DÖNEM: 23 CİLT:
57 YASAMA
YILI: 4
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
41’inci
Birleşim
24 Aralık 2009 Perşembe
(Bu Tutanak
Dergisi’nde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her tür belge
ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III.
- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- 2010 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(1/759) (S. Sayısı: 442)
2.- 2008 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile Merkezi Yönetim Bütçesi
Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2008 Bütçe Yılı Kesin Hesap Tasarısına Ait
Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/728, 3/934) (S. Sayısı: 443)
3.- Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)
4.- Türk Borçlar
Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/499) (S. Sayısı: 321)
5.- Antalya
Milletvekili Abdurrahman Arıcı ve Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(2/551, 2/550) (S. Sayısı: 456 ve 456’ya 1 inci Ek)
6.- 28 Ağustos
1952 Tarihinde Pariste İmzalanan Kuzey Atlantik Andlaşmasına Uygun Olarak Yapılan Uluslararası Askeri
Karargâhların Statüsüne İlişkin Protokol Uyarınca Uluslararası Statüsü
Belirlenen Türkiye’deki Tüm Müttefik Karargâhlar ve Onların Atanmış Personeline
Uygulanacak Belirli Ayrıcalıklara İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/736) (S.
Sayısı: 457)
IV.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Samsun
Milletvekili Suat Kılıç’ın, Isparta Milletvekili Mevlüt
Coşkuner’in grubuna sataşması nedeniyle konuşması
2.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
3.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş’ın, Tunceli Milletvekili
Kamer Genç’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması
V.-
ÖNERİLER
A) Danışma Kurulu Önerileri
1.- Gündemdeki
sıralama ile Genel Kurul çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ve Türkiye
Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına 29 Aralık 2009 Salı gününden başlamak üzere
3 gün ara verilmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
VI.-
OYLAMALAR
1.- Antalya
Milletvekili Abdurrahman Arıcı ve Kahramanmaraş
Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kars Milletvekili Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin oylaması
2.- 28 Ağustos
1952 Tarihinde Pariste İmzalanan Kuzey Atlantik Andlaşmasına Uygun Olarak Yapılan Uluslararası Askeri
Karargâhların Statüsüne İlişkin Protokol Uyarınca Uluslararası Statüsü
Belirlenen Türkiye’deki Tüm Müttefik Karargâhlar ve Onların Atanmış Personeline
Uygulanacak Belirli Ayrıcalıklara İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması
VII.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Alevi Çalıştaylarına ve cemevlerine
imar planlarında yer verilmesine ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Faruk Çelik’in
cevabı (7/10816)
2.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, tarihi yapıların
ibadete açılmasına ilişkin Başbakandan sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/10848)
3.- Balıkesir
Milletvekili Ergün Aydoğan’ın, YDK’nın
İller Bankasıyla ilgili raporuna ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı
Mustafa Demir’in cevabı (7/10855)
4.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, personel hareketlerine ilişkin sorusu ve
Bayındırlık ve İskân Bakanı Mustafa Demir’in cevabı (7/10856)
5.- Kayseri
Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri
Terminal Camisi’nin yıkılmasına,
camilerdeki kıymetli halıların değerlendirilmesine
İlişkin soruları
ve Devlet Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/11003), (7/11004)
6.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, Samsun Hafif Raylı Sistem inşaatına işçi teminine
ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in
cevabı (7/11083)
7.- Samsun
Milletvekili Osman Çakır’ın, Bodrum’da bir burunda marina yapılacağı
haberlerine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın cevabı (7/11153)
8.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, personel alımlarına ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Mehmet Aydın’ın cevabı (7/11170)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu
saat 11.03’te açılarak altı oturum yaptı.
2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı (1/759) (S.
Sayısı: 442) ve 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı ile
Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2008 Bütçe Yılı Kesin
Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların Sunulduğuna
Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi’nin (1/728, 3/934) (S. Sayısı: 443)
görüşmelerine devam edilerek 25’inci maddesine kadar kabul edildi.
Konya
Milletvekili Faruk Bal, Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya’nın,
mensubu bulunduğu Hükûmete,
Kırıkkale
Milletvekili Osman Durmuş, Sivas Milletvekili Hamza Yerlikaya’nın,
şahsına,
Sataşması
nedeniyle birer konuşma yaptılar.
24 Aralık 2009
Perşembe günü, alınan karar gereğince saat 11.00’de toplanmak üzere birleşime
21.34’te son verildi.
|
|
|
Nevzat PAKDİL |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
|
|
|
|
|
Yaşar TÜZÜN |
|
Fatih METİN |
|
|
Bilecik |
|
Bolu |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.: 49
II.- GELEN KÂĞITLAR
24 Aralık 2009 Perşembe
Raporlar
1.- Antalya Milletvekili Abdurrahman
Arıcı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın;
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kars Milletvekili
Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/551), (2/550) (S. Sayısı: 456) (Dağıtma tarihi:
24.12.2009) (GÜNDEME)
2.- 28 Ağustos 1952 Tarihinde Pariste İmzalanan Kuzey Atlantik Andlaşmasına
Uygun Olarak Yapılan Uluslararası Askeri Karargahların Statüsüne İlişkin
Protokol Uyarınca Uluslararası Statüsü Belirlenen Türkiyedeki
Tüm Müttefik Karargahlar ve Onların Atanmış Personeline Uygulanacak Belirli
Ayrıcalıklara İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/736) (S. Sayısı: 457) (Dağıtma
tarihi: 24.12.2009) (GÜNDEME)
No.: 49’a ek
24 Aralık 2009 Perşembe
Rapor
1.- Antalya Milletvekili Abdurrahman
Arıcı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın;
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kars Milletvekili
Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/551),
(2/550) (S. Sayısı: 456’ya 1 inci Ek) (Dağıtma tarihi: 24.12.2009)
(GÜNDEME)
24 Aralık 2009 Perşembe
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 11.00
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN
(Giresun)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter
sayısı vardır, gündeme geçiyoruz.
Sayın
milletvekilleri, programa göre 2010 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı
üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.
III.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri
1.- 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/759) (S. Sayısı: 442) (x)
2.- 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
ile Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2008 Bütçe Yılı
Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (1/728, 3/934) (S. Sayısı: 443) (x)
BAŞKAN – Komisyon
ve Hükûmet yerinde.
Geçen birleşimde
2010 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 24’üncü maddesi kabul
edilmişti. Şimdi, 25’inci maddeyi okutuyorum:
DÖRDÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler
Uluslararası
kuruluşlara üyelik
MADDE 25 – (1)
Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler tarafından
kanun, kararname ve uluslararası anlaşmalar gereği üye olunan uluslararası
kuruluşlar dışındaki uluslararası kuruluşlara, gerekli ödeneğin temini
hususunda Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınmadan üye olunamaz ve katılma
payı ile üyelik aidatı adı altında herhangi bir ödeme yapılamaz.
(2) Hazine ve Dış
Ticaret Müsteşarlıklarının uluslararası anlaşmalar, kanun ve kararnamelerle
Türkiye Cumhuriyeti adına üye olduğu uluslararası kuruluşlara ilişkin
işlemlerine (katılma payı ödemeleri dahil) bu madde
hükmü uygulanmaz.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ferit Mevlüt
Aslanoğlu, Malatya Milletvekili…
Buyurun Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, yüce Meclisin çok değerli
üyeleri; hepinize saygılar sunarım.
(x)
442 ve 443 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek
Cetvelleri 14/12/2009 tarihli 31’inci Birleşim
Tutanağına eklidir.
Değerli
milletvekilleri, hepimizin görevi, bu ülkede toplumun bir bütününe yönelik
haksızlıkları, adaletsizlikleri ortadan kaldırmak, bütçelerle ülkemizdeki tüm
insanlara ülke olanaklarıyla gerekli imkânı vermektir. Hepinizin amacı budur.
Bütçe bunun için yapılır ama haksız ve adaletsiz devam eden işlere de bu Meclis
el koymalıdır. Bütçe hazırlanırken eğer bir haksızlık varsa, bir adaletsizlik
varsa bunu da gidermek hepimizin görevidir.
Şimdi, size bir
iki örnek vereceğim. Değerli arkadaşlarım, Türkiye’de bir büyükşehirler bir de
normal belediyeler var, il belediyeleri. Dikkatinizi çekiyorum, siz hiç “çifte
kavrulmuş” bilir misiniz, siz hiç “bir koyundan çift post” bilir misiniz, siz
hiç “alıp da gider misin?” bilir misiniz?
Değerli
arkadaşlarım, ne yaptılar biliyor musunuz? Özellikle 2005 yılındaki Büyükşehir
Yasası değişirken bazı illerin
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – Hayır, hayır.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Evet, evet efendim.
…hem de
büyükşehir paylarına giriyorlar.
Değerli
arkadaşlarım, bir ülkede bir il belediyesine 1 lira giderken bir büyükşehir
belediyesine 4,5 lira para gidiyorsa, kişi başına, bunun hak, adalet ölçüsünü
siz tayin edin. Kocaeli’de kaç tane köy kaldı? Kocaeli’de kaç köy kaldı?
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – Köyler şehir gibi oldu.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Bitti, tüm köyler bitti. Hepsi büyükşehre bağlandı.
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – İstanbul’a bağlandı.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Bağlandı.
Şimdi, hem özel
idare paylarından tıkır tıkır
para alıyorlar hem de öbür belediyelere göre 1’e 4,5 para alıyorlar.
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – 1’e 2…
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – 4,5; ispat ederim size.
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – Sorunları da o kadar arttı ama.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, haksızlık yapmayın. Burada hepimiz
her ili temsil ediyoruz. Bugün Şanlıurfa’nın, bugün, siz, eğer… Samsun örneği
veriyorum, Adapazarı örneği veriyorum, Erzurum örneği veriyorum. Samsun 330 bin
nüfuslu bir Samsun’du, ayda aldığı para o zaman 40 bin liraydı. Siz Samsun’u
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – Büyükşehir belediyesi…
BAŞKAN – Sayın
Milletvekili, lütfen… Niye hatibe söz atıyorsunuz?
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Bir dakika… Bir dakika efendim, müdahale etmeyin.
Bildiğinizi gidin komisyonda haksızlığa sahip çıkın, haksızlığa sahip çıkın.
Hem haksızlığa sahip çıkmıyorsunuz hem de burada bana cevap veriyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen Genel Kurula hitap edelim.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Ben size örnek veriyorum. Samsun’a yılda 200 milyon para
veriyorsunuz. Nüfusu 500 bin.
Şanlıurfa…
Şanlıurfa’nın şu andaki, büyütmeden nüfusu 600 bin. Şanlıurfa’ya 80 bin lira
para veriyoruz. Eğer bu haksa, adaletse, siz söyleyin arkadaşlar. Ben bunu
söylüyorum. Siz 330 bin nüfuslu Samsun’u
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – Malatya’ya da veriliyor.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Malatya’ya da verin tabii. Ben de 500 bin nüfusum. Benim
de hakkımı verin. Niye vermiyorsunuz? Ama ben, sadece Malatya demiyorum. Şu
anda siz Erzurum’u 350 bin nüfus yaptınız.
BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, niye karşılıklı konuşuyorsunuz? Lütfen, Genel
Kurula hitap edin. Lütfen…
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Ama sabahtan beri, Başkanım…
BAŞKAN – Uyardım,
tamam… Genel Kurula hitap edin.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, zaten sorun burada. Belediyelerin
İçişleri Bakanlığına bağlı olmasını anlamak da mümkün değil. Herhâlde İçişleri
Bakanlığı belediyelere trafik memurluğu yaptırıyor. Belediyeleri sadece inceliyor,
belediyelerin hiçbir sorunuyla ilgilenmiyor. Belediyelere ne hizmet verdiğini
anlamakta ben zorluk çekiyorum İçişleri Bakanlığının. Belediyelerin hangi
sorununa sahip çıkıyor, bilmiyorum. Aynı, tıpkı sulama birliklerinde olduğu
gibi. Hâlâ sulama birliklerinin İçişleri Bakanlığına bağlı olmasını ben
kabullenemiyorum. Acaba İçişleri Bakanlığı sulama birliklerine trafik memurluğu
mu yaptırıyor? Aynı şekilde belediyelerin bir tek denetimini yapıyor.
Belediyelerin hangi sorunlarına sahip çıkıyor?
Değerli
arkadaşlarım, Sivas’ın 1.300 köyü var bildiğim kadarıyla. Bildiğim kadarıyla
Balıkesir’in 1.000 köyü var. Şimdi özel, idare paylarına bakın. Kocaeli’nin kaç
köyü var, kaç para gidiyor? 1.000 köyü olan Balıkesir’e kaç para gidiyor? 1.300
köyü olan Sivas’a kaç para gidiyor? Bir bakın arkadaşlar, ne olursunuz ya, bir
bakın. Bir bakın. 1.300 köylü Sivas’a giden özel idare payı kaç para, 50 köyü
olan başka bir ilimize giden para kaç para? Burada haksızlıklara hepimizin
göğüs germesi gerekiyor. Haksızlıksa, hepimiz, kendi illerimiz değil, ülkedeki
tüm insanların sorununu hepimiz çözmemiz lazım ama biz hâlâ yedi senedir, sekiz
senedir… Haa, bu zamanında yapılmış ama üstüne
2005’te iyice, büyükşehir paylarını artırarak iyice…
NUSRET BAYRAKTAR
(İstanbul) – Ufak bir düzelme oldu.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Ufak bir düzelme değil, büyük bir düzelme. Büyük bir
düzelme oldu.
BAŞKAN – Sayın
Bayraktar, lütfen…
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Eskiden fark 1’e 2’ydi arkadaşlar. Şimdi fark 1’e 4,5
olan yer var arkadaşlar. Eskiden bir il belediyesi 1 lira alıyorsa büyükşehir 2
lira alıyordu. Şimdi 4,5 lira alan yer var.
EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Sayın Aslanoğlu, Denizli’yi söylemediniz.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – Şimdi geleceğim, geleceğim…
Şimdi, bak, şu
andaki mevcut büyükşehri bırakın
Sizin, Muğla’ya
yılda verdiğiniz para 10 milyon. Muğla’nın yaz nüfusunu biliyor musunuz
arkadaşlar? Şimdi, yılda 200 milyon alan bir ille yılda 10 milyon alan bir ile
hizmette yarış yapabilir mi arkadaşlar, hizmette yarış yapabilir mi? Ben bu
konuyu hepinizin vicdanına, Türkiye’deki sosyal adalet yönünden, Türkiye’deki
insanlara adil davranma yönünden, illerdeki insanlara eşit davranma yönünden
bir kez daha vicdanlarınıza sunuyorum. Eğer “bir haksızlık yapmadık” diyorsanız
yapılan bir haksızlığı önlemek de sizin görevinizdir. Eğer bunu yapmıyorsak
yine haksızlık yapıyorsunuz demektir. Ben bir kez daha bu konuyu hepinizin
dikkatlerinize çekiyorum.
Yine illerdeki
köy sayısına bakın, giden özel idare paylarına bakın. Hangi il kaç köye hizmet
veriyor, hangi ile kaç para gidiyor ve köyü olmayan, köyü çok az olan ve az
olan köylerine rağmen…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Aslanoğlu.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) – …daha büyük özel idare payı giden illerimize bakın.
Bunların köy yolu yok, hatta hatta bazı illerimiz var
ki kışın altı ay karla mücadele veriyor. Yani bunlara hiçbir farklı bir ücret
gitmiyor. Altı ay karla mücadele veren bir ille hiç kar mücadelesi yapmayan bir
ile aynı para gidiyorsa arkadaşlar, buna oturup bakmak lazım.
Ben bir kez daha
bu haksızlığı -dün de yapılmışsa bugün de yapılmışsa, buna sahip çıkmak bu
Meclisin görevidir- hepinizin dikkatlerine sunuyorum.
Saygılar sunarım.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Aslanoğlu.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Reşat Doğru, Tokat
Milletvekili.
Buyurun Sayın
Doğru. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
REŞAT DOĞRU (Tokat) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın “Çeşitli Hükümler” bölümündeki 25’inci madde
üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime
başlamadan önce, ülkemizdeki terör örgütünü ve bütün saldırılarını şiddetle
kınıyorum. Geçtiğimiz haftalarda başta Tokat ilimizde olmak üzere ülkemizin
birlik ve dirliği için canını feda eden bütün şehitlerimize minnet ve
şükranlarımı sunuyor, Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun.
Ülkemiz Birleşmiş
Milletler başta olmak üzere birçok uluslararası kuruluşa üyedir. Uluslararası
kuruluşların hepsinin farklı farklı kuruluş
hikâyeleri vardır. Bütün bu kuruluşların tüzüklerinde “İnsana değer vermek.” ve
“Devletler arasında iş birliği imkânları sağlayarak
barışa katkıda bulunmak.” yazılıdır. Ancak bu kuruluşların çalışmalarına
baktığımız zaman çalışma yöntemlerinin ve yaptıkları işlerin hiç de barışa
hizmet etmediği görülmektedir.
Bu kuruluşların
birçoğu ABD ve AB kontrolünde kalmakta, insanlık için değil de kontrolünde
oldukları ülkelerin menfaatleri doğrultusunda çalışmaktadırlar. Buna karşılık
harcadıkları paralarını da “insan hakları”, “barış” sözleriyle Türkiye dâhil
diğer devletlerden almaktadırlar. Ülkemiz de bu kuruluşlara milyonlarca dolar
ödemektedir.
İnsani değerleri
koruyoruz derken Irak’ta 1,5 milyon, Afganistan’da yüz binlerce Müslüman insan
ABD destekli koalisyon tarafından öldürülmüştür. Bunlar içerisinde binlerce
Türk vardır.
Sayın
milletvekilleri, ABD 57’nci Hükûmet zamanında Irak’a
müdahale edemedi ancak daha sonraki AKP hükûmetleri
döneminde Irak’a müdahale ettiler ve yüz binlerce insan öldü. Her gün yeni yeni bombalar patlatılarak ölümlere devam ediliyor. Bunun
sorumluları, sadece ABD destekli koalisyon değil, buraya müdahaleye izin veren
veya tepki göstermeyenlerdir. Ancak, Batı tarafından Türkiye gibi çeşitli
ülkelere talimatlar yağdırılırken, haksızlıklar dünyanın birçok yerinde yine de
devam ediyor.
Aynı durumu işgal
altındaki Dağlık Karabağ (Azerbaycan) topraklarında da görüyoruz. Dağlık
Karabağ (Azerbaycan) toprakları işgal altındayken, Ermenistan’la ilişki kurmak,
iş birliği yapmak doğru değildir. Bizim kırmızı çizgimiz
Ermenistan’ın işgalden ve soykırım iddialarından vazgeçmeleri olmalıdır.
Maalesef, bu durumlara uluslararası kuruluşlar duyarsız kalmaktadır. İşgal
esnasında Hocalı katliamı yaşanmıştır. Bir gecede yüzlerce Azeri Türkü
öldürülmüş ve yüzlercesi de öz topraklarından zorla göç ettirilmiştir.
Maalesef, 2010 yılına geldiğimiz bu zamanda bile sorumlular tespit edilip,
dünya gerekli cezayı vermemiştir. İşgal altındaki topraklardan zorla göç
ettirilen 1 milyonun üzerindeki göçmenler, çok zor şartlar altında
Azerbaycan’ın çeşitli şehirlerinde yaşamaktadırlar. Bu insanlık dışı hak
ihlallerinde insan hakları savunucularından hiç ses duymuyoruz. Milyonlarca
dolar aidat ödediğimiz kuruluşlar sağırlaşıyor. Yine, konu Türkler olduğunda
maalesef her şey unutuluyor.
Sayın
milletvekilleri, diğer taraftan Uygur Türkleri… Kardeşlerimize yapılan
saldırılar, asimilasyonlar, idamlar ortada duruyor. Bu vahim durumla ilgili kaç
tane uluslararası kuruluştan ses duyduk? Ancak bu sesi onlar duymasa da biz
duymak mecburiyetindeyiz. Bizler buralara her türlü yardımı yapmalıyız. Bu
soydaşlarımıza yapılan haksızlıkları bizler dünyaya duyurmalıyız. 300 milyonluk
Türk dünyası bizden bunu bekliyor.
Ancak AKP Hükûmeti Türk dünyasına arkasını dönmüş görünüyor. Varsa
yoksa AB diyor, başka bir şey demiyor. AB istekleri doğrultusunda Türk dünyası
ve kültürel değerlerimiz yıpratılıyor, yok sayılıyor, aramıza geri dönülmez
ayrılıklar maalesef giriyor. Unutulmamalıdır ki, hiçbir iyi gelişme yapılmasa
da geleceğimize dönük tamiri mümkün olmayan yanlışlıklar, hatalar
yapılmamalıdır. Çeşitli Batı kökenli uluslararası kuruluşlar yanında, ülkemizin
kurduğu kuruluşlar da vardır; KEİPA, KEİ, TİKA bu kuruluşlara birer örnektir.
Daha önce bahsettiğim Türk dünyasına yapılan bu haksızlıkları, yanlışları KEİPA
ve KEİ vasıtasıyla dile getirebiliriz.
TİKA’da ülkemizin önemli
bir kuruluşudur. TİKA marifetiyle Türk dünyasında her yere ulaşmalıyız. TİKA,
Türk dünyasıyla ilişkilerimizin düzenlenmesi, onlarla aramızda her türlü
ekonomik, ticari, teknik, sosyal ve kültürel manada yardım ve iş birliğimizin
koordinasyonunu sağlamak amacıyla kurulan bir devlet kuruluşudur ancak TİKA,
AKP İktidarıyla birlikte, kuruluş amacına aykırı olarak Türk dünyasının dışında
da hizmet yapmaktadır. Acaba TİKA neden Türklerin yoğun yaşadığı ve mağdur
edildiği Irak’ta, Doğu Türkistan’da, Suriye’de ofisler açmıyor? Buralara da
süratli bir şekilde ofisler açılmalıdır. Evet, AKP Hükûmeti
TİKA’yı kuruluş alanları dışında başka coğrafyalarda
da görevlendiriyor; bu konu tartışılmalıdır.
Türk dünyası
ülkemizi bekliyor; onlara her gün yeni yeni projeler
sunmalıyız. Sayın Başbakan konuşmalarında, kendi iktidarı dışında, neredeyse,
eski hükûmetler zamanında hiçbir şey yapılmadı diye
ifadeler kullanıyor; bu doğru değildir. Türk dünyasında, bağımsızlıktan
itibaren, büyük öğrenci projeleri, çeşitli üniversiteler, Sultan Sencer Türbesi
gibi çok önemli restorasyonlar, Eximbank
kredileri gibi birçok proje gerçekleştirilmiştir. Acaba AKP hükûmetleri
süresince büyük bir proje yaptık denebilir mi? Başbakanın söylemiş olduğu
projelerin hepsi, daha önceki hükûmetler zamanında
ortaya konmuş ve yürütülen projelerdi. Sadece yapılan, Sayın Başbakan devamlı
olarak bunu söylüyor, daha önce asfaltı olmayan Orhun Abideleri yolu olmuştur.
Bu yol da maalesef şu anda kum fırtınalarından dolayı neredeyse kullanılmaz
hâle gelmiştir.
Türk dünyası
coğrafyasına yeni yeni okullar açılmalı, ortak tarih,
ortak dil ve alfabe konusunda çok önemli projeler yapılmalıdır. Bakınız, şu anda,
Manas Üniversitesi Kırgızistan’da, Ahmet Yesevi
Üniversitesi de Kazakistan’da bulunmaktadır. Bu üniversitelerin benzerlerini
acaba bir Azerbaycan’da açamaz mıyız veya Tacikistan’da açamaz mıyız,
Türkmenistan’da açamaz mıyız? Çünkü üniversiteler aynı zamanda büyük bir köprü
vazifesi görüyor ve Türk kültürünün gayet rahat bir şekilde anlatıldığı yerler
olabiliyor. Tabii ki ülkemiz uluslararası kuruluşlara üye olmalıdır ancak bu
kuruluşların da Türk dünyasına yönelik çalışmalarını mutlaka koordine etmeliyiz.
Uluslararası
kuruluşların toplantıları yapılmadan önce -Dışişleri Bakanlığı veya başka
kuruluşlar olabilir- hazırlık toplantıları yapılmalıdır. Toplantılara
katıldıktan sonra katılımcıların hepsinden raporlar ve bilgiler alınmalı, bir
koordinasyon sağlanmalıdır. Bu konuda bir bilgi bankası oluşturulabilir. Daha
sonra yapılacak olan toplantılarda bunlardan faydalanılabilir. Yapılan
toplantıların faydası, sonuçları, beklentilerimiz birileri tarafından mutlaka
takip edilmelidir.
Şu anda
Meclisimizin de üye olmuş olduğu dış ülkelerin kuruluşları vardır. O
kuruluşlara gidildikten sonra veyahut gitmeden önce, ne tür çalışmalar
yapılıyor veyahut da oradaki beklentilerimiz bir bir
dile getirilmeli veyahut en azından bazı kurumlar tarafından takip edilmelidir.
Şu anda mesela benim de üyesi bulunduğum KEİPA kuruluşu gibi
tüm kuruluşların hepsi en azından öncesinde bir hazırlık çalışmaları
oluşturabilmeli, akabinde de geldikten sonra, döndükten sonra da bunlar bir
kayıt altına, kuyudat altına alınmalı ve akabinde de nelerin yapıldığı veyahut
ne tür beklentilerin olduğu da bir bir buralara
yazılmalıdır ama maalesef bunları yapmakta zorlanıyoruz. Ancak yapılması
gereken en önemli konuların da bu olduğunu ifade etmek istiyorum. Çünkü ülkemiz
bu kuruluşlara katılırken veyahut katıldıktan sonra -diğer kuruluşlara da-
milyonlarca dolar civarında parayı ödüyor veyahut da bir sürü para, yani fakir
fukaranın hakkı olan o paralar orada kullanılmış oluyor.
Sayın
milletvekilleri, Türk dünyası, eskiden olduğu gibi kendilerine sahip
çıkılmasını, kendilerine yapılan insanlık dışı muameleleri ve insan hakları
ihlallerinin durdurulmasını, insani yardım kuruluşlarının kendilerini de
koruyup kollamalarını beklemektedir. Hükûmetin
bunları dile getirmesi, ülkemizi ve soydaşlarımızı uluslararası kuruluşlarda
gerçek manada temsil etmesi gerekmektedir. Ancak bu şekilde Türk dünyasına,
ülkemize hizmet etmiş olabiliriz.
Bakın, bütçe
görüşmeleri esnasında çok önemli konulardan bir tanesi de Ahıska
Türklerinin durumuydu. Ahıska Türklerinin durumuyla
ilgili, takip ettiğim kadarıyla, çok fazla bir şey konuşulmamıştır. Hâlbuki Ahıska Türkleri, şu anda Türk dünyasının en önemli
sorunlarından bir tanesini yaşıyorlar. Nedir bu sorun? Ahıska
Türkleri Ahılkelek Bölgesi’ne dönüş mücadelesi
veriyorlar. Gürcistan Hükûmetinin almış olduğu
kararlar doğrultusunda, buraya dönüşle ilgili birçok yerde çalışmalar
yapılıyor. Vatan cemiyetleri Azerbaycan’da, Özbekistan’da veyahut da Rusya’nın Krasnodar Bölgesi’nde… Bu bölgelerdeki insanlar, kendi öz
topraklarına dönmek istiyorlar. Ahıska Türkleri,
bilindiği gibi, Stalin zamanında, 1940’lı yıllarda zorla göç ettirilen bir
gruptur. Hükûmetten bu noktada destek bekleniyor.
Kırım Türklerine uygulanmakta olan “Ev Alma Projesi”yle orada başarıya
ulaşıldı.
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun.
REŞAT DOĞRU
(Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Epey insanımıza
dönüşlerinde ev alınarak destek olundu. Aynı desteği, biz, acaba Ahıska Türklerine neden yapmıyoruz? Alacağımız bir kararla,
Ahıska Türklerinin Ahılkelek
Bölgesi’ne dönüşleriyle ilgili çok güzel çalışmalar yapabiliriz.
Bunun yanında,
son zamanlarda özellikle gündeme getirilen “Türk Dünyası Başkanlığı” sözünün…
Türk Dünyası Başkanlığıyla ilgili bazı çalışmalar var, bunu da güzel karşılıyorum
ancak tabii bunların da sözde kalmaması gerekiyor. Çünkü Türk dünyasında
yapılacak olan işlerin veyahut yapılmakta olan işlerin bir koordinasyonunun
olması gerekiyor. Bu mealde de, basında yer alan “Hükûmetin
Türk Dünyası Başkanlığı kuracağım.” sözlerinin mutlaka gerçekleşmesi gerekiyor.
Bunun da takipçisi olmak mecburiyetindeyiz.
Sözlerimi
bitirmeden önce, tabii, şu anda Tekel işçileri, benim de milletvekili olduğum
Tokat ilindeki Tekel işçileri Ankara’mızda çok perişan bir şekilde duruyorlar.
Bununla ilgili, çeşitli konularda söylemler var, iyileştirilmesi konusunda
veyahut da 4/C kapsamının genişletilmesi konusunda.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Doğru.
REŞAT DOĞRU
(Devamla) – Bunda da Hükûmetten ilgi beklediğimizi
ifade ediyor, bütçenin hayırlı olmasını temenni ediyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Doğru.
Madde üzerinde
şahsı adına söz isteyen Burhan Kayatürk, Ankara
Milletvekili... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BURHAN KAYATÜRK
(Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı bütçesinin 25’inci
maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla
selam-lıyorum.
Değerli
milletvekilleri, benden önceki, muhalefet sözcülerinin ifade ettiği Türk
dünyasına ait hizmetlerle alakalı eksikliklere bir iki noktada değinmek
istiyorum: Orhun Kitabeleri ulaşılabilir hâle geldi bizim dönemimizde. Karakurum’dan Orhun Abideleri’ne 42 kilometrelik yol
yaptık. TİKA’nın, kardeş ve akraba toplulukları için
attığı adımların bedeli yedi yılda, değerli milletvekilleri, 2 milyar dolara
ulaştı. Tabii, çok sayıda hizmetler yapıldı. Ben sadece bu kadarına değineyim,
ondan sonra, müsaade ederseniz konuşmama geçmek istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu kadar kısa bir süre içerisinde Türkiye'nin uluslararası
kuruluşlara üyeliği noktasında takdir edersiniz çok fazla bir şey söyleyemeyiz
ancak şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum: Biz artık bu kurumlara sadece üye
değil bu kurumları teker teker yönetmeye başladık.
Bakın, 15 Haziran 2004 tarihinde İslam Konferansı Örgütüne ilk defa bir Türk,
Profesör Doktor Ekmeleddin İhsanoğlu
Genel Sekreter seçildi. Yine ilk defa ülkemiz Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyine 17 Ekim 2008 tarihinde önemli ülkeleri geride bırakarak 151 ülkenin
oyuyla geçici üye olarak seçilme başarısını gösterdi. Yine tarihte ilk defa bir
arkadaşımız, Antalya Milletvekilimiz Sayın Mevlüt Çavuşoğlu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisine kesin
aday seçildi, 25 ocakta bu prestijli kuruluşun başkanı
olacak. Tabii, ülkemizin dışarıda kaydettiği başarılar bunlarla sınırlı değil.
Bu noktada özellikle NATO’nun mücadele verdiği Afganistan ve Pakistan’daki
etkinliğimize değinmek istiyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu bölgede on yıl bulunmuş bir arkadaşınız olarak Türkiye'nin,
Pakistan ve Afganistan’daki gücünün ve itibarının hiçbir ülkeninkiyle
karşılaştırılmayacak kadar yüksek olduğunu vurgulamak zorundayım. Türkiye
Cumhuriyeti devletinin ve vatandaşlarının bu bölgede açtığı yüzlerce okul,
hastane, sağlık ocağı ve sosyal kurum, bölge insanının gönlünde âdeta taht
kurmuştur. Afganistan’da görev yapan NATO birlikleri arasında, bir bölgeden
öbür bölgeye en rahat hareket eden, en güvenli hareket eden birlikler Türk
birlikleridir. Yine, Afganistan’da tehlikeli bölgeleri teker teker ziyaret edebilen ve başkent Kabil’de iki gece, üç
gece kalabilen tek dışişleri bakanı, değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti
devletinin Dışişleri Bakanıdır.
Dünyanın bu çok
önemli ve problemli bölgesinin barışına da katkı sağlıyoruz. Yakın tarihte,
önce İstanbul’da, daha sonra Ankara’da, Pakistan ve Afganistan devlet
başkanlarını bir araya getirdik. Özellikle Ankara Çankaya Köşkü’nde, sadece
devlet başkanları değil aynı zamanda iki ülkenin genelkurmay başkanları ve aynı
zamanda millî istihbarat başkanları da bir araya getirildi. Böylelikle, iki
kardeş ülke arasında hem bölgede hem de dünyadaki barış katkılarımız devam
ediyor.
Dikkatinizi
çekerim değerli arkadaşlar, bu bölge, çok önemli bir bölge. Bu bölge,
Taliban’ın, El Kaide’nin birçok radikal grubunun bulunduğu ateş çemberidir.
Dolayısıyla, bu bölgenin barışına katkı sağlamak, aslında dünya barışına katkı
sağlamak anlamına geliyor. Bu nedenle, hem bölge insanı bizi seviyor, bizi
takdir ediyor bu samimiyetimizden dolayı hem de dünya bizi takdir ediyor bu
barış katkılarımızdan dolayı.
Sadece Pakistan
ve Afganistan değil, bütün dünya Türkiye'nin büyüklüğünü artık kabul ediyor.
Türkiye'nin çok kısa bir süre içerisinde küresel bir güç ve bölgesel bir lider
olma yolunda hızlı adımlarla ilerlediğini ifade ediyor. Bakın, çok yakın bir
tarihte, ne diyor Amerikalı diplomat Rum diplomata: “Türkiye artık bir süper
güç, Türkiye’ye baskı yapma şansımız yok.”
Değerli
milletvekilleri, çünkü, Türkiye komşularıyla barıştı. Proaktif ve “sıfır problem” politikası ile bütün
komşularımızla teker teker problemlerimizi çözüyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kayatürk, lütfen tamamlayınız.
BURHAN KAYATÜRK
(Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yakın tarihte
savaş eşiğine geldiğimiz Suriye’de, bildiğiniz gibi, dün ortak Bakanlar Kurulu
toplantısı yaptık ve komşularımızla ticaretimiz arttı. Komşularımızla, kardeş
ülkelerle, dost ülkelerle vizeleri teker teker
kaldırıyoruz. Komşularla ticaretin artması da doğru. Bugün
dünyanın gelişmiş ülkelerinin hemen hemen hepsinde
komşularla ticaret, dış ticaretin yüzde 60’ı kadardır. Bu nedenle, yedi yıllık
süre içerisinde komşularımızla dış ticarette 7 kat bir artma kaydedilmiştir.
IMF bugüne kadar bütün hükûmetlere kendi şartlarını
kabul ettirdi ancak ilk defa Türkiye’de bir hükûmet
“Benim şartlarımı kabul edersen seninle anlaşırım, yoksa anlaşmam.” dedi.
Son olarak şuna
değinmek istiyorum değerli arkadaşlar: Türkiye birilerinin ifade ettiği gibi
eksen değiştirmedi. Türkiye ne Doğu’ya ne de Batı’ya sadece yüzünü çevirdi;
Türkiye, doğrusu, dünyaya yüzünü çevirdi. Türkiye kendi tarihî geçmişine,
büyüklüğüne yakışır şekilde davranmaya başladı.
Çok teşekkür
ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Kayatürk.
Şahsı adına
ikinci konuşmacı Nazmi Haluk Özdalga,
Ankara Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
HALUK ÖZDALGA
(Ankara) – Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 25’inci
maddesi üzerinde şahsım adına söz aldım.
Hepinizin bildiği
gibi, 25’inci madde, Türkiye'nin, Türkiye’deki kurum ve kuruluşların
uluslararası örgütlere üyeliği, üye aidatlarının ödenmesi ve katılım paylarının
ödenmesiyle ilgili bazı düzenlemeler getiriyor. Birinci paragrafına göre,
Türkiye’deki kamu idareleri ve özel bütçeli idareler, kanunların,
kararnamelerin, uluslararası anlaşmaların öngördüğü hukuki bağlayıcılığı olan
durumlar dışında, bu örgütlere, uluslararası örgütlere üye olurken Maliye
Bakanlığından izin almak, uygun görüş almak durumundadırlar. İkinci paragrafta
bazı istisnalar getiriliyor Hazine Müsteşarlığına, Dış Ticaret Müsteşarlığına.
Türkiye cumhuriyetin ilk dönemlerinden beri bu örgütlere üye
olmuştur, Türkiye’deki kurumlar ve kuruluşlar, ancak Türkiye'nin son yıllarda
çok hızlı bir şekilde artan dış politikadaki performansı, etkili dış siyaseti, proaktif dış siyaseti hem kendi bölgesinde hem bütün
dünyada uyguladığı, bu uluslararası kuruluşlara üyeliğe daha da önem
kazandırmaktadır çünkü Türkiye'nin dış politikasının temel taşları arasında iş
birliği ve ortaklık vardır. Bu çok taraflı iş
birliğinin ve ortaklığın sürdürüldüğü platformlar özellikle uluslararası
kuruluşlardır. Diğer taraftan, Türkiye'nin dış siyasetinin önemli
hedeflerinden, önemli ilkelerinden bir tanesi, hem kendi bölgesinde hem
dünyada, ihtilafların, öncelikle diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesidir. Çok
taraflı diyalogların, müzakerelerin sürdürüldüğü en önemli platformlar da bu
uluslararası örgütlerdir.
Diğer taraftan,
bizim tabii ekonomi yönetiminde de dikkate almamız gereken bazı önemli ilkeler
var, temel ilkeler. Bunların arasında hemen bütçe disiplinini, makroekonomik
istikrarın korunmasını, enflasyonla mücadelenin sürdürülmesini, kamu
kaynaklarının etkili ve verimli bir şekilde kullanılmasını sayabiliriz ve o
arada kamu idarelerinin, özel bütçeli idarelerin olabildiğince kendilerine
tahsis edilen ödeneklerin dışına, üstüne çıkmamaları gerekir.
25’inci madde,
başarılı bir dış politikayla etkili bir ekonomi yönetimi ihtiyacı arasındaki
bir dengenin, makul ve akılcı bir dengenin ürünü olarak görülebilir. Benim
temennim, yüce Meclisimizin bu maddeyi uygun görmesi ve onaylaması
istikametindedir.
Ben, konuşmamın
son bölümünde, burada dile getirilen, TİKA’yla ilgili
bir iki hususa işaret etmek istiyorum. Öncelikle, birincisi şu: TİKA, sadece
Türk dünyasına dönük bir kurum değildir. O şekilde görülmesi ve o şekilde
yönlendirilmesi çok ciddi bir hata olacaktır. TİKA, bizim millî tarihimizin ayrılmaz
parçası olan ülkelerdeki ve bölgelerdeki şimdi bize kalmış kültür miraslarının
korunmasını da hedefleyen bir kuruluştur. Dost ve kardeş, akraba topluluklarına
da hizmet etmeyi hedefleyen bir kuruluştur. Birincisi budur.
İkincisi de
şudur: Türk dünyasıyla ilgili, dost ve akraba toplumlarla ilgili bugün herkes
çok şey söylüyor, daha önce de öyleydi. Bugüne kadar herkes konuştu, herkes çok
şey söyledi fakat 58’inci Hükûmetten önce hiçbir şey
yapılmadı. İş yapan hemen hemen hiçbir…
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Yapmayın ya!
HALUK ÖZDALGA
(Devamla) – Düzeltiyorum çok az şey yapıldı, hiç denebilecek kadar…
REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Bir tane büyük proje söyle!
HALUK ÖZDALGA
(Devamla) – Rakam vereceğim… Rakam vereceğim…
REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Bir tane büyük proje söyle!
HALUK ÖZDALGA
(Devamla) – Ben biliyorum, Orhun Anıtları’nın… Kim sorumluydu onlardan daha
önceki hükûmetler sırasında?
Bakın, 57’nci Hükûmete kadar yapılan, ihya edilen -hemen hemen hiçbir şey
yapılmadı diyeyim- eser sayısı 46’dır… 46’dır... 2002’den sonra yapılan hizmet
ise 3.338’dir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bir tarafta 46 vardır, bir
tarafta 3.338 vardır değerli arkadaşlarım.
Orhun Anıtları’nı
da biz ihya ettik, Ahmet Yesevi Türbesi’ni de ve
sayılamayacak kadar…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
OKTAY VURAL
(İzmir) – Neredeyse “Orhun Anıtlarını’da biz yaptık.”
diyeceksiniz!
BAŞKAN – Sayın Özdalga, lütfen tamamlayınız.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Ya, Orhun Anıtlarını da sen yapmış olmayasın?!
HALUK ÖZDALGA
(Devamla) – Gelin buradan itiraz etmeyin. Elinizde farklı veriler varsa somut
konuşun. Bakın, bakın 46 tane yapıldı, daha önce…
REŞAT DOĞRU
(Tokat) – TİKA’nın kitabını göndereyim sana ya!
HALUK ÖZDALGA
(Devamla) – 2002’den sonra yapılan eser sayısı 3.338’dir. Ayrıca -altını
çiziyorum- TİKA’nın sadece -tabii Türk dünyası bizim
önemli hedeflerimiz arasındadır ama- Türk dünyasına hizmet eden bir kurum
olarak görülmesi görüşünü de kesinlikle paylaşmıyoruz, uygun bulmuyoruz.
Çok teşekkür
ediyorum, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Madde
üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Köse…
ŞEVKET KÖSE
(Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, ülke
genelinde, GAP bölgesi genelinde ve Adıyaman ilimizde kadın istihdamının
artırılması amacıyla Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce 2009 yılında kaç proje
geliştirilmiş ya da kaç proje desteklenmiştir? Bu projelerle kaç kadın için
istihdam sağlanmıştır? 2010 yılında bunun için ne kadarlık
ödenek ayrılmıştır?
Adıyaman
merkezinde bulunan OSB’de yer dolduğu biliniyor, yeni yatırım için yer kalmadı.
OSB’nin genişletilmesi ya da ikinci OSB’nin açılması için ne gibi çalışmalar
yapılmaktadır? 2010 içinde bu konuda bir çalışmanız olacak mı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Işık…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
şimdiye kadar ülkemiz kaç adet uluslararası kuruluşa üye olmuştur? Yapılan
uluslararası anlaşma sayısı ne kadardır? Bu anlaşmalardan kaç adedi Hazine ve
Dış Ticaret Müsteşarlığı tarafından yapılmıştır? Ülkemizin AKP iktidarları
döneminde yaptığı uluslararası anlaşma ve üyelik sayıları ne kadardır.? Hâlen onay bekleyen başvuru var mıdır; varsa, sayısı
nedir?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Tankut…
YILMAZ TANKUT (Adana)
– Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan, KEY
ödemeleriyle ilgili sıkıntı ne yazık ki giderilememiş ve hâlen büyük bir
vatandaş kitlemizin mağduriyeti devam etmektedir. Bugün 6 milyona yakın
insanımızın KEY ödemelerini tahsil edemediği söylenmektedir. Ne yazık ki iki
yılı aşkın zamandır Hükûmetiniz bu sıkıntıyı
giderememiştir.
Şimdi, sormak
istiyorum: Bugün itibarıyla KEY ödemelerini alamamış vatandaşlarımızın kesin
sayısı nedir? Önümüzdeki günlerde KEY ödemeleriyle ilgili yasanın uygulama süresinin
sonuna gelindiğinde ortaya çıkacak hukuki boşluk nasıl giderilecektir?
Milyonlarca vatandaşımızı ilgilendiren bu sorunun acil çözümüyle ilgili Hükûmet olarak hangi tedbirleri almaktasınız.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Tankut.
Sayın Özdemir…
HASAN ÖZDEMİR
(Gaziantep) – Sayın Başkan, Sayın Bakana soruyorum: Bilindiği gibi, ülkemiz
deprem bölgesindedir. Binalarımızın çoğu depreme dayanaklı değildir. Seçim
bölgem Gaziantep şehir merkezinde büyük çapta depreme dayanıksız gecekondu
yapıları vardır ve birçoğunun da inşaat ruhsatı ve iskân ruhsatı yoktur. Yine,
kırsaldaki köylerimizin çoğunda depreme dayanıksız kerpiç ve taş yapı binalar
vardır. Şehir merkezi, ilçeler ve köylerdeki yapıları depreme dayanıklı hâle
getirmek için bir proje var mıdır? Bu konuda Maliye Bakanımız ve aynı zamanda
Gaziantep Milletvekilimiz olarak Maliyeden bu konularda bir ödenek ayırmayı
düşünüyor musunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Süner…
TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakana sormak istiyorum: 2000 yılından önce
emekli olan SSK’lı vatandaşlarımıza zam yapılacak haberleri medyada yer
almaktadır. Bu haberler gerçeği yansıtmakta mıdır? Sosyal güvenlik çatısı
altında bir türlü toplanamayan, hâlâ ayrı ayrı zam
yapılan emeklilerimizi aynı düzeye ne zaman getireceksiniz? Emekli Sandığı ve
BAĞ-KUR emeklilerimizin durumu ne olacaktır? Onlara da gerekli zamlar yapılacak
mıdır?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Doğru…
REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Kırım Türklerinin
Kırım’a dönüşleri esnasında Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak çok sayıda konut
alınarak onlara teslim edilmiştir. Bu konutlara ne kadar para ödenmiştir? Konut
ve arazi alımı şeklinde benzer bir proje Ahıska
Türklerine Gürcistan’a dönüşlerinde uygulanamaz mı?
İkinci sorum:
Tekel işçilerine karşı yine hukuksuzluk ve kanunsuzluk devam ediyor. Şu anda
Tekel işçileri partimizi ziyarete gelmek için yola çıkmışlar. Ancak
otobüslerine izin verilmiyor, otobüslerin partimizin önüne gelmesi
engelleniyor. Bunu da buradan protesto ediyor ve müdahale edilmesini istiyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Aslanoğlu…
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, demin konuşmamda belirttim. Tek soruyorum:
Mücavir alanı 600 bin nüfuslu olan bir ile 80 milyon,
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Efendim, şimdi
gazeteleri açıyoruz: Türkiye bir facia, bir rezalet içinde. Askerler bir yerde
araştırma yapıyor, polis gidiyor bunu engelliyor. Vay sen geldin Başbakana,
Başbakan Yardımcısına, Meclis Başkanına suikast yaptın. Bu, en ilkel bir
devlette görülmeyecek bir başıbozukluk, rezalet yani. Böyle bir şey olur mu?
Şimdi, bu Hükûmet nasıl ayakta duruyor? Yani, bir
memleketin askeri her gün işte tutuklanıyor. Vay efendim, sen Hükûmete darbe yapıyorsun. Ötekisi “Bana karşı.” diyor,
“Beni öldüreceksin.” diyor. Bu nasıl bir hükûmet
tarzıdır ki, nasıl bir devlettir ki, bu devlet nasıl ayakta kalacak? Bir
devletin eğer askeri bir istihbarat yapıyorsa, polis niye gidiyor bunları
yakalıyor? Evvela yani Hükûmetin bize bunları
açıklaması lazım. Bu nedir böyle? İki üç gündür, işte Bülent Arınç diyor “Bana suikast yapıyorlardı.”, ondan sonra
Mehmet Ali Şahin “Bana suikast yapıyorlardı, ben girişlerde kapıyı değiştirdim.”
diyor. Ben, bir milletvekili olarak çok rahatsızım Sayın Başkan. Siz,
bilmiyorum, Başkanlık Divanı olarak, Meclis…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Bakan, buyurun.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Genç’in
sorusundan başlayayım. Sayın Genç, Türkiye Cumhuriyeti ilkel bir devlet
değildir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Görünüyor, ortada her şey…
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir ve
çağdaş bir hukuk devletidir. Onun için o sorunuzu yadırgıyorum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Çağdaş hükûmetler istifa etmesini de
bilir.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Başkan, diğer sorulara geçmek istiyorum.
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Şimdi, Sayın Işık’ın bir sorusu vardı, epey rakam
gerektiriyor. Ona yazılı olarak cevap vereceğim.
Sayın Köse’nin
bir sorusu vardı, benzer şekilde kadın istihdamına ilişkin rakamları
istiyorlar. Ona da yazılı olarak cevap vereceğim.
Adıyaman’daki
organize sanayi bölgesinde yer kalmadığı ifade edildi. Eğer böyle bir durum söz
konusuysa, tabii ki Hükûmet olarak gereğini yaparız.
OSB’lerin yer seçim komisyonu ihtiyaca göre yer belirler. Sanayi Bakanlığınca
da bu alan uygun görülünce, biz de Maliye olarak bu konuda eğer hazine
taşınmazlarına ihtiyaç varsa gereğini yaparız.
Sayın Tankut, KEY ödemeleriyle ilgili bir soru sordular. Şimdi,
değerli arkadaşlar, KEY ödemeleri bizden yıllar önce, önceki hükûmetler tarafından alınmış, çarçur edilmiş. Ortada para
yok ve 1998’de bir karar veriliyor “KEY ödemelerini iade edeceğiz.” diye.
Hiçbir hükûmet bunu yerine getiremiyor. Bizim Hükûmetimiz geliyor, nasıl ki zorunlu tasarruflarda olduğu
gibi vatandaşımızdan daha önce alınan paraları ödediyse, KEY ödemelerine
başlıyoruz. Nitekim bizim dönemimizde, biz getirdik burada bir kanun geçirdik,
gerekli düzenlemeyi yaptık ama gelin görün ki bazı belediyeler, bazı şirketler
veya bazı idareler zamanında tutmaları gereken kayıtları tutmamışlar. Sosyal
Güvenlik Kurumu bu işin içinden bir türlü, yani veri yetersizliğinden dolayı
çıkamadı. Onun için biz ne yaptık? En son, daha bundan bir iki hafta önce bir
kanun getirdik. O kanun çerçevesinde bütün hak sahiplerine haklarını -tabii ki
kendilerine- karşılayacak şekilde bir düzenleme yaptık, süre tanıdık.
Tabii ki burada
sıkıntı Hükûmet kaynaklı bir sıkıntı değildir, tam
aksine Hükûmetimiz ne yapmıştır? Geçmişte alınıp da
şu anda aslında hiçbir fonda, hiçbir yerde olmayan bir parayı tekrar vatandaşın
bu mağduriyetini gidermek üzere ödemeye başlamıştır. Hükûmet
bırakın bir sorunu çözememeyi, sorunu çözmek için de ciddi bir çaba
göstermektedir ve 6 milyon rakamı da son derece abartılı bir rakamdır. Şu ana kadar
-rakamlar önümde yok, tabii bunu Hazine takip ediyor ama- biz en azından 2,5
milyon vatandaşımıza bu ödemeleri yaptık, bundan sonra da gerekeni yapacağız.
Yani, rakam olarak belki tam doğru olmayabilir ama sonuçta bu ödemeler
yapılacak. Herhangi bir mağduriyet söz konusu değil, tam aksine Hükûmetimiz yapılmış olan bir mağduriyeti gideriyor.
SSK emeklilerine
bir düzenleme yapılacak mı? Tabii ki Hükûmet olarak
bütçe imkânlarının verdiği ölçüde biz emeklilerimizin durumunu iyileştireceğiz,
ama bütçe imkânları çerçevesinde bunu yapacağız. Eğer, biz ek bir harcama
talebiyle karşılaşırsak veya böyle bir irade gösterirsek bunun gelirini de
ortaya koyarız ve bu şekilde bütçe disiplinini de koruruz.
Sayın Doğru’nun
galiba bir sorusu vardı Ahıska Türkleriyle ilgili
olarak. Biz, Ahıska Türklerine gereken her türlü
yardımı gösteriyoruz. Özellikle Türkiye’de yerleşmeleri, esas memleketlerine
tekrar geri dönmeleri konusunda uluslararası alanda da gerekli çabayı
gösteriyoruz. Yine, imkânlar çerçevesinde o bahsettiğiniz ölçüde de yardımcı
olmaya çalışırız.
Şimdi, Tekel
işçileriyle ilgili tabii birçok şey soruluyor. Değerli arkadaşlar, bakın, Tekel
özelleştirme kapsamına ne zaman alınmış? 5 Şubat 2001 tarihinde. Evet, yani 5
Şubat 2001 tarihinde Başbakan Sayın Bülent Ecevit’in Başbakanlığı döneminde,
Sayın Devlet Bahçeli’nin de imzası olduğu bir kararla, Özelleştirme Yüksek
Kurulu kararıyla kapsam ve programa alınmış ve nitekim 2002 yılında, yani AK
PARTİ hükûmete gelmeden önce 2002/06 sayılı kararla
özelleştirme stratejisi belirlenmiştir.
BAŞKAN – Sayın
Bakan, süreniz tamamlandı.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Şimdi, dün de bu konuda çok şey söylendi.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Özelleştirme programına ne zaman alındı Sayın Bakan?
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Programına bakın.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Program? Kapsam ayrı, program ayrıdır.
BAŞKAN – Sayın
Bakan, lütfen siz soruya cevap verin.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Bakın, okuyorum size: 5 Şubat 2001 yılında ve…
OKTAY VURAL
(İzmir) – 2007’de ne yapıldı?
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – …2001/06 sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu
kararıyla Tekel, özelleştirme kapsam ve programına alınmış ve strateji de 2002
yılının Haziran ayında belirlenmiştir.
OKTAY VURAL
(İzmir) – 2007 yılında siz programa aldınız mı?
BAŞKAN – Sayın
Bakan, lütfen…
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Dolayısıyla…
Değerli
arkadaşlar, burada karşılıklı soru sormayalım lütfen. Şu anda ben cevap
veriyorum.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Doğru bilgi vereceksiniz o zaman.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Doğru bilgi veriyorum, doğru bilgi veriyorum
arkadaşlar, doğru bilgi veriyorum. Ben size çıkartayım Özelleştirme Yüksek
Kurulu kararını.
OKTAY VURAL
(İzmir) – 2007’de ne kararı aldınız peki siz?
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Evet, teşekkür ederim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – 2007’de aldığınız karar ne?
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Özelleştirme kararı almadınız mı siz 2007’de? Bunu söyleyin ya! Niye
saklıyorsunuz?
BAŞKAN – 25’inci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
OKTAY VURAL
(İzmir) – “Özelleştirmeyi biz yaptık.” diyorsunuz böbürleniyorsunuz, şimdi de
kalkıp “Yapmadık.” diyorsunuz. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
BAŞKAN – 26’ıncı
maddeyi okutuyorum:
Kamu idarelerince
işletilen sosyal tesisler
MADDE 26 – (1)
Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince işletilen eğitim ve dinlenme
tesisi, misafirhane, çocuk bakımevi, kreş, spor tesisi ve benzeri sosyal
tesislerin giderleri, münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde edilen
gelirlerden karşılanır. Bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner sermaye
ve fonlardan ücret ödenmek üzere 2010 yılında ilk defa istihdam edilecek yeni
personel görevlendirilmez.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Mevlüt Coşkuner Isparta Milletvekili.
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
MEVLÜT COŞKUNER (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 26’ncı maddesi hakkında konuşma üzere
grubum Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime
başlamadan önce ulusumuzun yeni yılını kutluyor, yeni yılın tüm insanlığa ve
yurdumuza barış, mutluluk ve güzellikler getirmesini diliyorum fakat görülüyor
ki 2010 yılının da çok iyi geçmeyeceği…
Sizlere, konuma
geçmeden önce, aldığım bir mektup, bir de mesajı okumak istiyorum: “Sayın
Vekilim, ben çocuklarımla beraber aç kalmış, bedensel engelli bir anneyim.
Eşim, eşimin ablası, ağabeyi ve ben hepimizde kas erimesi hastasıyız. Biri iki
buçuk yaşında, diğeri on bir aylık 2 kızımız var. Kayınvalidem hasta , kayınpederim…”
OSMAN YILDIZ
(Sivas) – Bunu herkese gönderiyor.
MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Herkese gönderiliyor.
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
Niye müdahale
ediyorsunuz?
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Size geldiğini de söyleyeceğim. Sabırlı ol.
“…hepimize birden
bakmaya çalışıyorlar. İflas edip bir yerden bir ile göçtük. Evde ekmek alacak
paramız yok, yiyeceğimiz yok. Allah rızası için bizim elimizden tutun,
çocuklarımın yüzüne bakın. 21’inci yüzyılda eğer yardım edilmezse açlıktan
ölecek bir aile var. Ne olur geri dönün.”
Antalya
Milletvekilimiz geri dönmüştür, Sayın Badak ve
Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerimizden bir tanesi de dönmüştür. Yani
21’inci yüzyılda ve 2010’da ne durumda olduğumuzu görelim. Sosyal devletin
hangi durumda olduğunu görmek durumundayız.
Diğeri de, Kulüp
Adres Şantiye Tekirova, Kemer, Antalya’da ve konuları iyi görmediğimiz için,
takip yapmadığımız için orada 70’e yakın işçi sigortasız çalışıyor, 1 tanesinin
parmağı kopmuştur. O da feryat ediyor. Durum bu iken 2010’un iyi geçmesini
nasıl düşünüyorsunuz, anlamıyorum!
Hepimizin bildiği
gibi kamu idarelerinde işletilen sosyal tesisler, kamu personelinin kendi
emeğiyle oluşmuştur. Bu tesislerin varlığının amacı ise, kamu personelinin
barınma ihtiyaçlarına çözüm sunmak, personel, aile giderleri ve kreş, dinlenme
gibi sorunları çözmektir. Maalesef, günümüz Türkiye’sinde bunu görmek mümkün
değildir.
Değerli
milletvekilleri, ülkemizde yaklaşık 2,5 milyon kamu çalışanı vardır. Verdiğimiz
zam yüzde 2,5 artı 2,5; ama maalesef öğretmenevlerinde bir gece konaklamak,
örneğin Isparta’da 36 lira, deniz kenarlarına ve belli yerlere gittiğimiz zaman
bu 60-70 lirayı bulmaktadır.
Öğretmenevlerinde,
yine 2009 yılında 12 lira olan oradaki üyelik kartı 5 kat artırılarak 60 liraya
çıkarılmıştır. Bunları düzenlemediğimiz müddetçe neyi paylaşıyoruz, ülkenin
nereye gittiğini hepimiz açıkça görmek durumundayız.
Yine kamu
idarelerinde işletilen kurumlara baktığımız zaman, daha önceki Millî Eğitim
Bakanımız, kendi bakanlığından ayrılmasına iki hafta kala sadece Isparta’da 7
tane okul müdürü atamıştır ve bir de öğretmenevi müdürü atamıştır, yani
buradaki atamalarda tecrübe ve puan göze alınmamaktadır. Kendisine, yeni Bakana
önerge verdiğimizde “Hizmetin aksamaması için yapılmıştır.” deniliyor. O güne
kadar hizmetin aksaması görülmemiş de sadece o gün mü görüldü? Türkiye'nin
değişik yörelerine baktığınız zaman, sadece Isparta’da 7 kişi ise, Türkiye'de
yüzlerce insanı kapsamaktadır diye düşünüyorum.
Öğretmenlerin
sorunları bununla da bitmiyor. 2002 yılında, 4 kişilik bir aile, aldığı parayla
ihtiyaçlarının yüzde 52’sini karşılıyor idi, bugün baktığımız zaman sadece
yüzde 45’ini karşılıyor ve öğretmenler açlık sınırında yaşamaktadırlar, ama
çocuklarımızı teslim ettiğimiz öğretmenlerimize baktığımız zaman, onları
övmekle, onları bir gün için anmakla yetiniyoruz. Öğrencilerimizi teslim
ettiğimiz öğretmenler kendilerini yenileyemezler ise kendi sorunlarını çözemez
ise onlar bizim çocuklarımıza nasıl faydalı olacaklardır?
Biz işçilerimizin
yaşadığı sıkıntıları da biliyoruz. Meclis Genel Kurulunda oturduğunuz yerden
eğer ki gülüp de bunları geçiştirir iseniz bugün sizin güldüğünüz insanlar,
yarın sandıkta sizi de değerlendirir ve size de gerekeni anlatır diye
düşünüyorum.
Şimdi bir de
bakıyoruz, 1936’larda Kocaeli’nde SEKA kurulmuş rahmetli İsmet İnönü’nün
temelini atmasıyla. Ama maalesef, Hükûmet SEKA’yı
kapatıp, onun kapısına kilit vurup ve sorduğumuz zaman da “Park, bahçe
yapacağız, insanlar stresini atacak.” diyor. İnsanlar açken nasıl stres
atacaklar? Bu işçilerimiz de kapının önüne bırakıldı ve biz, işçimizi kapının
önüne bırakırken, kâğıdı başka ülkelerden alıp başka ülkelerin işçilerinin
maaşlarını öderken, kendi ülkemizin çocuklarını, işçilerini kapının önüne
koymaktayız.
Isparta Sümer
Halının da durumu aynıdır değerli dostlarım. Isparta Sümer Halının başına
gelenler de bunlardan farklı olmadı. Sümer Halı özelleştirme kapsamına alındı
ve yine bir sürü işçimiz mağdur oldu, özlük haklarını ve işini kaybetti. Hatta, 2003-2004 yılında 70’e yakın işçi buradan çıkarıldı
ve onların o dönemdeki sigortaları ödenmediği için, bugün, onlar mahkeme
kapılarında sürünmektedirler ve mahkeme kararı olmasına rağmen, onlar göreve
döndürülmemiştir. Bu nedenle, bahsettiğim işçi kardeşlerimiz işsiz kalmalarının
yanı sıra, bugün, eğer ki 2001-2004’de yatırılmayan sigortalarını ödeyemezler
ise durumları ortadadır. Hani, nerede kaldı sosyal devlet ve her biriniz buraya
çıktığı zaman, Genel Başkanınızı, Sayın Başbakanı övüyorsunuz, ondan icazet
alırcasına konuşuyorsunuz ve onun ötesini de, Türkiye’yi güllük gülistanlık
gösteriyorsunuz.
Öğretmenimizin
hâli ortada, işçimizin hâli ortada ve diğer kurum ve kuruluşlar birbirine
düşmüş ama maalesef, siz, önünüzdeki dönemde milletvekili olmak için kendinizi
ve yüce halkı, milleti aldatmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler) Ön sıralara oturup, laf yetiştirmek, laf atmak ve onun
ötesinde de, maalesef, oturumları açamıyorsunuz ve bugün bir kanun, yasa
çıkacağı zaman, anons edildiği zaman, hepiniz koşarak parmaklarınızı kaldırarak
geliyorsunuz. Ne oylanıyor, ne bitiyor bilmiyorsunuz.
MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – İşine bak, işine!
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Ama maalesef, siz bizi de iş takibi yapan ve insanların
dertlerinden başka onların lehine yasa çıkaran bir milletvekili konumundan
çıkardınız. Kendinizi aldattığınız gibi ülkeyi de aldatıyorsunuz. Sosyal devletin bugünkü durumu ortada. Bizi Arap ülkesi
yapmaya yüzünüz tuttunuz…
ÖMER FARUK ÖZ
(Malatya) – Geç, geç!
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Geçerken seni de göreceğiz. Sen de şöyle bir önümden geç de görelim
diye düşünüyorum.
Sevgili
dostlarım, yüce Meclisin değerli milletvekilleri; burada sözlerime son
verirken, dün, öbürkü gün Demir Yolları ve diğer işçilerimizin yanında
bulunmamızı buradan, kendi koltuklarından gülerek, Cumhuriyet Halk Partisi
milletvekillerine gülerek, onları o görevden dolayı kutlaması gereken siz AKP
milletvekillerini de kınıyorum.
MUSA SIVACIOĞLU
(Kastamonu) – AK PARTİ…
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Buradan kendi koltuğunuzda gülerek işçi haklarını, gülerek memur
haklarını, gülerek insan haklarını yürütemeyeceğiniz açık, ortadadır.
AHMET YENİ
(Samsun) – İzmir’deki belediye işçilerini düşün.
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Yol yakın… Sizi ben çok iyi anlıyorum.
AHMET YENİ
(Samsun) – İzmir’deki belediye işçileri ne oldu?
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Siz şu örneği yaşatmaya çalışıyorsunuz bize: Hani kurbağa örneği
var ya “sindire sindire” dediğiniz. Eğer kurbağayı
kaynayan bir kazana atar iseniz refleks gösterir, kendini kurtarır.
MEHMET ERDOĞAN
(Gaziantep) – Sen kime yaranmak istiyorsun?
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Ama kazanın altını hafif yakar ve kurbağayı da kazanın içine
koyarsanız, hafif hafif öldürmeye çalışıyorsunuz.
Size bu ülkeyi teslim etmeyeceğiz.
MEHMET ERDOĞAN
(Gaziantep) – Kime yaranacaksın, kime? Ülke milletin!
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Size Fethullah Gülen’in
istemlerini ve Arap ülkesi istemlerini yaşatmayacağız. Bu nedenle Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu olarak…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Coşkuner, buyurun, lütfen bitirin.
MEHMET ERDOĞAN
(Gaziantep) – Ülke milletin!
MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Sen kimsin!
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Ben milletvekiliyim.
MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Bizi millet getirdi buraya!
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Millet getirdiyse milletin sorunlarına eğileceksin, milletin
sorunlarına eğileceksiniz.
MEHMET EMİN TUTAN
(Bursa) – Tahrik edip duruyorsun sabahtan beri!
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Ülkemde her gün kargaşa yaşanırken, buradan, kürsüden halkı
kandırmayacaksınız.
MEHMET ERDOĞAN
(Gaziantep) – Tahrik etmeye mi çıktın oraya, niye tahrik ediyorsun? Buradaki
vekilleri tahrik etme!
AHMET YENİ
(Samsun) – İzmir’deki işçiler ne oldu, İzmir’deki? İzmir Belediyesi?
BAŞKAN – Lütfen
sayın milletvekilleri…
MEVLÜT COŞKUNER
(Devamla) – Cumhuriyet Halk Partisi olarak işçinin, memurun ve sosyal hakkını
arayan insanların yanında olacağımızı bildiriyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Kılıç.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkanım, Sayın Milletvekili konuşması sırasında grubumuzu
itham eden açıklamalarda bulunmuştur ve seri bir şekilde hakaretlerde
bulunmuştur. İç Tüzük’ten kaynaklanan hakkımızı, yeni bir sataşmaya mahal
vermeyecek şekilde kullanmak istiyorum.
BAŞKAN – Ne dedi
Sayın Kılıç?
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başbakanın Türkiye'nin bir Arap ülkesine dönüştürülmesini
istediğini ifade etti, milletvekillerimizin söylem ve beyanlarıyla…
BAŞKAN – Sayın
Kılıç, yeni bir sataşmaya mahal vermeden, İç Tüzük’ün 69’uncu maddesine göre üç
dakika süre veriyorum.
Buyurun. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Samsun Milletvekili Suat Kılıç’ın, Isparta Milletvekili
Mevlüt Coşkuner’in grubuna
sataşması nedeniyle konuşması
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; öncelikle Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Devam eden, 2010
mali yılı bütçesi üzerinde gönül arzu ederdi ki çıkan milletvekilleri Türk
milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatlerine paralel konularda
menfaatlerine paralel konuşmalar yapsınlar ama maalesef on dakika sürenin bazı
milletvekillerine fazla geldiği anlaşılıyor. Süre fazla gelince de zamanı
doldurmak için olur olmaz konularda vara yoğa iftiralarda, isnatlarda,
bühtanlarda bulunmak suretiyle on dakikalık zamanını doldurmaya çalışıyor.
Milletvekili arkadaşlarımızca söylenen sözlerde içerik olarak dikkate alınır
bir husus bulunmadığı hâlde dikkatle, saygıyla ve İç Tüzük’ün bir
milletvekilinde olması gereken vakar ve saygınlığa ilişkin arzusuna,
beklentisine paralel bir şekilde milletvekillerimiz teenniyle, saygıyla
kendisini dinlediği hâlde kürsüdeki Hatip maalesef konuşmasında sürekli olarak
milletvekillerimizi hedef alarak akıl almaz suçlamalarda bulunmuştur.
Öncelikle, milletvekillerimize parmakla işaret ederek iftira niteliğindeki bu
bühtanları kendisine aynıyla iade ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEVLÜT COŞKUNER
(Isparta) – Orada memur gitti…
SUAT KILIÇ
(Devamla) – AK PARTİ’nin siyaset anlayışında milleti
aldatmak yoktur.
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Kimi kandırıyorsunuz?
SUAT KILIÇ (Devamla)
– Biz bu yola çıkarken bir beyanda bulunduk: “Aldanan da olmayacağız, aldatan
da olmayacağız.” dedik. Herkesin bu beyan doğrultusunda hareket etmesi
kaçınılmaz zarurettir. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Anayasa’nın 2’nci
maddesinde tanımını bulduğu şekilde demokratik ve laik, sosyal bir hukuk
devletidir.
MALİK ECDER
ÖZDEMİR (Sivas) – Laikliği bitirdiniz, sosyal devleti bitirdiniz! Ne kaldı?
SUAT KILIÇ
(Devamla) – Türkiye Cumhuriyeti devleti bir Arap devleti değildir ama Türkiye
Cumhuriyeti devletinin Avrupa Birliğiyle de, Amerika Birleşik Devletleri’yle
de, Asya’yla da, Orta Doğu’yla da, Rusya’yla da, Kafkasya’yla da, Balkanlarla
da, düzeyli, seviyeli, nitelikli, çok boyutlu iş birliği ilişkileri vardır.
Elbette ki
Suriye’ye resmî ziyaret düzenleyen Sayın Başbakanımızın kaldığı otelde protokol
kurallarını hiçe sayan Suriye Devlet Başkanı tarafından gece yarısı ziyaret
edilmesi, bu kadar geniş bir destek görmesi sizi rahatsız ediyor olabilir,
biliyorum.
MEVLÜT COŞKUNER
(Isparta) – Geç, geç! Geç onu geç!
SUAT KILIÇ
(Devamla) – Suriye sokaklarında Sayın Başbakanın bu kadar büyük bir teveccüh
görüyor olması sizi rahatsız edebilir, biliyorum.
KADİR URAL
(Mersin) – Hangi sataşmaya cevap veriyor Sayın Grup Başkan Vekili? Hangi
sataşmadan dolayı söz verdiniz? Hayret bir şey ya!
SUAT KILIÇ
(Devamla) – Ama şunu bilmelisiniz ki Sayın Başbakan, rahmetli Celal Bayar’dan
sonra Batı Trakya’yı ziyaret eden ilk Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıdır ve Sayın
Başbakan Batı Trakya’da, Gümülcine’de de aynı
coşkuyla, aynı heyecanla, aynı sevgiyle karşılanmıştır.
MEVLÜT COŞKUNER
(Isparta) – Biraz da Ofer’den bahset, Ofer’den! Hikmetyar’dan bahset!
SUAT KILIÇ
(Devamla) – Arnavutluk’ta, Kosova’da, Priştine’de de
aynı heyecanla, aynı coşkuyla, aynı sevgiyle karşılanmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti
Başbakanına bu çabalarından dolayı teşekkür ediyoruz, iftira ve hakaretleri de
sahibine iade ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
III.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam)
1.- 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/759) (S. Sayısı: 442) (Devam)
2.- 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
ile Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2008 Bütçe Yılı
Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (1/728, 3/934) (S. Sayısı: 443) (Devam)
BAŞKAN – Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
Mustafa Kemal Cengiz, Çanakkale Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
MUSTAFA KEMAL CENGİZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010
yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanunu Tasarısı’nın 26’ncı maddesi üzerinde söz
aldım. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ve şahsım adına yüce heyetinizi
saygıyla selamlarım.
Değerli
milletvekili arkadaşlarım, sözlerime geçmeden önce şu anda Ankara’da Tekel
tütün işçileri otobüslerine binmişler, Milliyetçi Hareket Partisi Genel
Merkezine doğru hareket etmektedirler. Fakat maalesef Hükûmetin
emriyle emniyet güçleriyle otobüsleri çevrilmiş ve bu ziyaret, bu buluşma
engellenmiştir. Biraz önce Grup Başkan Vekili hukuk devletinden bahsederken…
Türkiye’de olan bu hukuksuzluğu, işçilere yapılan bu revayı PKK’ya bile reva
görmeyen bu Hükûmeti kınıyoruz ve bu uygulamalarının
da, yol kesme hareketlerinin de Türkiye’ye yakışmadığını, gelecekte de Türk
milleti de AKP’nin yolunu bir gün bu yollarda keseceğini buradan uyarıyoruz ve
bu gibi olayları da asla Türkiye’de görmek istemiyoruz. (MHP sıralarından
alkışlar)
OKTAY VURAL
(İzmir) – Muhalefet partilerinin siyaset yapmaları engelleniyor, polis zoruyla!
Ne hakla yapıyorlar?
MEHMET SAİT DİLEK
(Isparta) – Sen çık konuş o zaman!
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Oktay Bey geçsin, konuşsun!
BAŞKAN – Sayın
Vural, lütfen… Konuşmacınız konuşuyor, sözcünüz.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Değerli milletvekilleri…
BAŞKAN – Böyle
bir hakkınız var mı sizin orada?
OKTAY VURAL
(İzmir) – Var, var!
BAŞKAN – Yok
böyle bir hakkınız. Hayır, söz istersiniz ona göre davranırız. Lütfen, Sayın
Vural…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Yerimden söylüyorum!
BAŞKAN – Burası
Türkiye Büyük Millet Meclisi.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Meclis Başkanının her lafa girmesine gerek var mı?
BAŞKAN – Siz
konuşursanız girerim tabii ki!
OKTAY VURAL
(İzmir) – Senin işin bana cevap vermek değil!
BAŞKAN – Ben, tüm
grup başkan vekillerine gereksiz lafa girdiği takdirde cevap veririm.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sen İç Tüzük‘ü uygulamakla yükümlüsün! Bunlar ne? Bu saldırılar ne?
Partimize karşı bu saldırılar ne? Gıkın çıkmıyor!
BAŞKAN – Sayın
Cengiz, buyurun lütfen…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Ben diyorum ki polis müdahalesiyle siyaset yapmamız engelleniyor, siz
oradan bana cevap yetiştiriyorsunuz!
BAŞKAN – Sayın
Vural, yüksek sesle konuşmakla burada kimseyi korkutamazsınız. Onu söyleyeyim,
lütfen…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Niye korkutacağım seni!
AHMET BUKAN
(Çankırı) – Sen korksan ne olur, korkmasan ne olur!
AHMET YENİ
(Samsun) – Başkana saygıya bak!
BAŞKAN – Sayın
Cengiz, buyurun.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkanım, beş dakika istiyorum.
BAŞKAN – Grup
Başkan Vekiliniz engelledi, beni ilgilendirmez Sayın Vekilim.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkanım, bakın beş dakikam gitti, bunu mutlaka
dikkate alın. (Gürültüler)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – O benim hakkım, o benim hakkım.
Şimdi, değerli
milletvekilleri, madem hukuk ülkesindeyiz, iktidarın önce bu hukuku tesis
etmesi lazım, muhalefetin de haklarını gözetlemesi lazım. Böyle bir hukuksuzluk
karşısında tabii ki bu konuşmalar tabii oluyor.
Değerli
milletvekillerim, tabii bu kürsüden bizi izleyen milletimizin de
değerlendirmeleri var. Ben de milletin içinden gelen -sekiz yıl memurluk, iki
yıl müdürlük, dokuz yıl belediye başkanlığı yapmış ve iki buçuk yıldan beri de
Mecliste milletvekili olarak- hep halkın içinde biri olarak halka gittim. Emek
8. Cadde’de (Bişkek Caddesi’nde), Çukurambar’da
esnaflarla görüştüm. Gölbaşı’nda, orada pehlivanlar var, esnafımız var, gittik
onları bulduk, sıkıntılarını dile getirdik ve özellikle de Emek 8. Cadde’deki Çıtır Simitten tam aşağıdaki rahmetli Halil İbrahim’in
bıraktığı Halil İbo’ya kadar galericilerle, oradaki
esnaflarla, emlakçılarla ve hem Çukurambar
Taksideki hem de oradaki Yeşiltepe Taksi Durağındaki
35 civarında, gece gündüz orada çalışan insanlarla bir görüşme yaptım. “Sizler
bu bütçeye nasıl bakıyorsunuz?” dedim. “Sizler, Meclisteki bu görüşmelere,
yapmış olduğumuz bütçeye, ekonomiye ve Türkiye gündemine nasıl bakıyorsunuz?”
diye sorduğumuzda, gerçekten, Türk milletinin bizi çok dikkatli izlediğini ve
bu bütçeden de bir şey anlamadığını ve “Mecliste konuşanları, iktidarın
ifadelerini ve ‘İcraatın İçinden’ programlarını izleyip de sokağa çıktığımızda
bu programlarla sokaktaki ekonomi… Mecliste anlatılan ekonomi diliyle de
sokaktaki esnafın, iş adamının, memurun, işçinin ekonomisinin çok farklı
olduğunu” ifade ediyorlar ve “Biz burada ekmek peşinde, aş peşinde ve özellikle
de çoluğumuzu çocuğumuzu nasıl okuturuz, bunlara
nasıl ekmek buluruz, bunlara nasıl iş buluruz diye çabalarken bir bakıyoruz,
açılımla karşı karşıya kalıyoruz.” Çukurambar’daki
taksi durağındaki arkadaşlar diyor ki: “Bakın, burada Kürt’ü var, Türk’ü var,
Laz’ı var, Nusayri’si var.” Yine Yeşiltepe Taksi
Durağında 35 kişi çalışıyor, aynı şeyi ifade ediyorlar. “Biz burada kardeşiz
ama düne kadar birbirimize ters bakmıyorduk. Bu açılımla birlikte, birbirimize
yan bakmaya başladık, ters bakmaya başladık ve bizim bu günden…”
AHMET YENİ
(Samsun) – Kimse yan bakmıyor sizden başka!
BAŞKAN – Sayın
Milletvekili, lütfen… Sayın Yeni…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Bakın, millet orada, Çukurambar
orada, Yeşiltepe Taksi Durağı orada, gidin…
AHMET YENİ
(Samsun) – Kimse bakmadı, öyle bir şey yok orada.
BAŞKAN – Sayın
Yeni…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Gidin, tamam mı gidin.
AHMET YENİ
(Samsun) – Öyle bir şey yok orada.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Ben, milletin içinden geliyorum.
AHMET YENİ
(Samsun) – Biz orada oturuyoruz, öyle bir şey yok orada.
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Meclis Başkanı, müdahale eder misiniz.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Ben, insanların içinden geliyorum ve oradaki insanların ne
dediğini de sizler öğreniyorsunuz.
KADİR URAL
(Mersin) – Sayın Başkan, müdahale edin.
BAŞKAN – Sizden
alacak değilim dersi ben.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Ve millet çocuğunun parasını ödeyemiyor…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Müdahale edin.
BAŞKAN – Ediyorum
müdahale. Lütfen sayın milletvekilleri…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Siz de doğru düzgün idare edin.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – …millet kirasını ödeyemiyor…
KADİR URAL
(Mersin) – Siz de doğru düzgün idare edin Meclisi.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – …millet çocuğuna iş bulamadığı noktada, bakın, gelmişiz biz
burada…
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Milletvekili, siz yönetin burada, buyurun.
KADİR URAL
(Mersin) – Ne oldu? Kimi korkutacağını zannediyorsun?
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – …ekonomiden bahsediyoruz.
Bakın değerli
milletvekilleri, basın da aynısını ifade ediyor. Ulusal bir basın yazarı ve
ünlü bir basın yazarı diyor ki; “Kim inanır senin bütçene” diyor. Bakın, “Kim
inanır senin bütçene. Bu nasıl bütçe görüşmesi, en az konuşulan para” diyor.
Parayı konuşmuyormuşuz, ekonomiyi konuşmu-yormuşuz
ama her şeyi konuşuyormuşuz.
Diyor ki: “Geçen
yıl da bu zamanlarda Mecliste yine bütçe görüşmeleri vardı. Maliye Bakanı yığın
hedefler koydu, yığın açıklamalar yapıldı. 2009 yılında yüzde 4 büyüyecektik,
bütçe açığı 10 milyar lira olacaktı fakat yüzde 4 büyüyemediğimiz gibi yüzde 6
küçüldük, bütçe açığı da 62 milyar oldu.” Şimdi, böyle bir tahmin edememe
durumunda geldiğimiz nokta bu.
Geçenlerde,
İstanbul’da Ruhban Okulunu ziyaret ettim. Bartholomeos
Amerika’ya gitti, isteklerini Obama’ya verdi, Obama
da Sayın Başbakana verdi. Bunlar aşikâr olan şeyler. Kapıda bekçi Yorgo var, Yorgo, benim de ismimi
görünce -baktı Mustafa Kemal- aynen iletmemi istedi benden, dedi ki: “Sayın
Vekilim, ben, on üç yıldır rüyamda Atatürk’ü görüyorum. Bu gidişat iyi değil,
kızgın, bunu mutlaka iletin. Öfkeli…” Ve dedi ki: “Herkes aklını başına
devşirsin, aklını başına alsın.” Bakın, diyen adam da Yorgo,
burada.
MEHMET ERDOĞAN
(Gaziantep) – Size mi dedi onu!
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Bana dedi.
MEHMET ERDOĞAN
(Gaziantep) – Siz böyle mi yapın dedi?
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Hayır, sizi uyardı.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Size ulaşamadığı için…
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Bakın, bizi ayrıştırmaya kalkanların, bizi ayırmaya
kalkanların, Rum, Türk, Kürt kavgasını yapanların, Rum vatandaşının, Ruhban
Okulunun bekçisinin verdiği mesajı iyi alın, onun için söylüyorum.
Bakın, Emek 8.
Cadde’de geziyorum, oradaki esnaflar zor durumda, işgaliye açmışlar. İşgaliye
satan emekli bir memur var, İlhan Bey var. İlhan Bey emekli olmuş ve orada
hırdavat satıyor ve ekonomiyi düşünürken, ekonominin nereye geldiğini
düşünürken tam hırdavatçı İlhan Bey’in önünde durdum. Aklım orada bir yere
takıldı, dedim ki: “İlhan Bey, şurada kaç kalem mal satıyorsun?” Düşündü, dedi
ki: “Vekilim, 300 kalem.” Ben dedim ki: “İlhan Bey, şu 300 kalemin içinden bana
bir tane Türk malı bir şey ver, ne verirsen ver ama bir tane Türk malı ver.”
İlhan Bey aradı, ben aradım, yarım saat aradık, değerli milletvekilleri, en
sonunda 300 kalem, 300 kalem içinde bir tane Türk malı mamul bulduk. İşte o da,
bu traş sabunu.
MUSA SIVACIOĞLU
(Kastamonu) – O da bizim zamanımızda çıkmıştır.
MUSTAFA KEMAL CENGİZ (Devamla) – Evet, bu da AKP İktidarının son
buluşu.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – İnsanların ağzını kapatmak üzere kullanıyorsunuzdur!
MUSTAFA KEMAL CENGİZ
(Devamla) – Arkadaşlar, demek ki Türkiye’de düşünün bir Emek Caddesi’ndeki
hırdavatçıyı, seyyar satıcıyı, Türkiye’yi düşünün, 81 ili düşünün, ilçeleri
düşünün, beldeleri düşünün, bütün sokakları, köşebaşılarını
düşünün ve bir seyyar satıcıda 300 kalem, 299 tanesi işgal malı, yabancı mal,
ithal mal. Bunu hangi üretimle bağdaştırıyorsunuz? Demek ki 299 kalem
üretilmemektedir. Toplu iğne yabancı, çakmak yabancı, kalem yabancı, defter
yabancı, şemsiye yabancı, çiçek yabancı, her şey yabancı arkadaşlar. Gidin,
bakın, ben Emek’teki …
MEHMET ŞAHİN
(Malatya) – Her şey nasıl yabancı?
BAŞKAN – Sayın
Şahin…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Ben size söylüyorum yerini.
İşte iktidarınızın son icadı da bu tıraş sabunu.
AHMET YENİ
(Samsun) – Avrupa’ya beyaz eşya satıyoruz.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Değerli milletvekilleri, laf atması kolay ama üretim durmuş,
üretim yok. Artık doğudan gelen işgal malları bu ülkeyi işgal etmiş. Siz
üretmeden, satmadan nasıl bu ülkenin ekonomisini düzelteceksiniz, nasıl işsizliğe
çare bulacaksınız, nasıl ekonomimizi ikiye katlayacaksınız, nasıl ihracat ve
ithalat açığını kapatacaksınız?
AHMET YENİ
(Samsun) – Avrupa’ya beyaz eşya satıyoruz.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Ben ekonomist değilim, ben bunları bilmem ama gelinen nokta
üretimin durduğu noktadır, gelinen nokta üretmeyen bir ülkedir, gelinen nokta
tüketim ülkesidir. Bu bir gerçektir, bu bir realitedir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AHMET YENİ (Samsun) – Avrupa’nın beyaz eşyası bizden.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkan, benim beş dakikamı unutmadın değil mi?
BAŞKAN – Hayır,
Sayın Cengiz.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Bakın, beş dakika geçti, bunu istiyorum, bu benim hakkım.
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız Sayın Cengiz, bir dakikanızı verdim ben sizin.
AHMET YENİ
(Samsun) – Grup Başkan Vekilinizden beş dakikayı alın.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sizden de alacağım, sizin de üstünüzde hakkımız var.
Bakın, burada boş
konuşmuyoruz.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Sayın Vekilim, arabanızın markası ne?
BAŞKAN – Lütfen
sayın milletvekilleri, niye müdahil oluyorsunuz?
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Arkadaşlar, burada çıkan Başbakanından muhalefetine kadar
“Farklı konuşuyorlar.” diyor, halk diyor ki: “İktidar farklı tabela gösteriyor,
istatistik gösteriyor, muhalefet farklı gösteriyor; biz kime inanacağız?”
AHMET YENİ
(Samsun) – Biz rakamlarla konuşuyoruz, rakamlarla.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – “Rakamları TÜİK mi yapıyor, kim yapıyor?” diyor.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Takla attırıyorlar, takla.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Bugün, TÜİK’in verilerine göre
yarım milyon açlık sınırında insan var, 12 milyon yoksulluk sınırında insan
var. Dolayısıyla bugün gelinen nokta bu. İktidarın
bize gösterdiğiyle, iktidarın anlattığıyla hayatın içindekiler öyle değil.
Bugün, burada gelinen nokta, maalesef, gelinen nokta bu noktadır. Biz, burada
milletin temsilcisiyiz, milletin de duygu, düşüncelerini anlatacağız. Bakın,
Gölbaşı’ndaki, Çukurambar’daki, Emek’teki
taksicilerin, emlakçıların, oradaki büfecilerin ve
kuaförlerin size duygularını anlatmaya çalışıyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Cengiz.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkanım, benim dört dakikam gitti.
BAŞKAN – Sayın
Cengiz, sizin dört dakikanızı sizin Grup Başkan Vekiliniz başlattı, onun
konuşmasıyla geçirdik burada.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Benim dört dakikamı verin Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
Cengiz, böyle bir uygulamamız yok burada. Lütfen Sayın Cengiz, böyle bir
uygulamamız…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Lütfen dört dakikamı verin.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Vural.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Siz ne hakla, Meclisi yöneten bir Başkan Vekili olarak, benim süreyi
aldığımı, geçirdiğimi iddia ediyorsunuz; siz Meclis Başkan Vekili misiniz, AKP
sözcüsü müsünüz? Siz ne hakla bunu söylüyorsunuz?
BAŞKAN – Sayın
Vural, ben…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Burada bu kadar milletvekili sataşırken benim burada yerimden
yaptığım konuşmaya siz orada cevap vermeseydiniz Hatibin sözü kesilmezdi.
BAŞKAN – Sayın
Vural, ben hiçbir partinin Meclis Başkan Vekili değilim.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkan, benim süremi verin.
BAŞKAN – Bir
saniye Sayın Cengiz, bir dinleyin.
Ben, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkan Vekiliyim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Öyle mi, yeni mi hatırladınız?
BAŞKAN – Ben
idare ederken de buranın sorumluluğu bana ait.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Sorumsuzca davranıyorsunuz.
BAŞKAN – Her
müdahale eden grup başkan vekiline…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Partizanca davranıyorsunuz.
BAŞKAN – Oturur
musunuz lütfen Sayın Vural. Oturur musunuz…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Milliyetçi Hareket Partisine kin ve nefretle davranıyorsunuz.
BAŞKAN – O sizin
hüsnükuruntunuz efendim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Evet, böyle konuşuyorum.
BAŞKAN – O sizin
hüsnükuruntunuz.
Lütfen oturur musunuz.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Konuşmayı sizden mi öğreneceğim. Siz Meclis Başkanı olarak çıt pıt arada müdahale etmek zorunda değilsiniz.
BAŞKAN – Sayın
Vural, bu tarzınız doğru değil. Bu tarzınız doğru değil Sayın Vural.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Değilsiniz!
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Sayın Başkan, tutumunuzu düzeltiniz lütfen!
BAŞKAN – Sayın Cengiz, lütfen oturur musunuz.
OKTAY VURAL
(İzmir) –Tavrınızı düzeltin, kendinize gelin!
MUSTAFA KEMAL CENGİZ (Devamla) – Bu nasıl adalet, bu nasıl hukuk. Benim sözümü dört dakika kestiniz. Lütfen süremi
ekler misiniz.
BAŞKAN – Efendim,
uygulamamızda yok. Lütfen Sayın Cengiz…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Benim burada dört dakika sözümü kestiniz.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Hatibin sözünü kesen sizsiniz.
BAŞKAN – Hatibin
sözünü ben kesmedim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Siz kestiniz.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkan, benim hakkımı korumak sizin göreviniz.
BAŞKAN – Sayın
Cengiz, ben sizin sözünüzü kesmedim ki…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkan, adaletli bir yönetim sergileyin ve dört
dakikalık süremi ekleyin.
BAŞKAN – Sayın
Cengiz… Ben sizin sözünüzü kesmedim Sayın Cengiz. Kendi konuşmalarınızdan
dolayı önce Grup Başkan Vekillerinizle, sonra diğer milletvekilleriyle
karşılıklı konuşma yaptınız.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Bana cevap yetiştirmek için takla attın.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Beni dört dakika konuşturmak zorundasınız. Ben dört dakika
konuşmadan kürsüden ayrılmıyorum.
BAŞKAN –
Ayrılmayabilirsiniz.
AHMET YENİ
(Samsun) – Kürsüyü işgal mi ediyorsunuz?
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Ben konuşma hakkımı istiyorum. Ben konuşma hakkımı
istiyorum.
BAŞKAN – Sayın
Cengiz, teşekkür ediyorum.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Kemal Bey, gelin.
AHMET YENİ
(Samsun) – Kürsüyü işgal ediyorsun.
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Etmiyorum, Meclis Başkanı benim hakkımı korumak zorunda.
AHMET YENİ
(Samsun) – Böyle bir yol yok.
BAŞKAN – Sayın Cengiz, lütfen oturur musunuz.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Mustafa Bey, seviyeyi düşürmeyin. Boş verin.
AHMET YENİ
(Samsun) – Sizin seviyenize biz düşmeyiz.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Aynı seviyeye düşmeyelim, doğru söylüyor.
AHMET YENİ
(Samsun) – Biz sizin seviyenize düşmeyiz.
BAŞKAN – Madde
üzerinde…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Devamla) – Sayın Başkan, bu adaletsiz ve hukuk dışı tutumunuzu
kınıyorum ve reddediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Lütfen
oturun Sayın Cengiz…
Şahsı adına söz isteyen Mehmet Halit Demir, Mardin Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın
Demir.
MEHMET HALİT
DEMİR (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Merkezi Yönetim
Bütçe Kanun Tasarısı’nın 26’ncı maddesi hakkında şahsım adına söz aldım. Bu
vesileyle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, hayata bütüncül bir açıdan baktığımız
zaman, meselelerin birbiriyle bağlantılı olduğunu, sosyal meselelerin ekonomik
ve mali meselelerle, ekonomik meselelerin yine siyasal meselelerle bağlantılı
olduğunu hepimiz biliyoruz ve bu itibarla olaylara yaklaştığımız zaman,
gelecekle alakalı planlamalarımızı, projelerimizi yaptığımız zaman elbette hükûmetler ve bugünkü İktidarımızın AK PARTİ İktidarının hükûmeti bir taraftan dünya koşullarını dikkate alacak,
değerlendirecek, diğer bir taraftan da yine bölgesel koşulları dikkate alacak
ve bu koşullar doğrultusunda ülkemizin geleceğini tayin edecek ve ülkemizin
geleceğiyle ilgili amaç ve hedefler belirleyecektir.
Burada, değerli
milletvekilleri, bizim AK PARTİ Hükûmetinin tabii ki
en büyük amacı, ülkemizi daha da büyütmek, daha da ileri hedeflere taşımak ve
daha yüksek gayelere ulaşmaktır. Bunun için yapılması gereken, öncelikli olarak
ele alınması gereken konu, değerli milletvekilleri, iç dinamiklerimizi ortaya
çıkarmaktır. Bu iç dinamikleri ortaya çıkarmakla beraber bu
dinamiklerin birbiriyle olan ilişkilerini doğru bir eksen üzerine oturtmak ve
yine bu dinamikleri birbiriyle doğru bir orantı üzerinden kurgulamak öyle
sanıyorum ki çok daha yüksek bir performansı böylece sağlatacaktır ve bu
performansla ülkemizi istediğimiz amaçlara ve hedeflere her geçen gün biraz
daha taşıyacağız.
Değerli
milletvekilleri, binlerce yıldır bu ülkede yaşayan halkların kendilerine ait
kültürleri var ve bu halklar bugüne kadar iç içe yaşamış durumda. Bu ülkede şu
anda 73 milyona yakın insan yaşıyor ve bu 73 milyon insan içerisinde Arap’ı da
vardır, Kürt’ü de vardır, Türk’ü de vardır, bunlar bugüne kadar kardeşçe ve hep
beraber yaşamış durumdadırlar. Hükûmetimiz de AK PARTİ hükûmetleri de bu ülkede
yaşayan bu insanlarımıza, etnik kökenleri ne olursa olsun, herkese eşit açıdan
ve eşit mesafeden yaklaşıp hizmet götürmeye çalışmıştır ve Hükûmetimizin
gayesi de bu ülkede yaşayan her bir vatandaşımızın hayatını daha donanımlı bir
hâle getirebilmek için çaba ortaya koymuş ve bugüne kadar zaten ortaya koymuş
olduğu çabalar neticesinde ortaya çıkan hizmetleri geçen süreç boyunca her bir
bakanımız buraya, kürsüye çıkarken dile getirdi. Bakanlarımız bunu dile
getirirken saatler boyu burada konuştular ve hatta bazı bakanlarımızın bunları
dile getirirken sesleri dahi kısıldı değerli arkadaşlar.
Değerli
milletvekilleri, tabii, hizmet ortaya koymak için kaynak üretmek gerekiyor. İşte Hükûmetimiz de kaynak üretebilme
adına, bir taraftan ülke içindeki dinamikleri ortaya çıkaran ve bu anlamda bu
kaynakları ortaya çıkarırken hiçbir korkuya kapılmadan ve hiçbir şekilde çifte
standart uygulamadan bu ülke içindeki kaynakları ortaya çıkarmakla beraber
diğer bir taraftan da dünya ülkeleriyle kurmuş olduğu ilişkiler ve bu dünya
ülkeleri üzerinden sağlamış olduğu kaynakları da yine ülkemizin böylece zengin
kaynaklarına katıyor durumda.
Değerli
milletvekilleri, bugüne kadar, maalesef geçmiş hükûmetler
bu ülkede yaşanan gerçekleri görmezlikten gelmiş, birbirimizi görmezlikten
gelmiş ve birbirini yok sayan, baskıcı anlayışlar üzerinden maalesef
politikaların uygulandığını gördük bu ülkede.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Az önce “Beraber yaşıyoruz, kardeşçe yaşıyoruz.” diyordun, ne oldu?
MEHMET HALİT
DEMİR (Devamla) – Ve bu sebeplerden ötürü değerli arkadaşlar, birçok
kaynağımızın, üretilmiş olan birçok kaynağımızın da bu ayrışım, bu
kutuplaştırıcı anlayışlar üzerinden, sebeplerinden ötürü yanlış yerlerde
kullanıldığını, dağa taşa kullanıldığını, kimi hesaplara göre 300 milyar
dolarlık bir bütçenin maalesef böylece tüketildiğini gördük.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Meydan eşkıyaya mı bırakılacaktı!
OKTAY VURAL
(İzmir) – Bunlar terörle mücadeleyi bile karalıyor.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Demin “Kardeş” dediğin bunlar mıydı yoksa!
MEHMET HALİT
DEMİR (Devamla) – Belki de burada önemsenmesi gereken en önemli konu, bu arada
bu yanlış politikalardan ötürü bu ülkedeki kardeşlik ilişkilerinin de bu süre
zarfında yara almış olması.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Demir, tamamlayınız lütfen.
MEHMET HALİT
DEMİR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, bu ülkede yaşanmış olan ve bugüne
kadar görmezlikten gelinen, birbirini yok sayan, baskıcı ve inkârcı
politikaları devre dışı bırakmaya çalışan AK PARTİ Hükûmeti
yaklaşık beş aydır birlik ve kardeşlik projesi başlatmış durumda. Öyle
sanıyorum ki bu proje bize bu beş aylık süreçte şunu çok açık ve net gösterdi
ki, olayları görmezlikten gelmek, birbirimizi görmezlikten gelmemiz meseleleri
çözmüyor, meseleleri yok etmiyor. Tam aksine, bu sorunların daha da büyümesine
vesile oluyor ve hepimizin geleceğini daha da risk altına alıyor. İnşallah bu
önümüzdeki süreçlerde Hükûmetimizin başlatmış olduğu
bu kardeşlik ve birlik projesi yine bu ülke insanından almış olduğu destekle,
çıkan bütün engellemelere rağmen, çözülecektir ve Hükûmetimiz
bunu çözecektir.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Öyle bir proje yok, aldanmayın, öyle bir proje yok.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Ne projesi!
MEHMET HALİT
DEMİR (Devamla) – Değerli milletvekilleri, ben 2010 yılı merkezi yönetim
bütçemizin, bahsetmiş olduğumuz bu kriterler ve bu
hassasiyetler doğrultusunda değerlendirildiğini ve…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET HALİT
DEMİR (Devamla) – Son bir cümle…
Teşekkür
ediyorum, sağ olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın
Demir, teşekkür ediyorum.
Şahsı adına
ikinci konuşmacı Muharrem Selamoğlu, Niğde
Milletvekili.
Buyurun Sayın Selamoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHARREM
SELAMOĞLU (Niğde) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 26’ncı maddesi üzerine şahsım adına söz
aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Görüşülmekte olan
2010 yılı bütçesi AK PARTİ hükûmetlerinin hazırlamış
olduğu sekizinci bütçedir. İktidarımız döneminde ülkemizin hızla büyümüş
olduğunu, birçok bakanlığımızın reform niteliğinde yeni projelerle ülkemizi
muasır medeniyetler seviyesinin de üzerine taşımak için ciddi adımlar attığını
görmekteyiz. İktidarımız döneminde bizden önceki hükûmetlerin
hayal bile edemedikleri büyük işlerin altına imza attık. Buralara nerelerden
geldiğimizi kimse unutmasın, unutturmasın. Zira milletimiz bizden önce nasıl
bir ekonomik manzara içerisinde olduğunu çok iyi biliyor, o günleri yaşayanları
bütün milletimiz gördü ve yaşadı. Öncelikle iktidarımızın maliye ve ekonomi
alanında yürüttüğü başarılı politikalar neticesinde ülkemiz dünyanın son altmış
yıldır yaşamış olduğu en büyük krizi en az hasarla atlatmayı başarabilmiştir.
Hatta bu kriz döneminde kredi notu 2 puan artırılan dünyadaki tek ülke olmayı
başarmıştır. Bizden önceki iktidarlar döneminde Türkiye’miz istikrarsız bir
büyüme seyri içerisindeydi; enflasyon almış başını gidiyor, faizler yükselmiş,
sorunlar kronik hâle gelmiş, umutlar tükenmişti. Seçimlerden sonra böyle bir
ülkeyi devraldık ve yedi yılda ülkenin sorunlarını sırayla çöze çöze bugünlere geldik. Bugün güçlü ekonomisiyle bölgenin ve
dünyanın parlayan bir yıldızı olan Türkiye Cumhuriyeti, yirmi dört çeyrektir Hükûmetimiz yönetiminde istikrarlı bir şekilde büyümüştür.
Şu son dört çeyrekte büyümemiz dünyadaki etkisini gösteren global
ekonomik kriz nedeniyle gerilemiş, bugünlerde yeniden toparlanma dönemine
girerek insanlarımıza yansımasını minimize etmeye başlamıştır. 2001 krizi
bizzat ülkemizin bir kriziydi, kötü yönetimlerin doğurduğu bir krizdi.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Şimdiki iyi yönetim krizi mi?
MUHARREM
SELAMOĞLU (Devamla) – İçinden geçtiğimiz kriz ise küresel boyutlar ve
Türkiye'nin hiçbir dahlinin olmadığı bir krizdir.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Vallahi iyi yönetiyorsunuz!
MUHARREM
SELAMOĞLU (Devamla) – Bu güçlü ve istikrarlı ekonomisiyle başta Millî Eğitim,
Sağlık, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Ulaştırma, Adalet ve Tarım bakanlıklarımız
olmak üzere tüm bakanlıklarımızın reform niteliğindeki yatırımlar ve dönüşümler
sağlamalarına temel olmuştur.
Millî Eğitim
bütçeden en büyük payı alarak, gençlerimizin en iyi ve modern bir eğitim
almaları için her türlü destek ve yatırım Hükûmetimiz
tarafından yapılmıştır ve yapılmaktadır. Bizlerin açtığı bilgi işlem
sınıflarında ise dünyayla entegrasyonu sağlıyor. Daha
iki gün önce üniversite öğrencilerinin burslarına 20 TL daha eklenerek 200
TL’ye çıkartılmıştır.
Sağlık
Bakanlığımızda ise sağlıkta dönüşüm programları ve temel sağlık hizmetlerinde
iyileştirme, sosyal eşitlik ve adaletin sağlanması amacıyla yurdumuzun dört bir
köşesine yeni modern hastaneler yaptık ve bunlardan bir tanesi de önümüzdeki ay
temeli atılacak olan, Türkiye’deki ikinci akıllı hastanemiz Niğde’mizde inşa
edilecektir.
Sağlık alanında
yapılan bu hizmetleri bütün halkımız takdirle karşılıyor, insanlarımıza en
güzel sağlık hizmetleri vermenin gururu ve sevincini yaşıyoruz.
Ulaştırmada,
yıllardır yapılamayan otobanlar bitirilmiş, insanlarımızın hizmetine sunulmuş.
Ülkemizin dört bir yanını duble yollarla donatarak
insanlarımızın rahat ve huzurlu ulaşımları sağlanmıştır. Ulaştırma
Bakanlığımızın bilişim, deniz, hava yolu, demir yolu ve kara yollarında
yaptıkları bu çalışmalar, iktidarımızın en önemli başarıları arasında kendini
göstermektedir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; İktidarımız dönemine kadar ev almayı hayal olarak
gören dar gelirli vatandaşlarımızın, TOKİ aracılığıyla, ayda 100 TL’den
başlayan taksitlerle sıcak bir yuva sahibi olmaları sağlandı. TOKİ
aracılığıyla, 2002’den bu yana 81 il, 686 ilçede 401 bin inşaat başlattık, 300
bin konutu, sosyal hizmet alanları, okulları ve çevre düzenlemeleriyle
bitirdik.
Tarımda yapılan
hizmetlerde ise, çiftçilerin desteklenmeleri sağlanmıştır. KÖYDES ve BELDES
projeleriyle, köylerimizin ve kasabalarımızın…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız Sayın Selamoğlu.
MUHARREM
SELAMOĞLU (Devamla) – …bütün altyapı hizmetleri, içme suyu şebekeleri ve
yollarının asfaltlanması sağlanmıştır. Bugüne kadar yapmış olduğumuz hizmetleri
insanlarımıza sunarak yaşam standartlarını yükseltmişizdir.
Bu beş dakikalık
süre içerisinde Hükûmetimizin bu kadar, yapmış olduğu
güzel işleri anlatmak mümkün değil.
Sözlerime son
vermeden önce, teveccühleriyle gerçekleri en iyi şekilde görerek bizleri
iktidarda tutan vatandaşlarımıza teşekkür eder, 2010 yılı merkezî yönetim
bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diler, yüce heyetinizi saygıyla
selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Selamoğlu.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Fabrikalar harıl harıl çalışıyor, tıkır tıkır üretiyor!
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Eczanede işler iyi mi?
MUHARREM
SELAMOĞLU (Niğde) – Çalışıyor Sayın Bakanım, çalışıyor. Sizin zamanınızdaki
bakanlığınızı da biliyoruz biz. Fabrikalarımız da çalışıyor, eczanelerimiz de
çalışıyor. En güzel hizmetleri veriyoruz.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Evet, fabrikaların hepsini sattınız. Her şeyi sattınız. İhya
ettiniz, Türkiye’yi ihya ettiniz!
MUHARREM
SELAMOĞLU (Niğde) – Sizin bakanlık döneminizi de biliyoruz. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Sat Allah sat!
BAŞKAN – Madde
üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Süner, buyurun.
TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakanıma sormak istiyorum: Bilindiği üzere
Antalya Büyükşehir Belediyesini Cumhuriyet Halk Partisi kazanmıştır. Vakıflar
Genel Müdürlüğünün 2000 yılı öncesinden gelen bir kamulaştırma davasından
dolayı doğan alacağını bu son dönemde almak için birçok taşınmaza icra
getirmesini, Altın Portakal Film Festivali için daha önce trilyonlar gönderen
Kültür ve Turizm Bakanlığının festivale destek vermemesini, Atatürk Stadı ve
Spor Salonu’nun geri istenmesini nasıl açıklayacaksınız? AKP’li belediye olunca
başka türlü, CHP’li belediye olunca bir başka türlü mü bakılmaktadır? Amaç
halka hizmet değil midir?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Köse…
ŞEVKET KÖSE
(Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
Adıyaman’da 2010 yılında kaç kişi ve kuruluşa suni tohumlama, destekleme primi
ödenmiştir? Bunun için ne kadarlık bir ödenek
ayrılmıştır 2010 yılında ve yine GAP bölgesinin tümünde bu rakam ne olacaktır?
Yine 2010 yılında GAP bölgesi sulama kanalları için ne kadar ek ödenek vardır?
İkinci sorum:
Hububat destekleme paralarının bayramdan önce verileceği duyurulmuştur. Yalnız,
kimi yerlerde bu paraların dağıtıldığı, Adıyaman’da ise henüz dağıtılmadığının
haberini aldım. Bu konuda bilginiz var mıdır? Çiftçinin mağduriyetinin bir an
önce giderilmesi için bir talimat verecek misiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Köse.
Sayın Yıldız…
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan
Sayın Bakan,
vatandaşlarımızın sosyal güvenlik kuruluşlarına ve vergi dairelerine olan
borçlarından dolayı tüm gayrimenkullerine ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir
koymaktadır kurumlar. Vatandaşlarımız sosyal güvenlik ve vergi dairelerine olan
borçlarını ödeyebilmek için bankalardan kredi almak istemekte ya da
gayrimenkullerini satmak istemekte ancak ihtiyati tedbir işlemi olduğu için
üzerinde, satış işlemlerini ya da kredi işlemlerini yapamamaktadır.
Vatandaşlarımız tedbir işlemlerinin sosyal güvenlik ve vergi dairelerinin
alacak miktarı kadar yapılmasını istemektedirler. Genelge ile yapılmıştır bu
düzenleme. Bunu düzeltmeyi düşünüyor musunuz? Çünkü vatandaşlarımız borçlarını
ödeyememektedir.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Akkuş…
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakan; biraz önceki konuşmacılardan Haluk Özdalga “58’inci Hükûmet öncesi
hiçbir şey yapılmadı.” diyor. Ben 2001 yılında Orhun Abideleri bölgesine
gittim. Bilge Kağan’ın parçalanmış olan anıtı restore edilmiş ve yıpranmasını
önlemek üzere bir sundurma altına alınmıştı. Zemin etütleri yapılarak abide
bölgesinin kazı alanları tespit edilmiş, Karabalgasun
Harabelerinin jeofizik etütleri yapılmış, Ahmed Yesevî Türbesi, Timur Türbesi onarımı başlamış, her yıl 6
bin öğrenci ülkemize getirilmiştir. Bunlara birçok iş daha eklenebilir. Daha
sonra da elbette yapılanlar olmuştur, olacaktır da. Yapılanları vatandaş
biliyor, inkâr etmekle nereye varılacağını belirtir misiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İstanbul Eyüp Alibeyköy Çırçır Mahallesi’nde çok geniş bir gecekondu
sakini var. Bunlar -daha önce burası planlanmıştı- gecekondu sahipleri
borçlanmışlardı, paralarını ödemişlerdi. Vakıflara ait bir yerdi. Sonra 4706
sayılı Kanun’la buralar Millî Emlaka devredildi.
Tekrar bu insanlardan çok fahiş değerlerden para isteniyor. Bunu düzeltmeyi
düşünüyor musunuz Sayın Bakan?
Bir de, kamu
kurumları ve kuruluşları belirli, yandaşları kişilerden araç kiralamaktadır.
Araç kiraladıkları kurumlardan birisi de Tayyip Bey’in oğlunun bacanağının
babası olan Zekeriya Karaman, Deniz Fenerinin meşhur kişisi. Bunun Beyaz
Holdingine 2007, 2008 ve 2009 yıllarında kaç araç kiralanmıştır, ne kadar para
ödenmiştir?
Bir diğer sorum
da: Bu resmî kurumlarda hep özel plaka takılmaktadır. Resmî plaka sökülüyor,
yerine özel plaka takılıyor. Dolayısıyla bu bir sahtekârlıktır. Bu şekilde,
resmî plaka söküp de özel plaka takan kaç kişi vardır?
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Bukan…
AHMET BUKAN
(Çankırı) – Sayın Bakan, 2010 yılında büyümenin yüzde 3,5 civarında
gerçekleşmesi ve kademeli olarak yükselerek 2012 yılında yüzde 5 düzeyine
ulaşması hedeflenmektedir. Diğer taraftan, 1 milyon 250 bin kişiye ilave
istihdam imkânı sağlayacağınızı öngörmektesiniz. Bu rakam hâlihazırda
işsizliğin üçte biri seviyesindedir ve orta vadeli program gereği büyümenin
gerçekleşmesine bağlıdır. Sizce bu programınız işsizliğe çare olacak mıdır?
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakan,
buyurun.
Süreniz beş
dakika.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli
arkadaşlar, mahallî idarelere ilişkin, Hükûmetimiz olarak
biz gelir paylarını belli formüller çerçevesinde zaten gönderiyoruz. Bizden
önce olmayan adaleti bizim dönemimizde sağladık. Ha, orada Sayın Aslanoğlu’nun daha önce gündeme getirdiği bazı hususlar
olabilir, her zaman sistem iyileştirilebilir, o ayrı bir konu ama sizin
bahsettiğiniz…
EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Sayın Bakan, Sayın Bakan Komisyonda kabul etti haksızlık olduğunu.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Değerli arkadaşlar, müsaade ederseniz…
BAŞKAN – Sayın
Bakan, siz…
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Bakın, değerli arkadaşlar, ben sorulara cevap
veriyorum. Orada müdahaleyle yani soruya… Sizin zamanınız geldiği zaman sorun
lütfen.
EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Ama yanlış anlama var orada. Zabıtlarda var ama Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Yanlış anlama yok değerli arkadaşlar.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, dolayısıyla orada bir adaletsizlik söz konusu değildir. Uygulamada
tabii ki varsa haksızlıklar giderilir.
Sayın Köse,
Adıyaman’la ilgili çalışma gerektiren bir soru sordunuz. Onunla ilgili olarak
arkadaşlar size bilgi verecekler yazılı olarak.
Hububat
destekleme paralarını biz zamanında Maliye Bakanlığı olarak Tarım Bakanlığına
aktardık. Yereldeki uygulamalarda varsa sıkıntı Tarım Bakanımızla görüşürüz,
onu hallederler.
Sayın Yıldız,
tabii ki kamu alacakları, gerek Sosyal Güvenlik Kurumu gerekse vergi daireleri
tarafından toplanması gereken alacaklar için zaman zaman
devlet bu alacakları garantiye almak için ve sadece borca yetecek kadar, haciz
uygulanır. Borcu olan mükelleflerin kredi imkânlarını kısıtlayacak şekilde
haciz uygulamasına yönelik bir genelge olmadığını arkadaşlar bana bildirdiler.
Hacizli malları ise borçlular, vergi ve SSK idaresinin izni olmadan tabii ki
satamıyor, teminat veremiyor. Dolayısıyla burada aslolan
şu: Kamunun bir alacağı var ve kamunun işlerinin yürütülmesi için de tabii ki
vergi alacaklarının garantiye alınması lazım. Öbür türlü zaten uyum konusunda
ciddi sıkıntılar var. O uyumu arttırmak için de devlet elindeki imkânları… Ve
bu yeni olan bir şey değildir. Ben bildim bileli kamu kendi alacaklarını
garantiye almak için tabii ki ihtiyati haciz uygular.
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Sayın Bakan, kamu alacağı varsa, devletin…
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Değerli arkadaşlar, sadece borcu kadar…
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Kamu, alacağını garantiye alıyor da kendi borcunu ödemiyor,
mahsup yapılması lazım.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Bakın, değerli arkadaşlar, sadece borcu kadar
ihtiyati haciz uygulanır.
Sayın Genç,
İstanbul Alibeyköy’deki soruna bakacağım,
inceleyeceğim, arkadaşlar bana o konuda bilgi verdiklerinde sizi de
bilgilendireceğim. Bu, kamu kurum ve kuruluşlarının araç kiralama meselesine de
bakacağım. Ama, yani, bu tür iddiaları ben her zaman
inceletirim fakat yani sizin de bu türden bir yaklaşımla özellikle kişileri…
Eğer bilginiz varsa getirin bana.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Gazetede var Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Sayın Genç, bilginiz varsa getirin ama, yani, sadece gazete haberlerine veya birtakım iddialara
dayalı olarak… Getirin bize, paylaşın bizimle, biz gerekirse Teftiş Kurulu
olarak inceletiriz bunu.
Değerli
arkadaşlar, 2010 yılındaki makroekonomik öngörülerimiz ve sonrasına ilişkin
makroekonomik öngörülerimiz aslında oldukça mütevazıdır. Neden? Çünkü biz, daha
mütevazı hedef koyup o hedefleri aşmayı tercih ederiz. Dolayısıyla ben,
makroekonomik hedeflerin son derece gerçekçi olduğu kanısındayım. Bugün, mesela
2010 yılı için birçok, Türkiye’de ve yurt dışında, Türkiye’yi analiz eden
kuruluşların 2010 yılı için büyüme öngörüleri yüzde 3,7 ile yüzde 5 arasında
yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla istihdam sorununu çözmek için de Hükûmetimiz zaten büyümenin ötesinde ek inisiyatifler
almış durumdadır.
Dün çok geniş bir
şekilde Hükûmetimizin kısa vadeli, orta vadeli ve
uzun vadeli olarak işsizliği azaltmak için ne tür çözüm önerileri olduğunu
açıkladım. Uzun vadede tabii ki eğitim ve özellikle mesleki açıdan nitelik
artırmanın çok önemli olduğunu ve Hükûmetimizin
eğitime çok büyük önem verdiğini ben vurguladım. Orta vadede, özellikle GAP,
DAP gibi, KOP gibi bölgesel kalkınma projelerine ağırlık verdiğimizi, daha
fazla kaynak ayırdığımızı…
Bakın, mesela, bu
sene sadece GAP’a 4 milyar lira para aktaracağız. 2009 yılında bu 3,3 milyar
liraydı, 2010 yılında 4 milyar lira aktaracağız. 2008-2012 döneminde tam 16
milyar liralık bir yatırım yapılacak. Bu yatırımlar emek yoğundur ve yatırımlar
bittiği zaman, özellikle hektar başına istihdamı da düşündüğünüz zaman ben öyle
inanıyorum ki Güneydoğu’da bırakın göç olmasını Güneydoğu’ya buradan göç olur
diye düşünüyorum.
Kısa vadede ise
tabii ki yine Hükûmetimiz, özellikle yine staj
programları yoluyla, kısa vadeli mesleki edinme programları yoluyla bu
problemleri çözmeye çalışıyor. Türkiye ekonomisi tabii ki başlangıçta bütün
dünyada olduğu gibi ilk aşamada belki istihdamsız bir büyümeyle karşı karşıya
kalabilir. Bu, sadece Türkiye’nin sorunu değildir ama ben öyle inanıyorum ki
Türkiye’deki büyüme güçlü olacak ve tabii ki sürdürülebilir olacak ve bunun
sonucunda da Türkiye’de istihdam yaratılacak.
Teşekkür
ediyorum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Soru-cevap işlemi
tamamlanmıştır.
26’ncı maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN –
Arayacağım Sayın Genç.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Bütün kişisel sözleri AKP’liler alıyor. Başka burada milletvekili
yok mu? (AK PARTİ sıralarından “Sana ne” sesleri)
BAŞKAN – Kabul
etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 12.45
İKİNCİ OTURUM
Açılma
Saati: 12.54
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum.
2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 26’ncı maddesinin oylamasında karar yeter
sayısı bulunamamıştı.
Şimdi maddeyi
yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler…
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Karar yeter sayısı yok Başkanım. (AK PARTİ sıralarından “Var, var”
sesleri)
BAŞKAN – Kâtip
üyeler arasında uyuşmazlık olduğu için elektronik cihazla oylama yapacağız.
Üç dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, madde kabul edilmiştir.
Çalışma süremizin
tamamlanmasına çok az bir süre kaldığı için birleşime saat 14.00’e kadar ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 12.58
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 14.04
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum.
2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
27’nci maddeyi
okutuyorum:
Muhasebe
kayıtlarından çıkarılacak tutarlar
MADDE 27 – (1) 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil
Usulü Hakkında Kanun kapsamında izlenen alacakların dışında kalan ve muhasebe
kayıtlarında bulunan Devlet alacaklarından tutarı 15 Türk Lirasına kadar
olanların tahsili için yapılacak takibat giderlerinin asıl alacak tutarından fazla
olacağının anlaşılması halinde, bu tutarların muhasebe kayıtlarından
çıkarılmasına genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanı, diğer
kamu idarelerinde üst yöneticiler yetkilidir.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ergün Aydoğan,
Balıkesir Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Sayın Başkan, yüce Meclisin değerli üyeleri; 2010
Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 27’nci maddesi üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
arkadaşlar, değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz madde, amme
alacaklarının muhasebe kayıtlarında 15 Türk lirasıyla ilgili takibatta bu
miktarı geçiyorsa bundan vazgeçilmesiyle ilgili.
Tabii, on üç
günden beri Parlamentomuzda 2010 yılı bütçesini görüşüyoruz. AKP sözcüsü
arkadaşlarımız kürsüye çıktığında bu Hükûmetin,
İktidarın eleştirilmemesi gerektiğini, İktidarın Türkiye’de olağanüstü
başarılar sağladığını ve Türkiye’de sorun olmadığını söylediler.
Değerli
milletvekilleri, değerli arkadaşlar, doğru söylüyor olabilirler ama şu anda, on
günden beri başkentte, Ankara’da emek mücadelesi veren, üretmekten ve
çalışmaktan başka düşüncesi olmayan, demokratik haklarını kullanan emekçi
arkadaşlarımız, üreten arkadaşlarımız maalesef ve maalesef İktidarın baskı,
zulüm ve şiddetiyle karşı karşıyadır. Bırakınız bu uygulamanın faşizan bir
uygulama olduğunu, faşizmin ayak seslerini geçmiş resmen bir faşizmdir. (CHP sıralarından
alkışlar)
Başından beri
Cumhuriyet Halk Partisi olarak üreten ve emekten yana gücünü kullanan
arkadaşlarımıza verdiğimiz destek çerçevesinde bugün de Cumhuriyet Halk Partisi
Genel Başkanı Türk-İş’i ziyarete gitmiştir. Tabii, demokratik hak ve özgürlüklerden
bahseden AKP İktidarı, üreten ve emeğini kullanmak isteyen işçileri Milliyetçi
Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin ziyaretlerine izin vermemiştir
arkadaşlar. Bu mudur AKP’nin demokrasi anlayışı? Bu mudur AKP’nin özgürlükçü
anlayışı? Vicdanınıza bırakıyorum. Böyle demokrasi olur mu? Böyle demokratik
hak ve özgürlüğü kullanmak olur mu?
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – Açılım var, açılım!
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Bu arkadaşlar PKK bayrağı mı açtı? Bu arkadaşlar terörist başının
resmini mi astı? Bu arkadaşlar çalışmak istiyorlar, üretmek istiyorlar,
emeklerini üretime kullanmak istiyorlar ama demokratik hak ve özgürlükleri
çoğalttığını iddia eden AKP yönetimi bunlara müsaade etmiyor, üzerlerine pis su
sıkıyor, biber gazı sıkıyor, copla vuruyor. Neden? Çünkü bu arkadaşların elinde
PKK bayrağı yok, bu arkadaşların elinde bölücübaşı
Abdullah Öcalan’ın posteri yok. Eğer o olsa onları saygıyla karşılarsınız,
bürokratlarınızı gönderirsiniz…
KADİR URAL
(Mersin) – Kırmızı halılarla…
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – …kırmızı halı serersiniz. Maalesef, demokrasi anlayışınız bu.
BAŞKAN – Sayın Aydoğan, lütfen…
NECİP TAYLAN
(Tekirdağ) – O halıyı siz serdiniz.
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Demokrasi anlayışınız, ülkeyi bölecek olanlara saygı göstermek,
onların ayağına Habur’a hâkim göndermek, müsteşar
göndermek, devlet protokolüyle karşılamak. AKP’nin demokrasi anlayışı bu
değerli arkadaşlar.
AKP sözcüleri
sürekli olarak sorunların çözüldüğünden bahsediyor. Galiba haklılar. Emekliler
çok iyi durumda, artan maaşları ile birikim yapıyor, yıl
sonunda yurt dışına tatile gidiyor. Emeklilerin hiç şikâyeti yok.
Çalışanlar? Onlar da çok iyi durumda, refahtan pay alıyorlar, aldıkları pay ile
her yıl yatırım yapıyorlar. Ülkede işsizlik yok. “İşsizim.” diyenler kötü
niyetli. Sokakta gösteri yapanlar, çalışmaktan spor yapamadıkları için, spor
olsun diye sokakta polisten pis su, biber gazı yiyor. Yani, bütün sorunları
çözdünüz, ülkede sorun yok. Bu cop yiyen, biber gazı yiyen, üzerine pis su
sıkılan arkadaşlar, spor olsun diye bugün evinden yurdundan barkından
Ankara’nın sokaklarında.
“Millî Birlik,
Kardeşlik Projesi” diyorsunuz. Bugün o insanlar…
HÜSNÜ TUNA
(Konya) – Daha iyi bilirler onlar ne olduğunu?
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Dinle!
Bugün o insanlar,
Ankara’nın meydanında, doğu ve güneydoğudan gelen yurttaşlarımız. Hani sizin
Millî Birlik, Kardeşlik Projeniz? Bunlar sizin kardeşiniz değil mi? Bu
arkadaşları kardeş olarak saymıyor musunuz? Tekel işçilerini kardeş olarak
görmüyor musunuz? Herhâlde, kardeş olarak gördükleriniz, bu ülkeyi bölenler, bu
ülkeyi parçalayanlar ve parçalamak isteyenler.
HAYDAR KEMAL KURT
(Isparta) – Kimi kardeş görüyorsun sen?
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, esnafın da sorunu yok. Sanayiciler, ticarette
sorun olmadığı gibi, gelirlerindeki artışlarla faaliyet alanlarını
genişletiyorlar, gemicilik ile ulaştırma sektörüne giriyorlar, pırlanta ile
mücevherat sektörüne giriyorlar, villa ile emlakçılık
yapıyorlar. Yani, esnafın BAĞ-KUR prim borcu yok, vergi borcu yok. O kadar çok
kazanıyor ki villayla emlakçılık yapıyor, pırlantayla
mücevherat sektörüne giriyor, gemicilikle ulaştırma sektörüne giriyor.
HÜSNÜ TUNA
(Konya) – Toz toprak işiyle uğraşanları da söyle!
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Sizin de bir gemiciğiniz var herhâlde!
Evet, Türkiye'nin
sorunlarını çözdünüz. Maalesef, köylerimizin ulaşım, kanalizasyon, çevre
sorunları çözülmüş. Onlar da şikâyet ve taleplerinde inandırıcı değil.
İlçelerimizin, illerimizin herhangi bir sorunu yok. Sorun dile getirenler iyi
niyetli değil, provokatör olmalılar sizlere göre çünkü
Ankara’da “Ben çalışmak istiyorum.” diyen provokatör, “Ben işsizim.” diyen,
provokatör. Sizin gözünüzde sorunları dile getiren herkes provokatör.
2009 yılında
işsizlik artmadı, cari açık da artmadı Sayın Bakanım. Dış ticaret açığı da
olmadı. Kapasite kullanım oranı da düşmedi. İç ve dış borç da artmadı.
Özelleştirme yoluyla kurumlar satılmadı. Aksine, devlet istihdam yaptı. O kadar
çok yatırım yaptınız ki insanlar sokakta çalışmak için sıraya girdi. Yani
bırakınız sapmayı, yeni istihdam alanları yarattınız. PETKİM’ler,
TEDAŞ’lar, Ereğli Demir Çelik’ler kurdunuz.
Tarımda çiftçinin
şikâyetleri… Onlar da gerçekçi değil. Çünkü Hükûmetiniz
Avrupa Birliği standartları üzerinde çiftçiye destek verdi. Onun için üreten
Türkiye mısır ithal ediyor, onun için üreten Türkiye buğday ithal ediyor, onun
için tarım ülkesi pamuğu unuttu, onun için tarım ürünlerinin birçoğunu ithal
ediyoruz. Tarıma o kadar çok sahip çıktınız ki bugün başta tarımın bütün
alanları olmak üzere, zeytincilik o kadar çok kazanıyor ki artık kazancını
hangi sektöre yatıracağına karar veremiyor değerli arkadaşlar. Hiçbir alanda
planlamanız olmadığı gibi, tarımda da maalesef planlamanız yok. Gidin, bakın,
yanlış ilaçlama sonrasında o zeytincilik bitmek üzere.
Tabii, kadrolaşma
da yapmadınız. Kadrolaşmayı da hakkaniyetli kullandığınızı söyleyebilirsiniz
ama ilahî adalet… Gönen’den bir AKP’li yurttaşımız bir mektup göndermiş. Yani
kadrolaşmanın olmadığı o kadar açık ama ilahî adalet, mektup yanlışlıkla bize
gelmiş. Bir yurttaşımız diyor ki: “Ben Gönenli, kırk üç yaşında, Gönen’de
hatırı sayılır AKP’li yurttaşım.” Ne diyor? Belediye Başkanını şikâyet ediyor,
AKP’yi şikâyet ediyor. “Müftülük Şefi Ziya Değirmenci Gönen Hastanesine
atandı.” diyor. Yani bu Müftülük Şefi hastaneye müdür olarak atanıyor. Tabii
burada da diyor ki: “Şimdi solcuların eline koz verdiniz, keşke bunu
yapmasaydınız.” Ve devam ediyor. Tabii bunun şartları tutmuyor. İçişleri
Bakanlığı Danışmanı Manyaslı Neşat Kırcalı ile yatay geçiş yaptıracağını söylüyor.
Kadrolaşmanız da bu! Yani hakkaniyetiniz, adaletiniz bu! Hani var ya adalet…
VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) – Yanlışlıkla gelen mektubu mu okuyorsunuz?
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Mektup burada, mektup burada. Yazan da AKP’li. “Solculara bizi
ihbar ettiniz.” diyor AKP’li. Tabii hastane cadı kazanı gibi kaynıyor.
Bakarsınız Gönen’e.
Hani sizin Adalet
ve Kalkınma Partiniz var ya, işte adaletiniz bu, hakkaniyetiniz bu!
HÜSNÜ TUNA
(Konya) – Müftülük Şefi vatandaş değil mi?
BAŞKAN – Sayın
Milletvekili, lütfen…
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, biraz önce demokrasi anlayışınızdan bahsettik.
Demokrasi anlayışınızda da biz söylediğimizde çoğu zaman inanmıyorsunuz ama
yabancı kuruluşların değerlendirmesine işinize geldiği zaman itibar
ediyorsunuz.
Bakın, yakın bir
değerlendirme ne diyor? Washington Post demiş ki: “Sayın Başbakan Erdoğan’ın
görev süresi uzadıkça demokratik ilkelere ve Batılı değerlere bağlılığının tam
olmadığı…”
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlar mısınız Sayın Aydoğan.
Buyurun.
ERGÜN AYDOĞAN
(Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Tekrar edeyim.
Bunlara inanırsınız. Bize inanmıyorsunuz, halka inanmıyorsunuz da Washington
Post’a inanırsınız. “Görev süresi uzadıkça Erdoğan’ın demokratik ilkelere ve
Batılı değerlere bağlılığının tam olmadığı ortaya çıkıyor.” diye yazdı
Washington Post.
Washington
Post’un yazmasına gerek yok, Türkiye demokrasinizi on günden beri Ankara’nın
sokağında izliyor. Uyguladığınız faşist ve baskıcı uygulamayı izliyor. Sizin
zaten halk arasında partiyle ilgili isminiz “aldatma ve kandırma partisi”dir.
Umuyor ve
diliyorum ki… 2010 yılının aldatılmayan ve kandırılmayan bir yıl olması
dileğiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
Hüseyin Yıldız, Antalya Milletvekili. (MHP sıralarından
alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 27’nci maddesi üzerinde Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Grubum ve şahsım adına
yüce Meclisi, ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk milletini saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, sözlerimin başında, Tekel işçilerinin sorunlarını anlatmak
için Milliyetçi Hareket Partisine yapacakları ziyareti engellemeleri bakımından
Adalet ve Kalkınma Partisi yöneticilerini kınıyorum. Yani, siz bu otobüslerle
yapılacak olan seyahati engellerken “seyahat özgürlüğünü” engelliyorsunuz.
Türkiye cumhuriyeti bir guguk devleti değildir, bir hukuk devletidir.
İnsanlarımız dilediği yere ziyaret yapabilirler.
Değerli
milletvekilleri, Habur’dan otobüslerle gelen
PKK’lıları devlet görevlileri nezaretinde Diyarbakır’a kadar taşırken göstermiş
olduğunuz kolaylığın ya da hoşgörünün hiç olmazsa bir kısmını da Tekel işçileri
için göstermek durumundaydınız.
Yine, birlik ve
beraberlik ve kardeşlik projenizi sevinçlerinden dolayı otobüslere,
polislerimize molotof atarak kutlayan, karakollara
havai fişek atan, araçları yakan, iş yerlerinin camlarını kıranlara
gösterdiğiniz hoşgörüyü Tekel işçilerine de beklemek bizim hakkımızdır. Tabii
Türk milleti bunları görüyor, bunlar Türk milletinin gözleri önünde cereyan
ediyor.
Değerli
milletvekilleri, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen ve Türkiye Büyük Millet
Meclisine gelen 2010 yılı bütçe tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi
olarak uyarı, tenkit ve tavsiyelerimizi dile getirerek Türk milletinin
sorunlarının çözümü noktasında katkı vermeye çalışıyoruz.
Değerli
milletvekilleri, 2010 yılı bütçesi hakkındaki görüşlerimize gelince: Bu bütçe
inandırıcı bir bütçe değildir. Bu bütçe yetersiz bir bütçedir. Bu bütçe yüzde
3,5 büyüme hedefini yakalayarak krizden çıkışı sağlayacak bir bütçe hiç
değildir. Bu bütçe işsizlik sorununu çözecek, işçimizin, memurumuzun,
esnafımızın, emeklimizin, KOBİ’lerimizin, sanayicimizin, çiftçimizin,
yoksullarımızın, gençlerimizin sorunlarını çözecek bir bütçe değildir. Bu bütçe
borçları çevirebilecek, yatırımları sağlayabilecek bir bütçe değildir. Değerli
AKP milletvekilleri, demedi demeyin.
Değerli
milletvekilleri, bütçe görüşmeleri sırasında başta Sayın Başbakan olarak tüm
bakanlarınız, söz alan tüm Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri, 2002
yılı ve Milliyetçi Hareket Partisinin 1/3 ortağı olduğu 57’nci Hükûmet ile sekiz yıllık AKP Hükûmetini
karşılaştırmaktasınız.
Değerli
milletvekilleri, istatistiksel karşılaştırmaların…
AHMET YENİ
(Samsun) – Ortağını iyi seçeceksin Hüseyin Bey!
HÜSEYİN YILDIZ
(Devamla) – Efendim?
AHMET YENİ
(Samsun) – Ortağını iyi seçeceksin!
HÜSEYİN YILDIZ
(Devamla) – Olur.
BAŞKAN – Sayın
milletvekili, lütfen müdahale etmeyin.
HÜSEYİN YILDIZ
(Devamla) – Bir önceki yılla beş yıllık, on yıllık, yirmi yıllık ya da tüm
tarih süreciyle yapıldığında bir anlam taşımaktadır istatistiksel değerlendirmeler.
Karşılaştırmaların eşit büyüklükler ya da eşit zaman dilimleriyle
yapılabileceğini ya bilmiyorsunuz ya biliyorsunuz da işinize gelmiyor. Sekiz
yıllık AKP Hükûmetinin üç buçuk yıllık Milliyetçi
Hareket Partisinin 1/3 hükûmet ortaklığıyla
karşılaştırılması, ne istatistik ilmine ne etik değerlere ne de vicdana sığmaz.
İlle de “Bizim rakibimiz Milliyetçi Hareket Partisi.” diyorsanız, “Onunla
karşılaştırırız.” diyorsanız, Milliyetçi Hareket Partisinin üç buçuk yıllık hükûmeti ile Adalet ve Kalkınma Partisinin üç buçuk yıllık hükûmet değerlerini karşılaştırdığınız zaman vicdani olur,
etik olur.
Değerli
milletvekilleri, bütçe görüşmeleri sırasında sayın bakanlara soruyoruz, sayın
bakanlar şöyle söylüyorlar: Sağlık Bakanı “Türkiye sağlıkta çağ atladı.” diyor.
Hastalar memnun değil, doktorlar memnun değil, sağlık çalışanları memnun değil,
eczacılar hiç memnun değil. Halk? Onlar da memnun değil. Doktor
sayısı aynı, sağlık çalışanı sayısı aynı. Sayın Bakan diyor ki: “Tıbbi
cihazlar aldık, binalar yaptık. Biz memnunuz.” Biz sizin memnuniyetinizin
sebebini biliyoruz.
Değerli
milletvekilleri, Maliye Bakanına soruyoruz: “Türkiye’de toplam dış borç stoku
224 milyar dolardan 462 milyar dolara çıktı.” diyoruz. Sayın Bakan “Önemli
değil. Biz IMF’ye olan borcu azalttık.” diyor. Tesellisine bakınız. “10,3 olan
işsizlik oranını yüzde 14’e çıkardınız.” diyoruz, önemsemiyorlar. “Yetmiş dokuz
yılda 250 milyar dolarlık dış ticaret açığı verilmiştir. AKP Hükûmetinin sekiz yıllık iktidarı döneminde 327 milyar
dolarlık dış ticaret açığı verdiniz.” diyoruz, Sayın Bakan rakam illüzyonlarıyla bize cevap veriyor.
Millî Eğitim
Bakanına soruyoruz. Diyor ki Sayın Bakan “Cumhuriyet kurulalı beri yapılan
dersliklerin 1/3’ünü AKP hükûmetleri döneminde
yaptık.” diyor. Allah’tan 2/3’ünün cumhuriyet hükûmetlerinin
diğerleri tarafından yapıldığını kabul etmiş oluyor. Sayın Bakana bu 1/3’lük
dersliklerinin kaçta kaçının Hükûmet bütçesinden
yapıldığını, kaçta kaçının hayırseverler tarafından yapıldığını soruyoruz
-yazılı ve sözlü olarak soruyorum- Sayın Bakan bunlara cevap veremiyor.
Ulaştırma
Bakanımız “Yetmiş dokuz yılda 6 bin kilometre duble
yol yapılmış, AKP hükûmetlerinin sekiz yıllık
iktidarında 14 bin kilometre duble yol yapıldı.” diyor ama bu 14 bin kilometre
duble yolun bir şeridinin önceki hükûmetler döneminde
yapıldığını söylemekten imtina ediyor değerli milletvekilleri. Yine bu Bakana
soruyorum ben, yazılı ve sözlü olarak sordum: Bu duble
yolların kaç kilometresinin istimlakini siz yaptınız? Hangi projesini siz
yaptınız? Çünkü yolları yapmanın en zor noktası projesini yapmaktır ve alanları
istimlak etmektir. Sayın Bakandan cevap yok, ya işine
gelmiyor ya doğruları bilmiyor ya doğru söylemek diline yakışmıyor.
Sayın İçişleri
Bakanımız, önceki hükûmetleri terörü önleyememekle
suçluyor. Bakıyoruz, AKP sıralarında yirmi beş yıllık terör sürecinde on yıl
İçişleri Bakanlığı yapmış arkadaşlarımız oturuyor. Eğer bu terör çözülememişse
yirmi beş yılın on yılının sorumluluğu burada oturan o değerli İçişleri Bakanı
arkadaşlarımıza bağlı. Kim bunlar? Sayın Beşir Atalay, Sayın Ülkü Güney, Sayın Abdülkadir Aksu, Sayın Murat Başesgioğlu.
AKP pek çok isim
koyduktan sonra “Millî Birlik ve Kardeşlik” isminde karar kıldı. Sayın Bakan,
biz zaten bin yıldır biriz ve kardeşiz. Siz bu Proje’nizde, önce birlik ve
kardeşliğimizi bozup sonra yeniden birleştirmek, bizi yeniden kardeş yapmak mı
istiyorsunuz? Bir sorunu çözebilmeniz için bu düşünceyle atmış olduğunuz
adımlar daha büyük sorunlara sebep oluyorsa bir yerlerde yanlış yaptığınızı
görmelisiniz. Bu konuda sizleri uyaran Milliyetçi Hareket Partisini hak
etmediği bir şekilde suçlayarak varabileceğiniz bir yerin olmadığını
bilmelisiniz.
Değerli
milletvekilleri, Sayın Başkan; Sayın Başbakan ve bakanlar düştükçe
tahammülünüzün azalmasını herkes hoş görebilir ancak Başbakanlık makamında
oturanların tahammülü azalırsa hiç kimsenin hoş görmeyeceğini bilmelisiniz.
Sayın Başbakan sanıyor ki hep bağırırsa, tehdit ederse etkili olur. Sayın
Başbakan, bazen yüksek sesle konuşursanız etkili olur ama hep bağırmaya
kalkarsanız etkinizi kaybedersiniz. Sayın Başbakan ve bakanlar, etrafınıza
baktığınızda sizleri eleştirenlerden çok övenleri, alkışlayanları görüyorsunuz.
Yaptığınız yanlışları fark etme, önlem alma, muhalefetin iyi niyetle yaptığı
uyarıları anlama ihtimalinizi yok ediyorsunuz. Sayın Başbakan ve bakanlar,
kendileri, çocukları, yakınları, yandaşları için istedikleri ve sizleri
iktidara taşıyan ve kendiniz için istediklerinizi size sağlayan halkımız için
istemez, onlara yokluğu, yoksulluğu, işsizliği, cezaevlerini reva görürseniz
iyi bir başbakan ve iyi bir hükûmet olamazsınız.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız Sayın Yıldız.
HÜSEYİN YILDIZ
(Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli
milletvekilleri, polemiği muhalefetin çıkarması,
iktidarın ikna etmesi gerekirken iktidar olarak polemiği siz çıkarıyor,
muhalefeti suçluyorsunuz. Elbette böyle yaparsanız, yapmaya da devam ederseniz
Meclisin de, sokağın da, çarşının da karışması kaçınılmaz olacaktır.
Değerli
milletvekilleri, Sayın Başbakan Konya’da Mevlânâ
için, Bilecik’te Osman Gazi, Nevşehir’de Hacı Bektaş
Veli ve diğer tarihsel ve inançsal değerlerimiz için toplanan halkımızın önünde
bile suçlayıcı, çatışmacı bir dil kullanmaktadır. Mehter marşının çalındığı
yerde hiç kimseyi tutamayacağınızı bilmeniz gereken makamlarda oturmaktasınız.
Değerli
milletvekilleri, şimdi, Adalet ve Kalkınma Partisi 2002 yılında iktidar olurken
kendilerine üç zarf verilmişti. Şimdi önümüzde gelecek olan seçimde süreniz
doldu, siz de bir üç zarf hazırlayacaksınız, o çok eleştirdiğiniz Milliyetçi
Hareket Partisine o zarfları teslim edeceksiniz.
Bu duygu ve
düşüncelerle 2010 yılı bütçesinin ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinize
saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Şahsı
adına söz isteyen Bayram Ali Bayramoğlu, Rize
Milletvekili.
Buyurun Sayın Bayramoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAYRAM ALİ
BAYRAMOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı bütçesinin
ülkemiz, milletimiz ve Parlamentomuz için hayırlı olmasını diliyor, hepinize
saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Şahsı adına ikinci söz isteyen Kayhan Türkmenoğlu, Van
Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 27’nci maddesi üzerinde şahsım adına söz
almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, 27’nci madde muhasebe kayıtlarıyla ilgili, muhasebe kayıtlarından
çıkarılacak tutarlarla ilgili bir maddedir, bu da 15 Türk lirasıdır. Aslında,
bu maddeyle ilgili söylenecek bir şey yoktur ancak müsaade ederseniz ben
arkadaşlarıma birkaç konuda bilgi sunmak istiyorum.
Şimdi, ülkemizde
72 milyonluk nüfusumuzun hemen hemen hepsi bir
şekilde bu ülke için çalışır, gayret gösterir, sonuçta katma değer üretir ve
ülkemizin gayrisafi millî hasılasını oluşturur.
Gayrisafi millî hasıla, üretim demektir; ülkenin
üretim rakamını, hedefini gösterme demektir. Biz, 300 milyar Türk lirası iken
bu rakamı aldık. Bugün, bütçemizde hedef koymuşuz, 1 trilyon Türk lirası. Demek
ki bu ülkenin gayrisafi millî hasılası, yani üretimi
düşmemiştir, artmıştır.
Enflasyona bakın…
Arkadaşlarımız enflasyonla ilgili çalışmalarını burada bir şekilde eleştirel
anlamda ifade etmişlerdir. Biz “2010 yılı enflasyon hedefimiz yüzde
Ülke tarihinize
baktığınızda, AK PARTİ İktidarı, AK PARTİ Hükûmeti
bana göre cumhuriyet tarihinin en başarılı hükûmetlerinden
birisidir. Bunu ben demiyorum, bunu rakamlar diyor.
OKTAY VURAL
(İzmir) – 57’nci Hükûmet mi?
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Bakın, 1923-1938, yani Kemal Atatürk’ün başında olduğu
cumhuriyet kurulduğu gün büyüme hızımız 7,6, enflasyonumuz yüzde 2.
Menderes dönemi
(1950 ile 1960) büyüme hızımız yüzde 6 ama enflasyon yüzde 10.
Özal dönemi
büyüme hızımız yüzde 5, enflasyon yüzde 49.
2003-2006 büyüme
hızımız yüzde 7,6, enflasyonu biz yüzde 60’tan yüzde 9’lara indirdik.
OKTAY VURAL
(İzmir) – 2009’da eksi yüzde 6, enflasyon yüzde 5.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Beyefendi, hangi 60’tan? Sayın Milletvekili, hangi yüzde 60’tan
aldınız, söyler misiniz?
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Bakın, burada, 2002 yılında biz bütçede vergi gelirleri
anlamında 60 milyar para toplamışız -2002’de- bakın, bugün 195 milyar Türk
lirası hedef koymuşuz. Bu ciddi bir rakamdır. 2009’da bütçe açığının
öngörülenin üstünde olduğunu ifade ediyor arkadaşlarımız.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Beyefendi, 60 değil 30’dan aldınız. Düzeltir misiniz o beyanı?
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bugün, Amerika Birleşik Devletleri
bütçe öngörüsünde, bakın, yüzde 8 sapma olmuştur, Rusya yüzde 16 sapma
yaşamıştır. Bugün, İtalya’da bankalar çökmüştür. Bakın, İtalya’da bankalar
çökmüştür. Somut gösterge mi? Hemen somut gösterge veriyorum: Bakın, bizim
Ankara Milletvekilimiz Aşkın Hanım, İtalya’ya gidiyor, bir restoranda yemek
yiyor, kredi kartını uzatıyor parasını ödemek için. O restoran sahibi diyor ki:
“Biz kredi kartı kabul etmiyoruz.” “Niye kabul etmiyorsunuz?” diye sorunca
diyor ki: ”Kardeşim, bizim bankalarda, harcanan kredi kartlarındaki rakamları
bize geri vermiyorlar yani ücret geri dönüşümünü bankalar yapmıyor.” Bankaların
sıkıntılı olduğunun en bariz göstergesi buradır.
Güzel bir söz
vardır: “Siyasetçi, gelecek seçimi düşünen insandır -bu bir klasik söz- ama
devlet adamı, gelecek nesli düşünen insandır.”
MUSTAFA ENÖZ
(Manisa) – Siz hangisisiniz?
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Normalinde muhalefetimiz siyaset yapabilir, sonuçta
seçim üzerine bir strateji kurmuşlardır ama iktidar partisi, kabinesiyle, Hükûmetiyle, Başbakanıyla gelecek nesli düşünmek
zorundadır. Onun için 58 ve 59’uncu dönemler arasında İktidarımızda 600’e yakın
yasa geçmiştir bu Meclisten. Kim için? Gelecek nesil için.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız.
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Şu iki yıl içerisinde 250’nin üzerinde yasa çıkardık.
Bütün Meclis üyesi arkadaşların hepsine müteşekkirim. Kim için? Ülkemizin
geleceği için.
Avrupa Birliği
uyum yasalarını çıkarıyor muyuz? Çıkarıyoruz. Sosyal Güvenlik Reformu yapıldı
bu Mecliste. Elli yıllık Ticaret Kanunu şu anda değişim aşamasında. Borçlar
Kanunu, demokratik açılım, bunlar bu ülkemizin geleceği içindir.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Gelecek mi bıraktınız Allah’ını seversen ya!
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bakın, buğdayla ilgili bir rakam
vereyim.
Şimdi,
arkadaşlarımız karşı oy yazısında, buğdayın dolar kuru üzerinden yüzde 16 artış
gösterdiğini ifade ediyorlar. Biz öyle dolar molarla
anlamayız. Türk parasına bakın. Biz aldığımızda buğday 220 Türk lirası mıydı?
220 Türk lirası. Bugün kaça alıyor Toprak Mahsulleri Ofisi? 500 liraya.
MUSTAFA ENÖZ (Manisa)
– 380 lira…
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Artış kaç? Yüzde 160. Yüzde 16 nere, yüzde 160 nere?
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Girdileri niye söylemiyorsunuz! İlaç, gübre, işçi, elektrik… Onları
niye söylemiyorsun?
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Bakın, en basit örnek veriyorum. Bugün asgari ücret…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Türkmenoğlu.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Enflasyonu yüzde 60’tan almadınız, düzeltin bari!
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Gönül isterdi ki buradan hepsine cevap vereyim, ama
maalesef zamanımız yok.
Yüce heyeti
saygıyla selamlıyorum. Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Madde
üzerinde on dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Yıldız…
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya)
– Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
vergi incelemelerinde gayrimenkullerle ilgili vergi değeri takdirleri
yapılmakta, vergiler ve cezalar bu rakam üzerinden değerlendirilmektedir. Bu
doğru bir şeydir, ancak vatandaşın bir borcundan dolayı bir haciz tedbiri
alınırken vergi daireleri gayrimenkul değerlemesini yeniden komisyon
oluşturarak yapmaktadır. Vergi ve cezaları için 100 bin TL olarak belirlenen
gayrimenkul, devletin haciz tedbiri için 50 bin TL olarak belirlenmektedir. Bu
yapılanı devletin ciddiyetine uygun buluyor musunuz? Bulmuyorsanız düzeltmeyi
düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Cengiz…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Çanakkale) – Sayın Başkan, önce hakkımı koruyamadığınız ve hakkımı
vermediğiniz için hakkımı helal etmiyorum.
Sayın Bakana
soruyorum: Maliye Bakanı olarak hiç hesapladınız mı veya elinizde resmî bir
veri var mıdır, Türkiye Cumhuriyeti devleti kaç kalem mal ithal etmektedir?
Kaçak ithalat var mıdır? Kaçak ithalat varsa kaçak ithalatın reel ithalata
oranı kaçta kaçtır? Bu ekonomik işgale karşı bir tedbir, önlem var mıdır? Yoksa, Türkiye tüketim ülkesi olma yolunda ilerlemekte
midir? Neler söyleyebilirsiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Enöz…
MUSTAFA ENÖZ
(Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakana
soruyorum, birkaç defa sorduk ama bunun cevabını alamadık: Bu varlık barışıyla
ilgili çıkardığımız kanun çerçevesinde ülkemize bugüne kadar ne kadar döviz
girmiştir?
Bir diğer sorum
da, kamuda kaç özürlü kadrosu bulunmaktadır? Bunun ne kadarı kullanılmıştır? Ne
kadar boş kadro bulunmaktadır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Aydoğan…
ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Biraz önceki amme
alacaklarıyla ilgili, 15 TL’nin altında olup tahsili imkânsız hâle gelen
tutarların toplamı ne kadardır? Bu konuda bir çalışma var mıdır? Yani alacak
tutarı 15 TL olan toplam, total olarak ne kadar devletin alacağı vardır?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Akkuş…
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakan; hafta başında İçişleri Bakanımız aşiret
reisleri ve Irak yetkilileriyle birlikte bir toplantı yapmak üzere Irak’a
gitti. Bu toplantıya katılanlar kimlerdir? Mahmur kampı yöneticisi ve -dilim
varmasa da sormak istiyorum- PKK temsilcisi katıldı mı? Sayın İçişleri Bakanı
Mahmur kampına da gitti mi? Bu toplantıda hangi konular konuşuldu ve ne
kararlar alındı?
İki: Tekel
işçilerinin parti liderleriyle görüşmeye gitmelerine mâni olurken, Mahmur’dan
ve Kandil’den gelenlere niçin âdeta kucak açtınız? Tekel işçileri açılımın
içinde yok mu?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Süner…
TAYFUR SÜNER
(Antalya) – Sayın Başkanım, Sayın Bakana sormak istiyorum: Son bir yıllık
dönemde şekere yüzde 5, suya yüzde 9, elektriğe yüzde 10, doğal gaza yüzde 23
ve akaryakıta her ay zamlar yapılmaktadır. Elektriğe yüzde 10’luk yeni bir zam
yolda mıdır?
2010 yılı
içerisinde doğal gaza da toplam yüzde 25 zam öngörmektesiniz. Halkımızın yaşam
standardını yükseltmek için kamu çalışanlarımızın maaşlarına ne kadar zam
yapacaksınız? Yüzde 2,5 artı yüzde 2,5 zam oranında kararlı mısınız? “Benim
memurum işini bilir.” anlayışının sizde de devam ettiğini söyleyebilir miyiz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Işık...
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, PTT
il müdürlüklerinde çalışan posta dağıtım memurlarına yaklaşan yılbaşı nedeniyle
millî piyango bileti de sattırıldığı yönündeki iddialar ne derece doğrudur? Bu
iddialar doğru ise böyle bir uygulamayı ne derece etik ya da ahlaki
buluyorsunuz?
İki: 2010 yılında
bu madde hükmüyle 15 TL’nin altında kalarak ne kadar devlet alacağının
silinmesi beklenmektedir?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Tankut...
YILMAZ TANKUT (Adana)
– Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan,
Çalışma Bakanı olarak, bugün parti genel merkezlerini ziyaret etmek isteyen
Tekel işçilerimizin ve dolayısıyla onların yanında olan biz milletvekillerinin
seyahat etme özgürlüğü elinden alınmıştır. Yani Tekel işçilerimizin parti genel
merkezlerini ziyaretleri engellenmiştir.
Çalışma Bakanı
olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu durum bir çatışmaya yol
açmayacak mı? Siz Çalışma Bakanı olarak mı görev yapmak istiyorsunuz, yoksa
“Çatışma Bakanı” olarak mı anılmak istiyorsunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakan,
buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Önce, en son bana sorulan soruyla
ilgili bir şey söyleyeyim: Siz gerçekten seyahat özgürlüğünün Evrensel
Beyanname’deki tanımını biliyor musunuz? Yoksa bunu böyle “denk gele” mi
kullanırsınız?
YILMAZ TANKUT
(Adana) – Efendim, cevap verin! Yani böyle bir yetki var mı?
BAŞKAN – Sayın
Bakanım, lütfen… Soruya cevap verelim Sayın Bakanım.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Şayet… Ben de aslında konuyu açabilmek
için soru sordum.
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Sizin de öyle bir sınav yapma yetkiniz var mı? Cevap vereceksiniz!
Vermiyorsanız kalkar gidersiniz.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sadece konuyu açabilmek için sordum
arkadaşlar. Başka bir niyetle sormadım.
ERTUĞRUL
KUMCUOĞLU (Aydın) – Sayın Bakan, her şeyi siz biliyorsunuz zaten!
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Normal şartlarda, eğer siz bunu o
anlamda soruyorsanız ben o sorunuza cevap veririm zaten ama lütfen o konudaki
ayrıntılara bir bakalım.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Anladığınız kadarına cevap verin.
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Anladığınız kadarıyla… Fazla eziyet etmeyin kendinize.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Şimdi, öncelikle dilimin döndüğü
kadarıyla, daha doğrusu vaktimin yettiği kadarıyla size, sorduğunuz sorulara
cevap vereceğim, diğerlerini de yazılı olarak cevaplandıracağım.
Varlık barışıyla
ilgili olarak bugüne kadar yurt dışından beyan olunan miktar 13 milyar 355
milyon 198 bin 699 lira, yurt içinden beyan olunan miktar ise 11 milyar 186
milyon 561 bin 806 lira; bu, 12 Aralık tarihi itibarıyla ortaya konulan
beyanlar.
Hacizlerle ilgili
olarak sorulan soruya cevabım: Gayrimenkullerin alım satım bedelinin günün
koşullarına uygun olarak beyan edilmesi esastır. Alım satım bedelinin eksik
beyan edilmesi hâlinde gerekli cezalı tarhiyat yapılıyor. Hacizli malların
satışı hâlinde ise satış komisyonları tarafından hacizli mallar değer takdiri
yapılmaktadır. Dolayısıyla iki konu birbirinden bütünüyle ayrıdır, ayrı ayrı değerlendirmek gerekir.
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Hiç ayrı değil Sayın Bakan, bir ay önce yeniden değerleme
yapıyorsunuz… Size bir şey demeye gerek yok, dinlemeye de gerek yok!
ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – 15
liranın altında olup da silinen borçlarla ilgili miktarlar hakkında da size
bilgi arz edeyim: Bütçe kanununun verdiği yetkiye istinaden merkezî yönetim
kapsamındaki idarelere ait alacaklardan 2007 yılında toplam 17 milyon 203 bin
304 TL, 2008 yılında toplam 2 milyon 241 bin 350 TL ve nihayet 2009 yılında
toplam 5 milyon 391 bin 609 TL tutarında alacak silinmiştir.
Yüzde 2,5 ile
alakalı olarak ise: 2010 yılı Ocak ve Temmuz aylarında, daha önceden de
kamuoyuyla paylaşıldığı gibi, yüzde 2,5 artı yüzde 2,5 zam yapılacak. Ayrıca,
verilen zamlar enflasyonun altında kalması hâlinde, enflasyon zammı da
verilecektir. Böylece 2010 yılında, çalışanların enflasyon üzerinde bir zam
almaları kesin olarak sağlanacaktır. Nitekim bundan önceki yıllarda da yapılan
mukayeselere baktığımızda, dönem sonlarında, az veya çok, her hâlükârda reel
bir artış sağlanması mümkün kılınmıştır.
Kamuda toplam,
yaklaşık 50 bin civarında özürlü kadrosu bulunmaktadır. Bunlardan 12 bin tanesi
çalışmakta, açık kadrosu sayısı ise 38 bin civarındadır. Bütçe kanununda
yapılan bir değişiklikle 38 bin kadronun tamamının kullanılmasına imkân
verilmiştir ve Çalışma Bakanlığımız da özellikle kamu kurumlarında özürlülerin
çalıştırılması konusunda özel bir çalışma başlatmış, takibini yapmaktadır. Kamu
kurumlarına, 2010 yılında, bu boş kadrolar mümkün olduğu kadar doldurulacaktır.
Bilgilerinize
sunuyorum.
Geri kalan
sorular için yazılı cevap vereceğim Sayın Başkan.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Sayın Akçay,
buyurun.
ERKAN AKÇAY
(Manisa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Başbakan
Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek ekim ayında Hükûmet
adına yaptığı bir açıklamada, kamuda çalışan uzmanların maaşlarının eşitlenmesi
için çalışma yaptıklarını ve kasım ayında Meclise getireceklerini ifade etti.
Devlet Bakanı Sayın Hayati Yazıcı da Plan ve Bütçe Komisyonunda, çalışma
yaptıklarını, kasım ayında Meclise sunacaklarını ifade etmiştir. Aralık ayı sonuna
gelmemize rağmen, komisyona hâlâ bir tasarı gelmemiştir. Bu konuda çalışmalar
ne aşamadadır? Tasarı Meclise muhtemelen ne zaman getirilecektir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakan,
buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bu uzmanların durumuyla ilgili
çalışmalar devam ediyor. Çalışmalar tamamlandıktan sonra sizlerle de
paylaşacağız arkadaşlar.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Soru-cevap işlemi
tamamlanmıştır.
27’nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
28’inci maddeyi
okutuyorum:
Gelir ve
giderlere ilişkin diğer hükümler
MADDE 28 – (1)
4046 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki nakit
fazlası tutar, Fon tarafından Hazine İç Ödemeler Muhasebe Birimi hesaplarına
aktarılır ve genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir. Anılan
Kanunun geçici 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası, geçici 24 üncü maddesinin
ikinci fıkrası ile 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin beşinci fıkrası kapsamında
öngörülen ödenek kayıtları yapılmaz. Ayrıca, 4046 sayılı Kanunun geçici 24 üncü
maddesinin ikinci fıkrası ile 4628 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinin beşinci
fıkrasında öngörülen özel gelir kayıtları yapılmaz. Bu gelirler genel bütçenin
(B) işaretli cetveline gelir olarak kaydedilir.
(2) Hükümet
konaklarının yapımının programlanması, satınalınması,
kiralanması ile onarımlarının yapılması işleri İçişleri Bakanlığınca yürütülür
ve bunlara ilişkin giderler bu amaçla anılan Bakanlık bütçesinde yer alan
ödeneklerden karşılanır.
(3) 22/2/2005
tarihli ve 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 51 inci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendi ile 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 68
inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca il özel idareleri ve
belediyelerin ileri teknoloji ve büyük tutarda maddi kaynak gerektiren alt yapı
yatırımlarında Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığının teklifi üzerine
Bakanlar Kurulunca kabul edilen projeleri için yapılacak borçlanmalar, 5302
sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5393 sayılı
Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi kapsamında hesaplanan
faiz dahil borç limitinin hesaplanmasına dahil edilir.
Ancak, il özel idareleri ve belediyelerin Avrupa Birliği ile katılım öncesi
mali işbirliği çerçevesinde desteklenen projelerinin finansmanı için sağlanan
borçlanmalar ile hükümetlerarası ikili mali işbirliği
protokolleri kapsamındaki projelerinin finansmanı için sağlanan borçlanmalar
söz konusu borç stokunun hesabında dikkate alınmaz.
(4) 657 sayılı
Kanunun 202 nci maddesi uyarınca çocuk için
verilmekte olan aile yardımı ödeneğinde, 15/1/2010
tarihinden itibaren aynı maddede öngörülen sayı sınırlaması dikkate alınmaz.
(5) 375 sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamenin 1 inci maddesinin (D) bendine göre yapılacak
tazminat ödemesi, 1/1/2010 tarihinden itibaren 750 TL
olarak uygulanır.
(6) Anadolu
Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesinin 31/12/2009
tarihi itibarıyla uzaktan eğitim uygulayan İktisat, İşletme ve Açıköğretim Fakültesine ait hesaplarda yer alan kasa ve
banka hesabı bakiyesinin 250 milyon TL’si genel bütçeye gelir kaydedilmek
üzere, 2010 yılı Şubat ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığı Merkez Muhasebe Birimi
hesabına aktarılır. Aktarılan bu tutarı, bir yandan genel bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir, diğer yandan 5467, 5662 ve 5765 sayılı Kanunlarla yeni kurulan
üniversitelerin yatırım projelerinde kullanılmak üzere Üniversitelerin
Desteklenmesi Projesi (ÜNİDES) kapsamında Maliye Bakanlığı bütçesinin
12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.3 tertibine ödenek
kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir. Ayrıca, söz konusu bakiyenin 250 milyon
TL’si Şubat ayı sonuna kadar Yükseköğretim Kurulu hesabına aktarılır. Aktarılan
bu tutarı, bir yandan Yüksek Öğretim Kurulu bütçesinin (B) işaretli cetveline
öz gelir, diğer yandan (A) işaretli cetvelinin mevcut veya yeni açılacak
tertiplerine ödenek kaydetmeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir. Sermaye
ödenekleri, yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir. Ödenek
kaydedilen bu tutar, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 10 uncu maddesi
kapsamında yürütülen yükseköğretim kurumlarının bilimsel araştırma projeleri
ile yurt içi ve yurt dışı öğretim elemanı ve öğrenci değişim programlarının
desteklenmesi ve yurt içi ve yurt dışında öğretim üyesi ve araştırmacı
yetiştirilmesi amacıyla söz konusu maddede belirtilen usul ve esaslar
çerçevesinde kullanılır.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Faik Öztrak, Tekirdağ Milletvekili. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 28’inci maddesi
üzerinde grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bütçe müzakereleri süresince biz yedi yılda ekonominin nereden
nereye geldiğini ifade etmeye çalıştık ve bu çerçevede şunu söyledik, dedik ki:
AKP İktidarı 2002 yılında 149 tane gelişmekte olan ülke arasında büyüme
bakımından 29’uncu sırada olan bir ekonomi devraldı ama 2009 yılında Türkiye bu
ligde 136’ncı sıraya düştü. Bu neden oldu? Bunu sorduk.
Yine dedik ki:
Türkiye, AKP İktidara geldiğinde, G-20 ülkeleri içinde baştan, büyüme
bakımından, önden 3’üncü sıradaydı, 2009 yılına geldiğimizde 17’nci sıraya,
yani sondan 3’üncülüğe düştü. Bu neden oldu diye sorduk. “Krizden” diye
birtakım açıklamalar yapıldı. Oysa öyle değil. Aradaki dönemlere de baktığımız
zaman, Türkiye'nin, AKP İktidarı döneminde büyüme bakımından sürekli kan
kaybettiğini görüyoruz. Yani 2007’de 149 ülke arasında 100’üncü sıraya
düşmüşüz. 2007’de kriz yok. Yine G-20 arasında 2007 yılında 9’uncu sıraya
düşmüşüz. 2007 yılında yine kriz yok.
Sonra,
enflasyonun düşürüldüğü söylendi. Ben şunu söyleyeyim sayın milletvekilleri:
Türkiye, enflasyon hedeflemesi yapan dünyadaki tüm merkez bankaları içinde 2010
yılında en yüksek enflasyonu hedefleyen ülke. Yani burada da bir başarı
hikâyesi yok.
Bütün bu
eleştirilerimize karşı, İktidar “Siz geçmişte yaşanan krizlere bakın, dövize
bakın, faize bakın.” dedi. Oysa ekonomide performans iki şeyle ölçülür: Büyüme,
işsizlik. Döviz, faiz bizleri o noktaya götüren parametrelerdir.
Yine yabancı
bankaların bu sefer 2050 senaryolarına sığınıldı. 2050’de ne kadar iyi
olacağımız söylendi. Çokça da burada izledim baktım, “Siz geçmişi bırakın,
2010’a bakın.” dendi. Şimdi, burada 2010’a da bakmakta yarar var. 2010 yılında
Türkiye nerede olacak? Bakın, ben bu rakamları uluslararası kabul görmüş
uluslararası istatistiklerden alıyorum, uluslararası kuruluşların ürettikleri
istatistiklerden alıyoruz. 2010 yılında, Türkiye, 149 ülke arasında 65’inci
sırada olacak. 29’uncu sırada olmak mı iyi, 65’inci sırada olmak mı iyi? Bunu
takdirlerinize bırakıyorum. Yine, G-20 arasında 5’inci sırada olacağız. 3’üncü
sırada olmak mı iyi, 5’inci sırada olmak mı iyi? Bunu da takdirlerinize
bırakıyorum.
Değerli
milletvekilleri, birkaç gündür medyada Dünya Bankasının yayınladığı bir
rapordan bahsediliyor ve bu raporda deniyor ki: “Türkiye, dünyada bu krizden en
hızlı çıkacak olan ülke.” Bakıyorum, saygın birtakım yazarlarımız da bu raporu
esas alıp bunun üzerine çeşitli senaryoları kaleme alıyorlar. Ekonomide
gördüğümüz gerçekler ile bu yazılanlar arasındaki derin uçurum bizleri bu
rapora dönüp bu raporda ne denmiş diye bakmaya sevk etti ve söz konusu
çalışmayı Dünya Bankasının İnternet sitesinden aldık, siz de bunu
yapabilirsiniz. Aslında, aynı anketten… Bir anket yapılmış ve bu anketten
yararlanılarak da iki çalışma yapılmış. Ankete katılan ülkeler şunlar:
Bulgaristan, Macaristan, Latviya, Litvanya,
Romanya ve Türkiye. Bu toplam altı ülkede 1.686 şirkette bir çalışma yürütülmüş
ve bu çalışmada şu tespit edilmeye çalışılmış: 2007 sonu ile 2009 yılı Haziran,
Temmuz dönemi arasında şirketlerde ne olmuş? Buna bakmaya çalışmışlar. Rapora
dönüp baktığımız zaman, içeride yazılanlar ile bu raporda yazılanlar arasında
çok ciddi bir çelişki olduğu anlaşılıyor. Raporun hiçbir yerinde, baktım,
“Türkiye, Doğu Avrupa’da küresel mali krizden en hızlı çıkabilecek ülke
olacaktır.” ifadesi yok. Peki, medyaya bu haberi kim servis etti diye
baktığımda, kaynağın Anadolu Ajansı olduğunu gördüm. Yani, ilk ulusal kurumumuz
olmasıyla övündüğümüz “Kamuoyunun iç ve dış en doğru haber ile aydınlatılması
ihtiyacı göz önüne alınarak kurulmuştur.” diye Ulu Önderimiz tarafından ifade
edilen ve tarihi, cumhuriyet tarihimizle eş olan Anadolu Ajansı. Şimdi, Anadolu
Ajansının geçtiği orijinal haberdeki ifade aynen şu: “Dünya Bankası anketine
göre Türkiye yüzde 7 ile bölgede en yüksek (krizden) çıkış oranına sahip
bulunuyor. Türkiye aynı zamanda en fazla istihdam değişikliği
oranına da sahip durumda. Ankete göre, Aralık 2007 ile Haziran 2009
arasında sürekli istihdamda yüzde 8’in üzerinde bir azalma oldu.”
Şimdi, ifade
bozukluklarına girmeyeceğim ama bir şey oldukça dikkat çekici: “Çıkış oranı”
ifadesinin önüne parantez içinde bir “Krizden” ibaresi eklenmiş ve böylece
ekonomi literatüründe hiç duymadığımız bir “Krizden
çıkış oranı” icat edilmiş. Medya da, Dünya Bankasının bu raporuna hiç bakmadan,
Anadolu Ajansının haberini alarak -tabii, herkes bekliyor, bir an önce bu
krizden çıkmak istiyoruz, biz de istiyoruz, bir an önce insanımızın yüzü gülsün
istiyoruz- “Krizden en hızlı çıkacak ülke biz olacağız” diye manşetleri atmaya
başlamış.
Ama işin
trajikomik tarafı şu sayın milletvekilleri: Dünya Bankası aslında diyor ki: “Bu
çalışmanın kapsadığı dönemde yani 2007 ile 2009 ortası arasında Türkiye’deki
şirketlerin yüzde 7’sinin piyasadan çıktığını yani kapandığını ya da kapanma
sürecinde olduğunu ve bu oranın altı ülke içinde en yüksek oran olduğunu” ifade
ediyor.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Batıkta en yüksek.
FAİK ÖZTRAK
(Devamla) – Bizim ajansımız da “Çıkma” lafını görünce, olsa olsa
bu krizden çıkmadır deyip, yapıştırıyor “Krizden çıkma oranında birinci olan
ülke Türkiye.” Hayır arkadaşlar, krizden çıkma
oranında değil…
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Batıkta, batıkta…
FAİK ÖZTRAK
(Devamla) – …şirketlerin batması oranında, şirketlerin bu piyasadan çıkması
oranında Türkiye birinci olmuş.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – AKP battı, batırıyor.
SONER AKSOY
(Kütahya) – Yüzde 8 de giriş var.
FAİK ÖZTRAK
(Devamla) – Orada giriş yok, anket yapmışlar, toplam şirket içinde çıkan şirket
sayısına bakmışlar, en yüksek oran bizde. Ama önemli olan, Anadolu Ajansı gibi
bir kurumun bunun yanına krizden çıkışı yapıştırıp “Krizden en önce çıkacak
olan ülke biziz.” diye bunu yazması, bizim basınımızın da hiç incelemeden bunun
peşine düşmesi.
Değerli
arkadaşlarım, bu yanlış bir an önce düzeltilmelidir. Yarın bütçenin son günü,
tavsiye ederim Hükûmet ve iktidar partisi sözcüleri
de bu haberi hiç kullanmasınlar, çünkü Dünya Bankasının böyle bir şey dediği
doğru değildir ama bu rapor önemlidir. Bu rapor neden önemlidir? Şunu
söyleyeyim değerli milletvekilleri: Şimdi, bu raporda Türkiye'nin 1’inci olduğu
bir başka kategori daha var, o da istihdam. Yani ortalama şirket başına
istihdam kaybı bu bir buçuk yıllık dönemde ne kadar olmuş? Buna baktığınız
zaman bu ülkeler içinde ortalama oran 3 kişi, Türkiye’de, bizde ise 9 kişi ve
birinciyiz. Yani şirket başına 9 kişi bizde işini yitirirken başka ülkelerde
ortalama 3 olmuş.
Bir başka oran kapasite kullanımı. Yine, burada da en düşük 3’üncü kapasite kullanım oranına sahip
ülke Türkiye’dir ve bu Haziran 2009, yani vergi teşviklerinin olduğu bir dönem.
Yine,
satışlardaki gerilemeye baktığımız zaman Türkiye yine 3’üncü sırada.
Yine, finansal
kırılganlık göstergelerini aldığımız zaman Türkiye Romanya’nın ardından 2’nci
sırada, borçların satışlara oranı olarak baktığımız an; çok borçlu Türk
şirketleri. Bunu uzatmak mümkün. Bu raporu Hükûmet yetkilileri alıp iyi incelemeli, Anadolu Ajansının
haberine bakmamalı.
Benim bu rapor
üzerine söylemek istediğim şey şu: Bütçeyi tartışıyoruz, önümüze bir bütçe, bir
de Orta Vadeli Program geldi. Buradaki büyüklüklere bakın, büyümeye bakın,
işsizlik oranına bakın, yine önümüze gelen bütçede harcamaya bakın, gelire
bakın ve borçlanmasına bakın. Bütün bunlara baktığınız zaman ortaya çıkan bir
tablo var arkadaşlar. Tablo şudur: Bu bütçeyle Türkiye, büyüme sürecine en geç
dönen ülke olacaktır. Zaten Orta Vadeli Program’a baktığımız zaman da
Türkiye'nin bu süreçte toparlanmasının uzunca bir süre alacağı çok açık bir
şekilde ortadadır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen tamamlar mısınız.
FAİK ÖZTRAK
(Devamla) – Usulden olduğu için bu bütçenin ülkemize hayırlı olmasını dilemek
istiyorum. Ama şunu da çok açık biliyorum. Bu bütçe bu ülkenin çalışanına,
çalıştıranına, memuruna, emeklisine, çiftçisine, esnafına hiç de hayırlara
vesile olmayacaktır.
Saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Madde üzerinde
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Beytullah
Asil, Eskişehir Milletvekili… (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye
Büyük Millet Meclisinde görüşülmekte olan 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı’nın 28’inci maddesi üzerinde görüşlerimi ifade etmek üzere söz
aldım. Bu vesileyle yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime birkaç
hatırlatma yaparak başlamak istiyorum. Üniversitelerin araştırma projeleri için
döner sermaye gelirlerinden bir pay ayrılır. Araştırma proje giderlerinin çok
büyük bir bölümü buradan karşılanır. Yine böyle, yılın son günlerinde yapılan
bir operasyonla yıl sonuna kadar bu fonda harcanmayan
paralar bloke edildi, harcanmasına müsaade edilmedi.
Yine, 2008
yılında 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nda, muhalefetin bütün
itirazlarına rağmen değişiklik yapıldı. Bu fonun amacı, oluşturulan kaynağa,
işsiz kalmaları durumunda işsiz kalan işçilerimize ödeme yapılmasıydı.
İşçilerimiz fon kaynaklarına ulaşmakta kolaylık ve ödemelerin artırılmasını
beklerken değişiklik yapıldı, ancak bu yönde beklentiler doğrultusunda değil;
fonun nema gelirlerinden, 2008 yılında 1 milyar 300 milyon lirası, yine
2009-2010 yılı nema gelirlerinin dörtte 3’ü, 2011-2012 yılı nema gelirlerinin
dörtte 1’i genel bütçeye aktarıldı. Bunları niye aktardım? Az sonra ifade
edeceklerime mihenk taşı olsun diye. Bu Hükûmet bu konularda
sabıkalı. Para görünce dayanamamakta.
Değerli
arkadaşlarım, bu yıl da 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Plan ve
Bütçe Komisyonunda görüşülürken verilen bir önergeyle Anadolu Üniversitesi
döner sermaye işletmesinin 31/12/2009 tarihi itibarıyla,
uzaktan eğitim uygulayan iktisat, işletme ve açık öğretim fakültelerine ait
hesaplarda yer alan kasa ve banka hesap bakiyesinin 250 milyon TL’si genel
bütçeye, 250 milyon Türk lirası da Yükseköğretim Kurumu hesabına aktarılmak
istenmektedir.
Değerli
milletvekilleri, Anadolu Üniversitesi ile ilgili birkaç hususu ifade ederek bu
güzide üniversitemizi sizlere tanıtmak istiyorum. Eğitim Bilimleri, Engelliler,
Fen Bilimleri, Sağlık Bilimleri, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Sosyal Bilimler,
Uydu ve Uzay Bilimleri Enstitüsü olmak üzere yedi enstitüyü bünyesinde
barındırmakta. Eczacılık, Edebiyat, Eğitim, Fen, Güzel Sanatlar, Hukuk,
İktisadi ve İdari Bilimler, İletişim, Mühendislik-Mimarlık, Devlet Konservatuvarı, Açık Öğretim Fakültesi, İktisat Fakültesi,
İşletme Fakültesi olmak üzere on üç adet fakülteyi bünyesinde taşımaktadır.
Açık Öğretim Fakültesi bugüne kadar 950 binin üzerinde mezun vermiş, hâlen
milyonun üzerinde de kayıtlı öğrencisi bulunmaktadır. Yine altı adet
yüksekokul, üç adet meslek yüksekokulu, bu fakülte ve yüksekokulların bazıları
da bir ilk olarak önderlik etti, Sivil Havacılık Yüksekokulu, İletişim
Bilimleri Fakültesi gibi. Bugüne kadar binlerce mezunuyla Açık Öğretim
Fakültesi bu ülke eğitimine son derece önemli katkılarda bulundu.
Dünya dil
ailesinin en eski, en yaygın konuşulan dillerinden olan Türkçeyi öğretmek ve
Türkçeyi, iletişim dili olarak iş ve sosyal çevrelerde kullanılabilecek düzeye
erişmesini teminen İnternet üzerinden tüm dünya
ülkelerinden erişilebilen Türkçe Sertifika Programı başlattı. Bu programa, hiç
Türkçe bilmeyenlerin katılma imkânı sağlandı. Yine bu Türkçe Sertifika
Programı’na “Avrupa Dil Ödülü” verildi. Avrupa Dil Ödülü, 1999 yılından bu yana
Avrupa ölçeğinde yeni, üretici ve başarılı dil öğretme ve öğrenme uygulamalarına
verilmektedir.
Anadolu
Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi,
Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Bilecik Şeyh Edebali
Üniversitelerini bünyelerinden çıkarttı. Hâlen de bu üniversitelere başta
öğretim üyesi desteği olmak üzere bu üniversitelerin yanında olmaya devam
ediyor.
Değerli
milletvekilleri, Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek Plan Bütçe Komisyonunda
önerge üzerinde görüşlerini ifade ederken şöyle diyor, tutanaklardan aynen
okuyorum: “Üniversitenin, o kaynağı son yıllarda kullanmadığı, kullanamadığı
ortada çünkü gelişmiş bir üniversite ve biz üniversiteyle görüştük, YÖK’le
görüştük. Hem üniversitenin hem YÖK’ün bu konuda bize olumlu
görüşü söz konusu.”
Sayın Bakan,
başka türlü ifade etmek istemiyorum ama resmen sizi yanıltmışlar. Bu para,
iktidara geldiğiniz günden bu yana kullandırılmamaktadır. Üniversite bu parayı
kullanmak için defalarca Devlet Planlama Teşkilatına müracaat etmiş, her
seferinde yatırımlara onay verilmemiştir. “İhtiyacı yok.” Diyorsunuz. Bir örnek
vereyim mi: Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1993 yılında
kuruldu. Eğitime başladığı yıldan bu tarafa hâlen binası yok. Bu yıla kadar
Eğitim Fakültesinin binasında geçici olarak barınmak zorundaydı. Değerli
arkadaşlarım, “İhtiyacı yok.” diyorsunuz, ama izin vermiyorsunuz.
Sivil Havacılık
Yüksekokulunun pisti eğitim uçuşlarına, sivil uçaklara açıldı. Pistin
genişlemesi ve uzatılması lazım. Yıllardır yılan hikâyesine döndü. Bu kaynağın
oralarda acilen kullanılması gerekir. Sivil Havacılık Yüksekokulu
Türkiye’de ilk sivil pilot yetiştiren bir fakülte, yüksekokul, dört yıllık
yüksekokul. Sivil eğitim uçaklarına ihtiyacı var, izin vermiyorsunuz.
Ondan sonra da “Bu para kullanılmıyor.” diye genel bütçeye, YÖK bütçesine
aktarmaya çalışıyorsunuz.
Değerli
arkadaşlarım, “Üniversitenin olumlu görüşü var.” deniyor. Üniversiteye, sadece
YÖK Başkanı arayıp “Hükûmetin böyle bir tasarrufu
olacak, bu konuda size bilgi vermek için aradım.” ifadesinden başka, görüş dahi
sorulmamıştır.
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Her şey yalan bunlarda.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – “1 trilyon para var.” dediler.
BEYTULLAH ASİL
(Devamla) – Komisyonda söylemişsiniz, ama Eskişehir milletvekillerin de olumlu
görüşünün olduğu kanaatinde değilim.
Değerli
arkadaşlarım, aktarılmak istenen bu para Anadolu Üniversitesinin çalışmaları
sonucunda döner sermaye işletmesinde birikmiştir. O hâlde, Üniversitenin, bilgi
toplumunun gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılmış, uluslararası rekabet
yeteneğine sahip, teknoloji kültürü gelişmiş insan gücünün yetiştirilmesi
çabasında imkânlarını artırmada kullanılmalıdır.
Değerli
arkadaşlarım, dünya ile yarışan, dünya üzerindeki üniversitelerle yarışan
üniversiteler hâline okulları nasıl getireceğiz? Kaynak aktarmakta ülke olarak
sıkıntılarımız var. Okulların kendi oluşturdukları kaynakları da gasbetmek, el koymak suretiyle mi bu üniversitelerimizi
geliştireceğiz? Yazıktır, Anadolu Üniversitesine yazıktır. Açık öğretim
öğrencilerinin devlet yurtlarında barınma imkânı bulunmamaktadır. Dersleri takip
etmek, sınavlara üniversitenin imkânlarından faydalanarak hazırlanmak amacıyla
bilhassa sınav dönemlerinde 20 binin üzerinde Açık Öğretim Fakültesi öğrencisi
Eskişehir’de bulunmaktadır. Bunların barınma ihtiyaçlarının karşılanmasında
kullanılmalıdır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız.
BEYTULLAH ASİL
(Devamla) – Yapılan bu haksız uygulama, yılların emeğiyle Anadolu
Üniversitesinin oluşturduğu bu paraya el koymadır, Anadolu Üniversitesini
cezalandırmadır; aynı zamanda milletvekili olduğum Eskişehir ilini ve halkını,
açık öğretim öğrencilerini ve Anadolu Üniversitesi öğrencilerini
cezalandırmadır. Buradan sizlerin aracılığıyla bir kez daha uyarıyorum. Bu
adaletsiz uygulamadan, ilimizi ve üniversitemizi cezalandırmaktan vazgeçin.
İnşallah, az sonra vereceğimiz önergeye de destek olur, altıncı fıkranın
maddeden çıkartılmasını oylarımızla hep birlikte sağlarız. Eskişehir’e, Anadolu
Üniversitesine de bu kötülüğü yapmamış oluruz.
Ben bu vesileyle
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, 2010 yılı bütçesinin ülkemize hayırlar
getirmesini temenni ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın
milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.15
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 15.29
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum.
2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Şimdi, söz
sırası, şahsı adına söz isteyen Abdulkadir Akgül, Yozgat Milletvekili…
Buyurun Sayın Akgül. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ABDULKADİR AKGÜL
(Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 2010 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 28’inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, 28’inci maddenin birinci fıkrasında özelleştirme gelirlerinin bütçeleştirilmesine
ilişkin esaslar düzenlenmektedir. İkinci fıkrasında Hükûmet
konaklarının yapımının programlanması, satın alınması, kiralanması ile
onarımlarının yapılması işlerinin İçişleri Bakanlığınca yürütülmesi
amaçlanmaktadır. Üçüncü fıkrasında yapılan düzenleme ise il özel idareleri ve
belediyelerin ileri teknoloji ve büyük tutarda maddi kaynak gerektiren altyapı
yatırımlarında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının teklifi üzerine
Bakanlar Kurulunca kabul edilen projeler için yapılacak borçlanmaların söz
konusu idarelerin faiz dâhil borç limitlerinin hesaplanmasına dâhil edilmesi
amaçlanmaktadır.
Değerli
arkadaşlar, dünyada yaşanan kriz ülkemizde de en çok esnaf ve sanatkârları
olumsuz yönde etkilemiştir. Bu yüzden, reel sektörü, KOBİ’leri, esnaf ve
sanatkârları desteklemek önemlidir. Bu konuda esnaf ve sanatkârların içinden
gelmiş biri olarak bu konuya biraz değinmek istiyorum.
Esnaf ve
sanatkârlarımıza daha çok hizmet üretebilmeleri, küçük sermayelerine katkıda
bulunmak, esnaf ve sanatkârları tefecilerin ve yüksek faizli kredilerin eline
düşürmemek üzere Halk Bankasının kuruluşundan bu güne sübvansiyonlu krediler
kullandırılmaktadır. Özellikle 1950 yılında kurulmaya başlayan ve TESKOMB
çatısı altında toplanan sayısı 900’ün üzerinde bulunan esnaf kefalet
kooperatifleri aracılığıyla bu krediler kullandırılmaktadır. Bu kredilerin
faizlerinin yüzde 50’si hazine tarafından her yıl bütçeye konularak
karşılanmaktadır. 2003 yılında toplam 100 milyon Türk lirası olarak
kullandırılan bu krediler her yıl artış göstererek 2009 yılının sonunda 3
milyar 320 milyon Türk lirasına ulaşmıştır. Yıllar itibarıyla 2003 yılında 690
bin, 2004 yılında 1 milyar 212 milyon, 2005 yılında 1 milyar 559 milyon, 2006
yılında 2 milyar 362 milyon, 2007 yılında 2 milyar 635 milyon, 2008 yılında 3
milyar 114 milyon ve 2009 yılında da 3 milyar 300 milyon Türk lirası olarak
kredi kullandırılmıştır. Son yedi yılda bütçeden aktarılan toplam 973 milyon
Türk lirası karşılığında yaklaşık 15 milyar Türk lirası kredi
kullandırılmıştır. 2010 yılı içinde görüşmekte olduğumuz bütçeden ise 292
milyon lira pay ayrılarak 4 milyar 250 milyon Türk lirası daha kullandırmak
amaçlanmıştır. Bu kredilerden 768 bin esnaf ve sanatkâr faydalanmıştır. Bu
kredilere uygulanan faiz oranları 2003 yılında yüzde 47 iken bugün bu miktar
yüzde 8’lere indirilmiştir. Yine bu kredilerin masraf karşılıkları 2003 yılında
yüzde 16’lardan bugün yüzde 8’lere, hatta bu ay içinde Halk Bankası ve
Hazineyle görüşülerek yüzde 2,5’a düşürülmesi ve faiz oranlarının da yüzde 6’ya
çekilmesi düşünülmektedir.
Özellikle 2008 ve
2009 yıllarında esnaf, sanatkâr ve KOBİ’lerimizin beklenti ve taleplerini
karşılamak, ayrıca dünyada yaşanmakta olan global
ekonomik krizin ülkemizde olan yansımalarının en aza indirilmesi, KOBİ’lere,
esnaf ve sanatkârlara işletme sermayesi olarak uygun şartlarda finansal destek
sağlanarak ülkenin ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasında küçük ve
orta ölçekli işletmeler ile esnaf ve sanatkârların payını ve etkinliğini
artırmak, rekabet güçlerini ve düzeylerini yükseltmek, sanayide entegrasyonu
ekonomik gelişmelere uygun biçimde gerçekleştirmek amacıyla yeni kredi faiz
desteği programları yürürlüğe konmuştur.
2008-2009 yılları arasında KOBİ’lere sağlanan kredi faiz destek
programları şu şekildedir: 1.000 artı 1.000 KOBİ makine, teçhizat kredi faiz
desteği, sıfır faizli imalatçı esnaf ve sanatkâra işletme destek kredisi, sıfır
faizli KOBİ ihracat destek kredisi, sıfır faizli istihdam endeksli imalatçı
esnaf, sanatkâr ve KOBİ destek kredisi, KOBİ ihracat finansman destek kredisi,
sıfır faizli Diyarbakır ili işletme sermayesi, 100 bin KOBİ destek kredisi, GAP
bölgesi KOBİ makine tesisat yatırımı destek kredisi, acil destek kredisi olmak
üzere 2008 ve 2009 yıllarında verilen kredi faiz desteklerinden toplam 65.222
adet işletme faydalanmış olup, 5 milyar 500 milyon tutarında kredi
kullandırılmış…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız Sayın Akgül.
ABDULKADİR AKGÜL
(Devamla) – …ayrıca istihdam taahhüdü içeren kredilerimizde toplam 32.623
kişiye istihdam sağlanmıştır.
Değerli
milletvekilleri, işsizlik oranlarının yüksek olduğu günümüzde, 1 kişinin
istihdam edilebilmesi için yılda 250 bin Türk lirası gerektiği düşünüldüğünde,
kendi istihdamını kendi yaratan, sayıları 1 milyon 960 bini bulan esnaf ve
sanatkârların desteklenmesinin önemi ortadadır. Özellikle marketler yasası ve
diğer adıyla perakende yasasının bir an önce çıkarılması bu kesimin bazı
sorunlarını hafifletecektir.
Bu duygu ve
düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Şahsı adına söz isteyen, Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan.
Buyurun. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
FAZLI ERDOĞAN
(Zonguldak) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 28’inci maddesi üzerinde söz almış
bulunuyorum. Hepinizi en kalbî duygularımla selamlıyorum.
Hepinizin bildiği
gibi, Türkiye, AK PARTİ hükûmetlerinden önce sürekli
ekonomik kriz yaşayan, bu nedenle Türkiye güven ve istikrarsızlık noktasında,
enflasyonda, bütçe açıklarında, yüksek faizlerde ekonomi işlemez hâle gelen bir
dönemlerden geçti. O günkü koalisyon hükûmetlerinin
önünde bir buçuk yıllık bir süre olmasına rağmen erken seçim kararı alarak AK
PARTİ Hükûmetinin kurulmasının önünü açtı. AK PARTİ
olarak, böyle bir Türkiye’yi devralırken, yedi yıl içerisinde her alanda güçlü
reformlar gerçekleştirip, sorunları çöze çöze
bugünlere gelirken, birçok göstergede cumhuriyet tarihimizin rekorlarını
kırarak bugünlere geldik.
Ekonomik anlamda,
Türkiye, millî duruşunu güçlendirerek Türkiye’nin öz güvenini yeniden hem içte
hem dışta sağlamayı başarmıştır. Bugün, küresel krize karşı direnen, krizi en
az etkiyle atlatan ve geleceğe güvenle bakan, umutla bakan bir Türkiye var.
Bugün, güçlü ekonomisiyle bölgesinin ve dünyanın ilgisini üzerine toplayan bir
Türkiye var. Bu duruşu, Türkiye, milletiyle, devletiyle bütünleşerek AK PARTİ
sayesinde elde etmiştir.
Milletimiz hangi
iktidar döneminde nelerin yapıldığını nelerin yapılmadığını, ekonomik
maceralara sürüklendiği dönemlerin hangi iktidarlar ve hangi partiler döneminde
olduğunu çok yakından, önemle izleyerek biliyor. Bakın, 2001 krizi bizzat
Türkiye’nin kendi iç dinamiklerinin zayıflaması ve yönetim acziyetinden
kaynaklanan bir krizken, 2007’nin sonlarında, 2008’de ve bugünkü kriz dünyanın
bir küresel krizidir. O gün kendi iç dinamiklerini devreye alamayan Türkiye,
bugün 2009 yılında IMF’ye dahi rota çizen, onu bile kendi kapısında bekleterek
ve küresel krizi de yöneterek, Hükûmetimizin bu
duruşuyla milletimizin duruşu paralel hâle gelmiştir.
2001 yılında kriz olduğunda dönemin koalisyon hükûmetleri
tüm yükü sosyal kesimlere yüklerken, işçinin, memurun, emeklinin, yoksul kesim
ve dar gelirlinin üzerine yıkarken, koalisyon hükûmetleri
kriz süresinde her şartını kabul etmeyen IMF’yi bir yerde kabul ettirmek için
kendi yalvarırken, el pençe divan dururken, Hükûmetimiz
orta vadeli programı hazırlayıp Türkiye’ye güçlü bir rota çizmeyi IMF önünde de
başarmıştır.
Koalisyon hükûmetleri iktidarında devraldığımız Türkiye’nin IMF’ye
borcu sadece 241 milyon dolarken, 2002 yılından 2008 yılına 23,5 milyar dolara
çıkarırken, Hükûmetimizin borç ödeyerek 8 milyar
dolara düştüğünü herkes biliyor.
Komşumuz
Yunanistan 1981 yılında Avrupa Birliğine girmiş, yirmi yedi yıl içerisinde tam
85 milyar dolar almış. Bugün kendi bütçesinde baktığı zaman tam yaklaşık olarak
12,7 bütçe açığı varken 300 milyar dolar civarında açığı bulunan bir
Yunanistan. Hemen yanı başımızda görülecek o kadar örnek var ki, komşularımızla
sıfır problemle biz kaynaklarımızı artırmaya başlarken, belediyelere, yerel
yönetimlere bu dönemde eşit ücret verilmiş, eşit destek verilmiş, hiçbir ayrım
yapılmamış. Geçmişte bazıları kendi alacaklarını da alamayan, bazen de kendi hükûmetlerindekini bugün bulamadıkları için AK PARTİ’ye teşekkür eden, evet, bölgelerimiz, belediye
başkanlarımız var. Ben Güneydoğu’yu bu yaz sezonunda bir hafta gezdim.
Gerçekten, özellikle Tunceli’ye gittim. Sayın Kamer Genç’e buradan gerçekten
teşekkür ediyorum Tunceli’yi sürekli gündemde tuttuğu için, ama baktım ki,
Zonguldak’ta olan, Tunceli’de yok. Ne yok biliyor musunuz? Tunceli’de olanın
Zonguldak’ta olmadığını gördüm. Evet, biz de 46 bin oy alarak buraya geldik,
Sayın Genç de milletin temsilcisi, 7 bin oy alarak buraya geldi ama…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – 7 bin 500…
FAZLI ERDOĞAN
(Devamla) – Zonguldak’taki duble yol, Zonguldak’taki
toplu konut, Zonguldak’taki devlet yatırımı, Zonguldak’taki hastane,
Zonguldak’taki tabii ki, altyapıyı Tunceli’yle bugün kıyasladığım zaman kendimi
yetersiz, eksik gördüm. O nedenle, sürekli gündeme getirirken AK PARTİ,
Türkiye’nin her yerine eşit hizmeti götürüyor.
Evet, üniversite
konusuna değinmiyorum, her yerde var bu, zaten o millî eğitime verdiğimiz
destek. Burada da 360 tane derslik varken, 132 bin 790 derslik millî eğitime
kazandırılmış, bu konuda tüm kamu ve özel sektör imkânları seferber edilmiştir.
Sağlığa
söyleyecek bir şeyimiz yok, zaten herkes yaşıyor. Allah kimseyi hasta etmesin,
o devlet kapısı hastane de olsa düşürmesin ama oraları da eksiksiz bırakmasın.
Takdir edersiniz 245 hastane, 220 ek hastane binası, 920 sağlık evi, 118 hizmet
binası…
BAŞKAN – Lütfen,
tamamlayınız.
FAZLI ERDOĞAN
(Devamla) – …bu dönemde 1.503 ek tesis yapılmıştır. Bu hep sağlık için.
Personeldeki iyileşme, altyapı iyileşmesi, hastanelerin birleştirilmesi, o bu
işin artısı ve bonusudur, biliyorsunuz.
Ulaşımda, kara
yolunda, tabii ki, deniz yolunda, hava yolunda demir yolundaki büyüklüğü
biliyorsunuz. Millî gelirimize baktığımız zaman 350 milyardan 950 milyara
çıkmış. 350 milyar gelirimizin yanında 215 milyar borcumuzu öderken, faiz yükü
61,4, ama gel gör ki, şu anda bizim millî gelirimizin 268 milyar gidere
baktığımız zaman bütçe üzerinde 28,2…
Sayın Başkanım,
takdir edersiniz, kişi başına millî gelir 3.300’lerden 10 bin. Yine faizlere
baktığımız zaman yaklaşık olarak 60’lardan tabii ki 30’lara.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Sen Zonguldak’ta hiç 10 bin dolar geliri olan bir kimse gördün mü?
FAZLI ERDOĞAN
(Devamla) – Değerli dostum, Türkiye bir enerji üssü olmuştur, enerji yolu
olmuştur. Zonguldak da enerji üstünden payını almıştır. Zonguldak Türkiye
enerjisinin 5,8’ini üretecek noktaya gelmiştir hem özel sektörde, hem devlet
sektöründe. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Gelip özel sektörün Eren
Holding’in 2,5 milyarlık yatırımını Zonguldak’ta görebilirsiniz. Şunu belirtmek
istiyorum.
Sayın Başkanım,
ben, bir saniye…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Erdoğan.
FAZLI ERDOĞAN
(Devamla) – Türkiye’yi Başbakan, Cumhurbaşkanı, bakanlar yönetirken Zonguldak
milletvekillerimizin hepsi saygı duyuyor. O makam, hükmi şahsiyeti olan bir
makamdır; sağlığı da yerindedir, aklı da yerindedir, hizmete devam edecektir.
Hepinize teşekkür
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın
Erdoğan, teşekkür ediyorum.
Madde üzerinde 10
dakikayla soru-cevap işlemi yapılacaktır.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı konuşurken, benim 7 bin oy…
BAŞKAN – Sayın
Genç, bir saniye, anlaşılmadı.
Buyurun.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, sayın konuşmacı dedi ki: “Kamer Genç Tunceli’de 7 bin oy
aldı.” Ben 46 bin oy aldım. Yanlış söyledi. Ayrıca da “Tunceli'de bazı şeyler
vardır, bizde yoktur.” dedi. Uygun görürseniz, üç dakika bir…
BAŞKAN – Sayın
Genç, her konu için söz istenmez.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, bir sataşma…
BAŞKAN – Sataşma
olması gerekir, İç Tüzük’ün hükmü bu.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Anlamadım.
BAŞKAN – Üstelik, Sayın Erdoğan konuşurken…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sataşmadan söz istiyorum.
BAŞKAN – Sayın
Erdoğan konuşurken, size, Tunceli’yi her zaman gündeme getirdiğiniz için
teşekkür etti.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Hayır efendim…
BAŞKAN – Sataşma
bunun herhangi bir yerinde yok.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Aldığı oyu küçümsedi.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ama bakın, aldığım oyu küçümsedi.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Aldığı oyu küçümsedi.
BAŞKAN – Hayır,
küçümsemedi ki Sayın Genç.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Tamam da ben 7 bin oy almadım ki.
BAŞKAN – Lütfen,
Sayın Genç… Tunceli’deki oy 5 binse, 5 binle seçiliyorsa, “5 bin” demekle
küçümsemiş demek değildir. Lütfen, Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, hem ilimizin ismini geçirdi hem orada hizmet
eksiklikleri var. Gördük, bizde çok şey var, orada yok… Ya, sataşma var Sayın
Başkan.
BAŞKAN – Hayır,
sataşma yok Sayın Genç
KAMER GENÇ (Tunceli)
– Var.
BAŞKAN – Olur mu
canım?
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, o zaman ben ısrar ediyorum.
BAŞKAN – Yani her
isminizin geçtiğinde “sataşma” deme hakkınız yok ki yani.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, anlamadım.
BAŞKAN – Sataşma
olup olmadığını ben takdir edeceğim burada, Başkan takdir eder.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, bakın, bir sataşmadır. Benim aldığım oy 7 bin değil,
benim aldığım oy yüzde 18’dir. Ben bunu kürsüde izah edeyim. Ayrıca da,
Zonguldak’ta…
BAŞKAN – Sayın
Genç, ben konuşmayı baştan sona kadar dinledim, herhangi bir sataşma yok.
Oyunuzu küçümsemedi, üstelik size teşekkür etti.
Teşekkür
ediyorum, oturur musunuz lütfen.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ben ısrar ediyorum.
BAŞKAN – Israr
edin Sayın Genç. Ne yapalım ısrar ediyorsanız ya?
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Israr ediyorum.
BAŞKAN –
Edebilirsiniz.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – İç Tüzük’ü bilmiyorsan ben ne yapayım? Israr edilince Genel Kurulun
oyuna başvurulur.
BAŞKAN – Her ismi
geçen sayın milletvekili burada “sataşma” var derse…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, ben ısrar edince Genel Kurulda oylamak zorundasınız. Ben
ısrar ediyorum, sataşma var. İç Tüzük’ü okumadığınız için, çıktığınız için
buraya bilmiyorsunuz.
BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen, konuşmalarınıza dikkat ediniz!
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Bilmiyorsunuz işte.
BAŞKAN – Burada
İç Tüzük’ü okuyan siz değilsiniz!
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim…
BAŞKAN – Hem
Genel Kurulu yanıltıyorsunuz hem kamuoyunu yanıltıyorsunuz. Ben oylarım
neticede eğer oylanmasını istiyorsanız ama bunu hiçbir sayın milletvekili için
kullanmak istemiyorum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Hayır, ben istiyorum. Ben sataşma olduğunu kabul ediyorum. Sataşma
mı oylayın!
BAŞKAN –
Bilmediğimizden değil bunu!
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ama o zaman söyleyin. Bakın, okuyun orayı.
FAZLI ERDOĞAN
(Zonguldak) – Efendim, ben teşekkür ettim, sataşmadım ki. Yüzde 18 oranı 7
binin üzerine çıkıyorsa özür dilerim.
BAŞKAN – Sizin
isteğiniz üzerine, bakın, özellikle söylüyorum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Hayır…
BAŞKAN – Sizin
isteğiniz üzerine Genel Kurulun oylarına sunuyorum.
KAMER GENÇ (Tunceli) – Tabii.
BAŞKAN – Sayın
Genç’in konuşmasını…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN – Kabul
edenler… Kabul etmeyenler… (Gürültüler)
Elektronik
cihazla oylama yapacağım.
OKTAY VURAL (İzmir) – Görünen bir şey. Sayın Başkan, görünüyor burada ya! Yani görünüyor. Şu gördüğünüz
tabloya karşı…
BAŞKAN – Sayın
Vural, ben değil ki…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Yani insaf ya!
BAŞKAN – Burada
bir iktidar partisinden bir muhalefet partisinden kâtip üye arkadaşlarımız var.
(Gürültüler)
MEHMET CEMAL
ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Ne insaf ya!
OKTAY VURAL
(İzmir) – İnsaf be! Görmüyor musunuz ya!
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Hayır, karar yeter sayısı yok!
BAŞKAN – Anladım
da ben karar vermiyorum ki arkadaşlarımıza soruyorum. Eğer arada…
OKTAY VURAL
(İzmir) – Şuraya bak ya!
BAŞKAN – Bunun
kızacak neyi var Sayın Vural?
OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Başkan, var mı!
BAŞKAN – Hayır,
Sayın Vural, burada 2 tane Sayın Kâtip Üye var. Anlaştıkları takdirde…
(Gürültüler)
OKTAY VURAL
(İzmir) – Eğer burada var olduğunu söylüyorsa onun vicdanına…
BAŞKAN – Ben
saymıyorum efendim.
OKTAY VURAL
(İzmir) – …havale ediyorum!
BAŞKAN – Ben
saymıyorum, hiçbir zaman için de saymadım, sayın kâtip üyelerin sözlerine
dikkat ediyorum.
Üç dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla oylamaya başlandı)
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Burdur’dan gelen kâtip, doğru dürüst kâtiplik yapmıyor.
OKTAY VURAL
(İzmir) – Eğer yalansa Cenabıhak bunun hesabını…
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, soru işlemi için giren sayın milletvekillerinin isimleri
yazılacağından bir saniye beklemenizi rica ediyorum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ne oldu oyladınız mı Sayın Başkan?
BAŞKAN – Sayın
Genç’in konuşmasıyla ilgili, konuşma istemiyle ilgili…
(Elektronik
cihazla oylamaya devam edildi)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, talep reddedilmiştir.
BAŞKAN – Şimdi
soru-cevap işlemine başlayacağız ancak sistemden silindiği için sırasıyla
isimleri okuyorum ve yeniden girmelerini rica ediyorum.
Sayın Tankut, lütfen sisteme girin.
Sayın Ağyüz, Sayın Aslanoğlu, Sayın
Asil, Sayın Işık, Sayın Orhan, Sayın Çalış, Sayın Cengiz, Sayın Ertugay, Sayın Tüzün, Sayın
Akkuş, Sayın Aydoğan, Sayın Süner,
Sayın Kumcuoğlu, Sayın Ertuğrul.
Şimdi on dakika
süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Tankut, buyurun.
YILMAZ TANKUT
(Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, kamu
görevlilerinin sendika yöneticilerine verilmekte olan toplu görüşme tazminatını
düzenleyen kanun Anayasa Mahkemesince eşitlik ilkesine aykırı olduğu
gerekçesiyle iptal edilmişti ancak sizin, ilgili sendika temsilcileriyle
yaptığınız görüşmede bu tazminatla ilgili olarak gerekenlerin yapılarak yeniden
verileceğine dair söz verdiğiniz ifade edilmektedir. Benzer durumun işçi
sendikaları için de söz konusu olduğu belirtilmektedir. Şimdi sormak istiyorum:
Bu tazminatlarla ilgili ödenek bütçeye konmuş mudur? Şayet konmuş ise kanunu
olmayan bu tazminatları neye göre ödeyeceksiniz? Bu konu ile ilgili hükmün
bütçeye konulması gerekmiyor mu? Hâl böyle iken bu tazminatları verecek
misiniz? Verecekseniz, nasıl ve ne zaman vermeyi düşünüyorsunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Ağyüz…
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Teşekkür ederim.
Sayın Bakanım,
Sayın Başbakan ve Hükûmetiniz “İnadına demokrasi.”
diyorsunuz ama bugün Tekel işçilerinin Cumhuriyet Halk Partisine ziyarete
gitmesini polis gücüyle engellediniz.
Ayrıca,
eczacıların örgütlenmesine niye karşısınız? TEB’i
niye muhatap almıyorsunuz? Niye sorunu tırmandırıyorsunuz? Orada, çalışanlarla
birlikte 300-400 bin kişi var. Ayrıca, bu emekliler için değişik ifadelerde
bulunuyorsunuz. Siz, yargı kararını uygulayıp enflasyon farkını verecek
misiniz? İntibak Yasası’nı uygulayacak mısınız? Bunları bilmek istiyorum.
Ayrıca da intihal
iddialarına karşı dava açtınız, yedisini kaybettiniz. Bu kaybetmeniz üzerine
intihal iddiaları gerçekleştiğine göre, öğretim üyeliğiniz veya Bakanlığınız
tartışmalı hâle gelmiyor mu?
Ayrıca, Zahit
Akman ve Zekeriya Karaman’ın ifadesinin alınmasını Ankara niye reddetti? Niye
koruyorsunuz? Bunların bilmediğimiz bir dokunulmazlığı mı var?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Aslanoğlu…
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, 2007 yılının 12761 sayılı Bakanlar Kurulu
kararıyla, bazı belediyelerin katsayı farkından dolayı eskiden gelen
alacaklarının ödenmesine dair bir karar alındı ama hâlâ, 2007 yılından beri,
bazı hak eden belediyelere bu bedel ödenmedi. Bu bedeli ne zaman ödeyeceksiniz?
Katsayı farkından, yargı kararıyla hak ettikleri bedeli.
İkincisi ise, köy
ve mahalle muhtarlarıyla ilgili burada yasa çıkmasına rağmen maalesef, İçişleri
Bakanlığı, ilgili yasayı uygulamıyor ve köy ve mahalle muhtarlarının özlük
haklarıyla ilgili hiçbir düzenlemeyi yerine getirmiyor. Bu uygulanacak mı
özellikle? Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından bu düzenleme yerine getirilmiyor.
Üçüncü sorum ise,
infaz koruma memurlarıyla ilgili. Son derece, onlara da yine aynı köy ve
mahalle muhtarları gibi, bir sürü özlük hakları verilmiyor bu insanların.
Bunlar verilecek mi?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Asil…
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
bugün, Türk-İş Eskişehir bölge temsilcisi ve sendikaların Eskişehir şube
başkanlarının Ankara’ya Türk-İş Genel Merkezine gelmeleri nedeniyle bu işçi
temsilcisi arkadaşlarımla görüşmek üzere Türk-İş Genel Merkezine gittim. O
arada, Türk-İş temsilcileri gelerek Milliyetçi Hareket Partisine saat 11.00’de
gitmek üzere randevu aldıklarını ama polisin kendilerinin hareketlerini
engellediğini ifade ettiler. Gittiğim işçilerin başına… Üzülerek ifade ediyorum
ki ülkenin baskıcı devlet hâline geldiğini görmek isteyen varsa oraya gitsin.
Bir işçi eylemini bile yönetemeyen İçişleri Bakanını derhâl istifaya davet
ediyorum ve bu kanunsuz emri uygulayan Ankara Valisini ve Ankara Emniyet
Müdürünü de derhâl istifaya davet ediyorum. Bu ülkenin bu insanlarının bunu hak
ettiğini düşünüyor musunuz?
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Işık…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
tarım alanı olduğu gerekçesiyle verilen yürütmeyi durdurma kararına rağmen
Antalya’da kurulan ve açılışını Sayın Tayyip Erdoğan’ın yaptığı Aksa Enerjiye
ait elektrik santralinin kaçak elektrik kullandığı yönünde, bugün basında
“skandal üstüne skandal” olarak çıkan haberlerin doğruluk derecesi nedir? Bu
konuda Hükûmetinizce nasıl bir işlem yapılmıştır?
Ülkenin yandaşlara peşkeş çekilerek soyulmasına ne zaman “dur” diyeceksiniz?
İki: Muhtarların,
emeklilerin, korucuların, 4/C’lilerin, şehit ve
gazilerin özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik olarak, grup olarak
verdiğimiz önergeyi destekleyecek misiniz? Kaynağı da belirtildiği hâlde…
Son olarak da
5084 sayılı Yasa’nın uzatılması konusunda gelinen son durum nedir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Işık.
Sayın Bakan,
buyurun.
Süreniz beş
dakikadır.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sayın Başkan ve çok değerli
milletvekilleri, öncelikle konuşmacılarımızca dile getirilen hususlarla ilgili
birkaç hususun altını çizmek istiyorum.
Onlardan bir tanesi, hububat desteğiyle ilgili kısmı. 2008 yılı hububat ürünlerine prim ödemeleri tamamen verilmiş
durumda. 2009 yılı için ise yine, bütçede önceden planlandığı şekliyle bütün
hububat primleri ilgililere ulaştırıldı, Tarım Bakanlığına aktarıldı. Yıl sonu itibarıyla hububat primi için toplam 1 milyar 8
milyon TL destekleme ödemesi yapılacağı tahmin ediliyor. Bu söz konusu ödemeler
için gerekli ödenek aktarma işlemleri tamamen yapılmış durumda.
Yine,
konuşmacılarımızın dile getirdiği hususlardan bir diğeri de Anadolu
Üniversitesi Açıköğretim Fakültesiyle ilgili husus.
Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesinin yıllık
gelirleri 432 milyon 632 bin TL, yıllık gideri ise 182 milyon TL civarındadır.
Bugüne kadarki yaptığı faaliyetlerden… Ki bu faaliyetler, hepinizin bildiği
gibi, uzaktan eğitim programıyla ilgili faaliyetlerdir ve uzaktan eğitim
programı faaliyetleriyle ilgili olarak devlet kendilerine bir imtiyaz
tanımıştır. Bu imtiyaz sebebiyle elde ettikleri gelirin toplamı şu anda bankada
nakit olarak 1 milyar 18 milyon TL civarındadır.
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Yedi senedir kullandırmıyorsunuz ama Sayın Bakan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bu 1 milyar 18 milyon TL’nin sadece
500 milyon civarındaki parası bütçeye gelir olarak aktarılmıyor, yeni açılan
üniversitelere, yatırım yapmaları ve ARGE harcamalarında kullanmaları şartıyla
veriliyor.
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Devlet niye vermiyor? Devlet niye vergi topluyor?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Dolayısıyla, kamuya ait bir gelir,
kamu imtiyazıyla sağlanmış bir gelir, yine kamunun üniversitelerinin
geliştirilmesi konusunda kullanılacak. Dolayısıyla bu konuyu sizlere sunmak
istedim.
Bunun dışında,
eczacıların örgütlenmeleriyle ilgili bir hususu tekrar dile getirmek istiyorum.
Biz eczacıların örgütlenmelerine dair herhangi bir değerlendirmeyi yapmadık
bugüne kadar. Modern toplumlar örgütlü toplumlardır. Dolayısıyla, insanların
örgüt kurmaları, özgürce örgüt kurmaları ve bu örgütlerle haklarını aramaları
da son derece meşru ve demokratik bir haktır. Nitekim,
bunun farkında olan Hükûmetimiz, demokratikleşme
süreci içerisinde aslında, Dernekler Kanunu’nu çıkararak bu hakkı tescil ve
teyit etmiştir, Vakıflar Kanunu’nu çıkararak bu hakkı tescil ve teyit etmiştir,
Sendikalar Kanunu’nda sendikal özgürlükleri artıracak bir tavırla meseleye
yaklaşmaktadır.
Bütün bunlardan
hareketle baktığımızda, eczacıların ve Eczacılar Birliğinin örgütlenmesiyle
ilgili herhangi bir tasarrufu olmadı Bakanlığımızın. Sadece, yapılan tasarruf,
vatandaşlarımıza daha etkin, daha kaliteli ve kesintisiz bir hizmet verme
çabasıdır. Dolayısıyla, daha etkin ve kaliteli bir hizmeti sunabilmek için Hükûmet, görevidir, elinden geldiğince bu görevi yerine
getirmeye çalışacaktır.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Onlar da öyle istiyor Sayın Bakan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Daha önceden konuyla ilgili olarak
açıklama yaptım, tekrar açıklamayı burada söylemek istiyorum. Bıkmadan,
usanmadan, yüz elli bin kez sorsanız, yüz elli bin kez aynı cevabı vereceğim
çünkü bu, vatandaşların lehine diye düşünüyorum. Biz ilaç sanayisiyle
yaptığımız görüşmelerde iki temel avantaj sağladık: Onlardan bir tanesi, kamu
harcamalarının yaklaşık olarak 2,5 milyar liraya yakın tasarruf ediyor
olmasıdır. İkincisi ise, ilaç sanayisiyle yapılan görüşmelerden sonra elde
edilen yaklaşık ve ortalama yüzde 25 ile yüzde 30 arasındaki indirimden
vatandaşların ödeyeceği katkı payları da etkilenecek ve onların cebinde de yine
yüzde 25 ve yüzde 30 civarında bir pay kalabilecektir.
Bu açıdan
bakıldığında, modern yönetimin en temel ilkelerinden birisini uyguluyoruz.
Genel çıkarlar, özel çıkarların üstündedir. Dolayısıyla vatandaşların hak ve
çıkarları, özel çıkarların üstünde görülmüştür ve ben o hakkı korumaya devam
edeceğim.
Bu açıdan bakıldığında,
biz eczanelerimizle tek tek sözleşme yapma çalışması
içerisine girdiğimizde Türk Eczacılar Birliği ve eczacı odalarının tasarrufuna,
temsil kabiliyetine, yetkisine dair herhangi bir işlem veya uygulamada
bulunmayacağız. Yine, eczacıları temsilen onlarla görüşmeye devam edeceğiz.
Yine, odaların sahip olduğu, hak, imtiyaz ve temsil yetkileri neyse onları
korumaya devam edeceğiz.
BAŞKAN – Sayın
Bakan, süreniz tamamlanmıştır.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Ve sorunları için yine tabii ki
odalarla ve Eczacılar Birliğiyle görüşeceğiz, başkalarıyla değil ama hizmetin
etkin bir şekilde yürütülmesi için gördüğümüz riski çözmek de istiyoruz. Bu
konuda sizlerin hepinizden ben destek istiyorum doğrusu. Bunu tekrar
söylemekten imtina ettim.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Süre
tamamlandı Sayın Bakan.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Sayın Ağyüz’e
buradan bir şey söylemek isterim.
BAŞKAN – Sayın
Bakan, süre tamamlanmıştır.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bir cümle izin verir misiniz?
BAŞKAN – Buyurun.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Bunu ikinci kez bana sordu, ben
Türkiye Büyük Millet Meclisinden bu sorulduğu ve gündeme getirildiği zaman
bunun cevabını verdim. Komisyonda da tekrar sordu, maalesef soran arkadaşlar
cevabı dinleme zahmetine de katlanmadılar. Bu mesele gündeme geldiğinde de ben
kamuoyunun önüne çıktım açıklıkla bir şey söyledim, bunu tekrarlamayacağım ama
bir cümle söyleyeceğim: Sayın Ağyüz, ekşi yemedim
karnım ağrımıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla, sizin
avukatlığını yaptığınız insanların bir projesi olarak o uygulandı, ben onun
mağduru oldum, alnım açık, hamdolsun beni suçlayanlardan daha temiz bir şekilde
oturuyor ve bununla ilgili herhangi bir şey yapmayı düşünmüyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sayın Bakan, yedi tane yargı kararı var hakkınızda.
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – O yargı kararı senin kararın, öyle bir
yargı kararı yok.
BAŞKAN –
Soru-cevap işlemi tamamlanmıştır.
Madde üzerinde üç
önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık
sırasına göre işleme alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
442 sıra sayılı Kanun Tasarısının 28 inci maddesine aşağıdaki fıkranın
eklenmesini arz ve talep ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı
|
Oktay Vural |
Emin Haluk
Ayhan |
|
|
Konya |
İzmir |
Denizli |
|
|
Akif Akkuş |
Kemalettin Nalcı |
Erkan Akçay |
|
|
Mersin |
Tekirdağ |
Manisa |
“(7) 4688 Sayılı
Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümleri uyarınca, sendika üyesi olan kamu
görevlilerine; sendikal örgütlenmeyi teşvik etmek, sendikal etkinlik ve
verimliliği arttırmak amacıyla; Kamu İşveren Kurulu ile Sendikalar arasında her
yıl gerçekleştirilen Toplu Görüşmelerde tespit edilerek arttırılacak miktarda
yıllık "toplu görüşme tazminatı" ödenir. Yıllık olarak tespit edilen
toplu görüşme tazminatı her ay için eşit miktarda bölünmek suretiyle, sendika
üyelerinin maaş kalemlerine yansıtılır. Toplu görüşme tazminatı 01.01.2010
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; aylık 10 TL olarak uygulanır."
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Tasarının 28 inci maddesinin (6) ncı fıkrasının madde
metninden çıkarılmasını ve maddeye aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve
talep ederiz.
|
|
Mustafa Kalaycı
|
Oktay Vural |
Emin Haluk
Ayhan |
|
|
Konya |
İzmir |
Denizli |
|
|
Akif Akkuş |
Kemalettin Nalcı |
Erkan Akçay |
|
|
Mersin |
Tekirdağ |
Manisa |
|
|
|
Beytullah Asil |
|
|
|
|
Eskişehir |
|
"(6) 442
sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "
(7) 657 sayılı
Kanunun 4/C maddesine göre çalışanlara ödenen ücretler, durumlarına uygun memur
ya da işçi kadrolarına geçirilinceye kadar, kamu kurumlarında aynı unvanla
çalışan emsallerine ödenen aylık, ek gösterge ve tazminatlar dahil
ele geçen ücretlerden az olamaz. Emsali personeli belirlemeye kamu kurumlarında
ödenen genel ücretler de dikkate alınarak Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(8) 1005 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "5750" gösterge
rakamı "10500" olarak uygulanır.
(9) 2108 sayılı
Kanunun 1 inci maddesi birinci fıkrasında yer alan "3000" gösterge
rakamı "10000" olarak uygulanır.
(10) 2330 sayılı
Kanunun 4. 5 ve 8 inci maddelerinde yer alan "% 25" oranı "%
75" olarak uygulanır.
(11) 5510 sayılı Kanunun uygulamasından önce çeşitli tarihlerde
bağlanan yaşlılık, malullük ve ölüm aylıkları arasındaki mevcut eşitsizlik ve
haksızlıkları giderebilmek amacıyla; görevi, hizmet yılı, prim ödeme gün
sayısı, ödenen prim tutarı ve diğer ilgili hususlar dikkate alınarak, emekli,
dul ve yetimlerin aylıklarında yüzde 25’e kadar artış yapmaya Bakanlar Kurulu
yetkilidir.
(12) Altıncı, yedinci,
sekizinci, dokuzuncu, onuncu ve on birinci fıkralar kapsamında yapılacak olan
ödemeler için aşağıda gösterilen tertiplerden kamu idareleri bütçelerine ödenek
aktarmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Tertibi
12.01.31.00-01.1.2.00
-1- 09.1
12.01.31.00-01.1.2.00
-1- 09.3
12.01.31.00-01.1.2.00
-1- 09.5
12.01.31.00-01.1.2.00
-1- 09.6
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısının 28 inci maddesinin dördüncü
ve altıncı fıkralarının madde metninden çıkarılarak fıkra numaralarının yeniden
teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
|
|
Harun Öztürk |
Recai Birgün |
Mustafa Vural |
|
|
İzmir |
İzmir |
Adana |
|
|
Ayşe Jale Ağırbaş |
Hüseyin Pazarcı |
Emrehan Halıcı |
|
|
İstanbul |
Balıkesir |
Ankara |
BAŞKAN – Sayın
Komisyon önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SEDAT KIZILCIKLI (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Anayasa’nın bütçe görüşmelerini düzenleyen 162’inci maddesinin
“Değişiklik önergeleri, üzerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya
konur.” hükmü gereğince önergenin gerekçesini okutuyorum.
Gerekçe:
Plan ve Bütçe
Komisyonunda eklenen (4) numaralı fıkra, memur ve diğer kamu görevlilerine iki
çocuk için yapılan çocuk yardımı ödemesinde çocuk sınırlamasını kaldırmaktadır.
Nüfus planlaması
yapılmaması; ekonomik refahın artırılamaması, artan refahın adil
paylaştırılamaması, gelir dağılımındaki adaletsizliklerin sürmesi, işsizlik ve
yoksulluğun artması, yeterli eğitim ve sağlık hizmeti sunulamaması gibi
olumsuzluklara yol açmaktadır.
Bu sonuçlar
biline biline böyle bir düzenleme yapılması,
başbakanın ve hükümetin en az üç çocuk hedefine ve yoksulluğun siyaseten
istismar edilmesine uygun olsa da ülkenin uzun dönemli çıkarlarına uygun
düşmemektedir.
Yine komisyonda
eklenen 6 ncı fıkra hükmü ile,
Anadolu Üniversitesi Döner Sermaye İşletmesinin 31.12.2009 tarihi itibariyle
uzaktan eğitim uygulayan İktisat, İşletme ve Açıköğretim
Fakültesine ait hesaplarda yer alan kasa ve banka hesap bakiyesinin 250 milyon
TL'sinin yeni kurulan üniversitelere aktarılması, 250 milyon TL'sinin de
bilimsel araştırma projeleri ile yurtiçi ve yurtdışı öğretim elemanı ve öğrenci
değişim programlarının desteklenmesi ve yurtiçi ve yurtdışında öğretim üyesi ve
araştırmacı yetiştirilmesi amacıyla kullanılmak üzere YÖK'e aktarılması
öngörülmektedir.
Aktarılış amacı
ile ilgili olarak olumsuz bir şey söylemek mümkün olmamakla birlikte, yasa ile
bir kamu tüzel kişisi döner sermayesinin mal varlığına el konulmuş olmasını
hukuken sakıncalı bulmaktayız.
Döner sermayenin
ifade edildiği gibi harcayamadığı bir nakitten söz ediliyorsa, bize göre doğru
işlem, Anadolu Üniversitesinin döner sermayeden harcama yapmaya müsait bütçe
kalemlerinde nakit bitene kadar azaltmaya gitmektir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Tasarının 28 inci maddesinin (6) ncı fıkrasının madde
metninden çıkarılmasını ve maddeye aşağıdaki fıkraların eklenmesini arz ve
talep ederiz.
Oktay
Vural (İzmir) ve arkadaşları
"(6) 442
sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "11.500"
gösterge rakamı "15.000" olarak uygulanır.
(7) 657 sayılı
Kanunun 4/C maddesine göre çalışanlara ödenen ücretler, durumlarına uygun memur
ya da işçi kadrolarına geçirilinceye kadar, kamu kurumlarında aynı unvanla
çalışan emsallerine ödenen aylık, ek gösterge ve tazminatlar dahil
ele geçen ücretlerden az olamaz. Emsali personeli belirlemeye kamu kurumlarında
ödenen genel ücretler de dikkate alınarak Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(8) 1005 sayılı
Kanunun 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "5750" gösterge
rakamı "10500" olarak uygulanır.
(9) 2108 sayılı
Kanunun 1 inci maddesi birinci fıkrasında yer alan "3000" gösterge
rakamı "10000" olarak uygulanır.
(10) 2330 sayılı
Kanunun 4, 5 ve 8 inci maddelerinde yer alan "% 25" oranı "%
75" olarak uygulanır.
(11) 5510 sayılı Kanunun uygulamasından önce çeşitli tarihlerde
bağlanan yaşlılık, malullük ve ölüm aylıkları arasındaki mevcut eşitsizlik ve
haksızlıkları giderebilmek amacıyla; görevi, hizmet yılı, prim ödeme gün
sayısı, ödenen prim tutarı ve diğer ilgili hususlar dikkate alınarak, emekli,
dul ve yetimlerin aylıklarında yüzde 25"e kadar artış yapmaya Bakanlar
Kurulu yetkilidir.
(12) Altıncı,
yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu ve on birinci fıkralar kapsamında
yapılacak olan ödemeler için aşağıda gösterilen tertiplerden kamu idareleri
bütçelerine ödenek aktarmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Tertibi
12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.1
12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.3
12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.5
12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 "
BAŞKAN – Sayın
Komisyon, önergeye katılıyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SEDAT KIZILCIKLI (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Sayın Hükûmet?
ÇALIŞMA VE SOSYAL
GÜVENLİK BAKANI ÖMER DİNÇER (İstanbul) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Biraz
önceki gerekçeyle gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe:
Önerge ile; bu Kanunun 7 nci maddesinde
düzenlenen "gerektiğinde kullanılabilecek ödenekler"den
karşılanmak suretiyle; 4/C statüsünde çalışanlar, emekliler, muhtarlar, köy
korucuları, gaziler, gazi ve şehit yakınlarının, uygulamada yaşadıkları
mağduriyetlerin, eşitsizlik ve adaletsizliklerin giderilmesi, haklarının mevcut
imkânlar ölçüsünde karşılanabilmesi amaçlanmaktadır.
Önerilen
düzenlemeler şu hususları içermektedir.
- Metinden
çıkarılması önerilen mevcut 6 ncı fıkra ile genel
bütçe ve YÖK hesabına aktarılacak para Açık Öğretim Fakültesi öğrencilerine ait
olduğundan, başka amaçla kullanılması uygun görülmemektedir.
- Güvenlik
güçleri ile birlikte zor şartlarda terörle mücadele görevini yapan köy
korucularının çalışma şartları dikkate alınarak, mağduriyetlerinin giderilmesi
amacıyla ödeneklerinin arttırılması öngörülmektedir.
- Muhtarlar
vatandaşların sorunları ile en başta ve en yakın şekilde karşı karşıya
gelmektedir. Köy ve mahallelere idari hizmetlerin sunulmasında, yerel
hizmetlerin götürülmesinde ve her türlü sorunun çözülmesinde önemli görevler
üstlenmektedir. Ancak muhtarlık ödeneğinin görevin yürütülmesi için zorunlu
olan temsil, ağırlama ve diğer harcamaların karşılanması için yeterli olmaması
sebebiyle muhtarların aile bütçelerine ilave yük getirmektedir. Bu nedenle
muhtar ödeneğinin artırılması önerilmektedir.
- 657 sayılı
Kanunda bir yıldan az süreli hizmetler için geçici personel istihdamını öngören
4/C maddesi hükmü, amacı dışında kullanılarak mağduriyetlere sebep olunmaktadır.
Kendilerine daimi kadro verilinceye kadar, bu statüde çalışanların ücretinin,
"Eşit işe eşit ücret verilmesi" ilkesinden hareketle emsallerinin
ücretinden az olmaması önerilmektedir.
- 1005 sayılı
Kanunda, çalışıp çalışmama durumuna bağlı olarak gazilere farklı aylık
verilmesine dair uygulama, aylığın bağlanma gerekçesi olan gazilik kriteri dışında bir kriterin esas alınması sonucunu doğurmak
suretiyle “şeref" kriterinin farklılaştırılmasına yol açmaktadır. Bu
durumun ortadan kaldırılması için şeref aylığının arttırılması ve gazilerin
aynı düzeyde aylık alması öngörülmektedir.
- Şehit ve
gazilerimizin hizmetlerinin para ile ölçülebilen bir hizmet olmadığını
bilmekteyiz. Ancak yine de geçim şartlarının bir nebze iyileştirilmesi amacıyla
ilgili maddelerde yer alan maaş artırım oranının yüzde 75 olarak değiştirilmesi
önerilmektedir.
- Çeşitli
tarihlerde farklı hükümlere tabi olarak bağlanmış emekli aylıkları arasında
eşitsizlik ve adaletsizlikler olduğundan, bu uygulamanın giderilmesi için
emeklilerin aylıklarında artış yapma yetkisi Bakanlar Kuruluna verilmektedir.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığa
Görüşülmekte olan
442 sıra sayılı Kanun Tasarısının 28 inci maddesine aşağıdaki fıkranın
eklenmesini arz ve talep ederiz.
Oktay
Vural (İzmir) ve arkadaşları
“(7) 4688 Sayılı
Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu hükümleri uyarınca, sendika üyesi olan kamu
görevlilerine; sendikal örgütlenmeyi teşvik etmek, sendikal etkinlik ve
verimliliği arttırmak amacıyla; Kamu İşveren Kurulu ile Sendikalar arasında her
yıl gerçekleştirilen toplu görüşmelerde tespit edilerek arttırılacak miktarda
yıllık "toplu görüşme tazminatı" ödenir. Yıllık olarak tespit edilen
toplu görüşme tazminatı her ay için eşit miktarda bölünmek suretiyle, sendika
üyelerinin maaş kalemlerine yansıtılır. Toplu görüşme tazminatı 01.01.2010
tarihinden itibaren geçerli olmak üzere; aylık 10 TL olarak uygulanır."
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Karar yeter sayısı…
BAŞKAN – Sayın
Komisyon, önergeye katılıyor mu?
PLAN VE BÜTÇE
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SEDAT KIZILCIKLI (Bursa) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe.
BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Ülkemizin
imzaladığı ve taraf olduğu Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)'nun 87 sayılı "sendika özgürlüğüne ve mutabakat
metninde örgütlenme özgürlüğünün korunmasına ilişkin sözleşme" sendikal
örgütlenme hakkını düzenlemektedir. Bu sözleşmeye göre sendikal hakların
kullanılması işçi veya memur için olumsuz bir sonuç meydana getirmemektedir.
Sendika üyesinin, üye olmayanlara göre ödediği aidat dikkate alındığında; sırf bu
üyelik ilişkisinden dolayı, üyenin eşit olmayan bir konuma düşmesi sendikal
hakkın kullanılması önünde bir engel olarak kabul edilmektedir.
4688 sayılı Kamu
Görevlileri Sendikaları Kanunu’na göre; sendikal hakkını kullanarak, toplu
görüşme gibi zorlu bir faaliyette bulunan sendikanın bu zorlu mücadelesine
maddeten ve manen destek olan sendika üyesinin toplu görüşme sonucu elde edilen
kazanımlardan yararlanması sendikal örgütlüğünün bir sonucudur. Bu sonuca
rağmen, sendika üyesi olmayan kamu görevlilerinin, hiçbir külfete katlanmadan
toplu görüşme sonucundan yararlandırılması, sendikalılarla eşit mali imkânlara
sahip olması, sosyal hakkı kullanan ve örgütlenen kamu görevlisi aleyhine
haksız ve eşit olmayan bir durum yaratmaktadır. Bu eşitsizliği gidermek ve sosyal
bir hakkın kullanılmasının haksız bir sonuç meydana getirmesini önlemek
amacıyla, bu kanun teklifi hazırlanmıştır.
Benzer uygulama
2822 sayılı Kanun çerçevesinde toplu sözleşmeler ile "sendika
ikramiyesi" şeklinde işçi sendikacılığında da "üyeliği teşvik
etmek" amacı ile uygulanmaktadır. Kamu Görevlileri Sendikaları Kanun
hükümleri uyarınca bir sendikaya üye olan kamu görevlilerinin örgütlenme ve
pazarlık haklarını kullanmalarını teşvik amacıyla bu kanunun 34 ve 35.
maddeleri hükümlerince imzalanan mutabakat metninde tespit edilen miktar kadar
toplu görüşme tazminatı ödenmesi uygundur.
BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunacağım, ancak karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler…
Kâtip üyeler
arasında anlaşmazlık var, elektronik cihazla oylama yapacağım.
Üç dakika süre
veriyorum.
(Elektronik
cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
29’uncu maddeyi
okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 29 – (1) Bu
Kanun 1/1/2010 tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
isteyen Bayram Meral, İstanbul Milletvekili.
Buyurun Sayın
Meral. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
BAYRAM ALİ MERAL (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri, 2010
yılı bütçe tasarısının 29’uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım. Yüce
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Özüne bakacak
olursak, acaba, 2010 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Tasarısı’nı mı görüştük, yoksa
tütün bütçe yasa tasarısını mı görüştük; bunun üzerinde de biraz durmak lazım.
Saygıdeğer
arkadaşlarım, içinizde 12 Eylülü yaşamış arkadaşlarınızdan birisiyim. O dönemi
anlatmama gerek yok, benim gibi yaşayanlar da vardır. Ama ondan sonra siyasi
iktidarlar geldi. Otuz yıla yakın, meydanlarda temsil ettiğim toplumun önünde
oldum, hakkını, hukukunu korudum. Her zaman mutlulukla ifade etmek isterim, ne
bir insanın burnu kanadı ne bir insanın malına zarar verdik. Kilometrelerce
yürüdük. O zaman bu masada oturan, bu sıralarda oturan birçok arkadaşım bizi
alkışladı, bizimle birlikte o dönemin iktidarlarının kapılarına kadar dayandı.
Ama ne acı ki değerli arkadaşlarım, bugün tütün işçisi onuncu gününe vardı AK PARTİ’den bir Allah’ın kulu “Vatandaşım, senin bu Ankara’da
derdin nedir, sıkıntın nedir?” sormadı değerli arkadaşlarım. Ama seçim
bölgelerinizde birçok arkadaşım çok ağır yeminle “Senin hakkını hukukunu
koruyacağım” diye o insanlara söz verdi ama bugün o insanlar ortada yok.
Değerli
arkadaşlarım, bugün Türkiye’de sivil bir 12 Eylül yaşanmaktadır. Düşünebiliyor
musunuz, otobüslerle, işçiler Cumhuriyet Halk Partisinin Genel Merkezini
ziyaret etmek istiyor; otobüslerle -yürüyerek değil dikkatinizi çekerim sayın
milletvekilleri- ve polis buna müsaade etmiyor değerli arkadaşlarım.
Diğer taraftan,
itfaiyeci arkadaşlarım hakkını arıyor, başına gelmeyenler kalmadı. İşçim
meydanda duruyor, ağaçların altında oturuyor, polisin baskısına, zulmüne,
şiddetine maruz kalıyor. Ne yapmak istiyorsunuz değerli arkadaşlarım? Yapmak
istediğiniz nedir? Bu insanlar sizden ne istiyor? Ek zam mı istiyor? Hayır. Ne
yapıyorsunuz şimdi?
Türkiye'nin en önemli sorunlarından birisi, işsizlik. İş yerlerini kapatıyorsunuz, tütün… Tütünün ne olduğunu bilirsiniz:
Tütün, tarlada çalışan işçidir, tütünü toplayan işçidir, çalışandır yani,
arabalarına yükleyip fabrikaya getiren yine insanlardır, fabrikada çalışan,
değerli arkadaşlarım, işçidir, sigaranın Türkiye'nin geneline dağıtımını yapan
çalışandır, vatandaştır, kamyoncudur, araç sahipleridir; siz bunların hepsine
bir noktada çizgi çekiyorsunuz. Bu kafayla mı siz işsizliği aza indireceksiniz?
Yıllardır
özelleştirme yapıldı, yapıyorsunuz. Değerli arkadaşlar, 50 milyar dolara yakın,
özelleştirmeden gelir geldiği yazılı. Nereye gitti peki bu para, ne yaptınız
değerli arkadaşlarım bunlarla? Hangi iş yerini açtınız muhterem arkadaşlarım?
Hangi işsize iş bulacaksınız bu hâliyle?
Yani muhalefetin
her söylediğini eleştiri anlamında almayın değerli arkadaşlarım. Bugün “üretim”
diye Türkiye'de bir şey yok; esnaf bitti, işçinin canına okudunuz, memurun
canına okudunuz, emeklinin canına okudunuz. E, peki, sorun?
Ben geçmişte de
söyledim değerli milletvekilleri, bazen gittiğim bazı iş yerlerinde bir yazı
vardır, der ki: “Bugün Allah rızası için ne iş yaptın?” Şimdi, size soruyorum
değerli arkadaşlarım: Yedi yıldır iktidardasınız, Allah rızası için, emekli
için ne yaptınız, memur için ne yaptınız, köylü için ne yaptınız, işçi için ne
yaptınız, esnaf için ne yaptınız?
VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) – Çok, çok, çok şey yaptık!
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
BAYRAM ALİ MERAL
(Devamla) – Çok iş yaptınız! Vurgunculara, Sümerbank’ın arsasını talan edenlere
yaptınız; “Yapmadınız.” diyen mi var, yaptınız değerli arkadaşlarım!
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Cevap hakkı doğuyor.
BAYRAM ALİ MERAL
(Devamla) – Çok iş yaptınız ama onlara yaptınız, onlara yaptınız, ben inkâr
etmiyorum! İşte, Amasya’da Sümerbank’ın arazileri, Malatya’da Sümerbank’ın
arazileri, İstanbul Zeytinburnu’nda Sümerbank’ın arazileri… Hangi birini
sayayım? Bomonti Bira Fabrikasını mı size sayayım, TÜPRAŞ’ı mı sayayım, PETKİM’i mi
sayayım? “Yapmadınız.” diyor muyum, yaptınız! Yaptınız da onlardan acaba ne
aldınız onu merak ediyorum. Çünkü, esnafın, emeklinin,
işçinin, memurun size vereceği bir şey yok ama size vereceği öyle bir ders
olacak ki, öyle bir ders olacak ki -temenni etmiyorum ama- belki oralarda da
kendinizi bulamayacaksınız değerli arkadaşlarım.
Muhterem
arkadaşlarım, bakınız, iktidara geldiğinizden bu tarafa bir çivi çakmadınız.
Seksen dört yıllık hükûmet döneminde, seksen dört yıl
içerisinde 220 milyar iç ve dış borç edinilmiş, bir cumhuriyet kurulmuş. Yedi
yılda 600 milyar doları buldu borcunuz. Ne yaptınız bununla değerli
arkadaşlarım? Hangi fabrikayı açtınız? Övünüyorsunuz: “İhracat yapıyoruz.”
İhracatınızın yüzde 80’i yabancı mal, imal ediliyor, başka yerlere götürülüyor
değerli arkadaşlarım. Banka bırakmadınız, müessese bırakmadınız. Bir tane,
Allah rızası için, “Şurada bir fabrika kurdum, yüzlerce işçi çalışıyor.”
diyebilir misiniz?
Ne oldu şimdi?
Kafayı taktınız Tekel işçisine, işçilere. Ya Allah’tan korkun! Adam yirmi sene,
yirmi sene… Sigarayı yasak ediyorsunuz. Yirmi sene, otuz sene o insanlar o
tütünü koklamış, haklar elde etmiş. Şimdi siz hangi hakla onun elinden bu
hakları alıyorsunuz? Düşünün bir arkadaşlar, bunlar sizden hak istemiyor. Yirmi
sene, otuz sene, on sene o tütünü koklamış bu insanlar. Sigarayı yasak ettiniz.
Binlerce iş yeri şu anda bunalımda. Neymiş efendim:
Dünya Sağlık Örgütü böyle istiyormuş. Ee, Dünya
Sağlık Örgütü, Afrika’da binlerce aç var, onun için niye bir şey istemiyor?
Filistinli çocukların üzerine bomba yağdırıldı, ilaç bulamıyorlar. Nerede bu
Dünya Sağlık Örgütü de geldi sizi buldu?
VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) – İşte burada haklısın.
BAYRAM ALİ MERAL (Devamla) – İşinize gelen böyle, işinize gelmeyen
böyle.
Değerli
arkadaşlarım, bir kez daha Sayın Bakanımla görüştüm, Maliye Bakanımla kürsüde
görüştüm. Benim onun şahsına saygım var, kimsenin şahsıyla işim olmaz. Fakat
çok özür dilerim değerli arkadaşlarım, çalışma yaşamıyla ilgili Sayın Bakanımız
o kadar uzak ki, o kadar Sayın Bakan uzak ki. Bir tek önüne bir kitap almış sağ
olsun, o konuda uzmandır, kişilik sahibidir, beceri sahibidir, buna hiçbir şey
demiyorum ama çalışma yaşamıyla ilgili hiçbir bilgiye sahip değil.
Değerli
arkadaşlarım, Türkiye'nin gidişatını görüyorsunuz, yapmayınız. Artık Tekel
işçisi Türkiye'nin gündemi olmuş. Esnaftan destek alıyor, sizin birçoğunuzdan
destek alıyor, sesinizi çıkaramıyorsunuz; ona da üzülüyorum. İçinizin yandığını
da biliyorum ama ne yapayım, Sayın Başbakana bir şey söyleyemiyorsunuz. Sayın
Maliye Bakanından rica ediyorum, yönlendirici olsun, aksi takdirde yarın o
işçileri üniversiteden gençler destekleyecektir. Vatandaş destekliyor, birçok
destekçisi orada olacaktır. Türkiye’yi yeni bir sıkıntıya sokmayın. Polisle,
copla, biber gazı ile insanların yolunu kesemezsiniz değerli arkadaşlarım.
İnsanların yolunu kesemezsiniz. Lütfen, tekrar ediyorum, sigarayı yasak eden
Başbakanıma sesleniyorum buradan: O insanlar yıllardır tütünü koklamış tütünü,
Allah’tan korkun. Birçoğunun ayaklarında varisler neredeyse 2-3 santime
yükselmiş.
Şimdi, ne
yapıyorsunuz? Sen hakkını elinden aldın, 4/C… Avrupa Birliğine katılacaksınız,
güler geçerler size. Biraz önce reddettiniz sendikalara verilen bazı hakları.
Avrupa’da polisin sendikası var. İskandinav ülkelerinde, İsveç, Norveç,
Danimarka’da, Finlandiya’da genelkurmay başkanı hariç subayların bile sendikası
var. Hadise mi oluyor orada değerli arkadaşlarım? Sorun mu oluyor orada değerli
arkadaşlarım? Ama siz, memuru, işçiyi, emekliyi, dulu, yetimi, küçük esnafı bir
yere tıkamışsınız, bir grup insana veriyorsunuz devletin imkânlarını…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız Sayın Meral.
BAYRAM ALİ MERAL
(Devamla) – Yılbaşı eşantiyonu yok mu Sayın Başkanım bir iki dakika?
BAŞKAN – Yok
Sayın Meral, yok.
BAYRAM ALİ MERAL
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, lütfen, sayın bakanlar burada, sayın
milletvekilleri burada; bu Tekel işçisinin kazanılmış haklarına sahip olun,
saygılı olun, bu insanların sorununu çözün.
Bakınız, ben,
Sayın Bakana dedim ki: “Sayın Bakanım –Sayın Çalışma Bakanına da söyledim, yani
hakkını vereyim, o biraz… Dedi ki, bir de Maliye Bakanıyla görüş- bir 2-3 ay
bunları erteleyin” dedim. “Bunlar bir evine gitsin, otursun; yetkililer bir
araya gelsin, bir çözüm bulsun buna.” dedim. Sayın Bakanın bana direkt ifadesi:
“Biz, Tekel işçisi üzerinde yeni bir konuşma yapmam, 4/C üzerinde ufaktan bir
çalışma yapıyoruz.”
Ya, değerli
arkadaşlarım, 4/C diye, dünya tarihinde, dünyada hiç böyle bir şey var mı? Hiç
böyle bir madde var mı? Ben, senin hakkını elinden alıyorum… Ya, bu dünyanın
neresinde görülmüş?! Yani, bir mantık var, hak
verilmez alınır diye; tam tersine…
(Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Meral, teşekkür ediyorum.
BAYRAM ALİ MERAL
(Devamla) – Efendim, teşekkür edip kapatacağım Sayın Başkan, söz.
BAŞKAN – Sayın
Meral, böyle bir uygulamamız yok biliyorsunuz.
Teşekkür
ediyorum.
BAYRAM ALİ MERAL
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, tekrar ediyorum, lütfen buna bir çözüm bulun.
Aksi takdirde Türkiye’nin içinde bulunduğu ortam hepimizi rahatsız ediyor.
Barutun, fazla, yanına kibritle yaklaşmayın, sizden rica ediyorum.
Hepinize saygılar
sunuyor, yeni yılınızı kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Madde
üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Zeki Ertugay, Erzurum Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
ZEKİ ERTUGAY (Erzurum) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 yılı
bütçesinin yürürlük maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlarım.
Tabii, yüce Mecliste, 2010 bütçesinin, ülkemizi, milletimizi,
memleketimizi, halkımızı, geniş halk kitlelerini, işçiyi, memuru, emekliyi,
tarım kesimini, esnafı ilgilendiren birçok yönü itibarıyla gerekli görüşmeler
yapıldı ve yüce Meclisin birçok değerli sözcüsünün ifade ettiği gibi bu
bütçeyle 2010 yılı içerisinde bu geniş halk kitlelerinin, bu kesimlerin
sıkıntılarının giderilemeyeceği, daha da artacağı, ekonomik problemlerin
artarak devam edeceği görülüyor.
Tarım Bakanlığı
bütçesinde de ifade etmiştim, bu ülkede en önemli problemlerimizin başında
bölgeler arası gelişmişlik farkı, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve Türkiye’de
yıllardan beri devam eden bu kronik sorunun çözümünde yetersiz adımlar atan ve
attığı adımları sürekli değiştirerek istikrarsız bir dönem yaşatan bir AKP
İktidarı var.
Değerli
milletvekilleri, ben bütçe konuşması sırasında 5084 sayılı Yasa’nın 2010 yılını
da kapsayacak şekilde uzatılmasının ne kadar büyük bir ehemmiyet arz ettiğini
Sayın Bakana bir dakikalık soru süresi içerisinde izah etmeye ve cevabını almak
için gayret ettim. 5084 sayılı Yasa’nın uzatılması konusunda Sayın Bakanın
kaynak yetersizliğini gerekçe göstererek âdeta 2010 yılında bunun
uzatılamayacağı şeklinde bir kararlarının, kanaatlerinin olduğu izlenimi
edindik.
Hepinizin malumu, 2009 yılı içerisinde yine Bakanlar Kurulu bir
teşvik kararnamesi çıkardı ve bu teşvik kararnamesinde Türkiye teşvike uygun
görülen iller bakımından dört bölgeye ayrıldı ve seçim bölgem olan Erzurum’da,
özellikle Türkiye'nin gelir dağılımı bakımından en geri illeri arasında yer
alan kuzeydoğu Anadolu bölgesi illeri de dördüncü grupta değerlendirildi ve bu
grupta, mesela, bir liman kenti olan Trabzon ile Kars, Erzurum, Ardahan, bunlar
aynı grupta değerlendirildi ve buralarda, yeni yatırımların gelebilmesi için
öngörülen teşviklerde çıta son derece yüksek tutuldu. 50 milyon civarında bir yatırım ve en az 50 işçi çalıştırma
mecburiyeti getirildi ve yine burada enerjiyle ilgili bir destek söz konusu
değil. Bunun anlamı şu: Yeni getirilen bu teşvik kararnamesinden başta Erzurum
olmak üzere kuzeydoğu Anadolu bölgesindeki bu illerimizin hiçbirisinin istifade
etme şansı görülmüyor, yani hiçbir anlam ifade etmiyor çünkü bu şartlar
yatırımcı için cazip değil, dışarıdan yeni yatırımcının gelmesi mümkün değil.
Çünkü verilen teşviklerde bölgeler arasındaki gelir farkını azaltacak ve
aradaki cazibeyi kapatacak, bir cazibe oluşturacak teşvik mekanizması
öngörülmediği için kimseye cazip gelmiyor, yeni yatırımcı gelmiyor.
Yeni yatırımcı
gelmeyince, tabii, Doğu Anadolu Bölgesi illerinin şu anda en önemli
sorunlarından biri -ki Türkiye’mizin de genel bir sorunudur- artan işsizliktir.
O hâlde, mevcut yatırımların, mevcut küçük ve orta ölçekli işletmelerin ayakta
tutulması lazım. Ama bu teşvik kararnamesi asla küçük ve orta ölçekli
işletmelerimiz için derde derman bir teşvik kararnamesi değil. Hâlihazırdaki
işsizliğe ilaveten, bu küçük ve orta ölçekli işletmelerimiz de, 5084 sayılı
Yasa eğer uzatılmazsa, önümüzdeki yıl işçi çıkarmak zorunda kalacaklar. Yani
bir taraftan burada en zor şartlarda, Erzurum için ifade ediyorum, 2 bin
metrede, sekiz ay kış şartları altında ve iyi bir, önemli bir yatırım ikliminin
olmadığı Erzurum ilinde mevcut işsizliğe ilaveten yeni işsizler ordusu meydana
gelecektir.
Bu bakımdan, bu
5084 sayılı Yasa’nın mutlak surette süresinin uzatılması hatta şartlarının
-enerji desteğinin artırılması, vergi indirimlerinin devam ettirilmesi ve
işveren primlerinin hazinece karşılanması gibi tedbirlerin- iyileştirilerek
devam etmesi ve uzatılması çok büyük bir önem arz etmektedir. Bu yüce Mecliste,
Sayın Bakana, birkaç defa, bütün değerli muhalefet milletvekilinin sorularına
rağmen Sayın Bakan, bu konuda, maalesef, çok net bir cevap vermedi. Açıkça
uzatılamayacağını ifade etmedi ama sözlerinden 2010 yılında, 5084 sayılı Teşvik
Yasası’nın uzatılamayacağı izlenimini biz çıkardık. Bu bakımdan, ben, bu
kararlarını, bu ısrarlarını bir defa daha gözden geçirmelerini hassaten ifade
ediyorum. Yani, ülke için, global verilen rakamlar
elbette ki bir şey ifade ediyor, gelişmişlik sıraları, OECD ülkeleri içerisinde
Türkiye'nin sırası ve millî gelir, fert başına düşen millî gelir bir şey ifade
ediyor ama bunların yanında, esas, ülkenin temel problemi olan gelir
dağılımındaki bozukluğun çözümü konusunda atılan adımlar son derece yetersiz.
Eğer siz bu
çıkardığınız teşvik kararnamelerinde 3.500 dolar gayrisafi yurt içi hasılayı esas olarak alır ve buna göre bir düzenleme
yaparsanız yani kişi başına geliri bin dolar civarında olan Erzurum’la, 600
dolar civarında olan Hakkâri’yle, 3.500 dolar civarında olan bir Orta Anadolu
ilimizi ve bir Karadeniz ilimizi aynı teşvik kararnamesinde, aynı ölçülerde ele
alırsanız, doğru yapma ihtimaliniz yoktur. Elbette ki bütün illerimize bu
teşvikler verilmelidir, oralarda da yatırım teşvik edilmelidir ama her yere
aynı ölçüde verilen teşvik teşvik değildir. Bu genel
hükümden hareketle, bunun muhakkak surette düzeltilmesi gerekmektedir. Bu konu
için özellikle söz aldım.
Bakın, bu 2009
yılında Bakanlar Kurulu teşvik kararnamesini yayınladıktan sonra Erzurum’da bir
tek tane işveren bu kararname gereğince cazip görüp, gelip, bir tek kuruşluk
yatırım yapmadı. Niçin yapmadı? Çünkü cazip değil. Ama hâlihazırdaki işletmeler
küçük ve orta boy işletmeler. Bunlar 3; 5; 10’ar kişi çalıştıran işletmeler.
Uyguladığınız teşvik kararnamesi eğer 10 kişi, 15 kişi çalıştıran işletmeleri
ilgilendirmiyorsa, onlara bir katkı sağlamıyorsa bu kararnamenin hiçbir anlamı
yok. Bu bakımdan, bu küçük, orta ölçekli işletmeleri ayağa kaldırabilmek için
mutlak surette 5084 sayılı Yasa’nın daha da iyileştirilerek yeniden
düzenlenmesi ve süresinin uzatılması lazım.
Sayın
milletvekilleri, aşağı yukarı 1998 yılından itibaren ülkemizde birçok teşvik
kararnamesi çıkmıştır. Yanlış hatırlamıyorsam 1998’deki ilk
yasa 4325 sayılı Yasa’dır ve bir işletmenin bu konudaki vergi indiriminden,
işveren priminden yararlandırılması için 10 işçi çalıştırma mecburiyeti var
idi, bu daha sonra AKP hükûmetleri döneminde
çıkarılan kararnamelerle 30 işçiye çıkarıldı, sonra bazı istisnalar getirildi,
o kadar çok yasa değiştirildi ki her bir adımda daha da iyileştirme yapmak
yerine, daha da büyük bir karmaşık bir yapı ortaya çıkarıldı. Bu
bakımdan, bu önemli günde, genel bütçenin görüşüldüğü bir günde, Türkiye'nin
çok önemli bir meselesini, bölgeler arası gelişmişlik farkını, gelişmişlikteki
ve gelir dağılımındaki, insanlar arasındaki gelir adaletsizliğini ortadan
kaldıracak adımların atılmasının çok önemli olduğunu tekrar huzurlarınızda
vurgulamak istiyorum ve…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız Sayın Ertugay.
Buyurun.
ZEKİ ERTUGAY
(Devamla) – Toparlıyorum.
…Sayın Bakanım,
bunu soru olarak da kabul edip, soru-cevap kısmında da belirtecektim, bunun
cevabını mutlak surette net olarak istiyoruz, çünkü insanlar, bizden 5084’ün
uzatılıp uzatılmayacağını ısrarla beklemektedir. Bunun cevabını istiyorum.
2010 yılı
bütçesinin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan,
teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Ertugay.
Şahsı adına söz isteyen Fahrettin Poyraz, Bilecik Milletvekili.
Buyurun Sayın
Poyraz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
FAHRETTİN POYRAZ
(Bilecik) – Saygıdeğer Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; uzun
bir maratonun sonunda bütçe görüşmelerimizin sonuna geldik. Ben bu görüşmelerde
emeği geçen tüm bürokrat arkadaşlarımıza, gerek Plan ve Bütçe Komisyonunda ve
gerek Genel Kurulda da olumlu, yapıcı eleştirileriyle, katkılarıyla bütçemizin
şekillenmesine destek sağlayan tüm milletvekili arkadaşlarıma teşekkür
ediyorum.
2010 yılı
bütçemizin milletimize, memleketimize hayırlar getirmesini temenni ederek
hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Poyraz.
Şahsı adına söz isteyen İbrahim Yiğit, İstanbul Milletvekili.
Buyurun Sayın
Yiğit. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
İBRAHİM YİĞİT
(İstanbul) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 29’uncu madde üzerine söz
almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
Şimdi şöyle bir
ülkemize bakıyoruz, etrafımıza bakıyoruz; bütün komşularımızla daha önce
kavgalıydık, şimdi barışığız. Eğer gerçekten bu ülkede ekonomik istikrar
sağlanacaksa, iç barışın da sağlanması gerekir. Demokrasinin vazgeçilmez
koşulları, birincisi inanç özgürlüğü, ikincisi de düşünce açıklama
özgürlüğüdür. Fakat ne yazık ki bu ülkede kimse kendi kültürünü, kendi inancını
özgürce yapamadı. İlk olarak Alevi Çalıştayına
başkanlık yapan Faruk Çelik… Başbakanın talimatıyla yaptırdı ve teşekkür
ediyorum. Altı çalıştay yapıldı, yedincisi de ocağın
son haftası yapılacak ve yol haritası çizilecek. Çünkü insanlar inançlarını
özgürce yapacaklar ve insanlar kendi dilinden kendi kültürünü, kendi türküsünü
dinleyecekler. Bunun sakıncalı bir yanı yoktur, bu toplumsal barışın bir
parçasıdır.
Ben inanıyorum ki
bu ülkede 60’ıncı Hükûmet üreten, konuşan, çalışan,
kaynaşan, barışan bir Türkiye'nin hem Orta Doğu’da hem de dünyada saygınlığını
artıracaktır.
Teşekkür
ediyorum, bütçemizin hayırlı olmasını diliyorum. 2010 yılında da ülkemize
barışın, demokrasinin, hukukun üstünlüğünün egemen olmasını diliyorum, yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Yiğit.
Madde üzerinde on
dakika süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Tankut…
YILMAZ TANKUT
(Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakan,
belki bu soru sizin bakanlığınızla doğrudan ilgili değil ama,
Hükûmetin bir üyesi olduğunuz için, Hükûmet adına cevaplandırırsınız diye ümit ediyorum.
Adalet ve
Kalkınma Partisi Meclis Grubu Üyesi bir milletvekili arkadaşımız “Polis içinde
çeteler var, tuzak kuruyorlar, amaçları Hükûmet ile
Genelkurmayı kavga ettirmek. Bu son suikast işinde de bu açıkça ortaya çıktı. O
işin hikâye olduğu, yalan olduğu ortaya çıktı. Yok, ağzından kâğıt filan çıktı…
Olacak iş mi? Bizimkiler de maşallah her şeye atlıyorlar. Gelinen noktada Hükûmet TSK’yla karşı karşıya
geliyor, oysa polis içindeki birtakım çetelerin kurduğu tuzak.” demiştir.
Grubunuzun üyesi milletvekili arkadaşımızın bu sözlerine katılıyor musunuz?
Polis içerisindeki çeteler hangileridir? Hükûmet
olarak bu konuda gereken tahkikat ve soruşturmaları yaptırdınız mı? Genel
Kurulu bilgilendirirseniz memnun olurum.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Nalcı…
KEMALETTİN NALCI
(Tekirdağ) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan, bu,
Tekirdağ ve Trakya’daki çiftçilerden bir telefon geldi, bu buğday fark parası
olan 50 kuruşluk farkın bu bölgedeki insanların ancak yüzde 5’ine verildiği
söylendi. Buradaki çiftçiler bu buğday makbuzlarını tarım kredi
kooperatiflerine götürerek burada borçlarına mahsup olarak kullanmak için
bırakmışlar, fakat bayramdan önce yüzde 5’lik bir kısma bu paralar verilip
yüzde 95’lik kısma verilmediği için tarım kredi kooperatifi onlardan olan borcu
tahsil için işlem başlatmış. Acaba bu paralar yılbaşından önce verilecek mi?
Buradan bir müjde verebilir misiniz?
Teşekkürler.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Işık…
ALİM IŞIK (Kütahya) –
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
biraz önce Hükûmet sırasında oturan Sayın Çalışma
Bakanından, genel çıkarların özel çıkarların üzerinde olduğu görüşü üzerine
uluslararası ecza deposu ve ilaç şirketlerinin çıkarları doğrultusunda çok
sayıda küçük eczacı esnafımızı sıkıntıya sokan uygulamanın bir çelişki doğurup
doğurmadığını öğrenmek istiyorum.
İkincisi: 2009
yılında gelir vergisi tahsilat oranları ne olmuştur?
Geçen yıla göre tahsilat oranı ve toplanan vergi
miktarları nasıl değişmiştir? Motorlu taşıtlar vergisi ve özel tüketim vergisi
gelirlerinde ne düzeyde bir azalma olmuştur? Vergi tahsilatlarındaki
düşmenin ana gerekçesi ekonominin kötüleşmesi olarak değerlendirilebilir mi?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Enöz…
MUSTAFA ENÖZ
(Manisa) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan, 25
Aralıkta kamu çalışanlarının taleplerini dile getirmek, ihtiyaçlarını
ilgililere, dolayısıyla Hükûmete duyurmak için yaptıkları
bir günlük iş bırakma eylemi neticesinde birçok memur hakkında soruşturma
başlatılmıştır. Böylece memur sindirilmek isteniyor.
Sayın Bakan,
yıllık izinde olan memurlara dahi maalesef soruşturma açılmaktadır. Bu durum
bilhassa Kamu-Sen üyelerine tatbik ediliyor. Bunun bir örneği de Manisa SSK
Müdürlüğünde yaşanıyor. Sayın Çalışma Bakanı da buradayken bunu dikkatine
sunuyorum ve bu noktada, demokratik hakların kullanılmasına niye bu kadar mâni
oluyorsunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Özdemir…
HASAN ÖZDEMİR
(Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakana
soruyorum: Güneydoğu Anadolu Projesi için Sayın Başbakanın da 27 Mayıs 2008
tarihindeki açıklamalarıyla Projeye hız kazandırılacağı beklentisi bölgede hasıl olmuştur. Üzülerek söylüyorum, Gaziantep bölgesi,
Güneydoğu Anadolu yani GAP bölgesinden en fazla göç alan illerimizden birisidir
ve buradaki birçok yatırımlar -zatıalinizin de
Gaziantep Milletvekili ve Bakan olarak gördüğünüz gibi- yarım durmaktadır.
Bunlarla ilgili ne gibi projeleriniz vardır?
Ayrıca, bu
açıklamadan 2009 yılı sonuna kadar geçen süre içerisinde GAP için ne kadar
harcama yapılmıştır?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Ertugay…
ZEKİ ERTUGAY
(Erzurum) – Sormayacağım.
BAŞKAN – Sayın
Yıldız…
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
nüfusu 2 binin altındaki belediyeler İller Bankasından aldıkları ödenekle işçi
ve memur maaşlarını bile ödeyememektedirler. Onlar da bu ülkenin belediyeleri
ve çoğunluğu da AKP’li belediyedir. Bunların gelirlerini artırıcı bir tedbir
düşünüyor musunuz?
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakan,
buyurun.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Son sorudan
başlayacağım.
Değerli arkadaşlar,
belediyelerimizin önemli bir kısmının bu anlamda sıkıntıda olduğunun
farkındayız, ben daha önce de söyledim. Tabii ki, biz geçen sene
belediyelerimizin merkezî bütçeden daha fazla kaynak almalarını sağlayacak bir
düzenleme yaptık. Fakat, bu düzenleme, arzuladığımız
boyutta bir katkı sağlayamadı çünkü 2009 yılı içerisinde merkezî hükûmetin bütçe gelirlerinde ciddi bir düşüş yaşandı
ekonomik daralmadan dolayı ve dolayısıyla, öngördüğümüz o yüzde 30’a yakın,
belediyelere ek imkân tabii ki gerçekleşmedi.
2010 yılına
baktığımız zaman bizim öngörümüz şu: Bu sene, aşağı yukarı, yanlış
hatırlamıyorsam, 16,7 milyar lira civarında olan merkezî bütçeden yapılan
aktarımların gelecek sene 19 milyar lirayı aşması bekleniyor. Bu da önemli bir
artıştır. Bu artış bir miktar da olsa tabii ki bir ferahlama sağlayacaktır. Ama, aslolan, tabii ki, biz, hem
nüfusu 2 binin altında olan belediyelerimizde hem de genel için -aslında
oturup- yerelde de imkânları artıracak veya var olan imkânları daha etkin bir
şekilde elde etmelerini, gelirleri elde etmelerini sağlayacak düzenlemeleri hep
birlikte yapalım. Yani, bu sorunların, bu sıkıntıların farkındayız. O anlamda
bir düzenleme yapılması da düşünülüyor. İnşallah, 2010 yılı içerisinde
Meclisimizin gündemine bu konu gelir.
Gaziantep’le
ilgili soruya gelince, Değerli Milletvekili Arkadaşıma tabii ki… Gaziantep
hakikaten en fazla göç alan illerimizden bir tanesi. Nüfusu 2000 yılından 2007
yılına yaklaşık yüzde 38 arttı, çok ciddi bir artıştır. Oradaki sorunların
farkındayım. Biz, tabii ki… Gaziantep, GAP, yani Güneydoğu Anadolu Projesi’nin
merkezinde bir ilimiz ve geçen sene GAP çerçevesinde bizim yaptığımız harcama
yani GAP yatırımları için yapılan harcama yaklaşık 3,3 milyar liraydı. Bütün bu krize rağmen ve bütçe açığını aşağı çekme çabalarımıza
rağmen, bakın, 2010 yılında geçen seneye oranla çok ciddi bir kaynak artışı
öngörüyoruz yani 2009 yılında, kriz yılında olan 3,3 milyar lira; biz 2010
yılında GAP’a 4 milyar lira yatırım için para aktaracağız ve dolayısıyla o
bahsettiğiniz, en azından, projelerin tamamlamasına yönelik bir çaba içerisinde
olacağız. 2008-2012 döneminde de toplamda yaklaşık 16 milyar liralık,
GAP kapsamında bir yatırım yapılacaktır. Bence bu bölge açısından da, Türkiye
açısından da gerek ürün artışı, verimlilik artışı ve ama bir bütün olarak
sosyal ve ekonomik kalkınma açısından son derece önemsiyorum ben bu konuyu.
Değerli
arkadaşlar, Hükûmetimizin tabii ki hiçbir şekilde ne
memurumuzu ne işçimizi ne de başka bir kesimi demokratik haklarını kullanırken
sindirme gibi bir çabası söz konusu olamaz. Herkes demokratik haklarını o kanun
çerçevesinde kullansın, ona da tabii ki saygılıyız. Ama demek ki bahsettiğiniz
durumlarda belki bu kullanılmadığı için, bahsettiğiniz şekilde memurlar
hakkında soruşturma açılmış olabilir. Her şey yasalarda son derece açıktır.
MUSTAFA ENÖZ
(Manisa) – İzinli, izinli…
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Değerli arkadaşlar, izinliyse dikkate alınır. Ben
genel şeylerden bahsediyorum.
KADİR URAL
(Mersin) – Raporlu, Sayın Bakan, raporlu…
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Ben diyorum ki, hiçbir kesimin Türkiye’de
demokratik haklarını kullanmayı engellemek diye bir şey söz konusu olamaz
değerli arkadaşlar.
MUSTAFA ENÖZ
(Manisa) – Memurların çalışma azmi kırılıyor Sayın Bakan.
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Siz olması gerekeni söylüyorsunuz ama olan başka.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Değerli arkadaşlar, yine vergi tahsilatıyla
ilgili bir soru vardı. Değerli arkadaşlar, tabii burada ocak-kasım ayı
içerisinde yine bazı, özellikle motorlu taşıtlar vergisi olsun, ÖTV olsun,
alınan vergilerdeki artışlar, düşüşler soruldu. Burada her şeyden önce 2009
yılında tahsilat oranı yüzde 85 düzeyinde. Aslında
tabii ki her zaman tahsilat oranları iyileştirilebilir
ama yüzde 85 de, bu aşamada, en azından bugün itibarıyla çok kötü bir rakam
sayılmaz.
Vergi
gelirlerinde genel olarak yüzde 1,2’lik bir düşüş yaşanmış ocak-kasım
döneminde. Dahilde alınan mal ve hizmet vergileri
yüzde 4,7 oranında artmış, dahilde alınan KDV yüzde 11,4 artmış, ÖTV’de ise yüzde 2,6 olarak artış söz konusu.
Yine, motorlu
taşıtlar vergisine ilişkin bir soru vardı. Motorlu taşıtlar vergisinde tahakkuk
yaklaşık 5 milyar lira, tahsilat da yaklaşık 4,7
milyar lira. Yani dolayısıyla -2009 yılından bahsediyorum- yüzde 93’lük bir tahsilat oranı söz konusu. Bu, 2008 yılında yüzde 90’dı.
BAŞKAN – Süre
tamamlandı Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN –
Arayacağım Sayın Genç.
Soru-cevap işlemi
tamamlanmıştır.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı
yoktur.
Birleşime on
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.58
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma
Saati: 17.15
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Beşinci
Oturumunu açıyorum.
2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın 29’uncu maddesinin oylamasında karar yeter
sayısı bulunamamıştı. Şimdi maddeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter
sayısını arayacağım:
Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır ve madde kabul edilmiştir.
Tasarının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
30’uncu maddeyi
okutuyorum:
Yürütme
MADDE 30 – (1) Bu
Kanunun;
a) Türkiye Büyük
Millet Meclisi ile ilgili hükümlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,
b)
Cumhurbaşkanlığı ile ilgili hükümlerini Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri,
c) Sayıştay
Başkanlığı ile ilgili hükümlerini Sayıştay Birinci Başkanı,
ç) Genel bütçe
kapsamındaki kamu idareleri ile ilgili hükümlerini ilgili bakanlar ve Maliye
Bakanı,
d) Özel bütçeli
idarelere ilişkin hükümlerini idarelerin bağlı veya ilgili olduğu bakanlar ve
Maliye Bakanı,
e) Düzenleyici ve
denetleyici kurumlara ilişkin hükümlerini kendi kurulları ve/veya kurum
başkanları,
f) Diğer
hükümlerini Maliye Bakanı,
yürütür.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Akif Hamzaçebi, Trabzon Milletvekili.
Buyurun Sayın Hamzaçebi. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
MEHMET AKİF HAMZAÇEBİ (Trabzon) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın son maddesini görüşüyoruz. Maddeye ilişkin
görüşlerimi ifade etmeden önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu yılın sona ermesiyle birlikte uygulanmakta olan 5084 sayılı
Teşvik Kanunu’nun uygulaması da sona erecektir. Hatırlanacaktır, 5084 sayılı
Teşvik Kanunu Adalet ve Kalkınma Partisi hükûmetleri
döneminde çıkarıldı, daha sonra çeşitli revizeler yapıldı ve hâlen 49 ilde bu
yasa uygulanmaktadır, enerji desteği ve diğer bazı destekler açısından 51 ilde
uygulanmaktadır.
Bu Yasa ekonomik
krizin söz konusu olmadığı bir konjonktüre göre
tasarlanmıştır ve öyle bir süreçte uygulanmıştır. Nitekim bu Yasa’nın
uygulaması 2008 yılı sonunda bitmekteyken ekonomik kriz nedeniyle Hükûmet, bunun uygulama süresini 2009 yılı sonuna kadar
uzatmıştır. 2008 yılında çok yüksek oranlı büyüme hedeflenirken 2008 yılının
büyüme oranının yüzde 0,8’le sonuçlandığını unutmayalım. Yine 2009 yılı için
yüzde 4 oranında büyüme hedeflenirken yıl sonunda
bunun yüzde 6 küçülmeyle sonuçlanacağı tahmininin yapıldığını unutmayalım.
Mademki 2008 yılı sonunda ekonomik krize giriyoruz düşüncesiyle bu Yasa’nın
uygulaması bir yıl daha uzatılmıştır, o hâlde aynı gerekçe daha ciddi, daha
ağır bir şekilde devam etmektedir. Bu nedenle, bu Yasa’nın, Teşvik Yasası’nın
uygulama süresinin 2010 yılını sonuna kadar uzatılmasını öneriyoruz. Bu öneriyi
burada yapıyorum. Kanun teklifi olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak
bunu Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduk. Yıl
sonu gelmiştir ama zaman geç değildir. Bütçeden sonra yapabiliriz, yeni
yılın ilk haftasında bunu yapabiliriz ama bütün Anadolu sanayicisinin, Anadolu
esnafının, Anadolu’daki KOBİ’lerin beklentisi budur. Bakın, kriz nedeniyle
Kredi Garanti Fonu uygulamasına gidildi. Kredi Garanti Fonu’nun kaynaklarının 1
milyar TL tutarında artırılmasına yönelik yasayı 2009 yılının Haziran ayında
burada kabul ettik ama hâlen o fon, bu kaynak işlerlik kazanamamıştır.
Anadolu’daki KOBİ’ler, Anadolu’daki esnafımız, Anadolu’daki küçük sanayicimiz
bunu bekliyor. Ne Kredi Garanti Fonu’nu onun imdadına yetiştirebildik ne de
beklediği Teşvik Yasası’nın müjdesini kendisine verebildik. Bu Yasa’nın
süresinin uzatılmasının şart olduğunu düşünüyoruz.
İşsizlik
rakamlarını çokça konuştuk, bunları tekrar etmek istemiyorum ama bir ekonomik
politikanın başarısını iki şeyle ölçtüğümüzü ifade etmek istiyorum. Bunlardan
birincisi büyüme oranıdır, ikincisi de o büyüme politikasının, o ekonomik
politikanın istihdamda yarattığı artıştır. Bu ikisinde başarı varsa ekonomik
politikalar başarılıdır, halkın refahı artıyor demektir. Bu ikisinde eğer bir
problem varsa, buralarda ekonomi tıkanıyorsa, birkaç adım gidip sonra
tökezliyorsa, daha ilerlemeye, daha ileri gitmeye nefesi yetmiyorsa burada
problem var demektir değerli arkadaşlar.
Şimdi, uygulanan
ekonomik politikanın istihdamda yarattığı artışa baktığımızda bunun önceki
dönemlere kıyasla oldukça aşağılarda seyrettiğini görüyoruz. Bir rakam
vereceğim sizlere. 1989-2002 dönemini aldım, ortalama büyüme oranı 4, yıllık
ortalama büyüme oranı yüzde 4’tür. 2003-2009 dönemini alıyorum, yıllık ortalama
büyüme oranı yüzde 4,6’dır. 2010’u katmıyorum, henüz o yılı yaşamış değiliz,
yaşayacağız daha, onu katsaydım büyüme oranı daha aşağı inecekti. Şimdi,
2003-2009 büyüme oranı yüzde 4,6 ama buna karşılık 2003-2009 yılında istihdam
artışı 1 puan. Yani 2009 yılı büyümesinin istihdama yarattığı katkı yüzde 21,7
oranında. 1989-2002 dönemindeki ortalama yıllık yüzde 4’lük büyümenin
istihdamda yarattığı artış yüzde 37,5’tir. Yani o dönemin daha düşük büyüme
oranı, yüzde 4’lük büyüme oranı Adalet ve Kalkınma Partisinin yüzde 4,6’lık
büyüme oranından çok daha yüksek oranda bir istihdam artışı yaratmış
durumdadır, neredeyse 2 katına yakın. Bu, uygulanan ekonomi politikasının bir
yerlerde yanlış olduğunu gösterir.
Şimdi zaman
müsait değil, bunu bastırdığımız kitapta, sizlere dağıttığımız kitapta
ayrıntısıyla incelenmeye, sizlerin bilgisine sunmaya çalıştık. Plan ve Bütçe
Komisyonu raporunda da bu görüşlerimiz ayrıntısıyla yer almaktadır.
Bakın, 2002
yılında, Adalet ve Kalkınma Partisinin hükûmeti
devraldığı dönemdeki işsizlik oranı yüzde 10,3 iken, tam on yıl sonrası için,
2012 için Hükûmetin Türkiye’ye vaat ettiği işsizlik
oranı yüzde 13,3’tür. On yıl sonra on yıl öncekinden Türkiye daha yüksek bir
işsizliğe sahip olacaktır.
İşsizlik
rakamları bir istatistik değildir değerli milletvekilleri. Burada çok güzel
sözler söylendi. Stalin’in “Bir işçinin ölümü trajik, 1 milyon işçinin ölümü
istatistiktir.” lafını Sayın Başbakanımız kullandı. Evet, bir işçinin işsiz
kalması dramatik ama milyonlarca işçinin, 2009 Ağustosunda 3,4 milyon işçinin
işsiz kalmış olması bir istatistik değildir, bir sosyal problemdir, bir derin
ekonomik problemdir. Bunun üzerinde ciddi olarak düşünmek gerekir.
İşsiz kalıp da iş
aramaktan umudunu kesen vatandaşlarımızın sayısı 2002 yılında 73 bin iken 2009
yılında bu rakam 679 bine çıkmıştır. 679 bin vatandaşımız iş arama umudu
olmadığı için İş Kurumuna gidip “iş arıyorum” tercihinde bulunmamıştır,
bildiriminde bulunmamıştır.
Teşvik Yasası’nın
uzatılmasını bütçe imkânlarıyla değerlendirmek isteyecektir Hükûmetimiz
belki. Şüphesiz, bütçe imkânları önemlidir ama kriz sürecinde olduğumuzu,
ekonomik kriz nedeniyle bütçe açığının 2009 yılında bir miktar artmasına razı
olduğumuzu, razı olduğunu Hükûmet beyan etmiştir.
Esasen Türkiye’nin almış olduğu önlemlerin tutarı, diğer ülkelerle
kıyasladığımızda çok yüksek değildir.
Size oran vermek
istiyorum: Bütün ülkelerin ekonomik kriz nedeniyle almış olduğu bütün
önlemlerin -yani vergi indirimleri olabilir bu, kamu harcamaları olabilir-
oranına baktığımızda Türkiye bu 18 ülke içerisinde -ki bu 18 ülke içerisinde
Kore’den Brezilya’ya, İngiltere’den Meksika’ya, Fransa’dan Almanya’ya kadar
OECD ülkeleri veya Türkiye’nin rekabet ettiği ülkeler var- Türkiye bu
önlemlerin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı olarak
0,3 puanla, yani binde 3 oranıyla 18’inci sıradadır, sonuncu sıradadır. Yani,
Türkiye bir miktar daha kriz nedeniyle önlem alabilir. Bu önlemleri bütçe
açığına oranlayabiliriz. Hükûmet öyle diyebilir.
Bütçe açığına bakmamız gerekir. Bütçe açığına oranladığımızda da Türkiye
15’inci sıradadır. Kaldı ki, alınan vergi önlemleri de, bir ekonomik program
içerisinde alınamadığı için saman alevi gibi kaybolup gitmiştir, etkisini
yitirmiştir. Otomobil satışları bunun en açık göstergesidir. Otomotiv
sektöründeki satışlara bakın, indirimlerin sona erdiği tarihten sonra satışlar
dibe vurmuştur. Vergi indirimleri sadece stokların erimesine yol açmış, yeni
üretimi teşvik edecek bir özellik taşımamıştır. Bu nedenle, Türkiye açıklamış
olduğu Orta Vadeli Program’a gerçek bir…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Hamzaçebi, lütfen, tamamlayınız.
MEHMET AKİF
HAMZAÇEBİ (Devamla) – …ekonomik program hüviyeti vermelidir ve o ekonomik program
hüviyeti verilebilmesi için atılması gereken adımları atmalıdır. O programın
ayakları yoktur, o programın gövdesi var ama ayakları olmadığı için yürüme
şansı yoktur. Bu ayaklar o programa takılmalıdır.
Yine, mevcut
Teşvik Yasası’nın uzatılmasıyla ilgili son cümle olarak şunu söylemek
istiyorum: Şu an ekonomideki en öncelikli sorun, işletmelerin ayakta kalması
sorunudur, onun için uzatılmalıdır. Bugün, çarşılara gidin, pazarlara gidin,
esnaf iş yapmamaktadır. Anadolu’ya gidin, Anadolu’da hepimizin ilinde bunları
yaşıyoruz. Bugün, Ankara’da Çıkrıkçılar Yokuşu’na gidelim, Ulus’taki çarşılara
gidelim, kapanan dükkânları, iş yapmayan dükkânları görelim, ondan sonra bu
Teşvik Yasası’nın neden uzatılması gerektiğini sanıyorum anlamış oluruz.
Sözlerimi burada
bitiriyorum. Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Şahsı adına söz
isteyen Mevlüt Akgün, Karaman Milletvekili. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
MEVLÜT AKGÜN
(Karaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. Bütçe kanununun 30’uncu maddesi üzerinde söz almış bulunmaktayım.
2010 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum.
Değerli
arkadaşlarım, bütçe görüşmeleri sırasında bir milletvekili arkadaşım,
Başbakanlık Toplu Konut İdaresi yani TOKİ’nin
özellikle güneydoğu illerimizdeki karakolları yapma sözünü verdiğini ancak
bunun gerçekleşmediğini ifade etmiştir. Bu konuyu aydınlatmak amacıyla bazı
hususlara değinmek istiyorum.
Ülkemizdeki konut
ihtiyacını gidermek için konut üretimi yapmak ve planlı kentleşmeyi
gerçekleştirmek amacıyla kurulan TOKİ, AK PARTİ İktidarı döneminde takdire
şayan hizmetler yapmıştır. Ülkemizin en ücra köşelerine kadar uzanan TOKİ
hizmetleri, halkımızın büyük beğenisini kazanmıştır. Bugün, TOKİ, 1.532 şantiyede
403 bin civarında konut yapımı başlatmıştır. Bu konutların 307 bini yoksul ve
alt gelir grubuna yönelik konutlar olup 53 bini ise kaynak geliştirme
kapsamında yapılan konutlardır. Konutların 250 binden fazlası tamamlanmış ve
hak sahiplerine teslim edilmiştir. Bütün ihaleler şeffaf bir ortamda herkese ve
denetime açık bir şekilde gerçekleştirilmektedir. TOKİ, bununla yetinmeyerek,
sosyal sorumluluk çerçevesinde sadece konut üretmekle kalmayıp okul, spor
salonu, kütüphane, hastane, sağlık ocağı, ticaret merkezi, cami, öğrenci yurdu,
sevgi evi, engelsiz yaşam merkezi ve ayrıca altyapı hizmetlerinden köprülü
kavşak, dere ıslahı, ağaçlandırma ve diğer altyapı uygulamalarını
gerçekleştirmektedir. Bütün bu çalışmalar, cumhuriyet tarihinde emsali
görülmemiş hızda ve kapsamda gerçekleştirilmektedir.
Terörle mücadele ve ülkemizin güvenliği açısından çok önemli olan
karakol yapımlarına gelince. Millî Savunma
Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı arasında 2008 yılında yapılan bir protokol ile
toplam 168 adet karakol yapımı planlanmıştır. Bu anlaşmaya uygun olarak, TOKİ,
süratle çalışmalarına başlamış, çoğu hudut karakolu olmak üzere toplam 16 ilde
84 karakolun yapımına başlamıştır. Ayrıca, bunlardan 7 tane karakol binası
bitirilmiştir. Bunun yanında, 91 karakolun ise ihale hazırlıkları devam
etmektedir.
Bu başarılı
çalışmaları nedeniyle başta Hükûmetimize, TOKİ
Başkanı Erdoğan Bayraktar’a ve tüm çalışanlarına teşekkür eder, Genel Kurulu
saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Şahsı adına söz
isteyen Yılmaz Tunç, Bartın Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YILMAZ TUNÇ
(Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2010 Yılı Bütçe Kanunu
Tasarısı’nın yürütmeyle ilgili 30’uncu maddesi hakkında şahsım adına söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Tasarının
hükümlerini yürütecek ilgili kurumlar ve kurumların başkanları maddede açıkça
sayılmıştır. Bu konuda söylenecek fazla söz bulunmamaktadır.
2010 yılı
bütçesi, AK PARTİ hükûmetlerinin sekizinci bütçesi.
Bundan önceki yedi bütçenin görüşme tutanaklarına baktığımızda şunu
görmekteyiz: Her bütçe görüşmelerinde, muhalefete mensup arkadaşlarımız AK
PARTİ İktidarını en ağır ifadelerle eleştirmişler, ülkemizin iyi
yönetilmediğini söylemişlerdir. Özellikle, seçim yılları olan 2004, 2007, 2009
yılları bütçeleri görüşülürken muhalefete mensup milletvekillerimiz bugün ne
söylemişlerse o gün de aynı şeyleri söylemişler, ağır eleştirilerde
bulunmuşlardır. 2004, 2007, 2009’da yapılan seçimlerde, milletimiz muhalefetin
bu söylediklerinin doğru olmadığını sandıkta verdiği mesajla ortaya koymuştur
ve kıyasıya eleştirdiğiniz AK PARTİ’yi seçimlerin
galibi yaparak icraatların devam etmesini istemiştir. Bu durumda, muhalefete
mensup milletvekillerimizin düşünmesinde fayda vardır. Neden sekiz bütçedir bu
kürsüden feryat figan ettiğiniz hâlde, acımasızca eleştirdiğiniz hâlde, bu
millet dört seçimdir AK PARTİ’yi birinci yapmaktadır?
Bunu bir düşünmekte fayda vardır.
HÜSEYİN YILDIZ
(Antalya) – Ömür boyu yapacak değil ya! Yeter hemşehrim!
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Söylediğimiz doğrular zorunuza mı gidiyor?
YILMAZ TUNÇ
(Devamla) – Sizler ülkemizin tabii ki yangın yerine döndüğünü söylediğinizde,
bu millet, bu ülkenin AK PARTİ’yle siyasi istikrara
ve güven ortamına kavuştuğunu çok iyi bilmektedir.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Güllük gülistanlık mı yani?
YILMAZ TUNÇ
(Devamla) – AK PARTİ icraatlarını görmek istemeseniz de bu icraatları gizlemek
mümkün değildir. Milletimiz sosyal devletin sıcaklığını, şefkatini AK PARTİ’yle hissediyor. Köydeki yaşlı amcamız, teyzemiz
ayağına gelen doktorla…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Çanakkale) – Bize bile gelmiyor ya!
YILMAZ TUNÇ
(Devamla) – … evde bakıma muhtaç özürlümüz asgari
ücret tutarındaki maaşıyla, öğrencimiz önüne konulan ücretsiz kitabıyla,
verilen eğitim yardımlarıyla, bilgisayar sınıflarıyla, çiftçimiz verilen tarım
destekleriyle, esnafımız ve sanayicimiz verilen teşviklerle bunu yaşıyor.
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Hangi ülkeden bahsediyorsun?
YILMAZ TUNÇ
(Devamla) – Değerli milletvekilleri, sözlerimi fazla uzatmak istemiyorum. 11
bin kilometre duble yolu, her 5 kilometrede kurulan
şantiyeleri, dağların nasıl yere indirildiğini, hızlı trenlerini, hava
meydanlarını, tünelleri saklamak mümkün değildir. 4.500 tane yeni okulu, 400
tane hastaneyi, 400 bin tane toplu konutu, bodrumlardan saraylara taşınan
adliyelerimizi toprağın altına gizlemek mümkün değildir.
KÖYDES, BELDES
projeleri ile gerçekleştirilen icraatları gizlemek mümkün değildir.
Teşvik sistemini
getirerek organize sanayi bölgelerini dolduran, 36 milyar dolar ihracatı 132
milyar dolara çıkaran AK PARTİ’yi üretime destek
olmamakla suçlamak mümkün değildir.
AK PARTİ
İktidarında üniversite kurulan şehirlerimizde daha şimdiden meydana gelen
canlılığı, yeni kampüs inşaatlarını, yurt inşaatlarını
saklamak mümkün değildir.
Türkiye’yi ardı
ardına yirmi yedi çeyrektir büyüten AK PARTİ İktidarına ekonomi konusunda
eleştiri yaparken biraz daha ölçülü olmakta fayda vardır. 2002 ile bugünü
kıyasladığımızda bize kızıyorsunuz ancak bütçe konuşmalarında gördük ki AK PARTİ’yi AK PARTİ’yle
kıyaslıyorsunuz.
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Doğruyu söylemediğiniz için kızıyoruz, yoksa doğruları söyleyince
kızmıyoruz.
YILMAZ TUNÇ
(Devamla) – Küresel krizin etkisinin görüldüğü 2009’u AK PARTİ’nin
diğer yıllarıyla kıyaslıyorsunuz. Şundan hiç şüpheniz olmasın, küresel krizden
bu ülkeyi koruyan ve koruyacak olan tek parti vardır, o da AK PARTİ’dir. Bu millet, dünyada kriz yokken ülkede kriz
çıkaranları da asla unutmadı. Bu kürsüden öyle çelişkili ifadeler kullanıldı ki
hem “AK PARTİ başarısızdır.” dendi hem de “Geçmişte alınan tedbirler
uygulandığı için başarılı oldunuz.” dendi. Bu çelişkinin milletimizin
dikkatinden tabii ki kaçmayacağını düşünüyoruz.
Bu kürsüden hem
“Demokrasiyi, yargı bağımsızlığını, hukuk devletini savunuyoruz.” diyenler oldu
hem de her fırsatta yargıya müdahale etmekten çekinmeyenler, devam eden davalar
hakkında söylenmedik söz bırakmayanlar oldu. Eğer muhalefet tarzı bu şekilde
devam ederse bu millet AK PARTİ hükûmetlerine 8’inci
değil 18’inci bütçeyi de 28’inci bütçeyi de yapma fırsatı verecektir, bundan
hiç şüpheniz olmasın.
K. KEMAL ANADOL
(İzmir) – 88!
YILMAZ TUNÇ
(Devamla) – Bu duygu ve düşüncelerle 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısı’nın milletimize, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, yüce
heyetinizi saygılarımla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Şimdi on dakika
süreyle soru-cevap işlemi yapılacaktır.
Sayın Köse,
buyurun.
ŞEVKET KÖSE
(Adıyaman) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
Türkiye genelinde ilköğretim çağında kaç özürlü çocuk bulunmaktadır? Bunların
kaçı özel eğitim öğretim görebilmektedir?
GAP bölgesi
illerinin genelinde ilköğretim çağında kaç özürlü çocuk bulunmaktadır? Bunların
kaçı özel eğitim ve öğretim görebilmektedir?
Adıyaman’da
ilköğretim çağında kaç özürlü çocuk bulunmaktadır? Adıyaman ilimizde özürlü
çocuklarımızın özel eğitim ve öğretim görmesi amacıyla kaç ilköğretim okulu
mevcuttur? Burada kaç öğrenci eğitim görmektedir?
Sayın Bakan, dün
sorduğum bir soruya verdiğiniz yanıtta, 20 bin öğretmen atayacağınızı
söylediniz. Bunlardan kaçı kadrolu, kaçı da sözleşmeli atanacaktır? Kadrolu
alınanların kaçı mevcut sözleşmeli öğretmenler arasından atanacaktır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Doğru…
REŞAT DOĞRU
(Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAĞ-KUR’a borçlu olan vatandaşların sayısı gün geçtikçe
artıyor. Bunlar içerisinde kalp ve böbrek hastalıkları gibi kronik hastalığı
olan insanlar da var. Çalışamadıkları için BAĞ-KUR primlerini ödeyemiyorlar ve
sağlık karneleri iptal ediliyor. Bunların borçlarıyla ilgili yeni bir
yapılandırma düşünüyor musunuz?
İkinci sorum:
Türkiye’de kaçak elektrikten kesilen ceza ne kadardır? Bölgelere göre dağılımı
bunun nedir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Asil…
BEYTULLAH ASİL
(Eskişehir) – Sayın Bakan, konuşmam esnasında sordum ancak salonda olmadığınız
için tekrar ediyorum: 28’inci maddeye altıncı fıkrayı ekleyerek Anadolu
Üniversitesinin 500 milyon lirasına el koyarken komisyon görüşmelerinde
“Anadolu Üniversitesinin olumlu görüşünü aldık.” diyorsunuz. Maalesef, bu
konuda sizi yanıltmışlar, Anadolu Üniversitesine sadece “Hükûmet
böyle bir tasarrufta bulunacak.” diye bilgi verilmiş. Bu konuda, komisyonda
söyleme-mişsiniz ama,
Eskişehir milletvekillerinin de olumlu görüşünü aldınız mı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Başbakanın
emrinde kaç tane koruma polisi vardır? Kaç tane araç vardır? Bunların kaçı
zırhlıdır? Yurt dışına gittiğinde kaç tane koruma polisini götürmektedir ve
bunlara şimdiye kadar, 2008-2009’da kaç lira harcırah ödenmiştir?
Yine, Başbakanın
emrinde kaç tane müşavir vardır? Bunların aldıkları maaşlar ne kadardır?
Bunların doğum yerleri nerelerdir?
Yine, Merkezî
Uzlaşma Komisyonunda, 2007, 2008 ve 2009 yılında ne kadar vergi cezası, ne
kadar vergi aslı uzlaşmada silinmiştir? Özellikle bunları ayrı ayrı soruyorum.
Ve ikmalen ve resen sağlanan vergilerin yüzde kaçı uzlaşma
yoluyla silinmiştir?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Ertuğrul…
OSMAN ERTUĞRUL
(Aksaray) – Sayın Bakan, Türk milleti bütçe görüşmelerini merakla takip ediyor.
Bu iş adamları ve sanayiciler bir müjde bekliyor 5084 sayılı Yasa’daki
teşviklerin uzaması konusunda. Tabii, Aksaray’ın tarımla uğraşan ve köylü
kesimi, bilhassa tarım kesimi, doğrudan desteklemelerin ödenmesini umutla
bekliyor.
Merkeze bağlı
içme suyu grup köyleri 40 milyar olan borçlarını ödeyemediklerinden -200
milyarı geçmiş- şu anda su ve elektrikleri kesik. Yani böyle bir zamanda
köylümüze ve vatandaşımıza bu reva mıdır? Tarımsal sulamada kış günü
kullanmadıkları elektriğin aylık fatura bedelini 70 milyon olarak ödüyorlar.
Vatandaş “Kapatacağım.” dediğinde -veya vatandaşa “Kapat.” diyorlar- kapatacak
olduğunda, aç-kapa masrafı olarak 90 milyon para istiyorlar.
Bir sorum da 3
Ekim 2008 Aktütün olayından sonra…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Cengiz…
MUSTAFA KEMAL
CENGİZ (Çanakkale) – Sayın Bakan, Maliye Bakanı olarak hiç hesapladınız mı veya
elinizde resmî bir veri var mı, Türkiye Cumhuriyeti devleti kaç kalem mal ithal
etmiştir? Kaçak ithalatımız var mıdır? Kaçak ithalat varsa kaçak ithalat, reel
ithalatın kaçta kaçını oluşturmaktadır? Bu ekonomik işgale karşı bir tedbir,
önlem var mıdır, yoksa ülkemiz tüketim ülkesi mi olmuştur?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Küçük…
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – Sayın Bakanım, bu soruyu daha önce arkadaşlarımdan soranlar oldu
ama maalesef cevap vermediniz. Ben üzerine basa basa
tekrar sormak istiyorum: 5811 sayılı Varlık Barışı Yasası’nda uygulamada garip
ve ucube bir durum vardır. Bu Yasa’nın uygulamasıyla ilgili olarak, defterleri
1 Ocakla 31 Mart arası incelemeye alınanlar bu Yasa’dan yararlanabilmektedir,
31 Mart-19 Haziran arası defterleri incelemeye alınanlar yararlanamamaktadır
Varlık Barışı’ndan, 19 Hazirandan 31/12’ye kadar defterleri incelemeye
alınanlar da yararlanabilmektedir. Uygulamadaki bu garip durumu neye
bağlıyorsunuz? Neden kaynaklanıyor? Bu incelemeye alınanlardan bunun
uygulanamadığı bölümdeki insanlara haksızlık yaptığınızı düşünüyor musunuz? Bu
konuyu düzeltmek için bir çabanız ve gayretiniz var mıdır?
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Sayın Bakan,
buyurun.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Köse’nin
sorusundan başlamak istiyorum. Yaklaşık 200 bin özürlü çocuğumuza destek
niteliğinde özel eğitim verilmektedir Türkiye çapında. 2009 yılında yaklaşık
875 milyon liralık bir harcama yapılmıştır bu hususta. 29 bin öğrencimiz Millî
Eğitim Bakanlığının okullarında örgün eğitim alıyor, 3 bini de özel eğitim
kurumlarında eğitim alıyor. Tabii ki GAP bölgesine ve Adıyaman’a ilişkin şu
anda elimde veriler yok. Arkadaşlar çalışırlar, daha sonra gerekirse o veriler size
iletilir.
Millî Eğitim
Bakanlığımıza öğretmen kadrosu tahsisini de tabii ki oradaki talebe göre
yapacağız, oradaki ihtiyaca göre yapacağız. Yani, ne kadarı sözleşmeli, ne
kadarı kadrolu, Bakanlığımızla gerekli istişareleri yapıp ona göre bir
düzenleme yaparız, ona göre o kadroları tahsis ederiz.
BAĞ-KUR ile
ilgili bir soru vardı, özellikle kronik hastalıktan dolayı borcunu
ödeyemeyenler hususu. Yani, bu kesim ne kadarlık bir
büyüklük oluşturuyor, doğrusu bilgim yok. İlgili Bakanımız muhtemelen burada değil.
Biz kendilerine iletiriz, onlar bir çalışma yaparlar. Eğer hakikaten
bahsettiğiniz ölçüde çok önemli bir sorunsa tabii ki incelenir, değerlendirmesi
yapılır.
Kaçak elektrik
için kesilen cezalar vesaire gibi hususlar istatistiki
verileri gerektiriyor, şu anda elimde yok. Olmazsa, arkadaşlar not alsınlar,
size iletsinler.
Sayın Genç’in bir
sorusu var, o da yine bir çalışmayı gerektiriyor, Başbakanlıkla ilgili olarak
epey bir husus soruldu. Onların verileri toplanılır size iletilir.
Yine, 5084 ile
ilgili bir soru vardı. Değerli arkadaşlar, bazen benim söylediklerimi
arkadaşlar herhâlde doğru anlayamadıkları için farklı şekilde ifade ediyorlar.
Ben bu hususta ilk soruya cevap verdiğim zaman dedim ki: Yani, Hükûmetimiz bir irade gösterirse tabii ki bu uzatılır. Bu
bir Hükûmet kararıdır ama Maliye Bakanı olarak eğer
bana bütçede bu konuda, 2010 yılına ek bir ödenek konuldu mu konulmadı mı diye
sorarsanız, ben konulmadığını söyledim. Bu şu anlama gelmiyor: Uzatılmayacağı
anlamına gelmiyor, uzatılacağı anlamına da gelmiyor. Sadece şudur: Bu bir
husustur, önemli bir karardır. Bunun uzatılıp uzatılmayacağı konusu Hükûmetimiz tarafından değerlendirilir, bu karar verilir,
bu karar uygulamaya konulur. O çerçevede şu anda kaynak yoksa o kaynaklar
oluşturulur.
Ben sabahleyin de
söyledim, şu çok önemli bir husustur: Önümüzdeki dönemde bütçede gider artışını
sağlayacak herhangi bir husus gündeme gelirse onu telafi edecek gelir tedbirini
de ortaya koyarız. Çünkü bundan sonra yani eğer mutlaka şu veya bu şekilde
giderleri artıracaksak gelirlerimizi de o çerçevede artırıp bu dengeyi
korumamız gerekiyor. 5084’ün Türkiye’ye çok büyük faydası olmuştur, özellikle
bazı illerimizde. Ben hatırlıyorum, bir ara Düzce’ye gittiğimde yer kalmamıştı.
Benzer birçok diğer ilde de çok faydası oldu. Yeni teşvik sistemi de bence çok
iyi çünkü yeni teşvik…
EMİN HALUK AYHAN
(Denizli) – Denizli’de tam tersi oldu Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Doğrudur Denizli’ye… Gaziantep’e de aynı şekilde
ama değerli arkadaşlar, bakın söz verdiğimiz gibi yeni bir teşvik sistemini
ortaya koyduk. Bu yeni teşvik sistemi, Türkiye'nin rekabet gücünü dikkate alan,
Türkiye'nin kaynaklarını çok daha iyi kullanıma açan bir teşvik sistemidir.
Bölgesel kalkınmışlık farklarını gidermeye yönelik bir teşvik sistemidir.
AHMET KÜÇÜK
(Çanakkale) – 5811’i cevaplayın Sayın Bakan.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Cari açığı azaltmaya yönelik, özellikle dış ticaret
açığının yüksek olduğu kalemlerde, alanlarda büyük yatırımlara özel teşvik
veren bir yeni teşvik sistemidir. Dolayısıyla bölgesel, sektörel
ve büyük yatırımları önceliklendiren bir teşvik
sistemidir. Onu da göz ardı etmemek lazım. Hakikaten çok güzel bir çalışmadır,
Türkiye'nin yararına olan bir çalışmadır.
Yine…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Süre
bitti Sayın Bakan.
Peki, teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Soru-cevap işlemi
tamamlanmıştır.
30’uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, kanun tasarısının tümü açık oylamaya tabidir. Açık oylama
yarınki birleşimde son konuşmalardan sonra yapılacaktır.
Şimdi, 2008 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 1’inci maddesini tekrar
okuttuktan sonra oylarınıza sunacağım:
Okutuyorum:
2008 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUNU TASARISI
Gider bütçesi
MADDE 1- (1) 5724 sayılı 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa
bağlı (A) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe
kapsamındaki kamu idarelerine 218.284.732.372 Yeni Türk Lirası, (II) sayılı
cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere 13.941.949.650 Yeni Türk Lirası ve
(III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumlara ise
1.729.688.441 Yeni Türk Lirası ödenek verilmiştir. 2008 yılı merkezi yönetim konsolide
ödenek toplamı 222.553.216.800 Yeni Türk Lirasıdır.
(2) Kanunların
verdiği yetkiye dayanarak yıl içerisinde eklenen ve düşülen ödenekler sonrası
merkezi yönetim kesin hesap gider cetvellerinde gösterildiği üzere, 5018 sayılı
Kanuna ekli;
a) (I) sayılı
cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin 2008 yılı bütçe
giderleri toplamı 222.055.561.266,14 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı
cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin 2008 yılı bütçe giderleri toplamı
14.526.959.077,42 Yeni Türk Lirası,
c) (III) sayılı
cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların 2008 yılı bütçe
giderleri toplamı 1.692.598.319,52 Yeni Türk Lirası,
olarak gerçekleşmiştir.
(3) 2008 yılı
merkezi yönetim konsolide bütçe gideri toplamı
227.030.562.569,40 Yeni Türk Lirasıdır.
BAŞKAN –
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi
daha evvel kabul edilen cetvellerle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi
okutuyorum:
Gelir bütçesi
MADDE 2- (1) 5724 sayılı 2008 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununa
bağlı (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli (I)
sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin gelirleri
200.393.419.000 Yeni Türk Lirası, (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli
idarelerin gelirleri 3.417.133.196 Yeni Türk Lirası öz gelir, 10.420.672.254
Yeni Türk Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 13.837.805.450 Yeni Türk
Lirası, (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların
gelirleri 1.728.388.441 Yeni Türk Lirası olarak tahmin edilmiştir. 2008 yılı merkezi yönetim konsolide bütçe
gelir tahmini toplamı 204.556.459.000 Yeni Türk Lirasıdır.
(2) Merkezi
yönetim kesin hesap gelir cetvellerinde gösterildiği üzere, 5018 sayılı Kanuna
ekli;
a) (1) sayılı
cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin 2008 yılı net
bütçe gelirleri toplamı 204.183.680.877,54 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı
cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin 2008 yılı net bütçe gelirleri toplamı
14.968.158.778,84 Yeni Türk Lirası,
c) (III) sayılı
cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların 2008 yılı net bütçe
gelirleri toplamı 1.746.620.225 Yeni Türk Lirası,
olarak gerçekleşmiştir.
(3) 2008 yılı
merkezi yönetim konsolide bütçe geliri toplamı
209.598.471.934,53 Yeni Türk Lirasıdır.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Erkan Akçay, Manisa
Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Merkezi
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerine Milliyetçi
Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Grubum ve şahsım adına muhterem
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, kesin hesap kanunu, yürütme organına verilen harcama
yetkisinin kanunlara uygun olarak etkin, ekonomik ve verimli bir şekilde
kullanılıp kullanılmadığının Meclis tarafından denetlenmesidir. Kesin hesap
kanunu hukuki dayanağını Anayasa’dan almaktadır. Anayasa’mızın kesin hesap
kanununu düzenleyen 164’üncü maddesi kesin hesap konusundaki yetkiyi Türkiye
Büyük Millet Meclisine vermiştir.
Kamu mali
yönetiminde hesap verilebilirlik ve saydamlık ilkelerinin önemi her geçen gün
artmaktadır. Vatandaşların kendilerinden toplanan vergilerin nerelere, ne kadar
harcandığından haberdar olma istekleri ve daha kaliteli kamu hizmeti beklentisi
kesin hesabın önemini daha da artırmaktadır.
5018 sayılı Kanun
hükümleri doğrultusunda Sayıştay tarafından hazırlanması gereken dış denetim
genel değerlendirme raporu, mali istatistikleri genel değerlendirme raporu ve
diğer ilgili raporlar maalesef Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmamaktadır.
Bu nedenle de parlamenter denetim etkin olarak yürütülememektedir.
Hükûmet, 5018 sayılı
Kanun uyarınca Sayıştay Kanunu’nda yapılması gereken düzenlemeleri yapmamış,
hesap verilebilirlik ve şeffaflık ilkelerine uygunluk bakımından kesin hesap
kanunu maalesef sakatlanmıştır.
Sayıştay
Kanunu’nun 2003 yılından beri sürüncemede bırakılmış olması, Sayıştay ve
Türkiye Büyük Millet Meclisinin etkinliğine ve sistemin bütününe zarar
vermekte, çeşitli olumsuzluklara yol açmaktadır.
Sayıştayın hazırlamış
olduğu 2008 yılı merkezî yönetim bütçesi genel uygunluk bildirimine göre, kamu
idareleri 5 milyar 62 milyon Türk lirası ödenek üstü harcama yapmıştır. Bu
harcamaların 292 milyon 864 bin Türk lirasının yasaların izin vermediği şekilde
yapıldığını Meclisin dikkatine sunmuştur.
AKP Hükûmetinin bütçe politikaları ve uygulamaları
incelendiğinde hedeflerin hiçbir zaman isabetli bir şekilde tutmadığı ve bütçe
rakamlarının sürekli revize edildiği görülmektedir.
Hükûmet, 25 Ekim
2007’de, 2008 bütçesini komisyona sunarken, satın alma gücü paritesine
göre kişi başı millî geliri 10.600 dolar olarak açıklamıştır, 4 Aralıkta Genel
Kurulda ise bu rakamı 9.681 dolar olarak değiştirmiştir.
Komisyonda 204
milyar Türk lirası olarak açıklanan net bütçe gelirleri 217 milyar Türk lirası
olarak revize edilmiştir.
171 milyar Türk
lirası olarak açıklanan vergi gelirleri de 174 milyar Türk lirası olarak
değiştirilirken, bütçe giderleri de 222 milyardan 233 milyar Türk lirasına
çıkartılmıştır.
Faiz dışı fazla
38 milyardan 40 milyara çıkarılırken, bütçe açığı 18 milyardan 15,9 milyara
düşürülmüştür.
2008 yılı bütçe
gerçekleşme rakamlarına baktığımızda ise, bu rakamların hiçbirinin tutmadığı
görülmüştür.
Değerli
milletvekilleri, biz, 2008 bütçe sonuçlarını neye göre değerlendireceğiz? Hükûmetin Komisyondaki bütçe sunuşuna göre mi, Genel Kurul
sunuşuna göre mi, 2008 Bütçe Kanunu’na göre mi, 2008 yılı içinde revize edilen
rakamlara göre mi? Gerçekleşme rakamlarını neyle kıyaslayacağız? Dalgalı kur
rejimi gibi, Hükûmet, bir de dalgalı hedef yöntemi mi
icat etti?
2008 döneminde
verginin tabana yayılması konusunda da maalesef mesafe alınamamıştır. Dolaylı
vergiler artırılmış, kayıt dışı ekonomi büyümüştür. Doğrudan vergiler yüzde
28’e düşerken, dar gelirlileri ezen dolaylı vergiler yüzde 72’lere ulaşmıştır.
Türkiye, dolaylı vergi oranıyla OECD ülkeleri arasında 2’nci sıradadır.
Türkiye nüfusunun
binde 1’i ve uluslararası sermaye, millî gelirin yüzde 16’sını, bütçe
giderlerinin de yüzde 33’ünü almaktadır. Gelir dağılımının bu hâli, 2008
bütçesinin adalet anlayışını belgelemektedir. AKP döneminde gelir dağılımı daha
da bozulmuş, zengin daha çok zenginleşirken fakir daha da fakirleşmiştir.
OECD’ye üye 30
ülkeden 24’ünü kapsayan gelir dağılımı konulu raporda, Türkiye, Meksika’dan
sonra gelir dağılımı en bozuk ülke olarak yer almıştır.
AKP döneminde, en
fakir ve en zengin yüzde 10’luk gruplar arasındaki gelir farkıysa 13 kat
olmuştur.
Ülkemizde 2002
yılında dolar milyarderi sayısı 8 iken, 2009 yılında bu sayı 35’leri geçmiştir
ve servetleri millî gelirin yüzde 9’unu oluşturmuştur. Bu durum, gelir
dağılımındaki çarpıklığın ayrı bir göstergesidir.
Ankara Ticaret
Odasının 2008 yılında yaptırdığı bir araştırmaya göre, Türkiye'de yaşayan her 4
kişiden 3’ü, yani tam 52 milyon nüfus yoksulluk sınırının altında geçinmeye
çalışırken, her 7 kişiden 1’i, yani 11 milyon kişi de neredeyse açlık sınırının
altında yaşam mücadelesi vermektedir. Bu rakamlar 2009 yılında daha da
bozulmuştur.
2008 yılı bütçesi
memur, işçi ve emeklilerin beklentilerine cevap verememiş, ülke ekonomisindeki
büyümeden çalışanlar gereken payı alamamışlar. Ekonomik olarak asgari
ücretlinin ortalama 2 katı gelire sahip olan devlet memurlarının yüzde 90’ı
yoksulluk sınırının altında aylık gelire sahiptir.
2008 bütçesinde
kamu yatırımları reel olarak azalmıştır. Kamu yatırımlarındaki düşmeden en
olumsuz etkilenen kesimler enerji, tarım, eğitim ve sağlık sektörleri olmuştur.
Bu kesimlerde 2008 yılında bir önceki yıla göre yaşanan reel düşme yüzde 10’un
üzerindedir.
Bu çerçevede
baktığımızda, AKP Hükûmetinin hazırlamış olduğu 2008
yılı bütçesinin Türkiye'nin temel sorunlarını çözmekten uzak kaldığı ve sadece
günü kurtarmayı ve yılı geçiştirmeyi amaçladığı görülmektedir. Bu bütçe
yapısıyla Türkiye'nin büyük hedeflere yönelmesi ve hedeflerine ulaşması mümkün
değildi. 2008 yıl sonuna doğru harcamaların hızla
artmasına karşılık gelir tarafı bu artışlara karşı bir bütün olarak cevap
verememiştir. Daralan dış ticaret hacmiyle birlikte dış ticaretten alınan
vergilerde de kayıplar yaşanmıştır.
2008 yılı bütçe
gelirlerine bakıldığında, vergi gelirleri 2008 yılı hedefinin yaklaşık 3 milyar
100 milyon Türk lirası altında kalmıştır. Dâhilde alınan katma değer vergisi
16,8 milyar Türk lirasıyla 2007 yılı düzeyinde kalmış ve reel anlamda
gerilemiştir. Burada, kriz nedeniyle hızla düşen iç talebin ve ücretlilere
vergi iadesinin kaldırılması nedeniyle vatandaşın fiş ve fatura almayı
bırakması etkili olmuştur. İthalde alınan katma değer vergisi dâhil tüm katma
değer vergisi gelirleri ve özel tüketim vergisi, iç ve dış talebin hızla düşmesinden
dolayı 2008 yılı hedefinin gerisinde kalmıştır. Bu rakamlar, ekonomideki
esneklik kavramlarını âdeta yok sayarak dolaylı vergilere bu kadar yüklenmenin
anlamsızlığını ortaya koymaktadır.
2008 yılında 17
milyar Türk lirası olarak gerçekleşen bütçe açığı, aslında 30 milyar Türk
lirası civarındadır. 2008 yılı bütçe gelirlerinde yer alan,
ancak olağan gelir sayılmayan 2,1 milyar Türk lirası Telekom hisse satış
gelirleri ile 6,8 milyar Türk liralık diğer sermaye satış gelirleri, yani
özelleştirme gelirleri, İşsizlik Fonu’ndan aktarılan 1,3 milyar Türk lirası ve
Ziraat Bankasına ödettirilen yaklaşık 3 milyar Türk liralık KEY ödemeleri de
göz önüne alındığında, gerçek bütçe açığının 30 milyar Türk lirası civarında
olduğu görülmektedir. Bu anlattıklarımızla da görülmektedir ki, AKP Hükûmeti 2008 bütçesinden de sınıfta kalmıştır.
Değerli
milletvekilleri, ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntıları yalnızca küresel
ekonomik krize bağlamak yanlıştır. AKP İktidarı, 2002 yılı Kasım ayından bu
tarafa uygulamış olduğu ekonomi politikalarıyla, Türk ekonomisini üretimsiz
hâle getirmiştir. Üretmeden tüketmek zorunda olan ve sürekli borçlandırılarak
yaşatılan bir toplum modelinin mimarları olanlar yaşanan sorunların
sorumluluğunu taşımaktadırlar.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız.
ERKAN AKÇAY
(Devamla) – Dünya ekonomisinin 2009 yılında yüzde 1,7 ile 2,8 oranında
daralması beklenmektedir. Oysa TÜİK’in verilerine
göre, Türkiye ekonomisi 2009 yılının ilk dokuz ayında yüzde 8,4 küçülmüştür.
AKP iktidara geldiğinde Türkiye, büyüme hızı bakımından 149 ülke arasında
29’uncu sıradayken, 2009 yılında 136’ncı sıraya düşmüştür. 2002 yılında büyüme
hızı açısından G-20 ülkeleri arasında 3’üncü sıradayken, 2009 yılında 17’nci
sırada yer almıştır.
Bu düşüncelerle
muhterem heyetinize saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Madde üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Vahap
Seçer, Mersin Milletvekili.
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
VAHAP SEÇER (Mersin) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 2008 Yılı Merkezi
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesi hakkında grubum
Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlarım,
2009 bütçesinden bu yana Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti,
AKP Hükûmeti bütçe yapmakta zorlanıyor, yıl sonunda bütçe dengesini sağlamakta da zorlanıyor. Tabii,
bunun nedeni şu: 2003-2008 yılları arasında hem Türkiye'de hem dünyada ekonomik
anlamda bir Lale Devri yaşandı. 2003 yılından sonra özellikle petrol
fiyatlarının artışı ve o petrodolarların dünyada
gidecek yer araması, bizim gibi gelişmekte olan ülkelere, büyüyen ekonomilere
cazip şartlarla kanalize edilmesi, akıtılması bizim
gibi ekonomilerin o dönemlerde geçici de olsa rahatlamasına sebep oldu.
Tabii sizin
İktidarınızın 2002’de başladığını düşünürsek işte, iktidar başlangıcınızın o
Lale Devri dönemine denk geldiğini ve bu anlamda şanslı bir iktidar olarak da
sizi değerlendirmem gerektiğinde herhâlde beni haksız görmezsiniz. Düşünün ki
2001 yılında Türkiye ekonomisi çökmüş, batmış, ciddi anlamda daralmış ve onun
üzerinde tabii ki o dönemin hükûmetlerinin ekonomik
anlamda, özellikle Bankacılık Yasası’nda yaptığı birtakım yenilikler,
revizyonlar, sizleri, daha sonra iktidara gelen Hükûmetinizi
rahatlatmış ve o iktidardan 2002’de, 2002’nin Kasımından sonra iktidarı
devralıyorsunuz ve bu rahatlık içerisinde 2008’e kadar ekonomiyi getiriyorsunuz
ama bakıyoruz, 2008 yılı sonunda 2009 bütçesini yaptık, o zaman öngörülen 2009
yılının bütçe açığı 10 milyar lira civarındaydı ama henüz daha yıl sonu gelmeden bu rakamın 50 milyar liranın üzerine
çıktığını görüyoruz. Tabii, perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Dünyada,
finans sektöründe ekonomik bir kriz yaşanıyordu; o eski bolluk olmayacaktı,
ihracattaki o eski atılımlar olamayacaktı, vergi gelirlerinde ciddi kayıplar
söz konusu olacaktı, gümrük vergilerinde ciddi kayıplar söz konusu olacaktı.
Tabii, Türkiye
Cumhuriyeti olarak sizin gelirleriniz vergiye dayalı. Bakıyoruz,
2010 bütçesinde yaklaşık 237 milyar lira gelir kaleminin 193 milyar lirası
vergi gelirleri ve burada da tabii tespit etmem gereken önemli bir durum var:
Topladığımız vergilerin de yüzde 70’ini dolaylı vergi olarak topluyoruz,
yaklaşık olarak yüzde 30’unu, tabiri caizse, yakaladığımız mükelleflerden
alıyoruz, gelir vergisi olarak ya da kurumlar vergisi olarak. Ee, yedi yıldır iktidarsınız. O gün de Türkiye’de vergi
toplamada adaletsizlik vardı, bu tip sorunlar yaşanıyordu. Allah aşkına, yedi
yıldır niçin bu konuda bir gelişme sağlayamadınız? Yani, maliye
politikalarınızda sorun var o zaman. Bunları gözden geçirmemiz gerekiyor.
Değerli
arkadaşlarım, kayıt dışı ekonomi… Yine, iktidara geldiğinizde, 2002 yılında,
bakıyorsunuz, yaklaşık olarak çarkın içerisinde dönen ekonominin yüzde 50’si
kayıt dışı ekonomi. Ee bugün, 2009 yılının sonuna
gelmişiz, bu oranda kayda değer bir iyileştirme sağlanamamış.
Değerli
arkadaşlarım, tabii, Türkiye'nin yer altı ve yer üstü kaynakları yok,
petrolümüz yok. Biz bu giderleri vergilerden karşılamak durumundayız. 2010 yılı
bütçesine bakıyorsunuz, 50 milyar lira gibi bir bütçe açığından söz ediliyor.
Peki, bu açığı nasıl kapatacaksınız? Petrolünüz yok ki satasınız, yine vergiye
yükleneceksiniz, yine vatandaşa yükleneceksiniz, yine dolaylı vergilerde
oranları artıracaksınız ya da mükelleflerinizden, kurumlardan topladığınız
vergide denetimleri sıklaştıracaksınız.
2008 yılının
sonunda, burada hep beraber, Bazı Varlıkların Millî Ekonomiye Kazandırılması
Hakkında Kanun’u kabul ettik, kamuoyunda “varlık barışı” olarak kabul edilen
kanunu. Değerli arkadaşlarım, bu Kanun’un piyasada yansımalarını -daha önce
bazı milletvekili arkadaşlarım dile getirdi mi bilemiyorum ama- Sayın Bakanı
burada bulmuşken bu sıkıntıları, esnafın, iş adamlarının, şirketlerin bu
sıkıntılarını aktarmak istiyorum.
Vergi dairesi
müdürleriniz mali müşavirleri, yeminli mali müşavirleri, muhasebeci
arkadaşlarımızı arıyorlar, defterlerine baktığı firmaların, şirketlerin bu
yasadan faydalanmasını, yani 50 milyar lira da olsa, 100 milyar lira da olsa bu
işe katkı sunmaları gerektiğini, aksi takdirde defterlerinin incelemeye
alınacağı konusunda tehdit ediliyorlar. Tabii, böyle bir ülkede bu tip bir
yaklaşımı ben doğru bulmuyorum. Yani, devlet çete değildir, devlet zorba
değildir. Vergiyi de bu anlayışla toplamanın doğru bir yaklaşım olduğunu
düşünmüyorum Sayın Bakan.
Değerli
arkadaşlarım, Türkiye’de sorunların yoğun yaşandığı bir dönemden geçiyoruz ve
bu dönem içerisinde de 2010 yılı bütçesini yapmaya çalışıyoruz. İşçiler
sokakta, öğrenciler sokakta, buna tahammül göstermeyen bir anlayış… Güvenlik
güçleri, hak arayışı içerisinde olan bu insanlara, işçilere, değişik halk
kesimlerine orantısız güç kullanıyorlar, ileri demokrasilerde görülmeyen tavır
ve davranış içerisinde oluyorlar. En içimizi acıtıcı olay da, geçtiğimiz
günlerde, hatırlayacağınız gibi, partimize mensup milletvekillerinin Tekel
işçilerinin dayanışmasına katkı sunmak için gittikleri yerde, polisin biber
gazı ya da tazyikli su sıkarak o milletvekili arkadaşlarımızı ne derece
hırpaladıklarını televizyon ekranlarından hep beraber ibretle izledik.
Türkiye’de bunların yaşanmaması gerekiyor. Özgürlüklerden bahsediyorsanız AKP
İktidarı olarak öncelikle özgürlüklerin garantisi sizler olmalısınız, Türkiye
Büyük Millet Meclisi olmalı, hepimiz olmalıyız.
Değerli
arkadaşlarım, İslam âleminin kutsal bir ayı içerisindeyiz, muharrem ayı
içerisindeyiz ve özellikle Alevi vatandaşlarımız için de önemli bir ay. Alevi
vatandaşlarımız bin üç yüz yıl önce Kerbela’da
yaşanan vahşetin yasını tutuyorlar, onların orucunu tutuyorlar. Ben, Alevi
vatandaşlarımızın Yas-ı Muharrem’ini buradan kutluyorum.
Tabii, sadece bin
üç yüz yıl önce Kerbela gerçekleşmedi,
hatırlayacağınız gibi, otuz bir yıl önce de maalesef, 20’nci yüzyılın Kerbela’sı yaşandı. Ailesi o otuz bir yıl önce yaşanan
Maraş katliamında, o vahşette mağdur olmuş bir milletvekili olarak, o günkü
katliamı gerçekleştirenleri otuz bir yıl sonra burada, Türkiye Büyük Millet
Meclisinde nefretle kınıyorum.
Tabii, şunu
biliyorum bir milletvekili olarak, bir siyasetçi olarak: Türkiye'de dinî
inançları, mezhepleri ne olursa olsun, milletimizin arasına nifak sokmak amacı
içerisinde olan -o dönemde, o soğuk savaş döneminde- bazı güçler, oradaki
katliamı hazırlayan unsurlar olmuşlardır. Ben kabul etmiyorum ki Alevi
vatandaşlarımız ile Sünni vatandaşlarımız arasında bir çatışma çıkmış ve orada
yüzlerce insanımız katlolmuş. Ama maalesef, Türkiye'de bu bir
gerçek. Bizim düşündüğümüz devletin dışında birtakım yapılanmalar, işte
o provokatif hareketler sonucu bu katliamı meydana
getirmişlerdir.
Az önce, Sayın
AKP’li milletvekili arkadaşım İbrahim Yiğit, Alevi çalıştayından
bahsetti. Tabii, onun umuduna, dileklerine katılmak istiyorum ama bu meseleyi, Hükûmetin bu yaklaşımını çok samimi bulmadığımı buradan da
itiraf etmem gerekiyor.
Son üç beş ayda
Türkiye'de bir açılım masalıdır gidiyor. İşte ilk etapta bir Kürt açılımı
meselesi, millî birlik ve beraberlik açılımı meselesi, daha sonra Roman
açılımı, Alevi çalıştayları vesaire vesaire. Geçtiğimiz haftalar içerisinde Alevi çalıştayının 6’ncısı yapıldı. Buraya eski ve yeni
milletvekilleri davet edildi. Tabii, bazı milletvekilleri davet edildi ama
unutulmayan bir kişi vardı; bunu bağdaştıramıyorum. Şöyle düşünün: Yahudi
katliamı çalıştayı yapılıyor ve Hitler’i bu çalıştaya davet ediyorsunuz, Gestapoyu bu çalıştaya davet ediyorsunuz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
VAHAP SEÇER
(Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız.
VAHAP SEÇER
(Devamla) – İşte, bu Alevi çalıştayına, eski bir
milletvekili, Maraş olaylarında olayın baş faillerinden bir tanesi bu çalıştaya davet ediliyor.
Bu organizasyonu
kim yapıyor? Elbette, burada ilgili bakanlığın tasarrufu var. Bunu hangi
anlayışla yapıyor? Böyle bir insanı bu çalıştaya
nasıl davet ediyor? Bu çalıştayın bu insan neresinde?
Ne gibi katkılar sunacak? Bunu iyi düşünmemiz gerekiyor.
Değerli
arkadaşlarım, açılımlar konusunda Hükûmetinizin
samimi olduğunu düşünmüyorum. Alevilerin talepleri bellidir, somuttur. Bu işi
çok uzatmanın, birtakım toplantılar düzenlemenin, kamuoyuna birtakım mesajlar
vermenin, bu meseleleri çözüyormuş gibi yapmanın bir âlemi yok. Açık, sarih Alevi talepleri. Aleviler, cemevlerinin
yasal statüye kavuşturulmasını istiyor. Aleviler, Sivas’ta yaşanan vahşetin
yapıldığı binanın müze olmasını istiyor. Aleviler, zorunlu din dersinin
kaldırılmasını istiyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Seçer, teşekkür ediyorum.
VAHAP SEÇER
(Devamla) – Hemen bitiriyorum, müsaade ederseniz.
BAŞKAN – Yok öyle
bir uygulamamız, teşekkür ediyorum Sayın Seçer. Bir dakikalık sürenizi verdim
teşekkür etmek için.
VAHAP SEÇER
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, umut ediyorum, Türkiye’de sosyal barışı
sağlayacak politikalara hep beraber imza atarız.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Seçer.
Şahsı adına söz
isteyen Yılmaz Tunç, Bartın Milletvekili... (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YILMAZ TUNÇ
(Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 2008 Yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesi hakkında şahsım adına söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygılarımla selamlıyorum.
Kesin hesabın
hayırlı hizmetlere vesile olduğu inancıyla, 2010 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısı’nın da hayırlı uğurlu olmasını diliyor, sizleri saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Şahsı adına başka
söz talebi yok.
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Ben söz istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Şahsı
adına söz isteyen Harun Öztürk, İzmir Milletvekili.
Buyurun Sayın Öztürk.
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti
adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. 2010 yılı merkezî yönetim
bütçesinin geneli üzerinde sizlere hitap etme fırsatı buldum. 2008 yılı kesin
hesabı üzerinde de bazı düşüncelerimi sizlerle paylaşmak üzere söz aldım.
Değerli
milletvekilleri, burada 2010 yılı bütçesini görüştük ancak birlikte düşünmeye
davet ediyorum, görüştüğümüz bütçe sadece 2010 yılı merkezî yönetim bütçesi
değildi. Bunun yanında 2011 ve 2012 yıllarına ait merkezî yönetim bütçesinin
kurumlara ilişkin tavanları da gösteren birtakım rakamlar vardı ancak
hiçbirimiz dönüp 2011 yılında ne olacak, 2012 yılında ne olacak şeklinde bir değerlendirme
ihtiyacı duymadık.
Niçin üç yıllık
bütçeler yapmaya başladık? Dolayısıyla orta vadede ülkenin kaynaklarını daha
iyi planlamasına izin vermesi için birtakım tavanlar getirdik ancak, tekrar
ediyorum, ne yazık ki bunları burada görüşme imkânı bulmadık. Eğer ben de biraz
önce rakamlara bakmamış olsaydım, sizlerin 2011 ve 2012 yılında merkezî yönetim
bütçelerinin tavanlarının ne olduğunu sormam hâlinde ben cevap alabileceğimi
düşünmüyorum. Çünkü kendim de biraz önce bakmamış olsaydım, bunun cevabını
sizlere veremeyecektim. Örnek olarak, genel bütçeli idarelerin 2010 yılı
bütçesi 282 milyar, 2011 yılı 293 milyar ve 2012 de 300 milyar olarak
görünüyor.
Değerli
milletvekilleri, 2008 yılı kesin hesabını görüştük ve Türkiye Büyük Millet
Meclisi adına Sayıştay gerekli denetimleri yaptı ve uygulama sonuçlarını
değerlendirdi ve dedi ki: “2008 yılı merkezî yönetim bütçesi 227,1 milyar TL
olarak uygulanmıştır. Bu uygulama esnasında bu bütçenin ben 5,1 milyar TL’lik
kısmının 5018 sayılı Kanun çerçevesinde ödenek üstü harcama şeklinde
gerçekleştiğini gördüm. Bunların bir kısmı personel harcaması ve diğer, yasa
gereği yapmak zorunda olduğumuz harcamalara aitti. Bunları Türkiye Büyük Millet
Meclisi adına kabul ediyorum ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde tamamlayıcı
ödenekle karşılanmasının uygun olacağını düşünüyorum.” diye bize önerdi ve biz
de kabul ettik. Ancak bu 5,1 milyar TL’lik ödenek üstü harcama içerisinde bir
miktar var ki… Sayıştay, Türkiye Büyük Millet Meclisine diyor ki: “Bunlardan
293 milyon TL’si…” Miktar olarak fazla olmayabilir değerli milletvekilleri,
ancak tespit önemli. “Bu 293 milyon TL’lik ödeneği kurumlar herhangi bir yasal
dayanağı olmadan ve biraz önce ifade ettiğim personel giderleri, tedavi
giderleri, harcırahlar gibi, kamunun yapmak zorunda olduğu harcamalardan da
değil bu harcamalar.” diyor. “Bu, doğrudan doğruya Türkiye
Büyük Millet Meclisinin milletten aldığı bütçe hakkına müdahale anlamı
taşımaktadır -özü bu- ve ben bunların tamamlayıcı ödenekle karşılanmasını size
öneremiyorum, takdir sizin.” diyor ve ben de karşı oy yazımda, bundan sonraki
uygulamalarda caydırıcılık teşkil etmesi açısından bu miktarın tamamlayıcı
ödenekle karşılanmaması gerektiğini önermiş ve sorumluların sorumluluklarına
gidilmesini dikkatlerinize sunmuştum ve bunu tekrar dikkatlerinize sunuyor,
yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Öztürk.
Şimdi B
Cetvelinin genel toplamlarını okutup, oylarınıza sunacağım.
B Cetvelini
okutuyorum:
B - C E T V E L İ
BÜTÇE
GELİRİ TAHMİNİ NET TAHSİLAT
(YTL) (YTL)
200.393.419.000,00 226.653.106.184,36
RED VE İADELER (-) 22.469.425.306,82
NET TAHSİLAT 204.183.680.877,54
BAŞKAN – Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi (B)
işaretli cetveliyle birlikte oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2’nci madde (B)
işaretli cetveliyle birlikte kabul edilmiştir.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.24
ALTINCI OTURUM
Açılma
Saati: 18.32
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Altıncı
Oturumunu açıyorum.
2008 Yılı Merkezi
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam
edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
3’üncü maddeyi
okutuyorum:
Denge
MADDE 3- (1) 2008
yılı bütçe giderleri ile bütçe gelirleri toplamları arasında, 5018 sayılı
Kanuna ekli;
a) (I) sayılı
cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin 17.871.880.388,60
Yeni Türk Lirası bütçe gider fazlası,
b) (II) sayılı
cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin 441.199.701,42 Yeni Türk Lirası bütçe
gelir fazlası,
c) (III) sayılı
cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların 54.021.905,48 Yeni Türk
Lirası bütçe gelir fazlası,
gerçekleşmiştir.
(2) 2008 yılı
merkezi yönetim konsolide bütçe gider fazlası
17.432.090.634,87 Yeni Türk Lirasıdır.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Münir Kutluata, Sakarya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
MÜNİR KUTLUATA (Sakarya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygılarımla
selamlıyorum.
2010 yılı
bütçesinin görüşülmesine 26 Ekim 2009 tarihinde Plan ve Bütçe Komisyonunda
başlandı. İki aydır bütçe tartışılıyor, şimdi sonuna gelmiş bulunuyoruz.
Bu görüşmelerin
son iki haftalık kısmı kamuoyunun gözü önünde cereyan etti. Bu iki aylık süre
içinde gerek Hükûmet üyeleri gerekse iktidar
milletvekilleri bu bütçeyle 2010 yılının nasıl geçeceğine pek temas etmediler.
Önümüzdeki yıl için ümit verici bir söz de edilmedi. 2010 yılı bütçesi
önümüzdeki yılın bütçesidir. Milletimiz önümüzdeki yılın nasıl geçeceğini merak
etmektedir. Neden bu bütçenin yeterliliğinden söz edilemiyor? Neden içinde
bulunduğumuz 2009 yılı bütçesinin yeterliliği ve ülke ekonomisinin içine
düştüğü durumla ilgili olarak herhangi bir öz eleştiride bulunulamıyor? Neden
2008’de, 2009’da olmadı, 2010’da şunları şunları
yapacağız denilemiyor? İktidarın gelecekten bahsetmeye takati yok, ufuk turu
yapacak inandırıcılığı da yok.
Değerli
milletvekilleri, içinde bulunduğumuz yıldan gelecekten bahsedildiğine
rastlamıyoruz, sadece tarih turu yapılıyor ve duruma birtakım mazeretler
üretilmeye çalışılıyor, gördüğümüz budur.
Sayın Maliye
Bakanımıza şimdi sormak isterim: Bu bütçe fabrikasını tasfiye eden, işçileri
sokağa salan iş erbabını tekrar üretime döndürebilecek mi? Çiftçiyi sizden
önceki mutlu günlerine döndürebilecek mi? Haciz tehdidi altındaki
vatandaşımıza, çiftçimize, esnafımıza çare olacak mı? Esnafı tezgâhı başına
döndürecek tedbirleri içeriyor mu? İşçiye iş ümidi veriyor mu? Milletimize bunların söylenmesi lazım. Bu kürsüden göğsünü
gere gere bunları söyleyebilmesi lazım iktidarın.
Şimdi bunlar yapılmıyor, sadece mazeret üretiliyor, bunu görüyoruz.
Değerli
milletvekilleri, bu mazeretlere veya üzerine mazeret geliştirilen konulara
temas etmek istiyorum, ancak zamanımız sadece birine ikisine yetecek. Önce
ihracattan bahsetmek isterim. Bakınız, 2009 yılında dünya ticaretindeki daralma
11,9; dünya ekonomisindeki daralma 1,1; Türkiye’nin dış ticaret hacmindeki
daralma yüzde 36; ekonomimizin yıl sonu itibariyle
beklenen daralması 6-6,5. Türkiye’nin ihracatı yüzde 30 ithalatı yüzde 40
daralmış, ortalaması yüzde 36 ediyor. İhracat-ithalat dengesi aleyhimize olduğu
için bu rakam genellikle toplam rakam olarak veriliyor, dış ticaret hacmi
olarak veriliyor veya ihracat rakamı olarak veriliyor. Bu şekilde aleyhimize
olan dış ticaret dengesinin kısmen söylenmesinden geri durulmuş veya gizlenmiş
oluyor. Dış ticaret hacmimiz arttıkça Türkiye'nin dış ticareti açık veriyor,
dış ticaret açığımız da artmış oluyor.
Değerli
milletvekilleri, ihracatınız 60 milyar dolar, ithalatınız 100 milyar dolarken
karşılama oranı 65 ve dış ticaret dengesi de aleyhinize 35 milyar dolar
demektir. İhracatınızı 130 milyar dolara çıkarır, bunu başarılı olarak kabul
etmek isterseniz, ithalatınızın da 200 milyar dolara çıkmamış olması lazım.
İhracatınız 65’ten 130’a, ithalatınız 100’den 200’e çıktıysa karşılama oranı
yine 65’tir ama dış ticaret dengeniz 35 milyardan, aleyhinize olmak üzere 70
milyara çıkmış demektir. Bu yüzden, bu ihracat rakamlarının verilmesinde bile
Türkiye önünü sağlıklı olarak görememekte, milletimizden rakamlar bu vasıtayla
gizlenmiş olmaktadır.
Bakın, bu iktidar
döneminde, 2003-2009 yılları arasında dış ticaret açığımız 316 milyar dolar. Bu
dış ticaret açığı bütün döviz gelirlerimizi götürmüş, geriye 172 milyarlık net
bir cari açık kalmıştır. “Bu konuda ne yapıyorsunuz, ne yapılmaktadır?”
denildiği zaman, Hükûmetin ilgili bakanları “Dünyayı
dolaşmaktayız, çok sık seyahat etmekteyiz, yüzlerce iş adamıyla dolaşmaktayız.”
diyorlar, millete ümit vermeye çalışıyorlar.
Değerli
milletvekilleri, Türkiye’de yabancı ülkelerin malları, yabancı ülkelerin
bakanları yüzlerce iş adamıyla geldiler de mi Türkiye’de yayıldı yoksa birtakım
avantajlarla, üretim avantajlarıyla, ekonomilerinin gücüyle mi Türkiye’ye
geldiler? O gayret içindeki bakanları ve dış ticaret erbabını tebrik ediyorum
ancak bunun bir yol olmadığını da söylemek istiyorum.
Bir başka nokta işsizlik konusu. İşsizlikle ilgili, gerçekten Hükûmetin
hiçbir söylediği yok, ümit verdiği hiçbir şey de yok. İlgili bakanlar “2012
yılından önce bu konuda bir şey söyleyemeyiz.” diyor. Bu konudaki
açıklamalarına baktım, dünkü konuşmalarını dinledim değerli, bütçeden sorumlu
Maliye Bakanımızın. Maliye Bakanımız diyor ki: ”İşsizlikle ilgili
yapabileceğimiz üç tane şey var: Uzun vadede yapabileceklerimiz, eğitimi
artırmak. Bu eğitimi artırırken Türkiye'nin ihtiyacını değil dünyanın
ihtiyacını da dikkate alarak eğitim seviyesini artırmalıyız.” Ve ben de
“Hayırlı olsun.” demek zorundayım. Fakat, Sayın Bakan,
ne zamana bunun faydası olacak? Bugünün işsizleri için bir şey söylememiz
lazım. Bunu, siz de, tedbir olarak düşündüğünüzden değil bir şey söylemek
gerektiği için söylüyorsunuz. Orta vadede tedbir söyleme ihtiyacı duyuyor Sayın
Bakan. GAP, Doğu Anadolu, DAP ve KOP’tan bahsediyor.
Peki, bunlar nasıl olacak? “Bunların tahsisatını artırıyoruz, inşallah artacak,
dekar başına adam fazla çalıştırılacak. Orta vadede bir çözüm.” diye
söylüyorsunuz.
MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Hoca hikayesi, hoca!
MÜNİR KUTLUATA
(Devamla) – Evet efendim.
Sayın Bakan, kısa
vadede hiçbir şey söylemediniz, dikkat ettim. İşsizlerimizin yüzde 57’sinin
lise ve altı eğitimde olduğunu, bir şey yapmanın çok zor olduğunu söylediniz.
Ne yapacağız? Biz bu insanlara üniversite bitirmelerini mi tavsiye edeceğiz?
Üniversite bitirenler iş bulmuş oluyor mu Türkiye’de? Söylemek istediğim,
gerçekten, herhangi bir tedbirin, Hükûmetin
gündeminde olmadığı, bütçede buna dair bir işaret olmadığı ve orta vadeli
programda da böyle bir çıkış yolunun görülmediğidir. Bu konuda yapılacak olan
bir şeyler olmalıdır. Bunlara, şimdi sözü getirmeden önce, size bir hususu daha
hatırlatmak istiyorum.
Yine, Türkiye'nin
işsizlikte dünyada ikinci mi, üçüncü mü olduğunu… Hükûmet
bize ikinci olmadığını ispat etmeye çalışıyor, araya başka ülkeler
sıkıştırıyor. Ne fark eder? En fazla işsiz oranına sahip ikinci ülke değil de
üçüncü ülke olursak insanlarımız iş bulmuş mu olacak? Moldova’dan bahsediyorsunuz
Sayın Bakan. Moldova’yı işsizlik konusunda Türkiye’ye örnek verecek duruma
neden geldiniz? Bunu sizin kabul etmeyeceğinizi düşünüyorum, ama bunlarla
savunmak zorundasınız. Moldova, 2 milyon 300 bin civarında nüfusu olan bir
ülke. Türkiye’yle bu kıyaslanmaz. Moldova’yı kıyaslayacaksanız, Bursa’yla
kıyaslayın, onun nüfusu bile Moldova’dan 150 bin daha fazla. O zaman diğer
illerimizin işsizliğini alın Moldova’dan söz edecekseniz, Sakarya’yı alın,
Tokat’ı alın, Diyarbakır’ı alın. Dolayısıyla hiçbir şey açıklanmış olmuyor.
Şimdi çok iyi biliyorsunuz ki Sayın Bakan, işsizlik yatırımla çözülür. Yatırım,
özel sektör elinden olur, devlet elinden olur ve yabancı sermaye vasıtasıyla
olur. Özel sektörün yatırım yapma takati yok. Özel sektörün kullanacağı bütün
kaynakları Hükûmet bütçe açığı olarak kendisi
kullanacağını ilan etmiştir. Özel sektörün yapacağı bir şey yok. Bütçede kamu
yatırımlarıyla ilgili hiçbir şey yok. Bütçe içinde, sade bütçeyi, kendisini
alırsak yüzde 6,6 hedef görülmüş. Bir çare düşünmüş değilsiniz.
Yabancı
sermayenin yatırım yapmasına gelince, yabancı sermaye Türkiye’de yatırım
yapacak idiyse bile bu Hükûmet bunu engelledi. Neden
engelledi? Yabancı sermayeye sıcak para olarak gelmesi hâlinde bütün imkânlar
sunuldu, ”Yabancı sermayeye yatırım.” diye mevcut tesislerimiz verildi.
Hazırını satın almak varken yatırım niye yapsındı
yabancı sermaye? O hâlde bu kapıyı da Hükûmet kendi
eliyle kapamış oldu.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız.
MÜNİR KUTLUATA
(Devamla) – Şimdi karşımızda “İşsizlikle ilgili yapacağımız bir şey yok.”
demeyi net olarak söylemiyor, lafları dolandırıyorsunuz.
Bakın, kriz
içinde bir yıl geçirdik. Bu yıldan önce krizin içindeydi Türkiye. Türkiye,
dünya krizine yedi yıllık -altı yıllık, o dönemde- AKP İktidarının Türkiye’ye
getirdiği kendi krizi içerisinde yakalandı, hasta yatağında krize yakalandı ve
bu noktalara gelindi. İçinde bulunduğumuz yıl da bu tedbirleri almış olmanız
gerekiyordu, almadınız, bundan sonra alacağınıza dair de hiçbir şey
söylemiyorsunuz. O zaman, geçen yıl aynen bu tarihlerde bu kürsüde söylediğimiz
gibi “2009 yılı bütçesi Türkiye’nin hiçbir derdine deva olmayacak, çok kötüye
gideceğimizi göreceksiniz.” demiştik. Biz dedik, siz “IMF’nin tahminlerini esas
aldınız.” dediniz, bugünlere geldik. Bugün de aynı şeyi söylüyoruz. Ekonomi bu
kadar yaralıyken, bu kadar sıkıntıdayken 2010 yılı bütçesiyle hiçbir tedbir
getirmiş olmuyorsunuz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MÜNİR KUTLUATA
(Devamla) – Sonuna geldik. Yarın bu bütçe buradan geçecek, belli.
Kabul edilecek
hâliyle ülkemize hayırlı olmasını diliyorum, sizlere tekrar saygılar sunuyorum.
(MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Kutluata.
Hükûmet adına Maliye
Bakanı Mehmet Şimşek bir açıklama yapacaklardır.
Buyurun Sayın
Bakan.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli
arkadaşımız benim Moldova’dan bahsettiğimi… Kesinlikle ben öyle bir şeyden
bahsetmedim. Ben dün örnekleri verirken değerli arkadaşlar, Güney Afrika’da
işsizlik oranının yüzde 24 olduğunu, yine İrlanda’da yüzde 12 olduğunu,
İspanya’da yüzde 18 olduğunu; birçok ülkede, mesela Amerika Birleşik
Devletleri’nde işsizliğin 2 kattan daha fazla arttığını, yani yüzde 4,6’dan
yüzde 10’a vardığını açıklamaya çalışmıştım. Dolayısıyla o bahsedilen ülkeden
hiç bahsetmedim ama ona benzer birçok ülke var, bu arada onu da söyleyeyim.
Mesela, Letonya’da işsizlik yüzde 16,6, Litvanya’da
yüzde 14,3. Bu liste bu şekilde devam ediyor.
Değerli
arkadaşlar, birçok ülkede işsizlik oranı ikiye katlanmıştır, en az ikiye
katlanmıştır.
MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Bakan, bunlar size mazeret değil ki.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Türkiye’de yüzde 10,3’ten, yüzde 13,4’e çıkmıştır.
Türkiye’deki işsizlik oranındaki artış, puan olarak birçok…
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Sayın Bakan, bu rakam iyi bir rakam değil, savunma. İyi bir rakam
değil.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Değerli arkadaşlar, biz sizi dinliyoruz siz
konuştuğunuz zaman.
MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Bu mazeret değil ki. Neyi savunuyorsunuz, onu anlamadım.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Biz sizi dinleme nezaketinde bulunuyoruz, siz de
lütfen dinleyin. Ben bir açıklama yapıyorum.
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Bunun savunulacak bir şeyi yok.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Savunulacak bir şey… Açıklama yapıyoruz.
HARUN ÖZTÜRK
(İzmir) – Tedbir geliştirelim.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Tedbir de, söyledim…
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Netice olarak beceremedim deyin.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Bakın, dün ne dedim: Kısa dönemde aktif iş gücü
politikalarını uyguluyoruz dedim.
AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Beceremediniz.
MALİYE BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) – Aktif iş gücü politikaları demek, biz geçen sene
300 milyon lira ayırdık ve bu 300 milyon lirayla birçok gencimize staj imkânı
sağladık, cep harçlığı verdik, aynı zamanda birçok yine vatandaşımıza geçici
kamu projelerinde veya özel sektör projelerinde iş imkânı sağladık.
Dolayısıyla, hem kısa vadeli boyutuyla hem orta vadeli…
Yatırım
diyorsunuz. Şu anda Türkiye’nin en radikal teşvikleri
uygulamada. Yani kurumlar vergisi yüzde 2’ye kadar indirilmiş.
Dolayısıyla biz Hükûmet olarak gerekli tedbirleri
aldık. İnşallah istihdam da oluşacak.
Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Bakan.
Başka söz talebi
yok.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, kişisel söz istiyorum.
BAŞKAN – Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Kişisel söz istiyorum ben.
BAŞKAN – Sayın
Genç, daha önce bir talebiniz olmadığı için…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim, daha önce, talep ettiğimiz zaman.
BAŞKAN – Yok
Sayın Genç burada, yok burada.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, bu maddede verin.
BAŞKAN – Ben
oylamayı sunduktan sonra, bundan sonraki maddede istediğiniz takdirde…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, evvela bir sorun, “Başka söz isteyen var mı?” deyin.
BAŞKAN – 4’üncü
maddeyi okutuyorum:
Nazım gelir ve
gider
MADDE 4-
(1)Merkezi yönetim kesin hesap gider ve gelir cetvellerinde gösterildiği üzere
2008 yılında toplam 479.926.734,13 Yeni Türk Lirası nazım gelir tahsil edilmiş
ve aynı miktar gider gerçekleşmiştir.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ben kişisel söz istiyorum.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz isteyen Emin Haluk Ayhan,
Denizli Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
EMİN HALUK AYHAN (Denizli) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; 2008 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı’nın
4’üncü maddesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun görüşlerini arz
etmek üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Kuşkusuz ülkenin
ekonomi politikasının belirlenen anayasal kurallar çerçevesinde sürdürülmesi
gereklidir. Ekonomi politikasının detayları ise kanunlarla belirlenmektedir.
Anayasa’mızın “Malî Hükümler” başlığı altında bütçenin hazırlanması ve
uygulanmasına, görüşülmesine, değişiklik yapılabilmesine ve kesin hesaba
ilişkin hususlar yer almaktadır. Burada önemli olan husus; merkezî yönetim
bütçesinin hazırlanması, uygulanması ve kontrolünün kanunla düzenlenecek
olmasıdır. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda hesap
verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere kamu mali yönetiminin yapısını
ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali
işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü
düzenlemektir. Bütçenin milletvekillerinden millet adına onay alması kadar
kesin hesabın da aynı prosedüre tabi olması o kadar
önemlidir, demokrasinin de gereğidir. Bu, aynı zamanda bütçe hakkının
kullanılmasıdır. Bu anlamda parlamentolar bütçe hakkını millet adına
kullanırken kesin hesaplarda da aynı şey söz konusudur.
Mesela, Hükûmet, gerek ülkemizde gerekse yurt dışındaki ekonomik
aktörlerin tutarlılığına inanacağı bir bütçenin uygulanmasının da
yapılabileceği ve bunun ekonomik anlamda daha rahat bir ekonomik ortam
yaratılacağı anlatılmasına rağmen Hükûmet seçim
öncesi kararında ısrar etmiş ve sonuçlarının hüsran olacağını bildiği bir
bütçeyi yasalaştırmak gibi bir gafletin içine düşmüştür. 2009 yılı
makroekonomik hedefleri ve uluslararası ekonomik konjonktür
zaten böyle bir bütçenin gerçekleşme şansının olmadığını çok açık ve net bir şekilde
göstermekteydi.
Kuşkusuz, mali
sürdürebilirlik önemlidir. Bu husus Hükûmetin
davranışlarıyla yakından ilişkilidir. Mali kurallar finansal piyasalarda reel
faiz oranlarının makul bir seviyeye çekilmesinin sağlanmasına yardım etmeli ve
özel yatırımlar üzerindeki dışlama etkisini ortadan kaldırabilmeli ve ücretli
ile faiz geliri elde edenler arasındaki gelir dağılımı adaletsizliğini
azaltmaya yardımcı olmalıdır.
Diğer taraftan Hükûmet politikasının güvenilirliğinin sağlanması da
mutlaka önemlidir. Mali kurallar özellikle seçim öncesi dönemlerde mali
disiplin sağlanmasına zıtlık teşkil eden harcamalar sonucu oluşan ve kısa
vadeli siyasi kaygılardan kaynaklanan kamu açıklarının ortadan kalkmasına veya
en azından azalmasına yardımcı olmaktadır. Maalesef 2009 yılı bütçesi,
hazırlanması ve uygulanmasının sonuçları bunun tam tersi olmuştur. Kesin hesabı
görüşülürken bunu daha da net bir şekilde göreceğiz.
Bunları
söylemekteki amacım, Hükûmetin 2009 yılında, hem mali
sürdürebilirliği hem de Hükûmetin politik güvenilirliğinin
olmamasıdır. Kesin hesap kanun tasarısı Anayasa’mızın 164’üncü maddesi ve 5018
sayılı Kanun, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 42’nci maddesi
hükümlerine göre hazırlanmıştır.
Kamu mali
sisteminde Parlamentonun yüksek denetim, gözetim fonksiyonu ve rolü kuşkusuz
önemlidir. Yüksek denetim temel özellikleri, yüksek denetim anlayışı, yüksek
denetleme kurumlarının ortak özellikleri, yüksek denetim kurullarının yeniden
yapılanma süreçleri, Parlamento-Sayıştay ilişkileri, Sayıştay açısından hedef
ve beklentiler, diğer ülke örnekleri, komisyonun gözetim fonksiyonunun
geliştirilmesi için idari ve teknik kapasitesine yönelik hedef ve beklentiler
önemli hâle gelmiştir.
Biraz daha
detayına baktığımızda, Parlamentonun güvenilirliği ve vatandaşın menfaatlerinin
himaye edilmesinin önemli olduğu ortaya çıkıyor. Parlamentonun gözetim ve
Parlamentonun denetleme görevi, yüksek denetleme kurumları, denetleme görevi,
denetimin etkin ve bağımsız olması da önemlidir. Yeni kamu gözetim kavramı,
yönetişim ve hesap verilebilirlik talebi halktan, gözetim kurumlarından, sivil
toplum kuruluşlarından, medyadan, özel sektörden gelen taleplerin etkili olduğu
gözüküyor. Denetim kurumu ve Parlamento arasındaki ilişkinin niteliği de önem
kazanıyor. Bunlarla ilgili yasal düzenlemeler de önemli. Anayasa, 5018 sayılı
Kanun ve diğer birtakım hukuki düzenlemeler yapılmış. Yeterli
mi? Değil. Sayıştay Kanunu bekliyor. Burada neyi düzenlerseniz
düzenleyin önemli olan samimiyettir. Şimdi bütün her şey tamam da 2009 yılı
kesin hesabı buraya geldiğinde Hükûmet ne diyecek?
“Ben bütçeyi hazırlarken samimi miydim?”
Mesela 2009 yılı
bütçesini ele alalım. 2009 bütçesi Parlamentoda görüşülürken muhalefete mensup
milletvekili arkadaşlar, iktidara mensup milletvekili arkadaşlar, Hükûmet görüşlerini beyan etti. Bu bütçenin, 2009 yılı
bütçesinin gerçekleri yansıtmadığını bütün cihanı alem
biliyordu. Biz de biliyorduk, siz de biliyordunuz. Biz muhalefet olarak bu
hesabın, kitabın içindeydik, siz de içindeydiniz. Şimdi bütün bunları
biliyoruz. Bunun gerçekleşmeyeceğini biliyoruz, bütün iç ve dış ekonomik
aktörler biliyor, özel kuruluşlar biliyor, uluslararası özel kuruluşlar biliyor
ama siyasi irade olarak siz, gerçek hedefleri bütçeye, oraya yazmaktan, ortaya
koymaktan çekiniyorsunuz. Korktunuz, çekindiniz. Şimdi, bütün bu gerçekler
ortada. Seçimlerden bir gün geçiyor, bir hafta geçiyor, her şeyi
değiştiriyorsunuz. “Artı
Sayın Bakan, siz,
o zaman hazineden sorumluydunuz, bunların, gerçekten bunların samimi olmadığını
biliyordunuz ve bize bunların sadece birer hedef olduğunu söylediniz. Bu sene
de komisyonda Sayın Başbakan Yardımcısı “Ha bütçenin içinde olmuş ha bütçenin
dışında, hepsi kamudan” diyerek orada yapılan bütün çalışmaları hafife alarak,
milletin bütçe yapma hakkına sahip olmamızı engellemeye çalıştı. Bunun bir
gerçekçi tarafı yoktur, samimi tarafı yoktur. Devletin, milletin ne kadar
ciddiye alındığının gösterilmesi açısından gerçekten anlamlıdır.
Şimdi, bakıyoruz
işsizlik meselesi. Siz, geçen yıl işsizliğin bu kadar rahatlıkla ileriye doğru
çözülemeyeceğini söylemiyordunuz. Bıraktınız. Bu bütçe, gerçekten istihdama
açık, istihdamı artırıcı, tüketime yönlendirici bir bütçe değil; işsize iş
bulmaya yönelik bir bütçe değil. “Bütün dünyadaki krizde işsizlik artıyor,
bizde de normal” deyip geçmeniz mümkün değil. Hükûmet
olmanızın gereği bunu söylemenizi gerektirmez. Biz bunu halledeceğiz,
çözeceğiz, çözmemiz gerekiyor diyeceksiniz. Bunu diyeceksiniz ki millet de
inanacak, özel sektör de inanacak. Ne yapacak o zaman? Yatırımlara yönlenmeye
çalışacak. Aksi takdirde, sizin söylediklerinize millet inanmayacaktır. Bugün,
nereden bakarsanız bakın, problemler giderek artmaktadır.
2010 yılı bütçesi
maalesef küresel krizle mücadele edecek, üretim ve tüketimi canlandıracak,
sürdürülebilir büyüme ve kalkınmaya geçişi temin edecek, ekonomik istikrar ve
refah artışını sağlayacak bir perspektifte hazırlanmamıştır, bunu siz de
biliyorsunuz.
Şimdi, 2010 yılı
bütçe tasarısı Hükûmetin zorunlu harcamalarını
karşılama telaşı içinde olduğu bir bütçedir, daralan ekonomide vergi yükünü ve
cari harcamaları yerine getirmek amacıyla borçlanmayı artırmayı hedef alan bir
bütçedir.
Ben geçenlerde
Denizli’de zorluğa düşen fabrikaları sayarken bana burada ihanet ettiğim
söyleniyordu, İzmirliler kötü olduğunu söylemiyor deniyordu. Ondan sonra yine
Denizli’de aynı problem devam etti. Biraz önce 5084 sayılı Teşvik Yasası’yla
ilgili siz konuşurken bunun çok faydalı olduğunu söylediniz. Bunun Denizli’ye
yaramadığını söylediğimde ikrar ettiniz Antep’e yaramadığını da siz söylediniz.
O zaman bunu ne
yapmak lazım? Açık ve net şekilde millete söylemek lazım. Adalet ve Kalkınma
Partililer niye Denizli’de bu yasaların Denizli’ye çok faydalı olduğunu
söylüyor?
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen
tamamlayınız.
EMİN HALUK AYHAN
(Devamla) – Şimdi bakın, 2009 bütçesinde gelirlerin giderleri karşılama oranı
yüzde 96, gerçekleşme tahmininde bu oran yüzde 76,4.
Bu sizin
performansınız. Bunun böyle olacağını o bütçe geldiğinde siz de biliyordunuz,
çok açık ve netti. Yatırımlara baktığınızda, göstermek istemiyorum ama şunun
içine baktığınızda, reel olarak 2009 yılı, 2010 yılı yatırımlarına baktığınızda
2009 yılında hiç reel olarak artıyı gösteren bir rakam yok. Bu ekonominin
neresi iyi? Bu ekonomi nereye doğru gidiyor?
Şimdi büyümenin
kaynağına “Özel tüketim.” diyoruz. Geçen yıl sabit fiyatlarla yüzde 3,5 artış
öngördünüz, hedeflediniz, şimdi yüzde 3,1 daralacağını söylüyorsunuz. 2010
hedefinde ise yüzde 2,5 artış hedefi öngörüyorsunuz. Bunların doğruluğu var mı?
Bunların doğru olduğunu söyleyebilir misiniz? Özel sektörün finansmanının
nereden yapılacağını söyleyebilir misiniz? Denizli’de yedinci icra dairesi
açıldı. Vatandaş iyi de onun için mi açılıyor?
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Ayhan.
EMİN HALUK AYHAN
(Devamla) – Şimdi, bunları uzatıp gitmek mümkün. Zaman kısıtı
nedeniyle fazla detaya giremiyoruz.
2010 yılı
bütçesinin memlekete hayırlı olması dileğiyle, saygılar sunuyorum. Teşekkür
ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Madde üzerinde şahsı adına söz isteyen Kamer Genç,
Tunceli milletvekili.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; saat on birden beri
buradayım, bu salonda oturuyorum, söz sırasının bana gelmesi için ama söz
sırası gelmemesi için her türlü hileye, her türlü gayrimeşruluğa, başta
Başkanlık Divanınız da olmak üzere AKP Grubunda başvuruluyor.
BAŞKAN – Sayın
Genç, bir saniye… Bir saniye Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, bir dakika, benim sözümü kesme!
BAŞKAN – Lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Sen orada otur, konuşma! Sözümü kesme!
BAŞKAN – El
hareketini indir Sayın Genç!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bir dakika…
BAŞKAN – 3’üncü
maddede söz isteyen sayın milletvekillerinin isimlerini okuyorum… Bir saniye…
Azize Sibel Gönül…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, bakın, ben zaten… Bakın, benim zamanım gidiyor,
konuşacaksan zamanım gidiyor! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Bu
sözleri söyleme hakkınız yok Başkanlık Divanına karşı!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Konuşma… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın
Genç…
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU (Van) – Aziz Başkana nasıl dersin “Konuşma” diye.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, değerli milletvekilleri, biz buraya… (AK PARTİ sıralarından
gürültüler) Bakın, bir bütçe müzakere ediyorsunuz…
BAŞKAN – Sayın
Genç… Sayın Genç… Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, sözümü bir daha…
BAŞKAN – Lütfen,
sözlerinizi düzeltin ve özür dileyin.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Yeniden süremi ver…
BAŞKAN – Yeniden
süre de vermiyorum, yeniden sözlerinizi düzeltin ve özür dileyin lütfen
Başkanlık Divanından.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Hayır, hangisinden özür dileyeyim? (AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN – Bir
saniye… 3’üncü maddede söz isteyen… Yeniden vereceğim sözü, bir saniye…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bakın, sataşmadan söz istedim, vermediniz, bakın…
BAŞKAN – Bir dinler misiniz…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Evet, söz istiyorum…
BAŞKAN – Kimseyi
yanıltma hakkınız yok burada. 3’üncü maddede söz isteyen sayın milletvekillerinin
isimlerini okuyorum: Azize Sibel Gönül, Kocaeli; Safiye Seymenoğlu,
Trabzon…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, burada var.
BAŞKAN – Bir
saniye…
Veysi Kaynak,
Kahramanmaraş; Yılmaz Tunç, Bartın; Ayhan Sefer Üstün, Sakarya.
KAMER GENÇ (Devamla) – Evet.
BAŞKAN – Ancak
söz taleplerinden vazgeçmişlerdir. Sizin söz talebiniz yok burada.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Ama size de bir görev düşüyor Sayın Başkan. “Söz isteyen var mı?”
diye Genel Kurula soracaksınız.
BAŞKAN – Ben
sordum, oylamaya geçtim, sizin…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Sormadınız…
BAŞKAN –Hayır…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, Sayın Başkan, bu gibi şeylerle benim zamanımı geçirme, bu
konuda…
BAŞKAN – Özür
dileyin, yeniden başlatacağım.
KAMER GENÇ
(Devamla) – …Ciddi meseleler var, izin verirseniz anlatacağım.
BAŞKAN – Hayır,
özür dileyin Başkanlık Divanından.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Lütfen… Lütfen…
BAŞKAN –
Sözlerinizi geri alın, lütfen.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Hangi sözümü geri alayım?
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Meclis Başkanlığına hakaret etti, makama hakaret etti. Özür dilesin.
BAŞKAN – “Her türlü hile, desise” dediniz, o sözlerinizi geri alır
mısınız!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Siz hile yapmazsanız bundan sonra ben size “Hile yapıyor.” demem.
BAŞKAN – Hayır, sözlerinizi geri alır mısınız!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Tamam, hile yapmazsanız ben demem bir daha sonra. Sözümü… Lütfen…
BAŞKAN – “Geri
alıyorum.” deyin Sayın Genç, lütfen.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, şimdi, sözümü verin de ben ondan sonra konuşayım.
BAŞKAN – Sayın
Genç, Tüzük’ün 67’nci maddesi ortada, uygulamak zorunda bırakmayın beni.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Hayır, uygulayın canım! Zaten siz bana söz vermemek için, sabahtan
beri…
BAŞKAN – Hayır,
size değil, benim hiç kimseyle bir problemim yok.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Sayın Başkan, böyle şey olur mu? Ben sabah on birden beri
bekliyorum bir söz konuşmak için.
BAŞKAN – Sayın
Genç, benden kaynaklanmıyor, İç Tüzük’ten kaynaklanıyor.
KAMER GENÇ
(Devamla) – E tamam, sizden kaynaklanmıyor…
BAŞKAN – Lütfen,
sözlerinizi geri alın.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Tamam, sizden kaynaklanmıyor, sözümü verin.
BAŞKAN – “Geri
alıyorum sözlerimi.” deyin, lütfen.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, sizden kaynaklanmıyor, tamam.
BAŞKAN – “Geri
alıyorum.” deyin.
LÜTFİ ÇIRAKOĞLU
(Rize) – Meclis Başkanından özür dilesin.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Ya geri alacak bir şey yok ki. Sizden kaynaklanmıyor diyorum.
BAŞKAN – Hayır,
burada suçladığınız Başkanlık Divanı. Lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Sayın Başkan, söz verecek misiniz vermeyecek misiniz?
BAŞKAN – Söz
veriyorum ben.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Vermiyorsun.
MEHMET CEMAL
ÖZTAYLAN (Balıkesir) – Başkanlığı göreve davet ediyorum.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, bakın, bugün…
BAŞKAN – Bir
saniye…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Başkanlığı töhmet altında bırakıyorsun.
KAMER GENÇ
(Devamla) – …Türkiye Cumhuriyeti devleti âdeta ikiye bölünmüş vaziyette.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KAMER GENÇ
(Devamla) – Evvela, sözümün başında şunu söyleyeyim: Bugün, muharrem ayı.
Bugün, Alevi inançlı insanların bir yas ayıdır. Ben sabahtan beri söz alıp da
özellikle bu konuda o insanların vicdanlarına, onların acılarına ortak olmak
için söz istiyordum ama maalesef burada söz bulamadım. İşte, tarihte, Hazreti
Peygamber Efendimizin torunu Hazreti Ali’nin oğlu Sevgili Hüseyin’in gaddarca
katledilmesinin yıl dönümü. Tabii, bu insanlık dramının bir daha yaşanmaması
için herkese bir görev düşüyor. Artık, insanların
birbirlerini sevmesi lazım, birbirlerine karşı saygılı olması lazım. Değişik
dinden, inançtan insanlar olabilir ama artık, dünyanın bir şeye ihtiyacı var;
barışa, kardeşliğe, birbirimize karşı saygılı davranmaya ihtiyacı var. Onun
için, değerli milletvekilleri, ben inanıyorum ki, işte, bu vahşetleri yapan
kişiler tarihten silinmiş gitmişlerdir ama bu vahşete maruz kalan insanlar da
tarih boyunca ayakta kalmışlardır. Bir daha bu gibi olayların olmaması için… Bu
muharrem ayını yaşayan Alevi inançlı, Bektaşi inançlı insanların da o
ıstıraplarını paylaşıyorum.
Şimdi, değerli
milletvekilleri, bakın, 550 milletvekili varız burada. Şimdi, 550 milletvekili
çıksak, her gün “Türkiye Cumhuriyeti, dünya lideri bir devlet. Her şey güllük gülistanlık. Herkes iş sahibi. Hiç bu
memlekette hırsızlık, soygun yok. Ne kadar güzel bir
memleket. Türkiye hep cennettir.” desek acaba doğrusu bu mudur?
Şimdi, burada
bazı gerçeklerin de dile getirilmesi lazım sayın milletvekilleri. Sizin 340
tane milletvekiliniz var. Bana burada söz verilmemesi için her türlü tedbire
başvuruyorsunuz. Ben bu memlekette 1980’den beri siyaset yapan bir insanım ve
ben buraya bağımsız gelmişim.
Biraz önce, Zonguldak
Milletvekili diyor ki: “7 bin oyla gelmiş.” 7.500 oyla geldim.
FAZLI ERDOĞAN (Zonguldak) – Evet.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Senin Zonguldak’ta da Tunceliler vardır. Zonguldak’taki Tunceliler
sana gelmiyor, bana telefon ediyor, “Sevgili milletvekilim…” diyor, bana diyor.
Onun için…
FAZLI ERDOĞAN
(Zonguldak) – Ben size teşekkür ettim.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Türkiye’de şimdi 1,5 milyona yakın Tuncelili insan var.
Tunceli, 1938
faciasını yaşamıştır. Orada çok masum insanlar öldürülmüştür, işte, çocukları öldürülmüştür.
Biz bu faciaları dile getirerek… Türkiye Cumhuriyeti devleti bizim
devletimizdir. Bunu başka yerlerde ağzına laf vermemek için söylemiyoruz. Ancak
o zaman, 1938’de, birçok insan Türkiye'nin her tarafına, hatta dünyanın her
tarafına yayılmıştır. Bugün Amerika’ya gitseniz Tuncelili var, Almanya’ya
gitseniz, Fransa’ya, dünyanın her tarafında…
Tunceli’de Munzur
Festivali oluyor. Dünyanın dört bir köşesinden insanlar geliyor, orada, o
coğrafyada şey ediyor. Şimdi, onun için, Tunceli’de 7.500 oy, yani yüzde 18 oy
aldım, geldim, küçümsemeye gerek yok. Sizin Genel Başkanınız gelsin, benim
karşımda bağımsız aday olsun arkadaş, çok gücünüz varsa…
Şimdi, değerli
milletvekilleri, tabii buraya çıktığımız zaman aslında konuşmamız gereken
şeyleri konuşamıyoruz. Bugün mesela, Hükûmet, burada
sorulan sorulara çok yanlış bilgi veriyor. Türkiye’de devri iktidarınız
zamanında çok büyük suistimaller var.
En basitini
alalım. Şimdi, Tayyip Erdoğan’ın oğlunun bacanağının babası
Zekeriya Karaman. Bu adamın aldığı işleri size söyleyeyim: Bakın,
İstanbul Belediyesinde 359 trilyon lira “mesleki eğitim” adı altında para
almış.
MAHMUT DEDE
(Nevşehir) – Kamer Genç, oğlun nerede çalışıyor?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Ayrıca da “İDO” diye İstanbul’daki deniz otobüslerinin ihaleleri
yine ona verilmiş. Ayrıca, bakın, İstanbul İtfaiyesi feshediliyor, oranın
ihalesi buna veriliyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
MAHMUT DEDE
(Nevşehir) – Kamer Genç, oğlun nerede çalışıyor, onu söyler misin?
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Yani İstanbul Belediyesinin yarısı maalesef Tayyip Erdoğan’ın
oğlunun bacanağının babasına verilmiş. Bu Zekeriya Karaman kim biliyor musunuz?
Deniz Fenerinden kendisine 30 milyon euro gelmiş, 30
milyon euro. Bu, Alman
mahkemelerinin kayıtlarıyla sabit.
MAHMUT DEDE
(Nevşehir) – Kamer Genç, servetini açıkla da Tunceli bir duysun!
BAŞKAN – Sayın
Milletvekili, lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Değerli arkadaşlarım, yani bu bildiğimiz.
Ben, bugün Sayın
Bakana soruyorum: Bakın, Türkiye’de kamu kuruluşlarının birçoğu otomobil
kiralıyor.
MAHMUT DEDE
(Nevşehir) – Kamer Genç, oğlunun nerede çalıştığını bir söyler misin, şu Meclis
duysun.
BAŞKAN – Sayın
Milletvekili, lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bu otomobil kiralayan insanların çoğu Zekeriya Karaman’ın sahibi
bulunduğu Beyaz Holdingden kiralıyor bunları. Hem nasıl kiralıyor biliyor
musunuz? 1’e 5 fazla fiyat vermek suretiyle kiralıyor.
MAHMUT DEDE
(Nevşehir) – Yalan söylüyorsun, yalan!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Değerli arkadaşlar, isterseniz, gelin bütçeye bir hüküm koyalım “Bu
bütçe Zekeriya Karaman, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül’ün istediği şekilde
harcayabilecekleri bir bütçe.” diye, bütün masraflar için de “Onlar istedikleri
şekilde harcar.” diyelim. Ama bu eğer sizin problemlerinize yani Türkiye'nin
işsizliğine çare buluyorsa hayhay.
Sayın Bakan
burada işsizliğin azaldığından bahsediyor. Sayın Bakan, siz sadaka ekonomisine
insanları alıştırdınız. Çalışmayan, üretmeyen insanları sadakaya alıştırdınız.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen,
sözlerinizi tamamlayınız.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Belediyelerden paralar toplanıyor, gidiliyor bunlara paket
veriliyor. Böyle, çalışmadan, üretmeden, devletin, şunun bunun parasıyla
insanların geçinmesi insan haysiyetine yakışan bir davranış mıdır?
MAHMUT DEDE (Nevşehir) – Servetini bir açıklasana.
KAMER GENÇ
(Devamla) – İş sahası açın, yatırım yapalım. Bakın, Türkiye’de sekiz senedir
iktidardasınız, sekiz senede çok şey yapılabilir. Mutlak bir çoğunlukla, gelip
burada bir günde kanun çıkarırsınız. Bu kanunları..:
Eğer Türkiye'nin kaynaklarını iyi kullansaydınız, arkadaşlar, bugün Türkiye
nerede olurdu biliyor musunuz? Türkiye işsizlik sorunu olmayan, lider bir
devlet olurdu. Ama siz ne yapıyorsunuz?
MAHMUT DEDE (Nevşehir) – Kamer Genç, şu servetini bir açıklasana.
BAŞKAN – Sayın
Dede, lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Askerle polisi birbiriyle çatıştırıyorsunuz, devleti yok
ediyorsunuz. Bugün, Güneydoğu elden gitmiş arkadaşlar. Bugün Güneydoğu’da kaç
tane belediye başkanı içeride? Niye içeride? Biz niye gitmiyoruz, o insanların
sorunu nedir bir dinlemiyoruz?
MAHMUT DEDE (Nevşehir) – Kamer Genç, şu servetini bir açıklasana.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Gidelim, bakalım Güneydoğu’ya. Buradan konuşmak mühim değil…
MAHMUT DEDE (Nevşehir) – Servetini bir açıklasana.
KAMER GENÇ
(Devamla) –…ama bir de bir Güneydoğu’ya gidelim, o insanlar, kardeşlerimiz ne
istiyorlar bir de onlarla konuşalım.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MAHMUT DEDE
(Nevşehir) – Çocuğun nerede çalışıyor bir de onu açıkla.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bu Türkiye’yi böyle bu duruma getirmenin sorumluluğu yok mu
insanlarda?
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Genç.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Evet, yani, Sayın Başkan, rica ediyorum, şu Başkanlığı biraz
tarafsız yerine getirin. Rica ediyorum…
BAŞKAN – Yerinize
oturun lütfen.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, ben otururum, oturmayı bilirim.
BAŞKAN – Lütfen
yerinize oturun.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Ben bu makamda çok bulundum.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Oturun
lütfen yerinize. Sayın Genç…
FAZLI ERDOĞAN
(Zonguldak) – Sayın Başkan, Sayın Kamer Genç’in o makamda oturduğunu hepimiz
biliyoruz.
BAŞKAN – Sayın
Erdoğan…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Efendim, ikinci konuşmacı olarak madde üzerinde…
BAŞKAN – Şahsınız
adına…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Evet.
BAŞKAN – Şahsı
adına ikinci konuşmacı Mustafa Elitaş, Kayseri
Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Az önce buradaki
çıkan konuşmacı her türlü farklı yöntemlerle konuşmasının engellendiğini ifade
ettiler ama tamamen gerçek dışı bir beyanda bulunmuşlardır. Bakınız, bütün
siyasi parti grupları, gruplar adına bütün maddelerde konuştular. Biz,
milletvekili arkadaşlarımıza hem bölümler hâlinde turlarda hem de maddeler
üzerinde konuşma imkânını ancak verebildik çünkü 338 milletvekili arkadaşımızın
ancak 114 tanesine bu bütçede söz verme imkânımız olduğundan dolayı ikiye
bölerek bu şekilde ifade etmeye çalıştık.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Sen, iktidarsın iktidar. Konuşmaya hakkın yok.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Buraya her geldiğinde dürüstlükten, namustan ifade etmeye çalışan
insan, açıkçası hep yalan, alakası olmayan, iftirayla milleti töhmet altında
bırakıyor.
Sayın Bakana
sordunuz, dediniz ki: “Böyle, böyle bir şey var.” Sayın Bakan da “O konuyla
ilgili henüz bilgim yok, size yazılı cevap vereceğim.” dedi.
Şimdi, birkaç gün
önce gazetelerde bir haber çıktı. “Saman duvar üstüne yıkıldı.” Kimin üstüne
yıkılmış bu saman duvar?
KAMER GENÇ (Devamla) – Senin üstüne.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Kamer Genç’in üstüne yıkılmış. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ne
diyor Kamer Genç? Kamer Genç diyor ki burada yazısında “Hatır için girmiş.
Kamer Genç şirket ortaklığının tamamen hatıra binaen olduğunu söyledi. Arkadaş
rica etti, güvenilir bir ismin de olması durumunda Almanların ortak olacağını
ifade etti. Kabul ettim. Yüzde 5 bir hissem var, hiçbir dahlim
yok şirketle ilgili. Zaten ayrılmak için de müracaat ettim.”
Bakın, o şirketle
ilgili ticaret sicil gazeteleri: 2003 yılı Aralık, şirket limitet şirket, Kamer
Genç yok. 2004, 8 Mart, şirket hâlâ limitet şirket, Kamer Genç yok. 2007, 18
Mayıs, şirkete bir tane Alman ortak alınmış, Kamer Genç yok. 15 Haziran 2007,
şirketin amaçlarında değişiklik yapılmış, Kamer Genç yok. 2 Temmuz 2007,
şirkette yine ana sözleşme tadilatı yapılmış, Kamer Genç yok. 12 Temmuz 2007,
şirkette yine tadilat sözleşmesi yapılmış, Kamer Genç yok. 21 Kasım 2007, Kamer
Genç var.
21 Kasım 2007 ne?
22 Temmuzdan sonraki gelen gün. Ne olmuş? Hatırlı bir kişi aramışlar. 22
Temmuzdan önce hatırı olmayan Kamer Genç, milletvekili olduktan sonra hatırlı
olmuş ve “Hiçbir dahli olmadan Alman ortak girecek.”
demişler. Alman ortak ne zaman girmiş? Kamer Genç ortak olmadan önce Alman
ortak şirkete girmiş. Alman kimden almış hisseyi? Alman ortak, Dieter isimli Alman ortak, kendisine ait yüzde 5’lik
hisseyi Kamer Genç’e vermiş. Türk ortaklardan almamış Kamer Genç, Alman
ortaktan…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Yalan söylüyorsun!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Alman ortaktan almadın mı bu hisseyi sen?
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Yalan söylüyorsun, yalan!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Yalansa burada, yalansa burada, belge burada.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen Genel Kurula hitap edin.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Şimdi, kalkıp da sen hatır nedir bilir misin? “Sayıştay üyeliği
yaptım.” diye söylüyorsun.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen Genel Kurula hitap edin.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – “Ömrüm sadece devlet memurluğuyla geçti.” diye söylüyorsun.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen Genel Kurula hitap edin.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Ömrü sadece devlet memurluğuyla geçen ve otuz yıla yakın
milletvekilliği yapan bir insanın, öyle söylentiler var ki Ankara’da,
Türkiye'nin çeşitli yerlerinde 60, 70, 80 tane dairesi varmış, kira geliri elde
ediyormuş. Türkiye'nin başka bir ilinde bir iş hanı varmış, oradan gelir elde
ediyormuş. Ey Kamer Genç, Tuncelililik Türkiye'nin her tarafında var, dünyanın
her tarafından var ama Tunceli’nin yatırıma ihtiyacı var. Sen bedava arsayı almışsın.
Tunceli’de de bedava arsa var çünkü Tunceli de 5084’e giriyor. Sen eğer o
yatırımını Tunceli’de yapmış olsaydın, belki 300-500 insana, Tunceliliye,
hizmet etmiş, istihdam imkânı sağlamış ve onların bu muharrem ayı hürmetine
dualarını almış olurdun. Niye gidip de oralara yatırım yapmıyorsun, Aksaray’da
yatırım yapıyorsun?
Ve yapılan
yatırım da… Arkadaşlar resmini çektiler, işte resim de burada. 15 bin liralık
sermayesi olan bir şirket, yapılan bedel 1 milyon -1 trilyon- lira. Şirketin
sermayesi ne kadar? 250 bin lira. 250 bin lira sermayeli bir şirket -1 trilyon
liralık- 1 milyon liralık yatırımı nasıl yapar? Ya gizli kaynaklardan ya gizli
kasadan veya buraya kayıt dışı getirilmiş imkânlardan yatırım yapar. Şirkete de
parayı ödememiş. Adam iflasını yapmış.
Kamer Genç’in bu
şirkette görevi ne? Yönetim Kurulu Başkan Vekili. (AK
PARTİ sıralarından “Aa!” sesleri) Buna da “yalan” de
istersen. Bu şirkette Yönetim Kurulu Başkan Vekili.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen tamamlayınız.
Lütfen sayın
milletvekilleri…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Önce, senin, başkalarından hesap sorarken, bir kere iyice
temizlenip buraya gelmen gerekir, aksi hâlde hiç kimse senin inandırıcılığına
bakmaz.
Şirkette
2002-2003 yılında… Ta bu şirketin geçmişi 1989, ama şirkette hiç olmayan Kamer
Genç birdenbire, 22 Temmuz seçimleriyle birlikte milletvekili olmuş, hatırlı
kişi olmuş.
Nüfuz kullanmanın
suçu nedir? Nüfuz kullanmanın suçu nedir? Sen milletvekilliği nüfuzunu
kullanarak eğer 12.500 lira yatırdıysan onun belgesini de ortaya çıkarman
lazım. Bedelsiz verdilerse açıklaman lazım ve Sayıştay üyeliği yapmış birisi de
herhâlde “hatır”la “nüfuz”un aynı anlama geldiğini çok iyi bilir.
Ben seni millete
havale ediyorum. Yatırımlarını ve kazançlarını orada değerlendirmeyen Kamer
Genç’i Tuncelilere havale ediyorum.
Saygılar
sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Elitaş.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, sataşmadan söz veriyor musunuz?
BAŞKAN – Bir
saniye… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Sayın
milletvekilleri, bir saniye.
Evet, Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sataştı herhâlde, değil mi? (AK PARTİ sıralarından gülüşmeler)
BAŞKAN – Ne diye
sataştı Sayın Genç, ne söyledi?
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Hiç sataşmadı mı?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Tutanaklara bakın Sayın Başkan. Ben sadece belgeleri okudum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Hayır, hiç sataşmadı mı?
BAŞKAN – Sayın
Genç, her konuşmanızda Tüzük’ü iyi bildiğinizi söylüyorsunuz.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – İyi, anladım da adam dedi ki: “Gayrimeşru, kayıt dışı ekonomi…”
BAŞKAN – Ben
Tüzük gereği soruyorum, sormak da zorundayım.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Yahu, Beyefendi, ben…
BAŞKAN – Ne diye
sataştı Sayın Genç, tekrarlar mısınız?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, ben belgelerle konuştum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Beyefendi, sataşmadan söz istiyorum. Konuşmacıyı dinlediniz,
söylediklerini dinlediniz.
BAŞKAN – Tamam,
ne diye sataştı?
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Efendim?
BAŞKAN – Ne diye
sataştı? Ne dedi de sataştı size?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – “Tunceli’ye yatırım yap.” demiş.
BAŞKAN – Söz
vereceğim, ne dedi de sataştı?
KAMER GENÇ
(Tunceli) – “Kayıt dışı ekonomi yapmış, nüfuz ticareti yapmış, milletvekili
olduktan sonra bu şirkete girmiş…” (AK PARTİ sıralarından “Yalan mı?” sesleri)
Bunları konuşayım isterseniz.
BAŞKAN – Buyurun.
Yeni bir
sataşmaya mahal vermeden yalnız.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ama müsait bir zaman verin de…
BAŞKAN – Üç
dakika süre veriyorum.
IV.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
2.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in, Kayseri
Milletvekili Mustafa Elitaş’ın şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Değerli milletvekilleri, ben… Hemen yarına eğer, ey Mustafa Elitaş, bir maliye müfettişini, bir hesap uzmanını gönderip
de inceletmezsen namertsin!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Namert sensin!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Sen namertsin!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Namert sensin! Doğru konuş!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Namert sensin!
BAŞKAN – Lütfen
Sayın Genç…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bakın, Sayın Maliye Bakanı buradaysa, bu olayla ilgili bir maliye
müfettişi, bir hesap uzmanı gönder, şey etsin.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sen 2007’de ortak oldun mu, olmadın mı?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, değerli arkadaşlarım, ben 2002 ile 2007 arasında milletvekili
değildim, 22 Temmuzda, o zamanki şeyle geldim. Bir arkadaşımızın bir şirketi
var. Zaten arkadaş Almanya’dan gelmiş. Dedi ki: “Ben bir…” (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Alman mı, Türk mü?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, Almanya’dan gelmiş Türk. Bir dinle de…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Ama burada “Alman” yazıyor.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim, Alman ortak da var.
Bana dedi ki:
“Efendim…”
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sana hisseyi kim devretti?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Yahu, neyse… Konuşmuşlar.
Bir dakika
Mustafa… Sen bana dedin ki: “Kayseri Şeker Fabrikasıyla ilgili suistimalleri getireceğim sana.” Getirmedin.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Kamer…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Çünkü oraya işçilerini koydun da onun için… Neyse.
Seninle
uğraşacağım Mustafa Elitaş, seninle uğraşacağım!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Uğraş, uğraş…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, bakın, arkadaşlar, olay şu…(AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Arkadaş, o şirketin sahibi olan arkadaş dedi ki… Almanya’da bir
makine bulunmuş.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Kim o şirketin sahibi?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bu makine samandan tuğla yapıyor. Son model bir
şey. Dedi ki: “Bizim Alman ortağa ihtiyacımız var ama isterseniz…” Yani,
dedi ki: “Bize Alman ortağın da ortak olabilmesi için ismi bilinen bir
arkadaşın da ortak olması lazım.”
Aslında, ben
siyasetle uğraştığım için tabii ki benim zamanım başkasının gözüne çuvaldız
olarak girer, onun için olmamam lazım ama anormal bir şey yok. Şirket getirmiş,
bana yüzde 5 hissesini vermiş, 12 milyar lirayla da ben şirkete ortak olmuşum.
Ondan sonra da arkadaş… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bakın, 12 milyar
hisse vermişim, ortak olmuşum, yüzde 5’i… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri lütfen…
FATİH ARIKAN
(Kahramanmaraş) – Sadede gel, sadede!
KAMER GENÇ
(Devamla) – Aksaray’da bir bölgede bir fabrika için fizibilitesi yapılmış,
fabrika kurulmuş ondan sonra da devletten bir kuruş para almış mıyım?
Almamışız.
FATİH ARIKAN
(Kahramanmaraş) – Arsa kimin?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Ha orada, gidilmiş Aksaray’da zaten sanayi bölgesinde bedava arsa
veriliyor. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Eğer zaten bedava arsayı… Ben
eğer bir defa valiye…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Aa, Tunceli’de de mi bedava arsa var?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bakın bir valiye telefon etmişsem, herhangi birisine… Bakın
milletin huzurunda söz veriyorum, bu fabrika binasının tahsisi için hiçbir
resmî kuruluşa telefon etmişsem milletvekilliğinden istifa etmeyen şerefsizdir.
(AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bak, istifa etmeyen… Bakın söylüyorum size.
Ama şimdi
arkadaşlar, yani ben şimdi bir anonim şirketin yüzde 5 hissesine ortak olmakla
ne ayıbım olmuş?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Para verdin mi, para?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Ne ayıbım olmuş bir söyleyebilir misiniz?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Para mı verdin, hatır mı?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Yahu! ödediğimiz para ortada.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Hatıra binaen mi, para mı?
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Yani bu kadar onursuzca…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Para verdin mi, para?
KAMER GENÇ
(Devamla) – …bu kadar soysuzca insan…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Para verdin mi, para?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Yani rica ediyorum size, ben burada eğer varsa…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Para verdin mi, para?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Bak Mustafa Elitaş, iktidar senin elinde,
eğer bir kuruş menfaat…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Para verdin mi, para?
BAŞKAN – Lütfen…
KAMER GENÇ
(Devamla) – Efendim?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Şirket ortaklığı için para verdin mi?
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şirkete verdim tabii parayı.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Belgesini göster! Hatıra binaen dedin.
KAMER GENÇ (Devamla)
– Yahu! 12 milyar para verdim, 30 milyar da banka havalesiyle kayıt etmişim.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Ama 12 milyar…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Genç.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Lütfen
Sayın Genç, sözünüzü verdim.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, süre ver. Sayın Başkan, konuşsun, süre ver.
MEHMET ŞANDIR
(Mersin) – Sayın Başkan, Meclisi bu işle meşgul etmeye hakkımız yok.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Şimdi, bakın sayın milletvekilleri, Mustafa Elitaş
daha Sayıştayla Danıştayı
birbirine karıştırıyor. Ben Danıştay tetkik hâkimliğinden geldim. Ben otuz
senedir politikacıyım. Benim malım mülküm. Her şey ortadadır. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler) Benim seksen tane dairemin olduğunu… Bu bir iftiradır,
ispat etmezsen namertsin yine! İspat etmezsen namertsin!
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Gazetelerin yazdığını, söylentileri söylüyorum.
KAMER GENÇ
(Devamla) – Hayır, o gazetelere bakma.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Yoksa “yok” de! Yoksa “yok” de!
KAMER GENÇ
(Devamla) – İspat etmezsen namertsin! Ondan sonra bunları… Benim sahip olduğum
mal ve mülkler ortadadır, onların hesabını da vermeye şeyim. Hırsızlıklarınızı
benim üzerime iftira atarak örtemezsiniz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ben
size diyorum, işte iktidar gücü sizde. Yiğitliğiniz varsa, benimle ilgili kanun
dışı bir şey tespit edip de ispatlamazsanız ve üzerine gitmezseniz şerefsiz ve
namussuz insanlarsınız! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Sayın Elitaş…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkanım, iki dakika müsaade ederseniz… İtham etti. İki dakika, iki dakika lütfen.
BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen ama, tekrar yeniden
sataşmaya…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, iki dakika. Bakın, bana “şerefsiz, namert” dedi.
Lütfen iki dakika müsaade edin. Bakın, kendi belgesiyle konuşacağım.
BAŞKAN – İç
Tüzük’ün 69…
Lütfen Sayın Elitaş, yeniden sataşmaya…
3.- Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş’ın,
Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in şahsına sataşması nedeniyle konuşması
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan “Alman ortak varmış” dedi. Hisseyi
aldığı şahıs Alman ortak. Kim bu Alman ortak? Dieter
Henrich Brechmann. Kim bu?
Bir de öyle enteresan
bir şey dedi ki kayıtlara geçti, kayıtlara geçti. “30 milyar da havale
gönderdim.” dedi. 30 milyar havaleyi göndermişsin, aldığın hissenin değeri
12.500 lira, 12,5 milyar lira. 30 milyar lirayı ne diye gönderdin?
KAMER GENÇ
(Tunceli) – İnşaat için gönderdim.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – 12 milyar 500 milyon lira şirket havalesi, şirketteki sermayen, sen
30 milyar lira para gönderiyorsun.
BAYRAM ALİ
BAYRAMOĞLU (Rize) – Avanta ödemiş, avanta.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Yani nerede bu paranın kaynağı, nereden geliyor?
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Bu değirmenin suyu nereden?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Devamla) – Buna cevap ver. Sen 2007 yılından, 2007 22 Temmuzdan sonra hatırlı
hâle gelmişsin. Birileri senin hatırından faydalanmak üzere, senin nüfuzundan
faydalanmak üzere sana imkân sağlamışlar ve adam da, şirket sahibi 1 trilyon
liraya yakın harcama yapmış ama maalesef alamadığından dolayı şu anda zor
duruma düşmüş, sıkıntıya düşmüş. Onun için, burada birilerine iftirayla,
birilerine bühtanda bulunurken iyi bir şekilde temizlenmen gerekir.
Muharrem ayı
önemli bir ay, hepimiz için, Müslümanlar için önemli bir ay. Tüm Müslümanların
muharrem ayını tebrik ediyorum ve özellikle de bugünün hürmetine sana diyorum
ki iyice bir temizlen gel diyorum ve (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Tuncelililere, Tunceli’ye yapmadığın yatırımı… “Tunceli’nin hakkını koruyorum.”
diyorsun ama kaynaklarını, imkânları niye Tunceli’ye göndermiyorsun? Seni
Tuncelililere havale ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
III.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam)
1.- 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/759) (S. Sayısı: 442) (Devam)
2.- 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
ile Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2008 Bütçe Yılı
Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (1/728, 3/934) (S. Sayısı: 443) (Devam)
BAŞKAN – Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan… Sayın Başkan, bakın, yine bana sataştı.
BAŞKAN – Kabul
etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Bu AKP’lilerde hiç ticaret ortaklığı olan yok mu? Hiçbirisinin malı
mülkü yok mu? Çocuklarının hepsi ihalelere katılıyorlar.
BAŞKAN – Sayın
Genç, böyle bir usul yok, lütfen…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ben, özel bir şirketten hisse almışım yahu!
BAŞKAN – Lütfen oturur musunuz…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Alın terinle…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Alın terimle…
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Hatır için almışsın sen hisseleri, hatır için.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – İspat etmezsen şerefsizsin!
BAŞKAN – 5’inci
maddeyi okutuyorum…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – İspat etmezsen şerefsizsin. Eğer alın terimle kazanmamışsam ben
şerefsizim, eğer kazanmışsam sen şerefsiz misin?
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Yazıyor burada yazıyor!
BAŞKAN – Sayın Elitaş, lütfen… Sayın Elitaş…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Yazıyorsa, o başta senin paranla… Efendim, o gazete 750 milyon
dolar… Çalık’ın gazetesi.
BAŞKAN – 5’inci
maddeyi okutuyorum:
Tamamlayıcı
ödenek
MADDE 5- (1)
Merkezi yönetim kesin hesap gider cetvellerinde gösterildiği üzere, kamu
idarelerinin 2008 yılı ödenek üstü giderlerini karşılamak üzere, 5018 sayılı
Kanuna ekli;
a) (I) sayılı
cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için toplam
5.061.297.157,35 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı
cetvelde yer alan özel bütçeli idareler için toplam 913.319,05 Yeni Türk
Lirası,
tamamlayıcı ödenek kabul
edilmiştir.
BAŞKAN – Söz
talebi? Yok.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum:Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Kabul edilmiştir.
6’ncı maddeyi
okutuyorum:
Devredilen ödenek
MADDE 6- (1)
Merkezi yönetim kesin hesap gider cetvellerinin ilgili sütununda gösterildiği
üzere, 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı
cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin toplam
177.661.590,78 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı
cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin toplam 6.736.741,68 Yeni Türk Lirası,
2008 yılı içinde
harcanmayan ve özel kanunlarla bir sonraki yıla devrine izin verilen ödeneği
ertesi yıla devredilmiştir.
BAŞKAN – Madde üzerinde, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
söz isteyen Mustafa Kalaycı, Konya Milletvekili. (MHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Sayın
Kalaycı.
MHP GRUBU ADINA
MUSTAFA KALAYCI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 443 sıra sayılı 2008 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın
6’ncı maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, Sayın Maliye Bakanı, bütçe ve kesin hesap tasarılarının geneli
hakkında yaptığı sunuş konuşmasında, AKP hükûmetleri
döneminde kriz yılı olan 2009 yılı hariç bütçe hedeflerini sürekli
tutturduklarını söylemiştir. Benzer ifadeleri bazı AKP Grubu temsilcileri de
dile getirmiştir. Sayın Grup Başkan Vekili de hep 2009 yılı verileriyle
karşılaştırma yaptığımızdan şikâyetçi olmuştur.
Şu anda 2008 yılı
kesin hesabını görüşmekteyiz. 2008 yılının hedefleri ve gerçekleşmelerine
bakalım, acaba doğru mu bilgi veriliyor, görelim:
AKP Hükûmetinin 2008 yılı ekonomik büyüme hedefi yüzde 5,5;
gerçekleşme ise yüzde 0,9. Hedef tutmuş mu? Hedeften sapma yüzde 84 değerli
arkadaşlarım, yakınına bile uğramamış. Aynı şekilde bir önceki yıla göre
ekonomik büyüme yüzde 80,9 oranında düşerek 0,9’a gerilemiştir.
Üretici fiyatları
endeksine bakalım: ÜFE yıl sonu hedefi 2008 yılında
yüzde 3,75; gerçekleşme yüzde 8,1. Hedef tutmuş mu? Hayır. Hedeften sapma tam
yüzde 116.
Enflasyona
bakalım: TÜFE yıl sonu hedefi yüzde 4, Hükûmetin yıl sonu hedefi yüzde 4, gerçekleşme ise yüzde
10,1. Hedef tutmuş mu? Hayır. Hedeften sapma yüzde 153.
Yine, bütçe
açığının millî gelire oranında hedeften sapma yüzde 28, faiz dışı fazlanın
millî gelire oranında da hedeften sapma yüzde 34’tür.
Haziran 2007’de
açıklanan Orta Vadeli Program’da, Aralık 2007’de açıklanan Katılım Öncesi
Ekonomik Program’da 2008 yılı işsizlik oranının sırasıyla yüzde 9,6 ve yüzde
9,7’ye düşürülmesi hedeflenmiş. Gerçekleşme ne? Bırakın düşürmeyi, yüzde 11’e
yükselmiştir.
İşin daha da
vahimi, yılın bitimine üç aydan az süre kala Ekim 2008 ayında revize edilen
hedeflere göre büyümede yüzde 78, bütçe açığında yüzde 23, faiz dışı fazlada
yüzde 18 sapma gerçekleşmiştir. AKP Hükûmeti, bırakın
yıllık hedefleri tutturmayı, önünü bile görememiştir, tam bir öngörüsüzlük
örneği vardır.
AKP Hükûmetinin 2008 yılı yapısal reform önceliklerine de bakalım.
Ne denmiş? “Kamu personel reformu gerçekleştirilecektir.” Gerçekleştirildi mi
arkadaşlar? “Yeni Sayıştay Kanunu çıkarılarak Sayıştayın
denetim alanı uluslararası standartlara uygun hâle getirilecektir.” denmiş.
“Mali saydamlık ve mali raporlama geliştirilecektir.” denmiş. “Yeni Türk
Ticaret Kanunu çıkarılacak.” denmiş. Bunlar, değerli arkadaşlarım, 2008 yılı
için denmiş. Bunlar yapıldı mı? Ne gezer, 2008 geçti, 2009 geçti, maalesef
hepsi lafta kaldı. O nedenle, Sayın Bakan, değerli arkadaşlarım; lütfen doğru
bilgi verelim diyorum.
Değerli milletvekilleri, gerek Sayın Başbakan gerekse Sayın Maliye
Bakanı ve bazı AKP temsilcileri krizle birlikte istihdamı korumak ve artırmak
için birkaç tedbir paketi açıkladıklarını belirterek, bu kapsamda özel sektörde
istihdam edilen sigortalılar için işveren hissesinin 5 puanlık kısmını
karşıladıklarını, kadınların, gençlerin istihdamını teşvik etmek için prim
indirimi getirdiklerini, özürlü çalışanlarımızın işveren primlerinin tamamının
devlet tarafından karşılanmasını sağladıklarını ifade etmişlerdir. “Krizle ilgili tedbir aldık.” diyen her AKP’li arkadaşım başta
bunları saymıştır.
Bu konuların yer
aldığı “istihdam paketi” olarak adlandırılan ve Milliyetçi Hareket Partisi
olarak bizim de desteklediğimiz kanunu ne zaman çıkardık? 2008 yılının Mayıs
ayında. Peki, soruyorum: Hani kriz 2008 yılı Ekim ayından itibaren ülkemizi
etkilemeye başlamıştı? Daha da ilginci var, “krize yönelik aldığımız tedbir”
diye bahsettiğiniz bu konular yeni değil değerli arkadaşlarım, biraz geçmişi
hatırlayın. İşverenlerimizin, girişimcilerimizin rekabet gücünü artırabilmek
için beş altı senedir gündeme getirilen bir konu ve 60’ıncı AKP Hükûmetinin de Programı’nda yer alan bir konu. Yani o
nedenle, işte bunu kriz tedbiri olarak öngörmek ne kadar doğrudur değerli
arkadaşlarım? Hani, küresel krizin etkisini öngöremediğiniz için 2009 yılı
bütçe hedeflerinde uçmuştunuz, daha ilk ayda hedefler altüst olmuş,
çuvallamıştınız? Krizin etkisini öngöremediğiniz tarihten önce nasıl oluyor da
krize yönelik tedbir almaktan bahsedebiliyorsunuz? Lütfen doğruları söyleyin,
dürüst olun; aldatmayı, kandırmayı, mazeret aramayı bırakın. Başarısız,
beceriksiz, basiretsiz, öngörüsüz bir hükûmet
olduğunuz tüm açıklığıyla ortadadır.
“Aldık” diye
saydığınız diğer tedbirlere bakarsak, zaten geçici süreyle uygulanan vergi
indirimi, kısa çalışma ödeneği gibi tedbirler, belirli sayıda büyük
sanayicileri kısa bir süre için rahatlatmıştır, toplumun geneline yönelik bir
tedbir alınmamıştır.
Krizden en fazla
etkilenen çiftçimize; küçük sanayi sitelerinde, organize sanayi bölgelerinde,
çarşı ve mahallelerde zor duruma düşen, iş yerini kapatan ya da kapatma
durumuna gelen esnafımıza, KOBİ’lerimize; çalışanlarımıza, dar ve sabit gelirli
vatandaşlarımıza yönelik bir tedbir paketi açıklanmamıştır, 2010 bütçesinde de
maalesef öngörülen hiçbir tedbir bulunmamaktadır. Çiftçimiz, esnafımız,
vatandaşlarımız haciz kıskacında bunalıma girmekte, AKP Hükûmeti
ise seyretmektedir.
Değerli
arkadaşlarım, Konya’da tarla, iş yeri, ev gibi gayrimenkullerin yüzde 70’inin
tapu kayıtlarında şerh olduğu konuşulmaktadır, diğer illerimizde de benzer
tablonun yaşandığı aşikârdır. Ey Hükûmet, bunlardan
haberiniz var mı?
IMF tahminlerine
göre, Türkiye'nin, 2009 yılında, dünyadaki 182 ülke arasında ekonomisi en fazla
küçülecek 17’nci ülke olması beklenmekte. Türkiye ekonomisi 4 çeyrektir
küçülüyor. Sanayi üretimi peş peşe on dört ay düşerek dip yapmış, bir türlü
toparlanamıyor. Tüketicilerin ve reel sektörün güvensizliği devam ediyor.
İşsizlik endişe verici boyutlara yükselmiş. Yoksulluk artıyor. Sosyal güvenlik
sistemi alarm veriyor. Bütçe açığı ve bu açığı kapatmak için Hazinenin on bir
ayda yaptığı net iç borçlanma 5-6 kat artmış. Çiftçi, köylü, memur, işçi,
esnaf, emekli ekonomik ve sosyal krizi en ağır bir şekilde yaşamakta; borcunu,
çekini, senedini, kredisini, kredi kartını ödeyememektedir. Hükûmet
ise olan biteni hiç umursamamakta, vurdumduymaz bir tutum sergilemektedir.
Değerli
arkadaşlarım, işsizlik, yoksulluk Türk milletinin kaderi değildir; bu hâle siz
getirdiniz, AKP getirmiştir. AKP, ülkemizi bir sosyal felaketin eşiğine
getirmiş, Sayın Başbakan hâlâ teğet edebiyatı yapıyor. Sayın Maliye Bakanımız
gittiler herhâlde. Aynı konuya ben de değineceğim. Sayın Maliye Bakanı da Estonya, Letonya, Litvanya, Slovakya
gibi ülkelerle Türkiye’yi mukayese ederek, daha iyi olduğumuzu söylüyor ve
“Bunlar ülke değil mi?” diye de savunuyor.
Sayın Maliye
Bakanı, bu saydığın ülkelerin çapı nedir ki? Hepsini toplasan bile, neresinden
bakarsan bak bizim bir vilayetimiz etmez. Acaba, AKP’nin hedefleri bu gibi
ülkelerden daha iyi konumda mı olmaktır? Milliyetçi Hareket Partisine göre
Türkiye büyük ülkedir, Türkiye lider ülke ve süper güç olma hedefi olan bir
ülkedir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Kalaycı, lütfen tamamlayınız.
NURETTİN AKMAN
(Çankırı) – AK PARTİ sayesinde.
MUSTAFA KALAYCI
(Devamla) – Görüyoruz, görüyoruz.
Siz bu ülkeyi ve
Türk milletini layık olduğu seviyeye yükseltme, bu ülkeyi yönetme liyakatine
sahip değilsiniz.
Görülmektedir ki,
kendi döneminin hesabını vermekten ısrarla kaçan AKP, müflis tüccarlar gibi
eski defterleri karıştırarak medet ummaktadır. Geçmişi suçlamayı, iftira atmayı
bir kenara bırakın. Eğer inandığınız bir konu varsa da, yedi yıldır iktidarda
siz varsınız, o zaman gereğini neden yapmadınız? Yine yapabilirsiniz. Bizim
gizleyeceğimiz, saklayacağımız bir husus yoktur ve bu zamana kadar da
olmamıştır. Önce, kendi döneminizin hesabını bir verin diyorum.
Bütçemizin
hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Şahsı adına söz
isteyen Ayhan Sefer Üstün, Sakarya Milletvekili?..
Yok.
Yılmaz Tunç,
Bartın Milletvekili.
Buyurun. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
YILMAZ TUNÇ
(Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 2008 Yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 6’ncı maddesi hakkında şahsım adına söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygılarımla selamlıyorum.
AK PARTİ
İktidarının yedi yılda ülkemizi her alanda geliştirdiği, ülkemizi dünyanın
17’nci büyük ekonomisi, Avrupa’nın 6’ncı büyük ekonomisi hâline getirdiği
tartışmasızdır. Bu icraatlarımızı milletimiz de yaşayarak görmektedir.
2008 Yılı Kesin
Hesap Kanunu Tasarısı ile 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın
ülkemize ve milletimize hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi saygılarımla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Tunç.
Şahsı adına söz isteyen Azize Sibel Gönül, Kocaeli Milletvekili.
Buyurun Sayın Gönül.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AZİZE SİBEL GÖNÜL
(Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, 2008 Yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerinde şahsım adına söz almış
bulunmaktayım. Yüce Meclisi ve aziz milletimi saygıyla selamlarım.
Değerli
milletvekilleri, bütçeler, kamunun geliri ve gideri arasındaki dengeyi
sağlamak, kaynakları benimsenen hedefler doğrultusunda en etkin şekilde
kullanmak için hazırlanan belgelerdir.
Ülkenin
kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirmek, kuşkusuz her iktidarın önde gelen
görevidir. Bu noktada, bütçe görüşmelerine katkı sağlayan tüm milletvekillerine
teşekkür ediyorum. Çünkü müsâdemeyi efkârdan bârikayi hakikat doğar. Bu iktidar böyle
bir anlayışla hareket etmekte. Dolayısıyla Türkiye'nin beklentilerine
cevap verecek bir bütçenin yapılması, hem de açığın az olması, sonuçta dengeye
oturması hepimizin arzu ettiği bir husustur.
Bu duygu ve
düşüncelerle maddenin hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN –
Arayacağım Sayın Genç.
Maddeyi
oylarınıza sunacağım ve aynı zamanda karar yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.41
YEDİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 19.49
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Yedinci
Oturumunu açıyorum.
2008 Yılı Merkezi
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 6’ncı maddesinin oylamasında karar
yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi maddeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar
yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, madde kabul edilmiştir.
Tasarının
görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
7’nci maddeyi
okutuyorum:
İptal edilen
ödenek
MADDE 7- (1) Merkezi
yönetim kesin hesap gider cetvellerinde gösterildiği üzere, 2008 yılı içinde
kullanılan ve ertesi yıla devredilen özel ödenekler dışında kalan ödeneklerden,
5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı
cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin toplam
15.777.533.273,17 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı
cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin toplam 2.177.778.871,59 Yeni Türk
Lirası,
c) (III) sayılı
cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici kurumların toplam 204.291.878,48
Yeni Türk Lirası,
ödeneği iptal
edilmiştir.
BAŞKAN – Madde
üzerinde gruplar adına söz talebi yok.
Şahsı adına Azize Sibel Gönül, Kocaeli Milletvekili.
AZİZE SİBEL GÖNÜL
(Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 yılı mali bütçesinin,
Türkiye ekonomisi ihtiyaçlarını en iyi şekilde gözeten, mevcut şartların
üzerine inşa edilmiş, gerçekçi ve istikrarı sağlamaya yönelik bir bütçe
olduğunu görmekteyiz. Sürdürülebilir büyüme ve kalkınmayı sağlayacak,
istikrarın ve refahın artırılmasını dikkate alan ve uzun vadeli bir
perspektifle hazırlanmış bir bütçe olduğunu görmekteyiz.
Değerli
arkadaşlar, hükûmetler iktidarlarında büyük
muvaffakiyetler gösterebilir. Fakat yalnız onunla övünerek kalmak isterse o
muvaffakiyet de unutulmaya mahkûm olur. Onun için, çalışmak, daima muvaffakiyet
aramak amacımızdır. Bizlerin ve toplumun her kesiminin bu bütçeye destek
vermesi muvaffakiyete ulaşmayı daha da kolaylaştıracaktır. En büyük desteğimiz
milletimizin bize olan güvenidir.
Bu duygularla
2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu
Tasarısı’nın milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Hazırlanmasında
emeği geçen arkadaşlara da teşekkür ediyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Şahsı adına
ikinci konuşmacı Safiye Seymenoğlu, Trabzon
Milletvekili.
SAFİYE SEYMENOĞLU
(Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Mali Yılı Kesin Hesap
Kanunu Tasarısı’nın 7’nci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum.
2008 Mali Yılı
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın hayırlı olduğunu düşünüyorum. 2010 yılı
bütçesinin de hayırlı olması temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
8’inci maddeyi
okutuyorum:
Devlet borçları
MADDE 8- (1)
Devlet borçlarına ilişkin cetvellerde gösterildiği üzere 2008 yılı sonu
itibarıyla;
a)
13.978.301.024,38 Yeni Türk Lirası kısa vadeli Devlet iç borcu ve
260.848.994.717,77 Yeni Türk Lirası orta ve uzun vadeli Devlet iç borcu olmak
üzere toplam 274.827.295.742,15 Yeni Türk Lirası Devlet iç borcu,
b)
106.002.687.875 Yeni Türk Lirası Devlet dış borcu,
c)
15.184.729.472,74 Yeni Türk Lirası Hazine garantili borç,
mevcuttur.
BAŞKAN – Madde
üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mithat Melen, İstanbul
Milletvekili.
Buyurun Sayın
Melen. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA
MİTHAT MELEN (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2008 yılı kesin hesap yasasının 8’inci maddesi üzerine
Milliyetçi Hareket Partisi adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyeti saygıyla
selamlarım.
Geçen gün yine
aynı şeyleri konuştuk. Kesin hesap yasası, gerçekten, bir önceki dönemi ibra
eden -aynı, bir anonim şirkette olduğu gibi- çok önemli bir yasa ve dünyada
ender bir anayasada bu bir madde hâlinde var, o da bizim Anayasa’mızda. Kanun
koyucu o kadar önem vermiş ki kesin hesap yasasını Anayasa maddesi hâline
getirmiş. Bu gerçekten önemli bir şey. Ama biz iyi
kullanabiliyor muyuz? Kullanamıyoruz. Tabii, bu saatte, özellikle her şey
biterken bunları tekrar söylemek, belki size tuhaf gelir ama belki Türkiye
Büyük Millet Meclisinin en önemli görevlerinden bir tanesi denetim görevi, onu
da doğru dürüst, özellikle kesin hesap yasasında bile yapamıyor, yapmıyor.
Hatta yedi sene, sekiz sene önce olan şeyleri politik nedenle sahneye
getiriyor, burada söylemeye çalışıyor. Hâlbuki,
gerçekten bu yasa ve bu verilen imkân önemli bir imkân. Çünkü gerçek denetim,
burada yapılması gereken bir denetim. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bütçe
üzerinde denetimi, neredeyse ekonominin yarısını denetlemek gibi bir şey. Yani
geçmişte yaptığınız hataları da, bunları denetleyerek, yapmamaya çalışmanız
imkânı vermesi açısından da çok önemli ve makroekonomik açıdan hem dünyaya hem
Türkiye’ye bakarken dengelemeyi de yapmanız mümkün. Geçmişte neleri yanlış
yapmışsınız veya neleri doğru yapmışsınız, onları denetlemek ve onları burada
teker teker tartışmak çok önemli bir şey.
Belki bu İç Tüzük
değişikliği de -bu yasayı da getirmemiz lazım buraya- önem kazanıyor. Niye önem
kazanıyor? Bunları burada daha rahat biçimde tartışabilme imkânı verecek bize.
Hatta her bakanlığın kendi komisyonunda tartışılması, bir “ekonomik” veya
“sosyal komite” adı altında yeni bir komite kurulması, bir komisyon kurulması,
o komisyonda da hem bakanların hem bürokratların gelip izahat vermesi gerçekten
önemli. Çünkü burada belirli uygulamaları, hakikaten ekonomi açısından ve bu
yasayı uygulamak açısından bürokratlar yapıyor, yani Türkiye’deki gerçekten
çalışan insanlar yapıyor. Onları da dinlemek lazım. Bazen
biz, gereksiz yere, hem onları hem birbirimizi burada suçluyoruz. O
uygulamaları burada teker teker dinlemek lazım ve ne
olduğunu görmek lazım. Mesela 2008, hiç kimsenin dikkatini çekmedi. 2008 devlet
borçlarını onaylarken -veya devlet borçlarını burada onaylamış olacağız kabul
etmekle- yani bunun yapılış biçimi, nasıl yapıldığı ve nerelere doğru yanlış
yapıldığı çok açık burada görülebilir.
Çünkü -düşünün-
bazen yükü aşırı biçimde Merkez Bankasının üzerine yükleyip bazen de -burada
olduğu gibi- Hazine adına bazı şeyleri yapmak istiyoruz. Hâlbuki Hazinenin
gerçekten ekonomiye hâkim olması lazım ama Hazine Türkiye’de son yıllarda
ekonominin dışına itildi, ekonomik yapının dışına itildi ve belirli görevler
Merkez Bankasına verildi. Merkez Bankasının, bir numaralı görevi fiyat
istikrarıdır, fiyat istikrarını korumaktır ama Merkez Bankasının fiyat
istikrarını korurken -tabii enflasyonla mücadele edecek ama- devletin borçlanma
politikasını da takip etmesi lazım. Ama onunla özellikle 2008’de sanki hiç
ilgilenmedi, Hazine de geç kaldı bunları yapmakta, 2009’dan itibaren yaptılar.
Yani küresel kriz başlayana kadar ciddi biçimde bir parasal politika uygulandı,
mali politika uygulanmadı. Küresel krizden sonra da parasal politikaya ağırlık
verildi ama yine mali politikalar uygulanmıyor. Yani gelir eksik kaldığı için
zorunlu olarak borçlanma artıyor. İşte burada çok kritik bir nokta var, Merkez
Bankasının elindeki rezervlerini efektif olarak kullanması. (Gürültüler)
Tabii beni
dinlemek zorunda değilsiniz bu saatte, anlıyorum, patırtı kütürtü etmekte de
haklısınız ama bunlar işinize yarayabilir, arada dinlerseniz de fena olmaz
gibime geliyor çünkü seneye aynı hataları yapmayın diye çünkü aynı hatalar
devam edecek. Niye? Bakın, esas mesele faizle ilgili. Faizi Merkez Bankasının
üzerine yüklenerek düşüremezsiniz. Sayın Bakan burada, bunu çok iyi biliyor.
Faiz oranını düşüremediğiniz sürece de yatırımı hakikaten halledemezsiniz.
Türkiye’nin de bu
bütçenin de en önemli sorunu şu anda yatırım hâline geldi çünkü yatırım,
özellikle sabit sermaye yatırımı yok, düştü. Özel sektör de bu yatırımlarını
düşürdüğü için -o da eski borçlarını ödemek için daha fazla borçlanmak zorunda
kalacak- kamu da bu işin içine girdiği için bu bütçeyle kamu daha fazla
borçlanmak zorunda. Borçlandıkça da meşhur yansıma etkisiyle gerçekten faizleri
yukarı çekecek. Faizleri yukarı çekmek demek Türkiye’de yine maalesef büyüme
hızının düşmesi demek, istihdamın azalması demek.
Herkes
istihdamdan bahsediyor. Şurada milletvekillerinin, herkesin her gün en önemli
derdinin burada iş bulmak olduğunu hep birlikte biliyoruz. Biliyoruz da, bunun
temel sorunlarını da bir türlü çözmekle uğraşmıyoruz. Buna eğilmek istemiyoruz.
Aslında belki en önemli görevlerimizden bir tanesi Türkiye’de bu istihdam
meselesini çözmek, çünkü o, sosyal barışı da beraberinde getirecek; belki çok
sıkıldığımız, hakikaten çok bunaldığımız terörü de önleyecek. Çünkü en önemli meselelerin başında insanlarımızın karnının doyması
lazım. Gerçekten, Türkiye’de her işe ekonomik gözle bakmak belki yanlış
ama yavaş yavaş artık bu ekonomik açıdan bakmayı, bir
de arkamıza dönüp neler yaptığımızı, verimli veya etkin olup olmadığımızı çok
iyi tartmak zorundayız.
İşte, yine Merkez
Bankasının bugün de önünde aynı sıkıntı var, Hazinenin de önünde aynı sıkıntı
var. Borçlar birikiyor, borçlar artacak. Bugün burada sizin oylarınızla biraz
sonra onaylayacağımız kesin hesap kanununa göre iki sene sonra daha ağır bir
devlet borcu yükü çıkacak karşımıza. Ondan kurtulabilmek için
veya oradaki faiz yükünü azaltıp yatırımları artırmak için işte esas yapılması
gereken, şu anda ve belki bunu mutlaka burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde
yapmamız lazım, Merkez Bankasına da el tutmamız lazım, Hazinenin yatmaması
lazım, hele Maliye Bakanlığının bu kadar sessiz kalmaması lazım, ekonomide de
işi bu kadar sessiz götürmemek lazım. Çünkü, yine korkarak söylüyorum
bunu: İnşallah, Türkiye bir yurt dışı kriziyle tekrar sarsılmaz. Her an her şey
olabilir çünkü zor bir dönem, yapısal değişikliklerin olması gereken bir dönem.
Çünkü yapı artık kaotik bir yapı, dünyada ekonominin yapısı. Onun
için, bu kaotik yapıyı böyle klasik bir kafayla ve klasik bakışla da çözemeyiz,
bilesiniz. Buna daha dinamik bakmak lazım. Burada bu denetlenme bile bana çok
klasik gelmeye başladı. Bundan aşmamız lazım, kurtarmamız lazım bunu
kendimizden. Çünkü ekonomiden kurtaramazsak, ekonominin sıkıntılarından
kurtaramazsak siyasi sıkıntılar beraberinde gelir. Ayrıca, bu tavan, Allah
korusun, çökerse hepimizin başına çöker. Çok dikkat etmek
lazım ekonomi konusunda.
Bakın, bugün
Merkez Bankasının üzerinde ciddi bir yük var. Kısa vadeliden uzun vadeliye
dönebilmek… Çünkü piyasa müsait. Kısa vadeli borçları
uzun vadeli hâle getirebilirsek ve özellikle değerlenen paraları daha az
değerli paralarla değiştirebilirsek veya tersini yapabilirsek 2010 yılını daha
rahat geçiririz, daha az borçlanmayla geçiririz, borçlanmanın yükünü azaltırız
çünkü belli ki bu aldığı yetkilerle, bu borçlanma yetkileriyle bugünün bütçesi
bile aşılacak. Bu çaresiz, çok net görünüyor bu ama burada da likidite
yönetimine ihtiyaç var.
Bütün bunları
söylerken, bütün bunları da anlatmaya çalışırken pek kimsenin bu işle de
ilgilenmediği gözleniyor. Yani bunları hep burada formalite olarak sanki
söylüyormuşuz gibi, muhalefet kendi görevini kendi yapıyormuş gibi ve siz de
kendi görevinizi kendiniz yapıyormuşsunuz gibi. Öyle, karşılıklı öyle
hissediyoruz birbirimizi. Hayır, bu Türkiye’yle ilgili bir görev ve tekraren
söylüyorum: Bu ekonomi ileride hepimizin başına ciddi işler açacak. Böyle
bakamayız çünkü piyasalarda yangın var ve bunu “Sen yaptın, ben yaptım”dan da bir çıkarmak lazım. Bugün, bütün sektörlerde
büyük bir durgunluk var. İşsizlik yanında. Büyüme hızı düşmüş ve bunu borçla
götürdük, parasal politikalarla götürdük. Şimdi, artık, yavaş yavaş finansal politikalara, mali politikalara dönmek
zorundayız ama ne bütçede ne de bundan sonra görülen hiç böyle bir önlem yok.
Yakında bu sıkıntıları hep birlikte çekmemek için… Şimdi, sadece muhalefet
olarak değil, olaya çok geniş açıdan baktığınız zaman, iktidar da olsa,
muhalefet de olsa sıkıntıları beraber çekeceğiz; hele ekonomide hep birlikte
çekeceğiz bu sıkıntıları. Onun için, yavaş yavaş,
artık, ekonomiyle ilgili…
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın
Melen, lütfen, tamamlayınız.
MİTHAT MELEN
(Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Çok fazla uzatmak
âdetim değil ama şu iki önemli noktayı da belirtmeden geçemeyeceğim. Fazla
uzatmadan, 2010 yılını ekonominin altyapısıyla ilgili reformları yapmakla
geçirmemiz lazım. Çok önemli reformlarla uğraşmamız lazım. Yoksa yine aynı
şeyleri burada söyleyebiliriz. Özellikle mal, sermaye piyasaları, hizmet
piyasaları, emek piyasaları, onlarla ilgili yasaları çıkarmamız lazım. Faktör
fiyatlarıyla ve faktör piyasalarıyla ilgili yeni baştan düzenlemeler yapmamız
lazım. Burada bunları da Türkiye Büyük Millet Meclisi yapacak. Ayrıca, bunları
Avrupa Birliğine uyum için değil, kendi kendimize oturup yapmamız lazım çünkü
Avrupa Birliğinin de büyük sıkıntıları var, dünyanın da çok büyük sıkıntıları
var.
Bu duygu ve
düşüncelerle 2010 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyorum, saygılar
sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Melen.
Şahsı adına söz
isteyen Ayhan Sefer Üstün, Sakarya Milletvekili.
Mehmet Nil Hıdır,
Muğla Milletvekili.
Buyurun Sayın
Hıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET NİL HIDIR
(Muğla) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 2008 yılı kesin
hesap kanunu tasarısının 8’inci maddesi üzerine şahsım adına söz almış
bulunuyorum.
2008 yılını da
başarıyla tamamlayan Hükûmetimizin, Maliye
Bakanlığımızın 2010 yılında da bu başarılarının devamını ve 2010 bütçesinin
Türkiye’mize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Hıdır.
Şahsı adına söz isteyen Azize Sibel Gönül, Kocaeli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AZİZE SİBEL GÖNÜL
(Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
9’uncu maddeyi
okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 9- (1) Bu
Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Madde
üzerinde gruplar adına söz talebi yok.
Şahsı adına Azize Sibel Gönül, Kocaeli Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AZİZE SİBEL GÖNÜL
(Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 9’uncu ve yürürlük maddesinde, artık son
maddedeyiz.
Kifayeti müzakere
diyorum ve kanunun hayırlı olmasını diliyorum. Tabii 2008 ve 2009 bütçelerinin
ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Gönül.
Şahsı adına söz
isteyen Safiye Seymenoğlu, Trabzon Milletvekili. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
SAFİYE SEYMENOĞLU
(Trabzon) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Kesin Hesap Kanunu
Tasarısı’nın 9’uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
9’uncu maddenin
hayırlı olması temennisiyle, kesin hesap kanun tasarısının kabulünü, 2010
bütçesinin kabulü noktasında da saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 20.09
SEKİZİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 20.19
BAŞKAN:
Başkan Vekili Sadık YAKUT
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Murat ÖZKAN (Giresun)
BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Sekizinci
Oturumunu açıyorum.
Bir Danışma
Kurulu önerisi vardır, öneriyi okutup oylarınıza sunacağım:
V.- ÖNERİLER
A) Danışma Kurulu
Önerileri
1.- Gündemdeki sıralama ile Genel Kurul çalışma saatlerinin
yeniden düzenlenmesine ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin çalışmalarına 29
Aralık 2009 Salı gününden başlamak üzere 3 gün ara verilmesine ilişkin Danışma
Kurulu önerisi
Danışma Kurulu
Önerisi
Danışma Kurulunun
yaptığı toplantıda, aşağıdaki önerilerin Genel Kurulun onayına sunulması uygun
görülmüştür.
Mehmet
Ali Şahin
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
|
|
Mustafa Elitaş |
Kemal Kılıçdaroğlu |
Oktay Vural |
|
|
Adalet ve
Kalkınma Partisi |
Cumhuriyet Halk
Partisi |
Milliyetçi
Hareket Partisi |
|
|
Grup Başkan
Vekili |
Grup Başkan
Vekili |
Grup Başkan
Vekili |
Öneriler:
Gelen Kâğıtlar Listesinde Yayınlanan ve Bastırılarak Dağıtılan 456
ve 457 sıra sayılı Kanun Teklifi ve Tasarısının 48 saat geçmeden Gündemin Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 3 ve 4 üncü
sırasına, Gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler kısmında yer alan 446, 447, 429, 430, 431, 432 ve 433 sıra sayılı kanun
tasarı ve tekliflerinin yine bu kısmın 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11 inci sıralarında
alınması, diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,
Genel Kurulun 24.12.2009 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde; 442
sıra sayılı 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 443 sıra sayılı
2008 yılı Merkezi Yönetim Kesinhesap Kanunu
Tasarısının maddelerinin görüşmelerinin tamamlanmasından sonra kanun tasarıları
ve tekliflerinin görüşülmesine geçilmesi ve 457 sıra sayılı tasarının
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar çalışmalara devam edilmesi,
Türkiye Büyük
Millet Meclisinin çalışmalarına; 29 Aralık 2009 Salı gününden başlamak üzere 3
gün ara verilmesi,
Önerilmiştir.
BAŞKAN – Danışma
Kurulu önerisi lehinde söz isteyen Mustafa Elitaş,
Kayseri Milletvekili.
Sayın Elitaş, buyurun.
MUSTAFA ELİTAŞ
(Kayseri) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Danışma Kurulu önerisinin esas itibarıyla içeriği, biraz sonra
görüşeceğimiz -eğer değerli milletvekillerimiz kabul ederlerse- araç tescil
işlemlerinin bugüne kadarki süreçte yaptığımız kanunda trafik sicil bürolarında
yapılmasını öngörüyorduk ama bunun ikinci el araçların alım satımında
bürokrasiyi -fazla anlamda- artıracağını ifade eden bir görüş geldi ve şu anki
uygulamada ikinci el araçta alım satım yapan ticaret erbabına, şahıslara
ortalama 300 lira civarında bir masraf, yükümlülük geliyordu. Bu süreçte noterlerin alacağı ücreti 20 liraya düşüren bir kanun
teklifi var. Bu kanun teklifiyle birlikte ikinci el araç alım satımındaki
maliyetleri düşüreceğimizi ümit ediyoruz.
Buna katkı
sağlayacağınız ümidiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Elitaş.
Danışma Kurulu
önerisi aleyhinde söz isteyen Ali Bayramoğlu, Rize
Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Sayın Başkan, hem öneride bulunuyorlar hem lehinde hem aleyhinde
konuşuyorlar. Bu nasıl iş?
BAŞKAN – Buyurun
Sayın Bayramoğlu.
BAYRAM ALİ
BAYRAMOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle bütçemiz
hayırlı olsun.
Böyle bir bütçe
gününde ilaveten kanun maddelerinin, yeni kanun maddelerinin getirilmesini çok
uygun bulmadığım için Danışma Kurulunun aleyhine söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Çok anlamlıydı Ali Bey.
BAŞKAN – Önerinin lehinde söz isteyen Suat Kılıç, Samsun
Milletvekili.
SUAT KILIÇ
(Samsun) – Sayın Başkan, çok saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla,
hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.
14 Aralık 2009
tarihinde başlayan, bugün itibarıyla son gününe geldiğimiz bütçe görüşmelerinde
gerçekten milletvekillerimiz çok olağanüstü bir tempo ortaya koydular, çok
ciddi efor sarf ettik hep beraber. Plan ve Bütçe Komisyonundan
başlayarak önceliğinde Bakanlığımıza ve emeği geçen bütün milletvekillerimize,
Genel Kurul çalışmalarına eşsiz katkılar sağlayan bütün milletvekillerimize
yürekten, gönülden sonsuz teşekkürlerimi ifade ediyorum. İktidar ve muhalefet
milletvekilleri elbette ki önemli katkılar sağlamıştır. Bugün itibarıyla, az
sonra kesin hesap 10’uncu maddenin görüşmesi ve oylamasıyla birlikte bütçe
üzerindeki çalışmalarımızı, yarın tümü üzerinde yapılacak müzakereler dışında
tamamlamış olacağız.
Büyük bir maratonu
kararlılıkla, ciddi bir iradeyle, sağlam bir duruşla önemli bir aşamaya
getirmiş bulunuyoruz. Nihayet, bugün itibarıyla, yine görüşmelerin sonunda
milletimizin ihtiyaç duyduğu bir kanunu ve bir uluslararası sözleşmeyi Danışma
Kurulu önerimizle gündeme getirmiş olacağız. Bunlardan biri, malumunuz olduğu
üzere, noterlerle ilgili olan düzenlemedir. Az sonra konular kabul oylarınız
doğrultusunda gündeme gelecek.
Bugüne kadar pek
çok milletvekilimiz bu kürsüden konuştu, iyi, kötü, kabul edilebilir, edilemeyen
pek çok cümle belki sarf edildi ama hepsini demokrasinin genel çerçevesi
içerisinde, demokrasinin gerekleri çerçevesinde kabul etmek durumundayız. Gönül
arzu eder ki Türkiye Büyük Millet Meclisindeki bütün konuşmalar, bütün
görüşmeler İç Tüzük’te tanımını bulan “temiz bir dil” doğrultusunda
yapılabilsin, bu kürsüden herkes temiz cümlelerle, temiz ifadelerle, temiz
yaklaşımlarla meramını anlatabilsin. Demokrasinin mabedi Türkiye Büyük Millet
Meclisidir. Buradan milletimize iyi bir ışığın, saygın bir ışığın, ahlaklı,
erdemli, adabına, edebine, usulüne, erkânına uygun bir ışığın yansıması
gerektiği kanaatindeyim.
Gelecek olan
Danışma Kurulu önerisinde hem Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekilinin
hem Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekilinin hem de AK PARTİ Grup Başkan
Vekilinin imzaları mevcuttur. İki kanunun görüşmelerini
tamamladıktan sonra, aynı Danışma Kurulu önerisi doğrultusunda, bütün bütçe
görüşmelerinin sonrasında, Türkiye Büyük Millet Meclisinin âdeti olduğu üzere,
bu yoğun çalışma trafiği ki 14 ile bugün arasında geçen ve her bir günü İç
Tüzük’teki bir haftalık toplam çalışma saatlerine tekabül eden çalışmalar için
minnettarlığımızı, teşekkürümüzü ifade ettik ama milletvekillerimizin bütçe
maratonu öncesindeki dört hafta boyunca da 13.00-23.00 temposuyla yürütmüş
oldukları çalışmalar var. Dolayısıyla yaklaşık altı haftadır her gün on
ila on iki saatlik bir çalışma temposunun sonunda önümüzdeki hafta salı,
çarşamba, perşembe günleri Genel Kurulun çalışmalarına ara vermesi de bu
Danışma Kurulu önerisinin içinde MHP, CHP ve AK PARTİ gruplarının ortak görüşü
olarak yer almıştır.
Danışma Kurulu
önerisinin lehinde olduğumuzu ifade ediyor, emeği geçen herkese, hepinize
teşekkürlerimle saygılarımı, sevgilerimi ifade ediyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Kılıç.
Önerinin
aleyhinde söz isteyen Hayrettin Çakmak, Bursa Milletvekili. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
HAYRETTİN ÇAKMAK
(Bursa) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Danışma Kurulu önerisinin
aleyhinde söz aldım.
Bütçe maratonunun
sonunda bütün siyasi partilerin grup başkan vekillerinin ortak imzasıyla
getirilmiş bir öneri var. Çıkması gereken acil iki tane yasa var.
Hayırlı olmasını
diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Çakmak.
Öneriyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
III.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN
GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Tasarı ve
Teklifleri (Devam)
1.- 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/759) (S. Sayısı: 442) (Devam)
2.- 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı
ile Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamındaki İdare ve Kurumların 2008 Bütçe Yılı
Kesin Hesap Tasarısına Ait Genel Uygunluk Bildirimi ve Eki Raporların
Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (1/728, 3/934) (S. Sayısı: 443) (Devam)
BAŞKAN – Şimdi,
2008 yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
10’uncu maddeyi
okutuyorum:
Yürütme
MADDE 10- (1) Bu
Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Madde
üzerinde gruplar adına söz talebi yok.
Şahsı adına Ayhan
Sefer Üstün, Sakarya Milletvekili. Yok.
Ertekin Çolak, Artvin
Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ERTEKİN ÇOLAK
(Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 10’uncu maddesi üzerinde şahsım adına söz
aldım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, AK PARTİ’nin yapmış olduğu bütün
bütçelerde olduğu gibi 2008 yılı bütçesi de önemli ve hayırlı projelere vesile
olmuştur. Ben, 2010 bütçemizin de hayırlı hizmetlere vesile olmasını temenni
ediyor, milletimizin yeni yılını kutluyor ve yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Çolak.
Azize Sibel
Gönül, Kocaeli Milletvekili…
Yılmaz Tunç,
Bartın Milletvekili…
Buyurun Yılmaz
Bey. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YILMAZ TUNÇ
(Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2008 Yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın 10’uncu maddesi hakkında şahsım adına söz almış
bulunuyorum. Kesin hesap tasarısıyla yapılan hizmetlerin bu milletimiz
tarafından görüldüğüne inanıyorum.
2010 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı’nın da hayırlı uğurlu olmasını diliyor, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Soru-cevap işlemi
yapılacaktır.
Sayın Genç,
buyurun.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yüce milletimiz
görüyor, AKP’nin beni konuşturmamak için nelere başvurduğunu. Bu millet her
şeyi çok güzel görüyor. Benim bu korkum size yeter. Elinizden gelse benim
milletvekilliğimi de düşüreceksiniz ama o zevke nail olmayacaksınız. Ben, yüce
milletin sizin bu perişan vaziyetinizi gördüğü için buna çok sevinçliyim.
Sayın Başkan,
aslında tabii biraz önce Mustafa Elitaş benimle
ilgili bazı şeyler söyledi, dedi ki “Muharrem ayında git temizlen de gel.” Ben
zaten temizlenmişim ama kendisi çok kapkara görünüyor. Onu da söyleyeyim.
Ayrıca da şunu
söyleyeyim Sayın Başkan: Bakın, ben bir anonim şirkete yüzde 5 hisseyle ortak
olmuşum.
BAŞKAN – Sayın Genç,
lütfen sorun…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Ya bir şey…
BAŞKAN – Sayın
Genç, lütfen sorunuzu sorun.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Tamam, söyleyeceğim efendim, soruya da geleceğim Sayın Başkan.
Yüzde 5 hisseyle
ortak olmuşum, sonradan fabrika binası inşaatına başlanmış. Müteahhit de
görevini yapmamış. İlgili kişi, şirket de borcunu yapmamış, mahkemeye
düşmüşler.
FEVZİ ŞANVERDİ
(Hatay) – Soruya gel, soruya!
KAMER GENÇ (Tunceli) – Bu gayet normal bir şey. Bunda anormal bir şey yok. Ama arkadaşlar görüyorum ki kendi
hırsızlıklarını, soygunlarını…
BAŞKAN – Sayın
Genç…
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Benim bu şeyimden bir kurtuluş çaresini buluyorlar.
BAŞKAN – Soruyu
sorar mısınız Sayın Genç.
KAMER GENÇ
(Tunceli) – Bundan bir kurtuluşu bulamayacaklar. Onu da herkesin bilmesini
istiyorum.
Peki, yine de
ben, bütçe bu hâliyle de olsa hayırlı olsun diyorum.
BAŞKAN – 10’uncu
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, tasarının tümü açık oylamaya tabidir. Açık oylama, yarınki
birleşimde son konuşmalardan sonra yapılacaktır.
Böylece, 2010
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2008 Yılı Merkezi Yönetim Kesin
Hesap Kanunu tasarılarının maddeleri kabul edilmiştir.
Sayın
milletvekilleri, alınan karar gereğince gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.
1’inci sırada yer
alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
3.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/324) (S. Sayısı: 96)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
2’nci sırada yer
alan, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
4.- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/499) (S. Sayısı: 321)
BAŞKAN –
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3’üncü sırada yer alan, Antalya Milletvekili Abdurrahman
Arıcı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın;
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kars Milletvekili
Zeki Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
5.- Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı ve Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifi ile Kars Milletvekili Zeki Karabayır
ve 2 Milletvekilinin; Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (2/551, 2/550) (S. Sayısı: 456
ve 456’ya 1 inci Ek) (x)
BAŞKAN –
Komisyon? Yerinde.
Hükûmet? Yerinde.
Komisyon raporu
456 ve 456’ya 1’inci ek sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Teklifin tümü
üzerinde gruplar adına söz talebi yok.
Şahsı adına
Yılmaz Tunç, Bartın Milletvekili.
Buyurun Sayın
Tunç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
YILMAZ TUNÇ (Bartın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Antalya Milletvekili Abdurrahman Arıcı ve
Kahramanmaraş Milletvekili Veysi Kaynak’ın; Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Kars Milletvekili Zeki
Karabayır ve 2 Milletvekilinin; Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Biraz önce grup
başkan vekillerimiz de Danışma Kurulu önerisinin lehinde görüşlerini ifade
ederken kanun teklifinin yasalaşması noktasındaki zorunluluğu ifade ettiler.
Ben de bu teklifin yasalaşarak ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını
diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum.
Tasarının tümü üzerinde şahsı adına söz isteyen Fahrettin Poyraz,
Bilecik Milletvekili.
Buyurun Sayın
Poyraz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
FAHRETTİN POYRAZ
(Bilecik) – Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; yoğun bir
bütçe çalışmasından sonra sizleri yormak ve vaktinizi fazla almamak noktasında,
kanunlaşacak olan tasarının memleketimize, milletimize hayırlar getirmesini
temenni ederek, hepinize saygılar sunuyor, kanunun hayırlara vesile olmasını temenni
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Poyraz.
Teklifin tümü
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul
edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE 1-
13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 4.6.2008 tarihli
ve 5766 sayılı Kanunla değişik 20 nci maddesinin
başlığı ile (d) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
(x)
456 ve 456’ya 1’inci Ek S. Sayılı Basmayazılar
tutanağa eklidir.
“Araçların satış,
devir ve tescili ile bu işlemlerle ilgili yetki ve sorumluluk”
“d) Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış
ve devri yapılacak araçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi,
gecikme zammı, vergi cezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının
tespit edilmesi ve taşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir
tedbir veya kayıt bulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil
belgesi veya trafik tescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır.
Noterler tarafından yapılmayan her çeşit
satış ve devirler geçersizdir.
Satış ve devir
işlemi, siciline işlenmek üzere üç işgünü içerisinde ilgili trafik tescil
kuruluşu ile vergi dairesine bildirilir. Bu bildirimle birlikte alıcı adına
trafik tescil işlemi gerçekleşmiş sayılır. Satış ve devir tarihi itibariyle,
197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu hükümleri uyarınca eski malikin
vergi mükellefiyeti sona erer, yeni malikin vergi mükellefiyeti başlar.
Yapılan satış ve
devir işlemi üzerine noterler tarafından yeni malik adına bir ay süreyle
geçerli tescile ilişkin geçici belge düzenlenir.
197 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinde yer alan sorumluluk
hükümleri saklı kalmak kaydıyla, anılan maddede ve bu bentte yer alan isteme ve
bildirmeleri elektronik ortamda yaptırmaya ve bu konuda yükümlülük getirmeye,
elektronik bildirmelere ilişkin usul ve esasları belirlemeye Gelir İdaresi
Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkili olup, bu kurumlar satış, devir ve
tescile ilişkin işlemlerin gerçekleştirilmesi için gerekli elektronik veri
akışını sağlarlar. Satış ve devir
işlemlerini yapanlar, bu işlemler sırasında edindikleri bilgileri ifşa
ettikleri takdirde Türk Ceza Kanununun 239 uncu maddesi uyarınca
cezalandırılırlar.
Satış ve devir
işlemlerinin bildiriminden itibaren bir aylık süre içerisinde ilgili trafik
tescil kuruluşu veya Emniyet Genel Müdürlüğünün uygun gördüğü kamu kurum veya
kuruluşları tarafından yeni malik adına tescil belgesi düzenlenerek elden veya
posta aracılığıyla teslim edilir. Tescil belgesinin bir ay içerisinde teslim
edilememesi halinde yeni malike sorumluluk yüklenemez.
Bu bentte
düzenlenen satış ve devir işlemleri her türlü harçtan, bu işlemlere ilişkin
düzenlenen kağıtlar damga vergisi ve değerli kağıt
bedellerinden istisnadır. Trafik tescil kuruluşunda yeni malik adına yapılacak
tescil nedeniyle düzenlenmesi gereken değerli kağıtların
bedelleri, satış ve devir esnasında noterler tarafından tahsil edilir ve 1512
sayılı Noterlik Kanununun 119 uncu maddesi uyarınca beyan edilerek ödenir. Bu
bentte yer alan işlemler sebebiyle noterlere herhangi bir pay veya aidat
ödenmez.
1512 sayılı
Kanunun 112 nci maddesi uyarınca belirlenen ücret
uygulanmaksızın satış ve devre ilişkin her türlü işlem karşılığında toplam 20
Türk Lirası maktu ücret alınır. Söz konusu ücret, her takvim yılı başından
geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan ücret tutarının o yıl için 213
sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tespit ve ilan olunan yeniden değerleme
oranında artırılması suretiyle hesaplanır.
Haciz, müsadere,
zapt, buluntu, trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi
müdürlükleri, milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve
kuruluşları tarafından satışı yapılan araçların satış tutanağının bir örneği
aracın kayıtlı olduğu trafik tescil kuruluşlarına üç işgünü içerisinde
gönderilir. Aracı satın alanlar gerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik
tescil kuruluşundan bir ay içerisinde adlarına tescil belgesi almak
zorundadırlar. Alıcıların tescil belgesi almak için süresinde başvurmamaları
halinde bu araçları alıcıları adına re’sen kayıt ve
tescil ettirmeye Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin
uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye İçişleri ve Maliye
Bakanlıkları yetkilidir.”
“e) Araç satın alıp, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin
(1) numaralı alt bendine uymayanlar ile (d) bendinin sekizinci paragrafı
hükümlerine göre bir ay içerisinde tescil belgesi almayan alıcılara 130 Türk
Lirası, (d) bendi hükümlerine uymayan noterlere ise her bir işlem için 1.000
Türk Lirası idari para cezası verilir. Tescil yapılmadan trafiğe çıkarılan araçlar, tescil yapılıncaya
kadar trafikten men edilir.”
BAŞKAN – Madde
üzerinde gruplar adına söz talebi yok.
Şahsı adına
Hayrettin Çakmak, Bursa Milletvekili… Yok.
Veysi Kaynak,
Kahramanmaraş Milletvekili. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Karayolları Trafik
Kanunu’nda değişiklik yapılması hakkındaki kanun teklifimiz üzerine söz almış
bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kanunun 1’inci
maddesi esas olarak, bundan böyle, şu ana kadar olduğu gibi yine ikinci el araç
satışlarının noterde yapılmasını düzenlemektedir, ancak önceden yaşanan bir
kısım sıkıntıların da önüne geçecek çözümler üretilmiştir. Artık bundan sonra,
bu teklif yasalaştığı takdirde, noterde yapılan işlemden sonra hem vergiyle
ilgili hem mülkiyetle ilgili hem trafik cezalarıyla ilgili bütün sorumluluklar
tescil tarihini beklemeden alıcıya geçecektir.
Birçok sorunu
kökünden çözen ve kısa sürede çözen bir yasa olacaktır diye düşünüyorum.
Teklifin
yasalaşması temennisiyle heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür
ediyorum Sayın Kaynak.
Şahsı adına söz talebi, Fahrettin Poyraz, Bilecik Milletvekili.
Sayın Poyraz… (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
FAHRETTİN POYRAZ
(Bilecik) – Saygıdeğer Başkan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; 456 sıra
sayılı Kanun Teklifi’nin 1’inci maddesiyle ilgili olarak şahsım adına söz almış
bulunmaktayım.
Bu kanunda,
bildiğiniz gibi, teknolojinin nimetleriyle birlikte daha süratli, vatandaşımıza
hizmeti daha kolay ulaşılabilir hâle getirilmesi amaçlanmaktadır.
Ben bu anlamda,
kanunumuzun hayırlı olmasını temenni ediyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)