DÖNEM: 23                            CİLT: 37                    YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

41’inci Birleşim

7 Ocak 2009 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

 

   I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

  II. - GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMA

 IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI

1.- Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Sarıkamış Harekâtı’nın 94’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

2.- İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluş gününe, İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıyı kınadığına ve Milliyetçi Hareket Partisinin, Meclis çalışmalarına muhalefet olarak verdiği yapıcı katkıyı bundan sonra da devam ettireceğine ilişkin gündem dışı konuşması

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşuyla ilgili açıklaması

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/1020, 6/1101) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/106)

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun (6/1116) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/107)

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 20 milletvekilinin, taksici esnafının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294)

2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 19 milletvekilinin, sendikal örgütlenmedeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/295)

3.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 20 milletvekilinin, kara mayınları konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/296)

C) Tezkereler

1.- Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, Suriye’ye yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/649)

2.- Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun, Almanya’ya yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/650)

3.- Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, Bosna-Hersek’e yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/651)

4.- Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in, Polonya’ya yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/652)

 

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/537) (S.Sayısı: 236)

 

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın, sözlerini çarpıttığı iddiasıyla konuşması

 

IX.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- İstanbul Milletvekili Süleyman Yağız’ın, sağlık sorunu yaşayan tutuklu ve hükümlülere ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in cevabı (7/4812) (Ek Cevap)

2.- Samsun Milletvekili Osman Çakır’ın, Roj TV’nin kapatılması için başvuru yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın cevabı (7/5564)

3.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Roj Tv’nin kapatılması için başvuru yapılıp yapılmadığına ilişkin Başbakandan sorusu ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın cevabı (7/5566)

4.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Türk soylu Yunan uyrukluların çalışma izinlerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun cevabı (7/5763)

5.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, bir baraj projesine yönelik iddialara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/5773)

6.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Yemen açıklarında kaçırılan Türk gemisine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın cevabı (7/5859)

7.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, bir termik santralin çevreye etkilerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/5909)

8.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, bir müsteşar yardımcısının sahte belge düzenlediği iddiasına ilişkin sorusu ve Bayındırlık ve İskân Bakanı Faruk Nafız Özak ‘ın cevabı (7/5950)

9.- Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın, öldürülen bir kadına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/5956)

10.- Adana Milletvekili Nevingaye Erbatur’un, şiddet mağduru kadınlara yönelik çalışmalara ve bir sığınma evine,

- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, kadın sığınma evlerine,

İlişkin soruları ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’nun cevabı (7/5973), (7/5974)

11.- Mersin Milletvekili Behiç Çelik’in, Mersin Orman Bölge Müdürlüğündeki bazı personel işlemlerine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6054)

12.- Bilecik Milletvekili Yaşar Tüzün’ün, Bilecik Belediyesinin ormana zarar verdiği iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6055)

13.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, bir gölet projesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6057)

14.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı’nın, Babaeski ilçesi içme suyuna arsenik karıştığı iddiasına ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6058)

15.- Bursa Milletvekili Hamza Hamit Homriş’in, Orman Genel Müdürlüğündeki atamalara ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6059)

16.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, bir gölet projesine ilişkin sorusu ve Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun cevabı (7/6061)

17.- Eskişehir Milletvekili Fehmi Murat Sönmez’in, Eskişehir’de yapılması planlanan stadyuma ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/6139)

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak üç oturum yaptı.

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, Gazze’deki olaylar ve barışın teminine yönelik çabalar konusunda açıklamada bulundu; MHP Ankara Milletvekili Ahmet Deniz Bölükbaşı, CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen, DTP Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve AK PARTİ İstanbul Milletvekili Egemen Bağış grupları adına, Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı ve Tunceli Milletvekili Kamer Genç’de şahısları adına aynı konuda görüşlerini belirttiler.

Oturum Başkanı ve TBMM Başkan Vekili Meral Akşener, Başkanlık Divanı olarak, İsrail’in Filistin topraklarında, Gazze’de, bütün dünyanın gözleri önünde ölçüsüz ve pervasız güç kullanımı sonucu yaşanan insanlık dramının, kan ve gözyaşının bir an evvel son bulmasının temenni edildiğine; Meclis Başkanı Köksal Toptan tarafından, İsrail’in Gazze şeridinde gerçekleştirdiği askerî harekât nedeniyle zor durumda kalan Gazze halkına Türk Kızılay’ı aracılığıyla insani yardım yapılacağı ve bu amaçla Ziraat Bankası Türkiye Büyük Millet Meclisi Şubesinde bir hesap açtırıldığına, isteyen milletvekillerinin belirtilen hesap numarasına uygun görecekleri miktarda yardım yapabileceklerine ilişkin bir açıklamada bulundu.

Adana Milletvekilleri;

Fatoş Gürkan,

Hulusi Güvel,

Yılmaz Tankut,

5 Ocak Adana ilinin düşman işgalinden kurtuluşunun 87’nci yıl dönümü ve İsrail’in Gazze’de yarattığı insanlık dramı münasebetiyle gündem dışı birer konuşma yaptılar.

Makedonya Cumhuriyeti Meclis Başkanı Trajko Veljanoski’nin ve Arnavutluk Halk Meclisi Başkanı Jozefina Topalli’nin davetlerine icabet edecek Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan’ın, beraberindeki Parlamento heyetini oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bildirilen isimlere,

Etiyopya Halkların Temsilcileri Meclisi Başkanı Teshoma Toga ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna,

İlişkin Başkanlık tezkereleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın (6/1014, 6/1015, 6/1016),

Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/992, 6/993, 6/1023, 6/1029, 6/1030),

Esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergeleri okundu; sözlü soruların geri verildiği bildirildi.

Edirne Milletvekili Cemaleddin Uslu ve 19 milletvekilinin, fındık üreticilerinin (10/291),

Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir ve 23 milletvekilinin, Gaziantep ilinin eğitim (10/292),

Adana Milletvekili Hulusi Güvel ve 20 milletvekilinin, kamuda alt işverenlik uygulaması ile ilgili (10/293),

Sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerlerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Dengeli Bir Çevre İçin Küresel Parlamenterler Organizasyonu (GLOBE Europe) tarafından, Avrupa Birliği (AB) Çek Cumhuriyeti Dönem Başkanlığınca Çek Cumhuriyeti’nin Başkenti Prag’da AB Ulusal Parlamentoları ile AB Parlamentosunun Enerji ve Çevre Komisyonu Başkanlarının katılımlarıyla gerçekleştirilecek “Avrupa İçin Güvenli ve Sürdürülebilir Enerji” başlıklı toplantıya ismen davet edilen Ankara Milletvekili TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Nazmi Haluk Özdalga’nın icabet etmesine,

TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın, Cezayir Ulusal Halk Meclisi Başkanı Abdelaziz Ziari’nin Cezayir’e resmî davetine beraberindeki Parlamento heyetiyle birlikte icabetine,

İlişkin Başkanlık tezkereleri kabul edildi.

Genel Kurulu ziyaret eden Kazakistan Meclisi Parlamentolararası Dostluk Grubu Başkanı Nurbak Rüstemov ve beraberindeki heyete Başkanlıkça “Hoş geldiniz” denildi.

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın;

Almanya’ya,

Kırgızistan’a;

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, Libya’ya,

Yaptıkları resmî ziyarete;

10-13 Ekim 2008 tarihleri arasında İran’da yapılan Türkiye-İran Sınır Ticareti Ortak Komite V. Dönem Toplantısına;

İştirak eden milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkereleri kabul edildi.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 10, 6, 3, 9, 150 ve 4’üncü sıralarında yer alan 218, 266, 268, 263, 272 ve 283 sıra sayılı kanun tasarı ve tekliflerinin bu kısmın 3, 4, 5, 6, 7 ve 8’inci sıralarına alınmasına ve diğer kanun tasarı ve tekliflerinin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine, Genel Kurulun 7/1/2009 Çarşamba günkü ve 8/1/2009 Perşembe günkü birleşimlerinde 14.00–20.00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesine, 6/1/2009 Salı günkü birleşimde sözlü sorulardan sonra diğer denetim konularının görüşülmeyerek, kanun tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine ve 7/1/2009 Çarşamba günkü birleşimde sözlü soruların görüşülmemesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edildi.

Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin (2/251), İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmedi.

Gündemin “Sözlü Sorular” kısmının;

1’inci sırasında bulunan     (6/312),

3’üncü       “              “        (6/318),

4’üncü       “              “        (6/323),

5’inci         “              “        (6/325),

12’nci        “              “        (6/379),

13’üncü     “              “        (6/380),

23’üncü     “              “        (6/409),

40’ıncı       “              “        (6/435),

45’inci       “              “        (6/441),

71’inci       “              “        (6/491),

75’inci       “              “        (6/501),

94’üncü     “              “        (6/528),

98’inci       “              “        (6/532),

119’uncu   “              “        (6/560),

181’inci sırasında bulunan (6/647),

186’ncı        “              “        (6/654),

187’nci        “              “        (6/657),

207’nci        “              “        (6/680),

211’inci       “              “        (6/686),

240’ıncı       “              “        (6/730),

245’inci       “              “        (6/740),

249’uncu     “              “        (6/746),

292’nci        “              “        (6/814),

359’uncu     “              “        (6/898),

Esas numaralı sözlü sorulara, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren cevap verdi; (6/379), (6/380), (6/441), (6/491), (6/312), (6/318), (6/323), (6/325), (6/654), (6/730), (6/740) esas numaralı soruların sahipleri de cevaba karşı görüşlerini açıkladı.

Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda açık bulunan üyeliğe, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunca aday gösterilen İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu seçildi.

7 Ocak 2009 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere, birleşime 18.55’te son verildi.

                       

 

 

Meral AKŞENER

 

 

 

Başkan Vekili

 

 

Harun TÜFEKCİ

 

Fatma SALMAN KOTAN

 

Konya

 

Ağrı

 

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

No.: 44

II.- GELEN KÂĞITLAR

7 Ocak 2009 Çarşamba

Teklif

1.- Giresun Milletvekili Ali Temür’un; Karşılıksız Çek ve Protestolu Senetler ile Kredi ve Kredi Kartları Borçlarına İlişkin Kayıtların Dikkate Alınmaması Hakkında Kanun Teklifi (2/370) (Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 6.1.2009)

Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 20 Milletvekilinin, taksici esnafının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.12.2008)

2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 19 Milletvekilinin, sendikal örgütlenmedeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/295) (Başkanlığa geliş tarihi: 15.12.2008)

3.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 20 Milletvekilinin, kara mayınları konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/296) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.12.2008)

7 Ocak 2009 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER : Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşimini açıyorum.

III.- Y O K L A M A

BAŞKAN - Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Yoklama için üç dakika süre vereceğim.

Sayın milletvekillerinin oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.

Yoklama işlemini başlatıyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Sarıkamış Harekâtının 94’üncü yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Kars Milletvekili Sayın Zeki Karabayır’a aittir.

Buyurun Sayın Karabayır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Kars Milletvekili Zeki Karabayır’ın, Sarıkamış Harekâtı’nın 94’üncü yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması

ZEKİ KARABAYIR (Kars) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarihimizde müstesna bir yeri olan acı ve hüzün dolu Sarıkamış Harekâtı’nın 94’üncü yıl dönümü münasebetiyle gündem dışı söz aldım; yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.

Değerli milletvekilleri, tarihimiz zaferlerle dolu olduğu gibi, Yemen ve Çanakkale’de, Sarıkamış’ta yitip giden Anadolu çocuklarının acı hikâyelerini de barındırır. Bilindiği gibi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda Kars, Ardahan, Batum ve Sarıkamış Rusların eline geçti, kırk yıl boyunca Rus hâkimiyetinde kaldı. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte Osmanlı İmparatorluğu kırk yıllık Rus esaretine son vermek üzere 22 Aralık 1914 tarihinde Enver Paşa komutasında 3’üncü Orduyla Sarıkamış Harekâtı’nı başlattı. On yedi gün boyunca devam eden harekât 5 Ocak 1915’te Sarıkamış önlerinde son buldu. Türk askeri savaş boyunca düşmandan daha çok tabiat şartları, soğuk, açlık, hastalık ve sefaletle mücadele etmek zorunda kaldı. Çeşitli kaynaklarda Türk ordusunun bu savaştaki kayıpları 60-90 bin arasındadır. Bu harekâtta Mehmetçiğin her şart altında irade, cesaret ve disiplinden oluşan karakterinin nasıl muhafaza edildiğinin görülmesi yanında, bu meziyetlerin kötü yönetim altında bir facia ve bozgunda nasıl heder olacağını da gösteren bir semboldür.

Değerli arkadaşlar, beş yıldan beri 22 Aralık-5 Ocak tarihleri arasında Kars Valiliğimizin öncülüğünde Sarıkamış Harekâtı’nda Allahüekber dağlarında şehadet mertebesine ulaşmış bu kardelen çiçeklerimizin aziz hatıraları adına “Türkiye Şehitlerine Yürüyor” adıyla anma programları yapılmaktadır. Bu programlarımıza seksen bir vilayetimizi temsilen şehit aileleri, yöre halkı, yurdun her yöresinden vatandaşlar, sivil toplum örgütleri, üniversitelerimizin temsilcileri, milletvekilleri, Hükûmeti temsilen bakanlarımız katılmaktadır. 27-28 Aralıkta yapılan bu seneki törenlerimize Meclis Başkanımız Sayın Köksal Toptan’ın katılımları üç ay önceden kesinleşmesine rağmen bütçe görüşmelerinin son gününe denk gelmesi nedeniyle Sayın Başkanımız programa katılamamış, Hükûmeti temsilen Devlet Bakanımız Sayın Mehmet Aydın Bey iştirak etmişlerdir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AK PARTİ iktidarlarından önce yerel bazda ve dar çerçevede yapılan anma törenleri son beş yılda yapılan çalışmalarla giderek ulusal düzeyde yapılmaya başlandı. Bu cümleden olarak 2005 yılında, harekâtın meydana geldiği ormanlık alan Orman Bakanlığınca millî park ilan edildi. Hemen arkasından, yaptığımız uzun ve yoğun çalışmalardan sonra, Kültür ve Turizm Bakanlığımızın koordinatörlüğünde, Millî Savunma ve diğer ilgili bakanlıklarımızın yetkilileri, valilik, yerel yönetimlerimiz ve bilim adamlarımızın koordineli çalışmaları sağlandı. Şehitlerimizin daha kapsamlı ve daha etkin bir şekilde anılmasıyla ilgili önemli kararlar alındı. İlk etapta, anma alanları proje yarışması açıldı. Oluşturulan bilimsel danışma kurulunun değerlendirmesi sonucu yarışmada birinci olan projeyle ilgili çalışmalar ve hazırlıklar kısa sürede bitirilecek ve Kültür Bakanlığımız 2009 yılı içerisinde yapım ihalesini gerçekleştirecektir. Tüm bu çalışmalarla birlikte, Sarıkamış şehitlerini anma programı da Çanakkale’de olduğu gibi devlet töreniyle yapılacak ve şehitlerimiz daha kapsamlı programlarla anılacaktır.

Ben, bu yılki törenimize katılan ve organizasyonda emeği geçen, başta Bakanımız Mehmet Aydın olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Karabayır.

Gündem dışı ikinci söz, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Esfender Korkmaz’a aittir.

Buyurun Sayın Korkmaz. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Rakamlarla konuşun hocam.

2.- İstanbul Milletvekili Esfender Korkmaz’ın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ESFENDER KORKMAZ (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü için gündem dışı söz almış bulunuyorum. Değerli arkadaşlar, 1990 yılından 2008 yılına kadar, Türkiye’de 61 gazeteci öldürüldü. Bunların çoğu, aydınlık ve özgür Türkiye için, Türkiye'nin geleceği için çalışan insanlardı. Hepsini saygıyla anıyorum.

Değerli arkadaşlar, çalışan gazeteciyi tarif etmek kısaca şöyledir: Türkiye şartları açısından kendisinden çok şey beklenen ama kendisine hiçbir hak verilmeyen insana çalışan gazeteci deniliyor. Değerli arkadaşlar, kendisinden çok şey bekleniyor. Neden bekleniyor? Çünkü basın yarı kamusal bir maldır. Basının özel faydası var. Gazete okuyan, televizyon dinleyen bilgi, görgü sahibi olur, kendisine yararı olur. Aynı zamanda toplumun da kültür ve bilgi düzeyi artar. Özgür ve demokratik bir toplum oluşmasına yardımcı olur ve gerek devlette gerekse piyasada şeffaflığın sağlanmasında basın önemli bir işlev görür, önemli bir görev görür. Bütün bu önemi için, bütün bu önemi nedeniyle biz çalışan gazetecilerden tarafsız haber yapmasını, doğru haber yapmasını istiyoruz, isteriz.

Değerli arkadaşlar, ben şahsen basın çalışanlarından şunu isterim… Değerli Arkadaşımız, “Rakamsız konuşma.” dedi. Şimdi, arkadaşlar, ben basından, basın çalışanından şunu isterim: Memura zam ne demektir? Memura zam, alınan son maaşın üstüne yapılan ilave değil mi arkadaşlar? Yani bugün, 2008’in sonunda, aralık ayında memur 100 lira alıyorsa, bugün, ocakta 108,7 lira alması lazım Sayın Başbakan, Sayın Maliye Bakanına göre ama 104 lira alıyor. E, şimdi, basının, basında çalışanın bunu sormasını isterim: Ya, nasıl oluyor da memurun eline 104 lira geçiyor, sen 2009 yılı için 108,7 zam yaptım diyorsun? Mesela ben bunu isterim.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Altı aylık dönem, altı ay.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Demek ki altı aylık 104 lira alıyor, altı aylık da 108,7 lira alıyor. Yıl için denilir mi arkadaşlar?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Ortalama...

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Ortalamayı al Hoca, ortalamayı.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Enflasyon denince, aralıktan aralığa yıllık enflasyon diyoruz da, nasıl oluyor da “zam” denince yüzde 4’ü yüzde 8,7 yapıyoruz? Ben, basından bunu istiyorum, basından, çalışanlardan! (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi değerli arkadaşlar, “Basın, dördüncü kuvvettir.” diyoruz ve dolayısıyla basında çalışanları önemsiyoruz. Bunların hayat riskleri yüksektir. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda “Yıpranma hakkı getirin.” dedik, değerli AKP’li arkadaşlar bunu reddetti, getirmediler. Dolayısıyla, biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun yeniden getirilmesini istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, çalışan gazetecinin fiilen sendika hakkı yoktur Türkiye’de. Bakın 40 bin kişi çalışıyor, bunun 25 bin kişisi kayıt dışıdır ve sendikalı da bunun onda 1’idir. Dolayısıyla, fiilen sendika hakkı yoktur. Basında taşeron şirketler var. Sabah ve atv’de çalışan gazetecilerin örgütlenmesi önemli ölçüde baskı altında tutuldu ve bu nedenle, Sabah ve atv’de grev kararı alındı. 2002 yılında Anadolu Ajansında toplu iş sözleşmesi imzalandı, sendika “Bunu teşmil edin.” diye Bakanlar Kuruluna öneride bulundu, teklifte bulundu; Bakanlar Kurulu bir buçuk sene oyaladı, sonra kadük oldu. Dolayısıyla, basında çalışanlara bu sendikal haklarının verilmesi gerekiyor.

Basında çalışanların siyasi iktidar da önünü tıkıyor. Nasıl önünü tıkıyor? Ee, görüyorsunuz akreditasyon çıkarıyor, 7 tane gazeteciyi Başbakanlığa almıyor. Arkadaşlar, demokratik ortamlarda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

ESFENDER KORKMAZ (Devamla) – Peki, teşekkür ediyorum.

Demokratik ülkelerde siz hiç basına “akreditasyon” diye bir uygulama gördünüz mü? Yani özgür ve demokratik bir basın, eğer Başbakan tarafından engellenirse o zaman nasıl özgür basından söz edebiliriz?

Değerli arkadaşlar, Sayın Başbakan diyor ki: “Gazeteciler önce bize sorsun.” Ee, o zaman niye gazetecilik yapsınlar ki bunlar, yani nasıl gazetecilik yapsınlar?

Değerli arkadaşlar, bu düşüncelerle, Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutluyorum, tüm çalışan gazetecilere daha güvenli ve mutlu yarınlar diliyorum, hepinizi saygılarla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Korkmaz.

Gündem dışı üçüncü söz, Meclis çalışmaları hakkında söz isteyen Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandır’a aittir.

Buyurun Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)

3.- Mersin Milletvekili Mehmet Şandır’ın, Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluş gününe, İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıyı kınadığına ve Milliyetçi Hareket Partisinin, Meclis çalışmalarına muhalefet olarak verdiği yapıcı katkıyı bundan sonra da devam ettireceğine ilişkin gündem dışı konuşması

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün yeni bir çalışma gününe başlıyoruz. Aslında dündü, fakat Adana’nın kurtuluşu dolayısıyla söz hakkımı bir arkadaşa vermiştim, konuşmayı bugüne taşıdık. Bugün de Osmaniye’nin kurtuluş günü. Dolayısıyla, Meclisimiz adına tüm Osmaniyelilerin… Aslında “zafer günü” demek lazım, bu “kurtuluş” kelimesi Türkiye'ye, hiçbir ilimize yakışmıyor. Biz hiçbir zaman esarete düşmedik ki kurtulalım. Onun için, bu zafer gününü, Osmaniye’nin zafer gününü ben de yürekten kutluyorum.

Değerli milletvekilleri, bu Mecliste söze, her birimiz -bence gereklilik olarak gördüğüm- İsrail’in Filistin’e yaptığı saldırıyı kınamakla başlamalıdır. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak, şahsım adına, İsrail’in -çocukları, kadınları, hiçbir farklılık gözetmeden- bu katliamını şiddetle ve nefretle kınıyoruz ve bu konuda Türk toplumunun, Türk halkının tepkisini çok değerli buluyoruz. Bu tepkiyi Hükûmetimizin şahsında temsil etmesini de çok önemsiyoruz. Bu sebeple, Hükûmetin bu konuda yapılanları Türk toplumuyla ve Türkiye Büyük Millet Meclisiyle de paylaşmasını gerekli ve önemli görüyoruz.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, 2009 yılında ülkemize esenlik, milletimize mutluluk, Meclisimize de başarılar diliyorum. Gerçekten, ülkemiz ağır sorunların içinden çıkarak yeni bir yıla başlıyor. Her yıl daha ağırlaşan sorunlarla karşı karşıyayız. Bu sorunları çözmek sorumluluğu Türkiye Büyük Millet Meclisinindir, hepimizindir; iktidarıyla muhalefetiyle çözümleri burada birlikte üretmek mecburiyetindeyiz. Onun için, sizlere, bu 2009 yılındaki çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Tabii, yapılacak çalışmalarla ilgili ortak sorumluluklarımızın olduğunu da ifade etmem gerekiyor. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak, 22 Temmuz seçimlerinin hemen sonrasında, milletimizin bize vermiş olduğu muhalefet görevini nasıl yapacağımızı Sayın Genel Başkanımızın ifadeleriyle kamuoyuna ve Meclise açıklamıştık. O gün de söylemiştik, demiştik ki; biz, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, millî duruşun, uzlaşmanın, hoşgörünün ve diyaloğun adresi olacağız, yapıcı bir muhalefet ortaya koyacağız, millî hassasiyetlerimizin yılmaz savunuculuğunu yapacağız, ama ülke sorunlarının çözümü için gerektiği takdirde iktidar partisinin gayretlerine de katkı vereceğiz, gerekiyorsa da önerilerde bulunacağız, çözüm önerilerinde bulunacağız diye. Bu sözümüzün gereğini yerine getirdik. Her meselede, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda ve komisyonlardaki çalışmalarda gerekse genel politikadaki tavırlarımızla, Milliyetçi Hareket Partisi, sorunların çözümüne katkı veren bir tavrı ortaya koymuştur, diyaloğa açık, uzlaşmaya açık ve hoşgörülü bir tavrı ortaya koymuştur, bunu devam ettireceğimizi tekrar bir yeni yılın başlangıcında sizlere ifade ediyorum. Tabii, bunun karşılığını yeterince alabildiğimizi de çok söyleyebilmek mümkün değil. Burada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, komisyonlarda ve Genel Kurulunda iktidar partisi grubunun tavırlarını da ifade etmek istiyorum.

İktidar, gerçekten sorunların çözümünde millet adına yetkilidir ve sorumludur, ama bu sorunların çözümü için paylaşmayı, iş birliği yapmayı da bir akıllılık gereği öne koyması lazım. Birçok konuda sayın bakanların yoğun gayretleriyle Meclis Genel Kurulunda ve komisyonlarda bir uzlaşma zemini yaratma çalışmaları, gayretleri varsa da, ama görüyoruz ki birçok defasında burada gecenin geç saatlerinde verilen önergelerle bu uzlaşma gayretleri maalesef zayi edilmektedir.

Değerli milletvekilleri, 23’üncü Dönemin geçmiş dönemlerden farklı bir temel karakteristiği ortaya çıktı. Yasama kalitesi gerçekten çok düşük bir yasama dönemi yaşamaktayız. Kanunlar, hazırlandıkları yerlerde ya yeterince hazırlanamıyor ya da gereken paylaşım ortaya konulamadığı için maalesef komisyonlarda, Genel Kurulda sürekli önergelerle değiştiriliyor.Bir kanun tasarısı veya teklifi geldiğinden çok fazla farklı bir şekilde buradan çıkıyor. Bu tabii burada tartışmalara sebep oluyor.

Değerli milletvekilleri, burası milletin kürsüsüdür. Bu kürsünün sorumluluğunun idrakinde, millete verdiğimiz sözlerin ve bu kürsüde yaptığımız yeminin idrakinde her milletvekili sorunların çözümüne katkı vermek mecburiyetindedir, bu yönde de davranmak durumundadır. Dolayısıyla milletvekili olmanın avantajının, hakkının, sorumluğunun idrakinde, bu kürsüyü kullanırken milletvekillerimizin gerçekten İç Tüzük’ün gereği ve teamüllerin gereği bir duruş, davranış ortaya koymaları gerekir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

MEHMET ŞANDIR (Devamla) – İç Tüzük’ün milletvekillerine verdiği hakkın istismarına Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak biz de itiraz ediyoruz. Burada kullanılan cümlelerin nezaketi milletin bu Meclise olan saygısı ve güveni açısından çok da önemlidir, buna da herkesin dikkat etmesi gerekir diye düşünüyoruz.

2009 yılında Türkiye’mizin üzerindeki bu kara bulutların dağılmasını, derinleşen sorunların çözülmesini, bu çözümler içinde iktidarıyla muhalefetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinde çözümler üretilmesini, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bu çözümlere katkı vereceğimizi bir daha ifade ediyor, hepinize saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Şandır.

Sayın Atılgan, sisteme girdiniz…

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Müsaade ederseniz Osmaniye’nin kurtuluşu nedeniyle kısa bir şeyler söylemek istiyorum.

BAŞKAN – İç Tüzük’ün 60’ıncı maddesine göre size bir dakikalık söz hakkı veriyorum.

Buyurun.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Adana Milletvekili Kürşat Atılgan’ın, Osmaniye’nin düşman işgalinden kurtuluşuyla ilgili açıklaması

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, bugün güneyimizdeki kahraman bir ilin kurtuluş günü. Bildiğiniz gibi Adana, Osmaniye, Antep, Maraş Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Fransızlar tarafından işgal edilmişti. Türk milletinin Orta Anadolu’ya sıkıştırıldığı bir coğrafyada bu bölgedeki kahraman insanlarımız Fransızlara karşı muhteşem bir mücadele vererek onların Güney Bölgesi’nden çıkmasını sağlamışlardı. İşte, 5 Ocakta Adana’dan, 6 Ocakta Ceyhan’dan, 7 Ocakta Osmaniye’den atılan Fransızlar, Türk milletinin kurtuluş mücadelesi ve özgürlük mücadelesindeki dirayeti, direnci bir kez daha müşahede etmişlerdir. Günümüzde Türk milletini esir etmek isteyenlerin tarihimizde bu şanlı mücadelelere bakarak ders almalarını öneriyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum.

Söz verdiğiniz için teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gündeme geçiyoruz.

Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.

Sözlü soru önergelerinin geri alınmasına dair iki önerge vardır, okutuyorum:

VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI

A) Önergeler

1.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/1020, 6/1101) esas numaralı sözlü sorularını geri aldığına ilişkin önergesi (4/106)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin sözlü sorular kısmının 435 ve 516 ncı sıralarında yer alan (6/1020 ve 6/1101) esas numaralı sözlü soru önergelerimi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                         Reşat Doğru

                                                                                                                               Tokat

BAŞKAN – Sözlü soru önergeleri geri verilmiştir.

Diğerini okutuyorum:

2.- Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun (6/1116) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/107)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Gündemin sözlü sorular kısmının 531 inci sırasında yer alan (6/1116) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.

                                                                                                                   Mehmet Serdaroğlu

                                                                                                                          Kastamonu

BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.

Meclis araştırması açılmasına ilişkin üç önerge vardır.

Önergeleri sırasıyla okutuyorum:

B) Meclis Araştırması Önergeleri

1.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya ve 20 milletvekilinin, taksici esnafının sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/294)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar, enflasyonun yüksek çıkacağı beklentileri, benzin, mazot fiyatlarının her geçen gün artması ve sektörün çözüm bekleyen kendi sorunları nedeniyle, sayıları yaklaşık 95 bin olan taksici esnafımız zor şartlar altında kamu hizmeti vermeye çalışmaktadır.

Sayıları 95 bin civarında olan taksicilerin aileleri ile birlikte sayıları yaklaşık 500 bin kişiyi bulmaktadır. 500 bin insanımız geçimini bu meslekten elde edilen gelirle sağlamaktadır.

Her geçen gün zorlaşan meslek basit gibi gözükse de şoförlerimizin içerisinde bulunduğu ve meslekte yaşadıkları sıkıntılar tüm vatandaşlarımıza yansımakta, bu durum şoför, vatandaş ve emniyet üçgeninde huzursuzluklara neden olmaktadır.

Taksici esnafı, meslekte yaşadıkları sorunlarını devamlı gündeme getirmiş, fakat çözüm önerilerine yönelik gelişmeler bir türlü sağlanamamıştır.

Hükümet tarafından taksici esnafımızın sorunlarına biraz kulak verilmesi sayesinde meslek çalışanları, vatandaşlar ve emniyet teşkilatı, maddi ve manevi büyük kazanımlar elde edeceklerdir.

Ülkemizde uygulanmakta olan, arkadan plakaya ceza yazılması uygulaması beraberinde birçok sorunu oluşturmakta, uygulama ile tüm sürücüler mağdur edilmekte, hiç beklenmedik anda trafik cezası aldığınız ortaya çıkmakta ve ne zaman ceza kesildiğinin bilinmemesi nedeniyle de, cezalar katlamalı olarak ödenmektedir. Fahri trafik müfettişlerinin istedikleri yerde istediği anda sürücülere ceza kesme yetkilerine kati surette daraltılma getirilmesi için mevzuat düzenlemelerinin acilen yapılması gerekmektedir.

- Taksicilerin ödemekte oldukları zorunlu mali mesuliyet sigortası primlerinin çok yüksek olması nedeniyle makul bir seviyeye çekilmesi gerekmektedir.

- Taksici esnafı BAĞ-KUR’dan emekli olabilmek için yıllarca prim yatırmakta fakat emekliliğinin sonunda kesilen %10 sosyal destek primi, zaten çok az maaş alan emekliyi mağdur etmektedir. Bu durum tüm BAĞ-KUR emeklilerini ilgilendirmesi nedeniyle oldukça önemli bir husustur.

- Taksilerde can ve mal güvenliğinin sağlanabilmesi için uydu araç takip sisteminin ticari taksilerde zorunlu hale getirilmesi sağlanmalı ve bu konuda esnafa gereken destekler sağlanmalıdır.

- Özel araçların gaz sızdırmazlık muayeneleri ve egzoz emisyon muayeneleri iki yılda bir yapılırken, bu muayeneler ticari taksilerde her yıl yapılmaktadır. Bu nedenle taksici esnafından muayenelerden alınan ücretlerin yarısının alınması esnafı biraz da olsa rahatlatacak ve kamu hizmeti sunan esnaf haksızlığa uğramamış olacaktır.

- Taksici esnafı akaryakıtın pahalı olması nedeniyle, aracıyla dolaşarak müşteri bulma yolunu tercih etmemekte ve park taksi durak sistemini tercih etmektedir. Bu konu Büyükşehir Belediyelerine devredilmiş olduğundan, park taksi durak talepleri Büyükşehir Belediyeleri tarafından değerlendirilmektedir. Bu konu ile ilgili meslek kuruluşundan bir temsilcinin bulunması, taksici esnafının taleplerini komisyona sunması açısından iyi olacağı düşünülmektedir.

- Kamu hizmeti sunan taksicilerin hizmetlerini daha sağlıklı yürütebilmesi için kısa süreler içerisinde aracını yenilemek istemektedir. Bu esnada geçimini zor sağlayan fakat iyi bir hizmet sunmak arzusu içerisinde olan esnafa, araçlarının yenilenmesi için veya özel güvenlik bölmeli taksi alımlarında ÖTV ve KDV alınmaması ile daha düşük faizli ve daha uzun vadeli kredi imkanları sunulması büyük önem arz etmektedir.

- Esnaf tarafından vatandaşlarımıza sunulan hizmetin daha aktif hale gelmesi, vatandaşların hizmetten daha iyi yararlanabilmesi, hizmetin daha uygun fiyatla yerine getirilebilmesi için, ticari taksilerden akaryakıt alımlarında ÖTV ve KDV vergisinin alınmaması çok uygun olacaktır.

- Korsan çalışan ticari araçların tespit edilmesi,

- Turizm yörelerinde faaliyette bulunan taksici esnafının eğitimine ilişkin önlemlerin alınması vs. konular,

Taksici esnafının önemli sorunları arasında yer almaktadır.

Sonuç olarak; Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu taksici esnafının sorunlarını masaya yatırmış, önemli ve acil alınması gereken önlemleri belirlemiştir.

Bu çözüm önerilerinin hayata geçirilebilmesi ile vatandaşlarımız daha iyi hizmet alacak, esnafımız ise daha sağlıklı, güvenli ve ucuz hizmet sunacaktır.                 .

Bu nedenle; taksici esnafımızın daha iyi koşullarda hizmet sunabilmesine yönelik koşulların araştırılması ve çözüm önerilerinin tespit edilmesi amacıyla, Anayasanın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri gereğince "Meclis Araştırması" açılmasını saygılarımızla arz ve teklif ederiz.

1) Muhammet Rıza Yalçınkaya     (Bartın)

2) Tekin Bingöl                             (Ankara)

3) Çetin Soysal                              (İstanbul)

4) Tansel Barış                              (Kırklareli)

5) Fevzi Topuz                              (Muğla)

6) İsa Gök                                     (Mersin)

7) Ali Rıza Öztürk                         (Mersin)

8) Rasim Çakır                              (Edirne)

9) Nevingaye Erbatur                    (Adana)

10) Sacid Yıldız                            (İstanbul)

11) Mehmet Ali Özpolat               (İstanbul)

12) Ahmet Ersin                            (İzmir)

13) Mevlüt Coşkuner                    (Isparta)

14) Ramazan Kerim Özkan           (Burdur)

15) Erol Tınastepe                         (Erzincan)

16) Abdulaziz Yazar                     (Hatay)

17) Ali Rıza Ertemür                     (Denizli)

18) Abdullah Özer                        (Bursa)

19) Gürol Ergin                             (Muğla)

20) Atila Emek                              (Antalya)

21) Hüseyin Ünsal                        (Amasya)

2.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal ve 19 milletvekilinin, sendikal örgütlenmedeki sorunların araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/295)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sendikal hareket ilk ortaya çıktığı günden bu yana pek çok değişiklik yaşamıştır. Sendikaların önüne örgütlenme faaliyetlerine engel olarak çıkan toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişmeler gösterilebilir. Türkiye'de siyasal ve ekonomik gelişmeler çalışan kesimin karşısında çok büyük engeller çıkarmaktadır. Ekonomik olarak son derece sıkıntılı günlerin yaşandığı bugünlerde çalışanlar, işini kaybetme korkusu ile sendikalara üye olmamaktadır.

Türkiye'de Anayasa ve Uluslararası Sözleşmelerle sendikalara ilişkin çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Anayasa'nın 51. maddesine göre; "Çalışanlar ve işverenler çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olma ve üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinde ise "Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir." denilmektedir. Bu düzenlemeler çerçevesinde, yasal haklarını kullanarak herhangi bir sendikaya üye olmanın bedeli çalışanlara son derece ağır bir şekilde ödetilmektedir. Bu bedellerin başında işsizlik gelmektedir. Sendikaya üye olan pek çok çalışan işten çıkarılmakta ya da sendika üyeliği nedeniyle baskı altına alınmaktadır. Bu da sendikalara üyeliği engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Yasalarla tanınmış hakların, yaratılan fiili durumlarla ortadan kaldırılması kabul edilebilir bir durum değildir. Tuzla Tersaneleri'nde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olarak çalışan Bim- Taş’ta, Yör-San'da, THY'de çağrı merkezinde çalışanlar sendikaya üye oldukları için işten çıkarılmıştır.

Oysa örgütlenme yasalarla tanınmış bir haktır. Ancak bu hakkın kullanımı işverenler açısından bir tehdit olarak algılanmaktadır. Örgütlülük gelişmiş ülkelerde teşvik edilen bir oluşumdur. Ülkemizde ekonomik sıkıntıların yaşandığı bu dönem, aslında sendikalaşmanın önündeki engellerden biridir. Çünkü ekonomik sıkıntı çeken bir çalışanın sendikalı olması nedeniyle işini kaybetme riski her geçen gün artmaktadır. Sırf sendikalı olduğu için işten çıkarılacağını düşünen, bunu örneklerle gören çalışanın örgütlenmesi olanaksızdır.

İşsizliğin her geçen gün artması, taşeronlaşmanın alabildiğine çoğalması da sendikalı olmanın önündeki engellerdendir. Bu engellerin nedeni ise ülkemizde yürütülen mevcut politikaların yanlışlığıdır. Çalışan kesimin sendikalı olmasının önündeki engellerin kaldırılması bir yana, her geçen gün yeni engeller yaratılmakta ya da yasa dışı uygulamalara göz yumulmaktadır. Sendikalaşma ve örgütlenme haklarının çalışanın elinden, sosyal güvenlik koşullarının sağlanmaması nedeniyle alınması, hükümetin çalışanların sorumluluğunu üstlenmemesi, maliyeti düşürmek adına taşeronlaşmayı bir rant alanı olarak görmesinin ve devlet kurumlarında dahi taşeronlaşmayı teşvik etmesinin sonucudur.

Sendikalaşma, çalışan kişilerin haklarının korunması ve örgütlü hareket edilmesi anlamından son derece önemlidir. Yasal düzenlemelerin yapılmış olması, uluslararası sözleşmelere imza atılmış olması da önem taşımaz hale gelmiştir.

Oysa sendikalara üye olmayla ilgili olarak Anayasa'nın 51. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi ile sendikalara serbestçe üye olabilme hakkı tanınmıştır.

Örgütsüz, sendikasız çalışanların güvenli bir gelecek talebi patronların iki dudağının arasında kalacaktır.

Ülkemizde yasalarla ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan sendikalaşma ve sendikalara üye olmanın yaratılan fiili engellerle ortadan kaldırılmasının nedenlerinin ve bu engellerin kaldırılması için belirlenecek önlemlerin tespiti amacıyla, Anayasa'nın 98. ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ve teklif ederiz. 13.11.2008

1) Çetin Soysal                      (İstanbul)

2) Tekin Bingöl                     (Ankara)

3) Tansel Barış                      (Kırklareli)

4) İsa Gök                             (Mersin)

5) Ali Rıza Öztürk                 (Mersin)

6) Nevingaye Erbatur            (Adana)

7) Rasim Çakır                      (Edirne)

8) Fevzi Topuz                      (Muğla)

9) Sacid Yıldız                       (İstanbul)

10) Ramazan Kerim Özkan   (Burdur)

11) Mevlüt Coşkuner            (Isparta)

12) Mehmet Ali Özpolat        (İstanbul)

13) Gürol Ergin                     (Muğla)

14) Abdulaziz Yazar              (Hatay)

15) Ahmet Ersin                    (İzmir)

16) Erol Tınastepe                 (Erzincan)

17) Ali Rıza Ertemür             (Denizli)

18) Abdullah Özer                 (Bursa)

19) Atila Emek                      (Antalya)

20) Hüseyin Ünsal                (Amasya)

3.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan ve 20 milletvekilinin, kara mayınları konusunun araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/296)

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Kara mayınları ve bunların yol açtığı sorunlarla ilgili olarak Ottowa Sözleşmesi'nde taahhüt edilenlerin yerine getirilmesi, derinlemesine bir araştırma başlatılması, araştırma sonuçlarının, "Bilgi Edinme Yasası" çerçevesinde, kamuoyuna aktarılarak, toplumsal bilinç ve duyarlılığın geliştirilmesi, mayınlı bölgelerde çocuklar başta olmak üzere, sivil halkın mayın tehlikesine karşı Mayın Sorunu konusunda eğitilmesi, zarar görenlerinin zararlarının tazmini ve mayınlı arazilerin temizlenerek tarıma açılmasını sağlamak için Anayasa'nın 98. TBMM İç Tüzüğü'nün 104. ve 105. maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ederim.

1) Fatma Kurtulan           (Van)

2) Ahmet Türk                 (Mardin)

3) Selahattin Demirtaş     (Diyarbakır)

4) Emine Ayna                (Mardin)

5) Ayla Akat Ata             (Batman)

6) Sebahat Tuncel            (İstanbul)

7) M. Nezir Karabaş        (Bitlis)

8) Bengi Yıldız                (Batman)

9) Sırrı Sakık                   (Muş)

10) M. Nuri Yaman         (Muş)

11) Özdal Üçer                (Van)

12) Aysel Tuğluk            (Diyarbakır)

13) Pervin Buldan           (Iğdır)

14) Gültan Kışanak         (Diyarbakır)

15) Akın Birdal               (Diyarbakır)

16) İbrahim Binici           (Şanlıurfa)

17) Hasip Kaplan            (Şırnak)

18) Sevahir Bayındır       (Şırnak)

19) Şerafettin Halis          (Tunceli)

20) Osman Özçelik          (Siirt)

21) Hamit Geylani           (Hakkâri)

Gerekçe:

Bilindiği gibi, dünyada büyüyen mayın sorununa karşı; anti-personel mayınlarının kullanılması, stoklanması, üretilmesi ve transferinin yasaklanması ve imhasına dair sözleşme olan Ottawa Antlaşması, 1 Mart 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 131 ülke tarafından onaylanan sözleşme, 12 Mart 2003 tarihinde TBMM'de kabul edilmiştir. "Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme"ye katılmasına ilişkin yasa, Bakanlar Kurulu'nun 28 Mart 2003 ve 2003/5427 Sayılı Kararı ile onaylanmış ve sözleşme Türkiye açısından 1 Mart 2004'de yürürlüğe girmiştir.

Ancak anti-personel kara mayınlarının üretimini, dağıtımını, stoklanmasını ve kullanılmasını yasaklayan Ottawa Sözleşmesi Türkiye'de sadece kâğıt üzerinde kalmış durumdadır. 121 ülke ve bölgedeki mayın politikalarını ve mayınlardan zarar görenlere yönelik çalışmaları içeren Landmine Monitor'un 2008 raporu 21 Kasım 2008'de açıklanmıştır. Dünyada olumlu adımların atıldığına dikkat çekilen rapora göre, Türkiye'de mayınla mücadele konusunda hiçbir ilerleme kaydedilmemiştir. Raporda Türkiye'nin stoklarındaki mayınları imha etmediği, toprağa döşeli mayınların temizliği için hâlâ bir program açıklamadığı, elde tutulan mayınlarda dünya birincisi olduğu, mağdurlara İlişkin veri tabanı bulunmadığı ve hayatta kalan sivil kurbanların ihtiyaçlarının giderilmediği açıklanmıştır. Ülkemiz, özellikle insan hakları ve özgürlükleri konusunda imza attığı hiçbir anlaşmada taahhüt ettiklerini yerine getirmiyor. Anlaşmaların en önemli maddelerine ya "şerh" koymakta ya da "ek protokolleri" imzalamamaktadır. Mayınlar nedeniyle sakat kalanların tıbbi ve sosyal rehabilitasyonları yapılmamaktadır. Açıklanan rapordaki rakamlar hükümetin sosyal ve siyasal çözümlerden kaçındıklarını ortaya koymaktadır. İktidar, sorumlusu oldukları bu soruna dair önlemler almalıdır. Bugün Türkiye'deki mayın sayının 935 bin olduğu belirtilmektedir. Türkiye'nin 2 bin kilometrelik sınırında 3,5 milyon dönümlük arazi mayınla kaplı bulunmaktadır. Mayınlı arazilerin büyük çoğunluğu ise 600 kilometrelik alanla Suriye sınırında yer almaktadır. Kürt sorunun çözümsüzlüğüne bağlı olarak inanılmaz boyutlara varan ve yüzlerce masum insanın ölümüne ve sakat kalmasına sebep olan mayınların döşendiği alanlar artık kayıt altına bile alınmamaktadır. Türkiye'nin, komşu ülkelerle olan tüm sınırlarında mayın tarlaları bulunuyor. Ülkemizde mayınlarla ilgili diğer bilgiler aşağıda sıralanmıştır. Ottawa sözleşmesine uygun olarak; çoğu masum ve korunmasız sivillerden ve özellikle çocuklardan oluşan yüzlerce kişiyi öldüren veya sakat bırakan, ekonomik kalkınmayı ve yeniden yapılanmayı engelleyen, mültecilerin ve iç göçe maruz kalmış kişilerin yurtlarına dönmelerine mani olan ve yerleştirildikten sonra yıllarca diğer vahim neticeler yaratan anti-personel mayınların neden olduğu acılara ve kayıplara son vermeye kararlı olarak, stoklardaki mayınlar hemen imha edilmeli, toprağa döşeli mayınların temizliğiyle ilgili program açıklanmalı, mayın patlamasından sağ kurtulanların ihtiyaçları giderilmeli, hakları güvence altına alınmalıdır. Acilen mayın eylem merkezi kurulmalı ve mayın patlamasından ölen ya da yararlananlara yönelik veri tabanı oluşturulmalıdır. Kara mayınları ve bunların yol açtığı sorunlarla ilgili olarak yukarıda saymış olduğum hususların gerçekleştirilmesi için derinlemesine bir araştırma başlatılması, araştırma sonuçlarının, "Bilgi Edinme Yasası" çerçevesinde, kamuoyuna aktarılarak, toplumsal bilinç ve duyarlılığın geliştirilmesi, mayınlı bölgelerde çocuklar başta olmak üzere, sivil halkın mayın tehlikesine karşı mayın sorunu konusunda eğitilmesi ve mayınlı arazilerin temizlenerek tarıma açılmasını sağlamak için bir araştırma komisyonu kurulmasını gerekli görmekteyiz.

BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.

Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.

Başbakanlığın Anayasa’nın 82’nci maddesine göre verilmiş dört tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım:

C) Tezkereler

1.- Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, Suriye’ye yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/649)

                                                                                                                          29/12/2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, Türkiye-Suriye Karayolu Taşımacılığı Teknik Komisyon Toplantısına katılmak üzere bir heyetle birlikte 12-13 Ekim 2008 tarihlerinde Suriye’ye yaptığı resmi ziyarete, Hatay Milletvekili Fevzi Şanverdi’nin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

                                                                                                                 Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                                           Başbakan

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı aranmasını istiyorum.

BAŞKAN – Karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.39

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 14.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER : Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

Başbakanlık tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi tezkereyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Karar yeter sayısı vardır.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

2.- Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun, Almanya’ya yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/650)

                                                                                                                          30/12/2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun, görüşmelerde bulunmak üzere bir heyetle birlikte 21-25 Kasım 2008 tarihlerinde Almanya’ya yaptığı resmi ziyarete, Erzurum Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık’ın da katılması uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

                                                                                                                 Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                                           Başbakan

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

3.- Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, Bosna-Hersek’e yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekiline ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/651)

                                                                                                                          31/12/2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, görüşmelerde bulunmak üzere bir heyetle birlikte 19-21 Kasım 2008 tarihleri arasında Bosna-Hersek’e yaptığı resmi ziyarete, Denizli Milletvekili Selma Aliye Kavaf’ın da iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

                                                                                                                 Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                                           Başbakan

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Diğer tezkereyi okutuyorum:

4.- Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in, Polonya’ya yaptığı resmî ziyarete iştirak eden milletvekillerine ilişkin Başbakanlık tezkeresi (3/652)

                                                                                                                          31/12/2008

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen’in, görüşmelerde bulunmak üzere bir heyetle birlikte 27-29 Ekim 2008 tarihlerinde Polonya’ya yaptığı resmi ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu Kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.

Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.

                                                                                                                 Recep Tayyip Erdoğan

                                                                                                                           Başbakan

 

 

LİSTE

 

 

Tekin Bingöl

 

Ankara Milletvekili

 

Ahmet Duran Bulut

 

Balıkesir Milletvekili

 

Hüsnü Ordu

 

Kütahya Milletvekili

 

Fatih Öztürk

 

Samsun Milletvekili

BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Alınan karar gereğince, sözlü soru önergelerini görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

BAŞKAN – Komisyon? Yok.

Ertelenmiştir.

2’nci sırada yer alan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/537) (S.Sayısı: 236) (x)

BAŞKAN – Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Geçen birleşimde 1’inci madde üzerinde önerge işleminde kalınmıştı.

Şimdi madde üzerindeki üç önergeyi geliş sırasına göre okutup aykırılığına göre işleme alacağım.

                        

(x) 236 S. Sayılı Basmayazı 27/11/2008 tarihli 23’üncü Birleşim Tutanağı’na eklidir.

T.B.M.M. Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 236 sıra sayılı kanun tasarısının 1. maddesi 3. fıkrasındaki “oluşturulacak” ibaresinin önüne “4 ayrı üniversiteden öğretim görevlilerinden” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Abdullah Özer

 

Mersin

Malatya

Bursa

 

Ali İhsan Köktürk

 

Tekin Bingöl

 

Zonguldak

 

Ankara

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 236 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. maddesinin (a) fıkrasına, “…mühendislik fakültelerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “Bakanlar Kurulu tarafından hazırlanacak” ibaresinin eklenmesini, (b) fıkrasındaki “İngilizce, Fransızca veya Almanca dillerinden” ibaresinin “ÖSYM tarafından kabul edilen dillerden” ibaresiyle değiştirilmesini ve (d) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Prof. Dr. Alim Işık

Yılmaz Tankut

Cemaleddin Uslu

 

Kütahya

Adana

Edirne

 

Recep Taner

 

Süleyman L. Yunusoğlu

 

Aydın

 

Trabzon

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 236 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. maddesinin 3. fıkrasına; “…birimlerce belirlenecek konularda” ibaresinden sonra gelmek üzere “bir danışmanın sorumluluğunda en geç iki yıl içinde” ibaresinin, “uzmanlık tezinin” ibaresinden sonra “birisi danışman, en az birisi ilgili alanlarda çalışmalarda bulunmuş öğretim üyesi olmak üzere” ibaresinin, “…oluşturulacak” ibaresinden sonra “üç kişilik” ibaresinin, “Yeterlilik sınavlarında başarılı olanlar” ibaresinden sonra da “…ile belirlenecek alanlarda Yüksek lisans veya Doktora yapmış olanlar” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Prof. Dr. Alim Işık

Erkan Akçay

Beytullah Asil

 

Kütahya

Manisa

Eskişehir

 

Mustafa Kalaycı

 

Mustafa Enöz

 

Konya

 

Manisa

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Bu düzenlemelerle uygulamada karşılaşılacak sorunların çözümü ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığının iyi yetişmiş, nitelikli personeli istihdam etmesi sağlanmış olacaktır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

TBMM Başkanlığına

Görüşülmekte olan 236 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 1. maddesinin (a) fıkrasına, “…mühendislik fakültelerinin” ibaresinden sonra gelmek üzere “Bakanlar Kurulu tarafından hazırlanacak” ibaresinin eklenmesini, (b) fıkrasındaki “İngilizce, Fransızca veya Almanca dillerinden” ibaresinin “ÖSYM tarafından kabul edilen dillerden” ibaresiyle değiştirilmesini ve (d) bendinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                Prof. Dr. Alim Işık (Kütahya) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Vural, gerekçeyi mi okutayım, konuşacak var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe: Bu değişiklikle, farklı meslek gruplarının temsilini sağlayacak bir yönetmeliğin hazırlanarak olabilecek haksızlıkların önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca yeni yabancı diller de kapsama alınmaktadır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

T.B.M.M. Başkanlığı’na

Görüşülmekte olan 236 sıra sayılı kanun tasarısının 1. maddesi 3. fıkrasındaki “oluşturulacak” ibaresinin önüne “4 ayrı üniversiteden öğretim görevlilerinden” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                       Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Mevlüt Aslanoğlu, buyurun.

Süreniz beş dakika.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlar; hepinize saygılar sunuyorum.

Arkadaşlar, önergemizde şunu diyoruz: Bu sınavın objektif olması için üniversitelerden öğretim görevlilerinin de bu sınav komisyonuna alınmasını talep ettik. Yani özetle bunu söylüyoruz. Başka bir şey söylemiyoruz, başka bir şey istemiyoruz. Objektif olsun diye. Çünkü, burada, Bakanlık kendi içinden bir komisyon yerine mutlaka üniversitelerin de kendi konularında bilimsel niteliği olan -hangi üniversiteden; birinden olur, iki üniversiteden olur, üç üniversiteden olur- öğretim görevlilerinin de bu sınav komisyonuna verilmesini söylüyoruz. Başka bir şey söylemiyoruz. Ama nedendir ki Komisyon da katılmıyor Hükûmet de katılmıyor. Biz, size iyilik olsun diye bu önergeyi verdik, objektif olsun diye Sayın Bakanım. Yoksa başka bir amacımız yoktu.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, KPSS sınavından biraz bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz, KPSS sınavı Türkiye’de objektif bir sınav. Bu sınavda herkesin puanı belli ve bir tercih sistemi var. Ama burada diyelim 85 puan alan, 88 puan alan, 93 puan alan bir insan giremiyor, daha düşük puanlı yeri tercih etmediği için. Ama bazen, 75 puanlı insan o tercih ettiği yere yüksek puanlılar tercih etmediği için girebiliyor. Burada küçük de olsa bir haksızlık var, ben hepinizin dikkatine sunuyorum. Yani 93 puan alan kişi giremiyor, ama 78 puan alan kişi girebiliyor. Bunu burada, tercih etmemişse dahi, en yüksek puandan başlayarak, açılan yerlerde… İlla tercih sisteminde mutlaka bir değişiklik yapılması lazım veya insanlara tercih yaptırılmayıp, kim, kaç eleman alacaksa en yüksek puanlardan başlayarak duyuru yapılır, müracaat edenler içinde en yüksek puanlılardan orayı tercih edenler gönderilir.

ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – İstemiyorsa ne olacak?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – İstemiyorsa gitmeyebilir. İstemiyorsa gitmeyebilir ama 93 puanlı insan orayı tercih etmemesine rağmen istiyor, ancak 78 puanlı bir başka insan oraya girebiliyor. Burada mutlaka bu sistemin gözden geçirilmesi lazım. Sisteme ben inanıyorum, yani objektif, net, herkes hakkına razı, hiç kimsenin eli değmiyor ve hepimiz rahat ediyoruz ama burada küçük de olsa bir haksızlık var. Ben bunu dikkatlerinize sunuyorum. Yani burada objektif esasları asla değiştirmemek kaydıyla, tercih sistemini önceden yaptırmayıp, eleman alacak yerleri ilan edip oralara tercih yapan insanlar içinden en yüksekten başlayarak alınmalı. Belki 93 puanlı insan orayı tercih edecek, ama ön tercih yapıldığı için, 78 puanlı insan ilk aşamada orayı tercih ettiği için 93 puanlı arkadaş tercih etmediği için giremiyor. Ben bunu hepinizin dikkatine sunuyorum. Yani burada, KPSS sınavının mutlaka objektif kriterini bozmadan, en yüksek hakkı olan insanların hakkının yenmemesi konusunu ben hepinizin dikkatine getirmek istiyorum.

Burada söylediğimiz konu da Sanayi Bakanlığında yine aynı şey. Gelin, objektif olmak kaydıyla, üniversitelerden -hangi üniversiteden diliyorsanız yani şu üniversite, bu üniversite demiyoruz- bu işi bilen, kendi konusunda deneyimli 1 veya 2 öğretim görevlisinin sınav komisyonunda olması size objektiflik sağlar arkadaşlar, bunu demek istiyorum. Hepinizin bilgisine sunuyorum.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

2’nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2- 3143 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 11- Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Tüketici ve Rekabet Uzmanı olarak görev yapanlar Sanayi ve Ticaret Uzmanı kadrosuna, Tüketici ve Rekabet Uzman Yardımcısı olarak görev yapanlar Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcısı kadrosuna bu Kanunun yayımlandığı tarihte başka bir işleme gerek kalmaksızın atanmış sayılırlar. Tüketici ve Rekabet Uzman Yardımcısı kadrosunda geçirilen süreler, Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcısı kadrosunda geçmiş sayılır. Bu fıkraya göre atanan Sanayi ve Ticaret Uzman ve Uzman yardımcıları, uzmanlık alanına bağlı olarak ilgili birimde görevlerine devam ederler.

Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olarak Bakanlık teşkilatında görev yapan, kırk yaşını doldurmamış, son üç yıllık sicil notu ortalaması seksen ve üzerinde olan, Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcılığı giriş sınavına katılabilmek için gerekli öğrenim ve yabancı dil şartını taşıyan ve 36/A maddesi uyarınca çıkarılacak Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde başvuran personelden; en az beş yıl hizmeti bulunanlar, en geç bir yıl içinde anılan yönetmelik hükümlerine göre açılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olmak kaydıyla, ihdas edilen Sanayi ve Ticaret Uzmanı kadrolarının beşte birini geçmemek üzere başarı sırasına göre Sanayi ve Ticaret Uzmanı kadrolarına, en az üç yıl hizmeti bulunanlar ise en geç bir yıl içinde açılacak yazılı ve sözlü sınavda başarılı olmak kaydıyla, ihdas edilen Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcısı kadrolarının beşte birini geçmemek üzere başarı sırasına göre Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcısı kadrolarına atanırlar. Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcısı kadrosuna bu şekilde atananlar, bu Kanunun 36/A maddesindeki “yeterlik sınavı” ile ilgili olarak yer alan hükümlere tabidir.

BAŞKAN - Madde üzerinde gruplar adına ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Abdullah Özer’e aittir.

Buyurun Sayın Özer. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA ABDULLAH ÖZER (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu tasarıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığının 300 kadrosu iptal edilirken, sanayi ve ticaret uzmanı, Sanayi ve ticaret uzman yardımcısı unvanı adı altında 250 kadro ihdas edilmektedir. İhdas edilecek bu kadrolara geçiş düzenlemesi yapılırken uzman, uzman yardımcılığı kadrolarına uzman istihdamı doğru bir yaklaşımdır. Ancak, geçmiş dönemin hükümleri çerçevesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığında bir kısım personelin yapılacak özel bir sınavla uzman yardımcılığı kadrosuna atanması doğru değildir.

Ayrıca, Hükûmet tasarısında 100 olan yeni ihdas edilen kadro sayısının komisyonda 250’ye çıkarılmasının gerekçeleri ortaya konmamıştır. Bunun için, Cumhuriyet Halk Partili komisyon üyesi arkadaşlarım ayrışık oy kullanmışlardır. Ülkemizde, özellikle son süreçte, sanayi ve ticaret hayatı çok ciddi bir darboğaz ile karşı karşıya bulunurken, gerekçesi ortaya konmadan uzman istihdamının 100’den 250’ye çıkarılmasına anlam vermek mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, sanayicilerimizin ve ticaretle uğraşan insanlarımızın, uzunca bir süredir içinde bulundukları sıkıntıları, problemleri devamlı surette Hükûmet yetkililerine her vesileyle duyurmaya çalışmalarına rağmen AKP Hükûmetinin âdeta bu feryatlara kulaklarını tıkaması, acil önlemler almaları, sanayici ve ticaret erbabına bir nebze olsun nefes aldırmaları gerekirken yandaşlarına kadro yaratma çabası içinde olmalarını kabul etmek mümkün değildir. Dünyada petrol fiyatları 150 dolar seviyesinden 45 dolarlara düşmüş olmasına rağmen hâlâ Türkiye Avrupa’nın en yüksek fiyatla akaryakıt kullanın ülkesi durumundadır. Doğal gaz fiyatı bir gecede yüzde 23 arttırılmış, sanayicimizin, üreten ve ülke ekonomisine katkıda bulunan insanlarımızın feryatlarına Hükûmet kulaklarını tıkamış, IMF’nin dayatmalarına teslim olmuştur.

Bursa’da, 2007 Temmuz ayında 285 iş yeri kapanırken, 2008 Temmuz ayında bu sayı 1.113’e yükselmiş; 2007 Ağustosunda 251 iş yeri kapanırken, 2008 Ağustosunda 622 esnaf kepenk indirmiş; 2007 Eylülünde 283 iş yerinin kapısına kilit vurulurken, bu sayı 2008 Eylülünde 389’a tırmanmıştır. Yine, sadece Bursa’da, 2008 yılında 50 bin kişi işinden, aşından olmuş. Geçen hafta bir sanayici ve iş adamları derneğiyle Bursa’da yaptığımız toplantıda, yılbaşından sonra bu sayının çok daha fazla olacağı açıklanmıştır. Ülkemizdeki sanayi ve ticaret sektörünün hemen hemen tamamı âdeta can çekişir hâle gelmiştir. Bugün en önemli sektörlerden biri olan ve ekonominin lokomotifi sayılan inşaat sektörü tamamen durma noktasına gelmiş, kredi kartı borç batağına saplanmış insanlarımız konut almayı bırak, geçimlerini temin edemez hâle gelmişlerdir. TOKİ’den konut alan ve işten çıkarılan dar gelirli vatandaşlarımızın TOKİ’ye olan aylık ödemeleri mutlaka altı ay veya bir yıl faizsiz ertelenmelidir, uzatılmalıdır. Bu insanlarımızın bir nebze olsun nefes almaları sağlanmalıdır.

Değerli arkadaşlarım, tarım ve tarıma dayalı sanayide de durum çok farklı değildir. Çiftçimiz perişan, borçlu borcu borçla kapatmaya çalışmaktadır. Buğday fiyatları geçen yılın altında açıklanmış, çiftçimiz tüccarın insafına terk edilmiştir. Mısır hasadının başlayacağı zaman dışarıdan önemli miktarda mısır ithal edilmiş, âdeta, alın teriyle tarlasını ekip biçen çiftçimizle alay edilir hâle gelinmiştir. Her yıl gübre, ilaç ve tohum fiyatlarının alabildiğine artmasına rağmen çiftçimizin ürettiği mahsulün fiyatı bir yıl öncesini aratır hâle gelmiştir. Cargill nişasta bazlı şeker satsın diye şeker pancarı ekimi kısıtlanmış, halkımız şeker hastalığı ve kanser riski taşıyan nişasta bazlı şekere mahkûm edilmiştir. Yabancı sigara firmaları Türkiye’de sigara satsın diye Tekelin pazar payı yüzde 70’den yüzde 30’lara düşürülmüş, Türk çiftçisine tütün ekimi yasaklanmıştır.

Tarımda derhâl yeni bir planlama yapılmalı ve bir an önce ürün bazında destek modeline geçilmeli, Türk çiftçisinin emeğinin ve alın terinin karşılığını alması için gerekli tedbirlerin alınması sağlanmalıdır.

Değerli milletvekilleri, 2008 yılı sonu itibarıyla 50 milyar dolar cari açık bekleniyor. 2002 yılında 220 milyar dolar olan Türkiye'nin borç yükü bugün 550 milyar dolarlara dayanmıştır. Borçla yaşayan, üretmeyen, sadece tüketime dönük bir ekonomi yaratılmış, bunun için de işsizlik hızla artan bir sürece girmiş, kalkınma hızı yavaşlamıştır. Dünyanın en yüksek faizle borçlanan ülkesi hâline gelinmiş, 2008 yılında beklenen yabancı sermaye girişi yüzde 50 azalmış, Hükûmet yetkilileri hiç sıkılmadan bunun sebebini bir tek kapatma davasına bağlayabilmişlerdir. Oysa 2008 başından beri yabancı sermaye girişi azalmakta, geçen yıldan bu yana ekonomi tehlike sinyalleri vermektedir. Dünya finans sektöründeki yaşanan büyük kriz sağlam temellere oturmayan ekonomimizde büyük tahribatlar yapmaya başlamıştır.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde kalkınmada öncelikli şehirler tespit edilerek bunlara vergi, prim ve enerjide önemli kolaylıklar yaratılmış, Bursa gibi Türk ekonomisinin lokomotif illerinden olan ve önemli sanayi yatırımları olan bazı illerimiz bu kapsamın dışında tutulmuş ve âdeta buralarda yatırım yapan sanayicilerimiz cezalandırılmışlardır. Bu uygulamadan bir an önce vazgeçilerek, derhâl tüm yatırımlara destek verilip üretimi ve istihdamı artıracak tedbirlerin bir an önce alınması sağlanmalıdır.

Ülkemizde finans sektöründeki büyüme yüzde 9,9 iken sanayi sektöründeki büyüme ne yazık ki yüzde 2,5 civarında kalmıştır. Bu konuda ülkemizdeki sanayi yatırımlarını destekleyecek finansal birikim mevcuttur. Bu birikimi sanayi yatırımlarına kanalize etmek için Hükûmetin bir an önce gerekli tedbirleri alması gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizin kalkınmasında ve sanayileşmesinde en önemli kaynak enerjidir. Ne yazık ki bu konuda da çok önemli fırsatları yıllardır kullanamıyoruz. Bunun için de enerji üretiminin hemen hemen yüzde 50’ye yakın bir kısmı dışa bağımlı bir hâle getirilmiş, kendi öz enerji kaynaklarımız değerlendirilememiştir.

Bugün, Avrupa’nın birçok ülkesinde rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisine çok önem verilmektedir. Bir an önce Türkiye'nin rüzgâr haritasına göre sıra bekleyen üç yüz elliye yakın rüzgâr enerjisi üretim projesine izin verilmeli, yeni hidroelektrik ve çevreye duyarlı termik santraller planlanmalıdır. Güneş enerjisinden azami şekilde faydalanmanın çareleri aranmalıdır, bulunmalıdır. Bugüne kadar uygulanan büyük oranda doğal gaza bağımlı enerji politikası, Rusya’nın gazı kesmesiyle kışın ortasında ülkemizi sıkıntıya sokmuştur. Bugün, İspanya’da yeni yapılan binalarda güneş enerjisi mecburiyeti getirilmiştir, bizde de bölgesel olarak bu tür tedbirlerin alınması mutlaka düşünülmelidir. Nükleer enerjiyi en son çare olarak ve en ileri teknoloji ile düşünmeliyiz. Başka ülkelerin kullanıp da sökeceği nükleer enerji santralini alıp ülkemize getirmek bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür, en büyük ihanettir. Enerji sorunlarının çözümlerinde, doğru enerji politikası ve stratejilerinin geliştirilmesinde sanayi bölgelerinin, sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin de sürece dâhil edilmesi gerekmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

ABDULLAH ÖZER (Devamla) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, 22 Temmuz seçimlerinin üzerinden tam on yedi ay geçti. İkinci AKP Hükûmeti döneminde de yeni ekonomik işleyişin öncekinden pek farklı olmayacağını, yatırımlar yapılmadığı için işsizliğin daha da artacağını, borçlanmaya dayalı, üretimi ön planda tutmayan bir ekonomi modelinin sürdüğünü görmekteyiz. Sanayicilerimizin ve ticaretle uğraşan vatandaşlarımızın bu kadar çok hayati sorunları varken “sanayi ve ticaret uzmanı, sanayi ve ticaret uzman yardımcılığı” unvanı adı altında 250 kadro yaratmak için çıkarılmak istenen ve herhangi bir gerekçesi bulunmayan bu yandaş kadro yaratma kanun değişikliğinin ülkemizdeki sanayi ve ticaret hayatının içinde bulunduğu sorunlara acil çözümler getireceğine inanmak mümkün değildir.

Hükûmetin bir an önce sanayi ve ticaretle uğraşan vatandaşlarımızın sorunlarına çözüm bulmasını diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Özer.

Madde üzerinde Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Akın Birdal.

Buyurun Sayın Birdal. (DTP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

DTP GRUBU ADINA AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan 236 sıra sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesine ilişkin Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Ancak, izninizle, hemen yanı başımızda insanlığa karşı işlenen bir suça yeniden dikkat çekmek istiyorum, çünkü bu kan akıyor. Şimdi, dünyanın gözü önünde insanlığa karşı bir suç işleniyor ve gerçekten, insanlığın ortak kazanımları, iki büyük dünya savaşı sonrası elde edilen kazanımlar yerle bir ediliyor ve biz, dünya seyirci kalıyor.

Şimdi, dün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, gruplarımız adına konuşmalar yapıldı onar dakika ve bitti sorun. İki siyasi parti, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir kınama, telin etme bildirisinin yayınlanması için bir ortak görüşe varmışlar ama ne yazık ki iktidar partisinin Dışişleri onay vermediği için bu bildiri bile çıkarılamadı. Bu bildiri çıkarılmış olsaydı ne olacaktı? Yani, dün Sayın Hükûmet Sözcüsü “İnsanlık ve vicdan borcumuzu yerine getirmeliyiz.” dedi. O insanlığa karşı elbette bir borç yerine getirilecekti ama vicdan borcu, acaba, Sayın Başbakanla İsrail Başbakanı Olmert’in görüşmelerinin ardından bu suçun işlenmiş olmasının mı bir vicdan borcu ödenmek istenmişti? Gerçekten dün, örneğin siyasi partilerimizin temsilcileri, İsrail Başbakanı Olmert’in 27 Aralıkta, saldırıdan dört gün önce Türkiye’ye gelip Sayın Başbakanla ne görüştüğüne dair burada sorular sormuşlardır ama ne yazık ki Hükûmet adına bir açıklama yapılmamıştır. Acaba, böyle bir saldırıdan -bilgi verilmiş olmaması zaten mümkün değil- bilgi verildi ama biz uluslararası hukuka mı uyacağız? “Uluslararası Cenevre savaş hukukuna uyacağız, sivillere zarar vermeyeceğiz, çocuklara zarar vermeyeceğiz.” denilip de bu denilen yerine getirilmediği için mi Sayın Başbakan bu tepkiyi gösteriyor acaba? Bunun burada açıklanması gerekiyor. Şimdi, insanlığa karşı bir suç işlenmiştir ve bir savaş suçu işlenmiştir yanı başımızda ve bugün kimi dış politika uzmanlarınca da örneğin bunun bir soykırım suçu olduğuna dair de değerlendirmeler var.

Yani, o zaman bunun anlamı şudur: Şimon Peres geldi burada konuştu bu yüce çatı altında, değil mi, barışa dair, Orta Doğu’nun barışına dair? Ama ne yazık ki bugün başta Şimon Peres, Başbakan Olmert ve Dışişleri Bakanı Livni bu suçları işlemişlerdir ve elbette bir gün Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanacaklardır. Çünkü, Uluslararası Ceza Mahkemesi -varlık nedeni- soykırım suçlarını, insanlığa karşı işlenen suçları ve savaş suçlularını yargılamak için oluşturulmuştur ve bu konuda örneğin Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu daha önce insanlığa karşı suç işlemiş olan faşist diktatörler için başvuruda bulunmuştur ve Pinochet yargılanmıştır ve Londra’da da tutuklanmıştır. İnsanlığa karşı işlenen bu suçların failleri de elbette bir gün Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanacaktır. Peki, bu İsrail’i cesaretlendiren nedir ve kimlerdir?

BAŞKAN – Sayın Birdal, söz aldığınız konuya gelebilir misiniz lütfen.

Beş dakikanız kaldı.

AKIN BİRDAL (Devamla) – Geleceğim Sayın Başkan ama gerçekten, örneğin bu sorun, bütün Orta Doğu ve bölge barışıyla ilgilidir ve eğer bölgede kalıcı bir barış sağlanmazsa bu yasa tasarılarının ve düzenlemelerin hiçbir karşılığı olmayacaktır. O nedenle, izninizle bu konudaki üzüntülerimi ve kaygılarımı yüce Meclisle paylaşayım, sonra da bu kadrolara ilişkin görüşlerimi sunacağım efendim.

Arkadaşlar, kimdir bu cesareti veren? Birincisi, bence Birleşmiş Milletler. Birleşmiş Milletler, iki büyük dünya savaşı sonrası oluşturulma gerekçelerinden uzaklaşmış ve artık kalıcı dünya barışının sağlanması konusunda yaptırımı olmayan kurum hâline gelmiştir.

İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri. Amerika Birleşik Devletleri’nin büyük Orta Doğu Projesi’nin gerçekleştirilmesi yolunda bugün İsrail taşeronluk yapmaktadır ve örneğin, soğuk savaş döneminde -bütün yıllar- 900 milyar dolar tutarındaki silahlanma harcamalarının soğuk savaş sonrası 1 trilyon 118 milyar dolara ulaşmasının şimdi sonuçlarını görüyoruz. O nedenle ABD’nin dünya hegemonyası üzerindeki etkisinin sonucudur cesaretlendiren.

Üçüncüsü, Avrupa Birliği. Bakın, Çek Cumhuriyeti, ilk açıklamayı yapan ve ne vahim, düne kadar sosyalist olan, enternasyonalist olan, ulusların ve ezilen halkların dayanışmasını savunan Çek Cumhuriyeti hemen bir açıklama yaparak dedi ki: “Bu, savunma amaçlıdır.” Olur mu böyle bir şey? Nasıl savunma amaçlı? Örneğin, atılan füzeler kaç İsraillinin yaşamının yitirilmesine neden olmuştur da bu savunma amaçlı gerekçeye sığınmaktadır Avrupa Birliği Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti?

Dördüncüsü, İslam Konferansı Örgütü. Zaten, var mı yok mu? Dış politikasını emperyalist dünyaya çevirmiş, kendi çıkarlarının, iktidarlarının korunması yolunda bütün değerleri, inançları heba eden bir topluluk.

Ve sonra da Türkiye ve asıl yanı başımızdaki Türkiye. Gerçekten, Türkiye bu konudaki rolünü yerine getirmiş midir? Bakın ne yapmıştır? Örneğin, şimdi ne yapılabilir? Gerçekten, Türkiye Büyük Millet Meclisi yeniden özel bir gündemle bu konuyu görüşmeli ve ne yapacağına Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesiyle birtakım, Hükûmete tavsiye kararları almalıdır ve bu kararlara da Hükûmet uymalıdır. İsrail’in derhâl Büyükelçisi sınır dışı edilmelidir. Örneğin dün, Venezuela’da Chavez’in yaptığını hemen yanı başımızda olan Türkiye neden yapmıyor? İsrail Büyükelçisi sınır dışı edilmelidir. İsrail’deki Türkiye Büyükelçisi derhâl Ankara’ya çağırılmalıdır ve dün yine kimi gazete köşelerinde vardı savunma ve güvenlik harcamalarıyla nasıl kaynaklarımızın ve Türkiye halkının emeklerinin İsrail’e peşkeş çekildiğini… Derhâl gizli ve açık savunma anlaşmaları, askerî anlaşmalar iptal edilmelidir. Türkiye, derhâl Çek Cumhuriyeti’ne bu tutumunu, görmemezlikten gelen bu tutumunu telin etmelidir. Bu günkü, akşam yapılacak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde Türkiye etkin bir rol oynamalıdır. Eğer iddia edildiği gibi Konya’da İsrail savaş uçaklarının eğitim uçuşlarına ilişkin varsa bir anlaşması, derhâl iptal edilmelidir ve bunun dışında gerçekten Türkiye, kalıcı bölgemizdeki barışın sağlanması yolunda ne yapılması gerekiyorsa yapmalıdır.

Şimdi de izninizle bu kadroların oluşumuna ilişkin görüşlerimi söyleyeyim. Hiç kuşku yok ki kurum ve kuruluşlar, zaman zaman yenilenmelere, kurumsal değişikliklere gidebilir, değişen koşullara uyum amacıyla ya da verilen hizmetin daha etkin verilmesini sağlamak amacıyla bir dizi düzenlemeler yapabilir. Ama bu tasarının gerekçesini okudum ben, Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planına gönderme yaparak, kamu hizmetlerinde kalite ve etkinliğin artırılmasına yönelik gösterilen araçlar arasında insan kaynaklarının geliştirilmesi ilkesinden söz edilerek bunun nasıl gerçekleştirileceği ayrıntısıyla anlatılmıştır. Bu noktada nitelikli personel istihdamının önemine vurgu yapılmış, uzman kamu personelinin bilgi birikimi ve deneyiminden azami düzeyde yararlanılması gerektiğinden söz edilmektedir.

Sanırım bu belirlemeye itirazı olan kimse yoktur ancak bu belirlemeler genel belirleme ve değerlendirmedir. Oysa bugün Sanayi ve Ticaret Bakanlığında kadro değişikliğine gidilmesi gerektiğine ilişkin bir gerekçe burada görülmemektedir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görev, yetki ve sorumlulukları mı değişmiştir, çalışma alanları mı başkalaşmıştır? Hangi kamu hizmetini sunmakta yetersiz kalınmıştır ki böyle bir değişikliğe gereksinme duyulmaktadır?

Değerli arkadaşlar, birkaç gün önce yine Birleşik Metal-İş Sendikası açıkladı ki son üç ayda otomotiv ve tekstil sektörü başta olmak üzere 195 bin kişi daha işten çıkarılmıştır. Görünen o ki işten çıkarmalar sürecek. Bu noktada işten çıkarmaların derhâl yasaklanması ve emekçilerin haklarını koruyan düzenlemelerin bir an önce çıkarılması gerekmektedir. Krizden en çok etkilenecek olan kesimlere yönelik toplumsal programlar oluşturulmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

AKIN BİRDAL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkanım, toparlayacağım.

Bakın, şimdi işsiz kalanlara bir nebze olsun yardımcı olmak üzere İşsizlik Fonu oluşturuldu. Ancak Hükûmet bu fona da göz dikmiş durumda. İşsiz kalanlara yardım ve yeni iş olanakları yaratmak için kullanılması gereken fonu batan şirketleri kurtarmak ya da işte önümüzdeki günlerde görüşülecek olan IMF’nin reçeteleri doğrultusunda düzenlemeler yapmak durumunda kalacaktır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; tasarının Komisyona gelen ilk hâlinde ihdas edilecek kadro 100 iken Komisyonda bu sayı 250’ye çıkıyor. Niye, belli değil. Tasarının ilk hâlindeki 100 sayısı Bakanlık bürokratlarınca yapılan çalışmalarla belirlenmiş bir sayıdır. Eğer 250 kadroya gereksinme varsa, bunun Bakanlık bürokratlarınca saptanıp tasarıya eklenmesi gerekirdi. Ne oldu da 100, 250’ye çıkarıldı, bunun da açıklamasının yapılması gerekmektedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Birdal.

Madde üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın Ali Uzunırmak.

Buyurun Sayın Uzunırmak.(MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA ALİ UZUNIRMAK (Aydın) – Saygıdeğer hazırun, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Grubum ve şahsım adına hepinize en derin saygılarımı sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, kamu gücü ve kamu hizmeti en etkin ve verimli kullanıldığı zaman bir anlam ifade eder ve kamu kaynağını temin eden insanlar bundan en iyi şekilde faydalanmış olurlar. Dolayısıyla buralarda en önemli görev, kurumlarımızın vizyon, misyon ve bu vizyon ve misyona layık eden, temayüz etmiş liyakatli kadrolar eliyle yürütülmesiyle mümkün olur.

Kıymetli arkadaşlar, buradan yönetimimize esas olması açısından, günlerce tartışılan birtakım konulara ışık tutması açısından bir tarihî vesikayı sizlerle paylaşarak kamuoyu gündemine düşürmek istiyorum. Osmanlı İmparatorluğu’nun çok kudretli olduğu günlerde Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun İstanbul Büyükelçiliğinde (Busbek) (busbecq) isminde bir temsilcisi, çalışanı vardır ve bu çalışan İstanbul’da bulunduğu zaman içerisinde Osmanlıyı Osmanlı yapan, ihtişamını yücelten ama Avrupa’yı geri bırakan birtakım tahlillere girdiğinde -teferruatlı bir kitaptır biraz Busbecq’in “Türk Mektupları” diye- orada şundan bahseder, der ki: “Osmanlıda kamu gücü kullananlar liyakat esasına göre atanıyor ama Avrupa’da, bizlerde hanedanlıktan asalet esasına göre atanıyor. Dolayısıyla Osmanlının kamu gücü daha etkin kullanılıyor.”

Tabii ki, zaman içerisinde bakıyoruz ki Osmanlının bu liyakat esasının yerine asalet ve başka başka esaslar almaya başladığında, kamu gücünü kullanan bürokraside çöküş başladığında Osmanlının çöküşüne zemin hazırlayan bir başka gerekçe hazırlanmış oluyor.

Bugün tabii ki ülkemiz çağdaş, modern hem vizyon hem misyon denkleminde mutlaka ve mutlaka liyakatli kadrolarımızla temsil edilmeli ve kamu gücü bunlar vasıtasıyla kullanılmalı. Gelen bu tasarıda birtakım kadrolar ihdas ediliyor ve birtakım kadrolar iptal ediliyor, unvanlar yer değiştiriyor.

Kıymetli arkadaşlar, büyük devletlerin çöküşlerinde bu çöküşlere eğer rütbelerle çöküşü önlemeye çalışmak bir esas hâline geldiği zaman, bu çöküşün muteber olduğu, kaçınılmaz olduğu ortaya çıkmıştır, tarih bize bunu göstermiştir. Dolayısıyla burada öncelikli olarak dikkat edilmesi gerekenin bu olduğu kanaatini taşıyorum ve Hükûmetimizin dikkatini çekiyorum.

Değerli arkadaşlar, bu vesileyle dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmelerle ilgili olarak kısacık… Konumuz… Sanayi ve Ticaret Bakanımız burada olduğuna göre bu konuyla ilgili ben gündemi işgal etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bir ülke eğer gelişirken kendisini, kendi esas dinamiklerini, esas hâlini almaz, yabancı dinamikleri tali ve fırsat imkânı olarak görmez, kendi esas dinamiklerini fırsat, dış dinamikleri esas hâline getirirse buradan başarıyla çıkması mümkün değildir. Maalesef Türkiye’mizde belli yıldan beridir, bilhassa son altı yedi yıldır, AKP İktidarı döneminde, kendi dinamiklerimiz tali, yabancı dinamikler, dış dinamikler esas hâle getirilmiştir.

Değerli arkadaşlar, bir ülkenin kalkınabilmesi için üretim esastır, tabii ki ticaret de yapılabilir. Bugün üretimi esas alan ülkeler vardır, ticareti esas alan ülkeler vardır. Ama üretimi esas aldığımızda üretimin ana kaynağı olarak biz ham maddeyi, sermayeyi, teknolojiyi, bilgiyi ve emeği görürüz. Eğer kendi ülkemizde bunları esas dinamik olarak ele alıp bunları geliştirmezsek bugün, altı yedi yıldır Türkiye’de sürdüğü gibi dışarıdan gelen sermaye, dışarıdan gelen sermayenin beraberinde getirdiği tüketim maddeleriyle beraber kredilendirilmiş, geleceği satın alınan bir toplum hâline Türkiye’yi getirdiğimizde işte bugün yetişemediğiniz fiyat artışları, ham madde artışları, başka başka konularda krizin göbeğinde kendinizi bulursunuz. Bugün dünyada bir kriz var. Doğrudur, dünyadaki gelişen kriz bizim sebep olduğumuz ve bizim krizimiz değildir. Ama Türkiye’de iki yıldır yaşanan üretim ve tüketimdeki birtakım krizler bizim krizimizdir.

Değerli arkadaşlar, buna doğru teşhis koyabilmek lazım, bunu doğru görebilmek lazım. Türkiye, altı yıldır üretmeyen, sermayesi, anaparası kendisinin olmayan başka paralarla geleceği satın alarak, bankalarda tüketici kredileri, kredi kartı kredileri, taşıt kredileri, ev kredileriyle geleceği satın alarak bir refah toplumu olduğunu zannetti. Ama bugün artık bu tıkandı. Bu tıkanmanın neticesinde dünyadaki kriz AKP İktidarının imdadına yetişti. Sistem bugüne kadar geleceği satın alarak kendini idare etti.

Değerli arkadaşlar, ben nasıl bir Türkiye özlüyorum, Milliyetçi Hareket Partisi nasıl bir Türkiye’yi özlüyor? Milliyetçi Hareket Partisinin özlediği Türkiye, özlediği Türk toplumu, bir refah toplumu; refah toplumu seviyesinde üreten, refah toplumu seviyesinde tüketen bir toplumdur. Bu toplumun esas aldığı değerler kendi dinamikleri olmalıdır; dünyadaki gelişmeleri, dünyadaki dinamikleri sadece bir fırsat olarak görmelidir, kendi dinamiklerini esas hâline getirmelidir. İşte, bugün, dünyadaki gelişmeleri ve dünyadaki bazı hadiseleri, dünya piyasalarındaki hadiseleri esas dinamik hâline getirdinizse, bugünkü Hükûmetteki arkadaşlarımızın düşündüğü mantık içerisinde düşünürsünüz ve bu hesap doğru çıkmaz.

Kıymetli arkadaşlar, Türkiye’de bugüne kadar yaşanan krizler kamu finansmanı krizleri oldu. Bugün, iki senedir Türkiye’de özel sektör krizleri yaşanıyor ve bu kriz gittikçe yükseliyor. Bu kriz, özel sektör krizi önümüzdeki belli yıllar içerisinde kamu finansmanı krizine dönüşecektir ve geçmişteki yaşanan krizler yaşanacaktır. Bu nasıl olacaktır? İşte, Hükûmetimizin getirdiği bütçede biz petrolü, başka başka birtakım dış ticaretimizde etkin olan kalemlerin dünya piyasalarında değer kaybetmesi ve dünya krizindeki birtakım döviz yükselmeleri, düşmeleri, tamamen bizim elimizde olmayan dinamiklere dayalı birtakım analizler yaptık ve Türkiye'nin dış ticaret açığının düşmesinin ithalatın düşmesine dayalı olduğunu söylediler, buna göre bir program yaptılar.

Değerli arkadaşlar, dünyadaki pazar daralması, dünyadaki ekonomik gelişmelerden dolayı eğer Türkiye'nin ithalatı düşüyorsa, kendi elimizde olmayan dinamiklerle bu meydana geliyorsa, bu ithalat düşmesinin bir başka yansıması da bütçeye olacaktır. Ne olacaktır bütçeye yansıması? İthalattan aldığınız birtakım vergiler de düşecektir. Peki, ithalatı düşen bir ülkenin aynı zamanda ihracatı da ithalata dayalı ise ihracatı da düşecektir dünyadaki pazar daralmaları ve başka sebeplerden dolayı. Peki, ihracatı düşen bir ülkenin dolayısıyla, gelir kaynaklarında, birtakım vergilerinde, istihdamında, başka alanlarında yine düşmeler meydana gelecektir ve bu düşmeler ve dünyadaki bu pazar daralmasından, piyasaya hâkim olamayan, varlığını sürdüremeyen özel sektör borçları ödenemez duruma geldiğinde Türkiye'de özel sektördeki şirketlerimiz iflasa girecek ve kamu borçlarını, vergisini, sigortasını ve birtakım giderlerini ödeyemez duruma geldiğinde, işte, o zaman Türkiye'de kamu finansmanı sıkıntıya girecektir ve bugün son aylarda vergi oranlarındaki tahsilatın düşmesi, başka başka alanlardaki kamu gelirlerinin düşmesi, yarınlardaki kamu finansmanı krizinin habercisidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Buyurun.

ALİ UZUNIRMAK (Devamla) – Sayın Bakanım, tabii ki bu son bir dakikada size özellikle bir şey söylemek istiyorum. Siz bakan olmazdan, siyasete girmezden önce sektörün temsilcisiydiniz ve sektördeki problemleri en iyi bilen ve en iyi dile getiren birisiydiniz. Benim bugün bir dost olarak, bir siyasetçi olarak sizlere en yakın tavsiyem şu olacaktır, eski bir arkadaşlığımız var: Bürokrasinin dehlizlerinde unvan arayışları içerisine kapılmadan, başka başka, farklı çözüm yolları aramadan, sektör temsilcisiyken dile getirdiğiniz, çözümünü istediğiniz, çözülmesini istediğiniz problemlerin şu anda çözüm sahibisiniz. Bunlar konusunda her türlü desteği size veririz. O günkü duruşunuzu bugün iktidardayken göstermeniz gerektiği kanaatini taşıyorum. Ülkemiz adına bu tavrın faydalı olacağı kanaatini taşıyor, başarılar diliyorum.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerinde şahısları adına ilk söz Rize Milletvekili Sayın Bayram Ali Bayramoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Bayramoğlu.

Süreniz beş dakikadır.

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 236 sıra sayılı kanunun 2’nci maddesi üzerine şahsım adına söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gelişmiş ülkelerdeki en önemli gelişmişlik kriterlerinin başında sanayileşmeleri, sanayileşmenin yanında teknolojiye adaptasyonları, bu teknolojiye adaptasyonlarının yanında ise teknoloji üreten ve bu ürettiği teknolojiyi de dünyaya satabilmeleri gelmektedir.

Ülkemiz uzun yıllar tarıma dayalı bir ekonomiyle büyümüş, 1980’li yıllardan sonra başlayan sanayileşme hamlesiyle başta Anadolu’nun yatırım hamlelerinin genişletilmesi ve Anadolu’nun çeşitli vilayetlerinde “sanayi şehirleri” adı altında bir gelişme trendini birlikte yaşamış; bu, aynı zamanda istihdam açısından, eğitim açısından, sosyal gelişmişlik açısından hem büyük şehirlere göçü hem de aynı zamanda yerel anlamda büyümeyi sağlamıştır.

Bugün içinde bulunduğumuz 2009 yılının başlarında dünya genelinde ekonomik anlamda, mali anlamda çok ciddi sıkıntılar ve darboğazların yaşandığı muhakkaktır. Bu yaşanan sıkıntıların da en çok etkisinin olduğu sektörlerin başında ise maalesef gayrimenkul sektörüyle birlikte sanayi sektörleri gelmektedir. Ülkemiz özellikle teknik anlamda küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak çok ciddi derecede yatırımlar yapmış, bu yapmış olduğu yatırımlarla başta komşu ülkeler olmak üzere yanında Avrupa ülkelerine teknik anlamda, mekanik anlamda ihracat yapabilir konuma gelmiş bir ülkedir. Özellikle otomotiv sektöründe 2000 yılından bu yana gelişme göstermesi ve dünyada ciddi anlamda bir otomotiv üssü olmuş olması, sanayileşmesindeki göstermiş olduğu başarıların en başında gelmektedir.

Şimdi, dünyanın ekonomik daralmayı ve ekonomik sıkıntıları konuştuğu bir süreçte en çok konuşulan konulardan bir tanesi de nedir? İstihdam politikasıdır, yani işsiz kalma korkusudur. Geçen hafta içerisinde mali piyasalardan bazı arkadaşlarla yapmış olduğum sohbette birçok insan “Bugüne kadar ben hiç endişe duymuyordum ama önümüzdeki gelişmelere göre Türkiye’de de, dünyada da kendi alanımızda bazı işsizliklerle karşı karşıya kalabiliriz.” dediklerine şahit oldum. Ancak, buna rağmen, bugün hâlâ içinde bulunduğumuz bu atmosfere rağmen Türkiye’de de, dünyada da birçok müessese de kaliteli iş gücünü aramaya devam etmektedir. Bir tarafta işsizlik vardır, bunun adı ekonomik olarak arızi işsizliktir ama bir tarafta da ciddi anlamda ehliyetli, liyakatli, bilgili, konusunda uzman insanlardan oluşan bir kadroya da ihtiyaç olduğu muhakkaktır.

İşte, şu anda gündemimizde olan kanun bu anlamda son derece önem arz etmektedir.

Sanayi Bakanlığının yaklaşık 5.371 personel kadrosu olmasına rağmen şu anda 3.053 personelle çalışmaktadır. Yani fiilî olarak zaten 2 binden fazla personel açığı vardır. Ama bunun yanında, kendisinin ihtiyaç duyduğu kaliteli uzman, uzman yardımcısı insanlar için ise yine kendisine bağlı on tane kuruluşun içerisinden biri olan rekabet ve tüketici haklarıyla ilgili genel müdürlükte bulunan kadroların sanayileşme noktasındaki ülkenin ihtiyacı olan elemanlar şeklinde değerlendirilmesi ve bu anlamda uzman ve uzman yardımcısı hâline döndürülmesi, aslında sanayimizin önümüzdeki dönemde ihtiyaç olacak kaliteli, vasıflı ve bu işleri de bürokratik olarak bırakmadan engelleri aşabilecek bir kadro ihdas etmesi anlamına gelmektedir. Bu, illa yeni bir personel almak anlamına gelmiyor. Önce mevcutları değerlendireceksiniz, verimlilik esasına göre mevcut, şu anda ücret ödemiş olduğunuz insanları daha kaliteli, daha vasıflı ve daha önemli görevlere ihdas edeceksiniz, bunları bir eğitime tabi tutacaksınız, bunların içerisindeki ehliyet ve liyakatlilerden Türkiye'deki sanayinin önünü açacak yepyeni kadrolar ihdas edeceksiniz. Ha, bunun yanında özellikle ihdas edilmesi gereken bir uzmanlık alanı varsa bunu da imtihan açmak suretiyle Bakanlık kendi bünyesindeki ihtiyaç olan personeller olarak mutlaka değerlendirecektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Devamla) – Tamam Sayın Başkanım.

O nedenle, özellikle altını çizmek istediğim konu şudur ki: Türkiye'de önümüzdeki süreç içerisinde sanayinin gelişmesi, istihdam politikalarının aksamaması ve özellikle de sanayimizin önünün açılabilmesi için mevcut bu kadroların bir an önce hayata geçirilerek Sanayi Bakanlığının çalışma ekiplerini yoğunlaştırmak, mevcut kadrolarının içerisinde, uzmanlaşmış yeni bir kadro ihdas etmek bizim de sanayimizin de son derece faydalı hizmetler yapmasına vesile olacaktır.

O nedenle bu kanunun şimdiden hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bayramoğlu.

Şahıslar adına ikinci söz Van Milletvekili Sayın Kayhan Türkmenoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Türkmenoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyeti saygıyla selamlıyorum.

Aslında burada, 2’nci maddeyle ilgili bir yazı hazırlamıştım, bir bilgi notu hazırlamıştım, onu okuyacaktım ancak tabii hep yaptığımız aynı şeylerdir. Bundan aslında biz de rahatsız oluyoruz. Yani genelde burada, görüşülmesi gereken maddenin dışına çıkılıp farklı farklı rakamlar, farklı farklı bilgilerle tabii, gündemi bence işgal ediyoruz. Ancak, asıl konumuza gelirsek, gündem maddesiyle ilgili görüşlerimizi, fikirlerimizi veya önerilerimizi yoğunlaştırırsak ben eminim ki Meclise çok daha katkı sunacağımıza inanıyorum. Tabii, hâliyle bu tür düşünceler Meclis kürsüsünde cereyan edince bize de bazen cevap hakkı doğuyor. Müsaadenizle, bir iki konuya da değinmek istiyorum.

Değerli arkadaşlar, bilindiği üzere, 2001 krizini hepimiz çok iyi hatırlıyoruz. Ben de bir tüccar kardeşinizim, 1 milyon dolar borcum vardı, bir gecede 2 milyon dolar oldu yani biz bir gecede yüzde 100 değer kaybettik.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Maddeyle çok ilgili oldu!

ŞENOL BAL (İzmir) – Maddeyle çok ilgili!

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – O günlerle ilgili…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Peki, elinizdeki ürünler artmadı mı?

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – O günlerle ilgili bir sürü açıklamalar yapıldı ve…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Maddeyle çok ilgili konuşuyor Sayın Başkan, çok katkı sağlıyor!

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - …bugün hangi noktadayız biliyor musunuz değerli arkadaşlarım? Bakın, bugün, bankalar asli görevine döndü mü? Hani hazineden nemalanan bankalar bugün asli görevine döndü mü? Döndü.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kim döndürdü?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Kim döndürdü?

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Peki, esnafımız, tüccarımız, açıkgöz tüccarlarımız, esnaflarımız stoktan para kazanıyor muydu? Enflasyondan para kazanıyor muydu? Stoka bir şeyler bırakıp işte bir gecede yüzde 200, 300 para kazanıyor muydu?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Kazanıyordu.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Hiç alakası yok!

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Bugün kaldı mı?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Hiç alakası yok!

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Kalmadı.

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Bugün dükkân kayboldu, dükkân!

BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) – Esnaf mı kaldı?

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Peki, tüketici güçlendi mi? Bakın, tüketici güçlendi. Bugün her tüketicinin cebinde on tane kredi kartı var ve bugün tüccar karşısında tüketici güçlü bir konumdadır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Onun için can suyu kredisi veriyorsunuz! Vatandaşın canı çıkmış…

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Peki, vatandaşın alım gücü yükseldi mi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Hayır, yükselmedi.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Değerli Başkanım, vatandaşın alım gücü yüzde 68 yükseldi, yüzde 68. Şimdi, gayrisafi millî hasılada gerileme var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Var.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Yok.

Kişi başına düşen millî gelirde gerileme var mı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Var.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Yok. E peki, alım gücümüz nasıl düştü ben onu anlamıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün Sanayi Bakanlığımız bana göre Tarım Bakanlığımız gibi, Millî Eğitim Bakanlığımız gibi, Sağlık Bakanlığımız gibi, Dış Ticaret Bakanlığımız gibi hakikaten başarılarıyla gıpta edilecek bir bakanlıktır. Ben burada şahsınızda Sanayi Bakanımız ve ekibini tebrik ediyorum. Niye? Bugün yüzde 98 KOBİ’lerle donatılmış bir ülkede miyiz? Doğru. Peki, 2002 yılında bizim bu KOBİ’lere kullandırmış olduğumuz kredi rakamı neydi? Sadece 153 milyon YTL’ydi.

OKTAY VURAL (İzmir) – İhtiyacı yoktu ki.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – 2000 krizi onun için mi çıktı?

OKTAY VURAL (İzmir) – Borç içinde yüzüyor.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - 153 milyon YTL’ydi. Doğru mu? Doğru.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Özel sektörün borçları ne kadar, özel sektörün?

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Peki, bugün, Sanayi Bakanımız, sektörün içinden gelen, işi bilen Sanayi Bakanımızın… Bu son bir yıl içerisindeki… 2008’de biz ne kadar para ödedik esnafa? 3 milyar YTL para ödedik değerli arkadaşlarım. 153 milyon nerede, 3 milyar nerede? O diğer 3 milyar nereye gidiyordu biliyor musunuz, o paralar? O paralar Hazineye gidiyordu.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Rakamlar yanlış.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) - Yüzde 2’sini oluşturan o özel sektörün büyük kuruluşlarına gidiyordu. Yüzde 2’sini… Bakın, yüzde 98, 153 milyon para kazanıyordu.

Bakın, geçelim diğer tarafa, bir şey daha söyleyeceğim: Bugün -hani, üretim yok, sıkıntılarımız var, hakikaten büyük bir borç şeyi içerisindeyiz- 2002‘de biz ne kadar vergi toplamışız? 60 milyar YTL. Bakın, 2008’de ne kadar para toplamışız?

OKTAY VURAL (İzmir) – İşsizlik artıyor mu, sen onu söyle.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – 153 milyar YTL para toplamışız.

OKTAY VURAL (İzmir) – İşsizlik artıyor mu?

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Bakın, işsizlik de düşüyor, onu da söyleyeceğim, Başkanım onu da söyleyeceğim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Arttı, arttı.

MEHMET GÜNAL (Antalya) - IMF yarın niye geliyor, niye?

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Bakın, bugün, geldiğimiz gün, Allah muhafaza, eğer bu ülke bir dönem daha kalmış olsaydı memuruna maaş ödeyemezdi değerli arkadaşlarımız. Kamu net borcu, dış borcu 88 milyar YTL’yken alındı 2002’de. Bugün kaçtır? Bugün 14 milyar YTL’dir. Bakın, 70 milyar para ödemişiz biz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

OKTAY VURAL (İzmir) – Vatandaşın borcu ne oldu?

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Van’ın esnafını bir dolaş, Van’ın esnafını.

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Devamla) – Evet, sadece 2007 yılında bizim ülkemizde 55 bin tane şirket kurulmuştur. Bu da ülkemizde ekonomimizin gerçek manada zeminin üzerine oturtturulmuş... Ancak, şimdi görüşeceğimiz bu kanun tasarısında ehliyet ve liyakat sahibi nitelikli iş gücüne ihtiyacımız vardır. Bu yasa da onu gerektirdiği için, bu yasa onun için vardır. Biz bundan sonraki çalışmalarımızı bunun üzerine oturtturuyoruz. Ehliyet, liyakat sahibi, aktif iş gücünü üreten insanlara ihtiyacımız vardır. Bu yasamızda bunun önü açılacaktır.

Ben, bu yasada emeği geçen bütün teşkilat mensuplarına, başta Sayın Bakanımız olmak kaydıyla, herkese saygı, sevgilerimi sunuyorum.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Türkmenoğlu.

Madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Sayın Taner…

RECEP TANER (Aydın) – Sayın Bakan, krizin derinleştiği bu ortamda üretim sektörü dışındaki hizmet ve alım-satım sektörünün de destek kredilerinden yararlanabilmesi için KOSGEB Kanunu’nda yapılması gereken değişiklikler konusunda herhangi bir çalışma yapıldı mı? Şu anda ne aşamada?

İkinci sorum da: Esnaf ve sanayicimizin beklediği sicil affı konusunda çalışmalarda hangi aşamaya gelindi? Mesela Maliye Bakanının direncini kırabildiniz mi, kanun çıkıyor mu?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kamuoyunda “can suyu kredisi” olarak bilinen sıfır faizli imalatçı destek kredisinden bildiğiniz gibi sadece Maliye, SSK ve TEDAŞ gibi kurumlara borcu olmayan esnaf ve sanatkârlarımız yararlanabilmektedir. Ancak, ne yazık ki bugün, esnaf ve sanatkârlarımızın anılan kurumlara borcu olmayanı neredeyse yok gibidir. Kredinin amacına ulaşabilmesi için borçlu esnafımızın da bu can suyu kredisinden yararlandırılması konusunda yeni bir çalışmanız var mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Uslu…

CEMALEDDİN USLU (Edirne) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, tarım satış kooperatifleri birlikleriyle ilgili bir sual yöneltmek istiyorum. Bildiğiniz gibi, mevzuatları dâhilinde sekiz yıldan beri uygulanmakta olan Tarım Reformu Uygulama Projesi 31 Aralık 2008 tarihinde sona ermiştir. Birlikler bundan sonra ne yapacaktır? Mevcut yasanın değişimini öngören yasa tasarısı ne aşamadadır? Birliklerin endişeyle takip ettikleri bu yasal boşluğu nasıl gidereceksiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bakan, buyurun.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sevgiyle, saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum. Efendim, özellikle konuşmalarda dile getirilen hususlar için teşekkür etmek istiyorum.

Evet, öncelikle, sorulara geçmeden evvel, neden böyle bir değişikliğe ihtiyaç hissedildi? Sanayi Ticaret Bakanlığı, eski Sanayi Ticaret Bakanlığının yapmış olduğu görevleri mi yapıyor? Türkiye eski, geçmiş noktada mıdır? Bugün Türkiye nereye gelmiştir? Bunlarla ilgili görüşleri yeniden tazeledikten sonra bütün sorulara cevap vermeye gayret edeceğim.

Bir kere şunu çok net ifade edeyim ki: Ne dünya beş sene önceki dünya ne Türkiye beş sene önceki Türkiye. Sürekli gelişen, rekabeti acımasızca gelişen ve rekabetin şiddetinin, şartlarının değiştiği bir ortamdayız. Böyle bir ortamda Türkiye'nin gerek dünyadaki küresel oyuncu olması, dünyanın 17’nci büyük ekonomisi, Avrupa'nın 6’ncı büyük ekonomisi olması, birçok imalat alanlarında Avrupa'ya net ihracat yapan bir ülke olması ve dünya ekonomisiyle entegre olmuş bir ülke olması, ister istemez Türkiye'deki ekonomi, üretim ve ihracatla ilgili ve esnaf ve sanatkârla ilgili süreci de süratli bir şekilde bir yapısal değişim ve dönüşüm sürecine sokmuştur. En azından tek haneli enflasyon… Biraz evvel Değerli Van Milletvekilimiz Türkmenoğlu’nun söylediği gibi, enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde yüksek enflasyonun arkasına sığınarak verimliliği, rekabeti, üretimi kesinlikle ön plana almayan sanayi, bugün enflasyonun tek haneye düşmesi, rekabet gücünün artması ve uluslararası rekabetin gelişmesiyle beraber artık verimliliği öğrenmek, stok yönetimini, nakit yönetimini, üretim tekniklerini dünyanın gerçek şartlarına göre ayarlamak zorunda olmuştur ve bunun gerekçesi olarak da 130 milyar dolardan fazla ihracat yapan, bu ihracatının yüzde 90’ından fazlası sanayi mamullerinden oluşan, en azından tek bir otomotiv sektöründe 100 liralık satışının 81 lirasını ihracat yapan, bunun da yüzde 90’ını Avrupa'ya yapan bir Türkiye var arkadaşlar.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Ne kadarı ithalata dayalı?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) - Bir kere, bunun altını çizmek durumundayız ve diğer yandan sanayi sektörümüz, makine teçhizat sektöründe, otomotiv sektöründe, demir çelik sektöründe, çimento sektöründe, cam sanayisinde dünyanın en önemli rekabet avantajına sahip ülkelerinden ve sanayilerinden biri hâline gelmiştir.

Şimdi, böyle bir ortamda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, cumhuriyet tarihinde, 60’ıncı Hükûmet olarak eylem planıyla beraber bir ilki gerçekleştirmiştir. Nedir bu? Sanayi envanteri. Yıllardır, benim de sanayi odası başkanı olduğum dönemde, on iki yıllık dönemde sürekli istedim ama hiç kimsenin yapmaya cesaret dahi edemediği, hiç kimsenin yapamadığı bir sanayi envanteri cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak yapılmıştır, bunun 2 kere altını çizelim ve bu yapılan çalışmayla beraber, Türkiye’nin neresinde ne kadar üreten vardır, ne kadar hizmet sektörü vardır, ne kadar ticaret sektörü vardır, kaç kişi çalışır, ne kadar enerji tüketilir, aktifi nedir, pasifi nedir, sektörlerin borcu nedir? Bugün, sektörlerimizi tek tek görecek bir yapıya kavuştuk ve bunun adını “Girişimci Bilgi Sistemi” koyduk. Şu anda, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, geçmişteki gibi, ülkenin sanayi ve ticaretine yön vermiyor; tahminlerle, anketlerle iş yapmıyoruz. Elimizde kayıtlı 2.milyon 10 bin 377 sanayici, tüccar ve hizmet kesimindeki firmalarımızın tek tek, bire bir bütün işlemlerini, bütün yapmış olduğu aktifini, pasifini, rekabet gücünü, çalışan sayısını görerek 224 sektörde şu anda izleme ve değerlendirme merkezi kurduk. Evet, burada, dışarıdan almak zorunda kalmış olduğumuz, geçici görevlendirmeyle Bakanlığımıza getirmiş olduğumuz uzmanlarla şu anda izleme ve değerlendirme merkezinde hangi sektörümüzün bu global krizden nasıl etkileneceğini, gerek dış satışlardan gerek iç satışlardan gerek kur riski gerek finansman riskiyle nasıl etkileneceğini tahminlerle yapmıyoruz arkadaşlar; şu anda, gerçek verilerle, bire bir bir pusulayla bir radar görevi gören girişimci bilgi sistemiyle yapıyoruz.

Evet, Sanayi Bakanlığı bunu bir taraftan yaparken, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görev alanları, yetki alanları değişmiştir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, bugün, teşvik uygulamasının temel altyapısını oluşturacak “Girişimci Bilgi Sistemi”ni yaparken, bakın hatırlatmakta fayda görüyorum, bugün Türkiye’deki 257 organize sanayi bölgesi, 416 küçük sanayi sitesi ve bunun yanında Türkiye’deki kuyumcunun terazisinden oduncunun kantarına varıncaya kadar, kasabın terazisine varıncaya kadar tüm ölçülerin ayarlarını yapan, kontrol eden ve 70 milyon adına bunun denetimini yapan bir bakanlıktır. Bugün, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, hepimizin içinde olduğu, 70 milyon insanın tüketici haklarının tek sorumlusu, tek yetkilisi ve bunun piyasa gözetim ve denetimini yapan bir bakanlıktır.

Yine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı milyonlarca KOBİ’nin yanı sıra 1 milyon 908 bin esnaf ve sanatkârın anbean sicillerini takip eden, onlarla ilgili bütün önerileri gerçekleştiren, projeleri gerçekleştiren, çalışmayı yapan ve bünyesinde sadece Sanayi ve Ticaret Bakanlığının oluşturduğu esnaf ve sanatkârın kayıtlarını, sicillerini tutmaktadır.

Bugün, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Avrupa Birliği teknik mevzuat uyumunda 165 adet teknik mevzuat uyumunun 165’ini gerçekleştirmiş olan bir bakanlıktır ve yine bu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı otomotivden makine teçhizatına varıncaya kadar tüm uygunluk belgelerini veren ve sanayi ile ilgili bütün potansiyel çalışmaları yapan Sanayi Genel Müdürlüğünün olduğu bir bakanlıktır. Yine bu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ülkemizde inovasyonun, teknolojinin, araştırmanın, geliştirmenin ve en son Meclisimizden çıkartmış olduğumuz bana göre cumhuriyet tarihinin çok önemli bir projesi olan ARGE teşviklerini, ARGE uygulamasını yapan Sanayi ARGE Genel Müdürlüğünü bünyesinde bulunduran bir bakanlıktır.

Biraz evvel Sayın Milletvekilim sordu, on yedi tarım satış kooperatif birliği ve Türkiye’deki tüm kooperatiflerin bağlı olduğu, tüm kooperatiflerin denetimini, çalışma usul ve esaslarını yapan bir bakanlıktır. Yine Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Türkiye’deki tüm şirketlerin kurulması ve açılmasıyla ilgili düzenlemeleri yapan İç Ticaret Genel Müdürlüğünün olduğu bakanlıktır.

Bunun yanı sıra Sanayi Bakanlığı ne yapar? Türk Patent Enstitüsü, TSE, Millî Prodüktivite Merkezi, KOSGEB, Rekabet Kurumu, TÜRKAK ve bununla beraber Şeker Kurumunun bağlı olduğu, etki alanı son derece geniş olan bir bakanlıktır.

Evet, bu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı eski usullerle, eski zihniyetle, eski sistemle idare edilemeyecek kadar görev ve yetkileri son derece Türkiye açısından önem arz eden ve Türkiye'nin geleceğini, mimari tasarımını yapacak olan bir yetkiye ve güce sahiptir. O zaman bu Bakanlıkta…

BAŞKAN – İki dakikanız kaldı Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Bitiriyorum Sayın Başkanım.

Bu Bakanlık bunu yaparken bir taraftan da bünyesinde yıllar önce sadece Tüketici Genel Müdürlüğü varmış gibi tüketici ve rekabet uzmanıyla idare edilecek bir bakanlık değil. Bunu getirmemizin gayesi Bakanlığımızdaki 250 kadronun yerine -onun yerine ilave ihdas edilmeden- 250 yeni kadroyla sanayi ve ticaret uzmanı getiriyoruz.

Değerli arkadaşlar, bu konuda tenkit etmek yerine, ben sizlerden bu konuda alkış beklerdim, eğer sanayi ve ticaretten biraz anlıyorsak.

Bunun yanı sıra, Sanayi ve Ticaret Bakanlığında -biraz evvel sorulmuş sorular çerçevesinde, evet- KOSGEB Kanunu değişikliğini hazırladık, önümüzdeki günlerde Bakanlar Kuruluna getiriyoruz. KOSGEB’ten sadece imalatçı değil, hizmet sektörünün tamamı da faydalanacak düzenlemeyi bitirdik.

Sicil affıyla ilgili çalışmamızı bugün sabah Sanayi Komisyonumuzda değerli milletvekillerimizin, iktidarıyla muhalefetiyle, hepsinin desteğiyle görüştük, oy birliğiyle kabul edildi ve Genel Kurulumuza, inşallah, birkaç gün içinde gelecek.

Can suyu projelerinde SSK ve vergi borcu olanların alamadığı kredilerle ilgili, bir mahsup imkânıyla ilgili çalışma yapıyoruz. Ama borcunu yeniden yapılandırmış olanlar zaten bundan faydalanabiliyor.

Son olarak da: Tarım satış kooperatifleri ve birliklerindeki düzenleme 31/12 itibarıyla tamamen bitmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Yarım dakikada bitiririm Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Şu anda tarım satış kooperatifleri ve birlikleriyle ilgili Hazineyle beraber çalışmalarımız devam ediyor. Zannediyorum ki bir ay içinde Ekonomik Koordinasyon Kurulunda görüşülerek oradan Bakanlar Kuruluna ve sonra Meclise gelecek. Geçmişteki hatalardan ders almış yeni bir sistem üzerinde, kredi sistemi diye yeni bir sistem üzerinde çalışma yapıyoruz.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Madde üzerinde bir önerge vardır.

Önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 236 Sıra Sayılı “Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın çerçeve 2 nci maddesi ile 3143 sayılı Kanuna eklenen Geçici Madde 11’in ikinci fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.

                                                                                                                        Harun Öztürk

                                                                                                                               İzmir

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurun.(DSP sıralarından alkışlar)

HARUN ÖZTÜRK (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şahsım ve Demokratik Sol Parti adına yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan 236 sıra sayılı Tasarı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının değişen işlevini ve ihtiyaçlarını dikkate alarak, tüketici ve rekabet uzmanı ile uzman yardımcılığı unvanlarını, sanayi ve ticaret uzmanı ve uzman yardımcısı olarak değiştirmektedir.

Tasarı, mühendislik fakültelerinin hangi bölümlerinden mezun olanların öngörülen kariyer mesleğe girmeye hak kazanacağının belirlenmesini yönetmeliğe bırakmaktadır. Önceki düzenlemede bu yönde bir hüküm yer almamaktaydı. Yönetmelik yerine, mühendislik fakültelerinin ilgili bölümlerinin yasa ile belirlenmesinin daha doğru olacağı düşüncesindeyiz.

Kariyer mesleğe giriş için aranan yaş sınırının otuz beşten otuza çekilmesini de, lisansüstü öğrenim, artan uzun süreli işsizlikler ve yükselen emeklilik yaşı dolayısıyla uygun görmemekteyiz. Mevcut düzenlemede bulunan yeterlik sınavına iki kez girme hakkının kaldırılması, yabancı dil bilgisinin belgeye dayandırılması, yeterlik sınavı öncesi tez çalışması öngörülmesiyle, mesleğe ilişkin esas ve usullerin tüzük yerine yönetmelikle belirlenmesi yönündeki değişiklikler, diğer kariyer uzmanlıklarla paralellik kurulması açısından da uygun bulunmaktadır.

Tasarının çerçeve 2’nci maddesi ile 3143 sayılı Kanun’a eklenen geçici 11’inci maddenin ikinci fıkrası, kariyer meslek olarak ihdas edilmeye çalışılan sanayi ve ticaret uzmanlığının geleceği açısından uygun görülmemektedir. Bu fıkrada tarif edilen Bakanlık mensupları için başlangıçta bir yarışma sınavı öngörülmüş olması ve yardımcılığa atandıktan sonra yeterlik sınavına tabi olacaklarının belirtilmiş olması, Bakanlık mensuplarının belli bir kontenjan dâhilinde mesleğe girerken ayrı değerlendirmeye alınmalarını haklı göstermemektedir. Bu uygulama, kariyer uzmanlık ve eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, kamu personel rejiminin yeniden düzenlenmesi sırasında kamuya düz memuriyet unvanıyla giren ve öğrenim durumları itibarıyla kariyer uzmanlıklara girebilecek durumda olan personelin meslekte ilerlemelerinin sağlanması ve önlerinin açılması için lisansüstü öğrenim ve yeterlik sınavı şeklinde koşullar belirlenerek kariyer uzmanlıklara sonradan geçiş imkânı sağlanması düşünülebilir ancak bu tür bir düzenlemenin bütün kariyer uzmanlıkları kapsayacak biçimde genel bir düzenleme şeklinde olması daha uygun olur düşüncesindeyiz. Bunun yeni yeri de kamu personel reformunda yapılacak düzenlemedir. Ancak, 1990’lı yıllardan bu yana gerçekleştirilmeye çalışılan ve bir türlü yasalaştırılamayan kamu personel reformu da öyle anlaşılıyor ki bu kez de IMF’yle imzalanmaya çalışılan 20’nci stand-by anlaşmasına takılacak gibi görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, bu aşamada, yukarıda sunulan gerekçelere dayalı olarak önergemize destek vermenizi diler, yüce heyetinizi saygıyla selamlarım. (DSP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Maddede karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Tamam, karar yeter sayısı arayacağım.

2’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 16.07

 

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 16.23

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER : Harun TÜFEKCİ (Konya), Yaşar TÜZÜN (Bilecik)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

236 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

2’nci maddenin oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi maddeyi tekrar oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

3’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun;

a) 36 ncı maddesinin “Ortak Hükümler” bölümünün (A) fıkrasının (11) numaralı bendinde yer alan “Tüketici ve Rekabet Uzman Yardımcıları” ibaresi “Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcıları”, “Tüketici ve Rekabet Uzmanlığına” ibaresi “Sanayi ve Ticaret Uzmanlığına”,

b) “Zam ve Tazminatlar” başlıklı 152 nci maddesinin “II-Tazminatlar” bölümünün “A- Özel Hizmet Tazminatı” kısmının (i) bendinde yer alan “Tüketici ve Rekabet Uzmanları” ibaresi “Sanayi ve Ticaret Uzmanları”,

c) (I) sayılı ek gösterge cetvelinin “Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (h) bendinde yer alan “Tüketici ve Rekabet Uzmanları” ibaresi “Sanayi ve Ticaret Uzmanları”,

şeklinde değiştirilmiştir. 657 sayılı Kanuna ekli; (I) sayılı Ek Gösterge Cetvelinin “I- Genel İdare Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (d) bendine “Adalet Bakanlığı Bakanlık Yüksek Müşaviri” ibaresi, (IV) sayılı Makam Tazminatı Cetvelinin 7 nci sırasında yer alan “Üniversite Genel Sekreteri” ibaresinden sonra gelmek üzere “Üniversitelerarası Kurul Genel Sekreteri, Yükseköğretim Kurulu Genel Sekreter Yardımcısı, Üniversitelerarası Kurul Genel Sekreter Yardımcısı, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Genel Sekreteri” ibareleri eklenmiştir.

BAŞKAN – 3’üncü madde üzerinde gruplar adına ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu’na aittir.

Buyurun Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlarım, ben bugün beklerdim ki burada ülkedeki sanayinin sorunları görüşülsün, beklerdim ki burada ülkede sanayicinin içinde olduğu durum ve sanayicinin sorunlarının çözümü görüşülsün. Hâlâ daha -31/12 geçti- bu ülkede Teşvik Kanunu’nun ne olacağını kimse bilmiyor arkadaşlar. Teşvik Kanunu bir ülkede, düşün, bir ülkenin vizyonu, bir ülkenin aynası. Bu ülkede eğer hâlâ bu Hükûmet sanayimizin geleceği için Teşvik Kanunu’nun ne olacağını, insanların, yatırımcıların ne yapacağını bilmiyorsa yazıklar olsun bize! Binlerce sanayici ne yapacağını bilmiyor.

Arkadaşlar, 5084 sayılı Yasa 31/12’de bitti. Bir ülkede sanayici, acaba, kendini planlarken kendi önünü bir yıl, iki yıl önceden görmeden yatırım yapar mı arkadaşlar? Ama maalesef, bu işin beyni, bu işin sahibi Sanayi Bakanlığı bu işte elini taşın altına koymadı. Hâlâ daha Maliye Bakanlığı, hâlâ daha Hazineden sorumlu Bakan hâlâ teşvikle uğraşıyor arkadaşlar. Bu işin bir tek sahibi vardır. Bir işin bir sahibi olur. Sanayi Bakanlığıdır bunun sahibi. Ama hâlâ, arkadaşlar, insanlar tedirgin. Ne olacaklarını bilmeyen insanlar, arkadaşlar, yatırım yapar mı istihdam yaratır mı?

Maalesef, geçen dönem, aynen, bu kürsüden yine söylemiştim, o çıkarılan yasa Türk sanayicisine çok bir şey vermez, tüketim toplumu yaratan bir yasadır. Esas amacı Doğu ve Güneydoğu’da geri kalmış illere yatırım götürmekti. “Bir tane yatırım gitmez.” dedik. Maalesef, teşvikte olup da hâlâ bir tane baca tütmeyen il var arkadaşlar, bir sürü il var ve o Teşvik Yasası Türk sanayicisinin böğrüne sokulmuş bir hançerdir. Sadece bazı illerden bazı illere mevcut sanayici gitti arkadaşlar; Denizli boşaldı, Antep boşaldı, Adana boşaldı. Lütfen, bu gerçekleri görelim arkadaşlar. Ama söylüyoruz, hepiniz biliyorsunuz bunu; hepiniz şehirlerinizde o sanayicinin yok olduğunu görüyorsunuz gözünüzle ama bir taneniz gelip de şurada yumruğu vurmuyorsunuz!

Sayın Bakan, bu ülkenin sanayicisi zor durumda, güç durumda. Bu işin sahibi sizsiniz. “Elektrik parası vereceğiz.” diyorsunuz, sekiz ay sonra, dokuz ay sonra verdiğiniz elektrik parasını vermeyin sanayici istemiyor. Arkadaşlar, ya, devlet söz vermiş, “Ben senin elektrik bedelinin yüzde 50’sini ödeyeceğim.” diyor. Devlet söz verdiyse öder. Adamdan parayı alıyor tümünü, sanayici götürüp yatırıyor, ondan sonra sekiz ay, dokuz ay sonra birilerinin keyfi olacak ki sanayicinin elektrik parası geri ödensin. Ya söz vermeyin… Bir mahsup sistemi var arkadaşlar. Eğer o sanayici teşvikliyse elinde koskoca teşvik belgesi varsa, bunun elektrik bedelinin yüzde 50’sini götürür yatırır ya, bundan daha basit bir şey var mı arkadaşlar? Siz kendi aranızda o zaman mahsuplaşın. Hazineye yazıyorlar, Hazine Maliye Bakanlığına yazıyor, Maliye Bakanlığı Enerji Bakanlığına yazıyor, Enerji Bakanlığı TEDAŞ’a yazıyor; arkadaşlar, dokuz ay geçiyor. Bugünün ekonomik koşullarında hâlâ daha… Örneğin, Malatya’da sanayicinin 4 trilyon alacağı varsa diğer illeri siz düşünün arkadaşlar. Ben isterdim ki ülkenin bu teşvik politikası, ülkedeki sanayicinin böğrüne vuran, hançer olan bu Teşvik Kanunu…

Böyle bir Teşvik Kanunu olmaz arkadaşlar. Mutlaka bunun, ülkenin toplumsal kalkınması için değiştirilmesi gerekiyor. Bunu dün de bağırdım, yarın da bağıracağım, öbür gün de bağıracağım.

Sayın Bakan, bunun müsebbibi…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sahibi…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Pardon, sahibi sizsiniz. Sahibi… Pardon, özür diliyorum.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Düzeltin onu da.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Düzelttim efendim. Sahibi sizsiniz.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Müsebbibi değil.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır, sahibi sizsiniz. Sanayicinin sahibi sizsiniz. Siz sanayiciyi koruyup kollamazsanız, sizi de kimse koruyup kollamaz.

Değerli arkadaşlarım, bir kere, bir an önce bu Teşvik Yasası’nın buraya gelmesi lazım. Yarın geç. İnsanlar önünü göremiyor. Ben bunun altını bir kez daha çiziyorum.

İkinci konu, değerli arkadaşlar, demin, Sayın Bakan tarım satış kooperatif birliklerinden bahsetti. Türkiye’de tarım satış kooperatifi birliğinin sahibi yine Sanayi Bakanlığıdır arkadaşlar. Bugün de, dün de, evvelsi gün de. Eğer tarım satış kooperatifleri birliği Türkiye’de iyi işlememişse, bunun da müsebbibi Sanayi Bakanlığıdır. “Müsebbibi” diyorum bak, “sahibi” demiyorum, müsebbibi… Müsebbibi Sanayi Bakanlığıdır.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Eski, değil mi? Yılını da söyle.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Eski, yeni, ben bilmem. Bakanlık bakanlıktır.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Yılını da söyle.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hangi yıl olursa olsun. 90’dan bugüne kadar.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Yılını söyle.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – 90’dan bugüne kadar.

Siz kontrol etmediniz, siz bu insanlara cezayı vermediniz ve iyi yürütemediniz, iyi işlemedi, köylüye gerçek hizmeti veremedi ve ne gariptir ki, hepsi yaşıyor arkadaşlar, hepsini yaşattınız, yani 2 katrilyon, 3 katrilyon, 500-600 milyar borcu olanların hepsi yaşıyor, bir garip KAYISIBİRLİK mi kaldı arkadaşlar? Vurdunuz boynunu, kopardınız. Vurdu boyunlarını, koparttı arkadaşlar. Garip ya! Tüm borcu 5 trilyondu arkadaşlar ya, tüm borcu. Eğer iyi yönetilmiyorsa, iyi yönetmedilerse, kim bunun cezasını hak ettiyse cezasını verseydiniz ama Malatya kayısısının geleceği için alternatif çözüm getirseydiniz ama boynunu vurmasaydınız ve garip bıraktınız. Sanayi Bakanlığı bu konuda suçludur ve bu suçunu da mutlaka, mutlaka, mutlaka Malatya’ya karşı bir şekilde çözmelidir arkadaşlar. Bunun da, Sayın Bakan, altını çiziyorum.

Yine burada bahsettim, yine de bahsettim, esnaftan biraz bahsedeceğim. Sayın Bakan, can suyu krediniz, can suyu kredisi olmamıştır. Can suyu kredisi, işi iyi olan… Herkesin işi iyi olsun ama esnafın işinin ne kadar iyi olduğunu artık siz tahmin ediyorsunuz, hepiniz biliyorsunuz. İşi iyi olan… Eğer bir esnafın vergi borcu yoksa arkadaşlar, sigorta borcu yoksa o esnafın işi kısmen iyidir. Zaten sorun burada, o esnaf vergi ve sigorta borcunu ödemek için sizden para istiyor, devletine ödemek için. Onun için, can suyu kredisinde, özellikle vereceğiniz krediden esnafın vergi ve sigorta borçlarını mahsup etmek kaydıyla bu esnaflara da kredi olayını bir an evvel getirmelisiniz çünkü esas sorunu olan, esas büyük sorunu olan bu esnaf. Onun için can suyu krediniz hiçbir işe yaramamıştır Sayın Bakanım.

Değerli arkadaşlar, yine bir çek kanunundan bahsettim, günlerce burada söyledim, hâlâ piyasayı kilitlemektedir, piyasa kilitlenmiştir. Çekler artık piyasada hiçbir işlev göremez hâle geliyor iki konuda: Bir, çekten rücu, cayma. Bu çek hilafım dışında elimden çıkmıştır… Bir talimat bankaya, onurlu, sorumlu alacaklı güç durumda kalıyor. Sahte borçluyu koruyor bu yasa. Mutlaka hem onun hem de vadeden önce cirantalara kanuni takip yapmanın önüne geçilmesi lazım dedim hâlâ daha duyuyorum, okuyorum gazetelerde: “Hazırlıyoruz.” Hazırlayacaklar ama iş işten geçiyor. Sayın Bakan demin dedi ki: “Envanter hazırlıyoruz, sanayi envanteri.” Sayın Bakan, envanter istediğin kadar yapın ama kurtlar, kuşlar o envanteri yerse ne olacak? Gitti, gitti.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Gitmiyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Her şey gidiyor, geç kaldınız, geç kaldınız. Geç kalıyorsunuz. O envanter bir işe yaramaz çünkü…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayı azalır, daha kolay olur!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Geç kalıyorsunuz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – İşletmeler olmazsa Sanayi Bakanlığı daha iyi idare edilir!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bugün bir şeye mutlu oldum. Sarkozy açıklama yapmış -demin telefonuma mesaj geldi- İsrail’le Filistin ateşkesi kabul etmiş. Bir kere mutluluğumu ifade edeyim. Ben burada bu açıklamayı ilk bize duyuran Sarkozy’e de teşekkür ediyorum.

NURİ USLU (Uşak) – Başbakana da teşekkürler…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Sarkozy’e teşekkür ediyorum.

NURİ USLU (Uşak) – Başbakana…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır, o kestirmedi, o kestirdi.

NURİ USLU (Uşak) – Aslanoğlu, Sayın Başbakanımıza da teşekkür edin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, bu ara, tabii devlet memurları…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Size başka bir şey daha söyleyeceğim arkadaşlar. Bu ara moda oldu.

NURİ USLU (Uşak) – Aslanoğlu, Sayın Başbakanımıza da teşekkür et.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Beyefendiciğim, bana haberi duyuran Sarkozy’e teşekkür ediyorum dedim.

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Üç saat… Üç saat...

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bu ara moda oldu. Biliyor musunuz, bu ara il valileri de eğilim yoklamalarına gidip kontrol mu yapıyor ne? Böyle bir talimatınız mı oldu acaba?

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Yok öyle bir şey!

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Şanlıurfa Valisi 4 Ocaktaki iktidar partisinin eğilim yoklamasına girip kontrol yapıyor. Acaba neyi kontrol ediyor veya bilemiyorum, gazete haberlerinden böyle okuyoruz. Gazete haberlerinden…

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Ben varım orada…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Ben, Urfa…

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Kim söylediyse yalan söylemiş.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Ben okudum, şaşırdım. Bu nedenle…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Her okuduğuna inanma.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Yani böyle bir şey olmaması gerekir valilerin.

NURİ USLU (Uşak) – Sayın valilerin her yere gitmesi gerek.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa) – Mevlüt Bey, beni tanıyorsan böyle bir şeyin olmayacağını bilmen lazım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Peki efendim. Yoksa… Size inanırım efendim.

Peki efendim. Hepinize saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Şenol Bal. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA ŞENOL BAL (İzmir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 236 sıra sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygılarla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, konuya başlamadan önce, bugün 12’inci gününe giren, İsrail’in, Gazze’de, Filistinli Müslümanlara karşı sürdürdüğü, bebek, çocuk, kadın, yaşlı, hasta demeden sivil insanlara yönelik insanlık dışı saldırılarını nefretle ve lanetle kınıyorum.

Uzun yıllardır yaşamdan çok ölüme daha yakın yaşayan, işgal edilen topraklarında her türlü ambargo yüzünden insan olduğunu unutmuşken yaşamlarını sürdürmeye çalışan Filistinli Müslümanlar bugün göz göre göre yok ediliyor. Bu bir katliam. Bu bir savaş suçu. Bu, insanlığa yapılan en büyük işkence. Bu bir soykırım değerli milletvekilleri.

İnsan haklarını korumak adına kurulduğunu iddia eden uluslararası sanal organizasyonlar, hukuk savaşçıları, demokrasi havarileri ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni üye ülkelere imzalatan Birleşmiş Milletler nerede diye soruyorum. Bosna-Hersek’te Srebrenica’da yapılan soykırımı, Karabağ Hocalı’da yapılan soykırım gibi katliamı, Irak’ta beş yılı aşkındır devam eden milyonların ölümünü, kan ve gözyaşını ne gördüler, ne duydular, ne bildiler.

Kültür coğrafyamız içindeki bu bölgeler için Türkiye hep çabaladı, yardım elini uzatıp yaralara merhem olmaya çalıştı. Tabii ki, Filistin için de yine aynı çabalar devam edecektir ama bölge ülkesi olarak dış politika konusunda yapılan diplomaside de yine yanıldık, yine yanlışlar yaptık.

Özellikle belirtmek istediğim bir husus var: İsrail devleti Yahudi fanatizmi üzerine kurulmuş bir devlettir. İsrail devletinin vaat edilmiş topraklar davası vardır. Bu vaat edilmiş topraklar içine Güneydoğu Bölgemizin bir kısmı da girmektedir. Tabii ki bu fanatizmi kabul etmeyen Yahudileri bu konuda tenzih ediyorum. Bu fanatizme göre Yahudi olmayanların malı, kanı, canı, hasılı her şeyi Yahudiler için helaldir. Bugün Gazze’de çocuk, bebek, kadın demeden, hiçbir sınır tanımadan sivil halka yapılan katliamın altında bu duygu ve bu fanatizm yatmaktadır. Dolayısıyla İsrail devletiyle kurulacak her türlü ticari, askerî ilişkiler, yapılacak olan görüşmeler, İsrail devletinin temel özellikleri, amaçları göz önüne alınarak yapılmadığı için Sayın Başbakanımız hayal kırıklığı yaşıyor. Bakkal dükkânı değil, Türkiye Cumhuriyeti devletini yönettiğini söyleyen Sayın Başbakan, muhatap devletlerin gerçek amaçlarından bihaber olduğundan veya güçlü diplomasi yeteneğine sahip olduğuna inandığından 22 Aralıkta Olmert ile yaptığı görüşmeyi o gün farklı, bugün farklı değerlendiriyor. Bugün “Türkiye Cumhuriyeti’ne saygısızlık yapılmıştır.” diyerek aldatıldığımızı açıklıyor. Bir an önce tabii ki bu saldırıların bitmesi temennisiyle ölenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Sayın milletvekilleri, görüşülmekte olan bu kanun ve tasarı gerekçesine geçmeden önce, Sayın Bakanın, büyük heyecan içinde, Bakanlığı sırasında geliştirdiği sanayi envanterini anlattığına şahit olduk. Yeni adıyla “Girişimci Bilgi Sistemi”ni oluşturduklarını söylüyor Sayın Bakan ve 2 milyon 10 bin 377 işletmenin oluşturduğu 3.800 sektörün incelenmesini ve analizlerini yapabilecek duruma geldiklerini ama bu küresel krizde 224 sektörde anca küresel krizin nasıl etkileneceği konusunu da geçen konuşmasında ifade etti. Şimdi, çelişki burada Sayın Bakan. Kriz gelmiyor, kriz teğet de geçmedi, krizi yaşıyoruz. Bu sanayi envanteri, sanayi ve teknolojik olarak insan gücünü, altyapıyı, makine parkı, fiziki üretim kapasitesi, üretim girdilerinin miktar ve kalitesiyle firma ve ülke bazlı verimlilik, rekabet gücü, kârlılık ve vergi matrahına ait sağlıklı bir analiz ve değerlendirme yapabilecek güçtedir inşallah. Türkiye sanayisinin yüzde kaçı ileri teknoloji ve standartlarda üretim yapabiliyor? İleri teknolojiyi geçebilmek için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz Sayın Bakan?

Sayın milletvekilleri, sanayi ve ticaret uzmanlığı gibi bir meslek unvanı çok geniş bir çerçeveyi içermektedir. Bu unvanın niteliği, etkinliği ve verimliliği üzerinde durmak gerekir. Sanayi ve ticaret uzmanı tarifi ve tanımı yapılmak durumundadır. Zira sanayi uzmanlığı ve ticaret uzmanlığı ayrı nitelikleri haiz olup birbirinden farklı özellik ve işlev taşımaktadır.

Biraz önce Sayın Bakan ifade etti, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, tüketici hizmetleri, AB teknik mevzuatı, metroloji ve kalibrasyon, standardizasyon, akreditasyon, organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, küçük sanayi bölgeleri, esnaf ve sanatkârlar odası vesaire vesaire -böyle uzayıp gidiyor- birçok alanda yönlendirme, düzenleme ve denetleme işlevlerinin yanı sıra izin, onay, belge tanzimi ve düzenlemesi görevlerini de yürütüyor. Bakanlık hizmetlerinin kaliteli, hızlı, çağa uygun, daha etkin ve verimli bir şekilde ve akılcı yaklaşımlarla yerine getirilebilmesi için uzmanlık anlayışının yeniden irdelenmesi gerekir.

Ülkemizde uzmanlaşma anlayışı maalesef yerleşmemiştir ve bunun sonucunda “Bugün git, yarın gel.” anlayışı hantal bir bürokratik yapının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Yeni ihdas edilecek bu kadroların sanayi uzmanlığı, ticaret uzmanlığı ve hatta teknoloji uzmanlığı şeklinde ayrı ayrı ihdası ile görev alanlarının ve işlevlerinin net bir şekilde ortaya konulması daha uygun olurdu diye düşünüyorum.

Kurum personelinin görev tanımlarının yeniden belirlenmesinin ve uzmanların görevlerinin açıkça belirlenmesinin de çok önemli olduğunu vurgulamak isterim.

İkinci husus: Sanayi ve ticaret uzmanlığına ve uzman yardımcılığı kadrolarına atanacak olanlarla ilgili mezuniyet alanlarının belirlenmesi ise yeterli değildir. Zira, bu alanlarla ilgili yükseköğrenim veren birçok fakülte devre dışı bırakılmıştır. Ticaret, turizm, mesleki endüstriyel ve teknik eğitim fakülte mezunları göz ardı edilmiştir. Sanayi ve ticaret dünyasının ihtiyaç duyduğu nitelikli elemanların mezun olduğu bu fakültelerin devre dışı bırakılması, her şeyden önce, konuyla ilgili asıl kadronun görmezden gelinmesi anlamına gelmektedir. Hak ve hakkaniyet açısından bir kere daha bu konunun değerlendirilmesi gerekir.

Üçüncü husus: Uzman istihdamında Hükûmetçe öngörülen 100 sayısının komisyonda ani bir değişiklikle 250’ye çıkarılmasının haklı bir gerekçesinin olmaması da dikkat çekicidir. Akla ilk gelen yine kadrolaşma için yapılan bir değişiklik şeklindedir. Yine, bilgilerle donanmış, dinamik, genç üniversite mezunları için hakkaniyet çerçevesi içinde kadro ihdas edilmesi olarak meseleye bakmak isterdik ama durumun böyle olmadığı apaçık. Sanayi ve Ticaret Bakanlığında olduğu gibi tüm bakanlıklarda kadrolaşma adına kıyım yapılmaktadır. Uzun yıllar bu ülkeye hizmet eden tecrübeli elemanlar bir şekilde tasfiye edilmiştir, atıl durumda bırakılarak bankamatik memuru yapılıp iş verilmemiştir ya da bu kişiler emekli olmaya mecbur edilmişlerdir. Hâlbuki devlette devamlılık esastır. Devlet memurları partizanca davranışlarla küstürülmüş, hayatından bezdirilmiştir, mahkeme kapılarında haklarını aramaya mecbur bırakılmışlardır ve liyakatin önemli olduğu ve doğru iş yapmak demek olan devlet memurluğu anlayışı bu dönemde tamamen yıkılmıştır.

Sayın milletvekilleri, komisyon toplantısında son üç yılda 61 kişinin Tüketicinin ve Rekabetin Korunması ve Avrupa Birliği Koordinasyon Genel Müdürlüklerinde kariyer uzmanlarının bulunduğu yerlerde göreve başladığı, bugün mevcut durumda sadece 25 kişinin uzman ve uzman yardımcısı olarak görev yaptığı, yaşanan ayrılmaların önüne geçilmesi amacıyla kariyer uzmanlığının yeniden ele alınması gerektiği ifade ediliyor. Neden bu alınan elemanlar ayrılıyor, bunun da irdelenmesi gerekir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığında hâlihazırda gerek özelleştirme kapsamında bulanan kurum ve kuruluşlardan ve gerekse diğer kamu kurum ve kuruluşlarından yatay geçişle gelen ve büyük çoğunluğu araştırmacı kadrosunda istihdam edilen yüzlerce mühendis, teknik personel ile bankacı ve ticaret uzmanı kişilerin olduğu bilinmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

ŞENOL BAL (Devamla) – Bu personelin büyük çoğunluğu da bankamatik memuru olarak isimlendirilen bir tarzda atıl olarak boş vaziyette Bakanlıkta çalışmaktadır. Bu elemanların verimli çalışması için yeni bir düzenleme niçin yapılmamaktadır? Bunu da sormak istiyorum.

Sayın milletvekilleri, bu tasarıyı izah ettiğim nedenlerden dolayı desteklemediğimizi, yeniden ele alınması gerektiğini belirtir, hepinizi saygılarımla selamlarım. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bal.

3’üncü madde üzerinde şahıslar adına ilk söz, Sakarya Milletvekili Sayın Hasan Ali Çelik’e aittir.

Sayın Çelik burada mı? (MHP sıralarından “Yok, yok.” sesleri)

İyi ki hocalık günlerim geride kaldı.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN ALİ ÇELİK (Sakarya) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 236 sıra sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi hakkında söz almış bulunmaktayım.

Dünyada ekonomik faaliyetlerin hızlanması, ekonomik çeşitliliklerin de çok artması ve bu faaliyetlerin de birbirleriyle olan bağları, iş ve işlemlerde karmaşık bir durum doğurmaktadır. Bu durum, kamusal faaliyetlerin yürütülmesinde uzmanlaşmaları da zorunlu hâle getirmiştir. Bütün dünya aynı anda hızlı bir iletişim ve etkileşimi de yaşamaktadır. Dolayısıyla tüm dünyada güçlü bir rekabet söz konusudur. İnsan kaynaklarının doğru, yerinde ve etkin kullanılması şarttır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı başta olmak üzere, kamu kurum ve kuruluşlarında da uzmanlık alanları oluşturmak suretiyle hizmette kalite ve hız sağlamak hizmet alan ve veren herkesin yararınadır. Böylece, en değerli varlığımız olan insan kaynaklarının en iyi bir şekilde değerlendirilmesi bir gerekliliktir. Bu kapsamda, liyakate dayalı bir istihdam, kamu personeli seçiminde, gelişiminde ve bu personelin eğitiminde hassasiyet, kamu hizmet organizasyonlarında da görev alan herkesin güçlü, sorumlu ve yetkili bir donanımla yer alıyor olması önemlidir. Aynı zamanda, her geçen gün daha tecrübeli, başarılı ve yüksek memnuniyet sağlayan personel, arzu edilen, takdir edilen değer kriterleridir ve performans kriterlerinden de bazılarıdır.

Yine, bu konuda “uzmanlık alanları” tanımıyla bir çalışma yürütülmesi de memnuniyet vericidir. Kanunun 3’üncü maddesinde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun bazı maddeleri ve bölümleriyle ilgi kurularak düzenlemeler yapılmıştır. Zam ve tazminatlar, özel hizmet tazminatları, ek gösterge ve makam tazminatı gibi kısımlarda uyumlu bir yapı kazandırılmıştır.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının yapısı, özellikle uzmanlık alanları bakımından baktığımızda, tüketici hizmetleri, Avrupa Birliğiyle uyum, standardizasyon, ölçü, ayar ve kalibrasyon gibi çeşitli bölümler; bununla birlikte, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve yine geçen dönem çıkarılmış bulunan Lisanslı Depoculuk Kanunu, Sebze ve Meyve Ticareti ve Haller Yasası, kooperatifçilik gibi konular hep ayrı uzmanlık alanlarından bazılarıdır ki bunlar için burada, çalışma alanlarında uzmanlıklar oluşturmak hakikaten gerekliliktir. Dolayısıyla, Avrupa Birliği teknik mevzuatının büyük çoğunluğunun bu düzenlemeye uygun hâle getirilmesi bu uzman kadroların gayretleri ve çalışmalarıyla yerine gelebilecek durumdadır.

Diğer taraftan, tüketici ve rekabet uzmanlığı için öngörülen özlük haklarının yetersizliği sebebiyle, özel sınavla alınarak göreve başlatılan uzman yardımcılarının büyük çoğunluğu, özlük hakları daha iyi olan kurum ve kuruluşlara geçmektedir. Özlük haklarının yetersizliği nedeniyle kariyer uzmanlarının görevden ayrılmaları ciddi bir emek ve iş gücü kaybına da yol açmaktadır. Söz konusu kanun ile ihdas edilecek sanayi ve ticaret uzmanlarının sorumlu olacağı mevzuat hükümlerinin ve alanların ağırlığı ve çeşitliliği dikkate alındığında bu kadroların tercih edilebilecek kadrolar arasında yer almasının temin edilmesi gerekmektedir. Önerge ile sanayi ve ticaret uzmanlarına, çeşitli bakanlık ve müsteşarlıklarda görev yapan bazı uzmanlara verilmiş olan ödemeye esas bazı unsurlarda eşitlik sağlanması ve Bakanlık tarafından da yetiştirilen uzmanların diğer kuruluşlara geçmelerinin önlenmesi amaçlanmıştır.

Bu amaçla yapılmış olan kanunun ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çelik.

Şanlıurfa Milletvekili Sayın Ramazan Başak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

RAMAZAN BAŞAK (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım, yüce heyetinizi Sayın Meclis Başkan Vekilimin şahsında saygıyla selamlıyorum.

236 sıra sayılı Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 3’üncü maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.

Tabii normalde 3’üncü maddenin üzerinde konuşmam gerekiyor ama Şanlıurfa kamuoyunda tanınan, sevilen Malatya Milletvekilimiz Sayın Aslanoğlu’yla ilgili birkaç kelime söylemek istiyorum. Gerçekten kendisini çok seviyoruz ama gerek Şanlıurfa kamuoyunda gerek Meclisimizde yanlış anlaşılan iki hususu müsaadelerinizle ben yüce heyetinize takdim etmek istiyorum. Sevgili Ağabeyim, Sayın Milletvekilim tabii İnternet sayfalarıyla ilgili birkaç kâğıdı oradan gösteriyor. Pazar günü Türkiye genelindeki birçok ilde AK PARTİ’nin teşkilatlara vermiş olduğu önemin göstergesi olan temayül yoklamaları yapıldı. Bu illerin başında da Şanlıurfa gelmekteydi. Şanlıurfa halkının partimize, milletimize, insanlarımıza, Sayın Başbakanımıza göstermiş olduğu teveccühün en büyük göstergesi 22 Temmuz 2007 seçimleriydi.

Bakın, saygıdeğer milletvekilleri, sayın valilerimiz görevlerini devlet adına yaparlar. Sayın valilerimizin görevleri, bulundukları yerlerde kurumlar arasındaki koordinasyonu sağlamak ve şehrin, ilçenin, köyüne kadar her tarafında gerekli sorunlarla ilgilenmeleridir.

Sayın Valimizin pazar günü AK PARTİ temayül yoklamalarının yapıldığı Devlet Su İşleri salonunda asla ve asla olmadığını Sayın Valimizden değil, ilgili güvenlik görevlilerinden, parti temsilcilerinin hepsinden ben öğrenmiş bulunmaktayım. Lütfen, Sayın Valimizin şahsında devletimize haksızlık yapmayalım diyorum. İnternet köşelerinde yazılan yazılara itibar etmeyelim diyorum. Gelen yazıların en azından teyidini aldıktan sonra bu kürsüde paylaşalım diyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Saygıdeğer milletvekilleri…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ramazan Bey, sordum, sordum…

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Dedim ya Mevlüt Ağabey, gerçekten sizi çok seviyorum. Bu Parlamento çatısı altında tek bir hedefimiz var: Bu ülkeye, bu millete hizmettir ve sizin de aynı görüş için çaba sarf ettiğinizden hiçbir şüphem yok ama Şanlıurfa kamuoyunda gerçekten, biz milletvekillerini demiyorum, Şanlıurfa’daki tüm siyasileri zan altında bıraktığınız bir husus daha var.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Nedir o?

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Bakın, bundan birkaç hafta önce, Şanlıurfa’nın, Van’ın, Denizli’nin büyükşehir belediyesi olmasıyla ilgili bir konuşmanız var ve Şanlıurfa kamuoyunda, diğer illerimizde de aynı şekilde olduğunu öğrendim, deniliyor ki: “Milletvekilleri neden büyükşehir olması için uğraşmıyor?”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Evet.

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Bakın, ben tarih ve sayı veriyorum. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 4’üncü maddesini biz 10/07/2004 tarihinde değiştirmişiz saygıdeğer milletvekilleri. Beni şu anda aziz milletim, tüm milletim dinliyor ve tüm kesimler dinliyor, Şanlıurfa halkı dinliyor, Van dinliyor, Denizli dinliyor. Biz 2004’te, 10/07’de ne yapmışız? Biz demişiz ki: Bugüne kadar, siyasi partiler oy almak için kanunla büyükşehir belediyeleri vermişler. En son vermiş oldukları büyükşehir de yanılmıyorsam Adapazarı.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Biz büyükşehir belediyesi olmak istemiyoruz. Para istiyoruz, para.

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Bakın, AK PARTİ 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 4’üncü maddesinde bir değişiklik yapmış. Bu 4’üncü maddede AK PARTİ diyor ki: “750 bin nüfusa varmış olan, o sayıyı yakalamış olan şehirler büyükşehir statüsüne girebilir.”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Biz büyükşehir olmak istemiyoruz, paramızı istiyoruz, paramızı.

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Bakın, saygıdeğer milletvekilleri, parayı biz eşit gönderiyoruz.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Nerede?

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Tüm siyasi partilere eşit gönderiyoruz. Bunun en büyük göstergesi de İller Bankası başta olmak üzere yapmış olduğumuz hizmetlerde belli.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Erzurum 200 trilyon aldı, Urfa kaç para alıyor? Burada anlaşamadık.

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – Saygıdeğer milletvekilleri, saygıdeğer vatandaşlarımız da duyuyorlar bizi, lütfen, AK PARTİ, siyasetteki suistimalleri önlemek için her şeyi belli bir çizginin içerisine almaya çalışıyor, rayın içerisine almaya çalışıyor. Bakın, Türkiye’de on altı tane büyükşehir belediyesi kanunla yapılmış. Altını çizerek söylüyorum “keyfî” demiyorum, mümkün mertebede gerekiyorsa tüm büyük şehirlerimizi daha fazla para aktarmak için büyükşehir statüsüne alalım. Ama siyaseten güçlü olan illerin büyükşehir statüsünü aldığı yerlerde, siyaseten güçlü olmayan illerdeki sıkıntıyı da ben kamuoyuyla birlikte yüce heyetinizin dikkatine sunmak istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum

RAMAZAN BAŞAK (Devamla) – AK PARTİ’nin, bu siyasi suistimalleri ortadan kaldırmak için ticaretten sanayiye, turizmden sağlık alanına yaptığı her faaliyette tek bir amacı vardı, milletine, insanlarına hizmet ve suistimalleri önlemekti. Büyükşehir hususunun da özellikle temelinde bunun yattığının bilinmesini istiyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, tabii, ticareti ve sanayiyi konuşmak için çıktım ama affınıza sığınarak bunlara değinmek istedim. Bir ülkenin kalkınması öncelikle üretimden geçer, ürettiğinizi işlemekten geçer ve işlettiğinizi satmaktan geçer. Yani sanayinizi geliştireceksiniz, ticaretinizi geliştireceksiniz, çiftçiye destek vereceksiniz. Bunların bilincinde olan AK PARTİ kadroları…

Ticaretin ve sanayicinin “patronu” demeyeceğim, hizmetçisi olan, hizmetkârı olan Sayın Bakanımın şahsında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ilgili maddelerinin hayırlı, uğurlu olması temennisiyle yüce heyetinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Başak.

Madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyoruz.

Sayın Akkuş...

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakanım; geçtiğimiz yıl, hipermarketler yasasını getireceğinizi belirtmiş ancak getirmemiştiniz. Bu konuda bir çalışmanız var mı? Ne zaman getireceksiniz?

İki: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, görevini sürdürürken birtakım unvanlara sahip elemanlar kullanır. Bu yasa tasarısıyla, unvana bağlı bir kısım kadroları iptal edip yerine sanayi ve ticaret uzmanı ve yardımcısı kadrolarını ihdas ediyorsunuz. Bu durumda unvana bağlı kadroların işini nasıl ve kim tarafından yürüteceksiniz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Güvel…

HULUSİ GÜVEL (Adana) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Sayın Bakanım, Ankara’da bulunan ön ödemeli doğal gaz sayaçlarından şu ana kadar kaç adedini Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak denetlediniz? Bunlardan ne gibi sonuçlar aldınız? Denetlenmemişse bunun gerekçeleri nelerdir?

İkinci sorum: Adana Organize Sanayi Bölgesinde 2008 yılı içinde kapanan tesis var mıdır, kapasite düşüşüne giden tesis var mıdır? Bu iş yerlerinden ne kadar işçi çıkarılmıştır? Adana’yı teşvik kapsamına almayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Doğru…

REŞAT DOĞRU (Tokat) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakandan öğrenmek istiyorum: Tokat ili Zile, Turhal organize sanayi bölgeleri, Yeşilyurt ve Reşadiye küçük sanayi siteleri uzun zamandan beri bitirilmeyi bekliyor. Bunlara 2009 yılında ne kadar ödenek ayırdınız, ne zaman bitirmeyi düşünüyorsunuz?

İkinci sorum olarak: Birçok ilde kalkınma ajansları kurulmuş ve görev dağılımı yapılmıştır. Tokat’ın da bulunduğu kalkınma ajanslarına Sanayi Bakanlığı olarak ne tür destekler düşünüyorsunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Çalış…

HASAN ÇALIŞ (Karaman) – Sayın Başkan teşekkürler.

Sayın Bakanım, organize sanayi bölge müdürlüklerimize doğal gaz üzerinden verilen payın artırılmasıyla ilgili Sayın Hükûmetimizin bir sözü vardı. Bu yıl bu hayata geçecek mi? Organize sanayi bölge müdürlüklerimiz bunu bekliyorlar.

Bir diğer sorumuz da… 2009 yılında sanayicilerimizin doğal gaz alabilmesi için banka teminat mektubu ya da ipotek istenmesi uygulamasından bu kriz ortamında vazgeçmeyi düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Bal…

ŞENOL BAL (İzmir) – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, hipermarketler KOBİ’lerden “raf parası” adı altında para almakta, ayrıca KOBİ’lerden hipermarketlere olan satışlarda yüzde 20’lere varan tenzilat talep edilmekte, piyasadaki hâkim durumlarından dolayı KOBİ’ler aleyhine piyasa aksaklığı meydana gelmektedir. KOBİ’lerin hipermarketlerin hâkim gücünü kullanmasından kaynaklanan sıkıntıların çözümlenmesinde ne düşünüyorsunuz? Hipermarketler yasasını çıkaracak mısınız?

İkinci sorum: Torbalı Ahmetli köyünde yer tespiti gerçekleşen ve kamulaştırma çalışmaları devam eden Torbalı Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları ne zaman tamamlanacaktır?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, kredi kartları faizleriyle ilgili kamuoyuna yansıyan bazı haberler var. Bilindiği gibi, bunların sayısı milyonları geçti, borç limitleri de milyarları. Bu konuda tüketicilere, halka bir müjde vermeyi düşünüyor musunuz kredi faizlerinin yapılandırılması, borçlarının yapılandırılması, faizlerin indirilmesi konusunda?

İkinci sorum: Putin yakın zamanda demişti ki: “Ucuz gaz devri bitti.” Ve Gazprom Türkiye’ye olan gazı kesti. Bunlar Moskova, İran, Libya’nın da katıldığı Doğal Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumunda… GECF’yi koruyor. Türkiye neden bu yeni oluşumun içinde değil? Çünkü otuza yakın ülke bunda yer alırken -Cezayir, Bolivya, Bruney, Mısır, Endonezya, Libya, Malezya, Nijerya, Katar- neden Türkiye yok? Bu konuda bir çalışması var mı Bakanlığın?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Bakan…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; teşekkür ediyorum sorulan sorulara, verilen görüşlere. Ancak birkaç hususu düzeltmek mecburiyetindeyiz. Burada, tüm Türkiye'nin bizi televizyonları başında ve dünyanın izlediği bir ortamda sırf siyaset yapma uğruna yanlış bilgi vermek bence doğru olmaz. Bazı bilgilerimizi doğru olarak yeniden düzeltmek, teşhis etmek mecburiyetindeyiz. Eğer doğrusu bilinmiyorsa bunun doğrusu konusunda ben Bakanlık olarak da her türlü yardımı yapmaya hazırım.

Evet, bir kere, yıllarca banka genel müdürlüğü yapmış, ekonominin içinde bulunmuş birinin bilmesi gerekir. Teşvik ve Uygulama Genel Müdürlüğü Hazine Müsteşarlığına, o da devlet bakanlığına bağlıdır. Dolayısıyla teşvikle ilgili kanun, teşvikle ilgili düzenleme ya Hazinenin bağlı olduğu devlet bakanlığı tarafından yapılır veya vergisel teşvik varsa Maliye Bakanlığı tarafından yapılır ama Beyefendinin, Sayın Vekilimin söylemiş olduğu… Tabii keşke olsa, Sanayi Bakanlığı yapsa teşvikle ilgili çalışmayı! Gönülden katılıyorum. Ancak bunu söylerken kürsüde -yanlış bilgi yanlış yönlendirme yapar Sayın Milletvekilim- diyeceksiniz ki…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sizsiniz yorumun sahibi Sayın Bakanım.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Şunu söyleyeceksiniz, yani gönlünüzden geçeni diyeceksiniz ki…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Evet… Evet…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – …bu işin doğru adresi Sanayi ve Ticaret Bakanlığıdır, oraya verilmesini teklif ediyorum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Onu söylüyoruz Sayın Bakanım.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Ama kalkıp bunu bu şekilde, bilmeden, sırf laf söylemek uğruna yanlış bilgilendirme yapmayı ben doğrusu size yakıştıramadım.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakanım, yakışmayacak bir şey yok.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Bunu söylüyorum çünkü ben sizi yıllardır tanıyorum, yıllardır banka genel müdürlüğü yaptınız ve kalkıp, yıllardır banka genel müdürlüğü yapmış biri “Efendim verilen bu cansuyu kredileri hiçbir şeye yaramadı.” derse, o zaman geçmişte sizin banka genel müdürlüğünü nasıl yaptığınızdan şüphe ederim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ne ilgisi var Sayın Bakanım ya!

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Çünkü bu krediler, verilen krediler sıfır faizlidir. 1,6 milyar YTL kredi verilmiştir, 25 bin işletme kredi almıştır. “Hiçbir şey”den sizin anladığınızın ne olduğunu açıklamanızda bir fayda var. Yani, hiçbir şeyin karşılığı 25 bin işletme, hiçbir şeyin karşılığı 1,6 milyar YTL sıfır faizli ise, dolar bazında yüzde 14 faizlerin olduğu bir ortamda sıfır faizli altı ay vadeli ihracatçıya bir kredi vermeyi hiçbir şey kabul ediyorsanız artık ben onu sizin insafınıza bırakıyorum. Ben de banka genel müdürlerinin kredilerin nasıl olduğunu, alıp verdiğini, nasıl olduğunu çok iyi biliyorum. Keşke böyle bir şey söylemeseydiniz!

Diğer taraftan, efendim, sürekli KAYISIBİRLİK konusu gündeme getiriliyor. Arkadaşlar, bakın doğru şeyleri bilmekte fayda var: Benim Bakanlığıma bağlı on yedi tane tarım satış kooperatif birliği var ve bunlar 2000 yılında artık borçları ödeyemez, borçları çekemez hâle geldiği için o tarihteki hükûmet tarafından çıkarılmış olan bir kanunla yeniden yapılandırma kapsamına alınmıştır ve birçok…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Bir tane o mu Sayın Bakanım?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Hayır, bir tane değil efendim, dinleyin.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Bir tane o…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Birçok birliğin burada düzeltmesi yapılmış, borçları düzelmiş, kendilerine yeni borçlar verilmiş ve birçok birlik bunları ödemiş.

Şimdi, gelin KAYISIBİRLİK’e… Yoksa ben kayısıyı da çok severim Sayın Milletvekilim, onu da söyleyeyim size.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ben söylemiştim Sayın Bakanım. Hepsi ödemiş mi? Hiçbiri ödemedi.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – KAYISIBİRLİK… 2000 yılında, öncesinde 17,9 milyon YTL borcu varmış KAYISIBİRLİK’in. Kendisine 2001, 2002, 2003 yıllarında 9,6 milyon YTL yeni kredi verilmiş. Tek bir kuruş, arkadaşlar, tek bir kuruş ödemediği için geçmişteki borçları da muacceliyyet kesbetmiş ve benim Bakanlığım tarafından değil -yanlış bilgi veriyor değerli arkadaşımız, aslında bunları benden daha iyi bilmesi lazım- 6183 sayılı Yasa gereği borçları kendisinden tahsil edilmek üzere işlem yapılmış.

Şimdi, tek bir kuruş borcu ödemeyeceksiniz ve kalkacaksınız devletin, 70 milyon vatandaşın hakkından bahsedeceksiniz, sonra dönüp diyeceksiniz ki: “Efendim, bizi… Niye kapattık?”

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Evet…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Kapatılma yok.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakanım, FİSKOBİRLİK’in ne kadar borcu var?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Bakın tekrar söylüyorum: Kendi cari giderlerini dahi karşılayamayan bir birlik, bir işletme olmaz arkadaşlar. Ben yirmi yedi yıl sanayicilik yaptım. Eğer bir işletmede toplamış olduğunuz parayla giderlerinizi karşılayamıyorsanız dükkânınız kapanır.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Başka tüm birlikler borcunu ödedi mi Sayın Bakan?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Şunu soruyorum: Efendim, KAYISIBİRLİK kapatılmış…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Başka tüm birlikler borcunu ödedi mi?

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Ben sizden daha yüksek sesle konuşurum.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Bakın, ben daha yüksek sesle konuşurum. Sesinizi yükseltmeyin. Ben daha fazla yüksek sesle konuşurum.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Hayır ama…

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Şimdi, KAYISIBİRLİK kapandı. Peki -ben size daha evvel de söyledim- ne işiniz vardı? Siz de öz kayısı birliği kursaydınız. Kim sizi engelledi?

OKTAY VURAL (İzmir) – Biraz daha yavaş konuşursa anlarız.

Biraz daha sakin Sayın Bakan.

BİLGİN PAÇARIZ (Edirne) – Sayın Bakan, lütfen sinirlenmeyin.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Hakiki kayısı birliği kursaydınız. Kim engelledi?

Şimdi, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bakın, birbirimizi bilgilendirirken yanlış şeyler söylemeyelim, doğruyu söyleyelim. Doğrunun başımın üstünde yeri var.

Efendim, KAYISIBİRLİK kapanmış. Olur... Size bahsettim nasıl kapandığını. Tamamıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığının dışında bir olay. Borcunu ödememiş. Ödeseydiniz borcunu, devam ettirseydiniz veya kalkmışsınız…

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, bir tek borçlu o mu diyorum, ben onu soruyorum size.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, lütfen…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Öz kayısı birlik, hakiki kayısı birlik, öz Malatya kayısı birlik… Kursaydınız birliği. Buna engel bir şey yoktu ki. Gelseydiniz karşıma, ben bununla da yapsaydım. Dolayısıyla, burada yanlış ajitasyon, yanlış bilgi verip kendi kendimizi de kandırmayalım.

Şimdi, bunu söyledikten sonra şunun altını çizmek zorundayım: Efendim, girişimci bilgi sisteminde 3.800 sektör var, 224 sektörü izliyoruz. Ben bunları söylerken… Lütfen, rica ediyorum, bazı milletvekillerimiz tutanaklardan çıkartıp benim ne konuştuğuma baksınlar. Bakın, ben bu hayatın içinden geliyorum. Bu konularda söylediğim şeyler benim yirmi yedi yıllık birikimimdir. Ben bunları defter kitap sayfalarından öğrenmedim, televizyon programından öğrenmedim. Ben sanayiyi, üretimi, yatırımı, ihracatı, istihdamı fiilen yirmi yedi sene yaşamış biriyim. Onun için burada 224 sektörden kastım benim, ana başlık altında toplam Türkiye’deki 224 sektörü biz şu anda Girişimci Bilgi Sistemi’yle izliyoruz, görüyoruz. Maliyenin, Sosyal Güvenlik Kurumunun, gümrük verilerinin bize her geldiği anda bunlar üzerinden değerlendiriyoruz. Geçmişte el yordamıyla, tahminle yapılan şeyler şimdi önümüzde bir portal vasıtasıyla yapılıyor. Sadece özel sektör 2003 yılından 2006 yılına… Çünkü, sanayi yapmıyoruz dediler. Hakikaten hayretlerle karşılıyorum. Yani sanayicilik yapmış bir insan olarak ve 2002’den sonraki sanayinin atılımını, sanayi ürünlerinin ihracat kapasitesini bilen bir insan olarak… Sadece özel sektör 2003-2006 arasında 194 milyar YTL’lik sabit sermaye yatırımı yapmıştır. Bu yatırımları yaparak özel sektör bugün bu rekabet gücünü yakaladı, bu kadar üretim, ihracat yaptı. 659 milyar dolarlık gayrisafi millî hasıla Türk özel sektörü tarafından yapıldı.

Sayın Başkanım, bir şey daha söyleyip bitireceğim. Şimdi, yine, bir şeyi söylerken bunun aslının astarının sağlam olması lazım. Efendim, bizim Hükûmetimiz döneminde, Bakanlığım döneminde memur kıyımı varmış, yandaşlık varmış, şu varmış. Şimdi ben yüce Meclise soruyorum: Arkadaşlar, bir yılda 24 tane insanı görevden almak mı kıyımdır, 1 kişiyi görevden almak mı kıyımdır? Soruyorum size. 57’nci Hükûmet döneminde ilk bir yılda 24 kişi görevden alınmıştır. Bizim 60’ıncı Hükûmet dönemimizde 1 kişi ve teftiş raporuyla görevden alınmıştır.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kalmadı ki Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) - Söylüyorum: 57’nci Hükûmet döneminde 43 tane atama vardır, benim dönemimde yapılan 16 atama var. Şimdi, bunu yüce Meclisin ve bizi izleyen vatandaşlarımızın takdirine bırakıyorum. Bu konuda atanan ve görevden alınan sayısı budur. Sadece 57’nci Hükûmet döneminde yargı kararıyla görevine iade edilen sayısı 24’tür.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – 58 ve 59’u da söyleyin Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Efendim, siz konuşun… Beni de dinleyeceksiniz ben nasıl dinlediysem.

Dolayısıyla, şunun altını çizmek durumundayız…

ŞENOL BAL (İzmir) – Kaç kişi mahkemelik Sayın Bakan?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) - Bakın, bunları konuşurken her birimizin elinde bilgi var, her birimizin elinde notlar var. 43 tane insanı göreve atayacaksınız, 16 atamada daha fazla yandaşlık var diyeceksiniz, bunu kabul etmem mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, diğerlerine yazılı olarak cevap vereceğim.

BAŞKAN – Onları yazılı olarak vereceksiniz.

Sayın milletvekilleri, madde üzerinde üç önerge vardır, ilkini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin ikinci cümlesinin Tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Nurettin Canikli

Bayram Ali Bayramoğlu

Cüneyt Yüksel

 

Giresun

Rize

Mardin

 

Yahya Doğan

 

Özkan Öksüz

 

Gümüşhane

 

Konya

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyette olduğundan birlikte işlem yapacağım. İstemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz verdikten sonra oylarınıza sunacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 236 Sıra Sayılı Kanun Tasarısının 3. maddesine (d) bendinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Rasim Çakır

Mehmet Ali Susam

 

Malatya

Edirne

İzmir

 

Sacid Yıldız

 

Abdullah Özer

 

İstanbul

 

Bursa

“d) 43. maddesinin (B) fıkrasına 527 sayılı KHK ile eklenen “II-Teknik Hizmet Sınıfı” bölümünün (b) bendinden “kimyager” sözcüğü çıkarılarak (a) bendine “şehir plancısı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kimyager” ibaresi eklenmiştir.”

BAŞKAN – Diğerini okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 236 sıra sayılı kanun tasarısının 3. maddesine aşağıdaki (d) bendinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

“d) 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 43. Maddesinin (B) fıkrasına 527 sayılı KHK ile eklenen I Sayılı Cetvelin “II-Teknik Hizmet Sınıfı” bölümünün (a) bendine “Şehir Plancısı” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile Kimyager” ibaresi eklenmiştir.”

 

Oktay Vural

Necati Özensoy

Prof. Dr. Osman Çakır

 

İzmir

Bursa

Samsun

 

Ahmet Kenan Tanrıkulu

 

Abdülkadir Akcan

 

İzmir

 

Afyonkarahisar

BAŞKAN – Komisyon önergelere katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – İlk baştakini, ilk okunanı takdire bırakıyoruz.

BAŞKAN – İkisi birbirinin aynı. Daha ona gelmedik. İki ve üçüncü önergelere…

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Diğer ikisine katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Hangi ikisi efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Kimyagerlikle ilgili olan.

KÜRŞAT ATILGAN (Adana) - Kimyagerlere mi katılıyoruz efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) - Katılmıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, tutanaklara geçsin diye söyleyeyim: Ferit Mevlüt Aslanoğlu, Rasim Çakır, Abdullah Özer, Sacid Yıldız, Mehmet Ali Susam’ın teklifine, önergesine katılmıyoruz.

Yine, Sayın Oktay Vural…

BAŞKAN – Onları söyledik. Sadece siz “Katılmıyoruz.” deseniz…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Yani hayır, demin arkadaşlar sordu da…

Abdülkadir Akcan… Buna da katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Anlaşıldı Sayın Bakan, anladık.

OKTAY VURAL (İzmir) – Kategorik olarak muhalefete katılmayıp iktidara mı katılıyorsunuz?

BAŞKAN – Sayın Vural, konuşacak mısınız, gerekçeyi mi okutayım?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Çakır konuşacak.

BAŞKAN – Samsun Milletvekili Osman Çakır, buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

OSMAN ÇAKIR (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda da değişiklik yaptığı için 1994 yılından beri mağdur edilmiş olan ve teknik hizmetler sınıfında sayılmayan kimyagerlerin, teknik hizmetler sınıfında sayılabilmesi için (1) sayılı cetvelden, (1) sayılı cetvelin (b) bendinden (a) bendine alınmaları için bir önerge vermiş oluyoruz.

Türkiye’de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çalışan memurları sınıflandırarak ona göre maaş vermektedir. Dört yıllık üniversite mezunu olan kimya, gıda, ziraat mühendisleri, biyolog, eczacı ve kimyagerler çoğunlukla aynı laboratuvarlarda, aynı işi yaparken ve aynı iş riskine sahip olarak çalışırken pek çok laboratuvarda da kimyagerler, şef veya sorumlu müdür olarak çalışırken ağırlıklı olarak laboratuvar ve kimya eğitimi alan bu kimyagerler, kimya mühendislerinden, biyologlardan, ziraat mühendislerinden, eczacılardan ayrılmakta ve teknik hizmetler sınıfı (1) sayılı cetvelinin (b) bendinde sınıflandırılmaktadır. Bu durumda ek göstergeleri 3600 yerine 3000 olmaktadır.

1994 yılına kadar bu durum böyle değildi, teknik hizmetler sınıfının (a) bendinde yer alıyorlardı fakat o sırada çıkarılan bir kanun hükmündeki kararnameyle bunlar (b) bendine alındılar. Fakat bu daha sonra Anayasa Mahkemesine gitti. Anayasa Mahkemesinde bu kanun iptal edilmesine rağmen ve yenisi çıkarılması öngörülmesine rağmen maalesef o tarihten bu yana bu kanun çıkarılamadı ve kimyagerler o tarihten bu yana kimya mühendisleri, biyologlar, gıda ve ziraat mühendisleri ve eczacılar yanında mağdur duruma düşmüşler. Aynı zamanda kimyagerlerin emeklilik işlemlerinde de büyük bir mağduriyet var. Onun için bu kanun 657 Devlet Memurları Kanunu’nda da değişiklik yaptığı için ek bir maddeyle bu düzenleme yapılabilir.

Kimya son derece önemli bir bilim dalıdır çünkü kimya daha güzel bir dünya demektir. Türkiye’de kimya sanayisinin gelişmesinde çok büyük katkılar yapmıştır kimyagerler ve bugün dünyayla rekabetimizde kimya sanayisinin fevkalade önemi ve kimya sanayisi çalışanlarının, kimyagerlerin de çok büyük emeği vardır. Onun için dünyadaki kimya alanındaki tüm gelişmeleri en çağdaş bir şekilde takip eden ve uygulamalarını da Türkiye’mizde bu çağdaş bir şekilde devam eden, yapan kimyagerlerimizi bu fırsatla değerlendirip onların bu mağduriyetinin giderilmesini amaçlıyoruz.

Hatta şunu da burada ilave edeyim: Bugün kimya dalında yeşil polimerlerin sentezleri ve elektronik görüntüleme mekanizmalarının geliştirilmesinde de üniversitelerimizdeki kimyagerlerin çok büyük katkıları olmuştur. Şimdi, aynı iş yerinde çalışan, aynı laboratuvarda çalışan, şef hatta müdür seviyesinde çalışan kimyager yanında çalıştırdığı biyolog, kimya mühendisi gibi diğer elemanlardan daha az maaş almakta ve emeklilikte de daha az haklardan yararlandırılmaktadır.

Onun için bu düzenlemenin destek verildiği takdirde fevkalade yararlı olacağını ve kimyagerlerin 1994 yılından beri bu mağduriyetinin giderileceğini, bu nedenle bu önergemizi vermiş oluyoruz ve desteğinizi rica ediyoruz.

Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Çakır.

Sayın Susam, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, değerli Meclis üyesi arkadaşlarım, milletvekili arkadaşlarım; bugün konuştuğumuz kanun, aynı zamanda başlığından da anlaşılacağı gibi Devlet Memurları Kanunu’nda yapılması gereken bazı değişiklikleri de içeriyor. Belki bu kanunu buraya getirirken çok fazla Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik yapmasını öngörmediler, bazı gerekçeler vardı, onun için getirildi ama o gerekçe daha sonra büyük oranda anlamını yitirdi, yitirmedi, onu biraz sonra göreceğiz. Bizim önergemize katılmayıp değişiklik önergesinde, başka bir değişiklik önergesinde katıldıklarına göre galiba anlamını yitirdi ama burada konuştuğumuz konu çok farklı.

Bakın, arkadaşlar, kimyagerlerin 657 sayılı Kanun’a göre teknik hizmetler sınıfında (a)’dan (b)’ye alınması çok ciddi bir mağduriyet oluşturmuştur. Bu mağduriyet de yüce mahkeme tarafından kabul edilmiş ve düzenleme yapılmak üzere Hükûmet görevlendirilmiş, bir yıllık süre içerisinde bunun yapılması istenmiş. Az önce konuşan Milliyetçi Hareket Partisinden arkadaşım da kimyagerlik mesleğinin önemini, bu konudaki mağduriyetin altını çok net bir şekilde çizdi.

Burada, kimyagerlik mesleğinin kimya mühendisliğiyle eğitim açısından bir farkı olmadığını yaşayan, bilen bir insanım. Ben Ankara Fen Fakültesi girişliyim. Kimya mühendisleriyle kimyager olarak ben de aynı eğitimi aldım aşağı yukarı, birkaç ders farkı dışında hiçbir eğitim farkı yoktur. Öğretim süresi dört yıldır. Hatta kimyagerlik mesleği laboratuvar çalışmasına dayalı bir meslek olarak, çok ciddi şekilde eğitim süreci zor olan, üniversite giriş puanlarında bir farkı olmayan -bizim dönemimizde de- önemli bir meslek dalından bir tanesidir ama kimyagerleri nedense ikinci sınıf bir vatandaş, ikinci sınıf bir teknik eleman şeklinde gören anlayış kendisini bu 657 sayılı Kanun’un “Teknik Hizmetler” kısmında da çok net bir şekilde göstermektedir. Değerli arkadaşlar, burada bulunan birçok arkadaşım da bunu bilir.

Değerli milletvekilleri, buna sadece devlete mağdur olmuş kimyagerlerin bir maaş maliyeti getirecek diye bakmamanız gerekir, Maliye Bakanlığı bu kanuna karşı çıkacak diye bakmamanız gerekir. Tam tersine, bu insanlar hem maddi bir mağduriyet içerisindeler hem manevi olarak altlarında çalıştırdıkları insanlardan daha az maaş alarak konumları itibarıyla da ciddi bir şekilde mağduriyet içerisindedirler. Bu insanlar uzun yıllardır mücadele ediyorlar, dernek kurdular bu konuda, bu dernek vasıtasıyla bu işin yüce Meclisten halledilmesi için girişimde bulunuyorlar. Bu arkadaşlarımın hem emeklilikte hem çalışma sürecinde çektikleri vicdan azabını biliyorum. Sizden bir kez daha bunu kabul etmenizi özellikle onlar adına rica ediyorum. Bunun hakları olduğuna yürekten inanıyorum. Hakları olmazsa o insanlara bu teklifi yapmanın gerekli olmadığını söyleyebilecek kadar açık yürekle konuşan bir insanım ama hakları olduğuna inanıyorum. Bu tür yanlışlıklar düzeltilmelidir, kimyagerlerin bu hakkı verilmelidir.

Aynı şey… Az önce, yine Sayın Milletvekilimiz Birgen Keleş de makam tazminatları noktasında Üniversiteler Arası Kurulun Genel Sekreterinin de bir mağduriyetinin olduğunu, üniversitedeki genel sekreterlerin almış olduğu tazminatın onlar tarafından alınamadığını da çok net bir şekilde izah etti. Bunlar teknik eksikliklerdir. Bunu siyasi mülahazaların içerisine sokmadan, tam tersine mağdur olmuş insanların mağduriyetini gidermenin yeri olan bu yüce Meclisin birer bireyi olarak sizlerden düzeltmenizi rica ediyoruz. Bu, hiçbir siyasi mülahazaya girmeyecek kadar teknik bir konu ve insanların yıllardır mücadele ettiği bir konudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Sizin bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğinize inanıyor, huzurlarınızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Gerekçelerini dinlediğiniz önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önergeler kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Kanun Tasarısının 3 üncü maddesinin ikinci cümlesinin Tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Nurettin Canikli (Giresun) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon katılıyor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ İBRAHİM HASGÜR (İzmir) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet katılıyor mu?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Canikli…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Kanun Tasarısındaki kapsama dönülmesi amaçlanmaktadır.

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Karar yeter sayısının aranılmasını istiyorum.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum ve karar yeter sayısı arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.26

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 17.42

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER : Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

236 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

Tasarının 3’üncü maddesinde Giresun Milletvekili Sayın Nurettin Canikli ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.

Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Kabul edilen önerge doğrultusunda maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

4’üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 4- Ekli (1) sayılı listede yer alan kadrolar iptal edilerek 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış; ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.

BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına ilk söz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Adıyaman Milletvekili Sayın Şevket Köse’ye aittir.

Buyurun Sayın Köse. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA ŞEVKET KÖSE (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 236 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, Hükûmetin sunduğu tasarıda 100 olarak belirlediği yeni ihdas edilen kadro sayısı Komisyonda 250’ye çıkarılmıştır. Öncelikle belirtmeliyim ki uzman istihdamının yararını görmekteyiz ancak kadro sayısının 100’den 250’ye çıkarılmasının gerekçeleri maalesef ortaya konmamıştır. Bu durum şüphelere neden olmaktadır. Hükûmetin kadrolaşmaya dönük uygulamalarıyla -burada da görüleceği gibi- olumsuz bir düşünce hepimizin kafasında yer etmiştir. İnşallah Hükûmet böyle bir yanlış uygulamaya bu kurumda girişmez ve işin ehlî insanlar eliyle kaliteli hizmet halkımıza ulaşır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İslam tarihinin en acılı günlerinden biri, Peygamber Efendimiz’in torunu ve Hazreti Ali’nin oğlu Hazreti Hüseyin ve 72 can yoldaşının katledildiği gün, hicri takvime göre muharrem ayının onuncu gününe denk gelmektedir. Bu yaslı muharrem günü nedeniyle de bir şeyler söylemek istiyorum.

Sayın milletvekilleri, barış içerisinde yaşamak, herkesin birbirini sevdiği ve saydığı bireylerin oluşturduğu bir toplum olmak hepimizin arzusudur. Bunu sağlamanın yolu da inançsal, etnik, sosyal ve ekonomik ayrımcılıkları ve haksızlıkları gidermektir.

Değerli arkadaşlar, bir konuya dikkat çekmek istiyorum. Siz de biliyorsunuz ki dinimizde hırsızlık, haksızlık, yalan söylemek, aldatmak ve benzeri davranışlar yasaktır. Kul hakkıyla cennete girebilme olanağı yoktur. İnsanlara hatta bütün canlılara kötülük yapmak yasaktır. Sevgi, saygı, hoşgörü esastır. Dinimiz, insanları farklılıkları nedeniyle ayırmaya, aşağılamaya izin vermez. Birlikte yaşayan insanların bu kurallara uyması hâlinde toplumsal barış sağlanmış olur, dost ve kardeşçe bir yaşam sürdürülür.

Sayın milletvekilleri, Türkiye’de muharrem ayında oruç tutanlar genellikle Alevilerdir. Bunun nedeni Hazreti Hüseyin’in muharrem ayının onuncu gününde şehit edilmesidir. Özellikle Şiiler ve Aleviler için muharrem ayı yas ayıdır. Bu insanlarımız, muharrem ayının onuncu gününde yaşanan eşi benzeri görülmemiş insanlık dışı katliamları lanetlemek, yaslarını tutmak için tuttukları oruç bittikten sonra aşure yaparlar; Kerbela’da Hazreti Hüseyin’in yoldaşlarının getirdiği yiyeceklerin karışımıyla yapılan aşureyi komşularına dağıtırlar.

Sayın milletvekilleri, aşure, sımsıcak gülümsemeler, biten dargınlıklar, yeniden kurulan ahbaplıklar, onca acıya, derde bile katlanabilmeyi mümkün kılan tatlılar ve tatlılıklardır. Birbiriyle ilgisi yok gibi gözüken ve bir yemek için hangi mutfak kültüründe olursa olsun fazla sayılacak çeşitte yiyeceğin bir araya gelmesinde ve sonucun güzel, tatlı ve doyurucu olmasında ve üstelik her yiyecek öz tadını korumaktadır yani hiçbirinin tadı, lezzeti diğerininkini bastırmaz. Peki, aşurede sevdiğimiz bu çeşitlilik ve karışım neden bizi hayatta korkutuyor? Neden insanlar, bu yemekte buldukları hikmeti bir de toplumsal, siyasal hayat açısından değerlendirip kendilerine örnek almıyorlar? Bence en güzel, en tatlı, en doyurucu toplum yapısı aşure gibi olanıdır ve bu bir zenginliktir, bunu böyle kabul etmeliyiz.

Değerli arkadaşlar, aşurenin içerisindeki buğday, nohut, kayısı, süt, şeker ve hatta tek bir nar tanesi kadar hür ve aşure gibi kardeşçe yaşayanların toplumu olmak hiç de zor değildir. Tabii gel de aşureyi midesine indirmeye bayılan ama hoşlanmadığı her bulamaca “aşure gibi” diyebilen nankörlere anlat bunu sen.

Değerli üyeler, aşure gününün farklı birçok anlamı da bulunmaktadır. Örneğin, Hazreti Nuh’un gemisinin bugün karaya çıktığına inanılmaktadır. Hazreti İsa’nın bugün dünyaya geldiğine ve semaya yükseldiğine, Hazreti İsmail’in bugün doğduğuna inanılmaktadır. Hazreti Âdem’in tövbesi aşure günü kabul edilmiştir. Hazreti Musa Kızıldeniz’i bugün yararak Firavun’u mağlup etmiştir. Kısacası, aşure, bütün insanlık için özel bir anlam taşımaktadır.

Değerli arkadaşlar, Anadolu’da farklı dinden olmalarına rağmen kültürleri bu kadar birbirine benzeyen halkların ayrılıklarını değil de birlikteliklerini ön plana çıkarmamız daha da barışçıl olmaz mı? Geçmişte yaşadığımız acı olaylar hâlâ hafızamızdadır. Bu olaylardan ders almalıyız. Dökülen gözyaşı, akan kan son bulmalıdır, analar ağlamamalıdır ve çocuklar yetim kalmamalıdır. Her ortamda, her fırsatta “Aleviler kardeşimizdir.” diyenler, bu kardeşliği maalesef hep lafta bırakmışlardır. İş hakça bölüşmeye gelince bu kardeşlik göz ardı edilmiştir. Bunun sonucunda, Alevilerin isteklerini dedelerin maaş almasına indirgeyen bir zihniyet doğmuştur. Oysa Alevi yurttaşlarımızın somut istekleri var.

Değerli arkadaşlar…

BAŞKAN – Sayın Köse, söz aldığınız konuya gelin lütfen.

ŞEVKET KÖSE (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım, geliyorum.

BAŞKAN – Beş dakikadır konuşuyorsunuz, konuyu tamamlayın.

ŞEVKET KÖSE (Devamla) – Alevi yurttaşlarımız Diyanet İşlerinin yeniden yapılandırılmasını istiyor, “Burada her inanç grubu temsil edilmelidir.” diyorlar.

Bakınız değerli arkadaşlar, Türkiye’de yalnız Sünni Müslümanlar yaşamıyor, Hükûmetin bir mezhep olarak kabul etmediği Alevi Müslümanlar da yaşıyor. Ayrıca ülkemizde sadece Müslümanlar yaşamıyor, Hristiyanlar ve Yahudiler de yaşıyor. Onların da inançsal ihtiyaçlarına dönük olarak Diyanet yeniden yapılandırılmalıdır.

İki: Aleviler, zorunlu din dersinin isteğe bağlı olmasını talep ediyorlar, cemevlerinin yasal bir statüye kavuşturulmasını arzuluyorlar çünkü camilerin ve diğer ibadethanelerin elektrik ve su gibi masrafları karşılanırken cemevleri ibadethane sayılmadığından bu masraflar karşılanmıyor. Oysaki Alevi yurttaşlarımız “Bizim ibadethanelerimiz cemevi.” diyor ancak hükümet bunu kabul etmiyor. Cemevlerinin yasal statü sorunu derhâl çözülmelidir.

Tarihimizde kara bir leke gibi duran acı bir olay vardır. Eylemleri söz, silahları saz olduğu için 37 aydınımızın diri diri yakıldığı Madımak Oteli’nin, hiçbir mazeret ve zaman kaybı kabul edilmeden müze olmasını istemektedirler. Bu masum istekler görmezden gelinmez. Bunları gerçekleştirmek zor da değildir. Alevi yurttaşlarımız için popülist bir yaklaşımla iftar yemeği vereceğine bu istekleri gerçekleştirsin. Gerçekten samimi iseniz bunu hayata geçiriniz.

Gelin, bu yanlışlıklara el birliğiyle bir son verelim. İnanıyorum ki herkes haksızlıkları ortadan kaldırarak dostça yaşamak ister. Zaten ülkemizde birçok sıkıntı varken yeni sıkıntılar eklemek işimizi daha da zorlaştıracaktır. Yeni sıkıntı demek, demokrasinin ve barışın gecikmesi demektir. Ülkemizde kardeşliğe, demokrasiye ve barışa bu kadar ihtiyacımız var iken yeni sıkıntılar yaratılmasına engel olmalıyız.

Sayın milletvekilleri, unutulmamalıdır ki bu sorunların çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bu çatı altında baş başa verip çözüm yollarını üretmeli ve ülkemizin huzuru için gerekirse daha da çok çaba sarf etmeliyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 236 sıra sayılı Yasa Tasarısı’nda Bakanlık tarafından ticaret ve sanayi sektörlerine sunulan hizmetlerde kalite ve etkinliğin artırılması amaçlanmaktadır. Bu yolla sosyal ve ekonomik gelişmeye ivme kazandırılarak ülke refahının artırılmasına katkı sunulması düşünülmektedir. Bunun sağlanabilmesi için uzman yardımcısı kadroları tahsis edilmektedir. Uzman yardımcılığı ve uzman kadroları, verilen hizmetin kalitesinin artırılması anlamında oldukça önemli ve olumlu bir adımdır. Konulan bu kurallar hakkıyla uygulanırsa başarıyı yakalamak hiç de zor değildir.

Sanayi ve ticaret söz konusu olduğunda ülkemizin kanayan bir yarasına da değinmeden geçemeyeceğim. Ülkemizde teşvik uygulamaları bir türlü verimli olmamaktadır. İllerin ve bölgelerin farklı özellikleri dikkate alınmamakta, bu nedenle de başarılı yatırımlar yapılamamaktadır. Sonuç olarak, özel sektör yatırım hevesi harekete geçirilememektedir. Teşvik politikalarının, sektörel bazda ve bölgesel farklılıklar gözetilerek planlanması ve uygulanması gerekmektedir.

31 Aralık 2008 tarihinde uygulanma süresi dolan 5084 sayılı Yatırım ve İstihdamı Teşvik Yasası iki yıl daha uzatılmalıdır diye düşünüyorum.

Değerli üyeler, sözlerime son verirken modern çağın Yezitleri, vahşi kapitalizmin kan emicileri olan İsrail’i, yaptığı zulümden ve katliamdan dolayı kınar, Filistin halkının yanında olduğumuzu belirtir, içinde bulunduğumuz yassı muharremin kabul olmasını niyaz eder, yüce heyetinize en kalbi duygularımla sevgilerimi sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Köse.

Gruplar adına, Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Diyarbakır Milletvekili Sayın Akın Birdal? Yok.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Bursa Milletvekili Sayın Necati Özensoy.

Buyurun Sayın Özensoy. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

MHP GRUBU ADINA NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı hakkında 4’üncü maddeyle ilgili grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkındaki kanun, gerçekten Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ne kadar önemli işler yaptığını burada ifade ediyor. Sayın Bakanımız da, biraz önce, gerçekten Sanayi Bakanlığının ne kadar önemli bir bakanlık olduğunu ifade etmeye çalıştı. Tabii ki bu görevlerini burada saymaya kalkarsak gerçekten vaktimiz yetmez.

Bunun dışında, Sanayi Bakanlığında, elbette, sanayiden gelmiş, sanayinin sorunlarını bilen, onları yaşayarak hisseden bir bakanımızın olması, Türkiye’deki sanayi açısından bir şans. Ancak bugün burada sanayi ile ilgili, Türkiye'nin içinde bulunduğu durumla ilgili muhalefet olarak yapılan eleştirilerde Sayın Bakanımızı biraz eleştirilere tahammülsüz görüyorum. Sayın Bakan bu ifadelerini kullanırken kendisinin de sanayiden geldiğini, işte mühendis kökenli olduğunu ifade eder; bizler de, muhalefette olanlardan aynı vasıflarda olarak, işte şahsım da dâhil olmak üzere bir sürü arkadaşımızın hem mühendis hem de sanayicilikten geldiğini hatırlatarak bu konuşmaları, bu eleştirilerimizi yapmak istiyorum. Bizlerin niyeti burada bu ifadeleri yaparken ne kriz çığırtkanlığı yapmak ne de buradan halka birtakım mesajlar vermek; Türkiye'nin durumunu, muhalefet olarak bize verilen hem denetleme görevini hem de vatandaşın veya ilgili kısımların problemlerini yüksek sesle burada ifade etmek.

Bugünlerde aldığımız rakamlarla Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu şöyle bir ortaya koymaya kalkarsak -biraz önce ifade edilen bu can suyu kredilerine de bu anlamda geleceğim- bakın esnafın içinde bulunduğu durumu yine biraz önce bir arkadaşımız rakamlarla ifade etmeye çalıştı, ben Bursa’da ekonomi yazarı olan, iyi bir yazar olan, köşe yazarı olan Sayın Yılmaz İşel’in yine bu ticaret sicilinden aldığı rakamları aktaracağım. Bu rakamlara göre 2008’de 5.908 esnaf iş yeri açılışına karşılık, 5.635 esnafın da sicilden kaydı silinerek iş yerinin kapandığı görülüyor. 2007 yılında bu rakam açılan 5.685, kapanan 4,492. Yani bu farka baktığımızda 2008’de 273 ama 2007’de 1.193 olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla açılan ve kapanan iş yerlerinin giderek aradaki makasın azaldığını görerek işlerin nereye gittiğini oradan iyi görmek gerekir diye düşünüyorum.

Yine, 2007 yılında Türkiye’de TESKOMB’un -yani esnaf, sanatkâr, kredi kuruluşlarının- verdiği toplam kredi miktarı 2,631 milyon yani 2 milyar 631 milyon YTL iken ödenmeyen rakam 103 milyon 658 bin YTL ama 2008 yılında 3 milyar 104 milyon lira kredi kullanmış, yaklaşık 2 katına çıkmış ödenmeyen rakam, yani 191 milyon 703 bin YTL’ye çıkmış. Dolayısıyla 2007 ile 2008’in arasındaki bu sıkışıklığın, bu farkın nerelere doğru gittiğini bu rakamlar çok daha iyi gösteriyor diye düşünüyorum.

Yine, Bursa’daki rakamları söylersek: 2007 yılında 147 milyon 388 bin lira kredi kullanmış esnaf, 4 milyonunu ödeyememiş, ancak bu sene 179 milyon 777 bin liranın tam 7 milyon 123 bin lirasını… Yani, neredeyse yine 2 katına çıkmış. Esnafın hâli -esnafın ağzından- maalesef perişan. Bunları iyi görmek lazım.

Yine, başta TOFAŞ olmak üzere, otomotiv sektöründe, tekstil sektöründe çıkarılan işçilerin geçtiğimiz yıl ile bu yıl arasındaki kıyaslamasına baktığımızda… Ki bundan bir ay önce Bursa’daki işten çıkarmalarla ilgili ben gündem dışı söz alarak bu krizin Bursa’ya etkilerini ifade etmeye çalıştım, önümüzdeki aylar daha da fazlalaşacak dedim. Benim söylediklerim herhâlde bugünlerde doğru yerini almaya başladı. Sadece TOFAŞ işten çıkarmak için uygun işçileri seçerek veya telefonla, emekliliğine az kalmış işçileri ikna ederek işten çıkarma derdinde. Dolayısıyla, TOFAŞ’tan çıkacak veya otomotivde Renault’tan çıkacak bir işçiye karşılık, yan sanayilerden çıkacak işçi sayısı 4’e tekabül ediyor. Böyle baktığımızda TOFAŞ’tan çıkacak bin işçiye karşılık, maalesef, 4 bin işçi yan sanayiden çıkacak.

Tabii, bütün bunların karşılığında Sanayi Bakanlığımız veya Hükûmetin genel bakanlıkları bu konularda neler yapıyor, ne gibi tedbirler alıyor diye baktığımızda; elbette çaba gösteriyorlar, ama bu çabaların yeterli olmadığını hepimiz biliyoruz. İşte, biraz önce yine can suyu kredisinden bahsedildi. Şimdi ben can suyunun ne demek olduğunu sizlere soruyorum, can suyunun kelime manası nedir? Ölmekte olan bir canlıyı diriltmek üzere verilen bir şeydir. Demek ki, bu isim, bu kredilere can suyu kelimesi eklendiyse, demek ki bu krediler ölmekte olan, yani, artık ömrünü tüketmekte olan kuruluşlara verilen krediler olması gerekirken -ki onlar çoğalmışken- maalesef, işte, diğer konuşmacılar da ifade ettiler, birçok kriterlerin istendiği, ama bu kriterlerin yerine gelmediğinden dolayı yeterli şekilde bu kredilerin kullandırılamadığı bir yerde bulunuyoruz. İşte, buna örnek olarak verirsek, bakın, KOSGEB’in elimde rakamları var. Geçen yıl sadece 1.000+1.000’de kullandırılacak kredi miktarı, ödenecek olan faiz miktarı 250 milyon YTL olarak ilan edilmişken, KOSGEB’in kullandırdığı bu makine ve teçhizat kredisinde sadece 47 milyon civarında bir destek sağlanmış durumda. Bunun dışında, başvuru sayısıyla kullandırılan kredi miktarı arasında da hemen hemen yarı yarıya farklar var. Sayın Bakana bu başvuru sisteminin de yanlış olduğunu ifade ettiğimizde, bunun da farklı yapılamayacağını ifade etti. Ama bu ilk başvuru sıralamasına göre, sıralamaya göre verilmesi, gerçekten bu krediyi hak edip de kullanma ihtiyacı olan birçok kuruma, kuruluşa bu sıralamalarda vakit kaybedildiğinden dolayı, maalesef, bu krediler kullandırılamaz duruma geldi.

Bakın, tekstil sektörü de -elbette Bursa’da Türkiye'nin motor sektörü olan, istihdamda en çok istihdamı sağlayan tekstil sektörü de- maalesef uzunca yıllardır uygulanan düşük kur-yüksek faiz sarmalından özellikle son iki yıldır büyük bir krizin içerisine girmiştir. Bundan önceki dönemde tekstille ilgili bir araştırma komisyonu kurulmuş, Sayın Bakan belki onu hatırlamaz ama o komisyondan çıkan kararda tekstil ürünlerinin KDV’si yüzde 8’e çekildi. Bakın, bunun uygulamasını belki Sayın Bakan bu şekilde bilmiyordur ama ben bunu biraz daha açayım.

Tekstil sektörüne bir kötülük yap denseydi bana, ben bu uygulamayı aynen bu şekle sokardım. Bakın, Türkiye’de birçok tekstil mamulü ithalattan kaynaklanan, ihracatla alakalı da rekabette sıkıntıdan kaynaklanan bir kriz içerisinde. Tekstilde cips yapmak için kimyasal maddenin KDV’si…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

NECATİ ÖZENSOY (Devamla) – Teşekkür ederim.

…yüzde 18, cipsin yüzde 8; ipliğin yüzde 8, dokumanın yüzde 18; kumaşın yüzde 8, boyanın, aprenin yüzde 18; boyanmış kumaşın yüzde 8, konfeksiyonun yani işçiliğin yüzde 18. Yani şunu ifade etmek istiyorum: Türkiye’de yapılan bütün işlerde KDV’ler yüzde 18 ama ithalatta, ithalat yapılabilen mallarda yüzde 8. Yani bu uygulamada acaba ithalatçıların mı önü açılmış yoksa Türkiye’de üretim yapan, Türkiye’de üretim yapıp dışarıya ihracat yapmaya çalışan üreticilerin mi önü açılmış? Sayın Bakana buradan belki bilmediği bir konudur diye de bunun da altını çizerek bir an önce bu sıkıntıların son bulmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Şahıslar adına ilk söz, Kocaeli Milletvekili Sayın Eyüp Ayar’da.

Sayın Ayar, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

EYÜP AYAR (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesinde söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının başta sanayiciler ve KOBİ’ler olmak üzere, hem üretimde denetim yapan, standartlar koyan, her türlü maddi destekler ve ARGE destekleri sağlayan, Türkiye’de üretimin, ticaretin önünü açan çalışmalar yapmak hem de tüketicinin haklarını korumak, kollamak görevleri vardır. Aynı zamanda rekabetin çok önemli olduğu günümüzde küreselleşen dünyamızda ticaret ve sanayi erbabının uluslararası rekabette güçlü olabilmesi için çalışmalar yapmaktadır. Avrupa Birliğine uyumla ilgili Sanayi Bakanlığımızın üzerine büyük görevler düşmektedir.

Sanayi Bakanlığımızın insan kaynaklarına baktığımızda, toplam 5.371 kişilik bir kadrosu olması gerekirken, bu rakam, mevcutlara baktığımızda, 1.409’u merkez, 1.644’ü taşra olmak üzere 3.053’tür. Sanayi ve Ticaret Bakanlığımıza bağlı KOSGEB, Türk Patent Enstitüsü, Türk Standartları Enstitüsü gibi bağlı kuruluşlarla birlikte bu rakam 5.976 olmaktadır. Taşra ve merkez teşkilatlarında toplam 2.318 kadro da boş bulunmaktadır. Mevcut personelin içerisinde yabancı dil şartını taşıyan sınava girebilecek 116 personel, dil bilen belgeli 18 personel vardır.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın devasa işlerini hem içeride hem de dışarıda yapabilecek, dil bilen, teknik bilgi ve becerisi olan elemanlara acil ihtiyaç vardır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın kısa vadede 300 sanayi ve ticaret uzmanına ihtiyacı vardır.

Bu yasayla 4’üncü maddede, “…1983 tarihli 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelin Sanayi ve Ticaret Bakanlığına ait bölümünden çıkarılmış; ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer alan kadrolar ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki (I) sayılı cetvelinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığına ait bölümlerine eklenmiştir.” Böylece, (2) ve (3) no.lu listelerde çeşitli kadro ve derecelerde 250 sanayi ve ticaret uzmanı ve yardımcısı, 30 kişilik de teknik yardım uzmanı kadrosu ihdas edilmiştir. Bu yasayla çok önemli bir eksiklik giderilmiş olacaktır.

Değerli arkadaşlar, gerçekten, Sanayi ve Ticaret Bakanlığımızın yükü ağır. Ekonomide başarılı olmamızın üç temel kuralı vardır: Yatırım olacak, üretim olacak, ihracat olacak. Türkiye'nin kurtuluşu, Türkiye'nin çıkışı buradadır. Bunlar olacak ki Türkiye hem içeride rahat etsin hem dünyada da güçlü ülkeler arasına girebilsin. Bu konuda da Sanayi ve Ticaret Bakanlığımız lokomotif görevi yürütmektedir.

Geçtiğimiz altı yıla bakarsak, Türkiye sürekli büyümüştür. Türkiye’de ihracat 36 milyar dolarlardan 136 milyar dolarlara çıkmıştır. Tekrar ediyorum, küreselleşen dünyada rekabet ön plana çıkmıştır. Bunun için de kaliteli elemana ihtiyaç vardır. Bu yasa ile teknik eleman sıkıntısı giderilmeye çalışılacaktır.

Bu yasanın Bakanlığımıza ve ülkemize hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce Meclise saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.

Sayın Bakan, konuşma yapacak mısınız? Sayın Çağlayan, konuşma yapacak mısınız?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Hayır, hayır.

BAŞKAN – Tamam.

Şahıslar adına son söz, Yozgat Milletvekili Sayın Osman Coşkun’a aittir.

Buyurun Sayın Coşkun, süreniz beş dakika. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN COŞKUN (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 4’üncü maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Heyetinizi ve bizi izleyen değerli halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Değişimin çok boyutlu ve hızlı bir şekilde yaşandığı, rekabetin yoğunlaştığı ve belirsizliklerin arttığı, küreselleşmenin her alanda etkili olduğu, bireyler, kurumlar ve uluslar için fırsatların ve risklerin arttığı bu dönemde Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda bütüncül bir yaklaşımla gerçekleştireceği dönüşümleri ortaya koyan temel politikalara ihtiyaç vardır. Bu kapsamda, genel gerekçede de belirtildiği üzere, Dokuzuncu Kalkınma Planı, istikrarlı bir biçimde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB’ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye vizyonu ve uzun vadeli strateji çerçevesinde hazırlanmıştır. Dünyada ve ülkemizde değişen ekonomik ve sosyal koşullar çerçevesinde kalkınma planları geçmişte olduğundan çok daha önemli bir araç hâline gelmiş ve yine bu koşulların bir gereği olarak planların yeniden tasarlanması kaçınılmaz olmuştur. Bu bağlamda devletin ekonomideki rolünün yeniden tanımlanmasının da bir sonucu olarak Dokuzuncu Kalkınma Planı’yla her alanda detaylı düzenlemeye dayanan bir plan hazırlanma anlayışından belirlenen kalkınma vizyonu çerçevesinde makro dengeleri gözeterek piyasaların daha etkin işleyişine imkân verecek kurumsal ve yapısal düzenlemeleri öne çıkaran, sorunları öncelikli olarak ele alan, temel amaç ve önceliklere yoğunlaşan bir stratejik yaklaşım gerçekleşmektedir.

Dokuzuncu Kalkınma Planı döneminde ekonomik büyümenin ve sosyal kalkınmanın istikrarlı bir yapıda sürdürülmesi ve plan vizyonun gerçekleşmesi yolunda aşağıda yer alan stratejik amaçlar gelişme eksenleri olarak belirlenmiştir: Rekabet gücünün artırılması, istihdamın artırılması, beşerî gelişme ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi, bölgesel gelişmenin sağlanması, kamu hizmetlerinde kalitenin ve etkinliğin artırılması önemli olmaktadır.

Değerli milletvekilleri, burada görüştüğümüz madde gereğince, kamu hizmetlerinde kalitenin ve etkinliğin artırılması üzerine vurgu yapmak istiyorum. Kamu yönetiminde merkezî bir yapıya sahip olan ülkemizde ekonomik ve sosyal gelişme sürecinin etkin yönetim sağlamak üzere kamu yönetiminin insan odaklı, kaliteli, etkili ve hızlı hizmet sunabilen, esneklik, saydamlık, katılımcılık, hesap verme sorumluluğu gibi kavramları öne çıkaran çağdaş bir anlayışa, yapıya ve işleyişe kavuşturulması bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Bununla birlikte, kurumlardaki iş, görev ve yetki pozisyonlarının gerektirdiklerine ve yetkilerine göre doğru personel seçiminin uzun dönemli ve istikrarlı bir çalışma oluşturulması açısından önemli olup, değişimin kaçınılmaz olduğu günümüzde kurumların etkinliği ve sonuç üretebilme güçlerinin beşerî sermayenin etkinliği ve yetkinliği ile doğru orantılıdır. Bu sebeple, Bakanlık birimlerinde yeterli ve gerekli sayıda nitelikli personel istihdam edilmesi suretiyle, öngörülen işlevlerin kaliteli, hızlı, çağa uygun, daha etkin ve verimli bir şekilde ve akılcı yaklaşımlarla yerine getirilmesi, vizyon ve hizmet politikasının geliştirilmesi, hizmet sunulan sanayi ve ticaret sektörünün talep ve ihtiyaçlarına katkıda bulunmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu sebeple, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının hizmet birimlerinde kendi alanında uzmanlaşmış kariyer ve niteliği gerektiren meslek gruplarından olan uzmanlık kadrosunun ihdası kaçınılmaz hâle gelmiştir ve kanun tasarısının bu maddesi bu ihtiyacı karşılamaya yönelik olup, milletimize hayırlı olmasını diliyor, bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyorum.

Sayın Taner…

RECEP TANER (Aydın) – Sayın Bakan, Aydın ilinde son altı ayda kaç işçi işten çıkmıştır ve firmalardaki kapasite düşüşü ne kadardır?

İki: 2008 yılında Bakanlığınızdan Söke ve Nazilli OSB’lere ne kadar bir kaynak aktarılmıştır?

Üç: Ticaret sicil verilerine göre 2008 yılında kurulan şirketlerden yüzde kaçı kapanmıştır?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Işık…

ALİM IŞIK (Kütahya) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, bildiğiniz gibi 5084 sayılı Teşvik Yasası yıl sonu itibarıyla sona erdi. Malum, bu illerimizdeki imalatçılarımızın sıkıntılı olduğu da bilinen bir gerçek. Sayın ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımız bütçe görüşmeleri sırasında Yasa’nın uzatılacağı yönünde bir çalışmadan söz etmişti. Gelinen nokta itibarıyla bu illerimizin durumu nedir? Hükûmetinizin bu konuda son çalışması hakkında bilgi verirseniz memnun olurum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Tankut…

YILMAZ TANKUT (Adana) – Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanım, müteakip defalar, az önce de Alim Bey’in de ifade ettiği gibi Teşvik Yasası’yla ilgili sıkıntıları hep birlikte değişik sohbetlerde dile getirdik. Bu konuda sizin de rahatsız olduğunuzu biz biliyoruz. Bu Teşvik Yasası’nın iyileştirilmesine yönelik olarak sizde de meydana gelen olumlu yöndeki düşüncelerinizi ne zaman gerçekleştirebileceksiniz? Özellikle teşvik sisteminin, bölgesel, sektörel veya üretime yönelik olarak yapılması lazım geldiğini müteakip defalar yine sizin ağzınızdan biz dinledik. Bu konuda Hükûmet olarak somut çalışmalarınız var mıdır, varsa bizimle paylaşabilir misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Sayın Susam…

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, aracılığınızla Sayın Bakana sormak istiyorum: Daha önceki konuşmalarımda da kendisine sormuştum ve bu konuda 2008’in Ocak ayında perakende yasasını düzenlemeyle ilgili kanunun Meclise geleceğini söylemişlerdi. 2009 yılının Ocak ayını yaşıyoruz. Sayın Bakan acaba bunu Bakanlar Kurulundan imzadan çıkartıp ne zaman bu Meclis gündemine getirecek? Bunu öğrenmek istiyorum kendisinden.

BAŞKAN – Sayın Bakan…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; efendim, bu teşvik işi daha evvel söylediğim gibi Devlet Bakanlığına bağlı Hazine Müsteşarlığı ve ona bağlı Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü tarafından yapılan bir işlemdir, yıllardır bu şekilde yapılıyor. Dediğim gibi vergisel teşviklerde de Maliye Bakanlığı zaman zaman devreye girerek kanunlar çıkartıyor ama Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü birimi Hazine Müsteşarlığına bağlı olduğu için ana çalışmayı orası yapıyor ama bunu yaparken tabii ki biz de Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak teşvik sistemiyle ilgili çalışmaları birlikte yapıyoruz ve bunları Ekonomi Koordinasyon Kurulunda da beraber değerlendiriyoruz. Tabii, şu anda teşvikle ilgili çalışmaların son noktasına gelinmiş durumdadır. Zannediyorum ki bir hafta içinde bununla ilgili nelerin yapılacağı ve düzenleme süratle Meclisimize gelecektir.

Teşvik konusunda iki yönlü değerlendiriyoruz: Bir taraftan içinde bulunduğumuz dünyada ortaya çıkan bu global krizin Türk reel sektörüne yapmış olduğu etki yani işletmelerimizin mevcudiyetlerini devam ettirmesi, mevcut istihdamlarını koruması ve mevcut üretimlerini koruması noktasında bir taraftan çalışma ve düşünce içindeyken bir taraftan da yine ülkemize yatırım yapacak ulusal veya uluslararası yatırımcıların bölgesel ve sektörel anlamdaki çalışmalarını yapıyoruz. Bu noktada büyük projeler şeklinde proje başlığı altında, sektörel ve bölgesel başlığı altında çalışmalarda aslında son noktaya gelinmiş, üzerinde tekrar çalışmalar devam ediyor Hazine Müsteşarlığı Teşvik Uygulama Genel Müdürlüğü tarafından. Zaman zaman da Bakanlığıma bağlı ilgili arkadaşlarımızla bir araya gelerek son noktayı koyuyorlar. Dediğim gibi, tahmin ediyorum ki ocağın ikinci haftasının sonuna kadar teşvik konusunda ne yapılacağı net bir şekilde ortaya konacaktır. O tarihte nasıl bir sistem olacağı, mevcudun uzayıp uzamayacağı, uzayacaksa hangi şartlarda uzayacağıyla ilgili çalışma yapılıyor. Tabii ki burada bir ilin bir başka ile karşı haksız rekabeti veya mağduriyetinin olmasının önüne geçecek olan bir düzenleme olacağı konusunda kimsenin bir şüphesi olmasın.

Bunun yanı sıra Nazilli… Aslında, Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri bilecektir, biz Bakanlık olarak, Bakanlığımızla ilgili tüm alanlarda yapmış olduğumuz bütün çalışmaları, gerek organize sanayi bölgeleri gerek küçük sanayi siteleri gerek teknoparklar, Bakanlığımız alanına giren tüm alanlarda yapmış olduğumuz çalışmaları, ödenek aktarmaları dâhil, ihaleler dâhil, organize sanayi bölgesine gönderilen ödenekler dâhil veya küçük sanayi sitesine, sürekli milletvekillerimize hiçbir ayrım yapmaksızın, tüm milletvekillerimize bilgilendirme notlarını gönderiyoruz. Bu organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayiyle ilgili notları aslında sayın milletvekillerimiz zaten sürekli alıyorlar. Ama, bu arada, tabii ki, bunlara benim bir anda cevap vermem çok zor.

257 organize sanayi bölgesinin 107’si şu anda bitmiş durumda, geri kalan 150 organize sanayi bölgesi devam ediyor. Ancak Nazilli OSB’yle ilgili bir not arkadaşlarımız verdiler. 2008 fiyatlarıyla şimdiye kadar 1 milyon 100 bin 117 Türk Lirası kredi kullandırılmıştır. Altyapı inşaatlarını zaten kendi imkânlarıyla yapıyorlarmış. Söke Organize Sanayi Bölgesi işi proje safhasındaymış, şimdiye kadar bir kredi kullanılmamış. Yani şunu çok net ifade edeyim ki, organize sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri gerçekten son derece önemli ve üzerinde durulması gereken yerlerdir. Ancak burada da neticede kamu kaynakları kullanıldığı için, organize sanayi bölgesi ve küçük sanayi sitelerinin en acil olanları ve mutlaka olması gerekenlerine hep öncelik tanıyoruz. Ancak tekrar ifade ediyorum: Organize sanayi bölgesi ve küçük sanayi siteleri, Bakanlığımız tarafından da -benim de bu konudaki görüşüm yıllardır aynıdır- son derece önemlidir.

Bu açılan kapanan sayısında… Tabii, esnaf sicili direkt Bakanlığıma bağlı. Esnaf sicilinde, şu an itibarıyla, bilgisayarın başına oturduğum zaman Türkiye’deki tüm esnaf sanatkârla ilgili açılan kapanan iş yerlerini görebilme imkânına sahibiz. Diğeri ise, Bakanlığımızın görevi devretmiş olduğu ticaret sicili memurlukları tarafından yapılıyor. Ancak daha geçtiğimiz günlerde, bütçe görüşmesi sırasında -elimdeki nota dayanarak söylüyorum- yani gerek esnaf sanatkârda gerek ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilikler veya şahıs şirketlerinde kapanan sayısı açılan firma sayısından her zaman daha azdır. Genel bir orantı verecek olursam: Esnaf ve sanatkârda kapanan 70’e karşı yeni açılan sayısı 100’dür. 2008 yılı rakamlarından bahsediyorum. Aynı şekilde ticaret sicili kapsamına giren tüzel kişiliklerde de aynı durumdadır.

Evet, Bursa iliyle ilgili rakamlar da elimde. Sayın Milletvekilim bahsetmişlerdi esnaf sanatkârla ilgili, gerek 2007 gerek 2008’le ilgili rakamlar var. Yine, burada, kapanan 81’e karşı açılan sayısı 100’dür. 2008 yılında kapanan 85’e karşı açılan sayısı 100’dür. Yani yüzde olarak vermek için söylüyorum.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Çok farklı buradakiler.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Rakam verecek olursam, esnaf sanatkâr, Bursa’da 2008 yılında 6.421 açılan var, 5.499 kapanan var. Şunu ifade edeyim: Tabii kapanma sebepleri çeşitli sebeplere dayanıyor. Tabii, ben, bunların tutanaklara geçtiğini bilerek Bakanlığımın rakamlarını söylüyorum. Yani bu konuda farklı bir rakam varsa sizdeki rakamı da alıp değerlendirmek isterim. Ancak bu benim Bakanlığımın elindeki esnaf siciline yansıyan rakamlar. Başka bir yerde tutulmuyor çünkü kayıtları, sadece bizde tutuluyor.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Esnaf sicilin rakamları bunlar.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Burada SSK’ya geçiş var, ölüm sebebi var, devir var, tacir olma var. Çünkü bir de şunu bilmemiz lazım: Esnaf, sürekli esnaf kalacak değildir. Esnaf, işleri geliştiği zaman bu sefer tacir veya imalatçıysa sanayici olma durumuyla karşı karşıyadır.

Efendim, bu hipermarketler konusu sürekli gündeme geliyor. Hipermarketlerle ilgili düzenleme birçok sorunu, birçok sıkıntıyı göğüsleyecek olan bir düzenlemeydi. Başbakanlığa sunmuştuk. Tabii Başbakanlıktaki yoğun mesai, yoğun kanunlar neticesiyle üzerinde görüşülüp -belki de içinde bulunduğumuz şartlardan dolayı bir kez daha gözden geçirilmesi gerekme durumu da söz konusudur- yeni revizyon da üzerinde yapılarak bu konu da bir an önce Meclisimize getirilecektir. Tabii ki bunun esnaf ve sanatkârımıza ne kadar bir destek vereceği konusunu da beraber geldiğinde tartışacağız.

Efendim “can suyu” ifadesine gelince, biz can suyunu ölecek olan insana bir su verme şeklinde düşünmüyoruz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Canlıya, canlıya!

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – “Can suyu” ifadesi, bakın, tarımda kullanılan ifadesini bir söyleyeyim, bir de mühendis olarak anladığım ifadesini söyleyeyim. Tarımda kullanılan ifadesi: Yeni dikilen fidana az miktarda bir su vererek daha fazla etki sağlayacak olan bir çalışmadan dolayı can suyu denilmiştir.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Kuşlara falan can suyu veriliyor, ölmek üzere olan!

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Biliyorsunuz bu tulumbalar vardı eskiden, emme basma tulumbalar, bunlarda da aslında tulumbanın dibinde rezerv vardır ancak tulumbadaki suyu çalıştırmak için onun içine birkaç damla su atarsınız ki –ben makine mühendisiyim, tulumba dersinde de iyi not aldım, hocalarımdan tetkik edebilirsiniz bunu- pompaya bastığınız zaman o iki damlalık can suyu pompadaki, rezervdeki suyu getirir.

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Ekindeki listelerle birlikte 4’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Geçici madde 1’i okutuyorum:

GEÇİCİ MADDE 1- Bu Kanunda öngörülen yönetmelik, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde çıkarılır.

BAŞKAN – Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt Aslanoğlu, buyurun.

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Değerli arkadaşlarım, hepinize saygılar sunuyorum.

Değerli arkadaşlar, hepiniz sanayicinin sahibinin Sanayi Bakanlığı olduğunu kabul etmiyor musunuz? Bana göre sanayicinin sahibi Sanayi Bakanlığı olmalıdır. Sanayicinin hâlinden anlayan bakanlık Sanayi Bakanlığıdır. Hepiniz de biliyorsunuz ki bu ülkede… Hâlâ bir ülkenin sanayisinde, bir ülkenin teşvik politikasında 31/12 gelmesine rağmen acaba bu sanayici planını, programını bir yıl önce, iki yıl önce yapmayacak mı arkadaşlar? Burada bir sorun yok mu arkadaşlar? Niye kabul etmiyorsunuz? Hâlâ Türkiye’de teşvik sisteminin ne olacağı, bitiş tarihinin 31/12 olmasına rağmen hâlâ daha bilinmiyorsa bunun bir… Sorun kimdedir arkadaşlar? Yani bunu söylemek suç mu oluyor? Yani bu sorunları dile getirmeye Sayın Bakan niye alınganlık yapar bilmem. Sanayi Bakanlığı bu işin sahibi olmalıdır diyorum. Yine söylüyorum, sanayicinin hâlinden anlayacak bakanlık Sanayi Bakanlığıdır. Sanayiciyi Maliye Bakanlığı ancak almasını bilir. Teşvik uygulamasının bugüne kadar sahibiyse bu kanun yürümüyor, yürümedi. Çıkarılan her iki teşvik kanunu hiçbir işe yaramadı demiyorum, ama Türkiye'nin sanayi politikasına bir vizyon vermedi. Bazı illerimizi aldı götürdü diyorum. Bunun da sahibi Sanayi Bakanlığı olsun derken Sayın Bakan niye alınganlık yapar bilmiyorum.

Yine söylüyorum: Sanayicinin bir tek kapısı vardır, tüm teşvik politikasında bir yerle muhatap olmalıdır. Sanayicinin teşvikini, her şeyini çözeceği tek kapı vardır, Sanayi Bakanlığıdır, Maliye Bakanlığı değildir. Teşvik Uygulama Hazineden alınır, gerekirse buraya verilir. Ama sanayicinin sorununu çözecek bu Bakanlıktır, sanayicinin sorununda elini taşın altına koyacak bu Bakanlıktır. Ben bunu söyledim, Sayın Bakan niye alınganlık gösterdi onu da bilmiyorum.

Arkadaşlar, demin Sayın Bakan söyledi, hakikaten sanayici güç durumda, sanayici, esnaf zor durumda. Yine söylüyorum: Geç kalıyoruz, her geçen gün geçtir, yarın sabah geç. Eğer bu ülkede sanayiciye bir teşvik politikası uygulanacaksa yarın sabah geç diyorum.

Yine söylüyorum, elektrik parasını vermiyorsunuz diyorum, Sayın Bakan bana kırılıyor. Sayın Bakan, bir gerçek var, sekiz aydır, dokuz aydır elektrik paralarını alamıyor insanlar, niye buna alınganlık yapıyorsunuz? Arkadaşlar, yok mu sanayicileriniz sizin, söylemiyorlar mı size? Sayın Bakan alınganlık yapıyor.

KAYISIBİRLİK’i söylüyorum, ben sizin şahsınızı, sizin Bakanlığınızı… Ama yine söylüyorum: Bakanlığınız yaptı bunu. Bakanlığınız çözüm bulmak zorunda buna.

Sayın Bakan yine çok şey bir ifade kullandı orada: “Efendim, garip gurebanın hakkını, 17 milyarı KAYISIBİRLİK’e mi yedireceğiz?”

Sayın Bakan, FİSKOBİRLİK’in ne kadar borcu vardı? Kaç parasını tahsil ettiniz? Orada garip gurebanın hakkı yok mu? Yani sanki bir…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bir dakika, ne oluyor? FİSKOBİRLİK’i niye karıştırıyorsun?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır, işte… Arkadaşlar, Türkiye’de tüm birliklerin borcu vardı. Ben “Niye almıyorsunuz?” demiyorum. Tüm birliklerin borcu vardı ama bir tek borcu olan, garip, en küçük borcu olan… Haa, varsa orada bir sorun…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Fındık üreticisine düşman mısın?

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Hayır efendim, sonuna kadar…

Ama varsa orada bir sorun, sorunu düzeltmek sizin göreviniz, çözüm bulmak sizin göreviniz, alternatif getirmek sizin göreviniz. Yani burada kızacak ne var ki?

RECEP KORAL (İstanbul) – “Siz oturacak mısınız, siz de çalışın.” diyor Sayın Bakan.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) – Efendim?

RECEP KORAL (İstanbul) – Sayın Bakan “Siz de çalışın.” diyor.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Devamla) - Memnuniyetle, buyurun siz çalışın, biz de çalışalım. Getirin öneriyi omzumuzla beraber destek verelim beyefendi!

Evet, benim dediğim bu: Bir tek garip gurebanın hakkını yiyen KAYISIBİRLİK mi oldu! Ha ben de diyorum ki, Malatya köylüsünün ürününü ge-liştirecek çözümü bulmak Bakanlığınızın görevidir. Ben sadece bunu söylüyo-rum. Bir tek garip kaldı, o garibin de boynunu vurdunuz dedim. Başka ne de-dim arkadaşlar? Başka bir birliği yok ettiniz mi Sayın Bakanım? Yani tek borcu olan birlik, KAYISIBİRLİK miydi! Yani bizim isyanımız bu arkadaşlar ya! Ama Sayın Bakan hemen garip gurebayı getirdi, KAYISIBİRLİK’in şu kadar borcu varmış… Sayın Bakanım, lütfen çıkarın, hangi birliğin ne kadar borcu vardır? Hangi birliğin ne kadar borcu vardır? Yani arkadaşlar en az borcu olanın boy-nunu vurmak, bize ağır geliyor. Çözümü? Gelin çözümü beraber bulalım. Baş-ka alternatif bulalım size, yardımcı olalım. Ama Sayın Bakan bugün herhâlde bir başkasına alınganlık yaptı, eski arkadaşım diye alınganlığı benim mesleki yaşamımdan çıkarmaya kalktı.

Sayın Bakanım, teşvik bu ülkenin temel sorunudur. Yine söylüyorum, elini taşın altına koyması gereken bakanlık sizsiniz. Yine söylüyorum, eğer bu lafımdan kırılacaksanız, lütfen kırılmayın. Siz sanayici için göğsünüzü germez-seniz, sanayici için Türkiye’nin ulusal sanayi politikasını çizen siz olmazsanız, öbürleri ancak vergi alır. Bir üretim mantalitesi yok arkadaşlar. Üretim mantali-tesi olmayan bir bakanlık, sanayicinin bakanlığı olamaz! Üretim politikası olan bakanlık sizsiniz, istihdam yaratacak, sizsiniz. Bu teşvik kanunu eğer biraz daha gecikirse, inanın sanayiciler kapılarına kilit vurur. Herkes ne yapacağını şaşırdı.

Onun için, Sayın Bakan, bu konuşmalarımızdan, herhâlde bir başkasına olan alınganlığınızı bize yansıttınız. İstediğiniz kadar alınganlık yapın, teşvik konusu bu ülkenin temel sorunudur ve bunun sahibi Sanayi Bakanlığıdır. Yine söylüyorum: Elini taşın altına koyması gereken bakanlık sizsiniz ama yine kırılırsanız, siz bilirsiniz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Siz konuşacak mısınız kürsüden?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sonra, nasıl olsa soru-cevapta bir şekilde söylerim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Peki.

Şahıslar adına ilk söz Malatya Milletvekili Sayın Mücahit Fındıklı’da.

Buyurun Sayın Fındıklı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

Bugün Malatyalılar…

M. MÜCAHİT FINDIKLI (Malatya) – Tabii en büyük Türkiye’dir. İnşallah, Sayın Başkanım, Türkiye daha mutlu, daha huzurlu günlere kavuşacaktır. Ben bu duygularla Sayın Başkanımı ve bütün heyeti saygıyla selamlıyorum.

Bugün, Sanayi Bakanlığımızın bir kanununu görüşüyoruz, uzmanlaşmış ve yeterli personele kavuşma noktasında hazırlanmış bir kanun. Bu kanun çerçevesinde, geçici 1’inci maddeyle ilgili söz sırası bana geldi. Bu madde kapsamında -biraz evvel arkadaşımızın okuduğu gibi- bu kanun yürürlüğe girdiği takdirde, üç ay içerisinde yönetmelikler hazırlanıp süratle Bakanlığın ihtiyaçları karşılanma noktasına gelecek. Bu konuyla, bu kanun maddesiyle ilgili de hazır kürsüye çıkmışken, çok değerli konuşmacı milletvekili arkadaşlarıma -yakından takip ettim, dinledim hepsini- Sanayi Bakanlığımız adına ben teşekkür ediyorum, çünkü hakikaten Sanayi Bakanımıza hem önerileriyle hem sorularıyla katkılarda bulundular, destek olmaya çalıştılar, bunların hepsinden elbette istifade edeceğiz ama arkadaşlar, kesinlikle, Sanayi Bakanımıza eleştirilerinin yanında bir de teşekkürü borç biliyoruz. Bu borcumuz şudur: Yıllardan beri “Sanayi Bakanlığı bir sanayi envanteri, bir üretim envanteri çıkarsın, onun üzerinden stratejilerimizi yapalım” diye hep söyleye gelmiştik. Sağ olsun, kendilerinin sivil toplum örgütleriyle beraber -Sayın Başbakanımızın da talimatlarıyla- çok yoğun bir çalışmasıyla şu anda bir sanayi envanterine kavuşmuş olduk. Bu sanayi envanterinin önemi şudur: Türkiye’nin neresinde ne üretilir, ne kadar üretilir? Hangi tesiste ne kadar üretilir, ne kadar kâr edilir? Ne kadar borcu vardır? Ne kadar alacağı vardır? Ve şu anda biz, bu bilgi birikimiyle birlikte, bu bilgi portalıyla birlikte Türkiye’deki hangi firmamızın krizden ne kadar etkilendiğini de tespit etme imkânına kavuştuk. En çok eleştirilen konulardan bir tanesi teşvik. İşte, elimizdeki bu bilgilerin üzerine oturtacağımız bir teşvik sistemiyle daha doğru işler yapma imkânına kavuşacağız. Dolayısıyla bu bilgi portalına erişmiş olmak fevkalade önemlidir, bence Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yapılmış en önemli çalışmalardan biridir. Bunun için Sayın Bakanıma ve özellikle ekibine çok teşekkür ediyoruz.

Tabii bu bilgi portalının en önemli ilave edilmesi gereken eksiklerinden bir tanesini de buradan teklif etmek istiyorum. Özellikle Türkiye'nin neresinde ne üretildiğini… Bu portalın dış ticaret açısından bizim büyükelçiliklerimizdeki ticaret müşavirliklerine de açılması gerekmektedir. Bununla ilgili Sayın Bakanımız bir hazırlık yaparsa… Elçiliklerde bulunan ticaret müşavirlerimiz aynı zamanda Türkiye'nin neresinde ne üretildiği, hangi kalitede ve hangi kapasitede üretildiği noktasında bizim ihracatımıza da ciddi anlamda katkılar sağlayacaktır.

Ben kanunun hayırlı olmasını diliyorum. Sayın Bakanımızın yapmış olduğu çalışmalardan dolayı kendisine tekrar teşekkür ediyorum. Yeni teşvik yasasını da bütün sanayicilerimizin… Eskisinin bir yıl devam edeceği noktasında bir hazırlık çalışması var. Yeni teşvik yasamızın da hazırlanıp, yine Meclisteki arkadaşlarımızın destekleriyle sanayicimizin hizmetine sunmayı arzu ediyoruz. Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Fındıklı.

Konya Milletvekili Sayın Hasan Angı… (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

HASAN ANGI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilli arkadaşlarım; görüşülmekte olan tasarının geçici 1’inci maddesi üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değişiklik tasarısının 1’inci maddesinin son bendinde “Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcılarının yarışma, tez hazırlama ve yeterlik sınavları ile Sanayi ve Ticaret Uzmanları ile Sanayi ve Ticaret Uzman Yardımcılarının çalışma, eğitim ve diğer konulara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.” diye bir atıf vardı. Bu yönetmeliğin üç ay içinde hazırlanmasına dönük bir düzenleme. Ben bu değişikliğin Bakanlığımıza, sanayimize ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum. Gerçekten, kariyer meslek gruplarıyla ilgili uzman ve uzman yardımcılığının ihdas ediliyor olması önemli bir düzenleme.

Ben tekrar hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Madde üzerinde soru-cevap işlemine geçiyorum.

Sayın Genç…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Görüyoruz, İktidar Partisi AKP her madde üzerinde çıkıp sırf bizi konuşturmamak için söz alıyor ve engelliyor. Kendilerini tebrik ediyoruz! Hiç olmazsa şu kürsüye çıkan kişinin kürsüde söylediği laflara vatandaşların “Ya, bunlar çıktı, şu lafı söyledi de biz de bir şey anladık, teşekkür ederim.” demesi lazım ama çıkıp da “Ya, bu kanun güzel…”

BAŞKAN – Sayın Genç, soru sormak…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Bir dakika Sayın Başkan…

BAŞKAN – Ama bakın şimdi bu kürsüde yıllarca oturdunuz siz.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Soru soracağım efendim. Şimdi, Sayın Başkan, soru soracağım.

BAŞKAN – Her seferinde de bana bunu hatırlatıyorsunuz. Onun için sorunuzu sorun lütfen.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, hatırlatıyorum.

Sayın Başkan, bakın, sizin de AKP’nin kurucusu olduğunuzu biliyorum ama lütfen, yani bu kadar da susturmayın bizi. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HASAN ANGI (Konya) – Ayıp be!

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) – Yapma ya!

KAMER GENÇ (Tunceli) - Rica ediyorum yani… Rica ediyorum… Soru soracağım ama…

BAŞKAN – Sayın Genç, birbirimizin eskilerini konuşmaya başlarsak…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Efendim, konuşalım isterseniz.

BAŞKAN - Yani kim kime pişti olur, onu bilemem!

KAMER GENÇ (Tunceli) – Benim eskiden çekinecek bir hâlim yok.

BAŞKAN – Kimsenin kimseden çekinmesi gerekmiyor.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Hayır yani… Kurucusu olduğunuz… Ben de bir cümle söylüyorum… Bir dakika yani…

BAŞKAN – İtirazım yok.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani birileri sabahtan beri, çıkıyor bu kadar fuzuli konuşuyorlar da biz soru sorunca sizi niye rahatsız ediyor bu kadar?

BAŞKAN – Canım, siz sorunuzu sorun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Soruyu soracağım işte.

BAŞKAN – Sorunuzu sorun… Bir sürü de…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Yani soru sormayı bize zorunlu kılan neden, AKP’lilerin söz hakkını bize tanımamasından kaynaklanıyor diyorum.

BAŞKAN – Ha o nedenle soru sormak adına hileişeriye yapıyorum diyorsunuz!

Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Onlar hileişeriye yaparlarsa onların hileişeriyesine karşılık vermek… Elbette ki onların seviyesine inmek de istemiyoruz… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

HASAN ANGI (Konya) – Yuh ya!

BAŞKAN – Buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Ama burada parlamenterlik görevimizi yapıyoruz.

Şimdi, Sayın Başkan, Türk hukuk sisteminde Anayasa’da tüzükler diye bir kavram vardır. Önce Anayasa, sonra kanun, sonra tüzük geliyor, sonra da yönetmelik geliyor. 2007’den itibaren, şu Parlamentoda görevde bulunduğum sürede bir defa, AKP İktidarının “tüzük” kelimesini bir kanuna koyduğunu görmedim. Hâlbuki tüzükler, idarenin daha sağlıklı işlemesi için gerekli hukuk normlarını düzenleyebilecek nitelikte -belli bilgileri- Türk idare hukuku sistemine uygun düzenlemelerdir. Çünkü işte görüyoruz, doğal gazın başına getirdikleri genel müdürün bir eski sabıkalı memur olduğu, bu eski sabıkalı memurun kendi dosyasını uzun zaman sakladığı ve bunun gibi, yani maalesef AKP zamanında bürokratların seviyesi çok düşürüldü, hepsi için demiyorum. Dolayısıyla, yönetmelikleri bürokratlar düzenliyor. Yönetmelikleri bürokratlar düzenleyince devletin, kamunun menfaatleri korunmuyor, hukuk korunmuyor, kanun korunmuyor. O günlük menfaat, devletin kaynakları kimin cebine gider onun hesabı yapılıyor.

Ben Bakana sormak istiyorum: Bu yönetmeliklerden vazgeçseniz de “tüzük” kelimesini getirseniz, bunlar enine boyuna evvela Bakanlar Kurulunda tartışılsa -bunlar düzenleyici hukuk kurallarıdır- ondan sonra gitse Danıştayda bu incelense daha güzel, Türk idaresine, yönetime daha güzel kurallar getirecek bir uygulama sisteminden niye korkuyorsunuz? Danıştayı niye devre dışı bırakıyorsunuz? Niye tüzüklerden korkuyorsunuz? Bunu açıklamasını istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Vural…

OKTAY VURAL (İzmir) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Biraz önce soru soran Sayın Milletvekili öncelikle Meclisi yöneten ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesini temsil eden Başkan Vekiline saygılı bir ifade kullanması gerekiyor. Bu bakımından hitabına dikkat etmesini tavsiye ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Sayın Bakan…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; bu teşvikle ilgili konu -biraz evvel ifade ettiğim şekilde- sanayicinin herhangi bir şekilde mağdur olmayacağı bir süre içinde düzenlenerek Yüce Meclisimize getirilecektir, bu konuda kimsenin bir endişesi olmasın.

Diğer taraftan, Sayın Aslanoğlu, benim çok eski –eskimeyen- arkadaşımdır Sayın Başkanım, bir alınganlık göstermem söz konusu değil. Ancak, bana ait olmayan bir konudaki bir şeyde, direkt benim tarafımdan yapılmıyormuş şekliyle tutanaklara geçen bir ifade kullandığı için kendisine söyledim ve KAYISIBİRLİK konusunda tekrar ifade ediyorum: KAYISIBİRLİK… Böyle bir işlem yapılmış, geçmişte yapılmış, Amme Alacakları Kanunu’na göre, 6183 sayılı Kanun çerçevesinde alacaklar istenmiş borcunu ödemediği için ama onun dışında, bir başka KAYISIBİRLİK kurma noktasında hiçbir engel yoktu, 82 tane, 100 tane bile isterlerse KAYISIBİRLİK kurarlardı, istediği ismi verebilirlerdi, “Öz Malatya” derlerdi “Hakiki Malatya” diyebilirlerdi, buna bir engel yoktu. Yani, bunlar aslında -ben kendilerine bir yıl önce de söylemiştim- bir yıl içinde böyle bir çalışmayı yapıp getirebilirlerdi ama her şeye rağmen, şu anda Hükûmet olarak bu birliklerle ilgili çalışmamızı netleştirip, hazineyle borçlar konusundaki toplantımızı, çalışmamızı yapıp, ondan sonra zaten Başbakanlığa ve yüce Meclisimize getirip, bu konuyla ilgili ne yapmamız gerektiğini, ne yapacağımızı burada ortaya koyacağız.

Teşekkür ediyorum.

Ben kimseye alınganlık göstermedim, onun da özellikle altını çizeyim.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederim.

Geçici madde 1’i…

KAMER GENÇ (Tunceli) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Tabii.

Geçici madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.

5’inci maddeyi okutuyorum:

MADDE 5- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

BAŞKAN – Madde üzerinde ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Gaziantep Milletvekili Sayın Akif Ekici’de.

Buyurun Sayın Ekici. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli üyeler; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, Avrupa Birliği müktesebatına uygun, uyum amacıyla yapılan düzenleme de bir kadro düzenlemesi olup hem unvan değişikliği getirmekte hem de tasarıda 100 olarak ihdas edilen kadro sayısı, komisyonda yine AKP üyelerinin çoğunluğa dayalı ilkesiyle davranış biçimleri sergilemelerinden dolayı 250’ye çıkartılmıştır. Böyle bir ihtiyaç varsa neden tasarıda yer almamıştır? Sayının 250 olma ihtiyacı varsa tasarıda neden yer almamıştır? Sanayi Bakanlığının özellikle uzman kadrolara duyduğu ihtiyaç konusunda bir itirazımız olamaz, ama bu ihtiyaç kadrolaşma için bir araç olarak görülürse bu konuda gereken tepkiyi göstermemiz gerekir diye düşünüyorum.

İktidarın kadrolaşma konusunda sicili bozuktur. Karnesinde buna benzer çeşitli örnekler görülmektedir. Sayın Bakandan özellikle şunu rica ediyorum, bu ricamıza da itibar edeceğine inanıyorum: Diğer bakanlıklarda ve çeşitli kademelerde yapılmış olan, liyakati esas görmeyip de birtakım kıstaslar arandığı hepimiz tarafından bilinmektedir. Nedir bu kıstaslar? Badem bıyıklı olmak ve gümüş yüzük takmak, F tipi vatandaş olmak, F tipi memur olmak. Ben Bakanın buna itibar göstermeyeceği inancı içerisindeyim.

Değerli arkadaşlar, Sanayi Bakanlığına işi düşen sanayicimizin evrak takibi yönlendirme ve benzeri konularda yaşadığı sorunları hepimiz bilmekteyiz. Elbette özveriyle görevini yapan, çalışan Bakanlık personelinin işinin yükünü de biliyoruz, ama sanayicilerimizin de bürokrasi nedeniyle yaşadıkları sorunlar ortadadır. Ülkemizin yaşamakta olduğu krizin altından kalkmaya çalışan sanayicilerimizin bir de bürokrasi yükü altında ezilmelerine içimiz rıza göstermez. Bu nedenle Bakanlığın personel ihtiyacını anlayışla karşılıyoruz. Ama bu ihtiyacın bir kadrolaşma yani “hamil yakınımdır” kartlarıyla yapılmaması en büyük temennimizdir.

Kurumların sağlıklı çalışması, verimlilik, vatandaşa daha iyi hizmet, kamuda atama ve alımlarda siyasal iktidarın elini tamamıyla çekmesiyle mümkün olacaktır. Bütün iktidarlar döneminde ne yazık ki bu olaylar yaşanmıştır. Ama AKP İktidarı bu konuda tarihimizde hiç görülmeyen bir kadrolaşmaya ve kıyıma gitmiştir.

Tasarıda yapılan değişiklik belki gerçekten Bakanlığın ihtiyaç duyduğu bir düzenleme ama “sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yermiş” misali, biz de AKP’nin yaptıklarını gördükten sonra sormadan geçemiyoruz: Ne oldu da tasarıda 100 olan uzman sayısı 250’ye çıkarıldı? Şimdi, uzman sayısı 250’ye çıkarılırsa Sanayi ve Ticaret Bakanlığı sorumluluklarını yerine getirebilecek mi? Sanayicilerin Bakanlıktaki sorunları azalacak mı? İşleri daha hızlı takip edilebilecek mi?

Değerli arkadaşlar, bankaların kredi vermekte direndiği, var olan kredileri geri çekmekte olduğu, teminat için tahsile konulmuş olan çeklerin kredilerden düşerek ödenmediği, teminat mektuplarının kapatılmasının istendiği bir ortamda sanayimizin ayakta durması, sanayicimizin ayakta durması mümkün değildir. Elektriğe yapılan yüzde 62, doğal gaza yapılan yüzde 74 zam sanayicimizin belini bükmüştür, sanayicimizi çalışamaz hâle getirmiştir. Çiftçinin sesini, beli bükülmüş sanayicinin sesini, feryat eden sanayicinin sesini, esnafın sesini iktidar partisi maalesef muhalefetin sesi diye ciddiye almamaktadır.

Durum çok vahimdir değerli arkadaşlar. İşten çıkarılan işçilerimiz, kapanan fabrikalarımız, kapasite kullanım oranını yüzde 50’lere düşüren, hatta yüzde 30’lara düşüren, iki vardiyadan tek vardiyaya düşen, üç vardiyadan tek vardiyaya düşen sanayi tesislerimiz göz önündedir. Bunun resmî, açık rakamları da vardır; bakınız: Merkez Bankası tarafından bankalara duyurulan toplam karşılıksız çek sayısı ekim ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,2 artmıştır, yani bu artış 156.888’e çıkmıştır. Son zamanlarda “711” kullanımında patlama yaşanmaktadır. Paraya sıkışan sanayici, elindeki çeki tahsile koyuyor. Borçlu ise zaman kazanmak için 711’e sığınıyor, yani “hilafıma yazılmıştır” cümlesiyle çekini ödememekte diretiyor veya zaman kazanmakta diretiyor. Teminat mektupları paraya çevriliyor, ticari kabahat oranları artıyor. Protesto edilen çek-senet oranı ortalamanın üzerinde. Kanuni takipte oldukça vahim bir tablo sergileniyor. Çek ve Senet Yasası ekonominin ihtiyacını karşılayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Mevcut düzenlemelere göre, karşılıksız çek-senet ve kredisini ödemeyenler Merkez Bankasının kara listesine alınmaktadır. Bu kişiler borçlarını ödeseler bile Merkez Bankasının kara listesindeki devamı sürmektedir. Bunun bir an önce düzeltilmesi gerekiyor yani acilen bir sicil affının getirilmesi gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının verdiği can suyu kredisine değinmek istiyorum. Biraz önce Sayın Bakan tulumbadan bahsetti, dedi ki “Kurumuş olan tulumbaya bir tas su dökersiniz, tulumba yeniden çalışmaya başlar.” Doğrudur. Bu kime verilir? Can suyu, “2 bin sanayiciye, 2 bin KOBİ’ye 2 bin can suyu” ibaresiyle çıktığında biz bunu çok ciddi şekilde mutlulukla karşıladık. Ama ne getirildi bunda Sayın Bakan? Kime verilir bu kredi? Çalışmakta olan KOBİ’lere veriyorsunuz, çalışmakta olan KOBİ’lere 300 milyar sıfır faizli kredi veriyorsunuz. Son derece takdirle karşılanacak bir hadise ama ne diyorsunuz peşinden? “Makine alımında” diyorsunuz.

Değerli Bakan, değerli arkadaşlar; sanayici, on tane, yirmi tane makinesiyle çalışamaz duruma gelmiş, kapasitesini dolduramaz hâle gelmiş. Biraz önce söyledim, yüzde 70-80 kapasitelerle çalışan sanayici, yüzde 20’ye, 30’lara düşmüş. Kendi hazır makinesine iş bulamıyor Sayın Bakan. Siz “Makine alırsanız size 300 milyar YTL sıfır faizli, altı ayda bir olmak üzere, iki yıl ödemeli kredi veriyorum.” diyorsunuz. Hangi mantığa dayanıyor bu? Bu, şu mantığa dayanıyor: Bu, 2003 yılında çıkarmış olduğunuz teşvik yasasına benzer bir yasadır, yani sanayiye ihanet yasasıdır, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sanayisine ihanet yasasıdır. Bunun başka adı yoktur değerli arkadaşlar, bunun başka hiçbir adı yoktur. Bu, sanayiye ihanet yasasıdır. Yani Büyük Orta Doğu Projesi’nin eş başkanı Sayın Başbakanın Türkiye’de sanayiyi çökertmekle ilgili yapmış olduğu, atmış olduğu adımın en açık, bariz ve net bir göstergesidir. Bunun başka hiçbir adı yoktur. Siz 300 milyar sanayiciye para vereceksiniz. Yirmi tane makinenin on beş tanesi kapalı dururken, ona iş bulamazken, işçi çıkarırken “Sen git tesisine yeni makine al.” diyeceksiniz. Hangi mantığa sığar bu? Hiçbir mantığa sığmaz.

İkincisi Sayın Bakan, siz envanterle ilgili ciddi çalışma yaptınız. Biz de saygıyla karşıladık, iyi yere getirdiniz. Ama ne yazık, bu yaptığınız envanter 2009 yılında geçerli olacak mı? Hayır olmayacak efendim. Çünkü o tesislerin yüzde 10’u, 20’si kapanmış olacak, iş yerini kapatmış olacaklar. O envanterde görülen tesisler yok olacak, öyle bir tesis olmayacak. Yani yapmış olduğunuz, o üstün gayretlerle, çabalarla hazırlamış olduğunuz envanter de sanayicimizin çok fazla bir işine yaramayacak.

Değerli arkadaşlar, şimdi teşvik konusunu tekrar tekrar söylemek gerekiyor. 2003 yılında çıkarılan teşvik, Gaziantep’i ve benzer illeri, Denizli’yi, Kayseri’yi, benzer illeri bu günlere getirmiştir. Neden getirmiştir? Aynı iş kolunda üretim yapan şehirleri birbiriyle yarıştırıyorsunuz, haksız rekabete zorluyorsunuz. Birine diyorsunuz ki “Senden elektriğin yüzde 50’sini almayacağım.”, diğerine diyorsunuz ki “Senden tamamını alacağım.” Var mı böyle bir şey? Dünyada uygulanan teşvik yasaları var, bugüne kadar uygulanmış olan teşvik yasaları var ama bir bölge için, bir sektör için veya bir şehir için verilen teşvik anlamlı ve yerinde olur. Yapılmış olan teşvik yasasının son derece yanlış olduğunu ve bu can suyu yasasının da sanayicimize hiçbir katkı sağlamayacağı görüşü içerisindeyim.

Değerli arkadaşlar, şimdi size bir tablo göstereceğim, iki tane resim göstereceğim. Diyeceksiniz “Bunların ne alakası var, yani bu konuyla ne alakası var?” Burada Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın Başbakanımız bir otel odasında Suudi Kralının yanında diz çökmüş oturuyor; bu, bu. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

ÜNAL KACIR (İstanbul) – Nerede diz çökmüş? Öyle bir şey yok

AKİF EKİCİ (Devamla) – Tamam, peki… Peki, düzeltiyorum. Diz çökmemiş, sandalyede oturuyor, sandalyede. Diz çökmemiş, doğru. (AK PARTİ sıralarından “Yok öyle bir şey. Nerede diz çökmüş?” sesleri) Doğru… Doğru… Doğru söylüyorsunuz, diz çökmemiş, sandalyede oturuyor.

BAŞKAN – Sayın Ekici… (AK PARTİ sıralarından “yakışmadı” sesleri, gürültüler)

AKİF EKİCİ (Devamla) - Size yakışıyor mu?

BAŞKAN – Sayın Ekici…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan…

AKİF EKİCİ (Devamla) - Bir Başbakana yakışıyor mu?

LÜTFİ ÇIRAKOĞLU (Rize) – Ayıp! Ayıp!

AKİF EKİCİ (Devamla) - Bir Cumhurbaşkanına yakışıyor mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Sayın Başkan, sayın konuşmacı yanlış, haksız konuşmasın.

BAŞKAN – Sayın Ekici… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AKİF EKİCİ (Devamla) - Bir Cumhurbaşkanına, bir Başbakana yakışıyor mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 18.55

 

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 19.09

BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER

KÂTİP ÜYELER : Harun TÜFEKCİ (Konya), Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

236 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine devam edeceğiz.

Komisyon? Burada.

Hükûmet? Burada.

5’inci madde üzerinde şahısları adına ilk söz Konya Milletvekili Sayın Hasan Angı’ya aittir.

Buyurun Sayın Angı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HASAN ANGI (Konya) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi tekrar saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, üzerinde konuşulacak bir madde de değil açıkçası; yayımı tarihinde yürürlüğe girecek. Ancak tasarıyla ilgili söz alan arkadaşların, tasarının çok dışında konuları gündeme taşımalarıyla iş farklı noktalara doğru gidiyor.

Aslında söylenecek çok şey var ama ben iki hususun altını çizmek istiyorum: Birincisi, şu anda komisyon sıralarında oturan bürokrat arkadaşlarımız yıllarını kamuda hizmet olarak geçirmiş. Hangi iktidarda göreve başlamışlar veya liyakate bağlı olarak yükselmeleri hangi iktidarlarda olmuş? Yani AK PARTİ tutup bir başka dünya ülkesinden insanları getirip de kamuda çalışır hâle getirmiyor. Bu ülkedeki çalışan insanları hak ettiği ölçüde değerlendiriyor. Yani “Kadrolaşma, kadrolaşma.” derken acaba geçmişteki kadrolaşmaları mı hatırlatıyorsunuz? Bunu doğru bulmuyoruz. Burada uzman ve uzman yardımcılarıyla ilgili bir düzenleme yapılıyor. Bakanlığın buna ihtiyacı var, bunda da hemfikiriz hizmetlerin daha iyi verilebilmesiyle ilgili. Bu tasarıyla da bu ortaya kondu.

Ben, emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Bu değişikliğin de hayırlı olmasını diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şahıslar adına ikinci söz Gaziantep Milletvekili Sayın Halil Mazıcıoğlu’nda.

Buyurun Sayın Mazıcıoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

HALİL MAZICIOĞLU (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın 5’inci maddesi vesilesiyle şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Konuya girmeden önce İsrail tarafından Filistin halkı üzerinde uygulanan ve bugünlerde “soykırım” olarak nitelenmeye başlayan insanlık dışı saldırıları lanetliyor ve bütün dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen bu hunharca operasyonların bir an evvel sona ermesini diliyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk sanayisinin sorunlarının tespitine ve çözülmesine yönelik politika oluşturma ve uygulama yeteneği kazandırılması, hizmette etkinliğin ve kalitenin sağlanması, idari kapasitenin geliştirilerek kurumsal bir hafıza oluşturulması ve insan kaynaklarının geliştirilmesi AK PARTİ hükûmetlerinin öncelikli hedefleri arasında olmuştur.

Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı, Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda ve 60’ıncı Hükûmet Programı’nda yer alan politika ve hedeflere uygun olarak hazırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 2006 yılında onaylanan Dokuzuncu Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda kamu kesimi ve sivil toplumun geneli için uzun vadeli bir perspektif çizilmiş ve bu doğrultuda hedefler tespit edilmiştir. Planda, ekonomik büyüme ve sosyal kalkınmanın istikrarlı bir yapıda sürdürülmesi ve plan vizyonunun gerçekleşmesi yolunda rekabet gücünün ve istihdamın artırılması, beşerî gelişme ve sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi, bölgesel gelişimin sağlanması ile kamu hizmetlerinde kalite ve etkinliğin artırılması stratejik amaçlar ve gelişme eksenleri olarak belirlenmiştir. Planda belirlenen sanayi stratejisi doğrultusunda ülkemiz ekonomisinde sürdürülebilir kalkınmanın devamlılığının sağlanması tartışmasız bir zarurettir. Bu süreklilik ise ancak işletmelerin ve sanayicilerin rekabet yeteneğinin sürekli geliştirilmesine, katma değer oluşturulmasına, uygulanabilir etkili ve verimli bir sanayi ve ticaret politikası üretilebilmesine, dolayısıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığının özellikle yönlendirme, düzenleme ve denetleme işlevlerini gereği gibi yerine getirmesine bağlıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının sadece Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü bünyesinde kariyer meslek mensubu tüketici ve rekabet uzman ve uzman yardımcıları görev yapmaktadır. Diğer genel müdürlüklerde kariyer mensubu uzman kadrosu bulunmamaktadır.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, başta sanayiciler ve KOBİ’ler olmak üzere tüketici hizmetleri, ürünlere ilişkin teknik mevzuat, ürünlerin piyasa gözetimi ve denetimi, test ve belgelendirme, ölçüler ve ayar, yasal metroloji ve kalibrasyon, standardizasyon, akreditasyon, sınai mülkiyet mevzuatı, organize sanayi bölgeleri, ARGE teknoloji geliştirme bölgeleri, endüstri bölgeleri, küçük sanayi bölgeleri, küçük sanayi siteleri, sanayi ve ticaret odaları ve borsalar, fuarcılık, esnaf ve sanatkârlar, esnaf ve sanatkârlar odası, lisanslı depoculuk, sebze ve meyve ticareti ile toptancı halleri, kooperatifçilik ve şirketler ile daha birçok alanda düzenleme, denetleme ve yönlendirme görevlerinin yanı sıra izin, onay, belge tanzimi ve düzenlenmesi ve vize edilmesi; KOBİ’lere, sanayicilere, şirketlere, kooperatiflere yönelik bilgi sistemleri oluşturulması ve benzeri uygulamalar görevlerini de yürütmektedir.

Açıklanan alanlarda, Bakanlığa, politika oluşturma ve strateji hazırlama, düzenleme yapma ve uygulama yeteneği kazandırılması, hizmette etkinliğin ve kalitenin sağlanması, etkin ve sürekli bir idare, kapasite geliştirilmesi ve kurumsal hafıza yaratılmasına bağlıdır. Bu ise ancak insan kaynaklarının geliştirilmesiyle, yani bütün birimlerde yeterli sayıda kariyer uzman istihdamıyla sağlanabilir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

HALİL MAZICIOĞLU (Devamla) – Teşekkür ediyorum Başkanım.

Bu konuda, tüketici ve rekabet uzmanları kadrosunun sanayi ve ticaret uzmanı kadrosuna neden dönüştürüldüğü hususunun netlik kazandırılmasında fayda vardır. Sanayi ve Ticaret Bakanlığına alınacak olan sanayi ve ticaret uzmanlarının, birimlerin ihtiyaçlarına göre mühendislik fakültesi mezunları ile hukuk, siyasal bilgiler, işletme, iktisat, kamu yönetimi ve benzeri yüksekokul mezunlarından alınması düşünülmektedir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığının kısa vadede 300 adet sanayi ve ticaret uzmanına ihtiyacı vardır. Tüketici ve rekabet uzmanı kadrosundan sanayi ve ticaret uzmanı kadrosuna geçen personelin mali yönden bir kaybı veya kazancı söz konusu değildir.

Bu düşünceyle ve hatırlatmalarla tasarının kanunlaşıp milletimiz için hayırlı olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

6’ncı maddeyi okutuyorum:

MADDE 6- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAŞKAN – Madde üzerinde gruplar adına ilk söz, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İzmir Milletvekili Sayın Mehmet Ali Susam’da.

Buyurun Sayın Susam. (CHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

CHP GRUBU ADINA MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kanun, tüm maddeleri görüşülerek yürütme maddesine geldi.

Bu maddeyle ilgili olarak söylemek istediğimiz, bu maddenin içerisinde de yer almasını düşündüğümüz, verilen kadroların gerçekten Sanayi ve Ticaret Bakanlığının ihtiyacı doğrultusunda kullanılmasıdır. Az önce, Sayın Angı dedi ki: “Biz, bu konuda hiçbir şekilde Sanayi ve Ticaret Bakanlığında bir siyasi eğilime bakarak atama yapmıyoruz.”

Değerli arkadaşlarım, bu alınacak kadrolar da gerçekten uzmanlık, bilgi, teknoloji isteyen alanlarda çalışacak nitelikli insanlar. Ama, bakın, hafızalarınızı çok tazelemeye gerek yok. Yılbaşı sabahına bir gidin, 7 tane gencin ölüm olayına bir bakın. 7 tane genç çocuk, sabah 05.05’te o binada doğal gaz sızıntısı haberi verilip gelen Ankara Büyükşehir Belediyesinin, Doğalgaz AŞ’nin elemanları, teknik elemanları tarafından yaşarken kontrol edilmeyip, binalarında ışık yandığı hâlde kapıları doğru dürüst çalınmayıp, 06.30’lara kadar yaşarken ölüme terk edilen 7 tane öğrenci, o insanlar hepimizin acısı değil mi? Peki, o insanların acısında özür dilemek yerine, ertesi gün çıkıp bir Doğalgaz AŞ’nin Müdürü olarak teknik bir eleman olması gereken Veysel Karani Demir’in konuşmasını ve bilgi, bilimle donatılması gereken bir makamı işgal eden kişinin söylediklerini bir kafanızdan geçirin, ondan sonra bu kadroları nasıl insanlarla doldurduğunuzu hemen bir hatırlayın. Onun için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı kadrolarını da inşallah bu kuşkularımızı boşa çıkartacak bilimsel, nitelikli, iş yapan insanlarla doldurursunuz. Bunu yürekten istiyoruz. Çünkü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığını önemsiyoruz. Onun için burada eleştiriler yapıyoruz, onun için doğru şeyleri söylüyoruz. Ama söylediğimiz şeyler Sayın Bakanı kızdırıyor, hiddetlendiriyor, hatta hatta yanlış şeyler söylemesine neden oluyor.

Geçen bütçe konuşmasında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesinde çok bilimsel bir konuşma yaptım. Yaptığım konuşmalar da bir bilimsel rapordan alınmıştı. Bakın Sayın Bakan ne demiş? O gün orada cevap verdiği an olamadım, özür diliyorum. Ama olamamamın nedeni, bir parti görevi nedeniyle yoktum, yoksa olmayı çok arzu ediyordum. Ama Sayın Bakan konuşmada ne demiş: “Efendim, KOSGEB Genel Kurul toplantısı yapmamış. İnsaf be kardeşim. Ayıptır yani. İnsan bunu söylerken benim en azından arkadaşlara iki dakika içinde talimat vereceğimi ‘çıkarın bakalım KOSGEB’in genel kurullarını, ne yapılmış?’ diyeceğimi bilmesi lazımdı. 2003 yılında yapmış, 2005 yılında iki kere yapmış, 2006 yılında yapmış, 2007 yılında yapmış, 2008’de de yapılmasıyla ilgili, önümüzdeki günlerde KOSGEB’in Genel Kurulu yapılacak fakat çıktı bir arkadaşımız dedi ki: ‘KOSGEB 2002’den beri hiç Genel Kurul yapmadı.’ Allah’tan korkmak lazım arkadaşlar, Allah’tan korkmak lazım. Ve şunu çok net ifade edeyim, yine dedi ki: ‘Efendim, KOSGEB sadece can suyu kredisi veriyor.’ Yani ne olacak?” Yani benim dediklerimin yanlış olduğunu söyledi.

Şimdi, size ve Sayın Bakana okuyorum: Türkiye’de KOBİ’ler ve KOSGEB, Mehmet Cansız, Devlet Planlama Teşkilatı Uzmanlık Tezleri, Ankara, 2008… Buradaki bir sürü veriyi Sayın Bakanlık bundan önce kullandı. Ben bunları buradan aldım. 81’inci sayfa: “Genel Kurulun kanuna göre yılda 2 kez toplanması gerekirken 1990 yılından 2005 yılına kadarki on beş yıllık dönemde ancak 12 kez toplanmış. 1993, 1997, 2002, 2003 ve 2005 yıllarında ise hiç toplanmamıştır.” Sayın Bakan, size arkadaşların verdiği cevaplar. “Bu durumda KOSGEB faaliyetlerinin Genel Kurul ile bağlantısının zayıf olduğu ve sağlıklı politika oluşturmadan uygulama yapıldığını söylemek mümkündür.” Kime ayıp Sayın Bakan, sizin bürokratlarınıza mı, bana mı? “KOSGEB Genel Kurulunun politika üretme açısından etkinliğini değerlendirdiğinizde 1990-2004 yılları arasındaki toplantı tutanaklarının incelenmesinden, KOSGEB ve KOBİ’lere dönük politika ve programlara ilişkin herhangi bir önerinin karara bağlanmadığı görülmektedir. KOSGEB Genel Kurulu her ne kadar paydaşlardan oluşmuş uygun bir yapılanma gibi görünse de uygulamada Genel Kurulun çalışma usul ve esaslarının olmaması, paydaş görüşlerinin KOSGEB programlarına yeterince yansımasını engellemiştir.”

Değerli arkadaşlar, o günkü yaptığım konuşmada -daha buradan aldığım- çok bilimsel ve dünyada, Avrupa’da ve Türkiye’de KOBİ’lerin durumunu inceleyen bilimsel bir çalışmayı buraya getirip koydum ve bu çalışmadan, bilimsel çalışma sonunda görülen eksiklikleri, Sayın Bakanlığa, “Bütçenizi yaparken bu bilimsel eksiklikleri değerlendirerek, yanlış yapmadan, daha iyi şekilde KOSGEB’i çalıştırın, KOSGEB’e verdiğiniz kredileri doğru yönetin.” diye öneriler getirdim ama aldığımız cevapları, bir bakanın benim söylemim karşısında söylemine yakıştıramadığımı, nezaketiyle tanıdığım, bu noktalara nasıl geldiğini çok iyi bildiğim bir bakana uygun görmediğimi söylemek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu teşkilatlarda ve bu konularda konuştuğumuz her sözün hesabını vermek durumunda olan insanlarız. Ben, bu teşkilatlarda ve bu noktada söylediğim her şeyin hesabını vermeyi göze alarak yaptım.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Hesabını soracağız.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) - Esnaf kredileriyle ilgili, can suyu kredisiyle ilgili söylediğim konuda da çok net şey söyledim. Sayın Bakana yaptığım eleştiriden sonra gelen bir “mail”i sizinle paylaşmak istiyorum: “Sayın Bakana söylediğiniz eleştirilere yürekten katılıyorum. Bu can suyu kredileriyle ilgili olarak, yanında 92 kişi çalıştıran bir KOBİ olarak şu an 22 kişi çalıştırıyorum. Bütün şeyleri hazırladım, gittim ancak bankalar beni oyaladılar ve kredi vermediler. Ben, AKP’liyim; AKP için sadece kendimi değil ailemi verdim ama bu can suyu kredileri, gerçekten sizin dediğiniz gibi işe yaramıyor.” Altında imza: “İzmir Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinden Yakamoz Sirke’nin sahibi” Arayıp sorabilirsiniz. Ne diyor biliyor musunuz: “Bu kredileri ihtiyaç sahipleri alamıyor. Bu kredileri, borcu olmayan, paraya da ihtiyacı olmayan insanlar alıp, bankaya sıfır faizle aldıkları bu parayı yatırıp faiz alıyorlar.” diyor o kişi. Bunun cevabını siz verirsiniz ona. Bizim de eleştirimiz buydu. Bu bilimsel raporda da bunlar var. Bu kredileri kullandırırken piyasada kredi talebi içerisinde olan insanlara ulaşabilecek doğru yöntemleri kullanarak beraberce bu kredileri bu noktada kullandıralım. Yoksa piyasada insanların çektiği sıkıntıya, krediye ulaşmada çektikleri zorluğa bir parmak bal çalmak için “Sıfır faizle kredi veriyorum.” diyerek 5 bin kişiye verilmiş kredilerle bu işin içerisinden çıkılamaz.

Değerli arkadaşlarım, bakın 700 bin kişiye kefalet kooperatifleri kredi verdi. Onu ucuzlatın, daha herkes alsın, daha farklı imkânlar sağlayın. Türkiye’de sınırlı kaynaklarla sizin yaptığınız işleri meslek odaları bile yapıyor, faizin bir kısmını üstleniyor, yapmaya çalışıyor. Ben bunları kendi meslek örgütüm olduğum zamanlarda da yaptım. Yaptıklarınızın kötü olduğunu söylemiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika ek süre veriyorum. Tamamlayın lütfen.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Ama bunlar ülkenin şu an içinde bulunduğu krizi aşmada çözüm olacak öneriler değil, eksiktir bunlar. Güçlü bir paket oluşturup Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak krizin içerisinde yok olmak… Yıllardır sanayilerde emek verip elde ettikleri fabrikaları kaybedecek insanların önüne geçmelisiniz. İzmir Organize Sanayide üretim yüzde 49 düştü ve 3.700 kişi son üç ayda işten ayrıldı. Yanıyor piyasalar, esnaf kan ağlıyor, hipermarket yasasını çıkarmakta hâl⠓inceleyeceğiz” diyorsunuz. Sayın Bakanım, lütfen bunları bilerek ve inceleyerek söylediğimizi, her söylediğimiz lafın altına imzamızı atacağımızı bilmenizi istiyorum. Huzurlarınızı saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

Şahısları adına ilk söz Bolu Milletvekili Sayın Fatih Metin’e aittir.

Sayın Fatih Metin burada mı? Yok.

Sayın Bakan, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakika.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Efendim, bir şeyler söyleniyor, bir şeyler anlatılıyor, “1.000 + 1.000” makine teçhizat kredisiyle sanayiciye ihanet edildiği bile söyleniyor. Yani hayretler içinde kalıyorum arkadaşlar! Yirmi yedi yıl sanayicilik yapmasam, makine mühendisi olmasam, on iki yıl oda başkanlığı yapmasam hakikaten düşüneceğim, diyeceğim ki: “Ya bunun neresinde ihanet var?”

Şimdi, bakın nasıl bir ihanet yapmışız? Biz 60’ıncı Hükûmet Programı’mızda demişiz ki: “Artık, Türkiye sanayisinin ileri teknoloji ürünleri kullanacak ürünlerle rekabet gücünü artırması ve rekabet yapması gerekiyor. Bu noktadan hareketle, KOSGEB desteklerinde ‘1.000 + 1.000’ KOBİ’ye makine teçhizat desteği vereceğiz.” Bunun mart ayında kararını almışız ve mart ayında almış olduğumuz bu karar çerçevesinde orta ve ileri teknolojide üretim yapan sektörleri de belirleyerek çalışanlara 600 bin YTL’ye kadar, orta ve düşük teknolojide olanlara ise 300 bin YTL’ye kadar sıfır faizli, on sekiz ay vadeli, ilk altı ayı ödemesiz makine teçhizat kredisi verme noktasında bir uygulama başlatmışız. Şimdi geliyorum ihanete.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Kaç kişi kullanmış Sayın Bakan?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Nasıl ihanet bakın şimdi bu: Burada demişiz ki “Makine teçhizat yenilemek isteyen, revize etmek isteyen, rekabet gücünü artırmak isteyen, bununla ilgili iş yapmak isteyen orta-ileri teknolojideki ‘1.000’ KOBİ’ye, orta-düşük teknolojideki ‘1.000’ KOBİ’ye bu desteği vereceğiz.” demişiz…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – ”1.000 + 1.000” kaç yapar?

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – …ve desteği verirken de bir taraftan KOBİ’lerimizin makine teçhizatını yenileyerek kapasitesini, rekabet gücünü, üretim teknolojilerini ve verimliliği yakalamasını temin ederken, diğer taraftan da makine teçhizatı yerli sanayimizden, Türkiye’deki makine teçhizat üretenlerden alsın diye yapmışız. Bunun adı ihanet mi, soruyorum size arkadaşlar şimdi? Böyle bir şey olur mu? Yani bir şey söylenirken bunun aslı olarak, astarı olacak, hesabı olacak.

Bu krediye toplam 1.189 başvuru olmuş. Benim de zorla getirip insanları buraya sokmam lazım ki…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yanlış.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Yanlış, diyorsanız KOSGEB’in kayıtlarına bakarsınız, doğrusunu getirirsiniz.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – 4.500 başvuru var Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Burada bu makine teçhizat kredisine yapılan başvuru belli bir süreli yapılmış. KOSGEB’in uygulamış olduğu 4 programdan sadece 1 tanesidir. Bakın, sadece tek bir program. “1.000+1.000” KOBİ’lere makine teçhizat ve yerli makine teçhizat sektörünün motive edilmesi, üretim kabiliyetinin, kapasitesinin artırılması için yapılan çalışma.

Arkasından gelmişiz “İmalatçı esnaf ve sanatkâra 25 bin YTL’ye kadar, bayan imalatçı esnaf sanatkâr için ise 30 bin YTL’ye kadar, 125 milyon YTL bir kredi vereceğiz.” demişiz ve 147 milyon TL buna -YTL o tarihte- başvuru gelmiş. Demişiz ki: “Tamamına vereceğiz.” ve bununla ilgili başvuru sayısı burada.

Hemen arkasından dönmüşüz, KOBİ’lere, ihracat yapanlara, firma başına 100 bin dolar olmak kayıt ve şartıyla, altı ay ödemeli, altı ay sonra tek ödemeli sıfır faizli ihracat kredisi vermişiz. Şimdi, KOSGEB bir şey vermemiş! Bunları kim verdi, merak ediyorum ben ve diğer taraftan, ihracatçı bunu yüzde 14 dolar bazındaki faizlerin olduğu ortamda sıfır faizle, altı ay vadeli kullanmış.

En son yapmış olduğumuz can suyu kredisinde yine esnaf ve sanatkâr, yine KOBİ’lere toplam olarak kullandırılmak üzere 350 milyon YTL bir kredi hacmi oluşturmuşken, gelen talepler üzerine, sonra Maliye Bakanlığının katkısıyla beraber, getirip bunu 700 milyon YTL’ye çıkartmışız, şu anda, kasım ayında yaptığımız uygulamayla beraber.

Şimdi, değerli arkadaşlar, sıfır faizli kredinin ne olduğunu bir daha anlatayım: Sıfır faiz demek, yani hiç faiz yok demek. Yüzde 25, yüzde 30 faizlerin olduğu bir ortamda, kredi hacminin daraldığı bir ortamda, bankaların kredi vermekten imtina ettiği bir ortamda KOSGEB kalkmış bunları yapmış.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Krediyi yine bankalar veriyor, KOSGEB vermiyor ki!

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Evet, tekrar söylüyorum: KOSGEB genel kurulları… Geçen konuşmamda ne söylemişsem aynen altına imza atıyorum. KOSGEB o toplantıları yapmıştır. Ama bugün KOSGEB’in yapacağı toplantı… Ki önümüzdeki dönemde yapmış olduğumuz çalışma, KOSGEB’in bir kere, yılda bir kere genel kurul yapması yeterlidir.

Bu konuda düzenleme yapıyoruz şimdi biz. İki tane toplantı yapmanın KOSGEB Genel Kuruluna çok fazla vereceği bir katkı yok. Çünkü KOSGEB’in İcra Kurulunda -bilmeyenler için söylüyorum- Sanayi ve Ticaret Bakanı İcra Kurulu başkanıdır. Buranın İcra Kurulunda 1 milyon 900 bin esnaf ve sanatkârın üst kuruluşu olan TESK başkanı vardır, 1 milyon 300 bin KOBİ’nin başkanı olan Odalar ve Borsalar Birliği başkanı vardır, Sanayi Müsteşarı vardır, Maliye Müsteşarı vardır ve DPT Müsteşarı vardır, 1 kişi de üniversitelerden gelir ve her ay yapılır bu toplantılar. Bu verilen desteklerin tamamı da bu İcra Kurulunda alınan kararlar ve KOSGEB’e verilmiş bütçeler çerçevesinde yapılır.

Şunun çok net altını çizeyim: Tekrar söylüyorum, gözünüzün içine baka baka söylüyorum, ben yirmi yedi yıl sanayicilik yaptım, on iki yıl Ankara Sanayi Odası Başkanlığı yaptım. On iki yıl Ankara Sanayi Odası Başkanlığı yaptığım dönemde Sanayi Odasından ne tek kuruş harcırah ne tek kuruş maaş ne de tek kuruş başka şey altında para aldım. Layıkıyla, onuruyla, Sanayi Odası Başkanlığını, hiçbir ücret almaksızın, işimi gücümü bırakarak yaptım değerli arkadaşlar. Ne demek istediğimi anlayanlar anlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Benim ne demek istediğimi anlayanlar çok iyi anlayacaklardır.

Bu çerçevede şunun altını çizerek söylüyorum ki: Evet, biz 60’ıncı Hükûmet olarak KOBİ’lere, esnaf ve sanatkâra sonuna kadar destek vermeye devam edeceğiz, ne derseniz deyin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü bizim misyonumuzda esnaf ve sanatkâr vardır, KOBİ’ler vardır, imalatçı vardır, istihdam vardır, üretim vardır, yatırım vardır ve bunu da geçmiş altı yılda en iyi şekilde yapmış, en iyi şekilde ortaya koymuş bir Hükûmetin mensubu olarak bunları söylüyorum. Bunu da dört buçuk beş yılını bir işveren olarak, bir sanayici olarak yaşamış biri olarak söylüyorum.

Sonuç olarak şunu diyorum: Değerli arkadaşlar, burada verilecek olan kadrolardan hiç kimse korkmasın, biz geçmişte yapılanları yapmayacağız. Geçmişte yapılanlardan dolayı… Bunu yapanlar, bir yerde, herhâlde bu beklentiler içindeler. Bakın, burada 5.371 toplam kadro. Taşra… Seksen bir ilde teşkilatı olan Bakanlığız biz, seksen bir ilde. Toplam 3 bin küsur kişi ile şu anda faaliyetlerimizi yapıyoruz ve bunları yaparken de 250 uzman kadrosunu, uzman yardımcısı kadrosunu alırken mevcut Bakanlık kadromuzdan tek bir ilave kadro getirmiyoruz. 300 tane iptal ettirerek bunu yapıyoruz ve bu 250 kadronun 43 tanesi zaten mevcut tüketici uzman ve uzman yardımcısı için kullanılacak olan kadrodur ve diyoruz ki bunun beşte 1’ini de Bakanlığımız bünyesinden, konulmuş olan kriterlere uygun olanlar içinden seçeceğiz.

Diğer taraftan, bir uzman yardımcısının uzman olması için en az üç seneye ihtiyacı var. Biz, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının, aynen Türkiye’de olduğu gibi, öyle kısa vadeli değil, uzun vadeli programlarını tespit ederek yapıyoruz. Bu ihtiyaçlar bugün değil, yarın değil, Sanayi ve Ticaret Bakanlığına önümüzdeki üç senede, beş senede ihtiyaç olacak kadrolardır.

Burada tekrar ifade ediyorum: 300 kadro iptal ederek 250 kadro ihdas ediliyor yani 50 tane daha kadrodan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı fedakârlık yapmış oluyor.

Değerli Başkanım, sayın milletvekillerim; eleştirilere karşı son derece saygılıyım, her zaman da saygılı olmaya devam edeceğim ama neticede doğru yapılan şeyleri yanlış gibi göstermek, eksik gibi göstermek…

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Eksik, eksik Sayın Bakanım.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) – Ben de bir insanım ve bir insan olarak tabii ki bunlara reaksiyon gösterme durumunda olabilirim. Ama bunu yaparken yüce Meclisin saygınlığına, değerli milletvekillerimizin saygınlığına, tüm parti genel başkanlarının saygınlığına dikkat ederek ne eleştiri yapacaksam veya söyleyeceklerimi söylerim. Onun için bu noktada herkesi aynı şekilde hareket etmeye davet ediyorum.

Her birimizi, partilerimizin genel başkanlarına, başbakanlara ve cumhurbaşkanlarına karşı daha fazla saygılı olarak hareket etmeye davet ediyorum buradan içinizden bir arkadaşınız olarak. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Neticede Başbakan ülkenin Başbakanıdır, Cumhurbaşkanı ülkenin Cumhurbaşkanıdır, muhalefet partilerimiz de bu ülkenin, bu Meclisin, bu demokrasin vazgeçilmez unsurladır ve hepsine duyduğum saygıyı tekrar buradan ifade etmek istiyorum.

Bu noktada diyorum ki, bu kanunun oluşmasında eksisiyle artısıyla görüş bildiren, görüş veren tüm milletvekillerime teşekkür ediyorum. Dile getirilmiş olan hususları… Şunu çok net ifade ediyorum ki, KOSGEB’de, Bakanlığımda, ilgili birimlerde, ilgili kuruluşlarda ne eksiğimiz varsa bu eksikleri sizlerden gelecek öneriler doğrultusunda değerlendireceğimizden hiçbirinizin kuşkusu olmasın çünkü Sanayi ve Ticaret Bakanlığının başında “Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Ticaret Bakanlığı” yazıyor. Benden evvel seksen tane bakan gelmiş geçmiş, hepsine huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. Ebediyete intikal edenlere Allah’tan rahmet diliyorum. Benden sonra da seksenler, bin seksenler gelip geçecek ancak tekrar ifade ediyorum: Bu kurum Türkiye Cumhuriyetinin, 70 milyonun gurur duyduğu, onur duyduğu bir kurumumuzdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Devamla) - Bitiriyorum efendim.

 Muhalefet yapma adına kurumumuzu, kurumumuzda çalışan insanları yıpratmayalım. Bakın, benim arkamda oturan bürokratların en yeni çalışanı üç senelik, beş seneliktir. Çalışanların içinde on beş sene, yirmi sene, yirmi beş senedir değişik hükûmetlerle çalışmış olan arkadaşlarım vardır ve gerçekten özveriyle, gayretle çalışıyorlar. Onun için ben kendilerine huzurlarınızda teşekkür etmek istiyorum, tüm bürokrat arkadaşlarıma.

Bu duygu ve düşüncelerle tekrar yüce heyetinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Bakan.

Şahısları adına Yozgat Milletvekili Sayın Osman Coşkun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakika.

OSMAN COŞKUN (Yozgat) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; 236 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın 6’ncı maddesi üzerinde şahsım adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve bizi izleyen sevgili halkımızı saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce Sanayi Bakanımızı dinledik, söylediği tüm cümlelerin altına imzamı atmak istiyorum. Sanayi Komisyonunda bir üye olma sıfatımla yaptığı çalışmaları yakinen takip ediyorum. Bugün yine Komisyonumuzda sanayicimizi, esnafımızı, halkımızı çok rahatlatacak önemli kanun tasarıları üzerinde görüşmeler yaptık. Sayın Bakanımızı ve şahsında tüm bürokratlarını tebrik ediyorum. Çünkü, Sanayi Bakanlığı bizim için, ülkemiz için son derece önemli bir bakanlık, diğer tüm bakanlıklar gibi.

Bakınız, size çok önemli bir kelime söylemek istiyorum: Bu kelimenin adı “bağımsızlık”tır. Bağımsızlık, hiç kimseye danışmadan iş yapabilme yeteneğidir. Bir zamanlar Meclisimizden birtakım kanunların çıkarılması için dayatmalarla biz karşılaştık. Sebebi: Kendilerinden 1,5 milyar dolar para istedik diye bize dayatma yaptılar yani direkt bağımsızlığımıza göz dikildi. Bağımsızlık… Bakınız, Çanakkale’de, ecdadımız bağımsızlık için 253 bin vatan evladının canını verdi çünkü o gün bağımsızlığın bedeli kandı, şimdi de kan olsa, biz zaten hiç tereddüt etmeden veririz ama bugün bağımsızlığın bedeli ekonomik güçtür. İşte, AK PARTİ İktidarı zamanında 36 milyar dolarlık ihracat 136 milyara çıkmış, hedef 200, 300, 500 milyar dolardır. Biz, geçmişte olduğu gibi, ekonomik açıdan güçlü olduğumuzda, teknolojik açıdan kalkınmamızı sağladığımızda, her tür imkâna sahip olduğumuzda, bugün masum insanlar birileri tarafından katledilemeyecek.

Dolayısıyla, bu Meclisin yaptığı bu çalışma ve özellikle Bakanlığımızın yaptığı bu çalışma son derece önemlidir. Ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa hayırlı olsun diyor, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Madde üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan, ben kişisel söz istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Susam, buyurun.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Siz gelin Sayın Genç, Sayın Susam başka bir şey söylüyor.

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Sayın Başkan, Sayın Bakan konuşmasında “Ben maaş almadan Sanayi Ticaret Bakanlığı yaptım.” dedi. Bu sözünü, ne demek istediğini…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Oda Başkanlığı…

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – “Oda başkanlığı yaptım.” diye söyledi. Bunu, esnaf odaları birlik başkanlığı yapmış ve bu konularda görev almış biri olarak cevaplamam gerektiğine inanıyorum.

BAŞKAN – Peki, ben size de söz vereceğim.

Sayın Genç, buyurun.

Süreniz beş dakika.

KAMER GENÇ (Tunceli) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sanayi Bakanlığının, Hükûmet teklifinde evvela 100 olan, Komisyonda 250’ye çıkarılan uzman kadrosuyla ilgili gelen bir kanun tasarısı üzerinde müzakere açıldı, onun üzerinde, son yürürlük maddesinde konuşmak istiyorum.

Şimdi, değerli milletvekilleri, burada Sayın Bakanı dinledim, diyor ki efendim, şu şu makamlara saygı gösterin. Elbette ki bir devletin cumhurbaşkanlığı makamı, başbakanlık makamı, bakanlık makamları kutsal makamlardır. O makamlara saygı gösterilir ama saygı nasıl gösterilir? Saygı, kuru sandalyeye, tahtaya gösterilmez; saygı, orayı temsil eden insanların o makamın hakkını verebilecek nitelikte, bilgide, dürüstlükte, yurtseverlikteki davranış biçimleriyle kaim olur. Yoksa ki bir makamda oturan insanlar o makamın hiç değerini bilmezse, o memleketin dertleriyle ilgilenmezse, o makamlarda her türlü suistimaller edilirse…

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Yine başladı.

KAMER GENÇ (Devamla) - … o devletin kuruluş felsefesine aykırı hareket edilirse, o devletin temel değerleri ayak altına alınırsa elbette ki ona karşı… (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Saçma sapan konuşuyorsun! Sen ne biçim adamsın ya!

KAMER GENÇ (Devamla) – Efendim, ben genel konuşuyorum. Bunlara ne oluyor, ben anlamıyorum.

ABDULKADİR AKGÜL (Yozgat) – Sen başka bir şey konuşmuyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla) – Ben konuşuyorum. Burada Bakanımız konuştuğu zaman niye müdahale etmediniz? Ben doğruları söylüyorum. Dinleyin efendim, dinlemesini bilin! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Şimdi, burada söylediğimiz şeylerde yanlış yok beyler. Ben genel konuşuyorum.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Boş konuşuyorsun, boş!

MUSTAFA ÜNAL (Karabük) – Zamanımızı alıyorsun!

KAMER GENÇ (Devamla) – Siz niye zamanımı alıyorsunuz! Ben buraya milletvekili gelmişim; burada, bu kürsüde konuşacağım.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bu Meclisin adabına uygun konuş.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bu benim hakkım! Kimseye de hakaret etmiyorum! Burada sabahtan beri ne laflar söylüyorsunuz ya! AKP’liler, siz iktidar olmasını beceremeyen insanlarsınız! Burada iktidardakiler muhakkak tahammül edecek, dinlemesini bilecek. Ben size genel söylüyorum ya! (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Düzgün konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) – Şimdi siz burada, son anlarda korsan önergelerle getireceksiniz, devletin trilyonlarını birkaç tane yabancıya peşkeş çektireceksiniz, biz burada çıkacağız, diyeceğiz, bunları konuşmayacağız. ÖTV’yle ilgili daha aralık ayında getirdiğiniz kanun.

ÖMER İNAN (Mersin) – Yalan söylüyorsun, yalan! Doğru konuş! Bir defa da doğru konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) - İşte, burada kanunu getirdiniz, son anda korsan önergeyi de getirdiniz ve bazı kişilerin 3 trilyonluk vergisini affettiniz. Ben bunlarla ilgili daha neler söyleyeyim.

Şimdi Sayın Bakan, siz burada aşağı yukarı kaç senelik Bakansınız. Teşvik yasalarını yanlış uyguluyorsunuz. Teşvikin anlamı, işte Hakkâri gibi, Tunceli gibi böyle yatırımda geri kalmış, hizmetin gitmediği yerlere hizmet etmeye giden insanları teşvik edeceksiniz. Ama teşviki öyle uyguladınız ki Türkiye'nin her tarafına uyguladınız. Dolayısıyla Gaziantep gibi, Adana gibi, Denizli gibi sanayide gelişmiş illerimizi yok ettiniz. Öyle bir teşvik uyguladınız ki… Yani evvela, devleti yönetmek bir sanat, bir erdemlik ve bilgi meselesidir. Yani kuru kuru gürültü, kuru kuru karşıdaki insanları itham etmeye değmez.

Cemaziyelevvelini biliyorum kardeşim! Her gün, burada, bu kürsüde… Bakanlarınız yurt dışına gidiyor, yanında AKP’li milletvekillerini götürüyor, ondan sonra devletin hazinesinden de harcırah alıyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Tüm milletvekilleri gidiyor…

KAMER GENÇ (Devamla) – Böyle bir anlayış… Yok böyle bir anlayış!

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Düzgün konuş! Sadece AK PARTİ milletvekilleri gitmiyor, tüm milletvekilleri gidiyor.

KAMER GENÇ (Devamla) – Ya bak Canikli, sen maliyecisin, sen maliyenin zerre kadar kültürünü almamışsın.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Bunun bir sistemi var, bir düzeni var. Ezbere konuşuyorsun. Düzgün konuş.

KAMER GENÇ (Devamla) – Sana teklif ediyorum: Hangi kanalda istiyorsan, seninle o kanalda tartışırım çünkü benim aldığım maliye kültürü ile senin aldığın maliye kültürü hiç birbirine uymuyor.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Biz senin maliyeciliğini de biliyoruz!

KAMER GENÇ (Devamla) - Maliyeci demek devlete sahip çıkan kişi demektir. Sen ne ettin?

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Hangi milletvekilleri gidiyor? Tüm milletvekilleri gidiyor. Sen Başkan Vekili olduğunda, gitmedin mi zamanında? Herkes gidiyor…

KAMER GENÇ (Devamla) - Tayyip Erdoğan devletin iki bankasından 750 milyon doları getirdi eniştesine verdi, damadına verdi. Sen geldin, burada bütün gücünle onu savundun. Böyle bir maliyecilik zihniyeti olur mu? (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Adam gibi konuş! Ezbere konuşuyorsun.

KAMER GENÇ (Devamla) – Uzlaşmalarda devletin trilyonlarını, katrilyonlarını harcadınız, ondan sonra çıkıp bunları savunuyorsunuz.

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Boş konuşuyorsun! Maliyeci olarak düzgün konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) – Bakın, ben size burada doğruları söylüyorum ve beni de dinleyin. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

NURETTİN CANİKLİ (Giresun) – Eleştir ama düzgün konuş!

KAMER GENÇ (Devamla) - Onun için, diyorum ki… Bakın, siz İktidar Partisisiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Genç, bir dakika ek süre veriyorum, tamamlayın lütfen.

KAMER GENÇ (Devamla) – Bugün, Türkiye karanlık bir rejime gidiyor arkadaşlar. Türkiye’de bugün devletin en saygın makamlarını yapan… Bir YÖK Başkanı gidiliyor evinden içeriye alınıyor. Bu memleket için canını veren komutanlar içeriye alınıyor. Kimle beraber? Çete mensuplarıyla beraber, aynı soruşturma kapsamında!

Böyle karanlık bir rejim sürülebilir mi? Biraz önce, oradaki AKP’li milletvekili bağırıyor “Bak ha, Ergenekon’u size de uygularız!” Ee getirin, uygulayın! Herhâlde Ergenekon’u uygulamaya kalkarsanız en başta bana uygularsınız! Ama o gücünüz yok, siz de o cesaret yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

RECEP KORAL (İstanbul) – Sen çok cesursun!

KAMER GENÇ (Devamla) – Neyse, bakın, şu devleti bu karanlıklara sürüklemeyin. Bu devlet daha sizden sonra ilelebet yaşayacaktır ama bunun yaşayabilmesi için şu safhada bu devlete mümkün olduğu kadar faydalı hizmet yapın.

Şimdi, benim karşımda gülenlerin cemaziyelevvellerini de biliyorum ama çok fazla söylemek de istemiyorum. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Değerli milletvekilleri, eğer bu devleti doğru dürüst yönetseydiniz bu devlet şimdi ekonomik bir krize girmezdi. Şimdi Türkiye bir ekonomik krize girmiş; bakacağız, işte biliyorsunuz yarın doğal gaz sıkıntısı başlayacak, memlekette insanların can güvenliği yok, herkesin telefonunu dinliyorsunuz. Neden korkuyorsunuz yahu, neden korkuyorsunuz? Bu telefon dinlemeden… Neden korkuyorsunuz? Bırakın insanlar konuşsun kardeşim, bırakın konuşsun! Yani ille telekulak, dinleyerek insanların hepsini baskı altına almak olur mu? Şimdi, gidin bakanlıkta…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika verdim.

KAMER GENÇ (Devamla) – Verdiniz mi efendim?

BAŞKAN – Verdim bir dakikanızı.

KAMER GENÇ (Devamla) – Peki, teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Susam, size 69’uncu maddeye göre iki dakika söz veriyorum ama lütfen, siz de bir sataşmaya yol açmayın.

Buyurun.

VIII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR

1.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayan’ın, sözlerini çarpıttığı iddiasıyla konuşması

MEHMET ALİ SUSAM (İzmir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakan, konuşmasında, Sanayi ve Ticaret Bakanı olmadan önce Sanayi Odası Başkanı olarak on iki yıl hiç ücret almadan bu görevi yaptığını söyledi.

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) - Sen kaç para aldın?

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Bu bir kanuni durumdur ve bütün sanayi odası, ticaret odası başkanlığı yapanların hepsi bu noktadadırlar. Başka görevlerde de her alınan ücret kanunla belirlenmiştir, Genel Kurul kararlarıyla alınır, Genel Kurulun müsaade ettiği oranda, Genel Kurulun çizdiği çizgide ve Bakanlığın çizdiği çizgide ücretler alınır.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, ancak bunu bir kimsenin övünme maddesi yapmasına gerek yok veya yerinme maddesi yapmasına da gerek yok. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

AHMET KOCA (Afyonkarahisar) – Sen kaç para aldın?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Ben Esnaf Odaları Birliği Başkanlığı süremde veya yaptığım bütün görevlerde kanunun emrettiği oranlarda ücret aldım ve bunu yaparız. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Şimdi bir şey söyleyeyim, siz milletvekili olarak da bir görev yaparken bir ücret almıyor musunuz?

HASAN ANGI (Konya) – Siz kaç para aldınız?

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, lütfen…

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Değerli arkadaşlarım, şimdi geçelim ikinci konuya: Benim söylediğim eleştiri, bir eleştirinin ötesinde, bilimsel çalışmayla, KOSGEB genel kurullarını yapmadığını, bir Devlet Planlama Teşkilatı uzmanının net olarak dilinden söyledim. Sayın Bakan, çıkıp benim ayıp ettiğimi söylediği konuşmasını aynen burada tekrar etmiştir. Yani, ya Devlet Planlama Teşkilatı uzmanı Mehmet Cansız’ın raporunu ortadan kaldırınız…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Susam.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Sayın Susam, söz aldığınız… Bakın, sataşmayla ilgili gerekeni yaptınız, lütfen…

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Teşekkür edip bitireceğim.

BAŞKAN – Evet, lütfen edin teşekkürünüzü, tamam.

MEHMET ALİ SUSAM (Devamla) – Bu anlamıyla benim söylediğim doğrudur ve Sayın Bakan, bu anlamıyla bilimsel bir gerçeği çarpıtmıştır. Bunu belirtmek istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayın Başkan, yerimden söz istiyorum bir dakika.

BAŞKAN – Sayın Ekici…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Bir dakika yerimden söz istiyorum, Sayın Bakanın söylemine cevap vermek istiyorum.

BAŞKAN – Hayır öyle değil, siz girmişsiniz.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Silindi efendim elektronik cihazda.

BAŞKAN – Hayır, soru soracağınızı düşünerek şimdi soru-cevap işlemine geçeceğim.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Silindi ama işte, onu söylüyorum.

BAŞKAN – Hayır duruyor.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Peki, duruyorsa sorun yok Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Duruyor.

Yani, ben bugün bir şeyi anlamakta çok zorlanıyorum. Sayın milletvekillerinin adrenalinleri çok yüksek, enerjileri çok yüksek; hiçbir sözümü tamamlama fırsatı bulamadım bugün. Yani, daha soru-cevap işlemine geçmedik, sırayla gidiyoruz.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Dinlemiyorlar ki!

BAŞKAN – Bir saniye… Sadece şahsınız için konuşmuyorum, bir genel çerçeve içinde konuşuyorum.

Dolayısıyla, yani birbirimizi dinlersek, biraz sabırlı olursak, eksik kalan şeyler de… Uyarıldığında zaten yerine getiriyoruz, hepimiz insanız, eksiğimiz olabilir.

Onun için şimdi, yeni sataşmayı bitirdik.

VII.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri (Devam)

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/537) (S.Sayısı: 236) (Devam)

BAŞKAN - Madde üzerindeki tüm konuşmalar bitti.

Şimdi soru-cevap işlemine geçiyorum.

Sizin sorunuz var.

Buyurun Sayın Ekici.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakana soruyorum: Can suyu olayını, biraz önce biraz karmaşık anlattı. Benim anlattığım can suyu olayı, birincisi: “1.000 KOBİ’ye 1.000 can suyu” idi, makine alımıyla ilgili idi. İkincisine bir lafımız yok, olmadığı için de söylemedik zaten, o konuyu teşekkür ederek karşıladık.

İkincisi: Personelle ilgili, personel alımıyla ilgili. Sayın Bakan biraz önce taahhütlerde bulundu. Biz onu taahhüt olarak kabul ediyoruz ve takipçisiyiz. Benim o konuşmamda tarif ettiğim tipe uyanları aldığında, Sayın Bakanın da bu konuyla ilgili yakasına yapışacağımızı da bilmesini isteriz.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Yakamız açık.

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – İkincisi: Cumhurbaşkanı ve Başbakanlıkla ilgili söyledi: “Saygı duyulması gerekir…” Doğrudur. Biz o saygı ve terbiye bilinci içerisinden geldik.

BAŞKAN – Bakın, siz soru soracaktınız, siz soru soracaktınız…

AKİF EKİCİ (Gaziantep) – Sayın Başkanım, bir saniye, lütfen.

Oradan geliyoruz. Ama gösterdiğim resim de montaj değildi. Onun da bilinmesini istiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Sayın Türkmenoğlu…

KAYHAN TÜRKMENOĞLU (Van) – Sayın Bakanım, özellikle bu son çıkarmış olduğunuz can suyu kredisi kapsamında, ülkemizde kaç firma bundan faydalanmıştır? Buna bağlı olarak sanayi envanteriyle ilgili en son çıkarmış olduğunuz, hakikaten bizim de gurur duyduğumuz, Türkiye’de olması gereken ama bugüne kadar yapılmayan, zatıalinizin Bakanlığı döneminde de büyük beklenti içerisinde olduğumuz bu sanayi envanteriyle ilgili de bir bilgi istiyorum.

Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.

BAŞKAN – Sayın Bakan…

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; efendim, sanayi envanteriyle ilgili Sayın Türkmenoğlu’nun belirttiği çerçevede 2 milyon 10 bin 377 işletmeyle ilgili –bunun 302 bini sanayicidir, geri kalanı hizmet ve ticaret sektörüdür; mali sektör bundan hariçtir, serbest meslek bundan hariçtir- bilgiler çıkartılmıştır. Ne kadar işçi çalıştırdığı, ne kadar enerji tükettiği, ülkenin neresinde olduğu, var olanların kapasitelerinin, kapasite raporlarının ne olduğu, bu kapasitelere göre ülkenin neresinde olduğu, doğal kümelenmelerin nasıl yapıldığı ve doğal kümelenmelerle ilgili yapılacak olan bundan sonraki desteklerin ve bölgesel desteklerin nasıl yapılacağı, sadece teşvik politikası değil, teşvikle beraber ayrıyeten o bölgelere gerekli altyapı hizmetlerinin götürülmesi, enerjinin götürülmesi…

BAŞKAN – Sayın Bakan, bir saniye. Şimdi, konuşmanızın bitimine ve oylamanın sonuna kadar süreyi uzatmak için oylama yapacağım, ondan sonra… Sözünüzü unutmayın.

Bu kanunun bitimine kadar sürenin uzatılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Buyurun Sayın Bakan.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Dolayısıyla sadece olayı bir vergi, bir enerji, SSK teşviki şeklinde değil, ayriyeten Türkiye’de hangi sektör hangi bölgede desteklenecek, burayla ilgili gerek altyapı hizmetleri gerek lojistik hizmetleri gerek ulaşım hizmetleri ve gerek enerji konusunda buraya yapılması gereken yeni yatırımlar üzerinde de bir çalışma sistemi oluşturuyor bu ve diğer taraftan, son olarak söyleyeceğim şu…

Hemen bitiriyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Zamanımız var, konuşabilirsiniz.

SANAYİ VE TİCARET BAKANI MEHMET ZAFER ÇAĞLAYAN (Ankara) – Tamam.

Bu cansuyu, yani KOSGEB’le ilgili 31/12/2008 itibarıyla rakamları geçen vermiştim, son bir kez daha verip konuşmamı bitireceğim. “1000+1000” KOBİ makine teçhizat destek kredisi: Onaylanan işletme sayısı 1.189 adettir. İmalatçı esnaf ve sanatkâr destek kredisi; ilkine: Onaylanan işletme sayısı 5.673’tür. KOBİ ihracat destek kredisi için onaylanan işletme sayısı 4.069’dur. En son yapılan 700 milyon YTL’lik sıfır faizli istihdam endeksli cansuyu kredisine toplam 20.545 başvuru yapılmıştır. Bunların değerlendirme işlemleri devam ediyor. Ancak bunları süresinde, verilen konuya uyup uymamasına ve diğer taraftan konulmuş olan kontenjanlara göre değerlendiriyoruz. Ama ortaya çıkan rakam, öyle gözüküyor ki 31/12/2008 itibarıyla 25 bin işletme, esnaf sanatkâr ve KOBİ’lere destek verilmiş olacaktır.

Ben tekrar teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ederim.

6’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. Hayırlı uğurlu olsun.

Kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 8 Ocak 2009 Perşembe günü alınan karar gereğince saat 14.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 20.00

Türkiye Büyük Millet Meclisi Resmi internet Sitesi
© 2009 T.B.M.M.