DÖNEM: 23 CİLT:
66 YASAMA
YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
85’inci
Birleşim
13 Nisan 2010 Salı
(Bu Tutanak
Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge
ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN
KÂĞITLAR
III. - YOKLAMALAR
IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları
1.- Siirt
Milletvekili M. Yılmaz Helvacıoğlu’nun, Mimar
Sinan’ın ölümünün 422’nci yıl dönümü ve Mimar Sinan Haftası’na ilişkin gündem
dışı konuşması
2.- İzmir
Milletvekili Şenol Bal’ın, Kırgızistan Cumhuriyeti’nde meydana gelen son
olaylar ve gelişmelere ilişkin gündem dışı konuşması
3.- İzmir Milletvekili
Selçuk Ayhan’ın, İzmir Torbalı Pancar köyü halkının sözleşmeli kiracı olarak
uzun süredir tarım yaptıkları arazilerin ellerinden alınmak istenmesine ilişkin
gündem dışı konuşması
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19
milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da artış gösteren kanser vakalarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/666)
2.- Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve 21 milletvekilinin,
kanser hastalığı konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/667)
3.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl ve 23 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/668)
4.- Antalya
Milletvekili Osman Kaptan ve 21 milletvekilinin, TOKİ’nin
faaliyetlerinin araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/669)
B) Tezkereler
1.- Çin Halk
Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresinin vaki davetine icabetle TBMM İçişleri
Komisyonu üyelerinden oluşan bir Parlamento heyetinin Çin Halk Cumhuriyeti’ne
resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1171)
C) Önergeler
1.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, (2/447) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan
gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/202)
VI.- ÖNERİLER
A) Danışma Kurulu Önerileri
1.- Gündemdeki
sıralamanın yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, yükseköğrenim
öğrencilerinin yurt ihtiyacına ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1038) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
2.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan’ın, TÜİK’in bazı verileri
üzerindeki tartışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1082) ve
Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı
3.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili bazı hususlara
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1125) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
4.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’in rekabetçilik endeksindeki yerine
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1144) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
5.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, kamudaki tasarruf
çalışmalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1146) ve Devlet Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı
6.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin yakacak
yardımlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1162) Cevaplanmadı
7.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, KİT Yönetim Kurulu
üyelerinin gelir vergisi ödemelerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/1163) Cevaplanmadı
8.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, imar tadilatlarına ve
meslek odalarının tutumuna ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1181)
Cevaplanmadı
9.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, yerel yönetimlerin harcamalarına ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1199) Cevaplanmadı
10.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, İstanbul’daki bir bina inşaatına ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1211) Cevaplanmadı
11.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Davos’taki Gazze Panelinin moderatörüne
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1224) Cevaplanmadı
12.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, İstanbul’da kamu hizmetine ayrılan alanların imar
değişikliğine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1255) Cevaplanmadı
13.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, sosyal yardımların seçim
malzemesi yapıldığı iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi
(6/1281) Cevaplanmadı
14.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sanat ve meslek
eğitimi kursları ihalesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1282)
Cevaplanmadı
15.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Gazze için yapılan
bağışlara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1283) Cevaplanmadı
16.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Aydın’da seçim çalışmaları sırasında bir çocuğun
hırpalandığı haberlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1287)
Cevaplanmadı
17.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, AÖF öğrencilerine öğrenim
harcı kredisi verilip verilmeyeceğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1659) ve
Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı
18.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, burs ve öğrenim kredileri ile ücretsiz barınmaya
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1662) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
19.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu
Anadolu’da sporun desteklenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1771) ve
Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı
20.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Antalya’da spor
turizminin geliştirilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1782) ve Devlet
Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı
21.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Erbaa ve Niksar’daki öğrenci yurdu ihtiyacına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1821) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
22.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 2011 Kış Olimpiyatlarında
Erzurum’un tanıtımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1823) ve Devlet Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı
23.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sporun
desteklenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1834) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
24.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sporun
desteklenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1835) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
25.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sporun
desteklenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1836) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
26.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kanada Kış
Olimpiyatlarını izlemek üzere giden heyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/1864)
ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın
cevabı
27.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Gençlik ve Spor
İl Müdürlüğünün bütçesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1970) ve Devlet Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı
VIII.- AÇIKLAMALAR
1.- Gümüşhane
Milletvekili Yahya Doğan’ın, çok sayıda spor tesisinin yapılmış olduğunu
görmekten mutluluk duyduğuna ve Gümüşhane ili Kelkit ilçesinin kapalı spor
salonunun yapımının tamamlanacağının müjdesini almış olmaktan da çok mutlu
olduğuna ilişkin açıklaması
IX.- MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Ön Görüşmeler
1.- Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 19 milletvekilinin,
kanser hastalığının boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/348)
2.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde
yaşanan kanser vakalarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/551)
3.- Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19
milletvekilinin, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da artış gösteren kanser vakalarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/666)
4.- Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve 21 milletvekilinin,
kanser hastalığı konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/667)
5.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl ve 23 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/668)
X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)
2.- Türk Borçlar
Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)
3.-
Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak
İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana
Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S.
Sayısı: 458)
4.- Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve
Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487)
XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, denetim ve yönetim
kurullarında görevli personele ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/10320)
2.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, başka görevde bulunan ve diğer kurumlarda görev
yapan TBMM personeline ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan
Vekili Nevzat Pakdil’in cevabı (7/10509)
3.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, bir hayırseverin yaptırdığı hastanenin atıl
durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın
cevabı (7/12135)
4.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Artova Hastanesinin eksikliklerine ilişkin sorusu
ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/12209)
5.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki hasta hakları uygulamalarına
ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı
(7/12210)
6.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, bir ölüm olayındaki ihmal iddialarına ilişkin
sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı
(7/12213)
7.- Balıkesir
Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Edremit ve Kazdağı
Devlet Hastanelerindeki bazı eksikliklere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep
Akdağ’ın cevabı (7/12215)
8.- Şırnak
Milletvekili Sevahir Bayındır’ın, yeşil kart
uygulamasına ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın
cevabı (7/12216)
9.- Erzincan
Milletvekili Erol Tınastepe’nin, baraj suları altında
kalacak bir köydeki kamulaştırmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve
Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12244)
10.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Munzur Projesi kapsamındaki barajların çevreye
etkisine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12348)
11.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur’un,
yerel yönetimlerdeki kadınlara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/12352)
12.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, Çumra Devlet Hastanesi yönetimine yönelik
iddialara ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın
cevabı (7/12394)
13.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da hastaneler
için yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/12395)
14.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Osmaniye’de hastaneler
için yapılan ihalelere ilişkin sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/12396)
15.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bir hastaneye hizmet
alımıyla göreve başlatılan personele ilişkin Başbakandan sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/12425)
16.- Antalya
Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, yönetim kadrolarına ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/12470)
17.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Çekirge’deki çocuk hastanesinin durumuna ilişkin
sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı
(7/12513)
18.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Şevket Yılmaz
Devlet Hastanesindeki yanık ünitesinin kapatılmasına ilişkin sorusu ve Sağlık
Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/12569)
19.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, çocuk aşılarına ilişkin
sorusu ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı
(7/12571)
20.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, mesai dışı poliklinik uygulamasına ilişkin sorusu
ve Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın cevabı (7/12572)
21.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, bir bakanın AOÇ’de gerçekleştirdiği bir
görüşmeye ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/12865)
22.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, Milas Güllük Dalyan bölgesindeki balık
üreticilerinin sorunlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı (7/12868)
23.- Denizli
Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, borçlarını ödemeyen
çiftçilerin durumuna ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/12876)
24.- Hakkâri
Milletvekili Hamit Geylani’nin, Şemdinli’deki bir
patlama olayına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı
(7/12890)
25.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, işsizlik ve kayıt dışı istihdam sorunlarına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/12933)
26.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Susurluk Çayı’nın taşmasıyla oluşan zarara,
Uluabat Gölü’nün
taşmasıyla oluşan zarara,
- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa’da aşırı
yağışlar dolayısıyla maddi zarara uğrayan çiftçilere,
- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, afet mağduru çiftçilerin borçlarına,
- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, pamuk primine,
Pamuk ithaline,
- Konya
Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın, bazı hayvancılık
desteklemeleri kapsamına Konya’nın alınmamasına,
- Bursa
Milletvekili Necati Özensoy’un, Alanya’da ölen
gösteri yunuslarına,
- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, kırmızı et ve süt tüketimi
ile fiyatlarına,
İlişkin soruları
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/12977), (7/12978), (7/12979), (7/12980),
(7/12981), (7/12982), (7/12983), (7/12984), (7/12985)
27.- Muğla
Milletvekili Metin Ergun’un, Marmaris Turunç
beldesinin afet kapsamına alınmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/12995)
28.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Edremit ilçesinin yağışlar nedeniyle uğradığı
zarara ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil
Çiçek’in cevabı (7/12996)
29.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un,
banka teminat mektuplarındaki işlem ücretlerine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/13030)
30.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, TKİ’nin yardım kömürü
dağıtımına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın
cevabı (7/13034)
31.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, EÜAŞ’taki bazı personel
hareketlerinin Bakanlık iznine bağlanmasına ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/13037)
32.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Ufuk Uras’ın, ödüllendirilen öğretmen ve yöneticilere
ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun
cevabı (7/13053)
33.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, PTT’nin özelleştirileceği iddiasına ve
personelin özlük haklarına ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın cevabı (7/13076)
34.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, sahte reçete
olaylarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer
Dinçer’in cevabı (7/13092)
35.- Ankara
Milletvekili Nesrin Baytok’un, emeklilerin Ziraat
Bankasından kullandıkları kredilere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/13116)
36.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/13119)
37.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Dursunbey’de grizu
patlaması meydana gelen maden ocağının denetimine ilişkin sorusu ve Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı (7/13127)
38.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı
(7/13129)
39.- Bursa
Milletvekili Onur Öymen’in, Gürsu’daki bir köyün
arazilerinin su baskınlarına maruz kalmasına,
- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, bazı tarım ilaçlarının
kullanımına,
Çukurova’daki
üretim planlamasına,
- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına yapılan atamalara,
İlişkin soruları
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/13142), (7/13143), (7/13144), (7/13145)
40.- Balıkesir
Milletvekili Hüseyin Pazarcı’nın, Altınova sahil
şeridindeki erozyona ilişkin sorusu ve Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırım’ın cevabı (7/13146)
41.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, KOBİ’lerin desteklenmesine ilişkin Başbakandan
sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün’ün cevabı (7/13168)
42.- Antalya
Milletvekili Hüseyin Yıldız’ın, Antalya’daki işsizliğe ve meslek edindirme
kurslarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/13191)
43.- Ardahan Milletvekili
Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sel taşkınları nedeniyle
yapılacak çalışmalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/13193)
44.- Edirne
Milletvekili Bilgin Paçarız’ın, Hamzadere ve Çakmak
Barajlarına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun
cevabı (7/13194)
45.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Gaziantep’teki
çiftçilerin Ziraat Bankasına kredi başvurularına ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın cevabı (7/13197)
46.- Manisa
Milletvekili Ahmet Orhan’ın, yerel basına ilan desteğine ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın
cevabı (7/13255)
47.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, dâhilde işleme rejimi
kapsamındaki ürünlerin iç piyasaya sürülmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın cevabı (7/13266)
48.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, TRT 2’de yayınlanan bir
habere ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13279)
49.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, tarihî bir caminin tamir ve tadilatına ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın
cevabı (7/13280)
50.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, TRT’nin yayın politikasına ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın
cevabı (7/13281)
51.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağız’ın, yabancı bir gazetede çıkan yoruma ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13314)
52.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Kütahya SGK İl Müdürlüğünün
bir uygulamasına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/13333)
53.- Bursa
Milletvekili Necati Özensoy’un, hayvanları koruma
konusundaki zorunlu eğitici yayınlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13377)
54.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, Çanakkale’deki bir
yazıttaki Atatürk’ün sözlerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/13380)
55.- Bitlis
Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş’ın, gazete sahiplerine yönelik sözlerine
ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13382)
56.- Mersin
Milletvekili Akif Akkuş’un, medyaya yönelik bir açıklamasına ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın cevabı (7/13399)
57.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, zorunlu deprem
sigortasına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir’in cevabı
(7/13405)
58.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, Bursa’daki bir hastanenin SGK mevzuatına aykırı
işlemler yaptığı iddialarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/13480)
59.- Edirne
Milletvekili Rasim Çakır’ın, istifa eden memurların emekli ikramiyelerine
ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı (7/13482)
60.- İzmir
Milletvekili Selçuk Ayhan’ın, yasama dokunulmazlığına ilişkin sorusu ve Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat Pakdil’in
cevabı (7/13539)
61.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl’ün, SGK ile TOKİ arasındaki protokole ilişkin sorusu
ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı (7/13558)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 13.05’te açılarak beş oturum yaptı.
Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Meral Akşener, Türk polis
teşkilatının kuruluşunun 165’inci yıl dönümüne ilişkin bir konuşma yaptı.
Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş,
İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır,
Bursa
Milletvekili Ali Koyuncu,
Muğla
Milletvekili Gürol Ergin,
Tunceli
Milletvekili Kamer Genç,
Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan,
Malatya
Milletvekili Öznur Çalık,
Mersin
Milletvekili Behiç Çelik,
Türk polis
teşkilatının kuruluşunun 165’inci yıl dönümüne;
İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız, Sağlık ve Sosyal Güvenlik
Haftası’na;
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
Şanlıurfa
Milletvekili Abdulkadir Emin Önen, Şanlıurfa’nın
kurtuluşunun 90’ıncı yıl dönümüne,
Çanakkale
Milletvekili Ahmet Küçük, Türk polis teşkilatının kuruluşunun 165’inci yıl
dönümüne, Dünya Romanlar Günü’ne ve süt üreticilerinin sorunları ve süt
fiyatlarına,
Denizli
Milletvekili Emin Haluk Ayhan, Denizli ilinin ekonomik sorunlarına,
İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar.
Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl, milletvekilleri, Genel Kurulda, ülkenin çok önemli
sorunlarını dile getirirken Hükûmetin bir
yetkilisinin bulunmamasına ve iktidar grubuna mensup çok az sayıda
milletvekilinin bulunmasına ilişkin bir açıklamada bulundu.
Senegal Ulusal
Meclisi Dışişleri, Afrika Birliği ve Yurtdışındaki Senegalliler Komisyonu
Başkanı Bocar Sedikh Kane ve beraberindeki Parlamento heyetinin ülkemizi ziyaret
etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine
sunuldu.
Bursa
Milletvekili Necati Özensoy ve 21 milletvekilinin,
sokak hayvanlarının ıslahı sorununun (10/662),
Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19
milletvekilinin, televizyon programlarının çocukların gelişimi üzerindeki
etkilerinin (10/663),
Trabzon
Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi ve 22
milletvekilinin, tütün sektöründe yaşanan sorunların (10/664),
Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve 25 milletvekilinin,
sokak hayvanlarının ıslahı sorununun (10/665),
Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin
gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı
açıklandı.
Gündemin “Genel
Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler”
kısmında yer alan:
(10/449) esas
numaralı, kamudaki geçici personelin sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergenin görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010
Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin BDP,
(10/489) esas
numaralı, emniyet teşkilatı mensuplarının çalışma şartlarındaki ve özlük
haklarındaki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergenin görüşmelerinin Genel
Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin MHP,
(10/515, 10/606)
esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin görüşmelerinin Genel Kurulun 8/4/2010 Perşembe günkü birleşiminde birlikte yapılmasına
ilişkin CHP,
Grubu önerileri
yapılan görüşmelerinden sonra kabul edilmedi.
Muş Milletvekili
Sırrı Sakık, Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen’in, bayrakla ilgili ifadelerine ilişkin bir
açıklamada bulundu.
Tunceli
Milletvekili Kamer Genç, Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan’ın, şahsına,
Mersin
Milletvekili Kürşad Tüzmen, Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, şahsına,
Muş Milletvekili
Sırrı Sakık, Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen’in, grubuna,
Sataşması
nedeniyle birer konuşma yaptılar.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/324) (S. Sayısı: 96),
2’nci sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/499) (S. Sayısı: 321),
3’üncü sırasında
bulunan, Milletlerarası Para Fonu ile Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına
Katılmak İçin Hükümete Yetki Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para
Fonu Ana Sözleşmesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun (1/761)
(S. Sayısı: 458),
Görüşmeleri
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.
4’üncü sırasında
bulunan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
Raporu’nun (1/808) (S. Sayısı: 487) tümü üzerindeki görüşmeler tamamlandı;
maddelerine geçilmesi sırasında istem üzerine elektronik cihazla yapılan yoklamalarda
toplantı yeter sayısı bulunamadı.
Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş, Eskişehir Milletvekili Beytullah Asil’in, şahsına,
İstanbul
Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Kayseri Milletvekili
Mustafa Elitaş’ın, grubuna,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın,
grubuna,
Sataşması
nedeniyle birer konuşma yaptılar.
13 Nisan 2010
Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 20.15’te son verildi.
|
|
|
Meral AKŞENER |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
Bayram ÖZÇELİK |
|
Harun TÜFEKCİ |
|
|
Burdur |
|
Konya |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.: 119
II.- GELEN KÂĞITLAR
12 Nisan 2010 Pazartesi
Teklifler
1.- Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal’ın; 6235 Sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Kanunu, 6023 Sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu, 6643 Sayılı Türk Eczacıları
Birliği Kanunu ile 3224 Sayılı Türk Dişhekimleri
Birliği Kanununda Geçen Kimi İbarelerin Değiştirilmesine Dair Kanun Teklifi
(2/660) (İçişleri Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.3.2010)
2.- İzmir Milletvekili Bülent
Baratalı’nın; Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/661) (Sağlık,
Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 30.3.2010)
3.- Giresun Milletvekili
Murat Özkan ve 20 Milletvekilinin; Şebinkarahisar Adıyla Bir İl ve Yeşilbük Adıyla Bir İlçe Kurulmasına ve 190 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamenin Eki Cetvellerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifi (2/662) (İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 30.3.2010)
4.- Kastamonu Milletvekili
Mehmet Serdaroğlu’nun; Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/663) (Adalet ile Sanayi,
Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa
geliş tarihi: 2.4.2010)
Tezkereler
1.- Mardin Milletvekili Emine
Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/1156) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
2.- Mardin Milletvekili Emine
Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/1157) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
3.- Van Milletvekili Fatma
Kurtulan, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır ve
Siirt Milletvekili Osman Özçelik’in Yasama
Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1158)
(Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
4.- Şanlıurfa Milletvekili
İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1159) (Anayasa ve Adalet
Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
7.4.2010)
5.- Batman Milletvekili Bengi
Yıldız’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/1160) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
6.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında
Başbakanlık Tezkeresi (3/1161) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden
Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
7.- Mardin Milletvekili Emine
Ayna, Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici, Hakkari Milletvekili Hamit Geylani,
Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş ile Batman Milletvekilleri Bengi
Yıldız ve Ayla Akat Ata’nın Yasama
Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1162)
(Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
8.- Şanlıurfa Milletvekili
İbrahim Binici ve Batman Milletvekili Ayla Akat
Ata’nın Yasama Dokunulmazlıklarının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi
(3/1163) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
9.- Şanlıurfa Milletvekili
İbrahim Binici’nin Yasama Dokunulmazlığının
Kaldırılması Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1164) (Anayasa ve Adalet
Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
7.4.2010)
10.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1165) (Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
11.- Mardin Milletvekili
Emine Ayna’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1166) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
12.- Siirt Milletvekili Osman
Özçelik’in Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1167) (Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
13.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1168) (Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
14.- Batman Milletvekili Ayla
Akat Ata’nın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması
Hakkında Başbakanlık Tezkeresi (3/1169) (Anayasa ve Adalet Komisyonları
Üyelerinden Kurulu Karma Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
15.- Iğdır Milletvekili
Pervin Buldan’ın Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Başbakanlık
Tezkeresi (3/1170) (Anayasa ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- İstanbul Milletvekili
Hasan Macit’in, domuz gribi aşısı ithaline ve kullanımına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12208)
2.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerdeki sağlık hizmetlerine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12214)
3.- İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın, sağlık sistemindeki bazı uygulamalara ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12320)
4.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, toplantı ve gösteri eylemleri nedeniyle
yapılan soruşturmalara ve alınan tedbirlere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/12343)
5.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, Batman TEKEL Tütün Yaprak İşletmesinin açık
cezaevine dönüştürüleceği iddiasına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12350)
6.- İstanbul Milletvekili
Sebahat Tuncel’in, domuz gribi aşısına ilişkin Sağlık
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12471)
7.- İstanbul Milletvekili
Mehmet Sevigen’in, domuz gribi tedbirlerine ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/12472)
8.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, açılım konusundaki bazı iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12997)
9.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Türk Şeker A.Ş. fabrikalarının satışına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12999)
10.- Batman Milletvekili Ayla
Akat Ata’nın, Batman’daki belediyelere aktarılan
kaynaklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13000)
11.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, basın ve halkla ilişkiler
müşavirlerinin AK PARTİ Genel Merkezinde toplantıya çağrıldığı iddiasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13001)
12.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
NATO’yla ilgili İzmir’e yönelik projeler olup olmadığına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/13002)
13.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın,
bazı uluslararası projelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13003)
14.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, bir
şirketin teşvik başvurusuna ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13007)
15.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın, Şırnak’taki
belediyelere aktarılan kaynaklara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13008)
16.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, 1937 ve 1938 yıllarında
Tunceli’deki olaylarla ilgili arşiv belgelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/13009)
17.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın,
çeşitli borçlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13010)
18.- Aydın Milletvekili Ali Uzunırmak’ın,
yap-işlet ve yap-işlet-devret modelleriyle yapılan yatırımlara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13011)
19.- İstanbul Milletvekili Ümit Şafak’ın, özelleştirme gelirlerine ve
yabancı yatırımcılara kar transferlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/13012)
20.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, Balıkesir-Dursunbey’de grizu
patlaması meydana gelen maden ocağının denetimlerine ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/13024)
21.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, İzmir’de yatırım ve
istihdamın artırılmasına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali
Babacan) yazılı soru önergesi (7/13031)
22.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, bir
linyit işletmesi yöneticileri hakkındaki yargı kararının uygulanmasına ilişkin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13036)
23.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın,
BOTAŞ’ın Sivas Kompresörü ve İstasyonu yapımı ihalesine ilişkin Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13038)
24.- Zonguldak Milletvekili Ali Koçal’ın, bir
ihaleye fesat karıştırdığı iddia edilen BOTAŞ yöneticilerine ilişkin Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/13039)
25.- Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Edremit’in il özel
idaresi programındaki payına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13040)
26.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, açılım
konusundaki bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13041)
27.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın,
Fatih Belediyesinin yürüttüğü Fener-Balat-Ayvansaray
yenileme projesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13042)
28.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, verilen silah ruhsatlarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13043)
29.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana
İl Genel Meclisince tahsis edilen taşınmazlara ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13044)
30.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana
Büyükşehir Belediyesinin yargıya taşınan imar kararlarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13045)
31.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in,
Güney Antalya Turizmi Geliştirme ve Altyapı İşletme Birliğine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13046)
32.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köyün bazı sorunlarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13047)
33.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, su taşkınlarından zarar gören
bir köydeki mağduriyete ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13048)
34.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köy yoluna ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13049)
35.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, koruma görevlilerinin
yargılanmasına yol açan uygulamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13050)
36.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık’ın,
gözaltına alınan bazı çocuklara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13051)
37.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, Diyarbakır’daki bir köyün bazı
sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13052)
38.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın,
bilim ve sanat merkezlerine yapılan atamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13054)
39.- Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı’nın,
okullarda dağıtılan yayınların denetimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13055)
40.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, ÖSYM
sınavlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13056)
41.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, bir YÖK
üyesi hakkındaki intihal iddiasına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13058)
42.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir köydeki ilköğretim
okulunun kapatılıp kapatılmayacağına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/13059)
43.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, derslik açığına ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13060)
44.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin,
222 sayılı Kanun uyarınca verilen para cezalarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13061)
45.- Batman Milletvekili Bengi Yıldız’ın, Diyarbakır’daki eğitim ve
öğretimdeki bazı ihtiyaçlara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13062)
46.- Muğla Milletvekili Gürol Ergin’in, Suriye sınırındaki mayınlı
arazilerin temizlenmesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13063)
47.- Mersin Milletvekili Akif Akkuş’un, Koç Müzesindeki denizaltı
gemisiyle ilgili bazı iddialara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13064)
48.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, insansız hava aracı
projesine ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13065)
49.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, askeri okullardan
ayrılıştaki tazminata ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13066)
50.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün,
Manisa’da süt sığırcılığının desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13073)
51.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün,
zeytincilik sektörüne yönelik çalışmalara ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13074)
52.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, su taşkınlarından mağdur olan
bir köye ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/13075)
53.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan’ın, Rusya’ya yapılan ihracattaki
bazı sorunlara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/13077)
54.- Manisa Milletvekili Ahmet Orhan’ın, Gördes bağlantılı
karayollarının iyileştirilmesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13078)
55.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
elektrik dağıtım şirketlerinin kayıp ve kaçak durumlarına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13080)
56.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin,
Balıkesir’deki grizu patlamasında hayatını kaybeden mühendisin cenazesinin
nakline ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13084)
57.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, YİBO’larda yaşandığı iddia edilen olaylara ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/13086)
58.- Bursa Milletvekili Onur Öymen’in,
Kıbrıs’tan asker çekilebileceğine yönelik açıklamasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/13087)
59.- Tunceli Milletvekili Şerafettin Halis’in, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğünün
bir idari soruşturmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13090)
60.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un,
Şırnak Belediyesinin imzaladığı toplu iş sözleşmesindeki tatil günlerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13091)
61.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş’ın,
Zonguldak-Alaplı-Gümeli Beldesinin yolunun
asfaltlanmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13093)
62.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, kar amacı gütmeyen
kuruluşlara yapılan yardımlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13094)
63.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın,
bakanların korunmasındaki yeni uygulamalara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/13096)
64.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, Meram Belediyesi yönetimiyle
ilgili çeşitli iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13097)
65.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, maden ocaklarında jeoloji
mühendisi istihdam edilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/13098)
66.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, memur ve emekli maaşlarına zam
yapılmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13099)
67.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın,
Özelleştirme İdaresine devredilen taşınmazların sosyal ve sportif amaçlarla
değerlendirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/13100)
68.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13110)
69.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Ali
Babacan) yazılı soru önergesi (7/13117)
70.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın,
üniversite mezunlarının istihdamına ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı)
yazılı soru önergesi (7/13118)
71.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Bursa Stad
Projesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak) yazılı soru önergesi (7/13122)
72.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız
Özak) yazılı soru önergesi (7/13123)
73.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, bir raporda belirtilen
toplantıya ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/13124)
74.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın,
Irak’taki seçimlere yönelik gözlemci heyeti oluşturulmasına ilişkin Dışişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13125)
75.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13126)
76.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, maden ocaklarındaki
kazalara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13128)
77.- Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğan’ın,
deniz otobüsünde ambulanslardan ücret talep edilmesine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13130)
78.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın,
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde “Hançer Timi” olarak adlandırılan grupların
varlığı iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13131)
79.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez’in,
deniz otobüslerinde ambulanslardan ücret talep edilmesine ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13132)
80.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın,
Hatay’da uyuşturucuyla mücadeleye ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/13133)
81.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13134)
82.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın,
milli eğitim eski bakanı Hasan Ali Yücel’i anma etkinlikleri düzenlenmesine
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/13135)
83.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in,
Osmaniye’de özürlü çocukların eğitim ve öğretimine ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13136)
84.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in,
Adana’da özürlü çocukların eğitim ve öğretimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/13137)
85.- Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın,
Batman İl Milli Eğitim Müdürlüğü aleyhine açılan davalara ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13138)
86.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13139)
87.- Edirne Milletvekili Cemalettin Uslu’nun, Pazarkule Sınır Kapısı yol çalışmalarına ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/13147)
88.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13148)
89.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi
(7/13151)
90.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13155)
91.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, bazı istisnai memuriyet kadrolarına
yapılan atamalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi
(7/13159)
No.: 120
13 Nisan 2010 Salı
Tasarı
1.- Askeri Mahkemeler
Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/843) (Adalet; Plan ve Bütçe ile
Milli Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 9.4.2010)
Teklifler
1.- İzmir Milletvekili Kamil
Erdal Sipahi’nin; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/664) (Plan ve Bütçe ile Milli Savunma Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 7.4.2010)
2.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı ve
Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi (2/665) (Plan ve Bütçe ile Milli Savunma Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 7.4.2010)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’da artış gösteren kanser vakalarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/666) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)
2.- Trabzon Milletvekili
Cevdet Erdöl ve 21 Milletvekilinin, kanser hastalığı
konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/667) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13.04.2010)
3.- Ankara Milletvekili Tekin
Bingöl ve 23 Milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/668) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.04.2010)
4.- Antalya Milletvekili
Osman Kaptan ve 21 Milletvekilinin, TOKİ’nin
faaliyetlerinin araştırılması amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/669) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.02.2010)
Geri Alınan Yazılı Soru Önergesi
1.- Antalya Milletvekili
Hüseyin Yıldız, Antalya’daki öğrenci yurtlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesini 13.04.2010 tarihinde geri almıştır (7/13232)
13 Nisan 2010 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.03
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN
(Bilecik), Gülşen ORHAN (Van)
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 85’inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz
vereceğim.
Gündem dışı ilk söz Mimar Sinan Haftası münasebetiyle söz isteyen
Siirt Milletvekili Mehmet Yılmaz Helvacıoğlu’na
aittir.
Sayın Helvacıoğlu, buyurun efendim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Siirt Milletvekili M. Yılmaz Helvacıoğlu’nun, Mimar Sinan’ın ölümünün 422’nci yıl dönümü
ve Mimar Sinan Haftası’na ilişkin gündem dışı konuşması
M. YILMAZ HELVACIOĞLU (Siirt) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Mimar Sinan’ın ölümünün 422’nci yıl dönümü nedeniyle gündem
dışı söz almış bulunmaktayım. Bu nedenle hepinize saygılar sunuyorum.
Bu meslekte kırk yılımı doldurmuş bir mimar olarak, Mimar Sinan
Haftası ile ilgili bana söz veren Değerli Başkanıma teşekkür ediyor, saygılar
sunuyorum.
Sayın milletvekilleri, Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu’nun
gücünün en üstün olduğu bir dönemde, sanatın en üst düzeyde olduğu bir evrede
bütün bu birikimini mimarlık alanında tek isim olarak temsil edebilmiş büyük
bir mimardır.
Osmanlı kentlerinin oluşumunu büyük ölçüde yönlendiren, yeniyi
bulma çabasında olan, tekrar etmeyen, kopyalamayan bir anlayışla mesleğini
yapan Sinan, bu sebeple sadece Türkiye’de değil tüm dünyada tanınan büyük bir
mimardır. Tasarladığı yapıların büyük çoğunluğunu ve en seçkinlerini o zamanın
başkenti İstanbul’da gerçekleştirmiştir. Bu eserleri, âdeta, bir mimarlık
yarışmasına katılırcasına yeniliklerle dolu olarak geliştirir ve topoğrafyanın en uygun yerlerine yerleştirerek kent silüetine büyük katkılarda bulunurdu. Böylece, İstanbul’u,
en güzel yapı örnekleriyle âdeta bir açık hava müzesine dönüştürmüştür.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kayseri sancağının Ağırnas köyünde 1494 yılında doğan Mimar Sinan, Osmanlı
kapıkulu sınıfına asker yetiştiren acemi ocağında iken dülgerliği ister.
Ustalarını dikkatle izleyerek inşaatlarda çalışır. Bu çalışmalarda tıpkı bir
pergelin sabit ayağı gibi kararlı olduğunu ifade eder, diğer yandan, “Pergelin
gezen ayağı gibi başka diyarları gezmeye özendim.” derdi.
Kanuni Sultan Süleyman döneminde yeniçeri olarak Bağdat
seferlerinde bulunurken, keşif amacıyla Van Gölü’nü geçmek için, malzeme ve
alet sıkıntılarına rağmen, toplu, tüfekli üç kadırga inşa etmeyi başarmıştır.
Mühendislikteki bu başarıları nedeniyle haseki rütbesine getirilmiştir.
Moldova seferi sırasında Prut Nehri
üzerinde kısa bir sürede inşa ettiği köprü kendisine büyük bir başarı
kazandırarak mimarbaşı olmayı hak etmiştir. Katıldığı seferler sırasında
gördüğü doğu ve batıdaki çeşitli kültür eserleri Sinan’a büyük bir deneyim
kazandırmıştır. Tasarım ve yöneticilik yeteneklerini geliştirerek, elli yıl
gibi uzun bir süre mimarbaşı olarak çalışmayı sürdürebilmiş büyük bir mimardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Mimar Sinan’ın yaşamını
incelediğimizde yaptıklarıyla hiçbir zaman yetinmeyip, bıkıp, usanmadan
düşünen, araştıran ve yenilikler ortaya koyan bir yaratıcının öyküsüyle
karşılaşırız. Sinan, Osmanlı mimarlığında en önemli mekân olan camilerin
tasarımına önemli katkıları olan büyük bir mimardır. Mimarbaşılığa
getirildikten sonra yaptığı ilk cami olan Haseki Camisi dönemin en önemli
eserlerinden biridir. 1540 yılında ele aldığı Üsküdar’daki Mihrimah
Camisi’yle kubbeyi üç yandan saran yarım kubbeleriyle bir sıçrama noktası
oluşturmuştur. Dört dayanaklı, tek kubbeli yapılardan başlayıp, yarım kubbeler
ekleyip, orta mekânı yükselterek yapıyı bir piramit içine almayı başarmıştır.
Sinan, camilerde dört ayağı destekleyen payandaları bir tasarım
elemanı olarak ustaca kullanmıştır. Sinan, bu payandaları daha sonra
Süleymaniye ve Selimiye camilerinde de kullanmıştır. Süleymaniye’den sonra
Sinan’ın Edirne’de gördüğü üç şerefeli caminin etkisiyle mekân şemasından
farklı olarak mekânı enine yaymaya çalıştığını görürüz. Bu şemada dikdörtgen
mekânların kubbe ve yarım kubbelerle sorunsuz olarak örtülmesini sağlamayı
başarmıştır. Denediği bu şemayla Edirne’deki Selimiye Camisi’yle doruğa ulaşmıştır.
Osmanlı mimarlığının çok sevilen bir eseri ve Sinan’ın da en beğendiği yapı
olan Selimiye Camisi’yle Ayasofya’yı geçme arzusuna gerçekten ulaşmıştır.
Selimiye’de anıtsal boyutlarda kullanılan sekizgen şema ile Ayasofya artık
simge bir yapı olmaktan çıkmıştır.
Osmanlı döneminde mimarlar devlet protokolünde çok önemli bir yer
almamasına rağmen, Mimar Sinan, sultanların yanında çok sevilen ve sayılan
önemli bir mimardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Helvacıoğlu, konuşmanızı
tamamlayınız.
Buyurun.
M. YILMAZ HELVACIOĞLU (Devamla) – İstanbul’a su getirmesi için
Sultan Süleyman tarafından görevlendirilen Sinan, bilgi gerektiren bu işi
başarıyla tamamlayarak sultanın takdirini kazanmayı başarmıştır. Sultan
Süleyman’ın Süleymaniye gibi kendi adına yaptırdığı büyük bir caminin açılışını
Sinan’a yaptırması bu takdirin en önemli ve belirgin göstergesidir. Eserlerine
bakıp Batı’yla karşılaştırdığımızda çok sayıda eseri inanılmaz kısa sürelerde,
kusursuz olarak gerçekleştirmiş bilge kişi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sinan, geleneğe körü körüne
bağlı bir mimar değildi. Dışa açık, gördüklerinden doğru dersler ve ilhamlar
alan, onları kendi görüşleri doğrultusunda senteze ulaştıran bir tasarımcı ve
bilim adamıydı. Ömrünün sonuna kadar araştıran, kütle ve strüktür sorunlarına
yeni çözümler arayan Sinan, Osmanlı ve hatta İslam mimarisinin yegâne
simgesiydi.
Bu vesileyle Mimar Sinan’ı rahmetle anıyor, tüm meslektaşlarıma
esin kaynağı olduğu için şükranlarımı arz ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Gündem dışı ikinci söz Kırgızistan’daki gelişmeler konusunda söz
isteyen İzmir Milletvekili Şenol Bal’a aittir.
Sayın Bal, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
2.- İzmir Milletvekili Şenol
Bal’ın, Kırgızistan Cumhuriyeti’nde meydana gelen son olaylar ve gelişmelere
ilişkin gündem dışı konuşması
ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Kırgızistan Cumhuriyeti’nde meydana gelen son olaylar ve gelişmeler konusunda
gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, Kırgızistan Cumhuriyeti’nde beş yıl arayla
yine halk ayaklanmasıyla ölümlerin meydana geldiği, olayların devam ettiği,
yönetimin el değiştirdiği ikinci renkli devrim gerçekleşti. Bu süreç Türkiye
Cumhuriyeti Hükûmetini hiç ilgilendirmiyor mu, merak
ediyorum. Bu yaşanan olaylar Tanzanya’da mı ya da Patagonya’da
mı meydana geldi sayın milletvekilleri! Polonya Devlet Başkanının uçağının
düşmesi üzerine “Temenni ederiz ki bir kaza olarak gerçekleşmiştir.” diye
imalı, biraz da tehditvari ifade irat eden
Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız Kırgızistan meselesinde en azından itidale
davet eden bir beyanatta bile bulunmadı.
Sayın milletvekilleri, Kırgızistan’da ortaya çıkan bu durum
konusunda işaretler, gelişmeler önceden hiç takip edilmedi mi? Dışişleri Bakanı
Meclisimizi bu konuda neden bilgilendirmiyor? Stratejik derinlik konusunda bir
kitap yazan Sayın Davutoğlu lütfen Kırgızistan
konusunda engin stratejik görüşlerini bizimle de paylaşsın. Hadi konu hassastır
diyelim, niçin siyasi parti genel başkanlarıyla bu konudaki gelişmeler ve
Türkiye'nin bu konudaki politikasının ne olması gerektiği konusunda müzakere
etme ihtiyacı duyulmuyor? Neden konuya Türk dünyasının bir meselesi olarak
bakılmıyor? Neden bağımsız Türk cumhuriyetleri liderleriyle -ki, en azından
görüşülebileceklerle- Kırgızistan’ın bir an önce sağlıklı yapılanması için
alınacak maddi, manevi destek ve tedbirler konusunda bir zirve toplantısı
çağrısı yapılmıyor? Tabii, kardeş Azerbaycan’ı bile Ermeni protokolleri
yüzünden güvensizliğe sürükleyen AKP İktidarı bu çağrıyı nasıl yapabilecek? Ya
da soruyu şöyle sorayım: AKP İktidarı için Türk dünyası bir anlam ifade ediyor
mu? Kırgızistan’ın bugün ABD, Rusya gibi küresel güçlerin oyuncağı hâline
gelmesine seyirci mi kalmalıyız, kaderine mi terk etmeliyiz? Dostluk, kardeşlik
nutukları atıyoruz. Dostluk ve kardeşlik zor günlerde yardımcı olmak,
problemlere çözüm üretmek değil mi? Diyeceksiniz ki: “Dışişleri Bakanlığında
kriz masası oluşturuldu.” Evet, kriz masası Kırgızistan’da yatırım yapan,
çalışma yapan vatandaşlarımızla ilgili. Tabii ki vatandaşlarımızın can
güvenliği ve yatırım haklarını korumak çok önemli ama ben bu konuda bile
sağlıklı ve yeterli çalışmanın yapıldığını düşünmüyorum. Ama ilgilenmemiz
gereken sadece bu konu değil.
Sayın milletvekilleri, medyamıza baktığımızda da Kırgızistan
konusunda, Kırgızistan ve Kırgız Türklerini hiç bilmeyen, tanımayan, ilgili,
ilgisiz herkesin dereden tepeden, abuk sabuk yorum yapmaları Kırgızistan
halkını yaralıyor, incitiyor, bunun da bilinmesini istedim.
Sayın milletvekilleri, ben bu kürsüden sizlere seslenirken,
devrilen Kurban Bakiyev mi, yoksa geçici hükûmeti kuran Roza Otunbayeva
mı, bu iyiydi kötüydü kıyaslaması yapmıyorum, hiç kimsenin de yapması doğru
değil. Söylemek istediğim kardeş ülkemiz Kırgızistan Cumhuriyeti’nde yaşanan
olayların Türkiye tarafından iyi değerlendirilmesi, meseleye Türk dünyası
meselesi olarak bakılması. Kırgızistan’ın bundan sonra demokratik huzur ve
sükûna kavuşması konusunda Türkiye olarak üzerimize düşen, yapmamız gerekenler
nelerdir? Bugüne kadar ne yapıldığını bilmek, sorgulamak üzere söz aldım.
Türkiye olarak kısa vadeli kâr zarar hesaplarıyla Türk cumhuriyetlerine bakmak
yerine, tüm Türk cumhuriyetlerinde, tam bağımsız olabilecekleri, bağımsız karar
alabilecekleri bir düzenin oluşturulması için destek vermemiz gerekecektir.
2005-2010’da olaylar göstermektedir ki Kırgızistan’da, Kırgız halkı, demokratik
talep ve arzuları canlı ve heyecanlı bir toplumdur. Kırgız halkı eşitlik,
özgürlük ve adalet istiyor, demokrasiyi arıyor ama hazırlanan formüller
sorunları çözmüyor, reçeteler hep dış kaynaklı, haplar hep ithal ve o toplumda
sağlığı bozuyor. Demokrasi kolay elde edilmiyor. Biz Türkiye olarak, uzun
demokrasi geçmişimize rağmen, hâlen demokrasimizi oturtabildiğimizi
söyleyebilir miyiz? Ama Türkiye olarak bu konuda oldukça tecrübeli sayılırız.
Bu tecrübelerimizden kardeş ülke Kırgızistan toplumunun yararlanması konusunda
bugüne kadar ne yaptık? Gerçi, bugünkü iktidardan önceki hükûmetler
bir şeyler yapma gayretinde oldular; yeterli, yetersiz tartışılabilir ama AKP
İktidarı, kendi ülkemizde bile uzlaşı kültürü olan demokrasi kültürünü
katlettiği için ne söyleyebiliriz ki?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun efendim, konuşmanızı tamamlayınız.
ŞENOL BAL (Devamla) – AKP İktidarının gündeminde Türk dünyası gibi
bir mesele olduğuna dair en ufak bir emare bile yok.
Sayın milletvekilleri, hem ABD’nin hem Rusya’nın üslerinin
bulunduğu ve üsler konusunda bu iki ülke arasında dengeleri kuramadığı için
bugün bir türlü istikrar kazanmayan Kırgızistan, Türk coğrafyasında yalnız
olmadığını hissetmelidir.
AKP İktidarının dış politika uygulamalarında gösterdiği ve “sıfır
sorun” kamuflesiyle teslimiyetçi, tavizkâr
tutumundan vazgeçerek gerçeklerle yüzleşmesi ve hem Türkiye'nin hem de Türk
cumhuriyetlerinin ABD-Rusya satranç oyununda piyon durumuna düşürülmesinin
önüne geçilmesi gerekir ve Türkiye ve Türk cumhuriyetlerinin dünya siyaseti
sahnesinde hak ettiği yeri alması en büyük temennimizdir.
Kırgızistan’da bir an önce olayların son bulması ve Kırgız
kardeşlerimizin huzura kavuşması dileğiyle sözlerime son verirken yüce Meclisi
saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Gündem dışı üçüncü söz İzmir Torbalı Pancar köyü halkının
sorunları hakkında söz isteyen İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’a aittir.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
3.- İzmir Milletvekili Selçuk
Ayhan’ın, İzmir Torbalı Pancar köyü halkının sözleşmeli kiracı olarak uzun
süredir tarım yaptıkları arazilerin ellerinden alınmak istenmesine ilişkin
gündem dışı konuşması
SELÇUK AYHAN (İzmir) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi
saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, İzmir’in şu an Torbalı ilçesinde mahalle
olarak tanıdığımız, daha önce, yerel seçimlerden önce belde olan, geçmişte
İzmir’in bir köyü olan Pancar’ın yaşadığı, Pancar halkının yaşadığı bir
sorundan bahsetmek için buraya çıkmış bulunuyorum. Burada bahsedeceğim konu
tipik bir usulsüz ihale yöntemi ve ihaleye fesat karıştırma.
Şimdi, cumhuriyetin kuruluşundan sonra “Suvör”
diye bir aile oradaki 12 dönüm arazisinin 4 dönümünü o dönemin Belediye Başkanı
Behçet Uz’un yaptırmakta olduğu çocuk hastanesinin hem yapımında daha sonra da
çocuk hastanesine gelir temin etmek üzere kamuya bağışlamış. 1976 yılında
dönemin Başbakanı Bülent Ecevit, topraksız köylüyü topraklandırma kapsamında bu
arazileri oradaki köylülere önce satmak istemiş ama üzerinde Behçet Uz Çocuk
Hastanesine geliri verilmek üzere bağışlandığına dair şerh olduğu için
satamamış, daha sonra kiraya vermiş. 2005 yılına kadar bu süreç böyle devam
etmiş, 2005 yılından itibaren köylülerin kira sözleşmeleri yenilenmemeye
başlanmış, zorluklar çıkarılmış. Daha sonra ecri misil bedelleri çok yüksek
tutulmuş. Bu arada uyuşma komisyonları, uyuşmazlık komisyonları kurulmuş, ecri
misil bedelleri tekrar küçültülmüş falan ama 23 Ağustos 2007 tarihinde burası
hayvancılık organize sanayi işi yapılmak üzere ihaleye çıkmak üzere
hazırlanmış, 2005 yılında bu hazırlık başlamış.
Şimdi, o dönem ihalenin yapılamayacağına dair Millî Emlak Genel
Müdürlüğünün bir görüşü
var, diyor ki: “Üzerinde kiracılar oturmaktadır. Sözleşmeli
kiracıları vardır. Burada ihale yapıp başka birine veremezsiniz.” Buna rağmen,
ihale yapılmış ancak alan firma ihaleyi kazandıktan sonra kendisine ihale eden
kurumun, üzerinde oturanların sözleşmeli kiracılar olduğunu kendisinden
sakladığını iddia ederek, artı, bölgenin birinci sınıf tarım alanı olduğuyla
ilgili belgelere ulaştığını söyleyerek ihalenin iptaliyle ilgili dava açmış. Bu
dava şu an Yargıtayda devam ediyor.
Buna rağmen 28/8/2008 yılında tekrar
ihaleye çıkarılmış, kamuoyunda “yandaş” diye tabir edilen bir firmaya verilmiş.
Bunu bir kanıt olarak söylemiyorum. Ancak, ihale, proje
fizibilite çalışmalarının ön etüdü için yapılan bir ihale fakat ihale
yapıldıktan sonra bu proje ve ön etüt için verilen bir yıllık süre altı aya
düşürülmüş, o gün belirlenen ihale bedeli yarıya düşürülmüş, artı, ön etüt,
proje ve benzeri şeylerin hazırlanması için gereken şeyler yapılmadan kiralama
aşamasına geçilmiş ve bu firmaya önce on dokuz yıl, gereken yükümlülükler
yerine getirilmeden de otuz yıla uzatma verilmiş. Köylüye ecri misil
bedeli olarak 150 lira sunulurken ihale edilen firmaya verilen bedel 50 lira.
Hâlen ihaleyi alandan 50 lira kira bedeli alınırken köylüye de İzmir Millî
Emlak Müdürlüğü 400 lira üzerinden mahkeme tebligatı gönderiyor. Şu an aynı
alanın üzerinde iki tane kiracı var. Birileri ihaleyi almış, etrafını telle
çevirmiş, jandarma zoruyla köylüyü çıkarmış olan firma; diğeri de hâlâ
sözleşmeleri devam ettiği hâlde oradan çıkartılan ve haklarında 400 lira bedel
talep edilen köylüler, bu da işin başka bir boyutu. Kuruma arazi teslim
edilirken, ne yazık ki, en büyük yerel mülki amir teslim etmesi gerekirken
“Tamam, git orayı teslim al.” demişler. Köylülerin orada yaptığı yatırımlar,
sondajlar, elektrik tesisatları, boru döşemeler, sulama kanalları -İzmir
milletvekillerimiz dikkatle dinliyor çünkü çok iyi biliyorlar konuyu- ne yazık
ki bunların hiçbirinde hukuka dikkat edilmemiş.
Ben Sayın Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in bu konuyu yeniden
gündeme alıp bu dosyayı tekrar incelemesini bu yüce Meclisin huzurunda talep
ediyorum değerli arkadaşlarım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ayhan, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
SELÇUK AYHAN (Devamla) – Tamam efendim.
Çünkü bu alan İzmir’de eski bir göl yatağı olup, İzmir’in
potansiyel içme suyu kaynağı rezervidir aynı zamanda. Bu alan Tahtalı baraj
havzasına çok yakın olup, hâlen birinci sınıf tarım toprağı olarak İzmir
Büyükşehir Belediyesi Nazım İmar Planı’nda tescillidir. Bu alanın yanlış işler
için yanlış insanlara peşkeş çekilmesi anlayışına son verilmelidir, gerilim ve
gerginliğin şu an devam eden hukuk süreci sonuçlanmadan giderilmesi için Hükûmet gereken önlemleri ve tedbirleri almalıdır.
Bu uzun sorunu, dosyalar tutan sorunu çok kısa bir şekilde sizlere
özetlemeye çalıştım. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum.
Gereğinin yapılmasını da başta Sayın Mehmet Şimşek’ten olmak üzere Hükûmetten bekliyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ayhan.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak, gündemin “Sözlü
Sorular” kısmında yer alan sorulardan 1, 10, 22, 28, 29, 32, 33, 42, 44, 49,
51, 60, 69, 70, 71, 74, 293, 295, 374, 385, 419, 421, 431, 432, 433, 458 ve
560’ıncı sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak istemişlerdir. Sayın
Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin dört adet önerge vardır;
ayrı ayrı okutuyorum:
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI
A) Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’da artış gösteren kanser vakalarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/666)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde son yıllarda artış gösteren
Kanser vakalarının nedenlerinin araştırılması amacıyla Anayasa'nın 98. TBMM
İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince bir Araştırma Komisyonu'nun
kurulmasını saygılarımla arz ederim. 26.02.2010
1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
2) Gültan Kışanak
(Diyarbakır)
3) Ayla Akat Ata (Batman)
4) Bengi Yıldız (Batman)
5) Akın Birdal (Diyarbakır)
6) Emine Ayna (Mardin)
7) Fatma Kurtulan (Van)
8) Hasip Kaplan (Şırnak)
9) Hamit Geylani (Hakkâri)
10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
11) Nuri Yama (Muş)
12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)
14) Osman Özçelik (Siirt)
15) Özdal Üçer (Van)
16) Pervin Buldan (Iğdır)
17) Sebahat Tuncel (İstanbul)
18) Sevahir Bayındır (Şırnak)
19) Sırrı Sakık (Muş)
20) Şerafettin Halis (Tunceli)
Gerekçe:
Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri,
sağlık sorunlarının en çok yaşandığı bölgelerin başında gelmektedir. Çetin
coğrafyası, ekonomik sorunları ve yeteri kadar önem ve destek verilmemesi
nedeniyle, bölge halkı sağlık konusunda sürekli sorunlar yaşamıştır. Başta
hastaneler olmak üzere, sağlık kurumlarının yetersiz olması, sağlık
personelinin bölgede çalışmak istememesi ve bu konuda bir önlem alınamaması
neticesinde, halk çoğu zaman doktor bulamamış, tedavi için batı illerine gitmek
zorunda kalmışlardır.
Özellikle son yıllarda, başta Hakkâri ve ilçeleri olmak üzere Doğu
ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde çok sayıda kanser vakası yaşanmaktadır.
Neredeyse her ailede bir kanser hastası bulunmakta, bu durum herkesin dikkatini
çekmiştir. Özellikle Hakkâri'de bu kadar çok kanser vakasının yaşanması, bu
hastalığı tetikleyen nedenlerin araştırılması gerektiği hususunu gündeme
getirmektedir. Kansere yakalanan hastalar, bu bölgelerde hiçbir şekilde tedavi
edilemedikleri gibi, hastalık teşhisi dahi konulamamaktadır.
Bilindiği üzere geç teşhis, hastalığı tetiklemekte ve telafisi
mümkün olmayan sonuçlara neden olmaktadır. Bu nedenle, hastalar yetersiz
ekonomik koşullarına rağmen, Ankara ve İstanbul başta olmak üzere büyük illerin
hastanelerine başvurmaktadırlar. Hastalar, kemoterapi
ve radyoterapi için dahi Ankara'ya defalarca gelmek zorunda kalmaktadırlar. Bu
hastaların yaşadığı sorunların ve çözümlerinin de mutlaka araştırılması
gerekir. Bölgedeki hastanelerin çoğunda Onkoloji ve Hematoloji bölümleri
bulunmadığı gibi, uzman hekim ve teknik alt yapı da yoktur. Oysa
ki, bu bölgelerde sıklıkta görülen kanser vakalarının dikkate alınarak,
her il ve ilçe hastanelerinde bu hastalıkla ilgili bölüm ve hekim
bulundurulmalıdır.
Ancak bundan daha önemli olan, ölümcül bir hastalık olan kanser
hastalığının özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde son yıllarda
büyük artış göstermesinin çok acil bir şekilde araştırılıp, bunun önleminin
alınmasıdır. Uzmanların yaptığı bilimsel araştırmalara göre, özellikle bu
bölgelerde "Mide Kanseri" çok görülmektedir. Bunun nedenleri mutlaka
araştırılarak, önlem alınması gerekmektedir. En ölümcül kanser türleri arasında
yer alan mide kanserinin bu bölgelerde sık görülmesinin nedeni bu bölgelerde
yaşayan yurttaşların sağlıklı bir beslenme olanaklarının bulunmaması ve yaşanan
ekonomik sıkıntılardır. Bunun nedenler ve önlemleri bir an önce araştırılıp,
devletin müdahale etmesi gerekir.
Bu bölgelerde yaşanan kanser hastalıklarının önlenmesi ya da en
azından sonuçlarının önüne geçebilmek için, Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgesi'nde yer alan her ilde bir kanser araştırma merkezinin açılması
kaçınılmaz olmuştur. Çünkü bu hastalığa yakalanan kişiler için, ne yazık ki
yaşadıkları yerlerdeki hastanelerde teknik ve deneyimli kadro yetersizliğinden
dolayı hastalıkları geç teşhis ediliyor ve artık tıbben yapılacak bir şey
kalmıyor.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde son yıllarda artış gösteren
kanser vakalarının nedenleri ve önlemleri için derhal bir Meclis Araştırma
Komisyonu Kurulması gerekmektedir.
2.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 21 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/667)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na
Tüm dünyanın olduğu gibi ülkemizin de sağlık sorunlarının başında
gelen kanser hastalığının nedenlerinin tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin
belirlenmesi amacıyla ekte sunmuş olduğumuz gerekçe doğrultusunda, Anayasanın
98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını
arz ve teklif ederiz.
1) Cevdet Erdöl (Trabzon)
2) Öznur Çalık (Malatya)
3) Rüstem Zeydan (Hakkâri)
4) Veysi Kaynak (Kahramanmaraş)
5) Mehmet Yılmaz Helvacıoğlu (Siirt)
6) Ahmet Aydın (Adıyaman)
7) Abdullah Çalışkan (Kırşehir)
8) Fatih Metin (Bolu)
9) İlhan Evcin (Yalova)
10) Hasan Altan (Kastamonu)
11) Halil Mazıcıoğlu (Gaziantep)
12) Lokman Ayva (İstanbul)
13) Mehmet Nil Hıdır (Muğla)
14) Mehmet Müezzinoğlu (İstanbul)
15) Abdurrahman Arıcı (Antalya)
16) Fatih Öztürk (Samsun)
17) İbrahim Yiğit (İstanbul)
18) Hüseyin Devecioğlu (Kilis)
19) Nuri Uslu (Uşak)
20) Cemal Taşar (Bitlis)
21) Abdulmuttalip Özbek (Hakkâri)
22) Ertekin Çolak (Artvin)
Genel Gerekçe:
Kanser hastalığı dünyada son birkaç yıldır giderek artarak birinci
ölüm nedeni hâline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre
2000-2007 arasında kanserden ölen kişi sayısı yaklaşık % 32 oranında artarak
2007 yılında 7,9 milyon kişiye çıkmıştır. Yani bütün ölümlerin yaklaşık % 13'ü
kanserden kaynaklanmıştır. Yine aynı dönemde yeni vaka sayısı 12 milyonun
üzerine çıkarken kanserle yaşayan vaka sayısı ise 25 milyon civarındadır. 2030
yılında özellikle gelişmekte olan ülkelerde kanser sayısı, kanser ölümleri ve
kanserle yaşayan hastalarda 2005 verilerine göre 3 kat artış beklenmektedir.
Türkiye'de toplam ölümlerin içinde kanserden kaynaklanan ölümlerin
oranı 2000 yılı için hastalık yükü çalışmasında yüzde 13,1 olarak
hesaplanmıştır.
Türkiye'de 2004 sonu itibarıyla yüz binde 167 olan kanser görülme
hızının, 2005 yılında yüz binde 180,3'e, 2006'da ise yüz binde 200'ün üzerine
çıktığını göstermektedir. Bunun anlamı, ülkemizde her sene yaklaşık 150 bin
yeni kanser vakasının tespit edilmesi demektir.
Türkiye, AB ülkeleri içinde 2,3 milyar avro ile kansere toplamda
en fazla harcama yapan ilk altı ülke arasında yer almaktadır. Kanser artışı ile
kansere harcanması gereken rakamın 2030 yılı için 10 milyar avroyu aşması
beklenmektedir.
Uzun dönemde gerekli önlemler alınmadığı takdirde, kanser Türkiye
sağlık sistemi için ciddi bir risk oluşturma potansiyeline sahiptir. Türkiye
nüfusu her geçen gün yaşlanmaktadır. Yaşlı nüfusun artışının yanı sıra sigara
ülkemizdeki kanser artışının en önemli nedenidir.
Kanserin kontrolünde en önemli aşama kanserin önlenmesi yani
birincil korunmadır. Bu aşamadaki en önemli yaklaşım sigara ve tütünle
mücadeledir. Bugün için ülkemizde sigara ile ilgili kanserlerden yılda
90.000'den fazla yaşam kaybolmaktadır ki bu her gün 150-200 kişi demektir.
İkincil korunmada kanser taraması ve erken yakalama önem taşır. Bu nedenle
Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezleri (KETEM) açılmıştır. Ülkemizde yaklaşık
300 KETEM’e ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ihtiyacımızın
120’si açılmıştır ve her ilimizde en az bir tane KETEM bulunmaktadır. Kanser
tedavisi için (üçüncül korunmada) çağdaş ve uygun tedavi yaklaşımları konusunda
insan kaynaklarının yeterliliği de diğer önemli bir konudur.
Çevresel kanserlerden asbest ve erionite
bağlı kanserler ülkemizde dünya ortalamasından 700 kat daha fazladır. Arsenik
ciddi bir çevresel kanserojen olarak dikkat çekmekte ve bu faktörlerle savaş multidisipliner bir yaklaşım gerektirmektedir. Elektrik
yüksek gerilim hatları ve elektromanyetik alanların düzenlenmesi, yanlış
beslenmenin önüne geçilmesi, alkol tüketimi konusunda vatandaşlarımızın bilinçlenmesi,
obezitenin önlenmesi, fiziksel aktivitenin
yaygınlaştırılması kanserin önlenmesi için önem taşımaktadır.
Kanserin kontrol edilebilmesi için en önemli konulardan biri de
gerek önlem gerekse kanser oluşumuna ve tedavisine yönelik bilimsel çalışmaların
ve araştırılmaların yapılmasıdır, ancak maalesef şu anda yılda 900 olan
bilimsel çalışmalarımız yeterli düzeyde değildir.
Kanserin kontrol altına alınmasına yönelik olarak; ulusal
politikaların oluşturulması, kanser kontrol programlarının düzenlenmesi, koordinasyonu,
kansere yol açan bireysel ve çevresel risk faktörlerinin belirlenmesi, bu
konuda kamuoyunun ve ilgili tarafların bilgilendirilmesine yönelik
faaliyetlerde bulunulması, kanser tarama, teşhis ve tedavi standartlarının
oluşturulması, çeşitli projelerin yürütülmesi gibi konularda çalışma ve
araştırmalar yapılmalıdır.
Çağımızın en önemli sağlık problemi olan kanserin ülkemizde
kontrolü için yapılacak işlemleri hızlandırması, disiplinler arası
koordinasyonu sağlaması ve kolaylaştırması amacıyla yüce Meclisimizde bir
araştırma komisyonu kurulması ve bu komisyon marifetiyle konunun irdelenmesi ve
alınacak tedbirlerin belirlenmesinin önemi açıktır.
3.- Ankara Milletvekili Tekin
Bingöl ve 23 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/668)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
“Çağın hastalığı” olarak adlandırılan ve gün geçtikçe görülme yaşı
düşen ve yaygınlaşan kanser hastalığı konusunun Meclis çatısı altında detaylıca
incelenebilmesi ve çözüm önerilerinin uzmanların, hastaların ve hasta
yakınlarının fikrinin de alınması yoluyla ortaya konabilmesi için TBMM İç
Tüzüğü’nün 104 ve 105. maddeleri ve Anayasa’nın 98. maddesi gereğince
bir Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
1) Tekin Bingöl (Ankara)
2) Ali Koçal (Zonguldak)
3) Gürol Ergin (Muğla)
4) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
5) Hüseyin Ünsal (Amasya)
6) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
7) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
8) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)
9) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
10) Ergün Aydoğan (Balıkesir)
11) Rasim Çakır (Edirne)
12) Orhan Ziya Diren (Tokat)
13) Metin Arifağaoğlu (Artvin)
14) Faik Öztrak (Tekirdağ)
15) Şahin Mengü (Manisa)
16) Kemal Demirel (Bursa)
17) Şevket Köse (Adıyaman)
18) Ali Oksal (Mersin)
19) Bilgin Paçarız (Edirne)
20) Ahmet Küçük (Çanakkale)
21) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
22) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
23) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
24) Yaşar Tüzün (Bilecik)
Gerekçe:
Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu’nca yayımlanan bilgilere
göre “Dünyada her yıl 12 milyon kişiye kanser tanısı konulmakta ve 7.6 milyon kişi kanserden ölmektedir. Önlem alınmazsa, dünya
genelinde kanser yükünün artarak 2030 yılında 26 milyon yeni tanı kanser
vakasına ve 17 milyon ölüme ulaşacağı tahmin edilmektedir. Kanserde en hızlı
artış ise ülkemizin de içinde bulunduğu düşük ve orta gelirli ülkelerde
olacaktır.” Sağlık Bakanlığınca yayımlanan ve 2000-2006 yıllarını kapsayan
güncel bir araştırmaya göre ise, Türkiye’de 396 bin kanser vakası bulunmakta ve
her yıl 140 bin kişi kanserden yaşamını kaybetmekte ve bu rakamın önümüzdeki 20
yılda 500 bine çıkacağı tahmin edilmektedir. Her yıl ortalama 150 bin yeni
kanser tanısı konurken, yine 20 yıl içinde hasta sayısının 1,5 milyona ulaşacağı
öngörülmektedir. Kanserin Türkiye'ye yıllık maliyetinin ise 2,5 milyar doları
bulduğu hesaplanmaktadır.
Rakamların açıkça ortaya koyduğu üzere, kanser hastalığının
yayılımını önlemek için en kısa, orta ve uzun vadeli bir eylem planının
üzerinde çalışılması ve alınması gereken tedbirlerin tartışılması şarttır.
Çünkü ülkemizde kanser hastalığının yayılma hızına karşın bu konuda yeterli
teknik ve insani imkân bulunmamaktadır. Ülkemizde 28 üniversitede onkoloji
merkezi bulunurken, profesör seviyesindeki onkolog
sayısı 113, doçent ise 78’dir. Görülen kanserli vaka sayısına karşın uzman kişi
sayısının yetersiz olduğu bir gerçektir. Ayrıca meme kanseri teşhisinde önemli
bir araç olan mamografi cihazı eksikliği ve mamografi cihazı kullanabilen
eğitimli personel sayısının yetersizliği gibi sebeplerle 1 hatta 2 yıl
sonrasına randevu verildiği de bilinen bir gerçektir. Oysa kanser hastalığı ile
ilgili en önemli adım erken ve hızlı teşhis ile müdahaledir.
Onkolojide uzman ve kanser tedavisi yapan tam teşekküllü merkez
sayısının yetersizliği ile mücadele edilmeli ve bu merkezlerin sayısının
artırılabilmesi, eğitimli personel sayısının, teknik cihaz sayısının
artırılabilmesi için ne gibi teşvik edici önlemler alınabileceği
tartışılmalıdır. Hematoloji ve onkoloji uzmanı sayısının olması gereken
seviyeye ulaşması için çalışılmalıdır.
Yüksek maliyetli bir hastalık olarak kanserle mücadelede devletin
hasta ve hasta yakınının yanında olması ve her aşamada maddi manevi desteği ile
yurttaşına destek olması gerekmektedir. Ancak günümüzde her hastanın son
teknolojilere ve yeni çıkan ilaçlara ulaşabildiğini söylemek ne yazık ki
yukarıda sıralanan sebepler yüzünden mümkün değildir.
Kanser hastalığı ile mücadelede hastalara maddi destek sağlanması
gerekirken, Sağlık Bakanlığı'nın çeşitli genelgeler ile hücre yayılımını
önleyici ilaçların kullanımını ve dolayısıyla SGK tarafından ödenmesini
sınırlandırması kabul edilebilir bir tutum değildir.
Yukarıda özetlenen sebeplerle, kanser hastalığının sebep ve
sonuçları ile topluma ve bireylere, gelecek kuşaklara etkisinin
araştırılabilmesi, önleyici çalışmaların nasıl yaygınlaştırılabileceğinin
tartışılması ve konunun uzmanlarının, hastaların ve hasta yakınlarının görüş ve
önerilerine başvurulabilmesi amacıyla bu araştırmanın açılmasının uygun olacağı
düşünülmektedir.
4.- Antalya Milletvekili Osman
Kaptan ve 21 milletvekilinin, TOKİ’nin
faaliyetlerinin araştırılması amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/669)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Anayasamızın 57. maddesinde ve İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesinde tanımlandığı şekilde vatandaşlarımızın konut ihtiyacını
karşılamak üzere uzun yıllardan beri Devletimizce, ticarî, yasal, idari,
kurumsal ve teknolojik, çalışmalar yapılmaktadır.
1984 yılında 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ile Toplu Konut Fonu
oluşturulup, Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresi Başkanlığı kurularak, alt
gelir gruplarına ve yoksullara yönelik sosyal konut üretimi, kentleşme ve
kentsel arsa üretimi sorunlarına çözüm üretmek işleri, kurumsal bir yapıya
kavuşturulmuştur.
AKP iktidara gelişiyle birlikte, "alt gelir gruplarına ve
yoksullara yönelik sosyal konut üretimi" amacının arkasına saklanıp, bu
konuda önceden beri faaliyette bulunan kamu kurum ve kuruluşlarının bazılarını
kapatarak, bazılarını bünyesinde birleştirerek, bazılarının görevlerini
devredilerek, bazılarının da isimleri değiştirilerek, Başbakanlığa bağlı, Toplu
Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ)na dönüştürüldü.
Geçmiş kamu yönetimlerinin, barınma hakkını salt ticari bir emtia
veya sömürü aracı olarak kullanmak isteyenlerin frenlemesi için başlatılan,
sosyal konut ve arsa üretimi işi ve bu iş için oluşturulan kurumlar AKP
tarafından TOKİ'ye dönüştürüldükten sonra, bu kurum
amacından saptırılarak, tamamen AKP politikalarının propaganda aracı hâline
getirilmiştir.
Yasal düzenlemelerle TOKİ genişletilmiş yetkilerle ve bütçelerle
donatıldı.
Ayrıcalıklı yasalarla Kamu İhale Kanunu ve Sayıştay denetimi
dışına çıkarıldı.
Bu kurumla ilgili olarak, kamuoyumuzda, alt ve üst yapı inşaat
işleriyle ilgili kişi ve kurum çevrelerinde, TOKİ’den
ev satın alan vatandaşlarımız, TOKİ’nin inşaat
yaptığı kentlerin kamuoylarında, yani TOKİ ile taraf olan birçok vatandaşımız
tarafından,
- 2003-2009 arasında, kendisine tanınan kamusal olanaklarla doğru
orantılı bir performans göstermediği,
- Faaliyet şekli ve alanlarında Anayasamızın, 10. maddesinde tarif
edilen vatandaşlar arasındaki eşitlik ilkesine, 48. maddesinde tarif edilen
sözleşme hürriyetine, 57. maddesinde tarif edilen şehirleşme, çevre şartlarını
gözetme, planlama, toplu konut ve konut hakkını, 167. maddesinde tarif edilen,
para, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı işlemesi ve rekabetin sağlanmasına
yönelik,
maddelerinin ihlal edildiği,
- Kamu yetkilerini ve olanaklarını kullanarak İnşaat sektörümüz
içinde haksız rekabete yol açıldığı,
- 5, 10, 20 yıllık vadelerle veya kredilerle TOKİ’den
ev satın alan vatandaşlarımızın içine düştüğü sıkıntılar ve TOKİ yönetiminin
ödeme güçlüğüne düşen vatandaşlarımız ile ilgili uygulamaları, bu
vatandaşlarımızın ömür boyu kiracılığa mahkûm edildiği,
- Yaptığı ihalelerde ve hak ediş ödemelerinde müteahhitlere
ve taşeronlara eşit davranmadığı,
- Taşınmaz Kültür Varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu için verilen yetkinin doğru olmadığı, bilimsel
kriterlere uygun olmadığı, bu konularda yapılan ihalelerin şaibeli olduğu,
- Taşınmaz Kültür Varlıklarının bakımı, onarımı ve restorasyonu işlerinin, bir uzmanlık konusu olması
gerekirken, bugüne kadar bu konuda hiçbir uzmanlığı olmayan TOKİ'nin
bu iş için görevlendirilmesinin, bu kurumca yaptırılan bakım, onarım ve
restorasyonların bu Taşınmaz Kültür Varlıklarımızda geri dönülemez tahribatlara
neden olacağı,
- Taahhüt ettiği sürelerde konutları teslim etmediği,
- Teslim ettiği konutların birçoğunda bilim ve fen kurallarına
aykırı imalatların yapıldığı,
- İmar planı uygulamalarının, inşaat yaptığı kentlerin dokusunu ve
geleceğini olumsuz yönde etkilediği, o yörede yaşayanların gelecek
tercihlerinin şimdiden ipotek altına alındığı,
- TOKİ'nin faaliyet gösterdiği alanlarda
sürekli yetki aşımı yaptığı,
- Birçok alanda özelleştirmeler yapılırken, inşaat yapma konusunda
TOKİ bünyesinde âdeta devletleştirme yapıldığı, bu kurumun "devlet içinde
devlet" hâline getirildiği,
- Konut İnşaatı yaptığı kentlerin özelliklerine uygun proje
yapmanın yerine, her yerde aynı projeyi uygulayarak kaynak israfına neden
olduğu gibi daha birçok sorun tartışılmaktadır.
TOKİ ile ilgili olarak, yukarıda arz ettiğim konulardaki sorunlar ile, kurulacak komisyon tarafından da resen tespit edilecek
diğer sorunların tespiti, gerekli çözüm ve çözüm önerilerinin oluşturulması
için; Anayasanın 98. TBMM İçtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis
Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 23.02.2010
1) Osman Kaptan (Antalya)
2) Tayfur Süner (Antalya)
3) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
4) Atila Emek (Antalya)
5) Aldulaziz Yazar (Hatay)
6) Hüsnü Çöllü (Antalya)
7) Hulusi Güvel (Adana)
8) Şevket Köse (Adıyaman)
9) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
10) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
11) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
12) Ahmet Küçük (Çanakkale)
13) Yaşar Tüzün (Bilecik)
14) İsa Gök (Mersin)
15) Gürol Ergin (Muğla)
16) Sacid Yıldız (İstanbul)
17) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
18) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
19) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)
20) Tekin Bingöl (Ankara)
21) Ensar Öğüt (Ardahan)
22) Abdullah Özer (Bursa)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp
açılmaması konusundaki görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır,
okutup oylarınıza sunacağım.
B)
Tezkereler
1.- Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal
Halk Kongresinin vaki davetine icabetle TBMM İçişleri Komisyonu üyelerinden
oluşan bir Parlamento heyetinin Çin Halk Cumhuriyeti’ne resmî ziyarette
bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1171)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Çin Halk Cumhuriyeti Ulusal Halk Kongresi tarafından, TBMM
İçişleri Komisyonu Üyelerinden oluşan bir Parlamento Heyeti Çin Halk
Cumhuriyeti’ne davet edilmektedir.
Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 6.
Maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Evet, tezkereyi oylarınıza sunacağım, karar yeter
sayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.43
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.58
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yaşar TÜZÜN
(Bilecik), Gülşen ORHAN (Van)
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 85’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında
karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza arz edeceğim ve karar yeter
sayısını arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir, karar yeter
sayısı vardır.
Danışma Kurulunun bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım.
VI.- ÖNERİLER
A)
Danışma Kurulu Önerileri
1.- Gündemdeki sıralamanın yeniden
düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
Tarihi:
13.04.2010
Danışma Kurulunun yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel
Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
|
|
|
|
Mehmet Ali
Şahin |
|
|
|
|
Türkiye Büyük
Millet Meclisi |
|
|
|
|
Başkanı |
|
|
Ayşe Nur
Bahçekapılı |
|
Hakkı Suha Okay |
|
|
Adalet ve
Kalkınma Partisi |
|
Cumhuriyet Halk
Partisi |
|
|
Grubu Başkan
Vekili |
|
Grubu Başkan
Vekili |
|
|
Mehmet Şandır |
|
Ayla Akat Ata |
|
|
Milliyetçi
Hareket Partisi |
|
Barış ve
Demokrasi Partisi |
|
|
Grubu Başkan
Vekili |
|
Grubu Başkan
Vekili |
Öneriler:
Gündemin kanun tasarı ve teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer
işler kısmında yer alan 496 sıra sayılı Kanun Tasarısının bu kısmın 5 inci
sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,
Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına
Dair Öngörüşmeler” kısmında yer alan 10/348, 10/551
ve bugün okunarak Genel Kurulun bilgisine sunulan ve Gelen Kâğıtlar Listesinde
yayımlanan 10/666, 10/667 ve 10/668 esas numaralı meclis araştırması
önergelerinin birleştirilerek Genel Kurulun 13 Nisan 2010 Salı günkü (bugün)
birleşiminde görüşülmesi,
Önerilmiştir.
BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde 2 milletvekili
arkadaşımızın söz talebi vardır.
İlk söz, İstanbul Milletvekili Sayın Hasan Macit’e aittir.
Sayın Macit, buyurun efendim.
HASAN MACİT (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce
heyetinizi, şahsım ve Demokratik Sol Parti adına saygılarımla selamlıyorum.
Bugün, grupları olan siyasi partilerimizin ortaklaşa aldıkları
Danışma Kurulu önerisinin aleyhine söz aldım ama gerçekten, içindeki araştırma
konusuyla ilgili ivedilikle yapılması gereken, görüşülmesi gereken konulara
katılıyorum. Ama, ben bunun aleyhine söz alırken
Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminin aleyhine söz aldım, bunu da ifade
etmek isterim.
Son günlerde, Türkiye’de iki gündem oluşturulmaya çalışılıyor:
Bir, AKP’nin yani yürütmenin yani iktidar partisinin bir gündemi; bir de halkın
gündemi. İki gündem, birbirinden çok kopuk bir şekilde uygulanmaya çalışılıyor.
AKP’nin gündeminde Anayasa değişikliği var. Yürütme, yasamayı peşine taktı,
Anayasa değişikliğiyle ilgili görüşmeler gece gündüz devam ediyor. Biz,
Demokratik Sol Parti olarak Anayasa değişikliğiyle ilgili, daha önce
düşüncelerimizi açıklamıştık. Bir siyasi partinin dayatmasıyla Anayasa
değişikliğinin doğru olmadığını, bu değişikliğin uzlaşmayla, geçmiş dönemlerdeki
yapılan şekliyle yapılması gerektiğini özellikle vurgulamıştık. Buna en iyi
örnek, 1995 yılında yapılan değişiklik ve 2001 yılında yapılan değişikliklerdi.
Bu değişikliklerde de Anayasa maddelerinin çok önemli bir bölümü değişmişti. Bu
komisyonda bu değişiklikler yapılırken Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir
uzlaşma komisyonu kurulmuş. Bu komisyonda da şimdi görev alan AKP
milletvekilleri içerisindeki arkadaşlarımızın -önemli yerlerdeki görev alan
arkadaşlarımızın- içinde bulunduğu bir komisyon idi ve onlar bu komisyonun
nasıl çalışacağıyla ilgili çalışmaları en iyi bilen arkadaşlarımızdır. O yöntem
eğer uygulanmış olsaydı bugünkü gerginlik daha alt seviyede olacaktı ve bugün
getirilen Anayasa değişikliğinin içerisinde yer almayan ama mutlaka değişmesi
gereken maddeler de -umarım- orada yer alabilecekti. Örneğin bu değişiklikte
YÖK’ün yapısıyla ilgili -hiç eleştirmeyen arkadaşımız yok, herkes eleştirir
ama- bir düzenleme yok. Buna benzer, yürütme bir yıla yakın bir süredir Alevi Çalıştayı ile ilgili toplantılar yapıyor, her kesimden
görüş alınıyor ve onların talepleriyle ilgili düzenlemeler yok.
Uzlaşılsaydı, uzlaşma komisyonu kurulsaydı, bunlar içerisinde yer
alırdı, toplumun daha geniş kesimini kapsayan birikmiş sorunları çözme olanağı
bulunabilirdi. Bu yöntem uygulanmadı ve bir partinin getirmiş olduğu Anayasa
değişikliği Komisyondan geçti, önümüzdeki günlerde de Türkiye Büyük Millet
Meclisinde görüşülmeye başlanacak.
Son bir kez daha buradan AKP milletvekillerini uyarıyorum. Bu
uzlaşmayı, gelin, yol yakınken gerçekleştirelim. Bizim de sıkıntıda olduğumuz,
önerdiğimiz, muhalefetin önerdiği maddelerdeki düzenlemeleri hep beraber
yapalım. Hep beraber Anayasa değişikliğini herkesin gönül rahatlığıyla kabul
edebileceği bir şekle getirelim ve Türkiye’ye hayırlı bir iş yapalım. Bugün
muhalefet partilerimizin de bu doğrultuda düşünceleri, önerileri var. Bunları,
gelin, birlikte değerlendirelim ve bir çözüm yolu bulalım.
Bu, bugünkü AKP İktidarının gündemi. Bir de halkın gerçek bir gündemi var. Biz, buradaki Anayasa
değişikliğiyle ilgili tartışmalar sürdürülürken, Meclis olarak halkın gündemini
unuttuk ve halkın gündeminden kopuk bir şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Değerli arkadaşlar, seçim bölgelerinize gittiyseniz oradaki
insanlarımızla yaptığınız görüşmelerde insanların ne kadar sıkıntılı
olduklarını görmüşsünüzdür veya ne kadar sıkıntı çektiklerini, sorunlarını size
aktarırken, aktarma biçiminden ve aktardıkları sözlerden anlayabilirsiniz.
Gerçekten insanların bugün gerçek gündemi yoksulluktur, yolsuzluklardır. Bugün
hiçbir hükûmete nasip olmayan ama demokrasi açısından
sakıncalı olan bir yöntem uygulanıyor AKP İktidarında. Basın susturuldu, basın
gerçekleri kamuoyuyla paylaşamıyor. Bir arkadaşımız, geçenlerde yolsuzluklarla
ilgili, bir büyük belediye başkanının yargılanmasıyla ilgili Danıştaydan aldığı kararı hiçbir basın mensubunun yazmaya,
yayınlamaya cesaret edemediğini ve açık açık
iktidardan korktuklarını ifade ederken gerçekten ürperdim. Yani bugün
Türkiye’de demokrasinin içine düşürüldüğü durum kabul edilemez. Bir ülkede
basın görevini yapmıyorsa, yapamıyorsa, basının üzerinde baskı varsa,
gerçekleri yazamıyorsa, gösteremiyorsa o ülkede demokrasinin varlığından söz
edilemez. Bugün Türkiye'nin içine düşürüldüğü durum budur. Bu nedenle bu iktidar
gerçekten şanslı mıdır, yoksa geleceğiyle ilgili kendi sonunu mu
hazırlamaktadır, ilerleyen süre içerisinde göreceğiz. Bu kadar sivil toplum
örgütlerinin üzerine, bu kadar basının üzerine baskı olmamalıdır. Eğer
“gerçekleri yazamıyorum, bize baskı uygulanıyor” gibi söylemlerle bu gerçekler
kamuoyundan gizleniyorsa o zaman burada bir çelişki, burada bir yanlışlık,
burada bir sıkıntı var demektir. Yarın -bunlar belki küçük şeyler ama- ülkenin
birlik, bütünlüğüyle ilgili, geleceğimizle ilgili önemli konularda da halkı
aydınlatma görevini basın yapamazsa işte o zaman çok büyük tehlikeler oluşur
diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, 1930’lu yıllarda Hitler de yüzde 45 gibi bir
çoğunlukla iktidara gelmişti. Ama Hitler’in ülkesini ve dünyasını hangi akıbete
uğrattığını, hangi sürecin yaşandığını sizler de biliyorsunuz, dünya biliyor.
Gelin, özgürlükleri hep beraber sağlayalım, basının üzerindeki baskıyı
kaldıralım.
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Olmaz böyle şey! Bu kadar da olmaz!
HASAN MACİT (Devamla) – Sevgili Arkadaşım, bir sözün varsa
gelirsin kürsüden söylersin, oradan laf atmazsın.
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Hitler’e mi benzetiyorsun?
HASAN MACİT (Devamla) – Değerli Arkadaşım, daha bugün, benim
söylediklerimi söyleyen profesör var. Yazmadığını, yazamadığını basının
söylediğini söylüyor. Biz burada üslup bakımından incitmeden bir uyarı
görevimizi yapıyoruz. Siz oradan laf atmayla bir şeylerin çözüleceğini mi
zannediyorsunuz?
VEYSİ KAYNAK (Kahramanmaraş) – Hitler’e benzetmek doğru mu,
Hitler’e?
HASAN MACİT (Devamla) – Doğru.
İBRAHİM YİĞİT (İstanbul) – Ayıp!
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, karşılıklı konuşmayalım lütfen.
Buyurun.
HASAN MACİT (Devamla) – Ayıp, bu durumu yaratanlarındır, bu durumu
dile getiren muhalefet milletvekillerinin ayıbı değildir. Eğer biz yalan
söylüyorsak bu kürsüde gerçekten ayıptır ama doğru ise bunu yaratanların
ayıbıdır ve oradan sataşanların ayıbıdır.
Değerli arkadaşlar, halkın gerçek gündemi yoksulluktur. Halkın
gerçek gündemi işsizliktir, üretimsizliktir. Bugün işsizlik verilerinde Türkiye
gerçekten çok sıkıntılı bir süreç yaşamaktadır. 4 tane gencimizden 1 tanesi
işsiz konumundadır. İnsanlar üniversiteyi bitiriyor, yirmi otuz yaş arasına
gelmiş, işsiz, çay parasını ailesinden alıyor. Bunlara çözüm üretmiyoruz,
bunlara çözümü burada konuşamıyoruz ama bazı suni gündemlerle bu kürsüleri
veyahut da Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini meşgul ediyoruz ve ondan
sonra da bu gerçekleri dile getiren arkadaşlarımıza birtakım sataşmalar oluyor.
Değerli arkadaşlar, siz Merkez Bankasının verilerini, TÜİK’in verilerini acaba inceliyor musunuz diye merak
ediyorum ve burada her türlü çarpıtmaya rağmen, her türlü manipülasyona
rağmen bu rakamlar halkımızın gerçek gündemini bize gösteriyor. Bakın, 2005
yılında ferdî kredi borcunu ödeyemeyen on iki ay içerisinde 7.781 kişi varken,
2010 yılının sadece Ocak ayında 51.700 küsur kişi olmuş. Yani 2005 yılının on
iki ayında ferdî kredi borcunu ödeyemeyen insanlarımız, sadece 2010’un Ocak
ayında 7 kat artmış. Bu Türk halkının, halkımızın gündemindeki konuları Merkez
Bankasındaki bu veriler acaba sizlere göstermiyor mu? Bu verileri acaba sizler
oralardan alıp halkımızın gerçek gündemiyle ilgili bir çalışma yapalım ihtiyacı
duyulmuyor mu?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Macit, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
HASAN MACİT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu veriler gerçekten
çok çarpıcı. Bu verilerin, gelin, hep beraber çözümünü arayalım, çözümünü.
Halkımızın içinde bulunduğu sıkıntıyı, halkımızın içinde bulunduğu yoksulluğu,
işsizliği giderecek çözümlere kafa yoralım, birlikte onu gerçekleştirelim,
yoksa gerçekten halkımızın durumu içler acısıdır. Bu anlamda çalışmaları
yapacağınıza da inanıyorum, yapmamız gerektiğine de inanıyorum ve bu
çalışmaları yapacağınız günleri bekliyoruz.
Hepinize saygılar sunarım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Macit.
Önerinin aleyhinde Kamer Genç, Tunceli Milletvekili.
Sayın Genç, buyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Danışma Kurulu önerisinin aleyhine söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar
sunuyorum.
Tabii, önerinin aleyhine almamın nedeni, bir defa, daha henüz
Komisyondan çıkmış bir kooperatif kanununun gündemin ilk sıralarına alınması ve
getirilen Danışma Kurulu kararı ile etkin ve verimli bir Türkiye Büyük Millet
Meclisi çalışma gündeminin oluşturulmamasıdır.
Biraz önce burada Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir tezkeresi
oylandı. Şimdi, değerli milletvekilleri, eskiden bu parlamentolar dış ülkelere
parlamento başkanları seviyesinde ziyarete gidiyordu ama maalesef AKP’yle
beraber artık komisyon başkanları dış devletlerdeki bazı elçilikler kanalıyla
“Ya, işte, bize bir davetiye gönderin de biz de çoluk çocuğumuzla, devletin
parasıyla bir seyahat edelim.” diyorlar. İşte, burada İçişleri Komisyonu davet
edilmiş, niye davet edilmiş? Hem de Çin’e gidiyorlar, en azından devlete
maliyeti bir 500-600 bin dolar.
Şimdi, devletin başında oturan Abdullah Gül her gün uçaklarla bir
yerlere, Tayyip Erdoğan bir yere, bakanlar bir yere… Ya, ne yapacaksınız bu
kadar? Bu devleti çökertmeye siz -yani niye- yemin mi ettiniz, ne ettiniz? Ya,
insanlarda bir Allah korkusu olur arkadaş, bir Allah korkusu olur. Ya, bu
memlekette insanlar ekmeğe muhtaçken her gün sizin bilmem gidip de her
defasında 500-600 bin dolarlık dış seyahat düzenlemeniz hangi vicdana sığıyor
arkadaşlar? Maalesef, işte böyle birçok talan edilen bir devlet anlayışı
yönetimiyle Türkiye yönetilmek istenmektedir.
Ben sözüme başlarken dün Samsun’da çok adi bir tecavüze uğrayan
Sevgili Ahmet Türk’e geçmiş olsun diyorum. Bu saldırıyı düzenleyeni şiddetle
kınıyorum. Daha önce, biliyorsunuz, Van’da Cumhuriyet Halk Partisi Başkanı
Sayın Baykal’a böyle bir saldırı olmuştu. Şimdi, bir yandan Tayyip Erdoğan “Bu
muhalefet Sivas’tan öteye gidemez.” diyor, öte tarafta eğer gidemiyorsa ayıp
senin, sen bu devleti demek ki yönetemiyorsun ve ondan sonra gidenleri de
saldırıya uğratıyorsun.
Şimdi, Samsun’daki olay ciddi bir olaydır arkadaşlar, öyle eften
püften bir olay değildir. Bulanık’ta olan bir olayı bu Hükûmet
eğer Samsun’da yargılamak için oraya getirmişse mahkemeye, orada gerekli
tedbiri almak zorundaydı. Almadıysa bunu, en azından birinci sorumlusu İçişleri
Bakanıdır ve istifa etmesi lazım.
Şimdi, bu olay bahane edilerek bu halkı birbirine vurdurmaya
çalışan güçler var. Bu memlekette yaşayan insanların
kardeşlik duygusu içinde olması lazım, birbirine saygılı olması lazım. Bu
memleket bizim ya, bu memleketin bizim olduğunu… Bu memlekette huzur ve güvenin
sağlanması, bu memlekette yaşayan vatandaşların görevi. Sen Hükûmet
olarak orada bir tedbir almıyorsun, orada serserinin biri geliyor bir parti
liderliği yapmış bir arkadaşa saldırıyor, ondan sonra da oradaki polisi
görevden alıyorsun. Bu tamamen sorumluluktan kaçma demektir.
Değerli milletvekilleri, öte tarafta, Van’daki saldırıda da eşkıya
suçüstü yakalanmıştır. Bunun AKP’liler tarafından yapıldığı ortadadır ve buna
rağmen maalesef herkes hâlinden çok memnun.
Ben anlamıyorum, bu Parlamentoda bundan önce görev yapıldığı zaman
buradaki insanlarda bir sorumluluk duygusu vardı arkadaşlar. Bu sorumluluk
duygusunun en önemli göstergesi de… Eğer birileri bir ihmal, bir suistimal yapıyorsa buradan istifa etme müessesesi vardı. İstifa, bana göre, çok onurlu ve erdemli bir davranış biçimidir ama
sekiz senedir bu memleketi her türlü keyfî yöneten, buna rağmen her türlü suistimalleri tespit edilen, her türlü haksız eylemleri
ortaya konulan bir AKP’li bakanın veya bir üst düzey yetkilisinin “Ya, ben
burada bir hata etmişim arkadaş, vicdanımın sesini de dinleyerek istifa
edeyim.” diye bir tavır içine girdiğini görmedim. Arkadaşlar, bu
memleket böyle olmaz.
Tayyip Erdoğan, çıkıyor kin dolu, nefret dolu; karşısındaki
insanlara öyle bir kin ve nefretle bakıyor ki böyle bir yönetici olmaz ki.
Yargı çıkıyor diyor ki: “Kardeşim, sen benimle ilgili düzenleme yapıyorsun. En
azından yaptığın bu düzenleme… Benim yargı bağımsızlığımı yok ediyorsun. Yargı
bir ülkenin temel direğidir, demokrasinin ana kaynağıdır. Yargı bağımsızlığının
olmadığı bir yerde hukuk da yoktur, hukuk devleti de yoktur, demokrasi de
yoktur.” Tayyip Erdoğan ne diyor Yargıtay Başkanına? “Sen her düşündüğünü
konuşamazsın.” Ya neyi konuşacak? Tayyip Erdoğan gibi konuşacak. Böyle bir
anlayış olur mu sayın milletvekilleri? Bu, en ilkel bir insanın yapabileceği
bir konuşma değildir arkadaşlar, en ilkel bir kişinin yapacağı konuşma
değildir. Dolayısıyla, Yargıtay bu memlekette bir yüce kurumdur, o kurumun
başına gelen, Türk hukuk sisteminde bir otoritedir. Hiç kimse de yani en
azından ordinaryüs profesörlerin dahi çok azının sahip olduğu bir hukuk nosyonuna sahip bir kişidir ama nere mezunu olduğu daha
belli olmayan işte, hasbelkader birilerinin elini öperek makamlara gelen
kişiler, çıkıp da “Sen konuşamazsın.” demek bu memlekette çok büyük bir
ayıptır. Evvela insanlar kendisini ve seviyesini bilmelidir arkadaşlarım.
Dün değil evvelsi gün Erzincan’la ilgili Başsavcının avukatının
bir açıklaması var. Ne diyor: “Erzincan’da çok karanlık işler çevriliyor.”
Erzincan Savcısına birtakım ihbarlar gidiyor ve bu ihbarlarda işte, bir İsmailağa Cemaati’yle ilgili suistimallerden
bahsediyor; bir de Ilıca’da birtakım olaylardan bahsediyor; Bursa’da birtakım
olaylardan… Bu Bursa’da işte, kum kaçakçılığı yapan kişinin kim olduğunu
açıklıyor arkadaşımız ama tabii, bu kaçakçılığı yapan kişi Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla
bilindiği için “Vay, sen nasıl benim adamlarım hakkında soruşturma açarsın…”
Hem Cemil Çiçek bunlara telefon açıyor bunu önlemeye çalışıyor ve aynı zamanda
o olaya karışan İliç’teki Savcının da bu işte görevini suistimal
ettiğine dair belgeler tespit ediliyor. Bunun üzerine İliç Savcısı getiriliyor,
bu olayı soruşturma yapan Başsavcı hakkında gizli tanık olarak dinleniyor.
Düşünebiliyor musunuz, ne kadar güzel adalet, değil mi? Ne kadar güzel bir
devlet işleyişi var! Ve bu avukat bağırıyor, orada içi yanıyor, diyor ki:
“Benim bu müvekkilim burada haksız yere…” Yani bir devletin Cumhuriyet
Başsavcısı haksız yere dört aydır içerde ama kimse tınmıyor. Yargı bağımsızlığı
diyorlar, yargının bağımsızlığını ortadan kaldıran eylemin, davranışın, yönetimin
biçimini siz ortaya koyuyorsunuz.
Size, bugün AKP’ye ve yandaşlarına en ufak bir soruşturma açılıyor
mu arkadaşlarım? İstanbul Belediye Başkanının yaptığı usulsüz binlerce ihale
var, Ankara Belediye Başkanının yaptığı usulsüz yüzlerce, binlerce ihale var.
Bu ihalelere karşı yapılan şikâyetleri İçişleri Bakanı ne yapıyor? İlgili
valiye gönderiyor. Aslında bu soruşturmanın İçişleri Bakanı
müfettişleri tarafından yapılması lazım. Vali ne yapıyor? Onu alıyor ana
kent belediye başkanlarına gönderiyor. Ana kent belediye başkanları, oradaki,
emrindeki müfettişlere iki sene bunu bekletiyor, ondan sonra işlem tesisine
gerek yoktur diye İçişleri Bakanına gönderiyor. Sonra, ondan sonra Danıştaya dava açılıyor, aradan tabii, iki sene, üç sene
geçmiş, her şey zaman aşımına uğruyor.
Böyle bir devlet yönetimi dünyanın neresinde görülmüştür?
Uganda’da da görülmemiştir, Afrika’nın en ilkel kabilelerinde de görülmemiştir,
ama AKP’nin iktidara gelmesiyle beraber, maalesef, Türkiye'de her türlü keyfî
yönetim görülmüştür.
Geçen gün, yani çok önemli bir şey, Samsun’da bir Kumköy santrali 56 trilyon liraya mal oluyor, 5 trilyon
liraya bir yandaşa satılıyor. Yahu, şimdi, arkadaşlar, yani bu devletin kim
hakkını savunacak, kim hakkını savunacak? Bu memlekette sen 56 trilyon liraya
mal olan bir santrali 5 trilyon liraya nasıl kendi yandaşlarına şey edersin?
Suat Kılıç yok mu burada, söyleyeyim: Bu işle senin ilgin var mı, yok mu? Yoksa
niye engellemedin? Bu devletin malını, böyle… Eğer orada, senin vilayetinde
böyle haksız bir ihale yapılıyorsa niye engellemiyorsun? Yani bunu
engellemiyorsan bunun arkasında bazı şeyler var demektir.
Dolayısıyla, sayın milletvekilleri, yani ben mi her gün çıkıp
burada bu devleti savunacağım arkadaşlar ya? Siz bu devletin vatandaşları değil
misiniz, milletvekilleri değil misiniz? Siz de demokrasi, Anayasa’ya riayet
konusunda namus ve şeref yemini yapmadınız mı arkadaşlar ya? Bu
memleket hepimizin memleketi. Bu memlekete kim haksızlık yapıyorsa Allah
belasını versin de yakasına yapışalım.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) – Amin, amin!
KAMER GENÇ (Devamla) – Yani siz yarın zannediyor musunuz ki sokağa
çıkıp da rahat gezeceksiniz?
Bakın, inanınız ki Türkiye'yi bir iç kavgaya götürüyorsunuz. İşte,
iç kavganın belirtileri belli, işte, Cumhuriyet Halk Partisi… (Gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Genç, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
KAMER GENÇ (Devamla) – Ben, şimdi… Canım böyle istemiyor. Ben
bağımsız bir milletvekiliyim. Ben menfaatimin peşinde koşmuyorum. Ben yaptığım
bu konuşmalarda arkamda bir siyasi parti yok ki, ben bunun iktidarı için
uğraşayım. Ben bağımsız bir milletvekiliyim. Eğer menfaatimi düşünsem, giderim
iktidarla iş birliği yaparım, her türlü hileyi yaparım, vicdanımı satarım,
cebimi doldururum ama ben bunu yapmıyorum. Ben, vicdanımın, haysiyetimin,
onurumun, ülke sevgisinin bana verdiği görevi burada yapmaya çalışıyorum. Onun
için sizlerin de bunlardan bir ders almanız lazım. Bir Anayasa değişikliği
getirmekle Türkiye’yi büyük bir kaosa sürüklüyorsunuz.
Yani, nasıl, bir parti kapatmayı yasaklıyorsunuz? Diyorsunuz ki “Laikliği
ortadan kaldıracak.” Ya, çıkacak adam kürsüde diyecek ki “Ulan bu laik Türkiye
Cumhuriyeti devletini kaldıralım.” diyecek, “Bu Türkiye Cumhuriyeti devletini
bölelim.” diyecek ama bunun bir sorumluluğu olmayacak! Bunu Uganda bile… Yani
en ilkel insan kafasının kabul etmeyeceği bir fikir ve düşünce tarzı
arkadaşlar. Ee, bunların…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Genç, teşekkür ediyorum.
KAMER GENÇ (Devamla) – Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Tamam.
Öneriyi oylarınıza sunup karar yeter sayısını arayacağım.
Danışma Kurulu önerisini kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar
yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.24
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.31
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ
(Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
85’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Danışma Kurulu önerisinin oylamasında karar yeter sayısı
bulunamamıştı. Şimdi tekrar Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunacağım ve
karar yeter sayısını arayacağım.
Danışma Kurulu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kâtip üyelerimiz arasında ihtilaf oldu, tespitinde. Oylamayı
elektronik cihazla yapacağım.
İki dakika süre veriyorum ve oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, öneri kabul edilmiştir. Karar
yeter sayısı vardır.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, İç Tüzük’ün 37’nci maddesine
göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme
alacağım.
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI (Devam)
C)
Önergeler
1.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, (2/447) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/202)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
2/447 Esas sayılı, “Tokat İline Bağlı Gökal
adlı ilçe” Kurulmasına dair Kanun Teklifimin 45 gün içerisinde görüşülmediği
için TBMM İç tüzüğünün 37. maddesi gereğince doğrudan TBMM Genel Kurulu
gündemine alınmasını,
Arz ederim. 14.10.2009
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
BAŞKAN – Teklif sahibi olarak Tokat Milletvekili Sayın Reşat
Doğru.
Buyurun.
REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 447
esas numaralı Tokat İlinde Gökal İsimli Bir İlçe
Kurulması ile İlgili Kanun Teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri; kamu hizmetlerinin ülke düzeyinde verimli
ve etkili bir şekilde görülebilmesi amacıyla mülki taksimatın zaman içerisinde
şartlara uygun hâle getirilmesi zorunluluk arz etmektedir.
Hızlı bir iktisadi, sosyal ve kültürel gelişmelerin yaşandığı
ülkemizde halkımıza sunulacak olan kamu hizmetlerinin vatandaşımıza en yakın ve
en etkili sunulabilmesi için iktisadi ve sosyal yönden gelişme göstermiş olan
kasabaların ilçe olmasında yarar görülmektedir.
İlçe olmasını istediğim Gökal kasabamız,
bulunduğu bölgeye göre merkezî konumdadır. 30 Aralık 1993 tarih ve 42605 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile referandum sonucu, Gökbel
ve Alinek köylerinin birleşmesi ile “Gökal” adını alarak belediye teşkilatı kurulmuştur.
Belediye teşkilatı, görevine hâlen devam etmektedir.
Kasabamızın içme suyu, kanalizasyon, elektrik gibi idari yönden
tüm altyapı hizmetleri mevcuttur. Aynı şekilde çevre güzelliği, doğal gölü ve
kaplıcaları, turizm potansiyeli Gökal'a artı bir
değer kazandırmaktadır.
Bölgemizde her ürünün yetişmesi yanında, özellikle dünyanın en
güzel çileği yetişmektedir. Her yıl da belediye desteği ile çilek bayramı ve
şenlikleri yapılmaktadır.
Gökal kasabamız,
çevresindeki yirmi iki köy ve Ordu ili Akkuş ilçesi köyleri ile birlikte yıllık
5 bin ton fındık üretimi yapmaktadır. Yapılan bu üretimin pazarlama noktası, Gökal kasabasında kurulan ve elli yıllık geçmişi olan Güldere halk pazarıdır. Kasaba, bu durumuyla çevresinde
ekonomik bir güce de sahiptir. Beldenin gerek yerleşim yeri gerekse yöredeki en
gelişmiş yerleşim birimi olması nedeniyle birleştirici bir özelliği vardır.
Gökal kasabamız Tokat
il merkezine
Belediyemiz, kısıtlı imkânları dâhilinde yöredeki vatandaşlarımıza
hizmet götürmeye çalışmaktadır. Malumunuz üzere il ve ilçe merkezine bu kadar
uzakta bulunan bir beldenin, belediye imkânlarıyla halkına hizmet götürmesi çok
ama çok zordur. Bu yüzden, burada diğer devlet kurum ve kuruluşlarının
bulunması büyük önem arz etmektedir.
Tokat, Samsun ve Ordu illerine sınır olan Gökal
kasabasının ilçe olması durumunda, merkez ile birlikte on altı (Ordu ili Akkuş
ilçesine bağlı iki adet köy ile birlikte) yerleşim yerinde bulunan toplam
13.369 vatandaşımıza kamu hizmetlerinin götürülmesi daha verimli ve etkili
olarak sunulacaktır.
Yörede üretilen tarım ürünlerinin pazarlanması noktasında yöre
ekonomik bir canlılığa ulaşacaktır. Yeni yatırım alanları açılacak, bölge
cazibe merkezi hâline gelecek ve bunlara paralel olarak halkın da refah
seviyesi yükselecektir.
Gökal kasabamız,
özellikle halk pazarının olduğu günlerde çok yoğun bir nüfusa ulaşmaktadır.
Artan bu nüfus, kamu hizmetlerinden tam manasıyla faydalanamamaktadır. Aynı
şekilde, eğitim-öğretim hizmeti almak üzere çevre köylerden gelen öğrenciler de
büyük yekûn oluşturmaktadır. Özellikle okuma yarışı burada had safhadadır.
Aileler kız-erkek bütün çocuklarını okutmak için maddi manevi büyük güç sarf
ediyorlar.
Bu bölge, ülkemizin en mağdur ve yoksulluğu olan yöremizdir.
Burada yaşayan, buradan ayrılmayan insanları, devlet olarak ödüllendirmeli,
onlara şükranlarımızı sunmalıyız çünkü yörede yaşayanlar, ülkemize bağlı,
millet ve vatan toprağı sevgisinde hiç eksiklik olmayan insanlardır. Bu
insanların beklentilerine cevap vermek mecburiyetindeyiz. Özellikle burası dağ
köyü olması münasebetiyle il merkezine çok büyük mesafede uzaklığı vardır, kış
aylarında ulaşmak çok zordur özellikle yolun asfalt olmadığı da düşünülürse;
asfalt da yoktur çünkü şose yolları içerisinde bulunmaktadır. Çocukların
ulaşması veyahut da okumak isteyen insanların ulaşması, onların yanında
özellikle hastalıkla ilgili durumlarda çok büyük sıkıntıların yaşanmakta olduğu
görülmektedir. Bu meyanda genelde düşünüldüğü zaman, buranın, Erbaa merkezine
ve Tokat il merkezine mesafesinin de -biraz önce söylemiş olduğum gibi- çok
büyük olması münasebetiyle buranın kurtarılması ve buralardaki yerleşim
yerindeki insanların burada yaşamalarının temin edilmesi noktasında buranın
bir…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Doğru, buyurun efendim.
REŞAT DOĞRU (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
…ilçe merkezi olmasının çok büyük faydası olacağı kanaatindeyiz.
Kaymakamla belediye başkanının el ele vermesiyle beraber burası çok güzel bir
yere sahip olabilir. Turizm noktasında çok farklı bir konumu vardır. Buradaki
insanlar çalışkan insanlardır; o ağır Karadeniz şartları içerisinde fındık
üretiyorlar, çilek üretiyorlar, diğer birçok sebze ve meyveyi üretiyorlar, ama
üretmiş oldukları ürünleri çok iyi değerlendirmiş olduklarını da
söyleyemiyoruz.
Ayrıca, bura insanı, vatan toprağının en ücra köşesinde neredeyse
-çünkü, bu yerdeki bu tabloyu Türkiye’mizin birçok
yerinde göremeyiz- çok zor şartlar içerisinde yaşıyorlar. Ondan dolayı da,
mevcut nüfus, eğitim ve öğretim potansiyeli dikkate alınarak Tokat ilinde Gökal adıyla bir ilçe kurulması gerekli görülmüş ve bu
amaçla da kanun teklifi verilmiştir.
Kanun teklifimin Meclis tarafından kabul göreceğine inanıyor, yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğru.
Şahsı adına Hasan Çalış, Karaman Milletvekili.
Sayın Çalış, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; İç
Tüzük madde 37’ye göre Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine alınması
istenilen, Tokat Milletvekilimiz Sayın Reşat Doğru’nun, Tokat ili Erbaa ilçesi Gökal beldesinin, Gökal ilçesi
olarak ilçe yapılmasıyla ilgili kanun teklifi üzerine söz aldım. Bu vesileyle
yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Kıymetli arkadaşlar, bugüne kadar bu tür tekliflerde maalesef
gördüğümüz manzara: Uzlaşmaz, anlaşmaz, muhalefeti dikkate almaz bir tutumla
karşı karşıya olduk. Temenni ederim ki biraz sonra bu teklif oylanırken bu
tutumunuzda bir değişiklik, bir fark gösterirsiniz, bizleri de mahcup
edersiniz.
Değerli arkadaşlar, Sayın Milletvekilimiz bu teklifi tam bir yıl
önce vermiş; bir yıldır lütfedip Sayın Komisyon Başkanı gündemine almamış; bu
konuda Sayın Başkanlık da bir şey yapmamış ve bugün İç Tüzük’ün verdiği bir
haktan yararlanarak buraya indirilmiş. Fakat bunun gibi -içinde ben de dâhil-
muhalefete ait milletvekillerinin verdiği, sırada bekleyen, gündeme alınmayan,
gündeme alınınca da reddedilen, kadük hâle gelmiş
onlarca teklif vardır.
Kıymetli arkadaşlar, bu talepler buralarda yaşayan insanların
talepleridir, buralarda yaşayan insanların gündemidir.
Değerli arkadaşlar, halkın gündemine dikkat etmek gerekiyor. Halkın
gündemine dikkat etmezseniz bir gün halk da sizi gündemine almaz.
Kıymetli arkadaşlar, şu yüce Mecliste çalışmalar yapıyoruz.
Türkiye hangi gündemlerle meşgul ediliyor? Halkın gündemi ne? Yapılan
araştırmalara göre halkın gündeminde birinci sırada işsizlik var; yoksulluk,
yolsuzluk bunları takip ediyor. Ama maalesef sayın iktidar, Türkiye Büyük
Millet Meclisinin gündemine bunları bir türlü almamaktadır, görmezden
gelmektedir, sanal gündemlerle ülkeyi meşgul etmektedir.
Değerli arkadaşlar, bugün, işsizlere gizli işsizleri ve iş
bulmaktan ümidini kesmişleri de ilave edersek, maalesef, ülkemizde 4 kişiden
1’i işsizdir, 3 gençten 1’i işsizdir. Bu gençlerin pek çoğu üniversite
mezunudur ve bu üniversite mezunları asgari ücrete, karın tokluğuna çalışmaya razıdır.
Kıymetli arkadaşlar, bu iktidar gelip geçicidir. Yarın arkanıza
dönüp baktığınız zaman, fakirin fukaranın, vatandaşın yararına yaptığımız bir
şeyler olsun dersiniz.
Bakınız, size göre, kriz teğet geçiyor, işsizlik sanal fakat ben
soruyorum değerli arkadaşlar: İşsizlik mi sanal, yoksa istihdam sağlamayan,
üretim yapmayan, işsize iş, aşsıza aş olmayan yatırımlarınız mı sanal?
“Can suyu” dediniz, esnaf da bir şeyler sandı, rahatlayacağım
sandı. Ne oldu? Kepenkler kapanmaya devam ediyor. Esnaf siftah edemiyor. Esnaf,
iş yerini açıp kapatıyor ama, tezgâhını açıyor ama,
maalesef, işsiz duruma düştü.
Köylü köyünde, tarlasının başında; tarlayı ekiyor dikiyor, alın
terinin karşılığını alamıyor. Tarım krediye, TEDAŞ’a,
bankalara borcunu ödeyemiyor. Tarlası, bahçesi ne kadar azsa, ne kadar az
ekmişse sıkıntısı o kadar az. Elektrik hattı çekili, kuyu açılmış, mahsul
tarlada, mahsul kuruyor. Niye? Şalteri çeviremiyor. Niye? TEDAŞ mühürlemiş. Siz
ne yapıyorsunuz? Vatandaşa dönüyorsunuz, diyorsunuz ki: “Kusura bakmayın, TEDAŞ
özelleşti.” Pekâlâ, geçmiş borçlara bir formül bulmak yerine niye TEDAŞ’a tahsil ettiriyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Çalış, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
HASAN ÇALIŞ (Devamla) – Bugün, gerçekten, köylü, işinin başında
işsiz duruma düşmüştür.
Kıymetli arkadaşlar, bakınız, orman köylüsünün keçisini vatan
haini ilan ettiniz. Hayvancılık tabana vurdu, et fiyatları tavan yaptı ama
benim köylümün derdi ne? Keçi pahalandı ama “Kurbanda ben nasıl kurbanlık
alacağım?” bunu düşünüyor. Arkadaşlar, bu aç hâle gelen, sefil hâle gelen
köylünün dedesinden, babasından kalma evlerine de el koydunuz. Ne yapacak bu
vatandaş?
Kıymetli arkadaşlar, bakınız, bu sıralardan çok milletvekili
gelmiş geçmiştir, çok da hükûmetler gelmiş geçmiştir,
yarın elinizi vicdanınıza koyduğunuz zaman rahat olacak bir şeyler yapmaya
davet ediyorum.
Kıymetli arkadaşlar, bu bağlamda Gökallıların
talebini dikkate alınız, halkın sesine kulak veriniz diyorum, “evet” oylarınızı
bekliyorum.
Saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çalış.
Sayın Aslan, buyurun.
ZEYİD ASLAN (Tokat) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Tokat Milletvekilimiz Sayın Reşat Doğru’nun Tokat Erbaa ilçesi Gökal beldesinin ilçe olmasına yönelik kanun teklifinin öne
alınmasına ilişkin görüşmelere kişisel düşüncelerimi belirtmek üzere söz aldım.
Öncelikle Gökal beldesi, Erbaa ilçesine
yaklaşık
Ayrıca, Ordu ilinin Akkuş ilçesine bağlı birçok köy de Gökal beldesi ile ticari işlerini, pazar işlerini burada
görmekte ve bu bölgede yaşayan Akkuş köylüleri de Akkuş’a mesafesi uzak olması
hasebiyle ciddi anlamda zorluklar yaşamaktadır.
Bizler Tokat Milletvekili olarak, bir Erbaalı olarak Gökal beldemizi ziyaretlerimizde, bölge civarında oturan
yaklaşık 15 bin civarındaki insanımız, vatandaşımız buranın idari bir birim
olarak ilçe yapılmasına yönelik taleplerini her defasında bize de
iletmektedirler. Ben, bu anlamda bu kanun teklifinin -keşke Reşat Bey, beraber
imzalasaydık iki Erbaalı olarak, bunu gönülden arzu ederdim ama- öne alınmasının
uygun olacağı ve Gökal beldemizin ilçe olarak idari
birime kavuşturulmasının bölgemiz açısından uygun olacağı kanaatimi belirtiyor,
teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, efendim, oylamadan önce
yoklama talebimiz var.
BAŞKAN – Tamam efendim.
Yoklama talebinde bulunan arkadaşlarımın isimlerini okuyup,
salonda bulunup bulunmadıklarını arayacağım:
Sayın Okay? Burada.
Sayın Özyürek? Burada.
Sayın Seçer? Burada.
Sayın Özdemir? Burada.
Sayın Keleş? Burada.
Sayın Coşkunoğlu? Burada.
Sayın Gök? Burada.
Sayın Çöllü? Burada.
Sayın Özkan? Burada.
Sayın Bingöl? Burada.
Sayın Karaibrahim? Burada.
Sayın Güner? Burada.
Sayın Aydoğan? Burada.
Sayın Hacaloğlu? Burada.
Sayın Ünlütepe? Burada.
Sayın Altay? Burada.
Sayın Coşkuner? Burada.
Sayın Günday? Burada.
Sayın Diren? Burada.
Sayın Erenkaya? Burada.
Sayın Kesici? Burada.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN – İsmini okuduğum milletvekili arkadaşlarım lütfen
yoklamaya katılmasınlar.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, yoklama için üç dakika süre
veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI (Devam)
C)
Önergeler (Devam)
1.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, (2/447) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/202) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.
Biraz önce, Sayın Özak’ın, okumuş
olduğum sorulara birlikte cevap vereceğini sizlere ifade etmiştim.
Soruları sırasıyla okutuyorum:
VII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, yükseköğrenim öğrencilerinin yurt ihtiyacına
ilişkin Millî Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1038) ve Devlet Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı
2.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, TÜİK’in bazı verileri üzerindeki
tartışmalara ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1082) ve Devlet Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı
3.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili bazı hususlara ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/1125) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
4.- Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir’in, Gaziantep’in rekabetçilik endeksindeki yerine ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/1144) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
5.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış’ın, kamudaki tasarruf çalışmalarına ilişkin Başbakandan
sözlü soru önergesi (6/1146) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
6.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, Ankara Büyükşehir Belediyesinin yakacak
yardımlarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1162) Cevaplanmadı
7.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, KİT Yönetim Kurulu üyelerinin gelir vergisi
ödemelerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1163) Cevaplanmadı
8.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, imar tadilatlarına ve meslek odalarının tutumuna
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1181) Cevaplanmadı
9. Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir’in, yerel yönetimlerin harcamalarına ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/1199) Cevaplanmadı
10.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, İstanbul’daki bir bina inşaatına ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/1211) Cevaplanmadı
11.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, Davos’taki Gazze
Panelinin moderatörüne ilişkin Başbakandan sözlü soru
önergesi (6/1224) Cevaplanmadı
12.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, İstanbul’da kamu hizmetine ayrılan alanların imar değişikliğine
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1255) Cevaplanmadı
13.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, sosyal yardımların seçim malzemesi yapıldığı
iddialarına ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1281) Cevaplanmadı
14.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sanat ve meslek eğitimi kursları
ihalesine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1282) Cevaplanmadı
15.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, Gazze için yapılan bağışlara ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1283) Cevaplanmadı
16.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, Aydın’da seçim çalışmaları sırasında bir çocuğun hırpalandığı
haberlerine ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1287) Cevaplanmadı
17.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, AÖF öğrencilerine öğrenim harcı kredisi
verilip verilmeyeceğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1659) ve Devlet Bakanı
Faruk Nafız Özak’ın cevabı
18.- Giresun Milletvekili Murat
Özkan’ın, burs ve öğrenim kredileri ile ücretsiz barınmaya ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1662) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
19.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sporun
desteklenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1771) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
20.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Antalya’da spor turizminin geliştirilmesine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1782) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
21.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Erbaa ve Niksar’daki öğrenci yurdu ihtiyacına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1821) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
22.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 2011 Kış Olimpiyatlarında Erzurum’un
tanıtımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1823) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
23.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sporun desteklenmesine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/1834) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
24.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sporun desteklenmesine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/1835) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
25.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerde sporun desteklenmesine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/1836) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak’ın cevabı
26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Kanada Kış Olimpiyatlarını izlemek üzere
giden heyete ilişkin sözlü soru önergesi (6/1864) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
27.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün
bütçesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1970) ve Devlet Bakanı Faruk Nafız Özak’ın cevabı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Doç. Dr. Hüseyin
Çelik tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
Ülkemizde Üniversite öğrencilerimize yeterli barınma koşullarının
(yurt olarak) Bakanlığınız ve Üniversitelerce sağlanamadığı somut bir
gerçektir.
1. 2008-2009 Öğretim yılı için YURT-KUR’a
bağlı yurtlara barınmak için ne kadar Üniversite öğrencisi başvurdu? Yurtlara
yerleştirilen öğrenci sayısı nedir?
2. Son beş yılda Bakanlığınıza bağlı Yüksek Öğrenim ve Kredi
Yurtlar Kurumu tarafından kaç tane yeni yurt yapılmıştır?
3- Yapımı devam eden veya projelendirilmiş, programa alınmayı
bekleyen yurt sayısı ne kadardır?
4. Öğrencilerin barınma ihtiyacının karşılanmasını Sosyal Devletin
bir görevi olarak görüyorsanız neden yeterli çaba gösterilmemektedir?
5. Öğrencilerin barınma sorununu çözmeyerek, çözümü başka güç,
dernek ve yasal olmayan kurumlara bıraktığınızın farkında mısınız?
6. Seçim bölgem Gaziantep'te bu yıl kaç öğrenci barınmak için
YURT-KUR'a başvurmuş, kaç öğrenci açıkta kalmıştır?
Gaziantep gelişen bir Üniversite kenti olarak yeni yurt yapımı
programınızda var mıdır? Yoksa almayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sn. Recep Tayyip Erdoğan tarafından
sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını arz ederim.
Mümin
İnan
Niğde
Soru:1 - Son zamanlarda, sivil toplum kuruluşları ve TÜİK
tarafından açıklanan yoksulluk ve açlık sınırı rakamları arasında çok büyük
farklar oluşmaktadır. Hükümetinizce politikaların belirlenmesinde, hangi
rakamlar dikkate alınmaktadır?
Soru:2 - 2007 yılı sonu itibarıyla ülkemizde ne kadar vatandaşımız
açlık sınırı ve yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 27.11.2008
Kamer
Genç
Tunceli
1- Başbakanlığınıza 2003 yılında verilen ve MİT Ajanı olan Tuncay
Güney tarafından hazırlandığı anlaşılan bilgiler nelerdir?
2- Bu bilgiler uzun süreden beri elinizde iken bu soruşturmaları
açmayı 2007 yılına kadar neden beklettiniz?
3- Başbakanlığınıza intikal eden bu bilgilerden sonra kaç vatandaş
öldürüldü?
4- Danıştay saldırısı sırasında o zaman Başbakan Yardımcısı olan
Mehmet Ali Şahin'in sürprizlere açık olun biçimindeki açıklamasının bu
raporlardan doğan bilgilerden mi kaynaklandığı?
5- Danıştay saldırısının Ergenekon teşkilatı ile ilişkisi olup
olmadığı?
6- 2003 yılında Başbakanlığınıza intikal eden ve 2007 yılma kadar
saklanan bu bilgiler sonucunda herhangi bir soruşturma yapmamakla birçok
olayların ve ölümlerin oluşmasına neden olduğunuzdan dolayı istifa etmeyi
düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.
Hasan
Özdemir
Gaziantep
Bazı sivil toplum platformlarının, basında da yer alan raporlarına
göre Gaziantep ili rekabetçilik endeksi sıralamasında Güneydoğu Anadolu
Bölgesinin en gelişmiş sanayi kenti olmasına rağmen ön sıralarda yer
bulamamıştır.
Buna göre;
1) Özellikle Yaşam Kalitesi ve Markalaşma Becerisi bağlamında
rakamların iyileştirilmesi için projeler geliştirilmekte midir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından
sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Çalış
Karaman
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), ekonomik kriz
nedeniyle tarihinde ilk kez tasarrufa giderek, kuruluş resepsiyonu
vermeyeceğini açıklamıştır.
TİSK, önümüzdeki zor dönemin "güven oluşturma",
"tasarruf yapma" ve "işbirliği sağlama" nitelikleriyle daha
kolay aşılacağını düşünmekte ve bu çerçevede de başta kamu kuruluşları olmak
üzere her kesimi bu yönde davranmaya davet etmektedir.
Bu bilgiler ışığında;
1. TİSK tarafından yapılan bu açıklamaya kulak vermeyi düşünüyor
musunuz? Bu konuda çalışmanız var mıdır?
2. Yılın üçüncü çeyreğinde vatandaşlarımızca eğlenceye ayrılan
tüketim harcamaları da yüzde 5.5 oranında düşmüştür.
Buna karşılık, kamudaki gereksiz inşaatlar ve tadilatların tam gaz devam ettiği
görülmektedir. Konser ve kutlamalara belediyelerimiz tarafından yapılan
harcamalar artmıştır. Özellikle büyükşehirlerimizde sağlam kaldırımlar
sökülerek, yerine yenileri yapılmaktadır. Sivil plakalı resmi araçların sayısı
her geçen gün artarken, en küçük kurumda dahi kurumu tanıtıcı bir çok (dergi, bülten gibi) yayınlar yapılmaktadır. Her
kesimden vatandaşımızı, esnafımızı, sanayicimizi etkileyen kriz, kamu kurum ve
kuruluşlarımızı etkilememiş midir? Kamudaki tasarruf çalışmaları hakkında bilgi
verir misiniz?
07.01.2009
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda belirtilen sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip
Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla
arz ederim.
Prof.
Dr. Alim Işık
Kütahya
Sayıştay denetçileri tarafından yapılan denetlemeler sonucunda,
Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından dağıtılan yaklaşık 39 milyon YTL'lik
yakacak yardımının kimlere dağıtıldığının ve dağıtılanların yoksul olup
olmadıklarının belirlenemediği, adı geçen belediye yetkililerince yapılan
usulsüzlüklerle ilgili cevabın bir yıldır verilmediği yönünde yazılı basında
çıkan haberlerle ilgili olarak,
1. Hükümetinizce yapılan bir işlem var mıdır? Var ise ne
aşamadadır?
2. Ankara Büyükşehir Belediyesince yapılan bu yardımların Yardım
Yönetmeliğine aykırı olduğu, Belediye Meclisince kabul edilerek yürürlüğe
sokulan Yönetmeliğin de Sayıştay görüşü alınmadan hazırlandığı iddiaları doğru
mudur? Doğru ise söz konusu Yönetmelik geçerli ve hukuki midir?
3. Yardımları alanlara ve yardımların ulaştırıldığına ilişkin
belgelerin sunulamaması durumunda kamu zararı nasıl telafi edilebilecektir?
07.01.2009
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda belirtilen sorularımın, Başbakan Sayın Recep Tayyip
Erdoğan tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla
arz ederim.
Prof.
Dr. Alim Işık
Kütahya
Özelleştirme idaresi Başkanlığına bağlı KİT'lere atanan Yönetim
Kurulu Üyelerinin, bu üyelikten elde ettikleri ek gelirden dolayı ödemeleri
gereken Gelir Vergisini önce Maliyeye yatırdıkları, sonra da kurumlarından bu
vergileri geri isteyip aldıkları yönündeki iddialarla ilgili olarak,
1. Kurumların bu iadeye hukuki dayanak oluşturmak için Yönetim
Kurulu Üyelerine yeni bir bordro yaptıkları doğru mudur?
2. Doğru ise 2008 yılında bu uygulamanın kamu bütçesine oluşturduğu
ek yük ne kadardır? Devletimiz bu yolla ne kadar vergi kaybetmektedir?
3. Bu uygulamanın önüne geçilmesi için hangi tedbirler alınmış
veya alınmaktadır?
4. 2008 yılında kaç kişi KİT Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış ve
bunlara bu görevlerinden dolayı ne kadar ücret ödenmiştir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygı ile arz ederim.
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
İmar yasası ve Belediye yasalarına aykırı olarak usulsüzce yapılan
imar tadilatlarının her gün Gazete ve Televizyonlarda tartışıldığı bir ortamda,
1. AKP İstişare ve Değerlendirme Toplantısının kapanışında
Belediye çalışmalarının Meslek Odaları tarafından engellendiği iddianızın somut
örneği var mıdır?
2. TMMOB ve bağlı Meslek Odalarının kent yaşamını ilgilendiren
konularda görüş belirtmesi, bilimsel ve teknik olarak yanlış gördüğü kararlara
karşı dava açmasını neden suç ve ayıp olarak görüyorsunuz?
3. Yasaları görmezlikten gelerek, Belediye Meclis çoğunluğu ile
kent yararına olmayan imar tadilatları yapan Belediye yönetimleri kent suçu
işlemiş olmuyor mu?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Özdemir
Gaziantep
Yerel yönetimler Türk kamu yönetiminin önemli bir parçasıdır ancak
2008 yılı içerisinde yerel yönetimlerin harcamalarında büyük bir artış
gözlemlenmiştir.
Buna göre;
1) Yerel yönetimlerin 2008 yılı harcama rakamları nedir? Bu
rakamların kalem bazında dağılımı nedir? 2007 yılı rakamları ile
karşılaştırıldığında harcamalardaki değişim oransal olarak nedir?
2) Bu rakamlara bakıldığında etkin bir yerel yönetim anlayışının
yerleştiğini iddia edebilmek mümkün müdür? Öyle ise neden hâlâ vatandaşları
belediyecilik hizmetlerinin aksaması ve yerine getirilmemesi hususlarındaki
şikâyetleri devam etmektedir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü olarak
cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 27.01.2009
Kamer
Genç
Tunceli
1- Halen bölgede yürürlükte olan imar planına uygun mu?
2- İnşaat ruhsatı ve inşaat onaylı mimari projesi var mıdır? Var
ise tarih ve sayısı nedir?
3- İmar mevzuatına aykırı yapılmakta ise sorumlular hakkında
herhangi bir soruşturma var mıdır? Neden mühürlenmemiştir?
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, soruları biraz yavaş
okuyabilir mi?
BAŞKAN – Tabii Sayın Genç.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 03.02.2009
Kamer
Genç
Tunceli
Davos'taki Gazze Paneli'ni yöneten moderatör
David Ignatius;
1- Daha önce Türkiye'ye gelip sizinle veya sizin dış politika
başdanışmanınız Ahmet Davutoğlu ile görüşmüş müdür?
Görüşmüş ise bu görüşmelerde Türkiye dış politikasının, uluslararası arenada
terörist ilan edilen Hamas ve Taliban'ın artık birer
'şer ekseni' olmayıp 'istikrar ekseni' olduğu yolunda bu gazeteciye bir telkini
olmuş mudur?
2- Moderatörün İsrail yanlısı bir kişi
olarak bilinmesine rağmen panel yöneticisi olarak neden kabul ettiniz?
3- Davos'taki panel sonrasında Peres'in size açtığı telefonda kendisinden bir nevi özür
dileme anlamını ifade eden “benim tavrım size değildi moderatöre
idi” dediniz mi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 10.02.2009
Kamer
Genç
Tunceli
Son mahalli idareler seçimleri ile seçilen İstanbul Anakent
Belediye Başkanlığı'nca daha evvelki yıllarda yeşil alan, okul, park, bahçe,
cami alanı gibi kamu hizmetlerine ayrılan yerlerden;
1- İmar planındaki amaçları değiştirilerek konut ve ticaret
alanlarına dönüştürülen gayrimenkul sayısı kaç tanedir? Bunların sayısının beş
bin civarında olduğu doğru mudur?
2- Bu suretle imar değişikliğine uğrayan taşınmazların eski ve
yeni sahipleri kimlerdir?
3- Yine bu taşınmazların eski vergi değerleri ile imar
tadilatlarından sonraki vergi değerleri kaç liradır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
Uzunca bir süredir Devlet olanakları kullanılarak, hazır olan
tesis ve yapım açılışlarını yapmak gerekçesiyle,
Yurt genelinde katıldığınız İktidarı öven Siyasi Mitinglerden
birisi de 1 Mart 2009 Pazar günü, Seçim bölgem Gaziantep'te yapılmıştır.
1. Miting günü ve öncesi 27-28 Mart günleri Şehitkamil
ve Şahinbey Metropol İlçelerinde "Nakit Yardımı" adı altında Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca her Aileye 250 TL. dağıtılması
tesadüf müdür?
2. Tatil günü olmasına rağmen Cumartesi ve Pazar günleri
Mahallelerdeki Devlet Okullarında Ailelere yapılan "Nakit Yardımının"
toplam miktarı ne kadardır, kaç Aileye dağıtılmıştır?
3. Nakit Yardımı yapılan Aileler, Miting günü Mahallelerinden
Otobüslerle Mitinge katılmak için toplanmış mıdır?
4. Devlet Olanakları kullanılarak yapılan yardımlarla,
Mitinglerinize katılımın artırıldığı bir Seçim ortamını Eşit, Etik ve
Demokratik kurallara uygun buluyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 03.03.2009
Kamer
Genç
Tunceli
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitimi kursu
(İSMEK) açmaktadır.
Bu ihalelere 2004 yılından beri hep aynı şirketlerde ortak olan
veya bu şirkette ortak olmakla beraber isim değiştiren şirketler katılmıştır.
Örneğin 2006 da Beyaz Holding bünyesinde Atlas Pazarlama Şirketi,
2007 de Merkezi Eğitim ve Organizasyon Şirketi (%75 Beyaz Holding), 2008 de
Etkin Eğitim ve Organizasyon Limitet Şirketi (Beyaz Holding) dir.
Beyaz Holding ortakları Mustafa Çelik, Zekeriya Kahraman, Aykut Zahid Akman, Mehmet Gürkan, İsmail Karahan
dır.
2006-2008 yıllarında bu kişilere 200 trilyon lira ödendiği
belediye kayıtlarından anlaşılmıştır.
Bu ihaleleri alan Şirketin ortaklarından Zekeriya Kahraman'ın oğlu
oğlunuzla bacanakdır. Diğer ortak Zahit Akman ise
RTÜK Başkanıdır.
1- Bu ihalelerin çok yüksek fiyatlarla bu şirketlere verilmesinde
sizin bir telkininiz olmuş mudur?
2- İhaleleri alan şirketlerin çalıştırdığı personel sayısı 1000
civarında olduğu halde, firmalar fazla para almak için 3800 personel
çalıştırdığı gibi işlem yaptıkları söylenmektedir. Bu doğru mudur? Doğru ise bu
konuda ne gibi bir işlem yapmayı düşünüyorsunuz? Bu konuda mali denetim
yapılmış mıdır?
3- Bu işten dolayı İstanbul Belediyesinin Maliyeye altı trilyon
vergi borcu olduğu halde 20 Şubatta dört trilyon yatırıldığı halde kalan iki
trilyon ödenmemiştir. Ne zaman ödenecektir?
4- Personel şişirilmesinde belediyenin kaybı ne kadardır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 03.03.2009
Kamer
Genç
Tunceli
1- Filistin (Gazze) için bugüne kadar
kaç lira bağış toplanmış ve ne kadar kime ve hangi vasıta ile ödenmiştir?
2- Geçenlerde İbo-Şhov
tarafından televizyonda yapılan ve Filistin’e yardım Programına katılan Futbol
Federasyonu Başkanı 500 milyar bağışta bulunmuştur. Bu parayı cebinden mi yoksa
Federasyon bütçesinden mi ödenmiştir? Federasyondan ödenmiş ise bu yasalara
uygun mudur?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Başbakan tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 13.03.2009
Kamer
Genç
Tunceli
Seçim çalışmalarınız sırasında Aydın'da "Allah cezanızı
seçimde verecek" diyen 13 yaşındaki genci, güvenlik görevlilerinizin seçim
otobüsüne aldığı ve tarafınızdan bu çocuğun boynunun sıkıldığı ve boynunun arka
sağ yanında 6 adet 5-
1- Bu olay doğru mudur?
2- 13 yaşındaki bu çocuğun boynundaki sıyrıklar kimin
tırnaklarıyla oluşmuştur?
3- Hangi hak ve yetki ile zorla bu çocuğu otobüsünüze aldınız ve
güvenlik görevlilerine tartaklattınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda belirtilen sorularımın, Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim.
Prof.
Dr. Alim Işık
Kütahya
Ülkemizde son yıllarda yaşanan ağır ekonomik krizin de etkisiyle
Açık Öğretim Fakültesine (AÖF) bağlı ön lisans veya lisans programlarına kayıt
hakkı kazanan çok sayıda gencimizin dönemlik öğrenim harcını yatırmada zorlanan
aileleri, AÖF öğrencilerine de öğrenim harcı kredisi verilmesi yönünde talepte
bulunmaktadırlar. Bu konuyla ilgili olarak;
1. Öğrenim harcını yatırmada zorlanan öğrencilerimize talepleri
halinde öğrenim harcı kredisi verilmesi sağlanabilir mi?
2. Bu konuda Bakanlığınızca yürütülen bir çalışma var mıdır? Varsa
çalışma ne aşamadadır? Yoksa böyle bir düzenlemeyle öğrencilerimizin veya
ailelerinin mağduriyetleri önlenebilir mi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Faruk Nafız
Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılması
hususunda gereğini arz ederim. 25.11.2009
Murat
Özkan
Giresun
1) Ücretsiz barınma için son iki yılda kaç öğrenci başvurmuştur?
Kaç öğrenci bu imkandan faydalanmıştır?
2) Bu öğrencilerin belirlenmesinde aile gelir düzeyinde azami esas
alınan miktar nedir?
3 ) Öğrenim Kredisinin miktarını ailelerin gelir düzeyine göre
belirlemeyi düşünüyor musunuz?
4) Öğrenim kredisi olarak verilen kredinin geri ödemesini;
borçlunun işe başladıktan sonra yapması gibi esnek bir yapıya getirmeyi veya
buna benzer birtakım rahatlatıcı düzenlemeler yapmayı düşünüyor musunuz?
5) Son iki yılda kaç öğrenciye burs verilmiştir? Burs verilen
öğrencilerimizin aile gelirinde esas alınan miktarı neye göre belirliyorsunuz?
Burs alan öğrenci sayısını arttırmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğini saygılarımla arz ederim. 15.01.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
Başta Doğu Anadolu olmak üzere Güneydoğuda ve bütün Anadolu’da
sporun gelişmesi için gençlerimizin zamanlarının daha sağlıklı bir şekilde
geçirmeleri başka kötü alışkanlıklara bulaşmadan sporla uğraşmak için yerel
yöneticilerimiz ellerindeki imkanlar ölçüsünde
yardımcı olmaktadırlar. Tarihe baktığımız bu bölgeden Dünya Şampiyonları
çıkmıştır, ancak ildeki fakirleşme ve işsizliğin hızla artması sonucu yeni
yetenekli sporculara başta çalışacakları, saha, salon,
ve malzeme ihtiyacı büyük ölçüde artmıştır. Doğu Anadoluda
başta kayak olmak üzere, mevcut Göllerimiz ve Akarsularımızında
çok olmasının yanında bu bölgelerde oksijenin bir sporcunun aradığı ölçülerde
olması nedeniyle kayak sporunda, yüzmede, atletizm, güreş ve boksta yapılacak
yardımlarla daha çok başarılı sporcular yetişecektir.
1- Yukarıda adı geçen bölgelerimizde gençlerimizin ve spor
kulüplerimizin faydalanacağı yeni sahalar, salonlar ve tesisler açmayı
düşünüyor musunuz?
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, böyle soru okunur mu? Bazı
gerçekleri halktan gizlemek için böyle okuyor.
BAŞKAN – Siz devam edin.
2- Adı geçen bölgelerimizde spor kulüplerine başta spor toto olmak
üzere diğer şans oyunlarından pay ayrılması için bir çalışmanız var mıdır,
varsa ne zaman başlatacaksınız?
3- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü olarak buradaki spor
kulüplerimizin ve sporcularımızın ihtiyaçları olan spor malzemeleri, formalar,
eşofman ve ayakkabı göndermeyi düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılması hususunda saygılarımla
arz ederim. 18.10.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
Son yıllarda ülkemizde kış turizmini geliştirmek amacıyla
yürütülen çalışmalar tüm hızıyla sürerken, en gözde merkezimiz olan Antalya her
yıl binlerce futbol takımının hazırlık yaptığı bir spor merkezi olan yerdir.
Kış turizminde her yıl hazırlık kampı için Antalya'ya dünyanın çeşitli
yerlerinden yaklaşık 3 bin spor kulübü gelmektedir. Bu da fazladan ülkemize
döviz girmesinin yanında ülkemizin tanıtılmasında da çok önemli bir yer
tutmaktadır.
1- Futbol kulüplerinin hazırlık kampı yapmak için her yıl
Antalya'ya gelmektedirler. Antalya'daki otellerle ortak bir çalışma yaparak
yeni futbol sahaları ve kapalı salonlar yapılması için çalışma başlatacak
mısınız?
2- Dünyada sporda marka olan takımlarında ülkemize ve Antalya’ya
kamp yapmak için gelmeler konusunda büyük ödüllü turnuvalar yapmayı düşünüyor
musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız
Özak tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasının
teminini arz ederim.
Reşat
Doğru
Tokat
Soru: Erbaa ve Niksar ilçelerimizdeki yüksek okullarda öğrenci
sayısı artmıştır. Bu artışa bağlı olarak öğrenci yurtlarına ihtiyaç vardır. Adı
geçen ilçelerimize öğrenci yurdu yapmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 27.01.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
2011 kış olimpiyatları nedeniyle Erzurum'a gelecek olan ülkelerin
sporcuları, yöneticileri, basın mensupları Erzurum'la ilgili bazı bilgilere
ulaşmak için Erzurum'u daha yakından tanıyabilmek için internet sitelerinden
çeşitli bilgiler almak isteyeceklerdir. Bu internet sitelerinin daha
profesyoneller tarafından hazırlanması gerekmektedir. Erzurum'un tarihi
turistik yerleri kültürü daha iyi ve kapsamlı olarak anlatılmalıdır.
1- Gelecek yıl Erzurum'da yapılacak olan kış oyunları için
Erzurum'a gelecek olan sporcular, yöneticiler ve basın mensuplarının Erzurum'u
daha iyi tanıyabilmeleri için tarihî ve turistik yerleri başta olmak üzere
kültürünü tanıtmak için profesyonel bir çalışma yapılacak mı?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 27.01.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
Gümüşhane ve Bayburt’ta çeşitli dallarda faaliyet gösteren spor
kulüpleri maddi imkânsızlıklar nedeniyle sıkıntı çekmekte ve bunun sonucu
olarak da istenen başarıyı elde edememektedirler. Ayrıca nüfus sayısı temel
alındığında sahip olduğu antrenman sahası da yetersizdir.
1- Yetenekli sporcularımızın yetiştiği Gümüşhane ve Bayburt'un tüm
spor dallarında hak ettiği başarıyı sağlaması ve spor kulüplerimizin yaşadığı
sıkıntıların giderilmesi için Bakanlığınızca yapacağınız bir çalışma var mıdır,
varsa ne zaman yapacaksınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 27.01.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
Ardahan, Batman, Bingöl, Ağrı’da çeşitli dallarda faaliyet
gösteren spor kulüpleri maddi imkânsızlıklar nedeniyle sıkıntı çekmekte ve
bunun sonucu olarak da istenen başarıyı elde edememektedirler. Ayrıca nüfus
sayısı temel alındığında sahip olduğu antrenman sahası da yetersizdir.
1- Yetenekli sporcularımızın yetiştiği Ardahan, Batman, Bingöl,
Ağrı’nın tüm spor dallarında hak ettiği başarıyı sağlaması ve spor
kulüplerimizin yaşadığı sıkıntıların giderilmesi için Bakanlığınızca
yapacağınız bir çalışma var mıdır, varsa ne zaman yapacaksınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 27.01.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
Muş, Elazığ, Şırnak, Hakkâri ve Tunceli’de çeşitli dallarda
faaliyet gösteren spor kulüpleri maddi imkânsızlıklar nedeniyle sıkıntı
çekmekte ve bunun sonucu olarak da istenen başarıyı elde edememektedirler.
Ayrıca nüfus sayısı temel alındığında sahip olduğu antrenman sahası da
yetersizdir.
1- Yetenekli sporcularımızın yetiştiği Muş, Elâzığ, Şırnak,
Hakkâri ve Tunceli’nin tüm spor dallarında hak ettiği başarıyı sağlaması ve
spor kulüplerimizin yaşadığı sıkıntıların giderilmesi için Bakanlığınızca
yapacağınız bir çalışma var mıdır, varsa ne zaman yapacaksınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 15.02.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
13 Şubat'ta Kanada'nın Vancouver
kentinde kış olimpiyatları başlamıştır. 2011 yılında Erzurum’da
gerçekleştirilecek olan Üniversite kış oyunlarının daha iyi yapılabilmesi için
oyunları izlemek için gönderilen heyette şehrin sahibi durumunda bulunan ve
birçok görevi olan Belediye Başkanları bulunmamaktadır. Yine yapılan birçok
yatırımda Erzurum Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri bulunmamaktadır.
Erzurum kış oyunlarını şu ana kadar en iyi şekilde önce Türkiye'ye sonra da
bütün Dünya'ya tanıtan Yerel Basın mensupları bu heyette yer almamaktadır.
1- 2011 kış oyunlarına ev sahipliği yapacak olan Erzurum'da
Kanada’ya giden heyette neden Belediye Başkanları, Sivil Toplum Kuruluşları ve
yerel basın mensupları yer almamıştır?
2- Kanada’da yapılan kış olimpiyatlarını, 2011 yılında Erzurum'da
yapılacak olan kış oyunlarına ev sahipliği yapacak olan Erzurum'dan kaç kişi
görevlendirilmiştir? Kaç kişi başka illerden görevlendirilmiştir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 22.03.2010
Ensar Öğüt
Ardahan
Gençlik Spor İl Müdürlüğünün 2010 yılı bütçeleri belirlenmiştir.
2009 yılına göre yüzde 39 oranında arttırılarak 337 milyon 226 beşyüz liradan 470 milyon 26 bin liraya yükseltilmiştir.
İlimizde yaşayan gençlerimizin sağlıklı bir yaşam koşullarında yaşayabilmeleri
ve kötü alışkanlıklardan uzak tutmak için verdiğimiz mücadele çok zor şartlarda
devam etmektedir.
1- Ardahan'lı geçlerimizin daha iyi
şartlarda spor yapabilmeleri için Ardahan Gençlik ve Spor İI Müdürlüğünün
bütçesinin geçen yılki bütçesinden yüzde 50 oranında arttırılması için bir
çalışmanız olacak mı?
BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere Devlet Bakanı Sayın Faruk Nafız Özak.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Bakanım, hangi soruyu cevaplandırdığınızı ifade ederseniz
arkadaşlarımız takip edebilirler.
DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) – Tamam.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bakanlığımızla ilgili sorulan sorulara cevap vermeye çalışacağım.
Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Yaşar Ağyüz
Bey’in yöneltmiş olduğu sözlü soru önergesine cevap vermek istiyorum:
Yükseköğrenim Yurtlar Kurumuna 2009-2010 öğretim döneminde ilk defa bir
yükseköğretim programına girecek olan ve ara sınıf öğrencileri olmak üzere
toplam 246.020 öğrenci, yurtlarımızda barınmak için başvuruda bulunmuştur. Asıl
listeden yurda girmeye hak kazanan öğrencilerin kesin kayıtları için belirlenen
tarihin bitiminden itibaren her hafta pazartesi yedek listelerden öğrenci
kayıtlarına devam edilmiş olup, yedek sırasını bekleyen öğrencilerimiz sırası
gelinceye kadar yurtlarımızda misafir öğrenci statüsünde barındırılmış ve
yedekte bekleyen öğrenci kalmamıştır.
Kurumumuzca 2003 yılından bu yana 130 adet yurtla 50.387 yeni
yatak kapasitesi sağlanmıştır. Bu yurt bloklar 2003 yılından önceki gibi ranza
sistemiyle açılsaydı, mevcut kapasiteye 100.774 yatak ilave edilmiş olacaktı.
Biliyorsunuz, ranza sisteminden normal üç kişilik ve bir kişilik odalara
geçiyoruz. Kurumumuzun 2010 yılı yatırım programında 60.150 kapasiteli 79 adet
proje bulunmaktadır. Kurumumuzca öğrencilerin barınma ihtiyacının sağlanması,
sosyal devletin bir görevi olarak görülmekte olup, gerek yatırım programı
kanalıyla yaptırılan yurt binaları gerekse satın alma, kiralama, devir, tahsis
ve bağış yolu gibi yollarla Kurum standartlarına uygun bina temin edilerek yeni
yurt açılması için sürekli olarak çaba gösterilmektedir.
1/1/2003 tarihi
itibarıyla, 77 il, 59 ilçede bulunan 193 Kurum yurdunda toplam 188.187 yatak
kapasitesiyle hizmet verilirken bugün itibarıyla 80 il, 100 ilçede toplam 256
yurtta 230 bin yatak kapasitesiyle hizmet vermekteyiz. Toplam 50.387 yatak
kapasitesi artışı sağladığımızı söylemiştim. Ayrıca 2003 yılı
başından itibaren fiziki durumu uygun yurtlarımızda ranzadan karyola sistemine
geçilmesi, sekiz ve on kişilik odalarda kapasite düşümü yapılması, hamam
sisteminden vazgeçilerek duşların katlara çıkarılması ve fiziki şartları Kurum
standardına uygun olmayan veya kullanılmaya devam edilmesi rasyonel bulunmayan
bazı yurt binalarının hizmete kapatılması suretiyle, sürdürülen iyileştirme
çalışmalarında, mevcut yurtlarımızda 9.431 kapasite düşümü yapılmıştır. Kurumumuz,
öğrencilerin barınma sorununun çözülmesi için yüklendiği misyon
doğrultusunda hem yatırım programı kanalıyla hem de satın alma, kiralama,
devir, tahsis ve bağış gibi yollarla Kurum standardına uygun yeni binalar temin
edilerek öğrencilerin hizmetine verilmekte olup bu yöndeki çalışmalar büyük bir
gayretle sürdürülmektedir.
Ayrıca, yeni kurulan kırk bir devlet üniversitesinin bulunduğu il
ve ilçelerde yurt ihtiyacının karşılanması amacıyla ilgili kurum ve
kuruluşlarla koordineli olarak çalışmalar sürdürülmektedir.
Kurumumuz yurtlarına, 2009-2010 öğretim döneminde, Gaziantep’te,
ilk defa bir yükseköğretim programına girecek olan ve ara sınıf öğrencileri
olmak üzere toplam 2.169 öğrenci başvurmuş olup bunlardan ilk etapta 657
öğrenci asıl listeden yurtlara yerleştirilmiş, 1.512 öğrenci ise yedek listede
yer almıştır. Asıl listeden yurda girmeye hak kazanan öğrencilerin kesin
kayıtları için belirlenen tarihin bitiminden itibaren, her pazartesi açıklanan
yedek listelerden öğrenci kayıtlarına devam edilerek başvuran bütün öğrenciler
yurtlara yerleştirilmiştir.
2010 yılı yatırım programında, Gaziantep ilinde 1.250, Nizip
ilçesinde ise 500 yatak kapasiteli yurt inşaatı projesi yer almaktadır. Yurt
inşaatı projelerinin proje çalışmaları tamamlanma aşamasında olup en kısa
sürede inşaat ihalesi yapılacaktır.
Kütahya Milletvekilimiz Sayın Alim Işık
Bey’in sorusunu cevaplandırıyorum: Kredi ve Yurtlar Kurumuna müracaat eden
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
öğrencilerinden öncelikli olan öğrencilerin tamamına katkı kredisi yani öğrenim
harcı kredisi verilmektedir. Şehit ve gazi çocukları, engelli öğrenciler, Darüşşafaka Lisesi mezunları, ortaöğrenimlerini yetiştirme
yurdunda tamamlayanlar, yüz yüze İngilizce eğitim görenler, terör sebebiyle
köyleri boşaltılanlar, anne ve babası vefat edenler, anne ve babası hukuken
ayrı olanlar, üniversite sınavında ilk 100’e girenler ve millî olmuş amatör
sporcular öncelikli öğrenci olarak değerlendirilmektedir.
Giresun Milletvekilimiz Sayın Murat Özkan Bey’in sorusunu
cevaplamaya çalışıyorum:
Kredi ve Yurtlar Kurumunda maddi zaruret içerisinde bulunan ve
yurt ücretini ödeme güçlüğü çeken öğrencilerden, her yıl ekim, kasım ayları
içerisinde ücretsiz barınma başvurusu alınmaktadır. Ücretsiz barınma
başvurusunda bulunan öğrenciler, talep formundaki bilgileri doğrultusunda, yani
ailenin geliri, anne baba durumu, okuyan kardeş ve aile ile birlikte yaşayan
ancak geliri olmayan kardeş sayısı ile ikametgâh durumları, belirlenen puanlama
kıstası çerçevesinde bilgisayar ortamında değerlendirilmektedir. Bu
öğrencilerin değerlendirilmesinde, asgari ücret ve altında geliri olanlar en
yüksek puanla, asgari ücretin 4 katına kadar geliri olanlar ise kademeli olarak
değerlendirilmektedir, asgari ücretin 4 katı ve daha fazla geliri olanlar
değerlendirmeye alınmamaktadır.
2008-2009 öğretim döneminde Kredi ve Yurtlar Kurumunda barınan
12.046 yurt öğrencisi ücretsiz barınma talebinde bulunmuş, bunlardan 5.766’sı
yurtlarda ücretsiz barınmadan faydalanmıştır. 2009-2010 öğretim döneminde ise
12.392 öğrenci ücretsiz barınma talebinde bulunmuş olup toplam 6.103 öğrenci bu
imkândan faydalanmaktadır. 2009-2010 öğretim yılında Kurumumuzdan burs, öğrenim
ve katkı kredisi almak için müracaatta bulunan öğrencilerimizin beyanları,
yüzde 50 gelir durumu, yüzde 25 başarı durumu, yüzde 25 sosyal durumu dağılım
oranları dâhilinde değerlendirilmektedir. Ailelerin toplam gelir puanının
hesaplanmasında Başbakanlık Müsteşarının haziran ayı net maaşı ve üzerinde
olanlara sıfır puan, bu gelirden aşağı inildikçe kademeli olarak puan
verilmektedir. Meslek grupları arasında mağduriyetleri en fazla olanlara, gelir
durumları dikkate alınarak, yine kademeli olarak ayrıca ek puan verilmektedir.
Borcunu süresi içinde ödeyemeyecek durumda olan borçluların herhangi bir sosyal
güvenlik kuruluşuna kayıtları olmaması şartı ile 26/05/2006
tarihinde yürürlüğe giren 5505 sayılı Kanun çerçevesinde, Yüksek Öğrenim Kredi
ve Yurtlar Kurumuna yazılı müracaatları hâlinde, kredi borçları birer yıllık
sürelerle ertelenmektedir. 2008 yılında 71.500, 2009 yılında 75 bin olmak
üzere, son iki yılda 146.500 öğrenciye burs verilmişken, 2010 yılında ise burs
verilecek öğrenci sayısı 117 bindir. Burs verilen öğrencilerin aile
gelirlerinde esas alınan miktar, anne ve babalarının aylık toplam gelirleri
üzerinden belirlenmektedir.
Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar
Öğüt’ün sorusunu cevaplandırmaya çalışıyorum: Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünce, 2010 yılında, sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine ait
olmak üzere, Avrupa Birliği IPA-1 proje destekli, on beş il merkezini ve
ilçelerini kapsayacak şekilde Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Türkiye Futbol
Federasyonu, Türkiye Atletizm Federasyonu ve birçok sivil toplum kuruluşunun
içinde bulunduğu bir proje yürütülecek olup bu proje kapsamında, on beş adet
sentetik çim yüzeyli futbol sahasının -uygun alanlarda- yanında atletizm pisti
olmak üzere, soyunma odaları, futbol eğitim salonu olacak şekilde tesisler
yapılacaktır. Yapılacak bu tesislerde, ilgili
bölgelerden seçilecek binlerce gence futbol eğitimi, futbol antrenörlüğü
kursları, atletizm kursları verilecek ve uygulamalı eğitimler yaptırılacaktır.
Bu eğitim kapsamında, spor malzemeleri de temin edilecektir.
Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimize, gençlerimizin ve
spor kulüplerimizin faydalanması amacıyla, 2009 yılında, aşağıda belirtilen yardımlar
reklam karşılığı yapılmıştır:
Erzurum Hınıs Belediye Başkanlığı sentetik yüzeyli futbol
sahası ve yürüyüş parkuru yapımı.
Bingöl Solhan Belediyesine futbol sahası.
Malatya Darende Kaymakamlığı bin kişilik spor salonu yapımı işi.
Diyarbakır Bismil Kaymakamlığı Ambar beldesine spor kompleksi yapımı.
Elâzığ Ağın Kaymakamlığı açık spor tesisleri bakım-onarımı.
Bingöl Kiğı Kaymakamlığı spor salonu yapımı.
Erzurum 2011 Olimpiyatları için tesis yapımı.
Ayrıca, 2010 yılı içinde, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde
valilik, il özel idareleri, kaymakamlık, köylere hizmet götürme birlikleri,
gençlik ve spor il müdürlükleri ve belediyeler kanalıyla spor tesisi yapımı
çalışmalarına devam edilecektir.
2008-2009 futbol sezonunda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde
yer alan kulüplerimize isim hakkı bedelleri ödenmiştir. Ayrıca, 2009-2010
futbol sezonunda kulüplerimiz İddaa oyun listelerine
alınarak isim hakkı bedeli ödenmeye devam edilmektedir.
3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun’un 25’inci maddesi kapsamında, Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünün mali bütçe dönemi içerisinde amatör spor kulüplerine nakdî yardım
amacıyla yer alan ödeneklerin ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olan spor
kulüplerine bütçe imkânları ölçüsünde nakdî yardım yapılmaktadır. Ardahan
ilinde futbol dışında branşlarda faaliyetlere katılan
spor kulüplerinin Ardahan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü aracılığıyla nakdî
yardım talebinde bulunmaları hâlinde bütçe imkânları çerçevesinde talepleri değerlendirilecektir.
Yine, Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar
Öğüt Bey’in sorusunu cevaplandırıyorum:
Futbol kulüplerinin hazırlık kampı yapmak için gittikleri
Antalya’daki oteller özel işletmeler oldukları için Bakanlığımızla ve bağlı
kuruluşlarımızla ilgisi bulunmamaktadır. Sadece Riva Tesisleri doğrudan doğruya
Futbol Federasyonuna bağlıdır ve onun işletmesi altındadır.
Futbol dalında özel turnuva organize etme yetkisi sadece FİFA
müsabaka organizatörlerine, UEFA müsabaka organizatörlerine ve kulüplere
aittir. Türkiye Futbol Federasyonu kulüpler arası bir turnuva organize etme
yetkisini haiz olmadığından bu şekilde bir organizasyonu düzenleyememektedir.
Tokat Milletvekilimiz Sayın Reşat Doğru Bey’in sorularını
cevaplamak istiyorum:
Bakanlığımıza bağlı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumunun 2010
yılı yatırım programında Tokat Niksar’da 500 kişilik yurt inşaatı projesi yer
almaktadır. Bunun proje tutarı 300 bin TL olup 2009 yılı itibarıyla toplam
harcama tutarı 1 milyon 300 bin TL’dir. İlçede yurt ihtiyacının karşılanması
amacıyla inşa edilecek yurt binası için mülkiyeti Niksar Belediye Başkanlığına
ait Kültür Mahallesi Ayvazönü Mevkisi adresinde
tapunun
Tokat Erbaa ilçesinde ise satın alma, kiralama, devir, tahsis,
bağış gibi yollarla Kurum standartlarına uygun bina temin edilerek yurt
ihtiyacının karşılanması için çalışmalar sürdürülmektedir. Erbaa’da yurt
ihtiyacının karşılanması amacıyla öncelikle kamu kurum ve kuruluşlarına ait
binalar araştırılmış, uygun bina bulunamadığından şahıslardan, şirketlerden ve
benzeri kuruluşlardan öğrenci yurdu olarak kullanılmak üzere kiralama yoluyla
bina temin edilmesi için 2009-2010 öğretim yılında ilan verilmiştir. Ancak Kurumumuza
intikal etmiş herhangi bir kiralama teklifi bulunmamaktadır.
Niksar ilçesinde 56 kız ve 94 erkek olmak üzere toplam 150 yatak
kapasiteli, Erbaa ilçesinde ise 110 yatak kapasiteli kız yurdu bulunmaktadır.
Niksar ve Erbaa, artan öğrenci sayısına paralel olarak Kredi ve Yurtlar Kurumu
Genel Müdürlüğü tarafından öncelikli yurt ihtiyacı olan ilçeler olarak tespit
edilmiştir.
Yine, Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar
Öğüt Bey’in sorularını cevaplıyorum:
2011 Erzurum Üniversitelerarası Kış Oyunları, Türkiye’mizin
tanıtım ve geleceğini ilgilendiren, ülke çapında faydalı olacak önemli bir
organizasyondur. Organizasyonun eksiksiz yürütülebilmesi için Erzurum 2011
Dünya Üniversitelerarası Kış Spor Oyunları Koordinatörlüğü oluşturulmuştur.
Bu konuda daha fazla bilgilendirmek istiyorum. Özellikle buraya,
gerçekten, cumhuriyet tarihinin en önemli yatırımlarını yapıyoruz. İnşallah
2011’in Ocak ayı sonu ile Şubat ayı arasında burada çok büyük organizasyon
olacak ve bu coğrafyada böyle tesisler yok.
Dün orada bir toplantı yaptık. Tesislerle ilgili bir sorunumuz
yok. İnşallah eylül, ekim, kasımda hepsini bitireceğiz. Organizasyonlarla
ilgili çalışmalara başladık, hizmet alımlarına başladık.
Bunun dışında da Türkiye’deki kayak merkezlerini ihya etmek
istiyoruz. 100’den fazla, 3 bin metrenin üzerinde dağımız var. Özellikle Doğu
ve Güneydoğu Anadolu ve diğer yerlerdeki kayak merkezlerini ihya ederek burada
hem turistik hem de sportif alanda yol almak istiyoruz.
Yine, Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt
Bey’in sorularını cevaplamak istiyorum:
Hükûmetimiz döneminde sadece
Gümüşhane ve Bayburt illerimizde değil ülke sathında sportif tesisleşme yönünde
gerek yeni projelerin hayata geçirilmesi gerekse yarım kalmış tesislerin
tamamlanması ve illerimizin spor tesisi ihtiyacının giderilmesi amacıyla bütçe
imkânları çerçevesinde azami gayret ve çaba gösterilmektedir. 3289 sayılı
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 25’inci
maddesi gereğince anılan Kanun hükümlerine göre tescil edilen spor kulüplerine
futbol dışındaki amatör faaliyetleri için yardım yapılması Gençlik ve Spor
Genel Müdürlüğüne görev olarak verilmiştir. Bu çerçevede, Gümüşhane ve Bayburt
illerimizde futbol dışındaki branşlarda faaliyetlere
katılan spor kulüplerinin gençlik ve spor il müdürlükleri aracılığıyla nakdî
yardım talebinde bulunmaları hâlinde bütçe imkânları çerçevesinde talepleri
değerlendirilebilecektir.
Bunun dışında söz konusu illerimizde spor faaliyetlerinde spor
kulüplerinin karşılaştıkları sorunların giderilmesinde gençlik ve spor il
müdürlüklerimize her türlü destek verilmektedir.
Bayburt’ta bir suni çim saha yapıyoruz, ışıklandırıyoruz.
Demirözü’ndeki salonu onardık ve bir gençlik merkezi yapacağız. Gümüşhane’de de
Kelkit’deki salonu bitirmeye çalışıyoruz ve orada da
bir de mevcut açık tribünün tribününü yapmak için çalışmalarımız devam ediyor.
Yine, Ardahan Milletvekilimiz Ensar Öğüt
Bey’in sorularını cevaplamaya çalışıyorum:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Bakanlığımıza bağlı Gençlik
ve Spor Genel Müdürlüğünün, belediyelerin, özel sektörün, üniversitelerin ve
diğer kamu kurum kuruluşların çeşitli spor tesisi yatırımları bulunmakta olup,
ileriki yıllarda bütçeden spor tesisi yatırımlarına ayrılan ödeneklerin
artırılması durumunda bahse konu illerimizdeki yatırımlara daha çok ağırlık
verilecektir.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde spor kulüplerinde 2009
yılında reklam karşılığı yardımlar yapılmıştır. Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünce 2010 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Avrupa Birliği
proje destekli on beş il merkezi ve ilçelerini kapsayacak şekilde futbol sahası
ve uygun alanların da yanında atletizm pisti yapılacak ve binlerce gencimize
uygulamalı eğitimler verilecektir.
Artvin’den başlayarak Artvin, Ardahan, Kars, Muş, Bitlis, Hakkâri,
Van, Ağrı illerinde bizzat ben giderek buradaki kayak merkezlerini hayata
geçirmeye çalıştık. Van’ı açtık, Ağrı’yı açtık, Muş’ta yeni bir yatırım
yapacağız, Hakkâri’ye yapacağız, Bitlis’e yapacağız, Erzurum zaten çok süper
bir şekilde devam ediyor. Ardahan’da, Vali Bey, Avrupa Birliği fonlarından çok
büyük bir projeye imza atıyor. Kafkasör’de yani
Artvin’deki tesisi yeniliyoruz. Velhasıl buraları bir cazibe merkezi hâline
getirmeye çalışıyoruz.
Ardahan Milletvekilimiz Ensar Öğüt
Bey’in yine sorusunu cevaplandırmak istiyoruz:
Bakanlığımıza bağlı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
tarafından Doğu Anadolu Bölgesi’yle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne ait olmak
üzere, Avrupa Birliği IPA- 1 destekli bir proje yürütülecek olup bu proje
kapsamında 15 adet sentetik çim yüzeyli futbol sahası, uygun alanında yanında
atletizm pisti olmak üzere soyunma odaları, futbol eğitim salonu olacak şekilde
tesisler yapılacak ve bu tesislerde spor malzemelerinin de temin edileceği
kurslar ve uygulamalı eğitim verilecektir.
Söz konusu illerimizde sportif tesis ihtiyacını karşılamak
bakımından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce ve diğer kurumlarca spor tesisi
yatırımları bulunmakta, bütçe imkânları çerçevesinde ileriki yıllarda
yatırımların artırılmasına çalışılacaktır. Anılan illerimizde futbol dışındaki branşlarda faaliyetlere katılan spor kulüplerinin gençlik ve
spor il müdürlükleri aracılığıyla nakdî yardım talebinde bulunmaları hâlinde
bütçe imkânlarıyla ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde talepleri
değerlendirilecektir. Bunun dışında spor kulüplerinin faaliyetlerinde
karşılaştıkları sorunların giderilmesinde gençlik ve spor il müdürlüklerimiz
her türlü desteği vermektedirler.
Yine, Ardahan Milletvekilimiz Ensar Öğüt
Bey’in sorularını cevaplandırmak istiyorum:
Kanada’da düzenlenen Vancouver Kış
Olimpiyatlarının yapılan eğitim ve inceleme gezisi, Başkanlığını yürüttüğüm,
2011 Erzurum Üniversitelerarası Kış Oyunlarının hazırlığı, düzenlenmesi,
yürütülmesi, sonuçlandırılması ve koordinasyonundan sorumlu Hazırlık ve
Düzenleme Kurulunun üyeleriyle ilgili diğer kişi ve kuruluşların temsilcileri
kapsamında gerçekleştirilmiştir. Erzurum ili en üst düzey yerel temsilcisi
Büyükşehir Belediye Başkanı, Hazırlık ve Düzenleme Kurulu üyesi olup geziye
katılmıştır. Ayrıca Valimiz katılmıştır, ayrıca Rektörümüz katılmıştır ve
akreditasyon problemleri çözülemediğinden planlanan eğitim ve inceleme gezisi
dar kapsamlı olarak gerçekleştirilmiş olup, geziye münhasıran ülkemiz
uluslararası organizasyonlar karar ve uygulama süreçlerinde yetkili ve görevli
kişiler katılabilmiştir.
Yine, Ardahan Milletvekilimiz Ensar Öğüt
Bey’in sorusunu cevaplandırmak istiyorum:
Ardahan Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne 2010 yılı hizmet ve
faaliyetleri için 2009 yılı bütçe ödeneğine göre yüzde 42 artışla 1 milyon 987
bin 500 TL ödenek tahsis edilmiştir. İl Müdürlüğünün 2009 yılı harcamasına göre
de 2010 yılı bütçe ödeneği yüzde 85 oranında artırılmıştır.
Niğde Milletvekilimiz Mümin İnan Bey’in Sayın Başbakanımıza sormuş
olduğu sözlü soru önergesine Hükûmet adına cevap
vermek istiyorum:
Yoksulluk ile ilgili çalışmaların en temel veri kaynağını, hane
halklarının gelir, harcama ve sosyal durumlarıyla ilgili bilgilerin derlendiği
“hane halkı bütçe anketi” oluşturmaktadır. Hane halkı bütçe anketi kapsamında,
Türkiye genelini temsil eden hane halklarına bir yıl boyunca gidilerek aylık
olarak yapılan tüketim harcamaları maddeler hâlinde belirlenmektedir. Avrupa
Birliği İstatistik Ofisinin (EUROSTAT), hane halkı bütçe anketinin metodolojisi konusunda önerilerinin yer aldığı,
kıyaslanabilir ve harmonize edilebilir nitelikte
verilerin üretilmesini hedefleyen rehber kitap (Household
Budget Surveys in the EU: Methodology and Recommendations for Harmonisation) anket
metodolojisinin belirlenmesinde esas alınmaktadır.
TÜİK ile diğer kuruluşların yoksulluk çalışmalarında kullanılan metodolojilerden kaynaklanan farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklar özellikle veri kaynağı, kapsam, TÜİK’in
Türkiye geneli için hesaplama yapması, diğer kuruluşların belirli özellikler
taşıyan 4 kişilik haneleri dikkate alması, açıklanan bilginin içeriği, TÜİK’in hem çeşitli yöntemlere göre hesapladığı yoksulluk
sınırı hesaplaması, çalışmanın günlük kalori gereksinimi, açlık sınırının
temelini oluşturan mal sepetinin içeriği ve fiyatlandırılması, gerçek hane
halkı büyüklüğünün fertlerin cinsiyet ve yaşından kaynaklanan farklılıkları
dikkate alarak hesaplanmasında kullanılan eş değerlik ölçeğinin belirlenmesi,
yoksulluk sınırının elde edilmesi için gıda dışı harcama payının hesaplanması
konularında ortaya çıkmaktadır.
TÜİK, Türkiye genelinde tüm sosyoekonomik grupları içerecek
şekilde uluslararası literatürde tanımlanan harcama
değişkenine dayalı olarak mutlak açlık ve mutlak yoksulluk sınırlarını
hesaplamaktadır ve TÜİK tarafından açıklanan sınırlar kesin açlık ve yoksulluğu
ifade etmekte olup bu şekilde hesaplanan açlık sınırı uluslararası literatürde
de tarif edildiği gibi fertlerin mutlak açlık içinde yer alıp almadıklarının
belirlenmesi amacını taşımakta olup geçinme sınırı, rahat bir yaşam sürme
sınırı, refah sınırı gibi anlamında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla TÜİK’in hesaplamaları, insanların temel ihtiyaçlarını
karşılaması ve yaşam standardını sürdürmesi ya da iyileştirmesi için gerekli
olan tutarın tahmin edilmesi anlamına gelmektedir.
2009 yılı hane halkı büyüklüğüne göre yoksulluk sınırları: Hane
halkı büyüklüğü 4 kişi, açlık sınırı 299, yoksulluk sınırı 820.
Yoksulluk sınırı yöntemlerine göre fert yoksulluk oranları;
yöntemler: Yoksulluk, gıda artı gıda dışı. 2002 yılı 27, 2008 yılı 17.
Yine Tunceli Milletvekilimiz Sayın Kamer Genç’in sorularını
cevaplandırmak istiyorum:
Konuyla ilgili olarak İstanbul CMK 250’nci maddesiyle yetkili
cumhuriyet başsavcılığından alınan 25/01/2010 tarihli
ve 2009/900.B.M sayılı yazıdan Danıştay saldırısıyla ilgili davanın Ankara 11.
Ağır Ceza Mahkemesinde derdest olduğu, Yargıtay kararına uyularak İstanbul 13.
Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülmekte olup “Ergenekon Davası” diye bilinen dava
ile fiilî ve hukuki irtibatı bulunduğu düşüncesiyle birleştirilmek üzere
muvafakat talep edildiği, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirmeye
muvafakat verdiği, bunun üzerine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince 18/5/2009
tarihli ve 22964 sayılı Kararıyla gerekçesi izah edildikten sonra sanıklar
hakkında görülen kamu davasıyla İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008-9/209
esasında görülen kamu davası arasında hukuki ve fiilî bağlantı olduğu
görülmekle CMK’nın 8 ve devamı maddeleri uyarınca,
görülen kamu davasının İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/209 esas sayılı
dosyasında görülen kamu davasıyla birleştirilmesine, yargılamanın İstanbul 13.
Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/209 esas sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine
karar verilerek dosyanın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği ve iki
dava arasında irtibat bulunduğu mahkeme kararından anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda
ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan
kişilerin hak, yetki ve yükümlülükleri ayrıntılarıyla belirlenmiş, Kanun’un
160’ıncı maddesinin 1’inci fıkrasında cumhuriyet savcısının ihbar veya başka
bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu
davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere işin gerçeğini
araştırmaya başlaması bir görev olarak düzenlenmiştir. Kamu davasının açılması konusunda görevli ve yetkili kılınan makam
cumhuriyet savcılıkları olup, bu bağlamda telkinde bulunulması ya da talimat
verilmesi söz konusu değildir.
Öte yandan, Anayasa’nın “Yargı yetkisi” kenar başlıklı
9’uncu maddesinde yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce
kullanılacağı, “Mahkemelerin bağımsızlığı” kenar başlıklı 138’inci maddesinde
hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun
olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci
veya kişinin yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve
talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği, tavsiye ve telkinde
bulunamayacağı, görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı
yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı
ve herhangi bir beyanda bulunamayacağı, “Hâkimlik ve savcılık mesleği” kenar
başlıklı 140’ıncı maddesinin ikinci fıkrasında hâkimlerin, mahkemelerin
bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa edecekleri,
“Mahkemelerin Kuruluşu” kenar başlıklı 142’nci maddesinde mahkemelerin
kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla
düzenleneceği, ayrıca 98’inci maddesinin ikinci fıkrasında Türkiye Büyük Millet
Meclisinin bilgi edinme ve denetim yollarından biri olan sorunun Bakanlar
Kurulu adına sözlü veya yazılı olarak cevaplandırılmak üzere Başbakan veya
bakanlardan bilgi istemekten ibaret olduğu, aynı maddenin son fıkrasında da
soru ile ilgili önergelerin verilme şekli, içeriği ve kapsamı ile
cevaplandırılma, görüşme ve araştırma yöntemlerinin Meclis İç Tüzüğü ile
düzenleneceğinin öngörüldüğü; Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün “Soru”
kenar başlıklı 96’ncı maddesinde sorunun kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş
ileri sürülmeksizin; kişilik ve özel yaşama ilişkin konular içermeyen bir
önerge ile Hükûmet adına sözlü veya yazılı olarak
cevaplandırılmak üzere Başbakan veya bir bakandan açık belli konular hakkında
bilgi istemekten ibaret olduğunun belirtildiği malumlarıdır.
Anayasa’nın ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü’nün yukarıda
belirtilen hükümleri birlikte değerlendirildiğinde soru önergesine konu edilen
diğer hususlara cevap verilmesine yasal imkân görülememiştir.
Gaziantep Milletvekilimiz Hasan Özdemir Bey’in sorularını
cevaplamak istiyorum:
Gaziantep ilinin yaşam kalitesi ve markalaşma becerisini artırmaya
yönelik olarak çeşitli politika ve araçlar uygulanmaktadır. Bunlar
sırasıyla, kalkınma ajansları: Bölgelerimizin ekonomik ve sosyal gelişmesinin
hızlandırılmasına ve rekabet gücünün artırılmasına, bölgelerin iş ve yatırım
imkânlarının ilgili kuruluşlarla iş birliği hâlinde ulusal ve uluslararası
düzeyde tanıtımının yapılmasına, kurumsal kapasitelerinin ve insan
kaynaklarının geliştirilmesine; yönetim, üretim, tanıtım, pazarlama, teknoloji,
finansman, örgütlenme ve iş gücü eğitimi gibi konularda küçük ve orta ölçekli
işletmeler ile yeni girişimcilerin desteklenmesine önemli katkılar
sağlayacaktır.
Gaziantep, Adıyaman ve Kilis illerinde faaliyet gösterecek
kalkınma ajansı 22/11/2008 tarih ve 2008/14306 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan 10/11/2008 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’yla
kurulmuştur. Ajansa 2009 yılı içerisinde ise kuruluş çalışmalarının
tamamlanması için yaklaşık 15 milyon TL kaynak aktarılması planlanmıştır.
KÖYDES ve BELDES projeleri: Susuz veya suyu yetersiz köy ve
bağlılarını sağlıklı ve yeterli içme suyuna kavuşturmak ve köy yollarının
kalite ve standartlarını yükseltmek amacıyla 2005 yılında İstanbul ve Kocaeli
illeri hariç olmak üzere 79 ilde Köy Altyapısının Desteklenmesi Projesi
(KÖYDES) başlatılmıştır.
Proje kapsamında, 2005-2008 döneminde Gaziantep iline cari
fiyatlarla yaklaşık 35 milyon TL aktarılmıştır. Yapılan projelerle, ilde, 2008
yılı sonu itibarıyla köylerin yüzde 98,8’inin suyu yeterli seviyeye
ulaştırılmıştır.
Ayrıca, ilde, asfalt beton köy yollarının oranı yüzde 87,2’ye
ulaşarak ülkemizde asfalt beton yol oranı en yüksek il Gaziantep ili olmuştur.
GAP Eylem Planı: GAP Bölge Kalkınma İdaresi ve DPT Müsteşarlığı koordinasyonunda,
ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla, il ve bölgeden gelen talep ve önerilerle
Rekabet Gündemi Çalışması’nda ortaya çıkan öncelikler de dikkate alınarak,
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne yönelik olarak GAP Eylem Planı hazırlanmıştır.
Eylem Planı kapsamında ekonomik kalkınmanın gerçekleştirilmesi,
sosyal gelişmenin sağlanması, altyapının geliştirilmesi ve kurumsal kapasitenin
geliştirilmesi olmak üzere dört stratejik gelişme ekseni bulunmaktadır.
Eksenler altında ana başlıklar ve iller itibarıyla eylemler yer
almaktadır.
Sınai mülkiyet
hakları: Sınai mülkiyet hakları alanında farkındalık
yaratmak, bilinç düzeyini artırmak üzere Türk Patent Enstitüsü tarafından 6
Nisan 2004 tarihinde Gaziantep Sanayi Odasında hizmet vermek üzere Türk Patent
Enstitüsü Bilgi ve Doküman Birimi kurulmuştur. Söz konusu Birimde görev yapan
personel Gaziantep Sanayi Odasının personeli olup, personele sınai
mülkiyet haklarıyla ilgili eğitimler Türk Patent Enstitüsü tarafından
verilmekte ve bu birimlere ücretsiz belgeler sağlanmaktadır.
Türk ürünlerinin yurt dışında markalaşması ve Türk malı imajının
yerleştirilmesi ve Turquality’nin desteklenmesi.
KOBİ destekleri: KOBİ’lerin markalaşması için büyük önem arz eden
kaliteli mal üretebilmelerinin sağlanmasına yönelik de destekler verilmektedir.
Türk Patent Enstitüsü verilerine göre, Gaziantep ilinde 2005 yılında 963, 2006
yılında 957 ve 2007 yılında 898 marka tescil edilmiştir. 2007 yılında marka
tescili almış iller sıralamasında Gaziantep 7’nci sırada yer almaktadır.
BAŞKAN – Sayın Bakanım, beş on saniyenizi rica edeyim. Çok
teferruatlı hazırlanmış cevaplar, doğrudur, teşekkür ediyoruz size ama
yaklaşık, şu ana kadar bir saate çok az bir zamanımız kaldı. Şu anda önünüzde
on iki tane falan soru var. Eğer bu şekilde gidersek arkadaşlarımızın da
soruları hesaplanırsa yani yaklaşık bir kırk beş dakikayı falan aşacağız. Onun
için, ben bir sorunuzu daha alayım, ondan sonra arkadaşlarıma, tekrar ek bir
açıklama yapacaklarsa söz vereyim, öbürlerini de sonra cevaplandırın. Bir soru
daha cevaplandırırsanız…
Buyurun.
DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Bu daha bitmedi, bunu
bitireyim hemen.
Eğitim yatırımları: 2009 yılı Yatırım Programı’nda, yapımı devam
etmekte olan ve yeni alınan projelerle toplam 342 derslik ve bin öğrencilik pansiyon
inşa edilecektir. Ayrıca, bu projelerin yanı sıra ilköğretim ve okul öncesi
eğitim kurumu yapımı amacıyla genel bütçeden il özel idaresi bütçesine her yıl
mali kaynak aktarılmakta, il özel idaresi gelirinin bir kısmı eğitim kurumu
yapımında kullanılmakta ve Eğitime Yüzde Yüz Destek Kampanyası kapsamında,
hayırseverler tarafından eğitim kurumu yapılmaktadır. Nitelikli iş gücünün
katılımıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde küçük ve orta ölçekli
işletmelerin gelişimini ve rekabet edebilirliğini teşvik amacıyla Millî Eğitim
Bakanlığı tarafından Gaziantep ilinin de pilot iller arasında yer aldığı sekiz
ilde İnsan Kaynaklarının Mesleki Eğitim Yoluyla Geliştirilmesi Projesi (İKMEP)
uygulamaya konulmuştur.
Sağlık yatırımları: Gaziantep ili, 10 bin kişiye düşen 24,7
hastane yatağıyla sağlık altyapısı olarak 28,5 olan Türkiye ortalamasına yakın
bir durumdadır. 400 yataklı Gaziantep Şehitkamil
Devlet Hastanesi ve 200 yataklı Çocuk Hastanesi 2008 yılında hizmete
açılmıştır. Ayrıca, ilde 97 adet sağlık ocağı hizmet vermektedir. Gaziantep
Üniversitesinin 400 yataklı Üniversite Araştırma ve Uygulama Hastanesi inşaatı
2007 yılında tamamlanmıştır. Hâlen, Nizip Devlet Hastanesinin 100 yataklı ek
bina inşaatı devam etmektedir.
Sayın Başkanım, bir tane daha okuyayım müsaadenizle.
BAŞKAN – Bir soruyu daha cevaplandırın, ondan sonra
arkadaşlarımızın ek açıklamalarını alalım, sonra tekrar eğer siz isterseniz
onlara bir cevap verebilirsiniz.
Buyurun efendim.
DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Devamla) – Karaman Milletvekilimiz
Sayın Hasan Çalış Bey’in sorusunu cevaplıyorum:
TİSK tarafından yapılan bu açıklamaya tabii ki önem veriyoruz. Biz
de Hükûmet olarak önümüzdeki bu zor dönemin
piyasalarda güven oluşturarak, tasarruf yaparak, müsriflikten kaçınarak kamu
kurumları arasında ve kamu kurumlarıyla özel sektör temsilcileri arasında
gerekli iş birliğinin sağlanarak aşılacağına inanıyoruz. Bu amaçla, Hükûmet olarak gerekli tedbirlerin alınabilmesi için
Ekonomik Koordinasyon Kurulu bünyesinde özel sektör temsilcileriyle çeşitli
toplantılar yaparak krizle mücadelede özel sektörle iş birliği içerisindeyiz.
Yılın üçüncü çeyreğinde TÜİK verilerine göre eğlence ve kültür
için yapılan harcamalar bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 oranında
azalmıştır. Kamu kesiminde de tasarruf tedbirleri alınmaktadır. 1 Temmuz 2008
tarih ve ilgili sayılı Başbakanlık Genelgesiyle kamu kurum ve kuruluşlarının plaket, şilt ve hediye verilmesi uygulamalarına son
verilmesini öngören 4/6/2005 tarihli ve 2005/16 sayılı Genelge hükümlerine
uygun hareket etmelerini istemiştir. Ayrıca 2009 yılı programında kamu
kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasına yönelik tedbirlerin alınacağı
makroekonomik politika önceliği olarak hükme bağlanmıştır. Bu
çerçevede, kamu harcamalarının etkinliği, verimliği ve alternatif
maliyetlerinin gözetilmesi ve verimsiz niteliğe sahip harcamaların tespit
edilebilmesi için kamu harcama yönetimi reformu çalışmalarına hız verileceği ve
kamu harcama sisteminde etkinlik, şeffaflık ve hesap verebilirliğin
artırılmasını sağlamak amacıyla kamuda taşıt kullanım ve harcırah sisteminin
yeniden düzenleneceği konusunda 2009 yılı Programı’nda tedbirler yer almıştır. İncelemek
isteyen sayın milletvekili için genelge hâlihazırda bulunmaktadır.
Sayın Başkanım, konuyu arz ediyorum. Sizi ve milletvekillerini
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, okuyup da cevaplandırılmamış
olan sorular, soru önergeleri gündemde kalmaya devam edecektir, onu bilgilerinize
sunayım.
Şimdi arkadaşlarımızın kısa açıklamalarını alalım.
Sayın Genç, buyurun efendim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Benim yalnız (6/1125) sayılı Ergenekon soruşturmasıyla ilgili
sorum, çok yarım yamalak olayla ilgisi olmayacak şekilde cevaplandırılmak
istendi.
Ben sorumda diyorum ki: “2003 yılında Tuncay Güney Başbakanlığa
birtakım bilgiler vermiş. Bu bilgiler 2007 yılına kadar saklanmış. 2007 yılına
kadar neden bu bilgiler saklandı da ondan sonra, 2007’den sonra Ergenekon soruşturması
açıldı?” Ben bunu diyorum, Sayın Bakan burada diyor ki: “Anayasa’nın 138’inci
maddesine göre soruya cevap veremeyiz.” Yahu biraz bir şeyler öğrenin, gelin,
Anayasa’nın 138’inci maddesi nedir bir öğrenin arkadaş. Böyle bir şey olmaz!
Mesela, Kiler’le ilgili bir soru soruyorum, diyorum ki: “Bu
BAŞKAN – Sayın Genç, teşekkür ederim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, öteki sorularım hiç
cevaplandırılmamıştır.
BAŞKAN – Şöyle diyorum Sayın Genç, müsaade ederseniz… O sorularla
ilgili olarak süre dolduğu için ben Sayın Bakanı ikaz ettim, o sorulara cevap
verme imkânı olmadı Sayın Bakanın. Gündemde kalma hususu devam edecektir. Onu
sizin bilginize sunayım.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Evet. Yani geçmişte de böyle cevaplandırılmadan bazı sorularım düştü de
Sayın Başkan, onun için dikkat çekiyorum.
BAŞKAN – Yok düşmedi… Yok düşmedi Sayın
Genç.
Teşekkür ediyorum.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Neyse, bana verilen o Ergenekon
soruşturmasıyla ilgili cevap yeterli değildir ama ne yapalım, biz bu Hükûmete alıştık, hep böyle kaçamak cevap veriyorlar; böyle
cevap vermesinler.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Genç.
Sayın Özdemir…
HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) – Sayın Başkan, öncelikle, Sayın Bakanın
verdiği bilgilerden dolayı kendilerine teşekkür ediyorum.
Ancak şunun bilinmesinde yarar görüyorum: Gaziantep, son
zamanlarda son derece büyük göç alıyor ve 2008-2009 yılları arasına baktığımız
zaman 43 ve 45 bine yakın nüfusta bir artış var. Bu arada, Türkiye’nin şu anda
1’inci sırada göç alan illerinden birisi. Kamu, bunu mevcut imkânlarla
karşılayamıyor. Hükûmetin, el birliğiyle,
Gaziantep’teki bu göçle gelen insanlarımızın gerçekten orada iyi
yaşayabilmeleri için yeni yeni projeler üretmelerinde
yarar görüyorum. Çünkü, Gaziantep şu anda eğitimde çok
alt sıralarda görülüyor ve Gaziantep büyük bir şehir olmasına rağmen yaşam
kalitesi de 57’nci sıralarda gözüküyor ve bunu da Gaziantep hak etmiyor.
Dediğim gibi, Gaziantep üzerinde gerçekten Hükûmetin
çok ısrarla durmasında yarar görüyorum ve Gaziantep’te şu anda yıllık nüfus
artışı 6,7 ve yedi buçuk yıllık AKP iktidarları döneminde yüzde 28 Gaziantep’in
içerisi göç alıyor. Biz, bu gelen insanlarla şeref duyuyoruz, Gaziantep’e
gelsinler ama Gaziantep’te işsizlik patlamış durumda ve aynı zamanda
Gaziantep’e bu gelen insanlar tekrar memleketlerine gitmek istemiyorlar. Onun
için, Gaziantep’le ilgili ayrı, yeni yeni projeler
gerekiyor yoksa Güneydoğu’da büyüyen bu kentte bir anda bir sosyal patlama
olabilir ve bu patlamayı da bir anda önleyemeyiz.
Ben bunları da kısaca arz edeyim dedim.
Teşekkür ediyorum efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özdemir.
Sayın Doğru…
REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yükseköğrenim öğrencilerinin en önemli sorunlarının başında,
barınma ihtiyacı, yani yurt, ikincisi de burs ve kredi gelmektedir. Barınma
ihtiyacı konusunda okulların açılması aşamasında, açıldığı günleri
hatırlarsanız o günlerde bütün milletvekillerinin hepsine öğrenciler, acaba yurt
bulabilir miyiz veya torpil yapabilir misiniz veya yerleştirme konusunda ne
yaparsınız şeklinde geliyorlar. Ondan dolayı, acilen, Türkiye genelinde yurt
ihtiyacını karşılayacak ciddi manada önlem almak mecburiyetindeyiz. Tokat da
bunların başında gelmektedir. Tokat’ımızın, merkez olmak üzere, Tokat, Erbaa,
Niksar, Zile, Turhal ilçelerinde yüksekokullar vardır ve buralarda çok ciddi
manada yurt ihtiyacı vardır. Bu manada da ilçelerimize acilen yurt yapılması
gerekmektedir. Bu konuda Sayın Bakandan destek bekliyoruz.
Ayrıca tabii, kredi konusunda da yetersizlik vardır.
Öğrencilerimiz hem almış oldukları kredilerin yetersizliğinden şikâyet etmekte
hem de alınan kredilerin faizlerinden dolayı ödememe zorluklarıyla karşı
karşıyadırlar. Şu anda iş bulma güçlüğü var yani öğrenciler okullarını
bitiriyorlar ama iş bulamıyorlar. Dolayısıyla iki sene içerisinde de yeniden
borçları ödemeleri gerekiyor. Bu mealde, ödememe durumuyla karşı karşıyalar ve
faizler de artıyor. Bununla ilgili de Sayın Bakanım mutlaka bir iyileştirme
yapmak lazım. Faizlerin silinmesi veyahut da borçların ödenmesi konusunda
ileriki tarihlere mi atacaksınız veyahut da başka şeyler mi yapacaksınız?
Bununla ilgili de bir çalışma yapmanızı bekliyoruz.
Ben teşekkürlerimi sunuyorum.
Arz ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğru.
Sayın İnan…
MÜMİN İNAN (Niğde) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Bugün ülkemizde çok ciddi bir ekonomik krizin yaşandığı ve buna
bağlı olarak da işini kaybeden ya da yeni iş arayanların iş bulamadığı çok
ciddi bir kaos ortamı bulunmaktadır. Bütün sosyal
kesimler çok ciddi sıkıntı yaşamaktadır; iflas eden esnaflar, ürettiğini
satamayan üreticiler, işini kaybeden insanlar açlık sınırının ve yoksulluk
sınırının altında yaşamaya çalışmaktadırlar. Bunların ölçümlemeleri hangi
kıstaslarda olursa olsun AKP iktidarları döneminde Türkiye’de açlık ve
yoksulluk sınırı altında yaşayan insanların sayısının çok ciddi bir biçimde
arttığı kabul edilir bir gerçektir. Dolayısıyla, bunların en kısa süre
içerisinde önlenmesi… Hükûmetin bugüne kadar almış
olduğu tedbirlerin çok yeterli olmadığı ve acilen çok ciddi tedbirlerin yeniden
hayata geçirilmesi noktasında çalışmaların gerçekleşmesi de kaçınılmaz bir
vakıadır.
Sayın Başbakanın zaman zaman yapmış
olduğu konuşmalarda işverenlerden “Yanınıza birer kişi alsanız 1,5 milyon insan
iş sahibi olabilir.” gibi fikirlerle bugün TOBB’un
açıklamış olduğu, açıklamak üzere yarın Ankara’da bir araya gelecekleri
toplantıda da… Zaman zaman ferdî olarak yapılan
açıklamalar da işverenlerin bir tek işçi dahi çalıştırabilecek durumda
olmadıklarının apaçık bir göstergesidir. Dolayısıyla bu tür yüksek seslerin
dikkate alınarak, en kısa süre içerisinde Türkiye'nin ekonomik krizden çıkması
noktasında, bir an önce çalışmaların başlatılması konusunda katkılarımı sunmak
istedim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN –Teşekkür ediyorum.
Sayın Işık…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, öncelikle, bu Açık Öğretim Fakültesi
öğrencilerinin ülkemizde yaşanan ekonomik krizin de etkisiyle birçoğunun çalıştığı
yerdeki işini kaybetmesi ya da ailesinden aldığı desteği alamaz duruma gelmesi
nedeniyle son bir yılda ciddi anlamda kayıt yaptıramayan öğrencilerimizin
arttığını, bundan dolayı, sonunda, acaba, öğrenim kredisi değil, harç kredisi
ya da katkı kredisi açısından Açık Öğretim Fakültesi öğrencileri diğer
öğrenciler statüsünde desteklenebilir miydi? Ama sizler yine de sağ olun, işte, öncelikli olarak desteklenen
grubu söylediniz fakat bu öğrencilerimizin dışında birçok Açık Öğretim
Fakültesi öğrencisi bu harç kredisine ihtiyaç duymaktadır. Dönemlik 230-250 TL
arasında değişen bu paraya gerçekten ihtiyaç duyan çok öğrencimiz vardır. Tabii
ki Türkiye'nin ihtiyacı da fazla ama bu öğrencilerimizin eğitim imkânını bu
şekilde bir katkıyla sürdürebilmelerinin sağlanmasında yarar görülmektedir.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Işık.
Sayın Çalış…
HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, teşekkürler.
Sayın Bakan, sorumuza gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ediyorum.
Tabii ki, sizin de izah ettiğiniz gibi, kamuda bir miktar tasarruf
yapılmaya çalışılıyor ancak gerçekten, Hükûmetin en
üst kesiminden aşağıya doğru kamuoyuna yansıyan görüntüler, kamu vicdanı biraz
daha farklı. Bu israftan gerçekten ciddi şikâyetler var. Sizler de bir kamuoyu
yoklaması yaptırırsanız bunu görürsünüz. Özellikle belediyelerde ve özel
idarelerde de ciddi israf var. Bu israfı azaltacak, insanların özellikle şu
ekonomik darboğazda çırpındığı günde israfı en az seviyeye indirecek tedbirleri
almaya devam ederseniz bu, ülkemize yapılmış önemli bir hizmet olur diye
düşünüyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Çalış.
Sayın Özkan…
MURAT ÖZKAN (Giresun) – Sağ olun Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, ben de teşekkür ediyorum soruma vermiş olduğunuz
cevaptan dolayı.
Ancak benim eklemek istediğim, söylemek istediğim bir şey daha
var. Giresun ilinde yaklaşık bin küsur öğrencimiz yurt bulamadığı için maalesef
kayıtlarını dondurmak zorunda kaldı. Giresun’un acil yurt ihtiyacının
çözümlenmesi gerekiyor.
Bunun yanında, bir de, yükseköğrenim kredisi ve burs imkânlarının
ülkemizde kifayetsiz olduğu bilinen bir gerçek. Tabii, burada, özellikle
Türkiye’deki yükseköğrenim görmüş insanların Türkiye’deki en zengin yüzde 10
dilimine büyük kaynak, büyük imkân sağladığını da biliyoruz. Yükseköğrenimin
finansmanında, özellikle vergi adaletinin de sağlanması noktasında,
Türkiye’deki en üst gelir grubunda olan yüzde 10’luk dilime ekstra bir
yükseköğrenim kredisi almak amacıyla, bu, Batı’da çeşitli ülkelerde
uygulanıyor, yeni bir vergi, benzeri bir yükümlülük getiremez misiniz? Bunun,
sosyal adaleti ve eğitimi de olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyorum. Çünkü
Türkiye’de dolaylı vergiler yüzde 70’lerde seyrediyor. Bu, yükseköğrenimi
herkesin finanse etmesi anlamına geliyor. Ama yükseköğrenim mezunlarının daha
çok zenginleri tarafından istihdam edildiği ve bunlara gelir sağladığı da bir
başka vakıa. Sosyal adaletin sağlanması açısından böyle bir imkânı kullanır
mısınız?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özkan.
Sayın Bakanım, ek bir açıklama ihtiyacı var mı?
DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) – Müsaade ederseniz…
BAŞKAN – Buyurun.
DEVLET BAKANI FARUK NAFIZ ÖZAK (Trabzon) – Sayın Başkanım, çok
değerli milletvekilleri; evvela yurtlarla ilgili şunu söylemek istiyorum, Yurt
Kurumumuzla ilgili: Tabii, üniversite sayısını artırdıkça, kontenjanları
artırdıkça 230 bin yatak kapasitesinin yetmeyeceği ortada. Bir de yurtlarda
sunduğumuz hizmetlerin kalitesi çok arttı, fiyatları da çok ucuz. Şöyle bir
misal vereyim: Bazı yurtlarımızdan 84 lira alıyoruz, bazısından 120 lira
alıyoruz; bunun, 84 liranın 79’unu geri veriyoruz sabah kahvaltısı ve yemek
olarak yani bazı yurtlardan 5 lira alıyoruz, bazı yurtlardan 25 lira alıyoruz.
Bildiğiniz gibi, bu ranza sisteminden de normal oda sistemine
geçtik, yeni yapılan yurtlarımızda da buzdolabından televizyona kadar her türlü
imkânımız var. Tabii, bu konuda biz de sizlerle beraber aynı düşünce içerisinde
“Nasıl sayımızı artırırız”ın düşüncesindeyiz. Arsa
üretmeye çalışıyoruz. Geçen hafta, sağ olun, Millî Eğitim Komisyonundan
sizlerin de desteğiyle geçen “yap-kirala-devret” gibi bir modelimiz var. Yine,
kiralamak istiyoruz, satın almak istiyoruz ve başka bir model üzerinde de
çalışıyoruz. Ben bir rapor hazırladım Sayın Başbakanımıza ve EKK Başkanı Sayın
Ali Babacan Bey’e, DPT’den sorumlu Bakanımıza, Maliye Bakanımıza; o da şu:
Belli yörelerde özel sektör yurt yapmıyor; yurt yapmayınca, buraya devlet de
yetişemeyince o zaman bazı sorunlar ortaya çıkabiliyor ki bunlar bilhassa Doğu
ve Güneydoğu Anadolu’da var. Oralarla ilgili -4’üncü bölge teşvik bölgesi-
buralara, özel sektöre özel bir teşvik vererek yani “yap-işlet-on yıl ödeme”
gibi veya başka modellerle yapmaya çalışıyoruz. Bütün bunlarda sizlerin
desteğine ihtiyacımız var.
İkincisi: Bu, malumunuz, kredi 45 lira veriliyordu, daha sonra
böyle kademeli olarak artırıldı, şu anda 200 lira veriyoruz ve sayıyı çok çok artırdık. Bütün bunları da daha evvelden alan, kredi
kullanan öğrencilerimiz hayata atılmalarına rağmen maalesef ödeyememişlerdi,
çok önemli bir miktarda para alacağımız vardı; bir yasa çıkardık bunları almaya
başladık. Aldıktan sonra tekrar bu hizmetlerimiz daha hızlı devam etmeye
başladı ve çocuk okulu bitirdikten sonra işe giremediği zaman bile üzerine
gidiliyordu; şimdi onu biliyorsunuz biraz iyileştirdik.
Reşat Bey’in söyledikleri diğer konuları ben inceleyeceğim,
kendilerine bilgi takdim edeceğim.
Gaziantep, gerçekten gurur duyduğumuz bir ilimiz yani Türkiye'nin
sanayisinin öncüsü bir ilimiz, teşvik olmamasına rağmen. O bakımdan
Gazianteplileri buradan tebrik ediyorum. Göç alıyor, doğru ama Gaziantep bütün
bunlara rağmen büyük bir mücadele veriyor. Biz de -ülkemizin her metrekaresi
kutsal, her insanı saygıdeğer- her yere değer verdiğimiz gibi Gaziantep’imize
de çok değer veriyoruz, oradaki sorunları da biliyoruz. Ama şu bir gerçek:
Bugün yaşanan bir dünya krizi var ve bu krizde Avrupa Birliğindeki iki tane
ülkeyi görüyorsunuz. Bir Yunanistan, hep beraber izliyoruz. İspanya yüzde 20
işsizlikle uğraşırken biz bunu biraz asgariye indirme konusunda elimizden
geleni yapıyoruz.
Sayın Başbakanımız Amerika’ya gitmeden, geçen hafta Bakanlar
Kurulunda görüşülen esnaf ve sanatkârlara yapılacak iyileştirmeler konusunda
bilgi takdim etti. Bunu hep beraber ileriye götüreceğiz. Gerek faizlerin
düşürülmesi gerek faizlerin yarısının sübvanse edilmesi devlet tarafından ve
kullanılan bu limitin artırılması ve birtakım iyileştirmeler konusunda inşallah
önümüzdeki günlerde sanırım hem komisyonlarda hem Mecliste de bazı
iyileştirmeler yapmaya çalışacağız.
Ben belki eksik bıraktım. Eksik bıraktıysam özür dilerim. Ama
mutlaka yazılı olarak ve bire bir ilgili konularda sizlere bilgi vermeye her
zaman hazırız.
Ben bu duygularla hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ, CHP
ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, soru önergeleri
cevaplandırılmıştır.
Sayın Doğan, kısa bir söz talebiniz var, onu yerine getireyim.
Buyurun efendim.
VIII.- AÇIKLAMALAR
1.- Gümüşhane Milletvekili Yahya
Doğan’ın, çok sayıda spor tesisinin yapılmış olduğunu görmekten mutluluk
duyduğuna ve Gümüşhane ili Kelkit ilçesinin kapalı spor salonunun yapımının
tamamlanacağının müjdesini almış olmaktan da çok mutlu olduğuna ilişkin
açıklaması
YAHYA DOĞAN (Gümüşhane) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakanımızın sözlü soru önergelerine vermiş olduğu
cevaplardan ülkemize ne kadar çok sayıda spor tesisinin yapılmış olduğunu
görmekten büyük mutluluk duydum. Bu çerçevede Gümüşhane ili Kelkit ilçesinin
kapalı spor salonunun da -ki yıllardır maalesef yarım kalmıştı- tamamlanacağı
müjdesini vermesinden dolayı teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğan.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 18.14
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 18.33
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Fatih METİN (Bolu),
Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
85’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler” kısmına geçiyoruz.
IX.- MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Ön
Görüşmeler
1.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu ve 19 milletvekilinin, kanser hastalığının
boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/348)
2.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru
ve 20 milletvekilinin, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan kanser vakalarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/551)
3.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, Doğu ve
Güneydoğu Anadolu’da artış gösteren kanser vakalarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/666)
4.- Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 21 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/667)
5.- Ankara Milletvekili Tekin
Bingöl ve 23 milletvekilinin, kanser hastalığı konusunun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/668)
BAŞKAN – Alınan karar gereğince, bu kısmın 262’nci
sırasında yer alan, Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu
ve 19 milletvekilinin (10/348); 452’nci sırasında yer alan, Tokat Milletvekili
Reşat Doğru ve 20 milletvekilinin (10/551); bugün okunarak bilgiye sunulan,
Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19
milletvekilinin (10/666); Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl
ve 21 milletvekilinin (10/667) ile Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ve 22
milletvekilinin (10/668) esas numaralı, kanser hastalığının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması
açılmasına dair önergelerin birlikte yapılacak görüşmesine başlıyoruz.
Hükûmet? Burada.
Meclis araştırması önergeleri daha önce Genel Kurulda okunduğundan
tekrar okutmuyorum.
İç Tüzük’ümüze göre, Meclis araştırması açılıp açılmaması
hususunda sırasıyla Hükûmete, siyasi parti gruplarına
ve önergelerdeki birinci imza sahibine veya onların göstereceği bir diğer imza
sahibine söz verilecektir.
Konuşma süreleri Hükûmet ve gruplar için
yirmişer dakika, önerge sahipleri için onar dakikadır.
Gruplar adına söz talebi yok.
Önerge sahipleri adına konuşma talebi yok.
Söz talebi olmadığından, önergeler üzerinde görüşmelerin
tamamlandığını sizlere ifade etmek istiyorum.
Şimdi, Meclis araştırması açılıp açılmaması hususunu oylarınıza
sunacağım.
Meclis araştırması açılmasını kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
Meclis araştırmasını yapacak komisyonun 16 üyeden kurulmasını
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Komisyonun çalışma süresinin, başkan, başkan vekili, sözcü ve
kâtip üyenin seçimi tarihinden başlamak üzere üç ay olmasını oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Komisyonun gerektiğinde Ankara dışında da çalışabilmesi hususunu
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, alınan karar gereğince,
gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler”
kısmına geçiyoruz.
1’inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri
1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
2’nci sırada yer alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
2.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3’üncü sırada yer alan, Milletlerarası Para Fonu ile
Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki
Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız
yerden devam edeceğiz.
3.- Milletlerarası Para Fonu ile
Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankasına Katılmak İçin Hükümete Yetki
Verilmesine Dair Kanuna Ek Milletlerarası Para Fonu Ana Sözleşmesinde
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Belgelerin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/761) (S. Sayısı: 458)
BAŞKAN – Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
4’üncü sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
4.- Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (x)
BAŞKAN – Komisyon ve Hükûmet? Yerinde.
Sayın milletvekilleri, geçen birleşimde tasarının tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştı.
Şimdi, maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI
KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1- 28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununa aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.
"Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi
EK MADDE 118- İstanbul'da Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan
Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu
Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa Mazbut Vakıfları adına
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf
yükseköğretim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel
kişiliğine sahip Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi adıyla bir vakıf
üniversitesi kurulmuştur.
Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;
a) Mühendislik-Mimarlık Fakültesinden,
b) Edebiyat Fakültesinden,
c) Güzel Sanatlar Fakültesinden,
ç) Güzel Sanatlar Meslek Yüksekokulundan,
d) Mühendislik ve Fen Bilimleri Enstitüsünden,
e) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,
f) Güzel Sanatlar Enstitüsünden,
g) Medeniyetler İttifakı Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Mehmet Akif Paksoy, Kahramanmaraş Milletvekili…
OKTAY VURAL (İzmir) – Recep Taner Beyefendi, Aydın Milletvekili…
BAŞKAN – Recep Taner, Aydın Milletvekili…
Buyurun Sayın Taner.
MHP GRUBU ADINA RECEP TANER (Aydın) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan 487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın ek maddeleri
üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(x) 487 S. Sayılı Basmayazı 8/4/2010 tarihli 84’üncü
Birleşim Tutanağı’na eklidir.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının ek
118’inci maddesi yeni kurulacak olan vakıf üniversitelerinin kuruluşunu
düzenlemektedir. Bu maddeyle yeni kurulacak olan üniversiteler ise İstanbul’da
Fatih Sultan Mehmet Üniversitesidir. 2547 sayılı Yükseköğrenim Kanunu’nun vakıf
yükseköğrenim kurumlarına ilişkin hükümlerine tabi olarak ve kamu tüzel
kişiliğine sahip olarak kurulmasına karar vereceğimiz üniversitemiz yapısına
baktığımızda fakülte ve enstitülerden oluştuğu görülecektir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak vakıf üniversitelerinin
kurulmasını destekliyor ve teşvik ediyoruz. Ancak, Anayasa’mız kurulacak olan
üniversitelerin ülke sathına dengeli bir şekilde yayılmasını emretmektedir ama
görüyoruz ki bugün burada kurulmasına izin verdiğimiz üniversitelerin biri
hariç diğerleri yine İstanbul’da kurulan üniversitelerdir. Yeni kurulmakta olan
üniversitelerde açılacak bölümlerin tespiti konusunda da ülkenin ihtiyaçlarının
iyi tespit edilip istihdam ve program açığı bulunan bölümlerin açılması, diğer
bölümlere ise izin verilmemesi gerekir. Ülkemizde mühendislik eğitimi veren
programlarda öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı Avrupa ortalamasının iki
katından fazla iken bu üniversitede de mühendislik fakültesi kurulması, gerekli
planlamanın ve iş istihdamının araştırılmadan, tam olarak yapılmadan bölüm
açıldığının göstergesidir.
Görüşmekte olduğumuz üniversitede kurulan bir diğer fakülte de
eğitim fakültesidir. Eğitim fakültelerinin durumu da aynı şekildedir. Şu anda
eğitim fakültelerinin değişik bölümlerinden mezun olmuş 250 binin üzerindeki
öğretmen atama beklerken yeni eğitim fakülteleri açmanın gerekçesini de
anlayamamaktayız.
Yine aynı şekilde “her ile üniversite” kampanyasıyla ilçe
kapasitesindeki illere üniversiteler kurulurken Türkiye’nin birçok ilinin
nüfusundan büyük ve her türlü imkânlara sahip olan -2009 yılında da üniversite
kurulması için kanun teklifi vermemize rağmen- Aydın’ın Nazilli ilçesinde,
Mersin’in Tarsus ilçesinde sadece ilçe oldukları için üniversite kuruluş
izninin verilmemesini de anlayamamaktayız; tıpkı Aydın’da 1 milletvekili
çıkarmak için alınması gereken oy ile bazı illerin 2-3 milletvekili çıkarması
gibi.
Değerli milletvekilleri, ülkemizin en önemli sorunlarının başında
nedense Hükûmetimizin görmezlikten geldiği
yükseköğrenim tahsili yapmış genç nüfusun istihdamı bulunmaktadır. Eğitimli
nüfusun yüzde 25’inin işsiz olduğu ve bunların içindeki burslu olarak okuyup
mezun olanlardan iş bulamayanların durumu çok daha vahimdir. Alt yapısı iyi
hazırlanmadan kurulacak olan yeni üniversitelerden mezun olacak öğrencilerin
beyaz yakalı işsizleri daha da artırmasına sebep olmasından endişelenmekteyiz.
Hükûmet “her ile bir
üniversite” parolasıyla gerek devlet ve gerekse vakıf üniversitelerine
yenilerini katarken, fiziki mekânlarının eksikliği, ayrılan ödeneklerin
düşüklüğü, verilen maaşların ve özlük haklarının yetersizliği, devlet
üniversitelerini vakıf üniversiteleri karşısında zor durumda bırakmaktadır. Vakıf üniversiteleri yeterince denetime tabi tutulmaz; kütüphanesi,
sosyal tesisleri, hatta eğitim binaları bile eksik olan üniversitelerin nasıl
bilimsel yayınlarda ön plana çıktıkları araştırılmazsa veya yüksek ücretlerle
devlet üniversitelerinden transfer edilen başarılı bilim adamlarının her geçen
gün artması karşısında Hükûmet, devlet
üniversitelerinde görev yapan elemanların özlük haklarında iyileştirme
yapmazsa, yarınlarda üniversitelerimizin durumu çok daha kötüye gidecektir.
Birçok yeni üniversitede ayrılan ödeneklerle idare binalarını
ancak bitiren, hatta bazı binaları yarım kalan, araç gereç eksiklerini
gideremeyen, öğrencilerin ders koşullarının yeterli olmadığı bir ortamda eğitim
vermeye çalışan üniversitelerimiz ortada dururken veya onlara bağlı olarak
açılan fakülte ve yüksekokullara yeterli öğretim elemanı ve araştırma görevlisi
atanamazken, Hükûmetin bütün enerjisini rektör
atamalarına ayırmasının altında yatan gerçeğin, bilim adamı yerini bizim
adamların aldığı, liyakatin yerini sadakate bıraktığı bir sistemin özlemi olsa
gerek.
Üniversitelerimizde yapılan rektör seçimlerinde alınan oyların
yeterli olmadığı, rektör olmak isteyenlerin YÖK ve Cumhurbaşkanı onayını da
almalarının gerektiği bir ortamda, hele Sayın Cumhurbaşkanı bugün olduğu gibi
bir siyasi partinin dayatmasıyla uzlaşma aramadan seçilmişse, rektörlerde ve
rektör adaylarında aranan özellikler liyakat, vizyon,
misyon gibi değerler olmaktan çıkıp, mensubiyete veya birilerinin adamlığına
dönmektedir. Rektör atananlar ilk dönemlerinde kısmen rahat çalışabilseler de
ikinci dönemlerde, devam ettirebilmek için siyasi dengeleri gözetmek ihtiyacı
hissetmekteler ve o andan itibaren de siyasi iktidara yaranabilmek için
akademisyenlikleri ve bilim adamlıkları ile uyuşmayan bir durum içine
girebilmekteler. Yaptıkları uygulamalar ve verdikleri bazı kararlar ile özerk
üniversite rektörü imajından ziyade taşradaki, millî eğitime bağlı bir okul
müdürü görüntüsüne dönüşmekteler. Millî eğitimdeki idarecilerin çalışanlar
üzerindeki, yandaş sendikaya kaydolma, atama ve görevde yükselme kıstaslarının
mensubiyete bağlanması ve buna benzer sistemlerin kısmen de olsa artık
üniversitelerimizi de etkilediği görünmektedir. Bunun çok değişik örneklerini
Anadolu’daki birçok üniversitede görmekteyiz ki bu da AKP zihniyetinin tüm
kuruluşlarda olduğu gibi üniversitelerimizi de ele geçirip yandaş eğitim
kurumları hâline getirmek için sarf ettiği gayretlerin sonucudur.
Değerli milletvekilleri, özellikle son zamanlarda yaşadığımız
katsayı tartışmalarından ve YÖK Başkanının tabiriyle “Anayasa’yı arkadan dolanmak”
teşebbüslerinden bahsetmek bile istemiyorum ama “meslek liseleri memleket
meselesi” denmesine rağmen meslek liselerinin durumunun AKP İktidarı döneminde
geçmişten çok daha kötü bir durumda olduğu da bir gerçektir. İktidar makamını
şikâyet makamı zannedenler meslek liselerinin katsayı, yatay ve dikey geçiş
şartlarını bir an önce düzenleyerek bu sorunu gündemden düşürmelidirler.
Değerli milletvekilleri, üniversiteleri kazanan gençlerimiz ile
ailelerinin yaşadıkları en büyük sorunların başında ise yurt, burs ve harç
sorunu gelmektedir. Özellikle yurt konusunda Anadolu’nun çeşitli illerinden
üniversite imtihanını kazanarak yüksek tahsil için okullarına giden
öğrencilerimizin ancak çok az bir kısmı devlet yurtlarında yer bulmaktadır.
Özellikle kız öğrencilerimizin Kredi Yurtlara bağlı yurtlarda yer bulamadığı
durumlarda aileleri çok zor bir süreç beklemektedir çünkü üniversite öğrenimine
kadar ailesinden ayrılmamış kızlarını veya erkek evlatlarını güven duydukları
bir yurt bulup oraya yerleştirinceye kadar belki de yüksek tahsil hayatının en
zor dönemini yaşamakta ve karar vermeye çalışmaktadır. Üniversite
öğrencilerinin en büyük sorunu barınma sorunuyken Hükûmetin
yurt sorununu halletmeden yeni yeni üniversiteler
kurması anlaşılamamaktadır.
Yine, aynı şekilde burs ve harç dengesizliğidir. Bugün,
üniversitelerde öğrencilerden alınmakta olan harçlar ülkemizde yaşayan
ailelerin gelir artış seviyelerinin çok üzerinde artmaktadır. Burs veren
birimlerin azalması ve burs miktarındaki artışın yeterli olmaması da
yükseköğrenimin önündeki diğer büyük engellerdir.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde isminde “millî” olan iki
kuruluştan birisi Millî Eğitim Bakanlığıdır ki şu andaki uygulamalarıyla
millîliği tartışılır. Her gelen bakanın uygulamaya koyduğu yeni eğitim sistemi
sayesinde resmî dilimiz olan Türkçeyi bile tam olarak öğrenemeyen çocuklarımızı
anaokulundan üniversite sıralarına kadar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun, konuşmanızı tamamlayınız efendim.
RECEP TANER (Devamla) – Teşekkür ediyorum.
...ezbere dayalı bir ders anlayışıyla yetiştiren, OGS, SBS, ÖSS
gibi sınavlarda sıfır alan öğrencilerin olduğu okullarda verilen eğitim ve
öğrenim yeterli olmadığı için dershanelere mecbur ve muhtaç bırakılan eğitim
sistemi mutlaka yeniden gözden geçirilerek okul öncesi eğitimden ilk,
ortaöğretime ve üniversitelere kadar bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle,
kurulacak olan yeni üniversitelerimizin ülkemize ve milletimize hayırlı
olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Taner.
Barış ve Demokrasi Partisi Grubu adına Osman Özçelik,
Siirt Milletvekili.
Buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)
BDP GRUBU ADINA OSMAN ÖZÇELİK (Siirt) – Sayın Başkan, sayın Genel Kurul üyeleri; görüşmekte olduğumuz yasa
tasarısı ile ilgili, grubum adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu son bir yıl, iki yıl içinde çok sayıda vakıf üniversitesi
açıyoruz. Vakıf üniversitelerinin sayısı neredeyse devlet üniversiteleri
sayısına yaklaşmakta; herhâlde bu hızla devam ederse devlet üniversiteleri
sayısını geçmiş olacak. Parti olarak biz, vakıf üniversitelerinin kuruluşuna
karşı değiliz. Ancak bu kadar hızlı vakıf üniversitelerinin kurulması, bir
vakıf üniversitesi olmanın ötesinde, özel üniversite olması ve ciddi bir kâr
alanı, ciddi bir rant alanı yaratmasına bağlı olduğunu
bilmemiz lazım. Vakıf üniversitelerinin kuruluşunda iki temel unsur var: Bu
unsurlardan bir tanesi vakıf üniversiteleri kâr amacı gütmeyecekler. İkincisi,
bütün ülke sathına homojen bir şekilde dağılımı sağlanacak. Yasa bunu
emrediyor. Bu iki kuralın da işlemediğini görüyoruz. Birincisi, vakıf
üniversiteleri özel üniversite karakteri taşıdığı için büyük kentlerde
yığılmakta, çünkü rant, müşteri -öğrenci değil,
müşteri- orada. Buradan da anlaşılıyor ki vakıf üniversiteleri kuruluş
amaçlarının dışında işlevler görüyor, yüksek kâr amaçlı oldukları görülüyor. Neden Diyarbakır’da, neden Erzurum’da, neden Muş’ta, neden
Artvin’de, Gümüşhane’de veya bir başka kentimizde vakıf üniversitesi kurulmuyor
da ısrarla sermaye sahipleri vakıflar kurarak, aslında olmayan vakıfları
kurarak, sadece bu amaçla vakıf kurarak -kâr amacı güttükleri çok açık- ve çok
yüksek, fahiş diyebileceğimiz, harç adı altında -aslında bunun tam adı
fiyattır- fiyatlarla öğrenciler alınıyor? Vakıf üniversitelerinin kendi
kaynaklarından eğitim-öğretim olanaklarını, laboratuvar
olanaklarını, öğretim üyesi maaşlarını ve diğer personel maaşlarını karşılaması
esas alınması gerekirken, bütün bu giderler öğrencilerden alınan harçlara, harç
adı altında toplanan paralara bağlı ve üstelik kâr ediliyor.
Devlet üniversiteleri… AK PARTİ’nin “her
kente bir üniversite” anlayışıyla derme çatma üniversiteler kuruluyor bir
taraftan. Hizmet olanakları olmayan, binası olmayan, binası varsa laboratuvarı ve diğer araç gereçleri olmayan, bunların da
olması hâlinde öğretim üyesi bulunamayan üniversiteler… Sadece “biz falanca
kente üniversite açtık” anlayışıyla üniversiteler açılıyor. Büyük kentlerdeki
devlet üniversitelerinde çoğu zaman öğretim üyesi yığılması… Bazı öğretim
üyeleri, doçent, profesör düzeyinde öğretim üyeleri haftada bir saat, iki saat
derse girme imkânı bulurken öğretim üyesi yığılmasından, Anadolu’nun çeşitli
kentlerinde açılan üniversitelerde yardımcı doçent bulmak bile büyük bir sorun
oluyor. Buna mutlaka bizim bir çare bulmamız lazım. Üniversite açmak yetmez.
Üniversiteler bilim yuvalarıdır, araştırma merkezleridir, yetişkin insan gücü
kaynaklarının merkezidir. Sadece siyasi kaygılarla “Üniversiteler açtık.” demek
yeterli değil. Çok ciddi bir sorundur bu. Üniversitelerin öncelikle bilim adamı
yetiştirmeleri, eğitilmiş insan gücü yetiştirmeleri hedefi olmalıdır, olmak
zorundadır.
Üniversitelerde yaşanan diğer sorunlara değinmeye fazla fırsatımız
yok. Eğitimde kalitenin yükseltilmesi, özgür düşünce merkezleri hâline
getirilmesi ve üniversitenin özerkliğinin sağlanması çok ciddi bir sorundur.
Yine devlet üniversitelerinde öğrenci harçları öğrencilerin en çok yakındığı,
ödemede zorluk çektiği bir konudur. Bunların mutlaka ele alınması lazım.
Yine, vakıf üniversitelerinde ciddi bir denetimsizlik hadisesi
var. Devlet üniversitelerinde de böyle. YÖK tarafından devlet üniversiteleri
ile vakıf üniversitelerinin yeterince denetlenmeleri, onların özerk yapılarına
müdahale tabii ki söz konusu değil ama mali ve idari açıdan mutlaka
denetlenmeleri gereği ortadadır. Bu nedenle biz parti olarak özel üniversiteler
yani vakıf üniversiteleri ile kamu yani devlet üniversiteleri, Meclis
araştırması komisyonu oluşturularak ciddi bir denetimden geçirilmelidir ve
aksayan yanlarının, sorunlarının giderilmesi Meclisin denetimi sayesinde
sağlanmalıdır diye araştırma önergesi verdik. Gündeme geldiğinde umarım
Meclisimiz böyle bir komisyonu oluşturur, gerek vakıf üniversiteleri gerekse
devlet üniversitelerinin mali ve idari denetimi açısından bir uygulama başlatır
ve bu konuda üniversitelerimizin daha derli toplu bir çalışma yapmalarına
önayak olunur, bir rehber olunur diye umuyoruz.
Sayın milletvekilleri, vakıf ve devlet üniversitelerinde görülen
bir diğer eksiklik de üniversitelerin gelişebilmelerinin, toplumda
üniversitelerden beklenen yararın sağlanabilmesinin bir diğer koşulu da
üniversitelerin sanayiyle, iş dünyasıyla yakın ilişki içinde olması ve iş
dünyasının, sanayinin ve üretimin geliştirilmesi, yeni araştırma ve buluşlara
olanak sağlayan bir iş birliğinin geliştirilmesi gereğidir. Oysa görüyoruz,
üniversiteler bir taraftan sanayiden ve üretimden kopuk, diğer taraftan halktan
ve toplumdan kopuk.
Üniversiteler çevreleri yüksek duvarlarla örülmüş, polis
kontrolünden sonra içeri girilebilen, topuma kapalı, âdeta birer özel mekânlar
hâline getirilmiş. Üniversiteler topluma açık olmalı. Üniversiteler bilim
merkezleridir, toplumun sorunlarıyla ilgilenmesi ve toplumun üretim
ilişkilerini mutlaka geliştirmesi gerekir. Vakıf üniversiteleri, benzerlerini
gördüğümüz Avrupa, Batı ülkelerinde, Amerika gibi ülkelerde kendi öz
kaynaklarıyla yaşamlarını sürdürüyorlar, hatta kendi öz kaynaklarının üretim
ilişkileri çerçevesinde sanayiyle, iş dünyasıyla ortak geliştirdikleri
projelerle çok yüksek kazançlar sağladıkları ve toplumda bu şekilde de yarar
sağladıklarını görüyoruz. Türkiye’de maalesef yapılan bu değil. Türkiye’de
yapılan, “Ben bir okul açtım, para kazanacağım.” öğrencilerin yetişme durumu,
öğrencilerin bilim dünyasından yeterince yararlanmasının sağlanması kâr amaçlı
üniversitelerin herhangi bir şekilde umurlarında değil. Tabii ki, bunu tümü
için söylemiyoruz. Bazı vakıf üniversiteleri, gerçekten amacına uygun
çalışmalar yapıyor ama önemli bir bölümü sadece kâr amaçlı kuruluyorlar. Buna
müsaade etmemek lazım. Üniversitelerin kâr amaçlı
kurulmasının, yasada belirtildiği şekilde, önüne geçmek lazım. Eğitim-
öğretim ve sağlık parasal ilişkilere konu olmamalı. Bu ülkenin bütün
yurttaşlarının gerek sağlık hizmetleri gerek eğitim hizmetlerinin devletin
bütçesinden karşılanacak fonlarla sağlanması lazım. Gerek devlet
üniversitelerindeki harçların yüksekliği gerekse vakıf üniversitelerindeki
katılım payı veya harç adı altında alınan ücretlerin çok yüksek olduğu açıktır.
Bunu da önlemek lazım.
Bildiğiniz gibi, biz yine bir kanun teklifi getirmiştik. Dicle
Üniversitesi ile İstanbul Üniversitesinde Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin
açılması teklifini getirmiştik, hâlâ gündemimize gelmiş değil. Aslında, YÖK
kendi yasası çerçevesinde bu bölümleri oluşturabilir ama görünen o ki, önce
olaya sıcak bakmakla birlikte bunu belli bir sürece yaydıkları görülüyor. Buna
rağmen, kimi üniversiteler kendi olanakları çerçevesinde, derli toplu olmayan,
ilişkileri birbirinden kopuk, ne amaca hizmet ettiği çok fazla belli olmayan
girişimleri var. Bu girişimleri de takdirle karışlıyoruz tabii. Artuk Üniversitesi Kürt diline ilişkin kimi çalışmalar
içinde, yaşayan dillerle ilgili bölümler açma gibi bir çalışmanın içinde. Yine,
Tunceli Üniversitesi, basından öğrendiğimiz kadarıyla, haftada bir gün olmak
üzere…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Özçelik,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) – Tamamlıyorum Başkan, teşekkür ederim.
…Kürtçenin Kurmanci lehçesi ve Zazaki Dimili lehçesinde lisans ve ön lisans programları
hazırlamış. Bunları tabii ki olumluyoruz ancak bunlar yeterli değil, bunlar
derli toplu çözümler getiren yaklaşımlar değil. Buna rağmen çok yoğun bir ilgi
olduğu görülüyor. Tunceli Üniversitesinde Kurmanci
bölümünde ders almak isteyen öğrenci sayısı 600, Zaza
Dimili lehçesinde -Kürtçenin bu iki önemli lehçesinde- öğrencilerden 400’ü
Dimili lehçesinden dersleri izlemeye başlamışlar. Yani
talebin ne kadar yüksek olduğunun, ihtiyacın ne kadar ciddi olduğunun
kavranması lazım. Tercihli dersle, haftada bir saat dersle ihtiyaca
yanıt verilemeyeceği açıktır. Yapılması gereken, ilk etapta, öğretmen
yetiştirecek, Dicle Üniversitesi başta olmak üzere, biz İstanbul Üniversitesi
diye önermiştik, Ankara da olabilir, köklü, büyük üniversitelerimizde…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OSMAN ÖZÇELİK (Devamla) – Bağlıyorum Başkan, son cümle.
Bu iki üniversitemizde açılacak bölümlerde, Kürtçe eğitim-öğretim
yapan Kürt dili ve edebiyatı bölümlerinin açılması, öğretmen yetiştirilmesidir
çünkü Türkiye er geç ana dilde eğitimi başlatmak zorundadır. Bunun için
öğretmenlere ihtiyaç var, eğitimli insanlara ihtiyaç var, pedagoji eğitimi
almış insanlara ihtiyaç var, dil eğitiminin nasıl yapılacağına dair yetişmiş
elemanlara ihtiyaç var. Bu teklifimizi tekrar ediyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsı adına Sinop
Milletvekili Engin Altay. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ENGİN ALTAY (Sinop) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, birkaç haftadır bir türlü tamamlayamadığımız vakıf üniversiteleri
kanununu görüşüyoruz. Bu konuya geçmeden önce, son günlerde ülkemizde yaşanan
bazı olaylar, ülkemin geleceğiyle ilgili, toplumumuzun içinde bulunduğu iç
barışın zedelendiğine dair ciddi karamsarlık ve endişelere beni sevk ediyor.
Şimdi, tabii, şöyle düşündüm biraz önce: “Fırat’ın kenarında kaybolan koyunun
hesabını veremem.” diyen Hazreti Ömer’e bak, bir de ülkeyi bu hâle getiren
Başbakana bak. Çok şükür ikisi de Müslüman da yani bunların aldığı İslam
eğitimi, İslam anlayışı arasındaki bu farka dikkatinizi çekmek istiyorum.
Sayın milletvekilleri, terör, Türkiye’de maalesef hep var
olmuştur, özellikle 83-84’lü yıllardan itibaren acımasız yüzünü göstermiş,
Türkiye bu konuda büyük bedel ödemiştir. Yalnız, iktidarınızın sekizinci
yılında, Türkiye bir de anarşiyle tanıştı. Yani terör bir dertti, sayenizde,
Türkiye’yi getirdiğiniz sosyoekonomik nokta Türkiye’ye yeniden anarşi belasının
musallat olmasına sebep oldu. Hükûmeti bu konuda daha
sorumlu, daha duyarlı olmaya çağırıyorum. Özellikle Van’da ve Samsun’da yaşanan
olayları “münferit olaylar” diye geçiştirmek falan mümkün değildir, yani bu
olayların üstünde, bu yaşananların üstünde Hükûmetin
böyle pişkin pişkin oturmasını anlamak da mümkün
değildir. Cumhuriyetimiz seksen yedi yıllık, demokrasimiz altmış yıllık. Burası
bugün bir milletvekilimizin de söylediği gibi ne Hitler’in Almanyası’dır
ne Mussolini’nin İtalyası’dır
sayın milletvekilleri. Burası, Büyük Atatürk’ün kurduğu, barış üzerine,
kardeşlik üzerine kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’dir ve böyle de sonsuza kadar
kalacaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Bu duygularımı sizlerle paylaşmayı bir
görev sayıyorum.
Sayın milletvekilleri, konumuz eğitim. Ben, 7 Nisan günü, bu Genel
Kurulda, atama bekleyen öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili bir konuşma yaptım.
Cumhuriyet Halk Partili milletvekili arkadaşlarımla beraber, bir Meclis
araştırması açılmasını teklif ettik. Bakın, bugün, ne güzel, bütün grupların iş
birliğiyle, mutabakatıyla, Türkiye’de hızla yaygınlaşan kanser vakalarının
araştırılmasına yönelik bir komisyon kurduk. Yani bu çok önemli ama 300 bin
insanı yok sayan bir Parlamento ben tasavvur edemiyorum. Şimdi, bunu burada
reddettiniz. Peki, Hükûmete soruyorum, gerçi Millî
Eğitim Bakanı burada yok. Ben 7 Nisan günü dedim ki: “Müzik öğretmeni adayı
Emre Yılmaz böbreğini satışa çıkardı.” Dedim ki: “AYÖP Platformu Başkanı, atama
bekleyen öğretmen Şafak Bay kemik kanseriyle boğuşuyor, yurt dışına tedaviye
gitmesi lazım, sosyal güvencesi yok.” Dedim ki: “Bursa’da Fikret Ercan, atama
bekleyen öğretmen, intihar etti.” 7 Nisan günü, ben bunları söyledim. Şimdi
Sayın Hükûmete soruyorum: Bu Hükûmet,
7 Nisanda söylediğim bu üç somut, vahim durumla ilgili ne yapmıştır?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Hiçbir şey yapmadı.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Ortalığı karıştırıyor, ortalığı.
ENGİN ALTAY (Devamla) – E şimdi o Hükûmet
ne işe yarar? Bu durumla ilgili bir şey yapmayan Hükûmet,
Allah aşkına, ne işe yarar? Devletin rutin işlerini bürokratlar yürütüyor
zaten. Yani burada, geçen, annesi cezaevine girdiği için çocuk intihar edince
Millî Eğitim Bakanlığı annesinin o taahhüt ettiği parayı ödemesini biliyor ya!
Yani bu Hükûmeti baştan dövmek lazım, testiyi
kırdıktan sonra yapıyor bu işleri. Hükûmetin, bu
testi misali, bir ders alması… Kimden alacak? Hükûmete
kim ders verir? Hükûmetin sorumlu olduğu yer önce
millettir, sonra Parlamentodur. Parlamento, bu Hükûmetin
her yaptığı yanlış, eksik, hatalı, hakkaniyet ve insaniyet dışı iş ve işlemi tasdiklemek zorunda değil ki. Böyle Parlamento olur mu?
Şimdi, sayın milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı -Millî Eğitim
Bakanımız da yok- İç Denetim Raporu açıklandı.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Orman Bakanımız var!
ENGİN ALTAY (Devamla) – Çok ilgili, Çevre ve Orman…
Millî Eğitim Bakanlığının kendi İç Denetim Raporu’nda “133.317
öğretmene ihtiyaç var.” diyor.
Şimdi, bunu Millî Eğitim Bakanlığı yok sayıyor. Ya, bunu CHP
söylemiyor, MHP söylemiyor, BDP söylemiyor, Millî Eğitim Bakanlığı İç Denetim
Raporu söylüyor.
Şimdi bakın, Türkiye’de 300 bin insana, gene bu mayıs ayında bir
kâbus yaşatacak bu Hükûmet. Şimdi, önümüzdeki
günlerde, televizyonların alt yazılarında “Flaş! Flaş! Flaş! Millî Eğitim
Bakanlığı 10 bin yeni öğretmen alacak.” Gazetelerde,
televizyonlarda haber. Bu 300 bin aile içinde bir heyecan, bir umut
ışığı doğacak. Tavsiye etmiyorum, beni dinliyorlarsa şimdilik doğmasın ama biz
bu işin peşini de bırakmayacağız.
Şimdi, sayın milletvekilleri, bunu daha önce de yaşadık. Bu 10 bin
öğretmenin yaklaşık 8-9 bini, sistem içindeki “sözleşmeli öğretmen” ve “usta
öğretmen” adıyla çalıştırılan arkadaşlarımız üzerinden doldurulacak.
Şimdi, bir Hükûmet millete yalan söyler
mi? “10 bin yeni öğretmen alınacak.” diye basına bu geçecek.
Şimdi, iki gündür -inanın sayın milletvekilleri, abartmıyorum-
200’ü aşkın mesaj aldık. Bütün bu arkadaşlar, benim meslektaşlarım “Haziran
aldatmacası.” diyor, başka bir şey demiyor. Hükûmeti
buradan uyarıyorum: Ya böyle bir yeni öğretmen alacağız demeyin, “Efendim,
sistem içindeki sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçireceğiz.” deyin -insanlık
bunu gerektirir, doğru dürüst siyaset bunu gerektirir- ya da ne yapın edin,
gidin, IMF’ye mi yalvaracaksınız, Dünya Bankasına mı yalvaracaksınız, Başbakanı
abluka altına mı alacaksınız… Yahu, Başbakana şunu sorsanıza kardeşim: “Sayın
Başbakan, sen 2002 yılında…”
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Başbakan Amerika’da. Yanına yaklaşamıyorlar Başbakanın!
ENGİN ALTAY (Devamla) – “…İzmit’te, Antep’te, Samsun’da ve
İstanbul’da bu işsiz öğretmenlere şeref sözü verdin mi, vermedin mi?” diye bir
sorun canım! Tutanaklar var, belgeler var, Sayın Başbakanın verdiği sözler var.
E şimdi, “Dün dündür, bugün bugündür.” Demirel’e ait bir söz ama tatbikatına
baktığınız zaman Recep Tayyip Erdoğan’la anlam bulan bir söz hâline geldi.
Böyle başbakanlık olmaz.
Başbakanların eksiği olabilir, şartlara göre bazı konularda eksik
iş ve işlem yapabilirler ama ben biliyorum ki 133 bin öğretmen açığını
kapatmak, devletimize -büyük devletimize- çok büyük bir yük değildir. Nerelere
ne paralar harcanıyor! Hep söylüyoruz. Özel uçakla kına gecelerine gidiyorsunuz
ya! Ayıp değil mi?
Bu rakam -Sayın Bakan, belki siz konuya vâkıf değilsiniz- 300 bin
rakamı hayalî bir rakam değildir. Yaklaşık 200 bin sistem dışında öğretmen var,
efendim, 73 bin tane Millî Eğitim Bakanlığında, sistem içinde ama sözleşmeli
öğretmen var ve 55 bin tane de ücretli var. Onların durumu
daha bir vahim, sözleşmelilerin ve ücretlilerin durumu daha vahim. 24
Kasım Öğretmenler Günü’nde “Siz şöyle durun, sizi öğretmen saymıyoruz.”
diyorlar. Ayıp değil mi? Ayıp değil mi? Böyle bir şey olabilir mi Sayın
milletvekilleri?
Daha nisan ayındayız, Nisanın 13’ü bugün…
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)
– Ağustosta da alacağız, merak etme.
ENGİN ALTAY (Devamla) – …bu haziran aldatmacasına direneceğiz. Her
vesileyle, her fırsatta, bu kürsüye Anayasa değişikliği için çıktığımızda da,
Tarım Kanunu için, Süt Kanunu için, Kooperatifler Kanunu için çıktığımızda da
bu atanmayan öğretmenlerin hesabını sormaya devam edeceğiz.
Bak, şimdi, yükseköğretimle ilgili burada hazırlıklarım var,
bunlara gelemedim bile daha ama bu durum vahim bir durum sayın milletvekilleri.
Bu konuda Hükûmeti, yüce Meclisi, özellikle yüce
Meclisin iktidar partisine mensup milletvekillerini bir daha duyarlı olmaya
çağırıyorum. Lütfen, bu haziran ayında yaşanacak olan trajediye izin
vermeyelim. Allah aşkına hepimizin çoluk çocuğu var ya! Hepimiz anneyiz,
babayız. Böyle bir şey olabilir mi? Buna sessiz kalabilir misiniz? Nasıl
kalırsınız? Ben bunu anlamakta güçlük çekerim. Olmaz, toplum sorunlarına
kulağını kapayan, gözlerini kapayan, ağzını kapayan bir parti olmaz, bir
parlamento olmaz. Bu sorun karşısında ben yüce Meclisin, gerçekten samimiyetle
iyi niyetle bir sorumluluk içerisinde Hükûmete
yönelik eleştirilerini, baskısını sürdüreceğine inanıyorum, en azından inanmak
istiyorum.
Bakın, biz şimdi sizin yaptığınız her şeye bazen karşı çıkınca siz
diyorsunuz ki: “Her şeye karşı çıkıyorsunuz.” E güvenimiz yok size. Bakın, bu
sefer güvenimizi nasıl sarsmışsınız.
Şimdi, sayın milletvekilleri, önümüzdeki ay SBS sınavları var,
ilköğretimden ortaöğretime geçiş sınavları var. Milyonlarca aile 6, 7 ve 8’inci
sınıftaki çocukları bu sınavlara hazırlıyoruz, siz de hazırlıyorsunuz, ben de
hazırlıyorum.
Şimdi, maç başlamış, kuralları bunun 1 Kasım 2007’de belirlenmiş,
Ortaöğretime Geçiş Yönergesi hazırlanmış, sistem işliyor. Şimdi, haydi buyurun,
size yeni bir garabet daha, yeni bir skandal daha. 2 Nisan 2010’da bu yönergede
bir değişiklik yapmış Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu.
Bakın, sayın milletvekilleri, milyonlarca aileyi ilgilendiren bir
meseleden bahsediyorum.
Başkanım, bu on beş dakika mı, on mu?
BAŞKAN – On beş dakika.
ENGİN ALTAY (Devamla) – On beş… Üç dakika mı kaldı?
Şimdi, sayın milletvekilleri, bu yönetmelik değişikliğiyle çeşitli
adlar altında -sizin çocuklarınızı da ilgilendiriyor, bunu iyi dinleyin- yurt
dışında uluslararası yarışmalara gidip derece yapanlara, yaptıkları dereceye
göre sınıf puanı veriyorlar. Bak bak, sınıf puanı!
Gitmek bile yeterli, derece yapamazsan. Peki, bu uluslararası yarışmalara kim
gidiyor? Sizin çocuklarınız gidebilir, hadi benimki de gidebilir. Milletin
çocukları mı gidiyor? Bu uluslararası yarışmaya Millî Eğitim Bakanlığına bağlı
resmî okullar mı gidiyor, yoksa (F) tipi okullar mı gidiyor?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – (F) tipi…
ENGİN ALTAY (Devamla) – (F) tipi gidiyor.
Şimdi, Çorlu –Sinop’tan örnek vermiyorum- Tekirdağ’ın Çorlu
ilçesinden, daha geçenlerde Nebraska’ya –Nebraska’ya ben de gittim, bizim
Türkiye'nin Bayburt’u gibi bir yer- Çorlu’dan bir okul gitmiş, yarışmaya
katılmış, yirmi tane madalya… Şimdi, Çorlu’dan 20 çocuk, eşitleri arasında
ayrıcalıklı. Niye? O özel kolejde okuduğu için ve özel kolejde (F) tipi
yarışmaya gittiği için. Bu adalet falan değil. Ya partinizin adını değiştirin
ya bu işi adaletli yapın. Böyle şey olur mu ya! Buna isyan etmeyeceğiz de neye
isyan edeceğiz? Sınava bir buçuk ay kala yapıyorsun bunu. Ayıp!
Bak, bu yanlış falan demiyorum, bu mahkemeden döner de -bu konuda Danıştaya gidilmiş- ama bu, yanlışın ötesindedir, bu
düpedüz ayıptır, gerçekten ayıptır. Bir öğretmen olarak, bu çağda, bu dönemde,
Bakanlıkta, Türkiye Cumhuriyeti devletinde böyle bir ayrımcılığın yapılmasını
kınıyorum.
Sayın milletvekilleri, buralardan çok insan geldi geçti. Bizler de
sizler de gelip geçeceğiz. Üç günlük dünya, iyi anılmak
lazım. Ne derler? “Ölünün arkasından konuşmayın.” derler. E siz böyle
yaparsanız hepinizin arkasından yüzyıllarca konuşacaklar. Konuşturmayın
arkanızdan.
İRFAN GÜNDÜZ (İstanbul) – Biz hayırla yâd ederiz sizi.
ENGİN ALTAY (Devamla) – Yani parti disiplinini ben de bilirim,
kabul ederim. Bizim de partimizin bir disiplini var ama sayın milletvekilleri,
lütfen…
Bak, şimdi, “Yargı bizi kuşattı.” diyorsunuz, “yargıyı yargı
yapacağız…” Kendinizce… Peki, yürütmenin yasamayı bu denli tahakküm altına
almasını içinize sindirebiliyor musunuz? Böyle şey olur mu?
Evet, milletvekiliyiz, parti disiplini var, şu var bu var ama iki
yere hesap vereceğiz. Bir bizi buraya gönderenlere hesap vereceğiz, bir de öbür
tarafa hesap vereceğiz. Bakın, bakın… ( AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Tabii, tabii, tabii… Şimdi, belki ben beş vakit namaz kılamıyorum, zaman zaman orucumu da aksatıyorum ama…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Altay, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
ENGİN ALTAY (Devamla) – …ben, yüce dinimizi çok iyi biliyorum ve
bir şeyi biliyorum sayın milletvekilleri: Benim üzerimde ve partimin üzerinde
kul hakkı yok. (CHP sıralarından alkışlar) Sizin üzerinizde, Genel
Başkanınızdan başlayarak AKP’nin üzerinde epey bir diyetle ödenmesi bile mümkün
olmayacak kadar kul hakkı var. Allah sonunuzu hayır etsin, gidişiniz iyi gidiş
değil.
Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AHMET YENİ (Samsun) – Amin!
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Şahsı adına Canan Kalsın, İstanbul Milletvekili.
Buyurun Sayın Kalsın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
CANAN KALSIN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
487 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi üzerinde söz almış
bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Hepimizin bildiği gibi, ülkemiz genç bir nüfusa sahip ve her 10
gençten 1’inin yükseköğretim yapabildiği ülkemizde yükseköğretim talebi önemli
bir yer tutmaktadır. Yükseköğretimde, açık öğretim kurumları hariç, ön lisans,
lisans ve lisans üstü kurumlarında toplam 1 milyon 746
bin 534 öğrencinin 166.157’si vakıf üniversitelerinde eğitim-öğretim
yapmaktadır. Kendi kaynakları ile kazanç amacı gütmeden kurulan vakıf
üniversiteleri, bu anlamda yükseköğretimde olan ihtiyacı da karşılamaktadır.
Kamu tüzel kişiliğinde kurulan bu üniversitelerin artması ile yükseköğretimde
Türkiye'nin genç nüfusunun ihtiyacını karşılayacaktır.
1984 yılında kurulmaya başlayan vakıf üniversiteleri 2002 yılı
itibarıyla 53’ü devlet, 23’ü vakıf olmak üzere 76 üniversite sayısı bugün 94’ü
devlet, 45’i vakıf üniversitesi olmak üzere 139’a ulaşmıştır.
Tasarı ile kurulması öngörülen Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi
ile daha önce Bezmi Âlem Vakıf Üniversitesi mazbut
vakıflar adına Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kuruldu. 2002 yılına kadar
kurulan vakıf üniversiteleri üç büyük ilde toplanmışken, bu tarihten itibaren
kurulan 22 vakıf üniversitesinin 7’si bu büyük üç il dışında kurulmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde üniversite
okuyanların oranı dünyayla karşılaştırıldığında dünyada yüzde 60 iken,
ülkemizde yüzde 20 ile maalesef istenilen seviyede değildir. İktidarımız
süresinde 81 ilde kurulan üniversitelerle hem bu tablo değişecek hem de göç
önlenmiş olacaktır. Amerika’nın Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra silahlanma
yerine üniversitelere yatırım yapması bugün Amerika’yı Amerika yapan bir gerçek
olmuştur.
Bu üniversitelerin yeni kurulacak eğitim fakültelerinde okul
öncesi ve engelli eğitimi gibi konularda öğretmen açığı bulunan bölümlerin açılmasına
izin verilmiştir.
Vakıf üniversitesi kurulması talebinde kurul bünyesinde
bulunan vakıf komisyonu tarafından yerinde yapılan ziyaretlerle kurucu vakfın
beyan edilen mal varlığı kampüs için tahsis edilen
araziler ve imar durumlarına kadar inceleme yapılıp daha sonra genel kurulda
başvuruların görüşüldüğü Yükseköğretim Kurulu tarafından mal varlığı 15 milyon
liranın altında bulunan taleplerin ise iade edildiği bilgisini sizlerle
paylaşmak istiyorum.
Bu yeni kurulacak üniversitelerin yanında mevcut üniversitelerin
öğretim üyesi talebinin karşılanması için “Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi”
yürütülmektedir. Bu Proje kapsamında 2 bin araştırma görevlisi kadrosu bütçe
kanununa eklenmek üzeredir.
Tasarının çerçeve 1’inci maddesi 2809 sayılı Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanunu’na eklenen ve Fatih Sultan Mehmet Vakıf
Üniversitesinin kurulmasını öngören ek 118’inci maddenin ikinci fıkrasına
ülkemiz ve İspanya tarafından başbakanlar düzeyinde yürütülen Medeniyetler
İttifakı Projesi çerçevesinde yüksek lisans ve doktora çalışmalarının
yapılabilmesi için, Projeye akademik destek sağlamak üzere, (g) bendi olarak
“Medeniyetler İttifakı Enstitüsü” eklenerek kabul edilmiştir. Bu konuda emeği geçen Sayın Bakanımız Nimet Çubukçu olmak üzere
herkesi tebrik ediyorum.
İlerlemenin ancak eğitim oranının ve eğitim kalitesinin
artırılmasıyla olacağına inanıyor ve bunu canıgönülden
destekliyorum.
Türkiye'nin ve dünyanın değişen koşul ve ihtiyaçları doğrultusunda
Türkiye’de ve dünyada büyüme hedefi olan, stratejik önemi haiz bölümlere yeni
kurulacak üniversitelerde yer verileceğine inanıyorum. Talebin arzı oluşturduğu
alanlarda geleceğe hazırlanan gençler iş bulma kaygısı taşımayacak, değişen
dünya ihtiyaçları doğrultusunda hazırlıklı ve donanımlı olarak ülkemiz gençlerinin
bu ülkeye katkıları pozitif yönde olması kaçınılmazdır.
Şunu bir örnekle açmak istiyorum: Eğer Türkiye’miz nükleer alanda
ya da enerji konusunda büyüme hedefi koyuyorsa bu konuda -paralel olarak-
üniversiteler de ilgili bölümlerde gençleri buralara hazırlamalıdır.
Yine, bir diğer örnek: İletişim ya da nanoteknoloji
konusunda büyümeyi hedefliyorsak yine o konularla ilgili bölümler
üniversitelerde açılmalı ve gençlerimiz geleceğe hazırlanmalıdır.
Yine, Türkiye dışında master, doktora ya
da üniversite eğitimi yapacak gençler de bu büyüme hedeflerine göre eğitim
almaya yönlendirilmelidir. Bazı alanlar da stratejik hedef olarak belirlenmeli
ve sadece bugüne değil geleceğe yönelik de planlamalar yapılabilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kalsın, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
CANAN KALSIN (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yani on yıl sonra, yirmi yıl sonra ülkemiz nerede olacaksa, hangi
hedefe yöneleceği alanlarda yatırım yapılmalıdır.
Yine, Avrupa Birliği üyesi ülkelerinde ülkemiz öğrencileri
aleyhine gerşekleşen öğrenim ücretleri, kırk yılı
aşkındır Avrupa Birliğiyle müzakere eden ülkemiz öğrencileri lehinde olan
seviyelere indirilmelidir.
İktidarımız süresinde seksen bir ilde kurulan üniversitelerimizle
Türkiye ve Türk gençlerinin farklı bir yerde olacağına inanıyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle Fatih Sultan Mehmet Vakfı Üniversitesinin
hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Kalsın.
Sayın milletvekilleri, soru-cevap işlemi gerçekleştireceğiz.
Sayın Işık, buyurun.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, her ne kadar konu sizinle direkt ilgili değil ama
bilindiği gibi vakıf üniversitelerine öğrenci kayıtları döneminde ciddi
sorunlar kamuoyuna da yansıdı. Örneğin, İstanbul’da Maltepe Vakıf
Üniversitesinde, önce burslu olarak kazandığı öğrencilere bildirildiği hâlde,
kayıt döneminde, veliler, beklemedikleri çok ciddi kayıt paralarıyla karşılaştılar.
Bu konularda Hükûmetinizce ya da Bakanlıkça alınan
bir tedbir var mıdır? Bu yeni açılan vakıf üniversitelerinde de benzer
olayların yaşanmaması için Bakanlığımız ne tür tedbirleri almış ya da
almaktadır?
Teşekkür ediyorum.
Hükûmet…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Işık, özür dilerim, süreniz devam ediyordu ama siz
teşekkür edince ben kapattım.
Sayın Orhan, buyurun.
AHMET ORHAN (Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Son Osmanlı Meclisi Saruhan Mebusu Celal Bayar adına 1992
senesinde Manisa’da kurulmuş olan Manisa Celal Bayar Üniversitesi 25 bini aşan
öğrencisi, bini aşan akademik kadrosuyla Ege Bölgesi’nin üçüncü büyük
üniversitesidir. Ancak bu üniversitenin öğrencilerinin ciddi bir barınma
problemi vardır. Hâlihazırda 25 bin öğrencinin 18 bini aşan kısmı Manisa’da
öğrenim görmekte, ne yazık ki yetersiz yurt nedeniyle de İzmir’e günübirlik
gidip gelmek durumunda kalmaktadır. Bu durum hem Manisa şehri açısından hem de
öğrenciler açısından ciddi bir sorun yaratmaktadır. Hükûmetinizin
barınma ihtiyacının giderilmesi için Manisa’da bir çalışması var mıdır? Varsa
ne zaman neticelenecektir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Orhan.
Sayın Bulut…
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, pazar günü yapılan yükseköğretime giriş sınavında
okul önlerinde “Demokratik Açılım” isimli AKP Gençlik Kollarının dağıttığı
kitaplar gözlendi. Okula kadar, camiye kadar siyasetin girmesini siz etik
buluyor musunuz? Bütün partilerin görüşlerini okul önlerinde sergileyip,
ücretsiz, öğrencilere dağıtmasını uygun görüyor musunuz?
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.
Sayın Doğru…
REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Son zamanlarda devamlı üniversite açıyoruz. Öğretim üyeleri ve öğretmenlerin
aldıkları ücretler çok yetersizdir. Bundan dolayı da büyük şikayetler
vardır. Önümüzdeki dönemlerde öğretim üyelerinin ve öğretmenlerimizin
maaşlarının iyileştirilmesiyle ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
İkinci sorum: Öğretmenevlerinde alınan ücretler bayağı pahalı
olmaya başlamıştır. Özellikle Başkent Öğretmenevi’ni örnek olarak göstermek
istiyorum. Önümüzdeki dönemlerde öğretmenevlerinin ücretlerini düşürmeyi
düşünüyor musunuz?
Bir diğer sorum: “Büyük Öğrenci Projesi” adı ile ülkemizde Türk
dünyası ve akraba topluluklardan öğrenciler eğitim yapmaktadır. Bu öğrenciler
ülkemizde çok zor şartlar altında eğitim yapmakta ve neredeyse ülkemize
geldiklerine pişman olmaktadırlar. Bu öğrencilere yönelik ödenen bursların
artırılması veyahut da başka, çeşitli imkânların artırılması noktasında Hükûmet olarak bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Doğru.
Sayın Akcan…
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) –
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Söz konusu tasarıyla İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Han, Sinan
Ağa Bin Abdurrahman, Nurbanu
Valide Sultan, Hatice Sultan ve Hacı Abdülaziz Ağa mazbut vakıfları adına,
birden fazla vakıf adına bir üniversite kuruluyor. Bu vakıflara kayıtlı
araziler var mıdır? Varsa nerelerdedir? Bu vakıfların senetlerinde bağımsız
veya başka vakıflarla ortak üniversite kurma veya eğitim kurumu açma amacına
yönelik bir hüküm bulunmakta mıdır?
Bir diğer sorum: Bu vakıflara ait olmak üzere kurulacak
üniversitelere tahsis edilmek üzere hâlen uhdelerinde millî emlak veya herhangi
bir devlet kurumuna ait araziler bulunmakta mıdır?
Bir üçüncü sorum ise: Bu üniversiteler için hâlen devletçe arazi
tahsisi planlaması var mıdır?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Taner…
RECEP TANER (Aydın) – Sayın Bakan, üniversitelere kayıt hakkı
kazanan öğrencilerin yüzde kaçı dershane çıkışlıdır, yüzde kaçı da Millî Eğitim
Bakanlığının müfredatıyla üniversitelere gitmiştir? Bu konuda Bakanlığınızın
veya Hükûmetin elinde bir çalışma var mıdır? Yani
sadece okullardaki eğitimle kaç öğrencimiz üniversitelere gitmektedir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Bakanım, buyurun efendim.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)
– Çok teşekkür ediyorum.
Özellikle şunu ifade edeyim: Önce, burada sayın konuşmacılar bir
hususu belirtmişlerdi öğretmen ve tayinlerle ilgili, müsaade ederseniz, bir
bilgi vermek istiyorum. Şu anda 670 bin öğretmen var kadrolu ve sözleşmeli; 602
bin adet öğretmen kadrolu, 68 bin adet sözleşmeli olmak üzere. Hükûmetimiz döneminde 2003-2008 yılları arasında 226 bin
adet öğretmenin açıktan tayini gerçekleşti. Şimdiye kadar tayin edilen
öğretmenlerin yaklaşık olarak üçte 1’i Hükûmetimiz
döneminde açıktan tayin edilmiştir. Dolayısıyla her yıl Hükûmetimiz
döneminde 32.200 öğretmen açıktan tayin edilmiş olup, bu yıl haziran ayında 10
bin öğretmen, ağustos ayında da 30 bin öğretmen olmak üzere 40 bin öğretmenin
açıktan tayini yapılacaktır. O konu hakkında bilgi vereyim.
Şimdi, Manisa ilinde Merkez, Alaşehir, Akhisar ve Demirci
ilçelerinde Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı dört adet yurt vardır, kapasitesi
3.468’dir, kullanılan kapasite ise 2.758’dir. Sayın Manisa Vekilim, şu anda 710
tane boş kapasite var. Yani burada herhâlde bir bilgi eksikliği var. Şu anda
yurtlar dolu değil.
Sayın Doğru’nun “Öğretmenevlerinden alınan aidatlar düşürülecek
mi?” diye bir sorusu vardı. Evet, düşürüldü. 60 liraydı Sayın Doğru, şu anda 25
TL’ye düşürüldü 60 TL’den.
Tabii, bunun dışında sizin başka bir sorunuz daha vardı öğretim
üyeleri ve öğretmenlerin maaşları hakkında. Zaten Hükûmetimiz
bu konuda bütün memurların maaşları konusunda sürekli bir iyileştirme yapıyor.
Tabii onlar da dikkate alınacak.
Akraba topluluklar için de… Hakikaten bu konuya biz de Hükûmet olarak çok önem veriyoruz. Bildiğiniz gibi yeni bir
kanun da geçti akraba topluluklarıyla, TİKA’yı da ve
diğer Milli Eğitim Bakanlığı… Hakikaten akraba topluluklardan gelen öğrencilere
her türlü destek veriliyor, ama sizlerin de başka tavsiyeleriniz varsa bunu da Hükûmete götüreceğiz, ilgili bakana götüreceğiz efendim.
Sayın Akcan’ın sorusu vardı, vakıflarda. Efendim hiçbir arazi
tahsisi yapılmamıştır, kendilerinin arazileri vardır, onu özellikle belirteyim.
Bunun dışında Sayın Taner’in sorusu var. Yani, bu konuda herhangi
bir yani doğrudan, yani hiçbir kursa gitmeden… Anladığım kadarıyla hiçbir kursa
gitmeden, doğrudan okuldaki eğitimle üniversiteye girenlerin sayısını sordunuz.
Bu konuda tabii şu anda benim de bir hoca olarak cevap vermem mümkün değil, ama
bu konuyu müsaade ederseniz araştıralım. Böyle bir araştırma, şu anda böyle bir
veri yokmuş, ama belki böyle bir veri için bir hazırlık yapılması faydalı olur.
Evet, teşekkür ediyorum efendim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Daha var soru.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Sayın Bakan, Maltepe Üniversitesinde yaşananları sormuştum.
OKTAY VURAL (İzmir) – Süre var daha.
BAŞKAN – Bir dakika arkadaşlar.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)
– Efendim, Maltepe Üniversitesiyle ilgili olarak da kitapçık yanlış okunmuş, o
bakımdan böyle bir yanlış anlama… Öğrenciler tarafından yanlış okunmuş, o
bakımdan kitapçıkta yanlış okumadan kaynaklanan bir husus var, onu da ifade
ediyorum.
Bir de Sayın Bulut’un bir sorusu var, o da işte şu anda… Şimdi,
pazar günü tabii bir partimizin böyle “Demokratik Açılım kitabını dağıtalım.”
diye böyle bir şey yok, ama münferit bazı hadiseler olmuş olabilir, onu da
inceleyeceğiz. Esasen bizim de görüşümüz şu: Camiye, okula, kışlaya siyasetin
girmesi doğru değil, biz de aynı kanaatteyiz.
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) –
İlkeli olun biraz, ilkeli.
OKTAY VURAL (İzmir) – İşlem yaptınız mı?
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) –
İçişleri Bakanlığınca ne işlem yaptınız Sayın Bakan?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)
– Şu anda inceleyeceğiz, bakacağız, gereken yapılacaktır merak etmeyin.
Soruların tamamına cevap verdim tahmin ediyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
OKTAY VURAL (İzmir) – Bugüne kadar işlem yapılmadı mı?
ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) –
Sizin devlet yönetim anlayışınız bu, ilkesiz anlayış. Yangından
ne koparabilirsek.
BAŞKAN - Arkadaşlar soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.
Saygıdeğer milletvekilleri, madde üzerinde bir adet önerge vardır,
önergeyi okutuyorum:
T. B. M. M. Başkanlığına
Görüşülmekte olan 487 Sıra Sayılı yasa tasarısının 1. maddesinin
Ek 118 no’lu bölümündeki (g) bendinden sonra (h)
bendi olarak “yabancı diller Enstitüsü”nün eklenmesini arz ederiz.
|
|
Ferit Mevlüt Aslanoğlu |
Şevket Köse |
Engin Altay |
|
|
Malatya |
Adıyaman |
Sinop |
|
|
Abdulaziz Yazar |
|
Orhan Ziya
Diren |
|
|
Hatay |
|
Tokat |
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET
SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI VEYSEL EROĞLU (Afyonkarahisar)
– Katılmıyoruz Sayın Başkan.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Şevket Köse konuşacak.
BAŞKAN – Sayın Köse, buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, yabancı diller
yüksekokulu…
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET
SAĞLAM (Kahramanmaraş) – İstediği zaman kurar, kanuna gerek yok.
BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen Sayın Hatibi dinleyelim.
Buyurun efendim.
ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
vermiş olduğumuz değişiklik teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bildiğiniz gibi, vakıf üniversiteleri akademik
kadro ihtiyacını devlet üniversitelerinin akademik kadrolarından
karşılamaktadır ancak akademik kadrolarda da bir dizi sorun yaşanmaktadır.
Özellikle asistan kadrolarında, geçtiğimiz yıl YÖK’ün çıkardığı yönetmelikle
tam bir kıyım yaşanmaktadır. YÖK tarafından, üniversite araştırma
görevlilerinin iş güvencesini ortadan kaldıran ve onları sözleşmeli hâle
getiren bir sistem ortaya konuldu. Yani yapılan düzenlemeyle, doktora
çalışmalarının bitiminde asistanların üniversiteyle ilişkileri kesilmektedir.
Daha önce gerekli akademik ölçütlere sahip oldukları sürece yükselme yolları
açıktı. Bu düzenlemeyle, doktorasını bitiren asistanlar kapının önüne
konulmaktadır. Üzüntüyle belirtmeliyim ki bütün bunlar “reform” adı altında
gerçekleştirilmektedir.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde 3 milyona yakın öğrenciye hizmet
eden 100 bin öğretim üyesi bulunmaktadır. Eğitim sistemimizin kalitesi, üniversitelilik
oranımız, üretilen bilimsel eser sayımız ortadadır. Siyasi yatırım olsun diye
gerekli ölçütleri yerine getirmeyen her yere üniversite kurulması yeni tabela
üniversiteleri oluşturmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Nitelikli kadroların yetiştirilmesi gerekmektedir ancak bu,
tasarruf etmek adına üniversitelerde ana bilim dallarının kapatılmasıyla olacak
bir şey değildir. “Reform yapıyoruz.” diye geçtiğimiz yıl YÖK’ün talimatıyla
birçok üniversitede de bölümler kapatılmıştır, asistanlar güvencesiz ve
sözleşmeli personel hâline getirilmiştir.
Değerli arkadaşlar, öğretim görevlilerinin ellerinden
güvencelerini alırsanız özerkliklerini de alırsınız ve sonuçta bu
üniversiteleri bilim üretmeyen yerler hâline getirmiş olursunuz. Bu durum
geleceğimiz açısından hiç de olumlu bir manzara değildir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi
olarak yıllardır idari ve bilimsel anlamda özerk üniversite için çaba
gösteriyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak özerkliğin üniversiteler için
olmazsa olmaz bir kavram olduğunu anlatıyoruz. Ancak, yıllardır bu YÖK
rezaletiyle karşı karşıyayız. Hükûmetin uzantısı gibi
davranan bir yükseköğretim kurumu, üniversitelerimizin üzerinde bir baskı aracı
olarak kullanılmaktadır. YÖK bugün bir kadrolaşma aracıdır. AKP Hükûmeti, YÖK eliyle üniversiteleri ele geçirmek
telaşındadır. Öğretim üyelerinin oylarıyla birinci sıraya yerleşmiş aday yok
sayılmakta üçüncü sırada en az oy alan aday rektör yapılmaktadır ve ne yazık ki
Cumhurbaşkanlığı sanki bu kadrolaşmanın onay makamı hâline gelmiştir. Bu
koşullarda bilimsel ve idari özerklikten söz etmemiz mümkün değildir.
Sayın milletvekilleri, üniversite sistemimizi YÖK kamburundan
mutlaka kurtarmak zorundayız. Bakınız, AKP iktidara geldiğinde YÖK’ten
şikâyetçiydi. Ne zaman YÖK Başkanı kendilerine benzeyen, talimatla iş yapan
birisi oldu ve o zaman AKP’nin şikâyetleri anında bitiverdi. Sekiz yıl önce
şikâyet ettikleri YÖK kadrolaşma aracı hâline gelince ve istediklerini de
yerine getirince sorun ortadan kalktı.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde eğitim kalitesinin yükseltilmesi
için Cumhuriyet Halk Partisi olarak, gösterilen her türlü çabayı destekliyoruz.
Okullarımızın sayısının artması ve üniversite mezunlarının sayısının da artması
elbette sevindiricidir. Ancak bu yapılırken kalite faktörü göz ardı
edilmemelidir.
Bakın, bugün kurulan pek çok üniversite hâlâ gerekli akademik
kadrolardan ve gerekli donanımdan yoksundur. Tabela üniversitesi yaratmak
ülkemizin eğitim sorunlarına çözüm üretmemektedir ve eğitim kalitesini de
artırmamaktadır, netice itibarıyla, sistemin sorunlarını daha da
derinleştirmektedir. Bu konuda ihtiyaçları doğrudan saptamak ve yönelik
planlamaları yapmak gerekmektedir. “Ben yaptım, oldu.” mantığıyla, “Şuraya da
bir üniversite kuralım, şurada az oy aldık, oraya da bir tane kuralım.”
mantığıyla üniversite kurulamaz. Hedefimiz, yaşadığımız sorunlara doğru
çözümler üretecek, nitelikli, çağın gereklerine uygun, eğitilmiş kuşaklar
yaratmak zorundayız. Bunun olmadığı koşulda çok sayıda üniversite olan ama
bilimsel kabul görmeyen, eser üretmeyen bir ülke durumuna geliriz. Bu konuda
kaygılarımızı iletiyoruz Cumhuriyet Halk Partisi olarak.
Kurulacak olan vakıf üniversitelerinin ülkemize yararlı olmasını,
her şeye rağmen hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Sayın Köse, teşekkür ederim.
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, yoklama istiyoruz.
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, önergenin oylamasından önce
bir yoklama talebi vardır. Yoklama talebini yerine getireceğim.
Sayın Anadol, Sayın Serter,
Sayın Dibek, Sayın Özdemir, Sayın Bingöl, Sayın Coşkunoğlu,
Sayın Köse, Sayın Süner, Sayın Tütüncü, Sayın Kaptan,
Sayın Demirel, Sayın Çakır, Sayın Güner, Sayın Aslanoğlu, Sayın Erenkaya, Sayın
Köktürk, Sayın Aydoğan, Sayın Ekici, Sayın Özer ve
Sayın Arifağaoğlu.
İsmini kaydetmiş olduğum milletvekili arkadaşlarımın yoklamaya
girmemelerini rica ediyorum.
Yoklama için üç dakikalık süre veriyorum ve yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, toplantı yeter sayısı vardır.
X.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun
Tasarı ve Teklifleri (Devam)
4.- Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ve Milli Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/808) (S. Sayısı: 487) (Devam)
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir.
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET
SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, söz istiyorum.
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekilleri, maddeyi oylamadan önce
Komisyonun bir düzeltme istemi vardır, onu yerine getireceğim.
Sayın Başkan, buyurun.
MİLLÎ EĞİTİM, KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR KOMİSYONU BAŞKANI MEHMET
SAĞLAM (Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, Meclisimizin 1/4/2010’da
kabul ettiği bir kanunla Türk-Alman Üniversitesi kuruldu malumunuz. Orada
Yükseköğretim Teşkilat Kanunu’nun ek 118’inci maddesi Alman Üniversitesi
kurulmasıyla ilgili olduğu için buradaki Fatih Sultan Mehmet Vakıf
Üniversitesiyle ilgili ek maddenin 119 olması ve sonrakilerin de buna göre
teselsül ettirilmesi gerekiyor, bunu arz etmek istedim efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Komisyon Başkanımızın
belirttiği üzere Türk-Alman Üniversitesinin kurulmasına ilişkin 5979 Sayılı
Kanun yayımlandığından Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanunu’na en son
eklenen ek madde numarasının 118 olması üzerine görüştüğümüz ek maddenin
numarası 119 olarak düzeltilmiştir. Bundan sonraki ek maddelerin numarası da
Başkanlığımızca teselsül ettirilecektir.
Şimdi, ek madde 118’i ek madde 119 olarak oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler...
Kanunu oyluyoruz arkadaşlar, saygıdeğer milletvekilleri...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Evet, milletimiz için hayırlar getirmesini diliyorum.
OKTAY VURAL (İzmir) – Neyi oyladınız efendim siz?
BAŞKAN – Biraz önceki önerge kabul edilmemiştir Başkanım. Madde
kabul edildi, biraz önceki önerge kabul edilmedi.
OKTAY VURAL (İzmir) – Siz “kanun” dediniz de o bakımdan...
BAŞKAN – Önerge kabul edilmemiştir ama şimdi madde kabul
edilmiştir.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkanım, “kanun”
dediniz.
BAŞKAN – Demin Komisyonun teklifini düzelttiğimize göre onu da o
şekilde düzeltiyoruz. Yani arkadaşlar, kabul edilmeyen önergedir. Eğer sehven
bir hata olmuşsa düzeltiyorum, kabul edilen maddedir.
İstanbul Ön Asya Üniversitesi
EK MADDE 120- İstanbul'da Türkiye Diyanet Vakfı tarafından 2547
sayılı Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına ilişkin
hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğine sahip İstanbul Ön Asya
Üniversitesi adıyla bir vakıf üniversitesi kurulmuştur.
Bu Üniversite, Rektörlüğe bağlı olarak;
a) Edebiyat Fakültesinden,
b) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden,
c) Eğitim Fakültesinden,
ç) Sağlık Bilimleri Fakültesinden,
d) Yabancı Diller Yüksekokulundan,
e) Sosyal Bilimler Enstitüsünden,
f) Sağlık Bilimleri Enstitüsünden,
oluşur.
BAŞKAN – Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
İstanbul Milletvekili Nur Serter.
Sayın Serter, buyurun efendim. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA FATMA NUR SERTER (İstanbul) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ek 119’uncu madde üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum ve hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, yeni
üniversitelerin -ister devlet ister vakıf üniversitesi olsun- kurulmasına
kesinlikle karşı değiliz. Önce bunu belirtmek istiyorum. Ancak, AKP ve YÖK iş
birliğiyle, âdeta ışık hızıyla birbirinin ardı sıra kurulan bu üniversitelerin
-ister devlet ister vakıf üniversitesi olsun- gerekli altyapıya, gerekli
donanıma ve öğretim üyesi kadrosuna sahip olmaksızın kuruluyor olmasının Türk
yükseköğretimine vermiş olduğu zararları da Türkiye’nin yakın gelecekte
çekeceğinin altını bir kere önemle çizmek istiyorum.
Devlet üniversitelerinin çok ciddi bir öğretim üyesi
yetersizliğiyle karşı karşıya bulunmaları yetmedi, şimdi dörder dörder kurduğumuz vakıf üniversiteleriyle, devlet
üniversitelerinde zaten yetersiz olan öğretim elemanlarını bir de vakıf
üniversitelerine çekerek devlet üniversitelerinin içini büyük bir hızlı
boşaltmakta olduğumuzu siz sayın milletvekillerine hatırlatmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, yükseköğretimi liseden, üniversiteyi
liseden ya da meslek lisesinden ayırt edici özellikler İktidarınız döneminde
artık ortadan kaldırılmıştır. Bundan dolayı bence AKP kendini kutlamalıdır.
Artık üniversiteler, lise öğreniminden hiç de farkı olmayan bir eğitim ve
öğretim verme zorunda bırakılmıştır ya da meslek lisesine eş değer teknik
nitelikte, sadece o mesleğin niteliklerini öğreten ama bilim üretmeyen, bilim
kurumu olma özelliği taşımayan bir yapılanma içine ne yazık ki itilmiştir.
Üniversiteler bilim kurumlarıdır. Bilim kurumu bilim üretir, bilimsel
gelişmeleri yakından izler, bu gelişmeleri hızlı bir biçimde, öğrencisinin de
katkı vereceği bir biçimde öğretime aktarır ama bu derece hızla kurulan ve
yeterli öğretim kadrosundan yoksun olan üniversiteler ne yazık ki artık bunu
gerçekleştirmekten de uzak kalmışlardır. Tabii, hâl böyle olunca, üniversite
diplomasının da gelecekte artık, bir kâğıt parçası ya da bir karton parçası
olmaktan pek de öteye geçmeyeceğini kabul etmek zorundayız. Üniversite
diplomasının ve yükseköğretimin değersizleştirilmekte olduğu bir yükseköğretim
anlayışı gelecekte Türkiye’ye, gerek bilim yaşamına gerek bu gençlerin
istihdamı hâlinde çalışma yaşamına nasıl etkiler meydana getirecektir, bunun da
çok ciddi bir biçimde irdelenmesi gerekir. Bir üniversite açmak çok önemli bir
sorumluluk gerektirir ama ben, bu sorumluluktan çok ciddi bir yoksunluk içinde
bulunan bir iktidar anlayışıyla ne yazık ki karşı karşıya olduğumuzu ifade
etmek istiyorum.
Şimdi, bir üniversite açılıyor. Bu üniversite hangi eğitim
dallarında eğitim-öğretim yaptıracak? Bununla ilgili bir çalışma yapılıyor mu?
Hayır, yapılmıyor. O yükseköğretim kurumu, o vakıf üniversitesi öğrenci
maliyetinin en düşük olduğu alanları fakülteler olarak belirliyor, bu
fakülteler yine ışık hızıyla açılıyor ve o alanlarda eğitim veriliyor, tıpkı
şimdi konuşmakta olduğumuz üniversitenin, İstanbul Ön Asya Üniversitesinin
yeniden bir eğitim fakültesi açma ihtiyacını göstermiş olduğu gibi. 250 bin
öğretmen bugün işsiz durumda, ama ellerinde diplomalarıyla beş yıldır, altı
yıldır atanmayı bekleyen bu öğretmenlerin varlığına rağmen, biz, bakıyorum,
ardı ardına eğitim fakültelerinin kurulmasına devam ediyoruz.
Tabii, bu üniversiteleri açarken bir başka ciddi sorumluluğumuz da
var. Bu üniversiteler, eğer verdikleri gerçekten diplomaysa, bu gençlerimizi
istihdam edilebilme koşullarına uygun yetiştirmekle yükümlüdürler, ama
iktidarlar da gençlere iş yaratmak gibi çok ciddi bir yükümlülüğü taşımaktadırlar.
Türkiye’de genç işsizliği oranı yüzde 25,3; o da resmî rakamlara göre. 500 bine
yakın üniversite mezunu diplomalı işsiz var bu ülkede ve bütün bunların
yaşandığı ülkede art arda üniversite kurarak bunların arkasından siyasi rant elde etmenin dışında ciddi bir insan gücü planlaması
yapmayı aklına bile getirmeyen bir siyasi iradeyle Türkiye karşı karşıya.
Başbakan diyor ki: “Her üniversiteyi bitiren iş bulacak dişe bir
şey yok.” Doğru Sayın Başbakan, yok, sizin İktidarınızda olmadı, böyle bir
şansı hiç yok. Siz üniversiteyi bitirip diploma alanlara iş bulmak gibi bir
yükümlülüğünüz olmadığını bu kadar açıklıkla ifade ettiğinize göre benden size
tavsiye: Gelecekte onların kapısının önüne birer poşet bırakırsınız ve
üniversite mezunu diplomalı işsizleri ianeyle geçindiren bir ülke konumuna
gelirsiniz. Böyle bir anlayışın, “Üniversite mezununun iş bulmasına ihtiyaç
yok.” diyen bir anlayışın sonucudur işte art arda kurulan, sorumsuzca kurulan
bu üniversiteler.
Bakınız, YÖK Başkanı şubat ayında çok önemli bir açıklama yaptı,
dedi ki: “Gelecek beş yılda bazı vakıf üniversiteleri kapanma noktasına
gelecek. Frene basmak gerekiyor. En az 30-40 bin öğretim üyesine ihtiyacımız
var.” YÖK Başkanı, YÖK Başkanı olalı belki en doğru sözü söyledi ama ne oldu?
Biz dörder dörder bu üniversiteleri kurmaya devam
ediyoruz.
Peki, YÖK ne yaptı? YÖK 2007’de vakıf üniversiteleriyle ilgili çok
ciddi bir rapor yayınladı ve bu raporda öğrencilerin yüzde 40’ının sadece dört
vakıf üniversitesinde toplandığını, diğer vakıf üniversitelerinin yeterli
öğrenci bile bulamadığını ve ticarethane zihniyetiyle işletilmekte olduğunu
vurguladı.
Değerli milletvekilleri, boş bir söz değil bu. Bunlar vakıf
üniversitesi, özel üniversite değil. Ticarethane zihniyeti şuradan belli:
Öğrenci maliyetleriyle ilgili yapılmış araştırmalar var. Örneğin tıp
fakültesinde bir öğrencinin maksimum maliyetinin 15 bin lira civarında olduğu
2009 yılı itibarıyla ilan edilmiş. Şimdi siz vakıf üniversitesine bakıyorsunuz,
bir tanesi tıp fakültesindeki öğrenciden 16 bin lira alıyor, öbürü 35 bin lira
alıyor. Bir işletme fakültesine bakıyorsunuz, bir tanesi 22 bin lira alıyor,
öbürü 8 bin lira alıyor. Peki, bunu sorgulamak kimin görevi? Bunu sorgulamak
YÖK’ün, Millî Eğitim Bakanlığının ve Hükûmetin görevi
değil midir? Yani şu soruyu sormak sizlerin, hepimizin, bizlerin görevi değil
mi: Niye bir vakıf üniversitesi 32 bin, 35 bin liraya öğrenci yetiştirirken
öbürü 15 bin lirayla yetiniyor? Niye biri 22 bin lira alırken, aynı eğitim
dalında öbürü 10 bin liraya, 8 bin liraya öğrenci okutuyor? Ama bunlar
sorulmuyor, bunlar konuşulmuyor ve tartışılmıyor.
Ve yine, YÖK 2007 yılında yayınladığı raporunda öğretim üyesi
yetiştirmenin vakıf üniversitelerinin temel misyonu
olması gerektiğinin altını çiziyor. Hangi vakıf üniversitesi öğretim üyesi
yetiştiriyor? Hepsi kolaya kaçmış, devlet üniversitelerinin içini
boşaltıyorlar. Aynı raporda -bu 1970’li yıllarda açılan ve sonra kapatılan özel
üniversiteler vardı- YÖK bir tespit yapıyor, diyor ki: “Bu vakıf
üniversitelerinin geleceği ne yazık ki, özel üniversiteler gibi olacak ve kısa
bir süre içinde pek çoğu kapatılmak ya da kapanmak zorunda bırakılacaktır.” Ama
bunların hiçbiri sorgulanmıyor günümüzde. Vakıf üniversiteleri art arda
açılıyor.
Peki, bu vakıf üniversitelerinin kurucu vakıfları nedir? Ben,
Millî Eğitim Komisyonu üyesiyim, burada Millî Eğitim Komisyonu üyesi
arkadaşlarımız da var . Biz Komisyonda rica ettik, bu
vakıflarla ilgili bilgilendirilmemizi istedik ama bizim komisyonumuz, maalesef,
demokratik bir anlayışla yönetilmediği için ve bağırarak çağırarak bizleri
yüksek sesle susturan bir zihniyet tarafından yönetildiği için hiçbir şekilde
bilgilendirilmiyoruz. Bu vakıflar gerçekten bu üniversiteleri taşıyabilecek
durumda mıdır? Bu vakıflar sadece üniversiteyi kurmakla mı yükümlüdür yoksa
üniversitede eğitim gören öğrencinin eğitim masrafının bir kısmını karşılamakla
mı yükümlüdür? Yasaya göre karşılamakla yükümlüdür ama bugün vakıf üniversitesi
rektörlerinin bazıları açıklama yapıyor, “Hayır” diyor, “vakıfların tek görevi
üniversitenin binalarını inşa etmektir…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Serter,
konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun efendim.
FATMA NUR SERTER (Devamla) – Teşekkür ediyorum.
O zaman, bu vakıfların bir ticarethane gibi üniversiteleri kendi
kaderine terk ettiği ve onların da bu anlayış içinde yönetildiği çok açık
olarak ortaya çıkmaktadır ki bu, bu üniversitelerin Anayasa’daki kuruluş
gayesine aykırıdır ve Anayasa’ya aykırıdır. Artık, bu gibi çalışmaların ciddiye
alınması, yapılması, vakıf üniversitelerinin çok ciddi bir denetim altında
tutulması, kaliteli olan vakıf üniversitelerinin, iyi eğitim veren ve
vakıflardan destek alan vakıf üniversitelerinin yanında ticarethane gibi
yönetilenlere geçit verilmemesi gerekir.
Ben, sizlere soruyorum: Bu Diyanet Vakfı niye bir üniversite kurma
ihtiyacında acaba? Niye böyle bir ihtiyaç hissetmiş? Diyanet Vakfının yapacağı
başka şey mi yokmuş? Kendi alanında vereceği başka hizmet mi yokmuş? Hayır,
artık, vakıflar, özellikle AKP zihniyetine yakın olan vakıflar kendi
altyapılarını oluşturmak için hızla üniversiteler açarak yeni arka bahçeler
yetiştirmeye soyunmuştur. Bu, yükseköğrenim için çok trajik bir tablodur.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Serter.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, çalışma süremiz dolmuştur.
Bugün çok olumlu bir çalışma günü geçirdik; grup başkan vekili
arkadaşlarımıza ve milletvekili arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Alınan karar gereğince, kanun tasarı ve teklifleri ile
komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için, 14 Nisan 2010
Çarşamba günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.