Bülent Baratalı |
|
|
Adana |
Yalova |
İzmir |
|
|
Enis Tütüncü |
Şevket Köse |
|
|
|
Tekirdağ |
Adıyaman |
|
"Madde 73-
4447 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Günlük kısa
çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate
alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60'ıdır. Bu şekilde
hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu
maddesine göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin
brüt tutarının % 150'sini geçemez. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait
sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin
işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa
çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği
süresinden düşülür."
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
606 sıra sayılı
kanun tasarısının 73. maddesinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
|
|
Bengi Yıldız |
Akın Birdal |
Hamit Geylani |
|
|
Batman |
Diyarbakır |
Hakkâri |
|
|
Nuri Yaman |
Sebahat Tuncel |
|
|
|
Muş |
İstanbul |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MEHMET YÜKSEL (Denizli) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Karabaş, buyurun efendim.
MEHMET NEZİR
KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 73’üncü
maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi üzerine söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama
başlarken OSTİM’de yaşanan kazada yaşamını yitirenlerin ailesine başsağlığı,
yaralılara acil şifalar diliyorum.
Değerli
milletvekilleri, tabii burada AKP sürekli mevcut politikasını ve anlayışını
sürdürüyor. Özellikle biraz önce Bakanın dediği şuna benziyor: Ölmek üzere olan
birine su vermekle idam edilme kararı alınan birini birlikte getirme. Eğer siz
ölmek üzere olana su vermemizi ve onu kurtarmamızı istiyorsanız diğerinin idam
kararını onaylayın gibi bir olay. İki yüz otuz yedi maddeden oluşan bir torba
yasayı getiriyorsunuz. Bir taraftan işçinin, emekçinin,
çalışanların, birçok kesimin zaten günlerdir ayakta olduğu, karşı çıktığı ve
mevcut durumunu geriye götüren, haklarını tırpanlayan maddeleri getireceksiniz,
diğer taraftan da halkın karşısına geçip daha aylarca öncesinden söz verdiğiniz
afları, sigorta ve vergideki muaflıkları, emeklilerin ödemelerini işte
“Getirin, destek verin, bu yasayı geçirelim, onlar da haklarını alsınlar.” diyeceksiniz.
Bu etik değil, ahlaki değil. Bu yasanın böyle getirilmesi de ahlaki
değil, bu söylem hiç etik değil. Yani bir partiye, demokrasiden yana olduğunu
söyleyen, haklardan yana, adaletten yana olduğunu söyleyen, halkın yüzde 47
desteğini almış bir partiye, onun sözcülerine, onun bakanlarının kullanma hakkı
olmayan bir söylemdir.
Değerli
milletvekilleri, şimdi bu 73’üncü maddede kısa çalışma ödeneğiyle ilgili bir
düzenleme yapılmaktadır. Daha önceki, şimdiye kadarki düzenlemede kısa çalışma
ödeneğinin ödenebilmesi için, kapsama alınabilmesi için ekonomik kriz ve
zorlayıcı nedenler gerekiyordu. Mevcut mevzuatta, mevcut düzenlemede genel
ekonomik krizin bile çok belirleyici, kapsayıcı yanı yoktu, muğlak
yanları vardı. Mevcut tasarıda ise sektörel ve bölgesel krizleri de bu kapsama
almıştır. Yani bu tasarı çıktığı zaman çok muğlak
gerekçelerle, çok sıradan gerekçelerle, fondan yararlanma ve kısa çalışma
ödeneğinden yararlanma talepleri gelecektir.
Şimdi, sektörel
kriz ne demektir? Bölgesel krizi nasıl belirleyeceksiniz? Standardı ne
olacaktır? Bugün Türkiye’de birçok alanda mevcut, tekstilden tutun inşaata,
sanayinin diğer tüm kesimlerinde mevcut düzenleme geldiği zaman, istendiği
zaman bu kapsama alınabilir, kısa çalışma ödeneği kapsamına alınabilir. Hangisini
neye göre belirleyeceksiniz? Bu nedenle, bu muğlak
olan, içeriği belli olmayan, her yana çekilebilecek anlayıştan vazgeçilmesi
gerekiyor.
Değerli
milletvekilleri, bu maddede bir de Bakanlar Kuruluna, kısa çalışma ödeneğiyle
ilgili gerekirse, ihtiyaç duyarsa, altı aya kadar uzatma yetkisi veriyor.
Şimdi, zaten bu kısa çalışma ödeneğinin hak edilebilmesi için zorunlu bir
durumun olması gerekiyor. Geçici bir durumdur bu zaten. Neye göre Bakanlar
Kurulu altı ayda bir bunu uzatıyor? Bir deprem veya bir yangın, bir afet olmuş,
bu yerine getiriliyor, ondan sonra yeni bir depremin veya selin, afetin
olacağını mı öngörecek Bakanlar Kurulu?
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Saygıdeğer
milletvekili arkadaşlarım, bir hususu hatırlatmak istiyorum. Şimdi, bir kısım
arkadaşlarımız konuşmak istediklerinde, önergeler üzerinde, gelip burada
önergeleri imzalıyorlar. Tamam, bir problem yok. Bir kısım arkadaşlarımıza biz
daha sonra imzalatıyoruz. Eğer arkadaşlarımız konuşacaklarsa yani önergesinde
imzası olan arkadaşlarımızın konuşması lazım ama biz elini kaldıran
arkadaşlara… Yani bazen biz de unutmuş oluyoruz, imzası var gibi kabul ediyoruz
ama gelip konuşuyorlar. Yani önergede imzası olmayan her arkadaşımız elini
kaldırdığı anda gelip burada konuşma hakkına sahip değildir. Lütfen, önergede
imzası olmayan arkadaşlarımız önergedeki imzalarını tamamlasınlar ve onu takip
etsinler. Çünkü bilirler kendileri önergede imzaları olup olmadığını. Onun için
biz de bu hususu…
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Bizde yok öyle bir şey.
BAŞKAN – Hayır,
ben genel itibarıyla konuştum, zaten söylemedim.
Yani bu hususta
daha dikkatli davranılırsa -konuşma hakkı zaten bakidir, Ahmet ya da Mehmet
konuşmuş fark etmez- iyi olur.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Haklısınız Sayın Başkanım.
HAMİT GEYLANİ
(Hakkâri) – İlk kez oldu.
BAŞKAN – Efendim,
ben genel itibarıyla konuşuyorum. Diğer gruplarda da oldu, sadece şeyi
söylemiyorum. Yani o bakımdan iyi olur diye düşündüm.
Evet, diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 73
üncü maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
"Madde 73-
4447 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
Günlük kısa
çalışma ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate
alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60'ıdır. Bu şekilde
hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu
maddesine göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin
brüt tutarının % 150'sini geçemez. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait
sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin
işlemler 5510 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa
çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği
süresinden düşülür."
BAŞKAN – Önerge
üzerinde Sayın Muharrem İnce, Yalova Milletvekili.
Buyurun Sayın
İnce. (CHP sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu yasaya kimisi
“torba yasası” dedi, kimisi “çorba yasası” dedi. Bence hiçbiri doğru değil. Bu
yasanın adı, Sayın Öztürk’ün dediği gibi “Bu bir lokomotif yasası.” Yani siz,
emekli maaşını, öğrenci affını, borçların yeniden yapılandırılmasını bakın
neyle birlikte taşıyorsunuz.
Şimdi, ben
buradan size soruyorum: Siz, emekli maaşını, borçların yeniden
yapılandırılmasını, öğrenci affını ayırın, hiç gece yarılarına kadar burada
uğraşmaya gerek yok. Hemen, yarın sabah gelin, hiç konuşmadan, tek kelime
etmeden, karar yeter sayısı, yoklama istemeden, hiç Meclisi meşgul etmeden
bunları patır patır patır hemen bir saatte geçirelim.
Bunu yapamazsınız. Niye yapamazsınız biliyor musunuz? Bakın, şundan
yapamazsınız:
2003 yılındaki
–belki siz de bilmiyorsunuz, oy veren milletvekillerine söylüyorum- vergi
barışında, Vergi Barışı Kanunu’nda gümrük vergileri var mıydı? Yoktu. 2003
yılında da vergi barışı oldu, gümrük vergileri yoktu. Peki, bunda gümrük vergileri niye var? Acaba
diyorum, Tony Blair’in Sayın Başbakana yazdığı İngiliz viski şirketlerinin 500
milyon dolar borcunu affetmiş olabilir misiniz burada? Onu yeniden düzenlemiş
olabilir misiniz?
ASIM AYKAN
(Trabzon) – Bırak Allah aşkına! Ne alakası var?
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Varsa söyle! Bildiğin bir şey varsa söyle!
MUHARREM İNCE
(Devamla) - Ben bilmem. Bak, araştırın... Araştırın diyorum.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Sen araştır.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Ben diyorum ki 2003 yılındaki vergi barışında gümrük vergileri
yoktu, bunda niye var?
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – O zaman olmayan çok şey var,
başka şeyler de var. Bu kanunda olmayan tonlarca şey var.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Acaba, bu Tony Blair’in mektubunun bunda etkisi var mı? Birincisi
bu.
İkincisi, sayın
milletvekilleri, Sayın Başbakanın CHP
milletvekillerine plaket vermesi lazım. Onun
yapamadığını iki gündür biz yapıyoruz. Maşallah, takır takır çalışıyorsunuz,
bir içeri, bir dışarı...
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – O, onların sorunu...
MUHARREM İNCE
(Devamla) - Beş dakikada bir içeri “Arkadaşlar, CHP yoklama istedi...” Geliyor
içeriye, parmağını kaldırıyor. Neye kaldırıyor? Okudu mu? Ne yapıyor, bilmiyor.
Bakıyor partisinin grup başkan vekiline, oyunu kullanıyor, hemen dışarıya
çıkıyor. Yirmi saniyede giriyor, yirmi saniyede çıkıyor. Gir çık, gir çık.
ASIM AYKAN
(Trabzon) – Maşallah…
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Böyle bir yasama faaliyeti yok. Ama Sayın Başbakanın bulamadığı
karar yeter sayısını, Sayın Başbakanın bulamadığı toplantı yeter sayısını
Allah’a şükür biz buldurduk bu Meclise. Dün gece saat ikiye kadar buldurduk, bu
gece de bulduracağız. Bundan hiç kuşkunuz olmasın.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Beşe kadar, sabah beşe kadar…
FATOŞ GÜRKAN
(Adana) – Siz kaç kişisiniz?
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Yani ben bunlara üzülüyorum. Bu ülkenin en büyük Meclisinin böyle
bir çalışma temposu içerisinde olmasından üzüntülüyüm.
Bugün de insanlar
Türkiye’nin dört bir yanından Ankara’ya geldiler ama insanlar Meclise
yaklaştırılmadı, Kızılay’a yaklaştırılmadı. Önünü polislerle kestiler,
barikatlar kurdular.
ASIM AYKAN
(Trabzon) – Siyaset yapmaya geliyorlar.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Mısır’dan daha mı kötü bu ülke? Mısır’dan daha mı az özgür bu ülke?
Burada insanlar niye hak arayamıyor? Burada insanlar niye slogan atamıyor?
Burada her şeyi çalmak serbest de ıslık çalmak niye yasak?
Ben, dün, size
bir oturumda bazı şeyleri anlatmaya çalıştım. Toplumun gazını almazsanız,
toplumu sürekli gererseniz, toplumu sürekli kamplaştırırsanız, bir gün bir
yerden bu patlar.
Bakınız,
insanların telefonlarını dinlerseniz, insanları fişlerseniz, insanları baskı
altında, zulüm altında inim inim inletirseniz, insanlar sizden korkar ama 50
bin kişi bir araya geldi mi stadyumda sizi yuhalarlar, sizi ıslıklarlar. Buna
engel olamazsınız. Bu bir toplum psikolojisi olur.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Sandığa gel, sandığa.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Bu toplumu rahatlatmanın yolu, demokrasidir.
Eczacılarla
anlaşma yapacaksınız, diyeceksiniz ki: “Eylem yapmazsanız sizle anlaşırız.”
Öğrencileri İstanbul’a sokmayacaksınız, öğretmenleri Ankara’ya sokmayacaksınız,
işçileri, memurları, emekçileri Kızılay’a sokmayacaksınız. “Meclise gitmek
istemiyoruz. Akay Kavşağı’nın önünde basın açıklaması yapıp dağılacağız.”
diyorlar, “Yok.” İçişleri Bakanını arıyorum. 50 CHP milletvekiliyle bugün
oradaydık biz. Bakan toplantıda. Hâlâ geri dönecek.
Sizin demokrasiye
saygınız bu. Ana muhalefet partisinin 50 milletvekili oraya gitmiş, ana
muhalefet partisinin Grup Başkan Vekili...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUHARREM İNCE
(Devamla) - ...İçişleri Bakanını arıyor, İçişleri Bakanı hâlâ bana geri
dönecek.
NURETTİN CANİKLİ
(Giresun) – Bakanın işi var ama.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Sizin demokrasi anlayışınız bu. Sizin demokrasi anlayışınız takiye
demokrasisi. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın İnce.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal
Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 73.
maddesinde yer alan "%60" ibaresinin "%75" olarak, "%
150" ibaresinin ise "%200" olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Yılmaz
Tankut (Adana) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Tankut, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
YILMAZ TANKUT
(Adana) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun
Tasarısı’nın 73’üncü maddesi üzerinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi
hakkında söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime
başlamadan önce, bugün OSTİM’de meydana gelen elim kazalarda hayatını kaybeden
vatandaşlarımıza ben de buradan Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına
ve milletimize başsağlığı diliyorum, yaralı vatandaşlarımıza da acil şifalar
diliyorum.
Yine, az önce,
Sayın Bakanın, emekli vatandaşlarımızla ilgili, burada, durumlarının
düzeltilmesine yönelik birtakım ifadeleri oldu ve bunu da torba yasada
muhalefetin engellediğine yönelik birtakım ifadeleri oldu. Ama burada, hem
bizim Grup Başkan Vekilimiz Sayın Vural hem de diğer Grup Başkan Vekili Sayın
İnce çok net bir şekilde ifade ettiler. Sayın Bakan, emeklilerle ilgili her
türlü düzenlemeyi burada, en kısa zamanda getirdiğiniz takdirde, biz Milliyetçi
Hareket Partisi olarak, hiçbir konuşma yapmadan sonuna kadar destekleyeceğimizi
bu kürsüden bir kez daha ifade ediyorum ve sizi de bu konuda samimi bir şekilde
cevap vermeye davet ediyorum.
Değerli
arkadaşlar, adı kamuoyunda torba yasa olarak bilinen ancak konuşan
arkadaşlarımız tarafından haklı olarak çeşitli isimler altında hicvedilen bu
tasarı, elbette birtakım yenilikler ve düzenlemeler getirmektedir. Yine,
elbette başta kamu alacakları olmak üzere vatandaşlarımızı doğrudan
ilgilendiren bazı kolaylıklar da sağlamaktadır. Bunlardan birisi de, önceki
maddelerde kabul edilen, 120 liraya kadar olan borçların gecikme faizlerinin,
gecikme cezalarının silinmesi, bazılarından da vazgeçilmesidir.
Sayın
milletvekilleri, vatandaşlarımızın lehine olacak hiçbir çalışmaya bugüne kadar
biz karşı olmadık. Aksine, hiçbir komplekse
kapılmadan, elimizden geldiği ölçüde destek olduk. Ancak Milliyetçi Hareket
Partisi olarak, vatandaşlarımızın lehine olacak birçok konuda yaptığımız
tekliflerin reddedildiğini de, bu manada uzattığımız elin havada kaldığını da
buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Bu konuda bizler gerçekten hem
dertliyiz ve çok sıkıntılıyız ve buradan da sizleri milletimize bir kez daha
şikâyet ediyoruz. Böyle bir siyasi taassubun şekillendirdiği anlayıştan
şikâyetçi olmak, AKP zihniyetini bu manada deşifre etmek hiç şüphesiz bizim en
doğal hakkımızdır. Dolayısıyla, sayısal çoğunluğa güvenerek
muhalefete “Senin dediğin yanlış benimki doğru, senin teklifin haksız benimki
haklı.” şeklindeki peşin bir yargıyla bakan siyasi iktidarın temsilcilerini,
AKP İktidarının yöneticilerini, bu çağdışı anlayışı terk etmeye ve halkın
ihtiyaçlarının söz konusu olduğu yerde, teklif kimden gelirse gelsin destek
olmaya bir kez daha buradan, yeniden davet ediyorum.
Değerli
arkadaşlar, bazı kamu alacaklarıyla ilgili cüzi miktarlardaki borçları da
düzenleyen bu tasarıyı biz küçümsemiyoruz. Zaten küçümsemediğimiz için de,
ilgili komisyon çalışmalarındaki süreçlerde Milliyetçi Hareket Partisinin değerli
milletvekilleri komisyon çalışmalarına çok büyük gayret ve fedakârlıkla destek
vermişlerdir. Toplumumuzun değişik kesimlerinin arzu ve beklentileri
doğrultusunda da önemli katkılar yapmışlardır. Bugün de aynı anlayışla, Genel
Kurul görüşmelerinde de Milliyetçi Hareket Partisi olarak önergelerimizi,
ikazlarımızı ve tepkilerimizi muhalefet sorumluluğu içinde yerine getirmeye
devam ediyoruz.
Şimdi buradan
önemli bir ikazı daha yapma gereğini hissediyorum. Şöyle bir geriye dönüp
baktığımızda, bu zamana kadar pek çok konuda çok değişik aflar getirilmiştir.
Özellikle AKP’nin iktidarda olduğu son dokuz yılda birçok kez af ve borçların
yeniden yapılandırılmasına hep birlikte tanık olduk.
Değerli
arkadaşlar, biz, af sisteminin ekonomik ve sosyal alandaki sorunları çözme
amacının dışında kullanılmaması gerektiğine inanıyoruz. Fakat mevcut AKP
İktidarının böyle bir amaçla yasa hazırladığını söylemek gerçekten de mümkün
değildir. Durup dururken, tam da seçim öncesine denk getirilen bir affın siyasi
hesaplarla, siyasi menfaat beklentileriyle yapılmadığını söylemek mümkün
olmayacaktır.
Diğer taraftan,
kamuoyunda “Çok büyük af yasası” olarak ifade edilen bu af ile esasında az önce
de ifade ettiğim gibi vatandaşlarımızın en fazla 120 liraya kadar olan borçları
affedilmekte ve bu tasarı kanunlaştığı zaman cezalarıyla birlikte
silinmektedir.
İşte, AKP
İktidarı insanlarımızın gözünü boyamak suretiyle, seçim öncesi siyasi rant hesaplarıyla önemli olanın kendi siyasi faydası
olduğunu da bu şekilde esasında ele vermiş olmaktadır. Yani AKP bu küçücük affı
bile büyük bir ihtimalle seçim malzemesi olarak kullanacak ve her zaman yaptığı
gibi kendi siyasi saltanatını devam ettirebilmek için acımasızca bu konuyu
istismar edecektir.
Ancak biz
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, AKP bu ufacık aflardan kendisine bir
istismar sahası elde edecek olsa da, vatandaşımızın lehine olacağı için elbette
hiçbir siyasi rant hesabı yapmadan tasarının bu ve
benzeri ilgili bölümlerine önergelerimizle katkı sağlamaya devam edeceğimizi
belirtiyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Tankut.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
74’üncü madde
üzerinde dört adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 74 üncü maddesinde yer alan “ve
Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” ibaresinin “ve aynı Kanuna
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Nurettin Canikli |
Hayrettin Çakmak |
Ahmet Aydın |
|
|
Giresun |
Bursa |
Adıyaman |
|
|
İbrahim Yiğit |
Veysi Kaynak |
|
|
|
İstanbul |
Kahramanmaraş |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal
Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74.
maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulanma süresini 2015
yılından itibaren beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.” ibaresinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Oktay Vural |
Mehmet Günal |
Erkan Akçay |
|
|
İzmir |
Antalya |
Manisa |
|
|
E. Haluk Ayhan |
Mustafa Kalaycı |
|
|
|
Denizli |
Konya |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74 üncü
maddesi ile eklenen Geçici Madde 10’un birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Mustafa Özyürek |
Bülent Baratalı |
|
|
İzmir |
İstanbul |
İzmir |
|
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Hulusi Güvel |
Enis Tütüncü |
|
|
Malatya |
Adana |
Tekirdağ |
|
|
Ali Koçal |
Şevket Köse |
|
|
|
Zonguldak |
Adıyaman |
|
“31/12/2015 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için
geçerli olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren özel sektör
işverenlerince işe alınan ve fiilen çalıştırılanların; işe alındıkları tarihten
önceki altı aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet
belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları, aynı döneme ilişkin işe
alındıkları işyerinden bildirilen prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı
sayısının ortalamasına ilave olmaları ve bu maddede belirtilen diğer koşulları
da sağlamak kaydıyla, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci
maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta
primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren
İşsizlik Sigortası Fonundan ödenir. Bu suretle her yıl fondan ödenen tutarlar,
izleyen yılın ilk üç ayında Hazinenin ortalama iç borçlanma faizi dikkate
alınarak hesaplanacak faizi ile birlikte fona iade olunur.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
606 sıra sayılı
yasa tasarısının 74. maddesi ile 4447 sayılı kanuna eklenmek istenen geçici
madde 10’un birinci fıkrasında geçen, “İşsizlik Sigortası Fonu’ndan” ibaresi
yerine “genel bütçe gelirlerinden karşılanmak üzere devletçe” ibaresinin
getirilmesini, ikinci fıkrasının a) bendinin aşağıdaki
gibi değiştirilmesini ve b) bendinin çıkarılmasını arz ve tekli ederiz.
“a) 18 yaşından
büyük kadın ve erkeklerden eşit sayıda istihdam edilmek üzere (tek rakamlarda
öncelik kadına, çift rakamlarda kadın-erkek eşitliği esas alınır);”
|
|
Bengi Yıldız |
Akın Birdal |
Hamit Geylani |
|
|
Batman |
Diyarbakır |
Hakkâri |
|
|
Nuri Yaman |
Sebahat Tuncel |
|
|
|
Muş |
İstanbul |
|
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Birdal, buyurun.
AKIN BİRDAL
(Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili yasa tasarısının
74’üncü maddesiyle 4447 sayılı Yasa’ya eklenmek istenen geçici maddesinin
birinci fıkrasında geçen, “İşsizlik sigortası Fonu’ndan” ibaresi yerine “genel
bütçe gelirlerinden karşılanmak üzere devletçe” ibaresinin getirilmesini,
ikinci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki gibi değiştirilmesini ve (b) bendinin
çıkarılmasını öneriyoruz.
“18 yaşından büyük
kadın ve erkeklerden eşit sayıda istihdam edilmek üzere (tek rakamlarda öncelik
kadına, çift rakamlarda kadın-erkek eşitliği esas alınır);”
Gerekçemiz:
“Tasarının 74’üncü maddesiyle 4447 sayılı Yasa’ya geçici 10’uncu madde
eklenerek istihdam teşviklerinde kullanılacak kaynağın İşsizlik Sigortası Fonu
olduğu belirtilmektedir. Sosyal devletin tam istihdam piyasasını düzenleme
görevi olduğundan istihdam teşviklerinde genel bütçe gelirleri kaynak olarak
kullanılmalıdır. Ayrıca istihdam teşvikinde kadın-erkek eşitliği sağlanmalı,
belirli durumlarda kadına öncelik tanınmalıdır.” Ki bu, bizim de önerimizle
aşağı yukarı kesişiyor ancak burada bizim bunları tartışırken meseleye ilkesel
olarak ve felsefi olarak ve de ideolojik olarak baktığımız zaman gerçekten bu
torba yasasının sınıfsal tercihinin kimden yana olup olmadığıyla doğrudan
ilgili. Şimdi, bu, sermayeden yana ve patronların iki dudağının arasında,
keyfî, onların kâr hırsına gerçekten karşılık verici bir düzenleme.
Kendiliğinden gelmiş değil, yani bu torba yasasının arkasını iyi okumak
gerekiyor.
Şimdi, şöyle,
sıradan bir mantık yürütebiliriz, örneğin: Neden bugün emekçiler, gerçekten
Türkiye'nin en büyük konfederasyonları, emek örgütlerinin ve meslek odalarının
en büyük iki örgütü Türkiye Mühendis Mimar Odaları Birliği, Türkiye Tabipler
Birliği… Şimdi, örneğin, sıradan şöyle düşünülebilir, bir demokrasi anlayışıyla
kritik yapalım: Çağırır Hükûmet, Maliye Bakanlığı “Ne istiyorsunuz?”
denilebilir, onlar da ne beklediklerini söylerler ve sorun kalmaz ama bu, bu
kadar basit değil ki. Her yerde, yaratılan artı değere kimin el koyacağı
meselesi var, AKP’nin zaten varlık nedeni bu.
O nedenle, biz
buna çok fazla itiraz etmiyoruz ama elbette ki tarihe not düşmek için,
tutanaklara muhalefet şerhimizi koyduruyoruz. Şimdi, neoliberal politikaların
gereği olarak elbette ki burada bir özelleştirme, taşeronlaştırma,
sendikasızlaştırma olacak ve bu kaçınılmaz, işte sonuçları burada ama gerçekten
ve hemen yanı başımızda küresel dünyanın yaşadığı krizi ve bu dalgalanmayı
dikkate alan bir yerde muhalefetin ve Parlamento dışındaki emek güçlerinin,
demokrasi güçlerinin ne dediğine kulak verilebilir. Yoksa kör parmağım üstüne
bakalım nereye kadar gider ve gidecek, ona hep birlikte tanık olacağız. Yoksa
örneğin 12 Eylülde “Verin, ‘evet’ deyin, biz hesaplaşacağız.” Kiminle? “Asker,
bürokratla.” Hayır, aslında 24 Ocak kararlarıyla hesaplaşmaktır 12 Eylülle
hesaplaşmak. Bunu yapabilecek misiniz? Hayır.
O nedenle,
Profesör Ziya Umur “Bazen tek bir sözcük, bazen yılların kültürünün mirasının
taşıyıcısıdır.” diyor. Gerçekten bu sözcük sizce ne olmalıdır? Barış,
demokrasi, emek, özgürlük, eşitlik, kardeşlik mi yoksa sömürü, baskı, yasak,
tanklar, polis devleti mi? O nedenle, bu kültürü değiştirmek gerekiyor. Yoksa, gerçekten bu yasalara bakın bugün hep engellenen emek
ve demokrasi güçleri bugün karar almışlardır, mücadelelerini daha da
yükseltecekler. Bunu nasıl önleyeceksiniz? Yine
tanklarınızla, toplarınızla, tüfeklerinizle. Dünya dönüyor. Gerçekten bu
baskıcı yasaklara, diktatörlüklere, faşist, militarist egemen anlayışlara vura
vura dönüyor, emekten yana, demokrasiden yana, barıştan yana. O nedenle, burada
da elbette ki, bu süreci kısaltma konusunda emek ve demokrasi güçlerinin
ortaklaşa bir iradesi, bu süreci kısaltacaktır. Biz buna inanıyoruz ama İktidar da,
gerçekten, hiç değilse, artık kapitalist düzenin belli kuralları var,
liberalizmin değişimleri var, sizler de buna uyarsanız hayrınıza olur diye
düşünüyorum.
Teşekkür
ediyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Birdal.
III.-YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, yoklama istiyorum.
BAŞKAN – Yoklama
talebi var, yoklama talebini yerine getireceğim.
Sayın İnce, Sayın
Hamzaçebi, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Erbatur, Sayın Koçal, Sayın Köse,
Sayın Çöllü, Sayın Süner, Sayın Güner, Sayın Kaptan, Sayın Özkan, Sayın
Köktürk, Sayın Tütüncü, Sayın Dibek, Sayın Topuz, Sayın Arıtman, Sayın Ağyüz,
Sayın Aydoğan, Sayın Ersin, Sayın Hacaloğlu, Sayın Seçer, Sayın Karaibrahim.
Sayın
milletvekilleri, yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 Sıra Sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74’üncü
maddesi ile eklenen Geçici Madde 10’un birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
“31/12/2015 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için
geçerli olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren özel sektör
işverenlerince işe alınan ve fiilen çalıştırılanların; işe alındıkları tarihten
önceki altı aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen prim ve hizmet
belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olmaları, aynı döneme ilişkin işe
alındıkları işyerinden bildirilen prim ve hizmet belgelerindeki sigortalı
sayısının ortalamasına ilave olmaları ve bu maddede belirtilen diğer koşulları
da sağlamak kaydıyla, 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci
maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta
primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren
İşsizlik Sigortası Fonundan ödenir. Bu suretle her yıl fondan ödenen tutarlar,
izleyen yılın ilk üç ayında Hazinenin ortalama iç borçlanma faizi dikkate
alınarak hesaplanacak faizi ile birlikte fona iade olunur.”
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Koçal, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra
sayılı Kanun Tasarısı’nın 74’üncü maddesine yönelik, Cumhuriyet Halk Partisi
olarak vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Bu torbanın
içinde vergi affı, öğrenci affı, emekli maaşlarının iyileştirilmesi gibi
AKP’nin daha önceden yapmak istemediği ancak şimdi yapmak zorunda kaldığı
iyileştirmeler vardır kuşkusuz ancak aynı torbada çalışma yaşamını yakından
ilgilendiren, çalışanları mağdur eden ve örgütlenmenin önünde engel olan birçok
madde de vardır. Bu maddeleri önümüze getirenler demokrasiden nasibini almayanlardır.
Emeğe ve emekçiye karşı olan, kin ve nefret içinde olanlardır.
Aslında, bu torba
yasa, AKP’nin yanlış ekonomik politikalarının bir sonucudur. Bu yasa
tasarısıyla AKP kendi başarısızlığını ortaya koymuştur. AKP önceki dönemlerde
çıkardığı birtakım yasalarla esnafı zor durumda bırakmıştır. Bu dönemi icra
dairelerinde geçirmiş olmasından dolayı birçok esnafın da iflas ettiğini
hepimiz biliyoruz.
Yine, AKP’nin
iktidarı süresince uyguladığı yanlış sosyal güvenlik politikaları nedeniyle
açmaza giren Sosyal Güvenlik Kurumu mensuplarından çok ciddi şikâyetler
gelmiştir.
Değerli
milletvekilleri, bu kanun tasarısının yasalaşması hâlinde çok büyük kayıplar ve
mağduriyetler olacaktır. O nedenledir ki birçok sivil toplum örgütü, sendikalar
tepkilerini ortaya koymaktadır bugün gördüğümüz gibi. Yollara düşen emekçilere
kulak verilmelidir. Bugüne kadar emekçinin gücünü yok sayanlar hüsrana
uğramıştır. Dolayısıyla aynı şeyin AKP’nin başına geleceğinden kimsenin şüphesi
olmamalıdır. Tepkileri iyi okumak, fotoğrafa iyi bakmak gerekir. Zonguldak
emekçilerinin 1992 yılındaki “Büyük Ankara Yürüyüşü” buna bir örnektir,
hatırlatmak isterim.
Değerli
milletvekilleri, bir başka çekincemiz de İşsizlik Sigortası Fonu’yla ilgilidir.
İşçi ve işveren primleri ile devlet katkısından oluşan İşsizlik Sigortası
Fonu’nun temel amacı, kendi istek ve iradesi dışında işini kaybedenlerin yeni
bir iş ararken on aya kadar işsizlik ödeneğinden yararlanabilmelerini
sağlamaktır. Durum böyle olmakla birlikte, 2008’de, İşsizlik Sigortası Fonu
kurulmasına dair kanuna iki geçici madde eklenmiş ve fonda biriken kaynakların
amacı dışında kullanılmasının yolu açılmıştır. Yine, bir geçici maddeyle 2008
yılına münhasır olmak üzere, fonun mevcut nema gelirlerinden 1,3 milyar TL’lik
kısmının bütçeye gelir kaydedilmesi hükme bağlanmıştır. Hâlen fondan aktarılan
kaynakların fona iade edileceğine dair hiçbir düzenleme yoktur. Esasen hazine
tarafından karşılanması gereken giderler fondan gider olarak
kaydedilmektedir.
Özetle, İşsizlik
Sigortası Fonu gelirlerinin daha önceki yıllarda yüzde 25’i bütçeye gelir
olarak aktarılmakta iken 2009 ve 2010 yıllarında bu miktar yüzde 75’lere
yükseltilmiştir. Böylece, Hükûmet, işçi ve işverenlerin katkısıyla oluşturulan
fonun gelirlerinin büyük bir kısmına el koymuştur. Örneğin, 2008-2010 döneminde
fona devlet katkısı 3,4 milyar TL iken fon gelirlerinden bütçeye aktarılan
kaynak 9,9 milyar TL’dir. Üstelik, anılan dönemde
fonun esas işlevi olan işsiz kalanlara yapılan ödemeler toplamıysa 2,7 milyar
TL’dir. Bir diğer ifadeyle, fondan bütçeye aktarılan kaynak, işsizlik
ödeneklerinin 3,5 katından fazladır. 2009 yılında ortalama işsizlik oranı yüzde
14 ile tarihî zirvesine ulaşmıştır, biliyorsunuz. AKP, işsizliğin bu ölçüde
yükseldiği bir dönemde fondan yararlanma koşullarının kolaylaştırılması yerine
fon gelirlerinin önemli bir kısmını bütçe açığını kapatmak amacıyla kullanmayı
tercih etmiştir.
Değerli
milletvekilleri, Hükûmet, milletin hakkını, hukukunu değil kendi menfaatlerini
düşünmektedir.
Bu duygularla
yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederim Sayın Koçal.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 74.
maddesinde yer alan “Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulanma süresini 2015
yılından itibaren beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.” ibaresinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Oktay
Vural (İzmir) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) –
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Sayın
Ayhan, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın
74’üncü maddesine ilişkin verdiğimiz önerge üzerinde söz aldım. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Bu hükmün
tasarının çerçeve maddeleri arasında yer alması kanun tekniğine aykırı olduğu
gibi, 2015 yılından itibaren beş yıl gibi spesifik bir
şekilde belirlenmesi de doğru değildir. Eğer kalıcı bir düzenleme yapılacaksa
açıkça belirtilmelidir ve süre şartı da konulmamalıdır. Bu nedenle önergeyi
vermiş bulunuyoruz.
Burada ifade
etmek istediğim bir husus var. Biraz önce, Hükûmeti temsilen Sayın Bakan,
emeklilere seyyanen verilecek ödemeyle ilgili konuşma yaptı, bunun geciktiğini
söyledi, üzüntülerini belirtti. Bunun bütçe görüşmeleri esnasında, hiç kimse,
torba yasanın içinde geleceğini komisyonda söylemedi, Genel Kurulda bütçe
görüşmeleri sırasında da bu beyan edilmedi. Şimdi, bunun engellenmesi,
gecikmesi, torba yasanın görüşülmesi nedeniyle oluyorsa hiç kimse, torba yasayı
113 maddeden 224 maddeye, diğerleriyle beraber 250 maddeye varan bir şekle
getirin demedi, biz bunu söylemedik.
Sayın Bakan, size
ben, dininize, imanınıza demeyeceğim ama Allah rızası için, bu kanunun acele
kısmının Türkiye Büyük Millet Meclisinden, komisyondan bir an önce çıkması
için, size ve kamuoyuna, muhalefet olarak Milliyetçi Hareket Partisi açıklama
yaptı mı, yapmadı mı?
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Hepimiz yaptık.
EMİN HALUK AYHAN
(Devamla) - Bunu bir söyleyelim. Bunu hiç evirmenin, çevirmenin bir anlamı yok,
başka türlü söylemenin bir anlamı yok.
ERKAN AKÇAY
(Manisa) – Kaç defa açıkladık, 50 defa açıkladık.
EMİN HALUK AYHAN
(Devamla) – Olmadık bir tomar mevzuyu bunun içine koyup temmuzdan beri
vatandaşa söylenen şeyi getirmiyorsunuz, uzatıyorsunuz, vergi tahsilat tahakkuk oranları da düşüyor. Denizli sondan
10’uncu il oldu dedim. Kaçıncı kere bu kürsüden söylüyorum. İnsanlar bekliyor,
ne olacağını söylüyor. İleriki konuşmalarda detayını söyleyeceğim,
vatandaşların bize gönderdiklerini söyleyeceğim. Böyle olmuş olmasına rağmen,
bizim Sayın Grup Başkan Vekilinin ifade ettiği gibi “Gelin de şunu, emeklilerin
meselesini yarın bir saat içinde çıkaralım, herkes rahat etsin, millet rahat
etsin.” Diyemiyorsunuz. Bunu söylemek bu kadar mı zor? Bunu söylemek AKP için,
AKP Hükûmeti için, AKP’nin bakanları için çok mu zor? Bizim gelip Türkiye Büyük
Millet Meclisinde bir milletvekili olarak bunu Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin
bakanlarına bu kadar ağır bir şekilde söylememiz hoşumuza mı gidiyor
sanıyorsunuz? Orada insanlar bekliyor, emeklisi de bekliyor, vergiden
yapılandıracağı da bekliyor, sosyal güvenlikten de bekliyor, hepsi insanların
bekliyor. Niye bunu çözmüyorsunuz? Sabahlara kadar insanları televizyon başında
“Yarın ne olacak?” diye niye bekletiyorsunuz?
SONER AKSOY (Kütahya)
– Ne bağırıyorsun!
EMİN HALUK AYHAN
(Devamla) – Daha ileri gitmeyeceğim. Şunun olmayacağını, onda 1’inin
olmayacağını siz ilk bakan olduğunuzda söylediniz. Bize söz verdiniz böyle bir
tasarı gelmeyecek diye. Yani şimdi bunu getirmenin anlamı ne?
Bakın, burada
istihdamla ilgili meseleler var. Şimdi soruyorum: Türkiye Odalar Borsalar
Birliği mensuplarına Sayın Başbakan tarafından teklif edilen, her işletmenin 1
kişi istihdam etmesi meselesinin iktisadi teoride, literatürde
bir yeri var mıdır? Siz bunun tahsilini yapmadınız mı yurt dışında? Yeri gelip
söylüyorsunuz. Bunun neresi gerçekçidir?
Şimdi, devam
edin, çalışma saatlerinin azaltılmasıyla ilgili husus… Sayın Başbakan
Yardımcısı ifade etti. Yani bir şeyi söylüyorsunuz, ortaya atıyorsunuz, ne olacak
belli değil. Yarın bir başka sayın bakan –mali kuralda olduğu gibi- ya Sanayi
Bakanı ya Ulaştırma Bakanı, tasarının altında imzası olmasına rağmen, ne
yapacak? “Hayır.” Diyecek, vazgeçeceksiniz. Bir şeyi tartışın, olgunlaşsın,
kamuoyu önüne sunulsun, ondan sonra bu hadise düzelsin.
ÜNAL KACIR
(İstanbul) – Ne bağırıyorsun ya!
EMİN HALUK AYHAN
(Devamla) – Niye kandırıyorsunuz emeklileri canım? Niye aldatıyorsunuz?
Hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
III.-
YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MUHAREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, yoklama yapılmasını istiyoruz.
BAŞKAN –
Önergenin oylamasından önce yoklama talebi vardır.
Sayın İnce, Sayın
Hamzaçebi, Sayın Özyürek, Sayın Öztürk, Sayın Erbatur, Sayın Koçal, Sayın Köse,
Sayın Çöllü, Sayın Süner, Sayın Güner, Sayın Köktürk, Sayın Tütüncü, Sayın
Özkan, Sayın Kaptan, Sayın Durgun, Sayın Dibek, Sayın Topuz, Sayın Arıtman,
Sayın Ersin, Sayın Ağyüz, Sayın Aydoğan, Sayın Karaibrahim ve Sayın Hacaloğlu.
Sayın milletvekilleri,
yoklama için bir dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN –
Saygıdeğer milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki
Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve
Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267,
2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501,
2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688,
2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780,
2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza arz ediyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 74 üncü maddesinde yer alan “ve
Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” ibaresinin “ve aynı Kanuna
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Nurettin Canikli (Giresun) ve
arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu?