DÖNEM: 23                                                                                                                 YASAMA YILI: 5

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

CİLT : 91

54’üncü Birleşim

27 Ocak 2011 Perşembe

(Bu Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge ile

konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun olarak

yazılmıştır.)

İ Ç İ N D E K İ L E R

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

 III.- YOKLAMALAR

 

  IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Zonguldak ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Tunceli ilinde yaşanan son olaylara ilişkin gündem dışı konuşması

V.- AÇIKLAMALAR

 

1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması

2.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması

3.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, muhtarların ve il genel meclisi üyelerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

4.- Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen’in, Zonguldak’ın sorunlarına ilişkin açıklaması

5.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, muhtarların ve il genel meclisi üyelerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

6.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Öğretmenevi inşaatına ilişkin açıklaması

7.- Manisa Milletvekili Recai Berber’in, Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün konuşmasında yanlış anlamalara sebep olacak ifadelerine ilişkin açıklaması

8.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın diyabet çubuklarıyla ilgili konuşmasına ilişkin açıklaması

9.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in konuşmasında “yoksulluğun azaldığı” ifadesine ilişkin açıklaması

10.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın yoksulluğun ölçümüyle ilgili konuşmasına ilişkin açıklaması

11.- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin konuşmasında geçen bir mahkeme kararının doğru olduğuna ve özür dilediğine ilişkin açıklaması

12.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, kan şekeri ölçüm çubuklarına ilişkin açıklaması

13.- İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in yoksulluğun ölçümüyle ilgili ifadelerine ilişkin açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kürt sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1000)

2.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve 19 milletvekilinin, askerî alanların çevresinde yer alan patlayıcı maddeler nedeniyle meydana gelen olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1001)

3.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 milletvekilinin, kayıt dışı istihdam ve işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1002)

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, narenciye üretimindeki ve ihracatındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1003)

 

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- (10/942) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin, Genel Kurulun 27/1/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

 

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

 

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

 

 

 

 

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606)

 

 

 

 

IX.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Manisa Milletvekili Recai Berber’in, isminden bahsederek şahsına sataşması nedeniyle konuşması

2.- Trabzon Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in, CHP Genel Başkanına sataşması nedeniyle konuşması

 

X.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2002-2010 yıllarında bir milyon ve üzeri mevduat sahiplerine ve toplam mevduat miktarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/17487)

2.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Türk Telekomünikasyon A.Ş.’nin erişim şebekeleri yapım, bakım ve onarım ihalesi ile küçük pay sahiplerinin haklarının korunmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/17488)

3.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani’nin, Hakkâri’deki sınır kapılarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Hayati Yazıcı’nın cevabı (7/17543)

4.- Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, TÜBİTAK’ın yönetimine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/17658)

5.- Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil’in, elektrikte ulusal tarife uygulamasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/17690)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

 

TBMM Genel Kurulu saat 14.00’te açılarak sekiz oturum yaptı.

 

Muğla Milletvekili Gürol Ergin’in, ülkemiz hayvancılığının güncel sorunlarına,

Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, narenciye üreticilerinin sorunlarına,

İlişkin gündem dışı konuşmalarına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap verdi. 

 

İstanbul Milletvekili Hasan Macit, 24 Ocak ekonomik istikrar tedbirlerinin yıl dönümüne ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.

 

Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, süt üreticilerinin yaşadığı sorunlara ilişkin açıklamasına Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker cevap verdi.

 

Adana Milletvekili Hulusi Güvel, Çukurova’da narenciye üreticilerinin sorunlarına,

Malatya Milletvekili Öznur Çalık, meyveciliğin sigorta kapsamına alınmasına,

İlişkin birer açıklamada bulundular.

 

Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 20 milletvekilinin, İnternet üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılık yöntemlerinin (10/997),

Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe ve 25 milletvekilinin, cezaevlerindeki yaşam koşullarının ve sorunların (10/998),

Adıyaman Milletvekili Şevket Köse ve 22 milletvekilinin, başta genç işsizliği olmak üzere işsizlik sorununun (10/999),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına;

İstanbul Milletvekili D. Ali Torlak ve 28 milletvekilinin, trafik kazalarının nedenleri ile alınması gereken önlemler konusunda bir genel görüşme açılmasına (8/16);

İlişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

 

TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in, Letonya Parlamentosu Başkanı Solvita Aboltina’nın vaki davetine icabetle, beraberindeki Parlamento heyetiyle Letonya’ya resmî bir ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi kabul edildi.

 

Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler” kısmında yer alan (10/723) esas numaralı, faili meçhul cinayetler konusunun araştırılmasıyla ilgili Meclis Araştırması Önergesi’nin görüşmesinin, Genel Kurulun 26/01/2011 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporlarının (1/883) (S. Sayısı: 568),

3’üncü sırasında bulunan, Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Bir Kısım Borç ve Alacaklarının Düzenlenmesine Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/877) (S. Sayısı: 535),

Görüşmeleri komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

2’nci sırasında bulunan ve görüşmelerine devam olunan, İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, İller Bankası Anonim Şirketi Hakkında Kanun Tasarısı ile 190 Sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporlarının (1/371, 1/101) (S. Sayısı: 477) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi ve kanunlaştı.

 

Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir, Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın konuşmasında adı geçen Cihan Gündüz’e ilişkin bir açıklamada bulundu.

 

4’üncü sırasında bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve  Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) birinci bölümünün 13’üncü maddesine kadar kabul edildi, verilen aradan sonra komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

 

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin konuşmasında belirttiği müsteşarların atanmasına ilişkin bir açıklamada bulundu.

 

27 Ocak 2011 Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere birleşime 03.31’de son verildi.

 

 

Meral AKŞENER

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

Harun TÜFEKCİ

 

Yusuf COŞKUN

 

Konya

 

Bingöl

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

                                                                                                                                                 No.:  70

II.- GELEN KÂĞITLAR

27 Ocak 2011 Perşembe

Rapor

1.- Sayıştayda Boş Bulunan Üyeliklere 6085 Sayılı Sayıştay Kanununun Geçici 3 üncü Maddesi Uyarınca (Mülga) 832 Sayılı Sayıştay Kanununun 6 ve Ek 8 inci Maddeleri Hükümlerine Göre Yapılacak Seçime Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ve Sayıştay Üyeleri Ön Seçim Geçici Komisyonu Raporu (3/1373) (S. Sayısı: 607) (Dağıtma tarihi: 27.1.2011) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergesi

1.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, tarımsal ihraç ürünlerinin desteklenmesine ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Zafer Çağlayan) sözlü soru önergesi (6/2327) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, özel bir dershanede çalışan öğretmenin Alevi olduğu için işine son verildiği iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17935) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/01/2011)

2.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, üniversite öğrencilerine yönelik polis müdahalelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17936) (Başkanlığa geliş tarihi: 07/01/2011)

3.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Hizbullah terör örgütü yöneticilerinin tahliye edilmesine ve bir açıklamasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17937) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

4.- Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, Sarıkamış konuşmasında geçen şehit torunu olduğu ifadesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17938) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

5.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın, Türk Telekom Arena Stadı’nın Galatasaray Spor Kulübüne tahsisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17939) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

6.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, CMK’nın 102. maddesinin yürürlüğe girmesi nedeniyle tahliye edilen Hizbullah Davası sanıklarının yurt dışına kaçtığı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17940) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

7.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Wikileaks’in yayınladığı belgelerdeki bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17941) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

8.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı harcamalarının artmasına ve Dışişleri Konutunun boşaltılmaması sebebiyle Dışişleri Bakanına kiralanan binaya ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17942) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

9.- İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu’nun, Türk Telekom Arena Stadı’na ve Stadın açılışında yaşanan protesto olayına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17943) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

10.- Adana Milletvekili Mustafa Vural’ın, Başbakanlık merkez binada görevli polis memurlarının kıyafetlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17944) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

11.- Adana Milletvekili Mustafa Vural’ın, orman köylüsüyle Devlet arasındaki ihtilaflara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17945) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

12.- Adana Milletvekili Mustafa Vural’ın, geri dönüşüm işi yapan firmalardan geri dönüşüm tesisi lisansı almayanlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17946) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

13.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, denizlerdeki kaçak avlanma ve denetime ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17947) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

14.- Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin’in, TÜİK’in yoksulluk araştırması kriterlerine ve bazı ekonomik göstergelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17948) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

15.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, KPSS-B kadroları için yapılan sınava ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17949) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

16.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, “Entegre Sınır Yönetimi” Projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17950) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

17.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, terör örgütünün eylemsizlik kararına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17951) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

18.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, yurt içi ve yurt dışında yapılan açılışlara ve komşu ülkelere yardım kapsamında yapılan yatırımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/17952) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

19.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, bir kadın hükümlüye ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17953) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/01/2011)

20.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, 2007 yılından itibaren hâkim adaylarının mülakat işlemleri için açılan davalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17954) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

21.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, şeffaf plastik oy sandıklarının teminine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17955) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

22.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, 2007-2010 yılları arasında ceza ve tutukevlerinde hayatını kaybeden hükümlü ve tutuklu sayısı ile bu sebeple açılan adli ve idari soruşturmalara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17956) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

23.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, 1980-84 yıllarında Diyarbakır Cezaevindeki tutuklu ve hükümlü sayısına ve ölenlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/17957) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

24.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Alo 170 hattına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17958) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

25.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, daha düşük ek göstergeli bir göreve atanan memurların gösterge farkının maaşlarından kesilmesine ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17959) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

26.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, SGK İzmir İl Müdürlüğündeki bazı uygulamalara ve iddialara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17960) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

27.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, SGK İzmir İl Müdürlüğünde eksik yemek ücretlerinin memurlardan tahsil edilmek istendiği iddiasına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17961) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

28.- Edirne Milletvekili Rasim Çakır’ın, 2005-2010 yılları arası Edirne’de işe başlayan özürlü sayısına ve özürlülerin istihdamına ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17962) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

29.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, şeker hastalığına yönelik araştırmalara ve kan şekeri ölçüm çubuklarının bedellerinin ödenmesine yönelik uygulamaya ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17963) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

30.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17964) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

31.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, SGK’nın diyabet hastalarıyla ilgili yayımladığı genelgeye ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/17965) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

32.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, GAP kapsamında Gaziantep’teki sulama kanalları inşaatına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17966) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

33.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir göletin tamamlanmasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17967) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

34.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, Mersin-Bozyazı Sazlıyokuş mevkisindeki Hazineye ait bir taşınmazla ilgili iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17968) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

35.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, 2/B arazilerinin satışlarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/17969) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

36.- Bursa Milletvekili Onur Öymen’in, İsrail ile Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin ekonomik işbirliği antlaşması imzalamasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17970) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

37.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Danimarka’da bir hapishanede kötü muameleye maruz kalan bir Türk vatandaşına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17971) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

38.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, aday meslek memuru alımına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17972) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

39.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Danimarka’daki bir cezaevinde uğradığı kötü muamele sonucu hayatını kaybeden Türk vatandaşına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17973) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

40.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Göksu EDAŞ’ın özelleştirme ihalesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17974) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

41.- Çanakkale Milletvekili Ahmet Küçük’ün, Kazdağı Milli Parkında ve Çanakkale-Biga’da verilen maden arama ve işletme ruhsatlarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17975) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

42.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Akkuyu Nükleer Santralinin yatırım maliyetine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17976) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

43.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2002-2010 yılları arasında TPAO’ya yapılan atamalara ve atama yöntemlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17977) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

44.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2002-2010 yılları arasında TKİ Kurumuna yapılan atamalara ve atama yöntemlerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17978) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

45.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Göksu EDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/17979) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

46.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, mutlak koruma alanlarıyla ilgili hukuki düzenlemelere ve meydana gelen mağduriyetlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17980) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/01/2011)

47.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın, kullanılmayan bir köy okuluna korucuların yerleştiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17981) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

48.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, Kahramanmaraş’ın bir ilçesinin ismindeki yazım hatasının düzeltilmesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17982) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

49.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir belediyenin büfe sahiplerine içki satışı nedeniyle baskı yaptığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17983) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

50.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, CMK’nın 102. maddesi kapsamında tahliye edilen tutukluların kaçmasından sorumluluğu bulunanlara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17984) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

51.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, kurulması planlanan Sınır Güvenlik Birimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17985) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

52.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, Sapanca Belediye Başkanıyla ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17986) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

53.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kamu yatırımlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17987) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

54.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17988) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

55.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, Yalova Valisinin basında yer alan bir ifadesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/17989) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

56.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve özel bankalardan çiftçilerin kullandığı kredi miktarı ve borçların yapılandırılmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17990) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

57.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri, Toprak ve Su Kooperatifleri ve Sulama Birliklerinin takipteki borçlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17991) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

58.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman’a sefer düzenleyen uçaklara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17992) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

59.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Türkiye genelinde ve Antalya’daki Hazineye ait taşınmazların satışına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17993) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

60.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/17994) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

61.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Kahramanmaraş’ta bir okul binası inşaatının tamamlanmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17995) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

62.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2003-2011 yıllarında Denizli’deki Bakanlık personeli ile ilgili işlemlere ve personelin üyesi olduğu sendikalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17996) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

63.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2003-2010 yıllarında personelle ilgili işlemlere ve personelin üyesi olduğu sendikalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17997) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

64.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, 2000-2011 yılları arasında Akdeniz Üniversitesinde açılan soruşturmalara ve yargısal başvurulara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17998) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

65.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, vakıf yüksek öğretim kurumlarına yapılan devlet yardımlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/17999) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

66.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, sözleşmeli sağlık personelinin sorunlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18000) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/01/2011)

67.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, 4924 sayılı Kanun kapsamında çalışan sağlık personeli istihdamına ve tayin sorununa ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18001) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

68.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, İzmir’de bir devlet hastanesinin yaptığı göz ameliyatlarına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/18002) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

69.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, bazı büyük besi işletmelerinin sektörden çekilme kararına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18003) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

70.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, narenciye üreticilerinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18004) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/01/2011)

71.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, zayıflama ve yardımcı tedavi amaçlı ürünlerin satışına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18005) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

72.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Ankara Ticaret Odasının bir araştırmasına ve et besiciliğinin sorunlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18006) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

73.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Mersin’de bir beldede dolu afetinden zarar gören çiftçilerin mağduriyetinin giderilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18007) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

74.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, 2002-2010 yılları arası Et ve Balık Kurumuna yapılan atamalara ve atama yöntemlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18008) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

75.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Bulgaristan’da ortaya çıkan bir hayvan hastalığına karşı alınacak önlemlere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/18009) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

76.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Adıyaman-Kâhta ile Diyarbakır’ı birbirine bağlayan yolun yapımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18010) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/01/2011)

77.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, uluslararası taşımacılıktaki C2 belgesi zorunluluğuna ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18011) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/01/2011)

78.- Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin, Trabzon Havalimanına yapılması planlanan ikinci piste ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/18012) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

79.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali Babacan) yazılı soru önergesi (7/18013) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

80.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, hizmet alımı yoluyla çalıştırılan personele ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi (7/18014) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

81.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, kamu yatırımlarına ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/18015) (Başkanlığa geliş tarihi: 20/01/2011)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.-  Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 Milletvekilinin, Kürt sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1000) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/10/2010)

2.- Hakkari Milletvekili Hamit Geylani ve 19 Milletvekilinin, askeri alanların çevresinde yer alan patlayıcı maddeler nedeniyle meydana gelen olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1001) (Başkanlığa geliş tarihi: 25/11/2010)

3.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 Milletvekilinin, kayıt dışı istihdam ve işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1002) (Başkanlığa geliş tarihi: 26/11/2010)

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 Milletvekilinin, narenciye üretimindeki ve ihracatındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1003) (Başkanlığa geliş tarihi: 30/11/2010)

Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri

1.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Malazgirt Devlet Hastanesinde yaşanan sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16763)

2.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bir ilacın fiyatının artırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16764)

3.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’te ödenemeyen kredi ve senetler ile odalardan kaydını sildiren esnaf sayısına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16766)

4.- Antalya Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Antalya’da imalat sanayinin durumuna ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16767)

5.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Türk Patent Enstitüsü Başkanlığıyla ilgili bazı iddialara ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16768)

6.- İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, yatırım yapılmayan OSB arazilerine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16769)

7.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, ataması yapılan ve kurumdan ayrılan personele ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16770)

8.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da KOSGEB tarafından KOBİ’lere kullandırılan kredilere ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16771)

9.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’daki bir hastanenin bilgisiyar sistemindeki sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/16840)

10.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, Antalya’nın Manavgat ilçesine yapılması planlanan “tekne imal ve çekek yeri” projesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/16849)

 

27 Ocak 2011 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç milletvekili arkadaşımıza gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, muhtarların sorunları hakkında söz isteyen Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’a aittir.

Bu arada, sayın konuşmacılara uyguladığımız sistemi hatırlatmak isterim, süre uzatımı yok.

Sayın Özbolat, buyurun efendim.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; muhtarlarımızın sorunları üzerine gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi en içten duygularımla selamlıyorum.

Ülkemizde ekonominin kötü gidişinden en olumsuz etkilenen kesimlerin başında köy ve mahalle muhtarlarımız gelmektedir. Sayıları 53 bine yaklaşan muhtarlarımızdan çok büyük bir kesimi icralık durumdadır. Başka bir ifadeyle muhtarlarımız ekonomik krizi en derinden yaşamaktadırlar. Bundan da anlaşılacağı gibi, muhtarlarımızın en temel sorunu ekonomiktir, ekonomik sorunların yanında, diğer en önemli sorunları sosyal güvenlikle ilgili olanıdır.

Bakınız değerli arkadaşlar, muhtarlarımıza 345 lira civarı maaş verilmektedir. Bu maaş, zaten, Hükûmet için başlı başına bir utanç vesilesidir. “Verilen maaşı nasıl harcıyorlar?” diye baktığımızda, gördüğümüz tablo üzücüdür çünkü 345 liralık maaşın yaklaşık 300 lirası BAĞ-KUR prim ödemesine gitmektedir. Başka bir ifadeyle muhtarlarımızın eline her ay 45 lira kalıyor. Bu, muhtarlarımıza yapılan en büyük ayıptır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, muhtarlarımızın yeşil kartları da iptal edilmektedir. Peki, bu durumda muhtarlarımız nasıl tedavi olacaklardır? Seçimle gelen, demokrasinin uygulanmasında en önemli bir birim olan köy ve mahallelerimizi yöneten muhtarlarımıza yapılan büyük bir haksızlıktır. Muhtarlar, yaptıkları işlemlerden aldıkları paraya muhtaç bırakılmamalıdır. Ayrıca, bu hizmetlerin parasını alabilmek amacıyla kendisinden oy aldığı kişiyle yüz yüze getirilmemelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Köy Kanunu’muz, cumhuriyetin kurulduğu yıllarda önemli bir görev üstlenmiştir. Ancak, hepimizin bildiği gibi, bu Kanun’un günümüz koşullarına uyarlanması gerekmektedir. Aynı sorun mahalle muhtarlarıyla ilgili kanunda da yaşanmaktadır. Bu kanunların hükümleri derhâl günümüze uygulanmalıdır. Aksi takdirde, köy ve mahallelerimizde yönetim sorunu ortaya çıkacaktır.

Özellikle mahalle muhtarlarımızın yaşadığı bir diğer sorun da yetki sorunudur. Tüm muhtarlarımızın görev ve sorumluluklarına baktığımızda çok sayıda madde ile karşılaşmaktayız, oysa muhtarlarımızın yetkilerine baktığımızda kayda değer bir şey görememekteyiz. Muhtarlarımızın sorumluluğu çok, yetkisi yoktur. Bu durum işleyişte sorunlara neden olmaktadır. Hem kaynağı hem de yetkisi olmayan muhtarlarımıza bu kadar sorumluluk yüklemek insafsızlıktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; muhtarlarımız bu denli dertli iken Hükûmetten belki sorunlarına bir çözüm bulurlar diye beklenti içindeler, ancak beklentilerine bugüne kadar cevap alamamışlardır. Burada bütün partiler bir aradayız, muhtarlarımız da öyle, CHP’lisi, AKP’lisi, MHP’lisi, BDP’lisi her görüşten muhtarlarımız var ama hepsinin sorunu aynı. Bu sorunlara çözüm bulmalıyız. Eğer AK PARTİ Hükûmeti bu sorunlara çözüm bulamayacaksa -ki şu ana kadar bulamadı- muhtarlarımız merak etmesin, haziran ayında yapılacak olan seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarında bu sorunlar bitecektir. Cumhuriyet Halk Partisi Programı’na açıp baktığımızda bu sorunların çareleri yazmaktadır. Özlük hakları üstlenecekleri yeni sorumlulukları parelinde iyileştirilecek, gelirleri artırılacaktır. Muhtarlarımız 300 lira maaş almayacak, aldığı maaşından da 380 lirasını BAĞ-KUR primi için ödemeyecektir. Yerel yönetimlerin ihale, imar değişikliği veya rant oluşumuna neden olacak işlem ve kararları, ancak meslek odaları, muhtarlar ve yöre temsilcilerinin katılımıyla kamuoyunun gözetiminde yerel meclisler düzeyinde ele alınabilecek, gerektiğinde referanduma başvurulacaktır. Belediye meclislerinde muhtarların müzakere süreçlerine katılımı sağlanmalıdır. Mahalle yönetimine yapısı, yetkileri ve sorumlulukları açısından yeni bir düzenleme getirilmelidir. Muhtarlık sistemi en uçtaki kamu hizmet birimi olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Muhtarların çağın gereklerine göre hizmet verebilmesi için gerekli altyapı oluşturulmalı, başta özlük hakları ve çalışma koşulları olmak üzere durumlarının üstlenecekleri yeni sorumluluklar paralelinde iyileştirilmesi için gereken yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Köy muhtarlığı ve köy yönetimlerine yetkileri ve sorumlulukları açısından yeni ve yapıcı bir düzenleme getirilmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken sizlere ve bizleri televizyonları başında izleyen yurttaşlarımıza, muhtarlarımıza sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özbolat.

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan...

BAŞKAN – Sayın Köse, buyurun efendim.

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – 60’a göre katkı vermek istiyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Vallahi bu katkılar hiç bitmiyor; maşallah, her konuda herkes katkı veriyor.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Durdu Özbolat muhtarların sorunlarına değindi. Gerçekten çok önemli bir konudur. Muhtarlar, mahallenin ya da köyün içinden seçimle gelen ve bu nedenle özel öneme sahip olan kişilerdir. Ancak aldıkları maaş, sosyal güvenlik primleri, yetki ve sorumluluk çalışması gibi sorunları düzeltilmemiştir. Hükûmet bu konuda düzenleme yapmalı ve muhtarlarımızı bu dertlerden kurtarmalıdır. Aksi takdirde, muhtarlık kurumu ismi var ama işlevi yok bir biçime dönebilir.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köse.

Sayın Aydoğan, buyurun.

2.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, muhtarların sorunlarına ilişkin açıklaması

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Muhtarlarımızın sorunları bize de aynen intikal etmekte. Muhtarlarımız eylemlerinden devlet memuru olarak yargılanmakta ama yetkileri olmamaktadır. Muhtarlık kurumu kaldırılmak isteniyorsa kaldırılmalı, eğer kaldırılmayacaksa sorumluluk ve yetkileri yeniden düzenlenerek demokrasinin ilk ayağı olan muhtarlık yeniden yapılandırılmalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Sakık, buyurun.

3.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın, muhtarların ve il genel meclisi üyelerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Aslında sadece muhtarlarımızın sorunları yok, il genel meclisi üyelerimizin de sorunları var. Daha önce de birkaç kez önerge verdik ama eğer gerçekten böyle bir düzenleme olacaksa muhtarlar ve il genel meclisi üyelerimizin konumları yeniden gözden geçirilirse mutlu oluruz. Onlar da seçilmiş halk temsilcileridir. Parlamenterler ne kadar bu konuda hak, hukuktan, adaletten pay alıyorsa onlar da almalıdır.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Gündem dışı ikinci söz, Zonguldak ilinin sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’ye aittir.

Sayın Sipahi, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

2.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, Zonguldak ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması

KAMİL ERDAL SİPAHİ (İzmir) – Sayın Başkan, size ve yüce Meclise saygılar sunarım.

Maalesef son yıllarda Türkiye'nin en ihmal edilmiş illerinden birisi hâline gelmiş olan ülkemizin güzel köşesi, kara elmas diyarı Zonguldak’ın sorunlarını burada dile getirmekten büyük bir memnuniyet duymaktayım.

Hükûmetin övündüğü tek konu olan bölünmüş yol yapımı hususunda herhâlde Zonguldak ili unutulmuş. Ereğli-Alaplı arası hariç tamamlanamadığı gibi eski hâlini aratır ve yer yer nereye gideceğinizi bilemediğiniz tehlikeler yaratmış, yollar yarım, tünel inşaatları yarım. Saltukova Havaalanı yapılmış ama faaliyet yok. Bakımsız demir yolu Zonguldak-Karabük arasında var ancak Ankara bağlantısı yok. Zonguldak’ın kömürü ise Ereğli’deki Demir Çelik’e gitmek için kömür dolu tren vagonlarının gemiyle taşındığı bir garabeti, bir komediyi sergilemekte. Bu,  dünyada benzeri yok “gemiyle tren vagonu taşıma” şekline Zonguldaklı acı acı gülmekte çünkü taşıyan gemi bir bakanımızın oğluna ait, yani gemi değil gemicik. Zaten yılların ihmaline maruz Zonguldak Limanı’ndaki hemen tek deniz yolu faaliyeti de bu gemicikten ibaret.

Zonguldak ve çevresi (Kozlu, Kilimli gibi) ve Ereğli’de hava kirliliği solunan zehir hâline gelmiş, Ankara’nın 70’li yıllardaki hâli. Anlayacağınız, Zonguldaklı yerin altında kömür tozu, yerin üstünde ise zehirli hava solumakta. “Sizin kömürünüz var.” diye doğal gaz da getirilmemiş.

Dünyanın sayılı taş kömürü yataklarına rağmen kömürün yüzde 90’ı yurt dışından ithal edilmekte, tabii, yandaş ithalatçıları zengin etmek üzere. Türkiye Taşkömürü Kurumu ise taşeronlara peşkeş politikasının ihmaliyle baş başa bırakılmış. Zamanında 40 binlere varan işçi sayısı 10 bine inmiş. Boğaz tokluğuna mahkûm köleleşmiş işçilerle ucuz Çinli işçiler tercih edilmekte. İş güvenliği ihlal edilir hâle gelmiş. 30 işçi kardeşimizin ardından sadece “kader” veya “güzel güzel öldüler” şeklinde sözlerle Zonguldaklıya başsağlığı mı dilenmiş, yoksa alay mı edilmiş, onu da idrak etmekte Zonguldaklı güçlük çekmekte.

En az 10-15 bin işçinin daha istihdamı mümkünken, ithal kömür, köle işçi politikalarıyla işsizlik had safhaya gelmiş. İşçi kenti Zonguldak, işsizler ve aç insanlar kenti hâline dönmüş.

Zonguldak için hayati önem taşıyan Filyos Projesi ise, AKP’li politikacıların her seçim öncesi “kırk yıllık Filyos rüyasını gerçekleştiriyoruz” şeklinde nutukları dışında önemli bir gelişme gösterememiş. Muhtemelen önümüzdeki seçimler öncesinde de aynı Filyos rüyası vaatleri söylenecek. Burada kamulaştırma biteli yedi sekiz yıl olmuş ama yer tahsisi yapılmamış.

Filyos ve Alaplı organize sanayi bölgeleri kâğıt üzerinde kalmış, Çaycuma Organize Sanayi Bölgesi yüzde 50 seviyenin, yolu bile yapılmayan Ereğli Organize Sanayi Bölgesi ise yüzde 30 seviyenin altında kapasiteyle çalışmakta.

Ereğli Demir Çelik Fabrikası, yani ERDEMİR, Türkiye’nin en önemli sanayi tesislerinden birisi olarak özelleştirmenin kurbanı olmuş ve çalışan sayısı 9 binlerin üzerinden 6 binlerin altına inmiş. ERDEMİR’in alım ve ihale işleri İstanbul’a kaydırılmış, Ereğli ile ilişkisi sadece bulunduğu coğrafi konumdan ibaret kalmış. Bin kadar Ereğli’deki demir sac ticareti yapan işletme işsiz kalmış ve kapanmış.

Ereğli Bababurnu’ndaki tersanelerin çoğu kapanmış, kalanları da kapanmanın eşiğinde. Tersanelerdeki 5 bin kişi - ki yan işlerle beraber 7 bin kişi- işsiz kalmış durumda.

Bölgenin değil ülkenin en önemli istihdam alanlarından birisi olması gereken sanayi bölgesi Karadeniz Ereğlisi, bırakın başkasının derdine istihdam çaresi olmayı, kendi çocuklarının bile iş bulamadığı, başka yerlere gittiği bir kadere mahkûm edilmiş. Esnaf ve sanatkâr il genelinde perişan, siftah yapamaz hâle gelmiş.

Devrek, Çaycuma ve Gökçebey’de çoğu aile işletmesi olan tarım ve hayvan besiciliği bitik durumda.

12 bin ton fındık rekoltesine sahip, limanı yapılmayan, atık su işi halledilemeyen Alaplı ilçesi, fındık üreticisiyle, esnafıyla fakirlik ızdırabı içerisinde.

Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, milletvekilimiz olmayan Zonguldak’ın sorunlarını oranın milletvekiliymiş gibi sözlü ve yazılı olarak gündeme getirmeye, Zonguldak’ın ve Zonguldaklının Mecliste mücadelesini vermeye devam edeceğiz. Onlara söz verdik, bu sözü yerine getirmekte kararlıyız.

Seçimlerden sonra ise…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Sipahi, alınan karar gereğince süre uzatımına gidemiyoruz. Onun için beni bağışlayınız.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) – Efendim, öyle bir karar yoktu bildiğim kadarıyla.

BAŞKAN – Var efendim. Meral Hanım da uyguluyor. Genel Kurul karar almıştı.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) – Müsaade ederseniz sadece teşekkür edeyim.

BAŞKAN – Açmayayım mikrofonu Sayın Sipahi müsaade ederseniz. İhlal etmiş olmayayım kuralı. Çok teşekkür ederim.

KAMİL ERDAL SİPAHİ (Devamla) – Efendim, buradan bütün Zonguldaklılara en içten saygılarımı arz ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Sayın Türkmen, buyurun efendim.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

4.- Zonguldak Milletvekili Polat Türkmen’in, Zonguldak’ın sorunlarına ilişkin açıklaması

POLAT TÜRKMEN (Zonguldak) – Efendim, ben de Zonguldak’ın sorunlarını gündeme getiren sözcünün söylediklerine karşılık, bunların çoğunun doğru olmadığını söylemek istiyorum, söz almak istiyorum müsaade ederseniz.

Sevgili Vekilime Zonguldak’a duyarlı olmasından dolayı teşekkür ederim. Geçenlerde bir ziyarette bulundular MHP Grubu olarak. Evet, eksiklerimiz yok değildir ama AK PARTİ döneminde bu eksiklerin çoğu tamamlanmıştır. Bugün, bahsettiği Düzce-Ereğli, Ereğli-Zonguldak arasında olan duble yolun ihalesi yapılmış, yüzde 80’i tamamlanmıştır. Zonguldak-Gerede arası duble yolu, eğer oradan geçmişlerse görürler, orası da tamamlanmıştır. Zonguldak’ın altyapısı tamamlanmış, tarif edildiği gibi değildir.

Filyos Projesi dediğin zaman, ilk defa bizim dönemimizde, bugün…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Türkmen.

Sayın Aslanoğlu, buyurun efendim.

5.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, muhtarların ve il genel meclisi üyelerinin sorunlarına ilişkin açıklaması

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, bir önce muhtarlarla ilgili konuşma yapan Sayın Durdu Özbolat’a teşekkür ediyorum. Dokuz yıldır benim bu Mecliste dilim hep gitti ama Hükûmet hep söz veriyor, şimdi artık Köy Kanunu’nu şu Meclise tatil olmadan getirsin de muhtarlarımızın, il genel meclisi üyelerimizin durumu belli olsun. Dokuz yıldır hep bunu dinliyorum. Sayın Durdu Özbolat da dile getirdi. Artık bu son olsun, bir an önce Köy Kanunu gelsin Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Gündem dışı üçüncü söz, Tunceli ilinde yaşanan son olaylarla ilgili söz isteyen Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’e aittir.

Sayın Halis, buyurun efendim.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, Tunceli ilinde yaşanan son olaylara ilişkin gündem dışı konuşması

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de sizleri saygıyla selamlıyorum.

Tabii, her ne kadar olağanüstü hâl kaldırıldıysa da bugüne kadar Tunceli’de yaşanan durum, hep olağanüstü hâl durumu oldu. AKP her ne kadar ileri demokrasiden bahsediyorsa da yine yaşananlar, bırakın ileri demokrasilerde, sıradan demokrasilerde bile görülmeyen olaylar. Düşünün ki Tunceli’nin Pertek ilçesinde bir okulda bir öğretmen tarafından öğrencisine bir taciz olayında bulunuluyor. Kaymakamın ve yerel yöneticilerin orada tacizci öğretmeni korumaları ve kollamalarına karşılık, orada, KESK Şubeler Platformu, sivil toplum örgütleri, veliler ve Belediye Başkanının içinde olduğu bir basın açıklaması yapılıyor. Basın açıklaması sonrasında hemen Kaymakamlık adli ve idari soruşturma açıyor, savcılık soruşturmayı başlatıyor ve Sağlık Bakanlığından bölgeye müfettişler gidiyor. Bir bakın, sorulan sorular nedir? Müfettiş aynen şunu soruyor: “Basın açıklamasına katıldınız mı?” İkinci bir soru: ”Kamu idarecileri hakkında, aleyhinde ya da istifaları konusunda slogan attınız mı?” Hani nerede demokrasi? Basın açıklamasının suç olduğu bir ülkede hangi demokrasiden bahsedeceksiniz? Yöneticilere yönelik istifa sloganları atmak ne zaman suç oldu? Hangi demokrasi bu? Buna, daha doğrusu, sultanlar ve kullar iktidarı deseniz iyi olmaz mı? Sonuç ne oluyor: Bakanlık Teftiş Kurulunun vermiş olduğu rapor dâhilinde üç sağlık personeli sürgün ediliyor.

Her şeyden önce, sürgün, çağımızın bir cezası değildir, ta eski Roma’dan kalmış, Osmanlıdan cumhuriyete devrolmuş, büyük trajedilere, acılara mal olmuş ve günümüzde de hâlâ vuku bulan bir ceza, yani çağdaş bir ceza değil. Kim bu sürgün edilen arkadaşlarımız? Sendika iş yeri temsilcisi Şemsi Engin, yine üye Nursen Berk Okçu, yine üye Gürsele Kurt. Sadece tacize ve tecavüze karşı bir basın açıklamasına katılmış olmak… Şimdi, burada, haydi diyelim ki basın açıklamasına katılmak suçtur, peki, tacize ve tecavüze karşı olmakta mı suçtur? Şimdi, AKP, burada, ya tacize, tecavüze karşı olmadığını söyleyerek bu sürgünleri geri almak zorundadır ya da bu sürgünlerin devamı hâlinde “tacizin ve tecavüzün yanındayım” diye tacizci ve tecavüzcü politikasını tescil etmek durumundadır.

Tabii bu ilk sürgün değil, iki ay önce de bir sürgün daha yaşandı. Tunceli PTT Müdiresi Sayın Fidan Şahin bölge başmüdürünün raporuna binaen Erzurum’a sürgün edildi. Şimdi dikkat edin, bölgede çalışması istenmeyen başmüdür AKP tarafından kollanıyor ve onun rapor ettiği, Tunceli halkı tarafından sevilen Fidan Şahin sürgün ediliyor.

Sürgünler nereye yapılıyor, bakın: Erzurum, Amasya, Aksaray, Yozgat, Gümüşhane. Sürgün etmek sürgün için ne kadar zorsa, sürgün illeri olarak adlandırılan bu iller halkına da bu büyük bir hakarettir. Sürgün diyorsunuz, eskiden Fizan’a sürerlerdi, Malta adalarına sürerlerdi, bir nedeni vardı ve bir gerekçesi vardı, gerekçesi de negatifti söylemek gerekirse. Bugün Malta sürgünlerini kınamak ne kadar yerindeyse, çağımızda, günümüzde yaşanan sürgünleri kınamak da o kadar yerinde olacaktır.

Bir daha söylüyoruz: Bu arkadaşlarımızın sürgün nedeni tacize karşı bir basın açıklamasına katılmış olmaları. Siyaseten bir şey yok ve müfettiş soruyor, tekrar ediyorum: “Basın açıklamasına katıldınız mı? Yöneticilerimiz hakkında istifa sloganı attınız mı?” Buradan, dediğim gibi, üç sonuç çıkıyor:

1) Basın açıklaması suçtur.

2) Taciz ve tecavüz meşrudur, buna karşı çıkmak suçtur.

3) “Yöneticilerimizin dokunulmazlığı vardır. Biz, demokratik bir ülkede değil, şahlık, sultanlık ve padişahlık ülkesinde yaşıyoruz.”un tam da adıdır.

Saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın Güvel.

V.- AÇIKLAMALAR (Devam)

6.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Öğretmenevi inşaatına ilişkin açıklaması

HULUSİ GÜVEL (Adana) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Değerli arkadaşlar, Adana ilimizin bir sorununu dile getirmek istiyorum. Adana Öğretmenevi inşaatı ihalesi 2002 yılında yapılmış, ancak 2005 yılında temeli atılabilmiştir. Aradan beş buçuk yıl geçmiştir değerli arkadaşlar; kaba inşaatı bitmiştir, tamamlanarak hizmete sunulmaması için hiçbir neden yoktur. Ancak konu Adana olunca birdenbire ortaya ödenek sorunu çıkmaktadır. Sayın Millî Eğitim Bakanına bu konuyu defalarca yazılı ve sözlü olarak ilettim. Ne zaman öğretmenevini gündeme getirsem “Yeteri kadar ödenek göndereceğim, bu sene tamamlanacaktır.” denilmekte, hemen ardından unutulmaktadır. Adana Öğretmenevi Adana’nın kamu yatırımları konusundaki makûs talihinin bir göstergesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Güvel.

Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört önerge vardır. Önergeleri ayrı ayrı okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 19 milletvekilinin, Kürt sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1000)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

Kürt Sorununda, 30 yılı aşkındır devam eden askeri yöntemlerin devre dışı bırakılarak, şiddetli bir savaş ortamına girilmesinin önlenmesi, demokratik çözüm arayışının güçlendirilerek çözüm konusunda ulusal mutabakata katkıda bulunulması için toplumdan gizlenen hakikatlerin ortaya çıkarılarak kamuoyu ile paylaşılması amacıyla Anayasa'nın 98’inci, İç Tüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ve teklif ederiz.

1) Fatma Kurtulan                                  (Van)

2) Selahattin Demirtaş                            (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                                  (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                                    (Batman)

5) Bengi Yıldız                                       (Batman)

6) Akın Birdal                                        (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                                       (Mardin)

8) Hasip Kaplan                                     (Şırnak)

9) Hamit Geylani                                    (Hakkâri)

10) İbrahim Binici                                  (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                               (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş                    (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                          (İstanbul)

14) Osman Özçelik                                (Siirt)

15) Özdal Üçer                                       (Van)

16) Pervin Buldan                                  (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                                 (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                              (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                        (Muş)

20) Şerafettin Halis                                (Tunceli)

Gerekçe:

Türkiye'de 30 yılı bulan bir çatışma ortamı sürmektedir. Hükümetler, sorunun çözümünde toplumsal mutabakatı teşvik ederek, sorunu demokratik kanallarla çözmeyi ve bu alanda cesur adımlar atmayı denemek yerine, anadil talepleri de dahil olmak üzere Kürtlerin Demokratik Hak Taleplerini bir bölücülük unsuru gibi göstererek, bu yönlü bütün çağrıları toplumda infial yaratma yönünde kullanmıştır.

Toplum esasen Kürtlerin demokratik haklarının verilmesine taraf durumda iken, hükümetler Kürtlerin ve farklı kesimlerin hak taleplerini bir getirim alanı olarak kurgulamış, devlet içinde ve dışında bir pazarlık unsuru haline getirmiştir. Kürtlerin hukuk, adalet, sağlık, eğitim ve daha birçok alanda "Kürt" olarak yer alması ya da yararlanmasının engellenmesi ve bu gerçeğin göz ardı edilmesi ise çatışma ortamının sürekliliğini getirmiştir. Hükümetlerin Kürtlerin demokratik haklarına ilgisiz kalması ve çatışma ortamını kendi çıkarı doğrultusunda devamına müsaade etmesi, Türkiye'de demokratik siyasetin yaşam bulmasını da engellemiştir. Bu güne kadar hiç bir hükümet tarafından bütün açıklığı ile kabul edilmeyen Kürt Sorunu, arka planı toplumdan gizlenen ve antidemokratik yöntemlerin en fazla denendiği sorun olmuştur. Tasfiye üzerine kurgulanan çözüm anlayışı, Türkiye'de adaletin işlemesini engellemiştir.

Geldiğimiz aşamada da hükümet çözümde demokratik yöntemlerin kullanılmasından gittikçe uzaklaşmaktadır. Denenen yöntemlerin çözüm olmayacağı, yöntemlerin hazırlayıcısı, onaylayıcıları, uygulayıcıları tarafından da bilinmesine rağmen aynı yöntemlerde ısrar edilmektedir. Bir halkın asimile edilmesinden yok edilmesinin hedeflenmesine kadar uzanan süreçte mevcut yöntemlerin aldatmaktan ve oyalamaktan öte bir sonuç vermeyeceği anlaşılırdır.

Kürtlere karşı yürütülen inkâr ve imha politikaları sonucu, kayıtlara göre çatışmalarda 50 bine yakın insan hayatını kaybetmiş, 5 bine yakın köy boşaltılıp yakılmıştır. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve dönemin Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in de içinde bulunduğu birçok siyasetçi ve askeri yetkili şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmiştir. Siyasetçi, aydın, yazar, gazeteci, işadamı dahil 17 bine yakın insanımız devlet içinde varlık bulan hukuksuz oluşumlarca katliamdan geçirilmiştir. Örgüt üyesi olduğu şüphesi ile vatandaşlarımız zorla kaybettirilmiş ya da infaz edilerek gizlice gömülmüştür. 3 milyona yakın insanımız yerinden edilmiş, milyonlarca dolar savaş araçlarına harcanmıştır. Bölge sürekli bombalanarak doğası tahrip edilmiş, ormanlar yakılmıştır. Sayısız suça bulaşan Koruculuk Sistemi kurulmuş, askeri bölgeler ve yığınaklarla bölgede sürekli olağanüstü hal durumu yaratılmıştır. Avrupa Birliği üyelik süreci Kürt Sorununda demokratik çözüme varılamadığından uzamış, birçok uluslararası sözleşme Kürtlerin demokratik taleplerine haklılık kazandıracağından rafa kaldırılmıştır. Ortadoğu'da ve uluslar arası platformda PKK'nin askeri yöntemlerle yok edilmesi üzerine sonuç vermeyen tehlikeli pazarlıklar yapılmış, istikrarsız devlet görüntüsünden öteye gidilememiştir.

Oysa Türkiye ile benzer sorunları yaşayan ülkeler, sorunlarını Hakikat Komisyonları kurmakla aşmayı başarabilmişlerdir. Tarafların işbirliği içerisinde çalışmasının sağlanamaması, rejimi işleyemez duruma getirmiştir. Kurulacak komisyon Kürt Sorununun arkasındaki hakikatlere dair temel noktaları ortaya çıkarıp, bunların toplum arasında çatışma kaynağı olmasını engelleyerek, mutabakata varılması yolunda aşama kaydedilmesini ve çözüme ulaşılmasını kolaylaştırabilir.

Bu hakikatlerin ortaya çıkarılması için ise bir an önce mağdurlar, bölge halkı, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri, sorunun çözümü için çaba sarf eden siyasetçiler, aydınlar, yazarlar, gazeteciler, uluslar arası aktörlerle görüşmeler yapılmalı, bu çerçevede toplumsal mutabakat aranmalıdır. Tarafların sorunun çözümünde alacağı rolün öneminden hareketle, PKK mensupları ile de görüşmeler yapılması üzerinde durulan bir husus olmalıdır.

Benzer sorunun çözümünde Güney Afrika'daki Komisyon, çalışması sonucu sosyal mutabakatın sağlanmasında başarı elde etmiş, "Apartheid" politikası 1994'te son bulmuştur. Toplumsal mutabakat yolunda ilerlenebilmesi için hakikatlerin bilinmesi gereklidir. Bu kapsamda kurulacak komisyon Güney Afrika deneyiminde olduğu gibi bu sorunun çözümsüzlüğünde ısrar eden tarafları da tespit edebilmelidir. Bu temelde hakikatlerin ortaya çıkarılması için bir meclis araştırması açılması uygun olacaktır.

2.- Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve 19 milletvekilinin, askerî alanların çevresinde yer alan patlayıcı maddeler nedeniyle meydana gelen olayların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1001)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

“Askeri alanlara yakın yerlerde bulunan patlayıcı maddelerin meydana getirdiği olayların” araştırılması amacıyla Anayasa’nın 98. TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu’nun kurulmasını saygılarımla arz ederim.

1) Hamit Geylani                                     (Hakkâri)

2) Selahattin Demirtaş                             (Diyarbakır)

3) Gültan Kışanak                                   (Diyarbakır)

4) Ayla Akat Ata                                     (Batman)

5) Bengi Yıldız                                        (Batman)

6) Akın Birdal                                         (Diyarbakır)

7) Emine Ayna                                        (Mardin)

8) Fatma Kurtulan                                   (Van)

9) Hasip Kaplan                                      (Şırnak)

10) İbrahim Binici                                   (Şanlıurfa)

11) M. Nuri Yaman                                (Muş)

12) Mehmet Nezir Karabaş                     (Bitlis)

13) Mehmet Ufuk Uras                           (İstanbul)

14) Osman Özçelik                                 (Siirt)

15) Özdal Üçer                                        (Van)

16) Pervin Buldan                                   (Iğdır)

17) Sebahat Tuncel                                  (İstanbul)

18) Sevahir Bayındır                               (Şırnak)

19) Sırrı Sakık                                         (Muş)

20) Şerafettin Halis                                 (Tunceli)

Gerekçe:

Türkiye'de 30 yıla yakındır devam eden şiddet ve çatışmalı ortam, başta şiddetin yoğun olarak yaşandığı Doğu ve Güneydoğu'da yaşayan halkı her anlamda çok olumsuz etkilemiştir. 40 bin insanın yaşamına neden olan ve hala devam eden bu savaş ortamı, kuşkusuz en çok çocukları etkilemektedir. Ne yazık ki, bugüne kadar bölgede yaşayan ve savaşın içinde doğup büyüyen yüzlerce çocuk, bu şiddet ve çatışmalı ortamda yaşamını yitirmiştir. Yüzlercesi de yaralanmış ve sakat kalmıştır.

Bu çocukların birçoğu bizzat güvenlik güçleri personellerinin silahından çıkan kurşunlarla yaşamını yitirirken, bir çoğu da yine güvenlik güçlerinin kullandığı zırhlı araçların altında ezilerek hayatlarını kaybetmişlerdir.

Yine bölgede çocuk ölümlerinin en çok yaşanmasının bir nedeni de askeri alanlara yakın yerlerde buldukları cisimlerle oynamaları neticesinde meydana gelen patlamalardır.

Sadece son 5-6 ay içinde bölgede askeri alanlara yakın yerlerde buldukları patlayıcı cisimlerle oynarken meydana gelen olaylarda yaşamını yitiren ve ağır yaralanan çok sayıda çocuk vardır. Neredeyse her sene bu tip hadiselerle çok kez karşı karşıya gelmekteyiz. Yetkili organlar tarafından hiçbir önlem alınmadığı gibi, bu tür olaylar da her geçen gün artmaktadır.

En son 24 Kasım 2010 tarihinde Hakkâri Yüksekova'da 21. Sınır Tugay Komutanlığı tel örgülerinin yakınında keçilerini otlatan Nazif Yanar, burada bulduğu cismin patlaması sonucunda ağır yaralanmıştır. Yine 11 Kasım 2010 tarihinde Şırnak İdil'de buldukları cismin patlaması sonucunda bir çocuk yaşamını yitirmiş, bir çocuk ise ağır yaralanmıştır.

Yine Van Özalp'te 25 Mayıs 2010 tarihinde Mustafa Muğlalı Kışlası yakınında buldukları patlayıcı madde ile oynayan çocuklardan biri yaşamını yitirirken, 4 çocuk da yaralanmıştır. Bu olaylar sadece son aylarda yaşanan birkaç örnektir. Oysaki bu tür olaylar çok daha sık yaşanmaktadır. Geçmiş yıllarda da bunun çok acı örneğini yaşadık.

Bu tür olayların yaşanmaması için, başta askeri birliklerin yerleşim merkezlerine uzak yerlere taşınması gerekir. Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nde askeri birlikler şehirlerin merkezlerinde yer almaktadır. Hatta okulların ve hastanelerin bulunduğu yerlere metrelerce uzaklıkta bulunmaktadır. Bu tür olayların yaşanmasının en büyük nedenlerinden bir tanesi, askeri birliklerin yaşam yerlerine olan yakınlıklarıdır.

Yine bu konuda hiçbir denetim ve kontrolün yapılmamış olması, bu acı olayların yaşanmasına olanak sağlamıştır. Ayrıca meydana gelen hiçbir olayın yargı önüne çıkmamış olması da bu konuda önlem almaya gereksinim duyulmamasına neden olmuştur.

Bu tür olayların yaşanmaması ve artık çocukların buldukları patlayıcı cisimlerle yaşamlarını yitirmemeleri için, mutlak suretle önlem alınması gerekmektedir. Bu bağlamda, bu konunun derhal araştırılıp, gerekli önlemlerin tespiti için bir Meclis Araştırma Komisyonu'nun kurulması gerekmektedir.

3.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek ve 24 milletvekilinin, kayıt dışı istihdam ve işsizlik sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1002)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin en büyük sorunu olan işsizlik her geçen gün artmaktadır. DİSK-AR raporu, resmi rakamlara göre düştüğü iddia edilen işsizlik rakamlarını açıklamıştır.

DİSK-AR 2010 Ağustos ayı dönemi (Temmuz, Ağustos, Eylül) istihdam raporunda, TÜİK'in yüzde 10.6 olarak açıkladığı işsizlik rakamının aksine, işe başlamaya hazır olup iş aramayanların dâhil edildiği geniş tanımlı işsizlik rakamıyla bu oranın yüzde 17.3'e, eksik ve yetersiz istihdam edilenlerle birlikte ise oranın yüzde 20.6'ya ulaştığını açıklamıştır. Raporda işsizlik oranının hala kriz öncesi düzeyine inmediği, kriz öncesinden bu yana işsizler ordusuna katılanların sayısının 469 bin kişi olduğunu belirtilmiştir.

DİSK'in raporuna göre 3 aylık dönemde yaratılan 1 milyon 127 bin kişilik istihdamın yüzde 34'ü kayıt dışı olarak sisteme dahil olmuştur. Kayıt dışı çalışanların sayısı son dönemde 10 milyon 383 bine çıkmıştır. Geçici bir işte çalışanların sayısı 77 bin, eksik ve yetersiz istihdam edilen gizli işsizlerin sayısı 448 bin, iş aramayıp, çalışmaya başlamaya hazır olduğu için işsiz sayılmayanların sayısı ise 180 bin artmıştır. Krizin etkisi ile başlayan kırsala dönüş, Tarımsal istihdamda, 556 binlik artışla 6 milyon 42 bin kişi olmuştur.

Resmi verilere göre işsiz sayısı 2 milyon 971 bin düzeyindedir. İşsiz sayısı, kriz öncesiyle karşılaştırıldığında yüzde 19 fazladır.

İşsizlik ile mücadele ederken, kayıt dışı ile mücadelede unutulmamalıdır. Rapora göre, ekonomisinin yaklaşık yarısının kayıt dışında olduğu Türkiye, sosyal güvenlikten, gelirler politikasına kadar ciddi bir kriz yaşamakta, bu krizin faturası da topluma yansımaktadır. 2010 ağustos ayı dönemi için açıklanan istihdam verilerine göre, kayıt dışı istihdam edilenlerin sayısının bir önceki yılın aynı dönemine göre 278 bin kişi, kriz öncesine göre ise 384 bin kişi artarak, 10 milyon 383 bine çıkmıştır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer istihdam stratejisinin başlıklılarını kamuoyu ile paylaşırken, temel amacın işsizlik fonundan işverenlere verilen teşviklerin artırılması olduğunu ortaya koymuştur. Yapılacak düzenlemeler, işsizliğe çare bulamayacağı gibi, işe yeni giren işçilerin daha fazla sömürülmesine olanak tanıyan düzenlemeler içermektedir.

Çalışan nüfus da işsizlik korkusuyla işverenleri tarafından fazla mesai ücretleri ödenmeden daha çok çalıştırılmakta, sendikasızlaştırılmakta, hatta maaşları düşürülmektedir. Bu durum işsizlerin sorunlarının, çalışanları da etkilediğinin bir kanıtıdır. İşsizlerin sorunlarının çözülmesi, çalışanların sorunlarının da çözülmesi anlamına gelmektedir.

Bu nedenlerle, kayıt dışı işçi çalıştırılmasının önüne geçirilmesi, işsizlerin yaşadıkları sorunların tespiti, ortaya çıkarılması ve çözümlenmesi amacı ile Anayasamızın 98. maddesi, İçtüzüğümüzün 104. ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını saygılarımızla arz ederiz.

1) Turgut Dibek                                (Kırklareli)

2) Ali Rıza Öztürk                             (Mersin)

3) Akif Ekici                                     (Gaziantep)

4) Durdu Özbolat                              (Kahramanmaraş)

5) Hulusi Güvel                                (Adana)

6) Gürol Ergin                                   (Muğla)

7) Ramazan Kerim Özkan                 (Burdur)

8) Selçuk Ayhan                               (İzmir)

9) Yaşar Ağyüz                                 (Gaziantep)

10) Yaşar Tüzün                               (Bilecik)

11) Tekin Bingöl                               (Ankara)

12) Sacid Yıldız                                (İstanbul)

13) Malik Ecder Özdemir                  (Sivas)

14) Ali Koçal                                    (Zonguldak)

15) Tayfur Süner                               (Antalya)

16) Hüsnü Çöllü                               (Antalya)

17) Atila Emek                                  (Antalya)

18) Şevket Köse                                (Adıyaman)

19) Kemal Demirel                            (Bursa)

20) Gökhan Durgun                          (Hatay)

21) Abdullah Özer                            (Bursa)

22) Ergün Aydoğan                          (Balıkesir)

23) Ali Arslan                                   (Muğla)

24) Engin Altay                                 (Sinop)

25) Osman Kaptan                            (Antalya)

4.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 22 milletvekilinin, narenciye üretimindeki ve ihracatındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/1003)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Yaş sebze ve meyve üretimi içinde yer alan narenciye üretimimiz, kendi ihtiyacımızı karşıladığı gibi dış ticaretimiz açısından da önemli bir ürün gurubumuzu oluşturmaktadır.

Ülkemizin sahip olduğu potansiyelin en iyi şekilde değerlendirilmesi ve dış pazarlarda rekabet üstünlüğü sağlayarak, aldığı payı yükseltmesi bakımından başta üretici ve ihracatçıların yaşadığı sorunlar olmak üzere narenciye sektöründe yaşanan tüm sorunlarının tespit edilerek gerekli tedbirlerin alınması amacıyla Anayasanın 98'inci, İç Tüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.

1) Mehmet Şandır                                       (Mersin)

2) Osman Çakır                                           (Samsun)

3) Kadir Ural                                               (Mersin)

4) Reşat Doğru                                            (Tokat)

5) Hasan Özdemir                                       (Gaziantep)

6) Ahmet Duran Bulut                                (Balıkesir)

7) Mithat Melen                                          (İstanbul)

8) Kürşat Atılgan                                        (Adana)

9) Münir Kutluata                                       (Sakarya)

10) Osman Ertuğrul                                    (Aksaray)

11) Cemaleddin Uslu                                  (Edirne)

12) Kamil Erdal Sipahi                                (İzmir)

13) Hasan Çalış                                           (Karaman)

14) Yılmaz Tankut                                      (Adana)

15) Recep Taner                                          (Aydın)

16) Mustafa Enöz                                        (Manisa)

17) Beytullah Asil                                       (Eskişehir)

18) Erkan Akçay                                         (Manisa)

19) Süleyman Nevzat Korkmaz                  (Isparta)

20) Mehmet Zekai Özcan                            (Ankara)

21) Ahmet Deniz Bölükbaşı                        (Ankara)

22) Alim Işık                                               (Kütahya)

23) Recai Yıldırım                                       (Adana)

Gerekçe:

Başta üreticilerimiz olmak üzere, ürünlerin işlenmesi, ambalajlanması, nakliyesi ve ihracatı gibi diğer unsurlar da dikkate alındığında, narenciyenin ülkemiz ekonomisine ve istihdamına oldukça yüksek miktarlarda katma değer sağlayan büyük bir sektör konumunda olduğu daha sağlıklı değerlendirilecektir.

Toplam yaş sebze ve meyve ihracatımız içinde narenciye 2009 yılında miktar bazında %43, değer bazında %41 pay almıştır. 2009 yılı itibarıyla narenciye ihracatımızdan elde edilen döviz gelirimiz yaklaşık 802 milyon dolar olmuştur. Dolayısıyla narenciye, ülkemiz yaş sebze ve meyve ihracatının da öncüsü konumundadır.

Ancak, en az, 6-7 yıllık bir emek sonrası meyve vermesini sağlayan ve ürünü 15-20 yıl değiştirme şansı bulamayan narenciye üreticisinin sorunları AKP iktidarları döneminde artarak büyümektedir. Narenciye ürünlerinden portakal, mandalina, limon, greyfurt ya maliyetinin altında fiyatla alıcı bulmakta ya da dalında kalmaktadır. Emek verdiği ürünü maliyetini bile karşılayacak fiyatta pazarlayamayan çiftçi, ürününü çaresiz şekilde yollara dökmektedir.

Zararlılar ve hastalıklarla mücadelede kullanılan kimyasalları içeren teknik talimatların yetersizliği ve ruhsatsız ilaçlar nedeniyle narenciye ihracatı büyük ölçüde sekteye uğramıştır.

Narenciye sektörüne yönelik bir politika oluşturulamamasının yanı sıra üretici ve ihracatçıya sağlanan destek ve teşviklerin yetersizliği, iç pazardaki talebin gerilemesine ve dış pazar payının başka ülkelere kaymasına sebep olmuştur.

İhracat iadeleri (primler) yetersiz olduğu gibi, ödeme şekli ve ödeme zamanlamasındaki bilinçsiz yaklaşım üreticiye herhangi bir fayda sağlamamaktadır.

Diğer taraftan, ürünün işlenmesini sağlayacak modern işleme tekniklerinin kullanıldığı gerekli nicelik ve nitelikte tesislerin kurulmasının teşvik edilmemesi, ürünün nakliyesinde karşılaşılan bürokratik engeller, bilinçli bir üretim ve örgütlenme sağlanamaması, ar-ge çalışmalarına yeterli önemin verilmemesi, fidan tedariki ve ürün çeşitlendirmesinde yaşanan sorunlar nedeniyle sektör gelişememiştir.

Bu nedenle, gerek üreticinin hak ettiği geliri elde edebilmesi, gerekse ihracatçının uluslararası pazarlardaki katı rekabet koşullarında mücadele edebilmesi amacıyla Anayasanın 98'inci, İç Tüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması gerekmektedir.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.

Barış ve Demokrasi Partisi Grubunun İç Tüzük’ün 19’uncu maddesine göre verilmiş  bir önerisi vardır, okutup oylarınıza sunacağım:

VII.- ÖNERİLER

A) Siyasi Parti Grubu Önerileri

1.- (10/942) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesi’nin ön görüşmesinin, Genel Kurulun 27/1/2011 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP Grubu önerisi

                                                                                                              27.01.2011

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Danışma Kurulu’nun 27.01.2011 Perşembe günü (Bugün) yaptığı toplantısında, siyasi parti grupları arasında oy birliği sağlanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin İçtüzüğün 19 uncu maddesi gereğince Genel Kurul’un onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.

                                                                                                            Ayla Akat Ata

                                                                                                                 Batman

                                                                                                         Grup Başkanvekili

Öneri:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Gündeminin, Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Ön Görüşmeler Kısmının 816 ıncı sırasında yer alan 10/942 Turgut Özal’ın ölümü olmak üzere bazı şüpheli ölüm olaylarının ve faili meçhul cinayetlerin, araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerin görüşülmesinin Genel Kurulun 27.01.2011 Perşembe günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.

BAŞKAN – Grup önerisinin lehinde Batman Milletvekili Sayın Ayla Akat Ata.

Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

AYLA AKAT ATA (Batman) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de kamuoyuna mal olmuş birtakım faili meçhul cinayetlerin araştırılması noktasında, gerek biz gerek CHP Grubunun defalarca kez vermiş olduğu araştırma önergeleri gündeme taşındı ama AKP milletvekillerinin oylarıyla ne yazık ki gündeme alınamadı, reddedildi.

Şimdi, Türkiye’de faili meçhul cinayetlerin araştırılması gibi bir problem var mıdır, yok mudur? Niye reddedersiniz? Yok olduğunu düşündüğünüz için reddedersiniz. Ama biz, Barış ve Demokrasi Partisi olarak bunun geçmişe bir ayna tutmanın temel aracı olacağını düşünüyoruz. Faili meçhuller bir çıkış noktası olabilir bizler açısından.

Şimdi, ülkemiz açısından bir farklılık var. Dünyanın birçok ülkesinde, evet, yaşanan katliamlardan sonra, yaşanan faili meçhul cinayetlerden sonra, yaşanan darbelerden sonra ve iç savaşlardan sonra ve hatta savaşlardan sonra geçmişe ayna tutacak birtakım çalışmalar yapıldı. Özellikle Latin Amerika ülkelerinde hakikatleri araştırma komisyonları kuruldu. Şimdi, biz, ülkemiz gerçeğine baktığımızda, özellikle cumhuriyetin kurulduğu yıllardan bugüne kadar bu kürsüden de defalarca kez ifade edildi, bizim dışımızdaki siyasi partiler, hatta iktidar partisi tarafından da ifade edildi, ülkemizde katliam olarak nitelendirebileceğimiz birtakım hak ihlalleri yaşandı. 5-6 Eylül olaylarından yola çıkarsınız, Dersim’den, Ağrı’dan, Zilan’dan bihaber olmak mümkün değildir. Bunların hepsi bu ülkede yaşanmıştır. Şimdi, bu katliamlar hangi ortamda gerçekleşti? Bu katliamların arkasında yatan zihniyet neydi? Bunları araştırmak bu Meclisin sorumluluğudur.

Yine, bu ülkede darbeler yaşandı. On yılda bir darbe yaşanan bir ülke olduğumuzu söylüyoruz. Diğer ülkeler nasıl demokrasiye geçiş süreçlerini tamamladılar? Darbe süreçleriyle yüzleştiler. “Darbe” dediğimiz şey binlerce, 10 binlerce insanın göz altına alınması demek. 100 binlerce insanın bire bir bundan etkilenmesi demek. Darbe dediğimiz şey ağır insan hakları ihlalleri demek, belli coğrafyaların insansızlaştırılması demek, cezaevlerindeki doluluk oranının artması demek. Şimdi, bunlarla da yüzleşemedik.

Yine, bizim ülkemizde, evet, son otuz yıldır yaşanan bir iç savaş durumu söz konusu. Peki, bu süreçte yaşanan ağır hak ihlallerini nasıl gözler önüne sereceğiz? Bu süreçte, az önce ifade ettiğimiz, Sayın Turgut Özal’ın da, merhum Turgut Özal’ın da ölümü gerçekleşti. Bunu hep beraber araştırırsak belki hem o darbe yapan zihniyete hem o katliamları gerçekleştiren zihniyete hem de bu ülkede otuz yıldır akan kana vesile olan ret ve inkâr politikalarına ışık tutmuş olacağız.

Hakikatleri araştırma komisyonları, evet, geçmişle olan bağı ve gerçeği açığa çıkarmayı hedefler, topluma bir arada yaşayabileceği bir süreci, ortak, manevi duyguları da ön plana çıkararak, af değil, bağışlama kültüründen hareketle bir ön bilgi verir.

Peki, bizim bu komisyonu kurma şansımız yok mudur? Vardır. Şimdi, biz bir araştırma önergesi verdik. Faili meçhul cinayetlerle ilgili -tek tek de olabilir, bir araya da getirebiliriz siyasi cinayetlere ilişkin- araştırma komisyonları oluşturabiliriz. Buna izin verilmiyor. Bu kabul de edilmiyor.

Şimdi, bir noktada bunu anlayabiliriz. İktidar partisi der ki, ülkenin o kadar ağır sorunları var ki tek tek bunlarla uğraşamayız çünkü bu ülkede faili meçhul cinayetlerin sayısı ya da olayların sayısı devlet belgelerine 17 bin küsurlarla girmiş. Tamam, bunu anlayabiliriz. O zaman bir yerde çıkış noktası bulmamız gerekiyor. Nereden başlayacağız? Evet, yargılama bunun bir aşaması olabilir. Bakıyoruz bu cinayetlerin yargı önüne taşınması gibi bir pratik söz konusu olmuş mu? Hayır. Hâlâ bunlar faili meçhul cinayet olarak durmuşlar.

Peki, bunun dışında, darbe, katliam ya da bu otuz yıllık savaş sürecinde yaşananlar, ağır insan hakları ihlalleri yargı önüne çıkartılabilmiş mi? Hayır.

Şimdi, bugün ülkede iki önemli yargılama var, biri Silivri’de görülüyor, biri Diyarbakır’da JİTEM davasında görülüyor, Cemal Temizöz yargılanıyor. Şimdi, bakıyoruz orada ne açığa çıktı? Silivri’dekinin geldiği boyut ortada. Ülkenin yarısı orada yapılan yargılamanın haksız olduğunu düşünüyor. Bu, bu pratiği sergileyenler için bir artı değildir, bir eksidir. Peki, Diyarbakır’dakine bakıyoruz. Diyarbakır’da her şeyi göze alarak, 90’lı yıllarda yaşadıkları çok açıkken, yani gözleri önünde insanlar infaz edilmişken, kardeşlerini, çocuklarını kaybetmişken, köyleri boşaltılmış, evleri yakılmış, hayvanları diri diri yakılmışken terk edenler, her şeyi göze alarak savcılıklara, yerel savcılıklara gidip başvurularda bulundular, suç duyurusunda bulundular.

Peki, şu an gelen aşama nedir? Şu an o insanlar, o tanıklıkları yapanlar, bu davanın açılmasına vesile olanlar ya da bu dava açıldığında bir umut taşıyıp gidip savcılıklara başvuranlar tek tek gelip mahkemede ifadelerinden vazgeçiyorlar, çünkü korunamıyorlar. Niye korunamıyorlar? Çünkü bu insanların yapılan yargılama ve gözaltına alınan, tutuklanan insan sayısı ne yazık ki bu yargılamanın sağlıklı yürüyebilmesi için yeterli değil. Bunların uzantıları, çeteler dışarıda ve bu insan bu ailelerimiz üzerinde baskı yapıyorlar ve Diyarbakır’daki duruşma, JİTEM davası da bir aklama duruşmasına dönüşüyor.

Peki, araştırabiliriz. Başka ne olabilirdi? Bu ülke insanın son otuz yılda neler yaşandığını bilme hakkı yok mudur? Vardır, hem de çok açık bir şekilde bilme hakkı vardır. Televizyonu açtığında sadece yaşanan çatışmalar ve verilen kayıplar eksenli bölgede neler yaşandığını bilen insan sayısı bu ülkede çok fazladır. Sadece çatışma eksenli yansıyoruz haberlere. “Bölgede bir yürüyüş oldu, çatışma yaşandı, şu kadar insan gözaltına alındı.” işte “Başbakan protesto edildi, şu kadar insan gözaltına alındı.” Sadece gözaltı haberleriyle yansıyoruz. Peki, bu insanlar ne yaşadılar, niye sokaktalar diye bir tek yayın yapılmıyor.

Tabii şunun da hakkını vermemek lazım. İktidar, bunu dizilere havale etti, diziler aracılığıyla kamuoyunu bilgilendirmeye çalışıyor. Bu da yanlış. O diziler o coğrafyada yaşanan gerçekliğe de ışık tutmuyor, kenarından, köşesinden bile geçemiyor. Şunu ifade edelim: Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlarla ilgili, evet, bir mesafe katedildi. İnsanlar bunu biliyorlar. Bir toplumsal kabul de var, bir hoşgörü, bir öngörü de var. Evet, bu aydınlatılmalı, orada yaşananlar bu kadar ağırsa aydınlatılmalı. Peki, orada yaşananlar başka cezaevlerinde yaşanmadı mı? Yaşandı, Mamak’ta da yaşandı. Peki, ne oldu? Oradan ülkenin son otuz yılını etkileyen bir süreç çıkmadı. Diyarbakır Cezaevi’nde, evet, çok ağır insan hakları ihlalleri yaşandı ama çok büyük bir direniş de yaşandı. Onu diğerlerinden farklı kılan buydu. Peki, geçmişe ayna tutacağız hep beraber, buna hazır mıyız, böyle bir komisyon kurmaya hazır mıyız? Türkiye toplumu buna hazır ama AKP İktidarı hazır değil. AKP İktidarı “değişim”, “dönüşüm” diyerek Türkiye’de bu kadar kabul gördü. “Değişim”, “dönüşüm” dediği için otuz yıl sonra insanlar Anayasa’nın değişebilme ihtimalini bu kadar derin bir şekilde tartıştılar, konuşuyorlar. Evet, çözüm için toplumsal kabul, mutabakat ve çözüm noktasında ortak irade kesindir, olması gerekendir. Peki, niye bunu doğru kullanamıyoruz, niye doğru kanalize edemiyoruz, niye Türkiye halklarının çıkarına kullanmıyoruz? Türkiye halkları zarar görüyorlar, çünkü orada neler yaşandığını bilmiyorlar.

Bu ülkede 5233 sayılı Yasa’yla -Sayın Bakanım da bilir- birçok insana para ödendi, süreçten zarar görenlere; hem mağdurlara tazminat ödendi hem de bunun açığa çıkarmış olduğu tartışmalar da bir şekilde giderildi, çünkü Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde çok dava birikmişti. Yasa çıkarıldı, şimdi o dosyalar yerellere geldi, komisyonlar kuruldu ama Türkiye kamuoyu hâlâ bilmiyor, kaç insan evinden alınıp bir daha geri dönemedi, kaç aileye tazminat ödedi Türkiye? Türkiye kamuoyu hâlâ bilmiyor, cezaevinde kaç insan katledildi, kaç insana işkence gördüğü için tazminat ödendi? Bunu devlet ödedi. Bakın, şikâyet dolayısıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurular dolayısıyla Türkiye mahkûm edilip ceza ödemedi. Kendi iç hukukumuzda bir yasa çıkardık, bu yasa dolayısıyla vatandaşlar gidip başvuru yaptılar, çok ağır sonuçlar çıktı. En ağır sonuçlardan biri de bir insan yaşamı için 14 bin lira, 15 bin lira verilmesiydi. İnsanlar başvuru yaptılar ama Türkiye kamuoyu bilmiyor. Türkiye kaç insan için yaşamının bedeli karşılığında ailelere para ödedi? Bu insanlar nerede yaşıyorlar, ülkenin neresinde yaşıyorlar? Madem tazminat ödeyecektiniz, bu süreçler yüzleşmeden sonra olur. Yüzleşirsiniz, dersiniz ki: “Evet, otuz yıldır orada bir çatışma ortamı var, şiddet var, iç savaş var, savaş var. Bu süreçte insanlar zarar gördüler. Doğup büyüdükleri, rüyalarını gördükleri mekânlardan uzaklaştılar. Çocuklarını, evlatlarını kaybettiler, her şeylerini kaybettiler ama şimdi ortak vatanda eşit, özgür birliktelik için hâlâ samimi bir irade ortaya koyuyorlar.” O zaman yapmamız gereken nedir? Türkiye’de “değişim”, “dönüşüm” deniyorsa, siyasi iktidar bu noktada hâlâ iktidarını koruyabiliyorsa… En son örneğini 12 Eylülde gördük, 12 Eylül referandumunda da siz çıkıp “Yüzleşeceğiz.” dediniz, “Geçmişten hesap soracağız.” dediniz. Biz ifade ettik, “Bütün darbeciler kendilerini korumuştur, o yüzdendir ki hakikat komisyonları kurulduktan sonra çalışamazlar. Çünkü zaman aşımı vardır, çünkü kendilerini affedecek yasal düzenlemeleri de yapmışlardır bunlar. Gelin, bunları, bu uygulamaları da kaldırın.” dedik. “Hayır…” Peki, ortaya çıkan ne? Sayın Bakan ifade ediyor, Adalet Bakanı: “Ama bakın Türkiye konuşuyor.” Tamam, Türkiye konuşuyor, biz bunun farkındayız ve Türkiye’deki her kesim konuşuyor. Madem her kesim konuşuyor, o zaman en önemli adımlardan biri, Parlamentoda bulunan tüm siyasi temsiliyetlerin ortak kuracağı bir komisyonla geçmişe ayna tutmak değil midir, siyasi cinayetleri araştırmak değil midir, katliamlara vesile olan…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ata.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Bir dakika vermeyecek misiniz?

BAŞKAN – Hayır, süreniz doldu. Karar aldık, süre bittiği anda tamam.

AYLA AKAT ATA (Devamla) – Karara yetişememişim Sayın Başkan.

Sanırım anlaşılır olmuştur. Tüm arkadaşları saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin aleyhinde Malatya Milletvekili Sayın Öznur Çalık.

Buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; 8’inci Cumhurbaşkanımız Rahmetli Turgut Özal, eski Maliye Bakanımız Adnan Kahveci ve Orgeneral Eşref Bitlis Paşa’mızın ölümleriyle ilgili BDP’nin vermiş olduğu araştırma önergesi üzerine söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekillerim, Sayın Başkanım; öncelikle şunu söylemek isterim ki bu araştırma önergesinin aleyhinde söz almış bulunmakla birlikte mutlaka araştırılması gerektiğini söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum ama Meclisin son çalışma dönemine geldiğimiz bugünlerde bu kadar kısa sürede bu araştırma önergesinin anlamlı olmayacağını ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, rahmetli Turgut Özal, dünyaya yaymış olduğu enerjisiyle ve birikimiyle “Türkiye’deki sorunları çözmek üzere neler yapabiliriz?” diye düşündüğünde, rahmetli Maliye Bakanımız Adnan Kahveci’ye ve Orgeneral Eşref Bitlis’e terör sorunuyla alakalı bir çalışma yapmak ve rapor hazırlamak üzere talimat veriyor. Bu talimatların arkasından ayrı ayrı raporlar aldıktan sonra rahmetli Özal, hem Eşref Bitlis’e hem de Maliye Bakanımız Adnan Kahveci’ye “Bu defa beraber oturun ve birlikte bir rapor hazırlayın.” diyor. Bu hazırlanacak olan raporun hemen akabinde, on iki gün arayla hem Adnan Kahveci’yi hem de Orgeneral Eşref Bitlis’i kaybediyoruz. Bu kayıplar, 5 Şubat 1993’te eşiyle birlikte elim bir trafik kazası geçiren Adnan Kahveci ve bir uçak kazasında kaybettiğimiz Orgeneral Eşref Bitlis ve  ne hazindir ki 17 Nisan 1993’te de Malatya’nın ve Türkiye’nin gururu rahmetli Turgut Özal.

Bu süreç çok manidardır ve mutlaka araştırılması gereken bir süreçtir. Hiçbir şeyin gizli ve saklı kalmaması gerektiğini düşünüyoruz ama bunu -tekraren söylemek istiyorum- sürecin darlığı dolayısıyla, Meclisteki çalışma yoğunluğumuz dolayısıyla ileriki dönemlerde mutlaka araştırmamız gerektiğini düşünüyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu vesileyle rahmetli Özal’dan ve yaptıklarından kısaca bahsetmek isterim:

Turgut Özal Türkiye’nin kaderini değiştiren ve “Çağ atlayan Türkiye.” düşünü zihinlerimize inançla ve yeniden yerleştiren bir devlet adamıdır, devletini ve milletini kucaklamayı başaran bir siyasetçidir, pek çok önemli politik figürü bu topraklara kazandırmış, Malatya’mızın bağrından çıkıp gelmiş ve bir Malatya Milletvekili olarak benim ve tüm Malatyalıların, tüm Türkiye’nin gururu olmuştur. Berrak, çok kapsamlı bir düşünür ve önemli bir hamle adamı olarak rahmetli Özal’ı bizler de hâlâ ilk günkü gibi saygıyla ve minnetle anıyoruz.

Rahmetli Turgut Özal cumhuriyet tarihinde çığır açmış büyük bir liderdi. Sevenleri elbette ölümü ona yakıştıramadılar.

Rahmetli Adnan Kahveci Türkiye'nin geleceğine büyük hizmetler yapabilecek deha derecesinde zekâ ve ileri görüşe sahip bir insandı, eşiyle birlikte feci bir trafik kazasında kaybettik, yakışan bir ölüm olmadı. Yine rahmetli Eşref Bitlis de aynı şekilde. Sevilen insanlar hakkında böyle hisler olmasının elbette insani bir tarafı vardır fakat ne mutlu ki biz bu insanlarımıza öldükten sonra değil, yaşarken de sahip çıktık, binlerce kere şükür olsun.

Turgut Özal’ın başta olmak üzere diğer şahsiyetlerin ölümlerinin araştırılmasıyla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımız zaten bir soruşturma başlatmış vaziyette ve bu başlatılan soruşturmayı da hep beraber yakinen takip ediyoruz.

Özal ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, teşebbüs özgürlüğünden yana oldu, felsefesi, temel dayanağı bu dört nokta oldu. Özal bunları sağlamadan kalkınmanın da demokrasinin de güvenliğin de sağlanamayacağına inanıyordu. Turgut Özal bu değişimi en iyi okuyan liderlerden biri olarak Türkiye'yi yeni uluslararası sisteme hazırladı. Bu bağlamda da kendini “çağdaş” diye nitelendiren statükocuların her türlü direnişlerine ve saldırılarına rağmen siyasetten ekonomiye ve dış politikaya uzanan geniş yelpazede değişimi ana dinamik olarak Türk siyasetinin merkezine taşımıştır.

Bu bağlamda Turgut Özal değişimi üç özgürlük üzerine inşa etmiştir: İfade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti ve serbest teşebbüs olan bu üç özgürlük aslında Türk demokrasisinin yeniden yapılanmasında ve uluslararası standartlara ulaşmasında ana referans noktaları olmuştur. Gerçekte bu üç özgürlük günümüzde çağdaş demokrasilerin yer çekimleri konumundadır. Bu üç özgürlük bugün için biri diğerine asla feda edilemeyecek kadar kurucu öğeler durumundadır.

Turgut Özal devlet -toplum- birey ilişkilerinin yeniden tanımlanmasına aracılık etmiştir. Böylece Türkiye'de kamplaşma ve ideolojiler geride kalmıştır. Bununla birlikte Türkiye dışa açıldı. Özal özgürlükçü düşüncesinin temeline bireyin devlet için değil, devletin birey için var olduğu anlayışını oturttu. Ona göre devlet, özgürlüklerin kurumsallaşması ve yerleşmesi için araçsal bir mekanizmaydı. Devlet milleti için vardır, milletine hizmet eder, adam etmez. Ayrıca, Özal’la birlikte değişim, artık, devletin belirli bir ideolojiyi ve yaşam biçimini dayattığı bir süreç olmaktan çıktı, toplumun tüm kesimlerini içine alan bir boyut kazandı. Bu bağlamda, Özal değişime direnç gösteren tüm kesimlere rağmen “İcraatın İçinden” programlarıyla -hepiniz hatırlayacaksınız, elindeki kalemiyle- bize değişen Türkiye’yi sabırla anlatmaya devam etti.

Bir başka boyutuyla Özal, 1980 öncesi ideolojik olarak kutuplara ayrılan düşüncelerin buluşmasına da öncülük etti. Özal, şahsında ve uyguladığı politikalarda sağ, sol, liberal ve muhafazakâr kesimlerin buluşmasına hizmet ederek toplumun kaynaşmasına da katkıda bulundu. Dolayısıyla, rahmetli Özal bütün enerjisini Türkiye’nin dışa açılmasına, küresel dinamiklerle rekabet edebilmesine, içeride ve dışarıda demokratik kredibilitesinin yükseltilmesine harcamıştır. Bu bağlamda Özal dış politikada ideolojik değil, pragmatist ve barışçıl bir yol izlemiştir. Özal, Amerika’da, Avrupa Birliği ve bölge ülkeleriyle aktif ve çok taraflı dış politika izleyerek Türkiye’nin ekonomik ve siyasi alanda rekabet gücünün artmasına vesile olmuştur.

Ancak o dönem maalesef Özal’ın vizyonunu ve enerjisini anlayamadık, yaşarken hakkını teslim edemedik. Hepiniz hatırlayacaksınız, demokrasiyle, Meclisin yapmış olduğu seçimle Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ne oturduğunda dışarıdan konuşanların hangi cümleleri sarf ettiğini hepiniz biliyorsunuz. Oysa bugün için Özal’ı anlamanın en büyük erdemi, kanımca, değişime seyirci kalmak yerine Türkiye’nin değişimine ve açılımlarına katkıda bulunmaktan geçiyor. İşte, tam da bu noktada biz AK PARTİ olarak bu değişime ve dönüşüme katkıda bulunacak herkese sahip çıktığımız gibi, milletin adamlarına, Adnan Menderes’e, Turgut Özal’a, Adnan Kahvecilere, Orgeneral Eşref Biltis’e de sahip çıkıyoruz ve dün nasıl onlara sahip çıktıysak, bugün sahip çıkmanın memnuniyetini yaşıyoruz ve ben bu duygu ve düşüncelerle, demokrasimizin çok önemli mihenk taşlarından biri olan rahmetli Özal başta olmak üzere, Adnan Kahveci’ye, orgeneral Eşref Bitlis’e bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum ve BDP’nin vermiş olduğu bu araştırma önergesinin -bugün, Meclisin zamanının yetersizliğinden dolayı ötelenmesi- aleyhinde söz almış bulunuyorum ve tekrar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Olmadı, olmadı.

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Tam bağlayamadınız, güzel bir konuşma ama bağlayamadınız.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Grup önerisinin lehinde Muş Milletvekili Sırrı Sakık.

Sayın Sakık, buyurun efendim.

SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; biz de bu önergeyle ilgili grubumuz adına buradayız. Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum.

Evet, yıl 1993, dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis 17 Ocak 1993’te bir uçak kazasında yaşamını kaybediyor. Yine, dönemin İstanbul Milletvekili Adnan Kahveci, eşi ve çocuklarıyla 5 Şubat 1993’te bir trafik kazasında yaşamını yitiriyor. Yine aynı yıl, 17 Nisan 1993, 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal yaşamını yitiriyor ve yine aynı yıl içerisinde 33 asker Bingöl’de katlediliyor.

Şimdi, biraz önce burada konuşan Malatya Milletvekili Sevgili Öznur Çalık rahmetli Özal’la ilgili çok önemli şeyler söyledi, rahmet diledi. Rahmet yetmiyor, araştıracağız, bulacağız. Bu üç ölüm, kara yıl; ne oldu, nasıl öldüler, nasıl öldürüldüler? Bu ülkenin geçmişi karanlık.

Sayın Başkan, sevgili parti büyüklerimiz eğer bizi dinlerlerse mutlu oluruz yani önemli bir şeyi konuşuyoruz, Özal’ı konuşuyoruz. Siz de onların döneminde bakanlık yaptınız, o partide bulundunuz ve kulak verirseniz sevinirim.

Şimdi…

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Dinliyorlar.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Size yakışmıyor onları savunmak.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Savunmuyorum, hiç kimseyi savunmuyorum.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Burası bir kahve değil.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Bakın, kimse konuşmuyor.

SIRRI SAKIK (Devamla) - Sırtlarını bize dönmüşler, bir bütün olarak oturuyorlar ve önemli bir şey konuşuyoruz.

AYŞE NUR BAHÇEKAPILI (İstanbul) – Sayın Sakık, kimse konuşmuyor, herkes sizi dinliyor, kimse konuşmuyor.

SIRRI SAKIK (Devamla) – Bakın, o dönemde, Özal… Yıl 1993 ve PKK tek taraflı bir ateşkes süreci de yaşatıyor ve yeniden çatışma ortamı olabileceğini… Rahmetli Özal bizi çağırdı, biz bir grup milletvekili olarak gittik, Köşk’te oturduk, uzun uzun sohbet ettik, “Siz gitmelisiniz, risk almalısınız. Gidip eğer süreci yani ateşkes sürecini uzatabilirsek bu süreci, silahı ve çatışmayı gündemden düşürebiliriz ama risklidir, sizi hedef alabilirler, beni de hedef alabilirler.” dedi. O günkü toplantıda bulunan arkadaşlarımız, hepsi tanıktır, “Bizi öldürebilirler, sizi de öldürebilirler. Yanınıza ANAP’tan, DYP’den milletvekillerini alın, Şam’a gidin.” dedi ve biz bunu yaptık, geldik, ANAP’tan, DYP’den milletvekilleriyle görüştük ama hiçbiri bizimle o süreci paylaşmadı. Biz, evet, rahmetli Özal’ın önerisi üzerine Şam’a gittik. Ateşkes süreci başlamıştı ve bir gün sonra -Sayın Talabani de o süreç içerisindeydi çünkü buradaki görüşmede Sayın Turgut Özal bize “Talabani de sizi orada bekliyor.” dedi- biz yemekteydik, radyodan bir haber: “Özal öldü.” dedi.

Şimdi, bakın, bu kadar tesadüfler olamaz. Dönemin aktörlerinden Jandarma Genel Komutanı bir rapor hazırlıyor, Özal’a bir rapor sunuyor, Adnan Kahveci Özal’a bir rapor sunuyor ve diyorlar ki: “Artık, çatışma süreciyle bu sorun çözülmez, Türkiye’de kangren olan bir Kürt sorunu var, bunun çözülmesi gerekir.” ve Eşref Bitlis’in Özal’a sunduğu bir başka rapor var. Bu raporda, orada görev yapan 28 komutanın buradan nemalandığını ve burada bir rant sağladığını Özal’a sunuyor ve sonrasında, Eşref Bitlis yaşamını yitiriyor, Özal yaşamını yitiriyor ve Adnan Kahveci, 3 aktör yaşamını yitiriyor.

Biz o haberi aldığımızda, evet, Sayın Öcalan aynen şunu söyledi: “Öldürdüler. Göreceksiniz, size de yönelecekler; göreceksiniz, benimle de ilgili suikast yapacaklar.” Evet, geldik, rahmetli Özal öldü, biz saldırıya maruz kaldık, bir milletvekili arkadaşımız öldürüldü, buradan, bizim dokunulmazlıklarımızı kaldırarak, bizi alıp götürdüler, cezaevlerinde uzun süre kaldık ve yine aynı dönemde, Öcalan’a Şam’da suikast yapıldı. Suikast yapılmadan önce, suikastı yapanlar, bunu örgütleyenler Çiller ve Güreş ekibiydi ama aynı Parlamentodan bize haber geldi: “Öcalan’a karşı suikast olacak, aman haberiniz olsun.” Haberi getiren de bir siyasi partinin önemli bir şahsiyeti ve bakanlık yapmış bir arkadaşımızdı ve haberi gönderen de bir partinin genel başkanıydı ve Öcalan oradan ayrıldıktan yarım saat sonra bombalar patladı. O gün bugündür Kürt sorunu bir türlü çözülmedi ve yıllardır acı dolu yıllar yaşıyoruz.

Bakın, Oral Çalışlar, Suudi Arabistan’dan döndükten sonra, 27 Mart 2007 tarihinde, Sayın Başbakana “Hrant Dink benim arkadaşım, Hrant Dink benim meslektaşım. Bunun katillerini bulun.” diyor. Sayın Başbakan ne diyor biliyor musunuz: “Beni de tehdit ediyorlar, beni de öldürecekler.” diyor ve dönemin Sabah gazetesi genel yayın yönetmeni, dönüyor, soruyor “Kim sizi tehdit ediyor?” Bu olay Genelkurmayın 27 Nisan muhtırasından sonra oluyor, diyor ki: “Siz bunu çok iyi bilirsiniz.” Bakın, Sayın Başbakan bile “Siz bunu çok iyi bilirsiniz.” diyor ve Sayın Başbakanın da hayatının tehlikede olduğunu bizzat Sayın Başbakanın ağzından duyuyoruz ve son, önemli bir şey: İmralı’dan gelen bir notta aynen şöyle söylüyor Öcalan, önemli bir siyasi aktör, diyor ki: “Ben de burada öldürülebilirim, Başbakanı da öldürebilirler ve ihtilal de olabilir.” ve Özal da böyle bir süreçte öldürüldü.

 Şimdi, bunların hepsi yılların deneyimi, bunları araştırmak hepimizin görevi ama biz bunları araştırmak yerine, bunlara çıkıp rahmetler diliyoruz ama gerekeni yapmıyoruz.

Ben istedim ki sevgili arkadaşlarım dinlesin ama kızdılar, sırtlarını dönüp gittiler. Onların tuzu kuru, onların böyle bir sorunu yok, onlar bu sorunlarla ilgilenmiyor.

Bakın, Toplumsal Bellek Platformu geliyor, burada, bu faili meçhul cinayetlerde yakınlarını kaybedenler çıkıp geliyorlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonuna dert yanıyorlar ve ne söylüyorlar? Özge Mumcu anlatıyor, diyor ki: “Biz anlatırken en çok Zafer Üskül ağlamaya başladı, o bizden daha çok ağladı.” Peki, ağlayacağınıza gelin, hep birlikte bir komisyon oluşturalım, bunun gereğini yapalım ve ne diyor? Sonra diyor ki… Yine Meclis araştırma önergelerini, bu faili meçhul cinayetlerle ilgili önerge getirdiğimiz için -her zaman da getiriyoruz- Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkan Vekili Suat Kılıç kalkıp CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza’ya gidiyor, “Aslında, sizin önergenizi destekleyebilirdik ama bakın, Sırrı Sakık neler söylüyor, bunun ucu nereye gidebilir?” diyor. Şimdi, demokraside bu kadar çifte standart olabilir mi? Sırrı Sakık, bu ülkede bütün faili meçhullerde yaşamını yitiren herkesi kardeş olarak kabul ediyor ve bunların katillerinin bulunmasını talep ediyor. Siz “3-5 aydının katillerini bulalım.” diyorsunuz ama geri kalan 17.500 kişinin faillerinin bulunmaması için de sürekli önergelerimizi reddediyorsunuz.

Yine, bakın Öcalan ne diyor? Diyor ki: “Bizim soruşturmalarımızı sürdüren askerler aynen şöyle söylüyorlardı: ‘Siz eylemsizlik kararı aldınız –son kitapta bunlar yazılıyor- ama siz savaşı tırmandırmazsanız sizin gücünüz ortaya çıkmaz, savaş talimatı verin.’ diyor.” Bunu söyleyen kim? Orada o dönem soruşturmayı yapan yetkililer. İşte, böyle bir ülkede yaşıyoruz, faili meçhullerin adresleri belli. Onun için, sizi anlamakta da gerçekten zorlanıyoruz yani bu faili meçhul cinayetlerin mimarları belli, adresleri belli ama siz niye tepki gösteriyorsunuz, niye reddediyorsunuz, onu anlamakta da zorlanıyorum.

Sizin heykele, içkiye ayırdığınız zamanı faili meçhul cinayetlere…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SIRRI SAKIK (Devamla) - …Özal’ın, Eşref Bitlis’in, Adnan Kahveci’nin ölümüne ayırsanız, eminim ki bu ülkeye çok büyük katkılarınız olur.

Hepinize teşekkür ediyorum. Önergemize, diliyorum ki olumlu oy verirsiniz. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım…

BAŞKAN – Evet Sayın Çalık.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkanım, konuşmacımızın bir sataşması var.

BAŞKAN – Ben Sayın Sakık’ı dinledim, sadece “Araştırma önergesine destek verin, rahmet dilemekle yetindiniz.” dedi.

SIRRI SAKIK (Muş) – “Destek verin.” dedim.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Ama, sadece rahmetle anmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Efendim?

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sadece rahmetle anmıyoruz, araştırılmasını da tabii ki istiyoruz ama seçime üç ay kala zamanda değil.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Desteğinizi bekliyoruz.

BAŞKAN – Sayın Çalık, burada bir sataşma falan yok yani genel itibarıyla bir konuşma var burada.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Sayın Başkan, bunu zamanında yapmış olsalardı yani geçmiş dönemlerde. Bunca zaman, üç buçuk yıldan beri Meclisteyiz, dördüncü yılımız geliyor ve…

BAŞKAN – Sayın Çalık, siyasette bu kadar ince konuşmalar falan olur. Burada bir şey yok yani. O zaman devamlı kürsüye milletvekilleri inip çıkacaklar.

Teşekkür ederim.

ÖZNUR ÇALIK (Malatya) – Hayır, biz rahmetle anıyoruz, onlar da ansınlar rahmetle tabii ki.

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – En azından siz destekleyin Öznur Hanım.

BAŞKAN – Rahmetle anmak, evet, herkesin görevi. Millet rahmetle anıyor, problem yok.

Grup önerisinin aleyhinde, Van Milletvekili İkram Dinçer.

Sayın Dinçer, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İKRAM DİNÇER (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Barış ve Demokrasi Partisinin grup önerisi aleyhinde söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bu grup önerisinde, Türkiye’ye büyük emekleri olan, başta rahmetli Turgut Özal’ın ismi geçiyor. Tabii ki ona rahmet dilemeden geçmek mümkün değil. Ben huzurlarınızda Sayın Özal’a Allah’tan rahmet diliyorum. Keza, demokrasi şehidi olarak bildiğimiz Adnan Menderes’e Allah’tan rahmet diliyorum. Öneride ismi geçen merhum Adnan Kahveci’ye Allah’tan rahmet diliyorum. Yine, Türk ordusunun değerli şahsiyetlerinden merhum Eşref Bitlis’e Allah’tan rahmet diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, benden önce Malatya Milletvekilimiz Sayın Çalık da ifade ettiler, biz elbette ki bir araştırma komisyonunun kurulmasından yanayız, karşı değiliz ama zaman itibarıyla, bunun bu saatten sonra çok uygun olmayacağını yüce Meclisimiz çok iyi bilmektedir. Neden? Şurada iki ay sonrasına kadar belki çalışırız, ondan sonra da 23’üncü Dönem Meclisimizin görevi bitmiş olacak.

Değerli arkadaşlarım, AK PARTİ iktidarları döneminde Türkiye’de hemen hemen faili meçhul olay kalmamıştır ve Hükûmetimiz, cesaretle bu konuların üzerine giderek faillerini elbette ki adaletin önüne çıkarmıştır.

KADİR URAL (Mersin) – Atakent Belediye Başkanını öldürenlerin hâlen faili bulunamadı Sayın Vekilim. “Faili meçhul cinayetleri çözdük.” diyorsunuz da, gözünüzü seveyim, yani daha çözülemedi hepsi.

İKRAM DİNÇER (Devamla) - Hemen hemen çözülmeyen kalmadı Sayın Vekilim.

KADİR URAL (Mersin) – Ha, yani “Çözülmeyen kalmadı hemen hemen.” diyebilirsiniz de “Hepsini çözdük.” demeyin.

İKRAM DİNÇER (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, tabii ki bu konular önemli konulardır. Yeri ve zamanı geldiği vakit bu konularla ilgili çalışmalar da inşallah önümüzdeki dönem yapılacaktır. Şu anda toplumumuzun büyük ekseriyeti, esnafımız, tüccarımız, mükelleflerimiz, iş adamlarımız, kurumlarımız, gündemimizde olan torba yasanın bir an evvel yasalaşarak çıkmasını beklemektedir. Dolayısıyla önümüzde, Meclisimizin gündeminde bu kadar önemli bir yasa varken elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak buna kilitlenmek durumundayız çünkü toplumun bu konuda büyük bir beklentisi vardır.

Değerli arkadaşlarım, esnaf, tüccar, mükellef, bu borçların yeniden yapılandırılmasını beklemektedir ve hakikaten bir kısım esnaf ve tüccarımızın anaparanın çok daha ötesinde, onlarca kat üstünde tahakkuk eden borçları ödeyemeyecek duruma gelmiş olmalarından dolayı bu kanunun bir an evvel görüşülmesi ve sonuçta yasalaşması gerekmektedir.

Keza, malumlarınız olduğu üzere, sosyal güvenlikle ilgili konular var bu torba yasanın içerisinde, askerlik konuları var, belediyelerimizin alacakları var, organize sanayi bölgelerinin yönetim konuları var. Kısacası, sulama birlikleri, tarım, turizm, kalkınma ajanslarının alacakları gibi hayati konular vardır ki inşallah önümüzdeki on-on beş günlük süreçte bunu görüşeceğiz ve aziz milletimizin istifadesine sunacağız değerli arkadaşlarım.

Değerli arkadaşlar, ben, Barış ve Demokrasi Partisinin önergesinin aleyhinde söz aldım ve neden aleyhinde olduğumu da burada zamanlama açısından ifade ettim.

Yüce Meclise saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Avrupa Birliği Uyum ve Anayasa Komisyonları Raporları (1/883) (S. Sayısı: 568)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile  benzer mahiyetteki 59 kanun teklifi ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe komisyonları raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün; Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk ve 17 Milletvekilinin; Ankara Milletvekili Zeynep Dağı’nın; Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un; Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz ve 29 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam ve 25 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 6 Milletvekilinin; Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün; Hatay Milletvekili Süleyman Turan Çirkin ve 4 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’ın; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Adana Milletvekili Yılmaz Tankut ve 10 Milletvekilinin; Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın; Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Tokat Milletvekili Reşat Doğru ve 2 Milletvekilinin; İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in; Giresun Milletvekili Eşref Karaibrahim’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın; Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve  Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ve 6 Milletvekilinin; İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın; Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin; Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu ve Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir Milletvekili Oktay Vural ile Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın; Kocaeli Milletvekili Eyüp Ayar ve 2 Milletvekilinin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın; Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili Mersin Milletvekili Mehmet Şandır ile 1 Milletvekilinin; Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun; Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekili İzmir Milletvekili Oktay Vural’ın; Bolu Milletvekili Fatih Metin ve 2 Milletvekilinin; Trabzon Milletvekili M. Akif Hamzaçebi’nin; Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak ve 2 Milletvekilinin Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111, 2/134, 2/175, 2/235, 2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (x)

BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Sayın milletvekilleri, dünkü birleşimde İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının birinci bölümünde yer alan 12’nci maddesi kabul edilmişti.

Şimdi birinci bölümde yer alan diğer maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

13’üncü madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

 Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 13'üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan "% 25'i" ibaresinin "%15'i" şeklinde, "75'i" ibaresinin "85'i" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

Mustafa Kalaycı

 

Manisa

Mersin

Konya

 

Münir Kutluata

Mehmet Günal

Kadir Ural

 

Sakarya

Antalya

Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 13'üncü Maddesinin 1'inci fıkrasındaki "safhasından" ibaresinden sonra "kesinleşmiş davalar dahil" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sebahat Tuncel

Nezir Karabaş

Hasip Kaplan

 

İstanbul

Bitlis

Şırnak

 

Sırrı Sakık

Hamit Geylani

 

 

Muş

Hakkâri

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan; Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı'nın 13'üncü maddesinin 1'nci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

Harun Öztürk

Bülent Baratalı

 

İstanbul

İzmir

İzmir

 

Şevket Köse

Sacid Yıldız

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

 

Adıyaman

İstanbul

Malatya

                                  

(x) 606 S. Sayılı Basmayazı 26/01/2011 tarihli 53’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

"Sigortalı İşten Ayrılış Bildirgesi'ni sigortalılığın sona ermesini takip eden on gün içinde vermeyen, ancak bu 10 günlük süre içerisinde aylık prim ve hizmet bildirgesi vermiş olanların, 31.12.2010 tarihine kadar ki bu eylemlerine idari para cezası uygulanmaz. Uygulanmış olanların takip ve tahsilinden vazgeçilir."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Köse konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Köse, buyurun.

ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; verdiğimiz önerge hakkında söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, dün sabah, açlığa mahkûm olmamak için ekmek peşinde koşarken Beypazarı’nda ekmek uğruna şehit olan, ekmek şehidi mevsimlik tarım işçilerini rahmetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar, Hükûmet “Kriz Türkiye’yi teğet geçti.” demesine rağmen, gerçeğin tam tersi olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Esnaftan emekliye, öğrenciden memura, ev hanımından çiftçiye kadar ülkemizdeki bir grup hariç herkes krizden nasibini almıştır. Krizin bu denli derinden hissedildiği ülkemizde, halkımızın borçlarını ödemesi konusunda sorun yaşaması elbette normaldir. Şimdi size sormak istiyorum: Evine ekmek götüremeyen, siftahsız kepenk indiren esnaf sosyal güvenlik ödemesini nasıl yapacaktır?

Değerli milletvekilleri, dün 12 yurttaşımız günlük 25 lira için canından oldu, neden? Çünkü kriz onları teğet geçmedi de ondan. Çünkü onlar topraklarını bırakıp, dükkânlarını kapatıp mevsimlik tarım işçisi oldular.

Bakınız, mazot 3 lirayı geçti, gübre ateş pahası. Peki, çiftçiye verilen destek yeterli mi? Elbette hayır. Şimdi, sormak lazım: Bu durumda çiftçi tarımsal sulamada kullandığı elektrik borcunu nasıl ödeyecek? Çiftçi borcunu zaten ödeyemedi, hacizlik oldu, sonrasında da mevsimlik tarım işçisi konumuna geldi.

Sayın milletvekilleri, bu konuda, bu kürsüde Adıyaman ilini hep örnek veriyorum çünkü AKP İktidarı Adıyaman’da tütünü öldürdü, Tekeli kapattı, Adıyaman’ı teşvikte geriye attı, esnafa ve çiftçiye yeterince destek vermedi ve bunun sonucunda Adıyaman’ın çoğu mevsimlik tarım işçisi oldu. Hiç şüphesiz Adıyaman gibi, ülkemizde çok sayıda başka illerimiz de vardır.

Sayın Başkan, değerli milletvekillerim; işte, Hükûmet ülkemizin ekonomisini ne yazık ki bu hâle getirdi, şimdi de iktidar “Ödemelerini yapamayanları affediyorum.” diyor. Şunu da hemen belirtmek istiyorum: Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak getirilen bu affa karşı değiliz, tam tersi, destekçisiyiz. Halkın ödemelerinde sorun yaşaması söz konusu olduysa, böyle bir affa ihtiyaç varsa elbette ki af çıkarılmalıdır, biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak destekleriz ancak bu konuda iki temel sorun bulunmaktadır:

İlk sorun, düzenli ödemelerini yapan yurttaşlarımızın mağdur konuma getirilmesidir. Yani zamanında ödemesini yapmış, kıt kanaat geçinmesine rağmen borcunu ödemiş yurttaşlarımız bu yasayla cezalandırılmaktadır. Bu yasayla, mesela indirimler, taksitlendirmeler ve oranların azaltılması gibi çeşitli yöntemlerle ödemelerini zamanında yapmış yurttaşlarımıza kolaylık sağlanmalıdır.

İkinci sorun ise afların gelenek hâline getirilmemesidir. Afların gelenek ve alışkanlık hâline getirilmesi ekonominin dengesini bozar, bunun içinse Hükûmetin iyi bir ekonomi politikası uygulaması gerekmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP İktidarı döneminde vergiler çok yüksek ve adaletsizdir, çiftçiye verilen destek yetersizdir, esnaf ve sanayicinin ödediği primler haddinden fazla yüksektir; esnaf ve sanayici zor durumda, ayakta duramıyor; emeklinin intibak yasası hâlâ çıkarılmadı ve maaşı düşüktür, emekli geçinemiyor. Durum böyle olunca iktidar sürekli af çıkarıyor. Sürekli af çıkarmamak için halkın lehinde genel düzenlemeler yapmak gerekiyor. Bu anlamda biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Hükûmete sürekli uyarımızı yaptık. Bu konuda bakınız neler söylemişiz:

1) Halk zor durumda. Vergi istisnaları ve muafiyetlerini genişletin, dedik.

2) Vergiler adaletsiz, dolaylı vergilerin payını azaltıp doğrudan vergi payını artırın, dedik.

3) Çiftçinin tarımsal sulamada ödediği elektrik tarifesini düşürün, dedik.

4) Çiftçiye verdiğiniz destek oranlarını artırın, dedik.

5) Esnafa daha çok destek sunun, dedik.

6) Sanayiciyi dinleyerek teşvik paketi hazırlayın, dedik.

7) Taşeron işçiliğini kaldırın, dedik.

8) Sosyal güvenlik primleri çok yüksek, bunları indirin, dedik.

9) Emekliler için intibak yasası çıkarın ve aylıklarını yükseltin, dedik.

Bunların hepsini Hükûmete söyledik ama Hükûmet bunlara kulaklarını tıkadı, önerilerimizi görmezden geldi. Bu düzenlemeler yapılsaydı halkımız ödemelerini belki de rahatça yapabilecekti. Ekonomik krize karşı önlem alınmış olurdu belki bu konuda. Hükûmet sesimize kulak verseydi, belki de affa gerek kalmazdı.

Verdiğimiz önergenin kabul edilmesini diler, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köse.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 13'üncü Maddesinin 1'inci fıkrasındaki "safhasından" ibaresinden sonra "kesinleşmiş davalar dahil" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                Hamit Geylani (Hakkâri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Geylani, buyurun.

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anılan önerge üzerine grubum adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, torba yasaları, sistemlerin ve hükûmetlerin yumuşak karnıdır, bir oldubitti kültürüdür. Onun için, torba yasasından önce bu sistemin ve onun son hamisi konumundaki AKP Hükûmetinin hukuksuzluklarla dolu torbasına bakmak gerekir çünkü torba yasalarını görüştüğümüz bugün, sistemin torbasında binlerce hukuksuzluklar, insan hakları ihlalleri, faili belli ama yargılamasız kalan cinayetler ve çuvallar dolusu cinayet plan kanıtları görülüyor.

Bakınız, dün Genel Kurulda Mutki’de sızlayan kemiklerin cinayet kazılarını görüştük. Bakınız, bugün de Van özel yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından, 1994 tarihinde Şemdinli’nin Ormancık köyünde katledilen 12 yurttaşın Şemdinli Derecik Taburu’nun yerleşkesinde topluca gömülen cesetlerinin tespiti için, olayı yaşayan o dönemin askerinin tanıklığında kazı yapılmaktadır. Bu dramlar karşısında insan haklarından, demokrasiden, toplumsal barıştan ve etik siyasetten yana olan tüm demokrasi güçlerini, domuz bağlarıyla bağlı bu torbaların bağlarını çözmeye ve torbaların derinliğinde saklanan tüm kirli işleri açığa çıkarmaya çağırıyoruz. Ayrıca, bu gerçekleri açığa çıkaracak hakikat komisyonunun kurulmasına saçma gerekçelerle karşı koyanlar tarihe de halka da hesap vereceklerdir. Çünkü doğrular herkesi bağlar. Muhaliflerin doğruları üzerinde gerçekleri saklamak kimseye bir şey kazandırmaz ve kim doğruları söylüyorsa o kişi, kurum ve kuruluşlar da saygındırlar, gerçekler de ortadadır. Sistemin torbasını deştikçe yaşamın her alanına ilişkin kirlenmiş ve kokuşmuş siyaset planları ve toprağın altından savaş aygıtları fışkırıyor.

Değerli milletvekilleri, birkaç çifte standarttan da söz etmek gerekiyor. Bakınız, referandumda yüzde 95 oranında, Anayasa aldatmacasını boykot eden 55 bin Yüksekovalı yurttaşa 1 milyon 211 TL ceza kesilmiştir; her ne kadar görüştüğümüz bu torba yasasının 1’inci maddesinin (b) bendinde af kapsamına giriyorsa da sistemin hak, hukuk ve eşitlik anlayışını değiştirmiyor. Onun için burada altını çizerek vurgulama gereğini duydum çünkü tüm çağcıl hukuk normlarından boşaltılmış, Türkiye’deki darbe kanuniliğinin özü, mantığı, duruşu budur, Yüksekova örneğindedir. Yeni bir çifte standartla bu zorbalığı da sadece Yüksekova halkına dayatmanın anlamı da çokça derinlerde saklıdır ama Yüksekova halkı hiçbir zorbalığa bugüne değin boyun eğmedi ve bundan böyle de eğmeyecektir.

Bir çifte standart daha da yargıdan: İdamla yargılanan Hizbullah tutukluları yargının siyasallaştığı odakta mevcut yasaları bile arkadan, yandan dolanarak tahliye edildiler. Ondan sonra da, tahliye et, bir hafta sonra da müebbet cezaları onayla. Kimi kandıracaksınız? Kim buna “tarafsız hukuk” diyebilir? Ama öte taraftan Barış ve Demokrasi Partisinden halkın özgür iradesiyle seçilenler için sadece Kürt olduklarından dolayı bütün tahliye talepleri reddediliyor. Bu yasalılık sendromu üzerine Hakkâri Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu bir karar başta Yargıtaya, tüm yargı birimlerine ve siyaset erkine bir hukuk ve insan hakları dersidir. Kararın özeti şu: “Sanıklar Türkçe bildikleri hâlde ana dilleriyle ifade vermelerinin önünde hiçbir yasal engel yoktur. Hiçbir mahkeme kararıyla da ifadenin hangi dille verileceği konusunda bir karar verilemez.” diyor. Bu kararın bütün yargı kurumları, siyaset erki tarafından demokratik bir anlayışla algılanmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Geylani, teşekkür ederim.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Evet, önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 15.34

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 15.43

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 13’üncü maddesi üzerinde verilen Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 13'üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan "%25'i" ibaresinin "%15'i" şeklinde, "75'i" ibaresinin "85'i" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                     Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Yalçın konuşacak efendim.

BAŞKAN – Ordu Milletvekili Sayın Rıdvan Yalçın.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; görüşülen tasarının 13’üncü maddesi üzerindeki önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, uzun zamandır kamuoyunda büyük beklentiler oluşturan bir tasarıyı görüşüyoruz. Her şeyden evvel bu tasarının hazırlanış biçimine ilişkin ciddi eleştirilerimiz olduğunu ifade etmeliyim.

Değerli milletvekilleri, önergemizle, kamu alacakları bakımından idari para cezalarının yüzde 25’inin ödenmesi hâlinde kalan kısımlarının fer’ileri ile beraber ödenmeyeceğine ilişkin bir önerge. Biz önergemizde bu ”yüzde 25” olan ibarenin yüzde 15’e indirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu önergeyle belki daha uygulanabilir hâle getirmek amaçlanmaktadır, fakat değerli milletvekilleri…

Sayın Başkanım, salonda çok ciddi bir uğultu var. Bir ikaz etmeniz mümkün müdür acaba?

BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım, lütfen… Sayın milletvekilleri…

Buyurun.

RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Sayın Başkanım, siz oldukça tecrübeli de bir Meclis Başkan Vekilimizsiniz. Öncelikle bir hususu sizlerle paylaşmak istiyorum. Burada, zannediyorum, çok sayıda, belki 200’den daha çok kanunda değişiklik getiren, birbiriyle alakasız konuları bir torbaya döndüren bir yasa tasarısını görüşüyoruz ve bunu bir temel kanun olarak görüşüyoruz. Hepimizin uymakla mükellef olduğu, uyulup uyulmadığının kontrolüyle de sizin mükellef olduğunuz bir husus temel kanun esprisi, İç Tüzük’ümüzün 91’inci maddesinde “Bir hukuk dalını sistematik olarak bütünüyle veya kapsamlı olarak değiştirecek biçimde genel ilkeleri içermesi; kişisel veya toplumsal yaşamın büyük bir bölümünü ilgilendirmesi; kendi alanındaki özel kanunların dayandığı temel kavramları göstermesi, özel kanunlar arasında uygulamada ahenk sağlaması, düzenlediği alan yönünden bütünlüğünün ve maddeler arasındaki bağlantıların korunması zorunluluğunun bulunması; önceki yasalaşma evrelerinde de özel görüşme ve oylama usulüne bağlı tutulması gibi özellikleri taşıyan kanunları…”

Değerli Başkanım, bu görüştüğümüz kanun tasarısını, siz, burada hepimizin uymakla mükellef olduğu İç Tüzük’ün temel kanunlarla ilgili maddesinin neresine sığdırabiliyorsunuz? İç Tüzük’e aykırı, hukuk yapma tekniğine aykırı böyle bir kanun tasarısının burada temel kanun olarak görüşülmesine nasıl müsaade edebiliyorsunuz? Aynı espriyi daha önce de görevi kötüye kullanma suçlarının cezalandırılmasının indirilmesinde yaşadık yani 10 küsur maddelik bir kanun teklifinin şuraya temel kanun olarak getirilmesine müsaade ettiniz. Ben özellikle Meclis Başkanlığımızın bu hususta daha titiz davranması gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Değerli milletvekilleri, bu Meclis… Her şeyden önce, devlet dediğimiz organizasyon bir ritüeller topluluğudur aslına bakarsanız. Biz bu Mecliste birtakım fason önergelerle milletvekillerimizin konuşmasını engellersek, temel kanun mantığına, içeriğine, maddesine hiçbir şekilde uymayan bir kanunun, bir maddeler topluluğunun burada temel kanun olarak görüşülmesini sağlarsak milletimizden hangi hakla hukuka uymasını bekleyeceğiz? Önce, Meclis kendi kanununa, kendi iç hukukuna uyup, bütün milletimize iyi örnek olmalı değil midir?

Sayın Başkanım, bundan sonra, bundan sonraki süreçte özellikle Meclis Başkanlığımızdan bu konuda daha hassas olmasını beklediğimizi ifade etmek istiyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, elbette bu kanun ciddi bir beklenti oluşturdu kamuoyunda. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu kanundan bir tek kişi bile faydalanacak olsa o sorumluluğu taşıyacak anlayış içerisindeyiz. Fakat sesleri çok çıkmıyor diye, bir topluluk olamıyorlar, bir sosyal birliktelik sağlayamıyorlar diye sürekli bu millete karşı, bu devlete karşı, yasalara karşı sorumluluklarını yerine getiren insanları cezalandırma anlayışında olmaya ne kadar daha devam edeceğiz? Bu anlayış, bu mantık doğru değil. Her birkaç yılda bir farklı alanlarda çıkarılacak aflar Türk toplumunda yasaya, Meclise, hukuka olan inancı azaltmakta ve insanlar nasılsa af çıkacak düşüncesiyle yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Onun için, bu kanunları çıkarırken çok daha titiz düşünme sorumluluğu içerisinde olmamız gerektiğini ifade ediyorum.

Ayrıca, Sayın Bakana özellikle bir hususu ifade etmek istiyorum: 2004 yılından kalan Karadeniz Bölgesi’nin don hasar paraları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Yalçın, beni bağışlayın, çünkü gündem başladıktan sonra hiç kimseye vermedim. Onun için… Teşekkür ederim.

RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Tamam efendim.

Sayın Bakan, 2004’ten kalan don hasar paraları ödenemez hâle geldi. Ordu’da üreticiler bunu bekliyor. Şu kanun içerisine bunu da ilave edelim. Bütün Karadeniz halkı bunu bekliyor. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yalçın.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

14’üncü madde üzerinde iki adet önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 14’üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan “ikinci ayın” ibarelerinin “üçüncü ayın” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

Mustafa Kalaycı

 

Manisa

Mersin

Konya

 

Münir Kutluata

Mehmet Günal

Kadir Ural

 

Sakarya

Antalya

Mersin

 

 

Alim Işık

 

 

 

Kütahya

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 14’üncü Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Sebahat Tuncel

M. Nezir Karabaş

Hasip Kaplan

 

İstanbul

Bitlis

Şırnak

 

Hamit Geylani

Sırrı Sakık

 

 

Hakkâri

Muş

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım?

Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Söz konusu madde ile inşaat şirketlerinin ödemekle yükümlü %20 inşaat işçilik priminin ödenmemesi konusunda teşvikte bulunulmuştur. Dolayısıyla işçiler aleyhine, işveren lehine bir düzenleme yaparak adil olmayan bir uygulamanın getirilmesi söz konusudur. Sermaye sahiplerinin işçi primlerine yönelik vergi ödeme kolaylığının yapılması sadece bu yöndeki adaletsiz vergi kaçırmalarının teşvik edilmesi anlamına gelecektir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 14’üncü maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan “ikinci ayın” ibarelerinin “üçüncü ayın” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                   Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Işık, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 14’üncü maddesi üzerine vermiş olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Bu konudaki görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Tabii, kamuoyunda “torba yasa” olarak kabul gören ve bu ifadeyle anılmaya başlayan bu tasarı, birçok kesimde beklentiler yaratırken bazı kesimlerin de umutlarını maalesef suya düşürmüş bir yasa olarak tarihe geçecektir. Aslında torba yasa olarak görüşülen bu yasanın -toplam yedi yüz altmış sekiz sayfalık bir metinden oluşan- âdeta, bir “çuval yasası” olarak tanımlanması bence daha doğru olacaktır.

KADİR URAL (Mersin) – Harar, harar…

ALİM IŞIK (Devamla) - Çünkü, yirmi-yirmi beş maddelik bir tasarıyla gündeme gelip bugün karşımıza toplam iki yüz yirmi dört birbiriyle ilişkisiz maddeden oluşan bu yasa, herhâlde “çuval yasası” olarak tanımlanırsa daha doğru bir ifade olacaktır diye düşünüyorum.

Tabii, maddelerde dün saygıdeğer milletvekilleri de bahsettiler. Kanun tekniği açısından kabul edilemeyecek birçok yanlışlıklar olduğu gibi, bugün bu görüştüğümüz 14’üncü maddeye de baktığımızda, bir paragrafın iki cümleden oluşan, cümlenin birisininse on satırlık bir cümle olduğunu gördüğünüzde hakikaten alelacele, âdeta yangından mal kaçırırcasına, yaklaşan seçim öncesinde kamuoyunun dikkatine getirilen bu yasanın herhâlde unutulmayacak bir yasa olduğunu ifade etmeden geçemeyeceğim.

Tabii ki bu vesileyle birkaç konuyu da, maddeyle ilgili olan birkaç konuyu da sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle işveren ve işçi kesiminin temel yasası niteliğinde olan ve bu alanda temel düzenlemeler getirilen 4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu gibi temel kanunlarda köklü değişiklikler getiren ve piyasayı etkileyecek bu düzenlemelerde işveren ve işçi konfederasyonlarıyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmış mıdır? Bu örgütler sürece dâhil edilmişler midir, edildiyse sürecin hangi aşamasında ne gibi katkıları olmuştur? Yoksa bu yasal düzenleme Hükûmetin sayın bakanlarının ve Sayın Başbakanın kendi görüşleriyle ve seçime yönelik olarak idare tarafından resen öngörülmüş bir tasarı mıdır? Keşke birçok temel yasada düzenleme yapan bu tasarı konularına göre ayrılıp birkaç ihtisas komisyonunda detaylı bir şekilde tartışıldıktan sonra bu yüce Meclisin gündemine getirilmiş olsaydı, herhâlde çok daha yerinde olacak bazı tartışmaları beraber yapabilirdik. Ancak maalesef bu sorularımın hiçbirisinin yerine getirilmediğini ve cevabın sizler tarafından da çok iyi bilindiğini hepiniz bilmektesiniz.

Değerli milletvekilleri, tasarının 14’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında geçen iki aylık sürenin üç aylık bir süreye çıkartılmasını öngören önergemiz, aslında tasarıyı içeriği itibarıyla olumlu bulmamızla beraber, sürenin yetersizliği nedeniyle Genel Kurul tarafından makul bir teklif olarak öngörülecek önerge olmasına rağmen, gerek Komisyon yetkilisinin gerekse Sayın Bakanın “hayır” demesinden sonra, biliyorum ki sizler tarafından da kabul edilmeyecek. Ancak, uygulamada çıkabilecek birçok yanlışın önlenmesi açısından makul bir sürenin olması gerektiğini ve bu sürenin de üç aydan az olmamasını düşünüyoruz.

Diğer taraftan, bu vesileyle, bu maddenin düzenlediği, bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin ön değerlendirme, araştırma ve tespit aşamasında olan eksik işçilik prim tutarlarının ilgili kurum tarafından resen tahakkuku aşamasında, piyasada büyük aktörlerin yer aldığı ve canlı olan inşaat sektöründe düşük bütçeli vatandaşlarımız ve özellikle de memurlarımız için konut sağlayan yapı kooperatifleri bazı haksız muamelelere maruz kalmaktadırlar. İnşaatın kabasını topladığı aidatlarla bitirdikten sonra iç dekorasyon ve ince inşaat aşamasında üyeler tarafından bitirilen inşaatların, maalesef iskân alım aşamasında…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİM IŞIK (Devamla) – …geriye dönük borçlarla karşılaşıldığını ve bunun da mutlaka bu kapsamda düzenleme içine alınması gerektiğini de ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

15’inci madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...dörtten fazla olmayanların" ve "sekizden fazla olmayanların" ifadelerinin "altıdan fazla olmayanların" ve "on ikiden fazla olmayanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sebahat Tuncel

M. Nezir Karabaş

Hasip Kaplan

 

İstanbul

Bitlis

Şırnak

 

Sırrı Sakık

Hamit Geylani

 

 

Muş

Hakkâri

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 15'inci maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan "yapılandırmaları oniki taksite kadar yapılmış olanların, ödenmemiş taksit sayısı dörtten fazla olmayanların; yapılandırmaları yirmidört taksite kadar yapılmış olanların, ödenmemiş taksit sayısı sekizden fazla olmayanların" ibarelerinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

Mustafa Kalaycı

 

Manisa

Mersin

Konya

 

Kadir Ural

Mehmet Günal

Münir Kutluata

 

Mersin

Antalya

Sakarya

 

 

Cemaleddin Uslu

 

 

 

Edirne

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 15 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve teklif ederiz.

 

Harun Öztürk

Mustafa Özyürek

Şevket Köse

 

İzmir

İstanbul

Adıyaman

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Akif Ekici

Bülent Baratalı

 

Malatya

Gaziantep

İzmir

 

Bayram Meral

Ali Rıza Öztürk

 

 

İstanbul

Mersin

 

" (1) Sosyal Güvenlik Kurumuna olan borçları 5510 sayılı Kanunun geçici 24 üncü veya geçici 25 inci maddeleri uyarınca yeniden yapılandırıldığı halde, taksit ödeme yükümlülüklerini yerine getirmemiş olmaları nedeniyle yeniden yapılandırma haklarını kaybetmiş olanlar, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar yazılı olarak başvurmaları halinde, bozulmuş olan yeniden yapılandırma anlaşmaları anılan kanun hükümleri uyarınca yapılmış olan başvuru tarihi ve taksitlendirme süresi dikkate alınarak ihya edilir."

"(3) İhya veya mahsup işlemleri sonucunda süresi içinde ödenmediği veya eksik ödendiği anlaşılan taksit tutarlarının tamamının, ödeme süresinin sona erdiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar her ay için TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarla birlikte bu maddeye göre yapılan başvuru tarihini izleyen altıncı ayın sonuna kadar ödenmesi halinde ilgili kanunda öngörülen yeniden yapılandırma hükümlerinden yararlanılır. Bu fıkrada belirtilen ödeme yükümlülüklerinin söz konusu altı aylık süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi halinde yeniden yapılandırma hakkı kaybedilir ve yapılandırma işlemleri iptal edilir."

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN -  Sayın Öztürk, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamu alacaklarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin çuval kanun tasarısı üzerinde Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği önerge üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu çuval kanun tasarısı, aslında kamuoyunda, gerçekten kamuya borçlu olanların, borçları yeniden yapılandırılacak olan kişilerin beklentilerini karşılamaya yönelik olarak getirilmiş ancak burada herkesin beklentisi ne yazık ki karşılanamamıştır. Örneğin, tarım kredi kooperatiflerine borcu olan çiftçilerimiz vardır. Bu çiftçilerimizin tarım kredi kooperatifine olan borçları, Cumhuriyet Halk Partili Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerinin itirazlarına rağmen ve verdikleri önergelere rağmen iktidar partisi AKP tarafından dikkate alınmamıştır.

Yine başka bir beklenti de kamuoyunda öteden beri bilindiği üzere, kamuoyunda karşılıksız çek mağdurları olarak bilinen kişilerin uğradıkları mağduriyetlerin giderilmesine yönelik bir beklentidir. Kamuoyunda aslında bu konuda çok ciddi bir beklenti vardır, yıllardan beri bu beklenti devam etmektedir. Bu beklentiyi karşılamak için 5941 sayılı Çek Kanunu çıkarılmış ancak bu Çek Kanunu kamuoyundaki bu mağduriyeti giderememiştir, gideremeyeceği zaten belliydi. Bu konuda da yine Cumhuriyet Halk Partili Plan ve Bütçe Komisyonu üyeleri, adli para cezalarının idari para cezasına çevrilerek yeniden yapılandırılmasını öngören önergeler vermişler ve bu önergeler reddedilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, daha geçen hafta burada Türk Ticaret Kanunu’nu biz görüştük, yasalaştırdık. Türk Ticaret Kanunu’nun 780-823’üncü maddeleri arasında çek kırk dört madde hâlinde düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanunu’nda salt bir ödeme aracı olarak öngörülen ve salt bir özel hukuk argümanı olan çeke, 5941 sayılı Çek Kanunu’yla kendisinden beklenmeyecek büyük yükler yüklenmiştir.

Değerli milletvekilleri, gerçekten kamuoyunda karşılıksız çek keşide etme fiilinden hapse giren ve bu nedenle aileleri mağdur olan insanların sorunu büyüktür. Aslında, karşılıksız çek keşide etme fiilinin suç olarak düzenlenmesi ve bir ceza yaptırımına bağlanmasının en önemli sonucu karşılıksız çek olgusunu azaltmamıştır, aksine daha da artırmıştır. Karşılıksız çek olayının Türkiye’de artmasının temel nedeni, karşılıksız çek keşidesinin suç olmadığı yönünde olduğu dönemlerde çek alelade bir ödeme aracı olarak kabul edilmiş ve ödemelerin çekle yapılmasını kabul edip etmemekte çok özenli davranan hamil, çekin bir ceza yaptırımıyla karşılandığı dönemde ceza yaptırımının yarattığı yapay güven ortamına dayanarak çeki almakta yeterli özeni göstermemiştir ve bu nedenle ceza yaptırımının yarattığı yapay ortam nedeniyle gerçekten kötü niyetli keşideciler tarafından daha aldatılabilir hâle gelmiştir. Bu da çekin işlevsel olarak bononun yerini almasını, bir ödeme aracı değil kredi aracı olarak kullanılması sonucunu doğurmuştur.

5941 sayılı Çek Kanunu, çeki özellikle bononun yerine ikame eden uygulamayı daha da pekiştirmiştir. Çünkü ceza yaptırımı, hamillerin çeki bono ve poliçeye nazaran daha güvenilir bir senet olarak görmeye devam etmelerini sağlamış, esasen yaptıkları vadeli alışverişlerde bono almaları gerekirken onun yerine en azından ceza yaptırımı bulunduğu nedeniyle nispeten daha güvenli gördükleri çeki almayı tercih etmişlerdir. Oysa uygulamada işlevsel bakımdan ileri vadeli çekle senet arasında hiçbir farkın olmadığı, aynı fonksiyonu gördükleri açıktır. İleri keşide tarihli çeki alan hamil de çeki aldığı tarihte çekin karşılığının bulunmadığını bilmektedir, çekin üzerinde yazılı tarihte keşidecinin borcunu ödeyeceği umudunu taşımaktadır dolayısıyla çeki bono vasfında kabul ederek almıştır.

Bu durumda karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı mağdur edilen binlerce ailenin, milyonlarca kişinin sorunlarının çözülmesi bu kanun tasarısı içerisinde mümkünken, iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisinin bu sorunu görmezlikten gelerek bu sorunun çözümüne yönelik taleplerini reddetmesini anlamak mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu konuda 17’nci madde üzerinde tekrar önerge vereceğiz.

Umut ediyorum ve diliyorum ki iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisi bu önergemize destek verir ve bu çekçilerin sorunları da çözülür diye düşünüyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi  Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 15'inci maddesinin (1) inci fıkrasında yer alan "yapılandırmaları oniki taksite kadar yapılmış olanların, ödenmemiş taksit sayısı dörtten fazla olmayanların; yapılandırmaları yirmidört taksite kadar yapılmış olanların, ödenmemiş taksit sayısı sekizden fazla olmayanların" ibarelerinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                    Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Cemaleddin Bey, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi üzerinde verdiğimiz değişiklik önergesi hakkında söz aldım. Sizleri saygılarımla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu madde 5510 sayılı Kanun’un geçici 24 veya 25’inci maddelerine göre borçlarını yeniden yapılandıran ancak yapılandırma koşullarına uymayanlara anılan maddelerden yeniden yararlanma hakkı getirmektedir. Ancak bu hak, söz konusu maddelere göre, on iki taksitten yararlananlardan en çok dört taksit aksatanlar ile yirmi dört taksitten yararlananlardan en çok sekiz taksit aksatanlara tanınmaktadır, daha fazla taksit aksatanların yeniden yapılandırmadan yararlandırılmamaları, bunların sorunlarının ileriye taşınması anlamına gelmektedir. O nedenle, aksatılan taksit sayısı dikkate alınmadan söz konusu borçluların tamamının anılan kanuna göre yeniden yapılandırmalarının ihya edilmesi uygun olacaktır. Verdiğimiz önerge bu anlamdadır. Dolayısıyla bunun kabul edilmesi önem teşkil etmektedir.

Değerli milletvekilleri, bir diğer husus, bu maddenin yazım diliyle alakalıdır. Bakınız, 3’üncü fıkrasında: “İhya veya mahsup işlemleri sonucunda süresi içinde ödenmediği veya eksik ödendiği anlaşılan taksit tutarlarının tamamının, ödeme süresinin sona erdiği tarihten ödemenin yapılacağı tarihe kadar her ay için Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Türk Lirası cinsinden iskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faiz oranına bir puan eklenmek suretiyle bulunacak faiz oranının bileşik bazda uygulanması sonucunda hesaplanacak faiz tutarıyla birlikte bu maddeye göre yapılan başvuru tarihini izleyen üçüncü ayın sonuna kadar ödenmesi hâlinde ilgili Kanunda öngörülen yeniden yapılandırma hükümlerinden yararlanılır.” Gerçekten çok ağdalı ve borçlu tarafından anlaşılması güç bir ifade. Dolayısıyla, bunun herhangi bir borçlu tarafından kendi adına ne kadar borcum var diye bilinmesi de mümkün değil bu şartlarda. Dolayısıyla anlatıma açıklık kazandırılmalı ve uygulamada ortaya çıkacak tereddütlerin de giderilmesi gerekiyor.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu tasarı 23 Ağustos 2010 tarihinde ilk defa Sayın Başbakan tarafından bir kurulu ziyareti esnasında kamuoyuna duyurulmuş, açıklanmış ve cumhuriyet tarihinin en kapsamlı borç yapılandırması olduğu ifade edilmiştir.

Tasarının genel gerekçesine baktığımızda “Uluslararası finans piyasalarında başlayan ve tüm sektörleri etkisi altına alan küresel ekonomik kriz, ülkemizde de dış talebin düşmesine bağlı olarak ekonomik daralmaya neden olmuştur.” şeklinde ifade edilmektedir. Dolayısıyla, geçirilen ve etkileri hâlâ devam eden ekonomik kriz geç de olsa itiraf edilmektedir.

23 Ağustos üzerinden beş ay geçmiştir. O günden bugüne güncel vergilerin ödenmediği, biriktirildiği ve hatta ödeyenin âdeta cezalandırıldığı bir süreç yaşanmıştır. Bunun Türk maliyesine ilave faturasının da hesabının yapılması gerekmektedir.

Ayrıca, bu tasarının bir başka anlamı daha vardır. 12 Eylül referandumu öncesi seçmene bir mesaj verilmiştir, şimdi de haziran genel seçimleri için aynı mesaj verilmeye çalışılmaktadır.

Değerli milletvekilleri, bu yasayla ilgili Edirne’de bir esnaf kuruluşunun başkanına rica etmiştim ne düşünüyorsunuz diye. İfadelerini aynen okumak istiyorum size. Değerli başkanımızın ifadeleri şöyle: “Esnaf ölüm döşeğinde, siz pirzola, muz ikram ediyorsunuz. Önce serum lazım. Herkes borcunu ödemek istiyor ama esnaf bitmiş, toplu para veremez. Önce sicil affı lazım. Sermaye yok, kredi alamaz, parasız adama bin taksit desen de ödeyemez. Elini kolunu bağlamış, dövüş diyorsun. Ekmek almaya parası yok. Devletin üç bankası sicil affını uygulasın özel bankalar yola gelir, rekabet meselesi. Esnaf kredi alamıyor, sicili bozuk. Bugüne kadar olanı kapatıp temiz sayfa açmak lazım. Önce sicil affı, sonra kredi, sonra taksitlerin ödenmesi. Bu da en az altmış ay.” Bir esnafımızın dileklerini dile getirdim.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Sayın Uslu, teşekkür ederim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Karar yeter sayısı…

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.11

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.17

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi üzerinde verilen Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "...dörtten fazla olmayanların" ve "sekizden fazla olmayanların" ifadelerinin "altıdan fazla olmayanların" ve "on ikiden fazla olmayanların" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Sebahat Tuncel (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Birdal, buyurun.

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 15’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “dörtten fazla olmayanların” ve “sekizden fazla olmayanların” ifadelerinin “altıdan fazla olmayanların” ve “on ikiden fazla olmayanların” şeklinde değiştirilmesi için grup adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Burada gerekçemiz, söz konusu maddenin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle “dört” ve “sekiz” olarak belirtilen ödenmemiş taksit sayısı artırılarak daha fazla kişinin yararlandırılması amaçlanmaktadır. Yani bu değişiklik önerisinin kabul edilmemesi hâlinde de fazla bir itirazımız yok, sonuçta taksitlerle ödenecek. Bizim burada sözünü etmek istediğimiz şey, devlete karşı yurttaşın haklarının esas olması, savunulmasıdır.

Şimdi, bakın, az önce bir haber aldık bir başvuru üzerine. Bugün Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi Adem Yavuz’a bugün bir kutu gelmiş postadan. Kutuyu açmış bakmış, içinden Hrant Dink katilinin ya da tetikçisinin, failinin beresinin bir benzeri ve 4 adet de kalaşnikof silah mermisi çıkmış.

Şimdi, gerçekten Türkiye hukuk devleti mi yoksa devletin hukuku mu burada yaratılıyor? Hukuk, yurttaşların haklarını ve özgürlüklerini devlete karşı mı koruyacak, gözetecek ya da yurttaşları devlet karşısında tebaa mı oluşturacak? Oysa 21’inci Yüzyılda Türkiye'nin de taraf olduğu sözleşmelerde kişi güvenliği ve özgürlüğü herkes içindir ve bir de düşünce ve basın özgürlüğü açısından, gerçekten gazetecilerin basın özgürlüğünün korunması, düşünce özgürlüğünün gözetilmesi önce hukukun ve sonra da bu hukuku yerine getirmekle yükümlü olanların görevidir.

Şimdi, örneğin bu ne demektir? Gerçekten, derhâl cumhuriyet savcıları bunun üzerine gitmeli ve bu kutuyu gönderen failleri açığa çıkarmalıdır. Çıkarmalıdır da nerede gerçekten üstü örtülen, kapatılan, maniple edilen gerçekler açığa çıkarılıyor ki cumhuriyet savcıları da kendisi, yapılmış olanlar için böyle bir itici güç oluştursun?

Bakın, şimdi, birkaç gündür dile getiriyoruz: Hakikatleri araştırma komisyonu. Neden böyle bir araştırma komisyonuna gerek duyulmadığı anlaşılmış değil. Latin Amerika ülkelerinde, Afrika ülkelerinde kendi tarihiyle yüzleşmek isteyen ülkeler, demokratikleşmeye gitmek isteyen ülkeler, hukuk devleti olmak isteyen ülkeler bu araştırma komisyonlarını oluşturmuşlardır, gerçekleriyle yüzleşmişlerdir çünkü geçmişiyle yüzleşmeyen bir ülkede demokrasi olmaz, gerçekleriyle yüzleşmeyen bir ülkede barış olmaz. E şimdi biz bunu öneriyoruz.

Bakın, şimdi, eğer hakikatleri araştırma komisyonu olmuş olsaydı  -ki olacak bir gün çünkü ne kadar direnilirse direnilsin demokrasi karşıtlığına, barış karşıtlığına, üstünlerin hak ve özgürlüklerini koruma konusundaki ayrımcılığa ne kadar direnilirse direnilsin elbette ki bu coğrafyaya da bir gün demokrasi, hukuk gelecek- bir an önce eğer hakikatleri araştırma komisyonu oluşturulmuş olsaydı, geçmişimizle yüzleşmiş olsaydık, örneğin bu kutuyu bugün hangi saikle göndermiş olurlarsa olsunlar ve de kim göndermiş olursa olsun buna cesaret edemezlerdi.

Şimdi, bakın, örneğin, daha bugün yine bölgeden jandarmaların gözetiminde yine iki yerden kazılarda insan kemikleri çıkıyor. Değerli milletvekilleri, bu bizi ilgilendirmiyor mu? Şimdi bütün Türkiye'nin, dünyanın gündeminde bu. Çünkü, daha önce birçok Latin Amerika ülkesinde, Bosna’da, Hersek’te bu araştırma komisyonları oluşturulmuş ve DNA testleriyle 18 bin kayıp olan kişinin izine rastlanmıştır. E şimdi, bizde neden bu gerçekten araştırma komisyonu derhâl oluşturulup oraya bir heyet gitmiyor ve bu kayıp insanların…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AKIN BİRDAL (Devamla) -  …kemiklerinin kimlerin olduğu açığa çıkarılmıyor? Bu kimin görevidir? Eğer Türkiye Büyük Millet Meclisinin değilse, bir hukuk devletin yükümlülüğü altında değilse o zaman kimin görevi olacaktır? Bu da anlaşılır gibi değil. Umut ediyorum ki bir an önce bu komisyonu Türkiye Büyük Millet Meclisi oluşturur.

Teşekkürler. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

III.- YOKLAMA

 (CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

M. AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.

BAŞKAN – Yoklama istiyorsunuz.

Evet, sayın milletvekilleri, önergenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır. Yoklama talebinde bulunan milletvekili arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim: Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Özyürek, Sayın Sürer, Sayın Pazarcı, Sayın Öztürk, Sayın Köse, Sayın Güvel, Sayın İçli, Sayın Özkan, Sayın Coşkun, Sayın Ünsal, Sayın Dibek, Sayın Soysal, Sayın Hacaloğlu, Sayın Aydoğan, Sayın Barış, Sayın Yazar, Sayın Kaptan, Sayın Baratalı.

Sayın milletvekilleri, şimdi yoklama talebini yerine getireceğim ve yoklama için iki dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 16.28

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.38

BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 15’inci maddesi üzerinde verilen Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasından önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi elektronik cihazla yeniden yoklama yapacağız.

III.- YOKLAMA

BAŞKAN – Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111,  2/134, 2/175, 2/235,  2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN - Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

Şimdi önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

16’ncı madde üzerinde üç adet önerge vardır, önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 16 ncı maddesinin 1 nci fıkrasının “izleyen” ibaresinden sonra “beşinci” ibaresinin “on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sırrı Sakık

İbrahim Binici

Hasip Kaplan

 

Muş

Şanlıurfa

Şırnak

 

Nuri Yaman

Hamit Geylani

Sebahat Tuncel

 

Muş

Hakkâri

İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ikinci ayın sonuna kadar” ibaresinin “dördüncü ayın sonuna kadar”; “beşinci ayın sonuna kadar” ibaresinin “onuncu ayın sonuna kadar” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Harun Öztürk

Mustafa Özyürek

Tayfur Süner

 

İzmir

İstanbul

Antalya

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Şevket Köse

Akif Ekici

 

Malatya

Adıyaman

Gaziantep

 

Bülent Baratalı

Bayram Meral

 

 

İzmir

İstanbul

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Kalaycı

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

 

Konya

Manisa

Mersin

 

Mehmet Günal

Münir Kutluata

 

 

Antalya

Sakarya

 

“Bu şekilde hesaplanan prim borç tutarının tamamı bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen beşinci ayın sonuna kadar ödendiği takdirde ya da, hesaplanan borç tutarının tamamının (1,05) katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan tutar bu madde ile belirlenen sürede yapılacak müracaat tarihini takip eden aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde altı eşit taksitte ödenmesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Kalaycı, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Tasarının bu maddesinde, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, yani kamuoyunda bilinen tabiriyle esnaf BAĞ-KUR’lu ve tarım BAĞ-KUR’lularından kuruma tescilleri yapıldığı hâlde prim borçları nedeniyle sigortalılık süreleri durdurulmuş olanların, durdurulan bu sigortalılık süreleri için ödeyecekleri prim tutarının asılları ile bu alacaklara TEFE, ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarı beş ay içinde ödemesi hâlinde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla sigortalılık süreleri durdurulmuş olanların bu süreleri durdurulmamış gibi değerlendirilecek, ödenecek prim tutarı TEFE, ÜFE aylık değişim oranlarıyla güncellenecektir.

Esasen, durdurulmuş sigortalılık sürelerinin ihyası 5510 sayılı Kanun’un mevcut hükümlerine göre de mümkün olup bu tasarıyla getirilen düzenlemeyle arasındaki fark, ödenecek prim tutarının hesaplanmasındadır. Mevcut durumda müracaat tarihindeki hükümlere göre prim borç tutarı hesaplanmaktayken, bu tasarı ile sigortalılık tarihindeki hükümlere göre hesaplanan prim borcu güncellenmektedir. Her iki şekilde hesaplanacak prim tutarı arasında çok fazla fark olmayacağından esnaf ve çiftçimize bu maddeyle çok önemli bir kolaylık getirildiğinden bahsedilemez.

Bu tasarıyla diğer alacaklar için uygulanması öngörülen taksitlendirme bu madde kapsamındaki alacaklar için öngörülmemekte; bu kanunun yayımlandığı tarihi izleyen 5’inci ayın sonuna kadar ödenmesi şartı getirilmektedir. Bu itibarla yüksek tutara baliğ olacağı, esnaf ve çiftçinin bu meblağı defaten ödeyemeyeceği açık olan bu alacaklar için de -bu tasarıda diğer alacakların hepsine taksitlendirme imkânı verildiği hususu da dikkate alınarak- hiç olmazsa ikişer aylık dönemler hâlinde altı eşit taksitte ödenmesi imkânı verilmesini teklif ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, 5510 sayılı Kanun, hiç prim ödemediği hâlde geçmişte bir şekilde sigortalılık tescili yapılmış esnaf ve çiftçilere, hiç prim ödemedikleri sigortalılık sürelerini borçlanma imkânı vermektedir. Buna karşın esnaf olduğuna ya da çiftçilik yaptığına dair resmî belgeleri olmasına, vergi mükellefiyeti, oda kaydı bulunmasına rağmen, sigortalılık tescili yapılmamış olanlara, resmî belgelere dayalı hizmet sürelerini borçlanıp sigortalılık süresi olarak değerlendirme imkânı verilmemektedir.

Esasen esnaf ve çiftçi olarak çalışılan bu süreler, ilgili kanunlara göre zorunlu sigortalılık kapsamındadır. Zorunlu sigortalıların tescil kaydının yapılması Kurumun görevidir. Dolayısıyla, geçmişte zorunlu sigortalılık kapsamında yapılan hizmetlerle ilgili sigortalılık tescilinin yapılmamış olmasında en büyük sorumluluk Kurumdadır. Zira, Kurum kanunla verilen görevi zamanında yapamamıştır. Bu itibarla, zorunlu sigortalılık kapsamında fiilen çalıştığı hâlde, bu hizmetlerini sigortalılık süresi olarak değerlendiremeyen esnaf ve çiftçimizin bu mağduriyetinin giderilmesi için gerekli düzenleme mutlaka yapılmalıdır.

Yine, bu tasarı, çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerinden, esnafımızın Halk Bankası ve esnaf kredi ve kefalet kooperatiflerinden aldıkları kredilerden kaynaklanan borçlarını kapsamamaktadır. Büyük sermaye gruplarının, patronların her istediğini harfiyen bu tasarıya yerleştiren AKP Hükûmeti, zor durumda olan çiftçimizin, besicimizin, üreticimizin, esnafımızın sorunlarına karşı duyarsız kalmış, onlara icra ve haciz uygulamaktadır.

Burada Sayın Bakana soruyorum: Her türlü alacak bu tasarıya alınmışken, neden çiftçimizin, besicimizin, üreticimizin, esnafımızın kredi borçları bu tasarıya konulmamıştır? Makul bir sebep söyleyin Sayın Bakan, biz de “haklısınız” diyebilelim. Ama gerek Komisyon görüşmelerinde gerekse Genel Kurul görüşmelerinde, bunların kapsama alınmamasıyla ilgili ortaya koyduğunuz hiçbir gerekçe yok.

İnşallah bizim önerimiz olacak, değerli milletvekilleri, bu konuda desteklerinizi bekliyoruz. Ziraat Bankası ve tarım krediye borçları olan çiftçilerimiz dört gözle bunu beklemektedir.

Ben tasarının hayırlı olmasını diliyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 16 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “ikinci ayın sonuna kadar” ibaresinin “dördüncü ayın sonuna kadar”; “beşinci ayın sonuna kadar” ibaresinin “onuncu ayın sonuna kadar” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Akif Ekici (Gaziantep) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Süner, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)

TAYFUR SÜNER (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarının 16’ncı maddesi üzerine vermiş olduğumuz önergeyle ilgili konuşmak istiyorum.

Bu madde, tarımla uğraşan, tarımla geçinen insanların Sosyal Sigortalar, BAĞ-KUR’la ilgili borçlarının beş ay durdurularak, beş aydan sonra tekrar yapılandırılması ile ilgili bir madde. Allah aşkına, beş ay sonra hangi imkânları tanıyacaksınız da tarım sektöründeki insanlara “Beş ay sonra, ödemediğiniz borçları yapılandıracağız, ondan sonra ödemeye başlayın.” diyorsunuz? Üretmeyen bir toplum yarattınız. İlk önce, üreten insanlara nefes aldıracak birtakım teşvikler getireceksiniz ki ondan sonra bu insanlar prim borçlarını ödeyecek duruma gelsin.

Bakın, iktidara geldiğiniz zaman ormanların kenarına tel örgü çektiniz. Orman köylüleri hayvanlarını ormana sokamadı, otlatamadı. Ne oldu? Köyünü terk etti, yüzde 80’i terk etti. “Kuş gribi” dediniz, insanların kazını, ördeğini, tavuğunu katlettiniz. Köyde nüfus kalmadı. Şimdi bu insanlara diyorsunuz ki: “Beş ay sonra borcunuzu yapılandıracağız, faiziyle birlikte ödeyeceksiniz.”

Esnafa kepenk kapattırdınız, çiftçi üretmesin diye girdi maliyetlerini artırdınız, sanayicileri bankacılara teslim ettiniz, sadece iş yerlerine değil, evlerine, edindikleri arazilere bile ipotek koydurdunuz.

Üretmeyen bir toplum yarattınız. Üretmeyen toplumlar ilk önce özgürlüklerini, sonra onurlarını, sonra da vatanlarını kaybeder. Bizi vatanımızı kaybedecek duruma getirmek için elinizden geleni yapıyorsunuz ama kaybettiremeyeceksiniz.

Torba kanunun asıl amacı nedir? Birkaç konuya göz atmak istiyorum.

Güvencesiz çalışma ve esnek çalışmanın yaygınlaşması amaçlanmaktadır. Bu yasayla güvencesi olmayan çalışanlar topluluğu yaratacaksınız. Bu torba yasada 4/C gibi uygulamaları tekrar gündeme taşıyorsunuz. 4/C’yi uyguladınız, Tekel işçilerini açlığa mahkûm ettiniz, Ankara’da günlerce açlık grevi yaptılar ama dinlemediniz. Bu gibi uygulamalar bu torba yasayla tekrar gündeme gelecek.

Atamaları daha da siyasallaştıracaksınız. Parti-devlet bütünleşmesi yaratıp devleti partinin malı hâline getireceksiniz. Çalışanları sendikasız ya da yandaş sendikaya üye yapıp toplumu örgütsüz hâle getireceksiniz. Sadakaya muhtaç işçiler yaratacaksınız, zaten yarattınız. Varoşlara insanlar nasıl toplandı? Köyünü terk etti, kasabasını terk etti, şimdi sadakaya muhtaç, asgari ücretli, açlığa mahkûm insanlar topluluğu yarattınız.

Hakkını arayamayacak duruma getirdiniz toplumu. Çalışanlar arasındaki rekabeti derinleştiriyorsunuz. Ücret adaletsizliğini gideremiyorsunuz. Sosyal diyalog mekanizması yok sayılmıştır. Sizin için diyalog arama, çalışana değer verme yok, geldiğiniz günden beri tepeden bakma zaten her gün gündemde. Toplu görüşme sürecinde mutabakata varılan konular tasarıya dâhil edilmemiştir çünkü sizin için, dediğiniz dedik, çaldığınız düdük.

Kamuya özel sektörden üst düzey yönetici alacaksınız. Oradaki atamadan kasıt, Hükûmet memuru uygulamasına devam edeceksiniz. Kadrosu kaldırılan memurların sürgün edilebilmeleri için bu tasarıyı getirdiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Süner.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 16 ncı maddesinin 1 nci fıkrasının “izleyen” ibaresinden sonra “beşinci” ibaresinin “on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Sebahat Tuncel (İstanbul) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SÜREYYA SADİ BİLGİÇ (Isparta) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Tuncel. (BDP sıralarından alkışlar)

SEBAHAT TUNCEL (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 606 sıra sayılı kanunun 16’ncı maddesi üzerine verdiğimiz değişiklik önergesiyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten bu torba yasada çok ciddi eşitsizlikler ve adaletsizlikler var. Kısmen daha olumlu sayabileceğimiz düzenlemelerle işçilerin ve emekçilerin hak ve özgürlüğünü gasbeden düzenlemeler bir arada. Dolayısıyla bu adaletsizliği gidermek Hükûmetin temel görevidir.

Sayın Bakana önerimiz, en azından işçilerin, emekçilerin, çiftçilerin talep ettiği, yasaların yeniden düzenlenmesi konusunda bu torba yasanın geri çekilip ayrıştırılmasıdır. Biz bazı kısmi düzenlemeler ile toplumun geniş kesimlerine ciddi anlamda adaletsizliği sürdürecek bir yasayı birlikte görüşmek ciddi anlamda problemdir. Bakın, KESK, DİSK, Türkiye Mimar ve Mühendisler Odası, Türk Tabipler Birliği seksen bir ilden Ankara’ya yürüyecekler bu torba yasadaki hak ihlallerine, işçilerin, emekçilerin hak gasplarına dikkat çekmek, esnek çalışmaya yönelik sorunlara dikkat çekmek için Ankara’ya yürüyecekler, 3 Şubatta burada olacaklar. Muhtemel ki, siz onu gazınızla, devletin güvenlik güçleriyle karşılayacaksınız ama bizim önerimiz, Bakanımızın gidip bu işçileri karşılaması ve bu işçi sendikalarının başkanlarıyla toplanarak “Biz bu yasayı gerçekten demokrasiden yana, emekten yana bir yaklaşımla düzenlemek istiyoruz, o zaman sizi dinleyelim ve yeniden düzenleyelim.” demesini bekliyoruz. Tabii, bu ne kadar gerçekçi bilemiyorum ama Türkiye’de toplumların beklentisi bu.

Diğer bir konu, bu maddede önemli bir değişiklik var ve gerçekten toplumun geniş kesimleri bekliyor, ancak bize göre yeterli değil. Bu, çiftçilerimizin sorunlarını sözde dikkate alıyormuş gibi, onların prim borçlarını öderken yeniden yapılandırırken aslında pozitif bir şey yapılıyormuş gibi ama Türkiye’de tarım işçilerinin sorunlarını hepimiz biliyoruz. Daha dün Beypazarı’nda tarım işçileri kaza yaptı ve 11 yurttaşımız yaşamını yitirdi, 5’i ağır yaralandı; biz buradan Allah’tan rahmet diyoruz, yaralı arkadaşlarımıza da geçmiş olsun diyoruz ama ne kadar Hükûmetin gündeminde? Tabii, bu ilk değil, umarız son olur, ancak son olmayacağını da biliyoruz. Ölenler, bu ülkenin yoksul emekçi çocukları, yoksul emekçi insanları. Ta Mardin’den bir parça ekmek bulabilmek için yollara düşüyorlar, Karadeniz’e gidiyorlar, İç Anadolu’ya geliyorlar. Şimdi, bu ne kadar Hükûmetin gündeminde? Yani mevsimlik işçilerin sorunlarını ne kadar çözecekler? Ya da insanca yaşama konusunda mevsimlik işçilerin insanca yaşam koşullarını, insanca çalışma koşullarını yaratma konusunda ne kadar hevesli? Üç buçuk yıldır buradayız, üç buçuk yıldır en azından on defa kürsüyü bunun için kullandık ama herhangi bir gelişme yok. Hâlâ mevsimlik işçiler kamyonetlerin arkasında taşınıyorlar, hâlâ trafik kazasına kurban gidiyorlar, herhangi bir değişiklik yok.

Yine, çiftçiler açısından da öyle. AKP Hükûmeti neoliberal politikaları her alanda olduğu gibi çiftçiler açısından da tarım sektöründe de kullanmaktadır. Tarım sektöründekilerin durumu çok iyi değil, tarım sektörü gerçekten artık kendi kendini geçindiremeyecek durumda. Şimdi, bunun için bir düzenleme yapılıyor, “Evet, iyi, prim borçlarını yeniden düzenleyelim, işte emekli olma hakkı tanıyalım.” Bunun için de beş ay gibi kısa bir süre tanınıyor! Peki, bu beş ayda, zaten yoksul olan, zaten emeğinin karşılığını alamayan, ürünlerini tarlada bırakan insanlar nasıl olacak da bu kadar parayı toplayacak, bu para karşılığında kendi primini ödeyecek ve emekli olacak? Şimdi, Türkiye'de buna gülerler. Bugüne kadar Sayın Başbakan “Ekonomik kriz Türkiye’yi teğet geçti, bizi etkilemedi.” diye ifade ederken, neyse ki iki gündür, iktidara mensup milletvekilleri aslında teğet geçmediğini ifade ediyorlar, bu tasarının, torba yasanın şeyinde de bu var. Evet, ekonomik kriz tam da çiftçileri, emekçileri, köylüleri vurdu. Siz gelip bunda diyorsunuz ki: “Borçlandıralım, yeniden borcunu ödesin.” Bu mümkün değil. Madem bir düzenleme yapıyorsunuz, o zaman, gelin, önergemizi dikkate alın, borçlanma süresini artıralım yani insanlar daha rahat koşulda ödeyebilsinler.

Diğeri: Bu insanlar nereden para alıp ödeyecek? Zaten gelirleri yok. O zaman, devlet bankaları bu insanlara kredi versin ve ödeme koşullarında kolaylık sağlasın. Madem bir düzenleme yapıyoruz, çiftçimize, serbest çalışanlara iyilik yapacağız, o zaman, gelin, bunları da beraber yapalım, diyelim ki: “Bu seçim yatırımı değil, gerçekten işçiyi düşünüyor, esnafı düşünüyor, gerçekten insanca yaşam koşullarını tanıyor.” Böyle olmadığı sürece bu bir seçim yatırımı dışına çıkmayacaktır, anlaşılan da odur.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

17’nci madde üzerinde altı adet önerge vardır, bu önergelerden ikisi Hükûmete aittir.

Önergeleri okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin birinci ve yirmidördüncü fıkralarında yer alan “31/12/2010 tarihinden” ibarelerinden sonra gelmek üzere “(bu tarih dahil)” ibarelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                           Mehmet Şimşek

                                                                                                                Gaziantep

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 17 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “ödenmemiş sigorta primlerinin, bu Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadar olan” ibaresinin “ödenmemiş olan sigorta primlerine ait bu Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadarki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Elitaş

Veysi Kaynak

Yılmaz Tunç

 

Kayseri

Kahramanmaraş

Bartın

 

Öznur Çalık

Ahmet Aydın

 

 

Malatya

Adıyaman

 

BAŞKAN – Biraz önce okunan önergede, Kâtip Üyemiz, Sayın Bakanımızın “Maliye Bakanı” olarak zikredilmesini unuttu, onu hatırlatıyorum, düzeltiyorum.

Buyurun, devam ediniz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin onuncu fıkrasının (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                           Mustafa Demir

                                                                                                 Bayındırlık ve İskân Bakanı

"b) (a) bendinde sayılan kuruluşların tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından, vadesi 31/12/2010 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olanların asıllarının tamamının, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar abonesi bulunulan dağıtım şirketine başvuruda bulunularak ilk taksit bu Kanunun yayımını izleyen dokuzuncu aydan başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam beş eşit taksitte ödenmesi şartıyla bu alacakların ödenen kısmına isabet eden fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakların bu Kanunda belirtilen taksit ödeme zamanını alacakların bulunduğu bölgeler, iller, ürünlerin hasat dönemleri dikkate alınarak değiştirmeye şirket yönetim kurulları yetkilidir."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 17 nci maddesinin sonuna aşağıdaki yeni fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

(33) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih öncesi;

a) kaçak tütün emvali satanlara verilen cezalar tahsil edilmez.

b) elektrik cezaları tahsil edilmez.

c) çek cezaları tahsil edilmez.

b) telefon borçlarından gecikme zammı faiz alınmaz.

c) banka kredileri, teşvik ödemeleri ve kredi kartı borçlarında gecikme zammı faiz alınmaz.

 

Sırrı Sakık

İbrahim Binici

Hasip Kaplan

 

Muş

Şanlıurfa

Şırnak

 

Hamit Geylani

Nuri Yaman

 

 

Hakkâri

Muş

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin;

- 10 uncu fıkrasının (a) bendinde geçen "ve 4/12/1984 tarihli ve 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan lisans almadan önceki faaliyet dönemlerine ilişkin elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından," ibaresi ile

- 14 üncü fıkrası ile 25 inci fıkrasının (a) (b) ve (e) bentlerinin madde metninden çıkarılmasını,

- 25 inci fıkrasının (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve

- maddeye aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Kalaycı

Münir Kutluata

Erkan Akçay

 

Konya

Sakarya

Manisa

 

Mehmet Şandır

Mehmet Günal

 

 

Mersin

Antalya

 

"g) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mazbut vakıflara ve temsilen yönetilen vakıflara ait taşınmazların kiralanması işlemlerinden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kira bedelleri asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer'ileri yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilidir."

"33- 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde kamu alacağı olarak kesinleşmiş, fazla ve yersiz ödendiği tespit edilen ve tahsil edilmesi gereken personelin aylık ve diğer ödemelerine ilişkin borç asılları ile bu borçlara ilişkin gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ileri yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir.

34- T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin tarım ve hayvancılıkla ilgili olarak üreticilere, Türkiye Halk Bankası ve Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinin esnafa kullandırdığı kredilerden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kredi asıllarının tamamı ile bu kredilere ilişkin faiz, gecikme faizi gibi fer'ileri yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan faiz, gecikme faizi gibi fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye anılan bankalar ve kooperatifler yetkilidir. Bu uygulama sonucunda oluşan gelir kayıpları talepleri üzerine Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılanır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 17 nci maddesinin on dördüncü fıkrası, on beşinci fıkrası ikinci cümlesi ve on altıncı fıkrasının ile yirmi beşinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin madde metninden çıkarılmasını; yirmi beşinci fıkrasının (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

Harun Öztürk

Bülent Baratalı

 

İstanbul

İzmir

İzmir

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Sacid Yıldız

 

 

Malatya

İstanbul

 

"g) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mazbut vakıflara ve temsilen yönetilen vakıflara ait taşınmazların kiralanması işlemlerinden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kira bedelleri asılları ile bu alacaklara ilişkin faiz, gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ileri yerine, bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarının, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ay sonuna kadar başvuruda bulunularak bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dört ay içinde haklarında açılan dava ve icra takiplerine ilişkin yargılama masrafları ile birlikte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu bent kapsamına giren alacakların taksitle ödenmek istenmesi halinde en fazla on iki ay içinde ve eşit taksitler halinde kanuni faizi ile birlikte ödenmek üzere taksitlendirme yapılabilir. Bu takdirde dava ve icra takiplerine ilişkin yargılama masrafları ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu kiracılardan, tahliye hakkı doğmuş ancak tahliye kararı kesinleşmemiş olanlar ile yeniden sözleşme yapılabilir. Vakıflar Genel Müdürlüğüne, mazbut vakıflar ile temsilen yönetilen vakıflara ait taşınmazlar üzerinde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte işgalci durumda olanlar ile işgalleri bu tarihten önce sonlandırılanlardan ecrimisil borcu bulunanların talep etmeleri halinde birikmiş borçları bu bentte belirtilen şartlarla tahsil edilir. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilidir."

"33. (1) 3167 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinde tanımlanan suçtan dolayı 1.11.2009 tarihi itibarıyla haklarında soruşturma veya kovuşturma başlatılmış ya da kesinleşmiş bir hükümle mahkum olan kişilerin;

a) Adli para cezaları idari para cezasına çevrilir.

b) Şikayetçi ile belirledikleri miktarın belirli vadelerde ödenmesi hususunda anlaşmaya varmaları ve anlaşmanın bir nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşmada öngörülen süre kadar soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Anlaşmaya varılmış olması, şikayetçi bakımından şikayetin geri alınması sonucunu doğurmaz.

c) Bu kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarı belirli vadelerde ödeyeceğini taahhüt etmesi ve taahhütnamenin, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına veya mahkemeye verilmesi halinde, anlaşma aranmaksızın, taahhütnamede belirtilen süre kadar, soruşturma veya kovuşturmanın durmasına, hükmün infazının ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilir. Bu durumda, ödeme süresi, taahhütnamenin yapıldığı tarihten itibaren bir yıl ödemesiz üç yılı geçemez. Taahhütnamede yer alacak ikinci yıl taksiti, borcun üçte birinden az olamaz. Taahhütnamenin bir örneği alacaklıya gönderilir.

(2) Birinci fıkrada yazılı anlaşma veya taahhütnamenin en geç 1/4/2010 tarihine kadar düzenlenmiş ve mercilerine verilmiş olması şarttır. Birinci fıkranın (b) bendinden yararlanan kişi, taahhütnamede belirttiği süre içinde şikayetçi ile anlaşmaya varması ve bu anlaşmanın bir nüshasının şikayetçi veya yasal temsilcisi tarafından mercilerine verilmiş olması halinde, aynı fıkranın (a) bendi hükmünden yararlanır.

(3) Soruşturma veya kovuşturmanın durması halinde dava zaman aşımı; hükmün infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde ise ceza zaman aşımı işlemez.

(4) Anlaşmanın gereği gibi ifa edilmiş veya bu Kanunun 6 ncı maddesi hükmüne göre ödenmesi gereken miktarın ödenmiş olması halinde; kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine veya hükmün bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına karar verilir.

(5) Şikayetçinin başvurusu üzerine, anlaşma veya taahhüde uyulmadığının tespiti halinde, soruşturmaya, kovuşturmaya veya hükmün infazına devam edilir. Adli para cezaları, idari para cezasına çevrilerek infaz olunur.

(6) Soruşturma veya kovuşturması durdurulan ya da hükmün infazı ertelenen veya durdurulan kişi hakkında Ceza Muhakemesi Kanununun 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan adli kontrol tedbirine karar verilmez."

“34. 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna aykırı faaliyetler sebebiyle, yapılan soruşturma sonucunda ilgili tüzel kişi veya gerçek kişiler aleyhine 31.12.2010 tarihinden önce, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik gereğince verilen ve bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce ödenmemiş olan idari para cezalarının % 25’i, başvurunun yapıldığı tarihi izleyen 36 ay içinde 18 taksit halinde ödenebilecek, dava açılmaması veya açılmış olan davalardan vazgeçilmiş olması şartıyla, kalan % 75’inin tahsilatından vazgeçilecektir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Mustafa Özyürek konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Özyürek, buyurun.

MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz torba yasa tasarısının 17’nci maddesi hakkında verdiğimiz önerge için söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu 17’nci madde -bu tasarıya çuval dersek, bu da torba- otuz iki fıkradan oluşan bir madde.  Yani zaten kanun tekniği açısından bu torba yasaya bakmak mümkün değil, gerçekten hiçbir kurala uyulmayan bir şey. Her şey bu 17’nci maddede düzenlenmiş bulunuyor ama bazı konular var ki, burada olması gerekirken, düzenlenmemiş. Mesela, onlardan biri, çek mağdurları için bir düzenleme burada yok. Biz isterdik ki 17’nci maddede bu düzenlensin. Önergemizin noktalarından biri bu, çek mağdurları için mutlaka bir düzenleme yapılması için bir öneride bulunuyoruz.

Bir diğer önemli nokta: Rekabet Kurulunun kestiği cezalarla ilgili herhangi bir yeniden yapılanma düzenlemesi burada yok. Oysa RTÜK’ün kestiği cezalarla ilgili bir  düzenlemeyi bu kanuna koyduk ama Rekabet Kurumuyla ilgili konu burada yok. Bu önemli bir eksikliktir, mutlaka konulması, yer alması gereken bir konudur.

Kaynak kullanımını destekleme primlerinin yeniden yapılandırılması burada yok. Bütün vergileri, emlak vergileri dâhil, bu kanun kapsamında yeniden yapılandırıyoruz ama kaynak kullanımını destekleme primiyle ilgili bir düzenlemeye bu kanunda yer vermiyoruz. Bu da büyük eksikliktir. Hatırlayacaksınız, özellikle tüketici kredilerinde, Bakanlar Kurulunun bir kararıyla geriye dönük kaynak kullanımı destekleme primi uygulaması yapıldı ve bundan kredi kullananlar çok mağdur oldu.

Değerli arkadaşlarım, bu 17’nci maddede bizim Komisyonda itiraz ettiğimiz önemli bir düzenleme var. Bazı yatırımcılar, gemi ve yat inşa etmişler, Hazineden aldıkları teşvik belgesine dayanarak gemi ve yat inşa etmişler ve sonra da bu gemi ve yatları satmışlar. Şimdi, bunların inşası sırasında, bu yatların ve gemilerin inşası sırasında kullanılan malzemelerle ilgili KDV istisnası uygulanması gerektiğini yatırımcılar düşünmüş ama buna karşılık Maliye Bakanlığınca “Hayır, bu bir üründür -yatlar, gemiler- siz burada KDV istisnasından faydalanamazsınız.” denilmiş, vergiler salınmış, tahakkuk etmiş, bir kısmı yargıya gitmiş, yargıda Maliye Bakanlığı kazanmış. Şimdi burada yaptığımız bir düzenlemeyle geriye dönük olarak, salınan, tahakkuk ettirilen, bir kısmı da yargıdan geçmiş olan bu vergilerin tamamını siliyoruz, terkin ediyoruz.

Dikkat ederseniz, bu kanunda yaptığımız, daha çok, vergi aslını almak ama cezaları ve faizleri düşürerek yeniden yapılandırmaktır. Oysa burada vergi aslını, KDV aslını siliyoruz. Bu son derece yanlış bir uygulamadır ve yargı kararlarını da burada aldığımız bir şeyle geçersiz kılıyoruz.

Biz, bu sektöre, gemi inşa sektörüne teşvik verilmesinden yanayız. Bunların ürettikleri yat ve diğer gemilerden de vergi alınmayabilir ve nitekim bu noktada bir düzenleme 88’inci maddede var. O düzenleme kanun yayınlandığı tarihten itibaren uygulansın ama geriye doğru dönük olarak tahakkuk etmiş olan KDV’lerin terkin edilmesinin son derece yanlış olduğunu ifade etmek istiyorum.

Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

III.- YOKLAMA

(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Yoklama talebimiz var Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, önergenin oylamasından önce bir yoklama talebi vardır.

Yoklama isteyen milletvekillerimizin isimlerini tespit edeceğim: Sayın Hamzaçebi, Sayın Aslanoğlu, Sayın Okay, Sayın Öztürk, Sayın Özyürek, Sayın Susam, Sayın Bingöl, Sayın Köse, Sayın Arıtman, Sayın Özkan, Sayın Coşkun, Sayın Ünsal, Sayın İçli, Sayın Barış, Sayın Dibek, Sayın Arslan, Sayın Hacaloğlu, Sayın Kaptan, Sayın Yazar, Sayın Aydoğan, Sayın Özdemir, Sayın Yalçınkaya, Sayın Paçarız, Sayın Çakır.

Sayın milletvekilleri, yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.

 (Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.

VIII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Benzer Mahiyetteki Kanun Teklifleri ve Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji ile Plan ve Bütçe Komisyonları Raporları (1/971, 2/2, 2/15, 2/101, 2/111,  2/134, 2/175, 2/235,  2/236, 2/237, 2/258, 2/259, 2/261, 2/262, 2/267, 2/289, 2/344, 2/356, 2/363, 2/377, 2/400, 2/425, 2/444, 2/460, 2/462, 2/501, 2/503, 2/507, 2/540, 2/553, 2/587, 2/591, 2/677, 2/681, 2/682, 2/683, 2/688, 2/689, 2/690, 2/691, 2/698, 2/714, 2/740, 2/753, 2/760, 2/769, 2/779, 2/780, 2/783, 2/800, 2/801, 2/802, 2/805, 2/806, 2/808, 2/809, 2/810, 2/811, 2/812, 2/821) (S. Sayısı: 606) (Devam)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…. Önerge kabul edilmemiştir.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.22

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 17.36

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

17’nci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısının 17 nci maddesinin;

- 10 uncu fıkrasının (a) bendinde geçen "ve 4/12/1984 tarihli ve 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan lisans almadan önceki faaliyet dönemlerine ilişkin elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından," ibaresi ile

- 14 üncü fıkrası ile 25 inci fıkrasının (a) (b) ve (e) bentlerinin madde metninden çıkarılmasını,

- 25 inci fıkrasının (g) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve

- maddeye aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

"g) Vakıflar Genel Müdürlüğü ile mazbut vakıflara ve temsilen yönetilen vakıflara ait taşınmazların kiralanması işlemlerinden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kira bedelleri asıllarının tamamı ile bu alacaklara ilişkin gecikme zammı, faiz gibi fer'ileri yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan gecikme zammı, faiz gibi fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilidir."

"33- 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi çerçevesinde kamu alacağı olarak kesinleşmiş, fazla ve yersiz ödendiği tespit edilen ve tahsil edilmesi gereken personelin aylık ve diğer ödemelerine ilişkin borç asılları ile bu borçlara ilişkin gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ileri yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde ödenmesi halinde bu borçlara uygulanan gecikme faizi, gecikme zammı gibi fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir.

34- T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin tarım ve hayvancılıkla ilgili olarak üreticilere, Türkiye Halk Bankası ve Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinin esnafa kullandırdığı kredilerden kaynaklanan ve 31/12/2010 tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan kredi asıllarının tamamı ile bu kredilere ilişkin faiz, gecikme faizi gibi fer'ileri yerine bu Kanunun yayımlandığı tarihe kadar TEFE/ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte tamamen ödenmesi şartıyla, bu alacaklara hesaplanan faiz, gecikme faizi gibi fer'i alacakların tahsilinden vazgeçilir. Bu takdirde mahkeme ve icra masrafları ile vekalet ücreti ilk taksit tutarı ile birlikte tahsil edilir. Bu bent hükümlerinden yararlanılabilmesi için dava açılmaması ve açılmış davalardan vazgeçilmesi şarttır. Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye anılan bankalar ve kooperatifler yetkilidir. Bu uygulama sonucunda oluşan gelir kayıpları talepleri üzerine Hazine Müsteşarlığı tarafından karşılanır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Sayın Kalaycı, buyurun lütfen. (MHP sıralarından alkışlar)

MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.

Bu maddeyle ilgili verilen önergeyi desteklediğimizi belirtiyorum ki bu tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakların gecikme faizi ve gecikme zammından vazgeçilmesi ve beş yılda eşit taksitler hâlinde ödenmesi olumlu bir düzenlemedir. Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri olarak biz dokuz ay önce bununla ilgili kanun teklifi verdik ama AKP Grubu bunun Komisyonda görüşmesini sağlamadı. Yine, bu tasarı Komisyonda görüşülmekte iken gerek alt komisyonda gerekse Komisyon görüşmeleri esnasında bu tasarıya şu anda getirilen önergeye benzer bir önergenin eklenmesini biz teklif ettik ama yine reddedildi, şimdi, burada getiriliyor, biz yine de olumlu buluyoruz, destekliyoruz.

Ayrıca bir konuyu daha belirteceğim. Tarımsal sulamada kullanılan elektrikle ilgili katma değer vergisinin de düşürülmesi gerekmektedir. Şu anda düşürülmesi, 1 olabilir ya da sıfır olabilir, hiç alınmayabilir. Bununla ilgili de bu tasarıda yer vardır. O konuda da düzenleme yapılırsa gerçekten çiftçilerimiz rahat edecektir.

Değerli arkadaşlarım, bu madde torba tasarının torba maddesi. 12 sayfaya varıyor toplam uzunluğu ve 32 fıkradan oluşmaktadır. Her türlü konu  bu maddeye yerleştirilmiştir. AKP özel şirketleri bu tasarının kapsamına alırken, orman arazileri tahsis edilenlere, vakıfların taşınmazlarını işgal edenlere özel imkânlar sağlayarak ödüllendirirken, naylon fatura kullanıcılarının, vergi kaçıranların borçlarını affederken, kara para sahiplerinin paralarını aklarken çek mağdurlarını görmemekte, çiftçimizin, besicimizin tarım kredi kooperatiflerine ve Ziraat Bankasına olan kredi borçlarını yapılandırma kapsamına almamaktadır. Onlar Türk vatandaşları değil mi değerli arkadaşlarım? Niye bu zulmü, bu işkenceyi yapıyoruz? Bu tasarıya bunların da dâhil edilmesi gerekmektedir.

Bu maddenin onuncu fıkrasının (a) bendinde 4/12/1984 tarihli ve 3096 sayılı Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun kapsamında, mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerinin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan lisans almadan önceki faaliyet dönemlerine ilişkin elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakları da tasarı kapsamına alınmaktadır.

Bu hüküm, adrese teslim, bir şirketi tanımlayan özel bir düzenlemedir. Zira, maddede yer alan tanımın kısa ve açık ifadesi Kayseri ve Civarı Elektrik TAŞ’nin alacaklarının yapılandırılmasıdır, çünkü maddedeki tanımlamaya uyan başka bir şirket bulunmamaktadır. Kayseri ve Civarı Elektrik Anonim Şirketi, kamu sermayesi ağırlıklı özel statüde bir şirkettir. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı AKP’li Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı. Yönetim Kurulu Başkan Vekili AKP’li Kayseri Kocasinan Belediye Başkanı. Yönetim Kurulu üyesi AKP’li Kayseri Melikgazi Belediye Başkanı. Yönetim Kurulu üyesi Kayseri Kocasinan AKP İlçe Başkanı. Yönetim Kurulu üyesi Kayseri eski İl Başkanı; yedi yıl, il başkanı iken Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. TETAŞ’a ait yüzde 20 hisseyi temsilen bile AKP İlçe Başkanı şirketin Yönetim Kurulu üyesi yapılmış. Partizanlığın bu kadarına da pes doğrusu! Kamu hissesini temsilen AKP’nin bir ilçe başkanı Yönetim Kuruluna üye olarak atanabiliyor. Görüldüğü üzere, şirket sanki AKP’nin teşkilat birimi, sanki AKP’nin bir şirketi. Bu nedenle, bu hükmün tasarıdan çıkması gerekmektedir.

Ayrıca, 25’inci maddenin (a), (b), (e) ve (g) bentlerinin de çıkması gerekmektedir çünkü fuzuli şagillere imkân verilmekte, tekrar sözleşme imkânı verilmekte, özel şirketlere imkân getirmeye yönelik düzenlemeler içermektedir.

Bunlar tasarıdan çıkarılmalıdır diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalaycı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge reddedilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 17 nci maddesinin sonuna aşağıdaki yeni fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

(33) Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarih öncesi;

a) kaçak tütün emvali satanlara verilen cezalar tahsil edilmez.

b) elektrik cezaları tahsil edilmez.

c) çek cezaları tahsil edilmez.

b) telefon borçlarından gecikme zammı faiz alınmaz.

c) banka kredileri, teşvik ödemeleri ve kredi kartı borçlarında gecikme zammı faiz alınmaz.

                                                                                              Sırrı Sakık (Muş) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; torba kanunun deyim yerindeyse en baba maddesi bu. Hükûmet tasarısında 21 fıkra olarak geldi, Komisyonda bir ayda 32 fıkra oldu geldi, yetmedi, 2 bakan önerge verdi, üstüne de Grup Başkan Vekili Elitaş verdi. Maşallah, üreten bir madde, yani bir saat, on saat daha geçse 10 fıkra daha girer. Biz de birkaç önerge verdik.

Evet, burada gerçekten birçok kalemde aflar, yapılandırmalar var. Bir taraftan, devlet 50 lira, 100 lira ile uğraşmayayım, kırtasiye yapmayayım, icra takibi yapmayayım, mahkemeye vermeyeyim diye kendini küçük alacaklarından kurtarıyor, bir taraftan da farklı anlamlarda önemli sayılabilecek, işte, tarımdan tutun farklı alanlara, sulamadan tutun birçok konuya kadar… Ancak, bir şey eksik bunda. Bu maddede her şey var, bu maddede olmayan, eşitlik. Bu maddede olmayan, adalet ve siz isterseniz bunu 32, artı bu önergelerle 35’e çıkarın, bir şey değişmiyor.

Arkadaşlar, siz çek mağdurlarının ekonomik krizden kaynaklı borçlarını dikkate almazsanız, size çek mağdurları şunu sorar: “Çekle ilgili olarak mahkemeye veriliyoruz. Çekteki tutarın 2 katı para cezasını mahkeme bize veriyor. Zaten paramız olsa çeki ödeyeceğiz.” demez mi? Bu, bir yanı.

Çek mağdurlarıyla ilgili çok konuşuldu, dün de konuştuk. Yine önergemizde “kaçak tütün emvali satanlara verilen ceza” dedik. Allah aşkına, Philip Morris’e artık yeter, çalışmayın, yani biraz da kendi üreticinizi düşünün.

Bakın, Türkiye’de Aydın’da, Bitlis’te, Diyarbakır’da, Manisa’da, ülkede birçok yerde hâlâ 200 bin aile tütün üretiyor ve bu tütününü piyasada satıyor. Bu tütününü -5 kilo, 10 kilo- satarken yakalanıyor ve her yakalandığında 7.500 Türk lirası para cezası kesiliyor ve tütünlerine el konuluyor. Yani vatandaşın geçim kaynağı olan kendi ürettiği tütününe el koyuyor devlet, Philip Morris’e çalışıyor. Parliament sigarası var ya işte, Parliament sigarası firması daha çok kazansın diye parlamenterlerimiz durmadan çalışıyor. Allah aşkına, biraz da vatandaşa çalışın. Yani bizim söylediğimiz, biraz vatandaşa çalışın.

Bakın, elektrik cezalarıyla ilgili, tahsille ilgili bir iki alanda var maddeler. Peki, niye bunu eşitleyip genelleştirmiyorsunuz arkadaşlar? Yani, bizim söylediğimiz eşitlik ya, biraz  “73 milyon vatandaş eşittir.” demeniz; bizim söylediğimiz bu.

Bakın, telefon borçlarıyla ilgili gecikme zamları… Ya, onlar da borç değil mi? Krizdendir, yani parası olsa ödemez mi? İster mi telefonu kapansın, bu dönemde?

Yine, bakın, banka kredileri, teşvik kredileri, tüketici kredileri… Kredi kartları borçları 276 milyarı aştı arkadaşlar. Siz, bu konuda vicdani, ahlaki bir denetim ve düzenleme yapmazsanız, bu bankaların vahşi kâr hırsına meydanı bırakırsanız, bu bankaların her gün reklam üstüne reklamına göz yumarsanız, bu bankaların taksitle, beş yıllığına satışlarını denetlemezseniz, bu fakir vatandaş, krizde, gider, kredi kartını kullanır, 276 milyar lira borçlanır. Siz buna bir çözüm getirmezseniz, onları da kriz kurbanı olarak görmezseniz, umarım ki onlar da bu, görmediğiniz, bu eşitsiz ve adaletsiz yaklaşım karşısında sizi 12 Haziranda hatırlar. Bu böyledir, yani men dakka dukka. Sayın Canikli, nasıl demişti Sayın Başbakan? Siz daha iyi telaffuz…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) - Sen daha iyi bilirsin de…

HASİP KAPLAN (Devamla) - Seçmen de “Men dakka dukka.” der.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Beddua ettin, onu geri al!

HASİP KAPLAN (Devamla) – Men dakka dukka beddua değil. Men dakka dukka, bak, seçmen der ki: Bu kadar af çıkarıyorsunuz, bana çıkarmıyorsanız bunun hesabını sorarız.

Bu önergemiz eşitliktir. Eşitliği oylarınıza sunuyoruz.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı…

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 17.52

 

ALTINCI OTURUM

Açılma Saati: 18.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 17’nci maddesi üzerinde verilen Şırnak Milletvekili Sayın Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin onuncu fıkrasının (b) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                           Mustafa Demir

                                                                                                 Bayındırlık ve İskân Bakanı

"b) (a) bendinde sayılan kuruluşların tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarından, vadesi 31/12/2010 tarihi itibarıyla geldiği halde bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olanların asıllarının tamamının, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü ayın sonuna kadar abonesi bulunulan dağıtım şirketine başvuruda bulunularak ilk taksit bu Kanunun yayımını izleyen dokuzuncu aydan başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam beş eşit taksitte ödenmesi şartıyla bu alacakların ödenen kısmına isabet eden fer'ilerin tahsilinden vazgeçilir. Tarımsal sulamada kullanılan elektrik tüketiminden kaynaklanan alacakların bu Kanunda belirtilen taksit ödeme zamanını alacakların bulunduğu bölgeler, iller, ürünlerin hasat dönemleri dikkate alınarak değiştirmeye şirket yönetim kurulları yetkilidir."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tarımsal sulamadan kaynaklanan borçların tasfiyesini kolaylaştırmak amacıyla asıl alacak tutarının ödenmesi şartına bağlı olarak bu alacaklara uygulanan fer’i alacakların tahsilinden vazgeçilmesi önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarının çerçeve 17 nci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan “ödenmemiş sigorta primlerinin, bu Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadar olan” ibaresinin “ödenmemiş olan sigorta primlerine ait bu Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadarki” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Mustafa Elitaş (Kayseri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Yapılan düzenleme ile prim borç asıllarından vazgeçilmediğine, dolayısıyla prim borç asıllarının tahsil edileceğine, bu düzenleme ile sadece fıkrada belirtilen primlerin Kanunun yayımlandığı ayın sonuna kadarki gecikme cezası ve gecikme zamlarının tahsilinden vazgeçildiğine açıklık getirilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 17 nci maddesinin birinci ve yirmidördüncü fıkralarında yer alan “31/12/2010 tarihinden” ibarelerinden sonra gelmek üzere “(bu tarih dahil)” ibarelerinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                                           Mehmet Şimşek

                                                                                                                Gaziantep

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ULAŞTIRMA BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) – Katılıyoruz.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Verilen önerge ile maddenin uygulamasındaki tereddütleri gidermek amaçlanmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Komisyonun bir düzeltme talebi vardır.

Buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Maddede geçen “lira” ibarelerinin “Türk lirası” olarak değiştirilmesini takdirlerinize arz ediyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Redaksiyon şeklinde.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Redaksiyon yetkisi, evet.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, anlamadık.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Maddede geçen “lira” ifadesinin “Türk lirası” olarak değiştirilmesi için redaksiyon talebimizi arz ediyoruz.

BAŞKAN – Evet, kabul edilen önergeler çerçevesinde 17’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 18’de dört adet önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 18 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan “Bu Kanunun 17 nci maddesinin;” ibaresinden sonra gelmek üzere “onuncu fıkrasının (b) bendi,” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Nurettin Canikli

Haydar Kemal Kurt

Veysi Kaynak

 

Giresun

Isparta

Kahramanmaraş

 

Orhan Karasayar

Rıtvan Köybaşı

Ahmet Erdal Feralan

 

Hatay

Nevşehir

Nevşehir

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 18 nci maddesinin 1 nci fıkrası “a” bendinin “izleyen” ibaresinden sonra “ikinci” ibaresinin “on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Sırrı Sakık

İbrahim Binici

Hasip Kaplan

 

Muş

Şanlıurfa

Şırnak

 

Nuri Yaman

Hamit Geylani

 

 

Muş

Hakkâri

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 18 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "ikişer aylık" ibaresinin "üçer aylık" şeklinde, "onsekiz" ibaresinin "yirmi" şeklinde değiştirilmesini, 3 üncü fıkrasının (c) bendinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve (c) bendine aşağıdaki (5) numaralı alt bendin eklenmesini, üçüncü fıkrasındaki "ikişer" ibaresinin "üçer" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

Mustafa Kalaycı

 

Manisa

Mersin

Konya

 

Kadir Ural

Mehmet Günal

Münir Kutluata

 

Mersin

Antalya

Sakarya

"c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;

1) Altı eşit taksit için (1.04)

2) Dokuz eşit taksit için (1.06)

3) Oniki eşit taksit için (1.09)

4) Onatlı eşit taksit için (1.13)

5) Yirmi eşit taksit için (1.18)

BAŞKAN -  Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendleri ile üçüncü fıkrasının (b), (c), (ç) ve (d) bendlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Harun Öztürk

Mustafa Özyürek

Şevket Köse

 

İzmir

İstanbul

Adıyaman

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Akif Ekici

Bayram Meral

 

Malatya

Gaziantep

İstanbul

 

 

Bülent Baratalı

 

 

 

İzmir

 

"(1) a) Bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları,

b) Maliye Bakanlığına, Gümrük Müsteşarlığına, il özel idarelerine, belediyelere, büyükşehir belediyeleri su ve kanalizasyon idarelerine bağlı tahsil dairelerine ve Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığına, Hazine Müsteşarlığına ve/veya Geliştirme Destekleme Fonu Gelir Hesabına aktarılmak üzere Türkiye Halk Bankası A.Ş., T.Emlak Bankası A.Ş. (Tasfiye Halinde T. Emlak Bankası A.Ş.), T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve tarım kredi kooperatiflerine, Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (TEDAŞ) veya bu Şirketin hissedarı olduğu elektrik dağıtım şirketleri ile 3096 sayılı Kanun kapsamında mevcut sözleşmeleri uyarınca faaliyet göstermekte olan dağıtım şirketlerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı tahsil dairelerine ödenecek tutarların ilk taksiti bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen dördüncü aydan başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami otuz eşit taksitte ödemeleri,

şarttır."

b) Taksitle ödenmek istenmesi halinde, ilgili maddelerde yer alan hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, oniki, onsekiz, yirmidört veya otuz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamaz.

c) Taksitle yapılacak ödemelerinde ilgili maddelere göre belirlenen tutar;

1) Altı eşit taksit için (1,03),

2) Dokuz eşit taksit için (1,05),

3) Oniki eşit taksit için (1,08),

4) Onsekiz eşit taksit için (1,12),

5) Yirmidört eşit taksit için (1.17),

6) Otuz eşit taksit için (1.23)

katsayısı ile çarpılır ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı hesaplanır. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilir.

ç) Bu Kanun kapsamında ödenmesi gereken tutarlar; il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz kuruluşlarca ikişer aylık dönemler halinde azami otuzaltı eşit taksitte, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol Federasyonu ve özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş olan ve Türkiye'de sportif alanda faaliyette bulunan spor kulüplerince ikişer aylık dönemler halinde azami kırkiki eşit taksitte ödenebilir. Bu takdirde bu fıkra hükmüne göre hesaplanacak katsayı yirmidört eşit taksit için (1,17), otuz eşit taksit için (1,23), otuzaltı eşit taksit için (1,28) ve kırkiki eşit taksit için (1,33) olarak uygulanır.

d) Bu Kanunun 17 nci maddesinin; onsekizinci, yirmibirinci, yirmiikinci ve yirmiüçüncü fıkraları hükümlerine göre ödenmesi gereken tutarların iki eşit taksitte ödenmesi halinde (1,08), üç eşit taksitte ödenmesi halinde (1,12), dört eşit taksitte ödenmesi halinde (1,17), beş eşit taksitte ödenmesi halinde (1,23) katsayı uygulanır."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tabii, Komisyon katılmadı, Hükûmet katılmadı. Burada dediğimiz olay şu: Ödenebilir bir faiz. Sadece bunu istiyorduk. Faizlerin birer çıt düşürülmesiydi. Başka bir şey istemiyorduk. Aslı astarı buydu.

Değerli milletvekilleri, bir önceki maddede FİSKOBİRLİK maddesi vardı. Ben soruyorum: Devlet insanların parasına el koyar mı? Devlet insanların parasını gasbeder mi? Bu söz benim değil, bu söz Sayın Hamzaçebi’nin bütçe konuşmasındaki sözüdür. Devlet insanların parasını gasbetmiştir. Aynı şekilde Ordu Milletvekili Sayın Rahmi Güner ve Giresun Milletvekili Sayın Eşref Karaibrahim’in de sözleridir. Siz 2004 yılında oluşan don olayı için insanlara söz verdiniz mi vermediniz mi? Bir dakika… Verdiniz mi vermediniz mi? “Vereceğiz” dediniz, parayı pul ettiniz. İnsanların 2005’te bir miktar, 2006’da bir miktar, yüzde 3, yüzde 5, yüzde 6, en sonunda insanların 169 milyon parasını gasbettiniz. Devlet alacağına şahin olabilir…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ödedik, ödeyeceğiz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ne zaman ödeyeceksiniz, ne zaman? Gün istiyorum, gün, gün. Gasbettiniz Sayın Canikli, gasbettiniz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gasbetmedik, gasbetmedik.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Devlet para gasbetmez, devlet sözünü yerine getirir.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ödüyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ne zaman ödeyeceksiniz? 2004-2010… Altı sene geçmiş. Daha para pul oldu. O insanlar o sene gübreciye, o sene işçiye verecek para bulamadılar. Yani altı sene sonra vereceğin parayı hiç… O zaman, buraya bir şey koyun: Biz altı sene ödemedik. Bu insanların parasını -aynı alacağınıza nasıl şahin oluyorsanız- TEFE/TÜFE oranıyla geri ödeyeceğiz deyin bu insanlara. O zaman, Sayın Canikli, size söylüyorum…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ben dinliyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - “Ödeyeceğiz.” diyorsun, “Ödeyeceğiz.” diyorsun.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz ödüyoruz zaten.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - O zaman, koyun buraya, TEFE/TÜFE oranıyla ödeyeceğiz deyin. Nasılsa insanlardan TEFE/TÜFE oranıyla geçmişten gelen alacağınızı hesaplıyorsunuz…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben anlamam. 2004’te oldu mu bu don? Söz verdiniz mi?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - İnsanların bu kadar alacağı var dediniz mi, dediniz mi?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - 2004, 2006…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bakın, anlamıyor musunuz, 3 katrilyon ödedik.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ordu milletvekilleri, Trabzon milletvekilleri, Giresun milletvekilleri, çıkın, çıkın… Altı yıl geçmiş aradan, altı yıl, altı yıl!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben anlamam.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Anlamıyorsun işte!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – “Ödeyeceğiz” diyeceğiniz rakam… Çiftçinin 169 milyonu var mı, yok mu? 169 milyon borç sözü verdiniz mi, vermediniz mi? (AK PARTİ sıralarından “Vermedik.” Sesleri)

Sayın Canikli, “Vermedik.” diyorlar, Sayın Canikli, “Vermedik.” diyorlar, “Söz vermedik.” diyorlar, doğru mu?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz yarısını verdik, ayrıca 3 katrilyon ödeme yaptık.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Arkadaşlar, sene 2004, sene 2010; bu insanların parasını ödeyin, bu insanların parasını…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ödüyoruz, rahat olun.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Buraya, bu torba yasaya bir şey koyun. Gelin, devlet, ödemediği alacağı da TEFE/TÜFE oranıyla bir faiz üzerinden öder diye bir madde koyalım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ferit Bey, biz ödüyoruz, canınızı sıkmayın.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlarım, “Ödüyoruz.” değil, ne zaman ödeyeceksiniz? Çıkın burada, ne zaman ödeyeceğinizi söz verin, ben de diyeyim ki teşekkür ederim.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – 3 katrilyon ödedik, ödüyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Para pul olmuştur, para yok olmuştur. Çiftçi altı yıldır parasını alamamıştır. Hiç değilse bu insanlara TEFE/TÜFE oranıyla ödeyin.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (CHP, MHP ve BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 18 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendinde yer alan "ikişer aylık" ibaresinin "üçer aylık" şeklinde, "onsekiz" ibaresinin "yirmi" şeklinde değiştirilmesini, 3 üncü fıkrasının (c) bendinin (1), (2), (3) ve (4) numaralı alt bentlerinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini ve (c) bendine aşağıdaki (5) numaralı alt bendin eklenmesini, üçüncü fıkrasındaki "ikişer" ibaresinin "üçer" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Mehmet Şandır (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ HASAN FEHMİ KİNAY (Kütahya) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Akçay, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 606 sıra sayılı Tasarı’nın 18’inci maddesi üzerine verdiğimiz önerge hakkında söz aldım. Muhterem heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, AKP İktidarının yanlış ekonomi uygulamaları sonucunda sanayici, çiftçi, esnaf, işçi, memur, kısaca herkes borç altında ezilmekte, kazandığının büyük çoğunluğunu faiz olarak ödemektedir. Sanayici yeni yatırımlar yapamamakta, kamuya olan borcunu ödeyememektedir. Bu nedenle, borç yapılandırması geç kalan bir mecburiyet hâline gelmiştir.

Hükûmetin teklif ettiği bu metinde borçların on sekiz taksitte ve otuz altı ayda ödenmesi öngörülmektedir ancak vatandaşın içinde bulunduğu borç yükü çok fazladır. Biriken vergi borçlarının, sigorta primlerinin, cari ödemelerinin hepsinin birden yapılması çok zordur. Dolayısıyla, vadenin on sekiz taksitte, otuz altı ay süre yerine faiz oranı biraz daha düşük ancak kademeli olarak artırılarak yirmi taksitte ve üç ayda bir altmış aylık ödeme imkânı olarak düzenlenmesi, bu borçların tasfiyesi ve ödenmesinde vatandaşlara kolaylık sağlayacaktır. Bu, otuz taksitte iki ay ödemeli, yine altmış aylık ödeme imkânı şekline de getirilebilir. Faiz ve vade konusunda mümkün olan esneklik ve kolaylığın sağlanması çok yerinde olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizlere vatandaşlarımızın içinde bulunduğu ekonomik durumu ve içinde bulunduğu borçluluğu kısaca özetlemek istiyorum.

Hane halkı borçlarının hane halkı geliri içindeki payı 2007 yılında yüzde 31 iken 2009’da yüzde 37,7’ye yükselmiştir. Yani kişilerin sürekli borçları artmaktadır. Buna mukabil yurt içi tasarruf oranları yüzde 17’den 2009’da yüzde 14’e gerilemiştir, 2008’den 2009 yılına. Bankalara olan kişi başı ortalama borç 6.750 liraya yükselmiştir. Vatandaşın bankalara olan kredi borcu 2009 yılı sonuna göre 82 milyar lira, yüzde 21 nispetinde artarak 2010 yılı Eylül ayı itibarıyla 475 milyar liraya yükselmiştir. Kredi müşterisi sayısı 2010 yılı Eylül sonu itibarıyla 40 milyon 980 bine ulaşmıştır. Buna göre nüfusun yüzde 57’si bankalara borçludur. Tüketiciler 2010 yılını bankalara 165 milyar lira borçlu olarak kapatmıştır. Bu borcun 123 milyar lirasını kredi, 42 milyar lirasını ise kredi kartı borçları oluşturmaktadır. Takipteki kredi miktarı Eylül 2010 itibarıyla 21 milyar lira seviyesine ulaşmıştır. 2007’de 0,7 milyar lira olan takipli tüketici kredilerinin de yüzde 580 oranında artarak 4 milyar liraya yükseldiğini de belirtmeliyiz.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının verilerine göre ülkemizde 1 milyon 935 bin esnaf bulunmaktadır. TESK verilerine göre her 100 esnaftan 70’inin Sosyal Güvenlik Kurumuna prim borcu bulunmaktadır. Ayrıca, birikmiş vergi borçları da 30 milyar liraya ulaşmıştır. Yüzde 24’e varan gecikme faizi ve zammıyla beraber, bugüne kadar bu borçların 70 milyar lirayı aştığı tahmin edilmektedir. Yine, esnaflarımızın Halk Bankasına olan kredi borcu da 3 milyar 600 milyon lira civarındadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun verilerine göre 3 milyon 278 bin BAĞ-KUR’ludan 2 milyon 133 bininin prim borcu vardır. Buna göre her 3 BAĞ-KUR’ludan 2’si borçludur. SGK’nın bu kişilerden alacağı 19 milyar 400 milyon lirayı bulmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun işverenden alacağı ise 26 milyar liradır. Bu paranın 20 milyar lirası özel sektördeki firmalardan, 6 milyar lirası da kamu kurumlarındandır.

Ve tarımsal krediler de 3,2 kat artmıştır 2002’den 2010 yılı itibarıyla ve çiftçinin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine 12 milyar lira borcu bulunmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Devamla) – Bu düşüncelerle muhterem heyetinize saygılar sunarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Akçay.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 18 nci maddesinin 1 nci fıkrası “a” bendinin “izleyen” ibaresinden sonra “ikinci” ibaresinin “on ikinci” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Hamit Geylani (Hakkâri) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Geylani. (BDP sıralarından alkışlar)

HAMİT GEYLANİ (Hakkâri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Görüştüğümüz torba yasa tasarısının en derinindeki temel amacı, çok sayıda vergi borçlarının ceza ve faizlerinin yeniden yapılandırma olanağını tanımaktır. Ne yazık ki Türkiye’de adaletli bir vergi sistemi yoktur. Çıkarılan vergi af yasaları hadiseyi çözmüyor, aksine derinleştiriyor. Sistemin özünde hata ve adaletsizlikler varsa bunu düzeltmek için sonuçlarından ziyade bizzat nedenlerini ortadan kaldırmak gerekiyor. Meselenin özü değişmediği sürece yurttaş yine vergisini ödemekte güçlük çekecek, borçlanacak ve faizi altında ezilecektir. Dünyanın hiçbir yerinde uygulanmayan ağır vergi yükü hayatın her alanında halkımıza yansıtılmaktadır. Bu da bir şekilde, yoksul ve emekçi yurttaşa fatura edilmektedir.

Değerli arkadaşlar, vergiler devletlerin en önemli gelir kaynaklarıdır. Vergiler, hükûmetler tarafından, yasaları ve kuralları uygulamak, genel olarak halka hizmet noktasında yollar, okullar, hastaneler ve diğer hizmetleri yapmak için, ayrıca ülke geneli ve yerel yönetimlerin kamusal giderleri için yapılan harcamaları karşılamak üzere toplanır. Türkiye’de ise hizmet amacıyla toplanan vergiler maalesef halka hizmet olarak geri dönmemektedir. Şirketler ödedikleri kurumlar vergisine ek olarak bu verginin belirli bir yüzdesini de Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na aktarmaktadır.

Kamu maliyesinde aslında payı hep askerî harcamalara ayrılmaktadır. Askerî harcamaların nerelere de yapıldığı, aktarıldığı hepimiz tarafından bilinmektedir. Askerî harcamalar nedeniyle her yıl devasa kamu bütçe açıkları oluşmaktadır. Bu açıkları iç ve dış borçlanmayla kısa sürede kapatmayı amaçlayan devlet, halkın gelirlerinin üçte 1’ini faize aktarmaktadır. Yoksul halkın ödediği vergilerle finanse edilen ordunun harcamaları halk denetiminden de kaçırılmaktadır. Biliyorsunuz, daha yeni, Sayıştay Yasası Genel Kuruldan geçti ancak Yasa görüşmelerinde tüm eleştiri ve önerilerimize rağmen askerî harcamaların denetimi, AKP’nin direnci karşısında tasarılarda yer alamadı. Resmî ağızların rakamlarına göre, şiddet ve çatışma kültüründen de kaynaklı Kürt coğrafyasında 500 milyar dolar, top, tüfek, bomba ve mermilere harcanmıştır. Bununla dağa, taşa mühimmat sıkılmış, halkın vergileri böylece heba edilerek insanlık yok edilmiştir.

Değerli arkadaşlar, bir başka adaletsizlik de Türkiye’de en yoksul yüzde 5’lik kesimin vergi yükü, en zengin yüzde 5’lik kesimin vergi yükünün 2 katı daha fazladır. Bu durum, Türkiye’deki vergi sisteminin hukuksuzluğunu belirgin bir şekilde açığa çıkarmaktadır.

Bir ilginç örnek de pırlanta, elmas, altın, inci gibi lüks eşyalardan KDV alınmazken halkın temel yaşam kaynağını oluşturan ekmeğe, çaya, şekere, tuza, una, yağa ve diğer zaruri ihtiyaçlara KDV uygulanmaktadır. Bir işçi aldığı ücret oranında kuyumcudan ve birçok sektörde faaliyet gösteren şirketlerden daha çok vergi ödemektedir çünkü kurum kazancı beyan esasına göre verildiğinden vergi kaçırmanın biraz daha kolaylaştırılması sağlanmıştır, ancak, işçinin vergisi ücretinden, yani kaynağından kesilmektedir.

Değerli arkadaşlar, ülkemizin adaleti bu. Zengin-yoksul ayrımı yapılmadan zengine de yoksula da aynı vergi oranları uygulanmaktadır.

Kısaca arz ettiğim bu nedenlerle, Genel Kurulu yeniden saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 18 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendinde yer alan “Bu Kanunun 17 nci maddesinin;” ibaresinden sonra gelmek üzere “onuncu fıkrasının (b) bendi,” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                       Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okuyun:

Gerekçe: 17 inci maddenin onuncu fıkrasında yapılan değişikliğe paralel olarak söz konusu değişiklik önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 18’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Madde 19’da dört adet önerge vardır, sırasıyla okutacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "Bu Kanunun 17 nci maddesinin;" ibaresinden sonra gelmek üzere "onuncu fıkrasının (b) bendi," ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Nurettin Canikli

Veysi Kaynak

Orhan Karasayar

 

Giresun

Kahramanmaraş

Hatay

 

Haydar Kemal Kurt

Ahmet Erdal Feralan

Rıtvan Köybaşı

 

Isparta

Nevşehir

Nevşehir

 

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "iki veya daha az taksitin" ibaresinin "üç veya daha fazla taksitin"; "ikiden fazla taksitin" ibaresinin de "üçden fazla taksitin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Harun Öztürk

Mustafa Özyürek

R. Kerim Özkan

 

İzmir

İstanbul

Burdur

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Hulusi Güvel

 

 

Malatya

Adana

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 19'uncu maddesinin (1) inci fıkrasının (a) bendinde yer alan "bir takvim yılında iki" ibaresinin "bir takvim yılında üç" şeklinde, (b) bendinde yer alan "taksitlerden birinin" ibaresinin "taksitlerden ikisinin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

Hakan Coşkun

 

Manisa

Mersin

Osmaniye

 

Kadir Ural

Mustafa Kalaycı

Mehmet Günal

 

Mersin

Konya

Antalya

 

 

Münir Kutluata

 

 

 

Sakarya

 

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı yasa tasarısının 19 ncu maddesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Sırrı Sakık

İbrahim Binici

Hasip Kaplan

 

Muş

Şanlıurfa

Şırnak

 

Nuri Yaman

Hamit Geylani

Mehmet Nezir Karabaş

 

Muş

Hakkâri

Bitlis

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun. (BDP sıralarından alkışlar)

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 606 sıra sayılı Tasarı’nın 19’uncu maddesi üzerinde verdiğimiz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu torba tasarının içinde esnaftan tutun, iş adamına, diğer kesimlere kadar, kamuya borcu olan, borcunu zamanında ödememiş olan, primi olan kesimlere kadar, hem mevcut yaşanan ekonomik koşullar hem de yaşanan krizden kaynaklı iyileştirmeler var. Tabii, iş adamlarıyla, esnaflarla ilgili iyileştirmeler toplumun beklediği iyileştirmeler ancak Türkiye’de şöyle bir mantık var: İşte, vatandaşın ve devletin taraf olduğu olaylarda devleti koruman gerekiyor çünkü devlet olacak ki vatandaş olsun. İş adamı, işveren olduğu yerde de emekçiyi, çalışanı, köylüyü koruma genelde yoktur, iş adamını korursun. İş adamının parası olacak ki karın tokluğuna da işçiyi, emekçiyi, mevsimlik çalışanı çalıştırsın.

Ben bu önergemde ve bundan sonraki önergede mevsimlik tarım işçileriyle ilgili bir sorunu dile getireceğim, daha önce burada dile getirilmişti; onunla ilgili yanlış bilgileri, bu olaya Hükûmetin bakışını dile getirmeye çalışacağım.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, dün de daha önceki yıllarda olduğu gibi, yaşanan elim bir kazada 11 tane mevsimlik tarım işçisi yaşamını yitirdi, diğerleri yaralandı. Yaşamını yitiren işçilerimize Allah’tan rahmet, acılı ailelerine de başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, mevsimlik tarım işçilerinin sorunu bugünün sorunu değil; yıllardır, on yıllardır, diğer hükûmetler döneminden bugüne kadar, AKP hükûmetleri döneminde de devam eden, sürekli gündeme gelen bir sorun. On binlerce, yüz binlerce kişiyi ilgilendiriyor. Çok kötü koşullarda, birçok zaman büyük sıkıntılarla bu sorun gündeme geliyor ama bugüne kadar bir çözüm bulunmuş değil.

Değerli milletvekilleri, geçen yaz Bursa’nın Yenişehir ilçesinde çalışan mevsimlik tarım işçilerini ziyaret ettik. 300 ailenin olduğu, 2.000-2.500 civarında mevsimlik tarım işçisi ve çocuklarının olduğu bir yerleşim yeri. Gittik, yerinde tespit ettik, buraya taşıdık. Tam o dönemde de Başbakanlığın genelgesini Batman AKP Milletvekili Mehmet Emin Ekmen bu kürsüden dile getirdi, Başbakanın genelgesini okudu övünerek. Biz de o genelgeyi aldık, değerlendirdik. Gerçekten genelgede önemli şeyler var. Başbakanın kendisinin yayınladığı bir genelge. Bu genelgede mevsimlik işçilerin çalıştıkları, çalışmaya gittikleri ilden çıkışlarından tutun, gittikleri ile kadar ulaşımından yerleşmesine, elektrik-su sorunundan tutun çadır sorununa kadar her şeyi içeren, tümünün dile getirildiği ve mevsimlik göç veren illerin de, mevsimlik göç alan illerin de izleme kurullarının oluşturulacağı belirtiliyor. Yedi sekiz tane bakanlığın, sendikanın, ziraat odasının içinde olması gereken izleme kurullarının oluşturulmasını ve bunun her yıl takip edilmesinden bahsediyor. Bu dile getirildi.

Biz de Yenişehir’deki mevsimlik tarım işçilerinin durumunu dile getirdik. Nitekim orada Sayın Mehmet Emin Ekmen kürsüye çıktı, Bursa milletvekilleri de vardı “Bu sorunu dile getirdiniz, en kısa zamanda bu sorunu çözeceğiz.” dediler. Biz ondan sonra takip ettik. O günden bu yana kadar Bursa Yenişehir’de çalışan mevsimlik işçilerin ne su sorunu ne elektrik sorunu ne orada yerleşim sorunu hiçbir şekilde çözümlenmedi. Biz de bunun üzerine İçişleri Bakanına bir soru önergesi verdik. İçişleri Bakanına verdiğimiz soru önergesi 19/07/2010 tarihli. İçişleri Bakanı 18/08/2010 tarihinde bizim önergemize cevap vermiş. Bu soru önergesinin cevabını, verilen bu cevabı bundan sonraki önergede dile getireceğim.

Hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabaş.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 19'uncu maddesinin (1) inci fıkrasının (a) bendinde yer alan "bir takvim yılında iki" ibaresinin "bir takvim yılında üç" şeklinde, (b) bendinde yer alan "taksitlerden birinin" ibaresinin "taksitlerden ikisinin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Coşkun. (MHP sıralarından alkışlar)

HAKAN COŞKUN (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 19’uncu maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu madde ile bir takvim yılında iki taksidini ödememesi veya eksik ödemesi hâlinde bu kanun hükümlerinden yararlandırmama hükmü getirilmektedir. Yüce Meclis de takdir edecektir ki kamu alacaklarının yapılandırılmasında zaten geç kalınmıştır. Bu geç kalınmayla birlikte bu kanun tasarısının gündeme geldiği, kamuoyunda dillendirildiği günden bu yana kamu alacaklarının tahsili noktasında zaaf oluşmuş, mükellefler af ve yeniden yapılandırma beklentileriyle borçlarını ödemede tereddüt etmektedirler. Bu kanun, mükelleflere borçlarını ödeme noktasında yeniden yapılandırma, kolaylık sağlayan hükümler getirirken, diğer taraftan da mükellefleri ödeyemeyecekleri yeni yükümlülüklerin altına girdirmektedir. Zira, mükellefler yapılandırılan borçlarını öderlerken vergi, sigorta primi gibi borçlarını da aksatmadan ödemek zorunda olduklarını da dikkate almak gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu madde orman ürünleri, tarımsal üretim ve sulama birlikleriyle kooperatiflerinin kamu alacaklarını kapsamaktadır. Ancak bu kapsam içerisinde yine orman köylüsünün, tarımsal ve hayvansal üretim faaliyetinde bulunan çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçları görmezden gelinmiştir.

Övünerek anlatıyorsunuz 2002 ile 2011 arasını, iktidarınız dönemini. Sizin sözlerinizle tekrarlamak istiyorum: 2002 yılında çiftçimizin tarımsal kredi borcu 330 milyon TL civarında, 2010 yılı çiftçimizin Ziraat Bankası, tarım kredi kooperatiflerine yüzde 90 olmak üzere diğer bankalara olan toplam borcu 12 milyarı geçmiş durumda. Yani 2002 yılında bin TL borcu olan çiftçimizin 2011 yılında 36 bin TL olmuş, 36 kat artmış ve ayrıca çiftçi sayımız da azalmıştır. Kısaca, bu sekiz yıl boyunca çiftçimizin sıkıntısını krediyle çözme yoluna giderek borcunu ötelemiş olduğu görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, sekiz yıllık iktidarınız döneminde girdilerin kat kat artmış ancak ürünlerini zararına satan çiftçilerimizin umutları sayenizde bir başka bahara kalmıştır.

Bu kamu alacaklarına Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan çiftçi borçlarının girmemesi demek, “Ey çiftçi, sen motorunu, alet edevatını, evini sat; o da yetmez, hayvanını, tarlanı sat, işsizlik ordusuna katıl. Biz yabancı sermayeye senin ürettiğini sattırıyor, senin sırtından para kazandırıyoruz zaten. Üretimi de onlara yaptırırız, siz de bu eziyetten kurtulursunuz.” demektir. Ne yazık ki çiftçimize uyguladığınız muamele budur.

Değerli milletvekilleri, zaten borçlarını ödemeye karar vermiş, ödemeyi kabul ve taahhüt etmiş, ödemeye başlamış olan mükellefleri sıkıştırmamanın esas alınması gerektiğini gözlerden uzak tutmamak gerekir. Onların hem devlete olan borçlarını ödemeleri hem de ödeme içerisindeki bütün yükümlülüklerini yerine getirmeyi sağlamak noktasında uygulanabilir hükümler olmasını sağlamak da kanun yapıcının düşünmesi gereken hususlardan bir tanesidir.

Bu önergeyle, 19’uncu maddenin 1’inci fıkrasının (a) bendinde yer alan “bir takvim yılında iki” ibaresinin, “bir takvim yılında üç” şeklinde değiştirilmesi, (b) bendinde yer alan “taksitlerinden birinin” ibaresinin yerine “taksitlerinden ikisinin” şeklinde değiştirilmesi öngörülmektedir.

Önergemizin hem uygulamanın amacına ulaşmasının sağlanması hem de kanunun öngördüğü hedeflere ulaşması açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

AKP’nin kendi yandaşlarını zengin etmeye yönelik, haramı, helali ayırmayan ekonomik icraatlarından Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının muzdarip olduğunu her yerden görmek mümkündür. Hiç olmazsa bir kez olsun gerçekçi teklifleri kulak vererek, vicdanlarınızı emir komuta zincirinden kurtarın, Anadolu’nun gerçeklerine bir kez olsun kulak kabartın.

Önergemize destek vereceğiniz temennisiyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Coşkun.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" nın 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "iki veya daha az taksitin" ibaresinin "üç veya daha fazla taksitin"; "ikiden fazla taksitin" ibaresinin de "üçden fazla taksitin" şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Ramazan Kerim Özkan.

BAŞKAN – Burdur Milletvekili Sayın Özkan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Verdiğimiz önergeyle mükelleflere bir güzellik yapmak istiyoruz. Bakanlarımızdan, Komisyon üyelerinden, siz değerli milletvekillerinden, vereceğiniz oylarla bu güzelliğe sizleri de ortak etmek istiyoruz.

Ne istiyoruz? “İki veya daha fazla taksitin” yerine “üç veya daha fazla taksitin”, “ikiden fazla taksitin” ibaresi yerine “üçten fazla taksitin” olarak bir değişiklik istiyoruz. Sizlerden, Sayın Bakanlarımızdan, sayın bankalarımızdan ve rakamlardan sekiz yıldır gerçekten pembe tablolar dinliyoruz, hep beraber dinledik, dinlemeye devam ediyoruz ama bu pembe tabloların gerçek olmadığını söylediğimiz zaman bizlere kızıyordunuz. Ama şimdi bu ne? Roma hukuku gibi. Söylenenler dinlenilmedi, üretimden kaçınıldı, çiftçiye sahip çıkılmadı, esnafa sahip çıkılmadı, tüccara sahip çıkılmadı, iş adamlarımıza sahip çıkılmadı, şoförlerimize sahip çıkılmadı, hayvancılığımıza sahip çıkılmadı, mermerciliğimize sahip çıkılmadı. Geldiğimiz noktada şimdi mükellefler için işte bu kitabı hazırlamış bulunuyoruz. İkinci bir kitap hazırlamama adına siz değerli arkadaşlarımı uyarıyorum, lütfen, üretime ve ürüne sahip çıkınız.

Bu hafta sonu Samsun’daydık, Samsun’un Çarşamba’sı var, Bafra’sı var, Türkiye’yi besler bu ovalar, bu ovalar Türkiye’yi besler. Bu ovalarda fındık vardı, fasulye vardı, tütün vardı, pancar vardı ama şimdi, Samsun pazarında Kazakistan’dan gelmiş fasulyeyi gördüğümde tüylerim diken diken oldu; Şili’den gelmiş bademi, Kaliforniya’dan gelmiş cevizi gördüğümde tüylerim diken diken oldu.

Değerli arkadaşlarım, bakın, fındığın rakibi cevizle bademdir ama yerli ceviz, yerli badem değil. Fındığa Şili’nin, Kaliforniya’nın cevizini, bademini rakip yaptınız. 8 milyon, Düzce’nin, Bolu’nun, Zonguldak’ın, Rize’nin, Samsun’un, Giresun’un, Ordu’nun fındık üreticisine sahip çıkmadınız. Yine ülkemin bütün topraklarında, bütün yaylalarında, bütün mezralarında üretim yapılan hayvancılığımıza sahip çıkmadınız.

Bakın, yine süt yerlerde sürünüyor. Sütün litresi 70 kuruş, yemin kilosu 70 kuruş. Süt 70, yem 70, bu iş bitmiş kardeşlerim, bu iş bitmiş, bununla olmaz. Buna sahip çıkmak zorundayız. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu söylediğimiz zaman bunlar sanki birer veciz söz gibi algılanıyor ama biz diyoruz ki, üretime ve ürüne sahip çıkın.

Bakın, kurbanlığımızı yurt dışından kestik. Şimdi, süt fiyatları düşüyor, yine o damızlık ineklerimiz ağlayarak kesime gidecek, mezbahaları boylayacak ama değerinin altında. 8 lira canlı ağırlıktan dana verdik çiftçimize Et ve Balık Kurumu aracılığıyla, yani çarptığınız zaman 16 liraya gelir kilogramı etin, ama şu anda Et ve Balık Kurumunda dana 12 liradan kesiliyor. Kendimiz verdik değerli arkadaşlarım.

Onun için, bir an önce çiftçimizi desteklememiz gerekiyor. Ziraat Bankasında müjde verdiniz geçenlerde -çiftçilerimiz telefon ediyor. “Faizleri yüzde 50 indirdik.” Çok güzel, tebrik ediyoruz ama vatandaş Ziraat Bankasına varıyor, “Efendim, finansman yok.” Ee, niçin bunu konuşuyorsunuz? Vatandaş, narenciye üreticisi gidiyor, hayvan üreticisi gidiyor… Daha geçenlerde sıfır faizli kredi verdik vatandaşlarımıza. Niçin verdiniz bu kredileri? 36 bin aileye 4’er kişi kefil oldu. Önümüzdeki günlerde en az 120 bin aile birbirine küsecek değerli arkadaşlarım, 120 bin aile birbiriyle küsecek. Neden? Çünkü borçlarını ödeyemeyecek. Bu süt fiyatıyla, bu et fiyatıyla, uyguladığınız ekonomik politikayla vatandaşlar etini değerlendiremeyecek, sütünü değerlendiremeyecek ve bankaların kıskacında paralar ödenemeyince kefil olanlara icra gidecek ve bu vatandaşlar birbirine küsecek. Yine aynı şekilde, bu şekilde kalın bir materyal hazırlamak zorundayız.

Onun için, Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği o veciz söze hep beraber sahip çıkalım: “Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce haysiyetlerini, daha sonra istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” Onun için, üretime ve üreticimize sahip çıkalım.

Tümünüze teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkanım, karar yeter sayısı istiyoruz.

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.

Karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 18.47

YEDİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 18.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Yedinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 19’uncu maddesi üzerinde verilen Burdur Milletvekili Sayın Ramazan Kerim Özkan ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.

Tasarının görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet burada.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Tasarının 19 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "Bu Kanunun 17 nci maddesinin;" ibaresinden sonra gelmek üzere "onuncu fıkrasının (b) bendi," ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                       Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: 17nci maddenin onuncu fıkrasında yapılan değişikliğe paralel olarak söz konusu değişiklik önerilmektedir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 

Kabul edilen önerge çerçevesi içinde madde 19’u oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir. 

Madde 20’de üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 20’inci maddesinin (8)inci fıkrasında yer alan “oranın yarısı dikkate alınır” ibaresinin “oranın üçte biri dikkate alınır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

Mustafa Kalaycı

 

Manisa

Mersin

Konya

 

Kadir Ural

Mehmet Günal

Münir Kutluata

 

Mersin

Antalya

Sakarya

 

 

Şenol Bal

 

 

 

İzmir

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 20 nci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Mustafa Özyürek

Harun Öztürk

Bülent Baratalı

 

İstanbul

İzmir

İzmir

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Orhan Ziya Diren

 

 

Malatya

Tokat

 

(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle vadesi geldiği halde ödenmemiş gelir ve kurumlar vergileri (stopajlar dahil) ile katma değer vergisi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunmayan gerçek ve tüzel kişilerin 2011 yılı içinde ödemeleri gereken yukarıda sayılan vergi ve sigorta primlerinde % 10 indirim yapılır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na

606 sıra sayılı kanun tasarısının 20’nci Maddesinin 9’uncu fıkrasının tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Hamit Geylani

Sebahat Tuncel

Şerafettin Halis

 

Hakkâri

İstanbul

Tunceli

 

M. Nezir Karabaş

Akın Birdal

 

 

Bitlis

Diyarbakır

 

BAŞKAN - Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Karabaş.

MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir önceki önerge üzerinde mevsimlik işçilerle ilgili açıklama yapmıştım ve ona devam edeceğimi belirtmiştim.

Değerli milletvekilleri, Bursa Yenişehir’deki mevsimlik işçilerin durumuyla ilgili İçişleri Bakanlığına verdiğimiz soru önergesini İçişleri Bakanı Bursa Valisine gönderiyor, Bursa Valisinin verdiği cevap var. Yenişehir Kaymakamlığından soruyor, altında da Bursa Valisi Sayın Şahabettin Harput’un imzası var ve verdiğimiz sorulara Sayın Valinin ve Yenişehir Kaymakamının verdiği cevap ve İçişleri Bakanının bize sunumu; diyor ki: “İşçilerin barındıkları çadırların proje kapsamında Bursa İl Özel İdaresinden talep edildiği, işçilerin ve ailelerinin bulaşıcı hastalıklara karşı korunması amacıyla belirli aralıklarla İlçe Toplum Sağlığı Merkezi tarafından sağlık kontrollerinin yapıldığı, toplulaştırılmış çadır alanında tuvalet, banyo, çamaşırhane, bulaşık yıkama yerleri ile gerektiğinde derslik olarak kullanılabilecek tesislerin bulunduğu, toplulaştırılmış çadır alanında zorunlu öğretim çağındaki çocukların sayısına ilişkin çalışma yapıldığı…” Bursa milletvekilleri de var burada. Değerli milletvekilleri, burada Yenişehir Kaymakamının ve Bursa Valisinin dediği her şey baştan sona kadar yalandır ve bu yazı… Burada Başbakanın genelgesi var, Başbakan genelge yayımlıyor, burada yedi sekiz tane bakanlık var taraf olması gereken, her ilde il izleme kurulu kurulması gerekiyor ve burada bir milletvekilinin sorduğu soruya İçişleri Bakanı cevap veriyor ve bu cevap, bir ilin valisinden İçişleri Bakanına geliyor, Yenişehir Kaymakamının da bilgisi dâhilinde geliyor.

Peki, ben şimdi buradan soruyorum: Sayın İçişleri Bakanı, sizin sorduğunuz, gönderdiğiniz yazıya bu cevap veriliyor. Sayın Başbakan, bir genelge yayınlıyorsunuz ve bu genelge sonucunda bu işlem yapılıyor. Bu Valiyle ve Kaymakamla ilgili ne yapacaksınız bu verdiği cevaplarla ilgili? İki şey var: Vali ve Kaymakam çok rahat yalan atabiliyorsa, hem Sayın Başbakan hem bu Hükûmetin İçişleri Bakanı hem Bursa milletvekilleri mevsimlik işçileri önemsemiyor. Onların sorunları bu Hükûmet için, Sayın Başbakan için, Sayın İçişleri Bakanı için ve Bursa milletvekilleri için önemli değil. Eğer önemli olsaydı, eğer bunun hesabının sorulacağı bilinseydi, Vali, bu yazıyı, Yenişehir Kaymakamıyla birlikte altına imzasını atıp göndermezdi.

Değerli milletvekilleri, orada üç dört metre kuyudan, foseptik kuyularının yanından su çıkarılıyor, içiliyor ve Türk Tabipleri Birliği Bursa Şubesinin yaptığı tahliller sonucu kesinlikle içilmeyecek raporu verilmiş. Orada elektrik yok. Orada bırakın bulaşık, çamaşır yıkamak için olanakları, eğitim yapmak için yeri, insanlar, kendi kurdukları, baraka değil, çadır değil, naylonların altında soğukta kalıyor. Ve en son 13 Ekim 2010’da Bursa’da şiddetli bir yağış oldu, bir sel felaketi yaşandı biliyorsunuz, Türkiye gündemine oturdu. Bana, Yenişehir’den mevsimlik işçilerden telefon geldi “Sayın Vekilim, biz bu suyun, bu çamurun içinde, yağmurun altındayız, hiç bize kimse gelmedi…” Ben Sayın Şahabettin Harput’u aradım, Bursa Valisini, dedi ki: “Biz oraya gitmedik.” “Peki, neden?” dedim. “Böyle bir yağış varken, belli tedbirler alınıyorken, Hükûmet bu konuda açıklama yapıyorken, oraya bakan gönderiyorken…” Dedi ki: “Sıra gelmedi.”

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz “değerli evrak” diye yazılır ve “yangında, selde ilk kurtarılacaklar” denir. Demek mevsimlik işçiler de kurtarılacaklar arasında değil maalesef, önce kurtarılması gerekenler var. Mevsimlik işçiler yağmurun altında da olsa, selin altında da olsa yaşamlarını sürdürebilir.

Şimdi, biz bu sorunu takip edeceğiz. Başbakanın genelgesi var. Her ilin çalışma yapması gerekiyor. Valiler ve kaymakamlar yalan olan beyanları bakanlığa gönderiyor, bakanlar da bize gönderiyor.

Ben, bunu, buradan Bakana da -Bakanın kendisi göndermiş- Bursa milletvekilleri de istiyorsa sunabilirim diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (BDP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabaş.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” nın 20 nci maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                         Mustafa Özyürek (İstanbul) ve arkadaşları

(10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle vadesi geldiği halde ödenmemiş gelir ve kurumlar vergileri (stopajlar dahil) ile katma değer vergisi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunmayan gerçek ve tüzel kişilerin 2011 yılı içinde ödemeleri gereken yukarıda sayılan vergi ve sigorta primlerinde % 10 indirim yapılır.”

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 20’nci maddeyle ilgili olarak vermiş olduğumuz önerge üzerine söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bakınız, AKP, kalkınma planında ve Hükûmet programlarında ne demiş: “Kayıt dışı ekonomiyi ödüllendiren, kamuya olan güveni sarsan ve kayıt dışılığı özendiren her türlü af ve borç yapılandırması beklentisinin önüne geçilecektir.” Peki, geçebilmiş mi? Hayır. Hayır çünkü bu vergi ve prim affının nedenleri arasında af beklentisi ilk sırada yer almaktadır yani AKP bu beklentiyi kıracak bir ortam yaratamamıştır. Peki, bu tasarı kayıt dışılığı özendirmekte midir? Evet. Vergi ve matrah artırımına ilişkin hükümler buna hizmet etmektedir. Kayıt dışı çalışanlar “Maliye nasıl olsa incelemeden muaf olmamız için iki yılda bir kanun çıkarıyor, biz de kayıt dışı faaliyetimizin bir kısmını beyan eder, Maliyenin takibinden kurtuluruz.” anlayışı içine girmektedirler. Peki, AKP bu tür düzenlemeyi ilk kez bu torba tasarıyla mı yapmaktadır? Hayır çünkü 2003 vergi barışı, 2006 sigorta primlerinin yapılandırılması, 2008 uzlaşmayla tahsilatın artırılması ve yine 2008 varlık barışı düzenlemeleri ile bunu daha önce de birçok kez yapmıştır. Bu tablo, ülkenin AKP tarafından yönetilemediğinin resmidir.

Değerli milletvekilleri, gelelim torba tasarının içeriğine: Öncelikle, tasarı Mevzuat Hazırlama Yönetmeliği’ne aykırıdır. Konu itibarıyla aralarında bağlantı bulunmayan yetmiş altı ayrı kanunla ilgili değişiklikler tek bir çerçeve tasarı içine sokuşturulmuş ve ilgili ihtisas komisyonlarından kaçırılmıştır. Plan ve Bütçe Komisyonu, İç Tüzük’ün 35’inci maddesine aykırı bir biçimde, kendisine havale edilen tasarı ve teklifleri aynen veya değiştirerek kabul veya reddetmek yerine, havale edilen işler dışında kalan işlerle de uğraşmış, yapmaması gerektiği hâlde yüz yirmi maddeden ibaret tasarıya yüz on dört madde ilave ederek âdeta, tasarıyı oturup yeniden yazmıştır.

Yapılan usulsüzlükler bunlarla da sınırlı kalmamıştır. İç Tüzük’ün temel yasa tarifine uymadığı hâlde, temel yasa olarak görüşmekteyiz. Parlamentonun hukukun dışında olduğuna dair anayasal bir ayrıcalığı bulunmamaktadır. Biz hukuka uymaz isek yaptığımız yasalara vatandaşın uymasını nasıl bekler ve hukuk devletini nasıl hayata geçirebiliriz? İlgili komisyonlarda görüşülmeyen maddeler bir de Genel Kurulda okunmadan ve sadece önergeler üzerinden görüşülmektedir. Peki, yasal süreci hızlandırmak amacıyla başvurulan bu yöntem ile iyi yasa yaptığımızı düşünebiliyor musunuz? Bu yöntemle iyi yasa yaptığımızı kimse söyleyemez ve bu yöntem Parlamentonun itibarına zarar veren bir yöntemdir. Bu yasanın içinde yer alan ve sosyal güvenliği ilgilendiren maddelerden on birinin, daha önce hızlandırılmış yöntemlerle yasalaştırdığımız 5510 sayılı Kanun’a ait olduğunu ve bu maddelerin sanki 1/10/2008’de yasalaştırılmış gibi bu tarihten geçerli olmak üzere yürürlüğe sokulmak istendiğinin farkında mısınız? Peki, bu tasarıda da daha yeni, 7/7/2010 tarihinde kabul ettiğimiz Dışişleri Teşkilat Kanunu’nda yaptığımız yanlışlıkları düzelten dört madde olduğunun farkında mısınız?

Değerli milletvekilleri, bu tasarının yapılandırmaya ilişkin hükümleri arasında vatandaşların yeniden ödeme güçlüğü içine düşmelerini önleyecek, ödeme alışkanlıklarını geliştirecek, af beklentilerini kıracak, borcunu zamanında ödeyen mükellefleri gözetecek, onları da yükümlülüklerini yerine getirmeyenler arasına itmeyecek ve yapısal bir dönüşüm hazırlayacak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler…  Kabul etmeyenler…  Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 20’inci maddesinin (8)inci fıkrasında yer alan “oranın yarısı dikkate alınır” ibaresinin “oranın üçte biri dikkate alınır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                          Erkan Akçay (Manisa) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK  (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun Sayın Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın çerçeve 20’nci maddesinde vermiş olduğumuz değişiklik önergesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, bu kanunun ilgili maddelerinde, faiz, gecikme zammı, gecikme faizi, gecikme cezası, cezai faiz gibi ferî alacaklar yerine, TEFE-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanıyor. “TEFE-ÜFE aylık değişim oranlarının belirlenmediği dönemler için alacağa ilgili dönemde uygulanan ferî alacağın hesaplanmasına esas alınan oranın yarısı dikkate alınır.” ibaresi yerine “…üçte biri dikkate alınır.” ifadesinin daha uygun olduğu bir önerge hazırladık. Bu borç yapılandırılmasının amacına uygun nispette bir oranın belirlenmesi amaçlanmıştır bu önergeyle.

Değerli milletvekilleri, 20’nci maddenin bazı fıkraları 5510 sayılı Kanun’a sigortalılık statüsünden kaynaklanan prim borç yapılandırmalarıyla ilgili olduğu için önemli bir konuya değinmek istiyorum. Biliyorsunuz, 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2008 tarihinden bu yana, doğum borçlanması, yasanın en çok kafa karıştıran hükümlerinden biri oldu. Bunun sebebi, bizzat o dönemin Bakanı ve Sosyal Güvenlik Kurumudur. Bu torba yasada, gönül isterdi ki hem sigortalı hem de BAĞ-KUR’lu kadınların sigortalı ve BAĞ-KUR’lu olmadan önce doğum borçlanması yapabilmelerinin önünün açılması olmalıydı. Bakınız, hatırlayınız, 5510 sayılı Kanun’un 41’inci maddesinin (a) bendi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 17/4/2008 tarihinde değiştirilmiş, bu değişiklikle kadınlara doğum borçlanması hakkı getirilmişti. O dönemin Çalışma Bakanı Sayın Faruk Çelik tarafından, Meclis kürsüsünden, kadınlarımızın, aynen erkeklere tanınan askerlik borçlanması gibi, iki çocuk için ikişer yıldan dört yıla kadar, geriye dönük doğum borçlanması yapabileceği müjdesi verilmişti ama Bakanlık, daha sonra, 2008 Eylül ayında bir tebliğ yayınladı. Bu tebliğde, doğum yapan kadınların, doğum sebebiyle işlerinden ayrıldıklarını belgelemeleri istendi. Daha sonra bir genelge yayınlandı 111 sayılı, bu genelgede belgeleme şartı kaldırıldı, bunun yerine, yasada olmamasına rağmen, işten ayrıldıktan sonra üç yüz gün şartı getirildi.

Sosyal Güvenlik Kurumunun tebliği ve genelgesi üzerine açılan davalar neticesinde, mahkeme, kanunda öngörülmeyen şartların genelgede olamayacağına ve annelerin, sigortalı olmadan önce yaptığı doğum nedeniyle de borçlanma hakkı olduğuna hükmetti. Konu basına yansıdıktan sonra ve hemen referandum öncesi, 1 Temmuz 2010’da yeni bir tebliğ yayınlandı. Bu tebliğ kanuna ve mahkeme kararına uygun görünüyordu, gazeteler kadınlara müjdeler verdi. 11 Ağustosta Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürü televizyon kanalında çıktı ve açıklama yaptı, yargı kararına vurgu yaparak, çalışmaya başlamadan önceki doğumlar için de borçlanılabileceğini açıkladı ve binlerce kadın başvurdu. Şimdi, 17 Eylül 2010’da Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan 106 no.lu Genelge’de ise son tebliğ ve yasada yer almayan doğum borçlanması için sigortalılık şartı getirildi. Bu genelgede, farklı olarak, üç yüz gün içinde doğum yapmış olmak şartı kaldırıldı.

Şimdi soruyorum değerli milletvekilleri: Erkeklere sigortalı olup olmamasına bakılmaksızın askerlik borçlanması hakkı verilirken, kadınlar bu haklarını mahkeme kararıyla almış olmalarına rağmen ve Anayasa’mızın eşitlik ilkesi ve özellikle son değişiklikle Anayasa’daki pozitif ayrımcılık göz önüne alınmış olmasına rağmen, bu karar değişikliğinin sebebi nedir, niçin uygulanmamaktadır?  Yine, bu genelge yargı kararlarına ve yasaya ters düşmüyor mu? Mecliste kabul görmüş bir yasa maddesinin uygulanması sürecinde, yasa maddesi ve aynı konuda birbiriyle çelişen iki tebliğ ve genelgenin yayınlanmasının sorumluları kimlerdir?

İnşallah, daha sonraki maddelerde -30’uncu maddede- bu konuyla ilgili bir önergemiz olacaktır. Bu konuyla ilgili desteklerinizi bekliyoruz hem sigortalı kadınların hem de BAĞ-KUR’lu kadınların doğum borçlanması yapabilmesinin önünün açılması için.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

20’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

21’inci maddede üç önerge vardır, sırasıyla okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan   606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 21 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.                                            

 

Harun Öztürk

Mustafa Özyürek

Ali Rıza Öztürk

 

İzmir

İstanbul

Mersin

 

Bayram Meral

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

 

 

İstanbul

Malatya

 

"(1) Bu Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarların bu Kanun hükümlerine dayanılarak red ve iadesi yapılmaz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının 21. maddesinin madde başlığının "iade edilecek ve iade edilmeyecek tutarlar" şeklinde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Serdaroğlu

Mehmet Şandır

 

Manisa

Kastamonu

Mersin

 

Mehmet Günal

Mustafa Kalaycı

Münir Kutluata

 

Antalya

Konya

Sakarya

 

 

Kadir Ural

 

 

 

Mersin

 

“(2) Beyana dayalı gelir, kurumlar ve emlak vergi borçlarını zamanında veya gecikme faizi ve gecikme zammı ile birlikte 1.1.2008 tarihinden bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen dönemde ödeyen mükelleflere, bu dönemde ödedikleri borçların yüzde 10'una ve en fazla 30.000 TL'ye kadar isabet eden tutarı, doğmakla birlikte henüz ödenmemiş veya bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren doğacak borçlarından mahsup edilir"

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 21'inci Maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Hamit Geylani

Sebahat Tuncel

Şerafettin Halis

 

Hakkâri

İstanbul

Tunceli

 

Akın Birdal

M. Nezir Karabaş

 

 

Diyarbakır

Bitlis

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak Sayın Ata?

AYLA AKAT ATA (Batman) – Gerekçesi okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Söz konusu madde ile zamanında vergi ödemesini yapmış mükelleflere yönelik geri ödemeleri ortadan kaldıracak bu düzenleme adalet duygusuna ve vergi sisteminin sağlıklı işlemesine engel teşkil etmektedir. Bu değişik ile bu olumsuzluklar giderilmesi amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı kanun tasarısının 21. maddesinin madde başlığının "iade edilecek ve iade edilmeyecek tutarlar" şeklinde değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                   Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu) ve arkadaşları

“ (2) Beyana dayalı gelir, kurumlar ve emlak vergi borçlarını zamanında veya gecikme faizi ve gecikme zammı ile birlikte 1.1.2008 tarihinden bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen dönemde ödeyen mükelleflere, bu dönemde ödedikleri borçların yüzde 10'una ve en fazla 30.000 TL'ye kadar isabet eden tutarı, doğmakla birlikte henüz ödenmemiş veya bu kanunun yürürlük tarihinden itibaren doğacak borçlarından mahsup edilir."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Serdaroğlu, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MEHMET SERDAROĞLU (Kastamonu) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri, 21’inci maddede verdiğimiz önerge üzerine söz aldım. Sizleri en iyi dileklerimle selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu torba yasada hemen hemen her şey vardır ama çok önemli bir şey ise eksiktir. O da bugüne kadar gelir vergisini, kurumlar vergisini, emlak vergisini ve primlerini, yani devlete olan borçlarını ve yükümlülüklerini aksatmadan yerine getiren vatandaşlarımıza verilecek bir ödülün olmamasıdır, yani borcunu zamanında ödeyenlere bir avantaj sağlamamasıdır.

Değerli milletvekilleri, devlet, adil olmalıdır. Devlet, vatandaşlarına karşı adil davranmalıdır. Devri iktidarınızın yarattığı sorunlara çözüm bulmak amacıyla getirdiğiniz bu tasarı, maalesef borcunu zamanında ödeyen, yükümlülüklerini zamanında yerine getiren vatandaşlarımız için adalet getirmemektedir. Partinizin adında “adalet” var ama gördük ki bugüne kadar yaptığınız uygulamalarda olduğu gibi bu tasarıda da adalet ölçüsünü maalesef tutturamadınız.

Değerli milletvekilleri, bildiğiniz gibi bu tasarının asıl amacı, vatandaşlarımızın devlete olan çeşitli borçlarını yeniden yapılandırmaktır. İktidarınız boyunca borçlu ve mağdur bir toplum oluşturdunuz. Şimdi ise seçim öncesinde, mağdur ettiğiniz kesimlerin sorunlarına gecikmeli de olsa çözüm bulmaya çalışıyorsunuz, millet iradesini etkilemenin peşindesiniz.

Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu sorunları çok daha önceden tespit edip, çözüm önerilerimizi de kanun teklifleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduk. Nihayet söylediğimiz noktaya seçimlerden önce gelebildiniz değerli milletvekilleri, değerli iktidar. Şimdi de diyoruz ki: Yine bir eksik var, onu da bu önergeyle aşalım.

Değerli milletvekilleri, madem borcunu ödeyemeyene kolaylık tanıyoruz, ödeyene de bir avantaj sağlanmalı, onlara bir mükafat vermeliyiz ve en önemlisi, vatandaşlarımız arasında adaleti sağlamalıyız. Borcunu ödeyemeyenin hâli zaten ortadadır, borçlarını zamanında ödeyen vatandaşlarımızın durumu da aslında iç açıcı değildir. Bu vergi veya prim borçlarını, dolayısıyla devlete olan borçlarını nasıl ödediler, hangi zorluklar altında ödediler? Ekonomik krizler altında inim inim inlerken, kimi evini, arabasını sattı, kimi bankadan kredi çekti, kimi kredi kartına yüklendi, kimi tefeciden borç aldı, kimi senedini ve çekini kırdırdı ama devlete olan borcunu zamanında ödedi. Şimdi bizim yapmamız gereken şey, borcunu ödeyemeyene olması gereken bir kolaylığı sağlarken, bin bir güçlükle borcunu ödeyene de bir avantaj temin etmeliyiz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz böyle düşünmekteyiz. Umarım, adında “adalet” olan iktidar partisine mensup arkadaşlarım da bizim gibi düşünür ve önergemize destek olurlar. Biz burada, borcunu zamanında ödeyenlere bir avantaj sağlamaz, bir ödül vermezsek, bundan sonra normal yollarla ne vergi ne de prim toplayamayız. Nasıl olsa af çıkar diye, gidip de kimse borcunu ödemez, ödeyebilecek durumda olanlar da ödemez.

Değerli milletvekilleri, bu önergenin kabulü, aynı zamanda devlete olan güveni de yeniden tesis ederken, devletin vatandaşlarına eşit davrandığı, hakça davrandığı duygusunu da kuvvetlendirecektir.

Sayın iktidar mensupları, gelin bu sefer lütfen inat etmeyin, şu işi tam yapalım. İstiyorsanız önergeyi birlikte yeniden yazalım, eksiği gediği varsa birlikte tamamlayalım, birilerini güldürürken, birilerini küstürmeyelim diyor, önergemize destek vermenizi bir kez daha temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Serdaroğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 21 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Harun Öztürk (İzmir) ve arkadaşları

"(1) Bu Kanun kapsamına giren alacaklara karşılık bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce tahsil edilmiş olan tutarların bu Kanun hükümlerine dayanılarak ret ve iadesi yapılmaz."

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Öztürk. (CHP sıralarından alkışlar)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, geçen salı günü saat 12.30-13.00 sıralarında Anamur Merkez Mahallesi ve Bozdoğan köyünde yine Bozyazı’nın tüm mahallelerinde meydana gelen dolu nedeniyle köylülerin, çiftçilerin seralarının yüzde 70-80’i zarar görmüştür, herkese geçmiş olsun diyoruz ve Tarım ve Köyişleri Bakanımızı bu köylülerimizin, bu çiftçilerimizin yaralarını sarmaya davet ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bu çuval yasanın içerisinde gerçekten iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisinin yandaşı gözüken çevreleri tatmin edecek, onların beklentilerini karşılayan çok çareler var fakat gerçekten, işçilerin, köylülerin, emeğin sorunlarını çözen çareler yok.

Seçim bölgem Anamur’un Ormancık köyü, Sarıağaç köyü ve Akine köyünü kapsayan Dragon Çayı üzerinde bir Alaköprü Barajı yapılması planlanmış ve burada 1977 yılında tapu kadastro çalışmaları başlamış. Tapu Kadastro, o tarihte, Orman İşletmesine yazı yazmış, “Gelin, ormanın bölgesini bize gösterin.” demiş, ancak Ormandan ses seda çıkmamış. 1983 yılında burada tekrar çalışmalar başlamış. Tabii, 1977 yılında tapular kesilmiş, köylülere Türkiye Cumhuriyeti devletinin tapusu verilmiş. Ondan sonra, 1993 yılında bu bölgeye orman kadastrosu gelmiş ve orman kadastrosu, daha önce kesilen tapuların iptal edildiğini, onların geçersiz olduğunu ve bu bölgelerin 2/B kapsamında, yani orman vasfını yitirmiş arazi kapsamında olduğunu şerh düşmüş tapuların üzerine. Bunu köylüler ne zaman öğrenmiş? Şimdi oraya yapılması planlanan Alaköprü Barajı’nın kamulaştırılması sırasında öğrenmiş çünkü bu araziler 2/B kapsamına alındığı için kamulaştırma bedeli ödenmiyor.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, köylünün elinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin verdiği bir tapu var ve bu tapu 1977 yılında verilmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu. Aradan zaman geçiyor, 1993 yılında orman kadastrosu tarafından bu bölgelerin 2/B kapsamında olduğu değerlendiriliyor ve buradaki köylülere hiçbir haber verilmiyor. Köylüler, bunu, 2011 yılına girdiğimiz bu sırada, kamulaştırılan arazilerin bedellerinin ödenemeyeceğine yönelik olunca anlıyorlar.

Şimdi, elimde Ormancık Köyünün muhtarının yazdığı bir mektup var. Ben bu mektubu buradan paylaşmak istiyorum:

“Sayın Vekilim, bizler Mersin ili Anamur ilçesi Ormancık köyü sakinleriyiz. Atalarımızdan kalan tarım arazilerimiz ile meskenlerimizin 1937 yılında bizim olduğuna dair arazi beyannamesi verilmiştir. Ancak, 1946 yılında aynı arazi ve meskenler orman kadastrosu tarafından orman sınırı içerisinde bırakılmış, ecdadımız cahilliğinden itiraz edememiştir. Köyümüzde tapulama, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından programa alınmış olup 1977 yılında tapulama çalışmaları tamamlandı. Bizlere tapularımız verildi. Tapulu arazilerimizi o günden beri ekip dikmekteyiz. Bizler devletimizin vermiş olduğu tapulara güvendik. Tapu senetlerine on yıl boyunca itiraz edilmediğinden tapu senetlerimizin kesinlik kazandığını zannediyorduk. Ancak, köyümüzün büyük bir bölümünü sular altında bırakacak Alaköprü Barajı ile ilgili kamulaştırma çalışmaları sırasında 1993 yılında köyümüzde yapılan orman kadastro çalışmasında arazilerimizin yeniden orman sınırı içine alındığını ve bu araziler için bizlere kamulaştırma bedeli ödenmeyeceğini öğrendik. Anamur’daki ilgili kurumlarda yaptığımız araştırmada tapu senetlerimizin iptali için Anamur hazine avukatının Anamur Adliyesine dava açmaya hazırlandığını öğrendik. Mağduriyetimizin giderilmesi adına bugüne kadar hiçbir devlet yetkilisi köyümüze gelmemiştir. Sayın Vekilim, bu feryada kulak verin, yoksa, kamulaştırmadan sonra tarih sayfasından silinecek bu köyde bir insanlık dramı yaşanacak. Yüz yıldan fazla süredir bu toprakları eken, bu topraklarda 1 dönüm, 1,5 dönüm tarla ekerek geçimini sağlayan, çocuklarını buradan aldığı gelirle okutan, evlendiren köylüler bir anda topraksız ve yurtsuz kalacaklar. Zaten şu anda Alaköprü Barajı’yla ilgili müteahhit firma tarafından çalışmalar başladığından köy içinde iş makinelerinin sesinden, tozundan, ekili araziler zarar görmekte. Köylümüz ruhsal bunalıma girmiştir…”

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Devamla) – Evet, değerli milletvekilleri, bu, Ormancık Köyü Muhtarının feryadıdır. Bu konuların da aslında çözülmesi gerekiyor. Köylüler 2/B sorunlarının altında ezilmektedir ama İktidarda bu konuda bir çaba görmemekteyiz.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öztürk.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Madde 21’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Birleşime bir saat ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 19.33

 

SEKİZİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 20.33

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Sekizinci Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Tasarı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon burada.

Hükûmet burada.

22’nci madde üzerinde üç önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

606 sıra sayılı kanun tasarısının 22'inci Maddesinde "verilerek" ibaresinden sonra "kesinleşmiş olan kararlar dahil" ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hamit Geylani

Sebahat Tuncel

Şerafettin Halis

 

Hakkâri

İstanbul

Tunceli

 

Akın Birdal

M. Nezir Karabaş

 

 

Diyarbakır

Bitlis

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının çerçeve 22'inci maddesinde yer alan "30.03.2005 tarihli ve" ibaresinin tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Erkan Akçay

Mehmet Şandır

Mustafa Kalaycı

 

Manisa

Mersin

Konya

 

Kadir Ural

Mehmet Günal

Münir Kutluata

 

Mersin

Antalya

Sakarya

 

 

Reşat Doğru

 

 

 

Tokat

 

BAŞKAN – Şimdiki önergeyi okutup işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 606 sıra sayılı "Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"nın 22 nci maddesi ile 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının sonuna eklenen cümlede yer alan "idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez," ibarelerinin "idari para cezasını gerektiren fiilin işlendiği tarihi takip eden ikinci takvim yılının son günü bitimine kadar idari para cezası verilerek tebliğ edilmediği takdirde idari yaptırım kararı verilemez," şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Harun Öztürk

Mustafa Özyürek

Bülent Baratalı

 

İzmir

İstanbul

İzmir

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Orhan Ziya Diren

Şahin Mengü

 

Malatya

Tokat

Manisa

 

 

Tekin Bingöl

 

 

 

Ankara

 

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ALİ OSMAN SALİ (Balıkesir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Ben konuşacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Mengü, buyurun lütfen. (CHP sıralarından alkışlar)

ŞAHİN MENGÜ (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben huzurlarınıza aslında, bu kanunun ismini okuyarak yedi buçuk dakika tutacağını göstermeye gelmiştim fakat baktım, içinde daha enteresan, daha komik şeyler var, yasa yapma tekniğine aykırı, anlaşılır gibi değil. Hemen şimdi üstünde konuştuğum yasa tasarısına, yani ilgili değişiklik önergesi olan maddeye baktığınız zaman çok komik bir durum ortaya çıkıyor. Tasarıda zaman aşımının başlangıcının fiilin işlendiği tarihi takip eden yıl sonuyla sınırlandırılması ve mağduriyetlerin önüne geçilmesi amacıyla da yine aynı sürede muhatabına tebliğ edilemeyen idari para cezasına ilişkin yaptırım kararının ortadan kalkması öngörülmektedir. Yani bu trafik suçu olabilir -aklınıza gelen- yasada tek tek sayılan, tasarıdaki her türlü işlemden doğan bir fiil olabilir. Fiili 28 Aralık günü işlediniz, onu takip eden yıl sonu ne gün? 31/12. Şimdi, yani, bazı fiillerde insanların işlediği tarihe bağlı, bazısından on bir ay, on iki ay, bazısında bir gün, iki gün. Böyle bir zaman aşımı mantığı olur mu? Yani zaman aşımı böyle bir kaypak, karışık, ne dediği belli olmayan, “başlangıç tarihi” ile “takvim yılı sonu” dediğiniz zaman belli bir süreye tabi kılmazsanız bu adaletsizlik yaratır. Birisi için zaman aşımı süresi iki gündür, öbürü için üç yüz altmış yedi gündür, böyle bir şey olması mümkün değil. Nasıl yapmamız gerekiyor? Bir süre koyacaksınız, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl, fiilin işlendiği tarihten itibaren altı yıl, altı ay, ne diyorsanız deyin ama bir başlangıcı ve sonu belli olsun. Şimdi, burada öyle bir şey yok. 30 Aralıkta fiili işle, kurtardın. Yani ben herkese tavsiye ediyorum, 30 Aralık günü sürat denemesi yapabilirsiniz kara yollarında, bastırın gidin çünkü istediği kadar trafiği yazsınlar, gıyabında yazdıkları için size tebliğ edilmesi mümkün değil, 31/12 itibarıyla düşecektir.

Değerli arkadaşlar, böyle bir yasa yapma tekniği olmaz. Bu, sadece, dostlar alışverişte görsün diye… Hakikaten, baktığınız zaman maşallah tuğla büyüklüğünde bir tasarı ama içinde bir hukuk mantığı yok. Böyle bir şey olabilir mi? Eğer 31/12’den evvel herhangi bir zamanda fiil işleniyorsa, onu hangi yıla göre… Anladığım kadarıyla kanun koyucu da bir yıllık bir süre tanımak istiyor, bari “bir yıl” deyin. “Bir yıl” demezseniz, aynı fiili işleyen kişiler arasında ayrımcılık yaparsınız. Senenin başında böyle bir suçu işleyen, kabahati işleyen şahıs bir yıl müddetle bu müeyyideye muhatap olacaktır ama senenin son günlerinde bu suçu işleyen, kabahati işleyenler bu fiillerden herhangi bir müeyyideye tabi olmayacaklardır. Böyle bir kanun yapma tekniği olmaz. Ne olur, bakın, bunu biz çok iyi niyetle belli bir süreye bağlıyoruz. “İki yıl” diyoruz fiilin işlenmesinden. “Fiilin işlenmesinden bir yıl” deyin. Bunu kabul etmek lazım. Böyle bir kanun teklifi düzenlemesi olamaz. Yanlış yapıyorsunuz. Yarın bunların sıkıntısını çekmeye başlayacak, yarın bunu basın anlatacak, yarın basın espri konusu yapacak. Ondan sonra hep beraber mağdur oluyoruz. Mağdur olan Parlamento, mağdur eden İktidar. Siz yapıyorsunuz, bu kanun tasarılarını hazırlayıp getiriyorsunuz. Nasıl böyle bir şey olur? Herhangi bir süresi olmayan zaman aşımı olur mu? Bana birisi izah etsin. Nasıl olacak bu iş? Aynı suçu, aynı kabahati işledik. Ben senenin son üç günü içinde işledim, tebligat yapmanız mümkün değil, gıyabımda yapacağınız tutanağı. Öbürü garibim senenin başında işledi. Aynı fiili işledik. Belki onunki biraz daha hafif. O müeyyideye muhatap olacak, ben müeyyideye muhatap olmayacağım. Bu, hukuk mantığıyla çelişiyor. Bu tasarıyı incelerseniz daha birçok yerinde Anayasa’ya da aykırılık var, bırakın, hukuka aykırılıktan vazgeçtim. İleride arkadaşlarım anlatacaklar. Orman Yasası’nda Anayasa’ya göre koymamanız gereken maddeyi buraya koyuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi artık iptal etmez diye düşünüyorsanız o başka bir mantık. Ama burada, düpedüz şu tasarının içinde onlarca, hukuka aykırı olduğu gibi, hukuk mantığına aykırı olduğu gibi Anayasa’ya aykırı hükümler de var. Bizim önerimizin kabul edilmesi, bu yasa tasarısını, en azından bu maddeyi bir hukuk mantığı içinde uygulanabilir bir hâle getirir. Yoksa senenin son bir haftasına girdiği zaman insanların bu tip fiilleri işlemesini engelleyemezsiniz. Avukatın da hukukçunun da bu konularla ilgili her türlü meslektaşın görevi olayları kendi insanlarına doğru bir şekilde anlatmaktır. Bana sorarlarsa derim, “Son bir ay ne yapıyorsanız yapın, sizi kimse yakalayamaz.” derim. Gıyabında yapacağınız bir tebligat hiçbir sonuç doğurmayacaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Mengü.

MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) - Karar yeter sayısı Sayın Başkan.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arayacağım:

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime beş dakika ara veriyorum.

 

Kapanma Saati: 20.41

 

 

DOKUZUNCU OTURUM

Açılma Saati: 20.47

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 54’üncü Birleşiminin Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.

606 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 22’nci maddesi üzerinde verilen Manisa Milletvekili Sayın Şahin Mengü ve arkadaşlarının önergesinin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.