DÖNEM: 23 CİLT: 60 YASAMA YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
61’inci
Birleşim
16 Şubat 2010 Salı
(Bu
Tutanak Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür
belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş
alıntı sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İ Ç İ N D E K İ L
E R
I. - GEÇEN TUTANAK
ÖZETİ
II. - GELEN
KÂĞITLAR
III. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.- Antalya
Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in, Antalya’da 8 Şubat 2010 tarihinde meydana
gelen sel felaketine ilişkin gündem dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
2.- Edirne
Milletvekili Cemaleddin Uslu’nun, 29 Ocak olayları ve Batı Trakya’daki Türk azınlığın
yaşadığı sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması
3.- Gümüşhane
Milletvekili Kemalettin Aydın’ın, Gümüşhane’nin düşman işgalinden kurtuluşunun
92’nci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Edirne
Milletvekili Cemaleddin Uslu’nun, son günlerde yoğun yağışlardan dolayı,
Edirne’de, Tunca, Arda ve Meriç nehirlerinin taşarak çevrede sebep olduğu
felaketlere ilişkin açıklaması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
2.- Muş
Milletvekili Sırrı Sakık’ın, tütün mağdurlarının durumuna ilişkin açıklaması
3.- Gümüşhane
Milletvekili Kemalettin Aydın’ın, Gümüşhane ilinin damızlık ve et
yetiştiriciliği tebliğinde yer almasına ilişkin açıklaması
4.- Devlet Bakanı
Selma Aliye Kavaf’ın, Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, Bakanlığına
bağlı kurumlardaki çocukların korunması ve kollanmasıyla ilgili
sorumluluklarını yeterince yerine getirmediklerini ima eden ifadelerine ilişkin açıklaması
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Bulgaristan
Dış İlişkiler ve Savunma Komisyonu Başkan Vekili Dimo Gyaurov ve beraberindeki
heyetin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/1095)
2.- İspanya
Parlamentosu Dışişleri Komisyonunun davetine icabetle, Madrid’de düzenlenecek
olan “AB Ülkeleri Dışişleri Komisyonu Başkanları Toplantısına” katılmak üzere
Eskişehir Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Başkanı Hasan Murat Mercan’ın
İspanya’ya resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1096)
B) Önergeler
1.- Eskişehir
Milletvekili Beytullah Asil’in (6/1709) esas numaralı sözlü sorusunu geri
aldığına ilişkin önergesi (4/182)
2.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, (2/22) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan
gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/183)
C) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/563)
2.- İzmir
Milletvekili Canan Arıtman ve 21 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/564)
3.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür ve 25 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/565)
4.- Gaziantep
Milletvekili Akif Ekici ve 27 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/566)
5.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolma
olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/567)
6.- Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, kaçırılan ve kaybolan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/568)
7.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/569)
8.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal ve 27 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/570)
9.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen ve 21 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve
dilendirilen çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/571)
10.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 24 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/572)
11.- Manisa
Milletvekili Ahmet Orhan ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573)
12.- İstanbul
Milletvekili Alev Dedegil ve 21 milletvekilinin, cinsel istismara maruz kalan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574)
VI.- ÖNERİLER
A) Danışma Kurulu Önerileri
1.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesine; (10/90, 190, 210, 235, 312, 433, 438, 466, 474, 496,
531, 539, 558) ve gelen kâğıtlar listesinde yayımlanan (10/563, 564, 565, 566,
567, 568, 569, 570, 571, 572, 573, 574) esas numaralı Meclis araştırması
önergelerinin birleştirilerek görüşülmesine; 471 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın
İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak ve bölümler hâlinde
görüşülmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, AK PARTİ
Grubu Başkanına sataşması nedeniyle konuşması
VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, sulama birliklerinin elektrik borçlarına ilişkin
Maliye Bakanından sözlü soru önergesi (6/674) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
2.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, muz fiyatlarındaki artışa ilişkin sözlü soru
önergesi (6/678) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
3.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, kuraklıktan etkilenen üreticilerin desteklenmesine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/708) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
4.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, Gönen’de kurulması planlanan çimento
fabrikasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/725) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
5.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tarım Kredi Kooperatifine borcu olan çiftçilere
ilişkin sözlü soru önergesi (6/744) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
6.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsündeki
ilaç kontrollerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/761) ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
7.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Erbaa’ya geçici fındık alım merkezi açılmasına ilişkin
sözlü soru önergesi (6/808) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
8.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan’ın, patates üreticiliğine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/809) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
9.- Niğde Milletvekili
Mümin İnan’ın, yabancı bankalardan ipotek karşılığı zirai kredi kullanılmasına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/830) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
10.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, yeme-içme yerlerinin denetimlerine ilişkin sözlü
soru önergesi (6/839) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
11.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, hayvancılıkta kaba yem sıkıntısı riskine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/844) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
12.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, TMO yönetiminin ödüllendirilmesine ilişkin sözlü
soru önergesi (6/854) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
13.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan’ın, TMO’nun fındık alımına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/860) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
14.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, veteriner hekimlerin mali haklarının
iyileştirilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/878) ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
15.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, kuraklıktan etkilenen illere mazot ve gübre
desteğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/901) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
16.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, çiftçilerin sulama suyunda kullandıkları elektrik
borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/922) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
17.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, kaçak etlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/926)
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
18.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un, keneye karşı bazı önlemlere
ilişkin sözlü soru önergesi (6/927) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
19.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, fındık politikasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/945) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
20.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, TMO’nun fındık alımına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/977) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
21.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, fındık alım politikasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/978) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
22.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, TMO’nun fındık alımındaki bazı sorunlara ilişkin
sözlü soru önergesi (6/979) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
23.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, TMO’nun fındık alım merkezlerine ve kayıt dışı
üretime ilişkin sözlü soru önergesi (6/980) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet
Mehdi Eker’in cevabı
24.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki domates üreticilerinin mağduriyetine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/985) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
25.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, kuraklıkla ilgili kararnamenin uygulamasına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1033) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
26.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, kuraklık tespit çalışmalarına ve ödemelere
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1042) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
27.- Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun, çiftçilerin kuraklık zararlarının
ödenmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1044) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
28.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, biyogüvenlik ve biyoçeşitlilik çalışmalarına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1054) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
29.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, kayıt dışı gıda üretiminin denetimine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/1055) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
30.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, suni bal üretiminin denetimine ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1056) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
31.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Türk Gıda Kodeksi hazırlanıp hazırlanmadığına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1057) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
32.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, nişasta bazlı tatlandırıcı
üretimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1058) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
33.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan’ın, kefaletinden dolayı icra takibine uğrayan,
kooperatif üyesi çiftçilere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1071) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
34.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan’ın, bazı et ürünlerinin ve ithal gıdaların denetimine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1079) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
35.- Gaziantep Milletvekili
Yaşar Ağyüz’ün, çiftçilerin sulamada kullanılan elektrik borçlarına ödeme
kolaylığı sağlanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1091) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
36.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’te tarımın geliştirilmesine yönelik
projelere ilişkin sözlü soru önergesi (6/1094) Cevaplanmadı
37.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış’ın, hazır kıyma satışına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/1115) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
38.- Adana
Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, üreticilerin kredi sorununa ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1124) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
39.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki çiftçi eğitimine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/1188) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
40.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki sebze ve meyve üretimine ilişkin sözlü
soru önergesi (6/1189) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
41.- Tokat Milletvekili
Reşat Doğru’nun, Tokat’taki soğuk hava depolarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/1191) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
42.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, besi kredilerine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/1225) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
43.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, tarımsal sulama amaçlı elektrik abonelerinin
borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1334) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
44.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Gaziantep’teki çiftçilerin borçlarına ilişkin
sözlü soru önergesi (6/1404) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
45.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, çiftçilerin tarımsal üretim amaçlı elektrik borçlarına
ilişkin Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1504) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
46.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki sulama yapamayan çiftçilerin
borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1515) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
IX.- SEÇİMLER
A) Komisyonlarda Açık Bulunan
Üyeliklere Seçim
1.- Anayasa;
Adalet; Millî Savunma; İçişleri; Dışişleri; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve
Spor; Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Çevre; Sağlık, Aile, Çalışma ve
Sosyal İşler; Tarım, Orman ve Köyişleri; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii
Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji; Dilekçe; Plan ve Bütçe; Kamu İktisadi
Teşebbüsleri; Avrupa Birliği Uyum ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği
komisyonlarına üye seçimi
X.- MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Ön Görüşmeler
1.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 20 milletvekilinin, çocuk suçluluğu sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/90)
2.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel ve 34 milletvekilinin, Mevsimlik tarım işçiliği
nedeniyle eğitim alamayan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/190)
3.- İzmir Milletvekili
Canan Arıtman ve 39 milletvekilinin, çocuklara yönelik cinsel istismarın
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/210)
4.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/235)
5.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel ve 21 milletvekilinin, çocuklara yönelik cinsel
taciz ve istismarın araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/312)
6.- Mardin
Milletvekili Emine Ayna ve 19 milletvekilinin, çocuk işçiliğindeki sorunların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/433)
7.- Tekirdağ
Milletvekili Kemalettin Nalcı ve 19 milletvekilinin, çocuklarını yetiştirme
yurtlarına terk eden ailelerin sorunlarının araştırılarak ailelerin korunması
için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/438)
8.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel ve 24 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının
araştırılarak çocukların korunması için alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/466)
9.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/474)
10.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/496)
11.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık ve 23 milletvekilinin, kimsesiz
çocuklar ile sokakta yaşayan ve çalışan çocukların sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/531)
12.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel ve 26 milletvekilinin, çocuk işçiliği sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/539)
13.- Trabzon
Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/558)
14.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/563)
15.- İzmir
Milletvekili Canan Arıtman ve 21 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/564)
16.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür ve 25 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/565)
17.- Gaziantep
Milletvekili Akif Ekici ve 27 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/566)
18.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolma
olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/567)
19.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, kaçırılan ve kaybolan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/568)
20.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/569)
21.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal ve 27 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/570)
22.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen ve 21 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve
dilendirilen çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/571)
23.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbatur ve 24 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/572)
24.- Manisa
Milletvekili Ahmet Orhan ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573)
25.- İstanbul
Milletvekili Alev Dedegil ve 21 milletvekilinin, cinsel istismara maruz kalan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574)
XI.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Ergenekon soruşturması kapsamındaki bazı
uygulamalara ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/9288)
Ek cevap
2.- Diyarbakır
Milletvekili Gültan Kışanak’ın, kimlik tespiti için gönderilen kemiklerin
akıbetine ve bazı kayıp kişilere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah
Ergin’in cevabı (7/11190)
3.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, erişimi yasaklanan bir internet sitesine ilişkin
sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/11259)
4.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, Erzurum Kapalı Cezaevinde adli ve siyasi
tutukluların aynı koğuşa konulmasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah
Ergin’in cevabı (7/11356)
5.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, ekonomik nedenlerden dolayı haklarında
ceza davası bulunan esnafa ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in
cevabı (7/11358)
6.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, adli para cezalarına
ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/11359)
7.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, kamu görevlileri hakkındaki ihbar ve şikayetlere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah
Ergin’in cevabı (7/11360)
8.- Ordu
Milletvekili Rahmi Güner’in, Aydınlık dergisine yönelik işlemlere ve basın
özgürlüğüne ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in
cevabı (7/11456)
9.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanına yönelik
komplo iddialarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah
Ergin’in cevabı (7/11459)
10.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, resmî bir heyetin Abdullah Öcalan ile görüşme
yaptığı iddiasına ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı
(7/11472)
11.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Deniz Feneri davasına ilişkin sorusu ve Adalet
Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/11474)
12.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Yargıtayda boşalan üyeliklere ilişkin sorusu
ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/11573)
13.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, bir mahallenin iskâna kapatılmasıyla oluşan
mağduriyete ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Cemil Çiçek’in cevabı (7/11690)
14.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, bir doğal gaz çevrim santraline yönelik iddialara
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı
(7/11697)
15.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, TPAO’nun getirdiği yarı batık sondaj gemisine
ilişkin sorusu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın cevabı
(7/11698)
16.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik’in, Silifke’de sel afetinin oluşturduğu hasara ilişkin
sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/11722)
17.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Dumlupınar ilçesindeki
sulama projelerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun
cevabı (7/11761)
18.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, Hisarcık ilçesindeki sulama
projelerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı
(7/11763)
19.- Kütahya Milletvekili
Alim Işık’ın, Domur Barajı ve sulama projesine ilişkin
sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/11764)
20.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, Yargıtayda boş bulunan üyeliklere ilişkin
sorusu ve Adalet
Bakanı Sadullah Ergin’in cevabı (7/11811)
21.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, şubat döneminde öğretmen ataması
yapılmamasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı
(7/11831)
22.- Balıkesir
Milletvekili Ahmet Duran Bulut’un, bir yönetmelikle çeliştiği iddia edilen bir
yazıya ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/11832)
23.- Kayseri
Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, bir milletvekili danışmanının
konferans vermesine ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun
cevabı (7/11833)
24.- Batman
Milletvekili Ayla Akat Ata’nın, bazı illerde belli tarihlerde okula gitmeyen
öğrencilerin tespit edildiği iddiasına ilişkin sorusu ve Millî Eğitim Bakanı
Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/11835)
25.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, şube müdürü atamalarına ilişkin sorusu ve Millî
Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/11838)
26.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Osmaniye’deki işsizliğe,
İşsizlik
oranlarına,
Adana’daki
işsizliğe,
İlişkin soruları
ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in cevabı (7/11878),
(7/11879), (7/11880)
27.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Gürbulak Sınır Kapısı güzergâhındaki çöplerin
temizlenmesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı
(7/11891)
28.- Amasya
Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, TOKİ inşaatlarının denetimine ilişkin
Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in
cevabı (7/11967)
29.- Amasya
Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, TOKİ ihalelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in cevabı (7/11968)
30.- Bartın
Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, bir termik santralin ÇED sürecine
ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/12064)
31.- Van Milletvekili
Fatma Kurtulan’ın, bir öğrencinin ölümü olayına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı
Selma Aliye Kavaf’ın cevabı (7/12069)
32.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklara ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’ın cevabı (7/12070)
33.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, TÜİK’in işsizlik verilerine
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın cevabı (7/12123)
34.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, kurulumu yapılmasına rağmen çalıştırılmayan
telefonlara ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan Vekili Nevzat
Pakdil’in cevabı (7/12482)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 13.03’te açılarak sekiz oturum yaptı.
Gümüşhane
Milletvekili Yahya Doğan, Gümüşhane’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci
yıl dönümüne,
Antalya
Milletvekili Hüseyin Yıldız, Antalya ilinde son günlerde meydana gelen sel
felaketindeki can ve mal kayıplarına ve alınması gereken önlemlere,
Edirne
Milletvekili Rasim Çakır, Roman vatandaşların sorunlarına,
İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar.
Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak, Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun
90’ıncı yıl dönümüne,
Antalya
Milletvekili Atila Emek, Antalya ilinde son günlerde meydana gelen sel
felaketindeki can ve mal kayıplarına,
Aydın
Milletvekili Ali Uzunırmak, son günlerde yağan yoğun yağmur ve açılan baraj
kapakları nedeniyle Aydın ili ve bazı ilçelerinde meydana gelen su baskınlarına
ve alınması gereken tedbirlere,
Edirne
Milletvekili Necdet Budak, Roman vatandaşların sorunlarının çözümü konusunda
yapılan çalışmalara,
Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl, vatandaşların, sivil savunma müdürlükleri ve
hastaneler gibi devletin birtakım kurumlarının aczinden ve ilgisizliğinden
kaynaklanan sıkıntılarına,
Eskişehir
Milletvekili H. Tayfun İçli, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulunda, büyük bir oy
çokluğuyla kabul edilen Türkiye’yle ilgili son karar taslağını şiddetle
kınadığına,
Malatya
Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Kahramanmaraş’ın, özgürlük ve bağımsızlık
mücadelesinin 90’ıncı yıl dönümüne, ekonomik alandaki başarılarının daha da
artması için Büyükşehir Belediyesine daha çok katkı yapılması gerektiğine,
İzmir
Milletvekili Kamil Erdal Sipahi, baraj kapaklarının açılması nedeniyle İzmir
ili ve bazı ilçelerinde son günlerde meydana gelen su baskınlarına,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır, Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun
90’ıncı yıl dönümüne,
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
Edirne
Milletvekili Rasim Çakır, Edirne Milletvekili Necdet Budak’ın, şahsına
sataşması nedeniyle bir konuşma yaptı.
Muş Milletvekili
M. Nuri Yaman ve 19 milletvekilinin:
İstihdam başta
olmak üzere tekstil ve konfeksiyon sektöründeki
sorunların (10/559),
Şeker
fabrikalarının özelleştirilmesinin doğuracağı sorunların (10/560),
Van’ın sınır
ilçelerinde Türk ve İran güvenlik güçlerinin ateşi sonucu meydana gelen ölüm
olaylarının (10/561),
Kadınlara yönelik
cinayet olaylarının (10/562),
Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin
gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı
açıklandı.
Türkiye Büyük
Millet Meclisinde, Türkiye-İrlanda dostluk grubu kurulmasına ilişkin Başkanlık
tezkeresi kabul edildi.
Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:
1’inci sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Ticaret Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/324) (S. Sayısı: 96),
2’nci sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Türk Borçlar Kanunu Tasarısı
ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/499) (S. Sayısı: 321),
Görüşmeleri
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.
3’üncü sırasında
bulunan ve İç Tüzük’ün 91’inci maddesi kapsamında değerlendirilerek temel kanun
olarak bölümler hâlinde görüşülmesi kabul edilen Kamu Düzeni ve Güvenliği
Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri
Komisyonu Raporu’nun (1/704) (S. Sayısı: 383) görüşmelerine devam olunarak
ikinci bölümünün 18’inci maddesine kadar kabul edildi.
İçişleri Bakanı Beşir
Atalay, polis eğitimine,
Mersin
Milletvekili İsa Gök, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, kendisine hitaben
söylediği “Tasarının bir satırını bile anlamamışsınız Sayın Sözcü.” ifadesine,
Mersin
Milletvekili Mehmet Şandır, Mersin ilindeki bir faili meçhul cinayete,
İlişkin birer
açıklamada bulundular.
Giresun
Milletvekili Nurettin Canikli, İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin,
Batman
Milletvekili Ayla Akat Ata, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın,
Grubuna sataşması
nedeniyle birer konuşma yaptılar.
16 Şubat 2010
Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere birleşime 20.09’da son verildi.
|
Meral AKŞENER |
|
Başkan
Vekili |
|
Gülşen ORHAN Fatih
METİN |
|
Van Bolu |
|
Kâtip
Üye Kâtip
Üye |
No.: 80
II.- GELEN KÂĞITLAR
15 Şubat 2010 Pazartesi
Rapor
1.- Biyogüvenlik
Kanunu Tasarısı ile Çevre, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler, Avrupa
Birliği Uyum ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonları Raporları (1/789) (S.
Sayısı: 473) (Dağıtma tarihi: 15.02.2010) (GÜNDEME)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Atatürk'e hediye edilen Kur'an-ı Kerimin
sergilenmesine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru
önergesi (7/12481) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2010)
2.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, kurulumu yapılmasına rağmen çalıştırılmayan
telefonlara ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanından yazılı soru
önergesi (7/12482) (Başkanlığa geliş tarihi: 02/02/2010)
Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, bir hakim hakkındaki
şikayet üzerine yapılan işlemlere ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11081)
2.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, yolsuzluk iddialarına ve
yolsuzlukla mücadeleye ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11180)
3.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, personelin özlük haklarına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11189)
4.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, terör örgütü başının ve mensuplarının AİHM’ye
yaptıkları başvurulara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/11260)
5.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, bir kanal projesine ilişkin Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi (7/11579)
No.: 81
16 Şubat 2010 Salı
Tasarı
1.- Yurtdışı
Türkler Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı (1/805) (Plan
ve Bütçe; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Dışişleri Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 11.02.2010)
Teklifler
1.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; 1111 Sayılı Askerlik Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/601) (Milli Savunma Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04.02.2010)
2.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 4 üncü
Maddesinin C Fıkrasına Göre İstihdam Edilen Geçici Personelin Sürekli Memur ya
da İşçi Kadrosuna Geçirilmesi Hakkında Kanun Teklifi (2/602) (Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 04.02.2010)
3.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen’in; Türk Ceza Kanununun 109. ve 234. Maddelerinde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/603) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 04.02.2010)
4.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in; 4760 Sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/604) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04.02.2010)
5.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın; Kamu Kurum ve Kuruluşlarında
İstihdam Edilen Geçici Personelin Memur veya Sürekli İşçi Kadrolarına veya
Sözleşmeli Personel Pozisyonlarına Geçirilmesi ile 14.7.1965 Tarihli ve 657
Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/605) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 04.02.2010)
Sözlü Soru Önergeleri
1.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, çocuk kaçırma olaylarına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1822) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
2.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, 2011 Kış Olimpiyatlarında Erzurum’un tanıtımına
ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak) sözlü soru önergesi (6/1823)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
3.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerdeki kar ambulansı sayısının
artırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1824)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
4.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı illerdeki kar ambulansı sayısının
artırılmasına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1825)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
5.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır’daki köylerin içme sularına ve sel riskine
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1826) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2010)
6.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Diyanet Vakfının işyerlerine uyguladığı gecikme
faizine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) sözlü soru önergesi (6/1827)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
7.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, İstanbul’daki beş yıldızlı otellere ilişkin Kültür
ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1828) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
8.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin
Milli Eğitim Bakanından sözlü soru önergesi (6/1829) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
9.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, İncirlik Üssünden kalkan uçakların faaliyetlerine
ilişkin Milli Savunma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1830) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2010)
10.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Erzurum bağlantılı yollardaki tünel yapımına
ilişkin Ulaştırma Bakanından sözlü soru önergesi (6/1831) (Başkanlığa geliş
tarihi: 03/02/2010)
11.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır’daki sağlık ocağı ve sağlık personeli
ihtiyacına ilişkin Sağlık Bakanından sözlü soru önergesi (6/1832) (Başkanlığa
geliş tarihi: 03/02/2010)
12.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Iğdır
Üniversitesinin bazı ihtiyaçlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1833) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı
illerde sporun desteklenmesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak)
sözlü soru önergesi (6/1834) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
14.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı
illerde sporun desteklenmesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak)
sözlü soru önergesi (6/1835) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bazı
illerde sporun desteklenmesine ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak)
sözlü soru önergesi (6/1836) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
16.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlu’nun,
bir yarışma programındaki taahhüde ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısından (Bülent Arınç) sözlü soru önergesi (6/1837) (Başkanlığa geliş
tarihi: 04/02/2010)
17.- Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlu’nun, Polis Meslek Yüksek Okulu mezunu bir öğrenciye yönelik yapıldığı
iddia edilen işlemlere ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/1838)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
18.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
alışveriş merkezlerinin küçük esnafa etkilerine ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından sözlü soru önergesi (6/1839) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
19.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, EGO’nun
öğrenci bandrol ücretine ilişkin İçişleri Bakanından
sözlü soru önergesi (6/1840) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, bazı kurumların Sayıştay tarafından
denetlenmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12483) (Başkanlığa
geliş tarihi: 04/02/2010)
2.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, bir taşocağının çevreye etkilerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12484) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
3.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuz’un, Anadolu Ajansına atanan bir kişi hakkındaki
iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12485) (Başkanlığa geliş
tarihi: 04/02/2010)
4.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, Adana ilinden yapılan ihracatın azalmasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12486) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
5.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, bir yargı kararının uygulanmadığı iddiasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12487) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
6.- Gaziantep
Milletvekili Akif Ekici’nin, Cemil Çiçek’in oğlunun atandığı yönetim kurulu
üyeliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12488) (Başkanlığa geliş
tarihi: 04/02/2010)
7.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, çocuk gelişimi bölümü ön lisans
öğrencilerine lisans tamamlama hakkı verilmesine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/12489) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
8.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, TOKİ’nin Adıyaman’daki arsa satışlarına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12490) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
9.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, Cemil Çiçek’in oğlunun TEKEL yönetim kurulunda
görevlendirilmesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/12491)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
10.- Diyarbakır
Milletvekili Akın Birdal’ın, kayıp kişilere ilişkin Adalet Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12492) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
11.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, görevden
uzaklaştırma kararlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12493) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
12.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün,
TRT’nin TEKEL işçilerinin eylemiyle ilgili bir habere yer vermemesine ilişkin
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi
(7/12494) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
13.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir
gazetenin haberlerinin TRT’de yayınlanmamasına ilişkin Devlet Bakanı ve
Başbakan Yardımcısından (Bülent Arınç) yazılı soru önergesi (7/12495)
(Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
14.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, personel
alımına ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Zafer Çağlayan) yazılı soru önergesi
(7/12496) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
15.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, bir yurt
müdürü hakkındaki iddialara ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye Kavaf)
yazılı soru önergesi (7/12497) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
16.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un,
kadına yönelik şiddetin izlenmesine ilişkin Devlet Bakanından (Selma Aliye
Kavaf) yazılı soru önergesi (7/12498) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
17.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın,
Adıyaman-Kahta’da meydana gelen bir olaya ilişkin Devlet Bakanından (Selma
Aliye Kavaf) yazılı soru önergesi (7/12499) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
18.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün,
Oymapınar HES’e ve enerji piyasasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12500) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
19.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, Alparslan
II Barajı projesine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12501) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
20.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana’da
düzenlenen “Demokratik Açılım” konulu konferansa ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12502) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
21.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, özel
güvenlik şirketlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12503) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
22.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman’ın, bir
belediye başkanına yapıldığı iddia edilen bir uygulamaya ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12504) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
23.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, Bodrum’daki
ecrimisil uygulamalarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12505) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
24.- Gaziantep Milletvekili Akif Ekici’nin, yurt
dışında varlıkları bulunan Türk vatandaşlarına ilişkin Maliye Bakanından yazılı
soru önergesi (7/12506) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
25.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu’nun,
tabii afete uğrayan belediyelere yardım yapılmasına ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12507) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
26.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, AB’nin
yaş sebze ve meyve ihracatındaki denetimlerine ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12508) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
27.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un,
Çukurova Bölgesindeki toprak kullanımına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12509) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
28.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un,
Adana’da üretilen ürünlerin değerlendirilmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12510) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
29.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un,
Adana’da sulanamayan tarım alanlarına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/12511) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
30.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Gölbaşı
ilçesinde başarılı öğrencilere dağıtılan bir hediyeye ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12512) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
31.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in,
Çekirge’deki çocuk hastanesinin durumuna ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/12513) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
32.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, TOKİ’nin
yaptığı imar planlarına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Cemil
Çiçek) yazılı soru önergesi (7/12514) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
33.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Perge
Antik Kentine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12515) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
34.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya
balıkçı barınağı projesine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/12516) (Başkanlığa geliş tarihi: 04/02/2010)
35.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın, esnaf ve sanatkar sicil hareketlerine ilişkin Sanayi ve Ticaret
Bakanından yazılı soru önergesi (7/12517) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
36.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün,
Poyrazköy’de ABD Konsolosluğunun bir aracının görüldüğü iddiasına ilişkin Milli
Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/12518) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
37.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın, Amasra’ya kurulması planlanan termik santrale ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/12519) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
38.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, personel
alımına ilişkin Devlet Bakanından (Hayati Yazıcı) yazılı soru önergesi
(7/12520) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
39.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, personel
alımına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik) yazılı soru önergesi (7/12521)
(Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
40.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, personel
alımına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Nafız Özak) yazılı soru önergesi
(7/12522) (Başkanlığa geliş tarihi: 03/02/2010)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yaman ve 19 Milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/563) (Başkanlığa geliş tarihi: 13.1.2010)
2.- İzmir
Milletvekili Canan Arıtman ve 21 Milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/564) (Başkanlığa geliş
tarihi: 3.2.2010)
3.- Denizli
Milletvekili Ali Rıza Ertemür ve 25 Milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/565) (Başkanlığa geliş tarihi: 5.2.2010)
4.- Gaziantep
Milletvekili Akif Ekici ve 27 Milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/566) (Başkanlığa geliş tarihi:
5.2.2010)
5.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir ve 20 Milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolma
olaylarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/567) (Başkanlığa geliş tarihi:
10.2.2010)
6.- Diyarbakır
Milletvekili Selahattin Demirtaş ve 19 Milletvekilinin, kaçırılan ve kaybolan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/568) (Başkanlığa geliş
tarihi: 11.2.2010)
7.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş ve 28 Milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98
inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/569) (Başkanlığa geliş tarihi: 12.2.2010)
8.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal ve 27 Milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/570) (Başkanlığa geliş tarihi:
19.1.2010)
9.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen ve 21 Milletvekilinin, sokakta yaşayan ve
dilendirilen çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/571)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19.1.2010)
10.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur ve 24 Milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/572) (Başkanlığa geliş tarihi:
22.1.2010)
11.- Manisa
Milletvekili Ahmet Orhan ve 23 Milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573) (Başkanlığa geliş
tarihi: 27.1.2010)
12.- İstanbul
Milletvekili Alev Dedegil ve 21 Milletvekilinin, cinsel istismara maruz kalan
çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574) (Başkanlığa geliş
tarihi: 16.2.2010)
Süresi İçinde Cevaplanmayan Yazılı Soru Önergeleri
1.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Sevigen’in, bir milletvekiline yönelik iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11678)
2.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, kurban kesimi işinde yolsuzluk yaptıkları iddia
edilen bir şirket ve derneğe ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11684)
3.- İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un, Suudi Arabistan Kralının verdiği hediyelere
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11687)
4.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, markette ilaç satışına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/11688)
5.- İzmir
Milletvekili Canan Arıtman’ın, karbonmonoksit zehirlenmelerine ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/11689)
6.- Bartın
Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, enerji piyasası ve yönetimiyle
ilgili bazı konulara ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11696)
7.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, bazı TKİ yetkililerinin hediye aldığı
iddialarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11699)
8.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, bazı suç duyurularına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11700)
9.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, kaçak olduğu iddia edilen bir cam işleme tesisine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11701)
10.- İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen’in, yapım
izni verilen bir okulun yer seçimine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11702)
11.- İstanbul Milletvekili Onur Öymen’in, Nilüfer
Belediye Başkanı hakkında araştırma başlatıldığı iddiasına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11703)
12.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın, bir uygulamaya, Türkiye Belediyeler Birliğine ve makam aracına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11704)
13.- İzmir Milletvekili Recai Birgün’ün, Emniyet
Teşkilatı mensuplarına verilen malzeme ve teçhizata ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11705)
14.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, Finike
Belediyesinin bir ihalesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11706)
15.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, bir köyün
su sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/11707)
16.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, bir trafik
kazası sonrasındaki işlemlere ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11708)
17.- Bursa Milletvekili H. Hamit Homriş’in,
Türkçe’nin korunması ve geliştirilmesi çalışmalarına ilişkin İçişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11709)
18.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, emlak
vergisine esas oluşturacak rayiç bedellerin tespitine ilişkin Maliye Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11713)
19.- Muğla Milletvekili Fevzi Topuz’un, emeklilerin
ekonomik durumunun iyileştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru
önergesi (7/11714)
20.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, Talim ve Terbiye Kurulu üyelerine ilişkin Milli
Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/11715)
21.- Mersin Milletvekili Vahap Seçer’in, bir ders
kitabındaki GDO’lu ürünlerle ilgili bilgilere ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11716)
22.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın,
sözleşmeli öğretmenlere kadro verilmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11717)
23.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın, trafik güvenliğine ve kazalara ilişkin Ulaştırma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/11718)
24.- Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür’ün, Türk
Telekomun gayrimenkullerine ve STK’lara bedelsiz verilen arazilere ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/11719)
25.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, Türk
Telekom’un gayrimenkullerine ve STK’lara bedelsiz verilen arazilere ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/11720)
26.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil
Ünlütepe’nin, tren kazalarına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11721)
27.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza
Yalçınkaya’nın, bazı kanunların uygulanmasına ve çeşitli hususlara ilişkin
Bayındırlık ve İskan Bakanından yazılı soru önergesi
(7/11728)
28.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Alevilere
yönelik bazı çalışmalar olup olmadığına ilişkin Devlet Bakanından (Faruk Çelik)
yazılı soru önergesi (7/11729)
16 Şubat 2010 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.02
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
61’inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz
vereceğim.
Konuşma süreleri beşer dakikadır. Hükûmet bu konuşmalara cevap
verebilir, Hükûmetin cevap süresi yirmi dakikadır.
Gündem dışı ilk söz Antalya’daki sel felaketiyle ilgili olarak söz
isteyen Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’e aittir.
Sayın İrbeç, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in,
Antalya’da 8 Şubat 2010 tarihinde meydana gelen sel felaketine ilişkin gündem
dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
YUSUF ZİYA İRBEÇ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Antalya’da 8 Şubat 2010 tarihinde meydana gelmiş olan sel
felaketi sebebiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Öncelikle, sel felaketi
neticesinde hayatlarını kaybetmiş olan vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet
diliyorum. Sel felaketi sırasında zarar görmüş olan vatandaşlarımıza da geçmiş
olsun dileklerimizi buradan iletmek istiyorum.
Geçtiğimiz hafta sonunda Antalya milletvekili arkadaşlarımızla
birlikte felakete maruz kalmış vatandaşlarımızın zararlarını tespit etmek ve
yaralarını sarmak amacıyla bölgede çalışmalar yaptık. Aynı şekilde, komşu
ilimiz Muğla milletvekili arkadaşlarımız da bölgeleriyle ilgili bu yönde
çalışmalar yaptılar. Burada, ilimizde 8 Şubat Pazartesi günü meydana gelen bu
sel felaketiyle ilgili olarak Meteoroloji Bölge Müdürlüğümüzün bir gün
öncesinde yapmış olduğu uyarılar üzerine ilimizde bulunan tüm kamu kurum ve
kuruluş yetkilileriyle Vali Sayın Alaattin Yüksel Başkanlığında acil toplantı
düzenlenmiş ve yapılacak çalışmalar İl Kriz Yönetim Merkezi Koordinatörlüğünce
planlanmıştır.
Olay günü etkili yağış ve fırtınayla birlikte ilimiz batı
bölgelerinde yer alan Kaş, Demre, Finike ve Kumluca ilçelerinin beldeleriyle
köylerinde dereler taşmış, tarım alanları ve seralar zarar görmüş, köy yolları
ve köprülerde kısmi hasarlar meydana gelmiştir. İl merkezine alçak kesimlerde
bulunan yerleşim yerlerindeki bazı konut ve iş yerlerinde su baskınlarıyla
birlikte çatılar uçmuş olup Elmalı, İbradı ve Manavgat ilçelerine bağlı
köylerde enerji hatlarında direkt yıkılmalar ve elektrik telleri kopması sonucu
kısa süreli elektrik kesintileri yaşanmıştır.
8 Şubatta saat 18.30 sularında başlayarak saat 20.30 civarında en
üst seviyeye ulaşan taşkın felaketinin birtakım basın ve yayın organlarında
Karacaören Barajı’nın kapaklarının açılmasıyla meydana geldiği iddia
edilmiştir. Oysa taşkının asıl sebebi 93 kilometre/saat hızına ulaşan lodos ve
metrekareye 140 kilograma ulaşan yağışlardır. Zira,
lodos etkisiyle Aksu Çayı’nın denize boşalımı engellendiğinden Aksu Çayı ve yan
kolları olan Küçük Aksu, Kırkgeçit, Çalış ve Kapız dereleriyle Tekke, Goducak
ve Acısu derelerinden gelen taşkın suları denize tahliye olamamıştır. İddia
edildiğinin aksine, olay günü Karacaören-1 ve Karacaören-2 barajlarının
kapakları kesinlikle açılmamıştır, bunu Bakanlık kamuoyuna da basın kanalıyla
bildirmiştir. Burada -yine Bakanlığın bilgi notu olarak elimde- o gün saat
24.00’e kadar hangi dönemlerde hangi seviyelerde su olduğu da vardır. Netice
olarak bu not basına da iletildiği için, kapakların açıldığı yönünde bize isnat
edilen sözlerin geçerliliği ve doğruluğu yoktur. Buradan bunu özellikle
bildirmek istiyorum.
Sel felaketi nedeniyle ilçe ve köylerimizde mahsur kalan
100 civarında vatandaşımızın, arama kurtarma ekipleri ve mahallî birimlere ait
iş makineleri ile kurtarılarak güvenli bölgelere nakilleri sağlanmış olup
Antalya-Alanya kara yolunun Aksu-Gebiz mevkisinde sel suları arasında bir
adacıkta mahsur kalan ve içerisinde çocukların da bulunduğu 17 vatandaşımız
saat 00.50’den itibaren Antalya Sahil Güvenlik Grup Komutanlığına ait
helikopterlerle ve ayrıca bu bölgede 50’ye yakın vatandaşımız, arama-kurtarma
ekipleri tarafından yapılan operasyonlarla kurtarılmış ve TİGEM misafirhanesine
yerleştirilmiştir.
Yine, selden zarar gören vatandaşlarımızın hasar tespitleri
il Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleriyle, ilçe kaymakamlıkları ve il Tarım
İl Müdürlüğü hasar tespit komisyonları tarafından hasar tespit çalışmaları
süratle devam etmekte; bunun yanında, tarım alanları ve seralar ile yerleşim
yerlerindeki çiftçiler, vatandaşlar ve zirai meslek kuruluşlarıyla mahallinde
yapılan görüşmelerde banka kredi borçlarının ertelenmesi hususunda ortak karara
varılmış…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın İrbeç, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun efendim.
YUSUF ZİYA İRBEÇ (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
…mahallî hasar çalışmalarının ve kesin zararların ortaya
çıkmasını müteakip, Antalya ili genel hayatı etkinlik kararı alınabilmesi için
gerekli teklif dosyası Başbakanlık Acil Durum Yönetimi Başkanlığına sunulmuş
Valilik tarafından ve geçtiğimiz cuma akşamı itibarıyla da bu yönde bir karar
alınmış ve ayrıca Antalya’ya bu amaçla, 275 bin TL ödenek, ilçe kaymakamlıkları
tarafından selde zarar gören ve mağdur ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza
dağıtılması çalışmaları amacıyla gönderilmiştir ve şu anda bu dağıtım yapılmaya
başlanmıştır.
Yine, bundan sonraki zararların telafisiyle ilgili olarak da
Hükûmetimiz gerekli çalışmaları yapacak ve bunu en iyi şekilde tamamlayacaktır.
Yine, ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum ve zarar görenlere de
geçmiş olsun dileklerimi bildiriyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Uslu, buyurun efendim.
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Edirne Milletvekili Cemaleddin
Uslu’nun, son günlerde yoğun yağışlardan dolayı, Edirne’de, Tunca, Arda ve
Meriç nehirlerinin taşarak çevrede sebep olduğu felaketlere ilişkin açıklaması
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Birkaç gündür yağan yağışlardan dolayı, Edirne’de, Tunca, Arda ve
Meriç nehirleri taşarak çevrede felaketlere sebep oldu. Özellikle Değirmenyeni
köyü sular altında kaldı. Merkez Karaağaç Mahallesi ve Bosna köyü de, her yıl
olduğu gibi sel felaketine maruz kaldı. Binlerce dönüm ekili arazi zarar gördü.
Vatandaş mağdur ve çaresiz. Son yıllarda, Edirne,
nehir taşkınlarıyla anılır oldu. Sel felaketleri Edirne’nin kaderi olmaya devam
edecek. Edirne merkeze bağlı Suakacağı, Hatipköy, Yolüstü, Avarız, Üyüklütatar,
Doyran, Elçili köyleri taşkından etkilendi. Nehir
yataklarının temizlenmesi şart. Diğer taraftan, yapımı devam eden
Hamzadere ve Çakmak barajlarının bir an önce bitirilmesi ve Sukakacağı
Barajı’nın da projelendirilip yapılması gerekmektedir.
Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Uslu.
Gündem dışı konuşmaya Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker cevap vereceklerdir.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
(Devam)
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
1.- Antalya Milletvekili Yusuf Ziya İrbeç’in,
Antalya’da 8 Şubat 2010 tarihinde meydana gelen sel felaketine ilişkin gündem
dışı konuşması ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (Devam)
IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)
1.- Edirne Milletvekili Cemaleddin
Uslu’nun, son günlerde yoğun yağışlardan dolayı, Edirne’de, Tunca, Arda ve
Meriç nehirlerinin taşarak çevrede sebep olduğu felaketlere ilişkin açıklaması
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (Devam)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) – Sayın
Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği üzere, 8 Şubat tarihinde Antalya’da yaşanan yoğun yağış
ve fırtına sonucu maalesef 4 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Sözlerimin
başında, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına
başsağlığı diliyorum.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Antalya Bölge
Müdürlüğünün 5 Şubat tarihli Meteorolojik Uyarı Raporu doğrultusunda 7 Şubat
2010 günü saat 13.00’te Antalya Valisi Başkanlığında kamu kurum ve
kuruluşlarının temsilcileriyle bir değerlendirme toplantısı yapılmıştır.
Toplantıda, meteoroloji raporlarına göre 7 Şubat tarihinde başlayacak ve 8
Şubat akşam saatlerine kadar sürmesi beklenen kötü hava şartlarına karşı
tedbirler ele alınmış, değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, 8 Şubat tarihinde
Antalya ili merkez ve ilçelerinde resmî ve özel örgün ve yaygın eğitim
kurumlarında eğitim-öğretime bir gün ara verilmiştir.
Yine, Antalya ili genelinde tüm kamu kurum ve kuruluşlarında
çalışan engelli personel, söz konusu hava şartları nedeniyle 8 Şubat 2010
tarihinde kurumlarınca bir gün idari izinli sayılmışlardır. Antalya Valiliği İl
Kriz Merkezinin 7 Şubat 2010 tarihinde saat 17.00’den itibaren de açılmasına
karar verilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Antalya’da ve ilçelerinde 8
Şubat 2010 Pazartesi günü sabah saatlerinden itibaren ortalama metrekareye
Kaş, Demre ve Finike ilçelerinde bazı köy yolu köprülerinin
ayaklarında çökmeler, okul bahçelerinde ve giriş katlarında su baskınları ile
istinat duvarlarında yıkılmalar meydana gelmiş Akseki, İbradı, Elmalı ve
Korkuteli ilçelerinde de ulaşımda aksamalar yaşanmıştır.
Yapılan hasar tespitlerine göre toplam 42 köyde 1.719 çiftçiye ait
5.984 dekar sera ve meyve bahçesi, 28.470 dekar tarla ürünü olmak üzere
yaklaşık 35 bin dekar tarla alanı, tarım alanı zarar görmüş, 95 adet arı kovanı
ve 5 adet de küçükbaş hayvan telef olmuştur.
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarıları doğrultusunda Valilikçe
önceden alınan tedbirler süratle uygulamaya konulmuş, İl Kriz Merkezi,
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile koordinasyon hâlinde
yirmi dört saat esasına göre çalışmalarını sürdürmüştür.
Antalya ili ve ilçelerinde arama kurtarma ekipleri ve Antalya
Sahil Güvenlik Komutanlığı helikopterleriyle mahsur kalan 180 vatandaşımız
kurtarılmıştır. Evleri su baskınına uğrayan ailelere Valilikçe kamuya ait
sosyal tesislerde geçici barınma imkânı sağlanmıştır.
Bütün bu çalışmalar maalesef 4 vatandaşımızın hayatını kurtarmaya
yetmemiştir. Malumlarınız olduğu üzere hayatını kaybeden vatandaşlarımızdan
biri Demre ilçesinde deniz kıyısında akıntıyla gelen ağaç ve tahtaları
toplarken dalgalara kapılmış, bir diğeri enerji hattı çalışması yaparken
yıldırım düşmesi sonucu hayatını kaybetmiştir. Diğer 2 vatandaşımızdan 1’i ise
Antalya-Alanya kara yolunun Serik-Gebiz mevkisinde sel sularına kapılan
aracının içinde, 2’ncisi ise yine aynı mevkide sel sularına kapılan araçtan
çıkarak sel sularında boğulmuş ve hayatını maalesef kaybetmiştir.
İl özel idaresi ve Devlet Su İşleri 3’üncü Bölge Müdürlüğü
ekiplerimiz akarsu taşkınlarına karşı önlemlerini almış ve çalışmalarını
aralıksız sürdürmüştür. Kamuya ait iş makineleri ve teknik ekiplerin yoğun
çalışmaları sonucu şiddetli fırtına ve aşırı yağışların yol açtığı altyapı
hasarları, enerji hatlarındaki arızalar ve ulaşımdaki aksamalar süratle
giderilerek genel hayatı etkileyici olumsuzluklar ortadan kaldırılmıştır.
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca, yaşanan afete ilişkin
olarak “Genel hayata etkililik” kararı alınmıştır. Bu karar doğrultusunda Tarım
Bakanlığı ile Maliye Bakanlığımız gerekli çalışmaları başlatmışlardır. Afetten
etkilenen vatandaşlara yardım ve afetin etkilerinin giderilmesi amacıyla,
Antalya Valiliğine, 12 Şubat 2010 tarihinde Başbakanlık Acil Yardım
Ödeneği’nden 275 bin lira, yine 15 Şubat 2010 tarihinde de Başbakanlık Sosyal
Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğünden 275 bin TL olmak üzere toplam 550
bin TL gönderilmiştir. Kızılay Genel Başkanlığınca da mağdur olan
vatandaşlarımıza yeteri kadar battaniye, gıda paketi ve aile mutfak setinden
oluşan yardım malzemesi dağıtılmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine son günlerde
Trakya’da meydana gelen yoğun yağışlar ve karların erimesi sonucunda Meriç,
Arda, Tunca ve Ergene nehirlerinde su debileri yükselmiş ve 15 Şubat 2010 saat
17.00 civarında Bulgaristan’ın baraj kapaklarını açması sonucunda bugün
itibarıyla nehirlerimizin su debilerinde aşırı yükselmeler devam etmekte ve
bunun sonucunda da su taşkınına maruz kalan alanlar artmaktadır.
Yine bu tarih itibarıyla Edirne İl Tarım Müdürlüğünce yapılan
tahminî tespitler sonucunda merkez ilçede 12.400 dekar civarında ekili alan,
Uzunköprü ilçesinde 2 bin dekar civarında ekili alan ve Meriç ilçesinde 1.260
dekar civarında ekili alanın etkilendiği tespit edilmiştir. Ekili alanlar
dışında kalan yerler ise 2009 yılında çeltik ekimi yapılmış ve hâlihazırda boş
alanlardır. Yine merkez ilçeye bağlı Bosna köyünde otuz iki hayvan işletmesi
mevcut olup alınan tedbirler sayesinde bu işletmelerde herhangi bir hayvan
zayiatı olmamıştır. İlimizin, Edirne’nin uzun yıllar yağış ortalaması
Bu sene 1 Ocak tarihi itibarıyla sel ve su baskınlarıyla ilgili
afetlerin sigorta kapsamına alınması sebebiyle 1 Ocak 2010 tarihi itibarıyla
sel felaketleri ve su baskınları da yüzde 50 devlet destekli sigorta kapsamına
alınmıştır. Bunun dışında da özellikle tarım ve hayvancılıkla ilgili hasar
gören vatandaşlarımıza mevcut meri mevzuat çerçevesinde gerekli yardımlar
yapılacaktır.
Allah’tan bir daha bu tür sel felaketinde vatandaşlarımızın
hayatını kaybetmemesini diliyorum ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Biz de ölenlere Allah’tan rahmet, felakete uğrayanlara da geçmiş
olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Gündem dışı ikinci söz, 29 Ocak olayları ve Batı Trakya
Türklerinin yaşadığı sorunlar hakkında söz isteyen Edirne Milletvekili
Cemaleddin Uslu’ya aittir.
Sayın Uslu, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
(Devam)
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
2.- Edirne Milletvekili Cemaleddin
Uslu’nun, 29 Ocak olayları ve Batı Trakya’daki Türk azınlığın yaşadığı
sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması
CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
29 Ocak olayları ile Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlığın yaşadığı sorunları
dile getirmek için gündem dışı söz almış bulunuyorum. Konuşmama başlamadan önce
sizleri ve Batı Trakya’da Gümülcine ve İskeçe’yle diğer yerlerde yaşayan şu an
bizleri seyreden Türk kardeşlerimizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, geçtiğimiz hafta Grup Başkan Vekilimiz
Oktay Vural ve Tekirdağ Milletvekilimiz Kemalettin Nalcı ile birlikte
Yunanistan’ın İskeçe ve Gümülcine illerine giderek orada yaşayan
soydaşlarımızla beraber olduk, onların sorunlarını dinledik, onların
selamlarını size getirdik.
Batı Trakya üzerinde 350 bin nüfusun yaşadığı
Batı Trakya Müslüman Türk azınlığının yaşadığı başlıca sorunları
ana hatlarıyla sıralamak gerekirse:
1- Türk kimliğinin reddi: Yunanistan, azınlığın Türk kimliğini
inkâr etme politikasında ısrar etmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin
kararı olmasına rağmen yerel mahkemeler bu karara uymayarak Türk derneklerini
yasaklamakta ve adında “Türk” ibaresi bulunan dernek isimlerinin tescilini
reddetmektedir.
2- Eğitim sorunları: Müslüman Türk azınlığın eğitimi uluslararası
ve ikili anlaşmalarla garanti altına alınmış olmasına karşın uygulamada ayrımcı
politikalar uygulanmaktadır. Eğitim alanında, Müslüman Türk azınlık kendi
eğitim kurumlarını oluşturma, idare etme ve kontrol etme haklarından mahrum
bırakılmaktadır. Ayrıca güncel Türkçe ders kitaplarının bulunmaması, Türkçe
derslerinin azaltılması, bina, araç, gereç yetersizliği ve ders anlatacak
öğretmenlerin azlığı gibi birçok sorunla karşılaşılmaktadır.
2006 yılında çıkarılan Zorunlu Anaokulu Eğitimi Yasası ile Türk
azınlığın yaşadığı köylere çift dilde eğitim veren anaokulu açmak yerine,
sadece Yunan dilinde eğitim veren anaokulları açılmaktadır. Rodop ilinde,
nüfusun yüzde 45’ini oluşturan Yunanlılar için 24 ortaokul ve lise bulunurken,
nüfusun yüzde 55’ini oluşturan Türk azınlığı için yalnızca bir azınlık ortaokul
ve lisesi bulunmaktadır.
Tüm bu olumsuz uygulamaların sonucu, bölgedeki Türk azınlığın
okuma-yazma oranı yüzde 90’ların altında kalmış ve bölgede yaşayanların eğitim
seviyeleri düşük bırakılmıştır.
3- Din ve inanç hürriyetine yapılan baskılar: Müslüman Türk
azınlığı tarafından seçilen müftüler göz ardı edilerek başka kişiler müftü
olarak atanmaktadır.
4- Vakıflar: Azınlık vakıfları Yunan yönetiminin tayin ettiği
kişiler tarafından yönetilmektedir. Bazı vakıflar kamulaştırılarak yok
edilmektedir.
5- Vatandaşlıktan çıkarılma uygulamaları: Yunanistan Anayasası’nın
4’üncü maddesine göre “Her Yunan vatandaşı yurt dışına gitme ve yurda dönme
özgürlüğüne sahiptir” şeklindeki düzenlemeye rağmen, 1955 ve 1998 yılları
arasında yaklaşık 60 bin Batı Trakya Türk’ü, Vatandaşlık Yasası’nın 19’uncu
maddesi gereği hiçbir tebligat yapılmadan keyfî olarak vatandaşlıktan
çıkarılmıştır. 19’uncu maddede “Geri dönme niyeti olmaksızın ülkeden ayrılmış
olmak” ifadesi yer almasına rağmen, bu haksız uygulamaya maruz kalan binlerce
Batı Trakya Türk’ü vatandaşlıktan çıkarıldığını sınır kapılarında öğrenmiş ve
Yunanistan’a alınmamışlardır.
Bugün Yunanistan’da büyük çoğunluğu Batı Trakya’da bulunan
yaklaşık 150 bin civarında Müslüman Türk azınlığı yaşamaktadır. Türk azınlığın
statüsünü belirleyen Lozan Anlaşması’nın hâlen yürürlükte olmasına mukabil
uygulanan baskıcı politikalar sonucu birçok hakların ellerinden alınması
manidardır.
Bunca hak ihlallerinden sonra bir de Yunanistan yüksek mahkemesi…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Uslu, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun efendim.
CEMALEDDİN USLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım.
…“Batı Trakya’da Türk yoktur.” gerekçesiyle Türklere ait tüm
derneklerin kapatılması kararı verilmesiyle, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı
tarafından, millî kimliklerinin inkârı anlamına gelen bu hassas durum üzerine,
29 Ocak 1988 tarihinde bir direniş meydana gelmiştir. 29 Ocak olayları, Batı
Trakya’daki Müslüman Türk azınlığa yönelik, uzun yıllar sürdürülen baskı ve
haksızlıklar sonucu kullanılamaz hâle gelen insan hakları ihlallerinin bir
sonucu olarak meydana gelmiştir. Batı Trakya Türk azınlığının uğradığı
haksızlıkların son bulması, yaşadıkları sorunların ikili ve uluslararası
anlaşmalara uygun olarak çözülmesi için gayret edilmeli, Batı Trakya Türk
azınlığına destek olunmalı, sahip çıkılmalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi de
bu konuda üzerine düşen görevi yapmalıdır.
Diğer taraftan, Türkiye ve Yunanistan arasında gelişen dostluk,
iyi komşuluk, yakınlaşma ve iş birliği anlayışının Yunanistan yetkilileri
tarafından Batı Trakya Türk azınlığına olumlu olarak yansıtılmasını görmek
bizler için mutluluk kaynağı olacaktır.
Sözlerimin sonunda sizleri bir kez daha saygılarımla selamlıyorum.
(MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Uslu.
Gündem dışı üçüncü söz, Gümüşhane’nin düşman işgalinden
kurtuluşunun yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Gümüşhane Milletvekili
Kemalettin Aydın’a aittir.
Sayın Aydın, buyurun efendim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
3.- Gümüşhane Milletvekili
Kemalettin Aydın’ın, Gümüşhane’nin düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci yıl
dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ismini duruluğun ve ışıltının sembolü olan gümüşten alan,
tarih boyunca da kahramanlığın, mertliğin ve çalışkanlığın sayısız örneklerine
sahne olan şirin Gümüşhane’mizin düşman işgalinden kurtuluşunun 92’nci
yıldönümü nedeniyle söz almış bulunuyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarımız, sadece Gümüşhane’nin
değil tüm vatan topraklarının kurtuluşunda, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak
üzere tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, bizlere emanet ettikleri bu
toprakları onlara layık bir şekilde, gelişmiş ülkeler düzeyinin üzerine çıkarma
adına çalışma sözü vererek ilimizin düşmandan kurtuluşundan sonra sosyoekonomik
ve kültürel gelişmişliği ile nasıl bir kurtuluş süreci yaşadığını, nasıl
gelişmiş ülkeler düzeyindeki iller seviyesine taşınmaya çalışıldığını,
özellikle de son yıllardaki büyük ivmeyi sizlerle paylaşma adına söz aldım.
Değerli milletvekilleri, özellikle son 2009 üniversite
imtihanı sınavında ülkemizdeki öğrencilerin üniversiteyi kazanma sıralamasında
ilimizin Türkiye 24’üncüsü olduğunu, Türkiye ortalamasında en üstteki il
üniversiteye yüzde 63 oranında öğrenci yerleştirirken Gümüşhane’nin üniversite
imtihanına giren öğrencilerinin yüzde 58’inin üniversiteyi kazanmış olduğunu ve
bununla da Ankara’nın doğusundaki bütün illerin en önünde olduğunu sizlerle
paylaşmak sorumluluğu hissettim.
Ayrıca, okullaşma oranında kız çocuklarında yüzde 100’e
yakın oranda okullaşmayı sağladığını, kız çocuklarında Türkiye birincisi
olduğunu, erkek çocuklarında da Türkiye ikincisi olduğunu, yine kurtuluşun en
önemli öğelerinden biri olan sağlık ve sportif altyapılarının tamamlanması
konusunda da ve pilot bölge olarak uygulanan aile hekimliğinde de yüksek başarı
gösterdiğini, ilimizin hem merkez hastanesinde hem de Kelkit Devlet
Hastanesinde bütün uzmanlık alanlarının bulunduğunu, sağlık açısından bir eksiği
olmadığını, sportif anlamda da futbol, kayak, atletizm ve atıcılıkta Türkiye
dereceleri elde ettiğini, yine ilimizin 4.500 nüfusu olan ve 800 metrelik
caddesinde 35 kıraathanesi, kahvehanesi bulanan bir ilçesinin voleybol
takımının bugün Türkiye Birinci Voleybol Ligi’ne çıkmak üzere play-off maçları
oynamaya hak kazandığını sizlerle paylaşarak Gümüşhane gibi şirin bir ilimizin
Türkiye gündeminde nasıl rol aldığını söylemek istiyorum.
Ayrıca, sürekli konuşulan ve son kurulan üniversitelere biraz da
bizim alınganlığımıza neden olabilecek tarzda hoş olmayan cümlelerle saldıran
veya bu konuyu eleştiren arkadaşlara yirmi ay önce kurulan Gümüşhane
Üniversitesi hakkında bilgi vermek istiyorum:
Öyle “bir mekân, bir dekan” ile üniversite olmayan ilimizin
Gümüşhane Üniversitesinin yirmi ay önce kurulduğundan bugüne 4.200’ü aşan
öğrenciye sahip olduğunu, 229 öğretim üyesi olduğunu, bu 229 öğretim üyesinin
142’sinin profesör, doçent, yardımcı doçent ve öğretim üyesi olduğunu bu yüce
Mecliste bu üniversitenin kuruluşuna oy kullanan tüm arkadaşlarımızın
bilmesinde fayda görüyorum.
Yine, üniversitemizin idari personelinin de 120’yi aştığını,
kurulduğundan bugüne 50 trilyonluk bir bütçeyle ilimize hem sosyokültürel hem
eğitim hem de ekonomik açıdan katkı sağlandığını sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Üniversitemizin dışında ilimizin kalkınmasında tarım, turizm ve
yer altı zenginliklerinin ülke ekonomisine kazandırılması önemli bir unsur. Özellikle tarım anlamında, tarım kenti olan ilimizde son bir yıl
içinde 2009’un 27 Ekiminde yayımlanan kararnameyle fındık alanlarının tespitine
dair kararda değişiklik yapılmasına ilişkin kararnamede Gümüşhane ilinin Kürtün
ilçesinin fındık kararnamesine alınmış olması, yine 16 Ocak 2010 tarihinde
yayımlanan organik tarım destekleme kararnamesinden yararlanıyor olması, 22
Ocak 2010 tarihinde Doğu Anadolu Projesi çerçevesinde etçi ve kombine ırklarla
kurulacak damızlık sığır işletmeci-yatırımcılarının ortalama yüzde 40 oranında
hibeyle desteklenmesiyle tarımda da büyük bir ivmeyle kalkınacağını, gelişeceğini
müjdeleyebiliriz.
Turizm anlamında da iki buçuk yıldır sürdürülen ve Sayın
Bakanımız Faruk Nafız Özak’ın başkanlık ettiği, Sayın Turizm Bakanımız Ertuğrul
Günay’ın başkanlık edeceği 27 Şubatta da bütün doğu Karadeniz illerinin turizm
master planı çalışmasının yürütüleceğini, dolayısıyla da hem bakanlarımıza hem
Tarım Bakanımız Sayın Mehdi Eker’e hem Hükûmetimize hem de Sayın Başbakanımıza
ilimizin ikinci kurtuluş hamlelerinde göstermiş oldukları hassasiyetten dolayı
da kendilerine şükran sunmak, Gümüşhane halkının en önemli…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun Sayın Aydın, konuşmanızı
tamamlayınız.
KEMALETTİN AYDIN (Devamla) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Gümüşhane halkı adına şükranlarımızı sunmak istiyoruz.
Cümlelerimi tamamlamadan önce Ağustos ayı 2009 yılında
Torul Barajı’nda kaybettiğimiz değerli kardeşimiz Fahri Aydın’a, bir hafta önce
de Torul Barajı’na trafik kazası sonucu uçarak kaybettiğimiz Cevat Aydın ve
Zeki Yiğit’e, bu yiğitlere Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyor, geri
kalanlarının da bizim emanetimiz olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum ve bu
kurtarma çalışmalarında Başbakanlığımızın Acil Afet Başkanlığı ve bütün
bakanlarımızın, ayrıca Deniz Kuvvetleri Komutanlığı su altı kurtarma ekibinin yoğun
çabalarından dolayı da kendilerine teşekkür etmek istiyoruz.
Tabii, ilimizde sayılacak onlarca hadise söz konusudur. Kentsel
dönüşüm projelerinden barajlara, demir yolları çalışmalarının yanında 12’nci ve
14’üncü dönem Milletvekilimiz olan şair-yazar Nurettin Özdemir’in dizeleri ve
bizi büyüklerimizin büyütürken kulağımıza söylediği cümleleri arkadan gelecek
nesle söyleyerek bitirmek istiyorum: “Vatan, hudut boylarında dalgalanan güzel
bayrağımızda hare haredir. Vatan, küçük ellerinin avuçladığı sade bir toprak
değil çocuğum, toprakla büyüyen bir kutsal düşüncedir.” diyor, saygılarımı
sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Aydın.
Saygıdeğer milletvekilleri gündeme geçiyoruz.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Tarım ve Köyişleri
Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker gündemin sözlü sorular kısmında yer alan
sorulardan 1, 2, 4, 5, 7, 9, 12, 13, 17, 18, 19, 21, 22, 24, 37, 40, 41, 42,
44, 48, 49, 50, 51, 52, 71, 79, 80, 85, 86, 87, 88, 89, 96, 102, 108, 110, 121,
127, 160, 161, 163, 179, 244, 286, 358 ve 366’ncı sıradaki soruları birlikte
cevaplandırmak istemişlerdir.
Sayın Bakanın bu istemini sırası geldiğinde yerine getireceğim.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi okutup
bilgilerinize sunacağım.
Buyurun:
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI
A)
Tezkereler
1.- Bulgaristan Dış İlişkiler ve
Savunma Komisyonu Başkan Vekili Dimo Gyaurov ve beraberindeki heyetin ülkemizi
ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1095)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Bulgaristan Dış İlişkiler ve Savunma Komisyonu Başkanvekili Sayın
Dimo Gyaurov ve beraberindeki parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığı’nın konuğu olarak 15-18 Şubat 2010 tarihleri arasında
ülkemize resmi ziyarette bulunması Başkanlık Divanı’nın 16 Kasım 2009 tarih ve
56 sayılı birleşiminde kabul edilmiştir.
Sözkonusu heyetin ülkemizi ziyareti, Türkiye Büyük Millet
Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 7.
Maddesi gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır,
okutuyorum:
B)
Önergeler
1.- Eskişehir Milletvekili
Beytullah Asil’in (6/1709) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin
önergesi (4/182)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin Sözlü Sorular Kısmının 541 sırasında yer alan (6/1709)
esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Beytullah
Asil
Eskişehir
BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin on iki önerge vardır, ayrı
ayrı okutuyorum:
C) Meclis
Araştırması Önergeleri
1.- Muş Milletvekili M. Nuri Yaman
ve 19 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/563)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizin karşı karşıya bulunduğu ve son yıllarda giderek artan
kayıp çocuk vakalarının neden ve sonuçlarıyla birlikte araştırılıp alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98, İçtüzüğün 104 ve
105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif
ederiz.
1) M. Nuri Yaman (Muş)
2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)
3) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
4) Emine Ayna (Mardin)
5) Akın Birdal (Diyarbakır)
6) Ayla Akat Ata (Batman)
7) Bengi Yıldız (Batman)
8) Fatma Kurtulan (Van)
9) Hasip Kaplan (Şırnak)
10) Hamit Geylani (Hakkâri)
11) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)
14) Osman Özçelik (Siirt)
15) Özdal Üçer (Van)
16) Pervin Buldan (Iğdır)
17) Sebahat Tuncel (İstanbul)
18) Sevahir Bayındır (Şırnak)
19) Sırrı Sakık (Muş)
20) Şerafettin Halis (Tunceli)
Gerekçe:
Son yıllarda kayıp çocuk vakasının giderek artış göstermesi her
aileyi tedirgin eden bu sorunu ülkemizin karşı karşıya bulunduğu önemli ve
çözümü acil bir konu hâline getirmiştir.
İşsizlik ve yoksulluk gibi sosyo-ekonomik sorunların yanı sıra
aile içi şiddet, kötü muamele, sokakta çalışmak zorunda kalma gibi olgular,
çocuk kayıplarını arttıran faktörler olarak karşımızda durmaktadır.
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı 2008 yılında "Kayıp
Çocuklar Raporu" hazırlatmıştır. Bu raporda Türkiye genelinde il il
kaybolan çocukların sayıları verilmekte, çocukların korunmasına ilişkin
uluslararası ve ulusal hükümler açıklanmakta, kaybolma nedenleri tartışılmakta
ve alınabilecek önlemler belirtilmektedir. Başbakanlık İnsan Hakları
Başkanlığının bu çalışmasına rağmen hükûmetin belirtilen önlemleri geçen iki
yıl süresi zarfında almadığını devam eden çocuk kayıplarından anlamaktayız.
Ülkemizde yıllardan beri süregelen kayıp olaylarına her geçen gün
bir yenisi eklenmektedir. Geçtiğimiz Mayıs ayında Muş'un Bulanık ilçesinde 11
yaşındaki Nurullah Daşkın, Eylül ayında Diyarbakır'da 8 yaşındaki Leyla Baykuş,
aynı ay içerisinde Kayseri'nin Talas ilçesinde 11 yaşındaki Türkan Ay, 8 yaşındaki
Ahmet Tekin ve 7 yaşındaki Dilruba Tekin kaybolmuşlar ve bu tarihe kadar hâlâ
bulunamamışlardır.
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek'in
açıklamaları neticesinde 27 Mayıs 2009 tarihi itibarıyla Türkiye'de kayıp çocuk
sayısı 1.592'dir. Çocuk kayıplarında ilk sırayı İstanbul almaktadır.
İstanbul'da 259 çocuk kayıpken, İzmir 194 çocukla en fazla kayıp çocuğun
bulunduğu ikinci ildir. Ankara'da 95, Mersin'de 63, Diyarbakır'da 55,
Şanlıurfa'da 50 kayıp çocuk bulunduğu anlaşılmaktadır. Verilerin de ortaya
koyduğu üzere kayıp çocuk vakalarının büyük bir kısmı büyükşehirlerde ve göç
alan illerde yaşanmaktadır.
Kaybolan çocukların uzun süre bulunamaması hem toplumsal travmalara yol açmakta hem de ailelerin korku içinde
yaşamalarına sebep olmaktadır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın
kaybolması neticesinde aileler, çocuklarının mafya ve dilencilik sektörünün
eline düşerek öldürülmeleri ve kötü emellerine alet edilmeleri korkusundan
dolayı manevi olarak derin tahribatlara uğramaktadırlar.
Kayıp çocukların bulunması konusunda en büyük iş hükûmete
düşmektedir. Fakat ne yazık ki kayıp çocukların aylardır bulunamaması da
bizlere açık bir şekilde göstermektedir ki hükûmetin çalışmaları yetersiz
kalmaktadır. Hükûmet bu olaylara yeterli duyarlılığı göstermemektedir.
Kayıp çocuklar sorununun iki boyutu olduğu gerçeği göz ardı
edilmemelidir. Bunlardan biri mafya ve çetelerce farklı amaçlar için kaçırılan
çocuklardır. Bunun önlenmesi için kolluk güçlerine ve hükümete büyük görevler
düşmektedir. Diğer önemli boyut ise, sosyoekonomik nedenlerden dolayı evden
kaçan çocuklardır. Bu nedenin ortadan kaldırılması için hükûmete çok daha büyük
görevler düşmekte, yoksulluk sınırı altında yaşayan milyonlarca aileyi, insanca
bir yaşam standartlarına kavuşturma zorunluluğu bulunmaktadır.
Bu kayıplar başta çocuklarımız olmak üzere aileler ve toplum için
de büyük bir tehlike arz etmektedir. Çocuklara yönelik bu tehlikenin
çözümlenmesi için en büyük görev Meclise ve hükûmete düşmektedir. Acilen Meclis
çatısı altında bir komisyon kurularak kayıp çocuklar sorunu tüm boyutları ile
ele alınmalı tüm yurttaşlarımız için potansiyel risk olan bu sorunun ortadan
kalkması için doğru çözümler bir an önce üretilip uygulamaya geçirilmelidir.
2.- İzmir Milletvekili Canan
Arıtman ve 21 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/564)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Son yıllarda tüm dünyada az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde
çocuk kaçırma ve çocuk kaybolması olaylarında ciddi artışlar görülmektedir.
Ülkemizde de sadece Emniyet Genel Müdürlüğünün verilerinden bile anlaşılacağı
şekilde çocuk kaçırma ve kaybolma olaylarının çok arttığı görülmektedir.
Konunun diğer bir vahim boyutu ise kaybolan ve kaçırılan çocukların
çoğunluğunun bulunamamış olmasıdır. Bu durum toplumda derin bir tedirginliğe,
güvensizliğe neden olmaktadır. Toplum neredeyse her hafta birkaç çocuğun daha
kaybolması haberleriyle sarsılmakta ve her olayda kaybolan ve bulunamayan
çocukların sayısındaki artışı da izleyerek derin bir üzüntü ve çaresizlik
duygularına kapılmaktadır. Her akşam televizyonlardan odalarımıza yansıyan
kayıp çocukların gözyaşları ve çaresizlik içerisindeki ailelerin derin
ıstırapları hepimizi çok üzdüğü gibi Milletvekilleri olarak bu konuda da
toplumumuza karşı görevli olduğumuzu hatırlatmaktadır.
Bugüne değin ülkemizde bu konuda yeterli bir veri çalışması bile
yapılmamıştır. Çocukların kaybolma nedenleri, bulunma oranları, bulunma
süreleri gibi konularda gerekli bilgilere sahip değiliz. Kaybolan çocukların
ailelerinin sosyo-ekonomik durumları, eğitim düzeyleri, aile yapıları gibi
konular da araştırılmamıştır. Sadece Başbakanlık İnsan Hakları Kurulu'nun 2009
raporunda kayıp çocukların ailelerinde "erken yaş evliliği" olgusunun
yüksek olduğu tespiti vardır. Kayıp ve kaçırılan çocuklar olgusunda mutlaka
veri tabanları oluşturulmalıdır. Bu araştırmalar çocukların kaybolma, kaçma ve
kaçırılma nedenlerini büyük ölçüde ortaya koyacaktır.
Ülkemizde ne yazık ki çocuk ihmal ve istismarı her konuda giderek
artmaktadır. Çocuklarını koruyamayan bir toplum olduk! Bu kabul edilemez bir
durumdur. Çocuklarımız ülkemizin geleceğidir. Yoksulluk, işsizlik,
eğitimsizlik, göç, ailenin giderek güçsüzleştirilmesi gibi olgular çocukların
kaybolması, kaçma ve kaçırılma olaylarının artmasına neden olmaktadır. Az
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde özellikle yoksul, eğitimsiz ailelerin
çocukları büyük tehdit altındadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de
çocukların organ ticareti, insan ticareti, cinsel sömürü ve fuhuş sektöründe,
dilencilik ve hırsızlık gibi amaçlar doğrultusunda kullanılması çocuk kaçırma
olaylarını arttırmaktadır.
Kaçırılan çocukların organize suç örgütleri tarafından organ ticareti,
çocuk pornografisi, çocuk fuhuşu ve çocukların suça karıştırılması, yurtiçi ve
yurtdışı çocuksuz ailelere satılması gibi olasılıklar hem çocuklarını kaybeden
ailelerde hem de tüm toplumda endişe ve korkuları artırmaktadır. Kayıp
çocukların bulunabilmesi için emniyet güçlerimizde özel ihtisas birimlerinin
oluşturulması gereklidir. Hem ailelerin hem de çocukların kaçırılma olaylarına
karşı eğitilmeleri de önemli bir husustur. Çocuk kaçırılmasıyla ilgili yasal
düzenlemelerimizin gözden geçirilmesi, varsa yetersizliklerinin giderilmesi,
yasaların caydırıcı hâle getirilmesi de gereklidir. Yoksulluk ve işsizlikle
mücadele edilmesi, toplumun sosyoekonomik ve eğitim seviyesinin yükseltilmesi
öncelikli çalışma alanları olmalıdır. İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim
Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Aileden
Sorumlu Devlet Bakanlığı gibi çok sayıda devlet kurumunun tüm plan ve
programlarında bu konuyla ilgili hususlar yer almalıdır. Aslında çocuk
kaçırılması ve kaybolması olgularının önlenmesi bir devlet politikası
olmalıdır. Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için bu önemli konuda daha
fazla geç kalmak gibi bir lüksümüz olamaz.
Tüm bu gerekçelerle çocuk kaçırma ve kaybolma olaylarının
önlenmesi, çocukların korunması, gerekli veri tabanının oluşturulması,
nedenlerinin ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla Anayasa'nın 98'inci ve
İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması açılması
hususunda gereğini saygılarımızla arz ederiz.
1) Canan Arıtman (İzmir)
2) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
3) Ali Oksal (Mersin)
4) Tekin Bingöl (Ankara)
5) Sacid Yıldız (İstanbul)
6) Osman Kaptan (Antalya)
7) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
8) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
9) Ahmet Küçük (Çanakkale)
10) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
11) Ensar Öğüt (Ardahan)
12) Şevket Köse (Adıyaman)
13) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
14) Gökhan Durgun (Hatay)
15) Birgen Keleş (İstanbul)
16) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
17) Turgut Dibek (Kırklareli)
18) Tansel Barış (Kırklareli)
19) Gürol Ergin (Muğla)
20) Ali Koçal (Zonguldak)
21) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
22) Abdulaziz Yazar (Hatay)
3.- Denizli Milletvekili Ali Rıza
Ertemür ve 25 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/565)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde son günlerde sıkça yaşanan ve derin bir panik havasının
doğmasına neden olan çocuk kaçırma eylemleri, kamuoyunu meşgul etmektedir.
Basına da yansıyan haberlerden anlaşılacağı üzere kaçırılan çocukların dilenme
amaçlı kullanılması, sömürülmesi ya da ölü olarak bulunması konunun ciddiyeti
hakkında ipucu vermektedir.
Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Burhanettin
Kaya, çocuğa yönelik şiddetin, yetiştirme yurtlarında ihmal ve istismar,
sokakta yaşamak zorunda bırakılma, kağıt mendil satarak, cam silerek dilenmeye
zorlanma, ticari ve cinsel sömürünün nesnesi olma, fabrikalarda riskli işlerde
karın tokluğuna çalıştırılma, eğitim olanaklarından yoksun bırakılma, organ
ticaretine konu olma, anne babalarının bilgisi dahilinde
çocuk yaşta zorla evlendirilme, töre gereği intihara sürüklenme, siyasi eylemci
olarak değerlendirilme gibi çeşitli şekillerde olabildiğini ifade ederek
konunun önemli bir boyutunu gözler önüne sermiştir.
UNICEF'in verilerine göre gelişmekte olan ülkelerde yaşayan
çocukların yüzde 40'ı, yani yaklaşık 500 milyon çocuk, günde 1 doların altında
bir gelirle yaşamını sürdürmektedir. Başka bir ifadeyle dünyada 600 milyonu
aşkın çocuk yoksulluk içinde yaşamaktadır. 100 milyonu aşkın çocuk ise
yoksulluk, ayrımcılık ya da kaynak yetersizliği yüzünden temel eğitim
olanaklarından yararlanamamaktadır. Bir milyar çocuk, sağlıklı ev ortamından
uzakta büyümektedir. Birleşmiş Milletler Örgütü'nün verilerine göre, cinsel ve
ticari sömürünün nesnesi haline dönüştürülen çocukların sayısının 8,5 milyonu
aştığı belirtilmektedir. Yılda 1,2 milyonu aşkın sayıda çocuk alınıp, satılma,
kaçırılma gibi uygulamalara maruz kalmakta, seks işçiliğine zorlanmaktadır. Bu
olaylar ve rakamlar ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir.
Ülkemizde 1.600 çocuğun kayıp olduğu bilinmektedir. Bu çocuklardan
1.100'ünün kız olması konunun başka bir boyutunu açığa çıkarmaktadır. Özellikle
kız çocukları büyük bir sömürü ağının kurbanı olmaktadır. Üstelik bu rakamların
yalnızca ihbar edilenler olduğunu düşünürsek, ihbar edilmeyen daha çok sayıda
çocuğun kayıp olduğu ve sömürünün kurbanı olduğunu düşünebiliriz. Konu
ekonomik, toplumsal, güvenlik ve psikolojik olmak üzere çok sayıda nedeni taşımaktadır.
Bu nedenlerin üzerinde ayrıntıyla çalışma yapılmadan olumlu sonuçlar alınmasını
beklemek yanıltıcı olacaktır.
Son günlerde artış gösteren çocuk kaçırılma olaylarının
nedenlerinin ve kaçırılma eylemlerinin sona ermesi için gerekli tedbirlerin
araştırılması, bu sorunların çözümlerinin tespiti amacıyla Anayasa'nın 98. ve
TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılmasını
saygılarımızla arz ederiz.
1) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
2) Şevket Köse (Adıyaman)
3) Ali Arslan (Muğla)
4) Turgut Dibek (Kırklareli)
5) Hulusi Güvel (Adana)
6) Bilgin Paçarız (Edirne)
7) Selçuk Ayhan (İzmir)
8) Necla Arat (İstanbul)
9) Gökhan Durgun (Hatay)
10) Gürol Ergin (Muğla)
11) Sacid Yıldız (İstanbul)
12) Canan Arıtman (İzmir)
13) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
14) Rasim Çakır (Denizli)
15) Fevzi Topuz (Muğla)
16) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
17) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
18) Ahmet Küçük (Çanakkale)
19) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
20) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
21) Ensar Öğüt (Ardahan)
22) Enis Tütüncü (Tekirdağ)
23) Ali Koçal (Zonguldak)
24)Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)
25) Atila Emek (Antalya)
26) Akif Ekici (Gaziantep)
4.- Gaziantep Milletvekili Akif
Ekici ve 27 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/566)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ulu Önder Atatürk'ün de dediği gibi çocuklarımız geleceğimizin
teminatıdır. Sağlıklı bir toplum oluşturmak ve bekasını sağlayabilmek için
ailelerin çocuklarını güvenli ve özgür bir ortamda, endişelere kapılmadan
büyütmesi çok önemlidir. Ancak hemen her gün başka bir ilimizden gelen kayıp
çocuk haberleriyle, kayıp çocuk bildirimlerinin çoğunun "kayıp"
olarak kalmaya devam etmesiyle aileler çocuklarını evlerine hapsetmek zorunda
kalmış ve toplumsal bir korku oluşmaya başlamıştır.
Çocuk kaçırma olaylarına son verilmesi için gereken
önlemlerin alınması, evlerinden kaçarak kaybolan çocuklarımızın sosyal,
kültürel ve ekonomik durumlarının incelenmesi yoluyla nedenlerin saptanması,
kayıp çocuklarımızın bir an önce aileleri ile buluşturulması için çalışmalara
hız verilmesi ve bu konuda sosyal bir politika oluşturulmasına ışık tutulması
amacıyla Anayasanın 98'inci, TBMM İçtüzüğü'nün 104 ve 105. maddeleri uyarınca
bir Meclis Araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımızla arz
ederiz.
1) Akif Ekici (Gaziantep)
2) Şevket Köse (Adıyaman)
3) Ferit Mevlüt Aslanoğlu (Malatya)
4) Ali Arslan (Muğla)
5) Bilgin Paçarız (Edirne)
6) Hulusi Güvel (Adana)
7) Turgut Dibek (Kırklareli)
8) Selçuk Ayhan (İzmir)
9) Necla Arat (İstanbul)
10) Sacid Yıldız (İstanbul)
11) Canan Arıtman (İzmir)
12) Gökhan Durgun (Hatay)
13) Gürol Ergin (Muğla)
14) Ali Rıza Öztürk (Mersin)
15) Rasim Çakır (Denizli)
16) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
17) Fevzi Topuz (Muğla)
18) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
19) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
20) Ahmet Küçük (Çanakkale)
21) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
22) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
23) Ensar Öğüt (Ardahan)
24) Enis Tütüncü (Tekirdağ)
25) Ali Koçal (Zonguldak)
26) Muhammet Rıza Yalçınkaya (Bartın)
27) Atila Emek (Antalya)
28) Bülent Baratalı (İzmir)
Gerekçe:
Ülkemizde son zamanlarda kayıp çocuk sayısındaki artış endişe
verici boyutlara ulaşmıştır. Yazılı ve görsel basınımıza hemen her gün başka
bir ilimizden gelen kayıp çocuk haberleri yansımaktadır. Bayramda şeker
toplamak için, kitap almak için, arkadaşlarıyla buluşmak için evden çıkan
çocuklarımızdan bir daha haber alınamamaktadır. Çocukları kaybolan veya
kaçırılan ailelerin yaşadığı dayanılmaz acı toplumun genelinde büyük bir korku
ve infial yaratmaktadır. Çocukların organları için ya da uyuşturucu dağıtıcısı,
seks kölesi olarak kullanmak için veya hırsızlık, yankesicilik yaptırmak için
kaçırıldığına ilişkin yaşanan örnekler bu korkuları iyice körüklemektedir.
Her ne kadar kurumlar arasında “kayıp çocuk” tanımı konusunda bir
anlaşma sağlanmamış olmasından dolayı veriler arasında farklılıklar olsa da,
kayıp çocuk sayısındaki artış korkunçtur. Örneğin, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığının
2008 yılında yayınladığı "Kayıp Çocuklar Raporu"na göre, 2007 yılında
kayıp bildirimi yapılan 7.183 çocuğumuzdan 833"ü bulunamamıştır. 2009 yılı
Eylül ayı Emniyet verilerine göre, 2009'un ilk dokuz ayında kayıp çocuk
bildirimi sayısı 2008'e göre ikiye katlanarak 1.078'e ulaşmıştır. Emniyet Genel
Müdürlüğünün 27 Ocak 2010 günü açıkladığı verilere göre 700'ü devlet
himayesindeki sosyal hizmet kurumlarından olmak üzere kayıp çocuk sayısı
1.661'dir. Bu veri, sadece son 4 ayda 583 çocuğumuzun kaybolduğu anlamına
gelmektedir. Üstelik bu rakamlara organize suç örgütlerinin ikna ederek evinden
götürdüğü ve kamu birimlerine bildirilmeyen "kayıt dışı kayıp
çocuklar" da dâhil değildir.
Konu ile ilgili bilimsel çalışmalar ve uzman görüşleri
incelendiğinde ekonomik nedenlerin kayıp çocuk sorunu ile doğrudan etkili
olduğu görülmektedir. Yaşanan ekonomik krizin ardından ailelerde artan şiddetli
geçimsizlik, işsizlik, fakirlik ve dayak, Türkiye'de kayıp çocuk sayısını
arttırmıştır. Özellikle yasadışı işlerinde kullanmak amacıyla çocuk kaçıran
çeteler ve suç örgütleri genelde fakir ailelerin veya parçalanmış ailelerin
çocuklarını seçmektedirler.
Telefon dinleme, MOBESE, GPRS gibi ileri teknolojilerin güvenlik
güçlerimiz tarafından yaygın olarak kullanılmasına karşın, aileleriyle
buluşturulan kayıp çocuk sayısının azlığı "bu çocukları kim, nasıl ve
nerede tutuyor?" sorusunun daha yaygın sorulmasına neden olmaktadır.
Bulunmaları konusunda Cumhurbaşkanlığı seviyesinde ilgi gösterilmesine ve
kolluk kuvvetlerimizin olağanüstü çaba harcamalarına rağmen Kayseri'de kaybolan
3 çocuğumuzdan hâlâ haber alınamaması bu sorunun sadece emniyet birimlerinin
çalışmalarıyla çözülemeyeceğinin bir göstergesidir.
Çocuklarını koruyamayan, güvenli ve sağlıklı bir ortamda
yetişmelerini sağlayamayan toplumların geleceğinin ciddi bir tehlike altında
olduğu göz önünde bulundurulduğunda; kayıp çocuklarımızın bir an önce
bulunması, yeni kayıp vakalarının önüne geçilmesi açısından ilgili birimler
arasında tam bir iş birliği sağlanması, daha etkili ve hızlı yöntemler
belirlenmesi, toplumsal bir bilinç oluşturulması, yeni sosyal politikalar
geliştirilmesi zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.
5.- Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolma olaylarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/567)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Ülkemizde son dönemde çocuk kaçırılma veya kaybolma olayları
toplumsal anlamda tedirginlik yaratmaktadır. Bu tedirginliğin bertaraf edilmesi
amacıyla çocuk kaçırma veya kaybolmalarına karşı alınabilecek sosyal, kültürel,
ekonomik ve asayiş önlemlerinin araştırılarak alınacak önlemleri tespit etmek
üzere Anayasanın 98. ve İçtüzüğün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis
Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
1) Hasan Özdemir (Gaziantep)
2) Kadir Ural (Mersin)
3) Ali Uzunırmak (Aydın)
4) Ertuğrul Kumcuoğlu (Aydın)
5) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
6) Emin Haluk Ayhan (Denizli)
7) Mustafa Kalaycı (Konya)
8) Metin Ergun (Muğla)
9) Muharrem Varlı (Adana)
10) Hakan Coşkun (Osmaniye)
11) Cemaleddin Uslu (Edirne)
12) Alim Işık (Kütahya)
13) Yılmaz Tankut (Adana)
14) Şenol Bal (İzmir)
15) Mümin İnan (Niğde)
16) Akif Akkuş (Mersin)
17) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)
18) Hasan Çalış (Karaman)
19) Mehmet Şandır (Mersin)
20) Hüseyin Yıldız (Antalya)
21) Osman Durmuş (Kırıkkale)
Gerekçe:
Ülkemizde son dönemlerde gerek yazılı gerekse de görsel basınımızda
çocuk kaybolmaları, çocuk istismarları, çocuk işçiler gibi haberlerin hemen
hemen her gün görülmesi ciddi bir toplumsal sorun olarak çocuk yaşamını
tartışmaya açmıştır. Son zamanlarda özellikle çocuk kaybolmaları haberleri
gündemin üst sıralarında yer almaktadır. Sorun bu haliyle üzerine ciddi
araştırma ve analizlerin yapılması gereken bir merhaleye gelmiştir.
Çocukların kaybolmaları veya kaçırılmaları ile ilgili gelişmelerin
bugün ekonomik, sosyal, kültürel ve güvenlik boyutları vardır. Özellikle ekonomik
boyut tüm toplum kesimlerini ilgilendiren bir konudur.
Ülkemizde 15 milyon 700 bin ailenin yaklaşık 3 milyon 600 bini
yoksulluk sınırında yaşamaktadır. Bu rakamlar çerçevesinde her dört çocuktan
birisi yoksuldur. Bu tespitlerin en önemli yansıması 200 binin üzerinde çocuğun
sokaklarda yaşıyor olmasıdır. Sokaklarda yaşayan çocukları özellikle
Büyükşehirlerde görülmesi bugün ülkemizin ekonomik problemleri ile birlikte
gelen en önemli toplumsal sorun olarak göç sorunun bir yansımasıdır. Göç ile
gelen ailelerin çocukları ailelerinin ekonomik beklentilerinin karşılanamaması
nedeniyle yoksulluk içerisinde yaşamaya mahkûm bırakılmaktadır.
Geçtiğimiz günlerde Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire
Başkanlığından yapılan açıklamalarda 1.657 çocuğun kayıp olduğuna dikkat
çekilmiştir. Aynı açıklamada dikkat çekilen bir başka husus ise kayıp
çocukların 700'ünün Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunda yaşamını
sürdüren çocuklar olduğu ifade edilmiştir. Ancak yukarıda ifade edilen
ülkemizin ekonomik ve sosyal tablosu karşısında bu rakamların daha da
yükselmesi beklenmektedir.
Ülkemizde çocukların kaybolma veya kaçırılma sorunlarıyla ilgili
olarak üç çeşit çalışma alanı vardır. Birincisi, çocuk üzerinden alabileceğiniz
önlemler vardır. İkinci olarak, illere yönelik sosyal politika ve hizmetlere
dair bir yeniden değerlendirme ve programlama gibi aile üzerinden alınabilecek
önlemler vardır. Özellikle göç eden ailelerin yaşadığı ve geçim sıkıntısı çeken
sosyoekonomik seviyesi düşük bölgelerde bilgilendirme çalışmaları yapılmalıdır.
Buralarda yapılacak alan taramaları ile ekonomik, kültürel, psikolojik destek
programları acilen hazırlanmalıdır.
Üçüncüsü ve daha da önemlisi kurumlarca yapılabilecek işlemler
vardır. Devletin güvenlik birimleri ile aileden ve çocuktan sorumlu birimleri
arasında işbirliği sağlanmalıdır. Çocukların eğitimlerine devam etmeleri
gerekmektedir. Okullarda idareciler ve öğretmenler konu hakkında
bilgilendirilerek eğitim-öğretim ortamında alınabilecek tedbirler bir an önce
belirlenmelidir. Basın-yayın kuruluşlarımıza da bu konuda önemli roller
düşmektedir. Basın-yayın organları evden kaçan veya kaçırılan çocukların
başlarına gelebilecek kötülüklere karşı programlar hazırlanarak gerek aileleri
gerekse de çocukları daha dikkatli davranmaya sevk etmek gerekmektedir.
Türkiye'nin aile ve çocuk merkezli refah göstergeleri Dünya
ortalamasının altındadır. Ülkemizde korumaya muhtaç çocuk sayısı her geçen gün
artmaktadır. Ancak bu alana dair yeni önlemler henüz alınamamıştır.
Bütün bu gerekçelerle ülkemizde çocuk kaybolmaları veya
kaçırılmalarına dair alınabilecek sosyal, kültürel, ekonomik ve güvenlik
önlemler ile konuya ilişkin kurumsal ve hukuki düzenlemelerin araştırılması
gerekmektedir.
6.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, kaçırılan ve kaybolan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/568)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde son zamanlarda artış gösteren çocuk kaçırma olaylarının
sebeplerinin araştırılması, kimler tarafından hangi amaçlarla kaçırıldığının
bilinmesi, kaybolan ve kaçırılan çocukların bulunması noktasında gereken tedbir
ve önlemlerin alınması, bu tür olaylarının önüne geçilmesi ve Türkiye'de çocuk
ihmal ve istismarını önlemeye yönelik daha etkin politikaların üretilmesi için
Anayasanın 98. İçtüzüğün 104 ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması
açılmasını arz ederiz.
1) Selahattin Demirtaş (Diyarbakır)
2) Gültan Kışanak (Diyarbakır)
3) Ayla Akat Ata (Batman)
4) Bengi Yıldız (Batman)
5) Akın Birdal (Diyarbakır)
6) Emine Ayna (Mardin)
7) Fatma Kurtulan (Van)
8) Hasip Kaplan (Şırnak)
9) Hamit Geylani (Hakkâri)
10) İbrahim Binici (Şanlıurfa)
11) M. Nuri Yaman (Muş)
12) Mehmet Nezir Karabaş (Bitlis)
13) Mehmet Ufuk Uras (İstanbul)
14) Osman Özçelik (Siirt)
15) Özdal Üçer (Van)
16) Pervin Buldan (Iğdır)
17) Sebahat Tuncel (İstanbul)
18) Sevahir Bayındır (Şırnak)
19) Sırrı Sakık (Muş)
20) Şerafettin Halis (Tunceli)
Gerekçe:
Son zamanlarda ülkemizde çocuk kaybolma ve çocuk kaçırılması
olaylarında ciddi artışlar gözlenmektedir. Şu ana kadar kaybolan çocukların
çoğunluğu bulunamamış ve kaybolan çocuklardan sonra da çocuk kaçırma olayları
artmıştır. Bu çocuk kaçırma olayları ülkemizin her bölgesinde yaşayan vatandaşlarda
büyük bir tedirginlik ve kaygı yaratmıştır. Çocuk kaçırma olaylarına ilişkin
resmi makamlar dahil olmak üzere net sayısal veriler
bulunmadığı gibi, çocukların kaybolması ve bulunamaması, nedenleri ve çocuk
kaçırma olaylarının artışı, sebepleri ve kimler tarafından hangi amaçla
yapıldığına dair çalışmalar yeterince yapılmamaktadır.
Çocuk kaçırma olayları yakın zamanda, Çorum Osmancık ilçesinde bir
aile 16 yaşlarındaki kız çocuğunun kaçırıldığı şikâyetini emniyete
bildirmiştir. Mardin Mazıdağı ilçesinde 4 kız çocuğunun kaçırılma olayı basında
büyük yankı uyandırmıştır. Daha öncesinde ise Kayseri'de bayramın ikinci günü 2
kız çoğunun kaçırılması üzerine aile tarafından emniyete şikâyet iletilmiştir,
ancak hâlen çocuklara dair bir bilgi elde edilememiştir. Urfa'nın Viranşehir
ilçesinde bir kız çocuğunun kaçırıldığı iddiası da gündeme gelmişti. Son olarak
da İstanbul'da ilköğretim okulu 6. sınıf öğrencisi 14 yaşındaki çocuk
kaçırılmıştır. Kaçırılan ve kaybolan çocuklardan herhangi haber alınmaması
ailelere derin kaygı ve üzüntü yaşatmaktadır.
Emniyet Müdürlüğünün 27 Ocak 2010 tarihi itibariyle yurt genelinde
1016'sı kız olmak üzere 1661 çocuk için Emniyet Müdürlükleri'ne kayıp başvurusu
yapıldığını belirtmiştir. 18 yaşından küçük çocuklar için yapılan kayıp başvurusunda
il bazında İstanbul birinci sırada yer alırken, kayıp başvurularında son
yıllarda Doğu ve Güneydoğu illerindeki artış ise dikkat çekmektedir. Özellikle
Doğu ve Güneydoğu illerinde de kaçırma olaylarının son günlerde arttığını
gözlenmiş ve son bir yılda toplam 187 çocuk kaybolurken, bu çocuklardan şimdiye
kadar haber alınamamıştır. Bölgede Diyarbakır 99 kayıp çocuk sayısı ile ilk
sırada yer alırken, Batman 36 kayıp çocuk sayısı ile ikinci sırada yer
almaktadır. Bu rakamlar incelendiğinde, kaçırılan çocukların büyük bir kısmının
kız çocukları olduğu anlaşılmaktadır. Son zamanlarda ülkemiz genelinde bin
600'ün üzerinde çocuğun kaçırıldığı ve özellikle bu sayı içerisinde kız
çocuklarının oranının daha fazla olduğunu ve bu sayının özellikle Doğu ve Güneydoğu
Bölgelerimizde daha fazla olduğunu görülmektedir.
Bölgede işsizlik, yoksulluk çocukları hedef alacak ciddi toplumsal
boyutlara yol açmaktadır. Bu tür olayların artması, kendisini koruyamayacak
olan çocukların hedef alınıp kaçırılmasını beraberinde getirmektedir. Çok ciddi
çocuk kaçırmaların yaşandığı bölgede olaylara basit bir şekilde yaklaşmamak
gerekmektedir. Kaçırılan çocukların bulunmaması, vatandaşlarda bu kaçırma
olayların örgütlü olarak yapıldığı izlenimini uyandırmaktadır.
Kaçırılan çocukların kaçırılma nedeni tam olarak bilinmemekle
beraber, organize suç örgütleri tarafından organ ticareti, çocuk pornografisi
için kullanılması, çocukların suça karıştırılması, yurt içi ve yurt dışı
çocuksuz ailelere satılması gibi olasılıklar gündeme gelmektedir.
Kayıp çocuklar konusunda tüm endişeleri giderecek şekilde, bu
konuya gereken ilgi ve önemin verilmesi, toplumda büyük panik ve kaygıların
ortadan kalkması ve bu tür olayların önünün alınması için bir an önce acil
eylem planları oluşturulmalıdır. Ayrıca, kayıp çocukların kaybolma sebepleri,
kayıp çocuklarla ilgili veri tabanı oluşturulması, kayıpların önlenmesine
yönelik çalışmaların neler olabileceği konularının araştırılarak tespit
edilmesi ve bunların çözümü amacıyla Meclis Araştırma Komisyonu kurulması
gerekmektedir.
7.- Kayseri Milletvekili Mustafa
Elitaş ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/569)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde yaşanan çocuk kayıplarının nedenlerinin tespit edilmesi
ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla ekte sunmuş olduğumuz gerekçe
doğrultusunda, Anayasanın 98'inci ve İçtüzüğün 104 ve 105'inci maddeleri
gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz.
1) Mustafa Elitaş (Kayseri)
2) Sadık Yakut (Kayseri)
3) Yaşar Karayel (Kayseri)
4) Murat Yıldırım (Çorum)
5) Musa Sıvacıoğlu (Kastamonu)
6) Ahmet Öksüzkaya (Kayseri)
7) Ali Küçükaydın (Adana)
8) Mehmet Sait Dilek (Isparta)
9) Feyzullah Kıyıklık (İstanbul)
10) Ali İhsan Merdanoğlu (Diyarbakır)
11) Saadettin Aydın (Erzurum)
12) Müjdat Kuşku (Çanakkale)
13) Haydar Kemal Kurt (Isparta)
14) Mehmet Daniş (Çanakkale)
15) Zeyid Aslan (Tokat)
16) Azize Sibel Gönül (Kocaeli)
17) Cumhur Ünal (Karabük)
18) Ayşe Türkmenoğlu (Konya)
19) Özlem Piltanoğlu Türköne (İstanbul)
20) Edibe Sözen (İstanbul)
21) Avni Doğan (Kahramanmaraş)
22) Birnur Şahinoğlu (Samsun)
23) Suat Kınıklıoğlu (Çankırı)
24) Abdulkadir Emin Önen (Şanlıurfa)
25) Mustafa Özbayrak (Kırıkkale)
26) Ahmet Büyükakkaşlar (Konya)
27) Ali Öztürk (Konya)
28) Öznur Çalık (Malatya)
29) Yusuf Coşkun (Bingöl)
Gerekçe:
Herkesin bildiği gibi geçtiğimiz Ramazan Bayramı'nda Kayseri'de 3
çocuk şeker toplamak için evlerinden çıkmış ve bir daha evlerine dönmemiştir.
Yetkililerin yoğun çabalarına rağmen henüz bu yavrularımızdan haber
alınamamıştır. Son zamanlarda medyada sıkça çıkan ve ülke gündeminde haklı
olarak yer tutan bu olayla birlikte ülkemizde genel anlamda çocuk kayıplarıyla
ilgili araştırmalar yapılmakta ve çözüm aranmaktadır.
Maalesef son yıllarda çocuk kayıplarının sayısında bir artış
mevcuttur. Söz konusu çocuk kayıplarıyla ilgili kamuoyunda çeşitli şüpheler
bulunmaktadır. Bazı suç örgütleri tarafından bu çocukların kaçırıldığı ve
kaçırılma amaçlarının organ ticareti, dilencilik ya da fuhuş olduğu şüphesi hem
aileleri hem de tüm ülkeyi endişelendirmekte ve herkesi bu konuda çözüm
arayışına yönlendirmektedir.
Ülkemizde, dünyada olduğu gibi çocuk hakları konusunda önemli
gelişmeler kaydedilmiş, ciddi çalışmalar yapılmıştır. Bugüne kadar yaşanan
çocuk kayıplarından ötürü Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’nca "Kayıp
Çocuklar Projesi" adı altında bir çalışma başlatılmıştır. Kayıpların
istatistik verileri, nedenleri ve bu kayıpları önleme yolları araştırılmıştır.
25.07.2008 tarihinde "Kayıp Çocuklar Raporu" başlığıyla bir rapor
yayımlanmış ve kamuoyu aydınlatılmıştır.
Konu ile ilgili proje kapsamında çalışmalar devam etmektedir. Çok
sayıda kurum ve kuruluş koordine bir şekilde çalışmaktadır. Toplumsal
duyarlılıkla birlikte de bu konuda herkes üzerine düşeni de yapacaktır. Zira
kaybolan çocuklar, bizim yavrularımızdır. Ülkemizin geleceğidir. Ailelerinin
biricik yavrularıdır. Herhangi bir kayıp haberi sadece ailesini değil tüm
ülkeyi üzmektedir. Bu nedenle çocuklarımızın huzurlu ve güvenli bir ortamda
yaşamasını sağlamak bütün ülkenin görevidir.
Önümüzde duran sorun son derece ciddi bir sorundur. Üzerinde
titizlikle durulması gereken, tüm ülkeyi ilgilendiren bir sorundur. Bu konuda
herkesin sorumluluk üstlenmesi gerekmektedir. Ülke genelinde yapılan
çalışmalarla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisinin de üzerine düşen
sorumluluğu yerine getirmesi gerekmektedir. Bu önemli konunun Meclisimizde ele
alınması, araştırılması zaruret hâlini almıştır.
Unutulmamalıdır ki kayıp çocuklar sorunu, bütün Meclisin
sorunudur. Burada herhangi bir siyasi parti ayrımı yapmadan tüm
milletvekillerimize görev düşmektedir. Zira bütün siyasi parti
milletvekillerinin katılımı ve ortak çalışması konunun daha rahat çözülmesine
yardımcı olacaktır.
Bütün bu nedenlerle, çocuk kayıplarının nedenlerinin tespit
edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla teklif edilen Meclis
Araştırmasının açılmasının ülkemiz ve milletimiz için yararlı olacağı
kanaatindeyiz.
8.- İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal ve 27 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/570)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
10 Ocak 2010 tarihinde, İstanbul'da, 5 yaşındaki Bedrettin
Karaduman ölmek üzereyken bulunmuştur. Vücudunda işkencenin derin izlerini
taşıyan küçük çocuk hemen hastaneye kaldırılmıştır.
Daha sonra başlatılan soruşturma süreci ile küçük çocuğun
dilencilik yaptığı, başka çocuklardan oluşan dilenci çeteleri tarafından bu
hâle getirildiği ifade edilmiştir. İstanbul gibi bir metropolde,
5 yaşındaki bir çocuğun yaşam koşulları ve gördüğü işkencenin yaşadığımız çağ
ile örtüşen bir durum olmadığı ortadadır.
10 Ocak'ta İstanbul'da yaşanan bu olay küçük yaşlarda çalıştırılan
veya dilendirilen çocukların içler acısı hâlini ortaya koymaktadır. Bu dramatik
durum, insanın insanca yaşayabileceği toplumsal dokunun Türkiye'de oluşmadığını
göstermektedir. Küçük Bedrettin'in gördüğü işkence, 21. yüzyılda bir utanç
tablosudur. Bunun gibi pek çok örneğin olduğu bilinmektedir. Sokaklarda
dilenen, hemen hemen her trafik ışığında mendil, kalem satmak için uğraşan
sokak çocukları toplumun her kesiminden insanın karşılaştığı manzaralardır.
Sokaklarda büyük bir sefalet içinde, işkence ve dayakla korkutularak dilenmeye
zorlanan çocuklara sahip çıkılması sosyal devlet olmanın getirdiği bir
zorunluluktur. Toplumsal eşitliğin ve adaletin sağlanabilmesi için bu
çocukların sağlıklı bir ortamda büyümesi, her çocuk gibi eğitim görmesi kendi
yaşamlarını idame ettirebilecek duruma gelmeleri için uygun koşulların
sağlanması gerekmektedir. İşsizlik nedeniyle yaşanan ekonomik sıkıntılar,
insanları göçe zorlamıştır. Yaşanan toplumsal değişimler, zaten ekonomik
sıkıntılar yaşayan aileleri daha da büyük çıkmazların içine itmiştir.
Oluşan bu olumsuzluklar zinciri içinde, çocuklar korkutularak,
aileleri ya da etraflarındaki kişilerce çalışmaya, para kazanmaya
zorlanmaktadır. Büyük metropollerde çok daha yoğun bir
şekilde yaşanan bu sorunun çözümlenmemesi, zaman içinde daha da büyüyerek
önemli bir sosyal ve toplumsal sorun haline gelmesi sonucunu doğuracaktır.
Küçük yaşlarda korkutularak dilendirilen, satıcılık yapan bu çocukların mutlaka
sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gerekir. Aksi takdirde zaman geçtikçe
çok daha olumsuz tablolarla karşılaşılacaktır. Ailelerinin geçimine katkı
sağlamak için küçücük yaşta sokaklara çıkarılan çocuklar, sokaklarda hak
etmedikleri ve bir çocuğun altından kalkamayacağı davranış ve tehlikelerle
karşı karşıya kalmaktadır.
Tüm bunların engellenmesi, sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi,
toplumsal bilgilendirme çalışmalarının etkili bir şekilde yapılması
gerekmektedir. Tüm bunlar sosyal güvenlik şemsiyesi altında yapılmalıdır. Sivil
toplum kuruluşlarının toplumsal bilgilendirme konusunda daha etkin bir şekilde
rol alması için desteklenmesi gerekmektedir.
Sorumluluğu altında olan çocuklarını istismar eden ailelerin
çocuklarının mutlaka koruma altına alınması gerekmektedir. Korunmaya muhtaç
çocuklarla ilgili olarak yapılan düzenlemelerin pratikte uygulanmasında ortaya
çıkan eksikliklerin nelerden kaynaklandığı tespit edilmelidir. Belli yaştaki
çocukların okula gönderilmemesi halinde, nüfus kayıtlarından takiple bu
çocuklara ulaşılması ve çocukların içinde bulundukları durum tespit edilebilir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nde belirlenen temel
ilkeler çerçevesinde uygulamada ortaya çıkan aksamaların tespiti için daha
aktif çalışmaların yapılması gerekmektedir. Toplumda tüm çocuklar için var olan
riskler tespit edilebilir risklerdir. Bu riskleri önceden tespit etmek ve uygun
tedbirleri almak noktasında devlet üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.
Çocuğun korunma ihtiyacının aile ve aile tipi bakımı teşvik edecek
hizmetler aracılığıyla sunulması gerekir.
Çocuk Esirgeme Kurumu’nun korunmaya muhtaç çocukların tespitinde
aktif olarak görev alması gerekmektedir. Çocuk Esirgeme Kurumu uzmanlarının
belirli yerlerde bulunan çocukları tespit ederek onlara yardımcı olması,
doğrudan çözümü kolaylaştıran bir yöntemdir.
Sokaklarda yaşayan korunmaya muhtaç çocukların içinde bulundukları
durumun nedenleri ve sokak çocukları için alınacak tedbirlerin tespiti
amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104. ve
105. maddeleri gereğince meclis araştırması açılmasını arz ve teklif
ederiz.12.01.2010
1) Çetin Soysal (İstanbul)
2) Mehmet Şevki Kulkuloğlu (Kayseri)
3) Mehmet Sevigen (İstanbul)
4) Sacid Yıldız (İstanbul)
5) Canan Arıtman (İzmir)
6) Necla Arat (İstanbul)
7) Bihlun Tamaylıgil (İstanbul)
8) Birgen Keleş (İstanbul)
9) Fatma Nur Serter (İstanbul)
10) Nesrin Baytok (Ankara)
11) Tacidar Seyhan (Adana)
12) Atila Emek (Antalya)
13) Tekin Bingöl (Ankara)
14) İsa Gök (Mersin)
15) Hulusi Güvel (Adana)
16) Abdulaziz Yazar (Hatay)
17) Kemal Demirel (Bursa)
18) Osman Kaptan (Antalya)
19) Gökhan Durgun (Hatay)
20) Rasim Çakır (Edirne)
21) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
22) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
23) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
24) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
25) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
26) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
27) Turgut Dibek (Kırklareli)
28) Ahmet Küçük (Çanakkale)
9.- İstanbul Milletvekili Mehmet
Sevigen ve 21 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve dilendirilen çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/571)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Anayasa’nın 98 ve TBMM İçtüzüğü’nün 104 ve 105’nci maddeleri
uyarınca “Sokakta yaşayan ve dilendirilen çocukların sorunlarının giderilmesi”
için Meclis Araştırması açılmasını saygılarımla arz ederim. 12.01.2010
1) Mehmet Sevigen (İstanbul)
2) Sacid Yıldız (İstanbul)
3)Tekin Bingöl (Ankara)
4) Birgen Keleş (İstanbul)
5) İsa Gök (Mersin)
6) Hulusi Güvel (Adana)
7) Abdulaziz Yazar (Hatay)
8) Tacidar Seyhan (Adana)
9) Kemal Demirel (Bursa)
10) Osman Kaptan (Antalya)
11) Gökhan Durgun (Hatay)
12) Rasim Çakır (Edirne)
13) Durdu Özbolat (Kahramanmaraş)
14) Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
15) Mehmet Ali Özpolat (İstanbul)
16) Ali Rıza Ertemür (Denizli)
17) Mevlüt Coşkuner (Isparta)
18) Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
19) Turgut Dibek (Kırklareli)
20) Atila Emek (Antalya)
21) Ahmet Küçük (Çanakkale)
22) Ensar Öğüt (Ardahan)
Gerekçe:
Tüm dünyada ciddi anlamda sorun haline gelen ve Türkiye'de de
yaşanan ekonomik krizle birlikte önemli toplumsal sorunlarımızın başında gelen
sokak çocuklarının sayıları hakkında da maalesef ciddi bir enformasyona sahip
değiliz.
Evde dayak yiyen, şiddete maruz kaldığı için evden kaçan, sokakta
da her türlü istismara açık kalan, suça itilerek yaşamlarını sokakta idame
ettirmek zorunda kalan yüz binlerce çocuk olduğunu görmekteyiz.
Bu çocukların ortak özellikleri ise, yaşlarının gerektirdiği bir
hayatı yaşayamamaları ve o yaşlarda en çok ihtiyaç duydukları ev sıcaklığından,
ebeveyn ilgisinden, oyun oynamaktan ve sağlıklı beslenmeden yoksun olmalarıdır.
Her çocuğun doğal hakkı olan yaşına uygun bir hayat yaşama hakkının onların
elinden alındığı gözlemlenmektedir.
İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde, metropollerde,
trafik ışıklarında duran, arabaya koşarak gelen çocukların manzarası herkes
tarafından bilinmektedir. Sokakta çalışan ya da zorla çalıştırılan bu
çocukların belli süre sonra evlerini terk ederek kaçtıkları ve sokakta yaşamaya
başladıkları yapılan çalışmaların sonucunda görülmektedir.
Özellikle Doğu ve Güneydoğuda var olan yoksulluk, işsizlik, terör
gibi etkenler sebebiyle büyük şehirlere göç en önemli sosyal sorundur. Hatta
bazı ailelerin dilencilik için topluca Büyükşehirlere göç ettikleri ortaya
çıkmıştır.
Yapılan araştırmalara göre en çok sokak çocuğunun yaşadığı il
İstanbul olarak görülmektedir. Yine verilen bilgilere göre her 4 çocuktan biri
de çalışmaktadır. Üstelik bu çocuklar yaşlarına aykırı bir biçimde
çalıştırılmaktadır. Türkiye'de sömürülen çocuk iş gücü oranı ise Uzakdoğu
ülkelerindeki oranlara ulaşmıştır.
Sokaklarda yaşayan, dilendirilen, çalışan çocuklar birçok tehlike
ile karşı karşıya kalmaktadır. Çalışma ortamlarının tehlikeli, soğuk ve her
türlü istismara açık olması nedeniyle bu çocukların büyük bir kısmında ciddi
anlamda sağlık sorunları, saldırganlık, hırsızlık, hiperaktivite gibi
psikososyal davranış bozuklukları ortaya çıkmaktadır.
Tüm bu sebeplerden dolayı çocukları yetiştirmekten sorumlu
yetişkinler tarafından herhangi bir koruma, denetleme olmadığı için
ailelerinden kopmuş, 24 Saat sokakta yaşayan, suça bulaşan, tiner, bali gibi
uçucu maddeler kullanan, her türlü cinsel istismara uğrayan, dilenci ve organ
mafyasının eline düşen çocuklar karşımıza çıkmaktadır.
Peki hükümet
yetkilileri toplum açısından ciddi anlamda tehdit niteliği taşıyan, her gün
onlarca çocuğun sokağa düştüğü, organ mafyasının cirit attığı, her köşede
dilencilik yapan çocukların bulunduğu, okul köşelerinde sigara uyuşturucu
satarak çocuklarımızın tehdit edildiği bir ortamda korunmaya, gözetilmeye en
çok ihtiyacı olan, bu çocuklar için neler yapmaktadır bilinmemekte.
Geleceğimiz olan çocukları kurtarmak için ne gibi önlemler
alınmaktadır? Bu işten sorumlu devlet kurumları, işlevleri, şimdiye kadar neler
yaptıkları, kaç çocuğu ne şekilde istihdam ettikleri de bilinmemektedir. Bu
kurumlara sevk edilen çocuklarımıza orada nasıl bir eğitim verilmekte, çocuklar
ne şekilde rehabilite edilmekte cevap bekleyen sorulardır.
Devlet bu çocukların sadece barınma ve gıda ihtiyacını gidermekle
yetinmemelidir. Var olan mevcut yasalar yeniden gözden geçirilmeli, nasıl
uygulandığı takip edilmelidir. Sokakta çalışan, zorla çalıştırılan,
dilendirilen bu çocuklar ayrı ayrı ele alınarak çocukları sokağa düşüren
nedenler ve genel olarak sokak çocuklarının sorunlarının araştırılarak alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi gerekmektedir.
10.- Adana Milletvekili Nevingaye
Erbatur ve 24 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/572)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na
Sokakta yaşayan ve sokağı kullanan, halk arasında "sokak
çocukları" biçiminde isimlendirilen çocukların sorunlarının, sokağa itilme
sebeplerinin araştırılması ve olası çözüm önerilerinin tartışılabilmesi için
TBMM içtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri ve Anayasa'nın 98. maddesi gereğince
bir meclis araştırması açılmasını arz ederim.
1) Nevingaye Erbatur
(Adana)
2) Hulusi Güvel (Adana)
3) Ferit Mevlüt Aslanoğlu
(Malatya)
4) Mehmet Şevki Kulkuloğlu
(Kayseri)
5) Atila Emek
(Antalya)
6) Canan Arıtman
(İzmir)
7) Sacid Yıldız
(İstanbul)
8) Tayfur Süner
(Antalya)
9) Gökhan Durgun
(Hatay)
10) Ali Koçal
(Zonguldak)
11) Turgut Dibek
(Kırklareli)
12) Algan Hacaloğlu
(İstanbul)
13) Ali Rıza Ertemür
(Denizli)
14) Abdulaziz Yazar
(Hatay)
15) Tekin Bingöl
(Ankara)
16) İsa Gök
(Mersin)
17) Durdu Özbolat
(Kahramanmaraş)
18) Ramazan Kerim Özkan
(Burdur)
19) Mevlüt Coşkuner
(Isparta)
20) Ali Rıza Öztürk
(Mersin)
21) Şevket Köse
(Adıyaman)
22) Hüseyin Ünsal
(Amasya)
23) Mehmet Ali Özpolat
(İstanbul)
24) Erol Tınastepe
(Erzincan)
25) Ensar Öğüt (Ardahan)
Gerekçe:
9 Ocak 2010 tarihinde Haliç Köprüsü'nü temizleyen işçilerce ölmek
üzereyken bulunan ve ölümden dönen 5 yaşındaki B.K.nın yaşadığı sıkıntılar
"sokak çocukları" olarak adlandırılan sokağı kullanan, sokakta
yaşayan çocukları tekrar kamuoyu gündemine taşımıştır.
Çocukların büyüklerce sokakta çalışmaya, dilenmeye ya da
hırsızlığa zorlanması bir çocuk hakları ihlalidir. Sokakta para kazanmaya
itilen çocuk okul ve aile ortamından uzak bir yaşama zorlandığı için geleceğe
yönelik gerekli eğitim imkanından da mahrum
kalmaktadır.
Yapılan araştırmalar sadece İstanbul'da yaklaşık 4 bin çocuğun
sokaklarda çalıştırıldığını ya da dilendirildiğini ortaya koymaktadır. Ancak
geçtiğimiz yıl yalnızca 400 çocuk sokaktan kurtarılıp devlet koruması altına
alınabilmiştir.
Meselenin bir diğer boyutu, 5 yaşındaki Bedrettin'in de başına
geldiği gibi, çocukların şiddete karşı korunaksız kalmasıdır. Sokakta yaşayan
çocuklar hem büyüklerinden hem de yine diğer çocuklardan gelebilecek şiddete
karşın korunamamakta, yaşadıkları şiddet türleri de çocukların hem fiziksel hem
ruhsal anlamda yaralanmalarına sebep olmaktadır.
B.K.'nın yaşadığı şiddet başka bir gerçeği daha gözler önüne
sermiştir. Kimi aileler çocuklarını dilendirmek ya da çalıştırmak için bahar
aylarından itibaren İstanbul'a ya da diğer büyük illere gelmektedir. Bu da
çocukların kendi ailelerinde şiddete itilmesi anlamına gelmektedir. 2009 yılı
içerisinde, sokaklarda çalıştıkları belirlenen çocuklara yönelik olarak sadece
İstanbul'da 10 bin 741 yasal işlem yapılmış ancak sadece 400 çocuk devlet
koruması altına alınmıştır. Devlet korumasından yoksun kalan diğer çocukların
halen sokaklarda şiddetin türlü biçimleri ile karşı karşıya kaldığı bir
gerçektir.
Yukarıda değinilen tüm sorunların sebeplerinin ve hem çocuklara
hem de topluma olası etkilerinin araştırılabilmesi için, konunun uzmanlarının,
sivil toplum örgütlerinin ve ilgili kamu görevlilerinin fikir ve önerilerinin
tartışılabilmesi ve çözüm önerilerine dair bir Meclis araştırmasının
açılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
11.- Manisa Milletvekili Ahmet
Orhan ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/573)
21.01.
2010
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,
Anayasamızın 98., İçtüzüğümüzün 104. ve
105. maddeleri gereğince, Ülkemizde var olan ve toplumsal bir sorun olarak gün
geçtikçe büyüyen, istismar edilen çocukların sorunları ve başlangıç nedenleri
ve güvenli bir ortam sağlanması ve toplumla yeniden bütünleşmelerine yardımcı
olacak, alınması gereken önlemlerin ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla
bir Araştırma Komisyonu kurularak konunun tüm boyutlarıyla araştırılmasını
saygılarımızla arz ederiz.
1) Ahmet Orhan (Manisa)
2) Mehmet Şandır (Mersin)
3) Hasan Özdemir (Gaziantep)
4) Hüseyin Yıldız (Antalya)
5) Mustafa Enöz (Manisa)
6) Erkan Akçay (Manisa)
7) Hasan Çalış (Karaman)
8) Mehmet Günal (Antalya)
9) Reşat Doğru (Tokat)
10) Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu)
11) Ahmet Duran Bulut (Balıkesir)
12) Emin Haluk Ayhan (Denizli)
13) Necati Özensoy (Bursa)
14) Recep Taner (Aydın)
15) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)
16) Süleyman Latif Yunusoğlu (Trabzon)
17) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)
18) Murat Özkan (Giresun)
19) Kamil Erdal Sipahi (İzmir)
20) Mustafa Kalaycı (Konya)
21) Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar)
22) Mithat Melen (İstanbul)
23) Akif Akkuş (Mersin)
24) Oktay Vural (İzmir)
Gerekçe:
Sokakta yaşayan ve istismar edilen çocukların yaşamları ülkemizde
gün geçtikçe büyüyen bir hâl içindedir. Bu çocukların yaş grupları 12 ile 19
arasında olup, alt yaş sınırı maalesef gün be gün aşağılara doğru inmektedir.
Sokakta yaşayan çocukların bir kısmı, parçalanmış da olsa
aileleriyle ilişkilerini sürdürürken, yarısından fazlası ekonomik yetersizlik,
ihmal ve parçalanmış aile gibi etkenler nedeniyle sokağa itilen çocuklar,
arkadaş etkisi, aile içi şiddet, aile içi problemler ve üvey ebeveynle çatışma
gibi nedenlerle de sokakta yaşamaya başlıyor. Bahsi geçen nedenler ile birlikte
sokakta yaşamanın bu çocuklar için travmatik hayatın ne başlangıcı ne sonu
olduğu gibi karşılaştıkları diğer bir sorun ise çocukların uçucu maddeler ve
uyuşturucu ile karşılaştığı ve bu korkunç maddelerden kurtuluşlarının olmadığı
bir başlangıç ile tanışıyorlar. Sokakta yaşayan çocukların işledikleri ve
istemeden kullanıldıkları ve karıştıkları suç oranları yükselmektedir.
İstanbul, İzmir, Ankara, Antalya gibi metropol
kentlerin varoşlarında yaşayan, özellikle göç yoluyla gelen ailelerin
çocuklarının risk altında olduğu gerçeklik kazanmıştır. Sosyo-ekonomik düzeyin
düşük olduğu ve çarpık kentleşmenin yoğun yaşandığı gecekondu bölgelerinde
yaşayan ailelerin çocukları bu risk grubu altında yer almaktadır.
Eğitim ve yaşam sosyolojisinin geliştirilmesi, ilerlemesi ve
ailenin kalitesinin yükseltilmesi hâlinde toplum kalitesinin de yükseleceği bir
gerçektir. Sosyal güvenlik alanında yapılacak yeni düzenleme ve genişletmeler
toplum kalitesinin yükselmesi ile birlikte sokakta yaşayan çocuk sayısında
azalmayı da sağlayacaktır.
Çocuk haklarına yönelik bazı ihlallerin azaltılmasında ilerleme
sağlanmakla birlikte, çocuklara yönelik istismar olaylarının yaygınlığı
hakkında henüz elde fazla bilgi bulunmamaktadır. Şiddet ve sömürü tüm dünyada
pek çok çocuğun yaşamındaki katı gerçekler olarak varlığını sürdürmektedir.
Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kız ve erkek çocuk insan
ticareti mağduru olmaktadır, ana-baba ilgisinden yoksundur veya okula
gidebilmek, temel sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için gerekli kayıt
belgelerine sahip değildir. Daha milyonlarca çocuk son derece elverişsiz
koşullarda çalışmaya zorlanırken diğerleri evlerinde, okullarında,
toplumlarında, yerleştirildikleri kurumlarda veya tutukluluk hâlinde şiddete
veya suistimale maruz kalmaktadır. Bu tür olumsuzlukların failleri de çoğu kez
çocukların emanet edildikleri yetişkinlerdir.
Sokaklarda yaşayan ve/veya çalışan çocuk sayısı son dönemde gözle
görülür biçimde artmıştır. Pek çok çocuk, anne-babaları tarafından sokakta
çalışıp aile geçimine destek vermeye zorlanmaktadır. İstismar eden ailelerden
gelen çocukların bazıları kurtuluşu sokaklarda aramaktadırlar. Çocukların çoğu
sokaktayken kötü muameleye, fiziksel ve/veya cinsel istismara, hastalıklara ve
yetersiz beslenmeye maruz kalmakta, madde bağımlısı hâline gelmektedir.
Bu çocuklara güvenli bir ortam sağlanması ve toplumla yeniden
bütünleşmelerine yardımcı olacak becerilerin geliştirilmesi, cinsel istismara
maruz kalanlar, uçucu madde bağımlısı olanlar, sokaklarda çeşitli işler
yapanlar, evlerinden kaçanlar ya da sokağa itilenler gibi farklı gereksinimleri
olan çocuklar için güvenli ve destekleyici ortamlar sağlanması gerekmektedir.
Çocukların sokakta yaşamalarına ve/veya çalışmalarına yol açan
temel nedenlere karşı alınacak önlemlerin ve yukarıda değinmiş olduğumuz nedenlerden
ötürü sorunların, alınacak tedbirlerin ve çözüm önerilerinin, yüce Meclisimizce
tespiti amacı ile Meclis Araştırması açılması yerinde olacaktır.
12.- İstanbul Milletvekili Alev
Dedegil ve 21 milletvekilinin, cinsel istismara maruz kalan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/574)
10
Şubat 2010
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde çocuklara yönelik cinsel suçlarla mücadele
yöntemlerinde, cinsel suç mağduru çocukların korunması uygulamalarında ve
yasalardaki ilgili düzenlemelerde karşılaşılan sorunların araştırılarak tespit
edilmesi ve alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasamızın 98
inci, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri
gereğince Meclis Araştırması açılmasını arz ederiz.
1) Alev Dedegil (İstanbul)
2) Aşkın Asan (Ankara)
3) Kemalettin Aydın (Gümüşhane)
4) Yılmaz Tunç (Bartın)
5) Birnur Şahinoğlu (Samsun)
6) Mehmet Çiçek (Yozgat)
7) Fatma Şahin (Gaziantep)
8) Mustafa Ünal (Karabük)
9) Avni Erdemir (Amasya)
10) Yaşar Eryılmaz (Ağrı)
11) Ülkü Gökalp Güney (Bayburt)
12) Mustafa Cumur (Trabzon)
13) Azize Sibel Gönül (Kocaeli)
14) Dilek Yüksel (Tokat)
15) Nükhet Hotar (İzmir)
16) Hayrettin Çakmak (Bursa)
17) Reha Denemeç (Ankara)
18) Güldal Akşit (İstanbul)
19) Abdülkadir Aksu (İstanbul)
20) Edibe Sözen (İstanbul)
21) Fatoş Gürkan (Adana)
22) Yusuf Coşkun (Bingöl)
Gerekçe:
Kendinden büyük bireylerin, çocuğun fiziksel, gelişimsel ve
psiko-sosyal açıdan iyi olma halini olumsuz yönde etkileyen tutum ve
davranışları çocuğun istismarı olarak değerlendirilmektedir. Çocuk istismarı;
fiziksel, cinsel, duygusal istismar ve ihmal olmak üzere dört ana grupta
incelenmektedir. Bu gruplar içinde bulunan cinsel istismar, istismar tipleri
içerisinde çoğunlukla gizli kalan ve saptaması en zor grubu oluşturmaktadır.
Çocukların cinsel amaçlarla kullanılması, çocuk fahişeliği,
pornografi ve seks turizmi kaygı verici boyutlarda artmakta ve giderek günümüz
dünyasına yayılmaktadır. Dünyada milyonlarca çocuk ve gencin her şekildeki
cinsel istismar kurbanı olduğu ve bunların arasında 5 yaşından küçük çocukların
dahi bulunduğu bildirilmektedir. Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara
Acil Yardım Fonu (UNICEF) tarafından, dünyada milyonlarca çocuğun ya fahişe
olarak çalıştırıldığı ya da porno filmlere malzeme edildiği saptanmıştır.
Cinsel istismara maruz kalan çocukların yaşa göre dağılımları
incelendiğinde; % 30'unun 2-5, % 40'ının 6-10, % 30'unun 11-17 yaş grubunda olduğunu
görülmekte. Bir başka deyişle olguların % 70'ini küçük yaş grubu
oluşturmaktadır. Kız çocukları erkek çocuklardan 3 kat daha sık cinsel
istismara uğramakta ve istismara uğramış erkek çocuklarda ölüm ve yaralanmalar
daha sık görülmektedir. Yurt içi yayınlarda ise kız/erkek oranı birbirine yakın
bulunmuştur. İstismarcılar, % 80 çocuğun tanıdığı biridir ve % 96'sı erkektir.
Çocuğa yönelik cinsel istismar, özellikle son günlerde basında
sıkça yer alan haberler nedeniyle gündemi meşgul etmektedir. Uzmanlar
Türkiye'de çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarının giderek arttığını ve
suç artışının nedenlerinin başında cezaların caydırıcı olmadığını
belirtmektedirler.
Dünya'da yaygın olan suç eyleminin Türkiye'de varlığını ve
azlığını inkar etmek olanaksızdır. Suç tespitlerinin
az bulunması problemin küçük olduğu anlamına gelmez. Cinsel istismara uğramış
çocuklarda, fiziksel yaralanmanın yanısıra hemen hemen hepsinde psikolojik
zararlar meydana gelmektedir ve cinsel istismarın somut hasarları ortadan kalktıktan
sonra bile bu duygusal zedelenme uzun yıllar devam etmektedir.
Cinsel istismar aileyi ve çocuğu ciddi bir şekilde yaralamaktadır.
Toplumun temel direkleri olan aile ve çocukların yaralanması toplumu derinden
sarsar. Cinsel istismar ile ilgili önleyici ve koruyucu tedbirler almak
devletin sorumluluklarındandır.
Ülkemizde çocuklara yönelik cinsel suçlarla mücadele
yöntemlerinde, cinsel suç mağduru çocukların korunması uygulamalarında ve
yasalardaki ilgili düzenlemelerde sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu sorunları
ortadan kaldıracak yeni bir yaklaşıma ve alınması gereken acil tedbirlere
ihtiyaç duyulmaktadır.
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, bilgilerinize sunulmuştur.
Okunan önergeleri de içeren bir Danışma Kurulu önerisini biraz
sonra işleme alacağız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır,
okutup oylarınıza sunacağım:
A)
Tezkereler
(Devam)
2.- İspanya Parlamentosu Dışişleri
Komisyonunun davetine icabetle, Madrid’de düzenlenecek olan “AB Ülkeleri
Dışişleri Komisyonu Başkanları Toplantısına” katılmak üzere Eskişehir
Milletvekili ve Dışişleri Komisyonu Başkanı Hasan Murat Mercan’ın İspanya’ya
resmî ziyarette bulunmasına ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/1096)
12
Şubat 2010
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Murat Mercan, İspanya
Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’nun vaki davetine icabetle, 24-27 Şubat 2010
tarihleri arasında Madrid’de düzenlenecek olan “AB Üye Ülkeleri Dışişleri
Komisyonu Başkanları Toplantısına” katılmak üzere İspanya’ya resmi ziyarette
bulunacaktır.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Murat Mercan’ın Madrid’i
ziyareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında 3620 sayılı Kanun’un 9. maddesi gereğince Genel Kurulun tasviplerine
sunulur.
Mehmet Ali
Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Tezkereyi oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını
arayacağım.
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.26
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.44
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
61’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında
karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi, tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter
sayısını arayacağım:
Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır,
okutup oylarınıza sunacağım.
Buyurun efendim.
VI.- ÖNERİLER
A)
Danışma Kurulu Önerileri
1.- Gündemdeki
sıralama ile Genel Kurulun çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine; (10/90,
190, 210, 235, 312, 433, 438, 466, 474, 496, 531, 539, 558) ve gelen kâğıtlar
listesinde yayımlanan (10/563, 564, 565, 566, 567, 568, 569, 570, 571, 572,
573, 574) esas numaralı Meclis araştırması önergelerinin birleştirilerek
görüşülmesine; 471 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın İç Tüzük’ün 91’inci maddesine
göre temel kanun olarak ve bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin Danışma
Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No: Tarihi:
16.02.2010
Danışma Kurulunun yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel
Kurulun onayına sunulması uygun görülmüştür.
|
Mehmet
Ali Şahin |
|
Türkiye
Büyük Millet Meclisi |
|
Başkanı |
|
Mustafa
Elitaş Hakkı
Suha Okay |
|
Adalet ve
Kalkınma Partisi Cumhuriyet
Halk Partisi |
|
Grubu
Başkanvekili Grubu
Başkanvekili |
|
Mehmet
Şandır Bengi
Yıldız |
|
Milliyetçi
Hareket Partisi Barış
ve Demokrasi Partisi |
|
Grubu
Başkanvekili Grubu
Başkanvekili |
Öneriler:
Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler Kısmında yer alan 471 sıra sayılı kanun tasarısının bu kısmın 10 uncu
sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,
16 Şubat 2010 Salı günü (bugün) Gündemin "Genel
Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair Öngörüşmeler" kısmında yer
alan 10/90, 190, 210, 235, 312, 433, 438, 466, 474, 496, 531, 539, 558 ve bugün
okunarak Genel Kurulun bilgisine sunulan ve Gelen Kâğıtlar Listesinde
yayımlanan 10/563, 564, 565, 566, 567, 568, 569, 570, 571, 572, 573 ve 574 esas
numaralı kaybolan ve kaçırılan çocuklar sorununun araştırılmasına yönelik
Meclis araştırması önergelerinin birleştirilerek görüşülmesi ve görüşmelerin
tamamlanmasına kadar çalışma süresinin uzatılması,
Genel Kurulun; 17 Şubat 2010 Çarşamba günkü birleşiminde 383 Sıra
Sayılı Kanun Tasarısının görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalara devam
edilmesi,
471 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının İç Tüzüğün 91. maddesine göre
Temel Kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle
olması,
Önerilmiştir.
|
471 Sıra Sayılı |
|
Sebze ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı |
|
(1/743) |
|
Bölümler Bölüm maddeleri Bölümdeki |
|
madde sayısı |
|
1.
Bölüm 1-10 10 |
|
2.
Bölüm 11-20 11 |
|
(Geçici
1. madde) |
|
Toplam
madde sayısı 21 |
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, Danışma Kurulu önerisinin
lehinde ilk konuşmacı Kayseri Milletvekili Sayın Ahmet Öksüzkaya. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Buyurun efendim.
AHMET ÖKSÜZKAYA (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Danışma Kurulu önerisinin lehine söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, yaklaşık 7 milyarlık dünya nüfusunun
yarısının on sekiz yaşın altında olduğu görülmektedir. Araştırmalar ve verilere
göre dünya çocuklarının önemli bir kısmının da şiddete maruz kaldığı ve insan
kaçakçılığının milyar dolarlık boyutu düşünülürse bu konunun vahameti daha da
ortaya çıkmaktadır.
Asayiş Daire Başkanlığının kayıtlarına göre Ocak 2010 tarihi
itibarıyla ülke genelinde 1.016’sı kız olmak üzere 1.661 çocuk emniyet
müdürlükleri kayıtlarına kayıp başvurusu olarak kaydedilmiştir. İl bazında
kayıp çocuklarda İstanbul birinci sırada yer almış, son yıllarda Doğu ve
Güneydoğu illerinde artış çok dikkat çekmektedir.
21/9/2009 tarihinde ilimiz
Talas ilçesinde Ramazan Bayramı’nda şeker toplarken kaybolan ve Kayseri Emniyet
Müdürlüğünün bütün aramalarına rağmen hâlâ bulunamayan 3 çocuğumuz bizleri
derinden yaralamış ve Türkiye genelinde konunun vahameti, üzerinde durulması
gerektiğini göstermiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerek fert bazında gerekse
topyekûn bir millet olarak çok dikkatli ve hassas olmamız gereken bir
tehlikeyle karşı karşıyayız. Son yıllardaki çocuk kaçırma ve kaybolma
olaylarındaki artış konunun hassasiyetini bütün gerçekliğiyle ortaya
sermektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son günlerde kayıp
çocuklarda görülen artışın en önemli sebepleri arasında çocukların suç
örgütleri tarafından organ ticareti, uyuşturucu dağıtımı, hırsızlık, fuhuş
ticareti, çocuk ticareti gibi pek çok saiklerden hareketle yapıldığı görülmektedir.
Bu sorun gerçekten ihmal edilmeyecek bir konudur. Bu meselenin çözümü
istikametinde herkes “Bir gün kendi başıma da gelebilir.” düşüncesiyle hareket
etmelidir. Çocuklarımızın sağlıklı ve güvenli bir ortamda yaşamalarının
sağlanması başta biz, devletimizin ve sonra da tüm ailelerin görevidir.
Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan bilgilere göre 15 Ocak 2010
tarihi itibarıyla kaybolan 1.444 çocuktan 803’ünün bulunup ailelerine teslim
edildiği ve hâlen 592 ila 600 civarında çocuğun kaybolduğu belirtilmiştir.
Kaybolma, kaçma veya kaçırılma şeklinde cereyan eden vakalarda çocukların yüzde
18’i macera arayışı, yüzde 17’si iş arama, yüzde 15’i aile içi şiddet, yüzde
14’ü ailenin psikolojik baskısı, yüzde 10’u üvey anne-baba ilişkisi, yüzde 9’u
çocuğa yönelik şiddet nedenleriyle evden kaçma davranışında bulunduklarını
belirtmiştir.
Kayıp çocukların genelde büyük şehirler ve göç alan şehirlerde
olduğuna dikkat çekilmektedir. Türkiye’de en fazla kayıp çocuk sıralamasında
346 çocuk ile İstanbul ilk sırada, 138 çocuk ile İzmir ikinci sırada yer
alırken, bu illeri Balıkesir, Bursa, Ankara, Mardin ve Kocaeli takip
etmektedir.
Kaçan çocukların genelde ebeveyn boşanması, kentleşme gibi
sebeplerden kaynaklandığı, kaçırılanların genelde çocuk ticareti, dilencilik ve
cinsel sömürü gibi nedenlerden kaçırıldığı belirtilmektedir. Dünyada her yıl
2,5 milyon çocuğun kaçırılarak satıldığı ve bunun yarısının da kız çocuğu
olduğu bilgisi, bu konu üzerinde ne kadar hassasiyetle durmamız gerektiğini
göstermektedir. Bu konu ihmale gelmeyecek ve zaman kaybetmeyecek kadar da
önemlidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konunun çözümü için
aileler ve kurumlarımızın yapması gerekenler:
Erken yaştaki evlilikleri önlemek amacıyla ailelere maddi
yardımlarda bulunmak; anne, baba ve çocuklara yönelik aile içi iletişim,
anne-babalık eğitimi, psikiyatri ve psikolog yardımı gibi konularda ilgili
kurumların daha çok çalıştırılması gerekmektedir.
Devlet kurumlarımız, basın aracılığıyla, aileler daha fazla
bilgilendirilmeli ve bilinçlendirilmelidir.
Emniyet güçlerimiz kalabalık yerlerde daha yoğun çalışmalı ve
bunun için gerekli maddi imkânlar sağlanmalıdır.
Çocuklarımızın uzun süre ve kontrolsüz, İnternet salonlarında
kalmaları engellenmelidir.
Yardıma muhtaç ailelere yardımlar gecikmeden verilmelidir.
Okullarımızda konuyla ilgili sık sık eğitimler ve seminerler
düzenlenmelidir.
Son yıllarda, maalesef, ülkemizde de kayıp çocuklarla ilgili
haberlerde artış gözlenmektedir. Bu durum aileler ve çocuklarımız üzerinde çok
olumsuz etkiler de yapmaktadır, vatandaşımızı endişe ve üzüntüye sevk
etmektedir.
Bu konunun hassasiyeti ve önemine binaen, AK PARTİ Grubumuz, kayıp
çocuklarla ilgili araştırma komisyonu kurulması önergesini vermiştir. Artık
devletimizin bütün kurum ve kuruluşları, güvenlik güçleri, medya organlarımız,
eğitim kurumları harekete geçmeli, üzerlerine düşen görevleri daha titiz bir
şekilde yapmalıdır.
Grubumuzun önergesiyle kurulacak araştırma komisyonunun
çalışmaları sonucunda, konu bütün detaylarıyla alınacak ve tüm kurumların mevcut
bilgilerinin toparlanması yanında, yeniden neler yapılabileceği konusunda
çalışmalar yapılması için harekete geçirilmesi sağlanacaktır.
Sayın Başkan ve değerli milletvekilleri; elbette ki bu mesele
ihmale gelmeyecek ve ertelenemeyecek bir meseledir. Yüce Meclisimizin bu konuyu
bütün yönleriyle incelemesi, alınması gereken tedbirleri tespit ederek, kayıp
çocukların bir an önce bulunması için neler yapılması gerekiyorsa yapmanın
zamanı gelmiştir.
Bundan dolayıdır ki verilen önergeyle kurulacak olan kayıp
çocuklarla ilgili araştırma komisyonunun konunun çözümü istikametinde çok
önemli görev ifa edeceğini vurgulamak istiyor, komisyonun hayırlı olmasını
diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öksüzkaya.
Aleyhte Tayfun İçli, Eskişehir Milletvekili.
Sayın İçli, buyurun efendim.
H. TAYFUN İÇLİ (Eskişehir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; sizleri
saygıyla selamlıyorum.
Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz aldım değerli
arkadaşlarım.
Değerli arkadaşlarım, bir ülkede keyfîlik bir devlet yönetim
biçimi hâline gelmişse, keyfîlik yasama, yargı ve yürütme organlarında olağan
bir davranış ve yönetim şekli olarak kabul ediliyorsa o ülkede demokrasiden söz
etmek mümkün değildir.
Değerli arkadaşlarım, Danışma Kurulu önerisiyle 471 sayılı Sebze
ve Meyve Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın bir temel kanun
olarak görüşülmesi önerilmektedir. Son aylarda artık, on maddelik, on beş maddelik,
yirmi maddelik kanun tasarı ve tekliflerinin bir temel kanun olarak
görüşüldüğünü ve bunun bir alışkanlık hâline geldiğini görmekteyiz.
Değerli arkadaşlarım, İç Tüzük’ümüzün 91’inci maddesine göre,
hangi kanun tasarılarının temel kanun olarak görüşüleceği çok net olarak ifade
edilmektedir. Bir kanun tasarısının veya teklifinin temel kanun olarak
görüşülmesi Türkiye Büyük Millet Meclisinde istisnai bir olaydır ancak bu
istisnai olay artık bir temel kural hâline gelmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı iki bölüm hâlinde
görüşülecek, yirmi bir madde, yürürlük, yürütme maddesini çıkartırsanız on
dokuz madde.
Hukuk fakültelerinde bir kanunun lafzı ve ruhundan söz edilir.
Lafzı kelime anlamıdır ruhu ise yasa koyucunun, Türkiye Büyük Millet Meclisindeki
milletvekillerinin o kanundan neyi amaçladığının, neyi meram ettiğinin
tutanaklara geçmesidir. Uygulamada savcılarımız, yargıçlarımız, avukatlarımız
ve bürokrasimiz yasa koyucunun bu kanunda neyi amaçladığını, ruhunu öğrenmek
isterler ama bir kanunu, siz, eğer, temel kanun olarak görüşür ve bunu iki
bölüm hâline ayırırsanız maddeler hakkında o kanunun ruhuyla ilgili görüşmeleri
ifade etmek mümkün değildir. Böyle bir çalışma kanun yapma tekniğine uygun
değildir. Bu nedenle yasama organındaki bu keyfîlik artık dayanılmaz boyutlara
gelmiştir.
Değerli arkadaşlarım, bu, yasama organındaki keyfîliğin sadece bir
örneğidir. Peki, bu keyfîlik sadece yasama organında mı vardır? Değerli
arkadaşlarım, son günlerde ibretle izlemekteyiz, sadece yasama organında
keyfîlik yoktur, yargı organında artık dayanılmaz boyutlara gelen keyfîliklerle
karşı karşıya kalmaktayız. İşte geçen gün -hatta bugün gazetelerde de var- bir
tutuklunun Habur’daki soruşturmayla, yargılama süreciyle ilgili birtakım
ifadelerine rastlamaktayız. Habur’da, hepimizin bildiği gibi, PKK terör örgütü
mensupları geldiğinde devletin İçişleri Bakanının müsteşarının, üst düzey
bürokratların “çadır” diye tabir edilecek bir mahkeme sürecine nasıl müdahale
ettiklerini hep burada görüyoruz değerli arkadaşlarım.
Bu inkâr yoluna da gidilebilir ama bugün, Cumhuriyet Halk Partisi
Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal, mahkeme tutanaklarından bu ifadeleri okumak
suretiyle de bunun gün ışığına çıkmasına katkı sağlamıştır.
Değerli arkadaşlarım, yargıdaki keyfîlik sadece Habur’daki
keyfîlik değildir yani bölücü terör örgütü mensuplarına özel mahkemeyi bir
tarafa bırakın, Silivri’de sürdürülen yargılamada da keyfîliği çok net olarak
görmektesiniz ama bugün İnternet sitelerine düşen bir haber, gerçekten de
yargıdaki keyfîliğin hangi boyutlara kadar uzandığını net olarak ortaya
koymaktadır. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısının makam odası ve evi aranmaktadır
değerli arkadaşlarım, Başsavcının evi ve makam odası aranmaktadır!
Değerli arkadaşlarım, birinci sınıfa ayrılmış bir savcı hakkında
ne şekilde kovuşturma ve soruşturma yapılacağı Anayasa’nın 144’üncü maddesinde
belirtildiği gibi, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda da net olarak
ifade edilmektedir. Bakın, değerli arkadaşlarım, bu 2802 sayılı Yasa’nın
88’inci maddesinde savcılar hakkında, yargıçlar hakkında “Ağır ceza
mahkemesinin görevine giren suçüstü hâller dışında suç işlediği ileri sürülen
hâkim ve savcılar yakalanamaz, üzerleri ve konutları aranamaz, sorguya
çekilemez.” Çok net ifadedir değerli arkadaşlarım bu ifade. Anayasa’nın 83’üncü
maddesinde milletvekilliği dokunulmazlığı hakkında da aynı hükümler vardır.
Eğer, siz bir Erzincan Başsavcısı hakkında bir yakalama kararı, gözaltı kararı,
evini arıyorsanız ve göreviyle ilgili makam odasını arıyorsanız, bu işte artık
keyfîlik vardır, bu işte artık Erzurum’daki Başsavcının yorum hatasının çok çok
üzerine gidilmiştir. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 250’nci maddesi kapsamında
bir soruşturma değildir değerli arkadaşlar. Bu, açıkça bir keyfîliktir. Bu,
yargıya gözdağı vermenin ötesinde çok daha vahim bir olaydır. Yarın öbür gün, unutmayın, herhangi bir özel yetkili cumhuriyet
başsavcısı, milletvekilliği dokunulmazlığı hakkındaki 83’üncü maddeyle -ki
88’inci maddeyle aynı kapsamdadır- herhangi bir milletvekili hakkında,
dokunulmazlığı olmasına rağmen -dönemsel olarak, bugünü düşünmeyin, hukuk
kurallarını sadece bugünü düşünerek yorumlayamazsınız- gelecekte bir
milletvekili bir savcının yorumuyla yaka paça gözaltına alınıp evi aranabilir,
Meclisteki odası aranabilir. Bunu tarihe not düşmek açısından
söylemekteyim.
HÜSNÜ TUNA (Konya) – Geçmişte…
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) –
Açıkça söylüyorum, hiç geçmişi filan savunacak şeyiniz yok.
Savcılar Anayasa ve yasalara uymakla yükümlüdür. Bir savcıyı,
başsavcıları dinlemek, öyle İstanbul Başsavcısını, Ankara Başsavcısını… “Benden
olan savcı, benden olmayan savcı.” gibi yaklaşırsanız, yarın öbür gün, başka
savcılar da “benden olan, olmayan” diye, milletvekili olmanıza rağmen,
düşüncenizi ifade etmiş olmanıza rağmen, sizi yaka paça alır, götürür.
Başka bir keyfîlik de söz konusu. Bakın, geçtiğimiz günlerde
Anayasa Mahkemesi, Anayasa’mızın 145’inci maddesine aykırı bir düzenlemeyi,
gece yarısı önergesiyle yapılan düzenlemeyi iptal etti. Peki, değerli
arkadaşlarım, bugün gazetelerde okuyorum, bakın, Sayın Savcı basın mensuplarını
odasına çağırmak suretiyle, bir nevi basın toplantısı yapmak suretiyle, 3. Ordu
Komutanı hakkında “İfadeye gelmezse gereken işlemler yapılacaktır.” şeklinde
açıklamalarda bulunmaktadır. 3. Ordu Komutanı orgeneral rütbesindedir, hâlâ
muvazzaftır, görevdedir. Anayasa Mahkemesinin kararı ortadadır. Yine, biraz
evvel, İnternet’te İzmir’de 2 generalin ifadesinin alınacağına dair birtakım
haberler vardı. Bu kişiler suçludur, suçsuzdur; ben onun orasında değilim, ben
hukuk devletinin gereklerini anlatmaya çalışıyorum. Eğer Anayasa Mahkemesi gece
yarısı önergesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ilişkin bir karar verdiyse, özel
yetkili cumhuriyet savcıları Anayasa’nın ve yasanın hükümlerinin gereğini
yerine getirmekle yükümlüdür. Keyfî olarak “Ben askeri de yargılarım, suç
işlemiştir.” mantığıyla, keyfî bir şekilde yasa maddesini kendine göre
yorumlayıp Anayasa’ya ve yasalara aykırı işlem yaparsa bu, hukuk devleti
ilkesiyle bağdaşmaz. Bu, demokrasi için çok vahim bir olaydır değerli
arkadaşlarım. Bunları lütfen dikkate alalım. Burası yüce Parlamentodur,
yasa yapar, anayasa yapar ama kendi yaptığı anayasa ve yasalara eğer birileri
uymaz, keyfî bir şekilde davranırsa, buna, bu kişilere de yasama organının
sessiz kalmaması gerekir. Bunlara çok örnek verilebilir.
Değerli arkadaşlarım, yürütmenin keyfîliğinden de söz etmek lazım.
Bakın, yürütme… Birtakım savcılar hakkında yasaya aykırı işlem yapıldığı için
iddialar var ama Adalet Bakanlığımız -yürütme organı- keyfî olarak bu savcılar
hakkında soruşturma izni vermemektedir. Soruşturma iznini vermeyi bırakın,
birtakım himayelerden söz edilmektedir. Bu da çok vahimdir. Adalet Bakanı
hiçbir savcı ve yargıcı himaye edemez. Eğer “yasa” diyorsak,
“yargı bağımsızlığı” diyorsak, aynı, diğer kişilere yaptığı soruşturmayı nasıl
yapıyorsa o savcılar hakkında da soruşturma ve kovuşturma yapılabilmelidir,
suçsuzsa da aklanabilmelidir ama şimdi öylesine özel yetkili savcılarımız var
ki artık yasama organından da çok daha farklı, geniş yetkilerle donatılmıştır,
artık özel yetkili savcılar ve mahkemeler, kaldırdığımız, kaldırmakla
övündüğümüz devlet güvenlik mahkemelerinden çok daha antidemokratik
uygulamalara imza atmaktadırlar.
Değerli arkadaşlarım, yani eğer yürütme organı bu keyfîliğe sessiz
kalıyorsa çok vahimdir, yani Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu devre dışı
bırakılmaktadır.
Yeri gelmişken bir keyfîlikten daha söz etmek istemekteyim. Bu da
devletin başı Sayın Cumhurbaşkanının keyfî tutumlarıyla ilgili. Geçtiğimiz
haftalarda söz alamadım ama bunu da ifade etmekte yarar görüyorum.
Eskişehir Milletvekiliyim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın İçli, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun efendim.
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Tamamlayacağım Sayın Başkanım.
İlimin iki üniversitesinde iki rektör seçimi yapıldı. Bir
hanımefendi, Profesör Doktor Gaye Usluer, en yakın erkek rakipleri -gazete
haberleri böyle- fark atmış olmasına rağmen ikinci sıradaki arkadaşımız rektör
seçildi, üniversitedeki arkadaşlarının, öğretim görevlilerinin iradeleri hiçe
sayıldı.
ABDULLAH ÇALIŞKAN (Kırşehir) – Sezer zamanında da öyle olmadı mı?
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Yine, Anadolu Üniversitesinde Fevzi
Sürmeli, 334 oy almasına karşın 96 oy olan üçüncü adayı Sayın Cumhurbaşkanı
seçti.
Bu örnekleri uzatabilirsiniz değerli arkadaşlarım ama… Sayın
Cumhurbaşkanı Hindistan’daydı, yeni geldi. Gandhi’nin mezarını ziyaret eden
devlet adamlarına yedi ölümcül günah listesinden de verirler. Sayın Başbakana
da vermişler bunu. Bakın, ilkesiz siyaset, emeksiz zenginlik, vicdansız haz,
niteliksiz bilgi, ahlaksız ticaret, insaniyetsiz bilim, özverisiz ibadet; yedi
ölümcül günah listesi ama daha vahim, yani başka bir örnek vereyim ben size:
“Bir saat adaletle hükmetmek bir sene ibadet etmekten…”
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – “…daha hayırlıdır.” der hadisi şerif.
Bunun da altını çizeyim.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – DSP Hükûmeti zamanında neredeydin?
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Laf attınız, onu da söylüyorum:
Suiörnek, örnek değildir.
BAŞKAN – Sayın İçli, teşekkür ediyorum.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Ahmet Necdet zamanında siz hükûmettiniz, 1
oyla o zaman rektör oldu.
BAŞKAN – Sayın Özkan...
Evet, arkadaşlar, lütfen, karşılıklı konuşmayalım.
Sayın İçli, buyurun efendim.
H. TAYFUN İÇLİ (Devamla) – Başkalarının kötü örneğini
uygulamalarınızda hiçbir zaman yapamazsınız.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – O zaman da milletvekiliydin DSP’den, sesin
çıkmıyordu. Bakanlık yaptın o zaman. Çifte standart!
BAŞKAN – Lehte, Sayın Hasan Macit, İstanbul Milletvekili.
Sayın Macit, buyurun efendim.
HASAN MACİT (İstanbul) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
Danışma Kurulu önerisinin lehinde söz aldım. Şahsım ve Demokratik Sol Parti
adına yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
Bu hafta, Danışma Kurulu önerisi, gerçekten, Meclisin verimli
çalışması veya kamuoyunun vicdanını sızlatan kayıp çocuklarla ilgili bir
komisyon kurulması için ortak bir öneriyle karşımıza geldi. Gerçekten, bu
komisyonun kurulmasıyla ilgili kamuoyunda gözlerin Meclise çevrildiği bir anda,
grup başkan vekillerimiz hayırlı bir iş yapmışlardır. O nedenle, bu komisyonun
ivedilikle kurularak, komisyonun sonuçlarının veyahut da olumlu olarak,
çocuklarla ilgili güzel haberler duyuracak, kayıp çocukların bulunmasıyla
ilgili katkı sağlayacak olan bir çalışmanın burada yolunun açılması gerçekten
önemlidir, hayırlıdır. İnşallah, komisyonumuz kısa süre içerisinde kamuoyunun
beklentilerine cevap verecek kararları alır ve çalışmayı yapar. Bu komisyonun
kurulmasıyla ilgili olumlu ve lehindeyiz.
Yalnız, temel kanun olarak gelen bir kanunumuz da yirmi maddelik
bir kanundur. Aslında, bunun temel kanun olarak gelmesi çok önemli veyahut da
çok zaman kaybedecek bir olgu değildir. Ne yazık ki uzun süredir, on maddeyi
aşan kanunların temel kanun olarak getirilmesi bir gelenek hâline geldi. Bu
yanlıştır, sakıncalıdır. Kanunların daha detaylı bir şekilde tartışılması,
enine boyuna tartışılması ve doğru kararların alınmasıyla sağlanabilir. Kısa,
tartışmadan kaçırılan ve kısa sürede çıkarılan kanunlara bakıyoruz, altı ay
sonra sıkıntılarla karşılaşılıyor, yeni bir kanunla, yeni bir teklifle
Meclisimiz karşı karşıya gelebiliyor. O nedenle, olabildiğince kanunların
detaylı bir şekilde görüşülmesi, temel kanun olarak alınmaması dileğimizdir.
Değerli arkadaşlar, bu vesileyle son günlerde kamuoyunun gene
vicdanını sızlatan, kamuoyunu inciten birtakım kamu görevlileriyle ilgili
düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın Başbakan “İktidar olduktan
sonra vücut dilimizle çalışacak ekip kurmak istiyoruz, vücut dilimizle
çalışacak memurlarla çalışacağız.” gibi bir söylemde bulunmuştu. Gerçekten
sekiz yılı içerisine alan bir süreç içerisinde, bugünkü iktidarla vücut dili
içerisinde konuşabilen, çalışabilen birçok kamu görevlisi son zamanlarda
beyanatlarıyla, sözleriyle kamuoyunda âdeta kendilerini kanıtlamış durumdadır.
Geçen gün, Sayın Başbakanın yeğeniyle ilgili bir operasyon
noktasında, Sayın Başbakana bir güvenlik yetkilimiz, emniyet yetkilimiz “Ne
yapalım?” diye soru soruyor. Sayın Başbakan olumlu, güzel bir yanıt veriyor,
“Ne gerekiyorsa yapın.” diyor. Doğru, o yapılması gerekir. Sayın Başbakanın
verdiği yanıtta değil, soru soran kamu görevlisinde bir şey aramak lazım. Kamu
görevlisi bu cesareti nereden alıyor? Gerçekten suçlu ise -tabii, yargılanıp
hüküm giymediği sürece “suçlu” denmesi mümkün değil- o anki bir operasyonla, o
anki bir olayla ilgili gözaltına alınması gerekiyorsa bir üst yetkiliden
“Alalım mı almayalım mı?” şekliyle bir icazet alma yolunu seçmiş olması
gerçekten anlamlıdır. Bunun yapılmaması gerekir. Hukuk devletinde bu tür
olaylar gündeme gelmez, gelmemelidir. Türkiye aşiret devleti değildir. Türkiye
krallık ve padişahlıkla yönetilmez, yönetilmiyor. Türkiye Cumhuriyeti hukuk
devleti çerçevesinde işlevini sürdürmektedir. O nedenle, kamu görevlisi
arkadaşlarımızın ve özellikle emniyet yetkililerimizin bu anlamdaki bundan
sonraki yapacağı uygulamalarda, hiç kimseden icazet almadan, hiç kimseden
talimat almadan, hiç kimseye danışmadan görevlerini yerine getirmesi gerekir.
Eğer icazet almaya, talimat almaya yönelik bir uygulama içerisinde olurlarsa
bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti ilkesine halel getirir, yakışık
almaz.
Bir diğer konu: Değerli milletvekili arkadaşlarım, geçen hafta
Elâzığ Valisinin söylemiş olduğu sözler gerçekten kamu vicdanını rahatsız
etmiştir. Bir Vali çıkıyor, diyor ki: “Amerika Birleşik Devletleri Başkanının
karşısında 1 milyon için hazır duran değil ‘One munite!’ diyen Başbakan
istiyorum.” Devamında şunu söylüyor: “Müftü Bey yok, ben de ortalığı boş
buldum, biraz yeşil gidiyoruz.”
Sayın Vali, Amerika Birleşik Devletleri Başkanının karşısında
hazır ol vaziyetinde duran Başbakan kimdir, 1 milyon için hazır duran Başbakan
kimdir, bunu açıklasın. Yoksa, geçmiş başbakanları,
geçmiş kamu görevlilerini, bugün görevde olan kamu görevlileri suçlamaya
kalkarsa ve bunun önü açılırsa yarın ne olacağını, yarın hangi suçlamalarla
geçmişte yöneticilik yapanların suçlanacağını bilemeyiz, kestiremeyiz. Bu
görevler, bu makamlar gelip geçicidir. Bir gün bugünkü Başbakan da “eski
Başbakan” olacaktır ve “eski Başbakan” olduğu dönemde bir vali çıkarsa, bununla
ilgili ağır suçlamalarda bulunursa, o zaman, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık
makamına yakışır mı? Bu makam hak ediyor mu?
Değerli milletvekili arkadaşlarım, yürütmenin değerli üyeleri; bu
Valinin, hiçbir gerekçe bırakmadan derhâl görevlerinden alınmasını istiyoruz.
“Efendim, soruşturma açtık.” Açılan soruşturmaların sonuçlarını biliyoruz.
Soruşturmalar açılıyor, sonuçta hiçbir uygulama ve işlemle karşı karşıya
kalmadan, bunu söyleyen, bu şekilde hareket eden kamu görevlileri görevlerine
devam ediyor, haksızlığı, hukuksuzluğu uygulamaya devam ediyor, densiz
açıklamalarını yapmaya devam ediyor. Bu nedenle bu kamu görevlisinin derhâl ama
derhâl görevden alınmasını istiyoruz. Bu kamu görevlisi kendisini biliyorsa
istifa eder, istifa etmiyorsa yürütme bunu görevden alır. Kraldan çok kralcı
geçinenler, yarın “Kral öldü, yaşasın yeni kral!” diyebilir ve yarın yeni kral
geldiğinde önceki kral için söyleyeceklerini burada söylemek mümkün değil. O
nedenle bugün başkalarının başına gelen, bugün yanlış açıklamalarla kamuoyunu
meşgul eden bu kamu görevlileri hakkında gerekli işlemin yapılmasını istiyoruz.
Değerli milletvekili arkadaşlar, her suçun hukukta karşılığı
yoktur. Bazı suçlar vardır ki hukuk karşısında herhangi bir yaptırımı yoktur
ama vicdanlarda suçlu olur, vicdanlarda yargılanır, gerek insanların, fertlerin
vicdanlarında gerekse toplumun vicdanında yargılanır.
Biraz önceki söylediğim, vücut diliyle ilgili Elâzığ Valisi ve
Yüksek Seçim Kurulu kararlarını uygulamayan bugünün Giresun Valisi, dünün
Tunceli Valisi. Bu Vali hukuk karşısında ceza almıştır ve ceza almasının bir
maddesi de memuriyetten mendir ama bugün görevine devam ediyor. İşlediği suçun
karşılığı memuriyetten men olan bir valinin, ilerideki uygulamalarla
memuriyetten men olabilecek suçları işlemeyeceğini kim garanti edebilir ve
böyle, hukuk karşısında yargılanmış bir insanın Türkiye Cumhuriyeti devletini
temsilen bir ilde vali olması doğru mudur?
Belki hukuk açısından, yargılama esasları açısından bu Valinin
cezası ertelenmiştir, belki bir süre sonra aynı suçu tekrar etmediği zaman
silinecektir ama bizim vicdanımızda, kamuoyunun vicdanında bu Vali, valilik
yapmamasıyla ilgili yargılanmıştır ve hüküm giymiştir. Bu nedenle, bu Valinin
de derhâl görevinden alınması gerekir.
Değerli arkadaşlar, altı yıl önce söylenen, vücut dilinden anlayan
sayın valiler bir bir ortaya çıkmaya başladı ve sayın kamu görevlileri bir bir
ortaya çıkmaya başladı. Duyarlı olunması gerekiyor. Bugün başkalarına, yarın
size yapılır bu hareketler. Bugün yapılan bir deprem, yarın daha şiddetli bir
depremle karşı karşıya gelir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Macit, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
HASAN MACİT (Devamla) – Teşekkür ederim Başkan.
O nedenle, yürütmenin, bu tür uygulamalarda, kamuoyunun vicdanını
rahatsız eden bu tür olaylarda duyarsız kalmayacağını ümit ediyorum ve gereğini
yapacağını ümit ediyorum. Eğer yürütme bugün bunlarla ilgili gereğini yapmaz
ise bunun hem biz peşinde olacağız hem kamuoyu peşinde olacak hem de yarın siz
buralardan gittiğiniz zaman sizlerle ilgili daha kötü açıklamalar, daha fazla
eleştiriler, daha küçük düşürücü sözler sizlere sarf edilirse siz de hak etmiş
olursunuz!
Hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
MEHMET DANİŞ (Çanakkale) – Yaparsak bir şey, söylersiniz.
HASAN MACİT (İstanbul) – Onu mu savunuyorsun Sayın Milletvekili?
MURAT YILDIRIM (Çorum) – Onu savunacak. Seni mi savunacak?
BAŞKAN – Arkadaşlarım, lütfen…
Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde Tunceli Milletvekili Sayın
Kamer Genç, buyurun efendim.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Danışma Kurulu önerisinin aleyhinde söz almış bulunuyorum. Hepinize saygılar
sunuyorum.
Danışma Kurulunda çalışmayla ilgili bir şey getiriliyor, kayıp
çocuklarla ilgili araştırma önergeleri. Zaten hepimizin
istediği bir konu. Burada, tabii, aleyhinde olduğumuz, yirmi maddelik
bir kanunun burada temel kanun olarak görüşülmesi. Artık Türkiye Büyük Millet
Meclisinin yetkisi ortadan kaldırılmıştır. AKP İktidarı Türkiye Büyük Millet
Meclisinde meselelerin konuşulmasını istemiyor. Milletvekilleri çıkıp da güncel
olayları dile getirmekten çok hırpalandığı için, bu hırpalanmanın önüne geçmek
için burada sesimizi kısmaya çalışıyorlar. Cuma günü Mersin’den 3 tane avukat
arkadaş geldi, “Yahu Kamer Bey, biz seni merak ettik. Hiç kürsüye çıkıp
konuşmuyorsun. Acaba hasta mısın?” falan dediler. Dedim: Kardeş, AKP’liler
bırakmıyorlar biz konuşalım, ne yapalım. Niye konuşturmuyorlar?
Şimdi değerli milletvekilleri, bakın, kayıp çocuklar önemli bir
olay tabii ama… Bakın, bu memleket bizim, bu Türkiye Cumhuriyeti devleti
hepimizin. Yani o televizyonlarda, o çocukların güvenlik kuvvetlerine taş
atması, molotofkokteyli atması hoş bir manzara mıdır? Bakın, bu Anadolu
toprağı, birçok milleti üzerinde barındıran bir topraktır. Bu Anadolu toprağı, bu
toprağın hakkını vermeyen insanları üzerinde yaşatmamıştır. Onun için hepimiz
bu memleketin topraklarına sahip çıkalım, burasını öz vatanımız olarak kabul
edelim. Evvela herkes görevini yapmalıdır, hukuka saygılı olmalıdır, hukukun
gereğini yerine getirmelidir. Bu memlekette düzenin sağlanması için kendine
düşen görevi yapmalıdır. Bu hepimizin görevi, birilerinin görevi değil. Şimdi,
günah değil mi oradaki o polisin, o askerin üzerine o şeyler atılıyor? Ve ondan
sonra da yani bu Meclis susuyor burada.
Şimdi, değerli milletvekilleri, Parlamentonun bir görevi var.
Şimdi, ben o taş atan çocukların da velilerinden özellikle rica ediyorum:
Bakın, belki o çocuklarınız bunu kavramıyor ama bu memleket bizim. Bu
memleketimizde birbirimize düşmanlık yaratarak bir yere varamayız, varırsak
birileri gelip de bu toprakları alırlar bizim elimizden çünkü bu topraklarda
devamlı olarak yaşabilmemiz için bu memleketin birlikte hareket etmesi lazım,
birbirimize düşman olmamamız lazım.
SONER AKSOY (Kütahya) – Kendine söyle.
KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi oradan birisi bana laf atıyor.
Geçen hafta Amerika’nın Türk askerinin başına çuval geçiren adamı geldi
buraya. Bu, bir devlet için en ağır hakarettir, bir millet için en ağır
hakarettir. Şimdi, AKP buna ses çıkarmadı. Ben bunu iki şekilde yorumladım.
Birincisi dedim ki: Ya AKP’liler “Yahu şu Türk askerleri bize karşı, bunların
başına çuval geçirin.” dedi veyahut da AKP’lilerin o kadar sırlarını bu Amerika
biliyor ki “Sıkıysa bir şey söyle! Bak seni perişan ederim.” diyor. Yani bu iki
alternatif dışında bir şey konuşamazsınız. Yani bir memleketin ordusunun başına
çuval geçireceksin, o ondan sonra gelecek, sen onu başının üzerinde
taşıyacaksın, getireceksin, ziyafetler vereceksin, bakanların karşısında
oturtacaksınız. Bu, müstemleke bir memlekete yapılmaz. Bu niye bize yapılıyor?
İşte içimizde birlik olmadığı için, bütünlük olmadığı için, birbirimizin içinde
ikilik olduğu için, birileri çıkıp da işte bu memleketin vatandaşlığının
gerektirdiği hassasiyet, vatanseverlik duyguları içinde hareket etmediği için
bunu yapıyor.
Şimdi, değerli milletvekilleri, bakın -bugün Tayfun İçli
arkadaşımız da söyledi- Erzurum Savcısı, tutuyor Erzincan Başsavcısı hakkında
soruşturma açıyor. Neden dolayı açıyor? Efendim, Erzincan Savcısı, Nakşibendi tarikatının İsmailağa cemaatiyle ilgili bir
soruşturma yapmış. Kendisinin hakkında bilgiler var. Birileri çıkıyor,
Amerika’dan telefon açıyor buna, “Yahu, bu silahlı örgüttür, böyle bir şey
yok.” diyor.
Şimdi, Erzincan Savcısı, Erzurum Savcısı hakkında da Adalet
Bakanlığına ihbarda bulunuyor, “Bu benim hakkımda iftira atıyor, yanlış yere
görevime müdahale ediyor.” diyor. Adalet Bakanı, maşallah yerinde uyuyor ve
Savcı, bugün evinde, iş yerinde, Hâkimler ve Savcılar Kurulu kararına aykırı
arama yapıyor. Peki, burada böyle hukuk ayak altına
alınacak mı?
Valiler konusunu da söylediler. Urfa’da üç dört tane vatandaş bana
telefon ediyor “Yahu, Kamer Bey, bu Urfa Valisi her cuma namazına gittiği zaman
camilerde anons ediliyor.” diyor. Bir anons bütün camilerde: “Sayın Valimiz
aramızda.”
Yahu, şimdi, Vali Bey, sen cuma namazına gidiyorsan bu
senin görevin. Yani bunu anons yapmanın gereği
var mı? Tunceli Valisi olup da Giresun’a giden vali. O
kadar keyfîlikleri var ki, o kadar devlet kaynaklarını kötü kullanmış ki! Bir
soruşturma açın. Tayyip Bey diyor ki: “Ben valimi yedirtmem.” Yahu ama işte
yargı karar verdi. Hadi bakalım, yedirtecek misin, yedirtmeyecek misin hukuka
rağmen keyfîliklere rağmen. Yani bu devletin valileri bu kadar keyfî hareket
ederken siz orada tutunca sanki devlet mi bir şey kazanacak? Ne olacak?
Başkaları diyecek ki: “Kardeşim, ben devlete hizmet edeceğime işte birilerine
hizmet ederim, ondan sonra istediğim şeyi yaparım.”
Şimdi, değerli milletvekilleri, o kadar Türkiye keyfî hareket
ediyor ki. Şimdi, dün bir televizyon kanalında verdi, Tayyip Erdoğan ile Mehmet
Ali Talat telefon konuşması yapıyorlar. Bu telefon konuşmasında Tayyip Bey
diyor ki kendisine: “O Rauf Denktaş’ı bitir.” O da diyor ki: “Tamam bitireceğim
efendim, bitireceğim, siz hiç merak etmeyin.” Şimdi, bu konuşmayı Aydınlık
dergisi veriyor, Aydınlık dergisinin 2 muhabiri veriyor, bu arkadaşlar hemen
içeri alınıyor ama bizim Seçim Kurulu… Bakın, bu Vali o buzdolabı, çamaşır
makinesini dağıtınca Tunceli Başsavcısı ile Yüksek Seçim Kurulu Başkanı
telefonla konuşuyorlar. Ertesi gün Fatih Çekirge bunu kendi köşesinde yazdı.
Ben de o sırada Tunceli’deydim. Dedim ki “Yahu, nasıl oldu Sayın Başsavcı?
Tesadüfen…” “Vallahi” dedi “Ne ben…” Yüksek Seçim Kurulu Başkanına da telefon
ettim, bize çıkmadı.
Şimdi, eğer içeriye alıyorsanız… Yani bakın, orada Tayyip Bey’le
Mehmet Ali Talat hakkında yapılan konuşmayı verdi diye basın mensuplarını içeri
alıyorsunuz ama bu memlekette en mahrem sırları açıklayan öteki yandaş medyaya
hiçbir şey demiyorsunuz. Yani o kadar basının ahlakını bozdunuz ki, o kadar
yandaş insanlar çıktı ki bunların büyük bir kesiminde ne ahlak kaldı ne utanma
kaldı ne ar kaldı. Tamamen bugünkü iktidara âdeta köle olmuşlar. Görüyorsunuz,
o televizyonlara çıkıyorlar. Yahu, Allah’ım, bu kadar yağcılık, bu kadar
iğrençlik, bu kadar kişiliksizlik olur mu? Bu memlekette bu kadar ahlaksız bir
basınla -yani hepsi için demiyorum tabii- bir yere gidilir mi?
Değerli arkadaşlarım, bakın, bunları şiddetle yenilememiz lazım.
Şimdi, Türkiye’de o kadar büyük sıkıntılar yaratan bir AKP İktidarı var ki
ekonomiyi yok etti. Şimdi, arkadaşlar, bir yerde üretim olmazsa, bir yerde… Bu
Türkiye Cumhuriyeti devleti nasıl kalkındı? 1920’lerde kurulduğu gün ortada bir
şey yoktu, bir toplu iğne yoktu ama insanlar ne yaptı? KİT’ler kurdular,
fabrikalar kurdular, ondan sonra da üretim yaptılar, dünyanın sayılı zengin
ülkesi hâline geldiler. Şimdi ne yapıyoruz? Efendim, duble
yol yapmışız. Yahu duble yol yap da ama önce üretim
kardeşim, önce üretim! Şimdi, bir memlekette insanlar üretmezse, tarımı yok
ederse… Sen pancarı yok etmişsin, tütünü yok etmişsin, şeker fabrikalarını
satmışsın, tütün fabrikalarını satmışsın, ondan sonra… Hem de kime satmışsın?
SONER AKSOY (Kütahya) – Üretim arttı.
KAMER GENÇ (Devamla) – Yok pahasına kendi yandaşlarına vermişsin.
Bakın, bir araştırmayı verelim. Yani bu Parlamentonun üzerinde durması gereken
en temel konu hırsızlıktır, soygunculuktur. Bunların üzerine gidelim. Yani bir
memlekette insanlar açsa, bir insan eğer işsizse, o insan terörün de her şeyine
karışabilir, her türlü sıkıntıya her türlü suçu işleyebilir. Siz hiç gördünüz mü
yani ekonomik durumu yerinde olan insanların suç işlediğini?
Bir işverenler sendikası çıktı ortaya. Bu TÜSİAD’ımız… Erkekleri
korkuyor maalesef, bir göreve talip olmuyor. Hanımları geldiler. Hanımları da
bugünkü iktidara yağ çekmekte birbiriyle yarış ediyorlar. Böyle bir şey olur mu
ya? Yani efendim, erkekler korktu, piyasadan çekildi, hanımlar… Yahu hâlbuki
hanımların daha bir cesaretli olması lazım ama maalesef, bunlar bugünkü
iktidara yağ çekme konusunda birbirleriyle yarışıyorlar. Bu bir devlete yakışmayan
davranışlardır, bu memlekete yakışmayan davranışlardır.
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Hanımlara hakaret ediyorsun!
KAMER GENÇ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, gerçekten, Tekel
işçilerinin bugün içine düşürüldüğü o zor durum, yüz kızartıcı, çok sıkıntılı.
Yani bu bana göre onursuzca bir yönetim biçimidir.
Bugün sen Tekelin mallarını getirmişsin, kendi yandaşlarına bir
kısmını bedava vermişsin. İşte, bugün gazetede yazıyor. İstanbul’daki Tekelin
yerini, getiriyor, beş katlı bilmem apartmanı getiriyor -bir tarikat şeyhine-
hazineye önce bağışta bulunuyor, sonra tarikat şeyhine -efendime söyleyeyim-
tahsis ediyorlar. Bu senin babanın malımı mı ya? Sen kimsin? Devletin malını
babanın malı mı zannediyorsun? Böyle bir şey olur mu? Yani şimdi, sayın milletvekilleri,
hepimiz bu memleketin insanlarıyız. Bu sırada oluruz, bu sırada oluruz. Eğer
hırsızlık varsa hırsıza müştereken hırsız diyelim, eğer namussuzluk varsa
namussuza müştereken namussuz diyelim, eğer dürüstlük varsa dürüste hep beraber
sahip çıkalım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Genç, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun efendim.
KAMER GENÇ (Devamla) – Yani gidip de devletin bir bankasından 750
milyon dolar alıp da bu şeye, getirip de bu damadın şirketine vermek dürüstlük
müdür?
Şimdi bir Katar hastalığına tutulduk. Şimdi bakın, Meclis Başkanı
Mehmet Ali Şahin Bahreyn’de, Tayyip Bey Katar’da, ötekisi bilmem nerede. Yahu,
şimdi bu Katar’da ne var? Bakın, bu Katar’da…11 bakan 28 defa Katar’a gitti.
Arkasından, Katar’dan 350 milyon dolar geldi. Allah Allah bu para nereden
geldi? Yani biz bunun nereden geldiğini biliyoruz. Nereden geldi? İşte,
Türkiye’den oraya giden çantalarla geldi. Biz bunların hepsini biliyoruz.
Değerli milletvekilleri, bakın, bu memlekette sizin zamanınızda
denetim kalktı, belediyeler o kadar keyfîlikler içinde, o kadar imar yolsuzlukları içinde… Bakın,
Anayasa’da bir değişiklik yaptınız, mahallî idarelerin denetimini yalnız
Sayıştaya verdiniz. Sayıştay da maalesef bu konuda ciddi incelemeler yapmıyor,
yapılan raporları incelemiyoruz.
Bir memlekette eğer bu soygun olursa bu memleket nereye varır?
Yarın insanlar birbirini boğmaya çalışır. Onun için, çok kötü yönetiyorsunuz.
Size tavsiyem bir an önce buradan çekip gitmeniz.
Saygılar sunuyorum. (DSP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…
KEMALETTİN GÖKTAŞ (Trabzon) – Sayın Başkan, söz istiyor Sayın
Başkan Vekili.
BAŞKAN – Ben yönetiyorum efendim Meclisi, lütfen…
…Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun Sayın Elitaş.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkanım, biraz önce konuşma
yapan Milletvekili, Grup Başkanımız, Başbakanımız aleyhinde iftira niteliğinde
sözler söylediler. İzin verirseniz açıklama yapmak istiyorum.
BAŞKAN – Yani grubunuza sataşmayla ilgili olarak söz istiyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Evet.
BAŞKAN – Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
KAMER GENÇ (Tunceli) – Burada hiçbir şey konuşmayalım mı Sayın
Başkan?
AHMET KOCA (Afyonkarahisar) – Otur yerine be!
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen arkadaşlar, birbirimize
karşı nezaketli
davranalım.
Buyurun Sayın Elitaş.
VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN
KONUŞMALAR
1.- Kayseri Milletvekili Mustafa
Elitaş’ın, Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, AK PARTİ Grubu Başkanına
sataşması nedeniyle konuşması
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün, gerçekten, dört siyasi parti grubunun birlikte onayladığı,
hakikaten, anaların yüreğini sızlatan yaklaşık 1.647 tane kayıp çocukla ilgili
önergenin görüşülmesini, inşallah Türkiye Büyük Millet Meclisi de kabul ettiği
takdirde bu konuda bir araştırma komisyonunun kurulmasını arzu ediyoruz.
Konuşan değerli milletvekili arkadaşlarımız hem Sayın Macit hem
Sayın İçli hem eleştiri yaptılar hem de yaptığımız icraatların uygun olduğunu
söylediler ama “Şunları şunları yapmanız da yanlış.” dediler. Mesela ne
dediler? “16-17 maddelik bir yasanın İç Tüzük 91’inci maddeye göre temel yasa
olarak uygulanması yanlıştır.” dediler. Amenna, o şekilde görebilir. Eleştiri
hakkı herkeste mevcuttur.
Sayın Macit bizim Danışma Kurulu önerimizin lehinde konuşma
yaptılar, valilerle ilgili eleştirilerde bulundular. Eğer bir valim farklı
şekilde bir şeyler söylüyorsa, bir vali cumaya gittiği zaman “Vali Bey, cumaya
gelmiştir.” diye anons ettiriyorsa en büyük hatayı yapıyordur, bunları
yapmaması gerekir.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Niye karşı çıkmıyorsunuz?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Eğer bir valim, Haziran 2008
tarihinde oranın belediye başkanı başka bir partiden olmasına rağmen, oranın il
genel meclisi başkanı yine başka bir partiden olmasına rağmen ve çeşitli kurum,
kuruluşlarla, sivil toplum örgütleriyle bir araya gelip bölge insanının,
Tunceli’de yaşayan insanların, köylerde yaşayan insanların çağdaş seviyedeki
ihtiyaçları nelerdir diye araştırma yapıp ve zamanlamasıyla birlikte de dağıtım
yapıyorsa bu valiye memuriyetten men cezasını vermesi ve bu valinin de siyasi hayatının
da yok olmasıyla ilgili erteleme hükümlerini uygulayan bir karar vermesi,
açıkçası, Danıştayın -benim kanaatime göre- kanunlara uygun olmayan bir şekilde
karar vermesidir.
OKTAY VURAL (İzmir) – Böyle vali mi olur? Devletin valisi mi,
partinin valisi mi?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bu karara, Danıştayın verdiği karara
uyacaksınız ama Danıştayın verdiği kararın, sosyal devlet ilkesini uygulayan,
bir sene önce kararlaştırılmış bazı toplumsal ihtiyaçları vatandaşlarına
dağıtan bir valiyi, Anayasa’nın 2’nci maddesini uygulayan bir valiyi bu şekilde
siyasi faaliyet yapıyor diye yapılan kararın da yanlış olduğunu ifade etmek
istiyorum.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, benim sataşmamla ne alakası
var?
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Bakınız, değerli milletvekilleri, Sayın
Başbakanımızın çocuklarıyla ilgili veya damadının bulunduğu bir kurumla ilgili
alınan krediyi sık sık gündeme getiriyorlar. Eğer dürüstseniz, namusluysanız o
kredinin hangi şartlar altında alındığını ve o satışın hangi fiyatlarla
yapıldığını açık ve net bir şekilde ortaya koyarsınız.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Koyalım.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Normal şartlar dâhilinde Halk
Bankasının verdiği kredinin başka firmaların…
KADİR URAL (Mersin) – Bilgi vermiyor Sayın Elitaş, bilgi
verilmiyor. KİT Komisyonunda sorduk bunu biz. Bilgi verilmiyor.
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Otur yerine, bir dakika…
İSMAİL BİLEN (Manisa) – Otur, bağırma otur! Öyle bir şey yok.
BAŞKAN – Saygıdeğer arkadaşlarım, lütfen…
Sayın Ural, lütfen…
KADİR URAL (Mersin) – Söylediği lafa dikkat etsin efendim. Ne
demek namuslu olmak? Ondan mı öğreneceğiz biz namusu?
BAŞKAN – Kadir Bey, lütfen…
Arkadaşlar… Sayın milletvekilleri, lütfen… Sayın Elitaş…
KADİR URAL (Mersin) – Senden mi öğreneceğiz biz namusu?
İSMAİL BİLEN (Manisa) – Senden mi öğreneceğiz peki?
BAŞKAN – Arkadaşlar, lütfen sakin olalım.
Sayın Elitaş, lütfen konuşmanızı tamamlayınız efendim.
KADİR URAL (Mersin) – Ayıp ya! Söylediğin lafa dikkat et! Ağzından
çıkanı duy!
BAŞKAN – Sayın Ural, lütfen…
İSMAİL BİLEN (Manisa) – Sen de dinle!
MUSTAFA ELİTAŞ (Devamla) – Sayın Başkan, birileri burada hakaret
eder, iftira eder, “İktidar hazımlı olmalıdır, sabırlı olmalıdır.” derler. Hiç
kimseyi itham etmiyorum. Eğer yaptığınız iş, dürüstseniz, namusluysanız,
yapılan icraatın hangi noktada olduğunu yaparsınız diyorum. Yani yapılan
icraatı doğru şekilde araştırın, inceleyin deyince aşırı derecede bir
alınganlık görüyorum. Yani birisi bir konuda eğer sık sık başkasını itham
ediyorsa, sık sık hırsızlıkla, soygunculukla, yolsuzlukla itham ediyorsa bilin
ki altında muhakkak o kendi yaptıkları şeyler vardır. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Nitekim, kendisine bedava
hisse verildiğini ve “Almanlar geldiler, bana ortaklık teklif ettiler.”
demesine rağmen Alman’dan bedava hisse aldığını burada ispatladık, ama şuraya
çıkıyor, namustan, dürüstlükten başka bir şey söylemiyor.
Şimdi, herkese diyorum: Yarası olan gocunur. Dürüst olan, namuslu
olan mahkemeye verir, mahkemede de incelenir.
Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 17.36
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.50
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
61’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme
alınma önergesi vardır; önergeyi okutup işleme alacağım.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bakın, Mustafa Elitaş bana sataştı ve bana
“Sen bedava hisse almışsın.” dedi.
Bakın, bir Başkana yakışacak tarafsızlık içinde davranın. Ondan
sonra da bana sataşmadan söz vermemek için çıktınız oturumu kapattınız.
Bakın, açın tutanağı… Birisi size dese ki: “Size birileri bedava
mal verdi.” Bu size sataşma mıdır, değil midir? Yani, ben politikacıyım, kim
bana bedava vermiş?
Mustafa Elitaş da…
BAŞKAN – Sayın Genç, bakın…
KAMER GENÇ (Devamla) – Ben onun gibi bedavacılığa alışan bir insan
değilim ki.
BAŞKAN – Sayın Genç, bakınız, aynı üslup üzere konuşmanın kimseye
bir faydası yok. Ben şunu diyorum: Geçen gün de buna benzer, daha değişik bir
olay olmuştu. Bu şekilde oldu, sonradan usul hakkında burada bir tartışma açtık.
Yerinize geçerseniz, sisteme girerseniz, ben size kısa bir açıklama hakkı
veririm. Bu husustan dolayı, ben sizi konuşturmamak için çıktım falan değildir.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Tabii onun için işte. Açık sataşma vardı.
BAŞKAN – Bakınız, çıkmanın mazeretleri vardır. Siz yaptığınız şeyi
biliyorsunuz.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Mustafa Elitaş çıktı, ne söyledi benim
sataşmamla ilgili? Çıktı, Tunceli Valisini şey etti.
BAŞKAN – Sayın Genç, bakınız, bu hususta… Herkes kendi
konuşmalarını daha sonra tutanaklardan alıp lütfen bir okusun efendim. Ben onu
söylüyorum. Lütfen Sayın Genç, yerinize geçiniz.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Sorumluluğunu bildirin, Grup Başkan Vekili
ağırlığı içinde konuşsun, herkese iftira atmasın. Ama sizin müsamahanız
neticesinde böyle çok sorumsuzca hareket ediyor.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Önce kendine söyle sen onu.
BAŞKAN – Atmasın, doğru. Hiç kimse atmasın, doğrudur. Ona bir şey
demiyorum.
Önergeyi okutuyorum:
V.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI (Devam)
B)
Önergeler
(Devam)
2.- Ardahan Milletvekili Ensar
Öğüt’ün, (2/22) esas numaralı Kanun Teklifi’nin doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/183)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
(2/22) esas numaralı Kanun Teklifimin İç Tüzük’ün 37’nci maddesi
gereğince doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin yapılmasını
saygılarımla arz ederim.
Ensar
Öğüt
Ardahan
BAŞKAN – Teklif sahibi Sayın Ensar Öğüt.
Süreniz beş dakika Sayın Öğüt.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Bir dakika daha rica ediyorum.
BAŞKAN – Arkadaşlar lütfen, istirham ediyorum.
ENSAR ÖĞÜT (Ardahan) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanunu ile ilgili
vermiş olduğum kanun teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, söze girmeden önce, ben bugün geldim
Ardahan’dan. Kars-Ardahan arasında korkunç bir tipi vardı. Bir saatlik yolu
dört saatte ancak gittim ve yolda kaldım, Karayollarını aradım. Kara yolu aracı
geldi, beni götürdü ve o bölgede yaşayan insanlar, hizmet yapan belediye
başkanları hakikaten olağanüstü bir çalışma yapıyorlar.
Ancak, o bölgede bir araştırma yaptık. Adalet ve Kalkınma Partili
belediye başkanlarına Maliye Bakanlığından para gitmiş, CHP’li ve diğer
belediye başkanlarına para gitmemiş. Ben oradan aradım, Sayın Bakana ulaşmaya
çalıştım, ulaşamadım. Ancak bugün Sayın Bakan bana danışmanını göndermişti,
şunu söyledi: “Sayın Öğüt, haklısınız. Biz diğer belediyelere de parayı hemen
göndereceğiz. -Bütçe Komisyonu Başkanı- Sayın Genel Müdüre de haber, talimat
verildi.” Sayın Bakanın talimatıdır. Umarım, Sayın Bakan diğer belediyelere de
para göndererek, adaleti sağlayarak Adalet ve Kalkınma Partisine uygun bir
şekilde bir hizmet yapmış olur.
Değerli arkadaşlar, hayvan sağlığıyla ilgili konu hayvan
kaçakçılığıdır. Hayvan kaçakçılığı, maalesef ülkemizde hızlı bir şekilde arttı.
Hayvan kaçakçılığının ötesinde et kaçak geldi. Böyle olunca, üretim yapmadı
köylü. Köylüyü teşvik etmedik, “Köylüye prim veya buna benzer bir şeyler
veriyoruz.” dedik ama köylü yoksullaştı, köylü göç etti, köylünün elinde hayvan
kalmadı. Bugün, Türkiye'de et açığı korkunç derecede büyüdü. Bütün
araştırmaları söylüyorum: 2015 yılında Türkiye'nin 164 bin ton et açığı var,
2025 yılında 327 bin ton et açığı var.
Şimdi, bir teşvik çıkartıldı Doğu ve Güneydoğu’da 50 baş ve üstü
damızlık hayvanları alıp besleyenlere devlet yüzde 40 hibe yardımı ediyor.
Ahıra yüzde 30, süt toplama ve süt tankına yüzde 40 hibe veriyor ama bu projeyi
bireysel anlamda köylünün yapması mümkün değil, 200 ile 250 milyar lira sermaye
lazım. O krediyi bankadan alabilmek için, şu anda Doğu ve Güneydoğu’daki
toprakları devlet teminat kabul etmiyor yani oradaki ahırı, malı, tarlasını
devlete, bankaya götürüp verdiği zaman, banka diyor ki: “Hayır, İstanbul’da,
Ankara’da dairen varsa ver, yoksa ben buradaki tarlayı kabul etmem.” E, peki,
bu köylü 250 milyarı nasıl bulacak da bu teşvikten yararlanacak? Gine zengine
yarıyor.
Ama Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz aile işletmeciliğini
geliştirmek için 10 baş veya 20 baş hayvan üstünü besleyenlere imkân
sağlayacağız. Eğer bunu sağlamazsanız küçük aile işletmeciliğini, köylüyü
öldürürsünüz. O zaman, köylünün zaten bir şeyi kalmamış; kar
kış, yedi sekiz ay o bölgede, eksi 25 derecede, 30 derecede mücadele veriyor,
sınırda bekçilik yapıyor, vatandaşlık görevini yapıyor; bir de üstelik buna
orada yaşama imkânı vermiyorsanız, hâlen daha zengine imkân sağlayacak şekilde
kanun ve teşvik çıkartıyorsanız bu yanlıştır arkadaşlar ama Cumhuriyet Halk
Partisi gelir gelmez bunu değiştirecek, köylüye verilen bütün primlerin 2 misli
verilecek: Süt primi, 2 misli vereceğiz; yem, 2 misli verilecek; mazot parası,
2 misli vereceğiz. Cumhuriyet Halk Partisinin taahhüdüdür bu arkadaşlar.
MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) – Nereden vereceksiniz efendim bunu?
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Siz nereden buluyorsanız biz de oradan
vereceğiz.
MUHARREM SELAMOĞLU (Niğde) – Ama kaynağını söyleyin.
ENSAR ÖGÜT (Devamla) – Değerli arkadaşlar -zamanım bitiyor- şunu
söyleyeyim: Hâlen daha Ardahan’da yem bitkileri parası ödenmedi, mazot parası
ödenmedi, sulu tohumlama parası ödenmedi, süt primi parası ödenmedi. Yani,
şimdi, şu anda, yem bitkileri parasını ödemezseniz ne zaman ödeyeceksiniz? Kar
kış, her taraf kapanmış, tipi, kimse dışarı çıkamıyor, siz hâlen daha yem
paralarını ödememişsiniz. Rica ediyorum Sayın Bakandan, derhâl, yem paralarının
acilen ödenmesi lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Öğüt, konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ENSAR ÖĞÜT (Devamla) – Değerli arkadaşlar, beş dakikaya
sıkıştıramıyorum ama şunu söyleyeyim: Biz çok mağdur edildik. 27 Eylülde kar
yağdı, bütün mahsul tarlada kaldı, çürüdü -buğdayımız da, arpamız da, otumuz
da, samanımız da- elimizde tohumluk malımız kalmadı. Örnek veriyorum işte:
Göle’de de Çıldır’da da Posof’ta da, Damal’da da Hanak’ta da Ardahan merkez ve
Kars, Ağrı, o bölge, Erzurum dâhil olmak üzere perişan oldu çiftçi ve o zararı
devlet ödemesi gerekirken tespit yaptılar, 1 kuruş dahi ödemediler Sayın
Başkanım, 1 kuruş dahi ödenmedi.
Bunun için, ben istirham ediyorum, bu kaçakçılığın önlenmesi ve
vermiş olduğum kanun teklifinin kabul edilmesini arz ediyorum. Onun yanı sıra,
acilen yem bitkileri parası ve diğer prim paralarının ödenmesini talep ediyor,
hepinize saygılar sunuyorum. (CHP, MHP ve BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Öğüt.
Şahsı adına Ramazan Kerim Özkan, Burdur Milletvekili.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Ardahan Milletvekili Sayın Ensar Öğüt’ün, 3285 sayılı Hayvan
Sağlığı ve Zabıtası Kanunu’nun bir maddesinin değiştirilmesiyle ilgili verdiği
kanun teklifinin lehinde söz almış bulunuyorum, desteklerinizi de bekliyorum.
Şöyle ki: Türkiye kalkınmasının temel gücü tarım ve hayvancılıktır
değerli arkadaşlarım. Bunu ihmal ettiğiniz zaman, bugünkü, hem terörü
desteklemiş oluyoruz hem işsizliği desteklemiş oluyoruz hem ekonominin girdi
kaynağı olan bir getiriden mahrum olmuş oluyoruz.
Tarım ve havyacılığın sorunlarını çözemeyen bir hükûmet sınıfta
kalmış demektir. Şu anda ülkemizde gerçekten büyük sorunlar yaşanıyor. Nasıl
sorun yaşıyor? Ette sorun yaşanıyor, fiyatının artışı anlamında. Hâlbuki tarım
ve hayvancılığın sürdürülebilir olması gerekiyor. Üretici mutlu, tüketici mutlu
olması gerekiyor. Bir tarafı biz bir an mutlu ediyoruz, bir tarafı mağdur
ediyoruz. Bir an geliyor bir taraf mağdur oluyor, bir taraf mutlu oluyor.
Geçtiğimiz yıllarda süt üreticileri ve et üreticileri gerçekten mağdurdu. Vatandaş
girdi maliyetleri arttığı için damızlık ineğini, süt ineğini kesime götürdü. O
arada, sayın bakanlarımıza, Bakanlar Kurulu üyelerimize dişi kesimlerin
yasaklanması, süte verilen 4 kuruş desteğin 20 kuruşa çıkartılması yönünde
tekliflerimiz oldu ama bir türlü yerine getirilmedi. Değerli Arkadaşım
desteklerden bahsetti. Gerçekten üreticilerimiz şu anda destekleri yine
beklemektedir. Buğday, arpa desteklemeleri… Hasat bitti, zamanı geçti, hâlâ
desteklemeleri alamayan üreticilerimiz mevcuttur. Yine süt destekleri geçmiş
dönemlerde iki aylık, üç aylık süreçlerde verilirdi, şimdi altı aya, yıla
çıkartıldı. Ama bu insanların gübre borcu var, mazot borcu var, elektrik borcu
var, yem borcu var, bunların gününde gelmesi ve gününde ödenmesi gerekiyor.
Kısa sürelerde üreticimize bir can suyu verilmesi gerekiyor, üreticilerimiz de
bunu her zaman talep ediyor. “Bir ödenek ayırıyoruz. Ödeneğimiz var.” deniyor
ama yıla sâri olduğu için vatandaş bundan yeterli bir yararlanma sağlayamıyor.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin temeli kültürdür, kültürün
temeli de beslenmedir. Bu beslenmenin temel kaynakları et, süt, yumurta yani
protein. Bunu yapmazsak gerçekten sağlıklı insanlar, sağlıklı beyinler
yaratamayız.
“Kaçakçılık” diyoruz. Arkadaşım, kaçakçılığın önlenmesi adına bu
kanun teklifini vermiş durumda, hudut milletvekilimiz. Hudutlarda bu kaçakçılık
yapılıyor. Nasıl yapılıyor? Bir köyün, hudutta, sınır boylarındaki köylerimizin
5-6 bin popülasyonu var. Bakıyorsunuz, menşe
şehadetnameleriyle 60-70 bin hayvan çıkışı var. Demek ki kaçak giriyor. Kaçak
giren hayvanlar… Bizim kayıtlı hayvanlarımız var. Kayıtlı hayvanlarımız
“merdiven altı” dediğimiz kesimlerde kesiliyor, kulak küpeleri -numaralar-
diğer kaçak hayvanlara taşınıyor, bir hayvan 2 kere kesilmiş oluyor. Bu kaçağın
önüne bir türlü geçemedik, merdiven altı kesimler hâlâ devam ediyor. Bu konuda
Tarım Bakanlığımıza, Gümrük Müsteşarlığımızın, jandarmamızın, emniyet
güçlerimizin yardımcı olması gerekiyor. Bu tek taraflı, tek bir bakanlığın
yöneteceği iş değil. Bunun bir koordinasyonla yapılıp bu kaçakçılığın
engellenmesi gerekiyor. Doğu ve Güneydoğu illerinden tırlar giriyor, bunlar
kontrol ediliyor, geçişleri batıya yönelik ama yurt içinde bunlar ucuz olarak
elde ettikleri etleri, karkas etleri Ankara gibi İç Anadolu’nun değişik
şehirlerinde indirimlerde bulunarak satıyorlar ve Ankara’dan Türkiye'ye et
pompalanması sağlanıyor. Bunun yanlışlığını defalarca söyledik ama bu konuda
yine aynı çalışmalar devam ediyor.
Bu kaçak hayvanlarla ülkemize, şap gibi, şarbon gibi, kuduz gibi,
brusella gibi, hepatit gibi hastalıklar geliyor. Bunların engellenmesi mutlaka
şarttır. Bunlar sadece hayvanları değil insanlarımızı da hasta ediyor ve
tedavileri mümkün olmayan hastalıklar oluşuyor.
Hudutlardan devamlı girişlerin devam ettiğini hudut
milletvekillerimiz her seferinde ifade ediyorlar. Bizim, bu hayvanlar
huduttan girdikten sonra değil -nasıl, yağmur geçtikten sonra şemsiye tutmamız
hiçbir şey ifade etmiyor- bu hayvanların girişini engellememiz gerekiyor.
Bununla ilgili olarak da cezaların artışını Değerli Arkadaşım önerdi. Fakat
yurt içinde şu anda geceleri kontroller yapılıyor. Bir köyden bir köye geçiş
hayvanlar için bir zulüm oldu. Hudutlardan teröristler elini kolunu sallayarak
geçiyor ama bir köyden bir ilçeye bir hayvan aktarımı olamıyor. Nedir? Menşe
şehadetnamesi, rapor, bir sürü kayıtlar
var. Bu konularda biraz daha müsamahalı olmak zorundayız. Geçen gün bir
üreticimiz arıyor, ara yerde bir buzağı, kulak numarası uygulaması yapıldığı dönemde
kulak numarası yapılmamış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Özkan, konuşmanızı tamamlar mısınız.
Buyurun.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Bir buzağı yüzünden o üreticimize
2 milyar 800 milyon gibi bir ceza kesiliyor.
Değerli arkadaşlarım, bunlar, bu yoksulluğu yaşayan, gerçekten
üretimsizliği yaşayan insanlarımıza bir haksızlık. Bu konuda yurt içi
tedariklerde, yurt içi geçişlerde biraz daha toleranslı olmak zorundayız.
Bu geçtiğimiz süreçte gerçekten tarım ve hayvancılığımız
çökertilmiştir. Destekler zamanında olmadığı için, bunların girdilerinde
elektrik girdileri vardır, elektrik fiyatlarında bir ayarlama yoktur.
Biraz önce arkadaşım da söyledi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya 50
baş ve üzerinde yüzde 40 bir hibe destekleri var, bunun, bölgemize, Türkiye Anadolu
coğrafyasının tamamına yayılması gerekiyor. Kaynak bulunup, bu kaynağın… Çünkü, sadece Doğu ve Güneydoğu’da hayvancılık yapılmıyor,
batıda bugün entansif bir hayvancılık, yoğun emek, yoğun sermaye hayvancılığı
yapılıyor. Doğudaki illerdeki… Çanakkale olsun, Balıkesir olsun, Burdur olsun,
Aydın olsun, buradaki üreticilerimiz bu yüzde 40’lık hibe desteklerden, makine
teçhizattaki yüzde 30’luk hibe desteklerden, gerçekten üreten insanlar, bunlar,
bu desteklerden yararlanmak istiyor. Doğu ve Güneydoğu’ya gönderdiğimiz
hayvanlarda çok…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Devamla) – Sayın Başkan, teşekkür ediyor,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özkan.
Sayın milletvekilleri, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Saygıdeğer milletvekilleri, gündemin “Sözlü Sorular” kısmına
geçiyoruz.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, gündeme geçince, Tarım ve
Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi Eker’in bazı soruları cevaplandırmak
istediğini ifade etmiş ve o soruları sizlere okumuştum.
Şimdi tekrar o soruları Kâtip Üye arkadaşımız okuyacak ve sonra da
Sayın Bakanımız cevaplandıracaklardır.
VIII.- SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalış’ın, sulama birliklerinin elektrik borçlarına ilişkin Maliye Bakanından
sözlü soru önergesi (6/674) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
2.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalış’ın, muz fiyatlarındaki artışa ilişkin sözlü soru önergesi (6/678) ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar
Ağyüz’ün, kuraklıktan etkilenen üreticilerin desteklenmesine ilişkin sözlü soru
önergesi (6/708) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
4.- Balıkesir Milletvekili Ahmet
Duran Bulut’un, Gönen’de kurulması planlanan çimento fabrikasına ilişkin sözlü
soru önergesi (6/725) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
5.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Tarım Kredi Kooperatifine borcu olan çiftçilere ilişkin sözlü soru
önergesi (6/744) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
6.- Kahramanmaraş Milletvekili
Mehmet Akif Paksoy’un, Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsündeki ilaç
kontrollerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/761) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
7.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Erbaa’ya geçici fındık alım merkezi açılmasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/808) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
8.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, patates üreticiliğine ilişkin sözlü soru önergesi (6/809) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
9.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, yabancı bankalardan ipotek karşılığı zirai kredi kullanılmasına ilişkin
sözlü soru önergesi (6/830) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
10.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, yeme-içme yerlerinin denetimlerine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/839) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
11.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, hayvancılıkta kaba yem sıkıntısı riskine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/844) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
12.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalış’ın, TMO yönetiminin ödüllendirilmesine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/854) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
13.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, TMO’nun fındık alımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/860) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
14.- Manisa Milletvekili Mustafa
Enöz’ün, veteriner hekimlerin mali haklarının iyileştirilmesine ilişkin sözlü
soru önergesi (6/878) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
15.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalış’ın, kuraklıktan etkilenen illere mazot ve gübre desteğine ilişkin sözlü
soru önergesi (6/901) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
16.- Gaziantep Milletvekili Yaşar
Ağyüz’ün, çiftçilerin sulama suyunda kullandıkları elektrik borçlarına ilişkin
sözlü soru önergesi (6/922) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
17.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalış’ın, kaçak etlere ilişkin sözlü soru önergesi (6/926) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
18.- Kahramanmaraş Milletvekili
Mehmet Akif Paksoy’un, keneye karşı bazı önlemlere ilişkin sözlü soru önergesi
(6/927) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
19.- Giresun Milletvekili Murat
Özkan’ın, fındık
politikasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/945) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
20.- Giresun Milletvekili Murat
Özkan’ın, TMO’nun fındık alımına ilişkin sözlü soru önergesi (6/977) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
21.- Giresun Milletvekili Murat
Özkan’ın, fındık alım politikasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/978) ve Tarım
ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
22.- Giresun Milletvekili Murat
Özkan’ın, TMO’nun fındık alımındaki bazı sorunlara ilişkin sözlü soru önergesi
(6/979) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
23.- Giresun Milletvekili Murat
Özkan’ın, TMO’nun fındık alım merkezlerine ve kayıt dışı üretime ilişkin sözlü
soru önergesi (6/980) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
24.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Tokat’taki domates üreticilerinin mağduriyetine ilişkin sözlü soru
önergesi (6/985) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
25.- Gaziantep Milletvekili Yaşar
Ağyüz’ün, kuraklıkla ilgili kararnamenin uygulamasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1033) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
26.- Adıyaman Milletvekili Şevket
Köse’nin, kuraklık tespit çalışmalarına ve ödemelere ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1042) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
27.- Malatya Milletvekili Ferit
Mevlüt Aslanoğlu’nun, çiftçilerin kuraklık zararlarının ödenmesine ilişkin
sözlü soru önergesi (6/1044) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in
cevabı
28.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, biyogüvenlik ve biyoçeşitlilik çalışmalarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1054) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
29.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, kayıt dışı gıda üretiminin denetimine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/1055) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
30.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, suni bal üretiminin denetimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1056)
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
31.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Türk Gıda Kodeksi hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1057) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
32.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, nişasta bazlı tatlandırıcı üretimine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1058) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
33.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, kefaletinden dolayı icra takibine uğrayan, kooperatif üyesi çiftçilere
ilişkin sözlü soru önergesi (6/1071) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi
Eker’in cevabı
34.- Niğde Milletvekili Mümin
İnan’ın, bazı et ürünlerinin ve ithal gıdaların denetimine ilişkin sözlü soru
önergesi (6/1079) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
35.- Gaziantep Milletvekili Yaşar
Ağyüz’ün, çiftçilerin sulamada kullanılan elektrik borçlarına ödeme kolaylığı
sağlanmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1091) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
36.- Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir’in, Gaziantep’te tarımın geliştirilmesine yönelik projelere ilişkin
sözlü soru önergesi (6/1094) Cevaplanmadı
37.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalış’ın, hazır kıyma satışına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1115) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
38.- Adana Milletvekili Kürşat
Atılgan’ın, üreticilerin kredi sorununa ilişkin sözlü soru önergesi (6/1124) ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
39.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Tokat’taki çiftçi eğitimine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1188) ve
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
40.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Tokat’taki sebze ve meyve üretimine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/1189) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
41.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Tokat’taki soğuk hava depolarına ilişkin sözlü soru önergesi (6/1191)
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
42.- Tunceli Milletvekili Kamer
Genç’in, besi kredilerine ilişkin sözlü soru önergesi (6/1225) ve Tarım ve
Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
43.- Gaziantep Milletvekili Yaşar
Ağyüz’ün, tarımsal sulama amaçlı elektrik abonelerinin borçlarına ilişkin sözlü
soru önergesi (6/1334) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
44.- Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir’in, Gaziantep’teki çiftçilerin borçlarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/1404) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
45.- Manisa Milletvekili Mustafa
Enöz’ün, çiftçilerin tarımsal üretim amaçlı elektrik borçlarına ilişkin
Başbakandan sözlü soru önergesi (6/1504) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet
Mehdi Eker’in cevabı
46.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğru’nun, Tokat’taki sulama yapamayan çiftçilerin borçlarına ilişkin sözlü
soru önergesi (6/1515) ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Maliye Bakanı Kemal Unakıtan tarafından
sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Çalış
Karaman
Sulama birliklerimizin hazineye olan borçları her geçen gün
artmaktadır. Çünkü her geçen gün ürününün karşılığını alamayan, küçülmek
zorunda kalan ve fakirleşen çiftçi sulama birliklerine olan borçlarını ödeyemez
hale gelmiştir.
Bu bilgiler ışığında;
1- Sulama birliklerinin Türkiye genelinde toplam borcu ne
kadardır? Çiftçiden tahsil edemediği toplam alacağı ne kadardır?
2- Sulama birliklerinin Karaman ili genelindeki toplam borcu ne
kadardır? Çiftçiden tahsil edemediği toplam alacağı ne kadardır?
3- Sulama birliklerinin devlete olan borçları ve çiftçiden tahsil
edemedikleri borçların yapılandırılmasıyla ilgili ne gibi çalışmalarınız
vardır? Yoksa yapmayı düşünmüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Çalış
Karaman
Muz üreticileri dernekleri, “serbest piyasa ekonomisi kuralsızlık
hâline gelmiştir” şeklinde açıklama yapmaktadır. Bir ay öncesine kadar 30 YTL
olan 18 kiloluk bir kasa ithal muz, 58 YTL’ye yükselmiştir.
Bu bilgiler ışığında;
1- Yerli hasadın tamamlanmasıyla birlikte rakipsiz kalan ithal
muzun kilo fiyatı 4 YTL’ye kadar yükselmiştir. Muzu tüketiciye ucuz yedirme
konusunda bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda çalışma yapmayı düşünüyor
musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Dr. Mehmet
Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin
yapılmasını saygılarımla arz ederim.
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
1. Türkiye'nin mercimek deposu olan seçim bölgem Gaziantep’te bu
yıl yaşanan kuraklık nedeniyle mercimek ve diğer hububat üretiminde rekolte çok düşük olacaktır.
Kuraklık nedeniyle hasat kaldıramayan çiftçilerimizin hem de
tüccar ve ihracatçılarımızın büyük ekonomik kayıplara uğrayacağı açıktır.
Aynı mağduriyet zeytin ve fıstık üreticileri için de söz
konusudur.
Üreticilerimizin kuraklıktan doğan bu mağduriyetleri için ekonomik
destek veren yasal düzenleme yapmak gerekmiyor mu?
2. Tespit yapmaları ve üreticilerin başvurularını almak için il ve
ilçe tarım müdürlüklerine geç kalınmadan talimat vermeyi düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıda belirtilen soruların Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın M.
Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla
arz ederim. 08.05.2008
Ahmet
Duran Bulut
Balıkesir
Son günlerde Balıkesir iline ait Gönen ilçesinde kurulması
planlanan çimento fabrikalarıyla ilgili olarak yöre halkını tedirgin eden bazı
haberler ulusal ve yerel basına yansımış, böyle bir uygulama ile ülkemizde
kaliteli çeltik üretiminin yapıldığı Gönen Ovası tarım arazileri başta olmak
üzere çevrenin zarar göreceği gündeme gelmiştir. Bu konuyla ilgili olarak;
1. Gönen Ovası tarım arazilerinin zarar görmesine yol açacak bir
konumda çimento fabrikası kurulmasına yönelik Bakanlığınız birimlerine yapılmış
herhangi bir başvuru var mıdır?
2. Varsa bu başvuru konusunda Bakanlığınız hangi işlemleri
yürütmüş ya da yürütmektedir?
3. Söz konusu firma veya firmalarca satın alınmış tarım arazisi
büyüklüğü ne kadardır? Bu arazilerin toprak sınıfları nasıldır?
4. Yörede kurulacak bir çimento fabrikasının Gönen Ovası çeltik
alanlarını tehdit riski nedir?
5. Gönen Ovası çeltik üretiminin Türkiye tarımı açısından önemi
nedir?
6. Bakanlık olarak bu olaya ilişkin bir müdahaleniz olmuş mudur?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tarım kredi kooperatiflerinden gübre alıp da borcunu ödemeyen
çiftçilerimiz için iyileştirme yapılacak mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Mehmet
Akif Paksoy
Kahramanmaraş
Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsünde ruhsata haiz ilaç
kontrolleri yapılmakta mıdır? Yapılan kontroller sizce yeterli midir? Yapılan
kontrollerin yeterli olmadığı hakkında duyumlar alınmaktadır. Bazı firmaların
birkaç günde analiz raporu aldığı ve bazı firmaların ise birkaç ay beklediği
söylenmektedir.
Dolayısıyla, Vilsan A.Ş.; acarvil %7,5
ec. isimli ilacın analiz raporu kaç günde alınmıştır?
Bu ilacın Genel Müdürlüğünüze ruhsat için müracaat tarihi, komisyona giriş
tarihi, analize sevk tarihi ve en son ruhsat veriliş tarihi nedir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tokat Erbaa ilçesinde yetişen hububat, çeltik ve haşhaş
kapsülü alımı için her yıl Toprak Mahsulleri Ofisince geçici alım merkezî
açılmaktadır ve çiftçilerimiz için de bu hizmet kolaylık sağlamaktadır. Ancak
ilçemizde yetişen yaklaşık 5 bin ton fındık için alım merkezi açılmamakta,
çiftçilerimiz ürünlerini Samsun Çarşamba ilçesinde satmakta. Bu durum, ilçemiz
çiftçileri yanında Akkuş, Ayvacık, Ünye ilçelerine bağlı bazı köylerde fındık
üreten çiftçilerin de mağduriyetine sebep olmaktadır.
Gerek Erbaa ilçemizin gerekse Akkuş, Ayvacık, Ünye ilçelerine
bağlı bazı köylerde fındık üreten çiftçilerin de mağduriyetlerinin de
giderilmesi amacıyla Erbaa ilçemizde TMO tarafından geçici fındık alım merkezi
açmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki yazılı sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın
Mehmet Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin
yapılmasını arz ederim.
Mümin
İnan
Niğde
Soru:
1- Bugün dünyada temel gıda maddesi olarak, pirinç, buğday ve
mısırın ardından dördüncü sırada öneme sahip olan patatesin önemine dikkat
çekmek için Birleşmiş Milletler, 2008’i Dünya Patates Yılı olarak ilan
etmiştir. Dünya patates üretiminde 7. sırada bulunan ülkemizde Bakanlığınızca
bu konuyla ilgili etkinlikler planlanmakta mıdır?
2- Ülke genelinde patates üreticilerinin sorunlarının çözümüne
yönelik çalışmalar yapmayı planlıyor musunuz?
3- Ülkemiz tarımında genel verimlilik ortalamalarımız dünya
ortalamasının altında olmasına rağmen patates üretiminde dünya ortalamasının
yaklaşık yüzde 60 üzerindeyiz. Böyle bir üstünlüğe sahip olduğumuz patatesin
üretim ve ihracatının arttırılması için, ilgili kamu kurumlarıyla birlikte
pazar geliştirme ve ihracatı teşvik uygulaması çalışması yapmayı planlıyor
musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki yazılı sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın
Mehmet Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Mümin
İnan
Niğde
Soru:
1- Son dönemlerde basına yansıdığı şekliyle, ülkemiz çiftçisinin
özellikle Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı menşeli bankalardan yüksek
miktarlarda ipotek karşılığı zirai kredi kullanmasını nasıl
değerlendiriyorsunuz? Bu kredilerin geri ödenmesinde sıkıntı yaşanması
durumunda Trakya ve Ege bölgesindeki verimli tarım arazilerinin el değiştirmesi
riskine yönelik bir çalışmanız var mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: 2007 yılında Türkiye genelinde denetimi yapılan lokanta,
faast-food ve pastane denetimlerinde alınan örneklerde herhangi bir hastalık
yapan etmenlerine rastlanılmış mıdır, rastlanıldı ise kaç işletmeye ne gibi
yaptırımlar uygulanmıştır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: 2008 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görülen
kuraklığın kış aylarında hayvancılık için önemli olan kaba yem ihtiyacının
karşılanmasında sıkıntılara sebep olacak mıdır, sıkıntı olması bekleniyorsa bu
konuda ne gibi önlemler almayı düşünüyorsunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Çalış
Karaman
1- İktidarınız döneminde, Hazine Müsteşarlığı'nın 19.06.2003 tarih
ve 37974 sayılı yazısı ile 2002 yılında görev yapan Toprak Mahsulleri Ofisi
yönetimini ödüllendirmek üzere Bakanlığınıza iletilen yazının gereği yapılmış
mıdır?
2- İktidarınız öncesindeki bürokratların başarısını görmezden
gelmek, devlette devamlılık olgusuyla ne ölçüde bağdaşmaktadır?
3- Bahse konu ödül kararının dayanağı olan 2002/4809 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı'nda geçen, “başarılı bulunan yönetimler ödüllendirilmek
üzere ilgili makamlara rapor edilecektir” ifadesini görmezden gelmek mümkün
müdür?
4- Bakanlar Kurulu Kararı'nın ve Hazine Müsteşarlığı yazısının geç
de olsa gereğini yapmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki yazılı sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sn. Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını
arz ederim.
Mümin
İnan
Niğde
Soru 1- Toprak Mahsulleri Ofisi 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ne
kadar fındık satın almış, aldığı fındıkları yıllar itibarıyla nasıl
değerlendirmiştir?
Soru 2- Toprak Mahsulleri Ofisinin 2007 yılı zararının önceki
yıllara göre çok daha fazla artmasında fındık alımlarının ve aldığı fındığı
uygun şekilde muhafaza edemeyip pazarlayamamasının etkisi var mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Mustafa
Enöz
Manisa
Sorular:
1- Daha önce hayvan ıslahının yaygın bir şekilde yapılması ve
hayvansal ürün veriminin artırılarak ekonomik kazanç ve hayvan ıslahı sağlamak
amacı ile Serbest Veteriner Hekimlere verilen Suni Tohumlama Uygulama
Teşvikinin kaldırılma sebepleri nelerdir?
2- Ülkemiz gündeminde sürekli olan halk ve hayvan sağlığı
açısından çok önem arz eden Kuş Gribi, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (Kene), Şap
ve benzeri hastalıklar ile mesai kavramı gözetmeksizin çalışan Kamu Veteriner
Hekimlerinin haklarında bir iyileştirmeyi ne zaman yapacaksınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Çalış
Karaman
Yanlış tarım politikaları ve az yağış nedeniyle tarımda yaşanan rekolte düşüşü çiftçilerimizin bu yılı da zor geçireceğini
ortaya koymaktadır. Çiftçilerimiz, yüzde 70’e varan oranlardaki rekolte kaybı karşısında, umudunu hükümetten gelecek müjdeli
bir habere bağlamış durumdadır.
Bu bilgiler ışığında;
1- Kuraklıktan zarar gören alanlar genişlemiştir. Çiftçilerimizin
gelirleri düşmüş, mazot fiyatlarındaki artış çiftçiyi perişan etmiştir.
Kuraklığın en çok hissedildiği Karaman ve Konya gibi illerde çiftçiye gübre ve
mazot yardımı yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konuda bir çalışmanız var mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Dr. Mehmet
Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
Ülkemizde yaşanan kuraklık krizi nedeniyle, çiftçimiz büyük
sıkıntı içerisine düşmüştür. Sorunun çözümüne katkı sunmak için,
1. 14 Temmuz 2008 günü Bakanlar Kurulunda açıklanan kuraklık
desteğine ilaveten sulama suyunda kullandıkları elektrik borcunu ödeyemeyen
çiftçilerimiz için ödeme kolaylığı sağlayacak yasal düzenleme yapılması da
gerekmiyor mu?
2. Seçim bölgem Gaziantep’te sulama suyunda kullanılan elektrik
borçlarını ödeyemeyen çiftçilerimiz yeni dönemde de elektrikleri kesik olduğu
için aynı krizle karşılaşacaklarından ilgili bakanlıklarla gecikme faizi
indirimi ve taksitlendirme için çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Çalış
Karaman
Türkiye Ziraatçılar Derneği Başkanlığı tarafından hayvancılık
konusunda hazırlanan raporda, Türkiye’de tüketilen etin yüzde 25’inin kaçak
olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca ette kayıt dışı üretimin 400 bin ton civarında
olduğu belirtilmektedir.
Bu bilgiler ışığında;
1- Türkiye Ziraatçılar Derneği’nce kaçak et konusunda yapılan
açıklama işin ne kadar tehlikeli boyutlara ulaştığını bizlere göstermektedir.
Bakanlık araştırmalarına göre, Türkiye’ye kaçak yollarla et girişi olmakta
mıdır? Oluyorsa, yıllık kaç ton kaçak et girmektedir?
2- Kaçak et girişi, hangi ülkelerden ve hangi yollarla
gerçekleştirilmektedir? Kesim şartları ve hangi hayvana ait olduğu belli
olmayan kaçak etler tüketicinin sağlığını tehdit etmiyor mu?
3- Kaçak etle mücadele konusunda hangi önlemler alınmaktadır? Bu
önlemler yetersiz mi kalmaktadır? Yoksa fiyat dengesi amacıyla kaçak ete
bilerek mi göz yumulmaktadır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Kırım Kongo ile ilgili sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın
Mehmet Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Mehmet
Akif Paksoy
Kahramanmaraş
1 - Kırım Kongo hastalığının hayvanlarda varlığını tespit etmek
için bir tarama çalışması yapılmış mıdır? Yapılmış ise elde edilen bulgular
nelerdir?
2- Hastalığın görüldüğü illerden diğer illere hayvan sevklerinde,
Kırım Kongo virüsünü taşıyan hayvanların elimine edilmesi için alınmış bir
tedbir var mıdır?
3- Bakanlığın dağıttığı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlardan Kırım
Kongo hastalığından Arilik Belgesi istenmekte midir?
4- Yurt dışında ithal edilen tomruk ve kerestelerle kene
larvalarının taşınma riski var mıdır? Bu konuda alınmış bir önlem var mıdır?
5- İhale ile satın alınan kene ilacının alış fiyatı aynı etken
maddeli diğer ruhsatlı ilacın fiyatı arasında fiyat farkı var mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim. 31.07.2008
Murat
Özkan
Giresun
Tarım sektörünün son dönemlerde Milli Gelir içindeki payı gittikçe
azalmaktadır. Bu durum ilk bakışta ekonomik bir dönüşüm gibi algılansa da
sanayi sektörünün milli gelir içindeki payının artmaması, büyümenin sadece
hizmet sektöründen kaynaklandığını ifade etmektedir. Bu durum hormonlu bir
büyümenin açık işaretleridir. Tarımın bu genel durumu içinde fındık
üreticisinin sorunları özel bir konum arz etmektedir.
Fındık tarımıyla ilgili uyguladığınız politikaların bir sonucu
olarak; ülkemizin en büyük katılımla kuruluşu olan Fiskobirlik yok olmaya
başlamış, Fındık üreticisi aksak rekabetin olduğu bir piyasada Devlet
desteğinden mahrum bir başına bırakılmıştır.
Bu durum çerçevesinde;
1) Anayasamızın 45. maddesi
gereğince; Tarım sektörünün Devlet tarafından desteklenmesi ve gerçek
değerlerinin üreticinin eline geçmesi hususundaki görevinizi tarım sektörü ve
de fındık üretiminde nasıl yerine getireceksiniz?
2) Fiskobirliğin 2001 yılında yapılan mahsuplaşma sonucunda
alacağı olan 53 milyon YTL’lik paranın faiziyle birlikte ödeyecek misiniz?
3) Fiskobirlik'e Fiyat istikrarı Fonundan düşük faizli kredi
kullandıracak mısınız?
4) 2008 - 2009 sezonu fındık değerlendirilmesi için ne tür
politika ve planlama yaptınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 11.09.2008
Murat
Özkan
Giresun
1- Müdahale Kurumu olan TMO'nun müdahalesinin piyasayı olumsuz
etkilediği açıktır. Fiyatın açıklandığı 30 Ağustos'ta 3,00 YTL civarında
seyreden Giresun kalite fındığın 01 Eylül’de fiyatı 2,50 YTL seviyelerine
gerilemesi bunun ispatıdır. TMO müdahale vizyonunda
bir aksaklık bulunmaktadır. Kurumun her müdahalesinde üretici zarara
uğramaktadır. Bakan olarak siz ve TMO yönetimi müdahale felsefenizi
değiştirmeyi düşünüyor musunuz?
2- Hükümetin TMO'yu alımlarla görevlendirdiği 2006 yılından bu
yana fındık piyasası tümüyle olumsuz etkilenmiş; sürekli düşüş gösteren
fiyatlardan üreticinin korunması sağlanamamıştır. Ayrıca 2006 ürünü alımlarında
uzman alım ekibi ve uygun saklama koşulları temin edilemediğinden alınan
fındığın önemli bir kısmının çürütülerek kalite kaybına sebep olunmuştur.
Dolayısıyla 2006 yılı ürünü mubayaası sonucunda yanlış uygulamalar yaparak
Devleti zarara uğratan TMO yetkilileri hakkında ne gibi işlem yapacaksınız?
Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 11.09.2008
Murat
Özkan
Giresun
1- Fındık ürününün vazgeçilmezi olan FİSKOBİRLİK'in bu senaryoda
olmaması düşündürücüdür. Üretim yapılan tüm alanda örgütlü 50 kooperatifi, 300
deposu, uzman personeli ile tüm üreticilere yaygın ve hızlı alım hizmeti
sunulması imkânı neden kullanılmamaktadır?
2- Fındık ile ilgili olmayan TMO'nun görevlendirilmesi sonucu
fındık alımı ile ilgili olarak Devletin görev zararı artmış, üreticinin eline
ise daha az para geçmiştir. FİSKOBİRLİK'in imkânları yerine dışardan hizmet
alımı ve depo kiraları, alım maliyetini artırmıştır. Kamu zararına sebep veren
bu kararınızın sebebi nedir?
3- Son üç yıldır uyguladığınız Fındık Tarımı ile ilgili
politikalar ve Hükümet kararları piyasada yeterli etkiyi gösteremediği için
üreticinin eline ürününün gerçek değeri geçmemiştir. Bu husus Anayasanın 45.
maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Devlet, bitkisel ve hayvansal
ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi
için gereken tedbirleri alır." Hükmünün açık bir ihlali değil midir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 11.09.2008
Murat
Özkan
Giresun
1- TMO tarafından devreye sokulan internet üzerinden randevu
alınmasında sorunlarla karşılanmaktadır. Randevu alacak üretici kitlenin bu
teknolojiye yatkınlığı ve sistemin yetersizliklerinden kaynaklanan sorunlara
daha basit işlevsel çözümler üretmeyi düşünüyor musunuz?
2- Alımlarda açıklanan 25 güne kadar ödeme fındık üreticisinin
borçlarına vade tarihi olarak belirlediği Eylül ayında parasını alamayacağı
anlamına geldiği gibi bölge esnafının ticaretini olumsuz yönde etkileyecektir.
Bu durumda üretici piyasada müdahale fiyatının altında oluşan fiyattan ürününü
satmak zorunda kalacaktır. Sonuçta durumdan vazife çıkaran fırsatçılara yeni
bir imkân sağlayarak ucuz fiyata “kapatılan” fındığın Aralık ayında 2 katı
bedelden satılması olanağını şimdiden akıllara gelmektedir. Başka bir ifadeyle
Eylül ayında aksak piyasa koşullarında alınan fındıkları Aralık ayında TMO’ya
devrederek haksız kazanç sağlanmasını nasıl önleyeceksiniz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı tarafından sözlü
olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz
ederim. 11.09.2008
Murat
Özkan
Giresun
1- TMO’nun fındık alım hizmetini sunduğu hinterlandın üretim
bölgesi dikkate alındığında çok yetersiz olduğu hemen göze çarpmaktadır.
Örneğin Espiye ve Yağlıdere’de üretim yapan kısıtlı bütçesiyle ürününü
değerlendirmek durumunda olan üreticinin Tirebolu’ya yönlendirilmesi, Akçaabat
ile Çaykara arasındaki tüm üreticilerin Arşin Alım Merkezine randevuya tabi
tutulması, Bartın’da ya da Kurucaşile’de üretilen fındığın 150-
Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) esas alınarak yürütülecek alımlarda
kayıt dışı olan 250.000 hektarın üzerindeki üretim ne olacak? Bu alanda üretim
yapan üreticinin emeği ne olacak? Üretim yapılmadan önce bu kayıt dışılığı
neden önlemediniz? Onca emek ve masrafın karşılığı hüsran mı olacak?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tokat ilindeki domates üreticileri 2008 yılında büyük
mağduriyet yaşamışlardır, sıkıntı içerisindedir, domates üreticilerinin
sorunları için bir araştırma yapmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Dr. Mehmet
Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim.
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
Ülkemizde meydana gelen kuraklık nedeniyle zarar gören
çiftçilerimizin desteklenmesi için 14.07.2008 günlü Bakanlar Kurulu Kararı
çıkarılmıştır.
İlk bakışta olumlu ve çiftçiyi koruyan yetersiz bir karar olmasına
rağmen, uygulamalarda bu görülmemiştir.
1. Bu kararın 9 uncu maddesine göre tarımsal kredi borçlarının
ertelenmesi gerekirken,
Seçim bölgem Gaziantep'teki ilçe tarım kredi kooperatifleri
kendilerine uygulama için resmî yazı gelmediğini gerekçe göstererek, borçların
ödenmesini ve temerrüt faizinin işlediğini söyleyerek; çiftçilere ödeme için
baskı yapmaktadırlar.
Ekonomik sıkıntı nedeniyle, tohumluk ve gübre alamayan
çiftçilerimize çıkarılan bu zorluklardan bilginiz var mı?
2. Değişik illerde farklı uygulanan kararname hükümlerinin,
çiftçilerimize eşit ve bölge farklılığı yaratılmadan uygulanması gerekmiyor mu?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Şevket Köse
Adıyaman
Bu sene yaşanan kuraklık, en çok tarım alanlarını vurmuştur.
Dolayısıyla çiftçilerimiz bu sene kuraklıktan büyük oranda etkilenmiştir. Bu
etki özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kendini göstermiş, Adıyaman da bu
etkiden nasibini alan yerlerden biri olmuştur. Adıyaman genelinde buğdayda %
45-65, arpada % 45-85, mercimekte % 70-95 ürün kaybı olmuştur. Adıyaman'da
çiftçi yaşamına ve Adıyaman'ın ekonomisine büyük darbe vuran kuraklığın neden
olduğu zarar 135 milyon YTL civarındadır. Tüm bunlara rağmen Adıyaman ilimiz
kapsamında 25 bin 364 çiftçiye 13 milyon 440 bin 991 YTL ödeme yapılacağı
açıklanmıştır. Daha şaşırtıcı olanı ise Adıyaman ilimiz Çelikhan ilçemizde
yalnızca 1 çiftçimiz kuraklıktan etkilenmiş görünmekte ve kendisine 136 YTL
ödeme yapılacağı söylenmektedir. Bu kapsamda:
1. Kuraklık tespit çalışmaları hangi yöntemlerle, kimler
tarafından yapılmıştır? Zarar için çiftçi başvurusu mu temel alınmıştır?
Çiftçiler yerinde ziyaret edilmiş midir? Tespit için komisyonlar kurulmuş
mudur?
2. GAP Bölgesi içerisinde yer alan diğer illerimizde kaç çiftçiye,
ne kadar yardım uygulanmıştır?
3. Adıyaman ilimiz genelinde 25 bin 364 çiftçimizin kuraklıktan
zarar gördüğü düşünülürse Çelikhan ilçemizde yalnızca 1 çiftçinin kuraklıktan
etkilendiği sonucu sizce doğru olabilir mi?
4. Adıyaman ilimiz Çelikhan ilçemizde tespitte bir yanlışlık
yapılmış olabilir mi?
5. Adıyaman ilimiz Çelikhan ilçemizde 1 çiftçiye ödeme yapıldıktan
sonra, ilçede kuraklık zarar tespitinde bir hata yapılıp yapılmadığı
araştırılacak mıdır? Böyle bir araştırma için herhangi bir çalışma var mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Ferit
Mevlüt Aslanoğlu
Malatya
Ülkemizde yaşanan kuraklık nedeniyle çiftçilerimizin çok önemli
ölçüde zararlarının oluştuğu açıkça görülmüştür. Yaz mevsiminde hiçbir ürün
elde edemeyen birçok ilçe ve köyümüz mevcut olmasına karşın
a) Kuraklık nedeniyle oluşan çiftçilerimizin zararları ne zaman
ödenecektir?
b) Yaklaşık 6 aydır ödenmeyen bu zararların ödenmemesi nedeniyle
çok güç durumda kalan çiftçilerimize öncelikle belirli oranda avans ödemesi
yapmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tüm dünyanın gündeminde bulunan Biyogüvenlik ve
Biyoçeşitlilikle ilgili bir çalışma yapılmakta mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Ülkemizde kayıt dışı gıda üretimi ile ilgili denetimler
yapılmış mıdır? Bu konuda kaç firmaya ceza kesilmiştir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Son yıllarda suni bal üretimi basında yer almaktadır. 2007
yılı içerisinde yapılan kontrollerde suni bal tespit edilmiş midir? Tespit
edilmişse hangi firmalara ceza kesilmiştir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Ülkemizde gıda maddelerinde asgari kalite, veteriner ilaç
kalıntıları, hijyen kriterleri, gıdaya bulaşan zararlı
maddeler, ambalajlar ve analiz metotlarını ihtiva eden Türk Gıda Kodeksi
hazırlanmış mıdır? 2008 yılı için bu konuda bir çalışma yapmayı düşünüyor
musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Ülkemizde 2007 yılında nişasta bazlı
tatlandırıcı ne kadar üretilmiş ve piyasaya sunulmuştur?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki yazılı sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sn. Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını
arz ederim.
Mümin
İnan
Niğde
Soru 1: Fakir köylülerimize küçük kooperatifler kurdurup
birbirlerine müteselsilen kefil yaparak dağıtılan hayvanlarla ilgili, kendi
borcunu ödemesine rağmen kefaletinden dolayı icra takibine uğrayan
vatandaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesine yönelik bir çalışma yapmayı
planlıyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişlerî Bakanı Sn. Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını
arz ederim.
Mümin
İnan
Niğde
Soru 1: Yurt dışından ithal edilen hazır gıda maddeleri, bitkisel
ürünler ve tohumlukların sağlığa zararlı hastalıklar açısından denetimleri
hangi kriterlere göre yapılmaktadır?
Soru 2: Yurt dışından, özellikle Çin'den ithal edilen gıda
maddeleri ve bebek mamalarında, plastik ve yapıştırıcılarda hammadde olarak
kullanılan melamin maddesinin olup olmadığına yönelik analizler yapılmakta
mıdır?
Soru 3: Yurt içinde kilosu 2,5-3 YTL'ye salam, sosis ve sucuk gibi
et ürünlerinin pazarlarda satıldığı ifade edilmektedir. Et fiyatlarını dikkate
aldığımızda, bu ürünlerin vatandaşların sağlığını olumsuz etkilememesi için
üretim yerlerinde hangi sıklıklarda denetim yapılmaktadır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Dr. Mehmet
Mehdi Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
Global finans krizi ülkemizde de her sektörü ve toplumsal kesimi
etkilemektedir.
Ülkemizde bu yılın kurak geçmesi, çiftçilerimizi mağdur etmiştir.
Sulama elektrik borcunun da çok ağır yük getirmesi tüm çiftçilerimizi güç
durumda bırakmıştır.
1) Çiftçilerimizin sulama elektrik
borçlarının ödemesinin yeniden yapılandırılması, kriz yükünü
azaltmak için düşünülmekte midir?
2) Vergi borçlarına getirilen ödeme kolaylığı gibi çiftçilerimizin
sulama elektrik borçlarını ödeme kolaylığı yapılması için ilgili Bakanlıklarla
iletişim içinde ortak bir çalışma yapılmasını düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı M. Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Özdemir
Gaziantep
Gaziantep'te kuraklık,
akarsuların kirlilik düzeyi, tarımsal üretimi ve ürün çeşitliliğini olumsuz etkilemektedir.
Bu bilgiler ışığında;
1) Bakanlığınız bünyesinde Gaziantep tarımının geliştirilmesi veya
teşviki için ne gibi projeler yürütülmektedir? Devam eden projelerin performans
değerleri nedir? Yeni projeler var mıdır?
2) Gaziantep'te çiftçilerimizin ekonomik sıkıntılarını gidermeye
yönelik tedbirler var mıdır? Varsa nelerdir?
3) Kuraklık bölgesi ilan edilen yerlerde çiftçilerimizin kuraklık
yardımından ve Ziraat Bankasının çiftçi borç ertelemesinden faydalanabilmesi
için neler yapılıyor?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Hasan
Çalış
Karaman
Domuz etinden yapılan çiğ köftelerin satışı ile ortaya çıkan
zehirlenme vakalarından sonra hazır kıyma satışı yasaklanmıştı. Son aylarda,
özellikle büyük marketlerin et reyonlarında yine eski yerini almaya başlayan
hazır kıyma tehlike saçmaya devam ediyor.
Bu bilgiler ışığında;
1) Önceden çekilmiş hazır kıymaların satışı ile ilgili yasak
kaldırılmış mıdır? Yasak devam ediyor ise özellikle büyük marketlerin et
reyonlarında kim ve kimler hazır kıyma satışına izin vermekte ve göz
yummaktadır?
2) Gıda üretim ve satış yerlerinin denetimi tüketici sağlığı
açısından büyük önem taşımaktadır. Mahalle kasaplarına göz açtırmayan
denetimler, büyük marketlerde yapılamıyor mu? Yapılıyor ise büyükşehir
sınırları içerisinde faaliyet gösteren bir market yılda kaç kez
denetlenmektedir?
3) Yasaklara rağmen hazır kıyma satışı yapan marketlere nasıl bir
işlem uygulanmaktadır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sn. M. Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Kürşat
Atılgan
Adana
Açıklama: Son dönemlerde yaşanan ekonomik kriz ülkemizin tüm
kesimlerini etkilemiş olup, üreticilerimizi ciddi çıkmazlara sürüklemektedir.
Ziraat Bankası'nın Kobilere açmış olduğu kredilerin vadesini 48 aya
çıkarmasının da isabetli bir karar olduğu kanaatindeyim. Ancak tarım kesiminde
işletme kredilerine uygulanan kredi vadesinin 18 aylık olması, üreticilerimizin
ekim sezonunun ortasına denk geldiğinden, finansman sıkıntısına yol açmaktadır.
Buna çare arayan üreticilerimiz 18. aya denk gelen bu krediyi kapatabilmek
amacıyla diğer bankalara müracaatta bulunuyorlardı, fakat kriz nedeniyle artık
bu alternatifi de kullanamaz hale gelmişlerdir.
Soru: Bu zirai kredilerin vadesinin 36 aya çıkarılması için
herhangi bir tasarrufunuz var mıdır? Daha genel anlamda çiftçilerimizin,
üreticilerimizin kredi sorunlarına çözüm olacak planlarınız ve çalışmalarınız
mevcut mudur?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tokat ilinde 2008 yılı içerisinde kaç adet çiftçi eğitime
tabi tutulmuştur? Bunların ne kadarı organik tarım konusunda eğitilmiştir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köy İşleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tokat İlinde 2008 yılı içerisinde yaş sebze ve meyve üretimi
toptancı hallerine gelme durumuna göre ne kadardır? Bunun ne kadarı İhraç edilmiştir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tokat İli meyve ve sebze üretiminde ülkemizde önemli bir
bölgede bulunmaktadır. Tokat İlinde meyve ve sebze depoculuğu olarak, hangi
bölgelerde kaç tane soğuk hava deposu vardır? Bu depolar yeterli midir, yeni
depolar yapılmasını destekliyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın aracılığınızla Tarım Bakanı tarafından sözlü
olarak cevaplandırılmasını saygılarımla arz ederim. 03.02.2009
Kamer
Genç
Tunceli
1- Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden 2000 yılında
kaç kişi ve toplam kaç lira besi kredisi almışlardır?
2- Bunların kaçı ve kaç lira krediyi iade etmiştir ve tahsil
edilmeyen kredi miktarı kaç liradır?
3- Bu kredilere hangi yıllarda ve % kaç faiz uygulanmıştır?
4- Bugün itibarıyla alınan bu kredilere uygulanan faiz anaparanın
kaç katına ulaşmıştır?
5- Bu kredi işinden dolayı Türkiye'de kaç kişi icraya verilmiştir?
Tahsil edilmeyen bu kredi faizleri için ne gibi işlem yapacaksınız?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın Dr. Mehmet Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda gereğinin yapılmasını
saygılarımla arz ederim.
Yaşar
Ağyüz
Gaziantep
Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz, toplumumuzun her kesiminde
olumsuz etkilerini göstermekte ve ödeme güçlüğü içerisinde sıkıntılar
artmaktadır.
Borç ödeme güçlüğü içerisinde bunalan seçim bölgem Gaziantep ilçe
ve köylerimizdeki çiftçilerimiz de tarımsal sulama elektrik borçlarını
ödeyememenin zorluğu içerisindedir.
1. Tarımsal sulama için kullandıkları elektrik borçları nedeniyle
elektrikleri kesilen çiftçilerimiz, hasat dönemi sırasında sulama yapamamakta
ve borcunu da ödeyememektedir.
Büyük kısmı gecikme faizi olan bu borçlar için Elektrik Dağıtım
Şirketlerinin yaptığı taksitlendirme soruna çözüm olmadığından,
Sulama elektrik borçlarının yeniden yapılandırılmasını, faizin
dondurularak ana borcun 24-36 ay süreli taksitlendirilmesini düşünüyor musunuz?
2. Sorunun çözümü için ilgili Bakanlıklarla birlikte ortak bir
çalışmanız var mı?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı M. Mehdi Eker
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim.
Hasan
Özdemir
Gaziantep
Ülkemizde derin bir şekilde hissedildiği ekonomik kriz sürecinde
tarım sektörü en fazla etkilenen alanlardan birisidir. Ürünlerini satamayan ya
da maliyetinin altında bir miktara satmak zorunda kalan çiftçilerimiz
borçlarını da ödeyemediklerinden dolayı zor durumda kalmaktadırlar.
Buna göre;
1) Seçim bölgem Gaziantep ilinde Tarım Kredi Kooperatiflerine ve
Ziraat Bankalarına borcu olan çiftçilerimizin sayısı nedir? Borçlu
çiftçilerimizin toplam borcu ne kadardır?
2) Gaziantep ilinde borçları neticesinde adli takibe maruz kalan
kaç çiftçimiz vardır? Bu çiftçilerimizin toplam borcu ne kadardır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Mustafa
Enöz
Manisa
Son günlerde çiftçilerimizin tarımsal sulamada sondajlarında
kullandıkları elektrikleri kesilmektedir. Tam bitkinin suya ihtiyaç duyduğu
dönemde yapılan bu uygulama çiftçinin üretimini durdurmakta, gerek ülke
ekonomisini gerekse zaten zor durumda olan çiftçinin geleceğini karartmaktadır.
Bu durumda;
1- Tarımsal sulamada kullanılan elektrikten dolayı borçları
bulunan çiftçilerimizin bu borçlarının ertelenmesi ile ilgili bir çalışmanız
bulunmakta mıdır?
2- Zaten zor durumda olan çiftçilerimizin elektriklerini keserek
sulama yapmalarını engellemek sizce doğru mudur?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Tarım ve Köyişleri Bakanı Sayın M. Mehdi
Eker tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tokat ili sağ ve sol sahil sulama birliklerinin borçları
dolayısıyla elektrik pompaları çalıştırılamamıştır. Elektriklerin olmamasından
dolayı, kanallara su gelmemiş ve çiftçilerin bütün ürünleri susuzluktan
yanmıştır. Mağdur olan bu çiftçilerin hasar tespiti yapılacak mıdır? Borçların
ödenmesinde bir iyileştirme düşünüyor musunuz?
BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere Tarım ve Köyişleri Bakanı
Sayın Mehmet Mehdi Eker.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Diyarbakır) –
Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Yüce Meclisin
değerli üyeleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(6/674) sayılı Sayın Çalış’ın, (6/922), (6/1091) ve (6/1334)
sayılı Sayın Ağyüz’ün, (6/1515) sayılı Sayın Reşat Doğru’nun, (6/1504) sayılı
Sayın Mustafa Enöz’ün soruları aynı mahiyette, aynı konuyla ilgili olduğu için
hepsine ortak cevap vereceğim.
HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Geçiştirmeyin, zaten iki sene geçti.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – 2009 Kasım
sonu itibarıyla, tarımsal sulama abonelerinin TEDAŞ’a -gecikme bedeli dâhil-
toplam 1,7 milyar lira borçları bulunmaktadır.
Sulama birlikleri ve çiftçilerimizin birikmiş elektrik borçları
için, İktidarımız döneminde, 2003 yılında, gecikme bedelleri TEFE üzerinden
tekrar hesaplanarak yapılandırılmıştır. Yine, 2005 yılında, gecikme bedelleri
tarımsal TEFE üzerinden yeniden hesaplanmış, yüzde 50’lere varan indirim
sağlanmıştır. İlave olarak, 2005 yılında, kilovatsaat başına 1,7 kuruş tarifede
indirim yapılmıştır, borcunu zamanında ödeyenlerle ilgili olarak. İlaveten,
yapılandırmalarda otuz altı aya kadar varan faizsiz taksit imkânı tanınmıştır
ve ayrıca, 10 Temmuz 2009 tarihinde yayımlanan 5917 sayılı Kanun’un geçici
2’nci maddesi ile yeni bir imkân daha tanınmıştır.
Sayın Çalış’ın (6/678) sayılı ithal muz fiyatlarının artışı
hakkındaki sorusuyla ilgili olarak: Ülkemizde muz fiyatları serbest piyasa
koşullarında oluşmaktadır. Yerli üreticilerimizin korunması amacıyla muz
ithalatında yüzde 145,8 oranında en yüksek vergi uygulanmaktadır. Bununla
birlikte, muz üreticilerimiz dekar başına mazot, kimyevi gübre ve benzeri
desteklerle de desteklenmektedir. Bakanlığımızca “Anamur Muzu Üretiminin
Geliştirilmesi” isimli şemsiye bir proje hazırlanmış olup bu proje çerçevesinde
muz üretimindeki sorunların çözümüne yönelik araştırma projeleri yürütülmektedir.
Yapılan çalışmalar ve verilen desteklerle Türkiye'nin muz üretimi son yedi
yılda 2 kattan fazla artarak 204 bin tona ulaşmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; (6/708), (6/1033) sayılı,
Sayın Ağyüz’ün; (6/1034) sayılı, Sayın Özdemir’in; (6/844) sayılı, Sayın
Doğru’nun; (6/901) sayılı, Sayın Çalış’ın; (6/1042) sayılı, Sayın Köse’nin ve
(6/1044) sayılı, Sayın Aslanoğlu’nun, yine benzer hususları ihtiva ettiğinden
dolayı, bu sorulara da ortak cevap vereceğim. Kuraklıktan
zarar gören üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi, desteklenmesi ve kredi
borçlarının ertelenmesine ilişkin olarak 2008 yılı ilkbahar döneminde meydana
gelen kuraklık nedeniyle otuz altı ile bağlı iki yüz kırk üç ilçede ÇKS’ye
kayıtlı kuru alanda buğday, arpa, nohut, mercimek ve tek yıllık yem bitkisi
ekilişleri yüzde 30 ve üzeri zarar gören çiftçiler için hibe desteği ve
tarımsal kredi borçlarının ertelenmesi Bakanlar Kurulunca kararlaştırılmıştır. Kararname
kapsamında Gaziantep ilinde 12.862 çiftçiye 10,8 milyon TL kuraklık desteği
ödenmiştir. Hükûmetimiz döneminde Gaziantep’te toplam tarımsal desteklemeler 2
kat artmıştır. Sayın Ağyüz’ün sorusunda geçen zeytin ve Antep fıstığı Kuraklık
Kararnamesi kapsamı dışında değerlendirilmiştir. Kararname dışında kalan
ürünlerle ilgili olarak ise 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere
Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanun hükümleri ve ödenek imkânları çerçevesinde
de karşılıksız nakdî yardım yapılabilmektedir.
Sayın Doğru’nun, hayvancılıkta kaba yem ihtiyacının karşılanmasına
dair sorusuyla ilgili olarak: Öncelikle hayvancılık desteklerinin bütçe
içindeki payı yüzde 4,4’ten, 2010 bütçesi itibarıyla yüzde 22’nin üzerine
çıkmıştır, toplam destekler içerisindeki payı. 2000 yılında Türkiye'nin kaba
yem üretimi 33,4 milyon ton iken, verilen desteklemeler neticesinde kaydedilen
gelişmeyle, 2008 yılı itibarıyla bu miktar 42,5 milyon tona ulaşmıştır. Yine,
sağlanan desteklerle, yem bitkileri üretim alanı son altı yılda 1,8 kat
artırılmıştır. Bu artışla beraber ülkemizin yaklaşık 50 milyon ton civarında
olan kaliteli kaba yem ihtiyacının yüzde 75’i nitelikli yemlerden karşılanır
hâle gelmiştir. Yine, kuru şartlarda yetişen yonca ve silajlık mısır da
destekleme kapsamına alınmıştır. Ülkemiz toplam yem bitkileri ekim alanının
yüzde 10’u Güneydoğu Anadolu Bölgemizde, yüzde 22’si ise Doğu Anadolu
Bölgesi’nde bulunmaktadır.
Ayrıca, Bakanlığımızca yaklaşık 500 bin çiftçiye 535 milyon TL’lik
kuraklık desteği ödenmiştir. Aynı şekilde, bu çiftçilerimizin Ziraat Bankasıyla
tarım kredi kooperatiflerine olan kredi borçları bir yıl süreyle ertelenmiştir.
Kararname kapsamında, yem bitkilerinden fiğ, burçak ve mürdümük bitkileri
ekilişlerine alan bazlı kuraklık desteği sağlanmıştır.
Kuraklık nedeniyle zarar gören çiftçilerin belirlenmesinde il ve ilçe hasar tespit
komisyonlarının çalışmaları esas alınmıştır.
Sayın Aslanoğlu’nun Malatya ilimizle ilgili olarak sorduğu 12 bin
çiftçimize 6,7 milyon TL kuraklık ödemesi yapılmıştır.
Sayın Köse’nin önergesinde, Çiftçi Kayıt Sistemi kayıtlarında
Adıyaman Çelikhan ilçesinden neden sadece 1 çiftçinin kuraklık desteğinden
yararlandığı sorulmaktadır. Bunun sebebi, söz konusu çiftçinin arazisinin
Adıyaman merkezinde olması, müracaatının ise Çelikhan’da yapılmış olmasıdır.
Sayın Ahmet Duran Bulut’un, (6/725) sayılı, Balıkesir Gönen
ilçesinde kurulacak olan çimento fabrikasının çeltik üretimine etkisi
konusundaki sorusuyla ilgili olarak: Çevre Bakanlığının 28/3/2008
tarihli yazısıyla Tarım İl Müdürlüğünden ÇED kapsamında görüş istenmiştir.
Tarım İl Müdürlüğümüzce, bahse konu projeyle ilgili olarak 9/4/2008
tarihinde ilgili mevzuatı kapsamında gerekli belgelerin hazırlanması ve
eksiklerin tamamlanması istenmiştir. Ancak, ilgili şirket, Tarım İl
Müdürlüğünce belirtilen eksiklikleri tamamlayarak yeniden başvuruda
bulunmamıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Doğru’nun (6/744),
Sayın İnan’ın (6/1071), Sayın Atılgan’ın (6/1124), Sayın Genç’in (6/1225),
Sayın Özdemir’in (6/1404) sayılı sorularıyla ilgili olarak da, yine çiftçilerin
kredi borçları hakkında benzer hususlar sorulduğundan dolayı önergelerini
birlikte cevaplandırmak istiyorum.
Genel bir ilke, kural olarak, tarım kredi kooperatiflerince
ortaklarına kullandırılan kredilerin vadelerinde ödenmemesi hâlinde ortaklarına
doksan günlük idari takip süresi tanınmaktadır.
Sayın İnan ve Sayın Doğru’nun, icra takibine uğrayan kooperatif
üyesi çiftçiler hakkındaki sorularıyla ilgili olarak: Bakanlığımızca 2007
yılında çıkarılan Kefalet Kanunu ile, müteselsil
kefalet yüzünden hacze uğrayan çiftçilerin mağduriyeti giderilmiş ve bu
durumdan 648 bin çiftçimiz istifade ederek haciz kıskacından kurtarılmıştır.
Sayın Atılgan’ın, tarımsal kredi vadeleriyle ilgili olarak:
2009/14804 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Ziraat Bankasınca 2009 yılında
kullandırılan sübvansiyonlu kredilerin vadeleri, işletme kredilerinde 18 aydan
24 aya, yatırım kredilerinde ise 5 yıldan 7 yıla uzatılmıştır.
Sayın Genç’in, 2000 yılında Ziraat Bankası ve tarım kredi
kooperatiflerinden besicilik kredisi kullanan çiftçiler hakkındaki sorusuyla
ilgili olarak: 2000 yılı sonu itibarıyla tarım kredi kooperatifleri ortaklarına
kullandırılan hayvancılık kredi bakiyesi yaklaşık 132 milyon TL’dir. Bu
kredilerin yüzde 98’i tahsil edilmiş olup sadece 3 milyon TL’si vadesi geçen
durumundadır. 2003 yılında çıkarılan 4876 sayılı Kanun ile,
2003 yılından önce kullandırılan tüm kredilere ödeme kolaylığı getirilmiş,
tarım kredi kooperatifleri ortaklarının yaklaşık yüzde 96’sı bu ödeme
kolaylığından yararlanarak borçlarını ödemişlerdir.
Sayın Özdemir’in Gaziantep’teki çiftçilerin borçları hakkındaki
sorusuyla ilgili olarak: Gaziantep iline bağlı tarım kredi kooperatiflerince
2009 yılı Aralık ayı sonu itibarıyla toplam 19 milyon TL yeni kredi
kullandırılmıştır. Diğer taraftan, vadesi geçen borcu bulunan tarım kredi
kooperatifleri ortaklarına, kanuni takipte olan borçlarının yüzde 20’sini peşin
olarak ödemeleri şartıyla, kalan borçlarını, taksit aralıkları üç ayı geçmemek
üzere, faizli olarak, on iki aya kadar taksitle ödeme imkânı verilebilmektedir.
Tarım kredi kooperatiflerince, borçlarının asgari yüzde 75’ini ödeyen ortaklara
yeni nakdî kredi kullandırılarak bu kredinin borçlarının kalan kısmına mahsup
edilmesi uygulaması başlatılmıştır. Ziraat Bankası kaynaklarından 31/12/2009 tarihi itibarıyla -Sayın Özdemir’in sorduğu-
Gaziantep ilinde tasfiye olunacak alacaklar hesaplarında yaklaşık 747 bin TL
alacak bulunmaktadır.
Sayın Paksoy’un (6/761) sayılı önergesi, veteriner ilaçlarının
analiz ve ruhsat süreci ile Vilsan AŞ’ye ait “Akarvil” isimli ilacın
analiz raporu ile ilgili olarak: Ruhsat almak için, Veteriner İspençiyari ve
Tıbbi Müstahzarlar Ruhsat Yönetmeliği’nde talep edilen bilgi ve belgeler
Bakanlığımıza sunulmaktadır. Ruhsat başvuruları ayda bir kez yapılan Veteriner
İlaçları Ruhsat Komisyonu toplantısında tartışılmakta ve uygun olanlar kabul
edilmektedir. Kabul kararı alınan ilaç başvuru dosyasının bir örneği prospektüs kontrolü için veteriner fakültesine
gönderilirken, ilacın ruhsata esas analizleri Bakanlığımıza bağlı Pendik
Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü İlaç Kalite Kontrol ve
Analiz Laboratuvarında yaptırılmaktadır.
Vilsan AŞ’ye ait ilaç için 14/12/2007
tarihinde Bakanlığımıza başvuruda bulunulmuş, 25/12/2007 tarihinde Veteriner
İlaçları Ruhsatlandırma Komisyonunda dosyası görüşülmüş ve Komisyon tarafından
kabul edilerek ilgili Enstitü Müdürlüğüne analize gönderilmiştir, alınan analiz
sonucuna göre 11/2/2008 tarihinde de ruhsatlandırma yapılmıştır.
Sayın Doğru’nun, (6/808) sayılı, Tokat ili Erbaa ilçesinde geçici
fındık alım merkezi açılması hakkındaki sorusuyla ilgili olarak: Fındık
üretiminin izin verilen bölgelerin dışına çıkmasını engellemek amacıyla,
TMO’ca, sadece fındık üretimine izin verilen bölgelerde fındık alım merkezi
açılmıştır. 2009 yılı Temmuz ayında açıklanan yeni fındık stratejisi doğrultusunda
da Bakanlar Kurulu kararıyla TMO’nun fındık alım görevi sonlandırılmıştır.
Sayın İnan’ın, (6/809) sayılı, patates üretiminin önemine yönelik
etkinlikler, üretici sorunları ve patates ihracatına teşvik verilmesi
hakkındaki sorusuyla ilgili olarak: Niğde Patates Araştırma Enstitüsünce 2008
yılında Dünya Patates Yılı münasebetiyle çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Bu
çalışmalar, konuyla ilgili 8 araştırma enstitüsü, 4 üniversite ve patates
konusunda çalışan 10 özel sektör kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Bu çerçevede ilgili tüm paydaşların da yer aldığı ve 14 Ekim 2008 tarihinde
gerçekleştirilen Patates Tarla Günü’ne katıldım ve yeni kurulan Patates Doku
Kültürü Laboratuvarının açılışını bizzat ben yaptım.
Bakanlığımızca patates üretiminin geliştirilmesine yönelik olarak
destekleme ve araştırma-geliştirme çalışmaları etkin bir şekilde yapılmaktadır.
Bunlardan özetle bahsetmek gerekirse: Sertifikalı patates kullanan üreticilere
dekar başına 20 TL, üretenlere ise kilogram başına 8 kuruş destek
verilmektedir. Patates siğili hastalığı görülen illerde çiftçilerimize
2005-2009 döneminde toplam 72,9 milyon TL patates siğili destek ödemesi
yapılmıştır.
Yine Sayın İnan’ın (6/830) numaralı, yabancı bankalardan
ipotek karşılığı zirai kredi kullanılması hakkındaki sorusuyla ilgili
olarak: Öncelikle bu konuda bazı
hususlara açıklık getirmekte yarar görmekteyim: Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu tarafından Türkiye'de faaliyette bulunan bankaların, finansal
tabloları, likidite, kredilendirme süreci ve kredi kalitesi, mali bünye durumu
ve sermaye yeterlilik oranı gibi temel göstergelerinin mevcut ve muhtemel
seyirleri izlenmekte, denetlenmekte ve düzenlenmektedir.
5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında Türkiye’de faaliyet
göstermek üzere anonim şirket olarak kurulan bankalar ayrı tüzel kişiliği
haizdir. Banka tüzel kişiliği, bankada hissesi bulunan şahısların kişiliğinden
ayrıdır ve bankaların sahip olduğu taşınmaz mal varlıkları da bankanın
ortaklarına değil banka tüzel kişiliğine aittir. Bu çerçevede banka
hisselerinin yabancı uyruklulara satılması, bankaların mülkiyetinde bulunan
taşınmaz mal varlıklarının mülkiyetinin banka ortaklarına geçmesi anlamına
gelmemektedir.
Keza, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 57’nci maddesine
dayanılarak çıkarılan Bankaların Kıymetli Maden Alım Satımına ve Alacaklarından
Dolayı Edindikleri Emtia ve Gayrimenkullerin Elden Çıkarılmasına İlişkin Usul
ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in 5’inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca
bankalar, alacaklarından dolayı edinmek zorunda kaldıkları varlıkları, edinme
gününden itibaren üç yıl içinde elden çıkarmak zorundadırlar.
Ayrıca, Hükûmetimizce yapılan çalışmalar neticesinde çiftçimiz
aldığı krediyi geciktirmeden ve zorlanmadan ödeyebilecek noktaya gelmiştir.
Ziraat Bankası tarafından kullandırılan kredilerin geri dönüş oranlarına
bakıldığında da bu durum rahatlıkla görülebilmektedir.
Sayın Doğru’nun (6/839), (6/1055), (6/1056), (6/1057), Sayın
Çalış’ın (6/926), (6/1115) ve Sayın İnan’ın (6/1079) sayılı, benzer konularda soru
soran sayın milletvekillerimizin gıdaların üretimi, ithalatı ve denetimiyle
ilgili önergelerini birlikte cevaplandırmak istiyorum.
Vatandaşlarımızın güvenilir gıda tüketimini sağlamak üzere
Hükûmetimiz döneminde önemli çalışmalar başlatılmıştır. Bu kapsamda gerekli
hukuki düzenlemeler yapılmış, denetim fonksiyonu çerçevesinde insan kaynakları
zenginleştirilmiş ve denetim sayısı artırılmıştır.
2009 yılı Kasım ayı sonu itibarıyla toplam 4.400 gıda denetçisiyle
339 binden fazla gıda denetimi yapılmıştır. Gıda, üretim, satış ve toplu
tüketim yerlerindeki denetimlerde verilen idari para cezaları 7.329 ve
savcılığa yapılan suç duyurusu sayısı ise 1.246’dır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Çalış’ın ülkemize et
girişine ilişkin sorusu hakkında da... 2002-2007 yılları arasında yurdumuza
yasa dışı yollardan girdiği tespit edilen
Bakanlığımızca ilgili birimlerle beraber sınırlarımızda alınan
idari, istihbari ve güvenlik tedbirleri sonucu kaçak hayvan hareketleri önemli
ölçüde engellenmiştir. Sınır bölgelerinde yeterli sayıda veteriner hekim ve
yardımcı personelin geçici görevle görevlendirilmesi yapılmaktadır. Bütün
mezbaha ve kombinalarda da denetimler, ani denetimler, habersiz denetimler
yapılmaktadır. Bakanlığımız ve jandarma teşkilatımızca da köylerde küpesiz
hayvan olup olmadığı kontrolleri sürdürülmektedir. Ayrıca mahallî kolluk
kuvvetiyle beraber etkin yol kontrolleri de icra edilmektedir.
Sayın Doğru’nun suni bal üretiminin denetimi konusundaki
sorusuyla ilgili olarak: 2008 yılında toplam 11.758 numune alınmış, analiz
sonucu olumsuz çıkan 112 numuneyle ilgili olarak 99 adet idari para cezası
işlemi uygulanmış, 23 adet üretim izni iptal edilmiş,
Yine Sayın Doğru’nun, Türk Gıda Kodeksi konusundaki sorusuyla
ilgili olarak: Gıda Kodeksi, gıda maddelerinin asgari teknik ve sıhhi
şartlarını belirleyen kurallar bütünüdür. Aynı şekilde, gıdaların ham maddeden
başlayarak üretiminden son tüketiciye ulaşıncaya kadarki tüm aşamalarını
disipline eden normlardan oluşan çerçeve bir mevzuat sistemi olup tüm gıda
maddelerinin taşıması gereken hükümleri içermektedir. Bu kapsamda, Türk Gıda
Kodeksi Yönetmeliği 1997 tarihinde yürürlüğe girmiş, 98 adet Türk Gıda Kodeksi
Tebliği yayımlanarak çalışmalara devam edilmiştir.
Sayın milletvekillerinin, Çin’den ithal edilen bebek mamalarıyla
bazı et ürünleri ve ithal gıdaların denetlenmesi hakkındaki sorularıyla da
ilgili olarak: Gıda maddeleri ve gıda ile temasta bulunan madde ve malzemelerin
ithalatında gıda güvenilirliği kontrolleri Bakanlığımız tarafından yürütülmekte
ve Türk gıda mevzuatına uygun olan ürünlerin ülkemize girişine izin
verilmektedir. Yapılan kontroller esnasında alınan numunelerden istenecek
analizlerde, öncelikle gıda güvenilirliğine esas, insan sağlığı açısından
tehlike oluşturabilecek, yani ürünün özelliğine göre, örneğin, ağır metal,
pestisit, yabancı madde ve bileşikler, mikrobiyolojik kriterler,
toksinler vesaire hususları göz önünde bulundurulmaktadır.
Diğer taraftan, vatandaşımıza güvenilir gıda sunumu için et ve et
ürünleri üretim tesisleri teknik, hijyenik ve sağlık şartları
bakımından denetlenmektedir. Gıda üretim ve satış yerlerinde, büyük marketler
de dâhil olmak üzere denetim ve kontroller uygun sıklıkta ve gıda maddelerinin
taşıdığı riskle orantılı olarak yapılmaktadır.
Sayın Çalış’ın sorduğu, hazır kıymaların satışıyla ilgili olarak:
Market, kasap gibi sıhhi müessese kapsamında faaliyet gösteren iş yerlerinde
müşteri talebinden önce çiğ kırmızı etten kıyma hazırlanması ve satışa
sunulması yasaktır. Ancak, -söz konusu iş yerleri- müşteri talebi sırasında
talep edilen miktar kadar çiğ kırmızı etten kıyma hazırlayabilirler. Gayrisıhhi müessese kapsamında faaliyet gösteren ve üretim
izni bulunan iş yerleri ise müşteri talebinden önce çiğ kırmızı etten hazır
kıyma üretebilirler. Üretilen hazır kıyma, Çiğ Kırmızı Et ve Hazırlanmış Et
Karışımları Tebliği’nin ilgili hükümleri kapsamında ambalajlı ve etiketli
olarak satılmak mecburiyetindedir.
Sayın Çalış’ın (6/854) sayılı, TMO yönetiminin ödüllendirilmesi
hakkındaki sorusuyla ilgili olarak: Bu konudaki cevabımız, cevabi yazımız Hazine
Müsteşarlığına gönderilmiştir çünkü konu daha çok Hazineyle ilişkilidir. Hazine
Müsteşarlığının yazısına istinaden TMO Genel Müdürlüğünün Bakanlık bünyesinde
icra ettiği görevlerinin önemi ve kapsamı nedeniyle söz konusu personelin
çalışmalarının bir süre daha izlenmesi ve daha sonra değerlendirilmesinin uygun
olacağı düşünülmektedir.
Sayın Enöz’ün (6/878) sayılı suni tohumlama teşviki ve veteriner
hekimlerin özlük hakları konularındaki sorularıyla ilgili olarak: Öncelikle
hayvancılık desteklerinden faydalanmak için suni tohumlama, gerekli temel
şartlardan birisi olarak ele alınmaktadır. 2002 yılında 624 bin adet olan suni
tohumlama sayısı 2008 yılında 2 milyonun üzerine çıkarılmıştır. Bunun sonucu
olarak 2002 yılında sığır varlığımız içerisinde yüzde 63 olan kültür ve kültür
melezi sığır oranı 2008 yılı sonunda yüzde 74’e yükselmiştir. Bakanlar
Kurulunun kararıyla yetiştiricilerimizin buzağı desteklemesinden
yararlanabilmesi için sığırlara suni tohumlama yaptırmış olmaları
gerekmektedir. Dolayısıyla soruda zikredildiği gibi suni tohumlama
uygulamalarından vazgeçilmiş olması söz konusu değildir.
Ağustos 2008’de yapılan düzenlemeyle Bakanlığımızda görevli
veteriner hekimlere ek tazminat verilmesi sağlanarak özlük haklarında iyileşme
yapılmıştır ki bu da yaklaşık 530 liradır.
Sayın Paksoy’un (6/927) sayıyla sormuş olduğu Kırım Kongo
hastalığına ve keneye karşı yapılan çalışmalar ve alınan önlemlere ilişkin
olarak: Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünün hayvanlardaki yaygınlığının
araştırılması ve hastalığın yoğunlaştığı bölgelerde kene faunasının
belirlenmesi amacıyla Sivas, Tokat ve Yozgat illerine bağlı 10 ilçenin toplam
60 köyünde araştırma yapılmıştır. Ayrıca yaban hayatındaki hastalığın durumunu
incelemek amacıyla 9 ilde toplam 34 küçük yerleşim merkezinde av hayvanları
üzerinde keneler ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı açısından da araştırma
yapılmıştır. 2009 yılında Çorum, Aydın, Erzincan ve Diyarbakır illeri ve bu
iller etrafındaki riskli kabul edilen 36 ilimizde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi
hastalığıyla ilgili veteriner hekimlere hizmet içi eğitim verilmiş ve hastalığa
karşı vatandaşların bilinçlendirilmesi yönünde gerekli çalışmalar yapılmıştır.
Dünyada uygun laboratuvar koşuluna sahip birkaç laboratuvarda yapılabilen hızlı
teşhis yöntemi ülkemizde de ilk defa kullanılabilmektedir.
Ayrıca, kenelerin yaşam döngülerini tamamlayabilmesi için mutlak
surette kan emmeleri gerektiğinden tomruk ve keresteler üzerinde yaşam
döngüsünü tamamlayamamaktadırlar.
Söz konusu ürünlerin, ithal yasasında görevli inspektör tarafından
malın ülkemize giriş gümrüğünde Zirai Karantina Yönetmeliği hükümlerine göre
muayene ve inceleme yapılmakta, karantina mevzuatları doğrultusunda fumigasyona
tabi tutularak uygun olan ürünlerin ithaline izin verilirken şartlara uygun
olmayan ürünler mahrecine iade edilmektedir.
Satın alınan kene ilaçlarıyla aynı etken maddeli diğer ilaçlar
arasında fiyat farklarının bulunması doğaldır ancak yapılan alımlarda da en
uygun fiyatla ilacı teslim edebilecek firmanın teklifi değerlendirilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Özkan’ın (6/945),
(6/977), (6/978), (6/979), (6/980) ve Sayın İnan’ın (6/860) sayılı
önergelerinde TMO’nun fındık alımları ve stokların değerlendirilmesine ilişkin
benzer hususlar bulunduğundan ortak olarak cevaplandırılacaktır.
2006 yılında yaşanan olumsuzluklardan üreticilerimizin
etkilenmemesi için TMO fındık alımı yapmakla görevlendirilmiştir. TMO
2006-2007-2008 yıllarında toplam 694 bin ton fındık alımı yapmış ve 2,83 milyar
TL ödeme yaparak üreticilerin mağduriyeti önlenmiştir.
Alımlarda İnternet üzerinden randevu alınabilme imkânı ile yoğun
teknoloji kullanılması sağlanmıştır.
TMO fındık alım merkezleri belirlenirken öncelikle yöredeki üretim
miktarı, depolama imkânları ve üretim alanlarının depolama merkezlerine olan
uzaklığı dikkate alınmıştır.
2008 yılı fındık rekoltesinin rekor
seviyede yüksek olması ve ürünün pazara kısa bir süre içerisinde arz
edilmesinden dolayı alımlar başladığında fiyatlar 2,7-2,8 TL/kilogram
aralığında oluşmuştur.
Ayrıca, iklim faktörlerinden dolayı ürün randımanının düşük
olması, fiyatın düşüşünü etkileyen bir diğer önemli unsur olmuştur. TMO kendine
yönelen bütün ürünü alarak üretici mağduriyetini önlemiştir.
2009 yılı Temmuz ayında açıklanan yeni fındık stratejisi doğrultusunda
fiyat destekleme politikası yerine üreticinin alan bazlı
desteklenmesi yoluna gidilmiş ve Bakanlar Kurulu kararıyla TMO’nun fındık alım
görevi sonlandırılmıştır. Yeni dönemde uygulamaya konulan fındık stratejisi
doğrultusunda fiyatların serbest piyasada oluşması sağlanmış olup üretici
mağduriyeti ortaya çıkmamıştır. Ayrıca, üretimi sürdürebilmek için de alan bazlı destekleme ödemesi yapılacaktır.
Stoklardaki fındıkların değerlendirilmesiyle ilgili olarak da:
İmalatı yapılan kavrulmuş iç fındık, şekerli fındık ezmesi, fındık yağı Türkiye
genelindeki 150 TMO iş yeri vasıtasıyla uygun fiyattan nihai tüketiciye
ulaştırılmaktadır. Ayrıca, satışların daha geniş kitlelere yayılması için
toptan satışlar da yapılmaktadır. Stoklardaki 2005 ve 2006 yılı mahsulü ürünler
yağ imalatında değerlendirilmekte, imalattan alınan ham fındık yağı ve fındık
küspesi toptan olarak satılmaktadır. Stok değerlendirme çalışmaları neticesinde
alımlarla oluşmuş 694 bin tonluk stokun 15/2/2010
tarihi itibarıyla çeşitli imalatlarla 256 bin tonu eritilmiştir. Gerek çeşitli
imalat gerekse iç ve dış satış çalışmaları kapsamında TMO stoklarındaki
fındığın değerlendirilmesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. TMO’nun
stoklarında bulunan kabuklu fındıkların satışları 14 Ağustos 2009 tarihi
itibarıyla sonlandırılmıştır. Muhafaza şartlarından dolayı oluşmuş herhangi bir
kıymet kaybı söz konusu değildir.
FİSKOBİRLİK’in alım yapmaması, 2001 yılında yapılan mahsuplaşma
sonucu alacağı olan 53 milyon TL’nin faiziyle birlikte ödenmesi ve Destekleme
Fiyat İstikrar Fonu’ndan yeni kredi kullandırılması konularıyla ilgili olarak:
TMO’nun fındık alımlarıyla görevlendirilmesi, FİSKOBİRLİK’in içinde bulunduğu
finansman problemleri sebebiyle üretici taleplerini karşılayamaması üzerine
üretici mağduriyetine engel olmak amacıyla ortaya çıkmıştır. TMO teşkilat
yapısının olmadığı ve daha önce müdahale etmediği bir ürünle ilgili kısa sürede
hazırlıklarını yaparak alıma girmiş olup başarıyla bu görevini yerine
getirmiştir. TMO bu görevini yaparken FİSKOBİRLİK’le iş birliği yaparak bu
kurumun boş olan depoları ve diğer altyapı imkânlarını kullanmış ve
karşılığında bedelini ödemiştir.
Ayrıca, FİSKOBİRLİK’in üyelerinden aldığı ürünlerin 2006 yılında
68 bin tonu, 2007 yılında 5 bin tonu, 2008 yılında ise 1.800 tonu TMO
tarafından satın alınmıştır. TMO’nun fındık alımları sonucu 2006 ve 2007
yıllarında görev zararı tahakkuk etmemiştir.
2008 yılında ise 2008/18379 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’yla TMO
tarafından yağlık olarak değerlendirilecek fındıklardan FİSKOBİRLİK’e satış
yapılmasına ilişkin karar kapsamında 30 bin ton kabuklu fındık satışı ve diğer
zarar kalemleriyle birlikte kesinleşen görev zararı 130,4 milyon TL’dir.
2006 yılına kadar -dolar bazında- ortalama fındık alım fiyatı
1,6-1,7 dolar iken, 2006 ve sonrası dönemde destekleme alım fiyatı 3,2-4,2
dolar/kilogram aralığında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, üretici mağdur olmamış,
eline daha fazla para geçmiştir. Ayrıca, teslim ettiği ürünün parasını
zamanında almıştır.
FİSKOBİRLİK’in sağlıklı bir mali yapıya kavuşması, fındık ürününün
ticareti ve piyasaların üzerinde etkin bir aktör olarak yer alabilmesi
önemlidir. Bu çerçevede, yağlık kararnameleriyle Birlik’in yaklaşık 1,5
katrilyon TL borcu Hazine tarafından üstlenilerek tasfiye edilmiştir.
FİSKOBİRLİK’in Destekleme Fiyat İstikrar Fonu gider hesabında kalan
borçlarının, 4572 sayılı Kanun’la, ilgili yılların Bakanlar Kurulu kararları
uyarınca terkin ve mahsup edilmesine yönelik süreç tamamlanmıştır. Bu işlemler
sonrasında Birlik’in kalan 94,5 milyon TL tutarındaki bakiye borcu Hazine
Müsteşarlığı ve Maliye Bakanlığınca terkin edilmiştir. Birlik’in özel bankalara
olan borçlarının üstlenilmesine yönelik süreç tamamlanmıştır. Yapı Kredi
Bankası AŞ’ye 152,4 milyon TL ve TMSF’ye Pamukbank için 161,1 milyon TL olmak
üzere toplam 313,6 milyon TL tutarında borç Hazine tarafından kapatılmıştır.
Öte yandan, Birlik’e, gerçekleştirdiği personel düzenlemeleri
sonucu kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinde kullanılmak üzere 19 milyon TL
destek sağlanmıştır.
FİSKOBİRLİK’i borçsuz duruma getirebilmek için yapılan işlemler
sonucunda, Birlik ile Yeniden Yapılandırma Kurulu arasında 23/11/2005
tarihinde akdedilen protokol gereği Birlik yeniden yapılandırma programı dışına
çıkartılmıştır. Bu nedenle Birlik’in yeniden DFİF kaynaklarından kredilendirme
imkânı bulunmamaktadır.
Sayın Doğru’nun (6/985), (6/1054), (6/1058), (6/1188), (6/1189) ve (6/1191) sayılı, Tokat ilimizde
çiftçi eğitimi, sebze ve meyve üretimi, soğuk hava deposu yapımı konularına
ilişkin dört soru önergesini birlikte cevaplandırmak istiyorum.
Tokat ilimizde 2008 yılında 966 çiftçi toplantısı düzenlenmiş, bu
toplantılarda 19.539 kişi eğitime tabi tutulmuştur. Bununla birlikte, 17
toplantıda 281 üreticiye organik tarım eğitimi verilmiş, Tokat ilinde 2008 yılı
içerisinde üretilen yaş sebze ve meyvenin 600 bin tonu yaklaşık elli il
merkezine gönderilmiştir. Pazarlanan ürünler içerisinde domates, şeftali,
patates toptancı hallerinde en fazla işlem gören ürünlerdir. Pazarlanan ürünler
Ankara, İstanbul, Siirt, Batman, Mardin illeri ağırlıklı olmak üzere birçok
ilimize gönderilmekte, domates başta olmak üzere bazı meyveler de Suudi
Arabistan ve Rusya Federasyonu’na ihraç edilmektedir. Tokat’ta üretilen sebze
ve meyve Hatay ve Mersin merkezli ihracat firmaları tarafından şirketlerin
bulundukları illerin gümrüklerinden ihraç edilmektedir. 2008 yılında 2 adet
meyve sebze depolama tesisi yüzde 50 hibe desteğine uygun görülmüştür.
Tokat ilindeki domates üreticilerinin sorunlarıyla ilgili olarak:
Tokat ve yöresi özellikle son turfanda ürün açısından önemli bir bölgedir.
Tokat ilinde faaliyetlerini yürüten Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü
tarafından Tokat Valiliğiyle koordineli olarak bölgeye uygun çeşitlerin
yetiştirilmesi amacıyla çeşitli denemeler ve çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan
ve yapılacak yayın ve eğitim faaliyetleriyle yöre çiftçimize çalışmaların
sonuçları hakkında bilgi verilmekte ve yeni çeşitler tanıtılmaktadır.
Bakanlığımızca, tohumculukta yerli sebze tohumu kullanımını artırmak amacıyla
önemli projeler başlatılmıştır.
Diğer yandan, domates üreticilerimize mazot desteği, kimyevi gübre
desteği ve benzeri destekler verilmektedir. Ayrıca, Bakanlığımızca uygulanan
kırsal kalkınma destekleri kapsamında ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve
depolanmasına yönelik olarak çiftçilerimize ve müteşebbislere yüzde 50 hibe
yatırım desteği sağlanmaktadır.
Sayın Doğru’nun biyogüvenlik ve biyoçeşitlilik çalışmaları
hakkındaki sorusuna ilişkin olarak da: Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Türkiye
Büyük millet Meclisinin gündemindedir.
Biyoçeşitlilik konusunda dünyanın tek çatı altında en çok tohumunu
saklayacak 250 bin örnek kapasiteli üçüncü büyük gen bankası olan Türkiye Tohum
Gen Bankasının temeli atılmış ve önümüzdeki ay hizmete açılacaktır.
Ülkemizde, şimdiye kadar tespit edilen 12.054 tür ve 3.905 endemik
tür bulunmaktadır. Bakanlığımız araştırma enstitülerinde bunlarla ilgili
çalışmalar yürütülmektedir.
Yine, Sayın Doğru’nun sorduğu 2007 yılı nişasta bazlı
tatlandırıcı üretimine ilişkin olarak: Ülkemizde 2007 yılında 461 bin ton
nişasta bazlı şeker üretilmiş olup, bu miktarın 359 bin tonu yurt içi piyasaya,
95 bin tonu ise doğrudan ve/veya mamul bünyesinde olmak üzere ihraç amaçlı
olarak satılmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakanım.
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI MEHMET MEHDİ EKER (Devamla) – Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri, bu şekilde Bakanlığımla ilgili 46 tane soru
cevaplandırıldı.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
Sorular cevaplandırılmıştır.
Şimdi, bazı arkadaşlarımızın, ek, herhâlde açıklama talepleri
vardır.
Sayın Çalış…
HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan, bugün cevaplar gibi yaptığınız beş sorum 24/4/2008 ile 23/7/2008 tarihleri arasındaki tarım ve
hayvancılığın, çiftçimizin problemleridir. Bugün tarih 16/2/2010
ve söylediklerinizin maalesef hiçbir anlamı yoktur.
Sorularımıza ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim yetkisine
verdiğiniz değer aslında Türk tarım ve hayvancılığına ilginizle maalesef
paraleldir. Sayenizde Türk tarımı tarihinin en kötü yıllarını yaşamaktadır.
Sizi Türk çiftçisinin vicdanına emanet ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Doğru, buyurun efendim.
REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ülkemizin her tarafında olduğu gibi Tokat ilindeki çiftçiler de
ürünlerinin para yapmaması neticesinde, başta tarım kredi kooperatifleri olmak
üzere bankalara ve özel sektöre büyük oranda borçlanmışlardır. Bilhassa tohum,
yem, ilaç, mazot borçları dolayısıyla senet ve çekler vermişler, ödeyemedikleri
için de hacizlerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Şeker pancarı başta olmak
üzere bütün ürünlerde Avrupa Birliğindeki gibi ciddi oranlarda destek olunmalı
ve çiftçi gümrük duvarlarıyla korunmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde, 2010 yılı
için üretim yapacak çiftçiyi birçok sektörde maalesef bulamayacağız.
Ayrıca, Tokat ilinde ve ülkemizin her tarafında hayvancılık
sektörü çok büyük oranda sıkıntılar yaşamaktadır. Ayrıca, tarımsal sulamada
kullanılan elektrik borçları da ödenmediğinden dolayı bu manada da çok ciddi
sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır.
Sonuçta bütün borçlar dağ gibi büyümüştür, Hükûmetten borçların
yeniden yapılandırılması ve yeni teşvikler verilmesi beklenmektedir.
Teşekkürlerimle arz ederim.
BAŞKAN – Sayın İnan…
MÜMİN İNAN (Niğde) – Teşekkür ediyorum efendim.
Sayın Bakanım, sormuş olduğumuz sorulara ne yazık ki iki yıl sonra
cevap verme nezaketini gösterdiniz, teşekkür ediyorum ama Hasan Çalış’ın da
söylediği gibi bu soruların bazılarının hiçbir önemi kalmadı. Ama önemli
gördüğümüz tek şey, sizin döneminizde maalesef Türk çiftçisinin cumhuriyet
dönemi içerisinde en kötü günlerini yaşadığının örneklerini veriyorsunuz.
Bugün Niğde’de ister patates üreticisi ister elma üreticisi
ister bakliyat üreticisi isterse hayvansal çiftçilikle uğraşan insanların
tamamına yakınının ziraatçılık yapmalarından dolayı ya Ziraat Bankasına ya
tarım kredi kooperatiflerine ya da elektrik, sulama borçlarından dolayı TEDAŞ’a
borçları vardır; yüzde 80’ine yakını da icralıktır ve yakalama emirleri vardır;
birçok insanımız şehre inememektedir. Siz öyle bir
tablo çizdiniz ki, döneminizde sanki Türkiye tarımı dünyanın bir numaralı tarım
alanı hâline geldi ve bu konuda başarılı oldunuz ama maalesef her geçen gün
çiftçi topraktan kopmakta ve kötü günler yaşamaktadır.
Ben sizi Niğde’ye davet ediyorum, sizin söylediğiniz ve
anlattığınız tarım tablosuyla Niğde’deki tablo birbiriyle uyuşuyorsa ben sizin
söylediğiniz her şeyi kabul ederim, etmek durumunda kalabilirim ama Niğde
çiftçisi özellikle sizi Niğde’ye beklemektedir ve anlattığınız sorunlar
arasındaki çelişkiyi de görmenizi hassaten istirham ediyorum. Dolayısıyla zaman
geçirmeden, Niğde’de çiftçiyi kurtarmamız için, sizin söylediğiniz şeylerin
gerçekleşmesi için, yerinde tespitlere ihtiyaç vardır ve çiftçinin bugünkü
durumundan kurtulması için çok acil bir biçimde tedbirlerin alınması
gerektiğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.
Niğde’de bir söz vardır: “Geçti Bor’un pazarı sür eşeğini
Niğde’ye.” diye. Bor’un pazarı geçti ama Niğde’nin pazarı geçmeden, lütfen,
çiftçiyle ilgili sorunlara el atmanızı istirham ediyor, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Bulut…
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Sayın Bakanım, Balıkesir’de Manyas
Ovası’nda, Manyas Gölü’nün yağan yağışlarla su seviyesinin yükselmesi
dolayısıyla, gölün kenarındaki set, setin dışında kalan kısım sular altında
kaldı. Devlet Su İşlerinin dört tane motoru var orada, bunun iki tanesi ancak
çalışabiliyor. Uzun zamandır tarlalar suyun altında kaldı. Bu makinelerin
faaliyete geçirilmesi konusunda sizin desteğinizi istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bulut.
Sayın Bakanım, cevaplarınız sırasında (6/1094) sayılı Sayın Hasan
Özdemir’in, Gaziantep Milletvekilinin sorusu cevaplanmadı. O, gündemde yerini
muhafaza edecek.
Sayın Sakık ve Sayın Aydın sisteme girmişler ama,
yani şöyle: İç Tüzük gereğince sadece soru soran arkadaşlarımızın bir cevap
vermesi mümkün. Eğer çok kısa, başka bir konuda bir görüş beyan edecekseniz
mikrofonlarınızı açacağım ama soruyla ilgiliyse beni bağışlamanızı dileyeceğim.
SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, hoşgörüyle ilgili... Sayın
Bakana ben de bir soru…
BAŞKAN – Yani soru-cevap kısmıyla ilgili değil, orayı kapattık
çünkü.
Çok kısa bir şeyiniz varsa buyurun, açtım mikrofonunuzu.
IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)
2.- Muş Milletvekili Sırrı
Sakık’ın, tütün mağdurlarının durumuna ilişkin açıklaması
SIRRI SAKIK (Muş) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Tütün mağdurları adına bir soru sormak istiyordum. Şimdi, tütün
mağdurlarının…
BAŞKAN – Yok… Şimdi kısa bir açıklama yapın. Sayın Bakana artık soru sormak için…
SIRRI SAKIK (Muş) – Yok, yok, soru değil. Şimdi, çok…
BAŞKAN – Cevap için Sayın
Bakana söz veremem yani.
SIRRI SAKIK (Muş) – Yani bu alanda epeyce mağdur olan tütün
ekicileriyle ilgili alternatif bir ürün gündemdeyken hâlen bir yansıma yok.
Acaba bu konuda Hükûmetimizin bir politikası var mıdır?
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Aydın, konuşma talebiniz var mı?
Buyurun.
3.- Gümüşhane Milletvekili
Kemalettin Aydın’ın, Gümüşhane ilinin damızlık ve et yetiştiriciliği tebliğinde
yer almasına ilişkin açıklaması
KEMALETTİN AYDIN (Gümüşhane) – Sayın Başkan, şahsınızda
Bakanımıza teşekkür etmek için, özellikle ekim ayında ilimizin fındık
üreticileri kapsamına girmesi ve geçtiğimiz iki ay içerisinde iyi tarım uygulamaları
ve organik tarım teşviklerinden yararlanıyor olması, son olarak da geçtiğimiz
ay yayınlanan Doğu Anadolu Projesi doğrultusunda Gümüşhane ilinin damızlık ve
et yetiştiriciliği tebliğinde yer almasından dolayı bölgemiz çiftçileri
açısından Sayın Bakanımız nezdinde Hükûmetimize teşekkür etmek istedim. Sağ olun.
BAŞKAN – Sözlü soru önergeleri görüşmeleri tamamlanmıştır.
Sayın milletvekilleri, gündemin “Seçim” kısmına geçiyoruz.
IX.- SEÇİMLER
A)
Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim
1.- Anayasa; Adalet; Millî
Savunma; İçişleri; Dışişleri; Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor;
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm; Çevre; Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal
İşler; Tarım, Orman ve Köyişleri; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji; Dilekçe; Plan ve Bütçe; Kamu İktisadi Teşebbüsleri; Avrupa
Birliği Uyum ve Kadın
Erkek Fırsat Eşitliği komisyonlarına üye seçimi
BAŞKAN – Bazı komisyonlarda boş bulunan ve Barış ve Demokrasi
Partisi Grubuna düşen üyelikler için seçim yapacağız, onayınıza sunacağım.
Anayasa Komisyonuna Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Adalet Komisyonuna Hakkâri Milletvekili Hamit Geylani aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Millî Savunma Komisyonuna Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici
aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
İçişleri Komisyonuna Muş Milletvekili Nuri Yaman aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Dışişleri Komisyonuna İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Uras aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna Van Milletvekili
Özdal Üçer aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonuna Tunceli
Milletvekili Şerafettin Halis aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Çevre Komisyonuna Iğdır Milletvekili Pervin Buldan aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonuna Şırnak
Milletvekili Sevahir Bayındır aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonuna Şanlıurfa Milletvekili
İbrahim Binici aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji
Komisyonuna Bitlis Milletvekili Mehmet Nezir Karabaş aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Dilekçe Komisyonuna Van Milletvekili Fatma Kurtulan aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonuna Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve
Siirt Milletvekili Osman Özçelik aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonuna Muş Milletvekili Nuri Yaman
aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Avrupa Birliği Uyum Komisyonuna Mardin Milletvekili Emine Ayna
aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonuna İstanbul Milletvekili
Sebahat Tuncel aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, saat 20.00’de toplanmak
üzere birleşime ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.21
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 20.06
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat
PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Yusuf COŞKUN
(Bingöl), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
61’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
Gündemin “Genel Görüşme ve Meclis Araştırması Yapılmasına Dair
Öngörüşmeler” kısmına geçiyoruz.
Alınan karar gereğince; 42’nci sırada yer alan, Adana Milletvekili
Nevingaye Erbatur ve 20 milletvekilinin; 126’ncı sırada yer alan, Adana
Milletvekili Hulusi Güvel ve 34 milletvekilinin; 143’üncü sırada yer alan,
İzmir Milletvekili Canan Arıtman ve 39 milletvekilinin; 167’nci sırasında yer
alan, Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 23 milletvekilinin; 239’uncu sırasında
yer alan, Bursa Milletvekili Kemal Demirel ve 21 milletvekilinin; 346’ncı
sırasında yer alan, Mardin Milletvekili Emine Ayna ve 19 milletvekilinin;
351’inci sırasında yer alan, Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı ve 19
milletvekilinin; 379’uncu sırasında yer alan, Bursa Milletvekili Kemal Demirel
ve 24 milletvekilinin; 387’nci sırada yer alan, İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal ve 28 milletvekilinin; 409’uncu sırasında yer alan, Adana Milletvekili
Yılmaz Tankut ve 20 milletvekilinin; 444’üncü sırasında yer alan, Kütahya
Milletvekili Alim Işık ve 23 milletvekilinin; 452’nci
sırasında yer alan, Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 26 milletvekilinin;
471’nci sırasında yer alan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve 29
milletvekilinin ve bugün okunarak bilgiye sunulan, Muş Milletvekili Nuri Yaman
ve 19 milletvekilinin, İzmir Milletvekili Canan Arıtman ve 21 milletvekilinin,
Denizli Milletvekili Ali Rıza Ertemür ve 25 milletvekilinin, Gaziantep
Milletvekili Akif Ekici ve 27 milletvekilinin, Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir ve 20 milletvekilinin, Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş ve
19 milletvekilinin, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş ve 28 milletvekilinin,
İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 27 milletvekilinin, İstanbul Milletvekili
Mehmet Sevigen ve 21 milletvekilinin, Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur ve
24 milletvekilinin, Manisa Milletvekili Ahmet Orhan ve 22 milletvekilinin ve
İstanbul Milletvekili Alev Dedegil ve 20 milletvekilinin kayıp çocuklar başta
olmak üzere çocukların mağdur olduğu sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergelerinin birlikte yapılacak görüşmesine başlıyoruz.
X.- MECLİS ARAŞTIRMASI
A) Ön
Görüşmeler
1.- Adana Milletvekili Nevingaye
Erbatur ve 20 milletvekilinin, çocuk suçluluğu sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/90)
2.- Adana Milletvekili Hulusi
Güvel ve 34 milletvekilinin, Mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle eğitim alamayan
çocukların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/190)
3.- İzmir Milletvekili Canan
Arıtman ve 39 milletvekilinin, çocuklara yönelik cinsel istismarın
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/210)
4.- Niğde Milletvekili Mümin İnan
ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/235)
5.- Bursa Milletvekili Kemal
Demirel ve 21 milletvekilinin, çocuklara yönelik cinsel taciz ve istismarın
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/312)
6.- Mardin Milletvekili Emine Ayna
ve 19 milletvekilinin, çocuk işçiliğindeki sorunların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/433)
7.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin
Nalcı ve 19 milletvekilinin, çocuklarını yetiştirme yurtlarına terk eden
ailelerin sorunlarının araştırılarak ailelerin korunması için alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/438)
8.- Bursa Milletvekili Kemal
Demirel ve 24 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının araştırılarak
çocukların korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/466)
9.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal
ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi
(10/474)
10.- Adana Milletvekili Yılmaz
Tankut ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/496)
11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 23 milletvekilinin, kimsesiz çocuklar ile
sokakta yaşayan ve çalışan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/531)
12.- Adana Milletvekili Hulusi
Güvel ve 26 milletvekilinin, çocuk işçiliği sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/539)
13.- Trabzon Milletvekili Cevdet
Erdöl ve 29 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/558)
14.- Muş Milletvekili M. Nuri
Yaman ve 19 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/563)
15.- İzmir Milletvekili Canan
Arıtman ve 21 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/564)
16.- Denizli Milletvekili Ali Rıza
Ertemür ve 25 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/565)
17.- Gaziantep Milletvekili Akif
Ekici ve 27 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/566)
18.- Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolma olaylarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/567)
19.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, kaçırılan ve kaybolan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/568)
20.- Kayseri Milletvekili Mustafa
Elitaş ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/569)
21.- İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal ve 27 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/570)
22.- İstanbul Milletvekili Mehmet
Sevigen ve 21 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve dilendirilen çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/571)
23.- Adana Milletvekili Nevingaye
Erbatur ve 24 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/572)
24.- Manisa Milletvekili Ahmet
Orhan ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573)
25.- İstanbul Milletvekili Alev
Dedegil ve 21 milletvekilinin, cinsel istismara maruz kalan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574)
BAŞKAN – Hükûmet? Burada.
Meclis araştırması önergeleri daha önce Genel Kurulda okunduğundan
tekrar okutmuyorum.
İç Tüzük’ümüze göre Meclis araştırması açılıp açılmaması hususunda
sırasıyla Hükûmete, siyasi parti gruplarına ve önergelerdeki birinci imza
sahibine veya onların göstereceği bir diğer imza sahibine söz verilecektir.
Konuşma süreleri Hükûmet ve gruplar için yirmişer dakika, önerge
sahipleri için onar dakikadır.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, önergelerle birlikte,
Hükûmet ve gruplar dâhil, 30 arkadaşımızın konuşması söz konusudur. Bunların
bir kısmı ayrı ayrı önergeler vermişlerdir, mükerrerdir. Bunun için, bugün
itibarıyla şöyle bir uygulama yapacağım: 25 milletvekili arkadaşımızın on
dakikadan 250, beş grubunki de yirmişerden 100, toplam 350 dakikalık bir
konuşma süreleri vardır. O bakımdan, arkadaşlarımın konuşma sıralarını
belirledikten sonra sadece konuşmaları için mikrofonlarını açacağım, ek bir
dakikalık vermiş olduğumuz süreyi kullandırmayacağım çünkü o da yaklaşık, aç
kapa flan derken, bir saati bulur. Milletvekili arkadaşlarımızın bunu
hoşgörüyle karşılayacaklarını ümit ediyorum.
İlk söz, Hükûmet adına Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a aittir.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
DEVLET BAKANI SELMA ALİYE KAVAF (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; ülkemizin geleceği ve yarınlarımız olan çocuklarımızı ilgilendiren
bu önemli konuda Mecliste temsil edilen tüm partilerin ortak bir çalışma
platformunda buluşmasından duyduğum memnuniyetle sözlerime başlamak istiyorum.
Kurulacak araştırma komisyonunun çok önemli çalışmalara imza atacağına duyduğum
inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sahip olduğumuz genç nüfus kalkınmamızın en önemli dinamikleri
arasında gösterilmektedir. Ülkemizde yaklaşık olarak 24 milyon çocuk
bulunmaktadır. Bu sayı pek çok Avrupa ülkesinin nüfusundan daha fazladır.
Anayasa’mız ailenin ve çocuğun korunmasını özel olarak güvence
altına almış, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması konusunda
düzenlemeler yaparak çocuğa verilen önemi vurgulamıştır. Bundan beş yıl önce
yüce Meclisimizce çocuğun yüksek yararının korunması, haklarının ve
esenliklerinin güvence altına alınması amacıyla kabul edilen Çocuk Koruma
Kanunu’muz uluslararası alanda çağdaş bir norm olarak kabul edilmektedir.
Değerli milletvekilleri, çocuklar ihmal ve istismara son derece
müsait olup zaman zaman suç ve çıkar aracı olarak kullanılmaktadırlar.
Literatürde “kayıp çocuk” tanımı genellikle evden kaçan çocuk ve kaçırılan
çocuk olmak üzere iki başlık altında ele alınmaktadır. Yasalara göre, evden
kaçan çocuklar, evden belirsiz bir süre için kaçan on sekiz yaşın altındaki
çocuktur. Çocuk genellikle evden gönüllü olarak ve bir yetişkinin izni olmadan
uzaklaşır.
Yine mevcut yasalara göre on sekiz yaşındaki herhangi bir çocuğun
ebeveyni, bakıcısı ya da yasal koruyucusu dışındaki bir kişi tarafından izinsiz
olarak bulunduğu ev ya da ortamdan uzağa götürülmesi, şehir ya da ülke dışına
çıkarılması çocuk kaçırma olarak tanımlanmaktadır. Bu koşullar altında evinden
uzaklaştırılan her çocuk kaçırılmış çocuk olarak tanımlanmaktadır.
Çocuk kaçırma sebepleri sıralandığında ortaya uzun bir liste
çıkmaktadır. Çocuğun yaşından cinsiyetine, kaçıran kişiye göre sebepler
farklılaşmaktadır. Hedef genellikle küçük yaş çocukları olmaktayken, kaçıranlar
ebeveyn, akraba, büyük yaş arkadaş ya da tamamen yabancı birisi de
olabilmektedir.
Kaçırılan çocukların yaşı büyüdükçe kaçırılma sebepleri de
değişmektedir. Dört beş yaşa kadar daha çok duygusal gereksinimlerle
gerçekleştirilen kaçırma olayları görülürken, özellikle altı-on dört yaşlar
arasında kaçırılan çocukların büyük çoğunluğu suç kurbanı olmaktadır.
Özellikle, okul dönemi kız çocukları okul dönemi erkek çocuklarına göre 3 kat
daha fazla kaçırılma riski altındadır. Okul dönemi çocuk kaçırma vakalarında
çoğunlukla aile yakınları, komşular gibi yabancı yetişkinler rol almaktadır. Bu
yetişkinlerin ise genellikle madde kullanımı ve psikiyatrik tedavi gibi
süreçlerden geçtiği de bir gerçektir.
Dünyada her yıl yarısı kız çocuğu olmak üzere 2,5 milyon çocuğun
kaçırılarak satıldığı, 90 milyon çocuğun sokakta yaşadığı tahmin ediliyor.
Milyar dolarlık ticaret olarak da kabul edilen çocuk ticaretinin en önemli
kaynağı bazı Afrika, Balkanlar ve güneydoğu Asya ülkeleridir.
Dünyada kayıp çocuk riski yüzde 30, Türkiye’de ise bu oran yüzde
15’tir ancak Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığının hazırladığı Kayıp Çocuklar
Raporu, önlem alınmazsa Türkiye’deki riskin de büyüyebileceğini ortaya
koymaktadır. Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, tüm il insan hakları kurulu
başkanlıklarından ilgili kamu birimleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla diyalog
kurmalarını, kayıp çocuklarla ilgili durum tespiti yapmalarını, çözüm önerileri
geliştirmelerini istemiştir. Altı ay süren çalışma sonunda Türkiye'nin kayıp
çocuklar sorununa ilişkin bir rapor hazırlanmıştır. Bu rapora göre çocukların
evden kaçma nedenleri arasında erken evlilik, aile içi şiddet, işsizlik,
eğitimsizlik önemlidir. Ailede iletişim eksikliği, ailesinden ilgi görmeyen
çocukların çabuk kandırılmaya müsait olması, üvey anne-baba, kardeş sorunu, aile baskısı, kuşak çatışması,
kötü arkadaş, başarısızlık, televizyon ile İnternet’in bilinçsiz kullanımı
başlıca sebeplerdir. Kaçırılan çocuklar ise evlenme vaadi, fuhuş, organ
ticareti, uyuşturucu ticareti veya bir örgütün amaçlarına yönelik faaliyetlerde
kullanılmak ya da dilendirilmek için kaçırılmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son zamanlarda kamuoyunu
sıklıkla meşgul eden kayıp çocukların sayısı konusunda da bilgi vermek
istiyorum. Emniyet Genel Müdürlüğümüzün verilerine göre 1997 yılından günümüze
kadar toplam kayıp müracaat sayısı 27.594’tür. Yapılan başarılı çalışmalar
sonucu 25.937 kayıp çocuk bulunarak ailelerine ve ilgili kurumlara teslim
edilmiştir. Şu anda 1.657 kayıp çocuğumuzun emniyet birimlerince aranmasına
devam edilmektedir. Bu çocuklarımızdan 590’ı sosyal hizmet kurumlarından
izinsiz olarak ayrılıp, kayıp olarak nitelendirilemeyecek çocuklardır; 1.067
çocuk ise ailelerinin yanından ayrılarak geri dönmeyen çocuklardır.
Kayıp çocuklarımızın yaklaşık yüzde 88’i on üç-on sekiz yaş
aralığında ve büyük oranda da kız çocuklarıdır. Bunların evlerinden ayrılış
nedenleri duygusal ve psikolojik gelgitleri ve aile içi iletişim
problemleridir. Erkek çocukların ise daha çok macera hevesi ve iş bulma
ümidiyle terk eden çocuklar olduğu değerlendirilmektedir. Kayıp çocukların
sadece yüzde 12’si ise sıfır-on iki yaş aralığında olan çocuklarımızdır. Anılan
çocuklar sosyal hizmet kurumlarımızdaki açık kapı uygulamasının doğal bir
sonucu olarak kimi zaman aileleri kimi zaman arkadaşlarıyla vakit geçirmekte ve
kısa bir süre sonra tekrar Kuruma dönmektedirler. Bu çocuklarımız bu
ayrılışları itiyat hâline getirmekte ve onlarca defa aynı davranışı
sergileyebilmektedirler.
Korunma ve bakım altında bulunan çocuklarımızın zaman zaman
kuruluşlarımızdan izinsiz ayrılmalarının nedenlerinin başında özellikle son
zamanlarda 5395 sayılı Kanun gereği haklarında bakım tedbiri kararı alınarak
kurumlarımıza yerleştirilen çocuk profilinin değişmiş
olması gelmektedir. Kuruluşa kabul edilmeden önce genelde parçalanmış
ailelerden gelen, suç mağduru olan ve suça yönelen bazı çocukların geçmiş
yaşantılarından kaynaklı travmaların neden olduğu
psikososyal durumları nedeniyle, yapılan bütün uyum çalışmalarına rağmen,
davranış değişikliğini kısa sürede gerçekleştirmek mümkün olamamaktadır. Bu
çocuklar genelde suça yönelmeleri ve cinsel istismar mağduru olmaları sebebiyle
kendilerini suça iten kişilerin ya da grupların yönlendirmesi ve baskısı,
kontrolsüz sokak yaşamının sorumsuzluğu ve cazibesi nedeniyle Kurum bakımını
reddetmekte ve kuruluşa teslim edildiklerinde izinsiz olarak ayrılabilmektedirler.
Bazı çocuklarımız ise ailelerini özlemekte sık sık ailelerinin yanına gitmekte
ve aileleri tarafından zamanında kuruluşlarımıza teslim edilememektedirler.
Kurum olarak bu çocuklar ve aileleriyle aile odaklı mesleki
çalışmalar yapılmakta ve ailelere danışmanlık hizmeti verilmektedir. Aileye
Dönüş Projesi kapsamında özellikle ailesinin yanında yaşamak isteyen çocukların
aileleri, yapılacak incelemede ailenin yanında yaşamalarında bir sakınca
olmadığının tespiti hâlinde ekonomik olarak desteklenmekte, yapılan periyodik
ziyaretlerle de aile güçlendirilmeye çalışılmaktadır.
Kuruluşlarımızca çocukların kuruluştan izinsiz olarak ayrıldığı
andan itibaren her türlü risk ile karşı karşıya kalması ihtimaline karşın
çocuğa ilişkin gerekli bildirim en kısa zamanda emniyet birimlerine
yapılmaktadır. Yeri tespit edilen çocukların kuruluşa teslim edilmesini
gerektiren durumlarda öncelikle il sosyal hizmetler müdürlüğü tarafından yasal
işlemler yapıldıktan sonra çocuğun kuruluşa dönme konusunda direnç göstermesi,
ailenin çocuğu Kuruma teslim etmeme veya mukavemeti hâlinde ise kolluk
kuvvetlerinden destek talep edilmektedir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu gereği Kurumumuz bu çocuklara
yönelik hizmetlerinde ve mevzuatında yeni bir yapılanma sürecine girmiştir.
2006 yılından itibaren başlayan bu süreç sonucunda bugün suç mağduru kız
çocuklarımıza 19 bakım ve sosyal rehabilitasyon
merkezinde, suça yönelen çocuklarımıza da 6 koruma, bakım ve sosyal
rehabilitasyon merkezinde olmak üzere toplam 25 kuruluşla hizmet vermekteyiz.
Hizmet grubunun özelliği nedeniyle bu kuruluşlar 20 ile 40 kişilik daha küçük
kapasiteli kuruluşlar olarak hizmet vermektedir. Sayılarının ve hizmetin
içeriğinin de ihtiyaca göre arttırılmasına ve yaygınlaştırılmasına yönelik
çalışmalarımız devam etmektedir. Bu hizmetin yaygınlaştırılması amacıyla on
sekiz yeni kuruluşun yapımı ve inşaatı da devam etmektedir.
Psikososyal yönden travmaya uğramış bu
çocuklar ile kuruluşumuzdaki meslek elemanları mesleki çalışma yapmaktadırlar.
Kuruluşlarımızın bulunduğu illerdeki psikiyatri kliniklerinde tedavi
süreçlerine ivedilikle başlanmaktadır.
Merkezimizdeki meslek elemanları, çocukların aileleri ve yakın
çevreleri ile de mesleki çalışmaları yürütmektedirler. Çocukların psikososyal
gelişmelerindeki olumsuzluklar bir an önce rehabilite ve tedavi edilmeye
çalışılmakta olup çocuklar sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere
yönlendirilmekte, eğitimlerini başarılı bir şekilde sürdürmeleri için gerekli
takip ve izlenimler sağlanmaktadır.
Çocuklarımızın kurumdan ayrılış ve dönüşlerinin güvenlik
birimlerimiz ve sosyal hizmet kurumlarımız tarafından on-line takip
edilebilmesi amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğümüz bünyesinde ortak bir veri
tabanının oluşturulması konusunda bakanlıklarımız arasında tam bir mutabakat
sağlanmıştır. Buna ilişkin Kayıp Çocuklar Ulusal Bilgi Sistemi Projesi
Kurumlararası İşbirliği Protokolü, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve
Bakanlığımca en kısa sürede yürürlüğe konulacaktır. Protokol çalışmaları
geçtiğimiz günler içerisinde sona ermiştir.
Bu Protokolle, ülkemizde çocuk kayıplarının önlenmesi,
kaybolan çocukların bulunması için sorumlu kurumlar arasında etkin iş
birliğinin sağlanması, kaybolma vakalarına ilişkin ulusal bilgi sisteminin
oluşturulması, kayıp vakalarının incelenmesi ve nedenlerinin araştırılması,
kayıp çocuklardan bulunanlar ve aranmaya devam edilenlerin ailelerinin sorumlu
kurumların nezdinde araştırmalar yapılarak yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde
etkin iş birliği ile çözüm odaklı uygulamaların ve politikaların geliştirilmesi
amaçlanmaktadır. Böylece, güncel
bilgileri içeren veri tabanı sayesinde kayıp çocukların aranması konusunda
kurumlar arası gerekli refleksin çok daha kısa sürede ve etkin şekilde
oluşturulması sağlanacaktır.
Kayıp Çocuklar Ulusal Bilgi Sistemi Projesi ile kayıp çocuklarla
ilgili mevcut kayıt sistemi ve yapılan çalışmalar değerlendirilecek, yeni kayıt
sistemine esas olacak üç ayrı bilgi formu ile sağlıklı veri toplanacak, arama
işlemlerinde uygulanacak işlemlere standart getirilecektir. Öte yandan, oluşturulacak
yeni kayıt sistemiyle toplanacak bilgilerin belli aralıklarla istatistiksel
analize tabi tutularak konunun çeşitli yönleriyle değerlendirilmesi de mümkün
olacaktır. Bunların dışında, sosyal hizmet kurumlarımıza bağlı
kuruluşlarımızdan izinsiz ayrılan çocuklarımızın veri girişleri ve veri
düşümleri kuruluşlarımızdan İnternet bağlantısı ile de yapılabilecektir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerekçeleri her ne olursa
olsun, evden kaçan çocukların ailelerine geri dönmelerini ve sağlıklı bir ortamda
yaşamalarını sağlamak için yapılması gereken bazı müdahaleler vardır. Bu
müdahalelerin işlevsel ve kalıcı olması için öncelikle çocuğun ihtiyacı olan
koşulların sağlanması gerekmektedir.
Kayıp çocuklar sorununun çözümü için öncelikle anne babalara yönelik
çalışmalar yapılmalıdır. Alan taraması yapılarak ekonomik, sosyokültürel,
psikolojik destek programlarının uygulanması, anne babalara aile içi iletişim,
ana babalık eğitimi, sorun çözme ve empati geliştirme
eğitimi verilmesi gerekmektedir. Bu konuda Bakanlığıma bağlı Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde yönlendirme, bilinçlendirme ve destek
çalışmaları yapılmaktadır. 84 toplum merkezimizde, açılışlarından bugüne kadar,
657.673 kişi ile 44 aile danışma merkezimizde ise 74.558 kişi ile görüşülmüş ve
eğitim programlarından yararlandırılmıştır.
Bu çalışmalar kapsamında pek çok sivil toplum kuruluşuyla iş
birliği yapılmış ve çalışmalar desteklenmiştir. Ancak bunların daha da
artırılması ve farklı kamu kurum ve kuruluşlarıyla daha yoğun bir iş birliği
hâlinde sürdürülmesi ihtiyacı da görülmektedir.
Çocuklar için sağlanması gereken koşullar sadece ev yaşantısı için
geçerli değil elbette. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bünyesinde
korumamız altında olan çocuklarımızın da ihtiyacı olan koşulları sağlamaya
çalışıyoruz. Evden, aile içi iletişim problemleri nedeniyle evini terk eden
çocuğun bakımevinde tutulabilmesi, dünyada olduğu gibi bizde de çok kolay
olmamaktadır. Bu sebeple öncelikle çocuğun evden kaçış sebepleri üzerinde
durulmakta, daha sonra çocuğun ihtiyacı olan koşullar sağlanmaya
çalışılmaktadır. Bu çerçevede, Bakanlığıma bağlı Sosyal Hizmetler ve Çocuk
Esirgeme Kurumu bünyesinde reform niteliğinde yeni hizmet modelleri
geliştirilmiştir. Çocuklarımızın kendi aileleriyle yaşamlarını sürdürmeleri
SHÇEK’in her zaman öncelikli politikası olmuştur. Hükûmetimiz döneminde
başlatılan Aileye Dönüş Projesi’yle 6.319 çocuğumuz aileleri yanına
döndürülmüştür. 2002 yılında ailesi yanında desteklenen 1 çocuk için ayrılan
sosyal destek miktarı 79 lira iken bugün eğitim, giyim, harçlık da eklendiğinde
ortalama 380 liraya ulaşmıştır. Ailesi yanına döndürülen 6.319 çocuğa ek olarak
20.559 çocuğumuz da bu sosyal destek imkânından yararlanmaktadır.
Kurum bakımında olan çocuklarımızın yaşamlarını daha sağlıklı bir
ortamda sürdürebilmeleri için en fazla 12 çocuğumuzun barındığı Sevgi Evleri
Projesi’ne de hızla devam ediyoruz. Bu kapsamda valilikler, yerel yönetimler,
sivil toplum örgütleri ve hayırseverlerle işbirliği yapılarak on sekiz sevgi
evi sitesinde villa tipi evlerde hizmet verilmektedir. Hâlen 1.444 çocuğumuz bu
aile sıcaklığındaki evlerde yaşamlarını sürdürmektedirler. 2010 yılında on bir
sevgi evi sitesini daha hizmete açmayı planlıyoruz.
Korumamız altında olan çocuklarımızın sosyal hayatta daha etkin
olarak yer alan, üretken, aktif ve katılımcı birer vatandaş olmalarını sağlamak
amacıyla tercihen şehir merkezlerinde ve okullara yakın apartman dairelerinde 6
ya da 8 çocuğumuzun bir arada kaldığı çocuk evleri modelini de
yaygınlaştırmaktayız. Bugün itibarıyla hizmet veren 172 çocuk evimizde 996
çocuğumuz yaşamaktadır. Bu yıl içinde seksen yeni çocuk evinin daha açılması
programımız dâhilindedir. Hâlen hizmet vermekte olan yurt ve yuvalarımızın
fiziki şartları da iyileştirilmiştir. Yurtlarımızın tamamında yakınında koğuş
tipinden müstakil oda sistemine geçilmiştir. Bu yeni bakım ve hizmet
modellerimizin çocuklarımız ve gençlerimiz üzerinde çok olumlu etkisi olduğunu
da okul başarıları ve davranışlarında görmek mümkündür.
Ayrıca, Kurumumuzun koruması ve bakımı altındaki gençlerimizi iş
hayatına hazırlayıcı sorumluluklar kazandırmak üzere mesleki eğitim ve kurslar
da veriyoruz.
Çocuk Hakları Sözleşmesi, bireyi on sekiz yaşına kadar “çocuk”
olarak tanımlamıştır ancak kuruluşlarımızda on sekiz yaşına kadar kalan
çocuklarımızın bu yaş bitiminde hemen Kurumla ilişkisi kesilmemektedir.
Ortaöğretime devam eden çocuklarımız üniversiteyi bitirinceye kadar,
üniversiteye devam eden çocuklarımız yirmi beş yaşına kadar korumamız altında
kalmaktadır. Diğer çocuklarımız ise mesleki eğitime yönlendirilmektedir.
Ayrıca, kimsesi olmayan ve henüz işe yerleşmemiş kız çocuklarımız için de
koruma kararı esnek bir şekilde, ucu açık olarak sürdürülmektedir.
3413 sayılı Yasa gereği koruma altında bulunan ve on sekiz yaşını
tamamlayan 30.896 gencimiz Ekim 2009 itibarıyla kamu kurum ve kuruluşlarında
işe yerleştirilmiştir. Ayrıca, kurumlara yönelik olarak genel anlamda başta
Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere emniyet birimleri, SHÇEK, yerel yönetimler
ve medya arasında koordinasyon ve iş birliği kurularak, çocuklar ve ailelerine
rehberlik ve bilgilendirme dışında verilmekte olan hizmetlerin eş güdümle
sürdürülmesi için de çalışmalarımız sürdürülmektedir.
Değerli milletvekilleri, kayıp çocuklar konusunda kolluk
birimlerimizin yoğun bir çaba sarf ettiği hepinizin malumudur. Kayıp çocuklarla
ilgili olarak müracaat anından itibaren derhal çalışmalara başlanarak, gerek
fiziki ve teknik olarak gerek İnternet aracılığıyla ülke genelinde çocukların
aranması sağlanmaktadır.
2009 yılının ekim ayında seksen bir ilimizin çocuk şube müdürleri
bir araya getirilerek İçişleri Bakanlığı tarafından Kayıp Çocuk Rehberi
oluşturulmuştur. Bu rehberle, kayıp çocukların bulunması amacıyla yürütülecek
iş ve işlemlerde standartlaşma sağlanması ve araştırmanın bütün boyutlarıyla
gerçekleştirilmesi hedeflenmektedir. Rehber, çocuğun bulunmasından sonra
yapılacak iş ve işlemleri de içermektedir; ayrıca, yürütülen faaliyetler
sırasında karar alma mekanizmaları ve kurumlar arası işbirliğine yönelik
açıklamalarda bulunmaktadır. Kayıp çocuklarımız için Alo 183 Sosyal Hizmet
Yardım Hattı ile Alo 150 BİMER Hattı ve Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığına
bağlı telefonlara başvuruda bulunulması, Türk Ceza Kanunu’nun 104’üncü
maddesinde geçen on beş-on sekiz yaşındaki mağdura yönelik cinsel eylemlerin
takibinin şikâyete tabi olmaktan çıkarılması kayıp çocuk sorununun çözümünde
etkili olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bakanım, izin verirseniz almış olduğum kararı
baştan uygulayayım. Kusura bakmayın.
DEVLET BAKANI SELMA ALİYE KAVAF (Devamla) – Peki, teşekkür
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Evet, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adana Milletvekili
Nevingaye Erbatur.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA NEVİNGAYE ERBATUR (Adana) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; çocuk kaçırma, kaybolan çocuklar, çocukların hak ihlalleri
konusunda bir Meclis araştırması açılması konusunda Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
Hak, bir şeyi yapma veya başkalarından bir şey yapmaları, belirli
bir şekilde davranmalarını isteme yetkisidir. Hukuk ise toplumsal hayatı
düzenleyen ve uyulması zorunlu kurallar bütünüdür. İnsan haklarına saygı tüm
hukuk sistemlerinin temelinde bulunması gereken bir değerdir. Hukuk
sistemlerinde çocuklara özgü düzenlemeler yapılmalıdır. Çocuk haklarının
gerçekleşmesi, hiçbir ayrım olmaksızın herkesin çocuklara karşı
yükümlülüklerini anlamak, bu sorumluluklara saygı göstermek ve en önemlisi de
bu görevler doğrultusunda hareket etmesiyle mümkün olacaktır. Bu çerçevede yüce
Meclisin çocuklarla ilgili bir araştırma komisyonu kurmak istemesini çok
önemsiyorum.
Bir toplumun geleceği için ne yaptığı öğrenilmek istenirse ilk
önce o toplumdaki çocukların durumuna bakmak gerekir. Bir devletin ne kadar
gelişmiş olduğunu anlamak için de o devletin çocuk politikasına ve çocuklarının
durumuna bakmak yeterli olacaktır. Toplumsal yapılanmada en güçsüz ve bakıma
muhtaç olan çocukların geleceği yetişkinlerin elinde iken devletlerin geleceği
de çocukların elindedir. Çocuklar son derece önemli iken ne yazık ki en fazla
şiddete ve sömürüye maruz kalan kesim olmaktadır. Üstelik çocuklarımızı tehdit
eden risklerin her geçen gün daha da arttığını görmekteyiz. Bu ortamda
çocuklara yönelen tehditleri ortadan kaldırmak, çocuklarımıza iyi eğitim
olanakları sağlayarak onları geleceğe hazırlamak bizlerin başlıca görevi
olmalıdır. Bir devletin geleceğini garanti etmek adına çocukları korumak
birincil hedefi olmalıdır.
“Çocuk koruma” acil ve son derece önemli konuları içeren bir
kavramdır. Bu konuların çoğu ekonomik faktörlerle ilişkilendirilmektedir.
Gelirin adaletsiz dağılımı, hem ihtiyaçlarını karşılama hem de eğitim
olanaklarına ulaşma konusunda çocukların önüne engeller koymaktadır. “Çocuk
koruma” kavramı içine dâhil edilebilecek diğer konular okulda ve evde görülen
şiddet, sosyal değerler, normlar ve gelenekler gibi çeşitlendirilebilir.
Teknolojinin gelişmesiyle bunlara son eklenen de çocuk pornografisidir.
Uluslararası ölçekte ise çeşitli nedenlerle yapılan çocuk ticareti ve
çocukların seks işçiliğine zorlanması da gördüğümüz durumlardan bazılarıdır.
Ülkemizde yaşanan çocuk kaçırma vakaları ise geçtiğimiz Şeker
Bayramı’nda Kayseri’de 3 çocuğumuzun kaybolmasıyla ülke gündemine yerini kayıp
çocuklar olarak aldı. Konunun, gerek kamuoyunda gerek Meclis çatısı altında
hassasiyetle ele alınması önemli çünkü kalkınmış ülkeler seviyesine ulaşmamız
çocuklarımıza ve tüm toplumsal bireylere özgür ve güvenli bir yaşam alanı
sağlamakla olur.
Şimdi, biz, Meclis çatısı altında Çocuk Hakları İzleme Komitesi
olarak bir komite kurduk. Bu Komitenin 8 milletvekili üyesi var. Bu Komitemiz
Kayseri’de bu olay yaşanır yaşanmaz hem kayıp çocukların durumu hem de çocuk
ihlalleri, diğer çocuk hak ihlalleri konusunda çalışmalar yaptı. O günden
bugüne yaptığımız çalışmalarda kayıp çocuklar ile ilgili olarak karşımıza çıkan
en önemli sorunun kurumlar arasındaki çalışmayı sağlayacak ve düzenleyecek,
kolaylaştıracak bir ortak tanımın olmadığıydı yani “kayıp çocuk” deyince kim
kayıp çocuktur bunun açık bir tarifi yok, bu, cevapsız kalıyor. Dolayısıyla da
kurumlar birbirinden habersiz sonuçlar veriyor. Örneğin Başbakanlık İnsan
Hakları Merkeziyle Emniyet Genel Müdürlüğünün verileri arasında farklılıklar
var.
Şimdi, “Kimler kayıp çocuktur?” sorusunu cevaplamaya
çalıştığımızda, önce iki boyuta ayırmak istiyorum. Birincisi, ev ya da barınma
ortamının olumsuzluğu sebebiyle çocukların bu ortamdan kendi istekleriyle
ayrılması yani ailenin rızası olmadan ama kendi isteğiyle ayrılması ama akıbeti
de belli olmayan çocuklardır. Bunlar barınma ortamındaki,
evdeki olumsuz koşullar sebebiyle uzaklaşıp sokağa itilen çocuklar ve bu
çocukların tabii ki güvenli bir ortama ulaşmalarını sağlamak bizim görevimiz
çünkü bu çocuklar ensest, cinsel istismar, ticari cinsel sömürü, aile içi
şiddet, ekonomik sömürü, çocuk evlilikleri gibi çeşitli sebepler ve ilgisiz,
sevgisiz bir ortamda büyümek zorunda bırakılmak nedeniyle aidiyet duygusunu
kaybetmekte ve kendilerini sokağa atmaktadırlar ve bu çocuklar da “sokak
çocuğu” olarak adlandırılmaktadır. Bu çocuklar sokaklarda çeşitli
tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır ki, geçtiğimiz günlerde beş yaşındaki
bir çocuğun yaşadığı olay da hepimizin gözlerinin hâlâ önündedir.
Şimdi, bu çocuklarımız ihmal, istismar, sömürü ve ayrımcılıktan
uzaklaşmış bir ortamda büyümelidir. Bu ortamı nasıl sağlayacağız? Bu ortamı
sağlamak hepimizin görevidir. Bu ortamı sağlamak için çocuk hak ihlallerinin ne
olduğunu çocuklara ve büyüklere öğretmek de bizim görevimizdir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; “kayıp çocuklar” başlığı
altında incelenmesi gereken bir diğer grup da kendi rızası dışında ev ya da
barınma ortamından uzaklaşan akıbeti bilinmeyen çocuklar, Kayseri’deki kayıp
çocuklar gibi.
Şimdi, bu tür olaylar toplumda ardı ardına ortaya çıkınca
kamuoyunda da bir sıkıntı yaşanmakta ve herkes, çocuklarının akıbeti ne olacak
diye korkmaktadır.
Kayıp çocuklara ilişkin mutabakata varılan son sayı, Sayın Bakanın
da söylediği gibi 1.657’dir ve bu 1.657 kayıp çocuğun neredeyse yarısı da Sayın
Bakanın sorumlu olduğu SHÇEK kurumundan ayrılan çocuklarla ilgilidir ki Sayın
Bakan bu konuda bize önemli bilgiler verdi. Tabii bizim, hepimizin yüreğini
acıtan da daha çok budur, çünkü bizim devletimizin koruması altına verilmiş
olan çocuklarımıza hepimizin sahip çıkması gerekir. Eğer biz bu çocuklarımıza
sahip çıkamıyorsak, sorun yaşıyorsak, bu hakikaten önemli bir konudur çünkü bu
kayıp çocuklar meselesi gündeme geldiğinde Sayın Bakana bir soru yöneltildi:
“Siz bu konuda ne yapıyorsunuz?” diye, Sayın Bakan da “Bu, emniyetin işidir.”
dedi. Bunu ben televizyonda izleyince gerçekten çok üzüldüm ve şok oldum Sayın
Bakan çünkü bunu, böyle bir cevap vermenizi beklemiyordum, hatta size bir mektup
da yazdım. Bu çocuklar hepimizin çocukları, bundan hepimiz sorumluyuz. Kaldı ki
Sayın Bakanım, siz en çok sorumlusunuz. O nedenle, orada bir yanlış anlama
olduğunu ümit ediyorum. Bu konuda bir açıklık da getirirseniz çok mutlu
olacağım çünkü hakikaten çok önemli hepimiz için; bunlar önemli konular.
Şimdi, çocuklar kendi rızaları dışında ailelerinden kaçırıldığı
zaman, niçin kaçırılıyorlar? Baktığımız zaman, bize verilen bilgilerde,
velayetle ilgili anlaşmazlıklar oluyor anne-baba arasında, o nedenle kaçırıldığı
söyleniyor, yasa dışı biçimde kaçırıyorlar çocuklarını. Dilendirilmek üzere ya
da başka sebeplerle kandırılıp kaçırılıyor ya da kaçırılıyor çocuklar. Cinsel
amaçlarla kaçırılıyorlar, fuhşa ve pornografiye itiliyorlar. Zorla
evlendirilmek için kaçırılıyorlar. Bir de bebekler evlat edinme sebebiyle
kaçırılıyorlar. Kamuoyunda çok sıklıkla dile getirilen, çocukların organ nakli
sebebiyle kaçırıldığı konusunda da birtakım şüpheler var. Bu konuda, hekim
arkadaşlarımız, öyle çocuğun hemen kaçırılıp organının alınamayacağını
söylüyorlar ama kamuoyunda da böyle bir korku ve kaygı var. Böyle bir
komisyonun kurulması bu tür kaygıların ortadan kaldırılması açısından da önemli
olacaktır diye düşünüyorum çünkü bütün bunlar etraflı olarak incelenip
kamuoyuna Parlamento tarafından bilgi sunulduğunda kamuoyu da kendisini bu
açıdan rahatlatacaktır.
Şimdi, eğer bu konuya, kayıp çocuklar konusuna kalıcı çözümler
getirmek istiyorsak eksikliklerimizi açık yüreklilikle ifade etmemiz lazım.
Nedir bizim eksikliklerimiz?
Bir kere, bizim ülkemizde ciddi bir kayıt sorunu var. Doğumla
birlikte nüfusun kayıt altına alınabildiğini söylemek çok mümkün değil, yani
bazı çocuklarımız maalesef doğduktan sonra nüfusa kaydettirilmiyor. Bu, Çocuk
Hakları Sözleşmesi’nin 7’nci maddesine de aykırı, o nedenle buna çok daha fazla
dikkat etmemiz gerekmektedir.
Ayrıca, sokakta yaşayan çocuklarla ilgili de gerçekten hepimizin
çok dikkatli olması lazım çünkü bu çocuklarla ilgili bir sorun olduğu zaman
hepimiz dikkat kesiliyoruz ama sonra bunları unutuyoruz, bu çocuklarımızı
unutuyoruz, ne şartlarda yaşadıklarını unutuyoruz. O nedenle daha önce bizim
Meclisimizde 22’nci Dönemde de sokakta yaşayan çocuklarla ilgili bir araştırma
yapıldı, çeşitli önlemler ileri sürüldü ama aradan geçen sürede bu sorunu hâlâ
maalesef çözemedik, hâlâ çözülmeyi bekleyen bir sorun olarak karşımızda
duruyor.
Ekonomik koşullar nedeniyle kırsal alandan kente göç eden
ailelerin çocuklarının da sokağa daha hızlı itildiğini biliyoruz, dolayısıyla
bu sorunu da bizim çözmemiz gerekiyor. Yani göçle gelenlerin sorunlarını çözmek
gerekiyor çünkü bu insanlar bulundukları yerlerde tarımla uğraşıyorlardı,
çocukları da onlara yardım ediyordu ama kırsaldan kente geldiklerinde artık
işsiz kalıyorlar. İstatistiklere baktığımızda ülkemizdeki işsizlerin
oranı da son derece yüksek. Kasım ayı istatistikleri yeni çıktı, yüzde
13,1, ki bu rakam iş aramayanların, iş aramaktan
vazgeçenlerin sonucu değil. Dolayısıyla, işsizlik, ekonomik sorunlar çocukların
sokağa itilmesine daha çok sebep oluyor, bu da çözülmesi gereken bir sorun.
Yani biz, çocuklarımızın sorununu çözmek için ailelerin sorunlarını çözmeliyiz,
ekonomik olarak aileleri güçlendirmeliyiz.
Çocukların korunmasında ailelerin, eğitimcilerin, emniyet
kuvvetlerinin ve en önemlisi parlamenter olarak bizim çok büyük sorumluluğumuz
olduğuna inanıyorum. Bu sorumluluklarımızı yerine getirmek için de yoğun bir
şekilde çalışıyoruz hepimiz.
Çocukların korunması bizler için hem vicdani bir görev hem
uluslararası hem de ulusal bir zorunluluk çünkü Birleşmiş Milletlerin 2002
yılında düzenlenen özel oturumunda, çocuklarla ilgili özel oturumunda sonuç
belgesinde “Çocuklar İçin Uygun Bir Dünya” başlıklı bir bildirge yayınlandı.
Burada tüm kız ve erkek çocukların çocukluklarını yaşayabilecekleri,
sevildikleri, saygı ve özen gördükleri, emniyet ve refahlarının en önemli konu
olarak görüldüğü, sağlık ve barış içinde ve haysiyetle gelişebilecekleri bir
dünya inşa etmeyi taahhüt etmişlerdir.
Yine, ülkemizin imza attığı çeşitli uluslararası belgelerde de
çocuk kaçakçılığının, çocuk ticaretinin önlenmesi taahhüt edilmiştir.
Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 35’inci maddesi de “Taraf devletler,
her ne nedenle ve hangi biçimde olursa olsun, çocukların kaçırılmaları,
satılmaları veya fuhşa konu olmalarını önlemek için ulusal düzeyde ve ikili ve
çok yanlı ilişkilerde gereken her türlü önlemleri alırlar.” hükmünü
içermektedir.
Çocuk kaçakçılığını ve bu niyetle gerçekleştirilen çocuk
kaçırmalarını önlemek amacıyla hangi amaçla olursa olsun her türlü çocuk
kaçakçılığının Ceza Yasası kapsamında ağır hükümlerle ele alınması şarttır.
Maalesef bizim Ceza Kanunu’muzda bu tür hükümler yoktur. Ceza Kanunu’muzda bu
tür hükümler olmadığı için… Ayrıca, tam bir tanım da yapılmamıştır, özellikle
çocuğa yönelik şiddetin cezalandırılması konusunda da tam bir tanım yoktur.
Dolayısıyla bu suçu işleyenler de bir anlamda cezasız kalmaktadır. Belki,
açılacak, çalışmaya başlayacak olan bu komisyonumuz bu tür kanunlardaki
eksiklikleri de görerek bu eksikliklerin giderilmesi yönünde de Meclisimize
öneriler sunabilir çünkü bu suçun ağırlığını yansıtan hükümlerle
cezalandırılmaları gerekir suçu işleyenlerin. Hukuki çerçeve, kaçakçılığa konu
olan çocukların yetişkinlerle aynı olmayabilen özel korunma ihtiyaçlarını
yansıtacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. İdari veya hukuki usullerde
kaçakçılığa konu olan kişinin yaşı hakkında herhangi bir şüphe olduğunda bu
kişi çocuk olarak kabul edilmeli ve uygun korumadan yararlanmalıdır. Çocuk
kaçakçılığı ve satışı konusunda evrensel yargı yetkisine geçerlilik kazandıracak
mevzuat kabul edilmeli ve ulusal yargıda görev yapan kişilerin bu konularda
özel eğitim almaları sağlanmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde konuştuğumuz
araştırma önergelerinin ortak özelliği çocuk haklarına ilişkin yoğun hak
ihlalleriyle ilgili olmalarıdır. Bu nedenle, önerim, kurulacak olan komisyonun
çocuk hak ihlallerini incelemesidir çünkü yukarıda da değindiğim gibi,
çocukların sokağa itilmeleri ya da kaçırılmalarının temelinde çeşitli hak
ihlalleri yatmaktadır. Barınma hakkı, eğitim hakkı, beslenme hakkı gibi temel
çocuk hakları ihlal edilmektedir. Mesele, yalnızca çocukların kaçırılması
değildir yani sadece kayıp çocuklarımız, bizim çocuklarımızla ilgili sorunumuz
değildir. Önemli bir sorundur, pek çok ailenin yüreği yanmaktadır ama
çocuklarımızı ilgilendiren çok önemli hak ihlalleri mevcuttur. Bu hak
ihlallerini ortadan kaldırmak bizim Parlamentomuzun görevidir, buna yol
göstermek Parlamentomuzun görevidir. Örneğin, çocuk evlilikler, küçük yaşta
yapılan evlilikler bizim ülkemizin bir sorunudur; bu bir hak ihlalidir.
Çocukların sokağa itilmesi, sokakta yaşamaya zorlanması; bu bir hak ihlalidir.
Tarım işçisi çocuklar: Tarım işçisi çocuklarımız çok küçük
yaşlarında çalıştırılmakta ve eğitim hakkından mahrum kalmaktadırlar.
Dolayısıyla, kaliteli bir geleceğe sahip olmaları engellenmektedir.
Çocuk yaşta çalıştırılan işçiler, çocuk işçiler: Bu, ülkemizde çok
önemli bir sorun. Bugün pek çok çocuk olmaması gereken yerde, yapmaması gereken
yerde kayıt dışı çalıştırılmaktadır. Pek çok yerde büyükler işten çıkarılmakta,
onların işini küçücük, oynaması gereken, okula gitmesi gereken çocuklar
yapmaktadır ama maalesef, bu konuya da henüz ülkemizde bir çözüm bulunmuş
değildir. Bu çocuklar en temel haklarından mahzun kalmaktadırlar.
Çocuklarımızda madde bağımlılığı artmaktadır. Takip ediyoruz,
basınımızdan, çeşitli araştırmalardan, madde bağımlılığı okullarımızdaki
çocuklar arasında artmaktadır. Bu konuda Meclisimizde bir araştırma da yapıldı.
Demek ki daha çok çalışmamız gerekiyor, daha kurumsal, daha bilimsel, daha çok
geniş araştırmaların yapılmasına ihtiyacımız var.
Bu örnekleri artırmamız mümkün, pek çok örnek verebiliriz, benden
sonra konuşacak arkadaşlarım bu konuda pek çok örnekler verecekler. Örnek çok, maalesef örnek çok; çocukların hak ihlalleriyle ilgili
maalesef örnek çok. O nedenle, biz parlamenterler olarak, çocuklarımızın
eşit ve güvenli bir çocukluk ortamını yaşayabilmelerini sağlayabiliriz. Bu
bizim tarihî sorumluluğumuz, bu sorumluluğu almak bu komisyonun kurulmasıyla
olacak. O nedenle, ben bu komisyonun kurulmasını yürekten destekliyorum,
özellikle de Çocuk Hakları Komitesinde çalışan bir parlamenter olarak gerçekten
bu komisyonun kurulmasını çok destekliyorum, ama tekrar ediyorum: Bu komisyonun
adının mutlaka “çocuk hak ihlalleri komisyonu” olması gerekiyor.
Bu düşüncelerle, kurulacak olan komisyonun çalışmalarının çocuk
hak ve özgürlüklerini iyileştirmesini diler, beni dinlediğiniz için hepinize
teşekkür ederim. (CHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Erbatur.
DEVLET BAKANI SELMA ALİYE KAVAF (Denizli) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, biraz önce konuşan
Hatip Sayın Erbatur, ifadelerinde Sayın Bakanın konuşmasıyla ilgili atıfta
bulundu.
Sayın Bakanım, açıklama yapacaksınız.
Buyurun efendim.
IV.- AÇIKLAMALAR (Devam)
4.- Devlet Bakanı Selma Aliye
Kavaf’ın, Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, Bakanlığına bağlı
kurumlardaki çocukların korunması ve kollanmasıyla ilgili sorumluluklarını
yeterince yerine getirmediklerini ima eden ifadelerine ilişkin açıklaması
DEVLET BAKANI SELMA ALİYE KAVAF (Denizli) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Sayın Erbatur, kayıp çocuklarla ilgili konuşmasında,
Bakanlığıma bağlı kurumlardaki çocukların korunması ve kollanmasıyla ilgili sorumluluklarımızı
yeterince yerine getirmediğimizi ima eden bir cümle kullandı.
Bizim kurumlarımız sadece yurtlardan ve yuvalardan ibaret değil.
Bizim, aynı zamanda aileleri tarafından sokağa terk edilmiş, suça itilmiş
çocukları rehabilite ettiğimiz ve barındırdığımız kurumlarımız var. Ayrıca,
yurtlarımız ve yuvalarımız da etrafı tel örgüler ve duvarlarla çevrili,
çocukları hayattan izole eden, soyutlayan, hapishane tarzında binalar değil.
Bizim çocuklarımız hayatın içerisinde yaşıyorlar, okula gidiyorlar, yüzde
90’ından fazlasının ailesi var, ailelerinin yanına tatile gidiyorlar, hafta
sonu izne çıkıyorlar, meslek edindirme kurslarına ve okullara gidiyorlar, açık
kapı sistemi. Dolayısıyla, ailesinin yanında kalan bir çocuk dışarıda ne kadar
tehlikelere maruzsa bizim çocuklarımız da o kadar maruz. Ve dönmeleri gereken
saatte dönmedikleri takdirde, hemen emniyet mensuplarıyla irtibata geçmek
suretiyle çocuklarımızın aranması ve bulunması konusunda hassasiyetimizi ve
duyarlılığımızı gösteriyoruz. Önümüzdeki günlerde hazırladığımız ve
imzalayacağımız protokol de bunu biraz daha geliştiren, bu konudaki hassasiyeti
artıran bir çalışma.
“Kayıp çocuklarla ilgili ne yapıyorsunuz? diye
bir soru sorulduğunda, biz ilgilenmiyoruz, ben ilgilenmiyorum, emniyet
mensupları ilgileniyor.” şeklinde bir cevap verdiğimi söylediniz. O, verdiğim
cevabın içinde geçen bir cümledir. Bizim sorumluluğumuz, bize teslim edilen
çocukları koruma ve bakım altına almaktır ancak kaybolmuş çocukları bulmak ve
teslim etmek emniyet mensuplarının görevidir. Benim söylediğim odur. Orada,
öyle zannediyorum, sadece içinden tek bir cümleyi çekmiş olmaktan kaynaklanan
bir yanlış anlama oldu.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) – Yanlış anlama değil Sayın Bakanım…
MUSTAFA ÖZYÜREK (İstanbul) – Bir sorun olduğu için kuruyoruz,
sorun yoksa niye kuruyoruz o zaman?
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakanım.
X.- MECLİS ARAŞTIRMASI (Devam)
A) Ön
Görüşmeler (Devam)
1.- Adana Milletvekili Nevingaye
Erbatur ve 20 milletvekilinin, çocuk suçluluğu sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/90) (Devam)
2.- Adana Milletvekili Hulusi
Güvel ve 34 milletvekilinin, Mevsimlik tarım işçiliği nedeniyle eğitim alamayan
çocukların sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/190) (Devam)
3.- İzmir Milletvekili Canan
Arıtman ve 39 milletvekilinin, çocuklara yönelik cinsel istismarın
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/210) (Devam)
4.- Niğde Milletvekili Mümin İnan
ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/235) (Devam)
5.- Bursa Milletvekili Kemal
Demirel ve 21 milletvekilinin, çocuklara yönelik cinsel taciz ve istismarın
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/312) (Devam)
6.- Mardin Milletvekili Emine Ayna
ve 19 milletvekilinin, çocuk işçiliğindeki sorunların araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/433) (Devam)
7.- Tekirdağ Milletvekili
Kemalettin Nalcı ve 19 milletvekilinin, çocuklarını yetiştirme yurtlarına terk
eden ailelerin sorunlarının araştırılarak ailelerin korunması için alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/438) (Devam)
8.- Bursa Milletvekili Kemal
Demirel ve 24 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının araştırılarak
çocukların korunması için alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/466) (Devam)
9.- İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/474) (Devam)
10.- Adana Milletvekili Yılmaz
Tankut ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/496) (Devam)
11.- Kütahya Milletvekili Alim Işık ve 23 milletvekilinin, kimsesiz çocuklar ile
sokakta yaşayan ve çalışan çocukların sorunlarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/531) (Devam)
12.- Adana Milletvekili Hulusi
Güvel ve 26 milletvekilinin, çocuk işçiliği sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/539) (Devam)
13.- Trabzon Milletvekili Cevdet
Erdöl ve 29 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/558) (Devam)
14.- Muş Milletvekili M. Nuri
Yaman ve 19 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/563) (Devam)
15.- İzmir Milletvekili Canan
Arıtman ve 21 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/564) (Devam)
16.- Denizli Milletvekili Ali Rıza
Ertemür ve 25 milletvekilinin, çocuk kaçırma olaylarının araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/565) (Devam)
17.- Gaziantep Milletvekili Akif
Ekici ve 27 milletvekilinin, kaybolan ve kaçırılan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/566) (Devam)
18.- Gaziantep Milletvekili Hasan
Özdemir ve 20 milletvekilinin, çocuk kaçırma ve kaybolma olaylarının
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/567) (Devam)
19.- Diyarbakır Milletvekili
Selahattin Demirtaş ve 19 milletvekilinin, kaçırılan ve kaybolan çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/568) (Devam)
20.- Kayseri Milletvekili Mustafa
Elitaş ve 28 milletvekilinin, kayıp çocuklar sorununun araştırılarak alınması
gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin
önergesi (10/569) (Devam)
21.- İstanbul Milletvekili Çetin
Soysal ve 27 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/570) (Devam)
22.- İstanbul Milletvekili Mehmet
Sevigen ve 21 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve dilendirilen çocuklar
sorununun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/571) (Devam)
23.- Adana Milletvekili Nevingaye
Erbatur ve 24 milletvekilinin, sokakta yaşayan çocuklar sorununun araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/572) (Devam)
24.- Manisa Milletvekili Ahmet
Orhan ve 23 milletvekilinin, sokakta yaşayan ve çalışan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/573) (Devam)
25.- İstanbul Milletvekili Alev
Dedegil ve 21 milletvekilinin, cinsel istismara maruz kalan çocuklar sorununun
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/574) (Devam)
BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili
Sayın Şenol Bal.
Buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; çocuk kayıplarının nedenleri ve alınacak tedbirler konusunda
–özetliyorum başlığı- çok sayıda verilmiş olan Meclis araştırma önergeleri
hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Yüce
Meclisi saygıyla selamlarım.
Sayın milletvekilleri, Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire
Başkanlığı kayıp çocuk sayısını geçtiğimiz günlerde, 27 Ocak 2010 tarihinde
açıkladı. 1.661 çocuk kayıp. Bu çocukların 1.016’sının kız çocuğu olduğu ifade
edildi.
Değerli milletvekilleri, 2009’un ilk dokuz ayında 1.078 çocuk
kayboldu. Her bölgeden çocuklar kayboluyor. Başta İstanbul, İzmir; işte,
İstanbul’da 154, İzmir’de 133, Mersin’de 84, Diyarbakır, Kayseri, Muş,
Şanlıurfa, devam edip gidiyor.
Ailesinden ve devletin koruma kurumlarından zorla kaçırılan veya
kandırılarak kaçırılan, kendiliğinden kaçan, kaybolan ve bulunamayan çocukların
sayısı 2009’da 2’ye katlanmıştır.
Bu verilen rakamlar ailesi ve koruma altındaki kurumlardan yapılan
ihbarlar neticesinde emniyet kayıtlarına geçmiş çocuk sayısı. İhbar
edilmeyenler bilinmiyor. Verilen kayıp çocuk sayısının sağlıklı olmadığını
yetkililer kendileri itiraf ediyor çünkü kurumlar arasında iletişim yok,
mutabakat yok.
Bu çocukların izlerine neden rastlanmıyor değerli milletvekilleri?
Niye bulunamıyorlar? Bu çocuklar kimin elinde, kimlerin elinde? Ticari cinsel
istismar çeteleri mi bu çocukları kaçırıyor? Uluslararası organ mafyası
tarafından mı kaçırılıyorlar? Terör örgütleri mi bu çocukları kullanıyor? Suç
örgütlerinin ağına mı düşüyorlar? Veya bir kısmı, sokakta yaşayan çocukların
arasına mı karıştılar? Bu soruları çoğaltmak mümkün. Bu
kayıp çocukları bulmak için nasıl bir yol izleniyor? Bu soruların cevabını
aramak durumundayız.
Sayın milletvekilleri, biraz önce Sayın Bakan da açıkladı, dünyada
her yıl 2,5 milyon çocuk kaçırılıp satılıyor, yarısı da kız çocuğu. Fuhuş
ticareti, organ mafyası, uyuşturucu mafyası, suç örgütleri, terör örgütleri,
dilencilik ve benzeri… Çocukların karşı karşıya olduğu
tehlike çok büyük.
Türkiye'de özellikle 2009 yılında artış gösteren çocuk kayıplarını
bir an evvel ele alıp çözüm üretmek mecburiyetimiz var. Ailesi yanında yaşayan
çocukların zorla ve hile ile kaçırılması veya evinden kaçması; yine devletin korumasındaki
bakıma muhtaç çocukların barındıkları yurtlar, yuvalar ve rehabilitasyon
merkezlerinden kaçması; aynı zamanda, bölge farklılıkları ve özellikleri; ayrı
ayrı ele alınıp çok detaylı değerlendirilmesi gerekiyor.
Kaybolan çocuklar ile ilgili bir kayıp çocuk veri tabanımız hâlen
oluşturulamamıştır, her ne kadar -Sayın Bakan biraz önce ifade etti- bir
protokol imzalanmış olmasına rağmen, o protokolün metnini biliyoruz, yeterli
değildir. Özellikleri, kaçırılma şekli, kaçma şekli, aile yapısı; irtibatları,
takip edilecek bir sistem oluşturulmalıdır.
Kayıp çocukların yüzde 40’ının Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı
kurumlardan olduğu, bu çocukların yurtlardan kaçtığı belirtilmektedir.
Korunmaya muhtaç çocukların “kayıp çocuklar” durumuna düşürülmesi Sayın Bakan,
bir zafiyet değil midir? Emniyet yetkilileri, kayıp çocuk sayısının sağlıklı
olarak tespit edilememesinin sebebini, ailesinin kayıp çocuğu geri döndüğünde
geri bildirim yapmamasına ve Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarından kaçan
çocukların döndüğünde bildirilmemesi sonucunda güncellemeyi yapmamaya
bağlıyorlar. İletişim teknolojisinin bu kadar geliştiği bir dönemde bu
iletişimsizliği kabul etmek mümkün müdür sayın milletvekilleri?
Değerli milletvekilleri, hâlen kurumların ittifak ettiği “kayıp
çocuk” tanımımız yok bizim yani mevzuatımızda “kayıp çocuk” tanımı yok. Bu
tanım ortaya konmalıdır ve bütün kurumlarca ittifak edilmelidir. Sadece,
ailenin ve koruma kurumunun ihbar ettiklerini “kayıp çocuklar” olarak
nitelendiriyoruz sayın milletvekilleri. Çok önemli bir sosyal sorunumuz olan
sokak çocukları kayıp değil midir? Sayılarını bilmiyoruz. Çeşitli rakamlar
telaffuz ediliyor, 20 binden 200 bine kadar. Ailelerin bu çocuklar için kayıp
ihbarı vermediği kayıp çocuk verilerinden belli değil mi? Kayıp çocuklarını polise
bildirmeyen ebeveynlere nasıl bir yaptırım uygulanmalı; bunu da tartışmalıyız
bu komisyonda.
Davranış bozukluğu gösteren ve ailelerin bu çocuklarla baş
edemediği ve ortadan kaybolduklarında memnun bile olduklarını ortaya koyan
ifadeler çıkıyor karşımıza. Hiçbir ebeveynin buna hakkı olamaz. Bunu anlatmak
ve dünyaya gelmesinden sorumlu olan ailelere bu sorumluluğu hatırlatmak
zorunluluğumuz var.
Davranış bozukluğu olan ya da ailenin bilinçsizliği, bilgisizliği
nedeniyle davranış bozukluğu geliştiren çocuklarla baş edebilme, eğitebilme
yöntemlerinin, ailelere, ebeveynlere eğitimi verilmek durumundadır. Ebeveynler
bu konuda yönlendirilmelidir.
Değerli milletvekilleri, kayıp çocuklarımızdan belli bir kesimi,
aile problemleri yaşamayan, ailesinin gözü gibi baktığı ama kandırma, hile veya
zorla kaçırılan çocuklar. Aileleri açısından değerlendirildiğinde ne büyük bir
acı kaynağı olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bakkala giden, top oynamaya çıkan,
okula gitmek için evden ayrılan ya da sokakta, parkta oynarken kaçırılan
çocuklar bir daha evlerine dönmüyor. Ailelerin yaşadığı acı ve travma hangi kelimelerle ifade edilebilir ki? Allah bu
ailelere sabır versin değerli milletvekilleri ve bir an evvel yavrularına
kavuşsunlar. Günler, aylar, hatta yıllar geçmesine rağmen bir haber alamamanın,
umudunu yitirmeden bekleyişlerin, çırpınışların, her şeyden medet ummanın, uçan
kuştan haber beklemenin, en olmayacak şekilde olaylardan pay çıkarmanın,
umutları tükendikçe acılarının katlandığının yani dünyada cehennemi yaşamanın hâlidir
herhâlde kayıp çocuğun ailesinin hâli, hayatı.
Sayın milletvekilleri, işsizlik yokluk demektir, yoksulluk
demektir. Yoksulluk ise birçok ailenin parçalanması, çocukların sokağa düşmesi
ve evden kaçan çocukların sokakta geçecek olan acımasız hikâyelerinin
başlangıcıdır. Tüm dünyadakilerle değerlendirdiğimizde, sosyoekonomik seviye
düştüğünde kayıp çocukların sayısında büyük artış gözleniyor. Cumhuriyet
tarihinin en yüksek işsizliğinin yaşandığı, yoksulluğun boyutlarının giderek
arttığı ve her konuda yoksunluğun ve yozlaşmanın yaşandığı bir dönemden
geçiyoruz. Aileler parçalanıyor, aile içi şiddet giderek artıyor ve bu durumdan
dolayı çocuklar için risk taşıyan bir ülke durumundayız. Eğer çocuklar ticaret
amacı ile kaçırılıyorsa daha çok, yoksul ve sahipsiz çocuklar tercih ediliyor.
Çocuk nüfusumuz 23 milyon 736 bin 672. Nüfusumuzun yüzde 33’ü çocuk yani
sıfır-on sekiz yaş. Güçlü aile yapımız ile geçmiş dönemlerde badireleri
atlatmak daha kolayken bugün aile yapımızdaki dejenerasyon
ve gerekli desteğin ailelere sağlanamaması riski artırıyor. Çocuklar neden
kaçırılıyor? Evet, “Dünyada çocuk ticaretinin arttığı dönemden geçiyoruz.”
dedik. Fidye için mi? Bu, daha çok ekonomik durumu iyi olan ailelerin çocukları
için yaşandı ve yaşanıyor, çok fazla sayıda değil. Aileden intikam almak için
kaçırılan çocuklar oldu. Bu acıları zaman zaman yaşadık ve yaşanıyor. Evlat
edinmek isteyenler, bebekler ve ufak yaştaki çocukları kaçırıyor. Özellikle de
Avrupa’da, bu, sektör hâlinde. Çocuk fuhşu, cinsel istismar, çocuk pornosu
için, organ ticareti mafyası tarafından, örgütlü çeteler tarafından veya suç
örgütlerinde kullanılmak, yankesicilik, gasp, hırsızlık, dilendiricilik,
uyuşturucu satıcılığı için ve önemli bir konu olan terör örgütleri tarafından
çocuklar kaçırılmaktadır.
Evden kaçan çocuklara baktığımızda değerli milletvekilleri,
yoksulluk, evlenme vaadiyle, aile içi geçimsizlik, aile içi şiddet,
sevgisizlik, ilgisizlik ve inanın söylemekten imtina ettiğim ensest ilişkiler,
aile içinde veya dışında cinsel taciz, şöhret ve macera, uyuşturucu madde
alışkanlıkları yüzünden, üvey anne-üvey baba, bazen okuldaki başarısızlık,
bazen uyumsuzluk çocuğun evini terk etmesine, kaçmasına ve meçhule doğru yol
almasına sebep oluyor ve maalesef, bu çocuklar kurban oluyor. Eğer aile kayıp olduğunu ihbar etmişse bu çocuklar aranıp
bulunacaklar listesine dâhil ediliyor.
Sayın milletvekilleri, “SHÇEK’ten çocuklar kaçıyor.” dedik biraz
önce de. Kayıp çocukların yüzde 40’ı SHÇEK kurumlarına teslim edilmiş. Bu çocuklar, ki devletin “Benim korumam altındadır.” diye
belgelerine kaydettiği bu çocuklar kayboluyor. Kayıp çocukların 800-900’ünü
teşkil eden çocuklara neden sahip çıkamıyoruz? Bu çocuklar neden kaçıyor? Yurt
koşulları mı onları kaçmaya teşvik eden, istismar mı, dayak mı, yoksa rehabilitasyon şartlarının yetersizliği mi? Bunların bir an
önce tespit edilmesi gerekir. Tabii ki bu kurumlardaki bir kısım çocuk en
yakınlarından duygusal, cinsel veya fiziksel istismara uğramış, psikolojik
tedaviye muhtaç ve özel bir rehabiliteye ihtiyacı olan çocuklar. Bu çocukların
korunması, kurumda tutulmasının kolay olduğunu da söylemiyorum. Koruma, bakım
ve rehabilitasyon merkezlerinde, suça yöneldikleri
tespit edilen çocukların, hem kendileri açısından hem de toplum güvenliği
açısından rehabilite edilme durumları yeniden, Sayın Bakan, gözden
geçirilmelidir ve bu çocuklar için yapılabilecek her türlü yasal ve kurumsal
değişiklikler yapılmalıdır.
Sayın milletvekilleri, biraz önce sokak çocuklarından bahsettim;
sokak çocukları da kayıp çocuklar olarak değerlendirilmelidir, yineliyorum bu
sözlerimi. Yoksulluk başta olmak üzere çeşitli nedenlerle parçalanan ailelerin,
parçalanmamış olsa bile çocuk için yaşama ortamının sağlanmadığı, ilgisiz,
sevgisiz ve şiddetin kol gezdiği ailelerden kaçan çocuklarla, bir kısım
yurtlardan, yuvalardan kaçan çocuklar birleşerek karşımıza sokak çocukları
olarak çıkıyor. Sokak çocukları, her iki taraflı bir terk ediliş sonucunda
sosyal bir yara. Hem onlar ailelerini ve yaşadıkları çevreyi terk etmiş hem de
aileleri ve toplum bu çocukları terk etmiş. Bu çocukların kısa bir süre sonra
uçucu madde ve uyuşturucu madde ve uyuşturucu bağımlısı olması, hatta son
zamanlarda çetelerin içine yerleştikleri biliniyor. Ömürleri çok kısa,
gelecekleri yok ve kaybedecekleri de bir şey yok. Şiddet onların
yaşamının bir parçası. Kendilerine acımayan bu çocukların, karşısına
çıkan masum insanlara ne büyük acılar yaşattığını da biliyoruz, örnekleri
basına intikal ediyor. Bu çocukları görmezden gelerek problemi çözemeyiz,
problemin oluşmasını engelleyemeyiz.
Bunlar bu ülkenin çocukları değerli milletvekilleri, bunlar bizim
çocuklarımız, bunlar toplum ve devlet olarak sahip çıkamadıklarımız. Bu
çocukların topluma geri kazandırılması için yapılacak çalışmaların yanında,
mevcuda yenilerinin eklenmesini önlemeye yönelik çalışmalar daha da önemli.
Hükûmete buradan sesleniyorum: İktidarınızın geleceği için yoksullaştırmayı
amaç edindiniz, insanları muhtaç duruma düşürerek oya tahvil ettiniz; bu
anlayıştan vazgeçin, bunun vebali çok büyük. En az 200 bin olduğu ifade edilen
sokakta çalışan çocukların sokakta yaşayan çocuklara dönüşme potansiyeli çok
yüksek.
Son yıllarda çığ gibi büyüyen uyuşturucu kullanımı ve satışı,
evlerden kopma, sokakta yaşamayı alışkanlık hâline getirme, suça yönelme büyük
bir sosyal problem; çözmek zorundayız.
Çocuklarımızın sorununun bir kamu güvenliği sorunu olduğunu daha
önce de söylemiştim, yineliyorum. Bu konu sadece polisiye tedbirlerle
çözülemez. Konunun kültürel, sosyal ve ekonomik boyutu var.
Sayın milletvekilleri, çocuk kayıplarının nedenleri ve bu
kayıpların önlenmesi için alınacak tedbirlerin tespiti için verilen çok
sayıdaki araştırma önergesi, bir Meclis araştırmasının şart olduğunu ortaya
koymuştur ve görüyoruz ki tüm Meclis bu konuda ittifak etmiştir, bundan da
mutluluk duyuyoruz.
Kurulacak araştırma komisyonuna ışık tutması bakımından bazı
hususlara dikkat çekmek istiyorum. Biraz önce Sayın Gaye Erbatur kayıt konusunu
gündeme getirdi. Teferruata inmek istemiyorum ama kayıt meselesi çok önemli.
Yine, devletin tüm sorumlu kurum ve kuruluşlarının belirlenmesi ve
aralarında bir eş güdümün sağlanması çok önemli bir adım olacaktır.
Yine, bu konuda çalışan sivil toplum kuruluşlarının belirlenmesi
ve iletişim sağlanması ve hatta çocukları koruma yönünde STK’ların kurulmasının
teşvik edilmesi çok önemli.
Emniyet Genel Müdürlüğünün seksen bir ilde çocuk şubesi olduğu
söylendi. Evet, ülke genelinde 4 bin çocuk polisi olduğunu, biz, Çocuk İzleme
Komitesinde de Sayın Başkanın Başkanlığında öğrenmiş bulunuyoruz. 3 bine yakın
polisin eğitim gördüğünü biliyoruz ama kayıp çocuklarla ilgili acilen bir birim
kurulmasının önemini buradan ifade etmek istiyorum. Konuyla ilgili ulusal
mevzuat her yönüyle ele alınmalı.
Yine, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi
imzaladık. Madde 35, çocuk kaçırılması ve çocuk satışı, çocuk fuhşu ve
pornografisiyle ilgili mücadele şartlarını ortaya koyuyor. Bu konuda yapılan
uluslararası çalışmaları değerlendirmeliyiz ve ulusal mevzuatımızı da tekrar
gözden geçirmeliyiz.
Yine, biliyorsunuz sayın milletvekilleri, 2005’te Çocuk Koruma
Kanunu’nu çıkardık. Çocuk Koruma Kanunu’nda eksik görülen veya uygulamada
zorluğu olan maddeler, uygulayıcıların görüşlerine de başvurularak yeniden
değerlendirilmeli, örneğin, çocuk için acil koruma kararı doğru işliyor mu,
işlemiyor mu, ele alınmalı.
Yine, bakınız, basınımıza da geçen, emniyet güçlerine,
vatandaşlara taş atan, molotofkokteyli atan çocuklar konusunda cezayı azaltalım
mı, azaltmayalım mı, nasıl yargılansınlar konusunda hep konuştuk. Bir yasa
geldi, geri çekildi. Ama Çocuk Koruma Kanunu’na göre suça zorlanan, kendi
güvenlikleri tehlike altında bulunan, ailelerinin sahiplenemediği bu çocukları
devletin şefkatli kurumlarında koruma altına almak mümkün. Bu çocukların terör
örgütleri tarafından kullanılmalarını önlemeliyiz değerli milletvekilleri.
Türkiye’deki iş hukuku Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme’yle de uyumlu değil, bu da ele alınmalıdır.
Çocukların kaçma ve kaçırılma ihbarlarından hemen sonra ülke
çapında nasıl bir alarm sistemi geliştirmeliyiz, bu komisyonda bu da
tartışılmalıdır.
Eğer çocuklar organ mafyası tarafından kaçırılmış ise -her ne
kadar Türkiye’de pek olmadığı söylense de- Sağlık Bakanlığı ve Dışişleri
Bakanlığı vasıtasıyla hem ülke içinde hem de dış ülkelerden hızlı ve sağlıklı
bir bilgi alınmasını oluşturacak bir altyapıyı nasıl oluşturabiliriz?
Emniyet birimlerinin, otogar, istasyon ve toplu taşıma
merkezlerinde yalnız görülen çocukların takibini ve denetimini yapabilecek
yapıya ve teknolojiye ulaşması nasıl sağlanacaktır?
İnternet kafelerin, metruk yerlerin, okul önlerinin
denetlenebilmesi konusunda uzman personelin sayısının artırılması gerekmiyor
mu?
Kayıp çocuklar bölgesel özellikleri dikkate alınarak araştırılmalı
değerli milletvekilleri, çünkü bölgelerin kendilerine has özellikleri var.
Okullar, aileler, aile eğitimi, çocuk
eğitimi ve danışma merkezlerinde mutlaka bu eğitimler verilmeli; okul-aile iş
birliği, bu konular üzerinde yoğunlaşılmalı.
Evet, bu araştırma komisyonunun yapacağı çalışmalar, kayıp
çocukların sağlıklı istatistiki bilgi ve sosyoekonomik
durumları, kaçma ve kaçırılma nedenleri, mevzuattaki gerekli düzenlemeler,
kayıp çocukların bulunması yönünde yapılacak çalışmaların genişletilmesi, yeni
kayıp çocuk oluşumunun önlenmesinde yeni tedbirlerin geliştirilmesi yönüyle
ilgili kurum ve kuruluşlara tavsiye ve öneriler getirmesi bakımından çok
önemlidir.
Ben, şimdiden hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Barış ve Demokrasi Partisi adına Muş Milletvekili Nuri Yaman.
Sayın Yaman, buyurun efendim. (BDP sıralarından alkışlar)
BDP GRUBU ADINA M. NURİ YAMAN (Muş) – Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son yıllarda giderek artan
kayıp çocuklar ile kaçırılan çocukların kaçırılma nedenlerinin araştırılması,
ülkemizdeki çocuk istismarı ve bu çocukların çalıştırılması konularında verilen
Barış ve Demokrasi Partisinin araştırma önergesi üzerinde konuşmak üzere söz
almış bulunuyorum. Bu nedenle hepinizi en içten duygularımla selamlıyorum.
Öncelikle, bu araştırma önergeleri konusunda tüm Meclisteki parti
gruplarının ortak akılda buluşmuş olmalarını büyük bir mutlulukla karşıladığımı
belirtirken, yirmi beş adet önergenin tüm sahiplerini buradan teker teker
kutluyorum. Ülkemizin çok önemli bir konusu olan ve gelecekte bu yurdu
yönetimiyle teslim edeceğimiz, onlara emanet edeceğimiz çocuklarımıza
gösterilen bu ilginin göz ardı edilmemesi gerektiğini de bu vesileyle
vurgulamak istiyorum.
Ancak, ne yazık ki, kayıp çocuklarla ilgili olarak ülkemizin
karnesinin de elimizdeki verilere göre pek de iç açıcı olmadığını görüyoruz.
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı kayıp çocuklar haberlerinin kamuoyunda
artarak yer alması üzerine yakın tarihte Türkiye’deki kayıp çocukların sayısını
İçişleri Bakanlığına sormuş ve Bakanlıktan gelen yazıda kayıp çocuk sayısının
15 Ocak 2008 itibarıyla 1.446 kişi olduğunu belirtmiştir. En son yine aynı
birime 27 Ocak 2010 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya
göre de Türkiye genelinde kayıp çocuk sayısının maalesef giderek artarak bugün
itibarıyla 1.700’lerin üzerine çıktığı anlaşılmıştır. Bunlardan yaklaşık 700’ün
üzerinde çocuğun Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumundan izinsiz ayrılıp
dönmediğini ifade etmişlerdir. Yine bu açıklamaya göre bunun dışında kalanların
önemli bir bölümünün on üç-on sekiz yaş arasındaki kız çocuklarından daha çok
gönül ilişkisi sebebiyle kaçanlardan olduğu belirtiliyor.
Değerli milletvekilleri, son on yıllık verilere göre kayıp
çocukların 1.462’sinin on üç-on sekiz yaş arasında, 195’inin ise sıfır-on iki
yaş arasında olduğu, bunların 1.095’inin kız ve 562’sinin de erkek olduğu
bildirilmiştir. Ayrıca, Türkiye’de en çok kayıp çocuk 346’yla İstanbul
kayıtlarında geçerken, bu şehri 135 çocukla İzmir takip etmekte. Bu sayı
Ankara’da 69, Şanlıurfa’da 57, Bursa’da 45, Diyarbakır’da -dikkatinizi çekerim-
99 ve Batman’da da 40’ları bulmuştur.
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığınca hazırlanan kayıp çocuk
raporlarına göre kayıp çocuklar üç bölüme ayrılıyor: Kendi isteğiyle kaçanlar,
kaçırılanlar… Çocukların kaçmalarında özenti, ebeveyn boşanması, kentleşmeme
gibi alt başlıklar verilirken, kaçırılanların genelde çetelerin eline düştüğüne
vurgu yapılmaktadır. Çocuk ticareti, dilencilik ve cinsel sömürü de diğer
önemli nedenler arasında görülüyor.
Kayıp çocukları hastalık, uyuşturucu, şiddet ve cinsel istismar
gibi ciddi sorunlar beklemektedir. Yine rapora göre bazı çete
ve örgütler kayıp çocukları kullanmak istemekte, raporun ön sözünde de dünyada
insan kaçakçılığının maddi büyüklüğüne işaret eden Başbakanlık İnsan Hakları
Başkanı Sayın Profesör Doktor Hasan Tahsin Fendoğlu Türkiye’de 2000 yılında
kamu birimlerine 7.183 kayıp bildirimi geldiğini, yapılan çalışmalarda
bunlardan 6.350’sinin bulunduğunu ve 2007 sonu itibarıyla da aranmakta olan 833
kayıp çocuk olduğunu ifade etmiştir.
“Aranan ancak hâlâ bulunamayan kayıp çocuk sayısının en fazla
olduğu yirmi dört ilin arasında 250 çocuk ile İstanbul ilk sırada yer alıyor.”
diye belirttim. İstanbul’u aynı şekilde Balıkesir 47, Bursa
42, Ankara 30, Şanlıurfa 29, Mardin 28, Kocaeli 25, Çanakkale 24, Tekirdağ 20,
Osmaniye 18, İzmir 15, Niğde 15, Aydın 14, Hakkâri 14, Manisa 13, Çorum ve
Tokat 12, Eskişehir, Kırklareli, Malatya, Mersin, Samsun 11, Batman, Sakarya ve
benzer illerde bu sıralamalar sürüp gidiyor. İstanbul’da 2007’de
kaybolan 253 çocuktan hiçbiri bugüne değin bulunamamıştır. Bursa’da kaybolan
439 çocuktan 42’si, Ankara’da 1.006 çocuktan 30’u, Şanlıurfa’da 222 çocuktan
29’u, İzmir’de 642 çocuktan 15’i, Mardin’de 77 çocuktan 28’i hâlâ bulunamamış
olarak kayıtlarda durmaktadır.
Balıkesir 47, Kocaeli 25, Tekirdağ 20, Niğde 15, Çorum 12, Tokat
12, Mersin 11, Samsun 11, Batman 11 ve Sakarya’da da 10 çocuk kaybolan
çocuklardandır ve bulunamayan kişiler listesindedir. İşte bu, ne yazık ki bu
Hükûmetin çocuklarla ilgili, kayıp çocuklarla ilgili sicilini ortaya koyuyor.
En fazla kayıp çocuk ihbarı yapılan il Ankara olmuştur. Ankara’da
kayıp çocuk ihbarı yapılan 1.006 çocuktan 976’sı bulunmuş, 30’u ise hâlâ
aranıyor. Ankara’yı, İzmir, Bursa ve diğer iller takip ediyor.
Kayıp çocuk sayısının bölgelere göre sıralanmasında 1’inci sırayı
439 kayıp çocuk ile Marmara Bölgesi alıyor. Bunu İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu,
Karadeniz, Ege, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgeleri izlemektedir.
Bu okuduğum bilgiler, resmî kayıt ve belgelere göre
değerlendirilen bilgilerdir. Rapora göre Türkiye’de kayıp çocukların en fazla
olduğu şehirler büyük şehirler ve göç alan şehirlerdir.
Kayıp çocukları üçe ayırmak bu değerlendirmeye göre mümkün. Kendi
rızasıyla kaçanlar, rızası dışında kaçırılanlar ve istenmeden de olsa yoksulluk
ve benzeri gerekçelerle kaçan çocuklar.
Kaçan çocukların, özeti, ebeveynin boşanması, kentleşememe gibi
alt başlıkları, kaçırılan çocukların ise çocuk ticareti, dilencilik ve cinsel
sömürü gibi nedenleri de mevcuttur.
Bu kayıp çocukları bekleyen sorunlar, daha ziyade uyuşturucu,
şiddet, hastalık ve çocukların en çok uğradığı cinsel istismar konularıdır.
Kayıp çocuk bildirimi açısından bölgelere göre sıralamada, biraz
önce de değindim, birinci sırayı 434 kayıp çocuk ile Marmara Bölgesi ve diğer,
sıralamada ise, İç Anadolu başta olmak üzere, Güneydoğu Anadolu, Karadeniz ve
doğu Akdeniz illeri izliyor.
Gördüğünüz gibi bu tablo vahim bir hâldedir ve “Kayıp çocuk sayısı
bu verilere ulaşana kadar Hükûmet neredeydi?” diye sormak geliyor insana.
Gördüğünüz gibi tablo çok vahimdir. Türkiye genelinde kayıp çocuklarla ilgili
istatistiki bilgiler elde etmek, kaybolma sebeplerini belirleme, bu konuda kamuoyunun
aydınlatılması Hükûmetin görevi değil de nedir? Neden bu zamana kadar beklenmiş
ve bu araştırma önergelerinin bu kadar yığılmasına sebep olunmuştur?
Bu konuyla ilgili olarak Emniyet Genel Müdürlüğünce, organize suç
teşkilatının kesinlikle söz konusu olmadığı ve organ mafyası iddiaları için de
elde henüz resmî bir bulgunun bulunmadığı açıklaması yapılmaktadır. Her ne
kadar böyle olduğu açıklanmışsa da, maalesef, Hükûmet, bu bulguları kamuoyuyla
bugüne değin paylaşamamıştır. Söz gelimi, çocuk kaçırma gerekçesiyle yakalanan
suçlu sayısı ne kadardır, bugün kamuoyunca bu olay bilinmemektedir. Yine, bu
olaylardan kaçının organ mafyası, kaçının uyuşturucu ticareti ve organize suç
kapsamında gerçekleştirildiği hakkında elimizde sağlıklı veri tabanları
bulunmamaktadır. Toplumun huzuru ve çocuklarımızın can güvenliği açısından
önemli olan bu konuda ilgili kurumun verileri de bugüne kadar
güncelleştirilmemiştir.
Ailelerin ve çocukların bilinçlendirilmesi konusunda medyanın
önemi ortadadır. Kayıp çocuklarla ilgili görsel medyada yayınlanacak eğitici
programlar neden mevcut değildir?
Yasalarımıza göre kız ve erkek çocukların belli bir yaşa kadar
bakım ve eğitim hizmetlerinin devletin güvencesi altında olması gerekir. Bu
kapsamda, anayasal bir hak olan bu durumun sağlanması konusunda ilgili Devlet
Bakanlığına bağlı ve tüm seksen bir ilimizde sosyal hizmetler il müdürlüklerine
bağlı yetiştirme yurtları ve rehabilitasyon merkezleri
oluşturulmuştur. Ancak bu konuyla ilgili olarak bu illerde başta İçişleri
Bakanlığı denetim elemanlarının ve bu arada uygulamadan gelen bir kişi olarak
benim de yetiştirme yurtları ve bu rehabilitasyon
merkezlerinde yapmış olduğum üç yıl öncesine kadarki denetimlerde ne yazık ki
çocuklar için devletin güvencesi altında gerekli olan bakım ve eğitim
hizmetleri istenilen düzeyde olmadığı ve bunun daha çok Doğu ve Güneydoğu
Anadolu Bölgemizde sıfır denilecek noktaya indirgendiğini çok üzülerek gördüm.
Ben bunlardan sadece bir tanesiyle ilgili örneğini vererek bu konuya Sayın
Bakanımızın özel ilgi göstermesini istiyorum. Erzincan ilindeki bu yetiştirme
yurdu ve rehabilitasyon merkezi, ki rehabilitasyon
merkezindeki o denetim sırasında yapmış olduğum gözlemlerden sonra verilen
rapor üzerine çok önemli bir değişikliğe gidildi ve oradaki yöneticilerin
diyebilirim ki tamamı o görevlerden alındı. Gördüğüm manzara gerçekten herkesin
içini karartacak nitelikte bir manzaraydı ve zaman zaman görsel medyaya da
yansıyanın bir örneğini ben orada yaşadım. İnsanların, rehabilitasyon
merkezinde bulunan kişilerin yıkanma biçimlerini ve yataklarını kaldırdığım zaman,
yatakların nasıl insanca yaşanılmayacak bir konumda ve insanların orada ilgisiz
bir biçimde hayatlarını nasıl geçirdiğini gören bir kişiyim.
Tabii, bu yetiştirme yurtlarıyla ilgili olarak bu çocukların
sosyoekonomik birtakım sorunlarının da olduğu ve sosyoekonomik sorunların
sonucunda da birçok ilde çocuklarımızın sokak çocuklarına ve sokakta hayatını
devam ettiren ve her türlü cinsel ve çocuk istismarlarıyla karşı karşıya olduğu
da yine bugünün Türkiye’sinin maalesef yaşadığı gerçeklerdir.
Bilhassa otuz yıllık çatışma ortamından sonra ülkede uzun süre
sürdürülen sıkıyönetim, olağanüstü hâl uygulamaları ve bunun sonucunda da
yaşanan göç ve yerinden edilme sonucu metropolleşen
Diyarbakır gibi, Urfa gibi, hatta Van gibi illerimizde bu göç ve yerinden olmadan
kaynaklı, çocuklarda hem fiziksel istismar hem cinsel istismar ve hem de
uyuşturucu mafyasının istismarlarının söz konusu olduğu, bu illerdeki
denetimlerde, o dönemin mülkiye müfettişlerinin o illerle ilgili yazmış
oldukları genel durum raporlarında da Sayın İçişleri Bakanının dikkatine
sunulmuştur. Bilhassa uyuşturucu mafyasının ve uyuşturucu kaçakçılığının ve
bunun ticaretinin ülkemizde çok büyük boyutlara ulaştığı, İstanbul özelinde
bununla sürekli karşılaşıldığı da bir gerçektir. Her ne kadar, Sayın Bakanın da
biraz önce bu kürsüden belirttiği, her ilde iç güvenlik birimlerinin, il
emniyet müdürlüklerinin çocuk şubeleri ve son zamanlarda artarak yine jandarma
birimleri içinde de
çocuk şubeleri oluşturulmuş olmasına rağmen bunların, yine,
genelde, sadece şube oluşturmakla ve kâğıt üzerinde bu organizasyonların varmış
gibi gösterildiği ve bu çalışmaların denetiminde de bilhassa emniyetin çocuk
şubesinde çocuk istismarı ve çocukların çalıştırılmasıyla ilgili, çocukların
cinsel istismarla ilgili istatistiki birtakım bilgilerin ve verilerin son
yıllara kadar oluşturulmadığını gören ve denetimlerde de bununla karşılaşan bir
arkadaşınız olarak bu olumsuzlukları dile getirmek zorundayım.
Biliyorsunuz, daha önce de, yani 2008 yılında, uyuşturucu başta
olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarını araştırmak ve gerekli
önlemlerin belirlenmesi amacı ile 2008 yılında bu Mecliste araştırma komisyonu
kuruldu ve o komisyonun değerli başkanı hazırlamış olduğu bu raporu, komisyonda
görev alan bir kişi olarak, Sayın Meclis Başkanına 25/11/2008
tarihinde sunduk. Geçenlerde Değerli Komisyon Başkanı Sayın
Profesör Doktor Necdet Ünüvar’la, o büyük emeklerle, o büyük özverilerle
hazırlanan bu raporda bütün komisyon üyelerinin teker teker ülkemiz için bu
konudaki araştırma konusu kadar önemli olduğuna inandığımız madde bağımlılığı
ve kaçakçılığı ile önerilen bu konunun komisyon üyelerince zaman zaman bir
araya gelerek takipçisi olacağımız konusunda görüş birliğine, ilke birliğine
vardık. Ben, o komisyonun Ankara dışında, bu konuyla ilgili birimlerin
dışında, İstanbul’da, bire bir, Değerli Komisyon Başkanının çok özverili
çalışmalarıyla nasıl iğneyle kuyu kazar gibi en ince detayına kadar
hazırlandığını bilen ve gören bir arkadaşınız olarak Sayın Başkanımla geçen günkü
konuşmamda aldığım yanıttan gerçekten üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Bu
araştırma komisyonları tabii ki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Yaman, bitti. Sözümde devam edeceğim. Yok, açamam.
M. NURİ YAMAN (Devamla) – Yalnız Sayın Başkanım...
BAŞKAN – Yok. Sayın Bakana da açmadım, açamam. Genel Kurula
konuşacaksanız...
M. NURİ YAMAN (Devamla) – Ama uyarmadınız “Bir dakika kaldı.”
diye.
BAŞKAN – Yok. Bir dakikayı kaldırdık zaten, bir dakika vermiyoruz
şu anda. Arkadaşlara bir şey söyleyecekseniz mikrofonsuz söyleyin.
Buyurun.
M. NURİ YAMAN (Devamla) – Peki.
Yalnız, dileğim şu ki hazırlanacak böyle önemli bir konudaki bu
araştırma raporunun da bundan önce hazırlanan ve hâlen o raflarda duran rapor
gibi tozlanmasına bırakılmaması ve hayata geçirilmesini dilemektir.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (BDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yaman. Kusura bakmayın.
Evet, AK PARTİ Grubu adına Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Erdöl, on dakika mı konuşacaksınız?
Buyurun.
AK PARTİ GRUBU ADINA CEVDET ERDÖL (Trabzon) – Evet.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; masum yavrularımızın
kaybolma nedenlerinin tespit edilmesi ve alınacak tedbirlerin belirlenmesi
amacıyla verilmiş olan Meclis araştırma önergesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına
söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, hem grubum hem de şahsım adına yüce
Meclisimizin değerli üyelerini en kalbî duygularımla selamlıyorum.
Son yıllarda maalesef ülkemizde kayıp çocuklarla ilgili medya
haberlerinde artış gözlenmekte ve konu üzerinde haklı olarak toplumun
hassasiyeti de artmış bulunmaktadır ve iddialar oldukça ürkütücü ve korkutucu
durumdadır. Konu oldukça önemlidir, herkesi, hepimizi ilgilendirmektedir. Konu
üzerinde verilen benzer mahiyetteki yirmi beş önergenin olması bunu göstermeye
zaten yetmektedir. Bu nedenle, konunun kurulacak bir Meclis araştırma komisyonu
tarafından araştırılmasını önemsediğimizi de ifade etmek isterim. Nitekim
Anayasa’nın 41’inci maddesi “Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle
ananın ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri alır.” hükmüyle, bir
sosyal ve ekonomik hak olarak gerek ailenin ve gerekse çocukların korunmasını
devlete bir yükümlülük olarak yüklemektedir.
Kayıp çocuklar sorununun iki önemli boyutu olduğu göz ardı
edilmemelidir: Bunlardan birincisi suç örgütlerince suçta kullanmak üzere ya da
çocuk suistimaline konu olmak üzere kaçırılan çocuklar, bir diğeri ise evden
kaçan çocuklardır. Ama sebep ne olursa olsun, ister kaçsın ister kaçırılsın
çocuklarımızın kaybolması, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın sağlıklı
ve güvenli bir ortamda yaşama haklarını ortadan kaldırmaktadır.
Kayıp sayıları hakkında rakamsal değerlere girmeyeceğim. İsterse
bir tek çocuk olsun, bu bile bizim için çok önemlidir, mutlaka bunu önemsememiz
gerekiyor.
Özellikle annenin etkilendiği veya aile içi herhangi bir olayda en
çok etkilenen yine çocuk olmaktadır. Aile içi geçimsizlik, şiddet, huzursuzluk,
çocukların evle bağlantısını kesen her türlü hadise bu tip olaylara yol
açmaktadır. Çevresel etkiler, toplumsal iletişim ve kötü arkadaşlık, komşuluk
bağlarının zayıflaması, toplumda diyalog eksikliği ve tolerans zafiyeti, gerek
ailede ve gerekse toplumda sevgi eksikliği, muhabbet eksikliği… Bütün bunlar
sorun açısından dikkate alınması gereken hususlardır.
Ülkemizde direkt veya dolaylı olarak çocuklarımızla ilgili olarak
pek çok araştırma yapılmış ve kanunlar çıkarılmıştır. Mesela,
23’üncü Dönemde Adana Milletvekilimiz Sayın Necdet Ünüvar’ın başkanlığında kurulan
“uyuşturucu başta olmak üzere madde bağımlılığı ve kaçakçılığı sorunlarının
araştırılması”, 22’nci Dönemde Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Fatma Şahin’in
başkanlığında kurulan “töre ve namus cinayetleri ile kadınlara ve çocuklara
yönelik şiddetin araştırılması”, yine Siirt Milletvekili Sayın Öner Ergenç’in
başkanlığında kurulan “çocukları sokağa düşüren nedenlerle sokak çocuklarının
sorunlarının araştırılması” ve İstanbul Milletvekilimiz Halide İncekara’nın
başkanlığında kurulan “çocuklarda ve gençlerde artan şiddet eğilimi ile
okullarda meydana gelen olayların araştırılması” ile ilgili komisyonlar ve
bunlardan elde edilen neticeler ve sonuçları çok hayırlı işlere vesile
olmuştur. Mesela, Çocuk Koruma Kanunu, uçucu maddelerin okullarda
yasaklanması, tütün ve tütün ürünlerinden çocukları koruma gibi pek çok öneri
bu komisyonlarda ileri sürülen öneriler doğrultusunda gündeme getirilmiştir.
Bunlardan bir tane misal vereyim: Mesela, şu anda Ankara’da,
sadece sokakta yaşayan ve çalışan çocuklardan oluşturulan bir boks takımının
Türkiye şampiyonu olduğunu -yaş grubunda- ve Avrupa dereceleri yaptığını ve
buna benzer Türkiye’nin pek çok yerinde çok güzel örnekler olduğunu da bilmemiz
lazım. Buna da bizim katkı verdiğimizi ifade etmem gerekiyor.
Yine 23’üncü Dönemde, dünya parlamentolarında ilk olmak üzere
“Çocuk Hakları İzleme Komitesi”ni kurduk. Burada tüm parti gruplarına, grup
başkan vekillerine teşekkür ediyorum, katkı verdiler. Özellikle
8 arkadaş olarak biz bu işi üstlendik: Adana Milletvekilimiz Sayın Necdet
Ünüvar ve Sayın Gaye Erbatur, Amasya Milletvekili Sayın Avni Erdemir, İzmir
Milletvekili Sayın Şenol Bal, İstanbul Milletvekili Sayın Halide İncekara,
Şırnak Milletvekili Sayın Sevahir Bayındır, Batman Milletvekili Sayın Mehmet
Emin Ekmen ve bendeniz Trabzon Milletvekili olarak bu Komitemiz kurulduğundan
beri iki önemli konu üzerinde çalıştık. Bunlardan birisi taş atan
çocuklarla ilgili konuydu. Bununla Komitemizi ikiye ayırarak bir kısım
arkadaşlarımız Diyarbakır’a -ben de dâhil olmak üzere- bir kısım arkadaşlarımız
Adana’ya gitti, oradaki çocukların durumlarını yerinde gördü ve onlarla ilgili
gerekli girişimleri Hükûmet nezdinde yaptı. Fakat taş attırılan çocuklar, yani
bu masum yavrularımızın üzerinden siyaset yapılmasını, onların arkasına
saklanarak siyaset yapılmasını utanılacak bir davranış bozukluğu olarak
gördüğümü ifade etmek istiyorum. Hele hele teröre malzeme edilmeleri ise
insanlık dışı, vahim bir gelişmedir. Bu tip davranışlar çocuklarımız için
üretilecek çözümleri bilmeden veya kasıtlı olarak bilerek zorlaştırmaktadır.
Bunun da altını çizmek istiyorum. Yine bütün sivil toplum kuruluşlarını ve
çocuk haklarıyla ilgili çalışma yapan herkesi bu konuda tavır almaya davet
ediyorum.
İkinci önemli uğraştığımız konu kayıp çocuklarla ilgili. Biz gerek
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yetkilileri gerek Emniyet Genel
Müdürlüğünün ilgili birimleri ve gerek İnsan Hakları Başkanlığı ile ayrı ayrı
toplantılar yaptık. Birinin “kayıp çocuk” dediğine öbürünün
“kayıp çocuk” demediğini, yani tanımda bir birlikteliğin olmadığını gördük ve
ondan sonra yapılan çalışmalarda bir tanım birliğine gidildiğini öğrenmiş olmak
bize mutluluk vermiştir ve aynı şekilde bir web sitesi sayesinde on-line olarak
kaçan çocuğu emniyetin ve SHÇEK’in birlikte takip etmesi veya geri gelen çocuğu
birlikte takip edebilmeleri oldukça önemlidir.
Yine aile içi şiddet, göç, işsizlik, kaçakçılık -uyuşturucu
veya silah kaçakçılığı- fuhuş, cinsel istismar özelikle, hırsızlık ve
çeteleşme, töre ve namus cinayeti gerekçeleriyle kaçma ve kaçırılma olayları
olmakta, teröre alet edilmekte, cinayet olmakta, çocuklarımız maalesef bu tip
sebeplerle öldürülebilmekte, iş vaadiyle kaçırma olmakta veya kaçırılma
olmakta, evlat edinme şeklinde veya dolandırıcılık maksadıyla, insan ticareti
amacıyla… Mesela, en son Şanlıurfa’dan 20 kadar
kişi, büyük, yaşları çocuk olmamakla birlikte, iş vaadiyle, para alarak
kendilerinden yurt dışına götürülürken maalesef bazı ülkelerde hapishanelere de
düştüler.
Organ ticaretiyle ilgili de bir şey söylemek istiyorum. Şu anda
adli tıp kayıtlarımızda da, herhangi bir hastane kayıtlarımızda da bir tarafta
karaciğeri, böbreği alınmış ve ölü olarak bulunmuş hiçbir vaka yoktur ama
“şüyuu vukuundan beter” veya “şehir efsanesi” denen olay bu olsa gerek. Herkes
organ mafyalarından bahsediyor ama ülkemizde böyle bir vaka yoktur. Bu, bizim
organ nakli ile ilgili yaptığımız çalışmaları baltalamaktadır. Bunun altını
çizmek istiyorum.
Bütün bu olaylara baktığımız zaman, çocuk yaştaki istismar
edilmelerin en önemli sebeplerinden birine baktığımız zaman kız çocuklarının
çok fazla olduğunu görüyoruz. Bunun da sebebinin çocuklarımızın, kız
çocuklarımızın cinsel istismar nedeniyle kaçırılmalarının bir gerçek olduğunu
ifade etmek istiyorum.
Yine, yaşı küçük olan çocukların daha az ceza alacakları
gerekçesiyle bu tip olaylarda kullanıldığını biliyoruz.
Çocuklarımıza yönelik bu tehdidin önlenmesi konusunda Meclisimizin
de önemli bir sorumluluğu bulunmaktadır ve bu sorumluluğa bütün parti grupları
el atmıştır. Bütün partilerimizi bu konuda yaptıkları çalışmadan ve hassasiyet
göstermelerinden dolayı kutluyorum.
Tüm toplumu ilgilendiren bu sorunun çözümü konusunda iktidar ve
muhalefet partilerinin de katılımıyla yüce Meclisin bu konuyu bütün yönleriyle
incelemesi ve alınması gereken tedbirleri tespit ederek devlet kurumlarına
destek sağlaması gerekmektedir.
Bu gerekçeyle, çocuk kayıplarının nedenlerinin tespit edilerek
alınacak tedbirlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırma komisyonu
kurulması gereği doğmuştur. Bu, inşallah hayırlı hizmetlere, hayırlı neticelere
vesile olur.
Amacımız, yeni çocuk kayıplarını önlemek veya en aza indirmek,
mevcut kayıpların bulunmalarına ise yardımcı olmaktır, bir tek ailenin bile
olsa yüreğine su serpmektir. Unutulmamalıdır ki koruma tedbirleri, tedavi
tedbirlerinden hem daha kolay hem daha az maliyetli ve hem daha başarılı
olmaktadır. Tıpkı kişinin hastalanmasını ve ondan sonra tedavi edilmesini
beklemektense koruyucu tedbirleri alıp onun hastalanmamasını sağlamak gibi.
Bu önemli konuda tüm partilerimizin verilen önergeye desteğini
beklerken kurulacak olan araştırma komisyonunun başarılı bir çalışma dönemi
geçirerek daha önce bahsi geçen sorunların çözümüne katkı sağlamasını bekler,
komisyonda görev alacak arkadaşlarımızı şimdiden canı gönülden kutlar, bu vesileyle
hepinize en derin saygılarımı sunarım.
Teşekkür ederim. (AK PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Erdöl, çok teşekkür ederim.
Sürenizi yüzde 50 kısaltmıştık ama tam zamanında tamamladınız.
Evet, önerge sahibi milletvekili arkadaşlarımın konuşmalarına
geçiyoruz.
İlk konuşmacı İstanbul Milletvekili, (10/571) sayılı Önerge’nin
sahibi Sayın Mehmet Sevigen.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
MEHMET SEVİGEN (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; geçen hafta bu konuyu konuştuk gündeme alınmasıyla ilgili ama
kısmet bugüneymiş. Bugün bile çok önemli bir iş yapıyoruz bana göre.
Bu bakımdan ben önce -kayıp aileleri burayı ziyaret etmişti- kayıp
aileleriyle beraber gelen Dernek Başkanı Sayın Zafer Bilici’ye ve o konuda
gelen, çocukları kaybolmuş bütün ailelere, bize bu konuyu hatırlattıkları için,
burada böyle bir komisyon kurmamıza vesile oldukları için çok teşekkür
ediyorum, eksik olmasınlar. Ben buradan sırayla Barış ve Demokrasi Partisine,
Milliyetçi Hareket Partisine, Cumhuriyet Halk Partisine ve Adalet ve Kalkınma
Partisine de çok teşekkür ediyorum. Bu işin siyaseti olmayacağını, bu
çocukların hepimizi ilgilendirdiğini bilerek belki de…
Çocuklar kaçırılıyor, çocuklar taciz ediliyor, dövülüyor,
sövülüyor, hor görülüyor, dilencilik yaptırılıyor. Bizden sonrakiler “23’üncü
Parlamento ne yapıyor?” diye sormayacak artık. 23’üncü Parlamento bu konuda
duyarlı oldular, komisyonlarını kurdular… Bu komisyonlarda bu çocukların bir
tanesi bile bulunsa… Yani bulunup devlete teslim ettikten sonra devlette
kayboluyor, gidiyor, tacizlere uğruyor, birilerine peşkeş çekiliyor. Bu
konuları konuşmayacağım. Bu konuları konuştuğumuz zaman sanki komisyonla ilgili
böyle bir…
Çok fazla eleştiri de getirmek istemiyorum Sayın Bakan ama o sizin
sözünüz gerçekten insanları çok yaraladı. Sizin göreviniz, siz bu konuda
sorumlusunuz. Sizin ne Millî Eğitim Bakanlığına ne İçişleri Bakanlığına ne bir
başka birisine atma şansınız yok. Bu hepimizin sorumluluğunda, bütün
Parlamentonun sorumluluğunda ama önce sizin sorumluluğunuzda, eğer siz
yapamıyorsanız İnsan Hakları Komisyonunun sorumluluğunda. İnsan Hakları
Komisyonundan ben bu konuda çok ricada bulundum.
Geçen, bakın, Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri, bir aydır
İnsan Hakları Komisyonu toplansın diye… Neyi konuşacağız? Bu
bir insan hakkı çocuklarla ilgili. Tekel işçilerinin problemleri bir
insan hakkı ama bir aydır rica ediyorlar. İnanın, bir aydır İnsan Hakları
Komisyonu toplanmıyor. Başkan burada olsa da keşke sorsaydık: “Arkadaş, niye
toplamazsınız bu İnsan Hakları Komisyonunu? Ne iş yaparlar?” Yani bu konuda…
SIRRI SAKIK (Muş) – Yurt dışına gidiyorlar!
MEHMET SEVİGEN (Devamla) – Yurt dışı gezileri var, doğru, yurt
dışı gezileri var.
Sevgili arkadaşlarım, bu çocuklar kaçırılıyor, ihmal ediliyor,
dilencilik yaptırılıyor, organ mafyasına gidiyor. Emniyetin kayıtlarında organ
mafyasıyla ilgili çok ciddi bulgular bulamıyoruz çünkü beş yıldızlı
hastanelerde filan yapılmıyor bu işler, biliyorsunuz, ya yurt dışına
kaçırılıyor, Azerbaycan’a gidiyor ya da başka ülkelere gidiyorlar, o ülkelerde
merdiven altında bu çocukları eğer organ mafyası… cesetleri
bile bulunmuyor bunların.
Bütün bunların önünü alabilecek bir güç işte bu Parlamento. Bunun
için ben gerçekten hepsine çok teşekkür ediyorum. Anne-baba sorumlulukları var,
ailenin sorumluluğu var, mahallenin sorumluluğu var. Tabii ki bizim kendimize
göre… Yoksul kesimlerden kaçırılıyor bunlar. Kendi sorumluluklarımızdan,
cahilliğimizden kaynaklanan, köylerden kaynaklanan, uzmanların olmaması,
polisin bu konuya yeteri kadar duyarlı olmamasından kaynaklanan bütün sorunlar
var -bunu geçen hafta ve geçen ay da konuşmuştuk- ama bunun yanında devletin
büyük sorumluluğu var. Yani devletin elinde bulunan Çocuk Esirgeme Kurumu,
yatılı bölge okulları -efendime söyleyeyim- sokakta yaşayan, çalıştırılan
çocuklar, sığınma evleri ve bunlarla ilgili devletin elinde bulunan bütün
kurumlar… Size bağlı kurumlar Sayın Bakan.
Bakın, çok örnek vermek istiyorum, çok fazla vaktimiz yok ama bu
kayıtlara geçsin diye, ibret alınacak… Çünkü bu komisyon
kurulduğu zaman, sevgili arkadaşlarım, yalnız kayıp çocukları aramayacağız,
sahibi olan çocukların da hangi kurumlar içerisinde olduğunu, okula giden
çocukların kucağında çocuklarla gittiğini, çocuk yaşta tacize uğradıklarını,
ama Millî Eğitim Bakanlığının bu çocukları okula almadığını, Millî Eğitim
Bakanlığına bağlı ilçe millî eğitim müdürü, il millî eğitim müdürü “Sokaktaki
çocukları biz bu okula alamayız, burada elit çocuklar okuyor, bunları
gönderin.” dediklerini isim isim, isim isim buradan söyleyeceğim. Suçlamak
için söylemiyorum, öğretmenler benim odamda bu çocuklarla ilgili, bilin diye
söylüyorum. Bu, bürokratların yaptığı iş. Bakın,
Polatlı’da Hikmet Uluğbay Yatılı Bölge Okulunda -bilin diye söylüyorum sevgili
arkadaşlarım- bu bölge okulunda, kız çocukları, gece, inanın böyle uygunsuz
vaziyetlerde tacizlere uğruyorlar. Şikâyetler var, resmî şikayetler
var. Mektupları vereceğim komisyon kurulduğu zaman. Devletin korumasında bunlar
sevgili arkadaşlarım. Bu çocuklar bizim çocuklarımız olabilirdi, kimsesiz
çocuklar değil, belki de anneleri babaları olan çocuklar. Sokaktan gelen
çocuklar olsa bile bunların farkı var mı? İnsan hakkı değil mi? Bu bizim
görevimiz değil mi? Devletin görevi değil mi bunları korumak? Mamak’ta çocuk
anneler var, çocuk anneler. Bakın, ilköğretim yaşında çocuklar evli ve nişanlı.
Mamak’ta, millî eğitim… Tespit edilmiş Sayın Bakan, evli ve nişanlı. Sizin
bunlardan haberiniz yok mu? Bunlara niye müdahale etmezsiniz? Niye gidip de bu
okullarla konuşmazsınız? Bunları bulup okullara kaydettiriyorsunuz fakat
gittikten sonra gelmiyorlar. Takip etmiyoruz. Çocukları koruma görevleriyle
ilgili uzmanları yetiştirmiyoruz. Bu uzmanları bir tarafa bırakmışız, tamamen
kendimize göre taşeronlara devretmişiz bunları, taşeronlara. Bütün yurtlarda
taşeronlar çalışıyor sevgili arkadaşlarım.
Malatya’daki yurdu hatırlarsınız. Alıyor elindeki yıkama tasını
çocuğun kafasına vura vura çocukları yıkıyor. Böyle bir uygulama olur mu? Bunu
yapanlara Sayın Bakan sessiz kalır mı? Yıkarım o yurdu onların başına Sayın
Bakan! Yıkarım! Samimi olarak söylüyorum. Yıkarım o yurdu! O çocuğa dokunanı,
kılına dokunanı yıkarım! Hepimizin çocuğu. İçimiz kan ağlıyor. Ağlıyoruz,
sızlıyoruz.
Tabii, ben milletvekillerimizin hepsinin duyarlı olduğuna kesin inanıyorum.
Buradaki bütün milletvekili arkadaşlarımın bu konuda, bunları bilseler, yemin
ediyorum, samimi olarak söylüyorum, hepsi bizim kadar, sizin kadar duyarlı olur
ama bu görev milletvekillerinin görevi değil ki. Bu görev Hükûmetin görevi,
Bakanlığın görevi, sizin göreviniz. Bürokratları kontrol etmek, incelemek,
çocukları takip etmek, ansızın baskın yapmak… Kim bunlar? Kim bu çocuklar? Bu
devlet kimlere teslim ediyor? Bu taşeronlar kim? Görevleri nelerdir?
Uzmanlıkları nelerdir? Bilgisi nedir? İlgisi nedir çocuklarla ilgili? İnanın
bunların hiçbirisinin çocuklarla ilgisi yok, uzman değil hiçbirisi.
Sevgili arkadaşlarım, yine Yenimahalle’de market sahibi
görevlilerden bir tanesi. “Çocuklarınızı okula götürün.” diyorlar, gidiyorlar
görevliler Millî Eğitim Bakanlığından, adam silahla kovalıyor.