|
DÖNEM: 23 CİLT:
33 YASAMA YILI: 3 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ TUTANAK DERGİSİ 25’inci
Birleşim 3 Aralık 2008 Çarşamba İ Ç İ N D E K İ L
E R I.
- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ II.
- GELEN KÂĞITLAR III.
- YOKLAMALAR IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları 1.- Ankara
Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın, Dünya Engelliler
Günü’ne ilişkin gündem dışı
konuşması 2.- Konya
Milletvekili Sami Güçlü’nün, Hazreti Mevlânâ’nın 735’inci vuslat yıl dönümü ve uluslararası anma
törenlerine ilişkin gündem dışı konuşması 3.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Habur
Sınır Kapısı’nda karşılaşılan sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin
gündem dışı konuşması ve
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın
cevabı V.-
AÇIKLAMALAR 1.- Kırıkkale
Milletvekili Osman Durmuş’un, Dünya Engelliler Günü
ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması 2.- Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncü’nün, Mevlânâ
Haftası’na ilişkin açıklaması 3.- Konya
Milletvekili Orhan Erdem’in, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na
ilişkin açıklaması 4.- Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler
Haftası’na ilişkin açıklaması 5.- Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Dünya Engelliler Günü
ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması VI.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet
Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96) 2.- Sanayi ve
Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları
Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/537) (S.
Sayısı: 236) 3.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Karayoluyla
Yolcu ve Yük Taşımacılığının Düzenlenmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/377) (S.
Sayısı: 303) 4.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yatırımların
Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/372) (S.
Sayısı: 304) 5.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına
Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/536) (S. Sayısı: 305) 6.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa Toplulukları Komisyonu Arasında Katılım Öncesi
Yardım Aracı (IPA) ile Temin Edilen Yardımın Uygulanması Çerçevesinde Türkiye
Cumhuriyetine Sağlanan Avrupa Topluluğu Mali Yardımlarıyla İlgili İşbirliği Kuralları
Hakkında Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/635) (S. Sayısı: 308) 7.- Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ile Çevre ve Avrupa Birliği Uyum ile Dışişleri Komisyonları
Raporları (1/597) (S. Sayısı: 268) 8.- Tekirdağ
Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut’un; Dernekler
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ve 22 Milletvekilinin; 23.11.2004 Tarihli ve
5253 Sayılı Dernekler Kanununun 27. Maddesinde Kızılay ile İlgili Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/290, 2/286) (S.
Sayısı: 283) 9.-Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları ile
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/618, 1/653) (S.
Sayısı: 307) 10.- Engellilerin
Haklarına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/567) (S. Sayısı: 227) 11.- Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/608) (S. Sayısı:
266) 12.- Posta Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve
Turizm Komisyonu Raporu (1/491) (S. Sayısı: 230) VII.-
OYLAMALAR 1.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Karayoluyla
Yolcu ve Yük Taşımacılığının Düzenlenmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 2.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yatırımların
Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması 3.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına
Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı’nın oylaması 4.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa Toplulukları Komisyonu Arasında Katılım Öncesi
Yardım Aracı (IPA) ile Temin Edilen Yardımın Uygulanması Çerçevesinde Türkiye
Cumhuriyetine Sağlanan Avrupa Topluluğu Mali Yardımlarıyla İlgili İşbirliği
Kuralları Hakkında Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı’nın oylaması 5.- Engellilerin
Haklarına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
Tasarısı’nın oylaması VIII.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI 1.- Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, üreticilerin kuraklıktan dolayı uğradığı
mağduriyete ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4781) 2.- Ordu
Milletvekili Rahmi Güner’in, fındık taban fiyatına
ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4786) 3.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, döner sermaye payı alan
kamu görevlilerinin ek ödemelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı
Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/4793) 4.- Bartın
Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, KİT
personeline yapılan ek ödemeye ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı
Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/4801) 5.- Kayseri
Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri’de
mevzuata aykırı işçi çalıştırmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4818) 6.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Tuzla
tersanelerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin sorusu ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4819) 7.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Karacabey’deki bir köy yolundaki bozulmalara
ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/4862) 8.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, Osmangazi Belediyesinin düzenlediği bir anma
programına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/4863) 9.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, çiftçilerin ekonomik sorunlarına ilişkin Başbakandan
sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4941) 10.- Adana
Milletvekili Mustafa Vural’ın, işçi emeklileri ile dul ve yetim maaşlarının
iyileştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4956) 11.- Denizli
Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, tarımdaki girdi
maliyetlerine ve üzüm üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Başbakandan sorusu
ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4975) 12.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Kuzey Irak’a yönelik
operasyonlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı M.Vecdi Gönül’ün cevabı (7/4980) 13.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, kot taşlama sektöründeki denetime ilişkin sorusu
ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4991) 14.- İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel’in, bir işyerine yönelik
iddialara ve işçi hakları konusundaki çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4992) 15.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin,
Sosyal Güvenlik Kurumundaki bazı bürokratların çocuklarını sigortalatmalarına
ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı
(7/4993) 16.- İstanbul
Milletvekili Sebahat Tuncel’in, bir firmadaki çalışma
şartlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in
cevabı (7/4994) 17.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, mevsimlik işçilerin
sorunlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in
cevabı (7/5144) 18.- Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki eczacıların reçete işlemlerine ilişkin
sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5146) 19.- Burdur
Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Tarım Kredi Kooperatiflerinde veteriner
hekim istihdamına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri
Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/5205) 20.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, SGK’nın
sağlık hizmeti alımlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Faruk Çelik’in cevabı (7/5216) 21.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, yurt dışındaki mevduatın ülkemize çekilmesine
yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/5297) 22.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, İŞKUR’un meslek
edindirme kursları için hizmet alımlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5314) 23.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, SSK ve Bağ-Kur’lulardan
alınan sağlık primlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Faruk Çelik’in cevabı (7/5316) 24.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, İznik Stadyumunun
hizmete açılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun
cevabı (7/5357) 25.- Ordu
Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, spor kulüplerine yapılan yardımlara ilişkin
sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı
(7/5384) 26.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, THY çağrı merkezinin
kapatılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın
cevabı (7/5496) 27.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Spor Toto Teşkilatı
personeline ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun
cevabı (7/5501) I.-
GEÇEN TUTANAK ÖZETİ TBMM Genel Kurulu
saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı. Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın, Avrupa Birliği Komisyonunun bor madenini 2 Sayılı
İnsan Sağlığına Zararlı Madenler Listesine almasına ilişkin gündem dışı
konuşmasına, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek, Bursa
Milletvekili Necati Özensoy’un, Bursa’da özellikle
tekstil ve sanayi sektöründe işten çıkarmalar ve yansımalarına ilişkin gündem
dışı konuşmasına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Cevap verdi. Şırnak
Milletvekili Hasip Kaplan, seçmen kütüklerine ilişkin
gündem dışı bir konuşma yaptı. Arnavutluk
Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak davet edilmesine ilişkin
Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu. Tokat
Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/983) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına
ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi. İzmir
Milletvekili Canan Arıtman ve 21 milletvekilinin, erken yaşta evlilik konusunun
(10/288), Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış ve 21 milletvekilinin, içme suyu sektöründeki
sorunların (10/289), Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi; Mersin
Milletvekili Kadir Ural ve 23 milletvekilinin, Atakent Belediye Başkanı Fevzi
Doğan’ın bombalı saldırı sonucu ölümü olayının araştırılması (10/290); Amacıyla birer
Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine
sunuldu; önergelerin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası
geldiğinde yapılacağı açıklandı. Gaziantep
Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkmenistan’a
yaptığı resmî ziyarete iştirak etmesine ve 4-6 Ekim 2008 tarihlerinde de
Moğolistan’a gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi. Kastamonu
Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, 4046 Sayılı
Özelleştirme Uygulamaları Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi’nin (2/115) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi. 2009 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2007 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu
Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşme programının bastırılıp dağıtıldığına ve
bütçeler üzerinde şahısları adına söz almak isteyen milletvekillerinin söz
kayıt işlemlerine ilişkin Başkanlıkça duyuruda bulunuldu. Birleştirilerek
görüşülmesi kabul edilen; Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş ve 35 milletvekilinin, öğretmenlerin sorunları ve
okullardaki yetersizliklerin (10/21), Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 milletvekilinin,
eğitimdeki sorunların (10/94), Araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerinden sonra kabul
edilmediği açıklandı. Gündemin “Kanun
Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının: 1’inci sırasında
bulunan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/324)
(S. Sayısı: 96), 2’nci sırasında
bulunan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun,
Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu’nun (1/537) (S. Sayısı: 236), Görüşmeleri,
komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi. 3’üncü sırasında
bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Birleşmiş
Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (GTÖ) Arasında GTÖ Orta Asya Alt Bölge
Ofisi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve
Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları
Raporlarının (1/397) (S. Sayısı: 242) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık
oylamadan sonra kabul edildi. 3 Aralık 2008
Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 11.00’de toplanmak üzere birleşime
22.51’de son verildi.
No.: 33 II.-
GELEN KÂĞITLAR 3
Aralık 2008 Çarşamba Teklifler 1.- İzmir
Milletvekili Şenol Bal’ın; Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçların Cezalarının
Arttırılması Hakkında Kanun Teklifi (2/347) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 20.11.2008) 2.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 5 Milletvekilinin;
Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/348) (Adalet
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2008) 3.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Yükseköğretim
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/349) (Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve
Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2008) 4.- Tunceli
Milletvekili Kamer Genç’in; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi (2/350) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25.11.2008) 5.- Kahramanmaraş
Milletvekili Durdu Özbolat’ın; Sivas Madımak Oteli ve
Kebapçı Salonunun “Barış ve Kardeşlik Müzesi” Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi
(2/351) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş
tarihi: 25.11.2008) 6.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın;
2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı
İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında
Kanunda ve 3194 Sayılı İmar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifi (2/352) (İçişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2008) 7.- İstanbul
Milletvekili Hüseyin Mert’in; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/353) (Plan ve Bütçe Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2008) 8.- İstanbul
Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 7 Milletvekilinin;
Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/354)
(Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
27.11.2008) Raporlar 1.- Uluslararası
Telekomünikasyon Birliği (ITU) 2003
Dünya Radyo Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (S.
Sayısı: 306) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (GÜNDEME) 2.- Türkiye
Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında
Türkiye’de Bir Türk-Alman Üniversitesinin Kurulmasına Dair Anlaşmanın
Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (1/632) (S. Sayısı: 311) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (GÜNDEME) Sözlü Soru Önergeleri 1.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, petrol fiyatlarındaki
düşüşlerin akaryakıt satış fiyatına yansıtılmamasına ilişkin Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1086) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 2.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Karkamış Sınır Kapısına
ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Hayati Yazıcı) sözlü soru
önergesi (6/1087) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 3.- Antalya Milletvekili
Osman Kaptan’ın, havadan müdahale yapılmayan bir orman yangınına ilişkin Çevre
ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1088) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 4.- Gaziantep
Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, alışveriş merkezlerine
yönelik düzenleme ihtiyacına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru
önergesi (6/1089) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) Yazılı Soru Önergeleri 1.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, bazı gazetecilerin
Başbakanlık akreditasyon kartlarının yenilenmemesine ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/5759) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 2.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, bazı Başbakanlık
muhabirlerine akreditasyon kartı verilmemesine ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/5760) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 3.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, telefon dinleme ve
takibine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5761) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 4.- Amasya
Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, Başbakanlığın bazı gazetecilere yasak getirdiği
haberlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5762) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 5.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Türk soylu Yunan uyrukluların çalışma izinlerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5763) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 6.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, ihtiyaç sahiplerine kömür yardımına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5764) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 7.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadın istihdamına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5765) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 8.- Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Kars’ta kamu
tarafından kömür satışı yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/5766) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 9.- Adana
Milletvekili Yılmaz Tankut’un, TAEK’in sözleşmeli
personel alımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5767) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13/11/2008) 10.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Atakule AVM’deki kira artışlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/5768) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 11.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, bir arazi satışına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5769) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 12.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya hafif raylı
sistem projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5770) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13/11/2008) 13.- Iğdır
Milletvekili Pervin Buldan’ın, bir baraj projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5771) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 14.- Antalya
Milletvekili Tayfur Süner’in, bir fabrikanın çevreye
etkilerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5772)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 15.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl’ün, bir baraj projesine yönelik iddialara ilişkin
Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5773) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 16.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, küresel mali krize karşı alınacak önlemlere
ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi (7/5774)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 17.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, yatırımlara devlet
desteğine ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi (7/5775)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 18.- İstanbul
Milletvekili Atila Kaya’nın, Merkezi İhale ve Finans
Kurumunun yazışma diline ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru
önergesi (7/5776) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 19.- Kahramanmaraş
Milletvekili Durdu Özbolat’ın, bir mitinge yönelik
açıklamasına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/5777) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 20.- Sivas
Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, bir mitinge yönelik
açıklamasına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/5778) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 21.- Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, yarım kalan bir cami
inşaatına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/5779) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 22.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadınların mağdur
olduğu bazı sosyal sorunlara yönelik çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından
(Nimet Çubukçu) yazılı soru önergesi (7/5780) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 23.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, bir davanın SHÇEK
tarafından takibine ilişkin Devlet Bakanından (Nimet Çubukçu) yazılı soru
önergesi (7/5781) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 24.- Adana Milletvekili
Onur Öymen’in, AB Komisyonu ilerleme raporundaki bazı
hususlara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5782)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 25.- Bursa
Milletvekili Onur Öymen’in, Ermenistan Dışişleri
Bakanının bir açıklamasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5783) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 26.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da kanalizasyon
ve yol onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5784)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 27.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir
Belediyesinin bazı giderlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5785) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 28.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Yüreğir Belediyesinin
bazı giderlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5786)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 29.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Seyhan Belediyesinin
bazı giderlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5787)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 30.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, seçmen kütüklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/5788) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 31.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, bazı sivil toplum kuruluşlarının bir bildirisine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5789) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 32.- Antalya
Milletvekili Osman Kaptan’ın, Antalya’da kent içi ulaşımda kartlı sisteme
geçişe ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5790) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12/11/2008) 33.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, belediyelerin sosyal amaçlı yardımlarına ve KÖYDES
harcamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5791)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 34.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bir köye yapılması
planlanan atık tesislerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5792) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 35.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa şebeke suyunun
fiyatına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5793) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12/11/2008) 36.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Orhangazi-Yalova
minibüsçülerinin durak sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/5794) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 37.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, Bilecik Belediye Başkanı ile ilgili bazı iddialara
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5795) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13/11/2008) 38.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, polise yönelik
işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/5796) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 39.- Amasya
Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, bir mitinge katılanların listesinin istendiği iddialarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5797) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13/11/2008) 40.-
Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, bir
emniyet müdürünün bir mitinge katılanların listesini istediği iddiasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5798) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 41.-
Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın,
polislere demir cop verileceği haberlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/5799) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 42.- Mersin
Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, güvenlik güçlerinin
müdahalesiyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/5800) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 43.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Mudanya’nın bir mahallesine sulama sistemi
kurulmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5801)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 44.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Osmangazi’deki bir köyün sulama projesine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5802) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13/11/2008) 45.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Osmangazi’deki bir köyün bazı sorunlarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5803) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13/11/2008) 46.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Çeşme’de ecrimisil ücretlerinin artırılmasına ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5804) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 47.- Kars
Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Kars Şeker
Fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5805) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 48.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Çeşme’deki otel ve sitelerden istenen ecrimisile ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5806) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 49.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, Milli Eğitim
Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki taşınmazlara ilişkin Maliye
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5807) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 50.- Yalova Milletvekili
Muharrem İnce’nin, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin zamanında ödenmemesine
ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5808) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 51.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hanak ilçesindeki
taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5809)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 52.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle ilçesindeki taşımalı
eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5810)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 53.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof ilçesindeki
taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5811)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 54.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Damal ilçesindeki
taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5812)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 55.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan-Merkez’deki
taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5813)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 56.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır ilçesindeki
taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5814)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 57.- Kocaeli
Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, Kocaeli’deki
yurt ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5815)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 58.- Ordu
Milletvekili Rahmi Güner’in, fındık alımına ve
ödemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5816) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 59.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, İstanbul’daki özürlü
çocukların özel eğitim ve öğretimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı
soru önergesi (7/5817) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 60.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, özel hastanelerden hizmet
alımındaki bir uygulamaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5818) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 61.- Muğla
Milletvekili Ali Arslan’ın, sevk zinciri
uygulamasındaki aksaklıklara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5819) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 62.- Bursa
Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Orhaneli ilçesine
yapılacak hastaneye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5820)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 63.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, bir laboratuvarda kan tahlili sonuçlarında yaşanan gecikmeye
ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5821) (Başkanlığa geliş
tarihi: 13/11/2008) 64.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, hava ambulans araçları
hizmet alımı ihalesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5822)
(Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 65.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvel’in, tarımsal kredi
kullanımına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5823) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 66.- Tekirdağ
Milletvekili Kemalettin Nalcı’nın,
gübre fiyatlarındaki artışa ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5824) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 67.- Aydın
Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, Ege kıyılarındaki
balık çiftliklerine ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5825) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 68.- Aydın
Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, TMO’nun mısır üreticilerine
ödeme yapmamasına ilişkin Tarım ve Köyişleri
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5826) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 69.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, Şebinkarahisar yoluna ve bir tünel yapımına
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5824) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 70.- Giresun
Milletvekili Murat Özkan’ın, Karadeniz sahil yolunun Giresun ili sınırlarındaki
sinyalizasyon ve trafik işaretlerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru
önergesi (7/5828) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 71.- Van
Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, bir kışladaki
binalara verilen adlara Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5829)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 72.-
Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, işkence
iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5830) (Başkanlığa
geliş tarihi: 12/11/2008) 73.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, destek verilen bir filme yaş sınırı
getirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/5831)
(Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008) 74.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, sanayi sektörünün desteklenmesine ilişkin
Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/5832) (Başkanlığa geliş
tarihi: 12/11/2008) 75.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, GAP kapsamındaki illerde yapılan gençlik ve spor
tesislerine ilişkin Devlet Bakanından (Murat Başesgioğlu)
yazılı soru önergesi (7/5833) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008) 76.- Bursa
Milletvekili Abdullah Özer’in, Bursa’daki taş ve mermer ocaklarına ilişkin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5834) (Başkanlığa
geliş tarihi: 13/11/2008) 77.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop Atatürk Devlet Hastanesindeki sorunlara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5835) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 78.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, soruşturmalara konu olan KÖYDES ihalelerine
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5836) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 79.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalı’nın, halkevlerinin
kamuya yararlı dernek statüsünün kaldırılacağı iddiasına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/5837) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 80.- Antalya
Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, ÇEAŞ ve Kepez
şirketleriyle ilgili uluslararası tahkim davasına ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/5838) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 81.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, ticaretteki olumsuz gelişmelere ve krize karşı
alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5839)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 82.- Kırklareli
Milletvekili Tansel Barış’ın, borun sağlığa etkisiyle ilgili iddialara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5840) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 83.- İstanbul
Milletvekili Çetin Soysal’ın, sanayi ve ticaretteki gelişmelere ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5841) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) 84.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kapanan ve açılan işyeri
sayısına ve protestolu senet miktarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/5842) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) 85.- Adıyaman
Milletvekili Şevket Köse’nin, bazı gazetecilerin akreditasyonlarının
yenilenmemesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5843) (Başkanlığa
geliş tarihi: 17/11/2008) 86.- İzmir
Milletvekili Oğuz Oyan’ın, banka mevduatlarına Hazine
garantisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5844) (Başkanlığa geliş
tarihi: 17/11/2008) 87.- Konya
Milletvekili Atilla Kart’ın, bir parti teşkilatı etkinliğine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/5845) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 88.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadınların ve kız
çocuklarının eğitim haklarına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5846) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 89.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadın haklarına
yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5847)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 90.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, özelleştirmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/5848) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 91.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Ankara’daki istihdama ve işsizlik sorununa ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5849) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 92.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersin’in, Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarına ilişkin Adalet
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5850) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 93.- Mersin
Milletvekili İsa Gök’ün, izleme ve dinleme izinlerine ilişkin Adalet Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5851) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) 94.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, dinlemeye
konu telefon kayıtlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5852) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) 95.- Manisa
Milletvekili Şahin Mengü’nün, Ergenekon
Soruşturmasıyla ilgili iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5853) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 96.- Gaziantep
Milletvekili Hasan Özdemir’in, Nizip’teki su kirliliğine ilişkin Çevre ve Orman
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5854) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 97.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Sakarya Nehri ve Porsuk Çayında kurulan sulama
tesislerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5855)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 98.- Kırklareli
Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’de kurulması
planlanan sanayi atıkları bertaraf tesisine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5856) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) 99.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için kullanılan
bütçeyle ilgili iddialara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5857) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 100.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, Ahıska Türklerinin
sorunlarına yönelik çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru
önergesi (7/5858) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 101.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Yemen açıklarında kaçırılan Türk gemisine
ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5859) (Başkanlığa geliş
tarihi: 18/11/2008) 102.- Van
Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’da içme suyu
kuyularına otomatik klorlama sistemi takılmasına ilişkin İçişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5860) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 103.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’daki KÖYDES
uygulamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5861)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 104.- Şanlıurfa
Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa’da
Jandarmanın DTP konvoyunda arama yapmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/5862) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) 105.- İstanbul
Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir kız yurduna yapılan
teftişe ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5863)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 106.- Yalova
Milletvekili Muharrem İnce’nin, öğretmen sayılarına ve öğretmen açığına ilişkin
Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5864) (Başkanlığa geliş tarihi:
18/11/2008) 107.- Ankara
Milletvekili Hakkı Suha Okay’ın,
bazı sağlık kurulu raporlarının basına sızdırılmasına ilişkin Milli Savunma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5865) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 108.- Manisa
Milletvekili Mustafa Enöz’ün, hasta katılım payı
uygulamasına ve özel muayene ücretlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru
önergesi (7/5866) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 109.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, Türkeli Devlet Hastanesi personeline ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5867) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 110.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, Gerze Devlet Hastanesindeki sorunlara ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5868) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 111.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, Boyabat Devlet Hastanesindeki sorunlara ilişkin
Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5869) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 112.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadın sağlığı
konusundaki önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5870)
(Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008) 113.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, üzüm üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5871)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 114.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit’in, kuduz vakalarında uygulanan karantinaya ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5872) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 115.- Aydın
Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın, TMO’nun mısır üreticilerine zamanında ödeme
yapmamasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5873) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 116.- Aydın
Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın, pamuk üreticilerinin desteklenmesine ilişkin
Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5874) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 117.- Sinop
Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’ta üretilen fındığın alımına ilişkin Tarım
ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5875)
(Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 118.- İzmir
Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, gıda sektöründeki işyerleriyle ilgili bir
düzenlemeye ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5876) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 119.- İzmir
Milletvekili Kemal Anadol’un, süt üreticilerinin
desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından
yazılı soru önergesi (7/5877) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 120.- İzmir
Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, İzmir İktisat Kongresine ilişkin Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren) yazılı soru önergesi (7/5878) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14/11/2008) 121.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay’ın, işsizlere ve İşsizlik Sigortası Fonuna ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5879) (Başkanlığa
geliş tarihi: 14/11/2008) 122.- Uşak
Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, Türk Telekom
yönetimiyle ilişkilere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/5880) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008) 123.- İstanbul
Milletvekili Fatma Nur Serter’in, evlat edinme ve
koruyucu aile düzenlemelerindeki yaş şartlarına ilişkin Devlet Bakanından
(Nimet Çubukçu) yazılı soru önergesi (7/5881) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008) 124.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Gedikler Göleti
Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5882)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008) 125.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Boğazköy Barajı Projesine ilişkin Çevre ve Orman
Bakanından yazılı soru önergesi (7/5883) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008) 126.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Babasultan Barajı
Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5884)
(Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008) 127.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Göynükbelen Göleti Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı
soru önergesi (7/5885) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008) 128.- Bursa
Milletvekili Kemal Demirel’in, Kınık Göleti Projesine
ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5886) (Başkanlığa
geliş tarihi: 19/11/2008) 129.- Kütahya
Milletvekili Alim Işık’ın, seramik ve porselen
sanayinin desteklenmesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru
önergesi (7/5887) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008) 3 Aralık 2008 Çarşamba BİRİNCİ OTURUM Açılma Saati: 11.00 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan CANDEMİR
ÇELİK (Bursa) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşimini açıyorum. III. - Y O K L A M A BAŞKAN –
Elektronik cihazla yoklama yapacağız. Üç dakika süre
veriyorum. (Elektronik
cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı yoktur. On dakika ara
veriyorum. Kapanma Saati. 11.05 İKİNCİ OTURUM Açılma Saati: 11.16 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan CANDEMİR
ÇELİK (Bursa) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin İkinci
Oturumunu açıyorum. III. - Y O K L A M A BAŞKAN - Yapılan
ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi elektronik cihazla
yeniden yoklama yapacağım. Yoklama süresi üç
dakikadır. (Elektronik
cihazla yoklama yapıldı) BAŞKAN – Toplantı
yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz. Gündeme geçmeden
önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim. Gündem dışı ilk
söz, Dünya Engelliler Günü münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili
Zekeriya Akıncı’ya aittir. Buyurunuz Sayın
Akıncı. (CHP sıralarından alkışlar) IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları 1.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın,
Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması ZEKERİYA AKINCI
(Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, televizyonlarının
başında bizi izleyen yurttaşlarımızı ve 3 Aralık nedeniyle de özellikle bizi
izleyen izlemeyen tüm engelli kardeşlerimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, sizler de biliyorsunuz, 3 Aralık tarihini,
Birleşmiş Milletler 1992 yılında aldığı bir kararla Uluslararası Engelliler
Günü olarak ilan etti, daha sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu
da 5 Mart 1993 tarihinde yayınladığı bir bildiriyle, üye ülkelerin, 3 Aralık
gününü engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit
ölçüde sağlanması amacıyla tanımasını istedi. O günden bu yana da 3 Aralık, Dünya Engelliler Günü olarak
bilinmekte, anılmakta. Ülkemiz de bu
bağlamdaki uluslararası bütün anlaşmalara imza atmış olmasına rağmen, ne yazık
ki, dezavantajlı gruplara karşı –bunun içinde engelliler de var tabii- gereken
özeni pek gösterebildiğimiz söylenemez ve sonuç alıcı eylemleri de, ne yazık
ki, gerçekleştiremedik. Bu çerçevede 2005 yılında bir yasa düzenlemesi
yapmıştık. Biz o zaman Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu düzenlemenin yetersiz
olacağını vurgulamıştık, uygulamada aksaklıkların doğacağını ifade etmiştik, ama, ne yazık ki, çok dikkate alınmadı ve bugün o yasanın
yetersizliği ve uygulamadaki aksaklıklar çok daha belirgin bir biçimde
görülüyor. Ama bugünlerde Birleşmiş Milletlerin bir sözleşmesini yasa
tasarısına dönüştürüp Meclisimizden geçireceğiz. Ben umut ediyorum ki, o
sözleşme imzalanıp yasalaştıktan sonra bu konuda daha teşvik edici adımlar
atabilelim. Değerli
milletvekilleri, yine, sizler de biliyorsunuz ki, araştırmalar ülkemiz
nüfusunun yaklaşık yüzde 12’sinin, yani 8,5 milyon civarında bir yurttaş
topluluğumuzun engelli bireylerden oluştuğunu gösteriyor. Bu nüfusun yarıya
yakını geleneksel engelli olarak tanınırken, geriye kalanını da süreğen
hastalıklardan dolayı engelli nüfusa dâhil etmekteyiz. Ama bu rakamların da tartışılır
olduğu bir gerçektir, çünkü bu sorunların aslında yaklaşık 30 milyon insanımızı
doğrudan ilgilendirdiğini dikkate almak durumundayız ve sorun esas itibarıyla
oradan kaynaklanıyor. Çünkü engelli nüfusumuzun, illere, engellerine, ekonomik
durumlarına, yaşlarına, cinsiyetlerine, birincil sorunlarına ilişkin gerçek bir
veri tabanı alınmadan yapılan çalışma ve gerçekleştirilen yatırımlar, ne yazık
ki, beklenen sonucu vermediği gibi ayrılan kaynakların da heba olmasına neden
olmaktadır. Konunun anlaşılması
için şöyle bir soruyu yöneltmek yeterli olacaktır: Ülkemizde görme engellilerin
sayısı ne kadardır diye sorduğunuzda, bırakın diğer ayrıntılarını, sadece
sayısını sorduğunuzda alacağımız yanıtlar birbirinden çok farklı olacaktır. O
nedenle sonuç verici çalışmaların öncelikle sağlam ve güçlü bir veri tabanının
oluşturulmasıyla mümkün olabileceğini unutmamalıyız. Değerli
arkadaşlarım, bugünü fırsat bilerek, engellilerin yaşam içinde karşılaştıkları
kimi zorlukları kısaca da olsa sürem yettiğince dile getirmeye çalışacağım.
Biz, engellilerin birçok sorununun olduğunu biliyoruz ama bunların hepsine bu
süre içinde değinme şansım yok. Ama öncelikle eğitim. Örneğin, engellilerin
eğitimlerini kolaylaştırıp onların hayata katılımlarını sağlamak amacıyla
kurulmuş olan özel rehabilitasyon merkezleri çok büyük
kaynaklar aktarılmasına rağmen istenilen verimi gerçekleştiremiyor. Şikâyetler
giderek artmakta. Bu merkezlerin sahipleri Hükûmet
tarafından verilen 406 YTL’lik paranın yetersiz olduğunu ifade ederken,
engelliler ve aileleri ayda on seanslık sürenin engellilerin eğitimi için
yetersiz olduğunu ve bu eğitim süresinin artırılmasını talep etmektedirler.
Yani rehabilitasyon merkezleri üzerinde Hükûmetimizin, yetkililerin çok daha belirgin ve açık bir
denetimine ihtiyaç vardır. “Bu merkezlere 406 YTL veriyoruz, üzerini gidin
velilerden alın.” biçiminde yapılan telkinler de sonuç vermiyor. Eğer gerçekten
onların eğitimini istiyorsak bu merkezlere dönük çalışmalarımızı çok daha titiz
bir biçimde sürdürmeliyiz. Ayrıca, bunun
yanı sıra, bu merkezlerin ötesinde bakımevlerinin içler acısı durumunu da
biliyorsunuz. Geçen günler içerisinde televizyonlara yansıdı. Bu durumda hiç
kimseyi suçlamadan biz şapkamızı önümüze koyup düşünmek zorundayız. Yine basit bir
örnekle sorunlarını aktarmaya çalışayım. Engellilerin her birinin elinde bir
kimlik kartı var. Ama doğrusu, dün bir grup arkadaşım engelli, ziyarete
gelmişti. “Bu kimlik kartının ne işe yaradığını bilmiyoruz, kapıda göstersek
bununla bizi Meclise bile almazlar.” diyerek gülüşüyorlardı. Çünkü o karta
rağmen her seferinde engelliler kendi durumlarını belgeleyecek rapor çıkartmak
zorunda kalıyorlar. Bu da önemli bir sorun. Yine engellilerin başka önemli sıkıntısı istihdam konusu. Bu konuda ne yazık ki teşvik edici olabilme adına işverene
zorunluluklar getirmişiz. Ceza sistemi uyguluyoruz. Ama engellilerin
çalıştırılması durumunda… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. Buyurunuz. ZEKERİYA AKINCI
(Devamla) - …işverene sağlanacak avantajların istihdam konusunda çok daha
yararlı olacağını unutmamalıyız. Çünkü bizim sistemimiz, ne yazık ki,
engellilere pozitif ayrımcılık yerine tam aksine negatif ayrımcılık
göstermektedir. Yeri gelmişken
-Sayın Bakan yok ama- bir şeyi daha dikkatinize sunmak istiyorum. İşsizlik en çok tartışılan konulardan birisi. Bir grup
engelli arkadaşımız da, kamuda 47 bin civarında engelli kadrosunun boş olduğunu
ve bunların ne zaman, nasıl değerlendirileceğini merakla beklediklerini ifade
ettiler. Ayrıca, engelliler
için kimi zaman belirlenmiş olan bir asgari ücret, kimi zaman da iki asgari
ücret biçiminde gerçekleşen bu bakım ücretleriyle ilgili şikâyetler de devam
ediyor. Bu bakım ücretlerinin alınmasına dönük girişimde bulunan engelliler çok
sayıda engelle karşılaştıklarını, neredeyse bu paranın kendilerine verilmemesi
için mücadele sürdürüldüğünü ifade ediyorlar ve birkaç aydır bu parayı
alamadıklarını söyleyenler de var. Yine bu
vesileyle, yerel yöneticilerimizden, önümüzdeki dönemde hiç olmazsa, uygulamalarında
ve planlamalarında, metrolarda, caddelerde, yollarda,
parklarda engelli grubunu mutlaka gözetmelerini istiyorlar. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN –
Tamamlayınız lütfen. ZEKERİYA AKINCI
(Devamla) – Tamamlıyorum. Değerli arkadaşlarım,
bakınız, ülkede 8,5 milyona yakın engelli olduğunu söylüyoruz, ama biz
çıktığımızda etrafımızda çok fazla engelli göremiyoruz. Çünkü bizim toplum
yaşamımız ve kentleşmemiz ne yazık ki engellilerin sokağa çıkmasına bile engel
teşkil ediyor. Onları bir türlü istediğimiz alanlara taşıyamıyoruz ve yaşamın
hiçbir alanında engelli görme şansımız olmuyor. Biz onların, daha çok, cüzi bir
miktar maaş verilerek evlerine hapsedilen insanlar olmak yerine, bizimle
birlikte üreten, paylaşan insanlar olmaları gerektiğini unutmamalıyız. Onlara,
göstermelik tekerlekli sandalye ve gıda dağıtımı olaylarının dışında, kalıcı
çözümler aramak zorunda olduğumuzu bilmeliyiz. Yine bir şey
daha; engelliler bizi olimpiyatlarda bile çok üstün başarılarla temsil
ediyorlar, biliyorsunuz. Onlar kendi spor alanlarını istiyorlar. Bu vesileyle
ben, tekvando şampiyonalarında, güreş şampiyonalarında -en son Galatasaray’ın
Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı dünya şampiyonu oldu- bütün engelli
sporcularımızı da kutluyorum. Engellileri
sadece Allah rızası için yardım edilecek insanlar olarak değil, birlikte
yaşayacağımız, birlikte üreteceğimiz ve eşit olarak paylaşacağımız insanlar
olarak görmemizi diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Akıncı. Gündem dışı
ikinci söz, Hazreti Mevlânâ’nın 735’inci vuslat yıl
dönümü ve uluslararası anma törenleri hakkında söz isteyen Konya Milletvekili
Sami Güçlü’ye aittir. Buyurunuz Sayın
Güçlü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 2.- Konya Milletvekili Sami Güçlü’nün,
Hazreti Mevlânâ’nın 735’inci vuslat yıl dönümü ve
uluslararası anma törenlerine ilişkin gündem dışı konuşması SAMİ GÜÇLÜ
(Konya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Türk milletinin
en çok sevdiği kişilerden biri olan Hazreti Mevlânâ’yı
735’inci ölüm yıl dönümünde Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında
anmak ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak için söz aldım, yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Mevlânâ, 13’üncü asrın
başında Afganistan’ın Belh şehrinde doğmuştur. Babası
bilginler sultanı Bahaeddin Veled,
annesi ise Mümine Hatun’dur. Harizmşah yönetiminin
baskısı ve yaklaşan Moğol istilası nedeniyle ailesi Belh
şehrinden ayrılmaya karar vermiş, Anadolu’ya gelmişler, önce Karaman’a, sonra
Konya’ya yerleşmişlerdir. Mevlânâ’nın ilk hocası
babası, onu yola hazırlayan ve yetiştiren Seyit Burhaneddin,
içindeki ilahî aşk ateşini harlandıran ve kanatlandıran ise Şemsi Tebrizî’dir. Oğlu Sultan Veled
ise Mevlânâ aşkını, edebini, ruhunu ve mirasını
günümüze kadar uzanan bir yol hâline getirmiştir. Mevlânâ
için Şems şöyle diyor: “Allah’ıma yemin ederim ki senin gibi Muhammed yürekli,
gönül alıcı sultan bu dünyaya ne gelmiştir, ne de gelecektir.” Mevlânâ ise Şems’i ve üzerindeki etkisini şöyle dile
getiriyor: “Ölüydüm, dirildim.” Sekiz yüz yıl
önce yaşadığı coğrafyada yaşayan bir milletin çocukları olarak Mevlânâ ile 21’inci yüzyılda nasıl bir yakınlık kurabilir,
hangi gerçeklerde ve hakikatte buluşabiliriz? Mevlânâ,
çağını aşmış bir şair, fikir ve aşk adamı, bir yol gösterici ve bir velidir
Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Şeyhedebali
gibi. Onlar yaptıkları her işte, verdikleri her eserde, ürettikleri her fikirde
insana, insanlığa, kendi varoluş nedenlerine ve bizzat kendilerinin yaratılış
gayesine doğru yürürler. Çağını aşmış bütün ufuk insanları hem kendi çağları
için hem geçmiş ve gelecek çağlar için iş, eser, fikir ve davranış üretirler.
Onlar sadece itikat adamı, sadece iman adamı değildirler. Onlar iman ve
itikatlarını aşk hâline, aşklarını eser hâline, eserlerini emek ve
yeteneklerinin duası hâline getirirler. Günümüzün yaygın
ve geçerli anlayışı maalesef ahlaki ve insani değerleri hayatın dışına sürmüş,
kıyıcı bir rekabeti hayatın her alanına yaymıştır. Bu anlayış insanları ve
insan topluluklarını özünden ve asli kaynaklarından uzaklaştırmıştır. Bugün
yeryüzünde evrensel bir vicdana, evrensel bir adalete olan ihtiyaç her
zamankinden daha çoktur. İşte Mevlânâ ve eserlerinde
insanlığın bu ihtiyacını karşılayabilecek soylu ve bilge bir vicdan, cesaret ve
emek, Allah ve insan sevgisi bulabiliriz. “Adalet” ve
“vicdan” kavramlarını yeniden insan ve toplum hayatının en önemli değeri hâline
getirmek, Mevlânâ ve eserlerinden elde edeceğimiz en
sahici, en insani ve en yüksek dereceli yarar olacaktır. Irk, dil, din ve
cinsiyet ayrımcılığı dâhil her türlü eşitsizliğin ve ötekileştirmenin en net ve
gerçekçi ilacı Mevlânâ’dadır. 17 Aralık 1273
yılında ebedî âleme göçtüğünde onu uğurlayanlar arasında yer alan papaz ve
hahamların Müslümanlar kadar üzüntülü olmaları ve “O bizim de efendimizdir.”
demeleri, Mevlânâ yolu ve sevgisinin evrenselliğini
de izah etmektedir. Temel
sorunlarımıza cevabı Mevlânâ’nın düşüncesinde aramak
geçmişte kalmış bir davranış değildir, 20’nci yüzyılda ve günümüzde bu arayış
devam etmektedir. Nitekim modern teknoloji imkânları içinde “Mevlânâ” deyince karşımıza çıkan ilk bilgiler bunu
doğruluyor. Mevlânâ tüm dünyada, aşkın, sabrın ve
hoşgörünün sembolü olmuştur. Allah ile kul arasındaki ve kainat
ile insan arasındaki bütünselliği kavrayarak ortaya koyan bir filozoftur. Engin bir
şefkatle ve derin bir hoşgörüyle insana sadece insan olduğu için değer veren Mevlânâ’nın düşünceleri tüm dünyada büyük ilgi görmektedir.
Amerika ve Avrupa’da Mevlevilerin sayısı gün geçtikçe artmakta “Sevgiyle acı,
tatlı olur. Sevgiyle dertler şifa bulur. Sevgiyle ölüler dirilir.” deyişiyle
yüz yıllar öncesinden bugüne ışık yakan engin bir dehadır. Doğudan batıya
dünyanın dört bir yanında eserleriyle insanlığa yol gösteren bir rehber olarak
görülmektedir. Mesnevi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok satan
kitaplar arasında ön sıralarda olduğunu biliyoruz. Japonya ve Güney Kore’de
Mevlevihaneler inşa edilmektedir… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Lütfen sözlerinizi tamamlayınız. Buyurunuz. SAMİ GÜÇLÜ
(Devamla) - 2007 yılı Mevlânâ’nın 800’üncü doğum yılı olması vesilesiyle UNESCO
tarafından Dünya Mevlânâ Yılı ilan edilmiştir. Dünyanın çeşitli
ülkelerinde aydınlar ve sanatçılar Mevlânâ’yı
tanımaya ve anlamaya çalışıyorlar. Eserlerini kendi dillerine tercüme ediyorlar
ve bu konuda önemli çalışmalar yapıyorlar. İşte ömrünü Mevlânâ
çalışmalarına veren Mesnevi’nin tamamını Fransızcaya çeviren Eva de Vitray Meyerovitch, Mevlânâ’nın düşüncelerini evrensel kardeşlik olarak
tanımlıyor. “Müslüman mısınız?” sorusuna “Mevlânâ’yı
okuyup Müslüman olmamak mümkün mü?” diye cevap veriyor ve devam ediyor: “Benim
için İslam’ı keşfetmek, kaybedilenleri yeniden bulmak, ayrı düştüklerime tekrar
kavuşmak gibi bir şeydir”. Mevlânâ’yı anlamak
ve günümüze taşımak, gönlümüze, yaşayışımıza katmak için bütün yazdıklarını,
söylediklerini sadece bize söylemiş gibi okumamız ve dinlememiz gerekiyor ve Mevlânâ’yı okurken içimizdeki Mevlânâ’yı
diriltmek için okumak gerekiyor… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN - Sayın Güçlü, lütfen sözlerinizi bağlayınız. SAMİ GÜÇLÜ
(Devamla) - Ülkemizde Hükûmetimiz, başta “Mevlânâ
şehri” Konya olmak üzere, yerel yöneticilerimiz, aydınlarımız sanatçılarımız Mevlânâ’yı tanımaya, eserlerini günümüz Türkçesine ve
dünyanın sayılı dillerine çevirmek için gayret gösteriyorlar. Konya’da bu büyük
manevi mirasımızın ağırlığına uygun fiziki mekânlar içinde ve özüne sadık
kalarak anma programları yapılıyor. Bu yıl 735’inci vuslat yıl dönümünü
kutlayacağız. Mevlânâ bizim 21’inci yüzyılda
da dünyaya dönük en güzel yüzümüzdür, aynı zamanda dünyayla paylaşacağımız. Bu
sebeple Mevlânâ’nın çağrısına uymalıyız. Benim
seçtiklerime göre, Mevlânâ diyor ki: “Hayat zıtların
ahenkle uyuşma ve anlaşmasıdır. Bu dünyadaki
nasibimiz emek ve kabiliyetimize bağlıdır. Kabın dar ise
dünyayı suçlama. Aynı dili
konuşanlar değil, aynı düşünceyi paylaşanlar anlaşır. Aşka meyli
olmayanın vay hâline; o, kanadı kırık kuşa benzer, vay ona.” Ve onun hepimizin
bildiği yedi muhteşem öğüdü vardır. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Güçlü… SAMİ GÜÇLÜ
(Devamla) – Evet efendim. Ben vakit
darlığından bunları saymayacağım. Yüce heyetinizi 1-17 Aralık tarihleri
arasında Konya’da gerçekleştirilen 735’inci ölüm yıl dönümüne, özellikle 17 Aralık’taki
Şebiarus törenlerine davet ediyorum. Davetimiz Cumhurbaşkanımıza,
Başbakanımıza, Meclis Başkanımıza, siyasi partilerimizin genel başkanlarına,
grup başkan vekillerimize, yüce heyetinize ve aziz milletimizedir. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Güçlü. Sayın
milletvekilleri, Sayın Durmuş, Özürlüler Haftası nedeniyle yerinden kısa bir
katkıda bulunacaktır. Buyurunuz Sayın
Durmuş. V.- AÇIKLAMALAR 1.- Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un,
Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Özürlülerle
ilgili belli bir günde kısa bir sürenin ayrılması Türkiye'nin kaderi; ancak
önümüzde bir yerel yönetimler seçimi var. Özürlülerin sokak ve parklarda
bulunmayışının en önemli nedeni yerel yönetimlerin yaptırdığı yüksek
kaldırımlar, onlara ait olmayan yürüyüş yolları ve parklardır. Bu vesile ile
tüm yerel yönetimde aday olacak arkadaşlarımızın engellilerle ilgili yürüyüş yolları,
kaldırım yüksekliklerinin ayarlanması, parklar ve onların nakil araçlarıyla
ilgili program ve proje geliştirmelerini diliyorum. Biliyorsunuz ki,
Sosyal Güvenlik Yasası değişikliği sırasında özürlülerle ilgili özel sektörün
iş verme oranları ortadan kaldırıldı. Hele hele
işsizliğin arttığı şu günlerde özürlülerin iyice içeride mahkûm olmaması için
hiç değilse kaldırımların, yürüyüş yollarının, parkların ve araçların onlara
uygun düzenlenmesini tavsiye ediyorum. Yerel yönetime aday olanlar programlarına,
projelerine bunu koysunlar diyor, teşekkür ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Durmuş. Sayın Enis
Tütüncü, Mevlânâ Haftası nedeniyle kısa bir katkıda
bulunacaktır. Buyurunuz Sayın
Tütüncü. 2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün,
Mevlânâ Haftası’na ilişkin açıklaması ENİS TÜTÜNCÜ
(Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Güçlü’ye teşekkür ediyorum konuşması nedeniyle. Bir katkı
yapma düşüncesindeyim. Şimdi, Mevlânâ’yı, Anadolu felsefesi, Anadolu hümanizması
bütünselliği çerçevesinde ele almak gerekiyor. Salt, bizatihi Mevlânâ’yı ele almak son derece muhteşem, güzel bir şey ama
bundan daha muhteşem, daha güzel bir yaklaşım, Anadolu hümanizması, felsefesi
çerçevesinde, o bütünsellik içinde ele almak gerekir. Bu
bütünsellik içinde ele alındığında, Anadolu felsefesinin -tasavvuf ve felsefe
sisteminin bir diğer anlatımla- iki felsefe okuluna dayandığı, iki felsefe
okulu temelinde yükseldiği ortaya çıkıyor: Birisi Mevlevilik, diğeri Alevilik,
Bektaşilik, bu felsefe okulları ve aynı felsefe sistemine, yani varlıkta
birlik, vahdetivücut anlayışına dayanırlar ve bu Anadolu hümanizmasının bu
tasavvuf ve felsefe anlayışı giderek Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir yaşam
biçimine dönüşmüştür, Anadolu ve Rumeli İslamiyet yorumunu oluşturmuştur. Bugün,
Sayın Profesör Doktor Mehmet Aydın’ın da Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul
ettiği gibi, İslamın yüz on dolayında yorumu vardır:
Bir tanesi Anadolu ve Rumeli İslamiyet yorumudur ve bu kutsal çatı altında şu
an bulunuyorsak bu yoruma büyük ölçüde bağlıdır bu mevcudiyetimiz. Bu nedenle, Mevlânâ’yı Anadolu felsefesinin bütünselliği içinde ele
alırsak çok daha muhteşem bir noktaya varırız diye düşünüyorum. Teşekkür ederim
Sayın Başkanım. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Tütüncü. Sayın Erdem... ORHAN ERDEM (Konya)
– Engellilerle ilgili… BAŞKAN –
Engellilerle ilgili olarak, buyurunuz Sayın Erdem. Lütfen, çok kısa
olursa… 3.- Konya Milletvekili Orhan Erdem’in, Dünya Engelliler
Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması ORHAN ERDEM
(Konya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de grubumuz ve
şahsım adına, bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü… Geçen dönem Parlamentosu ve
bu dönem, bu konuda cumhuriyet tarihinin en duyarlı Parlamentoları olarak
tarihe geçecektir. Biz, Özürlüler Yasası’yla, 2022 ve 2028 sayılı yasalarla
engellilerimize çok büyük kolaylıklar getirdik ama hâlâ sorunların devam
ettiğini de biliyoruz. Eğitimleriyle ilgili, Bakanlığın çalışması yılbaşında
tamamlanacak. Daha iyi bir eğitim ortamı, istihdama dönük de kota dâhilindeki işçilerin
işveren payını –istihdamı hâlinde engellilerin- hazinenin karşılaması gibi
geçtiğimiz aylarda çıkardığımız çok yeni kanunlar var. Şu anda da gündemimizde
Uluslararası Engelliler Sözleşmesi var. İnşallah, bugün yarın, en kısa zamanda
bunu da çıkararak ulusal ve uluslararası düzeyde kontrolünü de sağlamış
olacağız. Ben kısaca,
ülkemizdeki tüm engellilerin engellerini aşacağımız bir ortamın hazırlanması
noktasındaki görev bilincimizle kendilerine, grubum, şahsım, tüm vekillerimiz
adına saygılarımı sunuyorum. Söz verdiğiniz
için de teşekkür ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Erdem, katkılarınız için. Sayın Özkan, siz
ne için söz istemiştiniz? RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Özürlüler için efendim. BAŞKAN –
Buyurunuz, lütfen çok kısa olsun, bir dakikayı geçmeyiniz, rica ediyorum. 4.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Dünya
Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim. Dünya Engelliler
Günü’nü canıyürekten kutluyorum. Ülkemiz genelinde 8.5 milyon yürüyemeyen, konuşamayan, duyamayan, göremeyen
engellerimizin Engelliler Günü’nü kutluyor, onlara, yaklaşan bayramlarında
mutluluklar diliyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Özkan. Sayın Kaplan, siz
hangi konuda söz istemiştiniz? HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Ben de bir dilekte bulunuyorum… BAŞKAN –
Buyurunuz. 5.- Şırnak Milletvekili Hasip
Kaplan’ın, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Dünya Engelliler Günü dolayısıyla biz gerçekten 1,5 milyon
insanımıza göstereceğimiz yaklaşımın sosyal devlet olmanın temelini teşkil
edeceğini düşünüyor, bu duyguyla bütün taleplerinin Meclisimiz tarafından
dikkate alınmasını diliyor, teşekkür ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Kaplan. Sayın
milletvekilleri, gündem dışı üçüncü söz “Habur Sınır
Kapısı’nda karşılaşılan sorunlar” hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili
Yaşar Ağyüz’e aittir. Buyurunuz Sayın Ağyüz. (CHP sıralarından alkışlar) IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam) A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları (Devam) 3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün,
Habur Sınır Kapısı’nda karşılaşılan sorunlara ve
alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Hayati Yazıcı’nın cevabı YAŞAR AĞYÜZ
(Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem Gaziantep
için hayati önem taşıyan, ticari yaşam ve ihracatçılar için büyük önem arz eden
Habur Sınır Kapısı’nda son aylarda yaşanan sıkıntılar
için söz aldım. Yalnız, üç dört gün içerisinde büyük bir rahatlamanın olduğunu
da öğrenmiş olmak bana büyük mutluluk verdi. Bu nedenle hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Ayrıca, bugün 3
Aralık Dünya Özürlüler Günü. Dünya ortalamasında en yüksek oranda engelliye
sahip olan ülke olarak engellilerimizin bu gününü kutluyor, kendilerine
aydınlık ve umut dolu yıllar diliyorum. Ayrıca da yasal düzenlemelerinin yaşama
geçmesini diliyorum. Değerli
arkadaşlarım, Gaziantep, güneydoğuda ihracat ağırlıklı, sanayi ağırlıklı ve
esnaf ağırlıklı bir kenttir. Günümüz dünyasında yaşanan global
finansal kriz, maalesef tüm ülkemizdeki büyük kentlerde büyük sıkıntıları
yarattığı gibi kentimizde de büyük olumsuzluklar yaratmıştır. Özellikle on üç
sınır kapımızdan en önemlisi olan Habur Sınır Kapısı,
kentim ve civarındaki kentler için büyük önem arz etmektedir. Sadece ocak-ekim
arasında Türkiye'nin tümünde 2 milyar 675 milyon dolar olan ihracatımız,
Gaziantep için 921 milyon dolar seviyesindedir. Bu da yüzde 35’lik bir oranı
işgal etmektedir. Son zamanlarda Habur Sınır Kapısı’nda araç geçişlerinde yaşanan sıkıntı
çok büyük yığılmalara ve navlun ücretlerinin artışına, ihracat bağlantılarının
iptal edilmesine, şoför esnafımızın da çok büyük ölçüde mağduriyetine neden
olmaktaydı. Tabii, bu sorun palyatif tedbirlerle
çözülemez, kalıcı, köklü çözümleri bulmak lazım. Özellikle günümüz dünyasında
dış pazarların daraldığı bir ortamda, Orta Doğu’nun, Orta Asya’nın ve Afrika
ülkelerinin büyük önem arz ettiği bir ortamda, bu sıkıntının ilgili
bakanlarımızca önemle üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca, Gaziantep
bu sıkıntılara bir günde, iki günde, üç günde gelmedi. Özellikle AKP Hükûmetinin yanlış teşvik uygulaması, etrafının teşvikli
illerle kuşatılmış olması ve yıllarca -22 Temmuz seçimi de dâhil- siyasetçilerin
onların bağırışına ses vermemeleri, onların çağrılarına cevap vermemeleri
maalesef tekstili tüm Türkiye’de olduğu gibi Gaziantep’te de darboğaza
sokmuştur. Sadece 15 Eylülden itibaren
kasım sonuna kadar 6.500 kişi işinden olmuştur, tekstil işçileri işinden
olmuştur ve kapı dışarı edilmiştir değerli arkadaşlarım. Esnaf perişandır.
Esnafa “can suyu” adı altında verilen krediler önemli gibi görülebilir, ama bu
ne biçim krize alınan ciddi tedbirlerdir ki -bundan önce can suyu ödemesi bayan
girişimciler için 30 milyar, erkek girişimciler için 25 milyardı- bunun
ödemeleri 6 aylık dilimler hâlinde yapılırken ve 18 aylık süredeyken 15 aya
düşürülmüştür. Biz kriz içerisindeyken daha rahatlatıcı tedbirler mi alacağız,
yoksa esnafı aylık ödemelerle daha çok darboğaza mı sokacağız? Esnaf Kefalet
Kooperatifi 24 ay süre tanıyor, ama “can suyu” tabir edilen kredide eski 18 ay
15 aya düşüyor ve aylık ödemelere bağlanıyor. Bu çok yanlıştır. Kriz için
alınması gereken tedbirler ciddiyetle alınmak zorundadır, bütüncül alınmak
zorundadır ve kamuoyuyla paylaşılmak zorundadır, esnafla paylaşılmak
zorundadır. Bir bakan ayrı bir şey açıklıyor, bir bakan ayrı bir şey açıklıyor!
Sonra, piyasaya güven vermek istiyorsak bunun açıklanış biçimi Sayın Başbakanın
ağzıdır. Sayın Başbakan “Kriz mıriz yok.” veya “Kriz
inişe geçti.” diyerek bu krizi göz ardı edemez değerli arkadaşlarım. Ayrıca da kredi
kartı mağdurları her kentte olduğu gibi Gaziantep’te de çok büyük önem arz
etmektedir. Kredi kartı mağdurlarının sorunu ivedilikle çözülmelidir. Tüketici
kredisi alan vatandaşlarımızın çoğu intihar aşamasına gelmiş, Allah korusun! Bu
krizin sosyal patlamaya dönüşmemesi için alınması gereken tedbirler geç
kalınmadan alınmalıdır. Esnaf ve sanayi
ağırlıklı olan kentimizde çiftçi de önemli. Çiftçilerimiz maalesef fıstıkta,
zeytinde perişan oldular. Biz bu kürsülerden söylememize rağmen Sayın Tarım
Bakanı lütfedip de “Fıstıktaki sorun nedir?” diye inceleme zahmetinde
bulundurmadı, “Zeytinde sorun nedir?” onu inceleme zahmetinde bulundurmadı.
Bugün, bakın, Arabanlı çiftçiler “Pamuk ekmeyeceğiz” diye çarşaf çarşaf basın bildirisi açıklıyorlar birleşerek. Ziraat odaları panikte, ziraat odaları telaş içerisinde. Sulama
elektrik borcu, çok büyük ölçüde çiftçiyi perişan ediyor. Haciz uygulamasıyla
karşı karşıya kalan çiftçilerimiz, maalesef tarlasında ekin ekmek için çaba
göstermiyor değerli arkadaşlarım. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. YAŞAR AĞYÜZ
(Devamla) – Gübredeki fiyat artışları, mazottaki fiyat artışları, ürünlerinin
değer etmemesi, bunlar, tüm ekonomiyi olduğu gibi Gaziantep ekonomisini de çok
büyük ölçüde olumsuz etkilemektedir. Bu tedbirler
acilen alınmalıdır, KDV indirimi acilen yapılmalıdır, esnafımıza can suyu
kredisi yeniden yapılandırılmalıdır. Ayrıca kredi kartı mağdurlarının ve tarım
çiftçilerinin sorunlarına, özellikle borçlarına yeni bir çözüm getirilmelidir,
elektrik borçları yeniden yapılandırılmalıdır. Bunlar o kadar
zor şeyler değil. “Geliştik” diyoruz, “Büyüdük” diyoruz, “Şu kadar döviz
rezervimiz…” diyoruz ama ortada hiçbir şey yok değerli arkadaşlarım. Sadece
reel sektörü kurtarmak yetmez, tüketici ve üreticiyi kurtarmak zorundayız.
Bunun için bütüncül tedbirler almak zorundayız. Bunları almadığımız takdirde
vakit çok geç olmuş olacaktır ve bunun da altında hepimiz ezileceğiz, siyasi
parti ayrımı yapmadan hepimiz ezileceğiz. Bu insanlar bizim
insanımız. Bu toplumun rahat, huzur içerisinde yaşamasını istiyorsak, Kurban
Bayramı’na sağlıklı bir şekilde, mutlu bir şekilde girmesini istiyorsak, acil
umut verici tedbirleri açıklamak zorundayız değerli arkadaşlarım. İşçiler böyle
perişan... (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi bitiriniz Sayın Ağyüz. YAŞAR AĞYÜZ
(Devamla) – Ayrıca da sözleşmeleri yenilenmeyen, kapıda bekleyen işçilerimiz
var. Örneğin, Gaziantep’te 250 işçi, Büyükşehrin önünde yıllardır direniş
yapıyor, aylardır direniş yapıyor. Belediye-İş Sendikasının sözleşmesi
yapılmıyor, emeklilerimiz perperişan. Bayram üzeri bu
sorunları çözerek onları mutlu etmemiz gerekirken, maalesef, biz Parlamento
olarak, çok ivedi olmayan yasalarla uğraşıyoruz. Halkımız altı yıldır çok
çekti. Onların umudu, öncelikle bu krizden kurtulmak için dua ediyorlar, ondan
sonra da altı yıldır ülkemize ve halkımıza ekonomik sıkıntı yaşatan AKP
İktidarından kurtulmak için dua ediyorlar. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Ağyüz. Hükûmet adına Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı konuşacaktır. Buyurunuz Sayın
Yazıcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) DEVLET BAKANI VE
BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Gündem dışı
konuşan arkadaşımızın, gündem notunda Habur Sınır
Kapısı’ndaki gelişmelere ilişkin değerlendirme yapacağı yazılıydı. Bu sebeple
de söz aldım ama konuşmasının bütününü dikkate aldığımda şunları ifade etmek
istiyorum: Bugün Türkiye'nin düne kıyasla -her alandaki çalışmaları şöyle göz
önüne getirdiğimizde- çok daha iyi seviyede olduğunu aklıselim sahibi her
bireyin söylemesi gerekir diye düşünüyorum. Bugün Dünya
Özürlüler Günü’nü kutluyoruz. Elbette ki, diliyorum ki özürlülerimiz çok daha
iyi bir hayata, çok daha müreffeh bir ortama kavuşsunlar. Ama şu hakkı da
vermek gerekir: Bu güzel ülkemizde, Türkiye’de hemen her kesimin hukukunu hukuk
devleti ölçütlerini dikkate almak suretiyle, sosyal devlet olmanın gereklerini
gözeterek hayata geçiren ve bunu yasalaştıran ilk ve tek iktidar AK PARTİ
İktidarı olmuştur. Gerçekten,
İktidarımız döneminde özürlülerin hukukunu oluşturduk ve AK PARTİ İktidarından
önce Türkiye’de özürlüler vardı, binlerce milyonlarca vardı ama bunların bir
hukuku yoktu. Bunların hak ve hukukları nasıl korunacak, nasıl gözetilecek,
topluma entegrasyonları nasıl sağlanacak, bunları bir
çerçeve içerisinde ele alan bir yasal düzenleme yoktu. Türkiye bundan yoksundu
ve ilk defa AK PARTİ İktidarı özürlüler hukukunu oluşturmuştur. Özürlülerine,
engelli vatandaşlarına sahip çıkmıştır ve pek çok kamu kuruluşu bu alanda, bu
vatandaşlarımızın sorunlarını gidermede onlara yardımcı olmak noktasında, maddi
imkân sağlamak noktasında görevlendirilmiş ve bu görevler de harfiyen
yürütülmektedir. Habur Gümrük Kapısı’na
gelince, Habur Gümrük Kapısı’nda bir sorun yaşandı
ama Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti her sorunu gündemine
almakta ve tek tek çözüme kavuşturmaktadır. Basını
izlediyseniz, takip ettiyseniz bu sorun bir ay önce dile getirilmiştir, TİM
Başkanı dile getirmiştir ve hemen müdahale etmişizdir. 2 müfettiş görevlendirdik,
yerinde tespitler yaptı, raporlarını aldık. Rapor aldıktan sonra da eylem
planımızı icraata geçirdik ve artık Habur’da sözü
edilen sorun yaşanmamaktadır. Rakam vermek
istiyorum: 1 Kasım tarihi itibarıyla Habur Gümrük
Kapısı’ndan giren çıkan araç sayısı 2.627 iken 27 Kasım tarihinde bu rakam
4.300’e erişmiştir. 24 tane gümrük memurunu değişik gümrük müdürlüklerinden
“acil” kaydıyla bu kapıda görevlendirdik geçici olarak ve sorunu bu çerçevede
çözmüş bulunuyoruz. Elbette ki diğer kamu kurum ve kuruluşları, Jandarma,
İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı da personel takviyesi yapmıştır. Ümit
ediyorum ki bundan sonra Habur’da bu tür birikim
sorunu yaşanmayacak. Ama şimdi tersine
bir sorun oluyor. Kapıdaki yığılmaları sona erdirdiğimiz için bu defa da
nakliyeciler veya nakliye faaliyetinden rant
sağlayanlar rahatsız olmuştur. Bir tırın Mersin’den
Kuzey Irak’a gidiş ücreti 1 Kasımda 4.500 dolar iken 27 Kasımda 3.100 dolara
düşmüştür. Navlun ücreti Habur’dan Kuzey Irak’a ton
başı 105 dolar iken 27 Kasımda 38 dolara inmiştir ve bugün bana söylenen rakam
15 dolar seviyesine düşmüştür. Tabii bundan rahatsız olan bir kesim var, bunlar
da şimdi bu kuyrukların var olmasını, devam etmesini istiyorlar. Biz bunlara
müsaade etmeyeceğiz. Düzen hukuki
çerçevesi içerisinde devam edecek, sorunlar takibimiz içindedir ve Hükûmetimiz hiçbir zaman dünyada yaşanan krizi hafife
almamıştır. Her gün bir paket talep edilmektedir. Hükûmetimiz
çalışmalarını sürdürüyor. Sayın Başbakanımızın da demin ifade edildiği tarzda
“Kriz mıriz yoktur.” şeklinde bir beyanı kesinlikle
olmamıştır. ZEKERİYA AKINCI
(Ankara) – Kriz inişe geçti, ne zaman sonuçlanacak bu çalışmalar? MUZAFFER BAŞTOPÇU
(Kocaeli) – Dinle, dinle! DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (Devamla) -
Elbette ki bu çok temel konuları günbegün ayaküstü her yerde konuşmanın doğru
olmayacağını takdir edersiniz ama bu konu, her zaman, Hükûmetimizin
gündem maddelerinin başında yer almaktadır ve ilgili bakanlıklarımız, ilgili
kamu kuruluşları, sosyal paydaşlarla ekonomiyle ilgili meslek örgütleriyle
birlikte bu çalışmaları yürütüyorlar. Elbette ki her
birimizin de bu alanda üzerine düşen görev bu konuda ülkemizin çok az zararla
bu süreci atlatması yönünde olması gerekir. Birey olarak, milletvekili olarak,
toplumsal sosyal kategorilerin temsilcileri olarak dile getirmemiz gereken
hususlar böyle olmalıydı diye düşünüyorum. Bu vesileyle
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Yazıcı. Sayın
milletvekilleri, 2009 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşme
programında daha önce 21/12/2008 olarak belirlenen
Dışişleri Bakanlığı ile Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin bütçe
görüşmelerinin tarihi 23/12/2008 olarak değiştirilmiştir. Söz konusu
bütçeler 23/12/2008 Salı günü 13’üncü turda Adalet
Bakanlığı bütçesiyle birlikte görüşülecektir. Size saygıyla duyurulur. Şimdi, gündeme
geçiyoruz. Alınan karar
gereğince sözlü sorular ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin
“Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına
geçiyoruz. 1’inci sırada yer
alan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz. VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER A) Kanun Tasarı ve Teklifleri 1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu
(1/324) (S. Sayısı: 96)(x) BAŞKAN - Komisyon
ve Hükûmet burada. Şimdi ikinci
bölümün görüşmelerine başlıyoruz. İkinci bölüm 31
ila 60’ıncı maddeleri kapsamaktadır. İkinci bölüm
üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kırşehir Milletvekili Metin
Çobanoğlu konuşacaktır. Buyurunuz Sayın
Çobanoğlu. (MHP sıralarından alkışlar) Süreniz on
dakikadır. MHP GRUBU ADINA
METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk
Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (x)
96 S. Sayılı Basmayazı 26/11/2008
tarihli 22’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir. Sözlerimin
başında, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla engellilerimizin bu gününü
kutluyorum. Ayrıca yaklaşmakta olan mahallî idareler seçimlerine de bir
gönderme yaparak, mahallî idarelerimizin engellilerin yaşamını kolaylaştıracak
düzenlemeleri yapmalarını, seçim beyannamelerinde de bu konuyu ele almalarını
da özellikle vurgulamak istiyorum. Değerli
milletvekilleri, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın geçen haftadan beri Genel
Kurulumuzda görüşmelerine devam edilmektedir. Ama bu görüşmelerde gördüğümüz
sonuç şudur: Bütün, hem geneli üzerinde hem maddeleri üzerinde çok ciddi
tartışmalar yapılmaktadır. Görüştüğümüz bu kanun tasarısı eğer kanunlaşacak
olursa, cumhuriyet tarihimizin üçüncü Türk Ticaret Kanunu olacaktır. Tabii, bu daha
önce de İç Tüzük’ün 77’nci maddesine göre Genel Kurula getirilen bütün
kanunlarda olduğu gibi tartışmalar devam etmektedir. Keşke bu tasarı Adalet
Komisyonumuzda, alt komisyonumuzda daha detaylı olarak incelense, oradaki
arkadaşlarımızın görüşleri, parti gruplarının görüşleri alınıp daha
olgunlaştırılarak getirilse idi, belki Genel Kurulda bu kadar tartışmalara
neden olmayacaktı. Tabii,
tartışmaların tasarının kanunlaşmasından sonra da kamuoyunda devam edeceği
kanaati bende hâkim, bu konu üzerinde düşünen, çalışan arkadaşlarımızın
hepsinde de böyle bir kanaat hasıl olmuştur. Tabii, şunun da
altını çizmek istiyorum: Bu tasarı bir emeğin ürünüdür ama,
keşke Genel Kurula gelirken bu komisyonlarda daha detaylı şekilde incelenip,
buradaki bu kadar fazla önergeye, bu kadar fazla tartışmaya da neden olmasa
idi. Değerli
milletvekilleri, hukuk sistemimiz içerisinde ticaret hukuku Ticaret Kanunu’na
göre çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır ama ticaret hukukumuzun temeli
Ticaret Kanunu’dur. Bugün, işte, görüşmekte olduğumuz ve kanunlaşırsa üçüncüsü
olacak Türk Ticaret Kanunu’muzun ilki 1926 yılında,
ikincisi 1956 yılında kabul edilmiş, üçüncü tasarı üzerinde de görüşmeler devam
etmektedir. Ama daha geriye gidecek olursak, Ticaret Kanunu
birikimimize bir bakacak olursak, 1850 yılında 1807 tarihli Fransız Ticaret
Kanunu’nun alelacele tercüme edilip kabul edilmesiyle Ticaret Kanunu’yla
tanışmışız, ama bu 1850 yılında yapılan acele tercüme birçok eksiklikleriyle
gündeme gelmiş ki o tarihe kadar Fransız Ticaret Kanunu’nda yapılan
değişiklikler de bu tercüme içerisinde yer almadan gündeme gelmiş. Tabii, hâl böyle
olunca, 1908 ve 1916 yıllarında kurulan layiha komisyonlarıyla Ticaret Kanunu’muzu, yani Kanunname-i Ticaret’i değiştirme
çabaları, gayretleri gözleniyor ama Birinci Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle
bu çalışmalar da başarıyla sonuçlandırılamıyor. Tabii, Birinci Dünya Savaşı ve
ertesinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletiyle birlikte yeniden bu çalışmalar
ele alınıyor ama 1908’deki ve 1916’daki Kanunname-i Ticaret üzerindeki yapılan
layiha çalışmalarının ikisinde de ortak olan kısım, Mecelle’nin gündemde
kalacağı, Mecelle’nin yürürlükte kalacağı varsayımıyla bu düzenlemeler, bu
hazırlıklar yapılıyor. Ama 1926’da Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesiyle birlikte
1916’daki layiha çok fazla da incelenmeden, üzerinde çok fazla da değişiklikler
yapılmadan Medeni Kanun’la birlikte 1926’da ilk Türk Ticaret Kanunu’nu kabul
etmiş oluyoruz. Tabii, buradaki
sıkıntı şu: Mecelle yürürlükte kalacakmış varsayımıyla hazırlanmış layihanın
alelacele 1926’da Türk Medeni Kanunu’yla birlikte çıkarılmış olması, bir müddet
sonra Türk Ticaret Kanunu üzerindeki tartışmaların açılmasına ve devam etmesine
neden olmuştur. Tabii, bu tartışmalar neticesinde yine Profesör Hirsch ülkemize çağırılarak, yeni bir Ticaret Kanunu veya
mevcut Ticaret Kanunu’nun ıslahı ve tadili noktasında çalışmalar yaptırılmış,
bu çalışmalar uzun süre devam etmiş. Daha sonra 1956 yılında bu çalışmaların
esas alındığı layiha, yine Meclisimiz tarafından on beş günlük inceleme süresi
içerisinde hiçbir yeni önerge verilmeden, değişiklik yapılmadan Meclisimize
getirilmiş bir kül hâlinde kabul edilmiş ve 1957’de de yürürlüğe girmiştir. Değerli
milletvekilleri, yani bizim ikinci Türk Ticaret Kanunu’muz
1957’den beri, aşağı yukarı elli bir yıldır bize hizmet etmektedir. Çağdaşları
arasında da -yine gerekçeden söylüyorum-
saygın bir yeri olan bu Ticaret Kanunu bugünkü tasarıyla da
değiştirilmektedir. Değerli
milletvekilleri, şimdi, bu tasarının gerekçesinde neden değişikliğe ihtiyaç
duyulduğuna bakıldığında, birinci olarak karşımıza Avrupa Birliği çıkmaktadır.
Bu Mecliste son yıllarda çıkarılan birçok kanunda olduğu gibi burada da Avrupa
Birliğine üye olacağımız, kesin üye olacağımız varsayımından yola çıkarak,
Avrupa Birliği müktesebatını da olduğu gibi kendi hukuk kurumumuza aktarmak
gayreti içerisinde bu çabayla bu tasarı Genel Kurulumuza gelmiş olmaktadır. Bir kere şunu hiç
doğru bulmuyoruz: Yani biz yapacağımız değişiklikleri ülkemizin ihtiyaçları,
hukuk kurumumuzun ihtiyaçları, ülkemizin gerçekleri göz önüne alınarak bu
değişiklikleri veya yeni kanunları yapmamız gerektiğini… Ama bu kanunları
yaparken de tabii ki Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumlu olmasında hiçbir
mahzur yok. Onun altını çiziyorum. Ama Avrupa Birliğinin Avrupa Birliği
müktesebatını, hiçbir değişiklik yapmadan, olduğu gibi iktisap etmek hiçbir
Avrupa ülkesinde de yapılmış bir şey değil. Bakın değerli
milletvekilleri, Avrupa Birliği müktesebatı hukuku bir gelişim hâlindedir,
henüz o süreç tamamlanmamıştır. Avrupa Birliği hukukunda da zaman içerisinde
birçok yenilik, birçok gelişme meydana gelecektir. Bu süreç devam ediyor.
Şimdi, bunu dikkate almadan, bütün Avrupa Birliği müktesebatını alıp, olduğu
gibi alıp böyle bir düzenleme yapmakla… Nasıl 1926’da Mecelle yürürlükte
kalacakmış gibi yaptığımız kanun kanunlaştığının hemen akabinde tartışmaya
açıldıysa, bugün, burada bu tasarı da kanunlaştıktan sonra, bir müddet sonra
çok ciddi eleştirilere, tartışmalara neden olacağı kanaatindeyim. Değerli milletvekilleri,
gerekçelerin bir tanesinde de teknolojik gelişmelerden bahsediliyor. Doğrudur.
Özellikle İnternet ile ilgili gelişmelerin Türk hukuku içerisinde, ticaret
hukuku içerisinde yer alması gerektiğinden bahsediliyor gerekçede. Tamam buna da hak veriyoruz, ama kanuna baktığımızda
şirketlere web sitesi kurma zorunluluğu dışında herhangi bir yenilik
getirmiyor. Keşke bununla birlikte elektronik genel kurullar, faturaya
elektronik ortamda itiraz gibi konular da bunun içerisinde getirilebilseydi bu
yenilikleri Türk hukukuna, ticaret hukukuna katmak noktasında daha ileri bir
noktaya getirebilirdik. Değerli
milletvekilleri, yine Türk parasından altı sıfırın atılması… (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. Buyurunuz. METİN ÇOBANOĞLU
(Devamla) – … bunun da bir kanunla kabul edilmesi,
yine Medeni Kanun’umuzda yapılan değişikliklerin, Ceza Kanunu’nda yapılan
değişikliklerin de Ticaret Kanunu’muzu etkilediğinden
ve bu değişikliklerin Ticaret Kanunu’na da katılması veya Ticaret Kanunu’nda da
yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edilmektedir. Değerli
milletvekilleri, yine ayrıca bu kanunla
ilgili şu sıkıntıyı da yaşayacağız: Borçlar Kanunu’yla, Medeni Kanun’la
sistematik noktasında, dil noktasında ciddi problemleri vardır. Ayrıca Medeni
Kanun’un ayrılmaz bir parçası olan Borçlar Kanunu’yla Türk Ticaret Kanunu eş
zamanlı görüşülebilseydi, sistematik ve dil açısından uyumlu olabilseydi, hatta
Borçlar Kanunu’muzu Türk Ticaret Kanunu’ndan önce
görüşmüş olabilseydik bu konuda daha uygun olurdu diye düşünüyorum. (Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Sayın
Çobanoğlu, lütfen sözlerinizi bitiriniz. METİN ÇOBANOĞLU
(Devamla) – Bitiriyorum. Yine çağdaşları
arasında saygın bir yeri olduğu ifade edilen mevcut Ticaret Kanunu’muzun
sistematiği ve madde numaraları korunabilseydi elli yıllık birikimin, hukuki
birikimin, mahkeme içtihatlarının da bu noktada korunabileceği düşüncesindeydik
ama maalesef bu tasarıda bunları göremiyoruz. Önümüzdeki günlerde bu tasarının
kanunlaşma sürecinde ve kanunlaştıktan sonra da daha uzun yıllar tartışmaların
devam edeceği kanaatindeyim. Ben hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Çobanoğlu. Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Ordu Milletvekili Rahmi Güner
konuşacaktır. Buyurunuz Sayın Güner. (CHP sıralarından alkışlar) CHP GRUBU ADINA
RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Ticaret
Kanunu’nun ikinci kısmı üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli
milletvekilleri, Ticaret Kanunu’nun bu kısmında ticaret sicili, ticaret unvanı
ve işletme adı, dördüncü kısmında da haksız rekabetle ilgili konular
işlenecektir. Bu konuların, genellikle üzerinde bazı değişikliklerin yapılması
hususunda grubumuz adına önergeleri hazırladık, bazı noksanları tamamlama
düşüncesindeyiz. Değerli
arkadaşlarım, bu kanun, Türkiye’de iş hayatını, Türkiye’deki istihdam durumunu,
Türkiye’deki üretim durumunu hazırlayan ve bunu koordine eden ve bunun
oluşumunu sağlayan bir kanundur. Her ne kadar ana kanun niteliğinde olsa bile,
bu kanundan daha önce Türk borçlar kanunu daha öncelik taşımaktadır ve bu kanun
da 23'üncü Dönem oluşturulan komisyon tarafından hâlen görüşülmektedir. Biz
kişisel görüşümüz olarak, grup görüşümüz olarak, bu Türk borçlar kanununun daha
önce görüşülmesini savunuyoruz ve bu kanun görüşüldükten sonra Ticaret
Kanunu’nun gündeme gelmesini, devamlı, ısrarla söylüyoruz. Değerli
arkadaşlarım, bu kanun, Türk Ticaret Kanunu şu anda gündemimize gelmiş
bulunmaktadır. Daha önceki konuşmacıların belirttiği gibi ben de ısrarla şunu
söylüyorum: Bu kanunun şu anda büyük bir zorunluluk arz etme durumu var, kabul
ediyorum ama bu kanunun bu kadar acilen gündeme gelmesinin nedeni de Avrupa
Birliğinin, Avrupa’daki birçok devletlerin baskısı ile gündeme, bugün Meclise
getirildiği görüşündeyim. Çünkü bu kanun 22’nci Dönem komisyonu tarafından
görüşülmüş ve İç Tüzük’ün 77’nci maddesine göre hâlen Komisyonumuz tarafından
görüşülmemiştir ve direkt bu madde doğrultusunda Meclisin gündemine gelmiştir. Değerli
arkadaşlarım, bir konuya daha değinmek istiyorum. Ben Türk Ticaret Kanunu’nun
geçmişi hakkında konuşmak istemiyorum. Ama şu andaki Türkiye’de bu Ticaret
Kanunu kabul edilirse nasıl uygulanacak? Kimlere uygulanacak? Uygulanma
sahasının durumu nasıldır? O konuda durmak istiyorum. Değerli
arkadaşlarım, Türkiye, tarihinin en büyük bunalım dönemini yaşamaktadır. Dün
burada konuşan bazı bakanlar ve konuşan bakanların birçokları Türkiye’yi sanki
üretici açısından, esnaf açısından, ticari işletmeler açısından güllük
gülistanlık şeklinde tarif etmektedirler. Değerli
arkadaşlarım, bundan bir sene önce ve şu anda Anadolu’da kan ağlayan üretici
vardır. Onlar hakkında da bu Hükûmet hiçbir tedbir
almamıştır ve yine şunu söylüyorum: Anadolu’da küçük ve orta boy işletmelerin
hepsi yok olmuştur. Kamu iktisadi teşebbüsleri, özelleştirme adı altında
özelleştirilerek tamamen başkalarına peşkeş çekilmiştir. Değerli
arkadaşlarım, bu Anadolu işletmesi, Anadolu üretimi hem üretim açısından hem
işçi istihdamı açısından Türkiye'nin en büyük üretim kaynaklarıydı, maalesef
bunların hepsi yok oldu. Şimdi, küresel
krizin Türkiye’yi vurduğu devamlı tartışılıyor. Değerli arkadaşlarım,
Anadolu’yu bu kriz bir sene, iki sene, üç sene önce vurdu. Tamamen iş sahaları
yok oldu. Üretim sahaları tamamen durdu. Pamuktan alın, incirden alın, üzümden
alın, tütünden alın, nerede bu üretim sahaları? Fındık sahaları ne oldu? Bu
üreticilerin durumu ne oldu? Hangi tedbirleri aldınız? Burada çok güllük
gülistanlık söyleniyor. Değerli
arkadaşlarım, hiçbirisi gerçeğe uygun değil. Gidin Anadolu’ya üreticinin
arasına girin, bakın, sorunlarını görün değerli arkadaşlarım. Burada konuşmakla
olmuyor. Lütfen, lütfen tüm parlamenter arkadaşlarımız üreticinin arasına
girsin, bu işletmelerin sahipleriyle görüşsün, Anadolu’da durumun ne olduğunu
görürüz değerli arkadaşlarım. Bugün yıldızı parlayan -biraz önce konuştu çok
değerli arkadaşlarım- Antep, Denizli, Kayseri, Bursa, İzmit gibi illerimizde
işletmelerin nasıl mağdur olduğu görülmektedir. Bu, burada, değerli
arkadaşlarım, açıkça söyleniyor. Ben şunu söylüyorum: Hükûmet
şu anda hiçbir tedbir almamıştır. 350 milyon YTL bir yardım paketi sunmakta. Değerli
arkadaşlarım, bu paket, Sayın Başbakanın bir şirkete tanımış olduğu, bir
şirkete kamu bankasından sağlamış olduğu 750 milyon doların yanında çok az
kalmaktadır. Bu 350 milyon YTL’yi eğer dolar bazına vurursanız 250 milyon dolar
eder ama bir şirkete 750 milyon dolar sağlandı. Değerli arkadaşlarım, Hükûmet, bu parayı Anadolu esnafına, Anadolu’daki
işletmelere tanımış olsaydı bu kriz hafif bir şekilde atlatılırdı. Biz,
televizyonlarda, ağlayan, gözyaşı döken, gözyaşını su diye içen o emekçileri
göremezdik değerli arkadaşlarım. Devlet bunlara sahip çıksın, biraz vicdanları
sızlasın değerli arkadaşlarım. Şu anda ekonomide
iki tane teori çıktı, bir tanesi: Krizin teğet geçtiği teorisi. İnşallah bundan
sonra doktora yapacak olan ekonomistler bunları esas alır. Çok Değerli Komisyon
Başkanı da ticaret hukukunda teğet geçmenin ne olduğunu bir teori şeklinde
açıklar. Değerli
arkadaşlarım, yine bütün bu olumsuzlukların yanında, bütün bu kötü gelişmelerin
yanında bir şey daha söylendi: Bu da ekonomiye, herhâlde, hukuk terminolojisine
girecektir “hamdolsun” şeklinde. Bunu da
inşallah, bundan sonra hukuksal teoride göreceğiz. Bunu hep beraber
inceleyeceğiz değerli arkadaşlarım. Şunu söylüyorum:
Anadolu ağlıyor, Anadolu sızlıyor, İstanbul’da, Ankara’da büyük işletmeler
tamamen kilitle kapanıyor. Biz hâlen tedbir paketini sunmadık, ne yapacağımız
belli değil. Hükûmet olarak hangi tedbir alınacağı
belli değil değerli arkadaşlarım. Yine başta söylediğim gibi, sayın bakanlar
buraya çıkıyor, güllük gülistanlık şeyden bahsediyor. Tepeye çıktık, aşağı
inişi söylüyorlar. Hangi iniş arkadaşlar? Her akşam 1.500, 2 bin, 3 bin tane
işçi çalıştıran, istihdam eden kuruluşlar kapanıyor değerli arkadaşlarım.
Televizyon programlarında görüyoruz, televizyonlarda görüyoruz; bu halkın
ağlamasını görüyoruz, çocuğunu okula gönderemediğini görüyoruz, evine, çocuğuna
süt alamadığını söylüyor değerli arkadaşlarım. Ekonomi bu mudur? Devlet yönetme
bu mudur? Değerli
arkadaşlarım, bu Hükûmet bir ekonomik krizle geldi,
2001 kriziyle geldi. Değerli arkadaşlarım, 2001 krizinden çok daha büyük bir
kriz yaşamaktayız ve
Hükûmetin, maalesef, bu krize tedbir almadığını
söylüyoruz, bir önlem almadığını söylüyoruz. Emeğin, insan gücünün en yüce
değer olduğunu herkes bilmektedir ama maalesef, hiçbir tedbir alınmamakta, her
şey kötüye gitmektedir. Buna artık dur demenin zamanı geldi. Buna dur diyecek
olan yüce Parlamentodur değerli arkadaşlarım. Gerçek
uyarıları yapmalı, gerçek tedbirleri almalıdır. İşte, değerli
arkadaşlarım, bugün gündemde olan, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı hangi
işletmeye uygulanacak, hangi işletmenin durumunu düzeltecek, hangi rekabeti
önleyecek? Üretim yok ki rekabet olsa değerli arkadaşlar! Değerli
arkadaşlarım, hangi işletme tescil olacak? Yok ki! Hep kapanıyor işletmeler
değerli arkadaşlarım. Ama biz, bu kanun tasarısında bugün tescili konuşacağız.
Biz bu kanun tasarısında unvan konuşacağız. Hangi unvanı vereceğiz değerli
arkadaşlarım? Yok ki sahası. Kim ticari işletme kurup
da unvan alacak, unvan tescil ettirecek? Değerli
arkadaşlarım, Türkiye'nin manzarası bu. Türkiye’de böyle bazı kanunları boyama
şeklinde kamuoyuna sergileyip burada konuşmayla olmuyor değerli arkadaşlarım.
Türk ekonomisi kötüye gidiyor, bunu açıkça ortaya koymak lazım. Türk üreticisi
perişan, Türk emekçisi perişan, Türk işletmecisi perişan ama tedbir yok. (Mikrofon otomatik
cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen
sözlerinizi tamamlayınız. RAHMİ GÜNER
(Devamla) – Şunu söylüyorum: İki tane teoriyle gündeme geliyorlar. Başta
söylediğim gibi “Teğet geçme”, “Hamdolsun.” ve bunlarla halk kandırılma
noktasına geliyor. Şimdi de bir teori daha geldi, “İnişe geldik.” Nereden inişe
geldik biz? Ekonomide inişe geldik, ekonomide bataklığa geldik. İşte değerli
arkadaşlarım, biz Türkiye'nin bu manzarasında, Türkiye'nin bu ekonomik
düzeyinde Türk Ticaret Kanunu’nu konuşuyoruz; Türk Ticaret Kanunu Türk
ekonomisini, Türk işletmeciliğini, Türk esnafını nasıl düzenleyecek, nasıl daha
iyi bir duruma getirecek, onu görüşüyoruz ama konusu kalmamış, konusu
dağılmamış bir konudur. Hepinizi saygıyla
selamlıyor, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Güner. Demokratik Toplum
Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sevahir
Bayındır konuşacaktır. Buyurunuz Sayın
Bayındır. (DTP sıralarından alkışlar) DTP GRUBU ADINA
SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte
olan 96 sıra sayılı Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde
Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Değerli
milletvekilleri, ülkemizde ticari alanda yaşadığımız en büyük sorunlardan biri
de haksız rekabettir. Bu konu ikinci bölümün önemini de açığa çıkarmaktadır.
Haksız rekabet konusunda çok ciddi sıkıntılar olmakla beraber, özellikle Avrupa
Birliği hukukuna uyum sağlanması açısından atılacak önemli adımlar vardır.
Genel olarak dürüstlük kurallarına aykırı olarak rekabeti bozan eylemlerin
tümüne haksız rekabet denmektedir. Rekabetin sınırlamasına yönelik pek çok
ülkede eylemleri engellemek için kamu hukuku ağırlıklı rekabetin korunması
kanunları kabul edilmiştir. Aynı amaçla ülkemizde, 12/7/1994
tarihli Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kabul edilmiştir. Rekabetin haksız
olarak bozulması ise kaynağını Medeni Kanun’un 2’nci maddesinden alan dürüstlük
kurallarına aykırı olarak rekabet etme hakkının kötüye kullanılmasıdır. Değerli
milletvekilleri, bilindiği gibi, rekabet yapmak, kişilerin girişim özgürlüğü
içerisinde değerlendirilebilecek bir haktır. Haksız rekabet kavramı ise rekabet
etme hakkının dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılmasının teminine yönelik
kurallar getiren ve bu hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kötüye
kullanılması hâlinde gerekli müeyyideleri öngören kuralları kapsamaktadır. Bu
çerçevede, haksız rekabet kurallarının dayandığı prensip, özellikle ticari
hayatta herkesin ahlak kurallarına uygun olarak kendi emeği nispetinde netice
alması açısına dayanan emek ilkesidir. Bu prensibe göre esasen günlük yaşamın
her alanında, özellikle ticari hayatta başarı kazanmak, ekonomik faaliyetlerini
geliştirmek, kendi mal ve hizmetlerinin tanıtımını yapmak, talebini artırmak
veya benzer faaliyetlerde bulunmak isteyen kişi, bu faaliyetlerini kendi haklı
emeğine dayandırmak zorundadır. Sayın üyeler,
bilindiği gibi ülkemiz korsan yayıncılık cennetidir. Uluslararası kuruluşlara
göre Türkiye dünyanın en kötü korsan piyasalarından biri olarak kabul
edilmektedir. Korsan eser kullanımı, akla ilk gelen sokaklarda bandrolsüz satılan kitap, kaset ya da CD’yle sınırlı
değildir. Hak sahibinden izin alınmadan çoğaltılan ya da topluma iletilen her
ürün korsan eser kullanımıdır. Bu konuda bir türlü gereken önlemler alınmadığı
gibi, dış yatırımcıların ülkeye yatırım yapmalarının önünde de en büyük
engellerden bir tanesidir. Özellikle her alandaki yabancı markaların taklitleri
Türkiye’de çok rahat bir şekilde üretilip ticareti yapılabiliyor. Bu da yabancı
yatırımcının haksız rekabet nedeniyle güveninin kırılmasına ve yatırım
yapmaktan vazgeçmesine neden olmaktadır. Sayın
milletvekilleri, tasarı ile öngörülen özel haksız rekabet hâlleri ve bunların
uygulamaya nasıl yansıyacağı hususu üzerinde özellikle durulmalıdır.
Yürürlükteki Ticaret Kanunu’nun 57’nci maddesi ile görüşmekte olduğumuz
tasarının 55’inci maddesi arasındaki temel fark, düzenlenmiş bulunan özel
haksız rekabet hâllerinin sayısındadır. Tasarının 55’inci maddesinde toplam 22
adet özel haksız rekabet hâli öngörülmüş olup bu sayı yürürlükteki Kanun’un
57’nci maddesinde 10’dur. Tasarı ile mevcut özel haksız rekabet hâllerine ek
olarak 12 adet haksız rekabet hâli daha öngörülmektedir. Tasarının 55’inci
maddesinde düzenlenen haksız rekabet hâllerine içerik olarak baktığımızda,
mevcut Türk Ticaret Kanunu’nun 57’nci maddesinde düzenlenmiş olan hâllere ilave
olarak getirilen haksız rekabet hâllerinin, rakipleri korumak yanında özellikle
tüketicinin sömürüsünü engellemek ve kamu menfaatlerini korumaya ağırlık
verdiği görülmektedir. Ancak bu durumların uygulamaya nasıl yansıyacağı
konusunda, özellikle bu durumların tespiti ve dava yoluyla talepleri yönünden
fazla iyimser olmamak
gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü genelde düşük rakamlarla alışveriş
yapan tüketici yönünde uğranılan zararın dava yoluyla talebi pek tercih
edilecek bir yol değildir. Bu nedenle, özellikle tüketici örgütleri ile
ekonomik ve mesleki birliklerin, tasarı madde 56/3’te öngörülen davaları açma
konusunda çok daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Ancak tüketici
örgütleriyle ekonomik ve mesleki birliklerin dava haklarını kullanabilmeleri
açısından zarar görme veya zarar tehlikesi şartının aranması bu yolun daha
etkili bir şekilde kullanılmasına engel teşkil etmektedir. Çünkü bu haklar
zaten mevcut kanunla tanınmış fakat bugüne kadar pek uygulanmamıştır. Tasarıyla
bu konuda getirilen en önemli değişiklikle, anılan örgüt ve kuruluşların dava
haklarını kullanabilmeleri açısından üyelerinin haksız rekabet eylemlerinden
zarar görme veya zarar tehlikesi içerisinde bulunmaları şartı kaldırılmıştır.
Bunun ise uygulamaya nasıl yansıyacağını, bu haklar kendilerine tanınan,
öngörülen kişiler ve diğer kişilerin bu haklarını kullanımdaki becerileri,
mahkemelerin süratli karar vermesi ve kararın yerine getirilmesindeki etkinlik
belirlemektedir. Rekabet genel
olarak emeğin korunması ya da haksız yere kazancın önlenmesine dönük bir tedbir
olmasına rağmen, ne yazık ki şu anda Türkiye koşullarında kepenk kapatma rekabeti
yaşanmaktadır. Yani teorik olarak kanunda öngördüğümüz sistemli, işleyen bir
mekanizma için geçerlidir. Ama ne yazık ki şu an global
kriz ve bu krizin en fazla etkilediği ülkelerden biri sıralamasında yer alan
Türkiye bu krizin sonuçlarını bir yandan örterken, hayatın içinde toplum,
esnaf, üretici bu kalite rekabeti yerine, daha iyi üretim rekabeti yerine ne
yazık ki kepenk kapatma rekabetiyle yüz yüze kalmaktadır. Hükûmetimiz
bu konuda çok başarılı olmuştur. Kepenkleri kapattırma rekabetinde başarılı bir
rotada yer almaktadır. Umarız, bu siyasi
iktidarın bu gerçekliğini gören toplum bu konuda daha doğru siyaset tercihinde
iyi bir rekabete girecektir. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Bayındır. Şahıslar adına
Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen. Buyurunuz Sayın
Ekmen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Süreniz beş
dakikadır. MEHMET EMİN EKMEN
(Batman) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 96 sıra sayılı Türk
Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış
bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. On yılı aşkın bir
emeğin ve ortak aklın ürünü olarak gündemimize gelen Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı birtakım tartışmaları ihtiva etse de ticaret hayatımıza birçok
kolaylık ve yenilik getireceği açıktır. İkinci bölümü
oluşturan 30 ve 60’ıncı maddeler arasında ticaret sicili, ticaret unvanı ve
işletme adına ilişkin hususlar yer almakta olup 54 ve 63’üncü maddeler arasında
ise haksız rekabete ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Bu bölümün,
şüphesiz, en dikkat çekici ve ticari hayatımız açısından, fikrî ve sınai hakların teminat altına alınması açısından en önemli
düzenlemesi haksız rekabettir. 54’üncü maddede “Haksız rekabet” “Öz olarak
ticari bir ilişkinin bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış bir
rekabet ortamında yapılmasının sağlanması.” olarak tarif edilmiştir. Yasanın
55’inci maddesinde, alt fıkralarıyla birlikte yirmiye yakın haksız rekabet
fiili tek tek sayılarak belirtilmiştir. Yürürlükteki
Yasa’da yer alan haksız rekabet sebepleriyle bu yasadaki düzenleme
karşılaştırılarak dikkate alındığında, ticari hayatta meydana gelen gelişmeler,
yüksek mahkeme Yargıtayımızın içtihatları,
uluslararası sözleşmeler, farklı gelişmiş ülkelerin haksız rekabete ilişkin
mevzuatı ve Avrupa Birliği müktesebatı esas alınarak söz konusu düzenlemeler
yapılmıştır. Şüphesiz ki bu
düzenlemelerin Türkiye’de gerek yerli sermayemizin gelişmesi ve yerli
sermayemizin kat ettiği ticari, sınai ve fikrî
hakların teminat altına alınması gerekse de uluslararası dolaşımda bulunan
sermayenin, özellikle reel sektörde hizmet gören farklı ülkelere ait sermayenin
ülkemizdeki haklarının teminat altına alınması açısından çok önemli olduğu
açıktır. Tasarının 56’ncı
maddesi ve devamında ise haksız rekabetten mağdur olan tarafların hukuki
hakları düzenlenmiştir. Böylelikle haksız rekabete dayalı olarak mağdur tarafın
tespit, eda, tazminat ve ceza davaları ile sınai,
fikrî ve diğer haklardan doğan mağduriyetleri teminat altına alınmıştır.
Şüphesiz, gelişmiş ülkelerde ticari alanda sıklıkla karşılaşılan en büyük
problemlerden biri haksız rekabete dayalı hak ihlalleridir. Bu yasanın
yürürlüğe girmesiyle birlikte, elbette ki bu alanda çok yeni, çok farklı devrim
niteliğinde birtakım değişikliklerin getirileceğini ileri sürmek doğru olmaz. Ancak mevcut Türk Ticaret Kanunu’nda ve rekabetin korunmasına
ilişkin kanunda yer alan yasal mevzuatın, ticari hayatın, ticari işletmelerin
ülkemizin gelişen sanayisinin, gerek ihracatla birlikte gerekse de uluslararası
doğrudan yabancı yatırımcının ülkemize gelmiş olmasıyla birlikte ihtiyaç
duyulan birtakım hukuki teminatların bu yasayla birlikte daha ciddi şekilde
uygulanabilir olduğu ve teminata bağlandığı bir gerçektir. Bu bağlamda, yeni
Türk ticaret kanunumuzun ülkemize ve ticaret hayatımıza hayırlar getirmesini
diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Ekmen. Şahıslar adına
ikinci söz Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’a ait. Buyurunuz Sayın
Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) AHMET AYDIN
(Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 96 sıra sayılı Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlar,
ayrıca bugün 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü. Bu vesileyle, değerli engelli
kardeşlerimin bu günlerini kutluyor ve inşallah bundan sonraki süreçte de
yapmış olduğumuz yasal düzenlemelerle birlikte çok daha sağlıklı engelsiz
günler yaşanacağı umuduyla, kendilerine bugünün başarı, sağlık ve mutluluk
getirmesini diliyorum. Değerli
milletvekilleri, söz almış olduğum bu ikinci bölüm 31 ile 60’ıncı maddeler
arasını kapsamaktadır. Yaşayan bir sistem, âdeta bir organizma olan hukuk,
çevrenin, yaşamın ve ilişkilerin gelişimi ve değişimi çerçevesinde kendini
geliştirerek olaylara ve durumlara olan bakışını da yenilemektedir. Pek tabii
ki, bu, tüm hukuk sistemlerinde olağan bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu bağlamda ele almamız gereken ve yenilenen Türk Ticaret Kanunu’nda da gelişen
ve değişen teknolojiyle beraber dünya ekonomik ve sosyal sistemi içerisinde
sorunlara net, hızlı ve pürüzsüz bir şekilde cevap verebilecek şekilde ele
alınması da kaçınılmazdır. Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; özellikle Avrupa Birliği katılım müzakereleri
sürecinde ve uluslararası piyasalarla uyum çerçevesinde de konuya baktığımız
zaman çağdaş standartlarda bir ticaret hukuku düzenlemesi gerekliliğini de
görmekteyiz. Ticaret sicili, ticaret unvanı ve işletme adıyla haksız rekabete
değinilen Türk Ticaret Kanunu’nun bu ikinci bölümünde getirilen yeniliklerle,
biraz önce bahsettiğim gibi, doğabilecek olan sorunlara ve genel işleyişe dair
çözümler yeniden ele alınarak değerlendirilmiş bulunmaktadır. Ticaret siciline
ilişkin hükümlerde Avrupa Topluluğunun şirketlere ilişkin birinci yönergesine
ve eklerine uygun gelişmelerin ve gereksinimlerin gerekli kıldığı şekilde de
değişiklikler yapılmıştır. Bunların başında, tescil ve ilana tabi konuların
düzenli olarak depolandığı ve elektronik ortamda kullanıcılara sunulabildiği
bir bilgi bankasının Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde kurulması
gelmektedir. Bu yenilik, öncelikle elektronik ortamda çalışan yerel, daha sonra
da tek merkezi ticaret sicile geçişi kolaylaştıracaktır. İkincisi, ticaret
sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devletin sorumluluğu hakkındaki
hükümlerin yeniden sisteme alınmasıdır. Bir üçüncüsü de
görünüşe güven ilkesinin kanuna güçlü bir şekilde yansıması, hukuki işlemlerde
sicilin olumlu işlevinin kesin çizgilerle tanımlanmasıdır. Yine, 6762 sayılı
Kanun’da yetersiz kalan ticaret unvanının tecavüze uğraması hâlinde
açılabilecek davalar, istenebilecek tazminat ve zaman aşımı konuları açığa
kavuşturulmuştur. Ayrıca, getirilen yeni kurallarla bu tasarının fikrî
mülkiyete ilişkin kanun hükmünde kararnamelere uyumu da sağlanmış
bulunmaktadır. Genel olarak 6762 sayılı Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri
temel alınarak yapılan düzenlemede de, az önce değindiğim üzere, gerekli
düzenlemeler ve yapılan eklemelerle günün şartlarına uygun bir hâle getirilmesi
çalışılmıştır. Özellikle ekonomik değerlerin para miktarı gibi günümüz
şartlarına uygun bir hâle getirilmesi sağlanmıştır. Avrupa Topluluğu şirketler
hukukuna ilişkin yönerge de göz önünde bulundurularak mevcut kanunların revize
edilmesi sağlanmış bulunmaktadır. Sayın Başkan,
değerli üyeler; diğer taraftan 6762 sayılı Ticaret Kanunu’na baktığımız zaman
haksız rekabete ilişkin ilgili hükümlerin kaynağının 1943 tarihli İsviçre’nin
haksız rekabete dair kanunu olduğunu görmekteyiz. Zaman içerisinde ve değişen,
gelişen şartlar göz önüne alındığında bu kanunda ilgili ülkede yani İsviçre’de
1986 yılında gerekli değişiklikler yapılmış ve güncelleştirilmiştir. Türkiye
ise ilk kez 1994 yılında rekabeti düzenleyen kanun hükümlerine sahip olmuştur.
1994 tarihli 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ise İsviçre’den
değil Roma Anlaşması’na dayanan Avrupa Topluluğu Anlaşması’nın ilgili
hükümlerinden alınmıştır. Avrupa Topluluğu ülkeleri ise 2005 yılında
yayımladığı haksız iş uygulamalarına ilişkin yönergeyle de tüketici merkezli
olarak konuya yaklaşmış ve koruma altına almıştır. Bu bağlamda baktığımız zaman
da yönergenin tasarıya yansıtıldığını görmekteyiz. Haksız rekabete
ilişkin kuralların amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış
rekabetin sağlanmasıdır. Yanıltıcı, incitici, kötüleyici beyanlar, aşırı
reklamlar ve rekabet bozucu satış yöntemleri engellenmiş olacaktır. Haksız
rekabet alanında ayrıca çağdaş içtihatlar ve öğretiyle oluşan birikim özenle
korunmuştur. Sayın Başkan, değerli üyeler; sonuç olarak, görüşülmekte olan 96
sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ülkemize, milletimize hayırlara vesile
olmasını diliyor; çağdaş, günün şartlarına uygun, aksaklıkları önleyici,
sorunlara hızlı ve makul bir şekilde cevap verebilecek olan bu yasa tasarısının
Genel Kurulumuzdan geçeceği inancıyla ve ayrıca engelsiz bir yaşam dileğiyle
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Aydın. Sayın
milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemine geçiyoruz. On beş dakika soru-cevap
işlemi için süremiz var. Sayın İnan, Sayın
Aslanoğlu, Sayın Kaplan, Sayın Akkuş, Sayın Yunusoğlu, Sayın Özkan, Sayın Durmuş, Sayın Aydoğan, Sayın Akcan ve Sayın Yalçın ilk gördüklerim,
sisteme girmişlerdir. Süremiz on beş
dakika olduğu için yarısını soru soracak arkadaşlara, yarısını da cevaba
ayıracağım. Onun için, soru soracak arkadaşlarımızın, lütfen çok kısa bir
şekilde, sadece soru sormalarını rica edeceğim herkes rahatlıkla sorularını sorabilsin
diye. Süre başladı. Sayın İnan,
buyurunuz. MÜMİN İNAN
(Niğde) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, şu
anda hem Türkiye’de hem de Niğde ilimizde hem üretim hem de ticaret neredeyse
durma noktasına gelmiştir. Niğde Organize Sanayi Bölgesi’nde ne yazık ki kırk
yıldan beri kurulu bulunan şirketler bugünden itibaren işçi çıkarmaya
başlamışlardır. Bazıları işçilerini yarıya, bazıları da tamamen fabrikalarını
kapatmak suretiyle Niğde’deki üretim ve ticari faaliyetlerine son vermişlerdir.
Bu, son derece tehlikeli bir hadisedir. Esas tehlikeli hadise teşvik
uygulamasının yıl sonunda dolacak olmasıdır. Niğde’de
ve Türkiye’de diğer illerde teşvik uygulamalarının devam etmesi bu ekonomik
krizden çıkışın bir noktası olarak görülebilir. Teşvik uygulamalarının
uzatılmasını düşünüyor musunuz? Teşekkür ediyorum
efendim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın İnan. Sayın Aslanoğlu… FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, geçen hafta da bahsettim, Çek Kanunu’ndan
dolayı, çekte cirantalar, ihtiyati hacizlerden dolayı artık tüm ticari
yaşamlarını kaybetmek üzeredirler. Hiçbir günahı… Sadece binlerce çek ciro
etmiş, vermiş, vadelerine, bir ay, iki ay, on beş gün kala tüm çekleri aynı
anda bir tüccara “Getir, bunu öde.” dersen kimse bunu ödeyemez. O bankalar bu çekleri
bu vadelerde bilerek almışlardır, bu kredinin tasfiyesinin bu şekilde
yapılacağını görerek almışlardır ama daha vadesi gelmeyen, bir insanın
cirantadan dolayı… Bir çekte on ciranta varsa, on cirantanın üzerine aynı çekle
ihtiyati tedbir kararı aldırıyorsun ve ihtiyati haciz uyguluyorsun. Bu
insanların artık bankalarla tüm ilişkileri kesiliyor, diğer tüm bankalar
üzerlerine geliyor. Onun için, Ticaret Kanunu’ndan daha büyük, daha önemli konu
budur, bugün piyasanın içinde olduğu koşullar da budur. Mutlaka mutlaka bunun ya bankalara bir şekilde… Ben bunu
yetkililere, ilgili bakanlıklara söylememe rağmen aynı işlemler devam ediyor.
10 kişinin -size geçen takdim etmiştim, yine getirebilirim- ihtiyati hacizle,
bu insanların tüm ticari yaşamları, onurları, şerefleri, haysiyetleri yok
ediliyor. Bu konuda acil, acil, acil önlem almayı düşünüyor musunuz? BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Aslanoğlu. Sayın Kaplan… HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakan,
1996’dan bu yana gümrük birliği, özellikle son yıllarda, Türkiye aleyhine
işliyor. Avrupa Birliği dış ülkelerle, Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkeleriyle
olan dış ticaretinde onların yıkıcı rekabetine karşı bir şey yapamıyor çünkü
gümrük birliğine göre Avrupa Birliği bu ülkelere ne tarife uyguluyorsa Türkiye
de ona uyuyor. Bu durumda, Asya’ya girişte ithalata dayanıklı ve toleranslı bir
yaklaşım için yeni kriz paketinizde, Avrupa Birliğinin dayattığı gümrük
tarifelerini uygulamak zorunda bırakan gümrük birliğini masaya yatırmayı
düşünüyor musunuz? Yeni pakette,
özellikle kriz karşısında cari açık sorununu aşmak açısından bir çabanız var
mı? KDV indirimi
yanında, ayrıca işçi, memur vergilerinde indirim düşünüyor musunuz? Aynı
yaklaşım için, ÖTV, yani dolaylı vergide de tüketiciyi korumak için bir indirim
çalışmanız var mı? Teşekkür ederim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Kaplan. Sayın Akkuş… AKİF AKKUŞ
(Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakanım; son zamanlarda iflas eden, küçülmeye
çalışan ve işçi çıkaran iş yerleri ile ilgili birçok haberler almaktayız. Bu durumda
olan işletmeler, daha ziyade kredi taksitlerinin geri ödenmesinde ve
taahhütlerini yerine getirmede zorlanıyorlar. Bir tedbir olarak, bunların bu
yükümlülüklerinin beş altı ay ötelenmesi bu işletmelerin birçoğunu iflastan ve
birçok vatandaşı işsiz kalmaktan kurtaracaktır. Bu konuda bir çalışmanız var
mı; yoksa, çalışma yapmayı düşünüyor musunuz? Teşekkür ederim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Akkuş. Sayın Yunusoğlu… SÜLEYMAN LÂTİF
YUNUSOĞLU (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakanım,
malumunuzdur ki birçok vatandaşımız bankalardan aldığı kredi kartları
dolayısıyla borçlarını ödeyememekle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu hem ticari
hayatımızı olumsuz etkilemekte hem de ailelerin dağılmasına sebep olabilecek
birtakım facialar yaşamamıza sebep olmaktadır. Dolayısıyla, bu kredi kart
mağdurlarının mağduriyetlerinin önlenmesi ve ticari hayatımızın canlanmasına
yönelik bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda bir düzenleme yapmayı düşünüyor
musunuz? BAŞKAN – Teşekkür
ederiz Sayın Yunusoğlu. Sayın Özkan... RAMAZAN KERİM
ÖZKAN (Burdur) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakanım,
Ticaret Kanunu’nu görüştüğümüz bugünlerde, hamdolsun krizin teğet geçtiği,
hatta inişe başladığı duyumlarını Sayın Başbakanın dilinden duyuyoruz. Ancak
birçok büyük fabrikada beyaz yakalıların mavi yakalıya, mavi yakalıların da iş
bıraktırıldığına şahit oluyoruz. Bu konuda ekonomik bir paket açıklayacak
mısınız? Politikalarınızda KDV’yi aşağıya çekmeyi düşünüyor musunuz? İşçi
çıkarılışlarını nasıl açıklarsınız? Teşekkür ederim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Özkan. Sayın Durmuş... OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Sayın Başkan, son ekonomik kriz dolayısıyla Türkiye’de küçük
esnaf ve perakendeci esnaf batmış durumdadır. Haksız rekabetle yandaş
toptancılardan gıda paketi alan Hükûmetimiz, muhtaç
insanlara gıda paketi yerine hazır para vererek perakendecileri kurtarmak için
bir ekonomik kriz paketi hazırlıyor mu? BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Durmuş. Sayın Aydoğan… ERGÜN AYDOĞAN
(Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Uygulanan
ekonomik program sonrasında yaşanan sorunlar ve krizle birlikte işini
sürdüremeyen, kapatan, ödeyemediği çek ve senetler nedeniyle sicili bozulan
sayısız ticaret erbabımız bulunmakta. Bu durumdaki ticaret erbapları ile ilgili
düzenleme yapılacak mı? Yeni bir sicil düzenlemesi ve sicil affı düşünülüyor
mu? Başbakan paketin uygulamaya konulduğunu ifade ediyor fakat paketten reel
piyasanın ve ticaret dünyasının haberi yok. Bu görünmeyen paketin içeriği
nedir? İmralı’daki
inşaatın durumu nedir? Bu yaşanan krizler İmralı’daki inşaatı etkileyecek
midir? Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Aydoğan. Sayın Akcan… ABDÜLKADİR AKCAN
(Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, ben Sayın Bakanımı
hazır burada bulduğum için bu soruyu yöneltiyorum, doğrudan kanunla ilişkisi
olmayabilir. Geçen hafta sonu
Sayın Bakanımın Müsteşarı, Bakanlık Müsteşarımız, bir basın mensubunun bir
açılışta sorduğu soruya verdiği cevapta, İmralı’daki ek ceza infaz binasının
devletin ihtiyacı olduğunu ifade etti ve arkasından, hangi tip mahkûmların
orada alıkonulacağı sorusuna da “Bu henüz belirlenmedi.” diye ifade etti. Henüz
belirlenmemiş mahkûm veya mahkûm tipi ortadayken hangi ihtiyaca binaen bu
planlama yapıldı? Onu merak ettiğim için bu soruyu yöneltiyorum. Teşekkür ederim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Akcan. Sayın Yalçın… RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Sayın Bakanım, bu
tasarının genel gerekçesinde, madde gerekçelerinde birçok vesileyle şeffaflık
ilkesi, hesap verilebilirlik ilkesi, sözleşme serbestisi,
ticari rekabet gibi ilkeler ifade edilmekte ve dünyayla, özellikle Avrupa
Birliğiyle uyumdan bahsedilmektedir. Sayın Bakanım,
2003’te çıkardığınız bir yasal değişiklik ile belediyeler kendi şirketlerine
ihale verebiliyorlar, yani hem ihaleyi yapan makam belediye hem alan makam belediye.
Bu durum sizin şeffaflık anlayışınızla ne derece bağdaşıyor? Şeffaflık ilkenizi
siyasette de hâkim kılmayı düşünür müsünüz? Örneğin dokunulmazlıkları
kaldırmayı düşünür müsünüz? Siyasetin finansmanını da şeffaflaştırmayı düşünür
müsünüz? Belediye şirketlerinin de aynı ilkeler doğrultusunda serbest rekabet
içerisinde ticaret yapmasını temin etmeyi düşünür müsünüz? Çok teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Yalçın. Sayın Özensoy… NECATİ ÖZENSOY
(Bursa) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakanım,
kanunda kooperatifler de şirket hâline geliyor, yani ibare getiriliyor. Bütün bunlardan dolayı da bu kooperatiflerin tabelaları değişmek
durumunda. Acaba Türkiye genelinde sırf bu yüzden ne kadar bir yük
gelecek, bunun hesabını yaptınız mı? Teşekkür ederim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Özensoy. Sayın Yüksel… CÜNEYT YÜKSEL
(Mardin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Sayın Bakanım,
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda tacirin hangi belgeleri saklaması gerektiği
öngörülmektedir? İkinci sorum:
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda haksız rekabetin varlığı hâlinde tüzel
kişilerin ceza sorumluluğunda ne gibi değişiklikler olmuştur? Teşekkür ederim. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Yüksel. Son bir söz var,
onu da verince bütün istekler yerine gelmiş olacak. Sayın Bulut… AHMET DURAN BULUT
(Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Sayın Bakanım,
Diyanet İşleri Başkanlığı hacı adaylarımıza Çin malı valiz dağıttı. Bunu
Diyanet İşleri Başkanlığına sordum “Türkiye’de yerli ürünler varken niçin Çin
malı ürünleri veriyorsunuz?” diye. Bana verilen cevapta ise “Şu ana kadar
dağıtılan valizlerden herhangi bir şikâyet gelmedi.” denildi. Başbakanın “Yerli
malı kullanın.” genelgesine rağmen Hükûmete bağlı
kurumların Çin malı ürünler alması konusundaki düşüncelerinizi alabilir miyim? BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Bulut. Buyurunuz Sayın
Bakan. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, 10 civarında değerli milletvekili
arkadaşımız soru yönelttiler. Bu sorulara bana ayrılan süre içerisinde mümkün
olduğunca cevap vermeye çalışacağım. BAŞKAN – Sayın
Bakan, ek iki dakika daha olabilir. Çalışma süremiz saat 13.00’te bitecek, o
zamana kadar cevap verebilirsiniz. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Peki Sayın Başkanım, teşekkür ederim. Önce, Adalet
Komisyonu Üyesi Değerli Arkadaşım Metin Çobanoğlu grubu adına biraz önce yapmış
olduğu konuşmada da bana bir soru tevcih etmişti, izin verirseniz oradan
başlamak istiyorum. Konuşmanın içerisinde benim açıklama yapmamı arzu ettiği
bir soruydu. Kendisi, bu
kanunda sermaye şirketlerinin sadece web sitesiyle ilgili düzenlemeleri
gördüğümüzü veya buna rastladığımızı ancak yeni gelişmelere elektronik işlemler
ve bilgi toplumu hizmetleri açısından fazlaca yer verildiğine rastlamadığını
ifade etti ve bu konuda benim bir açıklama yapmamı arzu eden bir ifade kullandı
yanlış hatırlamıyorsam. Bu soruya kısaca cevap vermek istiyorum. Sayın Çobanoğlu
tabii haklıdır, sermaye şirketlerimiz bu kanunla web sitesi kurma gibi bir
zorunlulukla karşılaşacaklardır ancak bilgi teknolojilerindeki gelişmelerin bu
Ticaret Kanunu’na yansıması sadece web sitesi kurmaktan ibaret değildir, tüm
teknik gelişmeler bu tasarıda yoğunlukla yer almıştır. İnternet sitesi kurma
dışında şu teknik açılımlar da bu yasada değişik maddelerde bulunmaktadır:
Örneğin, tasarının 64 ve 65’inci maddelerinde düzenlenen elektronik muhasebe bu
doğrultuda getirilmiş yeni bir yaklaşımdır. Belgelerin elektronik ortamda
saklanması yine aynı şekilde değerlendirilebilir. Elektronik imza,
ki bu tasarının 1526’ncı maddesinde düzenlenmiştir; bu konuyla ilgili sanıyorum
biraz daha açılım getirecek olan bir önerge de hazırlanmıştır, madde sırası
geldiğinde bu konuyu da değerlendireceğiz. Elektronik ortamda konşimento yani
denizcilikle ilgili elektronik taşıma senedi ve sigorta poliçesi, elektronik
ortamda genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının yapılması gibi
düzenlemelere bu tasarıda bolca yer verildiğini ifade etmek isterim. Şimdi, söz alan
ve bana soru yönelten arkadaşlarımızın aşağı yukarı büyük bir çoğunluğu şu anda
tüm dünyanın içinden geçtiği ekonomik kriz ve tabii ki bunun Türkiye’deki
yansımalarıyla ilgili piyasadaki gelişmeler konusunda değerlendirmeler yaptılar
ve benim bu konuda Hükûmet olarak ne gibi tedbirler
aldığımız konusunda açıklama yapmamı arzu ettiler. Değerli
arkadaşlarım, şunu hemen ifade etmek durumundayım: Yaşadığımız şu süreçte tabii
ki piyasada bir durgunluk yaşanmaktadır. Tüketici durumundaki vatandaşlarımız
harcamalarını kısmakta “Acaba yarın ne olacak, alışveriş yapsam mı yapmasam mı”
tereddüdü yaşamaktadır. Tabii ki bu, Türkiye’de alışverişi ve ticareti olumsuz
etkilemektedir. Esnafımıza,
sanatkârımıza ve tüccarımıza şu dönemde mutlaka kimilerinin “can suyu” tabir
ettiği, kimilerinin “kredi” dediği birtakım ekonomik imkânlar sağlanmasının
gerekliliğini biz de biliyoruz. Nitekim 350 milyon YTL mesabesinde bir yıl
vadeli ve faizsiz, üç ay ödemesiz bir uygulamanın başladığını hepiniz
biliyorsunuz. Ancak sizinle paylaşmak istediğim şu düşüncedir: Şu süreçte
piyasanın kredi ve ekonomik destek yanında bir o kadar bir şeye ihtiyacı var, o
da moraldir. Yani piyasanın bu süreci başarıyla atlatabilmesi için, Türkiye’nin
bu ekonomik sıkıntıları başarıyla geride bırakabilmesi için para kadar önemli
bir şey daha var, o da moraldir. O bakımdan -tabii ki, ben Hükûmet
adına konuşuyorum- muhalefet partili arkadaşlarımız bu süreçte tabii ki,
eleştirel yaklaşımlarda bulunacaklardır, konuşurlarken işte “piyasa battı,
esnaf yok oldu, piyasada yaprak kımıldamıyor, çok kötüye gidiyoruz” söylemini
kullanacaklardır. Ancak bunlar, para kadar önemli olan moral desteği olumsuz
etkileyen beyanlardır. Hükûmet olarak tabii ki, bu
işten biz sorumluyuz, şu anda icra mevkisinde olan biziz, Hükûmetiz.
Türkiye iyiye de gitse, kötüye de gitse bu konuda birinci derecede sorumlu olan
Hükûmettir. Ancak ben biraz önce muhalefet
partilerine mensup bir arkadaşımızın konuşmasındaki bir cümlenin altını çizmek
istiyorum: “Bütün bu yaşananlardan tabii ki siyaset sorumludur, biz muhalefette
de olsak, kuşkusuz ki bunlardan biz de etkileniyoruz.” demiştir. Benim de katıldığım bu tespit doğrultusunda diyorum ki, tabii ki
sorular soracaksınız, değerlendirmeler yapacaksınız ama bu değerlendirmelerde
ve sorularda piyasaya umut verecek, onların moralini büsbütün bozacak
ifadelerde bulunmaktan kaçınırsak, inanıyorum ki şu süreci atlatmada el
birliğiyle hareket etmiş ve Türkiye’nin içinden geçtiği bu süreçte ekonomik
krizi atlatmada el birliğiyle yardımcı oluruz diye düşünüyorum. Bir doktor,
hastasını muayene ettiğinde gerçekten birtakım olumsuz bulgulara rastlamışsa o
hastasına “Kardeşim, eyvah, sen neredeydin bu zamana kadar, senin durumun iyi
değil, herhâlde yolcusun.” demez. “Çok iyisin kardeşim. Biraz daha sabret, şu
ilaçları kullan, mutlaka iyileşeceksin.” der. NECATİ ÖZENSOY
(Bursa) – Yeni tıp bilimi gerçekleri söylüyor, öyle yapmıyor. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de bu anlayış içerisinde olmalıyız. Piyasadaki
morali bozucu beyanların kimseye faydası yok ki. O nedenle Hükûmet
olarak reel sektörle, finans sektörüyle sürekli iletişim hâlindeyiz. Ekonomiden
sorumlu bakan arkadaşlarımız yaşanan bu süreçte finans sektörünün, reel
sektörün neye ihtiyacı var, bu ihtiyacı biz Türkiye olarak nasıl
karşılayabiliriz, bu konuda sürekli çalışmalar yapıyor. Birtakım adımlar
atıldı, bir paketten bahsedildi. Ben Adalet Bakanıyım, tabii bir paket
açıklanacak mı, açıklanmayacak mı, ekonomiden sorumlu bakan arkadaşlarımız bir
araya geliyorlar. Belki önümüzdeki çok kısa bir süre içerisinde bu konuda
yapılan hazırlıklar kamuoyuyla paylaşılacaktır. Ben, Ticaret
Kanunu ile ilgili bir tasarının görüşülmesi esnasında piyasanın ticari
hayatıyla ilgili sorular sorulmasını son derece doğal karşılıyorum. Ticari
hayatla ilgili bir düzenleme görüşülürken tabii ki bu soruları da soracaksınız.
HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Orada aslında Maliye Bakanının oturması gerekir. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Ama Ticaret Kanunu’nu hazırlayan, Bakanlar
Kuruluna sevk eden, oradan Meclise gelen, Adalet Komisyonunda Hükûmeti temsil eden bendim. Dolayısıyla, Ticaret Kanunu
görüşülürken benim burada bulunmam gerekiyordu. O bakımdan huzurunuzda olduğumu
ifade etmek istiyorum. Şimdi, tabii
Mümin İnan arkadaşım ilk soruyu yöneltmişti. O da işte Niğde’den örnekler
verdi, üretim ve ticaret durma noktasına gelmiştir gibi birtakım
değerlendirmeler yaptı. “Teşvik uygulamasına devam edecek miyiz, etmeyecek
miyiz?” diye buyurdular. Tabii, ben bu konuyla görevli bakan arkadaşlarımla
müzakere etmeden, en azından onlarla istişare etmeden bu soruya şu anda cevap
verebilecek durumda değilim Mümin Bey. MÜMİN İNAN
(Niğde) – Esas tehlike burada başlıyor, üçüncü kriz… ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Bu konuyu önemsediğimi ifade etmek istiyorum.
İlgili arkadaşlarla görüşeceğim. MÜMİN İNAN
(Niğde) – Teşekkür ederim. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Ben de duyarlılığınıza ayrıca teşekkür ediyorum. Sayın Aslanoğlu, tabii çeklerle ilgili yaşanan sorunu tekrar
gündeme getirdi. Ben, sıkıntısını, daha doğrusu piyasada yaşananı eskiden
piyasanın içerisinde bulunan bir arkadaşımız olarak çok iyi hissettiğini
biliyorum, o duyarlılıkla bu soruyu sorduğunun da farkındayım çünkü özel
görüşmelerimizde de bunu gündeme getirmişti. Birinci bölümle ilgili yaptığımız
müzakerelerde de buna benzer bir soru gelmişti. Aslında Ticaret Kanunu’nun
711’inci maddesiyle ilgili bir değişiklik yaptığımızı ama asıl bu konunun… Tabii çeklerde vade olmuyor biliyorsunuz, bankaya ibraz tarihinde
çekin arkası yazıldığında, bununla ilgili alacaklı durumdaki kişi veya avukatı icrai işlem başlatabiliyor, ticaret mahkemesinden veya
asliye hukuk mahkemelerinden ihtiyati haciz kararları alabiliyor ve arkadaki
tüm cirantalar da bu talepte borçlu olarak gösteriliyor ve bunlarla ilgili de
ihtiyati haciz kararları infaz edilebiliyor, yerine getirilebiliyor. Bütün bunları
ekonomiden sorumlu Sayın Ekren’e de ilgili
arkadaşlarım iki kez sundular. Sayın Aslanoğlu, hatta
en son pazartesi günkü Bakanlar Kurulu toplantısında Nazım Bey “Sizin
hazırladığınız çek kanunu çok maddeli bir çek kanun tasarısı. Bunu acaba birkaç
maddeye indirgeyebilir miyiz? Çünkü piyasada bununla ilgili yaşanan çok ciddi
bir sorun var, en azından bu sorunu ortadan kaldırıcı birkaç madde hâlinde sevk
edebilir miyiz?” dedi. Ben de kendisine “Siz ticaret erbabıyla sürekli temas
hâlindesiniz, bu sorunu en iyi bilenlerden birisiniz. Hangi maddeleri öncelikle
getirelim, onu tespit edin lütfen; verin bize, biz de onu tasarı olarak bir an
önce Meclise sevk edelim.” dedim.
Aslında, tasarımız şu ama… Kaç madde bu? 14-15 madde. BAŞKAN – Sayın
Şahin, sürenizi çok fazlasıyla aştınız. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sanıyorum, bu konuyla ilgili birkaç maddelik bir
düzenlemeyi önümüzdeki günlerde süratle Meclise sevk etmeyi planlıyoruz. Sayın Başkanım,
sürem mi doldu? BAŞKAN –
Fazlasıyla doldu. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Diğer sorulara yazılı cevap vereceğim Sayın
Başkanım. Çok teşekkür
ederim. BAŞKAN – Bir
saniyenizi alayım. Sayın Durmuş’un bir sorusu var, onu da belki yazılı
cevaplarsınız. O da sorusunu sorsun ve ara verelim. OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum. Hastalarımız
yanlış anlamasın, Sayın Bakan açıklama yaparken kanser hastalarını örnek verdi.
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – “Kanser” demedim. OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) - Şimdi, tedavi modaliteleri çok değişti,
çeşitli tedaviler var. Hastalığın ciddiyeti doktorlar tarafından hastaya ifade
edilmezse devam edecek tedavileri aksatabilir, bu da hastalığın yayılması ve
ölüme sebep olabilir. O bakımdan, buradan doktor arkadaşlarımı uyarıyorum,
hastalarınızı hastalığın ciddiyeti konusunda ikna edin ve tedavinin devamını
sağlayın diyorum. Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Durmuş. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Moral vermekten de vazgeçmeyin, değil mi efendim? BAŞKAN – Saat
14.00’e kadar ara veriyorum. Kapanma Saati: 13.03 ÜÇÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 14.03 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan CANDEMİR ÇELİK
(Bursa) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Üçüncü
Oturumunu açıyorum. Görüşmelere
kaldığımız yerden devam ediyoruz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. İkinci bölüm
üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı. Şimdi, ikinci
bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini
yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım. 31’inci maddenin
başlığını okutuyorum: 5. Değişiklikler MADDE 31 – BAŞKAN – Madde
üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Türk Ticaret Kanununun 31. maddesinin (2). fıkrasının
sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz. Saygılarımızla.
Madde 31 -2-
İmzaları tescil edilmiş olan kişilerin istifa etmesi, iş akitlerinin fesih
edilmesi ve kurumla ilişkilerinin kesilmesi hâlinde, bu kişilerin imza
yetkilerinin kaldırıldığı, kurum tarafından 15 gün içerisinde tescil ve ilan
ettirilir. BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, buyurunuz efendim. FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; geçen gün kargaşaya
gelen bir önergeydi bu “Keşke kabul etseydik.” dediğiniz bir önerge. Olay şu: Bir kişi
bir şirketten istifa ediyor fakat o kişi istifa ettikten sonra imza iptalini
ticaret sicilinde kendisi gidip iptal edemiyor. Belli bir süre -belki üç ay,
beş ay- sonra şirket iptal ettirmek durumunda bunu. Örneğin bir şeye imza atmak
istemiyor birisi, kurumdan istifa edip ayrılıyor ama imza iptalini -şirket yazı
yazacak ticaret siciline- o, tescilini ve iptalini şirketin yazısıyla
yapabiliyor. Eğer burada altı ay sonra iptal ettirirse şirket, o sürede
şirkette geçen her türlü olaylardan da yönetim kurulu üyesi olarak ve imza
sahibi olarak –örneğin, yönetim kurulu başkan vekili, başkan veya başka birisi
olabilir, yönetim kurulu üyesi olabilir- sorumlu oluyor, ayrılmasına rağmen.
Yani benim elimde bu yetki yok ki, ayrıldığım gün gidip bunu ticaret siciline
“Ben ayrıldım. İşte vesikalarım, işte noterden tespit ettim, ben bu kurumdan
istifa ettim, benim bu kurumla ilgim kalmadı.” deme yetkim yok. Bunu
söylüyoruz. Geçen gün de bu
önergeyi bir başka maddede vermiştik. Sayın grup başkan vekili “Önerge gelmedi,
görseydik kabul ederdik.” dedi. Şimdi, burada bir başka yerde yine aynı konuda
bir başka maddede “İstifa eden, ayrılan, iş akdi feshedilen kim varsa bu
imzaların iptalini on beş gün içinde -bir süre getiriyoruz- kurum yaptırmak
zorunda.” diyoruz. Bunu söylüyoruz. Burada, çalışanların hakkını korumak, aynı,
kötü niyetli işverene karşı çalışanı zor durumda bırakmamak için bu önerge… On
beş gün içinde eğer imzasını iptal ederse o zaman hiçbir sorun kalmaz. Durum bu kadar basit. Burada imzasını iptal ettiremeyen kişiyi, kötü niyetli işverenin,
yarın kendi ayrıldıktan sonra, imzası olmamasına rağmen, bak, dikkatini
çekerim, imzası olmamasına rağmen yönetim kurulu üyesi ise ondan şirketi temsil
ve ilzam eden yönetim kurulunun hepsi sorumlu olduğu için onun ismi orada
bekliyor, duruyor, iptal edilmemiş oluyor ve mahkemeler de “Gel kardeşim.”
diyorlar. Durum bu kadar basit ve açık. Diyoruz ki burada
işverene, kardeşim sen, ayrılan kişilerin -hangi şekilde ayrılırsa ayrılsın-
şirketle ilişiği kesilen, istifaen, iş akdi
feshedilen ve başka bir şeyle kim ayrılmışsa bunun imzasının on beş gün içinde
ticaret sicilince iptalini tescil ve ilan ettirilsin diyoruz. Takdir hepinizin.
Hepinize saygılar
sunuyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Aslanoğlu. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. 31’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 32’nci maddenin
başlığını okutuyorum: II - Sicil
müdürünün görevleri 1. İnceleme
görevi ve geçici tescil MADDE 32 - BAŞKAN – Madde 32
üzerinde iki önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım,
sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım. İlk önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 32 nci
maddesinin 2'nci fıkrasının " ...emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve
söz konusu sözleşmenin…” ibaresinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı" nın 32. maddesinin "Sicil Müdürünün Görevleri"
şeklindeki başlığının "Ticaret Sicil Müdürünün Görevleri'" şekline
dönüştürülmesini; 32. maddenin 1. fıkrasındaki "var olup olmadığını"
ibaresi yerine, "bulunup bulunmadığını" ibaresine yer verilmesini:
32. maddenin 2. fıkrasındaki "söz konusu sözleşmenin" ibaresinin
metinden çıkarılmasını; 32. maddenin 3. fıkrasındaki "şarttır"
ibaresi yerine, "gereklidir" ibaresinin kullanılmasını; 32. maddenin
3. fıkrasının sonuna gelmek üzere, "Bu hükme aykırı kayıtların
bulunduğunun tescili talebe yetkili olan kişiler tarafından bilinmesi halinde
bunların talebi üzerine veya Ticaret Sicil Memurluğu yetkililerince tespit
edilmesi halinde ilgililerine bildirilerek resen düzeltilir." hükmünün
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN –
Konuşacak mısınız yoksa gerekçeyi mi okutayım? RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Ben konuşacağım. BAŞKAN – Sayın
Yalçın, buyurunuz. RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan. Çok değerli
milletvekilleri, 32’nci madde üzerine verdiğimiz önerge üzerinde söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli
arkadaşlarım, önceki bölüme ilişkin soru-cevap kısmında Sayın Bakana
yönelttiğim sorunun cevabını alamadım, bir kez daha tekrar etmek istiyorum.
Umarım Sayın Bakan ilerleyen bölümlerde cevabını verir. Bu benim kişisel olarak
üzerinde çok kafa yorduğum ve grup olarak da Meclis gündemine bir araştırma
önergesi ile de getirdiğimiz bir konudur. Sayın Bakanım, bu
tasarının gerekçesinde, genel gerekçesinde, madde gerekçelerinde şeffaflıktan
bahsediliyor, sözleşme serbestisinden bahsediliyor,
hesap verilebilirlikten bahsediliyor ve bunların da artık Avrupa Birliği
ekseninde küresel genel ilkelere dönüştüğü ifade ediliyor. Bu ilkelere
verdiğiniz değeri saygıyla karşılıyoruz, biz de değer veriyoruz ve bu ilkelere
verdiğiniz değerin siyasetin finansmanında da hayata geçmesini ümit ediyoruz.
Özellikle 2003 yılında yaptığınız bir değişiklikle belediye şirketlerinin
belediyelerden ihale alabilmesinin önü açıldıktan sonra sürekli bu şirketler
yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelir oldu. Bu konuda bana göre Kamu İhale
Kurumu da bir yanlış yorumla böyle bir olaya sebebiyet veriyor ama özellikle
istirhamım, haksız rekabeti önleyen, neredeyse bir yolsuzluk çarkına dönüşmüş
bu sisteme bir an önce müdahale etmeniz ve serbest ticaretin önünü açmanızdır. Değerli
arkadaşlarım, önergemize gelince, bunun bir kısmı madde metnindeki Türkçe
hatalarıyla ilgilidir. Aslında imkân olsaydı, Komisyonda görüşme imkânı
yakalamış olsaydık bunlar düzeltilmesi mümkün eksikliklerdi. Burada 1’inci
fıkrada geçen “var olup olmadığını” ibaresi yerine “bulunup bulunmadığını”
ibaresinin eklenmesini, değiştirilmesini teklif ediyoruz. Yine 3’üncü
fıkrada “şarttır” ibaresi yerine “gereklidir” ibaresinin kullanılmasını
öneriyoruz. Değerli
arkadaşlarım, burada önemli bir önerimiz var, o da 3’üncü fıkranın sonuna
gelmek üzere “Bu hükme aykırı kayıtların bulunduğunun tescili talebe yetkili
olan kişiler tarafından bilinmesi hâlinde bunların talebi üzerine veya Ticari
Sicil Memurluğu yetkililerince tespit edilmesi hâlinde ilgililerine
bildirilerek resen düzeltilir.” hükmünün eklenmesini teklif ediyoruz. Bundaki muradımız
değerli arkadaşlarım şudur: Şimdi 3’üncü fıkra incelendiğinde “Tescil edilecek
hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim
yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.”
ibaresi var. Bu doğru bir düzenlemedir fakat her nasılsa herhangi bir sebeple
sicilde bu maddedeki getirilen kısıtlamalara aykırı bir hususun varlığı hâlinde
-gözden kaçması suretiyle olabilir, kasıtlı olabilir- herhangi bir sebeple maddede
belirtilen kısıtlamalar dışında bir husus tescil edilmişse ne yapılacağı hususu
bu maddede belirtilmemiştir. Önergemizle böyle bir hâlde yapılan bir kaydın
ilgililerin talebi ya da sicil memurluğunun, müdürlüğünün resen düzeltme
imkânının getirilmesini öneriyoruz. Bize göre
önergemiz makul bir taleptir. Tabii bu kadar uzun, teknik bir kanunu bütün
milletvekili arkadaşlarımızın bilmesini ve destek vermesini beklemiyoruz ama
Sayın Komisyon Başkanımız, Sayın Bakanımız ve sıralarda oturan hocalarımız ne
demek istediğimi daha iyi anlıyor diye temenni ediyor, önergemize destek
bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN –
Teşekkürler Sayın Yalçın. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 32 nci
maddesinin 2'nci fıkrasının "...emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve
söz konusu sözleşmenin…” ibaresinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz. Hasip Kaplan
(Şırnak) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de
katılmıyoruz efendim. BAŞKAN –
Konuşacak mısınız? HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Evet, Sayın Başkan. BAŞKAN –
Buyurunuz Sayın Kaplan. HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Sayın Başkan, değerli üyeler; burada sunduğumuz önerge aslında bir
dil düzeltmesi yani teknik bir düzeltme. Yasanın, maddenin ruhuna aykırı değil
ama bir fazlalık gibi duran bir cümlenin yasadan çıkarılmasını istiyoruz. Ne
diyoruz? Zaten yasada deniliyor ki: ”Tüzel kişilerin tescilinde özellikle şirket
sözleşmesinin, ondan sonra gelen emredici hükümlere aykırı olup olmadığı…”
İşte, bu kelimenin devamında da “Söz konusu sözleşmenin kanunun bulunması
zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği…” diyor, bir tekrar
durumu söz konusu. Bu tekrara girilmemesi açısından biz böyle bir önerge
verdik. 40’ıncı maddeyle de uyuşması açısından bir gereklilik olduğunu
düşünüyoruz. Çünkü tescil çok önemli bir husustur, özellikle ülkemizde. Şunu söyleyeyim:
Ticaret şirketlerinin tescili konusunda sadece ticaret siciline kayıt değil,
devir işlemlerinden sonra da notere gidilmesi, ilan edilmesi, tescil edilmesi
belli bir prosedür gerektiren işlemlerdir. Bu
işlemlerin hepsinin hukuka ve yasaya uygun olması gerekiyor. Bu nedenle yasaya
uygunluk ölçütü yeterlidir. Çünkü noterdeki işlemin de, ilan işleminin de,
nakil işleminin de, devir işleminin de bütün işlemlerin hukuka uygun olması
gerekir ki amacına erişebilsin. Bu nedenle verdiğimiz bir önergedir.
Takdirlerinize sunuyorum. Teşekkür
ediyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Kaplan. Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. 32’nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 33’üncü maddenin
başlığını okutuyorum: 2. Tescile davet
ve ceza MADDE 33 – BAŞKAN – Madde üzerinde
iki önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra
aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 33. maddesinin
3. fıkrasındaki "kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde" ibaresi
yerine, "tescil talebinde bulunulmaması halinde" ibaresine yer
verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "bunun tescilini sicil müdürüne
emreder" ibaresi yerine, "tescile karar verir" ibaresine yer
verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "aksi takdirde tescil istemini
reddeder" ibaresinin metinden çıkarılmasını; 33. maddenin 3. fıkrasındaki
"Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini
bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün
uygulanmasına engel oluşturmaz." ibaresinin metinden çıkarılmasını; arz ve
teklif ederiz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesine aşağıdaki iki
fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
“(4) Mahkemenin
bu madde gereğince vereceği kararlar aleyhine ilgililer ve sicil müdürü tebliğ
tarihinden itibaren onbeş gün içinde kanun yoluna
başvurabilirler. Başvuru yürütmeyi durdurur." "(5) İlgililerin
para cezasına ait mahkumiyet kararlarına karşı kanun
yoluna başvurabilmeleri için hükmolunan parayı mahkemeye veznesine yatırmış
veya aynı miktarda teminat göstermiş olmaları şarttır." BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Sayın
Kaplan, gerekçeyi mi okutayım? HASİP KAPLAN
(Şırnak) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçe… Gerekçe: Mahkemenin
vereceği kararlara karşı itiraz yolu açık olmalıdır. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 33. maddesinin
3. fıkrasındaki "kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde" ibaresi
yerine, "tescil talebinde bulunulmaması halinde" ibaresine yer
verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "bunun tescilini sicil müdürüne
emreder" ibaresi yerine, "tescile karar verir" ibaresine yer
verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "aksi takdirde tescil istemini
reddeder" ibaresinin metinden çıkarılmasını; 33. maddenin 3. fıkrasındaki
"Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini
bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün
uygulanmasına engel oluşturmaz." ibaresinin metinden çıkarılmasını; arz ve
teklif ederiz. Abdülkadir
Akcan (Afyonkarahisar) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Sayın
Yalçın, buyurunuz efendim. RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 33’üncü maddeye ilişkin
verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Tekraren yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Değerli
arkadaşlarım, bu tasarının birinci bölümü üzerindeki yaptığım konuşmada,
özellikle Komisyon Başkanımız ve Sayın Bakandan bir hususu istirham etmiştim. 1957 yılında yürürlüğe girmiş bir kanun, sanki daha önce
Türkiye'nin bir ticaret kanunu yokmuş gibi, yeni yapılıyormuş gibi bir anlam
doğmaması, bu manevi mirasın gelecek nesillere de 1957’den itibaren yürürlük
tarihiyle intikalinin sağlanması bakımından yeni bir yasa gibi değil de önceki
yasada değişiklik yapan bir yasa gibi yürürlüğe sokulmasının çok daha anlamlı
olacağını ifade etmiştim, ama hâlen bu konuda Hükûmetten,
iktidardan bir yaklaşım alamadığımızı ifade etmek istiyorum. Fırsat bulmuşken
bir önemli hususu daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli
arkadaşlarım, 1.534 madde içerisinde -ben tek tek
inceleme imkânı bulamadım, muhtemelen Sayın Hocamız bilecektir- önceki Kanun’un
kaç maddesi acaba küçük Türkçe düzeltmeleriyle yeni metne aktarılmıştır? Ben
tahmin ediyorum, çok önemli bir kısmı, mesela ilk bölümde 30 maddeden 3 maddede
zannediyorum esasta değişiklik vardı. Böyle bir tablo karşımızdaysa gerçekten
esasta değişiklik yapılan maddeler benim tespitlerim kadar az ise Almanların
yaptığı gibi bu Kanun’un sistematiğini bozmadan, daha önceki numaralandırma
biçimini bozmadan acaba tekrar düzeltemez miyiz? Şimdi, bütün maddelerin
sıralamaları değişecek, uygulayıcılar zorlanacaklar, eskiye dönük içtihat
arayıcılar zorlanacaklar. Değerli
arkadaşlarım, mesela Almanlar bunu yürürlükten kaldırılan bir madde yerine yeni
bir madde ilave etmek yerine, o maddenin yürürlükten kaldırıldığına ilişkin bir
düzeltme yaparak yürürlüğe koymuşlar ve uygulayıcılar bakımından kolaylık
olmuş; aynı zamanda, oluşmuş hukuk kültürü hafızası da muhafaza edilmiş. Bu sıkıntıyı Ceza Kanunu’nda yaşadık değerli
arkadaşlarım. Birçok hâkim arkadaşımız
yeniden bir talebe gibi ceza hukuku öğrenmemek adına emekli olmayı tercih
ettiler, uygulayıcılar bocaladılar ve bir kaos ortaya
çıktı. Bu kapsamlı kanunun da böyle bir mahzurunu gidermek arzu ediliyorsa,
gerçekten biz samimiyetle böyle bir çalışmaya katkı vereceğimizi ifade etmek
istiyorum. Değerli arkadaşlarım,
önergemize gelince, burada tespit ettiğimiz bir boşluğu doldurabilmek adına bu
önergeyi verdik. “Kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde” ibaresinin yerine
“tescil talebinde bulunulmaması hâlinde” şeklinde düzeltilmesini talep ediyoruz
ve bu şekilde mahkemenin kaçınma sebeplerinin bildirilmiş olmasıyla sınırlı
olması durumundan çıkarılmasını teklif ediyoruz. Değerli
arkadaşlarım, yine burada “sicil müdürüne emreder” şeklindeki ibaresinin
hâkimlik mesleğinin pozisyonuyla uyuşmadığını düşünüyoruz. “Emretme” ibaresi
belki bir memuriyet hiyerarşisi içerisinde kabul edilebilir bir kelimedir, ama
biz hâkimliğin böyle bir kelimeyle ifade edilmesinin doğru olmadığını
düşünüyoruz. Bu, eski Kanun’da da var olan bir hataydı, şimdi yapılmış bir hata
olarak ifade ediyor da değilim. Değerli
arkadaşlarım, yine önergemizin bir kısmı kullanılan dilin düzeltilmesine
ilişkindir. Bize göre gerekli, faydalı bir önergedir. Önergemize destek
bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Yalçın. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir. 33’üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 33’üncü madde kabul
edilmiştir. 34’üncü maddenin
başlığını okutuyorum: 3. İtiraz MADDE 34 – BAŞKAN – 34’üncü
madde üzerinde bir önerge vardır; okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 34. maddesinin 1. fıkrasındaki
“tebliğlerinden” ibaresi yerine, “ilandan ve ilana tabi olmayan hususlarda
öğrenmeden” ibaresine yer verilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN –
Gerekçeyi mi okutayım, konuşacak mısınız? RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Çok kısa konuşmak istiyorum. BAŞKAN – Buyurun
Sayın Yalçın. RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Değerli
arkadaşlarım, her maddede, her önergede konuşmak gibi bir alışkanlığımızın
olmadığını önce ifade edeyim. Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye Büyük Millet
Meclisine geldiği günden bu yana gösterdiği, sergilediği tavırla bir
düzenlemeyi engellemek değil, ona katkı sunabilmek, daha iyi bir düzenleme
olmasını, milletimize daha iyi bir kanun çıkarmayı arzulamış olduğunu zannediyorum
sizler de, aziz milletimiz de takdir ediyordur. Değerli
arkadaşlarım, bu önergede ifade ettiğimiz husus “tebliğden” ibaresi yerine
“ilandan ve ilana tabi olmayan hususlarda öğrenmeden” ibaresinin getirilmesini
öneriyoruz. Bunun gerekçesini
de arz edeyim değerli arkadaşlarım. Sicile kayıtla ilgili her konunun tebliğe
tabi olmadığını Hocamız da Komisyonumuz da mutlaka bilecektir. Burada bir hak
kaybına neden olmamak bakımından, hukuki tartışmalara ve yargının gereksiz
meşguliyetine sebebiyet vermemek bakımından “tebliğinden” ibaresi yerine, daha
doğru olarak “ilandan ve ilana tabi olmayan hususlarda öğrenmeden” ibaresinin
getirilmesinin daha doğru olacağını ifade ediyor, önergemize destek bekliyor,
yüce heyetinizi tekraren saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Yalçın. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul
edilmemiştir. 34’üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 34’üncü madde kabul
edilmiştir. 35’inci maddenin
başlığını okutuyorum: III - Açıklık MADDE 35 – BAŞKAN – Madde
üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri önce
geliş sırasına göre okutup, sonra da aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 35. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin
başına, “ilgililer tarafından” ibaresinin eklenmesini; 35. maddesinin 2.
fıkrasının sonuna gelmek üzere, “ilan edilen hususların bilinmediği iddia edilemez”
ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 35. maddesinin 3. fıkrasında yer
alan “veya tüzükte” ibaresinin, madde metninden çıkarılmasını “kanun”
ibaresinin “kanunda” biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurunuz. ALİ RIZA ÖZTÜRK
(Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Türk Ticaret
Kanunu Tasarısı, geniş bir bilim komisyonunca hazırlandıktan sonra Adalet
Komisyonunda 22’nci dönemde görüşülmüş, 23’üncü dönemde 77’nci maddeye göre
Adalet Komisyonunda görüşülmeden Meclis Genel Kuruluna indirilmiş
bulunmaktadır. Böylesine kapsamlı bir değişiklik, biraz da bizce aceleye
getirilmiş olarak Genel Kurula getirilmiştir. Tabii ki bu aksaklıkların Genel
Kurulda önergeler yoluyla değiştirilmesi söylenilmiştir. Biz de Cumhuriyet Halk
Partisi olarak yasanın mümkün olduğunca ihtiyaçlara yanıt vermesi, mümkün
olduğunca en verimli şekilde çıkarılması amacıyla ülkemize yakışan, ticaret
hayatını yeni baştan düzenleyen böyle bir yasanın eksikliklerini gidermek üzere
önergeler vermekteyiz. Tabii ki tasarının çok değişik yönlerden
eleştirilebilecek yönleri vardır yasa yapma tekniği açısından ve uyum
açısından. Borçlar Kanunu
Tasarısı henüz komisyonda, hâlen görüşmeleri devam etmektedir. Bu Türk Ticaret
Kanunu’nda bazı maddelerde mesela Borçlar Kanunu’na atıfta bulunulmaktadır.
Şimdi, atıfta bulunulan maddeler şu anda Adalet Komisyonunda görüşülmekte olan
Borçlar Kanunu Tasarısı’nda yer alan maddeler midir yoksa yürürlükteki Borçlar
Kanunu’nun maddelerine ilişkin maddeler midir? Elbette ki yürürlükteki
maddelere atıf yapılmaktadır. Oysa Borçlar Kanunu değişecek, dolayısıyla Borçlar
Kanunu’nun maddeleri de değişecek. O hâlde yeniden bir değişiklik ihtiyacı
ortaya çıkacaktır. Biz bütün bu eksiklikleri gidermek amacıyla Borçlar Kanunu
ile Türk Ticaret Kanunu’nun, ikisinin eş zamanlı olarak Meclis Genel Kuruluna
getirilmesi gerektiğini, en azından böyle olması gerektiğini savunduk. Hatta, öncelikle Borçlar Kanunu’nun temel kanun olması
nedeniyle görüşülmesini talep etmiştik. Şimdi, biz bu aşamada yapabileceğimizi
yapmaya çalışıyoruz, önergeler yoluyla eksiklikleri gidermeye çalışıyoruz. Görüşülmekte olan
tasarının 35’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında yer alan “veya tüzükte”
ibaresinin madde metninden çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü tescil edilen hususların kanun veya tüzükte aksine bir hüküm
bulunmadıkça ilan olunacağı hükmü mevcut Yasa’da da bulunmakta ancak mevcut
düzenlemede “Kanun veya nizamnamede aksine bir hüküm bulunmadıkça aynen ilan
olunur.” denilmekteyken, tasarıda “aynen” sözcüğü yer almadığı için, sanki
tescil edilen hususun ilan edilmeyeceği konusunda kanunda hüküm olmayıp sadece
tüzükte hüküm bulunması yeterliymiş anlamı çıkmaktadır ki bu da bizce doğru
değildir. Hangi hususların tescil, hangilerinin tescil ve ilan edileceği
kanunda yer almalıdır. Tüzük ise tescil edilen bir hususta kanunun yapılmasını
öngördüğü ilanın aynen değil kısmen veya özet olması konusundaki ayrıntıyı
düzenleyebilir. Bu gerekçeyle, söz konusu ibarenin madde metninden
çıkartılmasının doğru olacağı görüşündeyiz. Önergemizin desteklenmesini bu
nedenle istiyoruz çünkü önergemizin desteklenmesi böyle bir yanlışın
düzeltilmesi sonucunu doğuracaktır. Hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Öztürk. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 35. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin
başına, “ilgililer tarafından” ibaresinin eklenmesini; 35. maddesinin 2.
fıkrasının sonuna gelmek üzere, “ilan edilen hususların bilinmediği iddia
edilemez” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz. Abdülkadir
Akcan (Afyonkarahisar) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Efendim, biz de katılmıyoruz ancak izin verirseniz
bir iki cümleyle niçin katılmadığımızı izah edeyim. BAŞKAN –
Buyurunuz. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – 35’inci maddenin 2’nci fıkrası: “Herkes ticaret
sicilinin içeriğini ve müdürlükte saklanan tüm senet ve belgeleri
inceleyebileceği gibi giderini ödeyerek bunların onaylı suretlerini de
alabilir.” Şimdi, arkadaşlarımız cümlenin başına şunu ilave ediyorlar:
“İlgililer tarafından bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair onaylı
belge de istenebilir.” Şimdi,
“ilgililer” tabiri “herkes”ten daha dar bir kavramdır. Dolayısıyla, “Herkes
tarafından sicilde kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge istenebilir.”
anlamındadır bu. Siz “ilgililer tarafından” deyince bunu daraltmış oluyorsunuz.
O nedenle katılmıyoruz. BAŞKAN –
Önergeniz üzerinde konuşacaksınız, buyurunuz Sayın Yalçın. RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 35’inci maddeye ilişkin
verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. Sayın Bakanımızın
da yaptığı açıklamada ifade ettiği gibi, biz, gerçekten de bu kapsamın
daraltılmasının gerektiğini ifade ediyoruz. Değerli
arkadaşlarım, hukukumuzda evrak örneği almak ilgililere tanınan bir haktır,
genel eğilim de budur. Nitekim uygulamada gerek trafik sicili olsun gerek tapu
sicili olsun, bu gibi aleni sicillerde herkes inceleyebilmekte ancak sadece
ilgililer örnek alabilmektedir. Bu konu hem iş yükünün azaltılması hem sicil
güvenliğinin sağlanması bakımından önemlidir. Ancak bir başka
mahzuru daha var: Acaba, sayın milletvekillerimiz, bu sicile, tescile tabi bir
işlem yapsalar, kendi şirketleriyle ilgili bir sicil ihtiyacı, tescil ihtiyacı
doğsa her isteyenin, örneğin bir gazetecinin, örneğin bir siyasi rakibinin,
örneğin ticari rakibinin, her önüne gelenin gidip o sicili inceleyip, oradan
gelişigüzel bir evrak almasını arzu eder mi, makul görür mü? Verdiğimiz
önergeyle, biz, bu kapsamın daraltılarak tıpkı tapuda ve trafikte olduğu gibi
ilgilileriyle sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyoruz. Değerli
arkadaşlarım, yine, 36’ncı maddenin 3’üncü fıkrasında da şöyle bir hüküm var:
“Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını
bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez.” deniyor. Yukarıda herkes
için getirdiğimiz bu aleniyeti aşağıda üçüncü kişilerle sınırlandırmış
oluyoruz. İki madde arasında bana göre bir tenakuz var. Biz, bunun, bu maddede
düzeltilerek, üçüncü niyet iddiasının sadece ilgililer değil sicil güvenliğine
güvenmesi gereken, aleniyete güvenmesi gereken herkesi kapsaması gerektiğini
düşünüyoruz. Bu inanışla
verdiğimiz önergemize destek bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Yalçın. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. 35’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 35’inci madde kabul
edilmiştir. 36’ncı maddenin
başlığını okutuyorum: IV - Sonuçları 1. Tescil ve
ilânın üçüncü kişilere etkisi MADDE 36 – BAŞKAN – 36’ncı
madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 36. maddesinin 1. fıkrasındaki “nerede
bulunurlarsa bulunsunlar” ibaresinin ve 36. maddenin 3. fıkrasının metinden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Sayın
Yalçın… RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metninde
ilanın üçüncü kişiler hakkında hüküm doğuracağı an düzenlenmektedir. Bu
hükümde, üçüncü kişilerin bulundukları yerin bir önemi yoktur. Çıkarılması
teklif edilen ibarenin metinde bulunması ile bulunmaması arasında sonuç
bakımından bir fark olmadığı gibi, bu ibarenin varlığı yorum farklılıklarına
sebep olabilecektir. Metinden
çıkarılması teklif edilen 3. fıkra hükmü “üçüncü kişilerin, kendilerine karşı
sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları
dinlenmez.” şeklinde olup, ilanın “iyi niyet iddialarını kaldıran” hukuki
sonucunu ifade edilmektedir. Madde metni ilanın üçüncü kişilerle ilgili
sonuçlarını düzenlemektedir. Bu sebeple, ilanın “iyi niyeti kaldıran” etkisi
üçüncü kişilerle sınırlanmış olmaktadır. Oysa 35. maddenin belirtilen kısmına
benzer bir ibare eklendiğinde, ilanın “iyi niyeti kaldıran etkisi” herkes için
geçerli olacak şekilde düzenlenmiş olacaktır. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum… KEMALETTİN NALCI
(Tekirdağ) – Karar yeter sayısı istiyorum. BAŞKAN – Peki,
karar yeter sayısı arayacağım. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı
yoktur. On dakika ara
veriyorum. Kapanma Saati: 14.41 DÖRDÜNCÜ OTURUM Açılma Saati: 14.50 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal
MUMCU KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN
(Adana), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa) BAŞKAN – Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Dördüncü
Oturumunu açıyorum. 96 sıra sayılı
Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. 36’ncı madde
üzerinde verilen Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın ve arkadaşlarının önergesinin
oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi önergeyi
yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler…
Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir. 36’ncı maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 37’nci maddenin
başlığını okutuyorum: 2. Görünüşe güven MADDE 37 – BAŞKAN – 37’nci
madde üzerinde üç önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre
okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 37. maddesinin “Tescil kaydı ile ilan edilen
durum arasında aykırılık bulunması halinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu
bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma
güvenleri korunur.” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 37.
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Madde 37- (1) Bir husus yanlış tescil veya yanlış ilan edilmişse,
üçüncü kişinin bu hususa duyduğu güven korunur; meğerki üçüncü kişi yanlışlığı
biliyor olsun.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
37 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz
“Madde 37- İyiniyetli üçüncü kişiler yanlış olarak tescil veya ilan
edilen bir hususa haklı olarak dayanabilirler. Tescil veya ilandaki yanlışı
bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin böyle bir hakları yoktur.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN –
Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Anlam ve ifade
farklılığı giderilmek istenmiştir. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Diğer önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 37. maddesinin aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları “Madde 37- (1)
Bir husus yanlış tescil veya yanlış ilan edilmişse, üçüncü kişinin bu hususa
duyduğu güven korunur; meğerki üçüncü kişi yanlışlığı biliyor olsun.” BAŞKAN – Komisyon
önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılamıyoruz. BAŞKAN – Buyurunuz
Sayın Dibek. TURGUT DİBEK
(Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 37’nci madde üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına verdiğimiz değişiklik önergesi için söz
aldım. Önergeyle ilgili
düşüncelerimizi açıklamadan evvel, şu anda da gündemde olan seçmen kütüklerinin
askıda olması… Bununla ilgili olarak az önce arada çok sayıda benim bölgemden
telefon geldi. Sayın Bakan burada, gerçi İçişleri Bakanımız yok ama. Şöyle bir
sıkıntı var: Arkadaşlar, biliyorsunuz 26 Kasımda muhtarlıklarda askıya çıkmıştı
bu listeler. Fakat şu anda nüfus müdürlüklerine vatandaşlar gidiyorlarmış benim
bölgemde, Kırklareli’nde, özellikle Lüleburgaz ve Babaeski ilçelerinde,
bilgisayarlardaki Telekom kayıtlarından kaynaklanan belki datalardaki
arıza nedeniyle işlem yapılamadığı söyleniyor. Cumadan bu yana gidiyorlar
geliyorlar, gidiyorlar geliyorlar. Bir kişi beş altı kez gidip gelmek zorunda
kalıyormuş. Bu konuda öğle arasında mesaiden sonra Nüfus Vatandaşlık İşleri
Genel Müdürünü aradım. Tabii orada kimseye ulaşamadık. Yüksek Seçim Kurulunu
aradım, orada da kimseye ulaşamadık. Herkes bir yerde
toplantıda nedense. Yani bu konunun mutlaka dikkate alınması lazım. Çünkü
vatandaşlar, yüzlerce insan adres değişiklikleri için beyanda bulunmaya
gidiyorlar fakat her nedense, nüfus müdürlükleri “Bilgisayarlar arızalıdır.”
diyor. Gerçek de olabilir. O zaman şunun yapılması lazım: Eğer öyle bir olay
varsa, mutlaka, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün buna el atması
lazım ve bu arızayı gidermesi gerekir. Eğer bu şekilde de çözülemeyecekse,
Yüksek Seçim Kurulunun bu süreyi mutlaka uzatması gerekiyor. Sayın Adalet
Bakanımız burada, onun da bilgisine sunmak istedim bu şikâyetleri. Değerli
arkadaşlar, 37’nci madde neyi getiriyor? 37’nci madde, aslında yeni bir madde
gördüğüm kadarıyla, önemli bir yenilik de getirmiş, yani tüm sicil kayıtlarını
kapsayacak genel bir hüküm hâline gelmiş 37’nci madde. Şimdi, 37’nci
maddeye baktığımızda, okuyoruz, okuyoruz, bir şeyler anlamaya çalışıyoruz.
Gerekçesine de baktım, yani maddenin gerekçesinden şu çıkıyor, yani maddede
düzenlenmek istenen husus şu: Yani üçüncü kişinin, kural olarak ilan edilen bir
muhtevaya, bir içeriğe, bu ilana güvenmesini düzenliyor. İlandan farklı olan,
tescil içeriğine karşı da onun iyi niyetini koruyor. Şimdi, maddeyi
okuduğumuzda -ki ben maddeyi okuyacağım- bu maddeyi bütün dertlerimizden
arınmış bir hâlde, böyle okusak dahi… Bilmiyorum, arkadaşlar,
isterseniz bir okuyun, anlayabilecek misiniz. Tasarıdaki maddeyi
okuyorum, diyor ki: “Tescili gereken bir husus yanlış ilân edilmişse, üçüncü
kişi, tescil edilecek husus kendisini ilgilendiren kişiye karşı ilân edilen
hususa dayanabilir; meğerki, yanlışlığı biliyor
olsun.” Şimdi,
arkadaşlar, teknik bir kanun, teknik bir düzenleme olduğunu hepimiz biliyoruz.
Ama yani teknik diye de bu kadar anlaşılamaz bir hâlde bir maddeyi düzenleme
niçin yapılır? Yani bunu da burada mutlaka değerlendirmek gerekir. Bunun daha
anlaşılabilir bir hâlde, uygulamadaki insanların da anlayabileceği bir şekilde
-teknik de olsa- hukukçuların da rahat bir şekilde anlayabileceği bir düzenleme
yapmak mümkündür. Bir de şöyle bir
sıkıntı görüyoruz bu maddede: Yani burada yanlış tescil düzenleme dışı gibi
gözüküyor. Yani burada “Yanlış ilan varsa üçüncü kişinin bu hususta duyduğu
güven korunur.” gibi bir algılama var. Peki, yanlış tescil varsa ne olacak?
Yani “Yanlış tescil niye düzenleme dışı kalmış?” diye de tabii ki
eleştirebiliriz. Bu madde metninin
anlaşılabilir bir hâle gelmesi için bu değişikliği verdik. Bizim değişiklik
önergemizde aynen şöyle diyoruz: “Bir husus yanlış tescil veya yanlış ilan
edilmişse -iki kavramı da içine alacak şekilde- üçüncü kişinin bu hususta
duyduğu güven korunur meğerki üçüncü kişi yanlışlığı biliyor olsun.” Yani bu
kadar daha kolay, daha anlaşılabilir bir metin hâline gelmesi için bu önergeyi
verdik. Ben Sayın Komisyon ve Hükûmetin niye bu
önergeye destek vermediğini gerçekten düşünüyorum. Sizlerin de -belki hukukçu
arkadaşlarımız var- 37’nci maddeyi, gerçekten, çok böyle sakin, rahat bir
ortamda dertlerinizi bir tarafa koyarak okumanız lazım ki ancak bir şey
anlayabilesiniz. İnanın, ben hukukçu olarak birkaç kez okuduktan sonra bir
şeyler anlamaya çalıştım bu 37’nci maddeden. Önergemizin
sizler tarafından değerlendirilmesini ve kabulünü talep ediyorum. Hepinize
saygılar sunuyorum. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz Sayın Dibek. Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul
edilmemiştir. Üçüncü önergeyi
okutuyorum: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan
Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 37. maddesinin “Tescil kaydı ile ilan edilen
durum arasında aykırılık bulunması halinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu
bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma
güvenleri korunur.” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz. Abdülkadir
Akcan (Afyonkarahisar) ve arkadaşları BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET
ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, kısa bir izah yapmak mecburiyetinde
hissettim kendimi. BAŞKAN –
Buyurunuz. ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Her üç önerge de 37’nci maddenin düzenlenişini
anlaşılır bulma bakımından tereddütler taşıyor. Nitekim,
siz milletvekili arkadaşlarım da okuduğunuzda böyle bir tereddüdü
yaşayabilirsiniz. Tabii, Bilim Komisyonu Başkanımız Ünal Tekinalp
Hocamla da deminden beri bu madde üzerinde bir değerlendirme yapıyoruz.
Gerekçeyi, madde gerekçesini incelediğimizde, sanıyorum, madde gerekçeleri
içerisinde en fazla izah bu madde için ayrılmış, üç sayfalık bir bölüm var.
Burayı iyice tetkik ettiğimizde, Avrupa ülkelerinin ticaret kanunlarında son
zamanlarda ortaya çıkan bir durumun bizim Ticaret Kanunu’muza
yansıtılması. Sayın Tekinalp diyor ki: “Biz Bilim
Komisyonu olarak bu maddeyi düzenleme konusunda o kadar çok üstünde çalıştık
ki, nitekim gerekçeye de bunu yansıttık. Ancak bu şekilde aktarılabileceği
sonucuna vardık. Çok hassas bir maddedir.” Doğrusu ben de bu tereddütleri
yaşamıştım ama gerekçeyi okuduktan sonra bu hâliyle geçmesinin daha doğru
olduğu kanaatindeyim. O nedenle arkadaşlarımızın duyarlılığına teşekkür
ediyorum. Bu önergeye katılamayacağımı ifade etmek istiyorum Sayın Başkan. BAŞKAN – Teşekkür
ediyoruz. Sayın Yalçın… RIDVAN YALÇIN
(Ordu) – Gerekçe… BAŞKAN –
Gerekçenin okunmasını istiyorsunuz. Buyurun. Gerekçe: Madde metnindeki
“Tescili gereken bir husus yanlış ilân edilmişse, üçüncü kişi, tescil edilecek
husus kendisini ilgilendiren kişiye karşı ilân edilen hususa dayanabilir; meğerki, yanlışlığı biliyor olsun.” ibaresi uygulanamayacak
kadar karışık bir ifadeyi içermektedir. Maddede ifade edilmek istenen husus,
“sicile güven ilkesi”dir. Bu sebeple sicile güven
ilkesinin bir çok kanundaki alışılmış ifadesine uyan
teklif edilen metin isabetlidir. BAŞKAN – Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilmiş
önerge doğrultusunda 37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 37’nci madde kabul edilmiştir. 38’inci maddenin
başlığını okutuyorum: 3. Sorumluluk MADDE 38 – BAŞKAN – Madde
üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum,
aykırılık sırasına göre de işleme alacağım: Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
38 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde
ki “Tescil ve kayıt için…” ibaresinin “Tescil kayıt ve ilan için…” olarak ve
yine birinci fıkranın son cümlesinin “…Gerçeğe aykırı tescil, kayıt veya
ilandan dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır.” olarak
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 38.
maddesinin 2. fıkrası hükmünün "Gerçeği tam olarak yansıtmayan, üçüncü
kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelikte olan ve kamu düzenine aykırı sicil
kayıtlarının değiştirilmesini veya düzeltilmesini talep etmesi gerekip de talep
etmeyenler veya sicilin düzeltilmesini resen yapması gerekip de yapmayan
Ticaret Sicil Memurluğu yetkilileri ve tescil olunan bir hususun değişmesi,
sona ermesi veya kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya
silinmesini istemeye ya da yeniden tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye
zorunlu olup da bunu yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin
uğradıkları zararları tazmin ile yükümlüdürler.” Devletin sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Gerekçeye mi okutuyorum Sayın Yalçın? RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçe… Gerekçe: Madde hükmü tazminat sorumluluğu öngördüğünden, sorumluluk
hallerinin ve sorumluluğu kimlere ait olduğunun tereddüde yer vermeyecek
derecede açık olarak belirlenmesi gereklidir. Teklif edilen metin mevcut
kanundaki metnin iktibas edildiği tasarı metnine göre daha açıktır. Ayrıca sicildeki kayıtların eksiklik ve yanlışlığından devletin
sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, yarışan sorumluluk hali öngören bu maddede
saklı tutulması zorunludur. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu
Tasarısının 38 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk
cümlesinde ki “Tescil ve kayıt için…” ibaresinin “Tescil kayıt ve ilan için…”
olarak ve yine birinci fıkranın son cümlesinin “…Gerçeğe aykırı tescil, kayıt
veya ilandan dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır.” olarak
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Hasip Kaplan
(Şırnak) ve arkadaşları BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. FATMA KURTULAN (Van) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum. Gerekçe: Gerçeğe aykırı tescil ve ilanlara karşı üçüncü kişiler korunmak
istenmiştir. BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 38’inci madde kabul edilmiştir. 39’uncu maddenin başlığını okutuyorum: ÜÇÜNCÜ KISIM Ticaret Unvanı ve İşletme Adı A) Ticaret unvanı I - Kullanma zorunluluğu 1. Genel olarak MADDE 39 – BAŞKAN – 39’uncu madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
39 uncu maddesinin “
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 39
uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
"(2) Tescil edilen ticaret unvanı, ticarî işletmenin
görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Ayrıca, tacirin
işletmesi ile ilgili olarak kullandığı her türlü kağıt
ve belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir
sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi
ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve
üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu
bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır." Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 39
uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
"(2) Tescil edilen ticaret unvanı, ticarî işletmenin
görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Ayrıca, tacirin
işletmesi ile ilgili olarak kullandığı her türlü kağıt
ve belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir
sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi
ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve
üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu
bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır." Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı" nın 39. maddesinin 1. fıkrasında yer alan
"işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri" ibaresinin
"işletme faaliyetleri ile ilgili tüm belgeleri" şekline
dönüştürülmesini; 39. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Tescil olunan ticaret
unvanı, ticari işletmenin giriş cephesinin herkes tarafından kolayca
görülebilecek bir yerine, okunaklı bir şekilde yazılır." ibaresinin,
"Ticaret unvanının, ticari işletmenin merkez ve şubelerinde herkesin
görebileceği bir şekilde yazılı olması gereklidir." şekline
dönüştürülmesini; 39. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Ayrıca tacirin
kullandığı işletmeyle ilgili belgelerinde, sicil numarası, ticaret unvanı,
merkezi, tacir sermaye şirketi ise sermaye miktarı, internet sitesi adresi ve
numarası da gösterilir." Cümlesinin
metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz. OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Metinde kullanılan "işletmesiyle ilgili senetlerle diğer
belgeleri" ibaresi mevcut kanundan iktibas edilerek aynen kullanılmıştır.
Ancak senet ve belge ibareleri, hukuki olarak aynı anlamı ifade etmektedirler.
Daha açık ve düzgün bir ifade olduğundan, teklif edilen ibarenin kullanılması
isabetlidir. Metinde kullanılan "Tescil olunan ticaret unvanı, ticari
işletmenin giriş cephesinin herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine,
okunaklı bir şekilde yazılır." ibaresi mevcut kanundan iktibas edilerek
aynen kullanılmıştır. Ne var ki, mevcut kanunda da yer alan bu ibare, fazla
ayrıntılı tarif içerdiği gibi, işletmenin şubeleri ile ilgili bir düzenleme
içermemektedir. Dolayısıyla teklif edilen metin daha isabetlidir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı
mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım. İstemleri hâlinde
önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim. Şimdi önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 39
uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz. Şahin Mengü
(Manisa) ve arkadaşları "(2) Tescil edilen ticaret unvanı, ticari işletmenin
görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Ayrıca, tacirin
işletmesi ile ilgili olarak kullandığı her türlü kağıt
ve belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir
sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi
ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve
üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu
bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır." BAŞKAN – Aynı mahiyette olduğu için diğer önergenin önerge
sahiplerini okutuyorum:
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire
bırakıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. BAŞKAN – Konuşmak istiyor musunuz? HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: İkinci fıkraya, Avrupa Birliğinin şirketlere ilişkin 63/151 sayılı
Yönergesine uygun olarak, tacirin işletmesiyle ilgili kâğıt ve belgelerde hem
taahhüt edilen hem de ödenen sermayenin açıkça yazılması zorunluluğunu belirten
bir ek yapılması uygun görülmüştür. Ayrıca uygulamanın ihtiyaçları göz önüne
alınarak ve şeffaflık ilkesi açısından yararlı olacağı da düşünülerek, sermaye
şirketlerinde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, müdürlerin ve yöneticilerin adlarının
işletme ile ilgili belge ve kâğıtlarda yer alması ve bu bilgilerin internet
sitesinde de yayımlanmasına ilişkin gereklilik de hükme eklenmiştir. Çünkü, üçüncü kişiler şirkette kimi muhatap alacaklarını
çoğu kez bilmemekte, yöneticilerin kimler olduğu hakkında bilgi alamamaktadır.
Hükmün yeni şekli uygulamada kolaylık sağlayacaktır. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Sayın milletvekilleri, bundan sonraki Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesi 39’uncu maddenin
(2)’nci fıkrasında değişiklik öngörmekteydi. Ancak
biraz önce kabul edilen önergeyle söz konusu fıkra tümüyle değişmiştir. Bu
nedenle önergenin işleme konması mümkün değildir. Şimdi 39’uncu maddeyi kabul edilen bu önerge doğrultusunda
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 40’ıncı maddenin başlığını okutuyorum: 2. Tescil MADDE 40 – BAŞKAN – 40’ıncı madde üzerinde iki önerge vardır, geliş sırasına
göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
40. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz. Ali Rıza Öztürk Ali
İhsan Köktürk Rahmi Güner Mersin Zonguldak Ordu Ergün Aydoğan R.
Kerim Özkan Necla
Arat Balıkesir Burdur İstanbul Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 40. maddesinin
2. fıkrasında yer alan “Tacir tüzel kişi ise, unvanla birlikte onun adına
imzaya yetkili kimselerin imzaları da notere onaylattırılarak sicil müdürüne
verilir.” cümlesinin metinden çıkarılmasını; 40. maddesinin 3. fıkrasında yer
alan “Merkezi Türkiye’de bulunan ticarî işletmelerin şubeleri de bulundukları
yerin ticaret siciline tescil ve ilân olunur.” cümlesinin “Merkezi Türkiye’de
bulunan ticarî işletmelerin, başka ülkelerde bulunan şubeleri için de tescil
zorunluluğu geçerli olup, bu şubeler için tescili gereken hususlar merkezinin
bulunduğu yer Ticaret siciline tescil ve ilân olunur.” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Yalçın, gerekçeyi mi okutayım, konuşacak mısınız? RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metnindeki “Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun
altına atacağı imzayı notere onaylattırdıktan sonra sicil müdürüne verir.”
hükmü, çıkarılması teklif edilen hükmü de kapsamaktadır. Gerçekten tacir tüzel
kişi ise, tacirin imzası dendiğinde, şüphesiz tüzel kişinin temsilcilerinin
imzası anlaşılacaktır. Çıkarılması teklif edilen “Merkezi Türkiye’de bulunan ticari
işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilân
olunur.” hükmü yabancı bir ülkeyle ilgilidir. Yabancı ülkede Ticaret Sicil
Müdürlüğü bulunmayabilir veya o yer hukukuna göre tescil mümkün olmayabilir.
Bunun yerine “Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin, başka ülkelerde
bulunan şubeleri için de tescil zorunluluğu geçerli olup, bu şubeler için
tescili gereken hususlar merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve
ilân olunur.” şeklinde bir düzenleme yapılmalıdır. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
40. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz. Ali Rıza Öztürk
(Mersin) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Kim konuşacak acaba? HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: “Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı
bir inceleme zorunluluğu yoktur” şeklindeki son cümlesi, ticaret sicili
uygulamasında sorun ve tereddüt doğuracağından madde metninden çıkarılmıştır. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 40’ıncı madde kabul edilmiştir. 41’inci maddenin başlığını okutuyorum: II - Ticaret unvanının şekli 1. Gerçek kişiler MADDE 41 – BAŞKAN – Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 41.
maddesinin “Ticaret Unvanının Şekli” olan üst başlığının, “Ticaret Unvanının
Unsurları” şekline dönüştürülmesini; 41. maddesinin “Gerçek Kişiler” şeklindeki
başlığının “Gerçek Kişilerin Ticaret Unvanı” şekline dönüştürülmesini; 41.
maddesinin 1. fıkrasında yer alan “46 ncı maddeye
uygun olarak yapabileceği ekler ile” metinden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz. Abdülkadir
Akcan Metin Çobanoğlu Rıdvan Yalçın Afyonkarahisar Kırşehir Ordu Osman Durmuş Süleyman
L. Yunusoğlu Kırıkkale Trabzon BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Maddenin üst başlığı mevcut kanundan aynen iktibas edilerek
düzenlenmiştir. Üst başlık altındaki hükümlerde, ticaret unvanının içeriğinde
hangi unsurların bulunması gerektiği ve bulunabileceği düzenlenmektedir.
Dolayısıyla başlığın teklif edilen şekilde olması zorunludur. Maddenin başlığı içeriği ile ilgili fikir vermediği gibi, sanki
gerçek kişi kavramının düzenlendiği intibaı oluşmaktadır. Ayrıca devamında da
tüzel kişiler ile ilgili benzer başlık kullanılarak kanunun benimsediği ayırımı
netleştirmek mümkün olacaktır. 46. maddede ticaret unvanına ek olabilecek hususlar ayrıca
düzenlenmiştir. Bu maddede ise, gerçek kişi tacirin ticaret unvanının asgari
içeriği belirlenmektedir. Bu asgari içerik zorunludur. Ek kullanmak ise zorunlu
değildir. Bu sebeple “46 ncı maddeye uygun olarak
yapabileceği ekler ile” ibaresinin metinden çıkarılması zorunludur. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 41’inci madde kabul edilmiştir. 42’nci maddenin başlığını okutuyorum: 2. Tüzel kişiler a) Kollektif ve komandit şirketler MADDE 42 – BAŞKAN – 42’nci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılık derecelerine göre
işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
42. maddesinin 2. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
“320 nci maddenin birinci fıkrası
saklıdır.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 42.
maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bütün ortakların veya” ibaresinin metinden
çıkarılmasını; 42. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şirketi ve türünü
gösterecek bir ibareyi” ibaresi yerine, “kolektif şirket” ibaresine yer
verilmesini; 42. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “şirketi ve türünü
gösterecek bir ibareyi” ibaresi yerine, “şirketin türüne göre Adî komandit
şirket veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket ibarelerini” ibaresine
yer verilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Metinde bulunan veya en az bir ortağın ibaresi, zaten birden fazla
ortağın isminin bulunabileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca belirtilmesine
gerek yoktur. Şirketi ve türünü gösterecek şeklindeki ifade yeterince açık
değildir. Bunun yerine daha anlaşılır şekilde, aynı ifadeyle kastedilen
“kolektif şirket” ibaresinin kullanılması isabetlidir. Aynı gerekçelerle, 2. fıkrada komandit şirketlerin unvanı ile
ilgili ibare de değiştirilmelidir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
42. maddesinin 2. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve
teklif ederiz. Ali Rıza Öztürk
(Mersin) ve arkadaşları “320 nci maddenin birinci fıkrası
saklıdır.” BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurunuz. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum. Şimdi görüşülmekte olan bu Türk Ticaret Yasası Tasarısı'nın 42’nci
maddesinin (2)’nci fıkrası “(2) Adî veya sermayesi paylara
bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan en az
birinin ad ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir. Bu
şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların ad ve soyadları veya
ticaret unvanları bulunamaz.” şeklindedir. Biz, verdiğimiz değişiklik
önergesiyle bu maddenin (2)’nci fıkrasının sonuna
“320 nci maddenin birinci fıkrası saklıdır. “hükmünün
eklenmesini istiyoruz. Değerli milletvekilleri, nedeni de şu: “Adı şirketin unvanında
bulunan komanditer” başlıklı 320’nci madde “(1) Adı şirketin unvanında bulunan
komanditer, üçüncü kişilere karşı komandite bir ortak gibi sorumlu olur. ”
şeklindedir. Bu değişiklik önergesiyle, 42’nci maddeyle 320’nci madde arasında
uyum sağlanması amaçlanmıştır, teknik bir gerekliliktir. Bu nedenle, önergemiz
doğru bir önergedir, tasarıdaki yanlışlığı düzeltmeye yönelik bir önergedir. Bu
önergenin bu nedenle desteklenmesini istiyoruz. Bu vesileyle de şu hususa dikkatinizi çekmek istiyorum değerli
arkadaşlar: Az önce bize ülkemizin değişik yerlerinden telefonlar geldi. Nüfus
müdürlüklerinde aşırı bir yığılma varmış. Nüfus müdürlükleri kimi yerlerde bu
seçmen kütüklerinin düzeltilmesiyle ilgili gelen yurttaşlara kapıyı
kapatıyorlarmış, fiziki mekânlar yetersizmiş. Güvenilir, çağdaş demokrasinin
yaşaması için öncelikle seçimin güvenilir olması gerekiyor. Seçimin güvenilir
olması daha seçmen kütüklerinden itibaren başlar. Seçmen kütüklerine karşı
kuşku duyduğu zaman toplum ve seçime karşı da kuşku duyduğu zaman, seçim
sonuçlarının toplumda itibar görmesi, güvenilir olması mümkün değildir. Bu
ülkede yaşayan herkes, hangi siyasi partiden, hangi siyasal anlayıştan olursa
olsun herkes, seçim sonuçlarının tartışılmasını, tartışma konusu yapılmasını
arzu etmez. Herkesin beklediği, umduğu şey, güvenilir seçim sonuçlarıdır ve
seçim sonuçlarına güvenmektir. Bunun için de ben şimdiden –Sayın Adalet
Bakanımız da burada- Hükûmeti uyarıyorum. Tartışmalı
bir seçimin olmaması için, güvenilir seçim listelerinin askıya çıkması için şu
andan itibaren önlemlerin alınması bir zorunluluktur diyorum, hepinize saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. 42’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 42’nci madde kabul edilmiştir. 43’üncü maddenin başlığını okutuyorum: b) Anonim, limited ve kooperatif
şirketler MADDE 43 – BAŞKAN – 43’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 43. maddesinin
1. fıkrasında yer alan “işletme” ibaresi yerine “şirket” ibaresine yer verilmesini; “ve 46 ncı madde
hükmü saklı kalmak” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz
efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum efendim? OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçeyi okutalım. BAŞKAN – Gerekçe… Gerekçe: Madde hükmündeki ifadeye göre unvanda işletme konusunun bulunması
gerektiği intibaı uyanmaktadır. Oysa doğru olan unvanda ana sözleşme ile
belirlenmiş olan şirket konusunun gösterilmesidir. 46. madde hükümlerini saklı tutmayı gerektirecek bir sakınca
yoktur. Saklı tutulmasa da 46. madde hükümleri uygulanabilir durumdadır. Bu
maddede saklı tutulup aynı nitelikteki bir başka maddede saklı tutulmaması
hâlinde, kanun koyucunun istemediği yorumlar ortaya çıkabilecektir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 43’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 43’üncü madde kabul edilmiştir. 44’üncü maddenin başlığını okutuyorum: c) Tacir sayılan diğer tüzel kişiler ve donatma iştiraki MADDE 44 – BAŞKAN – Madde 44 üzerinde üç önerge vardır; geliş sırasına göre
okutacağım, aykırılık sırasına göre de işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
44 üncü maddesinin “
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
44. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
“(1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel
kişilerin ticaret unvanları, adları ile bunlara eklenecek “işletmesi”
sözcüklerinden oluşur.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 44. maddesinin
1. fıkrasında yer alan “adlarıdır” ibaresinden önce gelmek üzere “kuruluş
statülerinde yer alan” ibaresinin eklenmesini; 44. maddenin 2. fıkrasının son
cümlesinde “gösterecek” ibaresinden önce gelmek üzere “bulunduğunu” ibaresinin
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metninde sayılan tüzel kişiler genel olarak statülerindeki
adlarını kullanmamaktadırlar. Uygulamada karışıklık olmaması için, ticaret
unvanının statüdeki adları olduğunu ifade etmek bakımından teklif edilen
ibarenin eklenmesi isabetlidir. “Donatma iştirakini gösterecek” şeklindeki ifade açıklayıcı
değildir. Murat edilen bir donatma iştiraki bulunduğunun ifade edilmesidir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmemiştir. Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı
mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım. İstemleri hâlinde
önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
44. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları “(1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel
kişilerin ticaret unvanları, adları ile bunlara eklenecek “işletmesi”
sözcüklerinden oluşur.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
44 üncü maddesinin “ Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz. HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe... BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum. Gerekçe: Tüzel kişi tacirlerin unvanlarından, bir işletmenin varlığı
anlaşılamayacağından, söz konusu değişiklik öngörülmüştür. Gerekçe: Ticari işletmelerin varlığının anlaşılabilmesi için. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir. 44’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 44’üncü
madde kabul edilmiştir. 45’inci maddenin başlığını okutuyorum: d) Ortak hükümler MADDE 45 – BAŞKAN – 45’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri
geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 45.
maddesinin, “ortak hükümler” şeklindeki başlığının “ek kullanma zorunluluğu”
şeklinde değiştirilmesini; maddenin “Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde
daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesini gerektiren
bir durumun bulunması halinde, ticaret unvanlarında ayırt edici nitelikli ek kullanılması
zorunludur” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
45. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Madde 45- (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil
dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi
için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır. Bu gereklilik, tescil sırasında sicil
müdürlüğü tarafından, sicil bilgi bankası üzerinden araştırılır.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum? HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe… BAŞKAN – Buyurunuz. Gerekçe: Ticaret unvanına yapılacak ayırt edici eklerin, sicil bilgi
bankasından araştırılması öngörülmüştür. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 45.
maddesinin, “ortak hükümler” şeklindeki başlığının “ek kullanma zorunluluğu”
şeklinde değiştirilmesini; maddenin “Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde
daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesini gerektiren
bir durumun bulunması halinde, ticaret unvanlarında ayırt edici nitelikli ek
kullanılması zorunludur.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar)
ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN - Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe: Maddede ticaret unvanlarında ek kullanmanın zorunlu olması hâli
düzenlenmektedir. Madde başlığı buna uygun olmalıdır. Kaldı ki ortak hükümler
başlığı ile ifade edilecek bir düzenleme de yoktur. Maddenin mevcut metni, anlaşılması son derece zor, karışık ve
dolaylı ifade tarzı içeren bir metindir. Dolayısıyla yanlış uygulamalara meydan
vermemek için teklif edilen daha açık ve anlaşılması kolay metnin tercih
edilmesi isabetli olacaktır. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 45’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 45’inci madde kabul edilmiştir. 46’ncı maddenin başlığını okutuyorum: 3. Ekler MADDE 46 – BAŞKAN – 46’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 46. maddesinin
başlığının “Ticaret Unvanında Ek Kullanılması” şeklinde değiştirilmesini; 46.
maddesinin, 2. fıkrasının “Bir tüzel kişilik bulunmadığı halde, bir tüzel kişi
bulunduğu izlenimi yaratacak ekler kullanılamaz.” şeklinde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz. Abdülkadir
Akcan Metin Çobanoğlu Rıdvan Yalçın Afyonkarahisar Kırşehir Ordu Kemalettin Nalcı Süleyman
L. Yunusoğlu Osman
Durmuş Tekirdağ Trabzon Kırıkkale BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Tekirdağ Milletvekili Sayın Kemalettin
Nalcı, buyurunuz efendim. KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 46’ncı
maddesinde vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan kanunun 46’ncı
maddesinin 2’nci fıkrasındaki “Tek başlarına ticaret yapan gerçek kişiler
ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak ekler
yapamazlar.” şeklindeki ibarenin “Bir tüzel kişilik bulunmadığı hâlde, bir
tüzel kişi bulunduğu izlenimi yaratacak ekler kullanılamaz.” şeklinde
değiştirilmesini teklif ettik. Bunun anlamına gelecek olursak, ticaretin içinde
bulunan kişiler bildiğimiz gibi ya gerçek kişilerdir ya komandit şirketler,
limitet şirketler, anonim şirketler veya holdinglerdir. Bunlar bir eklerle
tanıtılır. Tabii ki burada ticaret unvanlarına baktığımız zaman, karşıdaki
basiretli tüccarın baktığı konular karşıdaki firmanın gücünü gösteren konular.
Gerçi bu kanun tasarısı da bunu getirmemektedir. Sayın milletvekilleri, bugün baktığımız zaman bazı gerçek kişiler
vardır -yani burada limitet şirketlerden bahsediyoruz- Türkiye’de kurulmuş olan
birçok limitet şirketten, anonim şirketten daha güçlülerdir. Şimdi burada
yapılmak istenen değişiklikte, karşıdaki alışveriş yapılan tüccarın bu
taraftaki şirketin gücünü ölçmesi, ama, gücünü
ölçerken bu kıstaslar yeterli değil sayın milletvekilleri. Bir düşünün, bugün 5 milyar sermayeyle veya 10 milyar sermayeyle
limitet şirket veya 50 milyar sermayeyle anonim şirket kurulabiliyor. Ama
bunların yapmış olduğu ticaretin limiti hiçbir zaman için kontrol edilemiyor. Ben buradan soruyorum sizlere: 50 milyar sermayesi olan bir şirket
5 trilyonluk iş yapabilir mi? Yani bunu karşı taraftaki tüccarın anlama kıstası
ne? Sadece bir unvan mıdır? Unvana gelen “limitet şirket” unvanı, “anonim
şirket” unvanı bunu verebiliyor mu? Onun için, buradaki düzeltmeyi yapabilmek için bu şirket olmama
hâlinde tüzel kişilik ibarelerinin kullanılmaması şeklinde değiştirilmesi
gerekmektedir. Bu önergemize destek vereceğiniz temennisiyle hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Madde 46’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Madde 46 kabul edilmiştir. Madde 47’nin başlığını okutuyorum: 4. Ticaret unvanının devamı MADDE 47 – BAŞKAN – Madde 47 üzerine bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı" nın 47. maddesinin, 1.fıkrasında yer alan "Ticarî
işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanında yer alan adı kanunen
değişir veya yetkili makamlar tarafından değiştirilirse" şeklindeki
ibarenin, "Ticaret unvanında adı bulunan bir gerçek kişinin unvanda
bulunan adının değişmesi halinde" olarak değiştirilmesini; 47. maddesinin,
2. fıkrasında yer alan, "Kollektif veya komandit
şirkete ya da donatma iştirakine yeni ortakların girmesi hâlinde ticaret unvanı
değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir." ibaresinin metinden
çıkarılmasını; 47. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Şirketten ayrılan
ortağın adı da yazılı izni alınmak şartıyla şirket unvanında kalabilir.”
ibaresinin, "Unvanda adı yer alan bir ortağın şirket ortağı sıfatını
kaybetmesi halinde, kendisinin itirazı olmadığı takdirde adının unvanda kalması
mümkündür" şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz. Abdülkadir
Akcan Metin Çobanoğlu Rıdvan Yalçın Afyonkarahisar Kırşehir
Ordu Kemalettin Nalcı Süleyman
Yunusoğlu Osman
Durmuş Tekirdağ Trabzon Kırıkkale BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Kim konuşacak? OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Nalcı… BAŞKAN – Sayın Nalcı, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından
alkışlar) KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 47’nci
maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sayın milletvekilleri, şimdi burada 47’nci maddenin ikinci
fıkrasında yer alan “Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak
şartıyla şirket unvanında kalabilir.” ibaresinin “Unvanda adı yer alan bir
ortağın şirket ortağı sıfatını kaybetmesine kendisinin itirazı olmadığı
takdirde adının un-vanda kalması mümkündür” diye
değiştirilmesini talep ettik. Şimdi, buradaki konu şu: Biliyorsunuz şirketlerin satışında… Bunu
siz büyük şirketler olarak düşünmeyin, ufak şirketler olarak düşünün veya
ticaretin içinde, işte bir inşaat şirketi olarak düşünün veya başka bir şirket
olarak düşünün. Tabii, ilk önce insanlar pazarlıklarını yaptıkları zaman,
şeyleri yaptıkları zaman… Çünkü isim, ticaret unvanı bir markadır, gerçek kişilerle
bir bağlantısı bulunmamaktadır. Şimdi, daha sonradan bu olay, eğer yazılı izin, o dakikadaki…
Burada tamamen açıklanması lazım, yazılı izin aynı anda alınmamışsa, daha
sonraki bir aşamada aynı şahıs kendi ismini çekme karşılığında menfaat temin edebilir,
bunun altını çizmek gerekiyor. Yani ben, tamam, işletmemi sattım, ama isim
hakkımı… O zaman itiraz etmemiştir, ticaret olarak, ticari şey olarak kendi
işini görmek için şirketi devretmiştir, parayı almıştır, ama bu maddede, altı
ay sonra o şahıs çıkıp da “Arkadaş, senin ticari işletmende benim ismim var,
ben bu ismimi… Ya bana şu ücreti ödeyeceksin ki yazılı izin vereyim, yoksa ben
bu yazılı izni vermem.” der ve çıkmaza girilir. Onun için, eğer itiraz yoksa, devir
anında itirazı yoksa, bunun kalması lazım. Bunun önlenmesi
için bizim önermiş olduğumuz “Unvanda adı yer alan bir ortağın şirket ortağı
sıfatını kaybetmesi hâlinde -yani hisselerini veya şirketi devrettiği zaman-
kendisinin itirazı olmadığı takdirde -o anda itiraz edebilir veya onun bedelini
koyabilir- adının unvanda kalması mümkündür.” şeklinde değiştirilmesinin Türk
Ticaret Kanunu’nda daha verimli olacağı kanaatiyle önergemize destek vermenizi
temenni ediyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. (MHP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. 47’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 47’nci madde kabul edilmiştir. 48’inci maddenin başlığını okutuyorum: 5. Şubeler MADDE 48 – BAŞKAN – 48’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum… OKTAY VURAL (İzmir) – Önergemizi çekiyoruz efendim. BAŞKAN – Çektiniz mi efendim? Peki. 48’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 48’inci madde kabul edilmiştir. 49’uncu maddenin başlığını okutuyorum: 6. Ticaret unvanının devri MADDE 49 – BAŞKAN – 49’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 49. maddesinin
Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN - Komisyon önergeye
katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMAT ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metni unvanın devri ile ilgilidir. Devir işletmenin devrine
bağlı kılınmıştır. Ticaret unvanı işletmenin değil, tacirin ticari
faaliyetlerinde kullandığı adıdır. Dolayısıyla madde hükmü işletme adı için
uygun olmakla birlikte; işletme ile ilgisi bulunmadığı ve esasen her tacirin
ticaret unvanının ne olacağının kanunda açık ve emredici şekilde belirlenmiş
olduğu nazara alındığında ticaret unvanının devri zaten mümkün değildir. Hüküm
mevcut kanundan aynen alınmış olup, 50 yıllık uygulamada ticaret unvanı devri
yoktur. Ancak işletme adı devri mümkündür. Gerçekten Tasarının 41. vd. maddeleri gereğince ebeli bir içeriğe sahip unvanı
kullanmak zorunda olan tacirler, devraldıkları bir işletmenin sahibine ait ve
kanundaki şartları taşımayan ibareleri unvan olarak kullanmaları mümkün
değildir. Öte yandan, birden fazla
işletmesi olan tacirin bir işletmesini devretmesi hâlinde metinden çıkarılması
teklif edilen hükme göre unvan devralana geçecektir. Bu durumda, devredenin
diğer ticari faaliyetlerinde aynı unvanı kullanıp kullanamayacağı açık
değildir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 49’uncu maddeyi oylarınıza… HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, karar yeter sayısının
aranmasını istiyoruz. BAŞKAN – 49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı
arıyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur. On beş dakika ara veriyorum. Kapanma Saati: 15.50 BEŞİNCİ OTURUM Açılma Saati: 16.12 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU KÂTİP ÜYELER: Fatoş
GÜRKAN (Adana), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa) BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin
25’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum. 96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz. Komisyon ve Hükûmet yerinde. 49’uncu maddenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi maddeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım. Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
49’uncu madde kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır. Şimdi, 50’nci maddenin başlığını okutuyorum: III – Ticaret unvanının korunması 1. İlke MADDE 50 – BAŞKAN – 50’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 50. maddesinin
tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz. OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe Sayın Başkan. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde hükmü usulen tescil ve ilân edilmiş olan ticaret unvanını
kullanma hakkı sadece sahibine ait olduğuna ilişkindir. Oysa bu hukuki sonuç,
Tasarının 41. vd. maddelerinin gereğidir. Yani böyle
bir hüküm olmasa dahi, usulen tescil ve ilân edilmiş olan ticaret unvanını
kullanma hakkı sadece sahibine aittir. Aksi mümkün değildir. Aksi durum, haksız
rekabete ilişkin hükümler gereğince de yasaktır. Dolayısıyla böyle bir madde
gerekli değildir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 50’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 50’nci madde kabul edilmiştir. 51’inci maddenin başlığını okutuyorum: 2. Bildirim ve ceza MADDE 51 – BAŞKAN – 51’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 51. maddesinin
1. fıkrasının metinden çıkarılmasını; 52. maddenin 2. fıkrası olarak, “Bütün
kamu görevlileri, görevlerini yaparlarken birinci fıkradaki suçlardan birinin
işlendiğini öğrenmeleri halinde, durumu yetkili ticaret sicil müdürüne ve
Cumhuriyet savcılığına bildirmek zorundadır.” Hükmünün eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum? OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçeyi okutun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metni uygulama yanlışlıklarına sebep olacak derecede
anlaşılmazdır. Nitekim mevcut kanunda da aynen yer alan bu hükmün 50 yılda hiç
uygulaması olmamıştır. Teklif edilen metin daha anlaşılır bir hükmü ifade
etmektedir. Ayrıca bildirim yükümlülüğünün neden maddede sayılan kamu görevlileri
ile sınırlandığı da belli değildir. Bu sebeple diğer kamu görevlileri için de
aynı yükümlülük öngörülmelidir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler.. Önerge kabul edilmemiştir. 51’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 51’inci madde kabul edilmiştir. 52’nci maddenin başlığını okutuyorum: 3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları MADDE 52 – BAŞKAN – 52’nci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri önce
geliş sırasına göre okutup sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
52. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
“Madde 52- (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı
biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun
tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse
kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu
olan maddî durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili
malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddî ve manevî
tazminat isteyebilir. Maddî tazminat
olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen
menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.” Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 52. maddesinin
tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Gerekçe mi? RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Ben konuşacağım efendim. BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yalçın. RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 52’nci
madde üzerinde verdiğimiz önerge hakkında açıklamalar yapmak üzere karşınızda
bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli arkadaşlarım, muhalefet karar yetersayısı istediğinde
iktidar mensubu arkadaşlarımızın yüzlerinin biraz ekşidiğini görüyorum; bu
Meclisi çalıştırmak elbette muhalefetin de görevidir ama öncelikle bu
sorumluluk iktidar partisinin üzerindedir. Komisyonda Borçlar Kanunu’nu çalışıyoruz, aynı gün içerisinde dört
beş kez iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımız Genel Kurulda yeterli sayı
olmadığı için komisyonu terk ederek buraya gelmek durumunda kalıyorlar ve
oradaki bizim konsantremiz de bu sebeple bozuluyor ve
en son böyle bir ara vermeden sonra tahammülümüz kalmadı, o toplantıyı terk
etmek durumunda kalmıştık. Şimdi bize, “önerge veriyorlar” diye, “konuşuyorlar”
diye sitem eden arkadaşlarımızın, bu kanunun çıkmasını çok arzu ediyorlarsa,
Genel Kurul salonuna teşriflerinin gerekli olduğunu hatırlatmak istiyorum. Değerli arkadaşlarım, 52’nci maddenin, önergemizde, biz, tasarı
metninden çıkarılmasını teklif ediyoruz. Burada yapılan düzenleme, haksız
rekabete ilişkin özel mevzuatlarda ayrıntılı olarak bulunduğundan burada bu
maddenin gerekli olmadığını düşünüyoruz. Fakat, bunun
yanında bu önergemiz kabul görmeyecekse bile, biraz önce hocamla da tartıştım
ama tatminkâr bir açıklama temin edemedim. Değerli arkadaşlarım, bu maddede, kısaca okumak istiyorum:
“…tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde
araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre
maddi ve manevi tazminat isteyebilir.” Yani unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları düzenleniyor,
sayılıyor. Şimdi burada “Zarar varsa” kavramıyla yapılan eylemlerin hepsi
bizatihi zarar doğurucu eylemler olmasına rağmen, sanki böyle ilave bir şart,
ilave bir koşul getirilmiş gibi bir durum oluşturulmuş. Oysa bir unvana
tecavüzün kendisi bizatihi zarar doğurucu bir haksız eylemdir. Bu sebeple
“Zarar varsa” diye bunu şartlandırmak, uygulamada, bu kanun yeni çıkacağı için
mahkemelerin bir kısmında, zarar, bir ilave koşul gibi değerlendirilebilir, bir
kısmında da genel çerçeve içerisinde bunun zaten işin özünde olduğunu düşünerek
bir içtihat ayrılığı oluşabilir. Bu sebeple biz öncelikle maddenin metinden çıkarılmasını, bu
mümkün olmayacaksa, iktidar partili arkadaşlarımız da fikrimize katılırlarsa
“zarar” şartının maddeden çıkarılmasını teklif ediyor, önergemize destek
bekliyoruz. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yalçın. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
52. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları “Madde 52- (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı
biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun
tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse
kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu
olan maddî durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili
malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddî ve manevî
tazminat isteyebilir. Maddî tazminat
olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen
menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire
bırakıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet?.. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kabul ediyoruz. BAŞKAN – Konuşacak mısınız efendim? ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: 1. Fıkrada yer alan “ticaret hayatında geçerli olan dürüst
uygulamalara” ibaresi, çeviri izlenimi vermektedir. Onun yerine, aynı anlama
gelen ve daha kısa “ticari dürüstlüğe” sözcüğü kullanılmış, yine “men’ini”
ibaresi, Türkçe olan “yasaklanmasını” ibaresiyle değiştirilmiştir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir. Kabul edilmiş önerge doğrultusunda 52’nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 52’nci madde kabul edilmiştir. 53’üncü madde başlığını okutuyorum: B) İşletme adı Madde 53 – BAŞKAN – 53’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
53. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“Madde 53- (1) İşletme sahibini göstermeksizin veya gösterse dahi
bu amaçtan çok, doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden
ayırt etmek için kullanılan adların da, sahipleri tarafından tescil ettirilmesi
gerekir. Tescil edilen işletme adları hakkında da 38, 45, 47, 50, 51 ve 52’nci
maddeler uygulanır.” BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz Sayın
Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım? ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Tasarının 53. maddesinin 1. fıkrasındaki, “İşletme sahibi ile
ilgili olmaksızın” ibaresi, mevcut kanundaki (TTK:55) “işletme sahibini hedef
tutmaksızın” ibaresine oranla amacını aşmakta, sanki işletme adında, işletme
sahibinin adının da bulunması yasaklanmış gibi yanlış bir izlenim vermektedir.
Oysa uygulamada, “Ali’nin Yeri”, gibi sahibin adını da içeren işletme adları
sıklıkla kullanılabilmektedir. Sicil uygulamasında yol açabileceği şüpheleri
yok edebilmek açısından, 1. fıkradaki söz konusu ibare, “İşletme sahibini
göstermeksizin veya gösterse dahi bu amaçtan çok” ibaresi ile değiştirilmiştir.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. 53’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 53’üncü madde kabul edilmiştir. 54’üncü madde başlığını okutuyorum: DÖRDÜNCÜ KISIM Haksız Rekabet A) Genel olarak I - Amaç ve ilke MADDE 54 – BAŞKAN – 54’üncü madde üzerinde üç önerge vardır. Önergeleri önce
geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre de işleme
alacağım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
54. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “tedarik edenlerle” ibaresinin
“sağlayanlarla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan tasarının 54. maddesinin 2. fıkrasının
başlangıcına: “Aynı statü ve büyüklükte yer alan” cümlesinin eklenmesini arz ve
teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 54. maddesinin
1. fıkrasının metinden çıkarılmasını; 2. fıkrasında geçen “veya tedarik
edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen” ibaresi ile “veya ticarî
uygulamalar” ibaresinin “işlemler” olarak değiştirilmesini; yine 54. maddesinin
2. fıkrasında geçen “dürüstlük kurallarına” ibaresinin “hukuka” şekline
dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Osman Durmuş konuşacak. BAŞKAN – Sayın Durmuş, buyurunuz. OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı’nın 54’üncü maddesinin 1’inci fıkrasıyla ilgili söz almış bulunuyorum.
Maddenin gerekçesinde ifade ettik. Özellikle haksız rekabet
düzenlemesinin amacını tespit etmektedir. Oysa böyle bir hükme ihtiyaç yoktur.
Hükmün içeriği gerekçede ifade edilmesi gereken niteliktedir. Kaldı ki dürüst
ve bozulmamış rekabetin korunması 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’a ait bir kavramdır. Oysa rekabet ile 4054 sayılı Kanun’daki rekabet
kavramları birbirinden farklıdır. Değerli milletvekilleri, Türkiye’de çıkarılan linyit kömürleri
paketlenip dağıtılıyor. Bu linyitler, söylendiği gibi, Soma’da alınıp
Gaziantep’te ambalajlanıyorsa, neye göre bu tercih yapılmıştır? Televizyonlara
yansıyan tartı sonuçlarında 25 kilo olması gereken torbalar ıslak olarak 24
kilo geliyor. Televizyonlarda, tüm ambalajlarda bu eksiğin olması hâlinde 300
milyon YTL’lik yolsuzluktan bahsediliyor. Şeffaf olması gereken Sosyal
Yardımlaşma Vakfı kömürü AKP’li madenciden alıp AKP’li çuvallıyor ve
ambalajlatıyorsa buna “Rekabette çuvallama!” demek gerekir. Değerli milletvekilleri, üç gün önce cumartesi günü Çubuk
ilçemizin Bayındır köyüne gittim. Bektaşi köyü. Güzel bir toplantı ve açılışla
köye kazandırılan köy konağı ve cemevi açılışına
katıldım. Orada çok kalabalık bir cemaat toplanmıştı. Lokmalar yenildi. Sonunda
köy halkıyla sohbette “Bu köyde yoksul var mı?” diye sordum. “16 yaşlı dul
kadın var.” dediler. “Kömür bu köye dağıtılıyor mu?” diye sordum. “Hayır, bu
köye hiç kömür dağıtılmadı.” dendi. Bu yoksul halka kömürü AKP’liler mi
gönderiyor? O zaman halkın inançları konusunda ayrım yaptığınız anlamına gelir.
Yok eğer dağıtım şirketleri bu yanlışı yapıyorsa, o
zaman ihaleyle dağıtım işini verdiğiniz şirketler yanlış yapıyor. Her iki hâlde
de sizler vebal altındasınız; haksız rekabete yol açıyorsunuz, garip gurebanın hakkını yiyorsunuz. Şimdi, Kırıkkale Büyükavşar’ı soracağım,
Koçubaba’yı arayacağım, “Dağobası’na
geçen sene temmuz ayında iki tır dolusu kömür dökenler Çullu’ya,
Koçubaba’ya, Haydar Sultan’a uğradı mı?” diye
soracağım. Yoksulun hakkını yiyen yiyene, yiğit muhtaç olmuş kuru soğana. Yunus Emre’nin ifadesiyle: “Bir garip ölmüş diyeler/ Üç günden
sonra duyalar/ Böyle garip bencileyin.” Yiyin efendiler, yiyin! Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin. Bu
han-ı iştiha sizi bir yere götürecektir. Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralardan
gürültüler) ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) –
Diyeceği olan varsa çıksın orada konuşsun. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan tasarının 54. maddesinin 2. fıkrasının
başlangıcına: “Aynı statü ve büyüklükte yer alan” cümlesinin eklenmesini arz ve
teklif ederiz. Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. FATMA KURTULAN (Van) – Akın Birdal
konuşacak Sayın Başkan. BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Birdal. AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar;
görüşülmekte olan tasarının 54’üncü maddesinin ikinci fıkrasının başlangıcına
“Aynı statü ve büyüklükte yer alan” cümlesinin eklenmesi için böyle bir önerge
verdik ve bu nedenle söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kuşkusuz, bu önergemiz de kabul edilmeyecek ama biz yine
görüşümüzü size sunmayı, demokratik parlamenter rejim ve demokratik siyasete
katılımın bir gereği olarak görüyoruz. Ancak, şimdi, Sayın Bakan “Para ve moral” dedi. Gerçekten, bu
Ticaret Yasası’nın çıkması… Tamam, Avrupa Birliği müktesebatına bağlı
kılınmasını elbette ki biz de olumluyoruz. Yalnız bununla değil, Avrupa Birliği
tam üyelik sürecine bağlı uyum yasalarında Avrupa Birliği hukukuna, insan hakları
hukukuna tam uyulmasını biz de destekliyoruz ve benimsiyoruz ama tek başına
para ve moral yetmiyor, bir ülkenin gerçekten eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik
bir toplum olması için yetmiyor. Eğer yetmiş olsaydı, örneğin Amerika Birleşik
Devletleri: Bugün, para derseniz var, finans, kapitalin merkezi, moral derseniz
var, çünkü soğuk savaş sonrası tek başına bir ABD hegemonyasıyla dünyaya
hükmediyor, moral de var ama ne yazık ki şu andaki ABD imparatorluğunun çöküşü
durdurulamıyor. O zaman ne yapmak gerekiyor bir ülkenin gerçekten
demokratikleşmesi, özgürleşmesi için? Ekonomi-demokrasi, ekonomi-adalet,
ekonomi-barış, gerçekten bunları yaptıktan sonra belki bizim umut ettiğimiz ya
da yüce Meclisin umut ettiği hedeflere ulaşılabilir. Şimdi, cehenneme giden -biliyorsunuz ünlü bir söz var- yollar iyi
niyet taşlarıyla döşenmiş. İyi niyet yetmiyor. Başka bir zamanımız olursa, yine
Aziz Nesin’den size bir iyi niyet politikacısının gerçekten hüsranını, bir anekdotu burada sizlerle paylaşacağım. O nedenle iyi niyet
yetmiyor. Bugün, örneğin, işten çıkarma rekabeti var. Gerçekten, her gün
kurumlaşmış müesseseler, işletmeler, şirketler işçi çıkarmak durumunda
kalıyorlar. Buna karşı ne yapacağız? Her alanda paylaşma ve dayanışma
değerlerini yitiriyor Türkiye. Şimdi, örneğin, tamam metropol
kentlerdeki büyük marketler, hipermarketler karşısındaki küçük işletmelerin
hangi duruma geldiğini biliyoruz ve gerçekten, geçtiğimiz gün ve haftada
söylediğim gibi kepenkler kapatılıyor. Bir Anafartalar’a gidin, bir Kadıköy Altıyol’dan çıkın, kepenkler kapatılmış, dayanamıyorlar
artık buna. O nedenle, küçük işletmeleri koruyucu birtakım yasal düzenlemelerin
yapılması da gerekiyor. Aksi takdirde… Örneğin “can suyu” ile adlandırılıyor…
Can suyu, bir fideyi toprağa dikerken verilen ilk suyun adıdır. Yoksa, gerçekten, damarları kurumuş, büzüşmüş bir ağaca
verilen su can suyu olmaz artık, onu kurtaramazsınız ya da askerî olarak
stratejik bir söz vardır “Yığınakta yapılan hata savaşın sonuna kadar sürer.”
diye. O nedenle, bizim yaptığımız hata yığınakta yapılan hatadır. Gelin,
gerçekten bu yığınaktaki yapılan hatadan kurtulalım. 23’üncü Dönemin bize
yarattığı fırsatı değerlendirelim. Demokratik, sivil, çoğulcu, vesayetten
kurtulmuş bir Anayasa konusunda mutabakat sağlayalım ki o Anayasa’dan kaynağını
alan kişisel, siyasal haklar, özgürlükler; ekonomik, sosyal haklar ve
özgürlükler demokratik, barışçıl bir toplumun çok önemli harcını
oluşturacaktır. Yoksa, gerçekten burada “Kabul
edenler… Etmeyenler…” şeklindeki bir profil bugünkü
halkımızın beklentilerini karşılamayacaktır. Az önce değerli arkadaşımızın söylediği gibi, gerçekten şimdi
rekabeti siyaset rekabeti olarak mı göreceğiz? Her yerde bir rekabet ve yarış.
Her ne kadar bu yarışın adı “barış içinde yarış” diye adlandırılıyorsa da
gerçekten gerilime neden olan, şiddete neden olan, giderek çatışmaya neden olan
bir rekabet sistemi ve kültürü yerleştiriliyor. Güçlü olan vursun! Olur mu öyle şey? İki büyük dünya savaşının sonrasında
kurulan uluslararası toplulukların varlık nedeni nedir? Güçsüz olanın, zayıf
olanın hak ve özgürlüklerini bir hukuka bağlamak ve korumaya bağlamaktır. İşte,
biz bu kültürü eğer oluşturabilirsek gerçekten gerek Avrupa Birliğine gerek
insanlığa bağlı bir hukuku ve bir kültürü oluşturabiliriz. (Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı) BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız. AKIN BİRDAL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan. Aksi takdirde bu çabaların karşılığı toplumun beklentilerine,
gereksinmelerine, özlemlerine karşılık vermeyecektir. Hepinizi, bu duygularla saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından
alkışlar) BAŞKAN - Teşekkür ediyoruz
Sayın Birdal. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
54. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “tedarik edenlerle” ibaresinin
“sağlayanlarla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe… BAŞKAN – Gerekçe… Gerekçe: Madde metninin anlaşılır kılınması amaçlanmıştır. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmemiştir. 54’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 54’üncü madde kabul edilmiştir. 55’inci maddenin başlığını okutuyorum: II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticarî uygulamalar MADDE 55 – BAŞKAN – 55’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri önce
geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Buyurunuz okuyunuz: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
55 inci maddesinin “
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı” nın 55. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinin
“Aşağıda sayılan haller haksız rekabet hallerinin başlıcalarıdır”
şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Hangisi efendim? Çünkü
bir önerge var ki kabul etme ihtimalimiz var o nedenle bir istişare yapma
ihtiyacı hissettim. BAŞKAN – Sayın Osman Durmuş ve arkadaşlarının önergesi. İki önerge var. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Bu önergede “haller”
kelimesi mi eklenmek isteniyor bir bakar mısınız? BAŞKAN – Tekrar okuyunuz lütfen: “Aşağıda sayılan haller haksız rekabet hallerinin başlıcalarıdır” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif
ederiz. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Bunu kabul edebiliriz
efendim. BAŞKAN – Peki. Gerekçeyi mi okutayım? RIDVAN YALÇIN (Ordu) – İki cümle… BAŞKAN - Sayın Yalçın, buyurunuz. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kabul ettik ama… BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Kabul ettik önergeyi yahu. RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bizi
konuşturmamak için her önergemizi kabul etmek zorunda kalmayınız diye özellikle
söz almış bulunuyorum. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Onunla ilgili değil,
isabetli gördüğümüz için. RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Evet, Sayın Bakanım, önergemiz gerçekten
de bir gerekliliğe dayanıyor. Madde metnindeki şu hâliyle kalması hâlinde bir sınırlama durumunun
söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu sebeple, haksız rekabet olarak sayılacak
hâllerin zaman içerisinde gelişime açık olarak tanımlanması gerektiğini ifade
ettik. Şimdi, Sayın Bakanım, burada bir hata daha var: “Aşağıda sayılan
davranışlar dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet hâlleridir.” diye ifade
edilmiş. Burada yalnızca aşağıda sayılan bentlerde haksız rekabet hâllerini
sınırlamış olmuyoruz, aynı zamanda sanki dürüstlük kuralına uygun haksız
rekabet de varmış gibi bir anlam hatası da ifade edilmiş. Bu değişiklikle biz
her iki hususu da düzeltmiş oluyoruz. Burada, tabii, iktidara eleştiriler getirdik. Bir eleştiri de
medya kuruluşlarına yapmak istiyorum fırsatını bulmuşken. Bin dört yüz elli üç
maddeden müteşekkil, Türkiye’nin ticaret hukukunu yeniden tanımlayan bir kanuna
karşı medyamız sadece “otobüslerde horoz taşınamayacağı” gibi ve bu maddede de
yer alan saldırgan satış yöntemleriyle ilgili maddeyi manşetlerine taşımıştı. Bu vesileyle, medyayı da, Ticaret Kanunu’na, Ticaret Kanunu’nun
getirdiği yeniliklere, Ticaret Kanunu’ndan etkilenmesi muhtemel kişi ve
kuruluşlara daha özenli davranması gerektiğini ifade ediyor, yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yalçın. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
55 inci maddesinin “ Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılamıyoruz
efendim. FATMA KURTULAN (Van) – Hasip Kaplan
konuşacak BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan. HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
sanıyorum önergemiz anlaşılmadı. Ben, onun için, biraz açıklamak üzere söz
aldım. Gerçi haksız rekabet hükümlerine baktığımız zaman İsviçre
kanunlarından genellikle alınıyor. Haksız Rekabete Dair Federal Kanun’dan
esinlenilmiş Türk Ticaret Kanununun içine konulmuş. Oysaki,
haksız rekabet, tüketici haklarının korunması ayrı hükümler ve ayrı yerlerde
olması gerekiyordu fakat buraya alınmış. Alındıysa, burada, ben bir noktaya
dikkat çekmek istiyorum: Biz ne diyoruz değişiklik olarak? “Reklamlar” kelimesi
ve “taahhütler” diyoruz; “taahhütler” diyoruz, dikkat edin. Birisi reklam
yapıyor, bir ürün satışı yapacak, diyor ki: “Ben, işte, şu buzdolabımı, şu
otomobilimi, şu çamaşır makinesini veya şu cep telefonunu, şu saati
-hayatımızın her alanına giren emtiayı, ürünü- satacağım.” Arkasından da bir
garanti belgesi var. Bir garanti belgesi olmayan satış gördük mü? Var mı
garantisiz satış? O garantinin anlamı ne? Reklamını yaptığı malı, bir yıllığına
veya iki yıllığına, “Ben garanti ediyorum, bunda bir ayıp çıkarsa gelir geri
öderim.” bu anlama geliyor. Otomobili aldınız, fabrikasyon hatası var ama
garantisi var, taahhüt etmiş. Reklamındaki vasıflar da yok. Gittiniz firmaya,
bunu anlatıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Kardeşim taahhüdün vardı, garanti belgen
var.” Garanti belgesi hayatımızın her alanına girmiş. Şimdi, biz, burada haksız rekabete ilişkin bütün hükümleri okuduk.
Garanti belgesi var mı? Garantiye dikkat çeken bir hüküm var mı? Peki, firmalar
taahhüt ettiklerinin, niye reklamlarıyla taahhüt ettiklerinin yükümlülüğü
altına girmesinler? Sorun bu. Benim anlatmak istediğim bu. Çok yakın zamanda
medyada promosyonda bu çok sıkça yaşandı. Deniliyor
ki: “Şu kadar kupona size ev vereceğiz, araba vereceğiz, televizyon vereceğiz.”
Sonra o vasfı belirtilen televizyonun, arabanın olmadığını, çok düşük marka
veya çok kalitesiz bir şeyin verildiğini halkımız gördü. Şimdi, bu konuda da
bir haksız rekabeti önleyici hüküm teşkil edebilir “taahhüt” kelimesi. Burada
bizim aslında ifade etmek istediğimiz: Evet, reklamda sınır yok, reklam
serbest; satış yöntemlerinde de sınır yok, onda da serbest. Ama bir nokta var
ki gerçekten insaf ve vicdan sınırlarını aşıyor. Eğer bir emtia satılıyorsa
onun taahhüdü de olmalı, garanti belgesinin çerçevesinde bir sorumlu olmalıdır.
Bu noktada, ben bu önergenin kabul edilmeyeceğini biliyorum. Yani,
şimdi biz ne kadar doğru önerge getirsek, ne kadar inandırıcı şeyler söylesek,
yok! Öyle gelmiş öyle geçecek. Çünkü daha bu kuralı değiştiremedik. On sekiz
aydır ben burada anlatıyorum, bir şeyi değiştiremedim. “Allah birdir” diye bir
önerge getirsek acaba diyorum, bu konuda tereddüt geçirir misiniz, ne olur diye
merak ediyorum. Yani gerçekten bu konuda ne olur oylarınız? Tereddüt eder
misiniz, komisyona mı bakarsınız, bakana mı bakarsınız, yukarı mı bakarsınız?
Ben tabii ki gerçekten biraz sorgulamak istiyorum. Bakın, keşke bu maddeyi daha çok konuşabilseydik. 11’inci fıkrada
“Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda” diye bir bölüm var.
Bütün insanlarımız tüketici kredileriyle inim inim
inliyor. Gidin bankalara, karınca duaları on beş sayfa sözleşmeler
imzalatılıyor. Ben kendim avukatım. O karınca duası sözleşmeleri hangi banka
önümüze koyduysa kredi kartı aldığımızda, okumadan imzayı atıyoruz.
Okuyamazsınız ki! Alın onu, on beş sayfayı okumanız için, on beş gün, bir de
mercek lazım size. Mercekle bakacaksınız, okuyacaksınız. Sonradan faiz, faizin
üzerine faiz… Şimdi, eğer haksız rekabetten korumaysa bunun hükümlerinin tabii
ki açık olması gerekiyor. Benim burada ifade etmek istediğim, reklamlarla beraber garanti
belgesine vurgu yapılmasıdır. Buna bir çözüm getirmek lazım. Her
firmanın taahhüt ettiğinin sorumluluğunu taşıması lazım. Bütün olay bu. O
zaman, garanti belgesini de şart koşmayalım. Uluslararası standartlarda da
garanti belgesi zaten var. Dikkat edin, Sony markaya dikkat edin, cep
telefonlarına dikkat edin, yeni çıkan televizyonlara dikkat edin, hepsinde otuz
iki dilde garanti belgesinin tercümesi ve çevirisi var ama Türkçeyi
göremezsiniz, dikkat edin. Alın dışarıdan ithal ettiğiniz ürünleri, Türkçesi
çevirisini, garanti belgesinde veya kullanım kılavuzunda göremezsiniz, yirmi
dil vardır Türkçe yoktur. Niye? Türkiye’de haksız rekabet için kendi
vatandaşını koruyan bir anlayış olsaydı hiçbir firma bu ürünü Türkiye’ye
getirip satamazdı. Bu önlenirdi diye düşünüyorum. Bu noktada Komisyonun bir daha gözden geçirmesi umuduyla
önergemizin kabulünü diliyor, teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan. Önergeyi oylarınıza sunuyorum… ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, kısa
bir açıklama yapmak istemiştim. BAŞKAN – Açıklama mı yapmak istiyorsunuz? Buyurunuz Sayın Bakan. ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, bu
bölümde, herhâlde arkadaşlarımızın da dikkatlerinden kaçmamıştır, muhalefet
partili arkadaşlarımız tarafından verilen, çok makul ve mantıklı, önergeleri
kabul ettiklerimiz de oldu. Sayın Kaplan’ın tabii ki bu önergesini de biz
değerlendirdik. “Reklamlar”dan sonra “taahhütler”
ibaresinin konması da iyi niyetli bir öneridir ama “satış yöntemleri” tabirinin
bunu da kapsadığı düşüncesiyle önergesini kabul edemedik. Yoksa önergesine
saygı duyuyoruz. Teşekkür ederim Sayın Başkanım. HASİP KAPLAN (Şırnak) – “Yöntem” farklıdır, “taahhüt” farklıdır. BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. Daha önce kabul edilmiş önergeyle birlikte 55’inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir. 56’ncı maddenin başlığını okutuyorum: B) Hukukî sorumluluk I - Çeşitli davalar MADDE 56 – BAŞKAN – 56’ncı madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri önce
geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Buyurunuz: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 56. maddesinin
1. fıkrasında geçen “müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticarî faaliyetleri
veya diğer ekonomik menfaatleri” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
56. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde yer alan “Fiilin” ibaresinin “Eylemin”
şeklinde, b bendinde yer alan “men’ini” ibaresinin “yasaklanmasını” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz Sayın Başkan. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılamıyoruz
efendim. HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Madde metninin anlaşılır kılınması amaçlanmıştır. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 56. maddesinin
1. fıkrasında geçen “müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticarî faaliyetleri
veya diğer ekonomik menfaatleri” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Osman Durmuş (Kırıkkale) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılamıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Sayın Nalcı, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından
alkışlar) KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 56’ncı
maddesinin birinci fıkrası üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. Değerli milletvekilleri, burada görüşmekte olduğumuz ticaret
kanununun amacı ticarette yani fiilî ticarette insanların karşılaşabileceği
muammaları, zorlukları ve bu ticarete yön verecek şekilleri burada kaideleriyle
birlikte düzenlemektir. Şimdi, geldiğimiz bu noktaya kadar, 56’ncı maddeye kadar olan
kısımda şirketlerin kuruluşu, unvanları ve basiretli bir tüccarın yapması
gereken eğer bunları yapmadığı sürece de alması gereken cezalar üzerinde
konuştuk. Sayın milletvekilleri, burada çıkarmış olduğumuz kanunlar üzerinde
bazı tezatlar var. Bakın, 47’nci maddede biz bir önerge verdik. 47’nci maddede
“Şirketten ayrılan ortağın yazılı izni…” deniyordu. Biz bu yazılı iznin
kaldırılmasını, eğer aksi bir şart yoksa… Zaten “unvanın devri” denildi. Aynı tasarının 49’uncu maddesine bakıyoruz, iki madde sonra aynen
şunu söylüyor: “Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça,
unvanın da devri sonucunu doğurur. Devir halinde devralan unvanı aynen kullanma
hakkına sahiptir.” Şimdi, bu iki madde birbirine aykırı olmadı mı sayın
milletvekilleri? Biz önergeyi verdik, bunun tezat oluşturacağını söyledik. O
zaman 49’uncu maddede de bunu düzenlemeniz gerekmiyor muydu? Bakın, Mecliste
bizim görevimiz birbirine tezat düşen kanunlar çıkarmak değil. Ben şimdi, o
zaman burada soruyorum: Bizim, 47’nci maddede vermiş olduğumuz önerge neden kabul
edilmedi? Orada da şunu söyledik: Aksi olmadığı sürece, yani alan kişi karşı
çıkmadığı sürece bu devredilmiş olsun veya hakları geçmiş olsun istedik. E 49
da bunu söylüyor! Böyle bir ihtilafta acaba hangisi kullanılacak? Ben merak
ediyorum. Sayın milletvekilleri, bizim burada çıkaracağımız tüm kanunların
işlerliği ve ticareti kolaylaştıracak kanunlar olması lazım. Ki, daha sonraki
metinlerde de gelecek, ticaretin ana kaidelerinden birisi ticaret unvanları,
şirketin kurulması, bu şirketin ortakları, sermaye yapısı, sermaye güçlülüğü ve
daha sonradan ticaret yapıldığı zaman bu kişilerin gerçek kişi olmasını, ticari
faaliyetlerin belli ahlaki düzeyler içinde olmasını sağlamaktır. Bir önceki
maddede yine vardı, ticaret unvanının haksız yere kullanılması veya başka bir
ticaret unvanının kopya edilerek haksız yere kullanılmasından dolayı doğacak
zararların karşılanması. Peki, sayın milletvekilleri, bu zararlar kimden alınacak
acaba? Bunun bir yaptırımı var mı? Yani mezardaki kişiler üzerine kurulan
şirketler biliyoruz; sorumluları, herhangi bir yaptırımı yok! Ben bundan iki
konuşmam öncesinde de söyledim, yani 10 milyar sermayeyle kurulan bir şirketin
bu ülkede 10 trilyonluk iş yapma kapasitesi var. Yani bunun tazminatı buradan
mı karşılanacak? Onun içindir ki, biz burada Milliyetçi Hareket Partisi olarak,
demin Rıdvan Yalçın arkadaşımızın da söylediği gibi, bu tasarıya yardımcı olmak
istiyoruz. Bu vermiş olduğumuz önergede de ben bir sefer daha düşünülmesini
istiyorum. Kısıtlanıyor, yani deniyor ki “müşteri kredisi, meslek itibarı,
ticari faaliyetleri ve diğer ekonomik menfaatler.” E diğer “ekonomik
menfaatler” dendiği zaman bunların hepsini kapsamıyor mu? Onun için önergemize olumlu görüş vereceğinizin temennisiyle,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN - Teşekkürler Sayın
Nalcı. Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Önerge kabul edilmemiştir. 56’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… 56’ncı madde kabul edilmiştir. 57’nci maddenin başlığını okutuyorum: II - Çalıştıranın sorumluluğu MADDE 57 – BAŞKAN – 57’nci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri geliş
sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Buyurunuz: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
57. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “fiili” ibaresinin “eylemi” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 57. maddesinin
1. fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim. RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe okunsun. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Adam çalıştıranın sorumluluğu Borçlar Kanununun 55 ve 100.
maddelerinde yer almaktadır. Burada ayrıca ve ikincil olarak düzenlenmesine
gerek yoktur. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir. Diğer önergeyi okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
57. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “fiili” ibaresinin “eylemi” şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz. Ali
Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz
efendim. BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Öztürk. ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 57’nci
maddesine ilişkin değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunuyorum. Değerli milletvekilleri, tasarının gerekçesinde “Arı ve güzel
Türkçe için özen gösterilmiştir.” denilmesine rağmen, bu tasarı metni genel
olarak okunduğunda, tasarının dili ve ifadesinin çok başarısız olduğu açıktır.
Örneğin, bir yerde “tahsis” diyor, bir yerde “özgüleme” diyor, bir yerde
“işlem” diyor, onun hemen yanında bir yerde “fiil” diyor. Yine, bir yerde
“şirket” diyor, bir başka yerde “ortaklık” diyor. Şimdi, biz, önergelerimizle
bu çelişkileri gidermek istedik, yanlışlıkları düzeltmek istedik. Aynı zamanda,
demin de söylediğim gibi, Adalet Komisyonunda görüşülmekte olan Borçlar Kanunu
Tasarısı’yla ilgili bir uyumu da sağlamak istedik. Şimdi, görüşülmekte olan Borçlar Kanunu Tasarısı’nda “fiil” yerine
“eylem” kelimesi kullanılıyor. Hatta o kadar ileri gidiyoruz ki kırk yıllık
“ikrar” yerine “borç tanısı” kullanılıyor, “icap kabul” yerine “öneri”
kullanılıyor. Türkçeleştirmek, öz Türkçeleştirmek adına orada daha aşırıya
kaçılıyor ama burada halkın anlayabileceği diller, sözcükler öneriliyor, Sayın
Komisyon Başkanı ve Bakan tarafından kabul edilmiyor. 56’ncı maddede de
söyledik “men etmek” kelimesi öz Türkçe değildir. Hani sizin gerekçenizde
yazıyordu, siz bu tasarıda arı ve güzel Türkçe kullanılmasına özen
göstermiştiniz? “Men” kelimesi Türkçe bir kelime midir? Özen gösterdiğiniz için
mi “men” kelimesini kullanıyorsunuz? Biz “men” kelimesi yerine “yasak”
kelimesini, “fiil” yerine “eylem” kelimesini önerdik 56’ncı maddede, Sayın
Bakan ve Sayın Komisyon Başkanı katılmadı, AKP’nin oylarıyla da reddedildi. Buradan anlaşılıyor ki, AKP’li arkadaşlarımız, yapılan değişiklik
önergelerinin içeriğine, amacına bakmadan sadece bu önergelerin kimden
geldiklerine bakarak ret veya kabul oyu kullanıyorlar. Ben, AKP Grubunun bugüne
kadar sayın bakan ve sayın komisyonun katılmadığı bir önergeyi kabul ettiğini
görmedim. Burada da AKP’li arkadaşlarımızın Türk Ticaret Yasası’nın
hazırlanmasında veya çıkarılmasında gerekli sorumlulukları duymadıklarını ben
düşünüyorum. Şimdi bu kelime, “fiil” kelimesi Türkçe kelime değildir, artık
bugün yerleşmiş bir anlatımla “eylem” kelimesidir. Zaten, Borçlar Kanunu
Tasarısı’nda da onu kullanıyorlar. Şimdi bu 56’ncı maddede bizim bu değişiklik
önergemiz reddedildiğine göre, artık bunun bir anlamı da kalmamıştır. Ben
sorumlu bir hukukçu anlayışıyla bu önergeyi geri çekiyorum. Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Öztürk. 57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul
etmeyenler… Kabul edilmiştir. 58’nci maddenin başlığını okutuyorum: III - Basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğu MADDE 58 – BAŞKAN – 58’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 58
inci maddesine aşağıdaki dördüncü fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.
(4) Haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış, iletimin
alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya fiili gerçekleştirecek
şekilde değiştirmemişse, bu maddenin birinci fıkrasındaki davalar hizmet
sağlayıcısı aleyhine açılamaz; tedbir kararı verilemez. Mahkeme haksız rekabet
eyleminin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı
durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da dinleyerek, haksız rekabet fiilinin
sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin tedbir kararını hizmet sağlayıcı
aleyhine de verebilir veya içeriğin geçici olarak kaldırılması dahil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler
alabilir. BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire
bırakıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: Gerekçe: Maddenin birinci fıkrası ile izleyen fıkralardan açıkça
anlaşıldığı üzere, haksız rekabet davası fiilin işlendiği kuruluş bağlamında
onun bir çeşit aracılık etmiş olması sebebiyle sırasıyla fiilden doğrudan
sorumlu olanlar, onlara ulaşılamıyorsa, sorumlu olabilecekler ve işletmesi
sebebiyle sorumlu sayılabilecekler aleyhine açılmaktadır. Bilgi
toplumu hizmetinin bir bilgi iletişim ağı içinde sadece bir bilginin, içeriğin
veya taşınan benzeri bir olgunun erişimini gerçekleştirenler, yani sadece genel
ve yaygın ağın içinde işlev sahibi olan "hizmet sağlayıcı"lar
(hizmet sunanlar-ara hizmeti sunanlar) haksız fiili oluşturan içerikle ilgili
değillerdir, belki içeriğin anlamının veya kime yöneldiğinin ayırdında bile değillerdir, belki bilinçli bir şekilde onu
bilmemektedirler. Onun için hizmet sağlayıcılar haksız rekabet fiilinden
sorumlu tutulamazlar. Çünkü, böyle bir sorumluluğun
meşruiyet temeli yoktur. Eklenen dördüncü fıkra önce, hizmet sağlayıcılar için sorumsuzluk
ilkesini koymaktadır (Hizmet sağlayıcıların başka kanunlarda düzenlenen
"ara ve geçici saklama" dâhil diğer sorumluluklarının saklı olduğu
şüphesizdir). Dördüncü fıkra daha sonra hizmet sağlayıcıların haksız rekabet
oluşturan fiilden sorumlu tutulabilecekleri durumları Bilgi Toplumu Hizmetlerinin
Bazı Hukuki Yönleri ve Özellikle İç Pazarda Elektronik Ticaret Konusunda 8
Haziran 2000 tarihli 2000/31/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi
(“Elektronik Ticaret Konusunda Direktif”) ile uyumlu bir şekilde
belirlemektedir. Teknik olan bu sebepler için bilirkişi incelemesi gereklidir. Bu konuda diğer hassas bir sorun da, bilgi toplumu hizmetini
durduran tedbir kararlarıdır. Dördüncü fıkranın bu husustaki ilkesi, sistemi
durduran tedbir kararlarının -kural olarak- verilemeyeceğidir. Çünkü böyle bir
karar sadece uyuşmazlık konusu fiili değil bilgi toplumu hizmetini
durdurmaktadır. Ancak dördüncü fıkra böyle etkileri geniş bir kararın hangi
durumlarda verilebileceğini göstermektedir. Konunun, göz ardı edilemez önemi dolayısıyla, dördüncü fıkra,
böyle etkileri geniş bir karar vermeden önce mahkemenin ilgili hizmet
sağlayıcısını (temsilcisini, mümkünse teknik temsilciyi) dinlemesi gereğini
hükme bağlamıştır. Dördüncü fıkra, ayrıca mahkemeye, içeriği geçici olarak kaldırtmak
gibi etkileri sınırlı, somut olaya uyan, uygulanabilir tedbirler de alabilir. BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmiştir. Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 58’inci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Madde kabul edilmiştir. 59’uncu maddenin başlığını okutuyorum: IV - Kararın ilânı MADDE 59 – BAŞKAN – Madde 59 üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan “Türk
Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 59. maddesinde yer alan “hakim”
ibaresinin çıkartılarak yerine “mahkeme” ibaresinin getirilmesini arz ve teklif
ederiz.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu? ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) –
Katılmıyoruz efendim. BAŞKAN – Hükûmet? ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim. OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe efendim… BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum. Gerekçe: Hukuk sistemimiz modern bir hukuk sistemi olarak, hakim değil mahkeme sistemidir. Bu sebeple bir yargısal
kararın verilmesinden söz edilirken, hakim değil
mahkeme ibaresinin kullanılması zorunludur. BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmiştir. Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 59’uncu maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... 59’uncu madde kabul edilmiştir. 60’ıncı maddenin başlığını okutuyorum: V - Zamanaşımı MADDE 60 – BAŞKAN – 60’ıncı madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri
geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının
60. maddesinde yer alan “26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı” ibaresinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
|