DÖNEM: 23 YASAMA
YILI: 5
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
CİLT : 91
54’üncü Birleşim
27 Ocak 2011 Perşembe
(Bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından
okunmuş bulunan her tür belge ile
konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş
alıntı sözler aslına uygun olarak
yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN
KÂĞITLAR
III.- YOKLAMALAR
IV.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR
A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Kahramanmaraş
Milletvekili Durdu Özbolat’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
2.- İzmir
Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Zonguldak ilinin sorunlarına ilişkin
gündem dışı konuşması
3.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, Tunceli ilinde yaşanan son olaylara ilişkin
gündem dışı konuşması
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması
2.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması
3.- Muş Milletvekili
Sırrı Sakık’ın, muhtarların ve il genel meclisi üyelerinin sorunlarına ilişkin
açıklaması
4.- Zonguldak
Milletvekili Polat Türkmen’in, Zonguldak’ın sorunlarına ilişkin açıklaması
5.- Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, muhtarların ve il genel meclisi
üyelerinin sorunlarına ilişkin açıklaması
6.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Öğretmenevi inşaatına ilişkin açıklaması
7.- Manisa
Milletvekili Recai Berber’in, Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün konuşmasında
yanlış anlamalara sebep olacak ifadelerine ilişkin açıklaması
8.- Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın
diyabet çubuklarıyla ilgili konuşmasına ilişkin açıklaması
9.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in
konuşmasında “yoksulluğun azaldığı” ifadesine ilişkin açıklaması
10.- Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın
yoksulluğun ölçümüyle ilgili konuşmasına ilişkin açıklaması
11.- Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin
konuşmasında geçen bir mahkeme kararının doğru olduğuna ve özür dilediğine
ilişkin açıklaması
12.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, kan şekeri ölçüm çubuklarına ilişkin açıklaması
13.- İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in
yoksulluğun ölçümüyle ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kürt sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/1000)
2.- Hakkâri
Milletvekili Hamit Geylani ve 19 milletvekilinin, askerî alanların çevresinde
yer alan patlayıcı maddeler nedeniyle meydana gelen olayların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/1001)
3.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek ve 24 milletvekilinin, kayıt dışı istihdam ve
işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1002)
4.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, narenciye üretimindeki ve
ihracatındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1003)
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- (10/942) esas
numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin, Genel Kurulun 27/1/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
BDP Grubu önerisi
VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Radyo ve
Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa
Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan
Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin;
Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin
İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın;
Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu
ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat
Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun
Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili
Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir
Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın;
Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır
ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin;
Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi
Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe
Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235,
2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363,
2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553,
2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698,
2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802,
2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606)
IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Manisa
Milletvekili Şahin Mengü’nün, Manisa Milletvekili Recai Berber’in, isminden
bahsederek şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2.- Trabzon
Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer
Dinçer’in, CHP Genel Başkanına sataşması nedeniyle konuşması
X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2002-2010 yıllarında bir milyon ve üzeri
mevduat sahiplerine ve toplam mevduat miktarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/17487)
2.- Adana Milletvekili
Hulusi Güvel’in, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin erişim şebekeleri yapım, bakım
ve onarım ihalesi ile küçük pay sahiplerinin haklarının korunmasına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/17488)
3.- Hakkâri
Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri’deki sınır kapılarına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17543)
4.- Uşak
Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, TÜBİTAK’ın yönetimine ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/17658)
5.- Eskişehir
Milletvekili Beytullah Asil’in, elektrikte ulusal tarife uygulamasına ilişkin
sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17690)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 14.00’te açılarak sekiz oturum yaptı.
Muğla
Milletvekili Gürol Ergin’in, ülkemiz hayvancılığının güncel sorunlarına,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır’ın, narenciye üreticilerinin sorunlarına,
İlişkin gündem
dışı konuşmalarına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap
verdi.
İstanbul
Milletvekili Hasan Macit, 24 Ocak ekonomik istikrar tedbirlerinin yıl dönümüne
ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.
Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, süt üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin
açıklamasına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap verdi.
Adana
Milletvekili Hulusi Güvel, Çukurova’da narenciye üreticilerinin sorunlarına,
Malatya
Milletvekili Öznur Çalık, meyveciliğin sigorta kapsamına alınmasına,
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut ve 20 milletvekilinin, İnternet üzerinden gerçekleştirilen
dolandırıcılık yöntemlerinin (10/997),
Afyonkarahisar
Milletvekili Halil Ünlütepe ve 25 milletvekilinin, cezaevlerindeki yaşam
koşullarının ve sorunların (10/998),
Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, başta genç işsizliği olmak üzere işsizlik
sorununun (10/999),
Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması
açılmasına;
İstanbul
Milletvekili D. Ali Torlak ve 28 milletvekilinin, trafik kazalarının nedenleri
ile alınması gereken önlemler konusunda bir genel görüşme açılmasına (8/16);
İlişkin
önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini
alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.
TBMM Başkanı
Mehmet Ali Şahin’in, Letonya Parlamentosu Başkanı Solvita Aboltina’nın vaki
davetine icabetle, beraberindeki Parlamento heyetiyle Letonya’ya resmî bir
ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul edildi.
Gündemin “Genel
Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler” kısmında yer alan
(10/723) esas numaralı, faili meçhul cinayetler konusunun araştırılmasıyla
ilgili Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin, Genel Kurulun 26/01/2011 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
BDP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının
(1/883) (S. Sayısı: 568),
3’üncü sırasında
bulunan, Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Bir Kısım Borç ve Alacaklarının
Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun
(1/877) (S. Sayısı: 535),
Görüşmeleri
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.
2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün
91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler
hâlinde görüşülmesi kabul edilen, İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun
Tasarısı ile 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde
Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının (1/371,
1/101) (S. Sayısı: 477) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamadan sonra
kabul edildi ve kanunlaştı.
Bayındırlık ve
İskân Bakanı Mustafa Demir, Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın konuşmasında
adı geçen Cihan Gündüz’e ilişkin bir açıklamada bulundu.
4’üncü sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili
Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep
Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup
Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar
Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25
Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde
Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar
Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili
Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in;
Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir
Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale
Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2
Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis
Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili
Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu
Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif
Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin
Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971,
2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259,
2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444,
2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681,
2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769,
2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810,
2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) birinci bölümünün 13’üncü maddesine kadar
kabul edildi, verilen aradan sonra komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadığından ertelendi.
Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin
konuşmasında belirttiği müsteşarların atanmasına ilişkin bir açıklamada
bulundu.
27 Ocak 2011
Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime
03.31’de son verildi.
|
|
|
Meral AKŞENER |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
Harun TÜFEKCİ |
|
Yusuf COŞKUN |
|
|
Konya |
|
Bingöl |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.: 70
II.- GELEN KÂĞITLAR
27 Ocak 2011 Perşembe
Rapor
1.- Sayıştayda Boş Bulunan Üyeliklere 6085 Sayılı Sayıştay
Kanununun Geçici 3 üncü Maddesi Uyarınca (Mülga) 832 Sayılı Sayıştay Kanununun
6 ve Ek 8 inci Maddeleri Hükümlerine Göre Yapılacak Seçime Dair Sayıştay
Başkanlığı Tezkeresi ve Sayıştay Üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonu Raporu
(3/1373) (S. Sayısı: 607) (Dağıtma tarihi: 27.1.2011) (GÜNDEME)
Sözlü Soru Önergesi
1.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, tarımsal ihraç ürünlerinin desteklenmesine
ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Zafer Çağlayan) sözlü soru önergesi (6/2327)
(Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis’in, özel bir dershanede çalışan öğretmenin Alevi
olduğu için işine son verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/17935) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/01/2011)
2.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen’in, üniversite öğrencilerine yönelik polis
müdahalelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17936) (Başkanlığa
geliş tarihi: 07/01/2011)
3.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Hizbullah terör örgütü yöneticilerinin tahliye edilmesine
ve bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17937)
(Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
4.- Amasya
Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, Sarıkamış konuşmasında geçen şehit torunu olduğu
ifadesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17938) (Başkanlığa geliş
tarihi: 17/01/2011)
5.- Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Türk Telekom Arena Stadı’nın Galatasaray Spor
Kulübüne tahsisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17939)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
6.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, CMK’nın 102. maddesinin yürürlüğe girmesi
nedeniyle tahliye edilen Hizbullah Davası sanıklarının yurt dışına kaçtığı
iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17940) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18/01/2011)
7.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Wikileaks’in yayınladığı belgelerdeki bazı
iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17941) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18/01/2011)
8.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı harcamalarının artmasına ve
Dışişleri Konutunun boşaltılmaması sebebiyle Dışişleri Bakanına kiralanan
binaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17942) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18/01/2011)
9.- İstanbul
Milletvekili Algan Hacaloğlu’nun, Türk Telekom Arena Stadı’na ve Stadın
açılışında yaşanan protesto olayına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/17943) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
10.- Adana
Milletvekili Mustafa Vural’ın, Başbakanlık merkez binada görevli polis
memurlarının kıyafetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17944)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
11.- Adana
Milletvekili Mustafa Vural’ın, orman köylüsüyle Devlet arasındaki ihtilaflara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17945) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
12.- Adana
Milletvekili Mustafa Vural’ın, geri dönüşüm işi yapan firmalardan geri dönüşüm
tesisi lisansı almayanlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17946)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
13.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, denizlerdeki kaçak avlanma ve denetime
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17947) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
14.- Hatay
Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, TÜİK’in yoksulluk araştırması
kriterlerine ve bazı ekonomik göstergelere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/17948) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
15.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, KPSS-B kadroları için yapılan
sınava ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17949) (Başkanlığa geliş
tarihi: 19/01/2011)
16.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, “Entegre Sınır Yönetimi” Projesine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17950) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
17.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, terör örgütünün eylemsizlik kararına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17951) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
18.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, yurt içi ve yurt dışında yapılan açılışlara ve
komşu ülkelere yardım kapsamında yapılan yatırımlara ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/17952) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
19.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal’ın, bir kadın hükümlüye ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/17953) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/01/2011)
20.- Afyonkarahisar
Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, 2007 yılından itibaren hâkim adaylarının
mülakat işlemleri için açılan davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17954) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
21.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, şeffaf plastik oy sandıklarının teminine ilişkin
Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17955) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
22.-
Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, 2007-2010 yılları arasında ceza
ve tutukevlerinde hayatını kaybeden hükümlü ve tutuklu sayısı ile bu sebeple
açılan adli ve idari soruşturmalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17956) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
23.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal’ın, 1980-84 yıllarında Diyarbakır Cezaevindeki tutuklu
ve hükümlü sayısına ve ölenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17957) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
24.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Alo 170 hattına ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17958) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
25.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, daha düşük ek göstergeli bir göreve atanan
memurların gösterge farkının maaşlarından kesilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17959) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
26.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, SGK İzmir İl Müdürlüğündeki bazı uygulamalara ve
iddialara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17960) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
27.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, SGK İzmir İl Müdürlüğünde eksik yemek
ücretlerinin memurlardan tahsil edilmek istendiği iddiasına ilişkin Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17961) (Başkanlığa geliş tarihi:
19/01/2011)
28.- Edirne
Milletvekili Rasim Çakır’ın, 2005-2010 yılları arası Edirne’de işe başlayan
özürlü sayısına ve özürlülerin istihdamına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17962) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
29.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl’ün, şeker hastalığına yönelik araştırmalara ve kan
şekeri ölçüm çubuklarının bedellerinin ödenmesine yönelik uygulamaya ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17963)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
30.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele
ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17964)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
31.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, SGK’nın diyabet hastalarıyla ilgili yayımladığı
genelgeye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17965) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
32.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, GAP kapsamında Gaziantep’teki sulama kanalları
inşaatına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17966)
(Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
33.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, bir göletin tamamlanmasına ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17967) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
34.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik’in, Mersin-Bozyazı Sazlıyokuş mevkisindeki Hazineye
ait bir taşınmazla ilgili iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı
soru önergesi (7/17968) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
35.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2/B arazilerinin satışlarına ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17969) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
36.- Bursa
Milletvekili Onur Öymen’in, İsrail ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin ekonomik
işbirliği antlaşması imzalamasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17970) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
37.- Trabzon
Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Danimarka’da bir hapishanede kötü muameleye
maruz kalan bir Türk vatandaşına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17971) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
38.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, aday meslek memuru alımına ilişkin Dışişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17972) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
39.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Danimarka’daki bir cezaevinde uğradığı kötü
muamele sonucu hayatını kaybeden Türk vatandaşına ilişkin Dışişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/17973) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
40.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Göksu EDAŞ’ın özelleştirme ihalesine ilişkin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17974) (Başkanlığa
geliş tarihi: 18/01/2011)
41.- Çanakkale
Milletvekili Ahmet Küçük’ün, Kazdağı Milli Parkında ve Çanakkale-Biga’da
verilen maden arama ve işletme ruhsatlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17975) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
42.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Akkuyu Nükleer Santralinin yatırım maliyetine
ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17976)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
43.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2002-2010 yılları arasında TPAO’ya yapılan
atamalara ve atama yöntemlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/17977) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
44.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2002-2010 yılları arasında TKİ Kurumuna
yapılan atamalara ve atama yöntemlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17978) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
45.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Göksu EDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17979) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/01/2011)
46.- İstanbul
Milletvekili Atila Kaya’nın, mutlak koruma alanlarıyla ilgili hukuki
düzenlemelere ve meydana gelen mağduriyetlere ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/17980) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/01/2011)
47.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal’ın, kullanılmayan bir köy okuluna korucuların
yerleştiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17981) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
48.-
Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Kahramanmaraş’ın bir ilçesinin
ismindeki yazım hatasının düzeltilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/17982) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
49.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir belediyenin büfe sahiplerine içki satışı
nedeniyle baskı yaptığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17983) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)
50.- İzmir
Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, CMK’nın 102. maddesi kapsamında tahliye
edilen tutukluların kaçmasından sorumluluğu bulunanlara ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17984) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
51.- İzmir
Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, kurulması planlanan Sınır Güvenlik
Birimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17985) (Başkanlığa
geliş tarihi: 19/01/2011)
52.- İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un, Sapanca Belediye Başkanıyla ilgili bazı iddialara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17986) (Başkanlığa geliş
tarihi: 19/01/2011)
53.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kamu yatırımlarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17987) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
54.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17988) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/01/2011)
55.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, Yalova Valisinin basında yer alan bir ifadesine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17989) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/01/2011)
56.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Ziraat Bankası, Tarım Kredi
Kooperatifleri ve özel bankalardan çiftçilerin kullandığı kredi miktarı ve
borçların yapılandırılmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/17990) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
57.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Tarımsal Kalkınma
Kooperatifleri, Toprak ve Su Kooperatifleri ve Sulama Birliklerinin takipteki
borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17991) (Başkanlığa
geliş tarihi: 19/01/2011)
58.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman’a sefer düzenleyen uçaklara ilişkin
Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17992) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
59.- Antalya Milletvekili
Hüsnü Çöllü’nün, Türkiye genelinde ve Antalya’daki Hazineye ait taşınmazların
satışına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17993) (Başkanlığa
geliş tarihi: 19/01/2011)
60.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele
ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17994) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/01/2011)
61.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Kahramanmaraş’ta bir okul
binası inşaatının tamamlanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/17995) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
62.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2003-2011 yıllarında Denizli’deki Bakanlık
personeli ile ilgili işlemlere ve personelin üyesi olduğu sendikalara ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17996) (Başkanlığa geliş
tarihi: 20/01/2011)
63.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2003-2010 yıllarında personelle ilgili
işlemlere ve personelin üyesi olduğu sendikalara ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/17997) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
64.- Antalya
Milletvekili Osman Kaptan’ın, 2000-2011 yılları arasında Akdeniz
Üniversitesinde açılan soruşturmalara ve yargısal başvurulara ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17998) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
65.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, vakıf yüksek öğretim kurumlarına yapılan devlet
yardımlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17999)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
66.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, sözleşmeli sağlık personelinin sorunlarına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18000) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/01/2011)
67.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, 4924 sayılı Kanun kapsamında
çalışan sağlık personeli istihdamına ve tayin sorununa ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18001) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
68.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, İzmir’de bir devlet hastanesinin yaptığı göz
ameliyatlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18002)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
69.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, bazı büyük besi işletmelerinin sektörden
çekilme kararına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18003) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
70.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, narenciye üreticilerinin sorunlarına ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18004) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18/01/2011)
71.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, zayıflama ve yardımcı tedavi amaçlı
ürünlerin satışına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18005) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
72.- İzmir
Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Ankara Ticaret Odasının bir araştırmasına
ve et besiciliğinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/18006) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
73.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Mersin’de bir beldede dolu afetinden zarar
gören çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/18007) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
74.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2002-2010 yılları arası Et ve Balık Kurumuna
yapılan atamalara ve atama yöntemlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18008) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
75.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Bulgaristan’da ortaya çıkan bir hayvan
hastalığına karşı alınacak önlemlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/18009) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
76.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman-Kâhta ile Diyarbakır’ı birbirine
bağlayan yolun yapımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/18010) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)
77.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, uluslararası taşımacılıktaki C2 belgesi
zorunluluğuna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18011)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)
78.- Trabzon
Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Trabzon Havalimanına yapılması planlanan
ikinci piste ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18012)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
79.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru
önergesi (7/18013) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
80.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele
ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/18014)
(Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
81.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kamu yatırımlarına ilişkin Devlet Bakanından
(Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/18015) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19
Milletvekilinin, Kürt sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1000) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/10/2010)
2.- Hakkari
Milletvekili Hamit Geylani ve 19 Milletvekilinin, askeri alanların çevresinde
yer alan patlayıcı maddeler nedeniyle meydana gelen olayların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/1001) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/11/2010)
3.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek ve 24 Milletvekilinin, kayıt dışı istihdam ve
işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1002)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26/11/2010)
4.- Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 Milletvekilinin, narenciye üretimindeki ve
ihracatındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1003)
(Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2010)
Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Malazgirt Devlet Hastanesinde yaşanan sorunlara
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16763)
2.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bir ilacın fiyatının artırılmasına ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16764)
3.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’te ödenemeyen kredi ve senetler ile
odalardan kaydını sildiren esnaf sayısına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından
yazılı soru önergesi (7/16766)
4.- Antalya
Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Antalya’da imalat sanayinin durumuna ilişkin
Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16767)
5.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığıyla ilgili bazı
iddialara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16768)
6.- İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın, yatırım yapılmayan OSB arazilerine ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından yazılı soru önergesi (7/16769)
7.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele
ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16770)
8.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da KOSGEB tarafından KOBİ’lere
kullandırılan kredilere ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/16771)
9.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’daki bir hastanenin bilgisiyar
sistemindeki sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16840)
10.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya’nın Manavgat ilçesine yapılması planlanan
“tekne imal ve çekek yeri” projesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından
yazılı soru önergesi (7/16849)
27 Ocak 2011 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.03
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç milletvekili arkadaşımıza gündem dışı söz
vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, muhtarların sorunları hakkında söz isteyen
Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’a aittir.
Bu arada, sayın konuşmacılara uyguladığımız sistemi hatırlatmak
isterim, süre uzatımı yok.
Sayın Özbolat, buyurun efendim.
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Kahramanmaraş Milletvekili
Durdu Özbolat’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; muhtarlarımızın sorunları üzerine gündem dışı söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi en içten duygularımla selamlıyorum.
Ülkemizde ekonominin kötü gidişinden en olumsuz etkilenen
kesimlerin başında köy ve mahalle muhtarlarımız gelmektedir. Sayıları 53 bine
yaklaşan muhtarlarımızdan çok büyük bir kesimi icralık durumdadır. Başka bir
ifadeyle muhtarlarımız ekonomik krizi en derinden yaşamaktadırlar. Bundan da
anlaşılacağı gibi, muhtarlarımızın en temel sorunu ekonomiktir, ekonomik
sorunların yanında, diğer en önemli sorunları sosyal güvenlikle ilgili
olanıdır.
Bakınız değerli arkadaşlar, muhtarlarımıza 345 lira civarı maaş
verilmektedir. Bu maaş, zaten, Hükûmet için başlı başına bir utanç vesilesidir.
“Verilen maaşı nasıl harcıyorlar?” diye baktığımızda, gördüğümüz tablo üzücüdür
çünkü 345 liralık maaşın yaklaşık 300 lirası BAĞ-KUR prim ödemesine gitmektedir.
Başka bir ifadeyle muhtarlarımızın eline her ay 45 lira kalıyor. Bu,
muhtarlarımıza yapılan en büyük ayıptır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi,
muhtarlarımızın yeşil kartları da iptal edilmektedir. Peki, bu durumda
muhtarlarımız nasıl tedavi olacaklardır? Seçimle gelen, demokrasinin
uygulanmasında en önemli bir birim olan köy ve mahallelerimizi yöneten
muhtarlarımıza yapılan büyük bir haksızlıktır. Muhtarlar, yaptıkları
işlemlerden aldıkları paraya muhtaç bırakılmamalıdır. Ayrıca, bu hizmetlerin parasını
alabilmek amacıyla kendisinden oy aldığı kişiyle yüz yüze getirilmemelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Köy Kanunu’muz,
cumhuriyetin kurulduğu yıllarda önemli bir görev üstlenmiştir. Ancak, hepimizin
bildiği gibi, bu Kanun’un günümüz koşullarına uyarlanması gerekmektedir. Aynı
sorun mahalle muhtarlarıyla ilgili kanunda da yaşanmaktadır. Bu kanunların
hükümleri derhâl günümüze uygulanmalıdır. Aksi takdirde, köy ve
mahallelerimizde yönetim sorunu ortaya çıkacaktır.
Özellikle mahalle muhtarlarımızın yaşadığı bir diğer sorun da
yetki sorunudur. Tüm muhtarlarımızın görev ve sorumluluklarına baktığımızda çok
sayıda madde ile karşılaşmaktayız, oysa muhtarlarımızın yetkilerine
baktığımızda kayda değer bir şey görememekteyiz. Muhtarlarımızın sorumluluğu
çok, yetkisi yoktur. Bu durum işleyişte sorunlara neden olmaktadır. Hem kaynağı
hem de yetkisi olmayan muhtarlarımıza bu kadar sorumluluk yüklemek
insafsızlıktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; muhtarlarımız bu denli
dertli iken Hükûmetten belki sorunlarına bir çözüm bulurlar diye beklenti
içindeler, ancak beklentilerine bugüne kadar cevap alamamışlardır. Burada bütün
partiler bir aradayız, muhtarlarımız da öyle, CHP’lisi, AKP’lisi, MHP’lisi,
BDP’lisi her görüşten muhtarlarımız var ama hepsinin sorunu aynı. Bu sorunlara
çözüm bulmalıyız. Eğer AK PARTİ Hükûmeti bu sorunlara çözüm bulamayacaksa -ki
şu ana kadar bulamadı- muhtarlarımız merak etmesin, haziran ayında yapılacak
olan seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında bu sorunlar bitecektir.
Cumhuriyet Halk Partisi Programı’na açıp baktığımızda bu sorunların çareleri
yazmaktadır. Özlük hakları üstlenecekleri yeni sorumlulukları parelinde
iyileştirilecek, gelirleri artırılacaktır. Muhtarlarımız 300 lira maaş
almayacak, aldığı maaşından da 380 lirasını BAĞ-KUR primi için ödemeyecektir.
Yerel yönetimlerin ihale, imar değişikliği veya rant
oluşumuna neden olacak işlem ve kararları, ancak meslek odaları, muhtarlar ve
yöre temsilcilerinin katılımıyla kamuoyunun gözetiminde yerel meclisler düzeyinde
ele alınabilecek, gerektiğinde referanduma başvurulacaktır. Belediye
meclislerinde muhtarların müzakere süreçlerine katılımı sağlanmalıdır. Mahalle
yönetimine yapısı, yetkileri ve sorumlulukları açısından yeni bir düzenleme
getirilmelidir. Muhtarlık sistemi en uçtaki kamu hizmet birimi olarak yeniden
yapılandırılmalıdır. Muhtarların çağın gereklerine göre hizmet verebilmesi için
gerekli altyapı oluşturulmalı, başta özlük hakları ve çalışma koşulları olmak
üzere durumlarının üstlenecekleri yeni sorumluluklar paralelinde
iyileştirilmesi için gereken yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Köy muhtarlığı ve
köy yönetimlerine yetkileri ve sorumlulukları açısından yeni ve yapıcı bir
düzenleme getirilmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken
sizlere ve bizleri televizyonları başında izleyen yurttaşlarımıza,
muhtarlarımıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özbolat.
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Köse, buyurun efendim.
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – 60’a göre katkı vermek istiyorum Sayın
Başkanım.
BAŞKAN – Vallahi bu katkılar hiç bitmiyor; maşallah, her konuda
herkes katkı veriyor.
Buyurun.
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Durdu Özbolat muhtarların
sorunlarına değindi. Gerçekten çok önemli bir konudur. Muhtarlar, mahallenin ya
da köyün içinden seçimle gelen ve bu nedenle özel öneme sahip olan kişilerdir.
Ancak aldıkları maaş, sosyal güvenlik primleri, yetki ve sorumluluk çalışması
gibi sorunları düzeltilmemiştir. Hükûmet bu konuda düzenleme yapmalı ve
muhtarlarımızı bu dertlerden kurtarmalıdır. Aksi takdirde, muhtarlık kurumu
ismi var ama işlevi yok bir biçime dönebilir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köse.
Sayın Aydoğan, buyurun.
2.- Balıkesir Milletvekili Ergün
Aydoğan’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması
ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Muhtarlarımızın sorunları bize de aynen intikal etmekte.
Muhtarlarımız eylemlerinden devlet memuru olarak yargılanmakta ama yetkileri
olmamaktadır. Muhtarlık kurumu kaldırılmak isteniyorsa kaldırılmalı, eğer
kaldırılmayacaksa sorumluluk ve yetkileri yeniden düzenlenerek demokrasinin ilk
ayağı olan muhtarlık yeniden yapılandırılmalıdır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Sakık, buyurun.
3.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın, muhtarların ve il genel meclisi üyelerinin sorunlarına ilişkin
açıklaması
SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Aslında sadece muhtarlarımızın sorunları yok, il genel meclisi
üyelerimizin de sorunları var. Daha önce de birkaç kez önerge verdik ama eğer
gerçekten böyle bir düzenleme olacaksa muhtarlar ve il genel meclisi
üyelerimizin konumları yeniden gözden geçirilirse mutlu oluruz. Onlar da
seçilmiş halk temsilcileridir. Parlamenterler ne kadar bu konuda hak, hukuktan,
adaletten pay alıyorsa onlar da almalıdır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Gündem dışı ikinci söz, Zonguldak ilinin sorunları hakkında söz
isteyen İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’ye aittir.
Sayın Sipahi, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
(Devam)
A) Milletvekillerinin
Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
2.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal
Sipahi’nin, Zonguldak ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Sayın Başkan, size ve yüce Meclise
saygılar sunarım.
Maalesef son yıllarda Türkiye'nin en ihmal edilmiş illerinden
birisi hâline gelmiş olan ülkemizin güzel köşesi, kara elmas diyarı
Zonguldak’ın sorunlarını burada dile getirmekten büyük bir memnuniyet
duymaktayım.
Hükûmetin övündüğü tek konu olan bölünmüş yol yapımı hususunda
herhâlde Zonguldak ili unutulmuş. Ereğli-Alaplı arası hariç tamamlanamadığı
gibi eski hâlini aratır ve yer yer nereye gideceğinizi bilemediğiniz tehlikeler
yaratmış, yollar yarım, tünel inşaatları yarım. Saltukova Havaalanı yapılmış
ama faaliyet yok. Bakımsız demir yolu Zonguldak-Karabük arasında var ancak
Ankara bağlantısı yok. Zonguldak’ın kömürü ise Ereğli’deki Demir Çelik’e gitmek
için kömür dolu tren vagonlarının gemiyle taşındığı bir garabeti, bir komediyi
sergilemekte. Bu, dünyada benzeri yok
“gemiyle tren vagonu taşıma” şekline Zonguldaklı acı acı gülmekte çünkü taşıyan
gemi bir bakanımızın oğluna ait, yani gemi değil gemicik. Zaten yılların
ihmaline maruz Zonguldak Limanı’ndaki hemen tek deniz yolu faaliyeti de bu
gemicikten ibaret.
Zonguldak ve çevresi (Kozlu, Kilimli gibi) ve Ereğli’de hava
kirliliği solunan zehir hâline gelmiş, Ankara’nın 70’li yıllardaki hâli.
Anlayacağınız, Zonguldaklı yerin altında kömür tozu, yerin üstünde ise zehirli
hava solumakta. “Sizin kömürünüz var.” diye doğal gaz da getirilmemiş.
Dünyanın sayılı taş kömürü yataklarına rağmen kömürün yüzde 90’ı
yurt dışından ithal edilmekte, tabii, yandaş ithalatçıları zengin etmek üzere.
Türkiye Taşkömürü Kurumu ise taşeronlara peşkeş politikasının ihmaliyle baş
başa bırakılmış. Zamanında 40 binlere varan işçi sayısı 10 bine inmiş. Boğaz
tokluğuna mahkûm köleleşmiş işçilerle ucuz Çinli işçiler tercih edilmekte. İş
güvenliği ihlal edilir hâle gelmiş. 30 işçi kardeşimizin ardından sadece
“kader” veya “güzel güzel öldüler” şeklinde sözlerle Zonguldaklıya başsağlığı
mı dilenmiş, yoksa alay mı edilmiş, onu da idrak etmekte Zonguldaklı güçlük
çekmekte.
En az 10-15 bin işçinin daha istihdamı mümkünken, ithal kömür,
köle işçi politikalarıyla işsizlik had safhaya gelmiş. İşçi kenti Zonguldak, işsizler
ve aç insanlar kenti hâline dönmüş.
Zonguldak için hayati önem taşıyan Filyos Projesi ise, AKP’li
politikacıların her seçim öncesi “kırk yıllık Filyos rüyasını
gerçekleştiriyoruz” şeklinde nutukları dışında önemli bir gelişme gösterememiş.
Muhtemelen önümüzdeki seçimler öncesinde de aynı Filyos rüyası vaatleri
söylenecek. Burada kamulaştırma biteli yedi sekiz yıl olmuş ama yer tahsisi
yapılmamış.
Filyos ve Alaplı organize sanayi bölgeleri kâğıt üzerinde kalmış,
Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi yüzde 50 seviyenin, yolu bile yapılmayan Ereğli
Organize Sanayi Bölgesi ise yüzde 30 seviyenin altında kapasiteyle çalışmakta.
Ereğli Demir Çelik Fabrikası, yani ERDEMİR, Türkiye’nin en önemli
sanayi tesislerinden birisi olarak özelleştirmenin kurbanı olmuş ve çalışan
sayısı 9 binlerin üzerinden 6 binlerin altına inmiş. ERDEMİR’in alım ve ihale
işleri İstanbul’a kaydırılmış, Ereğli ile ilişkisi sadece bulunduğu coğrafi
konumdan ibaret kalmış. Bin kadar Ereğli’deki demir sac ticareti yapan işletme
işsiz kalmış ve kapanmış.
Ereğli Bababurnu’ndaki tersanelerin çoğu kapanmış, kalanları da
kapanmanın eşiğinde. Tersanelerdeki 5 bin kişi - ki yan işlerle beraber 7 bin
kişi- işsiz kalmış durumda.
Bölgenin değil ülkenin en önemli istihdam alanlarından birisi
olması gereken sanayi bölgesi Karadeniz Ereğlisi, bırakın başkasının derdine
istihdam çaresi olmayı, kendi çocuklarının bile iş bulamadığı, başka yerlere
gittiği bir kadere mahkûm edilmiş. Esnaf ve sanatkâr il genelinde perişan,
siftah yapamaz hâle gelmiş.
Devrek, Çaycuma ve Gökçebey’de çoğu aile işletmesi olan tarım ve
hayvan besiciliği bitik durumda.
12 bin ton fındık rekoltesine sahip,
limanı yapılmayan, atık su işi halledilemeyen Alaplı ilçesi, fındık
üreticisiyle, esnafıyla fakirlik ızdırabı içerisinde.
Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, milletvekilimiz olmayan
Zonguldak’ın sorunlarını oranın milletvekiliymiş gibi sözlü ve yazılı olarak
gündeme getirmeye, Zonguldak’ın ve Zonguldaklının Mecliste mücadelesini vermeye
devam edeceğiz. Onlara söz verdik, bu sözü yerine getirmekte kararlıyız.
Seçimlerden sonra ise…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Sipahi, alınan karar gereğince süre uzatımına
gidemiyoruz. Onun için beni bağışlayınız.
KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) – Efendim, öyle bir karar yoktu
bildiğim kadarıyla.
BAŞKAN – Var efendim. Meral Hanım da uyguluyor. Genel Kurul karar
almıştı.
KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) – Müsaade ederseniz sadece teşekkür
edeyim.
BAŞKAN – Açmayayım mikrofonu Sayın Sipahi müsaade ederseniz. İhlal
etmiş olmayayım kuralı. Çok teşekkür ederim.
KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) – Efendim, buradan bütün
Zonguldaklılara en içten saygılarımı arz ediyorum, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Türkmen, buyurun efendim.
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
4.- Zonguldak Milletvekili Polat
Türkmen’in, Zonguldak’ın sorunlarına ilişkin açıklaması
POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) – Efendim, ben de Zonguldak’ın
sorunlarını gündeme getiren sözcünün söylediklerine karşılık, bunların çoğunun
doğru olmadığını söylemek istiyorum, söz almak istiyorum müsaade ederseniz.
Sevgili Vekilime Zonguldak’a duyarlı olmasından dolayı teşekkür
ederim. Geçenlerde bir ziyarette bulundular MHP Grubu olarak. Evet,
eksiklerimiz yok değildir ama AK PARTİ döneminde bu eksiklerin çoğu
tamamlanmıştır. Bugün, bahsettiği Düzce-Ereğli, Ereğli-Zonguldak arasında olan duble yolun ihalesi yapılmış, yüzde 80’i tamamlanmıştır.
Zonguldak-Gerede arası duble yolu, eğer oradan
geçmişlerse görürler, orası da tamamlanmıştır. Zonguldak’ın altyapısı
tamamlanmış, tarif edildiği gibi değildir.
Filyos Projesi dediğin zaman, ilk defa bizim dönemimizde, bugün…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkmen.
Sayın Aslanoğlu, buyurun efendim.
5.- Malatya Milletvekili Ferit
Mevlüt Aslanoğlu’nun, muhtarların ve il genel meclisi üyelerinin sorunlarına
ilişkin açıklaması
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, bir önce
muhtarlarla ilgili konuşma yapan Sayın Durdu Özbolat’a teşekkür ediyorum. Dokuz
yıldır benim bu Mecliste dilim hep gitti ama Hükûmet hep söz veriyor, şimdi
artık Köy Kanunu’nu şu Meclise tatil olmadan getirsin de muhtarlarımızın, il
genel meclisi üyelerimizin durumu belli olsun. Dokuz yıldır hep bunu
dinliyorum. Sayın Durdu Özbolat da dile getirdi. Artık bu son olsun, bir an
önce Köy Kanunu gelsin Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.
Gündem dışı üçüncü söz, Tunceli ilinde yaşanan son olaylarla
ilgili söz isteyen Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’e aittir.
Sayın Halis, buyurun efendim.
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
(Devam)
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
3.- Tunceli Milletvekili
Şerafettin Halis’in, Tunceli ilinde yaşanan son olaylara ilişkin gündem dışı
konuşması
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ben de sizleri saygıyla selamlıyorum.
Tabii, her ne kadar olağanüstü hâl kaldırıldıysa da bugüne kadar
Tunceli’de yaşanan durum, hep olağanüstü hâl durumu oldu. AKP her ne kadar
ileri demokrasiden bahsediyorsa da yine yaşananlar, bırakın ileri
demokrasilerde, sıradan demokrasilerde bile görülmeyen olaylar. Düşünün ki
Tunceli’nin Pertek ilçesinde bir okulda bir öğretmen tarafından öğrencisine bir
taciz olayında bulunuluyor. Kaymakamın ve yerel yöneticilerin orada tacizci
öğretmeni korumaları ve kollamalarına karşılık, orada, KESK Şubeler Platformu,
sivil toplum örgütleri, veliler ve Belediye Başkanının içinde olduğu bir basın
açıklaması yapılıyor. Basın açıklaması sonrasında hemen Kaymakamlık adli ve
idari soruşturma açıyor, savcılık soruşturmayı başlatıyor ve Sağlık
Bakanlığından bölgeye müfettişler gidiyor. Bir bakın, sorulan sorular nedir?
Müfettiş aynen şunu soruyor: “Basın açıklamasına katıldınız mı?” İkinci bir
soru: ”Kamu idarecileri hakkında, aleyhinde ya da istifaları konusunda slogan
attınız mı?” Hani nerede demokrasi? Basın açıklamasının suç olduğu bir ülkede
hangi demokrasiden bahsedeceksiniz? Yöneticilere yönelik istifa sloganları
atmak ne zaman suç oldu? Hangi demokrasi bu? Buna, daha doğrusu, sultanlar ve
kullar iktidarı deseniz iyi olmaz mı? Sonuç ne oluyor: Bakanlık Teftiş
Kurulunun vermiş olduğu rapor dâhilinde üç sağlık personeli sürgün ediliyor.
Her şeyden önce, sürgün, çağımızın bir cezası değildir, ta eski
Roma’dan kalmış, Osmanlıdan cumhuriyete devrolmuş, büyük trajedilere, acılara
mal olmuş ve günümüzde de hâlâ vuku bulan bir ceza, yani çağdaş bir ceza değil.
Kim bu sürgün edilen arkadaşlarımız? Sendika iş yeri temsilcisi Şemsi Engin,
yine üye Nursen Berk Okçu, yine üye Gürsele Kurt. Sadece tacize ve tecavüze
karşı bir basın açıklamasına katılmış olmak… Şimdi, burada, haydi diyelim ki
basın açıklamasına katılmak suçtur, peki, tacize ve tecavüze karşı olmakta mı
suçtur? Şimdi, AKP, burada, ya tacize, tecavüze karşı olmadığını söyleyerek bu sürgünleri
geri almak zorundadır ya da bu sürgünlerin devamı hâlinde “tacizin ve tecavüzün
yanındayım” diye tacizci ve tecavüzcü politikasını tescil etmek durumundadır.
Tabii bu ilk sürgün değil, iki ay önce de bir sürgün daha yaşandı.
Tunceli PTT Müdiresi Sayın Fidan Şahin bölge başmüdürünün raporuna binaen
Erzurum’a sürgün edildi. Şimdi dikkat edin, bölgede çalışması istenmeyen
başmüdür AKP tarafından kollanıyor ve onun rapor ettiği, Tunceli halkı
tarafından sevilen Fidan Şahin sürgün ediliyor.
Sürgünler nereye yapılıyor, bakın: Erzurum, Amasya, Aksaray,
Yozgat, Gümüşhane. Sürgün etmek sürgün için ne kadar zorsa, sürgün illeri
olarak adlandırılan bu iller halkına da bu büyük bir hakarettir. Sürgün
diyorsunuz, eskiden Fizan’a sürerlerdi, Malta adalarına sürerlerdi, bir nedeni
vardı ve bir gerekçesi vardı, gerekçesi de negatifti söylemek gerekirse. Bugün
Malta sürgünlerini kınamak ne kadar yerindeyse, çağımızda, günümüzde yaşanan
sürgünleri kınamak da o kadar yerinde olacaktır.
Bir daha söylüyoruz: Bu arkadaşlarımızın sürgün nedeni tacize
karşı bir basın açıklamasına katılmış olmaları. Siyaseten bir şey yok ve
müfettiş soruyor, tekrar ediyorum: “Basın açıklamasına katıldınız mı?
Yöneticilerimiz hakkında istifa sloganı attınız mı?” Buradan, dediğim gibi, üç sonuç
çıkıyor:
1) Basın açıklaması suçtur.
2) Taciz ve tecavüz meşrudur, buna karşı çıkmak suçtur.
3) “Yöneticilerimizin dokunulmazlığı vardır. Biz, demokratik bir
ülkede değil, şahlık, sultanlık ve padişahlık ülkesinde yaşıyoruz.”un tam da
adıdır.
Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Buyurun Sayın Güvel.
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
6.- Adana Milletvekili Hulusi
Güvel’in, Adana Öğretmenevi inşaatına ilişkin açıklaması
HULUSİ GÜVEL (Adana) – Teşekkür ediyorum Başkanım.
Değerli arkadaşlar, Adana ilimizin bir sorununu dile getirmek
istiyorum. Adana Öğretmenevi inşaatı ihalesi 2002 yılında yapılmış, ancak 2005
yılında temeli atılabilmiştir. Aradan beş buçuk yıl geçmiştir değerli
arkadaşlar; kaba inşaatı bitmiştir, tamamlanarak hizmete sunulmaması için
hiçbir neden yoktur. Ancak konu Adana olunca birdenbire ortaya ödenek sorunu
çıkmaktadır. Sayın Millî Eğitim Bakanına bu konuyu defalarca yazılı ve sözlü
olarak ilettim. Ne zaman öğretmenevini gündeme getirsem “Yeteri kadar ödenek göndereceğim,
bu sene tamamlanacaktır.” denilmekte, hemen ardından unutulmaktadır. Adana
Öğretmenevi Adana’nın kamu yatırımları konusundaki makûs talihinin bir
göstergesidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Güvel.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır.
Önergeleri ayrı ayrı okutuyorum:
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI
A) Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Van Milletvekili Fatma
Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kürt sorununun araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1000)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na
Kürt Sorununda, 30 yılı aşkındır devam eden askeri
yöntemlerin devre dışı bırakılarak, şiddetli bir savaş ortamına girilmesinin
önlenmesi, demokratik çözüm arayışının güçlendirilerek çözüm konusunda ulusal
mutabakata katkıda bulunulması için toplumdan gizlenen hakikatlerin ortaya
çıkarılarak kamuoyu ile paylaşılması amacıyla Anayasa'nın 98’inci, İç Tüzüğün
104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz
ve teklif ederiz.
1) Fatma Kurtulan (Van)
2) Selahattin
Demirtaş (Diyarbakır)
3) Gültan Kışanak (Diyarbakır)
4) Ayla Akat Ata (Batman)
5) Bengi Yıldız (Batman)
6) Akın Birdal (Diyarbakır)
7) Emine Ayna (Mardin)
8) Hasip Kaplan (Şırnak)
9) Hamit Geylani (Hakkâri)
10) İbrahim
Binici (Şanlıurfa)
11) M. Nuri Yaman (Muş)
12) Mehmet Nezir
Karabaş (Bitlis)
13) Mehmet Ufuk
Uras (İstanbul)
14) Osman Özçelik (Siirt)
15) Özdal Üçer (Van)
16) Pervin Buldan (Iğdır)
17) Sebahat
Tuncel (İstanbul)
18) Sevahir
Bayındır (Şırnak)
19) Sırrı Sakık (Muş)
20) Şerafettin
Halis (Tunceli)
Gerekçe:
Türkiye'de 30 yılı bulan bir çatışma ortamı sürmektedir.
Hükümetler, sorunun çözümünde toplumsal mutabakatı teşvik ederek, sorunu
demokratik kanallarla çözmeyi ve bu alanda cesur adımlar atmayı denemek yerine,
anadil talepleri de dahil olmak üzere Kürtlerin
Demokratik Hak Taleplerini bir bölücülük unsuru gibi göstererek, bu yönlü bütün
çağrıları toplumda infial yaratma yönünde kullanmıştır.
Toplum esasen Kürtlerin demokratik haklarının verilmesine taraf
durumda iken, hükümetler Kürtlerin ve farklı kesimlerin hak taleplerini bir
getirim alanı olarak kurgulamış, devlet içinde ve dışında bir pazarlık unsuru
haline getirmiştir. Kürtlerin hukuk, adalet, sağlık, eğitim ve daha birçok
alanda "Kürt" olarak yer alması ya da yararlanmasının engellenmesi ve
bu gerçeğin göz ardı edilmesi ise çatışma ortamının sürekliliğini getirmiştir.
Hükümetlerin Kürtlerin demokratik haklarına ilgisiz kalması ve çatışma ortamını
kendi çıkarı doğrultusunda devamına müsaade etmesi, Türkiye'de demokratik
siyasetin yaşam bulmasını da engellemiştir. Bu güne kadar hiç bir hükümet
tarafından bütün açıklığı ile kabul edilmeyen Kürt Sorunu, arka planı toplumdan
gizlenen ve antidemokratik yöntemlerin en fazla denendiği sorun olmuştur.
Tasfiye üzerine kurgulanan çözüm anlayışı, Türkiye'de adaletin işlemesini
engellemiştir.
Geldiğimiz aşamada da hükümet çözümde demokratik yöntemlerin
kullanılmasından gittikçe uzaklaşmaktadır. Denenen yöntemlerin çözüm
olmayacağı, yöntemlerin hazırlayıcısı, onaylayıcıları, uygulayıcıları
tarafından da bilinmesine rağmen aynı yöntemlerde ısrar edilmektedir. Bir
halkın asimile edilmesinden yok edilmesinin hedeflenmesine kadar uzanan süreçte
mevcut yöntemlerin aldatmaktan ve oyalamaktan öte bir sonuç vermeyeceği
anlaşılırdır.
Kürtlere karşı yürütülen inkâr ve imha politikaları sonucu,
kayıtlara göre çatışmalarda 50 bine yakın insan hayatını kaybetmiş, 5 bine
yakın köy boşaltılıp yakılmıştır. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve dönemin
Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in de içinde bulunduğu birçok siyasetçi ve
askeri yetkili şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Siyasetçi, aydın,
yazar, gazeteci, işadamı dahil 17 bine yakın insanımız
devlet içinde varlık bulan hukuksuz oluşumlarca katliamdan geçirilmiştir. Örgüt
üyesi olduğu şüphesi ile vatandaşlarımız zorla kaybettirilmiş ya da infaz
edilerek gizlice gömülmüştür. 3 milyona yakın insanımız yerinden edilmiş,
milyonlarca dolar savaş araçlarına harcanmıştır. Bölge sürekli bombalanarak
doğası tahrip edilmiş, ormanlar yakılmıştır. Sayısız suça bulaşan Koruculuk
Sistemi kurulmuş, askeri bölgeler ve yığınaklarla bölgede sürekli olağanüstü
hal durumu yaratılmıştır. Avrupa Birliği üyelik süreci Kürt Sorununda
demokratik çözüme varılamadığından uzamış, birçok uluslararası sözleşme
Kürtlerin demokratik taleplerine haklılık kazandıracağından rafa kaldırılmıştır.
Ortadoğu'da ve uluslar arası platformda PKK'nin askeri yöntemlerle yok edilmesi
üzerine sonuç vermeyen tehlikeli pazarlıklar yapılmış, istikrarsız devlet
görüntüsünden öteye gidilememiştir.
Oysa Türkiye ile benzer sorunları yaşayan ülkeler, sorunlarını
Hakikat Komisyonları kurmakla aşmayı başarabilmişlerdir. Tarafların işbirliği
içerisinde çalışmasının sağlanamaması, rejimi işleyemez duruma getirmiştir.
Kurulacak komisyon Kürt Sorununun arkasındaki hakikatlere dair temel noktaları
ortaya çıkarıp, bunların toplum arasında çatışma kaynağı olmasını engelleyerek,
mutabakata varılması yolunda aşama kaydedilmesini ve çözüme ulaşılmasını
kolaylaştırabilir.
Bu hakikatlerin ortaya çıkarılması için ise bir an önce mağdurlar,
bölge halkı, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, sorunun çözümü için çaba
sarf eden siyasetçiler, aydınlar, yazarlar, gazeteciler, uluslar arası
aktörlerle görüşmeler yapılmalı, bu çerçevede toplumsal mutabakat aranmalıdır.
Tarafların sorunun çözümünde alacağı rolün öneminden hareketle, PKK mensupları
ile de görüşmeler yapılması üzerinde durulan bir husus olmalıdır.
Benzer sorunun çözümünde Güney Afrika'daki Komisyon, çalışması
sonucu sosyal mutabakatın sağlanmasında başarı elde etmiş,
"Apartheid" politikası 1994'te son bulmuştur. Toplumsal mutabakat
yolunda ilerlenebilmesi için hakikatlerin bilinmesi gereklidir. Bu kapsamda
kurulacak komisyon Güney Afrika deneyiminde olduğu gibi bu sorunun
çözümsüzlüğünde ısrar eden tarafları da tespit edebilmelidir. Bu temelde
hakikatlerin ortaya çıkarılması için bir meclis araştırması açılması uygun
olacaktır.
2.- Hakkâri Milletvekili Hamit
Geylani ve 19 milletvekilinin, askerî alanların çevresinde yer alan patlayıcı
maddeler nedeniyle meydana gelen olayların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/1001)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
“Askeri alanlara yakın yerlerde bulunan patlayıcı maddelerin
meydana getirdiği olayların” araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98. TBMM İçtüzüğü’nün
104 ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını
saygılarımla arz ederim.
1) Hamit Geylani (Hakkâri)
2) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
3) Gültan Kışanak (Diyarbakır)
4) Ayla Akat Ata (Batman)
5) Bengi Yıldız (Batman)
6) Akın Birdal (Diyarbakır)
7) Emine Ayna (Mardin)
8) Fatma Kurtulan (Van)
9) Hasip Kaplan
(Şırnak)
10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
11) M. Nuri Yaman (Muş)
12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)
14) Osman Özçelik (Siirt)
15) Özdal Üçer (Van)
16) Pervin Buldan (Iğdır)
17) Sebahat Tuncel (İstanbul)
18) Sevahir Bayındır (Şırnak)
19) Sırrı Sakık (Muş)
20) Şerafettin Halis (Tunceli)
Gerekçe:
Türkiye'de 30 yıla yakındır devam eden şiddet ve çatışmalı ortam,
başta şiddetin yoğun olarak yaşandığı Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan halkı her
anlamda çok olumsuz etkilemiştir. 40 bin insanın yaşamına neden olan ve hala
devam eden bu savaş ortamı, kuşkusuz en çok çocukları etkilemektedir. Ne yazık
ki, bugüne kadar bölgede yaşayan ve savaşın içinde doğup büyüyen yüzlerce
çocuk, bu şiddet ve çatışmalı ortamda yaşamını yitirmiştir. Yüzlercesi de
yaralanmış ve sakat kalmıştır.
Bu çocukların birçoğu bizzat güvenlik güçleri personellerinin
silahından çıkan kurşunlarla yaşamını yitirirken, bir çoğu
da yine güvenlik güçlerinin kullandığı zırhlı araçların altında ezilerek
hayatlarını kaybetmişlerdir.
Yine bölgede çocuk ölümlerinin en çok yaşanmasının bir nedeni de
askeri alanlara yakın yerlerde buldukları cisimlerle oynamaları neticesinde
meydana gelen patlamalardır.
Sadece son 5-6 ay içinde bölgede askeri alanlara yakın yerlerde
buldukları patlayıcı cisimlerle oynarken meydana gelen olaylarda yaşamını
yitiren ve ağır yaralanan çok sayıda çocuk vardır. Neredeyse her sene bu tip
hadiselerle çok kez karşı karşıya gelmekteyiz. Yetkili organlar tarafından
hiçbir önlem alınmadığı gibi, bu tür olaylar da her geçen gün artmaktadır.
En son 24 Kasım 2010 tarihinde Hakkâri Yüksekova'da 21. Sınır
Tugay Komutanlığı tel örgülerinin yakınında keçilerini otlatan Nazif Yanar,
burada bulduğu cismin patlaması sonucunda ağır yaralanmıştır. Yine 11 Kasım
2010 tarihinde Şırnak İdil'de buldukları cismin patlaması sonucunda bir çocuk
yaşamını yitirmiş, bir çocuk ise ağır yaralanmıştır.
Yine Van Özalp'te 25 Mayıs 2010 tarihinde Mustafa Muğlalı Kışlası
yakınında buldukları patlayıcı madde ile oynayan çocuklardan biri yaşamını
yitirirken, 4 çocuk da yaralanmıştır. Bu olaylar sadece son aylarda yaşanan
birkaç örnektir. Oysaki bu tür olaylar çok daha sık yaşanmaktadır. Geçmiş
yıllarda da bunun çok acı örneğini yaşadık.
Bu tür olayların yaşanmaması için, başta askeri birliklerin
yerleşim merkezlerine uzak yerlere taşınması gerekir. Doğu ve Güney Doğu
Anadolu Bölgesi'nde askeri birlikler şehirlerin merkezlerinde yer almaktadır.
Hatta okulların ve hastanelerin bulunduğu yerlere metrelerce uzaklıkta
bulunmaktadır. Bu tür olayların yaşanmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi,
askeri birliklerin yaşam yerlerine olan yakınlıklarıdır.
Yine bu konuda hiçbir denetim ve kontrolün yapılmamış olması, bu
acı olayların yaşanmasına olanak sağlamıştır. Ayrıca meydana gelen hiçbir
olayın yargı önüne çıkmamış olması da bu konuda önlem almaya gereksinim
duyulmamasına neden olmuştur.
Bu tür olayların yaşanmaması ve artık çocukların buldukları
patlayıcı cisimlerle yaşamlarını yitirmemeleri için, mutlak suretle önlem
alınması gerekmektedir. Bu bağlamda, bu konunun derhal araştırılıp, gerekli
önlemlerin tespiti için bir Meclis Araştırma Komisyonu'nun kurulması
gerekmektedir.
3.- Kırklareli Milletvekili Turgut
Dibek ve 24 milletvekilinin, kayıt dışı istihdam ve işsizlik sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1002)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizin en büyük sorunu olan işsizlik her geçen gün artmaktadır.
DİSK-AR raporu, resmi rakamlara göre düştüğü iddia edilen işsizlik rakamlarını
açıklamıştır.
DİSK-AR 2010 Ağustos ayı dönemi (Temmuz, Ağustos, Eylül) istihdam
raporunda, TÜİK'in yüzde 10.6 olarak açıkladığı
işsizlik rakamının aksine, işe başlamaya hazır olup iş aramayanların dâhil
edildiği geniş tanımlı işsizlik rakamıyla bu oranın yüzde 17.3'e, eksik ve
yetersiz istihdam edilenlerle birlikte ise oranın yüzde 20.6'ya ulaştığını
açıklamıştır. Raporda işsizlik oranının hala kriz öncesi düzeyine inmediği,
kriz öncesinden bu yana işsizler ordusuna katılanların sayısının 469 bin kişi
olduğunu belirtilmiştir.
DİSK'in raporuna göre 3 aylık dönemde yaratılan 1 milyon 127 bin
kişilik istihdamın yüzde 34'ü kayıt dışı olarak sisteme dahil
olmuştur. Kayıt dışı çalışanların sayısı son dönemde 10 milyon 383 bine
çıkmıştır. Geçici bir işte çalışanların sayısı 77 bin, eksik ve yetersiz
istihdam edilen gizli işsizlerin sayısı 448 bin, iş aramayıp, çalışmaya
başlamaya hazır olduğu için işsiz sayılmayanların sayısı ise 180 bin artmıştır.
Krizin etkisi ile başlayan kırsala dönüş, Tarımsal istihdamda, 556 binlik
artışla 6 milyon 42 bin kişi olmuştur.
Resmi verilere göre işsiz sayısı 2 milyon 971 bin düzeyindedir.
İşsiz sayısı, kriz öncesiyle karşılaştırıldığında yüzde 19 fazladır.
İşsizlik ile mücadele ederken, kayıt dışı ile mücadelede
unutulmamalıdır. Rapora göre, ekonomisinin yaklaşık yarısının kayıt dışında
olduğu Türkiye, sosyal güvenlikten, gelirler politikasına kadar ciddi bir kriz
yaşamakta, bu krizin faturası da topluma yansımaktadır. 2010 ağustos ayı dönemi
için açıklanan istihdam verilerine göre, kayıt dışı istihdam edilenlerin
sayısının bir önceki yılın aynı dönemine göre 278 bin kişi, kriz öncesine göre
ise 384 bin kişi artarak, 10 milyon 383 bine çıkmıştır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer istihdam
stratejisinin başlıklılarını kamuoyu ile paylaşırken, temel amacın işsizlik
fonundan işverenlere verilen teşviklerin artırılması olduğunu ortaya koymuştur.
Yapılacak düzenlemeler, işsizliğe çare bulamayacağı gibi, işe yeni giren
işçilerin daha fazla sömürülmesine olanak tanıyan düzenlemeler içermektedir.
Çalışan nüfus da işsizlik korkusuyla işverenleri tarafından fazla
mesai ücretleri ödenmeden daha çok çalıştırılmakta, sendikasızlaştırılmakta,
hatta maaşları düşürülmektedir. Bu durum işsizlerin sorunlarının, çalışanları
da etkilediğinin bir kanıtıdır. İşsizlerin sorunlarının çözülmesi, çalışanların
sorunlarının da çözülmesi anlamına gelmektedir.
Bu nedenlerle, kayıt dışı işçi çalıştırılmasının önüne
geçirilmesi, işsizlerin yaşadıkları sorunların tespiti, ortaya çıkarılması ve
çözümlenmesi amacı ile Anayasamızın 98. maddesi, İçtüzüğümüzün 104. ve 105.
maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını
saygılarımızla arz ederiz.
1) Turgut Dibek (Kırklareli)
2) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
3) Akif Ekici (Gaziantep)
4) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
5) Hulusi Güvel (Adana)
6) Gürol Ergin (Muğla)
7) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
8) Selçuk Ayhan (İzmir)
9) Yaşar Ağyüz (Gaziantep)
10) Yaşar Tüzün (Bilecik)
11) Tekin Bingöl (Ankara)
12) Sacid Yıldız (İstanbul)
13) Malik Ecder Özdemir (Sivas)
14) Ali Koçal (Zonguldak)
15) Tayfur Süner (Antalya)
16) Hüsnü Çöllü (Antalya)
17) Atila Emek (Antalya)
18) Şevket Köse (Adıyaman)
19) Kemal Demirel (Bursa)
20) Gökhan Durgun (Hatay)
21) Abdullah Özer (Bursa)
22) Ergün Aydoğan (Balıkesir)
23) Ali Arslan (Muğla)
24) Engin Altay (Sinop)
25) Osman Kaptan (Antalya)
4.- Mersin Milletvekili Mehmet
Şandır ve 22 milletvekilinin, narenciye üretimindeki ve ihracatındaki
sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1003)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Yaş sebze ve meyve üretimi içinde yer alan narenciye üretimimiz,
kendi ihtiyacımızı karşıladığı gibi dış ticaretimiz açısından da önemli bir
ürün gurubumuzu oluşturmaktadır.
Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin en iyi şekilde
değerlendirilmesi ve dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlayarak, aldığı payı
yükseltmesi bakımından başta üretici ve ihracatçıların yaşadığı sorunlar olmak
üzere narenciye sektöründe yaşanan tüm sorunlarının tespit edilerek gerekli
tedbirlerin alınması amacıyla Anayasanın 98'inci, İç Tüzüğün 104 ve 105'inci
maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
1) Mehmet Şandır (Mersin)
2) Osman Çakır (Samsun)
3) Kadir Ural (Mersin)
4) Reşat Doğru (Tokat)
5) Hasan Özdemir (Gaziantep)
6) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)
7) Mithat Melen (İstanbul)
8) Kürşat Atılgan (Adana)
9) Münir Kutluata (Sakarya)
10) Osman Ertuğrul (Aksaray)
11) Cemaleddin Uslu (Edirne)
12) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)
13) Hasan Çalış (Karaman)
14) Yılmaz Tankut (Adana)
15) Recep Taner (Aydın)
16) Mustafa Enöz (Manisa)
17) Beytullah Asil (Eskişehir)
18) Erkan Akçay (Manisa)
19) Süleyman Nevzat Korkmaz (Isparta)
20) Mehmet Zekai Özcan (Ankara)
21) Ahmet Deniz Bölükbaşı (Ankara)
22) Alim Işık (Kütahya)
23) Recai Yıldırım (Adana)
Gerekçe:
Başta üreticilerimiz olmak üzere, ürünlerin işlenmesi,
ambalajlanması, nakliyesi ve ihracatı gibi diğer unsurlar da dikkate
alındığında, narenciyenin ülkemiz ekonomisine ve istihdamına oldukça yüksek
miktarlarda katma değer sağlayan büyük bir sektör konumunda olduğu daha
sağlıklı değerlendirilecektir.
Toplam yaş sebze ve meyve ihracatımız içinde narenciye 2009
yılında miktar bazında %43, değer bazında %41 pay almıştır. 2009 yılı
itibarıyla narenciye ihracatımızdan elde edilen döviz gelirimiz yaklaşık 802
milyon dolar olmuştur. Dolayısıyla narenciye, ülkemiz yaş sebze ve meyve
ihracatının da öncüsü konumundadır.
Ancak, en az, 6-7 yıllık bir emek sonrası meyve vermesini sağlayan
ve ürünü 15-20 yıl değiştirme şansı bulamayan narenciye üreticisinin sorunları
AKP iktidarları döneminde artarak büyümektedir. Narenciye ürünlerinden
portakal, mandalina, limon, greyfurt ya maliyetinin altında fiyatla alıcı
bulmakta ya da dalında kalmaktadır. Emek verdiği ürünü maliyetini bile
karşılayacak fiyatta pazarlayamayan çiftçi, ürününü çaresiz şekilde yollara
dökmektedir.
Zararlılar ve hastalıklarla mücadelede kullanılan kimyasalları
içeren teknik talimatların yetersizliği ve ruhsatsız ilaçlar nedeniyle
narenciye ihracatı büyük ölçüde sekteye uğramıştır.
Narenciye sektörüne yönelik bir politika oluşturulamamasının yanı
sıra üretici ve ihracatçıya sağlanan destek ve teşviklerin yetersizliği, iç
pazardaki talebin gerilemesine ve dış pazar payının başka ülkelere kaymasına
sebep olmuştur.
İhracat iadeleri (primler) yetersiz olduğu gibi, ödeme şekli ve
ödeme zamanlamasındaki bilinçsiz yaklaşım üreticiye herhangi bir fayda
sağlamamaktadır.
Diğer taraftan, ürünün işlenmesini sağlayacak modern işleme
tekniklerinin kullanıldığı gerekli nicelik ve nitelikte tesislerin kurulmasının
teşvik edilmemesi, ürünün nakliyesinde karşılaşılan bürokratik engeller, bilinçli
bir üretim ve örgütlenme sağlanamaması, ar-ge çalışmalarına yeterli önemin
verilmemesi, fidan tedariki ve ürün çeşitlendirmesinde yaşanan sorunlar
nedeniyle sektör gelişememiştir.
Bu nedenle, gerek üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi,
gerekse ihracatçının uluslararası pazarlardaki katı rekabet koşullarında
mücadele edebilmesi amacıyla Anayasanın 98'inci, İç Tüzüğün 104 ve 105'inci
maddeleri gereğince Meclis Araştırması gerekmektedir.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp
açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.
Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine
göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi
Parti Grubu Önerileri
1.- (10/942) esas numaralı Meclis
Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin, Genel Kurulun 27/1/2011
Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi
27.01.2011
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu’nun 27.01.2011 Perşembe günü (Bugün) yaptığı
toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından,
Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel
Kurul’un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Ayla
Akat Ata
Batman
Grup
Başkanvekili
Öneri:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve
Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 816 ıncı sırasında
yer alan 10/942 Turgut Özal’ın ölümü olmak üzere bazı şüpheli ölüm olaylarının
ve faili meçhul cinayetlerin, araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin
görüşülmesinin Genel Kurulun 27.01.2011 Perşembe günlü birleşiminde yapılması
önerilmiştir.
BAŞKAN – Grup önerisinin lehinde Batman Milletvekili Sayın Ayla
Akat Ata.
Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)
AYLA AKAT ATA (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de kamuoyuna mal
olmuş birtakım faili meçhul cinayetlerin araştırılması noktasında, gerek biz
gerek CHP Grubunun defalarca kez vermiş olduğu araştırma önergeleri gündeme
taşındı ama AKP milletvekillerinin oylarıyla ne yazık ki gündeme alınamadı,
reddedildi.
Şimdi, Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin araştırılması gibi bir
problem var mıdır, yok mudur? Niye reddedersiniz? Yok
olduğunu düşündüğünüz için reddedersiniz. Ama biz, Barış ve Demokrasi Partisi
olarak bunun geçmişe bir ayna tutmanın temel aracı olacağını düşünüyoruz. Faili
meçhuller bir çıkış noktası olabilir bizler açısından.
Şimdi, ülkemiz açısından bir farklılık var. Dünyanın birçok
ülkesinde, evet, yaşanan katliamlardan sonra, yaşanan faili meçhul
cinayetlerden sonra, yaşanan darbelerden sonra ve iç savaşlardan sonra ve hatta
savaşlardan sonra geçmişe ayna tutacak birtakım çalışmalar yapıldı. Özellikle
Latin Amerika ülkelerinde hakikatleri araştırma komisyonları kuruldu. Şimdi,
biz, ülkemiz gerçeğine baktığımızda, özellikle cumhuriyetin kurulduğu yıllardan
bugüne kadar bu kürsüden de defalarca kez ifade edildi, bizim dışımızdaki
siyasi partiler, hatta iktidar partisi tarafından da ifade edildi, ülkemizde
katliam olarak nitelendirebileceğimiz birtakım hak ihlalleri yaşandı. 5-6 Eylül
olaylarından yola çıkarsınız, Dersim’den, Ağrı’dan, Zilan’dan bihaber olmak
mümkün değildir. Bunların hepsi bu ülkede yaşanmıştır. Şimdi, bu katliamlar
hangi ortamda gerçekleşti? Bu katliamların arkasında yatan zihniyet neydi?
Bunları araştırmak bu Meclisin sorumluluğudur.
Yine, bu ülkede darbeler yaşandı. On yılda bir darbe yaşanan bir
ülke olduğumuzu söylüyoruz. Diğer ülkeler nasıl demokrasiye geçiş süreçlerini
tamamladılar? Darbe süreçleriyle yüzleştiler. “Darbe” dediğimiz şey binlerce,
10 binlerce insanın göz altına alınması demek. 100
binlerce insanın bire bir bundan etkilenmesi demek. Darbe dediğimiz şey ağır
insan hakları ihlalleri demek, belli coğrafyaların insansızlaştırılması demek,
cezaevlerindeki doluluk oranının artması demek. Şimdi, bunlarla da
yüzleşemedik.
Yine, bizim ülkemizde, evet, son otuz yıldır yaşanan bir iç savaş
durumu söz konusu. Peki, bu süreçte yaşanan ağır hak ihlallerini nasıl gözler
önüne sereceğiz? Bu süreçte, az önce ifade ettiğimiz, Sayın Turgut Özal’ın da,
merhum Turgut Özal’ın da ölümü gerçekleşti. Bunu hep beraber araştırırsak belki
hem o darbe yapan zihniyete hem o katliamları gerçekleştiren zihniyete hem de
bu ülkede otuz yıldır akan kana vesile olan ret ve inkâr politikalarına ışık
tutmuş olacağız.
Hakikatleri araştırma komisyonları, evet, geçmişle olan bağı ve
gerçeği açığa çıkarmayı hedefler, topluma bir arada yaşayabileceği bir süreci,
ortak, manevi duyguları da ön plana çıkararak, af değil, bağışlama kültüründen
hareketle bir ön bilgi verir.
Peki, bizim bu komisyonu kurma şansımız yok mudur? Vardır. Şimdi,
biz bir araştırma önergesi verdik. Faili meçhul cinayetlerle ilgili -tek tek de
olabilir, bir araya da getirebiliriz siyasi cinayetlere ilişkin- araştırma
komisyonları oluşturabiliriz. Buna izin verilmiyor. Bu kabul de edilmiyor.
Şimdi, bir noktada bunu anlayabiliriz. İktidar partisi der ki,
ülkenin o kadar ağır sorunları var ki tek tek bunlarla uğraşamayız çünkü bu
ülkede faili meçhul cinayetlerin sayısı ya da olayların sayısı devlet
belgelerine 17 bin küsurlarla girmiş. Tamam, bunu anlayabiliriz. O zaman bir yerde
çıkış noktası bulmamız gerekiyor. Nereden başlayacağız? Evet, yargılama bunun
bir aşaması olabilir. Bakıyoruz bu cinayetlerin yargı önüne taşınması gibi bir
pratik söz konusu olmuş mu? Hayır. Hâlâ bunlar faili meçhul cinayet olarak
durmuşlar.
Peki, bunun dışında, darbe, katliam ya da bu otuz yıllık savaş
sürecinde yaşananlar, ağır insan hakları ihlalleri yargı önüne çıkartılabilmiş
mi? Hayır.
Şimdi, bugün ülkede iki önemli yargılama var, biri Silivri’de
görülüyor, biri Diyarbakır’da JİTEM davasında görülüyor, Cemal Temizöz
yargılanıyor. Şimdi, bakıyoruz orada ne açığa çıktı? Silivri’dekinin
geldiği boyut ortada. Ülkenin yarısı orada yapılan yargılamanın haksız
olduğunu düşünüyor. Bu, bu pratiği sergileyenler için bir artı değildir, bir
eksidir. Peki, Diyarbakır’dakine bakıyoruz. Diyarbakır’da her şeyi göze alarak,
90’lı yıllarda yaşadıkları çok açıkken, yani gözleri önünde insanlar infaz
edilmişken, kardeşlerini, çocuklarını kaybetmişken, köyleri boşaltılmış, evleri
yakılmış, hayvanları diri diri yakılmışken terk edenler, her şeyi göze alarak
savcılıklara, yerel savcılıklara gidip başvurularda bulundular, suç duyurusunda
bulundular.
Peki, şu an gelen aşama nedir? Şu an o insanlar, o tanıklıkları
yapanlar, bu davanın açılmasına vesile olanlar ya da bu dava açıldığında bir
umut taşıyıp gidip savcılıklara başvuranlar tek tek gelip mahkemede
ifadelerinden vazgeçiyorlar, çünkü korunamıyorlar. Niye korunamıyorlar? Çünkü
bu insanların yapılan yargılama ve gözaltına alınan, tutuklanan insan sayısı ne
yazık ki bu yargılamanın sağlıklı yürüyebilmesi için yeterli değil. Bunların
uzantıları, çeteler dışarıda ve bu insan bu ailelerimiz üzerinde baskı
yapıyorlar ve Diyarbakır’daki duruşma, JİTEM davası da bir aklama duruşmasına
dönüşüyor.
Peki, araştırabiliriz. Başka ne olabilirdi? Bu ülke insanın son
otuz yılda neler yaşandığını bilme hakkı yok mudur? Vardır, hem de çok açık bir
şekilde bilme hakkı vardır. Televizyonu açtığında sadece yaşanan çatışmalar ve
verilen kayıplar eksenli bölgede neler yaşandığını bilen insan sayısı bu ülkede
çok fazladır. Sadece çatışma eksenli yansıyoruz haberlere. “Bölgede bir yürüyüş
oldu, çatışma yaşandı, şu kadar insan gözaltına alındı.” işte “Başbakan
protesto edildi, şu kadar insan gözaltına alındı.” Sadece gözaltı haberleriyle
yansıyoruz. Peki, bu insanlar ne yaşadılar, niye sokaktalar diye bir tek yayın
yapılmıyor.
Tabii şunun da hakkını vermemek lazım. İktidar, bunu dizilere havale etti, diziler aracılığıyla kamuoyunu
bilgilendirmeye çalışıyor. Bu da yanlış. O diziler o
coğrafyada yaşanan gerçekliğe de ışık tutmuyor, kenarından, köşesinden bile
geçemiyor. Şunu ifade edelim: Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlarla ilgili, evet,
bir mesafe katedildi. İnsanlar bunu biliyorlar. Bir toplumsal kabul de var, bir
hoşgörü, bir öngörü de var. Evet, bu aydınlatılmalı, orada yaşananlar bu kadar
ağırsa aydınlatılmalı. Peki, orada yaşananlar başka cezaevlerinde yaşanmadı mı?
Yaşandı, Mamak’ta da yaşandı. Peki, ne oldu? Oradan ülkenin son otuz yılını
etkileyen bir süreç çıkmadı. Diyarbakır Cezaevi’nde, evet, çok ağır insan
hakları ihlalleri yaşandı ama çok büyük bir direniş de yaşandı. Onu
diğerlerinden farklı kılan buydu. Peki, geçmişe ayna tutacağız hep beraber,
buna hazır mıyız, böyle bir komisyon kurmaya hazır mıyız? Türkiye toplumu buna
hazır ama AKP İktidarı hazır değil. AKP İktidarı “değişim”, “dönüşüm” diyerek
Türkiye’de bu kadar kabul gördü. “Değişim”, “dönüşüm” dediği için otuz yıl
sonra insanlar Anayasa’nın değişebilme ihtimalini bu kadar derin bir şekilde
tartıştılar, konuşuyorlar. Evet, çözüm için toplumsal kabul, mutabakat ve çözüm
noktasında ortak irade kesindir, olması gerekendir. Peki, niye bunu doğru
kullanamıyoruz, niye doğru kanalize edemiyoruz, niye Türkiye halklarının
çıkarına kullanmıyoruz? Türkiye halkları zarar görüyorlar, çünkü orada neler
yaşandığını bilmiyorlar.
Bu ülkede 5233 sayılı Yasa’yla -Sayın Bakanım da bilir- birçok
insana para ödendi, süreçten zarar görenlere; hem mağdurlara tazminat ödendi
hem de bunun açığa çıkarmış olduğu tartışmalar da bir şekilde giderildi, çünkü
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde çok dava birikmişti. Yasa çıkarıldı, şimdi o
dosyalar yerellere geldi, komisyonlar kuruldu ama Türkiye kamuoyu hâlâ
bilmiyor, kaç insan evinden alınıp bir daha geri dönemedi, kaç aileye tazminat
ödedi Türkiye? Türkiye kamuoyu hâlâ bilmiyor, cezaevinde kaç insan katledildi,
kaç insana işkence gördüğü için tazminat ödendi? Bunu devlet ödedi. Bakın,
şikâyet dolayısıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurular dolayısıyla
Türkiye mahkûm edilip ceza ödemedi. Kendi iç hukukumuzda bir yasa çıkardık, bu
yasa dolayısıyla vatandaşlar gidip başvuru yaptılar, çok ağır sonuçlar çıktı.
En ağır sonuçlardan biri de bir insan yaşamı için 14 bin lira, 15 bin lira
verilmesiydi. İnsanlar başvuru yaptılar ama Türkiye kamuoyu bilmiyor. Türkiye
kaç insan için yaşamının bedeli karşılığında ailelere para ödedi? Bu insanlar
nerede yaşıyorlar, ülkenin neresinde yaşıyorlar? Madem tazminat ödeyecektiniz,
bu süreçler yüzleşmeden sonra olur. Yüzleşirsiniz, dersiniz ki: “Evet, otuz
yıldır orada bir çatışma ortamı var, şiddet var, iç savaş var, savaş var. Bu
süreçte insanlar zarar gördüler. Doğup büyüdükleri, rüyalarını gördükleri
mekânlardan uzaklaştılar. Çocuklarını, evlatlarını kaybettiler, her şeylerini
kaybettiler ama şimdi ortak vatanda eşit, özgür birliktelik için hâlâ samimi
bir irade ortaya koyuyorlar.” O zaman yapmamız gereken nedir? Türkiye’de
“değişim”, “dönüşüm” deniyorsa, siyasi iktidar bu noktada hâlâ iktidarını
koruyabiliyorsa… En son örneğini 12 Eylülde gördük, 12 Eylül referandumunda da siz
çıkıp “Yüzleşeceğiz.” dediniz, “Geçmişten hesap soracağız.” dediniz. Biz ifade
ettik, “Bütün darbeciler kendilerini korumuştur, o yüzdendir ki hakikat
komisyonları kurulduktan sonra çalışamazlar. Çünkü zaman aşımı vardır, çünkü
kendilerini affedecek yasal düzenlemeleri de yapmışlardır bunlar. Gelin,
bunları, bu uygulamaları da kaldırın.” dedik. “Hayır…” Peki, ortaya çıkan ne?
Sayın Bakan ifade ediyor, Adalet Bakanı: “Ama bakın Türkiye konuşuyor.” Tamam,
Türkiye konuşuyor, biz bunun farkındayız ve Türkiye’deki her kesim konuşuyor.
Madem her kesim konuşuyor, o zaman en önemli adımlardan biri, Parlamentoda
bulunan tüm siyasi temsiliyetlerin ortak kuracağı bir komisyonla geçmişe ayna
tutmak değil midir, siyasi cinayetleri araştırmak değil midir, katliamlara vesile
olan…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ata.
AYLA AKAT ATA (Devamla) – Bir dakika vermeyecek misiniz?
BAŞKAN – Hayır, süreniz doldu. Karar aldık, süre bittiği anda
tamam.
AYLA AKAT ATA (Devamla) – Karara yetişememişim Sayın Başkan.
Sanırım anlaşılır olmuştur. Tüm arkadaşları saygıyla selamlıyorum.
(BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Grup önerisinin aleyhinde Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık.
Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri;
8’inci Cumhurbaşkanımız Rahmetli Turgut Özal, eski Maliye Bakanımız Adnan
Kahveci ve Orgeneral Eşref Bitlis Paşa’mızın ölümleriyle ilgili BDP’nin vermiş
olduğu araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekillerim, Sayın Başkanım; öncelikle şunu söylemek
isterim ki bu araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmakla birlikte
mutlaka araştırılması gerektiğini söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum ama
Meclisin son çalışma dönemine geldiğimiz bugünlerde bu kadar kısa sürede bu
araştırma önergesinin anlamlı olmayacağını ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, rahmetli Turgut Özal, dünyaya yaymış olduğu
enerjisiyle ve birikimiyle “Türkiye’deki sorunları çözmek üzere neler
yapabiliriz?” diye düşündüğünde, rahmetli Maliye Bakanımız Adnan Kahveci’ye ve
Orgeneral Eşref Bitlis’e terör sorunuyla alakalı bir çalışma yapmak ve rapor
hazırlamak üzere talimat veriyor. Bu talimatların arkasından ayrı ayrı raporlar
aldıktan sonra rahmetli Özal, hem Eşref Bitlis’e hem de Maliye Bakanımız Adnan
Kahveci’ye “Bu defa beraber oturun ve birlikte bir rapor hazırlayın.” diyor. Bu
hazırlanacak olan raporun hemen akabinde, on iki gün arayla hem Adnan
Kahveci’yi hem de Orgeneral Eşref Bitlis’i kaybediyoruz. Bu kayıplar, 5 Şubat
1993’te eşiyle birlikte elim bir trafik kazası geçiren Adnan Kahveci ve bir
uçak kazasında kaybettiğimiz Orgeneral Eşref Bitlis ve ne hazindir ki 17 Nisan 1993’te de
Malatya’nın ve Türkiye’nin gururu rahmetli Turgut Özal.
Bu süreç çok manidardır ve mutlaka araştırılması gereken bir
süreçtir. Hiçbir şeyin gizli ve saklı kalmaması gerektiğini düşünüyoruz ama
bunu -tekraren söylemek istiyorum- sürecin darlığı dolayısıyla, Meclisteki
çalışma yoğunluğumuz dolayısıyla ileriki dönemlerde mutlaka araştırmamız
gerektiğini düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle rahmetli
Özal’dan ve yaptıklarından kısaca bahsetmek isterim:
Turgut Özal Türkiye’nin kaderini değiştiren ve “Çağ atlayan
Türkiye.” düşünü zihinlerimize inançla ve yeniden yerleştiren bir devlet
adamıdır, devletini ve milletini kucaklamayı başaran bir siyasetçidir, pek çok
önemli politik figürü bu topraklara kazandırmış, Malatya’mızın bağrından çıkıp
gelmiş ve bir Malatya Milletvekili olarak benim ve tüm Malatyalıların, tüm
Türkiye’nin gururu olmuştur. Berrak, çok
kapsamlı bir düşünür ve önemli bir hamle adamı olarak rahmetli Özal’ı bizler de
hâlâ ilk günkü gibi saygıyla ve minnetle anıyoruz.
Rahmetli Turgut Özal cumhuriyet tarihinde çığır açmış büyük bir
liderdi. Sevenleri elbette ölümü ona yakıştıramadılar.
Rahmetli Adnan Kahveci Türkiye'nin geleceğine büyük hizmetler
yapabilecek deha derecesinde zekâ ve ileri görüşe sahip bir insandı, eşiyle
birlikte feci bir trafik kazasında kaybettik, yakışan bir ölüm olmadı. Yine
rahmetli Eşref Bitlis de aynı şekilde. Sevilen insanlar hakkında böyle hisler
olmasının elbette insani bir tarafı vardır fakat ne mutlu ki biz bu
insanlarımıza öldükten sonra değil, yaşarken de sahip çıktık, binlerce kere
şükür olsun.
Turgut Özal’ın başta olmak üzere diğer şahsiyetlerin ölümlerinin
araştırılmasıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız zaten bir soruşturma
başlatmış vaziyette ve bu başlatılan soruşturmayı da hep beraber yakinen takip
ediyoruz.
Özal ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, teşebbüs
özgürlüğünden yana oldu, felsefesi, temel dayanağı bu dört nokta oldu. Özal
bunları sağlamadan kalkınmanın da demokrasinin de güvenliğin de
sağlanamayacağına inanıyordu. Turgut Özal bu değişimi en iyi okuyan liderlerden
biri olarak Türkiye'yi yeni uluslararası sisteme hazırladı. Bu bağlamda da
kendini “çağdaş” diye nitelendiren statükocuların her
türlü direnişlerine ve saldırılarına rağmen siyasetten ekonomiye ve dış
politikaya uzanan geniş yelpazede değişimi ana dinamik olarak Türk siyasetinin
merkezine taşımıştır.
Bu bağlamda Turgut Özal değişimi üç özgürlük üzerine inşa
etmiştir: İfade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ve serbest teşebbüs olan bu
üç özgürlük aslında Türk demokrasisinin yeniden yapılanmasında ve uluslararası
standartlara ulaşmasında ana referans noktaları olmuştur. Gerçekte bu üç
özgürlük günümüzde çağdaş demokrasilerin yer çekimleri konumundadır. Bu üç
özgürlük bugün için biri diğerine asla feda edilemeyecek kadar kurucu öğeler
durumundadır.
Turgut Özal devlet -toplum- birey ilişkilerinin yeniden
tanımlanmasına aracılık etmiştir. Böylece Türkiye'de kamplaşma ve ideolojiler
geride kalmıştır. Bununla birlikte Türkiye dışa açıldı. Özal özgürlükçü
düşüncesinin temeline bireyin devlet için değil, devletin birey için var olduğu
anlayışını oturttu. Ona göre devlet, özgürlüklerin kurumsallaşması ve
yerleşmesi için araçsal bir mekanizmaydı. Devlet milleti için vardır, milletine
hizmet eder, adam etmez. Ayrıca, Özal’la birlikte değişim, artık, devletin belirli
bir ideolojiyi ve yaşam biçimini dayattığı bir süreç olmaktan çıktı, toplumun
tüm kesimlerini içine alan bir boyut kazandı. Bu bağlamda, Özal değişime direnç
gösteren tüm kesimlere rağmen “İcraatın İçinden” programlarıyla -hepiniz
hatırlayacaksınız, elindeki kalemiyle- bize değişen Türkiye’yi sabırla
anlatmaya devam etti.
Bir başka boyutuyla Özal, 1980 öncesi ideolojik olarak kutuplara
ayrılan düşüncelerin buluşmasına da öncülük etti. Özal, şahsında ve uyguladığı
politikalarda sağ, sol, liberal ve muhafazakâr kesimlerin buluşmasına hizmet
ederek toplumun kaynaşmasına da katkıda bulundu. Dolayısıyla, rahmetli Özal
bütün enerjisini Türkiye’nin dışa açılmasına, küresel dinamiklerle rekabet
edebilmesine, içeride ve dışarıda demokratik kredibilitesinin
yükseltilmesine harcamıştır. Bu bağlamda Özal dış politikada ideolojik değil,
pragmatist ve barışçıl bir yol izlemiştir. Özal, Amerika’da, Avrupa Birliği ve
bölge ülkeleriyle aktif ve çok taraflı dış politika izleyerek Türkiye’nin
ekonomik ve siyasi alanda rekabet gücünün artmasına vesile olmuştur.
Ancak o dönem maalesef Özal’ın vizyonunu
ve enerjisini anlayamadık, yaşarken hakkını teslim edemedik. Hepiniz
hatırlayacaksınız, demokrasiyle, Meclisin yapmış olduğu seçimle
Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne oturduğunda dışarıdan konuşanların hangi cümleleri
sarf ettiğini hepiniz biliyorsunuz. Oysa bugün için Özal’ı anlamanın en büyük
erdemi, kanımca, değişime seyirci kalmak yerine Türkiye’nin değişimine ve
açılımlarına katkıda bulunmaktan geçiyor. İşte, tam da bu
noktada biz AK PARTİ olarak bu değişime ve dönüşüme katkıda bulunacak herkese
sahip çıktığımız gibi, milletin adamlarına, Adnan Menderes’e, Turgut Özal’a,
Adnan Kahvecilere, Orgeneral Eşref Biltis’e de sahip çıkıyoruz ve dün nasıl
onlara sahip çıktıysak, bugün sahip çıkmanın memnuniyetini yaşıyoruz ve ben bu
duygu ve düşüncelerle, demokrasimizin çok önemli mihenk taşlarından biri olan
rahmetli Özal başta olmak üzere, Adnan Kahveci’ye, orgeneral Eşref Bitlis’e bir
kez daha Allah’tan rahmet diliyorum ve BDP’nin vermiş olduğu bu araştırma
önergesinin -bugün, Meclisin zamanının yetersizliğinden dolayı ötelenmesi-
aleyhinde söz almış bulunuyorum ve tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Olmadı, olmadı.
HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Tam bağlayamadınız, güzel bir konuşma
ama bağlayamadınız.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Grup önerisinin lehinde Muş Milletvekili Sırrı Sakık.
Sayın Sakık, buyurun efendim.
SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biz de bu
önergeyle ilgili grubumuz adına buradayız. Hepinize saygılar ve sevgiler
sunuyorum.
Evet, yıl 1993, dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref
Bitlis 17 Ocak 1993’te bir uçak kazasında yaşamını kaybediyor. Yine, dönemin
İstanbul Milletvekili Adnan Kahveci, eşi ve çocuklarıyla 5 Şubat 1993’te bir
trafik kazasında yaşamını yitiriyor. Yine aynı yıl, 17 Nisan 1993, 8’inci
Cumhurbaşkanı Turgut Özal yaşamını yitiriyor ve yine aynı yıl içerisinde 33
asker Bingöl’de katlediliyor.
Şimdi, biraz önce burada konuşan Malatya Milletvekili Sevgili
Öznur Çalık rahmetli Özal’la ilgili çok önemli şeyler söyledi, rahmet diledi.
Rahmet yetmiyor, araştıracağız, bulacağız. Bu üç ölüm, kara yıl; ne oldu, nasıl
öldüler, nasıl öldürüldüler? Bu ülkenin geçmişi karanlık.
Sayın Başkan, sevgili parti büyüklerimiz eğer bizi dinlerlerse
mutlu oluruz yani önemli bir şeyi konuşuyoruz, Özal’ı konuşuyoruz. Siz de
onların döneminde bakanlık yaptınız, o partide bulundunuz ve kulak verirseniz
sevinirim.
Şimdi…
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Dinliyorlar.
SIRRI SAKIK (Devamla) – Size yakışmıyor onları savunmak.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Savunmuyorum, hiç kimseyi
savunmuyorum.
SIRRI SAKIK (Devamla) - Burası bir kahve değil.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bakın, kimse konuşmuyor.
SIRRI SAKIK (Devamla) - Sırtlarını bize dönmüşler, bir bütün
olarak oturuyorlar ve önemli bir şey konuşuyoruz.
AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Sakık, kimse konuşmuyor,
herkes sizi dinliyor, kimse konuşmuyor.
SIRRI SAKIK (Devamla) – Bakın, o dönemde, Özal… Yıl 1993 ve PKK
tek taraflı bir ateşkes süreci de yaşatıyor ve yeniden çatışma ortamı
olabileceğini… Rahmetli Özal bizi çağırdı, biz bir grup milletvekili olarak
gittik, Köşk’te oturduk, uzun uzun sohbet ettik, “Siz gitmelisiniz, risk
almalısınız. Gidip eğer süreci yani ateşkes sürecini uzatabilirsek bu süreci,
silahı ve çatışmayı gündemden düşürebiliriz ama risklidir, sizi hedef
alabilirler, beni de hedef alabilirler.” dedi. O günkü toplantıda bulunan
arkadaşlarımız, hepsi tanıktır, “Bizi öldürebilirler, sizi de öldürebilirler.
Yanınıza ANAP’tan, DYP’den milletvekillerini alın, Şam’a gidin.” dedi ve biz
bunu yaptık, geldik, ANAP’tan, DYP’den milletvekilleriyle görüştük ama hiçbiri
bizimle o süreci paylaşmadı. Biz, evet, rahmetli Özal’ın önerisi üzerine Şam’a
gittik. Ateşkes süreci başlamıştı ve bir gün sonra -Sayın Talabani de o süreç
içerisindeydi çünkü buradaki görüşmede Sayın Turgut Özal bize “Talabani de sizi
orada bekliyor.” dedi- biz yemekteydik, radyodan bir haber: “Özal öldü.” dedi.
Şimdi, bakın, bu kadar tesadüfler olamaz. Dönemin aktörlerinden
Jandarma Genel Komutanı bir rapor hazırlıyor, Özal’a bir rapor sunuyor, Adnan
Kahveci Özal’a bir rapor sunuyor ve diyorlar ki: “Artık, çatışma süreciyle bu
sorun çözülmez, Türkiye’de kangren olan bir Kürt sorunu var, bunun çözülmesi
gerekir.” ve Eşref Bitlis’in Özal’a sunduğu bir başka rapor var. Bu raporda,
orada görev yapan 28 komutanın buradan nemalandığını ve burada bir rant sağladığını Özal’a sunuyor ve sonrasında, Eşref Bitlis yaşamını
yitiriyor, Özal yaşamını yitiriyor ve Adnan Kahveci, 3 aktör yaşamını
yitiriyor.
Biz o haberi aldığımızda, evet, Sayın Öcalan aynen şunu söyledi:
“Öldürdüler. Göreceksiniz, size de yönelecekler; göreceksiniz, benimle de
ilgili suikast yapacaklar.” Evet, geldik, rahmetli Özal öldü, biz saldırıya
maruz kaldık, bir milletvekili arkadaşımız öldürüldü, buradan, bizim
dokunulmazlıklarımızı kaldırarak, bizi alıp götürdüler, cezaevlerinde uzun süre
kaldık ve yine aynı dönemde, Öcalan’a Şam’da suikast yapıldı. Suikast
yapılmadan önce, suikastı yapanlar, bunu örgütleyenler Çiller ve Güreş ekibiydi
ama aynı Parlamentodan bize haber geldi: “Öcalan’a karşı suikast olacak, aman
haberiniz olsun.” Haberi getiren de bir siyasi partinin önemli bir şahsiyeti ve
bakanlık yapmış bir arkadaşımızdı ve haberi gönderen de bir partinin genel
başkanıydı ve Öcalan oradan ayrıldıktan yarım saat sonra bombalar patladı. O
gün bugündür Kürt sorunu bir türlü çözülmedi ve yıllardır acı dolu yıllar
yaşıyoruz.
Bakın, Oral Çalışlar, Suudi Arabistan’dan döndükten sonra, 27 Mart
2007 tarihinde, Sayın Başbakana “Hrant Dink benim arkadaşım, Hrant Dink benim
meslektaşım. Bunun katillerini bulun.” diyor. Sayın Başbakan ne diyor biliyor
musunuz: “Beni de tehdit ediyorlar, beni de öldürecekler.” diyor ve dönemin
Sabah gazetesi genel yayın yönetmeni, dönüyor, soruyor “Kim sizi tehdit
ediyor?” Bu olay Genelkurmayın 27 Nisan muhtırasından sonra oluyor, diyor ki:
“Siz bunu çok iyi bilirsiniz.” Bakın, Sayın Başbakan bile
“Siz bunu çok iyi bilirsiniz.” diyor ve Sayın Başbakanın da hayatının tehlikede
olduğunu bizzat Sayın Başbakanın ağzından duyuyoruz ve son, önemli bir şey:
İmralı’dan gelen bir notta aynen şöyle söylüyor Öcalan, önemli bir siyasi
aktör, diyor ki: “Ben de burada öldürülebilirim, Başbakanı da öldürebilirler ve
ihtilal de olabilir.” ve Özal da böyle bir süreçte öldürüldü.
Şimdi, bunların hepsi
yılların deneyimi, bunları araştırmak hepimizin görevi ama biz bunları
araştırmak yerine, bunlara çıkıp rahmetler diliyoruz ama gerekeni yapmıyoruz.
Ben istedim ki sevgili arkadaşlarım dinlesin ama kızdılar,
sırtlarını dönüp gittiler. Onların tuzu kuru, onların böyle bir sorunu yok,
onlar bu sorunlarla ilgilenmiyor.
Bakın, Toplumsal Bellek Platformu geliyor, burada, bu faili meçhul
cinayetlerde yakınlarını kaybedenler çıkıp geliyorlar, Türkiye Büyük Millet
Meclisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna dert yanıyorlar ve ne söylüyorlar?
Özge Mumcu anlatıyor, diyor ki: “Biz anlatırken en çok Zafer Üskül ağlamaya
başladı, o bizden daha çok ağladı.” Peki, ağlayacağınıza gelin, hep birlikte
bir komisyon oluşturalım, bunun gereğini yapalım ve ne diyor? Sonra diyor ki…
Yine Meclis araştırma önergelerini, bu faili meçhul cinayetlerle ilgili önerge
getirdiğimiz için -her zaman da getiriyoruz- Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup
Başkan Vekili Suat Kılıç kalkıp CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza’ya gidiyor,
“Aslında, sizin önergenizi destekleyebilirdik ama bakın, Sırrı Sakık neler
söylüyor, bunun ucu nereye gidebilir?” diyor. Şimdi, demokraside bu kadar çifte
standart olabilir mi? Sırrı Sakık, bu ülkede bütün faili meçhullerde yaşamını
yitiren herkesi kardeş olarak kabul ediyor ve bunların katillerinin bulunmasını
talep ediyor. Siz “3-5 aydının katillerini bulalım.” diyorsunuz ama geri kalan
17.500 kişinin faillerinin bulunmaması için de sürekli önergelerimizi
reddediyorsunuz.
Yine, bakın Öcalan ne diyor? Diyor ki: “Bizim soruşturmalarımızı
sürdüren askerler aynen şöyle söylüyorlardı: ‘Siz eylemsizlik kararı aldınız
–son kitapta bunlar yazılıyor- ama siz savaşı tırmandırmazsanız sizin gücünüz
ortaya çıkmaz, savaş talimatı verin.’ diyor.” Bunu söyleyen kim? Orada o dönem
soruşturmayı yapan yetkililer. İşte, böyle bir ülkede yaşıyoruz, faili
meçhullerin adresleri belli. Onun için, sizi anlamakta da gerçekten zorlanıyoruz
yani bu faili meçhul cinayetlerin mimarları belli, adresleri belli ama siz niye
tepki gösteriyorsunuz, niye reddediyorsunuz, onu anlamakta da zorlanıyorum.
Sizin heykele, içkiye ayırdığınız zamanı faili meçhul cinayetlere…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SIRRI SAKIK (Devamla) - …Özal’ın, Eşref Bitlis’in, Adnan
Kahveci’nin ölümüne ayırsanız, eminim ki bu ülkeye çok büyük katkılarınız olur.
Hepinize teşekkür ediyorum. Önergemize, diliyorum ki olumlu oy
verirsiniz. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Evet Sayın Çalık.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, konuşmacımızın bir
sataşması var.
BAŞKAN – Ben Sayın Sakık’ı dinledim, sadece “Araştırma önergesine
destek verin, rahmet dilemekle yetindiniz.” dedi.
SIRRI SAKIK (Muş) – “Destek verin.” dedim.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Ama, sadece
rahmetle anmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Efendim?
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sadece rahmetle anmıyoruz, araştırılmasını
da tabii ki istiyoruz ama seçime üç ay kala zamanda değil.
SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Desteğinizi bekliyoruz.
BAŞKAN – Sayın Çalık, burada bir sataşma falan yok yani genel
itibarıyla bir konuşma var burada.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, bunu zamanında yapmış
olsalardı yani geçmiş dönemlerde. Bunca zaman, üç buçuk yıldan beri
Meclisteyiz, dördüncü yılımız geliyor ve…
BAŞKAN – Sayın Çalık, siyasette bu kadar ince konuşmalar falan
olur. Burada bir şey yok yani. O zaman devamlı kürsüye milletvekilleri inip
çıkacaklar.
Teşekkür ederim.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Hayır, biz rahmetle anıyoruz, onlar da
ansınlar rahmetle tabii ki.
SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – En azından siz destekleyin Öznur
Hanım.
BAŞKAN – Rahmetle anmak, evet, herkesin görevi. Millet rahmetle anıyor, problem yok.
Grup önerisinin aleyhinde, Van Milletvekili İkram Dinçer.
Sayın Dinçer, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
İKRAM DİNÇER (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış
ve Demokrasi Partisinin grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu grup önerisinde, Türkiye’ye büyük emekleri
olan, başta rahmetli Turgut Özal’ın ismi geçiyor. Tabii ki ona rahmet dilemeden
geçmek mümkün değil. Ben huzurlarınızda Sayın Özal’a Allah’tan rahmet diliyorum.
Keza, demokrasi şehidi olarak bildiğimiz Adnan Menderes’e Allah’tan rahmet
diliyorum. Öneride ismi geçen merhum Adnan Kahveci’ye Allah’tan rahmet
diliyorum. Yine, Türk ordusunun değerli şahsiyetlerinden merhum Eşref Bitlis’e
Allah’tan rahmet diliyorum.
Değerli arkadaşlarım, benden önce Malatya Milletvekilimiz Sayın
Çalık da ifade ettiler, biz elbette ki bir araştırma komisyonunun kurulmasından
yanayız, karşı değiliz ama zaman itibarıyla, bunun bu saatten sonra çok uygun
olmayacağını yüce Meclisimiz çok iyi bilmektedir. Neden? Şurada iki ay
sonrasına kadar belki çalışırız, ondan sonra da 23’üncü Dönem Meclisimizin
görevi bitmiş olacak.
Değerli arkadaşlarım, AK PARTİ iktidarları döneminde Türkiye’de
hemen hemen faili meçhul olay kalmamıştır ve Hükûmetimiz, cesaretle bu
konuların üzerine giderek faillerini elbette ki adaletin önüne çıkarmıştır.
KADİR URAL (Mersin) – Atakent Belediye Başkanını öldürenlerin
hâlen faili bulunamadı Sayın Vekilim. “Faili meçhul cinayetleri çözdük.”
diyorsunuz da, gözünüzü seveyim, yani daha çözülemedi hepsi.
İKRAM DİNÇER (Devamla) - Hemen hemen çözülmeyen kalmadı Sayın
Vekilim.
KADİR URAL (Mersin) – Ha, yani “Çözülmeyen kalmadı hemen hemen.”
diyebilirsiniz de “Hepsini çözdük.” demeyin.
İKRAM DİNÇER (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tabii ki bu konular
önemli konulardır. Yeri ve zamanı geldiği vakit bu konularla ilgili çalışmalar
da inşallah önümüzdeki dönem yapılacaktır. Şu anda toplumumuzun büyük
ekseriyeti, esnafımız, tüccarımız, mükelleflerimiz, iş adamlarımız, kurumlarımız,
gündemimizde olan torba yasanın bir an evvel yasalaşarak çıkmasını
beklemektedir. Dolayısıyla önümüzde, Meclisimizin gündeminde bu kadar önemli
bir yasa varken elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak buna kilitlenmek
durumundayız çünkü toplumun bu konuda büyük bir beklentisi vardır.
Değerli arkadaşlarım, esnaf, tüccar, mükellef, bu borçların
yeniden yapılandırılmasını beklemektedir ve hakikaten bir kısım esnaf ve
tüccarımızın anaparanın çok daha ötesinde, onlarca kat üstünde tahakkuk eden
borçları ödeyemeyecek duruma gelmiş olmalarından dolayı bu kanunun bir an evvel
görüşülmesi ve sonuçta yasalaşması gerekmektedir.
Keza, malumlarınız olduğu üzere, sosyal güvenlikle ilgili konular
var bu torba yasanın içerisinde, askerlik konuları var, belediyelerimizin
alacakları var, organize sanayi bölgelerinin yönetim konuları var. Kısacası,
sulama birlikleri, tarım, turizm, kalkınma ajanslarının alacakları gibi hayati
konular vardır ki inşallah önümüzdeki on-on beş günlük süreçte bunu görüşeceğiz
ve aziz milletimizin istifadesine sunacağız değerli arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlar, ben, Barış ve Demokrasi Partisinin önergesinin
aleyhinde söz aldım ve neden aleyhinde olduğumu da burada zamanlama açısından
ifade ettim.
Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1’inci sırada yer alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın
Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm;
Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları raporlarının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri
1.- Radyo ve Televizyonların
Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları
(1/883) (S. Sayısı: 568)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
2’nci sırada yer alan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması
ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve
Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile benzer
mahiyetteki 59 kanun teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis
Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili
Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili
Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi
Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili
Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25
Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde
Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar
Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili
Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in;
Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili
Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili
Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri
İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6
Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa
Kalaycı ve Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan
Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili
Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve
Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in;
Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup
Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet
Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir
Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili
Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın;
Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket
Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1
Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili
İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2
Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun
Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile
Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134,
2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344,
2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507,
2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690,
2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800,
2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S.
Sayısı: 606) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Sayın milletvekilleri, dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci
maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölümünde yer
alan 12’nci maddesi kabul edilmişti.
Şimdi birinci bölümde yer alan diğer maddeleri, varsa o madde
üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra
Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 13'üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer
alan "% 25'i" ibaresinin "%15'i" şeklinde, "75'i"
ibaresinin "85'i" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
Mustafa Kalaycı |
|
|
Manisa |
Mersin |
Konya |
|
|
Münir Kutluata |
Mehmet Günal |
Kadir Ural |
|
|
Sakarya |
Antalya |
Mersin |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının 13'üncü Maddesinin 1'inci
fıkrasındaki "safhasından" ibaresinden sonra "kesinleşmiş
davalar dahil" ibaresinin eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Sebahat Tuncel |
Nezir Karabaş |
Hasip Kaplan |
|
|
İstanbul |
Bitlis |
Şırnak |
|
|
Sırrı Sakık |
Hamit Geylani |
|
|
|
Muş |
Hakkâri |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan; Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 13'üncü
maddesinin 1'nci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Mustafa Özyürek |
Harun Öztürk |
Bülent Baratalı |
|
|
İstanbul |
İzmir |
İzmir |
|
|
Şevket Köse |
Sacid Yıldız |
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
|
|
Adıyaman |
İstanbul |
Malatya |
(x) 606 S. Sayılı Basmayazı 26/01/2011
tarihli 53’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.
"Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi'ni sigortalılığın sona
ermesini takip eden on gün içinde vermeyen, ancak bu 10 günlük süre içerisinde
aylık prim ve hizmet bildirgesi vermiş olanların, 31.12.2010 tarihine kadar ki
bu eylemlerine idari para cezası uygulanmaz. Uygulanmış olanların takip ve
tahsilinden vazgeçilir."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Kim konuşacak?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Köse konuşacak.
BAŞKAN – Sayın Köse, buyurun.
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, dün sabah, açlığa mahkûm olmamak için
ekmek peşinde koşarken Beypazarı’nda ekmek uğruna şehit olan, ekmek şehidi
mevsimlik tarım işçilerini rahmetle anıyorum.
Değerli arkadaşlar, Hükûmet “Kriz Türkiye’yi teğet geçti.”
demesine rağmen, gerçeğin tam tersi olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Esnaftan
emekliye, öğrenciden memura, ev hanımından çiftçiye kadar ülkemizdeki bir grup
hariç herkes krizden nasibini almıştır. Krizin bu denli derinden hissedildiği
ülkemizde, halkımızın borçlarını ödemesi konusunda sorun yaşaması elbette
normaldir. Şimdi size sormak istiyorum: Evine ekmek götüremeyen, siftahsız
kepenk indiren esnaf sosyal güvenlik ödemesini nasıl yapacaktır?
Değerli milletvekilleri, dün 12 yurttaşımız günlük 25 lira için
canından oldu, neden? Çünkü kriz onları teğet geçmedi de ondan. Çünkü onlar
topraklarını bırakıp, dükkânlarını kapatıp mevsimlik tarım işçisi oldular.
Bakınız, mazot 3 lirayı geçti, gübre ateş pahası. Peki, çiftçiye verilen
destek yeterli mi? Elbette hayır. Şimdi, sormak lazım: Bu durumda çiftçi
tarımsal sulamada kullandığı elektrik borcunu nasıl ödeyecek? Çiftçi borcunu
zaten ödeyemedi, hacizlik oldu, sonrasında da mevsimlik tarım işçisi konumuna
geldi.
Sayın milletvekilleri, bu konuda, bu kürsüde Adıyaman ilini hep
örnek veriyorum çünkü AKP İktidarı Adıyaman’da tütünü öldürdü, Tekeli kapattı,
Adıyaman’ı teşvikte geriye attı, esnafa ve çiftçiye yeterince destek vermedi ve
bunun sonucunda Adıyaman’ın çoğu mevsimlik tarım işçisi oldu. Hiç şüphesiz
Adıyaman gibi, ülkemizde çok sayıda başka illerimiz de vardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; işte, Hükûmet ülkemizin
ekonomisini ne yazık ki bu hâle getirdi, şimdi de iktidar “Ödemelerini
yapamayanları affediyorum.” diyor. Şunu da hemen belirtmek istiyorum: Biz
Cumhuriyet Halk Partisi olarak getirilen bu affa karşı değiliz, tam tersi,
destekçisiyiz. Halkın ödemelerinde sorun yaşaması söz konusu olduysa, böyle bir
affa ihtiyaç varsa elbette ki af çıkarılmalıdır, biz de Cumhuriyet Halk Partisi
olarak destekleriz ancak bu konuda iki temel sorun bulunmaktadır:
İlk sorun, düzenli ödemelerini yapan yurttaşlarımızın mağdur
konuma getirilmesidir. Yani zamanında ödemesini yapmış, kıt kanaat geçinmesine
rağmen borcunu ödemiş yurttaşlarımız bu yasayla cezalandırılmaktadır. Bu
yasayla, mesela indirimler, taksitlendirmeler ve oranların azaltılması gibi
çeşitli yöntemlerle ödemelerini zamanında yapmış yurttaşlarımıza kolaylık
sağlanmalıdır.
İkinci sorun ise afların gelenek hâline getirilmemesidir. Afların
gelenek ve alışkanlık hâline getirilmesi ekonominin dengesini bozar, bunun
içinse Hükûmetin iyi bir ekonomi politikası uygulaması gerekmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı döneminde
vergiler çok yüksek ve adaletsizdir, çiftçiye verilen destek yetersizdir, esnaf
ve sanayicinin ödediği primler haddinden fazla yüksektir; esnaf ve sanayici zor
durumda, ayakta duramıyor; emeklinin intibak yasası hâlâ çıkarılmadı ve maaşı
düşüktür, emekli geçinemiyor. Durum böyle olunca iktidar sürekli af çıkarıyor.
Sürekli af çıkarmamak için halkın lehinde genel düzenlemeler yapmak gerekiyor.
Bu anlamda biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Hükûmete sürekli uyarımızı
yaptık. Bu konuda bakınız neler söylemişiz:
1) Halk zor durumda. Vergi istisnaları ve muafiyetlerini
genişletin, dedik.
2) Vergiler adaletsiz, dolaylı vergilerin payını azaltıp doğrudan
vergi payını artırın, dedik.
3) Çiftçinin tarımsal sulamada ödediği elektrik tarifesini
düşürün, dedik.
4) Çiftçiye verdiğiniz destek oranlarını artırın, dedik.
5) Esnafa daha çok destek sunun, dedik.
6) Sanayiciyi dinleyerek teşvik paketi hazırlayın, dedik.
7) Taşeron işçiliğini kaldırın, dedik.
8) Sosyal güvenlik primleri çok yüksek, bunları indirin, dedik.
9) Emekliler için intibak yasası çıkarın ve aylıklarını yükseltin,
dedik.
Bunların hepsini Hükûmete söyledik ama Hükûmet bunlara kulaklarını
tıkadı, önerilerimizi görmezden geldi. Bu düzenlemeler yapılsaydı halkımız
ödemelerini belki de rahatça yapabilecekti. Ekonomik krize karşı önlem alınmış
olurdu belki bu konuda. Hükûmet sesimize kulak verseydi, belki de affa gerek
kalmazdı.
Verdiğimiz önergenin kabul edilmesini diler, yüce heyetinizi
saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köse.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının 13'üncü Maddesinin 1'inci
fıkrasındaki "safhasından" ibaresinden sonra "kesinleşmiş
davalar dahil" ibaresinin eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
Hamit
Geylani (Hakkâri) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Geylani, buyurun.
HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
anılan önerge üzerine grubum adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, torba yasaları, sistemlerin ve hükûmetlerin
yumuşak karnıdır, bir oldubitti kültürüdür. Onun için, torba yasasından önce bu
sistemin ve onun son hamisi konumundaki AKP Hükûmetinin hukuksuzluklarla dolu
torbasına bakmak gerekir çünkü torba yasalarını görüştüğümüz bugün, sistemin
torbasında binlerce hukuksuzluklar, insan hakları ihlalleri, faili belli ama
yargılamasız kalan cinayetler ve çuvallar dolusu cinayet plan kanıtları
görülüyor.
Bakınız, dün Genel Kurulda Mutki’de sızlayan kemiklerin cinayet
kazılarını görüştük. Bakınız, bugün de Van özel yetkili Cumhuriyet Savcılığı
tarafından, 1994 tarihinde Şemdinli’nin Ormancık köyünde katledilen 12
yurttaşın Şemdinli Derecik Taburu’nun yerleşkesinde topluca gömülen
cesetlerinin tespiti için, olayı yaşayan o dönemin askerinin tanıklığında kazı
yapılmaktadır. Bu dramlar karşısında insan haklarından, demokrasiden, toplumsal
barıştan ve etik siyasetten yana olan tüm demokrasi güçlerini, domuz bağlarıyla
bağlı bu torbaların bağlarını çözmeye ve torbaların derinliğinde saklanan tüm
kirli işleri açığa çıkarmaya çağırıyoruz. Ayrıca, bu gerçekleri açığa çıkaracak
hakikat komisyonunun kurulmasına saçma gerekçelerle karşı koyanlar tarihe de
halka da hesap vereceklerdir. Çünkü doğrular herkesi bağlar. Muhaliflerin
doğruları üzerinde gerçekleri saklamak kimseye bir şey kazandırmaz ve kim
doğruları söylüyorsa o kişi, kurum ve kuruluşlar da saygındırlar, gerçekler de
ortadadır. Sistemin torbasını deştikçe yaşamın her alanına ilişkin kirlenmiş ve
kokuşmuş siyaset planları ve toprağın altından savaş aygıtları fışkırıyor.
Değerli milletvekilleri, birkaç çifte standarttan da söz etmek
gerekiyor. Bakınız, referandumda yüzde 95 oranında, Anayasa aldatmacasını
boykot eden 55 bin Yüksekovalı yurttaşa 1 milyon 211 TL ceza kesilmiştir; her
ne kadar görüştüğümüz bu torba yasasının 1’inci maddesinin (b) bendinde af
kapsamına giriyorsa da sistemin hak, hukuk ve eşitlik anlayışını değiştirmiyor.
Onun için burada altını çizerek vurgulama gereğini duydum çünkü tüm çağcıl
hukuk normlarından boşaltılmış, Türkiye’deki darbe kanuniliğinin özü, mantığı,
duruşu budur, Yüksekova örneğindedir. Yeni bir çifte standartla bu zorbalığı da
sadece Yüksekova halkına dayatmanın anlamı da çokça derinlerde saklıdır ama
Yüksekova halkı hiçbir zorbalığa bugüne değin boyun eğmedi ve bundan böyle de
eğmeyecektir.
Bir çifte standart daha da yargıdan: İdamla yargılanan Hizbullah
tutukluları yargının siyasallaştığı odakta mevcut yasaları bile arkadan, yandan
dolanarak tahliye edildiler. Ondan sonra da, tahliye et, bir hafta sonra da
müebbet cezaları onayla. Kimi kandıracaksınız? Kim buna “tarafsız hukuk”
diyebilir? Ama öte taraftan Barış ve Demokrasi Partisinden halkın özgür
iradesiyle seçilenler için sadece Kürt olduklarından dolayı bütün tahliye
talepleri reddediliyor. Bu yasalılık sendromu üzerine
Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu bir karar başta Yargıtaya, tüm
yargı birimlerine ve siyaset erkine bir hukuk ve insan hakları dersidir.
Kararın özeti şu: “Sanıklar Türkçe bildikleri hâlde ana dilleriyle ifade
vermelerinin önünde hiçbir yasal engel yoktur. Hiçbir mahkeme kararıyla da
ifadenin hangi dille verileceği konusunda bir karar verilemez.” diyor. Bu
kararın bütün yargı kurumları, siyaset erki tarafından demokratik bir anlayışla
algılanmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Geylani, teşekkür ederim.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, karar yeter
sayısı…
BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.34
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.43
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesi üzerinde
verilen Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve arkadaşlarının önergesinin
oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter
sayısını arayacağım.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
13'üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan "%25'i" ibaresinin
"%15'i" şeklinde, "75'i" ibaresinin "85'i"
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Yalçın konuşacak efendim.
BAŞKAN – Ordu Milletvekili Sayın Rıdvan Yalçın.
RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;
görüşülen tasarının 13’üncü maddesi üzerindeki önergemiz üzerine söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, uzun zamandır kamuoyunda büyük
beklentiler oluşturan bir tasarıyı görüşüyoruz. Her şeyden evvel bu tasarının
hazırlanış biçimine ilişkin ciddi eleştirilerimiz olduğunu ifade etmeliyim.
Değerli milletvekilleri, önergemizle, kamu alacakları bakımından
idari para cezalarının yüzde 25’inin ödenmesi hâlinde kalan kısımlarının
fer’ileri ile beraber ödenmeyeceğine ilişkin bir önerge. Biz önergemizde bu
”yüzde 25” olan ibarenin yüzde 15’e indirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu
önergeyle belki daha uygulanabilir hâle getirmek amaçlanmaktadır, fakat değerli
milletvekilleri…
Sayın Başkanım, salonda çok ciddi bir uğultu var. Bir ikaz etmeniz
mümkün müdür acaba?
BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım, lütfen… Sayın milletvekilleri…
Buyurun.
RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Sayın Başkanım, siz oldukça tecrübeli de
bir Meclis Başkan Vekilimizsiniz. Öncelikle bir hususu sizlerle paylaşmak
istiyorum. Burada, zannediyorum, çok sayıda, belki 200’den daha çok kanunda
değişiklik getiren, birbiriyle alakasız konuları bir torbaya döndüren bir yasa
tasarısını görüşüyoruz ve bunu bir temel kanun olarak görüşüyoruz. Hepimizin uymakla mükellef olduğu, uyulup uyulmadığının kontrolüyle
de sizin mükellef olduğunuz bir husus temel kanun esprisi, İç Tüzük’ümüzün
91’inci maddesinde “Bir hukuk dalını sistematik olarak bütünüyle veya kapsamlı
olarak değiştirecek biçimde genel ilkeleri içermesi; kişisel veya toplumsal
yaşamın büyük bir bölümünü ilgilendirmesi; kendi alanındaki özel kanunların
dayandığı temel kavramları göstermesi, özel kanunlar arasında uygulamada ahenk
sağlaması, düzenlediği alan yönünden bütünlüğünün ve maddeler arasındaki bağlantıların
korunması zorunluluğunun bulunması; önceki yasalaşma evrelerinde de özel
görüşme ve oylama usulüne bağlı tutulması gibi özellikleri taşıyan kanunları…”
Değerli Başkanım, bu görüştüğümüz kanun tasarısını, siz, burada
hepimizin uymakla mükellef olduğu İç Tüzük’ün temel kanunlarla ilgili
maddesinin neresine sığdırabiliyorsunuz? İç Tüzük’e aykırı, hukuk yapma
tekniğine aykırı böyle bir kanun tasarısının burada temel kanun olarak
görüşülmesine nasıl müsaade edebiliyorsunuz? Aynı espriyi daha önce de görevi
kötüye kullanma suçlarının cezalandırılmasının indirilmesinde yaşadık yani 10
küsur maddelik bir kanun teklifinin şuraya temel kanun olarak getirilmesine
müsaade ettiniz. Ben özellikle Meclis Başkanlığımızın bu hususta daha titiz
davranması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bu Meclis… Her şeyden önce, devlet
dediğimiz organizasyon bir ritüeller topluluğudur
aslına bakarsanız. Biz bu Mecliste birtakım fason önergelerle
milletvekillerimizin konuşmasını engellersek, temel kanun mantığına, içeriğine,
maddesine hiçbir şekilde uymayan bir kanunun, bir maddeler topluluğunun burada
temel kanun olarak görüşülmesini sağlarsak milletimizden hangi hakla hukuka
uymasını bekleyeceğiz? Önce, Meclis kendi kanununa, kendi iç hukukuna uyup, bütün
milletimize iyi örnek olmalı değil midir?
Sayın Başkanım, bundan sonra, bundan sonraki süreçte özellikle
Meclis Başkanlığımızdan bu konuda daha hassas olmasını beklediğimizi ifade
etmek istiyorum.
Şimdi, değerli milletvekilleri, elbette bu kanun ciddi bir
beklenti oluşturdu kamuoyunda. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu
kanundan bir tek kişi bile faydalanacak olsa o sorumluluğu taşıyacak anlayış
içerisindeyiz. Fakat sesleri çok çıkmıyor diye, bir topluluk olamıyorlar, bir
sosyal birliktelik sağlayamıyorlar diye sürekli bu millete karşı, bu devlete
karşı, yasalara karşı sorumluluklarını yerine getiren insanları cezalandırma
anlayışında olmaya ne kadar daha devam edeceğiz? Bu anlayış, bu mantık doğru
değil. Her birkaç yılda bir farklı alanlarda çıkarılacak aflar Türk toplumunda
yasaya, Meclise, hukuka olan inancı azaltmakta ve insanlar nasılsa af çıkacak
düşüncesiyle yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Onun için, bu kanunları
çıkarırken çok daha titiz düşünme sorumluluğu içerisinde olmamız gerektiğini
ifade ediyorum.
Ayrıca, Sayın Bakana özellikle bir hususu ifade etmek istiyorum:
2004 yılından kalan Karadeniz Bölgesi’nin don hasar paraları…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yalçın, beni bağışlayın, çünkü gündem başladıktan
sonra hiç kimseye vermedim. Onun için… Teşekkür ederim.
RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Tamam efendim.
Sayın Bakan, 2004’ten kalan don hasar paraları ödenemez hâle
geldi. Ordu’da üreticiler bunu bekliyor. Şu kanun içerisine bunu da ilave
edelim. Bütün Karadeniz halkı bunu bekliyor. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalçın.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
14’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
14’üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan “ikinci ayın” ibarelerinin “üçüncü
ayın” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
Mustafa Kalaycı |
|
|
Manisa |
Mersin |
Konya |
|
|
Münir Kutluata |
Mehmet Günal |
Kadir Ural |
|
|
Sakarya |
Antalya |
Mersin |
|
|
|
Alim Işık |
|
|
|
|
Kütahya |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının 14’üncü Maddesinin tasarıdan
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Sebahat Tuncel |
M. Nezir Karabaş |
Hasip Kaplan |
|
|
İstanbul |
Bitlis |
Şırnak |
|
|
Hamit Geylani |
Sırrı Sakık |
|
|
|
Hakkâri |
Muş |
|
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım?
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Söz konusu madde ile inşaat şirketlerinin ödemekle yükümlü %20
inşaat işçilik priminin ödenmemesi konusunda teşvikte bulunulmuştur.
Dolayısıyla işçiler aleyhine, işveren lehine bir düzenleme yaparak adil olmayan
bir uygulamanın getirilmesi söz konusudur. Sermaye sahiplerinin işçi primlerine
yönelik vergi ödeme kolaylığının yapılması sadece bu yöndeki adaletsiz vergi
kaçırmalarının teşvik edilmesi anlamına gelecektir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
14’üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan “ikinci ayın” ibarelerinin
“üçüncü ayın” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Işık, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü
maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu
konudaki görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
Tabii, kamuoyunda “torba yasa” olarak kabul gören ve bu ifadeyle
anılmaya başlayan bu tasarı, birçok kesimde beklentiler yaratırken bazı kesimlerin
de umutlarını maalesef suya düşürmüş bir yasa olarak tarihe geçecektir. Aslında
torba yasa olarak görüşülen bu yasanın -toplam yedi yüz altmış sekiz sayfalık
bir metinden oluşan- âdeta, bir “çuval yasası” olarak tanımlanması bence daha
doğru olacaktır.
KADİR URAL (Mersin) – Harar, harar…
ALİM IŞIK (Devamla) -
Çünkü, yirmi-yirmi beş maddelik bir tasarıyla gündeme gelip bugün karşımıza
toplam iki yüz yirmi dört birbiriyle ilişkisiz maddeden oluşan bu yasa,
herhâlde “çuval yasası” olarak tanımlanırsa daha doğru bir ifade olacaktır diye
düşünüyorum.
Tabii, maddelerde dün saygıdeğer milletvekilleri de bahsettiler. Kanun tekniği açısından kabul edilemeyecek birçok yanlışlıklar
olduğu gibi, bugün bu görüştüğümüz 14’üncü maddeye de baktığımızda, bir
paragrafın iki cümleden oluşan, cümlenin birisininse on satırlık bir cümle
olduğunu gördüğünüzde hakikaten alelacele, âdeta yangından mal kaçırırcasına,
yaklaşan seçim öncesinde kamuoyunun dikkatine getirilen bu yasanın herhâlde
unutulmayacak bir yasa olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim.
Tabii ki bu vesileyle birkaç konuyu da, maddeyle ilgili olan
birkaç konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle
işveren ve işçi kesiminin temel yasası niteliğinde olan ve bu alanda temel
düzenlemeler getirilen 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu gibi temel
kanunlarda köklü değişiklikler getiren ve piyasayı etkileyecek bu
düzenlemelerde işveren ve işçi konfederasyonlarıyla ilgili sivil toplum
kuruluşlarının görüşleri alınmış mıdır? Bu örgütler sürece dâhil
edilmişler midir, edildiyse sürecin hangi aşamasında ne gibi katkıları
olmuştur? Yoksa bu yasal düzenleme Hükûmetin sayın bakanlarının ve Sayın
Başbakanın kendi görüşleriyle ve seçime yönelik olarak idare tarafından resen
öngörülmüş bir tasarı mıdır? Keşke birçok temel yasada düzenleme yapan bu
tasarı konularına göre ayrılıp birkaç ihtisas komisyonunda detaylı bir şekilde
tartışıldıktan sonra bu yüce Meclisin gündemine getirilmiş olsaydı, herhâlde
çok daha yerinde olacak bazı tartışmaları beraber yapabilirdik. Ancak maalesef
bu sorularımın hiçbirisinin yerine getirilmediğini ve cevabın sizler tarafından
da çok iyi bilindiğini hepiniz bilmektesiniz.
Değerli milletvekilleri, tasarının 14’üncü maddesinin
1’inci fıkrasında geçen iki aylık sürenin üç aylık bir süreye çıkartılmasını
öngören önergemiz, aslında tasarıyı içeriği itibarıyla olumlu bulmamızla
beraber, sürenin yetersizliği nedeniyle Genel Kurul tarafından makul bir teklif
olarak öngörülecek önerge olmasına rağmen, gerek Komisyon yetkilisinin gerekse
Sayın Bakanın “hayır” demesinden sonra, biliyorum ki sizler tarafından da kabul
edilmeyecek. Ancak, uygulamada çıkabilecek
birçok yanlışın önlenmesi açısından makul bir sürenin olması gerektiğini ve bu
sürenin de üç aydan az olmamasını düşünüyoruz.
Diğer taraftan, bu vesileyle, bu maddenin düzenlediği,
bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin ön
değerlendirme, araştırma ve tespit aşamasında olan eksik işçilik prim
tutarlarının ilgili kurum tarafından resen tahakkuku aşamasında, piyasada büyük
aktörlerin yer aldığı ve canlı olan inşaat sektöründe düşük bütçeli
vatandaşlarımız ve özellikle de memurlarımız için konut sağlayan yapı
kooperatifleri bazı haksız muamelelere maruz kalmaktadırlar. İnşaatın kabasını topladığı aidatlarla bitirdikten sonra iç
dekorasyon ve ince inşaat aşamasında üyeler tarafından bitirilen inşaatların,
maalesef iskân alım aşamasında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİM IŞIK (Devamla) –
…geriye dönük borçlarla karşılaşıldığını ve bunun da mutlaka bu kapsamda
düzenleme içine alınması gerektiğini de ifade ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
15’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 15 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...dörtten fazla
olmayanların" ve "sekizden fazla olmayanların" ifadelerinin
"altıdan fazla olmayanların" ve "on ikiden fazla
olmayanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Sebahat Tuncel |
M. Nezir Karabaş |
Hasip Kaplan |
|
|
İstanbul |
Bitlis |
Şırnak |
|
|
Sırrı Sakık |
Hamit Geylani |
|
|
|
Muş |
Hakkâri |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 15'inci
maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan "yapılandırmaları oniki taksite
kadar yapılmış olanların, ödenmemiş taksit sayısı dörtten fazla olmayanların;
yapılandırmaları yirmidört taksite kadar yapılmış olanların, ödenmemiş taksit
sayısı sekizden fazla olmayanların" ibarelerinin Tasarı metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
Mustafa Kalaycı |
|
|
Manisa |
Mersin |
Konya |
|
|
Kadir Ural |
Mehmet Günal |
Münir Kutluata |
|
|
Mersin |
Antalya |
Sakarya |
|
|
|
Cemaleddin Uslu |
|
|
|
|
Edirne |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı"nın 15 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve teklif ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Mustafa Özyürek |
Şevket Köse |
|
|
İzmir |
İstanbul |
Adıyaman |
|
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
Akif Ekici |
Bülent Baratalı |
|
|
Malatya |
Gaziantep |
İzmir |
|
|
Bayram Meral |
Ali Rıza Öztürk
|
|
|
|
İstanbul |
Mersin |
|
" (1) Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçları 5510
sayılı Kanunun geçici 24 üncü veya geçici 25 inci maddeleri uyarınca yeniden
yapılandırıldığı halde, taksit ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları
nedeniyle yeniden yapılandırma haklarını kaybetmiş olanlar, bu Kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar yazılı olarak
başvurmaları halinde, bozulmuş olan yeniden yapılandırma anlaşmaları anılan
kanun hükümleri uyarınca yapılmış olan başvuru tarihi ve taksitlendirme süresi
dikkate alınarak ihya edilir."
"(3) İhya veya mahsup işlemleri sonucunda süresi
içinde ödenmediği veya eksik ödendiği anlaşılan taksit tutarlarının tamamının,
ödeme süresinin sona erdiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar her ay
için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarla
birlikte bu maddeye göre yapılan başvuru tarihini izleyen altıncı ayın sonuna
kadar ödenmesi halinde ilgili kanunda öngörülen yeniden yapılandırma
hükümlerinden yararlanılır. Bu fıkrada
belirtilen ödeme yükümlülüklerinin söz konusu altı aylık süre içinde tam olarak
yerine getirilmemesi halinde yeniden yapılandırma hakkı kaybedilir ve
yapılandırma işlemleri iptal edilir."
BAŞKAN - Komisyon önergeye
katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN - Sayın Öztürk,
buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin çuval kanun tasarısı
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önerge üzerine söz aldım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Bu çuval kanun tasarısı, aslında kamuoyunda, gerçekten kamuya
borçlu olanların, borçları yeniden yapılandırılacak olan kişilerin
beklentilerini karşılamaya yönelik olarak getirilmiş ancak burada herkesin
beklentisi ne yazık ki karşılanamamıştır. Örneğin, tarım kredi kooperatiflerine
borcu olan çiftçilerimiz vardır. Bu çiftçilerimizin tarım kredi kooperatifine
olan borçları, Cumhuriyet Halk Partili Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin
itirazlarına rağmen ve verdikleri önergelere rağmen iktidar partisi AKP
tarafından dikkate alınmamıştır.
Yine başka bir beklenti de kamuoyunda öteden beri bilindiği üzere,
kamuoyunda karşılıksız çek mağdurları olarak bilinen kişilerin uğradıkları
mağduriyetlerin giderilmesine yönelik bir beklentidir. Kamuoyunda aslında bu
konuda çok ciddi bir beklenti vardır, yıllardan beri bu beklenti devam
etmektedir. Bu beklentiyi karşılamak için 5941 sayılı Çek Kanunu çıkarılmış
ancak bu Çek Kanunu kamuoyundaki bu mağduriyeti giderememiştir, gideremeyeceği
zaten belliydi. Bu konuda da yine Cumhuriyet Halk Partili Plan ve Bütçe
Komisyonu üyeleri, adli para cezalarının idari para cezasına çevrilerek yeniden
yapılandırılmasını öngören önergeler vermişler ve bu önergeler reddedilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, daha geçen hafta burada Türk Ticaret
Kanunu’nu biz görüştük, yasalaştırdık. Türk Ticaret Kanunu’nun 780-823’üncü
maddeleri arasında çek kırk dört madde hâlinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret
Kanunu’nda salt bir ödeme aracı olarak öngörülen ve salt bir özel hukuk argümanı olan çeke, 5941 sayılı Çek Kanunu’yla kendisinden
beklenmeyecek büyük yükler yüklenmiştir.
Değerli milletvekilleri, gerçekten kamuoyunda karşılıksız çek
keşide etme fiilinden hapse giren ve bu nedenle aileleri mağdur olan insanların
sorunu büyüktür. Aslında, karşılıksız çek keşide etme fiilinin suç olarak
düzenlenmesi ve bir ceza yaptırımına bağlanmasının en önemli sonucu karşılıksız
çek olgusunu azaltmamıştır, aksine daha da artırmıştır. Karşılıksız
çek olayının Türkiye’de artmasının temel nedeni, karşılıksız çek keşidesinin
suç olmadığı yönünde olduğu dönemlerde çek alelade bir ödeme aracı olarak kabul
edilmiş ve ödemelerin çekle yapılmasını kabul edip etmemekte çok özenli
davranan hamil, çekin bir ceza yaptırımıyla karşılandığı dönemde ceza
yaptırımının yarattığı yapay güven ortamına dayanarak çeki almakta yeterli
özeni göstermemiştir ve bu nedenle ceza yaptırımının yarattığı yapay ortam
nedeniyle gerçekten kötü niyetli keşideciler tarafından daha aldatılabilir hâle
gelmiştir. Bu da çekin işlevsel olarak bononun yerini almasını, bir
ödeme aracı değil kredi aracı olarak kullanılması sonucunu doğurmuştur.
5941 sayılı Çek Kanunu, çeki özellikle bononun yerine ikame eden
uygulamayı daha da pekiştirmiştir. Çünkü ceza yaptırımı, hamillerin çeki bono
ve poliçeye nazaran daha güvenilir bir senet olarak görmeye devam etmelerini
sağlamış, esasen yaptıkları vadeli alışverişlerde bono almaları gerekirken onun
yerine en azından ceza yaptırımı bulunduğu nedeniyle nispeten daha güvenli
gördükleri çeki almayı tercih etmişlerdir. Oysa uygulamada işlevsel bakımdan
ileri vadeli çekle senet arasında hiçbir farkın olmadığı, aynı fonksiyonu
gördükleri açıktır. İleri keşide tarihli çeki alan hamil de çeki aldığı tarihte
çekin karşılığının bulunmadığını bilmektedir, çekin üzerinde yazılı tarihte
keşidecinin borcunu ödeyeceği umudunu taşımaktadır dolayısıyla çeki bono
vasfında kabul ederek almıştır.
Bu durumda karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı mağdur
edilen binlerce ailenin, milyonlarca kişinin sorunlarının çözülmesi bu kanun
tasarısı içerisinde mümkünken, iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisinin bu
sorunu görmezlikten gelerek bu sorunun çözümüne yönelik taleplerini
reddetmesini anlamak mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu
konuda 17’nci madde üzerinde tekrar önerge vereceğiz.
Umut ediyorum ve diliyorum ki iktidar partisi Adalet ve Kalkınma
Partisi bu önergemize destek verir ve bu çekçilerin sorunları da çözülür diye
düşünüyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
15'inci maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan "yapılandırmaları oniki
taksite kadar yapılmış olanların, ödenmemiş taksit sayısı dörtten fazla
olmayanların; yapılandırmaları yirmidört taksite kadar yapılmış olanların,
ödenmemiş taksit sayısı sekizden fazla olmayanların" ibarelerinin Tasarı
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Cemaleddin Bey, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi üzerinde verdiğimiz
değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu madde 5510 sayılı Kanun’un geçici 24
veya 25’inci maddelerine göre borçlarını yeniden yapılandıran ancak
yapılandırma koşullarına uymayanlara anılan maddelerden yeniden yararlanma
hakkı getirmektedir. Ancak bu hak, söz konusu maddelere göre, on iki taksitten
yararlananlardan en çok dört taksit aksatanlar ile yirmi dört taksitten
yararlananlardan en çok sekiz taksit aksatanlara tanınmaktadır, daha fazla
taksit aksatanların yeniden yapılandırmadan yararlandırılmamaları, bunların
sorunlarının ileriye taşınması anlamına gelmektedir. O nedenle, aksatılan
taksit sayısı dikkate alınmadan söz konusu borçluların tamamının anılan kanuna
göre yeniden yapılandırmalarının ihya edilmesi uygun olacaktır. Verdiğimiz
önerge bu anlamdadır. Dolayısıyla bunun kabul edilmesi önem teşkil etmektedir.
Değerli milletvekilleri, bir diğer husus, bu maddenin yazım
diliyle alakalıdır. Bakınız, 3’üncü fıkrasında: “İhya veya mahsup işlemleri
sonucunda süresi içinde ödenmediği veya eksik ödendiği anlaşılan taksit
tutarlarının tamamının, ödeme süresinin sona erdiği tarihten ödemenin
yapılacağı tarihe kadar her ay için Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir
önceki aya ait Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma
senetlerinin aylık ortalama faiz oranına bir puan eklenmek suretiyle bulunacak
faiz oranının bileşik bazda uygulanması sonucunda
hesaplanacak faiz tutarıyla birlikte bu maddeye göre yapılan başvuru tarihini
izleyen üçüncü ayın sonuna kadar ödenmesi hâlinde ilgili Kanunda öngörülen
yeniden yapılandırma hükümlerinden yararlanılır.” Gerçekten
çok ağdalı ve borçlu tarafından anlaşılması güç bir ifade. Dolayısıyla,
bunun herhangi bir borçlu tarafından kendi adına ne kadar borcum var diye
bilinmesi de mümkün değil bu şartlarda. Dolayısıyla anlatıma açıklık
kazandırılmalı ve uygulamada ortaya çıkacak tereddütlerin de giderilmesi
gerekiyor.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu tasarı 23 Ağustos
2010 tarihinde ilk defa Sayın Başbakan tarafından bir kurulu ziyareti esnasında
kamuoyuna duyurulmuş, açıklanmış ve cumhuriyet tarihinin en kapsamlı borç
yapılandırması olduğu ifade edilmiştir.
Tasarının genel gerekçesine baktığımızda “Uluslararası finans
piyasalarında başlayan ve tüm sektörleri etkisi altına alan küresel ekonomik
kriz, ülkemizde de dış talebin düşmesine bağlı olarak ekonomik daralmaya neden
olmuştur.” şeklinde ifade edilmektedir. Dolayısıyla, geçirilen ve etkileri hâlâ
devam eden ekonomik kriz geç de olsa itiraf edilmektedir.
23 Ağustos üzerinden beş ay geçmiştir. O günden bugüne güncel
vergilerin ödenmediği, biriktirildiği ve hatta ödeyenin âdeta cezalandırıldığı
bir süreç yaşanmıştır. Bunun Türk maliyesine ilave faturasının da hesabının
yapılması gerekmektedir.
Ayrıca, bu tasarının bir başka anlamı daha vardır. 12 Eylül
referandumu öncesi seçmene bir mesaj verilmiştir, şimdi de haziran genel
seçimleri için aynı mesaj verilmeye çalışılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bu yasayla ilgili Edirne’de bir esnaf
kuruluşunun başkanına rica etmiştim ne düşünüyorsunuz diye. İfadelerini aynen
okumak istiyorum size. Değerli başkanımızın ifadeleri şöyle: “Esnaf ölüm
döşeğinde, siz pirzola, muz ikram ediyorsunuz. Önce serum
lazım. Herkes borcunu ödemek istiyor ama esnaf bitmiş, toplu para
veremez. Önce sicil affı lazım. Sermaye yok, kredi
alamaz, parasız adama bin taksit desen de ödeyemez. Elini kolunu bağlamış,
dövüş diyorsun. Ekmek almaya parası yok. Devletin üç bankası sicil affını
uygulasın özel bankalar yola gelir, rekabet meselesi. Esnaf kredi alamıyor,
sicili bozuk. Bugüne kadar olanı kapatıp temiz sayfa açmak lazım. Önce sicil affı, sonra kredi, sonra taksitlerin ödenmesi. Bu
da en az altmış ay.” Bir esnafımızın dileklerini dile getirdim.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Uslu, teşekkür ederim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını
arayacağım.
Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı
yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.11
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.17
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi üzerinde
verilen Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve arkadaşlarının önergesinin
oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden
oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.
Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.
Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 15 inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...dörtten fazla
olmayanların" ve "sekizden fazla olmayanların" ifadelerinin
"altıdan fazla olmayanların" ve "on ikiden fazla
olmayanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Sebahat
Tuncel (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Birdal, buyurun.
AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 15’inci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan “dörtten fazla olmayanların” ve “sekizden fazla
olmayanların” ifadelerinin “altıdan fazla olmayanların” ve “on ikiden fazla
olmayanların” şeklinde değiştirilmesi için grup adına söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla selamlarım.
Burada gerekçemiz, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yapılan
değişiklikle “dört” ve “sekiz” olarak belirtilen ödenmemiş taksit sayısı
artırılarak daha fazla kişinin yararlandırılması amaçlanmaktadır. Yani bu
değişiklik önerisinin kabul edilmemesi hâlinde de fazla bir itirazımız yok,
sonuçta taksitlerle ödenecek. Bizim burada sözünü etmek istediğimiz şey,
devlete karşı yurttaşın haklarının esas olması, savunulmasıdır.
Şimdi, bakın, az önce bir haber aldık bir başvuru üzerine. Bugün
Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Adem Yavuz’a bugün bir
kutu gelmiş postadan. Kutuyu açmış bakmış, içinden Hrant Dink katilinin ya da
tetikçisinin, failinin beresinin bir benzeri ve 4 adet de kalaşnikof silah
mermisi çıkmış.
Şimdi, gerçekten Türkiye hukuk devleti mi yoksa devletin hukuku mu
burada yaratılıyor? Hukuk, yurttaşların haklarını ve özgürlüklerini devlete
karşı mı koruyacak, gözetecek ya da yurttaşları devlet karşısında tebaa mı
oluşturacak? Oysa 21’inci Yüzyılda Türkiye'nin de taraf olduğu sözleşmelerde
kişi güvenliği ve özgürlüğü herkes içindir ve bir de düşünce ve basın özgürlüğü
açısından, gerçekten gazetecilerin basın özgürlüğünün korunması, düşünce
özgürlüğünün gözetilmesi önce hukukun ve sonra da bu hukuku yerine getirmekle
yükümlü olanların görevidir.
Şimdi, örneğin bu ne demektir? Gerçekten, derhâl cumhuriyet
savcıları bunun üzerine gitmeli ve bu kutuyu gönderen failleri açığa
çıkarmalıdır. Çıkarmalıdır da nerede gerçekten üstü örtülen, kapatılan, maniple
edilen gerçekler açığa çıkarılıyor ki cumhuriyet savcıları da kendisi, yapılmış
olanlar için böyle bir itici güç oluştursun?
Bakın, şimdi, birkaç gündür dile getiriyoruz: Hakikatleri
araştırma komisyonu. Neden böyle bir araştırma komisyonuna gerek duyulmadığı
anlaşılmış değil. Latin Amerika ülkelerinde, Afrika ülkelerinde kendi tarihiyle
yüzleşmek isteyen ülkeler, demokratikleşmeye gitmek isteyen ülkeler, hukuk
devleti olmak isteyen ülkeler bu araştırma komisyonlarını oluşturmuşlardır,
gerçekleriyle yüzleşmişlerdir çünkü geçmişiyle yüzleşmeyen bir ülkede demokrasi
olmaz, gerçekleriyle yüzleşmeyen bir ülkede barış olmaz. E şimdi biz bunu
öneriyoruz.
Bakın, şimdi, eğer hakikatleri araştırma komisyonu olmuş
olsaydı -ki olacak bir gün çünkü ne
kadar direnilirse direnilsin demokrasi karşıtlığına, barış karşıtlığına,
üstünlerin hak ve özgürlüklerini koruma konusundaki ayrımcılığa ne kadar
direnilirse direnilsin elbette ki bu coğrafyaya da bir gün demokrasi, hukuk
gelecek- bir an önce eğer hakikatleri araştırma komisyonu oluşturulmuş olsaydı,
geçmişimizle yüzleşmiş olsaydık, örneğin bu kutuyu bugün hangi saikle göndermiş
olurlarsa olsunlar ve de kim göndermiş olursa olsun buna cesaret edemezlerdi.
Şimdi, bakın, örneğin, daha bugün yine bölgeden jandarmaların
gözetiminde yine iki yerden kazılarda insan kemikleri çıkıyor. Değerli
milletvekilleri, bu bizi ilgilendirmiyor mu? Şimdi bütün
Türkiye'nin, dünyanın gündeminde bu. Çünkü, daha önce birçok Latin
Amerika ülkesinde, Bosna’da, Hersek’te bu araştırma komisyonları oluşturulmuş
ve DNA testleriyle 18 bin kayıp olan kişinin izine rastlanmıştır. E şimdi,
bizde neden bu gerçekten araştırma komisyonu derhâl oluşturulup oraya bir heyet
gitmiyor ve bu kayıp insanların…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AKIN BİRDAL (Devamla) -
…kemiklerinin kimlerin olduğu açığa çıkarılmıyor? Bu kimin görevidir?
Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinin değilse, bir hukuk devletin yükümlülüğü
altında değilse o zaman kimin görevi olacaktır? Bu da anlaşılır gibi değil.
Umut ediyorum ki bir an önce bu komisyonu Türkiye Büyük Millet Meclisi
oluşturur.
Teşekkürler. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup
milletvekili ayağa kalktı)
M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.
BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz.
Evet, sayın milletvekilleri, önergenin oylamasından önce bir
yoklama talebi vardır. Yoklama talebinde bulunan milletvekili arkadaşlarımızın
isimlerini tespit edeceğim: Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özyürek,
Sayın Sürer, Sayın Pazarcı, Sayın Öztürk, Sayın Köse, Sayın Güvel, Sayın İçli,
Sayın Özkan, Sayın Coşkun, Sayın Ünsal, Sayın Dibek, Sayın Soysal, Sayın
Hacaloğlu, Sayın Aydoğan, Sayın Barış, Sayın Yazar, Sayın Kaptan, Sayın
Baratalı.
Sayın milletvekilleri, şimdi yoklama talebini yerine getireceğim
ve yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.28
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.38
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi üzerinde verilen
Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasından
önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi
elektronik cihazla yeniden yoklama yapacağız.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN – Yoklama için üç dakika süre vereceğim.
Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262,
2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462,
2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683,
2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779,
2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811,
2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN - Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
16’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 16 ncı
maddesinin 1 nci fıkrasının “izleyen” ibaresinden sonra “beşinci” ibaresinin
“on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Sırrı Sakık |
İbrahim Binici |
Hasip Kaplan |
|
|
Muş |
Şanlıurfa |
Şırnak |
|
|
Nuri Yaman |
Hamit Geylani |
Sebahat Tuncel |
|
|
Muş |
Hakkâri |
İstanbul |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı” nın 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ikinci ayın
sonuna kadar” ibaresinin “dördüncü ayın sonuna kadar”; “beşinci ayın sonuna
kadar” ibaresinin “onuncu ayın sonuna kadar” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Mustafa Özyürek |
Tayfur Süner |
|
|
İzmir |
İstanbul |
Antalya |
|
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Şevket Köse |
Akif Ekici |
|
|
Malatya |
Adıyaman |
Gaziantep |
|
|
Bülent Baratalı |
Bayram Meral |
|
|
|
İzmir |
İstanbul |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 16 ncı
maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
|
|
Konya |
Manisa |
Mersin |
|
|
Mehmet Günal |
Münir Kutluata |
|
|
|
Antalya |
Sakarya |
|
“Bu şekilde hesaplanan prim borç tutarının tamamı bu
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen beşinci ayın sonuna kadar ödendiği takdirde
ya da, hesaplanan borç tutarının tamamının (1,05) katsayısı ile çarpımı sonucu
bulunan tutar bu madde ile belirlenen sürede yapılacak müracaat tarihini takip
eden aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte
ödenmesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Kalaycı, buyurun efendim. (MHP sıralarından
alkışlar)
MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Tasarının bu maddesinde, kendi adına ve hesabına bağımsız
çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yani
kamuoyunda bilinen tabiriyle esnaf BAĞ-KUR’lu ve tarım BAĞ-KUR’lularından
kuruma tescilleri yapıldığı hâlde prim borçları nedeniyle sigortalılık süreleri
durdurulmuş olanların, durdurulan bu sigortalılık süreleri için ödeyecekleri
prim tutarının asılları ile bu alacaklara TEFE, ÜFE aylık değişim oranları esas
alınarak hesaplanacak tutarı beş ay içinde ödemesi hâlinde bu sürelerin
sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla sigortalılık süreleri durdurulmuş olanların bu
süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilecek, ödenecek prim tutarı TEFE, ÜFE
aylık değişim oranlarıyla güncellenecektir.
Esasen, durdurulmuş sigortalılık sürelerinin ihyası 5510 sayılı
Kanun’un mevcut hükümlerine göre de mümkün olup bu tasarıyla getirilen
düzenlemeyle arasındaki fark, ödenecek prim tutarının hesaplanmasındadır.
Mevcut durumda müracaat tarihindeki hükümlere göre prim borç tutarı
hesaplanmaktayken, bu tasarı ile sigortalılık tarihindeki hükümlere göre
hesaplanan prim borcu güncellenmektedir. Her iki şekilde hesaplanacak prim
tutarı arasında çok fazla fark olmayacağından esnaf ve çiftçimize bu maddeyle
çok önemli bir kolaylık getirildiğinden bahsedilemez.
Bu tasarıyla diğer alacaklar için uygulanması öngörülen
taksitlendirme bu madde kapsamındaki alacaklar için öngörülmemekte; bu kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen 5’inci ayın sonuna kadar ödenmesi şartı
getirilmektedir. Bu itibarla yüksek tutara baliğ olacağı, esnaf ve çiftçinin bu
meblağı defaten ödeyemeyeceği açık olan bu alacaklar için de -bu tasarıda diğer
alacakların hepsine taksitlendirme imkânı verildiği hususu da dikkate alınarak-
hiç olmazsa ikişer aylık dönemler hâlinde altı eşit taksitte ödenmesi imkânı
verilmesini teklif ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, 5510 sayılı Kanun, hiç prim ödemediği
hâlde geçmişte bir şekilde sigortalılık tescili yapılmış esnaf ve çiftçilere,
hiç prim ödemedikleri sigortalılık sürelerini borçlanma imkânı vermektedir.
Buna karşın esnaf olduğuna ya da çiftçilik yaptığına dair resmî belgeleri
olmasına, vergi mükellefiyeti, oda kaydı bulunmasına rağmen, sigortalılık
tescili yapılmamış olanlara, resmî belgelere dayalı hizmet sürelerini borçlanıp
sigortalılık süresi olarak değerlendirme imkânı verilmemektedir.
Esasen esnaf ve çiftçi olarak çalışılan bu süreler, ilgili
kanunlara göre zorunlu sigortalılık kapsamındadır. Zorunlu sigortalıların
tescil kaydının yapılması Kurumun görevidir. Dolayısıyla, geçmişte zorunlu
sigortalılık kapsamında yapılan hizmetlerle ilgili sigortalılık tescilinin
yapılmamış olmasında en büyük sorumluluk Kurumdadır. Zira,
Kurum kanunla verilen görevi zamanında yapamamıştır. Bu itibarla, zorunlu
sigortalılık kapsamında fiilen çalıştığı hâlde, bu hizmetlerini sigortalılık
süresi olarak değerlendiremeyen esnaf ve çiftçimizin bu mağduriyetinin
giderilmesi için gerekli düzenleme mutlaka yapılmalıdır.
Yine, bu tasarı, çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi
kooperatiflerinden, esnafımızın Halk Bankası ve esnaf kredi ve kefalet
kooperatiflerinden aldıkları kredilerden kaynaklanan borçlarını
kapsamamaktadır. Büyük sermaye gruplarının, patronların her istediğini harfiyen
bu tasarıya yerleştiren AKP Hükûmeti, zor durumda olan çiftçimizin,
besicimizin, üreticimizin, esnafımızın sorunlarına karşı duyarsız kalmış,
onlara icra ve haciz uygulamaktadır.
Burada Sayın Bakana soruyorum: Her türlü alacak bu tasarıya
alınmışken, neden çiftçimizin, besicimizin, üreticimizin, esnafımızın kredi
borçları bu tasarıya konulmamıştır? Makul bir sebep söyleyin Sayın Bakan, biz
de “haklısınız” diyebilelim. Ama gerek Komisyon görüşmelerinde gerekse Genel
Kurul görüşmelerinde, bunların kapsama alınmamasıyla ilgili ortaya koyduğunuz
hiçbir gerekçe yok.
İnşallah bizim önerimiz olacak, değerli milletvekilleri, bu konuda
desteklerinizi bekliyoruz. Ziraat Bankası ve tarım krediye borçları olan
çiftçilerimiz dört gözle bunu beklemektedir.
Ben tasarının hayırlı olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı”nın 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ikinci ayın
sonuna kadar” ibaresinin “dördüncü ayın sonuna kadar”; “beşinci ayın sonuna
kadar” ibaresinin “onuncu ayın sonuna kadar” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Akif
Ekici (Gaziantep) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Süner, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
TAYFUR SÜNER (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşmekte olduğumuz tasarının 16’ncı maddesi üzerine vermiş olduğumuz
önergeyle ilgili konuşmak istiyorum.
Bu madde, tarımla uğraşan, tarımla geçinen insanların Sosyal
Sigortalar, BAĞ-KUR’la ilgili borçlarının beş ay durdurularak, beş aydan sonra
tekrar yapılandırılması ile ilgili bir madde. Allah aşkına, beş ay sonra hangi
imkânları tanıyacaksınız da tarım sektöründeki insanlara “Beş ay sonra,
ödemediğiniz borçları yapılandıracağız, ondan sonra ödemeye başlayın.”
diyorsunuz? Üretmeyen bir toplum yarattınız. İlk önce, üreten insanlara nefes
aldıracak birtakım teşvikler getireceksiniz ki ondan sonra bu insanlar prim
borçlarını ödeyecek duruma gelsin.
Bakın, iktidara geldiğiniz zaman ormanların kenarına tel örgü
çektiniz. Orman köylüleri hayvanlarını ormana sokamadı, otlatamadı. Ne oldu?
Köyünü terk etti, yüzde 80’i terk etti. “Kuş gribi” dediniz, insanların kazını,
ördeğini, tavuğunu katlettiniz. Köyde nüfus kalmadı. Şimdi bu insanlara
diyorsunuz ki: “Beş ay sonra borcunuzu yapılandıracağız, faiziyle birlikte
ödeyeceksiniz.”
Esnafa kepenk kapattırdınız, çiftçi üretmesin diye girdi
maliyetlerini artırdınız, sanayicileri bankacılara teslim ettiniz, sadece iş
yerlerine değil, evlerine, edindikleri arazilere bile ipotek koydurdunuz.
Üretmeyen bir toplum yarattınız. Üretmeyen toplumlar ilk önce
özgürlüklerini, sonra onurlarını, sonra da vatanlarını kaybeder. Bizi
vatanımızı kaybedecek duruma getirmek için elinizden geleni yapıyorsunuz ama
kaybettiremeyeceksiniz.
Torba kanunun asıl amacı nedir? Birkaç konuya göz atmak istiyorum.
Güvencesiz çalışma ve esnek çalışmanın yaygınlaşması
amaçlanmaktadır. Bu yasayla güvencesi olmayan çalışanlar topluluğu yaratacaksınız.
Bu torba yasada 4/C gibi uygulamaları tekrar gündeme taşıyorsunuz. 4/C’yi
uyguladınız, Tekel işçilerini açlığa mahkûm ettiniz, Ankara’da günlerce açlık
grevi yaptılar ama dinlemediniz. Bu gibi uygulamalar bu torba yasayla tekrar
gündeme gelecek.
Atamaları daha da siyasallaştıracaksınız. Parti-devlet
bütünleşmesi yaratıp devleti partinin malı hâline getireceksiniz. Çalışanları
sendikasız ya da yandaş sendikaya üye yapıp toplumu örgütsüz hâle
getireceksiniz. Sadakaya muhtaç işçiler yaratacaksınız, zaten yarattınız.
Varoşlara insanlar nasıl toplandı? Köyünü terk etti, kasabasını terk etti,
şimdi sadakaya muhtaç, asgari ücretli, açlığa mahkûm insanlar topluluğu
yarattınız.
Hakkını arayamayacak duruma getirdiniz toplumu. Çalışanlar
arasındaki rekabeti derinleştiriyorsunuz. Ücret adaletsizliğini
gideremiyorsunuz. Sosyal diyalog mekanizması yok sayılmıştır. Sizin için
diyalog arama, çalışana değer verme yok, geldiğiniz günden beri tepeden bakma
zaten her gün gündemde. Toplu görüşme sürecinde mutabakata varılan konular
tasarıya dâhil edilmemiştir çünkü sizin için, dediğiniz dedik, çaldığınız
düdük.
Kamuya özel sektörden üst düzey yönetici alacaksınız. Oradaki
atamadan kasıt, Hükûmet memuru uygulamasına devam edeceksiniz. Kadrosu
kaldırılan memurların sürgün edilebilmeleri için bu tasarıyı getirdiniz.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Süner.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 16 ncı
maddesinin 1 nci fıkrasının “izleyen” ibaresinden sonra “beşinci” ibaresinin
“on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Sebahat
Tuncel (İstanbul) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) –
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)
SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
606 sıra sayılı kanunun 16’ncı maddesi üzerine verdiğimiz değişiklik
önergesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gerçekten bu torba yasada çok ciddi eşitsizlikler ve
adaletsizlikler var. Kısmen daha olumlu sayabileceğimiz düzenlemelerle
işçilerin ve emekçilerin hak ve özgürlüğünü gasbeden düzenlemeler bir arada.
Dolayısıyla bu adaletsizliği gidermek Hükûmetin temel görevidir.
Sayın Bakana önerimiz, en azından işçilerin, emekçilerin,
çiftçilerin talep ettiği, yasaların yeniden düzenlenmesi konusunda bu torba
yasanın geri çekilip ayrıştırılmasıdır. Biz bazı kısmi düzenlemeler ile
toplumun geniş kesimlerine ciddi anlamda adaletsizliği sürdürecek bir yasayı
birlikte görüşmek ciddi anlamda problemdir. Bakın, KESK, DİSK, Türkiye Mimar ve
Mühendisler Odası, Türk Tabipler Birliği seksen bir ilden Ankara’ya
yürüyecekler bu torba yasadaki hak ihlallerine, işçilerin, emekçilerin hak
gasplarına dikkat çekmek, esnek çalışmaya yönelik sorunlara dikkat çekmek için
Ankara’ya yürüyecekler, 3 Şubatta burada olacaklar. Muhtemel ki, siz onu
gazınızla, devletin güvenlik güçleriyle karşılayacaksınız ama bizim önerimiz, Bakanımızın
gidip bu işçileri karşılaması ve bu işçi sendikalarının başkanlarıyla
toplanarak “Biz bu yasayı gerçekten demokrasiden yana, emekten yana bir
yaklaşımla düzenlemek istiyoruz, o zaman sizi dinleyelim ve yeniden
düzenleyelim.” demesini bekliyoruz. Tabii, bu ne kadar gerçekçi bilemiyorum ama
Türkiye’de toplumların beklentisi bu.
Diğer bir konu, bu maddede önemli bir değişiklik var ve gerçekten
toplumun geniş kesimleri bekliyor, ancak bize göre yeterli değil. Bu,
çiftçilerimizin sorunlarını sözde dikkate alıyormuş gibi, onların prim
borçlarını öderken yeniden yapılandırırken aslında pozitif bir şey yapılıyormuş
gibi ama Türkiye’de tarım işçilerinin sorunlarını hepimiz biliyoruz. Daha dün
Beypazarı’nda tarım işçileri kaza yaptı ve 11 yurttaşımız yaşamını yitirdi, 5’i
ağır yaralandı; biz buradan Allah’tan rahmet diyoruz, yaralı arkadaşlarımıza da
geçmiş olsun diyoruz ama ne kadar Hükûmetin gündeminde? Tabii, bu ilk değil,
umarız son olur, ancak son olmayacağını da biliyoruz. Ölenler, bu ülkenin
yoksul emekçi çocukları, yoksul emekçi insanları. Ta Mardin’den bir parça ekmek
bulabilmek için yollara düşüyorlar, Karadeniz’e gidiyorlar, İç Anadolu’ya
geliyorlar. Şimdi, bu ne kadar Hükûmetin gündeminde? Yani mevsimlik işçilerin
sorunlarını ne kadar çözecekler? Ya da insanca yaşama konusunda mevsimlik
işçilerin insanca yaşam koşullarını, insanca çalışma koşullarını yaratma
konusunda ne kadar hevesli? Üç buçuk yıldır buradayız, üç buçuk yıldır en
azından on defa kürsüyü bunun için kullandık ama herhangi bir gelişme yok. Hâlâ
mevsimlik işçiler kamyonetlerin arkasında taşınıyorlar, hâlâ trafik kazasına
kurban gidiyorlar, herhangi bir değişiklik yok.
Yine, çiftçiler açısından da öyle. AKP Hükûmeti neoliberal
politikaları her alanda olduğu gibi çiftçiler açısından da tarım sektöründe de
kullanmaktadır. Tarım sektöründekilerin durumu çok iyi değil, tarım sektörü
gerçekten artık kendi kendini geçindiremeyecek durumda. Şimdi, bunun için bir
düzenleme yapılıyor, “Evet, iyi, prim borçlarını yeniden düzenleyelim, işte
emekli olma hakkı tanıyalım.” Bunun için de beş ay gibi kısa bir süre
tanınıyor! Peki, bu beş ayda, zaten yoksul olan, zaten emeğinin karşılığını
alamayan, ürünlerini tarlada bırakan insanlar nasıl olacak da bu kadar parayı
toplayacak, bu para karşılığında kendi primini ödeyecek ve emekli olacak?
Şimdi, Türkiye'de buna gülerler. Bugüne kadar Sayın Başbakan “Ekonomik kriz
Türkiye’yi teğet geçti, bizi etkilemedi.” diye ifade ederken, neyse ki iki
gündür, iktidara mensup milletvekilleri aslında teğet geçmediğini ifade
ediyorlar, bu tasarının, torba yasanın şeyinde de bu var. Evet, ekonomik kriz
tam da çiftçileri, emekçileri, köylüleri vurdu. Siz gelip bunda diyorsunuz ki:
“Borçlandıralım, yeniden borcunu ödesin.” Bu mümkün değil. Madem bir düzenleme
yapıyorsunuz, o zaman, gelin, önergemizi dikkate alın, borçlanma süresini
artıralım yani insanlar daha rahat koşulda ödeyebilsinler.
Diğeri: Bu insanlar nereden para alıp ödeyecek? Zaten gelirleri
yok. O zaman, devlet bankaları bu insanlara kredi versin ve ödeme koşullarında
kolaylık sağlasın. Madem bir düzenleme yapıyoruz, çiftçimize, serbest
çalışanlara iyilik yapacağız, o zaman, gelin, bunları da beraber yapalım,
diyelim ki: “Bu seçim yatırımı değil, gerçekten işçiyi düşünüyor, esnafı
düşünüyor, gerçekten insanca yaşam koşullarını tanıyor.” Böyle olmadığı sürece
bu bir seçim yatırımı dışına çıkmayacaktır, anlaşılan da odur.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
17’nci madde üzerinde altı adet önerge vardır, bu önergelerden
ikisi Hükûmete aittir.
Önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin birinci ve
yirmidördüncü fıkralarında yer alan “31/12/2010 tarihinden” ibarelerinden sonra
gelmek üzere “(bu tarih dahil)” ibarelerinin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şimşek
Gaziantep
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 17 nci
maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “ödenmemiş sigorta primlerinin, bu
Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadar olan” ibaresinin “ödenmemiş olan sigorta
primlerine ait bu Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadarki” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Elitaş |
Veysi Kaynak |
Yılmaz Tunç |
|
|
Kayseri |
Kahramanmaraş |
Bartın |
|
|
Öznur Çalık |
Ahmet Aydın |
|
|
|
Malatya |
Adıyaman |
|
BAŞKAN – Biraz önce okunan önergede, Kâtip Üyemiz, Sayın
Bakanımızın “Maliye Bakanı” olarak zikredilmesini unuttu, onu hatırlatıyorum,
düzeltiyorum.
Buyurun, devam ediniz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin onuncu fıkrasının
(b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Demir
Bayındırlık
ve İskân Bakanı
"b) (a) bendinde sayılan kuruluşların tarımsal sulamada
kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından, vadesi 31/12/2010 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olanların asıllarının tamamının, bu
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar abonesi
bulunulan dağıtım şirketine başvuruda bulunularak ilk taksit bu Kanunun yayımını
izleyen dokuzuncu aydan başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği
ayda toplam beş eşit taksitte ödenmesi şartıyla bu alacakların ödenen kısmına
isabet eden fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir. Tarımsal sulamada kullanılan
elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakların bu Kanunda belirtilen taksit
ödeme zamanını alacakların bulunduğu bölgeler, iller, ürünlerin hasat dönemleri
dikkate alınarak değiştirmeye şirket yönetim kurulları yetkilidir."
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 17 nci
maddesinin sonuna aşağıdaki yeni fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
(33) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih öncesi;
a) kaçak tütün emvali satanlara verilen cezalar tahsil edilmez.
b) elektrik cezaları tahsil edilmez.
c) çek cezaları tahsil edilmez.
b) telefon borçlarından gecikme zammı faiz alınmaz.
c) banka kredileri, teşvik ödemeleri ve kredi kartı borçlarında
gecikme zammı faiz alınmaz.
|
|
Sırrı Sakık |
İbrahim Binici |
Hasip Kaplan |
|
|
Muş |
Şanlıurfa |
Şırnak |
|
|
Hamit Geylani |
Nuri Yaman |
|
|
|
Hakkâri |
Muş |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17 nci
maddesinin;
- 10 uncu fıkrasının (a) bendinde geçen "ve 4/12/1984 tarihli ve 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu
Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile
Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca
faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumundan lisans almadan önceki faaliyet dönemlerine ilişkin elektrik
tüketiminden kaynaklanan alacaklarından," ibaresi ile
- 14 üncü fıkrası ile 25 inci fıkrasının (a) (b) ve (e)
bentlerinin madde metninden çıkarılmasını,
- 25 inci fıkrasının (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
ve
- maddeye aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı |
Münir Kutluata |
Erkan Akçay |
|
|
Konya |
Sakarya |
Manisa |
|
|
Mehmet Şandır |
Mehmet Günal |
|
|
|
Mersin |
Antalya |
|
"g) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mazbut vakıflara ve temsilen
yönetilen vakıflara ait taşınmazların kiralanması işlemlerinden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kira bedelleri asıllarının tamamı
ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer'ileri yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte
tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi
fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra
masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile
birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava
açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemeye Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilidir."
"33- 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde
kamu alacağı olarak kesinleşmiş, fazla ve yersiz ödendiği tespit edilen ve
tahsil edilmesi gereken personelin aylık ve diğer ödemelerine ilişkin borç
asılları ile bu borçlara ilişkin gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ileri
yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı gibi
fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir.
34- T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin tarım ve
hayvancılıkla ilgili olarak üreticilere, Türkiye Halk Bankası ve Esnaf Kredi ve
Kefalet Kooperatiflerinin esnafa kullandırdığı kredilerden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kredi asıllarının tamamı ile bu
kredilere ilişkin faiz, gecikme faizi gibi fer'ileri yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte
tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan faiz, gecikme faizi gibi
fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra
masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile
birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava
açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemeye anılan bankalar ve kooperatifler yetkilidir.
Bu uygulama sonucunda oluşan gelir kayıpları talepleri üzerine Hazine
Müsteşarlığı tarafından karşılanır."
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606
sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 17
nci maddesinin on dördüncü fıkrası, on beşinci fıkrası ikinci cümlesi ve on
altıncı fıkrasının ile yirmi beşinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin madde
metninden çıkarılmasını; yirmi beşinci fıkrasının (g) bendinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Mustafa Özyürek |
Harun Öztürk |
Bülent Baratalı |
|
|
İstanbul |
İzmir |
İzmir |
|
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Sacid Yıldız |
|
|
|
Malatya |
İstanbul |
|
"g) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mazbut vakıflara ve temsilen
yönetilen vakıflara ait taşınmazların kiralanması işlemlerinden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kira bedelleri asılları ile bu
alacaklara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ileri yerine, bu
Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarının, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ay sonuna
kadar başvuruda bulunularak bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dört ay
içinde haklarında açılan dava ve icra takiplerine ilişkin yargılama masrafları
ile birlikte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara ilişkin gecikme zammı,
faiz gibi fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu bent kapsamına giren
alacakların taksitle ödenmek istenmesi halinde en fazla on iki ay içinde ve
eşit taksitler halinde kanuni faizi ile birlikte ödenmek üzere taksitlendirme
yapılabilir. Bu takdirde dava ve icra takiplerine ilişkin yargılama masrafları
ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden
yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi
şarttır. Bu kiracılardan, tahliye hakkı doğmuş ancak tahliye kararı
kesinleşmemiş olanlar ile yeniden sözleşme yapılabilir. Vakıflar Genel
Müdürlüğüne, mazbut vakıflar ile temsilen yönetilen vakıflara ait taşınmazlar
üzerinde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte işgalci durumda olanlar ile
işgalleri bu tarihten önce sonlandırılanlardan ecrimisil borcu bulunanların
talep etmeleri halinde birikmiş borçları bu bentte belirtilen şartlarla tahsil
edilir. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Vakıflar Genel
Müdürlüğü yetkilidir."
"33. (1) 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan
suçtan dolayı 1.11.2009 tarihi itibarıyla haklarında soruşturma veya kovuşturma
başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olan
kişilerin;
a) Adli para cezaları idari para cezasına çevrilir.
b) Şikayetçi ile belirledikleri miktarın
belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir
nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına
veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma
veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya
durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikayetçi
bakımından şikayetin geri alınması sonucunu doğurmaz.
c) Bu kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı
belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya
yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi
halinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma
veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya
durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin
yapıldığı tarihten itibaren bir yıl ödemesiz üç yılı geçemez. Taahhütnamede yer
alacak ikinci yıl taksiti, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir
örneği alacaklıya gönderilir.
(2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercilerine verilmiş
olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede
belirttiği süre içinde şikayetçi ile anlaşmaya varması
ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından
mercilerine verilmiş olması halinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden
yararlanır.
(3) Soruşturma veya kovuşturmanın durması halinde dava zaman
aşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde ise ceza zaman
aşımı işlemez.
(4) Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanunun 6 ncı
maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması halinde;
kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla
ortadan kaldırılmasına karar verilir.
(5) Şikayetçinin başvurusu üzerine,
anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti halinde, soruşturmaya, kovuşturmaya
veya hükmün infazına devam edilir. Adli para cezaları, idari para cezasına
çevrilerek infaz olunur.
(6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı
ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu
maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adli kontrol tedbirine karar
verilmez."
“34. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı
faaliyetler sebebiyle, yapılan soruşturma sonucunda ilgili tüzel kişi veya
gerçek kişiler aleyhine 31.12.2010 tarihinden önce, Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik
gereğince verilen ve bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmemiş olan
idari para cezalarının % 25’i, başvurunun yapıldığı tarihi izleyen 36 ay içinde
18 taksit halinde ödenebilecek, dava açılmaması veya açılmış olan davalardan
vazgeçilmiş olması şartıyla, kalan % 75’inin tahsilatından vazgeçilecektir.”
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Mustafa Özyürek konuşacak.
BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun.
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer
milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz torba yasa tasarısının 17’nci maddesi
hakkında verdiğimiz önerge için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bu 17’nci madde -bu tasarıya çuval dersek, bu da torba- otuz iki
fıkradan oluşan bir madde. Yani zaten
kanun tekniği açısından bu torba yasaya bakmak mümkün değil, gerçekten hiçbir
kurala uyulmayan bir şey. Her şey bu 17’nci maddede düzenlenmiş bulunuyor ama
bazı konular var ki, burada olması gerekirken, düzenlenmemiş. Mesela, onlardan
biri, çek mağdurları için bir düzenleme burada yok. Biz isterdik ki 17’nci
maddede bu düzenlensin. Önergemizin noktalarından biri bu, çek mağdurları için
mutlaka bir düzenleme yapılması için bir öneride bulunuyoruz.
Bir diğer önemli nokta: Rekabet Kurulunun kestiği cezalarla ilgili
herhangi bir yeniden yapılanma düzenlemesi burada yok. Oysa RTÜK’ün kestiği
cezalarla ilgili bir
düzenlemeyi bu kanuna koyduk ama Rekabet Kurumuyla ilgili konu
burada yok. Bu önemli bir eksikliktir, mutlaka konulması, yer alması gereken
bir konudur.
Kaynak kullanımını destekleme primlerinin yeniden yapılandırılması
burada yok. Bütün vergileri, emlak vergileri dâhil, bu kanun kapsamında yeniden
yapılandırıyoruz ama kaynak kullanımını destekleme primiyle ilgili bir
düzenlemeye bu kanunda yer vermiyoruz. Bu da büyük eksikliktir.
Hatırlayacaksınız, özellikle tüketici kredilerinde, Bakanlar Kurulunun bir
kararıyla geriye dönük kaynak kullanımı destekleme primi uygulaması yapıldı ve
bundan kredi kullananlar çok mağdur oldu.
Değerli arkadaşlarım, bu 17’nci maddede bizim Komisyonda itiraz
ettiğimiz önemli bir düzenleme var. Bazı yatırımcılar, gemi ve yat inşa
etmişler, Hazineden aldıkları teşvik belgesine dayanarak gemi ve yat inşa etmişler
ve sonra da bu gemi ve yatları satmışlar. Şimdi, bunların inşası sırasında, bu
yatların ve gemilerin inşası sırasında kullanılan malzemelerle ilgili KDV
istisnası uygulanması gerektiğini yatırımcılar düşünmüş ama buna karşılık
Maliye Bakanlığınca “Hayır, bu bir üründür -yatlar, gemiler- siz burada KDV
istisnasından faydalanamazsınız.” denilmiş, vergiler salınmış, tahakkuk etmiş,
bir kısmı yargıya gitmiş, yargıda Maliye Bakanlığı kazanmış. Şimdi burada
yaptığımız bir düzenlemeyle geriye dönük olarak, salınan, tahakkuk ettirilen,
bir kısmı da yargıdan geçmiş olan bu vergilerin tamamını siliyoruz, terkin
ediyoruz.
Dikkat ederseniz, bu kanunda yaptığımız, daha çok, vergi aslını
almak ama cezaları ve faizleri düşürerek yeniden yapılandırmaktır. Oysa burada
vergi aslını, KDV aslını siliyoruz. Bu son derece yanlış bir uygulamadır ve
yargı kararlarını da burada aldığımız bir şeyle geçersiz kılıyoruz.
Biz, bu sektöre, gemi inşa sektörüne teşvik verilmesinden yanayız.
Bunların ürettikleri yat ve diğer gemilerden de vergi alınmayabilir ve nitekim
bu noktada bir düzenleme 88’inci maddede var. O düzenleme kanun yayınlandığı
tarihten itibaren uygulansın ama geriye doğru dönük olarak tahakkuk etmiş olan
KDV’lerin terkin edilmesinin son derece yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.
Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Yoklama talebimiz var Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergenin oylamasından önce bir
yoklama talebi vardır.
Yoklama isteyen milletvekillerimizin isimlerini tespit
edeceğim: Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Okay, Sayın Öztürk, Sayın
Özyürek, Sayın Susam, Sayın Bingöl, Sayın Köse, Sayın Arıtman, Sayın Özkan,
Sayın Coşkun, Sayın Ünsal, Sayın İçli, Sayın Barış, Sayın Dibek, Sayın Arslan,
Sayın Hacaloğlu, Sayın Kaptan, Sayın Yazar, Sayın Aydoğan, Sayın Özdemir, Sayın
Yalçınkaya, Sayın Paçarız, Sayın Çakır.
Sayın milletvekilleri, yoklama için üç dakika süre veriyorum ve
yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer
Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi
ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101,
2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262,
2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462,
2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683,
2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779,
2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812,
2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler…. Önerge kabul edilmemiştir.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 17.22
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 17.36
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral
AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
Komisyon burada.
Hükûmet burada.
17’nci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17 nci
maddesinin;
- 10 uncu fıkrasının (a) bendinde geçen "ve 4/12/1984 tarihli ve 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu
Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile
Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca
faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumundan lisans almadan önceki faaliyet dönemlerine ilişkin elektrik
tüketiminden kaynaklanan alacaklarından," ibaresi ile
- 14 üncü fıkrası ile 25 inci fıkrasının (a) (b) ve (e)
bentlerinin madde metninden çıkarılmasını,
- 25 inci fıkrasının (g) bendinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini ve
- maddeye aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
"g) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mazbut vakıflara ve temsilen
yönetilen vakıflara ait taşınmazların kiralanması işlemlerinden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kira bedelleri asıllarının tamamı
ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer'ileri yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte
tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi
fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra
masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile
birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava
açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemeye Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilidir."
"33- 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde
kamu alacağı olarak kesinleşmiş, fazla ve yersiz ödendiği tespit edilen ve
tahsil edilmesi gereken personelin aylık ve diğer ödemelerine ilişkin borç
asılları ile bu borçlara ilişkin gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ileri
yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları
esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde
ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı gibi
fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir.
34- T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin tarım ve
hayvancılıkla ilgili olarak üreticilere, Türkiye Halk Bankası ve Esnaf Kredi ve
Kefalet Kooperatiflerinin esnafa kullandırdığı kredilerden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kredi asıllarının tamamı ile bu
kredilere ilişkin faiz, gecikme faizi gibi fer'ileri yerine bu Kanunun
yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak
hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte
tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan faiz, gecikme faizi gibi
fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra
masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile
birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava
açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına
ilişkin usul ve esasları belirlemeye anılan bankalar ve kooperatifler
yetkilidir. Bu uygulama sonucunda oluşan gelir kayıpları talepleri üzerine
Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılanır."
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Sayın Kalaycı, buyurun lütfen. (MHP sıralarından
alkışlar)
MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Bu maddeyle ilgili verilen önergeyi desteklediğimizi belirtiyorum
ki bu tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan
alacakların gecikme faizi ve gecikme zammından vazgeçilmesi ve beş yılda eşit
taksitler hâlinde ödenmesi olumlu bir düzenlemedir. Milliyetçi Hareket Partisi
milletvekilleri olarak biz dokuz ay önce bununla ilgili kanun teklifi verdik
ama AKP Grubu bunun Komisyonda görüşmesini sağlamadı. Yine, bu tasarı
Komisyonda görüşülmekte iken gerek alt komisyonda gerekse Komisyon görüşmeleri
esnasında bu tasarıya şu anda getirilen önergeye benzer bir önergenin
eklenmesini biz teklif ettik ama yine reddedildi, şimdi, burada getiriliyor,
biz yine de olumlu buluyoruz, destekliyoruz.
Ayrıca bir konuyu daha belirteceğim. Tarımsal sulamada kullanılan
elektrikle ilgili katma değer vergisinin de düşürülmesi gerekmektedir. Şu anda
düşürülmesi, 1 olabilir ya da sıfır olabilir, hiç alınmayabilir. Bununla ilgili
de bu tasarıda yer vardır. O konuda da düzenleme yapılırsa gerçekten
çiftçilerimiz rahat edecektir.
Değerli arkadaşlarım, bu madde torba tasarının torba maddesi. 12
sayfaya varıyor toplam uzunluğu ve 32 fıkradan oluşmaktadır. Her türlü konu bu maddeye
yerleştirilmiştir. AKP özel şirketleri bu tasarının kapsamına alırken, orman
arazileri tahsis edilenlere, vakıfların taşınmazlarını işgal edenlere özel
imkânlar sağlayarak ödüllendirirken, naylon fatura kullanıcılarının, vergi
kaçıranların borçlarını affederken, kara para sahiplerinin paralarını aklarken
çek mağdurlarını görmemekte, çiftçimizin, besicimizin tarım kredi
kooperatiflerine ve Ziraat Bankasına olan kredi borçlarını yapılandırma
kapsamına almamaktadır. Onlar Türk vatandaşları değil mi değerli arkadaşlarım?
Niye bu zulmü, bu işkenceyi yapıyoruz? Bu tasarıya bunların da dâhil edilmesi
gerekmektedir.
Bu maddenin onuncu fıkrasının (a) bendinde 4/12/1984
tarihli ve 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik
Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun
kapsamında, mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerinin
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans almadan önceki faaliyet dönemlerine
ilişkin elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakları da tasarı kapsamına
alınmaktadır.
Bu hüküm, adrese teslim, bir şirketi tanımlayan özel bir
düzenlemedir. Zira, maddede yer alan tanımın kısa ve
açık ifadesi Kayseri ve Civarı Elektrik TAŞ’nin alacaklarının
yapılandırılmasıdır, çünkü maddedeki tanımlamaya uyan başka bir şirket
bulunmamaktadır. Kayseri ve Civarı Elektrik Anonim Şirketi, kamu sermayesi
ağırlıklı özel statüde bir şirkettir. Şirketin Yönetim Kurulu
Başkanı AKP’li Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı. Yönetim Kurulu Başkan
Vekili AKP’li Kayseri Kocasinan Belediye Başkanı. Yönetim Kurulu üyesi AKP’li
Kayseri Melikgazi Belediye Başkanı. Yönetim Kurulu üyesi Kayseri Kocasinan AKP
İlçe Başkanı. Yönetim Kurulu üyesi Kayseri eski İl Başkanı; yedi yıl, il
başkanı iken Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. TETAŞ’a ait yüzde 20 hisseyi
temsilen bile AKP İlçe Başkanı şirketin Yönetim Kurulu üyesi yapılmış.
Partizanlığın bu kadarına da pes doğrusu! Kamu hissesini temsilen AKP’nin bir
ilçe başkanı Yönetim Kuruluna üye olarak atanabiliyor. Görüldüğü
üzere, şirket sanki AKP’nin teşkilat birimi, sanki AKP’nin bir şirketi. Bu
nedenle, bu hükmün tasarıdan çıkması gerekmektedir.
Ayrıca, 25’inci maddenin (a), (b), (e) ve (g) bentlerinin de
çıkması gerekmektedir çünkü fuzuli şagillere imkân verilmekte, tekrar sözleşme
imkânı verilmekte, özel şirketlere imkân getirmeye yönelik düzenlemeler
içermektedir.
Bunlar tasarıdan çıkarılmalıdır diyorum, hepinize saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge reddedilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 17 nci
maddesinin sonuna aşağıdaki yeni fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
(33) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih öncesi;
a) kaçak tütün emvali satanlara verilen cezalar tahsil edilmez.
b) elektrik cezaları tahsil edilmez.
c) çek cezaları tahsil edilmez.
b) telefon borçlarından gecikme zammı faiz alınmaz.
c) banka kredileri, teşvik ödemeleri ve kredi kartı borçlarında
gecikme zammı faiz alınmaz.
Sırrı
Sakık (Muş) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.
HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
torba kanunun deyim yerindeyse en baba maddesi bu. Hükûmet tasarısında 21 fıkra
olarak geldi, Komisyonda bir ayda 32 fıkra oldu geldi, yetmedi, 2 bakan önerge
verdi, üstüne de Grup Başkan Vekili Elitaş verdi. Maşallah, üreten bir madde,
yani bir saat, on saat daha geçse 10 fıkra daha girer. Biz de birkaç önerge
verdik.
Evet, burada gerçekten birçok kalemde aflar, yapılandırmalar var.
Bir taraftan, devlet 50 lira, 100 lira ile uğraşmayayım, kırtasiye yapmayayım,
icra takibi yapmayayım, mahkemeye vermeyeyim diye kendini küçük alacaklarından
kurtarıyor, bir taraftan da farklı anlamlarda önemli sayılabilecek, işte,
tarımdan tutun farklı alanlara, sulamadan tutun birçok konuya kadar… Ancak, bir şey eksik bunda. Bu maddede her şey var, bu
maddede olmayan, eşitlik. Bu maddede olmayan, adalet ve siz isterseniz bunu 32,
artı bu önergelerle 35’e çıkarın, bir şey değişmiyor.
Arkadaşlar, siz çek mağdurlarının ekonomik krizden kaynaklı
borçlarını dikkate almazsanız, size çek mağdurları şunu sorar: “Çekle ilgili
olarak mahkemeye veriliyoruz. Çekteki tutarın 2 katı para cezasını mahkeme bize
veriyor. Zaten paramız olsa çeki ödeyeceğiz.” demez mi? Bu, bir yanı.
Çek mağdurlarıyla ilgili çok konuşuldu, dün de konuştuk. Yine
önergemizde “kaçak tütün emvali satanlara verilen ceza” dedik. Allah aşkına,
Philip Morris’e artık yeter, çalışmayın, yani biraz da kendi üreticinizi
düşünün.
Bakın, Türkiye’de Aydın’da, Bitlis’te, Diyarbakır’da, Manisa’da,
ülkede birçok yerde hâlâ 200 bin aile tütün üretiyor ve bu tütününü piyasada
satıyor. Bu tütününü -5 kilo, 10 kilo- satarken yakalanıyor ve her
yakalandığında 7.500 Türk lirası para cezası kesiliyor ve tütünlerine el
konuluyor. Yani vatandaşın geçim kaynağı olan kendi ürettiği tütününe el
koyuyor devlet, Philip Morris’e çalışıyor. Parliament sigarası var ya işte,
Parliament sigarası firması daha çok kazansın diye parlamenterlerimiz durmadan
çalışıyor. Allah aşkına, biraz da vatandaşa çalışın. Yani bizim söylediğimiz, biraz
vatandaşa çalışın.
Bakın, elektrik cezalarıyla ilgili, tahsille ilgili bir iki alanda
var maddeler. Peki, niye bunu eşitleyip genelleştirmiyorsunuz arkadaşlar? Yani,
bizim söylediğimiz eşitlik ya, biraz “73
milyon vatandaş eşittir.” demeniz; bizim söylediğimiz bu.
Bakın, telefon borçlarıyla ilgili gecikme zamları… Ya, onlar da
borç değil mi? Krizdendir, yani parası olsa ödemez mi? İster mi telefonu
kapansın, bu dönemde?
Yine, bakın, banka kredileri, teşvik kredileri, tüketici
kredileri… Kredi kartları borçları 276 milyarı aştı arkadaşlar. Siz, bu konuda
vicdani, ahlaki bir denetim ve düzenleme yapmazsanız, bu bankaların vahşi kâr
hırsına meydanı bırakırsanız, bu bankaların her gün reklam üstüne reklamına göz
yumarsanız, bu bankaların taksitle, beş yıllığına satışlarını denetlemezseniz,
bu fakir vatandaş, krizde, gider, kredi kartını kullanır, 276 milyar lira
borçlanır. Siz buna bir çözüm getirmezseniz, onları da kriz kurbanı olarak
görmezseniz, umarım ki onlar da bu, görmediğiniz, bu eşitsiz ve adaletsiz
yaklaşım karşısında sizi 12 Haziranda hatırlar. Bu böyledir, yani men dakka
dukka. Sayın Canikli, nasıl demişti Sayın Başbakan? Siz daha iyi telaffuz…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sen daha iyi bilirsin de…
HASİP KAPLAN (Devamla) - Seçmen de “Men dakka dukka.” der.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Beddua ettin, onu geri al!
HASİP KAPLAN (Devamla) – Men dakka dukka beddua değil. Men dakka
dukka, bak, seçmen der ki: Bu kadar af çıkarıyorsunuz, bana çıkarmıyorsanız
bunun hesabını sorarız.
Bu önergemiz eşitliktir. Eşitliği oylarınıza sunuyoruz.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, karar yeter
sayısı…
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 17.52
ALTINCI OTURUM
Açılma Saati: 18.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral
AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesi üzerinde verilen
Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesinin
oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı
arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter
sayısı vardır.
Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon burada.
Hükûmet burada.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin onuncu fıkrasının
(b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Demir
Bayındırlık
ve İskân Bakanı
"b) (a) bendinde sayılan kuruluşların tarımsal sulamada
kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından, vadesi 31/12/2010 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun
yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olanların asıllarının tamamının, bu
Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar abonesi
bulunulan dağıtım şirketine başvuruda bulunularak ilk taksit bu Kanunun
yayımını izleyen dokuzuncu aydan başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül
ettiği ayda toplam beş eşit taksitte ödenmesi şartıyla bu alacakların ödenen
kısmına isabet eden fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir. Tarımsal sulamada
kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakların bu Kanunda belirtilen
taksit ödeme zamanını alacakların bulunduğu bölgeler, iller, ürünlerin hasat
dönemleri dikkate alınarak değiştirmeye şirket yönetim kurulları yetkilidir."
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılıyoruz Sayın
Başkan.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Tarımsal sulamadan kaynaklanan borçların tasfiyesini
kolaylaştırmak amacıyla asıl alacak tutarının ödenmesi şartına bağlı olarak bu
alacaklara uygulanan fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilmesi önerilmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarının çerçeve 17 nci
maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “ödenmemiş sigorta primlerinin, bu
Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadar olan” ibaresinin “ödenmemiş olan sigorta
primlerine ait bu Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadarki” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa
Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Yapılan düzenleme ile prim borç asıllarından vazgeçilmediğine,
dolayısıyla prim borç asıllarının tahsil edileceğine, bu düzenleme ile sadece
fıkrada belirtilen primlerin Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadarki gecikme
cezası ve gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçildiğine açıklık getirilmesi
amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin birinci ve
yirmidördüncü fıkralarında yer alan “31/12/2010 tarihinden” ibarelerinden sonra
gelmek üzere “(bu tarih dahil)” ibarelerinin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şimşek
Gaziantep
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılıyoruz.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Verilen önerge ile maddenin uygulamasındaki tereddütleri gidermek
amaçlanmaktadır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Komisyonun bir düzeltme talebi vardır.
Buyurun.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Maddede geçen “lira” ibarelerinin “Türk lirası” olarak değiştirilmesini
takdirlerinize arz ediyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Redaksiyon şeklinde.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Redaksiyon yetkisi, evet.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, anlamadık.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Maddede geçen “lira” ifadesinin “Türk lirası” olarak değiştirilmesi için
redaksiyon talebimizi arz ediyoruz.
BAŞKAN – Evet, kabul edilen önergeler çerçevesinde 17’nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Madde 18’de dört adet önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 18 nci maddesinin üçüncü fıkrasının
(d) bendinde yer alan “Bu Kanunun 17 nci maddesinin;” ibaresinden sonra gelmek
üzere “onuncu fıkrasının (b) bendi,” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Nurettin Canikli |
Haydar Kemal Kurt |
Veysi Kaynak |
|
|
Giresun |
Isparta |
Kahramanmaraş |
|
|
Orhan Karasayar |
Rıtvan Köybaşı |
Ahmet Erdal Feralan |
|
|
Hatay |
Nevşehir |
Nevşehir |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 18 nci
maddesinin 1 nci fıkrası “a” bendinin “izleyen” ibaresinden sonra “ikinci”
ibaresinin “on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Sırrı Sakık |
İbrahim Binici |
Hasip Kaplan |
|
|
Muş |
Şanlıurfa |
Şırnak |
|
|
Nuri Yaman |
Hamit Geylani |
|
|
|
Muş |
Hakkâri |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 18 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "ikişer aylık"
ibaresinin "üçer aylık" şeklinde, "onsekiz" ibaresinin
"yirmi" şeklinde değiştirilmesini, 3 üncü fıkrasının (c) bendinin
(1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentlerinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini ve (c) bendine aşağıdaki (5) numaralı alt bendin eklenmesini,
üçüncü fıkrasındaki "ikişer" ibaresinin "üçer" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
Mustafa Kalaycı |
|
|
Manisa |
Mersin |
Konya |
|
|
Kadir Ural |
Mehmet Günal |
Münir Kutluata |
|
|
Mersin |
Antalya |
Sakarya |
"c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre
belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1.04)
2) Dokuz eşit taksit için (1.06)
3) Oniki eşit taksit için (1.09)
4) Onatlı eşit taksit için (1.13)
5) Yirmi eşit taksit için (1.18)
BAŞKAN - Şimdiki önergeyi
okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606
sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 18
inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendleri ile üçüncü fıkrasının
(b), (c), (ç) ve (d) bendlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Mustafa Özyürek |
Şevket Köse |
|
|
İzmir |
İstanbul |
Adıyaman |
|
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
Akif Ekici |
Bayram Meral |
|
|
Malatya |
Gaziantep |
İstanbul |
|
|
|
Bülent Baratalı |
|
|
|
|
İzmir |
|
"(1) a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın
sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları,
b) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine,
belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı
tahsil dairelerine ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile Küçük ve Orta Ölçekli
İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığına, Hazine
Müsteşarlığına ve/veya Geliştirme Destekleme Fonu Gelir Hesabına aktarılmak
üzere Türkiye Halk Bankası A.Ş., T.Emlak Bankası A.Ş.
(Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş.), T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım
kredi kooperatiflerine, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) veya
bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım şirketleri ile 3096 sayılı Kanun
kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım
şirketlerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek
tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü aydan
başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami otuz eşit taksitte
ödemeleri,
şarttır."
b) Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili maddelerde yer alan
hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz,
oniki, onsekiz, yirmidört veya otuz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini
tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede
ödeme yapılamaz.
c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre
belirlenen tutar;
1) Altı eşit taksit için (1,03),
2) Dokuz eşit taksit için (1,05),
3) Oniki eşit taksit için (1,08),
4) Onsekiz eşit taksit için (1,12),
5) Yirmidört eşit taksit için (1.17),
6) Otuz eşit taksit için (1.23)
katsayısı ile çarpılır ve
bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde
ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere
başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı
verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde
ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir.
ç) Bu Kanun kapsamında ödenmesi gereken tutarlar; il özel
idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel
kişiliğini haiz kuruluşlarca ikişer aylık dönemler halinde azami otuzaltı eşit
taksitte, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk
spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye'de sportif alanda
faaliyette bulunan spor kulüplerince ikişer aylık dönemler halinde azami
kırkiki eşit taksitte ödenebilir. Bu takdirde bu
fıkra hükmüne göre hesaplanacak katsayı yirmidört eşit taksit için (1,17), otuz
eşit taksit için (1,23), otuzaltı eşit taksit için (1,28) ve kırkiki eşit
taksit için (1,33) olarak uygulanır.
d) Bu Kanunun 17 nci maddesinin; onsekizinci, yirmibirinci, yirmiikinci
ve yirmiüçüncü fıkraları hükümlerine göre ödenmesi gereken tutarların iki eşit
taksitte ödenmesi halinde (1,08), üç eşit taksitte ödenmesi halinde (1,12),
dört eşit taksitte ödenmesi halinde (1,17), beş eşit taksitte ödenmesi halinde
(1,23) katsayı uygulanır."
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, tabii, Komisyon katılmadı, Hükûmet
katılmadı. Burada dediğimiz olay şu: Ödenebilir bir faiz. Sadece bunu
istiyorduk. Faizlerin birer çıt düşürülmesiydi. Başka bir şey istemiyorduk.
Aslı astarı buydu.
Değerli milletvekilleri, bir önceki maddede FİSKOBİRLİK maddesi
vardı. Ben soruyorum: Devlet insanların parasına el koyar mı? Devlet insanların
parasını gasbeder mi? Bu söz benim değil, bu söz Sayın Hamzaçebi’nin bütçe
konuşmasındaki sözüdür. Devlet insanların parasını gasbetmiştir. Aynı şekilde
Ordu Milletvekili Sayın Rahmi Güner ve Giresun Milletvekili Sayın Eşref
Karaibrahim’in de sözleridir. Siz 2004 yılında oluşan don olayı için insanlara
söz verdiniz mi vermediniz mi? Bir dakika… Verdiniz mi vermediniz mi?
“Vereceğiz” dediniz, parayı pul ettiniz. İnsanların 2005’te bir miktar, 2006’da
bir miktar, yüzde 3, yüzde 5, yüzde 6, en sonunda insanların 169 milyon
parasını gasbettiniz. Devlet alacağına şahin olabilir…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ödedik, ödeyeceğiz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ne zaman ödeyeceksiniz, ne
zaman? Gün istiyorum, gün, gün. Gasbettiniz Sayın Canikli, gasbettiniz.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gasbetmedik, gasbetmedik.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Devlet para gasbetmez, devlet
sözünü yerine getirir.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ödüyoruz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ne zaman ödeyeceksiniz? 2004-2010…
Altı sene geçmiş. Daha para pul oldu. O insanlar o sene gübreciye, o sene
işçiye verecek para bulamadılar. Yani altı sene sonra vereceğin parayı hiç… O
zaman, buraya bir şey koyun: Biz altı sene ödemedik. Bu insanların parasını
-aynı alacağınıza nasıl şahin oluyorsanız- TEFE/TÜFE oranıyla geri ödeyeceğiz
deyin bu insanlara. O zaman, Sayın Canikli, size söylüyorum…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben dinliyorum.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - “Ödeyeceğiz.” diyorsun,
“Ödeyeceğiz.” diyorsun.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz ödüyoruz zaten.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - O zaman, koyun buraya,
TEFE/TÜFE oranıyla ödeyeceğiz deyin. Nasılsa insanlardan TEFE/TÜFE oranıyla
geçmişten gelen alacağınızı hesaplıyorsunuz…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben anlamam. 2004’te oldu mu bu
don? Söz verdiniz mi?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - İnsanların bu kadar alacağı var
dediniz mi, dediniz mi?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 2004, 2006…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, anlamıyor musunuz, 3 katrilyon
ödedik.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ordu milletvekilleri, Trabzon
milletvekilleri, Giresun milletvekilleri, çıkın, çıkın… Altı yıl geçmiş aradan,
altı yıl, altı yıl!
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben anlamam.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Anlamıyorsun işte!
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Ödeyeceğiz” diyeceğiniz rakam…
Çiftçinin 169 milyonu var mı, yok mu? 169 milyon borç sözü verdiniz mi,
vermediniz mi? (AK PARTİ sıralarından “Vermedik.”
Sesleri)
Sayın Canikli, “Vermedik.” diyorlar, Sayın Canikli, “Vermedik.”
diyorlar, “Söz vermedik.” diyorlar, doğru mu?
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz yarısını verdik, ayrıca 3
katrilyon ödeme yaptık.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, sene 2004, sene
2010; bu insanların parasını ödeyin, bu insanların parasını…
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ödüyoruz, rahat olun.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Buraya, bu torba yasaya bir şey
koyun. Gelin, devlet, ödemediği alacağı da TEFE/TÜFE oranıyla bir faiz
üzerinden öder diye bir madde koyalım.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ferit Bey, biz ödüyoruz, canınızı sıkmayın.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım,
“Ödüyoruz.” değil, ne zaman ödeyeceksiniz? Çıkın burada, ne zaman ödeyeceğinizi
söz verin, ben de diyeyim ki teşekkür ederim.
NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik, ödüyoruz.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Para pul olmuştur, para yok
olmuştur. Çiftçi altı yıldır parasını alamamıştır. Hiç değilse bu insanlara
TEFE/TÜFE oranıyla ödeyin.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP, MHP ve BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 18 inci
maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "ikişer aylık"
ibaresinin "üçer aylık" şeklinde, "onsekiz" ibaresinin
"yirmi" şeklinde değiştirilmesini, 3 üncü fıkrasının (c) bendinin
(1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
ve (c) bendine aşağıdaki (5) numaralı alt bendin eklenmesini, üçüncü
fıkrasındaki "ikişer" ibaresinin "üçer" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Şandır (Mersin) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı Tasarı’nın 18’inci maddesi üzerine
verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, AKP İktidarının yanlış ekonomi
uygulamaları sonucunda sanayici, çiftçi, esnaf, işçi, memur, kısaca herkes borç
altında ezilmekte, kazandığının büyük çoğunluğunu faiz olarak ödemektedir.
Sanayici yeni yatırımlar yapamamakta, kamuya olan borcunu ödeyememektedir. Bu
nedenle, borç yapılandırması geç kalan bir mecburiyet hâline gelmiştir.
Hükûmetin teklif ettiği bu metinde borçların on sekiz taksitte ve
otuz altı ayda ödenmesi öngörülmektedir ancak vatandaşın içinde bulunduğu borç
yükü çok fazladır. Biriken vergi borçlarının, sigorta primlerinin, cari ödemelerinin
hepsinin birden yapılması çok zordur. Dolayısıyla, vadenin on sekiz taksitte,
otuz altı ay süre yerine faiz oranı biraz daha düşük ancak kademeli olarak
artırılarak yirmi taksitte ve üç ayda bir altmış aylık ödeme imkânı olarak
düzenlenmesi, bu borçların tasfiyesi ve ödenmesinde vatandaşlara kolaylık
sağlayacaktır. Bu, otuz taksitte iki ay ödemeli, yine altmış aylık ödeme imkânı
şekline de getirilebilir. Faiz ve vade konusunda mümkün olan esneklik ve
kolaylığın sağlanması çok yerinde olacaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere vatandaşlarımızın
içinde bulunduğu ekonomik durumu ve içinde bulunduğu borçluluğu kısaca
özetlemek istiyorum.
Hane halkı borçlarının hane halkı geliri içindeki payı 2007
yılında yüzde 31 iken 2009’da yüzde 37,7’ye yükselmiştir. Yani kişilerin
sürekli borçları artmaktadır. Buna mukabil yurt içi tasarruf oranları yüzde
17’den 2009’da yüzde 14’e gerilemiştir, 2008’den 2009 yılına. Bankalara olan
kişi başı ortalama borç 6.750 liraya yükselmiştir. Vatandaşın bankalara olan
kredi borcu 2009 yılı sonuna göre 82 milyar lira, yüzde 21 nispetinde artarak
2010 yılı Eylül ayı itibarıyla 475 milyar liraya yükselmiştir. Kredi müşterisi
sayısı 2010 yılı Eylül sonu itibarıyla 40 milyon 980 bine ulaşmıştır. Buna göre
nüfusun yüzde 57’si bankalara borçludur. Tüketiciler 2010 yılını bankalara 165
milyar lira borçlu olarak kapatmıştır. Bu borcun 123 milyar lirasını kredi, 42
milyar lirasını ise kredi kartı borçları oluşturmaktadır. Takipteki kredi
miktarı Eylül 2010 itibarıyla 21 milyar lira seviyesine ulaşmıştır. 2007’de 0,7
milyar lira olan takipli tüketici kredilerinin de yüzde 580 oranında artarak 4
milyar liraya yükseldiğini de belirtmeliyiz.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığının verilerine göre ülkemizde 1 milyon
935 bin esnaf bulunmaktadır. TESK verilerine göre her 100 esnaftan 70’inin
Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcu bulunmaktadır. Ayrıca, birikmiş vergi
borçları da 30 milyar liraya ulaşmıştır. Yüzde 24’e varan gecikme faizi ve
zammıyla beraber, bugüne kadar bu borçların 70 milyar lirayı aştığı tahmin
edilmektedir. Yine, esnaflarımızın Halk Bankasına olan kredi borcu da 3 milyar
600 milyon lira civarındadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun verilerine göre 3
milyon 278 bin BAĞ-KUR’ludan 2 milyon 133 bininin prim borcu vardır. Buna göre her
3 BAĞ-KUR’ludan 2’si borçludur. SGK’nın bu kişilerden alacağı 19 milyar 400
milyon lirayı bulmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun işverenden alacağı ise 26
milyar liradır. Bu paranın 20 milyar lirası özel sektördeki firmalardan, 6
milyar lirası da kamu kurumlarındandır.
Ve tarımsal krediler de 3,2 kat artmıştır 2002’den 2010 yılı
itibarıyla ve çiftçinin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine 12
milyar lira borcu bulunmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERKAN AKÇAY (Devamla) – Bu düşüncelerle muhterem heyetinize
saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 18 nci
maddesinin 1 nci fıkrası “a” bendinin “izleyen” ibaresinden sonra “ikinci”
ibaresinin “on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hamit
Geylani (Hakkâri) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)
HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Görüştüğümüz torba yasa tasarısının en derinindeki temel amacı,
çok sayıda vergi borçlarının ceza ve faizlerinin yeniden yapılandırma olanağını
tanımaktır. Ne yazık ki Türkiye’de adaletli bir vergi sistemi yoktur. Çıkarılan
vergi af yasaları hadiseyi çözmüyor, aksine derinleştiriyor. Sistemin özünde
hata ve adaletsizlikler varsa bunu düzeltmek için sonuçlarından ziyade bizzat
nedenlerini ortadan kaldırmak gerekiyor. Meselenin özü değişmediği sürece
yurttaş yine vergisini ödemekte güçlük çekecek, borçlanacak ve faizi altında
ezilecektir. Dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan ağır vergi yükü hayatın her
alanında halkımıza yansıtılmaktadır. Bu da bir şekilde, yoksul ve emekçi
yurttaşa fatura edilmektedir.
Değerli arkadaşlar, vergiler devletlerin en önemli gelir
kaynaklarıdır. Vergiler, hükûmetler tarafından, yasaları ve kuralları
uygulamak, genel olarak halka hizmet noktasında yollar, okullar, hastaneler ve
diğer hizmetleri yapmak için, ayrıca ülke geneli ve yerel yönetimlerin kamusal
giderleri için yapılan harcamaları karşılamak üzere toplanır. Türkiye’de ise
hizmet amacıyla toplanan vergiler maalesef halka hizmet olarak geri
dönmemektedir. Şirketler ödedikleri kurumlar vergisine ek olarak bu verginin
belirli bir yüzdesini de Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na aktarmaktadır.
Kamu maliyesinde aslında payı hep askerî harcamalara
ayrılmaktadır. Askerî harcamaların nerelere de yapıldığı, aktarıldığı hepimiz
tarafından bilinmektedir. Askerî harcamalar nedeniyle her yıl devasa kamu bütçe
açıkları oluşmaktadır. Bu açıkları iç ve dış borçlanmayla kısa sürede kapatmayı
amaçlayan devlet, halkın gelirlerinin üçte 1’ini faize aktarmaktadır. Yoksul
halkın ödediği vergilerle finanse edilen ordunun harcamaları halk denetiminden
de kaçırılmaktadır. Biliyorsunuz, daha yeni, Sayıştay Yasası Genel Kuruldan
geçti ancak Yasa görüşmelerinde tüm eleştiri ve önerilerimize rağmen askerî
harcamaların denetimi, AKP’nin direnci karşısında tasarılarda yer alamadı.
Resmî ağızların rakamlarına göre, şiddet ve çatışma kültüründen de kaynaklı
Kürt coğrafyasında 500 milyar dolar, top, tüfek, bomba ve mermilere
harcanmıştır. Bununla dağa, taşa mühimmat sıkılmış, halkın vergileri böylece
heba edilerek insanlık yok edilmiştir.
Değerli arkadaşlar, bir başka adaletsizlik de Türkiye’de en yoksul
yüzde 5’lik kesimin vergi yükü, en zengin yüzde 5’lik kesimin vergi yükünün 2
katı daha fazladır. Bu durum, Türkiye’deki vergi sisteminin hukuksuzluğunu
belirgin bir şekilde açığa çıkarmaktadır.
Bir ilginç örnek de pırlanta, elmas, altın, inci gibi lüks
eşyalardan KDV alınmazken halkın temel yaşam kaynağını oluşturan ekmeğe, çaya,
şekere, tuza, una, yağa ve diğer zaruri ihtiyaçlara KDV uygulanmaktadır. Bir
işçi aldığı ücret oranında kuyumcudan ve birçok sektörde faaliyet gösteren
şirketlerden daha çok vergi ödemektedir çünkü kurum kazancı beyan esasına göre
verildiğinden vergi kaçırmanın biraz daha kolaylaştırılması sağlanmıştır,
ancak, işçinin vergisi ücretinden, yani kaynağından kesilmektedir.
Değerli arkadaşlar, ülkemizin adaleti bu. Zengin-yoksul ayrımı
yapılmadan zengine de yoksula da aynı vergi oranları uygulanmaktadır.
Kısaca arz ettiğim bu nedenlerle, Genel Kurulu yeniden saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 18 nci maddesinin üçüncü fıkrasının
(d) bendinde yer alan “Bu Kanunun 17 nci maddesinin;” ibaresinden sonra gelmek
üzere “onuncu fıkrasının (b) bendi,” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
Nurettin
Canikli (Giresun) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun:
Gerekçe: 17 inci maddenin onuncu fıkrasında yapılan değişikliğe
paralel olarak söz konusu değişiklik önerilmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Madde 18’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Madde 19’da dört adet önerge vardır, sırasıyla okutacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendinde yer alan "Bu Kanunun 17 nci maddesinin;" ibaresinden
sonra gelmek üzere "onuncu fıkrasının (b) bendi," ibaresinin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Nurettin
Canikli |
Veysi Kaynak |
Orhan Karasayar |
|
|
Giresun |
Kahramanmaraş |
Hatay |
|
|
Haydar Kemal
Kurt |
Ahmet Erdal
Feralan |
Rıtvan Köybaşı |
|
|
Isparta |
Nevşehir |
Nevşehir |
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı" nın 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde yer alan "iki veya daha az taksitin" ibaresinin "üç
veya daha fazla taksitin"; "ikiden fazla taksitin" ibaresinin de
"üçden fazla taksitin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Mustafa Özyürek |
R. Kerim Özkan |
|
|
İzmir |
İstanbul |
Burdur |
|
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
Hulusi Güvel |
|
|
|
Malatya |
Adana |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
19'uncu maddesinin (1) inci fıkrasının (a) bendinde yer alan "bir takvim
yılında iki" ibaresinin "bir takvim yılında üç" şeklinde, (b)
bendinde yer alan "taksitlerden birinin" ibaresinin
"taksitlerden ikisinin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
Hakan Coşkun |
|
|
Manisa |
Mersin |
Osmaniye |
|
|
Kadir Ural |
Mustafa Kalaycı |
Mehmet Günal |
|
|
Mersin |
Konya |
Antalya |
|
|
|
Münir Kutluata |
|
|
|
|
Sakarya |
|
BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 19 ncu
maddesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Sırrı Sakık |
İbrahim Binici |
Hasip Kaplan |
|
|
Muş |
Şanlıurfa |
Şırnak |
|
|
Nuri Yaman |
Hamit Geylani |
Mehmet Nezir
Karabaş |
|
|
Muş |
Hakkâri |
Bitlis |
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, 606 sıra sayılı Tasarı’nın 19’uncu maddesi üzerinde verdiğimiz
önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu torba tasarının içinde esnaftan tutun,
iş adamına, diğer kesimlere kadar, kamuya borcu olan, borcunu zamanında
ödememiş olan, primi olan kesimlere kadar, hem mevcut yaşanan ekonomik koşullar
hem de yaşanan krizden kaynaklı iyileştirmeler var. Tabii, iş adamlarıyla,
esnaflarla ilgili iyileştirmeler toplumun beklediği iyileştirmeler ancak
Türkiye’de şöyle bir mantık var: İşte, vatandaşın ve devletin taraf olduğu
olaylarda devleti koruman gerekiyor çünkü devlet olacak ki vatandaş olsun. İş
adamı, işveren olduğu yerde de emekçiyi, çalışanı, köylüyü koruma genelde
yoktur, iş adamını korursun. İş adamının parası olacak ki karın tokluğuna da
işçiyi, emekçiyi, mevsimlik çalışanı çalıştırsın.
Ben bu önergemde ve bundan sonraki önergede mevsimlik tarım işçileriyle
ilgili bir sorunu dile getireceğim, daha önce burada dile getirilmişti; onunla
ilgili yanlış bilgileri, bu olaya Hükûmetin bakışını dile getirmeye
çalışacağım.
Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, dün de daha önceki yıllarda
olduğu gibi, yaşanan elim bir kazada 11 tane mevsimlik tarım işçisi yaşamını
yitirdi, diğerleri yaralandı. Yaşamını yitiren işçilerimize Allah’tan rahmet,
acılı ailelerine de başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, mevsimlik tarım işçilerinin sorunu
bugünün sorunu değil; yıllardır, on yıllardır, diğer hükûmetler döneminden
bugüne kadar, AKP hükûmetleri döneminde de devam eden, sürekli gündeme gelen
bir sorun. On binlerce, yüz binlerce kişiyi ilgilendiriyor. Çok kötü
koşullarda, birçok zaman büyük sıkıntılarla bu sorun gündeme geliyor ama bugüne
kadar bir çözüm bulunmuş değil.
Değerli milletvekilleri, geçen yaz Bursa’nın Yenişehir ilçesinde
çalışan mevsimlik tarım işçilerini ziyaret ettik. 300 ailenin olduğu,
2.000-2.500 civarında mevsimlik tarım işçisi ve çocuklarının olduğu bir
yerleşim yeri. Gittik, yerinde tespit ettik, buraya taşıdık. Tam o dönemde de
Başbakanlığın genelgesini Batman AKP Milletvekili Mehmet Emin Ekmen bu kürsüden
dile getirdi, Başbakanın genelgesini okudu övünerek. Biz de o genelgeyi aldık,
değerlendirdik. Gerçekten genelgede önemli şeyler var. Başbakanın
kendisinin yayınladığı bir genelge. Bu genelgede mevsimlik işçilerin
çalıştıkları, çalışmaya gittikleri ilden çıkışlarından tutun, gittikleri ile
kadar ulaşımından yerleşmesine, elektrik-su sorunundan tutun çadır sorununa
kadar her şeyi içeren, tümünün dile getirildiği ve mevsimlik göç veren illerin
de, mevsimlik göç alan illerin de izleme kurullarının oluşturulacağı
belirtiliyor. Yedi sekiz tane bakanlığın, sendikanın, ziraat odasının içinde
olması gereken izleme kurullarının oluşturulmasını ve bunun her yıl takip
edilmesinden bahsediyor. Bu dile getirildi.
Biz de Yenişehir’deki mevsimlik tarım işçilerinin durumunu dile
getirdik. Nitekim orada Sayın Mehmet Emin Ekmen kürsüye çıktı, Bursa milletvekilleri
de vardı “Bu sorunu dile getirdiniz, en kısa zamanda bu sorunu çözeceğiz.”
dediler. Biz ondan sonra takip ettik. O günden bu yana kadar Bursa Yenişehir’de
çalışan mevsimlik işçilerin ne su sorunu ne elektrik sorunu ne orada yerleşim
sorunu hiçbir şekilde çözümlenmedi. Biz de bunun üzerine İçişleri Bakanına bir
soru önergesi verdik. İçişleri Bakanına verdiğimiz soru önergesi 19/07/2010 tarihli. İçişleri Bakanı 18/08/2010
tarihinde bizim önergemize cevap vermiş. Bu soru önergesinin cevabını, verilen
bu cevabı bundan sonraki önergede dile getireceğim.
Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabaş.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
19'uncu maddesinin (1) inci fıkrasının (a) bendinde yer alan "bir takvim
yılında iki" ibaresinin "bir takvim yılında üç" şeklinde, (b)
bendinde yer alan "taksitlerden birinin" ibaresinin
"taksitlerden ikisinin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Erkan
Akçay (Manisa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Coşkun. (MHP sıralarından alkışlar)
HAKAN COŞKUN (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 19’uncu maddesi
üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu madde ile bir takvim yılında iki
taksidini ödememesi veya eksik ödemesi hâlinde bu kanun hükümlerinden
yararlandırmama hükmü getirilmektedir. Yüce Meclis de takdir edecektir ki kamu
alacaklarının yapılandırılmasında zaten geç kalınmıştır. Bu geç kalınmayla
birlikte bu kanun tasarısının gündeme geldiği, kamuoyunda dillendirildiği
günden bu yana kamu alacaklarının tahsili noktasında zaaf oluşmuş, mükellefler
af ve yeniden yapılandırma beklentileriyle borçlarını ödemede tereddüt
etmektedirler. Bu kanun, mükelleflere borçlarını ödeme noktasında yeniden
yapılandırma, kolaylık sağlayan hükümler getirirken, diğer taraftan da
mükellefleri ödeyemeyecekleri yeni yükümlülüklerin altına girdirmektedir. Zira, mükellefler yapılandırılan borçlarını öderlerken
vergi, sigorta primi gibi borçlarını da aksatmadan ödemek zorunda olduklarını
da dikkate almak gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, bu madde orman ürünleri, tarımsal üretim
ve sulama birlikleriyle kooperatiflerinin kamu alacaklarını kapsamaktadır.
Ancak bu kapsam içerisinde yine orman köylüsünün, tarımsal ve hayvansal üretim
faaliyetinde bulunan çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi
kooperatiflerine olan borçları görmezden gelinmiştir.
Övünerek anlatıyorsunuz 2002 ile 2011 arasını, iktidarınız
dönemini. Sizin sözlerinizle tekrarlamak istiyorum: 2002 yılında çiftçimizin
tarımsal kredi borcu 330 milyon TL civarında, 2010 yılı çiftçimizin Ziraat
Bankası, tarım kredi kooperatiflerine yüzde 90 olmak üzere diğer bankalara olan
toplam borcu 12 milyarı geçmiş durumda. Yani 2002 yılında bin TL borcu olan
çiftçimizin 2011 yılında 36 bin TL olmuş, 36 kat artmış ve ayrıca çiftçi
sayımız da azalmıştır. Kısaca, bu sekiz yıl boyunca çiftçimizin sıkıntısını
krediyle çözme yoluna giderek borcunu ötelemiş olduğu görülmektedir.
Değerli milletvekilleri, sekiz yıllık iktidarınız döneminde girdilerin
kat kat artmış ancak ürünlerini zararına satan çiftçilerimizin umutları
sayenizde bir başka bahara kalmıştır.
Bu kamu alacaklarına Ziraat Bankası ve tarım kredi
kooperatiflerine olan çiftçi borçlarının girmemesi demek, “Ey çiftçi, sen
motorunu, alet edevatını, evini sat; o da yetmez, hayvanını, tarlanı sat,
işsizlik ordusuna katıl. Biz yabancı sermayeye senin ürettiğini sattırıyor,
senin sırtından para kazandırıyoruz zaten. Üretimi de onlara yaptırırız, siz de
bu eziyetten kurtulursunuz.” demektir. Ne yazık ki çiftçimize uyguladığınız
muamele budur.
Değerli milletvekilleri, zaten borçlarını ödemeye karar vermiş,
ödemeyi kabul ve taahhüt etmiş, ödemeye başlamış olan mükellefleri
sıkıştırmamanın esas alınması gerektiğini gözlerden uzak tutmamak gerekir.
Onların hem devlete olan borçlarını ödemeleri hem de ödeme içerisindeki bütün
yükümlülüklerini yerine getirmeyi sağlamak noktasında uygulanabilir hükümler
olmasını sağlamak da kanun yapıcının düşünmesi gereken hususlardan bir
tanesidir.
Bu önergeyle, 19’uncu maddenin 1’inci fıkrasının (a) bendinde yer
alan “bir takvim yılında iki” ibaresinin, “bir takvim yılında üç” şeklinde
değiştirilmesi, (b) bendinde yer alan “taksitlerinden birinin” ibaresinin
yerine “taksitlerinden ikisinin” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.
Önergemizin hem uygulamanın amacına ulaşmasının sağlanması hem de
kanunun öngördüğü hedeflere ulaşması açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.
AKP’nin kendi yandaşlarını zengin etmeye yönelik, haramı, helali
ayırmayan ekonomik icraatlarından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının muzdarip
olduğunu her yerden görmek mümkündür. Hiç olmazsa bir kez olsun gerçekçi
teklifleri kulak vererek, vicdanlarınızı emir komuta zincirinden kurtarın,
Anadolu’nun gerçeklerine bir kez olsun kulak kabartın.
Önergemize destek vereceğiniz temennisiyle yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Coşkun.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı" nın 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a)
bendinde yer alan "iki veya daha az taksitin" ibaresinin "üç
veya daha fazla taksitin"; "ikiden fazla taksitin" ibaresinin de
"üçden fazla taksitin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Kim konuşacak?
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Ramazan Kerim Özkan.
BAŞKAN – Burdur Milletvekili Sayın Özkan, buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Verdiğimiz önergeyle mükelleflere bir güzellik yapmak istiyoruz.
Bakanlarımızdan, Komisyon üyelerinden, siz değerli milletvekillerinden,
vereceğiniz oylarla bu güzelliğe sizleri de ortak etmek istiyoruz.
Ne istiyoruz? “İki veya daha fazla taksitin” yerine “üç veya daha
fazla taksitin”, “ikiden fazla taksitin” ibaresi yerine “üçten fazla taksitin”
olarak bir değişiklik istiyoruz. Sizlerden, Sayın Bakanlarımızdan, sayın
bankalarımızdan ve rakamlardan sekiz yıldır gerçekten pembe tablolar
dinliyoruz, hep beraber dinledik, dinlemeye devam ediyoruz ama bu pembe
tabloların gerçek olmadığını söylediğimiz zaman bizlere kızıyordunuz. Ama şimdi
bu ne? Roma hukuku gibi. Söylenenler dinlenilmedi,
üretimden kaçınıldı, çiftçiye sahip çıkılmadı, esnafa sahip çıkılmadı, tüccara
sahip çıkılmadı, iş adamlarımıza sahip çıkılmadı, şoförlerimize sahip
çıkılmadı, hayvancılığımıza sahip çıkılmadı, mermerciliğimize sahip çıkılmadı.
Geldiğimiz noktada şimdi mükellefler için işte bu kitabı hazırlamış
bulunuyoruz. İkinci bir kitap hazırlamama adına siz değerli arkadaşlarımı
uyarıyorum, lütfen, üretime ve ürüne sahip çıkınız.
Bu hafta sonu Samsun’daydık, Samsun’un Çarşamba’sı var, Bafra’sı
var, Türkiye’yi besler bu ovalar, bu ovalar Türkiye’yi besler. Bu ovalarda
fındık vardı, fasulye vardı, tütün vardı, pancar vardı ama şimdi, Samsun
pazarında Kazakistan’dan gelmiş fasulyeyi gördüğümde tüylerim diken diken oldu;
Şili’den gelmiş bademi, Kaliforniya’dan gelmiş cevizi gördüğümde tüylerim diken
diken oldu.
Değerli arkadaşlarım, bakın, fındığın rakibi cevizle bademdir ama
yerli ceviz, yerli badem değil. Fındığa Şili’nin, Kaliforniya’nın cevizini,
bademini rakip yaptınız. 8 milyon, Düzce’nin, Bolu’nun, Zonguldak’ın, Rize’nin,
Samsun’un, Giresun’un, Ordu’nun fındık üreticisine sahip çıkmadınız. Yine
ülkemin bütün topraklarında, bütün yaylalarında, bütün mezralarında üretim
yapılan hayvancılığımıza sahip çıkmadınız.
Bakın, yine süt yerlerde sürünüyor. Sütün litresi 70 kuruş, yemin
kilosu 70 kuruş. Süt 70, yem 70, bu iş bitmiş kardeşlerim, bu iş bitmiş,
bununla olmaz. Buna sahip çıkmak zorundayız. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu
söylediğimiz zaman bunlar sanki birer veciz söz gibi algılanıyor ama biz
diyoruz ki, üretime ve ürüne sahip çıkın.
Bakın, kurbanlığımızı yurt dışından kestik. Şimdi, süt fiyatları
düşüyor, yine o damızlık ineklerimiz ağlayarak kesime gidecek, mezbahaları
boylayacak ama değerinin altında. 8 lira canlı ağırlıktan dana verdik
çiftçimize Et ve Balık Kurumu aracılığıyla, yani çarptığınız zaman 16 liraya
gelir kilogramı etin, ama şu anda Et ve Balık Kurumunda dana 12 liradan
kesiliyor. Kendimiz verdik değerli arkadaşlarım.
Onun için, bir an önce çiftçimizi desteklememiz gerekiyor. Ziraat
Bankasında müjde verdiniz geçenlerde -çiftçilerimiz telefon ediyor. “Faizleri
yüzde 50 indirdik.” Çok güzel, tebrik ediyoruz ama vatandaş Ziraat Bankasına
varıyor, “Efendim, finansman yok.” Ee, niçin bunu konuşuyorsunuz? Vatandaş,
narenciye üreticisi gidiyor, hayvan üreticisi gidiyor… Daha geçenlerde sıfır faizli
kredi verdik vatandaşlarımıza. Niçin verdiniz bu kredileri? 36 bin aileye 4’er
kişi kefil oldu. Önümüzdeki günlerde en az 120 bin aile birbirine küsecek
değerli arkadaşlarım, 120 bin aile birbiriyle küsecek. Neden? Çünkü borçlarını
ödeyemeyecek. Bu süt fiyatıyla, bu et fiyatıyla, uyguladığınız ekonomik
politikayla vatandaşlar etini değerlendiremeyecek, sütünü değerlendiremeyecek
ve bankaların kıskacında paralar ödenemeyince kefil olanlara icra gidecek ve bu
vatandaşlar birbirine küsecek. Yine aynı şekilde, bu şekilde kalın bir materyal
hazırlamak zorundayız.
Onun için, Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği o veciz söze
hep beraber sahip çıkalım: “Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak
isteyen toplumlar önce haysiyetlerini, daha sonra istiklal ve istikballerini
kaybetmeye mahkûmdurlar.” Onun için, üretime ve üreticimize sahip çıkalım.
Tümünüze teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkanım, karar yeter
sayısı istiyoruz.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.
Karar yeter sayısı arayacağım.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.47
YEDİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 18.57
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral
AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ
(Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde
verilen Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim Özkan ve arkadaşlarının
önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı
arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter
sayısı vardır.
Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet burada.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tasarının 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının
(b) bendinde yer alan "Bu Kanunun 17 nci maddesinin;" ibaresinden
sonra gelmek üzere "onuncu fıkrasının (b) bendi," ibaresinin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Nurettin
Canikli (Giresun) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: 17nci maddenin onuncu fıkrasında yapılan değişikliğe
paralel olarak söz konusu değişiklik önerilmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge çerçevesi içinde madde 19’u oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Madde 20’de üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
20’inci maddesinin (8)inci fıkrasında yer alan “oranın yarısı dikkate alınır”
ibaresinin “oranın üçte biri dikkate alınır” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
Mustafa Kalaycı
|
|
|
Manisa |
Mersin |
Konya |
|
|
Kadir Ural |
Mehmet Günal |
Münir Kutluata |
|
|
Mersin |
Antalya |
Sakarya |
|
|
|
Şenol Bal |
|
|
|
|
İzmir |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı” nın 20 nci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Mustafa Özyürek
|
Harun Öztürk |
Bülent Baratalı |
|
|
İstanbul |
İzmir |
İzmir |
|
|
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
Orhan Ziya
Diren |
|
|
|
Malatya |
Tokat |
|
(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle vadesi geldiği
halde ödenmemiş gelir ve kurumlar vergileri (stopajlar dahil)
ile katma değer vergisi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunmayan gerçek ve
tüzel kişilerin 2011 yılı içinde ödemeleri gereken yukarıda sayılan vergi ve sigorta
primlerinde % 10 indirim yapılır.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na
606 sıra sayılı kanun tasarısının 20’nci Maddesinin 9’uncu
fıkrasının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Hamit Geylani |
Sebahat Tuncel |
Şerafettin
Halis |
|
|
Hakkâri |
İstanbul |
Tunceli |
|
|
M. Nezir
Karabaş |
Akın Birdal |
|
|
|
Bitlis |
Diyarbakır |
|
BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Karabaş.
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bir önceki önerge üzerinde mevsimlik işçilerle ilgili açıklama
yapmıştım ve ona devam edeceğimi belirtmiştim.
Değerli milletvekilleri, Bursa Yenişehir’deki mevsimlik işçilerin
durumuyla ilgili İçişleri Bakanlığına verdiğimiz soru önergesini İçişleri
Bakanı Bursa Valisine gönderiyor, Bursa Valisinin verdiği cevap var. Yenişehir Kaymakamlığından soruyor, altında da Bursa Valisi Sayın
Şahabettin Harput’un imzası var ve verdiğimiz sorulara Sayın Valinin ve
Yenişehir Kaymakamının verdiği cevap ve İçişleri Bakanının bize sunumu; diyor
ki: “İşçilerin barındıkları çadırların proje kapsamında Bursa İl Özel İdaresinden
talep edildiği, işçilerin ve ailelerinin bulaşıcı hastalıklara karşı korunması
amacıyla belirli aralıklarla İlçe Toplum Sağlığı Merkezi tarafından sağlık
kontrollerinin yapıldığı, toplulaştırılmış çadır alanında tuvalet, banyo,
çamaşırhane, bulaşık yıkama yerleri ile gerektiğinde derslik olarak
kullanılabilecek tesislerin bulunduğu, toplulaştırılmış çadır alanında zorunlu
öğretim çağındaki çocukların sayısına ilişkin çalışma yapıldığı…” Bursa
milletvekilleri de var burada. Değerli milletvekilleri, burada Yenişehir
Kaymakamının ve Bursa Valisinin dediği her şey baştan sona kadar yalandır ve bu
yazı… Burada Başbakanın genelgesi var, Başbakan genelge yayımlıyor, burada yedi
sekiz tane bakanlık var taraf olması gereken, her ilde il izleme kurulu
kurulması gerekiyor ve burada bir milletvekilinin sorduğu soruya İçişleri
Bakanı cevap veriyor ve bu cevap, bir ilin valisinden İçişleri Bakanına
geliyor, Yenişehir Kaymakamının da bilgisi dâhilinde geliyor.
Peki, ben şimdi buradan soruyorum: Sayın İçişleri Bakanı, sizin
sorduğunuz, gönderdiğiniz yazıya bu cevap veriliyor. Sayın Başbakan, bir
genelge yayınlıyorsunuz ve bu genelge sonucunda bu işlem yapılıyor. Bu Valiyle
ve Kaymakamla ilgili ne yapacaksınız bu verdiği cevaplarla ilgili? İki şey var:
Vali ve Kaymakam çok rahat yalan atabiliyorsa, hem Sayın Başbakan hem bu
Hükûmetin İçişleri Bakanı hem Bursa milletvekilleri mevsimlik işçileri
önemsemiyor. Onların sorunları bu Hükûmet için, Sayın Başbakan için, Sayın
İçişleri Bakanı için ve Bursa milletvekilleri için önemli değil. Eğer önemli
olsaydı, eğer bunun hesabının sorulacağı bilinseydi, Vali, bu yazıyı, Yenişehir
Kaymakamıyla birlikte altına imzasını atıp göndermezdi.
Değerli milletvekilleri, orada üç dört metre kuyudan, foseptik
kuyularının yanından su çıkarılıyor, içiliyor ve Türk Tabipleri Birliği Bursa
Şubesinin yaptığı tahliller sonucu kesinlikle içilmeyecek raporu verilmiş.
Orada elektrik yok. Orada bırakın bulaşık, çamaşır yıkamak için olanakları,
eğitim yapmak için yeri, insanlar, kendi kurdukları, baraka değil, çadır değil,
naylonların altında soğukta kalıyor. Ve en son 13 Ekim 2010’da Bursa’da
şiddetli bir yağış oldu, bir sel felaketi yaşandı biliyorsunuz, Türkiye
gündemine oturdu. Bana, Yenişehir’den mevsimlik işçilerden telefon geldi “Sayın
Vekilim, biz bu suyun, bu çamurun içinde, yağmurun altındayız, hiç bize kimse
gelmedi…” Ben Sayın Şahabettin Harput’u aradım, Bursa Valisini, dedi ki: “Biz
oraya gitmedik.” “Peki, neden?” dedim. “Böyle bir yağış varken, belli tedbirler
alınıyorken, Hükûmet bu konuda açıklama yapıyorken, oraya bakan gönderiyorken…”
Dedi ki: “Sıra gelmedi.”
Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz “değerli evrak” diye yazılır
ve “yangında, selde ilk kurtarılacaklar” denir. Demek mevsimlik işçiler de
kurtarılacaklar arasında değil maalesef, önce kurtarılması gerekenler var.
Mevsimlik işçiler yağmurun altında da olsa, selin altında da olsa yaşamlarını
sürdürebilir.
Şimdi, biz bu sorunu takip edeceğiz. Başbakanın genelgesi var. Her
ilin çalışma yapması gerekiyor. Valiler ve kaymakamlar yalan olan beyanları
bakanlığa gönderiyor, bakanlar da bize gönderiyor.
Ben, bunu, buradan Bakana da -Bakanın kendisi göndermiş- Bursa
milletvekilleri de istiyorsa sunabilirim diyorum, hepinize saygılar sunuyorum.
(BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabaş.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve
Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı” nın 20 nci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
Mustafa
Özyürek (İstanbul) ve arkadaşları
(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle vadesi geldiği
halde ödenmemiş gelir ve kurumlar vergileri (stopajlar dahil)
ile katma değer vergisi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunmayan gerçek ve
tüzel kişilerin 2011 yılı içinde ödemeleri gereken yukarıda sayılan vergi ve
sigorta primlerinde % 10 indirim yapılır.”
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
20’nci maddeyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önerge üzerine söz aldım. Bu
vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bakınız, AKP, kalkınma planında ve
Hükûmet programlarında ne demiş: “Kayıt dışı ekonomiyi ödüllendiren, kamuya
olan güveni sarsan ve kayıt dışılığı özendiren her türlü af ve borç
yapılandırması beklentisinin önüne geçilecektir.” Peki, geçebilmiş mi? Hayır. Hayır çünkü bu vergi ve prim affının nedenleri arasında af
beklentisi ilk sırada yer almaktadır yani AKP bu beklentiyi kıracak bir ortam
yaratamamıştır. Peki, bu tasarı kayıt dışılığı özendirmekte midir? Evet. Vergi
ve matrah artırımına ilişkin hükümler buna hizmet etmektedir. Kayıt dışı
çalışanlar “Maliye nasıl olsa incelemeden muaf olmamız için iki yılda bir kanun
çıkarıyor, biz de kayıt dışı faaliyetimizin bir kısmını beyan eder, Maliyenin
takibinden kurtuluruz.” anlayışı içine girmektedirler. Peki, AKP bu tür
düzenlemeyi ilk kez bu torba tasarıyla mı yapmaktadır? Hayır
çünkü 2003 vergi barışı, 2006 sigorta primlerinin yapılandırılması, 2008
uzlaşmayla tahsilatın artırılması ve yine 2008 varlık barışı düzenlemeleri ile
bunu daha önce de birçok kez yapmıştır. Bu tablo, ülkenin AKP tarafından
yönetilemediğinin resmidir.
Değerli milletvekilleri, gelelim torba tasarının içeriğine:
Öncelikle, tasarı Mevzuat Hazırlama Yönetmeliği’ne aykırıdır. Konu itibarıyla
aralarında bağlantı bulunmayan yetmiş altı ayrı kanunla ilgili değişiklikler
tek bir çerçeve tasarı içine sokuşturulmuş ve ilgili ihtisas komisyonlarından
kaçırılmıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu, İç Tüzük’ün 35’inci
maddesine aykırı bir biçimde, kendisine havale edilen tasarı ve teklifleri
aynen veya değiştirerek kabul veya reddetmek yerine, havale edilen işler
dışında kalan işlerle de uğraşmış, yapmaması gerektiği hâlde yüz yirmi maddeden
ibaret tasarıya yüz on dört madde ilave ederek âdeta, tasarıyı oturup yeniden
yazmıştır.
Yapılan usulsüzlükler bunlarla da sınırlı kalmamıştır. İç Tüzük’ün
temel yasa tarifine uymadığı hâlde, temel yasa olarak görüşmekteyiz.
Parlamentonun hukukun dışında olduğuna dair anayasal bir ayrıcalığı
bulunmamaktadır. Biz hukuka uymaz isek yaptığımız yasalara vatandaşın uymasını
nasıl bekler ve hukuk devletini nasıl hayata geçirebiliriz? İlgili
komisyonlarda görüşülmeyen maddeler bir de Genel Kurulda okunmadan ve sadece
önergeler üzerinden görüşülmektedir. Peki, yasal süreci hızlandırmak amacıyla
başvurulan bu yöntem ile iyi yasa yaptığımızı düşünebiliyor musunuz? Bu
yöntemle iyi yasa yaptığımızı kimse söyleyemez ve bu yöntem Parlamentonun
itibarına zarar veren bir yöntemdir. Bu yasanın içinde yer alan ve sosyal
güvenliği ilgilendiren maddelerden on birinin, daha önce hızlandırılmış
yöntemlerle yasalaştırdığımız 5510 sayılı Kanun’a ait olduğunu ve bu maddelerin
sanki 1/10/2008’de yasalaştırılmış gibi bu tarihten
geçerli olmak üzere yürürlüğe sokulmak istendiğinin farkında mısınız? Peki, bu
tasarıda da daha yeni, 7/7/2010 tarihinde kabul
ettiğimiz Dışişleri Teşkilat Kanunu’nda yaptığımız yanlışlıkları düzelten dört
madde olduğunun farkında mısınız?
Değerli milletvekilleri, bu tasarının yapılandırmaya ilişkin
hükümleri arasında vatandaşların yeniden ödeme güçlüğü içine düşmelerini
önleyecek, ödeme alışkanlıklarını geliştirecek, af beklentilerini kıracak,
borcunu zamanında ödeyen mükellefleri gözetecek, onları da yükümlülüklerini
yerine getirmeyenler arasına itmeyecek ve yapısal bir dönüşüm hazırlayacak
herhangi bir hüküm bulunmamaktadır diyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
20’inci maddesinin (8)inci fıkrasında yer alan “oranın yarısı dikkate alınır”
ibaresinin “oranın üçte biri dikkate alınır” şeklinde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Erkan
Akçay (Manisa) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK
(Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)
ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 20’nci maddesinde
vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, bu kanunun ilgili maddelerinde, faiz,
gecikme zammı, gecikme faizi, gecikme cezası, cezai faiz gibi ferî alacaklar
yerine, TEFE-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanıyor. “TEFE-ÜFE
aylık değişim oranlarının belirlenmediği dönemler için alacağa ilgili dönemde
uygulanan ferî alacağın hesaplanmasına esas alınan oranın yarısı dikkate
alınır.” ibaresi yerine “…üçte biri dikkate alınır.” ifadesinin daha uygun
olduğu bir önerge hazırladık. Bu borç yapılandırılmasının amacına uygun
nispette bir oranın belirlenmesi amaçlanmıştır bu önergeyle.
Değerli milletvekilleri, 20’nci maddenin bazı fıkraları 5510
sayılı Kanun’a sigortalılık statüsünden kaynaklanan prim borç
yapılandırmalarıyla ilgili olduğu için önemli bir konuya değinmek istiyorum.
Biliyorsunuz, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden bu yana, doğum borçlanması,
yasanın en çok kafa karıştıran hükümlerinden biri oldu. Bunun sebebi, bizzat o
dönemin Bakanı ve Sosyal Güvenlik Kurumudur. Bu torba yasada, gönül isterdi ki
hem sigortalı hem de BAĞ-KUR’lu kadınların sigortalı ve BAĞ-KUR’lu olmadan önce
doğum borçlanması yapabilmelerinin önünün açılması olmalıydı. Bakınız,
hatırlayınız, 5510 sayılı Kanun’un 41’inci maddesinin (a) bendi, Türkiye Büyük
Millet Meclisinde 17/4/2008 tarihinde değiştirilmiş,
bu değişiklikle kadınlara doğum borçlanması hakkı getirilmişti. O dönemin Çalışma
Bakanı Sayın Faruk Çelik tarafından, Meclis kürsüsünden, kadınlarımızın, aynen
erkeklere tanınan askerlik borçlanması gibi, iki çocuk için ikişer yıldan dört
yıla kadar, geriye dönük doğum borçlanması yapabileceği müjdesi verilmişti ama
Bakanlık, daha sonra, 2008 Eylül ayında bir tebliğ yayınladı. Bu tebliğde,
doğum yapan kadınların, doğum sebebiyle işlerinden ayrıldıklarını belgelemeleri
istendi. Daha sonra bir genelge yayınlandı 111 sayılı, bu genelgede belgeleme
şartı kaldırıldı, bunun yerine, yasada olmamasına rağmen, işten ayrıldıktan
sonra üç yüz gün şartı getirildi.
Sosyal Güvenlik Kurumunun tebliği ve genelgesi üzerine açılan
davalar neticesinde, mahkeme, kanunda öngörülmeyen şartların genelgede
olamayacağına ve annelerin, sigortalı olmadan önce yaptığı doğum nedeniyle de
borçlanma hakkı olduğuna hükmetti. Konu basına yansıdıktan sonra ve hemen
referandum öncesi, 1 Temmuz 2010’da yeni bir tebliğ yayınlandı. Bu tebliğ
kanuna ve mahkeme kararına uygun görünüyordu, gazeteler kadınlara müjdeler verdi.
11 Ağustosta Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürü televizyon kanalında çıktı ve
açıklama yaptı, yargı kararına vurgu yaparak, çalışmaya başlamadan önceki
doğumlar için de borçlanılabileceğini açıkladı ve binlerce kadın başvurdu.
Şimdi, 17 Eylül 2010’da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan 106 no.lu
Genelge’de ise son tebliğ ve yasada yer almayan doğum borçlanması için
sigortalılık şartı getirildi. Bu genelgede, farklı olarak, üç yüz gün içinde
doğum yapmış olmak şartı kaldırıldı.
Şimdi soruyorum değerli milletvekilleri: Erkeklere sigortalı olup
olmamasına bakılmaksızın askerlik borçlanması hakkı verilirken, kadınlar bu
haklarını mahkeme kararıyla almış olmalarına rağmen ve Anayasa’mızın eşitlik
ilkesi ve özellikle son değişiklikle Anayasa’daki pozitif ayrımcılık göz önüne
alınmış olmasına rağmen, bu karar değişikliğinin sebebi nedir, niçin
uygulanmamaktadır? Yine, bu genelge
yargı kararlarına ve yasaya ters düşmüyor mu? Mecliste kabul görmüş bir yasa
maddesinin uygulanması sürecinde, yasa maddesi ve aynı konuda birbiriyle
çelişen iki tebliğ ve genelgenin yayınlanmasının sorumluları kimlerdir?
İnşallah, daha sonraki maddelerde -30’uncu maddede- bu konuyla
ilgili bir önergemiz olacaktır. Bu konuyla ilgili desteklerinizi bekliyoruz hem
sigortalı kadınların hem de BAĞ-KUR’lu kadınların doğum borçlanması
yapabilmesinin önünün açılması için.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bal.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
21’inci maddede üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı"nın 21 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci
cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Mustafa Özyürek
|
Ali Rıza Öztürk
|
|
|
İzmir |
İstanbul |
Mersin |
|
|
Bayram Meral |
Ferit Mevlüt
Aslanoğlu |
|
|
|
İstanbul |
Malatya |
|
"(1) Bu Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun
yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarların bu Kanun hükümlerine
dayanılarak red ve iadesi yapılmaz.”
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının 21. maddesinin
madde başlığının "iade edilecek ve iade edilmeyecek tutarlar"
şeklinde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Serdaroğlu |
Mehmet Şandır |
|
|
Manisa |
Kastamonu |
Mersin |
|
|
Mehmet Günal |
Mustafa Kalaycı |
Münir Kutluata |
|
|
Antalya |
Konya |
Sakarya |
|
|
|
Kadir Ural |
|
|
|
|
Mersin |
|
“(2) Beyana dayalı gelir, kurumlar ve emlak vergi
borçlarını zamanında veya gecikme faizi ve gecikme zammı ile birlikte 1.1.2008
tarihinden bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen dönemde ödeyen
mükelleflere, bu dönemde ödedikleri borçların yüzde 10'una ve en fazla 30.000
TL'ye kadar isabet eden tutarı, doğmakla birlikte henüz ödenmemiş veya bu
kanunun yürürlük tarihinden itibaren doğacak borçlarından mahsup edilir"
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının 21'inci Maddesinin tasarıdan
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Hamit Geylani |
Sebahat Tuncel |
Şerafettin Halis |
|
|
Hakkâri |
İstanbul |
Tunceli |
|
|
Akın Birdal |
M. Nezir Karabaş |
|
|
|
Diyarbakır |
Bitlis |
|
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Kim konuşacak Sayın Ata?
AYLA AKAT ATA (Batman) – Gerekçesi okunsun.
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Söz konusu madde ile zamanında vergi ödemesini yapmış mükelleflere
yönelik geri ödemeleri ortadan kaldıracak bu düzenleme adalet duygusuna ve
vergi sisteminin sağlıklı işlemesine engel teşkil etmektedir. Bu değişik ile bu
olumsuzluklar giderilmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının 21. maddesinin
madde başlığının "iade edilecek ve iade edilmeyecek tutarlar"
şeklinde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet
Serdaroğlu (Kastamonu) ve arkadaşları
“ (2) Beyana dayalı gelir, kurumlar ve emlak vergi
borçlarını zamanında veya gecikme faizi ve gecikme zammı ile birlikte 1.1.2008
tarihinden bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen dönemde ödeyen
mükelleflere, bu dönemde ödedikleri borçların yüzde 10'una ve en fazla 30.000
TL'ye kadar isabet eden tutarı, doğmakla birlikte henüz ödenmemiş veya bu
kanunun yürürlük tarihinden itibaren doğacak borçlarından mahsup edilir."
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Sayın Serdaroğlu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri, 21’inci maddede verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Sizleri
en iyi dileklerimle selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu torba yasada hemen hemen her şey
vardır ama çok önemli bir şey ise eksiktir. O da bugüne kadar gelir vergisini,
kurumlar vergisini, emlak vergisini ve primlerini, yani devlete olan borçlarını
ve yükümlülüklerini aksatmadan yerine getiren vatandaşlarımıza verilecek bir
ödülün olmamasıdır, yani borcunu zamanında ödeyenlere bir avantaj
sağlamamasıdır.
Değerli milletvekilleri, devlet, adil olmalıdır. Devlet,
vatandaşlarına karşı adil davranmalıdır. Devri iktidarınızın yarattığı
sorunlara çözüm bulmak amacıyla getirdiğiniz bu tasarı, maalesef borcunu
zamanında ödeyen, yükümlülüklerini zamanında yerine getiren vatandaşlarımız
için adalet getirmemektedir. Partinizin adında “adalet” var ama gördük ki
bugüne kadar yaptığınız uygulamalarda olduğu gibi bu tasarıda da adalet
ölçüsünü maalesef tutturamadınız.
Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi bu tasarının asıl amacı,
vatandaşlarımızın devlete olan çeşitli borçlarını yeniden yapılandırmaktır.
İktidarınız boyunca borçlu ve mağdur bir toplum oluşturdunuz. Şimdi ise seçim
öncesinde, mağdur ettiğiniz kesimlerin sorunlarına gecikmeli de olsa çözüm
bulmaya çalışıyorsunuz, millet iradesini etkilemenin peşindesiniz.
Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu sorunları çok daha
önceden tespit edip, çözüm önerilerimizi de kanun teklifleriyle Türkiye Büyük
Millet Meclisine sunduk. Nihayet söylediğimiz noktaya seçimlerden önce
gelebildiniz değerli milletvekilleri, değerli iktidar. Şimdi de diyoruz ki:
Yine bir eksik var, onu da bu önergeyle aşalım.
Değerli milletvekilleri, madem borcunu ödeyemeyene kolaylık
tanıyoruz, ödeyene de bir avantaj sağlanmalı, onlara bir mükafat
vermeliyiz ve en önemlisi, vatandaşlarımız arasında adaleti sağlamalıyız.
Borcunu ödeyemeyenin hâli zaten ortadadır, borçlarını zamanında ödeyen
vatandaşlarımızın durumu da aslında iç açıcı değildir. Bu vergi veya prim
borçlarını, dolayısıyla devlete olan borçlarını nasıl ödediler, hangi zorluklar
altında ödediler? Ekonomik krizler altında inim inim inlerken, kimi evini,
arabasını sattı, kimi bankadan kredi çekti, kimi kredi kartına yüklendi, kimi
tefeciden borç aldı, kimi senedini ve çekini kırdırdı ama devlete olan borcunu
zamanında ödedi. Şimdi bizim yapmamız gereken şey, borcunu ödeyemeyene olması
gereken bir kolaylığı sağlarken, bin bir güçlükle borcunu ödeyene de bir
avantaj temin etmeliyiz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz böyle
düşünmekteyiz. Umarım, adında “adalet” olan iktidar partisine mensup
arkadaşlarım da bizim gibi düşünür ve önergemize destek olurlar. Biz burada,
borcunu zamanında ödeyenlere bir avantaj sağlamaz, bir ödül vermezsek, bundan
sonra normal yollarla ne vergi ne de prim toplayamayız. Nasıl olsa af çıkar diye,
gidip de kimse borcunu ödemez, ödeyebilecek durumda olanlar da ödemez.
Değerli milletvekilleri, bu önergenin kabulü, aynı zamanda devlete
olan güveni de yeniden tesis ederken, devletin vatandaşlarına eşit davrandığı,
hakça davrandığı duygusunu da kuvvetlendirecektir.
Sayın iktidar mensupları, gelin bu sefer lütfen inat etmeyin, şu
işi tam yapalım. İstiyorsanız önergeyi birlikte yeniden yazalım, eksiği gediği
varsa birlikte tamamlayalım, birilerini güldürürken, birilerini küstürmeyelim
diyor, önergemize destek vermenizi bir kez daha temenni ediyor, hepinize
saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Serdaroğlu.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra
sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 21 inci
maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Harun
Öztürk (İzmir) ve arkadaşları
"(1) Bu Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun
yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarların bu Kanun hükümlerine
dayanılarak ret ve iadesi yapılmaz."
BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, geçen salı günü saat 12.30-13.00
sıralarında Anamur Merkez Mahallesi ve Bozdoğan köyünde yine Bozyazı’nın tüm
mahallelerinde meydana gelen dolu nedeniyle köylülerin, çiftçilerin seralarının
yüzde 70-80’i zarar görmüştür, herkese geçmiş olsun diyoruz ve Tarım ve
Köyişleri Bakanımızı bu köylülerimizin, bu çiftçilerimizin yaralarını sarmaya
davet ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bu çuval yasanın içerisinde gerçekten
iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisinin yandaşı gözüken çevreleri tatmin
edecek, onların beklentilerini karşılayan çok çareler var fakat gerçekten,
işçilerin, köylülerin, emeğin sorunlarını çözen çareler yok.
Seçim bölgem Anamur’un Ormancık köyü, Sarıağaç köyü ve Akine
köyünü kapsayan Dragon Çayı üzerinde bir Alaköprü Barajı yapılması planlanmış
ve burada 1977 yılında tapu kadastro çalışmaları başlamış. Tapu Kadastro, o
tarihte, Orman İşletmesine yazı yazmış, “Gelin, ormanın bölgesini bize
gösterin.” demiş, ancak Ormandan ses seda çıkmamış. 1983 yılında burada tekrar
çalışmalar başlamış. Tabii, 1977 yılında tapular kesilmiş, köylülere Türkiye
Cumhuriyeti devletinin tapusu verilmiş. Ondan sonra, 1993 yılında bu bölgeye
orman kadastrosu gelmiş ve orman kadastrosu, daha önce kesilen tapuların iptal
edildiğini, onların geçersiz olduğunu ve bu bölgelerin 2/B kapsamında, yani orman
vasfını yitirmiş arazi kapsamında olduğunu şerh düşmüş tapuların üzerine. Bunu
köylüler ne zaman öğrenmiş? Şimdi oraya yapılması planlanan Alaköprü Barajı’nın
kamulaştırılması sırasında öğrenmiş çünkü bu araziler 2/B kapsamına alındığı
için kamulaştırma bedeli ödenmiyor.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, köylünün elinde Türkiye Cumhuriyeti
devletinin verdiği bir tapu var ve bu tapu 1977 yılında verilmiş, Türkiye
Cumhuriyeti’nin tapusu. Aradan zaman geçiyor, 1993 yılında orman kadastrosu
tarafından bu bölgelerin 2/B kapsamında olduğu değerlendiriliyor ve buradaki
köylülere hiçbir haber verilmiyor. Köylüler, bunu, 2011 yılına girdiğimiz bu
sırada, kamulaştırılan arazilerin bedellerinin ödenemeyeceğine yönelik olunca
anlıyorlar.
Şimdi, elimde Ormancık Köyünün muhtarının yazdığı bir mektup var.
Ben bu mektubu buradan paylaşmak istiyorum:
“Sayın Vekilim, bizler Mersin ili Anamur ilçesi Ormancık köyü
sakinleriyiz. Atalarımızdan kalan tarım arazilerimiz ile meskenlerimizin 1937
yılında bizim olduğuna dair arazi beyannamesi verilmiştir. Ancak, 1946 yılında
aynı arazi ve meskenler orman kadastrosu tarafından orman sınırı içerisinde
bırakılmış, ecdadımız cahilliğinden itiraz edememiştir. Köyümüzde tapulama,
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından programa alınmış olup 1977 yılında
tapulama çalışmaları tamamlandı. Bizlere tapularımız verildi. Tapulu
arazilerimizi o günden beri ekip dikmekteyiz. Bizler devletimizin vermiş olduğu
tapulara güvendik. Tapu senetlerine on yıl boyunca itiraz edilmediğinden tapu
senetlerimizin kesinlik kazandığını zannediyorduk. Ancak, köyümüzün büyük bir
bölümünü sular altında bırakacak Alaköprü Barajı ile ilgili kamulaştırma
çalışmaları sırasında 1993 yılında köyümüzde yapılan orman kadastro
çalışmasında arazilerimizin yeniden orman sınırı içine alındığını ve bu
araziler için bizlere kamulaştırma bedeli ödenmeyeceğini öğrendik. Anamur’daki
ilgili kurumlarda yaptığımız araştırmada tapu senetlerimizin iptali için Anamur
hazine avukatının Anamur Adliyesine dava açmaya hazırlandığını öğrendik. Mağduriyetimizin
giderilmesi adına bugüne kadar hiçbir devlet yetkilisi köyümüze gelmemiştir.
Sayın Vekilim, bu feryada kulak verin, yoksa,
kamulaştırmadan sonra tarih sayfasından silinecek bu köyde bir insanlık dramı
yaşanacak. Yüz yıldan fazla süredir bu toprakları eken, bu topraklarda 1 dönüm,
1,5 dönüm tarla ekerek geçimini sağlayan, çocuklarını buradan aldığı gelirle
okutan, evlendiren köylüler bir anda topraksız ve yurtsuz kalacaklar. Zaten şu
anda Alaköprü Barajı’yla ilgili müteahhit firma
tarafından çalışmalar başladığından köy içinde iş makinelerinin sesinden,
tozundan, ekili araziler zarar görmekte. Köylümüz ruhsal bunalıma girmiştir…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Evet, değerli milletvekilleri, bu,
Ormancık Köyü Muhtarının feryadıdır. Bu konuların da aslında çözülmesi
gerekiyor. Köylüler 2/B sorunlarının altında ezilmektedir ama İktidarda bu
konuda bir çaba görmemekteyiz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmemiştir.
Madde 21’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Birleşime bir saat ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.33
SEKİZİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 20.33
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral
AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ
(Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
Komisyon burada.
Hükûmet burada.
22’nci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
606 sıra sayılı kanun tasarısının 22'inci Maddesinde
"verilerek" ibaresinden sonra "kesinleşmiş olan kararlar dahil" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Hamit Geylani |
Sebahat Tuncel |
Şerafettin Halis |
|
|
Hakkâri |
İstanbul |
Tunceli |
|
|
Akın Birdal |
M. Nezir Karabaş |
|
|
|
Diyarbakır |
Bitlis |
|
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve
22'inci maddesinde yer alan "30.03.2005 tarihli ve" ibaresinin tasarı
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|
|
Erkan Akçay |
Mehmet Şandır |
Mustafa Kalaycı |
|
|
Manisa |
Mersin |
Konya |
|
|
Kadir Ural |
Mehmet Günal |
Münir Kutluata |
|
|
Mersin |
Antalya |
Sakarya |
|
|
|
Reşat Doğru |
|
|
|
|
Tokat |
|
BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı"nın 22 nci maddesi ile 5326 sayılı Kabahatler
Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen cümlede yer alan
"idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim
yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği
takdirde idari yaptırım kararı verilemez," ibarelerinin "idari para
cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden ikinci takvim yılının
son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde
idari yaptırım kararı verilemez," şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Mustafa Özyürek |
Bülent Baratalı |
|
|
İzmir |
İstanbul |
İzmir |
|
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Orhan Ziya Diren |
Şahin Mengü |
|
|
Malatya |
Tokat |
Manisa |
|
|
|
Tekin Bingöl |
|
|
|
|
Ankara |
|
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) –
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Kim konuşacak?
ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Ben konuşacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Mengü, buyurun lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)
ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben
huzurlarınıza aslında, bu kanunun ismini okuyarak yedi buçuk dakika tutacağını
göstermeye gelmiştim fakat baktım, içinde daha enteresan, daha komik şeyler
var, yasa yapma tekniğine aykırı, anlaşılır gibi değil. Hemen şimdi üstünde
konuştuğum yasa tasarısına, yani ilgili değişiklik önergesi olan maddeye
baktığınız zaman çok komik bir durum ortaya çıkıyor. Tasarıda zaman aşımının
başlangıcının fiilin işlendiği tarihi takip eden yıl sonuyla
sınırlandırılması ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla da yine aynı
sürede muhatabına tebliğ edilemeyen idari para cezasına ilişkin yaptırım
kararının ortadan kalkması öngörülmektedir. Yani bu trafik suçu olabilir
-aklınıza gelen- yasada tek tek sayılan, tasarıdaki her türlü işlemden doğan
bir fiil olabilir. Fiili 28 Aralık günü işlediniz, onu takip eden yıl sonu ne gün? 31/12. Şimdi, yani, bazı fiillerde
insanların işlediği tarihe bağlı, bazısından on bir ay, on iki ay, bazısında
bir gün, iki gün. Böyle bir zaman aşımı mantığı olur mu? Yani zaman aşımı böyle
bir kaypak, karışık, ne dediği belli olmayan,
“başlangıç tarihi” ile “takvim yılı sonu” dediğiniz zaman belli bir süreye tabi
kılmazsanız bu adaletsizlik yaratır. Birisi için zaman aşımı süresi iki gündür,
öbürü için üç yüz altmış yedi gündür, böyle bir şey olması mümkün değil. Nasıl
yapmamız gerekiyor? Bir süre koyacaksınız, fiilin işlendiği tarihten itibaren
bir yıl, fiilin işlendiği tarihten itibaren altı yıl, altı ay, ne diyorsanız
deyin ama bir başlangıcı ve sonu belli olsun. Şimdi, burada öyle bir şey yok.
30 Aralıkta fiili işle, kurtardın. Yani ben herkese tavsiye ediyorum, 30 Aralık
günü sürat denemesi yapabilirsiniz kara yollarında, bastırın gidin çünkü
istediği kadar trafiği yazsınlar, gıyabında yazdıkları için size tebliğ
edilmesi mümkün değil, 31/12 itibarıyla düşecektir.
Değerli arkadaşlar, böyle bir yasa yapma tekniği olmaz. Bu,
sadece, dostlar alışverişte görsün diye… Hakikaten, baktığınız zaman maşallah
tuğla büyüklüğünde bir tasarı ama içinde bir hukuk mantığı yok. Böyle bir şey
olabilir mi? Eğer 31/12’den evvel herhangi bir zamanda fiil işleniyorsa, onu hangi
yıla göre… Anladığım kadarıyla kanun koyucu da bir yıllık bir süre tanımak
istiyor, bari “bir yıl” deyin. “Bir yıl” demezseniz, aynı fiili işleyen kişiler
arasında ayrımcılık yaparsınız. Senenin başında böyle bir suçu işleyen,
kabahati işleyen şahıs bir yıl müddetle bu müeyyideye muhatap olacaktır ama
senenin son günlerinde bu suçu işleyen, kabahati işleyenler bu fiillerden
herhangi bir müeyyideye tabi olmayacaklardır. Böyle bir kanun yapma tekniği
olmaz. Ne olur, bakın, bunu biz çok iyi niyetle belli bir süreye bağlıyoruz.
“İki yıl” diyoruz fiilin işlenmesinden. “Fiilin işlenmesinden bir yıl” deyin. Bunu kabul etmek lazım. Böyle bir kanun teklifi düzenlemesi
olamaz. Yanlış yapıyorsunuz. Yarın bunların sıkıntısını çekmeye başlayacak,
yarın bunu basın anlatacak, yarın basın espri konusu yapacak. Ondan sonra hep
beraber mağdur oluyoruz. Mağdur olan Parlamento, mağdur eden
İktidar. Siz yapıyorsunuz, bu kanun tasarılarını hazırlayıp
getiriyorsunuz. Nasıl böyle bir şey olur? Herhangi bir süresi olmayan zaman aşımı
olur mu? Bana birisi izah etsin. Nasıl olacak bu iş? Aynı suçu, aynı kabahati
işledik. Ben senenin son üç günü içinde işledim, tebligat yapmanız mümkün
değil, gıyabımda yapacağınız tutanağı. Öbürü garibim senenin başında işledi.
Aynı fiili işledik. Belki onunki biraz daha hafif. O
müeyyideye muhatap olacak, ben müeyyideye muhatap olmayacağım. Bu, hukuk
mantığıyla çelişiyor. Bu tasarıyı incelerseniz daha birçok yerinde Anayasa’ya
da aykırılık var, bırakın, hukuka aykırılıktan vazgeçtim. İleride arkadaşlarım
anlatacaklar. Orman Yasası’nda Anayasa’ya göre koymamanız gereken maddeyi
buraya koyuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi artık iptal etmez diye düşünüyorsanız o
başka bir mantık. Ama burada, düpedüz şu tasarının içinde onlarca, hukuka
aykırı olduğu gibi, hukuk mantığına aykırı olduğu gibi Anayasa’ya aykırı
hükümler de var. Bizim önerimizin kabul edilmesi, bu yasa tasarısını, en
azından bu maddeyi bir hukuk mantığı içinde uygulanabilir bir hâle getirir.
Yoksa senenin son bir haftasına girdiği zaman insanların bu tip fiilleri
işlemesini engelleyemezsiniz. Avukatın da hukukçunun da bu konularla ilgili her
türlü meslektaşın görevi olayları kendi insanlarına doğru bir şekilde
anlatmaktır. Bana sorarlarsa derim, “Son bir ay ne yapıyorsanız yapın, sizi
kimse yakalayamaz.” derim. Gıyabında yapacağınız bir tebligat hiçbir sonuç
doğurmayacaktır.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Mengü.
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Karar yeter sayısı Sayın Başkan.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı
arayacağım:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 20.41
DOKUZUNCU OTURUM
Açılma Saati: 20.47
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral
AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ
(Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
54’üncü Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.
606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerinde verilen
Manisa Milletvekili Sayın Şahin Mengü ve arkadaşlarının önergesinin
oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden
oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.