DÖNEM: 23                                                                                CİLT: 33                                                  YASAMA YILI: 3

 

 

 

 

 

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ

TUTANAK DERGİSİ

 

25’inci Birleşim

3 Aralık 2008 Çarşamba

 

 

İ Ç İ N D E K İ L E R

I. -    GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

II. -  GELEN KÂĞITLAR

III. - YOKLAMALAR

IV.-   GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın, Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı  konuşması

2.- Konya Milletvekili Sami Güçlü’nün, Hazreti Mevlânâ’nın 735’inci vuslat yıl dönümü ve uluslararası anma törenlerine ilişkin gündem dışı  konuşması

3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Habur Sınır Kapısı’nda karşılaşılan sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması ve  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı

 

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün, Mevlânâ Haftası’na ilişkin açıklaması

3.- Konya Milletvekili Orhan Erdem’in, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

4.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

5.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

 

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.-  Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)

2.- Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/537) (S. Sayısı: 236)

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Karayoluyla Yolcu ve Yük Taşımacılığının Düzenlenmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/377) (S. Sayısı: 303)

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/372) (S. Sayısı: 304)

5.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/536) (S. Sayısı: 305)

6.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa Toplulukları Komisyonu Arasında Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) ile Temin Edilen Yardımın Uygulanması Çerçevesinde Türkiye Cumhuriyetine Sağlanan Avrupa Topluluğu Mali Yardımlarıyla İlgili İşbirliği Kuralları Hakkında Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/635) (S. Sayısı: 308)

7.-  Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesine Yönelik Kyoto Protokolüne Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Çevre ve Avrupa Birliği Uyum ile Dışişleri Komisyonları Raporları (1/597) (S. Sayısı: 268)

8.- Tekirdağ Milletvekili Tevfik Ziyaeddin Akbulut’un; Dernekler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt ve 22 Milletvekilinin; 23.11.2004 Tarihli ve 5253 Sayılı Dernekler Kanununun 27. Maddesinde Kızılay ile İlgili Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile İçişleri Komisyonu Raporu (2/290, 2/286) (S. Sayısı: 283)

9.-Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarıları ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/618, 1/653) (S. Sayısı: 307)

10.- Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/567) (S. Sayısı: 227)

11.- Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Raporu (1/608) (S. Sayısı: 266)

12.- Posta Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (1/491) (S. Sayısı: 230)

 

VII.- OYLAMALAR

1.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Karayoluyla Yolcu ve Yük Taşımacılığının Düzenlenmesi Hakkında Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

3.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşmasının ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

4.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Avrupa Toplulukları Komisyonu Arasında Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) ile Temin Edilen Yardımın Uygulanması Çerçevesinde Türkiye Cumhuriyetine Sağlanan Avrupa Topluluğu Mali Yardımlarıyla İlgili İşbirliği Kuralları Hakkında Çerçeve Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

5.- Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın oylaması

 

VIII.- YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI

1.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, üreticilerin kuraklıktan dolayı uğradığı mağduriyete ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4781)

2.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, fındık taban fiyatına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4786)

3.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, döner sermaye payı alan kamu görevlilerinin ek ödemelerine ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/4793)

4.- Bartın Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkaya’nın, KİT personeline yapılan ek ödemeye ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/4801)

5.- Kayseri Milletvekili Mehmet Şevki Kulkuloğlu’nun, Kayseri’de mevzuata aykırı işçi çalıştırmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4818)

6.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, Tuzla tersanelerindeki işçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4819)

7.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Karacabey’deki bir köy yolundaki bozulmalara ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/4862)

8.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, Osmangazi Belediyesinin düzenlediği bir anma programına ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın cevabı (7/4863)

9.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, çiftçilerin ekonomik sorunlarına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4941)

10.- Adana Milletvekili Mustafa Vural’ın, işçi emeklileri ile dul ve yetim maaşlarının iyileştirilmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4956)

11.- Denizli Milletvekili Hasan Erçelebi’nin, tarımdaki girdi maliyetlerine ve üzüm üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/4975)

12.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, Kuzey Irak’a yönelik operasyonlara ilişkin Başbakandan sorusu ve Millî Savunma Bakanı M.Vecdi Gönül’ün cevabı (7/4980)

13.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, kot taşlama sektöründeki denetime ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4991)

14.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, bir işyerine yönelik iddialara ve işçi hakları konusundaki çalışmalara ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4992)

15.- Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe’nin, Sosyal Güvenlik Kurumundaki bazı bürokratların çocuklarını sigortalatmalarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4993)

16.- İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in, bir firmadaki çalışma şartlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/4994)

17.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, mevsimlik işçilerin sorunlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5144)

18.- Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun, Tokat’taki eczacıların reçete işlemlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5146)

19.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Tarım Kredi Kooperatiflerinde veteriner hekim istihdamına ilişkin Başbakandan sorusu ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker’in cevabı (7/5205)

20.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, SGK’nın sağlık hizmeti alımlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5216)

21.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, yurt dışındaki mevduatın ülkemize çekilmesine yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/5297)

22.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, İŞKUR’un meslek edindirme kursları için hizmet alımlarına ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5314)

23.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, SSK ve Bağ-Kur’lulardan alınan sağlık primlerine ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in cevabı (7/5316)

24.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, İznik Stadyumunun hizmete açılmasına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/5357)

25.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın’ın, spor kulüplerine yapılan yardımlara ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/5384)

26.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, THY çağrı merkezinin kapatılmasına ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın cevabı (7/5496)

27.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Spor Toto Teşkilatı personeline ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu’nun cevabı (7/5501)

 

I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ

TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açılarak dört oturum yaptı.

Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, Avrupa Birliği Komisyonunun bor madenini 2 Sayılı İnsan Sağlığına Zararlı Madenler Listesine almasına ilişkin gündem dışı konuşmasına, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek,

Bursa Milletvekili Necati Özensoy’un, Bursa’da özellikle tekstil ve sanayi sektöründe işten çıkarmalar ve yansımalarına ilişkin gündem dışı konuşmasına, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik,

Cevap verdi.

Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, seçmen kütüklerine ilişkin gündem dışı bir konuşma yaptı.

Arnavutluk Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak davet edilmesine ilişkin Başkanlık tezkeresi Genel Kurulun bilgisine sunuldu.

Tokat Milletvekili Reşat Doğru’nun (6/983) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi okundu; sözlü sorunun geri verildiği bildirildi.

İzmir Milletvekili Canan Arıtman ve 21 milletvekilinin, erken yaşta evlilik konusunun (10/288),

Kırklareli Milletvekili Tansel Barış ve 21 milletvekilinin, içme suyu sektöründeki sorunların (10/289),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi;

Mersin Milletvekili Kadir Ural ve 23 milletvekilinin, Atakent Belediye Başkanı Fevzi Doğan’ın bombalı saldırı sonucu ölümü olayının araştırılması (10/290);

Amacıyla birer Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergeleri Genel Kurulun bilgisine sunuldu; önergelerin gündemdeki yerini alacağı ve ön görüşmelerinin, sırası geldiğinde yapılacağı açıklandı.

Gaziantep Milletvekili Mehmet Erdoğan’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkmenistan’a yaptığı resmî ziyarete iştirak etmesine ve 4-6 Ekim 2008 tarihlerinde de Moğolistan’a gönderilmesine ilişkin Başbakanlık tezkeresi kabul edildi.

Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu’nun, 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkındaki Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin (2/115) İç Tüzük’ün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi, yapılan görüşmelerden sonra, kabul edilmedi.

2009 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2007 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı’nın Genel Kurulda görüşme programının bastırılıp dağıtıldığına ve bütçeler üzerinde şahısları adına söz almak isteyen milletvekillerinin söz kayıt işlemlerine ilişkin Başkanlıkça duyuruda bulunuldu.

Birleştirilerek görüşülmesi kabul edilen;

Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş ve 35 milletvekilinin, öğretmenlerin sorunları ve okullardaki yetersizliklerin (10/21),

Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman ve 32 milletvekilinin, eğitimdeki sorunların (10/94),

Araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergelerinin, yapılan görüşmelerinden sonra kabul edilmediği açıklandı.

Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının:

1’inci sırasında bulunan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun (1/324) (S. Sayısı: 96),

2’nci sırasında bulunan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu’nun (1/537) (S. Sayısı: 236),

Görüşmeleri, komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır bulunmadığından ertelendi.

3’üncü sırasında bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (GTÖ) Arasında GTÖ Orta Asya Alt Bölge Ofisi Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Tarım, Orman ve Köyişleri ile Dışişleri Komisyonları Raporlarının (1/397) (S. Sayısı: 242) görüşmeleri tamamlanarak yapılan açık oylamadan sonra kabul edildi.

3 Aralık 2008 Çarşamba günü, alınan karar gereğince saat 11.00’de toplanmak üzere birleşime 22.51’de son verildi.

 

 

Şükran Güldal MUMCU

 

 

Başkan Vekili

 

Harun TÜFEKCİ

 

Canan CANDEMİR ÇELİK

Konya

 

Bursa

Kâtip Üye

 

Kâtip Üye

 

Yusuf  COŞKUN

 

 

Bingöl

 

 

Kâtip Üye

 

 

No.: 33

II.- GELEN KÂĞITLAR

3 Aralık 2008 Çarşamba

Teklifler

1.- İzmir Milletvekili Şenol Bal’ın; Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçların Cezalarının Arttırılması Hakkında Kanun Teklifi (2/347) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 20.11.2008)

2.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 5 Milletvekilinin; Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/348) (Adalet Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.11.2008)

3.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/349) (Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler; Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 24.11.2008)

4.- Tunceli Milletvekili Kamer Genç’in; Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/350) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2008)

5.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın; Sivas Madımak Oteli ve Kebapçı Salonunun “Barış ve Kardeşlik Müzesi” Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi (2/351) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2008)

6.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın; 2981 Sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunda ve 3194 Sayılı İmar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/352) (İçişleri ile Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 25.11.2008)

7.- İstanbul Milletvekili Hüseyin Mert’in; 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/353) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 26.11.2008)

8.- İstanbul Milletvekili Ayşe Jale Ağırbaş ve 7 Milletvekilinin; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/354) (Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 27.11.2008)

Raporlar

1.- Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU)  2003 Dünya Radyo Komünikasyon Konferansı Sonuç Belgelerinin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/333) (S. Sayısı: 306) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (GÜNDEME)

2.- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Türkiye’de Bir Türk-Alman Üniversitesinin Kurulmasına Dair Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/632) (S. Sayısı: 311) (Dağıtma tarihi: 3.12.2008) (GÜNDEME)

Sözlü Soru Önergeleri

1.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, petrol fiyatlarındaki düşüşlerin akaryakıt satış fiyatına yansıtılmamasına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından sözlü soru önergesi (6/1086) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

2.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Karkamış Sınır Kapısına ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Hayati Yazıcı) sözlü soru önergesi (6/1087) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

3.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, havadan müdahale yapılmayan bir orman yangınına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1088) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

4.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, alışveriş merkezlerine yönelik düzenleme ihtiyacına ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından sözlü soru önergesi (6/1089) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

Yazılı Soru Önergeleri

1.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, bazı gazetecilerin Başbakanlık akreditasyon kartlarının yenilenmemesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5759) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

2.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, bazı Başbakanlık muhabirlerine akreditasyon kartı verilmemesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5760) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

3.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, telefon dinleme ve takibine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5761) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

4.- Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, Başbakanlığın bazı gazetecilere yasak getirdiği haberlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5762) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

5.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Türk soylu Yunan uyrukluların çalışma izinlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5763) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

6.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, ihtiyaç sahiplerine kömür yardımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5764) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

7.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadın istihdamına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5765) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

8.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Kars’ta kamu tarafından kömür satışı yapılıp yapılmayacağına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5766) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

9.- Adana Milletvekili Yılmaz Tankut’un, TAEK’in sözleşmeli personel alımına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5767) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

10.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Atakule AVM’deki kira artışlarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5768) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

11.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, bir arazi satışına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5769) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

12.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, Antalya hafif raylı sistem projesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5770) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

13.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldan’ın, bir baraj projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5771) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

14.- Antalya Milletvekili Tayfur Süner’in, bir fabrikanın çevreye etkilerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5772) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

15.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, bir baraj projesine yönelik iddialara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5773) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

16.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, küresel mali krize karşı alınacak önlemlere ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi (7/5774) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

17.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, yatırımlara devlet desteğine ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi (7/5775) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

18.- İstanbul Milletvekili Atila Kaya’nın, Merkezi İhale ve Finans Kurumunun yazışma diline ilişkin Devlet Bakanından (Mehmet Şimşek) yazılı soru önergesi (7/5776) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

19.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, bir mitinge yönelik açıklamasına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/5777) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

20.- Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir’in, bir mitinge yönelik açıklamasına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/5778) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

21.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, yarım kalan bir cami inşaatına ilişkin Devlet Bakanından (Mustafa Said Yazıcıoğlu) yazılı soru önergesi (7/5779) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

22.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadınların mağdur olduğu bazı sosyal sorunlara yönelik çalışmalara ilişkin Devlet Bakanından (Nimet Çubukçu) yazılı soru önergesi (7/5780) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

23.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, bir davanın SHÇEK tarafından takibine ilişkin Devlet Bakanından (Nimet Çubukçu) yazılı soru önergesi (7/5781) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

24.- Adana Milletvekili Onur Öymen’in, AB Komisyonu ilerleme raporundaki bazı hususlara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5782) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

25.- Bursa Milletvekili Onur Öymen’in, Ermenistan Dışişleri Bakanının bir açıklamasına ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5783) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

26.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan’da kanalizasyon ve yol onarımına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5784) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

27.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Adana Büyükşehir Belediyesinin bazı giderlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5785) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

28.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Yüreğir Belediyesinin bazı giderlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5786) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

29.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Seyhan Belediyesinin bazı giderlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5787) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

30.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, seçmen kütüklerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5788) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

31.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, bazı sivil toplum kuruluşlarının bir bildirisine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5789) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

32.- Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın, Antalya’da kent içi ulaşımda kartlı sisteme geçişe ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5790) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

33.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, belediyelerin sosyal amaçlı yardımlarına ve KÖYDES harcamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5791) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

34.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, bir köye yapılması planlanan atık tesislerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5792) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

35.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Bursa şebeke suyunun fiyatına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5793) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

36.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Orhangazi-Yalova minibüsçülerinin durak sorununa ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5794) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

37.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, Bilecik Belediye Başkanı ile ilgili bazı iddialara ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5795) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

38.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, polise yönelik işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5796) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

39.- Amasya Milletvekili Hüseyin Ünsal’ın, bir mitinge katılanların listesinin istendiği iddialarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5797) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

40.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, bir emniyet müdürünün bir mitinge katılanların listesini istediği iddiasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5798) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

41.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, polislere demir cop verileceği haberlerine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5799) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

42.- Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5800) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

43.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Mudanya’nın bir mahallesine sulama sistemi kurulmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5801) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

44.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Osmangazi’deki bir köyün sulama projesine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5802) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

45.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Osmangazi’deki bir köyün bazı sorunlarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5803) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

46.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, Çeşme’de ecrimisil ücretlerinin artırılmasına ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5804) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

47.- Kars Milletvekili Gürcan Dağdaş’ın, Kars Şeker Fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5805) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

48.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Çeşme’deki otel ve sitelerden istenen ecrimisile ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5806) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

49.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, Milli Eğitim Bakanlığına tahsisli Hazine mülkiyetindeki taşınmazlara ilişkin Maliye Bakanından yazılı soru önergesi (7/5807) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

50.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin zamanında ödenmemesine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5808) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

51.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Hanak ilçesindeki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5809) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

52.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Göle ilçesindeki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5810) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

53.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Posof ilçesindeki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5811) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

54.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Damal ilçesindeki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5812) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

55.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Ardahan-Merkez’deki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5813) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

56.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, Çıldır ilçesindeki taşımalı eğitime ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5814) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

57.- Kocaeli Milletvekili Hikmet Erenkaya’nın, Kocaeli’deki yurt ihtiyacına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5815) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

58.- Ordu Milletvekili Rahmi Güner’in, fındık alımına ve ödemelere ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5816) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

59.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, İstanbul’daki özürlü çocukların özel eğitim ve öğretimine ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5817) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

60.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, özel hastanelerden hizmet alımındaki bir uygulamaya ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5818) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

61.- Muğla Milletvekili Ali Arslan’ın, sevk zinciri uygulamasındaki aksaklıklara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5819) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

62.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman’ın, Orhaneli ilçesine yapılacak hastaneye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5820) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

63.- İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu’nun, bir laboratuvarda kan tahlili sonuçlarında yaşanan gecikmeye ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5821) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

64.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, hava ambulans araçları hizmet alımı ihalesine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5822) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

65.- Adana Milletvekili Hulusi Güvel’in, tarımsal kredi kullanımına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5823) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

66.- Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı’nın, gübre fiyatlarındaki artışa ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5824) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

67.- Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, Ege kıyılarındaki balık çiftliklerine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5825) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

68.- Aydın Milletvekili Özlem Çerçioğlu’nun, TMO’nun mısır üreticilerine ödeme yapmamasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5826) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

69.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Şebinkarahisar yoluna ve bir tünel yapımına ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5824) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

70.- Giresun Milletvekili Murat Özkan’ın, Karadeniz sahil yolunun Giresun ili sınırlarındaki sinyalizasyon ve trafik işaretlerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5828) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

71.- Van Milletvekili Fatma Kurtulan’ın, bir kışladaki binalara verilen adlara Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5829) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

72.- Kahramanmaraş Milletvekili Durdu Özbolat’ın, işkence iddialarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5830) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

73.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, destek verilen bir filme yaş sınırı getirilmesine ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından yazılı soru önergesi (7/5831) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

74.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, sanayi sektörünün desteklenmesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/5832) (Başkanlığa geliş tarihi: 12/11/2008)

75.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, GAP kapsamındaki illerde yapılan gençlik ve spor tesislerine ilişkin Devlet Bakanından (Murat Başesgioğlu) yazılı soru önergesi (7/5833) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

76.- Bursa Milletvekili Abdullah Özer’in, Bursa’daki taş ve mermer ocaklarına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından yazılı soru önergesi (7/5834) (Başkanlığa geliş tarihi: 13/11/2008)

77.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop Atatürk Devlet Hastanesindeki sorunlara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5835) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

78.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, soruşturmalara konu olan KÖYDES ihalelerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5836) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

79.- İzmir Milletvekili Bülent Baratalı’nın, halkevlerinin kamuya yararlı dernek statüsünün kaldırılacağı iddiasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5837) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

80.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllü’nün, ÇEAŞ ve Kepez şirketleriyle ilgili uluslararası tahkim davasına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5838) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

81.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, ticaretteki olumsuz gelişmelere ve krize karşı alınacak önlemlere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5839) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

82.- Kırklareli Milletvekili Tansel Barış’ın, borun sağlığa etkisiyle ilgili iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5840) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

83.- İstanbul Milletvekili Çetin Soysal’ın, sanayi ve ticaretteki gelişmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5841) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

84.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kapanan ve açılan işyeri sayısına ve protestolu senet miktarına ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5842) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

85.- Adıyaman Milletvekili Şevket Köse’nin, bazı gazetecilerin akreditasyonlarının yenilenmemesine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5843) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

86.- İzmir Milletvekili Oğuz Oyan’ın, banka mevduatlarına Hazine garantisine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5844) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

87.- Konya Milletvekili Atilla Kart’ın, bir parti teşkilatı etkinliğine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5845) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

88.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadınların ve kız çocuklarının eğitim haklarına yönelik çalışmalara ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5846) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

89.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadın haklarına yönelik çalışmalara ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5847) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

90.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, özelleştirmelere ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5848) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

91.- Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş’in, Ankara’daki istihdama ve işsizlik sorununa ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/5849) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

92.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5850) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

93.- Mersin Milletvekili İsa Gök’ün, izleme ve dinleme izinlerine ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5851) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

94.-  İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, dinlemeye konu telefon kayıtlarına ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5852) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

95.- Manisa Milletvekili Şahin Mengü’nün, Ergenekon Soruşturmasıyla ilgili iddialara ilişkin Adalet Bakanından yazılı soru önergesi (7/5853) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

96.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemir’in, Nizip’teki su kirliliğine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5854) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

97.- Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün, Sakarya Nehri ve Porsuk Çayında kurulan sulama tesislerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5855) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

98.- Kırklareli Milletvekili Turgut Dibek’in, Kırklareli’de kurulması planlanan sanayi atıkları bertaraf tesisine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5856) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

99.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği için kullanılan bütçeyle ilgili iddialara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5857) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

100.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, Ahıska Türklerinin sorunlarına yönelik çalışmalara ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5858) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

101.- Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk’ün, Yemen açıklarında kaçırılan Türk gemisine ilişkin Dışişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5859) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

102.- Van Milletvekili Özdal Üçer’in, Van’da içme suyu kuyularına otomatik klorlama sistemi takılmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5860) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

103.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’daki KÖYDES uygulamalarına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5861) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

104.- Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici’nin, Şanlıurfa’da Jandarmanın DTP konvoyunda arama yapmasına ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5862) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

105.- İstanbul Milletvekili Sacid Yıldız’ın, bir kız yurduna yapılan teftişe ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5863) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

106.- Yalova Milletvekili Muharrem İnce’nin, öğretmen sayılarına ve öğretmen açığına ilişkin Milli Eğitim Bakanından yazılı soru önergesi (7/5864) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

107.- Ankara Milletvekili Hakkı Suha Okay’ın, bazı sağlık kurulu raporlarının basına sızdırılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5865) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

108.- Manisa Milletvekili Mustafa Enöz’ün, hasta katılım payı uygulamasına ve özel muayene ücretlerine ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5866) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

109.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Türkeli Devlet Hastanesi personeline ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5867) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

110.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Gerze Devlet Hastanesindeki sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5868) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

111.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Boyabat Devlet Hastanesindeki sorunlara ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5869) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

112.- Adana Milletvekili Nevin Gaye Erbatur’un, kadın sağlığı konusundaki önlemlere ilişkin Sağlık Bakanından yazılı soru önergesi (7/5870) (Başkanlığa geliş tarihi: 18/11/2008)

113.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, üzüm üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5871) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

114.- İstanbul Milletvekili Hasan Macit’in, kuduz vakalarında uygulanan karantinaya ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5872) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

115.- Aydın Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın, TMO’nun mısır üreticilerine zamanında ödeme yapmamasına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5873) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

116.- Aydın Milletvekili Mehmet Fatih Atay’ın, pamuk üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5874) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

117.- Sinop Milletvekili Engin Altay’ın, Sinop’ta üretilen fındığın alımına ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5875) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

118.- İzmir Milletvekili Mehmet Ali Susam’ın, gıda sektöründeki işyerleriyle ilgili bir düzenlemeye ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5876) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

119.- İzmir Milletvekili Kemal Anadol’un, süt üreticilerinin desteklenmesine ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/5877) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

120.- İzmir Milletvekili Kamil Erdal Sipahi’nin, İzmir İktisat Kongresine ilişkin Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısından (Nazım Ekren)  yazılı soru önergesi (7/5878) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

121.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay’ın, işsizlere ve İşsizlik Sigortası Fonuna ilişkin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından yazılı soru önergesi (7/5879) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

122.- Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu’nun, Türk Telekom yönetimiyle ilişkilere ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/5880) (Başkanlığa geliş tarihi: 14/11/2008)

123.- İstanbul Milletvekili Fatma Nur Serter’in, evlat edinme ve koruyucu aile düzenlemelerindeki yaş şartlarına ilişkin Devlet Bakanından (Nimet Çubukçu) yazılı soru önergesi (7/5881) (Başkanlığa geliş tarihi: 17/11/2008)

124.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Gedikler Göleti Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5882) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008)

125.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Boğazköy Barajı Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5883) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008)

126.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Babasultan Barajı Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5884) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008)

127.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Göynükbelen Göleti Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5885) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008)

128.- Bursa Milletvekili Kemal Demirel’in, Kınık Göleti Projesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/5886) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008)

129.- Kütahya Milletvekili Alim Işık’ın, seramik ve porselen sanayinin desteklenmesine ilişkin Sanayi ve Ticaret Bakanından yazılı soru önergesi (7/5887) (Başkanlığa geliş tarihi: 19/11/2008)

 

3 Aralık 2008 Çarşamba

BİRİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.00

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan CANDEMİR ÇELİK  (Bursa)

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşimini açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN – Elektronik cihazla yoklama yapacağız.

Üç dakika süre veriyorum.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati. 11.05

 

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 11.16

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan CANDEMİR ÇELİK  (Bursa)

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

III. - Y O K L A M A

BAŞKAN - Yapılan ilk yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi elektronik cihazla yeniden yoklama yapacağım.

Yoklama süresi üç dakikadır.

(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)

BAŞKAN – Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

Gündem dışı ilk söz, Dünya Engelliler Günü münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’ya aittir.

Buyurunuz Sayın Akıncı. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları

1.- Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı’nın, Dünya Engelliler Günü’ne ilişkin gündem dışı konuşması

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, televizyonlarının başında bizi izleyen yurttaşlarımızı ve 3 Aralık nedeniyle de özellikle bizi izleyen izlemeyen tüm engelli kardeşlerimizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, sizler de biliyorsunuz, 3 Aralık tarihini, Birleşmiş Milletler 1992 yılında aldığı bir kararla Uluslararası Engelliler Günü olarak ilan etti, daha sonra Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu da 5 Mart 1993 tarihinde yayınladığı bir bildiriyle, üye ülkelerin, 3 Aralık gününü engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması amacıyla tanımasını istedi. O günden bu yana da 3 Aralık, Dünya Engelliler Günü olarak bilinmekte, anılmakta.

Ülkemiz de bu bağlamdaki uluslararası bütün anlaşmalara imza atmış olmasına rağmen, ne yazık ki, dezavantajlı gruplara karşı –bunun içinde engelliler de var tabii- gereken özeni pek gösterebildiğimiz söylenemez ve sonuç alıcı eylemleri de, ne yazık ki, gerçekleştiremedik. Bu çerçevede 2005 yılında bir yasa düzenlemesi yapmıştık. Biz o zaman Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu düzenlemenin yetersiz olacağını vurgulamıştık, uygulamada aksaklıkların doğacağını ifade etmiştik, ama, ne yazık ki, çok dikkate alınmadı ve bugün o yasanın yetersizliği ve uygulamadaki aksaklıklar çok daha belirgin bir biçimde görülüyor. Ama bugünlerde Birleşmiş Milletlerin bir sözleşmesini yasa tasarısına dönüştürüp Meclisimizden geçireceğiz. Ben umut ediyorum ki, o sözleşme imzalanıp yasalaştıktan sonra bu konuda daha teşvik edici adımlar atabilelim.

Değerli milletvekilleri, yine, sizler de biliyorsunuz ki, araştırmalar ülkemiz nüfusunun yaklaşık yüzde 12’sinin, yani 8,5 milyon civarında bir yurttaş topluluğumuzun engelli bireylerden oluştuğunu gösteriyor. Bu nüfusun yarıya yakını geleneksel engelli olarak tanınırken, geriye kalanını da süreğen hastalıklardan dolayı engelli nüfusa dâhil etmekteyiz. Ama bu rakamların da tartışılır olduğu bir gerçektir, çünkü bu sorunların aslında yaklaşık 30 milyon insanımızı doğrudan ilgilendirdiğini dikkate almak durumundayız ve sorun esas itibarıyla oradan kaynaklanıyor. Çünkü engelli nüfusumuzun, illere, engellerine, ekonomik durumlarına, yaşlarına, cinsiyetlerine, birincil sorunlarına ilişkin gerçek bir veri tabanı alınmadan yapılan çalışma ve gerçekleştirilen yatırımlar, ne yazık ki, beklenen sonucu vermediği gibi ayrılan kaynakların da heba olmasına neden olmaktadır.

Konunun anlaşılması için şöyle bir soruyu yöneltmek yeterli olacaktır: Ülkemizde görme engellilerin sayısı ne kadardır diye sorduğunuzda, bırakın diğer ayrıntılarını, sadece sayısını sorduğunuzda alacağımız yanıtlar birbirinden çok farklı olacaktır. O nedenle sonuç verici çalışmaların öncelikle sağlam ve güçlü bir veri tabanının oluşturulmasıyla mümkün olabileceğini unutmamalıyız.

Değerli arkadaşlarım, bugünü fırsat bilerek, engellilerin yaşam içinde karşılaştıkları kimi zorlukları kısaca da olsa sürem yettiğince dile getirmeye çalışacağım. Biz, engellilerin birçok sorununun olduğunu biliyoruz ama bunların hepsine bu süre içinde değinme şansım yok. Ama öncelikle eğitim. Örneğin, engellilerin eğitimlerini kolaylaştırıp onların hayata katılımlarını sağlamak amacıyla kurulmuş olan özel rehabilitasyon merkezleri çok büyük kaynaklar aktarılmasına rağmen istenilen verimi gerçekleştiremiyor. Şikâyetler giderek artmakta. Bu merkezlerin sahipleri Hükûmet tarafından verilen 406 YTL’lik paranın yetersiz olduğunu ifade ederken, engelliler ve aileleri ayda on seanslık sürenin engellilerin eğitimi için yetersiz olduğunu ve bu eğitim süresinin artırılmasını talep etmektedirler. Yani rehabilitasyon merkezleri üzerinde Hükûmetimizin, yetkililerin çok daha belirgin ve açık bir denetimine ihtiyaç vardır. “Bu merkezlere 406 YTL veriyoruz, üzerini gidin velilerden alın.” biçiminde yapılan telkinler de sonuç vermiyor. Eğer gerçekten onların eğitimini istiyorsak bu merkezlere dönük çalışmalarımızı çok daha titiz bir biçimde sürdürmeliyiz.

Ayrıca, bunun yanı sıra, bu merkezlerin ötesinde bakımevlerinin içler acısı durumunu da biliyorsunuz. Geçen günler içerisinde televizyonlara yansıdı. Bu durumda hiç kimseyi suçlamadan biz şapkamızı önümüze koyup düşünmek zorundayız.

Yine basit bir örnekle sorunlarını aktarmaya çalışayım. Engellilerin her birinin elinde bir kimlik kartı var. Ama doğrusu, dün bir grup arkadaşım engelli, ziyarete gelmişti. “Bu kimlik kartının ne işe yaradığını bilmiyoruz, kapıda göstersek bununla bizi Meclise bile almazlar.” diyerek gülüşüyorlardı. Çünkü o karta rağmen her seferinde engelliler kendi durumlarını belgeleyecek rapor çıkartmak zorunda kalıyorlar. Bu da önemli bir sorun.

Yine engellilerin başka önemli sıkıntısı istihdam konusu. Bu konuda ne yazık ki teşvik edici olabilme adına işverene zorunluluklar getirmişiz. Ceza sistemi uyguluyoruz. Ama engellilerin çalıştırılması durumunda…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) - …işverene sağlanacak avantajların istihdam konusunda çok daha yararlı olacağını unutmamalıyız. Çünkü bizim sistemimiz, ne yazık ki, engellilere pozitif ayrımcılık yerine tam aksine negatif ayrımcılık göstermektedir.

Yeri gelmişken -Sayın Bakan yok ama- bir şeyi daha dikkatinize sunmak istiyorum. İşsizlik en çok tartışılan konulardan birisi. Bir grup engelli arkadaşımız da, kamuda 47 bin civarında engelli kadrosunun boş olduğunu ve bunların ne zaman, nasıl değerlendirileceğini merakla beklediklerini ifade ettiler.

Ayrıca, engelliler için kimi zaman belirlenmiş olan bir asgari ücret, kimi zaman da iki asgari ücret biçiminde gerçekleşen bu bakım ücretleriyle ilgili şikâyetler de devam ediyor. Bu bakım ücretlerinin alınmasına dönük girişimde bulunan engelliler çok sayıda engelle karşılaştıklarını, neredeyse bu paranın kendilerine verilmemesi için mücadele sürdürüldüğünü ifade ediyorlar ve birkaç aydır bu parayı alamadıklarını söyleyenler de var.

Yine bu vesileyle, yerel yöneticilerimizden, önümüzdeki dönemde hiç olmazsa, uygulamalarında ve planlamalarında, metrolarda, caddelerde, yollarda, parklarda engelli grubunu mutlaka gözetmelerini istiyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Tamamlayınız lütfen.

ZEKERİYA AKINCI (Devamla) – Tamamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bakınız, ülkede 8,5 milyona yakın engelli olduğunu söylüyoruz, ama biz çıktığımızda etrafımızda çok fazla engelli göremiyoruz. Çünkü bizim toplum yaşamımız ve kentleşmemiz ne yazık ki engellilerin sokağa çıkmasına bile engel teşkil ediyor. Onları bir türlü istediğimiz alanlara taşıyamıyoruz ve yaşamın hiçbir alanında engelli görme şansımız olmuyor. Biz onların, daha çok, cüzi bir miktar maaş verilerek evlerine hapsedilen insanlar olmak yerine, bizimle birlikte üreten, paylaşan insanlar olmaları gerektiğini unutmamalıyız. Onlara, göstermelik tekerlekli sandalye ve gıda dağıtımı olaylarının dışında, kalıcı çözümler aramak zorunda olduğumuzu bilmeliyiz.

Yine bir şey daha; engelliler bizi olimpiyatlarda bile çok üstün başarılarla temsil ediyorlar, biliyorsunuz. Onlar kendi spor alanlarını istiyorlar. Bu vesileyle ben, tekvando şampiyonalarında, güreş şampiyonalarında -en son Galatasaray’ın Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı dünya şampiyonu oldu- bütün engelli sporcularımızı da kutluyorum.

Engellileri sadece Allah rızası için yardım edilecek insanlar olarak değil, birlikte yaşayacağımız, birlikte üreteceğimiz ve eşit olarak paylaşacağımız insanlar olarak görmemizi diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Akıncı.

Gündem dışı ikinci söz, Hazreti Mevlânâ’nın 735’inci vuslat yıl dönümü ve uluslararası anma törenleri hakkında söz isteyen Konya Milletvekili Sami Güçlü’ye aittir.

Buyurunuz Sayın Güçlü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2.- Konya Milletvekili Sami Güçlü’nün, Hazreti Mevlânâ’nın 735’inci vuslat yıl dönümü ve uluslararası anma törenlerine ilişkin gündem dışı  konuşması

SAMİ GÜÇLÜ (Konya) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk milletinin en çok sevdiği kişilerden biri olan Hazreti Mevlânâ’yı 735’inci ölüm yıl dönümünde Türkiye Büyük Millet Meclisinin çatısı altında anmak ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak için söz aldım, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Mevlânâ, 13’üncü asrın başında Afganistan’ın Belh şehrinde doğmuştur. Babası bilginler sultanı Bahaeddin Veled, annesi ise Mümine Hatun’dur. Harizmşah yönetiminin baskısı ve yaklaşan Moğol istilası nedeniyle ailesi Belh şehrinden ayrılmaya karar vermiş, Anadolu’ya gelmişler, önce Karaman’a, sonra Konya’ya yerleşmişlerdir.

Mevlânâ’nın ilk hocası babası, onu yola hazırlayan ve yetiştiren Seyit Burhaneddin, içindeki ilahî aşk ateşini harlandıran ve kanatlandıran ise Şemsi Tebrizî’dir. Oğlu Sultan Veled ise Mevlânâ aşkını, edebini, ruhunu ve mirasını günümüze kadar uzanan bir yol hâline getirmiştir. Mevlânâ için Şems şöyle diyor: “Allah’ıma yemin ederim ki senin gibi Muhammed yürekli, gönül alıcı sultan bu dünyaya ne gelmiştir, ne de gelecektir.” Mevlânâ ise Şems’i ve üzerindeki etkisini şöyle dile getiriyor: “Ölüydüm, dirildim.”

Sekiz yüz yıl önce yaşadığı coğrafyada yaşayan bir milletin çocukları olarak Mevlânâ ile 21’inci yüzyılda nasıl bir yakınlık kurabilir, hangi gerçeklerde ve hakikatte buluşabiliriz? Mevlânâ, çağını aşmış bir şair, fikir ve aşk adamı, bir yol gösterici ve bir velidir Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Şeyhedebali gibi. Onlar yaptıkları her işte, verdikleri her eserde, ürettikleri her fikirde insana, insanlığa, kendi varoluş nedenlerine ve bizzat kendilerinin yaratılış gayesine doğru yürürler. Çağını aşmış bütün ufuk insanları hem kendi çağları için hem geçmiş ve gelecek çağlar için iş, eser, fikir ve davranış üretirler. Onlar sadece itikat adamı, sadece iman adamı değildirler. Onlar iman ve itikatlarını aşk hâline, aşklarını eser hâline, eserlerini emek ve yeteneklerinin duası hâline getirirler.

Günümüzün yaygın ve geçerli anlayışı maalesef ahlaki ve insani değerleri hayatın dışına sürmüş, kıyıcı bir rekabeti hayatın her alanına yaymıştır. Bu anlayış insanları ve insan topluluklarını özünden ve asli kaynaklarından uzaklaştırmıştır. Bugün yeryüzünde evrensel bir vicdana, evrensel bir adalete olan ihtiyaç her zamankinden daha çoktur. İşte Mevlânâ ve eserlerinde insanlığın bu ihtiyacını karşılayabilecek soylu ve bilge bir vicdan, cesaret ve emek, Allah ve insan sevgisi bulabiliriz.

“Adalet” ve “vicdan” kavramlarını yeniden insan ve toplum hayatının en önemli değeri hâline getirmek, Mevlânâ ve eserlerinden elde edeceğimiz en sahici, en insani ve en yüksek dereceli yarar olacaktır. Irk, dil, din ve cinsiyet ayrımcılığı dâhil her türlü eşitsizliğin ve ötekileştirmenin en net ve gerçekçi ilacı Mevlânâ’dadır.

17 Aralık 1273 yılında ebedî âleme göçtüğünde onu uğurlayanlar arasında yer alan papaz ve hahamların Müslümanlar kadar üzüntülü olmaları ve “O bizim de efendimizdir.” demeleri, Mevlânâ yolu ve sevgisinin evrenselliğini de izah etmektedir.

Temel sorunlarımıza cevabı Mevlânâ’nın düşüncesinde aramak geçmişte kalmış bir davranış değildir, 20’nci yüzyılda ve günümüzde bu arayış devam etmektedir. Nitekim modern teknoloji imkânları içinde “Mevlânâ” deyince karşımıza çıkan ilk bilgiler bunu doğruluyor. Mevlânâ tüm dünyada, aşkın, sabrın ve hoşgörünün sembolü olmuştur. Allah ile kul arasındaki ve kainat ile insan arasındaki bütünselliği kavrayarak ortaya koyan bir filozoftur.

Engin bir şefkatle ve derin bir hoşgörüyle insana sadece insan olduğu için değer veren Mevlânâ’nın düşünceleri tüm dünyada büyük ilgi görmektedir. Amerika ve Avrupa’da Mevlevilerin sayısı gün geçtikçe artmakta “Sevgiyle acı, tatlı olur. Sevgiyle dertler şifa bulur. Sevgiyle ölüler dirilir.” deyişiyle yüz yıllar öncesinden bugüne ışık yakan engin bir dehadır. Doğudan batıya dünyanın dört bir yanında eserleriyle insanlığa yol gösteren bir rehber olarak görülmektedir. Mesnevi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde en çok satan kitaplar arasında ön sıralarda olduğunu biliyoruz. Japonya ve Güney Kore’de Mevlevihaneler inşa edilmektedir…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) -  2007 yılı Mevlânâ’nın 800’üncü doğum yılı olması vesilesiyle UNESCO tarafından Dünya Mevlânâ Yılı ilan edilmiştir.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde aydınlar ve sanatçılar Mevlânâ’yı tanımaya ve anlamaya çalışıyorlar. Eserlerini kendi dillerine tercüme ediyorlar ve bu konuda önemli çalışmalar yapıyorlar. İşte ömrünü Mevlânâ çalışmalarına veren Mesnevi’nin tamamını Fransızcaya çeviren Eva de Vitray Meyerovitch, Mevlânâ’nın düşüncelerini evrensel kardeşlik olarak tanımlıyor. “Müslüman mısınız?” sorusuna “Mevlânâ’yı okuyup Müslüman olmamak mümkün mü?” diye cevap veriyor ve devam ediyor: “Benim için İslam’ı keşfetmek, kaybedilenleri yeniden bulmak, ayrı düştüklerime tekrar kavuşmak gibi bir şeydir”.

 Mevlânâ’yı anlamak ve günümüze taşımak, gönlümüze, yaşayışımıza katmak için bütün yazdıklarını, söylediklerini sadece bize söylemiş gibi okumamız ve dinlememiz gerekiyor ve Mevlânâ’yı okurken içimizdeki Mevlânâ’yı diriltmek için okumak gerekiyor…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Sayın Güçlü, lütfen sözlerinizi bağlayınız.

SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) -  Ülkemizde Hükûmetimiz, başta “Mevlânâ şehri” Konya olmak üzere, yerel yöneticilerimiz, aydınlarımız sanatçılarımız Mevlânâ’yı tanımaya, eserlerini günümüz Türkçesine ve dünyanın sayılı dillerine çevirmek için gayret gösteriyorlar. Konya’da bu büyük manevi mirasımızın ağırlığına uygun fiziki mekânlar içinde ve özüne sadık kalarak anma programları yapılıyor. Bu yıl 735’inci vuslat yıl dönümünü kutlayacağız.

Mevlânâ bizim 21’inci yüzyılda da dünyaya dönük en güzel yüzümüzdür, aynı zamanda dünyayla paylaşacağımız. Bu sebeple Mevlânâ’nın çağrısına uymalıyız. Benim seçtiklerime göre, Mevlânâ diyor ki:

“Hayat zıtların ahenkle uyuşma ve anlaşmasıdır.

Bu dünyadaki nasibimiz emek ve kabiliyetimize bağlıdır.

Kabın dar ise dünyayı suçlama.

Aynı dili konuşanlar değil, aynı düşünceyi paylaşanlar anlaşır.

Aşka meyli olmayanın vay hâline; o, kanadı kırık kuşa benzer, vay ona.” Ve onun hepimizin bildiği yedi muhteşem öğüdü vardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Güçlü…

SAMİ GÜÇLÜ (Devamla) – Evet efendim.

Ben vakit darlığından bunları saymayacağım. Yüce heyetinizi 1-17 Aralık tarihleri arasında Konya’da gerçekleştirilen 735’inci ölüm yıl dönümüne, özellikle 17 Aralık’taki Şebiarus törenlerine davet ediyorum. Davetimiz Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, Meclis Başkanımıza, siyasi partilerimizin genel başkanlarına, grup başkan vekillerimize, yüce heyetinize ve aziz milletimizedir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Güçlü.

Sayın milletvekilleri, Sayın Durmuş, Özürlüler Haftası nedeniyle yerinden kısa bir katkıda bulunacaktır.

Buyurunuz Sayın Durmuş.

V.- AÇIKLAMALAR

1.- Kırıkkale Milletvekili Osman Durmuş’un, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Özürlülerle ilgili belli bir günde kısa bir sürenin ayrılması Türkiye'nin kaderi; ancak önümüzde bir yerel yönetimler seçimi var. Özürlülerin sokak ve parklarda bulunmayışının en önemli nedeni yerel yönetimlerin yaptırdığı yüksek kaldırımlar, onlara ait olmayan yürüyüş yolları ve parklardır. Bu vesile ile tüm yerel yönetimde aday olacak arkadaşlarımızın engellilerle ilgili yürüyüş yolları, kaldırım yüksekliklerinin ayarlanması, parklar ve onların nakil araçlarıyla ilgili program ve proje geliştirmelerini diliyorum.

Biliyorsunuz ki, Sosyal Güvenlik Yasası değişikliği sırasında özürlülerle ilgili özel sektörün iş verme oranları ortadan kaldırıldı. Hele hele işsizliğin arttığı şu günlerde özürlülerin iyice içeride mahkûm olmaması için hiç değilse kaldırımların, yürüyüş yollarının, parkların ve araçların onlara uygun düzenlenmesini tavsiye ediyorum. Yerel yönetime aday olanlar programlarına, projelerine bunu koysunlar diyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Durmuş.

Sayın Enis Tütüncü, Mevlânâ Haftası nedeniyle kısa bir katkıda bulunacaktır.

Buyurunuz Sayın Tütüncü.

2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncü’nün, Mevlânâ Haftası’na ilişkin açıklaması

ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Güçlü’ye teşekkür ediyorum konuşması nedeniyle. Bir katkı yapma düşüncesindeyim.

Şimdi, Mevlânâ’yı, Anadolu felsefesi, Anadolu hümanizması bütünselliği çerçevesinde ele almak gerekiyor. Salt, bizatihi Mevlânâ’yı ele almak son derece muhteşem, güzel bir şey ama bundan daha muhteşem, daha güzel bir yaklaşım, Anadolu hümanizması, felsefesi çerçevesinde, o bütünsellik içinde ele almak gerekir. Bu bütünsellik içinde ele alındığında, Anadolu felsefesinin -tasavvuf ve felsefe sisteminin bir diğer anlatımla- iki felsefe okuluna dayandığı, iki felsefe okulu temelinde yükseldiği ortaya çıkıyor: Birisi Mevlevilik, diğeri Alevilik, Bektaşilik, bu felsefe okulları ve aynı felsefe sistemine, yani varlıkta birlik, vahdetivücut anlayışına dayanırlar ve bu Anadolu hümanizmasının bu tasavvuf ve felsefe anlayışı giderek Osmanlı İmparatorluğu zamanında bir yaşam biçimine dönüşmüştür, Anadolu ve Rumeli İslamiyet yorumunu oluşturmuştur. Bugün, Sayın Profesör Doktor Mehmet Aydın’ın da Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul ettiği gibi, İslamın yüz on dolayında yorumu vardır: Bir tanesi Anadolu ve Rumeli İslamiyet yorumudur ve bu kutsal çatı altında şu an bulunuyorsak bu yoruma büyük ölçüde bağlıdır bu mevcudiyetimiz. Bu nedenle, Mevlânâ’yı Anadolu felsefesinin bütünselliği içinde ele alırsak çok daha muhteşem bir noktaya varırız diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Tütüncü.

Sayın Erdem...

ORHAN ERDEM (Konya) – Engellilerle ilgili…

BAŞKAN – Engellilerle ilgili olarak, buyurunuz Sayın Erdem.

Lütfen, çok kısa olursa…

3.- Konya Milletvekili Orhan Erdem’in, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

ORHAN ERDEM (Konya) – Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de grubumuz ve şahsım adına, bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü… Geçen dönem Parlamentosu ve bu dönem, bu konuda cumhuriyet tarihinin en duyarlı Parlamentoları olarak tarihe geçecektir. Biz, Özürlüler Yasası’yla, 2022 ve 2028 sayılı yasalarla engellilerimize çok büyük kolaylıklar getirdik ama hâlâ sorunların devam ettiğini de biliyoruz. Eğitimleriyle ilgili, Bakanlığın çalışması yılbaşında tamamlanacak. Daha iyi bir eğitim ortamı, istihdama dönük de kota dâhilindeki işçilerin işveren payını –istihdamı hâlinde engellilerin- hazinenin karşılaması gibi geçtiğimiz aylarda çıkardığımız çok yeni kanunlar var. Şu anda da gündemimizde Uluslararası Engelliler Sözleşmesi var. İnşallah, bugün yarın, en kısa zamanda bunu da çıkararak ulusal ve uluslararası düzeyde kontrolünü de sağlamış olacağız.

Ben kısaca, ülkemizdeki tüm engellilerin engellerini aşacağımız bir ortamın hazırlanması noktasındaki görev bilincimizle kendilerine, grubum, şahsım, tüm vekillerimiz adına saygılarımı sunuyorum.

Söz verdiğiniz için de teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Erdem, katkılarınız için.

Sayın Özkan, siz ne için söz istemiştiniz?

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Özürlüler için efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz, lütfen çok kısa olsun, bir dakikayı geçmeyiniz, rica ediyorum.

4.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Dünya Engelliler Günü’nü canıyürekten kutluyorum. Ülkemiz genelinde 8.5 milyon yürüyemeyen, konuşamayan, duyamayan, göremeyen engellerimizin Engelliler Günü’nü kutluyor, onlara, yaklaşan bayramlarında mutluluklar diliyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkan.

Sayın Kaplan, siz hangi konuda söz istemiştiniz?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Ben de bir dilekte bulunuyorum…

BAŞKAN – Buyurunuz.

5.- Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan’ın, Dünya Engelliler Günü ve Özürlüler Haftası’na ilişkin açıklaması

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Dünya Engelliler Günü dolayısıyla biz gerçekten 1,5 milyon insanımıza göstereceğimiz yaklaşımın sosyal devlet olmanın temelini teşkil edeceğini düşünüyor, bu duyguyla bütün taleplerinin Meclisimiz tarafından dikkate alınmasını diliyor, teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

Sayın milletvekilleri, gündem dışı üçüncü söz “Habur Sınır Kapısı’nda karşılaşılan sorunlar” hakkında söz isteyen Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’e aittir.

Buyurunuz Sayın Ağyüz. (CHP sıralarından alkışlar)

IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)

A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)

3.- Gaziantep Milletvekili Yaşar Ağyüz’ün, Habur Sınır Kapısı’nda karşılaşılan sorunlara ve alınması gereken tedbirlere ilişkin gündem dışı konuşması ve  Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın cevabı

YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; seçim bölgem Gaziantep için hayati önem taşıyan, ticari yaşam ve ihracatçılar için büyük önem arz eden Habur Sınır Kapısı’nda son aylarda yaşanan sıkıntılar için söz aldım. Yalnız, üç dört gün içerisinde büyük bir rahatlamanın olduğunu da öğrenmiş olmak bana büyük mutluluk verdi. Bu nedenle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Ayrıca, bugün 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü. Dünya ortalamasında en yüksek oranda engelliye sahip olan ülke olarak engellilerimizin bu gününü kutluyor, kendilerine aydınlık ve umut dolu yıllar diliyorum. Ayrıca da yasal düzenlemelerinin yaşama geçmesini diliyorum.

Değerli arkadaşlarım, Gaziantep, güneydoğuda ihracat ağırlıklı, sanayi ağırlıklı ve esnaf ağırlıklı bir kenttir. Günümüz dünyasında yaşanan global finansal kriz, maalesef tüm ülkemizdeki büyük kentlerde büyük sıkıntıları yarattığı gibi kentimizde de büyük olumsuzluklar yaratmıştır. Özellikle on üç sınır kapımızdan en önemlisi olan Habur Sınır Kapısı, kentim ve civarındaki kentler için büyük önem arz etmektedir. Sadece ocak-ekim arasında Türkiye'nin tümünde 2 milyar 675 milyon dolar olan ihracatımız, Gaziantep için 921 milyon dolar seviyesindedir. Bu da yüzde 35’lik bir oranı işgal etmektedir.

Son zamanlarda Habur Sınır Kapısı’nda araç geçişlerinde yaşanan sıkıntı çok büyük yığılmalara ve navlun ücretlerinin artışına, ihracat bağlantılarının iptal edilmesine, şoför esnafımızın da çok büyük ölçüde mağduriyetine neden olmaktaydı. Tabii, bu sorun palyatif tedbirlerle çözülemez, kalıcı, köklü çözümleri bulmak lazım. Özellikle günümüz dünyasında dış pazarların daraldığı bir ortamda, Orta Doğu’nun, Orta Asya’nın ve Afrika ülkelerinin büyük önem arz ettiği bir ortamda, bu sıkıntının ilgili bakanlarımızca önemle üzerinde durulması gerektiğine inanıyorum.

Ayrıca, Gaziantep bu sıkıntılara bir günde, iki günde, üç günde gelmedi. Özellikle AKP Hükûmetinin yanlış teşvik uygulaması, etrafının teşvikli illerle kuşatılmış olması ve yıllarca -22 Temmuz seçimi de dâhil- siyasetçilerin onların bağırışına ses vermemeleri, onların çağrılarına cevap vermemeleri maalesef tekstili tüm Türkiye’de olduğu gibi Gaziantep’te de darboğaza sokmuştur.

Sadece 15 Eylülden  itibaren kasım sonuna kadar 6.500 kişi işinden olmuştur, tekstil işçileri işinden olmuştur ve kapı dışarı edilmiştir değerli arkadaşlarım. Esnaf perişandır. Esnafa “can suyu” adı altında verilen krediler önemli gibi görülebilir, ama bu ne biçim krize alınan ciddi tedbirlerdir ki -bundan önce can suyu ödemesi bayan girişimciler için 30 milyar, erkek girişimciler için 25 milyardı- bunun ödemeleri 6 aylık dilimler hâlinde yapılırken ve 18 aylık süredeyken 15 aya düşürülmüştür. Biz kriz içerisindeyken daha rahatlatıcı tedbirler mi alacağız, yoksa esnafı aylık ödemelerle daha çok darboğaza mı sokacağız? Esnaf Kefalet Kooperatifi 24 ay süre tanıyor, ama “can suyu” tabir edilen kredide eski 18 ay 15 aya düşüyor ve aylık ödemelere bağlanıyor. Bu çok yanlıştır.

Kriz için alınması gereken tedbirler ciddiyetle alınmak zorundadır, bütüncül alınmak zorundadır ve kamuoyuyla paylaşılmak zorundadır, esnafla paylaşılmak zorundadır. Bir bakan ayrı bir şey açıklıyor, bir bakan ayrı bir şey açıklıyor! Sonra, piyasaya güven vermek istiyorsak bunun açıklanış biçimi Sayın Başbakanın ağzıdır. Sayın Başbakan “Kriz mıriz yok.” veya “Kriz inişe geçti.” diyerek bu krizi göz ardı edemez değerli arkadaşlarım.

Ayrıca da kredi kartı mağdurları her kentte olduğu gibi Gaziantep’te de çok büyük önem arz etmektedir. Kredi kartı mağdurlarının sorunu ivedilikle çözülmelidir. Tüketici kredisi alan vatandaşlarımızın çoğu intihar aşamasına gelmiş, Allah korusun! Bu krizin sosyal patlamaya dönüşmemesi için alınması gereken tedbirler geç kalınmadan alınmalıdır.

Esnaf ve sanayi ağırlıklı olan kentimizde çiftçi de önemli. Çiftçilerimiz maalesef fıstıkta, zeytinde perişan oldular. Biz bu kürsülerden söylememize rağmen Sayın Tarım Bakanı lütfedip de “Fıstıktaki sorun nedir?” diye inceleme zahmetinde bulundurmadı, “Zeytinde sorun nedir?” onu inceleme zahmetinde bulundurmadı. Bugün, bakın, Arabanlı çiftçiler “Pamuk ekmeyeceğiz” diye çarşaf çarşaf basın bildirisi açıklıyorlar birleşerek. Ziraat odaları panikte, ziraat odaları telaş içerisinde. Sulama elektrik borcu, çok büyük ölçüde çiftçiyi perişan ediyor. Haciz uygulamasıyla karşı karşıya kalan çiftçilerimiz, maalesef tarlasında ekin ekmek için çaba göstermiyor değerli arkadaşlarım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) – Gübredeki fiyat artışları, mazottaki fiyat artışları, ürünlerinin değer etmemesi, bunlar, tüm ekonomiyi olduğu gibi Gaziantep ekonomisini de çok büyük ölçüde olumsuz etkilemektedir.

Bu tedbirler acilen alınmalıdır, KDV indirimi acilen yapılmalıdır, esnafımıza can suyu kredisi yeniden yapılandırılmalıdır. Ayrıca kredi kartı mağdurlarının ve tarım çiftçilerinin sorunlarına, özellikle borçlarına yeni bir çözüm getirilmelidir, elektrik borçları yeniden yapılandırılmalıdır.

Bunlar o kadar zor şeyler değil. “Geliştik” diyoruz, “Büyüdük” diyoruz, “Şu kadar döviz rezervimiz…” diyoruz ama ortada hiçbir şey yok değerli arkadaşlarım. Sadece reel sektörü kurtarmak yetmez, tüketici ve üreticiyi kurtarmak zorundayız. Bunun için bütüncül tedbirler almak zorundayız. Bunları almadığımız takdirde vakit çok geç olmuş olacaktır ve bunun da altında hepimiz ezileceğiz, siyasi parti ayrımı yapmadan hepimiz ezileceğiz.

Bu insanlar bizim insanımız. Bu toplumun rahat, huzur içerisinde yaşamasını istiyorsak, Kurban Bayramı’na sağlıklı bir şekilde, mutlu bir şekilde girmesini istiyorsak, acil umut verici tedbirleri açıklamak zorundayız değerli arkadaşlarım. İşçiler böyle perişan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi bitiriniz Sayın Ağyüz. 

YAŞAR AĞYÜZ (Devamla) – Ayrıca da sözleşmeleri yenilenmeyen, kapıda bekleyen işçilerimiz var. Örneğin, Gaziantep’te 250 işçi, Büyükşehrin önünde yıllardır direniş yapıyor, aylardır direniş yapıyor. Belediye-İş Sendikasının sözleşmesi yapılmıyor, emeklilerimiz perperişan.

Bayram üzeri bu sorunları çözerek onları mutlu etmemiz gerekirken, maalesef, biz Parlamento olarak, çok ivedi olmayan yasalarla uğraşıyoruz. Halkımız altı yıldır çok çekti. Onların umudu, öncelikle bu krizden kurtulmak için dua ediyorlar, ondan sonra da altı yıldır ülkemize ve halkımıza ekonomik sıkıntı yaşatan AKP İktidarından kurtulmak için dua ediyorlar.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Ağyüz.

Hükûmet adına Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Yazıcı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Gündem dışı konuşan arkadaşımızın, gündem notunda Habur Sınır Kapısı’ndaki gelişmelere ilişkin değerlendirme yapacağı yazılıydı. Bu sebeple de söz aldım ama konuşmasının bütününü dikkate aldığımda şunları ifade etmek istiyorum: Bugün Türkiye'nin düne kıyasla -her alandaki çalışmaları şöyle göz önüne getirdiğimizde- çok daha iyi seviyede olduğunu aklıselim sahibi her bireyin söylemesi gerekir diye düşünüyorum.

Bugün Dünya Özürlüler Günü’nü kutluyoruz. Elbette ki, diliyorum ki özürlülerimiz çok daha iyi bir hayata, çok daha müreffeh bir ortama kavuşsunlar. Ama şu hakkı da vermek gerekir: Bu güzel ülkemizde, Türkiye’de hemen her kesimin hukukunu hukuk devleti ölçütlerini dikkate almak suretiyle, sosyal devlet olmanın gereklerini gözeterek hayata geçiren ve bunu yasalaştıran ilk ve tek iktidar AK PARTİ İktidarı olmuştur.

Gerçekten, İktidarımız döneminde özürlülerin hukukunu oluşturduk ve AK PARTİ İktidarından önce Türkiye’de özürlüler vardı, binlerce milyonlarca vardı ama bunların bir hukuku yoktu. Bunların hak ve hukukları nasıl korunacak, nasıl gözetilecek, topluma entegrasyonları nasıl sağlanacak, bunları bir çerçeve içerisinde ele alan bir yasal düzenleme yoktu. Türkiye bundan yoksundu ve ilk defa AK PARTİ İktidarı özürlüler hukukunu oluşturmuştur. Özürlülerine, engelli vatandaşlarına sahip çıkmıştır ve pek çok kamu kuruluşu bu alanda, bu vatandaşlarımızın sorunlarını gidermede onlara yardımcı olmak noktasında, maddi imkân sağlamak noktasında görevlendirilmiş ve bu görevler de harfiyen yürütülmektedir.

Habur Gümrük Kapısı’na gelince, Habur Gümrük Kapısı’nda bir sorun yaşandı ama Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti her sorunu gündemine almakta ve tek tek çözüme kavuşturmaktadır. Basını izlediyseniz, takip ettiyseniz bu sorun bir ay önce dile getirilmiştir, TİM Başkanı dile getirmiştir ve hemen müdahale etmişizdir. 2 müfettiş görevlendirdik, yerinde tespitler yaptı, raporlarını aldık. Rapor aldıktan sonra da eylem planımızı icraata geçirdik ve artık Habur’da sözü edilen sorun yaşanmamaktadır.

Rakam vermek istiyorum: 1 Kasım tarihi itibarıyla Habur Gümrük Kapısı’ndan giren çıkan araç sayısı 2.627 iken 27 Kasım tarihinde bu rakam 4.300’e erişmiştir. 24 tane gümrük memurunu değişik gümrük müdürlüklerinden “acil” kaydıyla bu kapıda görevlendirdik geçici olarak ve sorunu bu çerçevede çözmüş bulunuyoruz. Elbette ki diğer kamu kurum ve kuruluşları, Jandarma, İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı da personel takviyesi yapmıştır. Ümit ediyorum ki bundan sonra Habur’da bu tür birikim sorunu yaşanmayacak.

Ama şimdi tersine bir sorun oluyor. Kapıdaki yığılmaları sona erdirdiğimiz için bu defa da nakliyeciler veya nakliye faaliyetinden rant sağlayanlar rahatsız olmuştur. Bir tırın Mersin’den Kuzey Irak’a gidiş ücreti 1 Kasımda 4.500 dolar iken 27 Kasımda 3.100 dolara düşmüştür. Navlun ücreti Habur’dan Kuzey Irak’a ton başı 105 dolar iken 27 Kasımda 38 dolara inmiştir ve bugün bana söylenen rakam 15 dolar seviyesine düşmüştür. Tabii bundan rahatsız olan bir kesim var, bunlar da şimdi bu kuyrukların var olmasını, devam etmesini istiyorlar. Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz.

Düzen hukuki çerçevesi içerisinde devam edecek, sorunlar takibimiz içindedir ve Hükûmetimiz hiçbir zaman dünyada yaşanan krizi hafife almamıştır. Her gün bir paket talep edilmektedir. Hükûmetimiz çalışmalarını sürdürüyor. Sayın Başbakanımızın da demin ifade edildiği tarzda “Kriz mıriz yoktur.” şeklinde bir beyanı kesinlikle olmamıştır.

ZEKERİYA AKINCI (Ankara) – Kriz inişe geçti, ne zaman sonuçlanacak bu çalışmalar?

MUZAFFER BAŞTOPÇU (Kocaeli) – Dinle, dinle!

DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI HAYATİ YAZICI (Devamla) - Elbette ki bu çok temel konuları günbegün ayaküstü her yerde konuşmanın doğru olmayacağını takdir edersiniz ama bu konu, her zaman, Hükûmetimizin gündem maddelerinin başında yer almaktadır ve ilgili bakanlıklarımız, ilgili kamu kuruluşları, sosyal paydaşlarla ekonomiyle ilgili meslek örgütleriyle birlikte bu çalışmaları yürütüyorlar. Elbette ki her birimizin de bu alanda üzerine düşen görev bu konuda ülkemizin çok az zararla bu süreci atlatması yönünde olması gerekir. Birey olarak, milletvekili olarak, toplumsal sosyal kategorilerin temsilcileri olarak dile getirmemiz gereken hususlar böyle olmalıydı diye düşünüyorum.

Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yazıcı.

Sayın milletvekilleri, 2009 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı görüşme programında daha önce 21/12/2008 olarak belirlenen Dışişleri Bakanlığı ile Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin bütçe görüşmelerinin tarihi 23/12/2008 olarak değiştirilmiştir.

Söz konusu bütçeler 23/12/2008 Salı günü 13’üncü turda Adalet Bakanlığı bütçesiyle birlikte görüşülecektir. Size saygıyla duyurulur.

Şimdi, gündeme geçiyoruz.

Alınan karar gereğince sözlü sorular ile diğer denetim konularını görüşmüyor ve gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmına geçiyoruz.

1’inci sırada yer alan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

VI.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN

GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Tasarı ve Teklifleri

1.- Türk Ticaret Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu (1/324) (S. Sayısı: 96)(x)

BAŞKAN - Komisyon ve Hükûmet burada.

Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.

İkinci bölüm 31 ila 60’ıncı maddeleri kapsamaktadır.

İkinci bölüm üzerine, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Kırşehir Milletvekili Metin Çobanoğlu konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Çobanoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)

Süreniz on dakikadır.

MHP GRUBU ADINA METİN ÇOBANOĞLU (Kırşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

                           

(x) 96 S. Sayılı Basmayazı 26/11/2008 tarihli 22’nci Birleşim Tutanağı’na eklidir.

Sözlerimin başında, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü dolayısıyla engellilerimizin bu gününü kutluyorum. Ayrıca yaklaşmakta olan mahallî idareler seçimlerine de bir gönderme yaparak, mahallî idarelerimizin engellilerin yaşamını kolaylaştıracak düzenlemeleri yapmalarını, seçim beyannamelerinde de bu konuyu ele almalarını da özellikle vurgulamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın geçen haftadan beri Genel Kurulumuzda görüşmelerine devam edilmektedir. Ama bu görüşmelerde gördüğümüz sonuç şudur: Bütün, hem geneli üzerinde hem maddeleri üzerinde çok ciddi tartışmalar yapılmaktadır. Görüştüğümüz bu kanun tasarısı eğer kanunlaşacak olursa, cumhuriyet tarihimizin üçüncü Türk Ticaret Kanunu olacaktır.

Tabii, bu daha önce de İç Tüzük’ün 77’nci maddesine göre Genel Kurula getirilen bütün kanunlarda olduğu gibi tartışmalar devam etmektedir. Keşke bu tasarı Adalet Komisyonumuzda, alt komisyonumuzda daha detaylı olarak incelense, oradaki arkadaşlarımızın görüşleri, parti gruplarının görüşleri alınıp daha olgunlaştırılarak getirilse idi, belki Genel Kurulda bu kadar tartışmalara neden olmayacaktı.

Tabii, tartışmaların tasarının kanunlaşmasından sonra da kamuoyunda devam edeceği kanaati bende hâkim, bu konu üzerinde düşünen, çalışan arkadaşlarımızın hepsinde de böyle bir kanaat hasıl olmuştur.

Tabii, şunun da altını çizmek istiyorum: Bu tasarı bir emeğin ürünüdür ama, keşke Genel Kurula gelirken bu komisyonlarda daha detaylı şekilde incelenip, buradaki bu kadar fazla önergeye, bu kadar fazla tartışmaya da neden olmasa idi.

Değerli milletvekilleri, hukuk sistemimiz içerisinde ticaret hukuku Ticaret Kanunu’na göre çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır ama ticaret hukukumuzun temeli Ticaret Kanunu’dur. Bugün, işte, görüşmekte olduğumuz ve kanunlaşırsa üçüncüsü olacak Türk Ticaret Kanunu’muzun ilki 1926 yılında, ikincisi 1956 yılında kabul edilmiş, üçüncü tasarı üzerinde de görüşmeler devam etmektedir. Ama daha geriye gidecek olursak, Ticaret Kanunu birikimimize bir bakacak olursak, 1850 yılında 1807 tarihli Fransız Ticaret Kanunu’nun alelacele tercüme edilip kabul edilmesiyle Ticaret Kanunu’yla tanışmışız, ama bu 1850 yılında yapılan acele tercüme birçok eksiklikleriyle gündeme gelmiş ki o tarihe kadar Fransız Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklikler de bu tercüme içerisinde yer almadan gündeme gelmiş.

Tabii, hâl böyle olunca, 1908 ve 1916 yıllarında kurulan layiha komisyonlarıyla Ticaret Kanunu’muzu, yani Kanunname-i Ticaret’i değiştirme çabaları, gayretleri gözleniyor ama Birinci Dünya Savaşı’nın araya girmesiyle bu çalışmalar da başarıyla sonuçlandırılamıyor. Tabii, Birinci Dünya Savaşı ve ertesinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletiyle birlikte yeniden bu çalışmalar ele alınıyor ama 1908’deki ve 1916’daki Kanunname-i Ticaret üzerindeki yapılan layiha çalışmalarının ikisinde de ortak olan kısım, Mecelle’nin gündemde kalacağı, Mecelle’nin yürürlükte kalacağı varsayımıyla bu düzenlemeler, bu hazırlıklar yapılıyor. Ama 1926’da Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesiyle birlikte 1916’daki layiha çok fazla da incelenmeden, üzerinde çok fazla da değişiklikler yapılmadan Medeni Kanun’la birlikte 1926’da ilk Türk Ticaret Kanunu’nu kabul etmiş oluyoruz.

Tabii, buradaki sıkıntı şu: Mecelle yürürlükte kalacakmış varsayımıyla hazırlanmış layihanın alelacele 1926’da Türk Medeni Kanunu’yla birlikte çıkarılmış olması, bir müddet sonra Türk Ticaret Kanunu üzerindeki tartışmaların açılmasına ve devam etmesine neden olmuştur. Tabii, bu tartışmalar neticesinde yine Profesör Hirsch ülkemize çağırılarak, yeni bir Ticaret Kanunu veya mevcut Ticaret Kanunu’nun ıslahı ve tadili noktasında çalışmalar yaptırılmış, bu çalışmalar uzun süre devam etmiş. Daha sonra 1956 yılında bu çalışmaların esas alındığı layiha, yine Meclisimiz tarafından on beş günlük inceleme süresi içerisinde hiçbir yeni önerge verilmeden, değişiklik yapılmadan Meclisimize getirilmiş bir kül hâlinde kabul edilmiş ve 1957’de de yürürlüğe girmiştir.

Değerli milletvekilleri, yani bizim ikinci Türk Ticaret Kanunu’muz 1957’den beri, aşağı yukarı elli bir yıldır bize hizmet etmektedir. Çağdaşları arasında da -yine gerekçeden söylüyorum-  saygın bir yeri olan bu Ticaret Kanunu bugünkü tasarıyla da değiştirilmektedir.

Değerli milletvekilleri, şimdi, bu tasarının gerekçesinde neden değişikliğe ihtiyaç duyulduğuna bakıldığında, birinci olarak karşımıza Avrupa Birliği çıkmaktadır. Bu Mecliste son yıllarda çıkarılan birçok kanunda olduğu gibi burada da Avrupa Birliğine üye olacağımız, kesin üye olacağımız varsayımından yola çıkarak, Avrupa Birliği müktesebatını da olduğu gibi kendi hukuk kurumumuza aktarmak gayreti içerisinde bu çabayla bu tasarı Genel Kurulumuza gelmiş olmaktadır.

Bir kere şunu hiç doğru bulmuyoruz: Yani biz yapacağımız değişiklikleri ülkemizin ihtiyaçları, hukuk kurumumuzun ihtiyaçları, ülkemizin gerçekleri göz önüne alınarak bu değişiklikleri veya yeni kanunları yapmamız gerektiğini… Ama bu kanunları yaparken de tabii ki Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumlu olmasında hiçbir mahzur yok. Onun altını çiziyorum. Ama Avrupa Birliğinin Avrupa Birliği müktesebatını, hiçbir değişiklik yapmadan, olduğu gibi iktisap etmek hiçbir Avrupa ülkesinde de yapılmış bir şey değil.

Bakın değerli milletvekilleri, Avrupa Birliği müktesebatı hukuku bir gelişim hâlindedir, henüz o süreç tamamlanmamıştır. Avrupa Birliği hukukunda da zaman içerisinde birçok yenilik, birçok gelişme meydana gelecektir. Bu süreç devam ediyor. Şimdi, bunu dikkate almadan, bütün Avrupa Birliği müktesebatını alıp, olduğu gibi alıp böyle bir düzenleme yapmakla… Nasıl 1926’da Mecelle yürürlükte kalacakmış gibi yaptığımız kanun kanunlaştığının hemen akabinde tartışmaya açıldıysa, bugün, burada bu tasarı da kanunlaştıktan sonra, bir müddet sonra çok ciddi eleştirilere, tartışmalara neden olacağı kanaatindeyim.

Değerli milletvekilleri, gerekçelerin bir tanesinde de teknolojik gelişmelerden bahsediliyor. Doğrudur. Özellikle İnternet ile ilgili gelişmelerin Türk hukuku içerisinde, ticaret hukuku içerisinde yer alması gerektiğinden bahsediliyor gerekçede. Tamam buna da hak veriyoruz, ama kanuna baktığımızda şirketlere web sitesi kurma zorunluluğu dışında herhangi bir yenilik getirmiyor. Keşke bununla birlikte elektronik genel kurullar, faturaya elektronik ortamda itiraz gibi konular da bunun içerisinde getirilebilseydi bu yenilikleri Türk hukukuna, ticaret hukukuna katmak noktasında daha ileri bir noktaya getirebilirdik.

Değerli milletvekilleri, yine Türk parasından altı sıfırın atılması…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

Buyurunuz.

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – … bunun da bir kanunla kabul edilmesi, yine Medeni Kanun’umuzda yapılan değişikliklerin, Ceza Kanunu’nda yapılan değişikliklerin de Ticaret Kanunu’muzu etkilediğinden ve bu değişikliklerin Ticaret Kanunu’na da katılması veya Ticaret Kanunu’nda da yeni düzenlemelerin yapılması gerektiği ifade edilmektedir.

Değerli milletvekilleri,  yine ayrıca bu kanunla ilgili şu sıkıntıyı da yaşayacağız: Borçlar Kanunu’yla, Medeni Kanun’la sistematik noktasında, dil noktasında ciddi problemleri vardır. Ayrıca Medeni Kanun’un ayrılmaz bir parçası olan Borçlar Kanunu’yla Türk Ticaret Kanunu eş zamanlı görüşülebilseydi, sistematik ve dil açısından uyumlu olabilseydi, hatta Borçlar Kanunu’muzu Türk Ticaret Kanunu’ndan önce görüşmüş olabilseydik bu konuda daha uygun olurdu diye düşünüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Sayın Çobanoğlu, lütfen sözlerinizi bitiriniz.

METİN ÇOBANOĞLU (Devamla) – Bitiriyorum.

Yine çağdaşları arasında saygın bir yeri olduğu ifade edilen mevcut Ticaret Kanunu’muzun sistematiği ve madde numaraları korunabilseydi elli yıllık birikimin, hukuki birikimin, mahkeme içtihatlarının da bu noktada korunabileceği düşüncesindeydik ama maalesef bu tasarıda bunları göremiyoruz. Önümüzdeki günlerde bu tasarının kanunlaşma sürecinde ve kanunlaştıktan sonra da daha uzun yıllar tartışmaların devam edeceği kanaatindeyim.

Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çobanoğlu.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ordu Milletvekili Rahmi Güner konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Güner. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA RAHMİ GÜNER (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Türk Ticaret Kanunu’nun ikinci kısmı üzerine grubum adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, Ticaret Kanunu’nun bu kısmında ticaret sicili, ticaret unvanı ve işletme adı, dördüncü kısmında da haksız rekabetle ilgili konular işlenecektir. Bu konuların, genellikle üzerinde bazı değişikliklerin yapılması hususunda grubumuz adına önergeleri hazırladık, bazı noksanları tamamlama düşüncesindeyiz.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun, Türkiye’de iş hayatını, Türkiye’deki istihdam durumunu, Türkiye’deki üretim durumunu hazırlayan ve bunu koordine eden ve bunun oluşumunu sağlayan bir kanundur. Her ne kadar ana kanun niteliğinde olsa bile, bu kanundan daha önce Türk borçlar kanunu daha öncelik taşımaktadır ve bu kanun da 23'üncü Dönem oluşturulan komisyon tarafından hâlen görüşülmektedir. Biz kişisel görüşümüz olarak, grup görüşümüz olarak, bu Türk borçlar kanununun daha önce görüşülmesini savunuyoruz ve bu kanun görüşüldükten sonra Ticaret Kanunu’nun gündeme gelmesini, devamlı, ısrarla söylüyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu kanun, Türk Ticaret Kanunu şu anda gündemimize gelmiş bulunmaktadır. Daha önceki konuşmacıların belirttiği gibi ben de ısrarla şunu söylüyorum: Bu kanunun şu anda büyük bir zorunluluk arz etme durumu var, kabul ediyorum ama bu kanunun bu kadar acilen gündeme gelmesinin nedeni de Avrupa Birliğinin, Avrupa’daki birçok devletlerin baskısı ile gündeme, bugün Meclise getirildiği görüşündeyim. Çünkü bu kanun 22’nci Dönem komisyonu tarafından görüşülmüş ve İç Tüzük’ün 77’nci maddesine göre hâlen Komisyonumuz tarafından görüşülmemiştir ve direkt bu madde doğrultusunda Meclisin gündemine gelmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bir konuya daha değinmek istiyorum. Ben Türk Ticaret Kanunu’nun geçmişi hakkında konuşmak istemiyorum. Ama şu andaki Türkiye’de bu Ticaret Kanunu kabul edilirse nasıl uygulanacak? Kimlere uygulanacak? Uygulanma sahasının durumu nasıldır? O konuda durmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye, tarihinin en büyük bunalım dönemini yaşamaktadır. Dün burada konuşan bazı bakanlar ve konuşan bakanların birçokları Türkiye’yi sanki üretici açısından, esnaf açısından, ticari işletmeler açısından güllük gülistanlık şeklinde tarif etmektedirler.

Değerli arkadaşlarım, bundan bir sene önce ve şu anda Anadolu’da kan ağlayan üretici vardır. Onlar hakkında da bu Hükûmet hiçbir tedbir almamıştır ve yine şunu söylüyorum: Anadolu’da küçük ve orta boy işletmelerin hepsi yok olmuştur. Kamu iktisadi teşebbüsleri, özelleştirme adı altında özelleştirilerek tamamen başkalarına peşkeş çekilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, bu Anadolu işletmesi, Anadolu üretimi hem üretim açısından hem işçi istihdamı açısından Türkiye'nin en büyük üretim kaynaklarıydı, maalesef bunların hepsi yok oldu.

Şimdi, küresel krizin Türkiye’yi vurduğu devamlı tartışılıyor. Değerli arkadaşlarım, Anadolu’yu bu kriz bir sene, iki sene, üç sene önce vurdu. Tamamen iş sahaları yok oldu. Üretim sahaları tamamen durdu. Pamuktan alın, incirden alın, üzümden alın, tütünden alın, nerede bu üretim sahaları? Fındık sahaları ne oldu? Bu üreticilerin durumu ne oldu? Hangi tedbirleri aldınız? Burada çok güllük gülistanlık söyleniyor.

Değerli arkadaşlarım, hiçbirisi gerçeğe uygun değil. Gidin Anadolu’ya üreticinin arasına girin, bakın, sorunlarını görün değerli arkadaşlarım. Burada konuşmakla olmuyor. Lütfen, lütfen tüm parlamenter arkadaşlarımız üreticinin arasına girsin, bu işletmelerin sahipleriyle görüşsün, Anadolu’da durumun ne olduğunu görürüz değerli arkadaşlarım. Bugün yıldızı parlayan -biraz önce konuştu çok değerli arkadaşlarım- Antep, Denizli, Kayseri, Bursa, İzmit gibi illerimizde işletmelerin nasıl mağdur olduğu görülmektedir. Bu, burada, değerli arkadaşlarım, açıkça söyleniyor. Ben şunu söylüyorum: Hükûmet şu anda hiçbir tedbir almamıştır. 350 milyon YTL bir yardım paketi sunmakta.

Değerli arkadaşlarım, bu paket, Sayın Başbakanın bir şirkete tanımış olduğu, bir şirkete kamu bankasından sağlamış olduğu 750 milyon doların yanında çok az kalmaktadır. Bu 350 milyon YTL’yi eğer dolar bazına vurursanız 250 milyon dolar eder ama bir şirkete 750 milyon dolar sağlandı. Değerli arkadaşlarım, Hükûmet, bu parayı Anadolu esnafına, Anadolu’daki işletmelere tanımış olsaydı bu kriz hafif bir şekilde atlatılırdı. Biz, televizyonlarda, ağlayan, gözyaşı döken, gözyaşını su diye içen o emekçileri göremezdik değerli arkadaşlarım. Devlet bunlara sahip çıksın, biraz vicdanları sızlasın değerli arkadaşlarım.

Şu anda ekonomide iki tane teori çıktı, bir tanesi: Krizin teğet geçtiği teorisi. İnşallah bundan sonra doktora yapacak olan ekonomistler bunları esas alır. Çok Değerli Komisyon Başkanı da ticaret hukukunda teğet geçmenin ne olduğunu bir teori şeklinde açıklar.

Değerli arkadaşlarım, yine bütün bu olumsuzlukların yanında, bütün bu kötü gelişmelerin yanında bir şey daha söylendi: Bu da ekonomiye, herhâlde, hukuk terminolojisine girecektir  “hamdolsun” şeklinde. Bunu da inşallah, bundan sonra hukuksal teoride göreceğiz. Bunu hep beraber inceleyeceğiz değerli arkadaşlarım.

Şunu söylüyorum: Anadolu ağlıyor, Anadolu sızlıyor, İstanbul’da, Ankara’da büyük işletmeler tamamen kilitle kapanıyor. Biz hâlen tedbir paketini sunmadık, ne yapacağımız belli değil. Hükûmet olarak hangi tedbir alınacağı belli değil değerli arkadaşlarım. Yine başta söylediğim gibi, sayın bakanlar buraya çıkıyor, güllük gülistanlık şeyden bahsediyor. Tepeye çıktık, aşağı inişi söylüyorlar. Hangi iniş arkadaşlar? Her akşam 1.500, 2 bin, 3 bin tane işçi çalıştıran, istihdam eden kuruluşlar kapanıyor değerli arkadaşlarım. Televizyon programlarında görüyoruz, televizyonlarda görüyoruz; bu halkın ağlamasını görüyoruz, çocuğunu okula gönderemediğini görüyoruz, evine, çocuğuna süt alamadığını söylüyor değerli arkadaşlarım. Ekonomi bu mudur? Devlet yönetme bu mudur?

Değerli arkadaşlarım, bu Hükûmet bir ekonomik krizle geldi, 2001 kriziyle geldi. Değerli arkadaşlarım, 2001 krizinden çok daha büyük bir kriz yaşamaktayız  ve Hükûmetin, maalesef, bu krize tedbir almadığını söylüyoruz, bir önlem almadığını söylüyoruz. Emeğin, insan gücünün en yüce değer olduğunu herkes bilmektedir ama maalesef, hiçbir tedbir alınmamakta, her şey kötüye gitmektedir. Buna artık dur demenin zamanı geldi. Buna dur diyecek olan yüce Parlamentodur değerli arkadaşlarım. Gerçek uyarıları yapmalı, gerçek tedbirleri almalıdır.

İşte, değerli arkadaşlarım, bugün gündemde olan, görüşmekte olduğumuz kanun tasarısı hangi işletmeye uygulanacak, hangi işletmenin durumunu düzeltecek, hangi rekabeti önleyecek? Üretim yok ki rekabet olsa değerli arkadaşlar!

Değerli arkadaşlarım, hangi işletme tescil olacak? Yok ki! Hep kapanıyor işletmeler değerli arkadaşlarım. Ama biz, bu kanun tasarısında bugün tescili konuşacağız. Biz bu kanun tasarısında unvan konuşacağız. Hangi unvanı vereceğiz değerli arkadaşlarım? Yok ki sahası. Kim ticari işletme kurup da unvan alacak, unvan tescil ettirecek?

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin manzarası bu. Türkiye’de böyle bazı kanunları boyama şeklinde kamuoyuna sergileyip burada konuşmayla olmuyor değerli arkadaşlarım. Türk ekonomisi kötüye gidiyor, bunu açıkça ortaya koymak lazım. Türk üreticisi perişan, Türk emekçisi perişan, Türk işletmecisi perişan ama tedbir yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

RAHMİ GÜNER (Devamla) – Şunu söylüyorum: İki tane teoriyle gündeme geliyorlar. Başta söylediğim gibi “Teğet geçme”, “Hamdolsun.” ve bunlarla halk kandırılma noktasına geliyor. Şimdi de bir teori daha geldi, “İnişe geldik.” Nereden inişe geldik biz? Ekonomide inişe geldik, ekonomide bataklığa geldik.

İşte değerli arkadaşlarım, biz Türkiye'nin bu manzarasında, Türkiye'nin bu ekonomik düzeyinde Türk Ticaret Kanunu’nu konuşuyoruz; Türk Ticaret Kanunu Türk ekonomisini, Türk işletmeciliğini, Türk esnafını nasıl düzenleyecek, nasıl daha iyi bir duruma getirecek, onu görüşüyoruz ama konusu kalmamış, konusu dağılmamış bir konudur.

Hepinizi saygıyla selamlıyor, saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Güner.

Demokratik Toplum Partisi Grubu adına Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır konuşacaktır.

Buyurunuz Sayın Bayındır. (DTP sıralarından alkışlar)

DTP GRUBU ADINA SEVAHİR BAYINDIR (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde Demokratik Toplum Partisi adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde ticari alanda yaşadığımız en büyük sorunlardan biri de haksız rekabettir. Bu konu ikinci bölümün önemini de açığa çıkarmaktadır. Haksız rekabet konusunda çok ciddi sıkıntılar olmakla beraber, özellikle Avrupa Birliği hukukuna uyum sağlanması açısından atılacak önemli adımlar vardır. Genel olarak dürüstlük kurallarına aykırı olarak rekabeti bozan eylemlerin tümüne haksız rekabet denmektedir. Rekabetin sınırlamasına yönelik pek çok ülkede eylemleri engellemek için kamu hukuku ağırlıklı rekabetin korunması kanunları kabul edilmiştir. Aynı amaçla ülkemizde, 12/7/1994 tarihli Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kabul edilmiştir.

Rekabetin haksız olarak bozulması ise kaynağını Medeni Kanun’un 2’nci maddesinden alan dürüstlük kurallarına aykırı olarak rekabet etme hakkının kötüye kullanılmasıdır.

Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi, rekabet yapmak, kişilerin girişim özgürlüğü içerisinde değerlendirilebilecek bir haktır. Haksız rekabet kavramı ise rekabet etme hakkının dürüstlük kurallarına uygun olarak kullanılmasının teminine yönelik kurallar getiren ve bu hakkın dürüstlük kurallarına aykırı olarak kötüye kullanılması hâlinde gerekli müeyyideleri öngören kuralları kapsamaktadır. Bu çerçevede, haksız rekabet kurallarının dayandığı prensip, özellikle ticari hayatta herkesin ahlak kurallarına uygun olarak kendi emeği nispetinde netice alması açısına dayanan emek ilkesidir. Bu prensibe göre esasen günlük yaşamın her alanında, özellikle ticari hayatta başarı kazanmak, ekonomik faaliyetlerini geliştirmek, kendi mal ve hizmetlerinin tanıtımını yapmak, talebini artırmak veya benzer faaliyetlerde bulunmak isteyen kişi, bu faaliyetlerini kendi haklı emeğine dayandırmak zorundadır.

Sayın üyeler, bilindiği gibi ülkemiz korsan yayıncılık cennetidir. Uluslararası kuruluşlara göre Türkiye dünyanın en kötü korsan piyasalarından biri olarak kabul edilmektedir. Korsan eser kullanımı, akla ilk gelen sokaklarda bandrolsüz satılan kitap, kaset ya da CD’yle sınırlı değildir. Hak sahibinden izin alınmadan çoğaltılan ya da topluma iletilen her ürün korsan eser kullanımıdır. Bu konuda bir türlü gereken önlemler alınmadığı gibi, dış yatırımcıların ülkeye yatırım yapmalarının önünde de en büyük engellerden bir tanesidir. Özellikle her alandaki yabancı markaların taklitleri Türkiye’de çok rahat bir şekilde üretilip ticareti yapılabiliyor. Bu da yabancı yatırımcının haksız rekabet nedeniyle güveninin kırılmasına ve yatırım yapmaktan vazgeçmesine neden olmaktadır.

Sayın milletvekilleri, tasarı ile öngörülen özel haksız rekabet hâlleri ve bunların uygulamaya nasıl yansıyacağı hususu üzerinde özellikle durulmalıdır. Yürürlükteki Ticaret Kanunu’nun 57’nci maddesi ile görüşmekte olduğumuz tasarının 55’inci maddesi arasındaki temel fark, düzenlenmiş bulunan özel haksız rekabet hâllerinin sayısındadır. Tasarının 55’inci maddesinde toplam 22 adet özel haksız rekabet hâli öngörülmüş olup bu sayı yürürlükteki Kanun’un 57’nci maddesinde 10’dur. Tasarı ile mevcut özel haksız rekabet hâllerine ek olarak 12 adet haksız rekabet hâli daha öngörülmektedir.

Tasarının 55’inci maddesinde düzenlenen haksız rekabet hâllerine içerik olarak baktığımızda, mevcut Türk Ticaret Kanunu’nun 57’nci maddesinde düzenlenmiş olan hâllere ilave olarak getirilen haksız rekabet hâllerinin, rakipleri korumak yanında özellikle tüketicinin sömürüsünü engellemek ve kamu menfaatlerini korumaya ağırlık verdiği görülmektedir. Ancak bu durumların uygulamaya nasıl yansıyacağı konusunda, özellikle bu durumların tespiti ve dava yoluyla talepleri yönünden fazla iyimser olmamak  gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü genelde düşük rakamlarla alışveriş yapan tüketici yönünde uğranılan zararın dava yoluyla talebi pek tercih edilecek bir yol değildir. Bu nedenle, özellikle tüketici örgütleri ile ekonomik ve mesleki birliklerin, tasarı madde 56/3’te öngörülen davaları açma konusunda çok daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Ancak tüketici örgütleriyle ekonomik ve mesleki birliklerin dava haklarını kullanabilmeleri açısından zarar görme veya zarar tehlikesi şartının aranması bu yolun daha etkili bir şekilde kullanılmasına engel teşkil etmektedir. Çünkü bu haklar zaten mevcut kanunla tanınmış fakat bugüne kadar pek uygulanmamıştır. Tasarıyla bu konuda getirilen en önemli değişiklikle, anılan örgüt ve kuruluşların dava haklarını kullanabilmeleri açısından üyelerinin haksız rekabet eylemlerinden zarar görme veya zarar tehlikesi içerisinde bulunmaları şartı kaldırılmıştır. Bunun ise uygulamaya nasıl yansıyacağını, bu haklar kendilerine tanınan, öngörülen kişiler ve diğer kişilerin bu haklarını kullanımdaki becerileri, mahkemelerin süratli karar vermesi ve kararın yerine getirilmesindeki etkinlik belirlemektedir.

Rekabet genel olarak emeğin korunması ya da haksız yere kazancın önlenmesine dönük bir tedbir olmasına rağmen, ne yazık ki şu anda Türkiye koşullarında kepenk kapatma rekabeti yaşanmaktadır. Yani teorik olarak kanunda öngördüğümüz sistemli, işleyen bir mekanizma için geçerlidir. Ama ne yazık ki şu an global kriz ve bu krizin en fazla etkilediği ülkelerden biri sıralamasında yer alan Türkiye bu krizin sonuçlarını bir yandan örterken, hayatın içinde toplum, esnaf, üretici bu kalite rekabeti yerine, daha iyi üretim rekabeti yerine ne yazık ki kepenk kapatma rekabetiyle yüz yüze kalmaktadır. Hükûmetimiz bu konuda çok başarılı olmuştur. Kepenkleri kapattırma rekabetinde başarılı bir rotada yer almaktadır.

Umarız, bu siyasi iktidarın bu gerçekliğini gören toplum bu konuda daha doğru siyaset tercihinde iyi bir rekabete girecektir. 

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bayındır.

Şahıslar adına Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen.

Buyurunuz Sayın Ekmen. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Süreniz beş dakikadır.

MEHMET EMİN EKMEN (Batman) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

On yılı aşkın bir emeğin ve ortak aklın ürünü olarak gündemimize gelen Türk Ticaret Kanunu Tasarısı birtakım tartışmaları ihtiva etse de ticaret hayatımıza birçok kolaylık ve yenilik getireceği açıktır.

İkinci bölümü oluşturan 30 ve 60’ıncı maddeler arasında ticaret sicili, ticaret unvanı ve işletme adına ilişkin hususlar yer almakta olup 54 ve 63’üncü maddeler arasında ise haksız rekabete ilişkin hükümler düzenlenmiştir.

Bu bölümün, şüphesiz, en dikkat çekici ve ticari hayatımız açısından, fikrî ve sınai hakların teminat altına alınması açısından en önemli düzenlemesi haksız rekabettir. 54’üncü maddede “Haksız rekabet” “Öz olarak ticari bir ilişkinin bütün katılanların menfaatine dürüst ve bozulmamış bir rekabet ortamında yapılmasının sağlanması.” olarak tarif edilmiştir. Yasanın 55’inci maddesinde, alt fıkralarıyla birlikte yirmiye yakın haksız rekabet fiili tek tek sayılarak belirtilmiştir.

Yürürlükteki Yasa’da yer alan haksız rekabet sebepleriyle bu yasadaki düzenleme karşılaştırılarak dikkate alındığında, ticari hayatta meydana gelen gelişmeler, yüksek mahkeme Yargıtayımızın içtihatları, uluslararası sözleşmeler, farklı gelişmiş ülkelerin haksız rekabete ilişkin mevzuatı ve Avrupa Birliği müktesebatı esas alınarak söz konusu düzenlemeler yapılmıştır.

Şüphesiz ki bu düzenlemelerin Türkiye’de gerek yerli sermayemizin gelişmesi ve yerli sermayemizin kat ettiği ticari, sınai ve fikrî hakların teminat altına alınması gerekse de uluslararası dolaşımda bulunan sermayenin, özellikle reel sektörde hizmet gören farklı ülkelere ait sermayenin ülkemizdeki haklarının teminat altına alınması açısından çok önemli olduğu açıktır.

Tasarının 56’ncı maddesi ve devamında ise haksız rekabetten mağdur olan tarafların hukuki hakları düzenlenmiştir. Böylelikle haksız rekabete dayalı olarak mağdur tarafın tespit, eda, tazminat ve ceza davaları ile sınai, fikrî ve diğer haklardan doğan mağduriyetleri teminat altına alınmıştır. Şüphesiz, gelişmiş ülkelerde ticari alanda sıklıkla karşılaşılan en büyük problemlerden biri haksız rekabete dayalı hak ihlalleridir. Bu yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, elbette ki bu alanda çok yeni, çok farklı devrim niteliğinde birtakım değişikliklerin getirileceğini ileri sürmek doğru olmaz. Ancak mevcut Türk Ticaret Kanunu’nda ve rekabetin korunmasına ilişkin kanunda yer alan yasal mevzuatın, ticari hayatın, ticari işletmelerin ülkemizin gelişen sanayisinin, gerek ihracatla birlikte gerekse de uluslararası doğrudan yabancı yatırımcının ülkemize gelmiş olmasıyla birlikte ihtiyaç duyulan birtakım hukuki teminatların bu yasayla birlikte daha ciddi şekilde uygulanabilir olduğu ve teminata bağlandığı bir gerçektir.

Bu bağlamda, yeni Türk ticaret kanunumuzun ülkemize ve ticaret hayatımıza hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Ekmen.

Şahıslar adına ikinci söz Adıyaman Milletvekili Ahmet Aydın’a ait.

Buyurunuz Sayın Aydın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AHMET AYDIN (Adıyaman) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın ikinci bölümü üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ayrıca bugün 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü. Bu vesileyle, değerli engelli kardeşlerimin bu günlerini kutluyor ve inşallah bundan sonraki süreçte de yapmış olduğumuz yasal düzenlemelerle birlikte çok daha sağlıklı engelsiz günler yaşanacağı umuduyla, kendilerine bugünün başarı, sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum.

Değerli milletvekilleri, söz almış olduğum bu ikinci bölüm 31 ile 60’ıncı maddeler arasını kapsamaktadır. Yaşayan bir sistem, âdeta bir organizma olan hukuk, çevrenin, yaşamın ve ilişkilerin gelişimi ve değişimi çerçevesinde kendini geliştirerek olaylara ve durumlara olan bakışını da yenilemektedir. Pek tabii ki, bu, tüm hukuk sistemlerinde olağan bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda ele almamız gereken ve yenilenen Türk Ticaret Kanunu’nda da gelişen ve değişen teknolojiyle beraber dünya ekonomik ve sosyal sistemi içerisinde sorunlara net, hızlı ve pürüzsüz bir şekilde cevap verebilecek şekilde ele alınması da kaçınılmazdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle Avrupa Birliği katılım müzakereleri sürecinde ve uluslararası piyasalarla uyum çerçevesinde de konuya baktığımız zaman çağdaş standartlarda bir ticaret hukuku düzenlemesi gerekliliğini de görmekteyiz. Ticaret sicili, ticaret unvanı ve işletme adıyla haksız rekabete değinilen Türk Ticaret Kanunu’nun bu ikinci bölümünde getirilen yeniliklerle, biraz önce bahsettiğim gibi, doğabilecek olan sorunlara ve genel işleyişe dair çözümler yeniden ele alınarak değerlendirilmiş bulunmaktadır.

Ticaret siciline ilişkin hükümlerde Avrupa Topluluğunun şirketlere ilişkin birinci yönergesine ve eklerine uygun gelişmelerin ve gereksinimlerin gerekli kıldığı şekilde de değişiklikler yapılmıştır. Bunların başında, tescil ve ilana tabi konuların düzenli olarak depolandığı ve elektronik ortamda kullanıcılara sunulabildiği bir bilgi bankasının Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği nezdinde kurulması gelmektedir. Bu yenilik, öncelikle elektronik ortamda çalışan yerel, daha sonra da tek merkezi ticaret sicile geçişi kolaylaştıracaktır.

İkincisi, ticaret sicilinin tutulmasından doğan zararlardan devletin sorumluluğu hakkındaki hükümlerin yeniden sisteme alınmasıdır.

Bir üçüncüsü de görünüşe güven ilkesinin kanuna güçlü bir şekilde yansıması, hukuki işlemlerde sicilin olumlu işlevinin kesin çizgilerle tanımlanmasıdır.

Yine, 6762 sayılı Kanun’da yetersiz kalan ticaret unvanının tecavüze uğraması hâlinde açılabilecek davalar, istenebilecek tazminat ve zaman aşımı konuları açığa kavuşturulmuştur. Ayrıca, getirilen yeni kurallarla bu tasarının fikrî mülkiyete ilişkin kanun hükmünde kararnamelere uyumu da sağlanmış bulunmaktadır. Genel olarak 6762 sayılı Ticaret Kanunu’nun ilgili maddeleri temel alınarak yapılan düzenlemede de, az önce değindiğim üzere, gerekli düzenlemeler ve yapılan eklemelerle günün şartlarına uygun bir hâle getirilmesi çalışılmıştır. Özellikle ekonomik değerlerin para miktarı gibi günümüz şartlarına uygun bir hâle getirilmesi sağlanmıştır. Avrupa Topluluğu şirketler hukukuna ilişkin yönerge de göz önünde bulundurularak mevcut kanunların revize edilmesi sağlanmış bulunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli üyeler; diğer taraftan 6762 sayılı Ticaret Kanunu’na baktığımız zaman haksız rekabete ilişkin ilgili hükümlerin kaynağının 1943 tarihli İsviçre’nin haksız rekabete dair kanunu olduğunu görmekteyiz. Zaman içerisinde ve değişen, gelişen şartlar göz önüne alındığında bu kanunda ilgili ülkede yani İsviçre’de 1986 yılında gerekli değişiklikler yapılmış ve güncelleştirilmiştir. Türkiye ise ilk kez 1994 yılında rekabeti düzenleyen kanun hükümlerine sahip olmuştur. 1994 tarihli 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ise İsviçre’den değil Roma Anlaşması’na dayanan Avrupa Topluluğu Anlaşması’nın ilgili hükümlerinden alınmıştır. Avrupa Topluluğu ülkeleri ise 2005 yılında yayımladığı haksız iş uygulamalarına ilişkin yönergeyle de tüketici merkezli olarak konuya yaklaşmış ve koruma altına almıştır. Bu bağlamda baktığımız zaman da yönergenin tasarıya yansıtıldığını görmekteyiz.

Haksız rekabete ilişkin kuralların amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Yanıltıcı, incitici, kötüleyici beyanlar, aşırı reklamlar ve rekabet bozucu satış yöntemleri engellenmiş olacaktır. Haksız rekabet alanında ayrıca çağdaş içtihatlar ve öğretiyle oluşan birikim özenle korunmuştur.

Sayın Başkan, değerli üyeler; sonuç olarak, görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ülkemize, milletimize hayırlara vesile olmasını diliyor; çağdaş, günün şartlarına uygun, aksaklıkları önleyici, sorunlara hızlı ve makul bir şekilde cevap verebilecek olan bu yasa tasarısının Genel Kurulumuzdan geçeceği inancıyla ve ayrıca engelsiz bir yaşam dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aydın.

Sayın milletvekilleri, şimdi soru-cevap işlemine geçiyoruz. On beş dakika soru-cevap işlemi için süremiz var.

Sayın İnan, Sayın Aslanoğlu, Sayın Kaplan, Sayın Akkuş, Sayın Yunusoğlu, Sayın Özkan, Sayın Durmuş, Sayın Aydoğan, Sayın Akcan ve Sayın Yalçın ilk gördüklerim, sisteme girmişlerdir.

Süremiz on beş dakika olduğu için yarısını soru soracak arkadaşlara, yarısını da cevaba ayıracağım. Onun için, soru soracak arkadaşlarımızın, lütfen çok kısa bir şekilde, sadece soru sormalarını rica edeceğim herkes rahatlıkla sorularını sorabilsin diye.

Süre başladı.

Sayın İnan, buyurunuz.

MÜMİN İNAN (Niğde) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, şu anda hem Türkiye’de hem de Niğde ilimizde hem üretim hem de ticaret neredeyse durma noktasına gelmiştir. Niğde Organize Sanayi Bölgesi’nde ne yazık ki kırk yıldan beri kurulu bulunan şirketler bugünden itibaren işçi çıkarmaya başlamışlardır. Bazıları işçilerini yarıya, bazıları da tamamen fabrikalarını kapatmak suretiyle Niğde’deki üretim ve ticari faaliyetlerine son vermişlerdir. Bu, son derece tehlikeli bir hadisedir. Esas tehlikeli hadise teşvik uygulamasının yıl sonunda dolacak olmasıdır. Niğde’de ve Türkiye’de diğer illerde teşvik uygulamalarının devam etmesi bu ekonomik krizden çıkışın bir noktası olarak görülebilir. Teşvik uygulamalarının uzatılmasını düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum efendim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın İnan.

Sayın Aslanoğlu

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Bakan, geçen hafta da bahsettim, Çek Kanunu’ndan dolayı, çekte cirantalar, ihtiyati hacizlerden dolayı artık tüm ticari yaşamlarını kaybetmek üzeredirler. Hiçbir günahı… Sadece binlerce çek ciro etmiş, vermiş, vadelerine, bir ay, iki ay, on beş gün kala tüm çekleri aynı anda bir tüccara “Getir, bunu öde.” dersen kimse bunu ödeyemez. O bankalar bu çekleri bu vadelerde bilerek almışlardır, bu kredinin tasfiyesinin bu şekilde yapılacağını görerek almışlardır ama daha vadesi gelmeyen, bir insanın cirantadan dolayı… Bir çekte on ciranta varsa, on cirantanın üzerine aynı çekle ihtiyati tedbir kararı aldırıyorsun ve ihtiyati haciz uyguluyorsun. Bu insanların artık bankalarla tüm ilişkileri kesiliyor, diğer tüm bankalar üzerlerine geliyor. Onun için, Ticaret Kanunu’ndan daha büyük, daha önemli konu budur, bugün piyasanın içinde olduğu koşullar da budur. Mutlaka mutlaka bunun ya bankalara bir şekilde… Ben bunu yetkililere, ilgili bakanlıklara söylememe rağmen aynı işlemler devam ediyor. 10 kişinin -size geçen takdim etmiştim, yine getirebilirim- ihtiyati hacizle, bu insanların tüm ticari yaşamları, onurları, şerefleri, haysiyetleri yok ediliyor. Bu konuda acil, acil, acil önlem almayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aslanoğlu.

Sayın Kaplan…

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakan, 1996’dan bu yana gümrük birliği, özellikle son yıllarda, Türkiye aleyhine işliyor. Avrupa Birliği dış ülkelerle, Çin, Hindistan ve diğer Asya ülkeleriyle olan dış ticaretinde onların yıkıcı rekabetine karşı bir şey yapamıyor çünkü gümrük birliğine göre Avrupa Birliği bu ülkelere ne tarife uyguluyorsa Türkiye de ona uyuyor. Bu durumda, Asya’ya girişte ithalata dayanıklı ve toleranslı bir yaklaşım için yeni kriz paketinizde, Avrupa Birliğinin dayattığı gümrük tarifelerini uygulamak zorunda bırakan gümrük birliğini masaya yatırmayı düşünüyor musunuz?

Yeni pakette, özellikle kriz karşısında cari açık sorununu aşmak açısından bir çabanız var mı?

KDV indirimi yanında, ayrıca işçi, memur vergilerinde indirim düşünüyor musunuz? Aynı yaklaşım için, ÖTV, yani dolaylı vergide de tüketiciyi korumak için bir indirim çalışmanız var mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

Sayın Akkuş…

AKİF AKKUŞ (Mersin) – Sayın Başkan, Sayın Bakanım; son zamanlarda iflas eden, küçülmeye çalışan ve işçi çıkaran iş yerleri ile ilgili birçok haberler almaktayız. Bu durumda olan işletmeler, daha ziyade kredi taksitlerinin geri ödenmesinde ve taahhütlerini yerine getirmede zorlanıyorlar. Bir tedbir olarak, bunların bu yükümlülüklerinin beş altı ay ötelenmesi bu işletmelerin birçoğunu iflastan ve birçok vatandaşı işsiz kalmaktan kurtaracaktır. Bu konuda bir çalışmanız var mı; yoksa, çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akkuş.

Sayın Yunusoğlu

SÜLEYMAN LÂTİF YUNUSOĞLU (Trabzon) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, malumunuzdur ki birçok vatandaşımız bankalardan aldığı kredi kartları dolayısıyla borçlarını ödeyememekle karşı karşıya kalmaktadırlar. Bu hem ticari hayatımızı olumsuz etkilemekte hem de ailelerin dağılmasına sebep olabilecek birtakım facialar yaşamamıza sebep olmaktadır. Dolayısıyla, bu kredi kart mağdurlarının mağduriyetlerinin önlenmesi ve ticari hayatımızın canlanmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır? Bu konuda bir düzenleme yapmayı düşünüyor musunuz?

BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Yunusoğlu.

Sayın Özkan...

RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, Ticaret Kanunu’nu görüştüğümüz bugünlerde, hamdolsun krizin teğet geçtiği, hatta inişe başladığı duyumlarını Sayın Başbakanın dilinden duyuyoruz. Ancak birçok büyük fabrikada beyaz yakalıların mavi yakalıya, mavi yakalıların da iş bıraktırıldığına şahit oluyoruz. Bu konuda ekonomik bir paket açıklayacak mısınız? Politikalarınızda KDV’yi aşağıya çekmeyi düşünüyor musunuz? İşçi çıkarılışlarını nasıl açıklarsınız?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özkan.

Sayın Durmuş...

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, son ekonomik kriz dolayısıyla Türkiye’de küçük esnaf ve perakendeci esnaf batmış durumdadır. Haksız rekabetle yandaş toptancılardan gıda paketi alan Hükûmetimiz, muhtaç insanlara gıda paketi yerine hazır para vererek perakendecileri kurtarmak için bir ekonomik kriz paketi hazırlıyor mu?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Durmuş.

Sayın Aydoğan

ERGÜN AYDOĞAN (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Uygulanan ekonomik program sonrasında yaşanan sorunlar ve krizle birlikte işini sürdüremeyen, kapatan, ödeyemediği çek ve senetler nedeniyle sicili bozulan sayısız ticaret erbabımız bulunmakta. Bu durumdaki ticaret erbapları ile ilgili düzenleme yapılacak mı? Yeni bir sicil düzenlemesi ve sicil affı düşünülüyor mu? Başbakan paketin uygulamaya konulduğunu ifade ediyor fakat paketten reel piyasanın ve ticaret dünyasının haberi yok. Bu görünmeyen paketin içeriği nedir?

İmralı’daki inşaatın durumu nedir? Bu yaşanan krizler İmralı’daki inşaatı etkileyecek midir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Aydoğan.

Sayın Akcan…

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Sayın Başkanım, ben Sayın Bakanımı hazır burada bulduğum için bu soruyu yöneltiyorum, doğrudan kanunla ilişkisi olmayabilir.

Geçen hafta sonu Sayın Bakanımın Müsteşarı, Bakanlık Müsteşarımız, bir basın mensubunun bir açılışta sorduğu soruya verdiği cevapta, İmralı’daki ek ceza infaz binasının devletin ihtiyacı olduğunu ifade etti ve arkasından, hangi tip mahkûmların orada alıkonulacağı sorusuna da “Bu henüz belirlenmedi.” diye ifade etti. Henüz belirlenmemiş mahkûm veya mahkûm tipi ortadayken hangi ihtiyaca binaen bu planlama yapıldı? Onu merak ettiğim için bu soruyu yöneltiyorum.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Akcan.

Sayın Yalçın…

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, bu tasarının genel gerekçesinde, madde gerekçelerinde birçok vesileyle şeffaflık ilkesi, hesap verilebilirlik ilkesi, sözleşme serbestisi, ticari rekabet gibi ilkeler ifade edilmekte ve dünyayla, özellikle Avrupa Birliğiyle uyumdan bahsedilmektedir.

Sayın Bakanım, 2003’te çıkardığınız bir yasal değişiklik ile belediyeler kendi şirketlerine ihale verebiliyorlar, yani hem ihaleyi yapan makam belediye hem alan makam belediye. Bu durum sizin şeffaflık anlayışınızla ne derece bağdaşıyor? Şeffaflık ilkenizi siyasette de hâkim kılmayı düşünür müsünüz? Örneğin dokunulmazlıkları kaldırmayı düşünür müsünüz? Siyasetin finansmanını da şeffaflaştırmayı düşünür müsünüz? Belediye şirketlerinin de aynı ilkeler doğrultusunda serbest rekabet içerisinde ticaret yapmasını temin etmeyi düşünür müsünüz?

Çok teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yalçın.

Sayın Özensoy

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Teşekkür ederim Sayın  Başkanım.

Sayın Bakanım, kanunda kooperatifler de şirket hâline geliyor, yani ibare getiriliyor. Bütün bunlardan dolayı da bu kooperatiflerin tabelaları değişmek durumunda. Acaba Türkiye genelinde sırf bu yüzden ne kadar bir yük gelecek, bunun hesabını yaptınız mı?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Özensoy.

Sayın Yüksel…

CÜNEYT YÜKSEL (Mardin) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Bakanım, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda tacirin hangi belgeleri saklaması gerektiği öngörülmektedir?

İkinci sorum: Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nda haksız rekabetin varlığı hâlinde tüzel kişilerin ceza sorumluluğunda ne gibi değişiklikler olmuştur?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yüksel.

Son bir söz var, onu da verince bütün istekler yerine gelmiş olacak.

Sayın Bulut…

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) – Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Bakanım, Diyanet İşleri Başkanlığı hacı adaylarımıza Çin malı valiz dağıttı. Bunu Diyanet İşleri Başkanlığına sordum “Türkiye’de yerli ürünler varken niçin Çin malı ürünleri veriyorsunuz?” diye. Bana verilen cevapta ise “Şu ana kadar dağıtılan valizlerden herhangi bir şikâyet gelmedi.” denildi. Başbakanın “Yerli malı kullanın.” genelgesine rağmen Hükûmete bağlı kurumların Çin malı ürünler alması konusundaki düşüncelerinizi alabilir miyim?

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bulut.

Buyurunuz Sayın Bakan.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, 10 civarında değerli milletvekili arkadaşımız soru yönelttiler. Bu sorulara bana ayrılan süre içerisinde mümkün olduğunca cevap vermeye çalışacağım.

BAŞKAN – Sayın Bakan, ek iki dakika daha olabilir. Çalışma süremiz saat 13.00’te bitecek, o zamana kadar cevap verebilirsiniz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Peki Sayın Başkanım, teşekkür ederim.

Önce, Adalet Komisyonu Üyesi Değerli Arkadaşım Metin Çobanoğlu grubu adına biraz önce yapmış olduğu konuşmada da bana bir soru tevcih etmişti, izin verirseniz oradan başlamak istiyorum. Konuşmanın içerisinde benim açıklama yapmamı arzu ettiği bir soruydu.

Kendisi, bu kanunda sermaye şirketlerinin sadece web sitesiyle ilgili düzenlemeleri gördüğümüzü veya buna rastladığımızı ancak yeni gelişmelere elektronik işlemler ve bilgi toplumu hizmetleri açısından fazlaca yer verildiğine rastlamadığını ifade etti ve bu konuda benim bir açıklama yapmamı arzu eden bir ifade kullandı yanlış hatırlamıyorsam. Bu soruya kısaca cevap vermek istiyorum.

Sayın Çobanoğlu tabii haklıdır, sermaye şirketlerimiz bu kanunla web sitesi kurma gibi bir zorunlulukla karşılaşacaklardır ancak bilgi teknolojilerindeki gelişmelerin bu Ticaret Kanunu’na yansıması sadece web sitesi kurmaktan ibaret değildir, tüm teknik gelişmeler bu tasarıda yoğunlukla yer almıştır. İnternet sitesi kurma dışında şu teknik açılımlar da bu yasada değişik maddelerde bulunmaktadır: Örneğin, tasarının 64 ve 65’inci maddelerinde düzenlenen elektronik muhasebe bu doğrultuda getirilmiş yeni bir yaklaşımdır. Belgelerin elektronik ortamda saklanması yine aynı şekilde değerlendirilebilir. Elektronik imza, ki bu tasarının 1526’ncı maddesinde düzenlenmiştir; bu konuyla ilgili sanıyorum biraz daha açılım getirecek olan bir önerge de hazırlanmıştır, madde sırası geldiğinde bu konuyu da değerlendireceğiz. Elektronik ortamda konşimento yani denizcilikle ilgili elektronik taşıma senedi ve sigorta poliçesi, elektronik ortamda genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının yapılması gibi düzenlemelere bu tasarıda bolca yer verildiğini ifade etmek isterim.

Şimdi, söz alan ve bana soru yönelten arkadaşlarımızın aşağı yukarı büyük bir çoğunluğu şu anda tüm dünyanın içinden geçtiği ekonomik kriz ve tabii ki bunun Türkiye’deki yansımalarıyla ilgili piyasadaki gelişmeler konusunda değerlendirmeler yaptılar ve benim bu konuda Hükûmet olarak ne gibi tedbirler aldığımız konusunda açıklama yapmamı arzu ettiler.

Değerli arkadaşlarım, şunu hemen ifade etmek durumundayım: Yaşadığımız şu süreçte tabii ki piyasada bir durgunluk yaşanmaktadır. Tüketici durumundaki vatandaşlarımız harcamalarını kısmakta “Acaba yarın ne olacak, alışveriş yapsam mı yapmasam mı” tereddüdü yaşamaktadır. Tabii ki bu, Türkiye’de alışverişi ve ticareti olumsuz etkilemektedir.

Esnafımıza, sanatkârımıza ve tüccarımıza şu dönemde mutlaka kimilerinin “can suyu” tabir ettiği, kimilerinin “kredi” dediği birtakım ekonomik imkânlar sağlanmasının gerekliliğini biz de biliyoruz. Nitekim 350 milyon YTL mesabesinde bir yıl vadeli ve faizsiz, üç ay ödemesiz bir uygulamanın başladığını hepiniz biliyorsunuz. Ancak sizinle paylaşmak istediğim şu düşüncedir: Şu süreçte piyasanın kredi ve ekonomik destek yanında bir o kadar bir şeye ihtiyacı var, o da moraldir. Yani piyasanın bu süreci başarıyla atlatabilmesi için, Türkiye’nin bu ekonomik sıkıntıları başarıyla geride bırakabilmesi için para kadar önemli bir şey daha var, o da moraldir. O bakımdan -tabii ki, ben Hükûmet adına konuşuyorum- muhalefet partili arkadaşlarımız bu süreçte tabii ki, eleştirel yaklaşımlarda bulunacaklardır, konuşurlarken işte “piyasa battı, esnaf yok oldu, piyasada yaprak kımıldamıyor, çok kötüye gidiyoruz” söylemini kullanacaklardır. Ancak bunlar, para kadar önemli olan moral desteği olumsuz etkileyen beyanlardır. Hükûmet olarak tabii ki, bu işten biz sorumluyuz, şu anda icra mevkisinde olan biziz, Hükûmetiz. Türkiye iyiye de gitse, kötüye de gitse bu konuda birinci derecede sorumlu olan Hükûmettir. Ancak ben biraz önce muhalefet partilerine mensup bir arkadaşımızın konuşmasındaki bir cümlenin altını çizmek istiyorum: “Bütün bu yaşananlardan tabii ki siyaset sorumludur, biz muhalefette de olsak, kuşkusuz ki bunlardan biz de etkileniyoruz.” demiştir. Benim de katıldığım bu tespit doğrultusunda diyorum ki, tabii ki sorular soracaksınız, değerlendirmeler yapacaksınız ama bu değerlendirmelerde ve sorularda piyasaya umut verecek, onların moralini büsbütün bozacak ifadelerde bulunmaktan kaçınırsak, inanıyorum ki şu süreci atlatmada el birliğiyle hareket etmiş ve Türkiye’nin içinden geçtiği bu süreçte ekonomik krizi atlatmada el birliğiyle yardımcı oluruz diye düşünüyorum.

Bir doktor, hastasını muayene ettiğinde gerçekten birtakım olumsuz bulgulara rastlamışsa o hastasına “Kardeşim, eyvah, sen neredeydin bu zamana kadar, senin durumun iyi değil, herhâlde yolcusun.” demez. “Çok iyisin kardeşim. Biraz daha sabret, şu ilaçları kullan, mutlaka iyileşeceksin.” der.

NECATİ ÖZENSOY (Bursa) – Yeni tıp bilimi gerçekleri söylüyor, öyle yapmıyor.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de bu anlayış içerisinde olmalıyız. Piyasadaki morali bozucu beyanların kimseye faydası yok ki. O nedenle Hükûmet olarak reel sektörle, finans sektörüyle sürekli iletişim hâlindeyiz. Ekonomiden sorumlu bakan arkadaşlarımız yaşanan bu süreçte finans sektörünün, reel sektörün neye ihtiyacı var, bu ihtiyacı biz Türkiye olarak nasıl karşılayabiliriz, bu konuda sürekli çalışmalar yapıyor. Birtakım adımlar atıldı, bir paketten bahsedildi. Ben Adalet Bakanıyım, tabii bir paket açıklanacak mı, açıklanmayacak mı, ekonomiden sorumlu bakan arkadaşlarımız bir araya geliyorlar. Belki önümüzdeki çok kısa bir süre içerisinde bu konuda yapılan hazırlıklar kamuoyuyla paylaşılacaktır.

Ben, Ticaret Kanunu ile ilgili bir tasarının görüşülmesi esnasında piyasanın ticari hayatıyla ilgili sorular sorulmasını son derece doğal karşılıyorum. Ticari hayatla ilgili bir düzenleme görüşülürken tabii ki bu soruları da soracaksınız.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Orada aslında Maliye Bakanının oturması gerekir.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Ama Ticaret Kanunu’nu hazırlayan, Bakanlar Kuruluna sevk eden, oradan Meclise gelen, Adalet Komisyonunda Hükûmeti temsil eden bendim. Dolayısıyla, Ticaret Kanunu görüşülürken benim burada bulunmam gerekiyordu. O bakımdan huzurunuzda olduğumu ifade etmek istiyorum.

Şimdi, tabii Mümin İnan arkadaşım ilk soruyu yöneltmişti. O da işte Niğde’den örnekler verdi, üretim ve ticaret durma noktasına gelmiştir gibi birtakım değerlendirmeler yaptı. “Teşvik uygulamasına devam edecek miyiz, etmeyecek miyiz?” diye buyurdular. Tabii, ben bu konuyla görevli bakan arkadaşlarımla müzakere etmeden, en azından onlarla istişare etmeden bu soruya şu anda cevap verebilecek durumda değilim Mümin Bey.

MÜMİN İNAN (Niğde) – Esas tehlike burada başlıyor, üçüncü kriz…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Bu konuyu önemsediğimi ifade etmek istiyorum. İlgili arkadaşlarla görüşeceğim.

MÜMİN İNAN (Niğde) – Teşekkür ederim.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Ben de duyarlılığınıza ayrıca teşekkür ediyorum.

Sayın Aslanoğlu, tabii çeklerle ilgili yaşanan sorunu tekrar gündeme getirdi. Ben, sıkıntısını, daha doğrusu piyasada yaşananı eskiden piyasanın içerisinde bulunan bir arkadaşımız olarak çok iyi hissettiğini biliyorum, o duyarlılıkla bu soruyu sorduğunun da farkındayım çünkü özel görüşmelerimizde de bunu gündeme getirmişti. Birinci bölümle ilgili yaptığımız müzakerelerde de buna benzer bir soru gelmişti. Aslında Ticaret Kanunu’nun 711’inci maddesiyle ilgili bir değişiklik yaptığımızı ama asıl bu konunun… Tabii çeklerde vade olmuyor biliyorsunuz, bankaya ibraz tarihinde çekin arkası yazıldığında, bununla ilgili alacaklı durumdaki kişi veya avukatı icrai işlem başlatabiliyor, ticaret mahkemesinden veya asliye hukuk mahkemelerinden ihtiyati haciz kararları alabiliyor ve arkadaki tüm cirantalar da bu talepte borçlu olarak gösteriliyor ve bunlarla ilgili de ihtiyati haciz kararları infaz edilebiliyor, yerine getirilebiliyor.

Bütün bunları ekonomiden sorumlu Sayın Ekren’e de ilgili arkadaşlarım iki kez sundular. Sayın Aslanoğlu, hatta en son pazartesi günkü Bakanlar Kurulu toplantısında Nazım Bey “Sizin hazırladığınız çek kanunu çok maddeli bir çek kanun tasarısı. Bunu acaba birkaç maddeye indirgeyebilir miyiz? Çünkü piyasada bununla ilgili yaşanan çok ciddi bir sorun var, en azından bu sorunu ortadan kaldırıcı birkaç madde hâlinde sevk edebilir miyiz?” dedi. Ben de kendisine “Siz ticaret erbabıyla sürekli temas hâlindesiniz, bu sorunu en iyi bilenlerden birisiniz. Hangi maddeleri öncelikle getirelim, onu tespit edin lütfen; verin bize, biz de onu tasarı olarak bir an önce Meclise sevk edelim.” dedim.  Aslında, tasarımız şu ama… Kaç madde bu? 14-15 madde.

BAŞKAN – Sayın Şahin, sürenizi çok fazlasıyla aştınız.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sanıyorum, bu konuyla ilgili birkaç maddelik bir düzenlemeyi önümüzdeki günlerde süratle Meclise sevk etmeyi planlıyoruz.

Sayın Başkanım, sürem mi doldu?

BAŞKAN – Fazlasıyla doldu.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Diğer sorulara yazılı cevap vereceğim Sayın Başkanım.

Çok teşekkür ederim.

BAŞKAN – Bir saniyenizi alayım.

Sayın Durmuş’un bir sorusu var, onu da belki yazılı cevaplarsınız. O da sorusunu sorsun ve ara verelim.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Hastalarımız yanlış anlamasın, Sayın Bakan açıklama yaparken kanser hastalarını örnek verdi.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – “Kanser” demedim.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) - Şimdi, tedavi modaliteleri çok değişti, çeşitli tedaviler var. Hastalığın ciddiyeti doktorlar tarafından hastaya ifade edilmezse devam edecek tedavileri aksatabilir, bu da hastalığın yayılması ve ölüme sebep olabilir. O bakımdan, buradan doktor arkadaşlarımı uyarıyorum, hastalarınızı hastalığın ciddiyeti konusunda ikna edin ve tedavinin devamını sağlayın diyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Durmuş.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Moral vermekten de vazgeçmeyin, değil mi efendim?

BAŞKAN – Saat 14.00’e kadar ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 13.03

 

ÜÇÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.03

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

Görüşmelere kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

İkinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştı.

Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.

31’inci maddenin başlığını okutuyorum:

5. Değişiklikler

MADDE 31 –

BAŞKAN – Madde üzerinde bir önerge vardır, önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanununun 31. maddesinin (2). fıkrasının sonuna aşağıdaki ifadenin eklenmesini arz ederiz.

Saygılarımızla.

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Hulusi Güvel

Ali Koçal

 

Malatya

Adana

Zonguldak

 

Malik Ecder Özdemir

 

Ramazan Kerim Özkan

 

Sivas

 

Burdur

Madde 31 -2- İmzaları tescil edilmiş olan kişilerin istifa etmesi, iş akitlerinin fesih edilmesi ve kurumla ilişkilerinin kesilmesi hâlinde, bu kişilerin imza yetkilerinin kaldırıldığı, kurum tarafından 15 gün içerisinde tescil ve ilan ettirilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Aslanoğlu, buyurunuz efendim.

FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; geçen gün kargaşaya gelen bir önergeydi bu “Keşke kabul etseydik.” dediğiniz bir önerge.

Olay şu: Bir kişi bir şirketten istifa ediyor fakat o kişi istifa ettikten sonra imza iptalini ticaret sicilinde kendisi gidip iptal edemiyor. Belli bir süre -belki üç ay, beş ay- sonra şirket iptal ettirmek durumunda bunu. Örneğin bir şeye imza atmak istemiyor birisi, kurumdan istifa edip ayrılıyor ama imza iptalini -şirket yazı yazacak ticaret siciline- o, tescilini ve iptalini şirketin yazısıyla yapabiliyor. Eğer burada altı ay sonra iptal ettirirse şirket, o sürede şirkette geçen her türlü olaylardan da yönetim kurulu üyesi olarak ve imza sahibi olarak –örneğin, yönetim kurulu başkan vekili, başkan veya başka birisi olabilir, yönetim kurulu üyesi olabilir- sorumlu oluyor, ayrılmasına rağmen. Yani benim elimde bu yetki yok ki, ayrıldığım gün gidip bunu ticaret siciline “Ben ayrıldım. İşte vesikalarım, işte noterden tespit ettim, ben bu kurumdan istifa ettim, benim bu kurumla ilgim kalmadı.” deme yetkim yok. Bunu söylüyoruz.

Geçen gün de bu önergeyi bir başka maddede vermiştik. Sayın grup başkan vekili “Önerge gelmedi, görseydik kabul ederdik.” dedi. Şimdi, burada bir başka yerde yine aynı konuda bir başka maddede “İstifa eden, ayrılan, iş akdi feshedilen kim varsa bu imzaların iptalini on beş gün içinde -bir süre getiriyoruz- kurum yaptırmak zorunda.” diyoruz. Bunu söylüyoruz. Burada, çalışanların hakkını korumak, aynı, kötü niyetli işverene karşı çalışanı zor durumda bırakmamak için bu önerge… On beş gün içinde eğer imzasını iptal ederse o zaman hiçbir sorun kalmaz. Durum bu kadar basit.

Burada imzasını iptal ettiremeyen kişiyi, kötü niyetli işverenin, yarın kendi ayrıldıktan sonra, imzası olmamasına rağmen, bak, dikkatini çekerim, imzası olmamasına rağmen yönetim kurulu üyesi ise ondan şirketi temsil ve ilzam eden yönetim kurulunun hepsi sorumlu olduğu için onun ismi orada bekliyor, duruyor, iptal edilmemiş oluyor ve mahkemeler de “Gel kardeşim.” diyorlar. Durum bu kadar basit ve açık.

Diyoruz ki burada işverene, kardeşim sen, ayrılan kişilerin -hangi şekilde ayrılırsa ayrılsın- şirketle ilişiği kesilen, istifaen, iş akdi feshedilen ve başka bir şeyle kim ayrılmışsa bunun imzasının on beş gün içinde ticaret sicilince iptalini tescil ve ilan ettirilsin diyoruz.

Takdir hepinizin.

Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Aslanoğlu.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

31’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

32’nci maddenin başlığını okutuyorum:

II - Sicil müdürünün görevleri

1. İnceleme görevi ve geçici tescil

MADDE 32 -

BAŞKAN – Madde 32 üzerinde iki önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

İlk önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinin 2'nci fıkrasının " ...emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin…” ibaresinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan

Selahattin Demirtaş

Akın Birdal

 

Şırnak

Diyarbakır

Diyarbakır

 

Pervin Buldan

 

Fatma Kurtulan

 

Iğdır

 

Van

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı" nın 32. maddesinin "Sicil Müdürünün Görevleri" şeklindeki başlığının "Ticaret Sicil Müdürünün Görevleri'" şekline dönüştürülmesini; 32. maddenin 1. fıkrasındaki "var olup olmadığını" ibaresi yerine, "bulunup bulunmadığını" ibaresine yer verilmesini: 32. maddenin 2. fıkrasındaki "söz konusu sözleşmenin" ibaresinin metinden çıkarılmasını; 32. maddenin 3. fıkrasındaki "şarttır" ibaresi yerine, "gereklidir" ibaresinin kullanılmasını; 32. maddenin 3. fıkrasının sonuna gelmek üzere, "Bu hükme aykırı kayıtların bulunduğunun tescili talebe yetkili olan kişiler tarafından bilinmesi halinde bunların talebi üzerine veya Ticaret Sicil Memurluğu yetkililerince tespit edilmesi halinde ilgililerine bildirilerek resen düzeltilir." hükmünün eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Mümin İnan

Süleyman L. Yunusoğlu

Osman Durmuş

 

Niğde

Trabzon

Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Konuşacak mısınız yoksa gerekçeyi mi okutayım?

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Ben konuşacağım.

BAŞKAN – Sayın Yalçın, buyurunuz.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Çok değerli milletvekilleri, 32’nci madde üzerine verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, önceki bölüme ilişkin soru-cevap kısmında Sayın Bakana yönelttiğim sorunun cevabını alamadım, bir kez daha tekrar etmek istiyorum. Umarım Sayın Bakan ilerleyen bölümlerde cevabını verir. Bu benim kişisel olarak üzerinde çok kafa yorduğum ve grup olarak da Meclis gündemine bir araştırma önergesi ile de getirdiğimiz bir konudur.

Sayın Bakanım, bu tasarının gerekçesinde, genel gerekçesinde, madde gerekçelerinde şeffaflıktan bahsediliyor, sözleşme serbestisinden bahsediliyor, hesap verilebilirlikten bahsediliyor ve bunların da artık Avrupa Birliği ekseninde küresel genel ilkelere dönüştüğü ifade ediliyor. Bu ilkelere verdiğiniz değeri saygıyla karşılıyoruz, biz de değer veriyoruz ve bu ilkelere verdiğiniz değerin siyasetin finansmanında da hayata geçmesini ümit ediyoruz. Özellikle 2003 yılında yaptığınız bir değişiklikle belediye şirketlerinin belediyelerden ihale alabilmesinin önü açıldıktan sonra sürekli bu şirketler yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelir oldu. Bu konuda bana göre Kamu İhale Kurumu da bir yanlış yorumla böyle bir olaya sebebiyet veriyor ama özellikle istirhamım, haksız rekabeti önleyen, neredeyse bir yolsuzluk çarkına dönüşmüş bu sisteme bir an önce müdahale etmeniz ve serbest ticaretin önünü açmanızdır.

Değerli arkadaşlarım, önergemize gelince, bunun bir kısmı madde metnindeki Türkçe hatalarıyla ilgilidir. Aslında imkân olsaydı, Komisyonda görüşme imkânı yakalamış olsaydık bunlar düzeltilmesi mümkün eksikliklerdi. Burada 1’inci fıkrada geçen “var olup olmadığını” ibaresi yerine “bulunup bulunmadığını” ibaresinin eklenmesini, değiştirilmesini teklif ediyoruz.

Yine 3’üncü fıkrada “şarttır” ibaresi yerine “gereklidir” ibaresinin kullanılmasını öneriyoruz.

Değerli arkadaşlarım, burada önemli bir önerimiz var, o da 3’üncü fıkranın sonuna gelmek üzere “Bu hükme aykırı kayıtların bulunduğunun tescili talebe yetkili olan kişiler tarafından bilinmesi hâlinde bunların talebi üzerine veya Ticari Sicil Memurluğu yetkililerince tespit edilmesi hâlinde ilgililerine bildirilerek resen düzeltilir.” hükmünün eklenmesini teklif ediyoruz.

Bundaki muradımız değerli arkadaşlarım şudur: Şimdi 3’üncü fıkra incelendiğinde “Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır.” ibaresi var. Bu doğru bir düzenlemedir fakat her nasılsa herhangi bir sebeple sicilde bu maddedeki getirilen kısıtlamalara aykırı bir hususun varlığı hâlinde -gözden kaçması suretiyle olabilir, kasıtlı olabilir- herhangi bir sebeple maddede belirtilen kısıtlamalar dışında bir husus tescil edilmişse ne yapılacağı hususu bu maddede belirtilmemiştir. Önergemizle böyle bir hâlde yapılan bir kaydın ilgililerin talebi ya da sicil memurluğunun, müdürlüğünün resen düzeltme imkânının getirilmesini öneriyoruz.

Bize göre önergemiz makul bir taleptir. Tabii bu kadar uzun, teknik bir kanunu bütün milletvekili arkadaşlarımızın bilmesini ve destek vermesini beklemiyoruz ama Sayın Komisyon Başkanımız, Sayın Bakanımız ve sıralarda oturan hocalarımız ne demek istediğimi daha iyi anlıyor diye temenni ediyor, önergemize destek bekliyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yalçın.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinin 2'nci fıkrasının "...emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin…” ibaresinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                            Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) –  Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Konuşacak mısınız?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Evet, Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli üyeler; burada sunduğumuz önerge aslında bir dil düzeltmesi yani teknik bir düzeltme. Yasanın, maddenin ruhuna aykırı değil ama bir fazlalık gibi duran bir cümlenin yasadan çıkarılmasını istiyoruz. Ne diyoruz? Zaten yasada deniliyor ki: ”Tüzel kişilerin  tescilinde özellikle şirket sözleşmesinin, ondan sonra gelen emredici hükümlere aykırı olup olmadığı…” İşte,  bu kelimenin devamında da  “Söz konusu sözleşmenin kanunun bulunması zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği…” diyor, bir tekrar durumu söz konusu. Bu tekrara girilmemesi açısından biz böyle bir önerge verdik. 40’ıncı maddeyle de uyuşması açısından bir gereklilik olduğunu düşünüyoruz. Çünkü tescil çok önemli bir husustur, özellikle ülkemizde.

Şunu söyleyeyim: Ticaret şirketlerinin tescili konusunda sadece ticaret siciline kayıt değil, devir işlemlerinden sonra da notere gidilmesi, ilan edilmesi, tescil edilmesi belli bir prosedür gerektiren işlemlerdir. Bu işlemlerin hepsinin hukuka ve yasaya uygun olması gerekiyor. Bu nedenle yasaya uygunluk ölçütü yeterlidir. Çünkü noterdeki işlemin de, ilan işleminin de, nakil işleminin de, devir işleminin de bütün işlemlerin hukuka uygun olması gerekir ki amacına erişebilsin. Bu nedenle verdiğimiz bir önergedir. Takdirlerinize sunuyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kaplan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

32’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

33’üncü maddenin başlığını okutuyorum:

2. Tescile davet ve ceza 

MADDE 33 –

BAŞKAN – Madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 33. maddesinin 3. fıkrasındaki "kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde" ibaresi yerine, "tescil talebinde bulunulmaması halinde" ibaresine yer verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "bunun tescilini sicil müdürüne emreder" ibaresi yerine, "tescile karar verir" ibaresine yer verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "aksi takdirde tescil istemini reddeder" ibaresinin metinden çıkarılmasını; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz." ibaresinin metinden çıkarılmasını; arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Mümin İnan

Süleyman Yunusoğlu

Osman Durmuş

 

Niğde

Trabzon

Kırıkkale

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesine aşağıdaki iki fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan

Selahattin Demirtaş

Akın Birdal

 

Şırnak

Diyarbakır

Diyarbakır

 

Pervin Buldan

 

Fatma Kurtulan

 

Iğdır

 

Van

“(4) Mahkemenin bu madde gereğince vereceği kararlar aleyhine ilgililer ve sicil müdürü tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde kanun yoluna başvurabilirler. Başvuru yürütmeyi durdurur."

"(5) İlgililerin para cezasına ait mahkumiyet kararlarına karşı kanun yoluna başvurabilmeleri için hükmolunan parayı mahkemeye veznesine yatırmış veya aynı miktarda teminat göstermiş olmaları şarttır."

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Kaplan, gerekçeyi mi okutayım?

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Mahkemenin vereceği kararlara karşı itiraz yolu açık olmalıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 33. maddesinin 3. fıkrasındaki "kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde" ibaresi yerine, "tescil talebinde bulunulmaması halinde" ibaresine yer verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "bunun tescilini sicil müdürüne emreder" ibaresi yerine, "tescile karar verir" ibaresine yer verilmesini; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "aksi takdirde tescil istemini reddeder" ibaresinin metinden çıkarılmasını; 33. maddenin 3. fıkrasındaki "Süresi içinde tescil isteminde bulunmayan veya kaçınma sebeplerini bildirmeyen kişinin ikinci fıkradaki cezayla cezalandırılması bu fıkra hükmünün uygulanmasına engel oluşturmaz." ibaresinin metinden çıkarılmasını; arz ve teklif ederiz.   

                                                                       Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Yalçın, buyurunuz efendim.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 33’üncü maddeye ilişkin verdiğimiz önerge üzerinde söz almış bulunuyorum. Tekraren yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bu tasarının birinci bölümü üzerindeki yaptığım konuşmada, özellikle Komisyon Başkanımız ve Sayın Bakandan bir hususu istirham etmiştim. 1957 yılında yürürlüğe girmiş bir kanun, sanki daha önce Türkiye'nin bir ticaret kanunu yokmuş gibi, yeni yapılıyormuş gibi bir anlam doğmaması, bu manevi mirasın gelecek nesillere de 1957’den itibaren yürürlük tarihiyle intikalinin sağlanması bakımından yeni bir yasa gibi değil de önceki yasada değişiklik yapan bir yasa gibi yürürlüğe sokulmasının çok daha anlamlı olacağını ifade etmiştim, ama hâlen bu konuda Hükûmetten, iktidardan bir yaklaşım alamadığımızı ifade etmek istiyorum.

Fırsat bulmuşken bir önemli hususu daha sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, 1.534 madde içerisinde -ben tek tek inceleme imkânı bulamadım, muhtemelen Sayın Hocamız bilecektir- önceki Kanun’un kaç maddesi acaba küçük Türkçe düzeltmeleriyle yeni metne aktarılmıştır? Ben tahmin ediyorum, çok önemli bir kısmı, mesela ilk bölümde 30 maddeden 3 maddede zannediyorum esasta değişiklik vardı. Böyle bir tablo karşımızdaysa gerçekten esasta değişiklik yapılan maddeler benim tespitlerim kadar az ise Almanların yaptığı gibi bu Kanun’un sistematiğini bozmadan, daha önceki numaralandırma biçimini bozmadan acaba tekrar düzeltemez miyiz? Şimdi, bütün maddelerin sıralamaları değişecek, uygulayıcılar zorlanacaklar, eskiye dönük içtihat arayıcılar zorlanacaklar.

Değerli arkadaşlarım, mesela Almanlar bunu yürürlükten kaldırılan bir madde yerine yeni bir madde ilave etmek yerine, o maddenin yürürlükten kaldırıldığına ilişkin bir düzeltme yaparak yürürlüğe koymuşlar ve uygulayıcılar bakımından kolaylık olmuş; aynı zamanda, oluşmuş hukuk kültürü hafızası da muhafaza edilmiş.  Bu sıkıntıyı Ceza Kanunu’nda yaşadık değerli arkadaşlarım.  Birçok hâkim arkadaşımız yeniden bir talebe gibi ceza hukuku öğrenmemek adına emekli olmayı tercih ettiler, uygulayıcılar bocaladılar ve bir kaos ortaya çıktı. Bu kapsamlı kanunun da böyle bir mahzurunu gidermek arzu ediliyorsa, gerçekten biz samimiyetle böyle bir çalışmaya katkı vereceğimizi ifade etmek istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, önergemize gelince, burada tespit ettiğimiz bir boşluğu doldurabilmek adına bu önergeyi verdik. “Kaçınma sebepleri bildirildiği takdirde” ibaresinin yerine “tescil talebinde bulunulmaması hâlinde” şeklinde düzeltilmesini talep ediyoruz ve bu şekilde mahkemenin kaçınma sebeplerinin bildirilmiş olmasıyla sınırlı olması durumundan çıkarılmasını teklif ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine burada “sicil müdürüne emreder” şeklindeki ibaresinin hâkimlik mesleğinin pozisyonuyla uyuşmadığını düşünüyoruz. “Emretme” ibaresi belki bir memuriyet hiyerarşisi içerisinde kabul edilebilir bir kelimedir, ama biz hâkimliğin böyle bir kelimeyle ifade edilmesinin doğru olmadığını düşünüyoruz. Bu, eski Kanun’da da var olan bir hataydı, şimdi yapılmış bir hata olarak ifade ediyor da değilim.

Değerli arkadaşlarım, yine önergemizin bir kısmı kullanılan dilin düzeltilmesine ilişkindir. Bize göre gerekli, faydalı bir önergedir.

Önergemize destek bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yalçın.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

33’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 33’üncü madde kabul edilmiştir.

34’üncü maddenin başlığını okutuyorum:

3. İtiraz

MADDE 34 –

BAŞKAN – 34’üncü madde üzerinde bir önerge vardır; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 34. maddesinin 1. fıkrasındaki “tebliğlerinden” ibaresi yerine, “ilandan ve ilana tabi olmayan hususlarda öğrenmeden” ibaresine yer verilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Osman Durmuş

Süleyman L. Yunusoğlu

Mümin İnan

 

Kırıkkale

Trabzon

Niğde

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım, konuşacak mısınız?

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Çok kısa konuşmak istiyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Yalçın.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, her maddede, her önergede konuşmak gibi bir alışkanlığımızın olmadığını önce ifade edeyim. Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiği günden bu yana gösterdiği, sergilediği tavırla bir düzenlemeyi engellemek değil, ona katkı sunabilmek, daha iyi bir düzenleme olmasını, milletimize daha iyi bir kanun çıkarmayı arzulamış olduğunu zannediyorum sizler de, aziz milletimiz de takdir ediyordur.

Değerli arkadaşlarım, bu önergede ifade ettiğimiz husus “tebliğden” ibaresi yerine “ilandan ve ilana tabi olmayan hususlarda öğrenmeden” ibaresinin getirilmesini öneriyoruz.

Bunun gerekçesini de arz edeyim değerli arkadaşlarım. Sicile kayıtla ilgili her konunun tebliğe tabi olmadığını Hocamız da Komisyonumuz da mutlaka bilecektir. Burada bir hak kaybına neden olmamak bakımından, hukuki tartışmalara ve yargının gereksiz meşguliyetine sebebiyet vermemek bakımından “tebliğinden” ibaresi yerine, daha doğru olarak “ilandan ve ilana tabi olmayan hususlarda öğrenmeden” ibaresinin getirilmesinin daha doğru olacağını ifade ediyor, önergemize destek bekliyor, yüce heyetinizi tekraren saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yalçın.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir. 

34’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 34’üncü madde kabul edilmiştir. 

35’inci maddenin başlığını okutuyorum:

III - Açıklık

MADDE 35 –

BAŞKAN – Madde üzerinde iki önerge vardır.

Önergeleri önce geliş sırasına göre okutup, sonra da aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 35. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin başına, “ilgililer tarafından” ibaresinin eklenmesini; 35. maddesinin 2. fıkrasının sonuna gelmek üzere, “ilan edilen hususların bilinmediği iddia edilemez” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Osman Durmuş

Süleyman L. Yunusoğlu

Mümin İnan

 

Kırıkkale

Trabzon

Niğde

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 35. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “veya tüzükte” ibaresinin, madde metninden çıkarılmasını “kanun” ibaresinin “kanunda” biçiminde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Ali İhsan Köktürk

Ergün Aydoğan

 

Mersin

Zonguldak

Balıkesir

 

R. Kerim Özkan

 

Necla Arat

 

Burdur

 

İstanbul

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurunuz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Türk Ticaret Kanunu Tasarısı, geniş bir bilim komisyonunca hazırlandıktan sonra Adalet Komisyonunda 22’nci dönemde görüşülmüş, 23’üncü dönemde 77’nci maddeye göre Adalet Komisyonunda görüşülmeden Meclis Genel Kuruluna indirilmiş bulunmaktadır. Böylesine kapsamlı bir değişiklik, biraz da bizce aceleye getirilmiş olarak Genel Kurula getirilmiştir. Tabii ki bu aksaklıkların Genel Kurulda önergeler yoluyla değiştirilmesi söylenilmiştir. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak yasanın mümkün olduğunca ihtiyaçlara yanıt vermesi, mümkün olduğunca en verimli şekilde çıkarılması amacıyla ülkemize yakışan, ticaret hayatını yeni baştan düzenleyen böyle bir yasanın eksikliklerini gidermek üzere önergeler vermekteyiz. Tabii ki tasarının çok değişik yönlerden eleştirilebilecek yönleri vardır yasa yapma tekniği açısından ve uyum açısından.

Borçlar Kanunu Tasarısı henüz komisyonda, hâlen görüşmeleri devam etmektedir. Bu Türk Ticaret Kanunu’nda bazı maddelerde mesela Borçlar Kanunu’na atıfta bulunulmaktadır. Şimdi, atıfta bulunulan maddeler şu anda Adalet Komisyonunda görüşülmekte olan Borçlar Kanunu Tasarısı’nda yer alan maddeler midir yoksa yürürlükteki Borçlar Kanunu’nun maddelerine ilişkin maddeler midir? Elbette ki yürürlükteki maddelere atıf yapılmaktadır. Oysa Borçlar Kanunu değişecek, dolayısıyla Borçlar Kanunu’nun maddeleri de değişecek. O hâlde yeniden bir değişiklik ihtiyacı ortaya çıkacaktır. Biz bütün bu eksiklikleri gidermek amacıyla Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’nun, ikisinin eş zamanlı olarak Meclis Genel Kuruluna getirilmesi gerektiğini, en azından böyle olması gerektiğini savunduk. Hatta, öncelikle Borçlar Kanunu’nun temel kanun olması nedeniyle görüşülmesini talep etmiştik. Şimdi, biz bu aşamada yapabileceğimizi yapmaya çalışıyoruz, önergeler yoluyla eksiklikleri gidermeye çalışıyoruz.

Görüşülmekte olan tasarının 35’inci maddesinin 3’üncü fıkrasında yer alan “veya tüzükte” ibaresinin madde metninden çıkarılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü tescil edilen hususların kanun veya tüzükte aksine bir hüküm bulunmadıkça ilan olunacağı hükmü mevcut Yasa’da da bulunmakta ancak mevcut düzenlemede “Kanun veya nizamnamede aksine bir hüküm bulunmadıkça aynen ilan olunur.” denilmekteyken, tasarıda “aynen” sözcüğü yer almadığı için, sanki tescil edilen hususun ilan edilmeyeceği konusunda kanunda hüküm olmayıp sadece tüzükte hüküm bulunması yeterliymiş anlamı çıkmaktadır ki bu da bizce doğru değildir. Hangi hususların tescil, hangilerinin tescil ve ilan edileceği kanunda yer almalıdır. Tüzük ise tescil edilen bir hususta kanunun yapılmasını öngördüğü ilanın aynen değil kısmen veya özet olması konusundaki ayrıntıyı düzenleyebilir. Bu gerekçeyle, söz konusu ibarenin madde metninden çıkartılmasının doğru olacağı görüşündeyiz. Önergemizin desteklenmesini bu nedenle istiyoruz çünkü önergemizin desteklenmesi böyle bir yanlışın düzeltilmesi sonucunu doğuracaktır.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 35. maddesinin 2. fıkrasının ikinci cümlesinin başına, “ilgililer tarafından” ibaresinin eklenmesini; 35. maddesinin 2. fıkrasının sonuna gelmek üzere, “ilan edilen hususların bilinmediği iddia edilemez” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                      Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Efendim, biz de katılmıyoruz ancak izin verirseniz bir iki cümleyle niçin katılmadığımızı izah edeyim.

BAŞKAN – Buyurunuz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – 35’inci maddenin 2’nci fıkrası: “Herkes ticaret sicilinin içeriğini ve müdürlükte saklanan tüm senet ve belgeleri inceleyebileceği gibi giderini ödeyerek bunların onaylı suretlerini de alabilir.” Şimdi, arkadaşlarımız cümlenin başına şunu ilave ediyorlar: “İlgililer tarafından bir hususun sicilde kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge de istenebilir.”

Şimdi, “ilgililer” tabiri “herkes”ten daha dar bir kavramdır. Dolayısıyla, “Herkes tarafından sicilde kayıtlı olup olmadığına dair onaylı belge istenebilir.” anlamındadır bu. Siz “ilgililer tarafından” deyince bunu daraltmış oluyorsunuz. O nedenle katılmıyoruz.

BAŞKAN – Önergeniz üzerinde konuşacaksınız, buyurunuz Sayın Yalçın.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 35’inci maddeye ilişkin verdiğimiz değişiklik önergesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Bakanımızın da yaptığı açıklamada ifade ettiği gibi, biz, gerçekten de bu kapsamın daraltılmasının gerektiğini ifade ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, hukukumuzda evrak örneği almak ilgililere tanınan bir haktır, genel eğilim de budur. Nitekim uygulamada gerek trafik sicili olsun gerek tapu sicili olsun, bu gibi aleni sicillerde herkes inceleyebilmekte ancak sadece ilgililer örnek alabilmektedir. Bu konu hem iş yükünün azaltılması hem sicil güvenliğinin sağlanması bakımından önemlidir. Ancak bir başka mahzuru daha var: Acaba, sayın milletvekillerimiz, bu sicile, tescile tabi bir işlem yapsalar, kendi şirketleriyle ilgili bir sicil ihtiyacı, tescil ihtiyacı doğsa her isteyenin, örneğin bir gazetecinin, örneğin bir siyasi rakibinin, örneğin ticari rakibinin, her önüne gelenin gidip o sicili inceleyip, oradan gelişigüzel bir evrak almasını arzu eder mi, makul görür mü? Verdiğimiz önergeyle, biz, bu kapsamın daraltılarak tıpkı tapuda ve trafikte olduğu gibi ilgilileriyle sınırlandırılması gerektiğini ifade ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, yine, 36’ncı maddenin 3’üncü fıkrasında da şöyle bir hüküm var: “Üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez.” deniyor.

Yukarıda herkes için getirdiğimiz bu aleniyeti aşağıda üçüncü kişilerle sınırlandırmış oluyoruz. İki madde arasında bana göre bir tenakuz var. Biz, bunun, bu maddede düzeltilerek, üçüncü niyet iddiasının sadece ilgililer değil sicil güvenliğine güvenmesi gereken, aleniyete güvenmesi gereken herkesi kapsaması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu inanışla verdiğimiz önergemize destek bekliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yalçın.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

35’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 35’inci madde kabul edilmiştir.

36’ncı maddenin başlığını okutuyorum:

IV - Sonuçları

1. Tescil ve ilânın üçüncü kişilere etkisi

MADDE 36 –

BAŞKAN – 36’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 36. maddesinin 1. fıkrasındaki “nerede bulunurlarsa bulunsunlar” ibaresinin ve 36. maddenin 3. fıkrasının metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Mümin İnan

Süleyman L. Yunusoğlu

Osman Durmuş

 

Niğde

Trabzon

Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Yalçın…

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metninde ilanın üçüncü kişiler hakkında hüküm doğuracağı an düzenlenmektedir. Bu hükümde, üçüncü kişilerin bulundukları yerin bir önemi yoktur. Çıkarılması teklif edilen ibarenin metinde bulunması ile bulunmaması arasında sonuç bakımından bir fark olmadığı gibi, bu ibarenin varlığı yorum farklılıklarına sebep olabilecektir.

Metinden çıkarılması teklif edilen 3. fıkra hükmü “üçüncü kişilerin, kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan sicil kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmez.” şeklinde olup, ilanın “iyi niyet iddialarını kaldıran” hukuki sonucunu ifade edilmektedir. Madde metni ilanın üçüncü kişilerle ilgili sonuçlarını düzenlemektedir. Bu sebeple, ilanın “iyi niyeti kaldıran” etkisi üçüncü kişilerle sınırlanmış olmaktadır. Oysa 35. maddenin belirtilen kısmına benzer bir ibare eklendiğinde, ilanın “iyi niyeti kaldıran etkisi” herkes için geçerli olacak şekilde düzenlenmiş olacaktır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Karar yeter sayısı istiyorum.

BAŞKAN – Peki, karar yeter sayısı arayacağım.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

On dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 14.41

 

DÖRDÜNCÜ OTURUM

Açılma Saati: 14.50

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

 

 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

36’ncı madde üzerinde verilen Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçın ve arkadaşlarının önergesinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.

Şimdi önergeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı vardır, kabul edilmemiştir.

36’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

37’nci maddenin başlığını okutuyorum:

2. Görünüşe güven

MADDE 37 –

BAŞKAN – 37’nci madde üzerinde üç önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 37. maddesinin “Tescil kaydı ile ilan edilen durum arasında aykırılık bulunması halinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma güvenleri korunur.” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Osman Durmuş

Süleyman L. Yunusoğlu

Mümin İnan

 

Kırıkkale

Trabzon

Niğde

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 37. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Ali İhsan Köktürk

Ergün Aydoğan

 

Mersin

Zonguldak

Balıkesir

 

R. Kerim Özkan

Necla Arat

Turgut Dibek

 

Burdur

İstanbul

Kırklareli

“Madde 37- (1) Bir husus yanlış tescil veya yanlış ilan edilmişse, üçüncü kişinin bu hususa duyduğu güven korunur; meğerki üçüncü kişi yanlışlığı biliyor olsun.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 37 nci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz

 

Hasip Kaplan

Selahattin Demirtaş

Akın Birdal

 

Şırnak

Diyarbakır

Diyarbakır

 

Pervin Buldan

 

Fatma Kurtulan

 

Iğdır

 

Van

“Madde 37- İyiniyetli üçüncü kişiler yanlış olarak tescil veya ilan edilen bir hususa haklı olarak dayanabilirler. Tescil veya ilandaki yanlışı bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilerin böyle bir hakları yoktur.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Anlam ve ifade farklılığı giderilmek istenmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 37. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

“Madde 37- (1) Bir husus yanlış tescil veya yanlış ilan edilmişse, üçüncü kişinin bu hususa duyduğu güven korunur; meğerki üçüncü kişi yanlışlığı biliyor olsun.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Dibek.

TURGUT DİBEK (Kırklareli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 37’nci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına verdiğimiz değişiklik önergesi için söz aldım.

Önergeyle ilgili düşüncelerimizi açıklamadan evvel, şu anda da gündemde olan seçmen kütüklerinin askıda olması… Bununla ilgili olarak az önce arada çok sayıda benim bölgemden telefon geldi. Sayın Bakan burada, gerçi İçişleri Bakanımız yok ama. Şöyle bir sıkıntı var: Arkadaşlar, biliyorsunuz 26 Kasımda muhtarlıklarda askıya çıkmıştı bu listeler. Fakat şu anda nüfus müdürlüklerine vatandaşlar gidiyorlarmış benim bölgemde, Kırklareli’nde, özellikle Lüleburgaz ve Babaeski ilçelerinde, bilgisayarlardaki Telekom kayıtlarından kaynaklanan belki datalardaki arıza nedeniyle işlem yapılamadığı söyleniyor. Cumadan bu yana gidiyorlar geliyorlar, gidiyorlar geliyorlar. Bir kişi beş altı kez gidip gelmek zorunda kalıyormuş. Bu konuda öğle arasında mesaiden sonra Nüfus Vatandaşlık İşleri Genel Müdürünü aradım. Tabii orada kimseye ulaşamadık. Yüksek Seçim Kurulunu aradım, orada da kimseye ulaşamadık. Herkes bir yerde toplantıda nedense. Yani bu konunun mutlaka dikkate alınması lazım. Çünkü vatandaşlar, yüzlerce insan adres değişiklikleri için beyanda bulunmaya gidiyorlar fakat her nedense, nüfus müdürlükleri “Bilgisayarlar arızalıdır.” diyor. Gerçek de olabilir. O zaman şunun yapılması lazım: Eğer öyle bir olay varsa, mutlaka, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün buna el atması lazım ve bu arızayı gidermesi gerekir. Eğer bu şekilde de çözülemeyecekse, Yüksek Seçim Kurulunun bu süreyi mutlaka uzatması gerekiyor. Sayın Adalet Bakanımız burada, onun da bilgisine sunmak istedim bu şikâyetleri.

Değerli arkadaşlar, 37’nci madde neyi getiriyor? 37’nci madde, aslında yeni bir madde gördüğüm kadarıyla, önemli bir yenilik de getirmiş, yani tüm sicil kayıtlarını kapsayacak genel bir hüküm hâline gelmiş 37’nci madde.

Şimdi, 37’nci maddeye baktığımızda, okuyoruz, okuyoruz, bir şeyler anlamaya çalışıyoruz. Gerekçesine de baktım, yani maddenin gerekçesinden şu çıkıyor, yani maddede düzenlenmek istenen husus şu: Yani üçüncü kişinin, kural olarak ilan edilen bir muhtevaya, bir içeriğe, bu ilana güvenmesini düzenliyor. İlandan farklı olan, tescil içeriğine karşı da onun iyi niyetini koruyor.

Şimdi, maddeyi okuduğumuzda -ki ben maddeyi okuyacağım- bu maddeyi bütün dertlerimizden arınmış bir hâlde, böyle okusak dahi… Bilmiyorum, arkadaşlar, isterseniz bir okuyun, anlayabilecek misiniz. Tasarıdaki maddeyi okuyorum, diyor ki: “Tescili gereken bir husus yanlış ilân edilmişse, üçüncü kişi, tescil edilecek husus kendisini ilgilendiren kişiye karşı ilân edilen hususa dayanabilir; meğerki, yanlışlığı biliyor olsun.”

Şimdi, arkadaşlar, teknik bir kanun, teknik bir düzenleme olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama yani teknik diye de bu kadar anlaşılamaz bir hâlde bir maddeyi düzenleme niçin yapılır? Yani bunu da burada mutlaka değerlendirmek gerekir. Bunun daha anlaşılabilir bir hâlde, uygulamadaki insanların da anlayabileceği bir şekilde -teknik de olsa- hukukçuların da rahat bir şekilde anlayabileceği bir düzenleme yapmak mümkündür.

Bir de şöyle bir sıkıntı görüyoruz bu maddede: Yani burada yanlış tescil düzenleme dışı gibi gözüküyor. Yani burada “Yanlış ilan varsa üçüncü kişinin bu hususta duyduğu güven korunur.” gibi bir algılama var. Peki, yanlış tescil varsa ne olacak? Yani “Yanlış tescil niye düzenleme dışı kalmış?” diye de tabii ki eleştirebiliriz.

Bu madde metninin anlaşılabilir bir hâle gelmesi için bu değişikliği verdik. Bizim değişiklik önergemizde aynen şöyle diyoruz: “Bir husus yanlış tescil veya yanlış ilan edilmişse -iki kavramı da içine alacak şekilde- üçüncü kişinin bu hususta duyduğu güven korunur meğerki üçüncü kişi yanlışlığı biliyor olsun.” Yani bu kadar daha kolay, daha anlaşılabilir bir metin hâline gelmesi için bu önergeyi verdik. Ben Sayın Komisyon ve Hükûmetin niye bu önergeye destek vermediğini gerçekten düşünüyorum. Sizlerin de -belki hukukçu arkadaşlarımız var- 37’nci maddeyi, gerçekten, çok böyle sakin, rahat bir ortamda dertlerinizi bir tarafa koyarak okumanız lazım ki ancak bir şey anlayabilesiniz. İnanın, ben hukukçu olarak birkaç kez okuduktan sonra bir şeyler anlamaya çalıştım bu 37’nci maddeden.

Önergemizin sizler tarafından değerlendirilmesini ve kabulünü talep ediyorum. Hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Dibek.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Üçüncü önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 37. maddesinin “Tescil kaydı ile ilan edilen durum arasında aykırılık bulunması halinde, tescil edilmiş olan gerçek durumu bildikleri ispat edilmediği sürece, üçüncü kişilerin ilan edilen duruma güvenleri korunur.” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                      Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, kısa bir izah yapmak mecburiyetinde hissettim kendimi.

BAŞKAN – Buyurunuz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Her üç önerge de 37’nci maddenin düzenlenişini anlaşılır bulma bakımından tereddütler taşıyor. Nitekim, siz milletvekili arkadaşlarım da okuduğunuzda böyle bir tereddüdü yaşayabilirsiniz. Tabii, Bilim Komisyonu Başkanımız Ünal Tekinalp Hocamla da deminden beri bu madde üzerinde bir değerlendirme yapıyoruz. Gerekçeyi, madde gerekçesini incelediğimizde, sanıyorum, madde gerekçeleri içerisinde en fazla izah bu madde için ayrılmış, üç sayfalık bir bölüm var. Burayı iyice tetkik ettiğimizde, Avrupa ülkelerinin ticaret kanunlarında son zamanlarda ortaya çıkan bir durumun bizim Ticaret Kanunu’muza yansıtılması. Sayın Tekinalp diyor ki: “Biz Bilim Komisyonu olarak bu maddeyi düzenleme konusunda o kadar çok üstünde çalıştık ki, nitekim gerekçeye de bunu yansıttık. Ancak bu şekilde aktarılabileceği sonucuna vardık. Çok hassas bir maddedir.” Doğrusu ben de bu tereddütleri yaşamıştım ama gerekçeyi okuduktan sonra bu hâliyle geçmesinin daha doğru olduğu kanaatindeyim. O nedenle arkadaşlarımızın duyarlılığına teşekkür ediyorum. Bu önergeye katılamayacağımı ifade etmek istiyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz.

Sayın Yalçın…

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçenin okunmasını istiyorsunuz.

Buyurun.

Gerekçe:

Madde metnindeki “Tescili gereken bir husus yanlış ilân edilmişse, üçüncü kişi, tescil edilecek husus kendisini ilgilendiren kişiye karşı ilân edilen hususa dayanabilir; meğerki, yanlışlığı biliyor olsun.” ibaresi uygulanamayacak kadar karışık bir ifadeyi içermektedir. Maddede ifade edilmek istenen husus, “sicile güven ilkesi”dir. Bu sebeple sicile güven ilkesinin bir çok kanundaki alışılmış ifadesine uyan teklif edilen metin isabetlidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilmiş önerge doğrultusunda 37’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 37’nci madde kabul edilmiştir.

38’inci maddenin başlığını okutuyorum:

3. Sorumluluk

MADDE 38 –

BAŞKAN – Madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutuyorum, aykırılık sırasına göre de işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 38 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde ki “Tescil ve kayıt için…” ibaresinin “Tescil kayıt ve ilan için…” olarak ve yine birinci fıkranın son cümlesinin “…Gerçeğe aykırı tescil, kayıt veya ilandan dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır.” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan

Selahattin Demirtaş

Akın Birdal

 

Şırnak

Diyarbakır

Diyarbakır

 

Pervin Buldan

 

Fatma Kurtulan

 

Iğdır

 

Van

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 38. maddesinin 2. fıkrası hükmünün "Gerçeği tam olarak yansıtmayan, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelikte olan ve kamu düzenine aykırı sicil kayıtlarının değiştirilmesini veya düzeltilmesini talep etmesi gerekip de talep etmeyenler veya sicilin düzeltilmesini resen yapması gerekip de yapmayan Ticaret Sicil Memurluğu yetkilileri ve tescil olunan bir hususun değişmesi, sona ermesi veya kaldırılması dolayısıyla, kaydın değiştirilmesini veya silinmesini istemeye ya da yeniden tescili gereken bir hususu tescil ettirmeye zorunlu olup da bunu yapmayanlar, bu kusurları nedeniyle üçüncü kişilerin uğradıkları zararları tazmin ile yükümlüdürler.” Devletin sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Süleyman L.Yunusoğlu

Mümin İnan

Osman Durmuş

 

Trabzon

Niğde

Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeye mi okutuyorum Sayın Yalçın?

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Madde hükmü tazminat sorumluluğu öngördüğünden, sorumluluk hallerinin ve sorumluluğu kimlere ait olduğunun tereddüde yer vermeyecek derecede açık olarak belirlenmesi gereklidir. Teklif edilen metin mevcut kanundaki metnin iktibas edildiği tasarı metnine göre daha açıktır.

Ayrıca sicildeki kayıtların eksiklik ve yanlışlığından devletin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, yarışan sorumluluk hali öngören bu maddede saklı tutulması zorunludur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 38 nci maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde ki “Tescil ve kayıt için…” ibaresinin “Tescil kayıt ve ilan için…” olarak ve yine birinci fıkranın son cümlesinin “…Gerçeğe aykırı tescil, kayıt veya ilandan dolayı zarar görenlerin tazminat hakları saklıdır.” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                            Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

FATMA KURTULAN (Van) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Gerçeğe aykırı tescil ve ilanlara karşı üçüncü kişiler korunmak istenmiştir.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

38’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 38’inci madde kabul edilmiştir.

39’uncu maddenin başlığını okutuyorum:

ÜÇÜNCÜ KISIM

Ticaret Unvanı ve İşletme Adı

A) Ticaret unvanı

I - Kullanma zorunluluğu

1. Genel olarak

MADDE 39 –

BAŞKAN – 39’uncu madde üzerinde dört önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 39 uncu maddesinin “2” nci fıkrasının “Merkezi” ibaresinden sonra gelmek üzere “şubeleri” ibaresinin konulmasını arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan

Selahattin Demirtaş

Akın Birdal

 

Şırnak

Diyarbakır

Diyarbakır

 

Pervin Buldan

 

Fatma Kurtulan

 

Iğdır

 

Van

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Bekir Bozdağ

Mehmet Yüksel

Tuğrul Yemişci

 

Yozgat

Denizli

İzmir

 

Cumhur Ünal

 

Emin Nedim Öztürk

 

Karabük

 

Eskişehir

"(2) Tescil edilen ticaret unvanı, ticarî işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Ayrıca, tacirin işletmesi ile ilgili olarak kullandığı her türlü kağıt ve belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Şahin Mengü

Ali İhsan Köktürk

Rahmi Güner

 

Manisa

Zonguldak

Ordu

 

Ergün Aydoğan

 

Necla Arat

 

Balıkesir

 

İstanbul

"(2) Tescil edilen ticaret unvanı, ticarî işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Ayrıca, tacirin işletmesi ile ilgili olarak kullandığı her türlü kağıt ve belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır."

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı" nın 39. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri" ibaresinin "işletme faaliyetleri ile ilgili tüm belgeleri" şekline dönüştürülmesini; 39. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Tescil olunan ticaret unvanı, ticari işletmenin giriş cephesinin herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine, okunaklı bir şekilde yazılır." ibaresinin, "Ticaret unvanının, ticari işletmenin merkez ve şubelerinde herkesin görebileceği bir şekilde yazılı olması gereklidir." şekline dönüştürülmesini; 39. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Ayrıca tacirin kullandığı işletmeyle ilgili belgelerinde, sicil numarası, ticaret unvanı, merkezi, tacir sermaye şirketi ise sermaye miktarı, internet sitesi adresi ve numarası da gösterilir." Cümlesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Osman Durmuş

Süleyman L. Yunusoğlu

Mümin İnan

 

Kırıkkale

Trabzon

Niğde

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Metinde kullanılan "işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri" ibaresi mevcut kanundan iktibas edilerek aynen kullanılmıştır. Ancak senet ve belge ibareleri, hukuki olarak aynı anlamı ifade etmektedirler. Daha açık ve düzgün bir ifade olduğundan, teklif edilen ibarenin kullanılması isabetlidir.

Metinde kullanılan "Tescil olunan ticaret unvanı, ticari işletmenin giriş cephesinin herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine, okunaklı bir şekilde yazılır." ibaresi mevcut kanundan iktibas edilerek aynen kullanılmıştır. Ne var ki, mevcut kanunda da yer alan bu ibare, fazla ayrıntılı tarif içerdiği gibi, işletmenin şubeleri ile ilgili bir düzenleme içermemektedir. Dolayısıyla teklif edilen metin daha isabetlidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım. İstemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Şimdi önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Şahin Mengü (Manisa) ve arkadaşları

"(2) Tescil edilen ticaret unvanı, ticari işletmenin görülebilecek bir yerine okunaklı bir şekilde yazılır. Ayrıca, tacirin işletmesi ile ilgili olarak kullandığı her türlü kağıt ve belgede, tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi, tacir sermaye şirketi ise taahhüt edilen ve ödenen sermaye, internet sitesinin adresi ve numarası gösterilir. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde, sırasıyla yönetim kurulu başkan ve üyelerinin; müdürlerin ve yöneticilerin adları ile soyadları gösterilir. Tüm bu bilgiler şirketin internet sitesinde de yayımlanır."

BAŞKAN – Aynı mahiyette olduğu için diğer önergenin önerge sahiplerini okutuyorum:

 

Bekir Bozdağ

Mehmet Yüksel

Tuğrul Yemişci

 

Yozgat

Denizli

İzmir

 

Cumhur Ünal

 

Emin Nedim Öztürk

 

Karabük

 

Eskişehir

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Konuşmak istiyor musunuz?

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

İkinci fıkraya, Avrupa Birliğinin şirketlere ilişkin 63/151 sayılı Yönergesine uygun olarak, tacirin işletmesiyle ilgili kâğıt ve belgelerde hem taahhüt edilen hem de ödenen sermayenin açıkça yazılması zorunluluğunu belirten bir ek yapılması uygun görülmüştür. Ayrıca uygulamanın ihtiyaçları göz önüne alınarak ve şeffaflık ilkesi açısından yararlı olacağı da düşünülerek, sermaye şirketlerinde yönetim kurulu başkan ve üyelerinin, müdürlerin ve yöneticilerin adlarının işletme ile ilgili belge ve kâğıtlarda yer alması ve bu bilgilerin internet sitesinde de yayımlanmasına ilişkin gereklilik de hükme eklenmiştir. Çünkü, üçüncü kişiler şirkette kimi muhatap alacaklarını çoğu kez bilmemekte, yöneticilerin kimler olduğu hakkında bilgi alamamaktadır. Hükmün yeni şekli uygulamada kolaylık sağlayacaktır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Sayın milletvekilleri, bundan sonraki Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan ve arkadaşlarının önergesi 39’uncu maddenin (2)’nci fıkrasında değişiklik öngörmekteydi. Ancak biraz önce kabul edilen önergeyle söz konusu fıkra tümüyle değişmiştir. Bu nedenle önergenin işleme konması mümkün değildir.

Şimdi 39’uncu maddeyi kabul edilen bu önerge doğrultusunda oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

40’ıncı maddenin başlığını okutuyorum:

2. Tescil

MADDE 40 –

BAŞKAN – 40’ıncı madde üzerinde iki önerge vardır, geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 40. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

           Ali Rıza Öztürk                     Ali İhsan Köktürk                       Rahmi Güner

                  Mersin                                  Zonguldak                                   Ordu

           Ergün Aydoğan                      R. Kerim Özkan                           Necla Arat

                 Balıkesir                                   Burdur                                    İstanbul

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 40. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Tacir tüzel  kişi ise, unvanla birlikte onun adına imzaya yetkili kimselerin imzaları da notere onaylattırılarak sicil müdürüne verilir.” cümlesinin metinden çıkarılmasını; 40. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “Merkezi Türkiye’de bulunan ticarî işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilân olunur.” cümlesinin “Merkezi Türkiye’de bulunan ticarî işletmelerin, başka ülkelerde bulunan şubeleri için de tescil zorunluluğu geçerli olup, bu şubeler için tescili gereken hususlar merkezinin bulunduğu yer Ticaret siciline tescil ve ilân olunur.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Osman Durmuş

Süleyman L. Yunusoğlu

Mümin İnan

 

Kırıkkale

Trabzon

Niğde

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Yalçın, gerekçeyi mi okutayım, konuşacak mısınız?

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metnindeki “Her tacir kullanacağı ticaret unvanını ve bunun altına atacağı imzayı notere onaylattırdıktan sonra sicil müdürüne verir.” hükmü, çıkarılması teklif edilen hükmü de kapsamaktadır. Gerçekten tacir tüzel kişi ise, tacirin imzası dendiğinde, şüphesiz tüzel kişinin temsilcilerinin imzası anlaşılacaktır.

Çıkarılması teklif edilen “Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilân olunur.” hükmü yabancı bir ülkeyle ilgilidir. Yabancı ülkede Ticaret Sicil Müdürlüğü bulunmayabilir veya o yer hukukuna göre tescil mümkün olmayabilir. Bunun yerine “Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin, başka ülkelerde bulunan şubeleri için de tescil zorunluluğu geçerli olup, bu şubeler için tescili gereken hususlar merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilân olunur.” şeklinde bir düzenleme yapılmalıdır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 40. maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Kim konuşacak acaba?

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

“Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur” şeklindeki son cümlesi, ticaret sicili uygulamasında sorun ve tereddüt doğuracağından madde metninden çıkarılmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

40’ıncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 40’ıncı madde kabul edilmiştir.

41’inci maddenin başlığını okutuyorum:

II - Ticaret unvanının şekli

1. Gerçek kişiler

MADDE 41 –

BAŞKAN – Madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 41. maddesinin “Ticaret Unvanının Şekli” olan üst başlığının, “Ticaret Unvanının Unsurları” şekline dönüştürülmesini; 41. maddesinin “Gerçek Kişiler” şeklindeki başlığının “Gerçek Kişilerin Ticaret Unvanı” şekline dönüştürülmesini; 41. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “46 ncı maddeye uygun olarak yapabileceği ekler ile” metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

         Abdülkadir Akcan                    Metin Çobanoğlu                       Rıdvan Yalçın

           Afyonkarahisar                             Kırşehir                                     Ordu

           Osman Durmuş                                                                Süleyman L. Yunusoğlu

                Kırıkkale                                                                                  Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddenin üst başlığı mevcut kanundan aynen iktibas edilerek düzenlenmiştir. Üst başlık altındaki hükümlerde, ticaret unvanının içeriğinde hangi unsurların bulunması gerektiği ve bulunabileceği düzenlenmektedir. Dolayısıyla başlığın teklif edilen şekilde olması zorunludur.

Maddenin başlığı içeriği ile ilgili fikir vermediği gibi, sanki gerçek kişi kavramının düzenlendiği intibaı oluşmaktadır. Ayrıca devamında da tüzel kişiler ile ilgili benzer başlık kullanılarak kanunun benimsediği ayırımı netleştirmek mümkün olacaktır.

46. maddede ticaret unvanına ek olabilecek hususlar ayrıca düzenlenmiştir. Bu maddede ise, gerçek kişi tacirin ticaret unvanının asgari içeriği belirlenmektedir. Bu asgari içerik zorunludur. Ek kullanmak ise zorunlu değildir. Bu sebeple “46 ncı maddeye uygun olarak yapabileceği ekler ile” ibaresinin metinden çıkarılması zorunludur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

41’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 41’inci madde kabul edilmiştir.

42’nci maddenin başlığını okutuyorum:

2. Tüzel kişiler

a) Kollektif ve komandit şirketler

MADDE 42 –

BAŞKAN – 42’nci madde üzerinde iki önerge vardır.

Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılık derecelerine göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 42. maddesinin 2. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Ali İhsan Köktürk

Turgut Dibek

 

Mersin

Zonguldak

Kırklareli

 

Rahmi Güner

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

R. Kerim Özkan

 

Ordu

Malatya

Burdur

“320 nci maddenin birinci fıkrası saklıdır.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 42. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bütün ortakların veya” ibaresinin metinden çıkarılmasını; 42. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi” ibaresi yerine, “kolektif şirket” ibaresine yer verilmesini; 42. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi” ibaresi yerine, “şirketin türüne göre Adî komandit şirket veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket ibarelerini” ibaresine yer verilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Süleyman L. Yunusoğlu

 

Osman Durmuş

 

Trabzon

 

Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Metinde bulunan veya en az bir ortağın ibaresi, zaten birden fazla ortağın isminin bulunabileceği anlamına gelmektedir. Ayrıca belirtilmesine gerek yoktur.

Şirketi ve türünü gösterecek şeklindeki ifade yeterince açık değildir. Bunun yerine daha anlaşılır şekilde, aynı ifadeyle kastedilen “kolektif şirket” ibaresinin kullanılması isabetlidir.

Aynı gerekçelerle, 2. fıkrada komandit şirketlerin unvanı ile ilgili ibare de değiştirilmelidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 42. maddesinin 2. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümlenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                         Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

“320 nci maddenin birinci fıkrası saklıdır.”

BAŞKAN - Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Öztürk, buyurunuz.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi görüşülmekte olan bu Türk Ticaret Yasası Tasarısı'nın 42’nci maddesinin (2)’nci fıkrası “(2) Adî veya sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ticaret unvanı, komandite ortaklardan en az birinin ad ve soyadıyla şirketi ve türünü gösterecek bir ibareyi içerir. Bu şirketlerin ticaret unvanlarında komanditer ortakların ad ve soyadları veya ticaret unvanları bulunamaz.” şeklindedir. Biz, verdiğimiz değişiklik önergesiyle bu maddenin (2)’nci fıkrasının sonuna “320 nci maddenin birinci fıkrası saklıdır. “hükmünün eklenmesini istiyoruz.

Değerli milletvekilleri, nedeni de şu: “Adı şirketin unvanında bulunan komanditer” başlıklı 320’nci madde “(1) Adı şirketin unvanında bulunan komanditer, üçüncü kişilere karşı komandite bir ortak gibi sorumlu olur. ” şeklindedir.

Bu değişiklik önergesiyle, 42’nci maddeyle 320’nci madde arasında uyum sağlanması amaçlanmıştır, teknik bir gerekliliktir. Bu nedenle, önergemiz doğru bir önergedir, tasarıdaki yanlışlığı düzeltmeye yönelik bir önergedir. Bu önergenin bu nedenle desteklenmesini istiyoruz.

Bu vesileyle de şu hususa dikkatinizi çekmek istiyorum değerli arkadaşlar: Az önce bize ülkemizin değişik yerlerinden telefonlar geldi. Nüfus müdürlüklerinde aşırı bir yığılma varmış. Nüfus müdürlükleri kimi yerlerde bu seçmen kütüklerinin düzeltilmesiyle ilgili gelen yurttaşlara kapıyı kapatıyorlarmış, fiziki mekânlar yetersizmiş. Güvenilir, çağdaş demokrasinin yaşaması için öncelikle seçimin güvenilir olması gerekiyor. Seçimin güvenilir olması daha seçmen kütüklerinden itibaren başlar. Seçmen kütüklerine karşı kuşku duyduğu zaman toplum ve seçime karşı da kuşku duyduğu zaman, seçim sonuçlarının toplumda itibar görmesi, güvenilir olması mümkün değildir. Bu ülkede yaşayan herkes, hangi siyasi partiden, hangi siyasal anlayıştan olursa olsun herkes, seçim sonuçlarının tartışılmasını, tartışma konusu yapılmasını arzu etmez. Herkesin beklediği, umduğu şey, güvenilir seçim sonuçlarıdır ve seçim sonuçlarına güvenmektir. Bunun için de ben şimdiden –Sayın Adalet Bakanımız da burada- Hükûmeti uyarıyorum. Tartışmalı bir seçimin olmaması için, güvenilir seçim listelerinin askıya çıkması için şu andan itibaren önlemlerin alınması bir zorunluluktur diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Öztürk.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

42’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 42’nci madde kabul edilmiştir.

43’üncü maddenin başlığını okutuyorum:

b) Anonim, limited ve kooperatif şirketler

MADDE 43 –

BAŞKAN – 43’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 43. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “işletme” ibaresi yerine “şirket” ibaresine yer verilmesini; “ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Osman Durmuş

 

Süleyman L. Yunusoğlu

 

Kırıkkale

 

Trabzon

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum efendim?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçeyi okutalım.

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Madde hükmündeki ifadeye göre unvanda işletme konusunun bulunması gerektiği intibaı uyanmaktadır. Oysa doğru olan unvanda ana sözleşme ile belirlenmiş olan şirket konusunun gösterilmesidir.

46. madde hükümlerini saklı tutmayı gerektirecek bir sakınca yoktur. Saklı tutulmasa da 46. madde hükümleri uygulanabilir durumdadır. Bu maddede saklı tutulup aynı nitelikteki bir başka maddede saklı tutulmaması hâlinde, kanun koyucunun istemediği yorumlar ortaya çıkabilecektir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

43’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 43’üncü madde kabul edilmiştir.

44’üncü maddenin başlığını okutuyorum:

c) Tacir sayılan diğer tüzel kişiler ve donatma iştiraki

MADDE 44 –

BAŞKAN – Madde 44 üzerinde üç önerge vardır; geliş sırasına göre okutacağım, aykırılık sırasına göre de işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 44 üncü maddesinin “1” inci fıkrasının “unvanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “işletmesi” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan

Selahattin Demirtaş

Pervin Buldan

 

Şırnak

Diyarbakır

Iğdır

 

Akın Birdal

 

Fatma Kurtulan

 

Diyarbakır

 

Van

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 44. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ferit Mevlüt Aslanoğlu

Ali İhsan Köktürk

Ergün Aydoğan

 

Malatya

Zonguldak

Balıkesir

 

Rahmi Güner

Turgut Dibek

Ali Rıza Öztürk

 

Ordu

Kırklareli

Mersin

“(1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adları ile bunlara eklenecek “işletmesi” sözcüklerinden oluşur.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 44. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “adlarıdır” ibaresinden önce gelmek üzere “kuruluş statülerinde yer alan” ibaresinin eklenmesini; 44. maddenin 2. fıkrasının son cümlesinde “gösterecek” ibaresinden önce gelmek üzere “bulunduğunu” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Süleyman L. Yunusoğlu

 

Osman Durmuş

 

Trabzon

 

Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metninde sayılan tüzel kişiler genel olarak statülerindeki adlarını kullanmamaktadırlar. Uygulamada karışıklık olmaması için, ticaret unvanının statüdeki adları olduğunu ifade etmek bakımından teklif edilen ibarenin eklenmesi isabetlidir.

“Donatma iştirakini gösterecek” şeklindeki ifade açıklayıcı değildir. Murat edilen bir donatma iştiraki bulunduğunun ifade edilmesidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

Sayın milletvekilleri, şimdi okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme alacağım. İstemleri hâlinde önerge sahiplerine ayrı ayrı söz vereceğim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 44. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

“(1) Ticari işletmeye sahip olan dernek, vakıf ve diğer tüzel kişilerin ticaret unvanları, adları ile bunlara eklenecek “işletmesi” sözcüklerinden oluşur.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 44 üncü maddesinin “1” inci fıkrasının “unvanları” ibaresinden sonra gelmek üzere “işletmesi” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz.

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe...

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Tüzel kişi tacirlerin unvanlarından, bir işletmenin varlığı anlaşılamayacağından, söz konusu değişiklik öngörülmüştür.

Gerekçe:

Ticari işletmelerin varlığının anlaşılabilmesi için.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.

44’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 44’üncü madde kabul edilmiştir.

45’inci maddenin başlığını okutuyorum:

d) Ortak hükümler

MADDE 45 –

BAŞKAN – 45’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 45. maddesinin, “ortak hükümler” şeklindeki başlığının “ek kullanma zorunluluğu” şeklinde değiştirilmesini; maddenin “Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesini gerektiren bir durumun bulunması halinde, ticaret unvanlarında ayırt edici nitelikli ek kullanılması zorunludur” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Süleyman Latif Yunusoğlu

 

Osman Durmuş

 

Trabzon

 

Kırıkkale

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 45. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Turgut Dibek

Çetin Soysal

 

Mersin

Kırklareli

İstanbul

 

Rahmi Güner

 

Tansel Barış

 

Ordu

 

Kırklareli

“Madde 45- (1) Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır. Bu gereklilik, tescil sırasında sicil müdürlüğü tarafından, sicil bilgi bankası üzerinden araştırılır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum?

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe…

BAŞKAN – Buyurunuz.

Gerekçe:

Ticaret unvanına yapılacak ayırt edici eklerin, sicil bilgi bankasından araştırılması öngörülmüştür.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 45. maddesinin, “ortak hükümler” şeklindeki başlığının “ek kullanma zorunluluğu” şeklinde değiştirilmesini; maddenin “Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesini gerektiren bir durumun bulunması halinde, ticaret unvanlarında ayırt edici nitelikli ek kullanılması zorunludur.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                     Abdülkadir Akcan (Afyonkarahisar) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN - Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum: 

Gerekçe:

Maddede ticaret unvanlarında ek kullanmanın zorunlu olması hâli düzenlenmektedir. Madde başlığı buna uygun olmalıdır. Kaldı ki ortak hükümler başlığı ile ifade edilecek bir düzenleme de yoktur.

Maddenin mevcut metni, anlaşılması son derece zor, karışık ve dolaylı ifade tarzı içeren bir metindir. Dolayısıyla yanlış uygulamalara meydan vermemek için teklif edilen daha açık ve anlaşılması kolay metnin tercih edilmesi isabetli olacaktır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

45’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 45’inci madde kabul edilmiştir.

46’ncı maddenin başlığını okutuyorum:

3. Ekler

MADDE 46 –

BAŞKAN – 46’ncı madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 46. maddesinin başlığının “Ticaret Unvanında Ek Kullanılması” şeklinde değiştirilmesini; 46. maddesinin, 2. fıkrasının “Bir tüzel kişilik bulunmadığı halde, bir tüzel kişi bulunduğu izlenimi yaratacak ekler kullanılamaz.” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

         Abdülkadir Akcan                    Metin Çobanoğlu                       Rıdvan Yalçın

           Afyonkarahisar                             Kırşehir                                     Ordu

           Kemalettin Nalcı               Süleyman L. Yunusoğlu                Osman Durmuş

                 Tekirdağ                                   Trabzon                                  Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Tekirdağ Milletvekili Sayın Kemalettin Nalcı, buyurunuz efendim.

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 46’ncı maddesinde vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer milletvekilleri, görüşülmekte olan kanunun 46’ncı maddesinin 2’nci fıkrasındaki “Tek başlarına ticaret yapan gerçek kişiler ticaret unvanlarına bir şirketin var olduğu izlenimini uyandıracak ekler yapamazlar.” şeklindeki ibarenin “Bir tüzel kişilik bulunmadığı hâlde, bir tüzel kişi bulunduğu izlenimi yaratacak ekler kullanılamaz.” şeklinde değiştirilmesini teklif ettik. Bunun anlamına gelecek olursak, ticaretin içinde bulunan kişiler bildiğimiz gibi ya gerçek kişilerdir ya komandit şirketler, limitet şirketler, anonim şirketler veya holdinglerdir. Bunlar bir eklerle tanıtılır. Tabii ki burada ticaret unvanlarına baktığımız zaman, karşıdaki basiretli tüccarın baktığı konular karşıdaki firmanın gücünü gösteren konular. Gerçi bu kanun tasarısı da bunu getirmemektedir.

Sayın milletvekilleri, bugün baktığımız zaman bazı gerçek kişiler vardır -yani burada limitet şirketlerden bahsediyoruz- Türkiye’de kurulmuş olan birçok limitet şirketten, anonim şirketten daha güçlülerdir. Şimdi burada yapılmak istenen değişiklikte, karşıdaki alışveriş yapılan tüccarın bu taraftaki şirketin gücünü ölçmesi, ama, gücünü ölçerken bu kıstaslar yeterli değil sayın milletvekilleri.

Bir düşünün, bugün 5 milyar sermayeyle veya 10 milyar sermayeyle limitet şirket veya 50 milyar sermayeyle anonim şirket kurulabiliyor. Ama bunların yapmış olduğu ticaretin limiti hiçbir zaman için kontrol edilemiyor.

Ben buradan soruyorum sizlere: 50 milyar sermayesi olan bir şirket 5 trilyonluk iş yapabilir mi? Yani bunu karşı taraftaki tüccarın anlama kıstası ne? Sadece bir unvan mıdır? Unvana gelen “limitet şirket” unvanı, “anonim şirket” unvanı bunu verebiliyor mu?

Onun için, buradaki düzeltmeyi yapabilmek için bu şirket olmama hâlinde tüzel kişilik ibarelerinin kullanılmaması şeklinde değiştirilmesi gerekmektedir.

Bu önergemize destek vereceğiniz temennisiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Madde 46’yı oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde 46 kabul edilmiştir.

Madde 47’nin başlığını okutuyorum:

4. Ticaret unvanının devamı

MADDE 47 –

BAŞKAN – Madde 47 üzerine bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı" nın 47. maddesinin, 1.fıkrasında yer alan "Ticarî işletme sahibinin veya bir ortağın ticaret unvanında yer alan adı kanunen değişir veya yetkili makamlar tarafından değiştirilirse" şeklindeki ibarenin, "Ticaret unvanında adı bulunan bir gerçek kişinin unvanda bulunan adının değişmesi halinde" olarak değiştirilmesini; 47. maddesinin, 2. fıkrasında yer alan, "Kollektif veya komandit şirkete ya da donatma iştirakine yeni ortakların girmesi hâlinde ticaret unvanı değiştirilmeksizin olduğu gibi kalabilir." ibaresinin metinden çıkarılmasını; 47. maddenin 2. fıkrasında yer alan "Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak şartıyla şirket unvanında kalabilir.” ibaresinin, "Unvanda adı yer alan bir ortağın şirket ortağı sıfatını kaybetmesi halinde, kendisinin itirazı olmadığı takdirde adının unvanda kalması mümkündür" şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.

         Abdülkadir Akcan                    Metin Çobanoğlu                       Rıdvan Yalçın

           Afyonkarahisar                             Kırşehir                                     Ordu

           Kemalettin Nalcı                  Süleyman Yunusoğlu                  Osman Durmuş

                 Tekirdağ                                   Trabzon                                  Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Kim konuşacak?

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Nalcı…

BAŞKAN – Sayın Nalcı, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 47’nci maddesi üzerine vermiş olduğumuz önerge üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, şimdi burada 47’nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan “Şirketten ayrılan ortağın adı da yazılı izni alınmak şartıyla şirket unvanında kalabilir.” ibaresinin “Unvanda adı yer alan bir ortağın şirket ortağı sıfatını kaybetmesine kendisinin itirazı olmadığı takdirde adının un-vanda kalması mümkündür” diye değiştirilmesini talep ettik.

Şimdi, buradaki konu şu: Biliyorsunuz şirketlerin satışında… Bunu siz büyük şirketler olarak düşünmeyin, ufak şirketler olarak düşünün veya ticaretin içinde, işte bir inşaat şirketi olarak düşünün veya başka bir şirket olarak düşünün. Tabii, ilk önce insanlar pazarlıklarını yaptıkları zaman, şeyleri yaptıkları zaman… Çünkü isim, ticaret unvanı bir markadır, gerçek kişilerle bir bağlantısı bulunmamaktadır.

Şimdi, daha sonradan bu olay, eğer yazılı izin, o dakikadaki… Burada tamamen açıklanması lazım, yazılı izin aynı anda alınmamışsa, daha sonraki bir aşamada aynı şahıs kendi ismini çekme karşılığında menfaat temin edebilir, bunun altını çizmek gerekiyor. Yani ben, tamam, işletmemi sattım, ama isim hakkımı… O zaman itiraz etmemiştir, ticaret olarak, ticari şey olarak kendi işini görmek için şirketi devretmiştir, parayı almıştır, ama bu maddede, altı ay sonra o şahıs çıkıp da “Arkadaş, senin ticari işletmende benim ismim var, ben bu ismimi… Ya bana şu ücreti ödeyeceksin ki yazılı izin vereyim, yoksa ben bu yazılı izni vermem.” der ve çıkmaza girilir.

Onun için, eğer itiraz yoksa, devir anında itirazı yoksa, bunun kalması lazım. Bunun önlenmesi için bizim önermiş olduğumuz “Unvanda adı yer alan bir ortağın şirket ortağı sıfatını kaybetmesi hâlinde -yani hisselerini veya şirketi devrettiği zaman- kendisinin itirazı olmadığı takdirde -o anda itiraz edebilir veya onun bedelini koyabilir- adının unvanda kalması mümkündür.” şeklinde değiştirilmesinin Türk Ticaret Kanunu’nda daha verimli olacağı kanaatiyle önergemize destek vermenizi temenni ediyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Nalcı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

47’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 47’nci madde kabul edilmiştir.

48’inci maddenin başlığını okutuyorum:

5. Şubeler

MADDE 48 –

BAŞKAN – 48’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum…

OKTAY VURAL (İzmir) – Önergemizi çekiyoruz efendim.

BAŞKAN – Çektiniz mi efendim? Peki.

48’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 48’inci madde kabul edilmiştir.

49’uncu maddenin başlığını okutuyorum:

6. Ticaret unvanının devri

MADDE 49 –

BAŞKAN – 49’uncu madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 49. maddesinin Tasarı metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Osman Durmuş

Süleyman L. Yunusoğlu

Kemalettin Nalcı

 

Kırıkkale

Trabzon

Tekirdağ

BAŞKAN -  Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMAT ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metni unvanın devri ile ilgilidir. Devir işletmenin devrine bağlı kılınmıştır. Ticaret unvanı işletmenin değil, tacirin ticari faaliyetlerinde kullandığı adıdır. Dolayısıyla madde hükmü işletme adı için uygun olmakla birlikte; işletme ile ilgisi bulunmadığı ve esasen her tacirin ticaret unvanının ne olacağının kanunda açık ve emredici şekilde belirlenmiş olduğu nazara alındığında ticaret unvanının devri zaten mümkün değildir. Hüküm mevcut kanundan aynen alınmış olup, 50 yıllık uygulamada ticaret unvanı devri yoktur. Ancak işletme adı devri mümkündür. Gerçekten Tasarının 41. vd. maddeleri gereğince ebeli bir içeriğe sahip unvanı kullanmak zorunda olan tacirler, devraldıkları bir işletmenin sahibine ait ve kanundaki şartları taşımayan ibareleri unvan olarak kullanmaları mümkün değildir.  Öte yandan, birden fazla işletmesi olan tacirin bir işletmesini devretmesi hâlinde metinden çıkarılması teklif edilen hükme göre unvan devralana geçecektir. Bu durumda, devredenin diğer ticari faaliyetlerinde aynı unvanı kullanıp kullanamayacağı açık değildir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

49’uncu maddeyi oylarınıza…

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Sayın Başkan, karar yeter sayısının aranmasını istiyoruz.

BAŞKAN – 49’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum, karar yeter sayısı arıyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Karar yeter sayısı yoktur.

On beş dakika ara veriyorum.

 

 

Kapanma Saati: 15.50

 

BEŞİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 16.12

BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Fatoş GÜRKAN (Adana), Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa)

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 25’inci Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

96 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.

Komisyon ve Hükûmet yerinde.

49’uncu maddenin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı. Şimdi maddeyi yeniden oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısını arayacağım.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 49’uncu madde kabul edilmiştir, karar yeter sayısı vardır.

Şimdi, 50’nci maddenin başlığını okutuyorum:

III – Ticaret unvanının korunması

1. İlke

MADDE 50 –

BAŞKAN – 50’nci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 50. maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Kemalettin Nalcı

Süleyman L.Yunusoğlu

Osman Durmuş

 

Tekirdağ

Trabzon

Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde hükmü usulen tescil ve ilân edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olduğuna ilişkindir. Oysa bu hukuki sonuç, Tasarının 41. vd. maddelerinin gereğidir. Yani böyle bir hüküm olmasa dahi, usulen tescil ve ilân edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir. Aksi mümkün değildir. Aksi durum, haksız rekabete ilişkin hükümler gereğince de yasaktır. Dolayısıyla böyle bir madde gerekli değildir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

50’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 50’nci madde kabul edilmiştir.

51’inci maddenin başlığını okutuyorum:

2. Bildirim ve ceza

MADDE 51 –

BAŞKAN – 51’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 51. maddesinin 1. fıkrasının metinden çıkarılmasını; 52. maddenin 2. fıkrası olarak, “Bütün kamu görevlileri, görevlerini yaparlarken birinci fıkradaki suçlardan birinin işlendiğini öğrenmeleri halinde, durumu yetkili ticaret sicil müdürüne ve Cumhuriyet savcılığına bildirmek zorundadır.” Hükmünün eklenmesini arz ve teklif ederiz.    

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Rıdvan Yalçın

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Ordu

 

Kemalettin Nalcı

Süleyman L. Yunusoğlu

Osman Durmuş

 

Tekirdağ

Trabzon

Kırıkkale

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutuyorum?

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçeyi okutun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metni uygulama yanlışlıklarına sebep olacak derecede anlaşılmazdır. Nitekim mevcut kanunda da aynen yer alan bu hükmün 50 yılda hiç uygulaması olmamıştır. Teklif edilen metin daha anlaşılır bir hükmü ifade etmektedir. Ayrıca bildirim yükümlülüğünün neden maddede sayılan kamu görevlileri ile sınırlandığı da belli değildir. Bu sebeple diğer kamu görevlileri için de aynı yükümlülük öngörülmelidir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler.. Önerge kabul edilmemiştir.

51’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 51’inci madde kabul edilmiştir.

52’nci maddenin başlığını okutuyorum:

3. Unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları

MADDE 52 –

BAŞKAN – 52’nci madde üzerinde iki önerge vardır, önergeleri önce geliş sırasına göre okutup sonra aykırılık sırasına göre işleme alacağım:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 52. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Turgut Dibek

Tekin Bingöl

 

Mersin

Kırklareli

Ankara

 

Ali Oksal

 

Hulusi Güvel

 

Mersin

 

Adana

“Madde 52- (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddî durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddî ve manevî tazminat isteyebilir. Maddî tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 52. maddesinin tasarıdan çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Abdülkadir Akcan

Metin Çobanoğlu

Osman Durmuş

 

Afyonkarahisar

Kırşehir

Kırıkkale

 

Süleyman L. Yunusoğlu

Rıdvan Yalçın

Kemalettin Nalcı

 

Trabzon

Ordu

Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçe mi?

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Ben konuşacağım efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Yalçın.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 52’nci madde üzerinde verdiğimiz önerge hakkında açıklamalar yapmak üzere karşınızda bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, muhalefet karar yetersayısı istediğinde iktidar mensubu arkadaşlarımızın yüzlerinin biraz ekşidiğini görüyorum; bu Meclisi çalıştırmak elbette muhalefetin de görevidir ama öncelikle bu sorumluluk iktidar partisinin üzerindedir.

Komisyonda Borçlar Kanunu’nu çalışıyoruz, aynı gün içerisinde dört beş kez iktidar partisi milletvekili arkadaşlarımız Genel Kurulda yeterli sayı olmadığı için komisyonu terk ederek buraya gelmek durumunda kalıyorlar ve oradaki bizim konsantremiz de bu sebeple bozuluyor ve en son böyle bir ara vermeden sonra tahammülümüz kalmadı, o toplantıyı terk etmek durumunda kalmıştık. Şimdi bize, “önerge veriyorlar” diye, “konuşuyorlar” diye sitem eden arkadaşlarımızın, bu kanunun çıkmasını çok arzu ediyorlarsa, Genel Kurul salonuna teşriflerinin gerekli olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, 52’nci maddenin, önergemizde, biz, tasarı metninden çıkarılmasını teklif ediyoruz. Burada yapılan düzenleme, haksız rekabete ilişkin özel mevzuatlarda ayrıntılı olarak bulunduğundan burada bu maddenin gerekli olmadığını düşünüyoruz. Fakat, bunun yanında bu önergemiz kabul görmeyecekse bile, biraz önce hocamla da tartıştım ama tatminkâr bir açıklama temin edemedim.

Değerli arkadaşlarım, bu maddede, kısaca okumak istiyorum: “…tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir.”

Yani unvanına tecavüz edilen kimsenin hakları düzenleniyor, sayılıyor.

Şimdi burada “Zarar varsa” kavramıyla yapılan eylemlerin hepsi bizatihi zarar doğurucu eylemler olmasına rağmen, sanki böyle ilave bir şart, ilave bir koşul getirilmiş gibi bir durum oluşturulmuş. Oysa bir unvana tecavüzün kendisi bizatihi zarar doğurucu bir haksız eylemdir. Bu sebeple “Zarar varsa” diye bunu şartlandırmak, uygulamada, bu kanun yeni çıkacağı için mahkemelerin bir kısmında, zarar, bir ilave koşul gibi değerlendirilebilir, bir kısmında da genel çerçeve içerisinde bunun zaten işin özünde olduğunu düşünerek bir içtihat ayrılığı oluşabilir.

Bu sebeple biz öncelikle maddenin metinden çıkarılmasını, bu mümkün olmayacaksa, iktidar partili arkadaşlarımız da fikrimize katılırlarsa “zarar” şartının maddeden çıkarılmasını teklif ediyor, önergemize destek bekliyoruz.

Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Yalçın.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 52. maddesinin 1. fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

“Madde 52- (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddî durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddî ve manevî tazminat isteyebilir. Maddî tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?..

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kabul ediyoruz.

BAŞKAN – Konuşacak mısınız efendim?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

1. Fıkrada yer alan “ticaret hayatında geçerli olan dürüst uygulamalara” ibaresi, çeviri izlenimi vermektedir. Onun yerine, aynı anlama gelen ve daha kısa “ticari dürüstlüğe” sözcüğü kullanılmış, yine “men’ini” ibaresi, Türkçe olan “yasaklanmasını” ibaresiyle değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilmiş önerge doğrultusunda 52’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 52’nci madde kabul edilmiştir.

53’üncü madde başlığını okutuyorum:

B) İşletme adı

Madde 53 –

BAŞKAN – 53’üncü madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 53. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Turgut Dibek

Tekin Bingöl

 

Mersin

Kırklareli

Ankara

 

Ali Oksal

 

Hulusi Güvel

 

Mersin

 

Adana

“Madde 53- (1) İşletme sahibini göstermeksizin veya gösterse dahi bu amaçtan çok, doğrudan doğruya işletmeyi tanıtmak ve benzer işletmelerden ayırt etmek için kullanılan adların da, sahipleri tarafından tescil ettirilmesi gerekir. Tescil edilen işletme adları hakkında da 38, 45, 47, 50, 51 ve 52’nci maddeler uygulanır.”

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın  Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi mi okutayım?

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Gerekçe okunsun Sayın Başkan.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Tasarının 53. maddesinin 1. fıkrasındaki, “İşletme sahibi ile ilgili olmaksızın” ibaresi, mevcut kanundaki (TTK:55) “işletme sahibini hedef tutmaksızın” ibaresine oranla amacını aşmakta, sanki işletme adında, işletme sahibinin adının da bulunması yasaklanmış gibi yanlış bir izlenim vermektedir. Oysa uygulamada, “Ali’nin Yeri”, gibi sahibin adını da içeren işletme adları sıklıkla kullanılabilmektedir. Sicil uygulamasında yol açabileceği şüpheleri yok edebilmek açısından, 1. fıkradaki söz konusu ibare, “İşletme sahibini göstermeksizin veya gösterse dahi bu amaçtan çok” ibaresi ile değiştirilmiştir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

53’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 53’üncü madde kabul edilmiştir.

54’üncü madde başlığını okutuyorum:

DÖRDÜNCÜ KISIM

Haksız Rekabet

A) Genel olarak

I - Amaç ve ilke

MADDE 54 –

BAŞKAN – 54’üncü madde üzerinde üç önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutacağım, sonra aykırılık sırasına göre de işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 54. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “tedarik edenlerle” ibaresinin “sağlayanlarla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Turgut Dibek

Tekin Bingöl

 

Mersin

Kırklareli

Ankara

 

Hulusi Güvel

 

Ali Oksal

 

Adana

 

Mersin

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 54. maddesinin 2. fıkrasının başlangıcına: “Aynı statü ve büyüklükte yer alan” cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan

Fatma Kurtulan

Akın Birdal

 

Şırnak

Van

Diyarbakır

 

Sevahir Bayındır

 

Pervin Buldan

 

Şırnak

 

Iğdır

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 54. maddesinin 1. fıkrasının metinden çıkarılmasını; 2. fıkrasında geçen “veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen” ibaresi ile “veya ticarî uygulamalar” ibaresinin “işlemler” olarak değiştirilmesini; yine 54. maddesinin 2. fıkrasında geçen “dürüstlük kurallarına” ibaresinin “hukuka” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.

 

Osman Durmuş

Akif Akkuş

Rıdvan Yalçın

 

Kırıkkale

Mersin

Ordu

 

Abdülkadir Akcan

Süleyman L. Yunusoğlu

Kemalettin Nalcı

 

Afyonkarahisar

Trabzon

Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Sayın Osman Durmuş konuşacak.

BAŞKAN – Sayın Durmuş, buyurunuz.

OSMAN DURMUŞ (Kırıkkale) – Sayın Başkan, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 54’üncü maddesinin 1’inci fıkrasıyla ilgili söz almış bulunuyorum.

Maddenin gerekçesinde ifade ettik. Özellikle haksız rekabet düzenlemesinin amacını tespit etmektedir. Oysa böyle bir hükme ihtiyaç yoktur. Hükmün içeriği gerekçede ifade edilmesi gereken niteliktedir. Kaldı ki dürüst ve bozulmamış rekabetin korunması 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a ait bir kavramdır. Oysa rekabet ile 4054 sayılı Kanun’daki rekabet kavramları birbirinden farklıdır.

Değerli milletvekilleri, Türkiye’de çıkarılan linyit kömürleri paketlenip dağıtılıyor. Bu linyitler, söylendiği gibi, Soma’da alınıp Gaziantep’te ambalajlanıyorsa, neye göre bu tercih yapılmıştır? Televizyonlara yansıyan tartı sonuçlarında 25 kilo olması gereken torbalar ıslak olarak 24 kilo geliyor. Televizyonlarda, tüm ambalajlarda bu eksiğin olması hâlinde 300 milyon YTL’lik yolsuzluktan bahsediliyor. Şeffaf olması gereken Sosyal Yardımlaşma Vakfı kömürü AKP’li madenciden alıp AKP’li çuvallıyor ve ambalajlatıyorsa buna “Rekabette çuvallama!” demek gerekir.

Değerli milletvekilleri, üç gün önce cumartesi günü Çubuk ilçemizin Bayındır köyüne gittim. Bektaşi köyü. Güzel bir toplantı ve açılışla köye kazandırılan köy konağı ve cemevi açılışına katıldım. Orada çok kalabalık bir cemaat toplanmıştı. Lokmalar yenildi. Sonunda köy halkıyla sohbette “Bu köyde yoksul var mı?” diye sordum. “16 yaşlı dul kadın var.” dediler. “Kömür bu köye dağıtılıyor mu?” diye sordum. “Hayır, bu köye hiç kömür dağıtılmadı.” dendi. Bu yoksul halka kömürü AKP’liler mi gönderiyor? O zaman halkın inançları konusunda ayrım yaptığınız anlamına gelir. Yok eğer dağıtım şirketleri bu yanlışı yapıyorsa, o zaman ihaleyle dağıtım işini verdiğiniz şirketler yanlış yapıyor. Her iki hâlde de sizler vebal altındasınız; haksız rekabete yol açıyorsunuz, garip gurebanın hakkını yiyorsunuz.

Şimdi, Kırıkkale Büyükavşar’ı soracağım, Koçubaba’yı arayacağım, “Dağobası’na geçen sene temmuz ayında iki tır dolusu kömür dökenler Çullu’ya, Koçubaba’ya, Haydar Sultan’a uğradı mı?” diye soracağım. Yoksulun hakkını yiyen yiyene, yiğit muhtaç olmuş kuru soğana.

Yunus Emre’nin ifadesiyle: “Bir garip ölmüş diyeler/ Üç günden sonra duyalar/ Böyle garip bencileyin.”

Yiyin efendiler, yiyin! Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin. Bu han-ı iştiha sizi bir yere götürecektir.

Teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralardan gürültüler)

ABDÜLKADİR AKCAN (Afyonkarahisar) – Diyeceği olan varsa çıksın orada konuşsun.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan tasarının 54. maddesinin 2. fıkrasının başlangıcına: “Aynı statü ve büyüklükte yer alan” cümlesinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

FATMA KURTULAN (Van) – Akın Birdal konuşacak Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Birdal.

AKIN BİRDAL (Diyarbakır) – Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan tasarının 54’üncü maddesinin ikinci fıkrasının başlangıcına “Aynı statü ve büyüklükte yer alan” cümlesinin eklenmesi için böyle bir önerge verdik ve bu nedenle söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kuşkusuz, bu önergemiz de kabul edilmeyecek ama biz yine görüşümüzü size sunmayı, demokratik parlamenter rejim ve demokratik siyasete katılımın bir gereği olarak görüyoruz.

Ancak, şimdi, Sayın Bakan “Para ve moral” dedi. Gerçekten, bu Ticaret Yasası’nın çıkması… Tamam, Avrupa Birliği müktesebatına bağlı kılınmasını elbette ki biz de olumluyoruz. Yalnız bununla değil, Avrupa Birliği tam üyelik sürecine bağlı uyum yasalarında Avrupa Birliği hukukuna, insan hakları hukukuna tam uyulmasını biz de destekliyoruz ve benimsiyoruz ama tek başına para ve moral yetmiyor, bir ülkenin gerçekten eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir toplum olması için yetmiyor. Eğer yetmiş olsaydı, örneğin Amerika Birleşik Devletleri: Bugün, para derseniz var, finans, kapitalin merkezi, moral derseniz var, çünkü soğuk savaş sonrası tek başına bir ABD hegemonyasıyla dünyaya hükmediyor, moral de var ama ne yazık ki şu andaki ABD imparatorluğunun çöküşü durdurulamıyor. O zaman ne yapmak gerekiyor bir ülkenin gerçekten demokratikleşmesi, özgürleşmesi için? Ekonomi-demokrasi, ekonomi-adalet, ekonomi-barış, gerçekten bunları yaptıktan sonra belki bizim umut ettiğimiz ya da yüce Meclisin umut ettiği hedeflere ulaşılabilir.

Şimdi, cehenneme giden -biliyorsunuz ünlü bir söz var- yollar iyi niyet taşlarıyla döşenmiş. İyi niyet yetmiyor. Başka bir zamanımız olursa, yine Aziz Nesin’den size bir iyi niyet politikacısının gerçekten hüsranını, bir anekdotu burada sizlerle paylaşacağım. O nedenle iyi niyet yetmiyor.

Bugün, örneğin, işten çıkarma rekabeti var. Gerçekten, her gün kurumlaşmış müesseseler, işletmeler, şirketler işçi çıkarmak durumunda kalıyorlar. Buna karşı ne yapacağız? Her alanda paylaşma ve dayanışma değerlerini yitiriyor Türkiye.

Şimdi, örneğin, tamam metropol kentlerdeki büyük marketler, hipermarketler karşısındaki küçük işletmelerin hangi duruma geldiğini biliyoruz ve gerçekten, geçtiğimiz gün ve haftada söylediğim gibi kepenkler kapatılıyor. Bir Anafartalar’a gidin, bir Kadıköy Altıyol’dan çıkın, kepenkler kapatılmış, dayanamıyorlar artık buna. O nedenle, küçük işletmeleri koruyucu birtakım yasal düzenlemelerin yapılması da gerekiyor. Aksi takdirde… Örneğin “can suyu” ile adlandırılıyor… Can suyu, bir fideyi toprağa dikerken verilen ilk suyun adıdır. Yoksa, gerçekten, damarları kurumuş, büzüşmüş bir ağaca verilen su can suyu olmaz artık, onu kurtaramazsınız ya da askerî olarak stratejik bir söz vardır “Yığınakta yapılan hata savaşın sonuna kadar sürer.” diye. O nedenle, bizim yaptığımız hata yığınakta yapılan hatadır. Gelin, gerçekten bu yığınaktaki yapılan hatadan kurtulalım. 23’üncü Dönemin bize yarattığı fırsatı değerlendirelim. Demokratik, sivil, çoğulcu, vesayetten kurtulmuş bir Anayasa konusunda mutabakat sağlayalım ki o Anayasa’dan kaynağını alan kişisel, siyasal haklar, özgürlükler; ekonomik, sosyal haklar ve özgürlükler demokratik, barışçıl bir toplumun çok önemli harcını oluşturacaktır. Yoksa, gerçekten burada “Kabul edenler… Etmeyenler…” şeklindeki bir profil bugünkü halkımızın beklentilerini karşılamayacaktır.

Az önce değerli arkadaşımızın söylediği gibi, gerçekten şimdi rekabeti siyaset rekabeti olarak mı göreceğiz? Her yerde bir rekabet ve yarış. Her ne kadar bu yarışın adı “barış içinde yarış” diye adlandırılıyorsa da gerçekten gerilime neden olan, şiddete neden olan, giderek çatışmaya neden olan bir rekabet sistemi ve kültürü yerleştiriliyor. Güçlü olan vursun! Olur mu öyle şey? İki büyük dünya savaşının sonrasında kurulan uluslararası toplulukların varlık nedeni nedir? Güçsüz olanın, zayıf olanın hak ve özgürlüklerini bir hukuka bağlamak ve korumaya bağlamaktır. İşte, biz bu kültürü eğer oluşturabilirsek gerçekten gerek Avrupa Birliğine gerek insanlığa bağlı bir hukuku ve bir kültürü oluşturabiliriz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız.

AKIN BİRDAL (Devamla) – Teşekkürler Sayın Başkan.

Aksi takdirde bu çabaların karşılığı toplumun beklentilerine, gereksinmelerine, özlemlerine karşılık vermeyecektir.

Hepinizi, bu duygularla saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkür ediyoruz Sayın Birdal.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 54. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “tedarik edenlerle” ibaresinin “sağlayanlarla” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe…

BAŞKAN – Gerekçe…

Gerekçe:

Madde metninin anlaşılır kılınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.

54’üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 54’üncü madde kabul edilmiştir.

55’inci maddenin başlığını okutuyorum:

II - Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticarî uygulamalar

MADDE 55 –

BAŞKAN – 55’inci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurunuz okuyunuz:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 55 inci maddesinin “1” inci fıkrasının “a” başlığında yer alan “reklamlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “taahhütler” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Hasip Kaplan

Selahattin Demirtaş

Akın Birdal

 

 

Şırnak

Diyarbakır

Diyarbakır

 

 

Pervin Buldan

 

Fatma Kurtulan

 

 

Iğdır

 

Van

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı” nın 55. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinin “Aşağıda sayılan haller haksız rekabet hallerinin başlıcalarıdır” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.

 

Osman Durmuş

Akif Akkuş

Rıdvan Yalçın

 

Kırıkkale

Mersin

Ordu

 

Süleyman L. Yunusoğlu

Abdülkadir Akcan

Kemalettin Nalcı

 

Trabzon

Afyonkarahisar

Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Hangisi efendim? Çünkü bir önerge var ki kabul etme ihtimalimiz var o nedenle bir istişare yapma ihtiyacı hissettim.

BAŞKAN – Sayın Osman Durmuş ve arkadaşlarının önergesi.

İki önerge var.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Bu önergede “haller” kelimesi mi eklenmek isteniyor bir bakar mısınız?

BAŞKAN – Tekrar okuyunuz lütfen:

“Aşağıda sayılan haller haksız rekabet hallerinin başlıcalarıdır” şekline dönüştürülmesini arz ve teklif ederiz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Bunu kabul edebiliriz efendim.

BAŞKAN – Peki.

Gerekçeyi mi okutayım?

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – İki cümle…

BAŞKAN - Sayın Yalçın, buyurunuz.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Kabul ettik ama…

BAYRAM ALİ BAYRAMOĞLU (Rize) – Kabul ettik önergeyi yahu.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bizi konuşturmamak için her önergemizi kabul etmek zorunda kalmayınız diye özellikle söz almış bulunuyorum.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Onunla ilgili değil, isabetli gördüğümüz için.

RIDVAN YALÇIN (Devamla) – Evet, Sayın Bakanım, önergemiz gerçekten de bir gerekliliğe dayanıyor. Madde metnindeki şu hâliyle kalması hâlinde bir sınırlama  durumunun söz konusu olduğunu görüyoruz. Bu sebeple, haksız rekabet olarak sayılacak hâllerin zaman içerisinde gelişime açık olarak tanımlanması gerektiğini ifade ettik.

Şimdi, Sayın Bakanım, burada bir hata daha var: “Aşağıda sayılan davranışlar dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet hâlleridir.” diye ifade edilmiş. Burada yalnızca aşağıda sayılan bentlerde haksız rekabet hâllerini sınırlamış olmuyoruz, aynı zamanda sanki dürüstlük kuralına uygun haksız rekabet de varmış gibi bir anlam hatası da ifade edilmiş. Bu değişiklikle biz her iki hususu da düzeltmiş oluyoruz.

Burada, tabii, iktidara eleştiriler getirdik. Bir eleştiri de medya kuruluşlarına yapmak istiyorum fırsatını bulmuşken. Bin dört yüz elli üç maddeden müteşekkil, Türkiye’nin ticaret hukukunu yeniden tanımlayan bir kanuna karşı medyamız sadece “otobüslerde horoz taşınamayacağı” gibi ve bu maddede de yer alan saldırgan satış yöntemleriyle ilgili maddeyi manşetlerine taşımıştı.

Bu vesileyle, medyayı da, Ticaret Kanunu’na, Ticaret Kanunu’nun getirdiği yeniliklere, Ticaret Kanunu’ndan etkilenmesi muhtemel kişi ve kuruluşlara daha özenli davranması gerektiğini ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Yalçın.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 55 inci maddesinin “1” inci fıkrasının “a” başlığında yer alan “reklamlar” ibaresinden sonra gelmek üzere “taahhütler” ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                           Hasip Kaplan (Şırnak) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılamıyoruz efendim.

FATMA KURTULAN (Van) – Hasip Kaplan konuşacak

BAŞKAN – Buyurun Sayın Kaplan.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sanıyorum önergemiz anlaşılmadı. Ben, onun için, biraz açıklamak üzere söz aldım.

Gerçi haksız rekabet hükümlerine baktığımız zaman İsviçre kanunlarından genellikle alınıyor. Haksız Rekabete Dair Federal Kanun’dan esinlenilmiş Türk Ticaret Kanununun içine konulmuş. Oysaki, haksız rekabet, tüketici haklarının korunması ayrı hükümler ve ayrı yerlerde olması gerekiyordu fakat buraya alınmış. Alındıysa, burada, ben bir noktaya dikkat çekmek istiyorum: Biz ne diyoruz değişiklik olarak? “Reklamlar” kelimesi ve “taahhütler” diyoruz; “taahhütler” diyoruz, dikkat edin. Birisi reklam yapıyor, bir ürün satışı yapacak, diyor ki: “Ben, işte, şu buzdolabımı, şu otomobilimi, şu çamaşır makinesini veya şu cep telefonunu, şu saati -hayatımızın her alanına giren emtiayı, ürünü- satacağım.” Arkasından da bir garanti belgesi var. Bir garanti belgesi olmayan satış gördük mü? Var mı garantisiz satış? O garantinin anlamı ne? Reklamını yaptığı malı, bir yıllığına veya iki yıllığına, “Ben garanti ediyorum, bunda bir ayıp çıkarsa gelir geri öderim.” bu anlama geliyor. Otomobili aldınız, fabrikasyon hatası var ama garantisi var, taahhüt etmiş. Reklamındaki vasıflar da yok. Gittiniz firmaya, bunu anlatıyorsunuz, diyorsunuz ki: “Kardeşim taahhüdün vardı, garanti belgen var.” Garanti belgesi hayatımızın her alanına girmiş.

Şimdi, biz, burada haksız rekabete ilişkin bütün hükümleri okuduk. Garanti belgesi var mı? Garantiye dikkat çeken bir hüküm var mı? Peki, firmalar taahhüt ettiklerinin, niye reklamlarıyla taahhüt ettiklerinin yükümlülüğü altına girmesinler? Sorun bu. Benim anlatmak istediğim bu. Çok yakın zamanda medyada promosyonda bu çok sıkça yaşandı. Deniliyor ki: “Şu kadar kupona size ev vereceğiz, araba vereceğiz, televizyon vereceğiz.” Sonra o vasfı belirtilen televizyonun, arabanın olmadığını, çok düşük marka veya çok kalitesiz bir şeyin verildiğini halkımız gördü. Şimdi, bu konuda da bir haksız rekabeti önleyici hüküm teşkil edebilir “taahhüt” kelimesi. Burada bizim aslında ifade etmek istediğimiz: Evet, reklamda sınır yok, reklam serbest; satış yöntemlerinde de sınır yok, onda da serbest. Ama bir nokta var ki gerçekten insaf ve vicdan sınırlarını aşıyor. Eğer bir emtia satılıyorsa onun taahhüdü de olmalı, garanti belgesinin çerçevesinde bir sorumlu olmalıdır.

Bu noktada, ben bu önergenin kabul edilmeyeceğini biliyorum. Yani, şimdi biz ne kadar doğru önerge getirsek, ne kadar inandırıcı şeyler söylesek, yok! Öyle gelmiş öyle geçecek. Çünkü daha bu kuralı değiştiremedik. On sekiz aydır ben burada anlatıyorum, bir şeyi değiştiremedim. “Allah birdir” diye bir önerge getirsek acaba diyorum, bu konuda tereddüt geçirir misiniz, ne olur diye merak ediyorum. Yani gerçekten bu konuda ne olur oylarınız? Tereddüt eder misiniz, komisyona mı bakarsınız, bakana mı bakarsınız, yukarı mı bakarsınız? Ben tabii ki gerçekten biraz sorgulamak istiyorum.

Bakın, keşke bu maddeyi daha çok konuşabilseydik. 11’inci fıkrada “Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda” diye bir bölüm var. Bütün insanlarımız tüketici kredileriyle inim inim inliyor. Gidin bankalara, karınca duaları on beş sayfa sözleşmeler imzalatılıyor. Ben kendim avukatım. O karınca duası sözleşmeleri hangi banka önümüze koyduysa kredi kartı aldığımızda, okumadan imzayı atıyoruz. Okuyamazsınız ki! Alın onu, on beş sayfayı okumanız için, on beş gün, bir de mercek lazım size. Mercekle bakacaksınız, okuyacaksınız. Sonradan faiz, faizin üzerine faiz… Şimdi, eğer haksız rekabetten korumaysa bunun hükümlerinin tabii ki açık olması gerekiyor.

Benim burada ifade etmek istediğim, reklamlarla beraber garanti belgesine vurgu yapılmasıdır. Buna bir çözüm getirmek lazım. Her firmanın taahhüt ettiğinin sorumluluğunu taşıması lazım. Bütün olay bu. O zaman, garanti belgesini de şart koşmayalım. Uluslararası standartlarda da garanti belgesi zaten var. Dikkat edin, Sony markaya dikkat edin, cep telefonlarına dikkat edin, yeni çıkan televizyonlara dikkat edin, hepsinde otuz iki dilde garanti belgesinin tercümesi ve çevirisi var ama Türkçeyi göremezsiniz, dikkat edin. Alın dışarıdan ithal ettiğiniz ürünleri, Türkçesi çevirisini, garanti belgesinde veya kullanım kılavuzunda göremezsiniz, yirmi dil vardır Türkçe yoktur. Niye? Türkiye’de haksız rekabet için kendi vatandaşını koruyan bir anlayış olsaydı hiçbir firma bu ürünü Türkiye’ye getirip satamazdı. Bu önlenirdi diye düşünüyorum.

Bu noktada Komisyonun bir daha gözden geçirmesi umuduyla önergemizin kabulünü diliyor, teşekkür ediyorum. (DTP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Kaplan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum…

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, kısa bir açıklama yapmak istemiştim.

BAŞKAN – Açıklama mı yapmak istiyorsunuz?

Buyurunuz Sayın Bakan.

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Sayın Başkanım, bu bölümde, herhâlde arkadaşlarımızın da dikkatlerinden kaçmamıştır, muhalefet partili arkadaşlarımız tarafından verilen, çok makul ve mantıklı, önergeleri kabul ettiklerimiz de oldu. Sayın Kaplan’ın tabii ki bu önergesini de biz değerlendirdik. “Reklamlar”dan  sonra “taahhütler” ibaresinin konması da iyi niyetli bir öneridir ama “satış yöntemleri” tabirinin bunu da kapsadığı düşüncesiyle önergesini kabul edemedik. Yoksa önergesine saygı duyuyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

HASİP KAPLAN (Şırnak) – “Yöntem” farklıdır, “taahhüt” farklıdır.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Bakan.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Daha önce kabul edilmiş önergeyle birlikte 55’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

56’ncı maddenin başlığını okutuyorum:

B) Hukukî sorumluluk

I - Çeşitli davalar

MADDE 56 –

BAŞKAN – 56’ncı madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri önce geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurunuz:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 56. maddesinin 1. fıkrasında geçen “müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticarî faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Osman Durmuş

Akif Akkuş

Rıdvan Yalçın

 

Kırıkkale

Mersin

Ordu

 

Abdülkadir Akcan

Süleyman L. Yunusoğlu

Kemalettin Nalcı

 

Afyonkarahisar

Trabzon

Tekirdağ

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 56. maddesinin 1. fıkrasının a bendinde yer alan “Fiilin” ibaresinin “Eylemin” şeklinde, b bendinde yer alan “men’ini” ibaresinin “yasaklanmasını” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Turgut Dibek

Tekin Bingöl

 

Mersin

Kırklareli

Ankara

 

Hulusi Güvel

 

Ali Oksal

 

Adana

 

Mersin

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılamıyoruz efendim.

HAKKI SUHA OKAY (Ankara) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Madde metninin anlaşılır kılınması amaçlanmıştır.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 56. maddesinin 1. fıkrasında geçen “müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticarî faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri” ibaresinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

                                                                                    Osman Durmuş (Kırıkkale) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Sayın Nalcı, buyurunuz efendim. (MHP sıralarından alkışlar)

KEMALETTİN NALCI (Tekirdağ) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 56’ncı maddesinin birinci fıkrası üzerinde vermiş olduğumuz önergeyle ilgili söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, burada görüşmekte olduğumuz ticaret kanununun amacı ticarette yani fiilî ticarette insanların karşılaşabileceği muammaları, zorlukları ve bu ticarete yön verecek şekilleri burada kaideleriyle birlikte düzenlemektir.

Şimdi, geldiğimiz bu noktaya kadar, 56’ncı maddeye kadar olan kısımda şirketlerin kuruluşu, unvanları ve basiretli bir tüccarın yapması gereken eğer bunları yapmadığı sürece de alması gereken cezalar üzerinde konuştuk.

Sayın milletvekilleri, burada çıkarmış olduğumuz kanunlar üzerinde bazı tezatlar var. Bakın, 47’nci maddede biz bir önerge verdik. 47’nci maddede “Şirketten ayrılan ortağın yazılı izni…” deniyordu. Biz bu yazılı iznin kaldırılmasını, eğer aksi bir şart yoksa… Zaten “unvanın devri” denildi.

Aynı tasarının 49’uncu maddesine bakıyoruz, iki madde sonra aynen şunu söylüyor: “Bir işletmenin devri, aksi açıkça kabul edilmiş olmadıkça, unvanın da devri sonucunu doğurur. Devir halinde devralan unvanı aynen kullanma hakkına sahiptir.”

Şimdi, bu iki madde birbirine aykırı olmadı mı sayın milletvekilleri? Biz önergeyi verdik, bunun tezat oluşturacağını söyledik. O zaman 49’uncu maddede de bunu düzenlemeniz gerekmiyor muydu? Bakın, Mecliste bizim görevimiz birbirine tezat düşen kanunlar çıkarmak değil. Ben şimdi, o zaman burada soruyorum:

Bizim, 47’nci maddede vermiş olduğumuz önerge neden kabul edilmedi? Orada da şunu söyledik: Aksi olmadığı sürece, yani alan kişi karşı çıkmadığı sürece bu devredilmiş olsun veya hakları geçmiş olsun istedik. E 49 da bunu söylüyor! Böyle bir ihtilafta acaba hangisi kullanılacak? Ben merak ediyorum.

Sayın milletvekilleri, bizim burada çıkaracağımız tüm kanunların işlerliği ve ticareti kolaylaştıracak kanunlar olması lazım. Ki, daha sonraki metinlerde de gelecek, ticaretin ana kaidelerinden birisi ticaret unvanları, şirketin kurulması, bu şirketin ortakları, sermaye yapısı, sermaye güçlülüğü ve daha sonradan ticaret yapıldığı zaman bu kişilerin gerçek kişi olmasını, ticari faaliyetlerin belli ahlaki düzeyler içinde olmasını sağlamaktır. Bir önceki maddede yine vardı, ticaret unvanının haksız yere kullanılması veya başka bir ticaret unvanının kopya edilerek haksız yere kullanılmasından dolayı doğacak zararların karşılanması. Peki, sayın milletvekilleri, bu zararlar kimden alınacak acaba? Bunun bir yaptırımı var mı? Yani mezardaki kişiler üzerine kurulan şirketler biliyoruz; sorumluları, herhangi bir yaptırımı yok! Ben bundan iki konuşmam öncesinde de söyledim, yani 10 milyar sermayeyle kurulan bir şirketin bu ülkede 10 trilyonluk iş yapma kapasitesi var. Yani bunun tazminatı buradan mı karşılanacak?

Onun içindir ki, biz burada Milliyetçi Hareket Partisi olarak, demin Rıdvan Yalçın arkadaşımızın da söylediği gibi, bu tasarıya yardımcı olmak istiyoruz. Bu vermiş olduğumuz önergede de ben bir sefer daha düşünülmesini istiyorum. Kısıtlanıyor, yani deniyor ki “müşteri kredisi, meslek itibarı, ticari faaliyetleri ve diğer ekonomik menfaatler.” E diğer “ekonomik menfaatler” dendiği zaman bunların hepsini kapsamıyor mu?

Onun için önergemize olumlu görüş vereceğinizin temennisiyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN -  Teşekkürler Sayın Nalcı.

Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

56’ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… 56’ncı madde kabul edilmiştir.

57’nci maddenin başlığını okutuyorum:

II - Çalıştıranın sorumluluğu

MADDE 57 –

BAŞKAN – 57’nci madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Buyurunuz:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 57. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “fiili” ibaresinin “eylemi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Ali Rıza Öztürk

Turgut Dibek

Tekin Bingöl

 

 

Mersin

Kırklareli

Ankara

 

 

Ali Oksal

 

Hulusi Güvel

 

 

Mersin

 

Adana

 

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 57. maddesinin 1. fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.

 

Osman Durmuş

Abdülkadir Akcan

Akif Akkuş

 

Kırıkkale

Afyonkarahisar

Mersin

 

Süleyman L. Yunusoğlu

Rıdvan Yalçın

Kemalettin Nalcı

 

Trabzon

Ordu

Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılmıyoruz efendim.

RIDVAN YALÇIN (Ordu) – Gerekçe okunsun.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Adam çalıştıranın sorumluluğu Borçlar Kanununun 55 ve 100. maddelerinde yer almaktadır. Burada ayrıca ve ikincil olarak düzenlenmesine gerek yoktur.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.

Diğer önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 57. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “fiili” ibaresinin “eylemi” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

                                                                                        Ali Rıza Öztürk (Mersin) ve arkadaşları

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Biz de katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Öztürk.

ALİ RIZA ÖZTÜRK (Mersin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 96 sıra sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın 57’nci maddesine ilişkin değişiklik önergesi hakkında söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, tasarının gerekçesinde “Arı ve güzel Türkçe için özen gösterilmiştir.” denilmesine rağmen, bu tasarı metni genel olarak okunduğunda, tasarının dili ve ifadesinin çok başarısız olduğu açıktır. Örneğin, bir yerde “tahsis” diyor, bir yerde “özgüleme” diyor, bir yerde “işlem” diyor, onun hemen yanında bir yerde “fiil” diyor. Yine, bir yerde “şirket” diyor, bir başka yerde “ortaklık” diyor. Şimdi, biz, önergelerimizle bu çelişkileri gidermek istedik, yanlışlıkları düzeltmek istedik. Aynı zamanda, demin de söylediğim gibi, Adalet Komisyonunda görüşülmekte olan Borçlar Kanunu Tasarısı’yla ilgili bir uyumu da sağlamak istedik.

Şimdi, görüşülmekte olan Borçlar Kanunu Tasarısı’nda “fiil” yerine “eylem” kelimesi kullanılıyor. Hatta o kadar ileri gidiyoruz ki kırk yıllık “ikrar” yerine “borç tanısı” kullanılıyor, “icap kabul” yerine “öneri” kullanılıyor. Türkçeleştirmek, öz Türkçeleştirmek adına orada daha aşırıya kaçılıyor ama burada halkın anlayabileceği diller, sözcükler öneriliyor, Sayın Komisyon Başkanı ve Bakan tarafından kabul edilmiyor. 56’ncı maddede de söyledik “men etmek” kelimesi öz Türkçe değildir. Hani sizin gerekçenizde yazıyordu, siz bu tasarıda arı ve güzel Türkçe kullanılmasına özen göstermiştiniz? “Men” kelimesi Türkçe bir kelime midir? Özen gösterdiğiniz için mi “men” kelimesini kullanıyorsunuz? Biz “men” kelimesi yerine “yasak” kelimesini, “fiil” yerine “eylem” kelimesini önerdik 56’ncı maddede, Sayın Bakan ve Sayın Komisyon Başkanı katılmadı, AKP’nin oylarıyla da reddedildi.

Buradan anlaşılıyor ki, AKP’li arkadaşlarımız, yapılan değişiklik önergelerinin içeriğine, amacına bakmadan sadece bu önergelerin kimden geldiklerine bakarak ret veya kabul oyu kullanıyorlar. Ben, AKP Grubunun bugüne kadar sayın bakan ve sayın komisyonun katılmadığı bir önergeyi kabul ettiğini görmedim. Burada da AKP’li arkadaşlarımızın Türk Ticaret Yasası’nın hazırlanmasında veya çıkarılmasında gerekli sorumlulukları duymadıklarını ben düşünüyorum.

Şimdi bu kelime, “fiil” kelimesi Türkçe kelime değildir, artık bugün yerleşmiş bir anlatımla “eylem” kelimesidir. Zaten, Borçlar Kanunu Tasarısı’nda da onu kullanıyorlar. Şimdi bu 56’ncı maddede bizim bu değişiklik önergemiz reddedildiğine göre, artık bunun bir anlamı da kalmamıştır. Ben sorumlu bir hukukçu anlayışıyla bu önergeyi geri çekiyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Öztürk.

57’nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

58’nci maddenin başlığını okutuyorum:

III - Basın, yayın, iletişim ve bilişim kuruluşlarının sorumluluğu

MADDE 58 –

BAŞKAN – 58’inci madde üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan "Türk Ticaret Kanunu Tasarısı"nın 58 inci maddesine aşağıdaki dördüncü fıkranın eklenmesini arz ve teklif ederiz.

 

Bekir Bozdağ

Mehmet Yüksel

Tuğrul Yemişci

 

Yozgat

Denizli

İzmir

 

Emin Nedim Öztürk

 

Cumhur Ünal

 

Eskişehir

 

Karabük

(4) Haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse, bu maddenin birinci fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine açılamaz; tedbir kararı verilemez. Mahkeme haksız rekabet eyleminin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da dinleyerek, haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin tedbir kararını hizmet sağlayıcı aleyhine de verebilir veya içeriğin geçici olarak kaldırılması dahil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler alabilir.

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Takdire bırakıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim.

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:

Gerekçe:

Maddenin birinci fıkrası ile izleyen fıkralardan açıkça anlaşıldığı üzere, haksız rekabet davası fiilin işlendiği kuruluş bağlamında onun bir çeşit aracılık etmiş olması sebebiyle sırasıyla fiilden doğrudan sorumlu olanlar, onlara ulaşılamıyorsa, sorumlu olabilecekler ve işletmesi sebebiyle sorumlu sayılabilecekler aleyhine açılmaktadır. Bilgi toplumu hizmetinin bir bilgi iletişim ağı içinde sadece bir bilginin, içeriğin veya taşınan benzeri bir olgunun erişimini gerçekleştirenler, yani sadece genel ve yaygın ağın içinde işlev sahibi olan "hizmet sağlayıcı"lar (hizmet sunanlar-ara hizmeti sunanlar) haksız fiili oluşturan içerikle ilgili değillerdir, belki içeriğin anlamının veya kime yöneldiğinin ayırdında bile değillerdir, belki bilinçli bir şekilde onu bilmemektedirler. Onun için hizmet sağlayıcılar haksız rekabet fiilinden sorumlu tutulamazlar. Çünkü, böyle bir sorumluluğun meşruiyet temeli yoktur.

Eklenen dördüncü fıkra önce, hizmet sağlayıcılar için sorumsuzluk ilkesini koymaktadır (Hizmet sağlayıcıların başka kanunlarda düzenlenen "ara ve geçici saklama" dâhil diğer sorumluluklarının saklı olduğu şüphesizdir). Dördüncü fıkra daha sonra hizmet sağlayıcıların haksız rekabet oluşturan fiilden sorumlu tutulabilecekleri durumları Bilgi Toplumu Hizmetlerinin Bazı Hukuki Yönleri ve Özellikle İç Pazarda Elektronik Ticaret Konusunda 8 Haziran 2000 tarihli 2000/31/AT sayılı Avrupa Parlamentosu ve Konsey Direktifi (“Elektronik Ticaret Konusunda Direktif”) ile uyumlu bir şekilde belirlemektedir. Teknik olan bu sebepler için bilirkişi incelemesi gereklidir.

Bu konuda diğer hassas bir sorun da, bilgi toplumu hizmetini durduran tedbir kararlarıdır. Dördüncü fıkranın bu husustaki ilkesi, sistemi durduran tedbir kararlarının -kural olarak- verilemeyeceğidir. Çünkü böyle bir karar sadece uyuşmazlık konusu fiili değil bilgi toplumu hizmetini durdurmaktadır. Ancak dördüncü fıkra böyle etkileri geniş bir kararın hangi durumlarda verilebileceğini göstermektedir.

Konunun, göz ardı edilemez önemi dolayısıyla, dördüncü fıkra, böyle etkileri geniş bir karar vermeden önce mahkemenin ilgili hizmet sağlayıcısını (temsilcisini, mümkünse teknik temsilciyi) dinlemesi gereğini hükme bağlamıştır.

Dördüncü fıkra, ayrıca mahkemeye, içeriği geçici olarak kaldırtmak gibi etkileri sınırlı, somut olaya uyan, uygulanabilir tedbirler de alabilir.

BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 58’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Madde kabul edilmiştir.

59’uncu maddenin başlığını okutuyorum:

IV - Kararın ilânı

MADDE 59 –

BAŞKAN – Madde 59 üzerinde bir önerge vardır, okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan  “Türk Ticaret Kanunu Tasarısı”nın 59. maddesinde yer alan “hakim” ibaresinin çıkartılarak yerine “mahkeme” ibaresinin getirilmesini arz ve teklif ederiz.

 

Osman Durmuş

Akif Akkuş

Rıdvan Yalçın

 

Kırıkkale

Mersin

Ordu

 

Abdülkadir Akcan

Süleyman L. Yunusoğlu

Kemalettin Nalcı

 

Afyonkarahisar

Trabzon

Tekirdağ

BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?

ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz efendim.

BAŞKAN – Hükûmet?

ADALET BAKANI MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) – Katılıyoruz efendim.

OKTAY VURAL (İzmir) – Gerekçe efendim…

BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum.

Gerekçe:

Hukuk sistemimiz modern bir hukuk sistemi olarak, hakim değil mahkeme sistemidir. Bu sebeple bir yargısal kararın verilmesinden söz edilirken, hakim değil mahkeme ibaresinin kullanılması zorunludur.

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.

Kabul edilen bu önerge doğrultusunda 59’uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:  Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 59’uncu madde kabul edilmiştir.

60’ıncı maddenin başlığını okutuyorum:

V - Zamanaşımı

MADDE 60 –

BAŞKAN – 60’ıncı madde üzerinde iki önerge vardır. Önergeleri geliş sırasına göre okutup aykırılık sırasına göre işleme alacağım.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına

Görüşülmekte olan 96 Sıra Sayılı Türk Ticaret Kanunu Tasarısının 60. maddesinde yer alan “26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı” ibaresinin madde metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.