DÖNEM: 23 CİLT: 87 YASAMA YILI: 5
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
38’inci
Birleşim
21 Aralık 2010 Salı
(Bu
Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür
belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş
alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L
E R
I. -
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - YOKLAMA
III.
- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ
1.- 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/960)
(S. Sayısı: 575)
2.- 2009 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezî Yönetim Bütçesi
Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2009 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait
Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/905, 3/1261) (S. Sayısı: 576)
A)
MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2009 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B)
YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
1.- Yükseköğretim
Kurulu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Yükseköğretim
Kurulu 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C)
ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ
1.- Öğrenci Seçme
ve Yerleştirme Merkezî 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Öğrenci Seçme
ve Yerleştirme Merkezî 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D)
ÜNİVERSİTELER
1.- Ankara Üniversitesi
a) Ankara
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ankara
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi
a) Orta Doğu
Teknik Üniversitesi
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Orta Doğu
Teknik Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
3.- Hacettepe Üniversitesi
a) Hacettepe Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hacettepe Üniversitesi 2009
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
4.- Gazi Üniversitesi
a) Gazi Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gazi Üniversitesi 2009
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
5.- İstanbul Üniversitesi
a) İstanbul Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
6.- İstanbul Teknik Üniversitesi
a) İstanbul
Teknik Üniversitesi
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul
Teknik Üniversitesi
2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
7.- Boğaziçi Üniversitesi
a) Boğaziçi
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Boğaziçi
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
8.- Marmara Üniversitesi
a) Marmara
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Marmara Üniversitesi
2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
9.- Yıldız Teknik Üniversitesi
a) Yıldız Teknik
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yıldız Teknik
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
10.- Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
a) Mimar Sinan
Güzel Sanatlar Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
11.- Ege Üniversitesi
a) Ege Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ege
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
12.- Dokuz Eylül Üniversitesi
a) Dokuz Eylül
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dokuz Eylül
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
13.- Trakya Üniversitesi
a) Trakya
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Trakya
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
14.- Uludağ Üniversitesi
a) Uludağ
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uludağ
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
15.- Anadolu Üniversitesi
a) Anadolu
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Anadolu
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
16.- Selçuk Üniversitesi
a) Selçuk
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Selçuk
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
17.- Akdeniz Üniversitesi
a) Akdeniz
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Akdeniz
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
18.- Erciyes Üniversitesi
a) Erciyes
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erciyes
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
19.- Cumhuriyet Üniversitesi
a) Cumhuriyet
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Cumhuriyet
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
20.- Çukurova Üniversitesi
a) Çukurova
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çukurova
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
21.- Ondokuz Mayıs Üniversitesi
a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi
a) Karadeniz
Teknik Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karadeniz
Teknik Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
23.- Atatürk Üniversitesi
a) Atatürk
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Atatürk
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
24.- İnönü Üniversitesi
a) İnönü
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İnönü
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
25.- Fırat Üniversitesi
a) Fırat
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Fırat
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
26.- Dicle Üniversitesi
a) Dicle
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dicle
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi
a) Yüzüncü Yıl
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yüzüncü Yıl
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
28.- Gaziantep Üniversitesi
a) Gaziantep
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gaziantep
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
29.- İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü
a) İzmir Yüksek
Teknoloji Enstitüsü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İzmir Yüksek
Teknoloji Enstitüsü
2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
30.- Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü
a) Gebze Yüksek
Teknoloji Enstitüsü
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gebze Yüksek
Teknoloji Enstitüsü
2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
31.- Harran Üniversitesi
a) Harran
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Harran
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
32.- Süleyman Demirel Üniversitesi
a) Süleyman
Demirel Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Süleyman
Demirel Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
33.- Adnan Menderes Üniversitesi
a) Adnan Menderes
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adnan Menderes
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
34.- Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi
a) Zonguldak Kara
Elmas Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Zonguldak Kara
Elmas Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
35.- Mersin Üniversitesi
a) Mersin
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mersin
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
36.- Pamukkale Üniversitesi
a) Pamukkale
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Pamukkale
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
37.- Balıkesir Üniversitesi
a) Balıkesir
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Balıkesir
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
38.- Kocaeli Üniversitesi
a) Kocaeli
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kocaeli
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
39.- Sakarya Üniversitesi
a) Sakarya
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sakarya
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
40.- Celâl Bayar Üniversitesi
a) Celâl Bayar
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Celâl Bayar
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
41.- Abant İzzet Baysal Üniversitesi
a) Abant İzzet
Baysal Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Abant İzzet
Baysal Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
42.- Mustafa Kemal Üniversitesi
a) Mustafa Kemal
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mustafa Kemal
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi
a) Afyon Kocatepe
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Afyon Kocatepe
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
44.- Kafkas Üniversitesi
a) Kafkas
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kafkas
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
45.- Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi
a) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
46.- Niğde Üniversitesi
a) Niğde
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Niğde
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
47.- Dumlupınar Üniversitesi
a) Dumlupınar
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dumlupınar
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
48.- Gaziosmanpaşa Üniversitesi
a) Gaziosmanpaşa
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gaziosmanpaşa
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
49.- Muğla Üniversitesi
a) Muğla
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Muğla
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
50.- Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi
a) Kahramanmaraş
Sütçü İmam Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kahramanmaraş
Sütçü İmam Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
51.- Kırıkkale Üniversitesi
a) Kırıkkale
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kırıkkale
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
52.- Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi
a) Eskişehir
Osman Gazi Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Eskişehir
Osman Gazi Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
53.- Galatasaray Üniversitesi
a) Galatasaray
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Galatasaray
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
54.- Ahi Evran Üniversitesi
a) Ahi Evran Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ahi Evran Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
55.- Kastamonu Üniversitesi
a) Kastamonu
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kastamonu
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
56.- Düzce Üniversitesi
a) Düzce
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Düzce
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
57.- Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
a) Mehmet Akif
Ersoy Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mehmet Akif
Ersoy Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
58.- Uşak Üniversitesi
a) Uşak
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uşak
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
59.- Rize Üniversitesi
a) Rize
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Rize
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
60.- Namık Kemal Üniversitesi
a) Namık Kemal
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Namık Kemal
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
61.- Erzincan Üniversitesi
a) Erzincan
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erzincan
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
62.- Aksaray Üniversitesi
a) Aksaray
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Aksaray
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
63.- Giresun Üniversitesi
a) Giresun
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Giresun
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
64.- Hitit Üniversitesi
a) Hitit
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hitit
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
65.- Bozok Üniversitesi
a) Bozok Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bozok Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
66.- Adıyaman Üniversitesi
a) Adıyaman
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adıyaman
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
67.- Ordu Üniversitesi
a) Ordu
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ordu
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
68.- Amasya Üniversitesi
a) Amasya
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Amasya
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
69.- Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi
a) Karamanoğlu Mehmetbey
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karamanoğlu Mehmetbey
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
70.- Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
a) Ağrı İbrahim
Çeçen Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ağrı İbrahim
Çeçen Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
71.- Sinop Üniversitesi
a) Sinop
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sinop
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
72.- Siirt Üniversitesi
a) Siirt
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Siirt
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
73.- Nevşehir Üniversitesi
a) Nevşehir
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Nevşehir
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
74.- Karabük Üniversitesi
a) Karabük
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karabük
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
75.- Kilis Yedi Aralık Üniversitesi
a) Kilis Yedi
Aralık Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kilis Yedi
Aralık Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
76.- Çankırı Karatekin Üniversitesi
a) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çankırı Karatekin Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
77.- Artvin Çoruh Üniversitesi
a) Artvin Çoruh
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Artvin Çoruh
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
78.- Bilecik Üniversitesi
a) Bilecik
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bilecik
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
79.- Bitlis Eren Üniversitesi
a) Bitlis Eren
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bitlis Eren
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
80.- Kırklareli Üniversitesi
a) Kırklareli
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kırklareli
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
81.- Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi
a) Osmaniye
Korkut Ata Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Osmaniye
Korkut Ata Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
82.- Bingöl Üniversitesi
a) Bingöl
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bingöl
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
83.- Muş Alparslan Üniversitesi
a) Muş Alparslan
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Muş Alparslan
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
84.- Mardin Artuklu Üniversitesi
a) Mardin Artuklu Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mardin Artuklu Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
85.- Batman Üniversitesi
a) Batman
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Batman
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
86.- Ardahan Üniversitesi
a) Ardahan
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ardahan
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
87.- Bartın Üniversitesi
a) Bartın
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bartın
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
88.- Bayburt Üniversitesi
a) Bayburt
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bayburt
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
89.- Gümüşhane Üniversitesi
a) Gümüşhane
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gümüşhane
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
90.- Hakkâri Üniversitesi
a) Hakkâri
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hakkâri
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
91.- Iğdır Üniversitesi
a) Iğdır
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Iğdır
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
92.- Şırnak Üniversitesi
a) Şırnak
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Şırnak
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
93.- Tunceli Üniversitesi
a) Tunceli
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Tunceli
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
94.- Yalova Üniversitesi
a) Yalova
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yalova
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, MHP Grubu adına konuşmasında yanlış bilgi
verdiğini belirterek, konuya ilişkin açıklaması
V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın, partisine
sataşması nedeniyle konuşması
2.- Kocaeli
Milletvekili Fikri Işık’ın, Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 11.00’de açılarak yedi oturum yaptı.
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/960) (S.
Sayısı: 575) ve 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile
Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2009 Bütçe Yılı Kesin
Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporlarının Sunulduğuna
Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi’nin (1/905, 3/1261) (S. Sayısı: 576)
görüşmelerine devam edilerek;
Dışişleri Bakanlığı,
İçişleri Bakanlığı,
Emniyet Genel Müdürlüğü,
Jandarma Genel Komutanlığı,
Sahil Güvenlik Komutanlığı,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı,
Rekabet Kurumu,
Millî Prodüktivite Merkezi,
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi
Başkanlığı,
Türk Akreditasyon Kurumu,
Türk Patent Enstitüsü,
Türk Standartları Enstitüsü,
Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü,
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü,
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçeleri ve 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesapları;
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi;
Kabul edildi.
Konuşmacılara ek süre vermemesi nedeniyle Oturum Başkanı Sadık
Yakut’un tutumu hakkında usul görüşmesi açıldı; konuşmalardan sonra yapılan
oylamayla, Başkanın tutumunun usule uygun olduğu kabul edildi.
Yalova Milletvekili Muharrem İnce, İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın, Genel Başkanına sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.
Batman Milletvekili Ayla Akat Ata,
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, yolsuzlukla mücadele ederken BDP’li belediye başkanları hakkında da soruşturma
açıldığıyla ilgili sözlerine,
İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Yalova Milletvekili Muharrem
İnce’nin, konuşmasında bilerek yalan söylediğine veya yanılttığına,
Yalova Milletvekili Muharrem İnce, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın
kendisini yalancılıkla itham eden sözlerine,
Mersin Milletvekili Mehmet Şandır, İçişleri Bakanı Beşir
Atalay’ın, MHP Grubu adına konuşan iki milletvekilinin farklı konuştuklarıyla
ilgili sözlerine,
Muş Milletvekili M. Nuri Yaman, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın,
yerleşim yeri isimlerinin değiştirilmesi için referandum yapılması gerektiği
hakkındaki sözlerine,
İlişkin birer açıklamada bulundular.
21 Aralık 2010 günü, alınan karar gereğince saat 11.00’de
toplanmak üzere birleşime 21.49’da son verildi.
|
Sadık YAKUT |
|
Başkan
Vekili |
|
|
|
Fatih METİN Murat
ÖZKAN |
|
Bolu Giresun
|
|
Kâtip
Üye Kâtip
Üye |
|
|
|
Yaşar TÜZÜN |
|
Bilecik |
|
Kâtip
Üye |
21 Aralık 2010 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 11.03
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Gülşen ORHAN (Van)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 38’inci Birleşimini açıyorum.
II.- Y O K L A M A
BAŞKAN –
Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Üç dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı vardır.
Gündeme
geçiyoruz.
Sayın
milletvekilleri, gündemimize göre, 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısı ile 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı üzerindeki
görüşmelere devam edeceğiz.
Program uyarınca
bugün bir tur görüşme yapacağız.
On üçüncü turda;
Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme
Merkezi ve üniversitelerin bütçeleri yer almaktadır.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/960) (S. Sayısı: 575)
2.- 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2009 Bütçe Yılı
Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (1/905, 3/1261) (S. Sayısı: 576) (x)
A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
1.- Yükseköğretim Kurulu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Yükseköğretim Kurulu 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
(x)
575 ve 576 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek
Cetvelleri 13/12/2010 tarihli 31’inci Birleşim
Tutanağı’na eklidir.
C) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ
1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
D) ÜNİVERSİTELER
1.- Ankara Üniversitesi
a) Ankara Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ankara Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
2.- Orta Doğu Teknik Üniversitesi
a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Orta Doğu Teknik Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
3.- Hacettepe Üniversitesi
a) Hacettepe Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hacettepe Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
4.- Gazi Üniversitesi
a) Gazi Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gazi Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
5.- İstanbul Üniversitesi
a) İstanbul Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
6.- İstanbul Teknik Üniversitesi
a) İstanbul Teknik Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İstanbul Teknik Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
7.- Boğaziçi Üniversitesi
a) Boğaziçi Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Boğaziçi Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
8.- Marmara Üniversitesi
a) Marmara Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Marmara Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
9.- Yıldız Teknik Üniversitesi
a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Yıldız Teknik Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
10.- Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi
a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi 2009 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
11.- Ege Üniversitesi
a) Ege
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ege Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
12.- Dokuz Eylül Üniversitesi
a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Dokuz Eylül Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
13.- Trakya Üniversitesi
a) Trakya Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Trakya Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
14.- Uludağ Üniversitesi
a) Uludağ Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uludağ Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
15.- Anadolu Üniversitesi
a) Anadolu Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Anadolu Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
16.- Selçuk Üniversitesi
a) Selçuk Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Selçuk Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
17.- Akdeniz Üniversitesi
a) Akdeniz Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Akdeniz Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
18.- Erciyes Üniversitesi
a) Erciyes Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erciyes Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
19.- Cumhuriyet Üniversitesi
a) Cumhuriyet Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Cumhuriyet Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
20.- Çukurova Üniversitesi
a) Çukurova Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çukurova Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
21.- Ondokuz Mayıs Üniversitesi
a) Ondokuz Mayıs Üniversitesi
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ondokuz Mayıs Üniversitesi
2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
22.- Karadeniz Teknik Üniversitesi
a) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Karadeniz Teknik Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
23.- Atatürk Üniversitesi
a) Atatürk Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Atatürk Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
24.- İnönü Üniversitesi
a) İnönü Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) İnönü Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
25.- Fırat Üniversitesi
a) Fırat Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Fırat Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
26.- Dicle Üniversitesi
a) Dicle Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Dicle Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
27.- Yüzüncü Yıl Üniversitesi
a) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Yüzüncü Yıl Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
28.- Gaziantep Üniversitesi
a) Gaziantep Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gaziantep Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
29.- İzmir Yüksek Teknoloji
Enstitüsü
a) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
b) İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
30.- Gebze Yüksek Teknoloji
Enstitüsü
a) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
31.- Harran Üniversitesi
a) Harran Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Harran Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
32.- Süleyman Demirel Üniversitesi
a) Süleyman Demirel Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Süleyman Demirel Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
33.- Adnan Menderes Üniversitesi
a) Adnan Menderes Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Adnan Menderes Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
34.- Zonguldak Kara Elmas
Üniversitesi
a) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
b) Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
35.- Mersin Üniversitesi
a) Mersin Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mersin Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
36.- Pamukkale Üniversitesi
a) Pamukkale Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Pamukkale Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
37.- Balıkesir Üniversitesi
a) Balıkesir Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Balıkesir Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
38.- Kocaeli Üniversitesi
a) Kocaeli Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kocaeli Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
39.- Sakarya Üniversitesi
a) Sakarya Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sakarya Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
40.- Celâl Bayar Üniversitesi
a) Celâl Bayar Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Celâl Bayar Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
41.- Abant İzzet Baysal
Üniversitesi
a) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
b) Abant İzzet Baysal Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
42.- Mustafa Kemal Üniversitesi
a) Mustafa Kemal Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Mustafa Kemal Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
43.- Afyon Kocatepe Üniversitesi
a) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Afyon Kocatepe Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
44.- Kafkas Üniversitesi
a) Kafkas Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kafkas Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
45.- Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi
a) Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çanakkale Onsekiz Mart
Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
46.- Niğde Üniversitesi
a) Niğde Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Niğde Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
47.- Dumlupınar Üniversitesi
a) Dumlupınar Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Dumlupınar Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
48.- Gaziosmanpaşa Üniversitesi
a) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Gaziosmanpaşa Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
49.- Muğla Üniversitesi
a) Muğla Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Muğla Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
50.- Kahramanmaraş SütçÜ İmam
Üniversitesi
a) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
b) Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
51.- Kırıkkale Üniversitesi
a) Kırıkkale Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kırıkkale Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
52.- Eskişehir Osman Gazi
Üniversitesi
a) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
b) Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
53.- Galatasaray Üniversitesi
a) Galatasaray Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Galatasaray Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
54.- Ahi Evran Üniversitesi
a) Ahi Evran Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ahi Evran Üniversitesi 2009
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
55.- Kastamonu Üniversitesi
a) Kastamonu Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Kastamonu Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
56.- Düzce Üniversitesi
a) Düzce Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Düzce Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
57.- Mehmet Akif Ersoy
Üniversitesi
a) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
58.- Uşak Üniversitesi
a) Uşak Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Uşak Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
59.- Rize Üniversitesi
a) Rize Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Rize Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
60.- Namık Kemal Üniversitesi
a) Namık Kemal Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Namık Kemal Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
61.- Erzincan Üniversitesi
a) Erzincan Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Erzincan Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
62.- Aksaray Üniversitesi
a) Aksaray Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Aksaray Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
63.- Giresun Üniversitesi
a) Giresun Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Giresun Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
64.- Hitit Üniversitesi
a) Hitit Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hitit Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
65.- Bozok Üniversitesi
a) Bozok Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bozok Üniversitesi 2009 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
66.- Adıyaman Üniversitesi
a) Adıyaman Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Adıyaman Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
67.- Ordu Üniversitesi
a) Ordu Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ordu Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
68.- Amasya Üniversitesi
a) Amasya Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Amasya Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
69.- Karamanoğlu Mehmetbey
Üniversitesi
a) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
70.- Ağrı İbrahim Çeçen
Üniversitesi
a) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
b) Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
71.- Sinop Üniversitesi
a) Sinop Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Sinop Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
72.- Siirt Üniversitesi
a) Siirt Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Siirt Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
73.- Nevşehir Üniversitesi
a) Nevşehir Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Nevşehir Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
74.- Karabük Üniversitesi
a) Karabük Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Karabük Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
75.- Kilis Yedi Aralık
Üniversitesi
a) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Kilis Yedi Aralık Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
76.- Çankırı Karatekin
Üniversitesi
a) Çankırı Karatekin Üniversitesi
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Çankırı Karatekin Üniversitesi
2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
77.- Artvin Çoruh Üniversitesi
a) Artvin Çoruh Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Artvin Çoruh Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
78.- Bilecik Üniversitesi
a) Bilecik Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bilecik Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
79.- Bitlis Eren Üniversitesi
a) Bitlis Eren Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Bitlis Eren Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
80.- Kırklareli Üniversitesi
a) Kırklareli Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Kırklareli Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
81.- Osmaniye Korkut Ata
Üniversitesi
a) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
b) Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
82.- Bingöl Üniversitesi
a) Bingöl Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bingöl Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
83.- Muş Alparslan Üniversitesi
a) Muş Alparslan Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
b) Muş Alparslan Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
84.- Mardin Artuklu Üniversitesi
a) Mardin Artuklu Üniversitesi
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Mardin Artuklu Üniversitesi
2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
85.- Batman Üniversitesi
a) Batman Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Batman Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
86.- Ardahan Üniversitesi
a) Ardahan Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Ardahan Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
87.- Bartın Üniversitesi
a) Bartın Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bartın Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
88.- Bayburt Üniversitesi
a) Bayburt Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Bayburt Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
89.- Gümüşhane Üniversitesi
a) Gümüşhane Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Gümüşhane Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
90.- Hakkâri Üniversitesi
a) Hakkâri Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Hakkâri Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
91.- Iğdır Üniversitesi
a) Iğdır Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Iğdır Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
92.- Şırnak Üniversitesi
a) Şırnak Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Şırnak Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
93.- Tunceli Üniversitesi
a) Tunceli Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Tunceli Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
94.- Yalova Üniversitesi
a) Yalova Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
b) Yalova Üniversitesi 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
BAŞKAN –
Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Sayın
milletvekilleri, soru-cevap işlemi yirmi dakikadır.
Buna göre, turda
yer alan bütçelerle ilgili soru sormak isteyen milletvekillerinin sisteme
girmelerini rica ederiz.
İlk grup Barış ve
Demokrasi Partisi.
Barış ve
Demokrasi Partisi Grubu adına Van Milletvekili Özdal
Üçer ve Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis konuşacak.
İlk konuşmacı Van
Milletvekili Özdal Üçer.
Buyurunuz Sayın
Üçer. (BDP sıralarından alkışlar)
Süreniz yirmi
dakikadır.
BDP GRUBU ADINA
ÖZDAL ÜÇER (Van) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla
selamlayarak, partim ve şahsım adına hazırlamış olduğum konuşmayı, aslında
millî eğitim bütçesine vurgu yapmadan önce bütçeyi genel değerlendirerek
temelde biçimlendirmek istediğimi vurgulamak isterim.
Bir ülkede
hazırlanan bütçenin en önemli özelliği onun sayısal verilerinden ziyade
adaletli dağılım biçimidir. Ülkenin gelişmişlik koşulları ve zaman içerisindeki
sayısal verilerin değişkenliği de göz önünde bulundurulduğunda sayıların
büyümüş olmasından ziyade hazırlanmış olan bütçeyle ekonomik sorunların
giderilmiş olması ana önem arz eden konudur. Maalesef sayılar ne kadar abartılı
bir şekilde büyütülmüş olsa da ya da abartılı bir şekilde büyümüş olsa da,
geçen yıla, bir önceki yıla kendini katlamış olsa da ya da abartılı istatistiki değerlendirmelerle böyle şaşaalı bir sunumla
sunulsa da, nasıl ki 2010 ve daha önceki yılların bütçeleri ülkenin ekonomik
sorunlarını çözemediyse, 2011 bütçesi de aynı niteliktedir, ülkenin hiçbir
ekonomik sorununu çözemeyecek düzeydedir.
Millî Eğitim
Bakanlığının bütçesine de bakıldığında, yine sayısal verilerin bir önceki yıla
ya da daha önceki yıllara göre artırıldığı vurgulansa bile, aslında millî
eğitim kurumsal yapısı içerisinde yapılması gereken zorunlu harcamaların
dışında yeterliliğe sahip bir bütçe olmadığı gözlemlenecektir. Zorunlu
harcamalarının dışına çıkamayan bir bütçe, eğitim gibi bir toplumun yaşamının
en önemli olgularından biri olan bir alanda gelişimi sağlamak noktasında
başarıyı sağlayamaz.
Eğitimin önemine
vurgu yapmak için herkes çok şey söylüyor. Eğitim, bir toplumun medeni
toplumlar içindeki yerinin en önemli göstergelerinden biridir. Eğitimle ilgili
istatistiklerimizin tümüne bakalım ve bu inceleme sonucunda ülkemizdeki eğitim
istatistiklerinin tümünün OECD ülkelerinin ortalamalarının dışında olduğu
açıkça görülecektir. Yani öğrenciye verilen eğitim kalitesinden tutun
öğrencinin eğitim ortamı, okulların koşulları, eğitim emekçilerinin çalışma
koşulları, eğitim emekçilerinin ücretleri, eğitim emekçilerinin yaşam koşulları,
öğrenci velilerinin eğitime katkısı ve benzeri durumlarla değerlendirildiğinde,
ülkemiz, kendisini yarış içinde hissettiği diğer ülkelerin çoğuna göre en geri
sıralardadır.
Eğitim
kurumlarının sorunlarını dile getirmeye kalkarsak, bizim, sadece bir yıl Genel
Kurulda bu konuları tartışmamız gerekir. Okul öncesi eğitim kurumlarından tutun
yüksek öğretime kadar o kadar müthiş sorunlar yaşanmaktadır ki,
öğrencilerimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin yaşadıkları sorunları görmezden
gelen bir hükûmet bugün de mevcuttur. Nasıl ki daha
önceki hükûmetler eğitim sorununu çözememiş ve eğitim
sorununu bir keşmekeşe dönüştürmüşse 2002’den bugüne kadar iktidar olan AKP Hükûmeti de hiçbir eğitim sorununu çözmemiştir.
Okul öncesi
eğitim ortamında yapılan yatırımlardan bahsedilir. Allah aşkına, nerede
görülmüştür, hangi ülkede görülmüştür, dört ve altı yaş arası okul öncesi
eğitim çağındaki çocuklar “sabahçı, öğlenci” diye okula gitsinler, sabahın
köründe kalkıp okula gitsinler? Çoğu o psikolojiyle artık okuldan soğuyor,
ilköğretimde hakeza. Sınıf başına düşen, derslik başına düşen öğrenci sayısı,
öğretmen başına düşen öğrenci sayısı eğitim öğretim kalitesinin en önemli
göstergesidir. Bugün Türkiye’nin her yerinde sadece nüfusu az olan çevrelerin
okullarının dışında öğrenci sayısı 40’ın üstündedir, sınıftaki öğrenci sayısı.
Ama gelin görün ki Avrupa Birliği uyum süresi içinde öğrencilere bu şekilde
koşullar sağlanmışken, bazı köylü, çiftçi vatandaşlarımız köylerinde
hayvancılık yapmak üzere ahırlarını gösterip kredi başvurusunda
bulunduklarında, onların hayvanlarının alacakları oksijen miktarı hesaplanarak
kredi miktarları belirleniyor. Şimdi bu ülkede hayvanların yaşam koşullarına
yönelik tedbirli yaklaşımlar maalesef çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik
gösterilmiyor.
Özel eğitim
kurumlarında, yaygın eğitim kurumlarında, yükseköğretim kurumlarında,
ortaöğretim kurumlarında öğrencilerin yaşamış oldukları sorunları, eğitimle
ilgili, sosyal manada yaşamış oldukları sorunları dile getirmeye kalksak bize,
değil Meclis oturumu, yasama yılı bile yetmeyecektir.
Okulların genel
olarak yaşamış olduğu sorunların dışında bir de bölgesel farklılıklar söz
konusudur. Bölgesel istatistikler karşılaştırıldığında, eğitim istatistikleri
açısından en geri düzeyde bulunan illerin, son yirmi ile bakıldığında, bölge
illeri olduğu görülecektir. Eğitim yatırımlarıyla övünüldüğü bir süreçte
Van’dan örnek vermek isterim: Van’daki derslik başına düşen öğrenci sayısı
40’ın altında değildir, 45’in üstündedir ki, bazı sınıflarda, daracık
sınıflarda 70 kişilik öğrenciler aynı sınıfta ders görmektedir. Bu durum hem o
öğrencilere büyük bir haksızlık hem de o öğrencilere ders vermeye çalışan
öğretmenlere büyük bir haksızlıktır.
Eğitim
kurumlarının ticarileştiğinden bahsediyoruz, evet. Eğitim kurumlarında
öğrenciler mağdur olmakta, eğitim kurumlarında eğitim emekçileri mağdur olmakta
ama eğitim kurumlarıyla ticari ilişkiler içerisinde bulunan, örneğin taşımalı
eğitim sistemi içerisindeki servislerden tutun, yemek firmalarına kadar, mal
alım satım işlerindeki ihalelere giren firmaların yandaş olmasının
gözetilmesine kadar birçok sorun yaşatılmaktadır. Örneğin, okullarda
öğrencilerin kullanacağı tebeşir yokken, okullarda kullanılacak tebeşirlerin
maliyeti bile öğrenci velilerine yüklenirken, milletvekillerine veyahut da
siyasilere yakın firmalar tarafından millî eğitim kurumlarına lüks model
arabalar satılmaktadır. Bunlar ülke ekonomisinin, herkesin ortak kazanımı olan
ülke gelirinin ve herkesin ortak düzeyde vergileriyle oluşturduğu bu gelirin
adaletsiz dağılımı, haksız dağılımı ve birilerine peşkeş çekilişi anlamındadır.
Tabii, biz
bunları söylediğimizde birçok kişi alınıyor, darılıyor. Özellikle de bu işi
yapanlar daha farklı bir şekilde kendini ifade etmeye çalışıyor ama bunun böyle
olmadığı, bu haksızlığın var olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bir
bütçenin en önemli özelliklerinden bir tanesi, en önemli niteliği onun
denetlenebilir oluşu ve haksızlığa, usulsüzlüğe, yolsuzluğa mahal vermeyişiyle
ilgilidir ama ülke ekonomisine en büyük zararı veren yolsuzluklar bu Hükûmet döneminde üst düzeye gelmiştir ve maalesef
çocuklarımızın eğitimine harcanması gereken millî gelir de yolsuzluklara
malzeme olmuştur.
Eğitim
emekçilerinin sorunlarına baktığımız zaman; hizmetli, memur, YURTKUR, ÖSYM, YÖK
personelleri, öğretmen ve öğretim görevlilerinin hepsinin ortak bir özelliği
var, hepsinin de almış olduğu maaşlar yoksulluk sınırının altında hemen hemen, hatta birçoğu açlık sınırının altında. Böyle bir
gelirle yaşamaya mahkûm ettiğimiz bu emekçiler, yaşamaya mahkûm edilen bu
emekçiler yarın bu Hükûmetten hesap sormazlar mı? Ki
sormalıdırlar. Eğitim konusunda hizmet veren eğitim emekçileri özlük haklarının
iyileştirilmesini beklemektedir. Örneğin hizmetliler ne yolluk alıyorlar ne
yevmiye alıyorlar hatta idari işlemlerinin çoğunu keyfî bir şekilde,
yöneticilerin keyfiyetiyle yürütmeye çalışıyorlar. Özlük haklarının hiçbirini
tam olarak kullanamıyorlar. Öğretmenler, maaşlarından tutun ek ders ücretlerine
kadar, hiçbiri bu konudan memnun değil. Memurlar, aldıkları maaşlar ve
kendilerine uygulanan mesai ücretleri açısından çok büyük haksızlıklara
uğramaktadırlar. Bu bütçe bu sorunlara çözüm getirdi mi? Öğretim görevlilerinin
özlük sorunlarını çözebiliyor mu, ekonomik sorunlarını çözebiliyor mu? Hayır. Hükûmet ekonomik sorunları çözmezden önce özlük sorunlarını
çözebilmelidir ki ekonomik sorunların da çözümü ardılında gelsin ama bunların,
ne özlük haklarının sorunları çözüldü ne de ekonomik sorunları çözülüyor.
Evet, Hükûmetin çok klişe sloganları oluyor: “Efendim, biz Hükûmete geldiğimizde 400 lira maaş alan öğretmenler şu an
1.300 lira maaş alıyorlar. Yüzde 300 oranında bir artış var.” Bu matematik kandırmacasını dile getirmek artık size puan kaybettirir
çünkü siz iktidara geldiğiniz zaman 400 lira maaş alan bir öğretmen 100 lira
kira ödüyordu, maaşı yüzde 300 arttı ama siz iktidara geldiğiniz günden bugüne,
bugün itibarıyla, bir öğretmen en az 500 lira kira ödüyor, kirası yüzde 500
arttı.
Benzin ve benzeri
tüketim mamullerinin uğramış olduğu zamlardan da bahsetmeyeceğim. Yani 2002’den
2011’e kadar AKP Hükûmeti bütün ekonomik vaatlerinde
sınıfta kaldı. Bunu eğitim emekçilerinin raporlarına dayanarak söylüyoruz ama
eğitim emekçileri özlük haklarıyla ilgili basın açıklaması yapıldığında
üzerlerine gaz bombaları yağıyor ve onlara Başbakan, bakanlar diyor ki: “Onlar
öğretmen değillerdi, onlar memur değillerdi.” Öğrenciler de parasız eğitim
hakkı talebinde bulununca onlara da gaz bombaları, coplar yağıyor, onlar da
öğrenci olarak kabul edilmiyor.
Peki, bu ülkenin
emekçisi, öğrencisi, eğitimcisi kimler? AKP’li olmayanların dışında kimsenin
yurttaşlık hakkı yok mu? Ama gelinen süreçte ekonomik sorunlar kıskacında
boğulan bir halk yoksullaştıkça yoksullaşıyor. Oysa,
bu Hükûmetin yola çıktığı günden itibaren “3Y”
teorisinden bir “Y”si de yoksullukla mücadeleydi.
2002’den bu yana, yoksul gittikçe yoksullaştı, Hükûmet
yandaşları bir grup da gittikçe zenginleşti.
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Gelir 10 bin dolar...
ÖZDAL ÜÇER
(Devamla) – Bu 10 bin doları gören kaç kişi var, bunu saymak lazım. Kişi başına
düşen millî gelirin 10 bin olduğuyla övünüyor arkadaşımız da... Kaç kişide 10
bin dolar var, halka sormak lazım.
Ayrı bir konu
İLKSAN. Kurulduğu günden bugüne yolsuzluklara malzeme olan, yolsuzluklara mahal
veren ve birçok durumda çok kabul edilemez gündemlerle kamuoyunun gündemine
giren İLKSAN’ın bir an önce lağvedilmesi ve eğitim
emekçilerinin haklarının yasal faiziyle ödenmesi gerekiyor.
Öğrenci
sorunlarına geldiğimizde: Öğrenciler hem okudukları eğitim kurumları itibarıyla
hem ailelerinin ekonomik sorunları itibarıyla yaşam mücadelesi veriyorlar
sosyal anlamda. Yoksulluğun pençesinde okumaya çalışan öğrenciler parasız
eğitim hakkı talep ederken, coplanırken, birileri de çocuklarını Amerikalarda
okutabiliyor ya da özel vakıf üniversitelerinde okutabiliyor. Bu çelişki
aslında Hükûmetinizin sonunu getirecek bir çelişkidir
çünkü koca bir halk bu konuda Hükûmetinizi artık
sorguluyor. Belki yedi sekiz yıldır bu konuda birtakım umutları besliyordu ama
o umutlarının son eşiğine gelmiş durumdalar.
Burslar
konusunda... Üniversite öğrencilerinin bütününe karşılıksız burs verebilmek
varken, onları kredi borçlusu hâline getiren bir hükûmet
programı karşımızda. Bu ülkenin ekonomisi, bütün öğrencilere, ilköğretim, okul
öncesi, ortaöğretim ve yükseköğretimde bütün öğrencilere karşılıksız burs
verebilecek bir ekonomiye sahipken, hiçbir zaman böyle bir sosyal adım
atılmadı.
Birçok öğrenci
ekonomik nedenlerden dolayı okula gitmeme kararı aldı. Ben bir öğretmen olarak
buna çok yakından tanık oldum. Birçok, ilköğretimde çok başarılı öğrenci
ortaöğretime devam edemedi. İlköğretimden sonra ortaöğretime devam edememesinin
gerekçesini de şöyle izah ediyorlardı: O çocuklara “Sen niye okula
gitmiyorsun?” dediğimde, “Benim ailemin maddi durumu kötü. Ben okursam onlara
yük oluyorum. Ben ayrıyeten çalışıp ailemin
ekonomisine katkıda bulunmak zorundayım.” deyip okuldan uzaklaştı. Bu ülkenin
gerçekliğidir bu. Bu, politik anlamda bir kaygıyla söylenmiş bir şey değil,
öğrencilerin hepsinin yaşamış olduğu sorunlardır. Bu sorun, Ardahan’da da
yaşanıyor Tekirdağ’da da yaşanıyor, İzmir’de de yaşanıyor Van’da da yaşanıyor,
Sinop’ta da yaşanıyor Hatay’da da yaşanıyor ama bu bir gerçektir ki en çok da
bölgemizde yaşanıyor.
Asimilasyon
merkezi olan YİBO’lar kapatılmalı. Ki YİBO’ların ekonomik gerekçelerle kurulmuş olduğu ifade
ediliyor ama YİBO’ların maliyeti, normal okulların
maliyetinin 4-5 katıdır. Yani burada bu ekonomik kıyaslamayla da anlaşılır ki YİBO’lar asimilasyon sağlamak için, YİBO’lar
çocukları anne baba şefkatinden uzaklaştırmak için, aile değerlerinden
uzaklaştırmak için yapılmış. YİBO’ların tamamını
taşımalı eğitim sistemine dönüştürdüğümüzde ülke ekonomisi kâr edeceği hâlde,
bugüne kadar böyle bir adımın atılmamış olması, asimilasyon konusunda Hükûmetin ne kadar ısrarcı olduğunun göstergesidir. Ki YİBO’ların ne kadar çirkef olaylarla anıldığını geçtiğimiz
günlerde hepimiz yakından takip ettik.
Demokratik bir
ülkede eğitimin olmazsa olmaz koşulları, bilimsel olmasıdır, ekonomik anlamda
fırsat eşitliğine ve imkân eşitliğine mahal verebilir olmasıdır, ana dilde
eğitimin yapılabiliyor olmasıdır. Ama ülkemizdeki eğitim panoramasına
baktığımızda, devlet, kamu giderleriyle eğitim ihtiyaçlarını karşılamıyor,
aksine bütün yükü öğrenci velilerine yüklemeye çalışıyor ve ülkemizde, özlük
hakları, bilimsel eğitim ve ekonomik hakları konusunda protestolarını dile
getiren eğitim emekçileri coplanıyor; parasız eğitim hakkı talebinde bulunan
gençlerimiz coplanıyor. Onlar için de “Onlar öğrenci değildi, polisi dövdüler.”
deniyor. Ana dilde eğitim hakkı talebinde bulunan bütün herkes dışlanıyor ama
bu ülkede eğitim ticaretçileri, eğitim sektöründe ticaret yapanlar gittikçe
kalkınıyor. Böyle bir bütçe adil değildir, bu bütçeyi kabul etmek de mümkün
değildir. Ülkemizde, umuyorum ki adil, demokratik bütçeler hazırlanır,
bilimsel, demokratik eğitim ortamları hazırlanır ve en önemlisi de, ülkemizin
en önemli gündem konularından biri olan ana dilde eğitim ve ana dilde kendini
ifade etme sorunu çözüme kavuşur. Çünkü, ana dil
bütünleştirir, bölmez. Ana dilde “Ne mutlu Türk’üm.” diyen çocuklar değil
“…”(x) diyen çocuklar eğitimde verimli olur. Biz bu demokratik talepleri dile
getirirken…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
(x)
Bu bölümde, Hatip tarafından Türkçe olmayan bir dille birtakım kelimeler ifade
edildi.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Üçer.
ÖZDAL ÜÇER
(Devamla) – Teşekkürler. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş.
Buyurunuz Sayın
Karabaş.
Süreniz beş
dakikadır.
BDP GRUBU ADINA
MEHMET NEZİR KARABAŞ (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aslında
bugün, millî eğitimin genel sorunları değil, okulların fiziki durumu üzerinde
bir değerlendirme yapmak üzere söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, hepiniz biliyorsunuz ki özellikle başta Doğu ve Güneydoğu’da,
Karadeniz’de birçok yerde köylerde okul yok, derslikler yeterli değil, büyük
sınıflarda, çok sayıda öğrencinin bulunduğu sınıflarda eğitim görülüyor ve
öğretmen sayısı yetersiz. Bunlar bilinen şeylerdir. Tüm arkadaşlar dile getirdiler,
şimdiden sonraki hatipler de dile getirecekler.
Ancak, diğer bir
sorun var. Bu, diğer hükûmetler zamanında da bazen
yapılıyordu ama özellikle AKP İktidarından bu yana, son dört beş yıldır,
özellikle bir temel madde oldu, bir kanayan yara oldu. İlkbaharın, yazın
bitimi, sonbahara girmişken, okullar eğitime başlıyorken, öğrenciler okula
başlamışken okul yapımları da, onarımlar da bu tarihlere denk getiriliyor.
Düşünün? Şimdi, gerekçesi gerçi yok, eğitime kaynak aktarmamanın gerekçesi yok,
işte “Okul yapamadık.”, “Bütçe yeterli değil…” Ama haydi diyelim ki… Siz
bütçenin yetersizliğini, Bakanlık bütçesinin, millî eğitimin bütçesinin yeni
okul yapmaya veya okulu onarmaya yetmediğini söylüyorsunuz, bunu kabul edelim
fakat okul açılıyor, öğrenciler eğitime başlıyor, eğitimciler eğitimi
başlatıyor, ondan sonra ihale yapılıyor, falan okul onarıma alındı. Bir örnek
vereceğim: Yüzlerce telefon geldi. Oranın Millî Eğitim Müdürüyle görüştüm, İl
Millî Eğitim Müdürüyle görüştüm, işi alan müteahhitle
görüştüm. Bitlis’in Ahlat ilçesinin Ovakışla (Purhus) beldesi. Ovakışla İlköğretim Okulunun 450 öğrencisi var ve yaz
boyunca hiçbir işlem yapılmıyor, okullar başladıktan sonra okul onarıma
alınıyor “güçlendirme” adıyla ve öğrenciler, 450 öğrenci Ovakışla
Cumhuriyet İlköğretim Okuluna gidiyor. Zaten hep dile getiriyoruz öğrenci
sayısının fazlalılığı, dersliklerdeki öğrenci sayısının çokluğu, öğretmen
eksikliği, bunları anlatıyoruz, bu süre içinde hem öğretmenlerin düzeni
bozulmuş hem öğrencilerin düzeni bozulmuş hem ailelerin düzeni bozulmuş.
Müteahhitle, işi alan, taahhüt eden kişiyle yapılan sözleşmede de işin teslim
tarihi 7’nci ayın 10’u.
Sayın Bakanım,
gerçekten bu sorunlarla mutlaka Millî Eğitim Bakanlığının ilgilenmesi
gerekiyor. Yayınlanması gereken bir genelgeyle, tüm illerde onarımı yapılan
okulların yıl içinde, sene içinde tespit edilmesi, okulların tatil edilmesiyle
birlikte onarımların, okuldaki çalışmaların başlaması gerekiyor. Bu konuda işin
müteahhidiyle görüştüm. Okulda yeniden güçlendirme yapılmış ancak bunun keşfi
yapılırken, örneğin, güçlendirme yapılan, tüm duvarları yıkılan bir binada
sıhhi su tesisatı, sıhhi tesisat keşfe bırakılmamış, benzer birçok şey
bırakılmamış. Müteahhit diğer işlerini bitirdikten sonra dosyasını vermiş,
yapılması gereken, ek olarak keşfe konulması gereken şeyleri koymuş ama bugüne
kadar Millî Eğitim hiçbir şey yapmamış.
Ben sırf bunun
için söz aldım. Türkiye'nin her tarafında, bölgede de, köylerde de eğer bir
okul onarılacaksa, onarıma alınacaksa mutlaka bunların önceden, eğitim yılı
içinde tespit edilmesi ve okulun tatil edilmesiyle birlikte başlanması
gerekiyor ve Ovakışla (Purhus),
Bitlis Ahlat ilçesi Ovakışla
beldesi Ovakışla İlköğretim Okulunun mutlaka bir an
önce sorununun çözümlenmesi ve velilerin, öğrencilerin, öğretmenlerin taleplerinin
karşılanması gerekiyor diyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Karabaş.
Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis.
Buyurunuz Sayın
Halis. (BDP sıralarından alkışlar)
Süreniz on beş dakikadır.
BDP GRUBU ADINA
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de
parti grubum adına Yükseköğretim Kurulu, ÖSYM ve üniversitelerin bütçeleri
hakkında söz almış bulunmaktayım. Sizleri saygıyla selamlıyorum.
Tabii, bütçelere
geçmeden önce ben 19 Aralık tarihinin Türkiye siyasal ve toplumsal tarihinde
kara bir sayfa olduğuna değinerek söze başlamak istiyorum. Bundan otuz iki yıl
önce Maraş’ta bir katliam yaşandı. Katliamın arkasında 12 Eylül’e süreci evriltmek isteyen karanlık güçler vardı ve provokatif güçler vardı. Orada sonuç itibarıyla 111
insanımız katledildi ve yüzlercesi yaralandı. Oradaki Alevi kesimin yüzde 80’i
göç etmek zorunda kaldı. Tabii, “Bunun arkasında provokatör
güçler vardı.” dedik. Kürtlerin Türklerle, Alevilerin Sünnilerle, hiç kimsenin
hiç kimseyle, halk boyutunda bir sorunu yoktu ve olmamıştı.
Otuz iki yıl
sonra, yani evvelsi gün, ayın 19’unda bir anma etkinliğine gittik. Tabii o anma
etkinliği, çok ilginçtir, gözyaşları arasında yapılırken bizim hemen arka
sokağımızda davullarla, zurnalarla şenlik yaparak otuz iki yıl önce yaşanmış
katliamı sahiplenenler vardı. Tabii, biz, bunu Maraş halkına mal etmiyoruz,
Maraş halkına mal etmek isteyenlere de karşı olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Otuz iki yıl önce, provokatif bir
şekilde, 111 insanın katline sebep olanlar kana doymamış olacaklar ki yine otuz
iki yıl önceki görevlerinin başındaydılar ve Maraş’ın çevre illerinde toplanmış
ve yaşları otuz ikinin altında olan -ki otuz iki yıl önceki Maraş katliamını da
çok içtenlikle bilemeyen- gençlerden müteşekkil gruplarla saldırı hâline
geçmeye çalıştılar. Tabii, katliamın bir numaralı sanığı hâlâ kana
doymamış olacak ki bu kesimler üzerinde sevk ve idare eder gibi balkondan seyir
hâlinde ve zaten ayın 19’undan üç gün önce de aynen şöyle söylüyor:
“Samsun’daki duyarlı insanlar Maraş’ta da vardır.” Ne demek bu? “Siz
gelirseniz, biz size saldırtırız, yine kan dökülür.” Ama şunu da söylemeden
geçemeyeceğim: Orada sivil toplum örgütleri, siyasi partiler kendilerine düşeni
yapmışlardır, duyarlılık örneği göstermişlerdir ve bunun Maraş’a ve Maraş
halkına mal edilmemesi gereken bir olay olduğunu söylemişlerdir.
Tabii, yine 19
Aralık, on yıl önce. “Hayata Dönüş Operasyonu” adı altında cezaevlerine
müdahale edildi, operasyon yapıldı. Operasyonun nedeni neydi? Cezaevi
koşullarının iyileştirilmesini isteyen tutsakların başlatmış oldukları açlık
grevleriydi, F tipi cezaevlerine karşı duruşun eylemleriydi. Ne yapıldı? Yine
32 insanın ölümüne neden olan sonuçla, olay bugüne kadar acılarıyla geldi ve
2’si askerdi. Otopsi raporlarında, vurulan erlerin de asker kurşunuyla
vurulduğu saptandı. Bu da çok net ve açık gösterdi ki Türkiye'nin provokatif olaylara zemin bulan bir psikolojisi var ve bu
konuda provokatif eylemlere ve hareketlere karşı
durmak da bundan böyle hepimizin görevi olsa gerek.
Değerli
milletvekilleri, YÖK bütçesi üzerine konuşuyoruz. YÖK, bize kalmış bir 12 Eylül
mirası, deyim yerindeyse -tırnak içinde- bir “12 Eylül değeri.” Ne hikmetse AKP
muhalefetteyken YÖK’ün mutlaka kaldırılması gerektiği üzerine defalarca söz
söylemiş, konuşmalar yapmıştı ve yine Sayın Erdoğan, 2007’nin 21 Şubatında
Deniz Ticaret Odası toplantısındaki konuşmasında aynen şöyle diyor: “Bizim
İktidarımızda bilime sınır yoktur. Bilime engel olunur mu? Bilime sınır olur
mu? Ülkemizde öyle bir YÖK anlayışı var ki bilime sınır getiriyor.” İyi, güzel
de siz Başbakansınız, büyük çoğunlukla, ezici çoğunlukla İktidarsınız, eğer
YÖK’ü kaldıramıyorsanız, demek ki sizin YÖK’ten beslenmeniz için, YÖK’ten
faydalanmanız için bir fırsat kolluyorsunuz ve bu fırsatı da kolladınız,
yakaladınız. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra kaldırılması gereken YÖK’ü
İslami referanslı liberalize ederek ne yaptınız?
Topyekûn kendi İktidarınızın hizmetine sundunuz. Ne yapıyor bu YÖK? Rektörler,
gücünü YÖK’ten alıyor, YÖK gücünü Cumhurbaşkanından alıyor. Sonuç itibarıyla,
bütün yetkiler tekelleşiyor ve burada YÖK istediği gibi at koşturuyor,
muhalefet bu konuda çok bir şey yapamıyor.
Tabii YÖK’ün
kuruluş amacına baktığımızda, bu YÖK’ün ne olduğu çok daha iyi anlaşılır.
YÖK’ün kuruluş amacında aynen şöyle söylüyor: “Atatürk inkılapları
ve ilkeleri doğrultusunda, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk milletinin
millî, ahlaki, manevi değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu
duyan insanlar yetiştirmek.” tabii. Hani siz, üniversiteleri ilkokul mu
bellediniz? Yani ilkokulda, milletine, vatanına, şerefine, haysiyetine düşkün
insanlar yetiştirmeyi programınıza alabilirsiniz, hadi neyse, ama
“Üniversiteler bilim yuvaları, özgür araştırma merkezleri.” diyorsunuz ama
tutuyorsunuz, Türk olmanın şeref ve haysiyetiyle, mutluluğuyla övünen
kişilerden dem vuruyorsunuz. Peki burada, bu bilim
yuvalarında, Türklükle övünemeyenler, bilim çalışmalarını icra etmeyecek mi? Ya
da bu mutluluğu taşımayanlara bilim alanında çalışmalarında destek sunulmayacak
mı? Tabii, böyle olunca da biz, YÖK’ün 12 Eylül ruhunu hâlâ olduğu gibi kendi
üzerinde taşıdığını ve bugün de YÖK’ün hâlâ 12 Eylül mirasından, gücünden
aldığı bir durumda yoluna devam ettiğini görüyoruz.
12 Eylülde YÖK ne
yapmıştı? Kurulur kurulmaz, önce, seçilmiş rektörleri görevinden almış, yerine
darbe yanlısı milliyetçi kadrolar atamıştı. YÖK ne yapmıştı? Bütün
üniversitelerde aynı derslerin ve konuların okutulacağı –tıpkı ilkokullardaki
gibi- müfredat çıkarmıştı ve YÖK daha sonra ne yapmıştı? “1402’lik” olarak
adlandırılan yüzlerce rektörü, öğretim görevlisini, üniversitelerden
uzaklaştırmıştı. Tabii, böyle olunca da bugün hâlâ insanların beynini okuyan
bir YÖK’ün bulunmasının, üniversiteleri üniversite olmaktan çıkarıp birer
meslek okulu, birer lise hâline getirdiğini de görmüş oluyoruz.
Değerli
milletvekilleri, tabii, YÖK’e ilişkin söylenecek çok şey var ama bu ülkede,
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) bu Merkez, Türkiye’deki KPSS, LES,
KPDS, TUS, YLS ve bir sürü sınav yapan kurum. Yani, bir
deyimle, böyle bir sınavı yapan kurumun, en azından noter kadar, en azından
mahkemeler kadar güven vermesi gereken bir kurum olması beklenirdi ama bırakın
noter kadar, mahkemeler kadar güven vermesini, artık bu kurumun güven vermekten
çok uzak olduğunu, artık insanların bu kuruma zerre kadar güvenmediğini
özellikle de 2009-2010 yıllarındaki sınavlarda çok açık görmüş olduk.
Neydi? Temmuz
2010’da yapılan KPSS sınavlarında -çok ilginçtir- 350 insan tam puan almıştı ve
soruların tümünü yapmıştı. Oysaki daha önceki sınavlarda bu insanların 40 puanı
dahi aşmadıkları görülmüştü. Peki, neydi bunlar? Kimdi bunlar? Araştırılıyor ve
bir kısmı eş olarak, çift olarak çıkıyor; diğer kişilerin, yine, dershanelerde
okuyan, ders veren öğretmenler ve öğrenciler olduğu anlaşılıyor. Tabii, bunun
organize bir faaliyet olduğu daha sonra tespit ediliyor. İkinci sınav
yapılıyor. İkinci sınava, ne hikmetse, tam puan alanların hepsinin toplu
şekilde rapor alarak girmedikleri basında yayınlandı, duyduk. Tabii, böyle
olunca da yeni baştan bir önlem alma gereği duyuldu.
Yeni baştan önlem
alma gereği için ne yaptılar? T.C. kimlik numaralarıyla ve şifrelerle
sonuçların öğrenilmesi yoluna gittiler. T.C. kimlik numarası girilmeden sonuç öğrenilemiyor.
Ne demek bu? “Bundan sonra yapılacak soru hırsızlıklarında, yapılacak
adaletsizliklerde kimsenin haberi olmasın.” tedbiriydi bu! Şimdi, siz sınav
yapacaksınız, şeffaflıktan dem vuracaksınız, bilgi edinme hakkından dem
vuracaksınız ama her kişi kendi sınavını bilecek, bir kişi bir başka kişinin
sınav sonucunu öğrenemeyecek. Tam manasıyla, soru hırsızlığını gizlemenin ve
böyle bir sistemi savunmanın en iyi yolu buradan geçiyor olsa gerek.
Bugün gazetelerde
var: “Bir önlem daha.” ÖSYM’ye güven tazelemek için isim değiştirilecekmiş.
Hayır, isim değiştirmeyin, sistemi ve zihniyeti değiştirirseniz bu iş çözülür.
Sistemi ve zihniyeti değiştirmedikçe, sadece isim değişiklikleriyle bu işin
önüne geçilmeyeceğinin de bilinmesi gerekiyor.
Tabii, bu durum
sadece KPSS sınavlarıyla da sınırlı kalmadı, yine basına çokça konu edilen TUS
sınavlarında da aynı durum yaşandı, daha sonra polis sınavlarında aynı durum
yaşandı. Örneğin, polis akademisi meslek yüksekokulları sınavında kendilerine
altı sorulan verilen 2 kişi, Erkan Kabakçı, Mehmet Başbuğ Bursa Cumhuriyet
Savcılığına başvuruyor. Daha sonraki araştırmalarda, polis
sınavlarında sorulan seksen sekiz sorunun, Gülen cemaati dershanelerinde deneme
sınavlarında benzer soruların olduğu saptanıyor ama hiç kimse, ne hikmetse, bu
organize hırsızlık olayının cemaatler üzerinden yapıldığı ve cemaatlerin
kadrolaşmak için bir yöntem olarak uyguladıkları üzerine -her ne hikmetse-
kimse gitmek istemedi ve topu yine ÖSYM’nin üzerine attılar. İşte, Sayın
Cemil Çiçek ÖSYM Başkanını suçladı ve “Bunu buraya getirenler gelsin, hesap
versin. AKP’nin -daha doğrusu iktidarın- bununla bir ilişkisi yoktur.” dedi.
Yani gerçekten
sizin bununla ilişkiniz yoksa, gerçekten YÖK’ü
kaldırma gücünüz yoksa, bir iktidar gösterin, bir güç gösterin… Yani şimdi biz
Sudan’dan El Beşir’i mi çağırıp getireceğiz, “Gelin, şu işleri çözün.”
diyeceğiz? Yani bu size düşen bir görevdir, iktidarsanız bunu düzeltmek
zorundasınız.
Tabii, zaman
kısa, üniversiteler konusunda söylenecek çok şey var. Mantar biter gibi
üniversiteler türedi. 2003’ten 2010’a kadar yetmiş sekiz devlet üniversitesi
kuruldu ama ne hikmetse, millî eğitime ve özellikle yükseköğretime bütçeden
ayrılan pay, çoğalma yerine, artma yerine bir azalma gösterdi. En basit örneğiyle,
2007 yılında Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan bütçenin millî gelire oranı 3,42
iken, 2010 yılında millî eğitime ayrılan pay yine yüzde 2,74’e düşmüş.
Şimdi, bir yandan
üniversiteleri çoğaltacaksınız, bir yandan millî gelirden ayrılan payı
düşüreceksiniz ve bu yükseköğretime ayrılan payın millî gelire oranı 0,91 ve
bunun yüzde 50’sinden biraz fazlası da personel giderlerine ayrılan pay. Şimdi,
yaklaşık 9 milyara tekabül eden böyle bir payın yarısını siz personel
giderlerine verirseniz üniversiteler ne yapar? Bu konuda çok ciddi sıkıntıların
olduğu bu rakamlarla sabittir.
Tabii, değerli milletvekilleri, üniversitelerin durumu vahim. Eğer gerçekten Türkiye’de üniversitelerin durumu vahim olmasaydı
bizi yönetenlerin, daha doğrusu büyüklerimizin çocuklarının İngilterelerde,
Amerikalarda işi olmazdı. Eğer bugün kendi üniversitelerine güven duymayan bu
ülkenin yöneticileri, çocuklarını Amerikalarda, İngilterelerde okutuyorlarsa o
ülkede “O üniversitelerin vay hâline!” demekten başka insanın diyesi gelmiyor.
Tabii,
üniversitelerin, özellikle son açılan üniversitelerin basına düştüğü kadarıyla,
bizim öğrendiğimiz kadarıyla…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Halis.
ŞERAFETTİN HALİS
(Devamla) – Bir dakikamızı alsak Sayın Başkan… (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – O kadar
efendim, biliyorsunuz kuralı.
Teşekkür ederiz.
Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Ahmet Duran Bulut, Metin Ergun,
Akif Akkuş, Alim Işık konuşacaktır.
İlk konuşmacı
Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’tur. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz on
dakikadır.
Buyurunuz.
MHP GRUBU ADINA
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî
Eğitim Bakanlığı bütçesini parti grubum adına konuşmak üzere huzurlarınızdayım.
Yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, Asya’dan Avrupa’ya bir kısrak başı gibi giren, tarihi şahit,
toprağı şehitli, dünyanın en güzel memleketi olan bu toprakların dün de düşmanı
vardı, bugün de düşmanı var, yarın da düşmanı olacaktır. Tarihin,
toprağın bize uyguladığı bir kader bu, bu topraklarda yaşayan insanların alması
gereken bir sorumluluk bu.
Bu topraklar
üzerinde tarihte bir sürü senaryolar yazıldığı gibi, hâlde de bugün de bu
senaryolar maalesef devam etmektedir. Ülkemizin yer üstü
zenginlikleri, yer altı kaynakları, stratejik konumu, başkalarının,
yabancıların “Türkiye sadece Türklerin yönetimine terk edilemeyecek kadar
önemli bir ülke.” dedikleri, onun için ekonomimizle, sanayimizle, eğitimimizle,
kültürümüzle her alanda içimize girerek birliğimizi, beraberliğimizi, dilimizi,
dinimizi, bayrağımızı, İstiklal Marşı’mızı
tartıştırdıkları, bizi birbirimize düşürtmek, bizi bölüp parçalamak,
ayrıştırmak, kendileri birleşirken bizi ayrıştırmak senaryolarını bu
topraklarda uygulamaya koyuyorlar. Düne kadar, 12 Martta 2 bine yakın
görevli Rus ajanını tespit eden devletimiz, daha sonra gönüllü bir sürü ajanla
onların bu hizmetlerine, bu ideallerine hizmet edecek maalesef kadrolar
buldular.
Bu saldırının, bu
üzerimize gelişin panzehiri eğitimdir. Eğitim o bakımdan çok önemli bir görev
üstlenmektedir. Onun için, iki bakanlığın adını Mustafa Kemal Atatürk “millî”
koymuştur. Sadece insanlara tarih, coğrafya, matematik öğretmek değil, ey Türk
çocuğu, bu topraklar üzerinde yaşarken senin bir sorumluluğun var. Sıfır sorun
değil. Sıfır sorun nasıl olur değerli milletvekilleri? Ya teslim olursunuz
sıfır sorun olur, ya sahip olursunuz sorun biter. Osmanlı Devleti 600 yılı
aşkın süresi içerisinde sıfır sorunla 322 yılı yaşadı ama sahip oldu dışa. Siz
teslim olmayı tercih ettiniz. Yunanistan “12 mil” diyor, “Peki.” diyorsunuz.
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Barış, barış…
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – “Barış, barış.” diye zaten getiriyorsunuz ülkeyi bu hâle.
Diğer taraftan
Annan’ın planlarını destekliyorsunuz, diğer tarafta Irak’ın kuzeyinde kırmızı çizgileri siliyorsunuz, sıfır sorun oluyorsunuz. 1,5
milyon Müslüman ölüyor Irak’ta. “Komşusu aç iken tok uyuyan bizden değildir…”
Komşunun ırzına geçiliyor, susuyorsunuz; Amerikan askerlerine Noel’de mesaj
gönderiyorsunuz “Sağ salim yurdunuza dönün.” diye, sorun sıfır oluyor.
Karabağ’ı işgal eden Ermeniler ile maçlara gidiyorsunuz, Azeri’nin yüreğini
kanatıyorsunuz, sorun sıfır oluyor.
Değerli
milletvekilleri, Hükûmetin uygulamış olduğu bu
politikalar yanlış. Ateşle oynanıyor, her gün büyük laflar ediliyor edilmemesi
gereken. Burada Anayasa’ya sadakat üzerine yemin eden kurumlar, kişiler bu
sadakate uymuyorlar.
Millî Eğitim
Bakanlığı görevini yerine getirmiyor, çünkü AKP Grubu içerisinde bu teşkilatın
içerisinden gelen, her kademesinde görev yapmış, millî eğitimi ve amaçlarını
uygulamayı bilen birçok değerli milletvekili olduğu hâlde bu kurumla hiç ilgisi
olmayan bir değerli hanımefendiyi bu kurumun başına getirerek otomatik bir
şekilde bu Bakanlığı yürütmeye kalkıyorsunuz. Dolayısıyla…
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Size mi soracağız?
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Laf atmayın. Bir sözünüz varsa gelin, burada konuşun.
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Size mi soracağız?
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Susun!
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Siz kendi işinize bakın.
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Evet, ben şey yapıyorum.
Sayın Başkan, bir
şey söyler misiniz?
OKTAY VURAL
(İzmir) – Müdahale etmesin Sayın Başkan.
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Müdahale etmiyorum.
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Müdahale etmiyorsunuz da ne konuşuyorsunuz?
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Bakan hakkında konuşuyorsun.
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Konuşma kardeşim, gel burada konuş.
BAŞKAN – Sayın
Bulut, siz konuşmanıza devam edin, karşılıklı konuşmayın.
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Değerli milletvekilleri, ülke bu durumdayken Millî Eğitim
Bakanlığı, dediğim gibi, ülkenin temel meselelerini saptırarak, ülkenin
gündemini değiştirerek ülkenin yara almasına göz yumuyor.
Sayın Bakan
görevini yapmıyor. Ülkede Türk dili tartışılıyor, Türk Bayrağı'nın renkleri
tartışılıyor, İstiklal Marşı tartışılıyor. Değerli milletvekilleri, bunun
partiyle pırtıyla artık bir şeyi kalmadı. Partiler üstü bu ülkeye sahip çıkmak,
bu değerlerimize sahip çıkmak gibi bir sorumluluğumuz var.
Okullar, okul
açıyoruz. Okuldaki millî amaçlara eğer hizmet etmiyorsak, ayrıştırılıyorsak, öz
değerlerimizden koparılıyorsak o okulun bir kıymeti yok.
Türkiye'nin 133
bin öğretmene ihtiyacı varmış, 40 bin öğretmen alacakmış. Diğer taraftan,
sözleşmeli öğretmenmiş, vekil öğretmenmiş, Ankara’nın kıyısında Haymana’da
okullarda öğretmen yokmuş, bırakın sözleşmeyi, vekâleten görevlendirilen
öğretmenlerle, öğretmenlik mesleğiyle alakası olmayan kimselerle yönetiliyormuş
ama bütün bunlardan önemlisi değerli milletvekilleri, Türkçe bizim dil
bayrağımız.
Tarihçi Hamilton diyor ki: “Viyana’dan Kore’ye kadar gidecek
olursanız sadece Türkçeyi bilmeniz yeterlidir.” Türkçe, dil, cebimizdeki para
gibidir. Nasıl paranız çoksa işinizi görürsünüz, beyninizde kelime çoksa meramınızı
o kadar rahat anlatır, problemleri ona göre çözersiniz. “Türkçe bizim dil
bayrağımız.” dedim. Bu bayrağı lekeletmemek, düşürtmemek, zenginletmek
gerekmektedir.
120 bin kelimesi
vardır Türk dilinin ama bir “öz Türkçe” diye bir şey çıkarılmış, 3.700 kelimeye
Türk milletini mahkûm etmişler. Avrupalı, Avrupa Birliği üyeleri, dünya, okul
kitaplarını 70 bin kelimelik bir hazineyle yazarken biz, 7 bin kelimelik bir
kaynakla okul kitaplarımızı yazıyoruz. Çocuklarımız günlük 600 kelimeyle
konuşur hâle geldiler. Neden? Çünkü okuma alışkanlığını çocuklarımıza
kazandıramıyoruz. Tarih bilgisi, bir genel kültür kitabı hâline geldi,
müfredatla oynuyoruz. Atamalar zaten almış başını gidiyor. Kayırmacılık,
akrabalık, yandaşlık, bölgecilik, hemşehricilik Millî
Eğitim Bakanlığında atamanın temel esası.
Bakınız,
Ankara’da veya Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Genel Müdürü, kendisi
ilköğretim müfettişi iken Ankara’ya getiriliyor, stajyerken stajyerliği
kalkıyor, İlköğretim Genel Müdür Yardımcısı yapılıyor. O makamda tecrübeli bir
kişi varken görevinden alınıyor ve kendisi Genel Müdür yapılıyor.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Kimin akrabası?
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Kardeşi ne yapılıyor? Kardeşi de Kredi Yurtlar Ankara Bölge Müdürü
yapılıyor. Özelliği nedir? Sayın Hüseyin Çelik’in teyzesinin oğlu oluşu.
Bakanlıkta bu anlamda atamalardaki bu kayırmacılık birçok alanda devam
etmektedir. Derslik açığının had safhaya vardığı, öğretmen ihtiyacının
gerçekten çok ciddi boyutlara ulaştığı bir durumda Bakanlık bütün bunları
bırakmış, Bakanlığın gerçek gündemlerini saptırarak başka konularla
uğraşıyor.(x)
Geçen yıl da
burada Almanya’da öğrencilere verilen ders kitaplarından bahsederken bu
kitapların, ödünç verilen kitapların her çocuğa zimmetlenip
beş yıl kullandığından bahsettim ama maalesef bu anlamda hiçbir tedbir
alınmadığı gibi bir israfa Bakanlık göz yummaya devam etmektedir.
Dünyada birçok
ülkede, her ülkede eğitim sistemi o ülkenin öz kaynaklarına değer vererek
gençlerine o ülkeyi sevdirmenin gayreti ve çabası içerisindedir. Bırakın
değerlerinin tartışılmasını, ortak resmî dilin dünyada tartışıldığı Türkiye’den
başka bir ülke maalesef yoktur. Amerika’da 120’yi aşkın millet olduğu hâlde
resmî dili İngilizcedir, Fransa’da 17 ayrı dil olduğu hâlde resmî dili
Fransızcadır ama Sayın Bakan okullara genelge göndermiş…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Bulut.
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Kürtçe ne kadar konuşan var, bunları okullara genelge göndererek
tespit etmeye çalışıyor.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Bulut.
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Musiki bilgisini yeni öğrendim Sayın Bakanın yurtdışına giderek
orada konserler dinliyormuş.
BAŞKAN – Sayın
Bulut…
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Sayın Bakanı ben de, bu işleri halletsin, Ahmet Şafak konserine
götüreceğim.
BAŞKAN – Sayın
Bulut, lütfen.
AHMET DURAN BULUT
(Devamla) – Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Muğla
Milletvekili Metin Ergun. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın Ergun.
MHP GRUBU ADINA
METİN ERGUN (Muğla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yükseköğretim
Kurulu bütçesi hakkındaki görüşlerimizi belirtmek üzere Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle grubum ve şahsım adına
yüce heyetinize saygılarımı sunarım.
Yükseköğretim
Kurulu, Türkiye'nin yükseköğretim kurumlarını yönlendirmek amacıyla 1981
yılında kurulduğunda, tüm yükseköğretim kuruluşları 27 üniversite içinde
toplanmıştı. Günümüzde Türkiye'nin yükseköğretim sistemi gelişerek, vakıf ve
devlet üniversiteleri olarak toplamda 150’yi geçen üniversiteyle çok daha
karmaşık bir hâl almıştır. Dolayısıyla, 27 üniversite varken oluşturulan bir
kurulun bugünkü yapıyı kavraması, düzenlemesi, denetlemesi, planlaması,
yönetmesi ve yönlendirmesi imkânsız hâle gelmiştir.
(x)
Bu sözlere ilişkin düzeltme Tutanak Dergisi’nin 76’ncı sayfasındaki açıklamalar
bölümünde yer almaktadır.
Bu hâliyle YÖK,
günümüzde en büyük vesayet kurumu hâlini almıştır. Dün bu kurumun vesayet
kurumu olduğundan söz eden ve sürekli şikâyet eden günümüz iktidarı, sadece YÖK
Başkanını değiştirmekle yetinip şikâyet etmez olmuştur, Kurumun
reorganizasyonuyla ilgili hiçbir adım atmamıştır.
Türkiye'nin
yükseköğretiminin bu kadar büyümüş ve karmaşıklaşmış olması gerçeği karşısında,
Yükseköğretim Kurulunun kendisine yasalarla verilmiş olan yükseköğretim
sistemini yönlendirme görevini yerine getirebilmesi için gerekli olan
organizasyon ve yasal altyapı bugüne kadar oluşturulabilmiş değildir.
YÖK’ün başlangıç
tasarımında, yükseköğretim sisteminin yönlendirilmesinde mali teşvik
unsurlarından yararlanması düşünülerek, bütçe süreçlerinde önemli roller
oynaması öngörülmüştür ama zaman içinde üniversitelerin bütçelerinin
dağıtımında bir çeşit postacı rolünden daha fazla bir görev üstlenememiştir. Şu
andaki idari yapısı da bu işlevi taşıyabilecek kapasitelere sahip olacak
şekilde oluşmadığını göstermektedir.
Üniversitelerin
tüm kadroları, üniversitelerin kuruluş kanunlarında belirlendiği için bu
kadroların bir makro plan dâhilinde dağıtımı veya gözden geçirilmesi gibi rol
üstlenilememiştir, sistemin büyümesine karşın küçük bir sistem için uygun
olabilecek bir merkezî karar alma mekanizması içinde bu büyümenin gerektirdiği
esnekliği sağlayacak düzenlemeler yapılamamıştır. Çok ayrıntılı olan yasada
zaman zaman yapılan değişiklikler, bunlara bağlı veya
bağımsız olarak çok sayıdaki yönetmelikte yapılan değişiklikler ve bunlara ek
olarak Başkanlık, yürütme kurulu veya genel kurul tarafından yürütmeye yönelik
alınan kararlar YÖK’ün kuruluşundan beri görev alan personel için dahi içinden
çıkılması çok zor bir mevzuat yumağı oluşturmuştur. YÖK’ün örgütlenmesinin
yeterince getirilmemiş olması dolayısıyla özellikle son yıllarda yapılması
gereken rutin işlerin gerçekleştirilebilmesi ancak gönüllü komisyonlar
oluşturularak sağlanabilmiştir.
Yükseköğretim
sisteminin tümünün finansman durumunun genel bir değerlendirmesi yapıldığında
ilk belirtilmesi gereken nokta Türkiye'nin yükseköğretime ayırdığı kaynakların
azlığıdır. Görüştüğümüz bütçede de durum böyledir. Eğer arzı artırıp kaliteyi
yükselterek çağdaş bir iddia taşınmak isteniyorsa finansman modelinde önemli
değişiklikler yapmak gerekecektir. Tabii ki, yalnız kaynakları artırmak yeterli
olmayacak, aynı zamanda bu kaynakların etkin bir biçimde kullanılması için yeni
yaklaşımlar ortaya koymak gerekecektir.
Anılan sıkıntılar
ve sayılmayan pek çok sorun yükseköğretimde yönetim anlayışı ile yönetim
organlarının yapısı, görev ve yetkilerini yeniden düşünmeyi ve düzenlemeyi
gerektirecek kapsamdadır. Böyle bir yenilenme süreci, geçmiş birikimleri,
deneyimleri ve gelenekleri tümüyle göz ardı etmemelidir. Dolayısıyla, değişmesi
gereken ile korunması gereken arasında sağlıklı bir denge tutturulması
önemlidir.
Yükseköğretimde
reform stratejisinin temel tercihlerinden biri üniversitelerin özerkliğini
artırmak ve karar alanlarını genişletmektir. Dolayısıyla merkeziyetçi bir
sistemden tam anlamıyla özerk bir sisteme geçiş şarttır ancak hâlâ daha tam
olarak gerçekleştirilememiştir.
Üniversitelerde
özerklik, üniversal zihniyetin olmazsa olmaz şartıdır. Özerklik, üniversiteye
tüzel kişilik kimliği verir. Dünya yükseköğretiminde, özellikle Batılı
ülkelerin yükseköğretimlerinde üniversitelerin tüzel kişilikleri vardır. Bu
özerk tüzel kişilik üniversal zihniyetin ilk ve vazgeçilmez temel ilkesi olan
hür düşünmeyi temin eden temeldir. Hür düşüncenin ve buna göre yapılan
araştırmaların olmadığı kurumlara üniversite denilemez.
Mevcut hâliyle
YÖK, üniversitelerin tüzel kimliğini kısıtlayan ve hatta ortadan kaldıran bir
kurum görüntüsü vermektedir. Dolayısıyla böyle kurumlarda üniversal zihniyetin
oluşması ve gelenek hâline gelmesi mümkün değildir. Başkanın bir genelgesiyle
milyonlarca öğrenci ve on binlerce öğretim üyesi disiplinize
edilmektedir. Bugün ne öğrencinin ne de öğretim üyesinin üniversite üzerinde
söz hakkı vardır, rektörlerini bile kendileri seçememektedirler; öğretim
üyelerinin verdikleri oylar ne YÖK tarafından ne de Cumhurbaşkanı tarafından
dikkate alınmaktadır. Siyaset kurumu o kadar işin içindedir ki, bir ilin
milletvekilleri kimin rektör olması gerektiğiyle ilgili düşüncelerini basın
toplantılarıyla duyurabilmektedirler. Ne yazık ki, siyasetçilerin basın
toplantısıyla adlarını zikrettikleri şahıslar Cumhurbaşkanı tarafından rektör
olarak atanmaktadır.
Ayrıca, bir
ildeki üniversiteye kimin rektör olarak atanacağı o ilin iktidar
milletvekilleri tarafından ortak imzayla bildirilmektedir. Bir partinin grup
başkan vekili düzenlediği basın toplantısında, rektörlük seçiminde 2 oy alan
bir öğretim üyesinin adını vererek, kendisine kefil olduğunu, o şahsın rektör
olması hâlinde aralarında uyum olacağını belirtmiştir. Ne yazık ki, o öğretim
üyesi rektör olarak atanmıştır. Benim bu hadisede şaşırdığım, farklı bir
davranış beklemediğim için o siyasetçinin tavrı değildir, rektör olarak atanan
öğretim üyesinin bu uygulamayı içine sindiren tavrıdır. Bu hocanın yönettiği
kurumun üniversal zihniyete sahip olması mümkün müdür? Siyaset kurumunun bu
kadar müdahil olduğu üniversitede ilmî zihniyet yerleşmez ve gelenek hâlini
almaz. Bir sistemin bütününün verimli ve adil işlemesi için birçok konuda oyun
kurallarının ve standartlarının belirlenmesi gerekir. Bir başka deyişle,
belirli konularda bir uyarlama gereği söz konusudur. Türkiye’de üniversite
çevrelerinde genel olarak sistemin desantralize
edilmesi konusunda önemli ölçüde fikir birliği bulunmaktadır ama yükseköğretim
sisteminin ayrıntılarına girildiğinde anlaşma sağlanamamakta, hatta YÖK’ün
mevcut merkezî yapısının devam ettirilmesiyle ilgili talepler de olmaktadır. Bu
taleplerin bir kısmı, yükseköğretimin bir sistem olarak düzenlemek ve
yönlendirmek istenmesinin gerekli kıldığı koordinasyon, düzenleme, denetleme ve
benzeri işlerle ilgilidir ancak bunların ötesine geçen Türkiye’ye özgü
nedenlerden kaynaklanan gereksinimler de bulunmaktadır. Türkiye’de yönetim
kültürü içinde kayırmacı pratiklerin yarattığı olumsuzluklardan kaçınmak için,
sistem tıkanmasına rağmen, sık sık merkezîleşme
önerilmektedir. Üniversiteler YÖK eliyle siyaset kurumunun alt kuruluşu hâline
getirildiği için, üniversal bir yapıda asla görülmemesi gereken “kayırmacılık” anlayışı,
günümüzde ilmî zihniyeti yok eden en büyük tehditlerden biridir.
Bunların dışında,
Türk yükseköğretim sisteminin gelecekte oluşması mukadder olan iki temel
sorunundan da söz etmek istiyorum. Bunlardan birincisi KPSS sınavlarıdır. Geçen
birkaç yıl ispatlamıştır ki nasıl üniversiteye giriş sınavı ortaöğretimimizi
yok etmiş ve öğrencileri (a), (b), (c) şıklarını tercih eder hâle getirip
müfredattan uzaklaştırmış ise KPSS de üniversite öğretimini yok etmeye
başlamıştır. Üniversiteye hazırlık dershaneleri gibi, KPSS’ye
hazırlık dershaneleri de oluşmaya ve yeni bir sektör doğmaya başlamıştır.
Ortaöğretimde olduğu gibi, öğrenciler daha üniversite birinci sınıftan itibaren
bu dershanelere gitmeye başlamıştır. Bu hususta şimdiden tedbir almak,
geliştirmek zorundayız. Aksi hâlde durum, ortaöğretimde olduğu gibi, içinden
çıkılmaz bir hâl alacaktır.
Yükseköğretimimizin
gelecekte oluşması mukadder olan ikinci önemli sorunu yeni kurulan
üniversitelerdir. Bu üniversiteler kurulduğuna göre, artık geriye dönük
tartışma yersizdir. Bu yeni kurumları adlarının dışında zihniyet olarak
gerçekten üniversite hâline nasıl getirebiliriz? Üzerinde durulması gereken
asıl mesele budur, YÖK dâhil hepimizin üzerinde kafa yormamız gereken mesele
budur diye düşünüyorum. Bunun için öncelikle hepimizin üniversite kurmanın
sadece ilgili kanunu çıkarmak ve hatta bir yap sat müteahhidine birkaç bina
yaptırmak demek olmadığı hususunda anlaşmamız gerekir. Bunlar şekil
şartlarıdır, esas olan kütüphane, laboratuvar ve
benzeri unsurlardır, bunlardan daha da önemlisi ilmî zihniyettir. Her türlü
dogmadan ve ön yargıdan kurtulmuş, öğrenmeye ve araştırmaya açık ilmî zihniyeti
yerleştirmek birkaç nesil sürebilir. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Ergun.
Mersin Milletvekili Akif Akkuş.
Buyurunuz Sayın
Akkuş. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
AKİF AKKUŞ (Mersin) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2011 Mali Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısı’nın on üçüncü turunda yer alan Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi
bütçesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, ülkemizin en önemli değerlendirme kurumlarından birisi olan
ÖSYM, lise eğitimini tamamlayan ve üniversite eğitimi almak isteyen öğrenciler
için uygulanan imtihanları yapmak üzere ortaya çıkmış bir kurumdur. Ancak
bugünkü gazetelerde birçoğunuzun gördüğü kanaatindeyim, bu kurumun ismi
değiştirilmek isteniyor yani eskiden “öğrenci seçme, yerleştirme imtihanları”
iken bugün “ölçme, seçme ve yerleştirme” adını alan bir kurum hâline getirilmek
isteniyor. Ancak öz kaçırılıyor tabii burada. Öz ne idi? Bunun öznesi
üniversite imtihanlarına giren öğrencilerin imtihanını yapmaktı, sonradan
birçok imtihanı birlikte yapmaya başladı. Ama bugün de bunun ismi
değiştirilmeye çalışılıyor ki, bana göre pek de anlamlı değil. Çünkü ismi
değiştirileceğine yeni bir kurum kurulabilirdi yani üniversite imtihanlarını
yine ÖSYM yapardı, bunun yanında diğer imtihanları yapan - KPSS dâhil olmak
üzere- başka bir kurum kurulabilirdi. Sanki burada böyle palyatif
tedbirlerle, haziran imtihanlarında ortaya çıkan kopya olaylarından sonra bu
kurumun üzerine yüklenildi malumunuz, bu yüklenmenin sonucunda da yüklenenler
kendilerine bir haklılık getirsin diye bu ismi değiştirmek istiyorlar diye
düşünüyorum.
Değerli milletvekilleri, malumunuz, 1960’lara gelinceye kadar
Türkiye'nin nüfusu bugünkü nüfusunun aşağı yukarı yarısından biraz fazla idi.
Bu yüzden de üniversite eğitimi almak isteyen öğrenci sayısı da buna uygun bir
tarzda idi. Bunun bir sonucu olarak da, her üniversite kendine göre bir sistem
uygulayarak öğrenci kabul etmekte idi. 60’lı yılların başından itibaren
üniversitelerin sayısı artmaya başlamış, ayrıca yüksekokullar da
çeşitlenmiştir. Üniversitelerin
yanında akademiler, eğitim enstitüleri, yüksek öğretmen okulları da ortaya
çıkmıştır. Üniversiteye girdiğim 1967 yılında, üniversiteler, akademiler,
eğitim enstitüleri, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve İTÜ ayrı ayrı imtihanlar yapmakta idi. Daha sonra bunlar tek
imtihanda birleştirildi. 1750 sayılı Kanun’un 52’nci maddesine dayanılarak, 19
Kasım 1974 tarihinde “Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi”
adında bir kurum hâline getirilmiştir bu imtihanları yapan kurum. Böylece,
üniversite ve yüksekokullara giriş imtihanları tek merkez tarafından yapılmaya
başlanmıştır. 1981 yılında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile kurulmuş olan
YÖK’e bağlı ve “ÖSYM” adı altında bir kurum hâline getirilmiştir. Belki bu
ismin değiştirilmek istenmesi de 2547 sayılı Kanun’un darbe sonucu ortaya
çıkmasının bir sonucu olabilir ki bu son derece yanlıştır.
2009 yılına
gelinceye kadar bu kurum toplumun en güvendiği, ortaya koyduğu sonuçları gönül
rahatlığı ile kabul ettiği bir kurumdu. Bugün ülkemizin birçok kurumu için
giriş imtihanlarını da organize etmekte ve yapmaktadır. Bu güvenilir kuruma ne
oldu da 2009 yılına gelindiğinde imtihanlarda organize kopya olayları ortaya
çıktı. 2009’a kadar da mutlaka kötü niyetlilerin, hak ve hukuk ihlali
yapanların kopya teşebbüsleri olmuştur. Ancak bunlar daha ziyade kişisel ve dar
kapsamlı, imtihanları topyekûn etkilemeyen olaylar olarak görülmüştü. Bu yüzden
kopya hadisesi ortaya çıktığında failleri yakalanıp idari ve gerekli cezalara
maruz bırakılmışlardır, daha öncekileri kastediyorum.
Bilindiği gibi,
ÖSYM bugün ülkemizde üniversiteye giriş imtihanlarının yanında askerî okullar,
Polis Akademisi, TUS, ÜDS, YDS, ALES vesair gibi otuz
yedi çeşit imtihanı da yapmaktadır. Bu kadar büyük yükü yerine getirmeye
çalışan ÖSYM’de ise sadece 317 personel bulunmaktadır. Hazırladığı imtihan
evrak ve soruları kendi matbaasında basmakta ve çoğaltmaktadır. Bütün bunları
da sıkı bir denetim ve gizlilik içerisinde yapmaya çalışmaktadır.
13 Eylül 2009
günü yapılan Polis Akademisi sınavında organize bir şekilde ve imtihana giren
birçok kişiyi mağdur eden kopya olayı ortaya çıkmış ve böylece en güvenilir
kurumlarımızdan olan ÖSYM şaibe altına sokulmuştur. Bu imtihanlarda soruların
bir grup tarafından, dikkatinizi çekiyorum, bir grup tarafından önceden ele
geçirildiği ve yandaşlarına servis edildiği ortaya çıkmış, imtihandan bir gün
sonra anlaşılan kopya olayından dolayı imtihanlar iptal edilmiş ve yeniden
yapılması kararlaştırılmıştır. Bu kopya olayının failleri bugüne kadar maalesef
açıklanmamıştır. Hükûmet sık sık
“Faili meçhulleri de ortaya çıkaracağım.” derken, bir imtihanda çekilen kopya
olayının sonuçlarını bile maalesef ortaya koyamamıştır. Burada sormak
gerekirse, İçişleri Bakanı ve YÖK yönetimi konuyla ilgili olarak hangi
girişimlerde bulunmuş, soruşturma hangi aşamadadır? Bu kadar önemli, ülke
gençliğinin büyük bir kısmının geleceğini tayin etmede ön planda bulunan bu
kuruma gereği gibi itina gösterilmemekte olduğu dikkatlerden kaçmamaktadır. Sonuçlar
neden hâlâ açıklanamamıştır? Yoksa vatandaşın belirttiği gibi, belli bir cemaat
bağlantısından dolayı olay örtbas mı edilmiştir? Bu olayın failleri mutlaka
bulunmalı ve kim olduklarına bakılmaksızın kamuoyuna lanse edilmelidir.
Değerli
milletvekilleri, bir toplumda başarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi son
derece önemlidir ancak bunu güvenilir kurum ve kuruluşların yapması
gerekmektedir. KPSS imtihanları 1999 yılında yapılmaya başlanmıştır. Bu
imtihanların ÖSYM kanalıyla yapılması, siyasi partilerin, özellikle iktidar
partilerinin kamuya yandaşlarını yerleştirmelerinin önüne geçmek istenmesinden
kaynaklanmıştır. Bu skandalla bu düşünce ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.
İktidar partisinden bazı kişilerin, kopya skandalının ortaya çıkması ve eğitim
bilimleri imtihanının iptal edilmesi ve yenilenecek olması konusunda yaptıkları
konuşmalarda “KPSS sınavını bundan böyle kurumlar kendileri yapmalıdır.”
demeleri oldukça manidar bulunmuştur. Vatandaş ve konunun uzmanları tarafından
benimsenmeyen bu teklifin ortaya atılması, Millî Eğitim Bakanlığını da şaibeli
hâle getirmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı böyle bir tutumu kesinlikle
benimsememelidir.
Değerli
milletvekilleri, kopya olaylarının fail ve faillerinin ortaya çıkartılıp gereği
yapılmazsa bundan böyle yapılacak her imtihanda gelişen teknoloji de
kullanılarak şaibeli hâle getirilecektir. Bu yüzden kopya olayını
gerçekleştiren ve esas fail olan organize topluluklar mutlaka ortaya
çıkartılmalıdır.
Değerli
milletvekilleri, tabii bunlar, bu imtihanlar, başarının değerlendirilmesi
fevkalade önemli, mutlaka bunun hak, hukuk ve hakkaniyet içerisinde yapılması
gerekir ancak son günlerde maalesef ülkemizin geleceğini teminat altına
almaktan ziyade bunu dinamitleyen birtakım olaylar yaşamaktayız. Türk-Kürt diye
ayrışma noktasına getiren bu olaylar acilen dikkate alınmalı ve Türkiye ülkesi
ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü koruyacak şekilde vatandaşlar
yönlendirilmelidir. Dün ana dilde eğitim ve kültürel haklar dendi, bugün şovenist duygularla ırkçılık yapılmakta ve maalesef Meclis
bu ayrışmaya alet edilmektedir.
Değerli
milletvekilleri, dünyada bugün 6 binden fazla dil bulunmakta ama 194 devlet
bulunmaktadır. Belçika, İngiltere, İspanya’yı örnek veriyorlar. Bu ülkeler
zaten, değerli arkadaşlar, ayrı ayrı grupların
birleşmesiyle meydana geldi.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz sayın Akkuş.
AKİF AKKUŞ
(Devamla) – Yani İngiltere ortada yokken İskoçya vardı, Galler vardı ve İrlanda
vardı; bunlar birleşerek İngiltere’yi oluşturdular ama biz Türkiye’yi bölmek
isteyenlerle karşı karşıyayız. Buna da kesinlikle izin verilmemesi gerekiyor,
bunun için her şeyin yapılması gerektiği kanaatindeyim.
Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Akkuş.
Kütahya
Milletvekili Alim Işık.
Buyurunuz Sayın
Işık. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA ALİM IŞIK (Kütahya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
2011 yılı üniversite bütçeleri üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
2011 yılı
bütçesinin her yönüyle bir seçim bütçesi olarak hazırlandığı açıktır. Sayın
Maliye Bakanı The Economist
tarafından Kasım 2010’da düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmasında 2011
bütçesiyle ilgili olarak “Gelecek yıl seçim yılı, bu nedenle yılın ilk
yarısında biraz daha fazla harcamayı planlayabiliriz.” demiştir. İşte, bütçeyi
tanımlayan gerçek itiraf budur.
Sayın Bakanın
Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe sunuş konuşmasında da üniversitelere
personel ve kaynak desteğini artıran ve üniversite eğitimini ülke geneline
yayan bir bütçe olarak nitelendirdiği 2011 yılı üniversiteler bütçesi, ekleri
hariç, toplam 58 sayfalık konuşma metninde sadece 2 paragrafla, hacimsel olarak
yüzde 1’den daha az bir yer bulabilmiştir. İşte, AKP anlayışının üniversiteye
ayırdığı önem budur.
Değerli
milletvekilleri, üniversiteler, temel olarak, bir ülkenin yükseköğretimde
eğitim öğretim, araştırma ve yayım faaliyetlerini yürütmekten sorumludurlar. Bu
faaliyetleriyle âdeta ülkenin dışa açılan yüzü, gözü ve kulağı olup ülkenin
bilim ve teknoloji düzeyinin yükseltilmesinde önemli paya sahiptirler.
Bu açıdan bir değerlendirme yapıldığında, Dünya İşadamları Kurumu
ve Dünya Ekonomik Forumu tarafından hazırlanan “The
Global Information Technology
Report 2009-2010” isimli yayında yer alan son
verilere göre, kişi başına düşen millî gelir açısından ülkemiz 133 ülke
arasında 63’üncü sırada ve dünya ortalaması düzeyinde yer alırken; “Bilim ve
Teknoloji Yatkınlık ve Yararlanma İndeksi” olarak tanımlanan uluslararası bir
göstergeye göre yapılan sıralamada ise Jamaika, Endonezya ve Kazakistan’ın
ardından ancak 69’uncu sırada yer aldığı görülmektedir. Daha da kötü olanı, ülkemizin bu önemli bilim ve teknoloji
göstergesi açısından son üç yılda tam 14 sıra birden gerilemiş olmasıdır.
Ülkemizde ARGE
harcamalarının gayrisafi millî hasılaya oranı binde
7,3 düzeyinde olup dünya ortalamasının altında, ABD ve OECD ülkelerinin üçte
1’inden az, en yüksek ARGE payına sahip İsrail’in ise ancak yedide 1’i
düzeyindedir.
Bu gerçeklere
karşın, ne yazık ki AKP döneminde üniversitelere ayrılan ödenekler oldukça
yetersiz kalmış ve reel olarak artırılamamıştır. 2002’de toplam 53 devlet
üniversitesi ve YÖK için ayrılan toplam ödenek miktarının yılın bütçesine oranı
yüzde 2,54 iken, 102 devlet üniversitesine ait 2011 bütçesinde bu değer yüzde
3,68 olmuştur. Bunun anlamı, 2003'ten bu yana kırk dokuz yeni üniversite
açılarak sağlanan yüzde 92'lik sayısal artışa karşılık bütçelerindeki yaklaşık
yüzde 45 oranında reel bir artış olduğudur. Özetle, AKP döneminde devlet
üniversitelerinin sayısındaki yaklaşık 1 kat artışa karşın, bütçelerindeki
artış olması gerekenin yarısına bile ulaşamamıştır.
Bu bütçede artış
oranlarının yeni kurulan üniversitelerimizde daha yüksek olması makul bir
tercihtir. Ancak AKP İktidarından önce ve aynı dönemlerde kurulmuş
üniversitelerin bütçeleri ve artış oranları arasında önemli farkların
bulunması, AKP'nin üniversiteler arasında da ayrım yaptığını göstermektedir.
Örneğin, 1992 yılında kurulan yirmi iki üniversite içinde Balıkesir ve Celal
Bayar üniversiteleri yüzde 30'un üstünde artışla bütçelerini en fazla artıran
üniversiteler olurken, Galatasaray Üniversitesi, İzmir Yüksek Teknoloji
Enstitüsü, Harran ve Dumlupınar üniversiteleri yüzde 4,2 ile yüzde 7,3
arasındaki oranlarla en düşük bütçe artışlarına sahip üniversiteler olmuştur.
Öğrenci başına
düşen üniversite ödenekleri açısından bir karşılaştırma yapıldığında ise bu
farklar çok daha büyüktür. Örneğin, 1992'de kurulan Gebze Yüksek Teknoloji
Enstitüsünde öğrenci başına düşen ödenek yaklaşık 24 bin TL iken, Harran
Üniversitesinde 10 bin TL, Dumlupınar Üniversitesinde ise bu değer ancak 3 bin
TL'dir. Bu oldukça büyük farklar da, üniversite bütçelerinin objektif
ölçütlerden uzak bir değerlendirmeyle hazırlandığının önemli göstergesidir.
Tabiri caizse üniversite bütçeleri kapanın elinde kalmıştır.
Değerli
milletvekilleri, üniversitelerimizin saymakla bitmeyecek kadar fazla olan
sorunlardan önemli gördüğüm bazıları şunlardır:
Üniversite
sisteminin en önemli girdisi olan öğrencilerin üniversiteye giriş sınavlarında
ve mezun olduktan sonra girdikleri KPSS sınavlarında yaşadıkları ve son
yıllarda âdeta ayyuka çıkan kopya veya soru hırsızlığı olayları ve bu olaylara
adları karışanlara hiçbir işlem yapılamaması; böylece, ÖSYM'ye ve devlet
kurumlarına karşı giderek artan güvensizlik.
İki: Yanlış
uygulamalar nedeniyle boş kalan kontenjanlar ve ekonomik zorluklar nedeniyle
açıkta kalan öğrenciler. Nitekim 2009 yılı ek yerleştirmeler için ilan edilen
toplam 160 binden fazla kontenjanın yüzde 71’i, 2010’da ise 143 bine yakın
kontenjanın yaklaşık yüzde 50’si boş kalmıştır.
Zor da olsa bir
üniversiteye kayıt yaptırma hakkı kazanan öğrenciler için oldukça yüksek okul
harçları ve devlet yurtlarının yetersiz yatak kapasiteleri yüzünden yaşanan
mağduriyetler.
Bir diğer sorun:
Az sayıdaki dikey geçiş kontenjanlarının çoğunlukla vakıf üniversitelerine
kaydırılması.
Araştırma
görevlisi kadrolarının yetersizliği ve sık sık
değiştirilen atama kriterleri.
Öğretim elemanlarının yaşadığı kadro sorunları ve siyasi
tercihlere kurban edilen kadro tahsisatları.
Az sayıdaki idari
ve teknik personelin ağır iş yükleri ve yetersiz maaş ve özlük hakları.
Yardımcı
doçentlerin iki yılda bir tekrarlanan geçici kadro atama çilesi, bir türlü
verilemeyen 1. dereceden emeklilik hakkı, doçentlik için dayatılan yüksek ve
gereksiz yabancı dil barajı.
Doçentlik
sınavlarında bilim dallarına göre değişen kriterler ve
sözlü sınavlarda yaşanan keyfîlikler.
Akademik
yükselmeler için gerekli bilimsel yayınlardaki niteliği düşürücü uygulamalar.
Vakıf
üniversitelerine olan öğretim üyesi transferleri nedeniyle giderek kan kaybeden
devlet üniversiteleri.
Yeni kurulan
üniversitelerdeki personel ve öğretim üyesi eksikliği nedeniyle yaşanan eğitim
kalitesizliği ve altyapı yetersizlikleri.
Kapatılan teknik
eğitim fakülteleri ve yerine kurulan teknoloji fakültelerindeki belirsizlikler.
Öğretim üyeleri
arasında kavgalara yol açan ek ders ücreti muammaları ve yaz okulu
uygulamaları.
Oldukça ağır sınav ve disiplin yönetmelikleri ve çeşitli mevzuat
hükümleri.
Rektör ve dekan
atamalarında öğretim üyelerini birbirine düşüren sözde seçimler ve
antidemokratik uygulamalar.
Rektör
adaylarının YÖK ve Cumhurbaşkanlığınca elenmesinde uygulanan subjektif ölçütler. Bunun en önemli delili, Cumhurbaşkanı
Sayın Sezer döneminde atanan 123 rektörün yüzde 23’ünün, Sayın Gül döneminde
Ekim 2010’a kadar yeni kurulan üniversiteler dışında atanan toplam 35 rektörün
ise yüzde 46’sının üniversitelerinde yapılan seçimlerde 1’inci sırada oy
alamamış adaylar olmasıdır.
Bir başka sorun,
her türlü engeli aşarak mezun olan gençlerin karşılaştığı işsizlik sorunu,
iptal edilen sınavlara rağmen, zanlıların hiçbir zarar görmeden öğretmen olarak
atandığı iddiaları, birçok meslek grubunda, kamuda istihdamın sınırlanması ve
uzun dönemdir atama yapılmaması, üniversitelerde yeniden başlatılan öğrenci
kavgaları ve sokak eylemleri. Bu konunun en canlı örnekleri rahmetle andığım
-Dumlupınar Üniversitesi öğrencisi- Kütahyalı hemşehrim
Hasan Şimşek’in yasadışı örgüt militanlarınca bıçaklanarak katli ve İstanbul ve
Ankara’da yaşanan polis-öğrenci kavgalarıdır.
Değerli
milletvekilleri, peki, “Bu sorunların çözümüne yönelik olarak sekiz yıldır ne
yapıldı?” sorusuna verilebilecek en iyi cevap çok az bir şeyin yapıldığıdır.
Yapılanlar; her yıl belirli miktardaki devlet kadrolarına yanlı atamalar, ardı
ardına açılan ve hemen öğrenci alınarak eğitim-öğretime başlanan yeni üniversiteler ile hızla
değiştirilen gündemle üzeri örtülen sorunlardır.
Tüm bunlar
yetmiyormuş gibi, Sayın YÖK Başkanının, kısa bir süre önce “otuz yaşını
doldurmuş gençlerin ikinci üniversite olarak vakıf üniversitelerine sınavsız
girebilecekleri ve yeni kurulacak üniversitelerle birlikte boşta kalan öğrenci
kavramının tarih olacağı” yönündeki talihsiz açıklamalarıdır. Bunun anlamı,
birinci üniversiteyi bitirmiş işsiz olan gençleri bir dört yıl daha oyalamadır.
Yapılması
gerekenler, üniversitelerden sorumlu bir üst düzey yöneticinin dürüstçe bu
görevi derhâl bırakması ve ülke yönetiminden sorumlu iktidarın zaman
kaybetmeden çözüm aramasıdır. Bu amaçla YÖK yeniden yapılandırılmalı, rektör ve
dekanların doğrudan seçimle belirlenmelerini sağlayacak, mali ve bilimsel
özerkliğin esas alınacağı, üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesini
özendirici Anayasal ve yasal düzenlemeler hızla gerçekleştirilmeli, vakıf
üniversitelerinin kendi yöneticilerini kendilerinin atayabilmeleri
sağlanmalıdır.
Bu duygu ve
düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, bütçenin hayırlı olmasını
diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Işık.
Sayın
milletvekilleri, Sayın Bulut’un kısa bir düzeltmesi vardır, söz veriyorum.
Buyurunuz Sayın
Bulut.
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, MHP Grubu
adına konuşmasında yanlış bilgi verdiğini belirterek, konuya ilişkin açıklaması
(x)
AHMET DURAN BULUT
(Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Demin konuşmamda
yanlış bilgi verdim, düzeltmek istiyorum. Sayın İlköğretim Genel Müdürümüz ve
Sayın Ankara Kredi Yurtlar Bölge Müdürümüz, Sayın Hüseyin Çelik’in teyzesinin
oğlu değil, Sayın Başbakanın teyzesinin oğulları. Nusret
Çelik, Van Kredi Yurtlar Bölge Müdürü; Necmettin Altan, Kayseri Kredi Yurtlar
Bölge Müdürü; onlar Sayın Hüseyin Çelik’in akrabaları oluyor. Ayrıca, Sayın
İlköğretim Genel Müdürümü de tanımıyorum. Kendinin şahsiyetini, kariyerini,
liyakatini asla burada eleştirmedim, bunu da düzeltmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Bulut.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)
1.- 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/960) (S. Sayısı: 575) (Devam)
2.- 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2009 Bütçe Yılı Kesin
Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların Sunulduğuna
Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/905,
3/1261) (S. Sayısı: 576) (Devam)
A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)
1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)
1.- Yükseköğretim Kurulu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Yükseköğretim Kurulu 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)
1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
D) ÜNİVERSİTELER (Devam)
BAŞKAN –
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Fatma Nur Serter,
Ali Koçal, Necla Arat, Muharrem İnce konuşacaklardır.
İlk söz İstanbul
Milletvekili Fatma Nur Serter’e aittir.
Buyurunuz Sayın Serter. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Yükseköğretim Kurulu bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
(x)
Bu açıklamaya ilişkin ifadeler Tutanak Dergisi’nin 48’inci sayfasında yer
almaktadır.
Yükseköğretim
Kurulu bütçesine geçmeden önce eğitimin bir bütün olduğu anlayışından hareketle
bir tespitimi paylaşmak istiyorum yüce Meclisle. Hepimiz çok iyi biliyoruz ki
eğitim, özellikle ilköğretim, öğrencinin eğitimle tanıştığı, özgüven kazandığı
ve bilgi edinme yollarını öğrendiği bir süreçtir. Biraz önce Sayın Bakana ve
bazı milletvekillerine dağıtmış olduğumuz ilkokul birinci sınıftaki bir
öğrenciye verilen bir performans görevi, zannediyorum, bu konudaki uygulamanın
ne kadar yanlış olduğu konusunda çok somut bir kanıttır. Bu görevi ben şahsen
yapamadım, bilemiyorum, Sayın Bakan siz yapmayı başardınız mı? Ama biz bir ekip
olarak bu görevle ilgili çalıştık. Öğrenci sadece birinci sınıfta; altı sesli,
altı sessiz harf öğrenmiş; daha okuma yazmayı bilmiyor. Bu on iki harften beş
tane anlamlı cümle oluşturacak. Bu beş anlamlı cümlenin bir konu bütünlüğü
olacak ve beşer anlamlı cümleden dört tane metin oluşturulacak. Yani öğrenci
bildiği on iki harfle, beşer cümlelik, dört tane, konu bütünlüğü olan metin oluşturacak.
Henüz okuma yazma bilmiyor bu öğrenci ve tabii ki sınıftaki öğrenciler. Zaten
bu ödev de öğrenciye değil, veliye verilmiş. “Sayın veli” diyor görevi veren
öğretmenler “Performans görevin için yapacaklarını öğrencimize okumanız
önemlidir.” Yani görev kiminmiş? Velininmiş. Kime verilmiş görev? Veliye
verilmiş. Böyle bir eğitim anlayışıyla daha eğitimin ilk adımında öğrencinin
nasıl bir özgüven kaybı yaşayacağı ve eğitimden nasıl uzaklaşacağı konusunda
bir örnek olması nedeniyle, bilmediğini düşünerek Sayın Bakanımıza bu konuyu
aktardım ve gerçekten merak ediyorum, bu ödevi bu Mecliste yapabilecek kaç kişi
acaba çıkacaktır.
Evet, saygıdeğer
milletvekilleri, YÖK 12 Eylülden bu yana, yani kurulduğundan bu yana her zaman
tartışma konusu olmuş bir kurum olageldi. YÖK’ün AKP İktidarının ilk yıllarında
da başta Sayın Başbakan olmak üzere ve Millî Eğitim bakanları olmak üzere, sürekli
eleştirildiğine tanık olduk. Eleştiri hem YÖK’e hem de üniversitelere yönelik
eleştirilerdi.
O dönemde, 2002 yılında, Türkiye’de ikisi devlet üniversitesi
olmak üzere, dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasına üniversitelerimiz girdiği
hâlde ve defalarca bu, Sayın Başbakana duyurulduğu hâlde, her seferinde “İlk
500’e giren hiç devlet üniversitemiz yok.” demiş, üniversitelerimizin
başarılarını görmezden gelmiş, üniversitelerde bilim üretilmediğini söylemiş,
üniversiteleri ve o dönemdeki YÖK’ü yerden yere vurmayı sürdürmüştür ama ne
zaman ki YÖK AKP’nin siyasi iktidarıyla uyumlu, eşgüdümlü bir hâle gelmiş, yani
siyaseten kuşatılmış, işte o zamandan beri AKP’li herhangi birinin ağzından ya
da Başbakanın ağzından YÖK’e ve üniversitelere yönelik tek bir eleştiri bile
duymak mümkün olmamıştır. Hatta YÖK’ü
kaldırmaktan söz eden, “YÖK”, “YEK” yasa tasarıları hazırlayan Hükûmet, artık YÖK’ü yeniden nasıl yapılandıracağının
planlarını yapmaya başlamıştır. Bu, yükseköğretime, Yükseköğretim Kuruluna ve
üniversitelere nasıl siyaseten yaklaşıldığının, siyasi yandaşlık doğrultusunda
konunun ele alındığının en somut kanıtıdır.
Türkiye’de hiçbir
insan gücü planlaması yapılmadan, bölgelerin meslek-insan gücü analizleri
yapılmadan açılan üniversitelerin bugün Türkiye’yi hangi duruma getirdiğinin en
somut kanıtını ÖSYS sınavından sonra ortaya çıkan boş kontenjanlar bize
göstermektedir. 2010 yılında 110.826 kontenjan boş kalmıştır değerli
milletvekilleri ve bunların 33.099’u lisans eğitimi kontenjanıdır yani
fakültelerde boş kalan kontenjanlardır. Bunun sebebi, YÖK’ün hiçbir biçimde bir
planlama ve programlama yapmaksızın sadece siyasi rant
amacıyla yeni üniversiteler, yeni fakülteler ve öğretim programları açılmasına
onay vermesidir oysa YÖK’ün asli görevidir bu planı, programı yapıp siyaseti
yönlendirmek.
Şimdi, YÖK
yükseköğretimin tarihine hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve AKP
zihniyetinin uzantısı üyelerle yapılandırılan bir kurum olarak geçecektir.
Artık YÖK AKP için dikensiz gül bahçesine dönüştürülmüştür ve bu dikensiz gül
bahçesinden Sayın Gül, yeni rektörleri, yandaş düşünceli rektörleri derleyerek
alınan oy sayısına bakılmadan demokrasi söylemini sürdürmeyi her nasılsa devam
ettirebilmektedir. YÖK Başkanı kendisini Anayasa ve yasaların üstüne koyan bir
anlayışla genelgeler yayınlamakta ve Türkiye’de katsayı sorununu çok ciddi bir
sorun hâline getirip gündeminde ülkenin günlerce, aylarca tartışılmasına yol
açmış olan bir yönetici konumundadır.
Bunu neden
söylüyorum? Katsayı değişikliğinin tartışıldığı günlerde altını özenle ve
defalarca çizdiğim bir konu vardı. O
dönem dedik ki biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak: “Bu katsayı
değişikliği meslek lisesi öğrencilerinin önünü açmayacaktır, sadece bu grubun
içinde bir lise türünün, imam-hatip lisesi türünün önünü açacaktır.” Buyurun,
bu iddianın kanıtını şimdi size sunuyorum:
2009 yılında son
sınıfta, meslek lisesi son sınıfında okuyan ve bir lisans programına yerleşmeyi
başarmış öğrenci oranı yüzde 6,12’ydi. Şimdi kaç olmuştur bu katsayı? Önünü
açtınız meslek liselerinin. “Artık meslek lisesi öğrencileri yeni katsayıyla
istedikleri yerlere, fakültelere girecek.” diyorsunuz. 2010 yılında bu 6,12’den
5,73’e düşmüştür lisans programlarında. Peki, ön lisans programlarında ne
olmuştur? 55,42’den 52,14’e düşmüştür yani gerilemiştir. O dönemdeki söylemleri
hatırlayın, teknik liseler özellikle örnek gösteriliyordu, endüstri meslek
liseleri örnek gösteriliyordu. Teknik liselerde ne yazık ki oran yüzde 12,55’ten
9,7’ye gerilemiştir. Endüstri meslek liselerinde oran yüzde 2’den yüzde 1,5’a
düşmüştür. Kız meslek liselerinde oran yüzde 5,2’den 3,9’a gerilemiştir.
Peki, bu
gerilemeler meslek liselerinde yaşanırken acaba imam-hatip liselerinde ne
olmuştur? İmam-hatip liselerinde lisans programına yerleşenlerin oranları yüzde
17’den yüzde 21’e yükselmiştir; ön lisans programlarına yerleşenlerin oranları
da yüzde 3,5’tan yüzde 9’a yükselmiştir. Bu katsayı uygulamasının nasıl
siyaseten kullanıldığı, nasıl AKP’ye arka bahçe yetiştirmek için kullanıldığı
son derece açıktır.
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – Bileğinin gücüyle sınavı kazanmışlar, niye rahatsız oluyorsun?
FATMA NUR SERTER
(Devamla) – Siz meslek liselerini bahane ederek, bu çocukların duygularını
sömürerek kendinize yandaş üretecek okulların kontenjanlarını artırmaya devam
ederseniz, bu tamamıyla eğitimi siyasete alet etmektedir ve elindeki gücü,
yetkiyi haksız olarak bir grup lehine kullanmaktır.
YÖK özerkliğini
yitirmiştir. YÖK suç işlemektedir. YÖK Başkanı sürekli olarak üniversitelerin
açılmasından şikâyet ederken, üniversitelerin açılmasına sesini çıkaramayıp
onay vermektedir.
YÖK Başkanı “374
bin ataması yapılmamış öğretmen var.” derken, öğrencileri suçlayıp “Hâlâ niye
eğitim fakültelerini seçiyorlar?” derken, eğitim fakültelerini açmayı,
kontenjan artışı yapmayı sürdürmektedir.
YÖK Başkanı
“Üniversitelere polisin girmesine karşıyım.” derken, bugün CNN’de konuşmuştur,
şunu unutmaktadır: Hiçbir üniversiteye rektör izni olmadan polis giremez. Eğer
üniversiteye polis giriyorsa…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FATMA NUR SERTER
(Devamla) – …ve sokuluyorsa, o iktidardan hesap sormak benim görevim değil, YÖK
Başkanının görevidir.
Saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – İkna odası aç da bizi de ikna et.
FATMA NUR SERTER
(İstanbul) – Hadi canım sen de! Başka, değişik bir konu bulun!
BAŞKAN –
Zonguldak Milletvekili Ali Koçal.
Sakin olun sayın
milletvekilleri.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Bu Mecliste bir tek senin hiç konuşmaman
lazım. Yaptığın geçmişteki ayıbı biliyorsun,
hiç konuşmaman lazım. Dönemin sonuna kadar sus da, belki daha fazla saygı
görürsün.
AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – İnce kardeş, sen orada otur!
MUHARREM İNCE
(Yalova) – O dediğin lafları unutmadık.
BAŞKAN -
Buyurunuz Sayın Koçal.
Sayın
milletvekilleri, lütfen sessiz olalım.
CHP GRUBU ADINA
ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – 1920’den bu yana senin gibi konuşan bir tane milletvekili çıkmadı.
Senin gibisi hiç gelmedi bu Meclise.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı Öğrenci Seçme
Yerleştirme Merkezi bütçesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
öyle anlaşılıyor ki muhalefete dayanamıyorsunuz.
OSMAN KILIÇ
(Sivas) – Yalanlara dayanamıyoruz.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Yani özgürlüklerden bahsediyorsunuz, ileri demokrasiden
bahsediyorsunuz ama muhalefetin tepkisine, muhalefetin önerilerine, muhalefetin
eleştirilerine katlanamıyorsunuz bir türlü. Sizi…
İRFAN GÜNDÜZ
(İstanbul) – Sayın Vekilim, muhalefet hakaret anlamına gelmez.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Sizi biraz düşünmeye ve bu konuları biraz daha irdelemeye davet
ediyorum.
OSMAN KILIÇ
(Sivas) – Ayrımcılık yapmayın, ayrımcılık! Dürüst olun!
AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – Yalanla dolanla bu iş olmaz.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Evet, yalanı dolanı kimlerin söylediği ortada. Oturun oturduğunuz
yerde. Burada konuşun, burada konuşun. Oradan doğru laf atmanın bir anlamı yok.
Ayıp! Ayıp!
AHMET AYDOĞMUŞ
(Çorum) – Sakin ol! Sakin ol!
OSMAN KILIÇ
(Sivas) – Ayrımcılık yapmayın! Dürüst olun!
AKİF EKİCİ
(Gaziantep) – Kanı temiz adam! Sus da dinle lan!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – “Lan” deme.
AKİF EKİCİ
(Gaziantep) – Bu tiplere başka bir kelime kullanılmaz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) - “Lan” diyemezsin.
AKİF EKİCİ
(Gaziantep) – Sen mi müdahale edeceksin?
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Evet, değerli milletvekilleri, millî eğitimin temel amaçları
vardır. Bizim, millî eğitim olarak, millî eğitimden talebimiz, isteğimiz temiz
insan, ahlaklı insan, iyi insan yetişmesini sağlamaktır. Eğer bunu
yapabiliyorsak amacımıza ulaşabiliriz.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, Sayın Milletvekili, arkadaşımıza “lan”
diye hitap ediyor. Sözünü geri almasını tavsiye ediyorum.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Sayın Başkan...
BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen oturunuz yerinize. Kürsüde hatip konuşuyor.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, “lan” diye hitap ediyor bir
milletvekiline.
AKİF EKİCİ
(Gaziantep) – Öyle bir kelime yok. Otur be!
İRFAN GÜNDÜZ
(İstanbul) – Söyledin.
BAŞKAN –
Buyurunuz.
Lütfen...
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Sayın Başkan, bunların eleştiriye tahammülü yok. Doğrulara karşı...
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen sözcüklerinize dikkat ediniz.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Arkadaşlar, yapmanız gereken muhalefeti susturmak.
BAŞKAN – Kürsüde
arkadaşımız konuşuyor, lütfen onu dinleyiniz.
Sayın Ekici...
Sayın Ekici, lütfen...
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, muhalefet konuşamıyor. Muhalefeti susturun!
(AK PARTİ
sıralarından “Orayı sustur, bu arkadaş susar.” sesi)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – O arkadaşı susturun.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Doğru söylenenleri hazmedemiyorlar.
Sayın Başkan,
benim konuşmama baştan başlamam lazım.
BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Koçal, devam ediniz.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Konuşmama baştan başlamam lazım Sayın Başkan.
BAŞKAN – Size bir
dakika süre vereceğim.
Buyurunuz, devam
ediniz.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Peki.
Evet, değerli
milletvekilleri, tabii millî eğitimin esas amacı, temiz insan, ahlaklı insan,
dürüst insan, ulusuna, yurduna, insanlarına saygılı ve onların menfaatlerini
korur biçimde insan yetiştirmesi gerekiyor. Esas amaç bu olması gerekirken hâlâ
yine bu salonda, çok iyi yetişmemiş ama eleştirilere tahammül edemeyen
arkadaşlarımızın var olduğunu görmekten çok büyük üzüntü duyduğumu paylaşmak
isterim.
Değerli
arkadaşlar, elbette ki yetiştirdiğimiz, yetiştireceğimiz öğrencilerin,
öncelikle topluma iyi insanlar yetiştirirken toplumla barışık olması, dünyayla
barışık olması, ezbercilikten kurtulmuş olması, araştırarak öğrenen, soran,
sorgulayan, muhakeme gücü olan insanların yetiştirilmesi millî eğitimin temel
amacıdır. Ancak bu söylediklerimi gerçekleştirecek, bugüne kadar, sekiz yıldan
bu yana ne bir hükûmet ne de Millî Eğitim
bakanlarının gelememiş olmasından büyük üzüntü duyuyoruz.
Sekiz yıllık AKP
İktidarı ve onun Millî Eğitim bakanları eğitim sistemimizi ne yazık ki yerle bir
etmiş, taşlar iyice yerinden oynamıştır. Tam bir siyasi kadrolaşmayla millî
eğitim rayından çıkartılmıştır. Eğitim kurumları tamamen tarikat ve cemaatlerin
eline geçirilmiştir. Eğitim kurumlarında çalışma barışı kalmamıştır.
Öğretmenler ve eğitim çalışanları çok ciddi bir tehdit ve baskı altındadır.
Kamuoyunda Millî Eğitim Bakanlığına karşı bir güvensizlik oluşmuştur. Yapılan
uygulamalar kaygıyla izlenmektedir. Eğitim tam bir enkaz hâline gelmiştir.
Atatürk’e ve cumhuriyete, demokratik ve laik, sosyal hukuk devletine karşı
olanlar ne yazık ki son sekiz yılda prim yapmış, ödüllendirilmiş ve böyle
düşünen kişiler ne yazık ki Millî Eğitim bakanlarının gözdesi hâline gelmiştir.
Çağdaş eğitim böylelikle rafa kaldırılmış, eğitim tam anlamıyla enkaza
dönüşmüştür.
Değerli
milletvekilleri, bunlar yetmiyormuş gibi son aylarda da, Millî Eğitim
Bakanlığı, ÖSYM skandallarıyla, sınav skandallarıyla gündeme gelmiştir. Bu
skandallar sadece KPSS’de değil, TUS sınavlarında,
ALES sınavlarında, üniversite sınavlarında ve lise giriş sınavlarında da ne
yazık ki kendini göstermiştir.
Bu Öğrenci Seçme
ve Yerleştirme Merkezi, hepimizin bildiği gibi, 1974 yılında kurulmuş ve uzun
yıllardır Türkiye'nin en güvenilir kurumu olarak hizmet vermiştir. Ama hâlâ
bugüne kadar kuruluş yasası olmayan, kadroları yetersiz, personel özlük hakları
yetersiz, kurumun iş gücü giderek artmış, 1970’li yıllarda 200, 300 bin adaya
sınav yaparken günümüzde 8 milyon kişiye sınav yapan bir noktaya gelmiş. Tabii,
kadrosu artırılmadı, azaltıldı, bütçesine el konuldu, kurumun yükü arttı ancak
YÖK zamanında gerekli önlemleri almadı ve KPSS sınavı patladı.
KPSS sorularının
350 kişiye ulaştırıldığı söyleniyor. Arkadaşlar, 350 değil, 5 bin civarında
aday bu sorulara ulaşmıştır. Bu bir yüz karasıdır, bu büyük bir skandaldır.
Bunun sonucunda ilgililerin ve öncelikle de Millî Eğitim Bakanının mutlaka
istifa etmesi gerekirken hâlâ gördüğünüz gibi burada oturmaktadır. Sorular bu
kadar kişiye ulaşabilmişse bu herhâlde sıradan bir iş değildir, bu örgütlü
çalışmanın bir sonucudur. Daha önceki Polis Meslek Yüksekokulu sınavında da
aynı skandal oldu, hatırlayacaksınız, 2009 yılında. Orada tutuklanan ve “Reis”
lakabıyla anılan birisi soruları cemaatten ve cemaate yakın kişilerden temin
ettiğini söylüyor ve bu yeni skandalla ilgili de yani çok ilginçtir “Piyasada
rayiç bedeller oluşmuş.” diyor Sayın YÖK Başkanı. “KPSS soruları 20
bin dolara, TUS soruları 70 bin liraya satılıyor.” Kim söylüyor? YÖK Başkanı.
“Bunlar organize şirket işi, siz bunun önüne geçemezsiniz.” Kim söylüyor?
Yetkili ve sorumlu kişi ve devam ediyor: “ÖSYM’nin içi tam anlamıyla
laçkalaşmış.” Günaydın! Yeni aklı başına gelmiş ve devam ediyor: “Biz hiç
ÖSYM’ye bakmadık. Sağ olsun Ünal Hoca da bakmamış. Biz biliyorduk, korkuyorduk,
bir gün patlayacak, hepimiz onun altında kalacağız diye ve sonunda patladı ve
herkesin beklediği bir durum ortaya çıktı.” diyor. Kim? YÖK
Başkanı. Günaydın beyefendi! Siz ne iş yaparsınız! Yani bunları
biliyordunuz da bunlarla ilgili bir önlem niye almadınız? Elinizi tutan mı
vardı? Neredeydiniz siz? Böyle bir şey olabilir mi?
Değerli
arkadaşlar, KPSS ve diğer sınavlara katılan adayların çoğu sınavı kazanamadığı
için başka çıkış yolları aramaktadır. O nedenle bu adaylar, değişik amaçlarla
farklı kişilere ulaşma ve onlardan soruları alma eğilimi içerisine girmiş
olabilirler. Örneğin, bu KPSS sınavına 3 milyon 300 bin kişi girmiştir,
bunların 100 bininin işe alındığını düşünecek olursak bu yüzde 3,3 yapar,
geriye 3 milyon 200 bin daha aday, sınavı kazanamayan, mutsuz, umutsuz insan
kalmış oldu.
Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezinin bu skandala kadar olan süredeki başarısı kuruma
siyasetin karışmamış olmasındandır ve kurumda kritik görevleri yürüten
personelin kendi alanlarında uzman kişiler olmasındandır. KPSS’de
kapsamlı bir kopya skandalı ortaya konularak yönetim değiştirilmiş oldu değerli
milletvekilleri. Üç aydan bu yana kopya skandalı hâlâ çözülemedi. Neden? Bu
işin arkasında tarikat-cemaat gücü mü var acaba? Yoksa,
bu operasyon ÖSYM’nin ele geçirilmesi için düzenlenen bir operasyon mudur?
Aslında KPSS sınav skandalıyla ilgili olarak YÖK gerçekten sorumlu değil midir?
ÖSYM’de cemaat ve tarikat örgütlenmesi projesi böylece gerçekleşmiş mi oldu?
Eski ÖSYM Başkanı
Yarımağan da şöyle diyor: “Bazı güçlerce ÖSYM
üzerinde bilek güreşi yapıldığını, ÖSYM’nin bilinçli olarak yıpratılmaya
çalışıldığını…”
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Ek bir
dakikanızı veriyorum.
Buyurunuz.
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Değerli milletvekilleri, gerçek suçluların tarikatlarla kol kola
olduğu bilinmesine karşın henüz bu yönde bir adım atılmamıştır. Bu sınavda
örgütsel ya da ticari amaçlarla soruları elde etmeye çalışanlar, kopya vermeye
çalışanlar, yerine adam sokmaya çalışanlar vardır ve bundan sonra da olmaya
devam edecektir.
Uzmanlık
gerektiren bir görev olduğu için kamuoyu tepkisinden çekinen ve ÖSYM Başkanını
değiştiremeyen YÖK, bu olayları fırsat bilerek veya hazırlayarak kamuoyu
gözünde ÖSYM’nin yıpranmasından yararlanarak kurumu ele geçirmiştir. ÖSYM
Başkanı istifa etmiş, kurumun üst düzey 8 personeli görevden uzaklaştırılmış ve
ipler ele geçirilmiştir. Şimdi, ÖSYM ile ilgili yeni bir değişiklik yapılıyor,
adı değiştiriliyor, “Özcan Skandalları Yerleştirme Merkezi” olacak herhâlde.
Kimsenin haberi yok, nedir, ne değildir, bilmiyoruz, öğreneceğiz...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ KOÇAL
(Devamla) – Sayın Özcan galiba önce maaşını yeniden artıracak ve de kendine
yeni bir araba alacak.
Çok teşekkürler
Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Soru çalmak günah değil herhâlde ya!
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Koçal.
İstanbul
Milletvekili Necla Arat.
Buyurunuz Sayın
Arat. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
NECLA ARAT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı
Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın üniversitelerle ilgili bölümü
üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın
milletvekilleri, geçen bütçe döneminden bu yana ivedi çözüm bekleyen üniversite
sorunlarının çözümü konusunda ne yazık ki etkili ve somut adımlar
atılamamıştır. Nitekim, YÖK Başkanı da üniversitelerin
sorunlarının tartışıldığı bir toplantı sonrasında basına verdiği demeçte “Yeni
üniversitelerin ciddi sorunları var.” demesine rağmen, iktidarın alışveriş
merkezi açar gibi açtırdığı üniversitelere “dur” demek cesaretini
gösterememiştir.
Sayın
milletvekilleri, akademik personel yetersizliği sürmektedir. Üniversitelerin
altyapı yetersizlikleri giderilememiştir. Devlet yurtlarının yetersizliklerinin
yanı sıra, harçlara yapılan zamlar, öğrenci burslarının bir miktar
artırılmasına rağmen azlığı, işsizlik ve yeniden başlayan öğrenci olayları
olumlu bir tablo değildir. İktidar çok sayıda kurduğu üniversitelere rağmen,
yükseköğretim sisteminin gereksinme duyduğu kaynağı genel bütçeden aktarmakta
hiç de eli açık davranmamıştır. Bina, laboratuvar,
kütüphane, dershane, öğretim elemanı gibi yoksunlukları bulunan ve apaçık bir
şekilde siyasi kaygılarla kurulan üniversitelerde dersler ya boş geçmekte ya da
kariyersiz öğretim üyeleri derslere girmektedir. Örneğin, 12 Aralık 2010
tarihli Hürriyet gazetesinde, Hakkâri Üniversitesi Rektörü, öğretim üyesi
bulmakta güçlük çektiklerinden, 100 öğretim üyesi bulunması gereken
üniversitede yalnızca 10 öğretim üyesi bulunduğundan yakınmaktadır. Devlet
bütçesinden yeterince kaynak ayrılmayan üniversiteler ayrıca, bilimsel
üretimlerini tehdit eden, kendi kaynağını yaratma arayışına da itilmişlerdir.
Değerli
milletvekilleri, üniversitelerin temel gereksinimlerini karşılamak için genel
bütçeden mutlaka yeteri kadar ödenek ayrılmalı ve yükseköğretimdeki
ticarileştirme uygulamalarına son verilmelidir çünkü eğitimde ve bilimde
tasarruf yapmak, topluma ve ülkenin geleceğine ihanet etmektir. Kaynak
yetersizliği nedeniyle bugün hâlâ dünyanın beş yüz büyük üniversitesi içinde
çok az sayıda Türk üniversitesinin adı geçmektedir.
Ülkemiz, doğa
bilimlerinden toplumsal bilimlere kadar çeşitli alanlarda bilime katkı yapacak
bilimsel bilgi üretiminden uzak kalmaktadır. Nitekim,
bazı ülkelerin eğitime yaptıkları katkı oranlarını açıklayan bir uluslararası
raporda, Finlandiya eğitimde yüzde 69, Almanya yüzde 64, Belçika yüzde 57 verim
sağladığı hâlde, Türkiye’nin eğitim verim oranın yüzde 14’te kaldığı
görülmektedir. Daha önce konuşan konuşmacıların ilköğretimde verilen sorulara
ilişkin gösterdikleri örnekler, bu verimsizliğin kaynağını da apaçık bir
şekilde gösteriyor.
Sayın
milletvekilleri, AKP İktidarı bu apaçık gerçeklere rağmen, üniversitelerin
özgür düşünce, bilimsel yöntem, bilgi ve kuram üretme ortamları olduğunu göz
ardı ederek ve neredeyse her kasabaya “üniversite” adı altında bir okul açarak
ülke kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olmaktadır. Kontenjanların
dolmadığı, üniversite mezunlarının işsizlik sıralamasında en önde yer aldıkları
bir ortamda yeni üniversitelerin kurulması yararlı ve başarılı bir girişim
sayılabilir mi?
Çok sayıda
kurulan vakıf üniversitelerine gelince: Bu kurumlar, uzun vadeli ve pahalı bir
yatırım olduğu gerekçesiyle akademisyen yetiştirmekten kaçınmaktadırlar; devlet
üniversitelerinin yetiştirdiği akademisyenleri kadrolarına almaya yönelip
devlet üniversitelerinde erozyona neden olmaktadırlar.
Bütün bunlara ek
olarak, en önemli sorunlardan biri olan yurt sorunu da hâlen üniversitelerin
kanayan yarasıdır. Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı toplam 241 devlet yurduna
karşılık 3.423 özel yurt bulunmaktadır. Devlet yurtlarında barınamayan çok
sayıda öğrenci, her yıl, çeşitli cemaat ve tarikatların denetimindeki yurtlara
gitmek zorunda kalmaktadır.
Sayın
milletvekilleri, bir 12 Eylül ürünü olan Yükseköğretim Kurulu üniversitelerin
kurum içi yapılarına yönelik, yasal mevzuatla desteklenen, çok ayrıntılı,
düzenleyici yetkilere sahip olduğundan, üniversite özerkliğinden de söz etmeye
imkân bulamıyoruz. Örneğin, akademisyenlerin sivil toplum örgütlerine izin
almadan yönetici olmalarını bir genelgeyle yasaklayabiliyor YÖK. Daha da
vahimi, üniversiteler kendi dekan ve rektörlerini seçememektedirler; son ve
kesin karar siyasi iktidar ve Cumhurbaşkanı tarafından verilmektedir. Adayların
Başbakan ve Cumhurbaşkanına ve de tarikatlara yakınlıkları ile türban
bildirisine imza atıp atmadıkları seçilmelerinde ana ölçüt olmaktadır. Yani
siyasal iktidar, YÖK ve Çankaya, üniversitelerin sandığa yansıttığı iradeyi yok
saymaktadır.
Sayın
milletvekilleri, üniversitelerimizi iktidarın bağlayıcı düzenleme ve
baskılarından kurtarmamız, vesayet altındaki YÖK’ü ortadan kaldırmamız
gerekmektedir çünkü özgür düşünceye katkıda bulunacak özerk bilimsel
kuruluşları olmayan toplumlar hem aydınlanma hem de aydın yoksulluğu çekerler,
özgür ve özerk olmadıkları için üretken ve yaratıcı olamazlar.
Sayın
milletvekilleri, devlet üniversitelerinde okuyan, devlet yurdunda kalan bir
üniversite öğrencisinin masraflarının tutarı yıllık 10 bin Türk lirasını
bulmaktadır. Bu nedenle, orta ve alt gelir düzeyinden gelen gençler haklı
olarak harçların kaldırılmasını, yani parasız eğitimi savunmaktadırlar. Çok kısa bir süre önce, üniversite harcını ve giderlerini
karşılamak için 30 lira gündelikle inşaat işçiliği yapan bir üniversite
öğrencisi inşaatın üçüncü katından düşüp ölmedi mi? Bu türden olayları ne yazık
ki “bireysel” diye yorumlamayı tercih eden ve parasız eğitim isteyen öğrencileri
büyük bir öfkeyle, seçim sürecini kirletmek için düzenlenen tezgâhların
araçlarına ve örgütsel bağlantıları olan terör yandaşlarına indirgemeye çalışan
Başbakanın yüreği hiç sızlamıyor mu?
Sayın
milletvekilleri, üniversite gençliğinin taleplerine kulaklar tıkalı, vicdanlar
kapalı. Onlardan depolitize, uslu çocuklar olmaları,
otoriteye baş kaldırmamaları isteniyor. Eylem yapıp muhalif tavır
sergilediklerinde hiçbir ileri demokraside rastlanmayan muameleyi görüyorlar,
coplanıyorlar, biber gazı yiyorlar, tekmelenip saçlarından sürükleniyorlar ve
haklarında hapis cezası istemi ile davalar açılıyor. Başbakan ise ne yazık ki
polisin uyguladığı şiddeti onaylayan bir yaklaşımla “İster sevsinler ister
sevmesinler, ben polisime sahip çıkıyorum, arka çıkıyorum ve sahip çıkacağım.”
diyor.
Şimdi soruyorum
sayın milletvekilleri: Acaba, o saçlarından sürüklenen ve tekmelenen genç
kızların yerinde kendi kızı, kendi kızlarınız olsaydı, aynı şeyler söylenebilir
miydi?
Sayın
milletvekilleri, parasız eğitim için eylem yapan öğrencilerin karanlık amaçları
yok. Onlar “Çocuklara 25-30 gönder.” diyebilen bir babaları ve bu emri hemen
yerine getiren bir Remzi Amcaları olmadığı için, dertlerini yumurta eylemleri
ile anlatmaya çalışıyorlar. Kulaklarımızı ve vicdanlarımızı onların bu
dertlerini anlamaya açık tutalım.
Saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Arat.
Yalova Milletvekili Muharrem İnce. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
İnce.
CHP GRUBU ADINA
MUHARREM İNCE (Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın
milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Millî eğitimle
ilgili, bu kürsüde, sekiz yıldır çok konuştuk, siyasi polemikler
yaptık ama bugün, hiçbir polemiğe girmeden “Millî Eğitim Bakanlığına en büyük
payı ayırıyoruz bütçeden.” aldatmacasını, kandırmacasını,
rakamlarla size açıklamaya çalışacağım.
Tabii, rakamlara
ilk bakışta, 34,112 milyarlık bütçe en büyük bütçe dedirtiyor insana. Oysa bu
bir personel bütçesidir ve kamuda çalışan 2 milyon 372 bin memurun 678.140’ı
yani 1/3’ü, toplam personel sayısının 1/3’ü Millî Eğitim Bakanlığında.
KEMALETTİN AYDIN
(Gümüşhane) – Olmasın mı yani?
MUHARREM İNCE
(Devamla) – 34 milyarlık bütçenin 1,995 bin TL’si eğitim yatırımlarına
ayrılıyor yani yüzde 5,8’i yatırıma gidiyor. 2002 yılında, AKP iktidara
geldiğinde, bu oran yüzde 17,2’ydi yani yatırıma ayırdığınız payı, sekiz yıl
içerisinde yüzde 294 azalttınız Sayın Bakan.
Yine, genel
bütçeden Millî Eğitim Bakanlığının yatırımlarına ayrılan paylar, 2002’de yüzde
22,34’ken 2011’de yüzde 9,31’dir. Yani genel bütçeden millî eğitim
yatırımlarına ayrılan pay da yüzde 140 azalmıştır.
Şimdi, ilk
ayrılana bakmayın, kesin hesaplara bakmak lazım. Bütçelerin başlangıç
ödenekleriyle yıl sonu kullanılan ödenekleri
incelememiz lazım. Yani Millî Savunma Bakanlığıyla Millî Eğitim Bakanlığını
kıyaslayanlara, “Askerî vesayete son verdik.” diyenlere ithaf ediyorum bunu:
Millî Eğitim Bakanlığı 2007 yılında yüzde eksi 12,1 -kullanamamıştır- 2008’de
eksi 11,6; 2009’da eksi 13,1’dir. Millî Savunma Bakanlığı 2007’de yüzde artı
35,9; 2008’de artı 45,4; 2009’da yüzde artı 42,8’dir. Yani yıl
sonu ödenekler incelendiğinde, hiç de anlatıldığı gibi değildir, ortada
bir kandırmaca vardır.
Okullaşma
oranları: İlköğretim çağındaki çocuklarımızın, çağ nüfusunun yüzde 1,9’u
eğitimden yoksundur. Kızlarımız, yani altı ila on dört yaş arasındaki kız
çocuklarımızda Yozgat’ta bu oran yüzde 11,2’dir, Kars’ta yüzde 5’tir,
Şanlıurfa’da 5,1’dir, Bitlis’te 7,5’tir, Hakkâri’de 10,2’dir. Yani kız
çocuklarının okullaşmadaki durumu böyledir.
Okul öncesi ve
ilköğretim: 57 ilde zorunlu okul öncesi eğitimde olumlu gelişmeler var ancak
dört beş yaş grubunu ikili eğitime yönlendirmek bir pedagojik ayıptır. Millî Eğitim
Bakanlığı, Türkiye’deki öğretmenler, ülkeyi yönetenler bundan utanmalıdır. Dört
beş yaşındaki çocuğu sabahın beş buçuğunda, altısında evinden kaldırıp ikili
eğitimde sabahçı-öğlenci yapmak, bir öğretmenin bunu kabul edebilmesi, bunu
içine sindirebilmesi, pedagoji bilen birisinin bunu yapabilmesi mümkün
değildir.
İlköğretimde
nitelik düşüşü yaşanmaktadır. Az önce Sayın Serter
açıkladı, kırtasiyelerin camlarında “Performans ödevi yapılır.” yazıyor artık.
Kırtasiyelerin camlarına bakın, “Performans ödeviniz itinayla yapılır.” diyor.
Önceden burada “Şu kitap geldi.”, “Bu kitap geldi.” diye yazardı.
Yine, okullar
arasındaki 85 kat nitelik farkının olduğu bir ülkede ne merkezî sınav ne okul
başarı puanı ne not ortalaması ne de e-kayıt yapılabilir. Veliler kayıt için
adres değiştiriyor artık. Emlakçılarda “SBS’de başarılı okulun yanındaki daire.” diye tabelalar var
artık. Bunları başardığınız için sizi gerçekten kutluyorum!
Ortaöğretimde 1,5
milyon çocuğumuz “SBS sınavı olacak mı?” diye bekliyor. 7’nci
sınıfların beklentisi bu yönde. Bakan “2014’te Anadolu
lisesi olmayan lise kalmayacak.” diyor. Bütün liseleri Anadolu lisesi yapmak, iflas eden ortaöğretimi tamamen
işlevsiz kılmaktır. Anadolu liseleri de iflas ettirilecek bu yöntemle. Bakın,
yakında -göreceksiniz- Bakanlığın büyük bir projesi olarak “mega
liseler”, “ultra liseler” görürsek hiç şaşırmayın.
Önce plansızca
yapılan liseler dört yıla çıkarıldı, sonra bir gecede okullar Anadolu lisesi
oldu. Liseler, eğitim niteliğinin en düştüğü eğitim kademesi oldu. PISA
sınavlarında, OECD ülkeleri arasında, 35 ülke arasında 33’üncü olduk, sondan
3’üncü olduk. 2005’te PISA sınavı yapıldığında Bakan şöyle dedi…
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – 2005’te yapılmadı.
MUHARREM İNCE
(Devamla) - Üç yılda bir yapılıyor onlar Fikri. Anlamadığın işlere karışma!
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – 2006’da, 2006’da…
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Bu sınav ilk yapıldığında TTK Başkanı ve Bakan “Bunlar eskinin
mirası. Gelecek sınavda ne kadar başarılı olacağımızı göreceksiniz.” dediler
-2006’da açıklandığında- sonra baktık ki sondan 3’üncü olmuşuz.
“Mesleki ve teknik ortaöğretim” deyince tek anladığı okul türü
belli. Sanayici ara eleman bulamıyor, teknik
liseler tamamen içeriksizleşti. Zayıf, başarısız öğrencinin gideceği yer
mesleki teknik öğretimdir diye bakan bir zihniyetten zaten başka bir şey beklenemez.
İkili eğitime
bakalım. Okul öncesinde 2002 yılında ikili eğitim yapan 3.114 kurumumuz var,
2009’da 8.558’e çıkmış bu. Bu, Millî Eğitimin en büyük ayıbıdır. Yüzde 275
ikili eğitimi artırmışsınız. İlköğretimde, bir tek orada bir başarı var.
2002’de 8.526 okulda ikili eğitim yapılıyormuş, bugün 7.540 okulda yapılıyor.
Ortaöğretimde 459 okulda ikili eğitim yapılıyormuş, bugün 962 okulda yapılıyor
yani ikili eğitimi yüzde 110 artırmışsınız.
“159 bin derslik
yaptık.” diyorsunuz. Nerede bu derslikler? Van’da derslik başına öğrenci sayısı
45, Urfa’da 53, Adana’da 39, İstanbul’da 46, Bursa’da 38.
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – Yalova’da kaç?
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Sen Yalova’yı boşver…
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – Söylesene onu da ya!
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Sen Yalova’yı boşver…
Ortaöğretim
öğrenci yurdu eksikliği… PDR hizmetleri yetersiz. Uyuşturucu kullanımı
ilköğretime kadar indi. Öğretmenler mutsuz. 300 bin eğitim fakültesi mezunu
işsiz. 70 bin sözleşmeli öğretmen hâlâ verilecek sözü bekliyor. Eş durumu
tayinleri sözleşmeli öğretmenler için kanayan bir yara. Yatılı okullarda bir
öğrencinin üç günlük iaşe bedeli 6,5 TL. İstanbul’da okulların finansmanı nasıl
karşılanıyor biliyor musunuz? Langırt masaları konmuş okullara, saati 5 lira. İstanbul’daki langırt masalarından millî eğitimi finanse eden bir
Bakanlık bu. Eğitimin geldiği nokta bu. Yirmi yedi kalemde öğrencilerden
para toplanıyor.
Bakın, elimde bir
mahkeme kararı var, on ay hapis cezası almış. O bürokratın adli sicil kaydını
da aldım, adli sicil kaydında şöyle diyor: “Yukarıda kimlik bilgileri bulunan
kişinin adli sicil kaydı vardır.” Bu bürokrat müsteşar
yardımcısı. Ne yapmış biliyor musunuz? Görevi kötüye kullanmış, kanunsuz
emri yerine getirmiş. Mahkemede de söylemiş. Mahkemede diyor ki: “Bakan el
yazısıyla bana ‘Böyle yap.’ dedi, ben de yaptım.” İşte Türkiye hukuk devleti,
işte Millî Eğitim Bakanlığı.
Yine, bir başka
konu… Sayın Bakan, sürekli olarak şu And’ımızla,
İstiklal Marşı’yla uğraşıyorsunuz. Hatta geçen gün bir açıklama yapmışsınız,
demişsiniz ki: “Bu andı ben bile yazarım.” Şimdi, bu size bol gelir. Bu andın
nasıl yazıldığını, Millî Eğitim Bakanlığının tarihçesini, eğitim tarihini bir
zahmet okuyuverin. Dünyanın bütün ülkelerinde bizim And’ımıza
benzer “andımız” söylenir.
“Bunu ben de
yazarım.” diyorsunuz. Ben sizin adınıza yazdım, okuyayım:
Doğruyum,
çalışkanım.
Yasam,
haksızlıkları paklamak, haklıyı paylamak,
Milletimi bölmek, parçalamak.
Ülküm, yükselmek,
geriye gitmektir.
Varlığım Recep
Tayyip Erdoğan’ın varlığına armağan olsun. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Ayıp ama.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Sizin yazacağınız metin bu olur.
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Çok ayıp oluyor.
FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Seviye, seviye, illaki seviye.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – 1930’lu yıllardan beri yapılan bu And’ımızla
uğraşmayın, İstiklal Marşı’yla uğraşmayın. Bunlar size on numara büyük gelir.
ABDÜLHADİ KAHYA (Hatay) – İstiklal Marşı’ndan sen bir şey anlamazsın.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Siz gidin, derslik yapın -bak, anlattım- ikili eğitimi bitirin,
taşımalı eğitimi bitirin, YİBO’ların sorunları var,
belleticiler eksik, o çocuklar orada perişan, gidin bunları çözün.
Büyük işlere
“Devrim yapacağım.” diye karışmayın sakın diyorum, hepinize saygılar sunuyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın İnce.
Saat 14.00’e
kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 13.16
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.07
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 38’inci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu
Tasarısı on üçüncü tur görüşmelere devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Şimdi söz sırası
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Bitlis Milletvekili Cemal Taşar’a aittir.
Ona söz vermeden
önce diğer milletvekillerimizin isimlerini okumak istiyorum: Fikri Işık, Mehmet
Sağlam, Cemal Yılmaz Demir, Yüksel Özden, Sami Güçlü, Nükhet Hotar ve Edibe Sözen Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına
konuşacaklardır.
İlk söz olarak
Bitlis Milletvekili Cemal Taşar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Taşar.
AK PARTİ GRUBU
ADINA CEMAL TAŞAR (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı
Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi hakkında grubum adına konuşmak üzere söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, bir milletin en büyük sermayesi eğitim öğretim bağrında gelişen
kültür, irade sağlamlığı, ahlak ve fazilet sermayesidir. Bilgi ve ileri
teknoloji çağında yaşıyoruz. Bu çağın temel ve vazgeçilmez unsuru eğitimli
insan gücü ve bilgi toplumudur.
İktidar olarak
amacımız geleceğimizin teminatı sevgili yavrularımızı ve gençlerimizi
küreselleşen, değişen ve dönüşen dünya şartlarına göre bilgi ve ileri teknoloji
donanıma, millî ve manevi değerlerine sahip, modern dünyada yerini alabilecek
şekilde yetiştirmektir. Bundan dolayıdır ki iktidara geldiğimiz günden bugüne
kadar her yıl bütçeden en büyük payı Millî Eğitim Bakanlığına ayırıyoruz. Yine
2011 yılında da yüzde 20 oranında artırılarak bu seneki bütçe 34 milyar liraya
çıkarılmıştır.
Bu manada
verdiğimiz mücadele, bu çağı kaçırmamak, gelişen dünya ve onun koşullarıyla
aynı zaman diliminde omuz omuza ileriye doğru atılım yapmaktır. Bu da ancak
millî eğitime yapacağımız yatırımlar ile mümkündür. Bunlardan
birkaçını saymam gerekirse: İktidarımız döneminde 160 bine yakın derslik
yapılmış, bütün okullarımıza bilişim teknoloji sınıfları yapılmış, 750 bin
adedin üzerinde okullarımıza bilgisayar gönderilmiş, 920 tane kapalı spor
salonu yapılmış, 3.456 adet çeşitli türde lise açılmıştır; 747 adet ilk ve
ortaöğretim pansiyonu yapılmış, bununla birlikte burada sayılamayacak kadar çok
yatırımlar gerçekleştirmişiz. Bunun en güzel örneği, 19 Aralık Pazar
günü Bitlis’te yapmış olduğumuz 28 adet okulun açılışıdır, somut örneği. Ben,
buradan kendilerine, bütün hemşehrilerime, gösterdiği
ilgiden dolayı da teşekkür ediyorum.
Değerli
arkadaşlar, kısacası Millî Eğitim Bakanlığı 2002’den günümüze birçok yapısal
reformlara imza atmıştır. Müfredatın yenilenmesinden fiziki altyapıya,
teknolojik donanımdan dokümantasyona kadar birçok alanda yaptığı yatırımlarla
eğitimin kalitesini özlediğimiz noktalara taşıma mücadelesini sürdürmeye devam
ediyoruz.
Bakın, okullaşma
oranlarında neredeydik nerelere geldik: Okul öncesinde 2002 yılında sadece
yüzde 11 iken şu anda yüzde 60’lara dayandık. Nereden nereye! İlköğretimde
yüzde 90,9 iken bugün yüzde 98,2’ye ulaşmışız. “Haydi
Kızlar Okula” kampanyasıyla okula gidemeyen 350 bin kız çocuğumuzu okula
kavuşturduk. Ücretsiz ders kitabı temin projesi kapsamında yedi yılda 1 milyar
473 milyon TL ödenekle ilköğretim çocuklarımıza, her yıl okulun açılışında
bunların kitaplarını masaların üzerine bıraktık.
Ortaöğretimde
okullaşma oranı 2002-2003 eğitim öğretim yılında yüzde 72 iken şu anda yüzde
86,6’ya çıkarılmıştır. Yine ortaöğretimde 2007 yılından beri ücretsiz ders
kitabını vermeye başladık.
Günümüz
ihtiyaçlarına cevap veremeyen müfredat programları yenilenmiş, eğitim ve
öğretimin daha kaliteli ve verimli yapılması sağlanmıştır.
Değerli
milletvekilleri, “Eğitimde feda edilecek bir tek çocuğumuz, bireyimiz yoktur.”
anlayışıyla sosyal güvencesi olsun veya olmasın bütün özel eğitime muhtaç
çocuklarımızı eğitime aldık.
Değerli
arkadaşlar, millî eğitimde başkalarının hayal bile edemediğini bizler
gerçekleştirdik ama daha yapacağımız çok şey var. “Durmak yok, yola devam.”
anlayışıyla projelerimizi gerçekleştirmeye çalışacağız.
2011 bütçesinde
Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan her kuruşun yerinde ve en verimli şekilde
kullanılacağından şüpheniz olmasın. Bu başarıda emeği olan herkese milletim
adına teşekkür ediyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın
Taşar.
Kocaeli Milletvekili Fikri Işık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Işık.
AK PARTİ GRUBU
ADINA FİKRİ IŞIK (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî
Eğitim Bakanlığının 2011 yılı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, cumhuriyetin en önemli ideallerinden biri
eğitimde fırsat eşitliğiydi ve o cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda tüm
imkânsızlıklara rağmen Anadolu’nun en ücra köşesine öğretmen göndermek için,
okul yapmak için ve Anadolu’nun en ücra köşesinden bir öğrencinin zamanı
geldiğinde Türkiye Büyük Millet Meclisine milletvekili olarak gelebilmesi için
hiçbir fedakârlıktan kaçılmadı ve bu ideal devam etti, ta ki birtakım
olağanüstü müdahalelerin sonucunda Anadolu çocuklarının önünü kesme
girişimlerine kadar yani daha açıkça söylemek gerekirse 28 Şubat sürecine
kadar. 28 Şubat sürecinde bakıldı ki
Anadolu’nun en ücra köşesinden kalkan çocuklar okuyorlar, mühendis oluyorlar,
doktor oluyorlar, avukat oluyorlar, prestijli meslek
sahibi olup, gelip ülkenin yönetiminde ben de varım diyorlar, “E bu işin bir
önünü kesmek lazım.” dendi ve bir katsayı ucubesi bu milletin önüne getirildi.
Bu kesinlikle ideolojiktir ve Anadolu’nun yükselişinin engellenmesiydi ama
sıkıntılı bir süreçten sonra milletimiz gerekli düzeltmeyi yaptı ve 28 Şubatın
tüm aktörlerine gereken dersi verdi ve onları tasfiye etti. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Ve bugüne geldiğimiz zaman, evet, bugün artık katsayı adaletsizliği
bir nebze de olsa ortadan kalktı.
Bakın, değerli
arkadaşlar, ben Kocaeli Milletvekiliyim, sanayinin âdeta kalbinden geliyorum.
Bu katsayı adaletsizliğinin bu ülkeye çıkardığı faturayı tahmin dahi edemeyiz.
Kriz öncesinde ve bugün sanayi bir taraftan “Yandım Allah!” diye nitelikli
eleman ararken diğer tarafta gençlerimiz sokakta, işsiz kalıyor. Sebebi ne?
Siz, meslek lisesi elektrik bölümünden mezun olan bir delikanlıya “Sen elektrik
mühendisi olamazsın kardeşim.” derseniz, onun önüne katsayıyı getirirseniz,
işte, o çocuk meslek lisesini tercih etmez.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Senin söylediğinin bununla ne alakası var!
FİKRİ IŞIK
(Devamla) – Siz meslek lisesinin bilgisayar bölümünden, kimya bölümünden mezun
olan bir gencimize, kızımıza veya erkek evladımıza “Sen mühendis olamazsın.”
diye önüne engel koyarsanız o çocukların meslek lisesini tercih imkânı kalmaz
ama bugün bu katsayı adaletsizliğinin bir nebze de olsa düzeltilmiş olması,
belli ki bazı insanları rahatsız etmiş.
Efendim,
imam-hatip liselerinin başarı oranları yükselmiş. Yahu, neden… “Ya, biz özür diliyoruz, biz on yıldan daha fazla bu çocukların
hakkını yemişiz, bu çocukların kazandıkları hâlde biz bazı okullara
yerleşmesini engellemişiz, bu arada memleketin meslek eğitimini darmadağın
etmişiz.” diye özür dilemek gerekirken bu çocukların başarısının yükselmesini,
burada “Biz ne kadar haklıydık.” diye ortaya koymak, bana göre en azından
insafsızlıktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli
arkadaşlarım, imam-hatip lisesinde okuyan çocukların babaları başka ülkenin
vatandaşı mı? Başka ülkeye mi vergi ödüyor? Bu çocuklar başka ülkenin çocukları
mı? Bu çocuklar Türkiye Cumhuriyeti’nin onurlu, şerefli birer bireyleridir.
Bunların önünü kesmeye, sadece imam-hatip liselerinin değil, meslek liselerinin
önünü kesmeye kimsenin hakkı ve yetkisi yoktur. Bu böyle bilinmeli. Ama belli
ki bazı arkadaşlarımız hâlâ ikna odalarından çıkamamışlar, belli ki darbe
çığırtkanlığı yapanlar hâlâ huylarından vazgeçmemişler.
Değerli
arkadaşlarım, bir cümlem de şu olacak: Biz Genel Başkanımıza, liderimize
bağlıyız. Evet, o bizim liderimiz ama sadece bizim değil, hem Türkiye'nin, şu
anda da dünya lideri.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Yapma ya!
FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Biz ona bağlıyız ama burada ant okuyanlar… (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Gezegenler dâhil mi, gezegenler? Ay, Güneş Sistemi falan dâhil mi?
FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Arkadaşlar, burada ant okuyanlar kendi andını lütfen okusun. Ben
size okuyayım o andı.
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Yolsuzlukta dünya lideri, doğru.
FİKRİ IŞIK (Devamla) - Evet, bir zaman “Sayın Baykal, solu sağa
kaydırıyor, solun başına en büyük beladır.” diyen, daha sonra “Sayın Genel
Başkanım, senin sağlığın için her gün dua ediyorum.” diyen konuma gelen, daha
sonra da bir kaset skandalıyla dengeler değişince bir anda bir başka ekibin uç
beyi hâline gelen ve “Genel Başkanın ne dediği önemli değil, ben bir yerlerle
görüşmeden bazı şeyleri söylemedim.” diyenler bugün kendi rüştünü ispat etmek
için Sayın Genel Başkanımıza ve AK PARTİ’nin değerli
kadrosuna sataşma ihtiyacı hissediyorlar.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Işık.
FİKRİ IŞIK
(Devamla) – Değerli milletvekilleri, 2011 yılı bütçesinin hayırlı olmasını
diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, Sayın Işık açıkça partimizin tüzel kimliğine (AK PARTİ
sıralarından gürültüler) Genel Başkanımıza, eski Genel Başkanımıza hakaret
etmiştir, cevap vermek istiyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, hakaret yok.
AHMET YENİ
(Samsun) – Hakaret yok Sayın Başkan.
BAŞKAN –
Buyurunuz.
V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, Kocaeli
Milletvekili Fikri Işık’ın, partisine sataşması nedeniyle konuşması
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Şimdi, bak Sayın
Işık, değerli komşu vilayetimin milletvekili, bak, hayatımın hiçbir bölümünde
hiçbir genel başkana yağcılık yapmadım yani senin gibi hiç olmadım.
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – Aynaya bak, aynaya.
MUHARREM İNCE
(Devamla) - Ben on beş yaşında Cumhuriyet Halk Partisindeydim. 1979’daki ara
seçimlerde, daha çocukken, bir samanlığın duvarına yazdığım “CHP” yazısı hâlâ
durur, (AK PARTİ sıralarından “Oo” sesleri,
gürültüler) hâlâ durur. Hayatımın bütün bölümlerinde Cumhuriyet Halk Partisine
hizmet ettim ama Genel Başkanımıza saygı duyarız, o ayrı mesele, zaman zaman da ters düşmüşümdür, ters düştüğümde de
söylemişimdir. Eski Genel Başkanımız bana bir gün şunu söylemiştir: “Sen
yetenekli bir çocuksun, yanlış yapma.”
KEMALETTİN AYDIN
(Gümüşhane) – Samanlık seyran olur.
MUHARREM İNCE
(Devamla) - Onu sana öğretirim birazdan, milletin kürsüsünden olmaz. İstersen
gel sana samanlık kültürünü dışarıda anlatırım, milletin kürsüsünden olmaz.
Terbiyeli ol!
BAŞKAN – Sayın
İnce… Sayın İnce, lütfen…
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Terbiyeli ol! Hiçbir zaman, hiçbir zaman yağcılık yapmadım ben ama
sen yağcılıkla buradasın. Merak etme… Sen yağcılıkla buradasın. Cumhuriyet Halk
Partisinin kültüründe böyle bir yağcılık felsefesi yoktur. Hiç merak etme sen.
Genel Başkanımız ayrılmış olabilir. Ağzımızdan tek kelime kötü laf duydunuz mu?
Ama siz… Genel Başkanınız bugün ayrılsın, yarın ağzını açarsın, biliyorum ben.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Niyet okuma, niyet okuma.
MUHARREM İNCE
(Devamla) – Bir başka parti üzerine, bir başka parti üzerine yorum yapma,
partinin iç işlerine karışma. Sen git… Bak 2012 seçimlerinde partinde bir
çelişki olabilir. Hangi taraftan olacaksın, İstanbul tarafından mı, Kayseri
tarafından mı? Doğru ata oyna, yanlış yapma!
Teşekkür ederim
Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın İnce.
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – Sayın Başkan, sataşmadan dolayı söz istiyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – “Yalakalık, yağcılık” dedi efendim.
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) - “Sen” diyerek hak etmediğim birtakım ifadeleri kullandı. Sataşmadan
söz istiyorum.
BAŞKAN – “Sen”
demesinde bir sakınca var mı Sayın Milletvekili? Hakaret olarak nitelemiyorum
onu.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri)- Sayın Başkan “Yağcılık yapıyorsun.” diye ithamda bulundu.
BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Işık. Lütfen, olayı yeniden sataşmalara yer vermeyecek şekilde
tamamlayınız.
Lütfen,
buyurunuz.
2.- Kocaeli Milletvekili Fikri Işık’ın, Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, şahsına sataşması nedeniyle konuşması
FİKRİ IŞIK
(Kocaeli) – Değerli arkadaşlarım, bu kürsü herkesin aklına geldiğini söyleme
kürsüsü değil.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sen söylersen cevabını alırsın!
FİKRİ IŞIK
(Devamla) – Muhalefet, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi ve Cumhuriyet Halk
Partisinden de -arkadaşlarımızın büyük bir kısmını tenzih ediyorum- birkaç kişi
bu kürsüye çıktığı zaman artık hiçbir şekilde fren miren
kalmıyor. Sadece burada farklı bir şeyler söylemek için gerçekten hiç kimsenin
kabul edemeyeceği birtakım cümleler kullanıyor.
Benim ismim Fikri
Işık. Ben buraya yağcılıkla gelmedim.
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Belli oluyor!
FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Öncelikle, partimin her kademesinde görev yaptım. Son dört yıl
partimde il başkanlığı görevini yaptım. Öncelikle teşkilatlarımız, sonra genel
merkezimiz ve daha sonra Kocaeli halkının teveccühüyle buradayım ve burada
olmam, benim Genel Başkana… Bizdeki bağlılıkla sizdeki yağcılığı birbirine
lütfen karıştırmayın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz, Genel Başkanımıza
bağlıyız. Biz, Genel Başkanımız bu ülkeye hizmet ettiği için onun arkasında
dimdik duruyoruz. Bu grubun tamamı da bunu her vesileyle ispat etti. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) İşte, en son, Anayasa görüşmelerinde “Fire
vereceksiniz.” efendim, “Grup dağılacak, 330’u bulamayacaksınız, birtakım
olağanüstü dönemler başlayacak.” denildiği zaman da bu grubun tamamı burada
dimdik durmasını bilmiştir.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sataşmadan söz aldın.
FİKRİ IŞIK
(Devamla) – Ben de bu grubun onurlu bir üyesi olmaktan büyük bir şeref duyuyorum.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu grubun şerefli bir üyesi olmaktan büyük bir
şeref duyuyorum ama Sayın Başbakanıma da ömrümüzün sonuna kadar bağlı
olacağımızı da ifade ediyorum.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Of, of, of!
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Başka türlü olmaz zaten!
FİKRİ IŞIK
(Devamla) - Çünkü, Sayın Başbakanımız ilkeli bir
lider, dün söylediğiyle bugün söylediği farklı olmayan bir lider. Sayın
Başbakanımızın duruşu belli. Bu duruşun arkasında durmaktan başka ne düşer
bize?
Ben, yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Işık.
III.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam)
1.- 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ve Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/960) (S. Sayısı: 575) (Devam)
2.- 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
ile Merkezî Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2009 Bütçe Yılı Kesin
Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların Sunulduğuna
Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/905,
3/1261) (S. Sayısı: 576) (Devam)
A) MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI (Devam)
1.- Millî Eğitim Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Millî Eğitim Bakanlığı 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) YÜKSEKÖĞRETİM KURULU (Devam)
1.- Yükseköğretim Kurulu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2.- Yükseköğretim Kurulu 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C) ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ (Devam)
1.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2.- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezî 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
D) ÜNİVERSİTELER (Devam)
BAŞKAN – Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurunuz Sayın
Sağlam.
AK PARTİ GRUBU
ADINA MEHMET SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
Millî Eğitim ve Yükseköğretim Kurulu bütçeleriyle ilgili, daha çok
Yükseköğretim Kurulunun üzerinde durmak suretiyle söz aldım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Şimdi, dünyaya
baktığınız zaman, üniversitelerin, eğitimcilerin ya da idarecilerinin,
rektörlerinin ve dekanlarının işbaşına gelişlerinde genellikle iki türlü sistem
var. Birisi, doğrudan doğruya bunların öğretim üyelerinin belli oranda
seçimleriyle, bazen millî eğitim bakanlarının bazen devlet başkanlarının
atamalarıyla olan bir sistem var. Birinde ise doğrudan doğruya mütevelli
heyetler kanalıyla, liyakat esasına göre göreve getirilme var. Şimdi, bizim
Yükseköğretim Kurulu sistemimiz birçok ülkede, Amerika Birleşik Devletleri’nde,
Avrupa’nın belki bazı ülkelerinde üniversitelerin koordinasyonu maksadı ile
üniversitelerin büyük ölçüde, hiç olmazsa belli standartlara ulaşması, şu veya
bu şekilde bilimsel çalışmaların koordinasyonu maksadı ile bazen bizim
Yükseköğretim Kurulunda olduğu gibi ara kuruluşlar da var. Mesela New York
bölgesinde altmış üç üniversitenin bir koordinasyon kurulu var. Buna benzer
kurullar kuzey Avrupa ülkelerinde, İngiltere’de var.
Şimdi,
Yükseköğretim Kurulu, bildiğiniz gibi, kurulduğundan beri eleştiriler aldı. En
önemli eleştirilerden biri Yükseköğretim Kurulunun şu veya bu şekilde
üniversitelerin özerkliği üzerinde onları yaralayan yetkilerin merkeze
toplandığı bir sistemi getirmesi şeklinde oldu ama 81’de, Yükseköğretim Kanunu
çıktığından bugüne kadar yapılan değişikliklerin, YÖK Kanunu’ndaki
değişikliklerin büyük bir kısmı otoriteyi merkezden alıp üniversitelere doğru
kaydırma şeklindedir. Yani başlangıçtan itibaren, neticede bir ara rejim
döneminde kurulmuş bir kurum olduğu için, belki de bir sisteme bağlamak
üniversiteleri amaç da olduğu için demokratikleşme sürecimizle beraber
yükseköğretimde de giderek üniversitelere daha fazla yetki veren, daha fazla
yerinden yönetime doğru giden birtakım kararlar alındı ve genellikle gelişme bu
yöndedir.
Şimdi, YÖK’ün
eleştirisine bakarsanız çeşitli siyasi dönemlerde bazıları “YÖK’ü hemen
kaldıralım.” demiştir, belli bir süre sonra YÖK’e sahip çıkmıştır, sonra tekrar
YÖK’ü eleştirmeye başlamıştır, sonra tekrar YÖK’e sahip çıkmıştır. Şimdi, olayı
siyasi manipülasyon konusu yapmaksızın incelersek
üniversitelerin kendi aralarında bir koordinasyon ihtiyacı… Yükseköğretim
Kurulu kurulmadan önce de 1967’lerde, 68’lerde üniversitelerin bazıları bir
araya gelmek suretiyle bir dernek kurmuşlar, “Gelin bir koordinasyon sağlayalım
aramızda.” diye. O zaman, bu dernek, bir üniversitemizin müracaatı üzerine
Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmış. Yani, 1981’de YÖK kurulmadan önce de
Türkiye’deki mevcut üniversitelerimiz bir koordinasyon ihtiyacını
kendiliklerinden ortaya koymuşlar ama yaşatamamışlar.
Şimdi, onun için,
neresinden bakarsanız bakın, Yükseköğretim Kurulunu çeşitli yönlerden
eleştirebilirsiniz ama Türkiye’de yükseköğretim kurumlarında en azından bir
standardizasyonun sağlanması ancak YÖK’le mümkün olmuştur. Akademileri
hatırlayınız, yüksekokulları hatırlayınız, bunların öğretim üyesi
yetiştirilmesindeki farklı durumlarını hatırlayınız, doğrudan doğruya bugünkü
sistemi bir nizama soktuğunu görürsünüz. Dolayısıyla, bunu eleştirirken, yani
yükseköğretim kurumlarını, YÖK’ü eleştirirken yaptıklarını da hatırlamamızda
büyük yarar olduğu kanaatindeyim. Mesela, yükseköğretimin bir standardizasyona
getirilmesi, Anadolu’ya öğretim üyesi yetiştirilmesi, Anadolu’daki
üniversitelerin açılması, bugün aşağı yukarı yüz elli altıya varan
üniversitenin yeniden koordinasyonu, bunların geliştirilmesi, öğretim üyesi
yetiştirilmesi vesaire gibi Yükseköğretim Kurulunun yapacağı çok şey var,
geçmişte yaptığı çok şey var. Eleştirebilirsiniz ama mutlaka bunun devamında ve
üniversitelerimizin bugünkü yüz elli altıya varan sayısı karşısında, merkezî
bir koordinasyona ve bunların öğretim üyesi temini gibi, kampüslerinin
yapılması gibi en azından birtakım konularda gelişmeleri sağlamada YÖK’ün
koordinasyonuna ihtiyaç vardır diye düşünüyorum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET SAĞLAM
(Devamla) – Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Sağlam.
Samsun
Milletvekili Cemal Yılmaz Demir.
Buyurunuz Sayın
Demir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU
ADINA CEMAL YILMAZ DEMİR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; 2011 mali yılı bütçe kanun tasarısının Yükseköğretim Kurulu
bütçesi üzerinde, AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Konuşmama
geçmeden önce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Günümüz
dünyasında yükseköğretim, özgürlük ve demokrasi gibi insanlığın ortak değerleri
ile insanın bireysel gelişmesine ve toplumsal ilerlemeye katkı sağlayan önemli
kurumlardandır. Demokratik değerlerin toplumda daha kalıcı ve etkin olabilmesi
için eğitim ve özellikle yükseköğretim kurumlarının yeterince yaygın hâle
gelmesi oldukça önemlidir. Çağdaş eğitim sistemi bilgi toplumunun gerektirdiği
bilgi ve becerilerle donatılmış, uluslararası rekabet yeteneğine sahip, bireyin
en güzel şekilde yetiştirilmesini sağlayacak bir biçimde yapılandırılmak
zorundadır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bugün artık ülkemizde bir taraftan üniversite sayımız
artıyor, diğer taraftan bu üniversitelerde öğrenci yetiştirecek, ülke
gençliğimize daha kaliteli eğitim verecek olan öğretim görevlisi sayımız da
hızla yükseliyor.
AK PARTİ hükûmetleri olarak yeni üniversiteler açıp mevcutların
kapasitelerini artırırken kaliteyi kesinlikle göz ardı etmiyoruz. Kaliteyi
yükseltecek olanlar bunun taşıyıcısı olan yükseköğretim elemanlarıdır.
Yükseköğretim elemanı yetiştirmenin üzerinde önemle duruyoruz. İki yıldan beri
yeni kurulan üniversiteler için “Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi” adı altında
şimdiye kadar yapılanlara ek olarak geçen yıl 2 bin araştırma görevlisi alınmış
olup önümüzdeki yıl bu sayı 3.500 olarak gerçekleşecektir.
Üniversitelerimizde
öğrenim gören öğrencilerimize 2002 yılında ayda 45 TL burs verilirken bugün 200
TL burs verilmektedir. Öğrencilerimizin barınma sıkıntılarını da çözmeye
çalışıyoruz. 2002’de 77 il ve 59 ilçede toplam 193 yurtta 188 bin yatak
kapasitesi varken bugün 81 il ve 107 ilçede toplam 270 yurt, 243.690 yatak
kapasitesiyle hizmet verilmektedir.
2002’den
itibaren, bildiğiniz gibi, özellikle her ile bir üniversite çalışmaları
içerisinde üniversite sayımız sürekli artırılmıştır. 1923’ten 2003’e seksen
yılda 76 üniversite kurulmuşken 2003’ten 2010’a yani sadece yedi yılda bunlara
78 üniversite daha eklenmiş ve böylece 102’si devlet, 52’si vakıf olmak üzere
toplam 154 üniversitemiz olmuştur.
Bugün
Yükseköğretim Kurulu, üniversitelerin, üniversitelilerin ve adaylarının
sorunlarını çözmeye çalışıyorsa bu, çözümün parçası olmanın gayretidir.
Bilimi ve eğitimi
birazcık önemseyen herkesin, son yıllardaki eğitimdeki bu gurur verici
gelişmeleri sağlayan hükûmetleri ve bürokratları
takdir etmesi gerektiğini düşünüyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; bilindiği gibi Yükseköğretim bütçesi 2002
yılında yaklaşık 2,5 milyar TL iken 2011 yılında 11 milyar TL’ye yükseltilmiş
ve 2002 yılına göre yüzde 361 artış sağlanmıştır.
Üniversitelerin
ARGE bütçesiyse 2002 yılında 86 milyon TL iken 2011 yılında yüzde 531’lik bir
artışla 547 milyon TL’ye ulaşmış bulunmaktadır.
Sayın
Başbakanımızın önderliğinde başlayan eğitim seferberliği ve bütçeden eğitime
ayrılan payın rekor düzeyde yükselmesiyle cumhuriyet tarihinde ilk kez AK PARTİ
döneminde Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi merkezî yönetim bütçesinden en büyük
payı almıştır. Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi 2002 yılında 7,5 milyar TL iken
2010 yılında yüzde 278 artışla 28,24 milyar TL olmuş, 2011 yılında 2002 yılına
göre yüzde 355 artışla 34,1 milyar TL olmuştur.
Bu duygu ve
düşüncelerle Yükseköğretim Kurulu bütçesinin milletimize hayırlı ve uğurlu
olmasını temenni ediyor, bütçenin hazırlanmasında emeği geçen Sayın Bakan ve
bürokratlarıyla çalışanlarına, ülkemize üniversite eğitimi düzeyinde olağanüstü
hizmetler sunma gayreti içinde olan YÖK Başkanı ve üyelerine teşekkür eder,
hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Demir.
Muğla
Milletvekili Yüksel Özden.
Buyurunuz Sayın
Özden. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU
ADINA YÜKSEL ÖZDEN (Muğla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım;
ÖSYM bütçesi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Sözlerime
başlamadan önce yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sabahtan bu yana
ÖSYM hakkında birçok laflar dinledik. Orada yapılan, yıllardır hep duyduğumuz,
bildiğimiz usulsüzlük, yolsuzluklarla ilgili işlem yapmamakla suçlanıldı, işlem
yapıldığında da kadrolaşmakla suçlanıldı. Ben kısaca “ÖSYM ne yapıyor?”u bir kez
daha ortaya koymak istiyorum.
Sadece 2010 yılı
içerisinde baktığımızda ÖSYM, üniversiteye giriş sınavı yapıyor, hem YGS’yi hem lisans yerleştirme sınavını yapıyor. Arkasından
kamu personeli seçme sınavı yapıyor. KPDS’yi yapıyor,
kamu personeli dil sınavını, TUS, ALES, Türk Silahlı Kuvvetlerinin askerî
liselere öğrenci seçme sınavını yapıyor. Jandarma Genel Komutanlığı, astsubay
seçmek ve uzman jandarma seçmek için gene ÖSYM’ye başvuruyor. Polis akademisi,
polis meslek yüksekokullarına öğrenci seçmek için ÖSYM’ye başvuruyor. İçişleri
Bakanlığı, kaymakam adaylarını tespit etmek için ÖSYM’ye başvuruyor. Adalet
Bakanlığı, hâkim adayları için ÖSYM’ye başvuruyor. Maliye Bakanlığı, iç
denetçileri seçmek için gene 2010 yılı içerisinde ÖSYM’ye başvurmuş.
Yani ÖSYM,
Öğrenci Seçme Yerleştirme Merkezi olmanın çok üstünde, bu ülkede kimin
okuyacağı, kimin üniversite okuyacağı, kimin okumayacağı, kimlerin hâkim,
kaymakam, öğretmen, uzman, akademisyen, kimlerin hangi kariyerlere geçeceğinde
çok kritik, çok stratejik belirleyici bir öneme ulaşmıştır. Bundan dolayı
üzerinde konuştuğumuz kurumun büyüklüğünü, ölçeğini, ölçeklemek istedim.
2010 yılı
içerisinde bu kurum 8 milyon adayı sınava almıştır. Bu sınavlarda da toplam 1
milyon kişi görev almıştır. Bu kişileri ve anne babalarını birlikte
düşündüğümüzde toplumun üçte 1’inden fazlasına etki yapan, onların gelecekleri,
onların kaderleri üzerinde söz söyleyen bir kurum. Bu kurumun iyi çalışmaktan,
düzgün çalışmaktan, işini en güzel bir şekilde yapmaktan başka bir şansı yok.
Rakamlara boğmak istemiyorum ama en son sınavda, biraz daha gözümüzde
canlanması için KPSS ortaöğretim sınavında, çok değerli milletvekili
arkadaşlarım, 151 merkezde 288 bin görevli ile 98.393 salonda 1 milyon 800 bini
aşkın aday sınava girmiştir.
Bu sınavların
güvenliği, bu sınavlardaki seçmenin ve yerleştirmenin düzeni, bu ülkenin
geleceği için çok önemlidir. Bundan dolayı, bu tartışmaların arkasından, son
zamanlarda ortaya çıkan yanlışlıkların, olumsuzlukların arkasından, kurumda
görevden almalar yapılmış ve idari soruşturmaların gereği yerine getirilmiş,
diğer taraftan da adli soruşturma devam etmektedir.
Ancak, diğer
taraftan da bu sınavların çok daha başarılı, çok daha verimli geçmesi için
artık cevap kâğıtlarının üzerine adayların fotoğrafları yapıştırılmakta yani
bir başkasının, birinin yerine sınava girmesinin önü kesilmiştir. Bugünkü
teknolojik imkânlarda nasıl ki yaramaz çocuklar, kötü niyetliler bu sınavı
delmenin, bu sınavda kopya çekmenin yollarını araştırıyorlarsa ÖSYM de kendisi,
tüm akıl ve yeteneğini, becerisini, tüm teknolojik imkânları kullanarak bu
sınavları çok daha güvenli hâle getirmenin yolunu bulmak durumundadır.
Biraz önce
değerli milletvekili arkadaşım bahsetti, ÖSYM, katsayı marifetiyle bu ülkede
toplum mühendisliği yapmıştır. Katsayı uygulamasıyla, üniversitede okumayı, bir
meslek sahibi olmayı, dört yıllık lisansı bitirmeyi akla, zekâya, cesarete,
çalışkanlığa değil, geldikleri kökene, kimin nerede okuduğuna, kimin hangi
okuldan mezun olduğuna bağlı olarak düzenlemeye çalıştılar. Oysa bundan
sonrasında ÖSYM’nin yapması gereken şey, bunun akla, zekâya, cesarete bağlı
olarak herkesi bu toplumda gelebileceği en yüksek noktaya getirmenin yollarını
bulmaktır.
Bütçenin hayırlı
olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Özden.
Konya Milletvekili Sami Güçlü.
Buyurunuz Sayın
Güçlü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU
ADINA SAMİ GÜÇLÜ (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim
Bakanlığımız bütçesi üzerinde bugünkü görüşmeler içerisinde ben de
yükseköğretimle ilgili konuda düşüncelerimi ifade etmek istiyorum.
Bugün muhalefet
partilerimize mensup arkadaşlarımızın birçok eleştirilerini takip edebildiğim
kadarıyla burada dinledim. Ben, biraz bunun dışına çıkarak, sorunlarımızın
konuşulması yanında, geçmişten beri yapılan ideolojik eleştirmelerin biraz
üzerine çıkarak Türkiye'nin bu alanda yapmış olduğu gelişmeleri, ortaya koymuş
olduğu gelişmeleri ve yapılması gerekenlerle ilgili düşüncelerimi ifade
edeceğim.
Hepimizin bildiği
gibi, dünya Sanayi Devrimi’nden sonra büyük bir değişim dönemine girdi ve bu
zaman dilimi “Bilgi tabanlı toplum” şeklinde ifade ediliyor. Artık ülkelerin
gücünü sanayi üretimi değil, bilgi üretme gücü ve potansiyeli belirliyor.
Toplumlar arasındaki farkı bilgiye, teknolojiye sahip olma konusu ortaya
çıkarıyor. Değişimin kaynağı bilgi ve teknoloji rekabet gücünün ve aynı zamanda
dünyada küreselleşmenin de hızla yaygınlaşmasına sebep oluyor. Milletlerin
geleceğini belirlemede bu açıdan bakıldığında yükseköğretim önemli bir pay
almaya başlıyor ve üniversiteler hayati önemdeki kurumlar hâline geliyor. Bu sebeple, içinde bulunduğumuz dönemde dünyanın başta gelişmiş
ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan ülkeleri de kendi yükseköğretim alanlarını
ve üniversitelerini reforme etmek, geliştirmek,
verimliliklerini artırmak konusunda bir çalışma yapıyorlar ve dünya
üniversiteleri arasında başarı sıralaması yapılıyor: “İlk beş yüze, ilk bine
giren üniversiteler.”, “Hangi ülkeden ne kadar üniversite bu listelere girdi?”,
“Ülkemizden niçin yeteri kadar değil?” Bunlarla ilgili tartışmalar
hepimizin gündeminde, ortaya çıkan sonuçların da bizleri çok tatmin etmediği
ortadadır.
Bu hususta
dünyanın birçok ülkesi, uluslararası kuruluşlar, düşünce kulüpleri ve başta
UNESCO, Dünya Bankası vesaire olmak üzere üniversiteler konusunda araştırmalar
yapıyorlar ve dünyada en ileri üniversitelerin nasıl kurulabileceğini, bununla
ilgili temel özelliklerin neler olduğunu ortaya koymaya çalışıyorlar. Bunlarla
ilgili konulara baktığımızda üç özelliğe sahip olan üniversitelerin dünyanın en
ileri üniversiteleri hâline geldiğini görüyoruz. Bunlardan bir tanesi “yetenek
yoğunlaşması”, ikincisi “zengin kaynak”, üçüncüsü “uygun yönetişim” şeklinde
ifade edebileceğimiz ama açılımları olan hususlardır.
Ve dünyada
iddialı üniversite kurma konusunda da üç modelin varlığı söz konusu: Birincisi,
mevcut üniversiteler içerisinde potansiyeli olanları destekleyerek bu hedefe
ulaşmak. İkincisi, bazı üniversiteleri birleştirerek, bazı konularda öne çıkmış
olan bölümleriyle diğer bir üniversitenin başka alanlarını birleştirerek yeni
bir yapı oluşturmak. Üçüncüsü ise yeni baştan kurmak, iddialı üniversite
kuruluşunun üç yolu olarak…
Türkiye’nin
bölgesinde ve dünyada etkisini artırabilmesi, kendi kültürel coğrafyasında
sorumluluklarını yerine getirebilmesi için bilgi toplumunun altyapısını
oluşturması, yükseköğretim alanının iyileştirilmesi, kalitenin artırılması,
araştırma ve geliştirme faaliyetlerine daha çok önem verilmesi şarttır. Hükûmetimizin 2002-2010 yılında bu konuda yapmış olduğu
hamle herkesin bilgisi dâhilindedir ve birçok alan içerisinde yaptığımız
gelişmeler içerisinde bence Hükûmetimizin yaptığı en
büyük hamle ve kalıcı iz bırakacak husus yükseköğretim alanında olmuştur; yüzde
100’ün üzerinde bir artış sağlayarak seksen üniversitenin kuruluşu
sağlanmıştır.
Değerli
arkadaşlarım, ben bu 80 üniversite içerisinde 7 devlet üniversitesiyle ilgili
konuda biraz beklentilerimi ve olması gerekenler konusunda düşüncelerimi ifade
etmek istiyorum. Vaktim çok daraldı. Bu 7 devlet üniversitesinin ihtisas
üniversite olarak kurulması, araştırmaya önem vermesi, bunların yabancı öğretim
üyesi istihdam etmesi, çok uluslu bir öğrenci yapısına kavuşması konusunda
Yükseköğretim Kurulu ve Millî Eğitim Bakanımıza görevler düşmektedir.
Bu üniversiteleri
dünya çapında üniversite olarak kurmak için Türkiye'nin elinde bir fırsat
vardır. Yedi devlet üniversitesini böyle kurabiliriz. Buna Türkiye'nin gücü,
ekonomisi, 21’inci yüzyılın başında dünyada üniversiteler konusundaki
gelişmeler ve Türkiye'nin seksen yedi yıllık birikiminin yeterli olduğu
kanaatindeyim. Bununla ilgili kuruluş kanunlarında bu üniversitelerin…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Güçlü.
SAMİ GÜÇLÜ
(Devamla) – Ben de hepinizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – İzmir
Milletvekili Nükhet Hotar. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Buyurunuz Sayın Hotar.
AK PARTİ GRUBU
ADINA NÜKHET HOTAR (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçe Yasa Tasarısı çerçevesinde üniversiteler bütçesi üzerine
grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tarih boyunca
üniversiteler, yapısı ve işleyişi açısından ülkelerin gelişmişlik düzeyine
işaret etmiştir. Dolayısıyla, sosyal gelişmede, ekonomik büyümede, rekabet
edebilir mal ve hizmetlerin üretiminin desteklenmesinde, kültürel kimliğin
şekillenmesi ve korunmasında, sosyal bağın sürdürülmesinde ve nihayet,
yoksulluğa karşı mücadele ve barış kültürünün desteklenmesinde yükseköğretim
yeri doldurulamaz bir unsur olmuştur. Üniversiteler, pratiğe aktarma ve fayda
sağlama amacından öte, doğru bilgi edinme ve bu bilgiyi kullanma yeteneğinin
geliştirilmesini hedefleyen merkezlerdir. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında,
ülke için bulundukları toplumda en üst düzeyde bilgi üretme, öğretme ve bu
bilgiyi bütüne yaymak üniversitelerin en temel görevidir. Bu anlayış ekseninde
yapılan üniversitelere sahip olan ülkeler dünyada söz sahibi olacaklardır. Bu
noktada yükseköğretime ilişkin düzenlemelerde ve bu alana aktarılacak
kaynaklarda gerçekleştirilecek en ufak bir hata, bir ülkenin geleceğini heba
etmekle eş anlamlıdır. Dolayısıyla, AK PARTİ iktidarları sürecinde
üniversitelerimiz, gerçek ve mutlak bilgiye ulaşma yolunda her fikrin ifade
edildiği, sorgulanıp üzerinde tartışıldığı, bu süreçte çeşitli tekniklerin
kullanılarak sayısız bilginin üretildiği, ülkemizi çağdaş medeniyetler
seviyesine taşıyacak ileri görüşlü, demokrat kurumlar olarak merkezî önemde
olmuştur. Hükûmetlerimiz süresinde toplumsal refah
için bilim kavrayışından hareketle, kendi beyin gücümüzü desteklemeye ve
geliştirmeye, nitelikli insan gücünü yetiştirecek ve tüm dünya ülkeleriyle boy
ölçüşecek bilim, teknoloji ve eğitim sistemini oluşturmayı hedefledik.
Bu amaç
doğrultusunda, gururla söylemek istiyorum ki 2011 bütçesi tüm toplumun
geleceğine ışık tutan ve bu misyonunu ilelebet
sürdürecek üniversitelerimize desteği kuvvetlendiren bir bütçe olmuştur. Bütçe
kaynaklarının dağıtıldığı her alanda olduğu gibi, yükseköğretim alanında da
fırsat eşitliği ilkesi gereğince, bölgeler arası farklılıklardan doğan
sorunlara duyarlı ve bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefleyen bir bütçedir.
2011 bütçesi,
yükseköğretim alanında ayrımcılığı, sosyal dışlanmayı, toplumsal cinsiyet
eşitsizliklerini yeniden üretecek unsurları bertaraf edici niteliğiyle geçmiş
bütçelerle de uyum sağlamaktadır. Zira 2002-2010 AK PARTİ iktidarları döneminde
bu alanda gerçekleştirilen uygulamalar ile 2011 yılı bütçesinde yükseköğretime
aktarılan kaynaklar karşılaştırıldığında bu durumu daha belirgin şekilde
gözlemleyebiliriz. Rakamlardan daha önce bahsedildiği için tekrar vermeyeceğim
ama son üniversite sayımız 156’ya, ARGE’ye ayrılan
kaynaklarımız 2003 yılına göre yaklaşık 3 katına çıkmış, yine ARGE personeli
sayımız da 2 katına çıkmıştır. Bunları da önemle vurgulamak istiyorum.
Yine, her ilimize
açtığımız üniversitelerle yurt sorununun çözümüne de ciddi bir katkı
sağlanmıştır. Çünkü ikamet ettikleri illerde üniversite açılmasıyla birlikte
öğrencilerimiz eğitim amacıyla diğer şehirlere gitme zorunluluğundan
kurtulmuşlar, aileleriyle birlikte yaşamaya devam ederek yüksek eğitimlerine
devam etme imkânına sahip olmuşlardır.
2011 bütçesinde
özellikle yeni üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacını hızla karşılamak
amacıyla 8 bin adet atama izni de verilmiştir. Bunlardan da görüldüğü üzere
üniversitelerimiz yükseköğretimde fiziki ve beşerî altyapı eksikliklerini
gidermeyi, erişim ve kaliteyi artırarak bölgesel dengesizlikleri ve fırsat
eşitsizliğini azaltma hedefleriyle tutarlı ve bunları gerçekleştirecek güçte
bir bütçeye sahip olmuştur. Yine üniversitelerimizin toplumumuzun geleceğine
duyarlı, ilkeli, üretken ve hedefleri olan kurumlar olarak yapılanmalarını
desteklemeye yönelik çabalarımız da bu bütçeyle teyit edilmiştir.
Dolayısıyla,
çalışmalarımızda gözettiğimiz hedeflerimizi ön plana çıkaran bu bütçenin
hazırlanmasında emeği geçen herkese buradan saygılarımı tekrar sunarak 2011
bütçesinin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Hotar.
İstanbul Milletvekili Edibe Sözen.
Buyurunuz Sayın
Sözen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU
ADINA EDİBE SÖZEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubum
adına üniversitelerin bütçesi hakkında söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu,
hepinizi saygılarımla selamlarım.
Üniversite
denince hepimiz “Üniversite adına, bilim adına ne yapabiliriz?” sorusunu
sorabiliyor muyuz? Kendi adıma ve partim adına çok açık ve net ifade edebilirim
ki biz 2002’den beri bu konu üzerinde gerçekten düşünüyor, gerçekten icraat
yapıyoruz.
On yıllar boyunca
toplumumuzda üniversite ve basın, toplumu modernleştirecek temel kurumlar
olarak görüldü ve finanse edildi. Toplumun nasıl yaşadığı ve ne olduğu önemli
değildi. Toplum düzeltilmeli ve değiştirilmeli idi. Üniversitelerin bugün hâlâ
devam eden merkeziyetçi yapılanmalarında böylesi bir geçmişin tortuları var.
Ancak 2002’den beri üniversiteler de Türkiye de Türkiye’nin değişim ve
dönüşümünde olduğu gibi hem kavram olarak değişiyor hem yapılanma olarak
değişiyor hem de ülke genelinde bir millî politika olarak geliştiriliyor.
Cumhuriyetimizin
kuruluşundan 50’nci yılına kadar 9 devlet üniversitesi kurulmuş. 1973 yılından
itibaren sayıca artış sağlanmış olmakla beraber en yüksek artışın 2002 ve 2010
yılları arasında gerçekleştiğine tanık oluyoruz. Bu sayılar daha önceki
konuşmacı arkadaşlarım tarafından verildi.
Yeni kurulan 42
üniversiteye 82.301 yeni kadro ihdas edilmiştir. Ayrıca, yeni kurulan
üniversiteler bu önümüzdeki yıl içerisinde yani 2011 yılı içerisinde 8 bin
araştırma görevlisi öğretim elemanı olarak yetişmek üzere de
yerleştirilecektir, atanacaktır. İdari yapısı henüz tamamlanmayan 8 üniversite
hariç 94 üniversiteye kaynak sağlayan 2011 bütçesi seksen bir ilde bilim
dünyamıza, iş dünyamıza ve en önemlisi de gençlerimize hizmet sunacaktır.
Burs ve kredi
miktarları öğrenci için gerçekten çok önemlidir. 2002-2010 yılları mukayese
edildiğinde yüzde 344’lük bir artış görülecektir. Bu artışa ilişkin olarak
önümüzdeki hafta itibarıyla Hükûmetimiz bu rakamı
yeniden belirleyecek ve daha da artması için bir çalışma gerçekleştirecektir.
2011 bütçesi,
Sayın Başbakanımızın da burada ifade ettikleri gibi, toplumsal duyarlılığı olan
bir bütçedir, sosyal yönü güçlü olan bir bütçedir ve üniversiteli gençlerimizin
de içinde bulunduğu toplumsal kesimlerin ihtiyaçlarını dikkate alan bir
bütçedir ve ayrıca, üniversite yatırımlarında stratejik planlamaları da
programa dâhil eden, bütçeye dâhil eden bir bütçedir.
Değerli
milletvekilleri, Genel Kurulda da şu anda olduğu gibi, aramızda çoğumuz
üniversitelerden geliyoruz. Hepimiz öğretim üyesi olarak aşırı merkeziyetçi
yapılanmalardan kaynaklanan sorunları bizzat yaşadık. Rektör ve bazı öğretim
üyelerinin egemen olduğu idari yapılar içinde bulunduk. Çoğumuz ceza aldık.
Çoğumuz yıldırma politikalarına maruz kaldık. Öğrencilerimiz ve asistanlarımız
baskı altında tutuldu. Üniversiteler birbirleriyle rekabet edecekleri yerde
topyekûn politikalar ürettiler ve her bir üniversite bir diğerine benzemek için
gayret sarf etti ve âdeta gettolaşan yapılara döndü üniversiteler. Bu türden
baskıcı, otoriter, yasakçı yönetim anlayışından üniversitenin ve bilimin özüne
uygun, özgürlükçü üniversite anlayışına ve özgürlük mücadelesi verme yolundaki
çabalarımıza dikkat çekmek isterim.
Şu anda toplum ve
üniversite iş birliği, iş dünyası ve üniversite iş birliği tesis edilmektedir.
TÜBİTAK, Devlet Planlama Teşkilatı, TÜBA, UNESCO, OECD, NATO, Birleşmiş
Milletler, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası gibi kuruluşlarla 2004 yılından beri
çok etkin çalışmalar gerçekleşmektedir. 2010 yılında başlayan Erasmus Programı ile yurt dışına giden öğrenci sayımız 38
bin, yurt dışından gelen yabancı öğrenci sayısı 12 bindir.
Yükseköğretim
demek, ortak gelecek kurmak demek, refah düzeyini yükseltmek demek ve toplumsal
mutabakatı gerçekleştirmek demektir.
Hepinizi saygı ve
sevgilerimle selamlıyorum.
2011 bütçesinin
özellikle gençlerimize, üniversitelerimize hayırlı olmasını diliyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Sözen.
Şahsı adına
Kahramanmaraş Milletvekili Fatih Arıkan.
Buyurunuz Sayın Arıkan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
FATİH ARIKAN
(Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı merkezî
yönetim bütçesinde yer alan Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖK bütçeleri lehinde
görüşlerimi açıklamak için şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlarım, en büyük zenginliğin bilgi olduğu günümüzde, bilgi toplumunun
nitelikli gençlerini yetiştirmek, her şeyden önce eğitime büyük çapta
yatırımların yapılmasını gerekli kılmaktadır. Bu kapsamda, AK PARTİ hükûmetlerinin en önemli gündem maddesi eğitim olmuştur.
Yine, AK PARTİ hükûmetleri kamu kaynaklarının
tahsisinde birinci önceliği hep eğitime vermektedir. 2011 yılı millî eğitim
bütçesi 34,1 milyar lira ile cumhuriyet tarihimizde ilk defa genel bütçe
içerisinde en yüksek payı alıyor. Bu da insana yapılan yatırımın en önemli
yatırım olduğu bilincinde olduğumuzun bir göstergesidir. Okul öncesi eğitimi
yaygınlaştırmak ve çocuklarımıza kaliteli bir eğitim sunmak amacıyla yapılan
çalışmalarla 2002’de yüzde 11 olan okul öncesi okullaşma oranı 2010’da beş altı
yaş grubunda yüzde 61’e yükseltilmiştir. Okul öncesi öğretimde öğretmen sayısı
2002’de 18.149 iken 2009-2010 öğretim yılında bu sayı 42.716’ya çıkmıştır.
Bunun 16 bini geçen yıl bir defada atanmıştır. Bu da cumhuriyet tarihinde bir
defada yapılan en büyük atamadır.
Kız çocuklarının
okullaşması için de ciddi çalışmalar yapılmaktadır. Kız çocuklarının
okullaşmasının önündeki en büyük engelin, kız çocuklarının eğitim görmemesi
gerektiği yönündeki olumsuz, toplumsal gelenekler ve değer yargıları olduğunu
hep birlikte görüyor, yaşıyoruz. Buna rağmen kız çocuklarını okula gönderme
konusunda on yıldır kırılamayan direnç, çeşitli kampanya ve teşviklerle,
devlet-millet kaynaşmasıyla kırılmış, erkek çocuklarla kız çocuklarının
okullaşma oranları arasındaki fark yüzde 1 seviyelerine inmiştir.
Sayın
milletvekilleri, nitelikli insan gücü ihtiyacının karşılanması mesleki ve teknik
eğitimde büyük önem taşımaktadır. Mesleki ve teknik eğitimin genel eğitim
içerisindeki oranı 2002-2003 öğretim yılında yüzde 28 iken AK PARTİ hükûmetleri döneminde her şeye rağmen, tüm olumsuzluklara
rağmen bu oran yüzde 43’e yükseltilmiştir. Önümüzdeki dönemde de mesleki eğitim
sisteminin en büyük sıkıntısı olan katsayı sorununun çözüldüğü ölçüde payının
ve kalitesinin daha da artacağını hep birlikte göreceğiz.
Değerli
milletvekilleri, biliyoruz ki güçlü Türkiye, bilgiye, bilime atılan temeller
üzerinde yükselecektir. Yükseköğretim bütçesi 2002 yılında 2,5 milyar lirayken
2010 yılında 9 milyar, 2011 yılında ise 11,5 milyar gibi bir rakama
yükseltilmiştir. Artış oranı 2002’ye göre de yüzde 361’e ulaşmıştır. Yine, 2002
yılında 76 üniversitemiz vardı, bugün, AK PARTİ iktidarları döneminde kurulan
49’u devlet, 29’u vakıf üniversitesi olmak üzere toplam 78 üniversiteyle bu
sayı 154’e ulaşmıştır. Bu da, cumhuriyet tarihi boyunca kurulan
üniversitelerden daha fazlasını sekiz yılda kurduğumuzun göstergesidir.
Yükseköğretim kurumlarımız bünyesindeki program kontenjanları 2007 yılında
439.740 iken 2010 yılında bu sayı 719.710 olarak belirlenmiştir.
AK PARTİ
iktidarlarında eğitim yatırımlarının her zaman için birinci öncelik taşıdığını,
çocuklarımızın en kaliteli, en yaygın eğitim şartlarına kavuşması için
imkânların seferber edildiğini hep birlikte görmekteyiz. Sekiz yılda eğitimin
önündeki engeller kaldırılmış, her konuda desteklenmiş, en modern eğitim
araçlarına Türkiye'nin en ücra köşelerinde bile ulaşılır hâle gelinmiştir.
Bilgi ile hayatı buluşturma yönünde önemli adımlar atılmıştır. Son sekiz yıl
içerisinde üniversiteler siyasetten arındırılmış, özgür düşünce ve özerklik
noktasında en serbest dönemlerini yaşamışlardır. Asli işlerine…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Arıkan.
FATİH ARIKAN
(Devamla) – Ben teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Millî
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu.
Buyurunuz Sayın
Çubukçu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî
Eğitim Bakanlığının yürüttüğü ve yürütmeyi planladığı çalışmalar ve 2011 yılı
bütçesini görüşlerinize sunarken yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Büyük Önder
Mustafa Kemal Atatürk’ün “En mühim ve en esaslı görevimiz eğitimdir. Toplumda
feda edilecek tek bir ferdimiz dahi yoktur.” anlayışından hareketle, 58, 59 ve
60’ıncı hükûmetlerimiz dönemlerinde, kamu
kaynaklarının tahsisinde önceliği millî eğitime verdik.
Günümüzde
gelişmiş ülkelerin en önemli potansiyelini bilgili ve nitelikli insan gücü
oluşturmaktadır. Dünya ekonomisi ve teknolojideki hızlı değişim ve gelişmeler
doğrultusunda eğitim sistemimizin temel amacı, bu gelişmeler doğrultusunda
sürdürülebilir bir ülke kalkınmasını sağlamak, sorunları tespit ederek bunlara
çözüm üretmek, geleceği inşa etmek ve maddi ve manevi değerlerimizin nesillere
aktarılmasını sağlayarak zihinsel altyapıya sahip bireyler yetiştirmektir.
Türkiye
Cumhuriyeti tarihinde ilk kez Türk eğitim sistemi niceliksel sorunlarını büyük
ölçüde halletmiş ve niteliğe yatırım yapabilecek düzeye gelmiştir. 1990’lı
yıllardan itibaren özellikle gelişmiş ülkelerdeki eğilimler, eğitim
sistemlerinin hayat boyu öğrenme yaklaşımıyla yeniden düzenlenmesi ve bu
alandaki gelişmelere süreklilik kazandırılması yönündedir ve tüm dünyada bu
yönde yeniden yapılanma başlamıştır. Bu doğrultuda Bakanlığımız, Sekizinci ve
Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda öngörülen, istikrar içerisinde büyüyen, gelirini
daha adil paylaşan, küresel ölçüde rekabet edebilen, bilgi toplumuna dönüşen,
Avrupa Birliğine uyum sürecini de tamamlamış bir Türkiye vizyonuyla
Türk eğitim sistemini okul öncesinden yükseköğrenime kadar yaygın bir şekilde,
hayat boyu öğrenme yöntemiyle hayata geçirmenin düzenli çalışmalarını
sürdürmektedir.
Çocuklarımızın ve
gençlerimizin çağın şartlarına göre en iyi şekilde yetişmeleri amacıyla eğitim
kurumları arasında yatay ve dikey geçişler kolaylaştırılmakta ve yetişkinlerin
öğrenmesi özendirilmektedir. Ayrıca kız çocuklarımızın okullara devamlarını
sağlama, engelli çocuklarımızın eğitimi ve gönüllülerin eğitime katkısını
teşvik etme ve eğitime daha fazla kaynak ayırma gibi hayat boyu öğrenme
ilkeleriyle örtüşen çalışmalarımız devam ediyor.
İktidarımız
döneminde refah seviyesi her geçen gün arttıkça halkımızın eğitime talebi de
her düzeyde artmaktadır. Hükûmetimiz bu taleplere
cevap verecek şekilde çalışmaya devam edecektir.
Değerli
milletvekilleri, Sayın Başkan; dünyadaki bütün bu gelişmeler, Türk kamu
yönetiminde, dolayısıyla eğitim yönetiminde kapsamlı bir şekilde yeniden
yapılanma ihtiyacını da ortaya çıkarmıştır. Bu çerçevede toplumun taleplerine
duyarlı, katılımcılığa önem veren, hedef ve önceliklerini netleştirmiş, hesap
veren, şeffaf ve etkin kamu yapılanmasının bir gereği olarak stratejik yaklaşım
ve yönetim anlayışına geçilmiştir. Stratejik yönetime geçişin bir aracı olarak
kabul edilen kaynakların stratejik önceliklere göre dağıtılması ve uygulamanın
buna göre sonuçlandırılması hususunda yönlendirici ve referans olarak, bir
politika belgesi olarak 2010-2014 Millî Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı 1 Ocak
2010 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur.
Bakanlığımızın
hâlen yürütmekte olduğu hizmetler ve gelecek yıllar için yol haritamız olan
Stratejik Plan’da öngörülen bazı çalışmalarımızdan ve bazı başlıklarla da 2011
bütçemizden bahsetmek istiyorum:
Okul öncesi
eğitim: Hükûmetimizin en öncelikli eğitim dönemi
olarak kapsadığı alanlardan biri okul öncesi eğitim. Hepinizin de bildiği gibi
2002 yılında yüzde 11 gibi âdeta yok denilecek bir orana sahip olan okul öncesi
eğitim, bizim dönemimizde yüzde 39’a yükselmiştir. Geçtiğimiz yıl 32 ilimizde
pilot olarak zorunlu altı yaş uygulamasına geçtik ve bu yıl 57 ilde. Önümüzdeki
yıllardan itibaren bu oranı artırmayı düşünüyoruz. Bütün hedefimiz, 2014
sonunda okul öncesi eğitimi yüzde 70’e çıkarmak ve önümüzdeki yıllar içerisinde
yüzde 100 okullaşma hedefine ulaşmaktır.
Gerçekten, okul
öncesi eğitime kademeli bir şekilde geçildikten sonra… Bu eğitimin ülkemiz için
ne kadar gerekli olduğunun biz farkındayız. Gerçekten, okul öncesi eğitim
geçmişte toplumsal algılarda âdeta çalışan annelerin çocuklarına bakım
merkezleri olarak düşünülüyordu; bugün, artık, çocukların zekâ ve dil
gelişimleri açısından en önemli dönem olan bu dönemi son derece önemsediğimizi
belirtmek isterim. Bu konuda çok yakın bir tarihte yeni bir projemizi de
toplumla paylaşacağız.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ilköğretim hepinizin bildiği gibi zorunlu ve eğitim
hizmetlerini özellikle ilköğretim alanında ülkemizin her yöresine, her insanına
ulaştırmayı öncelikli görevlerimiz arasında sayıyoruz. İlköğretimde net
okullaşma oranları 2002 yılında yüzde 90 iken geçtiğimiz yıl yüzde 98,2’ye
ulaşmıştır, bu öğretim yılında da yüzde 99’a ulaşması hedeflenmektedir. Her ne
kadar muhalefet sözcülerinin dile getirdiği gibi yüzde 11, yüzde 12 gibi bir
okullaşma oranından söz ediliyorsa da, TÜİK verilerine göre bu rakam, Türkiye
genelinde yüzde 99’a ulaşmıştır. Sevindirici bir yanı, bu rakamlarda artık kız
ve erkek çocuklarımız arasındaki oransal farkın okullaşma oranında yüzde 1’in
altına düşmüş olmasıdır. Biz artık çocuklarımızı e-devlet kapsamında, e-okul
sistemiyle adrese dayalı takip ediyoruz ve bütün çocuklarımızın okullara devamı
için bu sistemi işletiyoruz. Bugün, artık ayrıca Yetiştirici Sınıf Öğretimi
Programı’yla da on-on dört yaş aralığında herhangi bir nedenle eğitim
sistemimizin dışında kalmış çocuklarımızı da eğitiyoruz.
Ülkemizde,
özellikle kız çocuklarımızın toplumsal hayata katılımını sağlamak için, tam ve
eşit katılımın önündeki en önemli engel iyi bir eğitim almak, bugün artık yüzde
1’in altına düşmüş olduğunu bir kez daha sevinerek sizlerle paylaşmak
istiyorum. Bu farkın giderilmesinde eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanmasına
yönelik çalışmalarımızın ve yürütülen kampanyaların büyük etkisi olduğunu
söylemek isterim ve 2003 yılında “Haydi Kızlar Okula” kampanyasıyla başlatılan
bu sürecin toplumsal farkındalık ve bugün istatistiki verilere yansıyan bu sonuçları hepimizin yüzünü
güldürmelidir diye düşünüyorum.
Yine hepinizin
bildiği gibi, son sekiz yılda hayırseverlerin de katkısıyla 160 bine yakın
dersliğimizin yapımını tamamladık ve hizmete sunduk. Göreve geldiğimizde
derslik başına düşen öğrenci sayısı 36 iken, bugün 32’ye düşmüş, çok yakın bir
zamanda Dokuzuncu Kalkınma Planı’ndaki hedeflerimize uygun bir şekilde 30
hedefine ulaşma çabalarımız sürüyor. Az önce yine muhalefet Grup Başkan
Vekilinin dile getirdiği gibi Türkiye’nin bazı illerinde derslik sorunumuz
devam ediyor, ama bugün sevinerek bu Mecliste paylaşmalıyım ki, altmış bir
ilimiz, ortalama olması gereken derslik sayısının da altında öğrenciyle eğitim
yapıyor. Büyük kentlerimiz ve göç alan kentlerimizde bu sorun devam etmekle
birlikte, gerçekten bütün kaynaklarımızı eğitime harcayan, eğitime bu anlamda
hizmetlerini odaklamış bir Hükûmet olarak bu sorunu
da en kısa sürede çözeceğimizi ümit ediyorum.
Özellikle,
okullaşmanın önündeki en büyük engellerden birisi, çocuklarımızın ilköğretime
devamlarında bazı maddi güçlüklerdi. Sizlerin de bildiği gibi, şartlı nakit
transferiyle kız çocuklarımıza pozitif ayrımcılık yaptık ve ilköğretimde erkek
öğrenciye 20, kız öğrenciye 25, ortaöğretimde erkek öğrenciye 35, kız öğrenciye
45 YTL ödemek suretiyle, aynı zamanda çocuklarımızın taşıma ve yemek
giderlerinin de karşılanması suretiyle onların okullara devamı sağlanmıştır.
Bugün, eğitime erişim imkânlarının artırılmasına yönelik, gerçekten,
uyguladığımız taşımalı eğitim sonuç vermiştir.
Yine, yatılı
ilköğretim bölge okulları, özellikle geçtiğimiz yıl Mecliste en fazla
tartışılan konulardan bir tanesiydi. Gerçekten de özellikle on iki yaş altı
çocuklarımızın anne baba desteğine büyük ölçüde ihtiyaç duydukları bu dönemde
yaşantılarında birtakım zorluklarla karşılaşmaları göz önüne alınarak, bu yıl,
on iki yaş altı çocuklarımızın taşıma ve yemek giderlerini karşılayacağız ve
bütçemize bunun için 497 milyon TL ayırdık. Önümüzdeki yıllardan itibaren de
coğrafi şartları kesinlikle elverişli olmayanlar hariç olmak üzere, bütün
yatılı ilköğretim bölge okullarımızda okuyan çocuklarımızın taşıma, yemek
giderlerini karşılayacağız.
Bütün bu
faaliyetlerin yanı sıra -bazı köylerimizde okul yok diye yine burada dile
getirildi- bugün, köylerimize 4.788 yeni okul yaptık ve bu okullara da 25.152
yeni derslik inşa ettik.
Yine, eğitimde fırsat ve imkân eşitliğine yer veren en önemli
projemiz, biliyorsunuz, önce ilköğretimde, daha sonra ortaöğretimde devam eden
ücretsiz ders kitabı uygulamamız ve açık liseye ve açık ilköğretime devam eden
öğrencilerin de ders kitaplarını biz ücretsiz veriyoruz ve bugün, gördüğünüz
gibi, eğitimde fırsat ve imkân eşitliğini sağlayacak ve gerçekten, Anayasa’da
hükmünü bulan “zorunlu eğitim” kavramına yönelik, ailelerin psikolojik yönden,
sosyal yönden, ekonomik yönden desteklenmesiyle son derece olumlu sonuçlar elde
ettiğimizi paylaşmak isterim.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bildiğiniz üzere, ortaöğretim, genel ortaöğretim ve
mesleki teknik ortaöğretim olmak üzere ikiye ayrılıyor. Özellikle ortaöğretimde
de, cinsiyet ve bölgesel farklılıkları giderme konusunda, öğrencilerimizin
okullaşma oranlarını artırma konusunda çok büyük çaba sarf ediyoruz. Okullaşma
oranları, 60’ıncı Hükûmet Eylem Planı’nda
belirtildiği gibi, genel ve mesleki ortaöğretime yönelten rehberlik hizmetini
de kapsayan, esnek bir yapıya kavuşturulacaktır. Ortaöğretimin kalitesinin ve
verimliliğinin artırılması amacıyla, genel liselerin altyapı ve öğretmen ihtiyacı
da karşılanacak şekilde Anadolu lisesi statüsüne dönüştürülmesi
kararlaştırılmıştır. Sürekli “Anadolu liseleri bitirilecek, bu şekilde
yapılıyor.” deniyor. Bir kez daha söylüyorum: Fiziki altyapı ve öğretmen
ihtiyacı giderilmek suretiyle yapılıyor. Elbette ki bütün
ortaöğretim kurumlarımızın akademik başarısı önemlidir ama ortaöğretimde
okullar arasındaki akademik başarı farklılığının -öğrenciler ve veliler
üzerindeki bu yarış- maalesef okul dışı kaynaklara yönelme şeklinde cereyan
ettiği düşünülürse, kademeli olarak gerçekleştireceğimiz mesleki ve teknik
eğitim ve Anadolu liseleri olarak artık, okul çeşitliliği yerine, program
çeşitliliğini esas alan ortaöğretimin yeniden yapılandırılmasını
tamamlayacağız. Sizlerin de bildiği gibi, ortaöğretim ders kitapları da
ücretsiz olarak veriliyor.
Mesleki ve teknik ortaöğretime gelince: Gerçekten, bu konudaki
düşünceyi ve ön yargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha güç. Hâlen daha Türkiye’de mesleki eğitim tartışılırken sanayinin ara
eleman ihtiyacı üzerinden tartışılıyor ve biz biliyoruz ki artık, mesleki
eğitim sadece sanayinin ara eleman ihtiyacı için değil, esnek, modüler, özel
sektörle iş birliği içinde, daha pratik eğitimlerin verilebildiği sistemler.
Bugün, biz, mesleki eğitimimizi yeniden yapılandırdık ve 2006 yılından bu yana
uygulanan çeşitli alanlardaki programlar, mesleki eğitime devam eden
öğrencilerimizin iş bulmada, istihdama katılımda bir sorunları olmadığını
gösteriyor. Gerçekten, bu alanda yapılanlar son derece ileri düzenlemeler ve
bugün, yükseköğrenime geçişte mesleki eğitim görenlere yönelik katsayı
engelinin ortadan kalkması veya minimize edilmesiyle, mesleki eğitime olan
talebin çok daha fazla artacağını biliyoruz. Biz, eğitim ve öğretim dönemi
olarak 2002’yi baz aldığımızda, gerçekten bu alanda
son derece önemli bir artış sağlandı. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, bugün
burada bazı meslek okullarının akademik olarak yükseköğrenime geçişteki
başarısı da konu edildi. Gerçekten ülkemizdeki her okulun yükseköğrenime
geçişte elde ettiği başarılar hepimizin göğsünü kabartmalıdır diye düşünüyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özel öğretim konusunda
yaptıklarımız ve yapacaklarımıza ilişkin konuya gelince: Devletin düzenleyici,
denetleyici ve destekleyici rolüyle bütün teknolojik ve fiziksel ortamlarını
oluşturma ve esnekliğe sahip özel öğretim kurumlarında toplumun değişen,
çeşitlenen eğitim taleplerinin karşılanması, eğitim sistemimizin daha da
gelişmesi, özel öğretimin eğitim sistemimiz içerisindeki payının artırılması ve
özel sektörün finansal gücünü yatırımlara dönüştürmek en öncelikli amaçlarımızdan
birisi. 2008-2009 eğitim öğretim yılında özel öğretim kurumlarında okuyan
öğrencilerin payı 2,7; öğretmen oranına vurduğumuzda yüzde 7. Gerçekten özel
öğretimin genel öğretim içerisindeki payı arttıkça hem devletin bu alandaki
yükü azalacak hem de öğretmen istihdamına baktığımızda çok daha yüksek sayıda
istihdamı sağlamış olacağız ve buna göre yaptığımız çalışmalar, düzenleyici ve
teşvik edici çalışmalar devam ediyor.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; özel eğitim ve rehberlik alanında gerçekten devletin
özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerinin zihinsel ve bedensel potansiyellerini
en üst düzeyde gerçekleştirebilmelerini ve toplumla bütünleşmelerini sağlamak
üzere tanıma ve yöneltme hizmetleri niteliğini geliştirmek en önemli
amacımızdır. Sizlerin de bildiği gibi artık çocuklarımızın, engelli
çocuklarımızın eğitime erişimlerindeki bütün olumsuzlukları sıfıra indirdik.
Bugün özel eğitime baktığımız zaman, evde ve hastanede eğitim, erken çocukluk
dönemi eğitimi, kaynaştırma yoluyla eğitim, mesleki eğitim ve rehabilitasyon, evde bakım gibi pek çok hizmet bu İktidar
döneminde verilmeye başlanmıştır. Gerçekten, özürlülerimiz adına son derece
sevindirici gelişmeler bunlar. Göreve geldiğimizde âdeta
evlerinde hapsolmuş, ne eğitim ne de bakım hizmeti alamayan bu çocuklar, bugün
artık, Türkiye için önemli birer birey, feda edilemeyecek birer fert olarak
görülmektedirler ve dezavantajlı grupların artık, dezavantajlı grup olarak
tanımladığımız engellilerin, eşit eğitim alma, fırsatlara eşit erişmeleri durumunda
bu toplumun eşit birer bireyi olma konusunda mücadele edeceklerini biz
biliyoruz.
Bu anlamda
uyguladığımız çok proje var. Bunlardan bir tanesi, yeni kaynaştırma eğitiminde
uyguladığımız bir Avrupa Birliği projesi. Gerçekten, onların özellikle eğitime
erişimleri konusunda önemli bir mesafeyi katedeceğimizi
düşünüyorum. Sizlerin bildiği gibi, özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızı
taşıyoruz ve özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklarımızın ders kitaplarını,
materyallerini de hazırlıyoruz ve bu yıl, engelli çocuklarımızdan zihinsel
engelli ve görme engellilerinki tamamlandı, önümüzdeki dönemde de bütün engelli
çocuklarımızın eğitim giderlerini karşılayacağız.
Bilim sanat
merkezlerinin kuruluş amacı, hepinizin bildiği gibi, okul öncesi eğitimden
yükseköğrenime kadar, yetenekli çocuklarımızın özellikle eğitimleri için özel
olarak tasarlanmış eğitim kurumları ve bugün artık, bu kurumlardan yararlanan
çocuklarımızın sayısı da 8 bine ulaşmıştır.
Rehberlik
hizmetlerinin etkinliğini artırmak için, son derece önemli bir sistemi hayata
geçirdik. Her zaman şikâyet ediyoruz, çocuklarımız yönlendirilmiyor, hangi
alanda yetenekleri olduğu bilinmiyor. Gerçekten, Ulusal Bilgi Sistemi çerçevesi
içerisinde planladığımız bu çalışmanın, ailelere ve öğrencilere, eğitimde
yönlendirme adına çok önemli bir hizmet vereceğine inanıyorum ve gerçekten
etkin bir şekilde velilerimiz tarafından, öğretmenlerimiz tarafından da
kullanıldığını sevinerek gözlemliyorum.
Bugün artık,
engelli öğrencilerimizin, herhangi bir şekilde ekonomik durumu iyi veya kötü,
hiç önemli değil, hiçbir sosyal şart aranmaksızın, ücretsiz olarak eğitim ve rehabilitasyon giderleri devlet tarafından karşılanıyor ve
bugüne kadar, Bakanlık bütçesinden, bu hizmet için, 2006 yılından 2010 yılına
kadar 3 milyar 146 milyon ödeme yapıldı. Gerçekten, her bireyin, özellikle
dezavantajlı bireyin temel öğrenme ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için bu
hakka sahip olduklarını düşünüyoruz ve sürekli eleştirildiğimiz ama burada
ısrarla vurguladığımız, dezavantajlı tüm gruplar için hak temelli -yardım
eksenli değil, hak temelli- bir siyaset anlayışının en temel göstergesi, devlet
tarafından yapılan bu yatırımlar ve yardımlardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yükseköğrenim alanında
uluslararası bilim, teknik ve sanat birikiminden daha fazla yararlanarak
ülkemizde bilim, teknoloji, sanat üretme, kullanma düzeyini artırmak, yurt
dışına daha fazla öğrenci göndermek, yurt dışından daha fazla öğrenci kabul
etmek ve Türkiye’yi bilimsel çalışmaların odağı hâline getirmek için,
gerçekten, yükseköğrenim alanında çok önemli çalışmalar yapıldı.
Aynı zamanda, son
yıllarda ülkemizde ortaöğretimdeki okullaşma oranlarındaki artış yükseköğrenime
talebi de artırdı. Bu yoğun talebi karşılamak üzere 2003 yılından bugüne kadar
yükseköğrenime yapılan yatırımlar, ülkemizin her iline yaygınlaştırılan
üniversiteler ve vakıf üniversitelerinin kurulmasının da desteklenmesiyle sekiz
yıllık süreçte çok önemli ilerlemeler kaydettik.
Amacımız sadece
bu yükseköğrenime olan talebi karşılamak değil elbet, hem de bilginin,
teknolojinin üretildiği bu merkezlerde dünyayla rekabet edebilen, bilgi
toplumuna erişmiş gençler yetiştirmek. Sürekli büyüyen ekonomisiyle dünyanın en
ileri on ekonomisi -ülkesi- arasına girmeyi hedeflemiş Türkiye'nin vizyonu, bu genç ve dünyayla rekabet edebilir nüfusunu en
iyi şekilde yetiştirmektir. Biz buna hazırlıklar yapıyoruz ve bugün attığımız
bu adımların öncü adımlar olduğunu biliyoruz.
2002 yılında
ülkemizde 76 üniversite varken, bugün 156 üniversite bulunuyor ve bugün, yeni
üniversitelerin yanı sıra -sayısız fakülte- mevcut üniversitelerin de
genişlediğini ve bugün itibarıyla 489 fakülte, 150 yüksekokul, 152 meslek
yüksekokulu ve 220 yeni enstitü kurulduğunu da söylemek isterim.
Maalesef,
geçmişte Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) için söylenenler bugün Anadolu’da
açtığımız üniversiteler için söyleniyor. Eğer Orta Doğu Teknik Üniversitesinin
kurulduğu yıllardaki fotoğraflarını elde ederseniz, âdeta bir baraka. Oysa
şimdi açtığımız üniversiteler görüyoruz ki fiziki mekânlar itibarıyla gerçekten
dünyanın üniversiteleriyle rekabet edebilecek düzeydeler ve şimdiden görüyoruz
ki bu üniversitelerimizin bazıları, yeni kurulmuş olmalarına rağmen,
uluslararası atıf indekslerinde gözle görülür başarılar elde etmişlerdir.
Hedefimiz, bütün üniversitelerimizi uluslararası arenada yarışan bilim
merkezleri hâline getirmek.
Vakıf
üniversitelerimizi de mevcut yükseköğrenim sistemimizin bir parçası olarak
görüyoruz. Üniversiteler arasındaki rekabet, kalite ve bilimsel yarış,
yükseköğrenimde okullaşma hedefi, gençlerimizin yükseköğrenim görme
taleplerinin karşılanması gibi sayısız faktör göz önüne alındığında, vakıf
üniversitelerinin kurulmasının ve desteklenmesinin, geliştirilmesinin önemi
gayet açıktır.
Şimdi sizlerle
yükseköğrenimdeki okullaşma oranlarını paylaşmak istiyorum. Okullaşma oranı
2002 yılında yüzde 27,12 iken bugün yüzde 53,43’e yükselmiştir. Dokuzuncu
Kalkınma Planı’nda bu hedefin yüzde 48 olduğu düşünülürse, bu hedefi şimdiden
aşmış durumdayız. Ayrıca, yükseköğrenim okullaşma oranlarının artırılması
konusundaki çabalarımız da sürecek.
Yükseköğrenim
bütçesinin artış oranı yüzde 361, ARGE bütçesinin artış oranı yüzde 531.
Arkadaşlar, Türkiye'nin ARGE bütçesi 2002 yılında sadece 57 milyondu. 2011
ödeneğinin 2 milyar 395 milyona çıkarılmasının öngörüldüğünü düşünürsek,
aradaki fark, bilime, bilimsel çalışmaya verilen değer ortada.
Aynı zamanda,
hepinizin bildiği gibi, 1416 sayılı Kanun kapsamında, bu kurulan
üniversitelerin öğretim elemanı ihtiyacını karşılamak üzere 2006 yılından bu
yana resmî burslu statüde gönderilen öğrencilerin sayısı artırılmış ve bu sayı,
şu anda yurt dışında eğitim görecek olan öğrencilerin sayısı 2.616’ya
yükseltilmiştir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hedefimiz, hayat boyu öğrenme ve bilgi toplama.
Eğitimi sadece örgün kurumlarda değil, esnek öğrenme becerileri, bir meslek
edindikten sonra bu mesleği değiştirme becerileri ve Yüksek Planlama Kurulunun
strateji planıyla da, eylem planıyla da ortaya konmuş Türkiye'nin önemli
hedeflerinden bir tanesidir.
Yine eğitim çağı
dışına bir vesile çıkmış veya aldığı eğitimi beğenmeyen, meslek değiştiren,
uzaktan eğitim yoluyla eğitimini tamamlamak isteyenler için bu bilgi
teknolojilerinde meydana gelen değişimler de izlenerek buna paralel olarak
yeniden ve her yaşta eğitimi öngören bir sistem.
Bugün,
vatandaşlarımızın uzaktan eğitime erişim imkânlarımızda rehberlik hizmetlerini
de bu yıl itibarıyla başlattık. 2009 yılından itibaren açık öğretim veya açık
liseye devam edenlere de, az önce söyledim, ücretsiz ders kitaplarımızı
veriyoruz.
Yine yaygın
eğitimde 1 milyon 274 bini kadın olmak üzere 1 milyon 965 bin 251 kişiye okuma
yazma öğretildi. 2008-2009 öğretim yılı itibarıyla da yine 385 bin
vatandaşımıza okuma yazma becerisi elde edildi. Bugün Türkiye’de okuma yazma
bilmeyen kişi sayısı 4 milyon 672 bindir, TÜİK verilerine göre. Bunlar her zaman ve her daim muhalefet tarafından da kullanılıyor
ama bu rakamın büyük bir bölümünün yani 2 milyona yaklaşan kısmının altmış beş
yaş üstü olduğu, yine 1 milyona yakın kesiminin de elli beş yaş üstü olduğu
düşünülürse bugün bizim kadın ve kız çocuklarının eğitimine verdiğimiz önem ve
yüzde 100 okullaşmayı sağlamış bir toplum olarak şu anda bundan sonra biriken
ve arkadan gelecek olan okumaz yazmaz bir nüfus olmadığını görmek son derece
sevindirici.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Sekiz sene önce kaç yaşındaydılar?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Eminim, bu gelişmelere en az benim kadar
muhalefet milletvekilleri de seviniyordur ülkemizin genç kızları ve kadınları
adına.
Başlattığımız bu
kampanyaların içerisinde özellikle annelerin eğitimini önemsediğimiz, aynı
zamanda veli eğitimini gerçekleştirdiğimiz “Ana Kız Okuldayız” kampanyası da bugün elde ettiği başarıyla
gerçekten Avrupa Birliğinde en hızlı ilerleme kaydeden özel projelerden birisi
seçilmiştir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; küreselleşme ve yeni dünya
düzeni, eğitim ve bilgiyi her şeyin önüne geçirdi. 21’inci yüzyılda liderlik
yapacak olanların bilgi toplumları olacağı düşünülürse, bilgi odaklı ekonomide
kadınların etkin rol oynamaları ve kadınların sadece okuryazar olmaları değil,
aynı zamanda nitelikli bir eğitim almaları için mücadele ediyoruz. Kız
çocuklarımızı geleceğe hazırlayıp birer meslek sahibi olmalarını sağlamak,
Bakanlığımızın öncelikli çalışmalarından birisidir. Bu doğrultuda, 16 milyon
avro tutarındaki, özellikle Kız Çocuklarının Okullaşmasının Artırılması Projesi
başlatılmış olup bu konudaki toplumsal bilinç ve farkındalığın
artırılmasına da destek vereceğiz.
Yine bu yıl, kız
çocuklarımızın okullaşmasının artırılması için, ortaöğretimde taşınmalarını da
ücretsiz olarak biz karşılıyoruz ve öğlen yemeklerini de veriyoruz. Bütçeye
koyduğumuz bu rakamla, bugün, artık, erkek öğrenciler de ikinci dönem
itibarıyla buna tabi olacaklar. Ama 2011 yılı bütçesine 85 milyon TL ödenek
ayrılmıştır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri…
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – 200 bin kız çocuğu kayıtlı olmasına rağmen okula gitmiyor.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Sayın Milletvekilim, siz bildirin, biz onlarla
tek tek ilgileniyoruz, her biriyle tek tek ilgileniyoruz, lütfen bildirin.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – 200 bin kayıtlı, bakın, okula kayıtlı ama okula gidemiyor.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu
konuda gösterdiğimiz hassasiyetin tüm toplum tarafından çok doğru bir şekilde
algılandığını biliyoruz. Gerçekten büyük hassasiyet gösteriyoruz. e-okul sistemiyle takip etmediğimiz tek bir çocuğumuz yok.
Hem engellilerimiz hem kız çocuklarımız hangi nedenle okula gönderilmiyorsa da
biz buna müdahale ediyoruz. Bir istatistiki veri
verdim; bugün ilköğretimde okullaşma oranlarında kız ve erkek çocuklar
arasındaki fark yüzde 1’in altına düştü, 0,8. Demek ki biz bu konuda bir şeyi
başardık.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; insan kaynakları son yıllarda en çok üzerinde durulan
konulardan bir tanesi. Bakanlığımızın, bu alandaki gelecek projeksiyonlarına
dayandırdığı ve insan kaynaklarının ülke genelinde dağılımını sağlayan, liyakat
ve kariyeri esas alan bir insan kaynakları yönetim sistemi kurmaya yönelik
çalışmaları devam ediyor.
Bakanlık olarak,
2003 yılından 14 Aralık 2010 tarihine kadar 198.869’u kadrolu, 70 bini
sözleşmeli olmak üzere 268.869 öğretmen ataması gerçekleştirilmiştir. Bugün
itibarıyla resmî ve örgün eğitim, yaygın eğitimde 544.595’i kadrolu, 66.745’i
sözleşmeli, 68.081’i kurum yöneticisi öğretmen olarak görev yapmaktadır. Bugün
yöneticilerle birlikte Bakanlığımızda 679.421 öğretmen görev yapmaktadır.
Ayrıca başta öğretmen ihtiyacı olmak üzere, öğretim sınıfı ve diğer hizmet
sınıflarındaki personel ihtiyaçlarına yönelik atamalarda kullanılmak üzere 2011
yılında 55 bin adet kadro ataması planlanmaktadır.
Millî Eğitim
Bakanlığı 2011 bütçesinde insan kaynaklarına ayrılan miktarda önceki yıllara
göre oransal artış bu konuya verdiğimiz önemin bir göstergesidir. İktidarımız
döneminde 270 bin öğretmen ataması yapılmış ve 40 bin öğretmen atamasıyla en
yüksek atama da geçtiğimiz yıl gerçekleştirilmiştir.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Atamasını bekleyen ne kadar?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Bu demek oluyor ki mevcut öğretmenlerimizin
neredeyse yarısı bu İktidar döneminde atanmıştır.
Kamuda görev
almak isteyen öğretmen adayları üzerinden siyaset, maalesef adayların
istismarından öteye bir şey değildir. Örneğin, İtalya’da öğretmen olmak isteyen
520 bin aday varken sistemin ihtiyacı 65 bindir. Güney Kore’de öğretmen olmak
isteyen yaklaşık 50 bin aday varken ülkenin ihtiyacı 5 bindir. Tüm dünya ülkelerinde
olduğu gibi, Türkiye’de mezun olan öğretmen adaylarının kamuda görev alması,
mevcut öğretmen açığı düşünüldüğünde mümkün gözükmemektedir. Bu konuda biz her
zaman gerçekçi ve dürüst davrandık öğretmenlere. Bugün öğretmen ihtiyacımızı…
Mali göstergeleri hiçe sayarak, tam tersini savunarak 350 bin öğretmene ihtiyaç
olmadığı hâlde atanacağının vadedilmesi popülizmden öte bir şey değildir.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Kaç öğretmene ihtiyaç var?
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Yanlış gösteriyorlar. İkili eğitimi kaldır, taşımalı eğitimi kaldır,
birleştirilmiş sınıfları kaldır, 300 bin öğretmene ihtiyaç vardır. Düzgün
okuyacaksın rakamları, düzgün!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Dolayısıyla siyaset kurumu, gerçek ve reel
politikalar üzerine dayalıdır. İktidarımız kamu personeli alımlarında en yüksek
kotayı her zaman öğretmenler için kullanmıştır ve kullanmaya devam edecektir.
MUHARREM İNCE (Yalova)
– İkili eğitimi kaldırırsan, taşımalı eğitimi kaldırırsan 300 bin öğretmene
ihtiyaç var.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Öğretmenlerin üzerinden yeteri kadar istismar
yaptınız Sayın İnce. Yeteri kadar istismar ettiniz öğretmenleri. Sizleri bu
konuda…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sizin gibi mi? Hani sözleşmeliler kadroya geçecekti?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Öğretmenler bizi bu anlamda çok iyi anlıyorlar
ve gittiğimiz her yerde dürüst davrandığımız için bize teşekkür ediyorlar. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – İsterseniz bir anket yapalım öğretmenlere?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Öğretmen sisteminin niteliğinin öğretmen
niteliğini geçemeyeceğinden hareketle öğretmenlerimizin motivasyonlarını
artırmaya yönelik çalışmalarımız da sürüyor.
Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı emanet ettiğimiz
öğretmenlerimizin istedikleri vasıflarda yetişmeleri için yükseköğrenimle
birlikte iş birliği yaparak yeterlilikleri tespit ettik ve bugün bu çalışma,
öğretmen yetiştirme politikalarının belirlenmesinde, hizmet öncesi ve hizmet
içi eğitimlerinde ve seçimlerinde, iş başarılarının ve performanslarının
ölçülmesinde, değerlendirilmesinde, kendilerini tanıma ve kariyer
gelişimlerinde kullanılmak üzere yürürlüğe konulmuştur.
Öğretmenlerimizin
yetişmesi için ve kendilerini geliştirmesi için sadece hizmet içi eğitimle elde
edilen klasik sonuçlardan ziyade, fen bilimleri, matematik bilimleri kongreleri
yapılmış ve öğretmen yetiştirme ve bilimsel toplantılarla onların gelişimlerini
sağlamaları yönünde destek sağlanmıştır.
Bakanlığımız ve
merkez teşkilatında görevli personelin bilim ve teknolojide yaşanan gelişmelere
intibak etmelerinin sağlanması ve verimliliklerinin artması için desteğimiz
sürecektir. Bu kapsamda, bu yıl itibarıyla toplam 362.364 yönetici ve öğretmen
personel eğitime alınmıştır.
Faaliyetlerin
daha etkin, hızlı ve ekonomik yapılması için uzaktan eğitim yöntem ve
tekniklerinden yararlanabilmesi, daha çok mahallî ve okul merkezli olarak
yürütülmesine yönelik de çalışmalarımız sürüyor. Yani, hizmet içi eğitimi de
yeniden yapılandıracağız ve öğretmenlerimizin yılın belli dönemlerinde, belli
yerlere gelip eğitim almalarını değil, tam tersine sürekli kendilerini
yenileyebilecekleri şekilde, yaygın iletişim yöntemleriyle, bugünkü bilişim
alanındaki teknolojik gelişmeler de kullanılmak suretiyle daha ileri bir
teknolojiyle eğitimlerini sağlayacağız.
9’uncu derecenin
1’inci kademesinde olan bir öğretmenimizin maaşı 2002 yılında 470 lira iken
2010 yılında bu rakam 1.388 liraya, 2010 yılında ek dersle birlikte
topladığımızda öğretmenimizin eline geçen para 1.808 liraya yükselmiştir.
MUHARREM İNCE
(Yalova) - Kaç öğretmen ek ders ücreti alıyor Allah aşkına ya?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) - Elbette öğretmenlerimizin çok daha fazlasını
hak ettiğini düşünüyoruz ama bu artış, enflasyondaki artışın yüzde 74 olduğu
göz önüne alındığında bu net artış yüzde 111’dir.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Zengin oldu öğretmenler desene!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Yani biz, personeller içerisinde
öğretmenlerimize her zaman çok daha özel ve ayrıcalıklı bir muamele yaptık.
2002-2003 yılında
bir öğretmenin eğitime hazırlık ödeneği 175 lirayken bugün 540 liraya
yükseltilmiştir, 2011 yılında ise 570 olarak ödenecektir.
Bugün,
öğretmenlerimiz için, 2003 yılından 2009 sonuna kadar ağırlıkla köylerde görev
yapan öğretmenlerimiz ve idarecilerimiz için 3 bin 301 dairelik lojman
yapılmıştır. Öğretmenevleri özelleştirme kapsamına çıkarılmış ve bu kurumlar
öğretmenlerimizin kendilerini daha rahat hissedebilecekleri sosyal ortamların
oluşturulduğu mekânlar hâline dönüştürülmüştür.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – İstersen bir sor Başkent Öğretmenevi’ne kaç öğretmen kalıyor?
Öğretmenden başka herkes kalıyor!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Fiziksel kapasitenin geliştirilmesi konusuna
gelince, gerçekten Türk eğitim sisteminin fiziksel kapasitesinin artırılması ve
nitelikli öğretim ortamının hazırlanması için dünyada ve ülkemizde ekonomik,
sosyal, endüstriyel ve teknolojik gelişmeler ve öngörüler doğrultusunda
kaynakların çeşitliliği de artırarak etkin bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz.
Bir taraftan
nüfus artışımız ve iç göç devam ederken diğer taraftan okullaşmanın bu kadar
artırılmış olması bu konuda çalışmalarımızı daha dirayetli bir şekilde yapmamız
için bize güç veriyor.
Bu gelişmeler
çerçevesinde genel bütçe kaynağı dışında bütçe dışı kaynakları da harekete
geçirerek hayırsever kişi, kurum ve kuruluşların katkıları, düzenlenen
kampanyalarla bugüne kadar -bir kez daha ifade etmek isterim ki- 159.951
derslik, 747 öğrenci pansiyonu, 920 yeni spor salonunun yapımı tamamlanmıştır.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) - Sayın Bakan konuşmacıların konuşmalarına cevap vermeyecek
misiniz, hep kâğıttan okuyorsunuz?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Bu çerçevede toplam 9.946 resmî ve...
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Konuşmacılara hiç cevap vermeyecek misiniz Sayın Bakan, hep
kâğıttan okuyorsunuz?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – ...özel kurum 2003-2010 yılları arasında
öğretimin hizmetine sunulmuştur.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Bunları geçen sene de söylemiştiniz, geçen sene bunları
söylemiştiniz.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Sayın Başkanım…
ALİ KOÇAL (Zonguldak) – Konuşmacılara hiç
cevap vermeyecek misiniz?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Sayın Başkanım, konuşmama…
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Süreniz bitiyor ama…
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, sayın milletvekilleri…
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Süreniz bitiyor. Biz bir şeyler söyledik. Bizim söylediklerimize
bir cevap vermeyecek misiniz?
BAŞKAN – Buyunuz
Sayın Bakan, devam ediniz.
Sayın
milletvekilleri, lütfen dinleyiniz.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – 2002…
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Süreniz bitti. Daha önce hazırlamış olduklarınızı okuyorsunuz.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Bugüne kadar bu kürsüde muhalefet partilerinin
dile getirdiği her hususu…
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Burada konuşulanları hiç ilgiyle dinlemediniz mi?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Geçen yıl değil, on yıl-yirmi yıl önceki
ezberlerinizi tekrar ettiğiniz hâlde ben sizi saygıyla ve dikkatle dinledim.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Burada konuşulanlar sizi ilgilendirmiyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Dolayısıyla, siz burada…
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Muhalefetin konuşmaları sizi ilgilendirmiyor mu?
BAŞKAN –
Karşılıklı konuşmayın lütfen.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – …geçen yılki değil, siz on yıl-yirmi yıl
önceki ezberlerinizi burada tekrar ettiğiniz hâlde ben sabırla dinledim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Biz mi öyleyiz yoksa siz mi?
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Biz okumadık yalnız, biz konuştuk, okumadık.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Biz konuştuk.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Ben burada yapılanları anlatıyorum, toplum
dikkatle… Bu Meclisi sadece siz yönetmiyorsunuz. Bu Mecliste size hitap
etmiyorum, ben Türk milletine hitap ediyorum, onlardan karşılığını alıyorum.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Konuştuklarımıza cevap verin, söylediklerimize cevap verin,
sorularımıza cevap verin.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Dolayısıyla burada soru-cevap bölümünde
istediğiniz soruyu sorabilirsiniz, onlara da cevap veririm. Müsaade ederseniz
ben konuşmamı tamamlayayım.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Yani başınızı yazılı kâğıtlardan bir kaldırın. Millî Eğitim
Bakanısınız. Millî Eğitim Bakanı hep önüne bakarak konuşmaz.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Millî Eğitim Bakanı Türkiye’nin en güzel konuşan kişisi olmalıdır.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – 2002-2010 yılları arasında 7.181 adet yeni
kütüphane kurulmuştur. Eğitimde kalite ve başarı ortamları için donatım
standartları bilgi çağının gereklerine getirilmiştir.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Yani siz elinize verilenleri okuyorsunuz. Kafanızda ne var, onu
söyleyin.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Çocuklarımıza ve gençlerimize günümüzün ve
geleceğin ihtiyaçları doğrultusunda çağdaş, her bakımdan nitelikli, ileri bir
eğitimin verilebilmesi için öğretim kurumlarımız, programları destekleyen
eğitim materyalleri son teknolojilere bağlı geliştirildi. Bu kapsamda sekiz
derslik ve üzeri tüm okullarımıza bilişim teknolojisi sınıfı kuruldu ve ADSL
bağlantısı sağlandı.
Ayrıca son
dönemde Millî Eğitim Bakanlığımız ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından
yürütülmekte olan ve üç yılda bitirilmesi amaçlanan Fırsatları Artırma ve
Teknoloji İyileştirme Hareketi yani FATİH Projesi Sayın Başbakanımızın
huzurunda Bakanlığımız ve Ulaştırma Bakanlığı arasında iş birliği protokolü
imzalanmıştır. Bu projeyle eğitim ortamlarının tamamına bilgisayar, İnternet bağlantısı,
projeksiyon gibi teknolojik donanımların sağlanmasının yanı sıra derslerde
kullanılacak dijital içeriklerde hazırlanacak…
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Okullar dökülüyor, okullar dökülüyor. Bırak bilgisayarı,
teknolojiyi!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – …böylece gençlerimizin bilgiyle, teknolojiyle,
dünyayla buluşması sağlanacaktır. Bazılarının hayallerinin bile yetmeyeceği
şeyleri biz gerçekleştiriyoruz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hükûmetlerimiz döneminde
eğitim yatırımları ülkemizin en öncelikli konuları arasında yerini aldı. Her
yıl olduğu gibi Bakanlığımız bütçesi merkezî yönetim bütçesinden en yüksek payı
alarak 34 milyar 112 milyon 163 bin olarak gerçekleşmiştir.
Millî Eğitim
Bakanlığı bütçesi -az önce değerli konuşmacılar da söyledi- 2002 yılında 7,5
milyar liraydı. 2002 yılında yükseköğrenim bütçesi 2,5 milyardan, bugün, 2011
yılında 11,5 milyar liraya yükselerek yüzde 361 artış sağlanmıştır.
Üniversitelere
ayrılan bütçenin 2002 yılında konsolide bütçeden
aldığı pay 2,54 iken, 2010 yılı bütçe tasarısında bu oran 3,26 olmuştur; 2011
yılında ise 3,68 olarak gerçekleşecektir. Üniversitelerin gayrisafi yurt içi hasıladan aldığı pay 0,71 iken, 0,75 olarak gerçekleşmesi
öngörülmektedir.
Türkiye'nin kamu
ARGE bütçesi 2002 yılında 57,6 milyon TL iken, bugün, 2011 yılında 2 milyar 395
TL’ye yükseltilmiş ve bu artış oranının -dikkatinizi çekerim- yüzde 4.058
olması öngörülmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2011 yılı Bakanlığımız
bütçesinin 24 milyar 609 milyon 49 bin Türk lirası personel giderleri için, 3
milyar 882 milyon 102 bin Sosyal Güvenlik Kurumu devlet primleri için, 2 milyar
578 bin 274 bin Türk lirası mal ve hizmet alım giderlerinde kullanılmak üzere
cari, 1 milyar 29 milyon 113 bin TL devlet parasız yatılı öğrencileri için cari
transferler, 1 milyar 665 milyon TL sermaye giderleri ve 348 milyon 625 bin
sermaye transferleri için TOKİ’ye olmak üzere 34
milyar 112 milyon 363 bin…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Çubukçu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Sayın Başkan, bir dakika rica ediyorum,
selamlamak istiyorum.
BAŞKAN – Siz
sözünüzü tamamladınız herhâlde Sayın Çubukçu!
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Bir pozitif ayrımcılık yapalım!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Selamlamak üzere bir dakika alayım. Bir cümle
sadece…
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Çubukçu.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (Devamla) – Meclisi selamlamak için Sayın Başkan…
BAŞKAN – Hiç
şeyimiz yok efendim. Lütfen…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, günlerdir hiç kimseye vermiyorsunuz! [AK PARTİ
sıralarından alkışlar(!)]
BAŞKAN – Zaten
vermiyoruz kimseye.
Sayın İnce,
yerinize oturunuz lütfen. Niye itiraz ettiğinizi anlamıyorum.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Başkan, günlerdir kimseye vermiyorsunuz! Sayın Elekdağ’a da vermediler! Ama ben diyecektim ki… [AK PARTİ
sıralarından alkışlar (!)]
Ne güzel, size
alkışlattırıyorum kendimi. Devam edin. Devam edin.
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen sakin olunuz. Neyi alkışladığınızı da anlamış değilim.
Sayın İnce, neye
itiraz ettiğinizi anlamıyorum.
Lütfen, yerinize
oturunuz.
MUHARREM İNCE
(Yalova) - Sayın Başkan, “Sayın Elekdağ’a
yapmadıkları jesti Hanımefendi’ye yapabilirsiniz, biz izin veriyoruz.”
diyecektim nezaketi öğrensinler diye!
BAŞKAN – Bu sizin
izninize tabi değil Sayın İnce. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Bravo!
AVNİ DOĞAN
(Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, siz izinle mi çalışıyorsunuz?
BAŞKAN - Aleyhte Iğdır Milletvekili Pervin Buldan.
Buyurunuz Sayın
Buldan.
PERVİN BULDAN
(Iğdır) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi
hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Nitelikli
eğitimin bilincinde olmayan devletler için toplumsal çöküntü kaçınılmazdır.
Bildiğiniz üzere, birkaç hafta önce ülkelerin eğitim durumlarının uluslararası
düzeyde karşılaştırıldığı PISA testinin sonuçları açıklandı. Buna göre, Türkiye
33 OECD ülkesi arasından 32’nci oldu. Evet, Türkiye bu ülkeler içerisinde eğitim
niteliği en düşük ülke durumundadır. Çünkü Türkiye’de 300 bin mağdur öğretmen
atamasının yapılmasını beklerken 173.544 öğretmen açığı olduğu yerde
durmaktadır. Sözleşmeli çalışan öğretmenler otuz gün sağlık raporu almaları
hâlinde işten atıldıkları vahşi koşullara itilmişlerdir. Karın doyurmaya bile
yetmeyen ücretlerle ek ders karşılığı çalıştırılan öğretmenler derslere
sokulmaktadır. OECD ülkeleri arasında öğretmen başına en çok öğrencinin düştüğü
ülke bizim ülkemizdir. Öğretmenlerine en az maaşı veren ülke Türkiye’dir.
Sınıfların en kalabalık olduğu ülke Türkiye olmakla beraber eğitime en az bütçe
ayrıldığı ülke yine Türkiye’dir.
Kadından sorumlu
Devlet Bakanı iken her yurtta bir çocuk muhbiri olduğunu, Millî Eğitim Bakanı
olduktan sonra da her okulda bir muhbir öğretmeninin olduğunu açıklayan bir
Millî Eğitim Bakanı da sadece bizim ülkemizde bulunmaktadır.
Tabii, polis
yardımı ile öğrenci ve öğretmenleri muhbirleştirerek eğitim sistemini yönetmeye
çalışan fakat sonuçta yönetemeyen Millî Eğitim Bakanımızın eğitim sistemini hiç
kavramamış olduğunu gösteren bu açıklamalarını dehşetle izledik. Ne var ki,
zihniyet aynı olunca şahısların değişmesi hiçbir şey ifade etmiyor. Zira
Hüseyin Çelik’in “İrtibat memuru” adı altında sivil polisleri okullara yerleştirdiğini
de gördük biz.
Bu nedenle, bütün
bu olumsuzluklardan eğitim sisteminin yönetilmesinde inisiyatif
sahibi olmadığı gibi tamamen Hükûmetin verdiği rotada
dümen çevirmeye çalışan Bakanlığı kendi başına sorumlu tutmanın da doğru
olmadığı kanısındayız.
Nitekim, izlenen yol
yanlış olunca doğru yere ulaşmak doğal olarak mümkün olmuyor. AKP Hükûmetinin doğru bir eğitim felsefesinden yoksun olan
anlayışıyla ortaya çıkan tablonun bu kadar vahim olması kaçınılmaz olmaktadır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Türkiye eğitim sisteminin önemli bir sorunsalını ise
ana dilde eğitim sorunu oluşturmaktadır. Çok dilli bir yapıya sahip olan
ülkemizde Türkçeden başka bir dilde eğitim yapılmasına fırsat verilmemesi,
verimli, çağdaş ve bilimsel eğitimin önünde büyük bir engel teşkil etmektedir.
Yapılan
araştırmalara göre Türkiye nüfusunun önemli bir kısmı Türkçenin yanı sıra
Kürtçe ve Arapça gibi farklı dillerde düşünüp, konuşuyor ancak bu farklılığın
dikkate alınmaması nedeniyle yıllardır Türkiye’de Türkçeden başka bir ana dile
sahip olan çocuklar dillerinin yasaklandığı hoyrat bir ortamda eğitim
hayatlarına başlıyorlar. Bu durum, ana dili Türkçe olmayan çocuklarda travma yarattığı gibi, eğitim hayatına dezavantajlı
başlamalarına neden olmakta ve düşünce sistemlerinin de gerilemesine yol
açmaktadır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu yasaklar, neden olduğu tüm bu olumsuzluklarla
beraber, bir hak ihlaline yol açmaktadır. Nitekim, ana
dilde eğitim bir insan hakkıdır ve engellenemez. Ana dili Türkçe olan bir
çocuğa bu hakkını kullanma imkânı sağlarken ana dili Türkçe olmayan çocukların
bu haktan mahrum edilmesi eşitlik ilkesine aykırıdır. Bu durumun kendisini
savunmak, eğitimde tek dilliliği esas almak, ayrımcı, dolayısıyla da ırkçı bir
tutumdur. Ancak, eğitim sisteminde insanlık değerleriyle bağdaşmayan bu tür
esasların hâkim kılınmaya çalışılması kabul edilmezdir.
Bu nedenle, Hükûmeti ve Bakanlığı, çok dilli yaşam ve eğitim önerileri
dile getirildiğinde ırkçı söylemlerin arkasına sığınmaktan vazgeçmeye ve bu
konuda bir an önce adım atmaya çağırıyorum. Nitekim,
ana dilde eğitim politik bir malzeme değil, acilen tesis edilmesi gereken bir
insan hakkıdır.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Buldan.
Sayın milletvekilleri,
şimdi soru-cevap bölümüne geçiyoruz.
Sayın Işık, Sayın
Ağyüz, Sayın Aslanoğlu,
Sayın Paksoy, Sayın Vural, Sayın Çalış, Sayın Tankut, Sayın Asil, Sayın Özdemir, Sayın Çelik, Sayın Uslu,
Sayın Korkmaz, Sayın Taner, Sayın Doğru, Sayın Güvel,
Sayın Karabaş, Sayın Genç, Sayın Akkuş, Sayın Kaptan, Sayın Enöz,
Sayın Aydoğan, Sayın Köse ve Sayın Tütüncü sisteme
girmişler. Birer dakika süre vereceğim. Süremiz yeterse sorulara devam
edeceğiz.
Buyurunuz Sayın
Işık.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
çıraklık eğitimine giden öğrencilere devlet tarafından yapılan sigorta
ödemelerinin usta öğretici oluncaya kadar kalfalara da yapılması sağlanabilir
mi? Bu konuda bir
çalışmanız var mıdır? Ayrıca, çevre köylerden gelen çırak ve kalfaların
da taşımalı eğitim sistemine dâhil edilmesi mümkün müdür?
İkinci sorum:
Özel eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezlerine
Maliye Bakanlığı tarafından sağlanan saatlik eğitim ödeneğinin 2009 yılında net
51 TL iken 2010 yılında 38 TL’ye düşürülmesi ile kurumlar ciddi sıkıntıya
girmiştir. 2011 yılında bunun düzeltilmesi mümkün olabilecek midir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Işık.
Sayın Ağyüz…
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Teşekkür ederim.
Sayın Bakanım,
Gaziantep eğitimde 2009’da 60’ncı sırada, 2010’da 80’inci sırada. Bu
Gaziantep’in eğitim sorunu nasıl çözülecek? Gidip toplantılar yapıyorsunuz
AKP’lilerle, AKP’li milletvekilleriyle ama bir çözüm yok. Bakın eğitimin
durumu: Soğukta ders. Siz diyorsunuz ki: “Kaliteli eğitim.” Bakın, eğitiminizin
durumu, Millî Eğitim Müdürünüz söylüyor: “Arsa da yok, para da yok.” Bunlara
çözüm getiremediğiniz müddetçe Gaziantep’in eğitimi nasıl çözümlenecek?
Ayrıca, siz
öğrenci eylemlerinde hiç yorum yapmıyorsunuz, bunları öğrencileri haklı
gördüğünüz için mi yapmıyorsunuz?
YÖK’ün sahte
mühendislerin diplomalarına denklik verdiği doğru mudur?
İleri demokrasiyi
rektör atamalarında niye uygulayamıyorsunuz?
“Bilgi toplumu”
diyorsunuz, araştıran, soran, sorgulayan öğrenci yaratmak dururken öğrencileri
neden baskı altında tutuyorsunuz?
Ayrıca, okulları
yıkıp…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Ağyüz.
Sayın Aslanoğlu…
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, unuttuğumuz bu usta öğreticiler var. Bunlar
yirmi yılını, yirmi beş yılını insanları eğitmeye vermiş ama maalesef, bugüne
kadar sizin döneminizde de, sizden önce de, daha önce de bu usta öğreticilerin
hiçbir sorunu giderilmemiş, bunlar hep bir şekilde ele alınmamış, özlük
haklarıyla, moralleriyle usta öğreticiler kendilerini garip hissediyorlar,
Bakanlığınızın dışında hissediyorlar. Bunlara sahip çıkmak bizim görevimiz
değil mi? Usta öğreticiler kışları çalışıp yazları sigortası olmayan ve
çalıştığı ücrete karşılık da ücretini alamayan kişiler Sayın Bakan. Usta
öğreticileri Bakanlığınızın içinde, bunları, sizin evladınız, sizin kardeşiniz
olarak ele alacak mısınız, yoksa bunlar yine sağda solda gariban olarak mı
kalacak?
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Aslanoğlu.
Sayın Paksoy…
MEHMET AKİF
PAKSOY (Kahramanmaraş) – Teşekkür ederim.
Sayın Bakan,
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi kadroları hâlen
verilmemiştir. On iki seneden beri kadrosu verilemeyen başka bir fakülte var
mıdır, ne zaman vermeyi düşünüyorsunuz?
İkinci sorum:
Herhangi bir kamu kuruluşunda çalışan daire başkanları makam tazminatı aldığı
hâlde, üniversitede çalışan daire başkanları alamamaktadır. Söz konusu
personelin mağduriyetine ne zaman son vereceksiniz?
Bilindiği gibi,
sözleşmeli personel uygulaması en çok Sağlık Bakanlığı ve sizin Bakanlığınızda
bulunmaktadır. Sözleşmeli personel kamu personeli olmasına rağmen, aynı görevi
yapan kadrolu personele nazaran özlük ve sosyal haklarında büyük farklılık
bulunmaktadır. Bu uygulamadan dolayı aile birliği zedelenmektedir. Bu
uygulamayı kaldırmayı veya 657 sayılı Yasa’da kadrolu personele tanınan hakları
sözleşmeli personele de tanımayı düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Paksoy.
Sayın Vural… Yok.
Sayın Çalış.
HASAN ÇALIŞ (Karaman)
– Sayın Başkan, teşekkürler.
Sayın Bakan,
veliler telefon, faks, mail, mesajla ulaştırdıkları problemlerini size
iletmemizi ve çözülmesini rica ediyorlar. Bakanlığın bütün tedbirlerine rağmen
pek çok okulda velilerden “öğrenci kayıt parası”, “temizlik parası”, “yakacak
parası” gibi benzeri adlarla para istenilmektedir. Veremeyince çocukların
refüze olmasından veliler şikâyetçi. Gerçekten okullara yeterli ödenek
gönderilemiyor mu, yoksa gönderilmesine rağmen velilerden para mı isteniyor?
Velilerin, okulların, öğrencilerin bu tür problemlerini çözmek için ne gibi
yeni tedbirler alacaksınız?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Çalış.
Sayın Tankut…
YILMAZ TANKUT
(Adana) – Teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan,
e-postayla gelen bir mesajı doğrudan size okumak istiyorum: Lise ve özellikle
ilköğretim okullarında okul aile birlikleri vasıtasıyla veya doğrudan okul
yöneticileri aracılığıyla velilerden yakacak parası toplanmaktadır. Bugün
kiliselerin onarımı ve restorasyonu için bile para
bulan ve bu onarımları gerçekleştiren koskoca devletimiz ve dolayısıyla Millî
Eğitim Bakanlığımız çocuklarımızın üşümeden eğitimlerini tamamlayabilmesi için
kiliselere gösterilen hassasiyeti neden göstermemektedirler ve niçin yakacak
parası bulmamaktadırlar?
Diğer sorum:
Sadece 1 milyon nüfuslu bazı illere bile dördüncü üniversite açılırken 2 milyon
nüfuslu Adana’ya ikinci bir devlet üniversitesi kurulmasına niçin sıcak
bakmıyorsunuz? Bu çerçevede, Adana’ya ikinci devlet üniversitesi kurulması için
vermiş olduğumuz kanun teklifine destek vermeyi veya Hükûmet
olarak bir kanun tasarısı getirmeyi önümüzdeki günlerde düşünüyor musunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Tankut.
Sayın Asil…
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakan, Rize
ili Fındıklı ilçesi Millî Eğitim Müdürü ile Artvin ili Borçka ilçesi Millî
Eğitim Müdürü görevlendirmeyle 2007 yılından bu yana karşılıklı yürüttükleri
görevlerinin sona erdirilmesini ve asli görev yerlerine dönmelerini 13/10/2010 tarih ve 63072 sayılı yazıyla olur vererek
sağlamışsınız ve Başbakanlığın 2010/2 sayılı Genelge’sine uygun işlem
yapmışsınız. Yirmi beş gün sonra aynı kişileri Personel Genel Müdürlüğünün 18/10/2010 tarih ve 67891 sayılı yazısıyla tekrar aynı
şekilde karşılıklı görevlendirme yapmışsınız. Bu kendinizle çelişen uygulamada,
ilgili işlemde muhataplardan biri olan Mehmet Dursun’un
Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı Davut Dursun’un
kardeşi olmasının etkisi var mıdır?
Eğitimde katma
değer vergisini kaldırmaya yönelik bir çalışmanız var mıdır?
Özel öğretim
kurumları kapasitelerinin büyük bölümünü kullanamamaktadırlar. Özel eğitime muhtaç öğrenci
sayısı…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Asil.
Sayın Özdemir…
HASAN ÖZDEMİR
(Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Bakana
soruyorum: İstanbul’dan sonra en fazla göç alan ikinci kent olan Gaziantep
ilinde eğitim tesislerine yönelik yetersizliklerin giderilmesi için 2011 yılı
programlarınız nedir, nasıl yapacaksınız?
Gaziantep ilindeki
okul, derslik ve öğretmen açıkları nelerdir?
Gaziantep’teki
eğitimin kötü gidişini nasıl önleyeceksiniz?
Gaziantep ilinde
üniversite öğrencilerinin en önemli sorunu olan yurt eksikliğinin giderilmesi
için ne zaman yeni öğrenci yurtları yaptıracaksınız?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Özdemir.
Sayın Çelik…
BEHİÇ ÇELİK
(Mersin) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan,
öğretmen atamalarına değindiniz ama ülkemizde 130 bin civarında öğretmen
açığının olduğu belirtilmektedir. Pedagojik eğitimini tamamlamış mezunların
sayısının 320 bin düzeyinde olduğu da bilinmektedir. Mağduriyetlerin
giderilmesi için herhangi bir hazırlığınız var mıdır? Mezunların öğretmen
olması… Sözleşmelilerin kadro mağduriyetleri nasıl giderilecektir?
Diğer bir sorum,
üniversitelerden süre nedeniyle kaydı silinenler hakkında. Bu konuda bir
çalışma var mıdır?
Üçüncü olarak da,
ÖSYM’de meydana gelen hırsızlık olayına karışanlar için kovuşturma talebiniz
oldu mu, yoksa öğretmen olarak bu kişiler atandı mı? Bu hususu Deniz Feneri
tipi bir karartma mı bekliyor?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Çelik.
Sayın Uslu…
CEMALEDDİN USLU
(Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Uzunköprü
ilçesinden somut bir olay aktaracağım. Esra Debreli,
2010 Eylül ayında, Van Başkale Albayrak İlköğretim
Okulunda sözleşmeli öğretmen olarak çalışırken, KPSS sınavının iptal edilmesi
sebebiyle, yeni sınava hazırlanmak için istifa etmiş, yenilenen sınavda 93.4 puan almıştır. Ancak, bu kişinin kadrolu öğretmenliğe
müracaatı kabul edilmemiştir. Sözleşmeli talebi olsaydı haklıydınız, kadrolu
atama talebinin reddedilmesi hangi mevzuata göredir? Bu bir haksızlık değil
midir? Bu durumda kaç öğretmen adayı vardır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Uslu.
Sayın Korkmaz…
S. NEVZAT KORKMAZ
(Isparta) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Üniversitelerdeki
araştırma görevlilerinin, yüksek lisans ve doktorasını tamamladıktan sonra
kadrosuzluk gerekçesiyle ilişkisi kesiliyor. Onlar da iş bulma kaygısıyla
doktoradan sonra yeni iş arayışlarına girince yetişmiş elemanlar üniversiteden
ayrılıyor. Bu soruna ne zaman çözüm üretmeyi düşünüyorsunuz?
İki, nüfusu 400
bin civarında olan Isparta’nın ekonomisinde çok büyük etkisi olan üniversitenin
yanına, ihtiyaçlardan dolayı yeni bir ikinci üniversite açmayı düşünüyor
musunuz?
Üçüncü olarak,
üniversitede uygulanan 4’lük not sisteminin 100’lük sisteme çevrilmesi
hususunda üniversiteler ve YÖK arasında ciddi farklılıklar vardır, bu
farklılığı ne zaman gidermeyi düşünüyorsunuz?
Ayrıca Sayın Bakan,
ikinci dil tartışmalarında, Türkçenin geliştirilmesinden birinci derecede
sorumlu olmanıza rağmen neden suskunluğunuzu muhafaza ediyorsunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Korkmaz.
Buyurunuz Sayın
Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Öncelikle, az
önce tamamlayamadığım konuşmamı tamamlamak istiyorum soru-cevap bölümünde.
Öncelikle, bütün
milletvekillerine, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin görüşülmesi esnasında
verdikleri destek için şimdiden ben Genel Kurula teşekkür ediyorum.
Sayın Işık
çıraklık sigorta ödemelerine ilişkin bir soru sordu. Bunun ödenebilmesi
konusunda taraflarla çalışmalar devam ediyor ve özel eğitim ve rehabilitasyon ücretleri konusunda da 2011’de artış söz
konusu olacak, bu konudaki sıkıntıyı da gidereceğiz.
Sayın Yaşar Ağyüz, Gaziantep’in eğitim sorunlarına ilişkin, nasıl
çözülecek diye… Bu, hemen hemen her yıl, her yasa
görüşmelerinde daha doğrusu Sayın Ağyüz tarafından
bana yöneltilen, benim de ısrarla cevaplandırdığım bir soru. Çok yoğun göç alan
ve hızlı büyüyen kentlerde eğitim sorunlarının çözümü için özel modeller
geliştiriyoruz. Gaziantep’te yaptığımız değerlendirme toplantısında da bunları
ele aldık ve bu yıl itibarıyla daha fazla kaynak ayırmak suretiyle bu sorunun
çözümü yolunda çaba sarf edeceğiz.
Sayın Aslanoğlu’nun usta öğreticilerle ilgili sorduğu soru:
“Hiçbir sorunları giderilmedi.” dedi. Hükûmet
olduğumuz dönemde usta öğreticiler sadece çalıştıkları dönemde on beş günlük
sigorta ücretleri ödenip hiçbir hakları, sağlık ve sosyal güvenceleri yoktu
bildiğiniz gibi. Tam bir aylık sigortaları ve sağlık ve sosyal güvenlikleri
sağlanmış durumda. Şu anda usta öğreticilerimizin geçmişe yönelik borçlanma ve
bu yolla emekli olma taleplerine yönelik çalışmalar da Çalışma Bakanlığında
tamamlandı.
Sayın Paksoy’un tıp fakültesinin kadrosunun verilmemesine
ilişkin… “300 akademik, 145 idari olmak üzere toplam 445 kadro Meclise
sunulmuştur.” diyor, YÖK Başkanımızın verdiği cevaba göre.
Sözleşmeli
personel konusuna da değinildi, normalde muhalefet sözcülerinin de, dışarıda
sendikalarımızın da ısrarla dile getirdiği bir husus. Sözleşmeli öğretmenlerin
kadroya geçirilmesi konusundaki çalışmalarımız, yani yasa tasarısı hazırlığımız
tamam fakat bu konuda kamudaki diğer bakanlıklarda çalışan personelle eş zamanlı
olarak karşılanması konusunda bir ortak çalışma var.
Sayın Çalış,
öğrenci kayıt parası, temizlik parası… Gerçekten bu konuda herhangi bir şekilde
bir zorlama yapıldığında her birisi hakkında idari işlem yapıyoruz. Bunun için
defalarca uyarıyoruz, uyguluyoruz, il millî eğitim müdürleri toplantılarında
doğrudan ben kendim talimat veriyorum ve bugün, bu yılki bütçemizde de temizlik
alanında hizmet alımı yapacağız, özellikle bu yöndeki itirazları da… Yani Sayın
Tankut’un da yakacak parasına ilişkin itirazları
benzer olduğu için ikisini birlikte cevaplandırmış olayım.
Bazı sorulara
cevabı daha sonra yazılı vereceğim yani elimde, önümde notlarım yok bu konuda.
Yine,
Gaziantep’in derslik ihtiyacı ileri sürüldü. Söylediğim gibi, göç alan ve büyük
şehirlerimizde, yirmi ilimizde derslik ihtiyacımız var ve bu illere ilişkin
özel pilot uygulamalar yapıyoruz.
ÖSYM’ye ilişkin
bir değerlendirme, epey bir değerlendirme yapıldı. Kısaca
şunu söylemek isterim ki: Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi YÖK’e bağlı ve
bir teşkilat yasası olmayan bir kurumdu, bugün, bir bağımsız, bir özerk kurum
hâline gelmesi; objektif, eşit, adil bir şekilde bu ülkedeki sınavların dijital
ortamda, hiçbir haksızlığa ve kopyaya mahal vermeyecek şekilde gelişmesi için
yeni bir yasa tasarısı hazırlığı tamamlanmış durumda.
ÖSYM olarak
değişmiş bir isim yok, özellikle marka değerini korumak adına da bu kurumun adı
korundu ama takdir edersiniz ki sadece yükseköğrenime öğrenci yerleştirmiyor,
kamuya da personel yerleştiriyor ve artık günümüzde bu kavram
“ölçme-değerlendirme” olarak kullanılıyor, bu şekilde değişti.
Kamu personeli
seçme sınavında ne Millî Eğitim Bakanlığının ne Hükûmetimizin
en küçük, zerrece bir ihmali yoktur ve siyasi olarak da gerçekten, bu konuda
yüzlerce soru önergesine ve soruya muhatap olduk, defalarca cevaplandırdık.
Bugün, orada ne olmuşsa bunun en net bir şekilde ortaya çıkmasını en fazla biz
istiyoruz ve cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Yükseköğretim
Denetleme Kurulumuz, Devlet Denetleme Kurulumuz ve savcılık diğer taraftan
soruşturmayı sürdürüyor.
KPSS sınavını bu
şaibelerle bırakamazdık, iptal edildi. İptal üzerine yeniden sınav
gerçekleştirildi ve bu sınavda gösterilen titizlikle, gerçekten, hak edenlerin
öğretmen olarak atandığını düşünüyorum.
Yine, sözleşmeli
öğretmenlere ilişkin bir diğer sorusu vardı Sayın Uslu’nun.
Isparta
Milletvekilimiz Nevzat Korkmaz’ın, öğretim
görevlileri kadrosuna ilişkin bir sorusu var. Bu konuda, 50/d maddesine göre,
“Üniversitede çalışan öğrenciler, 133’e göre kadro açılarak üniversiteye
alınmaktadırlar.” diyor.
Bunun dışında,
özellikle konuşmamı tamamladıktan sonra, bazı milletvekillerimizin, muhalefet
sözcülerinin dile getirdiği bazı hususlara cevap vermek istiyordum fakat buna
zamanım kalmadı.
Özellikle Fatma Nur
Serter Hanım’ın ve Muharrem İnce Bey’in dile
getirdiği bir ödev, ilkokul birinci sınıf performans ödevine ilişkin… “Ankara
Gölbaşı Şehit Göçer İlköğretim Okulunda verilmiş performans ödevini ben
yapamadım.” yani Sayın Serter “Ben de yapamadım.”
dedi, dolayısıyla bu nasıl…
Bizim, aslında,
performans ödevleri, yeni eğitim öğretim ve müfredat sistemimiz içerisinde
ezberci ve kitaptan kopyalayan sistem yerine, soran, sorgulayan, yaratıcı
özellikleri ortaya çıkması açısından önemsediğimiz bir görev performans ödevi
ama defalarca uyarmamıza rağmen öğretmenlerimizin bazıları yardımcı kaynak
kullanıyorlar. Bu okuldaki öğretmenimizden de bilgi aldık, bu konuda bu soru
yardımcı kaynak kullanılarak verilmiş bir performans ödevi. Ama ben her şeye
rağmen merak ettim, birinci sınıflarda uygulanmış, dört şubede 120 öğrenci
öğrenim görüyor, bütün öğrenciler bu ödevi doğru olarak anlamış ve yapmışlar.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – İnanıyor musunuz? Aileleri yaptı Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sizin moralinizi bozmak gibi olmasın ama
Sayın İnce, ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin hepsi bu ödevi tam olarak
yapabilmişler.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Bence siz yapın bunu, bir saat içinde siz yapın, bütün
eleştirilerimi geri alacağım.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Ben yaparım Sayın İnce.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Size bir saat süre, siz YÖK Başkanıyla beraber yapın, ben bütün
eleştirilerimi geri alacağım.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sayın İnce, müsaade ederse soru-cevap
bölümünü tamamlayayım.
Öncelikle Sayın
İnce, benimle sınav konusunda yarışma konusunu bayramdan beri sürdürüyorsunuz.
Ben üniversite sınavında dereceye girerek girdim. Sizin derecenizi merak
ediyorum, burada paylaşırsanız… Dolayısıyla, ben gireceğim bütün sınavlara
girdim, başarmamam gereken konuları da başardım.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Şimdi, elli yaşına yaklaştık, o performans ödevini bir saat içinde
yaparsanız şu Genel Kurulu terk ederim, bir daha girmem, söz veriyorum.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Şimdi, burada sınav başarılarını
yarıştırmayalım.
Sayın İnce,
dolayısıyla hepimiz bu yaşa geldik ve gireceğimiz tüm sınavlara girdik, elde
ettiğimiz başarıları elde ettik dolayısıyla…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Hayır, siz onu bir saatte yapın, terk edip gideceğim burayı.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Ben sizinle bu konuda… Her şeyden önce
kürsüye çıktığınızda da Sayın İnce, “Polemik yapmayacağım.” dediniz ama
gerçekten polemik bile denemeyecek kadar düzeyi düşük
bir konuşma yaptınız.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Ama çok kötü yönetiyorsunuz Bakanlığı, ne yapayım!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Seviyeniz de son derece düşüktü, ancak size
yakışırdı. Bana öyle bir andı yazmak bol gelmez ama size Grup Başkan Vekilliği
çok bol geldi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kendinize yakışanı
yapıyorsunuz. Ben cevap vermek…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Ama siz de Bakanlık koltuğunu dolduramıyorsunuz. Ne yapayım!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Ben gerçekten sizin düzeyinize inmek suretiyle
cevap vermeyeceğim bu Meclise olan saygımdan dolayı. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
HASAN ÖZDEMİR
(Gaziantep) – Benim sorularıma cevap vermediniz Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Millî Eğitim Bakanlığını yönetmeye gelince, bu
ülkede…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Öğretmenlerin yüzde 85’i Bakanlıktan nefret ediyor, anket ortada.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – O sizin yandaş sendikanın yaptığı anketin
sonuçları.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – O bizim yandaş sendikamız değil. Yüzde 85…
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sayın Bakan, sorulara gel artık sorulara. Demagoji yapmayalım
Sayın Bakan.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Yandaş sendikanızın yaptığı anketlerin
sonuçları. Dolayısıyla, onları hiç… Bu anlamda öğretmenler arasında ben şahsen
gördüğüm saygıyı, sevgiyi daha çok önemsiyorum. Dolayısıyla…
HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep)
– Sayın Bakan, sorularıma cevap vermediniz efendim; Hasan Özdemir, Gaziantep
Milletvekili.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Gaziantep’e cevap verdim Sayın Özdemir.
HASAN ÖZDEMİR
(Gaziantep) – Ama vermediniz efendim.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – O konuda özel çalışma yürüttüğümüzü ifade
ettim.
Bugüne kadar
gerçekten eğitimin bugün, artık, kalitesi ve niteliği üzerinde duruyorsak,
eğitimin niceliğine ilişkin sorunları, altyapı ve fiziki sorunları geride
bırakmışsak, gerçekten öncelikle Sayın Başbakanımızın ve Hükûmetimizin
eğitime verdiği önemin bir sonucudur.
Bugün geldiğimiz
noktada, yapılan bütün kamuoyu anketlerinde eğitim, toplumun en yüksek
memnuniyet gösterdiği alanlardan birisi.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Allah! Nerede, nerede; AKP Genel Merkezinde mi yaptınız o anketi?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Dolayısıyla, bugün bunları tabii ki sadece
ben söylemiyorum, sonuçlar da söylüyor. Sadece havanda su dövüyorsunuz, popülizm yapıyorsunuz, toplumu gerçeklerden uzak, uyutmaya
çalışıyorsunuz. Biz sadece gerçekleri söylüyoruz ve bu gerçeklere de toplum
inanıyor, ikna oluyor.
Ben hepinizi
saygıyla selamlıyorum ve verilen destekler için teşekkür ediyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Bir dahakine soruları bir hafta önceden göndereceğiz, merak etme!
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sayın Başkan, Sayın Bakan, konuşmasında “Seviye düşük!” demiştir.
Onu açıklamak zorundadır. Tutanaklara bakınız.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan, soru-cevap süresi tanımlanmıştır. Dolayısıyla,
milletvekillerinin sorularına cevap vermek yerine Sayın Bakan soru-cevap
bölümünü kürsüdeki hatiplere cevap vermek için kullanmıştır. Oysa bu kısmı
bıraksaydı da sorulara cevap verseydi. Eğer soruları beğenmediyse kendisi
soruları getirsin o soruları yöneltelim kendisine. (AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Bir hafta önceden gönderebiliriz soruları kendine, soruları önceden
verebiliriz.
BAŞKAN – Kalan sorulara yazılı cevap verecektir
herhâlde Sayın Vural, öyle beyan etti.
OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle bir şey olur mu! Beş dakikasını polemik için kullandı.
Yazık, günah! Milletvekili sual soruyorsa cevabı Sayın Bakanın verebilmesi
gerekir.
BEKİR BOZDAĞ
(Yozgat) – Kime cevap vereceğini Sayın Bakan takdir eder.
BAŞKAN – Sayın
Vural, yazılı cevap verir herhâlde.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Yazılı… Bütçe geçtikten sonra yazılı cevap olsa ne olur?
BAŞKAN – Onu
bilemiyorum efendim.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – “Seviye düşük.” lafını kullanmıştır, bunu açıklaması lazım.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, Gaziantep kaldı.
HASAN ÖZDEMİR
(Gaziantep) – Sayın Bakan, sorularımı yanıtlamadınız.
BAŞKAN –
Soru-cevap işlemi sona ermiştir.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – “Seviye düşük.” lafını açıklaması lazım, bir bakana yakışmıyor.
BAŞKAN – Şimdi
sırasıyla on üçüncü turda yer alan bütçelerin bölümlerine geçilmesi hususunu ve
bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım…
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Seviye düşük… Ne seviyesi düşük?
BAŞKAN – Millî
Eğitim Bakanlığının 2011 yılı merkezi yönetim bütçesinin bölümlerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum…
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sorulara cevap vermiyorsunuz, demagoji
yapıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından “Sus be.” sesleri, CHP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen susunuz, sakin olunuz.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Millî Eğitim Bakanlığını sizin kadar bilmeyen ikinci bir bakan daha
gelmedi bu Meclise.
ALİ KOÇAL
(Zonguldak) – Bir bakana bu hareketler yakışmıyor.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Cumhuriyet tarihinde bu kadar beceriksiz bir bakan olmadı.
Cumhuriyet tarihinde böyle bir bakan olmadı.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Siz mi
karar veriyorsunuz?
BAŞKAN – Lütfen…
Sayın milletvekilleri, çalışmamıza devam edemiyoruz, lütfen sakin olunuz.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Rezil ettiniz millî eğitimi, eğitim diye bir şey kalmadı bu ülkede.
BAŞKAN –
Karşılıklı konuşmayınız, lütfen.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Rezil ettiniz eğitimi. (AK PARTİ ve CHP sıralarında gürültüler)
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) –
Parmağını indir!
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen sakin olunuz, oylamaya geçtik.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – 300 bin çocuk atanamadı, bekliyor.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) –
Parmağını indir!
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri… Sayın milletvekilleri, lütfen, sakin olunuz.
MUHARREM İNCE (Yalova) – Cumhuriyet tarihinin en beceriksiz
Bakanı.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Siz mi karar vereceksiniz?
BAŞKAN –
Karşılıklı konuşmayınız Sayın Bakan. Sayın Çubukçu, lütfen…
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sayın Başkanım “Seviyesi düşük.” lafını açıklasın.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Ha, bütçeni reddetsinler, sen orada otur…
BAŞKAN –
Bölümleri okutuyorum…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Anadolu toprakları böyle beceriksiz bir bakan görmedi taa Malazgirt Zaferi’nden beri.
BAŞKAN – Sayın
İnce, lütfen…
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sen
kimsin, sen mi karar vereceksin?
MUHARREM İNCE (Yalova) – Evet, aynen öyle.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sorular ağır geldi galiba.
BAŞKAN –
Bölümleri okutuyorum:
13- MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI
1.– Millî Eğitim Bakanlığı 2011 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 978.521.700
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 60.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 1.700.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 196.275.600
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir
09 Eğitim
Hizmetleri 32.935.605.700
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir
GENEL
TOPLAM 34.112.163.000
BAŞKAN – Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – O “Grup başkan vekilliği koltuğu yakışmadı.” lafını çok fena
yedireceğim ben sana!
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Ne demek yedireceğim!
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sonra, televizyon kanallarında…
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Sen kimsin?
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Ne demek sen kimsin?
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Burada argo yok. Güzel ifade edeceksin. Sen
kimsin!
BAŞKAN – Sayın Çubukçu,
Sayın Çubukçu…
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Ne demek yedireceğim? Burada böyle âdet yok.
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Bakan, sizi denetlemekle görevliyim ben, benim görevim bu. (AK
PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)
AYŞE NUR
BAHÇEKAPILI (İstanbul) – İndir o parmağını!
MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Yeter artık ya, terbiyesiz adam! Ne utanmaz adammışsın sen ya!
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Sayın Bakan, sizi denetlemekle görevliyim ben.
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Ne yedireceksin?
BAŞKAN – Sayın
Çubukçu…
MİLLÎ EĞİTİM
BAKANI NİMET ÇUBUKÇU (İstanbul) – Burası Meclis, doğru konuşacaksın.
BAŞKAN – Sayın
Çubukçu, lütfen sakin olunuz.
Sayın İnce,
lütfen…
MUHARREM İNCE
(Yalova) – Al eline kâğıdı oku, ne güzel memleket!
BAŞKAN – On
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.13
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.27
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Yusuf COŞKUN (Bingöl)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 38’inci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu
Tasarısı on üçüncü tur görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Millî Eğitim
Bakanlığı 2009 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2.– Millî Eğitim Bakanlığı 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
BAŞKAN– (A)
cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
A – C E
T V E L İ
(TL)
- Toplam Ödenek: 23.838.592.326,26
- Bütçe Gideri: 27.973.064.896,64
- Ödenek Üstü Gider: 4.373.144.508,33
- İptal Edilen Ödenek: 194.884.284,95
- Ertesi Yıla Devreden Ödenek: 43.787.653,00
BAŞKAN– (A)
cetvelini Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Millî Eğitim
Bakanlığı 2009 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Yükseköğretim
Kurulu 2011 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
38.01 - YÜKSEKÖĞRETİM KURULU
1.– Yükseköğretim Kurulu 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 13.670.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 11.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık Hizmetleri 2.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir
09 Eğitim
Hizmetleri 5.444.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir
GENEL
TOPLAM 19.127.000
BAŞKAN– Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir cetvelini
okutuyorum:
G E L İ R C E T V E L İ
KODU Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 24.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 19.048.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 40.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
06 Sermaye
Gelirleri 15.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 19.127.000
BAŞKAN– Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Yükseköğretim
Kurulu 2011 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul edilmiştir.
Yükseköğretim
Kurulu 2009 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2.– Yükseköğretim Kurulu 2009 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
BAŞKAN– (A)
cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
A – C E T V E L İ
(TL)
- Toplam Ödenek : 42.703.561,20
- Bütçe Gideri : 26.536.665,47
- İptal Edilen Ödenek : 16.166.895,73
BAŞKAN– (A)
cetvelini Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin
genel toplamını okutuyorum:
B – C E T V E L İ
(TL)
- Bütçe Tahmini: 43.615.000,00
- Yılı Net Tahsilatı: 25.281.696,22
BAŞKAN– (B)
cetvelini Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Yükseköğretim
Kurulu 2009 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezi 2011 yılı bütçesinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Bölümleri
okutuyorum:
40.01 – ÖĞRENCİ SEÇME VE YERLEŞTİRME MERKEZİ
1.– Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2011 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 11.938.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 148.253.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 160.192.000
BAŞKAN – Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir cetvelini
okutuyorum:
G E L İ R C E T V E L İ
KODU Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 164.984.000
BAŞKAN – Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 13.016.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 178.000.000
BAŞKAN – Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezi 2011 yılı merkezî yönetim bütçesinin bölümleri kabul
edilmiştir.
Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezi 2009 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2.– Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN– (A)
cetvelinin genel toplamını okutuyorum:
A – C E
T V E L İ
(TL)
- Toplam Ödenek: 245.326.074,47
- Bütçe Gideri: 203.030.600,40
- İptal Edilen Ödenek: 42.295.474,07
BAŞKAN– (A)
cetvelini Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin
genel toplamını okutuyorum:
B – C E T V E L İ
(TL)
- Bütçe Tahmini: 195.180.000,00
- Yılı Net Tahsilatı: 146.026.923,32
BAŞKAN– (B)
cetvelini Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Öğrenci Seçme ve
Yerleştirme Merkezi 2009 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul
edilmiştir.
Şimdi
üniversitelerin 2011 yılı merkezî yönetim bütçeleri ile 2009 yılı kesin
hesaplarının bölümlerine geçilmesi hususunu ve bölümlerini ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.
Üniversitelerin
2011 yılı merkezî yönetim bütçelerinin bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Bölümler ile
gelir cetvellerini okutuyorum:
38.02 – ANKARA ÜNİVERSİTESİ
a) Ankara Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 62.725.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 1.300.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 64.214.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 2.439.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 307.797.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 438.475.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 26.927.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 399.158.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 10.590.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 436.675.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.03 – ORTA DOĞU TEKNİK
ÜNİVERSİTESİ
a) Orta Doğu Teknik Üniversitesi
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 59.213.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 50.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 2.210.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 2.040.600
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 3.856.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 209.015.900
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 276.386.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 34.157.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 240.428.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 1.801.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 276.386.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.04 – HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ
a) Hacettepe Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK C E T V E L İ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 82.403.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 189.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 7.974.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 64.797.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 6.273.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 287.410.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 449.046.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 27.758.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 399.890.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 21.398.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 449.046.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.05 – GAZİ ÜNİVERSİTESİ
a) Gazi Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK C E T V E L İ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 62.373.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 8.423.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 29.011.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 2.500.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 298.184.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 400.491.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 41.502.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 348.489.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 10.500.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 400.491.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.06 – İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 60.171.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 10.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 11.200.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 8.590.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 1.688.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 507.176.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 588.835.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 50.046.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 506.646.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 32.142.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 588.835.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.07 – İSTANBUL TEKNİK
ÜNİVERSİTESİ
a) İstanbul Teknik Üniversitesi
2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 57.011.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 29.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 3.979.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 3.865.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 206.553.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 271.437.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 29.595.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 240.270.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 1.572.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 271.437.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.08 – BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ
a) Boğaziçi Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 36.287.300
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 5.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 1.500.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 6.172.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 104.355.700
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 148.320.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 20.573.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 127.534.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 213.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 148.320.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.09 – MARMARA ÜNİVERSİTESİ
a) Marmara Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 52.092.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 44.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 7.001.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 9.916.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 2.215.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 212.620.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 283.888.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 42.675.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 236.861.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 3.352.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 282.888.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.10 – YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ
a) Yıldız Teknik Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 26.523.100
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 51.700
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 3.760.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 1.829.800
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 116.152.400
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 148.317.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama
(TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 18.201.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 129.118.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 998.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 148.317.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.11 – MİMAR SİNAN GÜZEL SANATLAR
ÜNİVERSİTESİ
a) Mimar Sinan Güzel Sanatlar
Üniversitesi 2011 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 20.785.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 1.746.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 606.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 51.533.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 74.670.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 3.490.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 70.958.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 22.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 74.470.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.12 – EGE ÜNİVERSİTESİ
a) Ege Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 58.768.400
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 141.400
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 2.711.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 62.148.800
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 5.701.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 250.393.900
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 379.865.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama
(TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 31.071.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 338.955.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 9.839.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 379.865.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.13 - DOKUZ EYLÜL ÜNİVERSİTESİ
a) Dokuz Eylül Üniversitesi 2011
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 42.898.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 46.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 6.638.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 32.511.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 3.886.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 234.120.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 320.100.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 28.628.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 277.182.500
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 14.289.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 320.100.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.14 – TRAKYA ÜNİVERSİTESİ
a) Trakya Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 15.604.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 3.145.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 16.219.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 1.291.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 97.148.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 133.407.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 14.444.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 116.629.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 2.334.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 133.407.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.15 – ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ
a) Uludağ Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 31.274.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 77.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 4.209.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
07 Sağlık
Hizmetleri 27.297.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 3.057.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 184.087.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 250.001.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 32.305.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 211.063.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 6.633.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 250.001.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
38.16 – ANADOLU ÜNİVERSİTESİ
a) Anadolu Üniversitesi 2011 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
01 Genel
Kamu Hizmetleri 39.186.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
02 Savunma
Hizmetleri 46.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
03 Kamu
Düzeni ve Güvenlik Hizmetleri 1.390.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir
08 Dinlenme,
Kültür ve Din Hizmetleri 1.046.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
09 Eğitim
Hizmetleri 198.558.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
TOPLAM 240.226.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
GELİR CETVELİ
Kodu Açıklama (TL)
03 Teşebbüs
ve Mülkiyet Gelirleri 70.465.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
04 Alınan
Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler 142.884.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
05 Diğer
Gelirler 26.877.000
BAŞKAN– Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.